SUAL:HER ŞEYDEN EVVEL BİZE LAZIM OLAN NEDİR? CEVAP:DOĞRULUK: SUAL:Daha? ceyap:yalan soylememek. sual:sonra? cevap :sıdk,ihlas,sadakat,sebat,tesanüt. sual:yanlız? cevap:evet suual: neden cevap:küfrün mahiyeti yalandır.imanın mahiyeti sıdkdır. şu bürhan kafi değil midir ki hayatımızın bekası imanın ve sıdkınve te sanüdün devamıyladır.
Yanıtlayın
yüksel14 Ekim 2010 04:52 cerbeze.haklı,haksız sözlerle hakikatı gizlemek.osmanlıca türkçe lügat sy.185.
Yanıtlayın
yüksel14 Ekim 2010 05:24 zikirlerle şeyhe kişisel bağlanmayla belirli olan tarikat tarzı yerine kitab okuma,akıl ve kalbi beraber kullanma,kişinin değil,kitabların arkasında gitmeye dayalı nefis terbiyesi yöntemini seçti.köprü dergisi 2006 yaz sy.151.
Yanıtlayın
yüksel18 Ekim 2010 08:06 mevlana cami1.yalnız biri iste,başkaları istenmeye değmiyor.2.biri çağır,başkaları imdada gelmiyor.3.biri taleb et,başkaları layık değiller.4.biri gör,başkalar her vakit görünmüyorlar,zeval perdesinde saklanıyorlar.5.biri bil,marifetine yardım etmeyen başka bilmekler faydasızdır.6.birisöyle,o na ait olmayan sözler,malayani sayılabilir.evet cami pek doğru söyledin.hakiki mahbub,hakikimatlub,hakiki maksud hakiki mabud,yalnız o dur.bediüzzaman sözler sy.198.
Yanıtlayın
yüksel24 Ekim 2010 05:01 sükut eden kimse her beladan kurtulur.kişi dilini muhafaza etmeden imanını koruyamaz.allah cc.için dünyada zindanda hapsedilmeye dilden daha layık bir şey yoktur.mümini yüzüne karşı övmen onu kılıçla kesmendir.gıybet,sözlerin en kötüsü olup,islamda zinadan daha şiddetlidir.
Yanıtlayın
yüksel10 Kasım 2010 09:47 cemahir-imuttefika-i islamiyeişallah meydana gelecek
Yanıtlayın
yüksel11 Kasım 2010 03:42 birleşik islam islam cumhuriyetleri,devletleri risale i nur külliyatı
Yanıtlayın
yüksel11 Kasım 2010 04:06 doğru islamiyeti ve islamiyete layık doğruluğu gösterirsek,başka dinden olanlar gruplar halinde müslüman olacaklar.risale i nur külliyatı fihrist ve indeksi s.341
cibril a.s.ın ihsan nedir.sorusuna hz.muhammed a.s.allah ı görüyormuşsun gibi ibadet etmen.her ne kadar sen o nu görmesende o seni görüyordur.cevabını vermiştir.buhari,iman37.1.18.
Yanıtlayın
yüksel26 Kasım 2010 04:03 acaba sırf dünya içinmi yaratılmışsın ki,bütün vaktini ona sarf ediyorsun.r.nur.sözler s.245.
Yanıtlayın
yüksel1 Aralık 2010 10:57 ümmetimde zelzeleler olur.öyleki,bu zelzelelerden on bin,yirmibin, otuzbin kişi ölür.allah cc.bu ölümü muttakilere öğüt,müminlere rahmet,kafirlere ise azab kılar.ramuz el ehadis s.257.p.10
Yanıtlayın
yüksel2 Aralık 2010 03:06 şu üç şey bir adamda olursa,onların sebebile o kimse imanın tadlılığını bulur.allah cc.ve resulunu sav.her şeyden ziyade seviyor olmak.bir adamı allah cc.rızası için sevmek.allah cc.kendisini küfürden kurtardıktan sonra,küfre dönmekten,ateşe düşmek kadar korkmak.işte bu kimse imanın tatlılığının farkına varır.ramuz el ehadis s.259 p.8.
Yanıtlayın
yüksel2 Aralık 2010 10:05 medresetü z zehra.bediüzzaman ın doğuda van yapılmasını idarecilere teklif ettiği,fen ilimleriyle din ilimlerinin birlikte okutulmasını düşündüğü üniversite.osmanlıca türkçe lügat s.761.
Yanıtlayın
yüksel4 Aralık 2010 06:20 Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır parlayacak! O benimdir, o benim milletimindir ancak!
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal! Kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu celâl? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal. Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal.
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım; Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar. Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar, 'Medeniyyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın; Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın. Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın, Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı! Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı. Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ! Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ, Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.
Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli: Değmesin ma' bedimin göğsüne nâ-mahrem eli! Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli- Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.
O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım. Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım; Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım; O zaman yükselerek arşa değer belki başım!
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl! Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl. Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl; Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet, Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!
kuran ı kerim,takvayı üç mertebeiyle zikretmiştir.birincisi şirki terk,ikincisi maasiyi günahlar isyanlar terk,üçüncüsü masivaullahı allah gayrısı allah tan başka herşey terk etmektir.tahliye ise hasenat ile olur.hasenatda,ya kalb ile olur,veya kalb ve beden ile olur.veyahut mal ile olur.amali kalbinin şemsi,imandır.a mal i bedeniyenin fihristesi.namazdır.a mal i maliyeninkutbu,zekattır.r. nur .işaratü l icaz s.45.
İlahi! Hamdini sözüme sertac ettim, zikrini kalbime mi’rac ettim. Kitabını kendime minhac ettim. Ben yoktum var ettin, varlığından haberdar ettin, aşkınla gönlümü bi-karar ettin. İnayetine sığındım, kapına geldim. Hidayetine sığındım lütfuna geldim. Kulluk edemedim affına geldim. Şaşırtma beni doğruyu söylet, neş’eni duyur hakikati öğret. Sen duyurmazsan ben duyamam, sen söyletmezsen ben söyleyemem, sen sevdirmezsen ben sevemem, sevdir bize hep sevdiklerini, yerdir bize hep yerdiklerini
Yanıtlayın
yüksel25 Aralık 2010 12:41 yar et bize erdirdiklerini.sevdin habibini kainata sevdirdin.sevdin de hıl ati risaleti geydirdin.makamı ibrahim den makamı mahmuda erdirdin.serveri esfiya kıldın.hatemi enbiya kıldın.muhammed mustafa kıldın.salat ü selam,tahiyyat ü ikram,her türlü ihtiram ona,onun al ü eshab ü etbaına yarab.
William Shakespeare Dil İzle Düzenle William Shakespeare (d. 26 Nisan 1564 (vaftiz) – 23 Nisan 1616), İngiliz şair, oyun yazarı ve oyuncu. Çoklukla İngilizce dilinin en büyük yazarı ve dünyanın en iyi oyun yazarı olarak anılır.[1] İngiltere'nin ulusal şairi ve "Avon'un Ozanı" olarak da bilinir.[2] Günümüze ulaşan eserleri, bazı ortaklaşa yazılanlarla birlikte 38 oyun, 154 sone, iki uzun öykü şiir ve birkaç diğer kaynağı belirsiz şiirlerden oluşur. Oyunları bütün büyük dillere çevrildi ve diğer bütün oyun yazarlarından daha çok sergilendi.[3]
William Shakespeare Shakespeare.jpg "Chandos" portresi, sanatçı ve güvenilirlik doğrulanmadı. Ulusal Portre Galerisi, Londra. Doğum Vaftiz 26 Nisan 1564 (doğum tarihi bilinmiyor) Stratford-upon-Avon, Warwickshire, İngiltere Ölüm 23 Nisan 1616 Stratford-upon-Avon, Warwickshire, İngiltere Milliyet İngiliz Meslek Oyun yazarı, şair, aktör Dönem İngiliz Rönesansı Evlilik Anne Hathaway (e. 1582 – 1616) Çocuk(lar) Susanna Hall Hamnet Shakespeare Judith Quiney Ebeveyn(ler) John Shakespeare Mary Shakespeare İmza William Shakespeare Signature.svg Shakespeare Stratford-upon-Avon'da doğdu ve büyüdü. 18 yaşında, Anne Hathaway ile evlendi ve üç çocuğu oldu: Susanna, ve ikizler Hamnet ile Judith. 1585 ile 1592 arası, Londra'da bir aktör, yazar ve Lord Chamberlain's Men (sonraki adı King's Men) adında bir tiyatro şirketinin sahibi olarak başarılı bir kariyere başladı. Ölmeden 3 yıl önce 1613'te, 49 yaşındayken Stratford'da emekli olarak görüldü. Shakespeare'in kişisel yaşamına dair bazı kayıtlar günümüze ulaşmıştır. Fiziksel görünüşü, cinsel yönelimi, dini inançları, ve başkaları tarafından yazılıp ona atfedilen eserler olup olmadığı hakkında önemli tahminler yürütülmüştür.[4]
Shakespeare, bilinen eserlerinin çoğunu 1589 ile 1613 yıllarında üretti.[5] İlk oyunları çoğunlukla komedi ve tarihîydi, bu türlerle 16. yüzyıl sonunda kültür ve sanatın zirvesine yükseldi. Daha sonra 1608'e kadar trajedilere yöneldi, İngilizce'nin en iyi ürünlerinden bazıları kabul edilen Hamlet, Kral Lear, Othello, ve Macbeth'i bu dönemde yazdı. Son aşamasında, dram olarak da bilinen trajikomedilerini yazdı, ve diğer oyun yazarlarıyla iş birliği yaptı.
Oyunlarının birçoğu hayatı boyunca değişik kalitede ve doğrulukta basında yayınlandı. 1623'te, Shakespeare'in iki arkadaşı ve aktör dostu John Heminges ve Henry Condell, şimdi Shakespeare'in olduğu bilinen iki eser dışındaki tüm dramatik eserlerini içeren bir derleme baskıyı, Birinci Folyo'yu yayınladı. Önsözü Ben Jonson'ın bir şiiriydi, şiirde ileri görüşle Shakespeare için "bir döneme değil, tüm zamanlara ait" şeklinde bahsedilmiştir.[6]
Shakespeare yaşadığı zamanda saygın bir şair ve oyun yazarıydı, ama ünü 19. yüzyıla kadar günümüzdeki yüksekliğine erişmedi. Özellikle romantikler, Shakespeare'in dehasını çok beğenmiş ve Victoria döneminde yaşayanlar Shakespeare'e George Bernard Shaw'ın "bardolatry" (Shakespeare hayranlığı) olarak tabir ettiği bir hürmetle tapmışlardır.[7] 20. yüzyılda, eserleri bilim ve tiyatrodaki yeni akımlar tarafından defalarca benimsendi ve yeniden keşfedildi. Oyunları bugün popülerliğini büyük ölçüde sürdürmektedir ve sürekli olarak incelenmekte, sergilenmekte ve tüm dünyada farklı kültürel ve politik bağlamlarda yeniden yorumlanmaktadır.
Türkiye’de belki de bütün dünyada haksız yere hücum edilen bir kavram var: "şeriat." Hakkında, hemen her zaman aleyhte konuşulan bir kelimedir o. Maalesef, lehinde konuşanlar bile, konuşma üslûbu ve muhtevası ile, çoğu zaman en az aleyhte konuşanlar kadar olumsuz bir imaj bırakmışlardır.
Şeriat hakkında bunca konuşulan bir ülkede, kim onu konuşuyorsa, onunla bir anket yapıldı, diyelim. Ve de şöyle soruldu: "Nedir şeriat?"
Evet, bu ülkede, şeriatı herkes "bildiği kadarıyla" bilir. Ama bildiği ne derece şeriatın tâ kendisidir? Herkesin "şeriat" anlayışı vardır. Ama anladığı ne derece doğru şeriattır? Herkesin şeriatı "ona göre"dir. Ama "ona göre" olanı, ne derece gerçek şeriattır?
Ne yazık ki, bu soruya net bir cevap vermek pek mümkün görünmüyor. Yalnız şu var ki, bunca senedir şuna-buna göre şeriatın konuşulduğu, bu ülkede, gerçek anlamıyla şeriatın ne olduğu anlaşılmıŞ değildir.
İnanıyoruz ki, bugüne kadar kafaların gerisine gizlenmiş peşin hükümler terk edildiği gün herşeyin olduğu gibi şeriat kavramının da gerçeğine erişilmiş olunacaktır.
Köprü, bu "kavramlar kargaşası" ülkesinde, konuyu bu ümitle nazarlara sunuyor.
Şeriat hakkmda herkes çok şey söyledi, söylüyor ve söylemeye devam edecek. Ama TV’de yayınlanan programlardan, gazetelerde, dergilerde çıkan yazılara kadar hiçbir yerde "şeriat", "İslâmî" kesimlerin bile, "fıtrî" olan boyutunu kazanamadı. "Şeriat-ı fıtriye" kavramını hiç duymamış insanların şeriat hakkında serd-i kelâm etmelerine seyirci kalındı. İşte biz, Risâle-i Nur okuyucularının pek yabancı olmadıkları bu kavrama bir nebze olsun açıklık getirebilirsek, kendimizi bahtiyar hissedeceğiz. Hakan Yalman, bu konuyu kapsamlı olarak içinde bulunduran Risâlelerden bir çalışma yaparak "şeriat-ı fıtriye"ye değindi.
***
Bu sayının röportaj konukları, H. Hatemi, Toktamış Ateş ve Hayrettin Karaman. Toktamış Ateş, belli bir kesimin düşüncelerini aksettiren cevabında, "şeriat"tan, "din düzeni"ni anladığını söylüyor. Hâtemi Hoca, her zamanki üslûbuyla, zihinlerdeki şeriat kavramı karmaşasına vurgu yapıyor. Hayrettin Karaman, "insan hakları, demokrasi, özgürlük" gibi kavramların "şeriat"taki yerini ve niteliğini belirliyor.
***
Vefa Gündüz, "şeriat" konusuna tarihsel bir yaklaşımla uzanıyor. "Kültürün şer’î muhasebesi"ni ise Mehmet Çelik yapıyor.
***
Sonuçta, Köprü dergisi, sizi "şeriat" için kafa yormaya çağırıyor. "Şeriat"a taraf olup olmadan önce, onun ne olduğunu veya ne olmadığını bilmek gerekir bizce.
Selâmlar…
Peşin Hüküm, Hüküm Değildir! Editör
Yazıyı okumak için tıklayınız... Neden Şeriat Yazıyı okumak için tıklayınız... Risale-i Nur'da Şeriat-ı Fıtriye Üzerine Hakan Yalman
Yazıyı okumak için tıklayınız... "Şeriatın Hikmette Dayandığı Değer Adâlettir." Prof. Dr. Hüseyin Hatemi
Yazıyı okumak için tıklayınız... "Şeriat fıtrat ile örtülür." Prof. Dr. Hayreddin Karaman
Yazıyı okumak için tıklayınız... Çifte Referanslanma ve Şeriat Refleksi Vefa Gündüz
Yazıyı okumak için tıklayınız... Kültürün Şer'î Muhâsebesi Mehmet Çelik
Yazıyı okumak için tıklayınız... Risâle-i Nur'da Şeriat Yazıyı okumak için tıklayınız... Âyetü'l-Kübrâ Bediüzzaman Said Nursî
Yazıyı okumak için tıklayınız... The Supreme Sign by Bediüzzaman Said Nursi
Yazıyı okumak için tıklayınız... Das Oberste Zeichen Yazıyı okumak için tıklayınız... Türklerde "cihad" ve "fütuhat" anlayışı Nazmi Eroğlu
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Google Plus'da Paylaş Doğu'da ve Batı'da Doğru İslamiyet "Bahar 2016" 134. Sayı İslamiyet'in Temel Değerleri ile Terör Arasındaki İlişkisizlik
Günümüzde İslam ülkelerinin içinde bulunduğu karışıklıklar, savaşlar ve buralardan çıkan terör hareketleri ve grupları, maalesef yanlış ve eksik bir değerlendirmeyle terörün Islam dini ile yakın bir ilişkisi varmış gibi gösterilmesine yol açmaktadır. Oysa bu durum tarihi bakımdan da, ontolojik ve epistemolojik açıdan da doğru değildir. Bu çalışmada bu perspektiften hareketle, İslam dininin her türlü bozguncu, yıkıcı hareketten uzak olduğu anlatılmaya çalışılmakta ve günümüzde küresel boyutta artan terörün “Dünya Sistemi” ile ilişkisi üzerinde durulmaktadır.
Anahtar Kelimeler
İslam, terör, Rahmaniyet, Rahimiyet, Selefilik, meşveret, sosyal barış, tolerans kültürü
Abstract
The disorders, wars, and terrorist actions and groups in the Islamic countries unfortunately causes a misunderstanding like as if there is a close connection between terror and Islam, which is a wrong and deficient interpretation. This situation is completely wrong not only from a historical perspective, but also from an ontological and epistemological point of views. In this work with this approach we try to explain that Islam has nothing to do with all sorts of destructive and harmful movements and concentrate on the relationship of today’s increasing terror on global scale with “the Global Capitalist System.”
Key Words
Islam, terror, mercifulness, benevolence, Salafism, consultation, social peace, culture of tolerance
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Google Plus'da Paylaş Doğu'da ve Batı'da Doğru İslamiyet "Bahar 2016" 134. Sayı Kur'an'ı Doğru Okuma ve Analiz (Şiddet Bağlamında)
Kur’an, insanı ‘insan’ kılacak değerler manzumesidir ve Cenab-ı Hakk’ın kullarına dünya ve ahiret saadeti teminini hedefler. Bununla birlikte günümüzde Kur’an farklı yorumlamalara ve tartışmalara tabi tutulabilmektedir. Kur’an ayetlerinin taşımış oldukları manalar, Arapça’nın zenginliğinden farklı yorumlanmalara müsaittir. Kur’an’ın doğru anlaşılıp yorumlanmasının belli başlı bazı kriterleri olmalıdır. Belki de doğru anlamanın şartlan arasında ona art niyet ve ön yargıyla yaklaşmamak, ayetin zahiri manasından uzaklaşmamak, ona bir bütün halinde yaklaşmak, Cenab-ı Hakkın murad ettiği ana mesajı yakalamaya çalışmak sayılabilir. Bildirimizin çerçevesi, Kur’an’ı doğru okuma yollarını tahlil ederek Kur’an’ı şiddetle özdeşleştirmeye çalışan zihniyetin ileri sürdüğü iddialan ve bu iddiaların analizi şeklinde olacaktır.
The Quran is a set of values that elevate man to the level of real humanity and aim at providing subjects of Allah the happiness in the world and in the Hereafter. Despite that the Quran is being made the subject of different interpretations and discussions. The meanings possessed by the verses of the Quran are liable to different interpretations as a natural result of the richness of the Arabic language. There must be certain criteria for the correct interpretation of the Quran. Among the conditions of understanding the Quran appropriately there might be approaching it without prejudice and bias; not getting too far from the apparent meaning of the verse; a holistic approach to the Quran; and the endeavor to catch the main message meant by the Creator. The framework of our paper is to analyze the correct ways of reading (understanding) the Quran and discussing the claims associating the Qur’an with violence.
Key Words
The Quran, violence, jihad, woman, abstention, coercion in religion
Doğu'da ve Batı'da Doğru İslamiyet "Bahar 2016" 134. Sayı Eğer biz doğru İslamiyeti ve İslamiyete layık doğruluğu ve istikameti göstersek, bundan sonra onlardan fevc fevc dahil olacaklardır.
Amma ba’d: Şu fakir, garip Nursi ki, “Bid’atüz-zaman” lakabıyla müsemma olmaya layık iken, haberi olmadan “Bediüzzaman” ile meşhur olan biçare, tedenni-i milletten ciğeri yanmış gibi feryad ü figan ederek, ”Ah, ah, ah! Va esefa!” der ki:
İslamiyetin mağz ve lübbünü terk ederek kışrına ve zahirine vakf-ı nazar ettik ve aldandık. Ve su-i fehim ve su-i edeple İslamiyetin hakkını ve müstehak olduğu hürmeti ifa edemedik. Ta, o da bizden nefret ederek evham ve hayala tın bulutlarıyla sarılıp tesettür eyledi … Hem de hakkı var. Zira biz İsrailiyyatı usulüne ve hikayatı akaidine ve mecezatı hakaikına karıştırarak kıymetini takdir edemedik. O da ceza olarak bizi dünyada te’dib için zillet ve sefalet içinde bıraktı. Bizi kurtaracak yine onun merhemetidir.
Prof. Dr., Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Dinler Tarihi Öğretim Üyesi
Özet
Dinlerin her birinin kendine ait ve kendine göre bir ‘hakikati olduğu için, dinlerde ‘hakikat’ konusu ister istemez belli bir dine göre hakikatin ele alınmasını gerektirmektedir. Bu araştırmanın birinci kısmında, genel olarak Hıristiyanlığın kutsal kitabı Yeni Ahid’e göre dini hakikatin ne olduğu üzerinde durulacaktır. İkinci kısımda, araştırmanın esas konusunu teşkil eden Roma Katolik Kilisesi’nin hakikat anlayışı ortaya konacaktır. Araştırmanın üçüncü kısmında ise; Katolik Kilisesi’ ne yönelttiği eleştirilerle meşhur olan Katolik ilahiyatçı Hans Küng’ün genelde Hıristiyanlığın özelde ise Katolik Kilisesi’nin ‘hakikat’ anlayışı konusundaki eleştirileri ile kendi görüş ve yorumlarına yer verilecektir. Araştırmanın sonuç kısmında ise, genel bir değerlendirme yapılacaktır.
Anahtar Kelimeler
Din, Mutlak hakikat, Yeni Ahid, kilise, kurtuluş
Abstract
Since every religion have their own truths, the subject of “truth” in religions needs to be considered according to religion. In the fırst section of this research we study what is truth in Christianity according to the New Testament. 1n the second section we will investigate the understanding of the truth in the Roman Catholic Church. Then in the third section we will relate the views and interpretations and the criticism of the famous Catholic theologian Hans Küng in relation to the understanding of the truth in Christianity in general and specifıcally in the Catholic Church. 1n the Result section we will make a general evaluation.
Key Words
Religion, ultimate truth, the New Testament, the Church, salvation
Yani onları birbirine musallat eder, bir zalimi başka bir zalimle cezalandırırız Bir rivayette şöyle buyrulmuştur: " Kim bir zalime yardım ederse Allah c.c. onu kendisine musallat eder.164.Münavi,6. Ruhu'l Beyân Kur'an Meâli Ve Tefsiri. Cilt.5.sy.513.
Bir hadiste şöyle buyrulmuştur: İnsanların namazı terk etmeleri, şehvetlerin peşine düşmeleri, devlet reislerinin hain ve yardımcılarınında fasıklardan olması kıyamet alâmetlerindendir. ... 167.bk.Münziri, Terğib,1,349 (Ravzatü'l-Ahbar'da böyle geçmektedir.) Ruhu'l Beyân Kur'an Meâli Ve Tefsiri. Cilt.5.sy.515.
Gerçekleri yansıtan yazarları engellemek, çirkin yüzü gösteren aynayı saklamak gibidir. Henry Tomlınson.(1926) En güzel Sözler Unutulmaz Özdeyişler.sy.718. Eşref Can.
07.07.2020 00:14 Bu dönemde Derin Devlet var mı? + - Bazı yazılar bir arayıştır. Bazı sorular da öyle. “Şu kişi bunu bilir” der sorarsınız. Şunu yazalım, bir yerlerden açıklama gelir, der yazarsınız.
“Derin devlet” konusu, malum Türkiye’de hep konuşulur. Bazı şeylerin bizim seçip iktidara getirdiğimiz kişiler tarafından değil de, daha derinde bir yapının kurgulaması ile yürüdüğü iddiası, aslında “Derin Devlet”le ilgili bir iddiadır. Türkiye’ye, dünyaya ilişkin yazılar yazıyoruz ya, olan bitenin arkasındaki gerçek
“Fail” kimdir, sorusunun cevabını bilmek isteriz, doğrusu, halkın gerçek manada aydınlatılması da buna bağlıdır.
Bu işi bilebileceğini düşündüğüm, en yetkili makamlara gelmeden önce “Derin Devlet”ten şikayetçi olduğunu bildiğim, o makamlara geldikten sonra mutlaka yüz yüze geleceklerine inandığım birçok kişiye sordum, yeterli, doyurucu bilgiyi alamadım.
2012’de Başbakan’ın ofisine “Böcek” konduğu ortaya çıktığında Başbakan Erdoğan “Derin Devlet”ten söz etmiş, şöyle demişti:
“Her ülkenin kendi içinde bir derin devleti vardır. Ve bunu onlar kazıyıp temizleme gibi bir duruma ulaşamazlar. O bir virüs gibidir, uygun fırsatı bulduğu anda, zemini bulduğu anda o virüs ortaya çıkar ve yapmak istediğini yapar. Derin devleti tamamen bitirdiğimiz iddiasında değiliz. Mücadelemiz devam ediyor.”
2012’den 2020’ye…
Araya neler neler girmiş…
Bir yerden baktığınızda Cumhurbaşkanı’nın, Genelkurmay Başkanı’nın yanına kadar sokulan diyelim bir “Casus” örgüt. Darbe’ye ramak kalmış, “Darbe ihbarı”nın “Darbe girişimi” olarak değerlendirilememesi ve erken müdahale edilememesi yüzünden 250 kişinin can verdiği, binlerce kişinin yaralandığı bir sürecin oluşması….
Ne oldu, “Derin Devlet” gibi bir gücün bulunduğu bir yapıda bu olabilir mi, yoksa tam da bu mu olabilir?
Demirel’e darbeleri haber vermeyen ve ülkenin darbe iklimine sürüklenmesini planlayan yapı “Derin Devlet” midir, yoksa “Derin Devlet” o durumlardan haberdar olmamış mıdır?
Bir yandan memleketin âli menfaatleri adına hem her türlü fedakarlığı göze alan, hani Teşkilât-ı Mahsusa’dan beri bir şekilde varlığını sürdüren, gerekirse canını ortaya koyan, “Tehlike” olarak gördüğü kişi ve yapıları bir şekilde tasfiye eden müthiş bir güç resmediliyor “Derin Devlet” adına, bir yandan da, dibindeki “Darbe oluşumu”nu göremeyen bir yapı…
2012’den bu yana Tayyip Erdoğan Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak devlet yönetiminin en yüksek makamlarında. Onun tanımladığı anlamda “Virüs” niteliğindeki “Derin Devlet” acaba bugün ne durumdadır? Mücadele devam mı ediyor, o gün bitirilemeyen yapı bugün bitirilmiş midir, yeni bir nitelik mi kazanmıştır, “Paralel yapı” diye nitelenen “FETÖ” mesela, “Derin Devlet”in neresine düşmekteydi? 15 Temmuz gecesinde “Derin Devlet”in bir dahli var mıydı?
Nagehan Alçı’nın Habertürk’teki yazısından yola çıkarak yazdığım, 25 Haziran tarihli “Yeşil Kemalist düzen” başlıklı yazım, sanırım, başta iktidar olmak üzere “Derin Devlet”e duyarlı tüm muhafazakâr camiayı huzursuz edecek bir tabloyu ortaya koymaktaydı. 18 yıldan beri iktidarda olan bir “Misyon”un sonunda “Yeşil Kemalist düzen” diye tanımlanacak koordinatlar içine girdiği iddiası yabana atılır bir iddia mı idi?
En azından “Hangi belirtiler böyle bir tanımlamaya götürüyor?” gibi bir soru sorulmalı değil miydi? Resmen “Tamam yola şöyle çıktınız ama başka bir şey oldunuz” denmiyor muydu muhafazakâr siyaset kadrolarına?
Ya da olan biteni “Her şey kontrolümüz altında, yeşil kemalizm görüntüsü veriyorsak, bu da kontrolümüz altında, artık “Derin Devletle iç içe geçtik” gibi mi okumalıyız?
Dedim ya, yazı yazıyor ve gerçekleri arıyoruz. Her şeyi çözmüş değiliz. Ama olan biteni bilmemiz gerektiğini ifade ediyoruz. “Yeşil Kemalist bir sistem” içinde yaşıyorsak onu da bilelim ve onun ülkeye, millete, kendimize, çocuklarımıza ne getirdiğini bilelim, destek veriyorsak ona göre verelim, değil mi?
Ben mesela, bugün “Büyük harflerle “DEVLET”ten ne kastedildiğini bilmek istiyorum. Susurluk’un nerede olduğunu bilmek istiyorum. Bahçeli’nin, Perinçek’in ve onlarla irtibatlı kadroların iktidarla ilişkilerinin niteliğini bilmek istiyorum, 15 Temmuz’dan sonra askerlerin, Milli Güvenlik Kurulu’nun misyonlarının ne durumda olduğunu, MİT’in yeni görev tanımını, sistemin en tepe noktasındaki Cumhurbaşkanı’nın görünenlerin dışında bir istişare halkasının ve bunun herhangi bir “Derinliği”nin bulunup bulunmadığını…. Vs.
Son söz: “Yeşil kemalizm” iddiası en çok iktidarı destekleyenlerin meselesi olmalı. Kimlerle nereye doğru gidildiğini bilmek “memleket meselesi” çünkü. Düzeltme: 4 Haziran tarihli “Ayasofya için dönüm noktası mı?” başlıklı yazımda ismi geçen İsmail Hakkı Pekin’in soy ismi “Pekinel” olarak geçmiştir. Düzeltir, özür dilerim.
Muhakkak ki Cehenneme götüren hayır, hayır değildir.Cennete götüren şer de şer değildir. .. Bilgiçlik taslayarak gururlananlarda hayır olmadığı gibi Allah c.c. için yaptıklarında,insanların kınamasından korkanlarda da hayır yoktur. Hadislerle Hz.Peygamber Ve Ashabının Yaşadığı Müslümanlık.Cilt.5.sy.1802.
Enver Paşa’dan bugüne “Büyük misyon” + - Salgın günlerinde okuduğum kitaplardan birisi de Nevzat Kösoğlu’nun “Şehit Enver Paşa”sı oldu. 640 sayfalık büyük boy bir kitap bu.(*)
Enver Paşa’nın şahsında 100 yıl önce yaşanan mücadeleleri, idealizmi - realizmi, stratejik hesap yapmayı ya da adanmışlığı, Osmanlı’yı, İslam dünyasını, Hilafeti, Balkanlar’ı, Afrika’yı
- Trablusgarb’ı, Asya’yı, Ceditçileri
– Kadimcileri, halkı
– aydınları, Rus
– İngiliz
– Alman hesapları içinde verilen mücadeleyi, satışa gelmeleri gözlemliyorsunuz.
100 yıl önceden bugünlere bakma imkanı ediniyorsunuz. Geçen 100 yılı bir “Parantez” dönemi olarak niteleyenlerden iseniz ve bugün Türkiye’nin - İslam dünyasının bu “Parantez”den çıkma mücadelesi verdiği ve bu çerçevede “7 Düvel” ile karşı karşıya gelme pahasına bu çıkışın eşiğinde olduğumuz duyguları yaşıyorsanız bu kitabı okumalısınız. Bütün bu konuların farkında bir fikir adamının perspektifi içinde ama adeta roman akıcılığında bir eser bu. Aslında Enver Paşa’nın hayatı böyle bir roman.
Kelle koltukta bir adanmış adam Enver Paşa. “Damad-ı Halifetül müslimîn” diye imza atan birisi. Bu vasfın o günkü İslam dünyasında ayrı bir karizması var.
İttihatçı. Osmanlı subayı. Gözlerinin önünde eriyen ve her gün bir uzvuna bir akbabanın çöktüğü ve nihai planda akbabaların miras paylaşımı için görüşmeler yaptığı bir devlet var. Balkanlar, Afrika kıpır kıpır. Dar’ül Hilafe (İstanbul) sancılar içinde. Saray sancılar içinde, Bab-ı Ali (Hükümet) sancılar içinde, Ordu sancılar içinde. Herkes birbirinin kuyusunu kazıyor.
Bu süreçte Birinci Dünya Savaşı’na giriyorsunuz ve müttefiklerinizle birlikte kaybedenler içinde yer alıyorsunuz.
“Şark meselesinin çözümü” masaya yatırılıyor ve Anadolu dahil tüm İslam dünyası istila ediliyor.
düşüyor. İttihatçı liderlerden her birinin yurt dışı macerası sonu ölümle biten bir sürüklenişten ibaret.
Enver Paşa “İdealist bir mücadele”ye soyunuyor. “Şehit Enver Paşa” Paşa’nın genç, bugüne göre nerede ise çocuk yaştaki eşini geride bırakarak, Balkanlar’dan başlayan, Trablus’ta devam eden ve nihayet Asya’daki soydaşların kurtuluş mücadelesinden İslam dünyası için yeni bir hamle üretmeye soyunan ve sonu şehadetle biten adanmışlığının hikayesi…
Paşa namazlarını siperlerde kılan bir insan. Hamaylısının içinde Kur’an taşıyan, yufka yürekli, gerektiğinde ağlayabilen, aile hasretini yüreğinde saklayan bir İslam mücahidi. Bakın konuşmalarına, bugünün değme mücahidi o cümleleri kuramaz.
Paşa şunları söylüyor: “Akideleri uğrunda hakiki bir imanla çalışan kırk sahabi nasıl elli senede… harikalar göstererek dört yüz milyon halkı kurtuluşa götürdülerse, biz de şimdi bu dört yüz milyon Müslümanın kendisini bilmesini ve kurtarmasını istiyoruz. … Bu halkların, özellikle gençliğin bu bilgi ve imanla silahlanıp boynundaki esaret zincirlerini silkip atmasını istiyoruz.”
Enver Paşa bunları istiyor, “kendisinin büyük görevler için yaratıldığına inanıyor” (s. 505) ama sancılar var. Öncelikle Anadolu’da mesafe var Paşa’ya karşı. Rezerv var. Mustafa Kemal Paşa Enver’in hareketinin pan -islamist – pan türkist olarak algılanmasından ve Ruslar’ın – İngilizler’in karşı durmasından endişe ediyor, Enver’in Türkiye’ye gelmesine karşı mesafeli.
Enver Paşa’nın Asya’daki çalışmaları bir cangılın ortasında yürümek gibi. Rus nüfuz alanında çalışıyor ve Ruslar onu tehdit olarak görüyor. Ruslar fitne - fesat içinde farklı Türk boylarını kullanıyor. Her gün hangi Türk boyunun kiminle beraber olacağını tahmin zorlaşıyor. “Rusların eli kazak beyleri içindedir…. Ruslar kah birini, kah ötekini tutarak sürtüşmeyi artırır, bir yandan da Kazak topraklarına asker sokarlar.” (s. 452) Yanında duran, onu heyecanla kucaklayanlar vardır, ama “Abdülhamid’i İttihatçılar devirdi” propagandasının etkilediği çevreler de vardır. Şevket Süreyya’ya göre “Aydınlardan hiç biri Enver Paşa’ya ilgi göstermiyor…… Enver Paşa da ancak savaşarak bir şeyler yapmaya karar verdiğine göre, ona okumuş, gerçekçi aydınlar değil, savaşacak insanlar gerekiyor.” (s. 506)
Zeki Velidi Togan şöyle diyor: “Bu zatın büyük bir idealist olduğunu, hatta hayatla ve olaylarla da pek hesaplaşmadığını, Türkistan’ın coğrafya ve istatistiğine ait Avrupa ve Rus yayınlarından haberdar olmadığını o gün öğrendim.” (s. 510) …..
Enver Paşa’dan bugüne… Nasıl bir dünya var? Güçler nasıl sıralanmış durumda? Nasıl bir İslam dünyası var? Türkiye’nin İslam dünyası içindeki merkezi konumu hangi nitelikte? Bugün hangi söylemler “Enver paşa misyonu”nu hatırlatıyor? Enver Paşa’ya o gün diyelim Ruslara karşı birlikte hareket edeceği dost kuvvetler – İslam toplulukları lazımdı. Ne kadarını buldu? Bugün dost kuvvetler ne kadardır?
Yoksa “Gerekirse can veririz” idealizmi ile yürümek mi gerekiyor? Ya da ne? ……..
*Nevzat Kösoğlu, Şehit Enver Paşa, Ötüken Yayınları, İstanbul, 2008
yuksel dedi ki... İslâm hukukuna göre, ...... E-Kadın, örtünmeden gezemez. Kur'an'ın Nasih Ve Mensuh Ayetleri.sy.247. Ahmet Gürkan.
25 Temmuz 2020 08:29 Sil Blogger yuksel dedi ki... En mükemmel Eğitim Rehberi Kur'an Ve Sünnet'ten Birkaç Hayat Düsturu: Sözlerin en güzeli, Allah c.c. ın kitâbıdır. Yolların en hayırlısı, sünnet yoludur. En sağlam sığınak takvâdır. Kelâmın en şereflisi zikrullah'tır. Kıssaların en güzeli Kur'an'dadır. Nurlu yollar, peygamberlerin hidâyet yollarıdır. İlmin hayırlısı ve faydalısı, irfâna dönendir. Eğitimde 101 Adım.sy.107.
27 Temmuz 2020 08:35 Sil Blogger yuksel dedi ki... Şükrdilen az bir mal, şükredilmeyen çok maldan hayırlıdır. En kötü mazeret, ölüm ânındakidir. En kötü pişmanlık, kıyamet günündekidir. Hatâların en büyüğü, yalancılıktır. En hayırlı zenginlik, gönül zenginliğidir; kanaatle zenginleşmektir. En hayırlı iman,kalblere nakşolandır. Zekâtsız, infaksız ve sadakasız para, ahirette yüz karasıdır. Kazancın kötüsü, riba ve tefeciliktir. En derin körlük, hakikat yoluna girdikten sonra sapıtmaktır. Eğitimde 101 Adım.sy.107,108.
27 Temmuz 2020 08:44 Sil Blogger yuksel dedi ki... En fenâ körlük,kalbin körlüğüdür. Bir kişinin hidayetine vesile olmak, üzerine güneşin doğup battığı her şeyden daha hayırlıdır.Hidâyete vesile olmak da kalbi bir eğitimin semeresidir. İsrâfın her biri diğerinden beterdir.Lâkin en feci israf," İnsan İsrafı"dır. Eğitimde 101 Adım.sy.108.
Hilafet gündemi provokasyon mu? + - “RP Ne getirecek?” başlıklı bir yazı yazmıştım. Yeni Şafak günlerinde.
RP yükseliyordu. Seçimlerde yüzde 22 oy aldığı ve parlamentonun en yüksek sandalyesine sahip olduğu günlerin öncesiydi. “RP şeriat getirecek” söylemleri lehte – aleyhte yazılar üretiyordu. Lehte olanlar ümidi, aleyhte olanlar korkuyu seslendiriyordu. Ben “RP şeriat getirmeyecek, dolayısıyla ümitlenenlerin ümidi de yerinde değil, korkanların korkusu da. RP insanlara inançlarını özgürce yaşayacağı bir ortam sağlarsa ülke için en iyisini yapmış olur” gibi bir yazı yazdım.
Bu yazıya en büyük tepki RP tabanından geldi. İnsanlar “Biz iktidara yürüyoruz, sen tekere çomak sokuyorsun” gibi tepkiler veriyordu.
O günler Altınoluk dergisinin de yayın yönetmenliğini yapıyordum. Dergi idarehanesi Cağaloğlu’nda, İstanbul Valiliği’nin hemen altında idi. Caddeyi görebiliyorduk. Bir gün, “Tak, tak, tak” sesleri geldi cadde tarafından, camlara yığıldık. Bunlar baston sesleri idi. Cübbeli, sarıklı adamlar ellerinde baston “tak, tak, tak” parke taşlara vurarak Valiliğe doğru tırmanıyorlardı. Evet, Aczmendilerdi. Patır patır dergâh açıyorlar, gündem onlarsız geçmiyordu. “Üniversitelerde başörtüsüne özgürlük” konusunun tartışıldığı bir dönemde Kıyafet devrimine meydan okuyorlardı. Kim ne diyebilirdi? Muhafazakârların öteden beri kıyafet devrimi ile sorunu yok muydu?
Sonra Fadime Şahin olayları geldi, sonra 28 Şubat geldi. Sonra İHL’lerin canına okundu, başörtülü öğrencilerin canına okundu, sonra Refah’ın canına okundu.
Provokasyonu falan ondan sonra konuşur hale geldik.
Acaba bugün “Hilafet”i konuşmak provokasyon mudur? Ayasofya’nın açıldığı, “Bundan sonra hangi adım gelecek?” sorularının sorulduğu, “Tayyip Erdoğan’ın 2023’e kadar ajandasındaki bütün maddeleri tek tek hayata geçirme kararlılığında olduğu”, “Bunlar arasında Hilafet’in bulunup bulunmadığının tartışıldığı”, ya da “Bunlar neler olabilir?” sorularına cevap arandığı bir zamanda “HİLAFET: Şimdi değilse ne zaman sen değilse kim?” diye bir kapak sözü ile çıkan bir derginin yayın yönetmeni bu mesajın sadece “Biz Müslümanların birliğinden bahsediyorduk” şeklindeki bir izahla “Provokasyon” iddialarını durduracağını sanıyorsa ya çok saftır, ya da dünyayı çok saf zannediyordur. İkisi de değilse, o zaman başka bir şeyin peşindedir.
Bilemiyorum, mesela Anadolu’nun, Trakya’nın bir şehrinde ya da bir tv kanalında “Yakında hilafet var mı?” diye bir soru ile karşılaşsa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cevabı, Tekirdağ’daki vatandaşa verdiğine benzer bir şey mi olur, yoksa “Bekleyin bakalım” gibisinden her yoruma açık bir cümle mi olur? Ne dersiniz?
Ama Hilafet’in o günlerdeki etkinliğinin boyutları da ayrı, bugün yeniden “Halifelik” konuşmanın olabilirlik zemini de ayrı.
Halifelik müessesesinin içinin dini – siyasi anlamda bugün nasıl doldurulabileceği konusu da ayrı.
Bakar mısınız, bir “İslamcı” yazar, söz konusu derginin kapağını retweetliyor, Tayyip Erdoğan’ın yoluna baş koyduğunu defalarca açıklayan bir başka isim ise yapılanı “28 Şubat öncesi” olanlara benzetip provokasyon kaygısını dile getiriyor.
Daha konunun bir derginin kapağındaki hali bile yakın platformlardaki insanlar arasında böyle uç yorumlara sebep oluyorsa, varın başka dünyalarda nasıl karşılık bulur hesap edin…
Bir yandan “İslam dünyası var mı ki?” sorularının sorulduğu bir zamanı yaşıyoruz. “İslam dünyası olsa Filistin böyle mi olur, böyle mazlûmiyetler mi olur?” sorularının sorulduğu zamanları yaşıyoruz. Bir yandan “En sembolik” alanların devreye sokulduğu süreçleri…
“Yeterince güçlendik!
Dünyaya meydan okuyabiliriz!
7 Düvel ne ki!”
Hoş bir psikoloji. Gururumuz kamçılanıyor. “Yiğit düştüğü yerden kalkar. İstanbul’da düştük, İstanbul’da ayağa kalkacağız. O günler geliyor. Belki yarın belki yarından da yakın!”
“Halife-i ruy-i zemin… Yeryüzünün halifesi…” Türkiye Cumhurbaşkanı böyle tanımlansa…
Kaygılananlar niye kaygılanıyor, umutlananlar niye umutlanıyor ve neden içimizde “Bu işler akılla mı yapılıyor hislerle mi?” sorusu deveran ediyor? Ülke için endişe mi baskın, yoksa yüreklerimize sinmiş korku mu?
İbretli Sözler Hiçbir Şeyi Bilmeyen Hiçbir Şeyi Sevmez Hiçbir şeyi bilmeyen hiçbir şeyi sevmez. Hiçbir şey yapamayan, hiçbir şey anlamaz. Hiçbir şey anlamayan, değersizdir. Oysa anlayan kişi aynı zamanda sever, farkına varır, görür... Bir şeyin aslında, ne kadar bilgi varsa daha fazla sevgi vardır.... Tüm yemişlerin böğürtlenlerle aynı zamanda olgunlaştığını düşleyen kişi üzümlere ilişkin bir şey bilmiyor demektir. Paracelsus Read MoreSHARE ŞUB 9 2009 NO COMMENTS Acı, Elem ve Izdırap Acı, Elem ve Izdırap
İbretli Sözler * Akrabanın cefası,yabancının darbesinden daha acıdır. Hz.Ömer (R.A.) * Akrabanın düşmalığı ve dostların eziyeti,yılan zehirinden daha acıdır. Hz.Ali (R.A.) * Suratı ekşi olanın balı da acı olur. Şeyh Sâdi ŞİRAZİ (K.S.) * Acı sözler hakikat ise,tatlı sözlerden daha tatlıdır. Bıçakçızâde İ.Hakkı * < Dostu üzdüğü,düşmanı sevindirdiği için > sakın her hangi bir kimseye,elemli olduğunu açığa vurma. Seyyid VEHBİ * Kedersiz,acısız olan var mı ? FİRDEVSİ * Bizi pişiren ızdıraptır,gezip görmek değil. Y.Kadri KARAOSMANOĞLU * Dilerim ki, fâni dünyada kimse ömrünü mihnetle telef etmesin,fakat kâmil adam olmak isterse,elem çektiğine esef etmesin. Rıza Tevfik BÖLÜKBAŞI * Elemi bilmeyenin (acı çekmemiş),merhametine inanmayınız. Cenab ŞEHABEDDİN * Gülen güle,engel olmak,ızdıraptır. Read MoreSHARE ŞUB 9 2009 NO COMMENTS Açlık Açlık
İbretli Sözler Açlık* Mide derdi olmasaydı,hiçbir kuş tuzağa düşmezdi. Şeyh Sâdi ŞİRÂZİ (K.S.) * Kimse aç kalmaz cihanda,bilse nimet kadrini. İzzet Molla * Karnı açlardan ziyâde,kalbi açlara acırım. Cenap ŞEHABEDDİN * Tok olan,cümle cihanı tok sanır,Aç olan âlemde ekmek yok sanır. SABÂYÎ * Dikkat ediniz;İnsan tok karnına inkara,aç iken daha ziyade imâna mâildir. Cenap ŞEHABEDDİN * Açın döktüğü göz yaşları,tokun servetini kemiren eğedir. Trivallvar * Yeryüzünde hiç bir gıda,açlık kadar lezzetli değildir. Miquel de CERVANTES * Açlık;ne dost,ne akraba,ne insanlık,ne de Hak tanır. Daniel DEFOE * Aç gözlülük ederseniz,elinizdeki de gider. Jean de La FONTAİNE * Karnı aç olana,gün uzun gelir. Alexis KİVİ * Açlık,kılıçtan daha keskindir. B.Fletcher * Açlık,insanı kötülüğe sürükler. Vergilius * Aç mideye kuru söz
İbretli Sözler Adalet * Hangi vâli birine zulmeder ve o zulüm bana şikayet olunur da; ben o zulmü izâle etmez isem, o kimseye ben zulmetmiş, adâletten ayrılmış olurum. Hz.Ömer (R.A.) * Bir devletin devam ve bekâsı, adâletle mümkün olur. Hz.Ali (R.A.) * Cehalet yoluna giren, adalet yolunu bırakır. Mansur b.Ammar (R.A.) * Kılıcın yapamadığını, adâlet yapar. KANUNİ,Sultan Süleyman * Nizâm-ı Âlem için, dinsiz bir padişahın adâleti, dindar bir padişahın zulmünden daha iyidir. Abdurrahman Câmi (K.S.) * İnsanlığın bekâsı medeniyet ile, medeniyetin ayakta durabilmesi de adâlet iledir. M.Hamdi YAZIR * Adâlet nerede hesap sorarsa, merhamet orada haklarını kaybeder. R.Halit KARAY * İskender, Aristoteles'e sormuş: < Hükümdara şecaât mi,adâlet mi,hangisi daha çok lâzım? > Cevap vermiş : < Adâlet yürüyen bir Read MoreSHARE ŞUB 9 2009 NO COMMENTS Af ve Bağış Af ve Bağış
İbretli Sözler Af ve Bağış * Kendi hakkında nasıl Allah'ın af ve müsâmahasını dilersen,sen de başkalarından af ve musâmahanı esirgeme. Hz.Ali (R.A.) * Affın en güzeli,hasmını ezmeye muktedir iken yapılandır. Ömer b.Abdülaziz (Rh.A.) * Şahsınıza fenalık eden bir düşmanı affediniz,lâkin vatanınıza,milletinize ve dininize fenâlık edenleri asla affetmeyiniz. Hz.Ali (R.A.) * Affetmenin ne olduğunu yalnız cesurlar bilir.Yüreksizlerin tabiatında af diye bir şey yoktur. Lawrence STERNE * Bir kadın,diğer bir kadının bütün kabahatlerini affedebilir,yalnız kendisinden güzel olmasını affedemez. Andre MAUROİS * Kamburunun dostuna hüş görünmesini isteyen,dostunun sivilcelerini affetmelidir. Quintus HORATİUS * Düşmanımı bağışlarsam,düşman diye bir şey kalmaz. ALOİN * Affetmek ve unutmak,iyi inanların intikamıdır. Read MoreSHARE ŞUB 9 2009 NO COMMENTS Ahlâk Ahlâk
İbretli Sözler Ahlâk * Güzel ahlâk en hayırlı dosttur.Çirkin ahlâk en zararlı düşmandır.Hz.Ömer (R.A)* En güzel edep;güzel ahlâk,en şiddetli fakirlik;ahmaklık,en vahşi vahşet;kendini beğenmek ve en üstün zenginlik;akıldır.Hz.Ali (R.A.)* Ahlâk güzelliği ,bedenden daha güzel ve daha devamlıdır.Hz.Ömer (R.A)* Her yaranın ilacı varda kötü huyun ilacı yoktur.Hz.Ali (R.A.)* Zindanların en darı;ahlâkı,ahlâkına uymayan insanlarla oturmaktır.Ebu Aliyy'i Rudbâri* Her derde bir deva bulunur.Lakin ahlâksızlık illetini iyi edecek bir ialç yoktur.Hz.Ali (R.A.)* Ahlâkı kötü insanlarla sohpet etme ki,günah irtikabına meyletmeyesin.İmam-ı Âzam (R.A.)* Güzel huy zenginlik sayılır.Hz.Ali (R.A.)* Bütün cihanı araştırdım,iyi huydan daha iyi bir riyâkat görmedim.Mevlana Celaleddin-i Rûmî (Ks.)* Milli ahlâk olmayan yerde m
İbretli Sözler * Ahmak kişi kendini iki şeyde belli eder,o da,manasız konuşmak ve kendisine sorulmadan cevap vermektir. Hz. Ebûbekir (R.A.) * Ahmak kimse ile arkadaşlıktan sakın,şüphesiz ki o bazen sana faydalı olmak isterken,zarar verebilir. Hz. Ömer (R.A.) * Kişinin aklını beğenmesi,ahmaklığa delildir. Hz. Osman (R.A.) * En şiddetli fakirlik ahmaklıktır. Hz. Ali (R.A.) * Şu üç huy kimde bulunursa;Allah'a vâsıl olmaz: ahmaklık,kibir,cimrilik. Ahmed RÜFÂİ (K.S.) * Dört şey bedbahtlık eseridir : câhillik,tembellik,kimsesizlik,bayağılık. Ferîdüddîn ATTAR (K.S.) * Bir ahmak ki,saçını siyaha boyuyor,ihtiyarlıktan gençliğe dönmek istiyor.Kara karganın,ak doğan kadar kıymetli olmadığını bilmiyor,demektir. Abdurrahman CÂMÎ (K.S.) * Ahmak kişinin alâmeti üçtür :Allah'ı zikretmez,çok konuşur,ibâdete Read MoreSHARE ŞUB 9 2009 NO COMMENTS Âile
İbretli Sözler * Bir evin temeli çürük ise,yine bir müddet dayanır.Fakat içindeki kadın fena ise hemen yıkılır. Hz. Ali (R.A.)* Diyânet gölgesi altında kurulan ve yaşayan âileler;Dünyâ ve âhiretin saâdet saraylarıdır. A.Şeref GÜZELYAZICI* Âile ; mutluluk ve ızdırabın müştereken yaşanıldığı,mukaddes bir müessesedir. A.Rıza DEMİRCAN* Âile yapısında kadın,binanın temel taşıdır. Kemal CENGİZ* Bir âile ile bir krallığı yönetmek arasında,pek büyük bir fark yoktur. Read MoreSHARE ŞUB 9 2009 NO COMMENTS Akıl
İbretli Sözler * Bir soru soran adamın sorusundan,onun ne derece akıllı adam olduğunu anlarım. Hz. Ömer (R.A.)* Akıl,kalpte bir nurdur ki,bununla hak ve bâtıl bilinir. Hz.Osman (R.A.)* Akıl gibi mal,iyi huy gibi dost,edep gibi mirâs,tevfik gibi rehber,ilim gibi şeref bulunmaz. Hz. Ali (R.A.)* Çok gusletmek aklı arttırır,aşırı cinsî temas hafızayı zayıflatır. Hz. Ömer (R.A.)* Aklı az kişi sâlih olmaz,zirâ onun ifsat ettikleri,ıslaha çalıştıklarından,kat kat fazladır. Read MoreSHARE ŞUB 9 2009 NO COMMENTS Akraba
İbretli Sözler * Akrabanın cefâsı,yabancının darbesinden daha acıdır. Hz.Ömer (R.A.)* Akrabanın düşmanlığı ve dostların eziyeti,yılan zehrinden daha fenâdır. Hz.Ali (R.A.)* Hısım ve akrabanın dindarlık ve takvâsı olmazsa,kendilerinden uzak durmak,sık sık gidip gelerek samimiyet peyda etmekten hayırlıdır. Şeyh Sâdi ŞÎRÂZÎ (K.S.)* Tama'sız âdemin,halk-ı cihân,hep akrabasıdır. İzzet Molla H İ K M E T L E R :* Akrabanın akrabaya akrep etmez ettiğin,Akrabanın akrabadan kimse çekmez çektiğin..* Gör
İSMÂİL b. EBÛ ÜVEYS إسماعيل بن أبي اويس Ebû Abdillâh İsmâîl b. Abdillâh b. Abdillâh el-Asbahî el-Medenî (ö. 226/841) Hadis hâfızı. İlişkili Maddeler Dayısı MÂLİK b. ENES Mâlikî mezhebinin imamı, büyük müctehid ve muhaddis. Hocası ABDURRAHMAN b. EBÜ’Z-ZİNÂD Geniş hadis bilgisi ve hadis rivayetiyle tanınan âlim.
Müellif: İSMAİL HAKKI ÜNAL 139’da (756-57) doğdu. Babasının künyesi Ebû Üveys olduğu için İbn Ebû Üveys diye tanındı. Güney Arabistan’da yaşayan Kahtânoğulları’nın Asbah kabilesine mensup olup Medine’de Teym b. Mürre kabilesinin halîfi idi. Babası Abdullah, kardeşi Abdülhamîd, dayısı Mâlik b. Enes, Mâcişûn, Seleme b. Verdân, Abdurrahman b. Ebü’z-Zinâd gibi âlimlerden hadis rivayet etti. Kurrâ-i seb‘adan Nâfi‘ b. Abdurrahman’dan kıraat öğrendi; onun en son vefat eden talebesidir. Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, İbn Mâce, Zühlî, Ebû Hayseme Züheyr b. Harb, Kuteybe b. Saîd kendisinden hadis rivayet eden pek çok muhaddis arasında yer alır. Medine’nin önde gelen hadisçilerinden sayılan ve Ahmed b. Hanbel’in belirttiğine göre mihne olayındaki tutumu sebebiyle sıkıntı çekenler içinde yer alan İsmâil b. Ebû Üveys 226’da (841) vefat etti. Receb 227’de (Mayıs 842) öldüğü de zikredilmiştir.
Hıfz ve itkān yönünden tenkit edilmesine rağmen hadisleri Nesâî’nin es-Sünen’i dışında Kütüb-i Sitte’de yer alan İsmâil b. Ebû Üveys’ten Buhârî ve Ahmed b. Hanbel övgüyle söz ederken Ahmed b. Hanbel ayrıca onun hakkında “lâ be’se bih” demiş, Ebû Hâtim er-Râzî “sebt” ve “mahallühü’s-sıdk” olarak nitelendirip bazan yanılıp hata ettiğini göstermek üzere de “mugaffel” terimini kullanmıştır. Fakat Nesâî ve İbn Adî, İsmâil b. Ebû Üveys’i zayıf bir râvi olarak değerlendirmiş, Yahyâ b. Maîn de hem onun hem babasının zayıf olduğunu söylemiştir. Başka değerlendirmelerinde ise Yahyâ b. Maîn kendisi hakkında “sadûk” ve “lâ be’se bih” lafızlarını kullanmıştır. İsmâil b. Ebû Üveys’i zayıf kabul edenler zabt yönünden onun kusuru bulunduğunu, hadisleri güzel okuyamadığını, kitabı dışındaki hadisleri rivayet ederken başarılı olamadığını, rivayetleri karıştırdığını, ihtilâf edilen bazı konularda hadis uydurduğunu ileri sürmüşlerdir. Rivayetlerine güvenilemeyeceğini gösteren bu değerlendirmelere rağmen Buhârî ve Müslim’in kendisinden rivayette bulunması onun rivayetlerine olan güveni arttırmış, Zehebî, “Bu iki hadis otoritesi ondan hadis almasaydı rivayetleri hasen derecesine inerdi” demiştir. İbn Hacer de İsmâil b. Ebû Üveys hakkındaki tenkitler haklı da olsa Ṣaḥîḥ-i Buḫârî ve Ṣaḥîḥ-i Müslim’de ondan yapılan rivayetlerin değerini düşürmeyeceğini, zira bunları güvenilir râvilerin de sahih olarak değerlendirdiğini ifade etmiştir (Tehẕîbü’t-Tehẕîb, I, 312). İbn Hacer ayrıca İsmâil’e yönelik eleştirilerin onun gençlik yıllarıyla ilgili bulunduğunu, sonradan onun bu kusurlarının düzelmiş olabileceğini söylemiştir.
BİBLİYOGRAFYA İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳāt, V, 438; Buhârî, et-Târîḫu’l-kebîr, I, 364; Nesâî, eḍ-Ḍuʿafâʾ, s. 51; Ukaylî, eḍ-Ḍuʿafâʾ, I, 87; İbn Ebû Hâtim, el-Cerḥ ve’t-taʿdîl, II, 180-181; İbn Hibbân, es̱-S̱iḳāt, VIII, 99; İbn Adî, el-Kâmil, I, 317-318; Mizzî, Tehẕîbü’l-Kemâl, III, 124-129; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, X, 391-395; a.mlf., Teẕkiretü’l-ḥuffâẓ, I, 409-410; a.mlf., Mîzânü’l-iʿtidâl, I, 222-223; İbnü’l-Cezerî, Ġāyetü’n-Nihâye, I, 162; İbn Hacer, Tehẕîbü’t-Tehẕîb, I, 310-312.
Ey İmân edenler! Eğer siz Allah c.c. ( Allah c.c. dinine) yardım ederseniz O da size yardım eder. (Muhammed,7.) Ömür dağarcığımdan birkaç not. Dr. Naif Özkul. sy.131.
Peygamberimizin bir hadislerinde zikrolunduğu üzere ; "Aklı bütün olanın dini de bütündür" Vecizesi ,-cahil ve mütesassıplar ne derlerse desinler- İslâm Dinini ve tefekkürünün tamamiyle akıl hakimiyetine müstenit varlığını bildirir. Hukuk Tarhi ve Tefekkürü bakımından Mecelle. Dr. A.Refik Gür. sy.187.
Rahmeten lil alemin olanın yüreğinden rahmet ışıkları taşındı evrene...
O tuttu insanın elinden, insanın yüreğini rahmetle o yoğurdu.
Kur’an rahmetti, Muhammed Mustafa rahmetti, İslam rahmetti.
Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta
Dişsiz mi bir insan onu kardeşleri yerdi.
O geldi, insanı insan yaptı.
Kız çocuklarını kurtardı, onları diri diri toprağa gömen babaların yüreğini kurtardı, avucundan uçup giden kız çocuklarına yanan annelerin yüreğini kurtardı.
İslam, bir vahşet ortamından, rahmet insanı çıkardı.
İslam, bir vahşet toplumundan çağlar boyu örnek alınacak rahmet toplumu, saadet toplumu çıkardı.
Kutlu Peygamber, Allah’ın kutlu elçisi, bütün çağların annesi gibi, babası gibi, muallimi, mürebbisi gibi, emek verdi insanların yüreğine...
Rahmet... rahmet.... rahmet taşıdı.
Her işin başına Rahman ve Rahimin adını koymayı öğretti.
“Zulmü ve zalimi sevmez Allah” dedi, zulmü söktü aldı yüreklerden...
İnsan var oldukça, onun yüreğine, İslam’ın rahmet mesajı akmalıydı.
İnsanın yüreği, bütün çağlarda, İslam’ın rahmet mesajı ile yoğrulmalıydı.
.....
Şiddet kol geziyorsa hala... Üstelik çok daha vahşi boyutlarda...
Savaşlarda binlerce, yüzbinlerce, milyonlarca insan can veriyorsa... Kadınlar, çocuklar, yaşlılar, savaş dışı kalması gereken herkes, savaşların kurbanı haline geliyorsa.
Üstelik savaşlar, çok daha kıyıcı kitle imha silahlarının kullanımına sahne oluyorsa.
Uyuşturucu çörekleniyorsa gençlerin yüreğine...
Küçücük kıvılcımlardan, büyük cinayetler çıkıyorsa...
Aile içi şiddet, anneleri, çocukları boğuyorsa...
Yeni doğan bebekler çöp konteynırlarında bulunuyorsa...
Babalık, annelik, evlatlık, dehşet verici bir değer aşınmasına maruz kalmışsa...
İlkel dönemlerde olduğu gibi merhametsizlik insanı devreden çıkarmış, neredeyse yeniden insan insanın kurdu haline gelmişse...
Üstelik çok daha vahşi araçlarla...
....
Rahman’a bağlılık yeniden yoğurmalı yüreklerimizi...
Rahmet Peygamberi yeniden tutmalı elimizden...
İnsanoğlu yeniden tutmalı Rahmet Peygamberi’nin elinden.
Yüreğini yeniden teslim etmeli O’nun merhamet terbiyesine...
İnsanın yüreği, yeniden arındırılmalı, İslam’ın rahmet potasında...
Çünkü ancak kalbi olanlar merhameti yüklenebilir.
Kur’an’ı yeniden okumalı insan. Rahman ve Rahim olan’dan indirilmiş nur huzmeleri halinde...
...
Bismillahirrahmanirrahim
Rahman ve Rahim Olan’ın adıyla yeniden başlamalı hayata...
Evrene rahmeti taşımalı.
Müslüman, buna kendi kişiliğinden başlamalı.
Her müslümanda bir rahmet insanı ete kemiğe bürünmüş olmalı.
Hazreti Mevlana “Memlekette üşüyenler varsa sen de üşü” diye sesleniyor.
Bu, evrensel bir empati çağrısıdır.
Başkasının acısı yakmalı bizim de yüreğimizi.
İslam toplumları rahmet toplumları olmalı.
Bir rahmet seferberliğine başlamalı.
Evlerimizde rahmet olmalı.
Babaların yüreği rahmet duygusuyla atmalı...
Anneler, rahimlerinde bebelerini rahmetle beslemeli, doğduklarında onları rahmet sütü ile emzirmeliler, çocukların yüreği rahmetle yoğrulmalı...
Ve çocuklar, yaşlı anne- babalarına rahmet kanatlarını germeli.
Öğretmenler rahmet insanı olmalı, öğrencilerin yüreğini rahmetle donatmalı.
LÜB اللب Dinî ve tasavvufî hal ve makamların bir mertebesini ifade eden tasavvuf terimi. İlişkili Maddeler AKIL İnsanı diğer canlılardan ayıran ve onu sorumlu kılan temyiz gücü, düşünme ve anlama melekesi. İNSÂN-ı KÂMİL Allah’ın her mertebedeki tecellilerine mazhar olan insan anlamında tasavvuf terimi.
Müellif: SÜLEYMAN ULUDAĞ Sözlükte “öz” anlamına gelen lübb kelimesi, tasavvuf kaynaklarında “kuruntu ve hayal kabuğundan arınmış ve kutsal nurla aydınlanmış akıl”, “özün özü” anlamındaki lübbü’l-lüb ise “akla güç veren ilâhî ve kutsî nur” şeklinde tanımlanmış (et-Taʿrîfât, “lüb” md.; Kâşânî, s. 72), Kur’an’da birçok yerde geçen “selim akıl sahipleri” mânasına gelen ülü’l-elbâb ifadesi (meselâ bk. Sâd 38/29, 43) bu terimin kaynağı olarak görülmüştür. Kutsî nurla güçlenerek vehim ve hayal kabuğundan arınan selim aklın aşkın bilgileri algılayabileceği kaydedilmiştir (Kâşânî, s. 72; Gümüşhânevî, s. 24). “Kabuk” anlamındaki kışr ise mutasavvıflara göre bâtın ilmini bozulmaktan koruyan zâhir ilmidir. Hakikate göre tarikat, tarikata göre şeriat kışrdır. Mânevî halini ve yolunu şeriatla korumayan sâlikin hali bozulur; yolu hevâ, heves ve vesvese yoluna dönüşür. Tarikatı hakikate ulaşmanın aracı olarak görmeyen kişi zındık ve mülhid olur (Kâşânî, s. 144; Gümüşhânevî, s. 24). Buna göre şeriat, tarikat ve hakikat sıkı şekilde birbirine bağlıdır; önceki sonrakinin kabuğu, sonraki de öncekinin özüdür. Özü olmayan kabuk bir işe yaramaz, kabuğun muhafaza etmediği öz de bozulmaya mahkûmdur.
Gazzâlî tevhidin dört mertebesinden söz ederken bu mertebeleri kışr ve lüb terimlerinin yardımıyla açıklar. Ona göre münafıkların tevhidi özü olmayan bir kabuktan yani şekilden ibarettir. Sürekli gaflet içinde bulunan avamın tevhidi de kabuktur; ancak bu, münafıklar için söz konusu edilen kabuktan farklıdır. Mukarrebînin tevhidi lüb, sıddîkların tevhidi lübbü’l-lübdür. Gazzâlî bu hususu ceviz misaliyle izah eder. Cevizin üzerindeki sert kabuk kışr, bu sert kabuğu örten yeşil ve acı kabuk kışrü’l-kışrdır. Sert kabuğun içindeki ceviz lüb, bu özün içindeki ceviz yağı lübbü’l-lübdür ve nihaî amaç da budur (İḥyâʾ, IV, 240).
Tasavvufta insân-ı kâmil bütün varlıkların özünün özü olarak kabul edilir ve bu husus “zübde-i âlem, hulâsa-i mevcûdât, merdüm-i dîde-i ekvân” gibi tabirlerle ifade edilir. Aynı şekilde ruh öze, onu taşıyan ve koruyan beden de kabuğa benzetilmiştir. Öte yandan anlam ve kavram öz, bunları dile getiren söz ve terim kabuktur. Maksat lafız değil mâna olmakla beraber içinde mânayı barındırması ve bunu başkalarına aktarmanın aracı olması bakımından lafız ve söz de önemlidir. Yûnus Emre, “Şeriat tarikat yoldur varana / Hakikat mârifet ondan içerü” beytiyle bu hususu dile getirmiştir. Özden, hakikatten, mârifetten yoksun oldukları halde kendilerini ehl-i lüb kabul eden sahte sûfîler başkalarını ehl-i kışr olarak görüp küçümsemişlerdir.
BİBLİYOGRAFYA et-Taʿrîfât, “lüb” md.; Tehânevî, Keşşâf, II, 1183, 1288; Kâşânî, Iṣṭılâḥâtü’ṣ-ṣûfiyye, s. 72, 144; Cevâd Nûrbahş, Ferheng-i Nûrbaḫş, Tahran 1369 hş., II, 44, 46; Ca‘fer Seccâdî, Ferheng, Tahran 1991, s. 640, 683; Gazzâlî, İḥyâʾ, Kahire 1939, I, 40; IV, 240; Gümüşhânevî, Câmiʿu’l-uṣûl, Kahire, ts., s. 22, 24; İsmâil Hakkı Bursevî, Lübbü’l-lüb, İstanbul 1289.
İNSÂN-ı KÂMİL الإنسان الكامل Allah’ın her mertebedeki tecellilerine mazhar olan insan anlamında tasavvuf terimi. İlişkili Maddeler İNSAN HALİFE Şeyhi adına irşad faaliyetinde bulunan ve ölümünden sonra yerine geçen kimse, insân-ı kâmil anlamında tasavvuf terimi.
Müellif: MEHMET S. AYDIN Tasavvuf tarihinin en önemli konularından olan insân-ı kâmil anlayışı, varlık ve bilgi problemleriyle ilgisi yanında dinî ve ahlâkî boyutları da bulunan derin fikrî çaba ve ruhî tecrübenin ürünü olarak ortaya çıkmıştır. İnsân-ı kâmil kavramı tasavvuf literatürüne Muhyiddin İbnü’l-Arabî tarafından yerleştirilmiştir. Ancak felsefe tarihinde kökleri çok gerilere giden “küçük âlem” (mikrokozm) ve “büyük âlem” (makrokozm) düşüncesiyle bağlantılı olarak eski kültürlerde insanla âlem arasında bir münasebet görülmüş, birinde bulunan özelliklerin en azından bir kısmının diğerinde de bulunduğuna inanılmıştır. Sokrat öncesinden Rönesans’a kadar uzanan düşünce çizgisinde insanın küçük âlem olduğu inancı az çok farklı üslûplarla ifade edilmiştir. Daha da geriye giderek kozmolojik özelliklere sahip insan fikri ve inancının eski Mezopotamya ve Mısır kültürlerinde de var olduğu görülmektedir (Encyclopedia of Ethics, s. 804-806). Mani mezhebinde ve Maniheizm’de insân-ı kadîm, Mazdeizm’de gayomart, yahudi Kabala’sında adam kadmônun bazı özellikleri uzaktan da olsa tasavvuftaki insân-ı kâmil anlayışını çağrıştırmaktadır. Benzer düşüncelere Uzakdoğu kültüründe de rastlanır. Hint düşüncesindeki purusa, Çin düşüncesindeki chenjen kavramları, mikrokozm-makrokozm inanışının ne kadar eski ve evrensel olduğunu göstermektedir (Nasr, An Introduction to Islamic Cosmological Doctrines, s. 66). Bütün bunlara rağmen İslâm fikir geleneğinde anlaşıldığı şekliyle insân-ı kâmilin tasavvufun geliştirdiği bir düşünce olduğunda şüphe yoktur.
İbnü’l-Arabî çizgisinde gelişen tasavvufî gelenekteki muhtevasıyla insân-ı kâmil düşüncesini doğrudan Kur’an’dan çıkarmak mümkün olmasa da bazı âyetlerin insân-ı kâmil düşüncesi istikametinde yorumlanabileceği ve yorumlanageldiği görülmektedir. Meselâ Kur’an’da Âdem’in “halifelik” mevkiine sahip olduğu (el-Bakara 2/30), benî Âdem’in mükerrem kılındığı (el-İsrâ 17/70), insanın “ahsen-i takvîm” üzere yaratıldığı (et-Tîn 95/4), göklerde ve yerde olan her şeyin onun emrine verildiği (el-Câsiye 45/13), kendisine esmânın öğretildiği (el-Bakara 2/31) ve onun emaneti yüklendiği (el-Ahzâb 33/72) ifade edilmektedir. Ayrıca ilk insana ilâhî ruhtan nefhedildiğini, bu mevkiin kıymetini bilenleri Allah’ın kendisine dost kıldığını, Allah’ın bazılarına kendi tarafından ilim verdiğini (el-Kehf 18/65), Hz. Muhammed’in güzel örnek (el-Ahzâb 33/21) ve âlemlere rahmet (el-Enbiyâ 21/107) olduğunu bildiren âyetler de tasavvufun insân-ı kâmil konusundaki dayanağının Kur’an olduğuna delil olarak gösterilmektedir.
İnsân-ı kâmil düşüncesinin gelişmesinde hadis literatürü de önemli rol oynamıştır. Meselâ bazıları sahih olmasa da Allah’ın Âdem’i kendi sûretinde yarattığını (Buhârî, “İstiʾẕân”, 1; Müslim, “Birr”, 155), aslında ilk olarak Hz. Muhammed’in yaratıldığını (Aclûnî, II, 187), Âdem bedenle ruh arasında iken onun peygamber olduğunu (a.g.e., II, 187), Hz. Muhammed olmasaydı evrenin yaratılmamış olacağını (a.g.e., II, 232) ifade eden rivayetlerin insân-ı kâmil telakkisinin benimsenip yaygınlaşmasında etkili olduğu kesindir.
Mikrokozm-makrokozm fikrine yabancı olmayan İslâm felsefesinin de insân-ı kâmil düşüncesine tesir ettiğine kesin gözüyle bakılabilir. Meselâ Fârâbî âlemin tek bir şahıs gibi düşünülebileceğini söyler (Kitâbü’l-Mille, s. 65). Fârâbî - İbn Sînâ geleneğine çok şey borçlu olan İbn Meymûn da insanın bir âlem-i sagīr, âlemin de bir bütün olarak tek bir şahıs gibi tasavvur edilebileceğine işaret eder (Delâletü’l-ḥâʾirîn, s. 197-198). İhvân-ı Safâ’nın faziletli ve ruhanî sitedeki insân-ı fâzılı ile İbnü’l-Arabî’nin insân-ı kâmili arasında benzerlik vardır.
Bâyezîd-i Bistâmî’nin “el-kâmilü’t-tâm” dediği insan (Kuşeyrî, II, 523), insân-ı kâmil fikrinin gelişim çizgisinde önemli bir basamak oluşturmaktadır. Hallâc-ı Mansûr, Hz. Peygamber’den bahsederken bütün nübüvvet nurlarının onun nurundan çıktığını, onun vücudunun yokluktan, adının ise “kalem”den önce var olduğunu söyler (Kitâbü’t-Tavâsîn, s. 65-75). Böylece insân-ı kâmil düşüncesinin, başta eski İran dinî telakkileri ve Yeni Eflâtunculuk olmak üzere çeşitli dış kültürlerle İslâm işrak felsefesi, tasavvuf kültürü ve ilgili âyetlerle hadislerin uzlaştırılmasıyla ortaya çıktığı görülmektedir.
İnsân-ı kâmil konusu, ontolojik açıdan İbnü’l-Arabî’nin temellendirdiği varlık mertebeleri bağlamında ele alındığında anlaşılabilir. İbnü’l-Arabî’ye göre mutlak vücûd, ilk mertebede (taayyün-i evvel) ahadiyyetini vâhidiyyete dönüştürerek taayyünata başlamıştır. Asıl yaratma fiili, İbnü’l-Arabî’nin “hakîkat-i Muhammediyye” adını da verdiği mertebeden sonra gerçekleşmekte, bütün mahlûkat ondan yaratılmaktadır. Lâ taayyün (ahadiyyet) hakîkat-i Muhammediyye’nin bâtını, o da lâ taayyünün zâhiridir. Bu mertebeye verilen isimlerden biri de insân-ı kâmildir. Allah insân-ı kâmili yarattığı zaman ona akl-ı evvel mertebesini vermiş ve kendisine bilmediği şeyleri öğretmiştir. Onun mertebesini meleklere tarif etmiş ve onlara insanın âlemde kendisinin halifesi olduğunu bildirmiş, göklerde ve yerde bulunanların hepsini onun emrine âmâde kılmış, böylece Allah’ın âlemdeki hükmü insân-ı kâmil ile zâhir olmuştur. İbnü’l-Arabî’ye göre âlemin varlığının sebebi ve koruyucusu bu insân-ı kâmildir. Allah’ı ancak insân-ı kâmil bilebilir. Çünkü o Allah isminin mazharıdır. Öte yandan varlık mertebelerinin sonuncusu da mertebe-i insân-ı kâmildir. Bu mertebe lâ taayyün dışındaki bütün mertebelerin hakikatlerini kapsar. Bu sebeple ona “kevn-i câmi‘” ve “âlem-i ekber” denilmiştir (DİA, XX, 502-503). Bu mertebede insân-ı kâmil, bir kavramın yahut mecazi ve izâfî anlamda var olan bir şeyin değil hakiki mânada var olan bir insanın adı ve sıfatıdır. Bu anlamda insân-ı kâmil Hz. Muhammed’dir. Bu makama erişen evliyaullah ise onun vârisidir. Âlemde her şeyin hareket halinde olduğuna inanan Molla Sadrâ’ya göre varlık âleminde görülen tekâmül insân-ı kâmilin varlığında karar kılar. Molla Sadrâ da âlemin korunmasını insân-ı kâmilin varlığına bağlar. Birçok tasavvuf kitabında buna benzer ifadeler yer almaktadır.
İnsân-ı kâmil maddî ve mânevî, kesif ve latif, zulmânî ve nûrânî, cismanî ve ruhanî, süflî ve kutsî âlemde var olan her şeyi, yani Hakk’ın her mertebedeki tecellilerini ve kemallerini kendisinde taşıdığından söz konusu kemal hallerinin çeşitli vesilelerle ve değişik şekillerde zuhur etmesi itibariyle sayısız isimler alır. Meselâ Hz. Peygamber’in mânevî hüviyeti olması itibariyle ona “nûr-ı Muhammedî” ve “hakîkat-i Muhammediyye” denildiği gibi onun ilmî, ahlâkî ve ruhî faziletlerine sahip olması itibariyle “vâris-i Muhammedî”, âlemin küçük bir örneği olması sebebiyle “âlem-i sagīr”, Allah’ın vekili olması dolayısıyla “nâib-i Hak, zıllullah”, Hakk’ın mazharı ve tecelligâhı olması sebebiyle “mir’ât-ı Hak” gibi isimler verilmiştir. Molla Sadrâ’nın da söylediği gibi insân-ı kâmil sayesinde imkân âlemi ilâhî âleme girer, ancak bu yükseliş kulun tabiatındaki imkâniyeti tamamen ortadan kaldırmaz.
İnsân-ı kâmil Hak ile halk arasında bir köprü vazifesi görür. Gerçek insân-ı kâmil olan Hz. Peygamber ile onun vârisi olan insân-ı kâmilin bir özelliği de Allah’ın ahlâkıyla ahlâklanmış olması bakımından ahlâkî kemale sahip bulunmasıdır. İnsân-ı kâmil şeriat, tarikat, hakikat ve mârifet itibariyle tam ve ergin olan kişidir. Kâmil insanın sözleri doğru, işleri iyi, ahlâkı güzeldir, mârifet sahibidir, yani eşyayı ve ondaki hikmetleri gereği gibi bilir. Esasen sülûkün amacı da söz konusu dört hususu kemale erdirmekten ibarettir. İnsân-ı kâmilin bir başka fonksiyonu da ilâhî varlık için en büyük şahit ve delil olmasıdır. Bu delil öteki bütün delillerden daha güçlüdür; çünkü ilâhî isim ve sıfatlar hiçbir varlıkta insân-ı kâmilde olduğu kadar parlak bir şekilde görünmez. O Allah isminin mazharı, yaratılışın gayesi ve Allah’ın halifesidir. İbnü’l-Arabî’nin takipçilerinden Abdülkerîm el-Cîlî birçok eserinde bu mertebeyi şerhetmiş, el-İnsânü’l-kâmil ve en-Nâmûsü’l-aʿẓam adlı eserlerini bu konuya ayırmıştır. Tasavvufî anlamdaki insân-ı kâmil ile günlük dilde kullanılan “kâmil insan, olgun adam” ifadeleri arasında bir ilişki bulunmamaktadır.
BİBLİYOGRAFYA et-Taʿrîfât, “insânü’l-kâmil” md.; Tehânevî, Keşşâf, I, 77; el-Muʿcemü’ṣ-ṣûfî, s. 158, 162-168; Buhârî, “İstiʾẕân”, 1; Müslim, “Birr”, 155; Hallâc-ı Mansûr, Kitâbü’t-Tavâsîn (trc. Yaşar Nuri Öztürk), İstanbul 1976, s. 65-75; Fârâbî, Kitâbü’l-Mille, Beyrut 1965, s. 65-66; Kuşeyrî, er-Risâle (nşr. Abdülhalîm Mahmûd), Kahire 1395/1966, II, 523; İbn Meymûn, Delâletü’l-ḥâʾirîn (nşr. Hüseyin Atay), Ankara 1974, s. 197-198; İbnü’l-Arabî, Fuṣûṣ (Afîfî), s. 54-55; a.mlf., el-Fütûḥât, II, 116, 220, 221; III, 14, 266, 328; Azîz Nesefî, el-İnsânü’l-kâmil (nşr. Marijan Molé), Tahran 1403/1983; a.e. (trc. Mehmet Kanar), İstanbul 1990; Dâvûd-i Kayserî, Şerḥ-i Muḳaddime-i Ḳayṣerî (nşr. Celâleddin Âştiyânî), Tahran 1370 hş., s. 643, 676; Abdülkerîm el-Cîlî, el-İnsânü’l-kâmil, Kahire 1304, I-II; Molla Sadrâ, Esfâr-ı Erbaʿa, Kum, ts., I, 35; Aclûnî, Keşfü’l-ḫafâʾ, II, 187-232; İbrâhim Hakkı Erzurûmî, Mârifetnâme, İstanbul 1330, s. 216, 224, 303; Kâmil Mustafa eş-Şeybî, eṣ-Ṣıla beyne’t-taṣavvuf ve’t-teşeyyuʿ, Beyrut 1982, s. 484, 492; R. Nicholson, “The Perfect Man”, Studies in Islamic Sufism, Cambridge 1921, s. 77-142; a.mlf., “İnsan-i Kâmil”, İA, V/2, s. 1008-1009; W. Chittick, “Mysticism”, The Legacy of Islam, London 1949, s. 224-225; a.mlf., Varolmanın Boyutları (trc. Turan Koç), İstanbul 1997, s. 165-184; Abdurrahman Bedevî, el-İnsânü’l-kâmil fi’l-İslâm, Kahire 1950; L. Massignon, “L’homme parfait en Islam et son originalité eschatologique”, Opera Minora, Beirut 1963, I, 107-125; Fazlur Rahman, The Philosophy of Mullā Ṣadrā, Albany 1975, s. 11-12, 188, 206, 266; a.mlf., İslâm (trc. Mehmet Dağ - Mehmet Aydın), Ankara 1992, s. 175 vd.; Seyyed Hossein Nasr, An Introduction to Islamic Cosmological Doctrines, London 1978, s. 66-74; a.mlf., Knowledge and Profan, Edinburgh 1980, s. 166-170; Mahmûd el-Gurâb, el-İnsânü’l-kâmil, Dımaşk 1981; Muhammed Gāzî Urâbî, el-İnsânü’l-kâmil, Dımaşk 1987; Ahmet Avni Konuk, Fusûsü’l-hikem Tercüme ve Şerhi (haz. Mustafa Tahralı - Selçuk Eraydın), İstanbul 1987-90, I, 131-138; II, 127-131; III, 6-8, 160-164, 167, 169; M. Takeshita, Ibn ‘Arabī’s Theory of the Perfect Man and its Place in the History of Islamic Thought, Tokyo 1987; a.mlf., “The Theory of the Perfect Man in Ibn ‘Arabī’s Fusus al-Hikem”, Orient, XVIII, Tokyo 1982, s. 111-128; Hüseyn-i Rezmcû, İnsân-ı Ârmânî ve Kâmil der Edebiyyât-ı Ḥamâsî ve ʿİrfân-ı Fârisî, Tahran 1368 hş.; T. İzutsu, İbn Arabî’nin Fusûs’undaki Anahtar-Kavramlar (trc. Ahmed Yüksel Özemre), İstanbul 1998, s. 347-368, 385-396; J. T. Little, “Al-insān al-kāmil: The Perfect Man According to Ibn al-‘Arabī”, MW, LXXVII (1987), s. 43-54; E. Hall, “Ibn Arabi and the Perfectibility of Man”, Journal of the Muhyiddin Ibn ‘Arabi Society, sy. 16, London 1994, s. 69-83; J. Lumbard, “Al-Insan al-Kamil Doctrine and Practice (Concept of Perfect Man)”, IQ, XXXIV/4 (1994), s. 261-282; R. Arnaldez, “al-Insān al-Kāmil”, EI2 (İng.), III, 1239-1241; Mehmet Aydın, “Middle East: Ethical Traditions in the Ancient”, Encyclopedia of Ethics, London 1992, s. 804-806; Gerhard Böwering, “Ensāne Kāmel”, EIr., VIII, 457-460; M. Erol Kılıç, “İbnü’l-Arabî, Muhyiddin”, DİA, XX, 502-503.
"Menetmek, engellemek" manasını taşıyan kökten gelen (hikmet) sözlükte " sahibini yanılmaktan ve yanlış yollara sapmaktan koruyan şey" demektir.insanı yanlış yollardan koruyarak doğru yola eriştiren en mühim kaynak dindir.Özellikle dini bilginin temelini teşkil eden Kur'an ve Sünnettir.Bu sebeple müfessirlerimiz âyette geçen hikmete şu manaları vermiştir: Hakk'ın Daveti Kur'an-ı Kerim Meâli ve Tefsiri.cilt.1.sy.343,344.
İbn Abbâs (r.a.) der ki: "Hikmet, Kur'an bilgisidir, onu iyice anlamaktır.O' nun nâsihini mensuhunu, muhkemini müteşabihini ,önce inenini, sonra inenini, helâl ve haramını ve mesellerini bilmektir." Hakk'ın Daveti Kur'an-ı Kerim Ve Meâli Ve Tefsiri.cilt.1.344.
Mâlik ise şöyle demektedir: Hikmet dini bilmek,onun hükümlerini en güzel şekilde anlamak ve ona tâbi olmaktır. Hakkın Daveti Kur'an- ı Kerim Meâli ve Tefsiri cilt.1.sy.344.
Süddi'ye göre ise hikmetten maksat, peygamberliktir.(bk.Taberi, Câmi'u'l-beyan, 3,124,125) Hakk'ın Daveti Kur'an-ı Kerim Meâli ve Tefsiri.cilt.1.sy.344.
269. O, (Allah) hikmeti dilediğine verir. Kime de hikmet nasip etmişse, muhakkak ona çok hayır verilmiştir. (Bu âyet ve öğütleri) olgun akıl sahiplerinden başkası düşünemez.[120]
[120] Âyet-i kerîmedeki “hikmet” kelimesini İbni Abbas (ra.); “Helal ve haram ilmi ve Kur’an tefsiri” ile izah etmiştir ki bu da şer‘î ilimleri bilmek demektir. Aynı zamanda hikmet derin ve yararlı bilgiler olup işe yaramayan birtakım felsefî nazariyeler değildir. Kendisine hikmet verilen kimse; Kitab’ı, sünneti ve ilgili ilimlerin inceliklerini bilip düşünür, bütün iş ve sorumluluklarını noksansız onlara göre yerine getirir. Nefse uygun düşüncelerden, iş ve hareketlerden bütün günah ve kötülüklerden uzak kalır. İşte bunlar kendisine hayır verilmiş hikmet sahibi kimselerdir. [bk. 3/164, 16/44]
Min cemi'il belâi vel belvâi.Yani -Ey Allah c.c.ım, Sen hissi, manevi, maddi bütün belâların belâsından bizlere âfiyet ihsan eyle. Kara Davud Delail-i Hayrat Şerhi.. M.Bin Süleyman cezuli.sy.1055.
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 399 1 Bir adam malının zekatını öderse, malın şerri ondan gider. Hz. Câbir (r.a.) 399 2 Bir kimse bir mü'mini sevindirirse Beni sevindirmiş olur. Kim Beni sevindirirse, Allah indinde bir ahid almış demektir. Kim de Allah'dan bir ahid alırsa, ateş ona asla dokunmayacaktır. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 399 3 Kim bir atı, iki at arasına, geçeceğinden emin olmadan sokarsa bu kumar değildir. Kim de iki at arasına bir atı bunun öne geçeceğinden emin olarak sokarsa işte o kumardır. (İmam-ı Azama göre diğeri de kumar) Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 399 4 Bir kimse bir ev halkına sevinç sokarsa, Allah bu sürurdan bir melek yaratır ve bu melek kıyamete kadar o kimse için istiğfar eder. Hz. Câbir (r.a.) 399 5 Kim mescidde iken ezan okunur da, sonra hacet olmaksızın çıkarsa ve geri dönmeyi istemezse o münafıktır. Hz. Osman (r.a.) 399 6 Bir kimse anasını, babasını veya onlardan birini idrak eder (yaşar), ondan sonra da (onların zırasını alamadığı için) Cehenneme girerse, Allah onu rahmetinden uzak eder ve kovar. (İnsan anne ve babasının sağlığında onların rızasını kazanıp Cenneti hak etmeye bakmalıdır.) Hz. Ubey İbni Malik (r.a.) 399 7 Bir kimse Cuma'dan bir rek'ate yetişirse, bir rekat daha ilave eder. Teşehhüde yetişirse dört rikat kılar. (İmamı Azama göre yine iki rekat kılar.) Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 399 8 Bir kimse sabah namazından bir rek'ate güneş doğmadan yetişirse, sabah namazına yetişmiştir. Kim de ikindiden bir rekate güneş batmadan evvel yetişirse, ikindiye yetişmiş demektir. (Birinci husus Şafii kavli olup İmam-ı azama göre yetişmiş sayılmıyor.) Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 399 9 Bir adam malını, iflas edenin yanında aynen bulursa, onu almaya diğerlerinden daha layıktır. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 399 10 Kim imama selam vermeden evvel otururken yetişirse, namaza ve faziletine yetişmiş demektir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 399 11 Bir adam kırk sabah ilk tekbire yetişirse kendisine iki beraat yazılır: Cehennemden azadlık beratı, münafıklıktan eminlik beratı. Hz. Enes (r.a.) 399 12 Bir kimse babası olmadığını bildiği halde birine "babamdır" derse, ona cennet haram olur. Hz. Saad (r.a.) 399 13 Bir kimse camiye (cemaate) gitmiye devam ederse; Ya Allah yolunda istifade edeceği bir ahiret kardeşine rastlar, ya güzel bir ilme, ya da hidayetine delalet edecek veya onu düşmekten muhafaza edecek bir kelimeye, yahud da Allah'ın beklenen rahmetine mazhar olur. Veyahut Allah'dan haşyet veya haya ederek günahları terk nimetine erer. Hz. Hasan (r.a.) 399 14 Bir kimse koku sürünürken besmele ile yağlanmazsa, altmış şeytanı da beraber yağlamış olur. Hz. Zeyd İbni Nafi (r.a.)
İnsan-ı mü'mine nur-u iman ile gösterir ki:Mevt idam değil, tebdil-i mekândır.Kabir zulümâtlı bir kuyu ağzı değil, nurâniyetli âlemlerin kapısıdır.Dünya ise bütün şâşaasıyla beraber, ahirete nisbeten bir zindan hükmündedir. Tiryak. Risâle-i Nur Külliyatından Bediüzzaman Said Nursi.
Elbette zindan-ı dünyadan bostan-ı cinâna çıkmak ve müz'ic dağdağa-ı hayat-ı cismâniyeden âlem-i rahata ve meydan-ı tayerân-ı ervâha geçmek ve mahlukatın sıkıntılı gürültüsünden sıyrılıp huzur-u Rahman'a gitmek, bin can ile arzu edilir bir seyahattir, belki bir saadettir. Risale-i Nur Külliyatından Tiryak. Bediüzzaman Said Nursi.
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 400 1 Bir kimse nefsini hor görürse dinini kıymetlendirmiş, nefsini aziz görürse dinini hor etmiş olur. Din ise aziz olması lazım gelen bir şeydir. Bir kimse nefsini beslerse dinini zayıflatmış olur. Kim de dinini beslerse, dini de nefsi de beslenmiş olur. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 400 2 Bir kimse Allah'a ibadet yolunda nefsini zelil ederse, o kimse masiyetle şeref arayandan daha aziz olur. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 400 3 Bir adam bir günah yapsa, ve bilse ki; "Bir Rabbi var ki dilerse mağfiret eder, dilerse azab eder" onu mağfiret etmesi Allah üzerine hak olur. Hz. Enes (r.a.) 400 4 Kim gülerek günah yaparsa ağlıyarak Cehenneme girer. Hz İbni Abbas (r.a.) 400 5 Bir kimse bir günah işlese ve bu günahın "haddi" dünyada kendisine tatbik edilse, bu onun kefareti olur. (Allah z.c.hz. artık ahirette o günahtan dolayı ona azab etmez) Hz. İbni Huzeyme İbni Sabit (r.a.) 400 6 Bir kimse dünyada bir günah işlese ve cezasını da görse, Allah (z.c.hz.) adildir. O kuluna ikinci defa tekrar azab etmez. Kim de dünyada bir günah işlerse de, onu Allah örter ve affederse, Allah Kerimdir, affettiği şeye dönmez. (Tekrar hesap sormaz.) Hz. Ali (r.a.) 400 7 Bir kimse bir sene, halis niyetle para almaksızın ezan okumuşsa, kıyamette çağrılır. Cennetin kapısında durdurulur ve kendisine: "Dilediğine şefaat et" denir. Hz. Enes (r.a.) 400 8 Bir kimse sevab umarak yedi sene ezan okursa, kendisine "cehennem'den azatlık" yazılır. Hz. İbni Ömer (r.anhüma) 400 9 Bir kimse on iki sene ezan okursa ona Cennet vacib olur. Ezan okuması sebebiyle, her gün kendisine elli hasene ve kameti sebebiyle de otuz hasene yazılır. Hz. İbni Ömer (r.anhüma) 400 10 Bir kimse beş vakit namaz için, imanla sevab umarak Allah rızası için ezan okursa geçmiş günahları mağfiret olur.(Beş vakit imamlı da böyledir.) Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 400 11 Bir kimse halka, kendisinde bulunan Allah korkusundan fazla bir korku (varmış gibi) gösterirse, o kimse münafıktır. Hz. Ebû Zerr (r.a.) 400 12 Sizlerden biri, hacamat olmak isterse ayın on yedi, on dokuz ve yirmibirinde olsun. Kanının kendisini öldürmesine meydan vermesin. Hz. Enes (r.a.) 400 13 Hac murad eden kimse acele etsin. Zira bir hastalığa yakalanabilir. Bir sapık onu saptırabilir ve bir hacet onu yolundan alıkoyabilir. Hz. Fazl İbni Abbas (r.a.) 400 14 Bir adam Aziz ve Celil olan Allah'ın indinde, kendine ne var olduğunu anlamak isterse Aziz ve Celil olan Allah için kendisinde ne var ona baksın. Hz. Enes (r.a.)
Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa zâhiren bir cennet içinde olsa da mânen cehennemdedir.Ve her kim hayat-ı bâkiyeye ciddi müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır.Dünyası ne kadar fena ve sıkıntılı olsa da dünyasını, cennetin intizar salonu hükmünde gördüğü için hoş görür,tahammül eder,sabır içinde şükreder. Risale-i Nur Külliyatından Küçük Sözler. Bediüzzaman Said Nursi.
Sizdeki gençlik kat'iyyen gidecek Eğer siz daire-i meşruada kalmazsanız, o gençlik zayi' olup başınıza hem dünyada, hem kabirde, hem ahirette kendi lezzetinden çok ziyade belalar ve elemler getirecek. Eğer terbiye-i islâmiye ile o gençlik nimetine karşı bir şükür olarak iffet ve namusluluk ve taatte sarfetseniz, o gençlik manen bâki kalacak ve ebedi bir gençlik kazanmasına sebeb olacak. Risale-i Nur Külliyatından Gençlik Rehberi. Bediüzzaman Said Nursi.
O'nu tanıyan ve itaat eden zindanda dahi olsa bahtiyardır. O'nu unutan saraylarda da olsa zindandadır, bedbahttır. En hayırlı genç odur ki; ihtiyar gibi ölümü düşünüp âhiretine çalışarak, gençlik hevesatına esir olmayıp gaflete boğulmayandır. Risale-i Nur Külliyatından Gençlik Rehberi. Bediüzzaman Said Nursi.
Diğer üç harften hemzenin şiddet sıfatı elif, vâv, yâ harflerinden birine ibdâl ile hafifletilir. Tâ ve kâf harflerinin şiddet sıfatı sebebiyle kapanan mahreçleri ise bu iki harfte ayrıca bulunan hems sıfatı ile açılır. 4. Hurûf-ı rihve. Şiddet sıfatının zıddı olan rihve (rehâve) sıfatını taşıyan harfler telaffuz edilirken mahreçten ses veya nefes akar. Rihve (gevşeklik, yumuşaklık), mahreçten akan ses veya nefesin duyulması halidir. Rihve sıfatlılar, med harfleriyle ث، ح، خ، ذ، ز، س، ش، ص، ض، ظ، غ، ف، ه (ا، و، ى) gibi. 3. İlk harf ”أ، و، ي“ harflerinden oluşan on üç harftir. 5. Hurûf-ı mutbaka. Itbâk (yapışma, uyuşma), dilin harfe göre farklı kısımlarının damağa yapışması hali olup ıtbak sıfatlılar ص، ض، ط، ظ harfleridir. 6. Hurûf-ı münfetiha. İnfitâh (açılma) ıtbâkın zıddıdır. Kendilerinde infitâh sıfatı bulunan harfler, dilin damaktan ayrılıp açılması suretiyle telaffuz edilir. Itbâk sıfatlılar dışındaki yirmi dört harf bu gruba girer. 7. Hurûf-ı müsta‘liye. Yirmi dokuz harfin en kalınları olan خ، ص، ض، ط، ظ، غ، ق harfleridir. Telaffuz edilirken dilin üst damağa yükselmesi sebebiyle bu yedi harfe “hurûf-ı müsta‘liye” (hurûf-ı isti‘lâ) denmiştir. Kalın okunmaları sebebiyle bunlara “hurûf-ı mufahhame” de denir. Kur’ân-ı Kerîm kıraatinde bu harflerin fethalı halleri a sesiyle (elifle) med edilirse “fetha-i şedîde” ile (â sesiyle) okunur. 8. Hurûf-ı müstefile. İsti‘lânın zıddı olan istifâl (alçalma), dilin damağa yükselmeyip aşağıda kalması halidir. Hurûf-ı müstefile, hurûf-ı müsta‘liyenin dışında kalanlar olup evvelindeki harfin fethalı veya zammeli olması sebebiyle tağliz ile okunan “Allah” lafzının “lâm”ı ve fethalı veya zammeli râ dışında kalanları ince (terkīk ile, “a-e” arası bir sesle) okunur. 9. Hurûf-ı med ve lîn. Med harfleri, kendinden önceki harfin harekesi kendi cinsinden olan elif ile sâkin vâv ve sâkin yâ’dır. “Hurûf-ı hevâiyye” de denilen ve kendilerinden önceki harfin sesinin uzatılmasını sağlayan bu harflerin her üçünün de mahreci ağız boşluğudur. Fethalı bir harften sonra gelen sâkin vâv ile sâkin yâ’ya “lîn harfleri” denir. Belirtilen konumuyla bu iki harfte lîn (yumuşak olma) sıfatı bulunur. 10. Hurûf-ı safîre. Safîr, ز، س، ص harflerinde rihve sıfatının yaygın olması sebebiyle bu harfler mahreçten çıkarken ıslığa benzer bir sesin duyulması halidir. 11. Hurûf-ı kalkale. “Mahrecin kuvvetli bir ses işitilecek şekildeki hareketi” şeklinde tarif edilen kalkale ب، ج، د، ط، ق harflerine ait bir sıfattır. Her biri şiddet sıfatı da taşıyan bu harfler, kelime içinde veya vakıf sebebiyle sâkin olduklarında mahreçlerinin önce şiddetle kapanıp hemen ardından kuvvetli bir titreşimle açılması suretiyle telaffuz edilir. 12. Hurûf-ı münharife. İnhiraf, ل، ر harflerinin telaffuzu esnasında dilin damağa doğru meyletmesi, yükselmesi halidir. Meyil “lâm”da hemen dil ucunda, “râ”da ise dilin daha geniş kısmında olur. 13. Harf-i mütefeşşî. Tefeşşî (yayılma), telaffuzu esnasında ش harfinin mahrecinin akışındaki özel sestir. 14. Harf-i müstetîl. ض harfinin sıfatı olan istitâle (uzatma), harfin yumuşak bir tarzda çıktığı mahrecinde biraz tutulup uzatılması halidir. 15. Harf-i mütekerrir. Telaffuz edilirken mahrecinde tekrarlanır gibi bir ses oluşması sebebiyle ر harfi tekrîr sıfatı ile anılır. 16. Gunneli harfler. Gunne, ihfâ ve idgamların uygulanması sırasında م، ن harflerine mahsus genizden gelen sestir (harflerin sıfatları hakkında geniş bilgi için bk. Sîbeveyhi, IV, 432-436; İbn Cinnî, I, 46-48; Mekkî b. Ebû Tâlib, s. 115; Ebû Amr ed-Dânî, et-Taḥdîd, s. 107; İbnü’l-Cezerî, et-Temhîd, s. 115; Gānim Kaddûrî el-Hamed, s. 227 vd.).
Ebü’l-Esved ed-Düelî (ö. 69/688), Nasr b. Âsım ve Yahyâ b. Ya‘mer’le başlayan Kur’an lafızlarının doğru okunmasını temine yönelik çalışmalar her asırda gelişerek devam etmiştir. Filolojik çalışmalar içinde de yer alan harflerin yapı özellikleriyle ilgili incelemeler, IV. (X.) yüzyılın başlarından itibaren çeşitli kıraat rivayetlerinde, özellikle tecvid ilminin temel konusu olması bakımından bu disiplin içinde ön plana alınarak devam ettirilmiştir. Bu alanda eserleri kaynak kabul edilen müelliflerin başında İbn Mücâhid (ö. 324/936), Mûsâ b. Ubeydullah, İbn Galbûn, Mekkî b. Ebû Tâlib, Ebû Amr ed-Dânî, Şâtıbî, Sehâvî, Ebû Şâme, Ca‘berî, İbnü’l-Cezerî ve Kastallânî (ö. 923/1517) gibi âlimleri zikretmek gerekir.
Daha özel bir alan olan tecvid “harfleri güzel telaffuz etme” ilmi olduğundan harflerin hem seslendirilmesi hem de özellikleriyle meşgul olmuş, bu konuda IV. (X.) yüzyılın başlarından itibaren birçok eser verilmiştir. Gānim Kaddûrî Hamed, XIII. (XIX.) yüzyılın sonuna kadar elli beş müellife ait 109 eserden bahseder (ed-Dirâsâtü’ṣ-ṣavtiyye, s. 23-46).
Osmanlı müellifleri de pek çok eserle bu alandaki çalışmalara katılmışlardır. İmam Muhammed Birgivî’nin ed-Dürrü’l-yetîm fî ʿilmi’t-tecvîd’i, bunun tercümesi olan Eskicizâde Ali b. Hüseyin’in Terceme-i Dürrü yetîm’i, Hamza Hüdâî’nin Tecvîd-i Edâiyye’si, Mağnisî’nin Terceme-i Cezeriyye’si, Molla Abdurrahman Karabaşî’nin Karabaş Tecvîdi adlı risâlesi, Mehmed Zihni Efendi’nin el-Kavlü’s-sedîd fî ilmi’t-tecvîd’i, Debreli Hoca Abdülkerîm’in Mîzânü’l-hurûf’u, Abdülazîz b. Abdülfettâh’ın Ḳavâʿidü’t-tecvîd’i bu alanda basılan en tanınmış eserler olup Cumhuriyet döneminde de özellikle 1950’lerden sonra Ali Rıza Sağman, Demirhan Ünlü, İsmail Karaçam, Abdurrahman Çetin gibi müellifler aynı alanda eser vermeye devam etmişlerdir.
BİBLİYOGRAFYA Halîl b. Ahmed, Kitâbü’l-ʿAyn (nşr. Mehdî el-Mahzûmî), Beyrut 1988, I, 57; Lisânü’l-ʿArab, XI, 41-44; Sîbeveyhi, el-Kitâb (nşr. Abdüsselâm M. Hârûn), Kahire 1977, III, 541 vd.; IV, 432-436; Ebû Saîd es-Sîrâfî, es-Sîrâfiyyü’n-Naḥvî fî davʾi şerḥihî li-Kitâbi Sîbeveyhi (nşr. Abdülmün‘im Fâiz), Şam 1983, s. 306; İbn Cinnî, Sırru ṣınâʿati’l-iʿrâb (nşr. Hasan Hindâvî), Beyrut 1985, I, 13, 46-48; Mekkî b. Ebû Tâlib, er-Riʿâye (nşr. Ahmed Hasan Ferhad), Amman 1984, s. 83-96, 107-112, 145; Dânî, et-Taḥdîd fi’l-itḳān ve’t-tecvîd (nşr. Gānim Kaddûrî Hamed), Bağdad 1407/1988, s. 104-107, 120; a.mlf., el-Muḥkem fî naḳdi’l-meṣâhif (nşr. İzzet Hasan), Dımaşk 1379/1960, s. 4-7, 108 vd.; İbnü’l-Bâziş, el-İḳnâʿ, I, 171-173; İbnü’l-Cezerî, en-Neşr, I, 201-202, 362-491; II, 125, 288; a.mlf., et-Temhîd fî ʿilmi’t-tecvîd (nşr. Gānim Kaddûrî Hamed), Beyrut 1986, s. 113, 115; Süyûtî, el-İtḳān, Kahire 1951, I, 98; Kastallânî, Leṭâʾifü’l-işârât li-fünûni’l-ḳırâʾât (nşr. Âmir es-Seyyid Osman – Abdüssabûr Şâhin), Kahire 1972, s. 184; Ahmed b. Muhammed el-Bennâ, İtḥâfü füḍalâʾi’l-beşer (nşr. Şa‘bân M. İsmâil), Beyrut 1987, II, 125, 365; Saçaklızâde, Cühdü’l-muḳıl, Süleymaniye Ktp., Erzincan, nr. 8, vr. 10b-57a (“sıfâtü’l-hurûf” babı); Hâmid b. Abdülfettâh, Zübdetü’l-ʿirfân fî vücûhi’l-Ḳurʾân, İstanbul 1894, s. 5; Ali Rıza Sağman, Sağman Tecvidi, İstanbul 1964, s. 18 vd.; Demirhan Ünlü, Kur’ân-ı Kerîm’in Tecvidi, Ankara 1975, s. 41 vd.; Gānim Kaddûrî el-Hamed, ed-Dirâsâtü’ṣ-ṣavtiyye ʿinde ʿulemâʾi’t-tecvîd, Bağdad 1406/1986, s. 23-46, 227 vd.; Abdurrahman Çetin, Kur’an Okuma Esasları: Tecvid, İstanbul 1987, s. 31 vd.; İsmail Karaçam, Kur’ân-ı Kerîm’in Fazîletleri ve Okunma Kāideleri, İstanbul 1991, s. 185 vd.
yuksel28 Ağustos 2020 09:17 Kütüb-i sitte. 10.(2369)-....... Açıklama: 1-Bu rivayet, Hz.Ömer r.a.in namaza ne kadar ehemmiyet verdiğini göstermektedir.Onun nazarında namaz ferdlerin dini hayatını ilgilendiren bir mesele olarak kalmıyor, devletin meselesi oluyor ve en mühim meselesi addediliyor..... Hadis Ansiklopedisi Kütüb-i Sitte.cilt.7.sy.390.
KANDEHLEVÎ, Muhammed Yûsuf محمد يوسف كاندهلوي (1917-1965) Cemâat-i Teblîğ liderlerinden, Hindistanlı âlim. Muhammed Yûsuf Kandehlevî’nin Emâni’l-aḥbâr fî Şerḥi meʿâni’l-âs̱âr adlı eserinin I. cildinin iç kapağı (Mültan, ts.) İlişkili Maddeler CEMÂAT-i TEBLÎĞ Hint-Pakistan alt kıtasında kurulan ve ferdî takvâyı savunan milletlerarası dinî cemiyet. Babası KANDEHLEVÎ, Muhammed İlyas Cemâat-i Teblîğ’in kurucusu Hindistanlı dinî lider.
Müellif: MEHMET ÖZŞENEL 20 Mart 1917’de Delhi’de doğdu. Hindistan’ın Uttar Pradeş eyaletine bağlı Muzaffernagar şehrinin Kandehle kasabasından birçok âlim ve sûfînin yetiştiği bir aileye mensuptur. “Hazratci” lakabıyla tanınan Kandehlevî, ilk eğitimini Cemâat-i Teblîğ’in kurucusu olan babası Muhammed İlyas Kandehlevî’den aldı. Delhi’deki Kâşifü’l-ulûm Medresesi’nde ilk öğrenimini tamamladıktan sonra yüksek tahsil için 1932’de Sehârenpûr’daki Mezâhirü’l-ulûm Medresesi’ne kaydoldu. 1933 yılına kadar burada kaldı. Aynı yıl Delhi’ye giderek tahsilini orada sürdürdü ve babasından tefsir ve hadis dersleri aldı. 1935’te tekrar Mezâhirü’l-ulûm’a dönerek Mevlânâ Abdüllatîf’ten, Mevlânâ Manzûr Ahmed’den, amcasının oğlu Muhammed Zekeriyyâ Kandehlevî’den ve Abdurrahman Kâmilpûrî’den çeşitli hadis kitaplarını okudu. Ancak rahatsızlığı sebebiyle cemaatin Delhi’nin eski kesiminde bulunan Bastinizâmeddin’deki merkezine döndü ve tahsilini babasının yanında tamamladı. 1938, 1957 ve 1964 yıllarında hacca gitti.
Hayatının ilk dönemlerinde aldığı medrese eğitimi sayesinde iyi bir hadis ve fıkıh âlimi olarak yetişen Kandehlevî Emâni’l-aḥbâr adlı eserini 1937’de yazmaya başladı. Ancak daha sonraki yıllarda tasavvufa meylederek Çiştiyye ve onun bir kolu olan Sâbiriyye tarikatlarına girmek için babasından izin istedi. 1938’den itibaren tebliğ faaliyetlerine katıldı. Onu halife tayin eden babasının 13 Temmuz 1944’te vefatı üzerine Cemâat-i Teblîğ’in başına geçerek kendini tamamen tebliğ ve irşad faaliyetlerine verdi. Hindistan’ın bölünmesi sırasında (1947) hareketin merkezini Pakistan’a taşıma fikrine karşı çıkarak cemaatin Hint yarımadasında yerleşmesine zemin hazırladı. Birkaç yıl içerisinde başta Uttar Pradeş eyaleti olmak üzere Hindistan’ın birçok bölgesinde, Pakistan ve Bangladeş’te ilgi uyandıran hareketin başka ülkelere de yayılması için önce hacca gidenler üzerinde duruldu. Ardından başta Suudi Arabistan olmak üzere diğer Arap ülkelerine tebliğ amaçlı ziyaretler düzenlendi. 1950’den itibaren sistemli bir şekilde İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya’ya tebliğciler gönderildi. 1960 yılına doğru Afrika ve Asya’nın diğer ülkelerine yayılan Cemâat-i Teblîğ, Kandehlevî zamanında dünya çapında bir hareket haline geldi. Bununla birlikte Cemâat-i Teblîğ’in etkilerinin 1970’li yılların sonlarına kadar Hint kökenli müslümanlarla sınırlı kaldığı kaydedilmektedir (Marc Gaborieau, XIX/1 [1992], s. 18-19).
Yirmi yılı aşkın bir süre cemaatin başında bulunan Kandehlevî hareketin yaygınlaşması için dünyanın birçok ülkesini dolaştı, müslümanların kendilerini ıslah etmeleri ve İslâm’a dönerek dini samimiyetle yaşamalarını hedefleyen toplantılar düzenledi. Hayatının son yıllarına doğru tekrar ilmî çalışmalarına döndü ve 1962’de Mezâhirü’l-ulûm’un başkanlığına getirilerek Delhi’deki Kâşifü’l-ulûm Medresesi’nde bazı hadis kaynaklarını okuttu. Son haccından dönüşünde yaptığı uzun tebliğ yolculuğunda rahatsızlandı; 2 Nisan 1965’te Lahor’da vefat etti ve cemaatin Delhi’de Bastinizâmeddin semtindeki genel merkezine defnedildi. Kâşifü’l-ulûm Medresesi’nin hocalarından olan oğlu Muhammed Hârûn Kandehlevî babasının ölümünden sonra tebliğ faaliyetlerine ağırlık vermiştir.
Eserleri. 1. Ḥayâtü’ṣ-ṣaḥâbe. Arapça olarak kaleme alınan ve 1379’da (1959) tamamlandığı anlaşılan eserde (III, 706) hadis, siyer, tarih ve tabakat kitapları gibi kaynaklardan derlenen rivayetlerle Hz. Peygamber ve sahâbenin örnek hayatından kesitler sunulmuş, onların dinî gayretleri ve mücadeleleri anlatılmıştır. Eserde yer yer muhaddislerin görüşlerinden faydalanılarak rivayetlerin sıhhat durumuna da işaret edilmiştir. Cemâat-i Teblîğ için bir el kitabı niteliğinde olan eseri ilk olarak Dâiretü’l-maârifi’l-Osmâniyye, Ebü’l-Hasan en-Nedvî’nin takdimiyle Haydarâbâd-Dekken’de (I-III, 1960-1965) ve Muhammed Seyyid Kahire’de (I-IV, 1999) yayımlamıştır. Türkçe’ye Ahmed Meylânî (I-IV, İstanbul 1980), Hadislerle Müslümanlık adıyla Ahmet Muhtar Büyükçınar başkanlığında bir heyet (I-V, İstanbul 1980) ve Hayâtü’s-sahâbe: Peygamberimiz ve İlk Müslümanlar adıyla Sıtkı Gülle tarafından (I-IV, İstanbul 1990) çevrilmiştir. 2. Emâni’l-aḥbâr fî Şerḥi meʿâni’l-âs̱âr. Müellif, Hindistan ve Pakistan’da ders kitabı olarak okutulan Tahâvî’nin Şerḥu meʿâni’l-âs̱âr’ı üzerine Arapça olarak kaleme aldığı bu şerhine uzun bir mukaddimeyle başlamış, Tahâvî’nin hayatı, eserleri ve Şerḥu meʿâni’l-âs̱âr’ın özellikleri gibi konularda bilgi vermiş, kısaca kendi hayatından ve şerhte takip ettiği metottan söz etmiştir. Hadislerdeki garîb kelimeleri açıklamış, râviler hakkında bilgi vermiş, Tahâvî’nin zikretmediği bazı ihtilâflı konulara da kısaca temas etmiştir. Metinde geçen merfû ve mevkūf hadisleri tahriç ederek sıhhat derecelerini göstermiştir. Mezheplerin kendi eserlerine dayanarak hadislerden çıkardıkları fıkhî hükümleri incelemiş, Hanefî müelliflerinin kitaplarından konuya ait cevapları nakletmiştir. Müellif, farklı görüşleri değerlendirirken tercihini daha çok mütekaddimîn âlimlerinin görüşleri yönünde kullanmıştır. Kandehlevî I. cildini 1379’da (1959), II. cildini 1382’de (1962) tamamladığı bu çalışmaya tebliğ faaliyetleri sebebiyle uzun bir süre ara verdikten sonra hayatının sonlarına doğru tekrar dönmüşse de onu tamamlayamamıştır. Eserin ilk iki cildinin 1962’de, III ve IV. ciltlerinin Muhammed Zekeriyyâ Kandehlevî tarafından 1974’te el yazması olarak çoğaltılıp yayımlandığı belirtilmekte, Kitâbü’ṣ-Ṣalât’ın “Bâbü’r-rek‘ateyn ba‘de’l-asr” bahsinde kalan çalışma Şerḥu meʿâni’l-âs̱âr’ın çok az bir kısmını karşılamaktadır.
BİBLİYOGRAFYA Muhammed Yûsuf Kandehlevî, Emâni’l-aḥbâr fî Şerḥi meʿâni’l-âs̱âr, Mültan, ts. (İdâre-i Te’lîfât-ı Eşrefiyye), I, 67-68; IV, 334; a.mlf., Ḥayâtü’ṣ-ṣaḥâbe, Haydarâbâd-Dekken 1965, III, 706; Kārî Füyûzurrahman, Meşâhîr-i ʿUlemâʾ, Lahor 1976, I, 639-640; Vahîdüddin Han, Teblîġ-i Taḥrîk, Lahor, ts. (el-Mektebetü’l-Eşrefiyye), s. 36-37; M. Zâhid Kevserî, Fıkḥu ehli’l-ʿIrāḳ ve ḥadîs̱ühüm (nşr. Abdülfettah Ebû Gudde), Karaçi 1401, s. 81; Maulana Mohammad Ilyas, Six Points of Tabligh (trc. Maulana Sadruddin Amir Ansari), Karachi, ts. (Darul Ishaat), s. 13; “Muhammad Yusuf Kandhalawi Dihlawi”, Dictionnaire biographique des savants et grandes figures du monde musulman périphérique (ed. M. Gaborieau v.dğr.), Paris 1992, I, 8-19; Halid Zaferullah Daudi, Pakistan ve Hindistan’da Şâh Velîyullah ed-Dehlevî’den Günümüze Kadar Hadis Çalışmaları, İstanbul 1995, s. 238-239, 241; M. Manazir Ahsan, “Cemâat-i Teblîğ”, DİA, VII, 293-294
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Mustafa Kemal Atatürk
YANITLAYINSIL
yuksel26 Ekim 2020 07:23 "İnsanlar helâk oldu; âlimler müstesna.Alimlerde helak oldu ; ilmiyle amel edenler müstesna.Amel edenler de helâk oldu; ihlas sahipleri müstesna.İhlas sahiblerine gelince, onlar da pek büyük bir tehlikeyle karşı karşıyadırlar. Risale-i Nur'da Geçen Âyet ve Hadis Meâlleri. sy.240.
YANITLAYINSIL
yuksel26 Ekim 2020 07:29 Bir işte İlim, Amel, İhlas, Sünnete Uygunluk olmak lazımdır. Mahmud Esad Coşan Akra fm. Hadisler Deryası. İlim sahibi olmak sonra ilimle amel etmek,amelinde ihlaslı olmak, bu da yetmez Peygamberimiz'in s.a.v. sünnetine uyuyormu ona bakılır...
26 Ekim 2020 07:32 Sil Blogger yuksel dedi ki... Rabbimiz! "Bismillahirrahmanirrahim, Ha mim, Tenzilü'l-Kitâbi'nin hakkı için ve onun hürmetine, günümüzde maddi-manevi sıkıntılarla boğuşan ve bir türlü huzur bulamayan insanlık ailesini ıslah eyle! Onlara en kısa zamanda hidayetler nasip eyle. Hem dünyada hem ahirette mutluluğa eriştirecek iz'an ve şuuru nasip et! Kenzü'l Arş Duası Esrarı, Hikmeti, Fazileti.sy.52.
26 Ekim 2020 23:21 Sil Blogger yuksel dedi ki... Bozdağa göre vasiyet açıklanabilseydi Türkiye'de her şey değişebilirdi. İsmet Bozdağ Açıklıyor. Atatürk'ün Gizlenen Vasiyeti.sy.26. 1988.ocak .17.sayı.2.yıl.6.Nokta. Dergisi.
İlahi! Hamdini sözüme sertac ettim, zikrini kalbime mi’rac ettim. Kitabını kendime minhac ettim. Ben yoktum var ettin, varlığından haberdar ettin, aşkınla gönlümü bi-karar ettin. İnayetine sığındım, kapına geldim. Hidayetine sığındım lütfuna geldim. Kulluk edemedim affına geldim. Şaşırtma beni doğruyu söylet, neş’eni duyur hakikati öğret. Sen duyurmazsan ben duyamam, sen söyletmezsen ben söyleyemem, sen sevdirmezsen ben sevemem, sevdir bize hep sevdiklerini, yerdir bize hep yerdiklerini
24 Aralık 2010 05:51 yüksel dedi ki... yar et bize erdirdiklerini.sevdin habibini kainata sevdirdin.sevdin de hıl ati risaleti geydirdin.makamı ibrahim den makamı mahmuda erdirdin.serveri esfiya kıldın.hatemi enbiya kıldın.muhammed mustafa kıldın.salat ü selam,tahiyyat ü ikram,her türlü ihtiram ona,onun al ü eshab ü etbaına yarab.
Namaz mektebine kaydolup günde kirk defa rükú eden başlar, huzurunda eğilmeye layık yegane varliğin Allah Azze ve Celle olduğunu öğrenirler. Peygamber-i Ekber dünya nın Cenáb-ı Hakk ın yanında bir sinek kanadı kadar kymetinin olmadığını öğrendikleri için dünyâ ve içindekiler onların gözünde her rükû ettiklerinde küçülerek adeta bir nokta hâline dönüşür. Artık onlar ebedi ve bakî olan ahiret âlemine nisbetle fani, geçici ve yok olmaya mahkum olan dünyánin metaîna iltifat etmeyi, nokta kadar menfaat için virgül kadar eğilmeyi ya da herhangi bir kulun veya otoritenin önünde baş eğmeyi namaz mektebinde öğrendiklerine ihânet sayarlar. Bugün namaz kîlmasına rağmen üç kuruşluk menfaati için zâlimin karsisinda elpençe divân duranlar, Allah ve Rasûl düşmanlarına boyun eğenler seni aldatmasın. Onlar her ne kadar namaz kılsa da kiyâmin, riükúnun ma'nāsını kavrayamamış nasibsizlerdir.Eğer birileri namaz klmasına rağmen hakk, hakikati gördügü hálde teslîim olup boyun eğmiyor, hâla haklı çıkmak için tartişmaya devam ediyorsa bil ki o kişi de rükûdan nasibdar alamamiş, hakkin karşisinda boyun bukmesini beceremeyen bir zavallidir. O hálde sakin sen herkesin secdeye da'vet edildiği kuyâmet gününde dünyâda secde etmeyenlerin buna güç yetiremeyeceği; horluktan gözleri öne dişmüş, zilletin kendilerini kuşattiği kimselerden olma! Bilesin ki, Halika yapacağın bir secde seni mahluka yapacağın bin secdeden kurtaracaktir. Unutma! şairin dediği gibi "Haram kazanılan aş, aştan sayulmaz. Hak için akmayan yaş, yaştan Saylmaz. Kisşi, başım var diye övünmesin! Secdeye varmayan baş, baştan sayılmaz." EN SEVGIYLE BAŞ BAŞA Selim Seyhan
İlahi kudretin açık belge ve damgasını kendinde taşıyan insani yaratılışındaki hikmete yönelik olarak şeref düzeyinde tutan iki önemli sebep vardır: İmân ve Salih amel..Bu iki değer ölçüsünü çekip aldığımız zaman geriye, yiyen, içen ve mide kavgası yapan bir canlı kalır. (5) Okumayı ilmin anahtarı saymakta,... Tefsirli Kur'an-ı Kerim Meâli. Celâl Yıldırım Anadolu Yayınları sy.1199.
İlahi kudretin açık belge ve damgasını kendinde taşıyan insani yaratılışındaki hikmete yönelik olarak şeref düzeyinde tutan iki önemli sebep vardır: İmân ve Salih amel..Bu iki değer ölçüsünü çekip aldığımız zaman geriye, yiyen, içen ve mide kavgası yapan bir canlı kalır. (5) Okumayı ilmin anahtarı saymakta,... Tefsirli Kur'an-ı Kerim Meâli. Celâl Yıldırım Anadolu Yayınları sy.1199.
20 Kasım 2020 07:25 Sil Blogger yuksel dedi ki... Kur'ân ayrıca geleceğe yönelik önemli bir habere parmak basıyor : İnkârcı milletlerin sanat ve tekniğinin bir gün kendi başlarına büyük belâ açacağını, onların kendi felâketlerini kendi elleriyle hazırladıklarını açıklıyor. Tefsirli Kur'an Kerim Meâli Celâl Yıldırım. Anadolu Yayınları. sy.509.
21 Kasım 2020 05:49 Sil Blogger yuksel dedi ki... Gelişen teknik ve modern silahlar, Allah c.c. korkusundan, Âhiret sorumluluğundan uzak bir duygu ve inanç doğrultusunda kullanıldığı taktirde, önce onu imal edenleri yok edecektir. Tefsirli Kur'an-ı Kerim Meâli Celâl Yıldırım. Anadolu Yayınları. sy.509. Ra'd Suresi 31.âyet.
21 Kasım 2020 05:54 Sil Blogger yuksel dedi ki... 31. Eğer Kur’an, (dedikleri gibi bir kitap) olsaydı da, (okuyunca) onunla dağlar yürütülse veya onunla yer yarılıp parçalansa ve onunla ölüler konuşturulsaydı (iman etmeyen yine iman etmezdi). Ama (Kur’an bunlar için inmemiştir), bütün işler Allah’a aittir. İman edenler (kâfirler hakkında) daha bilmediler mi ki[6] eğer Allah (kulları iradelerine bırakmayıp da) dileseydi, bütün insanları doğru yola iletirdi?[7] (Allah’ın emirlerinden yüz çevirip) küfre sapanlara gelince, Allah’ın vaadi (kıyamet) gelinceye kadar; yaptıkları işler yüzünden ya kendilerine şiddetli bir felaket gelecek veya (o felaket) yurtlarının/evlerinin yakınına inip duracaktır. Şüphesiz ki Allah vaadinden dönmez. [bk. 14/47]
21 Kasım 2020 05:58 Sil Blogger yuksel dedi ki... [1] İçerisinde böyle birbiriyle alakalı iki istifham (soru) hemzesinin bulunduğu âyetler 11 tanedir. Âyette görüldüğü gibi ilki kabul anlamında, ikincisi ise kabul etmeme anlamında bir sorudur.
[2] Sicistânî, s. 93.
[3] “Bilmez misin ki kat’î bir düsturdur bu Hak’ça / Bir kavmi bozmaz Allah, onlar bozulmadıkça” (M. Âkif). Veya “onlar özlerindeki (kötü halleri)ni (iyiye) değiştirmedikçe Allah da onları değiştirmez” (Elmalılı, IV, 2964). Âyet-i kerîmede görüldüğü gibi, yüce Allah insan ve toplum iradesini; iyiyi ve güzel ahlâkı, yani İslâm’a uygun yaşayışı veya bunların aksini seçme konusunda serbest bırakmış, buna göre de karşılık takdir etmiştir. Aynı zamanda toplumun yöneticileri de kendilerinin bir örneği olduğundan, Peygamber Efendimiz’in: “Siz nasılsanız öyle idare edilirsiniz.” diye buyurduğu mübarek sözlerini de göz önünde tutarak, önce toplum fertlerinin, güzel ahlâk yönünden gelişmiş olması lazımdır. [bk. 8/53 ve dipnotu; 16/36]
[4] Secde âyeti konusunda bk. 7/206.
[5] Batıl taraftarı kâfir ve münâfıklar için verilen bazı misaller için bk. 2/8-20, 204-206; 4/141-145; 24/39-40; 63/3-4.
[6] Âyet-i kerîmedeki “yey’es” kelimesi Havâzin ve Naha’ kabileleri dilinde “bilmek” mânasınadır (Celâleyn).
[7] Allah dileseydi mutlaka her şey O’nun dilediği gibi olurdu. Fakat Allah, imanı ve küfrü bildirdi. Kullara da onun seçimi için irade verdi ve sorumluluk yükledi. [krş. 16/37]
[8] Bu eksilme, bazen mağlup olunan harplerle, bazen de yere batıran depremler ve yer kaymaları sebebiyle veya yerkürede meydana gelen olaylar neticesinde iki kutup bölgesinden dünya hacminin eksilmesi şeklinde olabilir. Her şey, Allah’ın takdiri, kanunu gereğidir. Cenâb-ı Hakk’ın müslümanlara fetih ve yardımı ile kâfirlerin diyarları gitgide küçülecek, İslâm yeryüzüne bütünüyle hâkim olacaktır. Âyette buna işaret vardır. (Beydâvî).
21 Kasım 2020 05:59 Sil Blogger yuksel dedi ki... 47. O halde asla, Allah’ın peygamberlerine verdiği sözden döneceğini sanma! Şüphesiz Allah mutlak galip, intikam sahibi (herkesin hak ettiği cezayı verici)dir.
Mecelle'nin külli kaideleri her devir ve zamanda hayata, hukuki hadiselere tatbiki kabil, felsefi ve dinamik hukuk kaideleridir; hukuk zekâsını inkişaf şehrahında işletecek, bir hayat pratiği vücuda getirecek düsturlardır. Hukuk Tarihi ve Tefekkürü Bakımından MECELLE Dr.A.Refik Gür. sy.209,210.
26 Kasım 2020 21:00 Sil Blogger yuksel dedi ki... Garb diyarının Batışı, ( Untergang des Abendiandes) adlı meşhur eserinde ( Bd.Iı ff. 97) Oswald Spengier şöyle diyor: "Eski hukuk, cisimlerin hukuku idi, zamanımızın hukuku ise fonksiyonlar hukukudur.Romalılar statik bir hukuk nizamı meydana getirmişlerdi, bizim vazifemiz ise bir hukuk dinanizmi yapmaktır". Hukuk Tarihi Ve Tefekkürü Bakımından MECELLE Dr.A.Refik Gür. sy.208.
Mecelle'nin külli kaideleri her devir ve zamanda hayata, hukuki hadiselere tatbiki kabil, felsefi ve dinamik hukuk kaideleridir; hukuk zekâsını inkişaf şehrahında işletecek, bir hayat pratiği vücuda getirecek düsturlardır. Hukuk Tarihi ve Tefekkürü Bakımından MECELLE Dr.A.Refik Gür. sy.209,210.
26 Kasım 2020 21:00 Sil Blogger yuksel dedi ki... Garb diyarının Batışı, ( Untergang des Abendiandes) adlı meşhur eserinde ( Bd.Iı ff. 97) Oswald Spengier şöyle diyor: "Eski hukuk, cisimlerin hukuku idi, zamanımızın hukuku ise fonksiyonlar hukukudur.Romalılar statik bir hukuk nizamı meydana getirmişlerdi, bizim vazifemiz ise bir hukuk dinanizmi yapmaktır". Hukuk Tarihi Ve Tefekkürü Bakımından MECELLE Dr.A.Refik Gür. sy.208.
YANITLAYINSIL
yuksel28 Kasım 2020 00:26 Fahretddin er-razi (v.606/1210) , bu konuda şöyle demektedir: Eğer zenginler, fakirlerin mühim ihtiyaçlarını gidermezler ve bu noktadan doğacak yarayı tedavi etmezlerse, şiddetli ihtiyaç ve geçim sıkıntısı onları, Müslümanlığa düşman kimselerin cephesine katılmaya; veya hırsızlık ,yol kesme, adam öldürme vb. kötülükleri işlemeğe sevkeder. "İşte Zekât, bu açıdan büyük fayda sağladığı için Allah c.c. ın hikmeti, onun kullara farz olmasını gerektirdi.". İslam'da Zekât Müessesesi Yunus Vehbi Yavuz. sy.162.
YANITLAYINSIL
yuksel28 Kasım 2020 00:29 Özellikle işçilerin çalışma saatlerinin azaltılması gerekir, işsizlik olmaması isteniyorsa. Yüksel Çelik.
YANITLAYINSIL
yuksel28 Kasım 2020 00:32 Devlet imkanlarından sadece memurlar ve devlet müesseselerinde çalısanların değilde toplumun düşük gelir sahiplerinden başlayarak herkese dağıtılması gerekir. Yüksel Çelik.
Blogger yuksel dedi ki... Blogger yuksel dedi ki... Ümmetim on beş şei yaptığı vakit bela başlarına iner buyurdu. 1-Devlet malı yalnız bir kısım insanlara (makam sahiblerine) verilip, ötekilerin mahrum bırakıldığı; 2-Emanetin kendisine bırakılan kişi tarafından ganimet sayıldığı; 3-Zekatın ödenmesi gereken bir zrsr telakki edildiği; 4-Kocanın her hususta karısının emrinde buljnduğu; 5-Kişinin anasına isyan ettiği; (Aile yapısında manevi bağların bozulduğu)
Dini, İlmi, Fesefi Yeni Ansiklopedi.cilt.2.sy.996.
27 Eylül 2020 01:49 Sil Blogger yuksel dedi ki... yuksel27 Eylül 2020 07:12 996 KIYAMET ALAMETLERİ تعلمون أنه لن يرى أحد منكم ربه حتى يموت وكان الدجال مكتوب بين عيه کافر قراه من كرة عمله Yani: Bilirsiniz ki, sizden hiç bir kimse ölünceye kadar Rabbini görmeyecektir. Şu muhakkaktır ki, Deccal'ın iki gözü arasında “kâfir" yazılıdır, onun işi ve icraatını beğenmiyen herkes bu yazıyı okur.» (192) (Bak: 650. p.başı) 2049 - Diğer bir rivayet de mealen şöyledir: «Ümmetim on beş şeyi yaptığı vakit bela başlarına iner, buyurdu. -Ey Allah'ın Resulü! Bunlar nedir? denildi. Peygamber (A.S.M.): 1-Devlet malı yalnız bir kısım insanlara (makam sahiblerine) verilip, ötekilerin mahrum bırakıldığı; 2-Emanetin (Bak: 801. p.) kendisine bırakılan kişi tarafından ganimet sayıldığı; 3-Zekatın ödenmesi gereken bir zarar telakki edildiği; 4-Kocanın her hususta karısının emrinde bulunduğu; 5-Kişinin anasına isyan ettiği (aile yapısında manevi bağların koptuğu); 6-Kişinin (enaniyetine çok hoş gelen aşırı tarafgir) dostunu, (hakka bağlı olanlara tercih edip) çok iltifatkâr karşıladığı; 7-Babasına cefa ettiği (aile müessesesinin manevi nizamı bozulduğu); 8-Mescidlerde yüksek sesle konuşulduğu (Bu ihbar-1 Nebevide; siyasi tarafgirlik, cemaati taassub ve halkın hissiyatına hitaben heyecanlandırıp cemaatin teveccühünü toplamak ve kendine bağlamak gibi ihlasa münafi olan hissi temayüllerle yapılan heyecanlı vaazların zuhur edeceğine de işaret vardır); 9-Bir kavmin (milletin) en alçağı, o halkın ilk adami (reisi) olduğu; 10-Bu kişinin, şerrinden korkulduğu için ikram edildiği (tarafgirlik gösterildiği); 11-İçkinin bol bol içildiği; 12-İpek elbiselerin giyildiği (aşırı lüks hayata girildiği); 13-Şarkıcı kadınların 14-Çalgı âletlerinin yaygın hale geldiği; 15.Ve bu ümmetin sonundakilerin, ilkte bulunanları (geçmiş muhterem ecdadı) lânetlediği vakit, bu onbeş şey gerçekleşmiş demektir. İşte bu saydıklarım meydana geldiği vakit, kızıl rüzgârı veya hasfı ya da mesh'i (Bak: Mesh) bekleyin.»(193) Bu hadiste onbeş kıyamet alametinin bildirilmesi, ahirzaman fitnesine karşı ümmeti ikaz etmek içindir. Bu sebeble her müslüman kişi, böyle hadislerden gereken ibret dersini almalı, yalnız malumat kazanmak niyetiyle bakmamalıdır. Bildirildiği gibi ahirzaman fitnesinin dehşetli hususiyetlerini görüp, gereken tedbirleri de almahdır. (192): T.T.ci:5 hadis:1040 (193): T.T.ci:5 hadis:1009 (Tirnizi fiten/38'den naklen
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 314 1 Ne mutlu gece hacı olup, gündüz gazaya gidene. O öyle bir kimsedir ki, başı kalabalık, hali de perdeli, dünyadan aza kanaatkar, çoluk çocuğunun yanına gülerek girer, gülerek çıkar. Nefsim yed-i kudretinde olana yemin ederim ki, böyle adamlar, Aziz ve Celil olan Allah yolundaki hacıların ve gazilerin ta kendisidir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 314 2 Ne mutlu İsa (a.s.) indikten sonraki hayata. Göğe rahmet için, arza da yeşertmek için müsaade edilir. Taş üzerine tohum ekilse biter, insanlar arasında kin ve çekememezlik olmaz. Hatta bir adam bir aslana rastlasa aslan ona dokunmaz. Yılana bassa yılan onu sokmaz. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 314 3 Ne mutlu Allah (z.c.hz)'nin gölgesine önden koşanlara. Onlar, hakları verildiğinde kabul eder, başkalarının hakları kendisinden istenildiğinde bol bol verirler ve onlar öyle kimselerdir ki, kendileri için nasıl hüküm verirlerse, başkaları hakkında da öyle hüküm verirler. Hz. Âişe (r.anha) 314 4 Ağızlarınızı temiz ve hoş tutun. Zira onlar Kur'an yoludur. Hz. Vadîn (r.a.) 314 5 (Peygamberimizin marazı mevtinde kendisine Zatülcenb ilacı içirmek istemişler) Siz zannettiniz ki Allah Bana zatülcenbi musallat etti, öyle mi? Allah bunu yapmadı. Nefsim Yed-i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki, Allah bu evde Bu ilacı kullanmadık kimse bırakmayacak, amcam Abbas müstesna. Hz. Âişe (r.anha) 314 6 Mü'minin sırtı korudur. (Taht-ı emniyettedir) Zimmetine hak geçirmedikçe. ( Şer'i ceza hariç) Hz. İsmet (r.a.) 314 7 Onlar için namaz aşikare oldu, onu kabul ettiler. Zekat gizli oldu, onu yediler. İşte bunlar münafıktır. Hz. İbni Ömer (r.anhüma) 314 8 Hastayı yoklayan kimse, Cennet bahçesindedir ve onun yanına oturduğunda ise Allah'ın rahmeti kendisini sarar. Hz. Abdurrahman İbni Avf (r.a.) 314 9 Hastayı yoklayan adam, Allah (z.c.hz)'nin rahmetinde yüzerek gelir ve yanına oturduğunda rahmet onu kaplar. Elini hastanın eline veya başına koyup "Nasılsın" diye sorması ise, ziyaretin tamamlanmasındandır. Sizin selamlaşmanızın tamamlanması da aranızda musafaha ile olur. Hz. Ebû Ümâme (r.a.) 314 10 Allah Ali (r.a.)'a düşman olana düşman olur. (Veya olsun.) Hz. Rafi' (r.a.) 314 11 İlminden faydalanılan bir alim, bin abidden hayırlıdır. Hz. Ali (r.a.) 314 12 Acebdir şu mü'minin işi, herşeyi olduğu gibi hayırdır. Ve bu, mümine mahsustur. Sevinç verici halde şükreder, ona hayır olur. Zarara uğradığında sabreder, gene hayır olur. Hz. Suheyb (r.a.) 314 13 Hayran oldum. Allah (z.c.hz)'nin mü'min için takdirine. Kendine hayır isabet ettiğinde, Rabbına hamdeder ve şükreder. Şer isabet ettiğinde de Rabbına hamd eder. Mümine her şeyde ecir vardır. O derecede ki, ailesinin ağzına verdiği lokmada dahi kendisine ecir verilir. Hz. Saad İbni Ebi Vakkas (r.a.)
15 Eylül 2007 Cumartesi Nefislerin beyazlaşması..!!! Dünya yeşillenirken nefisler beyazlaşması lazımdır. Gönderen yüksel zaman: 05:07 5.000 YORUM: 1 – 200 / 5000 Yeni› En yeni» yüksel dedi ki... bismillahirrahmanirrahim elhamdülilah Allahümmesallialaseyyidinemuhammed
19 Aralık 2009 10:54 yüksel dedi ki... SUAL:HER ŞEYDEN EVVEL BİZE LAZIM OLAN NEDİR? CEVAP:DOĞRULUK: SUAL:Daha? ceyap:yalan soylememek. sual:sonra? cevap :sıdk,ihlas,sadakat,sebat,tesanüt. sual:yanlız? cevap:evet suual: neden cevap:küfrün mahiyeti yalandır.imanın mahiyeti sıdkdır. şu bürhan kafi değil midir ki hayatımızın bekası imanın ve sıdkınve te sanüdün devamıyladır.
26 Mart 2010 05:59 yüksel dedi ki... cerbeze.haklı,haksız sözlerle hakikatı gizlemek.osmanlıca türkçe lügat sy.185.
14 Ekim 2010 04:52 yüksel dedi ki... zikirlerle şeyhe kişisel bağlanmayla belirli olan tarikat tarzı yerine kitab okuma,akıl ve kalbi beraber kullanma,kişinin değil,kitabların arkasında gitmeye dayalı nefis terbiyesi yöntemini seçti.köprü dergisi 2006 yaz sy.151.
YANITLAYINSIL
yuksel13 Şubat 2021 11:28 15 Eylül 2007 Cumartesi Hadis-i Şerif 1- Beş vakit namazı camide kılan Bismillahirrahmanirrahim demiş gibidir.
2-Ümmetim yıldızlara gidesiye kadar kıyamet kopmayacaktır. Gönderen yüksel zaman: 05:12 4.409 YORUM: 1 – 200 / 4409 Yeni› En yeni» yüksel dedi ki... hülasa yol ikidir. ya sukut etmektir çünkü söylenen her sözün doğru olması lazımdır sıdktor.çünki islamiyetin esası (temel) sıdktır bürüm kemalata isal (ulaştırmak)edici sıdktır.imanın hassası (özelliği)sıdktır.nevi beşeri veba-i kemalata isal eden sıdktır.ahlak-ı aiyenin hayatı sıdktır.terakkyatın mihveri sıdktır.alemi islamın nizamı sıdktır.ashabı kiramı bütün insanlara tefevvuk (üstün olma) ettiren sıdktır.muhammed-i haşimi aleyhissalatü vessalamin meratibi beşeriyetin (insanlık bertebesi) en yükseğine çıkaran sıdktır. münafıkların azaplarının mezkür cinayetleri asarında yalnız kizp ile vasıflandırılması kizbin şiddeti kubh ve çirkinliğine işarettir.bu işaret daki kizbin ne kadar tesirli bir zehir olduğuna bir şahidi sadıktır. zira kizb küfrün esasıdır.kizb nifakın birinci elametidir.kizb kudreti ilahiyeye bir iftiradır kizm hikmeti rabbaniyeye zıttır.ahlakı aliyeyi tahrik eden kizb dir. alemi islamı zehirlendiren ancak kizbdir.almemi beşirin ahvalini fesada veren kisbdir. nev-i beşeri kemalattan geri bırakan kizb dir.müseylimei kezzap ile emsalini alemde rezil ve rüsva eden kizbdir.işte busebeblerden dolayıdırki bütün cinayetler içinde teline tehdide tahsis eden kizbdir(telin lanetleme ) risale-i nur külliyatı işaretül hicaz
7 Haziran 2008 04:57 yüksel dedi ki... hadis-i şerif aranızda nübüvvet allahın istediği kadar sürer. sonra onu (peygamberliği)kaldırmayı istediği zaman kaldırır. sonra, Allah'ın sürmesini murat ettiği kadar (30 sene) nübüvvet yolunda halifelik gelir. sonra kaldırmak istediği zaman onu kaldırır. ve Allah'ın murad ettiği kadar şiddetli bir meliklik idaresi gelir. sonra onu kaldırmak isdeği zaman kaldırır sonra zorba bir idare gelir sonra da nübüvvet yolu üzere bir hilafet gelir. (ramuz el ehadis_257.sayfa_14.paragraf)
İnsan haklı olduğu kadar da güçlü olmak zorundadır.Güç ve kuvvetin desteklemediği hak, güçlülerin amansız darbeleri altında ezilmeye mahkum olacaktır.Peygamberler insanlığın tanıdığı en doğru ve en haklı davayı getirmişlerdir. Hazreti Adem den hatemü l Enbiyaya Peygamberler Tarihi AHMED lütfi KAZANCI sy.680.
YANITLAYINSIL
yuksel3 Mart 2021 00:00 Onların karşısına duran ve mücadele eden insanlar peygamberlerin maddi güç sahibi olmayışlarından faydalanmışlardır.İsrail oğullarının Hz. Süleyman A.S. karşısında direnemeyişleri, onun diğer peygamberlerden daha haklı oluşuna değil güçlü oluşuna bağlanmalıdır. Hz. Adem den Hatemü l Enbiyaya Peygamberler Tarihi AHMED LÜTFİ KAZANCI sy.680.
yuksel4 Mart 2021 00:50 Kur'an 'da âyetlerin sonu külli kanunlarla biter.(İ.İ.) 189. Kur'ân ayna ister vekil istemez.(S.) 645. Lemaat. Kur'ân başka kelamlarla kıyas edilmez.(S.) 393: 25.Söz.2.Şu'le, 2.nur. Kurân bitarafane muhakeme edilemez.(M.288:26.Mektup. 1.meb. Kur'an bütün asırlara hitâb eder.(İ.İ.) 11.44.50. Kur'an bütün Esmâü'l-hüsnanın hükümlerini toplamış.(S.404:25.Söz, 3.şu'le 3.ziya. Bir Hazinenin Anahtarı. Risale-i Nur Külliyatı Fihrist ve İndeksi. İsmail Mutlu sy.394,395.
4 Mart 2021 00:51 Sil Blogger yuksel dedi ki... Bir kavim içinde riba ve zina zahir oldu ise, onlar Allah'ın azabını hak etmişlerdir. Ravi: Hz. İbni Mes'ud (r.a.) Sayfa: 375 / No: 12 Ramuz El-Ehadis
4 Mart 2021 00:58 Sil Blogger yuksel dedi ki... 28 Kasım 1938’de yani Atatürk’ün ölümünden 18 gün sonra ikindi vakti saat 15:00’te Ankara 3. Sulh Hukuk TRK Mahkemesinde açılan bu vasiyetten iki tane zarf çıktığı bilinmektedir. Biri herkes tarafından bilinen 6 maddelik vasiyet; diğeri ise 50 yıl sonra açılsın diye Ankara/Ulus’taki Ziraat Bankası kasalarına anahtar uydurulur diye tedbiren kaynakla kapatılan vasiyetidir. Acaba, açıklanması kasıtlı olarak geciktirilen bu tarihi vasiyette de, Atatürk’ün Bazı devrimlere hangi maksat ve mazeretlerle ihtiyaç hissettiği geçiş süreci tamamlandıktan ve Cumhuriyet oturduktan sonra hangi yeni dönüşüm ve düzenlemelere girişeceği ve asil milletimizin manevi temellere ve İslami değerlere neden ve nasıl sahip çıkması gerektiği mi belirtilmektedir?
4 Mart 2021 03:11 Sil Blogger yuksel dedi ki... ATATÜRK'ÜN VASİYETİ ADNAN MENDERESİ KURTARIRDI! 03 Eylül 2013, 12:01 Yıllardır Atatürk'ün vasiyetini araştıran Meriç Tumluer'den ilginç iddia: "Vasiyet açıklansaydı Menderes asılmazdı" Atatürk’ün korumasının torunu Meriç Tumluer yıllardır Ata'nınvasiyetini araştırıyor. Babasının dedesi Mehmet Rıfat Efendi, Atatürk’ün korumalığını üstlenmiş.
Akşam gazetesinden Erhan Seven'in haberine göre işte vasiyeti bildiğini söyleyen torun Tumluer’in ortaya attığı o iddialar:
TÜRK-İSLAM BİRLİĞİ
Mustafa Kemal’in gizlenen vasiyetinde Türkiye Cumhuriyeti devleti, milleti, Türk- İslam coğrafyası için gelecekte yaşanabilecek sorunlar yer alıyor. Ayrıca Musul ve Kerkük’ün alınması gerektiğini dile getiriyor.
KÜRT SORUNU
Atatürk, Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Alevi, Sünni kimseyi ayırt etmeden eğitim ve öğretimleri için harcanmasını istiyordu. Olası bir Kürt sorununun da önüne geçmeyi hedefliyordu.
DARBELERİN NEDENİ
12 Eylül darbesi yapılarak anayasanın değişmesi sağlandı. Çünkü önceki anayasa ile 10 Kasım 1988 yılında 50 yıl dolduğu için gizlenen vasiyetin açılması gerekiyordu. 25 yıllık bir yasak konuldu.
MENDERES BİLİYORDU
27 Mayıs’ta yapılan darbe Menderes’e yönelikti. Vasiyetin açıklanmasıyla hilafetin canlanacağı ve bunu da Menderes’in bilmesi nedeniyle darbe yapıp öldürdüler.
ÖZAL SUİKASTİ VASİYET YÜZÜNDEN
8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal’ın ölümünün nedeni de Atatürk’ün vasiyetinde yer alan Kürt meselesinin çözümü ve Türk ülkeleriyle birlik için Özal’ın attığı adımlar. Ahmet Özal bana bu konuyla ilgili bazı bilgiler verdi. Babasının gizlenen vasiyetin açıklanması için çalışmalar yaptığını bildiğini belirtti.
Blogger yuksel dedi ki... yuksel3 Nisan 2021 01:38 islâm dini kişiyi içki ve uyuşturucu madde
kullanımina iten sebeplerle ayrı ayri müca-
dele ettigi, her birine makul bir açıklama ge-
tirdiği gibi, sarhoşluğu ve uyuşturucu madde
kullanımini da kesin bir üslúpla yasaklamıştır.
Kur'an'da geçen içki yasağı (Mâide, 5/90), sarhoş-
luk veren, insanin aklî ve ruhî dengesini bozan
bütün kati ve sivi maddeleri kapsar. Hadisler-
de de her sarhoşluk veren şeyin haram olduğu
bildirilmiş (Buhâri, "Vuda", 81, "Eşribe", 4, 10), çoğu
sarhoşluk veren şeyin azının da haram olduğu,
her sarhoşluk veren şeyin içki (hamr) hükmün-
de olduğu belirtilmiştir (Müslim, "Eşribe", 73-75;
daval suni hayatin verdigi tatminsizlik, manevi
Eba Dâvad, "Eşribe", 5).
Uyuşturucu maddelerden esrar çok eski dö-
nemlerden beri dünyanın birçok bölgesinde
özellikle de Uzakdoğu'da bilinmekle birlikte
islâmin geldiği bölge ve dönemin insanlarinca
fazla bilinmediği için Kur'an'da ve Sünnet'te o
dönemin yaygin içkisi olan şarap (hamr) üze-
rinde durulmuş ve yasak bu örnek üzerinden
anlatilmiştir.
islâm'in emir ve yasaklarındaki genel amaç-
lar dikkate alındiğinda, Islâmn bu konudaki
39
21/04/03 11:24
Madde Bağımlılığı Dr. Ömer Menekşe
3 Nisan 2021 01:54 Sil Blogger yuksel dedi ki... bu kötü alışkanlık toplumda bir çok sapıklık ve hastalığın yayılmasının da temel etkenini oluşturmaktadır.Batı ülkerinde sarhoşluk ve içki kısmen hoş görülürken uyuşturucuya karşı yasal ve bilimsel planda büyük bir mücadele verilmesi bu yüzdendir. madde bağımlılığı Dr. ÖMER Menekşe sy.41.
3 Nisan 2021 02:04 Sil Blogger yuksel dedi ki... Bu ülkelerde bu konudaki çabaların sonuçsuz kalması ise, kişileri bu tür kötü alışkanlıktan alıkoyacak iç dinamiklerin bulunmayışı, dini ve ahlaki bağların çözülmüş, bencil ve çıkarcı bir yaşam tarzının egemen olmasıdır. sorunlarımız ve sorumluluklarımız madde bağımlılığı Dr. Ömer Menekşe sy.41
3 Nisan 2021 02:13 Sil Blogger yuksel dedi ki... islam, içki ve uyuşturucu kullanımını sert cezai müeyyidelerle önlemek yerine, fertlerin kendilerine, topluma ve yaratanına karşı sorumluluk ve saygı duymasını sağlayacak bir inanç ve ahlak bilincine sahip olmasına öncelik vermiş ve bu oldukça etkili bir metod olmuştur. Müslüman toplumlarda içkinin ve özellikle uyuşturucu madde kullanımının Batı toplumlarına göre oldukça düşük olmasının temelinde islam ın bu olumlu yaklaşımı yatmaktadır. sorunlarımız sorumluluklarımız MADDE BAĞIMLILIĞI Dr.Ömer Menekşe sy.41.
Blogger yuksel dedi ki... Kıyamette insanların en şiddetli azaba uğrayacak olanı, dünyada insanlara en fazla azab etmiş olanıdır. Ravi: Hz. Halid İbni Hizam (r.a.) Sayfa: 114 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
3 Mayıs 2021 08:31 Sil Blogger yuksel dedi ki... Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 113 1 Ümmetim üzerine en korktuğum kimseler, ilimleri dillerinde olan münafıklardır. (Dili âlim) Hz. Ömer (r.a.) 113 2 Ümmetim üzerine korktuklarımın en korkuncu; âlimin hatası, münafığın Kur'anla mücadelesi, kendisine fetholunacak dünya. (Yani dünya rahata mübtelâ edip, insana fedakârlığı unutturur. Dinin temeli ise fedakârlık üzerine kaimdir.) Hz. Muaz (r.a.) 113 3 Ümmetim üzerine korktuğumun en korkuncu, ya namazın vaktini geciktirmeleri veya vaktinden evvel kılarak acele etmeleridir. (İlk cemaati kaçırmamak efdaldir.) Hz. Enes (r.a.) 113 4 Ümmetim üzerine korkmakta olduklarımın en korkuncu, mudil insanlar (önderler)dir. (Mudil, şaşırtıcı, istikamet kaybettirici demektir) Hz. Ebud Derda (r.a.) 113 5 Ümmetim üzerine korkmakta olduklarımın en korkuncu kavmi Lut'un hareketidir. Hz. Câbir (r.a.) 113 6 Ahir zamanda, ümmetim üzerine en korktuğum üç şey; Müneccimlik ve müneccimlere inanmak, kaderi tekzib ve sultanın zulmüdür. Hz. Ebû Ümâme (r.a.) 113 7 (Dini hususlarda) riyanın en azı dahi şirktir. Ve en iyi kulluk, mütteki olmak ve ittikasında gizli olmaktır. Bu gizlilik, bir merhalede bulunmayınca aranmamak ve bulununca da nazarı dikkati çekmemektir. Bunlar hidayet rehberi ve ilim kandilidirler. Hz. İbni Ömer (r.a.) 113 8 Ehli Cennet'in en aşağı dereceli olanının Cennetteki mülkünü temaşası ikibin sene sürer ve bu mülkün en uzak kısmını en yakını gibi görür. Bunlar zevceleri, hizmetçileri, kürsüleri, bahçeleri vs.dir. Efdal dereceli olanı ise, Allah (z.c.hz.)'nin Cemalini günde iki defa temaşa eder. Hz. İbni Ömer (r.a.) 113 9 Fisebilillâh mücahid olanlar en ufak bir zorlama ile bir senelik oruç bedeli ve bir senelik gece ibadeti hak ederler. Soruldu: "En ufak zorlama nedir?" Buyuruldu ki: "Meselâ böyle bir mücahid gece giderken hayvan üzerinde uyuklar ve kamçısını düşürür, inip bunu alması en ufak zorlamalardandır." Hz. Sabit İbni Ebu Asım (r.a.) 113 10 Ehli Cennetin derecesi en aşağı olanının bahçelerine, kürsülerine, zevcelerine bakışı bin sene sürer. En efdali ise günde iki kere, sabah, akşam Allah (z.c.hz.)'ni temaşa eder buyurup şu ayeti okudular: "Vücûhün yevme izin nâdiretün ilâ Rabbihâ nâzıra." Hz. İbni Ömer (r.anhüma) 113 11 Mü'minlerin ruhları yedinci kat göktedir. Ve oradan Cennetteki makamlarına bakarlar. (Muellif hazretleri şu 7 sıfat dolayısıyla makamına varamaz buyurmuşlardır: Gıybet, tefahur, kibir, ucub (yaptığı ibadetten dolayı kendini beğenme), hased, merhametsizlik ve riya.) Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
4 Mayıs 2021 00:11 Sil Blogger yüksel dedi ki... Yine İbnu l Hayyamdan merhaba rivayet edildiğine göre Hadir (Hızır) ve İlyas Aleyhisselam Rasulullah sallallahu alefyhissellemi. Her kim Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem ihlas üzere sevk ve muhabbetle ona canı gönülden bağlanarak salat okursa şu elbiseyi temizlediği gibi onun kalbide nifak münafıklıktan temizlenir buyururken isitmislerdir. düğümleri çözecek kıymetli salavat sy.154.
Masuda nin bahsettiği bu yeni teknoloji, süper bilgisayarların uydu bağlantısı vasıtasıyla beyne yerleştirilmiş özel mikrocipleri kontrol etmesine dayaniyordu. Beyin Kontrolu Beynimdeki Yabancı. Ali Selman Demirbag sy. 161.
YANITLAYINSİL
yüksel7 Mayıs 2021 00:25 Beyne cip yerleştirme operasyonlarının ilk resmi olarak 1974 senesinde Amerika nin Ohio eyaletinde ve İsveç in Stockholm kentinde gerçekleştirildi. Beyin Kontrolu Beynimdeki Yabanci Ali Selman Demirbag. sy. 161.
Rumlara ait Konstantiniyye (Roma) tesbihle ve tekbirle müslümanlarca feth edilmedikçe kıyamet kopmaz (Yetmiş bin Şamlı bunu yapacak) Ravi: . Hz Abr İbni Avf r.a Sayfa: 478 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
YANITLA
yuksel8 Haziran 2021 09:22 Hasan bin Ali r.a. şöyle der. Ben dedem Resulullahtan şöyle ezberledim. Şüpheli olanı bırak, şüphe vermeyene bak! Zira doğruluk huzur, yalan ise şüphe kaynağıdır. ( Tirmizi,kıyamet 60/2518. Bkz. Buhari , 3.) Edebi yol haritası İslâm. Dr. Murat Kaya. Altınoluk. sy.427.
Allah c.c. giden üç yol FELSEFE İLİM DİN Birinci yol yerin altından tünel kazarak gitmektir, ikinci yol yolun üstünden yürümektir, üçüncü yol ise, en kısa ve süratlidir ki, uçarak gitmektir.İşte bu yol din yolu, kur an yoludur. son şahidler 4. bediüzzaman said nursi yi anlatıyor sy.380.
Dünyanın iktisadi ve siyasi şartları şeriatı tatbik etmek ve hilafeti getirmek zorunda bırakacaktır. (Turkiye'de) Mehmed Mandal söyleyen Said Nursi Bediuzzaman Dost T. V.
Oralardaki yüz milyonlarca insanın gözyaşı, ahı, kanı, emeği, doğal kaynağı üzerinden Batı da kurulan bir refah düzeni var. Daha Adil Bir Dünya Mümkün Recep Tayyip Erdoğan sy. 92.
YANITLASİL
yuksel7 Eylül 2021 05:54 Biz asla garibin, mazlumun, mağdurun, yoksulun, ezilmişin sırtından bir refah düzeni var kurmayız, kuramayiz. Buna bizim ne inancımız ne kültürümüz ne de tarihimiz izin verir. Daha Adil Bir Dünya Mümkün Recep Tayyip Erdoğan sy. 92.
Hz. Peygamber s. a.v. "Şüphesiz ki Allah her yüzyılın başında kendi dinini tecdid edecek birisini gönderir"buyurmaktadir. Islam Alimleri, İslama hizmet edecek olan bu muceddidlerin manaviyat alanında ve ilim sahasında olduğu kadar, siyaset alaninda da olabileceğini ifade etmektedirler. Bilinmeyen Osmanlı sy. 137.
Allah c. c., kulum, bir hiç iken seni kim yarattı? buyuracak. Kul, Sen yarattın Ya Rabbi cevabını verecek. Bu yaratilma, senin amelinlemi benim rahmetimlemi oldu? Kul, senin rahmetinle oldu diyecek. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt 20.sy.607. Hadid Suresi 21.ayet.
Ey insanlar! Kimin yanında (ganimet malından veya diğer haklardan) ne varsa, vakti geçti, "rezil olurum" demesin. Getirsin versin. Haberiniz olsun ki, dünya rezilliği ahiret rezilliğinden ehvendir. Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 183 / No: 6 Ramuz El-Ehadis
Vasiyetimdir. 24.3.1974. Bir çok suikastler geçirdim.Şu anda vucudumda arıza var. Hafızamı kaybettim.Askerden sonra rahatsızlandım. Adımın Muhammed Ahmed Yüksel Çelik Nursi olmasını isterdim. Kitablarımı ziyan olmayacak bir kütübhaneye veilmesini istiyorum. Mustafa Kemal ile Muhammed Said Nursi.arasındaki sırrın Mustafa Kemal Atatürk ün vasiyetnamesinin açıklanmasıyla açığa çıkmasını umuyorum. Yüksel Çelik.
Sizden birine, halktan korkması, işittiği veya gördüğü bir hakikatı söylemeye mani olmasın. Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.) Sayfa: 490 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
Ecdat, Ayasofya'nin bugünkü akibetini görmüş ve yanı başına SultanAhmed gibi bir muhteşem eseri inşa etmiştir" dedi. Bediuzzaman'ın Sır Katibi Mehmed Feyzi Efendi. sy. 337.
Bundan daha aşikar olarak Efendimiz (a. s.) şöyle buyurmuştur :Beni gören gerçekte Hakk'i görmüştür. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri Ismail Hakkı Bursevi cilt. 12.sy.9.
Ebu Eyyub el-Ensari de, "Hayır, bu ayet-i kerime onu göstermiyor. Malla, ticaretle bağla, bahçeyle, ziraatle uğraşıp Allah yolunda cihadı terk etmek, insanı mânevî bakımından tehlikeye sokar." manasinadir. "demiş.
YANITLASİL
yuksel15 Şubat 2022 04:31 "Allah yolunda mallarınızi sarf edin, cimrilik yaparak kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Bakara Suresi Tefsiri Cilt.5 sy. 58. Prof.Dr.Mahmud Esad Coşan
YANITLASİL
yuksel15 Şubat 2022 04:39 Allah c. c. Tevfikini refik eylesin.
Azınlıklara Lozan sulhu icabınca bahşedilen her nev' din ve vicdan hürriyetinin Türk ve Müslüman camiasından esirgendiginden mi bahsediyor? Bu hal imansizligin ve imansizlik metodunun takib edildiğinin bir delili ve bariz bir alameti değil midir? Isari Tefsîr ve Cifir ilmi Işığında Sirr-i İnnâ A'tayna Rumuzat-i Semaniye Mâidet-ül-Kur'an sy. 101.
Genelkurmay Başkanlığı, geçen ay vefat eden araştırmacı Aytunç Altındal tarafından 1981 yılında ortaya atılan “Atatürk, hilafeti vasiyet etti. Evren ve Menderes 400 sayfalık vasiyeti okudu” iddiasını 32 yıl sonra yalanladı. Genelkurmay, “Atatürk'ün el yazısıyla kaleme aldığı vasiyeti ölümünden hemen sonra açıldı.12 Ara 2013
1. Allahım!... Şu vakitte ve şu anda noksansız salavatını (bütün rahmetini), tertemiz selamlarını, en mükemmel ve en yüce daimi hoşnutluğunu bu alemdeki en üstün kuluna ulaştır.Sen O’nu (s.a.v), Adem’in (a.s) çocukları arasından seçip kendi irade ettiğin hükümlerin gölgesi kıldın.Yarattıklarının ihtiyaçlarına O’nu (s.a.v) bir kıble ve bir makam eyledin.O’nu (s.a.v) kendine bir delil kıldın.Razı olduğun şekilde O’nu (s.a.v) ortaya çıkardın.Tecellilerine layık hale getirdin. O’nu (s.a.v) yerde ve göklerde emir ve yasaklarının uygulama mahalli kıldın.Kendin ile var olan her şey arasına O’nu (s.a.v) vasıta eyledin.Şu aciz kulunun selamını O’na (s.a.v) ulaştır.Şu anda selamların en şereflisi ve en temizi O’nun (s.a.v) üzerine olsun.
2. Ey Allahım!... Beni O’na (s.a.v) hatırlat ki, senin katında benden söz etsin.Çünkü bunun bana hem dünyada hem ahirette faydalı olduğunu en iyi bilen sensin.Hatta bu fayda, O’nun (s.a.v) seni tanıdığı ve senin yüce katında kıymetinin bulunduğu ölçüde olsun.Benim bilgim ve anlayışım hesaba katılmasın.Ey rabbim!... Şüphesiz sen, her türlü üstünlüğe layık, dilediğin her şeye güç yetirensin.
3. Ey Allahım!... O en mükemmel insanın gönlünde bana da yer ver.Bana onu sevdir.Efendimiz Muhammed’e , onun ali ve ashabına varlıklarının zerreleri sayısınca, Allah Teala’nın sonsuz ilmi miktarınca salat eyle.
4. Ey Allahım!...Bu salavatları devamlı olarak okuyabilmeme yardım eyle.Amin
1. Allahım!... Şu vakitte ve şu anda noksansız salavatını (bütün rahmetini), tertemiz selamlarını, en mükemmel ve en yüce daimi hoşnutluğunu bu alemdeki en üstün kuluna ulaştır.Sen O’nu (s.a.v), Adem’in (a.s) çocukları arasından seçip kendi irade ettiğin hükümlerin gölgesi kıldın.Yarattıklarının ihtiyaçlarına O’nu (s.a.v) bir kıble ve bir makam eyledin.O’nu (s.a.v) kendine bir delil kıldın.Razı olduğun şekilde O’nu (s.a.v) ortaya çıkardın.Tecellilerine layık hale getirdin. O’nu (s.a.v) yerde ve göklerde emir ve yasaklarının uygulama mahalli kıldın.Kendin ile var olan her şey arasına O’nu (s.a.v) vasıta eyledin.Şu aciz kulunun selamını O’na (s.a.v) ulaştır.Şu anda selamların en şereflisi ve en temizi O’nun (s.a.v) üzerine olsun.
2. Ey Allahım!... Beni O’na (s.a.v) hatırlat ki, senin katında benden söz etsin.Çünkü bunun bana hem dünyada hem ahirette faydalı olduğunu en iyi bilen sensin.Hatta bu fayda, O’nun (s.a.v) seni tanıdığı ve senin yüce katında kıymetinin bulunduğu ölçüde olsun.Benim bilgim ve anlayışım hesaba katılmasın.Ey rabbim!... Şüphesiz sen, her türlü üstünlüğe layık, dilediğin her şeye güç yetirensin.
3. Ey Allahım!... O en mükemmel insanın gönlünde bana da yer ver.Bana onu sevdir.Efendimiz Muhammed’e , onun ali ve ashabına varlıklarının zerreleri sayısınca, Allah Teala’nın sonsuz ilmi miktarınca salat eyle.
4. Ey Allahım!...Bu salavatları devamlı olarak okuyabilmeme yardım eyle.Amin
Hayırlı işlerini tehir geriye bırakanlar helak oldular. Hayırlı işlerini yapmak için acele etmek lazımdır. Prof. Dr.Mahmud Es'ad Coşan Akra Fm. Günün Sohbeti
YANITLASİL
yuksel29 Mart 2022 10:01 Osmanlica sözlüge göre TESVİF nedir anlami
TESVİF: (Sevf. den) (C.: Tesvifât) Sebepsiz olarak atlatma, geciktirme.
YANITLASİL
yuksel29 Mart 2022 09:57 tesvil ne demek? (C.: Tesvilat) Kötü bir şeyi güzel göstererek aldatma.
Mehmed Akif, ideal bir eğitimciyi şöyle tarif eder: Muallimim diyen olmak gerektir imanlı, Edepli, sonra liyakatli, sonra vicdanlı... Gönül dergahindan Hakikat İncileri sy. 141. Osman Nuri Topbaş
YANITLASİL
yuksel31 Mart 2022 01:46 Yani bir muallim, her şeyden önce "imanlı" olacak, yüreğinden rahmet tasiracak. "Edepli" olacak, örnek bir karakter ve şahsiyet inşa edecek. Liyakatli olacak, mesuliyet şuuruyla kendini yetiştirip vazifesinin ehli olacak. "Vicdanlı" olacak, merhamet şefkat, fedakarlık gibi faziletlerle insanlığını tescil ettirecek. Gönül dergahindan Hakikat İncileri Osman Nuri Topbaş. sy. 141.
Bir bakıma İngiltere nin kaderini casuslar çizmişlerdir. Bu casuslar sadece askeri ve siyasi alanda değil, ticaretle, sanayide, eğitimde ve din alanında inanılmaz istihbarat başarılarına imza atmışlardır. Türkiye’de Ve Dünyada Casuslar. Aytunc Altındal. Destek Yayınları sy. 103.
Sizden biriniz, uyumak için yatağına girdiğinde, Fatiha ile birlikte bir süre okusun. Bu takdirde Allah Teala o kimse için bir melek görevlendirir ki, o kimse nereye gitse melek de onunla beraber gider. Ravi: Hz. Şeddad İbni Evs (r.a.) Sayfa: 26 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel8 Nisan 2022 08:50 "Paşa Hazretleri!... Sen henüz bu Devleti Aliyeyi bilmemissin! Bu Devlet isterse donanmanin demirlerini gümüşten, yelkenlerini atlastan, iplerini de ipekten yapabilir!.. Lozan zafer mi Hezimet mi cilt 2.sy.48.
YANITLASİL
yuksel11 Nisan 2022 05:16 İslam'ın kader anlayışının müslümanları teknikte ve sanayide geri kalmalarına sebep olduğunu iddia eden bir soruya da neden İslam dünyasında yaşayan Hıristiyan, Yahudi, Durzi ve Nusayrilerin ayrıca Ruslarin Avrupalilar'dan geri kaldığı karsi sorusuyla cevap vermektedir. Harputlu İshak Efendi, Islam'da kader anlayışını da Es'ile - i Ilm-i Kelâm adlı eserinde uzun uzun izah etmektedir. Medreseler Neydi, Ne değildi? Ekmeleddin İhsanoğlu sy. 405.
YANITLASİL
yuksel11 Nisan 2022 05:18 Allah Teala bir kulu sevdiğinde ona dünya işlerini kapar, ahiret işlerini ise açar. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 25 / No: 3 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel11 Nisan 2022 05:26 Devlet ile toplumun seyyidlere gösterdiği saygının devlet yararına birtakım gelişmeleri doğurduğu bilinmektedir. Zira onlar, bilhassa fetih esnasında yeni yerleşim yerleri kurarak İslam'ın ve yeni devletin gücünün yayılmasında rol aliyordu. Osmanlı 'da Eğitim Ve Öğretim Ziya Kazici sy. 201.
YANITLASİL
yuksel11 Nisan 2022 05:36 Ayrıca, eğitim sosyolojisi, dinamik bir alan olduğu onun kurumsal metodolojik yönelimleri sürekli gelişim göstermelidir. Zira konu alanı olan toplum degismektedir. Eğitim Sosyolojisi Prof. Dr. Mahmud Tezcan.
Telgrafın Türkiye'de kurulmasını istemeyen biri tarafından koparıldığı anlaşılıyordu. demektedir. Muteakiben Sultan'ın kendileri ve Samuel Morse'u çeşitli hediyeler ve "ihtira beratı" ile taltiflerini naklettikten sonra : Sultan'ın ilgisine rağmen İstanbul ile Edirne arasında telgraf hattı kurulması işi tahakkuk etmedi. Lozan Zafer mi Hezimet mi? Kadir Mısıroğlu. Cilt:2.sy.101.
Telgrafın Türkiye'de kurulmasını istemeyen biri tarafından koparıldığı anlaşılıyordu. demektedir. Muteakiben Sultan'ın kendileri ve Samuel Morse'u çeşitli hediyeler ve "ihtira beratı" ile taltiflerini naklettikten sonra : Sultan'ın ilgisine rağmen İstanbul ile Edirne arasında telgraf hattı kurulması işi tahakkuk etmedi. Lozan Zafer mi Hezimet mi? Kadir Mısıroğlu. Cilt:2.sy.101.
...Diğer bir rivayette ise "Muaviye kat'iyyen mağlub olmaz" buyurulduğu rivayet edilmiştir. Hazreti Ali r.a. bunu duyunca : "Eğer bu hadis-i Şerif'i bilseydim Hazreti Muaviye ile harbetmezdim!." demiştir. Lozan Zafer mi Hezimet mi? Cilt 2.sy.126. Kadir Mısıroğlu.
Bir ülkenin geleceği o ülke insanlarının göreceği eğitime bağlıdır. Albert Einstein. Türk ve Dünya Edebiyatından Konularına göre sınıflandırilmis Özlü sözler Hasan Ozperhiz sy. 111.
yuksel3 Mayıs 2022 21:40 Bir kimse Allah'dan sıdk ile şehidlik isterse, Allah onu şehitler mertebesine ulaştırır; yatağında da ölse. Ravi: Hz. Sehl (r.a.) Sayfa: 422 / No: 12 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Mayıs 2022 21:41 Bir kimse yanında kendisini müstağni edecek kadar varken bir şey isterse, ancak Cehennem ateşini çoğaltmış olur."Kendisini müstağni kılacak şey nedir ya Resulallah" dediler. Buyurdu ki: "Kuşluk yiyeceği veya akşam yiyeceğine kadar." Ravi: Hz. Sehl (r.a.) Sayfa: 422 / No: 11 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Mayıs 2022 21:48 Kur'an'daki pek çok cüz'î hadiselerin arkasında küllî düsturlar saklıdır.(S.) 223:20.Söz, 1.makam.1.nukte Bir Hazinenin Anahtari Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi İsmail Mutlu sy. 403.
YANITLASİL
yuksel3 Mayıs 2022 21:55 Sadece din ilimlerinin okutulmasindan taassub doğar. (Mn.) 127. Taassubun en dehşetlisi bazı Avrupa taklitcilerinde ve dinsizlerde bulunur. (Mn.) 131. Bir Hazinenin Anahtari Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi İsmail Mutlu sy. 621.
YANITLASİL
yuksel5 Mayıs 2022 05:45 Allah Resulu Peygamber efendimiz buyurmuştur: "Miraç 'ta üçüncü kat gökte yetmiş bin melek gördüm. Bunlar, Hazret-i Ömer' i sevenler için, Cenab-ı Hak 'tan af taleb ediyorlardı". Biz de, Hazret-i Ömer' i seviyoruz ya Rab, o meleklerin istiğfarindan, bizi de mahrum etme Allah 'im. İslam' ın Adil ve cesur reisi Halife Hazret-i Ömer (Radıyallahu Anh) cilt. 2. Abdurrahman Şeref Laç sy. 384.
Bu konuyu daha ileri derecede düşünecek olursak devletlerinde sırları vardır.İleride yapacakları eylemleri ve hizmetleri yeri ve zamanı gelmeden açığa vurmamalıdır.Sır saklamayan milletler ve devletler düşmanın tuzağınaher an düşmeye hazırdırlar. Bu sebeple casusluk müessesi oluşmuştur. Gizli ajanlar vardır. Bunlar kendi ülkeleri adına bilgi toplamaya çalışırlar. Hazret-i Ömer Yüz veciz Söz. sy.178.
YANITLASİL
yuksel5 Mayıs 2022 22:40 Özellikle askeri bilgilere önem verirler.Zira, her ülke için güvenlikleri önemlidir.En yakın komşularından bile emin olmak için büyük bir çaba içerisinde bulunurlar.Konuya Hz. Ali (k.v.) 'nin bir vecizesiyle son verelim:" Düşmanın en zararlısı hilesini gizleyendir." Hiç şüphe yok ki, düşman hilesini gizlerken Müslüman'ın sırrını açığa vurması, düşmana davetiye çıkarmaktır. Hazret-i Ömer Yüz Veciz Söz.sy.178.
YANITLASİL
yuksel5 Mayıs 2022 22:45 Bu vecizeye benzer bir sözü de Hz. Ebubekir söylemiştir." Sırrını açığa vurma, sonra işlerin karışır. 177.Aşir efendi, 11a. Hazret-i Ömer Yüz Veciz Söz.sy.178.
Ahireti için çalışan kimseye Allah c.c. dünya işlerinde kâfi gelir, yeter; sizler gizlinizi düzeltin, Allah c.c sizlerin açığınızı ıslah eder. Ömer b. Abdülaziz (r.a.) Zirvelerden Gönüllere. Enes Balı. sy.135.
Ahireti için çalışan kimseye Allah c.c. dünya işlerinde kâfi gelir, yeter; sizler gizlinizi düzeltin, Allah c.c sizlerin açığınızı ıslah eder. Ömer b. Abdülaziz (r.a.) Zirvelerden Gönüllere. Enes Balı. sy.135.
hazırladı.(T.H.) 49. Fihrist.sy.73. İçinde bulunduğumuz zamanın geçmiş zamana kıyas edilmesi yanlıştır.(D.H.Ö.İç.R.) 70. Kıyas İslamiyetin hüküm kaynaklarındandır.(Mh.) 73:1.makale 8.mesele. Kıyas-i İstisnai.(L.)57:11.Lema, 5.nükte (İ.İ.) 95. Maneviyat maddiyata kıyas edilmez.(Mn.) 127. İslamiyeti Hıristiyanlığa kıyas etmek kıyas-ı maalfarıktır.(M.) 313.26,3.Mebhas,5.mesele. Bir Hazinenin Anahtarı. Risale-i Nur Külliyatı Fihrist Ve İndeksi.sy.386,387.
YANITLASİL
yuksel13 Mayıs 2022 22:07 Eşyanın ışınlanmasına işaret eden ayet.(S.) 233:20.Söz.2. Mak. Bir Hazinenin Anahtarı Risale-i Nur Külliyatı Fihrist ve İndeksi. sy.70.
YANITLASİL
yuksel13 Mayıs 2022 22:09 Süleyman (a.s.) mal, mülk ve ilim arasında muhayyer bırakıldı. O İlmi aldı. Ve ilmi seçtiğinden dolayı da mal, mülk kendisine tabi kılındı. Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 282 / No: 10 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel13 Mayıs 2022 22:11 Bir kimse ilmi alimlere tefahur için veya meclislerinde sefihlerle mücadele için tahsil ederse, o kimse Cennetin kokusunu dahi duyamaz. Ravi: Hz. Muaz (r.a.) Sayfa: 429 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel13 Mayıs 2022 22:12 Bir kimse ilim taleb ederse, bu geçmişine kefaret olur. Ravi: Hz. Abdullah İbni Sahîra (r.a.) Sayfa: 429 / No: 3 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel15 Mayıs 2022 02:02 Bazı şeyler vardı ama, daha detaylı vasiyet olarak bu benim vasiyetimdir dediği, ölümünden 12 gün önce bana söylediği bazı şeyler var. Yani çok net, bu böyle olacak , budur, gibi çok kararlı bir konuşmaydı. Saat 5'te 5 buçukta falan konuşmamız bitti babamla. The Özal. Mehmed Ali Birand. Soner Yalçın. sy.552. Bir Davanın Öyküsü.
Üç şey bir kimsede bulunursa o kimse "Ebdaller" (kırklardan)dır. Ki dünya ve dünya halkının kıvamı onlarladır. (Onların yüzü suyu hürmetine yaşarlar): Kazaya rıza, Allahın haram ettiği şeye sabır (dayanmak), Allahın hakkından ötürü gazab etmek. (Nefsin için pireye bile kızmayacaksın) Ravi: Hz. Muaz (r.a.) Sayfa: 264 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel1 Haziran 2022 05:38 Güzel Ahlak ilimden fenden önce gelir. Kötü ahlaklı atom âlimi düşmana sırrını rüşvet karşılığı satarsa Alimin ve İlmin faydası olmaz.. Zararı olur. Akra Fm. Hadisler Deryası Mahmud Es'ad Coşan
Osmanlı da hafta tatili Cuma günleri idi. Kenzü'l İrfan Şerhi sy. 683.
YANITLASİL
yuksel2 Haziran 2022 00:38 Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 448 1 Bir kimsenin din kardeşinin evine gelip te önüne konulanı yememesi cefadandır. Bir adama yolda arkadaş olup ta ismini ve babasının ismini sormaması cefadandır ve ailesi ile münasebetten evvel latife yapmaması da cefadandır. Hz. Ali (r.a.) 448 2 İnsanın bir din kardeşi konuşurken susması mürüvvettendir ve arkadaşının nalını kopunca onun da durması, hüsnü muaşeret güzelliğindendir. Hz. Enes (r.a.) 448 3 Bir müslümanın içine sevinç sokmak, gamını gidermek, borcunu ödemek veya onu açlıktan doyurmak, Allah (z.c.hz.)'ne en sevgili amellerdendir. Hz. Ebû Şureyk (r.a.) 448 4 Arabın helak olması kıyamet alametidir. Hz. Talha İbni Malik (r.a.) 448 5 Bina kıyamet alametindendir. Bir adamın camiden geçip te iki rek'at kılmaması, tanıdığından başkasına selam vermemesi ve çocuğun yaşlı bir kimseyi işe koşturması da kıyamet alametlerindendir. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma) 448 6 Kıyamet alametlerindendir, haine itimad edilip, emine ihamet edilmesi. Hz. İbni Amr (r.a.) 448 7 Kıyamet alametidir, komşuluğun kötüleşmesi, akrabanın yoklanmaması, cihadın kalkması, dünyanın dini ihlal etmesi.
YANITLASİL
yuksel2 Haziran 2022 00:40 448 8 Kıyamet alametlerindendir; çocuğun öfkeli, yağmurun hararetli olması, şerlerin taşması, yalancının tasdiki, doğrunun yalanlanması, haine güvenilmesi, emine ihanet edilmesi, münafıkların kabileye efendi olması, çarşıya münafıkların hakim oluşu, mihrapların süslenmesi, kalblerin harap edilmesi, erkeğin erkeklerle, kadınların kadınlarla yetinmesi, dünyanın mamur kısmının harab, harap kısmının mamur olması, şüphenin ve faizin aşikar olması, çalgının ve eğlence aletlerinin alenileşmesi, içkinin içilmesi, zaptiyenin, gammazların ve gıybetçilerin çoğalması. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma) 448 9 Kula dünyada verilenin efdalindendir afiyet; ahiret için de verilenin efdalidir mağfiret. Kula nefsi tarafından verilenlerin efdali ise, bir kavimden neş'ed eden hayırdan adamın ders alması. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 448 10 Kıyametin yaklaşmasındandır minberlerin, hatiplerin çoğalması, ulemanın süslere meyledip haramı helal, helali haram etmeleri ve insanların istediği gibi fetva vermeleri, altın ve gümüşlerinizi helal saymayı öğütlemeleri ve Kur'an'ı ticaret metaı edinmeleri. Hz. Ali
YANITLASİL
yuksel2 Haziran 2022 00:42 Üç şey vardır ki, onlara devam eden Benim gerçek dostum, onları zayi eden de gerçek düşmanımdır: Namaz, oruç ve cenabetten gusul. (Üç imama göre terkeden kafirdir) Ravi: Hz. Hasan (r.a.) Sayfa: 263 / No: 10 Ramuz El-Ehadis
449 6 Cennete girip cehennemden kurtulmak, nimetin tamamındandır. Hz. Muaz (r.a.)
YANITLASİL
yuksel4 Haziran 2022 01:05 Ahiret inancı sosyal ve şahsi hayatın Üssü'l-esasidir.(S.) 92:10.Sozun Hatemesi. En büyük dava Ahireti kazanmaktır.E:L) 1:14. Ahirete iman saadetin esası dır.(S.) 153:9.Sua,Mukaddime. Bir Hazinenin Anahtari Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi sy. 28.
Kainatta bütün yıldızların arasını dolduran, durgun saydam ve gaz halinde madde, yani her tarafa nüfus edebilen bir esir vardır.. İlimler ve Yorumlar ilimlere bir başka açıdan bakış. Hekimoglu İsmail H. Hüseyin Korkmaz. sy. 397.
Atatürk'ün Hazreti Ali'nin soyundan geldiğini iddia eden Tumluer'e göre ahir zamanın son kademesine gelinmiştir. Kapıyı açacak manevi şifre Atatürk'ün gizli vasiyetidir. Kısacası bu meselenin ilahi bir boyutu da bulunmaktadır. Tumluer bu önemli görevi babası Alaaddin Tumluer'den devraldığını belirtmektedir.1 Ara 2013
YANITLASİL
yuksel10 Haziran 2022 06:19 İnsanın içinde Yasin Suresi yazılmış.(S.) 670.Lemaat. Bir Hazinenin Anahtari Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi sy. 326.
YANITLASİL
yuksel11 Haziran 2022 01:51 Allah c. c. kâinat ta dahil olmadığı gibi hariç de değil. (M. N.) 54.Katre. Bir Hazinenin Anahtari Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi sy 47.
YANITLASİL
yuksel12 Haziran 2022 01:03 İlim talebi, Allah katında namaz, oruç, hac ve Aziz ve Celil olan Allah yolundaki cihaddan daha efdaldir. Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 312 / No: 12 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel12 Haziran 2022 01:06 Bir saatlik ilim talebi, bir gece sabaha kadar ibadet etmekten hayırlıdır. Bir günlük ilim talebi ise üç ay oruç tutmaktan hayırlıdır. Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 312 / No: 13 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel12 Haziran 2022 01:14 Allah c. c. ın rızasını kazandıktan sonra başkalarının rızasını tahsile gerek yoktur.(M. N.) 156:Zerre. Bir Hazinenin Anahtari Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi sy. 48.
Asıl olarak haramlardan şiddetle kaçanların ve emirleri layıkıyla uygulamaya çalışanların kalpleri temizdir. İbadet ve Ahlakla ilgili 1001 Hadis Kenzü'l İrfan Şerhi Ahmet Karakullukçu sy. 489.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Zalim olsun mazlum olsun kardeşine yardım et! buyurmuştur. Bunun üzerine ashab-i kiram :Ya Resulallah! Biz mazluma yardım ederiz, fakat zalime nasıl yardım edeceğiz? diye sorduklarında, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Onun ellerinin üstünden tutarsın (ve onu yaptığı zulümden engelleyerek böylece ona da yardım etmiş olursun ). buyurmuştur. Ruhu'l Furkan Tefsiri Hazret-i Mevlana eş şeyh Mahmud en Nakşibendi El-Muceddidi el Halidi el-Ufi cilt 14.sy.488.
YANITLASİL
yuksel16 Haziran 2022 01:03 Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem e inanmanın Cennete girmek için yeterli olmadığı, bununla birlikte ona ve Kur'an'a ittiba'in da şart olduğu Ruhu'l Furkan Tefsiri Hazret-i Mevlana eş şeyh Mahmud en Nakşibendi El-Muceddidi el Halidi el-Ufi cilt 14.sy.489.
YANITLASİL
yuksel16 Haziran 2022 01:04 Niyet doğru, amel yanlış olabilir.(Mn.) 94. Bir Hazinenin Anahtari Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi sy. 56.
Ve yine biz Kur'an da :"Öz babalarınızin dışındakileri baba kabul etmeyin. Başkalarını baba kabul etmekle kendinizi inkar etmiş olursunuz." ayetini okuyorduk.Bu ayet mensuhtur. Hadislerle Hz. Peygamber Ve Ashabınin Yaşadığı Müslümanlık cilt. 2. Devlet idaresi sy. 609, 610
YANITLASİL
yuksel23 Haziran 2022 00:03 Zaten zaman ve zemine göre, mensuh olan bir ayetin hükmü yeniden geçerlilik kazanabilir. Ruhu'l Furkan Tefsiri Hazret-i Mevlana eş şeyh Mahmud en Nakşibendi El-Muceddidi el Halidi el-Ufi (Kuddisu Sirruhu) cilt. 11.sy.111.
90. Ey iman edenler! Şarap/içki, kumar, (tâzim edilen) dikili taşlar,[33] şans (fal) okları (ve zarları), şeytan (ve kötü insan)a ait murdar (pis) işlerdir; artık bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.[34]
91. Şeytan, içki ve kumarla sadece aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan tamamen) vazgeçtiniz değil mi?[35]
92. Allah’a itaat edin, Resûl’e de itaat edin (ona karşı gelmekten) sakının. Eğer (itaatten) yüz çevirirseniz (kendinize yazık etmiş olursunuz). Bilin ki Resûlümüz’ün üzerine düşen açıkça tebliğden başka bir şey değildir.
93. İman edip sâlih amellerde bulunanlara, takvâlı oldukları (Allah’ın emrine uygun yaşadıkları/günahlardan sakındıkları) ve hakkıyla iman edip sâlih amellere devam ettikleri, yine takvâlı olup kesin inandıkları, nihayet takvâ ile beraber güzel ve hayırlı harekette bulundukları sürece, (haram olunmadan önce) yiyip içtikleri (haram) şeylerden dolayı bir günah yoktur. Allah iyilikte ve güzel harekette bulunanları sever.
94. Ey iman edenler! Allah, kimsenin görmediği anda bile kendisinden kork(up günahlardan sakın)anları ayırt etmek için, (hac esnasında) ellerinizin ve mızraklarınızın yetişeceği bir av ile elbette sizi imtihan edecektir. Kim bundan sonra aşırı gider (emirlerin dışına çıkar)sa, onun için acıklı bir azap vardır.
95. Ey iman edenler! Siz ihramda iken av öldürmeyin. Sizden kim kasten onu öldürürse, öldürdüğünün dengi bir cezası vardır ki ona içinizden iki âdil kişi hükmedecektir. (Bu da) ya Kâbe’ye varacak (orada boğazlanacak) bir kurban veya (o nisbette) yoksulları doyurma şeklinde kefâret, yahut bunun dengi oruç tutmaktır; tâ ki (yaptığı) işinin vebalini tatsın. Allah geçmiştekileri affetmiştir. (Fakat) kim bir daha böyle yaparsa, Allah ondan intikamını alır. Allah mutlak galiptir, (işlediği günahın karşılığını vermede) intikam sahibidir.
YANITLASİL
yuksel6 Temmuz 2022 09:24 33] Rabbin emirleri ve ulûhiyeti karşısında dikilen her şey, hatta putlaşan akıl ve nefs-i emmâre bile. [bk. 25/43; 45/23]
[34] Bu âyette kumar ve içki kesin olarak yasak edilmiştir (2/219; 4/43; 16/67). Başlangıçta kimin kazanacağı belli olmayan, fakat sonunda bir tarafın az çok maddî kaybına veya kazancına sebep olan her oyun kumardır. Kendimizi ve neslimizi bunlardan kurtarmak şarttır. İçkiyle ilgili üç merhaleden sonra yasağın sonuncusu olan bu âyet gelince, artık şarabın (içkinin) kesin haram olduğu ilan edildi. Bunun üzerine elinde kadehi olan onu kırdı. Ağzında yudumu olan onu attı ve ağzını yıkadı. Şarap küpleri hep kırıldı, sokaklardan şarap aktı. Herkes hep bir ağızdan, “Bıraktık yâ Rabbi!” dediler. Hz. Peygamber, “Her sarhoşluk verenin azı da çoğu da haramdır.” buyurmuştur. Bundan böyle Allah’ın ve Peygamber’in, bu yasak emri, kesin inananlarca uygulanmaktadır. Yine bu âyet-i kerîmelerle câhiliye dönemindeki her türlü put/heykel, kumar ve kumar cinsi şans oyunları, torba içinde çekilen numaralı oyunlar -isterse fakirlere yardım için olsun- hepsi yasak edilmiştir; haramdır. Bunların hepsi aklı perdeleyen, Allah’a kulluğu unutturan, şahsiyeti ve ruhu kirleten pisliktir. [bk. 22/30 ve dipnotu]
[35] Şeytanın hile ve düşmanlıkları için bk. 2/10-36, 168-169, 268; 4/120; 7/16-17; 15/40-42; 17/53-64; 20/120; 22/53; 24/20; 29/38; 38/82; 47/25; 58/10,19; 59/16. maide suresi.90,95. namazi kilmak konusunda, faizi almak , vermek konusunda, zina ve cesitlerini yapmak konusunda, bu devirde imtihan olunmaktayiz.
Tetebbürsüz kıraat, fıkıhsız da ibaded olmaz. Bir fıkıh meclisi altmış senelik ibadetten hayırlıdır. Ravi: Hz. İbni Ömer ra. Sayfa: 482 / No: 4 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel7 Temmuz 2022 05:41 Yalan imana aykırıdır. Ravi: Hz. Ebû Bekir (r.a.) Sayfa: 228 / No: 12 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel7 Temmuz 2022 05:42 Yalan imana aykırıdır. Ravi: Hz. Ebû Bekir (r.a.) Sayfa: 228 / No: 12 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel7 Temmuz 2022 05:52 De ki: "Allah'ın kelimeyi tammesiyle -ki onu iyi veya kötü tecavüz edemez- yerde yarattığı her şeyin şerrinden sığınırım. Gece gelenin, gündüz gelenin, göğe çıkanın, gökten inenin şerrinden. Ancak hayırla gelen hariç ey Rahman." (Cinnilere karşı Halid ibni Velid r.a hz lerine buyrulmuştur) Ravi: Hz. Ebul Aliye (r.a.) Sayfa: 335 / No: 13 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel7 Temmuz 2022 05:54 Tevfikin azı, aklın çoğundan hayırlıdır. Dünya hususundaki akıl mazarrat, din hususundaki akıl ise meserrettir. Ravi: Hz. Ebud Derda (r.a.) Sayfa: 336 / No: 4 Ramuz El-Ehadis
486 Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 486 1 Cennete, başa kakıcı, anaya-babaya asi olan, içkiye idmanlı olan, söz taşıyan, büyüye inanan giremez (Yani Cehennemde tımar görmeden.) Hz. Ebû Said r.a 486 2 Kalbinde zerre miktarı kibir olan kimse Cennete giremez. Denildi ki: "Bir adam elbisesinin ve ayakkabısının güzel olmasını severse?" Buyurdu ki, Allah güzeldir ve güzelliği sever. Kibir, Hakka razı olmamak ve halka hor bakmaktır. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma) 486 3 Cennete cevvaz (kendine yontan), katı yürekli olan, hasis, adi adam, çetin ahlaklı, pis boğaz, insanlara karşı gaddar, göbeği büyük kimse giremez. Hz. Abdurrahman İbni Ganamı (r.a.) 486 4 Medine'ye deccal korkusu girmez. O günü Medine'nin yedi kapısı vardır ve her birinde de ikişer melek duracaktır. Hz. Ebû Bekir (r.a.) 486 5 Deccal Mekke ve Medine'ye giremez. Hz. Âişe (r.anha) 486 6 Benimle evlenen veya kendisinden kız alıp verdiğim kimseler Cehenneme girmez. Hz Hars (r.a.) 486 7 Beni gören müslüman ve Beni göreni gören ve Beni göreni göreni gören de Cehenneme girmez. (Ashaba tabiin ve tebal tabiin) Hz. Abdurrahman İbni Ukbe ra. 486 8 Sizlerden biri evlad yetiştirmek fikrinden vazgeçmesin. Zira bir kimse öldüğü zaman onun çocuğu yoksa ismi kesilir. Hz. Hafsa (r.a.) 486 9 Kafir müslümana ve müslüman da kafire varis olamaz. Hz. Umame İbni Zeyd (r.a.) 486 10 Müslüman hristiyana varis olamaz. Meğer ki köle veya cariyesi olsun. Hz. Câbir (r.a.) 486 11 Kaderi, duadan başka şey geri çeviremez. Ömrü de ancak iyilik artırır. Bir adam, günahı sebebile kendine isabet edecek rızkından mahrum olabilir. Hz. Sevban (r.a.) 486 12 Deniz yolculuğuna, hac ve umre yapacak kimseden ve Allah yolunda gazi olandan başkası çıkmasın. Zira denizin altında ateş ve ateşin altında da deniz vardır. Hz. İbni Amr (r.a.) 486 13 Ehli garb (Şamlı ve mücahidler) kıyamete kadar hak üzerinde galib olurlar. Hz. Saad İbni ebu Vakkas (r.a.)
YANITLASİL
yuksel10 Temmuz 2022 20:51 Beni gören müslüman ve Beni göreni gören ve Beni göreni göreni gören de Cehenneme girmez. (Ashaba tabiin ve tebal tabiin) Ravi: Hz. Abdurrahman İbni Ukbe ra. Sayfa: 486 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel10 Temmuz 2022 21:01 Yazılsa Liyakati Var Evet, sabıkan bahsi geçmiş:• Avucunda küçük taşların zikir ve tesbih etmesi, • sırrıyla, aynı avucunda, küçücük taş ve toprak, düşmana top ve gülle hükmünde, onları inhizâma sevk etmesi, • nassı ile, aynı avucunun parmağıyla kameri iki parça etmesi, • ve aynı el, çeşme gibi on parmağından suyun akması ve bir orduya içirmesi, • ve aynı el, hastalara ve yaralılara şifa olması, • elbette o mübarek el, ne kadar harika bir mucize-i kudret-i İlâhiye olduğunu gösterir. Güya, ahbap içinde o elin avucu küçük bir zikirhane-i Sübhânîdir ki, küçücük taşlar dahi içine girse zikir ve tesbih ederler. Ve a’dâya karşı küçücük bir cephane-i Rabbânîdir ki, içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur. Ve yaralılar ve hastalara karşı küçücük bir eczahane-i Rahmânîdir ki, hangi derde temas etse, derman olur. Ve celâl ile kalktığı vakit, kameri parçalayıp, Kab-ı Kavseyn şeklini verir. Ve cemâl ile döndüğü vakit, âb-ı kevser akıtan on musluklu bir çeşme-i rahmet hükmüne girer. Acaba böyle bir zâtın birtek eli böyle acip mu’cizâta mazhar ve medar olsa, o zâtın, Hâlık-ı Kâinat yanında ne kadar makbul olduğu ve dâvâsında ne kadar sadık bulunduğu ve o el ile biat edenler ne kadar bahtiyar olacakları, bedâhet derecesinde anlaşılmaz mı?
Ulema, Allah'ın kulları üzerinde Peygamberlerin eminleridir. Siz onlardan çekinin ve onlara taarruz etmeyin. Onlar hükümet erkanı ile ihtilat etmedikçe ve dünyaya karışmadıkça (Deyleminin lafzında şu ibare vardır): Sultanla ihtilat eder ve dünyaya karışırlarsa o vakit Peygamberlere hiyanet etmiş sayılırlar, o zaman bunlaran sakının. Ravi: Hz. Hasan İbni Sufyan (r.a.) Sayfa: 222 / No: 16 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel12 Temmuz 2022 21:26 Devletin ilerlemesi için sadaretle meşihat dairesinin eşit olması gerekir. (Sn.) 52. Sadaratle meşihat iki kanattır. (Sn.) 51. Bir Hazinenin Anahtari Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi İsmail Mutlu sy. 154,155.
YANITLASİL
yuksel12 Temmuz 2022 22:13 Said Nursi (Bediuzzaman) 1873-1960.Hi:1290-1379 İslami ilmi Edebi Felsefi Yeni Lügat Abdullah Yeğin Hizmet Vakfı Yayınları sy. 601.
YANITLASİL
yuksel12 Temmuz 2022 22:19 Said Nursi Bediuzzaman demiş ki Oğlum olursa adını Yüksel koyardım. Muhammed Ahmed Yüksel Çelik Nursi D. T. 24.3.1974.
YANITLASİL
yuksel12 Temmuz 2022 22:26 Decl: Karıştırmak, Yalan söylemek, Hakkı bâtıl, bâtılı hak diye göstermek. Anarşi çıkarmak. Bâtılı Hak Gösteren. Mübalağali faili :deccaldir. Deccal :Hakkı batil, bâtılı hak olarak gösteren. İslami ilmi Edebi Felsefi Yeni Lügat Abdullah Yeğin Hizmet Vakfı Yayınları sy. 99.
Ulema, Allah'ın kulları üzerinde Peygamberlerin eminleridir. Siz onlardan çekinin ve onlara taarruz etmeyin. Onlar hükümet erkanı ile ihtilat etmedikçe ve dünyaya karışmadıkça (Deyleminin lafzında şu ibare vardır): Sultanla ihtilat eder ve dünyaya karışırlarsa o vakit Peygamberlere hiyanet etmiş sayılırlar, o zaman bunlaran sakının. Ravi: Hz. Hasan İbni Sufyan (r.a.) Sayfa: 222 / No: 16 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel12 Temmuz 2022 21:26 Devletin ilerlemesi için sadaretle meşihat dairesinin eşit olması gerekir. (Sn.) 52. Sadaratle meşihat iki kanattır. (Sn.) 51. Bir Hazinenin Anahtari Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi İsmail Mutlu sy. 154,155.
YANITLASİL
yuksel12 Temmuz 2022 22:13 Said Nursi (Bediuzzaman) 1873-1960.Hi:1290-1379 İslami ilmi Edebi Felsefi Yeni Lügat Abdullah Yeğin Hizmet Vakfı Yayınları sy. 601.
YANITLASİL
yuksel12 Temmuz 2022 22:19 Said Nursi Bediuzzaman demiş ki Oğlum olursa adını Yüksel koyardım. Muhammed Ahmed Yüksel Çelik Nursi D. T. 24.3.1974.
YANITLASİL
yuksel12 Temmuz 2022 22:26 Decl: Karıştırmak, Yalan söylemek, Hakkı bâtıl, bâtılı hak diye göstermek. Anarşi çıkarmak. Bâtılı Hak Gösteren. Mübalağali faili :deccaldir. Deccal :Hakkı batil, bâtılı hak olarak gösteren. İslami ilmi Edebi Felsefi Yeni Lügat Abdullah Yeğin Hizmet Vakfı Yayınları sy. 99.
YANITLASİL
yuksel12 Temmuz 2022 22:45 Nitekim şair der ki : "Dünya ki hadisatla her gece yüklüdür, Gün doğmadan neler doğa kim bile nagehan (ansızın)! ... Aceb mi doğsa zülfünden fitneler, Meseldir bu denir, el-leylu hubla! Ruhu'l Furkan Tefsiri Hazret-i Mevlana eş şeyh Mahmud en Nakşibendi El-Muceddidi el Halidi el-Ufi (Kuddisu Sirruhu) cilt 14.sy.493.
YANITLASİL
yuksel23 Haziran 2022 00:11 Ve yine biz Kur'an da :"Öz babalarınızin dışındakileri baba kabul etmeyin. Başkalarını baba kabul etmekle kendinizi inkar etmiş olursunuz." ayetini okuyorduk.Bu ayet mensuhtur. Hadislerle Hz. Peygamber Ve Ashabınin Yaşadığı Müslümanlık cilt. 2. Devlet idaresi sy. 609, 610
YANITLASİL
yuksel23 Haziran 2022 00:03 Zaten zaman ve zemine göre, mensuh olan bir ayetin hükmü yeniden geçerlilik kazanabilir. Ruhu'l Furkan Tefsiri Hazret-i Mevlana eş şeyh Mahmud en Nakşibendi El-Muceddidi el Halidi el-Ufi (Kuddisu Sirruhu) cilt. 11.sy.111.
Kıyamet yaklaştığında taylasan giyilmesi çoğalır, ticaret artar, mal çoğalır, mal sahibine malı için saygı gösterilir, fuhuş yayılır, çocuklar amir durumuna gelir, kadınların sayısı artar, Sultan zulmeder, eksik ölçü ve tartı yapılır, bir adamın köpek yavrusunu yetiştirmesi, kendi çocuğunu yetiştirmekten kendisine daha cazip gelir, büyüğe hürmet, küçüğe de merhamet edilmez ve gayri meşru çocuklar çoğalır, hatta yol ortasında adam kadınla yakınlaşır. İnsanlar, kalbleri kurt olduğu halde koyun postuna bürünürler, o zaman da insanlanın en iyi görüneni dalkavuktur "müdahin (kötülükleri gördüğü halde karışmayıp, kendi işine bakandır)
"Zaman yaklaştığında... Yani kıyamet saati yaklaştığında taylasan giyme çoğalır" Rafiziler ve Şia gibi hak etmedikleri halde içi başka dışı başka, münafıklık için taylasan giyerler. Deccal çıkar ve Isfehan'dan taylasanlarla yetmiş bin kişi ona tabi olur
"ticaret çoğalır Bu, açgözlülüğün çok olup, kanaatin olmamasından, nefis isteklerinin çok olmasındadır. mal çoğalır kelimesi başka bir nüshada önceki kelimede olduğu gibis şeklindedir. Dünya sevgisinin çokluğundan.
"saygı gösterilir" kelimesi, kökündendir
mal sahibine mali nedeniyle Yani mal sahibi, dini için değil
malı için, insanlar mala meylettikleri için saygın olur.
"fuhuş çoğalır" Yani zina...
, "çocuklar amir olur" Yani yaşı genç olanlar. Nitekim Allah bir kavme azap ettiği zaman akılsızları veya çocuklan yahut kadınları başlarına yönetici yapar. (Onlara bunları musallat eder)
"kadınlar çoğalır" Kütüb-i sitte'deki bir rivayette
"öyle ki elli kadına (bir adam düşer) bir başka rivayette ise L-ly
"kirk kadına bir erkek idareci düşer." şeklindedir.
Bu durum fitnelerin çokluğu nedeniyle erkeklerde öldürmeler artar. Çünkü savaşanlar kadınlar değil erkeklerdir. Bunun, fetihlerin çoğalacagina ve esirligin artacağına işaret olduğu da söylenmiştir.
"Baştaki yönetici zulmeder" Çeşitli zulümlerle zulmeder
yuksel14 Temmuz 2022 10:51 ölçü ve tartida eksiklik yapılır Yani onlarda noksanlık yapılır. Bu ifade, kayıp nedeniyle noksanlıktan kinayedir. Allahu Teâlâ ölçekte ve tartıda hileye sapanlann vay haline! Ki onlar insanlardan ölçekle aldıklanı zaman haklarını tastaman alanlar, onlara ölçekle yahut tartı ile verdikleri zaman ise eksiltenlerdir." buyurur. (el-Mutaffifin 1,2,3) Adam kopek yavrusu yetistirip egitir. Köpek yavrusu demektir.
(Bu) Ona, kendisinin çocuğunu beslemekten daha iyi yararlı olur. Çocuğunun kötülüklerinden, bereketsizliğinden, itaatsizliğinden dolayı. "büyüğe saygı duyulmaz Yani ilim ve yaşça büyük olan hürmet görmez, ondan utanılmaz "küçüğe merhamet edilmez" Iki cümledeki füller edilgen/mechül kiptedir. Yani insanlar çocuklara şefkat, merhamet gösteren kimseler değillerdir.
zinadan olma çocuklar çoğalır" Zinanın çokluğu ve nikahların bozukluğu nedeniyle Zinanın çokluğunu Resûlüllah (sav)'in; öyleki adam yol ortasinda kadınla yakın olur." Ifadesi teyit eder. Yani hanımından başkasıyla bile yol ortasında zina eder.
kelimesi noktall harf "insanlar koyun
olan/dät" harfinin üstünüyledir. Koyun demektir. "kurt kalpleri üzerine" Bu ifade, onların görünüşte yumuşak olduklarını ve kalplerinin de katılığını açıklar. Onlar insanlara merhamet etmezler
bu zamanda insanlann en yisi, dalkavuk olan Onlar dalkavukluk, yağcılık ederler. Insanları günahlar işlerken görür, onları kendi
hallerine bırakırlar.
Hadiste kastedilen şey bu işlerin aşikâre olması ve çoğalmasıdır. Yoksa bu işlerin aslı değildir. (Bu tür günahlar gizli ve az da olsa her devirde vardır.) Hadisi Taberâni (el-Mu'cemü'l-kebir de), Hâkim (el-Müstedrek'te) Ebu Zer (ra)'den naklederler. Hadisin sahih olduğunu söyleyen Häkim'i (el-Müstedrek alá
Müstedreki'l-Hâkim'de) Zehebî eleştirmiştir. Bu hadiste, Resulallah (sav)'in söyledikleri aynen gerçekleşmekte
İnnâ ateynanin sırrını herkes anlamaz. (E. L.) 1:205. Bir Hazinenin Anahtari Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi İsmail Mutlu sy. 551.
YANITLASİL
yuksel15 Temmuz 2022 00:29 Din birleştiricidir.(H. S.) 97:1.evham. Ahmak dost din düşmanından daha zararlıdır.(Mh.) 29:1.maka. Eğitimin ana lisanla yapılması faydalıdır. Din nokta-i nazarında medenilere galebe çalmak ikna iledir. Bir Hazinenin Anahtari Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi İsmail Mutlu sy 162,..165.
YANITLASİL
yuksel17 Temmuz 2022 07:53 Propagandada gerçekler olduğu gibi anlatılmalıdir.(Sn.) 17. Siyaset propagandası vasıtasıyla yalancılık doğruluğa tercih ediliyor. Bir Hazinenin Anahtari Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi İsmail Mutlu sy. 541.
YANITLASİL
yuksel17 Temmuz 2022 08:03 Düşmanın dostu, dost kaldıkça düşmandır.(Sn.) 62:(T.H.)117. Sulhkarane muamele dost kazandırır. (M.) 258:22.Mektup4.vec. Bir Hazinenin Anahtari Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi İsmail Mutlu sy. 171.
İnsanların akidlerini bozduklarını, emanetleri hafife aldıklarını, ve -parmaklarını birbirine geçirip- böyle olduklarını gördüğün zaman evini tercih et, lisanına sahip ol, maruf olanı al, münkeri bırak, kendi işinle meşgul ol ve ammenin işlerini kendilerine bırak. Ravi: Hz. Abdullah İbni Amr (r.a.) Sayfa: 46 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel19 Temmuz 2022 02:13 Dünyada saadet, dünyayı terktedir.(S.) 188:17.Soz 2.makam. Dünya saadeti meşru dairedeki keyif iledir. (S.) 132:13.Söz 2.makam. Dünya ücret ve mükafat yeri değil. (M.) 435 :29. Mektup 9.kisim. Bir Hazinenin Anahtari Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi İsmail Mutlu sy 179.
354 14 Kendisinden çocuk peydah olacak meniyi, kayanın üstüne döksen, Allah (z.c.hz.) yaratacağını yaratır ve hiç şüphe yok ki Allah yaratacağı canı yaratır. Hz. Sumame (r.a.)
YANITLASİL
yuksel25 Temmuz 2022 02:32 212 2 Benim bu zamanımda, Zühd, altın ve gümüşten kaçmaktır. Fakat insanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki, altın ve gümüşü terketmekteki zühdden, insanlardan kaçmak zühdü, kendileri için daha hayırlı olur. Hz. İbni Abbas (r.anhüma
YANITLASİL
yuksel26 Temmuz 2022 08:25 Hayati bitirecekse bir mezarcının küreği, Ne diye taşımalı bunca emel dolu yureği?! Medrese-i Yusufiyye'den Mektuplar Ahmed Mahmud Ünlü sy.640.
YANITLASİL
yuksel26 Temmuz 2022 09:08 İlk önce hak hakikatı öğren. Adamlara bakılıpta hak hakikat anlaşılmaz. Hak hakikatı bilirsen kimin kötü kimin iyi olduğunu anlarsın. Akra fm. Mahmud Esad Coşan günün Sohbeti.
Mustafa Kemal 'SABETAY SEVİ'nin soyudan geliyorum kendisine hayranım. Keşke bu dünyadaki bütün Yahudiler onun mesihligi altında birleşse..' Sırr-ı inna A'tayna Rumuzat-i Semaniye Mâidet-ül-Kur'an sy 83
Mustafa Kemal 'SABETAY SEVİ'nin soyudan geliyorum kendisine hayranım. Keşke bu dünyadaki bütün Yahudiler onun mesihligi altında birleşse..' Sırr-ı inna A'tayna Rumuzat-i Semaniye Mâidet-ül-Kur'an sy 83
Deccal ve Süfyan ünvanları yabancılara karşı lüzumsuz müna
kaşa edilmemeli. (K.L.) 188. Deccalın yalancı cennet ve cehennemi vardır. ($.) 490, 494:5.
Şua; (M.) 61:15. Mektup, 4. suâl
Herkes deccalı tanımayacak. (S.) 310:24. Söz 3. dal, 8. asıl Hıristiyanlık İslâmiyetle mezcolarak Deccalı dağıtacak. (Ş.) 493:5. Şua Hz. İsa'nın Deccalle mücadelesi. (K.L.) 49.
120:17. Lem'a 5. nota
İsevî dininden uzaklaşan Avrupa, deccal gibi tek gözlüdür. (L.) FIHRIST/156
28 Temmuz 2022 01:45 yuksel dedi ki... İslâm Deccalı Süfyan. (Ş.) 498:5. Şua Mesih Deccal. (Ş.) 498:5. Şua Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi 155 156 syf
28 Temmuz 2022 01:46 yuksel dedi ki... Mustafa Kemal in Bediuzzaman a tarziye verdi.(E.L.)2:31. Bir Hazinenin Anahtari Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi İsmail Mutlu sy 484. 29 Temmuz 2022 17:32 yuksel dedi ki... Mustafa Kemal 'SABETAY SEVİ'nin soyudan geliyorum kendisine hayranım. Keşke bu dünyadaki bütün Yahudiler onun mesihligi altında birleşse..' Sırr-ı inna A'tayna Rumuzat-i Semaniye Mâidet-ül-Kur'an sy 83
Günün birinde esirleri teftişe gelen ve kampı gezerken Bediüzzaman’ın önünden geçen Nikola Nikolaviç’e o hiç ehemmiyet vermiyor ve yerinden kımıldanmıyor. Başkumandanın nazar-ı dikkatini çekiyor. Tekrar bir bahane ile önünden geçiyor. Yine kımıldanmıyor.
Üçüncü defasında önünde duruyor, tercüman vasıtasıyla aralarında şöyle bir muhavere geçiyor:
“Beni tanımadılar mı?”
“Evet, tanıdım. Nikola Nikolaviç, Çarın dayısıdır, Kafkas Cephesi Başkumandanıdır.”
“O halde ne için hakaret ettiler?”
“Hayır, affetsinler, ben kendilerine hakaret etmiş değilim. Ben mukaddesatımın emrettiğini yaptım.”
“Mukaddesat ne emrediyormuş?”
“Ben Müslüman âlimiyim. Kalbimde iman vardır. Kendisinde iman olan bir şahıs, imanı olmayan şahıstan efdaldir. Ben ona kıyam etseydim, mukaddesatıma hürmetsizlik yapmış olurdum. Onun için ben kıyam etmedim.”
“Şu halde, bana imansız demekle benim şahsımı, hem ordumu, hem de milletimi ve Çarı tahkir etmiş oluyor. Derhal divan-ı harp kurulunda isticvab edilsin.”
Bu emir üzerine divan-ı harp kuruluyor. Karargâhdaki Türk, Alman ve Avusturya zâbitleri, ayrı ayrı Bediüzzaman’a rica ederek Başkumandana tarziye vermesi için ısrar ediyorlar. Verdiği cevap bu oluyor:
“Ben âhiret diyarına göçmek ve huzur-u Resulullaha varmak istiyorum. Bana bir pasaport lâzımdır. Ben imanıma muhalif hareket edemem.”
Buna karşı kimse sesini çıkarmıyor, neticeyi bekliyor. İsticvab bitiyor. Rus Çarını ve Rus ordusunu tahkir maddesinden idam kararını veriyorlar. Kararı infaz için gelen bir manga askerin başındaki subaya kemâl-i şetâretle, “Müsaade ediniz, on beş dakika vazifemi îfa edeyim” diye abdest alıp iki rekat namaz kılarken, Nikola Nikolaviç geliyor, kendisine hitaben:
“Beni affediniz. Sizin beni tahkir için bu hareketi yaptığınızı zannediyordum. Hakkınızda kanunî muamele yaptım. Fakat şimdi anlıyorum ki, siz bu hareketinizi imanınızdan alıyorsunuz ve mukaddesatın emirlerini îfa ediyorsunuz. Hükmünüz iptal edilmiş; dinî salâhatinizden (salihliğinizden) dolayı şâyân-ı takdirsiniz. Sizi rahatsız ettim, tekrar tekrar rica ediyorum, beni affediniz.”
Peygamberler, baba bir ana ayrı kardeşlerdir. Dinleri de birdir. Meryem oğlu İsa (a.s) da Benim kardeşimdir. Ve aramızda başka Peygamber yoktur. O, tekrar yeryüzüne gelecektir. Onu gördüğünüzde tanırsınız. Orta boylu, kırmızı-beyaz renkli bir zattır. Üzerinde Mısır kumaşından iki parçalı elbise vardır. Su isabet etmediği halde başında damlalar görülür. (Geldiğinde) putu kırar, domuzu öldürür, cizyeyi kaldırır ve milletleri islama davet eder. İslamdan başka din kalmaz. Arslanlar develerle, kaplanlar sığırlarla, kurtlar koyunlarla beraber dolaşıp otlarlar. Ve çocuklar yılanlarla oynar ve hiç biride diğerine zarar vermezler. O kırk sene yaşayacak ve ölecektir. Cenazesini müslümanlar kaldıracaktır. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 191 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel13 Ağustos 2022 08:23 Ümmetimden iki sınıf salih olursa, ümmette salih olur. Umera ve Ulema. Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 308 / No: 10 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel13 Ağustos 2022 08:29 Ümmetimden iki sınıf salih olursa, ümmette salih olur. Umera ve Ulema. Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 308 / No: 10 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel13 Ağustos 2022 09:42 LOZAN Ismet İnönü ve Lozan Anlaşması. (EL) 2:31. Lozan'da dinin öldürllmesi karan alındı. (E.L) 2:31. Lozan'da Türkleri Protestan yapma karan alındı. (EL) 2:53 Lozan'in iç yüzü. (E.L.) 2:31. Mustafa Kemal ve Lozan Anlaşması. (EL.) 2:31. Sefin Lozan Anlaşmasında verdiği dehşetli fikir. (EL) 2:43
YANITLASİL
yuksel13 Ağustos 2022 09:49 LOZAN Ismet İnönü ve Lozan Anlaşması. (EL) 2:31. Lozan'da dinin öldürllmesi karan alındı. (E.L) 2:31. Lozan'da Türkleri Protestan yapma karan alındı. (EL) 2:53 Lozan'in iç yüzü. (E.L.) 2:31. Mustafa Kemal ve Lozan Anlaşması. (EL.) 2:31. Sefin Lozan Anlaşmasında verdiği dehşetli fikir. (EL) 2:43
YANITLASİL
yuksel14 Ağustos 2022 01:19 Mufessirler, bu âyette ki güzel söz ü kelime-i tevhid, iman veya müminin kendisi diye yorumlamislardir. Çoğunluğun kabul ettiği birinci yoruma göre güzel ağacın kökü müminin kalbi, gövdesi imanın kendisi, dallari da müminin gerçekleştirdiği iyi amellerdir. Kemalat-i Tayyibe Risale-i Nur'un Tariflerine göre Istilahlar ve Anahtar kelimeler sy. 237,238.
YANITLASİL
yuksel14 Ağustos 2022 01:44 İngiliz Meclis - i Meb'usaninda Mustemlekat Nazırı, elinde Kur'ân-ı Kerîm'i göstererek söylediği bir nutukta: Bu Kur'an, İslamlarin elinde bulundukca biz onlara hakim olamayız. Ne yapıp yapmalıyız, bu Kur'an 'i onların elinden kaldırmaliyiz yahut müslümanları Kur'an' dan sogutmaliyiz. diye hitabede bulunmuş. Esasat-i Nuriye Risale i Nur Mesleği Hizmet Rehberi sy. 323.
Edep nedir? diye sual edildiğinde :"Yemeğiniz arpa olsun, helvanız hurma olsun, katığınız tuz olsun, yağınız süt olsun, elbiseniz yün olsun, evleriniz mescidler olsun, ışığınız güneş olsun kandiliniz ay olsun lezzetiniz su olsun, Ruhu'l Furkan Tefsiri Hazret-i Mevlana eş şeyh Mahmud en Nakşibendi El-Muceddidi el Halidi el-Ufi cilt 15. sy. 84.
YANITLASİL
yuksel26 Eylül 2022 04:40 güzelliğiniz temizlik olsun, ziynetiniz tedbir olsun, ameliniz rıza olsun, azığıniz takva olsun, Yemeğiniz gece olsun, uykunuz gündüz olsun, kelamınız zikir olsun suskunluğunuz ve gayeniz tefekkür olsun,bakışınız ibret olsun, sığınağıniz ve yardımcınız da Mevlaniz olsun! İşte ölünceye kadar bu hal üzere sabredin! "buyurmuştur. Ruhu'l Furkan Tefsiri Hazret-i Mevlana eş şeyh Mahmud en Nakşibendi El-Muceddidi el Halidi el-Ufi cilt 15. sy.84,85.
Kıyametin önü sıra karanlık geceler gibi fitneler vardır. O fitne devrinde adam sabah mü'min, akşam kâfir olur. Ve akşam mü'min sabah ise kâfir olur. O zaman oturan, ayakta durandan hayırlıdır. Ayakta duran yürüyenden hayırlıdır, yürüyen ise koşandan hayırlıdır. O devirde okların yayını kırın, kirişlerini koparın, kılıcınızı da taşa vurun, evinize çekilin. Birinizin evine girilse ve üzerinize varılsa o zaman Adem (a.s.)'ın iki oğlundan hayırlısı gibi olun. (Yani öldürülen gibi.) Ravi: Hz. Ebû Mûsa (r.a.) Sayfa: 121 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
Kur'an okumakla Kur'an olmaz. Nakletmekle de ilim olmaz. Kur'an hidayetle, ilim de anlayışla olur. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 362 / No: 9 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel4 Ekim 2022 04:25 Zekat, halka şefkatin anahtarıdır. İslam da Zekat Muessesi. Yunus Vehbi Yavuz. Fihrist
YANITLASİL
yuksel4 Ekim 2022 04:41 Zekat, malı ebedilestirir. Zekat, malı temizler. Zekat, malı çoğaltır. Zekat, kalpteki dünya sevgisine karşı bir ilaçtır. Zekat, fakirin kıskançlık duygusunu körletir. İslam da Zekat Muessesesi. Yunus Vehbi Yavuz Fihrist
YANITLASİL
yuksel4 Ekim 2022 04:51 Zekat, bir nevi sosyal güvenlik ve sigortadir. Zekat, toplumda bir orta sınıfın doğmasını öngörür. Zekat, paranın stok edilmesini önler. Zekat sosyal dengeyi sağlar. Zekat, yatırıma açılan bir kapıdır. Zekat bir kalkınma hamlesidir. Zekat, fakiri çalışmaya teşvik eder. İslam da Zekat Muessesesi Yunus Vehbi Yavuz Fihrist
Baykara'nın söylediklerinden sadece Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Atatürk'ün değil, Atatürk' ün şahsında, 20. yüzyılınTürk devrimini yapan kadronun Sultan II. Abdülhamid döneminin doğal bir sonucu olduklarini söylemek müm- kün görünmektedir. 1880lerden itibaren, bir Osmanlı toplumu yaratmak ideali ile her vilayette pozitif ilimleri öğreten idadi liselerinin açılması, aydın Batıcı bir kuşak yetişmesini sağladı . Atatürk nesli, i bu temelde kurulan yeni askeri mekteplerde yetişti (Inalcık 2006: 338). sy. 177 Türk Modernleşme ve 2.Abdulhamid'in eğitim hamlesi Ömer Faruk Yelkenci
Baykara'nın söylediklerinden sadece Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Atatürk'ün değil, Atatürk' ün şahsında, 20. yüzyılınTürk devrimini yapan kadronun Sultan II. Abdülhamid döneminin doğal bir sonucu olduklarini söylemek müm- kün görünmektedir. 1880lerden itibaren, bir Osmanlı toplumu yaratmak ideali ile her vilayette pozitif ilimleri öğreten idadi liselerinin açılması, aydın Batıcı bir kuşak yetişmesini sağladı . Atatürk nesli, i bu temelde kurulan yeni askeri mekteplerde yetişti (Inalcık 2006: 338). sy. 177 Türk Modernleşme ve 2.Abdulhamid'in eğitim hamlesi Ömer Faruk Yelkenci
Kıyamet gününde, Adem evladından bir takım kavimler getirilir ki, yanlarında dağlar gibi hasenat vardır. Bunlar Cenneti görecek gibi yaklaştığında: "Sizin orada nasibiniz yok" denilir. (İtikadları dürüst ve niyetleri halis olmadıkları için) Ravi: Hz. Salim (r.a.) Sayfa: 505 / No: 4 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel21 Ocak 2023 01:36 mektům, mektüme .a.s) مكتوم ketm'den): 1. ketmolunmuş, gizli, sak- l. 2. hükümetten gizli tutulan. Emvâl-i mektûme: vergiden kaçırılan mallar. melâgim Mål-i mektûm: gizli, saklı mal. Nüfûs-i mektûme: kütüğe kaydolunmamış kimse- ler. Vâridât-ı mektûme: deftere geçirilme- yerek şahıs elinde kalan devlet
hadisesi) Hz. Avf İbni Malik (r.a.) 258 4 Dört fitne olacak: Kan mübah kılınacak, Kan ve mal mübah olacak, Kan, mal ve ırz mübah kılınacak ve dördüncüsü ise deccal fitnesi olacaktır. Hz. İmran İbni Husayn (r.a.) 258 5 Deccalin önü sıra hud'alı seneler olur ki; yağmur çok yağar, fakat nebat az our. Sadıkler tekzib olunur, yalancılar ise tasdik olunur. Haine itimad edilir, emin ise hain addedilir. Ve "Rüveybiza" söz sahibi olur. Denildi ki: "Ya Resulallah, Rüveybiza nedir?" Buyurdu ki, Kendisine itimad olunmayan ve kıymet verilmeyen kimselerdir. Hz. Avf İbni Malik (r.a.)
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2023 23:46 258 7 Altı hal vardır ki onlar vaki olduğunda ölümü temenni edebilirsiniz: Sefihlerin beyliği, Hükmün para ile satılması, Kanın istihlaf edilmesi, Zaptiyenin çoğalması, Akrabalığın kesilmesi, Kur'an-ı Kerim'i eğlence yapanların çoğalması ve Onun musiki yerine dinlenilmesi. Öyle ki, adamı mihraba, nağme dinlemek için geçirirler. Halbuki o adamın fıkıhtan haberi bile yoktur. İşte bu durumlarda ölümü istemekte haklı olursunuz. Hz . Abis el Gıfari (r.a.) 258 8 İlimde, birbirinize nâsih olun ve birbirinizden bir şey gizlemeyin. Zira, ilimde hiyanet, malda hiyanetten eşeddir. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 258 9 Lohusa kadın kırk gece bekler. Bundan önce temizlik görürse, temiz hükmü giyer. Kırk gün geçerse özürlü addedilir. Yıkanır ve namaza devam eder. Kan fazla gelirse, her namaza bir abdest alır. Hz. İbni Amr (r.anhüma) 258 10 Gökten yardım, zahmete göre, ve sabır da musibete göre iner. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 258 11 Kadın, şu dört şeyi için nikahlanır: Malı, Asaleti, Güzelliği ve Dini. Elin toprak olası, sen din sahibine bak. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 258 12 Olanca kuvvetinizle temizlenin. Zira Allah (z.c.hz)'leri islamiyeti nezafet üzere tesis etmiştir. Ve Cennete ancak nazif girer. Hz Ebu Hureyre (r.a.)
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2023 23:49 Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 293 1 Oğullarınızı ve kızlarınızı evlendirin. Kızları altın ve gümüşle süsleyin, ve elbiseleri güzel olsun. Ve kendilerine rağbet edilmesi içinde onlara güzel hediyelerle ihsanda bulunun. Hz. İbni Ömer (r.anhüma) 293 2 Zengini ziyaret eden, sâim ve kâim gibi sevab alır. Fakiri ziyaret eden kimes ise fisebilillah cihad sevabı alır. Ve bunun için atılan adımlar, Aziz ve Celil olan Allah yolundaki adımlara denk olur. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 293 3 Kur'an-ı Kerim'i seslerinizle ziynetlendiriniz. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 293 4 Bayram namazlarınızı tehlil, tekbir, tahmid ve takdislerle ziynetlendiriniz. Hz. Enes (r.a.) 293 5 Meclislerinizi Bana selat ve selam getirmekle ziynetlendiriniz. Zira Bana selavat getirmeniz kıyamette size nur olur. Hz. İbni Ömer (r.anhüma) 293 6 Rabbimden "Lahinlere" (Aptal, çoluk çocuk gibi aklı az olan) azab etmemesini diledim, kabul buyurdu. Hz. Enes (r.a.) 293 7 Rabbimden, müşrik çocuklarından ölenleri Benim için bağışlamasını diledim, kabul buyurdu ve Cennete soktu. Hz. Enes (r.a.) 293 8 Rabbimden, Benden sonra, ashabımın ihtilaf edecekleri meseleler hakkında sual ettim. Bana vahyetti ki: "Ya Muhammed (s.a.s.) Senin eshabın Benim yanımda gökteki yıldızlar gibidir. Bazısı diğerinden daha parlaktır. Kim ki, onlardan birisini (içtihadlarında )takip etse, o kimse Benim nazarımda hidayet üzerindedir." Hz. Ömer (r.a.) 293 9 Ya Ali, senin hakkında Allah'dan beş şey istedim. Birini kabul etmedi, dördünü verdi: Ümmetimin senin başında toplanmasını Allah'dan
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2023 23:50 293 9 Ya Ali, senin hakkında Allah'dan beş şey istedim. Birini kabul etmedi, dördünü verdi: Ümmetimin senin başında toplanmasını Allah'dan istedim, kabul etmedi. Senin hakkında Bana verdikleri ise şunlardır: Kıyamet gününde ilk olarak Ben ve yanımda sen kalkacağız. Önümde "Hamd" sancağını sen taşıyacaksın. Evvelkileri ve sonrakileri geçeceksin. Benden sonra mü'minlerin veliside sen olacaksın. Hz. Ali (r.a.) 293 10 Aziz ve Celil olan Allah'dan seni takdim etmesini (önce hilafete geçmeni) üç kere istedim, kabul etmedi. Ancak Ebu Bekir'i kabul etti. (Bu sözü Hz. Ali (r.a)'a buyurdu.) Hz Ali (r.a.)
[7] Âyet-i kerîmedeki “takdir etme/planlama” ifadesi, meallerde meleklere ait olarak alınmıştır. Fakat bu ifade ancak Allah’a ait olacağından ve bunu da Resûlü’ne anlattığı yönüyle yukardaki şekli tercih ettik. [bk. 37/133-137; Râzî, XIV, 121]
[8] Hz. Cebrail’in sayhası.
[9] Eyke, sık ormanlık demektir. O kavim, böyle ormanlık bir bölgede oturuyor idi. Eyke halkı, Akabe Körfezi’nin doğu sahilinde bulunan Medyen’de Hz. Şuayb’ın zamanında yaşayan bir toplumdur (Beydâvî).
[10] Hicr halkı Hz. Salih’in kavmi olan Semûd kavmidir. Hicr, Tebuk yolunda bir yer olup Hz. Peygamber hacıların burada konaklamasını yasaklamıştır. (Tefsîru Taberî) Burası aynı zamanda Nemrud’un konakladığı yerdir.
Müslümanları yönetenier, onların işlerinin bag çenler müslümanlardan olmalıdır. Çünkü milime nn kendilerini yönetenlere itaat etmeleri bir farize, a vecibe, bir zorunluluktur. Müslüman olmayanlara e at edilebilir? Allah Teâlâ şöyle emreder: "Ey iman denie Allah'a itaat edin, Resûle itaat edin ve sizden olan buy sahibi yöneticilere itaat edin" [Nisa süresi (4), 59). Bizlerin y neticilere nasihatimiz, onlara karşı vazifemiz, kendilerinin ve dürüst olmalarını, doğru yolu bulmalarını, adaletli davan malarını istemektir. Onlara karşı saygımız ve sevgimiz, şahısle rini tanımamıza veya birtakım özel işlerimizi onlar vasıtasıyla gerçekleştirmemize bağlı olamaz. Böyle bir saygı ve sevgi di- nimiz nazarında makbul de sayılmaz. Yöneticilerin adil idare leri altında bütün İslâm ümmetinin birliğini ister, bunun için gayret ederiz. İslâm ümmetinin parçalanmışlığı vüreğimizi Riyazu's Salihin İmam Nevevi Kampanya Kitapları cilt. 2.sy.72, 73.
kemal sonsuz mükemmellik sahibi olan eetle yaratan Allah Aan sahibi, her şeyin yaratıcısı Allah Za sonsuz yücelik ve hamet sahibi, her-
are yokan yaratan Allah Na Zulcelal ve'l-Cemal: sonsuz güzellik, büyüklük et sahibi Yaratıcı, Allah
Zülcelal: kudreti herşeyi kuşatan ve sonsuz
a ve yücelik sahibi olan Allah N Zülkemal: kudreti herşeyi kuşatan, sonsuz mükemmellik sahibi Allah
Kabhar Zülcelal: haşmet ve yücelik sahibi ve herşe-
ye her zaman mutlak galip gelen ve kahretmeye gücü
yeten Allah Kabib-i Zülkemål: bütün varlıkları bir kitap yazar gibi, mükemmel ve kusursuz bir şekilde yaratan Allah
Kerim-i Zülcelal: sonsuz haşmet ve yücelik sahibi, lū tuf ve cömertliği sınırsız olan Allah
Nakkaş- Zülcelal: herşeyi nakışlı ve süslü bir şekild yaratan, sonsuz haşmet ve yücelik sahibi Allah Padişah- Zülcelâl: sonsuz haşmet ve yücelik sahi
Padişah, Allah Rabb-i Zülcelâl: sonsuz heybet ve yücelik sahibi makla beraber herşeyin Rabbi olan Allah
Rabb-i Zülcelâl-i ve'l-İkram: sonsuz heybet ve yü
lik sahibi olmakla birlikte çok ikramda bulunan ve
şeyin Rabbi olan Allah
Rahim-i Zülcemâl: sonsuz güzellik sahibi ve her v merhameti olan Allah ikram: güzellik ve ikram
veren; Allah
YANITLASİL
yuksel22 Nisan 2023 22:16 Ölüm dehşetli değildir. (L.) 211:25. Lem'a 9. deva; (5) 15 Şua, 1. makam; (S.) 658:Lemaat
Ölümü geçici hayat rengi vermek mümkündür. (5.) 232:20, 2. makam
Ölüm gelmesi kesin bir gerçektir. (K.L.) 114,
Ölüm genç ihtiyar ayırmıyor. (K.L.) 114, Ölüm gerçeği. (Ş.) 164:11. Şua, 2. mes.; (As. M.) 14:2. mese Ölüm hakikatı hayattan ziyâde birşey istiyor. (T.H) 354:Den, ha
Ölüm haktır. (M.N.) 45:Katre, muk. 2. kelâm; (§.) 164:11. 2. mes.; (As. M.) 14:2. mesele Ölüm hayat kadar bir bürhân-1 rubûbiyettir. (S.) 617:33. S
24. pencere
lüm fdam değildir. (M.N.) 191:10. risâle; (1.1.) 229; (M.) 22 222:20. Mektup, 7 ve 11. kel.; (As. M.) 216, 218:2. kısım,
ve 11. kelime
im mü'minleri cennet bahçelerine götürür. (S.) 35:7. Söz
im nasıl nimet olur? (M.) 13:1. Mektup, 2. Suâl; (İ.İ.) 229. m Nevruz Bayramı günümüzdür. (Mn.) 101.
m öldürülemez. (Ş.) 405:14. Şua m tabiî bir netice değildir. (İ.İ.) 234.
nü temennî etmek. (T.H.) 197:Eskişehir hayatı nü veren Allah'tır. (Ş.) 506:15. Şua; (M.) 220:(20. Mekti
.kel.; (As. M.) 216:2. kısım, 7. kelime nü yaratan Allah olduğuna göre öldürene niçin kâtil de or? (S.) 431:26. Söz, 2. mebhas
ya saadet getirir, ya sıkıntı. (K.L.) 114; (S.) 164:11. S mes.; (As. M.) 14:2. mesele
yeni bir hayatın başlangıcıdır. (M.) 220:20. Mektup 7. kelin Kur'ân okumak. (S.) 576:15. Şua; (S.T.) 59; (E.L.) 2:16 L.) 2:173; (S.) 478:29. Söz, 2. maksat 1. esas, 2. menba
-i Nur ölümü sevdiriyor. (E.L.) 1:43: (S T )
YANITLASİL
yuksel22 Nisan 2023 22:20 Zaman gelir nimetin olmaması nimet olur. (S.Lem.) 665. Bir Hazinenin Anahtarı Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi İsmail Mutlu sy. 503.
DİNDEN DEĞİL, BİZDEN! Kastamonu kazalarında - (Milli Mücadele, 1920)... & TAM MÜSLÜMAN OLMADAN KURTULUŞ YOK... CEPHELERDE
SAVAŞA DEVAM! Kastamonu kazalarında - (Milli Mücadele, 1920)...... ZAFERDEN ÜMID KESENLER, MÜSLÜMAN DEĞİLDİR! Kastamonu havilininde-(Mill Michele, 1920)....
42 Hakkı batilla karıştırıp onu bile bile gizleme-
yin.
42 Hakkın batilla karıştırılması, gerçeğin tah- rif edilerek anlaşılmaz bir hâle getirilmesi veya anlaşılır olsa bile, gerçekten uzak bir manaya so- kulmasından ibarettir. Daha açık bir ifadeyle, de- lil üzerinde sahtekârlık yaparak yanlış hüküm çı- karılmasını sağlamaktır.
YANITLASİL
yuksel7 Temmuz 2023 08:31 Kur'an-ı Kerim Meal ve Tefsiri Talat Kocyigit cilt 1.sy.122.
YANITLASİL
yuksel7 Temmuz 2023 08:33 Bakara Suresi 42.ayet.
YANITLASİL
yuksel7 Temmuz 2023 08:46 Hakkın batilla karıştırılması, onun gizlenmesi ve başkaları tarafından bilinip anlasilmamasi gayesine matuftur. Bakara Suresi 42. ayet. Kur'an - i Kerim Meal ve Tefsiri Talat Kocyigit . 1.sy.123.
YANITLASİL
yuksel7 Temmuz 2023 08:53 ma'tuf. 1.Egilmis,yönelmiş, meyletmis. 2.Birine isnat olunmuş, yöneltilmiş. Osmanlı Türkçesi Sözlüğü Prof Dr İsmail Parlatır Yargı Yayinevi sy. 1023.
YANITLASİL
yuksel7 Temmuz 2023 08:59 İsnad. 1.Bir düşünceyi, bir konuyu bir kişi veya bir sebebe dayandirma, yükleme, atfetme. 2.mec.Karacilik,iftira. Osmanlı Türkçesi Sözlüğü Prof Dr İsmail Parlatır Yargı Yayinevi sy. 767.
Acaba faizi ki moduyor? Faizi, faizle kredi alan tüccar, sanayici ve her hangi bir iş adamı mı ödüyor, yoksa tüketici olanlar mı ödüyor? Mu- hakkakki faiz çoğunlukla halktan alınıp ödeniyor. Eğer kredi; yeme, iç me, giyinme, barınma ve gerekli eşyalar satın almak için alınmışsa fâiz, krediyi alandan çıkar ki bugün bu durumda olanlara teminatı olmadığı için zaten faizle para verilmez. Geriye ziraî, sınaî veya hizmet üreten züm- re kalıyor ki fâizcinin esas müşterisi bunlardır. Bunlar ürettikleri şey- lerin maloluş fiatlarına, hem ödedikleri ve hem de ilerde ödiyecekleri fâizi ilâve etmek zorunda kalırlar. Bu da elbetteki fiatları artıracaktır.
Üreticileri ikiye ayırabiliriz: a) Kredi almadan kendi imkânları ile iş çevirenler. Bunlar küçük üretici ve müstahsillerdir. b) İşlerini kredi ile yürütenler. Büyük kuruluşlar daha çok bu kısım içinde yer alırlar. Bu kısımda küçük üreticiler ve küçük kuruluşlar da vardır. Her kurulu- şun amacı hem varlığını sürdürmek ve hem de büyümektir. Bazan talep fazlalığı ve bazan da rekabet yüzünden kısa devrede gelişme istenilir. Bu sebeple de paraya ihtiyaç olur. Muntazaman kredi temin eden iş yerleri şartlar elverişli olduğunda kısa sürede büyürler. Piyasa aynı alanda en fazla üretim sağlıyan, kuruluş veya kuruluşların daha fazla etkisi al- tındadır.
dilen 7-Fâizin fiyatlara etkisi İslam İktisadinin Esasları Celal Yeniçeri sy. 263. Şamil Yayinevi
YANITLASİL
yuksel16 Temmuz 2023 08:21 C - BAZI MALLARA İHRAÇ YASAĞININ KONULMASI
Devlet bazı malların ihracını yasaklıyabilir. Buna harp yıllarında daha çok ihtiyaç duyulur. Bilhassa silâh ve silâh sanayiinde kullanılabi- lecek her türlü maddenin satışı yasaklanır. İbni Kudâme (541-620 H/1146- 1223 M); düşman tarafa, yol kesicilere, veya fitnecilere silâh satışı yasak- tir, diyor¹". Yasağa uyulmasından hisbe 134 teşkilâtı sorumlu olduğundan konu hisbe kitaplarında da yer almıştır. Meselâ İbni 'İvaz (ö. 696 H) ko- nuya değinirken şöyle der: «Harpte düşmanın işine yarıyacak olan her şeyin; harp malzemelerinin, malzeme yapımında kullanılması sebebiyle demirin, harpte yük ve binek vasıtası olarak kullanılan hayvanların ve muhariplerin işine yarıyacak elbiselerin satışına müsaade edilmez»> 135.
ihraç yasağı muhakkakki daha başka malları da kapsıyabilir. İslam Iktisadinin Esasları Celal Yeniçeri Şamil Yayinevi sy. 265.
Ankara Savaşı'ndan sonra yıkılacak olan Altinorda'nın devami Kırım Hanlığı olur. Geleneksel devletlerde kültürün etkisi baskındır. Osmanlı'da "Hanedan-ı Ali Osman" Osman Gazinin soyu "kut" yani Allah'tan dünyayı yönetme gücü
YANITLASİL
yuksel26 Temmuz 2023 04:26 almış, baht sahibi olarak kabul edilirdi. Bununla birlik- te Cengiz soyu da kut sahibi kabul edilir ve bu yüzden büyük önem taşırdı. Osmanlı'da erkek çocuk doğmasa, soy kesilse, taht Kırım Hanı'nın hakkıdır. Çünkü onların soyları da kutludur. Osmanlı kaynaklarında Cengiz soyu bu açıdan muteberdir. O kadar ki; tüm paşalar, krallar huzura çıktığı vakit Sultanın eteğini öperken; Kırım hanları el öpme hakkına sahiptiler. Fatih ile beraber Osmanlı'ya bağlanan Kırım Hanlığı; II. Viyana Kuşatması'nda vazi- felerini yerine getirmez ve duygusal bir sebepten ötürü düşmanın önünü kesmeyerek Osmanlı ordusunun iki ateş arasında kalmasına sebep olurlar.
Vazifeyi Terk Kendine ve İslam'a İhanettir
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın emrine rağmen Kırım Hanı; Leh ordularını durdurmaz ve geçişine izin verir. Vi- yana'yı fethetmeye yakın olan ordu arkadan beklenmedik bir baskın ile sarsılır ve iki ateş arasında kalır. Bu hadisenin etkisi bugün de devam etmektedir. Bozgundan sonrası Osmanlı, Kırım ve âlem-i İslam için duraklama, gerileme ve hayatta kalma mücadelesi olacaktır. Dün Osmanlı'ya şu ya da bu sebepten karşı duran, altını oyan hangi teşekkül varsa bugün Türkiye'den daha vahim halde; yok olma teh- likesiyle karşı karşıyadır. Gün; tekerrürü önleme, tarihten ilhamla aleme yeni bir nefes olma günüdür.
YANITLASİL
yuksel26 Temmuz 2023 04:29 Genç Ebedi Gençlik Dergisi Ocak 2018 sayı. 136. sy.43.
Vatan hainlerini putlastirdilar kahramanlastirdilar Mustafa Kemal ve İnönü İslam dini oldurulecek Yahudiler ve masonlar Biz Turkleri savaşarak yenemiyecegiz, ancak İslam dininden çıkartarak yenebiliriz. Haim Naum Mustafa Kemal ve inonuyu dost bulmuş (İslam dinine dusman) ve böylece Turkiye Cumhuriyetin temelleri dinsizlikle....... (Lozan in gizli madde leriyle) istisna olarak Mustafa Kemal Atatürk ün gizli vasiyeti aciklanabilseydi Turkiye de her şey degisebilirdi (İsmet Bozdag 17 Ocak 1988 Nokta Dergisi.... atılmıştır.
İnsanlığın kurtuluşu faizin kaldırılması, zekâtın yerine getiril mesindedir. (S.) 649:Lemaat
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 22:33 İnsanlar kendi idarecilerinin yolundadır. (Mn.) 33.
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 22:53 8.Asirda İngiliz Kralı Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazarak para bastırmış. Akra Fm. Günün sohbeti Prof Dr Mahmud Esad Coşan
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 23:36 Türkiye Cumhuriyeti de paranın üstüne Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazmalidir.
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
YanıtlaSilBismillahirrahmanirrahim
Elhamdülillah
Allahuekber
Subhanallah
Allahümmesallialaseyyidinamuhammed
Sallaahualeyhivesellem
Estagfirullah
SUAL:HER ŞEYDEN EVVEL BİZE LAZIM OLAN NEDİR?
YanıtlaSilCEVAP:DOĞRULUK:
SUAL:Daha?
ceyap:yalan soylememek.
sual:sonra?
cevap :sıdk,ihlas,sadakat,sebat,tesanüt.
sual:yanlız?
cevap:evet
suual: neden
cevap:küfrün mahiyeti yalandır.imanın mahiyeti sıdkdır.
şu bürhan kafi değil midir ki hayatımızın bekası imanın ve sıdkınve te sanüdün devamıyladır.
Yanıtlayın
yüksel14 Ekim 2010 04:52
cerbeze.haklı,haksız sözlerle hakikatı gizlemek.osmanlıca türkçe lügat sy.185.
Yanıtlayın
yüksel14 Ekim 2010 05:24
zikirlerle şeyhe kişisel bağlanmayla belirli olan tarikat tarzı yerine kitab okuma,akıl ve kalbi beraber kullanma,kişinin değil,kitabların arkasında gitmeye dayalı nefis terbiyesi yöntemini seçti.köprü dergisi 2006 yaz sy.151.
Yanıtlayın
yüksel18 Ekim 2010 08:06
mevlana cami1.yalnız biri iste,başkaları istenmeye değmiyor.2.biri çağır,başkaları imdada gelmiyor.3.biri taleb et,başkaları layık değiller.4.biri gör,başkalar her vakit görünmüyorlar,zeval perdesinde saklanıyorlar.5.biri bil,marifetine yardım etmeyen başka bilmekler faydasızdır.6.birisöyle,o na ait olmayan sözler,malayani sayılabilir.evet cami pek doğru söyledin.hakiki mahbub,hakikimatlub,hakiki maksud hakiki mabud,yalnız o dur.bediüzzaman sözler sy.198.
Yanıtlayın
yüksel24 Ekim 2010 05:01
sükut eden kimse her beladan kurtulur.kişi dilini muhafaza etmeden imanını koruyamaz.allah cc.için dünyada zindanda hapsedilmeye dilden daha layık bir şey yoktur.mümini yüzüne karşı övmen onu kılıçla kesmendir.gıybet,sözlerin en kötüsü olup,islamda zinadan daha şiddetlidir.
Yanıtlayın
yüksel10 Kasım 2010 09:47
cemahir-imuttefika-i islamiyeişallah meydana gelecek
Yanıtlayın
yüksel11 Kasım 2010 03:42
birleşik islam islam cumhuriyetleri,devletleri risale i nur külliyatı
Yanıtlayın
yüksel11 Kasım 2010 04:06
doğru islamiyeti ve islamiyete layık doğruluğu gösterirsek,başka dinden olanlar gruplar halinde müslüman olacaklar.risale i nur külliyatı fihrist ve indeksi s.341
Yanıtlayın
cibril a.s.ın ihsan nedir.sorusuna hz.muhammed a.s.allah ı görüyormuşsun gibi ibadet etmen.her ne kadar sen o nu görmesende o seni görüyordur.cevabını vermiştir.buhari,iman37.1.18.
YanıtlaSilYanıtlayın
yüksel26 Kasım 2010 04:03
acaba sırf dünya içinmi yaratılmışsın ki,bütün vaktini ona sarf ediyorsun.r.nur.sözler s.245.
Yanıtlayın
yüksel1 Aralık 2010 10:57
ümmetimde zelzeleler olur.öyleki,bu zelzelelerden on bin,yirmibin, otuzbin kişi ölür.allah cc.bu ölümü muttakilere öğüt,müminlere rahmet,kafirlere ise azab kılar.ramuz el ehadis s.257.p.10
Yanıtlayın
yüksel2 Aralık 2010 03:06
şu üç şey bir adamda olursa,onların sebebile o kimse imanın tadlılığını bulur.allah cc.ve resulunu sav.her şeyden ziyade seviyor olmak.bir adamı allah cc.rızası için sevmek.allah cc.kendisini küfürden kurtardıktan sonra,küfre dönmekten,ateşe düşmek kadar korkmak.işte bu kimse imanın tatlılığının farkına varır.ramuz el ehadis s.259 p.8.
Yanıtlayın
yüksel2 Aralık 2010 10:05
medresetü z zehra.bediüzzaman ın doğuda van yapılmasını idarecilere teklif ettiği,fen ilimleriyle din ilimlerinin birlikte okutulmasını düşündüğü üniversite.osmanlıca türkçe lügat s.761.
Yanıtlayın
yüksel4 Aralık 2010 06:20
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal.
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
'Medeniyyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.
Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma' bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.
O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım;
Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!
kuran ı kerim,takvayı üç mertebeiyle zikretmiştir.birincisi şirki terk,ikincisi maasiyi günahlar isyanlar terk,üçüncüsü masivaullahı allah gayrısı allah tan başka herşey terk etmektir.tahliye ise hasenat ile olur.hasenatda,ya kalb ile olur,veya kalb ve beden ile olur.veyahut mal ile olur.amali kalbinin şemsi,imandır.a mal i bedeniyenin fihristesi.namazdır.a mal i maliyeninkutbu,zekattır.r. nur .işaratü l icaz s.45.
YanıtlaSilYanıtlayın
İlahi! Hamdini sözüme sertac ettim,
YanıtlaSilzikrini kalbime mi’rac ettim.
Kitabını kendime minhac ettim.
Ben yoktum var ettin, varlığından haberdar ettin,
aşkınla gönlümü bi-karar ettin.
İnayetine sığındım, kapına geldim.
Hidayetine sığındım lütfuna geldim.
Kulluk edemedim affına geldim.
Şaşırtma beni doğruyu söylet,
neş’eni duyur hakikati öğret.
Sen duyurmazsan ben duyamam,
sen söyletmezsen ben söyleyemem,
sen sevdirmezsen ben sevemem,
sevdir bize hep sevdiklerini,
yerdir bize hep yerdiklerini
Yanıtlayın
yüksel25 Aralık 2010 12:41
yar et bize erdirdiklerini.sevdin habibini kainata sevdirdin.sevdin de hıl ati risaleti geydirdin.makamı ibrahim den makamı mahmuda erdirdin.serveri esfiya kıldın.hatemi enbiya kıldın.muhammed mustafa kıldın.salat ü selam,tahiyyat ü ikram,her türlü ihtiram ona,onun al ü eshab ü etbaına yarab.
Yanıtlayın
Yol onun varlık onun,gerisi hep angarya;
YanıtlaSilYüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!..
Sakarya Türküsü.
Şiirlerim
Necip Fazıl
Fatih Yayınevi.sy.201.
Zira yöneticinin işinin düzelmesi âlemin düzelmesi anlamına gelir.
YanıtlaSilErbain-i İdrisiyye.sy.81.
Sekizinci ism-i Şerif.
YanıtlaSil15 Eylül 2007 Cumartesi
Hadis-i Şerif
1- Beş vakit namazı camide kılan Bismillahirrahmanirrahim demiş gibidir.
2-Ümmetim yıldızlara gidesiye kadar kıyamet kopmayacaktır.
Gönderen yüksel zaman: 05:12 4.078 yorum:
Nefislerin beyazlaşması..!!!
Dünya yeşillenirken nefisler beyazlaşması lazımdır.
Gönderen yüksel zaman: 05:07 5.000 yorum:
Ana Sayfa
Kaydol: Kayıtlar (Atom)
Blog Arşivi
▼ 2007 (2)
▼ Eylül (2)
Hadis-i Şerif
Nefislerin beyazlaşması..!!!
Hakkımda
yüksel
Profilimin tamamını görüntüle
William Shakespeare
YanıtlaSilDil
İzle
Düzenle
William Shakespeare (d. 26 Nisan 1564 (vaftiz) – 23 Nisan 1616), İngiliz şair, oyun yazarı ve oyuncu. Çoklukla İngilizce dilinin en büyük yazarı ve dünyanın en iyi oyun yazarı olarak anılır.[1] İngiltere'nin ulusal şairi ve "Avon'un Ozanı" olarak da bilinir.[2] Günümüze ulaşan eserleri, bazı ortaklaşa yazılanlarla birlikte 38 oyun, 154 sone, iki uzun öykü şiir ve birkaç diğer kaynağı belirsiz şiirlerden oluşur. Oyunları bütün büyük dillere çevrildi ve diğer bütün oyun yazarlarından daha çok sergilendi.[3]
William Shakespeare
Shakespeare.jpg
"Chandos" portresi, sanatçı ve güvenilirlik doğrulanmadı. Ulusal Portre Galerisi, Londra.
Doğum
Vaftiz 26 Nisan 1564 (doğum tarihi bilinmiyor)
Stratford-upon-Avon, Warwickshire, İngiltere
Ölüm
23 Nisan 1616
Stratford-upon-Avon, Warwickshire, İngiltere
Milliyet
İngiliz
Meslek
Oyun yazarı, şair, aktör
Dönem
İngiliz Rönesansı
Evlilik
Anne Hathaway (e. 1582 – 1616)
Çocuk(lar)
Susanna Hall
Hamnet Shakespeare
Judith Quiney
Ebeveyn(ler)
John Shakespeare
Mary Shakespeare
İmza
William Shakespeare Signature.svg
Shakespeare Stratford-upon-Avon'da doğdu ve büyüdü. 18 yaşında, Anne Hathaway ile evlendi ve üç çocuğu oldu: Susanna, ve ikizler Hamnet ile Judith. 1585 ile 1592 arası, Londra'da bir aktör, yazar ve Lord Chamberlain's Men (sonraki adı King's Men) adında bir tiyatro şirketinin sahibi olarak başarılı bir kariyere başladı. Ölmeden 3 yıl önce 1613'te, 49 yaşındayken Stratford'da emekli olarak görüldü. Shakespeare'in kişisel yaşamına dair bazı kayıtlar günümüze ulaşmıştır. Fiziksel görünüşü, cinsel yönelimi, dini inançları, ve başkaları tarafından yazılıp ona atfedilen eserler olup olmadığı hakkında önemli tahminler yürütülmüştür.[4]
Shakespeare, bilinen eserlerinin çoğunu 1589 ile 1613 yıllarında üretti.[5] İlk oyunları çoğunlukla komedi ve tarihîydi, bu türlerle 16. yüzyıl sonunda kültür ve sanatın zirvesine yükseldi. Daha sonra 1608'e kadar trajedilere yöneldi, İngilizce'nin en iyi ürünlerinden bazıları kabul edilen Hamlet, Kral Lear, Othello, ve Macbeth'i bu dönemde yazdı. Son aşamasında, dram olarak da bilinen trajikomedilerini yazdı, ve diğer oyun yazarlarıyla iş birliği yaptı.
Oyunlarının birçoğu hayatı boyunca değişik kalitede ve doğrulukta basında yayınlandı. 1623'te, Shakespeare'in iki arkadaşı ve aktör dostu John Heminges ve Henry Condell, şimdi Shakespeare'in olduğu bilinen iki eser dışındaki tüm dramatik eserlerini içeren bir derleme baskıyı, Birinci Folyo'yu yayınladı. Önsözü Ben Jonson'ın bir şiiriydi, şiirde ileri görüşle Shakespeare için "bir döneme değil, tüm zamanlara ait" şeklinde bahsedilmiştir.[6]
Shakespeare yaşadığı zamanda saygın bir şair ve oyun yazarıydı, ama ünü 19. yüzyıla kadar günümüzdeki yüksekliğine erişmedi. Özellikle romantikler, Shakespeare'in dehasını çok beğenmiş ve Victoria döneminde yaşayanlar Shakespeare'e George Bernard Shaw'ın "bardolatry" (Shakespeare hayranlığı) olarak tabir ettiği bir hürmetle tapmışlardır.[7] 20. yüzyılda, eserleri bilim ve tiyatrodaki yeni akımlar tarafından defalarca benimsendi ve yeniden keşfedildi. Oyunları bugün popülerliğini büyük ölçüde sürdürmektedir ve sürekli olarak incelenmekte, sergilenmekte ve tüm dünyada farklı kültürel ve politik bağlamlarda yeniden yorumlanmaktadır.
YanıtlaSilPeşin Hüküm, Hüküm Değildir!
YanıtlaSilEditör
Türkiye’de belki de bütün dünyada haksız yere hücum edilen bir kavram var: "şeriat." Hakkında, hemen her zaman aleyhte konuşulan bir kelimedir o. Maalesef, lehinde konuşanlar bile, konuşma üslûbu ve muhtevası ile, çoğu zaman en az aleyhte konuşanlar kadar olumsuz bir imaj bırakmışlardır.
Şeriat hakkında bunca konuşulan bir ülkede, kim onu konuşuyorsa, onunla bir anket yapıldı, diyelim. Ve de şöyle soruldu: "Nedir şeriat?"
Galiba, cevaplar şöylece sıralanır: "Bana göre şeriat…" "Eee, benim anlayışımca…" "Bildiğim kadarıyla…"
Evet, bu ülkede, şeriatı herkes "bildiği kadarıyla" bilir. Ama bildiği ne derece şeriatın tâ kendisidir? Herkesin "şeriat" anlayışı vardır. Ama anladığı ne derece doğru şeriattır? Herkesin şeriatı "ona göre"dir. Ama "ona göre" olanı, ne derece gerçek şeriattır?
Ne yazık ki, bu soruya net bir cevap vermek pek mümkün görünmüyor. Yalnız şu var ki, bunca senedir şuna-buna göre şeriatın konuşulduğu, bu ülkede, gerçek anlamıyla şeriatın ne olduğu anlaşılmıŞ değildir.
İnanıyoruz ki, bugüne kadar kafaların gerisine gizlenmiş peşin hükümler terk edildiği gün herşeyin olduğu gibi şeriat kavramının da gerçeğine erişilmiş olunacaktır.
Köprü, bu "kavramlar kargaşası" ülkesinde, konuyu bu ümitle nazarlara sunuyor.
Şeriat hakkmda herkes çok şey söyledi, söylüyor ve söylemeye devam edecek. Ama TV’de yayınlanan programlardan, gazetelerde, dergilerde çıkan yazılara kadar hiçbir yerde "şeriat", "İslâmî" kesimlerin bile, "fıtrî" olan boyutunu kazanamadı. "Şeriat-ı fıtriye" kavramını hiç duymamış insanların şeriat hakkında serd-i kelâm etmelerine seyirci kalındı. İşte biz, Risâle-i Nur okuyucularının pek yabancı olmadıkları bu kavrama bir nebze olsun açıklık getirebilirsek, kendimizi bahtiyar hissedeceğiz. Hakan Yalman, bu konuyu kapsamlı olarak içinde bulunduran Risâlelerden bir çalışma yaparak "şeriat-ı fıtriye"ye değindi.
***
Bu sayının röportaj konukları, H. Hatemi, Toktamış Ateş ve Hayrettin Karaman. Toktamış Ateş, belli bir kesimin düşüncelerini aksettiren cevabında, "şeriat"tan, "din düzeni"ni anladığını söylüyor. Hâtemi Hoca, her zamanki üslûbuyla, zihinlerdeki şeriat kavramı karmaşasına vurgu yapıyor. Hayrettin Karaman, "insan hakları, demokrasi, özgürlük" gibi kavramların "şeriat"taki yerini ve niteliğini belirliyor.
***
Vefa Gündüz, "şeriat" konusuna tarihsel bir yaklaşımla uzanıyor. "Kültürün şer’î muhasebesi"ni ise Mehmet Çelik yapıyor.
***
Sonuçta, Köprü dergisi, sizi "şeriat" için kafa yormaya çağırıyor. "Şeriat"a taraf olup olmadan önce, onun ne olduğunu veya ne olmadığını bilmek gerekir bizce.
Selâmlar…
Peşin Hüküm, Hüküm Değildir!
Editör
Yazıyı okumak için tıklayınız...
Neden Şeriat
Yazıyı okumak için tıklayınız...
Risale-i Nur'da Şeriat-ı Fıtriye Üzerine
Hakan Yalman
Yazıyı okumak için tıklayınız...
"Şeriatın Hikmette Dayandığı Değer Adâlettir."
Prof. Dr. Hüseyin Hatemi
Yazıyı okumak için tıklayınız...
"Şeriat fıtrat ile örtülür."
Prof. Dr. Hayreddin Karaman
Yazıyı okumak için tıklayınız...
Çifte Referanslanma ve Şeriat Refleksi
Vefa Gündüz
Yazıyı okumak için tıklayınız...
Kültürün Şer'î Muhâsebesi
Mehmet Çelik
Yazıyı okumak için tıklayınız...
Risâle-i Nur'da Şeriat
Yazıyı okumak için tıklayınız...
Âyetü'l-Kübrâ
Bediüzzaman Said Nursî
Yazıyı okumak için tıklayınız...
The Supreme Sign
by Bediüzzaman Said Nursi
Yazıyı okumak için tıklayınız...
Das Oberste Zeichen
Yazıyı okumak için tıklayınız...
Türklerde "cihad" ve "fütuhat" anlayışı
Nazmi Eroğlu
Yazıyı okumak için tıklayınız...
YanıtlaSilFacebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
Google Plus'da Paylaş
Doğu'da ve Batı'da Doğru İslamiyet
"Bahar 2016" 134. Sayı
İslamiyet'in Temel Değerleri ile Terör Arasındaki İlişkisizlik
Köprü • Sayı: 134 • Bahar 2016 • ISSN: 1300-7785 • ss. 51-61
Osman Özkul
Doç. Dr., Sakarya Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü
Özet
Günümüzde İslam ülkelerinin içinde bulunduğu karışıklıklar, savaşlar ve buralardan çıkan terör hareketleri ve grupları, maalesef yanlış ve eksik bir değerlendirmeyle terörün Islam dini ile yakın bir ilişkisi varmış gibi gösterilmesine yol açmaktadır. Oysa bu durum tarihi bakımdan da, ontolojik ve epistemolojik açıdan da doğru değildir. Bu çalışmada bu perspektiften hareketle, İslam dininin her türlü bozguncu, yıkıcı hareketten uzak olduğu anlatılmaya çalışılmakta ve günümüzde küresel boyutta artan terörün “Dünya Sistemi” ile ilişkisi üzerinde durulmaktadır.
Anahtar Kelimeler
İslam, terör, Rahmaniyet, Rahimiyet, Selefilik, meşveret, sosyal barış, tolerans kültürü
Abstract
The disorders, wars, and terrorist actions and groups in the Islamic countries unfortunately causes a misunderstanding like as if there is a close connection between terror and Islam, which is a wrong and deficient interpretation. This situation is completely wrong not only from a historical perspective, but also from an ontological and epistemological point of views. In this work with this approach we try to explain that Islam has nothing to do with all sorts of destructive and harmful movements and concentrate on the relationship of today’s increasing terror on global scale with “the Global Capitalist System.”
Key Words
Islam, terror, mercifulness, benevolence, Salafism, consultation, social peace, culture of tolerance
YanıtlaSilFacebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
Google Plus'da Paylaş
Doğu'da ve Batı'da Doğru İslamiyet
"Bahar 2016" 134. Sayı
Kur'an'ı Doğru Okuma ve Analiz (Şiddet Bağlamında)
Köprü • Sayı: 134 • Bahar 2016 • ISSN: 1300-7785 • ss. 69-87
A. Cüneyt Eren
Doç. Dr., Dokuz Eylül Ünv. İlahiyat Fak.
Özet
Kur’an, insanı ‘insan’ kılacak değerler manzumesidir ve Cenab-ı Hakk’ın kullarına dünya ve ahiret saadeti teminini hedefler. Bununla birlikte günümüzde Kur’an farklı yorumlamalara ve tartışmalara tabi tutulabilmektedir. Kur’an ayetlerinin taşımış oldukları manalar, Arapça’nın zenginliğinden farklı yorumlanmalara müsaittir. Kur’an’ın doğru anlaşılıp yorumlanmasının belli başlı bazı kriterleri olmalıdır. Belki de doğru anlamanın şartlan arasında ona art niyet ve ön yargıyla yaklaşmamak, ayetin zahiri manasından uzaklaşmamak, ona bir bütün halinde yaklaşmak, Cenab-ı Hakkın murad ettiği ana mesajı yakalamaya çalışmak sayılabilir. Bildirimizin çerçevesi, Kur’an’ı doğru okuma yollarını tahlil ederek Kur’an’ı şiddetle özdeşleştirmeye çalışan zihniyetin ileri sürdüğü iddialan ve bu iddiaların analizi şeklinde olacaktır.
Anahtar Kelimeler
Kur’an , şiddet, cihat, kadın, nüşuz, dinde zorlama
Abstract
The Quran is a set of values that elevate man to the level of real humanity and aim at providing subjects of Allah the happiness in the world and in the Hereafter. Despite that the Quran is being made the subject of different interpretations and discussions. The meanings possessed by the verses of the Quran are liable to different interpretations as a natural result of the richness of the Arabic language. There must be certain criteria for the correct interpretation of the Quran. Among the conditions of understanding the Quran appropriately there might be approaching it without prejudice and bias; not getting too far from the apparent meaning of the verse; a holistic approach to the Quran; and the endeavor to catch the main message meant by the Creator. The framework of our paper is to analyze the correct ways of reading (understanding) the Quran and discussing the claims associating the Qur’an with violence.
Key Words
The Quran, violence, jihad, woman, abstention, coercion in religion
Doğu'da ve Batı'da Doğru İslamiyet
YanıtlaSil"Bahar 2016" 134. Sayı
Eğer biz doğru İslamiyeti ve İslamiyete layık doğruluğu ve istikameti göstersek, bundan sonra onlardan fevc fevc dahil olacaklardır.
Köprü • Sayı: 134 • Bahar 2016 • ISSN: 1300-7785 • ss. 139-155
Bediüzzaman Said Nursi
Amma ba’d: Şu fakir, garip Nursi ki, “Bid’atüz-zaman” lakabıyla müsemma olmaya layık iken, haberi olmadan “Bediüzzaman” ile meşhur olan biçare, tedenni-i milletten ciğeri yanmış gibi feryad ü figan ederek, ”Ah, ah, ah! Va esefa!” der ki:
İslamiyetin mağz ve lübbünü terk ederek kışrına ve zahirine vakf-ı nazar ettik ve aldandık. Ve su-i fehim ve su-i edeple İslamiyetin hakkını ve müstehak olduğu hürmeti ifa edemedik. Ta, o da bizden nefret ederek evham ve hayala tın bulutlarıyla sarılıp tesettür eyledi … Hem de hakkı var. Zira biz İsrailiyyatı usulüne ve hikayatı akaidine ve mecezatı hakaikına karıştırarak kıymetini takdir edemedik. O da ceza olarak bizi dünyada te’dib için zillet ve sefalet içinde bıraktı. Bizi kurtaracak yine onun merhemetidir.
Doğu'da ve Batı'da Doğru İslamiyet
YanıtlaSil"Bahar 2016" 134. Sayı
Roma Katolik Kilisesi'nin Mutlak Hakikat İddiası ve Bu İddianın Eleştirisi
Köprü • Sayı: 134 • Bahar 2016 • ISSN: 1300-7785 • ss. 99-109
İsmail Taşpınar
Prof. Dr., Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Dinler Tarihi Öğretim Üyesi
Özet
Dinlerin her birinin kendine ait ve kendine göre bir ‘hakikati olduğu için, dinlerde ‘hakikat’ konusu ister istemez belli bir dine göre hakikatin ele alınmasını gerektirmektedir. Bu araştırmanın birinci kısmında, genel olarak Hıristiyanlığın kutsal kitabı Yeni Ahid’e göre dini hakikatin ne olduğu üzerinde durulacaktır. İkinci kısımda, araştırmanın esas konusunu teşkil eden Roma Katolik Kilisesi’nin hakikat anlayışı ortaya konacaktır. Araştırmanın üçüncü kısmında ise; Katolik Kilisesi’ ne yönelttiği eleştirilerle meşhur olan Katolik ilahiyatçı Hans Küng’ün genelde Hıristiyanlığın özelde ise Katolik Kilisesi’nin ‘hakikat’ anlayışı konusundaki eleştirileri ile kendi görüş ve yorumlarına yer verilecektir. Araştırmanın sonuç kısmında ise, genel bir değerlendirme yapılacaktır.
Anahtar Kelimeler
Din, Mutlak hakikat, Yeni Ahid, kilise, kurtuluş
Abstract
Since every religion have their own truths, the subject of “truth” in religions needs to be considered according to religion. In the fırst section of this research we study what is truth in Christianity according to the New Testament. 1n the second section we will investigate the understanding of the truth in the Roman Catholic Church. Then in the third section we will relate the views and interpretations and the criticism of the famous Catholic theologian Hans Küng in relation to the understanding of the truth in Christianity in general and specifıcally in the Catholic Church. 1n the Result section we will make a general evaluation.
Key Words
Religion, ultimate truth, the New Testament, the Church, salvation
Yani onları birbirine musallat eder, bir zalimi başka bir zalimle cezalandırırız
YanıtlaSilBir rivayette şöyle buyrulmuştur: " Kim bir zalime yardım ederse Allah c.c. onu kendisine musallat eder.164.Münavi,6.
Ruhu'l Beyân
Kur'an Meâli Ve Tefsiri.
Cilt.5.sy.513.
Bir hadiste şöyle buyrulmuştur:
YanıtlaSilİnsanların namazı terk etmeleri, şehvetlerin peşine düşmeleri, devlet reislerinin hain ve yardımcılarınında fasıklardan olması kıyamet alâmetlerindendir.
...
167.bk.Münziri, Terğib,1,349 (Ravzatü'l-Ahbar'da böyle geçmektedir.)
Ruhu'l Beyân
Kur'an Meâli Ve Tefsiri.
Cilt.5.sy.515.
Gerçekleri yansıtan yazarları engellemek, çirkin yüzü gösteren aynayı saklamak gibidir.
YanıtlaSilHenry Tomlınson.(1926)
En güzel Sözler Unutulmaz Özdeyişler.sy.718.
Eşref Can.
07.07.2020 00:14
YanıtlaSilBu dönemde Derin Devlet var mı?
+
-
Bazı yazılar bir arayıştır. Bazı sorular da öyle. “Şu kişi bunu bilir” der sorarsınız. Şunu yazalım, bir yerlerden açıklama gelir, der yazarsınız.
“Derin devlet” konusu, malum Türkiye’de hep konuşulur. Bazı şeylerin bizim seçip iktidara getirdiğimiz kişiler tarafından değil de, daha derinde bir yapının kurgulaması ile yürüdüğü iddiası, aslında “Derin Devlet”le ilgili bir iddiadır. Türkiye’ye, dünyaya ilişkin yazılar yazıyoruz ya, olan bitenin arkasındaki gerçek
“Fail” kimdir, sorusunun cevabını bilmek isteriz, doğrusu, halkın gerçek manada aydınlatılması da buna bağlıdır.
Bu işi bilebileceğini düşündüğüm, en yetkili makamlara gelmeden önce “Derin Devlet”ten şikayetçi olduğunu bildiğim, o makamlara geldikten sonra mutlaka yüz yüze geleceklerine inandığım birçok kişiye sordum, yeterli, doyurucu bilgiyi alamadım.
2012’de Başbakan’ın ofisine “Böcek” konduğu ortaya çıktığında Başbakan Erdoğan “Derin Devlet”ten söz etmiş, şöyle demişti:
“Her ülkenin kendi içinde bir derin devleti vardır. Ve bunu onlar kazıyıp temizleme gibi bir duruma ulaşamazlar. O bir virüs gibidir, uygun fırsatı bulduğu anda, zemini bulduğu anda o virüs ortaya çıkar ve yapmak istediğini yapar. Derin devleti tamamen bitirdiğimiz iddiasında değiliz. Mücadelemiz devam ediyor.”
2012’den 2020’ye…
Araya neler neler girmiş…
Bir yerden baktığınızda Cumhurbaşkanı’nın, Genelkurmay Başkanı’nın yanına kadar sokulan diyelim bir “Casus” örgüt. Darbe’ye ramak kalmış, “Darbe ihbarı”nın “Darbe girişimi” olarak değerlendirilememesi ve erken müdahale edilememesi yüzünden 250 kişinin can verdiği, binlerce kişinin yaralandığı bir sürecin oluşması….
Ne oldu, “Derin Devlet” gibi bir gücün bulunduğu bir yapıda bu olabilir mi, yoksa tam da bu mu olabilir?
Demirel’e darbeleri haber vermeyen ve ülkenin darbe iklimine sürüklenmesini planlayan yapı “Derin Devlet” midir, yoksa “Derin Devlet” o durumlardan haberdar olmamış mıdır?
Bir yandan memleketin âli menfaatleri adına hem her türlü fedakarlığı göze alan, hani Teşkilât-ı Mahsusa’dan beri bir şekilde varlığını sürdüren, gerekirse canını ortaya koyan, “Tehlike” olarak gördüğü kişi ve yapıları bir şekilde tasfiye eden müthiş bir güç resmediliyor “Derin Devlet” adına, bir yandan da, dibindeki “Darbe oluşumu”nu göremeyen bir yapı…
YanıtlaSil2012’den bu yana Tayyip Erdoğan Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak devlet yönetiminin en yüksek makamlarında. Onun tanımladığı anlamda “Virüs” niteliğindeki “Derin Devlet” acaba bugün ne durumdadır? Mücadele devam mı ediyor, o gün bitirilemeyen yapı bugün bitirilmiş midir, yeni bir nitelik mi kazanmıştır, “Paralel yapı” diye nitelenen “FETÖ” mesela, “Derin Devlet”in neresine düşmekteydi? 15 Temmuz gecesinde “Derin Devlet”in bir dahli var mıydı?
Nagehan Alçı’nın Habertürk’teki yazısından yola çıkarak yazdığım, 25 Haziran tarihli “Yeşil Kemalist düzen” başlıklı yazım, sanırım, başta iktidar olmak üzere “Derin Devlet”e duyarlı tüm muhafazakâr camiayı huzursuz edecek bir tabloyu ortaya koymaktaydı. 18 yıldan beri iktidarda olan bir “Misyon”un sonunda “Yeşil Kemalist düzen” diye tanımlanacak koordinatlar içine girdiği iddiası yabana atılır bir iddia mı idi?
En azından “Hangi belirtiler böyle bir tanımlamaya götürüyor?” gibi bir soru sorulmalı değil miydi? Resmen “Tamam yola şöyle çıktınız ama başka bir şey oldunuz” denmiyor muydu muhafazakâr siyaset kadrolarına?
Ya da olan biteni “Her şey kontrolümüz altında, yeşil kemalizm görüntüsü veriyorsak, bu da kontrolümüz altında, artık “Derin Devletle iç içe geçtik” gibi mi okumalıyız?
Dedim ya, yazı yazıyor ve gerçekleri arıyoruz. Her şeyi çözmüş değiliz. Ama olan biteni bilmemiz gerektiğini ifade ediyoruz. “Yeşil Kemalist bir sistem” içinde yaşıyorsak onu da bilelim ve onun ülkeye, millete, kendimize, çocuklarımıza ne getirdiğini bilelim, destek veriyorsak ona göre verelim, değil mi?
Ben mesela, bugün “Büyük harflerle “DEVLET”ten ne kastedildiğini bilmek istiyorum. Susurluk’un nerede olduğunu bilmek istiyorum. Bahçeli’nin, Perinçek’in ve onlarla irtibatlı kadroların iktidarla ilişkilerinin niteliğini bilmek istiyorum, 15 Temmuz’dan sonra askerlerin, Milli Güvenlik Kurulu’nun misyonlarının ne durumda olduğunu, MİT’in yeni görev tanımını, sistemin en tepe noktasındaki Cumhurbaşkanı’nın görünenlerin dışında bir istişare halkasının ve bunun herhangi bir “Derinliği”nin bulunup bulunmadığını…. Vs.
Son söz: “Yeşil kemalizm” iddiası en çok iktidarı destekleyenlerin meselesi olmalı. Kimlerle nereye doğru gidildiğini bilmek “memleket meselesi” çünkü.
Düzeltme: 4 Haziran tarihli “Ayasofya için dönüm noktası mı?” başlıklı yazımda ismi geçen İsmail Hakkı Pekin’in soy ismi “Pekinel” olarak geçmiştir. Düzeltir, özür dilerim.
Teslis içinde tevhid aranmaz.(Mh.) 33:1.makale,8.mukaddime
YanıtlaSilBir Hazinenin Anahtarı
Risale-i Nur Külliyatı Fihrist Ve İndeksi.sy.264.
Muhakkak ki Cehenneme götüren hayır, hayır değildir.Cennete götüren şer de şer değildir.
YanıtlaSil..
Bilgiçlik taslayarak gururlananlarda hayır olmadığı gibi Allah c.c. için yaptıklarında,insanların kınamasından korkanlarda da hayır yoktur.
Hadislerle Hz.Peygamber Ve Ashabının Yaşadığı Müslümanlık.Cilt.5.sy.1802.
Enver Paşa’dan bugüne “Büyük misyon”
YanıtlaSil+
-
Salgın günlerinde okuduğum kitaplardan birisi de Nevzat Kösoğlu’nun “Şehit Enver Paşa”sı oldu. 640 sayfalık büyük boy bir kitap bu.(*)
Enver Paşa’nın şahsında 100 yıl önce yaşanan mücadeleleri, idealizmi - realizmi, stratejik hesap yapmayı ya da adanmışlığı, Osmanlı’yı, İslam dünyasını, Hilafeti, Balkanlar’ı, Afrika’yı
- Trablusgarb’ı, Asya’yı, Ceditçileri
– Kadimcileri, halkı
– aydınları, Rus
– İngiliz
– Alman hesapları içinde verilen mücadeleyi, satışa gelmeleri gözlemliyorsunuz.
100 yıl önceden bugünlere bakma imkanı ediniyorsunuz. Geçen 100 yılı bir “Parantez” dönemi olarak niteleyenlerden iseniz ve bugün Türkiye’nin - İslam dünyasının bu “Parantez”den çıkma mücadelesi verdiği ve bu çerçevede “7 Düvel” ile karşı karşıya gelme pahasına bu çıkışın eşiğinde olduğumuz duyguları yaşıyorsanız bu kitabı okumalısınız. Bütün bu konuların farkında bir fikir adamının perspektifi içinde ama adeta roman akıcılığında bir eser bu. Aslında Enver Paşa’nın hayatı böyle bir roman.
Kelle koltukta bir adanmış adam Enver Paşa. “Damad-ı Halifetül müslimîn” diye imza atan birisi. Bu vasfın o günkü İslam dünyasında ayrı bir karizması var.
İttihatçı. Osmanlı subayı. Gözlerinin önünde eriyen ve her gün bir uzvuna bir akbabanın çöktüğü ve nihai planda akbabaların miras paylaşımı için görüşmeler yaptığı bir devlet var. Balkanlar, Afrika kıpır kıpır. Dar’ül Hilafe (İstanbul) sancılar içinde. Saray sancılar içinde, Bab-ı Ali (Hükümet) sancılar içinde, Ordu sancılar içinde. Herkes birbirinin kuyusunu kazıyor.
Bu süreçte Birinci Dünya Savaşı’na giriyorsunuz ve müttefiklerinizle birlikte kaybedenler içinde yer alıyorsunuz.
“Şark meselesinin çözümü” masaya yatırılıyor ve Anadolu dahil tüm İslam dünyası istila ediliyor.
düşüyor. İttihatçı liderlerden her birinin yurt dışı macerası sonu ölümle biten bir sürüklenişten ibaret.
YanıtlaSilEnver Paşa “İdealist bir mücadele”ye soyunuyor. “Şehit Enver Paşa” Paşa’nın genç, bugüne göre nerede ise çocuk yaştaki eşini geride bırakarak, Balkanlar’dan başlayan, Trablus’ta devam eden ve nihayet Asya’daki soydaşların kurtuluş mücadelesinden İslam dünyası için yeni bir hamle üretmeye soyunan ve sonu şehadetle biten adanmışlığının hikayesi…
Paşa namazlarını siperlerde kılan bir insan. Hamaylısının içinde Kur’an taşıyan, yufka yürekli, gerektiğinde ağlayabilen, aile hasretini yüreğinde saklayan bir İslam mücahidi. Bakın konuşmalarına, bugünün değme mücahidi o cümleleri kuramaz.
Paşa şunları söylüyor: “Akideleri uğrunda hakiki bir imanla çalışan kırk sahabi nasıl elli senede… harikalar göstererek dört yüz milyon halkı kurtuluşa götürdülerse, biz de şimdi bu dört yüz milyon Müslümanın kendisini bilmesini ve kurtarmasını istiyoruz. … Bu halkların, özellikle gençliğin bu bilgi ve imanla silahlanıp boynundaki esaret zincirlerini silkip atmasını istiyoruz.”
Enver Paşa bunları istiyor, “kendisinin büyük görevler için yaratıldığına inanıyor” (s. 505) ama sancılar var. Öncelikle Anadolu’da mesafe var Paşa’ya karşı. Rezerv var. Mustafa Kemal Paşa Enver’in hareketinin pan -islamist – pan türkist olarak algılanmasından ve Ruslar’ın – İngilizler’in karşı durmasından endişe ediyor, Enver’in Türkiye’ye gelmesine karşı mesafeli.
Enver Paşa’nın Asya’daki çalışmaları bir cangılın ortasında yürümek gibi. Rus nüfuz alanında çalışıyor ve Ruslar onu tehdit olarak görüyor. Ruslar fitne - fesat içinde farklı Türk boylarını kullanıyor. Her gün hangi Türk boyunun kiminle beraber olacağını tahmin zorlaşıyor. “Rusların eli kazak beyleri içindedir…. Ruslar kah birini, kah ötekini tutarak sürtüşmeyi artırır, bir yandan da Kazak topraklarına asker sokarlar.” (s. 452) Yanında duran, onu heyecanla kucaklayanlar vardır, ama “Abdülhamid’i İttihatçılar devirdi” propagandasının etkilediği çevreler de vardır. Şevket Süreyya’ya göre “Aydınlardan hiç biri Enver Paşa’ya ilgi göstermiyor…… Enver Paşa da ancak savaşarak bir şeyler yapmaya karar verdiğine göre, ona okumuş, gerçekçi aydınlar değil, savaşacak insanlar gerekiyor.” (s. 506)
Zeki Velidi Togan şöyle diyor: “Bu zatın büyük bir idealist olduğunu, hatta hayatla ve olaylarla da pek hesaplaşmadığını, Türkistan’ın coğrafya ve istatistiğine ait Avrupa ve Rus yayınlarından haberdar olmadığını o gün öğrendim.” (s. 510) …..
YanıtlaSilEnver Paşa’dan bugüne… Nasıl bir dünya var? Güçler nasıl sıralanmış durumda? Nasıl bir İslam dünyası var? Türkiye’nin İslam dünyası içindeki merkezi konumu hangi nitelikte? Bugün hangi söylemler “Enver paşa misyonu”nu hatırlatıyor? Enver Paşa’ya o gün diyelim Ruslara karşı birlikte hareket edeceği dost kuvvetler – İslam toplulukları lazımdı. Ne kadarını buldu? Bugün dost kuvvetler ne kadardır?
Yoksa “Gerekirse can veririz” idealizmi ile yürümek mi gerekiyor? Ya da ne? ……..
*Nevzat Kösoğlu, Şehit Enver Paşa, Ötüken Yayınları, İstanbul, 2008
yuksel dedi ki...
YanıtlaSilİslâm hukukuna göre,
......
E-Kadın, örtünmeden gezemez.
Kur'an'ın Nasih Ve Mensuh Ayetleri.sy.247.
Ahmet Gürkan.
25 Temmuz 2020 08:29 Sil
Blogger yuksel dedi ki...
En mükemmel Eğitim Rehberi
Kur'an Ve Sünnet'ten
Birkaç Hayat Düsturu:
Sözlerin en güzeli, Allah c.c. ın kitâbıdır.
Yolların en hayırlısı, sünnet yoludur.
En sağlam sığınak takvâdır.
Kelâmın en şereflisi zikrullah'tır.
Kıssaların en güzeli Kur'an'dadır.
Nurlu yollar, peygamberlerin hidâyet yollarıdır.
İlmin hayırlısı ve faydalısı, irfâna dönendir.
Eğitimde 101 Adım.sy.107.
27 Temmuz 2020 08:35 Sil
Blogger yuksel dedi ki...
Şükrdilen az bir mal, şükredilmeyen çok maldan hayırlıdır.
En kötü mazeret, ölüm ânındakidir.
En kötü pişmanlık, kıyamet günündekidir.
Hatâların en büyüğü, yalancılıktır.
En hayırlı zenginlik, gönül zenginliğidir;
kanaatle zenginleşmektir.
En hayırlı iman,kalblere nakşolandır.
Zekâtsız, infaksız ve sadakasız para, ahirette yüz karasıdır.
Kazancın kötüsü, riba ve tefeciliktir.
En derin körlük, hakikat yoluna girdikten sonra sapıtmaktır.
Eğitimde 101 Adım.sy.107,108.
27 Temmuz 2020 08:44 Sil
Blogger yuksel dedi ki...
En fenâ körlük,kalbin körlüğüdür.
Bir kişinin hidayetine vesile olmak, üzerine güneşin doğup battığı her şeyden daha hayırlıdır.Hidâyete vesile olmak da kalbi bir eğitimin semeresidir.
İsrâfın her biri diğerinden beterdir.Lâkin en feci israf," İnsan İsrafı"dır.
Eğitimde 101 Adım.sy.108.
27 Temmuz 2020 08:51 Sil
Hilafet gündemi provokasyon mu?
YanıtlaSil+
-
“RP Ne getirecek?” başlıklı bir yazı yazmıştım. Yeni Şafak günlerinde.
RP yükseliyordu. Seçimlerde yüzde 22 oy aldığı ve parlamentonun en yüksek sandalyesine sahip olduğu günlerin öncesiydi. “RP şeriat getirecek” söylemleri lehte – aleyhte yazılar üretiyordu. Lehte olanlar ümidi, aleyhte olanlar korkuyu seslendiriyordu. Ben “RP şeriat getirmeyecek, dolayısıyla ümitlenenlerin ümidi de yerinde değil, korkanların korkusu da. RP insanlara inançlarını özgürce yaşayacağı bir ortam sağlarsa ülke için en iyisini yapmış olur” gibi bir yazı yazdım.
Bu yazıya en büyük tepki RP tabanından geldi. İnsanlar “Biz iktidara yürüyoruz, sen tekere çomak sokuyorsun” gibi tepkiler veriyordu.
O günler Altınoluk dergisinin de yayın yönetmenliğini yapıyordum. Dergi idarehanesi Cağaloğlu’nda, İstanbul Valiliği’nin hemen altında idi. Caddeyi görebiliyorduk. Bir gün, “Tak, tak, tak” sesleri geldi cadde tarafından, camlara yığıldık. Bunlar baston sesleri idi. Cübbeli, sarıklı adamlar ellerinde baston “tak, tak, tak” parke taşlara vurarak Valiliğe doğru tırmanıyorlardı. Evet, Aczmendilerdi. Patır patır dergâh açıyorlar, gündem onlarsız geçmiyordu. “Üniversitelerde başörtüsüne özgürlük” konusunun tartışıldığı bir dönemde Kıyafet devrimine meydan okuyorlardı. Kim ne diyebilirdi? Muhafazakârların öteden beri kıyafet devrimi ile sorunu yok muydu?
Sonra Fadime Şahin olayları geldi, sonra 28 Şubat geldi. Sonra İHL’lerin canına okundu, başörtülü öğrencilerin canına okundu, sonra Refah’ın canına okundu.
Provokasyonu falan ondan sonra konuşur hale geldik.
Acaba bugün “Hilafet”i konuşmak provokasyon mudur? Ayasofya’nın açıldığı, “Bundan sonra hangi adım gelecek?” sorularının sorulduğu, “Tayyip Erdoğan’ın 2023’e kadar ajandasındaki bütün maddeleri tek tek hayata geçirme kararlılığında olduğu”, “Bunlar arasında Hilafet’in bulunup bulunmadığının tartışıldığı”, ya da “Bunlar neler olabilir?” sorularına cevap arandığı bir zamanda “HİLAFET: Şimdi değilse ne zaman sen değilse kim?” diye bir kapak sözü ile çıkan bir derginin yayın yönetmeni bu mesajın sadece “Biz Müslümanların birliğinden bahsediyorduk” şeklindeki bir izahla “Provokasyon” iddialarını durduracağını sanıyorsa ya çok saftır, ya da dünyayı çok saf zannediyordur. İkisi de değilse, o zaman başka bir şeyin peşindedir.
Bilemiyorum, mesela Anadolu’nun, Trakya’nın bir şehrinde ya da bir tv kanalında “Yakında hilafet var mı?” diye bir soru ile karşılaşsa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cevabı, Tekirdağ’daki vatandaşa verdiğine benzer bir şey mi olur, yoksa “Bekleyin bakalım” gibisinden her yoruma açık bir cümle mi olur? Ne dersiniz?
Hilafet… İslam dünyasının birliği… Ümmet…
YanıtlaSilMesela önce İslam İşbirliği Teşkilatı’nın içi doldurulabilse değil mi?
Yooo, adı konsa, bir “Halife” ortada dolaşsa ümmet hemen bir araya gelir!!! Öyle mi?
Arap isyanı ne zaman başlamıştı?
Osmanlı halifesi henüz yerinde iken… İngilizler’in “Seni halife yaparız” yemine atlayan Şerif Hüseyin tarafından değil mi?
“Hilafetin kaldırılması”nı tartışmak ayrı. Buradaki “İngiliz hesapları” ayrı.
Ama Hilafet’in o günlerdeki etkinliğinin boyutları da ayrı, bugün yeniden “Halifelik” konuşmanın olabilirlik zemini de ayrı.
Halifelik müessesesinin içinin dini – siyasi anlamda bugün nasıl doldurulabileceği konusu da ayrı.
Bakar mısınız, bir “İslamcı” yazar, söz konusu derginin kapağını retweetliyor, Tayyip Erdoğan’ın yoluna baş koyduğunu defalarca açıklayan bir başka isim ise yapılanı “28 Şubat öncesi” olanlara benzetip provokasyon kaygısını dile getiriyor.
Daha konunun bir derginin kapağındaki hali bile yakın platformlardaki insanlar arasında böyle uç yorumlara sebep oluyorsa, varın başka dünyalarda nasıl karşılık bulur hesap edin…
Bir yandan “İslam dünyası var mı ki?” sorularının sorulduğu bir zamanı yaşıyoruz. “İslam dünyası olsa Filistin böyle mi olur, böyle mazlûmiyetler mi olur?” sorularının sorulduğu zamanları yaşıyoruz. Bir yandan “En sembolik” alanların devreye sokulduğu süreçleri…
“Yeterince güçlendik!
Dünyaya meydan okuyabiliriz!
7 Düvel ne ki!”
Hoş bir psikoloji. Gururumuz kamçılanıyor. “Yiğit düştüğü yerden kalkar. İstanbul’da düştük, İstanbul’da ayağa kalkacağız. O günler geliyor. Belki yarın belki yarından da yakın!”
“Halife-i ruy-i zemin… Yeryüzünün halifesi…” Türkiye Cumhurbaşkanı böyle tanımlansa…
Kaygılananlar niye kaygılanıyor, umutlananlar niye umutlanıyor ve neden içimizde “Bu işler akılla mı yapılıyor hislerle mi?” sorusu deveran ediyor? Ülke için endişe mi baskın, yoksa yüreklerimize sinmiş korku mu?
İbretli Sözler
YanıtlaSilHiçbir Şeyi Bilmeyen Hiçbir Şeyi Sevmez Hiçbir şeyi bilmeyen hiçbir şeyi sevmez. Hiçbir şey yapamayan, hiçbir şey anlamaz. Hiçbir şey anlamayan, değersizdir. Oysa anlayan kişi aynı zamanda sever, farkına varır, görür... Bir şeyin aslında, ne kadar bilgi varsa daha fazla sevgi vardır.... Tüm yemişlerin böğürtlenlerle aynı zamanda olgunlaştığını düşleyen kişi üzümlere ilişkin bir şey bilmiyor demektir. Paracelsus
Read MoreSHARE
ŞUB
9
2009
NO
COMMENTS
Acı, Elem ve Izdırap
Acı, Elem ve Izdırap
İbretli Sözler
* Akrabanın cefası,yabancının darbesinden daha acıdır. Hz.Ömer (R.A.) * Akrabanın düşmalığı ve dostların eziyeti,yılan zehirinden daha acıdır. Hz.Ali (R.A.) * Suratı ekşi olanın balı da acı olur. Şeyh Sâdi ŞİRAZİ (K.S.) * Acı sözler hakikat ise,tatlı sözlerden daha tatlıdır. Bıçakçızâde İ.Hakkı * < Dostu üzdüğü,düşmanı sevindirdiği için > sakın her hangi bir kimseye,elemli olduğunu açığa vurma. Seyyid VEHBİ * Kedersiz,acısız olan var mı ? FİRDEVSİ * Bizi pişiren ızdıraptır,gezip görmek değil. Y.Kadri KARAOSMANOĞLU * Dilerim ki, fâni dünyada kimse ömrünü mihnetle telef etmesin,fakat kâmil adam olmak isterse,elem çektiğine esef etmesin. Rıza Tevfik BÖLÜKBAŞI * Elemi bilmeyenin (acı çekmemiş),merhametine inanmayınız. Cenab ŞEHABEDDİN * Gülen güle,engel olmak,ızdıraptır.
Read MoreSHARE
ŞUB
9
2009
NO
COMMENTS
Açlık
Açlık
İbretli Sözler
Açlık* Mide derdi olmasaydı,hiçbir kuş tuzağa düşmezdi. Şeyh Sâdi ŞİRÂZİ (K.S.) * Kimse aç kalmaz cihanda,bilse nimet kadrini. İzzet Molla * Karnı açlardan ziyâde,kalbi açlara acırım. Cenap ŞEHABEDDİN * Tok olan,cümle cihanı tok sanır,Aç olan âlemde ekmek yok sanır. SABÂYÎ * Dikkat ediniz;İnsan tok karnına inkara,aç iken daha ziyade imâna mâildir. Cenap ŞEHABEDDİN * Açın döktüğü göz yaşları,tokun servetini kemiren eğedir. Trivallvar * Yeryüzünde hiç bir gıda,açlık kadar lezzetli değildir. Miquel de CERVANTES * Açlık;ne dost,ne akraba,ne insanlık,ne de Hak tanır. Daniel DEFOE * Aç gözlülük ederseniz,elinizdeki de gider. Jean de La FONTAİNE * Karnı aç olana,gün uzun gelir. Alexis KİVİ * Açlık,kılıçtan daha keskindir. B.Fletcher * Açlık,insanı kötülüğe sürükler. Vergilius * Aç mideye kuru söz
Adalet
YanıtlaSilİbretli Sözler
Adalet * Hangi vâli birine zulmeder ve o zulüm bana şikayet olunur da; ben o zulmü izâle etmez isem, o kimseye ben zulmetmiş, adâletten ayrılmış olurum. Hz.Ömer (R.A.) * Bir devletin devam ve bekâsı, adâletle mümkün olur. Hz.Ali (R.A.) * Cehalet yoluna giren, adalet yolunu bırakır. Mansur b.Ammar (R.A.) * Kılıcın yapamadığını, adâlet yapar. KANUNİ,Sultan Süleyman * Nizâm-ı Âlem için, dinsiz bir padişahın adâleti, dindar bir padişahın zulmünden daha iyidir. Abdurrahman Câmi (K.S.) * İnsanlığın bekâsı medeniyet ile, medeniyetin ayakta durabilmesi de adâlet iledir. M.Hamdi YAZIR * Adâlet nerede hesap sorarsa, merhamet orada haklarını kaybeder. R.Halit KARAY * İskender, Aristoteles'e sormuş: < Hükümdara şecaât mi,adâlet mi,hangisi daha çok lâzım? > Cevap vermiş : < Adâlet yürüyen bir
Read MoreSHARE
ŞUB
9
2009
NO
COMMENTS
Af ve Bağış
Af ve Bağış
İbretli Sözler
Af ve Bağış * Kendi hakkında nasıl Allah'ın af ve müsâmahasını dilersen,sen de başkalarından af ve musâmahanı esirgeme. Hz.Ali (R.A.) * Affın en güzeli,hasmını ezmeye muktedir iken yapılandır. Ömer b.Abdülaziz (Rh.A.) * Şahsınıza fenalık eden bir düşmanı affediniz,lâkin vatanınıza,milletinize ve dininize fenâlık edenleri asla affetmeyiniz. Hz.Ali (R.A.) * Affetmenin ne olduğunu yalnız cesurlar bilir.Yüreksizlerin tabiatında af diye bir şey yoktur. Lawrence STERNE * Bir kadın,diğer bir kadının bütün kabahatlerini affedebilir,yalnız kendisinden güzel olmasını affedemez. Andre MAUROİS * Kamburunun dostuna hüş görünmesini isteyen,dostunun sivilcelerini affetmelidir. Quintus HORATİUS * Düşmanımı bağışlarsam,düşman diye bir şey kalmaz. ALOİN * Affetmek ve unutmak,iyi inanların intikamıdır.
Read MoreSHARE
ŞUB
9
2009
NO
COMMENTS
Ahlâk
Ahlâk
İbretli Sözler
Ahlâk * Güzel ahlâk en hayırlı dosttur.Çirkin ahlâk en zararlı düşmandır.Hz.Ömer (R.A)* En güzel edep;güzel ahlâk,en şiddetli fakirlik;ahmaklık,en vahşi vahşet;kendini beğenmek ve en üstün zenginlik;akıldır.Hz.Ali (R.A.)* Ahlâk güzelliği ,bedenden daha güzel ve daha devamlıdır.Hz.Ömer (R.A)* Her yaranın ilacı varda kötü huyun ilacı yoktur.Hz.Ali (R.A.)* Zindanların en darı;ahlâkı,ahlâkına uymayan insanlarla oturmaktır.Ebu Aliyy'i Rudbâri* Her derde bir deva bulunur.Lakin ahlâksızlık illetini iyi edecek bir ialç yoktur.Hz.Ali (R.A.)* Ahlâkı kötü insanlarla sohpet etme ki,günah irtikabına meyletmeyesin.İmam-ı Âzam (R.A.)* Güzel huy zenginlik sayılır.Hz.Ali (R.A.)* Bütün cihanı araştırdım,iyi huydan daha iyi bir riyâkat görmedim.Mevlana Celaleddin-i Rûmî (Ks.)* Milli ahlâk olmayan yerde m
Ahmaklık, Budalalık ve Aptallık
YanıtlaSilİbretli Sözler
* Ahmak kişi kendini iki şeyde belli eder,o da,manasız konuşmak ve kendisine sorulmadan cevap vermektir. Hz. Ebûbekir (R.A.) * Ahmak kimse ile arkadaşlıktan sakın,şüphesiz ki o bazen sana faydalı olmak isterken,zarar verebilir. Hz. Ömer (R.A.) * Kişinin aklını beğenmesi,ahmaklığa delildir. Hz. Osman (R.A.) * En şiddetli fakirlik ahmaklıktır. Hz. Ali (R.A.) * Şu üç huy kimde bulunursa;Allah'a vâsıl olmaz: ahmaklık,kibir,cimrilik. Ahmed RÜFÂİ (K.S.) * Dört şey bedbahtlık eseridir : câhillik,tembellik,kimsesizlik,bayağılık. Ferîdüddîn ATTAR (K.S.) * Bir ahmak ki,saçını siyaha boyuyor,ihtiyarlıktan gençliğe dönmek istiyor.Kara karganın,ak doğan kadar kıymetli olmadığını bilmiyor,demektir. Abdurrahman CÂMÎ (K.S.) * Ahmak kişinin alâmeti üçtür :Allah'ı zikretmez,çok konuşur,ibâdete
Read MoreSHARE
ŞUB
9
2009
NO
COMMENTS
Âile
İbretli Sözler
* Bir evin temeli çürük ise,yine bir müddet dayanır.Fakat içindeki kadın fena ise hemen yıkılır. Hz. Ali (R.A.)* Diyânet gölgesi altında kurulan ve yaşayan âileler;Dünyâ ve âhiretin saâdet saraylarıdır. A.Şeref GÜZELYAZICI* Âile ; mutluluk ve ızdırabın müştereken yaşanıldığı,mukaddes bir müessesedir. A.Rıza DEMİRCAN* Âile yapısında kadın,binanın temel taşıdır. Kemal CENGİZ* Bir âile ile bir krallığı yönetmek arasında,pek büyük bir fark yoktur.
Read MoreSHARE
ŞUB
9
2009
NO
COMMENTS
Akıl
İbretli Sözler
* Bir soru soran adamın sorusundan,onun ne derece akıllı adam olduğunu anlarım. Hz. Ömer (R.A.)* Akıl,kalpte bir nurdur ki,bununla hak ve bâtıl bilinir. Hz.Osman (R.A.)* Akıl gibi mal,iyi huy gibi dost,edep gibi mirâs,tevfik gibi rehber,ilim gibi şeref bulunmaz. Hz. Ali (R.A.)* Çok gusletmek aklı arttırır,aşırı cinsî temas hafızayı zayıflatır. Hz. Ömer (R.A.)* Aklı az kişi sâlih olmaz,zirâ onun ifsat ettikleri,ıslaha çalıştıklarından,kat kat fazladır.
Read MoreSHARE
ŞUB
9
2009
NO
COMMENTS
Akraba
İbretli Sözler
* Akrabanın cefâsı,yabancının darbesinden daha acıdır. Hz.Ömer (R.A.)* Akrabanın düşmanlığı ve dostların eziyeti,yılan zehrinden daha fenâdır. Hz.Ali (R.A.)* Hısım ve akrabanın dindarlık ve takvâsı olmazsa,kendilerinden uzak durmak,sık sık gidip gelerek samimiyet peyda etmekten hayırlıdır. Şeyh Sâdi ŞÎRÂZÎ (K.S.)* Tama'sız âdemin,halk-ı cihân,hep akrabasıdır. İzzet Molla H İ K M E T L E R :* Akrabanın akrabaya akrep etmez ettiğin,Akrabanın akrabadan kimse çekmez çektiğin..* Gör
İSMÂİL b. EBÛ ÜVEYS
YanıtlaSilإسماعيل بن أبي اويس
Ebû Abdillâh İsmâîl b. Abdillâh b. Abdillâh el-Asbahî el-Medenî (ö. 226/841)
Hadis hâfızı.
İlişkili Maddeler
Dayısı
MÂLİK b. ENES
Mâlikî mezhebinin imamı, büyük müctehid ve muhaddis.
Hocası
ABDURRAHMAN b. EBÜ’Z-ZİNÂD
Geniş hadis bilgisi ve hadis rivayetiyle tanınan âlim.
Müellif:
İSMAİL HAKKI ÜNAL
139’da (756-57) doğdu. Babasının künyesi Ebû Üveys olduğu için İbn Ebû Üveys diye tanındı. Güney Arabistan’da yaşayan Kahtânoğulları’nın Asbah kabilesine mensup olup Medine’de Teym b. Mürre kabilesinin halîfi idi. Babası Abdullah, kardeşi Abdülhamîd, dayısı Mâlik b. Enes, Mâcişûn, Seleme b. Verdân, Abdurrahman b. Ebü’z-Zinâd gibi âlimlerden hadis rivayet etti. Kurrâ-i seb‘adan Nâfi‘ b. Abdurrahman’dan kıraat öğrendi; onun en son vefat eden talebesidir. Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, İbn Mâce, Zühlî, Ebû Hayseme Züheyr b. Harb, Kuteybe b. Saîd kendisinden hadis rivayet eden pek çok muhaddis arasında yer alır. Medine’nin önde gelen hadisçilerinden sayılan ve Ahmed b. Hanbel’in belirttiğine göre mihne olayındaki tutumu sebebiyle sıkıntı çekenler içinde yer alan İsmâil b. Ebû Üveys 226’da (841) vefat etti. Receb 227’de (Mayıs 842) öldüğü de zikredilmiştir.
Hıfz ve itkān yönünden tenkit edilmesine rağmen hadisleri Nesâî’nin es-Sünen’i dışında Kütüb-i Sitte’de yer alan İsmâil b. Ebû Üveys’ten Buhârî ve Ahmed b. Hanbel övgüyle söz ederken Ahmed b. Hanbel ayrıca onun hakkında “lâ be’se bih” demiş, Ebû Hâtim er-Râzî “sebt” ve “mahallühü’s-sıdk” olarak nitelendirip bazan yanılıp hata ettiğini göstermek üzere de “mugaffel” terimini kullanmıştır. Fakat Nesâî ve İbn Adî, İsmâil b. Ebû Üveys’i zayıf bir râvi olarak değerlendirmiş, Yahyâ b. Maîn de hem onun hem babasının zayıf olduğunu söylemiştir. Başka değerlendirmelerinde ise Yahyâ b. Maîn kendisi hakkında “sadûk” ve “lâ be’se bih” lafızlarını kullanmıştır. İsmâil b. Ebû Üveys’i zayıf kabul edenler zabt yönünden onun kusuru bulunduğunu, hadisleri güzel okuyamadığını, kitabı dışındaki hadisleri rivayet ederken başarılı olamadığını, rivayetleri karıştırdığını, ihtilâf edilen bazı konularda hadis uydurduğunu ileri sürmüşlerdir. Rivayetlerine güvenilemeyeceğini gösteren bu değerlendirmelere rağmen Buhârî ve Müslim’in kendisinden rivayette bulunması onun rivayetlerine olan güveni arttırmış, Zehebî, “Bu iki hadis otoritesi ondan hadis almasaydı rivayetleri hasen derecesine inerdi” demiştir. İbn Hacer de İsmâil b. Ebû Üveys hakkındaki tenkitler haklı da olsa Ṣaḥîḥ-i Buḫârî ve Ṣaḥîḥ-i Müslim’de ondan yapılan rivayetlerin değerini düşürmeyeceğini, zira bunları güvenilir râvilerin de sahih olarak değerlendirdiğini ifade etmiştir (Tehẕîbü’t-Tehẕîb, I, 312). İbn Hacer ayrıca İsmâil’e yönelik eleştirilerin onun gençlik yıllarıyla ilgili bulunduğunu, sonradan onun bu kusurlarının düzelmiş olabileceğini söylemiştir.
BİBLİYOGRAFYA
İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳāt, V, 438; Buhârî, et-Târîḫu’l-kebîr, I, 364; Nesâî, eḍ-Ḍuʿafâʾ, s. 51; Ukaylî, eḍ-Ḍuʿafâʾ, I, 87; İbn Ebû Hâtim, el-Cerḥ ve’t-taʿdîl, II, 180-181; İbn Hibbân, es̱-S̱iḳāt, VIII, 99; İbn Adî, el-Kâmil, I, 317-318; Mizzî, Tehẕîbü’l-Kemâl, III, 124-129; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, X, 391-395; a.mlf., Teẕkiretü’l-ḥuffâẓ, I, 409-410; a.mlf., Mîzânü’l-iʿtidâl, I, 222-223; İbnü’l-Cezerî, Ġāyetü’n-Nihâye, I, 162; İbn Hacer, Tehẕîbü’t-Tehẕîb, I, 310-312.
İsmail Hakkı Ünal
Ey İmân edenler!
YanıtlaSilEğer siz Allah c.c. ( Allah c.c. dinine)
yardım ederseniz O da size yardım eder.
(Muhammed,7.)
Ömür dağarcığımdan birkaç not.
Dr. Naif Özkul.
sy.131.
Peygamberimizin bir hadislerinde zikrolunduğu üzere ; "Aklı bütün olanın dini de bütündür"
YanıtlaSilVecizesi ,-cahil ve mütesassıplar ne derlerse desinler- İslâm Dinini ve tefekkürünün tamamiyle akıl hakimiyetine müstenit varlığını bildirir.
Hukuk Tarhi ve Tefekkürü bakımından
Mecelle.
Dr. A.Refik Gür.
sy.187.
Bismillahirrahmanirrahim
YanıtlaSilRahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla....
.....
Kur’an’ı Rahman öğretti.
İnsanı Rahman yarattı.
Rahman koydu rahmet ölçüsünü.
“Rahmetenlilalemin”i Rahman gönderdi.
Rahmeten lil alemin olanın yüreğinden rahmet ışıkları taşındı evrene...
O tuttu insanın elinden, insanın yüreğini rahmetle o yoğurdu.
Kur’an rahmetti, Muhammed Mustafa rahmetti, İslam rahmetti.
Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta
Dişsiz mi bir insan onu kardeşleri yerdi.
O geldi, insanı insan yaptı.
Kız çocuklarını kurtardı, onları diri diri toprağa gömen babaların yüreğini kurtardı, avucundan uçup giden kız çocuklarına yanan annelerin yüreğini kurtardı.
İslam, bir vahşet ortamından, rahmet insanı çıkardı.
İslam, bir vahşet toplumundan çağlar boyu örnek alınacak rahmet toplumu, saadet toplumu çıkardı.
Kutlu Peygamber, Allah’ın kutlu elçisi, bütün çağların annesi gibi, babası gibi, muallimi, mürebbisi gibi, emek verdi insanların yüreğine...
Rahmet... rahmet.... rahmet taşıdı.
Her işin başına Rahman ve Rahimin adını koymayı öğretti.
“Zulmü ve zalimi sevmez Allah” dedi, zulmü söktü aldı yüreklerden...
İpeğe dönüştü yürekler.
“Yerdekine merhamet etmeyene Gökteki merhamet etmez” dedi, gökten yere rahmet sağdı.
Kediyi aç bırakma, dedi.
Hayvana vurma, sövme dedi.
Karıncaları yakma, dedi.
Her şeyin hukuku var, dedi.
Dağları bile sevdi.
Çocukların başını okşadı.
Öksüzlere, yetimlere çok özel şefkati vardı.
Aç yatan komşudan komşuyu sorumlu tuttu.
Savaşta bile, vahşete izin vermedi.
Kadınlara, çocuklara, din adamlarına dokunulmazdı O’nun savaş hukukunda. Ağaçlar yakılmazdı...
Evet, o bir “Rahmet Peygamberi” idi.
Ve O, bütün çağlara rahmet taşımak için gelmişti.
Bütün çağların bütün insanlarına.
İslam evrensel bir çağrıydı ve İslam, bütün zamanların rahmet mesajı idi.
YanıtlaSilİnsan var oldukça, onun yüreğine, İslam’ın rahmet mesajı akmalıydı.
İnsanın yüreği, bütün çağlarda, İslam’ın rahmet mesajı ile yoğrulmalıydı.
.....
Şiddet kol geziyorsa hala... Üstelik çok daha vahşi boyutlarda...
Savaşlarda binlerce, yüzbinlerce, milyonlarca insan can veriyorsa... Kadınlar, çocuklar, yaşlılar, savaş dışı kalması gereken herkes, savaşların kurbanı haline geliyorsa.
Üstelik savaşlar, çok daha kıyıcı kitle imha silahlarının kullanımına sahne oluyorsa.
Uyuşturucu çörekleniyorsa gençlerin yüreğine...
Küçücük kıvılcımlardan, büyük cinayetler çıkıyorsa...
Aile içi şiddet, anneleri, çocukları boğuyorsa...
Yeni doğan bebekler çöp konteynırlarında bulunuyorsa...
Babalık, annelik, evlatlık, dehşet verici bir değer aşınmasına maruz kalmışsa...
İlkel dönemlerde olduğu gibi merhametsizlik insanı devreden çıkarmış, neredeyse yeniden insan insanın kurdu haline gelmişse...
Üstelik çok daha vahşi araçlarla...
....
Rahman’a bağlılık yeniden yoğurmalı yüreklerimizi...
Rahmet Peygamberi yeniden tutmalı elimizden...
İnsanoğlu yeniden tutmalı Rahmet Peygamberi’nin elinden.
Yüreğini yeniden teslim etmeli O’nun merhamet terbiyesine...
İnsanın yüreği, yeniden arındırılmalı, İslam’ın rahmet potasında...
Çünkü ancak kalbi olanlar merhameti yüklenebilir.
Kur’an’ı yeniden okumalı insan. Rahman ve Rahim olan’dan indirilmiş nur huzmeleri halinde...
...
Bismillahirrahmanirrahim
Rahman ve Rahim Olan’ın adıyla yeniden başlamalı hayata...
Evrene rahmeti taşımalı.
Müslüman, buna kendi kişiliğinden başlamalı.
Her müslümanda bir rahmet insanı ete kemiğe bürünmüş olmalı.
Hazreti Mevlana “Memlekette üşüyenler varsa sen de üşü” diye sesleniyor.
Bu, evrensel bir empati çağrısıdır.
Başkasının acısı yakmalı bizim de yüreğimizi.
İslam toplumları rahmet toplumları olmalı.
Bir rahmet seferberliğine başlamalı.
Evlerimizde rahmet olmalı.
Babaların yüreği rahmet duygusuyla atmalı...
Anneler, rahimlerinde bebelerini rahmetle beslemeli, doğduklarında onları rahmet sütü ile emzirmeliler, çocukların yüreği rahmetle yoğrulmalı...
Ve çocuklar, yaşlı anne- babalarına rahmet kanatlarını germeli.
Öğretmenler rahmet insanı olmalı, öğrencilerin yüreğini rahmetle donatmalı.
Yönetenler rahmeti kuşanmalı, yönetilenler rahmeti çoğaltmalı.
Siyaset rahmeti ve merhameti çoğaltmak için yapılmalı...
Ülke ülke rahmeti solumalıyız.
Merhamet, içimizde sönmeye yüz tutmuş insanlık kandilini yeniden yakmalı.
Bin şekilde kendini göstermeli merhamet, insanda...
Bir çocuğun başını okşayarak mesela...
Dertli birinin ellerini tutarak mesela...
Ağlayan birinin göz yaşına ortak olarak mesela...
Ekmeğini bir yoksulla paylaşarak mesela...
Susuz kalmış köpeğe su vererek, ayağı yaralanmış kediyi tedavi ederek mesela...
Kara kışta üşüyen bir serçenin acısını paylaşarak mesela...
Sokakta mendil satan bir çocuğun üşüyen ellerini ısıtarak mesela...
Yakınlarını kaybetmiş bir dedenin, ninenin yalnızlığını paylaşarak mesela...
Çağımızda yaşanan insani acılar karşısında gözlerimizi yummayarak, kulaklarımızı kapamayarak, kalbimizi perdelemeyerek mesela...
...
Bizim coğrafyamızda, ve bütün coğrafyalarda insan çok acı çekti.
Yeni bir çağ başlamalı İslam’ın rahmetiyle donanan.
Yeni bir çağ başlamalı, Rahmeten lil aleminin, gönül iklimiyle buluşan.
Yeni bir çağ başlamalı, Saadet Çağı’ndan güzellikler taşıyan...
......
Bismillahirrahmanirrahim.
Rahman ve Rahim olanın adıyla...
Allah c.c. ım! Senden istenilenlerin hayırlısını, duanın hayırlısını, kutuluşun hayırlısını, işin hayırlısı, sevabın hayırlısını, hayatın hayırlısını, ölümün hayırlısını diliyorum.
YanıtlaSilKalplere şifa
Salavât ve Dualar.sy.53.
Beni sabit kıl, mizanda sevablarımın ağır gelmesini lütfeyle, imanımı takike erdir ,derecelerimi yüksel eyle , namazımı kabul eyle , hatamı affeyle .Allah( c.c) 'ım senden cennette yüksek dereceler istiyorum .( Amin ) kabul buyur Allah (c.c) 'ım .
YanıtlaSilKalplere şifa salavat ve dualar 53. Syf
Allah ( c.c ) ' ım ! Senden işlerimin hayırlara başlamasını ,sonlarının , tamamının , evvelinin , açık ve gizlisinin hayır olmasını , cennette yüksek dereceler istiyorum .( Amin ) kabul buyur Allah ( c.c) ' ım
YanıtlaSilKalplere şifa salavat ve dualar 54. Syf
LÜB
YanıtlaSilاللب
Dinî ve tasavvufî hal ve makamların bir mertebesini ifade eden tasavvuf terimi.
İlişkili Maddeler
AKIL
İnsanı diğer canlılardan ayıran ve onu sorumlu kılan temyiz gücü, düşünme ve anlama melekesi.
İNSÂN-ı KÂMİL
Allah’ın her mertebedeki tecellilerine mazhar olan insan anlamında tasavvuf terimi.
Müellif:
SÜLEYMAN ULUDAĞ
Sözlükte “öz” anlamına gelen lübb kelimesi, tasavvuf kaynaklarında “kuruntu ve hayal kabuğundan arınmış ve kutsal nurla aydınlanmış akıl”, “özün özü” anlamındaki lübbü’l-lüb ise “akla güç veren ilâhî ve kutsî nur” şeklinde tanımlanmış (et-Taʿrîfât, “lüb” md.; Kâşânî, s. 72), Kur’an’da birçok yerde geçen “selim akıl sahipleri” mânasına gelen ülü’l-elbâb ifadesi (meselâ bk. Sâd 38/29, 43) bu terimin kaynağı olarak görülmüştür. Kutsî nurla güçlenerek vehim ve hayal kabuğundan arınan selim aklın aşkın bilgileri algılayabileceği kaydedilmiştir (Kâşânî, s. 72; Gümüşhânevî, s. 24). “Kabuk” anlamındaki kışr ise mutasavvıflara göre bâtın ilmini bozulmaktan koruyan zâhir ilmidir. Hakikate göre tarikat, tarikata göre şeriat kışrdır. Mânevî halini ve yolunu şeriatla korumayan sâlikin hali bozulur; yolu hevâ, heves ve vesvese yoluna dönüşür. Tarikatı hakikate ulaşmanın aracı olarak görmeyen kişi zındık ve mülhid olur (Kâşânî, s. 144; Gümüşhânevî, s. 24). Buna göre şeriat, tarikat ve hakikat sıkı şekilde birbirine bağlıdır; önceki sonrakinin kabuğu, sonraki de öncekinin özüdür. Özü olmayan kabuk bir işe yaramaz, kabuğun muhafaza etmediği öz de bozulmaya mahkûmdur.
Gazzâlî tevhidin dört mertebesinden söz ederken bu mertebeleri kışr ve lüb terimlerinin yardımıyla açıklar. Ona göre münafıkların tevhidi özü olmayan bir kabuktan yani şekilden ibarettir. Sürekli gaflet içinde bulunan avamın tevhidi de kabuktur; ancak bu, münafıklar için söz konusu edilen kabuktan farklıdır. Mukarrebînin tevhidi lüb, sıddîkların tevhidi lübbü’l-lübdür. Gazzâlî bu hususu ceviz misaliyle izah eder. Cevizin üzerindeki sert kabuk kışr, bu sert kabuğu örten yeşil ve acı kabuk kışrü’l-kışrdır. Sert kabuğun içindeki ceviz lüb, bu özün içindeki ceviz yağı lübbü’l-lübdür ve nihaî amaç da budur (İḥyâʾ, IV, 240).
Tasavvufta insân-ı kâmil bütün varlıkların özünün özü olarak kabul edilir ve bu husus “zübde-i âlem, hulâsa-i mevcûdât, merdüm-i dîde-i ekvân” gibi tabirlerle ifade edilir. Aynı şekilde ruh öze, onu taşıyan ve koruyan beden de kabuğa benzetilmiştir. Öte yandan anlam ve kavram öz, bunları dile getiren söz ve terim kabuktur. Maksat lafız değil mâna olmakla beraber içinde mânayı barındırması ve bunu başkalarına aktarmanın aracı olması bakımından lafız ve söz de önemlidir. Yûnus Emre, “Şeriat tarikat yoldur varana / Hakikat mârifet ondan içerü” beytiyle bu hususu dile getirmiştir. Özden, hakikatten, mârifetten yoksun oldukları halde kendilerini ehl-i lüb kabul eden sahte sûfîler başkalarını ehl-i kışr olarak görüp küçümsemişlerdir.
BİBLİYOGRAFYA
et-Taʿrîfât, “lüb” md.; Tehânevî, Keşşâf, II, 1183, 1288; Kâşânî, Iṣṭılâḥâtü’ṣ-ṣûfiyye, s. 72, 144; Cevâd Nûrbahş, Ferheng-i Nûrbaḫş, Tahran 1369 hş., II, 44, 46; Ca‘fer Seccâdî, Ferheng, Tahran 1991, s. 640, 683; Gazzâlî, İḥyâʾ, Kahire 1939, I, 40; IV, 240; Gümüşhânevî, Câmiʿu’l-uṣûl, Kahire, ts., s. 22, 24; İsmâil Hakkı Bursevî, Lübbü’l-lüb, İstanbul 1289.
İNSÂN-ı KÂMİL
YanıtlaSilالإنسان الكامل
Allah’ın her mertebedeki tecellilerine mazhar olan insan anlamında tasavvuf terimi.
İlişkili Maddeler
İNSAN
HALİFE
Şeyhi adına irşad faaliyetinde bulunan ve ölümünden sonra yerine geçen kimse, insân-ı kâmil anlamında tasavvuf terimi.
Müellif:
MEHMET S. AYDIN
Tasavvuf tarihinin en önemli konularından olan insân-ı kâmil anlayışı, varlık ve bilgi problemleriyle ilgisi yanında dinî ve ahlâkî boyutları da bulunan derin fikrî çaba ve ruhî tecrübenin ürünü olarak ortaya çıkmıştır. İnsân-ı kâmil kavramı tasavvuf literatürüne Muhyiddin İbnü’l-Arabî tarafından yerleştirilmiştir. Ancak felsefe tarihinde kökleri çok gerilere giden “küçük âlem” (mikrokozm) ve “büyük âlem” (makrokozm) düşüncesiyle bağlantılı olarak eski kültürlerde insanla âlem arasında bir münasebet görülmüş, birinde bulunan özelliklerin en azından bir kısmının diğerinde de bulunduğuna inanılmıştır. Sokrat öncesinden Rönesans’a kadar uzanan düşünce çizgisinde insanın küçük âlem olduğu inancı az çok farklı üslûplarla ifade edilmiştir. Daha da geriye giderek kozmolojik özelliklere sahip insan fikri ve inancının eski Mezopotamya ve Mısır kültürlerinde de var olduğu görülmektedir (Encyclopedia of Ethics, s. 804-806). Mani mezhebinde ve Maniheizm’de insân-ı kadîm, Mazdeizm’de gayomart, yahudi Kabala’sında adam kadmônun bazı özellikleri uzaktan da olsa tasavvuftaki insân-ı kâmil anlayışını çağrıştırmaktadır. Benzer düşüncelere Uzakdoğu kültüründe de rastlanır. Hint düşüncesindeki purusa, Çin düşüncesindeki chenjen kavramları, mikrokozm-makrokozm inanışının ne kadar eski ve evrensel olduğunu göstermektedir (Nasr, An Introduction to Islamic Cosmological Doctrines, s. 66). Bütün bunlara rağmen İslâm fikir geleneğinde anlaşıldığı şekliyle insân-ı kâmilin tasavvufun geliştirdiği bir düşünce olduğunda şüphe yoktur.
İbnü’l-Arabî çizgisinde gelişen tasavvufî gelenekteki muhtevasıyla insân-ı kâmil düşüncesini doğrudan Kur’an’dan çıkarmak mümkün olmasa da bazı âyetlerin insân-ı kâmil düşüncesi istikametinde yorumlanabileceği ve yorumlanageldiği görülmektedir. Meselâ Kur’an’da Âdem’in “halifelik” mevkiine sahip olduğu (el-Bakara 2/30), benî Âdem’in mükerrem kılındığı (el-İsrâ 17/70), insanın “ahsen-i takvîm” üzere yaratıldığı (et-Tîn 95/4), göklerde ve yerde olan her şeyin onun emrine verildiği (el-Câsiye 45/13), kendisine esmânın öğretildiği (el-Bakara 2/31) ve onun emaneti yüklendiği (el-Ahzâb 33/72) ifade edilmektedir. Ayrıca ilk insana ilâhî ruhtan nefhedildiğini, bu mevkiin kıymetini bilenleri Allah’ın kendisine dost kıldığını, Allah’ın bazılarına kendi tarafından ilim verdiğini (el-Kehf 18/65), Hz. Muhammed’in güzel örnek (el-Ahzâb 33/21) ve âlemlere rahmet (el-Enbiyâ 21/107) olduğunu bildiren âyetler de tasavvufun insân-ı kâmil konusundaki dayanağının Kur’an olduğuna delil olarak gösterilmektedir.
İnsân-ı kâmil düşüncesinin gelişmesinde hadis literatürü de önemli rol oynamıştır. Meselâ bazıları sahih olmasa da Allah’ın Âdem’i kendi sûretinde yarattığını (Buhârî, “İstiʾẕân”, 1; Müslim, “Birr”, 155), aslında ilk olarak Hz. Muhammed’in yaratıldığını (Aclûnî, II, 187), Âdem bedenle ruh arasında iken onun peygamber olduğunu (a.g.e., II, 187), Hz. Muhammed olmasaydı evrenin yaratılmamış olacağını (a.g.e., II, 232) ifade eden rivayetlerin insân-ı kâmil telakkisinin benimsenip yaygınlaşmasında etkili olduğu kesindir.
Mikrokozm-makrokozm fikrine yabancı olmayan İslâm felsefesinin de insân-ı kâmil düşüncesine tesir ettiğine kesin gözüyle bakılabilir. Meselâ Fârâbî âlemin tek bir şahıs gibi düşünülebileceğini söyler (Kitâbü’l-Mille, s. 65). Fârâbî - İbn Sînâ geleneğine çok şey borçlu olan İbn Meymûn da insanın bir âlem-i sagīr, âlemin de bir bütün olarak tek bir şahıs gibi tasavvur edilebileceğine işaret eder (Delâletü’l-ḥâʾirîn, s. 197-198). İhvân-ı Safâ’nın faziletli ve ruhanî sitedeki insân-ı fâzılı ile İbnü’l-Arabî’nin insân-ı kâmili arasında benzerlik vardır.
YanıtlaSilBâyezîd-i Bistâmî’nin “el-kâmilü’t-tâm” dediği insan (Kuşeyrî, II, 523), insân-ı kâmil fikrinin gelişim çizgisinde önemli bir basamak oluşturmaktadır. Hallâc-ı Mansûr, Hz. Peygamber’den bahsederken bütün nübüvvet nurlarının onun nurundan çıktığını, onun vücudunun yokluktan, adının ise “kalem”den önce var olduğunu söyler (Kitâbü’t-Tavâsîn, s. 65-75). Böylece insân-ı kâmil düşüncesinin, başta eski İran dinî telakkileri ve Yeni Eflâtunculuk olmak üzere çeşitli dış kültürlerle İslâm işrak felsefesi, tasavvuf kültürü ve ilgili âyetlerle hadislerin uzlaştırılmasıyla ortaya çıktığı görülmektedir.
İnsân-ı kâmil konusu, ontolojik açıdan İbnü’l-Arabî’nin temellendirdiği varlık mertebeleri bağlamında ele alındığında anlaşılabilir. İbnü’l-Arabî’ye göre mutlak vücûd, ilk mertebede (taayyün-i evvel) ahadiyyetini vâhidiyyete dönüştürerek taayyünata başlamıştır. Asıl yaratma fiili, İbnü’l-Arabî’nin “hakîkat-i Muhammediyye” adını da verdiği mertebeden sonra gerçekleşmekte, bütün mahlûkat ondan yaratılmaktadır. Lâ taayyün (ahadiyyet) hakîkat-i Muhammediyye’nin bâtını, o da lâ taayyünün zâhiridir. Bu mertebeye verilen isimlerden biri de insân-ı kâmildir. Allah insân-ı kâmili yarattığı zaman ona akl-ı evvel mertebesini vermiş ve kendisine bilmediği şeyleri öğretmiştir. Onun mertebesini meleklere tarif etmiş ve onlara insanın âlemde kendisinin halifesi olduğunu bildirmiş, göklerde ve yerde bulunanların hepsini onun emrine âmâde kılmış, böylece Allah’ın âlemdeki hükmü insân-ı kâmil ile zâhir olmuştur. İbnü’l-Arabî’ye göre âlemin varlığının sebebi ve koruyucusu bu insân-ı kâmildir. Allah’ı ancak insân-ı kâmil bilebilir. Çünkü o Allah isminin mazharıdır. Öte yandan varlık mertebelerinin sonuncusu da mertebe-i insân-ı kâmildir. Bu mertebe lâ taayyün dışındaki bütün mertebelerin hakikatlerini kapsar. Bu sebeple ona “kevn-i câmi‘” ve “âlem-i ekber” denilmiştir (DİA, XX, 502-503). Bu mertebede insân-ı kâmil, bir kavramın yahut mecazi ve izâfî anlamda var olan bir şeyin değil hakiki mânada var olan bir insanın adı ve sıfatıdır. Bu anlamda insân-ı kâmil Hz. Muhammed’dir. Bu makama erişen evliyaullah ise onun vârisidir. Âlemde her şeyin hareket halinde olduğuna inanan Molla Sadrâ’ya göre varlık âleminde görülen tekâmül insân-ı kâmilin varlığında karar kılar. Molla Sadrâ da âlemin korunmasını insân-ı kâmilin varlığına bağlar. Birçok tasavvuf kitabında buna benzer ifadeler yer almaktadır.
İnsân-ı kâmil maddî ve mânevî, kesif ve latif, zulmânî ve nûrânî, cismanî ve ruhanî, süflî ve kutsî âlemde var olan her şeyi, yani Hakk’ın her mertebedeki tecellilerini ve kemallerini kendisinde taşıdığından söz konusu kemal hallerinin çeşitli vesilelerle ve değişik şekillerde zuhur etmesi itibariyle sayısız isimler alır. Meselâ Hz. Peygamber’in mânevî hüviyeti olması itibariyle ona “nûr-ı Muhammedî” ve “hakîkat-i Muhammediyye” denildiği gibi onun ilmî, ahlâkî ve ruhî faziletlerine sahip olması itibariyle “vâris-i Muhammedî”, âlemin küçük bir örneği olması sebebiyle “âlem-i sagīr”, Allah’ın vekili olması dolayısıyla “nâib-i Hak, zıllullah”, Hakk’ın mazharı ve tecelligâhı olması sebebiyle “mir’ât-ı Hak” gibi isimler verilmiştir. Molla Sadrâ’nın da söylediği gibi insân-ı kâmil sayesinde imkân âlemi ilâhî âleme girer, ancak bu yükseliş kulun tabiatındaki imkâniyeti tamamen ortadan kaldırmaz.
YanıtlaSilİnsân-ı kâmil Hak ile halk arasında bir köprü vazifesi görür. Gerçek insân-ı kâmil olan Hz. Peygamber ile onun vârisi olan insân-ı kâmilin bir özelliği de Allah’ın ahlâkıyla ahlâklanmış olması bakımından ahlâkî kemale sahip bulunmasıdır. İnsân-ı kâmil şeriat, tarikat, hakikat ve mârifet itibariyle tam ve ergin olan kişidir. Kâmil insanın sözleri doğru, işleri iyi, ahlâkı güzeldir, mârifet sahibidir, yani eşyayı ve ondaki hikmetleri gereği gibi bilir. Esasen sülûkün amacı da söz konusu dört hususu kemale erdirmekten ibarettir. İnsân-ı kâmilin bir başka fonksiyonu da ilâhî varlık için en büyük şahit ve delil olmasıdır. Bu delil öteki bütün delillerden daha güçlüdür; çünkü ilâhî isim ve sıfatlar hiçbir varlıkta insân-ı kâmilde olduğu kadar parlak bir şekilde görünmez. O Allah isminin mazharı, yaratılışın gayesi ve Allah’ın halifesidir. İbnü’l-Arabî’nin takipçilerinden Abdülkerîm el-Cîlî birçok eserinde bu mertebeyi şerhetmiş, el-İnsânü’l-kâmil ve en-Nâmûsü’l-aʿẓam adlı eserlerini bu konuya ayırmıştır. Tasavvufî anlamdaki insân-ı kâmil ile günlük dilde kullanılan “kâmil insan, olgun adam” ifadeleri arasında bir ilişki bulunmamaktadır.
YanıtlaSilBİBLİYOGRAFYA
et-Taʿrîfât, “insânü’l-kâmil” md.; Tehânevî, Keşşâf, I, 77; el-Muʿcemü’ṣ-ṣûfî, s. 158, 162-168; Buhârî, “İstiʾẕân”, 1; Müslim, “Birr”, 155; Hallâc-ı Mansûr, Kitâbü’t-Tavâsîn (trc. Yaşar Nuri Öztürk), İstanbul 1976, s. 65-75; Fârâbî, Kitâbü’l-Mille, Beyrut 1965, s. 65-66; Kuşeyrî, er-Risâle (nşr. Abdülhalîm Mahmûd), Kahire 1395/1966, II, 523; İbn Meymûn, Delâletü’l-ḥâʾirîn (nşr. Hüseyin Atay), Ankara 1974, s. 197-198; İbnü’l-Arabî, Fuṣûṣ (Afîfî), s. 54-55; a.mlf., el-Fütûḥât, II, 116, 220, 221; III, 14, 266, 328; Azîz Nesefî, el-İnsânü’l-kâmil (nşr. Marijan Molé), Tahran 1403/1983; a.e. (trc. Mehmet Kanar), İstanbul 1990; Dâvûd-i Kayserî, Şerḥ-i Muḳaddime-i Ḳayṣerî (nşr. Celâleddin Âştiyânî), Tahran 1370 hş., s. 643, 676; Abdülkerîm el-Cîlî, el-İnsânü’l-kâmil, Kahire 1304, I-II; Molla Sadrâ, Esfâr-ı Erbaʿa, Kum, ts., I, 35; Aclûnî, Keşfü’l-ḫafâʾ, II, 187-232; İbrâhim Hakkı Erzurûmî, Mârifetnâme, İstanbul 1330, s. 216, 224, 303; Kâmil Mustafa eş-Şeybî, eṣ-Ṣıla beyne’t-taṣavvuf ve’t-teşeyyuʿ, Beyrut 1982, s. 484, 492; R. Nicholson, “The Perfect Man”, Studies in Islamic Sufism, Cambridge 1921, s. 77-142; a.mlf., “İnsan-i Kâmil”, İA, V/2, s. 1008-1009; W. Chittick, “Mysticism”, The Legacy of Islam, London 1949, s. 224-225; a.mlf., Varolmanın Boyutları (trc. Turan Koç), İstanbul 1997, s. 165-184; Abdurrahman Bedevî, el-İnsânü’l-kâmil fi’l-İslâm, Kahire 1950; L. Massignon, “L’homme parfait en Islam et son originalité eschatologique”, Opera Minora, Beirut 1963, I, 107-125; Fazlur Rahman, The Philosophy of Mullā Ṣadrā, Albany 1975, s. 11-12, 188, 206, 266; a.mlf., İslâm (trc. Mehmet Dağ - Mehmet Aydın), Ankara 1992, s. 175 vd.; Seyyed Hossein Nasr, An Introduction to Islamic Cosmological Doctrines, London 1978, s. 66-74; a.mlf., Knowledge and Profan, Edinburgh 1980, s. 166-170; Mahmûd el-Gurâb, el-İnsânü’l-kâmil, Dımaşk 1981; Muhammed Gāzî Urâbî, el-İnsânü’l-kâmil, Dımaşk 1987; Ahmet Avni Konuk, Fusûsü’l-hikem Tercüme ve Şerhi (haz. Mustafa Tahralı - Selçuk Eraydın), İstanbul 1987-90, I, 131-138; II, 127-131; III, 6-8, 160-164, 167, 169; M. Takeshita, Ibn ‘Arabī’s Theory of the Perfect Man and its Place in the History of Islamic Thought, Tokyo 1987; a.mlf., “The Theory of the Perfect Man in Ibn ‘Arabī’s Fusus al-Hikem”, Orient, XVIII, Tokyo 1982, s. 111-128; Hüseyn-i Rezmcû, İnsân-ı Ârmânî ve Kâmil der Edebiyyât-ı Ḥamâsî ve ʿİrfân-ı Fârisî, Tahran 1368 hş.; T. İzutsu, İbn Arabî’nin Fusûs’undaki Anahtar-Kavramlar (trc. Ahmed Yüksel Özemre), İstanbul 1998, s. 347-368, 385-396; J. T. Little, “Al-insān al-kāmil: The Perfect Man According to Ibn al-‘Arabī”, MW, LXXVII (1987), s. 43-54; E. Hall, “Ibn Arabi and the Perfectibility of Man”, Journal of the Muhyiddin Ibn ‘Arabi Society, sy. 16, London 1994, s. 69-83; J. Lumbard, “Al-Insan al-Kamil Doctrine and Practice (Concept of Perfect Man)”, IQ, XXXIV/4 (1994), s. 261-282; R. Arnaldez, “al-Insān al-Kāmil”, EI2 (İng.), III, 1239-1241; Mehmet Aydın, “Middle East: Ethical Traditions in the Ancient”, Encyclopedia of Ethics, London 1992, s. 804-806; Gerhard Böwering, “Ensāne Kāmel”, EIr., VIII, 457-460; M. Erol Kılıç, “İbnü’l-Arabî, Muhyiddin”, DİA, XX, 502-503.
Mehmet S. Aydın
"Menetmek, engellemek" manasını taşıyan kökten gelen (hikmet) sözlükte " sahibini yanılmaktan ve yanlış yollara sapmaktan koruyan şey" demektir.insanı yanlış yollardan koruyarak doğru yola eriştiren en mühim kaynak dindir.Özellikle dini bilginin temelini teşkil eden Kur'an ve Sünnettir.Bu sebeple müfessirlerimiz âyette geçen hikmete şu manaları vermiştir:
YanıtlaSilHakk'ın Daveti
Kur'an-ı Kerim Meâli ve Tefsiri.cilt.1.sy.343,344.
İbn Abbâs (r.a.) der ki: "Hikmet, Kur'an bilgisidir, onu iyice anlamaktır.O' nun nâsihini mensuhunu, muhkemini müteşabihini ,önce inenini, sonra inenini, helâl ve haramını ve mesellerini bilmektir."
YanıtlaSilHakk'ın Daveti
Kur'an-ı Kerim Ve Meâli Ve Tefsiri.cilt.1.344.
Mücahid şöyle der: "Söz ve fiilde isâbet etmek, en doğru olanı söylemek ve yapmaktır."
YanıtlaSilHakk'ın Dâveti
Kur'an-Kerim Meâli ve Tefsiri.cilt.1.sy.344.
Mâlik ise şöyle demektedir: Hikmet dini bilmek,onun hükümlerini en güzel şekilde anlamak ve ona tâbi olmaktır.
YanıtlaSilHakkın Daveti
Kur'an- ı Kerim Meâli ve Tefsiri cilt.1.sy.344.
Süddi'ye göre ise hikmetten maksat, peygamberliktir.(bk.Taberi, Câmi'u'l-beyan, 3,124,125)
YanıtlaSilHakk'ın Daveti
Kur'an-ı Kerim Meâli ve Tefsiri.cilt.1.sy.344.
269. O, (Allah) hikmeti dilediğine verir. Kime de hikmet nasip etmişse, muhakkak ona çok hayır verilmiştir. (Bu âyet ve öğütleri) olgun akıl sahiplerinden başkası düşünemez.[120]
YanıtlaSil
YanıtlaSil[120] Âyet-i kerîmedeki “hikmet” kelimesini İbni Abbas (ra.); “Helal ve haram ilmi ve Kur’an tefsiri” ile izah etmiştir ki bu da şer‘î ilimleri bilmek demektir. Aynı zamanda hikmet derin ve yararlı bilgiler olup işe yaramayan birtakım felsefî nazariyeler değildir. Kendisine hikmet verilen kimse; Kitab’ı, sünneti ve ilgili ilimlerin inceliklerini bilip düşünür, bütün iş ve sorumluluklarını noksansız onlara göre yerine getirir. Nefse uygun düşüncelerden, iş ve hareketlerden bütün günah ve kötülüklerden uzak kalır. İşte bunlar kendisine hayır verilmiş hikmet sahibi kimselerdir. [bk. 3/164, 16/44]
Min cemi'il belâi vel belvâi.Yani
YanıtlaSil-Ey Allah c.c.ım, Sen hissi, manevi, maddi bütün belâların belâsından bizlere âfiyet ihsan eyle.
Kara Davud
Delail-i Hayrat Şerhi..
M.Bin Süleyman cezuli.sy.1055.
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
399 1 Bir adam malının zekatını öderse, malın şerri ondan gider. Hz. Câbir (r.a.)
399 2 Bir kimse bir mü'mini sevindirirse Beni sevindirmiş olur. Kim Beni sevindirirse, Allah indinde bir ahid almış demektir. Kim de Allah'dan bir ahid alırsa, ateş ona asla dokunmayacaktır. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
399 3 Kim bir atı, iki at arasına, geçeceğinden emin olmadan sokarsa bu kumar değildir. Kim de iki at arasına bir atı bunun öne geçeceğinden emin olarak sokarsa işte o kumardır. (İmam-ı Azama göre diğeri de kumar) Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
399 4 Bir kimse bir ev halkına sevinç sokarsa, Allah bu sürurdan bir melek yaratır ve bu melek kıyamete kadar o kimse için istiğfar eder. Hz. Câbir (r.a.)
399 5 Kim mescidde iken ezan okunur da, sonra hacet olmaksızın çıkarsa ve geri dönmeyi istemezse o münafıktır. Hz. Osman (r.a.)
399 6 Bir kimse anasını, babasını veya onlardan birini idrak eder (yaşar), ondan sonra da (onların zırasını alamadığı için) Cehenneme girerse, Allah onu rahmetinden uzak eder ve kovar. (İnsan anne ve babasının sağlığında onların rızasını kazanıp Cenneti hak etmeye bakmalıdır.) Hz. Ubey İbni Malik (r.a.)
399 7 Bir kimse Cuma'dan bir rek'ate yetişirse, bir rekat daha ilave eder. Teşehhüde yetişirse dört rikat kılar. (İmamı Azama göre yine iki rekat kılar.) Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
399 8 Bir kimse sabah namazından bir rek'ate güneş doğmadan yetişirse, sabah namazına yetişmiştir. Kim de ikindiden bir rekate güneş batmadan evvel yetişirse, ikindiye yetişmiş demektir. (Birinci husus Şafii kavli olup İmam-ı azama göre yetişmiş sayılmıyor.) Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
399 9 Bir adam malını, iflas edenin yanında aynen bulursa, onu almaya diğerlerinden daha layıktır. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
399 10 Kim imama selam vermeden evvel otururken yetişirse, namaza ve faziletine yetişmiş demektir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
399 11 Bir adam kırk sabah ilk tekbire yetişirse kendisine iki beraat yazılır: Cehennemden azadlık beratı, münafıklıktan eminlik beratı. Hz. Enes (r.a.)
399 12 Bir kimse babası olmadığını bildiği halde birine "babamdır" derse, ona cennet haram olur. Hz. Saad (r.a.)
399 13 Bir kimse camiye (cemaate) gitmiye devam ederse; Ya Allah yolunda istifade edeceği bir ahiret kardeşine rastlar, ya güzel bir ilme, ya da hidayetine delalet edecek veya onu düşmekten muhafaza edecek bir kelimeye, yahud da Allah'ın beklenen rahmetine mazhar olur. Veyahut Allah'dan haşyet veya haya ederek günahları terk nimetine erer. Hz. Hasan (r.a.)
399 14 Bir kimse koku sürünürken besmele ile yağlanmazsa, altmış şeytanı da beraber yağlamış olur. Hz. Zeyd İbni Nafi (r.a.)
İnsan-ı mü'mine nur-u iman ile gösterir ki:Mevt idam değil, tebdil-i mekândır.Kabir zulümâtlı bir kuyu ağzı değil, nurâniyetli âlemlerin kapısıdır.Dünya ise bütün şâşaasıyla beraber, ahirete nisbeten bir zindan hükmündedir.
YanıtlaSilTiryak.
Risâle-i Nur Külliyatından
Bediüzzaman Said Nursi.
Elbette zindan-ı dünyadan bostan-ı cinâna çıkmak ve müz'ic dağdağa-ı hayat-ı cismâniyeden âlem-i rahata ve meydan-ı tayerân-ı ervâha geçmek ve mahlukatın sıkıntılı gürültüsünden sıyrılıp huzur-u Rahman'a gitmek, bin can ile arzu edilir bir seyahattir, belki bir saadettir.
YanıtlaSilRisale-i Nur Külliyatından
Tiryak.
Bediüzzaman Said Nursi.
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
400 1 Bir kimse nefsini hor görürse dinini kıymetlendirmiş, nefsini aziz görürse dinini hor etmiş olur. Din ise aziz olması lazım gelen bir şeydir. Bir kimse nefsini beslerse dinini zayıflatmış olur. Kim de dinini beslerse, dini de nefsi de beslenmiş olur. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
400 2 Bir kimse Allah'a ibadet yolunda nefsini zelil ederse, o kimse masiyetle şeref arayandan daha aziz olur. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
400 3 Bir adam bir günah yapsa, ve bilse ki; "Bir Rabbi var ki dilerse mağfiret eder, dilerse azab eder" onu mağfiret etmesi Allah üzerine hak olur. Hz. Enes (r.a.)
400 4 Kim gülerek günah yaparsa ağlıyarak Cehenneme girer. Hz İbni Abbas (r.a.)
400 5 Bir kimse bir günah işlese ve bu günahın "haddi" dünyada kendisine tatbik edilse, bu onun kefareti olur. (Allah z.c.hz. artık ahirette o günahtan dolayı ona azab etmez) Hz. İbni Huzeyme İbni Sabit (r.a.)
400 6 Bir kimse dünyada bir günah işlese ve cezasını da görse, Allah (z.c.hz.) adildir. O kuluna ikinci defa tekrar azab etmez. Kim de dünyada bir günah işlerse de, onu Allah örter ve affederse, Allah Kerimdir, affettiği şeye dönmez. (Tekrar hesap sormaz.) Hz. Ali (r.a.)
400 7 Bir kimse bir sene, halis niyetle para almaksızın ezan okumuşsa, kıyamette çağrılır. Cennetin kapısında durdurulur ve kendisine: "Dilediğine şefaat et" denir. Hz. Enes (r.a.)
400 8 Bir kimse sevab umarak yedi sene ezan okursa, kendisine "cehennem'den azatlık" yazılır. Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
400 9 Bir kimse on iki sene ezan okursa ona Cennet vacib olur. Ezan okuması sebebiyle, her gün kendisine elli hasene ve kameti sebebiyle de otuz hasene yazılır. Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
400 10 Bir kimse beş vakit namaz için, imanla sevab umarak Allah rızası için ezan okursa geçmiş günahları mağfiret olur.(Beş vakit imamlı da böyledir.) Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
400 11 Bir kimse halka, kendisinde bulunan Allah korkusundan fazla bir korku (varmış gibi) gösterirse, o kimse münafıktır. Hz. Ebû Zerr (r.a.)
400 12 Sizlerden biri, hacamat olmak isterse ayın on yedi, on dokuz ve yirmibirinde olsun. Kanının kendisini öldürmesine meydan vermesin. Hz. Enes (r.a.)
400 13 Hac murad eden kimse acele etsin. Zira bir hastalığa yakalanabilir. Bir sapık onu saptırabilir ve bir hacet onu yolundan alıkoyabilir. Hz. Fazl İbni Abbas (r.a.)
400 14 Bir adam Aziz ve Celil olan Allah'ın indinde, kendine ne var olduğunu anlamak isterse Aziz ve Celil olan Allah için kendisinde ne var ona baksın. Hz. Enes (r.a.)
Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa zâhiren bir cennet içinde olsa da mânen cehennemdedir.Ve her kim hayat-ı bâkiyeye ciddi müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır.Dünyası ne kadar fena ve sıkıntılı olsa da dünyasını, cennetin intizar salonu hükmünde gördüğü için hoş görür,tahammül eder,sabır içinde şükreder.
YanıtlaSilRisale-i Nur Külliyatından
Küçük Sözler.
Bediüzzaman Said Nursi.
Sizdeki gençlik kat'iyyen gidecek Eğer siz daire-i meşruada kalmazsanız, o gençlik zayi' olup başınıza hem dünyada, hem kabirde, hem ahirette kendi lezzetinden çok ziyade belalar ve elemler getirecek. Eğer terbiye-i islâmiye ile o gençlik nimetine karşı bir şükür olarak iffet ve namusluluk ve taatte sarfetseniz, o gençlik manen bâki kalacak ve ebedi bir gençlik kazanmasına sebeb olacak.
YanıtlaSilRisale-i Nur Külliyatından
Gençlik Rehberi.
Bediüzzaman Said Nursi.
O'nu tanıyan ve itaat eden zindanda dahi olsa bahtiyardır.
YanıtlaSilO'nu unutan saraylarda da olsa zindandadır, bedbahttır.
En hayırlı genç odur ki; ihtiyar gibi ölümü düşünüp âhiretine çalışarak, gençlik hevesatına esir olmayıp gaflete boğulmayandır.
Risale-i Nur Külliyatından
Gençlik Rehberi.
Bediüzzaman Said Nursi.
Diğer üç harften hemzenin şiddet sıfatı elif, vâv, yâ harflerinden birine ibdâl ile hafifletilir. Tâ ve kâf harflerinin şiddet sıfatı sebebiyle kapanan mahreçleri ise bu iki harfte ayrıca bulunan hems sıfatı ile açılır. 4. Hurûf-ı rihve. Şiddet sıfatının zıddı olan rihve (rehâve) sıfatını taşıyan harfler telaffuz edilirken mahreçten ses veya nefes akar. Rihve (gevşeklik, yumuşaklık), mahreçten akan ses veya nefesin duyulması halidir. Rihve sıfatlılar, med harfleriyle ث، ح، خ، ذ، ز، س، ش، ص، ض، ظ، غ، ف، ه (ا، و، ى) gibi. 3. İlk harf ”أ، و، ي“ harflerinden oluşan on üç harftir. 5. Hurûf-ı mutbaka. Itbâk (yapışma, uyuşma), dilin harfe göre farklı kısımlarının damağa yapışması hali olup ıtbak sıfatlılar ص، ض، ط، ظ harfleridir. 6. Hurûf-ı münfetiha. İnfitâh (açılma) ıtbâkın zıddıdır. Kendilerinde infitâh sıfatı bulunan harfler, dilin damaktan ayrılıp açılması suretiyle telaffuz edilir. Itbâk sıfatlılar dışındaki yirmi dört harf bu gruba girer. 7. Hurûf-ı müsta‘liye. Yirmi dokuz harfin en kalınları olan خ، ص، ض، ط، ظ، غ، ق harfleridir. Telaffuz edilirken dilin üst damağa yükselmesi sebebiyle bu yedi harfe “hurûf-ı müsta‘liye” (hurûf-ı isti‘lâ) denmiştir. Kalın okunmaları sebebiyle bunlara “hurûf-ı mufahhame” de denir. Kur’ân-ı Kerîm kıraatinde bu harflerin fethalı halleri a sesiyle (elifle) med edilirse “fetha-i şedîde” ile (â sesiyle) okunur. 8. Hurûf-ı müstefile. İsti‘lânın zıddı olan istifâl (alçalma), dilin damağa yükselmeyip aşağıda kalması halidir. Hurûf-ı müstefile, hurûf-ı müsta‘liyenin dışında kalanlar olup evvelindeki harfin fethalı veya zammeli olması sebebiyle tağliz ile okunan “Allah” lafzının “lâm”ı ve fethalı veya zammeli râ dışında kalanları ince (terkīk ile, “a-e” arası bir sesle) okunur. 9. Hurûf-ı med ve lîn. Med harfleri, kendinden önceki harfin harekesi kendi cinsinden olan elif ile sâkin vâv ve sâkin yâ’dır. “Hurûf-ı hevâiyye” de denilen ve kendilerinden önceki harfin sesinin uzatılmasını sağlayan bu harflerin her üçünün de mahreci ağız boşluğudur. Fethalı bir harften sonra gelen sâkin vâv ile sâkin yâ’ya “lîn harfleri” denir. Belirtilen konumuyla bu iki harfte lîn (yumuşak olma) sıfatı bulunur. 10. Hurûf-ı safîre. Safîr, ز، س، ص harflerinde rihve sıfatının yaygın olması sebebiyle bu harfler mahreçten çıkarken ıslığa benzer bir sesin duyulması halidir. 11. Hurûf-ı kalkale. “Mahrecin kuvvetli bir ses işitilecek şekildeki hareketi” şeklinde tarif edilen kalkale ب، ج، د، ط، ق harflerine ait bir sıfattır. Her biri şiddet sıfatı da taşıyan bu harfler, kelime içinde veya vakıf sebebiyle sâkin olduklarında mahreçlerinin önce şiddetle kapanıp hemen ardından kuvvetli bir titreşimle açılması suretiyle telaffuz edilir. 12. Hurûf-ı münharife. İnhiraf, ل، ر harflerinin telaffuzu esnasında dilin damağa doğru meyletmesi, yükselmesi halidir. Meyil “lâm”da hemen dil ucunda, “râ”da ise dilin daha geniş kısmında olur. 13. Harf-i mütefeşşî. Tefeşşî (yayılma), telaffuzu esnasında ش harfinin mahrecinin akışındaki özel sestir. 14. Harf-i müstetîl. ض harfinin sıfatı olan istitâle (uzatma), harfin yumuşak bir tarzda çıktığı mahrecinde biraz tutulup uzatılması halidir. 15. Harf-i mütekerrir. Telaffuz edilirken mahrecinde tekrarlanır gibi bir ses oluşması sebebiyle ر harfi tekrîr sıfatı ile anılır. 16. Gunneli harfler. Gunne, ihfâ ve idgamların uygulanması sırasında م، ن harflerine mahsus genizden gelen sestir (harflerin sıfatları hakkında geniş bilgi için bk. Sîbeveyhi, IV, 432-436; İbn Cinnî, I, 46-48; Mekkî b. Ebû Tâlib, s. 115; Ebû Amr ed-Dânî, et-Taḥdîd, s. 107; İbnü’l-Cezerî, et-Temhîd, s. 115; Gānim Kaddûrî el-Hamed, s. 227 vd.).
YanıtlaSil
YanıtlaSilEbü’l-Esved ed-Düelî (ö. 69/688), Nasr b. Âsım ve Yahyâ b. Ya‘mer’le başlayan Kur’an lafızlarının doğru okunmasını temine yönelik çalışmalar her asırda gelişerek devam etmiştir. Filolojik çalışmalar içinde de yer alan harflerin yapı özellikleriyle ilgili incelemeler, IV. (X.) yüzyılın başlarından itibaren çeşitli kıraat rivayetlerinde, özellikle tecvid ilminin temel konusu olması bakımından bu disiplin içinde ön plana alınarak devam ettirilmiştir. Bu alanda eserleri kaynak kabul edilen müelliflerin başında İbn Mücâhid (ö. 324/936), Mûsâ b. Ubeydullah, İbn Galbûn, Mekkî b. Ebû Tâlib, Ebû Amr ed-Dânî, Şâtıbî, Sehâvî, Ebû Şâme, Ca‘berî, İbnü’l-Cezerî ve Kastallânî (ö. 923/1517) gibi âlimleri zikretmek gerekir.
Daha özel bir alan olan tecvid “harfleri güzel telaffuz etme” ilmi olduğundan harflerin hem seslendirilmesi hem de özellikleriyle meşgul olmuş, bu konuda IV. (X.) yüzyılın başlarından itibaren birçok eser verilmiştir. Gānim Kaddûrî Hamed, XIII. (XIX.) yüzyılın sonuna kadar elli beş müellife ait 109 eserden bahseder (ed-Dirâsâtü’ṣ-ṣavtiyye, s. 23-46).
Osmanlı müellifleri de pek çok eserle bu alandaki çalışmalara katılmışlardır. İmam Muhammed Birgivî’nin ed-Dürrü’l-yetîm fî ʿilmi’t-tecvîd’i, bunun tercümesi olan Eskicizâde Ali b. Hüseyin’in Terceme-i Dürrü yetîm’i, Hamza Hüdâî’nin Tecvîd-i Edâiyye’si, Mağnisî’nin Terceme-i Cezeriyye’si, Molla Abdurrahman Karabaşî’nin Karabaş Tecvîdi adlı risâlesi, Mehmed Zihni Efendi’nin el-Kavlü’s-sedîd fî ilmi’t-tecvîd’i, Debreli Hoca Abdülkerîm’in Mîzânü’l-hurûf’u, Abdülazîz b. Abdülfettâh’ın Ḳavâʿidü’t-tecvîd’i bu alanda basılan en tanınmış eserler olup Cumhuriyet döneminde de özellikle 1950’lerden sonra Ali Rıza Sağman, Demirhan Ünlü, İsmail Karaçam, Abdurrahman Çetin gibi müellifler aynı alanda eser vermeye devam etmişlerdir.
BİBLİYOGRAFYA
Halîl b. Ahmed, Kitâbü’l-ʿAyn (nşr. Mehdî el-Mahzûmî), Beyrut 1988, I, 57; Lisânü’l-ʿArab, XI, 41-44; Sîbeveyhi, el-Kitâb (nşr. Abdüsselâm M. Hârûn), Kahire 1977, III, 541 vd.; IV, 432-436; Ebû Saîd es-Sîrâfî, es-Sîrâfiyyü’n-Naḥvî fî davʾi şerḥihî li-Kitâbi Sîbeveyhi (nşr. Abdülmün‘im Fâiz), Şam 1983, s. 306; İbn Cinnî, Sırru ṣınâʿati’l-iʿrâb (nşr. Hasan Hindâvî), Beyrut 1985, I, 13, 46-48; Mekkî b. Ebû Tâlib, er-Riʿâye (nşr. Ahmed Hasan Ferhad), Amman 1984, s. 83-96, 107-112, 145; Dânî, et-Taḥdîd fi’l-itḳān ve’t-tecvîd (nşr. Gānim Kaddûrî Hamed), Bağdad 1407/1988, s. 104-107, 120; a.mlf., el-Muḥkem fî naḳdi’l-meṣâhif (nşr. İzzet Hasan), Dımaşk 1379/1960, s. 4-7, 108 vd.; İbnü’l-Bâziş, el-İḳnâʿ, I, 171-173; İbnü’l-Cezerî, en-Neşr, I, 201-202, 362-491; II, 125, 288; a.mlf., et-Temhîd fî ʿilmi’t-tecvîd (nşr. Gānim Kaddûrî Hamed), Beyrut 1986, s. 113, 115; Süyûtî, el-İtḳān, Kahire 1951, I, 98; Kastallânî, Leṭâʾifü’l-işârât li-fünûni’l-ḳırâʾât (nşr. Âmir es-Seyyid Osman – Abdüssabûr Şâhin), Kahire 1972, s. 184; Ahmed b. Muhammed el-Bennâ, İtḥâfü füḍalâʾi’l-beşer (nşr. Şa‘bân M. İsmâil), Beyrut 1987, II, 125, 365; Saçaklızâde, Cühdü’l-muḳıl, Süleymaniye Ktp., Erzincan, nr. 8, vr. 10b-57a (“sıfâtü’l-hurûf” babı); Hâmid b. Abdülfettâh, Zübdetü’l-ʿirfân fî vücûhi’l-Ḳurʾân, İstanbul 1894, s. 5; Ali Rıza Sağman, Sağman Tecvidi, İstanbul 1964, s. 18 vd.; Demirhan Ünlü, Kur’ân-ı Kerîm’in Tecvidi, Ankara 1975, s. 41 vd.; Gānim Kaddûrî el-Hamed, ed-Dirâsâtü’ṣ-ṣavtiyye ʿinde ʿulemâʾi’t-tecvîd, Bağdad 1406/1986, s. 23-46, 227 vd.; Abdurrahman Çetin, Kur’an Okuma Esasları: Tecvid, İstanbul 1987, s. 31 vd.; İsmail Karaçam, Kur’ân-ı Kerîm’in Fazîletleri ve Okunma Kāideleri, İstanbul 1991, s. 185 vd.
yuksel28 Ağustos 2020 09:17
YanıtlaSilKütüb-i sitte.
10.(2369)-.......
Açıklama:
1-Bu rivayet, Hz.Ömer r.a.in namaza ne kadar ehemmiyet verdiğini göstermektedir.Onun nazarında namaz ferdlerin dini hayatını ilgilendiren bir mesele olarak kalmıyor, devletin meselesi oluyor ve en mühim meselesi addediliyor.....
Hadis Ansiklopedisi
Kütüb-i Sitte.cilt.7.sy.390.
KANDEHLEVÎ, Muhammed Yûsuf
YanıtlaSilمحمد يوسف كاندهلوي
(1917-1965)
Cemâat-i Teblîğ liderlerinden, Hindistanlı âlim.
Muhammed Yûsuf Kandehlevî’nin Emâni’l-aḥbâr fî Şerḥi meʿâni’l-âs̱âr adlı eserinin I. cildinin iç kapağı (Mültan, ts.)
İlişkili Maddeler
CEMÂAT-i TEBLÎĞ
Hint-Pakistan alt kıtasında kurulan ve ferdî takvâyı savunan milletlerarası dinî cemiyet.
Babası
KANDEHLEVÎ, Muhammed İlyas
Cemâat-i Teblîğ’in kurucusu Hindistanlı dinî lider.
Müellif:
MEHMET ÖZŞENEL
20 Mart 1917’de Delhi’de doğdu. Hindistan’ın Uttar Pradeş eyaletine bağlı Muzaffernagar şehrinin Kandehle kasabasından birçok âlim ve sûfînin yetiştiği bir aileye mensuptur. “Hazratci” lakabıyla tanınan Kandehlevî, ilk eğitimini Cemâat-i Teblîğ’in kurucusu olan babası Muhammed İlyas Kandehlevî’den aldı. Delhi’deki Kâşifü’l-ulûm Medresesi’nde ilk öğrenimini tamamladıktan sonra yüksek tahsil için 1932’de Sehârenpûr’daki Mezâhirü’l-ulûm Medresesi’ne kaydoldu. 1933 yılına kadar burada kaldı. Aynı yıl Delhi’ye giderek tahsilini orada sürdürdü ve babasından tefsir ve hadis dersleri aldı. 1935’te tekrar Mezâhirü’l-ulûm’a dönerek Mevlânâ Abdüllatîf’ten, Mevlânâ Manzûr Ahmed’den, amcasının oğlu Muhammed Zekeriyyâ Kandehlevî’den ve Abdurrahman Kâmilpûrî’den çeşitli hadis kitaplarını okudu. Ancak rahatsızlığı sebebiyle cemaatin Delhi’nin eski kesiminde bulunan Bastinizâmeddin’deki merkezine döndü ve tahsilini babasının yanında tamamladı. 1938, 1957 ve 1964 yıllarında hacca gitti.
Hayatının ilk dönemlerinde aldığı medrese eğitimi sayesinde iyi bir hadis ve fıkıh âlimi olarak yetişen Kandehlevî Emâni’l-aḥbâr adlı eserini 1937’de yazmaya başladı. Ancak daha sonraki yıllarda tasavvufa meylederek Çiştiyye ve onun bir kolu olan Sâbiriyye tarikatlarına girmek için babasından izin istedi. 1938’den itibaren tebliğ faaliyetlerine katıldı. Onu halife tayin eden babasının 13 Temmuz 1944’te vefatı üzerine Cemâat-i Teblîğ’in başına geçerek kendini tamamen tebliğ ve irşad faaliyetlerine verdi. Hindistan’ın bölünmesi sırasında (1947) hareketin merkezini Pakistan’a taşıma fikrine karşı çıkarak cemaatin Hint yarımadasında yerleşmesine zemin hazırladı. Birkaç yıl içerisinde başta Uttar Pradeş eyaleti olmak üzere Hindistan’ın birçok bölgesinde, Pakistan ve Bangladeş’te ilgi uyandıran hareketin başka ülkelere de yayılması için önce hacca gidenler üzerinde duruldu. Ardından başta Suudi Arabistan olmak üzere diğer Arap ülkelerine tebliğ amaçlı ziyaretler düzenlendi. 1950’den itibaren sistemli bir şekilde İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya’ya tebliğciler gönderildi. 1960 yılına doğru Afrika ve Asya’nın diğer ülkelerine yayılan Cemâat-i Teblîğ, Kandehlevî zamanında dünya çapında bir hareket haline geldi. Bununla birlikte Cemâat-i Teblîğ’in etkilerinin 1970’li yılların sonlarına kadar Hint kökenli müslümanlarla sınırlı kaldığı kaydedilmektedir (Marc Gaborieau, XIX/1 [1992], s. 18-19).
Yirmi yılı aşkın bir süre cemaatin başında bulunan Kandehlevî hareketin yaygınlaşması için dünyanın birçok ülkesini dolaştı, müslümanların kendilerini ıslah etmeleri ve İslâm’a dönerek dini samimiyetle yaşamalarını hedefleyen toplantılar düzenledi. Hayatının son yıllarına doğru tekrar ilmî çalışmalarına döndü ve 1962’de Mezâhirü’l-ulûm’un başkanlığına getirilerek Delhi’deki Kâşifü’l-ulûm Medresesi’nde bazı hadis kaynaklarını okuttu. Son haccından dönüşünde yaptığı uzun tebliğ yolculuğunda rahatsızlandı; 2 Nisan 1965’te Lahor’da vefat etti ve cemaatin Delhi’de Bastinizâmeddin semtindeki genel merkezine defnedildi. Kâşifü’l-ulûm Medresesi’nin hocalarından olan oğlu Muhammed Hârûn Kandehlevî babasının ölümünden sonra tebliğ faaliyetlerine ağırlık vermiştir.
YanıtlaSilEserleri. 1. Ḥayâtü’ṣ-ṣaḥâbe. Arapça olarak kaleme alınan ve 1379’da (1959) tamamlandığı anlaşılan eserde (III, 706) hadis, siyer, tarih ve tabakat kitapları gibi kaynaklardan derlenen rivayetlerle Hz. Peygamber ve sahâbenin örnek hayatından kesitler sunulmuş, onların dinî gayretleri ve mücadeleleri anlatılmıştır. Eserde yer yer muhaddislerin görüşlerinden faydalanılarak rivayetlerin sıhhat durumuna da işaret edilmiştir. Cemâat-i Teblîğ için bir el kitabı niteliğinde olan eseri ilk olarak Dâiretü’l-maârifi’l-Osmâniyye, Ebü’l-Hasan en-Nedvî’nin takdimiyle Haydarâbâd-Dekken’de (I-III, 1960-1965) ve Muhammed Seyyid Kahire’de (I-IV, 1999) yayımlamıştır. Türkçe’ye Ahmed Meylânî (I-IV, İstanbul 1980), Hadislerle Müslümanlık adıyla Ahmet Muhtar Büyükçınar başkanlığında bir heyet (I-V, İstanbul 1980) ve Hayâtü’s-sahâbe: Peygamberimiz ve İlk Müslümanlar adıyla Sıtkı Gülle tarafından (I-IV, İstanbul 1990) çevrilmiştir. 2. Emâni’l-aḥbâr fî Şerḥi meʿâni’l-âs̱âr. Müellif, Hindistan ve Pakistan’da ders kitabı olarak okutulan Tahâvî’nin Şerḥu meʿâni’l-âs̱âr’ı üzerine Arapça olarak kaleme aldığı bu şerhine uzun bir mukaddimeyle başlamış, Tahâvî’nin hayatı, eserleri ve Şerḥu meʿâni’l-âs̱âr’ın özellikleri gibi konularda bilgi vermiş, kısaca kendi hayatından ve şerhte takip ettiği metottan söz etmiştir. Hadislerdeki garîb kelimeleri açıklamış, râviler hakkında bilgi vermiş, Tahâvî’nin zikretmediği bazı ihtilâflı konulara da kısaca temas etmiştir. Metinde geçen merfû ve mevkūf hadisleri tahriç ederek sıhhat derecelerini göstermiştir. Mezheplerin kendi eserlerine dayanarak hadislerden çıkardıkları fıkhî hükümleri incelemiş, Hanefî müelliflerinin kitaplarından konuya ait cevapları nakletmiştir. Müellif, farklı görüşleri değerlendirirken tercihini daha çok mütekaddimîn âlimlerinin görüşleri yönünde kullanmıştır. Kandehlevî I. cildini 1379’da (1959), II. cildini 1382’de (1962) tamamladığı bu çalışmaya tebliğ faaliyetleri sebebiyle uzun bir süre ara verdikten sonra hayatının sonlarına doğru tekrar dönmüşse de onu tamamlayamamıştır. Eserin ilk iki cildinin 1962’de, III ve IV. ciltlerinin Muhammed Zekeriyyâ Kandehlevî tarafından 1974’te el yazması olarak çoğaltılıp yayımlandığı belirtilmekte, Kitâbü’ṣ-Ṣalât’ın “Bâbü’r-rek‘ateyn ba‘de’l-asr” bahsinde kalan çalışma Şerḥu meʿâni’l-âs̱âr’ın çok az bir kısmını karşılamaktadır.
BİBLİYOGRAFYA
Muhammed Yûsuf Kandehlevî, Emâni’l-aḥbâr fî Şerḥi meʿâni’l-âs̱âr, Mültan, ts. (İdâre-i Te’lîfât-ı Eşrefiyye), I, 67-68; IV, 334; a.mlf., Ḥayâtü’ṣ-ṣaḥâbe, Haydarâbâd-Dekken 1965, III, 706; Kārî Füyûzurrahman, Meşâhîr-i ʿUlemâʾ, Lahor 1976, I, 639-640; Vahîdüddin Han, Teblîġ-i Taḥrîk, Lahor, ts. (el-Mektebetü’l-Eşrefiyye), s. 36-37; M. Zâhid Kevserî, Fıkḥu ehli’l-ʿIrāḳ ve ḥadîs̱ühüm (nşr. Abdülfettah Ebû Gudde), Karaçi 1401, s. 81; Maulana Mohammad Ilyas, Six Points of Tabligh (trc. Maulana Sadruddin Amir Ansari), Karachi, ts. (Darul Ishaat), s. 13; “Muhammad Yusuf Kandhalawi Dihlawi”, Dictionnaire biographique des savants et grandes figures du monde musulman périphérique (ed. M. Gaborieau v.dğr.), Paris 1992, I, 8-19; Halid Zaferullah Daudi, Pakistan ve Hindistan’da Şâh Velîyullah ed-Dehlevî’den Günümüze Kadar Hadis Çalışmaları, İstanbul 1995, s. 238-239, 241; M. Manazir Ahsan, “Cemâat-i Teblîğ”, DİA, VII, 293-294
yuksel dedi ki...
YanıtlaSilAtatürk’ün Gençliğe Hitabesi
Genel
ATATÜRK’ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Mustafa Kemal Atatürk
YANITLAYINSIL
yuksel26 Ekim 2020 07:23
"İnsanlar helâk oldu; âlimler müstesna.Alimlerde helak oldu ; ilmiyle amel edenler müstesna.Amel edenler de helâk oldu; ihlas sahipleri müstesna.İhlas sahiblerine gelince, onlar da pek büyük bir tehlikeyle karşı karşıyadırlar.
Risale-i Nur'da Geçen Âyet ve Hadis Meâlleri.
sy.240.
YANITLAYINSIL
yuksel26 Ekim 2020 07:29
Bir işte İlim, Amel, İhlas, Sünnete Uygunluk olmak lazımdır.
Mahmud Esad Coşan
Akra fm.
Hadisler Deryası.
İlim sahibi olmak sonra ilimle amel etmek,amelinde ihlaslı olmak, bu da yetmez Peygamberimiz'in s.a.v. sünnetine uyuyormu ona bakılır...
26 Ekim 2020 07:32 Sil
Blogger yuksel dedi ki...
Rabbimiz! "Bismillahirrahmanirrahim, Ha mim, Tenzilü'l-Kitâbi'nin hakkı için ve onun hürmetine, günümüzde maddi-manevi sıkıntılarla boğuşan ve bir türlü huzur bulamayan insanlık ailesini ıslah eyle! Onlara en kısa zamanda hidayetler nasip eyle. Hem dünyada hem ahirette mutluluğa eriştirecek iz'an ve şuuru nasip et!
Kenzü'l Arş Duası
Esrarı, Hikmeti, Fazileti.sy.52.
26 Ekim 2020 23:21 Sil
Blogger yuksel dedi ki...
Bozdağa göre vasiyet açıklanabilseydi Türkiye'de her şey değişebilirdi.
İsmet Bozdağ Açıklıyor.
Atatürk'ün Gizlenen Vasiyeti.sy.26.
1988.ocak .17.sayı.2.yıl.6.Nokta. Dergisi.
27 Ekim 2020 07:28
İlahi! Hamdini sözüme sertac ettim,
YanıtlaSilzikrini kalbime mi’rac ettim.
Kitabını kendime minhac ettim.
Ben yoktum var ettin, varlığından haberdar ettin,
aşkınla gönlümü bi-karar ettin.
İnayetine sığındım, kapına geldim.
Hidayetine sığındım lütfuna geldim.
Kulluk edemedim affına geldim.
Şaşırtma beni doğruyu söylet,
neş’eni duyur hakikati öğret.
Sen duyurmazsan ben duyamam,
sen söyletmezsen ben söyleyemem,
sen sevdirmezsen ben sevemem,
sevdir bize hep sevdiklerini,
yerdir bize hep yerdiklerini
24 Aralık 2010 05:51
yüksel dedi ki...
yar et bize erdirdiklerini.sevdin habibini kainata sevdirdin.sevdin de hıl ati risaleti geydirdin.makamı ibrahim den makamı mahmuda erdirdin.serveri esfiya kıldın.hatemi enbiya kıldın.muhammed mustafa kıldın.salat ü selam,tahiyyat ü ikram,her türlü ihtiram ona,onun al ü eshab ü etbaına yarab.
Namaz mektebine kaydolup günde kirk defa rükú eden başlar,
YanıtlaSilhuzurunda eğilmeye layık yegane varliğin Allah Azze ve Celle
olduğunu öğrenirler. Peygamber-i Ekber dünya nın Cenáb-ı
Hakk ın yanında bir sinek kanadı kadar kymetinin olmadığını
öğrendikleri için dünyâ ve içindekiler onların gözünde her rükû
ettiklerinde küçülerek adeta bir nokta hâline dönüşür. Artık onlar
ebedi ve bakî olan ahiret âlemine nisbetle fani, geçici ve yok olmaya
mahkum olan dünyánin metaîna iltifat etmeyi, nokta kadar menfaat
için virgül kadar eğilmeyi ya da herhangi bir kulun veya otoritenin
önünde baş eğmeyi namaz mektebinde öğrendiklerine ihânet
sayarlar.
Bugün namaz kîlmasına rağmen üç kuruşluk menfaati için zâlimin
karsisinda elpençe divân duranlar, Allah ve Rasûl düşmanlarına boyun eğenler seni aldatmasın. Onlar her ne kadar
namaz kılsa da kiyâmin, riükúnun ma'nāsını kavrayamamış
nasibsizlerdir.Eğer birileri namaz klmasına rağmen hakk, hakikati
gördügü hálde teslîim olup boyun eğmiyor, hâla haklı çıkmak için
tartişmaya devam ediyorsa bil ki o kişi de rükûdan nasibdar alamamiş, hakkin karşisinda boyun bukmesini beceremeyen bir zavallidir.
O hálde sakin sen herkesin secdeye da'vet edildiği kuyâmet gününde
dünyâda secde etmeyenlerin buna güç yetiremeyeceği; horluktan
gözleri öne dişmüş, zilletin kendilerini kuşattiği kimselerden olma!
Bilesin ki, Halika yapacağın bir secde seni mahluka yapacağın bin
secdeden kurtaracaktir. Unutma! şairin dediği gibi "Haram kazanılan aş, aştan sayulmaz. Hak için akmayan yaş, yaştan
Saylmaz. Kisşi, başım var diye övünmesin! Secdeye varmayan baş,
baştan sayılmaz."
EN SEVGIYLE BAŞ BAŞA
Selim Seyhan
İlahi kudretin açık belge ve damgasını kendinde taşıyan insani yaratılışındaki hikmete yönelik olarak şeref düzeyinde tutan iki önemli sebep vardır: İmân ve Salih amel..Bu iki değer ölçüsünü çekip aldığımız zaman geriye, yiyen, içen ve mide kavgası yapan bir canlı kalır.
YanıtlaSil(5) Okumayı ilmin anahtarı saymakta,...
Tefsirli Kur'an-ı Kerim Meâli.
Celâl Yıldırım
Anadolu Yayınları
sy.1199.
İlahi kudretin açık belge ve damgasını kendinde taşıyan insani yaratılışındaki hikmete yönelik olarak şeref düzeyinde tutan iki önemli sebep vardır: İmân ve Salih amel..Bu iki değer ölçüsünü çekip aldığımız zaman geriye, yiyen, içen ve mide kavgası yapan bir canlı kalır.
YanıtlaSil(5) Okumayı ilmin anahtarı saymakta,...
Tefsirli Kur'an-ı Kerim Meâli.
Celâl Yıldırım
Anadolu Yayınları
sy.1199.
20 Kasım 2020 07:25 Sil
Blogger yuksel dedi ki...
Kur'ân ayrıca geleceğe yönelik önemli bir habere parmak basıyor : İnkârcı milletlerin sanat ve tekniğinin bir gün kendi başlarına büyük belâ açacağını, onların kendi felâketlerini kendi elleriyle hazırladıklarını açıklıyor.
Tefsirli Kur'an Kerim Meâli
Celâl Yıldırım.
Anadolu Yayınları.
sy.509.
21 Kasım 2020 05:49 Sil
Blogger yuksel dedi ki...
Gelişen teknik ve modern silahlar, Allah c.c. korkusundan, Âhiret sorumluluğundan uzak bir duygu ve inanç doğrultusunda kullanıldığı taktirde, önce onu imal edenleri yok edecektir.
Tefsirli Kur'an-ı Kerim Meâli
Celâl Yıldırım.
Anadolu Yayınları.
sy.509.
Ra'd Suresi 31.âyet.
21 Kasım 2020 05:54 Sil
Blogger yuksel dedi ki...
31. Eğer Kur’an, (dedikleri gibi bir kitap) olsaydı da, (okuyunca) onunla dağlar yürütülse veya onunla yer yarılıp parçalansa ve onunla ölüler konuşturulsaydı (iman etmeyen yine iman etmezdi). Ama (Kur’an bunlar için inmemiştir), bütün işler Allah’a aittir. İman edenler (kâfirler hakkında) daha bilmediler mi ki[6] eğer Allah (kulları iradelerine bırakmayıp da) dileseydi, bütün insanları doğru yola iletirdi?[7] (Allah’ın emirlerinden yüz çevirip) küfre sapanlara gelince, Allah’ın vaadi (kıyamet) gelinceye kadar; yaptıkları işler yüzünden ya kendilerine şiddetli bir felaket gelecek veya (o felaket) yurtlarının/evlerinin yakınına inip duracaktır. Şüphesiz ki Allah vaadinden dönmez. [bk. 14/47]
21 Kasım 2020 05:58 Sil
Blogger yuksel dedi ki...
[1] İçerisinde böyle birbiriyle alakalı iki istifham (soru) hemzesinin bulunduğu âyetler 11 tanedir. Âyette görüldüğü gibi ilki kabul anlamında, ikincisi ise kabul etmeme anlamında bir sorudur.
[2] Sicistânî, s. 93.
[3] “Bilmez misin ki kat’î bir düsturdur bu Hak’ça / Bir kavmi bozmaz Allah, onlar bozulmadıkça” (M. Âkif). Veya “onlar özlerindeki (kötü halleri)ni (iyiye) değiştirmedikçe Allah da onları değiştirmez” (Elmalılı, IV, 2964). Âyet-i kerîmede görüldüğü gibi, yüce Allah insan ve toplum iradesini; iyiyi ve güzel ahlâkı, yani İslâm’a uygun yaşayışı veya bunların aksini seçme konusunda serbest bırakmış, buna göre de karşılık takdir etmiştir. Aynı zamanda toplumun yöneticileri de kendilerinin bir örneği olduğundan, Peygamber Efendimiz’in: “Siz nasılsanız öyle idare edilirsiniz.” diye buyurduğu mübarek sözlerini de göz önünde tutarak, önce toplum fertlerinin, güzel ahlâk yönünden gelişmiş olması lazımdır. [bk. 8/53 ve dipnotu; 16/36]
[4] Secde âyeti konusunda bk. 7/206.
[5] Batıl taraftarı kâfir ve münâfıklar için verilen bazı misaller için bk. 2/8-20, 204-206; 4/141-145; 24/39-40; 63/3-4.
[6] Âyet-i kerîmedeki “yey’es” kelimesi Havâzin ve Naha’ kabileleri dilinde “bilmek” mânasınadır (Celâleyn).
[7] Allah dileseydi mutlaka her şey O’nun dilediği gibi olurdu. Fakat Allah, imanı ve küfrü bildirdi. Kullara da onun seçimi için irade verdi ve sorumluluk yükledi. [krş. 16/37]
[8] Bu eksilme, bazen mağlup olunan harplerle, bazen de yere batıran depremler ve yer kaymaları sebebiyle veya yerkürede meydana gelen olaylar neticesinde iki kutup bölgesinden dünya hacminin eksilmesi şeklinde olabilir. Her şey, Allah’ın takdiri, kanunu gereğidir. Cenâb-ı Hakk’ın müslümanlara fetih ve yardımı ile kâfirlerin diyarları gitgide küçülecek, İslâm yeryüzüne bütünüyle hâkim olacaktır. Âyette buna işaret vardır. (Beydâvî).
21 Kasım 2020 05:59 Sil
Blogger yuksel dedi ki...
47. O halde asla, Allah’ın peygamberlerine verdiği sözden döneceğini sanma! Şüphesiz Allah mutlak galip, intikam sahibi (herkesin hak ettiği cezayı verici)dir.
Mecelle'nin külli kaideleri her devir ve zamanda hayata, hukuki hadiselere tatbiki kabil, felsefi ve dinamik hukuk kaideleridir; hukuk zekâsını inkişaf şehrahında işletecek, bir hayat pratiği vücuda getirecek düsturlardır.
YanıtlaSilHukuk Tarihi ve Tefekkürü Bakımından
MECELLE
Dr.A.Refik Gür.
sy.209,210.
26 Kasım 2020 21:00 Sil
Blogger yuksel dedi ki...
Garb diyarının Batışı, ( Untergang des Abendiandes) adlı meşhur eserinde ( Bd.Iı ff. 97)
Oswald Spengier şöyle diyor:
"Eski hukuk, cisimlerin hukuku idi, zamanımızın hukuku ise fonksiyonlar hukukudur.Romalılar statik bir hukuk nizamı meydana getirmişlerdi, bizim vazifemiz ise bir hukuk dinanizmi yapmaktır".
Hukuk Tarihi Ve Tefekkürü Bakımından
MECELLE
Dr.A.Refik Gür.
sy.208.
Mecelle'nin külli kaideleri her devir ve zamanda hayata, hukuki hadiselere tatbiki kabil, felsefi ve dinamik hukuk kaideleridir; hukuk zekâsını inkişaf şehrahında işletecek, bir hayat pratiği vücuda getirecek düsturlardır.
YanıtlaSilHukuk Tarihi ve Tefekkürü Bakımından
MECELLE
Dr.A.Refik Gür.
sy.209,210.
26 Kasım 2020 21:00 Sil
Blogger yuksel dedi ki...
Garb diyarının Batışı, ( Untergang des Abendiandes) adlı meşhur eserinde ( Bd.Iı ff. 97)
Oswald Spengier şöyle diyor:
"Eski hukuk, cisimlerin hukuku idi, zamanımızın hukuku ise fonksiyonlar hukukudur.Romalılar statik bir hukuk nizamı meydana getirmişlerdi, bizim vazifemiz ise bir hukuk dinanizmi yapmaktır".
Hukuk Tarihi Ve Tefekkürü Bakımından
MECELLE
Dr.A.Refik Gür.
sy.208.
YANITLAYINSIL
yuksel28 Kasım 2020 00:26
Fahretddin er-razi (v.606/1210) , bu konuda şöyle demektedir:
Eğer zenginler, fakirlerin mühim ihtiyaçlarını gidermezler ve bu noktadan doğacak yarayı tedavi etmezlerse, şiddetli ihtiyaç ve geçim sıkıntısı onları, Müslümanlığa düşman kimselerin cephesine katılmaya; veya hırsızlık ,yol kesme, adam öldürme vb. kötülükleri işlemeğe sevkeder.
"İşte Zekât, bu açıdan büyük fayda sağladığı için Allah c.c. ın hikmeti, onun kullara farz olmasını gerektirdi.".
İslam'da Zekât Müessesesi
Yunus Vehbi Yavuz.
sy.162.
YANITLAYINSIL
yuksel28 Kasım 2020 00:29
Özellikle işçilerin çalışma saatlerinin azaltılması gerekir, işsizlik olmaması isteniyorsa.
Yüksel Çelik.
YANITLAYINSIL
yuksel28 Kasım 2020 00:32
Devlet imkanlarından sadece memurlar ve devlet müesseselerinde çalısanların değilde toplumun düşük gelir sahiplerinden başlayarak herkese dağıtılması gerekir.
Yüksel Çelik.
Blogger yuksel dedi ki...
YanıtlaSilBlogger yuksel dedi ki...
Ümmetim on beş şei yaptığı vakit bela başlarına iner buyurdu.
1-Devlet malı yalnız bir kısım insanlara (makam sahiblerine) verilip, ötekilerin mahrum bırakıldığı;
2-Emanetin kendisine bırakılan kişi tarafından ganimet sayıldığı;
3-Zekatın ödenmesi gereken bir zrsr telakki edildiği;
4-Kocanın her hususta karısının emrinde buljnduğu;
5-Kişinin anasına isyan ettiği;
(Aile yapısında manevi bağların bozulduğu)
Dini, İlmi, Fesefi
Yeni Ansiklopedi.cilt.2.sy.996.
27 Eylül 2020 01:49 Sil
Blogger yuksel dedi ki...
yuksel27 Eylül 2020 07:12
996
KIYAMET ALAMETLERİ
تعلمون أنه لن يرى أحد منكم ربه حتى يموت وكان الدجال مكتوب بين عيه کافر قراه من كرة عمله
Yani: Bilirsiniz ki, sizden hiç bir kimse ölünceye kadar Rabbini
görmeyecektir. Şu muhakkaktır ki, Deccal'ın iki gözü arasında
“kâfir" yazılıdır, onun işi ve icraatını beğenmiyen herkes bu yazıyı
okur.» (192) (Bak: 650. p.başı)
2049 - Diğer bir rivayet de mealen şöyledir:
«Ümmetim on beş şeyi yaptığı vakit bela başlarına iner, buyurdu.
-Ey Allah'ın Resulü! Bunlar nedir? denildi. Peygamber (A.S.M.):
1-Devlet malı yalnız bir kısım insanlara (makam sahiblerine)
verilip, ötekilerin mahrum bırakıldığı;
2-Emanetin (Bak: 801. p.) kendisine bırakılan kişi tarafından
ganimet sayıldığı;
3-Zekatın ödenmesi gereken bir zarar telakki edildiği;
4-Kocanın her hususta karısının emrinde bulunduğu;
5-Kişinin anasına isyan ettiği (aile yapısında manevi bağların koptuğu);
6-Kişinin (enaniyetine çok hoş gelen aşırı tarafgir) dostunu, (hakka
bağlı olanlara tercih edip) çok iltifatkâr karşıladığı;
7-Babasına cefa ettiği (aile müessesesinin manevi nizamı bozulduğu);
8-Mescidlerde yüksek sesle konuşulduğu (Bu ihbar-1 Nebevide; siyasi
tarafgirlik, cemaati taassub ve halkın hissiyatına hitaben heyecanlandırıp
cemaatin teveccühünü toplamak ve kendine bağlamak gibi ihlasa münafi
olan hissi temayüllerle yapılan heyecanlı vaazların zuhur edeceğine de
işaret vardır);
9-Bir kavmin (milletin) en alçağı, o halkın ilk adami (reisi) olduğu;
10-Bu kişinin, şerrinden korkulduğu için ikram edildiği (tarafgirlik
gösterildiği);
11-İçkinin bol bol içildiği;
12-İpek elbiselerin giyildiği (aşırı lüks hayata girildiği);
13-Şarkıcı kadınların
14-Çalgı âletlerinin yaygın hale geldiği;
15.Ve bu ümmetin sonundakilerin, ilkte bulunanları (geçmiş
muhterem ecdadı) lânetlediği vakit, bu onbeş şey gerçekleşmiş
demektir. İşte bu saydıklarım meydana geldiği vakit, kızıl rüzgârı
veya hasfı ya da mesh'i (Bak: Mesh) bekleyin.»(193)
Bu hadiste onbeş kıyamet alametinin bildirilmesi, ahirzaman fitnesine
karşı ümmeti ikaz etmek içindir. Bu sebeble her müslüman kişi, böyle
hadislerden gereken ibret dersini almalı, yalnız malumat kazanmak
niyetiyle bakmamalıdır. Bildirildiği gibi ahirzaman fitnesinin dehşetli
hususiyetlerini görüp, gereken tedbirleri de almahdır.
(192): T.T.ci:5 hadis:1040
(193): T.T.ci:5 hadis:1009 (Tirnizi fiten/38'den naklen
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
YanıtlaSil314 1 Ne mutlu gece hacı olup, gündüz gazaya gidene. O öyle bir kimsedir ki, başı kalabalık, hali de perdeli, dünyadan aza kanaatkar, çoluk çocuğunun yanına gülerek girer, gülerek çıkar. Nefsim yed-i kudretinde olana yemin ederim ki, böyle adamlar, Aziz ve Celil olan Allah yolundaki hacıların ve gazilerin ta kendisidir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
314 2 Ne mutlu İsa (a.s.) indikten sonraki hayata. Göğe rahmet için, arza da yeşertmek için müsaade edilir. Taş üzerine tohum ekilse biter, insanlar arasında kin ve çekememezlik olmaz. Hatta bir adam bir aslana rastlasa aslan ona dokunmaz. Yılana bassa yılan onu sokmaz. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
314 3 Ne mutlu Allah (z.c.hz)'nin gölgesine önden koşanlara. Onlar, hakları verildiğinde kabul eder, başkalarının hakları kendisinden istenildiğinde bol bol verirler ve onlar öyle kimselerdir ki, kendileri için nasıl hüküm verirlerse, başkaları hakkında da öyle hüküm verirler. Hz. Âişe (r.anha)
314 4 Ağızlarınızı temiz ve hoş tutun. Zira onlar Kur'an yoludur. Hz. Vadîn (r.a.)
314 5 (Peygamberimizin marazı mevtinde kendisine Zatülcenb ilacı içirmek istemişler) Siz zannettiniz ki Allah Bana zatülcenbi musallat etti, öyle mi? Allah bunu yapmadı. Nefsim Yed-i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki, Allah bu evde Bu ilacı kullanmadık kimse bırakmayacak, amcam Abbas müstesna. Hz. Âişe (r.anha)
314 6 Mü'minin sırtı korudur. (Taht-ı emniyettedir) Zimmetine hak geçirmedikçe. ( Şer'i ceza hariç) Hz. İsmet (r.a.)
314 7 Onlar için namaz aşikare oldu, onu kabul ettiler. Zekat gizli oldu, onu yediler. İşte bunlar münafıktır. Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
314 8 Hastayı yoklayan kimse, Cennet bahçesindedir ve onun yanına oturduğunda ise Allah'ın rahmeti kendisini sarar. Hz. Abdurrahman İbni Avf (r.a.)
314 9 Hastayı yoklayan adam, Allah (z.c.hz)'nin rahmetinde yüzerek gelir ve yanına oturduğunda rahmet onu kaplar. Elini hastanın eline veya başına koyup "Nasılsın" diye sorması ise, ziyaretin tamamlanmasındandır. Sizin selamlaşmanızın tamamlanması da aranızda musafaha ile olur. Hz. Ebû Ümâme (r.a.)
314 10 Allah Ali (r.a.)'a düşman olana düşman olur. (Veya olsun.) Hz. Rafi' (r.a.)
314 11 İlminden faydalanılan bir alim, bin abidden hayırlıdır. Hz. Ali (r.a.)
314 12 Acebdir şu mü'minin işi, herşeyi olduğu gibi hayırdır. Ve bu, mümine mahsustur. Sevinç verici halde şükreder, ona hayır olur. Zarara uğradığında sabreder, gene hayır olur. Hz. Suheyb (r.a.)
314 13 Hayran oldum. Allah (z.c.hz)'nin mü'min için takdirine. Kendine hayır isabet ettiğinde, Rabbına hamdeder ve şükreder. Şer isabet ettiğinde de Rabbına hamd eder. Mümine her şeyde ecir vardır. O derecede ki, ailesinin ağzına verdiği lokmada dahi kendisine ecir verilir. Hz. Saad İbni Ebi Vakkas (r.a.)
20. dua.
YanıtlaSilibn.ömer
allah c.c.ım.
nimetinin zevalinden, verdiğin afiyetin değişmesinden, azabının aniden gelivermesinden ve buğzettiğin herşeyden san a sığınırım.
kalplere şifa salavat ve dualar
yrd. doç.dr.veysel akkaya.
sy.114,115.
15 Eylül 2007 Cumartesi
YanıtlaSilNefislerin beyazlaşması..!!!
Dünya yeşillenirken nefisler beyazlaşması lazımdır.
Gönderen yüksel zaman: 05:07
5.000 YORUM:
1 – 200 / 5000 Yeni› En yeni»
yüksel dedi ki...
bismillahirrahmanirrahim
elhamdülilah
Allahümmesallialaseyyidinemuhammed
19 Aralık 2009 10:54
yüksel dedi ki...
SUAL:HER ŞEYDEN EVVEL BİZE LAZIM OLAN NEDİR?
CEVAP:DOĞRULUK:
SUAL:Daha?
ceyap:yalan soylememek.
sual:sonra?
cevap :sıdk,ihlas,sadakat,sebat,tesanüt.
sual:yanlız?
cevap:evet
suual: neden
cevap:küfrün mahiyeti yalandır.imanın mahiyeti sıdkdır.
şu bürhan kafi değil midir ki hayatımızın bekası imanın ve sıdkınve te sanüdün devamıyladır.
26 Mart 2010 05:59
yüksel dedi ki...
cerbeze.haklı,haksız sözlerle hakikatı gizlemek.osmanlıca türkçe lügat sy.185.
14 Ekim 2010 04:52
yüksel dedi ki...
zikirlerle şeyhe kişisel bağlanmayla belirli olan tarikat tarzı yerine kitab okuma,akıl ve kalbi beraber kullanma,kişinin değil,kitabların arkasında gitmeye dayalı nefis terbiyesi yöntemini seçti.köprü dergisi 2006 yaz sy.151.
YANITLAYINSIL
yuksel13 Şubat 2021 11:28
15 Eylül 2007 Cumartesi
Hadis-i Şerif
1- Beş vakit namazı camide kılan Bismillahirrahmanirrahim demiş gibidir.
2-Ümmetim yıldızlara gidesiye kadar kıyamet kopmayacaktır.
Gönderen yüksel zaman: 05:12
4.409 YORUM:
1 – 200 / 4409 Yeni› En yeni»
yüksel dedi ki...
hülasa yol ikidir. ya sukut etmektir çünkü söylenen her sözün doğru olması lazımdır sıdktor.çünki islamiyetin esası (temel) sıdktır bürüm kemalata isal (ulaştırmak)edici sıdktır.imanın hassası (özelliği)sıdktır.nevi beşeri veba-i kemalata isal eden sıdktır.ahlak-ı aiyenin hayatı sıdktır.terakkyatın mihveri sıdktır.alemi islamın nizamı sıdktır.ashabı kiramı bütün insanlara tefevvuk (üstün olma) ettiren sıdktır.muhammed-i haşimi aleyhissalatü vessalamin meratibi beşeriyetin (insanlık bertebesi) en yükseğine çıkaran sıdktır.
münafıkların azaplarının mezkür cinayetleri asarında yalnız kizp ile vasıflandırılması kizbin şiddeti kubh ve çirkinliğine işarettir.bu işaret daki kizbin ne kadar tesirli bir zehir olduğuna bir şahidi sadıktır. zira kizb küfrün esasıdır.kizb nifakın birinci elametidir.kizb kudreti ilahiyeye bir iftiradır kizm hikmeti rabbaniyeye zıttır.ahlakı aliyeyi tahrik eden kizb dir. alemi islamı zehirlendiren ancak kizbdir.almemi beşirin ahvalini fesada veren kisbdir. nev-i beşeri kemalattan geri bırakan kizb dir.müseylimei kezzap ile emsalini alemde rezil ve rüsva eden kizbdir.işte busebeblerden dolayıdırki bütün cinayetler içinde teline tehdide tahsis eden kizbdir(telin lanetleme )
risale-i nur külliyatı işaretül hicaz
7 Haziran 2008 04:57
yüksel dedi ki...
hadis-i şerif
aranızda nübüvvet allahın istediği kadar sürer. sonra onu (peygamberliği)kaldırmayı istediği zaman kaldırır. sonra, Allah'ın sürmesini murat ettiği kadar (30 sene) nübüvvet yolunda halifelik gelir. sonra kaldırmak istediği zaman onu kaldırır. ve Allah'ın murad ettiği kadar şiddetli bir meliklik idaresi gelir. sonra onu kaldırmak isdeği zaman kaldırır sonra zorba bir idare gelir sonra da nübüvvet yolu üzere bir hilafet gelir.
(ramuz el ehadis_257.sayfa_14.paragraf)
4 Temmuz 2009 00:37
İnsan haklı olduğu kadar da güçlü olmak zorundadır.Güç ve kuvvetin desteklemediği hak, güçlülerin amansız darbeleri altında ezilmeye mahkum olacaktır.Peygamberler insanlığın tanıdığı en doğru ve en haklı davayı getirmişlerdir.
YanıtlaSilHazreti Adem den
hatemü l Enbiyaya
Peygamberler Tarihi
AHMED lütfi KAZANCI
sy.680.
YANITLAYINSIL
yuksel3 Mart 2021 00:00
Onların karşısına duran ve mücadele eden insanlar peygamberlerin maddi güç sahibi olmayışlarından faydalanmışlardır.İsrail oğullarının Hz. Süleyman A.S. karşısında direnemeyişleri, onun diğer peygamberlerden daha haklı oluşuna değil güçlü oluşuna bağlanmalıdır.
Hz. Adem den Hatemü l Enbiyaya
Peygamberler Tarihi
AHMED LÜTFİ KAZANCI
sy.680.
yuksel4 Mart 2021 00:50
YanıtlaSilKur'an 'da âyetlerin sonu külli kanunlarla biter.(İ.İ.) 189.
Kur'ân ayna ister vekil istemez.(S.) 645. Lemaat.
Kur'ân başka kelamlarla kıyas edilmez.(S.) 393: 25.Söz.2.Şu'le, 2.nur.
Kurân bitarafane muhakeme edilemez.(M.288:26.Mektup. 1.meb.
Kur'an bütün asırlara hitâb eder.(İ.İ.) 11.44.50.
Kur'an bütün Esmâü'l-hüsnanın hükümlerini toplamış.(S.404:25.Söz, 3.şu'le 3.ziya.
Bir Hazinenin Anahtarı.
Risale-i Nur Külliyatı
Fihrist ve İndeksi.
İsmail Mutlu
sy.394,395.
4 Mart 2021 00:51 Sil
Blogger yuksel dedi ki...
Bir kavim içinde riba ve zina zahir oldu ise, onlar Allah'ın azabını hak etmişlerdir.
Ravi: Hz. İbni Mes'ud (r.a.)
Sayfa: 375 / No: 12
Ramuz El-Ehadis
4 Mart 2021 00:58 Sil
Blogger yuksel dedi ki...
28 Kasım 1938’de yani Atatürk’ün ölümünden 18 gün sonra ikindi vakti saat 15:00’te Ankara 3. Sulh Hukuk TRK Mahkemesinde açılan bu vasiyetten iki tane zarf çıktığı bilinmektedir. Biri herkes tarafından bilinen 6 maddelik vasiyet; diğeri ise 50 yıl sonra açılsın diye Ankara/Ulus’taki Ziraat Bankası kasalarına anahtar uydurulur diye tedbiren kaynakla kapatılan vasiyetidir. Acaba, açıklanması kasıtlı olarak geciktirilen bu tarihi vasiyette de, Atatürk’ün Bazı devrimlere hangi maksat ve mazeretlerle ihtiyaç hissettiği geçiş süreci tamamlandıktan ve Cumhuriyet oturduktan sonra hangi yeni dönüşüm ve düzenlemelere girişeceği ve asil milletimizin manevi temellere ve İslami değerlere neden ve nasıl sahip çıkması gerektiği mi belirtilmektedir?
4 Mart 2021 03:11 Sil
Blogger yuksel dedi ki...
ATATÜRK'ÜN VASİYETİ ADNAN MENDERESİ KURTARIRDI!
03 Eylül 2013, 12:01
Yıllardır Atatürk'ün vasiyetini araştıran Meriç Tumluer'den ilginç iddia: "Vasiyet açıklansaydı Menderes asılmazdı"
Atatürk’ün korumasının torunu Meriç Tumluer yıllardır Ata'nınvasiyetini araştırıyor. Babasının dedesi Mehmet Rıfat Efendi, Atatürk’ün korumalığını üstlenmiş.
Akşam gazetesinden Erhan Seven'in haberine göre işte vasiyeti bildiğini söyleyen torun Tumluer’in ortaya attığı o iddialar:
TÜRK-İSLAM BİRLİĞİ
Mustafa Kemal’in gizlenen vasiyetinde Türkiye Cumhuriyeti devleti, milleti, Türk- İslam coğrafyası için gelecekte yaşanabilecek sorunlar yer alıyor. Ayrıca Musul ve Kerkük’ün alınması gerektiğini dile getiriyor.
KÜRT SORUNU
Atatürk, Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Alevi, Sünni kimseyi ayırt etmeden eğitim ve öğretimleri için harcanmasını istiyordu. Olası bir Kürt sorununun da önüne geçmeyi hedefliyordu.
DARBELERİN NEDENİ
12 Eylül darbesi yapılarak anayasanın değişmesi sağlandı. Çünkü önceki anayasa ile 10 Kasım 1988 yılında 50 yıl dolduğu için gizlenen vasiyetin açılması gerekiyordu. 25 yıllık bir yasak konuldu.
MENDERES BİLİYORDU
27 Mayıs’ta yapılan darbe Menderes’e yönelikti. Vasiyetin açıklanmasıyla hilafetin canlanacağı ve bunu da Menderes’in bilmesi nedeniyle darbe yapıp öldürdüler.
ÖZAL SUİKASTİ VASİYET YÜZÜNDEN
8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal’ın ölümünün nedeni de Atatürk’ün vasiyetinde yer alan Kürt meselesinin çözümü ve Türk ülkeleriyle birlik için Özal’ın attığı adımlar. Ahmet Özal bana bu konuyla ilgili bazı bilgiler verdi. Babasının gizlenen vasiyetin açıklanması için çalışmalar yaptığını bildiğini belirtti.
Blogger yuksel dedi ki...
YanıtlaSilyuksel3 Nisan 2021 01:38
islâm dini kişiyi içki ve uyuşturucu madde
kullanımina iten sebeplerle ayrı ayri müca-
dele ettigi, her birine makul bir açıklama ge-
tirdiği gibi, sarhoşluğu ve uyuşturucu madde
kullanımini da kesin bir üslúpla yasaklamıştır.
Kur'an'da geçen içki yasağı (Mâide, 5/90), sarhoş-
luk veren, insanin aklî ve ruhî dengesini bozan
bütün kati ve sivi maddeleri kapsar. Hadisler-
de de her sarhoşluk veren şeyin haram olduğu
bildirilmiş (Buhâri, "Vuda", 81, "Eşribe", 4, 10), çoğu
sarhoşluk veren şeyin azının da haram olduğu,
her sarhoşluk veren şeyin içki (hamr) hükmün-
de olduğu belirtilmiştir (Müslim, "Eşribe", 73-75;
daval suni hayatin verdigi tatminsizlik, manevi
Eba Dâvad, "Eşribe", 5).
Uyuşturucu maddelerden esrar çok eski dö-
nemlerden beri dünyanın birçok bölgesinde
özellikle de Uzakdoğu'da bilinmekle birlikte
islâmin geldiği bölge ve dönemin insanlarinca
fazla bilinmediği için Kur'an'da ve Sünnet'te o
dönemin yaygin içkisi olan şarap (hamr) üze-
rinde durulmuş ve yasak bu örnek üzerinden
anlatilmiştir.
islâm'in emir ve yasaklarındaki genel amaç-
lar dikkate alındiğinda, Islâmn bu konudaki
39
21/04/03 11:24
Madde Bağımlılığı Dr. Ömer Menekşe
3 Nisan 2021 01:54 Sil
Blogger yuksel dedi ki...
bu kötü alışkanlık toplumda bir çok sapıklık ve hastalığın yayılmasının da temel etkenini oluşturmaktadır.Batı ülkerinde sarhoşluk ve içki kısmen hoş görülürken uyuşturucuya karşı yasal ve bilimsel planda büyük bir mücadele verilmesi bu yüzdendir.
madde bağımlılığı
Dr. ÖMER Menekşe
sy.41.
3 Nisan 2021 02:04 Sil
Blogger yuksel dedi ki...
Bu ülkelerde bu konudaki çabaların sonuçsuz kalması ise, kişileri bu tür kötü alışkanlıktan alıkoyacak iç dinamiklerin bulunmayışı, dini ve ahlaki bağların çözülmüş, bencil ve çıkarcı bir yaşam tarzının egemen olmasıdır.
sorunlarımız ve sorumluluklarımız
madde bağımlılığı
Dr. Ömer Menekşe
sy.41
3 Nisan 2021 02:13 Sil
Blogger yuksel dedi ki...
islam, içki ve uyuşturucu kullanımını sert cezai müeyyidelerle önlemek yerine, fertlerin kendilerine, topluma ve yaratanına karşı sorumluluk ve saygı duymasını sağlayacak bir inanç ve ahlak bilincine sahip olmasına öncelik vermiş ve bu oldukça etkili bir metod olmuştur.
Müslüman toplumlarda içkinin ve özellikle uyuşturucu madde kullanımının Batı toplumlarına göre oldukça düşük olmasının temelinde islam ın bu olumlu yaklaşımı yatmaktadır.
sorunlarımız sorumluluklarımız
MADDE BAĞIMLILIĞI
Dr.Ömer Menekşe
sy.41.
3 Nisan 2021 02:27 Sil
Blogger yuksel dedi ki...
YanıtlaSilKıyamette insanların en şiddetli azaba uğrayacak olanı, dünyada insanlara en fazla azab etmiş olanıdır.
Ravi: Hz. Halid İbni Hizam (r.a.)
Sayfa: 114 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
3 Mayıs 2021 08:31 Sil
Blogger yuksel dedi ki...
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
113 1 Ümmetim üzerine en korktuğum kimseler, ilimleri dillerinde olan münafıklardır. (Dili âlim) Hz. Ömer (r.a.)
113 2 Ümmetim üzerine korktuklarımın en korkuncu; âlimin hatası, münafığın Kur'anla mücadelesi, kendisine fetholunacak dünya. (Yani dünya rahata mübtelâ edip, insana fedakârlığı unutturur. Dinin temeli ise fedakârlık üzerine kaimdir.) Hz. Muaz (r.a.)
113 3 Ümmetim üzerine korktuğumun en korkuncu, ya namazın vaktini geciktirmeleri veya vaktinden evvel kılarak acele etmeleridir. (İlk cemaati kaçırmamak efdaldir.) Hz. Enes (r.a.)
113 4 Ümmetim üzerine korkmakta olduklarımın en korkuncu, mudil insanlar (önderler)dir. (Mudil, şaşırtıcı, istikamet kaybettirici demektir) Hz. Ebud Derda (r.a.)
113 5 Ümmetim üzerine korkmakta olduklarımın en korkuncu kavmi Lut'un hareketidir. Hz. Câbir (r.a.)
113 6 Ahir zamanda, ümmetim üzerine en korktuğum üç şey; Müneccimlik ve müneccimlere inanmak, kaderi tekzib ve sultanın zulmüdür. Hz. Ebû Ümâme (r.a.)
113 7 (Dini hususlarda) riyanın en azı dahi şirktir. Ve en iyi kulluk, mütteki olmak ve ittikasında gizli olmaktır. Bu gizlilik, bir merhalede bulunmayınca aranmamak ve bulununca da nazarı dikkati çekmemektir. Bunlar hidayet rehberi ve ilim kandilidirler. Hz. İbni Ömer (r.a.)
113 8 Ehli Cennet'in en aşağı dereceli olanının Cennetteki mülkünü temaşası ikibin sene sürer ve bu mülkün en uzak kısmını en yakını gibi görür. Bunlar zevceleri, hizmetçileri, kürsüleri, bahçeleri vs.dir. Efdal dereceli olanı ise, Allah (z.c.hz.)'nin Cemalini günde iki defa temaşa eder. Hz. İbni Ömer (r.a.)
113 9 Fisebilillâh mücahid olanlar en ufak bir zorlama ile bir senelik oruç bedeli ve bir senelik gece ibadeti hak ederler. Soruldu: "En ufak zorlama nedir?" Buyuruldu ki: "Meselâ böyle bir mücahid gece giderken hayvan üzerinde uyuklar ve kamçısını düşürür, inip bunu alması en ufak zorlamalardandır." Hz. Sabit İbni Ebu Asım (r.a.)
113 10 Ehli Cennetin derecesi en aşağı olanının bahçelerine, kürsülerine, zevcelerine bakışı bin sene sürer. En efdali ise günde iki kere, sabah, akşam Allah (z.c.hz.)'ni temaşa eder buyurup şu ayeti okudular: "Vücûhün yevme izin nâdiretün ilâ Rabbihâ nâzıra." Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
113 11 Mü'minlerin ruhları yedinci kat göktedir. Ve oradan Cennetteki makamlarına bakarlar. (Muellif hazretleri şu 7 sıfat dolayısıyla makamına varamaz buyurmuşlardır: Gıybet, tefahur, kibir, ucub (yaptığı ibadetten dolayı kendini beğenme), hased, merhametsizlik ve riya.) Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
4 Mayıs 2021 00:11 Sil
Blogger yüksel dedi ki...
Yine İbnu l Hayyamdan merhaba rivayet edildiğine göre Hadir (Hızır) ve İlyas Aleyhisselam Rasulullah sallallahu alefyhissellemi.
Her kim Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem ihlas üzere sevk ve muhabbetle ona canı gönülden bağlanarak salat okursa şu elbiseyi temizlediği gibi onun kalbide nifak münafıklıktan temizlenir buyururken isitmislerdir.
düğümleri çözecek kıymetli salavat
sy.154.
Masuda nin bahsettiği bu yeni teknoloji, süper bilgisayarların uydu bağlantısı vasıtasıyla beyne yerleştirilmiş özel mikrocipleri kontrol etmesine dayaniyordu.
YanıtlaSilBeyin Kontrolu
Beynimdeki Yabancı.
Ali Selman Demirbag
sy. 161.
YANITLAYINSİL
yüksel7 Mayıs 2021 00:25
Beyne cip yerleştirme operasyonlarının ilk resmi olarak 1974 senesinde Amerika nin Ohio eyaletinde ve İsveç in Stockholm kentinde gerçekleştirildi.
Beyin Kontrolu
Beynimdeki Yabanci
Ali Selman Demirbag.
sy. 161.
Rumlara ait Konstantiniyye (Roma) tesbihle ve tekbirle müslümanlarca feth edilmedikçe kıyamet kopmaz (Yetmiş bin Şamlı bunu yapacak)
YanıtlaSilRavi: . Hz Abr İbni Avf r.a
Sayfa: 478 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
YANITLA
yuksel8 Haziran 2021 09:22
Hasan bin Ali r.a. şöyle der.
Ben dedem Resulullahtan şöyle ezberledim.
Şüpheli olanı bırak, şüphe vermeyene bak! Zira doğruluk huzur, yalan ise şüphe kaynağıdır.
( Tirmizi,kıyamet 60/2518. Bkz. Buhari , 3.)
Edebi yol haritası
İslâm.
Dr. Murat Kaya.
Altınoluk.
sy.427.
Allah c.c. giden üç yol
YanıtlaSilFELSEFE
İLİM
DİN
Birinci yol yerin altından tünel kazarak gitmektir,
ikinci yol yolun üstünden yürümektir,
üçüncü yol ise, en kısa ve süratlidir ki, uçarak gitmektir.İşte bu yol din yolu, kur an yoludur.
son şahidler 4.
bediüzzaman said nursi yi anlatıyor
sy.380.
Dünyanın iktisadi ve siyasi şartları şeriatı tatbik etmek ve hilafeti getirmek zorunda bırakacaktır. (Turkiye'de)
YanıtlaSilMehmed Mandal
söyleyen Said Nursi
Bediuzzaman
Dost T. V.
Oralardaki yüz milyonlarca insanın gözyaşı, ahı, kanı, emeği, doğal kaynağı üzerinden Batı da kurulan bir refah düzeni var.
YanıtlaSilDaha Adil Bir Dünya Mümkün
Recep Tayyip Erdoğan
sy. 92.
YANITLASİL
yuksel7 Eylül 2021 05:54
Biz asla garibin, mazlumun, mağdurun, yoksulun, ezilmişin sırtından bir refah düzeni var kurmayız, kuramayiz. Buna bizim ne inancımız ne kültürümüz ne de tarihimiz izin verir.
Daha Adil Bir Dünya Mümkün
Recep Tayyip Erdoğan
sy. 92.
Hz. Peygamber s. a.v. "Şüphesiz ki Allah her yüzyılın başında kendi dinini tecdid edecek birisini gönderir"buyurmaktadir.
YanıtlaSilIslam Alimleri, İslama hizmet edecek olan bu muceddidlerin manaviyat alanında ve ilim sahasında olduğu kadar, siyaset alaninda da olabileceğini ifade etmektedirler.
Bilinmeyen Osmanlı
sy. 137.
Bir kimse babası olmadığını bildiği halde birine "babamdır" derse, ona cennet haram olur.
YanıtlaSilRavi: Hz. Saad (r.a.)
Sayfa: 399 / No: 12
Ramuz El-Ehadis
Ahmed Yüksel Çelik Nursi
YanıtlaSilAllah c. c., kulum, bir hiç iken seni kim yarattı? buyuracak.
YanıtlaSilKul, Sen yarattın Ya Rabbi cevabını verecek.
Bu yaratilma, senin amelinlemi benim rahmetimlemi oldu?
Kul, senin rahmetinle oldu diyecek.
Ruhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt 20.sy.607.
Hadid Suresi
21.ayet.
Ey insanlar! Kimin yanında (ganimet malından veya diğer haklardan) ne varsa, vakti geçti, "rezil olurum" demesin. Getirsin versin. Haberiniz olsun ki, dünya rezilliği ahiret rezilliğinden ehvendir.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 183 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
Teenni her şeyde hayırdır. Ahiret amelinde değil.
YanıtlaSilRavi: Hz Saad İbni Vakkas (r.a.)
Sayfa: 197 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
Vasiyetimdir.
YanıtlaSil24.3.1974.
Bir çok suikastler geçirdim.Şu anda vucudumda arıza var.
Hafızamı kaybettim.Askerden sonra rahatsızlandım.
Adımın Muhammed Ahmed Yüksel Çelik Nursi olmasını isterdim.
Kitablarımı ziyan olmayacak bir kütübhaneye veilmesini istiyorum.
Mustafa Kemal ile Muhammed Said Nursi.arasındaki sırrın Mustafa Kemal Atatürk ün vasiyetnamesinin açıklanmasıyla açığa çıkmasını umuyorum.
Yüksel Çelik.
Sizden birine, halktan korkması, işittiği veya gördüğü bir hakikatı söylemeye mani olmasın.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Said (r.a.)
Sayfa: 490 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
HAKİKATİ GİZLEMEK DE ZULÜMDÜR.
YanıtlaSilBakara Suresi Tefsiri
Prof. Dr. Mahmud Es'ad Coşan
Cilt.3.sy.294.
Ecdat, Ayasofya'nin bugünkü akibetini görmüş ve yanı başına SultanAhmed gibi bir muhteşem eseri inşa etmiştir" dedi.
YanıtlaSilBediuzzaman'ın Sır Katibi
Mehmed Feyzi Efendi.
sy. 337.
Osmanlı da hafta tatili Cuma günleri idi.
YanıtlaSilKenzü'l İrfan Şerhi
sy. 683.
Bundan daha aşikar olarak Efendimiz (a. s.) şöyle buyurmuştur :Beni gören gerçekte Hakk'i görmüştür.
YanıtlaSilRuhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
Ismail Hakkı Bursevi
cilt. 12.sy.9.
Ebu Eyyub el-Ensari de, "Hayır, bu ayet-i kerime onu göstermiyor. Malla, ticaretle bağla, bahçeyle, ziraatle uğraşıp Allah yolunda cihadı terk etmek, insanı mânevî bakımından tehlikeye sokar." manasinadir. "demiş.
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel15 Şubat 2022 04:31
"Allah yolunda mallarınızi sarf edin, cimrilik yaparak kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın.
Bakara Suresi Tefsiri
Cilt.5 sy. 58.
Prof.Dr.Mahmud Esad Coşan
YANITLASİL
yuksel15 Şubat 2022 04:39
Allah c. c. Tevfikini refik eylesin.
Azınlıklara Lozan sulhu icabınca bahşedilen her nev' din ve vicdan hürriyetinin Türk ve Müslüman camiasından esirgendiginden mi bahsediyor? Bu hal imansizligin ve imansizlik metodunun takib edildiğinin bir delili ve bariz bir alameti değil midir?
YanıtlaSilIsari Tefsîr ve Cifir ilmi Işığında
Sirr-i İnnâ A'tayna
Rumuzat-i Semaniye
Mâidet-ül-Kur'an
sy. 101.
Genelkurmay Başkanlığı, geçen ay vefat eden araştırmacı Aytunç Altındal tarafından 1981 yılında ortaya atılan “Atatürk, hilafeti vasiyet etti. Evren ve Menderes 400 sayfalık vasiyeti okudu” iddiasını 32 yıl sonra yalanladı. Genelkurmay, “Atatürk'ün el yazısıyla kaleme aldığı vasiyeti ölümünden hemen sonra açıldı.12 Ara 2013
YanıtlaSilTEVFİK DUASI
YanıtlaSilRahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…
1. Allahım!... Şu vakitte ve şu anda noksansız salavatını (bütün rahmetini), tertemiz selamlarını, en mükemmel ve en yüce daimi hoşnutluğunu bu alemdeki en üstün kuluna ulaştır.Sen O’nu (s.a.v), Adem’in (a.s) çocukları arasından seçip kendi irade ettiğin hükümlerin gölgesi kıldın.Yarattıklarının ihtiyaçlarına O’nu (s.a.v) bir kıble ve bir makam eyledin.O’nu (s.a.v) kendine bir delil kıldın.Razı olduğun şekilde O’nu (s.a.v) ortaya çıkardın.Tecellilerine layık hale getirdin.
O’nu (s.a.v) yerde ve göklerde emir ve yasaklarının uygulama mahalli kıldın.Kendin ile var olan her şey arasına O’nu (s.a.v) vasıta eyledin.Şu aciz kulunun selamını O’na (s.a.v) ulaştır.Şu anda selamların en şereflisi ve en temizi O’nun (s.a.v) üzerine olsun.
2. Ey Allahım!... Beni O’na (s.a.v) hatırlat ki, senin katında benden söz etsin.Çünkü bunun bana hem dünyada hem ahirette faydalı olduğunu en iyi bilen sensin.Hatta bu fayda, O’nun (s.a.v) seni tanıdığı ve senin yüce katında kıymetinin bulunduğu ölçüde olsun.Benim bilgim ve anlayışım hesaba katılmasın.Ey rabbim!... Şüphesiz sen, her türlü üstünlüğe layık, dilediğin her şeye güç yetirensin.
3. Ey Allahım!... O en mükemmel insanın gönlünde bana da yer ver.Bana onu sevdir.Efendimiz Muhammed’e , onun ali ve ashabına varlıklarının zerreleri sayısınca, Allah Teala’nın sonsuz ilmi miktarınca salat eyle.
4. Ey Allahım!...Bu salavatları devamlı olarak okuyabilmeme yardım eyle.Amin
Ey alemlerin rabbi olan Allahım!...
TEVFİK DUASI
YanıtlaSilRahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…
1. Allahım!... Şu vakitte ve şu anda noksansız salavatını (bütün rahmetini), tertemiz selamlarını, en mükemmel ve en yüce daimi hoşnutluğunu bu alemdeki en üstün kuluna ulaştır.Sen O’nu (s.a.v), Adem’in (a.s) çocukları arasından seçip kendi irade ettiğin hükümlerin gölgesi kıldın.Yarattıklarının ihtiyaçlarına O’nu (s.a.v) bir kıble ve bir makam eyledin.O’nu (s.a.v) kendine bir delil kıldın.Razı olduğun şekilde O’nu (s.a.v) ortaya çıkardın.Tecellilerine layık hale getirdin.
O’nu (s.a.v) yerde ve göklerde emir ve yasaklarının uygulama mahalli kıldın.Kendin ile var olan her şey arasına O’nu (s.a.v) vasıta eyledin.Şu aciz kulunun selamını O’na (s.a.v) ulaştır.Şu anda selamların en şereflisi ve en temizi O’nun (s.a.v) üzerine olsun.
2. Ey Allahım!... Beni O’na (s.a.v) hatırlat ki, senin katında benden söz etsin.Çünkü bunun bana hem dünyada hem ahirette faydalı olduğunu en iyi bilen sensin.Hatta bu fayda, O’nun (s.a.v) seni tanıdığı ve senin yüce katında kıymetinin bulunduğu ölçüde olsun.Benim bilgim ve anlayışım hesaba katılmasın.Ey rabbim!... Şüphesiz sen, her türlü üstünlüğe layık, dilediğin her şeye güç yetirensin.
3. Ey Allahım!... O en mükemmel insanın gönlünde bana da yer ver.Bana onu sevdir.Efendimiz Muhammed’e , onun ali ve ashabına varlıklarının zerreleri sayısınca, Allah Teala’nın sonsuz ilmi miktarınca salat eyle.
4. Ey Allahım!...Bu salavatları devamlı olarak okuyabilmeme yardım eyle.Amin
Ey alemlerin rabbi olan Allahım!...
Hayırlı işlerini tehir geriye bırakanlar helak oldular.
YanıtlaSilHayırlı işlerini yapmak için acele etmek lazımdır.
Prof. Dr.Mahmud Es'ad Coşan
Akra Fm.
Günün Sohbeti
YANITLASİL
yuksel29 Mart 2022 10:01
Osmanlica sözlüge göre TESVİF nedir anlami
TESVİF: (Sevf. den) (C.: Tesvifât) Sebepsiz olarak atlatma, geciktirme.
YANITLASİL
yuksel29 Mart 2022 09:57
tesvil ne demek?
(C.: Tesvilat) Kötü bir şeyi güzel göstererek aldatma.
Besmele
YanıtlaSilMusa (a. s.) asasi ile
İbrahim (a. s.) ateşte yanmaması
gibidir.
Dost T. V.
Dost özel
Mehmed Akif, ideal bir eğitimciyi şöyle tarif eder:
YanıtlaSilMuallimim diyen olmak gerektir imanlı,
Edepli, sonra liyakatli, sonra vicdanlı...
Gönül dergahindan
Hakikat İncileri
sy. 141.
Osman Nuri Topbaş
YANITLASİL
yuksel31 Mart 2022 01:46
Yani bir muallim, her şeyden önce "imanlı" olacak, yüreğinden rahmet tasiracak.
"Edepli" olacak, örnek bir karakter ve şahsiyet inşa edecek.
Liyakatli olacak, mesuliyet şuuruyla kendini yetiştirip vazifesinin ehli olacak.
"Vicdanlı" olacak, merhamet şefkat, fedakarlık gibi faziletlerle insanlığını tescil ettirecek.
Gönül dergahindan
Hakikat İncileri
Osman Nuri Topbaş.
sy. 141.
Bir bakıma İngiltere nin kaderini casuslar çizmişlerdir. Bu casuslar sadece askeri ve siyasi alanda değil, ticaretle, sanayide, eğitimde ve din alanında inanılmaz istihbarat başarılarına imza atmışlardır.
YanıtlaSilTürkiye’de Ve Dünyada
Casuslar.
Aytunc Altındal.
Destek Yayınları
sy. 103.
Sizden biriniz, uyumak için yatağına girdiğinde, Fatiha ile birlikte bir süre okusun. Bu takdirde Allah Teala o kimse için bir melek görevlendirir ki, o kimse nereye gitse melek de onunla beraber gider.
YanıtlaSilRavi: Hz. Şeddad İbni Evs (r.a.)
Sayfa: 26 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel8 Nisan 2022 08:50
"Paşa Hazretleri!... Sen henüz bu Devleti Aliyeyi bilmemissin!
Bu Devlet isterse donanmanin demirlerini gümüşten, yelkenlerini atlastan, iplerini de ipekten yapabilir!..
Lozan zafer mi Hezimet mi
cilt 2.sy.48.
YANITLASİL
yuksel11 Nisan 2022 05:16
İslam'ın kader anlayışının müslümanları teknikte ve sanayide geri kalmalarına sebep olduğunu iddia eden bir soruya da neden İslam dünyasında yaşayan Hıristiyan, Yahudi, Durzi ve Nusayrilerin ayrıca Ruslarin Avrupalilar'dan geri kaldığı karsi sorusuyla cevap vermektedir.
Harputlu İshak Efendi, Islam'da kader anlayışını da Es'ile - i Ilm-i Kelâm adlı eserinde uzun uzun izah etmektedir.
Medreseler Neydi, Ne değildi?
Ekmeleddin İhsanoğlu
sy. 405.
YANITLASİL
yuksel11 Nisan 2022 05:18
Allah Teala bir kulu sevdiğinde ona dünya işlerini kapar, ahiret işlerini ise açar.
Ravi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 25 / No: 3
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel11 Nisan 2022 05:26
Devlet ile toplumun seyyidlere gösterdiği saygının devlet yararına birtakım gelişmeleri doğurduğu bilinmektedir. Zira onlar, bilhassa fetih esnasında yeni yerleşim yerleri kurarak İslam'ın ve yeni devletin gücünün yayılmasında rol aliyordu.
Osmanlı 'da
Eğitim Ve Öğretim
Ziya Kazici
sy. 201.
YANITLASİL
yuksel11 Nisan 2022 05:36
Ayrıca, eğitim sosyolojisi, dinamik bir alan olduğu onun kurumsal metodolojik yönelimleri sürekli gelişim göstermelidir. Zira konu alanı olan toplum degismektedir.
Eğitim Sosyolojisi
Prof. Dr. Mahmud Tezcan.
Siz kulluğunuzu doğrultun güzel yapin O Rabligini bilir.
YanıtlaSilIbrahim Ethem
Mahmud Es'ad Coşan
Akra Fm
Hadisler Deryası
Telgrafın Türkiye'de kurulmasını istemeyen biri tarafından koparıldığı anlaşılıyordu. demektedir.
YanıtlaSilMuteakiben Sultan'ın kendileri ve Samuel Morse'u çeşitli hediyeler ve "ihtira beratı" ile taltiflerini naklettikten sonra : Sultan'ın ilgisine rağmen İstanbul ile Edirne arasında telgraf hattı kurulması işi tahakkuk etmedi.
Lozan Zafer mi
Hezimet mi?
Kadir Mısıroğlu.
Cilt:2.sy.101.
Telgrafın Türkiye'de kurulmasını istemeyen biri tarafından koparıldığı anlaşılıyordu. demektedir.
YanıtlaSilMuteakiben Sultan'ın kendileri ve Samuel Morse'u çeşitli hediyeler ve "ihtira beratı" ile taltiflerini naklettikten sonra : Sultan'ın ilgisine rağmen İstanbul ile Edirne arasında telgraf hattı kurulması işi tahakkuk etmedi.
Lozan Zafer mi
Hezimet mi?
Kadir Mısıroğlu.
Cilt:2.sy.101.
...Diğer bir rivayette ise "Muaviye kat'iyyen mağlub olmaz" buyurulduğu rivayet edilmiştir.
YanıtlaSilHazreti Ali r.a. bunu duyunca : "Eğer bu hadis-i Şerif'i bilseydim Hazreti Muaviye ile harbetmezdim!." demiştir.
Lozan
Zafer mi
Hezimet mi?
Cilt 2.sy.126.
Kadir Mısıroğlu.
Bir ülkenin geleceği o ülke insanlarının göreceği eğitime bağlıdır.
YanıtlaSilAlbert Einstein.
Türk ve Dünya Edebiyatından
Konularına göre sınıflandırilmis
Özlü sözler
Hasan Ozperhiz
sy. 111.
yuksel3 Mayıs 2022 21:40
YanıtlaSilBir kimse Allah'dan sıdk ile şehidlik isterse, Allah onu şehitler mertebesine ulaştırır; yatağında da ölse.
Ravi: Hz. Sehl (r.a.)
Sayfa: 422 / No: 12
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Mayıs 2022 21:41
Bir kimse yanında kendisini müstağni edecek kadar varken bir şey isterse, ancak Cehennem ateşini çoğaltmış olur."Kendisini müstağni kılacak şey nedir ya Resulallah" dediler. Buyurdu ki: "Kuşluk yiyeceği veya akşam yiyeceğine kadar."
Ravi: Hz. Sehl (r.a.)
Sayfa: 422 / No: 11
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Mayıs 2022 21:48
Kur'an'daki pek çok cüz'î hadiselerin arkasında küllî düsturlar saklıdır.(S.) 223:20.Söz, 1.makam.1.nukte
Bir Hazinenin Anahtari
Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi İsmail Mutlu
sy. 403.
YANITLASİL
yuksel3 Mayıs 2022 21:55
Sadece din ilimlerinin okutulmasindan taassub doğar.
(Mn.) 127.
Taassubun en dehşetlisi bazı Avrupa taklitcilerinde ve dinsizlerde bulunur. (Mn.) 131.
Bir Hazinenin Anahtari
Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi
İsmail Mutlu
sy. 621.
YANITLASİL
yuksel5 Mayıs 2022 05:45
Allah Resulu Peygamber efendimiz buyurmuştur:
"Miraç 'ta üçüncü kat gökte yetmiş bin melek gördüm. Bunlar, Hazret-i Ömer' i sevenler için, Cenab-ı Hak 'tan af taleb ediyorlardı".
Biz de, Hazret-i Ömer' i seviyoruz ya Rab, o meleklerin istiğfarindan, bizi de mahrum etme Allah 'im.
İslam' ın Adil ve cesur reisi
Halife Hazret-i Ömer
(Radıyallahu Anh)
cilt. 2.
Abdurrahman Şeref Laç
sy. 384.
Bu konuyu daha ileri derecede düşünecek olursak devletlerinde sırları vardır.İleride yapacakları eylemleri ve hizmetleri yeri ve zamanı gelmeden açığa vurmamalıdır.Sır saklamayan milletler ve devletler düşmanın tuzağınaher an düşmeye hazırdırlar. Bu sebeple casusluk müessesi oluşmuştur. Gizli ajanlar vardır. Bunlar kendi ülkeleri adına bilgi toplamaya çalışırlar.
YanıtlaSilHazret-i Ömer Yüz veciz Söz. sy.178.
YANITLASİL
yuksel5 Mayıs 2022 22:40
Özellikle askeri bilgilere önem verirler.Zira, her ülke için güvenlikleri önemlidir.En yakın komşularından bile emin olmak için büyük bir çaba içerisinde bulunurlar.Konuya Hz. Ali (k.v.) 'nin
bir vecizesiyle son verelim:" Düşmanın en zararlısı hilesini gizleyendir." Hiç şüphe yok ki, düşman hilesini gizlerken Müslüman'ın sırrını açığa vurması, düşmana davetiye çıkarmaktır.
Hazret-i Ömer Yüz Veciz Söz.sy.178.
YANITLASİL
yuksel5 Mayıs 2022 22:45
Bu vecizeye benzer bir sözü de Hz. Ebubekir söylemiştir." Sırrını açığa vurma, sonra işlerin karışır.
177.Aşir efendi, 11a.
Hazret-i Ömer Yüz Veciz Söz.sy.178.
Ahireti için çalışan kimseye Allah c.c. dünya işlerinde kâfi gelir, yeter; sizler gizlinizi düzeltin, Allah c.c sizlerin açığınızı ıslah eder.
YanıtlaSilÖmer b. Abdülaziz (r.a.)
Zirvelerden Gönüllere.
Enes Balı.
sy.135.
Ahireti için çalışan kimseye Allah c.c. dünya işlerinde kâfi gelir, yeter; sizler gizlinizi düzeltin, Allah c.c sizlerin açığınızı ıslah eder.
YanıtlaSilÖmer b. Abdülaziz (r.a.)
Zirvelerden Gönüllere.
Enes Balı.
sy.135.
hazırladı.(T.H.) 49.
YanıtlaSilFihrist.sy.73.
İçinde bulunduğumuz zamanın geçmiş zamana kıyas edilmesi yanlıştır.(D.H.Ö.İç.R.) 70.
Kıyas İslamiyetin hüküm kaynaklarındandır.(Mh.) 73:1.makale 8.mesele.
Kıyas-i İstisnai.(L.)57:11.Lema, 5.nükte (İ.İ.) 95.
Maneviyat maddiyata kıyas edilmez.(Mn.) 127.
İslamiyeti Hıristiyanlığa kıyas etmek kıyas-ı maalfarıktır.(M.) 313.26,3.Mebhas,5.mesele.
Bir Hazinenin Anahtarı.
Risale-i Nur Külliyatı Fihrist Ve İndeksi.sy.386,387.
YANITLASİL
yuksel13 Mayıs 2022 22:07
Eşyanın ışınlanmasına işaret eden ayet.(S.) 233:20.Söz.2. Mak.
Bir Hazinenin Anahtarı
Risale-i Nur Külliyatı Fihrist ve İndeksi. sy.70.
YANITLASİL
yuksel13 Mayıs 2022 22:09
Süleyman (a.s.) mal, mülk ve ilim arasında muhayyer bırakıldı. O İlmi aldı. Ve ilmi seçtiğinden dolayı da mal, mülk kendisine tabi kılındı.
Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 282 / No: 10
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel13 Mayıs 2022 22:11
Bir kimse ilmi alimlere tefahur için veya meclislerinde sefihlerle mücadele için tahsil ederse, o kimse Cennetin kokusunu dahi duyamaz.
Ravi: Hz. Muaz (r.a.)
Sayfa: 429 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel13 Mayıs 2022 22:12
Bir kimse ilim taleb ederse, bu geçmişine kefaret olur.
Ravi: Hz. Abdullah İbni Sahîra (r.a.)
Sayfa: 429 / No: 3
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel15 Mayıs 2022 02:02
Bazı şeyler vardı ama, daha detaylı vasiyet olarak bu benim vasiyetimdir dediği, ölümünden 12 gün önce bana söylediği bazı şeyler var.
Yani çok net, bu böyle olacak , budur, gibi çok kararlı bir konuşmaydı. Saat 5'te 5 buçukta falan konuşmamız bitti babamla.
The Özal.
Mehmed Ali Birand.
Soner Yalçın.
sy.552.
Bir Davanın Öyküsü.
Üç şey bir kimsede bulunursa o kimse "Ebdaller" (kırklardan)dır. Ki dünya ve dünya halkının kıvamı onlarladır. (Onların yüzü suyu hürmetine yaşarlar): Kazaya rıza, Allahın haram ettiği şeye sabır (dayanmak), Allahın hakkından ötürü gazab etmek. (Nefsin için pireye bile kızmayacaksın)
YanıtlaSilRavi: Hz. Muaz (r.a.)
Sayfa: 264 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel1 Haziran 2022 05:38
Güzel Ahlak ilimden fenden önce gelir.
Kötü ahlaklı atom âlimi düşmana sırrını rüşvet karşılığı satarsa Alimin ve İlmin faydası olmaz.. Zararı olur.
Akra Fm.
Hadisler Deryası
Mahmud Es'ad Coşan
Osmanlı da hafta tatili Cuma günleri idi.
YanıtlaSilKenzü'l İrfan Şerhi
sy. 683.
YANITLASİL
yuksel2 Haziran 2022 00:38
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
448 1 Bir kimsenin din kardeşinin evine gelip te önüne konulanı yememesi cefadandır. Bir adama yolda arkadaş olup ta ismini ve babasının ismini sormaması cefadandır ve ailesi ile münasebetten evvel latife yapmaması da cefadandır. Hz. Ali (r.a.)
448 2 İnsanın bir din kardeşi konuşurken susması mürüvvettendir ve arkadaşının nalını kopunca onun da durması, hüsnü muaşeret güzelliğindendir. Hz. Enes (r.a.)
448 3 Bir müslümanın içine sevinç sokmak, gamını gidermek, borcunu ödemek veya onu açlıktan doyurmak, Allah (z.c.hz.)'ne en sevgili amellerdendir. Hz. Ebû Şureyk (r.a.)
448 4 Arabın helak olması kıyamet alametidir. Hz. Talha İbni Malik (r.a.)
448 5 Bina kıyamet alametindendir. Bir adamın camiden geçip te iki rek'at kılmaması, tanıdığından başkasına selam vermemesi ve çocuğun yaşlı bir kimseyi işe koşturması da kıyamet alametlerindendir. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
448 6 Kıyamet alametlerindendir, haine itimad edilip, emine ihamet edilmesi. Hz. İbni Amr (r.a.)
448 7 Kıyamet alametidir, komşuluğun kötüleşmesi, akrabanın yoklanmaması, cihadın kalkması, dünyanın dini ihlal etmesi.
YANITLASİL
yuksel2 Haziran 2022 00:40
448 8 Kıyamet alametlerindendir; çocuğun öfkeli, yağmurun hararetli olması, şerlerin taşması, yalancının tasdiki, doğrunun yalanlanması, haine güvenilmesi, emine ihanet edilmesi, münafıkların kabileye efendi olması, çarşıya münafıkların hakim oluşu, mihrapların süslenmesi, kalblerin harap edilmesi, erkeğin erkeklerle, kadınların kadınlarla yetinmesi, dünyanın mamur kısmının harab, harap kısmının mamur olması, şüphenin ve faizin aşikar olması, çalgının ve eğlence aletlerinin alenileşmesi, içkinin içilmesi, zaptiyenin, gammazların ve gıybetçilerin çoğalması. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
448 9 Kula dünyada verilenin efdalindendir afiyet; ahiret için de verilenin efdalidir mağfiret. Kula nefsi tarafından verilenlerin efdali ise, bir kavimden neş'ed eden hayırdan adamın ders alması. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
448 10 Kıyametin yaklaşmasındandır minberlerin, hatiplerin çoğalması, ulemanın süslere meyledip haramı helal, helali haram etmeleri ve insanların istediği gibi fetva vermeleri, altın ve gümüşlerinizi helal saymayı öğütlemeleri ve Kur'an'ı ticaret metaı edinmeleri. Hz. Ali
YANITLASİL
yuksel2 Haziran 2022 00:42
Üç şey vardır ki, onlara devam eden Benim gerçek dostum, onları zayi eden de gerçek düşmanımdır: Namaz, oruç ve cenabetten gusul. (Üç imama göre terkeden kafirdir)
Ravi: Hz. Hasan (r.a.)
Sayfa: 263 / No: 10
Ramuz El-Ehadis
449 6 Cennete girip cehennemden kurtulmak, nimetin tamamındandır. Hz. Muaz (r.a.)
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel4 Haziran 2022 01:05
Ahiret inancı sosyal ve şahsi hayatın Üssü'l-esasidir.(S.) 92:10.Sozun Hatemesi.
En büyük dava Ahireti kazanmaktır.E:L) 1:14.
Ahirete iman saadetin esası dır.(S.) 153:9.Sua,Mukaddime.
Bir Hazinenin Anahtari
Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi sy. 28.
Kainatta bütün yıldızların arasını dolduran, durgun saydam ve gaz halinde madde, yani her tarafa nüfus edebilen bir esir vardır..
YanıtlaSilİlimler ve Yorumlar
ilimlere bir başka açıdan bakış.
Hekimoglu İsmail
H. Hüseyin Korkmaz.
sy. 397.
Atatürk'ün Hazreti Ali'nin soyundan geldiğini iddia eden Tumluer'e göre ahir zamanın son kademesine gelinmiştir. Kapıyı açacak manevi şifre Atatürk'ün gizli vasiyetidir. Kısacası bu meselenin ilahi bir boyutu da bulunmaktadır. Tumluer bu önemli görevi babası Alaaddin Tumluer'den devraldığını belirtmektedir.1 Ara 2013
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel10 Haziran 2022 06:19
İnsanın içinde Yasin Suresi yazılmış.(S.) 670.Lemaat.
Bir Hazinenin Anahtari
Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi sy. 326.
YANITLASİL
yuksel11 Haziran 2022 01:51
Allah c. c. kâinat ta dahil olmadığı gibi hariç de değil. (M. N.) 54.Katre.
Bir Hazinenin Anahtari
Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi sy
47.
YANITLASİL
yuksel12 Haziran 2022 01:03
İlim talebi, Allah katında namaz, oruç, hac ve Aziz ve Celil olan Allah yolundaki cihaddan daha efdaldir.
Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 312 / No: 12
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel12 Haziran 2022 01:06
Bir saatlik ilim talebi, bir gece sabaha kadar ibadet etmekten hayırlıdır. Bir günlük ilim talebi ise üç ay oruç tutmaktan hayırlıdır.
Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 312 / No: 13
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel12 Haziran 2022 01:14
Allah c. c. ın rızasını kazandıktan sonra başkalarının rızasını tahsile gerek yoktur.(M. N.) 156:Zerre.
Bir Hazinenin Anahtari
Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi sy. 48.
Asıl olarak haramlardan şiddetle kaçanların ve emirleri layıkıyla uygulamaya çalışanların kalpleri temizdir.
YanıtlaSilİbadet ve Ahlakla ilgili 1001 Hadis
Kenzü'l İrfan Şerhi
Ahmet Karakullukçu
sy. 489.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem
YanıtlaSilZalim olsun mazlum olsun kardeşine yardım et! buyurmuştur.
Bunun üzerine ashab-i kiram :Ya Resulallah! Biz mazluma yardım ederiz, fakat zalime nasıl yardım edeceğiz? diye sorduklarında, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Onun ellerinin üstünden tutarsın (ve onu yaptığı zulümden engelleyerek böylece ona da yardım etmiş olursun ). buyurmuştur.
Ruhu'l Furkan Tefsiri
Hazret-i Mevlana eş şeyh Mahmud en Nakşibendi El-Muceddidi el Halidi el-Ufi
cilt 14.sy.488.
YANITLASİL
yuksel16 Haziran 2022 01:03
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem e inanmanın Cennete girmek için yeterli olmadığı, bununla birlikte ona ve Kur'an'a ittiba'in da şart olduğu
Ruhu'l Furkan Tefsiri
Hazret-i Mevlana eş şeyh Mahmud en Nakşibendi El-Muceddidi el Halidi el-Ufi
cilt 14.sy.489.
YANITLASİL
yuksel16 Haziran 2022 01:04
Niyet doğru, amel yanlış olabilir.(Mn.) 94.
Bir Hazinenin Anahtari
Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi sy. 56.
Ve yine biz Kur'an da :"Öz babalarınızin dışındakileri baba kabul etmeyin. Başkalarını baba kabul etmekle kendinizi inkar etmiş olursunuz." ayetini okuyorduk.Bu ayet mensuhtur.
YanıtlaSilHadislerle
Hz. Peygamber Ve Ashabınin Yaşadığı
Müslümanlık
cilt. 2.
Devlet idaresi
sy. 609, 610
YANITLASİL
yuksel23 Haziran 2022 00:03
Zaten zaman ve zemine göre, mensuh olan bir ayetin hükmü yeniden geçerlilik kazanabilir.
Ruhu'l Furkan Tefsiri
Hazret-i Mevlana eş şeyh Mahmud en Nakşibendi El-Muceddidi el Halidi el-Ufi
(Kuddisu Sirruhu) cilt. 11.sy.111.
90. Ey iman edenler! Şarap/içki, kumar, (tâzim edilen) dikili taşlar,[33] şans (fal) okları (ve zarları), şeytan (ve kötü insan)a ait murdar (pis) işlerdir; artık bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.[34]
YanıtlaSil91. Şeytan, içki ve kumarla sadece aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan tamamen) vazgeçtiniz değil mi?[35]
92. Allah’a itaat edin, Resûl’e de itaat edin (ona karşı gelmekten) sakının. Eğer (itaatten) yüz çevirirseniz (kendinize yazık etmiş olursunuz). Bilin ki Resûlümüz’ün üzerine düşen açıkça tebliğden başka bir şey değildir.
93. İman edip sâlih amellerde bulunanlara, takvâlı oldukları (Allah’ın emrine uygun yaşadıkları/günahlardan sakındıkları) ve hakkıyla iman edip sâlih amellere devam ettikleri, yine takvâlı olup kesin inandıkları, nihayet takvâ ile beraber güzel ve hayırlı harekette bulundukları sürece, (haram olunmadan önce) yiyip içtikleri (haram) şeylerden dolayı bir günah yoktur. Allah iyilikte ve güzel harekette bulunanları sever.
94. Ey iman edenler! Allah, kimsenin görmediği anda bile kendisinden kork(up günahlardan sakın)anları ayırt etmek için, (hac esnasında) ellerinizin ve mızraklarınızın yetişeceği bir av ile elbette sizi imtihan edecektir. Kim bundan sonra aşırı gider (emirlerin dışına çıkar)sa, onun için acıklı bir azap vardır.
95. Ey iman edenler! Siz ihramda iken av öldürmeyin. Sizden kim kasten onu öldürürse, öldürdüğünün dengi bir cezası vardır ki ona içinizden iki âdil kişi hükmedecektir. (Bu da) ya Kâbe’ye varacak (orada boğazlanacak) bir kurban veya (o nisbette) yoksulları doyurma şeklinde kefâret, yahut bunun dengi oruç tutmaktır; tâ ki (yaptığı) işinin vebalini tatsın. Allah geçmiştekileri affetmiştir. (Fakat) kim bir daha böyle yaparsa, Allah ondan intikamını alır. Allah mutlak galiptir, (işlediği günahın karşılığını vermede) intikam sahibidir.
YANITLASİL
yuksel6 Temmuz 2022 09:24
33] Rabbin emirleri ve ulûhiyeti karşısında dikilen her şey, hatta putlaşan akıl ve nefs-i emmâre bile. [bk. 25/43; 45/23]
[34] Bu âyette kumar ve içki kesin olarak yasak edilmiştir (2/219; 4/43; 16/67). Başlangıçta kimin kazanacağı belli olmayan, fakat sonunda bir tarafın az çok maddî kaybına veya kazancına sebep olan her oyun kumardır. Kendimizi ve neslimizi bunlardan kurtarmak şarttır. İçkiyle ilgili üç merhaleden sonra yasağın sonuncusu olan bu âyet gelince, artık şarabın (içkinin) kesin haram olduğu ilan edildi. Bunun üzerine elinde kadehi olan onu kırdı. Ağzında yudumu olan onu attı ve ağzını yıkadı. Şarap küpleri hep kırıldı, sokaklardan şarap aktı. Herkes hep bir ağızdan, “Bıraktık yâ Rabbi!” dediler. Hz. Peygamber, “Her sarhoşluk verenin azı da çoğu da haramdır.” buyurmuştur. Bundan böyle Allah’ın ve Peygamber’in, bu yasak emri, kesin inananlarca uygulanmaktadır. Yine bu âyet-i kerîmelerle câhiliye dönemindeki her türlü put/heykel, kumar ve kumar cinsi şans oyunları, torba içinde çekilen numaralı oyunlar -isterse fakirlere yardım için olsun- hepsi yasak edilmiştir; haramdır. Bunların hepsi aklı perdeleyen, Allah’a kulluğu unutturan, şahsiyeti ve ruhu kirleten pisliktir. [bk. 22/30 ve dipnotu]
[35] Şeytanın hile ve düşmanlıkları için bk. 2/10-36, 168-169, 268; 4/120; 7/16-17; 15/40-42; 17/53-64; 20/120; 22/53; 24/20; 29/38; 38/82; 47/25; 58/10,19; 59/16.
maide suresi.90,95.
namazi kilmak konusunda,
faizi almak , vermek konusunda,
zina ve cesitlerini yapmak konusunda,
bu devirde imtihan olunmaktayiz.
Tetebbürsüz kıraat, fıkıhsız da ibaded olmaz. Bir fıkıh meclisi altmış senelik ibadetten hayırlıdır.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Ömer ra.
Sayfa: 482 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel7 Temmuz 2022 05:41
Yalan imana aykırıdır.
Ravi: Hz. Ebû Bekir (r.a.)
Sayfa: 228 / No: 12
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel7 Temmuz 2022 05:42
Yalan imana aykırıdır.
Ravi: Hz. Ebû Bekir (r.a.)
Sayfa: 228 / No: 12
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel7 Temmuz 2022 05:52
De ki: "Allah'ın kelimeyi tammesiyle -ki onu iyi veya kötü tecavüz edemez- yerde yarattığı her şeyin şerrinden sığınırım. Gece gelenin, gündüz gelenin, göğe çıkanın, gökten inenin şerrinden. Ancak hayırla gelen hariç ey Rahman." (Cinnilere karşı Halid ibni Velid r.a hz lerine buyrulmuştur)
Ravi: Hz. Ebul Aliye (r.a.)
Sayfa: 335 / No: 13
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel7 Temmuz 2022 05:54
Tevfikin azı, aklın çoğundan hayırlıdır. Dünya hususundaki akıl mazarrat, din hususundaki akıl ise meserrettir.
Ravi: Hz. Ebud Derda (r.a.)
Sayfa: 336 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
İlmi gizleyene her şey lanet eder. Denizdeki balık ve gökteki kuş bile.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Said (r.a.)
Sayfa: 337 / No: 3
Ramuz El-Ehadis
486
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
486 1 Cennete, başa kakıcı, anaya-babaya asi olan, içkiye idmanlı olan, söz taşıyan, büyüye inanan giremez (Yani Cehennemde tımar görmeden.) Hz. Ebû Said r.a
486 2 Kalbinde zerre miktarı kibir olan kimse Cennete giremez. Denildi ki: "Bir adam elbisesinin ve ayakkabısının güzel olmasını severse?" Buyurdu ki, Allah güzeldir ve güzelliği sever. Kibir, Hakka razı olmamak ve halka hor bakmaktır. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
486 3 Cennete cevvaz (kendine yontan), katı yürekli olan, hasis, adi adam, çetin ahlaklı, pis boğaz, insanlara karşı gaddar, göbeği büyük kimse giremez. Hz. Abdurrahman İbni Ganamı (r.a.)
486 4 Medine'ye deccal korkusu girmez. O günü Medine'nin yedi kapısı vardır ve her birinde de ikişer melek duracaktır. Hz. Ebû Bekir (r.a.)
486 5 Deccal Mekke ve Medine'ye giremez. Hz. Âişe (r.anha)
486 6 Benimle evlenen veya kendisinden kız alıp verdiğim kimseler Cehenneme girmez. Hz Hars (r.a.)
486 7 Beni gören müslüman ve Beni göreni gören ve Beni göreni göreni gören de Cehenneme girmez. (Ashaba tabiin ve tebal tabiin) Hz. Abdurrahman İbni Ukbe ra.
486 8 Sizlerden biri evlad yetiştirmek fikrinden vazgeçmesin. Zira bir kimse öldüğü zaman onun çocuğu yoksa ismi kesilir. Hz. Hafsa (r.a.)
486 9 Kafir müslümana ve müslüman da kafire varis olamaz. Hz. Umame İbni Zeyd (r.a.)
486 10 Müslüman hristiyana varis olamaz. Meğer ki köle veya cariyesi olsun. Hz. Câbir (r.a.)
486 11 Kaderi, duadan başka şey geri çeviremez. Ömrü de ancak iyilik artırır. Bir adam, günahı sebebile kendine isabet edecek rızkından mahrum olabilir. Hz. Sevban (r.a.)
486 12 Deniz yolculuğuna, hac ve umre yapacak kimseden ve Allah yolunda gazi olandan başkası çıkmasın. Zira denizin altında ateş ve ateşin altında da deniz vardır. Hz. İbni Amr (r.a.)
486 13 Ehli garb (Şamlı ve mücahidler) kıyamete kadar hak üzerinde galib olurlar. Hz. Saad İbni ebu Vakkas (r.a.)
YANITLASİL
yuksel10 Temmuz 2022 20:51
Beni gören müslüman ve Beni göreni gören ve Beni göreni göreni gören de Cehenneme girmez. (Ashaba tabiin ve tebal tabiin)
Ravi: Hz. Abdurrahman İbni Ukbe ra.
Sayfa: 486 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel10 Temmuz 2022 21:01
Yazılsa Liyakati Var
Evet, sabıkan bahsi geçmiş:• Avucunda küçük taşların zikir ve tesbih etmesi, • sırrıyla, aynı avucunda, küçücük taş ve toprak, düşmana top ve gülle hükmünde, onları inhizâma sevk etmesi,
• nassı ile, aynı avucunun parmağıyla kameri iki parça etmesi,
• ve aynı el, çeşme gibi on parmağından suyun akması ve bir orduya içirmesi,
• ve aynı el, hastalara ve yaralılara şifa olması,
• elbette o mübarek el, ne kadar harika bir mucize-i kudret-i İlâhiye olduğunu gösterir.
Güya, ahbap içinde o elin avucu küçük bir zikirhane-i Sübhânîdir ki, küçücük taşlar dahi içine girse zikir ve tesbih ederler.
Ve a’dâya karşı küçücük bir cephane-i Rabbânîdir ki, içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur.
Ve yaralılar ve hastalara karşı küçücük bir eczahane-i Rahmânîdir ki, hangi derde temas etse, derman olur.
Ve celâl ile kalktığı vakit, kameri parçalayıp, Kab-ı Kavseyn şeklini verir.
Ve cemâl ile döndüğü vakit, âb-ı kevser akıtan on musluklu bir çeşme-i rahmet hükmüne girer.
Acaba böyle bir zâtın birtek eli böyle acip mu’cizâta mazhar ve medar olsa, o zâtın, Hâlık-ı Kâinat yanında ne kadar makbul olduğu ve dâvâsında ne kadar sadık bulunduğu ve o el ile biat edenler ne kadar bahtiyar olacakları, bedâhet derecesinde anlaşılmaz mı?
Ulema, Allah'ın kulları üzerinde Peygamberlerin eminleridir. Siz onlardan çekinin ve onlara taarruz etmeyin. Onlar hükümet erkanı ile ihtilat etmedikçe ve dünyaya karışmadıkça (Deyleminin lafzında şu ibare vardır): Sultanla ihtilat eder ve dünyaya karışırlarsa o vakit Peygamberlere hiyanet etmiş sayılırlar, o zaman bunlaran sakının.
YanıtlaSilRavi: Hz. Hasan İbni Sufyan (r.a.)
Sayfa: 222 / No: 16
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel12 Temmuz 2022 21:26
Devletin ilerlemesi için sadaretle meşihat dairesinin eşit olması gerekir. (Sn.) 52.
Sadaratle meşihat iki kanattır.
(Sn.) 51.
Bir Hazinenin Anahtari
Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi
İsmail Mutlu
sy. 154,155.
YANITLASİL
yuksel12 Temmuz 2022 22:13
Said Nursi (Bediuzzaman)
1873-1960.Hi:1290-1379
İslami ilmi Edebi Felsefi
Yeni Lügat
Abdullah Yeğin
Hizmet Vakfı Yayınları
sy. 601.
YANITLASİL
yuksel12 Temmuz 2022 22:19
Said Nursi Bediuzzaman demiş ki
Oğlum olursa adını Yüksel koyardım.
Muhammed Ahmed Yüksel Çelik Nursi
D. T. 24.3.1974.
YANITLASİL
yuksel12 Temmuz 2022 22:26
Decl: Karıştırmak, Yalan söylemek, Hakkı bâtıl, bâtılı hak diye göstermek. Anarşi çıkarmak. Bâtılı Hak Gösteren. Mübalağali faili :deccaldir.
Deccal :Hakkı batil, bâtılı hak olarak gösteren.
İslami ilmi Edebi Felsefi
Yeni Lügat
Abdullah Yeğin
Hizmet Vakfı Yayınları
sy. 99.
Ulema, Allah'ın kulları üzerinde Peygamberlerin eminleridir. Siz onlardan çekinin ve onlara taarruz etmeyin. Onlar hükümet erkanı ile ihtilat etmedikçe ve dünyaya karışmadıkça (Deyleminin lafzında şu ibare vardır): Sultanla ihtilat eder ve dünyaya karışırlarsa o vakit Peygamberlere hiyanet etmiş sayılırlar, o zaman bunlaran sakının.
YanıtlaSilRavi: Hz. Hasan İbni Sufyan (r.a.)
Sayfa: 222 / No: 16
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel12 Temmuz 2022 21:26
Devletin ilerlemesi için sadaretle meşihat dairesinin eşit olması gerekir. (Sn.) 52.
Sadaratle meşihat iki kanattır.
(Sn.) 51.
Bir Hazinenin Anahtari
Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi
İsmail Mutlu
sy. 154,155.
YANITLASİL
yuksel12 Temmuz 2022 22:13
Said Nursi (Bediuzzaman)
1873-1960.Hi:1290-1379
İslami ilmi Edebi Felsefi
Yeni Lügat
Abdullah Yeğin
Hizmet Vakfı Yayınları
sy. 601.
YANITLASİL
yuksel12 Temmuz 2022 22:19
Said Nursi Bediuzzaman demiş ki
Oğlum olursa adını Yüksel koyardım.
Muhammed Ahmed Yüksel Çelik Nursi
D. T. 24.3.1974.
YANITLASİL
yuksel12 Temmuz 2022 22:26
Decl: Karıştırmak, Yalan söylemek, Hakkı bâtıl, bâtılı hak diye göstermek. Anarşi çıkarmak. Bâtılı Hak Gösteren. Mübalağali faili :deccaldir.
Deccal :Hakkı batil, bâtılı hak olarak gösteren.
İslami ilmi Edebi Felsefi
Yeni Lügat
Abdullah Yeğin
Hizmet Vakfı Yayınları
sy. 99.
YANITLASİL
yuksel12 Temmuz 2022 22:45
Nitekim şair der ki :
"Dünya ki hadisatla her gece yüklüdür,
Gün doğmadan neler doğa kim bile nagehan (ansızın)!
...
Aceb mi doğsa zülfünden fitneler,
Meseldir bu denir, el-leylu hubla!
Ruhu'l Furkan Tefsiri
Hazret-i Mevlana eş şeyh Mahmud en Nakşibendi El-Muceddidi el Halidi el-Ufi (Kuddisu Sirruhu)
cilt 14.sy.493.
YANITLASİL
yuksel23 Haziran 2022 00:11
Ve yine biz Kur'an da :"Öz babalarınızin dışındakileri baba kabul etmeyin. Başkalarını baba kabul etmekle kendinizi inkar etmiş olursunuz." ayetini okuyorduk.Bu ayet mensuhtur.
Hadislerle
Hz. Peygamber Ve Ashabınin Yaşadığı
Müslümanlık
cilt. 2.
Devlet idaresi
sy. 609, 610
YANITLASİL
yuksel23 Haziran 2022 00:03
Zaten zaman ve zemine göre, mensuh olan bir ayetin hükmü yeniden geçerlilik kazanabilir.
Ruhu'l Furkan Tefsiri
Hazret-i Mevlana eş şeyh Mahmud en Nakşibendi El-Muceddidi el Halidi el-Ufi
(Kuddisu Sirruhu) cilt. 11.sy.111.
Kıyamet yaklaştığında taylasan giyilmesi çoğalır, ticaret artar, mal çoğalır, mal sahibine malı için saygı gösterilir, fuhuş yayılır, çocuklar amir durumuna gelir, kadınların sayısı artar, Sultan zulmeder, eksik ölçü ve tartı yapılır, bir adamın köpek yavrusunu yetiştirmesi, kendi çocuğunu yetiştirmekten kendisine daha cazip gelir, büyüğe hürmet, küçüğe de merhamet edilmez ve gayri meşru çocuklar çoğalır, hatta yol ortasında adam kadınla yakınlaşır. İnsanlar, kalbleri kurt olduğu halde koyun postuna bürünürler, o zaman da insanlanın en iyi görüneni dalkavuktur "müdahin (kötülükleri gördüğü halde karışmayıp, kendi işine bakandır)
YanıtlaSil"Zaman yaklaştığında... Yani kıyamet saati yaklaştığında
taylasan giyme çoğalır" Rafiziler ve Şia gibi hak etmedikleri halde içi başka dışı başka, münafıklık için taylasan giyerler. Deccal çıkar ve Isfehan'dan taylasanlarla yetmiş bin kişi ona tabi olur
"ticaret çoğalır Bu, açgözlülüğün çok olup, kanaatin olmamasından, nefis isteklerinin çok olmasındadır.
mal çoğalır kelimesi başka bir nüshada önceki kelimede olduğu gibis şeklindedir. Dünya sevgisinin çokluğundan.
"saygı gösterilir" kelimesi, kökündendir
mal sahibine mali nedeniyle Yani mal sahibi, dini için değil
malı için, insanlar mala meylettikleri için saygın olur.
"fuhuş çoğalır" Yani zina...
, "çocuklar amir olur" Yani yaşı genç olanlar. Nitekim Allah bir kavme azap ettiği zaman akılsızları veya çocuklan yahut kadınları başlarına yönetici yapar. (Onlara bunları musallat eder)
"kadınlar çoğalır" Kütüb-i sitte'deki bir rivayette
"öyle ki elli kadına (bir adam düşer) bir başka rivayette ise L-ly
"kirk kadına bir erkek idareci düşer." şeklindedir.
Bu durum fitnelerin çokluğu nedeniyle erkeklerde öldürmeler artar. Çünkü savaşanlar kadınlar değil erkeklerdir. Bunun, fetihlerin çoğalacagina ve esirligin artacağına işaret olduğu da söylenmiştir.
"Baştaki yönetici zulmeder" Çeşitli zulümlerle zulmeder
Taberâni, el-Mu'cemü'l-evsät, V, 126, Hakim, Mustedrek, 386 Buhar, llim 21, Müslim, llim 9, Ibn Mâce, Fiten 25,Tirmizi, Fiten 34 Bk Bezzar, Müsned, Vill, 112
531. syf
Ramuz El-Ehadis Şerhi Levamiul ukul
Zeka Parıltıları
Ahmet Ziyâüddin Gümüşhanevi 1. Cilt
YANITLASİL
yuksel14 Temmuz 2022 10:51
ölçü ve tartida eksiklik yapılır Yani onlarda noksanlık yapılır. Bu ifade, kayıp nedeniyle noksanlıktan kinayedir. Allahu Teâlâ ölçekte ve tartıda hileye sapanlann vay haline! Ki onlar insanlardan ölçekle aldıklanı zaman haklarını tastaman alanlar, onlara ölçekle yahut tartı ile verdikleri zaman ise eksiltenlerdir." buyurur. (el-Mutaffifin 1,2,3)
Adam kopek yavrusu yetistirip egitir. Köpek yavrusu demektir.
(Bu) Ona, kendisinin çocuğunu beslemekten daha iyi yararlı olur. Çocuğunun kötülüklerinden, bereketsizliğinden, itaatsizliğinden dolayı.
"büyüğe saygı duyulmaz Yani ilim ve yaşça büyük olan hürmet görmez, ondan utanılmaz "küçüğe merhamet edilmez" Iki cümledeki füller edilgen/mechül kiptedir. Yani insanlar çocuklara şefkat, merhamet gösteren kimseler değillerdir.
zinadan olma çocuklar çoğalır" Zinanın çokluğu ve nikahların bozukluğu nedeniyle Zinanın çokluğunu Resûlüllah (sav)'in; öyleki adam yol ortasinda kadınla yakın olur." Ifadesi teyit eder. Yani hanımından başkasıyla bile yol ortasında zina eder.
kelimesi noktall harf "insanlar koyun
olan/dät" harfinin üstünüyledir. Koyun demektir. "kurt kalpleri üzerine" Bu ifade, onların görünüşte yumuşak olduklarını ve kalplerinin de katılığını açıklar. Onlar insanlara merhamet etmezler
bu zamanda insanlann en yisi, dalkavuk olan Onlar dalkavukluk, yağcılık ederler. Insanları günahlar işlerken görür, onları kendi
hallerine bırakırlar.
Hadiste kastedilen şey bu işlerin aşikâre olması ve çoğalmasıdır. Yoksa bu işlerin aslı değildir. (Bu tür günahlar gizli ve az da olsa her devirde vardır.) Hadisi Taberâni (el-Mu'cemü'l-kebir de), Hâkim (el-Müstedrek'te) Ebu Zer (ra)'den naklederler. Hadisin sahih olduğunu söyleyen Häkim'i (el-Müstedrek alá
Müstedreki'l-Hâkim'de) Zehebî eleştirmiştir. Bu hadiste, Resulallah (sav)'in söyledikleri aynen gerçekleşmekte
İnnâ ateynanin sırrını herkes anlamaz. (E. L.) 1:205.
YanıtlaSilBir Hazinenin Anahtari
Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi
İsmail Mutlu
sy. 551.
YANITLASİL
yuksel15 Temmuz 2022 00:29
Din birleştiricidir.(H. S.) 97:1.evham.
Ahmak dost din düşmanından daha zararlıdır.(Mh.) 29:1.maka.
Eğitimin ana lisanla yapılması faydalıdır.
Din nokta-i nazarında medenilere galebe çalmak ikna iledir.
Bir Hazinenin Anahtari
Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi
İsmail Mutlu
sy 162,..165.
YANITLASİL
yuksel17 Temmuz 2022 07:53
Propagandada gerçekler olduğu gibi anlatılmalıdir.(Sn.) 17.
Siyaset propagandası vasıtasıyla yalancılık doğruluğa tercih ediliyor.
Bir Hazinenin Anahtari
Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi
İsmail Mutlu
sy. 541.
YANITLASİL
yuksel17 Temmuz 2022 08:03
Düşmanın dostu, dost kaldıkça düşmandır.(Sn.) 62:(T.H.)117.
Sulhkarane muamele dost kazandırır. (M.) 258:22.Mektup4.vec.
Bir Hazinenin Anahtari
Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi
İsmail Mutlu
sy. 171.
İnsanların akidlerini bozduklarını, emanetleri hafife aldıklarını, ve -parmaklarını birbirine geçirip- böyle olduklarını gördüğün zaman evini tercih et, lisanına sahip ol, maruf olanı al, münkeri bırak, kendi işinle meşgul ol ve ammenin işlerini kendilerine bırak.
YanıtlaSilRavi: Hz. Abdullah İbni Amr (r.a.)
Sayfa: 46 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel19 Temmuz 2022 02:13
Dünyada saadet, dünyayı terktedir.(S.) 188:17.Soz 2.makam.
Dünya saadeti meşru dairedeki keyif iledir. (S.) 132:13.Söz 2.makam.
Dünya ücret ve mükafat yeri değil. (M.) 435 :29. Mektup 9.kisim.
Bir Hazinenin Anahtari
Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi
İsmail Mutlu
sy 179.
354 14 Kendisinden çocuk peydah olacak meniyi, kayanın üstüne döksen, Allah (z.c.hz.) yaratacağını yaratır ve hiç şüphe yok ki Allah yaratacağı canı yaratır. Hz. Sumame (r.a.)
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel25 Temmuz 2022 02:32
212 2 Benim bu zamanımda, Zühd, altın ve gümüşten kaçmaktır. Fakat insanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki, altın ve gümüşü terketmekteki zühdden, insanlardan kaçmak zühdü, kendileri için daha hayırlı olur. Hz. İbni Abbas (r.anhüma
YANITLASİL
yuksel26 Temmuz 2022 08:25
Hayati bitirecekse bir mezarcının küreği,
Ne diye taşımalı bunca emel dolu yureği?!
Medrese-i Yusufiyye'den Mektuplar
Ahmed Mahmud Ünlü
sy.640.
YANITLASİL
yuksel26 Temmuz 2022 09:08
İlk önce hak hakikatı öğren.
Adamlara bakılıpta hak hakikat anlaşılmaz.
Hak hakikatı bilirsen kimin kötü kimin iyi olduğunu anlarsın.
Akra fm.
Mahmud Esad Coşan
günün Sohbeti.
Mustafa Kemal
YanıtlaSil'SABETAY SEVİ'nin soyudan geliyorum kendisine hayranım.
Keşke bu dünyadaki bütün Yahudiler onun mesihligi altında birleşse..'
Sırr-ı inna A'tayna
Rumuzat-i Semaniye
Mâidet-ül-Kur'an sy 83
Mustafa Kemal
YanıtlaSil'SABETAY SEVİ'nin soyudan geliyorum kendisine hayranım.
Keşke bu dünyadaki bütün Yahudiler onun mesihligi altında birleşse..'
Sırr-ı inna A'tayna
Rumuzat-i Semaniye
Mâidet-ül-Kur'an sy 83
Hadis-i Şerif
YanıtlaSil1- Beş vakit namazı camide kılan Bismillahirrahmanirrahim demiş gibidir.
2-Ümmetim yıldızlara gidesiye kadar kıyamet kopmayacaktır.
Gönderen yüksel zaman: 05:12
5.007 YORUM:
«En Eski ‹Eski 5001 – 5007 / 5007
yuksel dedi ki...
DECCAL (Bak:Süfyan)
Bediüzzaman Mustafa Kemal'e Deccal demekle suçlandı. (E.L.)
2:42, 53.
Bediüzzaman Rusya'yı büyük Deccal olarak görüyor. (Ş.) 494:
5. Şua 14. mesele; (S.) 310:24. Söz 3. dal, 8. asıl Bediüzzaman Deccalın vasıflarının âlem-i İslâmda çıktığını gör
dü. (T.H.) 131.
Deccala Kur'ân nurlarıyla karşı konulabilir. (T.H.) 131. Deccala siyâset vasıtasıyla galip gelinmez. (T.H.) 131. Deccalı (Büyük deccalı) İsâ (a.s.) öldürecek. (Ş.) 493:5. Şua;
(M.) 426:29. Mektup 7. kısım, 6. işâret
Deccal (İslâm Deccalı) Horasan tarafından çıkacak. (§.) 500:5. Şua Deccal aldatmakla iş görür. (Ş.) 492:5. Şua
Deccalin alnında "hâzâ kâfirun" yazar. ($.) 490:5. Şua (Tils.) 191. Deccalın bir gözü kördür. (Ş.) 599:5. Şua Deccalı bütün dünyanın işitmesi. (Ş.) 494:5. Şua; (S.) 310:24.
Söz 3. dal, 8. asıl
Deccalın bütün dünyayı dolaşması. (S.) 310:24. Söz 3. dal 8. asıl
FIHRIST/155
28 Temmuz 2022 01:44
yuksel dedi ki...
Deccal dünyayı zapteder rivâyetinin mânâsı. (K.L.) 50. Deccali haber veren hadis. (Tils.) 177; (Ş.) 427:14. Şua Deccal ikidir. (Ş.) 492:5. Şua
Deccalın icraatları. (Ş.) 498, 499:5. Şua
Deccal ilahlık davâsında bulunacak. (Ş.) 491:5. Şua; (M.) 60: 15. Mektup, 4. suâl Deccal istidrac hârikalanıyla kendini muhafaza edecek. (Ş.) 493:
5. Şua 13. mes.; (Ş.) 498:5. Şua tet. 2. mes.
Deccal kuvvetlidir. (Ş.) 489, 492, 498:5. Şua
Deccal Mekke ve Medine'ye giremeyecek. (K.L.) 16.
Deccalın minâreden büyük olması. (Ş.) 494:5. Şua; (K.L.) 49. Deccal misâl dehây-1 a'ver. (S.) 655:Lemaat Deccalın muhasarası Mehdinin üzerinden kalkmamıştır. (Tils.) 213. Deccal mü'minlerin ayrılıklarından istifade edecek. (M.) 260:22.
Mektup, 5. vecih
Deccalın mühim bir kuvveti Yahudiler olacak. (Ş.) 494:5. Şua Deccal öldüğünde şeytan vefatını haber verecek. (Ş.) 489:5. Şua Deccalin vasıfları. (Ş.) 300:14. Şua
Deccalın üç devresi var. (Ş.) 493:5. Şua
Deccal ve Süfyan ünvanları yabancılara karşı lüzumsuz müna
kaşa edilmemeli. (K.L.) 188. Deccalın yalancı cennet ve cehennemi vardır. ($.) 490, 494:5.
Şua; (M.) 61:15. Mektup, 4. suâl
Herkes deccalı tanımayacak. (S.) 310:24. Söz 3. dal, 8. asıl Hıristiyanlık İslâmiyetle mezcolarak Deccalı dağıtacak. (Ş.) 493:5. Şua Hz. İsa'nın Deccalle mücadelesi. (K.L.) 49.
120:17. Lem'a 5. nota
İsevî dininden uzaklaşan Avrupa, deccal gibi tek gözlüdür. (L.) FIHRIST/156
28 Temmuz 2022 01:45
yuksel dedi ki...
İslâm Deccalı Süfyan. (Ş.) 498:5. Şua Mesih Deccal. (Ş.) 498:5. Şua
Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi 155 156 syf
28 Temmuz 2022 01:46
yuksel dedi ki...
Mustafa Kemal in Bediuzzaman a tarziye verdi.(E.L.)2:31.
Bir Hazinenin Anahtari
Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi İsmail Mutlu
sy 484.
29 Temmuz 2022 17:32
yuksel dedi ki...
Mustafa Kemal
'SABETAY SEVİ'nin soyudan geliyorum kendisine hayranım.
Keşke bu dünyadaki bütün Yahudiler onun mesihligi altında birleşse..'
Sırr-ı inna A'tayna
Rumuzat-i Semaniye
Mâidet-ül-Kur'an sy 83
31 Temmuz 2022 15:
Günün birinde esirleri teftişe gelen ve kampı gezerken Bediüzzaman’ın önünden geçen Nikola Nikolaviç’e o hiç ehemmiyet vermiyor ve yerinden kımıldanmıyor. Başkumandanın nazar-ı dikkatini çekiyor. Tekrar bir bahane ile önünden geçiyor. Yine kımıldanmıyor.
YanıtlaSilÜçüncü defasında önünde duruyor, tercüman vasıtasıyla aralarında şöyle bir muhavere geçiyor:
“Beni tanımadılar mı?”
“Evet, tanıdım. Nikola Nikolaviç, Çarın dayısıdır, Kafkas Cephesi Başkumandanıdır.”
“O halde ne için hakaret ettiler?”
“Hayır, affetsinler, ben kendilerine hakaret etmiş değilim. Ben mukaddesatımın emrettiğini yaptım.”
“Mukaddesat ne emrediyormuş?”
“Ben Müslüman âlimiyim. Kalbimde iman vardır. Kendisinde iman olan bir şahıs, imanı olmayan şahıstan efdaldir. Ben ona kıyam etseydim, mukaddesatıma hürmetsizlik yapmış olurdum. Onun için ben kıyam etmedim.”
“Şu halde, bana imansız demekle benim şahsımı, hem ordumu, hem de milletimi ve Çarı tahkir etmiş oluyor. Derhal divan-ı harp kurulunda isticvab edilsin.”
Bu emir üzerine divan-ı harp kuruluyor. Karargâhdaki Türk, Alman ve Avusturya zâbitleri, ayrı ayrı Bediüzzaman’a rica ederek Başkumandana tarziye vermesi için ısrar ediyorlar. Verdiği cevap bu oluyor:
“Ben âhiret diyarına göçmek ve huzur-u Resulullaha varmak istiyorum. Bana bir pasaport lâzımdır. Ben imanıma muhalif hareket edemem.”
Buna karşı kimse sesini çıkarmıyor, neticeyi bekliyor. İsticvab bitiyor. Rus Çarını ve Rus ordusunu tahkir maddesinden idam kararını veriyorlar. Kararı infaz için gelen bir manga askerin başındaki subaya kemâl-i şetâretle, “Müsaade ediniz, on beş dakika vazifemi îfa edeyim” diye abdest alıp iki rekat namaz kılarken, Nikola Nikolaviç geliyor, kendisine hitaben:
“Beni affediniz. Sizin beni tahkir için bu hareketi yaptığınızı zannediyordum. Hakkınızda kanunî muamele yaptım. Fakat şimdi anlıyorum ki, siz bu hareketinizi imanınızdan alıyorsunuz ve mukaddesatın emirlerini îfa ediyorsunuz. Hükmünüz iptal edilmiş; dinî salâhatinizden (salihliğinizden) dolayı şâyân-ı takdirsiniz. Sizi rahatsız ettim, tekrar tekrar rica ediyorum, beni affediniz.”
Teenni her şeyde hayırdır. Ahiret amelinde değil.
YanıtlaSilRavi: Hz Saad İbni Vakkas (r.a.)
Sayfa: 197 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSilDoğru olsam ok gibi,
Yabana atarlar beni,
Doğru olsam ok gibi,
Yabana atarlar beni,
Eğri olsam yay gibi,
Elde tutarlar beni.
Eğri olsam yay gibi,
Elde tutarlar beni.
Hiç keder elem etme,
Boş yere matem etme,
Düşmanlarını tanı,
Uzak dur sitem etme.
Düşmanlarını tanı,
Uzak dur sitem etme.
Peygamberler, baba bir ana ayrı kardeşlerdir. Dinleri de birdir. Meryem oğlu İsa (a.s) da Benim kardeşimdir. Ve aramızda başka Peygamber yoktur. O, tekrar yeryüzüne gelecektir. Onu gördüğünüzde tanırsınız. Orta boylu, kırmızı-beyaz renkli bir zattır. Üzerinde Mısır kumaşından iki parçalı elbise vardır. Su isabet etmediği halde başında damlalar görülür. (Geldiğinde) putu kırar, domuzu öldürür, cizyeyi kaldırır ve milletleri islama davet eder. İslamdan başka din kalmaz. Arslanlar develerle, kaplanlar sığırlarla, kurtlar koyunlarla beraber dolaşıp otlarlar. Ve çocuklar yılanlarla oynar ve hiç biride diğerine zarar vermezler. O kırk sene yaşayacak ve ölecektir. Cenazesini müslümanlar kaldıracaktır.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 191 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel13 Ağustos 2022 08:23
Ümmetimden iki sınıf salih olursa, ümmette salih olur. Umera ve Ulema.
Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 308 / No: 10
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel13 Ağustos 2022 08:29
Ümmetimden iki sınıf salih olursa, ümmette salih olur. Umera ve Ulema.
Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 308 / No: 10
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel13 Ağustos 2022 09:42
LOZAN
Ismet İnönü ve Lozan Anlaşması. (EL) 2:31.
Lozan'da dinin öldürllmesi karan alındı. (E.L) 2:31.
Lozan'da Türkleri Protestan yapma karan alındı. (EL) 2:53
Lozan'in iç yüzü. (E.L.) 2:31.
Mustafa Kemal ve Lozan Anlaşması. (EL.) 2:31.
Sefin Lozan Anlaşmasında verdiği dehşetli fikir. (EL) 2:43
YANITLASİL
yuksel13 Ağustos 2022 09:49
LOZAN
Ismet İnönü ve Lozan Anlaşması. (EL) 2:31.
Lozan'da dinin öldürllmesi karan alındı. (E.L) 2:31.
Lozan'da Türkleri Protestan yapma karan alındı. (EL) 2:53
Lozan'in iç yüzü. (E.L.) 2:31.
Mustafa Kemal ve Lozan Anlaşması. (EL.) 2:31.
Sefin Lozan Anlaşmasında verdiği dehşetli fikir. (EL) 2:43
YANITLASİL
yuksel14 Ağustos 2022 01:19
Mufessirler, bu âyette ki güzel söz ü kelime-i tevhid, iman veya müminin kendisi diye yorumlamislardir. Çoğunluğun kabul ettiği birinci yoruma göre güzel ağacın kökü müminin kalbi, gövdesi imanın kendisi, dallari da müminin gerçekleştirdiği iyi amellerdir.
Kemalat-i Tayyibe
Risale-i Nur'un Tariflerine göre
Istilahlar ve Anahtar kelimeler
sy. 237,238.
YANITLASİL
yuksel14 Ağustos 2022 01:44
İngiliz Meclis - i Meb'usaninda Mustemlekat Nazırı, elinde Kur'ân-ı Kerîm'i göstererek söylediği bir nutukta:
Bu Kur'an, İslamlarin elinde bulundukca biz onlara hakim olamayız. Ne yapıp yapmalıyız, bu Kur'an 'i onların elinden kaldırmaliyiz yahut müslümanları Kur'an' dan sogutmaliyiz.
diye hitabede bulunmuş.
Esasat-i Nuriye
Risale i Nur Mesleği Hizmet Rehberi
sy. 323.
Edep nedir? diye sual edildiğinde :"Yemeğiniz arpa olsun, helvanız hurma olsun, katığınız tuz olsun, yağınız süt olsun, elbiseniz yün olsun, evleriniz mescidler olsun, ışığınız güneş olsun kandiliniz ay olsun lezzetiniz su olsun,
YanıtlaSilRuhu'l Furkan Tefsiri
Hazret-i Mevlana eş şeyh Mahmud en Nakşibendi El-Muceddidi el Halidi el-Ufi
cilt 15. sy. 84.
YANITLASİL
yuksel26 Eylül 2022 04:40
güzelliğiniz temizlik olsun, ziynetiniz tedbir olsun, ameliniz rıza olsun, azığıniz takva olsun, Yemeğiniz gece olsun, uykunuz gündüz olsun, kelamınız zikir olsun suskunluğunuz ve gayeniz tefekkür olsun,bakışınız ibret olsun, sığınağıniz ve yardımcınız da Mevlaniz olsun! İşte ölünceye kadar bu hal üzere sabredin! "buyurmuştur.
Ruhu'l Furkan Tefsiri
Hazret-i Mevlana eş şeyh Mahmud en Nakşibendi El-Muceddidi el Halidi el-Ufi
cilt 15.
sy.84,85.
Kıyametin önü sıra karanlık geceler gibi fitneler vardır. O fitne devrinde adam sabah mü'min, akşam kâfir olur. Ve akşam mü'min sabah ise kâfir olur. O zaman oturan, ayakta durandan hayırlıdır. Ayakta duran yürüyenden hayırlıdır, yürüyen ise koşandan hayırlıdır. O devirde okların yayını kırın, kirişlerini koparın, kılıcınızı da taşa vurun, evinize çekilin. Birinizin evine girilse ve üzerinize varılsa o zaman Adem (a.s.)'ın iki oğlundan hayırlısı gibi olun. (Yani öldürülen gibi.)
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Mûsa (r.a.)
Sayfa: 121 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
Kur'an okumakla Kur'an olmaz. Nakletmekle de ilim olmaz. Kur'an hidayetle, ilim de anlayışla olur.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 362 / No: 9
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel4 Ekim 2022 04:25
Zekat, halka şefkatin anahtarıdır.
İslam da Zekat Muessesi.
Yunus Vehbi Yavuz.
Fihrist
YANITLASİL
yuksel4 Ekim 2022 04:41
Zekat, malı ebedilestirir.
Zekat, malı temizler.
Zekat, malı çoğaltır.
Zekat, kalpteki dünya sevgisine karşı bir ilaçtır.
Zekat, fakirin kıskançlık duygusunu körletir.
İslam da Zekat Muessesesi.
Yunus Vehbi Yavuz
Fihrist
YANITLASİL
yuksel4 Ekim 2022 04:51
Zekat, bir nevi sosyal güvenlik ve sigortadir.
Zekat, toplumda bir orta sınıfın doğmasını öngörür.
Zekat, paranın stok edilmesini önler.
Zekat sosyal dengeyi sağlar.
Zekat, yatırıma açılan bir kapıdır.
Zekat bir kalkınma hamlesidir.
Zekat, fakiri çalışmaya teşvik eder.
İslam da Zekat Muessesesi
Yunus Vehbi Yavuz
Fihrist
Baykara'nın söylediklerinden sadece Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Atatürk'ün değil, Atatürk' ün şahsında, 20.
YanıtlaSilyüzyılınTürk devrimini yapan kadronun Sultan II. Abdülhamid döneminin doğal bir sonucu olduklarini söylemek müm-
kün görünmektedir.
1880lerden itibaren, bir Osmanlı toplumu yaratmak ideali ile her vilayette pozitif ilimleri öğreten idadi liselerinin açılması, aydın Batıcı bir kuşak yetişmesini sağladı . Atatürk nesli,
i bu temelde kurulan yeni askeri mekteplerde yetişti (Inalcık 2006: 338).
sy. 177
Türk Modernleşme ve 2.Abdulhamid'in eğitim hamlesi
Ömer Faruk Yelkenci
Baykara'nın söylediklerinden sadece Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Atatürk'ün değil, Atatürk' ün şahsında, 20.
YanıtlaSilyüzyılınTürk devrimini yapan kadronun Sultan II. Abdülhamid döneminin doğal bir sonucu olduklarini söylemek müm-
kün görünmektedir.
1880lerden itibaren, bir Osmanlı toplumu yaratmak ideali ile her vilayette pozitif ilimleri öğreten idadi liselerinin açılması, aydın Batıcı bir kuşak yetişmesini sağladı . Atatürk nesli,
i bu temelde kurulan yeni askeri mekteplerde yetişti (Inalcık 2006: 338).
sy. 177
Türk Modernleşme ve 2.Abdulhamid'in eğitim hamlesi
Ömer Faruk Yelkenci
Kıyamet gününde, Adem evladından bir takım kavimler getirilir ki, yanlarında dağlar gibi hasenat vardır. Bunlar Cenneti görecek gibi yaklaştığında: "Sizin orada nasibiniz yok" denilir. (İtikadları dürüst ve niyetleri halis olmadıkları için)
YanıtlaSilRavi: Hz. Salim (r.a.)
Sayfa: 505 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel21 Ocak 2023 01:36
mektům, mektüme .a.s) مكتوم ketm'den): 1. ketmolunmuş, gizli, sak- l. 2. hükümetten gizli tutulan. Emvâl-i mektûme: vergiden kaçırılan mallar. melâgim Mål-i mektûm: gizli, saklı mal. Nüfûs-i mektûme: kütüğe kaydolunmamış kimse- ler. Vâridât-ı mektûme: deftere geçirilme- yerek şahıs elinde kalan devlet
hadisesi) Hz. Avf İbni Malik (r.a.)
YanıtlaSil258 4 Dört fitne olacak: Kan mübah kılınacak, Kan ve mal mübah olacak, Kan, mal ve ırz mübah kılınacak ve dördüncüsü ise deccal fitnesi olacaktır. Hz. İmran İbni Husayn (r.a.)
258 5 Deccalin önü sıra hud'alı seneler olur ki; yağmur çok yağar, fakat nebat az our. Sadıkler tekzib olunur, yalancılar ise tasdik olunur. Haine itimad edilir, emin ise hain addedilir. Ve "Rüveybiza" söz sahibi olur. Denildi ki: "Ya Resulallah, Rüveybiza nedir?" Buyurdu ki, Kendisine itimad olunmayan ve kıymet verilmeyen kimselerdir. Hz. Avf İbni Malik (r.a.)
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2023 23:46
258 7 Altı hal vardır ki onlar vaki olduğunda ölümü temenni edebilirsiniz: Sefihlerin beyliği, Hükmün para ile satılması, Kanın istihlaf edilmesi, Zaptiyenin çoğalması, Akrabalığın kesilmesi, Kur'an-ı Kerim'i eğlence yapanların çoğalması ve Onun musiki yerine dinlenilmesi. Öyle ki, adamı mihraba, nağme dinlemek için geçirirler. Halbuki o adamın fıkıhtan haberi bile yoktur. İşte bu durumlarda ölümü istemekte haklı olursunuz. Hz . Abis el Gıfari (r.a.)
258 8 İlimde, birbirinize nâsih olun ve birbirinizden bir şey gizlemeyin. Zira, ilimde hiyanet, malda hiyanetten eşeddir. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
258 9 Lohusa kadın kırk gece bekler. Bundan önce temizlik görürse, temiz hükmü giyer. Kırk gün geçerse özürlü addedilir. Yıkanır ve namaza devam eder. Kan fazla gelirse, her namaza bir abdest alır. Hz. İbni Amr (r.anhüma)
258 10 Gökten yardım, zahmete göre, ve sabır da musibete göre iner. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
258 11 Kadın, şu dört şeyi için nikahlanır: Malı, Asaleti, Güzelliği ve Dini. Elin toprak olası, sen din sahibine bak. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
258 12 Olanca kuvvetinizle temizlenin. Zira Allah (z.c.hz)'leri islamiyeti nezafet üzere tesis etmiştir. Ve Cennete ancak nazif girer. Hz Ebu Hureyre (r.a.)
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2023 23:49
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
293 1 Oğullarınızı ve kızlarınızı evlendirin. Kızları altın ve gümüşle süsleyin, ve elbiseleri güzel olsun. Ve kendilerine rağbet edilmesi içinde onlara güzel hediyelerle ihsanda bulunun. Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
293 2 Zengini ziyaret eden, sâim ve kâim gibi sevab alır. Fakiri ziyaret eden kimes ise fisebilillah cihad sevabı alır. Ve bunun için atılan adımlar, Aziz ve Celil olan Allah yolundaki adımlara denk olur. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
293 3 Kur'an-ı Kerim'i seslerinizle ziynetlendiriniz. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
293 4 Bayram namazlarınızı tehlil, tekbir, tahmid ve takdislerle ziynetlendiriniz. Hz. Enes (r.a.)
293 5 Meclislerinizi Bana selat ve selam getirmekle ziynetlendiriniz. Zira Bana selavat getirmeniz kıyamette size nur olur. Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
293 6 Rabbimden "Lahinlere" (Aptal, çoluk çocuk gibi aklı az olan) azab etmemesini diledim, kabul buyurdu. Hz. Enes (r.a.)
293 7 Rabbimden, müşrik çocuklarından ölenleri Benim için bağışlamasını diledim, kabul buyurdu ve Cennete soktu. Hz. Enes (r.a.)
293 8 Rabbimden, Benden sonra, ashabımın ihtilaf edecekleri meseleler hakkında sual ettim. Bana vahyetti ki: "Ya Muhammed (s.a.s.) Senin eshabın Benim yanımda gökteki yıldızlar gibidir. Bazısı diğerinden daha parlaktır. Kim ki, onlardan birisini (içtihadlarında )takip etse, o kimse Benim nazarımda hidayet üzerindedir." Hz. Ömer (r.a.)
293 9 Ya Ali, senin hakkında Allah'dan beş şey istedim. Birini kabul etmedi, dördünü verdi: Ümmetimin senin başında toplanmasını Allah'dan
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2023 23:50
293 9 Ya Ali, senin hakkında Allah'dan beş şey istedim. Birini kabul etmedi, dördünü verdi: Ümmetimin senin başında toplanmasını Allah'dan istedim, kabul etmedi. Senin hakkında Bana verdikleri ise şunlardır: Kıyamet gününde ilk olarak Ben ve yanımda sen kalkacağız. Önümde "Hamd" sancağını sen taşıyacaksın. Evvelkileri ve sonrakileri geçeceksin. Benden sonra mü'minlerin veliside sen olacaksın. Hz. Ali (r.a.)
293 10 Aziz ve Celil olan Allah'dan seni takdim etmesini (önce hilafete geçmeni) üç kere istedim, kabul etmedi. Ancak Ebu Bekir'i kabul etti. (Bu sözü Hz. Ali (r.a)'a buyurdu.) Hz Ali (r.a.)
[6] Beydâvî.
YanıtlaSil[7] Âyet-i kerîmedeki “takdir etme/planlama” ifadesi, meallerde meleklere ait olarak alınmıştır. Fakat bu ifade ancak Allah’a ait olacağından ve bunu da Resûlü’ne anlattığı yönüyle yukardaki şekli tercih ettik. [bk. 37/133-137; Râzî, XIV, 121]
[8] Hz. Cebrail’in sayhası.
[9] Eyke, sık ormanlık demektir. O kavim, böyle ormanlık bir bölgede oturuyor idi. Eyke halkı, Akabe Körfezi’nin doğu sahilinde bulunan Medyen’de Hz. Şuayb’ın zamanında yaşayan bir toplumdur (Beydâvî).
[10] Hicr halkı Hz. Salih’in kavmi olan Semûd kavmidir. Hicr, Tebuk yolunda bir yer olup Hz. Peygamber hacıların burada konaklamasını yasaklamıştır. (Tefsîru Taberî) Burası aynı zamanda Nemrud’un konakladığı yerdir.
Müslümanları yönetenier, onların işlerinin bag çenler müslümanlardan olmalıdır. Çünkü milime nn kendilerini yönetenlere itaat etmeleri bir farize, a vecibe, bir zorunluluktur. Müslüman olmayanlara e at edilebilir? Allah Teâlâ şöyle emreder: "Ey iman denie Allah'a itaat edin, Resûle itaat edin ve sizden olan buy sahibi yöneticilere itaat edin" [Nisa süresi (4), 59). Bizlerin y neticilere nasihatimiz, onlara karşı vazifemiz, kendilerinin ve dürüst olmalarını, doğru yolu bulmalarını, adaletli davan malarını istemektir. Onlara karşı saygımız ve sevgimiz, şahısle rini tanımamıza veya birtakım özel işlerimizi onlar vasıtasıyla gerçekleştirmemize bağlı olamaz. Böyle bir saygı ve sevgi di- nimiz nazarında makbul de sayılmaz. Yöneticilerin adil idare leri altında bütün İslâm ümmetinin birliğini ister, bunun için gayret ederiz. İslâm ümmetinin parçalanmışlığı vüreğimizi
YanıtlaSilRiyazu's Salihin
İmam Nevevi
Kampanya Kitapları
cilt. 2.sy.72, 73.
za sonsuz hagmet ve yücelik sahibi
YanıtlaSilgay hikmetle yapan, Allah
kemal sonsuz mükemmellik sahibi olan eetle yaratan Allah Aan sahibi, her şeyin yaratıcısı Allah Za sonsuz yücelik ve hamet sahibi, her-
are yokan yaratan Allah Na Zulcelal ve'l-Cemal: sonsuz güzellik, büyüklük et sahibi Yaratıcı, Allah
Zülcelal: kudreti herşeyi kuşatan ve sonsuz
a ve yücelik sahibi olan Allah N Zülkemal: kudreti herşeyi kuşatan, sonsuz mükemmellik sahibi Allah
Kabhar Zülcelal: haşmet ve yücelik sahibi ve herşe-
ye her zaman mutlak galip gelen ve kahretmeye gücü
yeten Allah Kabib-i Zülkemål: bütün varlıkları bir kitap yazar gibi, mükemmel ve kusursuz bir şekilde yaratan Allah
Kerim-i Zülcelal: sonsuz haşmet ve yücelik sahibi, lū tuf ve cömertliği sınırsız olan Allah
Nakkaş- Zülcelal: herşeyi nakışlı ve süslü bir şekild yaratan, sonsuz haşmet ve yücelik sahibi Allah Padişah- Zülcelâl: sonsuz haşmet ve yücelik sahi
Padişah, Allah Rabb-i Zülcelâl: sonsuz heybet ve yücelik sahibi makla beraber herşeyin Rabbi olan Allah
Rabb-i Zülcelâl-i ve'l-İkram: sonsuz heybet ve yü
lik sahibi olmakla birlikte çok ikramda bulunan ve
şeyin Rabbi olan Allah
Rahim-i Zülcemâl: sonsuz güzellik sahibi ve her v merhameti olan Allah ikram: güzellik ve ikram
veren; Allah
YANITLASİL
yuksel22 Nisan 2023 22:16
Ölüm dehşetli değildir. (L.) 211:25. Lem'a 9. deva; (5) 15 Şua, 1. makam; (S.) 658:Lemaat
Ölümü geçici hayat rengi vermek mümkündür. (5.) 232:20, 2. makam
Ölüm gelmesi kesin bir gerçektir. (K.L.) 114,
Ölüm genç ihtiyar ayırmıyor. (K.L.) 114, Ölüm gerçeği. (Ş.) 164:11. Şua, 2. mes.; (As. M.) 14:2. mese Ölüm hakikatı hayattan ziyâde birşey istiyor. (T.H) 354:Den, ha
Ölüm haktır. (M.N.) 45:Katre, muk. 2. kelâm; (§.) 164:11. 2. mes.; (As. M.) 14:2. mesele Ölüm hayat kadar bir bürhân-1 rubûbiyettir. (S.) 617:33. S
24. pencere
lüm fdam değildir. (M.N.) 191:10. risâle; (1.1.) 229; (M.) 22 222:20. Mektup, 7 ve 11. kel.; (As. M.) 216, 218:2. kısım,
ve 11. kelime
im mü'minleri cennet bahçelerine götürür. (S.) 35:7. Söz
im nasıl nimet olur? (M.) 13:1. Mektup, 2. Suâl; (İ.İ.) 229. m Nevruz Bayramı günümüzdür. (Mn.) 101.
m öldürülemez. (Ş.) 405:14. Şua m tabiî bir netice değildir. (İ.İ.) 234.
nü temennî etmek. (T.H.) 197:Eskişehir hayatı nü veren Allah'tır. (Ş.) 506:15. Şua; (M.) 220:(20. Mekti
.kel.; (As. M.) 216:2. kısım, 7. kelime nü yaratan Allah olduğuna göre öldürene niçin kâtil de or? (S.) 431:26. Söz, 2. mebhas
ya saadet getirir, ya sıkıntı. (K.L.) 114; (S.) 164:11. S mes.; (As. M.) 14:2. mesele
yeni bir hayatın başlangıcıdır. (M.) 220:20. Mektup 7. kelin Kur'ân okumak. (S.) 576:15. Şua; (S.T.) 59; (E.L.) 2:16 L.) 2:173; (S.) 478:29. Söz, 2. maksat 1. esas, 2. menba
-i Nur ölümü sevdiriyor. (E.L.) 1:43: (S T )
YANITLASİL
yuksel22 Nisan 2023 22:20
Zaman gelir nimetin olmaması nimet olur.
(S.Lem.) 665.
Bir Hazinenin Anahtarı
Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi
İsmail Mutlu
sy. 503.
MESAFEDE Beyazıt Camii kürsüsünden - (Balkan Harbi, 1913).....
YanıtlaSil&TEVEKKÜL, AMA ARSLAN GİBİ... SAVAŞTAYIZ, DURMAYALIM! Fatih Camii kürsüsünden - (Balkan Harbi, 1913)
4 BU DEVLET YIKILIRSA, İSLAM ALEMİ BİTER... BİZİ ANCAK EĞİTİM
KURTARIR Süleymaniye Camii kürsüsünden - (Balkan Harbi, 1913). 5. ESİR OLANA, DEĞİL HAYAT; ÖLÜM HAKKI BİLE TANIMAZLAR!..
SAVAŞALIM! Zağnos Paşa Camii kürsüsünden - (Milli Mücadele, 1920)..
BİRLEŞELİM, ÇALIŞALIM, YABANCILARA KANMAYALIM; SAVAŞALIM,
SEVRI PARÇALAYALIM! Nasrullah Camii kürsüsünden - (Milli Mücadele, 1920) 2 7. MÜSLÜMAN, DİNİNE SARILIRSA, YÜKSELİR... GERİ KALMAMIZ
DİNDEN DEĞİL, BİZDEN! Kastamonu kazalarında - (Milli Mücadele, 1920)... & TAM MÜSLÜMAN OLMADAN KURTULUŞ YOK... CEPHELERDE
SAVAŞA DEVAM! Kastamonu kazalarında - (Milli Mücadele, 1920)...... ZAFERDEN ÜMID KESENLER, MÜSLÜMAN DEĞİLDİR! Kastamonu havilininde-(Mill Michele, 1920)....
SÖZLÜK
SÖZLÜK
1
YanıtlaSil42 Hakkı batilla karıştırıp onu bile bile gizleme-
yin.
42 Hakkın batilla karıştırılması, gerçeğin tah- rif edilerek anlaşılmaz bir hâle getirilmesi veya anlaşılır olsa bile, gerçekten uzak bir manaya so- kulmasından ibarettir. Daha açık bir ifadeyle, de- lil üzerinde sahtekârlık yaparak yanlış hüküm çı- karılmasını sağlamaktır.
YANITLASİL
yuksel7 Temmuz 2023 08:31
Kur'an-ı Kerim
Meal ve Tefsiri
Talat Kocyigit
cilt 1.sy.122.
YANITLASİL
yuksel7 Temmuz 2023 08:33
Bakara Suresi 42.ayet.
YANITLASİL
yuksel7 Temmuz 2023 08:46
Hakkın batilla karıştırılması, onun gizlenmesi ve başkaları tarafından bilinip anlasilmamasi gayesine matuftur.
Bakara Suresi
42. ayet.
Kur'an - i Kerim
Meal ve Tefsiri
Talat Kocyigit
. 1.sy.123.
YANITLASİL
yuksel7 Temmuz 2023 08:53
ma'tuf. 1.Egilmis,yönelmiş, meyletmis.
2.Birine isnat olunmuş, yöneltilmiş.
Osmanlı Türkçesi Sözlüğü
Prof Dr İsmail Parlatır
Yargı Yayinevi
sy. 1023.
YANITLASİL
yuksel7 Temmuz 2023 08:59
İsnad.
1.Bir düşünceyi, bir konuyu bir kişi veya bir sebebe dayandirma, yükleme, atfetme. 2.mec.Karacilik,iftira.
Osmanlı Türkçesi Sözlüğü
Prof Dr İsmail Parlatır
Yargı Yayinevi
sy. 767.
Acaba faizi ki moduyor? Faizi, faizle kredi alan tüccar, sanayici ve her hangi bir iş adamı mı ödüyor, yoksa tüketici olanlar mı ödüyor? Mu- hakkakki faiz çoğunlukla halktan alınıp ödeniyor. Eğer kredi; yeme, iç me, giyinme, barınma ve gerekli eşyalar satın almak için alınmışsa fâiz, krediyi alandan çıkar ki bugün bu durumda olanlara teminatı olmadığı için zaten faizle para verilmez. Geriye ziraî, sınaî veya hizmet üreten züm- re kalıyor ki fâizcinin esas müşterisi bunlardır. Bunlar ürettikleri şey- lerin maloluş fiatlarına, hem ödedikleri ve hem de ilerde ödiyecekleri fâizi ilâve etmek zorunda kalırlar. Bu da elbetteki fiatları artıracaktır.
YanıtlaSilÜreticileri ikiye ayırabiliriz: a) Kredi almadan kendi imkânları ile iş çevirenler. Bunlar küçük üretici ve müstahsillerdir. b) İşlerini kredi ile yürütenler. Büyük kuruluşlar daha çok bu kısım içinde yer alırlar. Bu kısımda küçük üreticiler ve küçük kuruluşlar da vardır. Her kurulu- şun amacı hem varlığını sürdürmek ve hem de büyümektir. Bazan talep fazlalığı ve bazan da rekabet yüzünden kısa devrede gelişme istenilir. Bu sebeple de paraya ihtiyaç olur. Muntazaman kredi temin eden iş yerleri şartlar elverişli olduğunda kısa sürede büyürler. Piyasa aynı alanda en fazla üretim sağlıyan, kuruluş veya kuruluşların daha fazla etkisi al- tındadır.
dilen
7-Fâizin fiyatlara etkisi
İslam İktisadinin Esasları
Celal Yeniçeri
sy. 263.
Şamil Yayinevi
YANITLASİL
yuksel16 Temmuz 2023 08:21
C - BAZI MALLARA İHRAÇ YASAĞININ KONULMASI
Devlet bazı malların ihracını yasaklıyabilir. Buna harp yıllarında daha çok ihtiyaç duyulur. Bilhassa silâh ve silâh sanayiinde kullanılabi- lecek her türlü maddenin satışı yasaklanır. İbni Kudâme (541-620 H/1146- 1223 M); düşman tarafa, yol kesicilere, veya fitnecilere silâh satışı yasak- tir, diyor¹". Yasağa uyulmasından hisbe 134 teşkilâtı sorumlu olduğundan konu hisbe kitaplarında da yer almıştır. Meselâ İbni 'İvaz (ö. 696 H) ko- nuya değinirken şöyle der: «Harpte düşmanın işine yarıyacak olan her şeyin; harp malzemelerinin, malzeme yapımında kullanılması sebebiyle demirin, harpte yük ve binek vasıtası olarak kullanılan hayvanların ve muhariplerin işine yarıyacak elbiselerin satışına müsaade edilmez»> 135.
ihraç yasağı muhakkakki daha başka malları da kapsıyabilir.
İslam Iktisadinin Esasları
Celal Yeniçeri
Şamil Yayinevi
sy. 265.
Osmanlı Tahtının Varisleri: Kırım Hanları
YanıtlaSilAnkara Savaşı'ndan sonra yıkılacak olan Altinorda'nın devami Kırım Hanlığı olur. Geleneksel devletlerde kültürün etkisi baskındır. Osmanlı'da "Hanedan-ı Ali Osman" Osman Gazinin soyu "kut" yani Allah'tan dünyayı yönetme gücü
YANITLASİL
yuksel26 Temmuz 2023 04:26
almış, baht sahibi olarak kabul edilirdi. Bununla birlik- te Cengiz soyu da kut sahibi kabul edilir ve bu yüzden büyük önem taşırdı. Osmanlı'da erkek çocuk doğmasa, soy kesilse, taht Kırım Hanı'nın hakkıdır. Çünkü onların soyları da kutludur. Osmanlı kaynaklarında Cengiz soyu bu açıdan muteberdir. O kadar ki; tüm paşalar, krallar huzura çıktığı vakit Sultanın eteğini öperken; Kırım hanları el öpme hakkına sahiptiler. Fatih ile beraber Osmanlı'ya bağlanan Kırım Hanlığı; II. Viyana Kuşatması'nda vazi- felerini yerine getirmez ve duygusal bir sebepten ötürü düşmanın önünü kesmeyerek Osmanlı ordusunun iki ateş arasında kalmasına sebep olurlar.
Vazifeyi Terk Kendine ve İslam'a İhanettir
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın emrine rağmen Kırım Hanı; Leh ordularını durdurmaz ve geçişine izin verir. Vi- yana'yı fethetmeye yakın olan ordu arkadan beklenmedik bir baskın ile sarsılır ve iki ateş arasında kalır. Bu hadisenin etkisi bugün de devam etmektedir. Bozgundan sonrası Osmanlı, Kırım ve âlem-i İslam için duraklama, gerileme ve hayatta kalma mücadelesi olacaktır. Dün Osmanlı'ya şu ya da bu sebepten karşı duran, altını oyan hangi teşekkül varsa bugün Türkiye'den daha vahim halde; yok olma teh- likesiyle karşı karşıyadır. Gün; tekerrürü önleme, tarihten ilhamla aleme yeni bir nefes olma günüdür.
YANITLASİL
yuksel26 Temmuz 2023 04:29
Genç
Ebedi Gençlik Dergisi
Ocak 2018
sayı. 136.
sy.43.
Vatan hainlerini putlastirdilar
YanıtlaSilkahramanlastirdilar
Mustafa Kemal ve İnönü
İslam dini oldurulecek
Yahudiler ve masonlar
Biz Turkleri savaşarak yenemiyecegiz, ancak İslam dininden çıkartarak yenebiliriz.
Haim Naum
Mustafa Kemal ve inonuyu dost bulmuş (İslam dinine dusman) ve böylece Turkiye Cumhuriyetin temelleri dinsizlikle....... (Lozan in gizli madde leriyle)
istisna olarak Mustafa Kemal Atatürk ün gizli vasiyeti aciklanabilseydi Turkiye de her şey degisebilirdi (İsmet Bozdag
17 Ocak 1988
Nokta Dergisi....
atılmıştır.
İnsanlığın kurtuluşu faizin kaldırılması, zekâtın yerine getiril mesindedir. (S.) 649:Lemaat
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 22:33
İnsanlar kendi idarecilerinin yolundadır. (Mn.) 33.
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 22:53
8.Asirda İngiliz Kralı Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazarak para bastırmış.
Akra Fm.
Günün sohbeti
Prof Dr Mahmud Esad Coşan
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 23:36
Türkiye Cumhuriyeti de paranın üstüne Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazmalidir.