15 Eylül 2007 Cumartesi Nefislerin beyazlaşması..!!! Dünya yeşillenirken nefisler beyazlaşması lazımdır. Gönderen yüksel zaman: 05:07 5.000 YORUM: 1 – 200 / 5000 Yeni› En yeni» yüksel dedi ki... bismillahirrahmanirrahim elhamdülilah Allahümmesallialaseyyidinemuhammed
19 Aralık 2009 10:54 yüksel dedi ki... SUAL:HER ŞEYDEN EVVEL BİZE LAZIM OLAN NEDİR? CEVAP:DOĞRULUK: SUAL:Daha? ceyap:yalan soylememek. sual:sonra? cevap :sıdk,ihlas,sadakat,sebat,tesanüt. sual:yanlız? cevap:evet suual: neden cevap:küfrün mahiyeti yalandır.imanın mahiyeti sıdkdır. şu bürhan kafi değil midir ki hayatımızın bekası imanın ve sıdkınve te sanüdün devamıyladır.
26 Mart 2010 05:59 yüksel dedi ki... cerbeze.haklı,haksız sözlerle hakikatı gizlemek.osmanlıca türkçe lügat sy.185.
14 Ekim 2010 04:52 yüksel dedi ki... zikirlerle şeyhe kişisel bağlanmayla belirli olan tarikat tarzı yerine kitab okuma,akıl ve kalbi beraber kullanma,kişinin değil,kitabların arkasında gitmeye dayalı nefis terbiyesi yöntemini seçti.köprü dergisi 2006 yaz sy.151.
15 Eylül 2007 Cumartesi Hadis-i Şerif 1- Beş vakit namazı camide kılan Bismillahirrahmanirrahim demiş gibidir.
2-Ümmetim yıldızlara gidesiye kadar kıyamet kopmayacaktır. Gönderen yüksel zaman: 05:12 4.409 YORUM: 1 – 200 / 4409 Yeni› En yeni» yüksel dedi ki... hülasa yol ikidir. ya sukut etmektir çünkü söylenen her sözün doğru olması lazımdır sıdktor.çünki islamiyetin esası (temel) sıdktır bürüm kemalata isal (ulaştırmak)edici sıdktır.imanın hassası (özelliği)sıdktır.nevi beşeri veba-i kemalata isal eden sıdktır.ahlak-ı aiyenin hayatı sıdktır.terakkyatın mihveri sıdktır.alemi islamın nizamı sıdktır.ashabı kiramı bütün insanlara tefevvuk (üstün olma) ettiren sıdktır.muhammed-i haşimi aleyhissalatü vessalamin meratibi beşeriyetin (insanlık bertebesi) en yükseğine çıkaran sıdktır. münafıkların azaplarının mezkür cinayetleri asarında yalnız kizp ile vasıflandırılması kizbin şiddeti kubh ve çirkinliğine işarettir.bu işaret daki kizbin ne kadar tesirli bir zehir olduğuna bir şahidi sadıktır. zira kizb küfrün esasıdır.kizb nifakın birinci elametidir.kizb kudreti ilahiyeye bir iftiradır kizm hikmeti rabbaniyeye zıttır.ahlakı aliyeyi tahrik eden kizb dir. alemi islamı zehirlendiren ancak kizbdir.almemi beşirin ahvalini fesada veren kisbdir. nev-i beşeri kemalattan geri bırakan kizb dir.müseylimei kezzap ile emsalini alemde rezil ve rüsva eden kizbdir.işte busebeblerden dolayıdırki bütün cinayetler içinde teline tehdide tahsis eden kizbdir(telin lanetleme ) risale-i nur külliyatı işaretül hicaz
7 Haziran 2008 04:57 yüksel dedi ki... hadis-i şerif aranızda nübüvvet allahın istediği kadar sürer. sonra onu (peygamberliği)kaldırmayı istediği zaman kaldırır. sonra, Allah'ın sürmesini murat ettiği kadar (30 sene) nübüvvet yolunda halifelik gelir. sonra kaldırmak istediği zaman onu kaldırır. ve Allah'ın murad ettiği kadar şiddetli bir meliklik idaresi gelir. sonra onu kaldırmak isdeği zaman kaldırır sonra zorba bir idare gelir sonra da nübüvvet yolu üzere bir hilafet gelir. (ramuz el ehadis_257.sayfa_14.paragraf)
makale yazarlarının başka çalışmalarında intihal yaptığının belgelenmesi üzerine bu yazı kaldırılmıştır; bir sonraki baskıya eklenmeyecektir. Okuyucularımızdan şimdiden özür dileriz.
569
Kütük Erişim Sistemleri - Tamer Gülce - İnova; Ayhan Avcı
576
Linux Dağıtımları - Ali Vardar - Papatya Yayıncılık Eğitim
579
Linux Kullanıcıları Derneği - Görkem Çetin - TÜBİTAK UEKAE
581
Linux Ofis Uygulamaları - Ali Vardar - Papatya Yayıncılık Eğitim
584
Makine Öğrenmesi - Ferda Nur Alpaslan - ODTÜ
584
Metin Sıkıştırma - Banu Diri - Yıldız Teknik Üniversitesi
590
Modelleme ve Model Türleri - Barış Tan (Prof. Dr.) - Koç Üniversitesi
595
Modülasyon ve Kodlama - Ümit Aygölü (Prof. Dr.) - İTÜ
601
Mültimedya Veritabanı Sistemleri - Özgür Ulusoy - Bilkent Üniversitesi
604
Nesne-ilişkisel Veritabanı Modeli - Ali Yazıcı (Prof. Dr.) - TOBB Ekonomi ve Teknolojı Üniversitesi
605
Nesneye Dayalı Akıllı Veritabanı Modeli - Murat Koyuncu ve Adnan Yazıcı (Prof. Dr.) - ODTÜ
611
Nitel Benzetim - Cem Say (Prof. Dr.) - Boğaziçi Üniversitesi
616
Ofis Otomasyonu - Haluk Maga - Mikrosoft
620
Optik Ağlar - Zafer Polat, Probil Bilgi İşlem Destek ve Danışmanlık
624
Optik Bilgi İşleme - Haldun Özaktaş (Prof. Dr.) - Bilkent Üniversitesi
629
Otomatik Konuşma Tanıma Projeleri (Türkiye’de) - Ufuk Betiner Önengüt - ITD (İletişim Teknoloji Danışmanlık)
632
Oyunlar Kuramı - Semih Koray (Prof. Dr.) - Bilkent Üniversitesi
642
Örüntü Tanıma - Ethem Alpaydın - Boğaziçi Üniversitesi
646
Petri Ağları - Ali Karcı - Fırat Üniversitesi
651
Portal - Ekın İlyasoğlu - Logaritma İnternet ve BT
652
Programlama - Yasemin Topaloğlu (Prof. Dr.) - Ege Üniveristesi
654
Programlama Dilleri - Yasemin Topaloğlu (Prof. Dr.) - Ege Üniveristesi ve Servet Haydar Karabaş - UEKAE/TÜBİTAK
Proxy - Banu Diri - Yıldız Teknik Üniversitesi
658
Radyo İletişimi - Niyazi Odabaşıoğlu, Niyazi Kılıç ve Yeşim Hekim - İstanbul Üniversitesi
661
Rasgele Değişkenler - Ali Karcı - Fırat Üniversitesi
669
Renkli İmgeler: Gösterimi, Nicemlenmesi ve Kıpırtılanması - Lale Akarun - Boğaziçi Üniversitesi
671
Robotbilim - H. Levent Akın (Prof. Dr.) - Boğaziçi Üniveristesi
675
Sağlık Bilişimi - Osman Saka - Akdeniz Üniversitesi
Bilgisayar günümüzde oldukça fazla kullanılan elektronik ve mekanik parçalardan oluşan bir araçtır. Bilgisayarın tasarlanmasındaki temel amaç iş gücünü hafifletmek böylelikle işlemleri daha hızlı ve pratik bir şekilde gerçekleştirmektir. Bilgisayarlar, üzerinde bulundurdukları elektronik devreler ve birbiri ile haberleşebilen parçalar sayesinde devre neyi nerde ne zaman yapacağını önceden belirlenmiş komutlar sayesinde gerçekleştirebilmektedir.
Bilgisayarın Tarihsel Gelişimi Bilişim teknolojilerinin temelleri milattan önce 600 yılına kadar dayanmaktadır. Günümüzde Abaküs olarak bilinen hesaplama aracı milattan önce Araplar tarafından keşfedilmiştir. 1614 Yılında ise abaküs olarak adlandırılan buluşun, Jonh Napier tarafından algoritması geliştirilerek çarpma işleminin daha fazla kolaylaştırılması sağlanmıştır. Fakat asıl bilgisayar olarak adlandırılan buluş 1930 yılından sonra Dr. Vannevar Bush tarafından geliştirilmiştir.
Yakın Gelecekte Bilişim Teknolojileri Bilişim teknolojileri son 10 yıldır gelişimini “bağlantı temelli” olarak şekillendirmektedir. Bağlantının merkezi insan ve sanal ortamda paylaşım olarak tarif edilmektedir. Böylece pazar ve sistemler gelişmiş el cihazları ve bu cihazlar tarafından üretilen çoklu ortam içeriğini taşıyacak şekilde tasarlanmıştır.
Bir diğer ihtiyaç da paylaşımın anlık olarak yapılabilmesi sonucunda ortaya çıkan geniş bant gezgin sistemler teknolojileri yani 4.5G’dir. Sonuç olarak ihtiyaçları karşılayabilecek teknolojik gelişmeler yazılım ve mikro elektronik alanında inanılmaz karmaşıklık göstermiştir.
Önümüzdeki 10 yıl içinde ise çok faklı bir odaklanma bizi bekliyor. Artık paylaşımın merkezinde sadece insan değil nesneler de yer alacaktır. Nesnelerin bağlantılı ve “çevrimiçi” olmaları neticesinde birbirleri ile iletişim içinde olan milyarlarca nesnenin ürettiği bilgilerin insanlık için nasıl bir faydaya dönüştürüleceği yeni fikirleri destekleyecektir.
Yapay Zeka Nesnelerin daha az veri üretmesi ancak sayılarının çok büyük rakamlara ulaşmasının yanı sıra insanların ihtiyaçlarının artırılmış gerçeklik (Augmented Reality) ve sanal gerçeklik (Virtual Reality) ile yapay zekâ (ArtificiaI Intelligence) uygulamalarına kaymasının beraberinde aynı anda nesneler ile insanlar için sistemlerin ve ağların birlikte eş zamanlı olarak işlevsel olmasını gerektirecektir.
Sonuç olarak ağ mimarilerinin bulut temelli olması, üretilen veri için analiz ve küçük veriyi araştırma bulma, uzaktan sistemlere teknoloji, kapasite ve bant değişikliği yapabilme gibi birçok yeni alan ciddi çalışma isteyecektir. Şimdiden ülkelerde konu araştırılmakta, fikri mülkiyet hakları ile Patent başvuruları yapılmaktadır. Bilişim teknolojileri ihtiyaçlara cevap verebilmek için baş döndürücü ivme ile gelişmesini sürdürecek ve çok kısa zaman içinde 5G gibi iletişim ağları kurulum aşamasına gelecektir.
Günümüzde Bilgisayar Teknolojisi Bilgisayar teknolojisi, geçmiş dönemlerden beri geliştirilmeye devam edilmiş ve sürekli geliştirilmeye açık bir teknolojidir. Günümüzde çeşitlendirilmiş, iş yüküne eskiye göre tamamen sıfıra indirebilecek başarılara erişmiş mucizevi bir buluştur. Bilgisayar bileşenleri iki kısımdan oluşmaktadır. Bunlar dahili bileşenler ve harici bileşenlerdir.
Dahili Bileşenler: Bilgisayarın iç aksamını oluşturan parçalar olarak bilinmektedir. Bu parçalar, güç kaynağı (power supply), anakart (mainboard), hafıza(harddisk), geçici bellek (RAM), merkezi işlem birimi (CPU), ROM ve ekran kartından oluşmaktadır.
Harici Bileşenler: Bilgisayara dışarıdan kablo yardımı ile ya da dışarıdan wifi özelliğiyle bilgisayar sistemine dahil edilen parçalardır. Harici bileşenler ise, Klavye, Mouse, Webcam, Mikrofon, Tarayıcı gibi parçalar örnek gösterilebilir.
Harici Bileşenlerin İşlevleri Klavye: Harici bileşenler olarak tanımlanan klavyeler, Q ve F çeşitlerinde bulunmaktadır. Üzerinde harfler sayılar ve semboller bulunur
yorum. sülale. bir şeyden süzülüp çıkan şey demektir.bazan da bir şeyin özüne, mayasına <sülale< denilir.sütün üstünde oluşan kaymak bu cümledendir. ayrıca kılı yağdan, kılıcı kınından çekip çıkarma hakkında da bu kelime kullanılmıştır. evlat ve torunlara da <sülale< denilmesi, baba ve dedelerinden süzülüp meydana gelmesinden dolayıdır.2. kamus tercemesi. sell maddesi. ilmin ışığında asrın kur an tefsiri celal yıldırım anadolu yayınları cilt.8. sy.4087.
8 Nisan 2021 10:16 Sil Blogger yuksel dedi ki... bu hadis i şerif en önemli hadis i şeriflerden bir tanesidir. bilhassa kıyamet alametleri bölümünde geçen. - cariyenin efendisini doğurması.. cümlesi çok manalıdır.kısaca ulema. -nesebin ve sülalenin ortadan kaybolacağı.. şeklinde şerh etmektedir. muhtar ül - ehadisin - nebeviyye. izahlı tercemesi hadis i şerifler ve vaaz örnekleri es - seyyid Ahmed Haşimi. sy.502.
Şinâsi'nin Türk şiiri'ne getirdiği yeni kavramlardan birisi de bilindiği gibi "akıl" dır.Aklı kâinatın sırlarını çözecek bir anahtar olarak görür.Yine aklı medeniyetin, kılıç kadar belki ondan daha tesirli vasıtası olarak değerlendirir. Ebüzziya Tevfik Bey. Mustafa Canelli. sy.58.
17 Nisan 2021 05:05 Sil Blogger yuksel dedi ki... mustafa kemal AYASOFYA yı puthane yapanı sevmemek suç değildir. <ş.< 368. 14. şua. bir hazine nin anahtarı Risale i NUR Külliyatı Fihrist ve İndeksi. sy.483.
18 Nisan 2021 04:18 Sil Blogger yuksel dedi ki... temmuz un inkılab ı mes udu. <Mn< 14. Asya nın ve İslam alemi nin TALİİ ve taht ve bahtının anahtarı meşverettir. < D.H.Ö.< 55. <T.H.< 72. Bir Hazinenin Anahtarı RİSALE İ Nur Külliyatı Fihrist ve indeksi sy.454.
SDE olarak, Modern Uluslararası Sistemin, gücünü, etkisini, geçerliliğini, “kurgusal meşruiyetini” kaybettiğini her fırsatta anlatmaya ve bunu izah etmeye gayret ediyoruz. Bu hususta hayli yol aldığımızı da söyleyebiliriz. Bu istikamette yılmadan usanmadan devam edeceğiz.
Bir önceki yazımızda “Mısırlı Gazeteci”nin Türkler ve Araplar arasında bir asrı aşkın süre devam eden olumsuz önyargıları berhava eden konuşmasını aktarmıştık.
(“Kurgu Tarihe Karşı Gerçek Mücadele Zamanı” https://www.sde.org.tr/alper-tan/genel/kurgu-tarihe-karsi-gercek-mucadele-zamani-kose-yazisi-10974)
Bu defa komşumuz Yunanistan’dan çok tecrübeli bir münevver olan Ord. Prof. Dr. Dimitris Kiçikis’in, ezber bozan, sarsıcı ve zihin açıcı konuşmasına dikkatlerinizi çekmek istiyoruz.
Dünya çapında saygın bir entelektüel olan Yunan asıllı Türkolog Ord. Prof. Dr. Dimitris Kiçikis, bir TV programında Yunan bir gazeteci tarafından kendisine yöneltilen sorulara samimi cevaplar vererek ufukta yeni pencereler açtı..
İsterseniz konuşmanın, soruların ve cevapların doğallığına hiç dokunmadan TV programındaki sohbete kulak verelim:
"Dimitris Kiçikis:
-Yunanistan’da siyasi seviye çok düşük. Analiz etme kapasitemiz yok, olayın akışına kapılıp gidiyoruz sadece. Hiçbir bilgiye ulaşmaya çalışmıyoruz. Türkiye söz konusu olduğunda büyük bir hata yaptığımızı anlamadıkça sorunlarımızın çözülme şansı yok. Aslında biz değil, Batılılar 1821’de bu küçük devleti (Yunanistan’ı) kurmakla bizi bu tuzağa düşürdüler. Bu çok çılgınca gelebilir. Çünkü ilkokul kitaplarımızda, Kolokotronis gibi Yunan kahramanlara sıkışıp kaldık. 25 Mart’taki bu devrimin Osmanlı İmparatorluğu’nu yok etmek ve birçok parçaya bölmek için Batılıların ‘Yunan Parapolitik Grubu’nun, Masonların bir işi olduğunu anlayamayız. Bu bölünme ve ülkelerin ayrılığı bugüne kadar devam ediyor. Ve bu işin sonunda Yunanistan’da çok ufak bir parça bırakılacak. Çünkü plan Yunanistan’ın, Türkiye’nin ve Balkanların tamamını küçük parçalara bölmek. Mesela şimdi kuzey Yunanistan’ı ayırmak üzere olduklarının farkında değil misiniz? Tıpkı kuzey İtalya’da olduğu gibi, Selanik ve Atina’nın tamamen farklı olduğunu ve aynı devlete ait olmaması gerektiğini iddia eden insanlar var. Bu çok tehlikelidir. Arnavutluk’ta neler olduğu hakkında hiç konuşmayalım. Kammenos zeki oyununu oynadı ve her halükarda Eski Yugoslavya Cumhuriyeti Makedonya (EYCM) ile anlaşma yapmayacağını söyledi. Bu yüzden EYCM ile yapılan hiçbir uzlaşmayı kabul etmeyeceğini söylemek kolay geliyor. Ve bu oldu, bunun olduğunu görmedik mi? Zaef, Çipras’ın anlaşmasını kabul etmediğini söyledi.
Söylemek istediğim ikinci şey Ege meselesinin Lozan Anlaşması ile çözülemeyeceği, bunun geçici olduğu. Çünkü Türkiye’ye giderseniz ki ben her yıl gidiyorum, diğer tarafa, tam sahil şeridine gidin ve karşı tarafa bakın. Türkler ne diyor: “Yunanlılar bizi bloke etti, bu bölge tam anlamıyla bir hapishane ve buradan çıkmak için tek bir adamız bile yok. Denize bakan bir penceremizin olması gerekiyor ama sınırlar duvarımıza doğru geliyor.” Bunun anlaşmalar ile böyle olduğunu, bu yüzden bu şekilde yürüdüğünü ve böyle olması gerektiğini söyleyebilirsiniz. Fakat psikolojik olarak bir Türk bunu kabul etmiyor, boğulduğunu söylüyor. Tıpkı birinin boğazını sıkmak gibi.. Anlaşmaların ne söylediğini biliyorlar ama yine de birkaç ada almak istiyorlar. Neden? Ege’de bir arka bahçeye sahip olmak için. Çözüm nedir? Çözüm onlara bazı adaları vermek değil. Çözüm, Ege’nin iki tarafının da birleşeceği bir anlaşmaya varmak.
Soru:
-Bunun hakkında yazdığınızı biliyorum. Fakat bu hemen gerçekleşecek bir şey değil….
Dimitris Kiçikis:
-Yanlış.. Büyük hata.. Yanlış liderleri olan bir neslimiz var ve bu yüzden hepimiz diyoruz ki “Bu gerçekleşmeyecek bir ütopya.” Bana uygun liderlik verirseniz bunu yarın ülkeme ihanet etmeden yapabilirim.
Soru:
-Ama sayın profesör, daha geçen hafta neredeyse bir uçağımızı vuruyorlardı. Karşı taraf bu kadar kışkırtıcı iken ben bu dediğinizin bir ütopya bile olamayacağını düşünüyorum. Şahsen ben sahip olduğum güçle bunu engellerdim. Ütopya kelimesini sadece siz kullandığınız için kullanıyorum. Yine de bunun gerçekleşmesi için Türk provokasyonlarını geride mi bırakacağız? Türklerle birlikte devam etmek için yapılan tüm kötülükleri hafızamızdan mı sileceğiz?
Dimitris Kiçikis:
-Demek böyle devam edeceğiz… Bakın haftada bir uçak değil, her gün bir uçak da düşmüş olsa ortada yine bize çözüm olmayacak. Savaşla çözüm bulmayı deneyebilirsin, tamam savaşla yapalım ve savaşı kazandığımızı söyleyelim. Ama ne kadar süre için? 1919’da kazandık ama onlar da bizi 1922’de yendi. Bu yüzden sadece savaşla çözüm bulabileceğimizi düşünüyorsanız tamam o zaman durmayın devam edin. Bu sayede her gün uçaklar düşecek, o zaman ne yapacağız?
Soru:
-Yani uçağı vuran kişi ile el mi sıkışacağım? Bravo deyip devam mı edeceğiz? Peki ya sonra?
-Tamam, yükseliş istiyorsun, politika değil. Elini düşmanına verme, tamam el sıkışma ve ne olacak görelim. Unutmayın ki 1923’te biz 7 milyon nüfusa sahiptik ve Türklerin 11 milyon nüfusu vardı. Bugün bizim 11 milyon olduğumuzu ve Türkiye’nin 85 milyon olduğunu milyonlarca kez söyledim. Yani ne olmasını bekliyorsun? İşe yaramaz, tamamen çökmüş durumdayız, yine savaşabilecek durumda mıyız? Tamam, diyelim ki ben de rakipten nefret ediyorum çünkü bu haksızlıklara tahammülüm kalmadı, peki!. Ama sonu ne olacak? Satranç hakkında bilgin yok mu? Satranç mantık ile işler, duygu ile değil.
Soru:
-Sayın profesör, soru sormak için buradayım ve kişisel görüşümü söylemek yanlış oldu. Başka bir şey sormak istiyorum. M.E.B.’de (Münhasır Ekonomik Bölge) paylaşılan bir şeyin Yunan-Türk birliği veya federasyon dediğiniz şeyin başlangıcı olma şansı var mı?
Dimitris Kiçikis
-Paylaşma dedin, paylaşma değil. Paylaşma yok, bu sadece sınırları aktarmak için var. Bir paylaşım değil, ortak girişim, bir araya gelmek. Ortak bir topluluk (joint venture)… Bir şeyleri ortak üretmeyip sadece paylaşmanın bir anlamı yok.
Soru:
-Haklısınız. Bu başlangıç olabilir mi? Başlangıç M.E.B’in Türkiye ile birlikte işletilmesi olabilir mi?
Dimitris Kiçikis:
-Oradan başlayabilirdi, ancak maalesef başlayamaz. Bu konuda kimseyi suçlamadan bir fikir vermek istiyorum. Birleşmeye bence Kıbrıs’tan başlamalıyız. Her şeyi yanlış yaptık ve ada bölündü. Oradan başlamalıyız. Bu iki topluma bir çözüm bulmalı, oradan ortak girişim başlatmalıyız. Peki, bu konuda bir şeyler yapabilir miyiz? Petrolü bırakalım, çünkü Kıbrıs sorununu çözersek M.E.B. sorunu da çözülür. Sana Kıbrıslı Türklerin mantığını söyleyeyim: Kıbrıs’ın önemli bir parçasını beğensen de beğenmesen de aldılar ve bu parça şu an onların. Bu yüzden onlar da çıkan petrolde hakları olması gerektiğini düşünüyorlar. Yunan Kıbrıslılar neden hepsine sahip olmalı? Bu, onların mantığı.. Ben her zaman dedim ki her şeyden önce Kıbrıs meselesinin çözülmesi gerek. Kıbrıs meselesinin tarihine bakarsanız bu bizim tarafımızdan tam anlamıyla bir felaket. İngilizler en başından beri dedi ki “Bir dakika bekle, acele etme. Zaten çöküyoruz, Hindistan’a bağımsızlık verdik, tüm kolonilere bağımsızlık verdik. Size de vereceğiz ama neden hala Papagoya ile birlikte bize karşı savaşıyorsunuz?” İşte bunun bedelini de böyle ödettiler. “Böl ve işgal et” İngilizlerin her zaman yaptığı şeydir. Büyük güçler bunu yapar.
1991’de başlayan 1. Irak Savaşı’nda ABD öncülüğündeki işgalci koalisyon güçlerinin savaş maliyeti 61 milyar dolar olarak gerçekleşmiş, ABD sadece 7 milyar dolarlık kısmını üstlenmişti. Maliyetin 36 milyarlık kısmını Suudi Arabistan, 10 milyarını Japonya, 6,6 milyarını Almanya kalanını da Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn ve Umman ödemişti.
ABD, 2001 Ekim ayında Afganistan’ı, ardından Mart 2003’te Irak’ı işgal etti. Irak işgali öncesinde savaşın maliyetine ilişkin çeşitli kurum ve analistler tarafından çalışmalar yapıldı, raporlar hazırlandı. Savaşın maliyetini çeşitli kuruluşlar şöyle tahmin etmişti:
Temsilciler Meclisi: 48-60 milyar dolar.
Kongre Bütçe Ofisi (CBO) ve Meclis ve Senato Bütçe Komitesi: 50 milyar dolar.
Beyaz Saray Ofisi ve Bütçe Direktörü Mitch Daniels: 50 milyar ile 60 milyar dolar arası.
Meclis'teki Demokratlar: 93 milyar dolar.
ABD Savunma Bakanlığı 60 ila 95 milyar dolar.
Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz: 10 milyar ila 100 milyar dolar arası.
Başkan Yardımcısı Dick Cheney: 80 milyar doları aşmayacak.
ABD’nin BM Büyükelçisi Thomas R. Pickering: 20 milyar dolar.
Brookings Enstitüsü analistlerinden Michael O’Hanlon: 40-50 milyar dolar ve her yıl 20 milyar ek masraf söz konusu olabilir.
İngiliz düşünce kuruluşu “The Institute of International Strategic Studies”, 100.000 kişilik bir ordu ile Irak’ı 5 yıl kadar bir süre işgal etmenin yaklaşık 125 milyar dolara mal olacağını öne sürmüştü.
Yale profesörü ve savaş karşıtı William D. Nordhaus: Azami 57 milyar dolar.
En yüksek maliyeti Başkan George Bush’un danışmanlarından Lawrence Lindsay hesaplamıştı. Ona göre savaş maliyeti 100-200 milyar dolar arasında gerçekleşecekti.
Hz. Peygamber'in Açıklamaları ışığında Deccal ve Deccaliyet Prof. Dr. Murat Sarıcık Sanatkârın muhayyilesine göre deccalın öldürüldüğünü anlatan bir minyatür. Hz. Isa yeşil bir sarık ve yeşil bir kaftan giymiş olarak görülmekte ve mizrağını arkadan deccala saplamaktadır. Hz. Isa'nın arkasında yer alan genç Müslüman askerler beyaz sarıklı iken, karşlarında yer alan deccal askerleri portakal sarısı renginde sarıklar sar mişlardır. Deccalın da sarı bir üst kiyafeti vardır, kırmızı bir kalan süve üzerine o da portakal sarısı bir sarık bağlamıştır. Yaralaninca eşeğinden düşerken resmedilmiştir. Minyatürün sağındaki tarartarlari da onunla aynu renk sarıklar sarmıslardır. Deccal tek gözlu, Yy rm sakallı, çirkin ve uzun burunludur. Cüsse bakımından diğer insanlardan büyük olarak tasavvur edilmistir. Yarali halde kendi ateşi içine düşmek üzeredir. Yarali deccalın arkasında onun askerlerinden birinin de başı kesilmiş haldedir. Bkz. And, s. 243; (Ahva-i KIy BSB Or. Oct. nr. 1596'dan).
rünecekler, eskiyi kötüleyecek ve tenkit edeceklerdir. Butrads eskiden kasıt zaman bakimindan öncekiler, yani "selef" anlar demektir. Nitekim Rasulullah, kiyametin ne zaman kopacağıni aciklarken on beş şey sayar. Söylediklerinden biri de şudur: "Ve le'ane âhiru hazihi'l-ümmeti evvelehã=Ummetin sonu (veua en sonu), öncesine (veya en öncesine) lanet eder. " 531 Demek sonraki nesiller öncekileri, onların Kur'an ve sünnet zemininde boy atan kültürünü, medeniyetini, gidişatın, yolunu, hayat anlayışını, dinini, onun emir ve yasaklarınm beğenmeyeceklerdir. Bunları eski, demode, işe yaramaz, kara, negatif, tarihte ve geride kalmış görecekler, kötü bulacaklar ve bu yüzden lanetleyecekler, yani kendilerinden uzak tutacaklar ve onlardan uzak olacaklardır. Bunları eski ve en eski (önce) olan Hz. Peygamber ve ashabından olan ve onlardan kaynaklanan şeyler görerek beğenmeyeceklerdir. 6) Deccalın ve deccaliyetin Rablık ve ulûhiyet iddiası şunuda gösterir: Deccal -haşa! "Allah gibi, tanrı gibi bilinecek ve gösterilecek "tir. Sanki onun gibi "her şeyi bilir, her şeye gücü yeter, kusursuz, hatasız, çok muktedir, tenkit edilemez ve eleştirlemez" olacaktır. Allah "hamdle övüldüğü ve tesbihle hatalardan beri tutulduğu gibi, " o da taraftarlarınca ve ona kul olanlara sürekli övülecek ve noksanlıklardan ve eksikliklerden beri tu- tulmaya çalışılacaktır. Onun kuvvetli olduğu dönemlerde "onu övmek serbest, hattın farz ve vacip, yermek tamamen haram/yasak" olacaktır. Bu durum ayrica onun ve yönetiminin diktatörlüğüne işaret eder. Çünkü her türden diktatörleri, baskı rejimlerinin müessislerini ve düzenlerini övmek serbesttir ve gerekir; onları yermek, tenkit etmek ve kusurlarını söylemek yasaktır. O kendine, zihniyetine ve büyüklüğüne işaret ve delalet etmek için yapılan 531 Canan, XIV, 141-142, nr. 5046.
hevkellerine halkini bag eğdirmiş, tazim ettirmis, yonelimine insanları dín gibi andırmiş biri olarak bunları yapacaktır Bu durum, haklarin ye ozgurlüklerin o ve zihniyeti devam ettiği sürece kısıtlı olacagini, insan haklarının baskin olarak siğneneciğini de gösterir. Deccaliyet bir anlamda Allaha onun emirlerine değil de kula ve kulların açtı ve zihniyete kulluk rejimidir. 32. Deccalin Oldürmesi ve Ikiye Ayırmas Deccaliyetin veya deccalin "Rablık iddiası "ndan söz eden hadisler, zaman zaman tekrarladığımız üzere anlaşılması güç , mütesabih, benzetme ve mecazlari olan sózlerdir. Bu yüzden onları doğru tevil ve tefsire ihtiyaç vardır. 1) Deccaln, kılıç ve testere/bıçkı ile adamı kafasından baslayarak ikiye ayırması ve şak etmesi mecaz olarak algılanmalidır ve şöyle tevil edilebilir: Ahirzamanda ve deccaliyet devirleri geldiğinde bilim ve teknoloji gelişecek, tup ilerleyecektir. Arzın hazinelerini çıkarması ve kusması, deccaliyetin (komünizm, materyalizm ve benzerleri) kisa zamanda dünyaya yayılmasi ve deccalın merkebinin (binek) hizi gibi konular da, o zamanda bilim ve teknolojinin çok gelişeceğine "işaret" eder. Deccalin insanı ikiye bölmesi de, deccaliyet bedenlerin şu ve bu şekilde ikiye yarılması" ve bölünmesidir, Zamanlar tıp ilmi gelişir, insanlar ameliyatla iki şak edilir,Katatasları ve göğüsleri testere ve benzerleriyle bölünür. Sonra o çagın hekimliği onları birlestirir ve hastaya "kalk denir. Hasta baygın ve ölü gibi iken, iyileşir ve kısa zamanda ayağa kalkar. Bu durum da bir bakıma "imateyel öldürmeye ve ihyaya
şaşkınlığa itebildiği için hirsza da fâtin denmis Toparlarsak, fitne kisaca şu manalara gelir: Sasirmak, tereddüt etmek, bocalamak, şaşırtmak, merhaba azgınlık, sapıklık, alımlı, çekici ve göz alıcı güzellik yakmak, altın ve gümüş eritmek, azap ve işkence, fikir karışakliğı ve ayrıliğı, biütün diti ve ahlaki çöküş , bir şeye tutkunluk, baştan çıkarıcı uklar; o haktan saptirici şey, sinamuk, aenemek; mal, mülk ve cocuk küfür , günah, zorluk, mihne; mecnunluk ve vesvese." Hz. Peygamber, Munker Nekir meleklerini de kabir itnecileri, "fettâneyu'1- kabir=iki kabir fitnecisi diye anlatmıştı.432 25.3. Deccal Fitnesi Nedir? Hz. Peygamber (s.a.v.) vahiyle kendisine bildirilen kabir sualinden söz ederken şöyle buyurmuştu: "innekum tiüjftenûne fî kubûrikum misle ev karīben min fitneti't mesthi'd-deccâl=Mutlaka sizler kabirlerinizde deccal mesihin fitnesi gibi veya ona yakın şekilde fitneleneceksiniz." Daha önce "deccal" ve "mesih" adları ve sıfatlarının anlamları üzerinde durmuştuk. Şimdi de "fitne " kelimesinin yukarıdaki anlamları ışığında "deccal yalancı mesih fitnesi"'nin ne olabileceği konusunda tevil ve yorumlarda bulunmak istiyoruz: 1) Fitnenin anlamlarından hareketle deccal fitnesi konusunda önce şunları diyebiliriz: Deccal fitnesi ile insanlar "şa- Siracak, bocalayacak, inançlarında tereddiüde düşecek, zihinlerinde cevaplarini veremedikleri ve zorlandıkları istifhamlar ve sorular belirecektir. Toplumun genelinde olacak bu akıl karışıklık kararsizlik, manevi karışıklık ve kaos nedendir? Bunun sebebi, herhalde insanların dinlerini iyi grenememeleri, eğitim ve ogretimin dini hakkiyla ve incelikleriyle öğretmemesidir. 432 1onu Ebi1-izz, s. 388-401; Nesefi. islâm inanclan, s. 163-164; Saricık, Caniy 176.
miyet gerektiği k et gerektiği kadar yer almayacak, din öğretimi ve eğitimi türlü elii hile ve yollarla, deccalca engellenecek veya zayıflatıla- Deccaliyet zamanında eğitim ve öğretimde din, iman ve Islâcaktur. Bu durum ayni zamanda, dini toplumdan ve sosyal caktur. Bu hayattan tasfiye etmenin gereğidir. 2) Deccal fitnesi insanları şaşırttiğı gibi, ayrıca günahlarla aldatır, ona pusu kurar, azginlaştirir ve saptirır. Deccaliyet zamanlarında insanlarin şaşırması; o düzenin ve icraatlarını saşırtmasi iledir. Insanların azması, sapması, helalleri bira- kip haramlara yönelmesi, toplumda haramların meşru, yasal ve helal hale gelmesidir. Artık günah sayılan şeyler helal ve serbesttir. O devirlerde günahlar açıkça işlenir hale gelir. Bu hadislerde geçen şekliyle "günahların zuhuru", yani "ortaya çıkması, alenen işlenmesi ve iyiliklere galip olması"dir. Su halde deccal fitnesi dönemlerinde insanlar tâği ve bağı olacak, isyan ve tuğyan artacak, gönül çelen sefahet, lehviyat (kadın erkek birlikte işlenen haramlar) ve büyük günahlar serbestçe ve açıkça işlenecektir. 3) Büyük günahların en büyüğü şirk ve küfürdür. Şu halde deccaliyet din eğitim ve öğretimini yasaklamakla, bozmakla veya zayıflatmakla, günahları meşru, yasal ve helal saymakla,-Müslüman toplumlar açısından düşünürsek- ir- tidatkâr, ilhadî ve küfrî bir yönelim içinde olacak, insanları imansizlaştırma ve Islâmsızlaştırma yoluna girecek, mümin- leri irtidata, irticaya (Islâm öncesi gibi bir duruma), ilhada ve küfriyata yöneltecektir. 4) Deccal fitnesi, fitnenin bir başka anlamıyla "yeni, piriltilh, almli, göz alıcı, gönül çelici, çekici ve güzel" görünecektir. Deccaliyet dıştan bakınca parlak, iyi, güzel, toplumu kendine cezbeden ve sürükleyen özellikte olacaktır. ÇCünkü "deccal" kelimesinin açıklamasında geçtiği gibi o, yönelim, zihniyet ve yol gerçekte sahtekârlık, yalan ve batil olduğu halde insanlara "doğru ve Islâm'dan daha iyi ve daha güzel gibi" sunulacaktır.
ve kizb"dir. Bundan dolayı deccallara "kezzablyala nc" denilmektedir. Nifak, kizb ve yalanla aldatmaya niyetin birbirinden ayrilmaz unsurlaridır. yaslanma, deccal 19 Deccaliyet ve Cetin Savaş Fiten konusunda Ebu Nuaymdan şöyle bir hadis nakladilir: "Len yecme'allâhu 'alâ hâzihi'l-ümmeti, seyfe'd-deccili ve seyfe'l-melhameti=Allah bu ümmet üzerine deccal kılcryla büyik "Len Savaş kilicını asla birleştirmeyecektir. "359 Bu aciklama birkaç önemli noktaya işaret eder: 1) Hadis-i şerif, ümmet üzerinde iki büyük musibetin birleştirilmeyeceğini, ikisinin birlikte gelmeyeceğini müjdelemektedir. Deccaliyet Müslümanlara hükmettiğinde onlar, dış düşmanla yapılacak büyük bir büyük savaş yaşamayacak ve boyle bir savaşa girmeyeceklerdir. 2) Buradan, deccaliyetin ümmete dışarıdan yapılan ve tüm ümmetin kaderini etkileyecek bir "büyük savaş " kadar tehlikeli olduğu da çıkarılabilir. 3) Bu açıklama, Yüce Allah'ın Íslâm ümmetine merhametine de işaret etmektedir. Çünkü bu ümmet "iümmet-i merhume dir. Bu yüzden gelen musibetler bile Müslümanlar gunahlarina kefaret veya manevi derecelerinin yükselmesine sebep olur. 4) Len yemce'a=asla birleştirmeyecek" ifadesi, bütün gelecegi içine alır. Bu haberin verilişinden kiyametin kopuşuna kadar, ümmet üzerinde deccaliyet kilicı ile dış düşman kilicı ve onunla savaş birlikte olmayacaktr. 359 Gümüşhanevi, s. 435; nr. 4387.
5) Hadiste geçen seyfe e'l-melhame, savaşın kılıcı"dir. Hz Nebisiyim, hem Muktefi'yim hem Hâşir'im hem Nebiyyu'lardan biri de "Nebiyyiü'1-Melâhim=Biüyiük Savaşların Peygamber'IN AÇIKLAMALARINDA DECCAL VE DECCALÍYET HZ. 1 Peygamber adlarından ve õzelliklerinden söz ederken bir gün Su bilgiyi vermişti: Nebisiyim, "Ben Muhammed im, Ahmed'im, Rahmet be Melâhim'im. "360 Burada o kendini, yedi ozelliği ve adiyla tanıtıyordu. Bunları olmasıiydı. Melähim, "melhameler" demektir. Melhame,kanlı büyük savaşın adıdır.361q) Burada "deccal kılıcı" ve "savaş kılıcı" tabirleri vardır. Silahli savaş, orduya ve orduyu sembolize eden kilıca karşı vapılır. Buradan hareketle "seyfu'd-deccâl=deccal kılıct, deccal ordusu" anlamına da gelir. Şu halde o da güçlü bir orduya Sirtini vererek, onu kendine alet ederek, dizginini eline geçi- rerek imana, Islâm'a saldıracak; Islâm'1 sosyal hayattan kovmaya çalışacak, Müslümanlara Islâm'dan başka bir sünneti/gin dayatacaktır. Zaten silah ve asker gücüne dayanmadan bu kültürel değişimi ve dönüşümü bir islâm memleketinde gerçekleştirmek mümkün olmasa gerektir. Devlet kalem ve kilıc üzerinde durur." ifadesi de; onun bilim yönetilme ve güçlü bir orduyla ayakta duracağını anlatır. Oyleyse seyfu'd-deccâl; "deccal ordusu" anlamına da gelir. karşı koyamayacaklarına göre, ona, yönelimine, uygulamala) Saglam Müslümanlar bir ordunun ve silahlilarin dese dayanan deccalivete karşı, sivil halde ateşli silahlarların ve zihniyetine karşı "manevi bir mücahede ve cihatla" karaymalı, o zihniveti Kur'an'n nuru ve mesajlarıyla, delil, na ve burhan silahlarıvla etkisiz hale getirmelidirler. Bu da manevi bir savas ve miücadeledir; aslında ateşli askeri silah ve
besi, derecesi yiüksek)tir. "*55 buyurmaktadır. Su halde peygamberler, Son Peygamber Hz. Muhammed örnek, lider ve rehber bilip onun gibi olmaya gayret edenler vu'ûl olanlardır. Çünkü Allah katında en kerim, en üstün olan günahlardan en çok sakınandır. Bunların başında peygamberler gelir. Bunlar emin, vücuh ve vu'ûl iken, deccal. lar ve onları lider bilip yollarında gidenler de hain ve tuhút med, onu olanlardır. Demek, deccaliyet temsilcisi olan pek büyük gösterilen ve tanrilaştırılan aslında tuhût olan, manen peygamberlerin ve onların yolundaki büyüklerin ayakları altındadır. Manevi büyüklük bakımından onların topuklarina çıkamayan tuhüt bir kimsedir. Onu destekleyenler ve yolunda gidenler de böyledir. Ama deccaliyet devirlerinde bunlar büyük gösterilecek, hatta tanrlaştırılacak, peygamber gibi büyük ve saygın hale getirilecektir 356 18.2. Emanetin Zayi Edilmesi Nedir? Bir gün sahabeden biri birkaç kez üst üste şöyle sormuştur "Meta's-sâ'ati=kiyamet ne zamandır?" Rasulullah cevap verdi: "Emanet (eminlik) zayi edildiğinde kıyameti bekle!" Adam tekrar sordu: "O nasıl zayi edilir (yitirilir)? " Hz. Peygamber açıkladı: "Izâ visside'l-emru ilâ gayr-i ehlihi, fentazirî's-sâate=lş (yo- netim) ehli olmayana (hak etmeyene ve layık olmayana) erildiği Zaman kıyameti bekle. "357
buralarc bulunmaları Islâm açısından tehlikeli ve oralara yük görülüp, gösterilsele de Allah katında "sinek kanadı kadar DECCAL VE DECCALÍYET qivendi, timat etti ve anda ve deccal o decen "vessede", "başı altına yastık koydu, yaslandı, mat etti ve iş verdi" anlamlarına gelir. Demek, ahir deccaliyet zamanlarında, yönetimde büyük 1) Hadis iklarda, çok iyi sosyal konum ve rütbelerde aslında olamayan kimseler olacaktır. Bunlar Hz. Peygamber'in ve olmayan "tuhût" denilen, günahlardan kaçınmayan, bülayık ve Islâmiyet'in kıstas ve kriterlerine göre bu görevlerin adami olmayan kimselerdir. Onlarin oralarda olması, emanetlerin zayi edilmesi anlaelir, Böyle bir durumda herc/karışıklık, istibdat, dik yok sayılacak hale getirme söz konusu olur. Oysa emanetler tatörlük, "vücuh" olanları terzil, aşağılama, zayıflatım. veya eminlere (vücûha, kerimlere ve sadiklara) verilmeye devam edilseydi, eminlik güçlü kalacak, gücünü yitirmeyecek ve zayi edilmeyecekti. Bu takdirde emin olmayanlar, deccallar, kezzaplar, dinsizlik, zındika, ilhad ve munafıkane iş görenler güçlenemeyecekti. 2) Diğer yandan emanetin zayi edilmesi eminliğin, sıdkin, doğruluğun, yani bir bakıma imanın, Islâm'ın ve onun yükselen değerlerinin yitirilmesidir. Toplumda iman ve Islâm Zemininde yetişip meyve veren bu değerler kaybedilince ve Sosal alandan ıkarılınca, sosyal karşıklıklar ve büyük kiya met beklenmelidir. demek değil midir? Zaten deccalivet de yalan, hıyanet, nifak islar miyet'in aslı siddiktir, deccali aliyetin ve küfrün aslı da "deccal 3) Eminliğin, sidkın/doğruluğun ortadan kalkması ve zadasi, hiyanetin, yalanın, münafıklığın kuvvet bulmasi örtülü inkârcilik) ve benzerlerinin karışımi ve hâkimiyetidir. 358 Hadis lafet (Müslüman 1gleridi. Bkz.Canan, XVI, 135. eçen "el-emr'den kasit dini lgilendiren işler olarak da açıklanmis et aşkanlığı), memurluk, valilik, komutanlik, mahkeme ve fetva
DECCAL VE DEcCALÍYET Tanrinin varlığını kabul etmeyenler, ahlâki kabul edenler, her zevk/haz vereni "iyi" olarak dež hedonistler, nasıl ve ne üretildiğine bakmadan, üretmeyi i iyi kuvvet endiren kabul edenler vahiy bilgisini, ahlâkî değerleri bir ve sadece deneyi bilgi kaynağı görenler... Bunlar üzerinde bir ana atıp, düsünülürse, onlar Islâmi kriter ve kıstaslara göre, "ölüme Bütün bunlat,küfri, ilhadi ve irtidadi bir yönelim olan deccaliyeti besleven negatif ve birer sapma" olarak görüleceklerdir. Bütün bunlar ve büyüten felsefi zeminler olarak algılansa yeridir. Auguste Comte (1798-1857) pozitivizm (olguculuk) denen felsefi akımı Saint Simon'dan (1760-1825) devir alıp sistem- leştirmişti. pozitivist düşüncenin kökeni F. Bacon ve hatta Sofistlere kadar gider. "Pozitivizn, araştırma alanı olarak sadece olguları görür; bilgi kaynağı olarak onlarn kabul eder." Deneye girmeyen her şey ona göre metafiziktir.3 Bu yönelim, niçinerle ugraşmaz, nasılları iyi bilir. Deney ve olgu dışında bilgi kaynağı kabul etmeyen ampirizm ve pozitivizm gibi felsefi akımlar, Islâm'a göre bilgi kaynaği kabul edilen vahiy, onu gönderen Allah, onu getiren melek ve kendisine vahiy gönderilen Peygamber konular ni, vahye dayanan emir ve nehiyleri elbette kabul etmezler Bu açidan pozitivizm ve benzer felsefi akımları benimseyenler, inkârcıdırlar ve inkâra yönelirler. Toplumları bu akımlarla yönlendirmek de inkâra, irtidada ve küfriyata yolendirmektir. Comte, insanların olayları dinle açıklaması "gerilerde kaldığını" açıkça belirtir. Pozitivizmin tanrisi pozitif bilimdir. O helallerini ve haramlarını buradan anr Diger yandan pragmatizm, 'gerçekle doğru fikir başarıli olan mpirizmdir. Bu akinm pratik değeri olan, yararlı, verimli ve dünyevi Dışari kirdir der ve bunu savunur. Pragmatizm, bir tür ampi sağlayan her şeye itibar eder. Sonuç başarlıysa o şey gerçek ve 309
doğrudur. Bu akımı Williem James (1842-1910) sistemlestisti.310 pragmatizm de aslında Islâm'la çatışır. Çünkü islâmiyet'e göre Allah'1 Razen, emredilenlerin dünyada iyi sonuçları görülmese de bu emrettikleri gerçek, iyi ve doğrudur. Bazen, emredilen höyledir. insanların iyi górüp, yapmayı istedikleri kötülükler ve serler de vardır. Dünya hayati açısından bazı haramlar da para kazanma açısindan iyi sonuçlar verebilirler. para "Nihilizm (Hiççilik) ontolojik anlamda 'varlık var mmdır?' soru- Suna 'yoktur' diye cevap verir."1 Bu ontolojik nihilizmdir. Bu akım, Rusya'da hiçbir otorite tanimama akımını başlatmiştı. Dubroloboukov (1836-1861) ve Pissarev (1840-1868), pozitivizmin etkisiyle Nihilizmi doktrin haline getirdiler. Çerni- sevski (1828-1889) bunu daha da geliştirdi. Nihilizm varlığı ve tüm değerleri reddeder. Toplumun ananevi, yerleşik de- gerlerini ve düzenini bir düşman olarak görür. Bunları yıkıp, silip, süpürüp (bir tür negatif mesihlik) yenilemek ister. Nietzsche'nin nihilizmi de "mevcut değerleri" ortadan kaldirip, değerler levhasını tersine çevirmeyi ve yeniden düzenlen hedef alır. Yani nihilizm aynı zamanda bir moral/ahlaki hiççiliktir.312 Islam toplumları açısından bakılırsa nihilizmin, toplumla yeni bir şekle, kiültüre, uygarlığa, yeni değerlere götürmeye nedenleyen, var olanı reddeden yapısı bir tür deccaliyet ola- rak görülebilir. Pozitivizm ve benzerleri de, dini zayıflatması, llahi olanı reddetmesi, vahyi ve pevgamberliği inkárı, bunları yerine başka şevleri tanrılastrmaları açılarından ayni olmayı hak ederler. Varlığın temelinin "madde" olduğu söylemi de konumuz açısından önemlidir. (ilk cağdaki Demokritas, Epikür Lukres-
ki yüzleri deri kaplı kalkanlar gibi" olan bir kavim açiklamasın dan da anlaşılır. 10.4.2. Deccalı Inkâr Hz. Ömer'in hilafet yllarıydı (634-644). ibn-i Abbas'in aktardiğina göre o bir hutbesinde recimden söz ederken şöyle demişti: "Sakin recim (taşlayarak cezalandırma)6 hakkında aldammayin. Recim, Allah'ın koyduğu ceza çeşitlerinden biridir. Rasulullah (s.a.v.) zina edenleri recmetmiş ve ondan sonra biz de recmetik. Eğer bazı kimselerin 'Omer Allah'n kitabinda olmayan bir şeyi Allah'ın kitabina katmıştır (eklemiştir) diyerek dedikodu yapmalarına kuskulanmasaydım, recmi Mushaf'in bir kenarına yazardım. Omer b. Hattab, Abdurrahman b. Auf filan filan şahitlerdir ki, Rasulullah recim cezasıni tatbik etmiş, ondan sonra biz de tatbik etmişizdir. Sizden sonra gin (devir)47 gelir ki, bazı kimseler recmi, deccal, sefaati, kabir azabını ve bir takim kimselerin ateste yandıktan sonradan) çtkacaklarını inkâr edeceklerdir. "248 Hz. Omer'in konuşmasının ana konusu recimdi ve o bu konuda açıklamalarda bulunmaktaydı. "Recim" kelimesi Kur'an'da yalnız bir ayette geçer. 249 Fakat bu taşlayarak o dürme anlamında değil mecazi anlamda, bilmediği șey hakkinda görüş ortaya atma muhtevasındadır. Bu açidan Kur'ân-ı Kerim'in bir kenarına kaydetmevi bile düşünmüştür için Ömer , Rasulullah'ın tatbik ettiği bu cezayı unutulmaması Orecmin bir ceza olarak uygulandiğına dair kendisini ve başkalarına da şahit olarak anıyordu.
Sözlerinin son kısmunda soyledikleri de dikkat çekiciydi. göre bir gün gelecek, bazı kimseler "recmi, deccal, şefaati kabir azabı ve cehennemde günahuna karşılık yandıktan sonra, arada cemnete gurmeyi inkâr edeceklerdi. Araşturmalar gösteriyor ki, yirminci yüzyıla kadar Islâm anlerinden deccalı inkār eden çikmamıştır. Yirminci yüzyıl- da bazı Müslüman araştiricılar tarafından deccali inkâr akımı başlatımiştir. Hz Omer inkâr edilecek şeyler içinde önce recmi, sonra deccal anyordu. Ardından şefaati, kabir azabını ve cehennemde yandiktan sonra cennete girmeyi siralamaktaydı. Demek zaman ilerledikge, ahir zamanın sonlarına gelindikçe,Rasulullah n icraatlarından, haber verdiğii şeylerdern inkâr edilenler olacaktır. Hz. Omerin tespitini, ileri görüşlülükten doğan bir kanaat olarak değerlendirmek mümkün olduğu gibi, bir keramet olarak almak da mümkündür. Gerçekten günümüzde dediklerini inkár edenler bulunmaktadır. 11. Deccal Horosan' dan mi Cikacak? Hz. Peygamber bir aqıklamasında deccalın kimler arasından çıkacağını belirtmişti. Hz. Ebu Bekir, bu konudaki hatırasinda şunları söyler: "Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem (bir giün) bize söyle konustu nne d-deccále yahrucu min arzın bi'l-meşrıkı=Mutlaka deccal egrikta (doğuda) bir yerden cıkacaktır. Yukâlu lehâ horasanuya Horasan denir. Yetbe'uhů akvâmun, ke enne vüciühehum
lisândır. (Kelime; te, lam ve sin ile yazılır). Taylasan omuza atılıp butun bedeni bürüyen, kolu ve sai- resi olmayan şal diyebileceğimiz bir tüdür. Başa sarılan sa- HZ. PEYGAMBER"TN rnğin, omuz üzerine omuz üzerine salınan uçlarına da "taylasan" denir. Basa hovuna sarılan şallar ve benzerleri hep taylasan olarak isimlendirilir. 4) Hadislerde "Kitâbu'l-Libas" konusu incelenirse sarık ve onun göğse veya sirta sarkitilan ucundan söz edildiği görülecektir. Bu Müslümanlara tavsiye edilir. Sarık ve sarığın bu şekilde sarılması Islâmî bir kiyafettir. Hz. Peygamber ve sahabeleri bu türlü sarıklar sarmışlardır. Daha sonraki devirlerde de Müslümanlar hep sarıklıdır. Sarık bir simgedir. Sarık denince öncelikle islâm ve Müslüman akla gelir. Taylasanı sarığın sarkan ucu olarak alırsak, deccal taraftarı Yahudiler de taylasan olduklarına göre, onlar da "görünüşte " Müslümandırlar,211 Müslüman gibi giyinip kuşanırlar, onlar gibi görünürler.Müslümanlardan kültürel öğeler almışlardır, yurt ve yerleşim yeri olarak aynı yerdedirler. Onlar içinden çıkan büyük deccal da, bu Yahudiler gibi Müslüman görünecek ve bilinecektir.212 Ama o ve ona destek verenlerin içi dışından farklı olacaktır. Onlar içlerinde Yahudiligi, onun zihniyetini taşıyacaklar, ona hizmet ve destek verecekler, takat görünüşte Müslüman sanilacaklardır. Yukarıdaki açıklama, deccalın Yahudi nüfusun çok ve baskın olduğudir yerleşim merkezinden ve Müslüman bir aileden çıkabileceğini de akla getirmektedir. Butün bunlard an sonra konuyu șöyle özetleyebiliriz: a) Deccal, Yahudilerdendir. iik olarak onların bol olduğu yerleşim merkezinde görünecektir ve Müslüman bilinip
isândır. (Kelime; te, lam ve sin ile yazılır). Taylasan nuza atilıp bütün bedeni bürüyen, kolu ve saiolmayan şal yebileceğimiz bir örtüdür. Başa sarilan save boyuna sarilan şallar ve benzerleri hep taylasan olarak onun goğse veya sirta sarkitilan ucundan söz edildiği görüleresi nğin, omuz iizerine salınan uçlarına órtüdür da "taylasan" BKolu denir. ve Başa sairiğin, benzerleri hep taylasan olarak isimlendirilir. clerde "Kitâbu'l-Libäs" konusu incelenirse sark ve 4) Hadislere cektir. Bu Müslümanlara tavsiye edilir. Sarık ve sariğin bu şekilde sarilması Islââm bir kiyafettir. Hz. Peygamber ve sahabeleri bu türlü sariklar sarmişlardir. Daha sonraki devirlerde de Müslümanlar hep sarıklidir. Sarık bir simgedir. Sarik denince incelikle Islâm ve Müsluman akla gelir. Taylasanı sariğın sarkan ucu olarak alırsak, deccal taraftarı Yahudiler de taylasan olduklarına göre, onlar da "görüinüşte" Müslümandırlar 21 Müslüman gibi giyinip kuşanırlar, onlar gibi görünürler. Muüslümanlardan kültürel öğeler almışlardır, yurt ve yerleşim yeri olarak aynı yerdedirler. Onlar içinden çıkan büyük deccal da, bu Yahudiler gibi Müslüman görünecek ve bilinecektir.212 Ama o ve ona destek Verenlerin içi dışından farkli olacaktır. Onlar içlerinde Yahuhiligi, onun zihniyetini taşiyacaklar, ona hizmet ve destek verecekler, fakat görünüşte Müslüman sanılacaklardır. Yukari- aki açiklama, deccaln Yahudi nüfusun çok ve baskin olduğu bir yerleşim merkezinden ve Müslüman bir aileden a) Deccal, Yahudilerdendir. ilk olarak onların bol olduğucegini de akla getirmektedir.bunlardan sonra konuyu şöyle özetleyebilmecegi merkezinde görünecektir ve Müslüman bir yerleşim
halkun ekberu mine'd-deccälı=Adem in yaratılmasi ile kiyametin kopmasi arasında, deccaldan daha buyuk bir halk (olay ve uaratili olmad.'derken duydum, W198 Bu açıklama birkaç vecihle tevil edilebilir: 1) Deccal bir insan iken, onun en büyük yaratık (halk olması, fitnesinin, iktidar ve şevketinin büyük olmasıdır 19 Çünkü Ademin yaratılmasından beri deccaldan (ve deccaliyetten) büyük fitne olmadığı haber verilmiştir.200 Deccal, vü cutça diğer insanlar gibidir. Eğer cismen pek büyük olsaydı, deccal olduğu herkesçe şüphesiz bilinir, bu da imtihan Sırrına aykirı olurdu. 2) Dünyaca büyük insanlar resimlerinde, harikatürlerini, heykellerinde ve basın yayında büyük ve iktidarlı gösterilir- ken, fonksiyonu küçük görülen insanlar "kiüçiük " ve "güçsüz " gösterilirler. Mesela, yirminci yüzyılda dinsiz komünist liderlerin büyüklükleri, "devasa heykellerle ve basın yayın sürekli onlardan söz etmekle " toplumlara gösterilmek istenmiştir. Yine hürriyetin değeri ve büyüklüğü, büyük hürriyet anıt ve heykellerine yansıtılır. Büyük bir zafer, büyük bir yapı ve anitla simgelenir. Büyük bilinenlere basın yayında, kitaplarda, tarin yaziminda "büyük ve çok" yer verilir. 3) Yukaridaki hadiste, "deccaldan büyük bir yaratik yoktur denilirken, "halk" kelimesi kullanılmaktadır. Yaratılan her şey "halk" ve "mahlíik" diye anıldığına göre, kanaatimce, türlü olay ve tarihi vaka da "halk" içinde mütalaa edilmelidir. Bu takdirde, fizikî manada düşünülen ve yanlış yorumlanan büyüklük Deccalın cismine, boyuna posuna değil; icraat ve
tidarına, fitne, bozgunculuk ve dinsizligi yaymasının büyüklüğüne verilmek gerekir. Bu konuda bir başka açıklama da şöyledir: Adem'in yaratılışından kiyamete kadar, deccaldan (onun fitne sevketinden) dalha büyiük bir iş yoktur. 201 A) Büvük deccal ve deccallik,-Müslüman dünyayı düşünerek söylersek imanı, Isläm'1, Müslümanlik tezahürlerini Vikacağı ve engelleyeceği için de "çok muktedir" görünecektir. Sunu hatırlatalım ki, iman "en büyük ibadet" ise, ondan uzaklastirmak da "en büyük fitne ve tehlike" sayılmalıdır. Bu açidan her çağ ve dönemde, her peygamberin dini karşısında yer alan deccaller ve deccaliyet, en büyük fitnedir. Buradan hareketle, deccaliyet zamanında irtidatların, ilhadın, iman ko- nusunda şüphelerin artacaği ve imanın zayıflayacağı açıktır. Bu açıdan deccaliyet günlerinde, en çok üzerinde durulması gereken şey, onun akım ve cereyanından202 imanları kurtar mak, deccalı ve deccaliyeti tabulaştırma yerine, Allah'1 tesbih ve takdistir 203 Her çağda yapılanları yıkmak, iyilikleri engellemek ve yasaklamak kolaydır. Mesela, bir camiyi yapmak, ona cemaat yetiştirmek, insanlara namazı, niyazı öğretmek zor ve çok engellemek buna göre çok kolaydır. Ayrica deccaliyet; in- eye ihtiyaç duyarken; bir camiyi yıkmak, Islâm ı öğrenmenlardaki ibadet hayatıni, dinin havattaki etkisini zayitlatip
Gider bakarlar ki, Üstâd yerindedir. Bu harika vaka adliyede şayi' olur Hakimler, "Bu hale akıl erdiremiyoruz" diye birbirlerine nakletmişlerdir Tarihçe-i Hayat, bu meselenin haşiyesinde Denizli Hapsi'nde de teker rûr eden aynı vakadan bahsettikten sonra; Eskişehir Hapsi'nde tekrarlan. mış ikinci bir vakay şöyle kaydeder: tekrarlan- "Yine Eskişehir Hapsi'nde iken, bir cuma günū, hapishane müdüri kâtip ile otururken bir ses duyarlar: - Müdür bey, Müdür bey!.. Müdür bakar, Bediüzzaman... Ona yüksek bir sesle: "Benim bugün mutlaka Ak Camide bulunnmam lâzım" 287 Müdür: "Peki Efendi Hazretleri:" diye cevab verir. Kendi kendine de: "Herhalde Hoca Efendi kendisinin hapiste olduğunu ve dışarıya çıkamaya- cağını bilmiyor" diye söylenir ve odasına çekilir. Oğle vakti, Bediüzzaman'ın gidip gönlünü alayım, Akcami'ye gidemi- yeceğini izah edeyim düşüncesiyle, Ustàd'in koğuşuna gider. Koğuş pen- ceresinden bakar ki; Bediüzzaman içerde yok. Hemen jandarmaya sorar, içerdeydi, hem de kapısı kilitli." cevabını alır. Derhal camiye koşar, Be- diüzzaman'in camiin ileri ve birinci safinda, mihrabın sağ tarafında namaz kildiğını görür. Namazın sonlarında Bediüzzaman'i görmeyince, hemen hapishaneye döner, Hazret-i Uståd'in "Allahü Ekber" diyerek secdeye ka- pandiğını hayretler içerisinde müşahede eder. Hadiseyi o zamanki hapishane müdürü bizzat anlatmıştır.258 Bilâhare Denizli ve Afyon hapislerinde de tekerrür eden ayni bu vaka, resmî ihbarlara ve şsayialara sebeb olduktan sonra, Hazret-i Üstâd onu şșöy- le zarifane bir şekilde Afyon Hapsi'ndeki talebelerine açıklamış: ... Bir zaman meşhur bir allâmeyi harbin müteaddit cephesinde cihada gidenler görmüşler. Ona demişler... O da demiş: "Bana sevab kazandırmakk ve derslerimden ehl-i imanı istifade ettirmek için, benim şeklimde bazı ev liyalar benim yerimde isler görmüşler."
YANITLAYINSİL
yüksel31 Mayıs 2021 06:15 Hadisenin bu şekilde nakledilmesi hem aynı şekilde cereyan etmiş olmasıyla; herhalde Hazret-i Ustâd'ın o günü Eskişehir Ak Camii'nde bulunmak istemesinin bir hikmeti ve bir manası olması lazımdır. Çünkü nakil şeklinde "Mutlaka bulunmam lazım" tabiri vardır. 0 ise mutlaka bir manayı ve bir kesin lüzumluluğu ifade eder. Làkin o lüzumluluk ve mecburi bulunmaklığın mana ve hikmetini bizler bilemiyoruz. A.B. 288 Büyük arihçe-i Hayat, Eskişehir hapis faslı, s: 178. Bediuzzaman Said Nursi Mufassal Tarihçe i Hayatı cilt 2/ 1324syf Dr. Abdülkadir Badıllı
Allah c.c. giden üç yol FELSEFE İLİM DİN Birinci yol yerin altından tünel kazarak gitmektir, ikinci yol yolun üstünden yürümektir, üçüncü yol ise, en kısa ve süratlidir ki, uçarak gitmektir.İşte bu yol din yolu, kur an yoludur. son şahidler 4. bediüzzaman said nursi yi anlatıyor sy.380.
Ebû Zerr'i şöyle dediği rivayet olunmuştur. "Bir ilim meclisinde hazır olun bulunmak bin rekat namaz kılmaktan, bin cenazeye katılmaktan. bin hastayı kaybettik ziyaret etmekten üstündür. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve TEFSİRİ. cilt. 22.sy.436. 73.Muzemmil süresi. Ayet. 20.
YANITLASİL
yuksel17 Temmuz 2021 03:58 Kendisine:"Kur'an okumaktanda mı. diye sorulduğunda o: İlim olmadan Kur'an okumak hiç fayda verir mi demiştir. Acluni 1, 433. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri İsmail Hakkı Bursevi cilt. 22.sy.436.
sorar: "Cehennem ehlinin sayısı kaçtır. Allah Teâlâ: Her bin kişide dokuz yüz doksan dokuz kişi cehennemliktir buyurur. Peygamber (sa) devamla şöyle der: "Işte o çocuğun ihtiyarladığı ve her hâmile kadın çocuğunu düşüreceği zamandır".
İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki; o zamanda adam acz ve fucur arasında muhayyer kalacak. Kim bu zamana yetişirse fucura aczi tercih etsin. Ravi: Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma) Sayfa: 301 / No: 2 Ramuz El-Ehadis
İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, Kur'an'ın merasimi ve müslümanlığın da adı kalacak. Onlar müslüman ismi alırlar, halbuki kendileri müslümanlıktan insanların en uzağıdırlar. Camileri süslü olur, hidayet bakımından ise viran olur. O zamanın alimleri, gök kubbesi altındaki alimlerin en şerlisi olup, fitne onlardan başlar ve yine onlara döner ( kabak da onların başına patlar.) Ravi: Hz. Muaz (r.a.) Sayfa: 301 / No: 4 Ramuz El-Ehadis
İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, camilerde onlardan binden fazla adam namaz kılacak da içlerinde hâzâ mümin bulunmayacak. Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma) Sayfa: 301 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
Ümmetime yakında bir zaman gelir ki, Kuran okuyacak çok, fakihler az olur. İlim kabz olunur. Kargaşalık çoğalır. Ondan sonra bir zaman gelir ki, ümmetimden bir takım adamlar Kur'an okurlar ama bu, gırtlaklarını geçmez. Bundan sonra yine öyle bir zaman gelir ki, müşrik müminle aynı mevzuda söylediğinin mislinde mücadele eder. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 301 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
Mesayh-i kiram şöyle der: Sâdık mürid günlük virdlerinden herhangi birini kacırdiğinda -bir ay sonra bile olsa- onu kazà etmesi uygun olanıdır. Tà ki nefis tenbelliğe alışmasın. Vird Peygamber (s.a.) den ve onun hayırh ümmetinden bizlere kadar gelen şeylerdendir. Herhangi bir kimsenin virdi yoksa onun havass/seçkinlere âid özel bir vàridi/kalbe doğan ilham, feyiz ve bereketi yoktur. Kütu'l-kulûb'da şöyle denir: Herhangi bir kimse günlük virdlerinden, herhangi birini kaçırdığında -hatırladiğinda- onun mislini/benzerini yerine 10. Müsafirin 142; Ebud Davud, tatavvu 19: Tirmizi, cuma 56; Nesai, kiyamu'Heyl 65; lbn Mace, ikame 177 Ruhu'l Beyan 22.cilt 409syf
Zelzele tesadüfi bir tabiat hadisesi değildir.(S.) 160:14.söz, zeyl. Bir Hazinenin Anahtari Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi sy. 649.
YANITLASİL
yuksel9 Ağustos 2021 02:58 Rivâyete göre mü'minler Cennet'e Cuma günü girseler gerektir. Cumartesi olunca babaları Adem (A.S.), onları köşküne çağırır . Onlara ziyafetler, şölenler verir. Pazar günü olunca ikinci babaları Nûh (A.S.), mü'minleri kendi makamına çağırir. O da ziyafette bulunur. Pazartesi günü olunca Îbrâhim Halilullah (A.S.) onları yine makamina dâvet eder. Ziyafet çeker. Sali günü olunca Musâ (A.S.) makamina çağırır. Ziyafetler verir. Çarşamba günü de olunca Ísâ (A.S.) makamına dâvetle ziyafet etse gerektir. Perşembe günü olunca Enbiyâ Sultanı, Esfiyânın Gözleri Nuru, Hüdâ'nin Habibi, Ceza Günü'nün şefaatçısı Hazret-i Muhammed Mustafa (S.A.V.) Hazretleri bütün makamların en alâsı olan Vesile çağirarak türlü ikramlar ve ni'metlerle ziyafet buyursa gerektir. Vaktâ ki o ziyafetten dönülüp herkes kendi ye- rine dönünce Vâhidi ferdi Samed ve lem yelid ve lem yûled ve lem yekün lehu küfüven ehad vasfi ile vasiflaman Allahü Zülcelâli vel îk- dâvette makanina mü'minleri râm Celle Sanühu'dan herbirine melekler gelir, hususî bir bulunurlar ve Cuma günü olunca Hatiretül Kudüs'te toplanırlar.
Bütün büyük resûller, nebiler (Allah hepsine salat ve selâm eylesin, minberler üzerinde otururlar, ashab-i kirâm ve zürriyetleri ve ulema da (Allah onlardan razi olsun) kürsüler üzerinde oturmaktadırlar. Allah velileri, şehitler ve salih kullar (Allah cümlesine rahmet eyle- sin) sandalyeler üzerinde otururlar. Başka Cennet ehli sedirler üzerindedirler. Hazret-i Fahr-i Alem ve Seyyid-i Beni Adem (S.A.V.) Efendimiz Hazretleri Kur'ân-1 Azîm okur. Mübarek seslerinin lâtifliğinden, yumuşak tatliliğindan ve ağaçlarının yapraklari hareket eder, köşk ve saraylarinin pencere kanatları harekete gelerek herbirinden bir türlü lâtif sesler çıkaracaktir. Kuşların ötüşlerinden dolayı türlü türlü seslerle büyük bir zevk doğacaktır. Bu ne anlatilır, ne tâbir edilir, ne de beyâni mümkündür. Sonra, nebilerin güzel söz söyleyeni, hatibi Dâvud (A.S.) hutbe okur. Böyle türlü safalar doğar. Daha sonra da ates yüzü görmemiş, ancak Allah'in kudretiyle pişmiş, meydana gelmiş olan nefis ve ta- dina doyulmaz yemeklerle ziyafetler olur. Türlü türlü kap ve kâseler sunucu hûrilerle göze görünmeyecek serbetler verilir. Böylece insan tazeliğinden, güzelliginden Cennet dilinin anlatmakta âciz kaldığı, aklın idrak edemeyeceği türlü türlü ni'metler ve ikramla, çesit çeşit izåzdan sonra mekândan münezzeh, şekil ve aza, cisim ve cismaniyetten uzak olan Hak Celle ve Alâ da cemâli ile onlari müşerref eder ve:Bütün büyük resûller, nebiler (Allah hepsine salat ve selâm eylesin, minberler üzerinde otururlar, ashab-i kirâm ve zürriyetleri ve ulema da (Allah onlardan razi olsun) kürsüler üzerinde oturmaktadırlar. Allah velileri, şehitler ve salih kullar (Allah cümlesine rahmet eyle- sin) sandalyeler üzerinde otururlar. Başka Cennet ehli sedirler üzerindedirler. Hazret-i Fahr-i Alem ve Seyyid-i Beni Adem (S.A.V.) Efendimiz Hazretleri Kur'ân-1 Azîm okur. Mübarek seslerinin lâtifliğinden, yumuşak tatliliğindan ve ağaçlarının yapraklari hareket eder, köşk ve saraylarinin pencere kanatları harekete gelerek herbirinden bir türlü lâtif sesler çıkaracaktir. Kuşların ötüşlerinden dolayı türlü türlü seslerle büyük bir zevk doğacaktır. Bu ne anlatilır, ne tâbir edilir, ne de beyâni mümkündür. Sonra, nebilerin güzel söz söyleyeni, hatibi Dâvud (A.S.) hutbe okur. Böyle türlü safalar doğar. Daha sonra da ates yüzü görmemiş, ancak Allah'in kudretiyle pişmiş, meydana gelmiş olan nefis ve ta- dina doyulmaz yemeklerle ziyafetler olur. Türlü türlü kap ve kâseler sunucu hûrilerle göze görünmeyecek serbetler verilir. Böylece insan tazeliğinden, güzelliginden Cennet dilinin anlatmakta âciz kaldığı, aklın idrak edemeyeceği türlü türlü ni'metler ve ikramla, çesit çeşit izåzdan sonra mekândan münezzeh, şekil ve aza, cisim ve cismaniyetten uzak olan Hak Celle ve Alâ da cemâli ile onlari müşerref eder ve:
Selâmün kavlen min rabbin rahîm. Onlara Rahim olan Rab tarafindan selâm gelir.» (Yâsin sûresi, âyet 58) diye selâm verecektir. Mü'minler de Hak Sübhane ve Teâlâ'yı başlarındaki gözleriyle, yön ve mekândan uzak, niteliksiz görecekler ve bu lezzet, büyük tad ile bu ulu saadetle mutlu olacaklar, ni'metleneceklerdir. Hak Teâlâ on- lara hitap ederek: Rab bu Benden murad isteyin! diyecektir. Onlar da rizâ-yi şerifini istediklerinde Hak Sübhânehu ve Teâlâ da: Kullarim sizden razi oldum, diye buyurarak onları büyük rızasına nâil edecektir Kara Davud Delali Hayrat-ı Şerif Yazan : M. bin Süleyman Cezulı Çeviren : M. Faruk Gürtunca syf 653, 654
Deyiniz ki: "Allahım: Kulun ve Resulun Muhammed (s.a.v) senden neyi istedi ise, bizde Senden onu isteriz. Kulun ve Resulun Muhammed (s.av.) Sana neden sığındı ise biz de ondan sığınıırız." Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 256 / No: 12 Ramuz El-Ehadis
Her şeyi ehlinden sorun. Ey Cehalet, sen bir püsküllü belasın Nerde felaket, işte orada sen varsın. Kudsi Rivayetler Işığında Ahirzaman Alâmetleri sy. 87.
Evlenin. Ben sizin çokluğunuzla diğer ümmetlere karşı iftihar ederim. Hristiyanların rahipleri gibi olmayın. Ravi: Hz. Ebû Ümâme (r.a.) Sayfa: 250 / No: 14 Ramuz El-Ehadis
Bir kimse ihlasla, "Lâ ilahe illallah" derse Cennete girer. Dediler ki, "Ya Rasulallah burada ihlas nedir?" Buyurdu ki, Allah'ın sizi haram kıldığı her şeyden sizi men etmesidir. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 435 / No: 3 Ramuz El-Ehadis
Size en cömerd olanı haber vereyim mi? En cömerd Allah'dır. En cömerd Allah'dır. Ben ise Adem oğlunun en cömerdiyim. Onların Benden sonra en sonra en cömerdi ise şu kimselerdik ki: İlim öğrendi ve ilmini yaydı. İşte bu kimse kıyamet gününde tek başına bir ümmet olarak baas olunur. Bir de şu kimsedir ki; Allah yolunda ölünceye kadar nefsini cömerdce harcadı. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 163 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
Bir kavim meşveret için toplanırlar da aralarına Muhammed isimli birini almazlarsa, o toplantı onlara mübarek olmaz. Ravi: Hz. Ali (r.a.) Sayfa: 369 / No: 8 Ramuz El-Ehadis
Oralardaki yüz milyonlarca insanın gözyaşı, ahı, kanı, emeği, doğal kaynağı üzerinden Batı da kurulan bir refah düzeni var. Daha Adil Bir Dünya Mümkün Recep Tayyip Erdoğan sy. 92.
YANITLASİL
yuksel7 Eylül 2021 05:54 Biz asla garibin, mazlumun, mağdurun, yoksulun, ezilmişin sırtından bir refah düzeni var kurmayız, kuramayiz. Buna bizim ne inancımız ne kültürümüz ne de tarihimiz izin verir. Daha Adil Bir Dünya Mümkün Recep Tayyip Erdoğan sy. 92.
Dinin afeti üçtür: Fasık alim, cahil ve zalim reisler, cahil sofular. (İbadete çalışıyor, fakat cahil. Bu zümreler din namına yıkımdır.) Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 4 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
Allah (z.c.hz)'leri Beni hidayet ve alemlere Rahmet olarak gönderdi. Ve Beni; çalgıları, eğlenceleri, cahiliyet işlerini ve putları mahvetmek için gönderdi. Rabbim, izzeti üzerine yemin etti ki, kullarından bir kul dünyada içki içerse, ona kıyamet gününde muhakkak (Cennet) şarabını haram kılacak, kullarından bir kul da içkiyi terkederse Allah da ona muhakkak (Hazire-i Kudsünde) kendi yüce makamı yanında, Cennet şarabından içirecektir. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 245 / No: 8 Ramuz El-Ehadis
Allah (z.c.hz) leri Beni, geceleyin yürüttüğünde (Mirac)da Ye'cüc ve Me'cüc'e baas etti. Ben de onları Allah'ın dinine ve ibadetine davet ettim. Bana icabetten yüz çevirdiler. Bunlar, Ademin evladından isyan edenler ve iblisin taifesi Cehennemdedirler. Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 245 / No: 9 Ramuz El-Ehadis
Efradi yalancı olan bir millet arasında buhtanlar, iftiralar, düşmanlıklar, sikak ve nifaklar yüz gösterir ve bu yüzden o millet çok feci akibetlere maruz kalır. Yeni Hutbelerim A. Hamdi Akseki sy. 90.
Benden evvelki bütün Peygamberlere şunlar emrolunmuştur: "Helaldan başka bir şey yeme, iyiklikten başka bir şey yapma." Ravi: Hz. Ümmü Abdullah (r.a.) Sayfa: 244 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 12 3 Fakirler nezdinde eller ediniz. Zira kıyamet gününde devlet onlarındır. Hz. Hasan İbni Ali (r.a.) 18 16 Yolların en güzeli Hz Muhammed (s.a.s.)'in yoludur. İşlerin en şerlisi ise sonradan (bu yolun dışında) ihdas edilenlerdir. Her bid'at sapıklıktır. Kim ölür de geriye mal bırakırsa, onun varislerine aiddir. Kim de geriye borç, yahudi (bakıma muhtaç) çoluk-çocuk bırakırsa, o aile ve çocukların bakımı ve borcun tediyesi Bana aittir. (Yani devlete.) Hz. Câbir (r.a.) 21 12 Hadleri kaldırın. Bununla beraber imamın (devlet reisinin) belli hadleri terketmesi caiz olmaz. Hz. Ali (r.a.) 33 5 Siyah bayraklar gelip de karşınıza çıktığında, Farslılara ikramda bulunun. Zira devletiniz onlarla beraberdir. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 53 14 Ehli zimmete zulmedildiğinde devlet, düşman devleti gibi olur. (Yani ya kafirlerin müdahalesine sebeb olur veya devletin ömrü kısalır.) Zina çoğaldığında esirler artar. (Düşmanın tasallutu çoğalır, esirler artar.) Lûtîlik çoğaldığında ise, Aziz ve Celil olan Allah halktan Rahmet elini kaldırır ve onların hangi vadide helak olduklarına bakmaz. Hz. Câbir (r.a.) 407 13 Bir kimse müslüman olup ta müşriklerin yanında kalırsa ondan zimmet sakıt alır. (Kanı, malı taarruza uğrarsa müslüman devletten yardım isteyemez) Hz. Cerir (r.a.) 459 5 Nefsim yed-i kudretinde Olana kasem ederim ki, İran ve Roma (Rum diyarı) feth olunacak ve dünya devleti üzerinize yağacak. Ekmeğiniz ,etiniz bollaşacak, o kadar ki bunların çoğuna besmele bile çekilmeyecek. Hz. Abdullah İbni Busr (r.a.)
Hz. Peygamber s. a.v. "Şüphesiz ki Allah her yüzyılın başında kendi dinini tecdid edecek birisini gönderir"buyurmaktadir. Islam Alimleri, İslama hizmet edecek olan bu muceddidlerin manaviyat alanında ve ilim sahasında olduğu kadar, siyaset alaninda da olabileceğini ifade etmektedirler. Bilinmeyen Osmanlı sy. 137.
MÜŞKİLÜ’l-HADÎS مشكل الحديث Güvenilir iki hadis arasında görünürde zıtlık bulunması anlamında terim. bk. MUHTELİFÜ’l-HADÎS Birbirine zıtmış gibi görünen hadisleri inceleyen bilim dalı.
Hadisleri doğru anlamak için bu ilmin bilinmesi zorunludur. Aksi halde tek bir hadis ele alınıp, konu büünlüğü olan diğer hadisler ve bunların yorumu bilinmezse, hadislerde kastedilmeyen yanlış çıkarımlar elde edilebilir. Müşkilu l Hadis Dini Kavramlar Sözlüğü sy.505.
Sultan veled den bir şiir : Dünyayı bırak, zira bu dünya senin değildir Şu an aldığın nefes senin isteğinle değildir Dünya malını biriktirdinse mutlu olma Şu kendisine dayandığın can, senin değildir. Ruhu'l Beyan
Kur'ân-ı Kerîm Meali Ve Tefsiri cilt. 21.sy.405.
YANITLASİL
yuksel18 Eylül 2021 21:58 Bir Hadis i Şerifte merhaba şöyle buyurulmustur: Güneş her doğduğunda mutlaka yanında iki melek vardır, bu iki melek, insanlar ve cinler dışında bütün yaratılmışlara isittirecek şekilde şöyle seslenirler::Ey İnsanlar! Rabbi nize gelin az olup yeterli olan, çok olup oyalayici olandan daha iyidir. Tergib, 2,172. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt. 21.sy.399.
YANITLASİL
yuksel18 Eylül 2021 22:52 İnsanlar onu tanıyacak diye faciri anmaktan çekiniyor musunuz? Facirden, bulunduğu hal üzere bahsedin ki, insanlar ondan sakınsınlar. Ravi: Hz. Behz İbni Hakim (r.a.) Sayfa: 12 / No: 13 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel18 Eylül 2021 22:58 Nitekim Peygamberimiz (a. s.) in bir hadis i şerifin de "Facirin/isyankarin kötülüklerini söyleyiniz ki, insanlar ondan korunsunlar" buyrulmustur. Acluni 1, 114. Ruhu'l Beyan, Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt. 21.sy.379.
YANITLASİL
yuksel18 Eylül 2021 23:12 Her ne kadar risaletin keramet ve mucize nurlar onları aydınlattığı için doğru olduğuna şahidlik edyorlarsada Peygamber (a. s.) den ve ona uymaktan çevirdikleri ve dünya ile sehvetlerine yöneldikleri için "şahidlik ederiz ki sen Allah in Peygamber işin sözünde yalancıdırlar. O halde Sahadetin gerçeği yalnız uymakla olur. Resulullah i gördüklerinde dünya ehlinin sehadetlerini de bununla karşılaştır. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt. 21.sy.376.
YANITLASİL
yuksel18 Eylül 2021 23:22 Sultan veled den bir şiir : Dünyayı bırak, zira bu dünya senin değildir Şu an aldığın nefes senin isteğinle değildir Dünya malını biriktirdinse mutlu olma Şu kendisine dayandığın can, senin değildir. Ruhu'l Beyan
Kur'ân-ı Kerîm Meali Ve Tefsiri cilt. 21.sy.405.
YANITLASİL
yuksel18 Eylül 2021 21:58 Bir Hadis i Şerifte merhaba şöyle buyurulmustur: Güneş her doğduğunda mutlaka yanında iki melek vardır, bu iki melek, insanlar ve cinler dışında bütün yaratılmışlara isittirecek şekilde şöyle seslenirler::Ey İnsanlar! Rabbi nize gelin az olup yeterli olan, çok olup oyalayici olandan daha iyidir. Tergib, 2,172. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt. 21.sy.399.
YANITLASİL
yuksel18 Eylül 2021 22:52 İnsanlar onu tanıyacak diye faciri anmaktan çekiniyor musunuz? Facirden, bulunduğu hal üzere bahsedin ki, insanlar ondan sakınsınlar. Ravi: Hz. Behz İbni Hakim (r.a.) Sayfa: 12 / No: 13 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel18 Eylül 2021 22:58 Nitekim Peygamberimiz (a. s.) in bir hadis i şerifin de "Facirin/isyankarin kötülüklerini söyleyiniz ki, insanlar ondan korunsunlar" buyrulmustur. Acluni 1, 114. Ruhu'l Beyan, Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt. 21.sy.379.
YANITLASİL
yuksel18 Eylül 2021 23:12 Her ne kadar risaletin keramet ve mucize nurlar onları aydınlattığı için doğru olduğuna şahidlik edyorlarsada Peygamber (a. s.) den ve ona uymaktan çevirdikleri ve dünya ile sehvetlerine yöneldikleri için "şahidlik ederiz ki sen Allah in Peygamberişin sözünde yalancıdırlar. O halde Sahadetin gerçeği yalnız uymakla olur. Resulullah i gördüklerinde dünya ehlinin sehadetlerini de bununla karşılaştır. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt. 21.sy.376.
Beyazı Bistami nin (k.s.) dedi ki:Çok zikir sayı itibariyle değildir, huzur iledir.Bazan Allah Teâlâ azı çok güzel yerine yükseltir. ... Ancak siz çok iyi konuşan idareci den ziyade çalışkan ve faal olan bir idareciye daha çok muhtaçsınız... .... Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt. 21.sy.362.
Mümin gayyur olur. (Irz ve namusu hususunda kıskanç olur) Allah (z.c.hz)'leri da gayyurdur. (Bunun için Allah fuhuşu haram etmiştir) Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 230 / No: 12 Ramuz El-Ehadis
Sabah namazını kılıpta döneceği zaman yedi kere: "Lâ havle velâ kuvvete illâ billah. Ve lâ hîylete ve la ihtiyâle ve lâ mencee velâ melcee minellâhi illâ ileyh" diyen hiç bir kul yoktur ki, ondan yetmiş bela def olmasın. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 385 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
Ümmetin beklediği, âhirzamanda gelecek zâtın üç vazifesinden en mühimi ve en büyüğü ve en kıymettarı olan iman-ı tahkikîyi neşir ve ehl-i imanı dalâletten kurtarmak cihetiyle, o en ehemmiyetli vazifeyi aynen bitemâmihâ Risale-i Nur’da görmüşler. İmam-ı Ali ve Gavs-ı âzam ve Osman-ı Hâlidî gibi zatlar, bu nokta içindir ki, o gelecek zatın makamını Risale-i Nur’un şahs-ı mânevîsinde keşfen görmüşler gibi işaret etmişler. Bazan da o şahs-ı mânevîyi bir hâdimine vermişler, o hâdime mültefitane bakmışlar. Bu hakikatten anlaşılıyor ki, sonra gelecek o mübarek zat, Risale-i Nur’u bir programı olarak neşir ve tatbik edecek. O zatın ikinci vazifesi, şeriatı icra ve tatbik etmektedir. Birinci vazife, maddî kuvvetle değil, belki kuvvetli itikad ve ihlâs ve sadakatle olduğu halde, bu ikinci vazife gayet büyük maddî bir kuvvet ve hakimiyet lâzım ki, o ikinci vazife tatbik edilebilsin. O zatın üçüncü vazifesi, hilâfet-i İslâmiyeyi ittihad-ı İslâma bina ederek, İsevî ruhanîleriyle ittifak edip din-i İslâma hizmet etmektir. Bu vazife, pek büyük bir saltanat ve kuvvet ve milyonlar fedakârlarla tatbik edilebilir. Birinci vazife, o iki vazifeden üç-dört derece daha ziyade kıymettardır. Fakat o ikinci, üçüncü vazifeler pek parlak ve çok geniş bir dairede ve şaşaalı bir tarzda olduğundan, umumun ve avâmın nazarında daha ehemmiyetli görünüyorlar. İşte o has Nurcular ve bir kısmı evliya olan o kardeşlerimizin tâbire ve tevile muhtaç fikirlerini ortaya atmak, ehl-i dünyayı ve ehl-i siyaseti telâşe verir ve vermiş; hücumlarına vesile olur. Çünkü, birinci vazifenin hakikatini ve kıymetini göremiyorlar; öteki cihetlere hamlederler. Kardeşlerimin ikinci iltibası: Fâni ve çürütülebilir bir şahsiyeti, bazı cihetlerle birinci vazifede pişdarlık eden Nur şakirtlerinin şahs-ı mânevîsini temsil eden o âciz kardeşine veriyorlar. Halbuki bu iki iltibas da Risale-i Nur’un hakikî ihlâsına ve hiçbir şeye, hattâ mânevî ve uhrevî makamata dahi âlet olmamasına bir cihette zarar verdiği gibi, ehl-i siyaseti de evhama düşürüp Risale-i Nur’un neşrine zarar gelir. Bu zaman, şahs-ı mânevî zamanı olduğu için, böyle büyük ve bâkî hakikatler, fâni ve âciz ve sukut edebilir şahsiyetlere bina edilmez. Elhasıl: O gelecek zatın ismini vermek, üç vazifesi birden hatıra geliyor; yanlış olur. Hem hiçbir şeye âlet olmayan nurdaki ihlâs zedelenir, avâm-ı mü’minîn nazarında hakikatlerin kuvveti bir derece noksanlaşır. Yakîniyet-i bürhaniye dahi, kazâyâ-yı makbûledeki zann-ı galibe inkılâp eder; daha muannid dalâlete ve mütemerrid zındıkaya tam galebesi, mütehayyir ehl-i imanda görünmemeye başlar. Ehl-i siyaset evhama ve bir kısım hocalar itiraza başlar. Onun için, Nurlara 30 Ağustos 2021 06:28 yuksel dedi ki... MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ÜN VASİYETİ AÇIKLAMA VAKTİ GEMİŞTİR. 23 Eylül 2021 04:44 yuksel dedi ki... Hafız şöyle demiştir. BİR PADİŞAHIN ADALETLE HÜKMETTİĞİ BİR SAATLİK ÖMÜR, YÜZYILLIK İBADET VE ZÜHDLE GEÇEN HAYATINDAN DAHA KIYMETLİDİR. RUHU L BEYAN KUR AN MEALİ VE TEFSİRİ CİLT. 21. SY. 256. 23 Eylül 2021 04:51 yuksel dedi ki... .... EY KULLARIM SİZİN YAPTIKLARINIZ AMELLERİNİZİ BEN KAYDEDİP SAKLIYORUM. ONLARIN KARŞILIĞINI SİZE VERECEĞİM.KİM İYİLİK BULURSA, HAYIRLA KARŞILAŞIRSA ALLAH C.C. A HAMDETSİN, BUNDAN BAŞKA BİR ŞEY BULURSA KENDİNDEN BAŞKASINI AYIPLAMASIN. RUHU L BEYAN KUR AN MEALİ VE TEFSİRİ CİLT.21. SY. 251. MÜSLİM , BİRR 2577.
23 Eylül 2021 05:01 yuksel dedi ki... CENNETİN ANAHTARI HİDAYET ÜZERE OLMAKTIR. MAHMUD ESAD COŞAN GÜNÜN SOHBETİ AKRA FM.
23 Eylül 2021 05:04 yuksel dedi ki... TEFEKKÜR İMANIN ANAHTARIDIR. ERKAM RADYO OSMAN NURİ TOPBAŞ
Hiç bir peygamber yoktur ki ümmetimde onun bir naziri olmasın. Ebu Bekir (r.a) İbrahim (a.s.)'ın benzeri, Ömer (r.a) Musa (a.s.)'ın benzeri, Osman (r.a) Harun (a.s.)'ın benzeri, Ali İbni Ebu Talib (r.a) da benim nazirimdir. Kim Meryemoğlu İsa (a.s.)'a bakmaktan sürur duyarsa Ebu Zerri'l Gıfariye (r.a) baksın. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 388 / No: 11 Ramuz El-Ehadis
Yalanın hepsi kaydolur. Müslümanın başından bir musibet defeden veya iyilik getiren yalan müstesna. Ravi: Hz. Sevban (r.a.) Sayfa: 229 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
Bu olayda, açıklamasında bir fayda veya gizli kalmasında bir fesad ve mahzur olması halinde casuslarin sırlarını ve bozguncularin ayıplarını ortaya çıkarmanın caiz olduğuna işaret bulunmaktadır. 60.el-Mumtehine Suresi Ayet:1. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt. 21.sy.234.
Ayrıca İslami açıdan sakıncalı bir şey işleyip ortaya çıktığında, kendisini bu mahzuru işlemeye mecbur eden geçerli bir özür söyleyen kimsenin özrünü kabul edileceğine, özrün büyük saygı değer insanlar katında makbul bulunduguna da işaret vardır. 60.el-Mumtehine Suresi. Ayet:1. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt. 21.sy. 234.
Allah c. c. sevgisinin belirtisi ise, Allah c. c. düşmanlarına buğz etmek ve onlara kizmaktir. 60.el-Mumtehine Suresi Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt. 21.sy.237.
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 391 1 Ölüm esnasında köle azad eden ve sadaka veren insanın misali, tıka basa yemek yedikten sonra hediye veren kimsenin misali gibidir. Hz. Ebud Derda (r.a.) 391 2 İçinde Allah zikri olan evin Allah zikredilmeyen eve göre durumu, dirinin ölüye olan durumu gibidir. Hz. Ebû Mûsa (r.a.) 391 3 Sadaka verip de, sadakasından dönen kimsenin misali, kusup da sonra kustuğuna dönen ve onu yiyen köpeğin misali gibidir. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 391 4 Birbirlerini sevmekte, birbirlerine merhamette ve birbirlerine atifet göstermekte mü'minlerin misali, bir beden misalidir ki, ondan bir uzuv hastalandığında, bedenin sair azasını da uykusuzluk ve ateş sarar. Hz. Numan İbni Beşir (r.a.) 391 5 Tavla oynayıp da kalkıp namaz kılanın hali, domuz kanı ve irinle abdest alıp da namaz kılan adamın hali gibidir. Hz. Ebû Said (r.a.) 391 6 Cuma günü imam hutbe okurken konuşanın misali, kitap taşıyan merkebe benzer. Yanındakine sus diyenin de cuması yoktur. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 391 7 İlmi küçüklüğünde öğrenmenin misali, taş üzerine yazılan nakışlar gibidir. İhtiyarlığında öğrenin misali ise, su üstüne yazılana benzer. Hz. Ebud Derda (r.a.) 391 8 Dünya ile ahiretin misali, bir elbisenin baştan başa (sökülüp) yırtılıp yalnız bir dikişi kalmış olması gibidir. Çok durmaz kopuverir. Hz. Enes (r.a.) 391 9 Önceleri günah yapıp da sonraları sevap işlemeye başlamış olan adamın misali, dar bir zırh giymiş de her sevap yaptıkça zırhının bir halkası düşüp genişleyen adam gibidir. Ta ki tamamı kalmayıncaya kadar. Hz. Ukbe İbni Amr (r.a.) 391 10 Allah yolundaki bir mücahidin misali, gündüz oruç tutup gece ibadet eden bir kimseye benzer. Taki dönünceye kadar. Hz. Numan (r.a.) 391 11 Benim Ehli Beytimin sizin yanınızdaki durumu, Nuh (a.s.)'ın gemisi gibidir. Kim bunlara tutunursa kurtulur. Kim ki tutunmaz yüz çevirirse boğulup gider. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 391 12 Mü'minin misali yapraklarını döken ağaca benzer. Allah korkusundan tüyleri ürperince günahları ondan dökülür, sevapları kalır. Hz. Abbas (r.a.) 391 13 Bu ümmetin misali şu dört kimsenin misaline benzer: Allah'ın kendisine mal ve ilim verdiği adam gibi ki, ilmi ile amel eder, malının hakkını öder. Allah'ın kendisine ilim verip mal vermediği adam gibi ki o şöyle der: "Şunun malının benzeri benim olsaydı onunla amel ederdim." Bu adamın durumu amel edenin misalidir ki, her ikiside ecirde müsavidir. Allah'ın kendisine mal verip ilmi vermediği adam ki, o malını berbat eder ve hakkını gayriye harcar. Bir adam da vardır ki, Allah ona ilim de mal da vermemiştir. O şöyle söyler: "Benim de olsaydı bende şöyle harcandım" Bunun durumuda malını berbat eden kimseye benzer ki, bunlarda günahta müsavidir. Hz. Ebû Kebşe (r.a.)
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 228 1 Kalbler dört nevidir: Açık kalb; örtüsü, kılıfı olmayıb parlıyan nurlu bir kandil gibidir. Kılıflı kalb; Kılıfla örtülmüş ve bağlanmıştır. Dışı mühürlüdür. Ters kalb; (Aşağısı yukarı, yukarısı aşağıya gelmiş) yamuk kalb. Kılıfsız olan açık kalbe gelince, bu müminin kalbidir. Onun kandili içindeki iman nurudur. Kılıflı kalb, kafirin kalbidir. (Ne alır ne verir. Ona bir şey işlemez) Ters kalb, (tepesi aşağı olan kalb) münafığın kalbidir. Ki (Hakkı ve tevhidi bilir) ama inkar eder. Yamuk kalbe gelince; içinde imanda, nifakta olan kalbdir. Onun imanının misali, bir tane gibidir ki, o taneyi iyi su büyütür. Oradaki nifakın misali ise, irin ve kanın büyüttüğü çıban gibidir. O iki besleyiciden hangisi diğerine galib gelirse kalbde o hakim olur.(İman ile nifakı besliyen şeyler vardır. İmanı Zikir ve Kur'an, nifakı da oyun, eğlence, çalgı ve çağanak besler. Hangisini yenerse o galib gelir. Ya kalb alaşağı olur, ya da nifak körelir.) Hz. Ebû said (r.a.) 228 2 Kıntar, on iki bin okiyyeden ve her bir okiyye yer ile gök arasında olanlardan daha hayırlıdır. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.). 228 3 Kıntar yüz rıtıl (batman)dır. Her rıtıl on iki okiyye, her okiyye yedi dinardır. Her dinar da yirmi dört kırattır. Hz. Câbir (r.a.) 228 4 Kafiri kıyamet gününde ter (ar, utanç) öyle sıkar ve bunaltır ki "Cehenneme de olsa beni kurtarın" der. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma) 228 5 Kebair (büyük günahlar): Allah'a şirk koşmak, (na-hak yere) insan öldürmek, ana-babaya isyan ve size en büyüğünü haber vereyim mi: Yalan söz söylemek ve yalan yere şahidlik etmektir. Hz. Abdullah İbni Bekir İbni Enes (r.a.) 228 6 Kebair: Allah'a şirk koşmak, ana-babaya isyan, insan öldürmek ve yalan yere yemindir. Hz. İbni Amr (r.anhüma) 228 7 Kebair dokuzdur: En büyüğü Allah'a şirk koşmak, na-hak yere insan öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, iffetli kimseye zina isnadında bulunmak, cepheden kaçmak, ana babaya isyan, sizin dirinizin ve ölünüzün kıblesi olan Beytül Harama konan yasakları ayak altına almaktır. Hz. Ubeyd İbni Umayr (r.a.) 228 8 Büyük günahlar yedidir: Allah'a şirk koşmak, hak yol ile olan müstesna, Allah'ın haram kıldığı bir kimseyi öldürmek, namuslu kadına iftira etmek, cepheden kaçmak, faiz yemek, yetim malı yemek, hicretten sonra cahiliye bedeviliğine dönmek. Hz. Ebû Said (r.a.) 228 9 Büyük günahlar: Allah'a şirk koşmak, Allah'ın iyiliğinden ye'se düşmek ve Allah Azze ve Cellenin rahmetinden ümidini kesmektir. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 228 10 Kebair; Allah'a şirk, namuslu kadına iftira, mü'min kimseyi öldürme, muharebe gününde cepheden kaçma, yetim malı yeme, müslüman ana-babaya isyan, ölü ve diri olarak kıblemiz olan Kabeye hürmetsizlik etmektir. Hz. İbni Ömer (r.anhüma) 228 11 Yalan yüzü karartır. Koğuculukta kabir azabıdır. Hz. Ebû Berze (r.a.) 228 12 Yalan imana aykırıdır. Hz. Ebû Bekir (r.a.) 228 13 Yalan, Adem oğlunun aleyhinde yazılır. (Müsabaha edilmez) Üç hal müstesna: iki kişinin bozulmuş olan arasını yatıştırmak için söylenen yalan, kendi ailesini (dirlik düzenlik düşüncesi ile) razı etmek için söylenen yalan bir de harbde yalan, Esasen harb hud'adır.
doğruluğun faydaları. i.i.93 Risale nur külliyatı lozanda dinin öldürülmesi kararı alındı.E.L. 2.31. KORKMAKLA DİN RÜŞVET VERİLMEZ.Sn. 54. bir hazinenin anahtarı risale i nur külliyatı fihrist ve indeksi.sy.168,169
siyaseti dinsizliğe alet yapanlar, kabahatlerini örtmek için başkasını irtica ile ve dinini siyasete alet yapmakla itham ederler.D.H.Ö. 20.. T.H.59. YOL İKİDİR. YA DOĞRU SÖYLEMEK, YA SUSMAK.H.Ş. 59.3. kelime. Bir Hazinenin Anahtarı Risale i nur külliyatı fihrıst ve indeksi sy.169,170.
Evladınıza yedi yaşında namazı emredin. On yaşında kılmazlarsa dövün ve yatağını ayırın. Halayığını, hizmetçisine veya kölesine nikah eden adam artık onun göbek altı ile dizi üstüne bakmasın. Zira göbeği ile dizi arası avretindendir. Ravi: Hz. Amr İbni Şuayb (r.a.) Sayfa: 393 / No: 3 Ramuz El-Ehadis
yuksel28 Eylül 2021 05:21 Yavrucuğum bütün yaratılmışlara merhametli ol! Onlara rıfk, merhamet ve şefkat gözüyle bak. Büyüklerine hürmet, küçüklerine şefkat et, Her yaratılanda, onu yaratanın hakkını gözet. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt. 21.sy.189.
Bir Kudsi hadiste. "Lâ ilâhe illallah benim kalemdir. Bu kaleme giren Benim azabımdan emin olur. Deylemi,hadis No. 8101. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt. 21.sy.198.
Yine insanlardan niceleri insanların gözünde aziz iken, Allah c. c. nezdinde zelildir. Asıl önemli olan ise Cenab-ı Mevla katında aziz olmaktır. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt. 21.sy. 204.
Kur'an zenginliktir. Ondan sonra fakirlik yoktur. Kur'an'ın fakiri olan kimseye ise zenginlik yoktur. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 227 / No: 6 Ramuz El-Ehadis
Kur'an Allah Azze ve Cellenin kelamıdır. Öyle ise Kur'an sahibi, Rabbinin, yasak ettiklerini yapmamak suretiyle, ona tazim etsin. Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 227 / No: 10 Ramuz El-Ehadis
Tarikat ya Rasulullah (s.a.)'in Allah Teala' dan naklederek bildirdiği şu sözünden alınmıştır. "Benimle kulum arasında bir sır vardır o sırra mukarreb hiç bir melek hiçbir Mürsel nebi vakıf değildir. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt. 21.sy.187.
Tarikat ya Rasulullah (s.a.)'in Allah Teala' dan naklederek bildirdiği şu sözünden alınmıştır. "Benimle kulum arasında bir sır vardır o sırra mukarreb hiç bir melek hiçbir Mürsel nebi vakıf değildir. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt. 21.sy.187.
Bir adam ilme talib iken kendisine ölüm gelirse, onunla Peygamberler arasında, yanlız Peygamberlik derecesi kalır. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 396 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
Allah (z.c.hz.) bir adama, bir müslümanın musibetini bertarafa vesile olacak bir şey nasib ederse, o adamı dünya ve ahiret musibetlerinden korur. Ravi: Hz. Ali (r.a.) Sayfa: 396 / No: 6 Ramuz El-Ehadis
Hadis-i Şerif te, "Akıl, kalbde bir nurdur ki, onunla hak ile batılın arası ayrılır" buyrulmustur. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt. 21.sy.150.
YANITLASİL
yuksel30 Eylül 2021 22:26 Allah Teala akıldan daha değerli ve şerefli hiç bir şey yaratmamiştir. Iraki. mugni, 1.86. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt. 21.sy.150.
Ulema, Allah'ın kulları üzerinde Peygamberlerin eminleridir. Siz onlardan çekinin ve onlara taarruz etmeyin. Onlar hükümet erkanı ile ihtilat etmedikçe ve dünyaya karışmadıkça (Deyleminin lafzında şu ibare vardır): Sultanla ihtilat eder ve dünyaya karışırlarsa o vakit Peygamberlere hiyanet etmiş sayılırlar, o zaman bunlaran sakının. Ravi: Hz. Hasan İbni Sufyan (r.a.) Sayfa: 222 / No: 16 Ramuz El-Ehadis
Aranızda "Nübüvvet", Allah'ın istediği kadar sürer. Sonra onu, (Peygamberliği) kaldırmayı istediği zaman da kaldırır. Sonra, Allah'ın sürmesini murad ettiği kadar (otuz sene) "Nübüvvet yolunda halifelik" gelir. Sonra kaldırmayı istediği zaman onu kaldırır. Ve Allah'ın murad ettiği kadar devam eden "Şiddetli bir meliklik" idaresi gelir. Sonra, onu da kaldırmayı istediği zaman kaldırır. Sonra, "zorba bir idare" gelir. Sonra da "Nübüvvet yolu üzere bir hilafet" gelir. (Mehdi (a.s)ın zuhuru) Ravi: Hz. Huzeyfe (r.a.) Sayfa: 257 / No: 11 Ramuz El-Ehadis
mevc-i mekfuf. kararını bulup durgun hale gelmiş dalga. Özel Lügat sy. 445.
YANITLASİL
yuksel2 Ekim 2021 23:41 esir. atomdan daha küçük olup alemi kaplayan minicik madde. uzayı dolduran ve yıldızların tarlası olan latif varlık. Özel Lügat Ömer Sevincgul sy. 150.
Alim iki türlüdür: Bir alim vardır ki ilmi ile Allah'ı kasdeder. Onu paraya değişmez. Tamaan almaz. Bir alim de vardır ki, ilmi ile dünyayı kasteder. Onu paraya değişir, Tamaan alır. İlmini Allah'ın kullarından esirger. Böylesine, Allah, kıyamet gününde ateşten gömlek giydirir. Ve meleklerden bir melek onun hakkında şöyle nida eder: "Haberiniz olsun. İşte şu filan oğlu filandır ki, Allah ona dünyada ilim verdi de, oda onu paraya karşılık sattı. Tamah etti." İnsanların hepsi oradan ayrılıncaya kadar bu nida devam eder gider. Sonra da Allah ona dilediğini yapar. Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 221 / No: 13 Ramuz El-Ehadis
İşte onların yani Allah ve Resulü'ne düşmanlık edenleri - en yakinlarida olsa - sevmeyenlerin "kalbine" Allah Teala "iman yazmış" yani imanı onların kalbine yerlestirmistir.
İşte onların yani Allah ve Resulü'ne düşmanlık edenleri - en yakinlarida olsa - sevmeyenlerin "kalbine" Allah Teala "iman yazmış" yani imanı onların kalbine yerlestirmistir. Ruhu' l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt 21.sy.75.
Nitekim Allah Peygamberimiz (a. s.) :"Gayretli, dinde sağlam olmak imandan, halden hale değişmek ise nifaktan, iki yüzlülükten dir. Dini gayreti olmayanın imanı yoktur" buyurmuştur. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt. 21.sy.75.
Hadis-i Şerif te :Zâlîmin arkasında yedi adım yürüyen muhakkak mücrim sayılmıştır. buyrulmustur. Allah Teala da :Muhakkak ki biz, gunahkarlara, layık oldukları için cezayı veririz (Secde. 32/22.)buyurmuştur. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt 21.sy.75.
Batı Toplumu Ahlaken Çöktü Alper TAN 29 Temmuz 2021 14:56 A- A+ Ahlaki üstünlüğünü ve meşruiyetini kaybetmiş toplumların siyasi, teknolojik ya da askeri üstünlüklerini uzun süre devam ettirebilmeleri söz konusu olamaz. Batılı halklar, siyasi, askeri, ekonomik ve teknolojik üstünlüklerini hala koruyor olsalar da ortaya çıkan bütün gelişmeler aslında ahlaken korkunç bir çürümüşlük içerisinde olduklarını göstermektedir. Dünyanın en büyük haber ajansları, enformasyon ağları ve sosyal medya mecralarını kontrol altında tuttukları için bunu şu an büyük ölçüde sansürlüyor/gizleyebiliyor olabilseler bile o siyah perdenin ardında bu durumu ilanihaye gizlemelerinin mümkün olmadığı ortadadır.
Toplumun kimliğini oluşturan ve o toplumu ayakta tutan en önemli unsur dini inançlardır. Dini inancında boşluğa düşmüş devletlerin veya toplumların kimliklerini korumaları, kader birliği yapabilmeleri ve ortak hareket edebilmeleri zordur. Batının dini kurumlarının en küçük biriminden en üst otoritesine kadar dehşet bir yozlaşma, kokuşmuşluk ve umursamazlık içerisinde olduğu gözlenmektedir.
Aşağıda sıralayacağımız açık örnekler aslında sadece Batıyı değil Batı ile ilişkili, Batıyı takip ve taklit eden tüm dünyayı da tehdit etmektedir.
Kiliselerde cinsel taciz skandalları, intihar ve istifalar:
Dünyanın hemen hemen her yerinde kiliseler cinsel taciz skandallarıyla çalkalanıyor. Yapılan araştırmalar ve soruşturmalar, on binlerce çocuğun istimara uğradığını ortaya koyuyor. Bu istismarların bazıları örtülürken, bazıları hapis cezaları ve tazminatla, bazıları ise istifalar ve rahiplerin intiharlarıyla sonuçlanıyor. Yani üstü örtülüp uyutulup unutuluyor.
ABD’deki 42 bin rahipten 3 bini sapık çıktı
ABD'de 90'lı yıllardan bu yana binlerce gencin Katolik rahiplerin cinsel taciz ve istismarına maruz kaldığı ortaya çıktı. Bu skandallar, 2007'de Katolik kurumlarının 615 milyon dolar tazminat ödemesine yol açmıştı. 2007 yılında açıklanan verilerle, "Rahiplerin Sorumluluğu" adlı derneğe göre, ABD'deki 42 bin rahibin 3 bin kadarı cinsel tacizle suçlanıyor. Vatikan ise yine yıllar önce yayımladığı belgelerle, Katolik rahip adaylarına mesleğe alınmadan önce psikolojik test uygulanmasını istemiş, psikolojik testlerin amacının, heteroseksüel rahip adaylarının cinsel arzularını bastırıp bastıramayacaklarının belirlenmesi ve homoseksüel eğilimli olanların belirlenmesi olduğuna dikkat çekilmişti.
İrlanda hükümetinin hazırladığı, 1975-2004 arası dönemi kapsayan raporda, "rahiplerin büyük çoğunluğunun çocukların maruz bırakıldığı kötü muameleye göz yumduğu, çocukların iyiliğinin, kilisenin itibarının korunmasına dair endişelerin gerisinde kaldığını, kilisenin yapısı ve kuralları kadar, devletin kiliseyle ilgili meseleleri yasaların kapsamı dışında tutmasının da bu tür olayların gizli kalmasını kolaylaştırdığı" belirtilmişti. Tacizle suçlanan 46 rahibe yönelik 320 şikayetin incelendiği ve 700 sayfayı geçen raporda, İrlanda polisi de cinsel taciz şikayetlerini görmezden gelmek, olayları soruşturmak yerine sadece din otoritelerine bildirmekle itham ediliyor.
Vatikan, skandalları sistematik olarak gizliyor
2010 yılında New York Times gazetesi, Katolik dünyasının o dönem ruhani lideri olan daha sonra ise istifa eden Papa 16. Benediktus (Joseph Ratzinger) ve diğer Vatikan yetkililerinin 90'lı yıllarda Amerikalı rahip Lawrence C. Murphy'nin Wisconsin'deki sağır çocuklar okulunda 200 kadar çocuğu taciz etmesi olayını örtbas ettiğini yazmıştı. Avusturya'da yapılan bir kamuoyu yoklamasına göre, Avusturyalıların büyük çoğunluğu bu sorumluluğun Papa 16. Benediktus’a ait olduğunu söyleyerek Papa'nın istifa etmesini istemişti.
Vatikan’ın yani Katolik dünyanın şimdiki lideri Papa Franciscus ise Avustralya'da 1970'li yıllarda görev yaptığı Sydney'in Hunter bölgesinde rahip Jim Fletcher'ın çocuklara yönelik cinsel tacizini örtbas ettiği ortaya çıkan Adelaide Başpiskoposu Philip Wilson'ın istifasını kabul etti.
Rahip Jim Fletcher, 2004'te çocuklara yönelik 9 farklı cinsel taciz olayından mahkum olmuş, 2006'da hapishanede ölmüştü(!).
Rahiplerin intiharı(!)
2014 yılında İtalya'da 13 yaşında bir kız çocuğuna cinsel tacizde bulunmakla suçlanan Trieste kenti piskoposluğuna bağlı çalışan Rahip Don Maks Suard kilisesindeki makamında kendini asarak intihar etmişti(!).
Vatikan’ın "utancı" sapık rahipler
ABD'nin Pensilvanya eyaletinde yüzlerce Katolik rahibin, binden fazla çocuğa cinsel istismarda bulunmakla suçlanması, Katolik dünyasının cinsel istismar vakalarını yeniden tartışmaya açtı.
Vatikan’da 2 bin sapık rahip yargılanıyor ama davalar sonuçlanmıyor
Pensilvanya Başsavcısı Josh Shapiro, iki yıllık bir soruşturmanın ardından çocuklara yönelik cinsel istismarların, Pensilvanya ve Vatikan'daki kıdemli kilise yetkililerince "sistematik" bir şekilde örtbas edildiği sonucuna ulaşsa da suçlamalar sadece ABD ile sınırlı değil.
Papa Franciscus, yaptığı açıklamada, Vatikan'da rahipler aleyhinde devam eden 2 bin cinsel taciz davası olduğunu ve sürecin ağır işlediğini kabul etmişti.
ABD’de 4 binden fazla sapık rahip görevde
ABD, Katolik Kilisesi'nin cinsel istismarla ilgili olarak en çok suçlandığı ve Katolik rahiplerin skandallara karıştığı ülkelerden biri olarak kabul ediliyor. Pensilvanya'daki olaydan sadece bir ay önce Papa Franciscus, uzun yıllar cinsel tacizlere adı karışan 88 yaşındaki Kardinal Theodore McCarrick'in istifasını kabul etti.
Birleşmiş Milletler (BM), Katolik Kilisesi'ndeki yaygın çocuk istismarı hakkında 2014'te bir rapor yayımladı.
Raporda, Vatikan, kendisine bağlı kiliselerin bulunduğu çok sayıda ülkede papazlar hakkındaki cinsel taciz iddialarının üstünü örterek on binlerce çocuğun istismara uğramasına göz yummakla suçlandı.
ABD’de 4 binden fazla Katolik rahip, 10 bin 667 çocuğa cinsel istismarda bulundu
ABD Katolik Başpiskoposlar Konferansına bağlı John Jay College tarafından 2004'te yapılan araştırmaya göre, 1950-2002 arasında 4 binden fazla Katolik rahip, 10 bin 667 çocuğa cinsel istismarda bulunmakla suçlandı.
130 çocuğu istismar eden rahibi kardinal korudu
Boston'da 2002'de patlak veren cinsel taciz skandalında, John Geoghan adlı eski bir rahibin 1962-1995 yıllarında 130'dan fazla çocuğa cinsel tacizde bulunduğu ortaya çıktı. Dönemin bölge Kardinali Bernard Law ise olayı öğrenmesine rağmen skandalın üzerini örttüğü gerekçesiyle eleştirildi. Olayı kamuoyunun gündemine taşıyan Boston Globe gazetesinin hikayesi daha sonra "Spotlight" adlı filme konu oldu.
Louisiana eyaletinde 1985'te ortaya çıkan ve Gilbert Gauthe adlı rahibin 37 çocuğa cinsel tacizde bulunduğunu kabul ettiği olay ise benzer vakalar içerisinde Amerikan ulusal medyasında geniş yer bulan ilk skandal olarak kayıtlara geçmişti.
İrlanda’daki skandal: Papanın yardımcısı sapıkları kolladı
Ezici çoğunluğu Katolik olan İrlanda'da 2009'da yayımlanan bir rapor başkent Dublin'de görev yapan dört başpiskoposun 1975-2004 yıllarında yaşanan cinsel istismarlara göz yumduğunu ortaya koydu.
Ülkede 2010'da yayımlanan ikinci bir rapor da Katolik Kilisesi'ne bağlı 18 tarikatın işlettiği kuruluşlarda son 60 yılda yaşanan fiziki, cinsel ve duygusal istismarları gözler önüne serdi.
İrlanda'da cinsel istismar olayları nedeniyle istifa eden bir isim de Piskopos John Magee oldu. Üç papanın yardımcılığını yaptıktan sonra İrlanda'ya tayin edilen Magee, Cork kentindeki cinsel istismar vakalarını doğru şekilde ele almadığının ortaya çıkması üzerine istifa etti.
Almanya rahiplerin tacizleriyle çalkalanıyor
Almanya'nın Hessen eyaletindeki Fritzlar kentinde 6 kilise öğrencisine yıllarca cinsel tacizde bulunduğunu itiraf eden rahip, 2010'da Kassel Eyalet Mahkemesi tarafından 7 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Almanya'nın Berlin kentinde Canisus College’de Katolik bir öğretmenin yıllarca erkek öğrencilere cinsel tacizde bulunduğu 2010'da ortaya çıktı.
Öte yandan, Alman basınında, ülkedeki 27 piskoposluk bölgesinde yapılan araştırmada, Roma Katolik Kilisesi tarafından 94 rahip ve çalışan hakkında cinsel suistimal şüphesiyle soruşturma yürütüldüğü yazıldı.
Hollanda, kiliselerdeki sapıklıkları araştırmak için komisyon kurdu, manzara korkunç
Hollanda'da 2010'da başlayan tartışmalar sonucunda kiliselerdeki cinsel istismarı araştırmak için komisyon kuruldu.
Komisyonun, sunduğu raporda, 8 yılda 3 bin 712 cinsel istismar bilgisi geldiği belirtildi. Ardından, bin 599 kişi şikayette bulundu ve mağdur olan 941 kişiye tazminat ödendi. Bunun 381'i ağır istismara maruz kalanlardan oluşurken, bu kişilerin arasında 65 kişiye en yüksek tazminat miktarı olan 100 bin avro ödendi.
Ayrıca ülkede 2010'dan itibaren benzer suçlamalarla 12 papazın görevine son verilirken iki papaz da açığa alındı.
Fransa, tescilli sapık papazları Afrika’ya göndererek cezalandırıyor(!)
Fransa'da Lyon Katolik Kilisesi Kardinali Philippe Barbarin, taciz ve cinsel saldırıları gizlediği iddiasıyla yargılandı.
Fransa'da tacizci papazların adalete teslimi ve görevine son verilmesi yerine Afrika ülkelerinde görevlendirildiğinin ortaya çıkması kamuoyunda büyük tepkiyle karşılandı.
Güney Amerika ülkesi Şili'de papazlarla ilgili cinsel istismar iddiaları kapsamında 158 kilise çalışanı hakkında 2018 yılında soruşturma açıldı.
Çok sayıda piskopos, din adamı ve kiliselerdeki bazı çalışanların da karıştığı cinsel istismar vakalarının 1960'a kadar uzandığı kaydedildi.
Avustralya'da resmi rapor: Rahiplerin yüzde 7’si sapık ve sapıklar korunuyor
Avustralya, Katolik Kilisesinde çocuklara yönelik cinsel tacizleri araştırmak için kurulan Kraliyet Komisyonu 2017’de bir rapor yayınladı.
2016 yılında Vatikan Ekonomi Bakanı ve Avustralya Kardinali George Pell’in itiraflarıyla ortaya çıkan çocuk tacizlerini araştırmak üzere kurulan Komisyonun açıklamaları, ülkede uzun yıllar saklı kalmış bir gerçeği ortaya çıkardı. Komisyon 1950-2015 yılları arasında ülke genelinde Katolik kiliselerde görev yapan rahiplerin yüzde 7’sini, çocuklara cinsel istismarda bulunmakla suçladı.
Komisyon için çalışan avukat Gail Furness yaptığı açıklamada, “Çocuklar göz ardı edildi veya daha kötüsü cezalandırıldı. İddialar araştırılmadı. Rahipler ve din adamları taşındı. Onlarla ilgili dökümanlar ise ya saklanmadı ya da yok edildi” dedi.
Cinsel istismar olaylarından haberdar olduğu halde engel olmak adına hiçbir şey yapmamakla suçlanan Kardinal Pell, 1960’lı ve 1980’li yıllarda 100’den fazla erkek çocuğu istismar etmekle suçlanan Papaz Gerald Ridsdale ile aynı kilisede görevliydi.
Kanada kiliselerindeki toplu çocuk katliamları tüyler ürpertiyor
Kanada’da yerli halkı ayaklandıran vahşet insanlığı derinden sarstı. Kanada’daki yatılı kilise okullarının bahçelerinde yüzlerce yerli çocuğun toplu mezarları bulundu. Alberta eyaletinde bu şekilde 800’den fazla çocuğun öldüğü açıklandı.
Kanada resmi yayın kuruluşu CBC’de yer alan haberde, British Columbia eyaletinin Kamloops kentindeki yatılı kilise okulunun bahçesinde 215 çocuk cesedi kalıntısının bulunduğuna dair haberlerin ülke gündemine oturmasının ardından, Alberta eyaletindeki yatılı kilise okullarında da kayıtlara geçmemiş 821 çocuk ölümü olduğu bilgisi yer aldı.
Kilise okullarındaki çocukların yüzde 20’si öl(dürül)dü
Alberta'da yatılı kilise okullarında kalan her 5 çocuktan 1'inin okuldayken öldüğü belirtilen haberde, resmi kayıtlarda 139 olan ülke genelindeki toplam yatılı kilise okulu sayısının da gerçekte bilinenden fazla olduğu kaydedildi.
Kayıtlara 139 olarak geçen yatılı kilise okulu sayısına, dini gruplar veya federal destek olmadan işletilen yatılı okulların dahil olmadığı, bu nedenle gerçekte bu okullara giden toplam çocuk sayısı ve kaç çocuğun öldüğünün belirlenmesinin de zor olduğu belirtildi.
Kanada federal hükümeti kayıp çocukların mezarını bulmak için talep edilen ödeneği vermedi
CBC’ye konuşan ve kendisi de yerli olan Alberta Üniversitesi Antropoloji Profesörü Kisha Supernant, kayıtlara geçmemiş çocuk ölümlerini bölgedeki halkı rahatsız etmeden araştırmaya çalıştıklarını, mezarlıkların tespitine yardımcı olmak için yere nüfuz eden radar ekipmanı kullandıklarını söyledi.
Supernant, federal hükümeti ülke çapındaki eski yatılı okul bölgelerindeki arama çalışmalarını finanse etmeye çağırırken, 2009 yılında teknik cihazlar için talep ettikleri toplam 1,5 milyon Kanada doları tutarındaki ödenek talebinin federal hükümet tarafından reddedildiğini anlattı.
Kanada tarihindeki en büyük çocuk istismarı
Kanada yerlilerinin tarihteki en acılı dramı olan ve en büyük çocuk istismarı olarak da nitelendirilen Yatılı Kilise Okullarının ilki, 1800'lerin başında açıldı ve sonuncusu 1996'da kapatıldı.
150 binden fazla yerli çocuk, ailelerinden zorla alınarak tutulduğu kiliselere ait yatılı okullarda asimile edildi ve bu çocukların büyük bölümü fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddet ile istismara uğradı.
Kanada kilise okullarında tutulan yerli çocuklar, tıbbi deneylerde kobay olarak kullanıldı
Ülkede 2010'da kurulan Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu’nun kayıtlarına geçen istismarların yanı sıra bazı çocukların üzerinde tıbbi deneyler yapıldığı da belirlendi.
Kanada federal hükümeti, binlerce çocuğun açlık, soğuk ve tıbbi deneyler sonucu hayatını kaybettiği yatılı kilise okullarında yaşananlar için, 2008 yılında mağdurlardan resmen özür dilemişti.
Yatılı Katolik okulun bahçesinden bulunan cesetler
Kanada’da İngiliz Kolumbiyası (British Columbia) eyaletindeki Kamloops kasabasında, daha önce kapatılan bir yatılı okulun bahçesinde 2021’in Mayıs ayında 215 çocuğun cesetlerinden geriye kalan kalıntılar bulundu.
1978 yılında kapatılan Kamloops Kızılderili Yatılı Okulu’nun bahçesinde bulunan kalıntıların bir kısmı üç yaşından küçük çocuklara ait. Kamloops Kızılderili Yatılı Okulu 1890’da Roma Katolik Kilisesinin girişimiyle kurulmuş ve 1978’de kapatılmıştı.
2015 yılında altı yıllık bir araştırmanın sonucunda yayımlanan bir raporda, yerli çocukları evlerinden çıkararak ana dillerini konuşmalarını veya kültürel pratikler yapmalarını yasaklayan ve zorla asimile etmek için oluşturulan bu yatılı okul ağı “kültürel soykırım" olarak tanımlanmıştı.
Raporda, zorla çalıştırma gibi uygulamaların da görüldüğü okullarda fiziksel, duygusal ve cinsel istismar suçlamaları da gündeme getirilmişti.
Kanada’daki bu okullarda 150 bini aşkın çocuğun eğitim gördüğü tahmin ediliyor. Rapora göre, Katolik Kiliseler tarafından 1840 ila 1990’yı yıllara kadar eğitim veren okullarda 4 bin 100 öğrenci hayatını kaybetti.
2021 yılının Haziran ayında yine Kanada'da ama bu defa Saskatchewan eyaletindeki Marieval Yatılı Kilise Okulu'nun bahçesinde bulunan kayıt dışı mezarlarda 751 çocuğa ait ceset kalıntıları tespit edildi.
Saskatchewan eyaletindeki First Nation yerlilerinin çatı kuruluşu olan Egemen Yerli İlk Milletler Federasyonu'ndan (FSIN) yapılan açıklamada, Cowessess First Nation bölgesindeki eski Marieval Kızılderili Yatılı Kilise Okulu'nun sahasında resmi kayıtlarda olmayan yüzlerce çocuk mezarı keşfedilmişti. Yapılan çalışmalar sonucu okulun bahçesinde bulunan kayıt dışı mezarlarda 751 çocuğa ait ceset kalıntıları tespit edildiği bildirildi.
Kanada Başbakanı Justin Trudeau, bu yatılı okulları yıllarca yöneten Katolik Kilisesi’nin sorumluluğu üstlenmesini talep etmişti. Bu gelişme üzerine Papa Francis, Kanada’da kapatılan Katolik yatılı okulunun bahçesinde bulunan 215 yerli çocuğa ait ceset kalıntılarından dolayı “ızdırap duyduğunu” belirterek, yerli insanların kültür ve haklarına saygı gösterilmesi çağrısında bulundu. Papa Francis, bununla birlikte Kanada’da halkın konuyla ilgili son günlerde talep ettiği Katolik dünyasının resmen özür dilemesi çağrılarına ise cevap vermeyerek konuyu geçiştirdi.
Papa Francis, Batının sömürgecilik geleneğine de değinerek “Bu zor anlar, hepimiz için sömürgeci modelden uzaklaşmamız konusunda aynı zamanda güçlü bir hatırlatmayı zorunlu kılıyor” ifadesini kullandı.
“Playboy rahipler skandalı”
2014 yılının Ekim ayında “Playboy rahipler skandalı” patladı. İtalya’nın kuzey doğusundaki Albenga-Imperia piskoposluk bölgesinde görev yapan bazı din adamlarının cemaat mensuplarına cinsel tacizde bulunduğu, çıplak fotoğraflarını Facebook’ta ve eşcinsel sitelerinde paylaştığı ve kiliseden para çaldığı ortaya çıktı.
Bazı rahiplerinse geceleri barlarda çalıştıkları ve eşcinsel ilişki yaşadıkları gerekçesiyle cemaatin tepkisini çektiği belirtiliyor. Bölgeden sorumlu Piskopos Marco Oliveri’nin de iddialara kulaklarını tıkadığı öne sürüldü.
İtalya’daki bu rezaleti 9 ay önce Papa’ya bildiren bölge sakinlerinden Luisa Bonello’nun ise “intihar etmesi” de şüpheli görülüyor.
Yunanistan kilise skandalıyla çalkalanmıştı
Yunanistan, 2005 yılında Ortadoks Kilisesi’nde ortaya çıkan skandallarla çalkalanmıştı. Basına yansıyan seks ve rüşvet skandalları anayasal niteliğe sahip olan kilisenin devlet işlerinden ayrılması gerektiği yönünde talepler yükselmişti.
Yunanistan Anayasası, Ortodoksluğu ülkenin egemen dini olarak kabul ediyor. Din adamlarının maaşları devlet tarafından ödeniyor ve kilise vergi vermiyor. Dolayısıyla Yunanistan’da Ortodoks Kilisesi, anayasal niteliğe sahip dini bir kurum. İşbaşına gelen her hükümet de Başpiskopos’un huzuruna çıkıp and içmek zorunda. Bu nedenle papaz cübbelerinin altında olup bitenler, aynı zamanda bir devlet skandalı sayılıyor.
Seks ve rüşvet
Yine Yunanistan’da Piskopos Panteleimon, bir yargıca rüşvet verdiği ve 1 milyon Euro tutarında parayı zimmetine geçirdiği gerekçesiyle görevinden alındı. Piskopos Theoklitos ise Narkotik Büro’nun yaptığı baskın sonucu gözaltına alındı ve Yunan radyosu, Piskoposların ilişki içinde oldukları genç erkeklerle yaptıkları telefon konuşmalarından bölümler yayınladı. İşlenen suçlar arasında İkona hırsızlığı bile var. Bir papaz bu nedenle gözaltına alındı ve işlem yapıldı.
Kiliseye güven sarsıldı
Bu olayların ardından Yunanistan’da kiliseye duyulan güven sarsıldı, kiliseye sadık vatandaşların oranı yüzde 90’dan yüzde 45’e indi. Ruhani Meclis’in o dönem hiç durmadan oturum düzenlediği ve hükümetin sert önlemler almasını talep ettiğine dair haberler çıktı.
Bu arada, 2005 yılında Yunanistan Ortodoks Kilisesi’nin en yüksek temsilcisi Başpiskopos Kristodulos’un da töhmet altında olduğuna dair haberler çıktı. Başpiskopos’un yıllar önce, sıradan bir Piskoposken, hüküm giymiş bir uyuşturucu madde satıcısının serbest bırakılması için yargıca başvurmuştu. Kiliseden rüşvet aldıkları iddia edilen yargıçlar hakkında da soruşturma açıldı.
Devleti/toplumu ayakta tutan önemli kurumlardan biri de ordusudur. Batının dini kurumları bu skandallarla çalkalanırken acaba orduları ne durumda? Bu konuda Batının en köklü tarihe ve geleneğe sahip ülkesi olan İngiltere’den bir kesit vererek yazıyı tamamlayalım.
2021’in Temmuz ayında İngiltere Parlamentosu’nun yayınladığı rapora göre İngiliz ordusundaki kadınların üçte ikisi zorbalığa, cinsel istismara, saldırıya ve ayrımcılığa uğruyor.
İngiliz Silahlı Kuvvetlerinde kadınlara yönelik muameleye ilişkin soruşturmasını, "tarihinin en hayati soruşturmalarından biri" olarak duyuran savunma alt komitesi, 4 bin 106 eski kadın asker ile mevcut kadın personeli dinledi. Milletvekillerinin, cinsel saldırı ve tecavüz iddialarıyla "gerçekten şok" olduklarını dile getirdikleri parlamento raporunda, "toplu tecavüz, terfi için cinsel ilişki ile kampta veya gemilerde kötü muamele" örnekleri yer alıyor. Şikayetlerin ise üstü kapatılıyor.
Batı, sadece Müslümanları değil İslam’ı da düşman olarak görüyor
Bütün bu rezillikler ve korkunç olaylar patlak verirken sistematik olarak İslam’a ve Müslümanlara her fırsatta saldıran Batılı liderler, hükümetler ve siyasetçiler olanlara ya tamamen kulaklarını tıkıyorlar ya da çok zayıf ifadelerle konuyu unutturma yoluna gidiyorlar!
Niçin böyle davranıyorlar? Çünkü Batı toplumlarının bu hale düşmesinde ülkeyi yöneten siyasetçiler de sorumlu. Yani suç ortağı… Bu rezillikler konuşuldukça derinleşecek ve genişleyecek. Böyle bir gelişme kiliseyle birlikte hükümetleri de içine çekerek boğacak. Bu nedenle örtmeyi tercih ediyorlar. Eğer bu tartışmalar daha da büyürse Batının Doğu karşısındaki sanal psikolojik üstünlüğü sönecek. Algı tersine dönecek.
Yukarıdan aşağıya sadece küçük bir kısmını sıraladığımız skandalların tamamı değil, binde biri, -Allah korusun- Müslüman ülkelerde veya İslami kurumlarda olsa idi acaba aynı Batılı liderler nasıl davranırlardı?! Nasıl davranacakları çok belli. Bütün uluslararası kuruluşlar, insan hakları organizasyonları ayağa kalkar, İslam’ın ve Müslümanların ne kadar yanlış ve kötü olduklarına dair raporlar, analizler, kitaplar yayınlanırdı. Sabah akşam saatler süren tartışma programlarıyla yürütülecek medya kampanyalarında İslam’a karşı karalama seferberliği başlatılırdı. Bunun üzerinden Müslüman siyasetçiler zemmedilir, tedbir almaları için uluslararası yaptırımlar başlatılırdı.
Ne yaparlarsa yapsınlar. Batı toplumları yozlaşıyor, eriyor, çürüyor ve çöküyor. Bu çökmeyi durdurabilecek hiçbir beşeri güç de orada yok artık. Muayyen sona doğru hızla ilerliyorlar. Kaderin tecellisi işte…
Benim bu zamanımda, Zühd, altın ve gümüşten kaçmaktır. Fakat insanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki, altın ve gümüşü terketmekteki zühdden, insanlardan kaçmak zühdü, kendileri için daha hayırlı olur. Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 212 / No: 2 Ramuz El-Ehadis
İstiklâl Harbi’ni sona erdiren ateşkes antlaşması (11 Ekim 1922).
Müellif:
CEZMİ ERASLAN
Millî Mücadele’nin sonunu oluşturan Büyük Taarruz’un hemen arkasından Yunanistan İtilâf devletlerinin ara buluculuğunu istemişti. İstanbul’daki İtilâf devletleri yüksek komiserleri de 4 Eylül 1922’de ilk mütareke teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetinin İstanbul’daki temsilcisi Hâmid Bey’e yapmışlardı. Rauf Bey hükümeti, bu gelişmeyi cephede bulunan Başkumandan Mustafa Kemal Paşa’ya bildirdi. Anadolu kurtarıldığı için mütareke ancak Trakya için söz konusu olabilirdi. Mustafa Kemal Paşa, Yunan hükümetinin doğrudan veya İngiltere vasıtasıyla müracaatını dikkate alacağını bildirmekle beraber ordunun ileri harekâtını durdurmadı. İzmir ve Bursa alınırken 2. Süvari Tümeni 6. Kolordu emrinde Çanakkale’yi ele geçirmekle görevlendirilmişti.
Yunanlılar’ı Anadolu’ya gönderen İngiliz Başbakanı Loyd George ise bölgedeki güçleri takviye ederek hedeflerinden kolay vazgeçmeyeceğini göstermek istedi. Sömürgeler Bakanı Churchill, 16 Eylül’de Boğazlar’ın ele geçirilmesi için Balkan devletlerinden, müttefiklerinden ve sömürgelerinden yardım istemiş, ancak beklediği karşılığı bulamamıştı. Bunun üzerine İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curzon, Fransa’ya gidip Fransız Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Poincaré ve İtalya’nın Paris elçisi Kont Sforza ile mevcut durumu görüştüyse de bir sonuç alamadı. İtilâf devletleri arasındaki uzlaşmazlık Yunan kuvvetlerinin Anadolu’ya çıkarılmasından rahatsız olan İtalya ve Fransa’nın muhalefetinden kaynaklanmakla beraber bunda en büyük etken Yunan kuvvetlerinin savaş meydanında yenilmiş olmasıydı.
İtilâf devletleri, Fransız hükümetinin yarı resmî görevlisi olarak İstanbul’dan Mustafa Kemal Paşa ile görüşmeye giden General Pelle aracılığı ile Türk hükümetinin öncelikli hedefinin Trakya ile İstanbul’un kurtarılması ve Boğazlar’ın serbestliğinin korunması olduğunu öğrendiler. Bunun üzerine 23 Eylül’de tarafsız bölgeye asker gönderilmemesi şartıyla Edirne dahil Doğu Trakya’nın boşaltılıp Türkler’e teslimini öngören bir notayı Mustafa Kemal Paşa’ya gönderdiler. Türk orduları Biga ve Erenköy’ü geri alınca İngiliz kuvvet kumandanı General Harrington askerlerin tarafsız bölgeden çekilmesini istedi. Mustafa Kemal Paşa, harekâtın Yunan ordusunu takip ve Boğazlar’ın serbestliğini sağlama amaçlı olduğunu ve tarafsız bölge tanımadığını bildirdi. General Harrington, 26 Eylül 1922 tarihli bir telgrafla Mustafa Kemal Paşa’ya müracaat ederek müzakerelerin başlamasına kadar Erenköy ve Biga’nın batısından Türk kuvvetlerinin çekilmesini talep etti. Mustafa Kemal Paşa, Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetiyle muhatapları arasında böyle bir bölgenin belirlenmediğini, Yunan kuvvetlerini takipten başka bir şey yapılmadığını, zira Yunanlar’ın Anadolu’da olduğu gibi Trakya’da da halka kötülük yapmaya devam ettiğini belirterek Türk milletinin de öteden beri Boğazlar’ın serbestliğini istediğini açıkladı. Tarafların barış isteğini ortaya koyduğu bu görüşmelerden sonra 27 Eylül’de Türk süvarilerinin ileri harekâtı durduruldu. Bu aşamada Fransa’nın etkili siyasetçilerinden Franklen Bouillon, İngiliz ve İtalyanlar’ın da tasvibiyle İzmir’e gelip 28 Eylül’de Mustafa Kemal Paşa ile görüştü. Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti başkanı ve Dışişleri bakanı ile de bir toplantı yaptı. 29 Eylül 1922 tarihli cevabî bir nota ile 3 Ekim’de Mudanya’da görüşmelere başlanmasının uygun olacağı ve Türk tarafını İsmet Paşa’nın temsil edeceği bildirildi.
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 408 1 Kim müslüman kişinin hakkını yalan yemin ile alırsa, Allah ona Cehennemi vacib, Cenneti ise haram kılar. Bir adam dedi ki: "Ya Resulallah bu az bir şey olsa da mı?" Buyurdu ki: "Misvak ağacından bir dal parçası olsa da." Hz. Ebû Ümâme (r.a.) 408 2 Kim av, çoban ve arazi köpeğinden başka bir köpek edinirse, kendisinin sevabından her gün iki kırat eksilir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 408 3 Kim bir mü'mini ferahlatırsa, Allah da kıyamet gününde onu ferahlatır. Hz. Ubeydullah İbni Zahir (r.a.) 408 4 Kim aşûre günü ismitle sürmelenirse, ebeden göz ağrısı çekmez. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 408 5 Kim dağlanırsa veya falcılık yaparsa, tevekkülden beridir. Hz. Muğire İbni Şu'be (r.a.) 408 6 Bir kimse çok istiğfar ederse, Aziz ve Celil olan Allah onu her hemden kurtarır ve her sıkıntıdan halas eder ve onu hiç ummadığı yerden rızıklandırır. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 408 7 Bir kimse Allahı çok zikrederse münafıklıktan kurtulur. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 408 8 Bir kimse müslümanlıkta ihtiyarlayana ikram ederse, Nuh (a.s.)'a ikram etmiş gibidir. Kavmi içinde Nuh (a.s.)'a ikram eden de Allah'a ikram etmiş olur. Hz. Enes (r.a.) 408 9 Din kardeşine ikram eden ancak Allah'a ikram eder. Hz. İbni Ömer (r.anhüma) 408 10 Bir kimseye bir din kardeşi ikram ederse ikramını kabul etsin. Zira o Allah'ın ikramıdır. Allah'ın ikramını da red etmeyin. Hz. Enes (r.a.) 408 11 Kim bir dirhem riba yerse, otuz üç defa zina etmiş gibi olur. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 408 12 Kim şu soğan, sarmısak, pırasa, turp gibi sebzelerden yerse camimize yaklaşmasın. Hz. Câbir (r.a.) 408 13 Bir kimse sizin şu yeşilliklerinizden yerse, mescide yaklaşmasın. Zira melekler de insanları rahatsız eden şeyden rahatsız olurlar. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 408 14 Kim şu habis bitkiden (soğan,sarmısak) yerse, kokusu gidinceye kadar camiye yaklaşmasın. Hz. Muğire (r.a.) 408 15 Bir kimse sofra altına düşeni yerse, fakirlikten emin olur. Hz. Hudebe İbni Halid (r.a.) 408 16 Sofradan düşeni yiyen zenginlikte devam eder ve çocukları ve torunları ahmaklıktan kurtulur. Hz. Haccac İbni Allat (r.a.)
49. Hucurât Sûresi Medine döneminde nâzil olmuştur. 18 âyettir. Sûre adını dördüncü âyette geçen “odalar” anlamındaki “hucurât” kelimesinden almıştır.
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla
1. Ey iman edenler! (İşlerinizde, söz ve hükümlerinizde) Allah’ın ve Resûlü’nün önüne geçmeyin. Allah’a saygılı olun, emirlerine uygun yaşayın. Çünkü Allah, (her şeyi) hakkıyla işitendir, bilendir.
2. Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber’in sesinin üstünde yükseltmeyin, konuşurken birbirinize bağırdığınız gibi (çağırmak için) ona bağırmayın; (yoksa) siz farkına varmadan amelleriniz boşa gidiverir.[1] [krş. 24/63]
3. Doğrusu, Allah’ın Resûlü yanında seslerini kısanlar (edepli olup benliğini öne çıkartmayanlar) var ya! İşte onlar, Allah’ın gönüllerini takvâ için imtihan ettiği kimselerdir. Onlar için mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır.
4. (Resûlüm! Sana ait) odaların ardından seni çağıranlar var ya! Onların çoğu (saygıya) akıl erdiremezler.[2]
5. Eğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar (seni çağırmayıp) sabretselerdi, kendileri için elbet daha iyi olurdu. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
6. Ey iman edenler! Şayet bir fâsık (yalancı/günahkâr) size bir haber getirirse,[3] doğruluğunu araştırın. (Yoksa) bilmeyerek bir kavme kötülük eder de, yaptığınıza kesinlikle pişman olursunuz.
Demir'in aslı da su olup o da gökten inmiştir. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt. 20.sy.621.
YANITLASİL
yuksel14 Ekim 2021 09:17 İbn Abbas'dan (r. a.) rivayet edildiğine göre Hz. Adem (a. s.) ile beraber üç şey inmişti:Birincisi Hacer-i Esved olup o kardan daha beyazdı. İkincisi Hz. Musa nin (a. s.) asası olup Cennetteki mersin agacindandi ve ön arşın uzunluğunda idi. Üçüncüsü ise demirdir. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt. 20.sy.620. 57.Hadid.suresi.
Kim vaktini camide geçirmeyi adet ederse, Allah (z.c.hz.) de ona ülfet eder.(Onu himayesine alır) Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.) Sayfa: 410 / No: 2 Ramuz El-Ehadis
Allah c. c., kulum, bir hiç iken seni kim yarattı? buyuracak. Kul, Sen yarattın Ya Rabbi cevabını verecek. Bu yaratilma, senin amelinlemi benim rahmetimlemi oldu? Kul, senin rahmetinle oldu diyecek. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt 20.sy.607. Hadid Suresi 21.ayet.
İblis, en şiddetli ve kuvvetli adamlarını malını hayra sarf eden kimseye musallat eder. Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 111 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
Ey insanlar! Kimin yanında (ganimet malından veya diğer haklardan) ne varsa, vakti geçti, "rezil olurum" demesin. Getirsin versin. Haberiniz olsun ki, dünya rezilliği ahiret rezilliğinden ehvendir. Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 183 / No: 6 Ramuz El-Ehadis
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 54 5 Fuhuş yayıldığında zelzeleler ve fitneler çoğalır. İdareciler zulmettiğinde yağmur azalır. Zimmet ehline gadr edildiğinde ise düşman galebe çalar. Hz. İbni Ömer (r.a.) 83 4 Ümmetim, ümmeti merhumedir (merhamete uğramış). Ona ahirette azab yoktur. Dünyada verilen zelzeleler, belâlar, fitneler günahlarına kefaret edilir. Hz. Ebû Mûsa (r.a.) 117 8 Ümmetim, ümmeti merhumedir. Ona ahirette azab yoktur. Onun azâbı, dünyadaki ölüm, zelzele, sıkıntılar ve fitnelerdir. H. Ebu Musa (r.a.) 187 2 Şu anda kıtal geldi. Ümmetimden Hak üzerine çarpışan ve kafirler üzerine galib gelen bir kavim hiç bir zaman eksik olmaz. Allah, onlar için diğer kavimlerin kalblerini kaydırır ve daraltır. Kafirlerle savaşırlar. Allah onları rızıklandırır. Allah'ın emri gelene (onların ömürleri son buluncaya) kadar bu böyle devam eder. O günde mü'minlerin evlerinin yeri Yam'dır. Hayr, kıyamete kadar, atların nasiyesine bağlıdır. Bana vahyolunduğuna göre, Ben (dünyada) çok kalıcı değilim. Yakında gidiciyim. Siz de Beni yaşlanarak takip edeceksiniz. Ve bazınız, bazınızın boynunu vuracaktır. Kıyametten önce iki büyük hadise vardır. Şiddetli Veba ve sonra da zelzeleli yıllar vardır. Hz. Seleme (r.a.) 257 10 Ümmetimde zelzeleler olur. Öyle ki, bu zelzelelerden onbin, yirmi bin, otuz bin kişi ölür. Allah, bu ölümü muttakilere öğüt, müminlere rahmet kafirlere ise azab kılar. Hz. Urve İbni Ruveym (r.a.). 294 7 Ümmetimden hiç kimsenin Bana sormadığını sen sordun. Ümmetimin bolluk müddeti yüz senedir. Denildi ki: "Bunun bir alameti var mıdır?" Evet; yere batmalar, zelzeleler ve gemde olan şeytanların salıverilmesi. (Kudurtan şeytanlar manasına da geliyor) Hz. Ubâde (r.a.) 476 11 Kıyamet kopmaz, ilim kabzolunmadıkça, zelzeleler çoğalmadıkça, zamanda yakınlık olmadıkça, fitneler zahir olmadıkça, herç çoğalmadıkça ki, o öldürmedir ve aranızda mal çoğalır ve taşar. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Murtedin tecavuzatina set çekmek için topuz lazımdır. (L.) 107:16.Lem'a 2.sual. Bir Hazinenin Anahtari Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi sy. 493.
YANITLASİL
yuksel18 Ekim 2021 01:59 Topuz:2.siyasi güç. Risale-i Nur'un Büyük Lügati Tabiratli, Terkibli, Ansiklopedik sy. 1238.
Şu üç şeyi yapan dünya ve ahiret nimetlerine nail olur. 1-Başa gelen belaya sabır. 2-Allah c. c. in hükmüne rıza göstermek. 3-Genişlik zamanında çok dua etmek. Akra Fm günün sohbeti Mahmud Es'ad Coşan
1961 Anayasasi'nin 111. maddesiyle kurulan MGK sayesinde askerlerin sivil otorite karşısında etkinlik alanının genisledigi görülmektedir 14 Ozturk Ordu ve politika. sy. 142. Uluslararası Darbe Sempozyumu Adnan Menderes Üniversitesi cilt 3.sy.1495.
Zina cürmü yapan nikahlılar dövülür ve recm olunur. Bekarlar ise dövülüp sürgün edilirler. Ravi: Hz. Ubey İbni Kaab (r.a.) Sayfa: 199 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
"Tesvif" (Yapacağı şeyi geriye atmak) şeytanın şuaıdır. Ve onu mü'minlerin kalblerine bırakır. (Bu da mü'mini oyalar.) Ravi: Hz. Abdurrahman İbni Avf (r.a.) Sayfa: 198 / No: 4 Ramuz El-Ehadis
Ümmetimden iki şahıs çıkacak. Bunlardan birine Allah c. c. Vehbi ilim verecek. Diğerinin ise Ümmet-i Muhammede fitnesi şeytandan daha tesirli olacak. (Tils.) 177. Bir Hazinenin Anahtari Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi sy. 235.
Yalan ile haram ikiz kardeş gibidirler.4/1686 Yalanın, yalan yere yeminin ve yalancı şahitliğin puta tapmakla eşdeğerde tutulması. 8/4022. ilmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri Celal Yıldırım cilt. 14.sy.242.
Bir Hadis-i Şerifte "Kişinin en üstün imanı, nerede bulunursa bulunsun Allah c. c. in onunla beraber olmasını bilmesidir." buyurulmustur. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt. 20.sy.550.
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 7 8 Halkın içinde Allah'dan en uzak olan iki kimsedir: Birincisi, umeranın meclisinde oturur da zulme ait sözlerinde onları tasdik eder. Diğeri ise çocukların muallimidir. Fakat onların hepsini aynı derecede eşit tutmaz. Ve yetimin hakkı hususunda Allah'dan korkmaz. Hz. Ebû Ümâme (r.a.). 13 11 Namaz husususunda Allah'tan korkun. Namaz hususunda Allah'tan korkun. Namaz hususunda Allah'tan korkun. Köleleriniz hakkında da Allah'tan korkun. Şu iki zaif hakkında da Allah'tan korkun; Dul kadın ve yetim çocuk. Hz. Enes (r.a.) 15 17 Helak edici şu yedi şeyden kaçınınız: Allah'a ortak koşmaktan, sihirden, haklı durum hariç Allah'ın haram kıldığı cana kıymaktan, faiz yemekten, yetim malı yemekten, savaş günü harpten kaçmaktan ve namuslu, mü'min, habersiz hanımlara iftira etmekten. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 16 1 Şu yedi büyük günahtan kaçınınız: Allah'a şirk koşmaktan, adam öldürmekten, harpten kaçmaktan, yetim malı yemekten, faiz yemekten, namuslu kadınlara iftiradan, hicretten sonra bekar kalmaktan. Hz. Sehl ibni Ebu Hayseme (r.a.) 69 2 Dört şey dört yerde nafaka olarak kabul olunmaz: Hıyanet, hırsızlık, suistimal ve yetim malından sağlanan kazançla Hac, Umre, Sadaka ve Cihad olmaz. Hz. İbni Ömer (r.anhüma) 69 4 Dört taife Cennete giremez: İçkiye devamlı, faiz yiyen, haksız yere yetim malı yiyen ve anne babasına (ailesine) asi olan. (Tevbe ederse mesele yok.) Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 111 11 Allah'a en sevgili ev, içinde ikram gören yetim bulunan evdir. Hz. İbni Ömer (r.anhüma) 125 2 Cennette "Darül ferah" denilen bir eve ancak mü'minlerin yetimlerini sevindirenler girer. Hz. Ukbe İbni Amir (r.a.) 150 7 Kalbinin yumuşamasını istersen yetimin başını okşa ve miskini doyur. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 169 8 Agah olunuz ki, Allah'ın ve meleklerin ve insanların hepsinin laneti şu kimselerin üzerine olsun ki, Beni hakkımdan bir şeyi nakzeder, Benim yakınlarımdan yüz çevirir, Benim velayetimi hafife alır, hayvanını kıbleden gayriye doğru keser, çocuğunu kabullenmez, efendisinden uzaklaşır, arazinin sınırını değiştirir. İslamda cinayet ihdas eder ve ihdas edeni barındırır, hayvana takarrüb eder, eli ile istimdana bulunur, alemlerden erkeklere yaklaşır, meşru evlilikten sakınır-ki Zekeriya (a.s) oğlu Yahya (a.s)'dan sonra "Hasur" yoktur. Bir erkek ki kendini kadına benzetir, bir kadın ki kendini erkeğe benzetir, bir kadına, sonra da onun kızın yakın olur, iki kız kardeşi bir arada nikahı altına alır- geçmişte olanlar müstesna- akar suyun yolunu tıkar, menzillerin gölgeliklerini kirletir, yollarımızda bize eza verir, kibrinden dolayı eteğini yerde sürükler, büyüklük taslıyarak yürür, çirkin sözler söyler, içki içer ve ayakkabılarını ters giyer. Hz. Bişr İbni Atiyye (r.a.
173 6 İnsanları acizlik içinde bırakmaktan sakının, Sizden birisi Emir veya Amil olur da kendisine dul kadın, yetim veya fakir bir kimse işi için gelir. Ona "Sen otur, işine bakılacaktır" denir. Böylece onlar acizlik içinde terkedilirler. İhtiyaçları görülmez ve onlar için bir emir de verilmez. Onlar da dağılıp giderler. Halbuki, zengin eşraftan biri gelince, Emir onu yanına oturtur. Sonra da "İşiniz nedir" der. Adam da "İşim şöyle şöyledir" der. Bunun üzerine Emir "Bunun ihtiyacını yerine getirin ve acelede edin" der. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 228 7 Kebair dokuzdur: En büyüğü Allah'a şirk koşmak, na-hak yere insan öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, iffetli kimseye zina isnadında bulunmak, cepheden kaçmak, ana babaya isyan, sizin dirinizin ve ölünüzün kıblesi olan Beytül Harama konan yasakları ayak altına almaktır. Hz. Ubeyd İbni Umayr (r.a.) 228 8 Büyük günahlar yedidir: Allah'a şirk koşmak, hak yol ile olan müstesna, Allah'ın haram kıldığı bir kimseyi öldürmek, namuslu kadına iftira etmek, cepheden kaçmak, faiz yemek, yetim malı yemek, hicretten sonra cahiliye bedeviliğine dönmek. Hz. Ebû Said (r.a.) 228 10 Kebair; Allah'a şirk, namuslu kadına iftira, mü'min kimseyi öldürme, muharebe gününde cepheden kaçma, yetim malı yeme, müslüman ana-babaya isyan, ölü ve diri olarak kıblemiz olan Kabeye hürmetsizlik etmektir. Hz. İbni Ömer (r.anhüma) 268 5 Üç kişiye kıyamet gününde Allah, nazar etmez; onları tezkiye etmez ve onlar için elim bir azab vardır: Okuturken yetimi ezen hoca, ihtiyacı yok iken dilencilik yapan kimse, yaranmak için sultana dalkavukluk yapan adam. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 323 1 Alimin abid üzerine efdaliyeti, Benim sizin en aşağınıza efdaliyetim gibidir. Allah (z.c.hz.), melekleri, yuvasındaki karıncaya ve balığa varıncaya kadar yer ve gök ehli insanlara hayır öğretene selat ederler. (Peygamberimize biri alim, diğeri abid iki kimseden bahsolunduğunda yukarıdaki hadis varid oldu.) Hz. Ebû Ümâme (r.a.) 395 8 Kim bir veya iki yetimi barındırırsa, sabır etse ve sevabını da ümid etse, Ben onunla Cennette şu iki parmak gibi olurum. (Şehadet parmağı ve orta parmağını hareket ettirdi.) Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 428 8 Bir kimse, akrabasından veya başkasından olan bir yetimi, yetim kendisini kurtarana kadar uhdesine alsa, o kimseye Cennet vacib olur. Hz. Adiyy İbni Hakem (r.a.) 480 11 Emzirme müddeti geçtikten sonra süt kardeşlik yok. İftarsız oruç ta yoktur. Aklı baliğ olduktan sonra yetimlik yok, geceye kadar laf orucu da yok. Nikahtan evvel de talak yoktur.
491 3 Babasının yemini yanında çocuğun yemini yok, kocasını yeminine karşı kadının yemini yoktur. Sahibinin yemini yanında kölenin yemini yoktur. Sıla-I rahmin kesilmesinde yemin yoktur. Masiyette nezir yoktur. Nikahtan önce talak yoktur. Sahib olmadan evvel azad yoktur. Akşama kadar susmak şeklinde de oruç yoktur. İftar etmeden peşi sıra oruç yoktur. Büluğa erdikten sonra yetimlik yoktur. Süt kesmeden sonra süt kardeşliği yoktur. Hicretten sonra badiyede kalmak yoktur. Fetihten sonra hicret mükellefiyeti yoktur. Hz. Câbir (r.a.) 492 11 Ya Ebu Zer Ben seni zayıf görüyorum. Halbuki Ben kendim için sevdiğimi senin içinde severim. Sakın iki kişiye emir olma ve yetim malını üzerine alma. Hz. Ebû Zerr (r.a.) 514 7 Allah (z.c.hz.) buyuruyor: "Ey Adem oğlu, benim iznimle sen kendi nefsinin dilediğini isteyen kimsesin. Benim irademle nefsin için irade ettiğini irade ettiğim kimsesin. Sana olan nimetimin fazlı ile masiyet işlemeye kuvvet buldun. Benim ismetimle tevfikimle, yardımımla ve afiyetimle Benim farzlarımı eda etmiş oldun. Şu halde Ben senin ihsanına senden daha evlayım. Sen de günahına Benden daha layıksın. Hayır sana Benden izhar oldu. Benden sana ceza, cinayetine karşılık oldu. Sen nefsin için Benden neye razı oldunsa, Ben de sana onu layık gördüm. Hz. İbni Amir (r.a.) 534 1 Hilali gördüğünde şöyle dua ederlerdi: "Allahım onu bizim için emniyet, iman, selamet, islam ve bir de Senin sevip razı olduğun şeye muvaffakiyetimiz için vesile kıl. Bizim de, senin de ey hilal, Rabbimiz Allah'tır." Hz. İbni Ömer (
Cerbeze muthiş bir hastalık ve musibettir.(H.Ş.) 147:2.zeylin.2.kıs. Bir Hazinenin Anahtarı Risale-i Nur külliyatı Fihrist ve indeksi.sy.246.
YANITLASIL
yuksel2 Kasım 2021 19:17 Hasta olan ömrünün kıymetini anlar.(L.) 218:25.Lem'a 19.deva. Hastalığın bir kısmı manevi şahadet kazandırır.(L.) 215:25 .Lem'a 15.deva. Bir Hazinenin Anahtarı Risale-i Nur kulliyatı Fihrist ve İndeksi.sy.246.
YANITLASIL
yuksel2 Kasım 2021 19:22 Munazarat siyaset tabiblerine teşhis-i illet için lüzumludur.(Mn.) 20. Bir Hazinenin Anahtarı Risale-i Nur külliyatı Fihrist ve İndeksi.sy.247.
YANITLASIL
yuksel2 Kasım 2021 19:32 Bediüzzaman rüyasında Ağrı dağının parçalandığını gördü. Bediüzzaman rüyasında Kur'an'ın etrafındaki surların yıkıldığını gördü. (T.H.) 46. Bir Hazinenin Anahtarı Risale-i Nur Külliyatı Fihrist ve İndeksi.sy.103.
ibn Atiyye demiştir ki: Daha doğrusu odur ki, bu altı günün ilki pazar, sonu da cuma günüdür. Öyle ki melekler göklerin ve yerin peyderpey var edilişini müşahede ederler. Allah c.c. ın bu tedic ve teenni sünneti bütün işlerde hasıl olmuştur. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri. Cilt.20.sy.548. 57.Hadid Suresi.Ayet.4.
Nitekim Peygamberimiz (s.a.) Allah vardı ve O'nunla beraber hiç bir şey yoktu4 buyurmuştur. 4.Acluni.2.171. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt. 20.sy.545.
YANITLASİL
yuksel6 Kasım 2021 19:16 Evvel ezeliyetle, ahir ebediyetle, zahir ehadiyetle, batın ise Samediyetledir. Evvel heybetle, Ahir rahmetle, zahir hüccetle, batın ise nimetledir. Yine evvel nimet vermekle, Ahir ceza vermekle, zahir sena edilmekle, batın ise vefa iledir. Evvel hidayet etmekle, Ahir kifayetle, zahir velayetle, batın ise gozetlemekledir. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt 20.sy.544.
İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki; o zamanda adam acz ve fucur arasında muhayyer kalacak. Kim bu zamana yetişirse fucura aczi tercih etsin. Ravi: Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma) Sayfa: 301 / No: 2 Ramuz El-Ehadis
Asıl ismi Veys bin Amir el-Karani olan Veysel Karani, Siffin savaşında şehid olmuştur. (hic. 37,mi.657.) Tabiratli, Terkibli, Ansiklopedik Risale-i Nur un büyük Lügati sy. 1320.
Kalbler ruhların, ruhlarda sırların tenezzulatindan olduğu gibi çocuk da babasının tenezzulatindandir. Efendimiz (S. a.), Rahman'in nefesini Yemen cihetinden kalbi ve ruhu ile duyardı. Bu nefes, Veysel Karaninin amcası,o zamanki kahramanların kutbu olan Usamuddin idi. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt 20.sy.523.
Kalbler ruhların, ruhlarda sırların tenezzulatindan olduğu gibi çocuk da babasının tenezzulatindandir. Efendimiz (S. a.), Rahman'in nefesini Yemen cihetinden kalbi ve ruhu ile duyardı. Bu nefes, Veysel Karaninin amcası,o zamanki kahramanların kutbu olan Usamuddin idi. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt 20.sy.523.
Üç şey Cehalet kalıntısı islerdendir :İnsanları neseblerinden dolayı ayiblamak, ölüler için sesle ağlamak Yıldızlara inanmak. Müslim,Cenaiz.29. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt 20.sy.515.
Lehve'l- hadis Risaletin ilk yılları… Mekke’nin despot aristokratları insanların İslam’a yönelişini engellemek için her türlü yöntemi uyguluyorlar… Fakat istedikleri sonucu alamıyorlardı… Aralarında Mekke’nin en entelektüel kişisi olan Nadr bin Haris farklı bir yol izliyordu… Kur’an’ın etkisinde kalan halkı engellemek için alternatif programlar düzenleniyordu…
Uluslararası bir ticari hüviyeti olduğu için İran’ın, Bizans’ın kültürüne de vakıftı…
Eski İran efsaneleri, mitolojik kahramanların maceraları, tarihi şahsiyetlerin hayat hikâyeleri üzerinden kültürel etkinlikler düzenleyip gençlerin ilgisini çekmek istiyordu:
‘’Muhammed size Ad ve Semud kavminin hikâyelerini anlatıyor, ben de Acem ve Rum masallarını okuyorum’’ diyerek vahye yönelimi sabote etmeye çalışıyordu… Nadr, bununla da yetinmeyerek sesi güzel cariyelerle müzik konserleri düzenleyerek İslam’a meyledenlerin ilgisini başka yöne çekmenin gayretindeydi… Kültür ve sanat üzerinden zihinlere blokaj uygulamanın peşindeydi…
Kur’an’ı Kerim’in bu hususta uyarısı gecikmemişti:
‘’İnsanlardan öyleleri vardır ki, bilgisizce Allah’ın yolundan saptırmak ve onu bir eğlence konusu edinmek için lehve’l-hadis’i (sözün boş ve amaçsız olanını) satın alırlar…’’ (Lokman, 6)
Evet, Kur’an ‘’Lehve’l- hadis’’ten bahsediyor… Anlamı nedir?
İstek ve arzuları kışkırtan, tutkuları tahrik eden, insanı asıl işinden alıkoyan, oyalayan, Allah’a itaatten uzaklaştıran; boş, gereksiz, yararsız, anlamdan ve amaçtan uzak boş ve batıl sözler…
Acaba dünkü Mekke cahiliyesinin etkin bir şekilde kullandığı bu yöntem sadece o dönemle sınırlı bir uygulama mıydı yoksa bu çağda da daha profesyonelce ve sistematik olarak sürdürülen bir operasyon mudur?
Lehve’l- hadis, tüm zamanlarda insanları Allah yolundan alıkoyan sinsi tuzaklardır…İsmi sanat, kültür, sinema, edebiyat, bilim, teknoloji, sporda olsa sonuç değişmiyor… İsimler masum, niyet ve içeriklere baktığımızda çoğu zaman durum farklı…
Sistematik bir dejenerasyonla karşı karşıyayız…
Marazi magazin programları, tele-vole kültürü, pespaye şovlar, sapık fanteziler, fasit fikirler, muzır müzikler, müstehcen mecralar, iğrençlikler içeren komedi ve mizahlar…
Çağdaş dünyanın çığlıkları ne tür çılgınlık ve çirkinlikler içerdiği malum… Durum vahim… Doğrusu şarkı, türkü, roman, öykü, şiir, sinema, dizi, belgesel, tiyatro, animasyon, resim, fotoğraf her ne varsa ciddi bir filtreden geçirmek lazım… Filtrelemeden fitne ve fesadın önüne nasıl geçebiliriz?
Futbol fanatizmine ne diyeceğiz? Holiganlık, futbolu spor olmaktan çoktan çıkarmış…
İnsanımızı oyalayan, insanın insan olmasını engelleyen, abesle iştigalin her türlüsü müşteri buluyor… Hem de bizim mahallede…
Profesyonel gevezeler, entelektüel zevzekler, zehir zemberek yorumları ile zihinleri ütülüyorlar…
Teorik, ideolojik, politik, ekonomik demagoji, düello, diyalektik… Daha doğrusu profesyonel dedikoducular sahayı teslim almış durumda…
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 171 1 Dikkat edin, sizden biri kardeşinin verdiği hediyeyi red etmesin. Eğer bir şey bulursa ona mukabelede bulunsun. Nefsim yed-i kudretinde Olana yemin ederim ki, Bana bir (koyun) kolunun ucu hediye edilse kabul ederim. Ve eğer bir kol için davet edilsem ona icabet ederim. Hz. Hasan (r.a.) 171 2 Sen onun kalbini mi yardın ki, kelime-i şehadeti korkarak söylediğini bildin! Bunun için mi veya başka şey için mi söylediğini bildin? Kıyamet gününde o kimse "La ilahe illallah" ile gelince seni kim kurtaracaktır? Hz. Usame İbni Zeyd (r.a.) 171 3 Evet, nefsim yed-i kudretinde Olana yemin ederim ki, hiç şüphesiz orada çok güzel bir su vardır. Ve muhakkak ki Allah dostları Peygamberlerin havuzlarına gelir. Allah Teala, ellerinde ateşten değnekler olan yetmiş bin melek gönderir de onlar kafirleri Peygamberlerin bu havuzlarından kovarak uzaklaştırırlar.(Peygamber (s.a.v) den Allah Teala'nın huzurunda durulduğunda orada su var mıdır diye sorulduğunda bu hadis varid oldu.) Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 171 4 Ey amcam; "La ilahe illallah" de. Bu öyle bir sözdür ki, O'nu Allah katında senin lehine hüccet olarak kullanayım. (Ebu Talib'e ölümü yaklaştığında Peygamberimiz (s.a.v) böyle buyurmuştur) Hz. İbni Müseyyeb babasından 171 5 Evet, nefsim Yed-i kudretinde Olana yemin ederim ki, şüphesiz Allah Teala Cennette bir ağaca şöyle buyurur: "Dünyada Bana ibadetle ve benim zikrimle meşgul olup da kendilerini eğlencelerden ve çalgılardan uzak tutan kullarıma sesini duyur." Bunun üzerine Rabbı Tesbih ve Takdis eden öyle bir ses yükselir ki, mahlukatı onun benzerini o ana kadar duymamıştır. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 171 6 Seninle beraber bir kedinin de içmesinden hoşlanır mısın? "Hayır" dedi. Buyurdu ki: İşte şimdi şeytan seninle içti. (Bir şahsın ayakta bir şey içtiğini görünce bu hadis varid oldu.) Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 171 7 Sıhhatli olmanız ve hasta olmamanız sizi sevindirir değil mi? Birbirleriyle itişen merkebler gibi olmayı da herhalde istemezsiniz. Belalara uğramış ve böylece kefaret eshabı olmayı da istemiyorsunuzdur. Halbuki, kul için Allah indinde öyle bir makam olur ki, ameli ile ona erişemez. Ancak, Allah onu, bu makama ulaştıracak bir musibetle kendisini mübtela kılarak eriştirir. Hz. Abdullah İbni İyaz
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 446 1 Bir kimse bir mü'minin sıkıntısına ara verse, Allah da ona kıyamet günü sıkıntısından nefes aldırır. Bir kimse bir mü'minin ayıbını örterse, Allah da onun ayıbını örter. Bir kimse bir mü'minin sıkıntısını def ederse, Allah da onun sıkıntısını def eder. Hz. Kaab İbni Ucre (r.a.) 446 2 Bir kimse din kardeşine gıyabında yardım ederse, Allah (z.c.hz.) de ona dünya ve ahirette yardım eder. Hz. Ömer (r.a.) 446 3 Bir kimseyi Lut kavminin amelini yaparken bulursanız, faili de mef'ulu de öldürünüz. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 446 4 Bir adamı hayvana fiili şeni yapıyor bulduğunuzda ikisini de öldürünüz. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 446 5 Bir kimse aşûre gününde ailesine nafakasını geniş tutarsa, Allah (z.c.hz.) de senenin kalan günlerinde onun nafakasını geniş tutar. Hz. Ebû Said (r.a.) 446 6 Bir kimse aşûre günü nafakasını kendine ve ehline geniş tutarsa, Allah ona senenin diğer günlerini de geniş tutar. Hz. Câbir (r.a.) 446 7 Bir kimse bir sahibi bid'atı ağırlarsa İslamın yıkılmasına yardım etmiş olur. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 446 8 Bir kimse halkın bir hususunda amir olur ve miskine, mazluma veya hacet sahibine kapısını kaparsa, Allah (z.c.hz.) onun en şiddetli fakri esnasında kendisine Rahmet kapılarını kapar. Hz. Ebû Şammah (r.a.) 446 9 Bir kimse sizden bir işe amir olsa ve Allah da ona hayır murad etse, bir şeyi unuttuğunda kendisine hatırlatacak ve hatırladığında kendisine yardım edecek bir vezir nasib eder. Hz. Âişe (r.anha) 446 10 Bir kimse müslümanların başında selahiyet ve hüsnüniyet sahibi olsa, Allah (z.c.hz.) ona onların kalblerinde heybet nasib eder. Onlara iyilik elini açarsa halkın sevgisini kazanır. Onların malını çoğaltır ve siyanet ederse Allah (z.c.hz.) de onun malını siyanet eder ve nemalandırır. Zaifi kavmin zulmünden korursa, Allah onun saltanatını kuvvetlendirir ve onların arasında adaletle muamele ederse ömrünü uzun eder. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 446 11 Bir kimse merhamet etmezse, kendisine merhamet olunmaz. Hz. Cerir (r.a.) 446 12 Bir kimse merhamet etmezse merhamet olunmaz. Bir kimse affetmezse af olunmaz. Bir kimse tevbe etmezse mağfiret olunmaz ve günahlardan korunmayan da korunulmaz. Hz. Ömer (r.a.) 446 13 Bir kimsenin yerdekine merhameti olmazsa kendisine göktekiler merhamet etmez. Hz. Cerir (r.a.) 446 14 Bir kimse halka merhamet etmezse, Allah ona merhamet etmez. Hz. Cerir (r.a.)
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 446 1 Bir kimse bir mü'minin sıkıntısına ara verse, Allah da ona kıyamet günü sıkıntısından nefes aldırır. Bir kimse bir mü'minin ayıbını örterse, Allah da onun ayıbını örter. Bir kimse bir mü'minin sıkıntısını def ederse, Allah da onun sıkıntısını def eder. Hz. Kaab İbni Ucre (r.a.) 446 2 Bir kimse din kardeşine gıyabında yardım ederse, Allah (z.c.hz.) de ona dünya ve ahirette yardım eder. Hz. Ömer (r.a.) 446 3 Bir kimseyi Lut kavminin amelini yaparken bulursanız, faili de mef'ulu de öldürünüz. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 446 4 Bir adamı hayvana fiili şeni yapıyor bulduğunuzda ikisini de öldürünüz. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 446 5 Bir kimse aşûre gününde ailesine nafakasını geniş tutarsa, Allah (z.c.hz.) de senenin kalan günlerinde onun nafakasını geniş tutar. Hz. Ebû Said (r.a.) 446 6 Bir kimse aşûre günü nafakasını kendine ve ehline geniş tutarsa, Allah ona senenin diğer günlerini de geniş tutar. Hz. Câbir (r.a.) 446 7 Bir kimse bir sahibi bid'atı ağırlarsa İslamın yıkılmasına yardım etmiş olur. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 446 8 Bir kimse halkın bir hususunda amir olur ve miskine, mazluma veya hacet sahibine kapısını kaparsa, Allah (z.c.hz.) onun en şiddetli fakri esnasında kendisine Rahmet kapılarını kapar. Hz. Ebû Şammah (r.a.) 446 9 Bir kimse sizden bir işe amir olsa ve Allah da ona hayır murad etse, bir şeyi unuttuğunda kendisine hatırlatacak ve hatırladığında kendisine yardım edecek bir vezir nasib eder. Hz. Âişe (r.anha) 446 10 Bir kimse müslümanların başında selahiyet ve hüsnüniyet sahibi olsa, Allah (z.c.hz.) ona onların kalblerinde heybet nasib eder. Onlara iyilik elini açarsa halkın sevgisini kazanır. Onların malını çoğaltır ve siyanet ederse Allah (z.c.hz.) de onun malını siyanet eder ve nemalandırır. Zaifi kavmin zulmünden korursa, Allah onun saltanatını kuvvetlendirir ve onların arasında adaletle muamele ederse ömrünü uzun eder. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 446 11 Bir kimse merhamet etmezse, kendisine merhamet olunmaz. Hz. Cerir (r.a.) 446 12 Bir kimse merhamet etmezse merhamet olunmaz. Bir kimse affetmezse af olunmaz. Bir kimse tevbe etmezse mağfiret olunmaz ve günahlardan korunmayan da korunulmaz. Hz. Ömer (r.a.) 446 13 Bir kimsenin yerdekine merhameti olmazsa kendisine göktekiler merhamet etmez. Hz. Cerir (r.a.) 446 14 Bir kimse halka merhamet etmezse, Allah ona merhamet etmez. Hz. Cerir (r.a.)
Bir Hadis-i Şerifte şöyle buyurulmustur:"Nar yiyen kimsenin kalbini Allah c. c. kırk gün nurlandirir. 19.Bk.Acluni 2,300. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt. 20.sy.436.
Bir Hadis-i Şerifte şöyle buyurulmustur:"Nar yiyen kimsenin kalbini Allah c. c. kırk gün nurlandirir. 19.Bk.Acluni 2,300. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt. 20.sy.436.
YANITLASİL
yuksel24 Kasım 2021 06:05 Sıcak yerlerin dışında pek bulunmayan Nar Ağacı hakkında İbn Abbas (r. a.) 'dan şöyle rivayet edilmiştir. "Bir nar, cennetten bir dane ile döllenir. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt 20.sy.436.
YANITLASİL
yuksel24 Kasım 2021 06:13 İmam Ali (r. a.) demiştir ki:"Nar yediginizde onu ucundaki kulaklığı ile yeyin. Çünkü öyle o mideyi sırlar. Onun her danesi müminin içinde bulundukca kalbini nurlandırir ve şeytanın vesvesesini kırk gün çıkarıp uzaklaştırır. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt. 20.sy.436.
Agah olunuz ki, Allah'ın ve meleklerin ve insanların hepsinin laneti şu kimselerin üzerine olsun ki, Beni hakkımdan bir şeyi nakzeder, Benim yakınlarımdan yüz çevirir, Benim velayetimi hafife alır, hayvanını kıbleden gayriye doğru keser, çocuğunu kabullenmez, efendisinden uzaklaşır, arazinin sınırını değiştirir. İslamda cinayet ihdas eder ve ihdas edeni barındırır, hayvana takarrüb eder, eli ile istimdana bulunur, alemlerden erkeklere yaklaşır, meşru evlilikten sakınır-ki Zekeriya (a.s) oğlu Yahya (a.s)'dan sonra "Hasur" yoktur. Bir erkek ki kendini kadına benzetir, bir kadın ki kendini erkeğe benzetir, bir kadına, sonra da onun kızın yakın olur, iki kız kardeşi bir arada nikahı altına alır- geçmişte olanlar müstesna- akar suyun yolunu tıkar, menzillerin gölgeliklerini kirletir, yollarımızda bize eza verir, kibrinden dolayı eteğini yerde sürükler, büyüklük taslıyarak yürür, çirkin sözler söyler, içki içer ve ayakkabılarını ters giyer. Ravi: Hz. Bişr İbni Atiyye (r.a.) Sayfa: 169 / No: 8 Ramuz El-Ehadis
Kılıçla birlikte veba yoktur, cekirgeyle birlikte de kurtuluş yoktur. Ruhu'l Furkan Tefsiri Hazret-i Mevlana eş şeyh Mahmud en Nakşibendi El-Muceddidi el Halidi el-Ufi cilt. 14.182.
.... Ancak, Besmelesiz yenen yemeğe şeytanın ortak olduğu gibi, hayiz halinde veya Besmelesiz gerçekleşen birleşmeye onunla beraber cinnin ortak olduğuna delildir.Bu da insan özelliğini bozmak ve layık olduğu makama zarar vermektir. Allah c. c. daha iyi bilir. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt 20.sy.426.
İblis, yer yüzüne atıldıktan sonra, "Ya Rabbi bana ev ver" dedi. "Hamamlar senin evin olsun" buyuruldu. "Meclis" istedi, "Çarşılar ve yol ağızları" verildi. "Yemek" istedi, "Besmelesiz yenen yemekler senin olsun" dendi. Müezzin istedi, "Çalgıcılar müezzinin olsun" buyuruldu. "Kur'an" istedi, "şiir" verildi. "Yazın dövme, hadisin yalan olsun, resulun de bakıcılar, falcılar olsun, öksen, tuzağın da kadınlar olsun" buyuruldu. Ravi: Hz. Ebû Ümâme (r.a.) Sayfa: 110 / No: 10 Ramuz El-Ehadis
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 115 2 Hayırların içinde sevabı en çabuk gelen sılai rahim, en çabuk cezası gelen de hükümete isyandır. Yalan yere yemin de memleketleri harabeye çevirir. Hz. Mekhul (r.a.) 222 16 Ulema, Allah'ın kulları üzerinde Peygamberlerin eminleridir. Siz onlardan çekinin ve onlara taarruz etmeyin. Onlar hükümet erkanı ile ihtilat etmedikçe ve dünyaya karışmadıkça (Deyleminin lafzında şu ibare vardır): Sultanla ihtilat eder ve dünyaya karışırlarsa o vakit Peygamberlere hiyanet etmiş sayılırlar, o zaman bunlaran sakının. Hz. Hasan İbni Sufyan (r.a.) 234 8 İsteme (dilencilik), insanın yüzünde tırmık yarası hasıl eder. Kim dilerse bu yarayı yüzünde bıraksın ve kim de dilerse dilenciliği terketsin. Ancak hükümetten hakkını istemek veya başka çıkar yol bulamadığı zaruret hali hariç. Hz. Semure (r.a.) 303 3 Benden sonra ümmetimden bir kavim gelir. Kur'an'ı okur, dini ilimlerden de malumatları olur. Şeytan onlara gelir: "Dünyalığınızı düzeltmek için hükümete sokulsanızya. Siz yine dininizde onlara uymazsınız." der. Nasıl çalıdan dikenden başka bir şey alınmazsa, onlara sokulmaktan günahtan başka birşey elde edilmez. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 325 8 Define bulmada beşte biri hükümete verilir. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 346 8 İslamın usulleri teker teker bozulacak ve halkı dalalete düşürücü hükümet adamları çıkacak ve ondan sonra da onların izi üzerine üç deccal gelecek. Hz. Huzeyfe (r.a.) 381 10 Allah (z.c.hz.) tarafından hükümete isyan ve akraba ile alakayı kesmek gibi, cezası hem dünyada peşin olarak verilen, hem de ahirette ukubete layık bir iş yoktur. Hz. Ebû Bekre (r.a.) 464 9 Halk için iyi veya kötü, bir hükümet lazımdır. Amma iyisi taksimde adalet yapar, ganimeti aranızda eşit taksim eder. Facire gelince; mü'min onda mübtela kılınır. Halbuki facir hükümet bile "herc"den daha hayırlıdır. Denildi ki; "Herc nedir Ya Resulallah?" Buyurdu ki, öldürme ve yalandır (anarşi) Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma) 469 7 Zengine sadaka helal olmaz, ancak şu beş kişi hariç: Allah yolunda gaziye, hükümet hesabına zekat toplıyana, borçluya, fakire verilen zekatı ondan malı ile satın alan adama veya fakirin kendisine verileni zengin komşusuna yollamış veya onu davet etmiş durumda olana. Hz. Ebû Said (r.a.) 482 9 Velisiz nikah olmaz. Velisi olmayanın velisi hükümettir. Hz. Âişe ra.
Allah c.c. İmam Gazali yi uyardıda, hayatının yarısını öğrenmek ve öğrenmekle geçirdiği bazı ilimlerin ona ahirette yaramayacak olduğunu gördüde Tasavvuf ilmiyle ilgili kitablara yöneldi. Allah c.c. ın zat ve sıfatları ile fiillerini , Kur'an ın hakikat ve sırlarını öğrettikleri için onlardan daha faydalı ilim bulunmadığına kesin olarak kanaat getirdi. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali ve Tefsiri.cilt .20.sy.415.
"Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" diyerek Cumhuriyeti kuran Atatürk ün bu vasiyetini görmezden gelen siyasi ve bürokratik elit kesim, tıpkı 1950:de olduğu gibi büyük bir hezimete uğruyordu. Operasyon Ergenekon Gizli Belgelerde Karanlık ilişkiler Şamil Tayyar sy. 28.
Aramızdan ona mı vahiy gelmiş? Doğrusu o çok yalancı ve kendini beğenmişin biridir. Salih'e buyurdukki:Kendini beğenmiş yalancının kim olduğunu onlar yarın bilecekler. Kur'an Kerîm ve Açıklamalı Meali. Kamer Suresi 25,26.
YANITLASİL
yuksel7 Aralık 2021 00:15 Áyet-i Kerime'de geçen "esir" kelimesi kibirlenmek, çok sevinmek hırçınlik anlamına gelir. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri Kamer Suresi. 25. cilt 20.sy. 346.
Sizden birine, halktan korkması, işittiği veya gördüğü bir hakikatı söylemeye mani olmasın. Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.) Sayfa: 490 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
Şüphesiz, Kıyametin önü sıra bir sürü yalancılar tureyecektir onlardan sakınınız. Hadis i Seriflerindeki yalancılardan maksad" saptirici liderler"demek olan deccallerdir. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt 20.sy.313, 314.
YANITLASİL
yuksel9 Aralık 2021 03:45 Allah c.c. in Peygamberi Hz. Muhammed (S. a. v.) in işi ruhaniliktir. Ebû Cehil in işi de nefsaniliktir. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri cilt 20.sy.324.
Doğru bildiğin faydalı sözü, Kimse beğenmese bile söyle. Bugün beğenmeyen yarın pişmanlıkla, O hak sözü niye dinlemedim diye ah edecektir. Ruhu'l Beyan Kur'an-ı Meali ve Tefsiri. Cilt.20.sy.301.
YANITLASİL
yuksel11 Aralık 2021 23:52 Yolunu şasırmışa "iyi yoldasın" demek Azim bir günah ve büyük bir kötülüktür. Bir kimseye Sekamunya lazım ise Ona bal tatlıdır, şeker gibisi yoktur deme. Bir eczacı ne güzel demiş: Sana şifa lazım ise acı ilaç iç. Not: Devlet için acı ilaç olan Mustafa Kemal Atatürk ün gizli vasiyetnamesinin açıklanması zamanı gelmiştir. Ruhu'l Beyan Kur'an Meali Ve Tefsiri. Cilt.20.sy.301.
Ecdadımız Osmanlı dedelerimiz de Rasulullah (S. a. v.) Efendimiz'e olan muhabbetleri ve sünnetlere bağlılıklari nedeniyle yucelmis, cihana hakim olmuşlardir. Kenzü'l İrfan Şerhi. sy 692.
YANITLASİL
yuksel14 Aralık 2021 01:41 Rasulullah (S. a. v.) Efendimiz'den ve sunnetlerinden uzaklaşmak ise devletin gerileyip çökmesine sebep olmuş, gönüllere de dünya muhabbeti dolmuştur. Kenzü'l İrfan Şerhi sy. 692,693.
YANITLASİL
yuksel14 Aralık 2021 01:44
Gönlünde Rasulullah (S. a. v.) Efendimiz'in muhabbeti olan bir kimseye dünyayı verseniz bir tek sünneti bile terketmez. Kenzü'l İrfan Şerhi sy. 693.
Tez olur, davet olunur, icabet eder, giderim ahirete. Size iki şey bırakıyorum: Kitabullah ve İtretim. Kitabullah gökten yere uzanan bir iptir. "İtretim" ise Ehli Beytimdir. Latif ve Habir olan Allah Bana haber verdi ki, "Bu ikisi asla birbirinden ayrılmaz, havza gelinceye kadar." Bakınız benden sonra, bunlara nasıl sahip olacaksınız. Ravi: Hz Ebu Said (r.a.) Sayfa: 144 / No: 6 Ramuz El-Ehadis
Ecdat, Ayasofya'nin bugünkü akibetini görmüş ve yanı başına SultanAhmed gibi bir muhteşem eseri inşa etmiştir" dedi. Bediuzzaman'ın Sır Katibi Mehmed Feyzi Efendi. sy. 337.
15 Eylül 2007 Cumartesi
YanıtlaSilNefislerin beyazlaşması..!!!
Dünya yeşillenirken nefisler beyazlaşması lazımdır.
Gönderen yüksel zaman: 05:07
5.000 YORUM:
1 – 200 / 5000 Yeni› En yeni»
yüksel dedi ki...
bismillahirrahmanirrahim
elhamdülilah
Allahümmesallialaseyyidinemuhammed
19 Aralık 2009 10:54
yüksel dedi ki...
SUAL:HER ŞEYDEN EVVEL BİZE LAZIM OLAN NEDİR?
CEVAP:DOĞRULUK:
SUAL:Daha?
ceyap:yalan soylememek.
sual:sonra?
cevap :sıdk,ihlas,sadakat,sebat,tesanüt.
sual:yanlız?
cevap:evet
suual: neden
cevap:küfrün mahiyeti yalandır.imanın mahiyeti sıdkdır.
şu bürhan kafi değil midir ki hayatımızın bekası imanın ve sıdkınve te sanüdün devamıyladır.
26 Mart 2010 05:59
yüksel dedi ki...
cerbeze.haklı,haksız sözlerle hakikatı gizlemek.osmanlıca türkçe lügat sy.185.
14 Ekim 2010 04:52
yüksel dedi ki...
zikirlerle şeyhe kişisel bağlanmayla belirli olan tarikat tarzı yerine kitab okuma,akıl ve kalbi beraber kullanma,kişinin değil,kitabların arkasında gitmeye dayalı nefis terbiyesi yöntemini seçti.köprü dergisi 2006 yaz sy.151.
15 Eylül 2007 Cumartesi
YanıtlaSilHadis-i Şerif
1- Beş vakit namazı camide kılan Bismillahirrahmanirrahim demiş gibidir.
2-Ümmetim yıldızlara gidesiye kadar kıyamet kopmayacaktır.
Gönderen yüksel zaman: 05:12
4.409 YORUM:
1 – 200 / 4409 Yeni› En yeni»
yüksel dedi ki...
hülasa yol ikidir. ya sukut etmektir çünkü söylenen her sözün doğru olması lazımdır sıdktor.çünki islamiyetin esası (temel) sıdktır bürüm kemalata isal (ulaştırmak)edici sıdktır.imanın hassası (özelliği)sıdktır.nevi beşeri veba-i kemalata isal eden sıdktır.ahlak-ı aiyenin hayatı sıdktır.terakkyatın mihveri sıdktır.alemi islamın nizamı sıdktır.ashabı kiramı bütün insanlara tefevvuk (üstün olma) ettiren sıdktır.muhammed-i haşimi aleyhissalatü vessalamin meratibi beşeriyetin (insanlık bertebesi) en yükseğine çıkaran sıdktır.
münafıkların azaplarının mezkür cinayetleri asarında yalnız kizp ile vasıflandırılması kizbin şiddeti kubh ve çirkinliğine işarettir.bu işaret daki kizbin ne kadar tesirli bir zehir olduğuna bir şahidi sadıktır. zira kizb küfrün esasıdır.kizb nifakın birinci elametidir.kizb kudreti ilahiyeye bir iftiradır kizm hikmeti rabbaniyeye zıttır.ahlakı aliyeyi tahrik eden kizb dir. alemi islamı zehirlendiren ancak kizbdir.almemi beşirin ahvalini fesada veren kisbdir. nev-i beşeri kemalattan geri bırakan kizb dir.müseylimei kezzap ile emsalini alemde rezil ve rüsva eden kizbdir.işte busebeblerden dolayıdırki bütün cinayetler içinde teline tehdide tahsis eden kizbdir(telin lanetleme )
risale-i nur külliyatı işaretül hicaz
7 Haziran 2008 04:57
yüksel dedi ki...
hadis-i şerif
aranızda nübüvvet allahın istediği kadar sürer. sonra onu (peygamberliği)kaldırmayı istediği zaman kaldırır. sonra, Allah'ın sürmesini murat ettiği kadar (30 sene) nübüvvet yolunda halifelik gelir. sonra kaldırmak istediği zaman onu kaldırır. ve Allah'ın murad ettiği kadar şiddetli bir meliklik idaresi gelir. sonra onu kaldırmak isdeği zaman kaldırır sonra zorba bir idare gelir sonra da nübüvvet yolu üzere bir hilafet gelir.
(ramuz el ehadis_257.sayfa_14.paragraf)
4 Temmuz 2009 00:37
makale yazarlarının başka çalışmalarında intihal yaptığının belgelenmesi üzerine bu yazı kaldırılmıştır; bir sonraki baskıya eklenmeyecektir. Okuyucularımızdan şimdiden özür dileriz.
YanıtlaSil569
Kütük Erişim Sistemleri - Tamer Gülce - İnova; Ayhan Avcı
576
Linux Dağıtımları - Ali Vardar - Papatya Yayıncılık Eğitim
579
Linux Kullanıcıları Derneği - Görkem Çetin - TÜBİTAK UEKAE
581
Linux Ofis Uygulamaları - Ali Vardar - Papatya Yayıncılık Eğitim
584
Makine Öğrenmesi - Ferda Nur Alpaslan - ODTÜ
584
Metin Sıkıştırma - Banu Diri - Yıldız Teknik Üniversitesi
590
Modelleme ve Model Türleri - Barış Tan (Prof. Dr.) - Koç Üniversitesi
595
Modülasyon ve Kodlama - Ümit Aygölü (Prof. Dr.) - İTÜ
601
Mültimedya Veritabanı Sistemleri - Özgür Ulusoy - Bilkent Üniversitesi
604
Nesne-ilişkisel Veritabanı Modeli - Ali Yazıcı (Prof. Dr.) - TOBB
Ekonomi ve Teknolojı Üniversitesi
605
Nesneye Dayalı Akıllı Veritabanı Modeli - Murat Koyuncu ve Adnan Yazıcı (Prof. Dr.) - ODTÜ
611
Nitel Benzetim - Cem Say (Prof. Dr.) - Boğaziçi Üniversitesi
616
Ofis Otomasyonu - Haluk Maga - Mikrosoft
620
Optik Ağlar - Zafer Polat, Probil Bilgi İşlem Destek ve Danışmanlık
624
Optik Bilgi İşleme - Haldun Özaktaş (Prof. Dr.) - Bilkent Üniversitesi
629
Otomatik Konuşma Tanıma Projeleri (Türkiye’de) - Ufuk Betiner Önengüt - ITD (İletişim Teknoloji Danışmanlık)
632
Oyunlar Kuramı - Semih Koray (Prof. Dr.) - Bilkent Üniversitesi
642
Örüntü Tanıma - Ethem Alpaydın - Boğaziçi Üniversitesi
646
Petri Ağları - Ali Karcı - Fırat Üniversitesi
651
Portal - Ekın İlyasoğlu - Logaritma İnternet ve BT
652
Programlama - Yasemin Topaloğlu (Prof. Dr.) - Ege Üniveristesi
654
Programlama Dilleri - Yasemin Topaloğlu (Prof. Dr.) - Ege Üniveristesi ve Servet Haydar Karabaş - UEKAE/TÜBİTAK
Proxy - Banu Diri - Yıldız Teknik Üniversitesi
658
Radyo İletişimi - Niyazi Odabaşıoğlu, Niyazi Kılıç ve Yeşim Hekim - İstanbul Üniversitesi
661
Rasgele Değişkenler - Ali Karcı - Fırat Üniversitesi
669
Renkli İmgeler: Gösterimi, Nicemlenmesi ve Kıpırtılanması - Lale Akarun - Boğaziçi Üniversitesi
671
Robotbilim - H. Levent Akın (Prof. Dr.) - Boğaziçi Üniveristesi
675
Sağlık Bilişimi - Osman Saka - Akdeniz Üniversitesi
679
Sanal Elektronik Cüzdan
- Akdeniz Üniversitesi
YanıtlaSil679
Sanal Elektronik Cüzdan (sE-Cüzdan) - Ege Kipman ve Rifat Çölkesen (Dr.) - Beykent Üni.
684
Sanal Laboratuvarlar - Buğra Koku (Dr.) - ODTÜ; Okyay Kaynak (Prof. Dr.) - Boğaziçi Ün.
688
Sanayi ve Ticaret Odalarında Bilişim Sektörü Örgütlenmesi - Mehmet Akyelli - İzmir Ticaret Odası (İZTO)
689
Sayısal Kartografya ve Mekansal Bilişim - Melih Başarener ve diğ.- YTÜ
694
Sayısal Kütüphaneler - Nergiz Çağıltay - Atılım Üniversitesi
697
Sayısal Uçurum - Miyase Christensen (Doç. Dr) - Karlstad Ünivesitesi/İsveç
700
Sıralama ve Arama Algoritmaları - Rifat Çölkesen (Dr.) - Post-Edu Enstitüsü
705
Simgesel Hesap - Ersin Karabudak - Logo
709
Sistem Tasarımı - Erhan Sarıdoğan (Dr.) - TSK Deniz Kuvvetleri Komutanlığı
715
Sonlu Durum Makinaları - Banu Diri - Yıldız Teknik Üniversitesi
718
Sorgulama Dilleri ve İşlenmesi - Ali Yazıcı TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi
720
Sürekli Sistemler: Sistem Dinamiği Yöntemi - Yaman Barlas (Prof. Dr.) - Boğaziçi Üniversitesi
729
TBD (Türkiye Bilişim Derneği) - Aydın Köksal (Prof.Dr.) - Bilişim Ltd.
738
TBD BİMY (Bilgi İşlem Merkezi Yöneticileri Semineri) - Nezih Kuleyin - TBD
739
TBD Bilişim Dergisi Bilimkurgu Öykü Yarışması - Koray Özer - TBD
741
TBD Genç Bilişimciler Necdet Bulut Bilim Ödülü - İlker Tabak - TBD/ Bilişim Ltd.
743
TBD Kamu-BİB - Abdullah Körnes - Türk Eximbank
746
TBD Ulusal Bilişim Kurultayı - İlker Tabak - TBD/ Bilişim Ltd. ve Hülya Küçükaras - TBD
750
TBD Yaşam Boyu Hizmet Ödülü - İlker Tabak - TBD/Bilişim Ltd.
751
TBV (Türkiye Bilişim Vakfı) - Faruk Eczacıbaşı - TBV
754
TBV Basın Bilişim Okulları - Tuncer Üney - TBV
759
TBV Bilişim Medya Ödülleri - Tuncer Üney - TBV
763
TBV “Türkiye Bilişim Stratejileri” Projesi - Emrehan Halıcı - ODTÜ/Halıcı Yazılımevi
765
Teknoparklar - A. Mete Çakmakçı - TTGV
769
Telsiz Duyarga Ağları - Erdal Çayırcı - İTÜ ve Harp Akademileri
775
Tıp Bilişimi Derneği - Osman Saka (Prof. Dr.) - Akdeniz Üniversitesi
778
Turing Makinası - Ali Karcı - Fırat Üniversitesi
783
TÜBİDER Bilişim Sektörü Derneği - Nuri Ödemiş - TÜBİDER
786
TÜBİSAD Bilişim Sanayicileri ve İşadamları Derneği - Erol Bilecik
789
TÜBİTAK-BİLTEN - Uğur M. Leloğlu - TÜBİTAK BİLTEN
ve İşadamları Derneği - Erol Bilecik
YanıtlaSil789
TÜBİTAK-BİLTEN - Uğur M. Leloğlu - TÜBİTAK BİLTEN
792
TÜBİTAK-BTAE - Ersin Tulunay (Prof. Dr.) - TÜBİTAK BTAE
793
TÜBİTAK BTE (Bilişim Teknolojileri Enstitüsü) S. Ersin Tulunay - TÜBİTAK-BTE
794
TÜBİTAK ULAKBİM - Tuğrul Yılmaz - UlakBim
799
TÜBİTAK Vizyon 2023 Teknoloji Öngörüsü: Bilgi ve İletişim Teknolojileri - Duran Leblebici (Prof. Dr.)
802
Tüm İnternet Derneği (TİD) - Emre Kurttepeli
804
Türk Cumhuriyetleri Bilişim İşbirliği Komisyonu - Sami Dönmez
808
Türkçe Bilişim Terimleri - Aydın Köksal (Prof. Dr.) - Bilişim Şti. ve Kaya Kılan - Başkent Üni.
814
Türkçe Doğal Dil İşleme - Kemal Oflazer (Prof. Dr.) - Sabancı Üniversitesi
818
Türkiye Bilişim Basını - Müzeyyen Pervan
823
Türkiye Bilişim Şûrası - Emrehan Halıcı - Türkiye Zeka Vakfı
825
Türkiye Bilişim Tarihi Zamandizini - Hülya Küçükaras - TBD ve İlker Tabak - TBD/Bilişim Ltd.
830
Türkiye Kamu Kesimi Bilişim Tarihi (1960-1990) - Kaya Kılan - Başkent Üniversitesi
842
Türkiye'de Bilişim ve Etik - Ersin Töreci (Prof. Dr.) - Hacettepe Üniversitesi
844
Türkiye'de İnternet - Orhan Gökçöl (Dr.) - Bahçeşehir Üniversitesi
849
Türkiye'de İnternet Konferansları (inet-tr) - Mustafa Akgül - Bilkent Üniversitesi
855
TUSİAD-TBV eTR Ödülleri ve Kongresi - Meltem Bağdatlı ve Seden Bolat - TUSİAD
857
Uluslararası Bilgisayar ve Bilgi Bilimleri Sempozyumu (ISCIS) - Şaban Eren (Prof. Dr.) ve Yasemin Topaloğlu (Prof. Dr.) - Ege Üniversitesi
858
UML - Turgay Aytaç - Logo Business Solutions
864
Unix ve Linux - Onur İhsan Arsun ve Gürol Erdoğan - Işık Üniversitesi
867
Uzman Sistemler - Ercan Öztemel (Prof. Dr.) - Sakarya Üniversitesi
873
Üst Arama Motorları - Hayri Sever ve Güven Köse - Başkent Üniversitesi
877
Vekil (Proxy) - Banu Diri - Yıldız Teknik Üniversitesi
879
Veri Ambarı - Yalçın Özkan - Ahmet Yesevi Üniversitesi
883
Veri Madenciliği - Hayri Sever - Başkent Üniversitesi; Buket Oğuz Özel - ODTÜ
887
Veri Toplama - Hülya Küçükaras - TBD
892
Veri Yapıları ve Modelleri - Rifat Çölkesen (Dr.) - Post-Edu Enstitüsü
898
Video Kodlama - Aydın Alatan (Dr.) - ODTÜ
902
Video Veritabanları Modellemesi - Nurcan Durak ve Adnan Yazıcı (Prof. Dr.) - ODTÜ
907
Virüsler - Ahmet Koltuksuz - İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü
913
Web Hizmet Başarımı - Tuğrul Dayar - Bilkent Üniversitesi
917
Web: html ve http - Fatih Muslu - Logaritma İnternet
920
XML - Genişletilebilir Biçimleme Dili - Asuman Doğaç (Prof. Dr.) ve Övgü Öztürk - ODTÜ
Logaritma İnternet
YanıtlaSil920
XML - Genişletilebilir Biçimleme Dili - Asuman Doğaç (Prof. Dr.) ve Övgü Öztürk - ODTÜ
924
Yapay Görme - Tülay Yıldırım (Doç.Dr.) -Yıldız Teknik Üniversitesi
926
Yapay Sinir Ağları - Ercan Öztemel (Prof. Dr.) - Sakarya Üniversitesi
931
Yapay Zekâ: Programlama Dilleri - Funda Dağ - Kocaeli Üniversitesi
935
Yapay Zekâ: Temel Kavramlar - Funda Dağ - Kocaeli Üniversitesi
939
Yapay Zekâda Arama Yöntemleri - H. Altay Güvenir (Prof. Dr.) -Bilkent Üniversitesi
945
Yapılanış -Konfigürasyon- Yönetimi - Mustafa Yıldız ve Orhan Karahasan - Işık Üniversitesi
948
Yapısal Programlama - Oya Kalıpsız (Prof. Dr.) - Yıldız Teknik Üniversitesi
950
Yardım Masası: Bilgi ve Birikim Yönetim Sistemlerinin Önemi - Hatice Ayas - ITD A.Ş.
953
Yarı-Yapılandırılmış Veritabanları ve XML - Fatma Özcan
961
Yazılım Bakımı - Oya Kalıpsız (Prof. Dr.) - Yıldız Teknik Üniversitesi
964
Yazılım Envanteri (Tursoft) - Tuncer Üney - TBV
967
Yazılım Mühendisliği - Fuat İnce - Marmara Üniversitesi
972
Yazılım Örüntüleri - Selahattin Kuru (Prof. Dr.) - Işık Üniversitesi
975
Yazılım Sanayicileri Derneği (YASAD) - Namık Kural
977
Yazılım Standartları - Selattin Kuru ve Onur İhsan Arsun - Işık Üniversitesi
983
Yazılım Süreç Değerlendirme ve İyileştirme - Fuat İnce (Prof. Dr.) ve Selçuk Taral - Marmara Üniversitesi
985
Yazılım Yetenek Olgunluk Modeli - Oya Kalıpsız (Prof. Dr.) - Yıldız Teknik Üniversitesi
988
Yazılımda Biçimsel Yöntemler - Levent Yılmaz (Dr.) - Auburn Üniversitesi
992
Yazılımda Güvenilirlik - Şaban Eren (Prof. Dr.) - Ege Üniversitesi
995
Yazılımda Nitelik Sınamaları - Erhan Sarıdoğan (Dr.) - TSK Deniz Kuvvetleri Komutanlığı
1000
Yazılımda Tasarım - Fuat İnce - Marmara Üniversitesi
1003
Yerel Alan Ağları: Telli - Roy Küçükateş
1006
Yönetim Bilişim Sistemleri - Kemal Cılız (Doç. Dr.) - Boğaziçi Üni.; Yasin Kaplan - Post-Edu Ens.
1008
Yüksek Başarımlı Bilgi İşlem - Serdar Çelebi (Doç. Dr.) - İTÜ
1014
Yüksek Debili Ağlar - Ali Akurgal (Dr.) - NETAŞ
Bilgisayar günümüzde oldukça fazla kullanılan elektronik ve mekanik parçalardan oluşan bir araçtır. Bilgisayarın tasarlanmasındaki temel amaç iş gücünü hafifletmek böylelikle işlemleri daha hızlı ve pratik bir şekilde gerçekleştirmektir. Bilgisayarlar, üzerinde bulundurdukları elektronik devreler ve birbiri ile haberleşebilen parçalar sayesinde devre neyi nerde ne zaman yapacağını önceden belirlenmiş komutlar sayesinde gerçekleştirebilmektedir.
YanıtlaSilBilgisayarın Tarihsel Gelişimi
Bilişim teknolojilerinin temelleri milattan önce 600 yılına kadar dayanmaktadır. Günümüzde Abaküs olarak bilinen hesaplama aracı milattan önce Araplar tarafından keşfedilmiştir. 1614 Yılında ise abaküs olarak adlandırılan buluşun, Jonh Napier tarafından algoritması geliştirilerek çarpma işleminin daha fazla kolaylaştırılması sağlanmıştır. Fakat asıl bilgisayar olarak adlandırılan buluş 1930 yılından sonra Dr. Vannevar Bush tarafından geliştirilmiştir.
Yakın Gelecekte Bilişim Teknolojileri
Bilişim teknolojileri son 10 yıldır gelişimini “bağlantı temelli” olarak şekillendirmektedir. Bağlantının merkezi insan ve sanal ortamda paylaşım olarak tarif edilmektedir. Böylece pazar ve sistemler gelişmiş el cihazları ve bu cihazlar tarafından üretilen çoklu ortam içeriğini taşıyacak şekilde tasarlanmıştır.
Bir diğer ihtiyaç da paylaşımın anlık olarak yapılabilmesi sonucunda ortaya çıkan geniş bant gezgin sistemler teknolojileri yani 4.5G’dir. Sonuç olarak ihtiyaçları karşılayabilecek teknolojik gelişmeler yazılım ve mikro elektronik alanında inanılmaz karmaşıklık göstermiştir.
Önümüzdeki 10 yıl içinde ise çok faklı bir odaklanma bizi bekliyor. Artık paylaşımın merkezinde sadece insan değil nesneler de yer alacaktır. Nesnelerin bağlantılı ve “çevrimiçi” olmaları neticesinde birbirleri ile iletişim içinde olan milyarlarca nesnenin ürettiği bilgilerin insanlık için nasıl bir faydaya dönüştürüleceği yeni fikirleri destekleyecektir.
Yapay Zeka
Nesnelerin daha az veri üretmesi ancak sayılarının çok büyük rakamlara ulaşmasının yanı sıra insanların ihtiyaçlarının artırılmış gerçeklik (Augmented Reality) ve sanal gerçeklik (Virtual Reality) ile yapay zekâ (ArtificiaI Intelligence) uygulamalarına kaymasının beraberinde aynı anda nesneler ile insanlar için sistemlerin ve ağların birlikte eş zamanlı olarak işlevsel olmasını gerektirecektir.
Sonuç olarak ağ mimarilerinin bulut temelli olması, üretilen veri için analiz ve küçük veriyi araştırma bulma, uzaktan sistemlere teknoloji, kapasite ve bant değişikliği yapabilme gibi birçok yeni alan ciddi çalışma isteyecektir. Şimdiden ülkelerde konu araştırılmakta, fikri mülkiyet hakları ile Patent başvuruları yapılmaktadır. Bilişim teknolojileri ihtiyaçlara cevap verebilmek için baş döndürücü ivme ile gelişmesini sürdürecek ve çok kısa zaman içinde 5G gibi iletişim ağları kurulum aşamasına gelecektir.
Günümüzde Bilgisayar Teknolojisi
Bilgisayar teknolojisi, geçmiş dönemlerden beri geliştirilmeye devam edilmiş ve sürekli geliştirilmeye açık bir teknolojidir. Günümüzde çeşitlendirilmiş, iş yüküne eskiye göre tamamen sıfıra indirebilecek başarılara erişmiş mucizevi bir buluştur. Bilgisayar bileşenleri iki kısımdan oluşmaktadır. Bunlar dahili bileşenler ve harici bileşenlerdir.
Dahili Bileşenler: Bilgisayarın iç aksamını oluşturan parçalar olarak bilinmektedir. Bu parçalar, güç kaynağı (power supply), anakart (mainboard), hafıza(harddisk), geçici bellek (RAM), merkezi işlem birimi (CPU), ROM ve ekran kartından oluşmaktadır.
Harici Bileşenler: Bilgisayara dışarıdan kablo yardımı ile ya da dışarıdan wifi özelliğiyle bilgisayar sistemine dahil edilen parçalardır. Harici bileşenler ise, Klavye, Mouse, Webcam, Mikrofon, Tarayıcı gibi parçalar örnek gösterilebilir.
Harici Bileşenlerin İşlevleri
Klavye: Harici bileşenler olarak tanımlanan klavyeler, Q ve F çeşitlerinde bulunmaktadır. Üzerinde harfler sayılar ve semboller bulunur
Mouse: Bilgisayar üzerinde işlem yaparken imlecin hareketlerini kontrol etmenizi sağlayan araçtır.
YanıtlaSilWebcam: Görüntülü görüşmelerde ya da video kayıt sırasında görüntü akışını sağlayabilen özelliğe sahip donanımdır.
Mikrofon: Ses akışışını sağlayan, kaydedilen sesi hedefe iletmekle görevli olan araçtır.
Tarayıcı: Kâğıt üzerinde yer alan metinleri fotoğrafları, herhangi bir belgede yer alan verileri bilgisayar ortamına aktarmakta kullanılmaktadır.
Yazar: Hüseyin Derman
yorum.
YanıtlaSilsülale. bir şeyden süzülüp çıkan şey demektir.bazan da bir şeyin özüne, mayasına <sülale< denilir.sütün üstünde oluşan kaymak bu cümledendir. ayrıca kılı yağdan, kılıcı kınından çekip çıkarma hakkında da bu kelime kullanılmıştır. evlat ve torunlara da <sülale< denilmesi, baba ve dedelerinden süzülüp meydana gelmesinden dolayıdır.2.
kamus tercemesi. sell maddesi.
ilmin ışığında asrın kur an tefsiri celal yıldırım
anadolu yayınları
cilt.8. sy.4087.
8 Nisan 2021 10:16 Sil
Blogger yuksel dedi ki...
bu hadis i şerif en önemli hadis i şeriflerden bir tanesidir. bilhassa kıyamet alametleri bölümünde geçen.
- cariyenin efendisini doğurması..
cümlesi çok manalıdır.kısaca ulema.
-nesebin ve sülalenin ortadan kaybolacağı..
şeklinde şerh etmektedir.
muhtar ül - ehadisin - nebeviyye.
izahlı tercemesi
hadis i şerifler ve vaaz örnekleri
es - seyyid Ahmed Haşimi.
sy.502.
Şinâsi'nin Türk şiiri'ne getirdiği yeni kavramlardan birisi de bilindiği gibi "akıl" dır.Aklı kâinatın sırlarını çözecek bir anahtar olarak görür.Yine aklı medeniyetin, kılıç kadar belki ondan daha tesirli vasıtası olarak değerlendirir.
YanıtlaSilEbüzziya Tevfik Bey.
Mustafa Canelli.
sy.58.
17 Nisan 2021 05:05 Sil
Blogger yuksel dedi ki...
mustafa kemal
AYASOFYA yı puthane yapanı sevmemek suç değildir. <ş.< 368. 14. şua.
bir hazine nin anahtarı
Risale i NUR Külliyatı Fihrist ve İndeksi.
sy.483.
18 Nisan 2021 04:18 Sil
Blogger yuksel dedi ki...
temmuz un inkılab ı mes udu. <Mn< 14.
Asya nın ve İslam alemi nin TALİİ ve taht ve bahtının anahtarı meşverettir. < D.H.Ö.< 55. <T.H.< 72.
Bir Hazinenin Anahtarı
RİSALE İ Nur Külliyatı Fihrist ve indeksi
sy.454.
SDE olarak, Modern Uluslararası Sistemin, gücünü, etkisini, geçerliliğini, “kurgusal meşruiyetini” kaybettiğini her fırsatta anlatmaya ve bunu izah etmeye gayret ediyoruz. Bu hususta hayli yol aldığımızı da söyleyebiliriz. Bu istikamette yılmadan usanmadan devam edeceğiz.
YanıtlaSilBir önceki yazımızda “Mısırlı Gazeteci”nin Türkler ve Araplar arasında bir asrı aşkın süre devam eden olumsuz önyargıları berhava eden konuşmasını aktarmıştık.
(“Kurgu Tarihe Karşı Gerçek Mücadele Zamanı” https://www.sde.org.tr/alper-tan/genel/kurgu-tarihe-karsi-gercek-mucadele-zamani-kose-yazisi-10974)
Bu defa komşumuz Yunanistan’dan çok tecrübeli bir münevver olan Ord. Prof. Dr. Dimitris Kiçikis’in, ezber bozan, sarsıcı ve zihin açıcı konuşmasına dikkatlerinizi çekmek istiyoruz.
Dünya çapında saygın bir entelektüel olan Yunan asıllı Türkolog Ord. Prof. Dr. Dimitris Kiçikis, bir TV programında Yunan bir gazeteci tarafından kendisine yöneltilen sorulara samimi cevaplar vererek ufukta yeni pencereler açtı..
İsterseniz konuşmanın, soruların ve cevapların doğallığına hiç dokunmadan TV programındaki sohbete kulak verelim:
"Dimitris Kiçikis:
-Yunanistan’da siyasi seviye çok düşük. Analiz etme kapasitemiz yok, olayın akışına kapılıp gidiyoruz sadece. Hiçbir bilgiye ulaşmaya çalışmıyoruz. Türkiye söz konusu olduğunda büyük bir hata yaptığımızı anlamadıkça sorunlarımızın çözülme şansı yok. Aslında biz değil, Batılılar 1821’de bu küçük devleti (Yunanistan’ı) kurmakla bizi bu tuzağa düşürdüler. Bu çok çılgınca gelebilir. Çünkü ilkokul kitaplarımızda, Kolokotronis gibi Yunan kahramanlara sıkışıp kaldık. 25 Mart’taki bu devrimin Osmanlı İmparatorluğu’nu yok etmek ve birçok parçaya bölmek için Batılıların ‘Yunan Parapolitik Grubu’nun, Masonların bir işi olduğunu anlayamayız. Bu bölünme ve ülkelerin ayrılığı bugüne kadar devam ediyor. Ve bu işin sonunda Yunanistan’da çok ufak bir parça bırakılacak. Çünkü plan Yunanistan’ın, Türkiye’nin ve Balkanların tamamını küçük parçalara bölmek. Mesela şimdi kuzey Yunanistan’ı ayırmak üzere olduklarının farkında değil misiniz? Tıpkı kuzey İtalya’da olduğu gibi, Selanik ve Atina’nın tamamen farklı olduğunu ve aynı devlete ait olmaması gerektiğini iddia eden insanlar var. Bu çok tehlikelidir. Arnavutluk’ta neler olduğu hakkında hiç konuşmayalım. Kammenos zeki oyununu oynadı ve her halükarda Eski Yugoslavya Cumhuriyeti Makedonya (EYCM) ile anlaşma yapmayacağını söyledi. Bu yüzden EYCM ile yapılan hiçbir uzlaşmayı kabul etmeyeceğini söylemek kolay geliyor. Ve bu oldu, bunun olduğunu görmedik mi? Zaef, Çipras’ın anlaşmasını kabul etmediğini söyledi.
Söylemek istediğim ikinci şey Ege meselesinin Lozan Anlaşması ile çözülemeyeceği, bunun geçici olduğu. Çünkü Türkiye’ye giderseniz ki ben her yıl gidiyorum, diğer tarafa, tam sahil şeridine gidin ve karşı tarafa bakın. Türkler ne diyor: “Yunanlılar bizi bloke etti, bu bölge tam anlamıyla bir hapishane ve buradan çıkmak için tek bir adamız bile yok. Denize bakan bir penceremizin olması gerekiyor ama sınırlar duvarımıza doğru geliyor.” Bunun anlaşmalar ile böyle olduğunu, bu yüzden bu şekilde yürüdüğünü ve böyle olması gerektiğini söyleyebilirsiniz. Fakat psikolojik olarak bir Türk bunu kabul etmiyor, boğulduğunu söylüyor. Tıpkı birinin boğazını sıkmak gibi.. Anlaşmaların ne söylediğini biliyorlar ama yine de birkaç ada almak istiyorlar. Neden? Ege’de bir arka bahçeye sahip olmak için. Çözüm nedir? Çözüm onlara bazı adaları vermek değil. Çözüm, Ege’nin iki tarafının da birleşeceği bir anlaşmaya varmak.
YanıtlaSilSoru:
-Bunun hakkında yazdığınızı biliyorum. Fakat bu hemen gerçekleşecek bir şey değil….
Dimitris Kiçikis:
-Yanlış.. Büyük hata.. Yanlış liderleri olan bir neslimiz var ve bu yüzden hepimiz diyoruz ki “Bu gerçekleşmeyecek bir ütopya.” Bana uygun liderlik verirseniz bunu yarın ülkeme ihanet etmeden yapabilirim.
Soru:
-Ama sayın profesör, daha geçen hafta neredeyse bir uçağımızı vuruyorlardı. Karşı taraf bu kadar kışkırtıcı iken ben bu dediğinizin bir ütopya bile olamayacağını düşünüyorum. Şahsen ben sahip olduğum güçle bunu engellerdim. Ütopya kelimesini sadece siz kullandığınız için kullanıyorum. Yine de bunun gerçekleşmesi için Türk provokasyonlarını geride mi bırakacağız? Türklerle birlikte devam etmek için yapılan tüm kötülükleri hafızamızdan mı sileceğiz?
Dimitris Kiçikis:
-Demek böyle devam edeceğiz… Bakın haftada bir uçak değil, her gün bir uçak da düşmüş olsa ortada yine bize çözüm olmayacak. Savaşla çözüm bulmayı deneyebilirsin, tamam savaşla yapalım ve savaşı kazandığımızı söyleyelim. Ama ne kadar süre için? 1919’da kazandık ama onlar da bizi 1922’de yendi. Bu yüzden sadece savaşla çözüm bulabileceğimizi düşünüyorsanız tamam o zaman durmayın devam edin. Bu sayede her gün uçaklar düşecek, o zaman ne yapacağız?
Soru:
-Yani uçağı vuran kişi ile el mi sıkışacağım? Bravo deyip devam mı edeceğiz? Peki ya sonra?
Dimitris Kiçikis
YanıtlaSil-Tamam, yükseliş istiyorsun, politika değil. Elini düşmanına verme, tamam el sıkışma ve ne olacak görelim. Unutmayın ki 1923’te biz 7 milyon nüfusa sahiptik ve Türklerin 11 milyon nüfusu vardı. Bugün bizim 11 milyon olduğumuzu ve Türkiye’nin 85 milyon olduğunu milyonlarca kez söyledim. Yani ne olmasını bekliyorsun? İşe yaramaz, tamamen çökmüş durumdayız, yine savaşabilecek durumda mıyız? Tamam, diyelim ki ben de rakipten nefret ediyorum çünkü bu haksızlıklara tahammülüm kalmadı, peki!. Ama sonu ne olacak? Satranç hakkında bilgin yok mu? Satranç mantık ile işler, duygu ile değil.
Soru:
-Sayın profesör, soru sormak için buradayım ve kişisel görüşümü söylemek yanlış oldu. Başka bir şey sormak istiyorum. M.E.B.’de (Münhasır Ekonomik Bölge) paylaşılan bir şeyin Yunan-Türk birliği veya federasyon dediğiniz şeyin başlangıcı olma şansı var mı?
Dimitris Kiçikis
-Paylaşma dedin, paylaşma değil. Paylaşma yok, bu sadece sınırları aktarmak için var. Bir paylaşım değil, ortak girişim, bir araya gelmek. Ortak bir topluluk (joint venture)… Bir şeyleri ortak üretmeyip sadece paylaşmanın bir anlamı yok.
Soru:
-Haklısınız. Bu başlangıç olabilir mi? Başlangıç M.E.B’in Türkiye ile birlikte işletilmesi olabilir mi?
Dimitris Kiçikis:
-Oradan başlayabilirdi, ancak maalesef başlayamaz. Bu konuda kimseyi suçlamadan bir fikir vermek istiyorum. Birleşmeye bence Kıbrıs’tan başlamalıyız. Her şeyi yanlış yaptık ve ada bölündü. Oradan başlamalıyız. Bu iki topluma bir çözüm bulmalı, oradan ortak girişim başlatmalıyız. Peki, bu konuda bir şeyler yapabilir miyiz? Petrolü bırakalım, çünkü Kıbrıs sorununu çözersek M.E.B. sorunu da çözülür. Sana Kıbrıslı Türklerin mantığını söyleyeyim: Kıbrıs’ın önemli bir parçasını beğensen de beğenmesen de aldılar ve bu parça şu an onların. Bu yüzden onlar da çıkan petrolde hakları olması gerektiğini düşünüyorlar. Yunan Kıbrıslılar neden hepsine sahip olmalı? Bu, onların mantığı.. Ben her zaman dedim ki her şeyden önce Kıbrıs meselesinin çözülmesi gerek. Kıbrıs meselesinin tarihine bakarsanız bu bizim tarafımızdan tam anlamıyla bir felaket. İngilizler en başından beri dedi ki “Bir dakika bekle, acele etme. Zaten çöküyoruz, Hindistan’a bağımsızlık verdik, tüm kolonilere bağımsızlık verdik. Size de vereceğiz ama neden hala Papagoya ile birlikte bize karşı savaşıyorsunuz?” İşte bunun bedelini de böyle ödettiler. “Böl ve işgal et” İngilizlerin her zaman yaptığı şeydir. Büyük güçler bunu yapar.
İşgaller Öncesi Hesaplanan Maliyetler
YanıtlaSil1991’de başlayan 1. Irak Savaşı’nda ABD öncülüğündeki işgalci koalisyon güçlerinin savaş maliyeti 61 milyar dolar olarak gerçekleşmiş, ABD sadece 7 milyar dolarlık kısmını üstlenmişti. Maliyetin 36 milyarlık kısmını Suudi Arabistan, 10 milyarını Japonya, 6,6 milyarını Almanya kalanını da Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn ve Umman ödemişti.
ABD, 2001 Ekim ayında Afganistan’ı, ardından Mart 2003’te Irak’ı işgal etti. Irak işgali öncesinde savaşın maliyetine ilişkin çeşitli kurum ve analistler tarafından çalışmalar yapıldı, raporlar hazırlandı. Savaşın maliyetini çeşitli kuruluşlar şöyle tahmin etmişti:
Temsilciler Meclisi: 48-60 milyar dolar.
Kongre Bütçe Ofisi (CBO) ve Meclis ve Senato Bütçe Komitesi: 50 milyar dolar.
Beyaz Saray Ofisi ve Bütçe Direktörü Mitch Daniels: 50 milyar ile 60 milyar dolar arası.
Meclis'teki Demokratlar: 93 milyar dolar.
ABD Savunma Bakanlığı 60 ila 95 milyar dolar.
Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz: 10 milyar ila 100 milyar dolar arası.
Başkan Yardımcısı Dick Cheney: 80 milyar doları aşmayacak.
ABD’nin BM Büyükelçisi Thomas R. Pickering: 20 milyar dolar.
Brookings Enstitüsü analistlerinden Michael O’Hanlon: 40-50 milyar dolar ve her yıl 20 milyar ek masraf söz konusu olabilir.
İngiliz düşünce kuruluşu “The Institute of International Strategic Studies”, 100.000 kişilik bir ordu ile Irak’ı 5 yıl kadar bir süre işgal etmenin yaklaşık 125 milyar dolara mal olacağını öne sürmüştü.
Yale profesörü ve savaş karşıtı William D. Nordhaus: Azami 57 milyar dolar.
En yüksek maliyeti Başkan George Bush’un danışmanlarından Lawrence Lindsay hesaplamıştı. Ona göre savaş maliyeti 100-200 milyar dolar arasında gerçekleşecekti.
Hz. Peygamber'in Açıklamaları ışığında Deccal ve Deccaliyet
YanıtlaSilProf. Dr. Murat Sarıcık
Sanatkârın muhayyilesine göre deccalın öldürüldüğünü anlatan bir minyatür. Hz. Isa yeşil bir sarık ve yeşil bir kaftan giymiş olarak görülmekte ve mizrağını arkadan deccala saplamaktadır. Hz. Isa'nın arkasında yer alan genç Müslüman askerler beyaz sarıklı iken, karşlarında yer alan deccal askerleri portakal sarısı renginde sarıklar sar
mişlardır. Deccalın da sarı bir üst kiyafeti vardır, kırmızı bir kalan süve üzerine o da portakal sarısı bir sarık bağlamıştır. Yaralaninca eşeğinden düşerken resmedilmiştir. Minyatürün sağındaki tarartarlari da onunla aynu renk sarıklar sarmıslardır. Deccal tek gözlu, Yy
rm sakallı, çirkin ve uzun burunludur. Cüsse bakımından diğer insanlardan büyük olarak tasavvur edilmistir. Yarali halde kendi ateşi içine düşmek üzeredir. Yarali deccalın arkasında onun askerlerinden birinin de başı kesilmiş haldedir. Bkz. And, s. 243; (Ahva-i KIy
BSB Or. Oct. nr. 1596'dan).
rünecekler, eskiyi kötüleyecek ve tenkit edeceklerdir. Butrads eskiden kasıt zaman bakimindan öncekiler, yani "selef" anlar demektir.
YanıtlaSilNitekim Rasulullah, kiyametin ne zaman kopacağıni aciklarken on beş şey sayar. Söylediklerinden biri de şudur:
"Ve le'ane âhiru hazihi'l-ümmeti evvelehã=Ummetin sonu (veua
en sonu), öncesine (veya en öncesine) lanet eder. " 531
Demek sonraki nesiller öncekileri, onların Kur'an ve sünnet zemininde boy atan kültürünü, medeniyetini, gidişatın,
yolunu, hayat anlayışını, dinini, onun emir ve yasaklarınm beğenmeyeceklerdir. Bunları eski, demode, işe yaramaz, kara,
negatif, tarihte ve geride kalmış görecekler, kötü bulacaklar ve bu yüzden lanetleyecekler, yani kendilerinden uzak tutacaklar ve onlardan uzak olacaklardır. Bunları eski ve en eski (önce) olan Hz. Peygamber ve ashabından olan ve onlardan kaynaklanan şeyler görerek beğenmeyeceklerdir.
6) Deccalın ve deccaliyetin Rablık ve ulûhiyet iddiası şunuda gösterir: Deccal -haşa! "Allah gibi, tanrı gibi bilinecek ve
gösterilecek "tir. Sanki onun gibi "her şeyi bilir, her şeye gücü yeter, kusursuz, hatasız, çok muktedir, tenkit edilemez ve eleştirlemez" olacaktır. Allah "hamdle övüldüğü ve tesbihle hatalardan
beri tutulduğu gibi, " o da taraftarlarınca ve ona kul olanlara sürekli övülecek ve noksanlıklardan ve eksikliklerden beri tu-
tulmaya çalışılacaktır.
Onun kuvvetli olduğu dönemlerde "onu övmek serbest, hattın farz ve vacip, yermek tamamen haram/yasak" olacaktır. Bu durum ayrica onun ve yönetiminin diktatörlüğüne işaret eder. Çünkü her türden diktatörleri, baskı rejimlerinin müessislerini ve
düzenlerini övmek serbesttir ve gerekir; onları yermek, tenkit etmek ve kusurlarını söylemek yasaktır. O kendine, zihniyetine ve büyüklüğüne işaret ve delalet etmek için yapılan
531
Canan, XIV, 141-142, nr. 5046.
hevkellerine halkini bag eğdirmiş, tazim ettirmis, yonelimine insanları dín gibi andırmiş biri olarak bunları yapacaktır
YanıtlaSilBu durum, haklarin ye ozgurlüklerin o ve zihniyeti devam ettiği sürece kısıtlı olacagini, insan haklarının baskin olarak
siğneneciğini de gösterir. Deccaliyet bir anlamda Allaha onun emirlerine değil de kula ve kulların açtı ve zihniyete kulluk rejimidir.
32.
Deccalin Oldürmesi ve Ikiye Ayırmas
Deccaliyetin veya deccalin "Rablık iddiası "ndan söz eden hadisler, zaman zaman tekrarladığımız üzere anlaşılması güç ,
mütesabih, benzetme ve mecazlari olan sózlerdir. Bu yüzden onları doğru tevil ve tefsire ihtiyaç vardır.
1) Deccaln, kılıç ve testere/bıçkı ile adamı kafasından baslayarak ikiye ayırması ve şak etmesi mecaz olarak algılanmalidır ve şöyle tevil edilebilir:
Ahirzamanda ve deccaliyet devirleri geldiğinde bilim ve teknoloji gelişecek, tup ilerleyecektir. Arzın hazinelerini çıkarması ve kusması, deccaliyetin (komünizm, materyalizm ve benzerleri) kisa zamanda dünyaya yayılmasi ve deccalın merkebinin (binek) hizi gibi konular da, o zamanda bilim ve
teknolojinin çok gelişeceğine "işaret" eder. Deccalin insanı ikiye bölmesi de, deccaliyet bedenlerin şu ve bu şekilde ikiye yarılması" ve bölünmesidir,
Zamanlar tıp ilmi gelişir, insanlar ameliyatla iki şak edilir,Katatasları ve göğüsleri testere ve benzerleriyle bölünür. Sonra o çagın hekimliği onları birlestirir ve hastaya "kalk denir. Hasta baygın ve ölü gibi iken, iyileşir ve kısa zamanda ayağa kalkar. Bu durum da bir bakıma "imateyel öldürmeye ve ihyaya
şaşkınlığa itebildiği
YanıtlaSiliçin hirsza da fâtin denmis
Toparlarsak, fitne kisaca şu manalara gelir:
Sasirmak, tereddüt etmek, bocalamak, şaşırtmak, merhaba azgınlık, sapıklık, alımlı, çekici ve göz alıcı güzellik yakmak, altın ve gümüş eritmek, azap ve işkence, fikir karışakliğı ve ayrıliğı, biütün
diti ve ahlaki çöküş , bir şeye tutkunluk, baştan çıkarıcı uklar;
o haktan saptirici şey, sinamuk, aenemek; mal, mülk ve cocuk
küfür , günah, zorluk, mihne; mecnunluk ve vesvese."
Hz. Peygamber, Munker Nekir meleklerini de kabir itnecileri, "fettâneyu'1- kabir=iki kabir fitnecisi diye anlatmıştı.432
25.3. Deccal Fitnesi Nedir?
Hz. Peygamber (s.a.v.) vahiyle kendisine bildirilen kabir sualinden söz ederken şöyle buyurmuştu:
"innekum tiüjftenûne fî kubûrikum misle ev karīben min fitneti't
mesthi'd-deccâl=Mutlaka sizler kabirlerinizde deccal mesihin fitnesi
gibi veya ona yakın şekilde fitneleneceksiniz."
Daha önce "deccal" ve "mesih" adları ve sıfatlarının anlamları üzerinde durmuştuk. Şimdi de "fitne " kelimesinin yukarıdaki anlamları ışığında "deccal yalancı mesih fitnesi"'nin ne olabileceği konusunda tevil ve yorumlarda bulunmak istiyoruz:
1) Fitnenin anlamlarından hareketle deccal fitnesi konusunda önce şunları diyebiliriz: Deccal fitnesi ile insanlar "şa-
Siracak, bocalayacak, inançlarında tereddiüde düşecek, zihinlerinde
cevaplarini veremedikleri ve zorlandıkları istifhamlar ve sorular belirecektir. Toplumun genelinde olacak bu akıl karışıklık kararsizlik, manevi karışıklık ve kaos nedendir? Bunun sebebi, herhalde insanların dinlerini iyi grenememeleri, eğitim ve ogretimin dini hakkiyla ve incelikleriyle öğretmemesidir.
432
1onu Ebi1-izz, s. 388-401; Nesefi. islâm inanclan, s. 163-164; Saricık, Caniy
176.
miyet gerektiği k
YanıtlaSilet gerektiği kadar yer almayacak, din öğretimi ve eğitimi türlü
elii hile ve yollarla, deccalca engellenecek veya zayıflatıla-
Deccaliyet zamanında eğitim ve öğretimde din, iman ve Islâcaktur. Bu durum ayni zamanda, dini toplumdan ve sosyal caktur. Bu
hayattan tasfiye etmenin gereğidir.
2) Deccal fitnesi insanları şaşırttiğı gibi, ayrıca günahlarla aldatır, ona pusu kurar, azginlaştirir ve saptirır. Deccaliyet
zamanlarında insanlarin şaşırması; o düzenin ve icraatlarını saşırtmasi iledir. Insanların azması, sapması, helalleri bira-
kip haramlara yönelmesi, toplumda haramların meşru, yasal ve helal hale gelmesidir. Artık günah sayılan şeyler helal ve serbesttir. O devirlerde günahlar açıkça işlenir hale gelir. Bu hadislerde geçen şekliyle "günahların zuhuru", yani "ortaya çıkması, alenen işlenmesi ve iyiliklere galip olması"dir.
Su halde deccal fitnesi dönemlerinde insanlar tâği ve bağı olacak, isyan ve tuğyan artacak, gönül çelen sefahet, lehviyat (kadın erkek birlikte işlenen haramlar) ve büyük günahlar
serbestçe ve açıkça işlenecektir.
3) Büyük günahların en büyüğü şirk ve küfürdür. Şu halde deccaliyet din eğitim ve öğretimini yasaklamakla, bozmakla veya zayıflatmakla, günahları meşru, yasal ve helal saymakla,-Müslüman toplumlar açısından düşünürsek- ir-
tidatkâr, ilhadî ve küfrî bir yönelim içinde olacak, insanları imansizlaştırma ve Islâmsızlaştırma yoluna girecek, mümin-
leri irtidata, irticaya (Islâm öncesi gibi bir duruma), ilhada ve küfriyata yöneltecektir.
4) Deccal fitnesi, fitnenin bir başka anlamıyla "yeni, piriltilh, almli, göz alıcı, gönül çelici, çekici ve güzel" görünecektir.
Deccaliyet dıştan bakınca parlak, iyi, güzel, toplumu kendine cezbeden ve sürükleyen özellikte olacaktır. ÇCünkü "deccal" kelimesinin açıklamasında geçtiği gibi o, yönelim, zihniyet ve
yol gerçekte sahtekârlık, yalan ve batil olduğu halde insanlara "doğru ve Islâm'dan daha iyi ve daha güzel gibi" sunulacaktır.
ve kizb"dir. Bundan dolayı deccallara "kezzablyala nc" denilmektedir. Nifak, kizb ve yalanla aldatmaya niyetin birbirinden ayrilmaz unsurlaridır.
YanıtlaSilyaslanma, deccal
19
Deccaliyet ve Cetin Savaş
Fiten konusunda Ebu Nuaymdan şöyle bir hadis nakladilir:
"Len yecme'allâhu 'alâ hâzihi'l-ümmeti, seyfe'd-deccili ve seyfe'l-melhameti=Allah bu ümmet üzerine deccal kılcryla büyik
"Len Savaş kilicını asla birleştirmeyecektir. "359
Bu aciklama birkaç önemli noktaya işaret eder:
1) Hadis-i şerif, ümmet üzerinde iki büyük musibetin birleştirilmeyeceğini, ikisinin birlikte gelmeyeceğini müjdelemektedir. Deccaliyet Müslümanlara hükmettiğinde onlar, dış
düşmanla yapılacak büyük bir büyük savaş yaşamayacak ve boyle bir savaşa girmeyeceklerdir.
2) Buradan, deccaliyetin ümmete dışarıdan yapılan ve tüm ümmetin kaderini etkileyecek bir "büyük savaş " kadar tehlikeli olduğu da çıkarılabilir.
3) Bu açıklama, Yüce Allah'ın Íslâm ümmetine merhametine de işaret etmektedir. Çünkü bu ümmet "iümmet-i
merhume dir. Bu yüzden gelen musibetler bile Müslümanlar gunahlarina kefaret veya manevi derecelerinin yükselmesine sebep olur.
4) Len yemce'a=asla birleştirmeyecek" ifadesi, bütün gelecegi içine alır. Bu haberin verilişinden kiyametin kopuşuna kadar, ümmet üzerinde deccaliyet kilicı ile dış düşman kilicı ve onunla savaş birlikte olmayacaktr.
359
Gümüşhanevi, s. 435; nr. 4387.
5) Hadiste geçen seyfe e'l-melhame, savaşın kılıcı"dir. Hz
YanıtlaSilNebisiyim, hem Muktefi'yim hem Hâşir'im hem Nebiyyu'lardan biri de "Nebiyyiü'1-Melâhim=Biüyiük Savaşların Peygamber'IN AÇIKLAMALARINDA DECCAL VE DECCALÍYET
HZ. 1
Peygamber adlarından ve õzelliklerinden söz ederken bir gün
Su bilgiyi vermişti:
Nebisiyim,
"Ben Muhammed im, Ahmed'im, Rahmet
be
Melâhim'im. "360 Burada o kendini, yedi ozelliği ve adiyla tanıtıyordu. Bunları olmasıiydı. Melähim, "melhameler" demektir. Melhame,kanlı büyük savaşın adıdır.361q) Burada "deccal kılıcı" ve "savaş kılıcı" tabirleri vardır.
Silahli savaş, orduya ve orduyu sembolize eden kilıca karşı
vapılır. Buradan hareketle "seyfu'd-deccâl=deccal kılıct, deccal
ordusu" anlamına da gelir. Şu halde o da güçlü bir orduya Sirtini vererek, onu kendine alet ederek, dizginini eline geçi-
rerek imana, Islâm'a saldıracak; Islâm'1 sosyal hayattan kovmaya çalışacak, Müslümanlara Islâm'dan başka bir sünneti/gin dayatacaktır. Zaten silah ve asker gücüne dayanmadan
bu kültürel değişimi ve dönüşümü bir islâm memleketinde gerçekleştirmek mümkün olmasa gerektir.
Devlet kalem ve kilıc üzerinde durur." ifadesi de; onun bilim yönetilme ve güçlü bir orduyla ayakta duracağını anlatır.
Oyleyse seyfu'd-deccâl; "deccal ordusu" anlamına da gelir.
karşı koyamayacaklarına göre, ona, yönelimine, uygulamala) Saglam Müslümanlar bir ordunun ve silahlilarin dese dayanan deccalivete karşı, sivil halde ateşli silahlarların ve zihniyetine karşı "manevi bir mücahede ve cihatla" karaymalı, o zihniveti Kur'an'n nuru ve mesajlarıyla, delil,
na ve burhan silahlarıvla etkisiz hale getirmelidirler. Bu da
manevi bir savas ve miücadeledir; aslında ateşli askeri silah ve
besi, derecesi yiüksek)tir. "*55 buyurmaktadır.
YanıtlaSilSu halde peygamberler, Son Peygamber Hz. Muhammed örnek, lider ve rehber bilip onun gibi olmaya gayret
edenler vu'ûl olanlardır. Çünkü Allah katında en kerim, en üstün olan günahlardan en çok sakınandır. Bunların başında peygamberler gelir. Bunlar emin, vücuh ve vu'ûl iken, deccal.
lar ve onları lider bilip yollarında gidenler de hain ve tuhút
med, onu olanlardır.
Demek, deccaliyet temsilcisi olan pek büyük gösterilen ve tanrilaştırılan aslında tuhût olan, manen peygamberlerin ve
onların yolundaki büyüklerin ayakları altındadır. Manevi büyüklük bakımından onların topuklarina çıkamayan tuhüt bir
kimsedir. Onu destekleyenler ve yolunda gidenler de böyledir. Ama deccaliyet devirlerinde bunlar büyük gösterilecek,
hatta tanrlaştırılacak, peygamber gibi büyük ve saygın hale getirilecektir 356
18.2. Emanetin Zayi Edilmesi Nedir?
Bir gün sahabeden biri birkaç kez üst üste şöyle sormuştur "Meta's-sâ'ati=kiyamet ne zamandır?"
Rasulullah cevap verdi:
"Emanet (eminlik) zayi edildiğinde kıyameti bekle!"
Adam tekrar sordu:
"O nasıl zayi edilir (yitirilir)? "
Hz. Peygamber açıkladı:
"Izâ visside'l-emru ilâ gayr-i ehlihi, fentazirî's-sâate=lş (yo-
netim) ehli olmayana (hak etmeyene ve layık olmayana) erildiği
Zaman kıyameti bekle. "357
buralarc bulunmaları Islâm açısından tehlikeli ve oralara yük görülüp, gösterilsele de Allah katında "sinek kanadı kadar
YanıtlaSilDECCAL VE DECCALÍYET
qivendi, timat etti ve
anda ve deccal
o decen "vessede", "başı altına yastık koydu, yaslandı,
mat etti ve iş verdi" anlamlarına gelir. Demek, ahir deccaliyet zamanlarında, yönetimde büyük
1) Hadis
iklarda, çok iyi sosyal konum ve rütbelerde aslında olamayan kimseler olacaktır. Bunlar Hz. Peygamber'in
ve olmayan "tuhût" denilen, günahlardan kaçınmayan, bülayık
ve Islâmiyet'in kıstas ve kriterlerine göre bu görevlerin adami
olmayan kimselerdir.
Onlarin oralarda olması, emanetlerin zayi edilmesi anlaelir, Böyle bir durumda herc/karışıklık, istibdat, dik yok sayılacak hale getirme söz konusu olur. Oysa emanetler
tatörlük, "vücuh" olanları terzil, aşağılama, zayıflatım. veya eminlere (vücûha, kerimlere ve sadiklara) verilmeye devam
edilseydi, eminlik güçlü kalacak, gücünü yitirmeyecek ve zayi edilmeyecekti. Bu takdirde emin olmayanlar, deccallar,
kezzaplar, dinsizlik, zındika, ilhad ve munafıkane iş görenler güçlenemeyecekti.
2) Diğer yandan emanetin zayi edilmesi eminliğin, sıdkin, doğruluğun, yani bir bakıma imanın, Islâm'ın ve onun
yükselen değerlerinin yitirilmesidir. Toplumda iman ve Islâm
Zemininde yetişip meyve veren bu değerler kaybedilince ve
Sosal alandan ıkarılınca, sosyal karşıklıklar ve büyük kiya
met beklenmelidir.
demek değil midir? Zaten deccalivet de yalan, hıyanet, nifak islar miyet'in aslı siddiktir, deccali aliyetin ve küfrün aslı da "deccal 3) Eminliğin, sidkın/doğruluğun ortadan kalkması ve zadasi, hiyanetin, yalanın, münafıklığın kuvvet bulmasi
örtülü inkârcilik) ve benzerlerinin karışımi ve hâkimiyetidir.
358
Hadis
lafet (Müslüman
1gleridi. Bkz.Canan, XVI, 135.
eçen "el-emr'den kasit dini lgilendiren işler olarak da açıklanmis
et aşkanlığı), memurluk, valilik, komutanlik, mahkeme ve fetva
DECCAL VE DEcCALÍYET
YanıtlaSilTanrinin varlığını kabul etmeyenler, ahlâki
kabul edenler, her zevk/haz vereni "iyi" olarak dež hedonistler, nasıl ve ne üretildiğine bakmadan, üretmeyi i
iyi kuvvet endiren
kabul edenler vahiy bilgisini, ahlâkî değerleri bir ve sadece deneyi bilgi kaynağı görenler... Bunlar üzerinde bir
ana atıp, düsünülürse, onlar Islâmi kriter ve kıstaslara göre, "ölüme
Bütün bunlat,küfri, ilhadi ve irtidadi bir yönelim olan deccaliyeti besleven
negatif ve birer sapma" olarak görüleceklerdir. Bütün bunlar
ve büyüten felsefi zeminler olarak algılansa yeridir.
Auguste Comte (1798-1857) pozitivizm (olguculuk) denen felsefi akımı Saint Simon'dan (1760-1825) devir alıp sistem-
leştirmişti. pozitivist düşüncenin kökeni F. Bacon ve hatta Sofistlere kadar gider. "Pozitivizn, araştırma alanı olarak sadece
olguları görür; bilgi kaynağı olarak onlarn kabul eder." Deneye girmeyen her şey ona göre metafiziktir.3 Bu yönelim, niçinerle ugraşmaz, nasılları iyi bilir.
Deney ve olgu dışında bilgi kaynağı kabul etmeyen ampirizm ve pozitivizm gibi felsefi akımlar, Islâm'a göre bilgi
kaynaği kabul edilen vahiy, onu gönderen Allah, onu getiren melek ve kendisine vahiy gönderilen Peygamber konular
ni, vahye dayanan emir ve nehiyleri elbette kabul etmezler Bu açidan pozitivizm ve benzer felsefi akımları benimseyenler, inkârcıdırlar ve inkâra yönelirler. Toplumları bu akımlarla yönlendirmek de inkâra, irtidada ve küfriyata yolendirmektir. Comte, insanların olayları dinle açıklaması "gerilerde kaldığını" açıkça belirtir. Pozitivizmin tanrisi pozitif bilimdir. O helallerini ve haramlarını buradan anr Diger yandan pragmatizm, 'gerçekle doğru fikir başarıli olan
mpirizmdir. Bu akinm pratik değeri olan, yararlı, verimli ve dünyevi Dışari kirdir der ve bunu savunur. Pragmatizm, bir tür ampi sağlayan her şeye itibar eder. Sonuç başarlıysa o şey gerçek ve
309
a.g.e., s. 50.
doğrudur. Bu akımı Williem James (1842-1910) sistemlestisti.310 pragmatizm de aslında Islâm'la çatışır. Çünkü islâmiyet'e göre Allah'1
YanıtlaSilRazen, emredilenlerin dünyada iyi sonuçları görülmese de bu
emrettikleri gerçek, iyi ve doğrudur.
Bazen, emredilen höyledir. insanların iyi górüp, yapmayı istedikleri kötülükler
ve serler de vardır. Dünya hayati açısından bazı haramlar da
para kazanma açısindan iyi sonuçlar verebilirler.
para
"Nihilizm (Hiççilik) ontolojik anlamda 'varlık var mmdır?' soru-
Suna 'yoktur' diye cevap verir."1 Bu ontolojik nihilizmdir. Bu akım, Rusya'da hiçbir otorite tanimama akımını başlatmiştı.
Dubroloboukov (1836-1861) ve Pissarev (1840-1868), pozitivizmin etkisiyle Nihilizmi doktrin haline getirdiler. Çerni-
sevski (1828-1889) bunu daha da geliştirdi. Nihilizm varlığı ve tüm değerleri reddeder. Toplumun ananevi, yerleşik de-
gerlerini ve düzenini bir düşman olarak görür. Bunları yıkıp, silip, süpürüp (bir tür negatif mesihlik) yenilemek ister.
Nietzsche'nin nihilizmi de "mevcut değerleri" ortadan kaldirip, değerler levhasını tersine çevirmeyi ve yeniden düzenlen hedef alır. Yani nihilizm aynı zamanda bir moral/ahlaki
hiççiliktir.312
Islam toplumları açısından bakılırsa nihilizmin, toplumla yeni bir şekle, kiültüre, uygarlığa, yeni değerlere götürmeye nedenleyen, var olanı reddeden yapısı bir tür deccaliyet ola-
rak görülebilir. Pozitivizm ve benzerleri de, dini zayıflatması,
llahi olanı reddetmesi, vahyi ve pevgamberliği inkárı, bunları yerine başka şevleri tanrılastrmaları açılarından ayni
olmayı hak ederler.
Varlığın temelinin "madde" olduğu söylemi de konumuz
açısından önemlidir. (ilk cağdaki Demokritas, Epikür Lukres-
ki yüzleri deri kaplı kalkanlar gibi" olan bir kavim açiklamasın
YanıtlaSildan da anlaşılır.
10.4.2. Deccalı Inkâr
Hz. Ömer'in hilafet yllarıydı (634-644). ibn-i Abbas'in aktardiğina göre o bir hutbesinde recimden söz ederken şöyle
demişti:
"Sakin recim (taşlayarak cezalandırma)6 hakkında aldammayin. Recim, Allah'ın koyduğu ceza çeşitlerinden biridir. Rasulullah
(s.a.v.) zina edenleri recmetmiş ve ondan sonra biz de recmetik. Eğer
bazı kimselerin 'Omer Allah'n kitabinda olmayan bir şeyi Allah'ın kitabina katmıştır (eklemiştir) diyerek dedikodu yapmalarına kuskulanmasaydım, recmi Mushaf'in bir kenarına yazardım. Omer
b. Hattab, Abdurrahman b. Auf filan filan şahitlerdir ki, Rasulullah recim cezasıni tatbik etmiş, ondan sonra biz de tatbik etmişizdir.
Sizden sonra gin (devir)47 gelir ki, bazı kimseler recmi, deccal, sefaati, kabir azabını ve bir takim kimselerin ateste yandıktan sonradan) çtkacaklarını inkâr edeceklerdir. "248
Hz. Omer'in konuşmasının ana konusu recimdi ve o bu konuda açıklamalarda bulunmaktaydı. "Recim" kelimesi
Kur'an'da yalnız bir ayette geçer. 249 Fakat bu taşlayarak o dürme anlamında değil mecazi anlamda, bilmediği șey
hakkinda görüş ortaya atma muhtevasındadır. Bu açidan
Kur'ân-ı Kerim'in bir kenarına kaydetmevi bile düşünmüştür için
Ömer , Rasulullah'ın tatbik ettiği bu cezayı unutulmaması Orecmin bir ceza olarak uygulandiğına dair kendisini ve başkalarına da şahit olarak anıyordu.
Sözlerinin son kısmunda soyledikleri de dikkat çekiciydi.
YanıtlaSilgöre bir gün gelecek, bazı kimseler "recmi, deccal, şefaati kabir azabı ve cehennemde günahuna karşılık yandıktan sonra, arada cemnete gurmeyi inkâr edeceklerdi.
Araşturmalar gösteriyor ki, yirminci yüzyıla kadar Islâm anlerinden deccalı inkār eden çikmamıştır. Yirminci yüzyıl-
da bazı Müslüman araştiricılar tarafından deccali inkâr akımı başlatımiştir.
Hz Omer inkâr edilecek şeyler içinde önce recmi, sonra deccal anyordu. Ardından şefaati, kabir azabını ve cehennemde yandiktan sonra cennete girmeyi siralamaktaydı. Demek zaman ilerledikge, ahir zamanın sonlarına gelindikçe,Rasulullah n icraatlarından, haber verdiğii şeylerdern inkâr
edilenler olacaktır.
Hz. Omerin tespitini, ileri görüşlülükten doğan bir kanaat olarak değerlendirmek mümkün olduğu gibi, bir keramet
olarak almak da mümkündür. Gerçekten günümüzde dediklerini inkár edenler bulunmaktadır.
11.
Deccal Horosan' dan mi Cikacak?
Hz. Peygamber bir aqıklamasında deccalın kimler arasından çıkacağını belirtmişti. Hz. Ebu Bekir, bu konudaki hatırasinda şunları söyler:
"Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem (bir giün) bize söyle konustu
nne d-deccále yahrucu min arzın bi'l-meşrıkı=Mutlaka deccal egrikta (doğuda) bir yerden cıkacaktır. Yukâlu lehâ horasanuya Horasan denir. Yetbe'uhů akvâmun, ke enne vüciühehum
lisândır. (Kelime; te, lam ve sin ile yazılır).
YanıtlaSilTaylasan omuza atılıp butun bedeni bürüyen, kolu ve sai-
resi olmayan şal diyebileceğimiz bir tüdür. Başa sarılan sa-
HZ. PEYGAMBER"TN
rnğin, omuz üzerine omuz üzerine salınan uçlarına da "taylasan" denir. Basa
hovuna sarılan şallar ve benzerleri hep taylasan olarak isimlendirilir.
4) Hadislerde "Kitâbu'l-Libas" konusu incelenirse sarık ve onun göğse veya sirta sarkitilan ucundan söz edildiği görülecektir. Bu Müslümanlara tavsiye edilir. Sarık ve sarığın bu şekilde sarılması Islâmî bir kiyafettir. Hz. Peygamber ve sahabeleri bu türlü sarıklar sarmışlardır. Daha sonraki devirlerde de
Müslümanlar hep sarıklıdır. Sarık bir simgedir. Sarık denince öncelikle islâm ve Müslüman akla gelir. Taylasanı sarığın sarkan ucu olarak alırsak, deccal taraftarı Yahudiler de taylasan olduklarına göre, onlar da "görünüşte " Müslümandırlar,211
Müslüman gibi giyinip kuşanırlar, onlar gibi görünürler.Müslümanlardan kültürel öğeler almışlardır, yurt ve yerleşim
yeri olarak aynı yerdedirler.
Onlar içinden çıkan büyük deccal da, bu Yahudiler gibi Müslüman görünecek ve bilinecektir.212 Ama o ve ona destek
verenlerin içi dışından farklı olacaktır. Onlar içlerinde Yahudiligi, onun zihniyetini taşıyacaklar, ona hizmet ve destek verecekler, takat görünüşte Müslüman sanilacaklardır. Yukarıdaki açıklama, deccalın Yahudi nüfusun çok ve baskın olduğudir yerleşim merkezinden ve Müslüman bir aileden çıkabileceğini de akla getirmektedir.
Butün bunlard an sonra konuyu șöyle özetleyebiliriz:
a) Deccal, Yahudilerdendir. iik olarak onların bol olduğu yerleşim merkezinde görünecektir ve Müslüman bilinip
isândır. (Kelime; te, lam
YanıtlaSilve sin ile yazılır).
Taylasan nuza atilıp bütün bedeni bürüyen, kolu ve saiolmayan şal yebileceğimiz bir örtüdür. Başa sarilan save boyuna sarilan şallar ve benzerleri hep taylasan olarak onun goğse veya sirta sarkitilan ucundan söz edildiği görüleresi
nğin, omuz iizerine salınan uçlarına órtüdür da "taylasan" BKolu denir. ve Başa sairiğin, benzerleri hep taylasan olarak isimlendirilir.
clerde "Kitâbu'l-Libäs" konusu incelenirse sark ve
4) Hadislere
cektir. Bu Müslümanlara tavsiye edilir. Sarık ve sariğin bu şekilde sarilması Islââm bir kiyafettir. Hz. Peygamber ve sahabeleri bu türlü sariklar sarmişlardir. Daha sonraki devirlerde de
Müslümanlar hep sarıklidir. Sarık bir simgedir. Sarik denince incelikle Islâm ve Müsluman akla gelir. Taylasanı sariğın sarkan ucu olarak alırsak, deccal taraftarı Yahudiler de taylasan olduklarına göre, onlar da "görüinüşte" Müslümandırlar 21
Müslüman gibi giyinip kuşanırlar, onlar gibi görünürler.
Muüslümanlardan kültürel öğeler almışlardır, yurt ve yerleşim
yeri olarak aynı yerdedirler.
Onlar içinden çıkan büyük deccal da, bu Yahudiler gibi Müslüman görünecek ve bilinecektir.212 Ama o ve ona destek
Verenlerin içi dışından farkli olacaktır. Onlar içlerinde Yahuhiligi, onun zihniyetini taşiyacaklar, ona hizmet ve destek verecekler, fakat görünüşte Müslüman sanılacaklardır. Yukari-
aki açiklama, deccaln Yahudi nüfusun çok ve baskin olduğu bir yerleşim merkezinden ve Müslüman bir aileden
a) Deccal, Yahudilerdendir. ilk olarak onların bol olduğucegini de akla getirmektedir.bunlardan sonra konuyu şöyle özetleyebilmecegi merkezinde görünecektir ve Müslüman
bir yerleşim
halkun ekberu mine'd-deccälı=Adem in yaratılmasi ile kiyametin
YanıtlaSilkopmasi arasında, deccaldan daha buyuk bir halk (olay ve uaratili
olmad.'derken duydum, W198
Bu açıklama birkaç vecihle tevil edilebilir:
1) Deccal bir insan iken, onun en büyük yaratık (halk
olması, fitnesinin, iktidar ve şevketinin büyük olmasıdır 19
Çünkü Ademin yaratılmasından beri deccaldan (ve deccaliyetten) büyük fitne olmadığı haber verilmiştir.200 Deccal, vü
cutça diğer insanlar gibidir. Eğer cismen pek büyük olsaydı, deccal olduğu herkesçe şüphesiz bilinir, bu da imtihan Sırrına aykirı olurdu.
2) Dünyaca büyük insanlar resimlerinde, harikatürlerini, heykellerinde ve basın yayında büyük ve iktidarlı gösterilir-
ken, fonksiyonu küçük görülen insanlar "kiüçiük " ve "güçsüz "
gösterilirler. Mesela, yirminci yüzyılda dinsiz komünist liderlerin büyüklükleri, "devasa heykellerle ve basın yayın sürekli
onlardan söz etmekle " toplumlara gösterilmek istenmiştir. Yine hürriyetin değeri ve büyüklüğü, büyük hürriyet anıt ve heykellerine yansıtılır. Büyük bir zafer, büyük bir yapı ve anitla simgelenir. Büyük bilinenlere basın yayında, kitaplarda, tarin
yaziminda "büyük ve çok" yer verilir.
3) Yukaridaki hadiste, "deccaldan büyük bir yaratik yoktur denilirken, "halk" kelimesi kullanılmaktadır. Yaratılan her şey
"halk" ve "mahlíik" diye anıldığına göre, kanaatimce, türlü olay ve tarihi vaka da "halk" içinde mütalaa edilmelidir.
Bu takdirde, fizikî manada düşünülen ve yanlış yorumlanan büyüklük Deccalın cismine, boyuna posuna değil; icraat ve
tidarına, fitne, bozgunculuk ve dinsizligi yaymasının büyüklüğüne verilmek gerekir.
YanıtlaSilBu konuda bir başka açıklama da şöyledir:
Adem'in yaratılışından kiyamete kadar, deccaldan (onun fitne sevketinden) dalha büyiük bir iş yoktur. 201
A) Büvük deccal ve deccallik,-Müslüman dünyayı düşünerek söylersek imanı, Isläm'1, Müslümanlik tezahürlerini
Vikacağı ve engelleyeceği için de "çok muktedir" görünecektir.
Sunu hatırlatalım ki, iman "en büyük ibadet" ise, ondan uzaklastirmak da "en büyük fitne ve tehlike" sayılmalıdır. Bu açidan her çağ ve dönemde, her peygamberin dini karşısında yer
alan deccaller ve deccaliyet, en büyük fitnedir. Buradan hareketle, deccaliyet zamanında irtidatların, ilhadın, iman ko-
nusunda şüphelerin artacaği ve imanın zayıflayacağı açıktır.
Bu açıdan deccaliyet günlerinde, en çok üzerinde durulması gereken şey, onun akım ve cereyanından202 imanları kurtar
mak, deccalı ve deccaliyeti tabulaştırma yerine, Allah'1 tesbih ve takdistir 203
Her çağda yapılanları yıkmak, iyilikleri engellemek ve yasaklamak kolaydır. Mesela, bir camiyi yapmak, ona cemaat
yetiştirmek, insanlara namazı, niyazı öğretmek zor ve çok engellemek buna göre çok kolaydır. Ayrica deccaliyet; in-
eye ihtiyaç duyarken; bir camiyi yıkmak, Islâm ı öğrenmenlardaki ibadet hayatıni, dinin havattaki etkisini zayitlatip
Gider bakarlar ki, Üstâd yerindedir. Bu harika vaka adliyede şayi' olur
YanıtlaSilHakimler, "Bu hale akıl erdiremiyoruz" diye birbirlerine nakletmişlerdir
Tarihçe-i Hayat, bu meselenin haşiyesinde Denizli Hapsi'nde de teker
rûr eden aynı vakadan bahsettikten sonra; Eskişehir Hapsi'nde tekrarlan.
mış ikinci bir vakay şöyle kaydeder:
tekrarlan-
"Yine Eskişehir Hapsi'nde iken, bir cuma günū, hapishane müdüri
kâtip ile otururken bir ses duyarlar:
- Müdür bey, Müdür bey!..
Müdür bakar, Bediüzzaman... Ona yüksek bir sesle: "Benim bugün
mutlaka Ak Camide bulunnmam lâzım" 287
Müdür: "Peki Efendi Hazretleri:" diye cevab verir. Kendi kendine de:
"Herhalde Hoca Efendi kendisinin hapiste olduğunu ve dışarıya çıkamaya-
cağını bilmiyor" diye söylenir ve odasına çekilir.
Oğle vakti, Bediüzzaman'ın gidip gönlünü alayım, Akcami'ye gidemi-
yeceğini izah edeyim düşüncesiyle, Ustàd'in koğuşuna gider. Koğuş pen-
ceresinden bakar ki; Bediüzzaman içerde yok. Hemen jandarmaya sorar,
içerdeydi, hem de kapısı kilitli." cevabını alır. Derhal camiye koşar, Be-
diüzzaman'in camiin ileri ve birinci safinda, mihrabın sağ tarafında namaz
kildiğını görür. Namazın sonlarında Bediüzzaman'i görmeyince, hemen
hapishaneye döner, Hazret-i Uståd'in "Allahü Ekber" diyerek secdeye ka-
pandiğını hayretler içerisinde müşahede eder.
Hadiseyi o zamanki hapishane müdürü bizzat anlatmıştır.258
Bilâhare Denizli ve Afyon hapislerinde de tekerrür eden ayni bu vaka,
resmî ihbarlara ve şsayialara sebeb olduktan sonra, Hazret-i Üstâd onu şșöy-
le zarifane bir şekilde Afyon Hapsi'ndeki talebelerine açıklamış:
... Bir zaman meşhur bir allâmeyi harbin müteaddit cephesinde cihada
gidenler görmüşler. Ona demişler... O da demiş: "Bana sevab kazandırmakk
ve derslerimden ehl-i imanı istifade ettirmek için, benim şeklimde bazı ev
liyalar benim yerimde isler görmüşler."
YANITLAYINSİL
yüksel31 Mayıs 2021 06:15
Hadisenin bu şekilde nakledilmesi hem aynı şekilde cereyan etmiş olmasıyla; herhalde
Hazret-i Ustâd'ın o günü Eskişehir Ak Camii'nde bulunmak istemesinin bir hikmeti ve bir
manası olması lazımdır. Çünkü nakil şeklinde "Mutlaka bulunmam lazım" tabiri vardır. 0
ise mutlaka bir manayı ve bir kesin lüzumluluğu ifade eder. Làkin o lüzumluluk ve mecburi
bulunmaklığın mana ve hikmetini bizler bilemiyoruz. A.B.
288 Büyük arihçe-i Hayat, Eskişehir hapis faslı, s: 178.
Bediuzzaman Said Nursi Mufassal Tarihçe i Hayatı cilt 2/ 1324syf Dr. Abdülkadir Badıllı
Allah c.c. giden üç yol
YanıtlaSilFELSEFE
İLİM
DİN
Birinci yol yerin altından tünel kazarak gitmektir,
ikinci yol yolun üstünden yürümektir,
üçüncü yol ise, en kısa ve süratlidir ki, uçarak gitmektir.İşte bu yol din yolu, kur an yoludur.
son şahidler 4.
bediüzzaman said nursi yi anlatıyor
sy.380.
Ebû Zerr'i şöyle dediği rivayet olunmuştur. "Bir ilim meclisinde hazır olun bulunmak bin rekat namaz kılmaktan, bin cenazeye katılmaktan. bin hastayı kaybettik ziyaret etmekten üstündür.
YanıtlaSilRuhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve TEFSİRİ.
cilt. 22.sy.436.
73.Muzemmil süresi. Ayet. 20.
YANITLASİL
yuksel17 Temmuz 2021 03:58
Kendisine:"Kur'an okumaktanda mı. diye sorulduğunda o: İlim olmadan Kur'an okumak hiç fayda verir mi demiştir.
Acluni 1, 433.
Ruhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
İsmail Hakkı Bursevi
cilt. 22.sy.436.
sorar: "Cehennem ehlinin sayısı kaçtır. Allah Teâlâ: Her bin kişide
YanıtlaSildokuz yüz doksan dokuz kişi cehennemliktir buyurur. Peygamber (sa)
devamla şöyle der: "Işte o çocuğun ihtiyarladığı ve her hâmile kadın
çocuğunu düşüreceği zamandır".
16 Buhârî, Enbiya 7, tefsir 22, 1;rikak 45, 46; tevhid 32 ; Müslim, iman 379,fiten 116
Ruhu'l Beyan 22.cilt
İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki; o zamanda adam acz ve fucur arasında muhayyer kalacak. Kim bu zamana yetişirse fucura aczi tercih etsin.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
Sayfa: 301 / No: 2
Ramuz El-Ehadis
İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, Kur'an'ın merasimi ve müslümanlığın da adı kalacak. Onlar müslüman ismi alırlar, halbuki kendileri müslümanlıktan insanların en uzağıdırlar. Camileri süslü olur, hidayet bakımından ise viran olur. O zamanın alimleri, gök kubbesi altındaki alimlerin en şerlisi olup, fitne onlardan başlar ve yine onlara döner ( kabak da onların başına patlar.)
YanıtlaSilRavi: Hz. Muaz (r.a.)
Sayfa: 301 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, camilerde onlardan binden fazla adam namaz kılacak da içlerinde hâzâ mümin bulunmayacak.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 301 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
Ümmetime yakında bir zaman gelir ki, Kuran okuyacak çok, fakihler az olur. İlim kabz olunur. Kargaşalık çoğalır. Ondan sonra bir zaman gelir ki, ümmetimden bir takım adamlar Kur'an okurlar ama bu, gırtlaklarını geçmez. Bundan sonra yine öyle bir zaman gelir ki, müşrik müminle aynı mevzuda söylediğinin mislinde mücadele eder.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 301 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
Mesayh-i kiram şöyle der: Sâdık mürid günlük virdlerinden herhangi birini
YanıtlaSilkacırdiğinda -bir ay sonra bile olsa- onu kazà etmesi uygun olanıdır. Tà ki nefis
tenbelliğe alışmasın. Vird Peygamber (s.a.) den ve onun hayırh ümmetinden
bizlere kadar gelen şeylerdendir. Herhangi bir kimsenin virdi yoksa onun havass/seçkinlere âid özel bir vàridi/kalbe doğan ilham, feyiz ve bereketi yoktur.
Kütu'l-kulûb'da şöyle denir: Herhangi bir kimse günlük virdlerinden, herhangi birini kaçırdığında -hatırladiğinda- onun mislini/benzerini yerine
10. Müsafirin 142; Ebud Davud, tatavvu 19: Tirmizi, cuma 56; Nesai, kiyamu'Heyl 65; lbn Mace, ikame 177
Ruhu'l Beyan 22.cilt 409syf
Zelzele tesadüfi bir tabiat hadisesi değildir.(S.) 160:14.söz, zeyl.
YanıtlaSilBir Hazinenin Anahtari
Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi sy. 649.
YANITLASİL
yuksel9 Ağustos 2021 02:58
Rivâyete göre mü'minler Cennet'e Cuma günü girseler gerektir. Cumartesi olunca babaları Adem (A.S.), onları köşküne çağırır .
Onlara ziyafetler, şölenler verir.
Pazar günü olunca ikinci babaları Nûh (A.S.), mü'minleri kendi makamına çağırir. O da ziyafette bulunur.
Pazartesi günü olunca Îbrâhim Halilullah (A.S.) onları yine makamina dâvet eder. Ziyafet çeker.
Sali günü olunca Musâ (A.S.) makamina çağırır. Ziyafetler verir.
Çarşamba günü de olunca Ísâ (A.S.) makamına dâvetle ziyafet etse gerektir.
Perşembe günü olunca Enbiyâ Sultanı, Esfiyânın Gözleri Nuru,
Hüdâ'nin Habibi, Ceza Günü'nün şefaatçısı Hazret-i Muhammed
Mustafa (S.A.V.) Hazretleri bütün makamların en alâsı olan Vesile
çağirarak türlü ikramlar ve ni'metlerle ziyafet buyursa gerektir. Vaktâ ki o ziyafetten dönülüp herkes kendi ye-
rine dönünce Vâhidi ferdi Samed ve lem yelid ve lem yûled ve lem
yekün lehu küfüven ehad vasfi ile vasiflaman Allahü Zülcelâli vel îk-
dâvette makanina mü'minleri
râm Celle Sanühu'dan herbirine melekler gelir, hususî bir
bulunurlar ve Cuma günü olunca Hatiretül Kudüs'te toplanırlar.
Bütün büyük resûller, nebiler (Allah hepsine salat ve selâm eylesin,
YanıtlaSilminberler üzerinde otururlar, ashab-i kirâm ve zürriyetleri ve ulema
da (Allah onlardan razi olsun) kürsüler üzerinde oturmaktadırlar.
Allah velileri, şehitler ve salih kullar (Allah cümlesine rahmet eyle-
sin) sandalyeler üzerinde otururlar. Başka Cennet ehli sedirler üzerindedirler. Hazret-i Fahr-i Alem ve Seyyid-i Beni Adem (S.A.V.) Efendimiz Hazretleri Kur'ân-1 Azîm okur. Mübarek seslerinin lâtifliğinden, yumuşak tatliliğindan ve
ağaçlarının yapraklari hareket eder, köşk ve saraylarinin pencere kanatları harekete gelerek herbirinden bir türlü lâtif sesler çıkaracaktir. Kuşların ötüşlerinden dolayı türlü türlü seslerle büyük bir zevk
doğacaktır. Bu ne anlatilır, ne tâbir edilir, ne de beyâni mümkündür.
Sonra, nebilerin güzel söz söyleyeni, hatibi Dâvud (A.S.) hutbe okur. Böyle türlü safalar doğar. Daha sonra da ates yüzü görmemiş, ancak Allah'in kudretiyle pişmiş, meydana gelmiş olan nefis ve ta-
dina doyulmaz yemeklerle ziyafetler olur. Türlü türlü kap ve kâseler sunucu hûrilerle göze görünmeyecek serbetler verilir. Böylece insan tazeliğinden, güzelliginden Cennet dilinin anlatmakta âciz kaldığı, aklın idrak edemeyeceği türlü türlü ni'metler ve ikramla, çesit çeşit izåzdan sonra mekândan münezzeh,
şekil ve aza, cisim ve cismaniyetten uzak olan Hak Celle ve Alâ da cemâli ile onlari müşerref eder ve:Bütün büyük resûller, nebiler (Allah hepsine salat ve selâm eylesin,
minberler üzerinde otururlar, ashab-i kirâm ve zürriyetleri ve ulema
da (Allah onlardan razi olsun) kürsüler üzerinde oturmaktadırlar.
Allah velileri, şehitler ve salih kullar (Allah cümlesine rahmet eyle-
sin) sandalyeler üzerinde otururlar. Başka Cennet ehli sedirler üzerindedirler. Hazret-i Fahr-i Alem ve Seyyid-i Beni Adem (S.A.V.) Efendimiz Hazretleri Kur'ân-1 Azîm okur. Mübarek seslerinin lâtifliğinden, yumuşak tatliliğindan ve
ağaçlarının yapraklari hareket eder, köşk ve saraylarinin pencere kanatları harekete gelerek herbirinden bir türlü lâtif sesler çıkaracaktir. Kuşların ötüşlerinden dolayı türlü türlü seslerle büyük bir zevk
doğacaktır. Bu ne anlatilır, ne tâbir edilir, ne de beyâni mümkündür.
Sonra, nebilerin güzel söz söyleyeni, hatibi Dâvud (A.S.) hutbe okur. Böyle türlü safalar doğar. Daha sonra da ates yüzü görmemiş, ancak Allah'in kudretiyle pişmiş, meydana gelmiş olan nefis ve ta-
dina doyulmaz yemeklerle ziyafetler olur. Türlü türlü kap ve kâseler sunucu hûrilerle göze görünmeyecek serbetler verilir. Böylece insan tazeliğinden, güzelliginden Cennet dilinin anlatmakta âciz kaldığı, aklın idrak edemeyeceği türlü türlü ni'metler ve ikramla, çesit çeşit izåzdan sonra mekândan münezzeh,
şekil ve aza, cisim ve cismaniyetten uzak olan Hak Celle ve Alâ da cemâli ile onlari müşerref eder ve:
Selâmün kavlen min rabbin rahîm. Onlara Rahim olan Rab tarafindan selâm gelir.» (Yâsin sûresi, âyet 58) diye selâm verecektir.
YanıtlaSilMü'minler de Hak Sübhane ve Teâlâ'yı başlarındaki gözleriyle, yön
ve mekândan uzak, niteliksiz görecekler ve bu lezzet, büyük tad ile
bu ulu saadetle mutlu olacaklar, ni'metleneceklerdir. Hak Teâlâ on-
lara hitap ederek:
Rab bu
Benden murad isteyin! diyecektir. Onlar da rizâ-yi şerifini istediklerinde Hak Sübhânehu ve Teâlâ da:
Kullarim sizden razi oldum, diye buyurarak onları büyük rızasına nâil edecektir
Kara Davud Delali Hayrat-ı Şerif
Yazan : M. bin Süleyman Cezulı
Çeviren : M. Faruk Gürtunca
syf 653, 654
Husn-u zanda dikkatli olunmalı.
YanıtlaSilBir Hazinenin Anahtari
Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi sy. 280.
Siyaseti tenkit faydalı olabilir. (H. S.) 160 115.
YanıtlaSilBir Hazinenin Anahtari
Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi sy. 645.
Gıybetin keffareti, gıybet ettiği kimse için (Kulağına gitmeden) mağfiret dilemektir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 339 / No: 14
Ramuz El-Ehadis
Sabır, belanın açılmasının anahtarıdır!" (Hafız Şerhi Konevi:2/294)
YanıtlaSilRuhu'l Furkan Tefsiri.
Araf Suresi.
Cüz 9.Sure 7.
Ayet.128.
cilt. 14.sy.144.
zor zamanında duanın kabul olması için rahatlık zamanında çok dua etmelisin.
YanıtlaSilMahmud Esad Coşan
Akra Fm.
Hadisler Deryası
Deyiniz ki: "Allahım: Kulun ve Resulun Muhammed (s.a.v) senden neyi istedi ise, bizde Senden onu isteriz. Kulun ve Resulun Muhammed (s.av.) Sana neden sığındı ise biz de ondan sığınıırız."
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 256 / No: 12
Ramuz El-Ehadis
Tabiat boşluk kabul etmez.
YanıtlaSilbeşer zulmeder. fakat kader adalet eder.
Kudsi Rivayetler Işığında Ahirzaman Alâmetleri
sy. 96.
Her şeyi ehlinden sorun.
YanıtlaSilEy Cehalet, sen bir püsküllü belasın
Nerde felaket, işte orada sen varsın.
Kudsi Rivayetler Işığında Ahirzaman Alâmetleri
sy. 87.
Vasiyeti terkeylemek; dünyada ayıp, ahirette de ateş ve lekedir.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 250 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
Evlenin. Ben sizin çokluğunuzla diğer ümmetlere karşı iftihar ederim. Hristiyanların rahipleri gibi olmayın.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Ümâme (r.a.)
Sayfa: 250 / No: 14
Ramuz El-Ehadis
Bir kimse ihlasla, "Lâ ilahe illallah" derse Cennete girer. Dediler ki, "Ya Rasulallah burada ihlas nedir?" Buyurdu ki, Allah'ın sizi haram kıldığı her şeyden sizi men etmesidir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 435 / No: 3
Ramuz El-Ehadis
Size en cömerd olanı haber vereyim mi? En cömerd Allah'dır. En cömerd Allah'dır. Ben ise Adem oğlunun en cömerdiyim. Onların Benden sonra en sonra en cömerdi ise şu kimselerdik ki: İlim öğrendi ve ilmini yaydı. İşte bu kimse kıyamet gününde tek başına bir ümmet olarak baas olunur. Bir de şu kimsedir ki; Allah yolunda ölünceye kadar nefsini cömerdce harcadı.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 163 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
Bir kavim meşveret için toplanırlar da aralarına Muhammed isimli birini almazlarsa, o toplantı onlara mübarek olmaz.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ali (r.a.)
Sayfa: 369 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
Oralardaki yüz milyonlarca insanın gözyaşı, ahı, kanı, emeği, doğal kaynağı üzerinden Batı da kurulan bir refah düzeni var.
YanıtlaSilDaha Adil Bir Dünya Mümkün
Recep Tayyip Erdoğan
sy. 92.
YANITLASİL
yuksel7 Eylül 2021 05:54
Biz asla garibin, mazlumun, mağdurun, yoksulun, ezilmişin sırtından bir refah düzeni var kurmayız, kuramayiz. Buna bizim ne inancımız ne kültürümüz ne de tarihimiz izin verir.
Daha Adil Bir Dünya Mümkün
Recep Tayyip Erdoğan
sy. 92.
Dinin afeti üçtür: Fasık alim, cahil ve zalim reisler, cahil sofular. (İbadete çalışıyor, fakat cahil. Bu zümreler din namına yıkımdır.)
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 4 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
Allah (z.c.hz)'leri Beni hidayet ve alemlere Rahmet olarak gönderdi. Ve Beni; çalgıları, eğlenceleri, cahiliyet işlerini ve putları mahvetmek için gönderdi. Rabbim, izzeti üzerine yemin etti ki, kullarından bir kul dünyada içki içerse, ona kıyamet gününde muhakkak (Cennet) şarabını haram kılacak, kullarından bir kul da içkiyi terkederse Allah da ona muhakkak (Hazire-i Kudsünde) kendi yüce makamı yanında, Cennet şarabından içirecektir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 245 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
Allah (z.c.hz) leri Beni, geceleyin yürüttüğünde (Mirac)da Ye'cüc ve Me'cüc'e baas etti. Ben de onları Allah'ın dinine ve ibadetine davet ettim. Bana icabetten yüz çevirdiler. Bunlar, Ademin evladından isyan edenler ve iblisin taifesi Cehennemdedirler.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 245 / No: 9
Ramuz El-Ehadis
Müminin ağlaması yürekten, münafığın ağlaması kafadandır.
YanıtlaSilRavi: Hz. Huzeyfe (r.a.)
Sayfa: 245 / No: 10
Ramuz El-Ehadis
Doğruluk olmıyan bir yerde ne rahat, ne sükun, ne saadet, ne terakki, ne teali hiç bir şey yoktur.
YanıtlaSilYeni Hutbelerim
A. Hamdi Akseki
sy. 90.
Efradi yalancı olan bir millet arasında buhtanlar, iftiralar, düşmanlıklar, sikak ve nifaklar yüz gösterir ve bu yüzden o millet çok feci akibetlere maruz kalır.
YanıtlaSilYeni Hutbelerim
A. Hamdi Akseki
sy. 90.
Böyle bir millette ne muntazam bir içtimai hayat teessus edebilir,ne de sahih bir medeniyet olabilir.!
YanıtlaSilYeni Hutbelerim
A. Hamdi Akseki
sy. 90,91.
Bir aile efradinda doğruluk ve olmazsa onların arasında bir ülfet, muhabbet, emniyet ve itimat olamaz!
YanıtlaSilYeni Hutbelerim
A. Hamdi Akseki
sy. 90.
Benden evvelki bütün Peygamberlere şunlar emrolunmuştur: "Helaldan başka bir şey yeme, iyiklikten başka bir şey yapma."
YanıtlaSilRavi: Hz. Ümmü Abdullah (r.a.)
Sayfa: 244 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
İlim ile hilmin birleşmesinden daha efdal iki şey bir araya gelmemiştir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ali (r.a.)
Sayfa: 374 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
YanıtlaSil12 3 Fakirler nezdinde eller ediniz. Zira kıyamet gününde devlet onlarındır. Hz. Hasan İbni Ali (r.a.)
18 16 Yolların en güzeli Hz Muhammed (s.a.s.)'in yoludur. İşlerin en şerlisi ise sonradan (bu yolun dışında) ihdas edilenlerdir. Her bid'at sapıklıktır. Kim ölür de geriye mal bırakırsa, onun varislerine aiddir. Kim de geriye borç, yahudi (bakıma muhtaç) çoluk-çocuk bırakırsa, o aile ve çocukların bakımı ve borcun tediyesi Bana aittir. (Yani devlete.) Hz. Câbir (r.a.)
21 12 Hadleri kaldırın. Bununla beraber imamın (devlet reisinin) belli hadleri terketmesi caiz olmaz. Hz. Ali (r.a.)
33 5 Siyah bayraklar gelip de karşınıza çıktığında, Farslılara ikramda bulunun. Zira devletiniz onlarla beraberdir. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
53 14 Ehli zimmete zulmedildiğinde devlet, düşman devleti gibi olur. (Yani ya kafirlerin müdahalesine sebeb olur veya devletin ömrü kısalır.) Zina çoğaldığında esirler artar. (Düşmanın tasallutu çoğalır, esirler artar.) Lûtîlik çoğaldığında ise, Aziz ve Celil olan Allah halktan Rahmet elini kaldırır ve onların hangi vadide helak olduklarına bakmaz. Hz. Câbir (r.a.)
407 13 Bir kimse müslüman olup ta müşriklerin yanında kalırsa ondan zimmet sakıt alır. (Kanı, malı taarruza uğrarsa müslüman devletten yardım isteyemez) Hz. Cerir (r.a.)
459 5 Nefsim yed-i kudretinde Olana kasem ederim ki, İran ve Roma (Rum diyarı) feth olunacak ve dünya devleti üzerinize yağacak. Ekmeğiniz ,etiniz bollaşacak, o kadar ki bunların çoğuna besmele bile çekilmeyecek. Hz. Abdullah İbni Busr (r.a.)
Hz. Peygamber s. a.v. "Şüphesiz ki Allah her yüzyılın başında kendi dinini tecdid edecek birisini gönderir"buyurmaktadir.
YanıtlaSilIslam Alimleri, İslama hizmet edecek olan bu muceddidlerin manaviyat alanında ve ilim sahasında olduğu kadar, siyaset alaninda da olabileceğini ifade etmektedirler.
Bilinmeyen Osmanlı
sy. 137.
MÜŞKİLÜ’l-HADÎS
YanıtlaSilمشكل الحديث
Güvenilir iki hadis arasında görünürde zıtlık bulunması anlamında terim.
bk. MUHTELİFÜ’l-HADÎS
Birbirine zıtmış gibi görünen hadisleri inceleyen bilim dalı.
MÜŞKİLÜ’l-HADÎS
YanıtlaSilمشكل الحديث
İbn Fûrek’in (ö. 406/1015) haberî sıfatlara ilişkin meşhur hadislerin yorumuna dair eseri.
Hadisleri doğru anlamak için bu ilmin bilinmesi zorunludur.
YanıtlaSilAksi halde tek bir hadis ele alınıp, konu büünlüğü olan diğer hadisler ve bunların yorumu bilinmezse, hadislerde kastedilmeyen yanlış çıkarımlar elde edilebilir.
Müşkilu l Hadis
Dini Kavramlar Sözlüğü
sy.505.
Sultan veled den bir şiir :
YanıtlaSilDünyayı bırak, zira bu dünya senin değildir
Şu an aldığın nefes senin isteğinle değildir
Dünya malını biriktirdinse mutlu olma
Şu kendisine dayandığın can, senin değildir.
Ruhu'l Beyan
Kur'ân-ı Kerîm Meali Ve Tefsiri
cilt. 21.sy.405.
YANITLASİL
yuksel18 Eylül 2021 21:58
Bir Hadis i Şerifte merhaba şöyle buyurulmustur:
Güneş her doğduğunda mutlaka yanında iki melek vardır, bu iki melek, insanlar ve cinler dışında bütün yaratılmışlara isittirecek şekilde şöyle seslenirler::Ey İnsanlar! Rabbi nize gelin az olup yeterli olan, çok olup oyalayici olandan daha iyidir.
Tergib, 2,172.
Ruhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt. 21.sy.399.
YANITLASİL
yuksel18 Eylül 2021 22:52
İnsanlar onu tanıyacak diye faciri anmaktan çekiniyor musunuz? Facirden, bulunduğu hal üzere bahsedin ki, insanlar ondan sakınsınlar.
Ravi: Hz. Behz İbni Hakim (r.a.)
Sayfa: 12 / No: 13
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel18 Eylül 2021 22:58
Nitekim Peygamberimiz (a. s.) in bir hadis i şerifin de "Facirin/isyankarin kötülüklerini söyleyiniz ki, insanlar ondan korunsunlar" buyrulmustur.
Acluni 1, 114.
Ruhu'l Beyan,
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt. 21.sy.379.
YANITLASİL
yuksel18 Eylül 2021 23:12
Her ne kadar risaletin keramet ve mucize nurlar onları aydınlattığı için doğru olduğuna şahidlik edyorlarsada Peygamber (a. s.) den ve ona uymaktan çevirdikleri ve dünya ile sehvetlerine yöneldikleri için "şahidlik ederiz ki sen Allah in Peygamber işin sözünde yalancıdırlar. O halde Sahadetin gerçeği yalnız uymakla olur. Resulullah i gördüklerinde dünya ehlinin sehadetlerini de bununla karşılaştır.
Ruhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt. 21.sy.376.
YANITLASİL
yuksel18 Eylül 2021 23:22
Sultan veled den bir şiir :
Dünyayı bırak, zira bu dünya senin değildir
Şu an aldığın nefes senin isteğinle değildir
Dünya malını biriktirdinse mutlu olma
Şu kendisine dayandığın can, senin değildir.
Ruhu'l Beyan
Kur'ân-ı Kerîm Meali Ve Tefsiri
cilt. 21.sy.405.
YANITLASİL
yuksel18 Eylül 2021 21:58
Bir Hadis i Şerifte merhaba şöyle buyurulmustur:
Güneş her doğduğunda mutlaka yanında iki melek vardır, bu iki melek, insanlar ve cinler dışında bütün yaratılmışlara isittirecek şekilde şöyle seslenirler::Ey İnsanlar! Rabbi nize gelin az olup yeterli olan, çok olup oyalayici olandan daha iyidir.
Tergib, 2,172.
Ruhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt. 21.sy.399.
YANITLASİL
yuksel18 Eylül 2021 22:52
İnsanlar onu tanıyacak diye faciri anmaktan çekiniyor musunuz? Facirden, bulunduğu hal üzere bahsedin ki, insanlar ondan sakınsınlar.
Ravi: Hz. Behz İbni Hakim (r.a.)
Sayfa: 12 / No: 13
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel18 Eylül 2021 22:58
Nitekim Peygamberimiz (a. s.) in bir hadis i şerifin de "Facirin/isyankarin kötülüklerini söyleyiniz ki, insanlar ondan korunsunlar" buyrulmustur.
Acluni 1, 114.
Ruhu'l Beyan,
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt. 21.sy.379.
YANITLASİL
yuksel18 Eylül 2021 23:12
Her ne kadar risaletin keramet ve mucize nurlar onları aydınlattığı için doğru olduğuna şahidlik edyorlarsada Peygamber (a. s.) den ve ona uymaktan çevirdikleri ve dünya ile sehvetlerine yöneldikleri için "şahidlik ederiz ki sen Allah in Peygamberişin sözünde yalancıdırlar. O halde Sahadetin gerçeği yalnız uymakla olur. Resulullah i gördüklerinde dünya ehlinin sehadetlerini de bununla karşılaştır.
Ruhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt. 21.sy.376.
Beyazı Bistami nin (k.s.) dedi ki:Çok zikir sayı itibariyle değildir, huzur iledir.Bazan Allah Teâlâ azı çok güzel yerine yükseltir.
YanıtlaSil...
Ancak siz çok iyi konuşan idareci den ziyade çalışkan ve faal olan bir idareciye daha çok muhtaçsınız...
....
Ruhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt. 21.sy.362.
Söyleyin yarime baharları beklesin
YanıtlaSilSöğüdün dalları bugün eğilmesin
Beni geçirmeye kardeşim gelmesin
Annesinin bir tanesini kimseler üzmesin
Beni geçirmeye kardeşim gelmesin
Annesinin bir tanesini kimseler üzmesin
Gidelim buralardan
Dayanamıyorum
Gidelim buralardan
Unutamıyorum
Gidelim buralardan
Dayanamıyorum ah
Gidelim buralardan
Unutamıyorum
Aah aah aah aah
Yükleyin ne varsa gönlüme demlensin
Ayrılığın üstüne hasretim eklensin
Beni geçirmeye yalnızlığım gelsin
Ya dönülür ya dönülmez kimse üzülmesin
Beni geçirmeye yalnızlığım gelsin
Ya dönülür ya dönülmez kimse üzülmesin
Gidelim buralardan
Dayanamıyorum
Gidelim buralardan
Unutamıyorum
Gidelim buralardan
Dayanamıyorum ah
Gidelim buralardan
Unutamıyorum
Aah aah aah aah (aah)
Aah aah aah aah (aah)
Ay mmm mmm mmm mmm (aah aah aah aah)
Mmm mmm mmm mmm (aah aah aah aah)
Ay
Meclisler emanettir. Sırrı ifşa edilmez. Üç meclis müstesna: Haram kan akıtılması konuşulan meclis, Haram fercin helal sayıldığı meclis ve helal olmıyan malın helal sayıldığı meclis.
YanıtlaSilRavi: Hz. Câbir (r.a.)
Sayfa: 232 / No: 14
Ramuz El-Ehadis
Mümin gayyur olur. (Irz ve namusu hususunda kıskanç olur) Allah (z.c.hz)'leri da gayyurdur. (Bunun için Allah fuhuşu haram etmiştir)
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 230 / No: 12
Ramuz El-Ehadis
Sabah namazını kılıpta döneceği zaman yedi kere: "Lâ havle velâ kuvvete illâ billah. Ve lâ hîylete ve la ihtiyâle ve lâ mencee velâ melcee minellâhi illâ ileyh" diyen hiç bir kul yoktur ki, ondan yetmiş bela def olmasın.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 385 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSilÜmmetin beklediği, âhirzamanda gelecek zâtın üç vazifesinden en mühimi ve en büyüğü ve en kıymettarı olan iman-ı tahkikîyi neşir ve ehl-i imanı dalâletten kurtarmak cihetiyle, o en ehemmiyetli vazifeyi aynen bitemâmihâ Risale-i Nur’da görmüşler. İmam-ı Ali ve Gavs-ı âzam ve Osman-ı Hâlidî gibi zatlar, bu nokta içindir ki, o gelecek zatın makamını Risale-i Nur’un şahs-ı mânevîsinde keşfen görmüşler gibi işaret etmişler. Bazan da o şahs-ı mânevîyi bir hâdimine vermişler, o hâdime mültefitane bakmışlar. Bu hakikatten anlaşılıyor ki, sonra gelecek o mübarek zat, Risale-i Nur’u bir programı olarak neşir ve tatbik edecek.
O zatın ikinci vazifesi, şeriatı icra ve tatbik etmektedir. Birinci vazife, maddî kuvvetle değil, belki kuvvetli itikad ve ihlâs ve sadakatle olduğu halde, bu ikinci vazife gayet büyük maddî bir kuvvet ve hakimiyet lâzım ki, o ikinci vazife tatbik edilebilsin.
O zatın üçüncü vazifesi, hilâfet-i İslâmiyeyi ittihad-ı İslâma bina ederek, İsevî ruhanîleriyle ittifak edip din-i İslâma hizmet etmektir. Bu vazife, pek büyük bir saltanat ve kuvvet ve milyonlar fedakârlarla tatbik edilebilir. Birinci vazife, o iki vazifeden üç-dört derece daha ziyade kıymettardır. Fakat o ikinci, üçüncü vazifeler pek parlak ve çok geniş bir dairede ve şaşaalı bir tarzda olduğundan, umumun ve avâmın nazarında daha ehemmiyetli görünüyorlar. İşte o has Nurcular ve bir kısmı evliya olan o kardeşlerimizin tâbire ve tevile muhtaç fikirlerini ortaya atmak, ehl-i dünyayı ve ehl-i siyaseti telâşe verir ve vermiş; hücumlarına vesile olur. Çünkü, birinci vazifenin hakikatini ve kıymetini göremiyorlar; öteki cihetlere hamlederler.
Kardeşlerimin ikinci iltibası: Fâni ve çürütülebilir bir şahsiyeti, bazı cihetlerle birinci vazifede pişdarlık eden Nur şakirtlerinin şahs-ı mânevîsini temsil eden o âciz kardeşine veriyorlar. Halbuki bu iki iltibas da Risale-i Nur’un hakikî ihlâsına ve hiçbir şeye, hattâ mânevî ve uhrevî makamata dahi âlet olmamasına bir cihette zarar verdiği gibi, ehl-i siyaseti de evhama düşürüp Risale-i Nur’un neşrine zarar gelir. Bu zaman, şahs-ı mânevî zamanı olduğu için, böyle büyük ve bâkî hakikatler, fâni ve âciz ve sukut edebilir şahsiyetlere bina edilmez.
Elhasıl: O gelecek zatın ismini vermek, üç vazifesi birden hatıra geliyor; yanlış olur. Hem hiçbir şeye âlet olmayan nurdaki ihlâs zedelenir, avâm-ı mü’minîn nazarında hakikatlerin kuvveti bir derece noksanlaşır. Yakîniyet-i bürhaniye dahi, kazâyâ-yı makbûledeki zann-ı galibe inkılâp eder; daha muannid dalâlete ve mütemerrid zındıkaya tam galebesi, mütehayyir ehl-i imanda görünmemeye başlar. Ehl-i siyaset evhama ve bir kısım hocalar itiraza başlar. Onun için, Nurlara
30 Ağustos 2021 06:28
yuksel dedi ki...
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ÜN VASİYETİ AÇIKLAMA VAKTİ GEMİŞTİR.
23 Eylül 2021 04:44
yuksel dedi ki...
Hafız şöyle demiştir.
BİR PADİŞAHIN ADALETLE HÜKMETTİĞİ BİR SAATLİK ÖMÜR,
YÜZYILLIK İBADET VE ZÜHDLE GEÇEN HAYATINDAN DAHA KIYMETLİDİR.
RUHU L BEYAN
KUR AN MEALİ VE TEFSİRİ
CİLT. 21. SY. 256.
23 Eylül 2021 04:51
yuksel dedi ki...
....
EY KULLARIM
SİZİN YAPTIKLARINIZ AMELLERİNİZİ BEN KAYDEDİP SAKLIYORUM. ONLARIN KARŞILIĞINI SİZE VERECEĞİM.KİM İYİLİK BULURSA, HAYIRLA KARŞILAŞIRSA ALLAH C.C. A HAMDETSİN, BUNDAN BAŞKA BİR ŞEY BULURSA KENDİNDEN BAŞKASINI AYIPLAMASIN.
RUHU L BEYAN
KUR AN MEALİ VE TEFSİRİ
CİLT.21. SY. 251.
MÜSLİM , BİRR 2577.
23 Eylül 2021 05:01
yuksel dedi ki...
CENNETİN ANAHTARI HİDAYET ÜZERE OLMAKTIR.
MAHMUD ESAD COŞAN
GÜNÜN SOHBETİ
AKRA FM.
23 Eylül 2021 05:04
yuksel dedi ki...
TEFEKKÜR İMANIN ANAHTARIDIR.
ERKAM RADYO
OSMAN NURİ TOPBAŞ
23 Eylül 2021 05:06
Kefeni güzelleştiriniz. Ölülerinize, arkalarından feryad etmekle, fena tezkiye ile, vasiyetlerini tehirle ve yakanlarını ve kabirlerini ziyareti terk ile eza vermeyiniz. Onlaran borçlarını ödemede acele ediniz. (Kabirde) kötü komşudan uzak tutunuz. Kabir kazdığınızda, onu derinleştirip güzelleştiriniz.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ümmü Seleme (r.a.)
Sayfa: 19 / No: 2
Ramuz El-Ehadis
Anne baba nin vasiyetini yerine getirmemekle eziyet etmeyiniz.Osman Nuri Topbas
YanıtlaSilnot. Mustafa Kemal Atatürk ün vasiyeti yerine getirilmelidir.
Hiç bir peygamber yoktur ki ümmetimde onun bir naziri olmasın. Ebu Bekir (r.a) İbrahim (a.s.)'ın benzeri, Ömer (r.a) Musa (a.s.)'ın benzeri, Osman (r.a) Harun (a.s.)'ın benzeri, Ali İbni Ebu Talib (r.a) da benim nazirimdir. Kim Meryemoğlu İsa (a.s.)'a bakmaktan sürur duyarsa Ebu Zerri'l Gıfariye (r.a) baksın.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 388 / No: 11
Ramuz El-Ehadis
Yalanın hepsi kaydolur. Müslümanın başından bir musibet defeden veya iyilik getiren yalan müstesna.
YanıtlaSilRavi: Hz. Sevban (r.a.)
Sayfa: 229 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
Bu olayda, açıklamasında bir fayda veya gizli kalmasında bir fesad ve mahzur olması halinde casuslarin sırlarını ve bozguncularin ayıplarını ortaya çıkarmanın caiz olduğuna işaret bulunmaktadır.
YanıtlaSil60.el-Mumtehine Suresi
Ayet:1.
Ruhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt. 21.sy.234.
Ayrıca İslami açıdan sakıncalı bir şey işleyip ortaya çıktığında, kendisini bu mahzuru işlemeye mecbur eden geçerli bir özür söyleyen kimsenin özrünü kabul edileceğine, özrün büyük saygı değer insanlar katında makbul bulunduguna da işaret vardır.
YanıtlaSil60.el-Mumtehine Suresi.
Ayet:1.
Ruhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt. 21.sy. 234.
Allah c. c. sevgisinin belirtisi ise, Allah c. c. düşmanlarına buğz etmek ve onlara kizmaktir.
YanıtlaSil60.el-Mumtehine Suresi
Ruhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt. 21.sy.237.
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
YanıtlaSil391 1 Ölüm esnasında köle azad eden ve sadaka veren insanın misali, tıka basa yemek yedikten sonra hediye veren kimsenin misali gibidir. Hz. Ebud Derda (r.a.)
391 2 İçinde Allah zikri olan evin Allah zikredilmeyen eve göre durumu, dirinin ölüye olan durumu gibidir. Hz. Ebû Mûsa (r.a.)
391 3 Sadaka verip de, sadakasından dönen kimsenin misali, kusup da sonra kustuğuna dönen ve onu yiyen köpeğin misali gibidir. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
391 4 Birbirlerini sevmekte, birbirlerine merhamette ve birbirlerine atifet göstermekte mü'minlerin misali, bir beden misalidir ki, ondan bir uzuv hastalandığında, bedenin sair azasını da uykusuzluk ve ateş sarar. Hz. Numan İbni Beşir (r.a.)
391 5 Tavla oynayıp da kalkıp namaz kılanın hali, domuz kanı ve irinle abdest alıp da namaz kılan adamın hali gibidir. Hz. Ebû Said (r.a.)
391 6 Cuma günü imam hutbe okurken konuşanın misali, kitap taşıyan merkebe benzer. Yanındakine sus diyenin de cuması yoktur. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
391 7 İlmi küçüklüğünde öğrenmenin misali, taş üzerine yazılan nakışlar gibidir. İhtiyarlığında öğrenin misali ise, su üstüne yazılana benzer. Hz. Ebud Derda (r.a.)
391 8 Dünya ile ahiretin misali, bir elbisenin baştan başa (sökülüp) yırtılıp yalnız bir dikişi kalmış olması gibidir. Çok durmaz kopuverir. Hz. Enes (r.a.)
391 9 Önceleri günah yapıp da sonraları sevap işlemeye başlamış olan adamın misali, dar bir zırh giymiş de her sevap yaptıkça zırhının bir halkası düşüp genişleyen adam gibidir. Ta ki tamamı kalmayıncaya kadar. Hz. Ukbe İbni Amr (r.a.)
391 10 Allah yolundaki bir mücahidin misali, gündüz oruç tutup gece ibadet eden bir kimseye benzer. Taki dönünceye kadar. Hz. Numan (r.a.)
391 11 Benim Ehli Beytimin sizin yanınızdaki durumu, Nuh (a.s.)'ın gemisi gibidir. Kim bunlara tutunursa kurtulur. Kim ki tutunmaz yüz çevirirse boğulup gider. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
391 12 Mü'minin misali yapraklarını döken ağaca benzer. Allah korkusundan tüyleri ürperince günahları ondan dökülür, sevapları kalır. Hz. Abbas (r.a.)
391 13 Bu ümmetin misali şu dört kimsenin misaline benzer: Allah'ın kendisine mal ve ilim verdiği adam gibi ki, ilmi ile amel eder, malının hakkını öder. Allah'ın kendisine ilim verip mal vermediği adam gibi ki o şöyle der: "Şunun malının benzeri benim olsaydı onunla amel ederdim." Bu adamın durumu amel edenin misalidir ki, her ikiside ecirde müsavidir. Allah'ın kendisine mal verip ilmi vermediği adam ki, o malını berbat eder ve hakkını gayriye harcar. Bir adam da vardır ki, Allah ona ilim de mal da vermemiştir. O şöyle söyler: "Benim de olsaydı bende şöyle harcandım" Bunun durumuda malını berbat eden kimseye benzer ki, bunlarda günahta müsavidir. Hz. Ebû Kebşe (r.a.)
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
YanıtlaSil228 1 Kalbler dört nevidir: Açık kalb; örtüsü, kılıfı olmayıb parlıyan nurlu bir kandil gibidir. Kılıflı kalb; Kılıfla örtülmüş ve bağlanmıştır. Dışı mühürlüdür. Ters kalb; (Aşağısı yukarı, yukarısı aşağıya gelmiş) yamuk kalb. Kılıfsız olan açık kalbe gelince, bu müminin kalbidir. Onun kandili içindeki iman nurudur. Kılıflı kalb, kafirin kalbidir. (Ne alır ne verir. Ona bir şey işlemez) Ters kalb, (tepesi aşağı olan kalb) münafığın kalbidir. Ki (Hakkı ve tevhidi bilir) ama inkar eder. Yamuk kalbe gelince; içinde imanda, nifakta olan kalbdir. Onun imanının misali, bir tane gibidir ki, o taneyi iyi su büyütür. Oradaki nifakın misali ise, irin ve kanın büyüttüğü çıban gibidir. O iki besleyiciden hangisi diğerine galib gelirse kalbde o hakim olur.(İman ile nifakı besliyen şeyler vardır. İmanı Zikir ve Kur'an, nifakı da oyun, eğlence, çalgı ve çağanak besler. Hangisini yenerse o galib gelir. Ya kalb alaşağı olur, ya da nifak körelir.) Hz. Ebû said (r.a.)
228 2 Kıntar, on iki bin okiyyeden ve her bir okiyye yer ile gök arasında olanlardan daha hayırlıdır. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.).
228 3 Kıntar yüz rıtıl (batman)dır. Her rıtıl on iki okiyye, her okiyye yedi dinardır. Her dinar da yirmi dört kırattır. Hz. Câbir (r.a.)
228 4 Kafiri kıyamet gününde ter (ar, utanç) öyle sıkar ve bunaltır ki "Cehenneme de olsa beni kurtarın" der. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
228 5 Kebair (büyük günahlar): Allah'a şirk koşmak, (na-hak yere) insan öldürmek, ana-babaya isyan ve size en büyüğünü haber vereyim mi: Yalan söz söylemek ve yalan yere şahidlik etmektir. Hz. Abdullah İbni Bekir İbni Enes (r.a.)
228 6 Kebair: Allah'a şirk koşmak, ana-babaya isyan, insan öldürmek ve yalan yere yemindir. Hz. İbni Amr (r.anhüma)
228 7 Kebair dokuzdur: En büyüğü Allah'a şirk koşmak, na-hak yere insan öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, iffetli kimseye zina isnadında bulunmak, cepheden kaçmak, ana babaya isyan, sizin dirinizin ve ölünüzün kıblesi olan Beytül Harama konan yasakları ayak altına almaktır. Hz. Ubeyd İbni Umayr (r.a.)
228 8 Büyük günahlar yedidir: Allah'a şirk koşmak, hak yol ile olan müstesna, Allah'ın haram kıldığı bir kimseyi öldürmek, namuslu kadına iftira etmek, cepheden kaçmak, faiz yemek, yetim malı yemek, hicretten sonra cahiliye bedeviliğine dönmek. Hz. Ebû Said (r.a.)
228 9 Büyük günahlar: Allah'a şirk koşmak, Allah'ın iyiliğinden ye'se düşmek ve Allah Azze ve Cellenin rahmetinden ümidini kesmektir. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
228 10 Kebair; Allah'a şirk, namuslu kadına iftira, mü'min kimseyi öldürme, muharebe gününde cepheden kaçma, yetim malı yeme, müslüman ana-babaya isyan, ölü ve diri olarak kıblemiz olan Kabeye hürmetsizlik etmektir. Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
228 11 Yalan yüzü karartır. Koğuculukta kabir azabıdır. Hz. Ebû Berze (r.a.)
228 12 Yalan imana aykırıdır. Hz. Ebû Bekir (r.a.)
228 13 Yalan, Adem oğlunun aleyhinde yazılır. (Müsabaha edilmez) Üç hal müstesna: iki kişinin bozulmuş olan arasını yatıştırmak için söylenen yalan, kendi ailesini (dirlik düzenlik düşüncesi ile) razı etmek için söylenen yalan bir de harbde yalan, Esasen harb hud'adır.
Harici tesire kapilmakla çok dini hükümler feda edildi.(Sn.) 50.
YanıtlaSilBir Hazinenin Anahtari
Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi sy. 167.
Oysa başlarına gelen musibetin Allah c. c. dostlarına eziyetleri yüzünden olduğunu anlayamadılar.
YanıtlaSilRuhu'l Furkan Tefsiri
cilt. 14.sy.169.
doğruluğun faydaları. i.i.93
YanıtlaSilRisale nur külliyatı
lozanda dinin öldürülmesi kararı alındı.E.L. 2.31.
KORKMAKLA DİN RÜŞVET VERİLMEZ.Sn. 54.
bir hazinenin anahtarı
risale i nur külliyatı fihrist ve indeksi.sy.168,169
siyaseti dinsizliğe alet yapanlar, kabahatlerini örtmek için başkasını irtica ile ve dinini siyasete alet yapmakla itham ederler.D.H.Ö. 20.. T.H.59.
YanıtlaSilYOL İKİDİR. YA DOĞRU SÖYLEMEK, YA SUSMAK.H.Ş. 59.3. kelime.
Bir Hazinenin Anahtarı
Risale i nur külliyatı fihrıst ve indeksi
sy.169,170.
Asıl deva Kur'an'dır
YanıtlaSilRavi: Hz. Ali (r.a.)
Sayfa: 227 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
Evladınıza yedi yaşında namazı emredin. On yaşında kılmazlarsa dövün ve yatağını ayırın. Halayığını, hizmetçisine veya kölesine nikah eden adam artık onun göbek altı ile dizi üstüne bakmasın. Zira göbeği ile dizi arası avretindendir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Amr İbni Şuayb (r.a.)
Sayfa: 393 / No: 3
Ramuz El-Ehadis
yuksel28 Eylül 2021 05:21
YanıtlaSilYavrucuğum bütün yaratılmışlara merhametli ol!
Onlara rıfk, merhamet ve şefkat gözüyle bak.
Büyüklerine hürmet, küçüklerine şefkat et,
Her yaratılanda, onu yaratanın hakkını gözet.
Ruhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt. 21.sy.189.
Bir Kudsi hadiste. "Lâ ilâhe illallah benim kalemdir. Bu kaleme giren Benim azabımdan emin olur.
YanıtlaSilDeylemi,hadis No. 8101.
Ruhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt. 21.sy.198.
Yine insanlardan niceleri insanların gözünde aziz iken, Allah c. c. nezdinde zelildir.
YanıtlaSilAsıl önemli olan ise Cenab-ı Mevla katında aziz olmaktır.
Ruhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt. 21.sy. 204.
Kur'an zenginliktir. Ondan sonra fakirlik yoktur. Kur'an'ın fakiri olan kimseye ise zenginlik yoktur.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 227 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
Kur'an Allah Azze ve Cellenin kelamıdır. Öyle ise Kur'an sahibi, Rabbinin, yasak ettiklerini yapmamak suretiyle, ona tazim etsin.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 227 / No: 10
Ramuz El-Ehadis
Tarikat ya Rasulullah (s.a.)'in Allah Teala' dan naklederek bildirdiği şu sözünden alınmıştır. "Benimle kulum arasında bir sır vardır o sırra mukarreb hiç bir melek hiçbir Mürsel nebi vakıf değildir.
YanıtlaSilRuhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt. 21.sy.187.
Tarikat ya Rasulullah (s.a.)'in Allah Teala' dan naklederek bildirdiği şu sözünden alınmıştır. "Benimle kulum arasında bir sır vardır o sırra mukarreb hiç bir melek hiçbir Mürsel nebi vakıf değildir.
YanıtlaSilRuhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt. 21.sy.187.
Bir adam ilme talib iken kendisine ölüm gelirse, onunla Peygamberler arasında, yanlız Peygamberlik derecesi kalır.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 396 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
Allah (z.c.hz.) bir adama, bir müslümanın musibetini bertarafa vesile olacak bir şey nasib ederse, o adamı dünya ve ahiret musibetlerinden korur.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ali (r.a.)
Sayfa: 396 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
Hadis-i Şerif te, "Akıl, kalbde bir nurdur ki, onunla hak ile batılın arası ayrılır" buyrulmustur.
YanıtlaSilRuhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt. 21.sy.150.
YANITLASİL
yuksel30 Eylül 2021 22:26
Allah Teala akıldan daha değerli ve şerefli hiç bir şey yaratmamiştir.
Iraki. mugni, 1.86.
Ruhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt. 21.sy.150.
Ulema, Allah'ın kulları üzerinde Peygamberlerin eminleridir. Siz onlardan çekinin ve onlara taarruz etmeyin. Onlar hükümet erkanı ile ihtilat etmedikçe ve dünyaya karışmadıkça (Deyleminin lafzında şu ibare vardır): Sultanla ihtilat eder ve dünyaya karışırlarsa o vakit Peygamberlere hiyanet etmiş sayılırlar, o zaman bunlaran sakının.
YanıtlaSilRavi: Hz. Hasan İbni Sufyan (r.a.)
Sayfa: 222 / No: 16
Ramuz El-Ehadis
Usulculerin, "Hükümler bizim açımızdan sebeblere izafe edilir" sözünün anlamı budur.
YanıtlaSilHikmet
Türkiye Diyanet Vakfı
İslam Ansiklopedisi
cilt. 17.sy.515.
Aranızda "Nübüvvet", Allah'ın istediği kadar sürer. Sonra onu, (Peygamberliği) kaldırmayı istediği zaman da kaldırır. Sonra, Allah'ın sürmesini murad ettiği kadar (otuz sene) "Nübüvvet yolunda halifelik" gelir. Sonra kaldırmayı istediği zaman onu kaldırır. Ve Allah'ın murad ettiği kadar devam eden "Şiddetli bir meliklik" idaresi gelir. Sonra, onu da kaldırmayı istediği zaman kaldırır. Sonra, "zorba bir idare" gelir. Sonra da "Nübüvvet yolu üzere bir hilafet" gelir. (Mehdi (a.s)ın zuhuru)
YanıtlaSilRavi: Hz. Huzeyfe (r.a.)
Sayfa: 257 / No: 11
Ramuz El-Ehadis
mevc-i mekfuf. kararını bulup durgun hale gelmiş dalga.
YanıtlaSilÖzel Lügat
sy. 445.
YANITLASİL
yuksel2 Ekim 2021 23:41
esir. atomdan daha küçük olup alemi kaplayan minicik madde. uzayı dolduran ve yıldızların tarlası olan latif varlık.
Özel Lügat
Ömer Sevincgul
sy. 150.
Kürtce Asr Suresi esir Suresi diye yazılıyor.
YanıtlaSilYani asra yemin olsunki esire yemin olsunki anlaşılabilir.
Keşmekeş zamanında namaz kılmak, Bana hicret etmek gibidir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Meakil İbni Yesar (r.a.)
Sayfa: 221 / No: 16
Ramuz El-Ehadis
Alim iki türlüdür: Bir alim vardır ki ilmi ile Allah'ı kasdeder. Onu paraya değişmez. Tamaan almaz. Bir alim de vardır ki, ilmi ile dünyayı kasteder. Onu paraya değişir, Tamaan alır. İlmini Allah'ın kullarından esirger. Böylesine, Allah, kıyamet gününde ateşten gömlek giydirir. Ve meleklerden bir melek onun hakkında şöyle nida eder: "Haberiniz olsun. İşte şu filan oğlu filandır ki, Allah ona dünyada ilim verdi de, oda onu paraya karşılık sattı. Tamah etti." İnsanların hepsi oradan ayrılıncaya kadar bu nida devam eder gider. Sonra da Allah ona dilediğini yapar.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 221 / No: 13
Ramuz El-Ehadis
İşte onların yani Allah ve Resulü'ne düşmanlık edenleri - en yakinlarida olsa - sevmeyenlerin "kalbine" Allah Teala "iman yazmış" yani imanı onların kalbine yerlestirmistir.
YanıtlaSilİşte onların yani Allah ve Resulü'ne düşmanlık edenleri - en yakinlarida olsa - sevmeyenlerin "kalbine" Allah Teala "iman yazmış" yani imanı onların kalbine yerlestirmistir.
YanıtlaSilRuhu' l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt 21.sy.75.
Nitekim Allah Peygamberimiz (a. s.) :"Gayretli, dinde sağlam olmak imandan, halden hale değişmek ise nifaktan, iki yüzlülükten dir. Dini gayreti olmayanın imanı yoktur" buyurmuştur.
YanıtlaSilRuhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt. 21.sy.75.
Hadis-i Şerif te :Zâlîmin arkasında yedi adım yürüyen muhakkak mücrim sayılmıştır. buyrulmustur.
YanıtlaSilAllah Teala da :Muhakkak ki biz, gunahkarlara, layık oldukları için cezayı veririz (Secde. 32/22.)buyurmuştur.
Ruhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt 21.sy.75.
Bu vazifelere ilaveten 28 Eylül 1899'dan itibaren Hukuk Mektebinde Mecelle-i Ahkam-i Adliye hocalığı i üstlendi.
YanıtlaSilUsul-i Hadis
Mahmud Es'ad Seydişehir
Menfilikleri öğrenip mücadele edeceğim düşüncesi yanlıştır.
YanıtlaSil(T. H.) 609.
Bir Hazinenin Anahtari
Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi sy. 146.
Batı Toplumu Ahlaken Çöktü
YanıtlaSilAlper TAN
29 Temmuz 2021 14:56
A- A+
Ahlaki üstünlüğünü ve meşruiyetini kaybetmiş toplumların siyasi, teknolojik ya da askeri üstünlüklerini uzun süre devam ettirebilmeleri söz konusu olamaz. Batılı halklar, siyasi, askeri, ekonomik ve teknolojik üstünlüklerini hala koruyor olsalar da ortaya çıkan bütün gelişmeler aslında ahlaken korkunç bir çürümüşlük içerisinde olduklarını göstermektedir. Dünyanın en büyük haber ajansları, enformasyon ağları ve sosyal medya mecralarını kontrol altında tuttukları için bunu şu an büyük ölçüde sansürlüyor/gizleyebiliyor olabilseler bile o siyah perdenin ardında bu durumu ilanihaye gizlemelerinin mümkün olmadığı ortadadır.
Toplumun kimliğini oluşturan ve o toplumu ayakta tutan en önemli unsur dini inançlardır. Dini inancında boşluğa düşmüş devletlerin veya toplumların kimliklerini korumaları, kader birliği yapabilmeleri ve ortak hareket edebilmeleri zordur. Batının dini kurumlarının en küçük biriminden en üst otoritesine kadar dehşet bir yozlaşma, kokuşmuşluk ve umursamazlık içerisinde olduğu gözlenmektedir.
Aşağıda sıralayacağımız açık örnekler aslında sadece Batıyı değil Batı ile ilişkili, Batıyı takip ve taklit eden tüm dünyayı da tehdit etmektedir.
Kiliselerde cinsel taciz skandalları, intihar ve istifalar:
Dünyanın hemen hemen her yerinde kiliseler cinsel taciz skandallarıyla çalkalanıyor. Yapılan araştırmalar ve soruşturmalar, on binlerce çocuğun istimara uğradığını ortaya koyuyor. Bu istismarların bazıları örtülürken, bazıları hapis cezaları ve tazminatla, bazıları ise istifalar ve rahiplerin intiharlarıyla sonuçlanıyor. Yani üstü örtülüp uyutulup unutuluyor.
ABD’deki 42 bin rahipten 3 bini sapık çıktı
ABD'de 90'lı yıllardan bu yana binlerce gencin Katolik rahiplerin cinsel taciz ve istismarına maruz kaldığı ortaya çıktı. Bu skandallar, 2007'de Katolik kurumlarının 615 milyon dolar tazminat ödemesine yol açmıştı. 2007 yılında açıklanan verilerle, "Rahiplerin Sorumluluğu" adlı derneğe göre, ABD'deki 42 bin rahibin 3 bin kadarı cinsel tacizle suçlanıyor. Vatikan ise yine yıllar önce yayımladığı belgelerle, Katolik rahip adaylarına mesleğe alınmadan önce psikolojik test uygulanmasını istemiş, psikolojik testlerin amacının, heteroseksüel rahip adaylarının cinsel arzularını bastırıp bastıramayacaklarının belirlenmesi ve homoseksüel eğilimli olanların belirlenmesi olduğuna dikkat çekilmişti.
İrlanda’da durum
YanıtlaSilİrlanda hükümetinin hazırladığı, 1975-2004 arası dönemi kapsayan raporda, "rahiplerin büyük çoğunluğunun çocukların maruz bırakıldığı kötü muameleye göz yumduğu, çocukların iyiliğinin, kilisenin itibarının korunmasına dair endişelerin gerisinde kaldığını, kilisenin yapısı ve kuralları kadar, devletin kiliseyle ilgili meseleleri yasaların kapsamı dışında tutmasının da bu tür olayların gizli kalmasını kolaylaştırdığı" belirtilmişti. Tacizle suçlanan 46 rahibe yönelik 320 şikayetin incelendiği ve 700 sayfayı geçen raporda, İrlanda polisi de cinsel taciz şikayetlerini görmezden gelmek, olayları soruşturmak yerine sadece din otoritelerine bildirmekle itham ediliyor.
Vatikan, skandalları sistematik olarak gizliyor
2010 yılında New York Times gazetesi, Katolik dünyasının o dönem ruhani lideri olan daha sonra ise istifa eden Papa 16. Benediktus (Joseph Ratzinger) ve diğer Vatikan yetkililerinin 90'lı yıllarda Amerikalı rahip Lawrence C. Murphy'nin Wisconsin'deki sağır çocuklar okulunda 200 kadar çocuğu taciz etmesi olayını örtbas ettiğini yazmıştı. Avusturya'da yapılan bir kamuoyu yoklamasına göre, Avusturyalıların büyük çoğunluğu bu sorumluluğun Papa 16. Benediktus’a ait olduğunu söyleyerek Papa'nın istifa etmesini istemişti.
Vatikan’ın yani Katolik dünyanın şimdiki lideri Papa Franciscus ise Avustralya'da 1970'li yıllarda görev yaptığı Sydney'in Hunter bölgesinde rahip Jim Fletcher'ın çocuklara yönelik cinsel tacizini örtbas ettiği ortaya çıkan Adelaide Başpiskoposu Philip Wilson'ın istifasını kabul etti.
Rahip Jim Fletcher, 2004'te çocuklara yönelik 9 farklı cinsel taciz olayından mahkum olmuş, 2006'da hapishanede ölmüştü(!).
Rahiplerin intiharı(!)
2014 yılında İtalya'da 13 yaşında bir kız çocuğuna cinsel tacizde bulunmakla suçlanan Trieste kenti piskoposluğuna bağlı çalışan Rahip Don Maks Suard kilisesindeki makamında kendini asarak intihar etmişti(!).
Vatikan’ın "utancı" sapık rahipler
ABD'nin Pensilvanya eyaletinde yüzlerce Katolik rahibin, binden fazla çocuğa cinsel istismarda bulunmakla suçlanması, Katolik dünyasının cinsel istismar vakalarını yeniden tartışmaya açtı.
Vatikan’da 2 bin sapık rahip yargılanıyor ama davalar sonuçlanmıyor
YanıtlaSilPensilvanya Başsavcısı Josh Shapiro, iki yıllık bir soruşturmanın ardından çocuklara yönelik cinsel istismarların, Pensilvanya ve Vatikan'daki kıdemli kilise yetkililerince "sistematik" bir şekilde örtbas edildiği sonucuna ulaşsa da suçlamalar sadece ABD ile sınırlı değil.
Papa Franciscus, yaptığı açıklamada, Vatikan'da rahipler aleyhinde devam eden 2 bin cinsel taciz davası olduğunu ve sürecin ağır işlediğini kabul etmişti.
ABD’de 4 binden fazla sapık rahip görevde
ABD, Katolik Kilisesi'nin cinsel istismarla ilgili olarak en çok suçlandığı ve Katolik rahiplerin skandallara karıştığı ülkelerden biri olarak kabul ediliyor. Pensilvanya'daki olaydan sadece bir ay önce Papa Franciscus, uzun yıllar cinsel tacizlere adı karışan 88 yaşındaki Kardinal Theodore McCarrick'in istifasını kabul etti.
Birleşmiş Milletler (BM), Katolik Kilisesi'ndeki yaygın çocuk istismarı hakkında 2014'te bir rapor yayımladı.
Raporda, Vatikan, kendisine bağlı kiliselerin bulunduğu çok sayıda ülkede papazlar hakkındaki cinsel taciz iddialarının üstünü örterek on binlerce çocuğun istismara uğramasına göz yummakla suçlandı.
ABD’de 4 binden fazla Katolik rahip, 10 bin 667 çocuğa cinsel istismarda bulundu
ABD Katolik Başpiskoposlar Konferansına bağlı John Jay College tarafından 2004'te yapılan araştırmaya göre, 1950-2002 arasında 4 binden fazla Katolik rahip, 10 bin 667 çocuğa cinsel istismarda bulunmakla suçlandı.
130 çocuğu istismar eden rahibi kardinal korudu
Boston'da 2002'de patlak veren cinsel taciz skandalında, John Geoghan adlı eski bir rahibin 1962-1995 yıllarında 130'dan fazla çocuğa cinsel tacizde bulunduğu ortaya çıktı. Dönemin bölge Kardinali Bernard Law ise olayı öğrenmesine rağmen skandalın üzerini örttüğü gerekçesiyle eleştirildi. Olayı kamuoyunun gündemine taşıyan Boston Globe gazetesinin hikayesi daha sonra "Spotlight" adlı filme konu oldu.
Louisiana eyaletinde 1985'te ortaya çıkan ve Gilbert Gauthe adlı rahibin 37 çocuğa cinsel tacizde bulunduğunu kabul ettiği olay ise benzer vakalar içerisinde Amerikan ulusal medyasında geniş yer bulan ilk skandal olarak kayıtlara geçmişti.
İrlanda’daki skandal: Papanın yardımcısı sapıkları kolladı
YanıtlaSilEzici çoğunluğu Katolik olan İrlanda'da 2009'da yayımlanan bir rapor başkent Dublin'de görev yapan dört başpiskoposun 1975-2004 yıllarında yaşanan cinsel istismarlara göz yumduğunu ortaya koydu.
Ülkede 2010'da yayımlanan ikinci bir rapor da Katolik Kilisesi'ne bağlı 18 tarikatın işlettiği kuruluşlarda son 60 yılda yaşanan fiziki, cinsel ve duygusal istismarları gözler önüne serdi.
İrlanda'da cinsel istismar olayları nedeniyle istifa eden bir isim de Piskopos John Magee oldu. Üç papanın yardımcılığını yaptıktan sonra İrlanda'ya tayin edilen Magee, Cork kentindeki cinsel istismar vakalarını doğru şekilde ele almadığının ortaya çıkması üzerine istifa etti.
Almanya rahiplerin tacizleriyle çalkalanıyor
Almanya'nın Hessen eyaletindeki Fritzlar kentinde 6 kilise öğrencisine yıllarca cinsel tacizde bulunduğunu itiraf eden rahip, 2010'da Kassel Eyalet Mahkemesi tarafından 7 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Almanya'nın Berlin kentinde Canisus College’de Katolik bir öğretmenin yıllarca erkek öğrencilere cinsel tacizde bulunduğu 2010'da ortaya çıktı.
Öte yandan, Alman basınında, ülkedeki 27 piskoposluk bölgesinde yapılan araştırmada, Roma Katolik Kilisesi tarafından 94 rahip ve çalışan hakkında cinsel suistimal şüphesiyle soruşturma yürütüldüğü yazıldı.
Hollanda, kiliselerdeki sapıklıkları araştırmak için komisyon kurdu, manzara korkunç
Hollanda'da 2010'da başlayan tartışmalar sonucunda kiliselerdeki cinsel istismarı araştırmak için komisyon kuruldu.
Komisyonun, sunduğu raporda, 8 yılda 3 bin 712 cinsel istismar bilgisi geldiği belirtildi. Ardından, bin 599 kişi şikayette bulundu ve mağdur olan 941 kişiye tazminat ödendi. Bunun 381'i ağır istismara maruz kalanlardan oluşurken, bu kişilerin arasında 65 kişiye en yüksek tazminat miktarı olan 100 bin avro ödendi.
Ayrıca ülkede 2010'dan itibaren benzer suçlamalarla 12 papazın görevine son verilirken iki papaz da açığa alındı.
Fransa, tescilli sapık papazları Afrika’ya göndererek cezalandırıyor(!)
Fransa'da Lyon Katolik Kilisesi Kardinali Philippe Barbarin, taciz ve cinsel saldırıları gizlediği iddiasıyla yargılandı.
Fransa'da tacizci papazların adalete teslimi ve görevine son verilmesi yerine Afrika ülkelerinde görevlendirildiğinin ortaya çıkması kamuoyunda büyük tepkiyle karşılandı.
Şili’de durum farklı değil
YanıtlaSilGüney Amerika ülkesi Şili'de papazlarla ilgili cinsel istismar iddiaları kapsamında 158 kilise çalışanı hakkında 2018 yılında soruşturma açıldı.
Çok sayıda piskopos, din adamı ve kiliselerdeki bazı çalışanların da karıştığı cinsel istismar vakalarının 1960'a kadar uzandığı kaydedildi.
Avustralya'da resmi rapor: Rahiplerin yüzde 7’si sapık ve sapıklar korunuyor
Avustralya, Katolik Kilisesinde çocuklara yönelik cinsel tacizleri araştırmak için kurulan Kraliyet Komisyonu 2017’de bir rapor yayınladı.
2016 yılında Vatikan Ekonomi Bakanı ve Avustralya Kardinali George Pell’in itiraflarıyla ortaya çıkan çocuk tacizlerini araştırmak üzere kurulan Komisyonun açıklamaları, ülkede uzun yıllar saklı kalmış bir gerçeği ortaya çıkardı. Komisyon 1950-2015 yılları arasında ülke genelinde Katolik kiliselerde görev yapan rahiplerin yüzde 7’sini, çocuklara cinsel istismarda bulunmakla suçladı.
Komisyon için çalışan avukat Gail Furness yaptığı açıklamada, “Çocuklar göz ardı edildi veya daha kötüsü cezalandırıldı. İddialar araştırılmadı. Rahipler ve din adamları taşındı. Onlarla ilgili dökümanlar ise ya saklanmadı ya da yok edildi” dedi.
Cinsel istismar olaylarından haberdar olduğu halde engel olmak adına hiçbir şey yapmamakla suçlanan Kardinal Pell, 1960’lı ve 1980’li yıllarda 100’den fazla erkek çocuğu istismar etmekle suçlanan Papaz Gerald Ridsdale ile aynı kilisede görevliydi.
Kanada kiliselerindeki toplu çocuk katliamları tüyler ürpertiyor
Kanada’da yerli halkı ayaklandıran vahşet insanlığı derinden sarstı. Kanada’daki yatılı kilise okullarının bahçelerinde yüzlerce yerli çocuğun toplu mezarları bulundu. Alberta eyaletinde bu şekilde 800’den fazla çocuğun öldüğü açıklandı.
Kanada resmi yayın kuruluşu CBC’de yer alan haberde, British Columbia eyaletinin Kamloops kentindeki yatılı kilise okulunun bahçesinde 215 çocuk cesedi kalıntısının bulunduğuna dair haberlerin ülke gündemine oturmasının ardından, Alberta eyaletindeki yatılı kilise okullarında da kayıtlara geçmemiş 821 çocuk ölümü olduğu bilgisi yer aldı.
Kilise okullarındaki çocukların yüzde 20’si öl(dürül)dü
Alberta'da yatılı kilise okullarında kalan her 5 çocuktan 1'inin okuldayken öldüğü belirtilen haberde, resmi kayıtlarda 139 olan ülke genelindeki toplam yatılı kilise okulu sayısının da gerçekte bilinenden fazla olduğu kaydedildi.
Kayıtlara 139 olarak geçen yatılı kilise okulu sayısına, dini gruplar veya federal destek olmadan işletilen yatılı okulların dahil olmadığı, bu nedenle gerçekte bu okullara giden toplam çocuk sayısı ve kaç çocuğun öldüğünün belirlenmesinin de zor olduğu belirtildi.
Kanada federal hükümeti kayıp çocukların mezarını bulmak için talep edilen ödeneği vermedi
YanıtlaSilCBC’ye konuşan ve kendisi de yerli olan Alberta Üniversitesi Antropoloji Profesörü Kisha Supernant, kayıtlara geçmemiş çocuk ölümlerini bölgedeki halkı rahatsız etmeden araştırmaya çalıştıklarını, mezarlıkların tespitine yardımcı olmak için yere nüfuz eden radar ekipmanı kullandıklarını söyledi.
Supernant, federal hükümeti ülke çapındaki eski yatılı okul bölgelerindeki arama çalışmalarını finanse etmeye çağırırken, 2009 yılında teknik cihazlar için talep ettikleri toplam 1,5 milyon Kanada doları tutarındaki ödenek talebinin federal hükümet tarafından reddedildiğini anlattı.
Kanada tarihindeki en büyük çocuk istismarı
Kanada yerlilerinin tarihteki en acılı dramı olan ve en büyük çocuk istismarı olarak da nitelendirilen Yatılı Kilise Okullarının ilki, 1800'lerin başında açıldı ve sonuncusu 1996'da kapatıldı.
150 binden fazla yerli çocuk, ailelerinden zorla alınarak tutulduğu kiliselere ait yatılı okullarda asimile edildi ve bu çocukların büyük bölümü fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddet ile istismara uğradı.
Kanada kilise okullarında tutulan yerli çocuklar, tıbbi deneylerde kobay olarak kullanıldı
Ülkede 2010'da kurulan Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu’nun kayıtlarına geçen istismarların yanı sıra bazı çocukların üzerinde tıbbi deneyler yapıldığı da belirlendi.
Kanada federal hükümeti, binlerce çocuğun açlık, soğuk ve tıbbi deneyler sonucu hayatını kaybettiği yatılı kilise okullarında yaşananlar için, 2008 yılında mağdurlardan resmen özür dilemişti.
Yatılı Katolik okulun bahçesinden bulunan cesetler
Kanada’da İngiliz Kolumbiyası (British Columbia) eyaletindeki Kamloops kasabasında, daha önce kapatılan bir yatılı okulun bahçesinde 2021’in Mayıs ayında 215 çocuğun cesetlerinden geriye kalan kalıntılar bulundu.
1978 yılında kapatılan Kamloops Kızılderili Yatılı Okulu’nun bahçesinde bulunan kalıntıların bir kısmı üç yaşından küçük çocuklara ait. Kamloops Kızılderili Yatılı Okulu 1890’da Roma Katolik Kilisesinin girişimiyle kurulmuş ve 1978’de kapatılmıştı.
2015 yılında altı yıllık bir araştırmanın sonucunda yayımlanan bir raporda, yerli çocukları evlerinden çıkararak ana dillerini konuşmalarını veya kültürel pratikler yapmalarını yasaklayan ve zorla asimile etmek için oluşturulan bu yatılı okul ağı “kültürel soykırım" olarak tanımlanmıştı.
Raporda, zorla çalıştırma gibi uygulamaların da görüldüğü okullarda fiziksel, duygusal ve cinsel istismar suçlamaları da gündeme getirilmişti.
YanıtlaSilKanada’daki bu okullarda 150 bini aşkın çocuğun eğitim gördüğü tahmin ediliyor. Rapora göre, Katolik Kiliseler tarafından 1840 ila 1990’yı yıllara kadar eğitim veren okullarda 4 bin 100 öğrenci hayatını kaybetti.
2021 yılının Haziran ayında yine Kanada'da ama bu defa Saskatchewan eyaletindeki Marieval Yatılı Kilise Okulu'nun bahçesinde bulunan kayıt dışı mezarlarda 751 çocuğa ait ceset kalıntıları tespit edildi.
Saskatchewan eyaletindeki First Nation yerlilerinin çatı kuruluşu olan Egemen Yerli İlk Milletler Federasyonu'ndan (FSIN) yapılan açıklamada, Cowessess First Nation bölgesindeki eski Marieval Kızılderili Yatılı Kilise Okulu'nun sahasında resmi kayıtlarda olmayan yüzlerce çocuk mezarı keşfedilmişti. Yapılan çalışmalar sonucu okulun bahçesinde bulunan kayıt dışı mezarlarda 751 çocuğa ait ceset kalıntıları tespit edildiği bildirildi.
Kanada Başbakanı Justin Trudeau, bu yatılı okulları yıllarca yöneten Katolik Kilisesi’nin sorumluluğu üstlenmesini talep etmişti. Bu gelişme üzerine Papa Francis, Kanada’da kapatılan Katolik yatılı okulunun bahçesinde bulunan 215 yerli çocuğa ait ceset kalıntılarından dolayı “ızdırap duyduğunu” belirterek, yerli insanların kültür ve haklarına saygı gösterilmesi çağrısında bulundu. Papa Francis, bununla birlikte Kanada’da halkın konuyla ilgili son günlerde talep ettiği Katolik dünyasının resmen özür dilemesi çağrılarına ise cevap vermeyerek konuyu geçiştirdi.
Papa Francis, Batının sömürgecilik geleneğine de değinerek “Bu zor anlar, hepimiz için sömürgeci modelden uzaklaşmamız konusunda aynı zamanda güçlü bir hatırlatmayı zorunlu kılıyor” ifadesini kullandı.
“Playboy rahipler skandalı”
2014 yılının Ekim ayında “Playboy rahipler skandalı” patladı. İtalya’nın kuzey doğusundaki Albenga-Imperia piskoposluk bölgesinde görev yapan bazı din adamlarının cemaat mensuplarına cinsel tacizde bulunduğu, çıplak fotoğraflarını Facebook’ta ve eşcinsel sitelerinde paylaştığı ve kiliseden para çaldığı ortaya çıktı.
Bazı rahiplerinse geceleri barlarda çalıştıkları ve eşcinsel ilişki yaşadıkları gerekçesiyle cemaatin tepkisini çektiği belirtiliyor. Bölgeden sorumlu Piskopos Marco Oliveri’nin de iddialara kulaklarını tıkadığı öne sürüldü.
İhbarcının şüpheli intiharı
YanıtlaSilİtalya’daki bu rezaleti 9 ay önce Papa’ya bildiren bölge sakinlerinden Luisa Bonello’nun ise “intihar etmesi” de şüpheli görülüyor.
Yunanistan kilise skandalıyla çalkalanmıştı
Yunanistan, 2005 yılında Ortadoks Kilisesi’nde ortaya çıkan skandallarla çalkalanmıştı. Basına yansıyan seks ve rüşvet skandalları anayasal niteliğe sahip olan kilisenin devlet işlerinden ayrılması gerektiği yönünde talepler yükselmişti.
Yunanistan Anayasası, Ortodoksluğu ülkenin egemen dini olarak kabul ediyor. Din adamlarının maaşları devlet tarafından ödeniyor ve kilise vergi vermiyor. Dolayısıyla Yunanistan’da Ortodoks Kilisesi, anayasal niteliğe sahip dini bir kurum. İşbaşına gelen her hükümet de Başpiskopos’un huzuruna çıkıp and içmek zorunda. Bu nedenle papaz cübbelerinin altında olup bitenler, aynı zamanda bir devlet skandalı sayılıyor.
Seks ve rüşvet
Yine Yunanistan’da Piskopos Panteleimon, bir yargıca rüşvet verdiği ve 1 milyon Euro tutarında parayı zimmetine geçirdiği gerekçesiyle görevinden alındı. Piskopos Theoklitos ise Narkotik Büro’nun yaptığı baskın sonucu gözaltına alındı ve Yunan radyosu, Piskoposların ilişki içinde oldukları genç erkeklerle yaptıkları telefon konuşmalarından bölümler yayınladı. İşlenen suçlar arasında İkona hırsızlığı bile var. Bir papaz bu nedenle gözaltına alındı ve işlem yapıldı.
Kiliseye güven sarsıldı
Bu olayların ardından Yunanistan’da kiliseye duyulan güven sarsıldı, kiliseye sadık vatandaşların oranı yüzde 90’dan yüzde 45’e indi. Ruhani Meclis’in o dönem hiç durmadan oturum düzenlediği ve hükümetin sert önlemler almasını talep ettiğine dair haberler çıktı.
Bu arada, 2005 yılında Yunanistan Ortodoks Kilisesi’nin en yüksek temsilcisi Başpiskopos Kristodulos’un da töhmet altında olduğuna dair haberler çıktı. Başpiskopos’un yıllar önce, sıradan bir Piskoposken, hüküm giymiş bir uyuşturucu madde satıcısının serbest bırakılması için yargıca başvurmuştu. Kiliseden rüşvet aldıkları iddia edilen yargıçlar hakkında da soruşturma açıldı.
Devleti/toplumu ayakta tutan önemli kurumlardan biri de ordusudur. Batının dini kurumları bu skandallarla çalkalanırken acaba orduları ne durumda? Bu konuda Batının en köklü tarihe ve geleneğe sahip ülkesi olan İngiltere’den bir kesit vererek yazıyı tamamlayalım.
Sapkınlık ve şiddet İngiliz ordusunu esir almış
YanıtlaSil2021’in Temmuz ayında İngiltere Parlamentosu’nun yayınladığı rapora göre İngiliz ordusundaki kadınların üçte ikisi zorbalığa, cinsel istismara, saldırıya ve ayrımcılığa uğruyor.
İngiliz Silahlı Kuvvetlerinde kadınlara yönelik muameleye ilişkin soruşturmasını, "tarihinin en hayati soruşturmalarından biri" olarak duyuran savunma alt komitesi, 4 bin 106 eski kadın asker ile mevcut kadın personeli dinledi. Milletvekillerinin, cinsel saldırı ve tecavüz iddialarıyla "gerçekten şok" olduklarını dile getirdikleri parlamento raporunda, "toplu tecavüz, terfi için cinsel ilişki ile kampta veya gemilerde kötü muamele" örnekleri yer alıyor. Şikayetlerin ise üstü kapatılıyor.
Batı, sadece Müslümanları değil İslam’ı da düşman olarak görüyor
Bütün bu rezillikler ve korkunç olaylar patlak verirken sistematik olarak İslam’a ve Müslümanlara her fırsatta saldıran Batılı liderler, hükümetler ve siyasetçiler olanlara ya tamamen kulaklarını tıkıyorlar ya da çok zayıf ifadelerle konuyu unutturma yoluna gidiyorlar!
Niçin böyle davranıyorlar? Çünkü Batı toplumlarının bu hale düşmesinde ülkeyi yöneten siyasetçiler de sorumlu. Yani suç ortağı… Bu rezillikler konuşuldukça derinleşecek ve genişleyecek. Böyle bir gelişme kiliseyle birlikte hükümetleri de içine çekerek boğacak. Bu nedenle örtmeyi tercih ediyorlar. Eğer bu tartışmalar daha da büyürse Batının Doğu karşısındaki sanal psikolojik üstünlüğü sönecek. Algı tersine dönecek.
Yukarıdan aşağıya sadece küçük bir kısmını sıraladığımız skandalların tamamı değil, binde biri, -Allah korusun- Müslüman ülkelerde veya İslami kurumlarda olsa idi acaba aynı Batılı liderler nasıl davranırlardı?! Nasıl davranacakları çok belli. Bütün uluslararası kuruluşlar, insan hakları organizasyonları ayağa kalkar, İslam’ın ve Müslümanların ne kadar yanlış ve kötü olduklarına dair raporlar, analizler, kitaplar yayınlanırdı. Sabah akşam saatler süren tartışma programlarıyla yürütülecek medya kampanyalarında İslam’a karşı karalama seferberliği başlatılırdı. Bunun üzerinden Müslüman siyasetçiler zemmedilir, tedbir almaları için uluslararası yaptırımlar başlatılırdı.
Ne yaparlarsa yapsınlar. Batı toplumları yozlaşıyor, eriyor, çürüyor ve çöküyor. Bu çökmeyi durdurabilecek hiçbir beşeri güç de orada yok artık. Muayyen sona doğru hızla ilerliyorlar. Kaderin tecellisi işte…
... Ve dalaid deyni ve galbetir rical.
YanıtlaSilBorç altında ezilmekten ve zalimlerin başa geçmesinden sana sığınırım.
El Ezkar. İmam-i Nevevi
cilt. 2.sy.543.
YANITLASİL
yuksel9 Ekim 2021 23:32
Dünya ve Ahirette afiyet ver.
El Ezkar
İmamı Nevevi
cilt 2.sy.562.
Ahmed Yüksel Çelik Nursi
YanıtlaSilBenim bu zamanımda, Zühd, altın ve gümüşten kaçmaktır. Fakat insanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki, altın ve gümüşü terketmekteki zühdden, insanlardan kaçmak zühdü, kendileri için daha hayırlı olur.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 212 / No: 2
Ramuz El-Ehadis
MUDANYA MÜTAREKESİ
YanıtlaSilİstiklâl Harbi’ni sona erdiren ateşkes antlaşması (11 Ekim 1922).
Müellif:
CEZMİ ERASLAN
Millî Mücadele’nin sonunu oluşturan Büyük Taarruz’un hemen arkasından Yunanistan İtilâf devletlerinin ara buluculuğunu istemişti. İstanbul’daki İtilâf devletleri yüksek komiserleri de 4 Eylül 1922’de ilk mütareke teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetinin İstanbul’daki temsilcisi Hâmid Bey’e yapmışlardı. Rauf Bey hükümeti, bu gelişmeyi cephede bulunan Başkumandan Mustafa Kemal Paşa’ya bildirdi. Anadolu kurtarıldığı için mütareke ancak Trakya için söz konusu olabilirdi. Mustafa Kemal Paşa, Yunan hükümetinin doğrudan veya İngiltere vasıtasıyla müracaatını dikkate alacağını bildirmekle beraber ordunun ileri harekâtını durdurmadı. İzmir ve Bursa alınırken 2. Süvari Tümeni 6. Kolordu emrinde Çanakkale’yi ele geçirmekle görevlendirilmişti.
Yunanlılar’ı Anadolu’ya gönderen İngiliz Başbakanı Loyd George ise bölgedeki güçleri takviye ederek hedeflerinden kolay vazgeçmeyeceğini göstermek istedi. Sömürgeler Bakanı Churchill, 16 Eylül’de Boğazlar’ın ele geçirilmesi için Balkan devletlerinden, müttefiklerinden ve sömürgelerinden yardım istemiş, ancak beklediği karşılığı bulamamıştı. Bunun üzerine İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curzon, Fransa’ya gidip Fransız Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Poincaré ve İtalya’nın Paris elçisi Kont Sforza ile mevcut durumu görüştüyse de bir sonuç alamadı. İtilâf devletleri arasındaki uzlaşmazlık Yunan kuvvetlerinin Anadolu’ya çıkarılmasından rahatsız olan İtalya ve Fransa’nın muhalefetinden kaynaklanmakla beraber bunda en büyük etken Yunan kuvvetlerinin savaş meydanında yenilmiş olmasıydı.
İtilâf devletleri, Fransız hükümetinin yarı resmî görevlisi olarak İstanbul’dan Mustafa Kemal Paşa ile görüşmeye giden General Pelle aracılığı ile Türk hükümetinin öncelikli hedefinin Trakya ile İstanbul’un kurtarılması ve Boğazlar’ın serbestliğinin korunması olduğunu öğrendiler. Bunun üzerine 23 Eylül’de tarafsız bölgeye asker gönderilmemesi şartıyla Edirne dahil Doğu Trakya’nın boşaltılıp Türkler’e teslimini öngören bir notayı Mustafa Kemal Paşa’ya gönderdiler. Türk orduları Biga ve Erenköy’ü geri alınca İngiliz kuvvet kumandanı General Harrington askerlerin tarafsız bölgeden çekilmesini istedi. Mustafa Kemal Paşa, harekâtın Yunan ordusunu takip ve Boğazlar’ın serbestliğini sağlama amaçlı olduğunu ve tarafsız bölge tanımadığını bildirdi. General Harrington, 26 Eylül 1922 tarihli bir telgrafla Mustafa Kemal Paşa’ya müracaat ederek müzakerelerin başlamasına kadar Erenköy ve Biga’nın batısından Türk kuvvetlerinin çekilmesini talep etti. Mustafa Kemal Paşa, Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetiyle muhatapları arasında böyle bir bölgenin belirlenmediğini, Yunan kuvvetlerini takipten başka bir şey yapılmadığını, zira Yunanlar’ın Anadolu’da olduğu gibi Trakya’da da halka kötülük yapmaya devam ettiğini belirterek Türk milletinin de öteden beri Boğazlar’ın serbestliğini istediğini açıkladı. Tarafların barış isteğini ortaya koyduğu bu görüşmelerden sonra 27 Eylül’de Türk süvarilerinin ileri harekâtı durduruldu. Bu aşamada Fransa’nın etkili siyasetçilerinden Franklen Bouillon, İngiliz ve İtalyanlar’ın da tasvibiyle İzmir’e gelip 28 Eylül’de Mustafa Kemal Paşa ile görüştü. Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti başkanı ve Dışişleri bakanı ile de bir toplantı yaptı. 29 Eylül 1922 tarihli cevabî bir nota ile 3 Ekim’de Mudanya’da görüşmelere başlanmasının uygun olacağı ve Türk tarafını İsmet Paşa’nın temsil edeceği bildirildi.
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
YanıtlaSil408 1 Kim müslüman kişinin hakkını yalan yemin ile alırsa, Allah ona Cehennemi vacib, Cenneti ise haram kılar. Bir adam dedi ki: "Ya Resulallah bu az bir şey olsa da mı?" Buyurdu ki: "Misvak ağacından bir dal parçası olsa da." Hz. Ebû Ümâme (r.a.)
408 2 Kim av, çoban ve arazi köpeğinden başka bir köpek edinirse, kendisinin sevabından her gün iki kırat eksilir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
408 3 Kim bir mü'mini ferahlatırsa, Allah da kıyamet gününde onu ferahlatır. Hz. Ubeydullah İbni Zahir (r.a.)
408 4 Kim aşûre günü ismitle sürmelenirse, ebeden göz ağrısı çekmez. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
408 5 Kim dağlanırsa veya falcılık yaparsa, tevekkülden beridir. Hz. Muğire İbni Şu'be (r.a.)
408 6 Bir kimse çok istiğfar ederse, Aziz ve Celil olan Allah onu her hemden kurtarır ve her sıkıntıdan halas eder ve onu hiç ummadığı yerden rızıklandırır. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
408 7 Bir kimse Allahı çok zikrederse münafıklıktan kurtulur. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
408 8 Bir kimse müslümanlıkta ihtiyarlayana ikram ederse, Nuh (a.s.)'a ikram etmiş gibidir. Kavmi içinde Nuh (a.s.)'a ikram eden de Allah'a ikram etmiş olur. Hz. Enes (r.a.)
408 9 Din kardeşine ikram eden ancak Allah'a ikram eder. Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
408 10 Bir kimseye bir din kardeşi ikram ederse ikramını kabul etsin. Zira o Allah'ın ikramıdır. Allah'ın ikramını da red etmeyin. Hz. Enes (r.a.)
408 11 Kim bir dirhem riba yerse, otuz üç defa zina etmiş gibi olur. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
408 12 Kim şu soğan, sarmısak, pırasa, turp gibi sebzelerden yerse camimize yaklaşmasın. Hz. Câbir (r.a.)
408 13 Bir kimse sizin şu yeşilliklerinizden yerse, mescide yaklaşmasın. Zira melekler de insanları rahatsız eden şeyden rahatsız olurlar. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
408 14 Kim şu habis bitkiden (soğan,sarmısak) yerse, kokusu gidinceye kadar camiye yaklaşmasın. Hz. Muğire (r.a.)
408 15 Bir kimse sofra altına düşeni yerse, fakirlikten emin olur. Hz. Hudebe İbni Halid (r.a.)
408 16 Sofradan düşeni yiyen zenginlikte devam eder ve çocukları ve torunları ahmaklıktan kurtulur. Hz. Haccac İbni Allat (r.a.)
49. Hucurât Sûresi
YanıtlaSilMedine döneminde nâzil olmuştur. 18 âyettir. Sûre adını dördüncü âyette geçen “odalar” anlamındaki “hucurât” kelimesinden almıştır.
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla
1. Ey iman edenler! (İşlerinizde, söz ve hükümlerinizde) Allah’ın ve Resûlü’nün önüne geçmeyin. Allah’a saygılı olun, emirlerine uygun yaşayın. Çünkü Allah, (her şeyi) hakkıyla işitendir, bilendir.
2. Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber’in sesinin üstünde yükseltmeyin, konuşurken birbirinize bağırdığınız gibi (çağırmak için) ona bağırmayın; (yoksa) siz farkına varmadan amelleriniz boşa gidiverir.[1] [krş. 24/63]
3. Doğrusu, Allah’ın Resûlü yanında seslerini kısanlar (edepli olup benliğini öne çıkartmayanlar) var ya! İşte onlar, Allah’ın gönüllerini takvâ için imtihan ettiği kimselerdir. Onlar için mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır.
4. (Resûlüm! Sana ait) odaların ardından seni çağıranlar var ya! Onların çoğu (saygıya) akıl erdiremezler.[2]
5. Eğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar (seni çağırmayıp) sabretselerdi, kendileri için elbet daha iyi olurdu. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
6. Ey iman edenler! Şayet bir fâsık (yalancı/günahkâr) size bir haber getirirse,[3] doğruluğunu araştırın. (Yoksa) bilmeyerek bir kavme kötülük eder de, yaptığınıza kesinlikle pişman olursunuz.
Demir'in aslı da su olup o da gökten inmiştir.
YanıtlaSilRuhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt. 20.sy.621.
Demir'in aslı da su olup o da gökten inmiştir.
YanıtlaSilRuhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt. 20.sy.621.
YANITLASİL
yuksel14 Ekim 2021 09:17
İbn Abbas'dan (r. a.) rivayet edildiğine göre Hz. Adem (a. s.) ile beraber üç şey inmişti:Birincisi Hacer-i Esved olup o kardan daha beyazdı. İkincisi Hz. Musa nin (a. s.) asası olup Cennetteki mersin agacindandi ve ön arşın uzunluğunda idi. Üçüncüsü ise demirdir.
Ruhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt. 20.sy.620.
57.Hadid.suresi.
Kim vaktini camide geçirmeyi adet ederse, Allah (z.c.hz.) de ona ülfet eder.(Onu himayesine alır)
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Said (r.a.)
Sayfa: 410 / No: 2
Ramuz El-Ehadis
Allah c. c., kulum, bir hiç iken seni kim yarattı? buyuracak.
YanıtlaSilKul, Sen yarattın Ya Rabbi cevabını verecek.
Bu yaratilma, senin amelinlemi benim rahmetimlemi oldu?
Kul, senin rahmetinle oldu diyecek.
Ruhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt 20.sy.607.
Hadid Suresi
21.ayet.
İblis, en şiddetli ve kuvvetli adamlarını malını hayra sarf eden kimseye musallat eder.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 111 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
Ey insanlar! Kimin yanında (ganimet malından veya diğer haklardan) ne varsa, vakti geçti, "rezil olurum" demesin. Getirsin versin. Haberiniz olsun ki, dünya rezilliği ahiret rezilliğinden ehvendir.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 183 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
YanıtlaSil54 5 Fuhuş yayıldığında zelzeleler ve fitneler çoğalır. İdareciler zulmettiğinde yağmur azalır. Zimmet ehline gadr edildiğinde ise düşman galebe çalar. Hz. İbni Ömer (r.a.)
83 4 Ümmetim, ümmeti merhumedir (merhamete uğramış). Ona ahirette azab yoktur. Dünyada verilen zelzeleler, belâlar, fitneler günahlarına kefaret edilir. Hz. Ebû Mûsa (r.a.)
117 8 Ümmetim, ümmeti merhumedir. Ona ahirette azab yoktur. Onun azâbı, dünyadaki ölüm, zelzele, sıkıntılar ve fitnelerdir. H. Ebu Musa (r.a.)
187 2 Şu anda kıtal geldi. Ümmetimden Hak üzerine çarpışan ve kafirler üzerine galib gelen bir kavim hiç bir zaman eksik olmaz. Allah, onlar için diğer kavimlerin kalblerini kaydırır ve daraltır. Kafirlerle savaşırlar. Allah onları rızıklandırır. Allah'ın emri gelene (onların ömürleri son buluncaya) kadar bu böyle devam eder. O günde mü'minlerin evlerinin yeri Yam'dır. Hayr, kıyamete kadar, atların nasiyesine bağlıdır. Bana vahyolunduğuna göre, Ben (dünyada) çok kalıcı değilim. Yakında gidiciyim. Siz de Beni yaşlanarak takip edeceksiniz. Ve bazınız, bazınızın boynunu vuracaktır. Kıyametten önce iki büyük hadise vardır. Şiddetli Veba ve sonra da zelzeleli yıllar vardır. Hz. Seleme (r.a.)
257 10 Ümmetimde zelzeleler olur. Öyle ki, bu zelzelelerden onbin, yirmi bin, otuz bin kişi ölür. Allah, bu ölümü muttakilere öğüt, müminlere rahmet kafirlere ise azab kılar. Hz. Urve İbni Ruveym (r.a.).
294 7 Ümmetimden hiç kimsenin Bana sormadığını sen sordun. Ümmetimin bolluk müddeti yüz senedir. Denildi ki: "Bunun bir alameti var mıdır?" Evet; yere batmalar, zelzeleler ve gemde olan şeytanların salıverilmesi. (Kudurtan şeytanlar manasına da geliyor) Hz. Ubâde (r.a.)
476 11 Kıyamet kopmaz, ilim kabzolunmadıkça, zelzeleler çoğalmadıkça, zamanda yakınlık olmadıkça, fitneler zahir olmadıkça, herç çoğalmadıkça ki, o öldürmedir ve aranızda mal çoğalır ve taşar. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Zekeriyya İbn Zelzele:5202.
YanıtlaSilKişi, Eser ve İsimleri İndeksi
Hadislerle Kur'ân-ı Kerîm
Tefsiri
İbn Kesîr. cilt 16.sy.375.
Murtedin tecavuzatina set çekmek için topuz lazımdır.
YanıtlaSil(L.) 107:16.Lem'a 2.sual.
Bir Hazinenin Anahtari
Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi sy. 493.
YANITLASİL
yuksel18 Ekim 2021 01:59
Topuz:2.siyasi güç.
Risale-i Nur'un Büyük Lügati
Tabiratli, Terkibli, Ansiklopedik
sy. 1238.
Şu üç şeyi yapan dünya ve ahiret nimetlerine nail olur.
YanıtlaSil1-Başa gelen belaya sabır.
2-Allah c. c. in hükmüne rıza göstermek.
3-Genişlik zamanında çok dua etmek.
Akra Fm
günün sohbeti
Mahmud Es'ad Coşan
Miras bölünürken Yetimlere ve yoksullarada vermek
YanıtlaSilNisa, 8:1575
Hadislerle Kur'ân-ı Kerîm Tefsiri
İbn Kesîr
cilt 16.sy.184.
1961 Anayasasi'nin 111. maddesiyle kurulan MGK sayesinde askerlerin sivil otorite karşısında etkinlik alanının genisledigi görülmektedir
YanıtlaSil14 Ozturk Ordu ve politika. sy. 142.
Uluslararası Darbe Sempozyumu
Adnan Menderes Üniversitesi
cilt 3.sy.1495.
Tam manasiyle cefa, küfür ve nifak odur ki, namaza daveti duyar da icabet etmez.
YanıtlaSilRavi: Hz. Muaz İbni Enes (r.a.)
Sayfa: 199 / No: 14
Ramuz El-Ehadis
Zina cürmü yapan nikahlılar dövülür ve recm olunur. Bekarlar ise dövülüp sürgün edilirler.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ubey İbni Kaab (r.a.)
Sayfa: 199 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
"Tesvif" (Yapacağı şeyi geriye atmak) şeytanın şuaıdır. Ve onu mü'minlerin kalblerine bırakır. (Bu da mü'mini oyalar.)
YanıtlaSilRavi: Hz. Abdurrahman İbni Avf (r.a.)
Sayfa: 198 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
Dinde "tefekkuh" (dinin özünü ve icabatını öğrenmek) her müslümana borçtur.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 198 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
YanıtlaSilYusa a. s. duasıdır.
Kara Davud
Delail i Hayrat Şerhi
sy. 836.
çıkmaz sokak
YanıtlaSilgirişi olan ama öteki ucu hiçbir yere çıkmayan, çıkış yeri olmayan, bir ucu kapalı sokak.
Teenni her şeyde hayırdır. Ahiret amelinde değil.
YanıtlaSilRavi: Hz Saad İbni Vakkas (r.a.)
Sayfa: 197 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
Ümmetimden iki şahıs çıkacak. Bunlardan birine Allah c. c. Vehbi ilim verecek. Diğerinin ise Ümmet-i Muhammede fitnesi şeytandan daha tesirli olacak. (Tils.) 177.
YanıtlaSilBir Hazinenin Anahtari
Risale-i Nur Kulliyati Fihrist Ve İndeksi sy. 235.
Günahtan tövbe eden günahsız gibidir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Said (r.a.)
Sayfa: 196 / No: 12
Ramuz El-Ehadis
Yalan ile haram ikiz kardeş gibidirler.4/1686
YanıtlaSilYalanın, yalan yere yeminin ve yalancı şahitliğin puta tapmakla eşdeğerde tutulması. 8/4022.
ilmin Işığında
Asrın Kur'an Tefsiri
Celal Yıldırım
cilt. 14.sy.242.
Bir Hadis-i Şerifte "Kişinin en üstün imanı, nerede bulunursa bulunsun Allah c. c. in onunla beraber olmasını bilmesidir." buyurulmustur.
YanıtlaSilRuhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt. 20.sy.550.
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
YanıtlaSil7 8 Halkın içinde Allah'dan en uzak olan iki kimsedir: Birincisi, umeranın meclisinde oturur da zulme ait sözlerinde onları tasdik eder. Diğeri ise çocukların muallimidir. Fakat onların hepsini aynı derecede eşit tutmaz. Ve yetimin hakkı hususunda Allah'dan korkmaz. Hz. Ebû Ümâme (r.a.).
13 11 Namaz husususunda Allah'tan korkun. Namaz hususunda Allah'tan korkun. Namaz hususunda Allah'tan korkun. Köleleriniz hakkında da Allah'tan korkun. Şu iki zaif hakkında da Allah'tan korkun; Dul kadın ve yetim çocuk. Hz. Enes (r.a.)
15 17 Helak edici şu yedi şeyden kaçınınız: Allah'a ortak koşmaktan, sihirden, haklı durum hariç Allah'ın haram kıldığı cana kıymaktan, faiz yemekten, yetim malı yemekten, savaş günü harpten kaçmaktan ve namuslu, mü'min, habersiz hanımlara iftira etmekten. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
16 1 Şu yedi büyük günahtan kaçınınız: Allah'a şirk koşmaktan, adam öldürmekten, harpten kaçmaktan, yetim malı yemekten, faiz yemekten, namuslu kadınlara iftiradan, hicretten sonra bekar kalmaktan. Hz. Sehl ibni Ebu Hayseme (r.a.)
69 2 Dört şey dört yerde nafaka olarak kabul olunmaz: Hıyanet, hırsızlık, suistimal ve yetim malından sağlanan kazançla Hac, Umre, Sadaka ve Cihad olmaz. Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
69 4 Dört taife Cennete giremez: İçkiye devamlı, faiz yiyen, haksız yere yetim malı yiyen ve anne babasına (ailesine) asi olan. (Tevbe ederse mesele yok.) Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
111 11 Allah'a en sevgili ev, içinde ikram gören yetim bulunan evdir. Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
125 2 Cennette "Darül ferah" denilen bir eve ancak mü'minlerin yetimlerini sevindirenler girer. Hz. Ukbe İbni Amir (r.a.)
150 7 Kalbinin yumuşamasını istersen yetimin başını okşa ve miskini doyur. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
169 8 Agah olunuz ki, Allah'ın ve meleklerin ve insanların hepsinin laneti şu kimselerin üzerine olsun ki, Beni hakkımdan bir şeyi nakzeder, Benim yakınlarımdan yüz çevirir, Benim velayetimi hafife alır, hayvanını kıbleden gayriye doğru keser, çocuğunu kabullenmez, efendisinden uzaklaşır, arazinin sınırını değiştirir. İslamda cinayet ihdas eder ve ihdas edeni barındırır, hayvana takarrüb eder, eli ile istimdana bulunur, alemlerden erkeklere yaklaşır, meşru evlilikten sakınır-ki Zekeriya (a.s) oğlu Yahya (a.s)'dan sonra "Hasur" yoktur. Bir erkek ki kendini kadına benzetir, bir kadın ki kendini erkeğe benzetir, bir kadına, sonra da onun kızın yakın olur, iki kız kardeşi bir arada nikahı altına alır- geçmişte olanlar müstesna- akar suyun yolunu tıkar, menzillerin gölgeliklerini kirletir, yollarımızda bize eza verir, kibrinden dolayı eteğini yerde sürükler, büyüklük taslıyarak yürür, çirkin sözler söyler, içki içer ve ayakkabılarını ters giyer. Hz. Bişr İbni Atiyye (r.a.
173 6 İnsanları acizlik içinde bırakmaktan sakının, Sizden birisi Emir veya Amil olur da kendisine dul kadın, yetim veya fakir bir kimse işi için gelir. Ona "Sen otur, işine bakılacaktır" denir. Böylece onlar acizlik içinde terkedilirler. İhtiyaçları görülmez ve onlar için bir emir de verilmez. Onlar da dağılıp giderler. Halbuki, zengin eşraftan biri gelince, Emir onu yanına oturtur. Sonra da "İşiniz nedir" der. Adam da "İşim şöyle şöyledir" der. Bunun üzerine Emir "Bunun ihtiyacını yerine getirin ve acelede edin" der. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
YanıtlaSil228 7 Kebair dokuzdur: En büyüğü Allah'a şirk koşmak, na-hak yere insan öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, iffetli kimseye zina isnadında bulunmak, cepheden kaçmak, ana babaya isyan, sizin dirinizin ve ölünüzün kıblesi olan Beytül Harama konan yasakları ayak altına almaktır. Hz. Ubeyd İbni Umayr (r.a.)
228 8 Büyük günahlar yedidir: Allah'a şirk koşmak, hak yol ile olan müstesna, Allah'ın haram kıldığı bir kimseyi öldürmek, namuslu kadına iftira etmek, cepheden kaçmak, faiz yemek, yetim malı yemek, hicretten sonra cahiliye bedeviliğine dönmek. Hz. Ebû Said (r.a.)
228 10 Kebair; Allah'a şirk, namuslu kadına iftira, mü'min kimseyi öldürme, muharebe gününde cepheden kaçma, yetim malı yeme, müslüman ana-babaya isyan, ölü ve diri olarak kıblemiz olan Kabeye hürmetsizlik etmektir. Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
268 5 Üç kişiye kıyamet gününde Allah, nazar etmez; onları tezkiye etmez ve onlar için elim bir azab vardır: Okuturken yetimi ezen hoca, ihtiyacı yok iken dilencilik yapan kimse, yaranmak için sultana dalkavukluk yapan adam. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
323 1 Alimin abid üzerine efdaliyeti, Benim sizin en aşağınıza efdaliyetim gibidir. Allah (z.c.hz.), melekleri, yuvasındaki karıncaya ve balığa varıncaya kadar yer ve gök ehli insanlara hayır öğretene selat ederler. (Peygamberimize biri alim, diğeri abid iki kimseden bahsolunduğunda yukarıdaki hadis varid oldu.) Hz. Ebû Ümâme (r.a.)
395 8 Kim bir veya iki yetimi barındırırsa, sabır etse ve sevabını da ümid etse, Ben onunla Cennette şu iki parmak gibi olurum. (Şehadet parmağı ve orta parmağını hareket ettirdi.) Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
428 8 Bir kimse, akrabasından veya başkasından olan bir yetimi, yetim kendisini kurtarana kadar uhdesine alsa, o kimseye Cennet vacib olur. Hz. Adiyy İbni Hakem (r.a.)
480 11 Emzirme müddeti geçtikten sonra süt kardeşlik yok. İftarsız oruç ta yoktur. Aklı baliğ olduktan sonra yetimlik yok, geceye kadar laf orucu da yok. Nikahtan evvel de talak yoktur.
491 3 Babasının yemini yanında çocuğun yemini yok, kocasını yeminine karşı kadının yemini yoktur. Sahibinin yemini yanında kölenin yemini yoktur. Sıla-I rahmin kesilmesinde yemin yoktur. Masiyette nezir yoktur. Nikahtan önce talak yoktur. Sahib olmadan evvel azad yoktur. Akşama kadar susmak şeklinde de oruç yoktur. İftar etmeden peşi sıra oruç yoktur. Büluğa erdikten sonra yetimlik yoktur. Süt kesmeden sonra süt kardeşliği yoktur. Hicretten sonra badiyede kalmak yoktur. Fetihten sonra hicret mükellefiyeti yoktur. Hz. Câbir (r.a.)
YanıtlaSil492 11 Ya Ebu Zer Ben seni zayıf görüyorum. Halbuki Ben kendim için sevdiğimi senin içinde severim. Sakın iki kişiye emir olma ve yetim malını üzerine alma. Hz. Ebû Zerr (r.a.)
514 7 Allah (z.c.hz.) buyuruyor: "Ey Adem oğlu, benim iznimle sen kendi nefsinin dilediğini isteyen kimsesin. Benim irademle nefsin için irade ettiğini irade ettiğim kimsesin. Sana olan nimetimin fazlı ile masiyet işlemeye kuvvet buldun. Benim ismetimle tevfikimle, yardımımla ve afiyetimle Benim farzlarımı eda etmiş oldun. Şu halde Ben senin ihsanına senden daha evlayım. Sen de günahına Benden daha layıksın. Hayır sana Benden izhar oldu. Benden sana ceza, cinayetine karşılık oldu. Sen nefsin için Benden neye razı oldunsa, Ben de sana onu layık gördüm. Hz. İbni Amir (r.a.)
534 1 Hilali gördüğünde şöyle dua ederlerdi: "Allahım onu bizim için emniyet, iman, selamet, islam ve bir de Senin sevip razı olduğun şeye muvaffakiyetimiz için vesile kıl. Bizim de, senin de ey hilal, Rabbimiz Allah'tır." Hz. İbni Ömer (
Yetim ve kimsesiz çocukların kendi hallerine terkedilisinin acı sonuçları.
YanıtlaSilİlmin Işığında
Asrın Kur'an Tefsiri
Celal Yıldırım
cilt. 14.sy.246.
Cerbeze muthiş bir hastalık ve musibettir.(H.Ş.) 147:2.zeylin.2.kıs.
YanıtlaSilBir Hazinenin Anahtarı
Risale-i Nur külliyatı Fihrist ve indeksi.sy.246.
YANITLASIL
yuksel2 Kasım 2021 19:17
Hasta olan ömrünün kıymetini anlar.(L.) 218:25.Lem'a 19.deva.
Hastalığın bir kısmı manevi şahadet kazandırır.(L.) 215:25 .Lem'a 15.deva.
Bir Hazinenin Anahtarı
Risale-i Nur kulliyatı Fihrist ve İndeksi.sy.246.
YANITLASIL
yuksel2 Kasım 2021 19:22
Munazarat siyaset tabiblerine teşhis-i illet için lüzumludur.(Mn.) 20.
Bir Hazinenin Anahtarı
Risale-i Nur külliyatı Fihrist ve İndeksi.sy.247.
YANITLASIL
yuksel2 Kasım 2021 19:32
Bediüzzaman rüyasında Ağrı dağının parçalandığını gördü.
Bediüzzaman rüyasında Kur'an'ın etrafındaki surların yıkıldığını gördü.
(T.H.) 46.
Bir Hazinenin Anahtarı
Risale-i Nur Külliyatı Fihrist ve İndeksi.sy.103.
ibn Atiyye demiştir ki: Daha doğrusu odur ki, bu altı günün ilki pazar, sonu da cuma günüdür.
YanıtlaSilÖyle ki melekler göklerin ve yerin peyderpey var edilişini müşahede ederler. Allah c.c. ın bu tedic ve teenni sünneti bütün işlerde hasıl olmuştur.
Ruhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri.
Cilt.20.sy.548.
57.Hadid Suresi.Ayet.4.
Nitekim Peygamberimiz (s.a.) Allah vardı ve O'nunla beraber hiç bir şey yoktu4 buyurmuştur.
YanıtlaSil4.Acluni.2.171.
Ruhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt. 20.sy.545.
YANITLASİL
yuksel6 Kasım 2021 19:16
Evvel ezeliyetle, ahir ebediyetle, zahir ehadiyetle, batın ise Samediyetledir. Evvel heybetle, Ahir rahmetle, zahir hüccetle, batın ise nimetledir. Yine evvel nimet vermekle, Ahir ceza vermekle, zahir sena edilmekle, batın ise vefa iledir. Evvel hidayet etmekle, Ahir kifayetle, zahir velayetle, batın ise gozetlemekledir.
Ruhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt 20.sy.544.
İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki; o zamanda adam acz ve fucur arasında muhayyer kalacak. Kim bu zamana yetişirse fucura aczi tercih etsin.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
Sayfa: 301 / No: 2
Ramuz El-Ehadis
Allah (z.c.hz.)ne isyan mahiyetinde olan yerde, mahluka itaat yoktur.
YanıtlaSilRavi: Hz. İmran (r.a.)
Sayfa: 481 / No: 9
Ramuz El-Ehadis
Asıl ismi Veys bin Amir el-Karani olan Veysel Karani, Siffin savaşında şehid olmuştur. (hic. 37,mi.657.)
YanıtlaSilTabiratli, Terkibli, Ansiklopedik
Risale-i Nur un büyük Lügati
sy. 1320.
Kalbler ruhların, ruhlarda sırların tenezzulatindan olduğu gibi çocuk da babasının tenezzulatindandir. Efendimiz (S. a.), Rahman'in nefesini Yemen cihetinden kalbi ve ruhu ile duyardı. Bu nefes, Veysel Karaninin amcası,o zamanki kahramanların kutbu olan Usamuddin idi.
YanıtlaSilRuhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt 20.sy.523.
Kalbler ruhların, ruhlarda sırların tenezzulatindan olduğu gibi çocuk da babasının tenezzulatindandir. Efendimiz (S. a.), Rahman'in nefesini Yemen cihetinden kalbi ve ruhu ile duyardı. Bu nefes, Veysel Karaninin amcası,o zamanki kahramanların kutbu olan Usamuddin idi.
YanıtlaSilRuhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt 20.sy.523.
Üç şey Cehalet kalıntısı islerdendir :İnsanları neseblerinden dolayı ayiblamak, ölüler için sesle ağlamak Yıldızlara inanmak.
YanıtlaSilMüslim,Cenaiz.29.
Ruhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt 20.sy.515.
Lehve'l- hadis
YanıtlaSilRisaletin ilk yılları… Mekke’nin despot aristokratları insanların İslam’a yönelişini engellemek için her türlü yöntemi uyguluyorlar… Fakat istedikleri sonucu alamıyorlardı… Aralarında Mekke’nin en entelektüel kişisi olan Nadr bin Haris farklı bir yol izliyordu… Kur’an’ın etkisinde kalan halkı engellemek için alternatif programlar düzenleniyordu…
Uluslararası bir ticari hüviyeti olduğu için İran’ın, Bizans’ın kültürüne de vakıftı…
Eski İran efsaneleri, mitolojik kahramanların maceraları, tarihi şahsiyetlerin hayat hikâyeleri üzerinden kültürel etkinlikler düzenleyip gençlerin ilgisini çekmek istiyordu:
‘’Muhammed size Ad ve Semud kavminin hikâyelerini anlatıyor, ben de Acem ve Rum masallarını okuyorum’’ diyerek vahye yönelimi sabote etmeye çalışıyordu… Nadr, bununla da yetinmeyerek sesi güzel cariyelerle müzik konserleri düzenleyerek İslam’a meyledenlerin ilgisini başka yöne çekmenin gayretindeydi… Kültür ve sanat üzerinden zihinlere blokaj uygulamanın peşindeydi…
Kur’an’ı Kerim’in bu hususta uyarısı gecikmemişti:
‘’İnsanlardan öyleleri vardır ki, bilgisizce Allah’ın yolundan saptırmak ve onu bir eğlence konusu edinmek için lehve’l-hadis’i (sözün boş ve amaçsız olanını) satın alırlar…’’ (Lokman, 6)
Evet, Kur’an ‘’Lehve’l- hadis’’ten bahsediyor… Anlamı nedir?
İstek ve arzuları kışkırtan, tutkuları tahrik eden, insanı asıl işinden alıkoyan, oyalayan, Allah’a itaatten uzaklaştıran; boş, gereksiz, yararsız, anlamdan ve amaçtan uzak boş ve batıl sözler…
Acaba dünkü Mekke cahiliyesinin etkin bir şekilde kullandığı bu yöntem sadece o dönemle sınırlı bir uygulama mıydı yoksa bu çağda da daha profesyonelce ve sistematik olarak sürdürülen bir operasyon mudur?
Lehve’l- hadis, tüm zamanlarda insanları Allah yolundan alıkoyan sinsi tuzaklardır…İsmi sanat, kültür, sinema, edebiyat, bilim, teknoloji, sporda olsa sonuç değişmiyor… İsimler masum, niyet ve içeriklere baktığımızda çoğu zaman durum farklı…
YanıtlaSilSistematik bir dejenerasyonla karşı karşıyayız…
Marazi magazin programları, tele-vole kültürü, pespaye şovlar, sapık fanteziler, fasit fikirler, muzır müzikler, müstehcen mecralar, iğrençlikler içeren komedi ve mizahlar…
Çağdaş dünyanın çığlıkları ne tür çılgınlık ve çirkinlikler içerdiği malum… Durum vahim… Doğrusu şarkı, türkü, roman, öykü, şiir, sinema, dizi, belgesel, tiyatro, animasyon, resim, fotoğraf her ne varsa ciddi bir filtreden geçirmek lazım… Filtrelemeden fitne ve fesadın önüne nasıl geçebiliriz?
Futbol fanatizmine ne diyeceğiz? Holiganlık, futbolu spor olmaktan çoktan çıkarmış…
İnsanımızı oyalayan, insanın insan olmasını engelleyen, abesle iştigalin her türlüsü müşteri buluyor… Hem de bizim mahallede…
Profesyonel gevezeler, entelektüel zevzekler, zehir zemberek yorumları ile zihinleri ütülüyorlar…
Teorik, ideolojik, politik, ekonomik demagoji, düello, diyalektik… Daha doğrusu profesyonel dedikoducular sahayı teslim almış durumda…
Kafa karıştırmak, gerçekleri çarpıtmak, yanıltmak, karartmak, örtmek kültür dünyasının kaçınılmazları oldu…
Sonu gelmeyen lafojiler yani lafügüzaflar genç zihinleri, temiz gönülleri tahrip ediyor…
Daha kötüsü inanan insanlarımızın bu pazarın parçası haline gelmeleridir… Bu kirli propagandanın, sinsi pazarlamanın gönüllü müşterileri olmalarıdır…
Sosyal medyadaki malayanilik ve melanetlerin mağduru olan çocuklarımızın yüzüne yarınlarda nasıl bakacağız?
Bunca seviyesizlik, onursuzluk, aşağılık ve ahlaksızlığın vebali kime ait?
Argo yüklü arsızlıklar, ağızların ayarı kaçmış, gırgır, şamata, laf cambazlığı hiçbir sınır tanımıyor…
Münakaşa, münazara, mugalata ya da geyik muhabbetleri kitlesel laubalileşmeyi besliyor…
YanıtlaSilSaçma sapan yorumlardan yorulmadık mı?
Bol vır vırlı, dır dırlı dünyalardan kurtulmanın yollarını aramayacak mıyız?
Zaman bize emanet… Emanet bize emanet… Evren bize emanet… Biz hâlâ işin oyun ve eğlencesinde mi olacağız?
İslam bizden ciddiyet ister…
Müslümana onur ve vakar yakışır…
Kültürel sömürünün tüm oyunlarını bozmakta bize düşer…
Daha fazla oyalanmadan, oyun kurucu olmalıyız…
YANLIŞ BİLGİ FELAKET KAYNAĞIDIR.
YanıtlaSilKAZIM KARABEKIR
YALANI SÖKÜP ATMADAN HAKIKATI DİKMEYE ÇALIŞMA TUTMAZ.
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ÜN VASİYETNAMESİNİN AÇIKLANMASIYLA AÇIĞA ÇIKMASINI UMUYORUM HAKİKATİN.
Zinanın alemin harabina sebeb olduğu. 2979.8.
YanıtlaSilBüyük Kur'an Tefsiri.
Hulasat'ul Beyan
Konyali Mehmed Vehbi
Üç dal Neşriyat
cilt 16.sy.6706.
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
YanıtlaSil171 1 Dikkat edin, sizden biri kardeşinin verdiği hediyeyi red etmesin. Eğer bir şey bulursa ona mukabelede bulunsun. Nefsim yed-i kudretinde Olana yemin ederim ki, Bana bir (koyun) kolunun ucu hediye edilse kabul ederim. Ve eğer bir kol için davet edilsem ona icabet ederim. Hz. Hasan (r.a.)
171 2 Sen onun kalbini mi yardın ki, kelime-i şehadeti korkarak söylediğini bildin! Bunun için mi veya başka şey için mi söylediğini bildin? Kıyamet gününde o kimse "La ilahe illallah" ile gelince seni kim kurtaracaktır? Hz. Usame İbni Zeyd (r.a.)
171 3 Evet, nefsim yed-i kudretinde Olana yemin ederim ki, hiç şüphesiz orada çok güzel bir su vardır. Ve muhakkak ki Allah dostları Peygamberlerin havuzlarına gelir. Allah Teala, ellerinde ateşten değnekler olan yetmiş bin melek gönderir de onlar kafirleri Peygamberlerin bu havuzlarından kovarak uzaklaştırırlar.(Peygamber (s.a.v) den Allah Teala'nın huzurunda durulduğunda orada su var mıdır diye sorulduğunda bu hadis varid oldu.) Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
171 4 Ey amcam; "La ilahe illallah" de. Bu öyle bir sözdür ki, O'nu Allah katında senin lehine hüccet olarak kullanayım. (Ebu Talib'e ölümü yaklaştığında Peygamberimiz (s.a.v) böyle buyurmuştur) Hz. İbni Müseyyeb babasından
171 5 Evet, nefsim Yed-i kudretinde Olana yemin ederim ki, şüphesiz Allah Teala Cennette bir ağaca şöyle buyurur: "Dünyada Bana ibadetle ve benim zikrimle meşgul olup da kendilerini eğlencelerden ve çalgılardan uzak tutan kullarıma sesini duyur." Bunun üzerine Rabbı Tesbih ve Takdis eden öyle bir ses yükselir ki, mahlukatı onun benzerini o ana kadar duymamıştır. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
171 6 Seninle beraber bir kedinin de içmesinden hoşlanır mısın? "Hayır" dedi. Buyurdu ki: İşte şimdi şeytan seninle içti. (Bir şahsın ayakta bir şey içtiğini görünce bu hadis varid oldu.) Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
171 7 Sıhhatli olmanız ve hasta olmamanız sizi sevindirir değil mi? Birbirleriyle itişen merkebler gibi olmayı da herhalde istemezsiniz. Belalara uğramış ve böylece kefaret eshabı olmayı da istemiyorsunuzdur. Halbuki, kul için Allah indinde öyle bir makam olur ki, ameli ile ona erişemez. Ancak, Allah onu, bu makama ulaştıracak bir musibetle kendisini mübtela kılarak eriştirir. Hz. Abdullah İbni İyaz
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
YanıtlaSil446 1 Bir kimse bir mü'minin sıkıntısına ara verse, Allah da ona kıyamet günü sıkıntısından nefes aldırır. Bir kimse bir mü'minin ayıbını örterse, Allah da onun ayıbını örter. Bir kimse bir mü'minin sıkıntısını def ederse, Allah da onun sıkıntısını def eder. Hz. Kaab İbni Ucre (r.a.)
446 2 Bir kimse din kardeşine gıyabında yardım ederse, Allah (z.c.hz.) de ona dünya ve ahirette yardım eder. Hz. Ömer (r.a.)
446 3 Bir kimseyi Lut kavminin amelini yaparken bulursanız, faili de mef'ulu de öldürünüz. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
446 4 Bir adamı hayvana fiili şeni yapıyor bulduğunuzda ikisini de öldürünüz. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
446 5 Bir kimse aşûre gününde ailesine nafakasını geniş tutarsa, Allah (z.c.hz.) de senenin kalan günlerinde onun nafakasını geniş tutar. Hz. Ebû Said (r.a.)
446 6 Bir kimse aşûre günü nafakasını kendine ve ehline geniş tutarsa, Allah ona senenin diğer günlerini de geniş tutar. Hz. Câbir (r.a.)
446 7 Bir kimse bir sahibi bid'atı ağırlarsa İslamın yıkılmasına yardım etmiş olur. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
446 8 Bir kimse halkın bir hususunda amir olur ve miskine, mazluma veya hacet sahibine kapısını kaparsa, Allah (z.c.hz.) onun en şiddetli fakri esnasında kendisine Rahmet kapılarını kapar. Hz. Ebû Şammah (r.a.)
446 9 Bir kimse sizden bir işe amir olsa ve Allah da ona hayır murad etse, bir şeyi unuttuğunda kendisine hatırlatacak ve hatırladığında kendisine yardım edecek bir vezir nasib eder. Hz. Âişe (r.anha)
446 10 Bir kimse müslümanların başında selahiyet ve hüsnüniyet sahibi olsa, Allah (z.c.hz.) ona onların kalblerinde heybet nasib eder. Onlara iyilik elini açarsa halkın sevgisini kazanır. Onların malını çoğaltır ve siyanet ederse Allah (z.c.hz.) de onun malını siyanet eder ve nemalandırır. Zaifi kavmin zulmünden korursa, Allah onun saltanatını kuvvetlendirir ve onların arasında adaletle muamele ederse ömrünü uzun eder. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
446 11 Bir kimse merhamet etmezse, kendisine merhamet olunmaz. Hz. Cerir (r.a.)
446 12 Bir kimse merhamet etmezse merhamet olunmaz. Bir kimse affetmezse af olunmaz. Bir kimse tevbe etmezse mağfiret olunmaz ve günahlardan korunmayan da korunulmaz. Hz. Ömer (r.a.)
446 13 Bir kimsenin yerdekine merhameti olmazsa kendisine göktekiler merhamet etmez. Hz. Cerir (r.a.)
446 14 Bir kimse halka merhamet etmezse, Allah ona merhamet etmez. Hz. Cerir (r.a.)
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
YanıtlaSil446 1 Bir kimse bir mü'minin sıkıntısına ara verse, Allah da ona kıyamet günü sıkıntısından nefes aldırır. Bir kimse bir mü'minin ayıbını örterse, Allah da onun ayıbını örter. Bir kimse bir mü'minin sıkıntısını def ederse, Allah da onun sıkıntısını def eder. Hz. Kaab İbni Ucre (r.a.)
446 2 Bir kimse din kardeşine gıyabında yardım ederse, Allah (z.c.hz.) de ona dünya ve ahirette yardım eder. Hz. Ömer (r.a.)
446 3 Bir kimseyi Lut kavminin amelini yaparken bulursanız, faili de mef'ulu de öldürünüz. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
446 4 Bir adamı hayvana fiili şeni yapıyor bulduğunuzda ikisini de öldürünüz. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
446 5 Bir kimse aşûre gününde ailesine nafakasını geniş tutarsa, Allah (z.c.hz.) de senenin kalan günlerinde onun nafakasını geniş tutar. Hz. Ebû Said (r.a.)
446 6 Bir kimse aşûre günü nafakasını kendine ve ehline geniş tutarsa, Allah ona senenin diğer günlerini de geniş tutar. Hz. Câbir (r.a.)
446 7 Bir kimse bir sahibi bid'atı ağırlarsa İslamın yıkılmasına yardım etmiş olur. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
446 8 Bir kimse halkın bir hususunda amir olur ve miskine, mazluma veya hacet sahibine kapısını kaparsa, Allah (z.c.hz.) onun en şiddetli fakri esnasında kendisine Rahmet kapılarını kapar. Hz. Ebû Şammah (r.a.)
446 9 Bir kimse sizden bir işe amir olsa ve Allah da ona hayır murad etse, bir şeyi unuttuğunda kendisine hatırlatacak ve hatırladığında kendisine yardım edecek bir vezir nasib eder. Hz. Âişe (r.anha)
446 10 Bir kimse müslümanların başında selahiyet ve hüsnüniyet sahibi olsa, Allah (z.c.hz.) ona onların kalblerinde heybet nasib eder. Onlara iyilik elini açarsa halkın sevgisini kazanır. Onların malını çoğaltır ve siyanet ederse Allah (z.c.hz.) de onun malını siyanet eder ve nemalandırır. Zaifi kavmin zulmünden korursa, Allah onun saltanatını kuvvetlendirir ve onların arasında adaletle muamele ederse ömrünü uzun eder. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
446 11 Bir kimse merhamet etmezse, kendisine merhamet olunmaz. Hz. Cerir (r.a.)
446 12 Bir kimse merhamet etmezse merhamet olunmaz. Bir kimse affetmezse af olunmaz. Bir kimse tevbe etmezse mağfiret olunmaz ve günahlardan korunmayan da korunulmaz. Hz. Ömer (r.a.)
446 13 Bir kimsenin yerdekine merhameti olmazsa kendisine göktekiler merhamet etmez. Hz. Cerir (r.a.)
446 14 Bir kimse halka merhamet etmezse, Allah ona merhamet etmez. Hz. Cerir (r.a.)
En çok neden korkalım biliyormusunuz?
YanıtlaSilO sevgili Allah c. c. imizi gucendirmekten korkalım.
Mahmud Efendi Hazretleri
(Kuddisu Sirruhu)
Bir Hadis-i Şerifte şöyle buyurulmustur:"Nar yiyen kimsenin kalbini Allah c. c. kırk gün nurlandirir.
YanıtlaSil19.Bk.Acluni 2,300.
Ruhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt. 20.sy.436.
Bir Hadis-i Şerifte şöyle buyurulmustur:"Nar yiyen kimsenin kalbini Allah c. c. kırk gün nurlandirir.
YanıtlaSil19.Bk.Acluni 2,300.
Ruhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt. 20.sy.436.
YANITLASİL
yuksel24 Kasım 2021 06:05
Sıcak yerlerin dışında pek bulunmayan Nar Ağacı hakkında İbn Abbas (r. a.) 'dan şöyle rivayet edilmiştir.
"Bir nar, cennetten bir dane ile döllenir.
Ruhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt 20.sy.436.
YANITLASİL
yuksel24 Kasım 2021 06:13
İmam Ali (r. a.) demiştir ki:"Nar yediginizde onu ucundaki kulaklığı ile yeyin. Çünkü öyle o mideyi sırlar. Onun her danesi müminin içinde bulundukca kalbini nurlandırir ve şeytanın vesvesesini kırk gün çıkarıp uzaklaştırır.
Ruhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt. 20.sy.436.
Agah olunuz ki, Allah'ın ve meleklerin ve insanların hepsinin laneti şu kimselerin üzerine olsun ki, Beni hakkımdan bir şeyi nakzeder, Benim yakınlarımdan yüz çevirir, Benim velayetimi hafife alır, hayvanını kıbleden gayriye doğru keser, çocuğunu kabullenmez, efendisinden uzaklaşır, arazinin sınırını değiştirir. İslamda cinayet ihdas eder ve ihdas edeni barındırır, hayvana takarrüb eder, eli ile istimdana bulunur, alemlerden erkeklere yaklaşır, meşru evlilikten sakınır-ki Zekeriya (a.s) oğlu Yahya (a.s)'dan sonra "Hasur" yoktur. Bir erkek ki kendini kadına benzetir, bir kadın ki kendini erkeğe benzetir, bir kadına, sonra da onun kızın yakın olur, iki kız kardeşi bir arada nikahı altına alır- geçmişte olanlar müstesna- akar suyun yolunu tıkar, menzillerin gölgeliklerini kirletir, yollarımızda bize eza verir, kibrinden dolayı eteğini yerde sürükler, büyüklük taslıyarak yürür, çirkin sözler söyler, içki içer ve ayakkabılarını ters giyer.
YanıtlaSilRavi: Hz. Bişr İbni Atiyye (r.a.)
Sayfa: 169 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
Kıyamet alametlerindendir; çocuğun öfkeli, yağmurun hararetli olması, şerlerin taşması, yalancının tasdiki, doğrunun yalanlanması, haine güvenilmesi, emine ihanet edilmesi, münafıkların kabileye efendi olması, çarşıya münafıkların hakim oluşu, mihrapların süslenmesi, kalblerin harap edilmesi, erkeğin erkeklerle, kadınların kadınlarla yetinmesi, dünyanın mamur kısmının harab, harap kısmının mamur olması, şüphenin ve faizin aşikar olması, çalgının ve eğlence aletlerinin alenileşmesi, içkinin içilmesi, zaptiyenin, gammazların ve gıybetçilerin çoğalması.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
Sayfa: 448 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
Kılıçla birlikte veba yoktur, cekirgeyle birlikte de kurtuluş yoktur.
YanıtlaSilRuhu'l Furkan Tefsiri
Hazret-i Mevlana eş şeyh Mahmud en Nakşibendi El-Muceddidi el Halidi el-Ufi
cilt. 14.182.
....
YanıtlaSilAncak, Besmelesiz yenen yemeğe şeytanın ortak olduğu gibi, hayiz halinde veya Besmelesiz gerçekleşen birleşmeye onunla beraber cinnin ortak olduğuna delildir.Bu da insan özelliğini bozmak ve layık olduğu makama zarar vermektir. Allah c. c. daha iyi bilir.
Ruhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt 20.sy.426.
İblis, yer yüzüne atıldıktan sonra, "Ya Rabbi bana ev ver" dedi. "Hamamlar senin evin olsun" buyuruldu. "Meclis" istedi, "Çarşılar ve yol ağızları" verildi. "Yemek" istedi, "Besmelesiz yenen yemekler senin olsun" dendi. Müezzin istedi, "Çalgıcılar müezzinin olsun" buyuruldu. "Kur'an" istedi, "şiir" verildi. "Yazın dövme, hadisin yalan olsun, resulun de bakıcılar, falcılar olsun, öksen, tuzağın da kadınlar olsun" buyuruldu.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Ümâme (r.a.)
Sayfa: 110 / No: 10
Ramuz El-Ehadis
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
YanıtlaSil115 2 Hayırların içinde sevabı en çabuk gelen sılai rahim, en çabuk cezası gelen de hükümete isyandır. Yalan yere yemin de memleketleri harabeye çevirir. Hz. Mekhul (r.a.)
222 16 Ulema, Allah'ın kulları üzerinde Peygamberlerin eminleridir. Siz onlardan çekinin ve onlara taarruz etmeyin. Onlar hükümet erkanı ile ihtilat etmedikçe ve dünyaya karışmadıkça (Deyleminin lafzında şu ibare vardır): Sultanla ihtilat eder ve dünyaya karışırlarsa o vakit Peygamberlere hiyanet etmiş sayılırlar, o zaman bunlaran sakının. Hz. Hasan İbni Sufyan (r.a.)
234 8 İsteme (dilencilik), insanın yüzünde tırmık yarası hasıl eder. Kim dilerse bu yarayı yüzünde bıraksın ve kim de dilerse dilenciliği terketsin. Ancak hükümetten hakkını istemek veya başka çıkar yol bulamadığı zaruret hali hariç. Hz. Semure (r.a.)
303 3 Benden sonra ümmetimden bir kavim gelir. Kur'an'ı okur, dini ilimlerden de malumatları olur. Şeytan onlara gelir: "Dünyalığınızı düzeltmek için hükümete sokulsanızya. Siz yine dininizde onlara uymazsınız." der. Nasıl çalıdan dikenden başka bir şey alınmazsa, onlara sokulmaktan günahtan başka birşey elde edilmez. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
325 8 Define bulmada beşte biri hükümete verilir. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
346 8 İslamın usulleri teker teker bozulacak ve halkı dalalete düşürücü hükümet adamları çıkacak ve ondan sonra da onların izi üzerine üç deccal gelecek. Hz. Huzeyfe (r.a.)
381 10 Allah (z.c.hz.) tarafından hükümete isyan ve akraba ile alakayı kesmek gibi, cezası hem dünyada peşin olarak verilen, hem de ahirette ukubete layık bir iş yoktur. Hz. Ebû Bekre (r.a.)
464 9 Halk için iyi veya kötü, bir hükümet lazımdır. Amma iyisi taksimde adalet yapar, ganimeti aranızda eşit taksim eder. Facire gelince; mü'min onda mübtela kılınır. Halbuki facir hükümet bile "herc"den daha hayırlıdır. Denildi ki; "Herc nedir Ya Resulallah?" Buyurdu ki, öldürme ve yalandır (anarşi) Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
469 7 Zengine sadaka helal olmaz, ancak şu beş kişi hariç: Allah yolunda gaziye, hükümet hesabına zekat toplıyana, borçluya, fakire verilen zekatı ondan malı ile satın alan adama veya fakirin kendisine verileni zengin komşusuna yollamış veya onu davet etmiş durumda olana. Hz. Ebû Said (r.a.)
482 9 Velisiz nikah olmaz. Velisi olmayanın velisi hükümettir. Hz. Âişe ra.
Allah c.c. İmam Gazali yi uyardıda, hayatının yarısını öğrenmek ve öğrenmekle geçirdiği bazı ilimlerin ona ahirette yaramayacak olduğunu gördüde Tasavvuf ilmiyle ilgili kitablara yöneldi.
YanıtlaSilAllah c.c. ın zat ve sıfatları ile fiillerini , Kur'an ın hakikat ve sırlarını öğrettikleri için onlardan daha faydalı ilim bulunmadığına kesin olarak kanaat getirdi.
Ruhu'l Beyan
Kur'an Meali ve Tefsiri.cilt .20.sy.415.
Erkekler kadınlara itaat ettiklerinde mahvoldular.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Bekre (r.a.)
Sayfa: 455 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
"Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" diyerek Cumhuriyeti kuran Atatürk ün bu vasiyetini görmezden gelen siyasi ve bürokratik elit kesim, tıpkı 1950:de olduğu gibi büyük bir hezimete uğruyordu.
YanıtlaSilOperasyon Ergenekon
Gizli Belgelerde Karanlık ilişkiler
Şamil Tayyar
sy. 28.
Aramızdan ona mı vahiy gelmiş? Doğrusu o çok yalancı ve kendini beğenmişin biridir.
YanıtlaSilSalih'e buyurdukki:Kendini beğenmiş yalancının kim olduğunu onlar yarın bilecekler.
Kur'an Kerîm ve Açıklamalı Meali.
Kamer Suresi 25,26.
YANITLASİL
yuksel7 Aralık 2021 00:15
Áyet-i Kerime'de geçen "esir" kelimesi kibirlenmek, çok sevinmek hırçınlik anlamına gelir.
Ruhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
Kamer Suresi. 25.
cilt 20.sy. 346.
Sizden birine, halktan korkması, işittiği veya gördüğü bir hakikatı söylemeye mani olmasın.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Said (r.a.)
Sayfa: 490 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
Zira yöneticinin işinin düzelmesi âlemin düzelmesi anlamına gelir.
YanıtlaSilErbai'in-i İdrisiyye.
İdris (Aleyhisselâm)a İndirilen Kırk İsmi Şerif.
sy.81.
Şüphesiz, Kıyametin önü sıra bir sürü yalancılar tureyecektir onlardan sakınınız. Hadis i Seriflerindeki yalancılardan maksad" saptirici liderler"demek olan deccallerdir.
YanıtlaSilRuhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt 20.sy.313, 314.
YANITLASİL
yuksel9 Aralık 2021 03:45
Allah c.c. in Peygamberi Hz. Muhammed (S. a. v.) in işi ruhaniliktir. Ebû Cehil in işi de nefsaniliktir.
Ruhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri
cilt 20.sy.324.
Laik Türkiye,müslümanları Ingiliz Imparatorluğu için bir tehlike olmaktan çıkarmaktadır.
YanıtlaSil99 soruda
LOZAN
sy.157.
Doğru bildiğin faydalı sözü,
YanıtlaSilKimse beğenmese bile söyle.
Bugün beğenmeyen yarın pişmanlıkla,
O hak sözü niye dinlemedim diye ah edecektir.
Ruhu'l Beyan
Kur'an-ı Meali ve Tefsiri.
Cilt.20.sy.301.
YANITLASİL
yuksel11 Aralık 2021 23:52
Yolunu şasırmışa "iyi yoldasın" demek
Azim bir günah ve büyük bir kötülüktür.
Bir kimseye Sekamunya lazım ise
Ona bal tatlıdır, şeker gibisi yoktur deme.
Bir eczacı ne güzel demiş:
Sana şifa lazım ise acı ilaç iç.
Not: Devlet için acı ilaç olan Mustafa Kemal Atatürk ün gizli vasiyetnamesinin açıklanması zamanı gelmiştir.
Ruhu'l Beyan
Kur'an Meali Ve Tefsiri.
Cilt.20.sy.301.
Çok söz hatasız, çok para haramsız olmaz kibar-ı kelamı ibretlidir.
YanıtlaSilKenzü'l İrfan Şerhi.
sy.701.
Ecdadımız Osmanlı dedelerimiz de Rasulullah (S. a. v.) Efendimiz'e olan muhabbetleri ve sünnetlere bağlılıklari nedeniyle yucelmis, cihana hakim olmuşlardir.
YanıtlaSilKenzü'l İrfan Şerhi. sy 692.
YANITLASİL
yuksel14 Aralık 2021 01:41
Rasulullah (S. a. v.) Efendimiz'den ve sunnetlerinden uzaklaşmak ise devletin gerileyip çökmesine sebep olmuş, gönüllere de dünya muhabbeti dolmuştur.
Kenzü'l İrfan Şerhi
sy. 692,693.
YANITLASİL
yuksel14 Aralık 2021 01:44
Gönlünde Rasulullah (S. a. v.) Efendimiz'in muhabbeti olan bir kimseye dünyayı verseniz bir tek sünneti bile terketmez.
Kenzü'l İrfan Şerhi
sy. 693.
HAKİKATİ GİZLEMEK DE ZULÜMDÜR.
YanıtlaSilBakara Suresi Tefsiri
Prof. Dr. Mahmud Es'ad Coşan
Cilt.3.sy.294.
Tez olur, davet olunur, icabet eder, giderim ahirete. Size iki şey bırakıyorum: Kitabullah ve İtretim. Kitabullah gökten yere uzanan bir iptir. "İtretim" ise Ehli Beytimdir. Latif ve Habir olan Allah Bana haber verdi ki, "Bu ikisi asla birbirinden ayrılmaz, havza gelinceye kadar." Bakınız benden sonra, bunlara nasıl sahip olacaksınız.
YanıtlaSilRavi: Hz Ebu Said (r.a.)
Sayfa: 144 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
Canana aşık olmak, her aşağıya nasıl layık olur?
YanıtlaSilLeyla'yı sevmek de ancak Mecnun'a layık olur!
Ruhu'l Furkan Tefsiri
cilt.14.sy.233.
Ecdat, Ayasofya'nin bugünkü akibetini görmüş ve yanı başına SultanAhmed gibi bir muhteşem eseri inşa etmiştir" dedi.
YanıtlaSilBediuzzaman'ın Sır Katibi
Mehmed Feyzi Efendi.
sy. 337.