Bediüzzaman Sa'îd Nursî, Sirr-1 Innâ A'taynâ, Basılmamış Osmanlıca Mustafa Kemal'in 30 Eylül 1911'de Kudüs Kamenitz Oteli'nde yahudi Eliezer B Yehuda'nın oğlu Itamar Ben-Avi ile sohbeti: Mustafa Kemal: "SABETAY SEV soyundan geliyorum. Kendisine hayranım. Keşke bu dünyadaki bütün Yahudile onun mesihliği altında birleşse.."
Hicri 9. yılda Tebuk Seferi dönüşünde Medine'ye gelen Sakif kabilesi elçileri, Medi- ne'de kaldıkları süre içinde mescidde Hz. Peygamberin yakın alakasına mazhar ol- muşlardı. Sonunda müslü- man oldular. İslâm'ı öğrendi- ler. Ancak arkalarında bi- raktiklan kabilelerinin, ken- dilerini anlayışla karşılaya- caklarından kuşkuluydular. Hz. Peygamber'den ilginç is- teklerde bulundular. Bunlar arasında bir-iki tanesi vardı ki gerçekten pek dikkat çeki- ciydi. Dediler ki:
- Bizi namaz kılmaktan muaf tut?.. Hz. Peygamberin cevabı çok kesindi:
-"Namazsız dinde hayır yoktur."
Pek tabii, namazsız din- darlıkta da hayr olmazdı.
- Kabilemiz dışından biri- ni bize âmir tayin etme! dedi- ler. Hz. Peygamber, kabul buyurdu. İçlerinde bulunan ve yaşça en küçükleri olan ve fakat Islam'ı öğrenmekte pek gayretli davranan Osman Bin Ebi'l-As't onlara imam ve vall yaptı.
- Lat putumuza üç yıl do
kunmal dediler. Hz. Peygam
Der kabul etmedi.
Yine kabul etmedi.
- Bir yıl dokunmal dediler, Hz. Peygamber bunu da ka bul etmedi.
- Biz döndükten sonra bir ay olsun bizimle kalsın, dedi ler. Resûl-i Ekrem Efendimiz onu da kabul etmedi. Lata süre tanımadı. Putlara mü samaha olunamayacağını ortaya koydu. Tevhid yur- dunda putun ne işi vardı?... Yeniden şekillenen İslâm yurdunda puta yer yoktu. Efendimizin kararlılığını gö rünce;
- Bäri onu bize, kendi elle- rimizle kırdırtma. Onun yı kım işini sen üstlen dediler
Hz. Peygamber:
- "Olur, ben onu ortadan kaldırtırım" buyurdu.
Elçilerin Medine'den ayrı- hışından iki-üç gün sonra Hz. Peygamber, Ebu Sufyan ile yine bir Sakifli olan Mugire bin Şu'be'yi Lat'ı ortadan kaldırmakla görevlendirdi. Onlar da bunu büyük bir gösteri halinde, bütün Sakif halkının gözü önünde parça- layıp yok ettiler.
20. yüzyıl istihbarat çalışmalarının önemli bir alanı da stratejik sürpriz oldu. 19. yüzyılın sonunda demiryollarının ve buharlı gemilerinin kullanılmaya başlanması kitlesel orduların seferberliğini ve taşınmasını kolaylaştırdı ve dünya savaşları or- taya çıktı. 20. yüzyılda ise teknolojik sürpriz savaş alanlarının en önemli sürpriz şekli oldu. Teknolojik sürprizler iki kategoriye ayrılabilir. Bunlardan ilki atom bombası gibi büyük bir sistemin gizlice geliştirilmesidir. Bunu tespit etmek oldukça zordur. İkinci kategoride ise yeni bir silah sisteminin savaş alanına getirilmesidir. Çok üstünlüğü olan yeni bir tankın durdurulamaması buna bir örnek olabilir. Gele- ceğin savaşlarında da teknolojik sürpriz ve aldatma önemli rol oynayacaktır. 21 yüzyıla kadar stratejik sürpriz için en büyük endişe konusu bir hasım bir devleti- ordularını gizlice mobilize etmesi idi. Bugün teknoloji sayesinde hem birlikleri konsantre hale gelmesi hem de silah sistemlerin konuşlanması çok daha kısa sür de yapılabilir bir hale geldi.
4974- Kim Allah'in gazabını mucip olan hususlarla insanları hoşnut ederse, Allah daima onu onlara muhtaç kılar. Bir kimse de nası gücendirmek pahasına Allah'ı hoşnut ederse insanların kötülüklerine karşı, Allah ona kâfi gelir.
4975- Bir kimse halkı nazar-ı itibara almadan Allah'ı hoşnut ederse, Allah ona kâfi gelir. Allah'ı gücendirerek mahlukatı hoşnut ederse, Allah o mahlukatı kendisine musallat eder.
4976- Kim bidat sahibini korkutursa, Allah onun kalbini emniyet ve iman ile doldurur. Kim bidat sahibini men ederse, Allah onu kıyametin çirkin manzarasından emin kılar. Kim bidat sahibini terslerse, Allah onun cennette bir derecesini yükseltir. Kim de onunla karşılaştığı zaman güler yüz gösterip yumuşak davranırsa, Muhammed'e indirileni istihfaf etmiş (hafife almış) olur. (Bidat sahibine Allah için buğzetmek vaciptir.)
٤٩٧٧ - مَنْ أُريدَ مَالَهُ بِغَيْر حَقَّ فَقَاتَلَ فَقُتِلَ فَهُوَ شَهِيدٌ رعب د ن ق ت صحيح عن ابن عمرو حم ٥ عن ابي هريرة
4977- Kimin malı elinden alınmak istenip de bu uğurda karşı tarafla çarpışırken öldürülürse o şehittir. ٤٩٧٨ - مَنْ اِزْدَادَ عِلْمًا وَلَمْ يَرْدَدْ فِى الدُّنْيَا زُهْدًا لَمْ يَرْدَدْ مِنَ اللَّهِ إِلَّا
بُعْدًا الديلمي عن على)
4978- Kim dünyada ilmini artırıp da zühdünü artırmazsa
Allah'tan daha da uzaklaşır.
-1151- Ramuz ul Ehadis Hadis Ansiklopedisi Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi 2.cilt.sy.1151.
Vatan hainlerini putlastirdilar kahramanlastirdilar Mustafa Kemal ve İnönü İslam dini oldurulecek Yahudiler ve masonlar Biz Turkleri savaşarak yenemiyecegiz, ancak İslam dininden çıkartarak yenebiliriz. Haim Naum Mustafa Kemal ve inonuyu dost bulmuş (İslam dinine dusman) ve böylece Turkiye Cumhuriyetin temelleri dinsizlikle....... (Lozan in gizli madde leriyle) istisna olarak Mustafa Kemal Atatürk ün gizli vasiyeti aciklanabilseydi Turkiye de her şey degisebilirdi (İsmet Bozdag 17 Ocak 1988 Nokta Dergisi.... atılmıştır.
Kıyametin önü sıra karanlık geceler gibi fitneler vardır. O fitne devrinde adam sabah mü'min, akşam kâfir olur. Ve akşam mü'min sabah ise kâfir olur. O zaman oturan, ayakta durandan hayırlıdır. Ayakta duran yürüyenden hayırlıdır, yürüyen ise koşandan hayırlıdır. O devirde okların yayını kırın, kirişlerini koparın, kılıcınızı da taşa vurun, evinize çekilin. Birinizin evine girilse ve üzerinize varılsa o zaman Adem (a.s.)'ın iki oğlundan hayırlısı gibi olun. (Yani öldürülen gibi.) Ravi: Hz. Ebû Mûsa (r.a.) Sayfa: 121 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
Aile!.. Evlâtlarımızı; Allâh’ın yasaklarının işlendiği mekânlardan, onları haramlara yaklaştıracak çevre ve muhitlerden koruyamazsak, onları gafletin içine atmış oluruz.
Bu anne ve babanın en ağır mes’ûliyetidir.
İslâm bir reçetedir.
Reçeteyi aldın, kabul ettin; ama onda yazılı olan tedavileri, perhizleri tatbik etmiyorsan, bir şifâ bulamazsın.
Dînimiz kıyâmete kadar şifâ ve devâ reçeteleriyle dolu. Netice ancak tatbik edilirse görülür.
Evlâtlar, anne-babalarının ne söylediğine değil, ne yaptığına bakarlar.
Yani anne-babalar, İslâm ahkâm ve ahlâkını yaşayan nümûne anne-babalar olurlarsa, evlâtlar da o izden yürürler.
Sessiz sedâsız bir tebliğdir bu ve sözlü olandan çok daha tesirlidir.
Zira Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh- bir gün dedi ki:
“‒Siz, susarak da İslâm’ı tebliğ edin.”
“–Yâ Halîfe!” dediler. “Susarak nasıl tebliğ edilir?”
“–Hâlinizle ve ahlâkınızla.” buyurdu.
(Tekrar edelim:
Evlâtlar, anne-babalarının ne söylediğine değil, ne yaptığına bakarlar.)
gençlikte tecrübe eksiktir. Dış dünya ve sosyal medyada insanlar gerçek yüzlerini göstermezler.
Bunun için eskilerde, babalarımızda görücü usûlü vardı. İki taraf birbirine küfüv müdür, denk midir, onlar bilirlerdi. Onlarda boşanma yok kadar azdı.
EVLENDİKTEN SONRAKİ HATALAR
Hodgâmlık, bencillik, sabırsızlık, tahammülsüzlük, evlât bile istememek. Bunlar evlilik saâdetinin düşmanları.
Mesut bir evlilikte neler olmalı?
• Muhabbet olmalı. Sadâkat olmalı. Karşılıklı saygı olmalı.
• Samimiyet olmalı, lâubâlîlik olmamalı.
• Vakar olmalı, kibir olmamalı.
• Tevâzu olmalı, zillet olmamalı.
• Evlilikte gönül âhengine de îtinâ edilmeli.
• Sabır olmalı. Bir hayat arkadaşlığı başlıyor. Mutlaka tahammül gerektiren zamanlar olacak. Taraflar, böyle zamanlarda birbirlerinin güzel huylarını düşünmeli.
• Mes’ûliyet olmalı. Taraflar, birbirlerine karşı vazifelerini ihmâl etmemeli.
Bozmak, yıkmak kolaydır. Fakat yapmak ve korumak zordur.
İbretlik bir hâdisedir:
Rivâyete göre bir adam, Halîfe Hazret-i Ömer’e hanımını şikâyete geliyordu. Halîfe’nin kapısına geldiği zaman, hanımının Hazret-i Ömer’e yüksek sesle bağırdığını duydu. Adam kendi kendine şöyle dedi:
“–Ben hanımımı şikâyete geldim. Ama onun da başındaki dert aynı dert.”
Tam dönerken Hazret-i Ömer onu fark etti ve yanına çağırdı. Meseleyi öğrenince şöyle dedi:
“–Onun bende bazı hakları var, onun için söylediği şeylerin hiçbirine aldırış etmiyorum.
Hanımım, ateşle aramda bir perdedir. Kalbim onunla sükûnet bulur, onun sayesinde harama düşmem.”
Ardından hanımının hizmetlerini saydı. Adam da;
“–Aynı durum benim için de geçerlidir.” diyerek huzurla geri döndü. (Tenbîhü’l-Gâfilîn)
Tarihimizde, dergâhlar da bu vazifeyi îfâ ederdi. Aralarına bürûdet giren hanım ve bey, dergâhın kendilerine mahsus yerine giderler, nasihat dinlerler, sıkıntılarından kurtulur ve huzurla ailelerine dönerlerdi. Bu dergâhlar, âdetâ bir rehabilite merkeziydi.
Bizim çocukluk yahut da gençlik zamanımızda, evden çıkarken kıza anne-baba tarafından şöyle denirdi:
kızım, bembeyaz gelinlikle bu evden çıkıyorsun. Hiç lekesiz yine bembeyaz bir kefenle girdiğin evden çıkacaksın.”
Damatlara;
“–Evlâdım! Hanımın sana Allâh’ın bir emânetidir. Ona karşı ne kadar hayırlı ve kerem sahibi olursan Allah katında o kadar hayırlı bir kul olursun.” diye telkin edilirdi.
Buna mukabil; gelinlere de aileler kendi kızları gibi davranır, onları incitmezlerdi.
Bugün ise maalesef bazı anneler;
“–Ben seni okuttum kızım. Nasıl olsa muhtaç değilsin. Onun için fazla yüz verme!” diyor. Bir çatırtı başlıyor.
Nefsânî arzular, âhireti unutturuyor.
Maalesef günümüz câhiliyyesi, âhiretsiz bir dünya istiyor.
Evlilik ise, hepsi uhrevî duygular olan; muhabbet, sadâkat, iffet, sabır ve ihtimam istiyor. (*)
_________________
(*) Erkam TV. Münir ARIKAN ile Aile Medeniyetimiz. Osman Nuri topbaş Hocaefendi
Genç Türkiye Cumhuriyeti'nin 'karanlıklara kurban verdiği' ne ilk isimdi, memlekette olup bitenlere bakınca görülüyor ki ne de 'en son' olacak Muhsin Yazıcıoğlu... 'Son ülkücü', 'Son reis' veyahut siyaset arenasının tecrübelilerinin tabiriyle; 'Muhsin Başkan...' Muhsin Yazıcıoğlu'nun 'kutsal bir ideal' uğrunda şekillenen hayatı yine 'zafere değil, sefere çıktığı siyaset yolculuğunda, henüz 55 yaşında son buldu.
"2 saniye sonrasına garantisi olmayan bir hayat yaşıyoruz. Böyle bir hayat için fırıldak olmaya değmez. Ben fırıldaklık istemem." cümleciği onun ölümünden hemen önce kamuoyuyla paylaştığı ve siyaset düşünen yeni nesillerin zihnine adeta 'mih gibi' çakılması gereken bir prensip olarak kayda geçti.
'2 saniye sonrasına garantisi olmayan' hayat mücadelesinde 'fırıldak olmak' yerine 'adam gibi adam olmayı tercih eden Muhsin Yazıcıoğlu, eğilip bükülmeden yaşadığı fırtınalı hayatını 'karanlık ellerin' harekete geçmeyi tercih ettiği 'fırtınalı bir dağ başında' milyonlarca insanın onun kurtulması için 'dua dua yalvardığı' saatlerde kaybetti.
Ardında yüzlerce cevaplanması gereken soru işaretleri bırakan Muhsin Yazıcıoğlu'nun yaşadığı kuşkulu helikopter kazası ve sonrasında 'ara(ma)ma, kurtar(ma)ma' çalışmaları sırasında yaşanan ihmaller zincirinin çarpıklıklarını ortaya koyan bu kitapta Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu Raporu'nda dikkat çekilen 'kuşkulu haller' irdeleniyor. TBMM'nin kazayı incelediği 'soruşturma raporu' analiz ediliyor. Kazayı soruşturan Cumhuriyet Savcısı'nın HSYK tarafından 'kınanmasına yol açan 'evlere şenlik soruşturma' dosyasının izini sürüyoruz kitapta.
Siyaset arenasına çıktığı ilk günden bu yana tek başına yürüyen 'ülkünün yalnız alpereni' Muhsin Başkan'a 'Kanlıçukur'da düzenlenen 'kanlı suikastin' sır perdesi bu kitapla aralanıyor.
Sneltilen soruyu cevaplarken söylediği şeyler gerçekten de nin yaşandığı günden bu yana hiç dillendirilmeyen pek yeni detay barındırıyordu.
Dilipak, Yazıcıoğlu'nun helikopterinin düşmediğini, karlı ze- esert iniş yapmak zorunda olduğunu belirtiyor ve "Helikop- gelen bir tim Yazıcoğlu'nu infaz etti. Bu işin içinde Ameri- Ingiltere ve siviller var. Muhsin Başkan sağ olarak 2 rekât maz kıldıktan sonra infaz edildi" diyordu.
Haberin yayına verilmesinden birkaç dakika sonra Türkiye açıklamalarla sarsıldı. İşte Abdurrahman Dilipak'ın, Yazıcı- u'nun 'öldürüldüğüne ilişkin' açıklamalarının tam metni;
"Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikoptere binmeden önce aradığı gazeteci var. O benim. Bir hafta İstanbul'da havaalanının rada bir otel var. Otelde karşılaştık. Dedim; 'Bak başkan, biz Eu dünyada yaptığımızın hesabını vereceğiz ama yapmamız erekirken yapmadıklarımızın da hesabını vereceğiz. Söyledi- mizin hesabını vereceğiz, söylemediklerimizin de hesabını vereceğiz. Sen bazı şeyler biliyorsun, ben bilmiyorum. Ben bil- diklerimi sana anlatabilirim ama senin de bana anlatman gere- br. Onümü görmüyorum, bak mayınlı tarlada yürüyorum. Yarın başıma bir iş gelirse mesulsün' dedim.
Ne biliyorum ki?' dedi. Bende dedim ki; 'Senin bildiklerini yamda görsem, dudağım uçuklardı' dedim. Güldü. 'Konuşu- z dedi. Bu onun içine bir dert olmuş. Helikoptere giderken, Maraş'a gidiyor, ben de Maraşlıyım. Aradı dedi ki; 'Dilipak' de- Konuşmamız lazım' dedi. 'O zaman' dedi, 'Ben Maraş'tan oneyim, sen de Antep'den dön. Buluşalım. Konuşmamız ge- reken şeyler var
Öte yandan nifakın siyasî, iktisadî ve sosyal alanlarda kendini gösterdiğini ortaya koyan, casusları ve bazı gizli teşkilâtları münafık olarak değerlendiren araştırmacılar da vardır (Abdülhalim Hifnî, s. 100-149, 229).
HIV Enfeksiyonu Derneği Yönetim Ku- rulu Üyesi Prof. Dr. Dilek Yıldız Sev- gi, "(Türkiye'de) Her yıl ortalama 3 bin ila 5 bin kişi HIV enfeksiyonu tanısı alı- yor. Ülkemizdeki vakaların yüzde 82'si erkek, yüzde 18'i kadın, yaklaşık yüzde 16'sı da yabancı uyruklu kişiler. Yaş ola- rak da daha çok genç yaş grubu, 25 ila 35 yaş arasında." dedi.
İnsanlığın kurtuluşu faizin kaldırılması, zekâtın yerine getiril mesindedir. (S.) 649:Lemaat
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 22:33 İnsanlar kendi idarecilerinin yolundadır. (Mn.) 33.
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 22:53 8.Asirda İngiliz Kralı Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazarak para bastırmış. Akra Fm. Günün sohbeti Prof Dr Mahmud Esad Coşan
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 23:36 Türkiye Cumhuriyeti de paranın üstüne Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazmalidir.
Cennet ehli Cennete Cehennem ehli de ateşe girdiklerinde, ölüm (bir koç şeklinde) Cennetle Cehennem arasında bir yere getirilir ve kesilir. Sonra bir münadi şöyle nida eder: "Ey ehli Cennet, ebedilik var ölüm yok. Ey ehli nar, ebedilik. Ölüm yok." Bunun üzerine Cennet ehlinin sevinç üzerine sevinçleri artar. Cehennem ehlinin ise hüzünleri üzerine hüzünleri artar. Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma) Sayfa: 51 / No: 9 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel20 Şubat 2024 16:30 Ümmetimi Benden sonra öyle fitneler kaplayacak ki, o fitnelerde insanın vücudu gibi kalbide ölür. Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma) Sayfa: 346 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSilبِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
Bismillahirrahmanirrahim
Elhamdülillah
Allahuekber
Subhanallah
Allahümmesallialaseyyidinamuhammed
Sallaahualeyhivesellem
Estagfirullah
Beş vakit namazı camide kılan Bismillahirrahmanirrahim demiş gibidir.
Ümmetim yıldızlara gidesiye kadar kıyamet kopmayacaktir
Bediüzzaman Sa'îd Nursî, Sirr-1 Innâ A'taynâ, Basılmamış Osmanlıca Mustafa Kemal'in 30 Eylül 1911'de Kudüs Kamenitz Oteli'nde yahudi Eliezer B Yehuda'nın oğlu Itamar Ben-Avi ile sohbeti: Mustafa Kemal: "SABETAY SEV soyundan geliyorum. Kendisine hayranım. Keşke bu dünyadaki bütün Yahudile onun mesihliği altında birleşse.."
YanıtlaSilSÜNNETTEN ÖLÇÜLER
YanıtlaSilPUTA MÜSAMAHA OLMAZ
Hicri 9. yılda Tebuk Seferi dönüşünde Medine'ye gelen Sakif kabilesi elçileri, Medi- ne'de kaldıkları süre içinde mescidde Hz. Peygamberin yakın alakasına mazhar ol- muşlardı. Sonunda müslü- man oldular. İslâm'ı öğrendi- ler. Ancak arkalarında bi- raktiklan kabilelerinin, ken- dilerini anlayışla karşılaya- caklarından kuşkuluydular. Hz. Peygamber'den ilginç is- teklerde bulundular. Bunlar arasında bir-iki tanesi vardı ki gerçekten pek dikkat çeki- ciydi. Dediler ki:
- Bizi namaz kılmaktan muaf tut?.. Hz. Peygamberin cevabı çok kesindi:
-"Namazsız dinde hayır yoktur."
Pek tabii, namazsız din- darlıkta da hayr olmazdı.
- Kabilemiz dışından biri- ni bize âmir tayin etme! dedi- ler. Hz. Peygamber, kabul buyurdu. İçlerinde bulunan ve yaşça en küçükleri olan ve fakat Islam'ı öğrenmekte pek gayretli davranan Osman Bin Ebi'l-As't onlara imam ve vall yaptı.
- Lat putumuza üç yıl do
kunmal dediler. Hz. Peygam
Der kabul etmedi.
Yine kabul etmedi.
- Bir yıl dokunmal dediler, Hz. Peygamber bunu da ka bul etmedi.
- Biz döndükten sonra bir ay olsun bizimle kalsın, dedi ler. Resûl-i Ekrem Efendimiz onu da kabul etmedi. Lata süre tanımadı. Putlara mü samaha olunamayacağını ortaya koydu. Tevhid yur- dunda putun ne işi vardı?... Yeniden şekillenen İslâm yurdunda puta yer yoktu. Efendimizin kararlılığını gö rünce;
- Bäri onu bize, kendi elle- rimizle kırdırtma. Onun yı kım işini sen üstlen dediler
Hz. Peygamber:
- "Olur, ben onu ortadan kaldırtırım" buyurdu.
Elçilerin Medine'den ayrı- hışından iki-üç gün sonra Hz. Peygamber, Ebu Sufyan ile yine bir Sakifli olan Mugire bin Şu'be'yi Lat'ı ortadan kaldırmakla görevlendirdi. Onlar da bunu büyük bir gösteri halinde, bütün Sakif halkının gözü önünde parça- layıp yok ettiler.
Latların. Uzza'ların sonu
hep aynıydı. Belki sadece gü
no ve saatı farklıydı... (Bk. Ibn
Stratejik Surpriz
YanıtlaSil20. yüzyıl istihbarat çalışmalarının önemli bir alanı da stratejik sürpriz oldu. 19. yüzyılın sonunda demiryollarının ve buharlı gemilerinin kullanılmaya başlanması kitlesel orduların seferberliğini ve taşınmasını kolaylaştırdı ve dünya savaşları or- taya çıktı. 20. yüzyılda ise teknolojik sürpriz savaş alanlarının en önemli sürpriz şekli oldu. Teknolojik sürprizler iki kategoriye ayrılabilir. Bunlardan ilki atom bombası gibi büyük bir sistemin gizlice geliştirilmesidir. Bunu tespit etmek oldukça zordur. İkinci kategoride ise yeni bir silah sisteminin savaş alanına getirilmesidir. Çok üstünlüğü olan yeni bir tankın durdurulamaması buna bir örnek olabilir. Gele- ceğin savaşlarında da teknolojik sürpriz ve aldatma önemli rol oynayacaktır. 21 yüzyıla kadar stratejik sürpriz için en büyük endişe konusu bir hasım bir devleti- ordularını gizlice mobilize etmesi idi. Bugün teknoloji sayesinde hem birlikleri konsantre hale gelmesi hem de silah sistemlerin konuşlanması çok daha kısa sür de yapılabilir bir hale geldi.
Bozdag'a göre Mustafa Kemal Atatürk ün gizli vasiyeti aciklanabilseydi Turkiye de her şey degisebilirdi.
YanıtlaSil17 Ocak 1988 Nokta Dergisi
sy. 26
4974- Kim Allah'in gazabını mucip olan hususlarla insanları hoşnut ederse, Allah daima onu onlara muhtaç kılar. Bir kimse de nası gücendirmek pahasına Allah'ı hoşnut ederse insanların kötülüklerine karşı, Allah ona kâfi gelir.
YanıtlaSil٤٩٧٥ - مَنْ أَرْضَى اللَّهُ بِسَخَطِ الْمَخْلُوقِينَ كَفَاهُ اللَّهُ مُوْنَةَ الْمَخْلُوقِينَ وَمَنْ أَرْضَى الْمَخْلُوقِينَ بِسَخَطِ اللَّه سَلَّطَ اللَّهُ عَلَيْهِ الْمَخْلُوقِينَ" (الخليلي عن عمر وبــــن
شعيب عن أبيه عن جده
4975- Bir kimse halkı nazar-ı itibara almadan Allah'ı hoşnut ederse, Allah ona kâfi gelir. Allah'ı gücendirerek mahlukatı hoşnut ederse, Allah o mahlukatı kendisine musallat eder.
٤٩٧٦ - مَنْ أَرْعَبَ صَاحِبَ بِدْعَةٍ مَلَأَ اللهُ قَلْبَهُ أَمْنًا وَايْمَانَا وَمَنْ انْتَهَرَ صَاحِبَ بِدْعَةٍ آمَنَهُ اللَّهُ مِنَ الْفَزَعِ الأَكْبَرِ وَمَنْ اَهَانَ صَاحِبَ بِدْعَةٍ رَفَعَهُ اللَّهُ فِي الْجَنَّةِ دَرَجَةً وَمَنْ لَآنَ لَهُ اذَا لَقِيَهُ تَبْشِيشًا فَقَدْ اسْتَخَفَّ بِمَا أُنْزِلَ عَلَى
مُحَمَّدٍ (كر عن ابن عمر)
4976- Kim bidat sahibini korkutursa, Allah onun kalbini emniyet ve iman ile doldurur. Kim bidat sahibini men ederse, Allah onu kıyametin çirkin manzarasından emin kılar. Kim bidat sahibini terslerse, Allah onun cennette bir derecesini yükseltir. Kim de onunla karşılaştığı zaman güler yüz gösterip yumuşak davranırsa, Muhammed'e indirileni istihfaf etmiş (hafife almış) olur. (Bidat sahibine Allah için buğzetmek vaciptir.)
٤٩٧٧ - مَنْ أُريدَ مَالَهُ بِغَيْر حَقَّ فَقَاتَلَ فَقُتِلَ فَهُوَ شَهِيدٌ رعب د ن ق ت صحيح عن ابن عمرو حم ٥ عن ابي هريرة
4977- Kimin malı elinden alınmak istenip de bu uğurda karşı tarafla çarpışırken öldürülürse o şehittir. ٤٩٧٨ - مَنْ اِزْدَادَ عِلْمًا وَلَمْ يَرْدَدْ فِى الدُّنْيَا زُهْدًا لَمْ يَرْدَدْ مِنَ اللَّهِ إِلَّا
بُعْدًا الديلمي عن على)
4978- Kim dünyada ilmini artırıp da zühdünü artırmazsa
Allah'tan daha da uzaklaşır.
-1151-
Ramuz ul Ehadis
Hadis Ansiklopedisi
Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi
2.cilt.sy.1151.
Vatan hainlerini putlastirdilar
YanıtlaSilkahramanlastirdilar
Mustafa Kemal ve İnönü
İslam dini oldurulecek
Yahudiler ve masonlar
Biz Turkleri savaşarak yenemiyecegiz, ancak İslam dininden çıkartarak yenebiliriz.
Haim Naum
Mustafa Kemal ve inonuyu dost bulmuş (İslam dinine dusman) ve böylece Turkiye Cumhuriyetin temelleri dinsizlikle....... (Lozan in gizli madde leriyle)
istisna olarak Mustafa Kemal Atatürk ün gizli vasiyeti aciklanabilseydi Turkiye de her şey degisebilirdi (İsmet Bozdag
17 Ocak 1988
Nokta Dergisi....
atılmıştır.
Hz. Ali anlatıyor:
YanıtlaSilPeygamber Efendimiz'in yanında idim. Efendimiz:
“-Kadın için en hayır şey nedir?" buyurdular.
Orada bulunan herkes sustu, bir cevap veremedi. Eve dön- düğümde Hz. Fâtıma'ya:
"-Kadın için en hayır şey nedir?" diye sordum.
"-Kadınların erkekleri görmemesi, erkeklerin de kadın- lanı görmemesi" cevabını verdi. Bunu Nebiyy-i Ekrem Efen- dimiz'e naklettiğimde:
"-Şüphesiz Fâtıma benden bir parçadır" buyurdu. (Ali el-Müt-
taki, XVI, 602/46012; Heysemî, IV, 255)
Hazreti Ali den 111 Hatıra
sy. 69.
Kıyametin önü sıra karanlık geceler gibi fitneler vardır. O fitne devrinde adam sabah mü'min, akşam kâfir olur. Ve akşam mü'min sabah ise kâfir olur. O zaman oturan, ayakta durandan hayırlıdır. Ayakta duran yürüyenden hayırlıdır, yürüyen ise koşandan hayırlıdır. O devirde okların yayını kırın, kirişlerini koparın, kılıcınızı da taşa vurun, evinize çekilin. Birinizin evine girilse ve üzerinize varılsa o zaman Adem (a.s.)'ın iki oğlundan hayırlısı gibi olun. (Yani öldürülen gibi.)
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Mûsa (r.a.)
Sayfa: 121 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
Aile!..
YanıtlaSilEvlâtlarımızı; Allâh’ın yasaklarının işlendiği mekânlardan, onları haramlara yaklaştıracak çevre ve muhitlerden koruyamazsak, onları gafletin içine atmış oluruz.
Bu anne ve babanın en ağır mes’ûliyetidir.
İslâm bir reçetedir.
Reçeteyi aldın, kabul ettin; ama onda yazılı olan tedavileri, perhizleri tatbik etmiyorsan, bir şifâ bulamazsın.
Dînimiz kıyâmete kadar şifâ ve devâ reçeteleriyle dolu. Netice ancak tatbik edilirse görülür.
Evlâtlar, anne-babalarının ne söylediğine değil, ne yaptığına bakarlar.
Yani anne-babalar, İslâm ahkâm ve ahlâkını yaşayan nümûne anne-babalar olurlarsa, evlâtlar da o izden yürürler.
Sessiz sedâsız bir tebliğdir bu ve sözlü olandan çok daha tesirlidir.
Zira Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh- bir gün dedi ki:
“‒Siz, susarak da İslâm’ı tebliğ edin.”
“–Yâ Halîfe!” dediler. “Susarak nasıl tebliğ edilir?”
“–Hâlinizle ve ahlâkınızla.” buyurdu.
(Tekrar edelim:
Evlâtlar, anne-babalarının ne söylediğine değil, ne yaptığına bakarlar.)
EVLENDİRMEK ÇOK SEVAPTIR
• Evliliğin Geciktirilmesi…
• Hata!
gençlikte tecrübe eksiktir. Dış dünya ve sosyal medyada insanlar gerçek yüzlerini göstermezler.
YanıtlaSilBunun için eskilerde, babalarımızda görücü usûlü vardı. İki taraf birbirine küfüv müdür, denk midir, onlar bilirlerdi. Onlarda boşanma yok kadar azdı.
EVLENDİKTEN SONRAKİ HATALAR
Hodgâmlık, bencillik, sabırsızlık, tahammülsüzlük, evlât bile istememek. Bunlar evlilik saâdetinin düşmanları.
Mesut bir evlilikte neler olmalı?
• Muhabbet olmalı. Sadâkat olmalı. Karşılıklı saygı olmalı.
• Samimiyet olmalı, lâubâlîlik olmamalı.
• Vakar olmalı, kibir olmamalı.
• Tevâzu olmalı, zillet olmamalı.
• Evlilikte gönül âhengine de îtinâ edilmeli.
• Sabır olmalı. Bir hayat arkadaşlığı başlıyor. Mutlaka tahammül gerektiren zamanlar olacak. Taraflar, böyle zamanlarda birbirlerinin güzel huylarını düşünmeli.
• Mes’ûliyet olmalı. Taraflar, birbirlerine karşı vazifelerini ihmâl etmemeli.
Bozmak, yıkmak kolaydır. Fakat yapmak ve korumak zordur.
İbretlik bir hâdisedir:
Rivâyete göre bir adam, Halîfe Hazret-i Ömer’e hanımını şikâyete geliyordu. Halîfe’nin kapısına geldiği zaman, hanımının Hazret-i Ömer’e yüksek sesle bağırdığını duydu. Adam kendi kendine şöyle dedi:
“–Ben hanımımı şikâyete geldim. Ama onun da başındaki dert aynı dert.”
Tam dönerken Hazret-i Ömer onu fark etti ve yanına çağırdı. Meseleyi öğrenince şöyle dedi:
“–Onun bende bazı hakları var, onun için söylediği şeylerin hiçbirine aldırış etmiyorum.
Hanımım, ateşle aramda bir perdedir. Kalbim onunla sükûnet bulur, onun sayesinde harama düşmem.”
Ardından hanımının hizmetlerini saydı. Adam da;
“–Aynı durum benim için de geçerlidir.” diyerek huzurla geri döndü. (Tenbîhü’l-Gâfilîn)
Tarihimizde, dergâhlar da bu vazifeyi îfâ ederdi. Aralarına bürûdet giren hanım ve bey, dergâhın kendilerine mahsus yerine giderler, nasihat dinlerler, sıkıntılarından kurtulur ve huzurla ailelerine dönerlerdi. Bu dergâhlar, âdetâ bir rehabilite merkeziydi.
Bizim çocukluk yahut da gençlik zamanımızda, evden çıkarken kıza anne-baba tarafından şöyle denirdi:
kızım, bembeyaz gelinlikle bu evden çıkıyorsun. Hiç lekesiz yine bembeyaz bir kefenle girdiğin evden çıkacaksın.”
YanıtlaSilDamatlara;
“–Evlâdım! Hanımın sana Allâh’ın bir emânetidir. Ona karşı ne kadar hayırlı ve kerem sahibi olursan Allah katında o kadar hayırlı bir kul olursun.” diye telkin edilirdi.
Buna mukabil; gelinlere de aileler kendi kızları gibi davranır, onları incitmezlerdi.
Bugün ise maalesef bazı anneler;
“–Ben seni okuttum kızım. Nasıl olsa muhtaç değilsin. Onun için fazla yüz verme!” diyor. Bir çatırtı başlıyor.
Nefsânî arzular, âhireti unutturuyor.
Maalesef günümüz câhiliyyesi, âhiretsiz bir dünya istiyor.
Evlilik ise, hepsi uhrevî duygular olan; muhabbet, sadâkat, iffet, sabır ve ihtimam istiyor. (*)
_________________
(*) Erkam TV. Münir ARIKAN ile Aile Medeniyetimiz. Osman Nuri topbaş Hocaefendi
SON KALEMİZ: AİLE. Yüzakı dergisi
Son Ülkücüyü Kim öldürdüş
YanıtlaSilMuhsin Yazıcıoğlu Suikastının Perde Arkası
Genç Türkiye Cumhuriyeti'nin 'karanlıklara kurban verdiği' ne ilk isimdi, memlekette olup bitenlere bakınca görülüyor ki ne de 'en son' olacak Muhsin Yazıcıoğlu... 'Son ülkücü', 'Son reis' veyahut siyaset arenasının tecrübelilerinin tabiriyle; 'Muhsin Başkan...' Muhsin Yazıcıoğlu'nun 'kutsal bir ideal' uğrunda şekillenen hayatı yine 'zafere değil, sefere çıktığı siyaset yolculuğunda, henüz 55 yaşında son buldu.
"2 saniye sonrasına garantisi olmayan bir hayat yaşıyoruz. Böyle bir hayat için fırıldak olmaya değmez. Ben fırıldaklık istemem." cümleciği onun ölümünden hemen önce kamuoyuyla paylaştığı ve siyaset düşünen yeni nesillerin zihnine adeta 'mih gibi' çakılması gereken bir prensip olarak kayda geçti.
'2 saniye sonrasına garantisi olmayan' hayat mücadelesinde 'fırıldak olmak' yerine 'adam gibi adam olmayı tercih eden Muhsin Yazıcıoğlu, eğilip bükülmeden yaşadığı fırtınalı hayatını 'karanlık ellerin' harekete geçmeyi tercih ettiği 'fırtınalı bir dağ başında' milyonlarca insanın onun kurtulması için 'dua dua yalvardığı' saatlerde kaybetti.
Ardında yüzlerce cevaplanması gereken soru işaretleri bırakan Muhsin Yazıcıoğlu'nun yaşadığı kuşkulu helikopter kazası ve sonrasında 'ara(ma)ma, kurtar(ma)ma' çalışmaları sırasında yaşanan ihmaller zincirinin çarpıklıklarını ortaya koyan bu kitapta Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu Raporu'nda dikkat çekilen 'kuşkulu haller' irdeleniyor. TBMM'nin kazayı incelediği 'soruşturma raporu' analiz ediliyor. Kazayı soruşturan Cumhuriyet Savcısı'nın HSYK tarafından 'kınanmasına yol açan 'evlere şenlik soruşturma' dosyasının izini sürüyoruz kitapta.
Siyaset arenasına çıktığı ilk günden bu yana tek başına yürüyen 'ülkünün yalnız alpereni' Muhsin Başkan'a 'Kanlıçukur'da düzenlenen 'kanlı suikastin' sır perdesi bu kitapla aralanıyor.
Son Ülkücüyü kim Öldürdü?
YanıtlaSilSneltilen soruyu cevaplarken söylediği şeyler gerçekten de nin yaşandığı günden bu yana hiç dillendirilmeyen pek yeni detay barındırıyordu.
Dilipak, Yazıcıoğlu'nun helikopterinin düşmediğini, karlı ze- esert iniş yapmak zorunda olduğunu belirtiyor ve "Helikop- gelen bir tim Yazıcoğlu'nu infaz etti. Bu işin içinde Ameri- Ingiltere ve siviller var. Muhsin Başkan sağ olarak 2 rekât maz kıldıktan sonra infaz edildi" diyordu.
Haberin yayına verilmesinden birkaç dakika sonra Türkiye açıklamalarla sarsıldı. İşte Abdurrahman Dilipak'ın, Yazıcı- u'nun 'öldürüldüğüne ilişkin' açıklamalarının tam metni;
"Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikoptere binmeden önce aradığı gazeteci var. O benim. Bir hafta İstanbul'da havaalanının rada bir otel var. Otelde karşılaştık. Dedim; 'Bak başkan, biz Eu dünyada yaptığımızın hesabını vereceğiz ama yapmamız erekirken yapmadıklarımızın da hesabını vereceğiz. Söyledi- mizin hesabını vereceğiz, söylemediklerimizin de hesabını vereceğiz. Sen bazı şeyler biliyorsun, ben bilmiyorum. Ben bil- diklerimi sana anlatabilirim ama senin de bana anlatman gere- br. Onümü görmüyorum, bak mayınlı tarlada yürüyorum. Yarın başıma bir iş gelirse mesulsün' dedim.
Ne biliyorum ki?' dedi. Bende dedim ki; 'Senin bildiklerini yamda görsem, dudağım uçuklardı' dedim. Güldü. 'Konuşu- z dedi. Bu onun içine bir dert olmuş. Helikoptere giderken, Maraş'a gidiyor, ben de Maraşlıyım. Aradı dedi ki; 'Dilipak' de- Konuşmamız lazım' dedi. 'O zaman' dedi, 'Ben Maraş'tan oneyim, sen de Antep'den dön. Buluşalım. Konuşmamız ge- reken şeyler var
Ölümden ne korkarsın, Korkma ebedi varsın.
YanıtlaSilÖte yandan nifakın siyasî, iktisadî ve sosyal alanlarda kendini gösterdiğini ortaya koyan, casusları ve bazı gizli teşkilâtları münafık olarak değerlendiren araştırmacılar da vardır (Abdülhalim Hifnî, s. 100-149, 229).
YanıtlaSilHIV/AIDS TÜRKİYE'DE KATLANARAK ARTIYOR
YanıtlaSilHIV Enfeksiyonu Derneği Yönetim Ku- rulu Üyesi Prof. Dr. Dilek Yıldız Sev- gi, "(Türkiye'de) Her yıl ortalama 3 bin ila 5 bin kişi HIV enfeksiyonu tanısı alı- yor. Ülkemizdeki vakaların yüzde 82'si erkek, yüzde 18'i kadın, yaklaşık yüzde 16'sı da yabancı uyruklu kişiler. Yaş ola- rak da daha çok genç yaş grubu, 25 ila 35 yaş arasında." dedi.
Hz. ALİ -RADIYALLAHU ANH-IN KIYMETLİ SÖZLERİ
YanıtlaSil* Kişi, dili altında saklıdır, konuşturunuz zaman kıyme- tinden neler kaybettiğini anlarsınız.
* Dünya bir cîfedir, leştir. Ondan birşey isteyen köpek- lerle dalaşmaya dayanıklı olsun.
* Kul ümidini yalnız Rabbine bağlamalı ve yalnız günah- ları kendisini korkutmalıdır.
* İnsanlar arasında Allah'ı en iyi bilen, O'nu çok seven ve tam ta'zim edendir.
* İlimsiz yapılan ibadette, anlayış vermeyen ilimde, te- fekküre götürmeyen Kur'ân-ı Kerîm okumakta hayır yoktur.
* İyilik bilmez birisi de olsa, sen iyilik yap! Zira o, mukabi- linde teşekkür edene yapılan iyilikten mizanda daha ağır gelir.
* Edep aklın sûretidir.
* Alim ölse de yaşar, cahil yaşarken ölüdür.
* Bana bir harf öğretenin kölesi olurum.
* İnsanın kıymeti, yaptığı iyiliklerle ölçülür.
* Kalbin şifâsı Kur'ân-ı Kerîm okumaktır.
YANITLASİL
yuksel31 Ocak 2024 21:51
ISLAM KAHRAMANLARI
• İnsanlara önce hakkı öğretiniz. Onu öğrenen batil
tanır. * İnsanı layık olmadığı yere koymak zulümdür.
• Hakk'ı tanıyan Hak ehlini de kolayca anlar. Önce bâtil öğrenen, Hakk'ı güç tanır.
*Sen babanın hakkına riayet edersen, oğlun da senin hakkına riayet eder.
• Cimri insan, dünyada fakirler gibi yaşar, ahirette de zenginler gibi hesaba çekilir.
* Dostlarının kalbini kırmakla, düşmanlarının arzularını yapmış olursun.
* Himayen altındakilere iyilik yapmak istersen, onlara terbiye ve edep öğret.
* İki şey aklı ve tedbiri bozar, biri acele etmek, biri de olmayacak şeyi istemek.
* Kanaat eden aziz, açgözlülük yapan zelil olur.
* Nasihati reddeden, rezalet bulur.
* Kişinin verene teşekkür etmesi, nimetinin artmasına sebep olur.
* Ölümü unutmak, kalbin paslanmasındandır.
* Oburlukla sağlık bir arada bulunamaz.
* Mes'ud insan başkasından ibret alandır.
*Kişinin kendisini beğenmesi, aklının zayıf olduğuna delalet eder.
58
* Hakiki dost, sıkıntı zamanında imdada yetişendir
YANITLASİL
yuksel31 Ocak 2024 21:52
ASR-I SAADET'TEN
* Lüzumsuz şeylerin peşinde koşan, lüzumlu şeyleri ka- çırır.
• İnsanın namaz hususunda tembellik göstermesi, îman zayıflığındandır.
* Sabır kederlere perde, tehlikelere karşı yardımcıdır.
* Öldükten sonra yaşamak isterseniz, ölmez bir eser bırakınız.
* Her fenalıktan uzak kalmanın yolu, dili tutmaktır.
* İktisat az şeyi çoğaltır, israf çok şeyi azaltır.
* Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras, ilim gibi şeref olmaz.
İnsanlığın kurtuluşu faizin kaldırılması, zekâtın yerine getiril mesindedir. (S.) 649:Lemaat
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 22:33
İnsanlar kendi idarecilerinin yolundadır. (Mn.) 33.
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 22:53
8.Asirda İngiliz Kralı Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazarak para bastırmış.
Akra Fm.
Günün sohbeti
Prof Dr Mahmud Esad Coşan
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 23:36
Türkiye Cumhuriyeti de paranın üstüne Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazmalidir.
Cennet ehli Cennete Cehennem ehli de ateşe girdiklerinde, ölüm (bir koç şeklinde) Cennetle Cehennem arasında bir yere getirilir ve kesilir. Sonra bir münadi şöyle nida eder: "Ey ehli Cennet, ebedilik var ölüm yok. Ey ehli nar, ebedilik. Ölüm yok." Bunun üzerine Cennet ehlinin sevinç üzerine sevinçleri artar. Cehennem ehlinin ise hüzünleri üzerine hüzünleri artar.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 51 / No: 9
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel20 Şubat 2024 16:30
Ümmetimi Benden sonra öyle fitneler kaplayacak ki, o fitnelerde insanın vücudu gibi kalbide ölür.
Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 346 / No: 5
Ramuz El-Ehadis