Bediüzzaman Sa'îd Nursî, Sirr-1 Innâ A'taynâ, Basılmamış Osmanlıca Mustafa Kemal'in 30 Eylül 1911'de Kudüs Kamenitz Oteli'nde yahudi Eliezer B Yehuda'nın oğlu Itamar Ben-Avi ile sohbeti: Mustafa Kemal: "SABETAY SEV soyundan geliyorum. Kendisine hayranım. Keşke bu dünyadaki bütün Yahudile onun mesihliği altında birleşse.."
Hicri 9. yılda Tebuk Seferi dönüşünde Medine'ye gelen Sakif kabilesi elçileri, Medi- ne'de kaldıkları süre içinde mescidde Hz. Peygamberin yakın alakasına mazhar ol- muşlardı. Sonunda müslü- man oldular. İslâm'ı öğrendi- ler. Ancak arkalarında bi- raktiklan kabilelerinin, ken- dilerini anlayışla karşılaya- caklarından kuşkuluydular. Hz. Peygamber'den ilginç is- teklerde bulundular. Bunlar arasında bir-iki tanesi vardı ki gerçekten pek dikkat çeki- ciydi. Dediler ki:
- Bizi namaz kılmaktan muaf tut?.. Hz. Peygamberin cevabı çok kesindi:
-"Namazsız dinde hayır yoktur."
Pek tabii, namazsız din- darlıkta da hayr olmazdı.
- Kabilemiz dışından biri- ni bize âmir tayin etme! dedi- ler. Hz. Peygamber, kabul buyurdu. İçlerinde bulunan ve yaşça en küçükleri olan ve fakat Islam'ı öğrenmekte pek gayretli davranan Osman Bin Ebi'l-As't onlara imam ve vall yaptı.
- Lat putumuza üç yıl do
kunmal dediler. Hz. Peygam
Der kabul etmedi.
Yine kabul etmedi.
- Bir yıl dokunmal dediler, Hz. Peygamber bunu da ka bul etmedi.
- Biz döndükten sonra bir ay olsun bizimle kalsın, dedi ler. Resûl-i Ekrem Efendimiz onu da kabul etmedi. Lata süre tanımadı. Putlara mü samaha olunamayacağını ortaya koydu. Tevhid yur- dunda putun ne işi vardı?... Yeniden şekillenen İslâm yurdunda puta yer yoktu. Efendimizin kararlılığını gö rünce;
- Bäri onu bize, kendi elle- rimizle kırdırtma. Onun yı kım işini sen üstlen dediler
Hz. Peygamber:
- "Olur, ben onu ortadan kaldırtırım" buyurdu.
Elçilerin Medine'den ayrı- hışından iki-üç gün sonra Hz. Peygamber, Ebu Sufyan ile yine bir Sakifli olan Mugire bin Şu'be'yi Lat'ı ortadan kaldırmakla görevlendirdi. Onlar da bunu büyük bir gösteri halinde, bütün Sakif halkının gözü önünde parça- layıp yok ettiler.
20. yüzyıl istihbarat çalışmalarının önemli bir alanı da stratejik sürpriz oldu. 19. yüzyılın sonunda demiryollarının ve buharlı gemilerinin kullanılmaya başlanması kitlesel orduların seferberliğini ve taşınmasını kolaylaştırdı ve dünya savaşları or- taya çıktı. 20. yüzyılda ise teknolojik sürpriz savaş alanlarının en önemli sürpriz şekli oldu. Teknolojik sürprizler iki kategoriye ayrılabilir. Bunlardan ilki atom bombası gibi büyük bir sistemin gizlice geliştirilmesidir. Bunu tespit etmek oldukça zordur. İkinci kategoride ise yeni bir silah sisteminin savaş alanına getirilmesidir. Çok üstünlüğü olan yeni bir tankın durdurulamaması buna bir örnek olabilir. Gele- ceğin savaşlarında da teknolojik sürpriz ve aldatma önemli rol oynayacaktır. 21 yüzyıla kadar stratejik sürpriz için en büyük endişe konusu bir hasım bir devleti- ordularını gizlice mobilize etmesi idi. Bugün teknoloji sayesinde hem birlikleri konsantre hale gelmesi hem de silah sistemlerin konuşlanması çok daha kısa sür de yapılabilir bir hale geldi.
4974- Kim Allah'in gazabını mucip olan hususlarla insanları hoşnut ederse, Allah daima onu onlara muhtaç kılar. Bir kimse de nası gücendirmek pahasına Allah'ı hoşnut ederse insanların kötülüklerine karşı, Allah ona kâfi gelir.
4975- Bir kimse halkı nazar-ı itibara almadan Allah'ı hoşnut ederse, Allah ona kâfi gelir. Allah'ı gücendirerek mahlukatı hoşnut ederse, Allah o mahlukatı kendisine musallat eder.
4976- Kim bidat sahibini korkutursa, Allah onun kalbini emniyet ve iman ile doldurur. Kim bidat sahibini men ederse, Allah onu kıyametin çirkin manzarasından emin kılar. Kim bidat sahibini terslerse, Allah onun cennette bir derecesini yükseltir. Kim de onunla karşılaştığı zaman güler yüz gösterip yumuşak davranırsa, Muhammed'e indirileni istihfaf etmiş (hafife almış) olur. (Bidat sahibine Allah için buğzetmek vaciptir.)
٤٩٧٧ - مَنْ أُريدَ مَالَهُ بِغَيْر حَقَّ فَقَاتَلَ فَقُتِلَ فَهُوَ شَهِيدٌ رعب د ن ق ت صحيح عن ابن عمرو حم ٥ عن ابي هريرة
4977- Kimin malı elinden alınmak istenip de bu uğurda karşı tarafla çarpışırken öldürülürse o şehittir. ٤٩٧٨ - مَنْ اِزْدَادَ عِلْمًا وَلَمْ يَرْدَدْ فِى الدُّنْيَا زُهْدًا لَمْ يَرْدَدْ مِنَ اللَّهِ إِلَّا
بُعْدًا الديلمي عن على)
4978- Kim dünyada ilmini artırıp da zühdünü artırmazsa
Allah'tan daha da uzaklaşır.
-1151- Ramuz ul Ehadis Hadis Ansiklopedisi Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi 2.cilt.sy.1151.
Vatan hainlerini putlastirdilar kahramanlastirdilar Mustafa Kemal ve İnönü İslam dini oldurulecek Yahudiler ve masonlar Biz Turkleri savaşarak yenemiyecegiz, ancak İslam dininden çıkartarak yenebiliriz. Haim Naum Mustafa Kemal ve inonuyu dost bulmuş (İslam dinine dusman) ve böylece Turkiye Cumhuriyetin temelleri dinsizlikle....... (Lozan in gizli madde leriyle) istisna olarak Mustafa Kemal Atatürk ün gizli vasiyeti aciklanabilseydi Turkiye de her şey degisebilirdi (İsmet Bozdag 17 Ocak 1988 Nokta Dergisi.... atılmıştır.
Yavuz Sultan Selim İslam ülkelerinin fethinden sonra, bir gün veziri azam Piri Paşa'yı çağırır: «Piri lalam Allahir emri ile Misir'i feth eyledik, Hadim ul Haremeyn unvanı ile hu azzez olduk. Her gittiğimiz tarafta fetihler nasip oldu ve emri mize muhalefet edecek kimse kalmadı. Bu vazi yette devletin zevali ihtimali var mıdır, deyü buyurmuşlar, vezir de cevabında: Yüce cedlerinizin koydukları ka- nun ve kaideler icra olundukça bu devletin zeva- i muhaldir» der ve «evládlarınızın hilafeti zamanında akılsız veziri a'zam tâyin olunur; rüşvet kapıları açıla rak mansıplar ehline verilmez; devlet işlerinde kadınlarım hükmü yürürse o zaman bu devletin ihtilali mukarrer olur diye ilave eder.
a deve ya deveci ya üsdündeki hacı ölür: İlerisi için verdiğim sözden korkmuyorum, o zamana kadar şartlar değişebilir. Bu gadar borcun altına nası(l) giriyo(rsu)n; garkmuyon mu diyene cuvap
zır bizinkinden: N'ediyim, ya deve ya deveci ya üsdündeki hacı (ölür).]
Yağınan yavşan yenir: Yemeğe lezzeti yağ verir.
Ne bu beyle sası sası. Içcık yağ atar adam bunun içine be! Duymadın mı heç ebemden ya(g)ınan yavşan yenir, deyin.]
Yağmır ya(g)sa gış de(g)el mi / Kişi halını bilse hoş de(g)el mi : Her şeyin, her kişinin bir özelliği, bir niteliği vardır. Bunu, başka türlü göstermeye kal- kışmak boştur. Kişinin davranışları, kendi durumuna uygun olmalıdır.
['Ya(g)mır ya(g)sa gış de(g)el mi / Kişi halını bilse hoş de(g)el mi' ay o(ğlum. Ne senden benim çekece(g)im len! Halına yanmayıp Hasan Dağı'na oduna gediyor(rsu)n eyle ay o(g)lum!]
Yalınız öküz çifte goşulmaz : Birlikten kuvvet doğar. Çok kişiyle yapılacak işler, bir kişiye yüklenemez.
[Yalınız öküz çi(f)te goşulmaz. Sahab olun birbirinize dosta düşmana garşı.]
Öte yandan nifakın siyasî, iktisadî ve sosyal alanlarda kendini gösterdiğini ortaya koyan, casusları ve bazı gizli teşkilâtları münafık olarak değerlendiren araştırmacılar da vardır (Abdülhalim Hifnî, s. 100-149, 229).
Evliyanın bazı keşiflerinin bazan hakikata zıt çıkması. (S.) 303: 24. Söz 2. dal aliyanın bir kısmı niçin tevhidde ileri gitmeşler? (S.) 303:24. Söz 2. dal
Evliyanın bir nevi garibi olan abdalların bir anda çok yerlerde görünmesi, (S.) 462:28. Söz
Evliya nın ilhamı bazı arızalarla hatalı olabilir, gerçeğe zıt çıka-
bilir. (S.) 308:24. Söz 3. dal 5. asıl
Evliya iman esaslarında ittifak etmiştir. (S.) 303:24. Söz 2. dal Byliyanın kabirleri manay-i ismiyle ziyaret edildi. (M.) 355:28. Evliyanın kerâmeti haktur. (S.T.Ten) 165:28. Lem.) 165.
Mektup, 6. mes. 4. nük.
Evliyaların keşiflerinin birbirine zıt çıkması. (S.) 303:24. Söz 1. dal Evliyaya mânây-i ismi ile bakılmamalıdır. (H.Ş. 2. Zey. 2. kıs.) 145. Evliyanın meleklerle ve cinlerle görüştüp konuşmaları. (M.) 158: 19. Mektup, 14. işâret, 2. şube
Evliyaya meşru muhabbetin uhrevî mükafaatı. (S.) 592:32. Söz 3. mev. 2. mebhas, 6. işaret
Evliyaya meşrû muhabbetin dünyevî neticesi. (S.) 588:32. Söz
Hızır'ın (a.s.) hayatına yakın hayata mazhar evliyalar vardır. (B.L.) 180.
Kırk günde bir gün ekmek yiyen evliya burcunda. (B.L.) 9. Nübüvvetin velâyete üstünlüğü. (L.) 30:4. Lem'a 4. nükte
Vedûd ismine mazhar bir kısım evliya, Cenneti istemeyip Al lah'ın sevgisini istemişler. (S.) 571:32. Söz 2. mev. 3. mak. 4. rem Yüz yirmi dört bin evliya. (S.) 110:10. Söz zeylin 5. parças (S.) 131:13. Söz 2. makam
FIHRIST/2 Bir Hazinenin Anahtarı Risale-i Nur Kulliyati Fihrist ve İndeksi İsmail Mutlu sy. 201
Ölümü unutan kimseye de Allah üç türlü belâ verir:
1- Tevbeyi sona bırakmak, mesela: «Daha vakit var, benim gençliğim var>> diyerek tevbeyi te'hir eder,
2 - Dünyaya karşı hırsı ve tamah'ı fazlalaşır. Halbuki: <> diye tenbihlerde bulunulmuştur.
3 - Dini görevlerini işlemekte üşenme hâsıl olur ki; (1) bu işin
kotülüğünü anlatmak mümkün değildir.
YANITLASİL
yuksel16 Kasım 2023 00:37 O zat - Ey kardeşlerim! Size Allah'ı And veriyorum, sakın ölümü hatırı- nızdan çıkarmayınız, o teşkilatları bozar, kardeşi kardeşten, karıyı ko- cadan ayırır, canından sevgili mallarını, sevmediği kimselere terketti- rir, yavrularınızı öksüz kor, gülen yüzleri ağlatır, gözleri yaşlarla dol- durur, toplumları dağıtır, mâmûrları virân eder, nâzenîn vücûdları topraklarda çürütür. Ey kardeşlerim! Yere düşeceğiniz günü düşünün, mezara gireceğiniz saatı aklınıza getirin, kabre gireceğiniz dakikaları, kabre girip yanınıza gelecek olanı tefekkür ediniz.
(1) Onlardan biri: Hacca gitmektir.
Mükellef bir Müslümanın, haccın Nisabı tahakkuk eder etmez, hac yoluna yürümesi lazımdır. Bunun tehiri vähi işlerden dolayı ise durumun sonu korku- ludur. Geriye bırakmak doğru değildir.
Denilmiş ki: Dînî görevleri geriye bırakmak; bir dert ve hastalıktır, çok kimselerde bu hal bulunur. Namaza üşenenlerin başlarının taşlarla ezileceğini İmam-ı Buhârî bir hadisinde anlatmıştır. Bunun şüphesiz şakası yoktur. Bir de amamen terkedenin halini düşünelim :
YANITLASİL
yuksel16 Kasım 2023 00:38 Yumuşak döşekleri beğenmiyen kibarlar, kobindustane birakila
ğınınkumaka getirin. Dunya yüzünde, toprak bheale, her bir in
Her bir yemeği beğenmezken, yarın, mezarda yatacak, yılan ve çiyanı
Hendaşı olacak, ağzı topraklarla dolacak, dunyayı seyrederek renk
tenmiyen gözler yarın toz- toprak dolacak. Evlerinin üstüne örtü
ğenmezken; yarın taşlar örtü olacağını, otlar, ağaçlar biteceğini un
mayınız, taşın toprağın üzerinde yatacağınızı unutmayınız ey k
deşlerim.
Bu konuda insanlar ikiye ayrılır:
1 Birincisi; erbâb-ı saadettir. Bunlar, salih amellerle meşgul on muşlar, işlerini öylece düzene koyup, doğru yolda yürümüşlerdir. He Kur'ân-ı Kerîmi okumakla meşgul olanlara, veya Kuran okunurke can vermiş olanlara, değer biçilmez üstünlükler hazırlanmıştır.
2- İkincisi, kötü işlerle meşgul iken ölmüş olan tevbesizlerdir. İ te dert, bela bunların başlarında toplanır. Kabirde, toprakda, yanın geleceklerin hepsi onun düşmanlarıdır.
Mezarına girenin yanında bulunacak olan, onun dünyada işleml olduğu ameli iyi - kötü tecessüm ederek onu karşılayacaktır. Bu düşün celer üzerine bazı büyükler şunları söyliyerek halkı ikaz etmek istemiş lerdir:
Ey mal yığanlar ey binalar kuranlar, sizin malınız ancak kesen dir, yoldasımz, gözlerimizi açım!
Ey malcılar! Malınız sizi ölümden kurtarabilecek mi? Ahirete on- dan bir şey götürebilecek misiniz? Hayır, hayır... Belki sen o yığdığ nesneyi senin sevmediklerin ve seni hayır ile anmıyacak kimseler içim yığdın. Cezasını sen çekeceksin, zevkini onlar tadacak. Bakmıyor mu sun, dünyadan kefenden başka şey götüreni görüyor musun?
YANITLASİL
yuksel16 Kasım 2023 00:41 SÖNMEZ NEŞRİYAT A. S. YAYINLARI: UMUMİ NES, No: 23 KUR'AN ve HADIS ILIMLERİ: HUSUSI: No
AHİRETE GİDEN YOL
(KEŞF-ÜS SÜTÜR)
Ali Rıza ALTAY Denizli Merkez Vaizi
d
11
sönmez
Cağaloğlu Şeref Efendi Sokak No. 13
İSTANBUL-1969 sy. 19,20.
YANITLASİL
Yorum Gönder Bu blogdaki popüler yayınlar İman Mayıs 04, 2023 DEVAMI Meric Tumluer Said Nursi Mayıs 04, 2023 DEVAMI Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti Mayıs 04, 2023 DEVAMI Blogger tarafından desteklenmektedir Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL Vasiyet ve mustafa PROFİLİ ZİYARET EDİN Arşivleme Kötüye Kullanım Bildir
Eden bulur bir dilenci eden bulur der dururmuş. Kötü bir kadın bu dilenciye kızarmış. En sonunda ekmek içine zehir koyarak dilenciye vermiş. dilenci zehirli ekmeği alarak yola koyulmuş. Bir gölgelikte dinlenmek için oturmuş. O sırada bir askerliğini yeni bitirmiş bir genç gelmiş. dilenci çok acıktıgini görünce ekmeği gence vermiş. Genç Ekmeği yiyerek yola koyulmuş Bir evin önüne gelince zehirli ekmeği yediği için ölmüş. Kötü kadın kapıyı aç sa zehirli ekmekle birlikte oğlunun öldüğünü görmüş. Akra Fm. Sirca köşk.
Allah teälayı insanoğlu aklı ile elbette hakkıyla blemez. Bir halıkı var, läkin nasıldır Görülmeyen Mayin bilinmesi de muhakkak ki çok müşküldür. Bu un için hemen hemen her kavim ve millet aklının erdiği kadar çesitli putlar icad etmişler, her birisi- ne de hälıkı andıran birer isim vermişler. Tabil ki bunlann hepsi de bâtıl fikirler. Bunların karşısına önce İbrahim aleyhisselâm
cikmis. Babası put imâlcisi olan İbrahim peygam ber çocukluğunda bu putları satarken: "satana ve alana ne faydası ne de zarırı olan ilahlar" diye sotarmış. Bir gün putperestlerin kiliselerindeki bü Un putları kırıp, baltayı da büyük putun boynuna asmis. Sordukları vakit ise "Balta kimin boynun da ise ona sorun demiş. Onlar da "Bu putlar ko nusur mu?" deyince, "Siz ne de budala insanlarsınız ki, bu faidesiz, kendi ellerinizle yap- tığınız taştan, ağaçtan, altun ve gümüşle süsledi ğiniz putlara tapıyorsunuz" diyerek anları tapiyorsunu susturmus. Fakat insanoğlu bu hatalarını bildikle nhalde o putları için Ibrahim aleyhisselamı, yak maya karar vermişler. Malüm olan o hädise bizim Urfa şehrinde vukubulmuş. O ates mahallinde bu pin sular kaynamakta, ateşe ahldığı yerde, jeh in yüksek kısmında minareye benzer rada durmakta ve bütün beyeriyete inlisal teşkil etmektedir. iki sütun halá bir nümüne- Lakin maalesef bugün halà o putlara tapan
dynale poucolour Kim bilir ne kadar
an var dünyada, her birisi çeşitli bahanelerle o
pularna baglıklarını izhar etmekten de çekin
şte bu putların çok do
çeşitleri vardir
Mase
paralar, mallar, servetler, sehvet, nehin arzu
ve emial Bunların en korkunas alon
Malümdur ki pislikler iki kısımdırı Birisi görü nen, bilinen maddi pisliklerdir, diğeri ise görünme yen, månevi pisliklerdir. Maddi olanlar insan ve hayvan pislikleriyle beraber, bir de şarap ve do muz hayvanının kendisi gibi, her şeyiyle büyük ne casetlerden addedilenler. Bunlardan kurtulmak mânevi necasetlere nazaran çok daha kolaydır. Çünkü yıkanması halinde bunlardan temizlenmesi mümkündür.
Fakat månevi necasetler ki, bunlar alışılan gü nahlarla birlikte, gaflet, inançsızlık, kibir, gadab, ucüb, hased, hirs, sehvet, kin ve emsolidir. Duçak güzel görünür, fakat içi berbat, bunlan ne kadar yıkasanız da su ile temizlemek mümkün değdir Bizim ecdadımız "Bunlan teneşir temizler de mister. Bu huylara müptelő olanlardan siah, nels edenler pek nadirdir. Insanlarda hakiki insanlık
Müslümanlarda ise hakiki Müslümanlık bu kötü
huylardan kurtulmadıkça tam manasıyla olmas Oyle ise her Müslümana, her insana lazım ve layık olan odur ki, kendisini moddi pisliklerden kur larsın. Ancak bu üzerine nosil borç ve manevi pis liklerden kurtulmaya çalışması da bylece vazifelerindendir Sahabe i güzin ridvanullahi tešla aleyhansen main hazeratı, Resülüllah sellöllahü aleyh
ve se
huzurlarında bulunmak
lem Hazretleri'r
nin
sohbetlerini dinlemek suretiyle maddi, manevi b
tun pisliklerden tamomiyle ananas olimlarivia,
tün Müslümanlara hatta bütün insanliga nümü
olmuşlardır. Blahore Müslümanlar Resah se
Efendimiz den uzaklaştıkça ve o güzel huylar
rer birer kaybolmaya başlayınca tarikator m
dana gelmes Maksat hep a Resülüli
zamanındaki güzel hayatı tekrar canlanamp
dini begenmek pek büyük bir beladir Mamamaya colmak, insanion madd
Gerek tasavvuf kitaplarından ve gerekse mu e söylenmiş olan sözlerden anlıyoruz ki, blemi, vücudunun iç kısmı gibi, anın iç alemi, daha fazla ve hatta on- daha mühimdir. Hepimizce má olduğu gibi, mesela, insanın dış a'zosinga hangi birisine bir arıza olsa, bu her ne kadar noksanlık ise de, yine insan pek <a'la yaşayabi veläkin, iç alemin a'zalarında
azallah bir noksan olursa, o zaman yaşamak nianı da kalmadığı cümlenin ma'lumudur. Iste tipki bunun gibi, insanın gönül ålemi, rú kalbi, aklı, fikri, dimáğı, irádesi bozulursa, bü bir feläket olur.Isin sonu nereye varır artık onu tasavvur ediniz. Çünkü, vücüdun ister dis, ister çuzuvlarında vāki olacak bozukluk sebebiyle ni hayet iş ölümle biter. Kişi imanla göçmüsse ahirette chata erer. Ama iç alemi, månevi hayatı hastalı düçar olursa ahirette ebedi azaba uğrar.
to Bunların sıhhatlarının muhafazası hususunda büyüklerimiz çok gayretler sarf etmişler, bu me panda az yemek, az içmek, az uyumak ve kaná akár bir yaşayışa rıza gösterip, hemen bütün çlerini gönüllerinin ihyasına bağlamışlardır. Böy ece de, Muhammed s.a.s. ümmeti arasında isim leri bu günlere kadar (bütün erbabı yanında) nında) hürmetle anılmakta ve her gün ruhlarına Kur'an turları hediyye edilmektedir ki, bu onların daimi surette ahiret äleminde de ede terakkilerine ve yüksek derecelerine nail olmalarına vesile ve sebeb ol maktadır.
Şimdi, bir insana yetmez mi ki, öldükten son reda böyle salih amellerle anılıp, her gün Ze sevinçlere nail ola? Bu büyük mut töze là mutluluk ve bahtiyarlık değil midir? Bu sebebten biz insanlara düşen en büyük vazife, gönüllerimizi Mavlonen ra olacağı güzel bir gönül haline getirmektir
dan (ki 60 kadar sayarlar) işte bunlar ve emsble rinden iç ölemimizi son derece sakınmak ve korumak lazımdır. Bunların yerine makbul ve memduh olan güzel huylan (ki 60-70 kadar sayar lar) yerleştirmek, büyüklerin halleriyle hallenme ğe çok çalışmak lazımdır.
Mesela, kibrin yerine tevăzu, hasedin yerine gibta, riyanın yerine ihlás, ucubun yerine mahvi
yet, gazabın yerine hilim, hırsın ve tama'in yerine kana at, istihzanın yerine hoşgörü, tahkirin yeri ne saygı, şehvetin yerine sabir, hasisliğin yerine co mertlik, tefrikanın (ayrılık) yerine birlik, ittifak, sabırsızlığa tahammül, hayasızlığa karu iffet, gam sızlık, korkusuzluk, kanaatsizlik yerlerine havi has yet ve islami hususlara son derece alaka gösterilmesi kazanılmalıdır. İşte bunlar ve benze ri güzel huylar ve ahlaklar, hep o gönülün güzel
leşmesine ve olgunlaşmasına sebeb olur.
Bindenaleyh, insan ancak kendini bilip anlo dığı zaman insan olabilir. Iste cennet ve cemalul lahın müşahadesi, bu kadar mahlükatın içinden ancak imánla, ihlásla Allah'a dönebilen bahtiyor. lara nasibdir. Aynı zamanda Rabbını büyük ask ve muhabbetle seven; yoluna, can, bas, mal mulk, feda edebilen, mümtőz uluvve himmet sähipleri evliyalar, kämiller, sålihler, årifler gibi algun kul
larının nasibidir ki, onlar medär mihänmışdır. Hakk's bilmek insanın kendisini bilmesine bagh
ise de, Allah'ın kamil ve hala kullanından hummet almak suretiyle faydalanmal, inkan buldukça on ların hizmetlerine kopmak, hayır dağlanını sik, elbette insane onlar gibi yapabilir Görmez misin ki, bir demir partou bile, ham
soğuk hem de vert madde kan stayin cine kon
Onun için gönüle keder veren kötü huy ve ah laklardan, bahusus şeytanın bile kibir, hased, usyay beub, gazab hitom bide halimize gülere atihză, tahkir, grybet, nemime how howlik sobiruzhk, nomaz O demerkende Kondatsizlik, sehvet, tefrika terassi goms korkusuzluk
ve sõire gibi kötü
ve megstum huyter
duğu zaman noul onun gibi kıpkırma bir ates che
yor, hem de wyu değip punuşuyor. Onde
artk demirel
omy istedig kiligo
hesla ki bir insan hicbu vaka bir
sokobi Biyor
demurle
Insan iyi bir terbiyecinin alinde neden terbiyecial
Uluslararası Anlaşmalarda Bir Temel İlke Vardır: En Kuvvetli Daima En Haklıdır
Problem, Ortadoğu'da kulüp olmamasıdır. Çünkü süpergüçler Ortadoğu'da o kada işlerine geldiği şekilde düzen kuruyorlar ki, karıştırabilmek çok kolay, birini çıkartıp diğerini girdirmek çok basit. Çünkü topluma dayalı lider sayısı çok az Yüzde sekseni ordusuna ordusundan dolayı da ya Sovyetler Birliği'ne veya Amerika'ya dayanıyor.
Yetimlere mallarını verin, temizi pis olanla değişmeyin, onların mallarını kendi mallarınıza katarak yemeyin; zira bu büyük bir günahtır. (Nisa. 4/2)
KORUYUCU AİLE OLMANIN HÜKMÜ NEDİR?
İslam'ın ilk yıllarında eski geleneğin devamı olarak bir süre muhafaza edi- len evlatlık kurumu, Medine döneminde nazil olan "Allah, evlatlıklarınızı öz çocuklarınız (gibi) kılmamıştır." (Ahzab, 33/4) mealindeki ayetle kaldırılmış, ardından gelen ayette de evlatlıkların evlat edinenlere değil asıl babalarına nispet edilmesi emredilmiştir. Bunun tabii bir sonucu olarak evlatlığın ne- sebi, evlat edinene bağlanmaz, aralarında mahremiyet meydana gelmez ve mirasçılık ilişkisi doğmaz. Bununla birlikte evlatlık kurumu zaman zaman 'koruyucu aile' tarzında varlığını sürdürmüştür. İslam'ın evlatlık müessesesini kaldırması, yetim, öksüz ve kimsesiz çocuklarla ilgilenilmeyeceği anlamına gelmez. Çünkü İslam'a göre himayeye muhtaç çocuklara bakmak, onları beslemek, büyütmek büyük sevaptır ve bir insanlık ödevidir. Hz. Peygamber (sas), işaret ve orta parmağını göstererek "Ben ve yetimi himaye eden kimse cennette şöylece beraber bulunacağız." (Buhari, Edeb, 24) buyurmuştur
İnsanlığın kurtuluşu faizin kaldırılması, zekâtın yerine getiril mesindedir. (S.) 649:Lemaat
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 22:33 İnsanlar kendi idarecilerinin yolundadır. (Mn.) 33.
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 22:53 8.Asirda İngiliz Kralı Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazarak para bastırmış. Akra Fm. Günün sohbeti Prof Dr Mahmud Esad Coşan
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 23:36 Türkiye Cumhuriyeti de paranın üstüne Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazmalidir.
Cennet ehli Cennete Cehennem ehli de ateşe girdiklerinde, ölüm (bir koç şeklinde) Cennetle Cehennem arasında bir yere getirilir ve kesilir. Sonra bir münadi şöyle nida eder: "Ey ehli Cennet, ebedilik var ölüm yok. Ey ehli nar, ebedilik. Ölüm yok." Bunun üzerine Cennet ehlinin sevinç üzerine sevinçleri artar. Cehennem ehlinin ise hüzünleri üzerine hüzünleri artar. Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma) Sayfa: 51 / No: 9 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel20 Şubat 2024 16:30 Ümmetimi Benden sonra öyle fitneler kaplayacak ki, o fitnelerde insanın vücudu gibi kalbide ölür. Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma) Sayfa: 346 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSilبِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
Bismillahirrahmanirrahim
Elhamdülillah
Allahuekber
Subhanallah
Allahümmesallialaseyyidinamuhammed
Sallaahualeyhivesellem
Estagfirullah
Beş vakit namazı camide kılan Bismillahirrahmanirrahim demiş gibidir.
Ümmetim yıldızlara gidesiye kadar kıyamet kopmayacaktir
Bediüzzaman Sa'îd Nursî, Sirr-1 Innâ A'taynâ, Basılmamış Osmanlıca Mustafa Kemal'in 30 Eylül 1911'de Kudüs Kamenitz Oteli'nde yahudi Eliezer B Yehuda'nın oğlu Itamar Ben-Avi ile sohbeti: Mustafa Kemal: "SABETAY SEV soyundan geliyorum. Kendisine hayranım. Keşke bu dünyadaki bütün Yahudile onun mesihliği altında birleşse.."
YanıtlaSilSÜNNETTEN ÖLÇÜLER
YanıtlaSilPUTA MÜSAMAHA OLMAZ
Hicri 9. yılda Tebuk Seferi dönüşünde Medine'ye gelen Sakif kabilesi elçileri, Medi- ne'de kaldıkları süre içinde mescidde Hz. Peygamberin yakın alakasına mazhar ol- muşlardı. Sonunda müslü- man oldular. İslâm'ı öğrendi- ler. Ancak arkalarında bi- raktiklan kabilelerinin, ken- dilerini anlayışla karşılaya- caklarından kuşkuluydular. Hz. Peygamber'den ilginç is- teklerde bulundular. Bunlar arasında bir-iki tanesi vardı ki gerçekten pek dikkat çeki- ciydi. Dediler ki:
- Bizi namaz kılmaktan muaf tut?.. Hz. Peygamberin cevabı çok kesindi:
-"Namazsız dinde hayır yoktur."
Pek tabii, namazsız din- darlıkta da hayr olmazdı.
- Kabilemiz dışından biri- ni bize âmir tayin etme! dedi- ler. Hz. Peygamber, kabul buyurdu. İçlerinde bulunan ve yaşça en küçükleri olan ve fakat Islam'ı öğrenmekte pek gayretli davranan Osman Bin Ebi'l-As't onlara imam ve vall yaptı.
- Lat putumuza üç yıl do
kunmal dediler. Hz. Peygam
Der kabul etmedi.
Yine kabul etmedi.
- Bir yıl dokunmal dediler, Hz. Peygamber bunu da ka bul etmedi.
- Biz döndükten sonra bir ay olsun bizimle kalsın, dedi ler. Resûl-i Ekrem Efendimiz onu da kabul etmedi. Lata süre tanımadı. Putlara mü samaha olunamayacağını ortaya koydu. Tevhid yur- dunda putun ne işi vardı?... Yeniden şekillenen İslâm yurdunda puta yer yoktu. Efendimizin kararlılığını gö rünce;
- Bäri onu bize, kendi elle- rimizle kırdırtma. Onun yı kım işini sen üstlen dediler
Hz. Peygamber:
- "Olur, ben onu ortadan kaldırtırım" buyurdu.
Elçilerin Medine'den ayrı- hışından iki-üç gün sonra Hz. Peygamber, Ebu Sufyan ile yine bir Sakifli olan Mugire bin Şu'be'yi Lat'ı ortadan kaldırmakla görevlendirdi. Onlar da bunu büyük bir gösteri halinde, bütün Sakif halkının gözü önünde parça- layıp yok ettiler.
Latların. Uzza'ların sonu
hep aynıydı. Belki sadece gü
no ve saatı farklıydı... (Bk. Ibn
Stratejik Surpriz
YanıtlaSil20. yüzyıl istihbarat çalışmalarının önemli bir alanı da stratejik sürpriz oldu. 19. yüzyılın sonunda demiryollarının ve buharlı gemilerinin kullanılmaya başlanması kitlesel orduların seferberliğini ve taşınmasını kolaylaştırdı ve dünya savaşları or- taya çıktı. 20. yüzyılda ise teknolojik sürpriz savaş alanlarının en önemli sürpriz şekli oldu. Teknolojik sürprizler iki kategoriye ayrılabilir. Bunlardan ilki atom bombası gibi büyük bir sistemin gizlice geliştirilmesidir. Bunu tespit etmek oldukça zordur. İkinci kategoride ise yeni bir silah sisteminin savaş alanına getirilmesidir. Çok üstünlüğü olan yeni bir tankın durdurulamaması buna bir örnek olabilir. Gele- ceğin savaşlarında da teknolojik sürpriz ve aldatma önemli rol oynayacaktır. 21 yüzyıla kadar stratejik sürpriz için en büyük endişe konusu bir hasım bir devleti- ordularını gizlice mobilize etmesi idi. Bugün teknoloji sayesinde hem birlikleri konsantre hale gelmesi hem de silah sistemlerin konuşlanması çok daha kısa sür de yapılabilir bir hale geldi.
Bozdag'a göre Mustafa Kemal Atatürk ün gizli vasiyeti aciklanabilseydi Turkiye de her şey degisebilirdi.
YanıtlaSil17 Ocak 1988 Nokta Dergisi
sy. 26
4974- Kim Allah'in gazabını mucip olan hususlarla insanları hoşnut ederse, Allah daima onu onlara muhtaç kılar. Bir kimse de nası gücendirmek pahasına Allah'ı hoşnut ederse insanların kötülüklerine karşı, Allah ona kâfi gelir.
YanıtlaSil٤٩٧٥ - مَنْ أَرْضَى اللَّهُ بِسَخَطِ الْمَخْلُوقِينَ كَفَاهُ اللَّهُ مُوْنَةَ الْمَخْلُوقِينَ وَمَنْ أَرْضَى الْمَخْلُوقِينَ بِسَخَطِ اللَّه سَلَّطَ اللَّهُ عَلَيْهِ الْمَخْلُوقِينَ" (الخليلي عن عمر وبــــن
شعيب عن أبيه عن جده
4975- Bir kimse halkı nazar-ı itibara almadan Allah'ı hoşnut ederse, Allah ona kâfi gelir. Allah'ı gücendirerek mahlukatı hoşnut ederse, Allah o mahlukatı kendisine musallat eder.
٤٩٧٦ - مَنْ أَرْعَبَ صَاحِبَ بِدْعَةٍ مَلَأَ اللهُ قَلْبَهُ أَمْنًا وَايْمَانَا وَمَنْ انْتَهَرَ صَاحِبَ بِدْعَةٍ آمَنَهُ اللَّهُ مِنَ الْفَزَعِ الأَكْبَرِ وَمَنْ اَهَانَ صَاحِبَ بِدْعَةٍ رَفَعَهُ اللَّهُ فِي الْجَنَّةِ دَرَجَةً وَمَنْ لَآنَ لَهُ اذَا لَقِيَهُ تَبْشِيشًا فَقَدْ اسْتَخَفَّ بِمَا أُنْزِلَ عَلَى
مُحَمَّدٍ (كر عن ابن عمر)
4976- Kim bidat sahibini korkutursa, Allah onun kalbini emniyet ve iman ile doldurur. Kim bidat sahibini men ederse, Allah onu kıyametin çirkin manzarasından emin kılar. Kim bidat sahibini terslerse, Allah onun cennette bir derecesini yükseltir. Kim de onunla karşılaştığı zaman güler yüz gösterip yumuşak davranırsa, Muhammed'e indirileni istihfaf etmiş (hafife almış) olur. (Bidat sahibine Allah için buğzetmek vaciptir.)
٤٩٧٧ - مَنْ أُريدَ مَالَهُ بِغَيْر حَقَّ فَقَاتَلَ فَقُتِلَ فَهُوَ شَهِيدٌ رعب د ن ق ت صحيح عن ابن عمرو حم ٥ عن ابي هريرة
4977- Kimin malı elinden alınmak istenip de bu uğurda karşı tarafla çarpışırken öldürülürse o şehittir. ٤٩٧٨ - مَنْ اِزْدَادَ عِلْمًا وَلَمْ يَرْدَدْ فِى الدُّنْيَا زُهْدًا لَمْ يَرْدَدْ مِنَ اللَّهِ إِلَّا
بُعْدًا الديلمي عن على)
4978- Kim dünyada ilmini artırıp da zühdünü artırmazsa
Allah'tan daha da uzaklaşır.
-1151-
Ramuz ul Ehadis
Hadis Ansiklopedisi
Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi
2.cilt.sy.1151.
Vatan hainlerini putlastirdilar
YanıtlaSilkahramanlastirdilar
Mustafa Kemal ve İnönü
İslam dini oldurulecek
Yahudiler ve masonlar
Biz Turkleri savaşarak yenemiyecegiz, ancak İslam dininden çıkartarak yenebiliriz.
Haim Naum
Mustafa Kemal ve inonuyu dost bulmuş (İslam dinine dusman) ve böylece Turkiye Cumhuriyetin temelleri dinsizlikle....... (Lozan in gizli madde leriyle)
istisna olarak Mustafa Kemal Atatürk ün gizli vasiyeti aciklanabilseydi Turkiye de her şey degisebilirdi (İsmet Bozdag
17 Ocak 1988
Nokta Dergisi....
atılmıştır.
Ölümden ne korkarsın, Korkma ebedi varsın.
YanıtlaSilYavuz Sultan Selim İslam ülkelerinin fethinden sonra, bir gün veziri azam Piri Paşa'yı çağırır: «Piri lalam Allahir emri ile Misir'i feth eyledik, Hadim ul Haremeyn unvanı ile hu azzez olduk. Her gittiğimiz tarafta fetihler nasip oldu ve emri mize muhalefet edecek kimse kalmadı. Bu vazi yette devletin zevali ihtimali var mıdır, deyü buyurmuşlar, vezir de cevabında: Yüce cedlerinizin koydukları ka- nun ve kaideler icra olundukça bu devletin zeva- i muhaldir» der ve «evládlarınızın hilafeti zamanında akılsız veziri a'zam tâyin olunur; rüşvet kapıları açıla rak mansıplar ehline verilmez; devlet işlerinde kadınlarım hükmü yürürse o zaman bu devletin ihtilali mukarrer olur diye ilave eder.
YanıtlaSila deve ya deveci ya üsdündeki hacı ölür: İlerisi için verdiğim sözden korkmuyorum, o zamana kadar şartlar değişebilir. Bu gadar borcun altına nası(l) giriyo(rsu)n; garkmuyon mu diyene cuvap
YanıtlaSilzır bizinkinden: N'ediyim, ya deve ya deveci ya üsdündeki hacı (ölür).]
Yağınan yavşan yenir: Yemeğe lezzeti yağ verir.
Ne bu beyle sası sası. Içcık yağ atar adam bunun içine be! Duymadın mı heç ebemden ya(g)ınan yavşan yenir, deyin.]
Yağmır ya(g)sa gış de(g)el mi / Kişi halını bilse hoş de(g)el mi : Her şeyin, her kişinin bir özelliği, bir niteliği vardır. Bunu, başka türlü göstermeye kal- kışmak boştur. Kişinin davranışları, kendi durumuna uygun olmalıdır.
['Ya(g)mır ya(g)sa gış de(g)el mi / Kişi halını bilse hoş de(g)el mi' ay o(ğlum. Ne senden benim çekece(g)im len! Halına yanmayıp Hasan Dağı'na oduna gediyor(rsu)n eyle ay o(g)lum!]
Yalınız öküz çifte goşulmaz : Birlikten kuvvet doğar. Çok kişiyle yapılacak işler, bir kişiye yüklenemez.
[Yalınız öküz çi(f)te goşulmaz. Sahab olun birbirinize dosta düşmana garşı.]
YANITLASİL
yuksel13 Kasım 2023 03:44
EMİRDAG AĞZINDA
ATASÖZLERİ ve DEYİMLER
Özcan Türkmen
sy. 361.
Öte yandan nifakın siyasî, iktisadî ve sosyal alanlarda kendini gösterdiğini ortaya koyan, casusları ve bazı gizli teşkilâtları münafık olarak değerlendiren araştırmacılar da vardır (Abdülhalim Hifnî, s. 100-149, 229).
YanıtlaSilEvliyanın bazı keşiflerinin bazan hakikata zıt çıkması. (S.) 303: 24. Söz 2. dal aliyanın bir kısmı niçin tevhidde ileri gitmeşler? (S.) 303:24. Söz 2. dal
YanıtlaSilEvliyanın bir nevi garibi olan abdalların bir anda çok yerlerde görünmesi, (S.) 462:28. Söz
Evliya nın ilhamı bazı arızalarla hatalı olabilir, gerçeğe zıt çıka-
bilir. (S.) 308:24. Söz 3. dal 5. asıl
Evliya iman esaslarında ittifak etmiştir. (S.) 303:24. Söz 2. dal Byliyanın kabirleri manay-i ismiyle ziyaret edildi. (M.) 355:28. Evliyanın kerâmeti haktur. (S.T.Ten) 165:28. Lem.) 165.
Mektup, 6. mes. 4. nük.
Evliyaların keşiflerinin birbirine zıt çıkması. (S.) 303:24. Söz 1. dal Evliyaya mânây-i ismi ile bakılmamalıdır. (H.Ş. 2. Zey. 2. kıs.) 145. Evliyanın meleklerle ve cinlerle görüştüp konuşmaları. (M.) 158: 19. Mektup, 14. işâret, 2. şube
Evliyaya meşru muhabbetin uhrevî mükafaatı. (S.) 592:32. Söz 3. mev. 2. mebhas, 6. işaret
Evliyaya meşrû muhabbetin dünyevî neticesi. (S.) 588:32. Söz
3. mev. 2. mebhas, 4. nükte
Evliyaların nefs-i emmareden şikayetleri. (K.L.) 175; (Ş.) 278: 13. Şua
Hızır'ın (a.s.) hayatına yakın hayata mazhar evliyalar vardır. (B.L.) 180.
Kırk günde bir gün ekmek yiyen evliya burcunda. (B.L.) 9. Nübüvvetin velâyete üstünlüğü. (L.) 30:4. Lem'a 4. nükte
Vedûd ismine mazhar bir kısım evliya, Cenneti istemeyip Al lah'ın sevgisini istemişler. (S.) 571:32. Söz 2. mev. 3. mak. 4. rem Yüz yirmi dört bin evliya. (S.) 110:10. Söz zeylin 5. parças (S.) 131:13. Söz 2. makam
FIHRIST/2
Bir Hazinenin Anahtarı
Risale-i Nur Kulliyati Fihrist ve İndeksi
İsmail Mutlu
sy. 201
Ölümü çok hatırlayıp anan kimseye üç şey verilir:
YanıtlaSil1- Günahdan tevbe etmek, - Rızıkda, kanaat etmek,
3- Tanrı'ya kulluk etmede içten istek ve aşk.
Ölümü unutan kimseye de Allah üç türlü belâ verir:
1- Tevbeyi sona bırakmak, mesela: «Daha vakit var, benim gençliğim var>> diyerek tevbeyi te'hir eder,
2 - Dünyaya karşı hırsı ve tamah'ı fazlalaşır. Halbuki: <> diye tenbihlerde bulunulmuştur.
3 - Dini görevlerini işlemekte üşenme hâsıl olur ki; (1) bu işin
kotülüğünü anlatmak mümkün değildir.
YANITLASİL
yuksel16 Kasım 2023 00:37
O zat - Ey kardeşlerim! Size Allah'ı And veriyorum, sakın ölümü hatırı- nızdan çıkarmayınız, o teşkilatları bozar, kardeşi kardeşten, karıyı ko- cadan ayırır, canından sevgili mallarını, sevmediği kimselere terketti- rir, yavrularınızı öksüz kor, gülen yüzleri ağlatır, gözleri yaşlarla dol- durur, toplumları dağıtır, mâmûrları virân eder, nâzenîn vücûdları topraklarda çürütür. Ey kardeşlerim! Yere düşeceğiniz günü düşünün, mezara gireceğiniz saatı aklınıza getirin, kabre gireceğiniz dakikaları, kabre girip yanınıza gelecek olanı tefekkür ediniz.
(1) Onlardan biri: Hacca gitmektir.
Mükellef bir Müslümanın, haccın Nisabı tahakkuk eder etmez, hac yoluna yürümesi lazımdır. Bunun tehiri vähi işlerden dolayı ise durumun sonu korku- ludur. Geriye bırakmak doğru değildir.
Denilmiş ki: Dînî görevleri geriye bırakmak; bir dert ve hastalıktır, çok kimselerde bu hal bulunur. Namaza üşenenlerin başlarının taşlarla ezileceğini İmam-ı Buhârî bir hadisinde anlatmıştır. Bunun şüphesiz şakası yoktur. Bir de amamen terkedenin halini düşünelim :
YANITLASİL
yuksel16 Kasım 2023 00:38
Yumuşak döşekleri beğenmiyen kibarlar, kobindustane birakila
ğınınkumaka getirin. Dunya yüzünde, toprak bheale, her bir in
Her bir yemeği beğenmezken, yarın, mezarda yatacak, yılan ve çiyanı
Hendaşı olacak, ağzı topraklarla dolacak, dunyayı seyrederek renk
tenmiyen gözler yarın toz- toprak dolacak. Evlerinin üstüne örtü
ğenmezken; yarın taşlar örtü olacağını, otlar, ağaçlar biteceğini un
mayınız, taşın toprağın üzerinde yatacağınızı unutmayınız ey k
deşlerim.
Bu konuda insanlar ikiye ayrılır:
1 Birincisi; erbâb-ı saadettir. Bunlar, salih amellerle meşgul on muşlar, işlerini öylece düzene koyup, doğru yolda yürümüşlerdir. He Kur'ân-ı Kerîmi okumakla meşgul olanlara, veya Kuran okunurke can vermiş olanlara, değer biçilmez üstünlükler hazırlanmıştır.
2- İkincisi, kötü işlerle meşgul iken ölmüş olan tevbesizlerdir. İ te dert, bela bunların başlarında toplanır. Kabirde, toprakda, yanın geleceklerin hepsi onun düşmanlarıdır.
Mezarına girenin yanında bulunacak olan, onun dünyada işleml olduğu ameli iyi - kötü tecessüm ederek onu karşılayacaktır. Bu düşün celer üzerine bazı büyükler şunları söyliyerek halkı ikaz etmek istemiş lerdir:
Ey mal yığanlar ey binalar kuranlar, sizin malınız ancak kesen dir, yoldasımz, gözlerimizi açım!
Ey malcılar! Malınız sizi ölümden kurtarabilecek mi? Ahirete on- dan bir şey götürebilecek misiniz? Hayır, hayır... Belki sen o yığdığ nesneyi senin sevmediklerin ve seni hayır ile anmıyacak kimseler içim yığdın. Cezasını sen çekeceksin, zevkini onlar tadacak. Bakmıyor mu sun, dünyadan kefenden başka şey götüreni görüyor musun?
YANITLASİL
yuksel16 Kasım 2023 00:41
SÖNMEZ NEŞRİYAT A. S. YAYINLARI: UMUMİ NES, No: 23 KUR'AN ve HADIS ILIMLERİ: HUSUSI: No
AHİRETE GİDEN YOL
(KEŞF-ÜS SÜTÜR)
Ali Rıza ALTAY Denizli Merkez Vaizi
d
11
sönmez
Cağaloğlu Şeref Efendi Sokak No. 13
İSTANBUL-1969
sy. 19,20.
YANITLASİL
Yorum Gönder
Bu blogdaki popüler yayınlar
İman
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Meric Tumluer Said Nursi
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Blogger tarafından desteklenmektedir
Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL
Vasiyet ve mustafa
PROFİLİ ZİYARET EDİN
Arşivleme
Kötüye Kullanım Bildir
Eden bulur
YanıtlaSilbir dilenci eden bulur der dururmuş.
Kötü bir kadın bu dilenciye kızarmış.
En sonunda ekmek içine zehir koyarak dilenciye vermiş.
dilenci zehirli ekmeği alarak yola koyulmuş.
Bir gölgelikte dinlenmek için oturmuş.
O sırada bir askerliğini yeni bitirmiş
bir genç gelmiş.
dilenci çok acıktıgini görünce ekmeği gence vermiş.
Genç Ekmeği yiyerek yola koyulmuş
Bir evin önüne gelince zehirli ekmeği yediği için ölmüş.
Kötü kadın kapıyı aç sa zehirli ekmekle birlikte oğlunun öldüğünü görmüş.
Akra Fm.
Sirca köşk.
Bir hastaya vardın ise Bir içim su verdin ise Yarın anda karşı gele Hak şarabın içmiş gibi
YanıtlaSilBir miskini gördün ise Bir eskice verdin ise Yarın anda sana gele Hak libasın biçmiş gibi
***
Bir kez gönül yıktınsa Bu kıldığın namaz değil Yetmiş iki millet dahi Elin yüzün yumaz değil.
***
Ben gelmedim dava için Benim işim sevi için Dostun evi gönüllerdir Gönüller yapmaya geldim. (Yunus Emre)
"Din kardeşinden bir cefa gördünse, onun bin vefası olduğunu hatırla... Çünkü iyilik, günaha karşı şefaatçi gibidir." (Mevlana)
Öyleyse, gelin kardeş olalım:
Gelin tanış olalım İşi kolay kılalım, Sevelim sevilelim, Dünya kimseye kalmaz
(Yunus Emre)
anadolu'nun gönül dili Yunus Emre
YanıtlaSilDIB YAYINLARI
RAMUZ'DAN SOHBETLER
YanıtlaSilMehmed Zahid KOTKU rh.a
Putların icadı
Allah teälayı insanoğlu aklı ile elbette hakkıyla blemez. Bir halıkı var, läkin nasıldır Görülmeyen Mayin bilinmesi de muhakkak ki çok müşküldür. Bu un için hemen hemen her kavim ve millet aklının erdiği kadar çesitli putlar icad etmişler, her birisi- ne de hälıkı andıran birer isim vermişler. Tabil ki bunlann hepsi de bâtıl fikirler. Bunların karşısına önce İbrahim aleyhisselâm
cikmis. Babası put imâlcisi olan İbrahim peygam ber çocukluğunda bu putları satarken: "satana ve alana ne faydası ne de zarırı olan ilahlar" diye sotarmış. Bir gün putperestlerin kiliselerindeki bü Un putları kırıp, baltayı da büyük putun boynuna asmis. Sordukları vakit ise "Balta kimin boynun da ise ona sorun demiş. Onlar da "Bu putlar ko nusur mu?" deyince, "Siz ne de budala insanlarsınız ki, bu faidesiz, kendi ellerinizle yap- tığınız taştan, ağaçtan, altun ve gümüşle süsledi ğiniz putlara tapıyorsunuz" diyerek anları tapiyorsunu susturmus. Fakat insanoğlu bu hatalarını bildikle nhalde o putları için Ibrahim aleyhisselamı, yak maya karar vermişler. Malüm olan o hädise bizim Urfa şehrinde vukubulmuş. O ates mahallinde bu pin sular kaynamakta, ateşe ahldığı yerde, jeh in yüksek kısmında minareye benzer rada durmakta ve bütün beyeriyete inlisal teşkil etmektedir. iki sütun halá bir nümüne- Lakin maalesef bugün halà o putlara tapan
dynale poucolour Kim bilir ne kadar
an var dünyada, her birisi çeşitli bahanelerle o
pularna baglıklarını izhar etmekten de çekin
şte bu putların çok do
çeşitleri vardir
Mase
paralar, mallar, servetler, sehvet, nehin arzu
ve emial Bunların en korkunas alon
Malümdur ki pislikler iki kısımdırı Birisi görü nen, bilinen maddi pisliklerdir, diğeri ise görünme yen, månevi pisliklerdir. Maddi olanlar insan ve hayvan pislikleriyle beraber, bir de şarap ve do muz hayvanının kendisi gibi, her şeyiyle büyük ne casetlerden addedilenler. Bunlardan kurtulmak mânevi necasetlere nazaran çok daha kolaydır. Çünkü yıkanması halinde bunlardan temizlenmesi mümkündür.
Fakat månevi necasetler ki, bunlar alışılan gü nahlarla birlikte, gaflet, inançsızlık, kibir, gadab, ucüb, hased, hirs, sehvet, kin ve emsolidir. Duçak güzel görünür, fakat içi berbat, bunlan ne kadar yıkasanız da su ile temizlemek mümkün değdir Bizim ecdadımız "Bunlan teneşir temizler de mister. Bu huylara müptelő olanlardan siah, nels edenler pek nadirdir. Insanlarda hakiki insanlık
Müslümanlarda ise hakiki Müslümanlık bu kötü
huylardan kurtulmadıkça tam manasıyla olmas Oyle ise her Müslümana, her insana lazım ve layık olan odur ki, kendisini moddi pisliklerden kur larsın. Ancak bu üzerine nosil borç ve manevi pis liklerden kurtulmaya çalışması da bylece vazifelerindendir Sahabe i güzin ridvanullahi tešla aleyhansen main hazeratı, Resülüllah sellöllahü aleyh
ve se
huzurlarında bulunmak
lem Hazretleri'r
nin
sohbetlerini dinlemek suretiyle maddi, manevi b
tun pisliklerden tamomiyle ananas olimlarivia,
tün Müslümanlara hatta bütün insanliga nümü
olmuşlardır. Blahore Müslümanlar Resah se
Efendimiz den uzaklaştıkça ve o güzel huylar
rer birer kaybolmaya başlayınca tarikator m
dana gelmes Maksat hep a Resülüli
zamanındaki güzel hayatı tekrar canlanamp
dini begenmek pek büyük bir beladir Mamamaya colmak, insanion madd
inetan molivena en büy
ennadir. Buna
denmektedir k
be
delaysiyle karell, olgun Hak
navını kazanmaya ya Maluman yet
yamani en böyük be lesat kaynağar Bu gayet etmek
sinde eriyip gidiyor
Allch teula hepimiمناوالي
RAMUZ'DAN SOHBETLER
YanıtlaSilMehmed Zahid KOTKU rh.a
Tasavvufun Hakikatleri
Gerek tasavvuf kitaplarından ve gerekse mu e söylenmiş olan sözlerden anlıyoruz ki, blemi, vücudunun iç kısmı gibi, anın iç alemi, daha fazla ve hatta on- daha mühimdir. Hepimizce má olduğu gibi, mesela, insanın dış a'zosinga hangi birisine bir arıza olsa, bu her ne kadar noksanlık ise de, yine insan pek <a'la yaşayabi veläkin, iç alemin a'zalarında
azallah bir noksan olursa, o zaman yaşamak nianı da kalmadığı cümlenin ma'lumudur. Iste tipki bunun gibi, insanın gönül ålemi, rú kalbi, aklı, fikri, dimáğı, irádesi bozulursa, bü bir feläket olur.Isin sonu nereye varır artık onu tasavvur ediniz. Çünkü, vücüdun ister dis, ister çuzuvlarında vāki olacak bozukluk sebebiyle ni hayet iş ölümle biter. Kişi imanla göçmüsse ahirette chata erer. Ama iç alemi, månevi hayatı hastalı düçar olursa ahirette ebedi azaba uğrar.
to Bunların sıhhatlarının muhafazası hususunda büyüklerimiz çok gayretler sarf etmişler, bu me panda az yemek, az içmek, az uyumak ve kaná akár bir yaşayışa rıza gösterip, hemen bütün çlerini gönüllerinin ihyasına bağlamışlardır. Böy ece de, Muhammed s.a.s. ümmeti arasında isim leri bu günlere kadar (bütün erbabı yanında) nında) hürmetle anılmakta ve her gün ruhlarına Kur'an turları hediyye edilmektedir ki, bu onların daimi surette ahiret äleminde de ede terakkilerine ve yüksek derecelerine nail olmalarına vesile ve sebeb ol maktadır.
Şimdi, bir insana yetmez mi ki, öldükten son reda böyle salih amellerle anılıp, her gün Ze sevinçlere nail ola? Bu büyük mut töze là mutluluk ve bahtiyarlık değil midir? Bu sebebten biz insanlara düşen en büyük vazife, gönüllerimizi Mavlonen ra olacağı güzel bir gönül haline getirmektir
dan (ki 60 kadar sayarlar) işte bunlar ve emsble rinden iç ölemimizi son derece sakınmak ve korumak lazımdır. Bunların yerine makbul ve memduh olan güzel huylan (ki 60-70 kadar sayar lar) yerleştirmek, büyüklerin halleriyle hallenme ğe çok çalışmak lazımdır.
Mesela, kibrin yerine tevăzu, hasedin yerine gibta, riyanın yerine ihlás, ucubun yerine mahvi
yet, gazabın yerine hilim, hırsın ve tama'in yerine kana at, istihzanın yerine hoşgörü, tahkirin yeri ne saygı, şehvetin yerine sabir, hasisliğin yerine co mertlik, tefrikanın (ayrılık) yerine birlik, ittifak, sabırsızlığa tahammül, hayasızlığa karu iffet, gam sızlık, korkusuzluk, kanaatsizlik yerlerine havi has yet ve islami hususlara son derece alaka gösterilmesi kazanılmalıdır. İşte bunlar ve benze ri güzel huylar ve ahlaklar, hep o gönülün güzel
leşmesine ve olgunlaşmasına sebeb olur.
Bindenaleyh, insan ancak kendini bilip anlo dığı zaman insan olabilir. Iste cennet ve cemalul lahın müşahadesi, bu kadar mahlükatın içinden ancak imánla, ihlásla Allah'a dönebilen bahtiyor. lara nasibdir. Aynı zamanda Rabbını büyük ask ve muhabbetle seven; yoluna, can, bas, mal mulk, feda edebilen, mümtőz uluvve himmet sähipleri evliyalar, kämiller, sålihler, årifler gibi algun kul
larının nasibidir ki, onlar medär mihänmışdır. Hakk's bilmek insanın kendisini bilmesine bagh
ise de, Allah'ın kamil ve hala kullanından hummet almak suretiyle faydalanmal, inkan buldukça on ların hizmetlerine kopmak, hayır dağlanını sik, elbette insane onlar gibi yapabilir Görmez misin ki, bir demir partou bile, ham
soğuk hem de vert madde kan stayin cine kon
Onun için gönüle keder veren kötü huy ve ah laklardan, bahusus şeytanın bile kibir, hased, usyay beub, gazab hitom bide halimize gülere atihză, tahkir, grybet, nemime how howlik sobiruzhk, nomaz O demerkende Kondatsizlik, sehvet, tefrika terassi goms korkusuzluk
ve sõire gibi kötü
ve megstum huyter
duğu zaman noul onun gibi kıpkırma bir ates che
yor, hem de wyu değip punuşuyor. Onde
artk demirel
omy istedig kiligo
hesla ki bir insan hicbu vaka bir
sokobi Biyor
demurle
Insan iyi bir terbiyecinin alinde neden terbiyecial
M. ALI BIRAND
YanıtlaSilUluslararası Anlaşmalarda Bir Temel İlke Vardır: En Kuvvetli Daima En Haklıdır
Problem, Ortadoğu'da kulüp olmamasıdır. Çünkü süpergüçler Ortadoğu'da o kada işlerine geldiği şekilde düzen kuruyorlar ki, karıştırabilmek çok kolay, birini çıkartıp diğerini girdirmek çok basit. Çünkü topluma dayalı lider sayısı çok az Yüzde sekseni ordusuna ordusundan dolayı da ya Sovyetler Birliği'ne veya Amerika'ya dayanıyor.
* Modern bilimle hesaplaşmak için İlk Sorular
YanıtlaSilAdnan TEKŞEN
Modern bilimin "kanunları" en iyi ihtimalle emsal olarak görülmediği takdirde Müslümanları oyalayıp durmaktan başka bir sonuç elde edilmeyecektir.
Modern Bilim, içinde doğduğu batı uygarlığının evrenselliğini ve üstünlüğünü empoze ettiği için emperyalizmin de anasıdır.
YanıtlaSilModern Bilim, içinde doğduğu batı uygarlığının evrenselliğini ve üstünlüğünü empoze ettiği için emperyalizmin de anasıdır.
YanıtlaSilİslam Aylık mecmua
AYET
YanıtlaSilYetimlere mallarını verin, temizi pis olanla değişmeyin, onların mallarını kendi mallarınıza katarak yemeyin; zira bu büyük bir günahtır. (Nisa. 4/2)
KORUYUCU AİLE OLMANIN HÜKMÜ NEDİR?
İslam'ın ilk yıllarında eski geleneğin devamı olarak bir süre muhafaza edi- len evlatlık kurumu, Medine döneminde nazil olan "Allah, evlatlıklarınızı öz çocuklarınız (gibi) kılmamıştır." (Ahzab, 33/4) mealindeki ayetle kaldırılmış, ardından gelen ayette de evlatlıkların evlat edinenlere değil asıl babalarına nispet edilmesi emredilmiştir. Bunun tabii bir sonucu olarak evlatlığın ne- sebi, evlat edinene bağlanmaz, aralarında mahremiyet meydana gelmez ve mirasçılık ilişkisi doğmaz. Bununla birlikte evlatlık kurumu zaman zaman 'koruyucu aile' tarzında varlığını sürdürmüştür. İslam'ın evlatlık müessesesini kaldırması, yetim, öksüz ve kimsesiz çocuklarla ilgilenilmeyeceği anlamına gelmez. Çünkü İslam'a göre himayeye muhtaç çocuklara bakmak, onları beslemek, büyütmek büyük sevaptır ve bir insanlık ödevidir. Hz. Peygamber (sas), işaret ve orta parmağını göstererek "Ben ve yetimi himaye eden kimse cennette şöylece beraber bulunacağız." (Buhari, Edeb, 24) buyurmuştur
Hz. ALİ -RADIYALLAHU ANH-IN KIYMETLİ SÖZLERİ
YanıtlaSil* Kişi, dili altında saklıdır, konuşturunuz zaman kıyme- tinden neler kaybettiğini anlarsınız.
* Dünya bir cîfedir, leştir. Ondan birşey isteyen köpek- lerle dalaşmaya dayanıklı olsun.
* Kul ümidini yalnız Rabbine bağlamalı ve yalnız günah- ları kendisini korkutmalıdır.
* İnsanlar arasında Allah'ı en iyi bilen, O'nu çok seven ve tam ta'zim edendir.
* İlimsiz yapılan ibadette, anlayış vermeyen ilimde, te- fekküre götürmeyen Kur'ân-ı Kerîm okumakta hayır yoktur.
* İyilik bilmez birisi de olsa, sen iyilik yap! Zira o, mukabi- linde teşekkür edene yapılan iyilikten mizanda daha ağır gelir.
* Edep aklın sûretidir.
* Alim ölse de yaşar, cahil yaşarken ölüdür.
* Bana bir harf öğretenin kölesi olurum.
* İnsanın kıymeti, yaptığı iyiliklerle ölçülür.
* Kalbin şifâsı Kur'ân-ı Kerîm okumaktır.
YANITLASİL
yuksel31 Ocak 2024 21:51
ISLAM KAHRAMANLARI
• İnsanlara önce hakkı öğretiniz. Onu öğrenen batil
tanır. * İnsanı layık olmadığı yere koymak zulümdür.
• Hakk'ı tanıyan Hak ehlini de kolayca anlar. Önce bâtil öğrenen, Hakk'ı güç tanır.
*Sen babanın hakkına riayet edersen, oğlun da senin hakkına riayet eder.
• Cimri insan, dünyada fakirler gibi yaşar, ahirette de zenginler gibi hesaba çekilir.
* Dostlarının kalbini kırmakla, düşmanlarının arzularını yapmış olursun.
* Himayen altındakilere iyilik yapmak istersen, onlara terbiye ve edep öğret.
* İki şey aklı ve tedbiri bozar, biri acele etmek, biri de olmayacak şeyi istemek.
* Kanaat eden aziz, açgözlülük yapan zelil olur.
* Nasihati reddeden, rezalet bulur.
* Kişinin verene teşekkür etmesi, nimetinin artmasına sebep olur.
* Ölümü unutmak, kalbin paslanmasındandır.
* Oburlukla sağlık bir arada bulunamaz.
* Mes'ud insan başkasından ibret alandır.
*Kişinin kendisini beğenmesi, aklının zayıf olduğuna delalet eder.
58
* Hakiki dost, sıkıntı zamanında imdada yetişendir
YANITLASİL
yuksel31 Ocak 2024 21:52
ASR-I SAADET'TEN
* Lüzumsuz şeylerin peşinde koşan, lüzumlu şeyleri ka- çırır.
• İnsanın namaz hususunda tembellik göstermesi, îman zayıflığındandır.
* Sabır kederlere perde, tehlikelere karşı yardımcıdır.
* Öldükten sonra yaşamak isterseniz, ölmez bir eser bırakınız.
* Her fenalıktan uzak kalmanın yolu, dili tutmaktır.
* İktisat az şeyi çoğaltır, israf çok şeyi azaltır.
* Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras, ilim gibi şeref olmaz.
İnsanlığın kurtuluşu faizin kaldırılması, zekâtın yerine getiril mesindedir. (S.) 649:Lemaat
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 22:33
İnsanlar kendi idarecilerinin yolundadır. (Mn.) 33.
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 22:53
8.Asirda İngiliz Kralı Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazarak para bastırmış.
Akra Fm.
Günün sohbeti
Prof Dr Mahmud Esad Coşan
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 23:36
Türkiye Cumhuriyeti de paranın üstüne Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazmalidir.
Cennet ehli Cennete Cehennem ehli de ateşe girdiklerinde, ölüm (bir koç şeklinde) Cennetle Cehennem arasında bir yere getirilir ve kesilir. Sonra bir münadi şöyle nida eder: "Ey ehli Cennet, ebedilik var ölüm yok. Ey ehli nar, ebedilik. Ölüm yok." Bunun üzerine Cennet ehlinin sevinç üzerine sevinçleri artar. Cehennem ehlinin ise hüzünleri üzerine hüzünleri artar.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 51 / No: 9
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel20 Şubat 2024 16:30
Ümmetimi Benden sonra öyle fitneler kaplayacak ki, o fitnelerde insanın vücudu gibi kalbide ölür.
Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 346 / No: 5
Ramuz El-Ehadis