BISMILLAHI Allah nami na, Allah için, Allahın adı ve izni ile,
(Esbab zahiriye eliyle gelen nimetleri, o esbab hesabına almamak gerektir. Eger o sebep Intlyar sahibi değilse-meselä hayvan ve ağaç gibi doğrudan doğruya Cenab-ı Hak hesabına verir. Mådem o, Ilsan-i hål ile Bismillah der, sana verir. Sen de Allah hesabına olarak Bismillah de, al. Eğer o sebep ihtiyar sahibi ise: o Bismillah deme- II, sonra ondan al, yoksa alma, Cünkü
ولا تأكلوا بما لم يذكر اسم الله عليه
ayetinin mânâ-yı sarihinden başka bir mânâ-yı İşärisi şudur ki, "Mün'im-i Hakikiyi hatıra getir- mlyen ve onun namıyla verilmiyen nimeti yeme- yiniz" demektir. O hålde hem veren Bismillah demell, hem alan Bismillah demeli, Eğer o Bis millah demiyor, fakat sen de almağa muhtaç isen sen Bismillah de, onun başı üstünde rahmet-i İlahiyenin elini gör, şükür ile öp, ondan al, Yanis Nimetten in'ama bak, in 'amdan, Mün'im-i Hakiki- yl düşün. Bu düşünmek bir şükürdür. Sonra o zahiri vasıtaya istersen dua et. Çünki o nimet
onun eliyle size gönderildi. L.) (Kur'an-ı Kerim, nimetleri, Ayetleri, delil- leri tâdat ederken ميائي الأمربكما تكذبان âyet-i celllesi tekrar ile zikredilmekte olduğun-
dan şöyle bir delalet vardır ki: Cin ve Insin en çok İsyanlarını, en sedit tuğyanlarını, en azim küfranlarını tevlid eden şöyle bir vaziyetleridir ki, nimet Içinde in'amı görmüyorlar, In'amı görmediklerinden Mün'im-i ederler. hakikiden gaflet Mün'imden gafletleri saikasıyla, o ni'metleri, esbaba veya tesadüfe isnad ederek, Allahdan o nimetlerin geldiğini tekzib ediyorlar. Binaenaleyh, herbir nimetin bidayetinde, mü'min olan kimse, Besmeleyi okusun. Ve o nimetin Al- lahdan olduğunu kasdetmekle, kendisi ancak AI- lahın ismiyle, Allahın hesabına aldığını bilerek, Al- laha minnet ve şükranla mukabelede bulunsun M.N.)
Sofiyye ile sohbetim esnasında kendilerinden üç şey öğrendim.
" 1. Zaman bir kılınçtır, sen onu kullanmazsan o seni keser. 2. Kendini hak ile meşgul etmezsen, bâtil seni istila eder. . Kendine hiç bir varlık isnad etmemek, erbâb-ı ismetten olmak demektir.
Celaluddin-i Suyûtî; Te'yidü'l-Hakikati'l-Aliyye, s. 15:
YANITLASİL
yuksel19 Kasım 2023 21:27 İmam-ı Malik rh.a.'in Görüşü
"Fikhi öğrenip de tasavvufu öğrenmemiş olan fâsıklığa, Tasavvufu öğrenip, fıkhı öğrenmemiş olan zındıklığa düçar olabilir. Hem fikhi ve
hem de tasavvufu birarada cem eden de hakikate ulaşır." Aliyyü'l-Kârî Fıkh-ı Maliki Şerhi c. 1, s. 33
Hakiki devlet adamı, hizmet ettiği memleketin bünye- sini iyi bilmeli, bütün hususiyetleriyle tanımalıdır.
2)
Zalim olmadığı gibi gafil de olmamalıdır.
3)
Devlet hayatının istikrar istediğini bir an unutmamalı, affın, müsamahanın, huşunetin ve cezriliğin yerini ve zamanını iyi tayin etmelidir.
4)
İdare-i maslahatçı olmamalı, bunun bir fazilet olduğu zehabından uzak bulunmalıdır.
5) Maddi ve manevi hamleler arasında zaruri bir bağ, paralel bir gidiş olduğunu iyi bilmelidir.
6)
Müşavirlerini ve arkadaşlarını çanak yalayıcılar arasın- dan değil, şahsiyetli ve haysiyetli insanlardan, icabın- da kendisini ikaz edecek kimselerden seçmelidir.
7)
İç çekişmelere, kendini ana hedefleri unutacak kadar kaptırmamalıdır.
288
YANITLASİL
yuksel20 Kasım 2023 00:58 )
İyi konuşmasını, düşüncelerini iyi ifade etmesini bil- melidir.
9) Öğrenmeyi, öğretmeyi, gerçeği ve gerçeği sevenleri sevmelidir. Buna mukabil yalan söylemek şöyle dur- sun, yalan söyleyen yerden nefret etmelidir.
10) Nazarında para ve her çeşit maddi menfaatler kıymet- siz olmalı, temiz elli, temiz ahlaklı olduğunu o saha- da da ispat etmelidir.
11) Azim ve irade sahibi olup, lüzumlu gördüğü işte insi- yatif sahibi olmalı ve asla küçük ruhluluk gösterme- melidir.
12) Zeki olduğu kadar, hayat ile gerçek şartları birbirine karıştırmamalıdır.
İşin zor olanı, bütün bunların hepsinin birden bir kişide bu- lunması gerektiğidir. Ve bütün dünyada "Devlet Adamı" fikda- ni (yokluğu) vardır.
YANITLASİL
yuksel20 Kasım 2023 00:59 Ziya Demirel - Avni Arslan
Bir insan huysuzsa idare edin. Cahilse akıl verin. Sinirliyse sabredin. Nankörse yol verin gitsin!
Çünkü huysuz bir insan düzelebilir. Cahil insan akıllanabilir. Sinirli insan sakinleşebilir. Ama nankör insan asla değişmez.
Bu sözleri niye mi yazdım? Sizlere insanoğlunun ne kadar iyilik bilmez olduğunu hatırlatmak için yazdım.
Nan-Kör ne anlama geliyor diye araştırdım.
"Nan" Ekmek demektir. "Kör" ise gözleri görmeyen demektir.
"Nankör" kendisine verilen ekmeğe kör bakan, o ekmeği görmeyen demektir.
Nankör insan kendisine yapılan iyiliklerin bilmez. Yapılan iyiliği önemsemez.
Şunu da unutma: İnsan, doğuştan hem iyiliğe hem de kötülüğe meyli olan bir varlıktır. Bununla birlikte insan kendisine yapılan iyilik, yardım ve nimetlerin farkına varma konusunda da zayıf bir varlıktır. Yapılan iyiliklere karşı da cevabı hazırdır.
Çok sıkıştırırsan "yapmasaydın be kardeşim" der. Herkesin işine yaradığın kadar iyisin bu hayatta! Tanrı kimseyi; yanlışı savunacak kadar cahil, doğruyu inkar edecek kadar da nankör yapmasın.
Lâ havle velâ kuvvete illâ billah. (Allah'tan gayrı güç ve kuvvet yoktur!)
(Müslim, Zikir, 47)
BÜTÜN GÜÇ VE KUDRET ALLAH'A AİTTİR
me
ZDAN sürc Allah'tan başka bir şeye, taparcasına bağlananlar, Allah'ı sever gibi sevenler ve bu suretle, Kur'an'ın bütün uyarılarına rağmen şirke sapanlar için artık kurtuluş dett ümidi yoktur. Onlar, sonunda ahirette inkâr ve isyanları yüzünden hak ettikleri de azabı gördüklerinde bütün güç ve kudretin Allah'a ait olduğunu, dünyada iken bu güce inanmamakla kendilerine ne büyük bir kötülük ettiklerini, Allah'ın azabının ne kadar şiddetli olduğunu anlayacaklardır. Fakat bunu dünyadayken anlamaları ve ona göre inanıp yaşamaları gerekirdi. Bu sebeple iş işten geçmiş olacak, büyük ve önder bilip tanrılık mertebesinde yücelttikleri, güvendikleri kişilerin de kendi dertlerine düşüp onların yüzlerine bile bakmadıklarını, bütün kurtuluş imkânlarının yok olduğunu, ümitlerin kesildiğini görünce pişmanlık ve kederleri bir kat daha artacaktır. Sonuçta dünyada yaşadıkları sürece yaptıkları bütün işler ahirette kendilerine sadece pişmanlıklar, acı ve üzüntüler getirecek, bir daha kurtulamayacakları bir azaba atılacaklardır.
İkinci Dünya Savaşı sıralarında Başkan Roosevelt'in etra- fında topladığı müşavir grubuna bu adın verilmesinin sebebi, bu grubun Amerika'nın bilim, idare, iktisat ve askerlik gibi alanlarında ad yapmış en mümtaz şahsiyetlerinden bir araya gelmiş olması ve savaşın bin türlü çetrefil meselelerine objek- tif bir ışık tutabilmiş olmasındandır.
Alman ulaştırma bakanının bir özel yüksek bilimsel da- nışma kurulu vardır ve bu kurul ulaştırma alanında eser ver- miş, başarı göstermiş bilginlerle, ulaştırma meselelerini bilfiil idare etmiş emekli kamu veya özel sektör idarecilerinden te- şekkül etmiştir. Bu kurul, resmi kanalların tamamıyla dışında ulaştırma ile ilgili her konuda fikirlerini açıkça bakana söyle- mek ve gerekirse onu uyarmakla görevlidir.
Beyin tröstüne bizim her memleketten çok ihtiyacınız vardır. Çünkü bizde devlet sektörü ile özel sektörün tam bir kaynaşması yoktur. Uzun zaman devlet müesseselerinde hiz thet etmiş insanlarla, zekâsı, bilgisi ve alınteri ile kendini ye tiştirmiş insanlarimiz een hemen çok az bir araya gelerek
objektif bir açı ile beraberce memleket meselelerine çözüm yolları bulmaya çalışırlar. İki tarafta da çok değerli, tecrübeli, dünya çapında insanlar yetiştirmişizdir. Fakat toleranssızlık ve teferruatı bırakarak gayede birleşmek için nefsimizden redakarlık yapmak gerektiğini zamanında takdir edemeyişi fada uzun yılların ve emeklerin verdiği tecrübelerin heba of masına sebep olur.
Yaşlı, bilgili, tecrübeli insanlar her zaman kendilerinden apl mazlar. Ancak onlara değer veren bir ortam içinde onlardan faydalanmak kabildir. Her meselenin birçok çözüm yolu vardır. Eğer dinlersek bilginler kitaplarını açarlar. En doğru kuramsal yolu gösterirler. Fakat onlar bile bir tek yolda birleşmiş değildir- ler. Kuramsal bakımdan her yolun sakıncası ve faydası vardır. Tam objektif olmak istiyorsak, onların karşısına bu sefer uzun yıllık tecrübeleriyle pratik alanda söz sahibi insanları çıkarma- mız gerekir. Onların da tavsiyeleri, teklifleri vardır. İşte asıl me- sele bu iki farklı görüşü birleştirebilmek, en faydalısını bulmak ve her şeyden önce her iki tarafın üstünde kalabilmektir.
Kuramsal olarak basit görünen birçok mesele ameli sa- hada eğitim, tecrübe, para, yer ve zamana ihtiyaç gösterdi- ğinden ve bunların ahenkli olarak sağlanamaması yüzünden çözülemez.
Memleketin her türlü kaynaklarından en iyi şekilde fayda- lanılmasının gerektiği fikri herkes tarafından, hatta herhangi bir tartışmaya lüzum görülmeden kabul edilir. Fakat nedense memleketin gerek kamu gerek özel teşebbüs sahasında eser vermiş, ad yapmış hatta dünyaca takdir edilmiş insan kay munaden dan memleketin önemli ihtisas problemlerinin çözü münde faydalanılması düşünülemez.
Belirli bir yaşta emekliye ayrılmış birçok değerli insan- dan kendi ihtisas alanlarındaki tecrübelerinden faydalanmak memlekete büyük yararlar sağlayabilir.
Kamu sektörü, özel sektör, sivil, asker, yaşlı, genç farkı gö zetmeksizin memlekette büyük işletmeleri idare etmiş sanayi- de, bankacılıkta ticarette çığır açmış, kendi ortamının üstüne çıkarak eser vermiş insanların bir envanterini yapalım ve hem yüksek idareci, yanında böyle bir beyin tröstünden faydalan sın. Ayda birkaç saat toplanacak bu beyin tröstü tecrübelerin dayanan meselelerde yüksek idarecilere karşılaştıkları güç lüklerde ışık tutacak, tecrübe ve bilginin yolunu gösterecekti Kuramsal bilgi ile tatbiki uygulama bir arada tartışılacak v eski tecrübelerden faydalanmak mümkün olacaktır.
Memleketin en değerli kaynağı yetişmiş insanlardır. Bum lardan tam manasıyla faydalanmadıkça öteki kaynaklard da tam faydalanmaya imkân yoktur.
Zeki olmak, anlamak, dinlemek demektir. O yalnız insanın, ke dimizacının ve ruhi alışkanlıklarının malı olan fikirleri, sesleri lers ve çok değişik gelen fikirleri anlamak demektir. Zeki olmak ken eylemleri anlaması demek değildir. O aynı zamanda yabancı olm duyma ve düşünme şeklini tanıdıktan sonra, bütün ötekilere ken lerini uydurabilmektir.
A. Türkeş Mehmed ve Mahmud Hocaefendileri Ziyaret Etti
Geçtiğimiz hafta 27 Nisan 1977 tarihinde MHP Gene Başkanı Alparslan Türkeş, beraberinde iki yardımcıs olduğu halde İskenderpaşa Cami-i Şerifine giderek Meh med Zahid Hocaefendiyi ziyaret etmiş ve kendisiyle bir müddet görüşmüştür.
Alparslan Türkeş, aynı gün ikindi namazını mütea- kip Çarşamba İsmail Ağa Cami-i şerifine giderek Mah- mud Hocaefendi ile de görüşmüştür.
Siyasi bir liderin, muhterem dinî şahsiyetlere yaptığ bu nezaket ziyareti, layikliği bolşevik zihniyetiyle anla- yıp tatbik eden çağdışı çevrelerce hoş karşılanmayabilir Ancak bugünkü Türkiye, CHP'nin din düşmanlığı şek- linde anladığı saldırgan layiklik anlayışını geride bırak- mış bulunmaktadır.
Daha önceki sayılarımızdan birinde Başvekil Süley man Demirel'in de Mahmud Efendi'yle görüştüğünü bil- dirmiştik.
Medeni batı ülkelerinde dinî şahsiyet ve liderlerin de sosyal hayatta yerleri ve oynadıkları roller vardır. Oralarda politikacılarla ruhani liderler arasında bu kabil ziyaretler asla yadırganmaz, tamamen normal görülür. Bu gibi görüşme, ziyaret ve fikir teatileri sadece bolşe- viklik ve diktatörlükle idare edilen polis rejimli ülkelerde mevcut değildir.
Memleketimizin ve milletimizin idaresiyle vazifeli olan politikacıların ülkenin manevi liderlerinin de fikir ve görüşlerini öğrenmelerinde faydalar ve hayırlar oldu- ğuna inanmaktayız.
Bulgar bolşeviklerini bağırlarına basıp Popof, Jikof, Dimitrof yoldaşlarla haşır neşir olan Robert Kolej mezu- nu Bülent Ecevit ve hempaları bundan memnun olma- salar da...
Hicri 1291 senesinde Istanbul'da basılmış olan, На ci Eyub Sabri Paşa'nın «Azizü'l-asar» adlı eserinin 176 C sahifesinde Mehdi'nin 1400'de zuhur etmesinin kuvvetle sahin temel olduğunu bildiren kismi... Adigeçen eserin tamamı 283 sahife olup içinde çok değerli málumat bur tammaktadır. Azizü'l-asar Bånet Suad Kasidesinin yer. hidir ve hicri 1291'de İstanbul'da basılmıştır.
YUKARIDA KLİŞESİ GÖRÜLEN OSMANLICA İBARENİN OKUNUŞU
Bazı mükaşifin, hazret-i İmam Mehdi radiyallahu anh'ın 1400 sene-i hicriyesinde sernümâ-yı minassa-yı zuhur olacağını takrib eylediler. Ve bir takım muhak kıkin dahi Habibim, onların senden sonra devam-ı ih. tilat ve ülfetleri pek azdır» müfad-ı keriminde olan là yelbesüne hilåfeke illa kalila» (*) senedini ibraz eyle- diler. Bu hesab ise hazf-ı mükerrerattan sonra 1390 sene olacağını işrab eder ki, bu müddet sene-i kameriyenin küsuru zam ve ilave olundukta 1422 sene, 3 mah 24 gün olur. Müddet-i meşruhayı 1411 sene, 3 mah, 24 güne tenzil edenler dahi vardır. Lakin bunların kaffesi birer hesab-ı takribi olup, yoksa hesab-ı sahih min ciheti'l-iti- kad el-ilmü indallah» cümle-i müskitesini tavzih eder.
BUGÜNKÜ TÜRKÇE İLE MÂNASI
Bazı keşif sahibi büyük kimseler, İmam Mehdi haz- retlerinin hicri 1400 yılında ortaya çıkacağını tahmin et mişlerdir. Yine bir takım derin alimler, İsra suresinin 76'- ncı âyetini bu mevzuda delil olarak gösterdiler. Yapılan cifir hesaplarına göre, zuhur tarihi 1422 yahut başka bir hesapla 1411 dahi olabilir Ama bilinmelidir ki, bu hesapların hepsi de nihayet bir tahminden ibarettir. Ger- çek olan hesap ve tarih Allah'ın ilminde olanıdır.
Türkiye'de masonik zihni- yetin baş temsilcisi CHP'dir. Çünkü CHP Tanzimattan bu yana sürüp gelen batıcılığın, materyalizmin, din düşman- lığının, farmason zihniyeti- nin mümessilidir.
Bazı sathi düşünceliler: Nasıl olur?.. CHP solcudur Masonlar ise kapitalisttir. itirazını serd edebilirler. Re alite karşısında böyle bir iti razın kıymeti olamaz. Bun dan birkaç yıl önce milliyetçi kuvvetler tarafından tepe taklak edilen kızıl Şili cum hurbaşkanı Allende hem ko münist idi, hem de yüksek rütbeli bir farmasondu. Bu hadise de göstermektedir ki, bir insan hem farmason hem de komünist vahut solcu ola. bilir
İmdi, Türkiye'de mukadde satçılığa karşı en büyük fe sat mihrakını teşkil eden ve on azılı farmasonları sine. sinde toplayan CHP'ye hiç
ilişmeyip, hatta onunla el al tında gizli bir centilmenlik anlaşması imzalayıp ondaki farmasonların ve dinsizlerin yakasını bırakıp bütün dik- katleri CHP'den daha ehven bir parti (ki CHP'nin alter- natifi, zıd kutbudur) üzeri- ne çekmek İslami siyaset ve ferasetle ne dereceye kadar bağdaşabilir?..
Efendiler!.. Gerçekten samimi olarak ve farmasonlu. ğun ve farmasonların karşı- sında iseniz herşeyden önce ağır toplarınızı CHP'ye tev cih etmeniz gerekir
Yoksa farmasonların esas karargahını bir kenara bıra kıp bütün gücüyle bir ka nadına sell-i seyf etmenin dürüstlükle telif edilebilir bir tarafı yoktur
Nefsinize ve şahsi çıkarla rınıza uygun olmasa; hoşu nuza gitmese de sözün doğru. su budur.
zularda zorla huibe okulturu yor Bataklıkları kurutma hutbesi, veremle mücadele hutbesi, kurban postlarını Ha va Kurumuna verma hutbe
si, milli beraberliği koruma hutbesi giы
Hutbelerde cümle do şüklükleri, üslüp hata ları kelime yanlışlıkları ifa de zaafları yapılmakta, bun lara şive bozuklukları da ek- lenince yüce dinimizin jbA detleri istenmeyerisk de olsa)
hafife alınmış olmaktadır.
Bazı hatipler kürsüye
BÜYÜK GAZETE
Osmanlı devleti zamanında Cuma hutbeleri Türkçe kunmuyordu. Din dili olan, Kur'an lisam olan Arapça ile okunuyordu
Türkçe hutbe okuma bid- ati Cumhuriyetten sonra çık mistar
Bazı kimseler hutbelerin Türkçe ekunmasının Islami- yete ve müslümanlara yarar- b olduğunu zannederler. Bu gibileri şu hususu düşünmü yorlar ma Hilüfet ve şeriat üzerine kurulu bir devleti olan Osmanh Isl Am 1m- paratorluğu Türkçe hutbe okutmuyor, buna mukabil laik cumburiyet okutuyor.
Dinimizde reform yapılma- sını isteyen şahıs ve teşek küller Kur an Kerim'in Türkçeye çevrilip Türkçe kunmasını savunup durmu- yorlar mı? Vaktiyle komű- nistlerin çıkardığı Akşam gazetesi, süper flerici yet gazetesi Türkçe Milli Kur'an ilaveleri neşr etmediler mi?
Cuma hutbelerinin Türkçe okunması bize fayda mı, za- rar mı getirdi? Bu mesele üzerinde ciddiyetle durulma- lıdır.
Bugünkü tatbikat göster- mektedir ki Türkçe okunan hutbelerde çok aksaklıklar vardır. Hatırımıza gelenleri madde madde sıralayalım:
Birçok hatipler hutbe tertipleme hevesine dû- şüyorlar. Halbuki böyle bir şey yapmaya ne din bilgileri, ne de dil ve edebiyat kül türleri yeterlidir. Neticede ortaya hutbe diye acayip bir nutuk çıkıyor.
Bazı hatipler son dere
ce urum Türkçe hutbe ler okuyarak cemaati usan-
dırıyorlar Hatta öyleleri var ki, kendisini bir miting ka-
labalığma hitap eden mebus adayı zannediyor ve camileri siyaset arenalarına çeviriyor.
Laik hükümet dine ka riparak işine gelen mor
hiç hazırlanmadan çık makta, irticalen hutbe oku mağa kalkmaktadır. Bunla rim büyük kısmı hutbe adı altında başı sonu belirsiz bir laf salatası yaptıktan son- ra aşağı inmekte, ne yazık ki, comaati üzüp bizar tiğinin farkında bile maktadır et- olma
Bazı hatip efendilerin ger çekten değerli ve faidoll Türkçe hutbeler okuduklan nı inkar etmek insafsızlık or lur. Ancak bunlar istisna teşkil etmekte olup küçük bir
ekalliyettir. Netice itibariyle diyebiliriz
ki Türkçe hutbenin melse deti, maslahatından ziyade dir. Bu bakımdan bu bid's tin terkini dinimizin ve üm metimizin selameti namins
istemekteyiz. ler olacaktır. Hayret edecele lerine, meseleyi İslami flim- ler yönünden incelerlerse bil- ze hak vereceklerini zanne deriz.
Bu yazımıza hayret eden-
Türkçe hutbe okuma bid atinin öyle kolay kolay kal kacağına inanmıyoruz. Fa kat biz meseleyi ortaya st
mak istedik.
Türkçe hutbe okunacaksa dikkat edilmesi gereken hu
suslar şunlardır:
al Gayet kısa olmalı, 5
10 dakikayı asla geçmemeli dir.
b) Temel dini bilgilerle it
gili olmalı, ihtilafu voya tall meselelere temas edilme melidir.
c) Hutbe konferans değil dir.
ç) Hutbe miting meydan-
larında atılan nutuk değil dir.
d) Hutbe polemik yahut tenkid nutku değildir.
e) Ender istisnalar dışında hatipler hutbelerini kendile
ri yazmamalı, muteber ki taplardan iktibas edecekleri
metinleri okumalıdırlar. Okunacak hutbenin da
ha önce provası yapılmak, minbere hazırlıksız çıkılma malıdır.
türtü kararları vardır 1- Herkesin bildiği çeşitli dil lerde basılmış ve açıklanme zahiri kararlar, 2 Yazıl metni henüz meydana konul mamış olan gizli kararlar Bu ikinci kararların hatlarının ana sunlar olduğu kuvvetle zannedilmektedir
1 Türkiye, bir Istam devleti olmaktan çıkartıla cak laik bir rejim ilan edi lecek dine ve din müessese lerine cephe alınacaktır.
2- Hilafet müessesesi Ilga edilecek, Halife ve Os manlı hanedanı mensupları Türkiye'den sürülecek ve Türkiye İslam dünyası ile il gisini kesecektir. O devirde İslam dünyasının büyük bir kısmı İngiliz hakimiyet ve nüfuzu altında olduğundan Ingilizler bu madde üzerinde israr etmişlerdir.)
3- Türkiye kendi mazisi ni, tarihini inkar ederek o lanca gücüyle batılılara ben zemeye çalışacaktır.
4 Şerint kanunları ve Şeriat mahkemeleri kaldırı lacak yerine Avrupalıların kanunları tercüme edilecek- tir.
5- Türkiye'nin kısa za- manda şarktan kopup batı- ya yamanabilmesi için Türk- lerin bin yıldan beri kulla- nageldikleri Kur'an harfleri
yasaklanacak, yerine harfleri getirilecektir. Latin sın bir devlet bir imparatorluk rolünü bırakacak, küçük bir devlet olmayı kabullenecek
6- Türkiye birinci
tir.
7 İslamiyet Türk mil letini gori bırakmaktadır Kabil olduğu takdirde halk toptan din değiştirmeye zor- lanacak ve hıristiyanlık ka bul edilecektir.
*
Lozan muahedesinin gizli
maddeleri şu anda bazı dev letlerin arşivlerinde titizlik le muhafaza olunmaktadır Acaba bir gün bunlar gün yüzüne çıkacak mıdır? Şu anda kimse bir şey söyleye mez.
• Baştarafı 1. sayfada Mustafa Kemal bu red ce- vabı karşısında manen ve maddeden yatağa yıkılıyor...
1938'de Sir Percy Loraine bu hadiseyi şifreli bir telg- rafla Londra hariciye veka- letine bildiriyor. Uzun yıllar boyunca bir devlet sırrı ola- rak kalan bu vesikayı Sir Piers Dixon Double Diplo- ma» (Londra, Hutchinson ya- yınevi) adlı eserde aleniye- te koyuyor.
Atatürk İngiliz elçisine ne demişti?
The Sunday Times gazete- si bu vesika için İngiliz ya- kın tarihinin en acaip do- kümanı (...surely one of the etrangest of all documents of recent British history) di- yor. (11 Feb. 1968)
İngiliz Elçisi Sir Percy Loraine Atatürkle gizli ko- nuşmasını anlatan şifreli telgrafında neler yazıyordu?
Baştarafı 1 nci sayfada Tıp ve Eczacılık aleminde bilinen bir gerçektir ki bazı ilaçların hammaddeleri doğrudan doğruya hayvanlardan el- de edilmektedir. Bu hayvanların içinde de domuz vardır. Son yıllarda Alman Hoechst firması domuzdan çıkardığı ensülini ticarileştirmiş bulunmaktadır. Başka firmalar ise başka kay- naklardan üretilen ensülin ilaçları yapıyorlar. Yine hazım cihazı hastalıklarında kullanılan birtakım ilaçların içinde de domuzdan elde edilen safra ve pepsin hülásaları bulunmak- tadır.
İslam dini domuzun etini, yağını, derisini haram kılmış- tır. Dolayısiyle domuz ensülini de necis ve haramdır. Başta Diyanet İşleri Reisliği olmak üzere memleketimizdeki din oto- ritelerinin bu mevzu üzerine eğilerek müslümanları uyarma larını beklemekteyiz. Şu anda şeker hastaları için mutlaka domuz ensülini kullanma zarureti yoktur. Çünkü başka fir- maların, haram olmayan kaynaklardan hazırladıkları ensü linler de vardır. Domuzlu hazım ilaçları için de durum aynı dır. Biz İslami bir gazete olarak ilgilileri ve halkı ikaz ediyo ruz.
Kim bir iyilikle gelirse ona bundan daha hayırlı karşılık vardır; kim de bir kötülükle gelirse o kötülükleri işleyenler yalnızca yaptıklarının karşılığını görürler. (Kosas, 28/84)
Kur'an'ın Kasas suresinde Karûn, Hz. Mûsa'nın kavminden, hazinelerinin anah- tarlarını ancak güçlü bir topluluğun taşıyabildiği, zenginliğiyle mağrur bir kişi olarak takdim edilir. Karûn gösterişi sevmekte, kavminin arasında ihtişamla do- laşmakta, bu ise bazılarının hayranlığını celbetmekteydi. Kavminin, servetiyle böbürlenmemesi gerektiği yönündeki uyarılarına karşı Kārûn bu serveti kendi bilgisi sayesinde yaptığını ileri sürüyordu. Nihayet kendisi ve evi yerin dibine ge- çirilmiş, bu akıbetten ne kendini kurtarabilmiş ne de onu kurtaracak bir topluluk çıkmıştır. Diğer ayetlerde de Hz. Müsa'nın apaçık delillerle Firavun, Hâmân ve Karûn'a gönderildiği, fakat onların Müsa'yı yalancı bir sihirbaz olarak niteledikleri, ona karşı çıktıkları, yeryüzünde büyüklük tasladıkları, sonuçta her birinin farklı şekillerde cezalandırıldığı belirtilir. Kärün kıssası, servet ve gücüne güvenerek, kendini imtiyazlı ve büyük görüp Allah'a isyan, insanlara karşı haksızlık eden ve bu suretle sınırı aşanlar için asırları aşıp gelen bir ibret tablosu, bir öğüt levhasıdır.
عين )an) bil-feth. İnsanın ve gayrı hay- vanın gözü. Müennestir. Cem'i a'yün ve uyun ve a'yân gelir. Tasgirinde uyeynet derler. Ve dahi su çıktığı yere ve diz gözüne ayn derler "يقال لكل ركبة Her) عينان وهما نقرتان في مقد مها عند الساق dizin iki gözü var. Bunlara bilek tara- fında olur ve nukret denir. والعين عين الشمس Ayn güneş kursu, demektir.(, والعين الدينار Ayn dinar, demektir.( والعين الجاسوس )...ayn casus, istihbaratçı.(, وعين الشئ خياره )Ayn... bir şeyin iyisi, ha- Ayn) وعين الشئ نفسه يقال هو بعينه .yirlis1 bir şeyin kendisi, o kendisidir, denir.), ayn halki az...) وبلد قليل العين اي قليل الناس ayn ...) وما بها عين اى احد ,.belde, sehir orada kimse yoktur. ولا اطلب اثرا بعد عين اى بعد معاينة )...ayn gördükten sonra bir eser, bir belirti istemiyorum.وعين البقر جنس من العنب يكون بالشام Aynü'l-bakar Şam bölgesinde bir cins üzüm, demek- tir.( واعيان القوم اشرافهم A'yân) halkın eş- rafı, ileri gelenleri demektir والاعيان Ayan baba anne bir) الاخوة من الأبوين kardeşler, demektir وتعين الرجل المال )Adam bizzat mal elde ettiاصابه بعي وتعين عليه الشئ )Aa( Bir se ona biz- zat gerekli oldu. وتعيين ) لزمه بعينه الشئ تخصيصه من الجملة Tayin....bir şeyi genelden belirleme, birine bir şeyi has ve ait kılma. وعين اللؤلؤ تعيينا İnciyi del- وعاين الشئ عيانا بكسر العين (Aa) ثقبها .di رأه بعينه )Bir şeyi bizzat, gözüyle gördü. Mastarı ıyân gelir. وجاء فلان فى عينى في جماعة )...ayn falan bir grup, bir cema- at içinde geldi.)".
ع
عيناء )ayna) Gözleri büyük avrat; vâ- siatü'l-ayn gibi. ki inde'l-Arab
YANITLASİL
yuksel28 Kasım 2023 00:51 Ahterî Mustafa Muslihuddin el-Karahisarî
Halk dilinde Veysel Karani olarak anılan tasavvuf büyüğünün asıl adı Üveys'dir. Nitekim onun yolunda olanlara mensubiyet ifadesi bakımın- dan Üveysi denir. Veysel Karani'nin menkıbesi, Hz. Peygamber'i görmek için yanıp tutuşması ve anne sevgisi- ni timsalleştirmesi bakımından tarihi kimliğini gölgelemiş, onu bir efsane kahramanı haline getirmiştir.
Güvenilir kaynaklara göre Veysel Karani Yemenlidir. Babasının adı Amir'dir. Veysel Karani, Hz. Pey- gamber yaşadığı sırada Müslüman ol- muş, fakat kendisini görememiştir.
Bununla beraber Hz. Peygamber, onun ashab arasına katılanların ha- yırlısı olduğunu ve pek çok kimseye şefaat edeceğini bildirmiştir. Veysel Karani'nin hayatının en büyük iste- ğine kavuşamaması, yani Hz. Pey- gamber'i göremeyeşinin sebebi, has- ta ve yatalak annesinin yanından ay- rılmamasıdır. Bu sebeple ancak Hz. Ömer zamanında Medine'ye gele- bilmiştir. Bu durumu Yunus Emre şu dörtlüğüyle dile getirmiştir:
Anasından destur aldı durmadı, Kâbe yollarından gözü ırmadı,
Eve geldi Muhammed'i bulmadı, Yemen illerinde Veysel Karani. Adına Yunus Emre'nin de yuka-
rıya bir kıtasını aldığımız ilahiyi yaz- dığı Veysel Karani Türk tasavvuf ede- iyatında büyük sevgi ve alaka görmüş, hakkında menkıbenameler, pek çok ilahi ve destan mahiyetinde hikâyeler kaleme alınmıştır.
Sufi kaynaklarından bir kısmı Veysel Karani'nin Hz. Peygamberle görüştüğünü ileri sürerlerse de, diğer kaynaklar ve rivayetler bunun aksini savunmuşlardır. Yukarıda belirtildi- ği gibi, hasta annesini yalnız bırakma- dığı için, Medine'ye gidemeyen bu Sufi için Hz. Peygamber, Hz. Ömer ve Hz. Ali'ye, onunla görüşmek imkanı- nın kendilerine nasip olacağını müj- delemiştir. Ayrıca duasını almalarını da bildirmiştir. Onlar da onu görecek- leri anın gelmesini dört gözle bekleme- ye koyulmuşlardır. Hz. Ömer'in hali- feliği döneminin son yıllarına doğru, onun Yemen'den gelen bir hacı kafi- lesi ile gelip Mekke'de bulunduğunu öğrendiler. Hacılar Veysel'in Arafat yakınlarında deve güttüğünü haber verip, hakkında alaylı sözler söyledi- ler. Fakat, Hz. Peygamber'in onun için söylediklerini öğrenince bu tavır- larından ötürü nedamet duydular. Hz. Ömer ve Ali, Veysel Karani'yi bu- lup kendisiyle görüşmek imkanını el- de ettiler. Hz. Peygamber'in kendisi hakkında söylediklerini naklettikleri gibi, hayır duasını da aldılar. Kendi- sine liediye ve para vermek yolunda- ki teşebbüsleri boşa gitti. Maddi hiç- bir şey kabul etmeyen Veysel, hacılar- la
rani, Hz. Ali'nin halifeliği sırasında Medine'ye gitti ve Haricilerin ortaya çıkmalarına sebep olan Siffin savaşın- da Hz. Ali'nin saflarında savaşçı ola- rak bulundu. Bir rivayete göre bu sa- vaşta şehit olmuş, başka bir rivayete göre ise, yine Hz. Ali'nin hilafeti dö- neminde Şam'da hadis ilmiyle meşgul bulunduğu sırada vefat etmiştir. Ri- vayetlerden anlaşıldığına göre Üveys, çok fakir bir ailenin küçük yaşta ye- tim kalmış bir çocuğudur ve son de- rece bağlı bulunduğu annesi ona hem analık, hem de babalık etmiştir.
Hz. Peygamber'i hiç görmediği halde, inanması ve gönülden bağlan- ması, Peygamber tarafından da müj- delenmesi, tasavvufta bir mürşide ula- şamayıp onun ruhaniyetinden feyz alanlara "Üveysi" denmesine yol aç- mıştır. Yani görmediği bir şeyh tara- fından yetiştirilen Sufiye, "Üveysi", bu yoldaki yetişme tarzına "Üveysi- lik'denmektedir.
Daha sonraları Üveysilik dört zümre için kullanılmıştır: a) Hz. Pey- gamber'in ruhaniyetinden feyz alan- lar, b) Veysel Karani'nin yolunda ye- tişenler, c) Herhangi büyük bir şeyhin ruhaniyetinden feyz alanlar, d) Hızır Aleyhüsselam tarafından irşad edilenler.
Veysel Karani halk tarafından çok sevilmiş ve bir çok iyi davranışlar ona bağlanarak misal haline getirilmiştir. Bu yüzden de kendisine fazlasıyla sa- hip çıkıldığından İslâm ülkelerinde, Yunus Emre için olduğu gibi, pek çok yerde kabirleri bulunmaktadır. Bun- ların hepsi gerçek kabir olmayıp sev- gi dolayısıyla ayrılmış makamlardır.
HIV Enfeksiyonu Derneği Yönetim Ku- rulu Üyesi Prof. Dr. Dilek Yıldız Sev- gi, "(Türkiye'de) Her yıl ortalama 3 bin ila 5 bin kişi HIV enfeksiyonu tanısı alı- yor. Ülkemizdeki vakaların yüzde 82'si erkek, yüzde 18'i kadın, yaklaşık yüzde 16'sı da yabancı uyruklu kişiler. Yaş ola- rak da daha çok genç yaş grubu, 25 ila 35 yaş arasında." dedi.
H IV Enfeksiyonu Derneği (HI- VEND) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Bilgül Mete, yapılan çalışmaların; erken tanı ve ömür boyu tedaviyle birlikte HIV ile yaşayan kişilerde beklenen yaşam süresinin, HIV ile enfekte olmayan yaşıtlarla benzer olduğunu gösterdiğini belirterek, "HIV enfeksiyonu artık ölümcül bir hastalık değil, erken tanı ve ömür boyu tedaviyle birlikte kronik, yönetilebilir bir hasta- lık." dedi.
Dernek tarafından "1 Aralık Dünya AIDS Günü" dolayısıyla Beyoğlu'ndaki bir otelde basın toplantısı düzenlendi.
Toplantıda konuşan Dernek Başkanı Prof. Dr. Fehmi Tabak, HIV/AIDS ile ilgili ilk vakaların 1980 yılında tanımlandığı- nı söyledi.
HIV'in "İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü" olarak tanımlandığını, AIDS'in ise bu virüsün daha ileri evresi olduğu- nu belirten Tabak, hastalığın en önemli özelliğini "bulaş sonrası, ileri evrelere gelmediği takdirde hiçbir belirti verme- mesi" şeklinde aktardı.
Virüsün sessizce ilerlerken başka- larına bulaşmayı da sürdürdüğüne dikkati çeken Tabak, hastalığın farkında olunması ve tedaviye başlanılmasıyla bulaşma durumunun da yaşanmadığını ifade etti.
"TANI ALMAYANLAR HIV'İN DÜNYAYA YAYILMASINA ARACILIK EDİYORLAR"
Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Dilek Yıldız Sevgi de hastalığın ilk ortaya çıktığı tarihten bugüne kadar ge- çen 43 senede tüm dünyada yaklaşık 85 milyon kişinin HIV ile enfekte olduğunu
يُقْبَلُ مِنْهُ صَرْفٌ وَلَا عَدْلٌ (ك ق عن عائشة)
1551- En zalim insan, kendisini dövmeyen kimseyi döven, kendini öldürmeye teşebbüs etmeyeni öldüren bir de nimet ehlinden ayrılıp nimet ehli olmayan kimseye intisap eden (mesela öz babasını bırakıp başkasını baba edinen) kişidir. Kim bunları yaparsa Allah'ı ve Rasulü'nü inkar etmiş demektir. Onun hiçbir ameli kabul edilmez artık.
Allah'ın insanlardan en nefret ettiği kişi, sığırın diliyle ağzını karıştırdığı gibi (yanlışı doğru, doğruyu yanlış göstermek için) konuşurken dilini dolaştırıp duran belağat sahibi kimsedir. Ravi: Hz. Abdullah İbni Amr (r.a.) Sayfa: 8 / No: 6 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel12 Aralık 2023 23:25 Kıyamet gününde Allah'ın mahlukatı içinden en çok buğz ettiği kimseler şunlardır: Yalancılar, kibirliler ve din kardeşlerine karşı kalblerinde (gizli) kin besledikleri halde, onlarla buluştuklarında kendilerine (zahiren) iyi muamele yapanlar. Bir de Allah ve Resulüne çağrıldıklarında yavaş davranan, fakat şeytan ve onun emrine çağrıldıklarında ise süratle hareket edenlerdir. Ravi: Hz. Vazin İbni Ata (r.a.) Sayfa: 8 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel12 Aralık 2023 23:26 Benim için zaiflerinize talib olun. Zira onlar sebebiyle rızıklanır ve yardım görürürsünüz. Ravi: Hz. Ebud Derda (r.a.) Sayfa: 8 / No: 8 Ramuz El-Ehadis
yuksel13 Aralık 2023 07:29 Her şeyin bir eceli vardır.
Kainatın ecelinin adı da kıyamettir!
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:30 "Her an yaratma"
hali, ancak Yüceler Yücesi bir "Zât"a mahsustur.
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:32 Allah! (cc)
Bütün diğer
isimleri, mana
cihetiyle
kendisinde
topladığı
için de
İsm-i âzamdır.
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:33 "Ömür treni", selâmet yurduna yolcu taşımakta! Hayat, bu demek işte!
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:34 Yüce Allah, mü'min kulunu, dünyada da ahirette de yalnız bırakmaz dostlar!
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:35 Onun için
mü'min
huzurludur,
yarının
endişelerini
taşımaz,
zamanını
değerlendirir.
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:37 O'nu bulan her
şeyi bulmuştur.
O'ndan uzak
olan ise
her şeyden
mahrumdur!
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:37 Kullarının, Kendini tanıması için, Resûl-i Ekrem Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimiz vasıtasıyla mesajını gönderen ve O'nun şahsında mü'minlere "gücünden" "güç" verendir O!
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:39 "Aciz"lere karşı, her zaman güçlü ve kuvvetli eyle! Âmîn.
"Azîz" isminin tecellileriyle bizleri azîz eyle!
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:40 "Azîz" isminin tecellileriyle bizleri azîz eyle! "Aciz"lere karşı, her zaman güçlü ve kuvvetli eyle! Âmîn.
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:41 Aklını kullananlar için; "kâinat
yuksel13 Aralık 2023 07:45 Bizleri yeniden diriltecek ve yaşadıklarımızdan sorgulayacaksın Allah'ım!
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:46 Vücudunuzun estetiğinin, ahenginin ve oranlarındaki düzeninin farkında mısınız dostlar?
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:47 Gözlerin şükrü, "bakmakla, görmekle, bulmakla"; ağzın şükrü "sadece helâl kazanıp, helâl yemekle" ve "doğruyu söylemekle" îfâ edilir dostlar!
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:49 Varsin Allah'ım varsın! Birsin Allah'ım birsin! Bana şekil verensin. "el-Musavvir" olansın!
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:50 Nefis mücadelesi ile geçecek bir ömür verilmiş elimize. Şeytan da bizi aldatmaya hazır her an!
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:51 "Kainat kitabını" okuyun dostlarım! Her olayın bir "âyet" olduğunu göreceksiniz.
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:51 Bize düşen, O'nu tek bilip, hayatımızı, inançlarımızı "şirk"ten temizlemektir.
YANITLASİL
Yorum Gönder Bu blogdaki popüler yayınlar İman Mayıs 04, 2023 DEVAMI Meric Tumluer Said Nursi Mayıs 04, 2023 DEVAMI Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti Mayıs 04, 2023 DEVAMI Blogger tarafından desteklenmektedir Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL Vasiyet ve mustafa PROFİLİ ZİYARET EDİN Arşivleme Kötüye Kullanım Bildir
Tarangirane Siyaset karşıdaki meleği şeytan gösterir. (M.) 258:22. Mektup, 4. vecih; (Sn.) 68; (E.L.) 1:266; 2: 144, 145. Tarafgirâne siyaset keşfiyata mânidir. (Mh.) 32:1. maka. 8.
muk
Tarafgirâne vaziyet almamak itiraz edenlerin pişmanlığına se- bep olur. (E.L.) 1:157.
Tarih, asker milletinin siyasete girmesinin çok tehlikeli oldu- ğunu gösteriyor. (H.Ş.) 113: Asa. Hit Yalancı politika ve siyasete dayanmak insanlığın maslahatına
zıttır. (H.Ş.) 78. âlim siyasetin gaddarene bir düsturu da "Cemaat için fert feda edilir" dir. (E.L.) 1:206; (H.Ş.) 153.
Onlara Allah'tan bazı talep ve temennilerde bulunmalarını iste di. Oradakilerden bir kısmı:
Gradinde bulunduğumuz şu hane dolusu paralarım olsa da Allah yolunda infâk etsem!.." dedi.
"İçinde bulunduğumuz şu hâne dolusu altınlarım olsa da Allah için harcasam!.." dedi.
Bâzıları da:
"-İçinde bulunduğumuz şu hâne dolusu mücevherlere sahip olsam da onları Allah yolunda sarf etsem!.." diye temennî etti.
YANITLASİL
yuksel15 Aralık 2023 23:54 Ancak Ömer (r.a):
"Daha fazlasını isteyin!" deyince onlar:
"Allah Teâlâ'dan daha başka ne isteyebiliriz ki?!" dediler.
Bunun üzerine Hz. Ömer:
"-Ben, içinde bulunduğumuz şu hanenin, Ebû Ubeyde b. Cerrah, Muaz b. Cebel ve Huzeyfetü'l-Yemânî gibi (müstesnâ ve seçkin) kimselerle dolu olmasını ve bunları Allah'a itaat yolun- da, yâni tebliğ ve ıslah hizmetlerinde istihdâm etmeyi temenni ederim..." dedi. (Buhâri, Târihu's-Sağîr, 1, 54/201)
Yetişmiş insanın yerini hiçbir şey tutamaz. Yine kalifiye ele- man eksikliğini de hiçbir şey telafi edemez. ■
«Şari-i-kerim, seyyidülvücud (varlığın efendisi Hz. Muhammed S.A.) Hazretlerinin vasıtasıyla insanlara bildirilmiş olan İslâmiyet, güzel şeriat ilmiydi. Yani in san hayatını düzeltme cemiyetin bütün hallerini tanzim yolunda iki amel, İslamiyetin en mühim maksadı idi Buna göre Kur'an-ı Kerîm, esaslarını nasıl büyük bir ehemmiyetle beyan etmiş ise, medenî muamelelerin ufak cüzlerini de o kadar büyük bir ehemmiyetle beyan et- miştir. Toplumun küllî esaslarını ufak cüzlerini adalet, menfaat, zaruret üzerine bina edebiliyor amel, İslâmi- yette herhalde en mühim hedefti.»
«Medeniyet, halinden çok uzak bedevi âlemi, İslâ- miyet ruhuyla birkaç sene terbiye edildikten sonra, en evvel özlerinin hallerini düzeltmeleri, sonra diğer dev- letleri özlerine kısa bir müddetle teşhirleri bizim dava- mıza göre şahit olabilse gerek. İyilik ve çalışma devam ettiği müddetçe İslâmiyetin kuvveti hemen arttı. O va- kit medeniyet âleminde en büyük riyaset, İslâmiyet'in elindeydi. Eğer İslâmiyet'i amelden ayırmış bir belâ o vakit İslâmiyet âleminde meydana gelmeseydi İslâmi- yetin kuvveti, riyaseti artardı. Şu yeryüzünün haritası da tamamen başka renkte olurdu. Lakin İslâmiyette amel ve faaliyet ruhuna uzak kalındı: Acem medeniye- ti vasıtasıyla israf, sefahet, isret, tembellik hastalıkları, hükümet dairelerine zengin tabakalarının hakimiyeti yayıldı. İslâm devletlerinin zulüm yoluyla toplamış o ka- dar servetleri devlet menfaatlarına değil, belki hükü met dairelerinin sefahatlerine israf ediliyordu. Bundan Dini Müceddidler Seyhulislam Mustafa Sabri Sebil sy. 24,25
İnsanlığın öteden beri en çok merak ettiği konulardan biri de kıyametin ne zaman kopacağıdır. Bunun zamanını yalnız Allah'ın bildiğine dair ayet-i kerimeler bulunmaktadır. "Sizi ansızın yakalayacaktır." (A'raf. 7/187) ifadesi insa- noğlunun kıyamet saati hakkındaki bilgisizliğinin son ana kadar süreceğine işaret etmektedir. Kıyametin ne zaman kopacağı hakkında kendisine sorular sorulan Peygamber Efendimiz de bu konuda bilgisinin bulunmadığını be- lirtmiştir. Ahiret hayatı, melek, şeytan gibi gayb alanına giren, dolayısıyla beşerin bilgi imkanlarını aşan hususlarda Allah ona neyi ne kadar bildirmişse, o da o konuda bilgisini ortaya koymuş ve Allah'ın iznine bağlı olarak bizlere bilgiler vermiştir. Zaman zaman kıyametin kopacağı ana dair kehanetlerde bulunup insanları bununla oyalamaya çalışanlar olmaktadır. Halbuki önemli olan kıyametin ne zaman kopacağı değil, bir gün mutlaka bunun gerçekle- şeceğine iman etmek ve ahiret hayatı için hazırlıklı olmaktır.
Bu esnada İngilizler Anadolu'da kurula- cak yeni devletin liderliğini sürekli takip ediyorlardı. İngiliz raporlarına yansıyan tespitlere göre bu dönemde Ankara'da Kemalistler, Enverciler (eski İttihatçılar) ve Saltanatçılar olmak üzere üç grubun varlığından söz etmek mümkündü. Aralarındaki anlaşmazlıklardan biri de Hilafet'in geleceğiyle alâkalıydı. Rauf ve Kazım Karabekir Paşalar, Mustafa Kemal'in Hilafet hakkındaki görüşleri- ni biliyorlardı. Bu gruptan bazı isimler sağlık mazeretiyle Mustafa Kemal'den ayrılmaya başladılar ancak esas sebep hilafet meselesindeki görüş ayrılığıydı ve bunlar kısa sürede ikna edilip geri döndürüldüler. Dolayısıyla İngiliz tespit- lerine göre Ankara'daki meclis Mustafa Kemal taraftarları ve aleyhtarları olmak üzere ikiye bölünmüştü.
Mecliste güçlü bir ekip, Mustafa Ke- mal'in liderliğine karşıydı ve bir kanun teklifiyle meclisin geleceğinde Misak-ı Millî sınırları dışından gelenlerin yer almaması tartışılmaya başlandı. Teklif, Selanikli Mustafa Kemal'i oyun dışına itecekti ancak tartışmalar sonucu orta yol bulundu ve bundan vazgeçildi. Mustafa Kemal zamanla bu ekibi bertaraf edip liderliği elinde tutmakta hayli azimliydi. Kısacası İngilizler Anadolu'nun gelece- ğinde kiminle pazarlık yapacaklarından iyice emin olmak için Ankara'da kimin sözünün geçtiğinden tam olarak emin olmaya çalışıyorlardı. Lozan'da buna
Resulüllah (s.a.v.) kıyamete kadar gelecek olan fitne başlarını haber
vermiştir: 15,428-29.
Sahâbe ve fitne hareketleri: 13,519-20.
Sahâbe ve Tabiin arasında çıkan kavga
ve ihtilaf: 13,482-83-84.
Ümmeti helak edecek bela, fitnedir: 15,422.
Fiyat kızıştırmaya dair: 3,62.
Zamanla vukua' gelecek fitne ve hevalardan zikredilenler: 13,394-95-96.
Fiyat söylerken yüksek değil satmak istenilen fiat söylemelidir: 17,252. Fıkıh olmayan ibadette hayır yoktur: 15,185.
YANITLASİL
Yorum Gönder Bu blogdaki popüler yayınlar İman Mayıs 04, 2023 DEVAMI Meric Tumluer Said Nursi Mayıs 04, 2023 DEVAMI Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti Mayıs 04, 2023 DEVAMI Blogger tarafından desteklenmektedir Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL Vasiyet ve mustafa PROFİLİ ZİYARET EDİN Arşivleme Kötüye Kullanım Bildir
19. Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Cennetteki dört şey, cennetin kendisinden
daha hayırlıdır:
Cennette ebedî olarak kalmak Cennetten daha hayır-
lıdır. Cennette meleklerin hizmet etmesi Cennetten daha hayırlıdır. Cennette peygamberlerle komşuluk Cennetten daha hayırlıdır. Cennette Yüce Allah'ın rızası Cennetten
YANITLASİL
yuksel25 Aralık 2023 22:51 CS MÜNEBBİHAT
"Cehennemdeki dört şey de, Cehennemin kendisin- den daha kötüdür:
daha hayırlıdır."
Cehennemde ebedî kalmak Cehennemden daha kö- tüdür. Cehennemde meleklerin kâfirleri kınamaları Ce- hennemden daha kötüdür. Cehennemde şeytanın kom- şuluğu Cehennemden daha kötüdür. Cehennemde Yüce Allah'ın gazabı Cehennemden daha kötüdür."
*
YANITLASİL
yuksel25 Aralık 2023 22:53 Jasavvuf Klasikleri
ibn Hacer El-Askalanî
MÜNEBBİHAT
UYARILAR sy. 32,33.
YANITLASİL
yuksel25 Aralık 2023 22:56 Allah, Hz. İbrahim (a.s.)'ı "Halil". Hz. Musa (a.s.)'ı "Neciy" ve Beni de "Habib" ittihaz etti. Sonra buyurdu ki: "İzzetim ve Celalim hakkı için Habibimi, Halilim ve Neciyyim üzerine tercih ederim." (Halil dost, neciy sırdaş, Habib sevgili demektir.) Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 11 / No: 11 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel25 Aralık 2023 22:57 İnsanlar onu tanıyacak diye faciri anmaktan çekiniyor musunuz? Facirden, bulunduğu hal üzere bahsedin ki, insanlar ondan sakınsınlar. Ravi: Hz. Behz İbni Hakim (r.a.) Sayfa: 12 / No: 13 Ramuz El-Ehadis
1716- İnsanlar arasında, hayrın anahtarları, şerrin kilitleri olan kişiler vardır. İnsanlar arasında şerrin anahtarları, hayrın kilitleri de mevcuttur. Allah'ın hayır anahtarları eline verdiği kimseye ne mutlu! Allah'in şer anahtarlarını eline verdiği kimsenin de vay haline!
عَلَيْكَ اَنْتَ بِالطَّاعَةِ فِيمَا أَمَرَكَ اللَّهُ تَعَالَى بِهِ (طب عن ابن سعد بن جنادة) *
5388- Kim cemaatten (müslüman topluluğundan) ayrılırsa, o ateştedir. Çünkü Allah: "Yoksa bunalmışa, kendisine dua ve iltica ettiği zaman icabet eden, fenalığı gideren, sizi yeryüzünün hükümdan kılan mı? Allah ile beraber bir ilâh ha? Siz ne kıt düşünüyorsunuz" buyurmuştur. Demek ki hilafet Allah'tandır. Eğer hayırlı olursa O'na götürür. Şer ise o şer sebebi ile muâhaze olunur. Allah Teâla'nın emrettiği şeyde sana taat gerekir.
Cennet ehli Cennetteki makamlarına yerleşir ve Cuma'dan Cuma'ya Allah'ı ziyarete giderler. Onlara Arşı Rahman aşikâr olup, Allah'ı görürler. Bu Cennet bahçelerinden birinde olur. Ve herkes derecesine göre bir minbere yerleşir. En aşağısının yerleri misk tepelerindedir. Ve bunlar kendi hallerini diğerlerinden aşağı görmezler. Soruldu ki: "Rabbimizi görecek miyiz?" Buyurudu ki: "Evet, ayın 14'üncü gününde görülmesinde, ya da güneşin görülmesinde nasıl hilâf yoksa, (veya bunları nasıl izdihamsız görüyorsanız) öyle Rabbinizi göreceksiniz." Allah (z.c.hz.) onlara ayrı ayrı muhatap olur. Ve hatta bazılarına dünyadaki bazı sözlerini hatırlatır. Kul: "Yarabbi mağfiret etmemiş miydin?" der. Allah: "Ettim de onunla buraya geldin" buyurur. O esnada iki bulut öyle güzel kokular serper ki, kimse böylesini görmemiştir. O zaman Allah Tealâ buyurur ki: "Haydi kalkın ikram edeceğim şeylerin başına." O zaman kalkıp cennetin çarşılarına gelirler. Bu çarşılarda aklın tasavvur edemiyeceği şeyler vardır. Orada ne para verilir, ne de yüklenilir. Sadece emredilir. İşte orada biz birbirimizle karşılaşacağız. Derecesi üstün olanların elbisesi başka olur. Ve birinin gözüne bu ilişince kendi elbisesi de derhal fevkalâde olur. Çarşılardan yerimize döneriz. Ailelerimiz: "Başka bir şekilde güzelleşip geldiniz" derler. Biz de deriz ki: "Tabii güzelleşip gelmek hakkımızdır. Zira Rabbımızı ziyaretten geliyoruz." Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 118 / No: 8 Ramuz El-Ehadis
عن سمرة بن فاتك) 2951- Teraziler Allah'ın yed-i kudretindedir. Bir kavmi derece itibarı ile kaldırır, diğer bir kavmi indirir (alçaltır). Ademoğlunun kalbi, Rahman'ın iki kudret parmaklarının arasındadır. Dilerse bâtila kaydınr,
الذَّنْبِ كَمَنْ لَا ذَنْبَ لَهُ (هب وضعفه والديلمي عن عائشة)
2952- Ölüm ganimet, masiyet musibet, fakirlik rahat, zenginlik ceza, akıl Allah'tan gelen bir hediye, cehalet sapıklık, zulüm nedamet, taat göz aydınlığı, Allah korkusundan ağlamak ateşten kurtulmak, gülmek bedenin helakıdır. Günahtan tevbe eden günahı olmayan gibidir.
4160- Cennetin kapısında durdum. Bir de baktım ki, girenlerin çoğu yoksullardır. Zenginler de Arasat'ta hapsedilmiş duruyorlar. Cehennem ehli ise tutulmuyor. Cehenneme sürülüyor. Cehennem kapısında durdum. Baktım ki, girenlerin çoğu kadınlardır.
امامة) 4161. Kalk. Çünkü bu cehennemî bir yatıştır. (Yüz üstü yatmak kasd ediliyor.)
YANITLASİL
yuksel12 Ocak 2024 22:40 ٤١٦٤ - قِيَامُ الْمَرْءِ مَعَ أَخِيهِ الْمُسْلِمِ أَفْضَلَ مِنْ اعتكاف سنة في
الْمَسْجِدِ" (الديلمي عن انس) 4164. Kişinin müslüman kardeşi ile gece ibadet etmesi, bir sene mesciddeki itikafından hayırlıdır.
٤١٦٥ - فَيَدُوا الْعِلْمَ بِالْكِتَابَةِ (خط) كر عن انس طب ك قط خــــط في تقيــــد
العلم كر عن ابن عمر وطب عن انس ك عن عمر )
4165- İlmi, yazı ile kaydedin.
٤١٦٦ - قَيدْهَا وَتَوَكَّلْ (خط) كر عن ابن عمر قال قلت يا رسول الله ارسل
واتوكل قال فذكره قال خط متروك طب هب كر عن جعفر عن ابيه) 4166- Onu bağla da, sonra tevekkül et. (Birisi, devesini saliverip de mi tevekkül edeceğini sorduğunda bu hadis varid olmuştur.)
عَلَيْهِمْ يَوْمَ الْقِيَمَةِ (خط) والديلمى عن ابى هريرة وفيه اسمعيم بن رافع المدنى متروك)
4173- Kıyamette, Rahmân onlara Kur'an okuduğu zaman, halk Rahman'dan işittikleri o Kur'an'ı önceden (dünyada) du gibi olacaklardır.
YANITLASİL
yuksel12 Ocak 2024 22:49 Kalbde iman demek, Allah'ı sevmek demektir. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 192 / No: 11 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel12 Ocak 2024 22:49 Beyliğe haris olup ta adalet yapan yoktur. Ravi: Hz. Ebû Mûsa (r.a.) Sayfa: 484 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
Yorum Gönder Bu blogdaki popüler yayınlar İman Mayıs 04, 2023 DEVAMI Meric Tumluer Said Nursi Mayıs 04, 2023 DEVAMI Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti Mayıs 04, 2023 DEVAMI Blogger tarafından desteklenmektedir Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL Vasiyet ve mustafa PROFİLİ ZİYARET EDİN Arşivleme Kötüye Kullanım Bildir
1617- Tabiinin en hayırlısı, kendisine "Üveys" denilen zattır. Onun bir annesi vardır. O annesine son derece mutidir. Eğer o (herhangi bir şeyde) Allah'a yemin etse muhakkak Allah onu yemininde sadık çıkarır. Onun elinde bir beyazlık vardır. Ona rastlarsanız, Allah'tan size mağfiret dilemesini söyleyin.
وَالْعَقْلُ فِي أَمْرِ الدِّينِ مَسَرَّةٌ (كر عن أبي الدرداء) 4157- Tevfikin azı aklın çoğundan hayırlıdır. Akıl (yalnız) dünya işine sarf edilirse zarar vericidir, din işinde ise mutluluk getirir.
4160- Cennetin kapısında durdum. Bir de baktım ki, girenlerin çoğu yoksullardır. Zenginler de Arasat'ta hapsedilmiş duruyorlar. Cehennem ehli ise tutulmuyor. Cehenneme sürülüyor. Cehennem kapısında durdum. Baktım ki, girenlerin çoğu kadınlardır.
1611- Kıyametten önce karanlık geceler gibi fitneler zuhur edecek, o devirde kişi sabahleyin mü'min kalkacak, akşamleyin köfir olacak, akşam mü'min olarak yatacak sabahleyin kafir olarak kalkacak. O fitneler zamanında oturan, ayakta durandan, fitne zamanında ayakta duran yürüyenden, fitne hengamesi sırasında yürüyen koşandan hayırlı olacak. Binaenaleyh, yaylarınızı kırınız, okun kirişlerini koparınız, kılıçlarınızı taşa çarpınız. O fitnecilerden biri herhangi birinizin evine girerse o Ademoğlunun iki çocuğunun en iyisi olmaya çalışsın (yani o zamanda evinizin köşesinden ayrılmasın)
1611- Kıyametten önce karanlık geceler gibi fitneler zuhur edecek, o devirde kişi sabahleyin mü'min kalkacak, akşamleyin köfir olacak, akşam mü'min olarak yatacak sabahleyin kafir olarak kalkacak. O fitneler zamanında oturan, ayakta durandan, fitne zamanında ayakta duran yürüyenden, fitne hengamesi sırasında yürüyen koşandan hayırlı olacak. Binaenaleyh, yaylarınızı kırınız, okun kirişlerini koparınız, kılıçlarınızı taşa çarpınız. O fitnecilerden biri herhangi birinizin evine girerse o Ademoğlunun iki çocuğunun en iyisi olmaya çalışsın (yani o zamanda evinizin köşesinden ayrılmasın)
Evet makro alemden normo aleme, oradan da mikro aleme kadar bütün bir alemi kuşa- tan hikmet ve maslahat müşahede edilmekte- dir. Bütün bu alemler içinde en mükerrem var- lık, en seçkin yaratık olma liyakatına sahip in- san; bu dünyada sadece maddi ve cesede ait yönüyle binlerce hikmetle serfiraz olmuşken yalnız üç-beş günlük dünya için gelmiş ve bir daha dirilmemek üzere ölüme mahkum bir za- vallı olamaz.
Maddi yönüyle dahi bu dünya onu tatmin edip cevap veremezken; hayal ve beka arzusu gibi kâinatı kuşatacak istidät ve kabiliyetlerine cevap vermesi düşünülemez. Insanda hiçbir duygunun boş ve abes yaratılmadığını başta ka- bul ettiğimize göre, bu beka, ebedi yaşama duy- gu ve arzularının bu dünyada karşılığını göre- meyen insan elbette, kendisine bir hikmete mebni olarak verilen bu duygularının karşılığı nı başka bir alemde görecektir.
Kıyamet gününde en şiddetli azab görecek olanlar, zalim hükümdarlardır. Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.) Sayfa: 71 / No: 11 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel15 Ocak 2024 00:52 İman demek, namaz demektir. Kim ki namaz için kalbini boşaltır ve o namazı itina ile, vaktine ve sünnetine dikkat ederek muhafaza ederse, işte o mümindir. Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.) Sayfa: 193 / No: 10 Ramuz El-Ehadis
Ey aziz! Hadis alimleri ittifak ile şöyle bildirmişlerdir: İşrat-i såat kıyamet alåmetleri iki türlüdür: Biri lerdir. gizli alâmetler, diğeri açık alâmet-
Gizlil alametler: Insanda izzet, hurmet, muhabbet, şefkat, edeb, ha- ya, cömertlik, sözde durmak, doğruluk, ahbablığı korumak, şeriate ba- mak, takvå kalmamak. Şehirlerde mescidlerin çoğalması, cemaatin azay- ması, binaların yüksek olması, elbiselerin ince olması, kadınların ve ço- cukların hakim olması, kadınların erkeklere ve erkeklerin kadınlara ben- zemesi, erkeğin erkekle ve kadının kadınla uğraşması bereketin azalma- sı, akrabayı ziyaretin ve şer'i alış veriş hükümlerinin kalkması, kötülere ta'zim, iyileri tahkir, câriyelerin doğurması, kan dökülmesi, fisk ve fü- cûr, kabirlerin süslenmesi gibi şeylerdir ki, bunlara işrât-ı saat da derler.
Açık alametler on tanedir:
1 Deccal'ın çıkması.
Üç gece ardarda ay tutulması.
234 Yedi iklimde üç sene ardarda kıtlık olması.
4 Büyük bir dumanın her tarafı kaplaması.
5 Iså aleyhisselâm Şâm-ı şerîfde minâre-i beyda üzerine inip Deccalı öldürerek Muhammed aleyhisselamın şerî'ati ile amel
etmesi. Resûl-i ekremin (sallallahü aleyhi ve sellem) soyundan Mehdi çıkıp kırk yıl adåletle giderek Iså aleyhisselamı bulması. 6
7 Dâbbe-tül ard'ın meydana çıkması.
8 Ye'cûc ve me'cûcun set arkasından çıkıp yedi iklimi istila etmesi.
9 Beyt-i şerifin (Ka'be-i muazzama) yıkılması.
10 Güneşin batıdan doğması.
Bu alametlerin meydana çıkmasından sonra misk ve anber kokusu gibi ferahlatıcı serin rüzgârlar esip mü'minlerin ruhları revh ve reyhana çıkar. Sonra Kur'ân-ı kerimin hükmleri yeryüzünden kalkıp, halkın hepsi cehalette kalıp yüz yıl da öyle gider.
Tefsir âlimlerinin de ittifakı ile yukarıdaki kıyamet alåmetleri ta- mamlandıktan sonra Hak teâlâ Israfil aleyhisselâma Sûr'a üfürmesini emr eder. Süra üfürüldüğünde çıkan sesin heybetinden yedi kat göklerde olan melekler ve yedi kat yerde olan mahlūkların hepsi kıyamet koptu sanarak yüzlerinin üstünə düşüp kendilerinden geçerler. Gökler ve yer- ler sarsılır, yıldızlar dökülür. İnsanların saçları sakalları ağarır, hâmile olanlar, vakitsiz doğururlar. Herkes sarhoş gibi olur. Bu sûrun birinci nefhasıdır. Bundan bu heybetlere kapılırlar, kırk yıl daha bu şekilde gider. Sonra Hak teâlâ Isrâfil aleyhisselâma Sûr'a üfürmesini emr eder. O da İkinci üfürmeyi öyle kuvvetli yapar ki, şiddetinden bütün dağlar yerlerin- den ayrılıp, havaya çıkarak, atılmış pamuk gibi, bulut olurlar. Yedi kat gökler parça parça olup, su gibi eriyip yer yüzünə dökülürler. Denizle- F.: 4
sol taraflarından verirler. Hak teålå orada bütün mahluklarına vasıtasız kelâm söyler. Bir onda herkesin hesabını görüp kimine hitab, kimine itâb eder. Mazlûmun hakkını zālimden alıp, zālimin hasenâtı var ise ona ve- rir, yoksa mazlûmun günahlarını zālime yükletir. Hesabdan sonra hay- vanları toprak eder. Kafirler hayvanlara gıbla edip keşki biz de toprak ol- saydık derler.
Mahşer yerinde iki direk üzerinde bir büyük terazi kurulur. Her dire- ğin uzunluğu beşyüz yıllık yoldur. Her kefesi yeryüzü kadar geniştir. Bu [terazi] mizan ile mahşer günü sevabları ve günahları tartarlar. Sevabı ağır olanlar Cennete, günahı ağır olanlar Cehenneme giderler. Ancak Hak teålå ikram ederek günahı çok olan bir kısım dilediği kullarını afv eder. Bir kısmı da enbiyā, evliyâ, ulemâ ve sulehânın şefa'atine kavuşur- lar. Fakat bunların imân ile vefat etmiş olmaları şarttır. Çünki dünyadan îmânsız gidenlere Cennet, afv ve şefa'at olmaz, asla Cehennemden kur- tulamazlar. Imanlı olarak ölüp de günahı sevabından çok olan, afv ve şcla'ate de uğramayan mü'minler günahları kadar Cehennemde yanıp sonra Cennete giderler. Zerre kadar imånla ölen muhakkak Cehennem- den kurtulup rahata erer.
Sırat köprüsü kıldan ince ve kılıçdan keskindir. Uzunluğu üç bin yil- lik yoldur. Bin yıl yokuş, bin yıl düz ve bin yıl iniştir. Sırat köprüsü Ce- hennem üzerine kurulup, mahşer halkının hepsi onun üzerinden geçip giderler. Kimi şimşek gibi, kimi ok gibi, kimi koşan at gibi geçerler. Kimi günahlarını yüklenmiş yürür, kimi Cehenneme düşüp yanar. Cehennem, ey mü'min çabuk geç ki, nürun ateşimi söndürüyor diye feryad eder. Mü'minler selâmetle sıratı geçer, Kevser havuzundan içerler. Onda gusl edip, ayıb ve noksanlardan temizlenirler. Cennete girip mertebelerine göre makamlarını bulup sonsuz olarak zevk ve safâ içinde kalırlar. Çün- ki Cennet ehli gåh çeşitli ni'metlerden lezzet alırlar, gâh Allahü teâlâyı görmekle mest ve hayrån olurlar. Gözlerin görmediği, kulakların işitme- diği hâtırlara gelmeyen devletlere kavuşurlar. Cennet ile Cehennemin ara- sında kal'a divarı gibi burc ve ve ucları yüksek ve büyük bir sur var- dır. Yüksekliği beşyüz yıllık mesafedir. Uzunluğunun sonu gelmez ve bi- nası renkli cevherlerle süslüdür. Oraya A'raf ismi verilmiştir. Mecnun- lar, dağ başında olup din duymıyanlar ve kâfir çocukları A'rafda kalırlar. [A'raf sonsuz olmadığı için dağbaşında yetişip hiç din duymıyanlar və kâfir çocukları, hesabdan sonra, hayvanlar gibi yok edilirler. Mektubat 50 Mektub]. Cennet tarafından bakıp içindekileri ni'metler içinde gör- duklerinde, orada olmayı arzu ederek mahzün olurlar. Cehennem tarafına bakıp içindekileri azabda gördüklerinde, orada olmadıklarına şükr edip sevinirler. A'rafda bulunanlar bir rivayette ebedi olarak orada kalıp ba'zen üzülüp, ba'zen sevinirler.
Ya Rabbi! Bizi Cehennemden koru, Cennetinde ebrar ile beraber bu-
sol taraflarından verirler. Hak teålå orada bütün mahluklarına vasıtasız kelâm söyler. Bir onda herkesin hesabını görüp kimine hitab, kimine itâb eder. Mazlûmun hakkını zālimden alıp, zālimin hasenâtı var ise ona ve- rir, yoksa mazlûmun günahlarını zālime yükletir. Hesabdan sonra hay- vanları toprak eder. Kafirler hayvanlara gıpta edip keşki biz de toprak ol- saydık derler.
Rahmetli Hocam Abdurrahman Şeref GÜZELYAZICI ve ettiği gün (15.05.1978) sanki ukbâ yolculuğunu önceden sezet kaleme almış olduğu şu şiiri ceketinin cebinde bulunmuştur.
NEREYE?
Nereden kaynıyor hayat ırmağı?
Bu durmaz karanlık akış nereye? Annem mi, açılan mezar kucağı?
Ebedî geceden bakış nereye?!
Meçhul bir yolcuyum bu son akşamda, Ümit nûrum söndü siyah bir camda. Evim, çocuklarım, gözüm arkamda; Ahbaplar! Bu itiş, kakış nereye?!
92
Gönlümde yıldız yok, gözümde ışık, Emeller, rüyalar karmakarışık. Îmânım! Nerdesin, gel karşıma çık! Bu derin girişten çıkış nereye?!
Artık ne mavilik, ne pembe bahar, Ne mehtap, ne sahil, ne sandal, hep kar, Söyleyin benimle uçan ey kuşlar, O yazlık dünyadan bu kış nereye?!
Birkaç rekât namaz, zekât, oruç, hac, Duâlarım gibi kabûle muhtaç, Şeref, son nefeste edince mîrac, Semâlardan koptu alkış nereye?!
Bu kitap, 1453 yılında PEYGAMBER EFENDİMİZİN vasiyetini yerine getiren O KUTLU KUMANDANIN ve ASKERLERİNİN emanetine sahip çıkmak için hazırlandı. Bu kitap, AYASOFYA'nın tekrar cami olarak ibadete açılmasına ve yine ISTANBUL' dan başlayacak
YENİ BİR ÇAĞA Öncülük yapacaktır! Patrik Athenagoras'la Başlayan "KUDÜS ZİRVESİ OYUNU" Amerikalı
İstanbul Sur içinde "Özerk Devlet"
1967'de başlayan Papaların ziyaretleri ve arkasındaki "Vatikan Operasyonları..." İşgal güçlerine karşı direnen ve son çare olarak Ayasofya'yı havaya uçurmakla tehdit
eden büyük kumandan... "Gizli Ev Kiliselerle" yürütülen kuşatma: Güney Koreli, Zenci kiliseleri...
Aytunç Altındal: "Amaç İstanbul'a Vatikan Modeli" (iki gün süren özel röportaj)
"Haliç'te Yürütülen Çok Yönlü işgal" (Sevgi Erenerol'un kitabımız için kaleme aldığı özel yazı ve açıklamalar)
Misyonerlerin arasında yaşayan A.R. taktik ve stratejik kuşatmayı anlatıyor... Vatikan ve Mason locaları nasıl bir işbirliği içinde...
Siyonizm'e hizmet eden Papalar? Gizli arşivlerde saklanan biat anlaşmaları... Siyonist Hıristiyanlar ve Katolik-Protestan papazlar 1925 yılında başlayan ittifak: ARMAGEDDON, Sahte ISA MESIH...
Zarafetin afeti sakf (övünmek ve manasız sözler)dir. Şecaatin afeti serkeşliktir. Semahatin (hoşgörünün) afeti minnet etmek, güzelliğin afeti kibir göstermek, ibadetin afeti fetrettir (Gayretten sükuna düşmek.), sözün afeti yalandır. İlmin afeti unutkanlıktır. Hilmin afeti hoppalıktır. Asaletin afeti tefahurdur. Cömertliğin afeti israftır. Dinin afeti ise hevadır(Nefsine uymak). Ravi: Hz. Ali (r.a.) Sayfa: 4 / No: 4 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel29 Ocak 2024 23:42 Dinin afeti üçtür: Fasık alim, cahil ve zalim reisler, cahil sofular. (İbadete çalışıyor, fakat cahil. Bu zümreler din namına yıkımdır.) Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 4 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel29 Ocak 2024 23:44 Sizden birine, halktan korkması, işittiği veya gördüğü bir hakikatı söylemeye mani olmasın. Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.) Sayfa: 490 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
Şüphe yok ki münafiklar cehennemin en alt katındadırlar; artık onlara asla bir yardımcı bulamazsın. (Nisā, 4/145)
NİFAK: İÇİ BAŞKA, DIŞI BAŞKA OLMAK
Kişinin kâfir olduğunu gizleyerek mümin gibi görünmesine nifak, böyle bir yanlış ve kötü tutum içinde olana ise münafık denir. Münafıklar, kalbiyle inkâr ettikleri hâlde bunu gizleyerek kendilerini mümin gibi gösterirler. Söz ve davranışlarıyla mümin gibi gözüktükleri için toplum içinde kargaşaya ve fitneye sebebiyet verirler. Münafıklar, Allah'ı ve inananları aldatmaya çalışır- lar. Esasında farkına varmadan kendilerini aldatırlar. Çünkü onlar, ikiyüzlü olmaları sebebiyle kendi elleriyle kendilerini tehlikeye atarlar, hem dünya- larını hem de ahiretlerini zindana çevirirler. Kalplerinde hastalık bulunan münafıklar, müminlere karşı kin ve nefret beslerler. Dünyalık bir menfaat gördüklerinde hemen müminlerin tarafına geçerler. Bunu yaparken de İs- lam'ı ve dinî değerleri istismar etmekten çekinmezler. Ancak menfaatlerine ters bir durumla karşı karşıya kaldıklarında ya da nefislerine hoş gelmeyen bir şeyle karşılaştıklarında müminleri hemen terk ederler.
YANITLASİL
yuksel30 Ocak 2024 00:05 Allah c. c. Yardımı zayıflar sebebiyle gelmektedir. 2,396,401. Riyazu's Salihin Imam Nevevi Kampanya Kitaplari cilt 8.sy.71.
Öyle kuddus, tahir, öyle yüce, kahir Allahü (C.C.) ki O'nu
1140
mekânlardan hiçbir mekân ihata edemez. O, mekândan münezzehtir Velâ yeştemilü aleyhi zamanün. Yani: - O Allah'ı zamanlardan hiçbir zaman onu ihate edemez. Allah
يُقْبَلُ مِنْهُ صَرْفٌ وَلَا عَدْلٌ (ك ق عن عائشة)
1551- En zalim insan, kendisini dövmeyen kimseyi döven, kendini öldürmeye teşebbüs etmeyeni öldüren bir de nimet ehlinden ayrılıp nimet ehli olmayan kimseye intisap eden (mesela öz babasını bırakıp başkasını baba edinen) kişidir. Kim bunları yaparsa Allah'ı ve Rasulü'nü inkar etmiş demektir. Onun hiçbir ameli kabul edilmez artık.
هريرة) 1552- Kıyamet günü en çetin azaba dûçar edilecek kişi, sahip olduğu ilimden, Allah'ın istifade nasip etmediği âlimdir.
١٥٥٣
YANITLASİL
yuksel3 Şubat 2024 22:31 Kıyamet yaklaştığında; taylasan giyilmesi çoğalır, ticaret artar, mal çoğalır, mal sahibine malı için tazim edilir, fuhuş yayılır, çocuklar amir durumuna gelir, kadınların sayısı artar, Sultan zulüm eder, eksik ölçü ve tartı yapılır, bir adamın köpek yavrusunu yetiştirmesi, kendi çocuğunu yetiştirmekten kendisine daha cazip gelir, büyüğe hürmet, küçüğe de merhamet edilmez ve gayri meşru çocuklar çoğalır, hatta yol ortasında adam kadınla yakınlaşır. İnsanlar, kalbleri kurt olduğu halde koyun postuna bürünürler, o zaman da insanların en iyi görüneni "müdahim" (kötülükleri gördüğü halde karışmayıp, kendi işine bakan) olanıdır. Ravi: Hz. Ebû Zerr (r.a.) Sayfa: 33 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
İnsanlığın kurtuluşu faizin kaldırılması, zekâtın yerine getiril mesindedir. (S.) 649:Lemaat
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 22:33 İnsanlar kendi idarecilerinin yolundadır. (Mn.) 33.
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 22:53 8.Asirda İngiliz Kralı Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazarak para bastırmış. Akra Fm. Günün sohbeti Prof Dr Mahmud Esad Coşan
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 23:36 Türkiye Cumhuriyeti de paranın üstüne Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazmalidir.
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 4 4 Zarafetin afeti sakf (övünmek ve manasız sözler)dir. Şecaatin afeti serkeşliktir. Semahatin (hoşgörünün) afeti minnet etmek, güzelliğin afeti kibir göstermek, ibadetin afeti fetrettir (Gayretten sükuna düşmek.), sözün afeti yalandır. İlmin afeti unutkanlıktır. Hilmin afeti hoppalıktır. Asaletin afeti tefahurdur. Cömertliğin afeti israftır. Dinin afeti ise hevadır(Nefsine uymak). Hz. Ali (r.a.) 213 2 Cömertlik, Ulu Mevlanın huyudur. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 213 3 Cömertlik, cennet ağaçlarından bir ağaçtır. Dalları dünyaya sarkmıştır. Kim bu dallardan birine tutunuyorsa, bu dal onu Cennete götürür. Hasislik te Cehennem ağaçlarından bir ağaçtır. Dalları dünyaya sarkmıştır. Kim de bu dallardan birine yapışırsa, o dal da onu Cehenneme çeker. Hz. Ali (r.a.) 213 4 Cömertlik, Cennette biten bir ağaçtır. Cömertliğin gireceği yer, ancak Cennetir. Hasislik ise Cehennemde yetişen bir ağaçtır. Hasisin gireceğin yer ise Cehennemdir. Hz. Abdullah İbni Ci(r.a.)d (r.a.) 213 5 Cömert Allah'a, insanlara ve Cennete yakındır. Cehennemden de uzaktır. Cimri ise Allah'dan, insanlardan ve Cennetten uzaktır ve Cehenneme yakındır. Cahil cömert, Allah (z.c.hz)'lerine hasis abidden daha sevimlidir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 213 6 Cömert, ancak Allah'a hüsnü zannı olduğundan cömertlik yapar. Hasis ise ancak Allah'a sui zannı sebebiyle cimrilik yapar. Hz. Ebû Ümâme (r.a.) 248 2 Cömertin hatasından uzak kalın. Zira o düştükçe, Rahman onun elinden tutar. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 297 6 Altı şey güzeldir, lakin şu altı sınıf insan da daha güzeldir: Adalet güzeldir, lakin Umerada daha güzeldir. Cömertlik güzeldir, lakin zenginde daha güzeldir. Verağ güzeldir, lakin alimlerde daha güzeldir. Sabır güzeldir, lakin fıkarada daha güzeldir. Tevbe güzeldir, lakin gençlerde daha güzeldir. Haya güzeldir, lakin kadınlarda daha güzeldir. Hz. Ali (r.a.) 312 8 Cömertin yemeğini yemek devadır. Hasisin yemeği ise derttir. Hz. İbni Ömer (r.anhüma) 323 11 İnsanlara dört şey sebebiyle tafdil edildim: Cömertlik, şecaat, cima şiddeti ve harpte düşmanla savaşmak kuvveti. Hz. Enes (r.a.) 334 10 Hıfz on parçaya ayrıldı. Dokuzu Türke (Küffarı Çin) verildi. Biri diğer halka dağıtıldı. Hasislik de ona ayrıldı. Dokuzu Faris'e, biri diğer insanlara dağıtıldı Cömertlik de ona ayrıldı. Dokuzu Sudan'a, biri diğer insanlara. Haya da ona ayrıldı. Dokuzu Araba, biri diğer insanlara. Kibir de on kısma ayrıldı. Dokuzu Ruma, biri diğer insanlara dağıtıldı.
Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en güzel davranandır. (Tirmizi, Menākıb, 63)
MÜSLÜMAN AHLAKININ GEREĞİ OLARAK MERHAMET
Cenab-ı Hakk'ın kullarına bahşettiği en değerli nimetlerden biri de merhamet duygusudur. Merhamet, Rabbimizin "Rahmân" isminin bir tecellisidir. Merhamet, kalp inceliği ve gönül yumuşaklığıdır. Şefkatli ve insaflı davranmaktır. Merhamet, kalpleri kin, öfke ve intikam gibi hastalıklardan temizlemektir. Gönülleri sevgi, saygı ve affın güzelliğiyle tezyin etmektir. Can taşıyan her bir varlığa hatta bütün kâinata muhabbet nazarıyla bakmaktır. Şiddet, öfke, kin ve nefretin yürekleri işgal ettiği günümüzde merhamet medeniyetinin birer mensubu olarak bize düşen, Rahmet Peygamberi'nin mesajlarına yeniden sarılmaktır. "Ben ancak rahmet olarak gönderildim." (Müslim, Birr, 24) buyuran Allah Resûlü'nün ilim, hikmet ve ir- fan mektebinde gönüllerimizi eğitmektir. Asrımızın en büyük hastalığı hâline gelen merhametsizliği bir tarafa bırakarak; eşimize, çocuğumuza, ana-babamıza, yaşlılarımıza, çevremize ve bütün canlılara karşı vicdanlı ve merhametli olalım. Ailemiz ve toplumumuz merhamet ocağı olsun.
doğru : 1.Düz.2.Namuslu,dürüst. 3.Gercek.4.Yasal. ... Doğru : 1.Eğri. Yalan, Yanlış. Altın Esanlamli ve Karşıt anlamlı Kelimeler Sözlüğü. Altın Kitaplar
Fuhuş yayıldığında zelzeleler ve fitneler çoğalır. İdareciler zulmettiğinde yağmur azalır. Zimmet ehline gadr edildiğinde ise düşman galebe çalar. Ravi: Hz. İbni Ömer (r.a.) Sayfa: 54 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
Cennet ehli Cennete Cehennem ehli de ateşe girdiklerinde, ölüm (bir koç şeklinde) Cennetle Cehennem arasında bir yere getirilir ve kesilir. Sonra bir münadi şöyle nida eder: "Ey ehli Cennet, ebedilik var ölüm yok. Ey ehli nar, ebedilik. Ölüm yok." Bunun üzerine Cennet ehlinin sevinç üzerine sevinçleri artar. Cehennem ehlinin ise hüzünleri üzerine hüzünleri artar. Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma) Sayfa: 51 / No: 9 Ramuz El-Ehadis
Ümmetimi Benden sonra öyle fitneler kaplayacak ki, o fitnelerde insanın vücudu gibi kalbide ölür. Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma) Sayfa: 346 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
Cennet ehli Cennete Cehennem ehli de ateşe girdiklerinde, ölüm (bir koç şeklinde) Cennetle Cehennem arasında bir yere getirilir ve kesilir. Sonra bir münadi şöyle nida eder: "Ey ehli Cennet, ebedilik var ölüm yok. Ey ehli nar, ebedilik. Ölüm yok." Bunun üzerine Cennet ehlinin sevinç üzerine sevinçleri artar. Cehennem ehlinin ise hüzünleri üzerine hüzünleri artar. Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma) Sayfa: 51 / No: 9 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel20 Şubat 2024 16:30 Ümmetimi Benden sonra öyle fitneler kaplayacak ki, o fitnelerde insanın vücudu gibi kalbide ölür. Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma) Sayfa: 346 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
İnsanların akidlerini bozduklarını, emanetleri hafife aldıklarını, ve -parmaklarını birbirine geçirip- böyle olduklarını gördüğün zaman evini tercih et, lisanına sahip ol, maruf olanı al, münkeri bırak, kendi işinle meşgul ol ve ammenin işlerini kendilerine bırak. Ravi: Hz. Abdullah İbni Amr (r.a.) Sayfa: 46 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
Kudüs, Kurtuba, Kafkasya, Kırım, Keşmir tarihi bir ihmalin kurbanı olan coğrafyalarımız değil mi?
Tabi ki, Kitabı ve kıbleyi ihmal edenlerin ne ülküsü, ne de ülkesi kalıyor…
Dahası biz kalbimizi ve ruhumuzu ihmal ettik… Yani kendimizi ihmal ettik, kaçınılmaz bir netice olarak birbirimizi ihmal ettik…
Vicdanı, mizanı imanın gereğini ihmal ettik…
Ahdimizi, akdimizi, andımızı, ihmal ettik…
Tüm bu ihmaller edep, erdem, haya, terbiye, görgü, nezaket, özveri, özen gösterme hassasiyetimizi zedeledi…
YANITLASİL
yuksel23 Şubat 2024 08:54 ihti- mamsızlık umutları tüketiyor...
Bu ihtimaller yarınları yaralıyor, gele- ceği karartıyor...
İhmalkârlığımız ilahi emanete düşü- rülmüş kara bir lekedir... Bugün başımı- za gelen musibet, felaket ve belalar kim bilir geçmişteki hangi ihmallerimiz sonu- cudur...
İhmal eden, savsaklayan, aldırmayan, geçiştiren ve bunu alışkanlık haline geti- ren, yaşam tarzı edinen bir ümmet iflah olmaz, toparlanamaz ve kendine gele- mez...
Yüz yıllık bir ihmalin sonucu olsa ge- rek bu ümmetin sefaleti ve esareti bitmi- yor... Parantez kapanmıyor...
Yoksa zamana yaydığımız yükümlü- lüklerin zamanla zamanaşımına uğraya- cağını mı sanıyoruz?..
a
ra
Dosyamızın kabardığını, suçumuzun arttığını fark etmiyoruz...
Açık söylemek gerekirse; ipe un se- ren, havanda su döven, topu taca atan, "çizdim, oynamıyorum," diyen "yerim dar" diyenin bu davada yeri yoktur...
Öldürücü suskunluk, kahredici vur- dumduymazlık tüm kasvetlerin ve gay- retlerin temel nedenidir
Davetsiz ve cihadsız hayatların hayrı kalmıyor... Aksiyonsuz ve aşksız hare- ketlerde bereket görülmüyor...
Ninova'yı, hatta Okçular Tepesini ih- mal ettik... "Bu sıcakta sefere çıkılır mı?" dedik...
YANITLASİL
yuksel23 Şubat 2024 08:55 Allah için ayağa kalkın denince yere çakılı kaldık." Duyarlılığımız gitti... Du- ruşumuz değişti... Duruma göre vaziyeti idare eder olduk...
Önümüzde daha uzun zaman var, tevbe ile telafi ederiz, dedik. Hani bizim mahallemiz, sokağımız hedef kitlemiz vardı... Bir insanın hidayetine vesile ol- mak dünyalara bedeldi... Tüm engelle- melere rağmen yüreklere dokunurduk... Bugün engeller kalktı, biz yerimizden kalkamıyoruz...
Bunca imkâna rağmen bu nasıl bir ihmal? İzahı zor bir durum... İmtihanda bocalıyoruz...
Bugün Ümmeti Muhammed’in maruz kaldığı müzmin bir hastalıkla karşı karşıya kalıyoruz: İhmalkârlık… Öyle ki bu hastalık, hastalık olarak görülmüyor… Tedaviye ihtiyaç duyulmuyor… Bu da ayrı bir hastalık… Hatta ihmalkârlık kâr sanılıyor…
Sanıyorum kulluk sınavımızı zora sokan en ciddi suçlardan biri ihmalkârlığımızdır…
Diyebilirim ki, öyle ihmaller vardır ki sonucu kasıtlı işlenen bazı hatalardan daha ağır olabiliyor
Gecikmiş adaletin adalet olmadığını bilmeyen var mı?..
Mazlumların çırpışını, çığlığını izlemek veya yüz çevirmek o cürme ortak olmak değil midir?
Başarısız olabiliriz, sonuç alamayabiliriz fakat kötülüğe müdahalemiz yoksa kuşkusuz vebal altındayız…
Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan değil miydi?
Bugün düşmandan daha çok ihmalimiz bizi vuruyor… En ciddi yanılgımız, ihmalkârlığı karakter edinmek ve bunu meslek bilmek… İhmal suikastlarının müsebbibi biz değil miyiz?
Gâvurların yaptıkları orada kalsın, gafletimiz bizi bitirmiyor mu?..
Sürdürülemeyen sorumluluklar, yarım kalmış görevler, sil baştan başlayan tekrarlar, inisiyatifsizlik, iradesizlik,........
guya yerleştiler, halen sayıca az olmalarına rağmen birçok ülkenin Sunetimini, kültürel hayatını, ekonomisini, dünya ticaretini ele geçir miş, istediğini istediği ülkeye empoze ettirip yaptırabiliyorlar... Batılı devletlerin, daha başka, mason locaları, Lions kulüpleri, Ro- tary kulüpleri, Bilderbergler, misyoner teşkilatları, Yehova Şahitleri gi bi nice nice dinî, sosyal, siyasî, gizli, âşikâr, etkili, faal teşkilatları var... Ama biz müslümanların böyle kuruluşları yok; kurulmamış, kuru-
lanlar tahrip edilmiş, kapatılmış, yasaklanmış...
Emperyalistler bir İslâm ülkesini ele geçirdiler mi önce İslam'ı
unutturmaya, müslüman halkı dejenere etmeye çalışırlar, en çok, ger- çek İslâm'dan, halis müslümandan korkarlar. Çünkü İslâm, iman, Kur'an, irfan, ahlâk ve mâneviyat ile ilim, çalışma, gayret, şuur, onur, basiret, hürriyet, istiklal, kalkınma, refah, mutluluk, zenginlik, güçlü- lük arasında kuvvetli ilişkiler, sarsılmaz bağlar, kesin etki ve tepkiler olduğunu çok iyi bilirler.
YANITLASİL
yuksel28 Şubat 2024 06:54 smler belli, duvarlar saglam, R çek buketleri, demek ki sık sık in uzerlerinde demet demet ta- ziyaret olunmaktalar...
Onlar böyleyken bizler ne yapmışız? Maalesef yürekler acısı bir durum. Mezarlıklar istilaya uğramış, gecekondu dolmuş, istimlak edilmiş, türbeler yıkılmış, kapatılmış, tozlu, harap, yağmalanmış; cami lere el konulmuş, halı la rı, levhaları, minberleri, mihraplan, çinileri- hatta kubbe kurşunları çalınmış, en değerli eserler yıktırılmış, avlu ları yok edilmiş; tarih sevdirilmemiş, ecdat kötülenmiş, gerici ve yo- baz gösterilmiş, vatan hainle ri putlaştırılmış, kahramanlaştırılmış; sa- raylar yağmalanmış, arşivler satılmış, şehirlerin tarihî binaları yıkıl- mış, yerlerini soğuk beton yığınlar almış, vakıf eserler yağmalanmış, kütüphaneler kapatılmış, en değerli kitaplar kaybolmuş, bir sürü yol- suzluk, hırsızlık, hainlik, düşmanlık, kadirbilmezlik, şarlatanlık, dal- kavukluk, nemelâzımcılık, vefasızlık, şuursuzluk...
Milli kültürümüz mahvedilmiş, tarihimiz yağmalanmış, tarih şu- uru sıfır, takip yok, hesap soran yok, suçlu ortada, ev sahibinden bas- kin, arsız, yüzsüz. Bu rezalete kimler, ne zaman dur diyecekler acaba; Şark'ın
eski aslanları nerede, uykudan ne zaman uyanacaklar? Bir 18 Mart Canakkale Zaferi gecti kar kisi olayı bilmekte? Çocuk
3233- Peygamberlik içinizde, Allah'ın dilediği zamana kadar devam edecek, sonra kaldırmak isteyince onu, kaldıracak; sonra nübüvvetin yolunda olan hilafet Allah'ın dilediği müddete kadar sürecek, sonra onu kaldırmak isteyince kaldıracak, sonra ısıran saltanat devri gelecek, o da Allah'ın dilediği zamana kadar kalacak, sonra Allah onu kaldırmak isteyince kaldıracak, sonra onu zorba bir hükümdarlık takip edecek, sonra da nübüvvet yolu üzerinde olan bir hilafet devri gelecek.
٣٢٣٤ - تَكُونُ لَأَصْحَابِي زَلَّةٌ يَغْفِرُهَا اللَّهُ لَهُمْ لِسَابِقَتِهِمْ مَعِي (كر عن محمد
بن الحنفية عن ابيه
3234- Ashabımın zellesi (ayak kayması) olur. Lakin Allah onları benimle beraber güzel geçmişleri bulunduğu için bağışlar.
yuksel1 Mart 2024 22:26 إِلَيْكُمْ فِي ثَمَانِينَ غَايَةً تَحْتَ كُلِّ غَايَةٍ اثْنَيْ عَشَرَ الْفَا" (ه عن عوف بن مالك)
3236- Beni asfar ile aranızda sulh olacak, sonra size hiyanette bulunup her birinin altında on ikibin kişi bulunan seksen sancakla size doğru saldıracaklar.
3237- Dört fitne başgösterecek: Birincisinde adam öldürmek helal sayılacak, ikincisinde hem o, hem de mal, üçüncüsünde kan, mal, zina helal sayılacak, dördüncüsü ise Deccal'dir.
3238- Deccal'den önce aldatıcı yıllar olacak. O yıllarda yağmur çok, bitki az olacak, doğru söyleyen yalanlanacak, yalan söyleyense doğrulanacak, haline güvenilecek emin olan kişi hain sayılacak, Ruvaybıza konuşacak "Ruvaybıza nedir ey Allah'ın Rasulü?" diye sordular. "Ruvaybıza, kendisine önem verilmeyen kişi" buyurdu.
يَعْنِي عَلِيًّا (طب عن كعب بن عجرة) 3239. İnsanlar arasında ayrılık ve ihtilaf olacak, bu ve arkadaşları doğru yol üzere olacaklar. (Hazreti Ali kasdediliyor.)
yuksel1 Mart 2024 22:27 مَزَامِيرَ يُقَدِمُونَ الرَّجُلَ لِيُغَنِّيَهُمْ وَلَيْسَ بِأَفْقَهِهِمْ (طب عن عابس لغفارى)
3240- Şu altı hususla karşılaştığınız zaman, ölümü temenni edin. Alçaklar başa geçirilince, hükümler satılınca, insan öldürmek hafife alınınca, şart ve yemin çoğalınca, akraba ile ilgi kesilince, Kur'an şarkı gibi oyuncak ve eğlence edinilince ki
YANITLASİL
Yorum Gönder Bu blogdaki popüler yayınlar İman Mayıs 04, 2023 DEVAMI Meric Tumluer Said Nursi Mayıs 04, 2023 DEVAMI Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti Mayıs 04, 2023 DEVAMI Blogger tarafından desteklenmektedir Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL Vasiyet ve mustafa PROFİLİ ZİYARET EDİN Arşivleme Kötüye Kullanım Bildir
مَزَامِيرَ يُقَدِمُونَ الرَّجُلَ لِيُغَنِّيَهُمْ وَلَيْسَ بِافقهِهِمْ (طب عن عابس لغفارى)
3240- Şu altı hususla karşılaştığınız zaman, ölümü temenni edin. Alçaklar başa geçirilince, hükümler satılınca, insan öldürmek hafife alınınca, şart ve yemin çoğalınca, akraba ile ilgi kesilince, Kur'an şarkı gibi oyuncak ve eğlence edinilince ki, insanlar kendilerinden çok daha az bilgisi bulunan adama gelip ondan medet umarlar.
الدَّمُ تَوَضَّأَتْ لِكُلِّ صَلَوة (ك عن ابن عمرو)
3242- Lohusa, kırk gece bekler. Bundan önce temizlik görürse, temizlenmiş olur. Eğer kırk geceyi geçerse özürlü hükmündedir. Yıkanır, namaz kılar. Eğer kan çok gelirse her namaz için abdest alır.
الْكِرَامَ عَثَرَاتِهِمْ (طس والعسكرى كر عن عائشة)
3246- Hediyeleşiniz ki, karşılıklı sevgileriniz artsın. Hicret edin ki, çocuklarınıza iyi bir şeref ve fazilet terk etmiş olasınız, iyi insanların hatalarını affediniz.
جَبَابِرَة الْعُلَمَاءِ فَيَغْلِبُ جَهْلُكُمْ عِلْمَكُمْ (ابو الشيخ عن ابي هريرة) مِنْ
3248- Kendilerinden öğrendiklerinize (hocalarınıza) karşı alçak gönüllü olun. Kendilerine öğrettiklerinize karşı da tevazu gösterin. Zorba alimlerden olmayın. Böyle olursanız cehliniz ilminizi yenik düşürür.
مَزَامِيرَ يُقَدِمُونَ الرَّجُلَ لِيُغَنِّيَهُمْ وَلَيْسَ بِافقهِهِمْ (طب عن عابس لغفارى)
3240- Şu altı hususla karşılaştığınız zaman, ölümü temenni edin. Alçaklar başa geçirilince, hükümler satılınca, insan öldürmek hafife alınınca, şart ve yemin çoğalınca, akraba ile ilgi kesilince, Kur'an şarkı gibi oyuncak ve eğlence edinilince ki, insanlar kendilerinden çok daha az bilgisi bulunan adama gelip ondan medet umarlar.
الدَّمُ تَوَضَّأَتْ لِكُلِّ صَلَوة (ك عن ابن عمرو)
3242- Lohusa, kırk gece bekler. Bundan önce temizlik görürse, temizlenmiş olur. Eğer kırk geceyi geçerse özürlü hükmündedir. Yıkanır, namaz kılar. Eğer kan çok gelirse her namaz için abdest alır.
الْكِرَامَ عَثَرَاتِهِمْ (طس والعسكرى كر عن عائشة)
3246- Hediyeleşiniz ki, karşılıklı sevgileriniz artsın. Hicret edin ki, çocuklarınıza iyi bir şeref ve fazilet terk etmiş olasınız, iyi insanların hatalarını affediniz.
جَبَابِرَة الْعُلَمَاءِ فَيَغْلِبُ جَهْلُكُمْ عِلْمَكُمْ (ابو الشيخ عن ابي هريرة) مِنْ
3248- Kendilerinden öğrendiklerinize (hocalarınıza) karşı alçak gönüllü olun. Kendilerine öğrettiklerinize karşı da tevazu gösterin. Zorba alimlerden olmayın. Böyle olursanız cehliniz ilminizi yenik düşürür.
Atatürk’ün ‘vasiyeti’, yani tuttuğu gizli notlar ne açıdan önemli?
Atatürk’ün gizli vasiyeti adı altında 1980’de bunu ilk defa dile getirdim. Kastedilen, Atatürk’ün siyasî vasiyetidir. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kişi nasıl bir gelecek öngörüyor? Devletin ilelebet payidar kalabilmesi için neler gerektiğini düşünüyor? Bunun için kendisinin bazı tasavvurları var. Daha cumhuriyet kurulalı 15 sene olmuş. Dolayısıyla kastedilen “Makbule’ye 50 lira verin, ötekine 5 lira verin” şeklinde bir vasiyetname değil. Kendi tuttuğu çeşitli kayıtlar, görüşler ve yaklaşık 400 sayfayı bulan, kimisi iki satır, kimisi bir sayfa notlardan oluşan bir külliyat…
Bu notlar ilk defa İnönü tarafından mı açıldı?
Hayır. Bu, bildiğim kadarıyla 1958’den itibaren Menderes’in haberdar olduğu bir durum. Dolayısıyla 1938’de mühürlenerek saklanan bu kâğıtlar 1950’li yıllarda Menderes başbakan, Celal Bayar da cumhurbaşkanıyken onlar tarafından biliniyor olmalı. 1964’te Celal Bayar’a sordum; o da “Böyle bir olay vardır fakat Türkiye buradaki fikirlere hazır değildir” dedi. 1988’de 50 yıl doldu ve açılması gerektiğinde Kenan Evren 25 sene daha yasak koydu. Kızdığım taraf, hep birileri Türkiye ve Türk milleti adına “Türkler buna hazır değil” diyor. Ya kardeşim sen kimsin, niçin durmadan bunu deme yetkisini kendinde görüyorsun?
Bu notları açıp okuyanlardan bir bilgi sızmadı mı hiç?
Menderes’in 1958’de söylediği bir cümle vardır: “Siz isterseniz hilafeti de getirirsiniz.” O dönemde kullanılmayan, kullanılması mümkün olmayan bir cümle bu. Nitekim Menderes laiklikle ilgili yasa ve yönetmeliklerde değişiklikler yapmayı planlıyordu. 27 Mayıs’ın ardından idamı, notu okuduğunun işaretidir.
1935- Sana Allah'tan korkmanı tavsiye ederim. Çünkü o bütün yapacağın amellerin bir süsüdür. Kur'an okumalısın. Allah'ı anmalısın. Çünkü bu gökte anılmana, yerde aydınlanmana bir vesiledir. Uzun sükutte bulunmalısın. Ama hayrı söyleyeceğin zaman başka. Hemen söyle. Çünkü bu şeytanı senden kovar. Din işinde sana yardımcı olur. Sakın ha çok gülme. Çünkü bu kalbi öldürür, yüzün nurunu giderir. Cihad etmelisin, ümmetimin asla bırakmayacağı şey budur. Yoksulları sev, yanlarında otur. Daima senden aşağı olana bak, üst olana değil. Bu Allah'ın üzerinde nimetini hakir görmemen için en layık olan husustur. Senden ilgilerini kesseler bile sakın ha akraba ile ilgini kesme. Acı da olsa doğruyu söyle. Allah uğrunda levm edenlerin levminden korkma. İçindeki bilgin seni insanlara reva görebileceğin kötülükten alıkoysun. Yaptığın şeyle onlara karşı övünme. Ayıp yönünden şu üç hasletin kişide bulunması kâfidir: Kendi kusurunu görmeden başkalarının kusurlarına bakması. Kendi utanılacak şeyde yüzerken o utanılacak şeyi sebebiyle başkalarını ayıplaması. Yanında oturan (komşusuna) eziyet etmesi. Ey Ebu Zerr! Tedbir gibi akıl yoktur,
YANITLASİL
yuksel11 Mart 2024 00:16 kötülükten çekinme gibi vera yoktur, güzel ahlak gibi şeref yoktur.
1936- Size Allah'tan korkmanızı, Habeşli bir köle bile başınıza geçirilse onu dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Çünkü benden sonra yaşayan çok ihtilata şahid olacaktır. Benim sünnetimden, hidayete ermiş, doğru yolda olan halifelerin yolundan ayrılmayın. Ona sımsıkı sarılın. Azı dişlerle ısırır gibi (sımsıkı sarılıp sakin bırakmayın). Sonradan uydurulmuş işlerden uzak durun. Çünkü sonradan uydurulan, bidattir, her bidat sapıklıktır.
5797- Ağlama (ey Osman!) Nefsim yed-i kudretinde olana yemin olsun ki, benim yüz kızım olsa, sana hepsi ölünceye kadar biri öldüğünde diğerini veririm. İşte bu Cibril'dir, bana haber verdi. Allah bana ölen kızımın kızkardeşini sana vermemi emretmiş. Mehrini de aynı ölen kızkardeşinin mehri gibi tayin etmemi emretmiş.
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 113 1 Ümmetim üzerine en korktuğum kimseler, ilimleri dillerinde olan münafıklardır. (Dili âlim) Hz. Ömer (r.a.) 113 2 Ümmetim üzerine korktuklarımın en korkuncu; âlimin hatası, münafığın Kur'anla mücadelesi, kendisine fetholunacak dünya. (Yani dünya rahata mübtelâ edip, insana fedakârlığı unutturur. Dinin temeli ise fedakârlık üzerine kaimdir.) Hz. Muaz (r.a.) 113 3 Ümmetim üzerine korktuğumun en korkuncu, ya namazın vaktini geciktirmeleri veya vaktinden evvel kılarak acele etmeleridir. (İlk cemaati kaçırmamak efdaldir.) Hz. Enes (r.a.) 113 4 Ümmetim üzerine korkmakta olduklarımın en korkuncu, mudil insanlar (önderler)dir. (Mudil, şaşırtıcı, istikamet kaybettirici demektir) Hz. Ebud Derda (r.a.) 113 5 Ümmetim üzerine korkmakta olduklarımın en korkuncu kavmi Lut'un hareketidir. Hz. Câbir (r.a.) 113 6 Ahir zamanda, ümmetim üzerine en korktuğum üç şey; Müneccimlik ve müneccimlere inanmak, kaderi tekzib ve sultanın zulmüdür. Hz. Ebû Ümâme (r.a.) 113 7 (Dini hususlarda) riyanın en azı dahi şirktir. Ve en iyi kulluk, mütteki olmak ve ittikasında gizli olmaktır. Bu gizlilik, bir merhalede bulunmayınca aranmamak ve bulununca da nazarı dikkati çekmemektir. Bunlar hidayet rehberi ve ilim kandilidirler. Hz. İbni Ömer (r.a.) 113 8 Ehli Cennet'in en aşağı dereceli olanının Cennetteki mülkünü temaşası ikibin sene sürer ve bu mülkün en uzak kısmını en yakını gibi görür. Bunlar zevceleri, hizmetçileri, kürsüleri, bahçeleri vs.dir. Efdal dereceli olanı ise, Allah (z.c.hz.)'nin Cemalini günde iki defa temaşa eder. Hz. İbni Ömer (r.a.) 113 9 Fisebilillâh mücahid olanlar en ufak bir zorlama ile bir senelik oruç bedeli ve bir senelik gece ibadeti hak ederler. Soruldu: "En ufak zorlama nedir?" Buyuruldu ki: "Meselâ böyle bir mücahid gece giderken hayvan üzerinde uyuklar ve kamçısını düşürür, inip bunu alması en ufak zorlamalardandır." Hz. Sabit İbni Ebu
لِلآخِرَةِ اخْتَارَ أَمْرَ الآخِرَةِ عَلَى الدُّنْيَا (كر والديلمي عن ابي هريرة) 3314- Üç şeyi kendinde bulunduran, kâmil bir iman elde
a) Allah yolunda kınayıcının kınamasından korkmamak, b) Yaptığı amellere en küçük bir riya dahi karıştırmamak, c) Biri dünya diğeri ahiret olan iki iş kendisine sunulduğunda, ahiretinkini tercih etmek.
etmiş olur:
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 01:53 1942- Kıyamet gününde kulun ilk hesap verecek olduğu şey, namazıdır. Eğer tamamlamışsa bu onun için tam olarak yazılır, tamamlayamamışsa Allah Azze ve Celle meleklere:
"Bakın, eğer kulumun nafile namazı varsa onunla bu farz namazlarını tamamlayın" emrini verecek. Sonra zekattan da böyle hesaba çekilecek. Sonra diğer ameller de bu minval üzere ele alınacak.
1340- Dünya melundur, dünyada bulunan ve kişiyi Allah'tan gafil eden hususlar da melundur. Yalnız zikrullah, Allah'ın sevdiği iyi amel, âlim ve ilim tahsil eden hariçtir. İsrailoğullarını baştan çıkarıp fitneye sürükleyen ilk şey muhakkak kadınlar olmuştur.
3868- Allah için ilim tahsil eden, Allah yolunda savaşa erkenden gidip sağ salim dönen gibidir.
ن
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 02:04 Sene yüz otuz beş olunca, Davud oğlu Süleyman (a.s.)'ın deniz adalarında hapsettiği şeytanların azılıları serbest kalır. Ve onların onda dokuzu lrak'a gider. Ve orada Kur'an hakkında (şeytanca) mücadele ederler. Onda biri ise Şam'da kalır. Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.) Sayfa: 60 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
Yorum Gönder Bu blogdaki popüler yayınlar İman Mayıs 04, 2023 DEVAMI Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti Mayıs 04, 2023 DEVAMI Meric Tumluer Said Nursi Mayıs 04, 2023 DEVAMI Blogger tarafından desteklenmektedir Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL Vasiyet ve mustafa PROFİLİ ZİYARET EDİN Arşivleme Kötüye Kullanım Bildir
15 Temmuz darbe girişimine ilişkin hazırlıklar kimler tarafından, nerde ve nasıl yapıldı?
• FETÖ'cüler böyle bir darbe girişimine neden kalkıştı?
• Darbe saati niye erkene alındı?
• Darbenin ilk saatlerinde Fetullah Gülen hangi sivil imamla görüştü?
• Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Yıldırım darbe olduğunu öğrendiklerinde ne konuştular, ne karar aldılar?
• Genelkurmay Karargâhı ve diğer karargâhlar nasıl işgal edildi?
• Üst düzey komutanların başına ne geldi?
• Akıncı Üs Komutanı Hakan Evrim, Fetullah Gülen'le kimi görüştürmek istedi?
• Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Marmaris'ten İstanbul'a intikali nasıl planlandı, yol boyunca neler yaşandı?
• Ankara'yı bombalayan uçaklara kim talimat verdi?
• TRT baskınının ve TV'deki darbe bildirisinin arka planında neler yaşandı?
• Ömer Halisdemir, Semih Terzi'yi nasıl etkisiz hale getirdi?
• Darbe nasıl bastırıldı, darbeciler hangi koşullarda teslim olmak zorunda kaldı?
• Darbe başarılı olsaydı nasıl bir Türkiye'ye uyanacaktık?
Asırlık Gece, hazırlık safhasından bastırıldığı ana kadar darbe girişimi kapsamında gerçekleşen birçok olayı, deliller ve belgeler ışığında bütüncül bir yaklaşımla ele almakta ve aydınlatmaktadır.
zümre a.)زمره( ]Ar.] (ç. b. zümer) 1. Top- luluk, cemaat. 2. Sınıf, grup: "Yalnız o münte- sibīn-i edeb üç zümreye daha doğrusu üç dereceye ayrılır. "(T.Fikret) 3. Cins, tür, nevi.
zümrüd a.)مرد( ]Ar] 1. Pek kıymetli yeşil
bir taş. 2. tas. Bütün varlıkların çizildiği küllî nefis.
§ tam. zümrüd-i anka a زمرد عنقا
Güneş ve ateşten yaradıldığına ve semanın dördüncü katında yaşadı- ğına inanılan kutsak kuş, simurg.
)seçkinler)a özel bir hitabı hedef alması dolayısıyledir. وَلَا تَلْبِسُوا الحَقِّ بالباطل hakkı batıl ile karıştırıp aldatmayın; doğruyu yalanla, yanlışlarla bulayıp da وَتَكتُمُوالحق وأنتم تعلمون bile bile hakkı gizlemeyiniz. Bu âyetin anlamı çok kap- samlıdır. İlme ve amele dair hususları kapsar. Bilgiçlerin hilelerine, yalan do- lanlarına ve bozgunculuklarına, hatta ticaret ehlinin karışık işlerinden ve hakim- lerin haksız hükümlerine varıncaya kadar hepsine şümülü vardır. "İnsanları aldatmayınız, sahtekârlık yapmayınız." meâlinde bir genellemeyi ifade eder. Bununla beraber (kelâmın) sevki bilhassa ilmî değeri hedef alıyor. Nice kimse- ler vardır ki, ilmî gerçekleri bozarlar, kötüye kullanırlar, onları kendi gönüllerine göre evirerek çevirerek aslından çıkarırlar, bakırı yaldızlarlar, altın diye satarlar. Bu durum İsrailoğulları haberlerinde çok vardı. Bunlar, kendi yazdıkları fikirleri, te'villeri, tercemeleri, Tevrat'ın aslı ile karıştırıyorlar, seçilmez bir hale getiriyorlar ve bazan da Muhammed (s.a.v.)'e ait vasıflar hakkında yaptıkları gibi geçmiş kitaplardaki âyetleri saklıyorlardı ki, bu konuda فَوَيْلٌ لِلَّذِينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِأَيْدِيهِمْ ثُمَّ يَقُولُونَ هَذَا مِنْ عِنْدِ اللَّهِ "Yazıklar olsun o kimselere ki, kit- abı elleriyle yazıp, sonra 'Bu Allah katındandır.' derler." (Bakara, 2/7( يُحَرِّفُونَ الكلم عن مواضيه "Kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar." (Nisa, 4/46, Maide, 5/13( ve diğerleri gibi başka âyetler de vardır. Bunlar, Tevrat'ın aslını korumuyorlar, kendi yazdıkları tercemeleri: "İşte Allah'ın kitabı" diye Tevrat yerine koyuyor- lardı. Ve ilmî meselelerde gerçeği takip etmeyerek kendi gönüllerine göre
YANITLASİL
yuksel19 Mart 2024 05:59 2- BAKARA SÛRESİ: 42-43
Cu
oluy
din
hak
ma
rin
ara
ke
de
be
n
0
286
Cuz
açıklamalarda bulunuyorlar, arzu ve şehvetlerine sapıyorlar, safsatalar yapıyorlar, arzularına tabi oluyorlardı. Bu şekilde hak fikri, hak inancı kalmıyor aidatma, karıştırma, aldatıcılık hükümran oluyordu. İşte bütün bunlara karşı İsrailoğullarının bilginlerine genel olarak bu yasaklama hitabı söylenmiştir ki, Kur'ân'da bu konuda başka bir âyet olmayıp da yalnız bu âyet olsaydı, Kur'ân'ın terceme ve tefsiri meselesinde ve diğer ilmî vaziyette İslâm'ın tutumunu, ilmi vazifenin şeklini tayin etmek için bu âyet yeterli olurdu. Kur'ân'ın tecrid (soyutlama) meselesinin ne büyük önemi haiz olduğu, Kur'ân'ı Kur'ân, terceme- sini terceme, tefsir ve te'vili de tefsir ve te'vil olarak bellemek ve belletmek bir hak görev olduğu unutulmamalı. "Farsça Kur'ân", "Türkçe Kur'ân" gibi sözlerden çekinmelidir. Çünkü milyonla terceme ve te'vil yazılır, onlar yine Kur'ân'ın hakikati olmaz, Cenab-ı Hak لا تلبسُوا الحَقِّ بالباطل buyurmuştur.
Şu çarpıcı gerçeği görmek gere- kir; 1900'lü yılların başlarında Afrika topraklarının % 90'ı sömürge statü- sünde idi. Bu oran şimdi % 10'un altındadır. Ancak hemen işaret etmek yerindedir ki, bağımsızlıklar siyasal anlamdadır. Kültürel anlamda ba- ğımsız ülke hemen yok gibidir. Gü- nümüz, kültürel bağımsızlıklar için kavgaların verildiği gündür. Batılı, Af- rika'dan çekilirken kiliselerini, okulla- rını ve uzmanlarını orada bırakarak çekildi. Görünür planda elini çekti ba- tılı Afrika'dan ama yerli temsilcilerini, yerli yabancılaşmış aydınları bıraktı yerine. «Kendine dönüş ya da «diri- liş>> diyebileceğimiz gelişmelere batı kayıtsız kalmamakta, olay tehlikeli boyutlara ulaştığında hemen yine askerî müdahalelere başvurmakta- dır. İslam Aylık Mecmua Temmuz 1985 sy. 24.
Meclisler emanettir. Sırrı ifşa edilmez. Üç meclis müstesna: Haram kan akıtılması konuşulan meclis, Haram fercin helal sayıldığı meclis ve helal olmıyan malın helal sayıldığı meclis. Ravi: Hz. Câbir (r.a.) Sayfa: 232 / No: 14 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel21 Mart 2024 01:01 Bediüzzaman Nur Talebelerinden ihtiyatlı olmalarını istiyor.(K. L.) 109. Bir Hazinenin Anahtarı Risale-i Nur Kulliyati Fihrist ve İndeksi İsmail Mutlu sy. 505.
YANITLASİL
yuksel21 Mart 2024 01:03 ihtiyat )احتياط( ]Ar] 1. Herhangi bir ko- muda ileriyi düşünerek ölçülü davranma, sa- kınma 2. s. Gereğinden fazla olup saklanan, yedek. 3. ask. Savaş sırasında harekâtın ge- lişmesine etkide bulunmak için her an savaşa girebilecek biçimde hazır bulundurulan birlik- lere verilen ad: ihtiyāt askeri.
ihtiyat akçesi a.)احتیاط (آقچه سی Yedek ak- çe.
ihtiyaten z.)احتياطاً( ] < Arihtiyat + -en[ Her duruma, her ihtimale karşı, ilerisini düşü- nerek.
ihtiyati haciz a.)1 (احتياطى حجز huk Bir alacağı elde edebilmek için yetkili kuruluşlar- dan karar alınarak borçlunun malına el koy- durma. 2. ekon. Keşideci ve ciranta tarafından poliçe üzerinde muhatap tayin edildikten sonra ilaveten "lüzumu hâlinde falan kimse ve" kaveten "lüzumu kametgahı gösterilen Üçüncü şahıs.
1.
YANITLASİL
yuksel21 Mart 2024 01:05 ihtiyat )احتياط( ]Ar] 1. Herhangi bir ko- nuda ileriyi düşünerek ölçülü davranma, sa- kınma 2. s. Gereğinden fazla olup saklanan, yedek. 3. ask. Savaş sırasında harekâtın ge- lişmesine etkide bulunmak için her an savaşa girebilecek biçimde hazır bulundurulan birlik- lere verilen ad: ihtiyāt askeri.
BISMILLAHI Allah nami na, Allah için, Allahın adı ve izni ile,
YanıtlaSil(Esbab zahiriye eliyle gelen nimetleri, o esbab hesabına almamak gerektir. Eger o sebep Intlyar sahibi değilse-meselä hayvan ve ağaç gibi doğrudan doğruya Cenab-ı Hak hesabına verir. Mådem o, Ilsan-i hål ile Bismillah der, sana verir. Sen de Allah hesabına olarak Bismillah de, al. Eğer o sebep ihtiyar sahibi ise: o Bismillah deme- II, sonra ondan al, yoksa alma, Cünkü
ولا تأكلوا بما لم يذكر اسم الله عليه
ayetinin mânâ-yı sarihinden başka bir mânâ-yı İşärisi şudur ki, "Mün'im-i Hakikiyi hatıra getir- mlyen ve onun namıyla verilmiyen nimeti yeme- yiniz" demektir. O hålde hem veren Bismillah demell, hem alan Bismillah demeli, Eğer o Bis millah demiyor, fakat sen de almağa muhtaç isen sen Bismillah de, onun başı üstünde rahmet-i İlahiyenin elini gör, şükür ile öp, ondan al, Yanis Nimetten in'ama bak, in 'amdan, Mün'im-i Hakiki- yl düşün. Bu düşünmek bir şükürdür. Sonra o zahiri vasıtaya istersen dua et. Çünki o nimet
onun eliyle size gönderildi. L.) (Kur'an-ı Kerim, nimetleri, Ayetleri, delil- leri tâdat ederken ميائي الأمربكما تكذبان âyet-i celllesi tekrar ile zikredilmekte olduğun-
dan şöyle bir delalet vardır ki: Cin ve Insin en çok İsyanlarını, en sedit tuğyanlarını, en azim küfranlarını tevlid eden şöyle bir vaziyetleridir ki, nimet Içinde in'amı görmüyorlar, In'amı görmediklerinden Mün'im-i ederler. hakikiden gaflet Mün'imden gafletleri saikasıyla, o ni'metleri, esbaba veya tesadüfe isnad ederek, Allahdan o nimetlerin geldiğini tekzib ediyorlar. Binaenaleyh, herbir nimetin bidayetinde, mü'min olan kimse, Besmeleyi okusun. Ve o nimetin Al- lahdan olduğunu kasdetmekle, kendisi ancak AI- lahın ismiyle, Allahın hesabına aldığını bilerek, Al- laha minnet ve şükranla mukabelede bulunsun M.N.)
Imam-ı Şafii rh.a.'den
YanıtlaSilSofiyye ile sohbetim esnasında kendilerinden üç şey öğrendim.
" 1. Zaman bir kılınçtır, sen onu kullanmazsan o seni keser. 2. Kendini hak ile meşgul etmezsen, bâtil seni istila eder. . Kendine hiç bir varlık isnad etmemek, erbâb-ı ismetten olmak demektir.
Celaluddin-i Suyûtî; Te'yidü'l-Hakikati'l-Aliyye, s. 15:
YANITLASİL
yuksel19 Kasım 2023 21:27
İmam-ı Malik rh.a.'in Görüşü
"Fikhi öğrenip de tasavvufu öğrenmemiş olan fâsıklığa, Tasavvufu öğrenip, fıkhı öğrenmemiş olan zındıklığa düçar olabilir. Hem fikhi ve
hem de tasavvufu birarada cem eden de hakikate ulaşır." Aliyyü'l-Kârî Fıkh-ı Maliki Şerhi c. 1, s. 33
YANITLASİL
yuksel19 Kasım 2023 21:35
islam
aylık mecmua
Farabi'ye Göre
YanıtlaSilDevlet Adamı
1)
Hakiki devlet adamı, hizmet ettiği memleketin bünye- sini iyi bilmeli, bütün hususiyetleriyle tanımalıdır.
2)
Zalim olmadığı gibi gafil de olmamalıdır.
3)
Devlet hayatının istikrar istediğini bir an unutmamalı, affın, müsamahanın, huşunetin ve cezriliğin yerini ve zamanını iyi tayin etmelidir.
4)
İdare-i maslahatçı olmamalı, bunun bir fazilet olduğu zehabından uzak bulunmalıdır.
5) Maddi ve manevi hamleler arasında zaruri bir bağ, paralel bir gidiş olduğunu iyi bilmelidir.
6)
Müşavirlerini ve arkadaşlarını çanak yalayıcılar arasın- dan değil, şahsiyetli ve haysiyetli insanlardan, icabın- da kendisini ikaz edecek kimselerden seçmelidir.
7)
İç çekişmelere, kendini ana hedefleri unutacak kadar kaptırmamalıdır.
288
YANITLASİL
yuksel20 Kasım 2023 00:58
)
İyi konuşmasını, düşüncelerini iyi ifade etmesini bil- melidir.
9) Öğrenmeyi, öğretmeyi, gerçeği ve gerçeği sevenleri sevmelidir. Buna mukabil yalan söylemek şöyle dur- sun, yalan söyleyen yerden nefret etmelidir.
10) Nazarında para ve her çeşit maddi menfaatler kıymet- siz olmalı, temiz elli, temiz ahlaklı olduğunu o saha- da da ispat etmelidir.
11) Azim ve irade sahibi olup, lüzumlu gördüğü işte insi- yatif sahibi olmalı ve asla küçük ruhluluk gösterme- melidir.
12) Zeki olduğu kadar, hayat ile gerçek şartları birbirine karıştırmamalıdır.
İşin zor olanı, bütün bunların hepsinin birden bir kişide bu- lunması gerektiğidir. Ve bütün dünyada "Devlet Adamı" fikda- ni (yokluğu) vardır.
YANITLASİL
yuksel20 Kasım 2023 00:59
Ziya Demirel - Avni Arslan
TARİHTEN
İLGİNÇ HİKÂYE ve ANEKDOTLAR
Bir insan huysuzsa idare edin. Cahilse akıl verin. Sinirliyse sabredin. Nankörse yol verin gitsin!
YanıtlaSilÇünkü huysuz bir insan düzelebilir. Cahil insan akıllanabilir. Sinirli insan sakinleşebilir. Ama nankör insan asla değişmez.
Bu sözleri niye mi yazdım? Sizlere insanoğlunun ne kadar iyilik bilmez olduğunu hatırlatmak için yazdım.
Nan-Kör ne anlama geliyor diye araştırdım.
"Nan" Ekmek demektir. "Kör" ise gözleri görmeyen demektir.
"Nankör" kendisine verilen ekmeğe kör bakan, o ekmeği görmeyen demektir.
Nankör insan kendisine yapılan iyiliklerin bilmez. Yapılan iyiliği önemsemez.
Şunu da unutma: İnsan, doğuştan hem iyiliğe hem de kötülüğe meyli olan bir varlıktır. Bununla birlikte insan kendisine yapılan iyilik, yardım ve nimetlerin farkına varma konusunda da zayıf bir varlıktır. Yapılan iyiliklere karşı da cevabı hazırdır.
Çok sıkıştırırsan "yapmasaydın be kardeşim" der. Herkesin işine yaradığın kadar iyisin bu hayatta! Tanrı kimseyi; yanlışı savunacak kadar cahil, doğruyu inkar edecek kadar da nankör yapmasın.
Nankörler düne değil güne bakarlar
ve onlar kimden menfaatleri varsa
onun yüreğine doğru akarlar.
BİR HAD
YanıtlaSilS
ek
gi
R
Lâ havle velâ kuvvete illâ billah. (Allah'tan gayrı güç ve kuvvet yoktur!)
(Müslim, Zikir, 47)
BÜTÜN GÜÇ VE KUDRET ALLAH'A AİTTİR
me
ZDAN sürc Allah'tan başka bir şeye, taparcasına bağlananlar, Allah'ı sever gibi sevenler ve bu suretle, Kur'an'ın bütün uyarılarına rağmen şirke sapanlar için artık kurtuluş dett ümidi yoktur. Onlar, sonunda ahirette inkâr ve isyanları yüzünden hak ettikleri de azabı gördüklerinde bütün güç ve kudretin Allah'a ait olduğunu, dünyada iken bu güce inanmamakla kendilerine ne büyük bir kötülük ettiklerini, Allah'ın azabının ne kadar şiddetli olduğunu anlayacaklardır. Fakat bunu dünyadayken anlamaları ve ona göre inanıp yaşamaları gerekirdi. Bu sebeple iş işten geçmiş olacak, büyük ve önder bilip tanrılık mertebesinde yücelttikleri, güvendikleri kişilerin de kendi dertlerine düşüp onların yüzlerine bile bakmadıklarını, bütün kurtuluş imkânlarının yok olduğunu, ümitlerin kesildiğini görünce pişmanlık ve kederleri bir kat daha artacaktır. Sonuçta dünyada yaşadıkları sürece yaptıkları bütün işler ahirette kendilerine sadece pişmanlıklar, acı ve üzüntüler getirecek, bir daha kurtulamayacakları bir azaba atılacaklardır.
BEYİN TRÖSTÜ
YanıtlaSilİkinci Dünya Savaşı sıralarında Başkan Roosevelt'in etra- fında topladığı müşavir grubuna bu adın verilmesinin sebebi, bu grubun Amerika'nın bilim, idare, iktisat ve askerlik gibi alanlarında ad yapmış en mümtaz şahsiyetlerinden bir araya gelmiş olması ve savaşın bin türlü çetrefil meselelerine objek- tif bir ışık tutabilmiş olmasındandır.
Alman ulaştırma bakanının bir özel yüksek bilimsel da- nışma kurulu vardır ve bu kurul ulaştırma alanında eser ver- miş, başarı göstermiş bilginlerle, ulaştırma meselelerini bilfiil idare etmiş emekli kamu veya özel sektör idarecilerinden te- şekkül etmiştir. Bu kurul, resmi kanalların tamamıyla dışında ulaştırma ile ilgili her konuda fikirlerini açıkça bakana söyle- mek ve gerekirse onu uyarmakla görevlidir.
Beyin tröstüne bizim her memleketten çok ihtiyacınız vardır. Çünkü bizde devlet sektörü ile özel sektörün tam bir kaynaşması yoktur. Uzun zaman devlet müesseselerinde hiz thet etmiş insanlarla, zekâsı, bilgisi ve alınteri ile kendini ye tiştirmiş insanlarimiz een hemen çok az bir araya gelerek
451
NÜVİT OSMAY
YanıtlaSilobjektif bir açı ile beraberce memleket meselelerine çözüm yolları bulmaya çalışırlar. İki tarafta da çok değerli, tecrübeli, dünya çapında insanlar yetiştirmişizdir. Fakat toleranssızlık ve teferruatı bırakarak gayede birleşmek için nefsimizden redakarlık yapmak gerektiğini zamanında takdir edemeyişi fada uzun yılların ve emeklerin verdiği tecrübelerin heba of masına sebep olur.
Yaşlı, bilgili, tecrübeli insanlar her zaman kendilerinden apl mazlar. Ancak onlara değer veren bir ortam içinde onlardan faydalanmak kabildir. Her meselenin birçok çözüm yolu vardır. Eğer dinlersek bilginler kitaplarını açarlar. En doğru kuramsal yolu gösterirler. Fakat onlar bile bir tek yolda birleşmiş değildir- ler. Kuramsal bakımdan her yolun sakıncası ve faydası vardır. Tam objektif olmak istiyorsak, onların karşısına bu sefer uzun yıllık tecrübeleriyle pratik alanda söz sahibi insanları çıkarma- mız gerekir. Onların da tavsiyeleri, teklifleri vardır. İşte asıl me- sele bu iki farklı görüşü birleştirebilmek, en faydalısını bulmak ve her şeyden önce her iki tarafın üstünde kalabilmektir.
Kuramsal olarak basit görünen birçok mesele ameli sa- hada eğitim, tecrübe, para, yer ve zamana ihtiyaç gösterdi- ğinden ve bunların ahenkli olarak sağlanamaması yüzünden çözülemez.
Memleketin her türlü kaynaklarından en iyi şekilde fayda- lanılmasının gerektiği fikri herkes tarafından, hatta herhangi bir tartışmaya lüzum görülmeden kabul edilir. Fakat nedense memleketin gerek kamu gerek özel teşebbüs sahasında eser vermiş, ad yapmış hatta dünyaca takdir edilmiş insan kay munaden dan memleketin önemli ihtisas problemlerinin çözü münde faydalanılması düşünülemez.
INSAN MÜHENDİSLİĞI
YanıtlaSilBelirli bir yaşta emekliye ayrılmış birçok değerli insan- dan kendi ihtisas alanlarındaki tecrübelerinden faydalanmak memlekete büyük yararlar sağlayabilir.
Kamu sektörü, özel sektör, sivil, asker, yaşlı, genç farkı gö zetmeksizin memlekette büyük işletmeleri idare etmiş sanayi- de, bankacılıkta ticarette çığır açmış, kendi ortamının üstüne çıkarak eser vermiş insanların bir envanterini yapalım ve hem yüksek idareci, yanında böyle bir beyin tröstünden faydalan sın. Ayda birkaç saat toplanacak bu beyin tröstü tecrübelerin dayanan meselelerde yüksek idarecilere karşılaştıkları güç lüklerde ışık tutacak, tecrübe ve bilginin yolunu gösterecekti Kuramsal bilgi ile tatbiki uygulama bir arada tartışılacak v eski tecrübelerden faydalanmak mümkün olacaktır.
Memleketin en değerli kaynağı yetişmiş insanlardır. Bum lardan tam manasıyla faydalanmadıkça öteki kaynaklard da tam faydalanmaya imkân yoktur.
Zeki olmak, anlamak, dinlemek demektir. O yalnız insanın, ke dimizacının ve ruhi alışkanlıklarının malı olan fikirleri, sesleri lers ve çok değişik gelen fikirleri anlamak demektir. Zeki olmak ken eylemleri anlaması demek değildir. O aynı zamanda yabancı olm duyma ve düşünme şeklini tanıdıktan sonra, bütün ötekilere ken lerini uydurabilmektir.
INSAN MÜHENDİSLİĞİ
YanıtlaSilHAYAT KARŞISINDA İNSANIN KENDİSİ VE ÇEVRESİ
NÜVİT OSMAY
451,452,453.
Yıl: 1 Cilt 3......
YanıtlaSilHâdiseler
A. Türkeş Mehmed ve Mahmud Hocaefendileri Ziyaret Etti
Geçtiğimiz hafta 27 Nisan 1977 tarihinde MHP Gene Başkanı Alparslan Türkeş, beraberinde iki yardımcıs olduğu halde İskenderpaşa Cami-i Şerifine giderek Meh med Zahid Hocaefendiyi ziyaret etmiş ve kendisiyle bir müddet görüşmüştür.
Alparslan Türkeş, aynı gün ikindi namazını mütea- kip Çarşamba İsmail Ağa Cami-i şerifine giderek Mah- mud Hocaefendi ile de görüşmüştür.
Siyasi bir liderin, muhterem dinî şahsiyetlere yaptığ bu nezaket ziyareti, layikliği bolşevik zihniyetiyle anla- yıp tatbik eden çağdışı çevrelerce hoş karşılanmayabilir Ancak bugünkü Türkiye, CHP'nin din düşmanlığı şek- linde anladığı saldırgan layiklik anlayışını geride bırak- mış bulunmaktadır.
Daha önceki sayılarımızdan birinde Başvekil Süley man Demirel'in de Mahmud Efendi'yle görüştüğünü bil- dirmiştik.
Medeni batı ülkelerinde dinî şahsiyet ve liderlerin de sosyal hayatta yerleri ve oynadıkları roller vardır. Oralarda politikacılarla ruhani liderler arasında bu kabil ziyaretler asla yadırganmaz, tamamen normal görülür. Bu gibi görüşme, ziyaret ve fikir teatileri sadece bolşe- viklik ve diktatörlükle idare edilen polis rejimli ülkelerde mevcut değildir.
Memleketimizin ve milletimizin idaresiyle vazifeli olan politikacıların ülkenin manevi liderlerinin de fikir ve görüşlerini öğrenmelerinde faydalar ve hayırlar oldu- ğuna inanmaktayız.
Bulgar bolşeviklerini bağırlarına basıp Popof, Jikof, Dimitrof yoldaşlarla haşır neşir olan Robert Kolej mezu- nu Bülent Ecevit ve hempaları bundan memnun olma- salar da...
Hicri 1291 senesinde Istanbul'da basılmış olan, На ci Eyub Sabri Paşa'nın «Azizü'l-asar» adlı eserinin 176 C sahifesinde Mehdi'nin 1400'de zuhur etmesinin kuvvetle sahin temel olduğunu bildiren kismi... Adigeçen eserin tamamı 283 sahife olup içinde çok değerli málumat bur tammaktadır. Azizü'l-asar Bånet Suad Kasidesinin yer. hidir ve hicri 1291'de İstanbul'da basılmıştır.
YanıtlaSilYUKARIDA KLİŞESİ GÖRÜLEN OSMANLICA İBARENİN OKUNUŞU
Bazı mükaşifin, hazret-i İmam Mehdi radiyallahu anh'ın 1400 sene-i hicriyesinde sernümâ-yı minassa-yı zuhur olacağını takrib eylediler. Ve bir takım muhak kıkin dahi Habibim, onların senden sonra devam-ı ih. tilat ve ülfetleri pek azdır» müfad-ı keriminde olan là yelbesüne hilåfeke illa kalila» (*) senedini ibraz eyle- diler. Bu hesab ise hazf-ı mükerrerattan sonra 1390 sene olacağını işrab eder ki, bu müddet sene-i kameriyenin küsuru zam ve ilave olundukta 1422 sene, 3 mah 24 gün olur. Müddet-i meşruhayı 1411 sene, 3 mah, 24 güne tenzil edenler dahi vardır. Lakin bunların kaffesi birer hesab-ı takribi olup, yoksa hesab-ı sahih min ciheti'l-iti- kad el-ilmü indallah» cümle-i müskitesini tavzih eder.
BUGÜNKÜ TÜRKÇE İLE MÂNASI
Bazı keşif sahibi büyük kimseler, İmam Mehdi haz- retlerinin hicri 1400 yılında ortaya çıkacağını tahmin et mişlerdir. Yine bir takım derin alimler, İsra suresinin 76'- ncı âyetini bu mevzuda delil olarak gösterdiler. Yapılan cifir hesaplarına göre, zuhur tarihi 1422 yahut başka bir hesapla 1411 dahi olabilir Ama bilinmelidir ki, bu hesapların hepsi de nihayet bir tahminden ibarettir. Ger- çek olan hesap ve tarih Allah'ın ilminde olanıdır.
(*) Sûre-i İsra, 76.
İKAZ EDİYORUZ
YanıtlaSilDomuz Üretimi Hızla Artıyor
BÜYÜK GAZETE
İstanbul'da Hergün 100 Bin Kilo Domuz Eti Kesiliyor
M. Şevket Eygi
BUTUA GAZETE
YanıtlaSilYakın Tarihin Sırlarından
Bizi Dıştan Sevr İle Yıkamayanlar Lozan İle İçimizden Yıktılar!
this
16 Yillik abone: im Altı aylık Sahife Avrupa 1
YanıtlaSilIdarehane: Yerebatan Cat 62 Kat 2, Cağaloğlu Yz. İşl. Md. M. Sevke Dizgi Baskı Büyük M
250krş
Gazete
HAFTALIK MÜSTAKİL SİYASİ GAZETE
Masonluğun Asıl Karargahı CHP'di
Masonluğa Düşmansanız Toplarınızı CHP'ye Çevirina
Türkiye de masonik zihni İlişmeyip, hatta onunla el al-
Türkiye'de masonik zihni- yetin baş temsilcisi CHP'dir. Çünkü CHP Tanzimattan bu yana sürüp gelen batıcılığın, materyalizmin, din düşman- lığının, farmason zihniyeti- nin mümessilidir.
YanıtlaSilBazı sathi düşünceliler: Nasıl olur?.. CHP solcudur Masonlar ise kapitalisttir. itirazını serd edebilirler. Re alite karşısında böyle bir iti razın kıymeti olamaz. Bun dan birkaç yıl önce milliyetçi kuvvetler tarafından tepe taklak edilen kızıl Şili cum hurbaşkanı Allende hem ko münist idi, hem de yüksek rütbeli bir farmasondu. Bu hadise de göstermektedir ki, bir insan hem farmason hem de komünist vahut solcu ola. bilir
İmdi, Türkiye'de mukadde satçılığa karşı en büyük fe sat mihrakını teşkil eden ve on azılı farmasonları sine. sinde toplayan CHP'ye hiç
ilişmeyip, hatta onunla el al tında gizli bir centilmenlik anlaşması imzalayıp ondaki farmasonların ve dinsizlerin yakasını bırakıp bütün dik- katleri CHP'den daha ehven bir parti (ki CHP'nin alter- natifi, zıd kutbudur) üzeri- ne çekmek İslami siyaset ve ferasetle ne dereceye kadar bağdaşabilir?..
Efendiler!.. Gerçekten samimi olarak ve farmasonlu. ğun ve farmasonların karşı- sında iseniz herşeyden önce ağır toplarınızı CHP'ye tev cih etmeniz gerekir
Yoksa farmasonların esas karargahını bir kenara bıra kıp bütün gücüyle bir ka nadına sell-i seyf etmenin dürüstlükle telif edilebilir bir tarafı yoktur
Nefsinize ve şahsi çıkarla rınıza uygun olmasa; hoşu nuza gitmese de sözün doğru. su budur.
Türkçe HUTBE Bid'attir
YanıtlaSilzularda zorla huibe okulturu yor Bataklıkları kurutma hutbesi, veremle mücadele hutbesi, kurban postlarını Ha va Kurumuna verma hutbe
si, milli beraberliği koruma hutbesi giы
Hutbelerde cümle do şüklükleri, üslüp hata ları kelime yanlışlıkları ifa de zaafları yapılmakta, bun lara şive bozuklukları da ek- lenince yüce dinimizin jbA detleri istenmeyerisk de olsa)
hafife alınmış olmaktadır.
Bazı hatipler kürsüye
BÜYÜK GAZETE
Osmanlı devleti zamanında Cuma hutbeleri Türkçe kunmuyordu. Din dili olan, Kur'an lisam olan Arapça ile okunuyordu
Türkçe hutbe okuma bid- ati Cumhuriyetten sonra çık mistar
Bazı kimseler hutbelerin Türkçe ekunmasının Islami- yete ve müslümanlara yarar- b olduğunu zannederler. Bu gibileri şu hususu düşünmü yorlar ma Hilüfet ve şeriat üzerine kurulu bir devleti olan Osmanh Isl Am 1m- paratorluğu Türkçe hutbe okutmuyor, buna mukabil laik cumburiyet okutuyor.
Dinimizde reform yapılma- sını isteyen şahıs ve teşek küller Kur an Kerim'in Türkçeye çevrilip Türkçe kunmasını savunup durmu- yorlar mı? Vaktiyle komű- nistlerin çıkardığı Akşam gazetesi, süper flerici yet gazetesi Türkçe Milli Kur'an ilaveleri neşr etmediler mi?
Cuma hutbelerinin Türkçe okunması bize fayda mı, za- rar mı getirdi? Bu mesele üzerinde ciddiyetle durulma- lıdır.
Bugünkü tatbikat göster- mektedir ki Türkçe okunan hutbelerde çok aksaklıklar vardır. Hatırımıza gelenleri madde madde sıralayalım:
Birçok hatipler hutbe tertipleme hevesine dû- şüyorlar. Halbuki böyle bir şey yapmaya ne din bilgileri, ne de dil ve edebiyat kül türleri yeterlidir. Neticede ortaya hutbe diye acayip bir nutuk çıkıyor.
Bazı hatipler son dere
ce urum Türkçe hutbe ler okuyarak cemaati usan-
dırıyorlar Hatta öyleleri var ki, kendisini bir miting ka-
labalığma hitap eden mebus adayı zannediyor ve camileri siyaset arenalarına çeviriyor.
Laik hükümet dine ka riparak işine gelen mor
hiç hazırlanmadan çık makta, irticalen hutbe oku mağa kalkmaktadır. Bunla rim büyük kısmı hutbe adı altında başı sonu belirsiz bir laf salatası yaptıktan son- ra aşağı inmekte, ne yazık ki, comaati üzüp bizar tiğinin farkında bile maktadır et- olma
Bazı hatip efendilerin ger çekten değerli ve faidoll Türkçe hutbeler okuduklan nı inkar etmek insafsızlık or lur. Ancak bunlar istisna teşkil etmekte olup küçük bir
ekalliyettir. Netice itibariyle diyebiliriz
ki Türkçe hutbenin melse deti, maslahatından ziyade dir. Bu bakımdan bu bid's tin terkini dinimizin ve üm metimizin selameti namins
istemekteyiz. ler olacaktır. Hayret edecele lerine, meseleyi İslami flim- ler yönünden incelerlerse bil- ze hak vereceklerini zanne deriz.
Bu yazımıza hayret eden-
Türkçe hutbe okuma bid atinin öyle kolay kolay kal kacağına inanmıyoruz. Fa kat biz meseleyi ortaya st
mak istedik.
Türkçe hutbe okunacaksa dikkat edilmesi gereken hu
suslar şunlardır:
al Gayet kısa olmalı, 5
10 dakikayı asla geçmemeli dir.
b) Temel dini bilgilerle it
gili olmalı, ihtilafu voya tall meselelere temas edilme melidir.
c) Hutbe konferans değil dir.
ç) Hutbe miting meydan-
larında atılan nutuk değil dir.
d) Hutbe polemik yahut tenkid nutku değildir.
e) Ender istisnalar dışında hatipler hutbelerini kendile
ri yazmamalı, muteber ki taplardan iktibas edecekleri
metinleri okumalıdırlar. Okunacak hutbenin da
ha önce provası yapılmak, minbere hazırlıksız çıkılma malıdır.
Kamanda yirmi dile sevrildil
Lozan'ın Gizli Maddeleri
YanıtlaSilLoran anlaşmasının ik
türtü kararları vardır 1- Herkesin bildiği çeşitli dil lerde basılmış ve açıklanme zahiri kararlar, 2 Yazıl metni henüz meydana konul mamış olan gizli kararlar Bu ikinci kararların hatlarının ana sunlar olduğu kuvvetle zannedilmektedir
1 Türkiye, bir Istam devleti olmaktan çıkartıla cak laik bir rejim ilan edi lecek dine ve din müessese lerine cephe alınacaktır.
2- Hilafet müessesesi Ilga edilecek, Halife ve Os manlı hanedanı mensupları Türkiye'den sürülecek ve Türkiye İslam dünyası ile il gisini kesecektir. O devirde İslam dünyasının büyük bir kısmı İngiliz hakimiyet ve nüfuzu altında olduğundan Ingilizler bu madde üzerinde israr etmişlerdir.)
3- Türkiye kendi mazisi ni, tarihini inkar ederek o lanca gücüyle batılılara ben zemeye çalışacaktır.
4 Şerint kanunları ve Şeriat mahkemeleri kaldırı lacak yerine Avrupalıların kanunları tercüme edilecek- tir.
5- Türkiye'nin kısa za- manda şarktan kopup batı- ya yamanabilmesi için Türk- lerin bin yıldan beri kulla- nageldikleri Kur'an harfleri
yasaklanacak, yerine harfleri getirilecektir. Latin sın bir devlet bir imparatorluk rolünü bırakacak, küçük bir devlet olmayı kabullenecek
6- Türkiye birinci
tir.
7 İslamiyet Türk mil letini gori bırakmaktadır Kabil olduğu takdirde halk toptan din değiştirmeye zor- lanacak ve hıristiyanlık ka bul edilecektir.
*
Lozan muahedesinin gizli
maddeleri şu anda bazı dev letlerin arşivlerinde titizlik le muhafaza olunmaktadır Acaba bir gün bunlar gün yüzüne çıkacak mıdır? Şu anda kimse bir şey söyleye mez.
Esrarlı Vesika
YanıtlaSilAtatürkle İngiliz Elçisi Neler Konuşmuşlardı ?
Yıl 1938. Birinci reisicum- hur Mustafa Kemal Dolma- bahçe Sarayı'nda ölümle pen- çeleşiyor...
Atatürk o zamanki İngiliz sefiri Sir Percy Loraine'i baş- ucuna çağırıyor. Odada ikisi yalnız kalıyorlar.
Mustafa Kemal:
Benden sonra cumhur- reisliği makamı'na (............. .......) diyor.
Elçi şaşkınlık içinde: - Hayır ekselans
olamaz böyle şey!... diyor.
• Devamı 15 nci sayfada ⚫
Esrarlı Vesika
YanıtlaSil• Baştarafı 1. sayfada Mustafa Kemal bu red ce- vabı karşısında manen ve maddeden yatağa yıkılıyor...
1938'de Sir Percy Loraine bu hadiseyi şifreli bir telg- rafla Londra hariciye veka- letine bildiriyor. Uzun yıllar boyunca bir devlet sırrı ola- rak kalan bu vesikayı Sir Piers Dixon Double Diplo- ma» (Londra, Hutchinson ya- yınevi) adlı eserde aleniye- te koyuyor.
Atatürk İngiliz elçisine ne demişti?
The Sunday Times gazete- si bu vesika için İngiliz ya- kın tarihinin en acaip do- kümanı (...surely one of the etrangest of all documents of recent British history) di- yor. (11 Feb. 1968)
İngiliz Elçisi Sir Percy Loraine Atatürkle gizli ko- nuşmasını anlatan şifreli telgrafında neler yazıyordu?
Büyük Gazete'nin gelecek sayısını bekleyiniz!
Bazı İlaçlarda Domuz Var!
YanıtlaSilBaştarafı 1 nci sayfada Tıp ve Eczacılık aleminde bilinen bir gerçektir ki bazı ilaçların hammaddeleri doğrudan doğruya hayvanlardan el- de edilmektedir. Bu hayvanların içinde de domuz vardır. Son yıllarda Alman Hoechst firması domuzdan çıkardığı ensülini ticarileştirmiş bulunmaktadır. Başka firmalar ise başka kay- naklardan üretilen ensülin ilaçları yapıyorlar. Yine hazım cihazı hastalıklarında kullanılan birtakım ilaçların içinde de domuzdan elde edilen safra ve pepsin hülásaları bulunmak- tadır.
İslam dini domuzun etini, yağını, derisini haram kılmış- tır. Dolayısiyle domuz ensülini de necis ve haramdır. Başta Diyanet İşleri Reisliği olmak üzere memleketimizdeki din oto- ritelerinin bu mevzu üzerine eğilerek müslümanları uyarma larını beklemekteyiz. Şu anda şeker hastaları için mutlaka domuz ensülini kullanma zarureti yoktur. Çünkü başka fir- maların, haram olmayan kaynaklardan hazırladıkları ensü linler de vardır. Domuzlu hazım ilaçları için de durum aynı dır. Biz İslami bir gazete olarak ilgilileri ve halkı ikaz ediyo ruz.
AYET
YanıtlaSilKÄRÛN KISSASI
Kim bir iyilikle gelirse ona bundan daha hayırlı karşılık vardır; kim de bir kötülükle gelirse o kötülükleri işleyenler yalnızca yaptıklarının karşılığını görürler. (Kosas, 28/84)
Kur'an'ın Kasas suresinde Karûn, Hz. Mûsa'nın kavminden, hazinelerinin anah- tarlarını ancak güçlü bir topluluğun taşıyabildiği, zenginliğiyle mağrur bir kişi olarak takdim edilir. Karûn gösterişi sevmekte, kavminin arasında ihtişamla do- laşmakta, bu ise bazılarının hayranlığını celbetmekteydi. Kavminin, servetiyle böbürlenmemesi gerektiği yönündeki uyarılarına karşı Kārûn bu serveti kendi bilgisi sayesinde yaptığını ileri sürüyordu. Nihayet kendisi ve evi yerin dibine ge- çirilmiş, bu akıbetten ne kendini kurtarabilmiş ne de onu kurtaracak bir topluluk çıkmıştır. Diğer ayetlerde de Hz. Müsa'nın apaçık delillerle Firavun, Hâmân ve Karûn'a gönderildiği, fakat onların Müsa'yı yalancı bir sihirbaz olarak niteledikleri, ona karşı çıktıkları, yeryüzünde büyüklük tasladıkları, sonuçta her birinin farklı şekillerde cezalandırıldığı belirtilir. Kärün kıssası, servet ve gücüne güvenerek, kendini imtiyazlı ve büyük görüp Allah'a isyan, insanlara karşı haksızlık eden ve bu suretle sınırı aşanlar için asırları aşıp gelen bir ibret tablosu, bir öğüt levhasıdır.
عين )an) bil-feth. İnsanın ve gayrı hay- vanın gözü. Müennestir. Cem'i a'yün ve uyun ve a'yân gelir. Tasgirinde uyeynet derler. Ve dahi su çıktığı yere ve diz gözüne ayn derler "يقال لكل ركبة Her) عينان وهما نقرتان في مقد مها عند الساق dizin iki gözü var. Bunlara bilek tara- fında olur ve nukret denir. والعين عين الشمس Ayn güneş kursu, demektir.(, والعين الدينار Ayn dinar, demektir.( والعين الجاسوس )...ayn casus, istihbaratçı.(, وعين الشئ خياره )Ayn... bir şeyin iyisi, ha- Ayn) وعين الشئ نفسه يقال هو بعينه .yirlis1 bir şeyin kendisi, o kendisidir, denir.), ayn halki az...) وبلد قليل العين اي قليل الناس ayn ...) وما بها عين اى احد ,.belde, sehir orada kimse yoktur. ولا اطلب اثرا بعد عين اى بعد معاينة )...ayn gördükten sonra bir eser, bir belirti istemiyorum.وعين البقر جنس من العنب يكون بالشام Aynü'l-bakar Şam bölgesinde bir cins üzüm, demek- tir.( واعيان القوم اشرافهم A'yân) halkın eş- rafı, ileri gelenleri demektir والاعيان Ayan baba anne bir) الاخوة من الأبوين kardeşler, demektir وتعين الرجل المال )Adam bizzat mal elde ettiاصابه بعي وتعين عليه الشئ )Aa( Bir se ona biz- zat gerekli oldu. وتعيين ) لزمه بعينه الشئ تخصيصه من الجملة Tayin....bir şeyi genelden belirleme, birine bir şeyi has ve ait kılma. وعين اللؤلؤ تعيينا İnciyi del- وعاين الشئ عيانا بكسر العين (Aa) ثقبها .di رأه بعينه )Bir şeyi bizzat, gözüyle gördü. Mastarı ıyân gelir. وجاء فلان فى عينى في جماعة )...ayn falan bir grup, bir cema- at içinde geldi.)".
YanıtlaSilع
عيناء )ayna) Gözleri büyük avrat; vâ- siatü'l-ayn gibi. ki inde'l-Arab
YANITLASİL
yuksel28 Kasım 2023 00:51
Ahterî Mustafa Muslihuddin el-Karahisarî
AHTERÎ-Yİ KEBİR
sy. 674
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
YanıtlaSilBismillahirrahmanirrahim
Elhamdülillah
Allahuekber
Subhanallah
Allahümmesallialaseyyidinamuhammed
Sallaahualeyhivesellem
Estagfirullah
Beş vakit namazı camide kılan Bismillahirrahmanirrahim demiş gibidir.
Ümmetim yıldızlara gidesiye kadar kıyamet kopmayacaktir
VEYSEL KARANİ
YanıtlaSilHalk dilinde Veysel Karani olarak anılan tasavvuf büyüğünün asıl adı Üveys'dir. Nitekim onun yolunda olanlara mensubiyet ifadesi bakımın- dan Üveysi denir. Veysel Karani'nin menkıbesi, Hz. Peygamber'i görmek için yanıp tutuşması ve anne sevgisi- ni timsalleştirmesi bakımından tarihi kimliğini gölgelemiş, onu bir efsane kahramanı haline getirmiştir.
Güvenilir kaynaklara göre Veysel Karani Yemenlidir. Babasının adı Amir'dir. Veysel Karani, Hz. Pey- gamber yaşadığı sırada Müslüman ol- muş, fakat kendisini görememiştir.
Bununla beraber Hz. Peygamber, onun ashab arasına katılanların ha- yırlısı olduğunu ve pek çok kimseye şefaat edeceğini bildirmiştir. Veysel Karani'nin hayatının en büyük iste- ğine kavuşamaması, yani Hz. Pey- gamber'i göremeyeşinin sebebi, has- ta ve yatalak annesinin yanından ay- rılmamasıdır. Bu sebeple ancak Hz. Ömer zamanında Medine'ye gele- bilmiştir. Bu durumu Yunus Emre şu dörtlüğüyle dile getirmiştir:
Anasından destur aldı durmadı, Kâbe yollarından gözü ırmadı,
TARİKATLAR-412
YanıtlaSilEve geldi Muhammed'i bulmadı, Yemen illerinde Veysel Karani. Adına Yunus Emre'nin de yuka-
rıya bir kıtasını aldığımız ilahiyi yaz- dığı Veysel Karani Türk tasavvuf ede- iyatında büyük sevgi ve alaka görmüş, hakkında menkıbenameler, pek çok ilahi ve destan mahiyetinde hikâyeler kaleme alınmıştır.
Sufi kaynaklarından bir kısmı Veysel Karani'nin Hz. Peygamberle görüştüğünü ileri sürerlerse de, diğer kaynaklar ve rivayetler bunun aksini savunmuşlardır. Yukarıda belirtildi- ği gibi, hasta annesini yalnız bırakma- dığı için, Medine'ye gidemeyen bu Sufi için Hz. Peygamber, Hz. Ömer ve Hz. Ali'ye, onunla görüşmek imkanı- nın kendilerine nasip olacağını müj- delemiştir. Ayrıca duasını almalarını da bildirmiştir. Onlar da onu görecek- leri anın gelmesini dört gözle bekleme- ye koyulmuşlardır. Hz. Ömer'in hali- feliği döneminin son yıllarına doğru, onun Yemen'den gelen bir hacı kafi- lesi ile gelip Mekke'de bulunduğunu öğrendiler. Hacılar Veysel'in Arafat yakınlarında deve güttüğünü haber verip, hakkında alaylı sözler söyledi- ler. Fakat, Hz. Peygamber'in onun için söylediklerini öğrenince bu tavır- larından ötürü nedamet duydular. Hz. Ömer ve Ali, Veysel Karani'yi bu- lup kendisiyle görüşmek imkanını el- de ettiler. Hz. Peygamber'in kendisi hakkında söylediklerini naklettikleri gibi, hayır duasını da aldılar. Kendi- sine liediye ve para vermek yolunda- ki teşebbüsleri boşa gitti. Maddi hiç- bir şey kabul etmeyen Veysel, hacılar- la
birlikte yine Yemen'e döndü.
Daha sonra geri gelen Veysel Ka-
rani, Hz. Ali'nin halifeliği sırasında Medine'ye gitti ve Haricilerin ortaya çıkmalarına sebep olan Siffin savaşın- da Hz. Ali'nin saflarında savaşçı ola- rak bulundu. Bir rivayete göre bu sa- vaşta şehit olmuş, başka bir rivayete göre ise, yine Hz. Ali'nin hilafeti dö- neminde Şam'da hadis ilmiyle meşgul bulunduğu sırada vefat etmiştir. Ri- vayetlerden anlaşıldığına göre Üveys, çok fakir bir ailenin küçük yaşta ye- tim kalmış bir çocuğudur ve son de- rece bağlı bulunduğu annesi ona hem analık, hem de babalık etmiştir.
YanıtlaSilHz. Peygamber'i hiç görmediği halde, inanması ve gönülden bağlan- ması, Peygamber tarafından da müj- delenmesi, tasavvufta bir mürşide ula- şamayıp onun ruhaniyetinden feyz alanlara "Üveysi" denmesine yol aç- mıştır. Yani görmediği bir şeyh tara- fından yetiştirilen Sufiye, "Üveysi", bu yoldaki yetişme tarzına "Üveysi- lik'denmektedir.
Daha sonraları Üveysilik dört zümre için kullanılmıştır: a) Hz. Pey- gamber'in ruhaniyetinden feyz alan- lar, b) Veysel Karani'nin yolunda ye- tişenler, c) Herhangi büyük bir şeyhin ruhaniyetinden feyz alanlar, d) Hızır Aleyhüsselam tarafından irşad edilenler.
Veysel Karani halk tarafından çok sevilmiş ve bir çok iyi davranışlar ona bağlanarak misal haline getirilmiştir. Bu yüzden de kendisine fazlasıyla sa- hip çıkıldığından İslâm ülkelerinde, Yunus Emre için olduğu gibi, pek çok yerde kabirleri bulunmaktadır. Bun- ların hepsi gerçek kabir olmayıp sev- gi dolayısıyla ayrılmış makamlardır.
HIV/AIDS TÜRKİYE'DE KATLANARAK ARTIYOR
YanıtlaSilHIV Enfeksiyonu Derneği Yönetim Ku- rulu Üyesi Prof. Dr. Dilek Yıldız Sev- gi, "(Türkiye'de) Her yıl ortalama 3 bin ila 5 bin kişi HIV enfeksiyonu tanısı alı- yor. Ülkemizdeki vakaların yüzde 82'si erkek, yüzde 18'i kadın, yaklaşık yüzde 16'sı da yabancı uyruklu kişiler. Yaş ola- rak da daha çok genç yaş grubu, 25 ila 35 yaş arasında." dedi.
Sayfa
H IV Enfeksiyonu Derneği (HI- VEND) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Bilgül Mete, yapılan çalışmaların; erken tanı ve ömür boyu tedaviyle birlikte HIV ile yaşayan kişilerde beklenen yaşam süresinin, HIV ile enfekte olmayan yaşıtlarla benzer olduğunu gösterdiğini belirterek, "HIV enfeksiyonu artık ölümcül bir hastalık değil, erken tanı ve ömür boyu tedaviyle birlikte kronik, yönetilebilir bir hasta- lık." dedi.
YanıtlaSilDernek tarafından "1 Aralık Dünya AIDS Günü" dolayısıyla Beyoğlu'ndaki bir otelde basın toplantısı düzenlendi.
Toplantıda konuşan Dernek Başkanı Prof. Dr. Fehmi Tabak, HIV/AIDS ile ilgili ilk vakaların 1980 yılında tanımlandığı- nı söyledi.
HIV'in "İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü" olarak tanımlandığını, AIDS'in ise bu virüsün daha ileri evresi olduğu- nu belirten Tabak, hastalığın en önemli özelliğini "bulaş sonrası, ileri evrelere gelmediği takdirde hiçbir belirti verme- mesi" şeklinde aktardı.
Virüsün sessizce ilerlerken başka- larına bulaşmayı da sürdürdüğüne dikkati çeken Tabak, hastalığın farkında olunması ve tedaviye başlanılmasıyla bulaşma durumunun da yaşanmadığını ifade etti.
"TANI ALMAYANLAR HIV'İN DÜNYAYA YAYILMASINA ARACILIK EDİYORLAR"
Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Dilek Yıldız Sevgi de hastalığın ilk ortaya çıktığı tarihten bugüne kadar ge- çen 43 senede tüm dünyada yaklaşık 85 milyon kişinin HIV ile enfekte olduğunu
1550- Kıyamet günü en çetin azaba uğratılacaklar, dünyada insanlara haksız olarak en çok işkence yapanlardır.
YanıtlaSilGG
١٥51 - إِنَّ أَشَدَّ النَّاسِ عُتُوا رَجُلٌ ضَرَبَ غَيْرَ ضَارِبِهِ وَرَجُلٌ قَتَلَ غَيْرَ
قَاتِلِهِ وَرَجُلٌ تَوَلَّى غَيْرَ اَهْلِ نِعْمَتِهِ فَمَنْ فَعَلَ ذَلِكَ فَقَدْ كَفَرَ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ لا
يُقْبَلُ مِنْهُ صَرْفٌ وَلَا عَدْلٌ (ك ق عن عائشة)
1551- En zalim insan, kendisini dövmeyen kimseyi döven, kendini öldürmeye teşebbüs etmeyeni öldüren bir de nimet ehlinden ayrılıp nimet ehli olmayan kimseye intisap eden (mesela öz babasını bırakıp başkasını baba edinen) kişidir. Kim bunları yaparsa Allah'ı ve Rasulü'nü inkar etmiş demektir. Onun hiçbir ameli kabul edilmez artık.
١٥٥٢ - إِنَّ أَشَدَّ النَّاسِ عَذَابًا يَوْمَ الْقِيَمَةِ عَالِمٌ يَنْفَعُهُ اللَّهُ بِعِلْمِهِ (كر عن ابي
هريرة) 1552- Kıyamet günü en çetin azaba dûçar edilecek kişi, sahip olduğu ilimden, Allah'ın istifade nasip etmediği âlimdir.
١٥٥٣ -
Allah'ın insanlardan en nefret ettiği kişi, sığırın diliyle ağzını karıştırdığı gibi (yanlışı doğru, doğruyu yanlış göstermek için) konuşurken dilini dolaştırıp duran belağat sahibi kimsedir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Abdullah İbni Amr (r.a.)
Sayfa: 8 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel12 Aralık 2023 23:25
Kıyamet gününde Allah'ın mahlukatı içinden en çok buğz ettiği kimseler şunlardır: Yalancılar, kibirliler ve din kardeşlerine karşı kalblerinde (gizli) kin besledikleri halde, onlarla buluştuklarında kendilerine (zahiren) iyi muamele yapanlar. Bir de Allah ve Resulüne çağrıldıklarında yavaş davranan, fakat şeytan ve onun emrine çağrıldıklarında ise süratle hareket edenlerdir.
Ravi: Hz. Vazin İbni Ata (r.a.)
Sayfa: 8 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel12 Aralık 2023 23:26
Benim için zaiflerinize talib olun. Zira onlar sebebiyle rızıklanır ve yardım görürürsünüz.
Ravi: Hz. Ebud Derda (r.a.)
Sayfa: 8 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
Gevşemeyin,
YanıtlaSilüzülmeyin,
eğer hakikaten
inanıyorsanız,
muhakkak
üstün olan
sizsinizdir."
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:29
Her şeyin bir eceli vardır.
Kainatın ecelinin adı da kıyamettir!
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:30
"Her an yaratma"
hali, ancak Yüceler Yücesi bir "Zât"a mahsustur.
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:32
Allah! (cc)
Bütün diğer
isimleri, mana
cihetiyle
kendisinde
topladığı
için de
İsm-i âzamdır.
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:33
"Ömür treni", selâmet yurduna yolcu taşımakta! Hayat, bu demek işte!
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:34
Yüce Allah, mü'min kulunu, dünyada da ahirette de yalnız bırakmaz dostlar!
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:35
Onun için
mü'min
huzurludur,
yarının
endişelerini
taşımaz,
zamanını
değerlendirir.
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:37
O'nu bulan her
şeyi bulmuştur.
O'ndan uzak
olan ise
her şeyden
mahrumdur!
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:37
Kullarının, Kendini tanıması için, Resûl-i Ekrem Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimiz vasıtasıyla mesajını gönderen ve O'nun şahsında mü'minlere "gücünden" "güç" verendir O!
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:39
"Aciz"lere karşı, her zaman güçlü ve kuvvetli eyle! Âmîn.
"Azîz" isminin tecellileriyle bizleri azîz eyle!
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:40
"Azîz" isminin tecellileriyle bizleri azîz eyle! "Aciz"lere karşı, her zaman güçlü ve kuvvetli eyle! Âmîn.
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:41
Aklını kullananlar için; "kâinat
kitabı"nın
âyetlerini
okuyabilenler
için her şey,
her olay, "yol
gösterici" kılındı.
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:42
Geceler olmasaydı, karanlıklar olmasaydı, aydınlıkları bilebilir miydik?
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:44
Aklın gücünün bittiği yerde, gönül "uçuşa" geçer!
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:45
Bizleri yeniden diriltecek ve yaşadıklarımızdan sorgulayacaksın Allah'ım!
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:46
Vücudunuzun estetiğinin, ahenginin ve oranlarındaki düzeninin farkında mısınız dostlar?
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:47
Gözlerin şükrü, "bakmakla, görmekle, bulmakla"; ağzın şükrü "sadece helâl kazanıp, helâl yemekle" ve "doğruyu söylemekle" îfâ edilir dostlar!
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:49
Varsin Allah'ım varsın! Birsin Allah'ım birsin! Bana şekil verensin. "el-Musavvir" olansın!
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:50
Nefis mücadelesi ile geçecek bir ömür verilmiş elimize. Şeytan da bizi aldatmaya hazır her an!
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:51
"Kainat kitabını" okuyun dostlarım! Her olayın bir "âyet" olduğunu göreceksiniz.
YANITLASİL
yuksel13 Aralık 2023 07:51
Bize düşen, O'nu tek bilip, hayatımızı, inançlarımızı "şirk"ten temizlemektir.
YANITLASİL
Yorum Gönder
Bu blogdaki popüler yayınlar
İman
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Meric Tumluer Said Nursi
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Blogger tarafından desteklenmektedir
Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL
Vasiyet ve mustafa
PROFİLİ ZİYARET EDİN
Arşivleme
Kötüye Kullanım Bildir
Vakti geldiğinde kıyamet kopacak, dünya hayatı son bulacak ve ebedî hayat başlayacak dostlar.
YanıtlaSilTarangirane Siyaset karşıdaki meleği şeytan gösterir. (M.) 258:22. Mektup, 4. vecih; (Sn.) 68; (E.L.) 1:266; 2: 144, 145. Tarafgirâne siyaset keşfiyata mânidir. (Mh.) 32:1. maka. 8.
YanıtlaSilmuk
Tarafgirâne vaziyet almamak itiraz edenlerin pişmanlığına se- bep olur. (E.L.) 1:157.
Tarih, asker milletinin siyasete girmesinin çok tehlikeli oldu- ğunu gösteriyor. (H.Ş.) 113: Asa. Hit Yalancı politika ve siyasete dayanmak insanlığın maslahatına
zıttır. (H.Ş.) 78. âlim siyasetin gaddarene bir düsturu da "Cemaat için fert feda edilir" dir. (E.L.) 1:206; (H.Ş.) 153.
Bir Hazinenin Anahtarı
YanıtlaSilRisale-i Nur Kulliyati Fihrist ve İndeksi
İsmail Mutlu
sy. 595.
Ömer (r.a) birgün dostlarıyla birlikte oturuyordu
YanıtlaSilHz.
Onlara Allah'tan bazı talep ve temennilerde bulunmalarını iste di. Oradakilerden bir kısmı:
Gradinde bulunduğumuz şu hane dolusu paralarım olsa da Allah yolunda infâk etsem!.." dedi.
"İçinde bulunduğumuz şu hâne dolusu altınlarım olsa da Allah için harcasam!.." dedi.
Bâzıları da:
"-İçinde bulunduğumuz şu hâne dolusu mücevherlere sahip olsam da onları Allah yolunda sarf etsem!.." diye temennî etti.
YANITLASİL
yuksel15 Aralık 2023 23:54
Ancak Ömer (r.a):
"Daha fazlasını isteyin!" deyince onlar:
"Allah Teâlâ'dan daha başka ne isteyebiliriz ki?!" dediler.
Bunun üzerine Hz. Ömer:
"-Ben, içinde bulunduğumuz şu hanenin, Ebû Ubeyde b. Cerrah, Muaz b. Cebel ve Huzeyfetü'l-Yemânî gibi (müstesnâ ve seçkin) kimselerle dolu olmasını ve bunları Allah'a itaat yolun- da, yâni tebliğ ve ıslah hizmetlerinde istihdâm etmeyi temenni ederim..." dedi. (Buhâri, Târihu's-Sağîr, 1, 54/201)
Yetişmiş insanın yerini hiçbir şey tutamaz. Yine kalifiye ele- man eksikliğini de hiçbir şey telafi edemez. ■
YANITLASİL
yuksel15 Aralık 2023 23:56
Hazret-i Ömer'den
111 Hâtıra
Murat Kaya
ERKAM YAYINLARI
Musa Bikiyef Efendi ne diyor: Fakat re
YanıtlaSil«Şari-i-kerim, seyyidülvücud (varlığın efendisi Hz. Muhammed S.A.) Hazretlerinin vasıtasıyla insanlara bildirilmiş olan İslâmiyet, güzel şeriat ilmiydi. Yani in san hayatını düzeltme cemiyetin bütün hallerini tanzim yolunda iki amel, İslamiyetin en mühim maksadı idi Buna göre Kur'an-ı Kerîm, esaslarını nasıl büyük bir ehemmiyetle beyan etmiş ise, medenî muamelelerin ufak cüzlerini de o kadar büyük bir ehemmiyetle beyan et- miştir. Toplumun küllî esaslarını ufak cüzlerini adalet, menfaat, zaruret üzerine bina edebiliyor amel, İslâmi- yette herhalde en mühim hedefti.»
«Medeniyet, halinden çok uzak bedevi âlemi, İslâ- miyet ruhuyla birkaç sene terbiye edildikten sonra, en evvel özlerinin hallerini düzeltmeleri, sonra diğer dev- letleri özlerine kısa bir müddetle teşhirleri bizim dava- mıza göre şahit olabilse gerek. İyilik ve çalışma devam ettiği müddetçe İslâmiyetin kuvveti hemen arttı. O va- kit medeniyet âleminde en büyük riyaset, İslâmiyet'in elindeydi. Eğer İslâmiyet'i amelden ayırmış bir belâ o vakit İslâmiyet âleminde meydana gelmeseydi İslâmi- yetin kuvveti, riyaseti artardı. Şu yeryüzünün haritası da tamamen başka renkte olurdu. Lakin İslâmiyette amel ve faaliyet ruhuna uzak kalındı: Acem medeniye- ti vasıtasıyla israf, sefahet, isret, tembellik hastalıkları, hükümet dairelerine zengin tabakalarının hakimiyeti yayıldı. İslâm devletlerinin zulüm yoluyla toplamış o ka- dar servetleri devlet menfaatlarına değil, belki hükü met dairelerinin sefahatlerine israf ediliyordu. Bundan
Dini Müceddidler
Seyhulislam Mustafa Sabri
Sebil sy.
24,25
Hulasa:
YanıtlaSilالنجاة في الصدق
(kurtuluş doğruluktadır)
KIYAMET KOPACAKTIR
YanıtlaSilİnsanlığın öteden beri en çok merak ettiği konulardan biri de kıyametin ne zaman kopacağıdır. Bunun zamanını yalnız Allah'ın bildiğine dair ayet-i kerimeler bulunmaktadır. "Sizi ansızın yakalayacaktır." (A'raf. 7/187) ifadesi insa- noğlunun kıyamet saati hakkındaki bilgisizliğinin son ana kadar süreceğine işaret etmektedir. Kıyametin ne zaman kopacağı hakkında kendisine sorular sorulan Peygamber Efendimiz de bu konuda bilgisinin bulunmadığını be- lirtmiştir. Ahiret hayatı, melek, şeytan gibi gayb alanına giren, dolayısıyla beşerin bilgi imkanlarını aşan hususlarda Allah ona neyi ne kadar bildirmişse, o da o konuda bilgisini ortaya koymuş ve Allah'ın iznine bağlı olarak bizlere bilgiler vermiştir. Zaman zaman kıyametin kopacağı ana dair kehanetlerde bulunup insanları bununla oyalamaya çalışanlar olmaktadır. Halbuki önemli olan kıyametin ne zaman kopacağı değil, bir gün mutlaka bunun gerçekle- şeceğine iman etmek ve ahiret hayatı için hazırlıklı olmaktır.
Dünyanın ömrünün
YanıtlaSilçoğu gitti azı kaldı,
Yazı gitti kışı kaldı.
Bu esnada İngilizler Anadolu'da kurula- cak yeni devletin liderliğini sürekli takip ediyorlardı. İngiliz raporlarına yansıyan tespitlere göre bu dönemde Ankara'da Kemalistler, Enverciler (eski İttihatçılar) ve Saltanatçılar olmak üzere üç grubun varlığından söz etmek mümkündü. Aralarındaki anlaşmazlıklardan biri de Hilafet'in geleceğiyle alâkalıydı. Rauf ve Kazım Karabekir Paşalar, Mustafa Kemal'in Hilafet hakkındaki görüşleri- ni biliyorlardı. Bu gruptan bazı isimler sağlık mazeretiyle Mustafa Kemal'den ayrılmaya başladılar ancak esas sebep hilafet meselesindeki görüş ayrılığıydı ve bunlar kısa sürede ikna edilip geri döndürüldüler. Dolayısıyla İngiliz tespit- lerine göre Ankara'daki meclis Mustafa Kemal taraftarları ve aleyhtarları olmak üzere ikiye bölünmüştü.
YanıtlaSilMecliste güçlü bir ekip, Mustafa Ke- mal'in liderliğine karşıydı ve bir kanun teklifiyle meclisin geleceğinde Misak-ı Millî sınırları dışından gelenlerin yer almaması tartışılmaya başlandı. Teklif, Selanikli Mustafa Kemal'i oyun dışına itecekti ancak tartışmalar sonucu orta yol bulundu ve bundan vazgeçildi. Mustafa Kemal zamanla bu ekibi bertaraf edip liderliği elinde tutmakta hayli azimliydi. Kısacası İngilizler Anadolu'nun gelece- ğinde kiminle pazarlık yapacaklarından iyice emin olmak için Ankara'da kimin sözünün geçtiğinden tam olarak emin olmaya çalışıyorlardı. Lozan'da buna
göre tavır alacaklardı.
FİTNELER, HEVALAR VE İHTİLAFLAR BÖLÜMÜ: 13,353; 17,518.
YanıtlaSilFitne bir kere çıktı mı sonu gelmez: 13,450-51.
Fitnede gençler rol oynar: 13,462-63.
Fitnede herkese ferdi olarak terettüp edecek vazifeler: 13,375.
Fitnede müdafa- nefis: 13,386,387.
Fitnede sabır: 13,375.
Fitnede sahabenin tutumu: 13,520.
Fitnede tesebbüt (Dikkatli, sabırlı olma): 17,5628. Fitneden kimler salim olabilir: 17,532.
Fitne, fikri gruplaşmadır: 13,452.
Fitne hadiselerini sahabeler çıkarmadı: 13,520-21-22.
Fitne hususunda islamın fetvası: 13,441.
Fitne-irşad münasebeti: 3,381.
Fitne-isyan: 6,198.
Fitnenin çeşitleri: 13,394-95.
Fitneye karşı fiili ve tatbiki plândaki tedbirler: 1,435-36.
Fitne Hz.Osman (r.a.)'ın hilafetiyle başladı: 17,156.
YANITLASİL
yuksel25 Aralık 2023 03:03
18. CİLT
MEFHUMLAR FİHRİSTİ
Fitne patlak verince yapılacak tavsiye: 13,365-66.
Fitne sebebiyle zamanın fenalaşması: 17,545.
Fitnenin geldiği cihet ve fitnelerin çıktığı kimseler: 13,471-72-73.
Fitnenin girmediği ev kalmaz: 13,466-67.
Fitnenin vasıfları: 13,447-48.
Fitne sırasında müslümanların takib edeceği siyaset: 13,373.
Fitne yavaş gelişir: 13,448-49.
Fitne zamanında cimrilik artar, asiller öldürülür, meydan adillere kalır: 13,461.
Fitneye karışmanın yasak olması: 13,370-71. Fitneye karışan sahâbeler: 13,527-28.
Fitneyi ihbar: 13,360.
Fitne zamanında dilini tutmak: 13,390-91; 17,529.
Fitne zamanında din lafta kalır: 13,456-57.
Fitne zamanında eve çekilmek, dağa çekilmek: 13,378-79-80.
Fitne zamanında herkes kendi görüşünü beğenir, cehalet artar ve
şaşkınlık olur: 13,454-55. Fitne zamanında irtidat artar: 13,459-60.
Fitne zamanında kerahet: 13,391.
Fitne zamanı katl vak'aları artar: 13,463-64.
Fitne zamanında kişinin kendiyle meşgul olması, başkasının sapıklığı ona zarar vermememesi: 13,366.
Fitne zamanında öldürmektense ölmeyi tercih etmek: 13,383-84. Fitne zamanında ölüm aranır, ganimet (devlet malı) helal addedilir:
13,466.
Fitne zamanında silah edinmemek: 13,392-93. Fitne zamanında terk-i diyâr etmek: 13,380-81.
Fitne zamanında yalan artar: 13,452. artar: 13,460-61.
Fitne zamanında zenginlik yalnız bırakmak: 13,377-78.
Fitnecileri Allah'a karşı sıdk içinde olana fitne zarar vermez: 14,238-39-42.
Demirbaş fitne: 13,395.
Dört büyük fitne: 13,419.
İctimaî kargaşa olarak fitne: 13,356-57.
Ismen zikredilen fitneler: 13,398-99.
Ismen zikredilmeyen fitneler: 13,418. Kıyamete kadar hakim olacak fitne: 13,426.
Medine'ye fitnenin çokca yağması: 13,428. Resulüllah (s.a.v.) bizleri dahili fitneye karşı uyarmıştır: 15,422-23.
Resulüllah (s.a.v.) kıyamete kadar gelecek olan fitne başlarını haber
vermiştir: 15,428-29.
Sahâbe ve fitne hareketleri: 13,519-20.
Sahâbe ve Tabiin arasında çıkan kavga
ve ihtilaf: 13,482-83-84.
Ümmeti helak edecek bela, fitnedir: 15,422.
Fiyat kızıştırmaya dair: 3,62.
Zamanla vukua' gelecek fitne ve hevalardan zikredilenler: 13,394-95-96.
Fiyat söylerken yüksek değil satmak istenilen fiat söylemelidir: 17,252. Fıkıh olmayan ibadette hayır yoktur: 15,185.
YANITLASİL
Yorum Gönder
Bu blogdaki popüler yayınlar
İman
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Meric Tumluer Said Nursi
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Blogger tarafından desteklenmektedir
Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL
Vasiyet ve mustafa
PROFİLİ ZİYARET EDİN
Arşivleme
Kötüye Kullanım Bildir
19. Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Cennetteki dört şey, cennetin kendisinden
YanıtlaSildaha hayırlıdır:
Cennette ebedî olarak kalmak Cennetten daha hayır-
lıdır. Cennette meleklerin hizmet etmesi Cennetten daha hayırlıdır. Cennette peygamberlerle komşuluk Cennetten daha hayırlıdır. Cennette Yüce Allah'ın rızası Cennetten
YANITLASİL
yuksel25 Aralık 2023 22:51
CS MÜNEBBİHAT
"Cehennemdeki dört şey de, Cehennemin kendisin- den daha kötüdür:
daha hayırlıdır."
Cehennemde ebedî kalmak Cehennemden daha kö- tüdür. Cehennemde meleklerin kâfirleri kınamaları Ce- hennemden daha kötüdür. Cehennemde şeytanın kom- şuluğu Cehennemden daha kötüdür. Cehennemde Yüce Allah'ın gazabı Cehennemden daha kötüdür."
*
YANITLASİL
yuksel25 Aralık 2023 22:53
Jasavvuf Klasikleri
ibn Hacer El-Askalanî
MÜNEBBİHAT
UYARILAR
sy. 32,33.
YANITLASİL
yuksel25 Aralık 2023 22:56
Allah, Hz. İbrahim (a.s.)'ı "Halil". Hz. Musa (a.s.)'ı "Neciy" ve Beni de "Habib" ittihaz etti. Sonra buyurdu ki: "İzzetim ve Celalim hakkı için Habibimi, Halilim ve Neciyyim üzerine tercih ederim."
(Halil dost, neciy sırdaş, Habib sevgili demektir.)
Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 11 / No: 11
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel25 Aralık 2023 22:57
İnsanlar onu tanıyacak diye faciri anmaktan çekiniyor musunuz? Facirden, bulunduğu hal üzere bahsedin ki, insanlar ondan sakınsınlar.
Ravi: Hz. Behz İbni Hakim (r.a.)
Sayfa: 12 / No: 13
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel25 Aralık 2023 22:59
نَاسًا مَفاتيح لِلشَّرِّ مَغَالِيقٌ لِلْخَيْرِ فَطُوبَى لِمَنْ جَعَلَ الله مَفَاتِيحَ الْخَيْر عَلى عَلَى يَدَيْهِ * ه ط والحكيم د هــــــب عن يَدَيْهِ وَوَيْلٌ لِمَنْ جَعَلَ اللَّهُ مَفَاتِيحَ الشَّرِ
س
انس)
1716- İnsanlar arasında, hayrın anahtarları, şerrin kilitleri olan kişiler vardır. İnsanlar arasında şerrin anahtarları, hayrın kilitleri de mevcuttur. Allah'ın hayır anahtarları eline verdiği kimseye ne mutlu! Allah'in şer anahtarlarını eline verdiği kimsenin de vay haline!
النَّارِ عَلَى وَجْهِهِ لَأَنَّ اللَّهَ تَعَالَى يَقُولُ
YanıtlaSilفي
الْجَمَاعَةَ فَهُوَ
٥٣٨٨ - مَنْ فَارَقَ
عَاهُ وَيَكْشِفُ السُّوءَ وَيَجْعَلُكُمْ خُلَفَاءَ الْأَرْضِ اذا دعاه امَنْ يُجِيبُ الْمُضْطَرَّ وَالْخِلافَةُ مِنَ اللَّهِ فَإِنْ كَانَ خَيْراً فَهُوَ يَذْهَبُ بِهِ وَإِنْ كَانَ شَرًّا فَهُوَ يَأْخُذُ بِهِ
عَلَيْكَ اَنْتَ بِالطَّاعَةِ فِيمَا أَمَرَكَ اللَّهُ تَعَالَى بِهِ (طب عن ابن سعد بن جنادة) *
5388- Kim cemaatten (müslüman topluluğundan) ayrılırsa, o ateştedir. Çünkü Allah: "Yoksa bunalmışa, kendisine dua ve iltica ettiği zaman icabet eden, fenalığı gideren, sizi yeryüzünün hükümdan kılan mı? Allah ile beraber bir ilâh ha? Siz ne kıt düşünüyorsunuz" buyurmuştur. Demek ki hilafet Allah'tandır. Eğer hayırlı olursa O'na götürür. Şer ise o şer sebebi ile muâhaze olunur. Allah Teâla'nın emrettiği şeyde sana taat gerekir.
Cennet ehli Cennetteki makamlarına yerleşir ve Cuma'dan Cuma'ya Allah'ı ziyarete giderler. Onlara Arşı Rahman aşikâr olup, Allah'ı görürler. Bu Cennet bahçelerinden birinde olur. Ve herkes derecesine göre bir minbere yerleşir. En aşağısının yerleri misk tepelerindedir. Ve bunlar kendi hallerini diğerlerinden aşağı görmezler. Soruldu ki: "Rabbimizi görecek miyiz?" Buyurudu ki: "Evet, ayın 14'üncü gününde görülmesinde, ya da güneşin görülmesinde nasıl hilâf yoksa, (veya bunları nasıl izdihamsız görüyorsanız) öyle Rabbinizi göreceksiniz." Allah (z.c.hz.) onlara ayrı ayrı muhatap olur. Ve hatta bazılarına dünyadaki bazı sözlerini hatırlatır. Kul: "Yarabbi mağfiret etmemiş miydin?" der. Allah: "Ettim de onunla buraya geldin" buyurur. O esnada iki bulut öyle güzel kokular serper ki, kimse böylesini görmemiştir. O zaman Allah Tealâ buyurur ki: "Haydi kalkın ikram edeceğim şeylerin başına." O zaman kalkıp cennetin çarşılarına gelirler. Bu çarşılarda aklın tasavvur edemiyeceği şeyler vardır. Orada ne para verilir, ne de yüklenilir. Sadece emredilir. İşte orada biz birbirimizle karşılaşacağız. Derecesi üstün olanların elbisesi başka olur. Ve birinin gözüne bu ilişince kendi elbisesi de derhal fevkalâde olur. Çarşılardan yerimize döneriz. Ailelerimiz: "Başka bir şekilde güzelleşip geldiniz" derler. Biz de deriz ki: "Tabii güzelleşip gelmek hakkımızdır. Zira Rabbımızı ziyaretten geliyoruz."
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 118 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
٢٩٥١ - الْمَوَازِينُ بِيَدِ اللَّهِ يَرْفَعُ قَوْمًا وَيَضَعُ قَوْمًا وَقَلَبُ ابْنِ آدَمَ بين اصْعَيْنِ مِنْ أَصَابِعِ الرَّحْمَنِ إِذَا شَاءَ اَزَاغَهُ وَإِذَا شَاءَ أَقَامَهُ* (ابن جرير والجلمى
YanıtlaSilعن سمرة بن فاتك) 2951- Teraziler Allah'ın yed-i kudretindedir. Bir kavmi derece itibarı ile kaldırır, diğer bir kavmi indirir (alçaltır). Ademoğlunun kalbi, Rahman'ın iki kudret parmaklarının arasındadır. Dilerse bâtila kaydınr,
dilerse hak üzerinde sabit tutar.
٢٩٥٢ - الْمَوْتُ غَنِيمَةٌ وَالْمَعْصِيَةُ مُصِيبَةٌ وَالْفَقْرُ رَاحَةٌ وَالْغِنَى عُقُوبَةٌ
وَالْعَقْلُ هَدِيَّةٌ مِنَ اللَّهِ وَالْجَهْلُ ضَلَالَةٌ وَالظُّلْمُ نَدَامَةٌ وَالطَّاعَةُ قُرَّةُ الْعَيْن
YANITLASİL
yuksel6 Ocak 2024 18:53
وَالْبُكَاءُ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ النَّجَاةُ مِنَ النَّارِ وَالضَّحِكُ هَلَاكُ الْبَدَنِ وَالتَّائِبُ مِنَ
الذَّنْبِ كَمَنْ لَا ذَنْبَ لَهُ (هب وضعفه والديلمي عن عائشة)
2952- Ölüm ganimet, masiyet musibet, fakirlik rahat, zenginlik ceza, akıl Allah'tan gelen bir hediye, cehalet sapıklık, zulüm nedamet, taat göz aydınlığı, Allah korkusundan ağlamak ateşten kurtulmak, gülmek bedenin helakıdır. Günahtan tevbe eden günahı olmayan gibidir.
٢٩٥٣ - الْمَوْتُ كَفَّارَةٌ لِكُلِّ مُسْلِمٍ *
حل هب خط كر عن انس وصححه ابن العربي
2953- Ölüm her müslüman için keffarettir.
٢٩٥٤ - الْمَوْتُ تُحْفَةُ الْمُؤْمِنِ والدرهم الْمُنَافِقِ وَهُمَا زَادَهُ وَالدِينَارُ بَيْعُ
الى النار (قط عن جابر)
2954- Ölüm, mü'minin hediyesidir. Dirhem ile dinar da
münafığın baharidir. Her ikisi de onu Cehenneme sürükler
Allah'ın emrini aziz et, Allah da seni aziz etsin.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Ümâme (r.a.)
Sayfa: 74 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
İslâmî Dünya Devleti,
YanıtlaSildünya çıkarlarını Ahirete tercih eden değil.
Sizi hiç eleştirmeyen, ikaz etmeyen dostunuz değildir!
YanıtlaSilHer yaptığınızı alkışlayanın, güç başkalarının eline geçtiğinde onları da alkışlayacağından hiç şüphe etmeyiniz!..
YanıtlaSilHer yaptığınızı alkışlayanın, güç başkalarının eline geçtiğinde onları da alkışlayacağından hiç şüphe etmeyiniz!..
YanıtlaSil4160- Cennetin kapısında durdum. Bir de baktım ki, girenlerin çoğu yoksullardır. Zenginler de Arasat'ta hapsedilmiş duruyorlar. Cehennem ehli ise tutulmuyor. Cehenneme sürülüyor. Cehennem kapısında durdum. Baktım ki, girenlerin çoğu kadınlardır.
YanıtlaSil١٦١ ٤ - قُمْ فَإِنَّهَا نَوْمَةٌ جَهَنَّمِيَّةٌ يَعْنِي النَّوْمُ عَلَى الْوَجْهِ (ه ض طب عن ابي
امامة) 4161. Kalk. Çünkü bu cehennemî bir yatıştır. (Yüz üstü yatmak kasd ediliyor.)
YANITLASİL
yuksel12 Ocak 2024 22:40
٤١٦٤ - قِيَامُ الْمَرْءِ مَعَ أَخِيهِ الْمُسْلِمِ أَفْضَلَ مِنْ اعتكاف سنة في
الْمَسْجِدِ" (الديلمي عن انس) 4164. Kişinin müslüman kardeşi ile gece ibadet etmesi, bir sene mesciddeki itikafından hayırlıdır.
٤١٦٥ - فَيَدُوا الْعِلْمَ بِالْكِتَابَةِ (خط) كر عن انس طب ك قط خــــط في تقيــــد
العلم كر عن ابن عمر وطب عن انس ك عن عمر )
4165- İlmi, yazı ile kaydedin.
٤١٦٦ - قَيدْهَا وَتَوَكَّلْ (خط) كر عن ابن عمر قال قلت يا رسول الله ارسل
واتوكل قال فذكره قال خط متروك طب هب كر عن جعفر عن ابيه) 4166- Onu bağla da, sonra tevekkül et. (Birisi, devesini saliverip de mi tevekkül edeceğini sorduğunda bu hadis varid olmuştur.)
٤١٦٧ - قِيلَ لِي يَا مُحَمَّدُ لِتَتُمْ عَيْنُكَ وَلِتَسْمَعْ أُذُنُكَ وَلِيَعٍ قَلْبُكَ فَنَامَتْ
ابي بكر بن عبد الله مرسلا) عَيْنِي وَوَعَى قَلْبِي وَسَمِعَتْ أُذُنِي (ابن سعد عن
4167- Bana melekler tarafından şöyle denildi:
"Ey Muhammed! Gözün uyusun, kulağın dinlesin. Kalbin de ezberlesin. Bunun üzerine gözüm uyudu, kalbim ezberledi ve kulağım
YANITLASİL
yuksel12 Ocak 2024 22:42
۲۹۸۷ - الْهَدَايَا لِلْأَمَرَاءِ غُلُولٌ (عن جابر حسن ای حدیث حسن) 2987- Emirlere verilen hediyeler hiyanet vesilesidir.
۲۹۸۸ - الْهَدِيَّةُ إِلَى الإِمَامِ غَلُولٌ (طس عن ابن عباس)
2988- Hükümdara verilen hediye de hiyanet vesilesidir.
۲۹۸۹ - الْهَدِيَّةُ تُذْهِبُ بالسَّمْعِ وَالْقَلْبِ (طب عن عصمة بن مالك) 2989- Hakime verilen hediye, kulağı ve kalbi giderir. İnsanı
duymaz ve anlamaz kılar.
۲۹۹۰ - الْهَدِيَّةُ تَعْوَرُ عَيْنَ الْحَكِيمِ (الديلمي عن ابن عباس)
2990- Hediye, hakimin gözünü tek yapar.
۲۹۹۱ - الْهَدِيَّةُ رِزْقٌ مِنَ اللَّهِ طَيِّبٌ فَإِذَا اهْدَى إِلَى أَحَدِكُمْ فَلْيَقْبَلْهَا
وَلْيُعْطِ خَيْرًا مِنْهَا (الحكيم عن ابن عمرو)
2991- Hediye Allah'ın rızıklarından bir rızıktır. Birinize hediye verildiği zaman onu kabul etsin, ondan daha iyisini (karşı tarafa) versin.
YANITLASİL
yuksel12 Ocak 2024 22:44
الكاف
٤١٧٠ - كَاتِمُ الْعِلْمِ يَلْعَنُهُ كُلُّ شَيْءٍ حَتَّى الْحُوتُ فِي الْبَحْرِ وَالطَّيْرِ فِى
السَّمَاء ابن الجوزى خز در صف بر طح عن ابی سعد)
4170. İlmi gizleyip saklayana her şey, hatta denizdeki balıklarla gökteki kuşlar da lanet eder.
4171- Nemime (koğuculuk) neredeyse sihir olacaktı.
٤١٧١ - كَادَتِ النَّمِيمَةُ أَنْ تَكُونَ سِحْرًا (ابن لال عن انس)
٤١٧٢ - كَادَ الْحَلِيمُ أَنْ يَكُونَ نَبِيًّا (خط والديلمي عن انس)
4172- Halim selim olan adam peygamber olmaya yakın bir derecededir.
٤١٧٣ - كَادَ الْخَلْقُ لَمْ يَسْمَعُوا الْقُرْآنَ حِينَ يَسْمَعُونَهُ مِنَ الرَّحْمَنِ يَتْلُوهُ
عَلَيْهِمْ يَوْمَ الْقِيَمَةِ (خط) والديلمى عن ابى هريرة وفيه اسمعيم بن رافع المدنى متروك)
4173- Kıyamette, Rahmân onlara Kur'an okuduğu zaman, halk Rahman'dan işittikleri o Kur'an'ı önceden (dünyada) du gibi olacaklardır.
YANITLASİL
yuksel12 Ocak 2024 22:49
Kalbde iman demek, Allah'ı sevmek demektir.
Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 192 / No: 11
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel12 Ocak 2024 22:49
Beyliğe haris olup ta adalet yapan yoktur.
Ravi: Hz. Ebû Mûsa (r.a.)
Sayfa: 484 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
Yorum Gönder
Bu blogdaki popüler yayınlar
İman
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Meric Tumluer Said Nursi
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Blogger tarafından desteklenmektedir
Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL
Vasiyet ve mustafa
PROFİLİ ZİYARET EDİN
Arşivleme
Kötüye Kullanım Bildir
1616- Dunya işlerinden hiçbir şeyi yükseltmeyeceği ve muhakkak onu yani dünyalığı alçaltacağı Allah'ın hak bir vaadidir.
YanıtlaSil١٦١7 - إِنَّ خَيْرَ التَّابِعِينَ رَجُلٌ يُقَالُ لَهُ أُوَيْسٌ وَلَهُ وَالِدَةٌ هُوَ بِهَا بِرِّ لَوْ أَقْسَمَ عَلَى اللَّهُ لَاَبَرَّهُ وَكَانَ بِهِ بَيَاضٌ فَمُرُّوهُ فَلْيَسْتَغْفِرْ لَكُمْ (م عن عمر )
1617- Tabiinin en hayırlısı, kendisine "Üveys" denilen zattır. Onun bir annesi vardır. O annesine son derece mutidir. Eğer o (herhangi bir şeyde) Allah'a yemin etse muhakkak Allah onu yemininde sadık çıkarır. Onun elinde bir beyazlık vardır. Ona rastlarsanız, Allah'tan size mağfiret dilemesini söyleyin.
١٦١٨ - انَّ خَيْرَ مَا تَدَاوَيْتُمْ بِهِ اللَّدُودُ وَالسُّعُوطُ وَالْحَجَامَةُ وَالْمَشْى
وَخَيْرُ مَا اكْتَحَلْتُمْ بِهِ الإِثْمِدُ فَإِنَّهُ يَخْلُو الْبَصَرَ وَيَنْبُتُ الشَّعْرَ (ت حسن ك عـــن
ابن عباس)
YANITLASİL
yuksel12 Ocak 2024 22:36
الف إِنْ بَيْنِي ٤١٥٦ - قُلْتُ يَا جِبْرِيلُ هَلْ تَرَى ربك قال حِجَابٍ مِنْ نُورٍ أَوْ نَارٍ وَلَوْ رَأَيْتُ أَدْنَاهَا لَأَحْتَرَقْتُ (سمويه عن انس)
4156- Cebrail'e dedim ki: "Rabbini görebiliyor musun?" Şu cevabı verdi:
"Aramizda hurdan veya atesten yetmiş bin perde var. O en küçük olanını görseydim bile baştan ayağa yanardım." en perdelerin
٤١٥٧ - قَلِيلُ التَّوْفِيقِ خَيْرٌ مِنْ كَثِيرِ الْعَقْلِ وَالْعَقْلُ فِي أَمْرِ الدُّنْيَا مَضَرَةٌ
وَالْعَقْلُ فِي أَمْرِ الدِّينِ مَسَرَّةٌ (كر عن أبي الدرداء) 4157- Tevfikin azı aklın çoğundan hayırlıdır. Akıl (yalnız) dünya işine sarf edilirse zarar vericidir, din işinde ise mutluluk getirir.
٤١٥٨ - قَلِيلُ الْفِقْهِ خَيْرٌ مِنْ كَثِيرِ الْعِبَادَةِ وَكَفَى بِالْمَرْءِ فِقْهَا إِذَا عَبَدَ اللَّهِ وَكَفَى بِالْمَرْءِ جَهْلاً إِذَا اَعْجَبَ بِرَأْيِهِ وَإِنَّمَا النَّاسُ رَجُلَانِ مُؤْمِنٌ وَجَاهِلٌ فَلَا
تُؤْذِي الْمُؤْمِنَ وَلَا تُجَاوِرُ الْجَاهِلَ (طب) وابن عبد البر في العلم وابو نصر غريب
4158- Az fıkıh, anlamadan yapılan çok ibadetten hayırlıdır. Kişiye anlayarak ibadet ettiği zaman, fıkıh kâfi gelir. Yalnız kendi
YANITLASİL
yuksel12 Ocak 2024 22:38
kişinin cehaleti kendi the yeter. Insanlar
göruşun e Mu'min, cahil. Mü'mine eziyet edilmez, cahile de komu
görüşünü beğendiği zaman o
olunmaz
عن عمرو بن شعيب قَلِيلُ مَا مَا اسْكَرَ كَثِيرُهُ حَرَامٌ (حب) عن جابر عب . - ٤١٥٩
عن ابيه عن جده)
4159- Çoğu sarhoş yapanın azı da haramdır.
٤١٦٠ - قُمْتُ عَلَى بَابِ الْجَنَّةِ فَإِذَا عَامَّةُ مَنْ دَخَلَهَا الْمَسَاكِينُ وَإِذَا أَصْحَابُ الْجِدِ مَحْبُوسُونَ إِلَّا أَصْحَابُ النَّارِ فَقَدْ أَمِرَ بِهِمْ إِلَى النَّارِ وَقُمْتُ عَلَى بَابِ النَّارِ فَإِذَا عَامَّةُ مَنْ يَدْخُلُهَا النّساء (حم م خ ه حب والحرث عــن
اسامة)
4160- Cennetin kapısında durdum. Bir de baktım ki, girenlerin çoğu yoksullardır. Zenginler de Arasat'ta hapsedilmiş duruyorlar. Cehennem ehli ise tutulmuyor. Cehenneme sürülüyor. Cehennem kapısında durdum. Baktım ki, girenlerin çoğu kadınlardır.
١٦١ ٤ - قُمْ فَإِنَّهَا نَوْمَةٌ جَهَنَّمِيَّةٌ يَعْنِي النَّوْمُ عَلَى الْوَجْهِ (ه ض طب عن ابي
امامة) 4161. Kalk. Çünkü bu cehe
YanıtlaSilالْقَائِمِ وَالْقَائِمُ فِيهَا خَيْرٌ مِنَ الْمَاشِي وَالْمَاشِي فِيهَا خَيْرٌ مِنَ السَّاعِي فَكَسَرُوا قِسَيَّكُمْ وَقَطَعُوا أَوْتَارَكُمْ وَاضْرِبُوا سُيُوفَكُمْ بِالْحِجَارَةِ فَإِنْ
دُخِلَ عَلَى أَحَدٍ مِنْكُمْ بُنْيَةٌ فَلْيَكُنْ كَخَيْرِ ابْنَيْ آدَمَ (حــم د ه ك ق عن ابي
(موسی)
1611- Kıyametten önce karanlık geceler gibi fitneler zuhur edecek, o devirde kişi sabahleyin mü'min kalkacak, akşamleyin köfir olacak, akşam mü'min olarak yatacak sabahleyin kafir olarak kalkacak. O fitneler zamanında oturan, ayakta durandan, fitne zamanında ayakta duran yürüyenden, fitne hengamesi sırasında yürüyen koşandan hayırlı olacak. Binaenaleyh, yaylarınızı kırınız, okun kirişlerini koparınız, kılıçlarınızı taşa çarpınız. O fitnecilerden biri herhangi birinizin evine girerse o Ademoğlunun iki çocuğunun en iyisi olmaya çalışsın (yani o zamanda evinizin köşesinden ayrılmasın)
YanıtlaSilالْقَائِمِ وَالْقَائِمُ فِيهَا خَيْرٌ مِنَ الْمَاشِي وَالْمَاشِي فِيهَا خَيْرٌ مِنَ السَّاعِي فَكَسَرُوا قِسَيَّكُمْ وَقَطَعُوا أَوْتَارَكُمْ وَاضْرِبُوا سُيُوفَكُمْ بِالْحِجَارَةِ فَإِنْ
دُخِلَ عَلَى أَحَدٍ مِنْكُمْ بُنْيَةٌ فَلْيَكُنْ كَخَيْرِ ابْنَيْ آدَمَ (حــم د ه ك ق عن ابي
(موسی)
1611- Kıyametten önce karanlık geceler gibi fitneler zuhur edecek, o devirde kişi sabahleyin mü'min kalkacak, akşamleyin köfir olacak, akşam mü'min olarak yatacak sabahleyin kafir olarak kalkacak. O fitneler zamanında oturan, ayakta durandan, fitne zamanında ayakta duran yürüyenden, fitne hengamesi sırasında yürüyen koşandan hayırlı olacak. Binaenaleyh, yaylarınızı kırınız, okun kirişlerini koparınız, kılıçlarınızı taşa çarpınız. O fitnecilerden biri herhangi birinizin evine girerse o Ademoğlunun iki çocuğunun en iyisi olmaya çalışsın (yani o zamanda evinizin köşesinden ayrılmasın)
Zalim sultanı ziyaret eden, kükreyen aslanı ziyaret eden gibidir” (زائر السلطان الجائر كزائر الليث الزائر
YanıtlaSilEvet makro alemden normo aleme, oradan da mikro aleme kadar bütün bir alemi kuşa- tan hikmet ve maslahat müşahede edilmekte- dir. Bütün bu alemler içinde en mükerrem var- lık, en seçkin yaratık olma liyakatına sahip in- san; bu dünyada sadece maddi ve cesede ait yönüyle binlerce hikmetle serfiraz olmuşken yalnız üç-beş günlük dünya için gelmiş ve bir daha dirilmemek üzere ölüme mahkum bir za- vallı olamaz.
YanıtlaSilMaddi yönüyle dahi bu dünya onu tatmin edip cevap veremezken; hayal ve beka arzusu gibi kâinatı kuşatacak istidät ve kabiliyetlerine cevap vermesi düşünülemez. Insanda hiçbir duygunun boş ve abes yaratılmadığını başta ka- bul ettiğimize göre, bu beka, ebedi yaşama duy- gu ve arzularının bu dünyada karşılığını göre- meyen insan elbette, kendisine bir hikmete mebni olarak verilen bu duygularının karşılığı nı başka bir alemde görecektir.
YANITLASİL
yuksel14 Ocak 2024 10:26
ÖLÜM ÖTESİ
HAYAT
Abdülhay Nâşih
Kıyamet gününde en şiddetli azab görecek olanlar, zalim hükümdarlardır.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Said (r.a.)
Sayfa: 71 / No: 11
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel15 Ocak 2024 00:52
İman demek, namaz demektir. Kim ki namaz için kalbini boşaltır ve o namazı itina ile, vaktine ve sünnetine dikkat ederek muhafaza ederse, işte o mümindir.
Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.)
Sayfa: 193 / No: 10
Ramuz El-Ehadis
KIYAMET ALAMETLERI
YanıtlaSil49
Ey aziz! Hadis alimleri ittifak ile şöyle bildirmişlerdir: İşrat-i såat kıyamet alåmetleri iki türlüdür: Biri lerdir. gizli alâmetler, diğeri açık alâmet-
Gizlil alametler: Insanda izzet, hurmet, muhabbet, şefkat, edeb, ha- ya, cömertlik, sözde durmak, doğruluk, ahbablığı korumak, şeriate ba- mak, takvå kalmamak. Şehirlerde mescidlerin çoğalması, cemaatin azay- ması, binaların yüksek olması, elbiselerin ince olması, kadınların ve ço- cukların hakim olması, kadınların erkeklere ve erkeklerin kadınlara ben- zemesi, erkeğin erkekle ve kadının kadınla uğraşması bereketin azalma- sı, akrabayı ziyaretin ve şer'i alış veriş hükümlerinin kalkması, kötülere ta'zim, iyileri tahkir, câriyelerin doğurması, kan dökülmesi, fisk ve fü- cûr, kabirlerin süslenmesi gibi şeylerdir ki, bunlara işrât-ı saat da derler.
Açık alametler on tanedir:
1 Deccal'ın çıkması.
Üç gece ardarda ay tutulması.
234 Yedi iklimde üç sene ardarda kıtlık olması.
4 Büyük bir dumanın her tarafı kaplaması.
5 Iså aleyhisselâm Şâm-ı şerîfde minâre-i beyda üzerine inip Deccalı öldürerek Muhammed aleyhisselamın şerî'ati ile amel
etmesi. Resûl-i ekremin (sallallahü aleyhi ve sellem) soyundan Mehdi çıkıp kırk yıl adåletle giderek Iså aleyhisselamı bulması. 6
7 Dâbbe-tül ard'ın meydana çıkması.
8 Ye'cûc ve me'cûcun set arkasından çıkıp yedi iklimi istila etmesi.
9 Beyt-i şerifin (Ka'be-i muazzama) yıkılması.
10 Güneşin batıdan doğması.
Bu alametlerin meydana çıkmasından sonra misk ve anber kokusu gibi ferahlatıcı serin rüzgârlar esip mü'minlerin ruhları revh ve reyhana çıkar. Sonra Kur'ân-ı kerimin hükmleri yeryüzünden kalkıp, halkın hepsi cehalette kalıp yüz yıl da öyle gider.
Tefsir âlimlerinin de ittifakı ile yukarıdaki kıyamet alåmetleri ta- mamlandıktan sonra Hak teâlâ Israfil aleyhisselâma Sûr'a üfürmesini emr eder. Süra üfürüldüğünde çıkan sesin heybetinden yedi kat göklerde olan melekler ve yedi kat yerde olan mahlūkların hepsi kıyamet koptu sanarak yüzlerinin üstünə düşüp kendilerinden geçerler. Gökler ve yer- ler sarsılır, yıldızlar dökülür. İnsanların saçları sakalları ağarır, hâmile olanlar, vakitsiz doğururlar. Herkes sarhoş gibi olur. Bu sûrun birinci nefhasıdır. Bundan bu heybetlere kapılırlar, kırk yıl daha bu şekilde gider. Sonra Hak teâlâ Isrâfil aleyhisselâma Sûr'a üfürmesini emr eder. O da İkinci üfürmeyi öyle kuvvetli yapar ki, şiddetinden bütün dağlar yerlerin- den ayrılıp, havaya çıkarak, atılmış pamuk gibi, bulut olurlar. Yedi kat gökler parça parça olup, su gibi eriyip yer yüzünə dökülürler. Denizle- F.: 4
SÜR'UN ÜÇÜNCÜ ÜFÜRÜLÜŞÜ
YanıtlaSil51
sol taraflarından verirler. Hak teålå orada bütün mahluklarına vasıtasız kelâm söyler. Bir onda herkesin hesabını görüp kimine hitab, kimine itâb eder. Mazlûmun hakkını zālimden alıp, zālimin hasenâtı var ise ona ve- rir, yoksa mazlûmun günahlarını zālime yükletir. Hesabdan sonra hay- vanları toprak eder. Kafirler hayvanlara gıbla edip keşki biz de toprak ol- saydık derler.
Mahşer yerinde iki direk üzerinde bir büyük terazi kurulur. Her dire- ğin uzunluğu beşyüz yıllık yoldur. Her kefesi yeryüzü kadar geniştir. Bu [terazi] mizan ile mahşer günü sevabları ve günahları tartarlar. Sevabı ağır olanlar Cennete, günahı ağır olanlar Cehenneme giderler. Ancak Hak teålå ikram ederek günahı çok olan bir kısım dilediği kullarını afv eder. Bir kısmı da enbiyā, evliyâ, ulemâ ve sulehânın şefa'atine kavuşur- lar. Fakat bunların imân ile vefat etmiş olmaları şarttır. Çünki dünyadan îmânsız gidenlere Cennet, afv ve şefa'at olmaz, asla Cehennemden kur- tulamazlar. Imanlı olarak ölüp de günahı sevabından çok olan, afv ve şcla'ate de uğramayan mü'minler günahları kadar Cehennemde yanıp sonra Cennete giderler. Zerre kadar imånla ölen muhakkak Cehennem- den kurtulup rahata erer.
Sırat köprüsü kıldan ince ve kılıçdan keskindir. Uzunluğu üç bin yil- lik yoldur. Bin yıl yokuş, bin yıl düz ve bin yıl iniştir. Sırat köprüsü Ce- hennem üzerine kurulup, mahşer halkının hepsi onun üzerinden geçip giderler. Kimi şimşek gibi, kimi ok gibi, kimi koşan at gibi geçerler. Kimi günahlarını yüklenmiş yürür, kimi Cehenneme düşüp yanar. Cehennem, ey mü'min çabuk geç ki, nürun ateşimi söndürüyor diye feryad eder. Mü'minler selâmetle sıratı geçer, Kevser havuzundan içerler. Onda gusl edip, ayıb ve noksanlardan temizlenirler. Cennete girip mertebelerine göre makamlarını bulup sonsuz olarak zevk ve safâ içinde kalırlar. Çün- ki Cennet ehli gåh çeşitli ni'metlerden lezzet alırlar, gâh Allahü teâlâyı görmekle mest ve hayrån olurlar. Gözlerin görmediği, kulakların işitme- diği hâtırlara gelmeyen devletlere kavuşurlar. Cennet ile Cehennemin ara- sında kal'a divarı gibi burc ve ve ucları yüksek ve büyük bir sur var- dır. Yüksekliği beşyüz yıllık mesafedir. Uzunluğunun sonu gelmez ve bi- nası renkli cevherlerle süslüdür. Oraya A'raf ismi verilmiştir. Mecnun- lar, dağ başında olup din duymıyanlar ve kâfir çocukları A'rafda kalırlar. [A'raf sonsuz olmadığı için dağbaşında yetişip hiç din duymıyanlar və kâfir çocukları, hesabdan sonra, hayvanlar gibi yok edilirler. Mektubat 50 Mektub]. Cennet tarafından bakıp içindekileri ni'metler içinde gör- duklerinde, orada olmayı arzu ederek mahzün olurlar. Cehennem tarafına bakıp içindekileri azabda gördüklerinde, orada olmadıklarına şükr edip sevinirler. A'rafda bulunanlar bir rivayette ebedi olarak orada kalıp ba'zen üzülüp, ba'zen sevinirler.
Ya Rabbi! Bizi Cehennemden koru, Cennetinde ebrar ile beraber bu-
sol taraflarından verirler. Hak teålå orada bütün mahluklarına vasıtasız kelâm söyler. Bir onda herkesin hesabını görüp kimine hitab, kimine itâb eder. Mazlûmun hakkını zālimden alıp, zālimin hasenâtı var ise ona ve- rir, yoksa mazlûmun günahlarını zālime yükletir. Hesabdan sonra hay- vanları toprak eder. Kafirler hayvanlara gıpta edip keşki biz de toprak ol- saydık derler.
YanıtlaSilBu kitabla meşgul olma ve onu mütalâa, bin kitabla meşgul olmaktan daha hayırlıdır.
YanıtlaSilRamuz El-Ehadis
Rahmetli Hocam Abdurrahman Şeref GÜZELYAZICI ve ettiği gün (15.05.1978) sanki ukbâ yolculuğunu önceden sezet kaleme almış olduğu şu şiiri ceketinin cebinde bulunmuştur.
YanıtlaSilNEREYE?
Nereden kaynıyor hayat ırmağı?
Bu durmaz karanlık akış nereye? Annem mi, açılan mezar kucağı?
Ebedî geceden bakış nereye?!
Meçhul bir yolcuyum bu son akşamda, Ümit nûrum söndü siyah bir camda. Evim, çocuklarım, gözüm arkamda; Ahbaplar! Bu itiş, kakış nereye?!
92
Gönlümde yıldız yok, gözümde ışık, Emeller, rüyalar karmakarışık. Îmânım! Nerdesin, gel karşıma çık! Bu derin girişten çıkış nereye?!
Artık ne mavilik, ne pembe bahar, Ne mehtap, ne sahil, ne sandal, hep kar, Söyleyin benimle uçan ey kuşlar, O yazlık dünyadan bu kış nereye?!
Birkaç rekât namaz, zekât, oruç, hac, Duâlarım gibi kabûle muhtaç, Şeref, son nefeste edince mîrac, Semâlardan koptu alkış nereye?!
YANITLASİL
yuksel27 Ocak 2024 00:52
40 Soru Cevap
Osman Nûri Topbaş
GENC kitaplığı
CENNETE AÇILAN K AYASOFYA
YanıtlaSilBu kitap, 1453 yılında PEYGAMBER EFENDİMİZİN vasiyetini yerine getiren O KUTLU KUMANDANIN ve ASKERLERİNİN emanetine sahip çıkmak için hazırlandı. Bu kitap, AYASOFYA'nın tekrar cami olarak ibadete açılmasına ve yine ISTANBUL' dan başlayacak
YENİ BİR ÇAĞA Öncülük yapacaktır! Patrik Athenagoras'la Başlayan "KUDÜS ZİRVESİ OYUNU" Amerikalı
İstanbul Sur içinde "Özerk Devlet"
1967'de başlayan Papaların ziyaretleri ve arkasındaki "Vatikan Operasyonları..." İşgal güçlerine karşı direnen ve son çare olarak Ayasofya'yı havaya uçurmakla tehdit
eden büyük kumandan... "Gizli Ev Kiliselerle" yürütülen kuşatma: Güney Koreli, Zenci kiliseleri...
Aytunç Altındal: "Amaç İstanbul'a Vatikan Modeli" (iki gün süren özel röportaj)
"Haliç'te Yürütülen Çok Yönlü işgal" (Sevgi Erenerol'un kitabımız için kaleme aldığı özel yazı ve açıklamalar)
Misyonerlerin arasında yaşayan A.R. taktik ve stratejik kuşatmayı anlatıyor... Vatikan ve Mason locaları nasıl bir işbirliği içinde...
Siyonizm'e hizmet eden Papalar? Gizli arşivlerde saklanan biat anlaşmaları... Siyonist Hıristiyanlar ve Katolik-Protestan papazlar 1925 yılında başlayan ittifak: ARMAGEDDON, Sahte ISA MESIH...
Ayasofya'ya "kutsal emanetler" niye iade ediliyor?..
HAKAN YILMAZ ÇEBİ
18.00
T
009821
Zarafetin afeti sakf (övünmek ve manasız sözler)dir. Şecaatin afeti serkeşliktir. Semahatin (hoşgörünün) afeti minnet etmek, güzelliğin afeti kibir göstermek, ibadetin afeti fetrettir (Gayretten sükuna düşmek.), sözün afeti yalandır. İlmin afeti unutkanlıktır. Hilmin afeti hoppalıktır. Asaletin afeti tefahurdur. Cömertliğin afeti israftır. Dinin afeti ise hevadır(Nefsine uymak).
YanıtlaSilRavi: Hz. Ali (r.a.)
Sayfa: 4 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel29 Ocak 2024 23:42
Dinin afeti üçtür: Fasık alim, cahil ve zalim reisler, cahil sofular. (İbadete çalışıyor, fakat cahil. Bu zümreler din namına yıkımdır.)
Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 4 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel29 Ocak 2024 23:44
Sizden birine, halktan korkması, işittiği veya gördüğü bir hakikatı söylemeye mani olmasın.
Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.)
Sayfa: 490 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
Şüphe yok ki münafiklar cehennemin en alt katındadırlar; artık onlara asla bir yardımcı bulamazsın. (Nisā, 4/145)
YanıtlaSilNİFAK: İÇİ BAŞKA, DIŞI BAŞKA OLMAK
Kişinin kâfir olduğunu gizleyerek mümin gibi görünmesine nifak, böyle bir yanlış ve kötü tutum içinde olana ise münafık denir. Münafıklar, kalbiyle inkâr ettikleri hâlde bunu gizleyerek kendilerini mümin gibi gösterirler. Söz ve davranışlarıyla mümin gibi gözüktükleri için toplum içinde kargaşaya ve fitneye sebebiyet verirler. Münafıklar, Allah'ı ve inananları aldatmaya çalışır- lar. Esasında farkına varmadan kendilerini aldatırlar. Çünkü onlar, ikiyüzlü olmaları sebebiyle kendi elleriyle kendilerini tehlikeye atarlar, hem dünya- larını hem de ahiretlerini zindana çevirirler. Kalplerinde hastalık bulunan münafıklar, müminlere karşı kin ve nefret beslerler. Dünyalık bir menfaat gördüklerinde hemen müminlerin tarafına geçerler. Bunu yaparken de İs- lam'ı ve dinî değerleri istismar etmekten çekinmezler. Ancak menfaatlerine ters bir durumla karşı karşıya kaldıklarında ya da nefislerine hoş gelmeyen bir şeyle karşılaştıklarında müminleri hemen terk ederler.
YANITLASİL
yuksel30 Ocak 2024 00:05
Allah c. c. Yardımı zayıflar sebebiyle gelmektedir.
2,396,401.
Riyazu's Salihin
Imam Nevevi
Kampanya Kitaplari
cilt 8.sy.71.
Hayat dört şeyle kaimdir, derdi babam su ve ateş ve toprak. Ve rüzgâr.
YanıtlaSilOna kendimi sonradan ben ekledim pişirilmiş çamurun zifirî korkusunu ham yüreğin pütürlerini geçtim gövdemi âlemlere zerkederek varoldum kayrasıyla Varedenin eşref-i mahlûkat nedir bildim.
184
Erbain
kırk yılın şiirleri
İsmet Özel
Tam istiklal yayıncılık ortaklığı
Hz. ALİ -RADIYALLAHU ANH-IN KIYMETLİ SÖZLERİ
YanıtlaSil* Kişi, dili altında saklıdır, konuşturunuz zaman kıyme- tinden neler kaybettiğini anlarsınız.
* Dünya bir cîfedir, leştir. Ondan birşey isteyen köpek- lerle dalaşmaya dayanıklı olsun.
* Kul ümidini yalnız Rabbine bağlamalı ve yalnız günah- ları kendisini korkutmalıdır.
* İnsanlar arasında Allah'ı en iyi bilen, O'nu çok seven ve tam ta'zim edendir.
* İlimsiz yapılan ibadette, anlayış vermeyen ilimde, te- fekküre götürmeyen Kur'ân-ı Kerîm okumakta hayır yoktur.
* İyilik bilmez birisi de olsa, sen iyilik yap! Zira o, mukabi- linde teşekkür edene yapılan iyilikten mizanda daha ağır gelir.
* Edep aklın sûretidir.
* Alim ölse de yaşar, cahil yaşarken ölüdür.
* Bana bir harf öğretenin kölesi olurum.
* İnsanın kıymeti, yaptığı iyiliklerle ölçülür.
* Kalbin şifâsı Kur'ân-ı Kerîm okumaktır.
YANITLASİL
yuksel31 Ocak 2024 21:51
ISLAM KAHRAMANLARI
• İnsanlara önce hakkı öğretiniz. Onu öğrenen batil
tanır. * İnsanı layık olmadığı yere koymak zulümdür.
• Hakk'ı tanıyan Hak ehlini de kolayca anlar. Önce bâtil öğrenen, Hakk'ı güç tanır.
*Sen babanın hakkına riayet edersen, oğlun da senin hakkına riayet eder.
• Cimri insan, dünyada fakirler gibi yaşar, ahirette de zenginler gibi hesaba çekilir.
* Dostlarının kalbini kırmakla, düşmanlarının arzularını yapmış olursun.
* Himayen altındakilere iyilik yapmak istersen, onlara terbiye ve edep öğret.
* İki şey aklı ve tedbiri bozar, biri acele etmek, biri de olmayacak şeyi istemek.
* Kanaat eden aziz, açgözlülük yapan zelil olur.
* Nasihati reddeden, rezalet bulur.
* Kişinin verene teşekkür etmesi, nimetinin artmasına sebep olur.
* Ölümü unutmak, kalbin paslanmasındandır.
* Oburlukla sağlık bir arada bulunamaz.
* Mes'ud insan başkasından ibret alandır.
*Kişinin kendisini beğenmesi, aklının zayıf olduğuna delalet eder.
58
* Hakiki dost, sıkıntı zamanında imdada yetişendir
YANITLASİL
yuksel31 Ocak 2024 21:52
ASR-I SAADET'TEN
* Lüzumsuz şeylerin peşinde koşan, lüzumlu şeyleri ka- çırır.
• İnsanın namaz hususunda tembellik göstermesi, îman zayıflığındandır.
* Sabır kederlere perde, tehlikelere karşı yardımcıdır.
* Öldükten sonra yaşamak isterseniz, ölmez bir eser bırakınız.
* Her fenalıktan uzak kalmanın yolu, dili tutmaktır.
* İktisat az şeyi çoğaltır, israf çok şeyi azaltır.
* Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras, ilim gibi şeref olmaz.
ŞERH-1 DELAİLÜ'L-HAYRAT VE SEVARİKİ'L-ENVAR
YanıtlaSilEllezi la yuhitu bihi mekânün. Yâni:
/
Öyle kuddus, tahir, öyle yüce, kahir Allahü (C.C.) ki O'nu
1140
mekânlardan hiçbir mekân ihata edemez. O, mekândan münezzehtir Velâ yeştemilü aleyhi zamanün. Yani: - O Allah'ı zamanlardan hiçbir zaman onu ihate edemez. Allah
zamandan da münezzehtir.
١٥٥١ - إِنَّ أَشَدَّ النَّاسِ عُنُوا رَجُلٌ ضَرَبَ غَيْرَ صَارِبِهِ وَرَجُلٌ قَتَلَ غَيْرُ قَائِلِهِ وَرَجُلٌ تَوَلَّى غَيْرَ اَهْلِ نِعْمَتِهِ فَمَنْ فَعَلَ ذَلِكَ فَقَدْ كَفَرَ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ لا
YanıtlaSilيُقْبَلُ مِنْهُ صَرْفٌ وَلَا عَدْلٌ (ك ق عن عائشة)
1551- En zalim insan, kendisini dövmeyen kimseyi döven, kendini öldürmeye teşebbüs etmeyeni öldüren bir de nimet ehlinden ayrılıp nimet ehli olmayan kimseye intisap eden (mesela öz babasını bırakıp başkasını baba edinen) kişidir. Kim bunları yaparsa Allah'ı ve Rasulü'nü inkar etmiş demektir. Onun hiçbir ameli kabul edilmez artık.
١٥٥٢ - إِنَّ أَشَدَّ النَّاسِ عَذَابًا يَوْمَ الْقِيَمَةِ عَالِمٌ يَنْفَعُهُ اللَّهُ بِعِلْمِهِ (كر عن ابي
هريرة) 1552- Kıyamet günü en çetin azaba dûçar edilecek kişi, sahip olduğu ilimden, Allah'ın istifade nasip etmediği âlimdir.
١٥٥٣
YANITLASİL
yuksel3 Şubat 2024 22:31
Kıyamet yaklaştığında; taylasan giyilmesi çoğalır, ticaret artar, mal çoğalır, mal sahibine malı için tazim edilir, fuhuş yayılır, çocuklar amir durumuna gelir, kadınların sayısı artar, Sultan zulüm eder, eksik ölçü ve tartı yapılır, bir adamın köpek yavrusunu yetiştirmesi, kendi çocuğunu yetiştirmekten kendisine daha cazip gelir, büyüğe hürmet, küçüğe de merhamet edilmez ve gayri meşru çocuklar çoğalır, hatta yol ortasında adam kadınla yakınlaşır. İnsanlar, kalbleri kurt olduğu halde koyun postuna bürünürler, o zaman da insanların en iyi görüneni "müdahim" (kötülükleri gördüğü halde karışmayıp, kendi işine bakan) olanıdır.
Ravi: Hz. Ebû Zerr (r.a.)
Sayfa: 33 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
İnsanlığın kurtuluşu faizin kaldırılması, zekâtın yerine getiril mesindedir. (S.) 649:Lemaat
YanıtlaSilTürkiye Cumhuriyeti de paranın üstüne Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazmalidir.
YanıtlaSilİnsanlığın kurtuluşu faizin kaldırılması, zekâtın yerine getiril mesindedir. (S.) 649:Lemaat
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 22:33
İnsanlar kendi idarecilerinin yolundadır. (Mn.) 33.
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 22:53
8.Asirda İngiliz Kralı Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazarak para bastırmış.
Akra Fm.
Günün sohbeti
Prof Dr Mahmud Esad Coşan
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 23:36
Türkiye Cumhuriyeti de paranın üstüne Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazmalidir.
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
4 4 Zarafetin afeti sakf (övünmek ve manasız sözler)dir. Şecaatin afeti serkeşliktir. Semahatin (hoşgörünün) afeti minnet etmek, güzelliğin afeti kibir göstermek, ibadetin afeti fetrettir (Gayretten sükuna düşmek.), sözün afeti yalandır. İlmin afeti unutkanlıktır. Hilmin afeti hoppalıktır. Asaletin afeti tefahurdur. Cömertliğin afeti israftır. Dinin afeti ise hevadır(Nefsine uymak). Hz. Ali (r.a.)
213 2 Cömertlik, Ulu Mevlanın huyudur. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
213 3 Cömertlik, cennet ağaçlarından bir ağaçtır. Dalları dünyaya sarkmıştır. Kim bu dallardan birine tutunuyorsa, bu dal onu Cennete götürür. Hasislik te Cehennem ağaçlarından bir ağaçtır. Dalları dünyaya sarkmıştır. Kim de bu dallardan birine yapışırsa, o dal da onu Cehenneme çeker. Hz. Ali (r.a.)
213 4 Cömertlik, Cennette biten bir ağaçtır. Cömertliğin gireceği yer, ancak Cennetir. Hasislik ise Cehennemde yetişen bir ağaçtır. Hasisin gireceğin yer ise Cehennemdir. Hz. Abdullah İbni Ci(r.a.)d (r.a.)
213 5 Cömert Allah'a, insanlara ve Cennete yakındır. Cehennemden de uzaktır. Cimri ise Allah'dan, insanlardan ve Cennetten uzaktır ve Cehenneme yakındır. Cahil cömert, Allah (z.c.hz)'lerine hasis abidden daha sevimlidir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
213 6 Cömert, ancak Allah'a hüsnü zannı olduğundan cömertlik yapar. Hasis ise ancak Allah'a sui zannı sebebiyle cimrilik yapar. Hz. Ebû Ümâme (r.a.)
248 2 Cömertin hatasından uzak kalın. Zira o düştükçe, Rahman onun elinden tutar. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
297 6 Altı şey güzeldir, lakin şu altı sınıf insan da daha güzeldir: Adalet güzeldir, lakin Umerada daha güzeldir. Cömertlik güzeldir, lakin zenginde daha güzeldir. Verağ güzeldir, lakin alimlerde daha güzeldir. Sabır güzeldir, lakin fıkarada daha güzeldir. Tevbe güzeldir, lakin gençlerde daha güzeldir. Haya güzeldir, lakin kadınlarda daha güzeldir. Hz. Ali (r.a.)
312 8 Cömertin yemeğini yemek devadır. Hasisin yemeği ise derttir. Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
323 11 İnsanlara dört şey sebebiyle tafdil edildim: Cömertlik, şecaat, cima şiddeti ve harpte düşmanla savaşmak kuvveti. Hz. Enes (r.a.)
334 10 Hıfz on parçaya ayrıldı. Dokuzu Türke (Küffarı Çin) verildi. Biri diğer halka dağıtıldı. Hasislik de ona ayrıldı. Dokuzu Faris'e, biri diğer insanlara dağıtıldı Cömertlik de ona ayrıldı. Dokuzu Sudan'a, biri diğer insanlara. Haya da ona ayrıldı. Dokuzu Araba, biri diğer insanlara. Kibir de on kısma ayrıldı. Dokuzu Ruma, biri diğer insanlara dağıtıldı.
Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en güzel davranandır. (Tirmizi, Menākıb, 63)
YanıtlaSilMÜSLÜMAN AHLAKININ GEREĞİ OLARAK MERHAMET
Cenab-ı Hakk'ın kullarına bahşettiği en değerli nimetlerden biri de merhamet duygusudur. Merhamet, Rabbimizin "Rahmân" isminin bir tecellisidir. Merhamet, kalp inceliği ve gönül yumuşaklığıdır. Şefkatli ve insaflı davranmaktır. Merhamet, kalpleri kin, öfke ve intikam gibi hastalıklardan temizlemektir. Gönülleri sevgi, saygı ve affın güzelliğiyle tezyin etmektir. Can taşıyan her bir varlığa hatta bütün kâinata muhabbet nazarıyla bakmaktır. Şiddet, öfke, kin ve nefretin yürekleri işgal ettiği günümüzde merhamet medeniyetinin birer mensubu olarak bize düşen, Rahmet Peygamberi'nin mesajlarına yeniden sarılmaktır. "Ben ancak rahmet olarak gönderildim." (Müslim, Birr, 24) buyuran Allah Resûlü'nün ilim, hikmet ve ir- fan mektebinde gönüllerimizi eğitmektir. Asrımızın en büyük hastalığı hâline gelen merhametsizliği bir tarafa bırakarak; eşimize, çocuğumuza, ana-babamıza, yaşlılarımıza, çevremize ve bütün canlılara karşı vicdanlı ve merhametli olalım. Ailemiz ve toplumumuz merhamet ocağı olsun.
27 Mayıs 1935
YanıtlaSilUlusal Bayramlar ve Ge- nel Tatiller Hakkında Ka- nun'un kabul edilmesi.
[Cuma tatili pazar gününe alınır.]
YANITLASİL
yuksel7 Şubat 2024 06:36
3 Şubat 1928
10 Nisan 1928
20 Mayıs 1928
9 Ağustos 1928
23 Ağustos 1928
Hutbenin Türkçe okun- maya başlaması.
Anayasa'dan dinle ilgili madde ve fıkraların çıka- rılması.
Milletlerarası Rakamların Kullanılması Hakkında Kanun'un kabulü.
Atatürk'ün yeni Türk harfleri hakkında Saray- burnu'nda konuşması.
Atatürk'ün yeni Türk harf- lerini tanıtmak amacıyla yurt gezisine çıkması.
YANITLASİL
yuksel7 Şubat 2024 06:38
4 Şubat 1923
Lozan Konferansı'na, bazı konularda anlaşma sağla- namaması yüzünden ara verilmesi.
[1. dönem 76 gün sürmüş- tür; görüşmelerin kesilmesi üzerine ordu savaş düzeni alır.]
17 Şubat 1923
İzmir İktisat Kongresi'nin Atatürk'ün konuşmasıyla açılması.
31 Mart 1923
Türkiye'nin yeniden Lo- zan'a davet edilmesi.
1 Nisan 1923
TBMM'nin seçimlerin ye- nilenmesine karar vermesi.
Lozan Konferansı ikinci
23 Nisan 1923
döneminin başlaması. [Bu dönem 97 gün süre-
cektir.]
24 Temmuz 1923
Lozan Barış Andlaşma- sı'nın imza edilmesi.
11 Ağustos 1923
TBMM'nin II. Dönem ça- lışmalarının başlaması.
13 Ağustos 1923
Atatürk'ün ikinci kez Mec- lis Başkanlığına seçilmesi
Kahrın da hoş, lütfün da hoş!
YanıtlaSilKahrın da hoş, lütfün da hoş!
Senden gayri her şeyler boş!
Senden özge her şeyler boş!
Gelse celâlinde cefâ, Yoksa cemâlinde sefâ, Her ikisi bana şifâ,
Kahrın da hoş, lütfün da hoş!
Senden gayri her şeyler boş!
Derviş Mehmed sana kuldur; İster ağlat, ister güldür;
İster yaşat, ister öldür;
Kahrın da hoş, lütfün da hoş!
Senden gayri her şeyler boş!
Koğusa girdiği
YANITLASİL
yuksel14 Şubat 2024 11:35
İSLÂM ALİMLERİNİN
HAYATINDAN HATIRALAR
doğru : 1.Düz.2.Namuslu,dürüst. 3.Gercek.4.Yasal.
YanıtlaSil...
Doğru : 1.Eğri. Yalan, Yanlış.
Altın
Esanlamli ve Karşıt anlamlı Kelimeler Sözlüğü.
Altın Kitaplar
Fuhuş yayıldığında zelzeleler ve fitneler çoğalır. İdareciler zulmettiğinde yağmur azalır. Zimmet ehline gadr edildiğinde ise düşman galebe çalar.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Ömer (r.a.)
Sayfa: 54 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
Cennet ehli Cennete Cehennem ehli de ateşe girdiklerinde, ölüm (bir koç şeklinde) Cennetle Cehennem arasında bir yere getirilir ve kesilir. Sonra bir münadi şöyle nida eder: "Ey ehli Cennet, ebedilik var ölüm yok. Ey ehli nar, ebedilik. Ölüm yok." Bunun üzerine Cennet ehlinin sevinç üzerine sevinçleri artar. Cehennem ehlinin ise hüzünleri üzerine hüzünleri artar.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 51 / No: 9
Ramuz El-Ehadis
Ümmetimi Benden sonra öyle fitneler kaplayacak ki, o fitnelerde insanın vücudu gibi kalbide ölür.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 346 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
Cennet ehli Cennete Cehennem ehli de ateşe girdiklerinde, ölüm (bir koç şeklinde) Cennetle Cehennem arasında bir yere getirilir ve kesilir. Sonra bir münadi şöyle nida eder: "Ey ehli Cennet, ebedilik var ölüm yok. Ey ehli nar, ebedilik. Ölüm yok." Bunun üzerine Cennet ehlinin sevinç üzerine sevinçleri artar. Cehennem ehlinin ise hüzünleri üzerine hüzünleri artar.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 51 / No: 9
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel20 Şubat 2024 16:30
Ümmetimi Benden sonra öyle fitneler kaplayacak ki, o fitnelerde insanın vücudu gibi kalbide ölür.
Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 346 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
İnsanların akidlerini bozduklarını, emanetleri hafife aldıklarını, ve -parmaklarını birbirine geçirip- böyle olduklarını gördüğün zaman evini tercih et, lisanına sahip ol, maruf olanı al, münkeri bırak, kendi işinle meşgul ol ve ammenin işlerini kendilerine bırak.
YanıtlaSilRavi: Hz. Abdullah İbni Amr (r.a.)
Sayfa: 46 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
Biz de sadece soralım: Kim neyi bilecek ve bilmeli?
YanıtlaSilMesela “2014’ten bu yana Erdoğan İslamcı değil yeşil Kemalist’tir” demiş olan Doğu Perinçek?
Gerçekten hepimiz ölecek miyiz?
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel25 Şubat 2024 00:48
İLMEM... Hiç öyle imiş gibi dur-
B muyor şimdi ölüm hakikati, bu çağ üzerinde... Sanki "çağdaş" bir olgu değilmiş gibi durduruluyor..."
Kudüs, Kurtuba, Kafkasya, Kırım, Keşmir tarihi bir ihmalin kurbanı olan coğrafyalarımız değil mi?
YanıtlaSilTabi ki, Kitabı ve kıbleyi ihmal edenlerin ne ülküsü, ne de ülkesi kalıyor…
Dahası biz kalbimizi ve ruhumuzu ihmal ettik… Yani kendimizi ihmal ettik, kaçınılmaz bir netice olarak birbirimizi ihmal ettik…
Vicdanı, mizanı imanın gereğini ihmal ettik…
Ahdimizi, akdimizi, andımızı, ihmal ettik…
Tüm bu ihmaller edep, erdem, haya, terbiye, görgü, nezaket, özveri, özen gösterme hassasiyetimizi zedeledi…
YANITLASİL
yuksel23 Şubat 2024 08:54
ihti- mamsızlık umutları tüketiyor...
Bu ihtimaller yarınları yaralıyor, gele- ceği karartıyor...
İhmalkârlığımız ilahi emanete düşü- rülmüş kara bir lekedir... Bugün başımı- za gelen musibet, felaket ve belalar kim bilir geçmişteki hangi ihmallerimiz sonu- cudur...
İhmal eden, savsaklayan, aldırmayan, geçiştiren ve bunu alışkanlık haline geti- ren, yaşam tarzı edinen bir ümmet iflah olmaz, toparlanamaz ve kendine gele- mez...
Yüz yıllık bir ihmalin sonucu olsa ge- rek bu ümmetin sefaleti ve esareti bitmi- yor... Parantez kapanmıyor...
Yoksa zamana yaydığımız yükümlü- lüklerin zamanla zamanaşımına uğraya- cağını mı sanıyoruz?..
a
ra
Dosyamızın kabardığını, suçumuzun arttığını fark etmiyoruz...
Açık söylemek gerekirse; ipe un se- ren, havanda su döven, topu taca atan, "çizdim, oynamıyorum," diyen "yerim dar" diyenin bu davada yeri yoktur...
Öldürücü suskunluk, kahredici vur- dumduymazlık tüm kasvetlerin ve gay- retlerin temel nedenidir
Davetsiz ve cihadsız hayatların hayrı kalmıyor... Aksiyonsuz ve aşksız hare- ketlerde bereket görülmüyor...
Ninova'yı, hatta Okçular Tepesini ih- mal ettik... "Bu sıcakta sefere çıkılır mı?" dedik...
YANITLASİL
yuksel23 Şubat 2024 08:55
Allah için ayağa kalkın denince yere çakılı kaldık." Duyarlılığımız gitti... Du- ruşumuz değişti... Duruma göre vaziyeti idare eder olduk...
Önümüzde daha uzun zaman var, tevbe ile telafi ederiz, dedik. Hani bizim mahallemiz, sokağımız hedef kitlemiz vardı... Bir insanın hidayetine vesile ol- mak dünyalara bedeldi... Tüm engelle- melere rağmen yüreklere dokunurduk... Bugün engeller kalktı, biz yerimizden kalkamıyoruz...
Bunca imkâna rağmen bu nasıl bir ihmal? İzahı zor bir durum... İmtihanda bocalıyoruz...
İhtimam gidince ihmal başlıyor, imti-
han zorlaşıyor... Daha da vahimi ihmal
yerinde durmuyor, derinleşiyor, yaygın-
laşıyor...
Kur'an'ı mehcur bıraktık... Mabetleri metruk bıraktık... Yoksulları mahrum bıraktık... Yeryüzünü mücrimlere bıraktık
Bugün Ümmeti Muhammed’in maruz kaldığı müzmin bir hastalıkla karşı karşıya kalıyoruz: İhmalkârlık… Öyle ki bu hastalık, hastalık olarak görülmüyor… Tedaviye ihtiyaç duyulmuyor… Bu da ayrı bir hastalık… Hatta ihmalkârlık kâr sanılıyor…
YanıtlaSilSanıyorum kulluk sınavımızı zora sokan en ciddi suçlardan biri ihmalkârlığımızdır…
Diyebilirim ki, öyle ihmaller vardır ki sonucu kasıtlı işlenen bazı hatalardan daha ağır olabiliyor
Evet, kimi günahlar, yanlışlar, hatalar, suçlar bilerek, isteyerek işlenmiyor… Birçoğu ihmalimizin sonucu…
Hak edene hakkını vermemek, sürüncemede bırakmak, kulak ardı etmek haksızlığa prim vermektir…
Ödüllendirilmesi gerekeni ödüllendirmemek… Cezalandırılması gerekeni cezalandırmamak…
İyiliği cezalandırmak, kötülüğü ödüllendirmekle eş anlamlıdır…
Gecikmiş adaletin adalet olmadığını bilmeyen var mı?..
Mazlumların çırpışını, çığlığını izlemek veya yüz çevirmek o cürme ortak olmak değil midir?
Başarısız olabiliriz, sonuç alamayabiliriz fakat kötülüğe müdahalemiz yoksa kuşkusuz vebal altındayız…
Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan değil miydi?
Bugün düşmandan daha çok ihmalimiz bizi vuruyor… En ciddi yanılgımız, ihmalkârlığı karakter edinmek ve bunu meslek bilmek… İhmal suikastlarının müsebbibi biz değil miyiz?
Gâvurların yaptıkları orada kalsın, gafletimiz bizi bitirmiyor mu?..
Sürdürülemeyen sorumluluklar, yarım kalmış görevler, sil baştan başlayan tekrarlar, inisiyatifsizlik, iradesizlik,........
YANITLASİL
yuksel23 Şubat 2024 08:49
Adaleti ihmal ettik… Ahlakı ihmal ettik… Ahireti ihmal ettik…
Kim bilir belki Allah’ı ihmal ettik…
Evet, Allah’a iman ediyoruz, ama yine de ihmal ediyoruz ve de iflah olmuyoruz… Namazdaki üşengeçliğimizi başka türlü nasıl izah edebiliriz?
Topyekûn kulluğumuz ve onun mütemmimi olan kardeşliğimiz ihmal riski altında…
Yoksullarımız, yetimlerimiz, yalnızlarımız, yaşlılarımız nerede?
Unuttuklarımız, uzaklaştıklarımız
Dünya ile Ahiret işi bir anda yapılması gerekse ahiret işi önce yapılır.
YanıtlaSilAKRA FM
MAHMUD ESAD COŞAN
HADİSLER DERYASI
guya yerleştiler, halen sayıca az olmalarına rağmen birçok ülkenin Sunetimini, kültürel hayatını, ekonomisini, dünya ticaretini ele geçir miş, istediğini istediği ülkeye empoze ettirip yaptırabiliyorlar... Batılı devletlerin, daha başka, mason locaları, Lions kulüpleri, Ro- tary kulüpleri, Bilderbergler, misyoner teşkilatları, Yehova Şahitleri gi bi nice nice dinî, sosyal, siyasî, gizli, âşikâr, etkili, faal teşkilatları var... Ama biz müslümanların böyle kuruluşları yok; kurulmamış, kuru-
YanıtlaSillanlar tahrip edilmiş, kapatılmış, yasaklanmış...
Emperyalistler bir İslâm ülkesini ele geçirdiler mi önce İslam'ı
unutturmaya, müslüman halkı dejenere etmeye çalışırlar, en çok, ger- çek İslâm'dan, halis müslümandan korkarlar. Çünkü İslâm, iman, Kur'an, irfan, ahlâk ve mâneviyat ile ilim, çalışma, gayret, şuur, onur, basiret, hürriyet, istiklal, kalkınma, refah, mutluluk, zenginlik, güçlü- lük arasında kuvvetli ilişkiler, sarsılmaz bağlar, kesin etki ve tepkiler olduğunu çok iyi bilirler.
YANITLASİL
yuksel28 Şubat 2024 06:54
smler belli, duvarlar saglam, R çek buketleri, demek ki sık sık in uzerlerinde demet demet ta- ziyaret olunmaktalar...
Onlar böyleyken bizler ne yapmışız? Maalesef yürekler acısı bir durum. Mezarlıklar istilaya uğramış, gecekondu dolmuş, istimlak edilmiş, türbeler yıkılmış, kapatılmış, tozlu, harap, yağmalanmış; cami lere el konulmuş, halı la rı, levhaları, minberleri, mihraplan, çinileri- hatta kubbe kurşunları çalınmış, en değerli eserler yıktırılmış, avlu ları yok edilmiş; tarih sevdirilmemiş, ecdat kötülenmiş, gerici ve yo- baz gösterilmiş, vatan hainle ri putlaştırılmış, kahramanlaştırılmış; sa- raylar yağmalanmış, arşivler satılmış, şehirlerin tarihî binaları yıkıl- mış, yerlerini soğuk beton yığınlar almış, vakıf eserler yağmalanmış, kütüphaneler kapatılmış, en değerli kitaplar kaybolmuş, bir sürü yol- suzluk, hırsızlık, hainlik, düşmanlık, kadirbilmezlik, şarlatanlık, dal- kavukluk, nemelâzımcılık, vefasızlık, şuursuzluk...
Milli kültürümüz mahvedilmiş, tarihimiz yağmalanmış, tarih şu- uru sıfır, takip yok, hesap soran yok, suçlu ortada, ev sahibinden bas- kin, arsız, yüzsüz. Bu rezalete kimler, ne zaman dur diyecekler acaba; Şark'ın
eski aslanları nerede, uykudan ne zaman uyanacaklar? Bir 18 Mart Canakkale Zaferi gecti kar kisi olayı bilmekte? Çocuk
YanıtlaSil3233- Peygamberlik içinizde, Allah'ın dilediği zamana kadar devam edecek, sonra kaldırmak isteyince onu, kaldıracak; sonra nübüvvetin yolunda olan hilafet Allah'ın dilediği müddete kadar sürecek, sonra onu kaldırmak isteyince kaldıracak, sonra ısıran saltanat devri gelecek, o da Allah'ın dilediği zamana kadar kalacak, sonra Allah onu kaldırmak isteyince kaldıracak, sonra onu zorba bir hükümdarlık takip edecek, sonra da nübüvvet yolu üzerinde olan bir hilafet devri gelecek.
٣٢٣٤ - تَكُونُ لَأَصْحَابِي زَلَّةٌ يَغْفِرُهَا اللَّهُ لَهُمْ لِسَابِقَتِهِمْ مَعِي (كر عن محمد
بن الحنفية عن ابيه
3234- Ashabımın zellesi (ayak kayması) olur. Lakin Allah onları benimle beraber güzel geçmişleri bulunduğu için bağışlar.
٣٢٣٥ - تَكُونُ بَيْنَ يَدَيِ السَّاعَةِ أَيَّامٍ يُرْفَعُ فِيهَا الْعِلْمُ وَيُنْزَلُ فِيهَا الْجَهْلُ
وَيُكْثَرُ فِيهَا الْهَرَجُ وَالْهَرَجُ الْقَتْلُ (ه عن ابن مسعود)
3235- Kıyamet öncesi öyle günler olacak ki, o günlerde ilim kalkacak, cehalet yaygın hal alacak, cinayetler çoğalacak.
بِكُمْ فَيَسِيرُونَ ٣٢٣٦ - تَكُونُ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَ بَنِي الْأَصْفَرِ هُدْنَةٌ فَيَعْدِرُونَ
YANITLASİL
yuksel1 Mart 2024 22:26
إِلَيْكُمْ فِي ثَمَانِينَ غَايَةً تَحْتَ كُلِّ غَايَةٍ اثْنَيْ عَشَرَ الْفَا" (ه عن عوف بن مالك)
3236- Beni asfar ile aranızda sulh olacak, sonra size hiyanette bulunup her birinin altında on ikibin kişi bulunan seksen sancakla size doğru saldıracaklar.
۳۲۳۷ - تَكُونُ أَرْبَعُ فِتَنِ الأُولَى يُسْتَحَلُّ فِيهَا الدَّمُ وَالثَّانِيَةُ يُسْتَحَلُّ فِيهَا الدَّمُ وَالْمَالُ وَالثَّالِثُ يُسْتَحَلُّ فِيهَا الدَّمُ وَالْمَالُ الْفَرْجُ وَالرَّابِعَةُ الدَّجَّالُ
نعيم عن عمران بن حصين
3237- Dört fitne başgösterecek: Birincisinde adam öldürmek helal sayılacak, ikincisinde hem o, hem de mal, üçüncüsünde kan, mal, zina helal sayılacak, dördüncüsü ise Deccal'dir.
۳۲۳۸ - تَكُونُ اَمَامَ الدَّجَّالِ سِنُونٌ خَوَادِعُ يُكْثَرُ فِيهَا الْمَطَرُ وَيُقَلُّ فِيهَا النَّبْتُ وَيُكَذِّبُ فِيهَا الصَّادِقُ وَيُصَدَّقُ فِيهَا الْكَاذِبُ وَيُؤْتَمَنُ فِيهَا الْخَائِنُ وَيُحَوَّنُ فِيهَا الْأَمِينُ وَتُنْطَقُ فِيهَا الرُّوَيْبِضَةُ قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَا الرُّوَيْبِضَةُ
قَالَ مَنْ لَا يُوبَهُ لَهُ (طب عن عوف بن مالك)
3238- Deccal'den önce aldatıcı yıllar olacak. O yıllarda yağmur çok, bitki az olacak, doğru söyleyen yalanlanacak, yalan söyleyense doğrulanacak, haline güvenilecek emin olan kişi hain sayılacak, Ruvaybıza konuşacak "Ruvaybıza nedir ey Allah'ın Rasulü?" diye sordular. "Ruvaybıza, kendisine önem verilmeyen kişi" buyurdu.
۳۲۳۹ - تَكُونُ بَيْنَ النَّاسِ فِرْقَةٌ وَاخْتِلَافٌ فَيَكُونُ هَذَا وَأَصْحَابُهُ عَلَى الْحَقِّ
يَعْنِي عَلِيًّا (طب عن كعب بن عجرة) 3239. İnsanlar arasında ayrılık ve ihtilaf olacak, bu ve arkadaşları doğru yol üzere olacaklar. (Hazreti Ali kasdediliyor.)
٣٢٤٠ - تَمَنَّوْا الْمَوْتَ عِنْدَ خِصَالِ سِيِّ عِنْدَ إِمَارَةِ السُّفَهَاءِ وَبَيْعِ الْحُكْمِ وَاسْتِحْفَاف بالدَّمِ وَكَثْرَة الشَّرْطِ وَقَطِيعَةِ الرَّحْمِ وَلَشُوءٍ يَسْتَخْذُونَ الْقُرْآنَ
YANITLASİL
yuksel1 Mart 2024 22:27
مَزَامِيرَ يُقَدِمُونَ الرَّجُلَ لِيُغَنِّيَهُمْ وَلَيْسَ بِأَفْقَهِهِمْ (طب عن عابس لغفارى)
3240- Şu altı hususla karşılaştığınız zaman, ölümü temenni edin. Alçaklar başa geçirilince, hükümler satılınca, insan öldürmek hafife alınınca, şart ve yemin çoğalınca, akraba ile ilgi kesilince, Kur'an şarkı gibi oyuncak ve eğlence edinilince ki
YANITLASİL
Yorum Gönder
Bu blogdaki popüler yayınlar
İman
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Meric Tumluer Said Nursi
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Blogger tarafından desteklenmektedir
Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL
Vasiyet ve mustafa
PROFİLİ ZİYARET EDİN
Arşivleme
Kötüye Kullanım Bildir
مَزَامِيرَ يُقَدِمُونَ الرَّجُلَ لِيُغَنِّيَهُمْ وَلَيْسَ بِافقهِهِمْ (طب عن عابس لغفارى)
YanıtlaSil3240- Şu altı hususla karşılaştığınız zaman, ölümü temenni edin. Alçaklar başa geçirilince, hükümler satılınca, insan öldürmek hafife alınınca, şart ve yemin çoğalınca, akraba ile ilgi kesilince, Kur'an şarkı gibi oyuncak ve eğlence edinilince ki, insanlar kendilerinden çok daha az bilgisi bulunan adama gelip ondan medet umarlar.
٣٢٤١ - تَنَاصَحُوا فِي الْعِلْمِ وَلَا يَكْتُمُ بَعْضُكُمْ بَعْضًا فَإِنَّ خِيَانَةً فِي الْعِلْمِ
أَشَدُّ مِنْ خِيَانَةٍ فِي الْمَال (حل عن ابن عباس)
3241- İlimde birbirinize yardımcı olun. Kimse kimseden ilmi gizlemesin. Çünkü ilimde hıyanet, maldaki hiyanetten daha şiddetlidir.
٣٢٤٢ - تَنْتَظِرُ النُّفَسَاءُ اَرْبَعِينَ لَيْلَةً فَإِنْ رَنَتِ الطَّهْرَ قَبْلَ ذَلِكَ فَهِيَ طَاهِرٌ
وَإِنْ جَاوَزَتِ الْأَرْبَعِينَ فَهِيَ بِمَنْزِلَةِ الْمُسْتَحَاضَةِ تَغْتَسِلُ وَتُصَلِّي فَإِنْ غَلَبَهَا
الدَّمُ تَوَضَّأَتْ لِكُلِّ صَلَوة (ك عن ابن عمرو)
3242- Lohusa, kırk gece bekler. Bundan önce temizlik görürse, temizlenmiş olur. Eğer kırk geceyi geçerse özürlü hükmündedir. Yıkanır, namaz kılar. Eğer kan çok gelirse her namaz için abdest alır.
٣٢٤٣ - تَنْزِلُ الْمَعُونَةُ مِنَ السَّمَاءِ عَلَى قَدْرِ الْمَوْنَةِ وَيَنْزِلُ الصَّبْرُ عَلَى قَدْرِ
الْمُصِيبَةِ الحسن بن سفيان كر عن ابي هريرة)
3243- Yardım gökten, ihtiyaca göre iner, sabır da musibete göre iner.
٣٢٤٤ - تُنْكَحُ الْمَرْئَةُ لَأَرْبَعِ لِمَالِهَا وَلِحَسَبِهَا وَلِجَمَالِهَا وَلِدِينِهَا فَاغْفَرْ
بِذَاتِ الدِّينِ تَرِبَتْ يَدَاكَ رخ م ن ده حب عن أبي هريرة والديلمي والدارمي عن جابر) 3244- Kadın dört hasleti için alınır:
a) Malı için,
YANITLASİL
yuksel1 Mart 2024 22:49
b) Soyu için,
c) Güzelliği için,
d) Dini için. Sen dindar olanı tercih et ki, iki elin toprak olsun (bereket bulsun).
اسْتَطَعْتُمْ فَإِنَّا الإِسْلامَ عَلَى النَّظافة الله بنى ٣٢٤٥ - تَنَظَّفُوا بِكُلِّ مَا
وَلَنْ يَدْخُلَ الْجَنَّةَ إِلَّا كُلُّ نَظيف (ابو الصعاليك والرافعي عن أبي هريرة
3245- Olanca gücünüzle temizlenin. Çünkü Allah İslam'ı temizlik üzerine kurmuştur. Cennete ancak, her temiz olan kişi girebilir.
٣٢٤٦ - تَهَادَوْا تَزْدَادُوا حُبًّا وَهَاجِرُوا تَوَرَّثُوا أَبْنَانَكُمْ مَجْدًا وَأَقِيلُوا
الْكِرَامَ عَثَرَاتِهِمْ (طس والعسكرى كر عن عائشة)
3246- Hediyeleşiniz ki, karşılıklı sevgileriniz artsın. Hicret edin ki, çocuklarınıza iyi bir şeref ve fazilet terk etmiş olasınız, iyi insanların hatalarını affediniz.
٣٢٤٧ - تَهَادَوْا فَإِنَّ الْهَدِيَّةَ تُضَعّفُ الْحُبَّ وَتُذْهِبُ بِغَوَائِلِ الصَّدْرِ (طب
وابو يعلى وابو نعيم عن ام حكيم 3247- Birbirlerinize hediye verin. Çünkü hediye sevgiyi artırır ve kalpteki gaileleri giderir.
٣٢٤٨ - تَوَاضَعُوا لِمَنْ تَعَلَّمُونَ مِنْهُ وَتَوَاضَعُوا لِمَنْ تُعَلِّمُونَ وَلَا تَكُونُوا
جَبَابِرَة الْعُلَمَاءِ فَيَغْلِبُ جَهْلُكُمْ عِلْمَكُمْ (ابو الشيخ عن ابي هريرة) مِنْ
3248- Kendilerinden öğrendiklerinize (hocalarınıza) karşı alçak gönüllü olun. Kendilerine öğrettiklerinize karşı da tevazu gösterin. Zorba alimlerden olmayın. Böyle olursanız cehliniz ilminizi yenik düşürür.
٣٢٤٩ - تَوَاضَعُوا وَجَالِسُوا الْمَسَاكِينَ تَكُونُوا مِنْ كُبَرَاءِ اللَّهِ وَتَخْرُجُوا مِنَ
الكبر (حل عن ابن عمر) *
GGG
3249. Alçak gönüllü olun ve yoksullarla oturun ki, Allah nezdinde büyük kabul ettiği kişilerden olursunuz ve kibir denilen şeyden
مَزَامِيرَ يُقَدِمُونَ الرَّجُلَ لِيُغَنِّيَهُمْ وَلَيْسَ بِافقهِهِمْ (طب عن عابس لغفارى)
YanıtlaSil3240- Şu altı hususla karşılaştığınız zaman, ölümü temenni edin. Alçaklar başa geçirilince, hükümler satılınca, insan öldürmek hafife alınınca, şart ve yemin çoğalınca, akraba ile ilgi kesilince, Kur'an şarkı gibi oyuncak ve eğlence edinilince ki, insanlar kendilerinden çok daha az bilgisi bulunan adama gelip ondan medet umarlar.
٣٢٤١ - تَنَاصَحُوا فِي الْعِلْمِ وَلَا يَكْتُمُ بَعْضُكُمْ بَعْضًا فَإِنَّ خِيَانَةً فِي الْعِلْمِ
أَشَدُّ مِنْ خِيَانَةٍ فِي الْمَال (حل عن ابن عباس)
3241- İlimde birbirinize yardımcı olun. Kimse kimseden ilmi gizlemesin. Çünkü ilimde hıyanet, maldaki hiyanetten daha şiddetlidir.
٣٢٤٢ - تَنْتَظِرُ النُّفَسَاءُ اَرْبَعِينَ لَيْلَةً فَإِنْ رَنَتِ الطَّهْرَ قَبْلَ ذَلِكَ فَهِيَ طَاهِرٌ
وَإِنْ جَاوَزَتِ الْأَرْبَعِينَ فَهِيَ بِمَنْزِلَةِ الْمُسْتَحَاضَةِ تَغْتَسِلُ وَتُصَلِّي فَإِنْ غَلَبَهَا
الدَّمُ تَوَضَّأَتْ لِكُلِّ صَلَوة (ك عن ابن عمرو)
3242- Lohusa, kırk gece bekler. Bundan önce temizlik görürse, temizlenmiş olur. Eğer kırk geceyi geçerse özürlü hükmündedir. Yıkanır, namaz kılar. Eğer kan çok gelirse her namaz için abdest alır.
٣٢٤٣ - تَنْزِلُ الْمَعُونَةُ مِنَ السَّمَاءِ عَلَى قَدْرِ الْمَوْنَةِ وَيَنْزِلُ الصَّبْرُ عَلَى قَدْرِ
الْمُصِيبَةِ الحسن بن سفيان كر عن ابي هريرة)
3243- Yardım gökten, ihtiyaca göre iner, sabır da musibete göre iner.
٣٢٤٤ - تُنْكَحُ الْمَرْئَةُ لَأَرْبَعِ لِمَالِهَا وَلِحَسَبِهَا وَلِجَمَالِهَا وَلِدِينِهَا فَاغْفَرْ
بِذَاتِ الدِّينِ تَرِبَتْ يَدَاكَ رخ م ن ده حب عن أبي هريرة والديلمي والدارمي عن جابر) 3244- Kadın dört hasleti için alınır:
a) Malı için,
YANITLASİL
yuksel1 Mart 2024 22:49
b) Soyu için,
c) Güzelliği için,
d) Dini için. Sen dindar olanı tercih et ki, iki elin toprak olsun (bereket bulsun).
اسْتَطَعْتُمْ فَإِنَّا الإِسْلامَ عَلَى النَّظافة الله بنى ٣٢٤٥ - تَنَظَّفُوا بِكُلِّ مَا
وَلَنْ يَدْخُلَ الْجَنَّةَ إِلَّا كُلُّ نَظيف (ابو الصعاليك والرافعي عن أبي هريرة
3245- Olanca gücünüzle temizlenin. Çünkü Allah İslam'ı temizlik üzerine kurmuştur. Cennete ancak, her temiz olan kişi girebilir.
٣٢٤٦ - تَهَادَوْا تَزْدَادُوا حُبًّا وَهَاجِرُوا تَوَرَّثُوا أَبْنَانَكُمْ مَجْدًا وَأَقِيلُوا
الْكِرَامَ عَثَرَاتِهِمْ (طس والعسكرى كر عن عائشة)
3246- Hediyeleşiniz ki, karşılıklı sevgileriniz artsın. Hicret edin ki, çocuklarınıza iyi bir şeref ve fazilet terk etmiş olasınız, iyi insanların hatalarını affediniz.
٣٢٤٧ - تَهَادَوْا فَإِنَّ الْهَدِيَّةَ تُضَعّفُ الْحُبَّ وَتُذْهِبُ بِغَوَائِلِ الصَّدْرِ (طب
وابو يعلى وابو نعيم عن ام حكيم 3247- Birbirlerinize hediye verin. Çünkü hediye sevgiyi artırır ve kalpteki gaileleri giderir.
٣٢٤٨ - تَوَاضَعُوا لِمَنْ تَعَلَّمُونَ مِنْهُ وَتَوَاضَعُوا لِمَنْ تُعَلِّمُونَ وَلَا تَكُونُوا
جَبَابِرَة الْعُلَمَاءِ فَيَغْلِبُ جَهْلُكُمْ عِلْمَكُمْ (ابو الشيخ عن ابي هريرة) مِنْ
3248- Kendilerinden öğrendiklerinize (hocalarınıza) karşı alçak gönüllü olun. Kendilerine öğrettiklerinize karşı da tevazu gösterin. Zorba alimlerden olmayın. Böyle olursanız cehliniz ilminizi yenik düşürür.
٣٢٤٩ - تَوَاضَعُوا وَجَالِسُوا الْمَسَاكِينَ تَكُونُوا مِنْ كُبَرَاءِ اللَّهِ وَتَخْرُجُوا مِنَ
الكبر (حل عن ابن عمر) *
GGG
3249. Alçak gönüllü olun ve yoksullarla oturun ki, Allah nezdinde büyük kabul ettiği kişilerden olursunuz ve kibir denilen şeyden
Said Nursi
YanıtlaSilKadın Neden Başkası İçin Yaşar?.
Osmanlı'nın Düşünceye Neden İhtiyacı Yoktu?
Gerçek Türk Harfleri Arap Harfleridir.
NURETTİN TOPÇU
İş Ahlâkı.
Hakikat Düşmanı Üç Felsefe
Mazi Biterse Millet Biter.
İnsan ve İç Gözlemi
İslam'ı Sömüren Siyaset
Atatürk’ün ‘vasiyeti’, yani tuttuğu gizli notlar ne açıdan önemli?
YanıtlaSilAtatürk’ün gizli vasiyeti adı altında 1980’de bunu ilk defa dile getirdim. Kastedilen, Atatürk’ün siyasî vasiyetidir. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kişi nasıl bir gelecek öngörüyor? Devletin ilelebet payidar kalabilmesi için neler gerektiğini düşünüyor? Bunun için kendisinin bazı tasavvurları var. Daha cumhuriyet kurulalı 15 sene olmuş. Dolayısıyla kastedilen “Makbule’ye 50 lira verin, ötekine 5 lira verin” şeklinde bir vasiyetname değil. Kendi tuttuğu çeşitli kayıtlar, görüşler ve yaklaşık 400 sayfayı bulan, kimisi iki satır, kimisi bir sayfa notlardan oluşan bir külliyat…
Bu notlar ilk defa İnönü tarafından mı açıldı?
Hayır. Bu, bildiğim kadarıyla 1958’den itibaren Menderes’in haberdar olduğu bir durum. Dolayısıyla 1938’de mühürlenerek saklanan bu kâğıtlar 1950’li yıllarda Menderes başbakan, Celal Bayar da cumhurbaşkanıyken onlar tarafından biliniyor olmalı. 1964’te Celal Bayar’a sordum; o da “Böyle bir olay vardır fakat Türkiye buradaki fikirlere hazır değildir” dedi. 1988’de 50 yıl doldu ve açılması gerektiğinde Kenan Evren 25 sene daha yasak koydu. Kızdığım taraf, hep birileri Türkiye ve Türk milleti adına “Türkler buna hazır değil” diyor. Ya kardeşim sen kimsin, niçin durmadan bunu deme yetkisini kendinde görüyorsun?
Bu notları açıp okuyanlardan bir bilgi sızmadı mı hiç?
Menderes’in 1958’de söylediği bir cümle vardır: “Siz isterseniz hilafeti de getirirsiniz.” O dönemde kullanılmayan, kullanılması mümkün olmayan bir cümle bu. Nitekim Menderes laiklikle ilgili yasa ve yönetmeliklerde değişiklikler yapmayı planlıyordu. 27 Mayıs’ın ardından idamı, notu okuduğunun işaretidir.
1935- Sana Allah'tan korkmanı tavsiye ederim. Çünkü o bütün yapacağın amellerin bir süsüdür. Kur'an okumalısın. Allah'ı anmalısın. Çünkü bu gökte anılmana, yerde aydınlanmana bir vesiledir. Uzun sükutte bulunmalısın. Ama hayrı söyleyeceğin zaman başka. Hemen söyle. Çünkü bu şeytanı senden kovar. Din işinde sana yardımcı olur. Sakın ha çok gülme. Çünkü bu kalbi öldürür, yüzün nurunu giderir. Cihad etmelisin, ümmetimin asla bırakmayacağı şey budur. Yoksulları sev, yanlarında otur. Daima senden aşağı olana bak, üst olana değil. Bu Allah'ın üzerinde nimetini hakir görmemen için en layık olan husustur. Senden ilgilerini kesseler bile sakın ha akraba ile ilgini kesme. Acı da olsa doğruyu söyle. Allah uğrunda levm edenlerin levminden korkma. İçindeki bilgin seni insanlara reva görebileceğin kötülükten alıkoysun. Yaptığın şeyle onlara karşı övünme. Ayıp yönünden şu üç hasletin kişide bulunması kâfidir: Kendi kusurunu görmeden başkalarının kusurlarına bakması. Kendi utanılacak şeyde yüzerken o utanılacak şeyi sebebiyle başkalarını ayıplaması. Yanında oturan (komşusuna) eziyet etmesi. Ey Ebu Zerr! Tedbir gibi akıl yoktur,
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel11 Mart 2024 00:16
kötülükten çekinme gibi vera yoktur, güzel ahlak gibi şeref yoktur.
١٩٣٦ - أُوصِيكُمْ بِتَقْوَى اللَّهِ وَالسَّمْعِ وَالطَّاعَةِ وَإِنْ أَمَرَ عَلَيْكُمْ عَبْدٌ حَبَشِيٌّ فَإِنَّهُ مَنْ يَعِشَ مِنْكُمْ بَعْدِى فَسَيَرَى اخْتِلَافًا كَثِيرًا فَعَلَيْكُمْ بِسُنَّتِي وَسُنَّةِ الْخُلَفَاءِ الْمَهْدِيِّينَ الرَّاشِدِينَ تَمَسّكُوا بِهَا وَعَضُّوا عَلَيْهَا بِالنَّوَاجِدِ وَأَيَّاكُمْ وَمُحْدَثَات الأُمُور فَإِنَّ كُلَّ مُحْدَث بِدْعَةٌ وَكُلُّ بِدْعَةٍ ضَلَالَةٌ (حمد
ت حسن صحيح ٥ و ابن جرير ك ق عن العرياض)
1936- Size Allah'tan korkmanızı, Habeşli bir köle bile başınıza geçirilse onu dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Çünkü benden sonra yaşayan çok ihtilata şahid olacaktır. Benim sünnetimden, hidayete ermiş, doğru yolda olan halifelerin yolundan ayrılmayın. Ona sımsıkı sarılın. Azı dişlerle ısırır gibi (sımsıkı sarılıp sakin bırakmayın). Sonradan uydurulmuş işlerden uzak durun. Çünkü sonradan uydurulan, bidattir, her bidat sapıklıktır.
تصيب
YanıtlaSilالْجَائِعَ إِذَا احْتَسَبَ فِي دَارِ الدُّنْيَا (حل خط كر عن ابي هريرة) 5796- Ey Ebu Hüreyre! Ağlama. Kıyamet gününde, dünyada
Alah için açlık çeken kimseye şiddetli hesap isabet etmez. ٥٧٩٧ - لاَ تَبْكِ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَوْ أَنَّ عِنْدِي مِائَةُ بِنْتِ تَمُوتُ وَاحِدَةٌ زَوَّجْتُكَ أُخْرَى حَتَّى لَا يَبْقَى مِنَ الْمِائَةِ شَيْئً هَذَا جِبْرِيلُ أَخْبَرَنِي أَنَّ اللَّهَ عَرَّ
وَجَلَّ أَمَرَنِى اَنْ اَزْوِ جَكَ اخْتَهَا وَاجْعَلَ صُدَاقَهَا مِثْلَ صُدَاقِ اخْتِهَا قَالَ
لِعُثْمَانَ (كر عن ابن عباس)
5797- Ağlama (ey Osman!) Nefsim yed-i kudretinde olana yemin olsun ki, benim yüz kızım olsa, sana hepsi ölünceye kadar biri öldüğünde diğerini veririm. İşte bu Cibril'dir, bana haber verdi. Allah bana ölen kızımın kızkardeşini sana vermemi emretmiş. Mehrini de aynı ölen kızkardeşinin mehri gibi tayin etmemi emretmiş.
Çünkü ümmeti yaratılmışların öncüsü olduğu için onların bozulmasıyla düzen bozulur. Öncüler bozulduğu zaman, toplum da bozulur.
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel13 Mart 2024 02:06
لوامع العقول شرح راموز الأحاديث للكمشخانوي
Râmûzü'l- ehâdîs Şerhi
LEVAMİ'U'L-'UKÜL
ZEKA PARILTILARI Hadis-i Şerifler ve Açıklamaları
Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhanevî (1813-1893)
Editör Prof. Dr. Mustafa Cevat Akşit
III. CİLT
sy. 553.
Ümmetim için şaşırtıcı önderlerden korkarım.
YanıtlaSilRavi: Hz. Sevban (r.a.)
Sayfa: 138 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
113 1 Ümmetim üzerine en korktuğum kimseler, ilimleri dillerinde olan münafıklardır. (Dili âlim) Hz. Ömer (r.a.)
113 2 Ümmetim üzerine korktuklarımın en korkuncu; âlimin hatası, münafığın Kur'anla mücadelesi, kendisine fetholunacak dünya. (Yani dünya rahata mübtelâ edip, insana fedakârlığı unutturur. Dinin temeli ise fedakârlık üzerine kaimdir.) Hz. Muaz (r.a.)
113 3 Ümmetim üzerine korktuğumun en korkuncu, ya namazın vaktini geciktirmeleri veya vaktinden evvel kılarak acele etmeleridir. (İlk cemaati kaçırmamak efdaldir.) Hz. Enes (r.a.)
113 4 Ümmetim üzerine korkmakta olduklarımın en korkuncu, mudil insanlar (önderler)dir. (Mudil, şaşırtıcı, istikamet kaybettirici demektir) Hz. Ebud Derda (r.a.)
113 5 Ümmetim üzerine korkmakta olduklarımın en korkuncu kavmi Lut'un hareketidir. Hz. Câbir (r.a.)
113 6 Ahir zamanda, ümmetim üzerine en korktuğum üç şey; Müneccimlik ve müneccimlere inanmak, kaderi tekzib ve sultanın zulmüdür. Hz. Ebû Ümâme (r.a.)
113 7 (Dini hususlarda) riyanın en azı dahi şirktir. Ve en iyi kulluk, mütteki olmak ve ittikasında gizli olmaktır. Bu gizlilik, bir merhalede bulunmayınca aranmamak ve bulununca da nazarı dikkati çekmemektir. Bunlar hidayet rehberi ve ilim kandilidirler. Hz. İbni Ömer (r.a.)
113 8 Ehli Cennet'in en aşağı dereceli olanının Cennetteki mülkünü temaşası ikibin sene sürer ve bu mülkün en uzak kısmını en yakını gibi görür. Bunlar zevceleri, hizmetçileri, kürsüleri, bahçeleri vs.dir. Efdal dereceli olanı ise, Allah (z.c.hz.)'nin Cemalini günde iki defa temaşa eder. Hz. İbni Ömer (r.a.)
113 9 Fisebilillâh mücahid olanlar en ufak bir zorlama ile bir senelik oruç bedeli ve bir senelik gece ibadeti hak ederler. Soruldu: "En ufak zorlama nedir?" Buyuruldu ki: "Meselâ böyle bir mücahid gece giderken hayvan üzerinde uyuklar ve kamçısını düşürür, inip bunu alması en ufak zorlamalardandır." Hz. Sabit İbni Ebu
YanıtlaSilإِيمَانُهُ رَجُلٌ لا يَخَافُ فِي اللَّهِ لَوْمَةَ لائِم ٣٣١٤ - ثَلَاثَةٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ يَسْتَكْمِلُ وَلَا يُرَانِي بِشَيْءٍ مِنْ عَمَلِهِ وَإِذَا عُرِضَ عَلَيْهِ أَمْرَانِ أَحَدُهُمَا لِلدُّنْيَا وَالْآخَرِ
لِلآخِرَةِ اخْتَارَ أَمْرَ الآخِرَةِ عَلَى الدُّنْيَا (كر والديلمي عن ابي هريرة) 3314- Üç şeyi kendinde bulunduran, kâmil bir iman elde
a) Allah yolunda kınayıcının kınamasından korkmamak, b) Yaptığı amellere en küçük bir riya dahi karıştırmamak, c) Biri dünya diğeri ahiret olan iki iş kendisine sunulduğunda, ahiretinkini tercih etmek.
etmiş olur:
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 01:53
1942- Kıyamet gününde kulun ilk hesap verecek olduğu şey, namazıdır. Eğer tamamlamışsa bu onun için tam olarak yazılır, tamamlayamamışsa Allah Azze ve Celle meleklere:
"Bakın, eğer kulumun nafile namazı varsa onunla bu farz namazlarını tamamlayın" emrini verecek. Sonra zekattan da böyle hesaba çekilecek. Sonra diğer ameller de bu minval üzere ele alınacak.
۱943 - اَوَّلُ الْوَقْتِ رِضْوَانُ اللهِ وَوَسَطُ الْوَقْتِ رَحْمَةُ اللَّهِ وَآخِرُ الْوَقْتِ
عن ابراهيم بن عبد الملك) الله قط * عَفْو الله
1943- Namazın vaktinin evveli Allah'ın rızası, ortası rahmeti, sonu ise Allah'ın affıdır.
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 01:57
عائشة)
4496- Veled-i zinaya, ana-babasının suçundan hiçbir sorumluluğu yoktur. Kimse kimsenin suçunu (günahını) taşımaz.
٤497 - لَيْسَ عِنْدَ اللهِ يَوْمٌ وَلاَ لَيْلَةٌ تَعْدِلُ اللَّيْلَةَ الْغَرَّاءَ وَالْيَوْمَ الأَزْهَرَ (ك) * ٤٤٩٧
عن ابي بكر)
⑤
G
4497- Allah katında, Cuma gecesi ve gününe eşit olacak hiçbir gece ve gün yoktur.
٤٤٩٨ - لَيْسَ عَدُوكَ الَّذِى اذَا
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 02:00
١٣٤٠ - إِنَّ الدُّنْيَا مَلْعُونَةٌ مَلْعُونٌ مَا فِيهَا إِلَّا ذَكَرَ اللَّهُ وَمَا وَالاهُ وَعَالِمُ أَوْ
مُتَعَلَّمُ فَإِنَّ أَوَّلَ فِتْنَةٍ بَنِي إِسْرَائِيلَ كَانَتْ فِي النِّسَاءِ اء (م) عن ابي سعيدن
حسن غريب عن ابي هريرة
1340- Dünya melundur, dünyada bulunan ve kişiyi Allah'tan gafil eden hususlar da melundur. Yalnız zikrullah, Allah'ın sevdiği iyi amel, âlim ve ilim tahsil eden hariçtir. İsrailoğullarını baştan çıkarıp fitneye sürükleyen ilk şey muhakkak kadınlar olmuştur.
١٣٤١ - إِنَّ الدُّعَاءَ يَنْفَعُ مِمَّا نَزَلَ وَمِمَّا لَمْ يَنْزِلْ فَعَلَيْكُمْ عِبَادُ اللَّهِ بِالدُّعَاءِ
ت وابن النجار عن ابن عمر)
1341- Dua, gelen ve gelecek olan musibetlere karşı faydalıdır. Allah'ın kulları! Duadan ayrılmayın.
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 02:02
٣٨٦٤ - طَاعَةُ النِّسَاءِ نَدَامَةٌ (عق والقضاعي وابو على الحداد في معجمه كــر
عن عائشة)
getirir.
3864- Mühim işlerde kadınlara boyun eğmek pişmanlık
٣٨٦٥ - طَاعَةُ الله طَاعَةُ الْوَالِدِ وَمَعْصِيَةُ الله مَعْصِيَةُ الْوَالِدِ (طس عن ابي
هريرة)
3865- Allah'a itaat etmek, anneye, babaya itaaat etmektedir. Anneye babaya isyan eden, Allah'a isyan etmiş olur.
-
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 02:03
- طَالِبُ الْعِلْمِ طَالِبُ الرَّحْمَنِ طَالِبُ الْعِلْمِ رُكْنُ الإِسْلَامِ وَيُعْطَى
أَجْرُهُ مَعَ النَّبِيِّينَ (الديلمي عن انس)
din gibi
3867- İlmin talibi Rahman'ın talibi demektir. İlmin talibi İslam'ın rüknüdür. O peygamberlerle birlikte mükafatlandırılacaktır.
٣٨٦٨ - طَالِبُ الْعِلْمِ اللَّهِ كَالْغَازِي وَالرَّائِحُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ
الديلمي عن انس حل عن بكار بن ياسر)
3868- Allah için ilim tahsil eden, Allah yolunda savaşa erkenden gidip sağ salim dönen gibidir.
ن
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 02:04
Sene yüz otuz beş olunca, Davud oğlu Süleyman (a.s.)'ın deniz adalarında hapsettiği şeytanların azılıları serbest kalır. Ve onların onda dokuzu lrak'a gider. Ve orada Kur'an hakkında (şeytanca) mücadele ederler. Onda biri ise Şam'da kalır.
Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.)
Sayfa: 60 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
Yorum Gönder
Bu blogdaki popüler yayınlar
İman
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Meric Tumluer Said Nursi
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Blogger tarafından desteklenmektedir
Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL
Vasiyet ve mustafa
PROFİLİ ZİYARET EDİN
Arşivleme
Kötüye Kullanım Bildir
148. Allah, (insanı incitecek) kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez. Ancak zulmedilenler hariç. Allah her şeyi işiten ve bilendir.
YanıtlaSil(Zulmedilenler feryat, beddua veya şikayet edebilirler.)
Nisa Suresi
148.ayet.
148. Allah, (insanı incitecek) kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez. Ancak zulmedilenler hariç. Allah her şeyi işiten ve bilendir.
YanıtlaSil(Zulmedilenler feryat, beddua veya şikayet edebilirler.)
Nisa Suresi
148.ayet.
15 Temmuz darbe girişimine ilişkin hazırlıklar kimler tarafından, nerde ve nasıl yapıldı?
YanıtlaSil• FETÖ'cüler böyle bir darbe girişimine neden kalkıştı?
• Darbe saati niye erkene alındı?
• Darbenin ilk saatlerinde Fetullah Gülen hangi sivil imamla görüştü?
• Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Yıldırım darbe olduğunu öğrendiklerinde ne konuştular, ne karar aldılar?
• Genelkurmay Karargâhı ve diğer karargâhlar nasıl işgal edildi?
• Üst düzey komutanların başına ne geldi?
• Akıncı Üs Komutanı Hakan Evrim, Fetullah Gülen'le kimi görüştürmek istedi?
• Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Marmaris'ten İstanbul'a intikali nasıl planlandı, yol boyunca neler yaşandı?
• Ankara'yı bombalayan uçaklara kim talimat verdi?
• TRT baskınının ve TV'deki darbe bildirisinin arka planında neler yaşandı?
• Ömer Halisdemir, Semih Terzi'yi nasıl etkisiz hale getirdi?
• Darbe nasıl bastırıldı, darbeciler hangi koşullarda teslim olmak zorunda kaldı?
• Darbe başarılı olsaydı nasıl bir Türkiye'ye uyanacaktık?
Asırlık Gece, hazırlık safhasından bastırıldığı ana kadar darbe girişimi kapsamında gerçekleşen birçok olayı, deliller ve belgeler ışığında bütüncül bir yaklaşımla ele almakta ve aydınlatmaktadır.
zümre a.)زمره( ]Ar.] (ç. b. zümer) 1. Top- luluk, cemaat. 2. Sınıf, grup: "Yalnız o münte- sibīn-i edeb üç zümreye daha doğrusu üç dereceye ayrılır. "(T.Fikret) 3. Cins, tür, nevi.
YanıtlaSilzümrüd a.)مرد( ]Ar] 1. Pek kıymetli yeşil
bir taş. 2. tas. Bütün varlıkların çizildiği küllî nefis.
§ tam. zümrüd-i anka a زمرد عنقا
Güneş ve ateşten yaradıldığına ve semanın dördüncü katında yaşadı- ğına inanılan kutsak kuş, simurg.
zümrüdi a.)زمردی Zümrüt renginde olan. > Ar.zümrüd + -ī[
zümum ça. )موم( ]Ar.zemmin ç. b.[
Zemler, yermeler, kınamalar, ayıplamalar.
zümürrüd a.)مرد( Çok bilinen
yeşil ve kıymetli taş, zümrüt. 2. mec. Pek yeşil şey. [
zümürrüd-fām (زمردفام) . S.
<
Ar.zümürrüd + F.fäm] Zümrüt renkli: "Ge- tirsen meclise cām-ı zümürrüd-famı ey sākī /
YANITLASİL
yuksel18 Mart 2024 08:53
Prof. Dr. İsmail PARLATIR
Osmanlı Türkçesi
Sözlüğü
)seçkinler)a özel bir hitabı hedef alması dolayısıyledir. وَلَا تَلْبِسُوا الحَقِّ بالباطل hakkı batıl ile karıştırıp aldatmayın; doğruyu yalanla, yanlışlarla bulayıp da وَتَكتُمُوالحق وأنتم تعلمون bile bile hakkı gizlemeyiniz. Bu âyetin anlamı çok kap- samlıdır. İlme ve amele dair hususları kapsar. Bilgiçlerin hilelerine, yalan do- lanlarına ve bozgunculuklarına, hatta ticaret ehlinin karışık işlerinden ve hakim- lerin haksız hükümlerine varıncaya kadar hepsine şümülü vardır. "İnsanları aldatmayınız, sahtekârlık yapmayınız." meâlinde bir genellemeyi ifade eder. Bununla beraber (kelâmın) sevki bilhassa ilmî değeri hedef alıyor. Nice kimse- ler vardır ki, ilmî gerçekleri bozarlar, kötüye kullanırlar, onları kendi gönüllerine göre evirerek çevirerek aslından çıkarırlar, bakırı yaldızlarlar, altın diye satarlar. Bu durum İsrailoğulları haberlerinde çok vardı. Bunlar, kendi yazdıkları fikirleri, te'villeri, tercemeleri, Tevrat'ın aslı ile karıştırıyorlar, seçilmez bir hale getiriyorlar ve bazan da Muhammed (s.a.v.)'e ait vasıflar hakkında yaptıkları gibi geçmiş kitaplardaki âyetleri saklıyorlardı ki, bu konuda فَوَيْلٌ لِلَّذِينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِأَيْدِيهِمْ ثُمَّ يَقُولُونَ هَذَا مِنْ عِنْدِ اللَّهِ "Yazıklar olsun o kimselere ki, kit- abı elleriyle yazıp, sonra 'Bu Allah katındandır.' derler." (Bakara, 2/7( يُحَرِّفُونَ الكلم عن مواضيه "Kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar." (Nisa, 4/46, Maide, 5/13( ve diğerleri gibi başka âyetler de vardır. Bunlar, Tevrat'ın aslını korumuyorlar, kendi yazdıkları tercemeleri: "İşte Allah'ın kitabı" diye Tevrat yerine koyuyor- lardı. Ve ilmî meselelerde gerçeği takip etmeyerek kendi gönüllerine göre
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel19 Mart 2024 05:59
2- BAKARA SÛRESİ: 42-43
Cu
oluy
din
hak
ma
rin
ara
ke
de
be
n
0
286
Cuz
açıklamalarda bulunuyorlar, arzu ve şehvetlerine sapıyorlar, safsatalar yapıyorlar, arzularına tabi oluyorlardı. Bu şekilde hak fikri, hak inancı kalmıyor aidatma, karıştırma, aldatıcılık hükümran oluyordu. İşte bütün bunlara karşı İsrailoğullarının bilginlerine genel olarak bu yasaklama hitabı söylenmiştir ki, Kur'ân'da bu konuda başka bir âyet olmayıp da yalnız bu âyet olsaydı, Kur'ân'ın terceme ve tefsiri meselesinde ve diğer ilmî vaziyette İslâm'ın tutumunu, ilmi vazifenin şeklini tayin etmek için bu âyet yeterli olurdu. Kur'ân'ın tecrid (soyutlama) meselesinin ne büyük önemi haiz olduğu, Kur'ân'ı Kur'ân, terceme- sini terceme, tefsir ve te'vili de tefsir ve te'vil olarak bellemek ve belletmek bir hak görev olduğu unutulmamalı. "Farsça Kur'ân", "Türkçe Kur'ân" gibi sözlerden çekinmelidir. Çünkü milyonla terceme ve te'vil yazılır, onlar yine Kur'ân'ın hakikati olmaz, Cenab-ı Hak لا تلبسُوا الحَقِّ بالباطل buyurmuştur.
Şu çarpıcı gerçeği görmek gere- kir; 1900'lü yılların başlarında Afrika topraklarının % 90'ı sömürge statü- sünde idi. Bu oran şimdi % 10'un altındadır. Ancak hemen işaret etmek yerindedir ki, bağımsızlıklar siyasal anlamdadır. Kültürel anlamda ba- ğımsız ülke hemen yok gibidir. Gü- nümüz, kültürel bağımsızlıklar için kavgaların verildiği gündür. Batılı, Af- rika'dan çekilirken kiliselerini, okulla- rını ve uzmanlarını orada bırakarak çekildi. Görünür planda elini çekti ba- tılı Afrika'dan ama yerli temsilcilerini, yerli yabancılaşmış aydınları bıraktı yerine. «Kendine dönüş ya da «diri- liş>> diyebileceğimiz gelişmelere batı kayıtsız kalmamakta, olay tehlikeli boyutlara ulaştığında hemen yine askerî müdahalelere başvurmakta- dır.
YanıtlaSilİslam Aylık Mecmua
Temmuz 1985
sy. 24.
Meclisler emanettir. Sırrı ifşa edilmez. Üç meclis müstesna: Haram kan akıtılması konuşulan meclis, Haram fercin helal sayıldığı meclis ve helal olmıyan malın helal sayıldığı meclis.
YanıtlaSilRavi: Hz. Câbir (r.a.)
Sayfa: 232 / No: 14
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel21 Mart 2024 01:01
Bediüzzaman Nur Talebelerinden ihtiyatlı olmalarını istiyor.(K. L.) 109.
Bir Hazinenin Anahtarı
Risale-i Nur Kulliyati Fihrist ve İndeksi
İsmail Mutlu
sy. 505.
YANITLASİL
yuksel21 Mart 2024 01:03
ihtiyat )احتياط( ]Ar] 1. Herhangi bir ko- muda ileriyi düşünerek ölçülü davranma, sa- kınma 2. s. Gereğinden fazla olup saklanan, yedek. 3. ask. Savaş sırasında harekâtın ge- lişmesine etkide bulunmak için her an savaşa girebilecek biçimde hazır bulundurulan birlik- lere verilen ad: ihtiyāt askeri.
ihtiyat akçesi a.)احتیاط (آقچه سی Yedek ak- çe.
ihtiyaten z.)احتياطاً( ] < Arihtiyat + -en[ Her duruma, her ihtimale karşı, ilerisini düşü- nerek.
ihtiyatīs. )احتياطي( ] > Ar.ihtiyāt +- ī] İleri- si düşünülerek yapılan.
ihtiyati haciz a.)1 (احتياطى حجز huk Bir alacağı elde edebilmek için yetkili kuruluşlar- dan karar alınarak borçlunun malına el koy- durma. 2. ekon. Keşideci ve ciranta tarafından poliçe üzerinde muhatap tayin edildikten sonra ilaveten "lüzumu hâlinde falan kimse ve" kaveten "lüzumu kametgahı gösterilen Üçüncü şahıs.
1.
YANITLASİL
yuksel21 Mart 2024 01:05
ihtiyat )احتياط( ]Ar] 1. Herhangi bir ko- nuda ileriyi düşünerek ölçülü davranma, sa- kınma 2. s. Gereğinden fazla olup saklanan, yedek. 3. ask. Savaş sırasında harekâtın ge- lişmesine etkide bulunmak için her an savaşa girebilecek biçimde hazır bulundurulan birlik- lere verilen ad: ihtiyāt askeri.
YANITLASİL
yuksel21 Mart 2024 01:06
Osmanlı Türkçesi Sözlüğü
yargı yayınevi
sy. 711.