sey. in kısaltılmış ismi. Müslüman her işine Bismillah ile başlar. Yani her işi Allah adına ve Allah için yapar. Atomlardan yıldızlara kadar her varlık da Allah adına ve Allah için hareket eder. insan da bis- millah diyemiyeceği, yani Allahın emri ve izni ol- mayan bir işi ve hareketi yapmamak, onun emri dairesinde kalmakla gerçekten insan olur. Aksi
Sofiyye ile sohbetim esnasında kendilerinden üç şey öğrendim.
" 1. Zaman bir kılınçtır, sen onu kullanmazsan o seni keser. 2. Kendini hak ile meşgul etmezsen, bâtil seni istila eder. . Kendine hiç bir varlık isnad etmemek, erbâb-ı ismetten olmak demektir.
Celaluddin-i Suyûtî; Te'yidü'l-Hakikati'l-Aliyye, s. 15:
YANITLASİL
yuksel19 Kasım 2023 21:27 İmam-ı Malik rh.a.'in Görüşü
"Fikhi öğrenip de tasavvufu öğrenmemiş olan fâsıklığa, Tasavvufu öğrenip, fıkhı öğrenmemiş olan zındıklığa düçar olabilir. Hem fikhi ve
hem de tasavvufu birarada cem eden de hakikate ulaşır." Aliyyü'l-Kârî Fıkh-ı Maliki Şerhi c. 1, s. 33
Hakiki devlet adamı, hizmet ettiği memleketin bünye- sini iyi bilmeli, bütün hususiyetleriyle tanımalıdır.
2)
Zalim olmadığı gibi gafil de olmamalıdır.
3)
Devlet hayatının istikrar istediğini bir an unutmamalı, affın, müsamahanın, huşunetin ve cezriliğin yerini ve zamanını iyi tayin etmelidir.
4)
İdare-i maslahatçı olmamalı, bunun bir fazilet olduğu zehabından uzak bulunmalıdır.
5) Maddi ve manevi hamleler arasında zaruri bir bağ, paralel bir gidiş olduğunu iyi bilmelidir.
6)
Müşavirlerini ve arkadaşlarını çanak yalayıcılar arasın- dan değil, şahsiyetli ve haysiyetli insanlardan, icabın- da kendisini ikaz edecek kimselerden seçmelidir.
7)
İç çekişmelere, kendini ana hedefleri unutacak kadar kaptırmamalıdır.
288
YANITLASİL
yuksel20 Kasım 2023 00:58 )
İyi konuşmasını, düşüncelerini iyi ifade etmesini bil- melidir.
9) Öğrenmeyi, öğretmeyi, gerçeği ve gerçeği sevenleri sevmelidir. Buna mukabil yalan söylemek şöyle dur- sun, yalan söyleyen yerden nefret etmelidir.
10) Nazarında para ve her çeşit maddi menfaatler kıymet- siz olmalı, temiz elli, temiz ahlaklı olduğunu o saha- da da ispat etmelidir.
11) Azim ve irade sahibi olup, lüzumlu gördüğü işte insi- yatif sahibi olmalı ve asla küçük ruhluluk gösterme- melidir.
12) Zeki olduğu kadar, hayat ile gerçek şartları birbirine karıştırmamalıdır.
İşin zor olanı, bütün bunların hepsinin birden bir kişide bu- lunması gerektiğidir. Ve bütün dünyada "Devlet Adamı" fikda- ni (yokluğu) vardır.
YANITLASİL
yuksel20 Kasım 2023 00:59 Ziya Demirel - Avni Arslan
106- Biz herhangi bir ayeti (n lafzını yahut hükmünü veya her ikisinin 16. Biz het nu neshedersek veya (hazalardan silerek) on geutturursak, (onun yerine, hem kullara fayda ve kolaylık açısından, hem de sevap bakımından) ondan daha iyisini veya (yükümlülük ve sevap ka zandırma yönünden) onun (bir) benzerini getiririz. (Habibim!) Bilmedin mi ki; gerçekten Allâh (emretme, yasaklama, değiştirme ve hükümsüz kıl
ma dâhil) her şeye (hakkıyla gücü yeten bir) Kadîr'dir?! Kur'ân'da ve Sünnet'te geçerli olan "Nesh" konusu "Şerî bir hükmün, Allâh-u Teâlâ ta- rafından tümüyle kaldırılması veyâ misliyle yâhut daha iyisiyle değiştirilmesi" anlamına gel- mektedir. Meselâ Bakara Sûre-i Celîlesi'nin 180. âyet-i kerîmesinde: "Ardından mal bırakacak kişinin, o maldan ne kadar pay alacakları hususunda ana-babasına ve akrabâsına vasiyette bulunmasının farz olduğu" açıkça bildirilmiştir. Ama daha sonra "Mîras âyetleri" olarak anı lan; Nisa Sûresi'nin 11 ve 12. âyet-i kerîmelerinin indirilişiyle, herkesin ne alacağı taksim edil miş ve böylece ölecek kişinin kafasına göre vasiyet yapmasının farziyeti kaldırılmıştır.
90
YANITLASİL
yuksel30 Kasım 2023 03:21 KUR'ÂN-I 'AZÎM
ve Soru Edatlı Kelime Mânâsı - 1
Cüz: 1
Sûre: 2
Yine böylece kiblenin Mescid-i Aksa'dan Mescid-i Harâm'a döndürülüşü de neshin ör- neklerindendir. Bu konuda misalleri çoğaltabiliriz. Konunun ehemmiyetinden dolayı âlimler: "Nâsih ve mensûhu bilmeyen kimselerin âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfler okuyarak vaaz et- meleri câiz değildir" demişlerdir. Allâh-u Teâlâ neyi ne zamâna kadar ne sebeple geçerli kı- lacağını, ne zamanda neyi hangi hikmetle hükümsüz kılacağını ezelî ilmiyle bildiği için nesh, Allâh-u Teâlâ'nın ilminde ve takdîrinde vukû bulan bir değişiklik olarak görülemez, bilakis bu hükümler, ferdin ve toplumun menfaatleri gözetilerek zaman ve zemine göre değişebilecek şekilde takdîr edilmiştir. Ancak şu bilinmelidir ki; nesh sâdece emir ve yasaklarda geçerlidir, ama haber ve kıssa niteliğindeki konularda geçerliliği düşünülemez. Neshin şekilleri, örnekle- ri ve hikmetleri hususunda geniş mâlûmât için bakınız: Rûhu'l-Furkan Tefsiri, 1/502-507
Eve geldi Muhammed'i bulmadı, Yemen illerinde Veysel Karani. Adına Yunus Emre'nin de yuka-
rıya bir kıtasını aldığımız ilahiyi yaz- dığı Veysel Karani Türk tasavvuf ede- iyatında büyük sevgi ve alaka görmüş, hakkında menkıbenameler, pek çok ilahi ve destan mahiyetinde hikâyeler kaleme alınmıştır.
Sufi kaynaklarından bir kısmı Veysel Karani'nin Hz. Peygamberle görüştüğünü ileri sürerlerse de, diğer kaynaklar ve rivayetler bunun aksini savunmuşlardır. Yukarıda belirtildi- ği gibi, hasta annesini yalnız bırakma- dığı için, Medine'ye gidemeyen bu Sufi için Hz. Peygamber, Hz. Ömer ve Hz. Ali'ye, onunla görüşmek imkanı- nın kendilerine nasip olacağını müj- delemiştir. Ayrıca duasını almalarını da bildirmiştir. Onlar da onu görecek- leri anın gelmesini dört gözle bekleme- ye koyulmuşlardır. Hz. Ömer'in hali- feliği döneminin son yıllarına doğru, onun Yemen'den gelen bir hacı kafi- lesi ile gelip Mekke'de bulunduğunu öğrendiler. Hacılar Veysel'in Arafat yakınlarında deve güttüğünü haber verip, hakkında alaylı sözler söyledi- ler. Fakat, Hz. Peygamber'in onun için söylediklerini öğrenince bu tavır- larından ötürü nedamet duydular. Hz. Ömer ve Ali, Veysel Karani'yi bu- lup kendisiyle görüşmek imkanını el- de ettiler. Hz. Peygamber'in kendisi hakkında söylediklerini naklettikleri gibi, hayır duasını da aldılar. Kendi- sine liediye ve para vermek yolunda- ki teşebbüsleri boşa gitti. Maddi hiç- bir şey kabul etmeyen Veysel, hacılar- la
birlikte yine Yemen'e döndü.
Daha sonra geri gelen Veysel Ka-
YANITLASİL
yuksel1 Aralık 2023 03:20 rani, Hz. Ali'nin halifeliği sırasında Medine'ye gitti ve Haricilerin ortaya çıkmalarına sebep olan Siffin savaşın- da Hz. Ali'nin saflarında savaşçı ola- rak bulundu. Bir rivayete göre bu sa- vaşta şehit olmuş, başka bir rivayete göre ise, yine Hz. Ali'nin hilafeti dö- neminde Şam'da hadis ilmiyle meşgul bulunduğu sırada vefat etmiştir. Ri- vayetlerden anlaşıldığına göre Üveys, çok fakir bir ailenin küçük yaşta ye- tim kalmış bir çocuğudur ve son de- rece bağlı bulunduğu annesi ona hem analık, hem de babalık etmiştir.
Hz. Peygamber'i hiç görmediği halde, inanması ve gönülden bağlan- ması, Peygamber tarafından da müj- delenmesi, tasavvufta bir mürşide ula- şamayıp onun ruhaniyetinden feyz alanlara "Üveysi" denmesine yol aç- mıştır. Yani görmediği bir şeyh tara- fından yetiştirilen Sufiye, "Üveysi", bu yoldaki yetişme tarzına "Üveysi- lik'denmektedir.
Daha sonraları Üveysilik dört zümre için kullanılmıştır: a) Hz. Pey- gamber'in ruhaniyetinden feyz alan- lar, b) Veysel Karani'nin yolunda ye- tişenler, c) Herhangi büyük bir şeyhin ruhaniyetinden feyz alanlar, d) Hızır Aleyhüsselam tarafından irşad edilenler.
Veysel Karani halk tarafından çok sevilmiş ve bir çok iyi davranışlar ona bağlanarak misal haline getirilmiştir. Bu yüzden de kendisine fazlasıyla sa- hip çıkıldığından İslâm ülkelerinde, Yunus Emre için olduğu gibi, pek çok yerde kabirleri bulunmaktadır. Bun- ların hepsi gerçek kabir olmayıp sev- gi dolayısıyla ayrılmış makamlardır
Yasaklanan şiirle ve diğer kötülüklerle kendilerine "haksızlık edenler hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir."
Buradaki haksızlık edenler' ifadesi her zalim için geneldir.
"النقل" inkilab, dönme, dönüş manasinadır. Yani onlar ölümler den sonra Allah'a öyle dönüp öyle varırlar; kötü bir dönüşle dönenler ve deli bir varışla geri varırlar. Çünkü onların dönüp varacaklan yer cehen nemdir.
Kaşifi der ki: "Hangi yere dönseler o dönecekleri yer ateş olacak tır."
Rivayete göre Ebû Bekr (r.a.) hayatından ümid kesince Osman (r.a.)'dan şöyle bir ahidname yazmasını istedi: "Bu Ebû Kuhâfe'nin oğlu- nun, kâfir kimsenin bile îmana geldiği bir halde mü'minlere ahdi/vasi yetidir. Ebû Bekir (r.a.) bir ara baygınlık geçirip ayrıldıktan sonra şöyle demiştir: Ben size Ömer b. Hattab'ı (r.a.) yerime halife bırakıyorum. Eğer âdil olursa ki onun hakkında benim zannım budur. Eğer âdil olmazsa "haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir."
"الظلم" adaletten sapmak ve haktan yüz çevirmektir.
Zālimler üç çeşittir: En büyük zâlim, Allah'ın şeriatının (hükmü) altına girmeyendir. Allah Teâlâ: "Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür." (Lokmat. 31/13) buyurarak bunu kasdetmiştir. Ortanca zâlim, sultanın hükmünü yeri ne getirmeyendir. En küçük zalim ise amel ve çalışmaktan haylazlık yapıp insanların menfaatlarını alan, kendi menfaatini onlara vermeyendir.
Adaletin faziletindendir ki onun ziddi olan zulümden tevbe ancak ada let yapmakla mümkündür. Şayet hırsızlar aralarında bir şeyi şart koşsalar ve onda adâleti gözetmeseler, işleri yolunda gitmez.
Akıl sahibi kimseye gereken, bu vaîd ve şiddetli tehdîde kulak vermek.
Her sålikin yardımcısı, sülük edilen yolların tehlikelerinden kurtaran ancak Allah'tır. 41
41. Şuara süresi, 1108 yılının Zülkāde ayının 9'unda (30 Mavis 1697) Persembe günü tamam old
Tarangirane Siyaset karşıdaki meleği şeytan gösterir. (M.) 258:22. Mektup, 4. vecih; (Sn.) 68; (E.L.) 1:266; 2: 144, 145. Tarafgirâne siyaset keşfiyata mânidir. (Mh.) 32:1. maka. 8.
muk
Tarafgirâne vaziyet almamak itiraz edenlerin pişmanlığına se- bep olur. (E.L.) 1:157.
Tarih, asker milletinin siyasete girmesinin çok tehlikeli oldu- ğunu gösteriyor. (H.Ş.) 113: Asa. Hit Yalancı politika ve siyasete dayanmak insanlığın maslahatına
zıttır. (H.Ş.) 78. Zâlim siyasetin gaddarene bir düsturu da "Cemaat için fert feda edilir" dir. (E.L.) 1:206; (H.Ş.) 153.
YANITLASİL
yuksel14 Aralık 2023 00:32 Bir Hazinenin Anahtarı Risale-i Nur Kulliyati Fihrist ve İndeksi İsmail Mutlu sy. 595.
sol taraflarından verirler. Hak teålå orada bütün mahluklarına vasıtasız kelâm söyler. Bir onda herkesin hesabını görüp kimine hitab, kimine itâb eder. Mazlûmun hakkını zālimden alıp, zālimin hasenâtı var ise ona ve- rir, yoksa mazlûmun günahlarını zālime yükletir. Hesabdan sonra hay- vanları toprak eder. Kafirler hayvanlara gıpta edip keşki biz de toprak ol- saydık derler.
İnsanlığın kurtuluşu faizin kaldırılması, zekâtın yerine getiril mesindedir. (S.) 649:Lemaat
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 22:33 İnsanlar kendi idarecilerinin yolundadır. (Mn.) 33.
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 22:53 8.Asirda İngiliz Kralı Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazarak para bastırmış. Akra Fm. Günün sohbeti Prof Dr Mahmud Esad Coşan
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 23:36 Türkiye Cumhuriyeti de paranın üstüne Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazmalidir.
Cennet ehli Cennete Cehennem ehli de ateşe girdiklerinde, ölüm (bir koç şeklinde) Cennetle Cehennem arasında bir yere getirilir ve kesilir. Sonra bir münadi şöyle nida eder: "Ey ehli Cennet, ebedilik var ölüm yok. Ey ehli nar, ebedilik. Ölüm yok." Bunun üzerine Cennet ehlinin sevinç üzerine sevinçleri artar. Cehennem ehlinin ise hüzünleri üzerine hüzünleri artar. Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma) Sayfa: 51 / No: 9 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel20 Şubat 2024 16:30 Ümmetimi Benden sonra öyle fitneler kaplayacak ki, o fitnelerde insanın vücudu gibi kalbide ölür. Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma) Sayfa: 346 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
de: «Malınızın ve avene- nizin çokluğu ve hakkı kabulde büyüklenmeniz sizi azabdan kurtarmadı.» derler.] [2] : [Ve «Bunlar (yani müslümanlar) Cennete giremez. diye yemin ederdiniz, derler.] [3] O anda: [Mü'minlere, «Cennete giriniz; sizin için asla korku ve keder yoktur. denilir.] A'raf halkının kim olacağı (sabi iken ölen küffar evladı, deliler vesaire olmak üzere) ihtilaflıdır. ((Cen- netle Cehennem arasında Yahya aleyhisselâm tarafından, Ce- nabı Hakkın emriyle, ölüm kesilip yok edilecek ve ondan sonra kâfirlerin kederi, mü'minlerin sevinçleri artacaktır.))
de: «Malınızın ve avene- nizin çokluğu ve hakkı kabulde büyüklenmeniz sizi azabdan kurtarmadı.» derler.] [2] : [Ve «Bunlar (yani müslümanlar) Cennete giremez. diye yemin ederdiniz, derler.] [3] O anda: [Mü'minlere, «Cennete giriniz; sizin için asla korku ve keder yoktur. denilir.] A'raf halkının kim olacağı (sabi iken ölen küffar evladı, deliler vesaire olmak üzere) ihtilaflıdır. ((Cen- netle Cehennem arasında Yahya aleyhisselâm tarafından, Ce- nabı Hakkın emriyle, ölüm kesilip yok edilecek ve ondan sonra kâfirlerin kederi, mü'minlerin sevinçleri artacaktır.))
Altıncısında "Iste bu, yerine getirdiğiniz kulluk görevlen nize karşılık mükafatınızdır" yazılıdır. Yedincisinde "A genç oldunuz, asla ihtiyarlamayacaksınız" yazılıdır. Sen zincisinde "Artık emin oldunuz, asla yazılıdır. Dokuzuncusunda "Peygamberler, hitler ve salihlerle arkadaş oldunuz" yazılıdır. Onunc sunda "Arşın sahibi kerim olan Rahman'ın yanına yerleş tiniz" yazılıdır. korkmayacakμονή siddiklar,
Sonra melek "Oraya emniyet ve selâmetle girin." (Hic Sûresi, 15/46) der.
Onlar da "Bizden üzüntüyü gideren Allah'a (cc) tam dolsun! Muhakkak ki Rabbimiz çok bağışlayan ve çokça nimet bahşedendir." (Fâtır Sûresi, 35/34)
Ve "Vadini yerine getiren ve bizi, dilediğimiz yerinde oturacağımız bu cennet yurduna mirasçı kılan Allah'a hamdolsun. Kulluk görevlerini ifa edenlerin mükâfahı ne de güzelmiş!" (Zümer Sûresi, 39/74) derler.
(Aynı şekilde), Allah (cc) Cehennem halkını cehenne- me sokmak istediği zaman onlara, beraberinde on yüzük bulunan bir melek gönderir. Yüzüklerin
Birincisinde "Oraya girin! Orada sonsuza kadar ne öle(bile)ceksiniz, ne yaşayacaksınız, ne de oradan çıkarı- lacaksınız!" yazılıdır. İkincisinde "Girin azaba! Orada sire rahat yoktur!" yazılıdır. Üçüncüsünde "Rahmetimden u midinizi kesin!" yazılıdır. Dördüncüsünde "Oraya endişe gam-keder ve hüzünle girin!" yazılıdır. Beşincisinde "G yeceğiniz ateş, yiyeceğiniz zakkum, içeceğiniz kaynar s beşiğiniz ve örtünüz ateştir!" yazmaktadır.
Altıncısında "Bu, bana karşı yaptığınız isyankârlıklarn
cezasıdır!" yazmaktadır. Yedincisinde "Gazabım Cehen- nemde ebedi olarak üzerinize olsun!" yazmaktadır. Seki- zincisinde "Bile bile büyük günahları işlemeniz, tövbe memeniz ve pişman olmamanız sebebiyle länetim be arkadaşlarınız ebedi olarak şeytanlardır" yazılıdır. Onun ausunda "Şeytana uydunuz, dünyayı arzuladınız ve ahireti terk ettiniz. İşte bu da cezanızdır!" yazılıdır.
23. Hikmet sahiplerinden biri demiştir ki:
"On şeyi on yerde aradım fakat başka on yerde bul- dum: Üstünlüğü kibirlenmekte aradım fakat alçak gönül- lülükte buldum. İbadeti namazda aradım fakat vera'da (: takvada) buldum. Rahati hirs ve tamahta aradım fakat zahitlikte buldum. Kalbin nûrunu gündüz âşikâre kılınan namazda aradım fakat geceleyin gizlice kılınan namazda buldum. Kıyametin nûrunu cömertlik ve eli açıklıkta ara- dım fakat susuzluk ve açlıkta buldum. Sırattan geçmeyi kurban kesmekte aradım fakat sadakada buldum. Ce- hennemden kurtulmayı mubahlarda aradım fakat şehvet- leri terk etmekte buldum. Yüce Allah'ın sevgisini dünya- da aradım fakat Allah'ı (cc) zikirde buldum. Afiyeti kala- balıklarda aradım fakat uzlette (: tenhada) buldum. Kal- bin nûrunu vaazlarda ve Kur'an okumakta aradım fakat tefekkür ve ağlamakta buldum."
24. Hz. İbn Abbas (ra) Yüce Allah'ın, "Bir zamanlar Rabbi İbrahim'i bazı kelimelerle sınamıştı." (Bakara Sûre- si, 2/124) âyeti hakkında demiştir ki:
"On haslet sunnettendir. Bunların beşi başta, beşi be-
dendedir: Başta olanlar: Misvak, mazmaza (: ağzı çalka lamak), istinşak (: burna su çekip temizlemek), bıyıklam kısaltmak, saç tıraşı olmak.
saledende olanlar ise: Koltuk altındaki kılları almak, te nakan kesmek, etek tıraşı olmak, sünnet olmak, istine yapmaktır (: tuvalette ilgili yerleri def-i hâcetten sonra temizlemektir)."
25. Hz. İbn Abbas (ra) demiştir ki:
Hz. Peygamber'e (sav) bir kere salavat getirene, Yüce Allah (cc) on kere salavat getirir. Hz. Peygamber'e bir kere kötü söz söyleyene Allah (cc) on kere kötü söz söy ler. Yüce Allah'ın Velid b. Muğîre (Allah'ın lâneti onun üzerine olsun) hakkındaki âyetini görmez misin? O Hz. Peygamber'e (sav) sövdüğü zaman Allah (cc) buyurmuş. tur ki:
"Alabildiğine yemin eden, aşağılık, daima kusur ara- yıp kınayan, durmadan laf götürüp getiren, iyiliği hep engelleyen, mütecâviz (: başkalarının haklarına riayet etmeyen), günaha dadanmış, kaba ve haşin, üstelik soy suzlukla damgalanmış kimseye; (sırf) mal ve evlatları var diye sakın itaat etme! Ona âyetlerimiz okunduğu zaman o, bunlar eskilerin masallarıdır, der." (Kalem Süresi, 68/10-15) Yani Kur'ân'ı yalanlar.
26. İbrahim b. Edhem'e (Allah kendisine rahmet etsin) "Bana dua edin, duanıza icâbet edeyim!" (Gâfir Süresi, 40/60) meâlindeki âyet hakkında, "Dua ediyoruz fakat duamız kabul edilmiyor (sebebi nedir?)" diye sorulduğu zaman demiştir ki:
"On şeyden dolayı kalbiniz ölmüştür: Allah'ı (cc) tanidiniz fakat O'nun hakkını eda etmediniz. Allah'ın kitabını okudunuz fakat onunla amel etmediniz. İblis'e düşman olduğunuzu iddia ettiniz fakat onu dost ediniz. Hz. Peygamber'i (sav) sevdiğinizi iddia ettiniz fakat onun izini ve sünnetini terk ettiniz. Cenneti sevdiğinizi iddia ettiniz fakat onun için çalışmadınız. Cehennemden korktuğunuzu iddia ettiniz fakat günahlardan vazgeçme- diniz. Ölümün hak olduğunu iddia ettiniz fakat ona hazır- lanmadınız. Başkalarının kusurlarıyla meşgul oldunuz fakat kendi kusurlarınızla ilgilenmediniz. Allah'ın (cc) riz- kını yiyorsunuz fakat ona şükretmiyorsunuz. Ölülerinizi gömüyorsunuz fakat onlardan ibret almıyorsunuz."
***
27. Hz. Peygamber (sav) buyurmuştur ki:
"Herhangi erkek veya kadın, on cümleden oluşan şu duayı Arefe gecesi bin kere okursa, sıla-ı rahimi (: akra- balık bağını) kesme veya bir başka günah için dua etme- dikçe, istediği şey kendisine verilir:
Sübhânellezî fi's-semâi arşuh (: Arş'ı gökyüzünde olan Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim.) Sübhânellezî fi'l-ardi mülküh (: Hükümranlığı yerde olan Allah'ı nok- san sıfatlardan tenzih ederim.) Sübhanellezî fi'l-berri sebilüh (: Karada yolları olan Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim.) Sübhânellezi fi'l-hevâ rûhuh (: Havada ruhu olan Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim.) Sübhânellezi fi'n-nâri sultanuh (: Ateşte hükmü geçen Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim.) Sübhânellezi fil-erhâmi ilmuh (: Rahimlerde ilmi bulunan Allah'ı nok- san sifatlardan ederim.) Sübhanellezi fi'l-kubûri kadâuh (: Kabirlerde kaza ve kaderi olan Allah'ı noksan
Sübhanellezí rafea's-semâe bi-ğayri amed (: Göklen dayanaksız olarak yükselten Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim.) Sübhânellezî vadaa'l-ard (: Yeryüzünü yaratan Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. Sübhanellezî lâ melcee ve lâ mencâ minhu illâ ileyh Kendisinden kurtuluş ve kaçışın sadece yine kendisine olduğu Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim.)" ***
28. Hz. İbn Abbas (ra) rivayet etmektedir: Bir gün Allah Resûlü (sav), İblis'e (aleyhilla'ne) "Ümmetimden dostların ne kadardır?" dedi. O da şöy le dedi: "On sınıf insandır:
Zalim hükümdar, kibir sahibi, malını nereden kazan- dığını ve nereye harcadığını umursamayan zengin, yöne- ticinin zulmünü onaylayan âlim, hain tüccar, ihtikârı ( karaborsacı), zina eden, faiz yiyen, malı nereden kazanıp biriktirdiğini umursamayan cimri, devamlı içki içen ay- yaş."
(Aynı şekilde) Hz. Peygamber (sav); "Ümmetimden düşmanların ne kadardır?" diye sordu. O da şöyle dedi: "Yirmi sınıf insandır:
İlki sensin Yâ Muhammed! Senden nefret ederim. (Di- ğerleri) ilmiyle amel eden âlim, Kur'ân'ın hükümleriyle amel eden hafız, Allah için beş vakit ezan okuyan, fakirle na yoksulları ve yetimleri seven, merhametli kalp sahibi hakkı kabul etme noktasında mütevazi olan, Allah'a (cc) taat (: ibadet) üzere yetişen genç, helâl yiyen, Allah için birbirini seven iki genç, cemaatle namaza düşkün olan, insanlar uykudayken geceleri namaz kılan, nefsinin
haram işlemesine mani olan, kalbinde hiçbir menfaat beklentisi olmaksızın din kardeşlerine nasihat (bir rivayet dua eden isi devamli abdestli olan kimse, yet dlan, güzel ahlaklı olan, Allah'ın (cc) tekeffül ettiği (kem disi üzerine aldığı şey hususunda Rabbini tasdik eden, namuslu dul kadınlara iyilik eden, ölüme hazırlanan kişi."
29. Vehb b. Münebbih demiştir ki:
"Tevrať'ta şöyle yazılıdır: Dünyada Ahiret için azık ha zırlamış olan, kıyamet günü Allah'ın (cc) sevgilisi olur. Gazabı terk eden, Allah'ın (cc) eman ve himayesi altında olur. Dünyada yaşama sevdasını terk eden, Allah'ın (cc) azabından güvende olur. Hasedi terk eden, kıyamet gü nü mahlûkatın ileri gelenlerinin üzerinde övülen bir kişi olur. Baş olma sevdasını terk eden, kıyamet günü melik ve cebbar (olan Allah'ın) katında aziz (: şerefli, itibarlı) olur.
Dünyada lüzumsuz şeyleri ( merak etmeyi) terk eden, iyiler arasında nimete erer. Dünyada husumeti terk eden, kıyamet günü kazananlardan olur. Dünyada cimriliği terk eden, insanlar içerisinde en ön sırada zikredilenler ara sında yer alır. Dünyada rahatı terk eden, kıyamet günu sevinçli olur. Dünyada haramı terk eden, kıyamet günü peygamberlere komşu olur. Dünyada harama bakmayı terk edeni (n gözünü), kıyamet günü Allah feraha kavuş turur.
Dünyada zenginliği terk edip fakirliği tercih edeni, ki yamet günü Yuce Allah, veliler ve peygamberlerle bir kate hasreder (: diriltir). Dünyada insanların ihtiyaçlarını kar ihtiyaçlarını
(Aynı şekilde), Kabrinde (yalnızlığını giderecek) arka das isteyen, gecenin karanlığında kalksın ve namaz kılsın Rahman(olan Allah)'in arşının gölgesinde olmak isteyen zahid olsun. Hesabının kolay olmasını isteyen, kendine edin kardeşlerine karşı nasih (: onların iyiliğini isteyen verami, dürust) olsun. Meleklerin kendisine ziyaretçi of masını isteyen, vera sahibi olsun (: haramlardan kan makta titiz olsun). Cennetin ortasına yerleşmek isteyen, gece gündüz Allah'ı (cc) zikreden bir kişi olsun.
Cennete hesapsız girmek isteyen, Allah'a (cc) tevbe nasûh ile (: kesin bir şekilde) tövbe etsin. Zengin olmak isteyen, Allah'ın (cc) taksimatına razı olsun. Allah (cc) hakkında derin kavrayış sahibi olmak isteyen, huşû sahibi olsun. Hikmet ehlinden olmak isteyen, âlim olsun. İnsan- lardan selamette olmak isteyen, başkasını hayırdan başka bir şeyle anmasın. Dünya ve âhirette şeref isteyen, âhireti dünyaya tercih etsin ve "Hangi şeyden yaratıldım, niçin yaratıldım?" diye dünyada ibret alsın.
Firdeus (cennetini) ve yok olmayan naîm (cenne ti/nimetleri) isteyen, ömrünü dünyanın fesadı için harca masın. Dünya ve âhirette cenneti isteyen, cömertliği el den bırakmasın. Zira comert kimse, cennete yakın ve cehenneme uzaktır. Kalbinin tam bir nûr ile aydınlanma. in isteyen, tefekkür etsin ve ibret alsın. Sabırlı bir bede ni, zikreden bir lisanı ve huşû dolu bir kalbi olmasını iste- yen; mümin erkek ve kadınlar ile müslüman erkek ve kadınlar için çokça istiğfar etsin."
Yazarlar QOSHE'nin özellik ve deneyimlerinden faydalanabilmeniz için çerez kullanıyoruz.
Daha fazla bilgi . Kapat
İhmalkârlığı kâr sanmak! Ramazan Kayan Ramazan Kayan Milat 27 0 bugün Bugün Ümmeti Muhammed’in maruz kaldığı müzmin bir hastalıkla karşı karşıya kalıyoruz: İhmalkârlık… Öyle ki bu hastalık, hastalık olarak görülmüyor… Tedaviye ihtiyaç duyulmuyor… Bu da ayrı bir hastalık… Hatta ihmalkârlık kâr sanılıyor…
Sanıyorum kulluk sınavımızı zora sokan en ciddi suçlardan biri ihmalkârlığımızdır…
Diyebilirim ki, öyle ihmaller vardır ki sonucu kasıtlı işlenen bazı hatalardan daha ağır olabiliyor
Gecikmiş adaletin adalet olmadığını bilmeyen var mı?..
Mazlumların çırpışını, çığlığını izlemek veya yüz çevirmek o cürme ortak olmak değil midir?
Başarısız olabiliriz, sonuç alamayabiliriz fakat kötülüğe müdahalemiz yoksa kuşkusuz vebal altındayız…
Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan değil miydi?
Bugün düşmandan daha çok ihmalimiz bizi vuruyor… En ciddi yanılgımız, ihmalkârlığı karakter edinmek ve bunu meslek bilmek… İhmal suikastlarının müsebbibi biz değil miyiz?
Gâvurların yaptıkları orada kalsın, gafletimiz bizi bitirmiyor mu?..
Sürdürülemeyen sorumluluklar, yarım kalmış görevler, sil baştan başlayan tekrarlar, inisiyatifsizlik, iradesizlik,........
Bu ihtimaller yarınları yaralıyor, gele- ceği karartıyor...
İhmalkârlığımız ilahi emanete düşü- rülmüş kara bir lekedir... Bugün başımı- za gelen musibet, felaket ve belalar kim bilir geçmişteki hangi ihmallerimiz sonu- cudur...
İhmal eden, savsaklayan, aldırmayan, geçiştiren ve bunu alışkanlık haline geti- ren, yaşam tarzı edinen bir ümmet iflah olmaz, toparlanamaz ve kendine gele- mez...
Yüz yıllık bir ihmalin sonucu olsa ge- rek bu ümmetin sefaleti ve esareti bitmi- yor... Parantez kapanmıyor...
Yoksa zamana yaydığımız yükümlü- lüklerin zamanla zamanaşımına uğraya- cağını mı sanıyoruz?..
a
ra
Dosyamızın kabardığını, suçumuzun arttığını fark etmiyoruz...
Açık söylemek gerekirse; ipe un se- ren, havanda su döven, topu taca atan, "çizdim, oynamıyorum," diyen "yerim dar" diyenin bu davada yeri yoktur...
Öldürücü suskunluk, kahredici vur- dumduymazlık tüm kasvetlerin ve gay- retlerin temel nedenidir
Davetsiz ve cihadsız hayatların hayrı kalmıyor... Aksiyonsuz ve aşksız hare- ketlerde bereket görülmüyor...
Ninova'yı, hatta Okçular Tepesini ih- mal ettik... "Bu sıcakta sefere çıkılır mı?" dedik...
Allah için ayağa kalkın denince yere çakılı kaldık." Duyarlılığımız gitti... Du- ruşumuz değişti... Duruma göre vaziyeti idare eder olduk...
Önümüzde daha uzun zaman var, tevbe ile telafi ederiz, dedik. Hani bizim mahallemiz, sokağımız hedef kitlemiz vardı... Bir insanın hidayetine vesile ol- mak dünyalara bedeldi... Tüm engelle- melere rağmen yüreklere dokunurduk... Bugün engeller kalktı, biz yerimizden kalkamıyoruz...
Bunca imkâna rağmen bu nasıl bir ihmal? İzahı zor bir durum... İmtihanda bocalıyoruz...
Adnan Menderes'in 1957 seçimle- ri öncesinde bazı bakanlarıyla bera- ber Said Nursi'yi ziyarete gitmesi gibi olaylar, bazı çevreler tarafından irticayı hortlatmakla ve oy avcılığıyla suçlandı. Eleştirilen bir diğer nokta ise, Türkiye'nin 'dış politikada NATO ile birlikte hareket etmesi ve Cezayir'in Kurtuluş Savaşı sı- rasında Fransa'nın iç meselesi olduğu gö- rüşünün benimsenip 1958'deki Cezayir'in
Zaman yakınlaşır ve ilim kalkar, hasislik ortaya bırakılır, fitneler zahir olur ve herc çoğalır. Denildi ki: "Herc nedir Ya Resulallah?" Buyurdu ki, katildir. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 507 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
Adem oğlunun kalbi, tencerenin kaynamasının tam haddini bulmasından daha çabuk değişir. Ravi: Hz. Mikdat İbni Esved (r.a.) Sayfa: 348 / No: 12 Ramuz El-Ehadis
Şirk, ümmetimde, düz taşta karanlık gecede karıncaların gezinişinden daha gizlidir. Alameti, adaletsizlikten dolayı muhabbet ve adaletten dolayı da buğz etmektir. Ve din, Allah için sevgi ve Allah için Buğz'dan başka nedir? Allah Teala buyurdu ki: "Eğer siz Allah'ı seviyorsanız Bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin." Ravi: Hz. Âişe (r. anha) Sayfa: 215 / No: 16 Ramuz El-Ehadis
"Bütün hataların kaynağı, dünya sevgisi; bütün fitne- lerin kaynağı, öşür ve zekâtı vermemektir." Tasavvuf Klasikleri ibn Hacer El-Askalani MÜNEBBİHAT UYARILAR
guya yerleştiler, halen sayıca az olmalarına rağmen birçok ülkenin Sunetimini, kültürel hayatını, ekonomisini, dünya ticaretini ele geçir miş, istediğini istediği ülkeye empoze ettirip yaptırabiliyorlar... Batılı devletlerin, daha başka, mason locaları, Lions kulüpleri, Ro- tary kulüpleri, Bilderbergler, misyoner teşkilatları, Yehova Şahitleri gi bi nice nice dinî, sosyal, siyasî, gizli, âşikâr, etkili, faal teşkilatları var... Ama biz müslümanların böyle kuruluşları yok; kurulmamış, kuru-
lanlar tahrip edilmiş, kapatılmış, yasaklanmış...
Emperyalistler bir İslâm ülkesini ele geçirdiler mi önce İslam'ı
unutturmaya, müslüman halkı dejenere etmeye çalışırlar, en çok, ger- çek İslâm'dan, halis müslümandan korkarlar. Çünkü İslâm, iman, Kur'an, irfan, ahlâk ve mâneviyat ile ilim, çalışma, gayret, şuur, onur, basiret, hürriyet, istiklal, kalkınma, refah, mutluluk, zenginlik, güçlü- lük arasında kuvvetli ilişkiler, sarsılmaz bağlar, kesin etki ve tepkiler olduğunu çok iyi bilirler.
YANITLASİL
yuksel28 Şubat 2024 06:54 smler belli, duvarlar saglam, R çek buketleri, demek ki sık sık in uzerlerinde demet demet ta- ziyaret olunmaktalar...
Onlar böyleyken bizler ne yapmışız? Maalesef yürekler acısı bir durum. Mezarlıklar istilaya uğramış, gecekondu dolmuş, istimlak edilmiş, türbeler yıkılmış, kapatılmış, tozlu, harap, yağmalanmış; cami lere el konulmuş, halı la rı, levhaları, minberleri, mihraplan, çinileri- hatta kubbe kurşunları çalınmış, en değerli eserler yıktırılmış, avlu ları yok edilmiş; tarih sevdirilmemiş, ecdat kötülenmiş, gerici ve yo- baz gösterilmiş, vatan hainle ri putlaştırılmış, kahramanlaştırılmış; sa- raylar yağmalanmış, arşivler satılmış, şehirlerin tarihî binaları yıkıl- mış, yerlerini soğuk beton yığınlar almış, vakıf eserler yağmalanmış, kütüphaneler kapatılmış, en değerli kitaplar kaybolmuş, bir sürü yol- suzluk, hırsızlık, hainlik, düşmanlık, kadirbilmezlik, şarlatanlık, dal- kavukluk, nemelâzımcılık, vefasızlık, şuursuzluk...
Milli kültürümüz mahvedilmiş, tarihimiz yağmalanmış, tarih şu- uru sıfır, takip yok, hesap soran yok, suçlu ortada, ev sahibinden bas- kin, arsız, yüzsüz. Bu rezalete kimler, ne zaman dur diyecekler acaba; Şark'ın
eski aslanları nerede, uykudan ne zaman uyanacaklar? Bir 18 Mart Canakkale Zaferi gecti kar kisi olayı bilmekte? Çocuk
3233- Peygamberlik içinizde, Allah'ın dilediği zamana kadar devam edecek, sonra kaldırmak isteyince onu, kaldıracak; sonra nübüvvetin yolunda olan hilafet Allah'ın dilediği müddete kadar sürecek, sonra onu kaldırmak isteyince kaldıracak, sonra ısıran saltanat devri gelecek, o da Allah'ın dilediği zamana kadar kalacak, sonra Allah onu kaldırmak isteyince kaldıracak, sonra onu zorba bir hükümdarlık takip edecek, sonra da nübüvvet yolu üzerinde olan bir hilafet devri gelecek.
٣٢٣٤ - تَكُونُ لَأَصْحَابِي زَلَّةٌ يَغْفِرُهَا اللَّهُ لَهُمْ لِسَابِقَتِهِمْ مَعِي (كر عن محمد
بن الحنفية عن ابيه
3234- Ashabımın zellesi (ayak kayması) olur. Lakin Allah onları benimle beraber güzel geçmişleri bulunduğu için bağışlar.
yuksel1 Mart 2024 22:26 إِلَيْكُمْ فِي ثَمَانِينَ غَايَةً تَحْتَ كُلِّ غَايَةٍ اثْنَيْ عَشَرَ الْفَا" (ه عن عوف بن مالك)
3236- Beni asfar ile aranızda sulh olacak, sonra size hiyanette bulunup her birinin altında on ikibin kişi bulunan seksen sancakla size doğru saldıracaklar.
3237- Dört fitne başgösterecek: Birincisinde adam öldürmek helal sayılacak, ikincisinde hem o, hem de mal, üçüncüsünde kan, mal, zina helal sayılacak, dördüncüsü ise Deccal'dir.
3238- Deccal'den önce aldatıcı yıllar olacak. O yıllarda yağmur çok, bitki az olacak, doğru söyleyen yalanlanacak, yalan söyleyense doğrulanacak, haline güvenilecek emin olan kişi hain sayılacak, Ruvaybıza konuşacak "Ruvaybıza nedir ey Allah'ın Rasulü?" diye sordular. "Ruvaybıza, kendisine önem verilmeyen kişi" buyurdu.
يَعْنِي عَلِيًّا (طب عن كعب بن عجرة) 3239. İnsanlar arasında ayrılık ve ihtilaf olacak, bu ve arkadaşları doğru yol üzere olacaklar. (Hazreti Ali kasdediliyor.)
yuksel1 Mart 2024 22:27 مَزَامِيرَ يُقَدِمُونَ الرَّجُلَ لِيُغَنِّيَهُمْ وَلَيْسَ بِأَفْقَهِهِمْ (طب عن عابس لغفارى)
3240- Şu altı hususla karşılaştığınız zaman, ölümü temenni edin. Alçaklar başa geçirilince, hükümler satılınca, insan öldürmek hafife alınınca, şart ve yemin çoğalınca, akraba ile ilgi kesilince, Kur'an şarkı gibi oyuncak ve eğlence edinilince ki
YANITLASİL
Yorum Gönder Bu blogdaki popüler yayınlar İman Mayıs 04, 2023 DEVAMI Meric Tumluer Said Nursi Mayıs 04, 2023 DEVAMI Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti Mayıs 04, 2023 DEVAMI Blogger tarafından desteklenmektedir Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL Vasiyet ve mustafa PROFİLİ ZİYARET EDİN Arşivleme Kötüye Kullanım Bildir
مَزَامِيرَ يُقَدِمُونَ الرَّجُلَ لِيُغَنِّيَهُمْ وَلَيْسَ بِافقهِهِمْ (طب عن عابس لغفارى)
3240- Şu altı hususla karşılaştığınız zaman, ölümü temenni edin. Alçaklar başa geçirilince, hükümler satılınca, insan öldürmek hafife alınınca, şart ve yemin çoğalınca, akraba ile ilgi kesilince, Kur'an şarkı gibi oyuncak ve eğlence edinilince ki, insanlar kendilerinden çok daha az bilgisi bulunan adama gelip ondan medet umarlar.
الدَّمُ تَوَضَّأَتْ لِكُلِّ صَلَوة (ك عن ابن عمرو)
3242- Lohusa, kırk gece bekler. Bundan önce temizlik görürse, temizlenmiş olur. Eğer kırk geceyi geçerse özürlü hükmündedir. Yıkanır, namaz kılar. Eğer kan çok gelirse her namaz için abdest alır.
الْكِرَامَ عَثَرَاتِهِمْ (طس والعسكرى كر عن عائشة)
3246- Hediyeleşiniz ki, karşılıklı sevgileriniz artsın. Hicret edin ki, çocuklarınıza iyi bir şeref ve fazilet terk etmiş olasınız, iyi insanların hatalarını affediniz.
جَبَابِرَة الْعُلَمَاءِ فَيَغْلِبُ جَهْلُكُمْ عِلْمَكُمْ (ابو الشيخ عن ابي هريرة) مِنْ
3248- Kendilerinden öğrendiklerinize (hocalarınıza) karşı alçak gönüllü olun. Kendilerine öğrettiklerinize karşı da tevazu gösterin. Zorba alimlerden olmayın. Böyle olursanız cehliniz ilminizi yenik düşürür.
Atatürk’ün ‘vasiyeti’, yani tuttuğu gizli notlar ne açıdan önemli?
Atatürk’ün gizli vasiyeti adı altında 1980’de bunu ilk defa dile getirdim. Kastedilen, Atatürk’ün siyasî vasiyetidir. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kişi nasıl bir gelecek öngörüyor? Devletin ilelebet payidar kalabilmesi için neler gerektiğini düşünüyor? Bunun için kendisinin bazı tasavvurları var. Daha cumhuriyet kurulalı 15 sene olmuş. Dolayısıyla kastedilen “Makbule’ye 50 lira verin, ötekine 5 lira verin” şeklinde bir vasiyetname değil. Kendi tuttuğu çeşitli kayıtlar, görüşler ve yaklaşık 400 sayfayı bulan, kimisi iki satır, kimisi bir sayfa notlardan oluşan bir külliyat…
Bu notlar ilk defa İnönü tarafından mı açıldı?
Hayır. Bu, bildiğim kadarıyla 1958’den itibaren Menderes’in haberdar olduğu bir durum. Dolayısıyla 1938’de mühürlenerek saklanan bu kâğıtlar 1950’li yıllarda Menderes başbakan, Celal Bayar da cumhurbaşkanıyken onlar tarafından biliniyor olmalı. 1964’te Celal Bayar’a sordum; o da “Böyle bir olay vardır fakat Türkiye buradaki fikirlere hazır değildir” dedi. 1988’de 50 yıl doldu ve açılması gerektiğinde Kenan Evren 25 sene daha yasak koydu. Kızdığım taraf, hep birileri Türkiye ve Türk milleti adına “Türkler buna hazır değil” diyor. Ya kardeşim sen kimsin, niçin durmadan bunu deme yetkisini kendinde görüyorsun?
Bu notları açıp okuyanlardan bir bilgi sızmadı mı hiç?
Menderes’in 1958’de söylediği bir cümle vardır: “Siz isterseniz hilafeti de getirirsiniz.” O dönemde kullanılmayan, kullanılması mümkün olmayan bir cümle bu. Nitekim Menderes laiklikle ilgili yasa ve yönetmeliklerde değişiklikler yapmayı planlıyordu. 27 Mayıs’ın ardından idamı, notu okuduğunun işaretidir.
1935- Sana Allah'tan korkmanı tavsiye ederim. Çünkü o bütün yapacağın amellerin bir süsüdür. Kur'an okumalısın. Allah'ı anmalısın. Çünkü bu gökte anılmana, yerde aydınlanmana bir vesiledir. Uzun sükutte bulunmalısın. Ama hayrı söyleyeceğin zaman başka. Hemen söyle. Çünkü bu şeytanı senden kovar. Din işinde sana yardımcı olur. Sakın ha çok gülme. Çünkü bu kalbi öldürür, yüzün nurunu giderir. Cihad etmelisin, ümmetimin asla bırakmayacağı şey budur. Yoksulları sev, yanlarında otur. Daima senden aşağı olana bak, üst olana değil. Bu Allah'ın üzerinde nimetini hakir görmemen için en layık olan husustur. Senden ilgilerini kesseler bile sakın ha akraba ile ilgini kesme. Acı da olsa doğruyu söyle. Allah uğrunda levm edenlerin levminden korkma. İçindeki bilgin seni insanlara reva görebileceğin kötülükten alıkoysun. Yaptığın şeyle onlara karşı övünme. Ayıp yönünden şu üç hasletin kişide bulunması kâfidir: Kendi kusurunu görmeden başkalarının kusurlarına bakması. Kendi utanılacak şeyde yüzerken o utanılacak şeyi sebebiyle başkalarını ayıplaması. Yanında oturan (komşusuna) eziyet etmesi. Ey Ebu Zerr! Tedbir gibi akıl yoktur,
YANITLASİL
yuksel11 Mart 2024 00:16 kötülükten çekinme gibi vera yoktur, güzel ahlak gibi şeref yoktur.
1936- Size Allah'tan korkmanızı, Habeşli bir köle bile başınıza geçirilse onu dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Çünkü benden sonra yaşayan çok ihtilata şahid olacaktır. Benim sünnetimden, hidayete ermiş, doğru yolda olan halifelerin yolundan ayrılmayın. Ona sımsıkı sarılın. Azı dişlerle ısırır gibi (sımsıkı sarılıp sakin bırakmayın). Sonradan uydurulmuş işlerden uzak durun. Çünkü sonradan uydurulan, bidattir, her bidat sapıklıktır.
لِلآخِرَةِ اخْتَارَ أَمْرَ الآخِرَةِ عَلَى الدُّنْيَا (كر والديلمي عن ابي هريرة) 3314- Üç şeyi kendinde bulunduran, kâmil bir iman elde
a) Allah yolunda kınayıcının kınamasından korkmamak, b) Yaptığı amellere en küçük bir riya dahi karıştırmamak, c) Biri dünya diğeri ahiret olan iki iş kendisine sunulduğunda, ahiretinkini tercih etmek.
etmiş olur:
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 01:53 1942- Kıyamet gününde kulun ilk hesap verecek olduğu şey, namazıdır. Eğer tamamlamışsa bu onun için tam olarak yazılır, tamamlayamamışsa Allah Azze ve Celle meleklere:
"Bakın, eğer kulumun nafile namazı varsa onunla bu farz namazlarını tamamlayın" emrini verecek. Sonra zekattan da böyle hesaba çekilecek. Sonra diğer ameller de bu minval üzere ele alınacak.
1340- Dünya melundur, dünyada bulunan ve kişiyi Allah'tan gafil eden hususlar da melundur. Yalnız zikrullah, Allah'ın sevdiği iyi amel, âlim ve ilim tahsil eden hariçtir. İsrailoğullarını baştan çıkarıp fitneye sürükleyen ilk şey muhakkak kadınlar olmuştur.
3868- Allah için ilim tahsil eden, Allah yolunda savaşa erkenden gidip sağ salim dönen gibidir.
ن
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 02:04 Sene yüz otuz beş olunca, Davud oğlu Süleyman (a.s.)'ın deniz adalarında hapsettiği şeytanların azılıları serbest kalır. Ve onların onda dokuzu lrak'a gider. Ve orada Kur'an hakkında (şeytanca) mücadele ederler. Onda biri ise Şam'da kalır. Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.) Sayfa: 60 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
Yorum Gönder Bu blogdaki popüler yayınlar İman Mayıs 04, 2023 DEVAMI Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti Mayıs 04, 2023 DEVAMI Meric Tumluer Said Nursi Mayıs 04, 2023 DEVAMI Blogger tarafından desteklenmektedir Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL Vasiyet ve mustafa PROFİLİ ZİYARET EDİN Arşivleme Kötüye Kullanım Bildir
)seçkinler)a özel bir hitabı hedef alması dolayısıyledir. وَلَا تَلْبِسُوا الحَقِّ بالباطل hakkı batıl ile karıştırıp aldatmayın; doğruyu yalanla, yanlışlarla bulayıp da وَتَكتُمُوالحق وأنتم تعلمون bile bile hakkı gizlemeyiniz. Bu âyetin anlamı çok kap- samlıdır. İlme ve amele dair hususları kapsar. Bilgiçlerin hilelerine, yalan do- lanlarına ve bozgunculuklarına, hatta ticaret ehlinin karışık işlerinden ve hakim- lerin haksız hükümlerine varıncaya kadar hepsine şümülü vardır. "İnsanları aldatmayınız, sahtekârlık yapmayınız." meâlinde bir genellemeyi ifade eder. Bununla beraber (kelâmın) sevki bilhassa ilmî değeri hedef alıyor. Nice kimse- ler vardır ki, ilmî gerçekleri bozarlar, kötüye kullanırlar, onları kendi gönüllerine göre evirerek çevirerek aslından çıkarırlar, bakırı yaldızlarlar, altın diye satarlar. Bu durum İsrailoğulları haberlerinde çok vardı. Bunlar, kendi yazdıkları fikirleri, te'villeri, tercemeleri, Tevrat'ın aslı ile karıştırıyorlar, seçilmez bir hale getiriyorlar ve bazan da Muhammed (s.a.v.)'e ait vasıflar hakkında yaptıkları gibi geçmiş kitaplardaki âyetleri saklıyorlardı ki, bu konuda فَوَيْلٌ لِلَّذِينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِأَيْدِيهِمْ ثُمَّ يَقُولُونَ هَذَا مِنْ عِنْدِ اللَّهِ "Yazıklar olsun o kimselere ki, kit- abı elleriyle yazıp, sonra 'Bu Allah katındandır.' derler." (Bakara, 2/7( يُحَرِّفُونَ الكلم عن مواضيه "Kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar." (Nisa, 4/46, Maide, 5/13( ve diğerleri gibi başka âyetler de vardır. Bunlar, Tevrat'ın aslını korumuyorlar, kendi yazdıkları tercemeleri: "İşte Allah'ın kitabı" diye Tevrat yerine koyuyor- lardı. Ve ilmî meselelerde gerçeği takip etmeyerek kendi gönüllerine göre
YANITLASİL
yuksel19 Mart 2024 05:59 2- BAKARA SÛRESİ: 42-43
Cu
oluy
din
hak
ma
rin
ara
ke
de
be
n
0
286
Cuz
açıklamalarda bulunuyorlar, arzu ve şehvetlerine sapıyorlar, safsatalar yapıyorlar, arzularına tabi oluyorlardı. Bu şekilde hak fikri, hak inancı kalmıyor aidatma, karıştırma, aldatıcılık hükümran oluyordu. İşte bütün bunlara karşı İsrailoğullarının bilginlerine genel olarak bu yasaklama hitabı söylenmiştir ki, Kur'ân'da bu konuda başka bir âyet olmayıp da yalnız bu âyet olsaydı, Kur'ân'ın terceme ve tefsiri meselesinde ve diğer ilmî vaziyette İslâm'ın tutumunu, ilmi vazifenin şeklini tayin etmek için bu âyet yeterli olurdu. Kur'ân'ın tecrid (soyutlama) meselesinin ne büyük önemi haiz olduğu, Kur'ân'ı Kur'ân, terceme- sini terceme, tefsir ve te'vili de tefsir ve te'vil olarak bellemek ve belletmek bir hak görev olduğu unutulmamalı. "Farsça Kur'ân", "Türkçe Kur'ân" gibi sözlerden çekinmelidir. Çünkü milyonla terceme ve te'vil yazılır, onlar yine Kur'ân'ın hakikati olmaz, Cenab-ı Hak لا تلبسُوا الحَقِّ بالباطل buyurmuştur.
بسمله بسم
YanıtlaSilsey. in kısaltılmış ismi. Müslüman her işine Bismillah ile başlar. Yani her işi Allah adına ve Allah için yapar. Atomlardan yıldızlara kadar her varlık da Allah adına ve Allah için hareket eder. insan da bis- millah diyemiyeceği, yani Allahın emri ve izni ol- mayan bir işi ve hareketi yapmamak, onun emri dairesinde kalmakla gerçekten insan olur. Aksi
halde hayvanlardan aşağı dereceye iner.
Imam-ı Şafii rh.a.'den
YanıtlaSilSofiyye ile sohbetim esnasında kendilerinden üç şey öğrendim.
" 1. Zaman bir kılınçtır, sen onu kullanmazsan o seni keser. 2. Kendini hak ile meşgul etmezsen, bâtil seni istila eder. . Kendine hiç bir varlık isnad etmemek, erbâb-ı ismetten olmak demektir.
Celaluddin-i Suyûtî; Te'yidü'l-Hakikati'l-Aliyye, s. 15:
YANITLASİL
yuksel19 Kasım 2023 21:27
İmam-ı Malik rh.a.'in Görüşü
"Fikhi öğrenip de tasavvufu öğrenmemiş olan fâsıklığa, Tasavvufu öğrenip, fıkhı öğrenmemiş olan zındıklığa düçar olabilir. Hem fikhi ve
hem de tasavvufu birarada cem eden de hakikate ulaşır." Aliyyü'l-Kârî Fıkh-ı Maliki Şerhi c. 1, s. 33
YANITLASİL
yuksel19 Kasım 2023 21:35
islam
aylık mecmua
Farabi'ye Göre
YanıtlaSilDevlet Adamı
1)
Hakiki devlet adamı, hizmet ettiği memleketin bünye- sini iyi bilmeli, bütün hususiyetleriyle tanımalıdır.
2)
Zalim olmadığı gibi gafil de olmamalıdır.
3)
Devlet hayatının istikrar istediğini bir an unutmamalı, affın, müsamahanın, huşunetin ve cezriliğin yerini ve zamanını iyi tayin etmelidir.
4)
İdare-i maslahatçı olmamalı, bunun bir fazilet olduğu zehabından uzak bulunmalıdır.
5) Maddi ve manevi hamleler arasında zaruri bir bağ, paralel bir gidiş olduğunu iyi bilmelidir.
6)
Müşavirlerini ve arkadaşlarını çanak yalayıcılar arasın- dan değil, şahsiyetli ve haysiyetli insanlardan, icabın- da kendisini ikaz edecek kimselerden seçmelidir.
7)
İç çekişmelere, kendini ana hedefleri unutacak kadar kaptırmamalıdır.
288
YANITLASİL
yuksel20 Kasım 2023 00:58
)
İyi konuşmasını, düşüncelerini iyi ifade etmesini bil- melidir.
9) Öğrenmeyi, öğretmeyi, gerçeği ve gerçeği sevenleri sevmelidir. Buna mukabil yalan söylemek şöyle dur- sun, yalan söyleyen yerden nefret etmelidir.
10) Nazarında para ve her çeşit maddi menfaatler kıymet- siz olmalı, temiz elli, temiz ahlaklı olduğunu o saha- da da ispat etmelidir.
11) Azim ve irade sahibi olup, lüzumlu gördüğü işte insi- yatif sahibi olmalı ve asla küçük ruhluluk gösterme- melidir.
12) Zeki olduğu kadar, hayat ile gerçek şartları birbirine karıştırmamalıdır.
İşin zor olanı, bütün bunların hepsinin birden bir kişide bu- lunması gerektiğidir. Ve bütün dünyada "Devlet Adamı" fikda- ni (yokluğu) vardır.
YANITLASİL
yuksel20 Kasım 2023 00:59
Ziya Demirel - Avni Arslan
TARİHTEN
İLGİNÇ HİKÂYE ve ANEKDOTLAR
Meâl-i Şerîf - 106
YanıtlaSil106- Biz herhangi bir ayeti (n lafzını yahut hükmünü veya her ikisinin 16. Biz het nu neshedersek veya (hazalardan silerek) on geutturursak, (onun yerine, hem kullara fayda ve kolaylık açısından, hem de sevap bakımından) ondan daha iyisini veya (yükümlülük ve sevap ka zandırma yönünden) onun (bir) benzerini getiririz. (Habibim!) Bilmedin mi ki; gerçekten Allâh (emretme, yasaklama, değiştirme ve hükümsüz kıl
ma dâhil) her şeye (hakkıyla gücü yeten bir) Kadîr'dir?! Kur'ân'da ve Sünnet'te geçerli olan "Nesh" konusu "Şerî bir hükmün, Allâh-u Teâlâ ta- rafından tümüyle kaldırılması veyâ misliyle yâhut daha iyisiyle değiştirilmesi" anlamına gel- mektedir. Meselâ Bakara Sûre-i Celîlesi'nin 180. âyet-i kerîmesinde: "Ardından mal bırakacak kişinin, o maldan ne kadar pay alacakları hususunda ana-babasına ve akrabâsına vasiyette bulunmasının farz olduğu" açıkça bildirilmiştir. Ama daha sonra "Mîras âyetleri" olarak anı lan; Nisa Sûresi'nin 11 ve 12. âyet-i kerîmelerinin indirilişiyle, herkesin ne alacağı taksim edil miş ve böylece ölecek kişinin kafasına göre vasiyet yapmasının farziyeti kaldırılmıştır.
90
YANITLASİL
yuksel30 Kasım 2023 03:21
KUR'ÂN-I 'AZÎM
ve Soru Edatlı Kelime Mânâsı - 1
Cüz: 1
Sûre: 2
Yine böylece kiblenin Mescid-i Aksa'dan Mescid-i Harâm'a döndürülüşü de neshin ör- neklerindendir. Bu konuda misalleri çoğaltabiliriz. Konunun ehemmiyetinden dolayı âlimler: "Nâsih ve mensûhu bilmeyen kimselerin âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfler okuyarak vaaz et- meleri câiz değildir" demişlerdir. Allâh-u Teâlâ neyi ne zamâna kadar ne sebeple geçerli kı- lacağını, ne zamanda neyi hangi hikmetle hükümsüz kılacağını ezelî ilmiyle bildiği için nesh, Allâh-u Teâlâ'nın ilminde ve takdîrinde vukû bulan bir değişiklik olarak görülemez, bilakis bu hükümler, ferdin ve toplumun menfaatleri gözetilerek zaman ve zemine göre değişebilecek şekilde takdîr edilmiştir. Ancak şu bilinmelidir ki; nesh sâdece emir ve yasaklarda geçerlidir, ama haber ve kıssa niteliğindeki konularda geçerliliği düşünülemez. Neshin şekilleri, örnekle- ri ve hikmetleri hususunda geniş mâlûmât için bakınız: Rûhu'l-Furkan Tefsiri, 1/502-507
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
YanıtlaSilBismillahirrahmanirrahim
Elhamdülillah
Allahuekber
Subhanallah
Allahümmesallialaseyyidinamuhammed
Sallaahualeyhivesellem
Estagfirullah
Beş vakit namazı camide kılan Bismillahirrahmanirrahim demiş gibidir.
Ümmetim yıldızlara gidesiye kadar kıyamet kopmayacaktir
yuksel1 Aralık 2023 03:16
YanıtlaSilTARİKATLAR-412
Eve geldi Muhammed'i bulmadı, Yemen illerinde Veysel Karani. Adına Yunus Emre'nin de yuka-
rıya bir kıtasını aldığımız ilahiyi yaz- dığı Veysel Karani Türk tasavvuf ede- iyatında büyük sevgi ve alaka görmüş, hakkında menkıbenameler, pek çok ilahi ve destan mahiyetinde hikâyeler kaleme alınmıştır.
Sufi kaynaklarından bir kısmı Veysel Karani'nin Hz. Peygamberle görüştüğünü ileri sürerlerse de, diğer kaynaklar ve rivayetler bunun aksini savunmuşlardır. Yukarıda belirtildi- ği gibi, hasta annesini yalnız bırakma- dığı için, Medine'ye gidemeyen bu Sufi için Hz. Peygamber, Hz. Ömer ve Hz. Ali'ye, onunla görüşmek imkanı- nın kendilerine nasip olacağını müj- delemiştir. Ayrıca duasını almalarını da bildirmiştir. Onlar da onu görecek- leri anın gelmesini dört gözle bekleme- ye koyulmuşlardır. Hz. Ömer'in hali- feliği döneminin son yıllarına doğru, onun Yemen'den gelen bir hacı kafi- lesi ile gelip Mekke'de bulunduğunu öğrendiler. Hacılar Veysel'in Arafat yakınlarında deve güttüğünü haber verip, hakkında alaylı sözler söyledi- ler. Fakat, Hz. Peygamber'in onun için söylediklerini öğrenince bu tavır- larından ötürü nedamet duydular. Hz. Ömer ve Ali, Veysel Karani'yi bu- lup kendisiyle görüşmek imkanını el- de ettiler. Hz. Peygamber'in kendisi hakkında söylediklerini naklettikleri gibi, hayır duasını da aldılar. Kendi- sine liediye ve para vermek yolunda- ki teşebbüsleri boşa gitti. Maddi hiç- bir şey kabul etmeyen Veysel, hacılar- la
birlikte yine Yemen'e döndü.
Daha sonra geri gelen Veysel Ka-
YANITLASİL
yuksel1 Aralık 2023 03:20
rani, Hz. Ali'nin halifeliği sırasında Medine'ye gitti ve Haricilerin ortaya çıkmalarına sebep olan Siffin savaşın- da Hz. Ali'nin saflarında savaşçı ola- rak bulundu. Bir rivayete göre bu sa- vaşta şehit olmuş, başka bir rivayete göre ise, yine Hz. Ali'nin hilafeti dö- neminde Şam'da hadis ilmiyle meşgul bulunduğu sırada vefat etmiştir. Ri- vayetlerden anlaşıldığına göre Üveys, çok fakir bir ailenin küçük yaşta ye- tim kalmış bir çocuğudur ve son de- rece bağlı bulunduğu annesi ona hem analık, hem de babalık etmiştir.
Hz. Peygamber'i hiç görmediği halde, inanması ve gönülden bağlan- ması, Peygamber tarafından da müj- delenmesi, tasavvufta bir mürşide ula- şamayıp onun ruhaniyetinden feyz alanlara "Üveysi" denmesine yol aç- mıştır. Yani görmediği bir şeyh tara- fından yetiştirilen Sufiye, "Üveysi", bu yoldaki yetişme tarzına "Üveysi- lik'denmektedir.
Daha sonraları Üveysilik dört zümre için kullanılmıştır: a) Hz. Pey- gamber'in ruhaniyetinden feyz alan- lar, b) Veysel Karani'nin yolunda ye- tişenler, c) Herhangi büyük bir şeyhin ruhaniyetinden feyz alanlar, d) Hızır Aleyhüsselam tarafından irşad edilenler.
Veysel Karani halk tarafından çok sevilmiş ve bir çok iyi davranışlar ona bağlanarak misal haline getirilmiştir. Bu yüzden de kendisine fazlasıyla sa- hip çıkıldığından İslâm ülkelerinde, Yunus Emre için olduğu gibi, pek çok yerde kabirleri bulunmaktadır. Bun- ların hepsi gerçek kabir olmayıp sev- gi dolayısıyla ayrılmış makamlardır
26. Şuará Sûresi
YanıtlaSil180
Ayet: 227
Yasaklanan şiirle ve diğer kötülüklerle kendilerine "haksızlık edenler hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir."
Buradaki haksızlık edenler' ifadesi her zalim için geneldir.
"النقل" inkilab, dönme, dönüş manasinadır. Yani onlar ölümler den sonra Allah'a öyle dönüp öyle varırlar; kötü bir dönüşle dönenler ve deli bir varışla geri varırlar. Çünkü onların dönüp varacaklan yer cehen nemdir.
Kaşifi der ki: "Hangi yere dönseler o dönecekleri yer ateş olacak tır."
Rivayete göre Ebû Bekr (r.a.) hayatından ümid kesince Osman (r.a.)'dan şöyle bir ahidname yazmasını istedi: "Bu Ebû Kuhâfe'nin oğlu- nun, kâfir kimsenin bile îmana geldiği bir halde mü'minlere ahdi/vasi yetidir. Ebû Bekir (r.a.) bir ara baygınlık geçirip ayrıldıktan sonra şöyle demiştir: Ben size Ömer b. Hattab'ı (r.a.) yerime halife bırakıyorum. Eğer âdil olursa ki onun hakkında benim zannım budur. Eğer âdil olmazsa "haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir."
"الظلم" adaletten sapmak ve haktan yüz çevirmektir.
Zālimler üç çeşittir: En büyük zâlim, Allah'ın şeriatının (hükmü) altına girmeyendir. Allah Teâlâ: "Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür." (Lokmat. 31/13) buyurarak bunu kasdetmiştir. Ortanca zâlim, sultanın hükmünü yeri ne getirmeyendir. En küçük zalim ise amel ve çalışmaktan haylazlık yapıp insanların menfaatlarını alan, kendi menfaatini onlara vermeyendir.
Adaletin faziletindendir ki onun ziddi olan zulümden tevbe ancak ada let yapmakla mümkündür. Şayet hırsızlar aralarında bir şeyi şart koşsalar ve onda adâleti gözetmeseler, işleri yolunda gitmez.
Akıl sahibi kimseye gereken, bu vaîd ve şiddetli tehdîde kulak vermek.
Her sålikin yardımcısı, sülük edilen yolların tehlikelerinden kurtaran ancak Allah'tır. 41
41. Şuara süresi, 1108 yılının Zülkāde ayının 9'unda (30 Mavis 1697) Persembe günü tamam old
YANITLASİL
yuksel7 Aralık 2023 01:20
تفسير روح البيان
Rûhu'l Beyân
- Kur'an Meâli ve Tefsiri -
İsmail Hakkı BURSEVÎ
ERKAM YAYINLARI
CILT
14
sy. 180.
Tarangirane Siyaset karşıdaki meleği şeytan gösterir. (M.) 258:22. Mektup, 4. vecih; (Sn.) 68; (E.L.) 1:266; 2: 144, 145. Tarafgirâne siyaset keşfiyata mânidir. (Mh.) 32:1. maka. 8.
YanıtlaSilmuk
Tarafgirâne vaziyet almamak itiraz edenlerin pişmanlığına se- bep olur. (E.L.) 1:157.
Tarih, asker milletinin siyasete girmesinin çok tehlikeli oldu- ğunu gösteriyor. (H.Ş.) 113: Asa. Hit Yalancı politika ve siyasete dayanmak insanlığın maslahatına
zıttır. (H.Ş.) 78. Zâlim siyasetin gaddarene bir düsturu da "Cemaat için fert feda edilir" dir. (E.L.) 1:206; (H.Ş.) 153.
YANITLASİL
yuksel14 Aralık 2023 00:32
Bir Hazinenin Anahtarı
Risale-i Nur Kulliyati Fihrist ve İndeksi
İsmail Mutlu
sy. 595.
sol taraflarından verirler. Hak teålå orada bütün mahluklarına vasıtasız kelâm söyler. Bir onda herkesin hesabını görüp kimine hitab, kimine itâb eder. Mazlûmun hakkını zālimden alıp, zālimin hasenâtı var ise ona ve- rir, yoksa mazlûmun günahlarını zālime yükletir. Hesabdan sonra hay- vanları toprak eder. Kafirler hayvanlara gıpta edip keşki biz de toprak ol- saydık derler.
YanıtlaSilHz. ALİ -RADIYALLAHU ANH-IN KIYMETLİ SÖZLERİ
YanıtlaSil* Kişi, dili altında saklıdır, konuşturunuz zaman kıyme- tinden neler kaybettiğini anlarsınız.
* Dünya bir cîfedir, leştir. Ondan birşey isteyen köpek- lerle dalaşmaya dayanıklı olsun.
* Kul ümidini yalnız Rabbine bağlamalı ve yalnız günah- ları kendisini korkutmalıdır.
* İnsanlar arasında Allah'ı en iyi bilen, O'nu çok seven ve tam ta'zim edendir.
* İlimsiz yapılan ibadette, anlayış vermeyen ilimde, te- fekküre götürmeyen Kur'ân-ı Kerîm okumakta hayır yoktur.
* İyilik bilmez birisi de olsa, sen iyilik yap! Zira o, mukabi- linde teşekkür edene yapılan iyilikten mizanda daha ağır gelir.
* Edep aklın sûretidir.
* Alim ölse de yaşar, cahil yaşarken ölüdür.
* Bana bir harf öğretenin kölesi olurum.
* İnsanın kıymeti, yaptığı iyiliklerle ölçülür.
* Kalbin şifâsı Kur'ân-ı Kerîm okumaktır.
YANITLASİL
yuksel31 Ocak 2024 21:51
ISLAM KAHRAMANLARI
• İnsanlara önce hakkı öğretiniz. Onu öğrenen batil
tanır. * İnsanı layık olmadığı yere koymak zulümdür.
• Hakk'ı tanıyan Hak ehlini de kolayca anlar. Önce bâtil öğrenen, Hakk'ı güç tanır.
*Sen babanın hakkına riayet edersen, oğlun da senin hakkına riayet eder.
• Cimri insan, dünyada fakirler gibi yaşar, ahirette de zenginler gibi hesaba çekilir.
* Dostlarının kalbini kırmakla, düşmanlarının arzularını yapmış olursun.
* Himayen altındakilere iyilik yapmak istersen, onlara terbiye ve edep öğret.
* İki şey aklı ve tedbiri bozar, biri acele etmek, biri de olmayacak şeyi istemek.
* Kanaat eden aziz, açgözlülük yapan zelil olur.
* Nasihati reddeden, rezalet bulur.
* Kişinin verene teşekkür etmesi, nimetinin artmasına sebep olur.
* Ölümü unutmak, kalbin paslanmasındandır.
* Oburlukla sağlık bir arada bulunamaz.
* Mes'ud insan başkasından ibret alandır.
*Kişinin kendisini beğenmesi, aklının zayıf olduğuna delalet eder.
58
* Hakiki dost, sıkıntı zamanında imdada yetişendir
YANITLASİL
yuksel31 Ocak 2024 21:52
ASR-I SAADET'TEN
* Lüzumsuz şeylerin peşinde koşan, lüzumlu şeyleri ka- çırır.
• İnsanın namaz hususunda tembellik göstermesi, îman zayıflığındandır.
* Sabır kederlere perde, tehlikelere karşı yardımcıdır.
* Öldükten sonra yaşamak isterseniz, ölmez bir eser bırakınız.
* Her fenalıktan uzak kalmanın yolu, dili tutmaktır.
* İktisat az şeyi çoğaltır, israf çok şeyi azaltır.
* Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras, ilim gibi şeref olmaz.
İnsanlığın kurtuluşu faizin kaldırılması, zekâtın yerine getiril mesindedir. (S.) 649:Lemaat
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 22:33
İnsanlar kendi idarecilerinin yolundadır. (Mn.) 33.
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 22:53
8.Asirda İngiliz Kralı Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazarak para bastırmış.
Akra Fm.
Günün sohbeti
Prof Dr Mahmud Esad Coşan
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 23:36
Türkiye Cumhuriyeti de paranın üstüne Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazmalidir.
Cennet ehli Cennete Cehennem ehli de ateşe girdiklerinde, ölüm (bir koç şeklinde) Cennetle Cehennem arasında bir yere getirilir ve kesilir. Sonra bir münadi şöyle nida eder: "Ey ehli Cennet, ebedilik var ölüm yok. Ey ehli nar, ebedilik. Ölüm yok." Bunun üzerine Cennet ehlinin sevinç üzerine sevinçleri artar. Cehennem ehlinin ise hüzünleri üzerine hüzünleri artar.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 51 / No: 9
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel20 Şubat 2024 16:30
Ümmetimi Benden sonra öyle fitneler kaplayacak ki, o fitnelerde insanın vücudu gibi kalbide ölür.
Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 346 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
de: «Malınızın ve avene- nizin çokluğu ve hakkı kabulde büyüklenmeniz sizi azabdan kurtarmadı.» derler.] [2] : [Ve «Bunlar (yani müslümanlar) Cennete giremez. diye yemin ederdiniz, derler.] [3] O anda: [Mü'minlere, «Cennete giriniz; sizin için asla korku ve keder yoktur. denilir.] A'raf halkının kim olacağı (sabi iken ölen küffar evladı, deliler vesaire olmak üzere) ihtilaflıdır. ((Cen- netle Cehennem arasında Yahya aleyhisselâm tarafından, Ce- nabı Hakkın emriyle, ölüm kesilip yok edilecek ve ondan sonra kâfirlerin kederi, mü'minlerin sevinçleri artacaktır.))
YanıtlaSilde: «Malınızın ve avene- nizin çokluğu ve hakkı kabulde büyüklenmeniz sizi azabdan kurtarmadı.» derler.] [2] : [Ve «Bunlar (yani müslümanlar) Cennete giremez. diye yemin ederdiniz, derler.] [3] O anda: [Mü'minlere, «Cennete giriniz; sizin için asla korku ve keder yoktur. denilir.] A'raf halkının kim olacağı (sabi iken ölen küffar evladı, deliler vesaire olmak üzere) ihtilaflıdır. ((Cen- netle Cehennem arasında Yahya aleyhisselâm tarafından, Ce- nabı Hakkın emriyle, ölüm kesilip yok edilecek ve ondan sonra kâfirlerin kederi, mü'minlerin sevinçleri artacaktır.))
YanıtlaSilMUNEBBIHAT
YanıtlaSilAltıncısında "Iste bu, yerine getirdiğiniz kulluk görevlen nize karşılık mükafatınızdır" yazılıdır. Yedincisinde "A genç oldunuz, asla ihtiyarlamayacaksınız" yazılıdır. Sen zincisinde "Artık emin oldunuz, asla yazılıdır. Dokuzuncusunda "Peygamberler, hitler ve salihlerle arkadaş oldunuz" yazılıdır. Onunc sunda "Arşın sahibi kerim olan Rahman'ın yanına yerleş tiniz" yazılıdır. korkmayacakμονή siddiklar,
Sonra melek "Oraya emniyet ve selâmetle girin." (Hic Sûresi, 15/46) der.
Onlar da "Bizden üzüntüyü gideren Allah'a (cc) tam dolsun! Muhakkak ki Rabbimiz çok bağışlayan ve çokça nimet bahşedendir." (Fâtır Sûresi, 35/34)
Ve "Vadini yerine getiren ve bizi, dilediğimiz yerinde oturacağımız bu cennet yurduna mirasçı kılan Allah'a hamdolsun. Kulluk görevlerini ifa edenlerin mükâfahı ne de güzelmiş!" (Zümer Sûresi, 39/74) derler.
(Aynı şekilde), Allah (cc) Cehennem halkını cehenne- me sokmak istediği zaman onlara, beraberinde on yüzük bulunan bir melek gönderir. Yüzüklerin
Birincisinde "Oraya girin! Orada sonsuza kadar ne öle(bile)ceksiniz, ne yaşayacaksınız, ne de oradan çıkarı- lacaksınız!" yazılıdır. İkincisinde "Girin azaba! Orada sire rahat yoktur!" yazılıdır. Üçüncüsünde "Rahmetimden u midinizi kesin!" yazılıdır. Dördüncüsünde "Oraya endişe gam-keder ve hüzünle girin!" yazılıdır. Beşincisinde "G yeceğiniz ateş, yiyeceğiniz zakkum, içeceğiniz kaynar s beşiğiniz ve örtünüz ateştir!" yazmaktadır.
Altıncısında "Bu, bana karşı yaptığınız isyankârlıklarn
CS MÜNEBBİHAT
YanıtlaSilcezasıdır!" yazmaktadır. Yedincisinde "Gazabım Cehen- nemde ebedi olarak üzerinize olsun!" yazmaktadır. Seki- zincisinde "Bile bile büyük günahları işlemeniz, tövbe memeniz ve pişman olmamanız sebebiyle länetim be arkadaşlarınız ebedi olarak şeytanlardır" yazılıdır. Onun ausunda "Şeytana uydunuz, dünyayı arzuladınız ve ahireti terk ettiniz. İşte bu da cezanızdır!" yazılıdır.
23. Hikmet sahiplerinden biri demiştir ki:
"On şeyi on yerde aradım fakat başka on yerde bul- dum: Üstünlüğü kibirlenmekte aradım fakat alçak gönül- lülükte buldum. İbadeti namazda aradım fakat vera'da (: takvada) buldum. Rahati hirs ve tamahta aradım fakat zahitlikte buldum. Kalbin nûrunu gündüz âşikâre kılınan namazda aradım fakat geceleyin gizlice kılınan namazda buldum. Kıyametin nûrunu cömertlik ve eli açıklıkta ara- dım fakat susuzluk ve açlıkta buldum. Sırattan geçmeyi kurban kesmekte aradım fakat sadakada buldum. Ce- hennemden kurtulmayı mubahlarda aradım fakat şehvet- leri terk etmekte buldum. Yüce Allah'ın sevgisini dünya- da aradım fakat Allah'ı (cc) zikirde buldum. Afiyeti kala- balıklarda aradım fakat uzlette (: tenhada) buldum. Kal- bin nûrunu vaazlarda ve Kur'an okumakta aradım fakat tefekkür ve ağlamakta buldum."
24. Hz. İbn Abbas (ra) Yüce Allah'ın, "Bir zamanlar Rabbi İbrahim'i bazı kelimelerle sınamıştı." (Bakara Sûre- si, 2/124) âyeti hakkında demiştir ki:
"On haslet sunnettendir. Bunların beşi başta, beşi be-
MUNEBBIHAT
YanıtlaSildendedir: Başta olanlar: Misvak, mazmaza (: ağzı çalka lamak), istinşak (: burna su çekip temizlemek), bıyıklam kısaltmak, saç tıraşı olmak.
saledende olanlar ise: Koltuk altındaki kılları almak, te nakan kesmek, etek tıraşı olmak, sünnet olmak, istine yapmaktır (: tuvalette ilgili yerleri def-i hâcetten sonra temizlemektir)."
25. Hz. İbn Abbas (ra) demiştir ki:
Hz. Peygamber'e (sav) bir kere salavat getirene, Yüce Allah (cc) on kere salavat getirir. Hz. Peygamber'e bir kere kötü söz söyleyene Allah (cc) on kere kötü söz söy ler. Yüce Allah'ın Velid b. Muğîre (Allah'ın lâneti onun üzerine olsun) hakkındaki âyetini görmez misin? O Hz. Peygamber'e (sav) sövdüğü zaman Allah (cc) buyurmuş. tur ki:
"Alabildiğine yemin eden, aşağılık, daima kusur ara- yıp kınayan, durmadan laf götürüp getiren, iyiliği hep engelleyen, mütecâviz (: başkalarının haklarına riayet etmeyen), günaha dadanmış, kaba ve haşin, üstelik soy suzlukla damgalanmış kimseye; (sırf) mal ve evlatları var diye sakın itaat etme! Ona âyetlerimiz okunduğu zaman o, bunlar eskilerin masallarıdır, der." (Kalem Süresi, 68/10-15) Yani Kur'ân'ı yalanlar.
26. İbrahim b. Edhem'e (Allah kendisine rahmet etsin) "Bana dua edin, duanıza icâbet edeyim!" (Gâfir Süresi, 40/60) meâlindeki âyet hakkında, "Dua ediyoruz fakat duamız kabul edilmiyor (sebebi nedir?)" diye sorulduğu zaman demiştir ki:
MÜNEBBİHAT
YanıtlaSil"On şeyden dolayı kalbiniz ölmüştür: Allah'ı (cc) tanidiniz fakat O'nun hakkını eda etmediniz. Allah'ın kitabını okudunuz fakat onunla amel etmediniz. İblis'e düşman olduğunuzu iddia ettiniz fakat onu dost ediniz. Hz. Peygamber'i (sav) sevdiğinizi iddia ettiniz fakat onun izini ve sünnetini terk ettiniz. Cenneti sevdiğinizi iddia ettiniz fakat onun için çalışmadınız. Cehennemden korktuğunuzu iddia ettiniz fakat günahlardan vazgeçme- diniz. Ölümün hak olduğunu iddia ettiniz fakat ona hazır- lanmadınız. Başkalarının kusurlarıyla meşgul oldunuz fakat kendi kusurlarınızla ilgilenmediniz. Allah'ın (cc) riz- kını yiyorsunuz fakat ona şükretmiyorsunuz. Ölülerinizi gömüyorsunuz fakat onlardan ibret almıyorsunuz."
***
27. Hz. Peygamber (sav) buyurmuştur ki:
"Herhangi erkek veya kadın, on cümleden oluşan şu duayı Arefe gecesi bin kere okursa, sıla-ı rahimi (: akra- balık bağını) kesme veya bir başka günah için dua etme- dikçe, istediği şey kendisine verilir:
Sübhânellezî fi's-semâi arşuh (: Arş'ı gökyüzünde olan Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim.) Sübhânellezî fi'l-ardi mülküh (: Hükümranlığı yerde olan Allah'ı nok- san sıfatlardan tenzih ederim.) Sübhanellezî fi'l-berri sebilüh (: Karada yolları olan Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim.) Sübhânellezi fi'l-hevâ rûhuh (: Havada ruhu olan Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim.) Sübhânellezi fi'n-nâri sultanuh (: Ateşte hükmü geçen Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim.) Sübhânellezi fil-erhâmi ilmuh (: Rahimlerde ilmi bulunan Allah'ı nok- san sifatlardan ederim.) Sübhanellezi fi'l-kubûri kadâuh (: Kabirlerde kaza ve kaderi olan Allah'ı noksan
MÜNEBBİHAT &
YanıtlaSilsıfatlardan tenzih ederim.)
Sübhanellezí rafea's-semâe bi-ğayri amed (: Göklen dayanaksız olarak yükselten Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim.) Sübhânellezî vadaa'l-ard (: Yeryüzünü yaratan Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. Sübhanellezî lâ melcee ve lâ mencâ minhu illâ ileyh Kendisinden kurtuluş ve kaçışın sadece yine kendisine olduğu Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim.)" ***
28. Hz. İbn Abbas (ra) rivayet etmektedir: Bir gün Allah Resûlü (sav), İblis'e (aleyhilla'ne) "Ümmetimden dostların ne kadardır?" dedi. O da şöy le dedi: "On sınıf insandır:
Zalim hükümdar, kibir sahibi, malını nereden kazan- dığını ve nereye harcadığını umursamayan zengin, yöne- ticinin zulmünü onaylayan âlim, hain tüccar, ihtikârı ( karaborsacı), zina eden, faiz yiyen, malı nereden kazanıp biriktirdiğini umursamayan cimri, devamlı içki içen ay- yaş."
(Aynı şekilde) Hz. Peygamber (sav); "Ümmetimden düşmanların ne kadardır?" diye sordu. O da şöyle dedi: "Yirmi sınıf insandır:
İlki sensin Yâ Muhammed! Senden nefret ederim. (Di- ğerleri) ilmiyle amel eden âlim, Kur'ân'ın hükümleriyle amel eden hafız, Allah için beş vakit ezan okuyan, fakirle na yoksulları ve yetimleri seven, merhametli kalp sahibi hakkı kabul etme noktasında mütevazi olan, Allah'a (cc) taat (: ibadet) üzere yetişen genç, helâl yiyen, Allah için birbirini seven iki genç, cemaatle namaza düşkün olan, insanlar uykudayken geceleri namaz kılan, nefsinin
MÜNEBBIHAT
YanıtlaSilharam işlemesine mani olan, kalbinde hiçbir menfaat beklentisi olmaksızın din kardeşlerine nasihat (bir rivayet dua eden isi devamli abdestli olan kimse, yet dlan, güzel ahlaklı olan, Allah'ın (cc) tekeffül ettiği (kem disi üzerine aldığı şey hususunda Rabbini tasdik eden, namuslu dul kadınlara iyilik eden, ölüme hazırlanan kişi."
29. Vehb b. Münebbih demiştir ki:
"Tevrať'ta şöyle yazılıdır: Dünyada Ahiret için azık ha zırlamış olan, kıyamet günü Allah'ın (cc) sevgilisi olur. Gazabı terk eden, Allah'ın (cc) eman ve himayesi altında olur. Dünyada yaşama sevdasını terk eden, Allah'ın (cc) azabından güvende olur. Hasedi terk eden, kıyamet gü nü mahlûkatın ileri gelenlerinin üzerinde övülen bir kişi olur. Baş olma sevdasını terk eden, kıyamet günü melik ve cebbar (olan Allah'ın) katında aziz (: şerefli, itibarlı) olur.
Dünyada lüzumsuz şeyleri ( merak etmeyi) terk eden, iyiler arasında nimete erer. Dünyada husumeti terk eden, kıyamet günü kazananlardan olur. Dünyada cimriliği terk eden, insanlar içerisinde en ön sırada zikredilenler ara sında yer alır. Dünyada rahatı terk eden, kıyamet günu sevinçli olur. Dünyada haramı terk eden, kıyamet günü peygamberlere komşu olur. Dünyada harama bakmayı terk edeni (n gözünü), kıyamet günü Allah feraha kavuş turur.
Dünyada zenginliği terk edip fakirliği tercih edeni, ki yamet günü Yuce Allah, veliler ve peygamberlerle bir kate hasreder (: diriltir). Dünyada insanların ihtiyaçlarını kar ihtiyaçlarını
MÜNEBBIHAT
YanıtlaSilKargılar:
(Aynı şekilde), Kabrinde (yalnızlığını giderecek) arka das isteyen, gecenin karanlığında kalksın ve namaz kılsın Rahman(olan Allah)'in arşının gölgesinde olmak isteyen zahid olsun. Hesabının kolay olmasını isteyen, kendine edin kardeşlerine karşı nasih (: onların iyiliğini isteyen verami, dürust) olsun. Meleklerin kendisine ziyaretçi of masını isteyen, vera sahibi olsun (: haramlardan kan makta titiz olsun). Cennetin ortasına yerleşmek isteyen, gece gündüz Allah'ı (cc) zikreden bir kişi olsun.
Cennete hesapsız girmek isteyen, Allah'a (cc) tevbe nasûh ile (: kesin bir şekilde) tövbe etsin. Zengin olmak isteyen, Allah'ın (cc) taksimatına razı olsun. Allah (cc) hakkında derin kavrayış sahibi olmak isteyen, huşû sahibi olsun. Hikmet ehlinden olmak isteyen, âlim olsun. İnsan- lardan selamette olmak isteyen, başkasını hayırdan başka bir şeyle anmasın. Dünya ve âhirette şeref isteyen, âhireti dünyaya tercih etsin ve "Hangi şeyden yaratıldım, niçin yaratıldım?" diye dünyada ibret alsın.
Firdeus (cennetini) ve yok olmayan naîm (cenne ti/nimetleri) isteyen, ömrünü dünyanın fesadı için harca masın. Dünya ve âhirette cenneti isteyen, cömertliği el den bırakmasın. Zira comert kimse, cennete yakın ve cehenneme uzaktır. Kalbinin tam bir nûr ile aydınlanma. in isteyen, tefekkür etsin ve ibret alsın. Sabırlı bir bede ni, zikreden bir lisanı ve huşû dolu bir kalbi olmasını iste- yen; mümin erkek ve kadınlar ile müslüman erkek ve kadınlar için çokça istiğfar etsin."
Tasavvuf Klasikleri
YanıtlaSilibn Hacer El-Askalani
MÜNEBBİHAT
UYARILAR
Yazarlar
YanıtlaSilQOSHE'nin özellik ve deneyimlerinden faydalanabilmeniz için çerez kullanıyoruz.
Daha fazla bilgi . Kapat
İhmalkârlığı kâr sanmak!
Ramazan Kayan
Ramazan Kayan
Milat
27 0
bugün
Bugün Ümmeti Muhammed’in maruz kaldığı müzmin bir hastalıkla karşı karşıya kalıyoruz: İhmalkârlık… Öyle ki bu hastalık, hastalık olarak görülmüyor… Tedaviye ihtiyaç duyulmuyor… Bu da ayrı bir hastalık… Hatta ihmalkârlık kâr sanılıyor…
Sanıyorum kulluk sınavımızı zora sokan en ciddi suçlardan biri ihmalkârlığımızdır…
Diyebilirim ki, öyle ihmaller vardır ki sonucu kasıtlı işlenen bazı hatalardan daha ağır olabiliyor
Evet, kimi günahlar, yanlışlar, hatalar, suçlar bilerek, isteyerek işlenmiyor… Birçoğu ihmalimizin sonucu…
Hak edene hakkını vermemek, sürüncemede bırakmak, kulak ardı etmek haksızlığa prim vermektir…
Ödüllendirilmesi gerekeni ödüllendirmemek… Cezalandırılması gerekeni cezalandırmamak…
İyiliği cezalandırmak, kötülüğü ödüllendirmekle eş anlamlıdır…
Gecikmiş adaletin adalet olmadığını bilmeyen var mı?..
Mazlumların çırpışını, çığlığını izlemek veya yüz çevirmek o cürme ortak olmak değil midir?
Başarısız olabiliriz, sonuç alamayabiliriz fakat kötülüğe müdahalemiz yoksa kuşkusuz vebal altındayız…
Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan değil miydi?
Bugün düşmandan daha çok ihmalimiz bizi vuruyor… En ciddi yanılgımız, ihmalkârlığı karakter edinmek ve bunu meslek bilmek… İhmal suikastlarının müsebbibi biz değil miyiz?
Gâvurların yaptıkları orada kalsın, gafletimiz bizi bitirmiyor mu?..
Sürdürülemeyen sorumluluklar, yarım kalmış görevler, sil baştan başlayan tekrarlar, inisiyatifsizlik, iradesizlik,........
Adaleti ihmal ettik… Ahlakı ihmal ettik… Ahireti ihmal ettik…
YanıtlaSilKim bilir belki Allah’ı ihmal ettik…
Evet, Allah’a iman ediyoruz, ama yine de ihmal ediyoruz ve de iflah olmuyoruz… Namazdaki üşengeçliğimizi başka türlü nasıl izah edebiliriz?
Topyekûn kulluğumuz ve onun mütemmimi olan kardeşliğimiz ihmal riski altında…
Yoksullarımız, yetimlerimiz, yalnızlarımız, yaşlılarımız nerede?
Unuttuklarımız, uzaklaştıklarımız…
Kudüs, Kurtuba, Kafkasya, Kırım, Keşmir tarihi bir ihmalin kurbanı olan coğrafyalarımız değil mi?
Tabi ki, Kitabı ve kıbleyi ihmal edenlerin ne ülküsü, ne de ülkesi kalıyor…
Dahası biz kalbimizi ve ruhumuzu ihmal ettik… Yani kendimizi ihmal ettik, kaçınılmaz bir netice olarak birbirimizi ihmal ettik…
Vicdanı, mizanı imanın gereğini ihmal ettik…
Ahdimizi, akdimizi, andımızı, ihmal ettik…
Tüm bu ihmaller edep, erdem, haya, terbiye, görgü, nezaket, özveri, özen gösterme hassasiyetimizi zedeledi…
ihti- mamsızlık umutları tüketiyor...
YanıtlaSilBu ihtimaller yarınları yaralıyor, gele- ceği karartıyor...
İhmalkârlığımız ilahi emanete düşü- rülmüş kara bir lekedir... Bugün başımı- za gelen musibet, felaket ve belalar kim bilir geçmişteki hangi ihmallerimiz sonu- cudur...
İhmal eden, savsaklayan, aldırmayan, geçiştiren ve bunu alışkanlık haline geti- ren, yaşam tarzı edinen bir ümmet iflah olmaz, toparlanamaz ve kendine gele- mez...
Yüz yıllık bir ihmalin sonucu olsa ge- rek bu ümmetin sefaleti ve esareti bitmi- yor... Parantez kapanmıyor...
Yoksa zamana yaydığımız yükümlü- lüklerin zamanla zamanaşımına uğraya- cağını mı sanıyoruz?..
a
ra
Dosyamızın kabardığını, suçumuzun arttığını fark etmiyoruz...
Açık söylemek gerekirse; ipe un se- ren, havanda su döven, topu taca atan, "çizdim, oynamıyorum," diyen "yerim dar" diyenin bu davada yeri yoktur...
Öldürücü suskunluk, kahredici vur- dumduymazlık tüm kasvetlerin ve gay- retlerin temel nedenidir
Davetsiz ve cihadsız hayatların hayrı kalmıyor... Aksiyonsuz ve aşksız hare- ketlerde bereket görülmüyor...
Ninova'yı, hatta Okçular Tepesini ih- mal ettik... "Bu sıcakta sefere çıkılır mı?" dedik...
Allah için ayağa kalkın denince yere çakılı kaldık." Duyarlılığımız gitti... Du- ruşumuz değişti... Duruma göre vaziyeti idare eder olduk...
YanıtlaSilÖnümüzde daha uzun zaman var, tevbe ile telafi ederiz, dedik. Hani bizim mahallemiz, sokağımız hedef kitlemiz vardı... Bir insanın hidayetine vesile ol- mak dünyalara bedeldi... Tüm engelle- melere rağmen yüreklere dokunurduk... Bugün engeller kalktı, biz yerimizden kalkamıyoruz...
Bunca imkâna rağmen bu nasıl bir ihmal? İzahı zor bir durum... İmtihanda bocalıyoruz...
İhtimam gidince ihmal başlıyor, imti-
han zorlaşıyor... Daha da vahimi ihmal
yerinde durmuyor, derinleşiyor, yaygın-
laşıyor...
Kur'an'ı mehcur bıraktık... Mabetleri metruk bıraktık... Yoksulları mahrum bıraktık... Yeryüzünü mücrimlere bıraktık...
Biz de sadece soralım: Kim neyi bilecek ve bilmeli?
YanıtlaSilMesela “2014’ten bu yana Erdoğan İslamcı değil yeşil Kemalist’tir” demiş olan Doğu Perinçek?
Adnan Menderes'in 1957 seçimle- ri öncesinde bazı bakanlarıyla bera- ber Said Nursi'yi ziyarete gitmesi gibi olaylar, bazı çevreler tarafından irticayı hortlatmakla ve oy avcılığıyla suçlandı. Eleştirilen bir diğer nokta ise, Türkiye'nin 'dış politikada NATO ile birlikte hareket etmesi ve Cezayir'in Kurtuluş Savaşı sı- rasında Fransa'nın iç meselesi olduğu gö- rüşünün benimsenip 1958'deki Cezayir'in
YanıtlaSilbağımsızlığı oylamasında çekimser oy kul-
lanılmasıdır.
HERKES İÇİN
YanıtlaSilTARİH
ALIŞTIRMALARLA Genel Tarih Tekrarı
Boşlukları Doldurarak
Sistematik Öğren
Kritik Bilgi Notlarıyla
Asla Unutma!
YEDİİKLİM
sy. 420.
Zaman yakınlaşır ve ilim kalkar, hasislik ortaya bırakılır, fitneler zahir olur ve herc çoğalır. Denildi ki: "Herc nedir Ya Resulallah?" Buyurdu ki, katildir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 507 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
Adem oğlunun kalbi, tencerenin kaynamasının tam haddini bulmasından daha çabuk değişir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Mikdat İbni Esved (r.a.)
Sayfa: 348 / No: 12
Ramuz El-Ehadis
Şirk, ümmetimde, düz taşta karanlık gecede karıncaların gezinişinden daha gizlidir. Alameti, adaletsizlikten dolayı muhabbet ve adaletten dolayı da buğz etmektir. Ve din, Allah için sevgi ve Allah için Buğz'dan başka nedir? Allah Teala buyurdu ki: "Eğer siz Allah'ı seviyorsanız Bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin."
YanıtlaSilRavi: Hz. Âişe (r. anha)
Sayfa: 215 / No: 16
Ramuz El-Ehadis
İyiliğin seni sevindiriyorsa ve günahın da seni üzüyorsa, bu takdirde sen mü'minsin.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Ümâme (r.a.)
Sayfa: 49 / No: 16
Ramuz El-Ehadis
Gerçekten hepimiz ölecek miyiz?
YanıtlaSilİLMEM... Hiç öyle imiş gibi dur-
YanıtlaSilB muyor şimdi ölüm hakikati, bu çağ üzerinde... Sanki "çağdaş" bir olgu değilmiş gibi durduruluyor..."
24. Hz. Peygamber (sav) buyurmuştur ki:
YanıtlaSil"Bütün hataların kaynağı, dünya sevgisi; bütün fitne- lerin kaynağı, öşür ve zekâtı vermemektir."
Tasavvuf Klasikleri
ibn Hacer El-Askalani
MÜNEBBİHAT
UYARILAR
Dünya ile Ahiret işi bir anda yapılması gerekse ahiret işi önce yapılır.
YanıtlaSilAKRA FM
MAHMUD ESAD COŞAN
HADİSLER DERYASI
guya yerleştiler, halen sayıca az olmalarına rağmen birçok ülkenin Sunetimini, kültürel hayatını, ekonomisini, dünya ticaretini ele geçir miş, istediğini istediği ülkeye empoze ettirip yaptırabiliyorlar... Batılı devletlerin, daha başka, mason locaları, Lions kulüpleri, Ro- tary kulüpleri, Bilderbergler, misyoner teşkilatları, Yehova Şahitleri gi bi nice nice dinî, sosyal, siyasî, gizli, âşikâr, etkili, faal teşkilatları var... Ama biz müslümanların böyle kuruluşları yok; kurulmamış, kuru-
YanıtlaSillanlar tahrip edilmiş, kapatılmış, yasaklanmış...
Emperyalistler bir İslâm ülkesini ele geçirdiler mi önce İslam'ı
unutturmaya, müslüman halkı dejenere etmeye çalışırlar, en çok, ger- çek İslâm'dan, halis müslümandan korkarlar. Çünkü İslâm, iman, Kur'an, irfan, ahlâk ve mâneviyat ile ilim, çalışma, gayret, şuur, onur, basiret, hürriyet, istiklal, kalkınma, refah, mutluluk, zenginlik, güçlü- lük arasında kuvvetli ilişkiler, sarsılmaz bağlar, kesin etki ve tepkiler olduğunu çok iyi bilirler.
YANITLASİL
yuksel28 Şubat 2024 06:54
smler belli, duvarlar saglam, R çek buketleri, demek ki sık sık in uzerlerinde demet demet ta- ziyaret olunmaktalar...
Onlar böyleyken bizler ne yapmışız? Maalesef yürekler acısı bir durum. Mezarlıklar istilaya uğramış, gecekondu dolmuş, istimlak edilmiş, türbeler yıkılmış, kapatılmış, tozlu, harap, yağmalanmış; cami lere el konulmuş, halı la rı, levhaları, minberleri, mihraplan, çinileri- hatta kubbe kurşunları çalınmış, en değerli eserler yıktırılmış, avlu ları yok edilmiş; tarih sevdirilmemiş, ecdat kötülenmiş, gerici ve yo- baz gösterilmiş, vatan hainle ri putlaştırılmış, kahramanlaştırılmış; sa- raylar yağmalanmış, arşivler satılmış, şehirlerin tarihî binaları yıkıl- mış, yerlerini soğuk beton yığınlar almış, vakıf eserler yağmalanmış, kütüphaneler kapatılmış, en değerli kitaplar kaybolmuş, bir sürü yol- suzluk, hırsızlık, hainlik, düşmanlık, kadirbilmezlik, şarlatanlık, dal- kavukluk, nemelâzımcılık, vefasızlık, şuursuzluk...
Milli kültürümüz mahvedilmiş, tarihimiz yağmalanmış, tarih şu- uru sıfır, takip yok, hesap soran yok, suçlu ortada, ev sahibinden bas- kin, arsız, yüzsüz. Bu rezalete kimler, ne zaman dur diyecekler acaba; Şark'ın
eski aslanları nerede, uykudan ne zaman uyanacaklar? Bir 18 Mart Canakkale Zaferi gecti kar kisi olayı bilmekte? Çocuk
YanıtlaSil3233- Peygamberlik içinizde, Allah'ın dilediği zamana kadar devam edecek, sonra kaldırmak isteyince onu, kaldıracak; sonra nübüvvetin yolunda olan hilafet Allah'ın dilediği müddete kadar sürecek, sonra onu kaldırmak isteyince kaldıracak, sonra ısıran saltanat devri gelecek, o da Allah'ın dilediği zamana kadar kalacak, sonra Allah onu kaldırmak isteyince kaldıracak, sonra onu zorba bir hükümdarlık takip edecek, sonra da nübüvvet yolu üzerinde olan bir hilafet devri gelecek.
٣٢٣٤ - تَكُونُ لَأَصْحَابِي زَلَّةٌ يَغْفِرُهَا اللَّهُ لَهُمْ لِسَابِقَتِهِمْ مَعِي (كر عن محمد
بن الحنفية عن ابيه
3234- Ashabımın zellesi (ayak kayması) olur. Lakin Allah onları benimle beraber güzel geçmişleri bulunduğu için bağışlar.
٣٢٣٥ - تَكُونُ بَيْنَ يَدَيِ السَّاعَةِ أَيَّامٍ يُرْفَعُ فِيهَا الْعِلْمُ وَيُنْزَلُ فِيهَا الْجَهْلُ
وَيُكْثَرُ فِيهَا الْهَرَجُ وَالْهَرَجُ الْقَتْلُ (ه عن ابن مسعود)
3235- Kıyamet öncesi öyle günler olacak ki, o günlerde ilim kalkacak, cehalet yaygın hal alacak, cinayetler çoğalacak.
بِكُمْ فَيَسِيرُونَ ٣٢٣٦ - تَكُونُ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَ بَنِي الْأَصْفَرِ هُدْنَةٌ فَيَعْدِرُونَ
YANITLASİL
yuksel1 Mart 2024 22:26
إِلَيْكُمْ فِي ثَمَانِينَ غَايَةً تَحْتَ كُلِّ غَايَةٍ اثْنَيْ عَشَرَ الْفَا" (ه عن عوف بن مالك)
3236- Beni asfar ile aranızda sulh olacak, sonra size hiyanette bulunup her birinin altında on ikibin kişi bulunan seksen sancakla size doğru saldıracaklar.
۳۲۳۷ - تَكُونُ أَرْبَعُ فِتَنِ الأُولَى يُسْتَحَلُّ فِيهَا الدَّمُ وَالثَّانِيَةُ يُسْتَحَلُّ فِيهَا الدَّمُ وَالْمَالُ وَالثَّالِثُ يُسْتَحَلُّ فِيهَا الدَّمُ وَالْمَالُ الْفَرْجُ وَالرَّابِعَةُ الدَّجَّالُ
نعيم عن عمران بن حصين
3237- Dört fitne başgösterecek: Birincisinde adam öldürmek helal sayılacak, ikincisinde hem o, hem de mal, üçüncüsünde kan, mal, zina helal sayılacak, dördüncüsü ise Deccal'dir.
۳۲۳۸ - تَكُونُ اَمَامَ الدَّجَّالِ سِنُونٌ خَوَادِعُ يُكْثَرُ فِيهَا الْمَطَرُ وَيُقَلُّ فِيهَا النَّبْتُ وَيُكَذِّبُ فِيهَا الصَّادِقُ وَيُصَدَّقُ فِيهَا الْكَاذِبُ وَيُؤْتَمَنُ فِيهَا الْخَائِنُ وَيُحَوَّنُ فِيهَا الْأَمِينُ وَتُنْطَقُ فِيهَا الرُّوَيْبِضَةُ قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَا الرُّوَيْبِضَةُ
قَالَ مَنْ لَا يُوبَهُ لَهُ (طب عن عوف بن مالك)
3238- Deccal'den önce aldatıcı yıllar olacak. O yıllarda yağmur çok, bitki az olacak, doğru söyleyen yalanlanacak, yalan söyleyense doğrulanacak, haline güvenilecek emin olan kişi hain sayılacak, Ruvaybıza konuşacak "Ruvaybıza nedir ey Allah'ın Rasulü?" diye sordular. "Ruvaybıza, kendisine önem verilmeyen kişi" buyurdu.
۳۲۳۹ - تَكُونُ بَيْنَ النَّاسِ فِرْقَةٌ وَاخْتِلَافٌ فَيَكُونُ هَذَا وَأَصْحَابُهُ عَلَى الْحَقِّ
يَعْنِي عَلِيًّا (طب عن كعب بن عجرة) 3239. İnsanlar arasında ayrılık ve ihtilaf olacak, bu ve arkadaşları doğru yol üzere olacaklar. (Hazreti Ali kasdediliyor.)
٣٢٤٠ - تَمَنَّوْا الْمَوْتَ عِنْدَ خِصَالِ سِيِّ عِنْدَ إِمَارَةِ السُّفَهَاءِ وَبَيْعِ الْحُكْمِ وَاسْتِحْفَاف بالدَّمِ وَكَثْرَة الشَّرْطِ وَقَطِيعَةِ الرَّحْمِ وَلَشُوءٍ يَسْتَخْذُونَ الْقُرْآنَ
YANITLASİL
yuksel1 Mart 2024 22:27
مَزَامِيرَ يُقَدِمُونَ الرَّجُلَ لِيُغَنِّيَهُمْ وَلَيْسَ بِأَفْقَهِهِمْ (طب عن عابس لغفارى)
3240- Şu altı hususla karşılaştığınız zaman, ölümü temenni edin. Alçaklar başa geçirilince, hükümler satılınca, insan öldürmek hafife alınınca, şart ve yemin çoğalınca, akraba ile ilgi kesilince, Kur'an şarkı gibi oyuncak ve eğlence edinilince ki
YANITLASİL
Yorum Gönder
Bu blogdaki popüler yayınlar
İman
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Meric Tumluer Said Nursi
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Blogger tarafından desteklenmektedir
Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL
Vasiyet ve mustafa
PROFİLİ ZİYARET EDİN
Arşivleme
Kötüye Kullanım Bildir
مَزَامِيرَ يُقَدِمُونَ الرَّجُلَ لِيُغَنِّيَهُمْ وَلَيْسَ بِافقهِهِمْ (طب عن عابس لغفارى)
YanıtlaSil3240- Şu altı hususla karşılaştığınız zaman, ölümü temenni edin. Alçaklar başa geçirilince, hükümler satılınca, insan öldürmek hafife alınınca, şart ve yemin çoğalınca, akraba ile ilgi kesilince, Kur'an şarkı gibi oyuncak ve eğlence edinilince ki, insanlar kendilerinden çok daha az bilgisi bulunan adama gelip ondan medet umarlar.
٣٢٤١ - تَنَاصَحُوا فِي الْعِلْمِ وَلَا يَكْتُمُ بَعْضُكُمْ بَعْضًا فَإِنَّ خِيَانَةً فِي الْعِلْمِ
أَشَدُّ مِنْ خِيَانَةٍ فِي الْمَال (حل عن ابن عباس)
3241- İlimde birbirinize yardımcı olun. Kimse kimseden ilmi gizlemesin. Çünkü ilimde hıyanet, maldaki hiyanetten daha şiddetlidir.
٣٢٤٢ - تَنْتَظِرُ النُّفَسَاءُ اَرْبَعِينَ لَيْلَةً فَإِنْ رَنَتِ الطَّهْرَ قَبْلَ ذَلِكَ فَهِيَ طَاهِرٌ
وَإِنْ جَاوَزَتِ الْأَرْبَعِينَ فَهِيَ بِمَنْزِلَةِ الْمُسْتَحَاضَةِ تَغْتَسِلُ وَتُصَلِّي فَإِنْ غَلَبَهَا
الدَّمُ تَوَضَّأَتْ لِكُلِّ صَلَوة (ك عن ابن عمرو)
3242- Lohusa, kırk gece bekler. Bundan önce temizlik görürse, temizlenmiş olur. Eğer kırk geceyi geçerse özürlü hükmündedir. Yıkanır, namaz kılar. Eğer kan çok gelirse her namaz için abdest alır.
٣٢٤٣ - تَنْزِلُ الْمَعُونَةُ مِنَ السَّمَاءِ عَلَى قَدْرِ الْمَوْنَةِ وَيَنْزِلُ الصَّبْرُ عَلَى قَدْرِ
الْمُصِيبَةِ الحسن بن سفيان كر عن ابي هريرة)
3243- Yardım gökten, ihtiyaca göre iner, sabır da musibete göre iner.
٣٢٤٤ - تُنْكَحُ الْمَرْئَةُ لَأَرْبَعِ لِمَالِهَا وَلِحَسَبِهَا وَلِجَمَالِهَا وَلِدِينِهَا فَاغْفَرْ
بِذَاتِ الدِّينِ تَرِبَتْ يَدَاكَ رخ م ن ده حب عن أبي هريرة والديلمي والدارمي عن جابر) 3244- Kadın dört hasleti için alınır:
a) Malı için,
YANITLASİL
yuksel1 Mart 2024 22:49
b) Soyu için,
c) Güzelliği için,
d) Dini için. Sen dindar olanı tercih et ki, iki elin toprak olsun (bereket bulsun).
اسْتَطَعْتُمْ فَإِنَّا الإِسْلامَ عَلَى النَّظافة الله بنى ٣٢٤٥ - تَنَظَّفُوا بِكُلِّ مَا
وَلَنْ يَدْخُلَ الْجَنَّةَ إِلَّا كُلُّ نَظيف (ابو الصعاليك والرافعي عن أبي هريرة
3245- Olanca gücünüzle temizlenin. Çünkü Allah İslam'ı temizlik üzerine kurmuştur. Cennete ancak, her temiz olan kişi girebilir.
٣٢٤٦ - تَهَادَوْا تَزْدَادُوا حُبًّا وَهَاجِرُوا تَوَرَّثُوا أَبْنَانَكُمْ مَجْدًا وَأَقِيلُوا
الْكِرَامَ عَثَرَاتِهِمْ (طس والعسكرى كر عن عائشة)
3246- Hediyeleşiniz ki, karşılıklı sevgileriniz artsın. Hicret edin ki, çocuklarınıza iyi bir şeref ve fazilet terk etmiş olasınız, iyi insanların hatalarını affediniz.
٣٢٤٧ - تَهَادَوْا فَإِنَّ الْهَدِيَّةَ تُضَعّفُ الْحُبَّ وَتُذْهِبُ بِغَوَائِلِ الصَّدْرِ (طب
وابو يعلى وابو نعيم عن ام حكيم 3247- Birbirlerinize hediye verin. Çünkü hediye sevgiyi artırır ve kalpteki gaileleri giderir.
٣٢٤٨ - تَوَاضَعُوا لِمَنْ تَعَلَّمُونَ مِنْهُ وَتَوَاضَعُوا لِمَنْ تُعَلِّمُونَ وَلَا تَكُونُوا
جَبَابِرَة الْعُلَمَاءِ فَيَغْلِبُ جَهْلُكُمْ عِلْمَكُمْ (ابو الشيخ عن ابي هريرة) مِنْ
3248- Kendilerinden öğrendiklerinize (hocalarınıza) karşı alçak gönüllü olun. Kendilerine öğrettiklerinize karşı da tevazu gösterin. Zorba alimlerden olmayın. Böyle olursanız cehliniz ilminizi yenik düşürür.
٣٢٤٩ - تَوَاضَعُوا وَجَالِسُوا الْمَسَاكِينَ تَكُونُوا مِنْ كُبَرَاءِ اللَّهِ وَتَخْرُجُوا مِنَ
الكبر (حل عن ابن عمر) *
GGG
3249. Alçak gönüllü olun ve yoksullarla oturun ki, Allah nezdinde büyük kabul ettiği kişilerden olursunuz ve kibir denilen şeyden
Said Nursi
YanıtlaSilKadın Neden Başkası İçin Yaşar?.
Osmanlı'nın Düşünceye Neden İhtiyacı Yoktu?
Gerçek Türk Harfleri Arap Harfleridir.
NURETTİN TOPÇU
İş Ahlâkı.
Hakikat Düşmanı Üç Felsefe
Mazi Biterse Millet Biter.
İnsan ve İç Gözlemi
İslam'ı Sömüren Siyaset
Atatürk’ün ‘vasiyeti’, yani tuttuğu gizli notlar ne açıdan önemli?
YanıtlaSilAtatürk’ün gizli vasiyeti adı altında 1980’de bunu ilk defa dile getirdim. Kastedilen, Atatürk’ün siyasî vasiyetidir. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kişi nasıl bir gelecek öngörüyor? Devletin ilelebet payidar kalabilmesi için neler gerektiğini düşünüyor? Bunun için kendisinin bazı tasavvurları var. Daha cumhuriyet kurulalı 15 sene olmuş. Dolayısıyla kastedilen “Makbule’ye 50 lira verin, ötekine 5 lira verin” şeklinde bir vasiyetname değil. Kendi tuttuğu çeşitli kayıtlar, görüşler ve yaklaşık 400 sayfayı bulan, kimisi iki satır, kimisi bir sayfa notlardan oluşan bir külliyat…
Bu notlar ilk defa İnönü tarafından mı açıldı?
Hayır. Bu, bildiğim kadarıyla 1958’den itibaren Menderes’in haberdar olduğu bir durum. Dolayısıyla 1938’de mühürlenerek saklanan bu kâğıtlar 1950’li yıllarda Menderes başbakan, Celal Bayar da cumhurbaşkanıyken onlar tarafından biliniyor olmalı. 1964’te Celal Bayar’a sordum; o da “Böyle bir olay vardır fakat Türkiye buradaki fikirlere hazır değildir” dedi. 1988’de 50 yıl doldu ve açılması gerektiğinde Kenan Evren 25 sene daha yasak koydu. Kızdığım taraf, hep birileri Türkiye ve Türk milleti adına “Türkler buna hazır değil” diyor. Ya kardeşim sen kimsin, niçin durmadan bunu deme yetkisini kendinde görüyorsun?
Bu notları açıp okuyanlardan bir bilgi sızmadı mı hiç?
Menderes’in 1958’de söylediği bir cümle vardır: “Siz isterseniz hilafeti de getirirsiniz.” O dönemde kullanılmayan, kullanılması mümkün olmayan bir cümle bu. Nitekim Menderes laiklikle ilgili yasa ve yönetmeliklerde değişiklikler yapmayı planlıyordu. 27 Mayıs’ın ardından idamı, notu okuduğunun işaretidir.
Çünkü mukattaa harflerinin toplami on dörttür.
YanıtlaSil1935- Sana Allah'tan korkmanı tavsiye ederim. Çünkü o bütün yapacağın amellerin bir süsüdür. Kur'an okumalısın. Allah'ı anmalısın. Çünkü bu gökte anılmana, yerde aydınlanmana bir vesiledir. Uzun sükutte bulunmalısın. Ama hayrı söyleyeceğin zaman başka. Hemen söyle. Çünkü bu şeytanı senden kovar. Din işinde sana yardımcı olur. Sakın ha çok gülme. Çünkü bu kalbi öldürür, yüzün nurunu giderir. Cihad etmelisin, ümmetimin asla bırakmayacağı şey budur. Yoksulları sev, yanlarında otur. Daima senden aşağı olana bak, üst olana değil. Bu Allah'ın üzerinde nimetini hakir görmemen için en layık olan husustur. Senden ilgilerini kesseler bile sakın ha akraba ile ilgini kesme. Acı da olsa doğruyu söyle. Allah uğrunda levm edenlerin levminden korkma. İçindeki bilgin seni insanlara reva görebileceğin kötülükten alıkoysun. Yaptığın şeyle onlara karşı övünme. Ayıp yönünden şu üç hasletin kişide bulunması kâfidir: Kendi kusurunu görmeden başkalarının kusurlarına bakması. Kendi utanılacak şeyde yüzerken o utanılacak şeyi sebebiyle başkalarını ayıplaması. Yanında oturan (komşusuna) eziyet etmesi. Ey Ebu Zerr! Tedbir gibi akıl yoktur,
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel11 Mart 2024 00:16
kötülükten çekinme gibi vera yoktur, güzel ahlak gibi şeref yoktur.
١٩٣٦ - أُوصِيكُمْ بِتَقْوَى اللَّهِ وَالسَّمْعِ وَالطَّاعَةِ وَإِنْ أَمَرَ عَلَيْكُمْ عَبْدٌ حَبَشِيٌّ فَإِنَّهُ مَنْ يَعِشَ مِنْكُمْ بَعْدِى فَسَيَرَى اخْتِلَافًا كَثِيرًا فَعَلَيْكُمْ بِسُنَّتِي وَسُنَّةِ الْخُلَفَاءِ الْمَهْدِيِّينَ الرَّاشِدِينَ تَمَسّكُوا بِهَا وَعَضُّوا عَلَيْهَا بِالنَّوَاجِدِ وَأَيَّاكُمْ وَمُحْدَثَات الأُمُور فَإِنَّ كُلَّ مُحْدَث بِدْعَةٌ وَكُلُّ بِدْعَةٍ ضَلَالَةٌ (حمد
ت حسن صحيح ٥ و ابن جرير ك ق عن العرياض)
1936- Size Allah'tan korkmanızı, Habeşli bir köle bile başınıza geçirilse onu dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Çünkü benden sonra yaşayan çok ihtilata şahid olacaktır. Benim sünnetimden, hidayete ermiş, doğru yolda olan halifelerin yolundan ayrılmayın. Ona sımsıkı sarılın. Azı dişlerle ısırır gibi (sımsıkı sarılıp sakin bırakmayın). Sonradan uydurulmuş işlerden uzak durun. Çünkü sonradan uydurulan, bidattir, her bidat sapıklıktır.
Çünkü ümmeti yaratılmışların öncüsü olduğu için onların bozulmasıyla düzen bozulur. Öncüler bozulduğu zaman, toplum da bozulur.
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel13 Mart 2024 02:06
لوامع العقول شرح راموز الأحاديث للكمشخانوي
Râmûzü'l- ehâdîs Şerhi
LEVAMİ'U'L-'UKÜL
ZEKA PARILTILARI Hadis-i Şerifler ve Açıklamaları
Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhanevî (1813-1893)
Editör Prof. Dr. Mustafa Cevat Akşit
III. CİLT
sy. 553.
YanıtlaSilإِيمَانُهُ رَجُلٌ لا يَخَافُ فِي اللَّهِ لَوْمَةَ لائِم ٣٣١٤ - ثَلَاثَةٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ يَسْتَكْمِلُ وَلَا يُرَانِي بِشَيْءٍ مِنْ عَمَلِهِ وَإِذَا عُرِضَ عَلَيْهِ أَمْرَانِ أَحَدُهُمَا لِلدُّنْيَا وَالْآخَرِ
لِلآخِرَةِ اخْتَارَ أَمْرَ الآخِرَةِ عَلَى الدُّنْيَا (كر والديلمي عن ابي هريرة) 3314- Üç şeyi kendinde bulunduran, kâmil bir iman elde
a) Allah yolunda kınayıcının kınamasından korkmamak, b) Yaptığı amellere en küçük bir riya dahi karıştırmamak, c) Biri dünya diğeri ahiret olan iki iş kendisine sunulduğunda, ahiretinkini tercih etmek.
etmiş olur:
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 01:53
1942- Kıyamet gününde kulun ilk hesap verecek olduğu şey, namazıdır. Eğer tamamlamışsa bu onun için tam olarak yazılır, tamamlayamamışsa Allah Azze ve Celle meleklere:
"Bakın, eğer kulumun nafile namazı varsa onunla bu farz namazlarını tamamlayın" emrini verecek. Sonra zekattan da böyle hesaba çekilecek. Sonra diğer ameller de bu minval üzere ele alınacak.
۱943 - اَوَّلُ الْوَقْتِ رِضْوَانُ اللهِ وَوَسَطُ الْوَقْتِ رَحْمَةُ اللَّهِ وَآخِرُ الْوَقْتِ
عن ابراهيم بن عبد الملك) الله قط * عَفْو الله
1943- Namazın vaktinin evveli Allah'ın rızası, ortası rahmeti, sonu ise Allah'ın affıdır.
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 01:57
عائشة)
4496- Veled-i zinaya, ana-babasının suçundan hiçbir sorumluluğu yoktur. Kimse kimsenin suçunu (günahını) taşımaz.
٤497 - لَيْسَ عِنْدَ اللهِ يَوْمٌ وَلاَ لَيْلَةٌ تَعْدِلُ اللَّيْلَةَ الْغَرَّاءَ وَالْيَوْمَ الأَزْهَرَ (ك) * ٤٤٩٧
عن ابي بكر)
⑤
G
4497- Allah katında, Cuma gecesi ve gününe eşit olacak hiçbir gece ve gün yoktur.
٤٤٩٨ - لَيْسَ عَدُوكَ الَّذِى اذَا
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 02:00
١٣٤٠ - إِنَّ الدُّنْيَا مَلْعُونَةٌ مَلْعُونٌ مَا فِيهَا إِلَّا ذَكَرَ اللَّهُ وَمَا وَالاهُ وَعَالِمُ أَوْ
مُتَعَلَّمُ فَإِنَّ أَوَّلَ فِتْنَةٍ بَنِي إِسْرَائِيلَ كَانَتْ فِي النِّسَاءِ اء (م) عن ابي سعيدن
حسن غريب عن ابي هريرة
1340- Dünya melundur, dünyada bulunan ve kişiyi Allah'tan gafil eden hususlar da melundur. Yalnız zikrullah, Allah'ın sevdiği iyi amel, âlim ve ilim tahsil eden hariçtir. İsrailoğullarını baştan çıkarıp fitneye sürükleyen ilk şey muhakkak kadınlar olmuştur.
١٣٤١ - إِنَّ الدُّعَاءَ يَنْفَعُ مِمَّا نَزَلَ وَمِمَّا لَمْ يَنْزِلْ فَعَلَيْكُمْ عِبَادُ اللَّهِ بِالدُّعَاءِ
ت وابن النجار عن ابن عمر)
1341- Dua, gelen ve gelecek olan musibetlere karşı faydalıdır. Allah'ın kulları! Duadan ayrılmayın.
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 02:02
٣٨٦٤ - طَاعَةُ النِّسَاءِ نَدَامَةٌ (عق والقضاعي وابو على الحداد في معجمه كــر
عن عائشة)
getirir.
3864- Mühim işlerde kadınlara boyun eğmek pişmanlık
٣٨٦٥ - طَاعَةُ الله طَاعَةُ الْوَالِدِ وَمَعْصِيَةُ الله مَعْصِيَةُ الْوَالِدِ (طس عن ابي
هريرة)
3865- Allah'a itaat etmek, anneye, babaya itaaat etmektedir. Anneye babaya isyan eden, Allah'a isyan etmiş olur.
-
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 02:03
- طَالِبُ الْعِلْمِ طَالِبُ الرَّحْمَنِ طَالِبُ الْعِلْمِ رُكْنُ الإِسْلَامِ وَيُعْطَى
أَجْرُهُ مَعَ النَّبِيِّينَ (الديلمي عن انس)
din gibi
3867- İlmin talibi Rahman'ın talibi demektir. İlmin talibi İslam'ın rüknüdür. O peygamberlerle birlikte mükafatlandırılacaktır.
٣٨٦٨ - طَالِبُ الْعِلْمِ اللَّهِ كَالْغَازِي وَالرَّائِحُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ
الديلمي عن انس حل عن بكار بن ياسر)
3868- Allah için ilim tahsil eden, Allah yolunda savaşa erkenden gidip sağ salim dönen gibidir.
ن
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 02:04
Sene yüz otuz beş olunca, Davud oğlu Süleyman (a.s.)'ın deniz adalarında hapsettiği şeytanların azılıları serbest kalır. Ve onların onda dokuzu lrak'a gider. Ve orada Kur'an hakkında (şeytanca) mücadele ederler. Onda biri ise Şam'da kalır.
Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.)
Sayfa: 60 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
Yorum Gönder
Bu blogdaki popüler yayınlar
İman
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Meric Tumluer Said Nursi
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Blogger tarafından desteklenmektedir
Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL
Vasiyet ve mustafa
PROFİLİ ZİYARET EDİN
Arşivleme
Kötüye Kullanım Bildir
148. Allah, (insanı incitecek) kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez. Ancak zulmedilenler hariç. Allah her şeyi işiten ve bilendir.
YanıtlaSil(Zulmedilenler feryat, beddua veya şikayet edebilirler.)
Nisa Suresi
148.ayet.
)seçkinler)a özel bir hitabı hedef alması dolayısıyledir. وَلَا تَلْبِسُوا الحَقِّ بالباطل hakkı batıl ile karıştırıp aldatmayın; doğruyu yalanla, yanlışlarla bulayıp da وَتَكتُمُوالحق وأنتم تعلمون bile bile hakkı gizlemeyiniz. Bu âyetin anlamı çok kap- samlıdır. İlme ve amele dair hususları kapsar. Bilgiçlerin hilelerine, yalan do- lanlarına ve bozgunculuklarına, hatta ticaret ehlinin karışık işlerinden ve hakim- lerin haksız hükümlerine varıncaya kadar hepsine şümülü vardır. "İnsanları aldatmayınız, sahtekârlık yapmayınız." meâlinde bir genellemeyi ifade eder. Bununla beraber (kelâmın) sevki bilhassa ilmî değeri hedef alıyor. Nice kimse- ler vardır ki, ilmî gerçekleri bozarlar, kötüye kullanırlar, onları kendi gönüllerine göre evirerek çevirerek aslından çıkarırlar, bakırı yaldızlarlar, altın diye satarlar. Bu durum İsrailoğulları haberlerinde çok vardı. Bunlar, kendi yazdıkları fikirleri, te'villeri, tercemeleri, Tevrat'ın aslı ile karıştırıyorlar, seçilmez bir hale getiriyorlar ve bazan da Muhammed (s.a.v.)'e ait vasıflar hakkında yaptıkları gibi geçmiş kitaplardaki âyetleri saklıyorlardı ki, bu konuda فَوَيْلٌ لِلَّذِينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِأَيْدِيهِمْ ثُمَّ يَقُولُونَ هَذَا مِنْ عِنْدِ اللَّهِ "Yazıklar olsun o kimselere ki, kit- abı elleriyle yazıp, sonra 'Bu Allah katındandır.' derler." (Bakara, 2/7( يُحَرِّفُونَ الكلم عن مواضيه "Kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar." (Nisa, 4/46, Maide, 5/13( ve diğerleri gibi başka âyetler de vardır. Bunlar, Tevrat'ın aslını korumuyorlar, kendi yazdıkları tercemeleri: "İşte Allah'ın kitabı" diye Tevrat yerine koyuyor- lardı. Ve ilmî meselelerde gerçeği takip etmeyerek kendi gönüllerine göre
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel19 Mart 2024 05:59
2- BAKARA SÛRESİ: 42-43
Cu
oluy
din
hak
ma
rin
ara
ke
de
be
n
0
286
Cuz
açıklamalarda bulunuyorlar, arzu ve şehvetlerine sapıyorlar, safsatalar yapıyorlar, arzularına tabi oluyorlardı. Bu şekilde hak fikri, hak inancı kalmıyor aidatma, karıştırma, aldatıcılık hükümran oluyordu. İşte bütün bunlara karşı İsrailoğullarının bilginlerine genel olarak bu yasaklama hitabı söylenmiştir ki, Kur'ân'da bu konuda başka bir âyet olmayıp da yalnız bu âyet olsaydı, Kur'ân'ın terceme ve tefsiri meselesinde ve diğer ilmî vaziyette İslâm'ın tutumunu, ilmi vazifenin şeklini tayin etmek için bu âyet yeterli olurdu. Kur'ân'ın tecrid (soyutlama) meselesinin ne büyük önemi haiz olduğu, Kur'ân'ı Kur'ân, terceme- sini terceme, tefsir ve te'vili de tefsir ve te'vil olarak bellemek ve belletmek bir hak görev olduğu unutulmamalı. "Farsça Kur'ân", "Türkçe Kur'ân" gibi sözlerden çekinmelidir. Çünkü milyonla terceme ve te'vil yazılır, onlar yine Kur'ân'ın hakikati olmaz, Cenab-ı Hak لا تلبسُوا الحَقِّ بالباطل buyurmuştur.