sey. in kısaltılmış ismi. Müslüman her işine Bismillah ile başlar. Yani her işi Allah adına ve Allah için yapar. Atomlardan yıldızlara kadar her varlık da Allah adına ve Allah için hareket eder. insan da bis- millah diyemiyeceği, yani Allahın emri ve izni ol- mayan bir işi ve hareketi yapmamak, onun emri dairesinde kalmakla gerçekten insan olur. Aksi
Sofiyye ile sohbetim esnasında kendilerinden üç şey öğrendim.
" 1. Zaman bir kılınçtır, sen onu kullanmazsan o seni keser. 2. Kendini hak ile meşgul etmezsen, bâtil seni istila eder. . Kendine hiç bir varlık isnad etmemek, erbâb-ı ismetten olmak demektir.
Celaluddin-i Suyûtî; Te'yidü'l-Hakikati'l-Aliyye, s. 15:
YANITLASİL
yuksel19 Kasım 2023 21:27 İmam-ı Malik rh.a.'in Görüşü
"Fikhi öğrenip de tasavvufu öğrenmemiş olan fâsıklığa, Tasavvufu öğrenip, fıkhı öğrenmemiş olan zındıklığa düçar olabilir. Hem fikhi ve
hem de tasavvufu birarada cem eden de hakikate ulaşır." Aliyyü'l-Kârî Fıkh-ı Maliki Şerhi c. 1, s. 33
Hakiki devlet adamı, hizmet ettiği memleketin bünye- sini iyi bilmeli, bütün hususiyetleriyle tanımalıdır.
2)
Zalim olmadığı gibi gafil de olmamalıdır.
3)
Devlet hayatının istikrar istediğini bir an unutmamalı, affın, müsamahanın, huşunetin ve cezriliğin yerini ve zamanını iyi tayin etmelidir.
4)
İdare-i maslahatçı olmamalı, bunun bir fazilet olduğu zehabından uzak bulunmalıdır.
5) Maddi ve manevi hamleler arasında zaruri bir bağ, paralel bir gidiş olduğunu iyi bilmelidir.
6)
Müşavirlerini ve arkadaşlarını çanak yalayıcılar arasın- dan değil, şahsiyetli ve haysiyetli insanlardan, icabın- da kendisini ikaz edecek kimselerden seçmelidir.
7)
İç çekişmelere, kendini ana hedefleri unutacak kadar kaptırmamalıdır.
288
YANITLASİL
yuksel20 Kasım 2023 00:58 )
İyi konuşmasını, düşüncelerini iyi ifade etmesini bil- melidir.
9) Öğrenmeyi, öğretmeyi, gerçeği ve gerçeği sevenleri sevmelidir. Buna mukabil yalan söylemek şöyle dur- sun, yalan söyleyen yerden nefret etmelidir.
10) Nazarında para ve her çeşit maddi menfaatler kıymet- siz olmalı, temiz elli, temiz ahlaklı olduğunu o saha- da da ispat etmelidir.
11) Azim ve irade sahibi olup, lüzumlu gördüğü işte insi- yatif sahibi olmalı ve asla küçük ruhluluk gösterme- melidir.
12) Zeki olduğu kadar, hayat ile gerçek şartları birbirine karıştırmamalıdır.
İşin zor olanı, bütün bunların hepsinin birden bir kişide bu- lunması gerektiğidir. Ve bütün dünyada "Devlet Adamı" fikda- ni (yokluğu) vardır.
YANITLASİL
yuksel20 Kasım 2023 00:59 Ziya Demirel - Avni Arslan
106- Biz herhangi bir ayeti (n lafzını yahut hükmünü veya her ikisinin 16. Biz het nu neshedersek veya (hazalardan silerek) on geutturursak, (onun yerine, hem kullara fayda ve kolaylık açısından, hem de sevap bakımından) ondan daha iyisini veya (yükümlülük ve sevap ka zandırma yönünden) onun (bir) benzerini getiririz. (Habibim!) Bilmedin mi ki; gerçekten Allâh (emretme, yasaklama, değiştirme ve hükümsüz kıl
ma dâhil) her şeye (hakkıyla gücü yeten bir) Kadîr'dir?! Kur'ân'da ve Sünnet'te geçerli olan "Nesh" konusu "Şerî bir hükmün, Allâh-u Teâlâ ta- rafından tümüyle kaldırılması veyâ misliyle yâhut daha iyisiyle değiştirilmesi" anlamına gel- mektedir. Meselâ Bakara Sûre-i Celîlesi'nin 180. âyet-i kerîmesinde: "Ardından mal bırakacak kişinin, o maldan ne kadar pay alacakları hususunda ana-babasına ve akrabâsına vasiyette bulunmasının farz olduğu" açıkça bildirilmiştir. Ama daha sonra "Mîras âyetleri" olarak anı lan; Nisa Sûresi'nin 11 ve 12. âyet-i kerîmelerinin indirilişiyle, herkesin ne alacağı taksim edil miş ve böylece ölecek kişinin kafasına göre vasiyet yapmasının farziyeti kaldırılmıştır.
90
YANITLASİL
yuksel30 Kasım 2023 03:21 KUR'ÂN-I 'AZÎM
ve Soru Edatlı Kelime Mânâsı - 1
Cüz: 1
Sûre: 2
Yine böylece kiblenin Mescid-i Aksa'dan Mescid-i Harâm'a döndürülüşü de neshin ör- neklerindendir. Bu konuda misalleri çoğaltabiliriz. Konunun ehemmiyetinden dolayı âlimler: "Nâsih ve mensûhu bilmeyen kimselerin âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfler okuyarak vaaz et- meleri câiz değildir" demişlerdir. Allâh-u Teâlâ neyi ne zamâna kadar ne sebeple geçerli kı- lacağını, ne zamanda neyi hangi hikmetle hükümsüz kılacağını ezelî ilmiyle bildiği için nesh, Allâh-u Teâlâ'nın ilminde ve takdîrinde vukû bulan bir değişiklik olarak görülemez, bilakis bu hükümler, ferdin ve toplumun menfaatleri gözetilerek zaman ve zemine göre değişebilecek şekilde takdîr edilmiştir. Ancak şu bilinmelidir ki; nesh sâdece emir ve yasaklarda geçerlidir, ama haber ve kıssa niteliğindeki konularda geçerliliği düşünülemez. Neshin şekilleri, örnekle- ri ve hikmetleri hususunda geniş mâlûmât için bakınız: Rûhu'l-Furkan Tefsiri, 1/502-507
Eve geldi Muhammed'i bulmadı, Yemen illerinde Veysel Karani. Adına Yunus Emre'nin de yuka-
rıya bir kıtasını aldığımız ilahiyi yaz- dığı Veysel Karani Türk tasavvuf ede- iyatında büyük sevgi ve alaka görmüş, hakkında menkıbenameler, pek çok ilahi ve destan mahiyetinde hikâyeler kaleme alınmıştır.
Sufi kaynaklarından bir kısmı Veysel Karani'nin Hz. Peygamberle görüştüğünü ileri sürerlerse de, diğer kaynaklar ve rivayetler bunun aksini savunmuşlardır. Yukarıda belirtildi- ği gibi, hasta annesini yalnız bırakma- dığı için, Medine'ye gidemeyen bu Sufi için Hz. Peygamber, Hz. Ömer ve Hz. Ali'ye, onunla görüşmek imkanı- nın kendilerine nasip olacağını müj- delemiştir. Ayrıca duasını almalarını da bildirmiştir. Onlar da onu görecek- leri anın gelmesini dört gözle bekleme- ye koyulmuşlardır. Hz. Ömer'in hali- feliği döneminin son yıllarına doğru, onun Yemen'den gelen bir hacı kafi- lesi ile gelip Mekke'de bulunduğunu öğrendiler. Hacılar Veysel'in Arafat yakınlarında deve güttüğünü haber verip, hakkında alaylı sözler söyledi- ler. Fakat, Hz. Peygamber'in onun için söylediklerini öğrenince bu tavır- larından ötürü nedamet duydular. Hz. Ömer ve Ali, Veysel Karani'yi bu- lup kendisiyle görüşmek imkanını el- de ettiler. Hz. Peygamber'in kendisi hakkında söylediklerini naklettikleri gibi, hayır duasını da aldılar. Kendi- sine liediye ve para vermek yolunda- ki teşebbüsleri boşa gitti. Maddi hiç- bir şey kabul etmeyen Veysel, hacılar- la
birlikte yine Yemen'e döndü.
Daha sonra geri gelen Veysel Ka-
YANITLASİL
yuksel1 Aralık 2023 03:20 rani, Hz. Ali'nin halifeliği sırasında Medine'ye gitti ve Haricilerin ortaya çıkmalarına sebep olan Siffin savaşın- da Hz. Ali'nin saflarında savaşçı ola- rak bulundu. Bir rivayete göre bu sa- vaşta şehit olmuş, başka bir rivayete göre ise, yine Hz. Ali'nin hilafeti dö- neminde Şam'da hadis ilmiyle meşgul bulunduğu sırada vefat etmiştir. Ri- vayetlerden anlaşıldığına göre Üveys, çok fakir bir ailenin küçük yaşta ye- tim kalmış bir çocuğudur ve son de- rece bağlı bulunduğu annesi ona hem analık, hem de babalık etmiştir.
Hz. Peygamber'i hiç görmediği halde, inanması ve gönülden bağlan- ması, Peygamber tarafından da müj- delenmesi, tasavvufta bir mürşide ula- şamayıp onun ruhaniyetinden feyz alanlara "Üveysi" denmesine yol aç- mıştır. Yani görmediği bir şeyh tara- fından yetiştirilen Sufiye, "Üveysi", bu yoldaki yetişme tarzına "Üveysi- lik'denmektedir.
Daha sonraları Üveysilik dört zümre için kullanılmıştır: a) Hz. Pey- gamber'in ruhaniyetinden feyz alan- lar, b) Veysel Karani'nin yolunda ye- tişenler, c) Herhangi büyük bir şeyhin ruhaniyetinden feyz alanlar, d) Hızır Aleyhüsselam tarafından irşad edilenler.
Veysel Karani halk tarafından çok sevilmiş ve bir çok iyi davranışlar ona bağlanarak misal haline getirilmiştir. Bu yüzden de kendisine fazlasıyla sa- hip çıkıldığından İslâm ülkelerinde, Yunus Emre için olduğu gibi, pek çok yerde kabirleri bulunmaktadır. Bun- ların hepsi gerçek kabir olmayıp sev- gi dolayısıyla ayrılmış makamlardır
Yasaklanan şiirle ve diğer kötülüklerle kendilerine "haksızlık edenler hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir."
Buradaki haksızlık edenler' ifadesi her zalim için geneldir.
"النقل" inkilab, dönme, dönüş manasinadır. Yani onlar ölümler den sonra Allah'a öyle dönüp öyle varırlar; kötü bir dönüşle dönenler ve deli bir varışla geri varırlar. Çünkü onların dönüp varacaklan yer cehen nemdir.
Kaşifi der ki: "Hangi yere dönseler o dönecekleri yer ateş olacak tır."
Rivayete göre Ebû Bekr (r.a.) hayatından ümid kesince Osman (r.a.)'dan şöyle bir ahidname yazmasını istedi: "Bu Ebû Kuhâfe'nin oğlu- nun, kâfir kimsenin bile îmana geldiği bir halde mü'minlere ahdi/vasi yetidir. Ebû Bekir (r.a.) bir ara baygınlık geçirip ayrıldıktan sonra şöyle demiştir: Ben size Ömer b. Hattab'ı (r.a.) yerime halife bırakıyorum. Eğer âdil olursa ki onun hakkında benim zannım budur. Eğer âdil olmazsa "haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir."
"الظلم" adaletten sapmak ve haktan yüz çevirmektir.
Zālimler üç çeşittir: En büyük zâlim, Allah'ın şeriatının (hükmü) altına girmeyendir. Allah Teâlâ: "Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür." (Lokmat. 31/13) buyurarak bunu kasdetmiştir. Ortanca zâlim, sultanın hükmünü yeri ne getirmeyendir. En küçük zalim ise amel ve çalışmaktan haylazlık yapıp insanların menfaatlarını alan, kendi menfaatini onlara vermeyendir.
Adaletin faziletindendir ki onun ziddi olan zulümden tevbe ancak ada let yapmakla mümkündür. Şayet hırsızlar aralarında bir şeyi şart koşsalar ve onda adâleti gözetmeseler, işleri yolunda gitmez.
Akıl sahibi kimseye gereken, bu vaîd ve şiddetli tehdîde kulak vermek.
Her sålikin yardımcısı, sülük edilen yolların tehlikelerinden kurtaran ancak Allah'tır. 41
41. Şuara süresi, 1108 yılının Zülkāde ayının 9'unda (30 Mavis 1697) Persembe günü tamam old
Yasaklanan şiirle ve diğer kötülüklerle kendilerine "haksızlık edenler hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir."
Buradaki haksızlık edenler' ifadesi her zalim için geneldir.
"النقل" inkilab, dönme, dönüş manasinadır. Yani onlar ölümler den sonra Allah'a öyle dönüp öyle varırlar; kötü bir dönüşle dönenler ve deli bir varışla geri varırlar. Çünkü onların dönüp varacaklan yer cehen nemdir.
Kaşifi der ki: "Hangi yere dönseler o dönecekleri yer ateş olacak tır."
Rivayete göre Ebû Bekr (r.a.) hayatından ümid kesince Osman (r.a.)'dan şöyle bir ahidname yazmasını istedi: "Bu Ebû Kuhâfe'nin oğlu- nun, kâfir kimsenin bile îmana geldiği bir halde mü'minlere ahdi/vasi yetidir. Ebû Bekir (r.a.) bir ara baygınlık geçirip ayrıldıktan sonra şöyle demiştir: Ben size Ömer b. Hattab'ı (r.a.) yerime halife bırakıyorum. Eğer âdil olursa ki onun hakkında benim zannım budur. Eğer âdil olmazsa "haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir."
"الظلم" adaletten sapmak ve haktan yüz çevirmektir.
Zālimler üç çeşittir: En büyük zâlim, Allah'ın şeriatının (hükmü) altına girmeyendir. Allah Teâlâ: "Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür." (Lokmat. 31/13) buyurarak bunu kasdetmiştir. Ortanca zâlim, sultanın hükmünü yeri ne getirmeyendir. En küçük zalim ise amel ve çalışmaktan haylazlık yapıp insanların menfaatlarını alan, kendi menfaatini onlara vermeyendir.
Adaletin faziletindendir ki onun ziddi olan zulümden tevbe ancak ada let yapmakla mümkündür. Şayet hırsızlar aralarında bir şeyi şart koşsalar ve onda adâleti gözetmeseler, işleri yolunda gitmez.
Akıl sahibi kimseye gereken, bu vaîd ve şiddetli tehdîde kulak vermek.
Her sålikin yardımcısı, sülük edilen yolların tehlikelerinden kurtaran ancak Allah'tır. 41
41. Şuara süresi, 1108 yılının Zülkāde ayının 9'unda (30 Mavis 1697) Persembe günü tamam old
Tarangirane Siyaset karşıdaki meleği şeytan gösterir. (M.) 258:22. Mektup, 4. vecih; (Sn.) 68; (E.L.) 1:266; 2: 144, 145. Tarafgirâne siyaset keşfiyata mânidir. (Mh.) 32:1. maka. 8.
muk
Tarafgirâne vaziyet almamak itiraz edenlerin pişmanlığına se- bep olur. (E.L.) 1:157.
Tarih, asker milletinin siyasete girmesinin çok tehlikeli oldu- ğunu gösteriyor. (H.Ş.) 113: Asa. Hit Yalancı politika ve siyasete dayanmak insanlığın maslahatına
zıttır. (H.Ş.) 78. âlim siyasetin gaddarene bir düsturu da "Cemaat için fert feda edilir" dir. (E.L.) 1:206; (H.Ş.) 153.
YANITLASİL
yuksel14 Aralık 2023 00:32 Bir Hazinenin Anahtarı Risale-i Nur Kulliyati Fihrist ve İndeksi İsmail Mutlu sy. 595.
Bu esnada İngilizler Anadolu'da kurula- cak yeni devletin liderliğini sürekli takip ediyorlardı. İngiliz raporlarına yansıyan tespitlere göre bu dönemde Ankara'da Kemalistler, Enverciler (eski İttihatçılar) ve Saltanatçılar olmak üzere üç grubun varlığından söz etmek mümkündü. Aralarındaki anlaşmazlıklardan biri de Hilafet'in geleceğiyle alâkalıydı. Rauf ve Kazım Karabekir Paşalar, Mustafa Kemal'in Hilafet hakkındaki görüşleri- ni biliyorlardı. Bu gruptan bazı isimler sağlık mazeretiyle Mustafa Kemal'den ayrılmaya başladılar ancak esas sebep hilafet meselesindeki görüş ayrılığıydı ve bunlar kısa sürede ikna edilip geri döndürüldüler. Dolayısıyla İngiliz tespit- lerine göre Ankara'daki meclis Mustafa Kemal taraftarları ve aleyhtarları olmak üzere ikiye bölünmüştü.
Mecliste güçlü bir ekip, Mustafa Ke- mal'in liderliğine karşıydı ve bir kanun teklifiyle meclisin geleceğinde Misak-ı Millî sınırları dışından gelenlerin yer almaması tartışılmaya başlandı. Teklif, Selanikli Mustafa Kemal'i oyun dışına itecekti ancak tartışmalar sonucu orta yol bulundu ve bundan vazgeçildi. Mustafa Kemal zamanla bu ekibi bertaraf edip liderliği elinde tutmakta hayli azimliydi. Kısacası İngilizler Anadolu'nun gelece- ğinde kiminle pazarlık yapacaklarından iyice emin olmak için Ankara'da kimin sözünün geçtiğinden tam olarak emin olmaya çalışıyorlardı. Lozan'da buna
HAYATIM PAHASINA YÜKSEK İSLAM ENSTİTÜSÜNÜ AÇACAĞIM
Yüksek İslam Enstitüsü talebi ile gelen heyeti Başba- kanlık'ta kabul eden Menderes'in, "Hayatım pahasına bile olsa İmam-Hatip okullarının yüksek kısmını açacağım." de- diği hatıralarla gündeme geldi.
Prof. Dr. Akşit, görüşmenin nasıl gerçekleştiğini şöyle an- latıyor: "Demokrat Parti grup başkan vekili olan amcam ara- cılığı ile randevu aldık. Darbenin ayak sesleri yavaş yavaş geliyordu. Rahmetli Menderes hiçbir heyeti kabul etmiyordu. Çok sıkıntılı bir dönemden geçiliyordu. Amcama, 'İmam- Hatip Okuluna hayır diyemem' demiş; 'ama gece gelsinler. Toplu girmesinler, ayrı ayrı kapılardan girsinler. Ben tembih edeceğim. Kapıdan birer ikişer alacaklar' diyerek bizi gizlice kabul etti. Heyeti gece geç saatlerde Bakanlar Kurulu top-
260
YANITLASİL
yuksel23 Aralık 2023 03:11 lantı salonunda ağırlayan Menderes, özel personelini de oda- dan çıkartıp kapıyı kilitleyerek görüşmeye başlar. Görüşme samimi bir ortamda geçer. Talepleri dinleyen Başbakan, duy- qulu bir konuşma yapar. Memleketin iman olmadan ayakta duramayacağını dile getirerek, "Milletimizin mayası ahlaktır, dutandır, İslamdır. Eğer biz bugün ayaktaysak, ak sakall bir dedenin kucağında büyüdüğümüz için ayaktayız. "Eğitim öğretim sahasında din konusuna önem veremiyoruz. Bunu aikliğe aykırı sayıyorlar. Arkadaşlarım beni yalnız bırakıyorlar. Yalnızım, müsteşarım bile meşrik-ı a'zam (masonların baş- kanı). Burnumun dibine bile böyle adamlar koydular." der ve ağlamaya başlar.
Rahmetli Başbakan Adnan Menderes bütün girişimle- rine rağmen o yıl enstitüyü açtıramaz. Başta bakanları buna karşı çıkar. Ertesi yıl Milli Eğitim Bakanını görevden alır, ye- rine vekaleten Tevfik İleri'yi atayarak İslam Enstitüsünü kur- mayı başarır. Açılış 59 öğrenci ile yapılır.
AVNI ARSLAN
YANITLASİL
yuksel23 Aralık 2023 03:13 AVNI ARSLAN
YAKIN TARİHTEN
UNUTULMAYAN HATIRALAR
AKCAĞ sy. 260,261.
YANITLASİL
Yorum Gönder Bu blogdaki popüler yayınlar İman Mayıs 04, 2023 DEVAMI Meric Tumluer Said Nursi Mayıs 04, 2023 DEVAMI Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti Mayıs 04, 2023 DEVAMI Blogger tarafından desteklenmektedir Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL Vasiyet ve mustafa PROFİLİ ZİYARET EDİN Arşivleme Kötüye Kullanım Bildir
Resulüllah (s.a.v.) kıyamete kadar gelecek olan fitne başlarını haber
vermiştir: 15,428-29.
Sahâbe ve fitne hareketleri: 13,519-20.
Sahâbe ve Tabiin arasında çıkan kavga
ve ihtilaf: 13,482-83-84.
Ümmeti helak edecek bela, fitnedir: 15,422.
Fiyat kızıştırmaya dair: 3,62.
Zamanla vukua' gelecek fitne ve hevalardan zikredilenler: 13,394-95-96.
Fiyat söylerken yüksek değil satmak istenilen fiat söylemelidir: 17,252. Fıkıh olmayan ibadette hayır yoktur: 15,185.
YANITLASİL
Yorum Gönder Bu blogdaki popüler yayınlar İman Mayıs 04, 2023 DEVAMI Meric Tumluer Said Nursi Mayıs 04, 2023 DEVAMI Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti Mayıs 04, 2023 DEVAMI Blogger tarafından desteklenmektedir Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL Vasiyet ve mustafa PROFİLİ ZİYARET EDİN Arşivleme Kötüye Kullanım Bildir
19. Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Cennetteki dört şey, cennetin kendisinden
daha hayırlıdır:
Cennette ebedî olarak kalmak Cennetten daha hayır-
lıdır. Cennette meleklerin hizmet etmesi Cennetten daha hayırlıdır. Cennette peygamberlerle komşuluk Cennetten daha hayırlıdır. Cennette Yüce Allah'ın rızası Cennetten
YANITLASİL
yuksel25 Aralık 2023 22:51 CS MÜNEBBİHAT
"Cehennemdeki dört şey de, Cehennemin kendisin- den daha kötüdür:
daha hayırlıdır."
Cehennemde ebedî kalmak Cehennemden daha kö- tüdür. Cehennemde meleklerin kâfirleri kınamaları Ce- hennemden daha kötüdür. Cehennemde şeytanın kom- şuluğu Cehennemden daha kötüdür. Cehennemde Yüce Allah'ın gazabı Cehennemden daha kötüdür."
*
YANITLASİL
yuksel25 Aralık 2023 22:53 Jasavvuf Klasikleri
ibn Hacer El-Askalanî
MÜNEBBİHAT
UYARILAR sy. 32,33.
YANITLASİL
yuksel25 Aralık 2023 22:56 Allah, Hz. İbrahim (a.s.)'ı "Halil". Hz. Musa (a.s.)'ı "Neciy" ve Beni de "Habib" ittihaz etti. Sonra buyurdu ki: "İzzetim ve Celalim hakkı için Habibimi, Halilim ve Neciyyim üzerine tercih ederim." (Halil dost, neciy sırdaş, Habib sevgili demektir.) Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 11 / No: 11 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel25 Aralık 2023 22:57 İnsanlar onu tanıyacak diye faciri anmaktan çekiniyor musunuz? Facirden, bulunduğu hal üzere bahsedin ki, insanlar ondan sakınsınlar. Ravi: Hz. Behz İbni Hakim (r.a.) Sayfa: 12 / No: 13 Ramuz El-Ehadis
1716- İnsanlar arasında, hayrın anahtarları, şerrin kilitleri olan kişiler vardır. İnsanlar arasında şerrin anahtarları, hayrın kilitleri de mevcuttur. Allah'ın hayır anahtarları eline verdiği kimseye ne mutlu! Allah'in şer anahtarlarını eline verdiği kimsenin de vay haline!
عن سمرة بن فاتك) 2951- Teraziler Allah'ın yed-i kudretindedir. Bir kavmi derece itibarı ile kaldırır, diğer bir kavmi indirir (alçaltır). Ademoğlunun kalbi, Rahman'ın iki kudret parmaklarının arasındadır. Dilerse bâtila kaydınr,
الذَّنْبِ كَمَنْ لَا ذَنْبَ لَهُ (هب وضعفه والديلمي عن عائشة)
2952- Ölüm ganimet, masiyet musibet, fakirlik rahat, zenginlik ceza, akıl Allah'tan gelen bir hediye, cehalet sapıklık, zulüm nedamet, taat göz aydınlığı, Allah korkusundan ağlamak ateşten kurtulmak, gülmek bedenin helakıdır. Günahtan tevbe eden günahı olmayan gibidir.
4160- Cennetin kapısında durdum. Bir de baktım ki, girenlerin çoğu yoksullardır. Zenginler de Arasat'ta hapsedilmiş duruyorlar. Cehennem ehli ise tutulmuyor. Cehenneme sürülüyor. Cehennem kapısında durdum. Baktım ki, girenlerin çoğu kadınlardır.
امامة) 4161. Kalk. Çünkü bu cehennemî bir yatıştır. (Yüz üstü yatmak kasd ediliyor.)
YANITLASİL
yuksel12 Ocak 2024 22:40 ٤١٦٤ - قِيَامُ الْمَرْءِ مَعَ أَخِيهِ الْمُسْلِمِ أَفْضَلَ مِنْ اعتكاف سنة في
الْمَسْجِدِ" (الديلمي عن انس) 4164. Kişinin müslüman kardeşi ile gece ibadet etmesi, bir sene mesciddeki itikafından hayırlıdır.
٤١٦٥ - فَيَدُوا الْعِلْمَ بِالْكِتَابَةِ (خط) كر عن انس طب ك قط خــــط في تقيــــد
العلم كر عن ابن عمر وطب عن انس ك عن عمر )
4165- İlmi, yazı ile kaydedin.
٤١٦٦ - قَيدْهَا وَتَوَكَّلْ (خط) كر عن ابن عمر قال قلت يا رسول الله ارسل
واتوكل قال فذكره قال خط متروك طب هب كر عن جعفر عن ابيه) 4166- Onu bağla da, sonra tevekkül et. (Birisi, devesini saliverip de mi tevekkül edeceğini sorduğunda bu hadis varid olmuştur.)
عَلَيْهِمْ يَوْمَ الْقِيَمَةِ (خط) والديلمى عن ابى هريرة وفيه اسمعيم بن رافع المدنى متروك)
4173- Kıyamette, Rahmân onlara Kur'an okuduğu zaman, halk Rahman'dan işittikleri o Kur'an'ı önceden (dünyada) du gibi olacaklardır.
YANITLASİL
yuksel12 Ocak 2024 22:49 Kalbde iman demek, Allah'ı sevmek demektir. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 192 / No: 11 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel12 Ocak 2024 22:49 Beyliğe haris olup ta adalet yapan yoktur. Ravi: Hz. Ebû Mûsa (r.a.) Sayfa: 484 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
Yorum Gönder Bu blogdaki popüler yayınlar İman Mayıs 04, 2023 DEVAMI Meric Tumluer Said Nursi Mayıs 04, 2023 DEVAMI Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti Mayıs 04, 2023 DEVAMI Blogger tarafından desteklenmektedir Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL Vasiyet ve mustafa PROFİLİ ZİYARET EDİN Arşivleme Kötüye Kullanım Bildir
1617- Tabiinin en hayırlısı, kendisine "Üveys" denilen zattır. Onun bir annesi vardır. O annesine son derece mutidir. Eğer o (herhangi bir şeyde) Allah'a yemin etse muhakkak Allah onu yemininde sadık çıkarır. Onun elinde bir beyazlık vardır. Ona rastlarsanız, Allah'tan size mağfiret dilemesini söyleyin.
وَالْعَقْلُ فِي أَمْرِ الدِّينِ مَسَرَّةٌ (كر عن أبي الدرداء) 4157- Tevfikin azı aklın çoğundan hayırlıdır. Akıl (yalnız) dünya işine sarf edilirse zarar vericidir, din işinde ise mutluluk getirir.
4160- Cennetin kapısında durdum. Bir de baktım ki, girenlerin çoğu yoksullardır. Zenginler de Arasat'ta hapsedilmiş duruyorlar. Cehennem ehli ise tutulmuyor. Cehenneme sürülüyor. Cehennem kapısında durdum. Baktım ki, girenlerin çoğu kadınlardır.
1611- Kıyametten önce karanlık geceler gibi fitneler zuhur edecek, o devirde kişi sabahleyin mü'min kalkacak, akşamleyin köfir olacak, akşam mü'min olarak yatacak sabahleyin kafir olarak kalkacak. O fitneler zamanında oturan, ayakta durandan, fitne zamanında ayakta duran yürüyenden, fitne hengamesi sırasında yürüyen koşandan hayırlı olacak. Binaenaleyh, yaylarınızı kırınız, okun kirişlerini koparınız, kılıçlarınızı taşa çarpınız. O fitnecilerden biri herhangi birinizin evine girerse o Ademoğlunun iki çocuğunun en iyisi olmaya çalışsın (yani o zamanda evinizin köşesinden ayrılmasın)
1611- Kıyametten önce karanlık geceler gibi fitneler zuhur edecek, o devirde kişi sabahleyin mü'min kalkacak, akşamleyin köfir olacak, akşam mü'min olarak yatacak sabahleyin kafir olarak kalkacak. O fitneler zamanında oturan, ayakta durandan, fitne zamanında ayakta duran yürüyenden, fitne hengamesi sırasında yürüyen koşandan hayırlı olacak. Binaenaleyh, yaylarınızı kırınız, okun kirişlerini koparınız, kılıçlarınızı taşa çarpınız. O fitnecilerden biri herhangi birinizin evine girerse o Ademoğlunun iki çocuğunun en iyisi olmaya çalışsın (yani o zamanda evinizin köşesinden ayrılmasın)
Evet makro alemden normo aleme, oradan da mikro aleme kadar bütün bir alemi kuşa- tan hikmet ve maslahat müşahede edilmekte- dir. Bütün bu alemler içinde en mükerrem var- lık, en seçkin yaratık olma liyakatına sahip in- san; bu dünyada sadece maddi ve cesede ait yönüyle binlerce hikmetle serfiraz olmuşken yalnız üç-beş günlük dünya için gelmiş ve bir daha dirilmemek üzere ölüme mahkum bir za- vallı olamaz.
Maddi yönüyle dahi bu dünya onu tatmin edip cevap veremezken; hayal ve beka arzusu gibi kâinatı kuşatacak istidät ve kabiliyetlerine cevap vermesi düşünülemez. Insanda hiçbir duygunun boş ve abes yaratılmadığını başta ka- bul ettiğimize göre, bu beka, ebedi yaşama duy- gu ve arzularının bu dünyada karşılığını göre- meyen insan elbette, kendisine bir hikmete mebni olarak verilen bu duygularının karşılığı nı başka bir alemde görecektir.
Kıyamet gününde en şiddetli azab görecek olanlar, zalim hükümdarlardır. Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.) Sayfa: 71 / No: 11 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel15 Ocak 2024 00:52 İman demek, namaz demektir. Kim ki namaz için kalbini boşaltır ve o namazı itina ile, vaktine ve sünnetine dikkat ederek muhafaza ederse, işte o mümindir. Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.) Sayfa: 193 / No: 10 Ramuz El-Ehadis
sol taraflarından verirler. Hak teålå orada bütün mahluklarına vasıtasız kelâm söyler. Bir onda herkesin hesabını görüp kimine hitab, kimine itâb eder. Mazlûmun hakkını zālimden alıp, zālimin hasenâtı var ise ona ve- rir, yoksa mazlûmun günahlarını zālime yükletir. Hesabdan sonra hay- vanları toprak eder. Kafirler hayvanlara gıbla edip keşki biz de toprak ol- saydık derler.
Arkadan çekiştiren, ayıp kusur arayan, servet toplayan ve onu sayıp du- ran herkesin vay håline! O, malmm kendisini sonsuza kadar yaşatacağını
BİR AYET
zanneder.Gen 104/1-31
OSMANLI PARASI
Osmanlı Dönemi'nde her padişah, hükümdarlık alameti olarak kendi adına para bastırırdı. Osmanlı hükümdarları, Fatih Sultan Mehmed devrine kadar gü- müş ve bakır para bastırdılar. Osmanlı Dönemi'nde ilk altın parayı Fatih Sultan Mehmed bastırdı. Osmanlı hazinesini en çok dolduran padişah ise Yavuz Sultan Selim'dir. Yavuz, 8 senelik iktidarı döneminde gerçekleştirdiği Mısır seferiyle Mısır civarında hüküm süren Memlük Devleti'ne son verdi. Orta Doğu ile Afrika'daki önemli yerleri ve kutsal toprakları Osmanlı Devleti'ne kattı. Mısır'ı ele geçirdikten sonra tüm Memlük hazinesini başkent İstanbul'a getirtti ve Osmanlı hazinesine mührünü bastı. Daha sonra şöyle emir verdi: "Benim altınla doldurduğum hazi- neyi, benden sonra gelenlerden her kim daha çok mangırla doldurursa, hazine onun mührüyle mühürlensin, yoksa benim mührümle mühürlenmeye devam edilsin!" Osmanlı hazinesi bir daha hiç o kadar dolmadı. Devlet yıkılana kadar hazine Yavuz Sultan Selim'in mührüyle mühürlenmeye devam edildi.
Bu Râmuz-el-Ehâdis kitabı ki "Hadisler Deryası" demektir. İsmi müsammasına uygundur. Zira Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)'den zuhur eden Hadis-i şerifler; incelikler, nükteler, hakikatler, kerametler, müjdeler ve mücizeleri, emir, nehiy, tevasil, başlangıç ve sonu, mahşeri, haşri, Cennet ve Cehennemi ve içindeki durumları, Şeriat, Tarikat, Hakikat, Marifet, Mülk, Melekut, Ceberut ve lâhut ahvallerinin tafsilatını camidir ve hükümlere dair hadisleri de ihtiva etmektedir.
Bu hadisler Hicri 600 senesinden evvelki büyük Hadis alimlerinin kütüphanelerdeki muteber kitaplarından seçilip alınmıştır. Kitap ve Ravi isimleri ayrılarak, mehazlarını dahi tashih ederek ve toplandıktan sonra defalarca, Arabistan uleması ve bazı Hadis âlimleri ile müzakere edilip mercilerine inilerek gerekli ihtimam gösterilmiştir.
Evliyaullahın sözlerinin insanlar için tesirli ve faydalı olduğu açıkken, Nebilerin sultanı olan Resulullah (s.a.v.)'in mübarek ağızlarından çıkan Hadisi Şeriflerin, kalbleri ihya edeceği, Dine ve nizamı âleme nice faydaları ve güzellikleri sağlayacağı muhakkak ki güneşten daha zahirdir. Nitekim Cenabı Hak, Kuranı Keriminde Resulullah (s.a.v.)'e ittiba
hususunda, pek çok âyetin de, insanlara ikaz ve emirlerde bulunmuştur. (Ahzab S.21. a.) de şu mealde buyurulmaktadır: "And olsunki, Resu- lullah da, sizin için, Allahı ve ahiret gününü ummakta olanlar, Allahı çok
zikredenler için güzel bir örnek vardır."
Gene (Haşr S.7.a.) de: "De ki, eğer Allahı seviyorsanız hemen Bana uyunki, Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı örtsün."
(Nisa S.69.a.) de: "Kim Allaha ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allahın kendilerine nimetler verdiği Peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle ve salihlerle beraberdirler. Onlar ne iyi arkadaştır."
(Enfal S.24.a.) de ise: "Ey iman edenler, Allaha ve Resuluna icabet edin, sizi davet ettiğinde. O şeye ki sizi ihya eder" buyrulmaktadır.
Resulullah (s.a.v.) de bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır: "Şüphesiz bu Kur'an ondan hoşlanmıyan kimseler için zordur, fakat ona tabi olanlar için kolaydır.
Benim hadislerimde hoşlanmıyanlar için zor, onlara tabi olanlar için ise kolaydır. Kim Benim hadisimi işitir, onu ezberler ve onunla amel ederse, Kıyamet gününde Kur'anla birlikte gelir. Kimde Benim hadisime karşı gevşeklik gösterir ve ona önem vermezse, Kur'ana karşı da ilgisizlik göstermiş olur. Kim de Kur'ana ilgisizlik gösterirse dünya ve ahirette perişşan olur."
(Buharide rivayet edilen) Diğer bir hadisi şerifte ise: "Clbril (a.s.), Resulullah (s.a.v.)'e Sünneti, Kur'anı indirdiği gibi indirir ve Kur'anı talim ettiği gibi sünneti ona talim ederdi." buyrulmaktadır.
karşılıyarak hoş beş ederler. Tıpkı bu dünyada, uzaklara gitmiş olup ta yerine gelmekte olan ikmseyi istikbal ettikleri gibi. Bâzısı bazısına: Arkadaşınıza bakınız, istirahatini temin ediniz, zira ölümden çok çekmiş olduğu için vücudu ağrılıdır. Biraz rahat etsin>> derler.
Sonra da konuşmaya başlayarak, sormaya başlarlar Sorulan kimseler sağ iseler, işlerinden, ahval ve durumlarından ha-
ber verilir.
Ve eğer ölmüşse:
<<O benden şu kadar zaman önce Ahirete ayrıldı» diye bilgi verir- ler, o zaman oraya gelmemiş oldukları için :
«Ey vâââhhh.... Öyle ise Haviyeye gitti, ah kötü yer orası, yazık, eğer
ehl-i rahmet olsaydı biz görürdük, cehenneme gitmiş öyle ise» diyerek acırlar.
gelir, eğer sevinçli haber ise sevinirler ve eğer Allahın gazabını muc lacak bir işi işlediklerini duyunca mahzun olurlar.
1- Peygamberimiz buyurdu ki:
ن أَعْمَالَكُمْ تُعْرَضُ عَلَى عَشَارِكُمْ وَأَقَارِبِيكُمْ مِنَ الْمَوْل فَإِن خَيْرًا اسْتَبْشِرُوا وَإِنْ كَا نَغَيْرَ ذَلِكَ قَالُوا اللَّهُم لا تَهُمْ حَتَّى تَهْدِيهُمْ كَمَا هَدَيْنَا حكم المنان وا در
Ey ümmetim biliniz kl: sizin işleriniz ölmüş olan akraba ve dostla rınıza bildirilir. Eğer işiniz iyi ise, sevinirler, yüzleri güller gibi açılır ve eğer işlerinizde günah var ise o zaman kederlere gark olarak: «Eyvah yavrum, babam, anam, kardeşim diyerek ağlarlar. Ey halk! Ölülerinne acıyınız, onları mahzûn etmeyiniz.
2-Yine Hazreti Peygamberimiz buyurdu ki:
تُعْرَضُ الأَعْمَالُ يَوْمَ الْاثْنَيْنِ وَالْخَمِيسِ عَلَى اللَّهِ تَبَارَكَ وَتَعالى، وتُعرَضُ عَلَى الْأَبْنَاءِ وَالْآبَاءِ وَالْأَنْهَاتِ يَوْمَ الْجَمعَةِ فَيَفْرَحُونَ بِحَسَنَاتِهِمْ وَتَزْدَادُوا وُجُوهُهُمْ بَيَاضًا وَاشْرَاقَا فَاتَّقُوا اللَّهَ وَلَا تُؤْذُوا مَوْتَاكُمْ في الحي فيها
Fy ümmetim! Sizin bu dünyada işlemiş olduğunuz işleriniz Pazar
tün akrabambe günleri Cenab-ı Hakka
de bu
hirler, cebaya arz olunur. Sevaba ve mükafata ait isleri duyunca sest
nirler, cezaya ait iş ise elemlere gark olurlar. (1)
aretiyet duylarinize acıyımız eziyet vermeyiniz. Zira günah işledikçe
Allah'ım! fatih, hâtim, rasûl, kamil, rahmet, şamil olan Efendimiz Muhammed'e, aline, sahâbilerine, ahbabina, Allah'ın devamı ka dar Allah'ın mâlumâtı sayısınca salât ve selâm eyle. Ey Rabbimiz! bu salât seni râzı edecek, onun hakkını edâ edecek şekilde olsun. Onun vasıtasıyla Sen'den, dostlardan en iyilerini, yollardan en kolayını, ilimlerden en faydalist ni, amellerden en salih olanını, yerlerden en genişini, hayatın en rahatını, rızıktan en güze lini ve genişini isterim.
Ádemoğlu, 'malım, malım!' diyor. Ey âdemoğlu, senin yiyip tükettiğin, giyip eskittiğin ve sadaka verip önceden (ahirete) gönderdiğin dışında bir malın mı var? (Müslim, Zühd, 3)
İNFAK: HEMEN, ŞİMDİ!
"İnsan aldıkça değil verdikçe mutlu olur." Günümüzde mutluluk üzerine ya- pılan araştırmalar bu kadim bilgiyi doğrulamaktadır. İnsan bir yandan nefsinin mal biriktirme arzusu, diğer yandan ruhu ve vicdanının paylaştıkça çoğalma çağrısı arasında gelgitler yaşar. Hatta vermek için zenginleşmeyi ya da hayat gailesinin bitmesini bekler. Oysaki insanı olgunlaştıran, henüz zengin değil- ken ve geçim kaygısı çekiyorken paylaşmaktır. Az iken infakın zevkine vara- mayan, malı çoğaldığında da vermeye kıyamayacaktır. Ne var ki ecel kapıyı çaldığında çok geç olabilir. Temenni edilen sadaka ve hayırlar boş bir hayal olarak kalabilir. Hz. Peygamber "Asıl sadaka, sağlıklı iken ve fakirlik endişesi ve zengin olma hırsı ile hareket ederken verdiğindir. Bu işi can boğaza geldiği âna kadar erteleme!" (Buhārī, Vesaya, 7) buyruğuyla infakın hemen ve şimdi yapılması gerektiğini hatırlatır. Fakir sahabilerin hamallık yaparak elde ettiği kazançla sadaka vermesi (Buhari, Zekât, 10), bizler için ne güzel örnektir!
Masonluk, bugün dünya üzerinde çok büyük etki ve yönlendirmeye sahip olan gizli bir örgüttür. Binlerce yıldır fiilen var olmakla birlikte, resmi olarak kurul duğu 1717 yılından bu yana Avrupa ve dünya tarihinde büyük etki yaratınıştır. Bünyesi içine aldığı devlet adamları, politikacılar, düşünürler, sanatçılar, yazarlar, Masonluğa, içinde bulunduğu ülkenin siyasetini ve toplum yapısını kendi ideolojisi ne uygun olarak yönlendirme imkanı vermişlerdir.
Bu güç ve etkiyi Masonlar, dışarıya karşı sürekli olarak inkar ederler. Masonlu ğun yalnızca bir hayır kurumu, arkadaş kulübü olduğunu söylerler. Fakat gelişen olaylar ve Masonların kendi kaynakları incelendiğinde, yakın geçmişte ve günü- müzde Masonluğun dünya üzerindeki faaliyetlerinin ne denli geniş çaplı ve güçlü olduğu görülmektedir. Sayısız ihtilalin, ideolojinin, ekonomik ve sosyal doktrinlerin ve bunların uygulamasının ardında Masonluk vardır.
Kapitalizm ise, bugün dünyanın tamamına hakim olan sistemdir. "Kapita- lizm"den kastedilen, kelimenin ekonomik terim olarak taşıdığı anlamın ötesinde, günümüzde dünyanın geneline hakim olan, maddeye dayalı sosyal, ahlaki ve felse- fi sistemdir.
Kapitalizm, tamamen materyalist bir düşüncedir. Kapitalist düşünce insana de- ğil maddeye değer verir, hayatın amacının diğer insanlarla mücadele olduğunu sa- vunur.
Bu düşünce sisteminin dünyaya getirdiği sonuç dinsiz, inançsız, yalnızca kendi isteklerini tatmin etmek için yaşayan, cahil, egoist, insan sevgisinden uzak, derin ve geniş düşünemeyen toplumlar olmuştur. Dünya üzerinde sürmekte olan savaş- ların, çatışmaların, ahlak dejenerasyonunun temelinde bu ideoloji yatmaktadır. Her bireyin diğerini ezerek yükselme çabasında olduğu bir toplumda, huzur, sevgi ve barışın oluşması mümkün değildir.
Masonluk felsefesi ile kapitalizm karşılaştırıldığında aralarında bü- yük bir benzerlik olduğu görülür. Kapitalist teorinin temeli olan materyalist düşünce ve evrim teorisi, masonlar tarafından aynen kabul edilmektedir:
"Masonluk maddeciler gibi Darwin kurgusunu kanun benimsemiş- tir." (Gerçek Yüzüyle Masonluk, sf. 97, Ustad Mason Enver Egeran)
Kapitalist düşüncenin dünyaya getirdiği en büyük sonuç, din ve ahlak kavramı- nın yok edilmesi ve tamamen dejenere olmuş toplumlar meydana gelmesidir. Bu- tün dini ve ahlaki sınırlamaları çiğneyen ve yalnızca insan isteklerinin tatminine
dayanan kapitalist ideoloji, Masonlar tarafından aynen desteklenmektedir.
"Özgürlüğün engelleri şu birkaç sözcükte saklıdır: günah, ayıp, ya- zık, haram" (Mason Dergisi, sayı 28, sf. 10)
Bu kitabın bütününde, Masonluğun, kapitalist ve maddeci görüşün yayılması konusunda gösterdiği çaba incelenmiştir. Cinsel sapıklıktan, uyuşturucuya kadar her türlu dejenerasyon malzemesinin Masonlar tarafından nasıl teşvik edildiği ve nasıl yaygınlaştırıldığı anlatılmıştır.
Bu tablo bizlere Masonluğun, kapitalist ahlakın adeta bir örgütü, partisi, kuru- mu olduğunu göstermektedir. Kapitalist ahlak ve ideoloji ise numundadır. Masonluğun dini ko
Bu iki gücün, yani Masonluk ve kapitalizmin arasındaki bağlantı biz- leri ikisinin de aynı kaynaktan geldiği sonucuna ulaştırmaktır.
Masonluğun kaynağı araştırıldığında, bu teşkilatın Yahudi çıkar ve menfaatleri ni korumak için kurulan bir maşa örgüt olduğu görülür. Aşağıda, Mason ritüelle- rinden alınmış olan ifadeler, bu gerçeği açıkça gözler önüne sermektedir:
Rahmetli Hocam Abdurrahman Şeref GÜZELYAZICI ve ettiği gün (15.05.1978) sanki ukbâ yolculuğunu önceden sezet kaleme almış olduğu şu şiiri ceketinin cebinde bulunmuştur.
NEREYE?
Nereden kaynıyor hayat ırmağı?
Bu durmaz karanlık akış nereye? Annem mi, açılan mezar kucağı?
Ebedî geceden bakış nereye?!
Meçhul bir yolcuyum bu son akşamda, Ümit nûrum söndü siyah bir camda. Evim, çocuklarım, gözüm arkamda; Ahbaplar! Bu itiş, kakış nereye?!
92
Gönlümde yıldız yok, gözümde ışık, Emeller, rüyalar karmakarışık. Îmânım! Nerdesin, gel karşıma çık! Bu derin girişten çıkış nereye?!
Artık ne mavilik, ne pembe bahar, Ne mehtap, ne sahil, ne sandal, hep kar, Söyleyin benimle uçan ey kuşlar, O yazlık dünyadan bu kış nereye?!
Birkaç rekât namaz, zekât, oruç, hac, Duâlarım gibi kabûle muhtaç, Şeref, son nefeste edince mîrac, Semâlardan koptu alkış nereye?!
Bu kitap, 1453 yılında PEYGAMBER EFENDİMİZİN vasiyetini yerine getiren O KUTLU KUMANDANIN ve ASKERLERİNİN emanetine sahip çıkmak için hazırlandı. Bu kitap, AYASOFYA'nın tekrar cami olarak ibadete açılmasına ve yine ISTANBUL' dan başlayacak
YENİ BİR ÇAĞA Öncülük yapacaktır! Patrik Athenagoras'la Başlayan "KUDÜS ZİRVESİ OYUNU" Amerikalı
İstanbul Sur içinde "Özerk Devlet"
1967'de başlayan Papaların ziyaretleri ve arkasındaki "Vatikan Operasyonları..." İşgal güçlerine karşı direnen ve son çare olarak Ayasofya'yı havaya uçurmakla tehdit
eden büyük kumandan... "Gizli Ev Kiliselerle" yürütülen kuşatma: Güney Koreli, Zenci kiliseleri...
Aytunç Altındal: "Amaç İstanbul'a Vatikan Modeli" (iki gün süren özel röportaj)
"Haliç'te Yürütülen Çok Yönlü işgal" (Sevgi Erenerol'un kitabımız için kaleme aldığı özel yazı ve açıklamalar)
Misyonerlerin arasında yaşayan A.R. taktik ve stratejik kuşatmayı anlatıyor... Vatikan ve Mason locaları nasıl bir işbirliği içinde...
Siyonizm'e hizmet eden Papalar? Gizli arşivlerde saklanan biat anlaşmaları... Siyonist Hıristiyanlar ve Katolik-Protestan papazlar 1925 yılında başlayan ittifak: ARMAGEDDON, Sahte ISA MESIH...
Bir işi yapmak istediğinde, sonunu iyice düşün. Eğer neticesi hayır ise onu yap, neticesi şer ise ondan vazgeç. Ravi: Hz. Abdullah ibni Misver (r.a.) Sayfa: 29 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
"Tesvif" (Yapacağı şeyi geriye atmak) şeytanın şuaıdır. Ve onu mü'minlerin kalblerine bırakır. (Bu da mü'mini oyalar.) Ravi: Hz. Abdurrahman İbni Avf (r.a.) Sayfa: 198 / No: 4 Ramuz El-Ehadis
Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu
BİR HADİS
kolaylaştırır. (Müslim, Zikr, 39)
TOPRAĞIN BABASI
Varını yoğunu Mekke'de bırakan Hz. Ali'nin imkânları kısıtlıydı. Peygamber kızı Hz. Fâtıma ile evlenmek istiyordu ama ona mehir olarak bir zırh ile atından başka verebileceği bir şeyi yoktu. Tereddüt içinde kaldı, Resûl'ün huzuruna varamadı. Cesaretini toplayıp yanına gittiğindeyse nutku tutuldu, konuşamadı. Peygamber terbiyesiyle yetişen, güzel yüzlü bu genç, ilmi ve ahlakıyla Resûlullah'ın gönlünü çoktan kazanmıştı oysaki. Kızını onunla evlendirdi Hz. Peygamber ve onları mes- cidin yanı başına yerleştirip kendine komşu eyledi. Bir gün Resûlullah uğradığında Hz. Ali evde yoktu. Hz. Fâtıma ile aralarındaki kırgınlıktan dolayı öğle uykusunu evinde uyumamıştı. Damadını mescitte uzanmış, toza toprağa bulanmış hâlde bulan Allah Resûlü "Kalk ey toprağın babası (Ebû Turâb)" sözleriyle uyandırarak üstünü temizlemesine yardım etti. Ne bir soru sordu eşiyle arasında geçenlere dair ne de bir yargılamada bulundu. Hz. Ali onun bu güzel yaklaşımını hiç unutmadı. "Ebû Turâb" en sevdiği künyesi oldu.
Dinin afeti üçtür: Fasık alim, cahil ve zalim reisler, cahil sofular. (İbadete çalışıyor, fakat cahil. Bu zümreler din namına yıkımdır.) Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 4 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
Sizden birine, halktan korkması, işittiği veya gördüğü bir hakikatı söylemeye mani olmasın. Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.) Sayfa: 490 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
Şüphe yok ki münafiklar cehennemin en alt katındadırlar; artık onlara asla bir yardımcı bulamazsın. (Nisā, 4/145)
NİFAK: İÇİ BAŞKA, DIŞI BAŞKA OLMAK
Kişinin kâfir olduğunu gizleyerek mümin gibi görünmesine nifak, böyle bir yanlış ve kötü tutum içinde olana ise münafık denir. Münafıklar, kalbiyle inkâr ettikleri hâlde bunu gizleyerek kendilerini mümin gibi gösterirler. Söz ve davranışlarıyla mümin gibi gözüktükleri için toplum içinde kargaşaya ve fitneye sebebiyet verirler. Münafıklar, Allah'ı ve inananları aldatmaya çalışır- lar. Esasında farkına varmadan kendilerini aldatırlar. Çünkü onlar, ikiyüzlü olmaları sebebiyle kendi elleriyle kendilerini tehlikeye atarlar, hem dünya- larını hem de ahiretlerini zindana çevirirler. Kalplerinde hastalık bulunan münafıklar, müminlere karşı kin ve nefret beslerler. Dünyalık bir menfaat gördüklerinde hemen müminlerin tarafına geçerler. Bunu yaparken de İs- lam'ı ve dinî değerleri istismar etmekten çekinmezler. Ancak menfaatlerine ters bir durumla karşı karşıya kaldıklarında ya da nefislerine hoş gelmeyen bir şeyle karşılaştıklarında müminleri hemen terk ederler.
Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir. (Hod. 11/112)
GÜZEL AHLAKIN HAYATA YANSIYAN YÜZÜ: DOĞRULUK
Yüce dinimiz İslam, istikamet üzere, dosdoğru bir ömür geçirmemiz için bizlere gönderilmiştir. Yüce Rabbimiz, niyet ve inancımızda, söz ve davra- nışlarımızda doğru ve dürüst olmamızı emretmiştir. Bununla birlikte İslam, yalanı ve yalana götüren hiçbir davranışı tasvip etmez. Şaka bile olsa yalan söylemeyi, insanları eğlendirmek için dahi yalan konuşmayı hoş karşılamaz. Doğruluk, imanın özü, müminin şiarıdır. Yalan, toplumun huzurunu bozan, insanları birbirine düşüren kötü bir hastalıktır. Doğruluk, ailede güveni tesis eder, sevgi ve saygıyı kalıcı kılar. Bin bir emekle kurulan yuvaları dağıtan ise bir yalandır. Doğruluk, ticaretin bereketi; yalan ise felaketidir. Dürüst ve güvenilir tüccar, peygamberler, siddiklar ve şehitlerle beraberdir. Doğruluk. mal ve mülkü hayırlı kılar. Yalanla kazanılan maldan hayır gören yoktur. Sözü doğru olanın işi doğru olur. İşi doğru olanın kalbi doğru olur. Kalbi doğru olanın dini doğru olur. Dini doğru olanın varacağı yer ise ancak cennettir.
insanda bütün günahların ve kötü ahlakın baş sebebi Peygamber en büyük düşmanın merkezi (s.a.v.) "Senin iki kaşının arasında olup) bütün vücudunu nefsindir." buyurmuşlardır. Mehmed Şemseddin Nuran Hazretleri Miftahu'l-Kulûb İsimli kitabında nefse dair şöyle buyurmuştur:
"Insanda iki ruh vardır: Birine hayvânî rûh denir ki, bu Cenâb-ı Hakk'ın Celâl sıfatının tecellisi ile yaratılmıştır. Diğerine de sultânî rûh denir. O da Cenab-ı Hakk'ın Cemal sıfatının tecellisi ile yaratılmıştır. Beden ülkesinde bu iki padişahın birer veziri ile birer şeyhülislâmları vardır ki, vücüdu onlarla idare ederler. Hayvânî rûhun vezîri akl-ı maaş ve mercii (danışmanı), şeytandır. O, onlarla istişare eder. Sultânî rûhun da veziri, aklı maâd ve şeyhulislamı melektir. O da onlarla istişare eder.
Hayvânî rûhun aslı "emmåre bi's-sû"dur. Yani mübâlağa ve şiddetle kötülüğü emredicidir. Ona nefis ismi verilir. Hayvânî rûhun zevki, yiyip içmek, giyip kuşanmaktır. Yani zahirde insana lezzet verecek ne varsa onların hepsinden safâ ve kuvvet bulup, sultânî rûha gâlip gelir.
Sultânî rûhun asli, sıfat-i sâfiyedir. Ona sifat-ı insan ismi verilir. Sultânî rûhun zevki, zikir, fikir, ibadet ve Allâh'ın emirlerine itaat ve yasaklarından kaçınmaktır. Sultânî rûh, işte bunları yapmakla hayvânî rûha gâlip gelir.
Yukarıda anlatıldığı gibi, bunlar vücuda hükmederler. Birinin sıfatı diğerinin sıfatına zıt olduğu için daima birbirleriyle muharebe ve mücadele ederler.
Mesela, bir vücutta sultanî rûh, hayvânî rûha gâlip olmayıp, hayvânî rûh kendi hâline bırakılırsa, sifat-ı emmarelikte kalır. Zamanla hayvânî rûh, sultânî rûha gâlip olur ki, o kimsenin dünya ve âhireti hüsranda kalır. Amma, sultânî rûh, hayvânî rûhu kendi hâline bırakmayıp, her an mücâhede ve muhârebe ederse, o zaman hayvanî rûhu ister istemez kendine bağlar. Her emrine itaat ettirerek ilahi emri yerine getirmiş olur. İşte bu kimselerin kurtuluşa ermesi umulur. Fakat yine de düşmesinden korkulur. Conki) nefsin hilesi çoktur."
Sabreden mü'minler kendilerine zaman "İnna lillāhi ve -Biz her halde Al- bir musibet isabet ettiği lâhınız ve behemehal ona deyup varacağız derler, "Inna lillahi" demekte malonan ve her şeyi Allah'a teslim
ve Allahü Teâlânın mülkü olan her şeyde, hatta can ve be denlerimizde bile dilediği gibi tasarrufa hakkı olduğunu ve acı tatlı onun hiç bir tasarrufuna itiraz câiz olmayacağını iti- raf vardır. Allah'ın takdirine razı olduğunu izhar vardır. Bu makam pek büyük bir makamdır. Bu makamı kazanan nef- se, nefs-i rådiye tabir olunur.
"Ve innâ ileyhi râciûn" demekte ise "Biz dönüp dolaşıp nihayette behemehal Allah'a döneceğiz. Başlangıçta yok iken Allah'tan geldiğimiz gibi nihayette de yine ona varaca- ğız" diye vücüdumuzun ölümü ile fenâ ve helâk olmasına ve bununla beraber gâyenin mutlak yokluk olmayıp tamamen kavuşma olduğuna îman vardır. Ve bu îman ile Allah indinde kendisinden razı olunmak ümidini izhar vardır. Bu makama nefs-i mardıyye makamı tabir olunur...
İnsanın nefsi ilk önce nefs-i emmåre iken, dinini ve peygamberimizin ahlakını öğrenerek terakki eder ve ikinci olarak nefsi levvâme, (sonra nefs-i mülheme), sonra nefs-i mutmeinne, sonra nefs-i râdiye son olarak nefs-i mardiyye olur ki Fecr Süresi'ndeki: "Ey o Rabb'ine muti' olan nefs-i mutmeinne! Sen Rabb'inden râzı, Rabb'in de senden râzı olarak Rabb'ine dön." (Fecr Sûresi, âyet 27-28) hitabı da bunun beyanıdır...
Rådiye ve mardıyye makamlarına ermiş olan sabreden- ler, her müjdeye layıktırlar. Bunları "İşte Rablerinin salevati (bütün günahların mağfireti) ve rahmeti bunlara mahsustur ve işte hidâyete ermiş doğru yolu tutmuş olanlar ancak bun- lardır." (meålindeki Bakara Sûresi'nin 157.) âyeti ile tebşir edilmişlerdir. Allâhü Teâlâ, bunların günahlarını tamamen örter ve onları rahmetiyle öyle nimetlere ulaştırır ki bunlar dünyada ne görülmüş, ne işitilmiş, ne de beşerin hatır ve
hayaline gelmiş şeyler değildir. Bunlara (Bana ihlas ile kulluk eden hålis) kullarım içine bern cennetime nir" (Farr Süreci avat 20.
- Ya Ali! Çok defa Rasûlullah'ın yanında bulundun, Biz bulunamadık. Çok defa da biz bulunduk sen bulunamadın. Sana üç şey soracağım. Belki bilirsin Hazret-i Ali:
- Soracakların nedir? dedi. Hazret-i Ömer:
Bir kimseden iyilik görmediği halde onu seven, bir kimseden de kötülük görmediği hâlde ona buğz eden kimse hakkında ne dersin? Hazret-i Ali:
- Evet, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in bu hu- susta şöyle buyurduğunu işittim: "Ruhlar fezâda güruhlara
ayrılmış bölükler halindedir. Orada tanışanlar dünyada Karşılaşırlar. Dost olurlar. Orada birbirlerinden hoştada mayanlar, dünyada birbirlerinden uzak dururlar" buyurdu.
Hazret-i Ömer:
- Bu bir, ikincisi unuttuğu bir hadîsi hatırladığı zaman söyleyen adam hakkında Rasûlullah ne buyurmuştur?
Hazret-i Ali radıyallahu anh:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in bu konuda şöyle buyurduğunu işittim: "Her kalbin üzerinde, ayın üze rindeki bulut gibi, bir bulut vardır. Nasıl ki bulut aydan ayrılınca ay ışık verir. Üzerini kapladığı zaman da kara- rırsa insanın üzerindeki bulut çekildiği zaman insan ha- tırlar, kalbinin üzerini kapladığı zaman da insan unutur."
Hazret-i Ömer radıyallahu anh:
- Bu iki, üçüncüsü de rüya gören kimselerin bazısının rüyası gerçek çıkıyor. Bazısınınki de yalan. Rasûlullah sallal lahu aleyhi ve sellem, bu hususta ne buyurdu? diye sordu.
Hazret-i Ali radıyallahu anh:
- Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyur duğunu işittim. "Bir erkek veya kadın yatıp, derin uykuya daldığı vakit ruhu arşa yükseltilir. Arşın yanında rüya gören kimsenin rüyası doğru çıkar. Daha arşa varmadan uyanan kimsenin rüyası yalandır."
Hazret-i Ömer:
- Epeyden beri bu üç meseleyi öğrenmek istiyordum Smeden evvel doğrusunu öğrendirenakha hamdol sun!" buyurdu.
İbn Mes'ûd (ra) anlatıyor: Resûlullah'a (sas) "Allah katında en büyük günah nedir?" diye sordum. "Seni yarattığı hâlde Allah'ın bir denginin olduğunu kabul etmendir." buyurdu. (Buhari, Tefsir, 2)
ŞİRK: EN BÜYÜK ZULÜM
Kur'an'ın ana konusu ve hedefi, tevhid inancını yerleştirmektir. Şirk de tevhid inancının karşısındaki en büyük engeldir. Bu nedenle şirk olgusu, çeşitleri, müşrikler ve onların sergiledikleri olumsuz davranışları ele alan ayetler Kur'an'da oldukça önemli bir yer tutar. Dinî bir terim olarak şirk, Yüce Allah'ın kendisinde, niteliklerinde, eylemlerinde ve O'na yönelik kullukta bir ortağı olduğunu kabul etmek veya Allah'a özgü bir niteliği herhangi bir varlığa vermek anlamına gelir. Rabbimiz, ister dünyada isterse ahirette bü- tün günahları bağışlayabileceğini (Zümer, 39/53) bildirmiştir. Ancak şirki, yani Allah'a eş, benzer ve ortak kabul edenleri bundan ayrı tutmuştur. Doğru yolu gösteren peygamberlerin ve vahyin gelişinden sonra şirk içinde kalmaya devam edenleri bağışlamayacağını şöyle bildirmiştir: "Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; dilediği kimselerin bunun dışındaki günahlarını bağışlar..." (Nisa. 4/48)
Öyle kuddus, tahir, öyle yüce, kahir Allahü (C.C.) ki O'nu
1140
mekânlardan hiçbir mekân ihata edemez. O, mekândan münezzehtir Velâ yeştemilü aleyhi zamanün. Yani: - O Allah'ı zamanlardan hiçbir zaman onu ihate edemez. Allah
يُقْبَلُ مِنْهُ صَرْفٌ وَلَا عَدْلٌ (ك ق عن عائشة)
1551- En zalim insan, kendisini dövmeyen kimseyi döven, kendini öldürmeye teşebbüs etmeyeni öldüren bir de nimet ehlinden ayrılıp nimet ehli olmayan kimseye intisap eden (mesela öz babasını bırakıp başkasını baba edinen) kişidir. Kim bunları yaparsa Allah'ı ve Rasulü'nü inkar etmiş demektir. Onun hiçbir ameli kabul edilmez artık.
هريرة) 1552- Kıyamet günü en çetin azaba dûçar edilecek kişi, sahip olduğu ilimden, Allah'ın istifade nasip etmediği âlimdir.
١٥٥٣
YANITLASİL
yuksel3 Şubat 2024 22:31 Kıyamet yaklaştığında; taylasan giyilmesi çoğalır, ticaret artar, mal çoğalır, mal sahibine malı için tazim edilir, fuhuş yayılır, çocuklar amir durumuna gelir, kadınların sayısı artar, Sultan zulüm eder, eksik ölçü ve tartı yapılır, bir adamın köpek yavrusunu yetiştirmesi, kendi çocuğunu yetiştirmekten kendisine daha cazip gelir, büyüğe hürmet, küçüğe de merhamet edilmez ve gayri meşru çocuklar çoğalır, hatta yol ortasında adam kadınla yakınlaşır. İnsanlar, kalbleri kurt olduğu halde koyun postuna bürünürler, o zaman da insanların en iyi görüneni "müdahim" (kötülükleri gördüğü halde karışmayıp, kendi işine bakan) olanıdır. Ravi: Hz. Ebû Zerr (r.a.) Sayfa: 33 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
Anlatıldığına göre cehalet döneminde iki kardeş yolculuk esnasında diz Anlatıldın altındaki ağacın gölgesine konmuşlar. Tekrar yola çkarak düz bir kayan duz kayanın altından ağzında bir dinar altun olan bir yılan kap bu dinarı onlara atmış. Bunun üzerine bu yılanın bu dinarı bir hazine kın buıp getirmiş olduğunu söylediler. Burada üç gün kaldılar ve her gün bu yılan onlara birer dinar getirip attı.
Kardeşlerden biri: "Bu yılanı ne zamana kadar böyle bekleyeceğiz. bunu öldürüp, hazineyi kazarak çıkarsak olmaz mı?" dedi. Diğer karde şi engel olmak istedi ve "sakın yapma ne bilirsin, bunu yaptığın takdirde mahvolabilirsin, hazineyi de elde edemezsin" dedi. Ama o kardeşini dinle- medi, yanına bir kazma aldı ve yılanı beklemeğe koyuldu. Yılan çıkınca bir kez vurabildi ve başından yaraladı ama öldüremedi. Yılan kıvranıp üzerine geldi, adamı öldürdü ve inine girdi. Kardeşi de onu toprağa gömdü. Erte- si güne kadar da orada bekledi.
YANITLASİL
yuksel6 Şubat 2024 06:41 Ruhu'l-Beyân
271
Yılan başı sarılı olarak çıktı ama beraberinde hiçbir şey yoktu. Yıla
na söyle seslendi: "Ey yılan, vallahi bu olanların olmasını hiç isketu. Yila desimi engellemek istedim, olmadı. Ama seninle bir sözleşme yapabilir myiz? Sen bana bir zarar verme, ben de sana hiçbir zarar vermeyeyim?" Yilan hayır, dedi. Neden? "Çünkü sen kardeşinin buradaki kabrini gorup durdukça bana sonsuza kadar iyilik yapacağından emin olamam. Ben de bu baş yarası bulundukça da sana iyilik edeceğimden emin olarnan da on- dan" cevabını verdi.
İşte bu hikayede beraberliğin ve dengenin sırrı ve takvanın şeref ve değeri ortaya çıkmaktadır. Hazine düşkünü kardeş Allah'tan korkup iyili- ge karşı kötülük etmeseydi, yılanın yaptığından dolayı şükür etseydi, ömrü de malı da artacaktı.
Kin tutarak herkesle savaşmaktansa Kerem göster ki âlemi hükmün altına alasın. Bir iş yumuşaklık ve tatlılık ile hasıl olacaksa Sertlik ve inadçılığa ne lüzum var?"
Ey akılsız kurt bir gün
Bir kaplanın seni parçalamasından korkmuyor musun?
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 4 4 Zarafetin afeti sakf (övünmek ve manasız sözler)dir. Şecaatin afeti serkeşliktir. Semahatin (hoşgörünün) afeti minnet etmek, güzelliğin afeti kibir göstermek, ibadetin afeti fetrettir (Gayretten sükuna düşmek.), sözün afeti yalandır. İlmin afeti unutkanlıktır. Hilmin afeti hoppalıktır. Asaletin afeti tefahurdur. Cömertliğin afeti israftır. Dinin afeti ise hevadır(Nefsine uymak). Hz. Ali (r.a.) 213 2 Cömertlik, Ulu Mevlanın huyudur. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 213 3 Cömertlik, cennet ağaçlarından bir ağaçtır. Dalları dünyaya sarkmıştır. Kim bu dallardan birine tutunuyorsa, bu dal onu Cennete götürür. Hasislik te Cehennem ağaçlarından bir ağaçtır. Dalları dünyaya sarkmıştır. Kim de bu dallardan birine yapışırsa, o dal da onu Cehenneme çeker. Hz. Ali (r.a.) 213 4 Cömertlik, Cennette biten bir ağaçtır. Cömertliğin gireceği yer, ancak Cennetir. Hasislik ise Cehennemde yetişen bir ağaçtır. Hasisin gireceğin yer ise Cehennemdir. Hz. Abdullah İbni Ci(r.a.)d (r.a.) 213 5 Cömert Allah'a, insanlara ve Cennete yakındır. Cehennemden de uzaktır. Cimri ise Allah'dan, insanlardan ve Cennetten uzaktır ve Cehenneme yakındır. Cahil cömert, Allah (z.c.hz)'lerine hasis abidden daha sevimlidir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 213 6 Cömert, ancak Allah'a hüsnü zannı olduğundan cömertlik yapar. Hasis ise ancak Allah'a sui zannı sebebiyle cimrilik yapar. Hz. Ebû Ümâme (r.a.) 248 2 Cömertin hatasından uzak kalın. Zira o düştükçe, Rahman onun elinden tutar. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 297 6 Altı şey güzeldir, lakin şu altı sınıf insan da daha güzeldir: Adalet güzeldir, lakin Umerada daha güzeldir. Cömertlik güzeldir, lakin zenginde daha güzeldir. Verağ güzeldir, lakin alimlerde daha güzeldir. Sabır güzeldir, lakin fıkarada daha güzeldir. Tevbe güzeldir, lakin gençlerde daha güzeldir. Haya güzeldir, lakin kadınlarda daha güzeldir. Hz. Ali (r.a.) 312 8 Cömertin yemeğini yemek devadır. Hasisin yemeği ise derttir. Hz. İbni Ömer (r.anhüma) 323 11 İnsanlara dört şey sebebiyle tafdil edildim: Cömertlik, şecaat, cima şiddeti ve harpte düşmanla savaşmak kuvveti. Hz. Enes (r.a.) 334 10 Hıfz on parçaya ayrıldı. Dokuzu Türke (Küffarı Çin) verildi. Biri diğer halka dağıtıldı. Hasislik de ona ayrıldı. Dokuzu Faris'e, biri diğer insanlara dağıtıldı Cömertlik de ona ayrıldı. Dokuzu Sudan'a, biri diğer insanlara. Haya da ona ayrıldı. Dokuzu Araba, biri diğer insanlara. Kibir de on kısma ayrıldı. Dokuzu Ruma, biri diğer insanlara dağıtıldı.
Cüneyd Bağdâdî, şöyle demiştir: Nefsinin arzularına göre yaşayan, rihunun bedenden ayrılmasıyla ölür. Rabbının isteğine uygun olarak ha- yat süren ise, geçici dünya hayatından baki olan hakiki hayata kavuşur.
Mesnevî'de şöyle gelmiştir:
İyi doktor, kötü dişi yerinden çıkarır. Tâ ki o sevgiliyi derd ve hastalıklarından kurtarsın. Dişler noksanlaşır ama, ağrılar azalır. Elbette şehidler, makâm-ı fenâda diridirler. Başın bedenden ayrılmasına razı olan şehîd: Zaman içinde onun yerine, yüzbin baş kazanır. Allah yolunda kesilmiş boyun, şehadet şerbeti içer. Fakat bu şerbeti ancak "Bela" diyen boğaz içebilir.
155. Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber!) Sabredenleri müjdele!
Vallahi size imtihan edici biri gibi davranarak, belâya sabredip kazâ- lara rıza gösterip göstermeyeceğinizi tesbit edeceğiz. Çünkü belä, mihenk taşı gibi, nefislerin kıymetini belirleyen bir miyardır. Fakat biz bunu, bilme- diğimiz bir şeyi öğrenmek için değil, hanginizin itâatkâr ve hanginizin âsî olduğunu size göstermek için yapacağız.
Sizi biraz düşman korkusuyla, biraz kıtlık ve yokluk içinde aç bırak- makla, hırsızlık, talan, helâk ve zarar veya devlet başkanının el koyması gibi sebeblerle mallarınızı azaltarak; savaş, ölüm, hastalık ve ihtiyarlık gibi nedenlerle nefislerinizi sınayarak; soğuk, fırtına, çekirge gibi afetlerle veya cihadla meşgüliyetinizden dolayı arazilerinizi işleyememek süretiyle ürün- lerinizi eksilterek imtihan ederiz.
Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en güzel davranandır. (Tirmizi, Menākıb, 63)
MÜSLÜMAN AHLAKININ GEREĞİ OLARAK MERHAMET
Cenab-ı Hakk'ın kullarına bahşettiği en değerli nimetlerden biri de merhamet duygusudur. Merhamet, Rabbimizin "Rahmân" isminin bir tecellisidir. Merhamet, kalp inceliği ve gönül yumuşaklığıdır. Şefkatli ve insaflı davranmaktır. Merhamet, kalpleri kin, öfke ve intikam gibi hastalıklardan temizlemektir. Gönülleri sevgi, saygı ve affın güzelliğiyle tezyin etmektir. Can taşıyan her bir varlığa hatta bütün kâinata muhabbet nazarıyla bakmaktır. Şiddet, öfke, kin ve nefretin yürekleri işgal ettiği günümüzde merhamet medeniyetinin birer mensubu olarak bize düşen, Rahmet Peygamberi'nin mesajlarına yeniden sarılmaktır. "Ben ancak rahmet olarak gönderildim." (Müslim, Birr, 24) buyuran Allah Resûlü'nün ilim, hikmet ve ir- fan mektebinde gönüllerimizi eğitmektir. Asrımızın en büyük hastalığı hâline gelen merhametsizliği bir tarafa bırakarak; eşimize, çocuğumuza, ana-babamıza, yaşlılarımıza, çevremize ve bütün canlılara karşı vicdanlı ve merhametli olalım. Ailemiz ve toplumumuz merhamet ocağı olsun.
doğru : 1.Düz.2.Namuslu,dürüst. 3.Gercek.4.Yasal. ... Doğru : 1.Eğri. Yalan, Yanlış. Altın Esanlamli ve Karşıt anlamlı Kelimeler Sözlüğü. Altın Kitaplar
Fuhuş yayıldığında zelzeleler ve fitneler çoğalır. İdareciler zulmettiğinde yağmur azalır. Zimmet ehline gadr edildiğinde ise düşman galebe çalar. Ravi: Hz. İbni Ömer (r.a.) Sayfa: 54 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
Cennet ehli Cennete Cehennem ehli de ateşe girdiklerinde, ölüm (bir koç şeklinde) Cennetle Cehennem arasında bir yere getirilir ve kesilir. Sonra bir münadi şöyle nida eder: "Ey ehli Cennet, ebedilik var ölüm yok. Ey ehli nar, ebedilik. Ölüm yok." Bunun üzerine Cennet ehlinin sevinç üzerine sevinçleri artar. Cehennem ehlinin ise hüzünleri üzerine hüzünleri artar. Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma) Sayfa: 51 / No: 9 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel20 Şubat 2024 16:30 Ümmetimi Benden sonra öyle fitneler kaplayacak ki, o fitnelerde insanın vücudu gibi kalbide ölür. Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma) Sayfa: 346 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
de: «Malınızın ve avene- nizin çokluğu ve hakkı kabulde büyüklenmeniz sizi azabdan kurtarmadı.» derler.] [2] : [Ve «Bunlar (yani müslümanlar) Cennete giremez. diye yemin ederdiniz, derler.] [3] O anda: [Mü'minlere, «Cennete giriniz; sizin için asla korku ve keder yoktur. denilir.] A'raf halkının kim olacağı (sabi iken ölen küffar evladı, deliler vesaire olmak üzere) ihtilaflıdır. ((Cen- netle Cehennem arasında Yahya aleyhisselâm tarafından, Ce- nabı Hakkın emriyle, ölüm kesilip yok edilecek ve ondan sonra kâfirlerin kederi, mü'minlerin sevinçleri artacaktır.))
Kudüs, Kurtuba, Kafkasya, Kırım, Keşmir tarihi bir ihmalin kurbanı olan coğrafyalarımız değil mi?
Tabi ki, Kitabı ve kıbleyi ihmal edenlerin ne ülküsü, ne de ülkesi kalıyor…
Dahası biz kalbimizi ve ruhumuzu ihmal ettik… Yani kendimizi ihmal ettik, kaçınılmaz bir netice olarak birbirimizi ihmal ettik…
Vicdanı, mizanı imanın gereğini ihmal ettik…
Ahdimizi, akdimizi, andımızı, ihmal ettik…
Tüm bu ihmaller edep, erdem, haya, terbiye, görgü, nezaket, özveri, özen gösterme hassasiyetimizi zedeledi…
YANITLASİL
yuksel23 Şubat 2024 08:54 ihti- mamsızlık umutları tüketiyor...
Bu ihtimaller yarınları yaralıyor, gele- ceği karartıyor...
İhmalkârlığımız ilahi emanete düşü- rülmüş kara bir lekedir... Bugün başımı- za gelen musibet, felaket ve belalar kim bilir geçmişteki hangi ihmallerimiz sonu- cudur...
İhmal eden, savsaklayan, aldırmayan, geçiştiren ve bunu alışkanlık haline geti- ren, yaşam tarzı edinen bir ümmet iflah olmaz, toparlanamaz ve kendine gele- mez...
Yüz yıllık bir ihmalin sonucu olsa ge- rek bu ümmetin sefaleti ve esareti bitmi- yor... Parantez kapanmıyor...
Yoksa zamana yaydığımız yükümlü- lüklerin zamanla zamanaşımına uğraya- cağını mı sanıyoruz?..
a
ra
Dosyamızın kabardığını, suçumuzun arttığını fark etmiyoruz...
Açık söylemek gerekirse; ipe un se- ren, havanda su döven, topu taca atan, "çizdim, oynamıyorum," diyen "yerim dar" diyenin bu davada yeri yoktur...
Öldürücü suskunluk, kahredici vur- dumduymazlık tüm kasvetlerin ve gay- retlerin temel nedenidir
Davetsiz ve cihadsız hayatların hayrı kalmıyor... Aksiyonsuz ve aşksız hare- ketlerde bereket görülmüyor...
Ninova'yı, hatta Okçular Tepesini ih- mal ettik... "Bu sıcakta sefere çıkılır mı?" dedik...
YANITLASİL
yuksel23 Şubat 2024 08:55 Allah için ayağa kalkın denince yere çakılı kaldık." Duyarlılığımız gitti... Du- ruşumuz değişti... Duruma göre vaziyeti idare eder olduk...
Önümüzde daha uzun zaman var, tevbe ile telafi ederiz, dedik. Hani bizim mahallemiz, sokağımız hedef kitlemiz vardı... Bir insanın hidayetine vesile ol- mak dünyalara bedeldi... Tüm engelle- melere rağmen yüreklere dokunurduk... Bugün engeller kalktı, biz yerimizden kalkamıyoruz...
Bunca imkâna rağmen bu nasıl bir ihmal? İzahı zor bir durum... İmtihanda bocalıyoruz...
Bugün Ümmeti Muhammed’in maruz kaldığı müzmin bir hastalıkla karşı karşıya kalıyoruz: İhmalkârlık… Öyle ki bu hastalık, hastalık olarak görülmüyor… Tedaviye ihtiyaç duyulmuyor… Bu da ayrı bir hastalık… Hatta ihmalkârlık kâr sanılıyor…
Sanıyorum kulluk sınavımızı zora sokan en ciddi suçlardan biri ihmalkârlığımızdır…
Diyebilirim ki, öyle ihmaller vardır ki sonucu kasıtlı işlenen bazı hatalardan daha ağır olabiliyor
Gecikmiş adaletin adalet olmadığını bilmeyen var mı?..
Mazlumların çırpışını, çığlığını izlemek veya yüz çevirmek o cürme ortak olmak değil midir?
Başarısız olabiliriz, sonuç alamayabiliriz fakat kötülüğe müdahalemiz yoksa kuşkusuz vebal altındayız…
Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan değil miydi?
Bugün düşmandan daha çok ihmalimiz bizi vuruyor… En ciddi yanılgımız, ihmalkârlığı karakter edinmek ve bunu meslek bilmek… İhmal suikastlarının müsebbibi biz değil miyiz?
Gâvurların yaptıkları orada kalsın, gafletimiz bizi bitirmiyor mu?..
Sürdürülemeyen sorumluluklar, yarım kalmış görevler, sil baştan başlayan tekrarlar, inisiyatifsizlik, iradesizlik,........
"Bütün hataların kaynağı, dünya sevgisi; bütün fitne- lerin kaynağı, öşür ve zekâtı vermemektir." Tasavvuf Klasikleri ibn Hacer El-Askalani MÜNEBBİHAT UYARILAR
guya yerleştiler, halen sayıca az olmalarına rağmen birçok ülkenin Sunetimini, kültürel hayatını, ekonomisini, dünya ticaretini ele geçir miş, istediğini istediği ülkeye empoze ettirip yaptırabiliyorlar... Batılı devletlerin, daha başka, mason locaları, Lions kulüpleri, Ro- tary kulüpleri, Bilderbergler, misyoner teşkilatları, Yehova Şahitleri gi bi nice nice dinî, sosyal, siyasî, gizli, âşikâr, etkili, faal teşkilatları var... Ama biz müslümanların böyle kuruluşları yok; kurulmamış, kuru-
lanlar tahrip edilmiş, kapatılmış, yasaklanmış...
Emperyalistler bir İslâm ülkesini ele geçirdiler mi önce İslam'ı
unutturmaya, müslüman halkı dejenere etmeye çalışırlar, en çok, ger- çek İslâm'dan, halis müslümandan korkarlar. Çünkü İslâm, iman, Kur'an, irfan, ahlâk ve mâneviyat ile ilim, çalışma, gayret, şuur, onur, basiret, hürriyet, istiklal, kalkınma, refah, mutluluk, zenginlik, güçlü- lük arasında kuvvetli ilişkiler, sarsılmaz bağlar, kesin etki ve tepkiler olduğunu çok iyi bilirler.
YANITLASİL
yuksel28 Şubat 2024 06:54 smler belli, duvarlar saglam, R çek buketleri, demek ki sık sık in uzerlerinde demet demet ta- ziyaret olunmaktalar...
Onlar böyleyken bizler ne yapmışız? Maalesef yürekler acısı bir durum. Mezarlıklar istilaya uğramış, gecekondu dolmuş, istimlak edilmiş, türbeler yıkılmış, kapatılmış, tozlu, harap, yağmalanmış; cami lere el konulmuş, halı la rı, levhaları, minberleri, mihraplan, çinileri- hatta kubbe kurşunları çalınmış, en değerli eserler yıktırılmış, avlu ları yok edilmiş; tarih sevdirilmemiş, ecdat kötülenmiş, gerici ve yo- baz gösterilmiş, vatan hainle ri putlaştırılmış, kahramanlaştırılmış; sa- raylar yağmalanmış, arşivler satılmış, şehirlerin tarihî binaları yıkıl- mış, yerlerini soğuk beton yığınlar almış, vakıf eserler yağmalanmış, kütüphaneler kapatılmış, en değerli kitaplar kaybolmuş, bir sürü yol- suzluk, hırsızlık, hainlik, düşmanlık, kadirbilmezlik, şarlatanlık, dal- kavukluk, nemelâzımcılık, vefasızlık, şuursuzluk...
Milli kültürümüz mahvedilmiş, tarihimiz yağmalanmış, tarih şu- uru sıfır, takip yok, hesap soran yok, suçlu ortada, ev sahibinden bas- kin, arsız, yüzsüz. Bu rezalete kimler, ne zaman dur diyecekler acaba; Şark'ın
eski aslanları nerede, uykudan ne zaman uyanacaklar? Bir 18 Mart Canakkale Zaferi gecti kar kisi olayı bilmekte? Çocuk
3233- Peygamberlik içinizde, Allah'ın dilediği zamana kadar devam edecek, sonra kaldırmak isteyince onu, kaldıracak; sonra nübüvvetin yolunda olan hilafet Allah'ın dilediği müddete kadar sürecek, sonra onu kaldırmak isteyince kaldıracak, sonra ısıran saltanat devri gelecek, o da Allah'ın dilediği zamana kadar kalacak, sonra Allah onu kaldırmak isteyince kaldıracak, sonra onu zorba bir hükümdarlık takip edecek, sonra da nübüvvet yolu üzerinde olan bir hilafet devri gelecek.
٣٢٣٤ - تَكُونُ لَأَصْحَابِي زَلَّةٌ يَغْفِرُهَا اللَّهُ لَهُمْ لِسَابِقَتِهِمْ مَعِي (كر عن محمد
بن الحنفية عن ابيه
3234- Ashabımın zellesi (ayak kayması) olur. Lakin Allah onları benimle beraber güzel geçmişleri bulunduğu için bağışlar.
yuksel1 Mart 2024 22:26 إِلَيْكُمْ فِي ثَمَانِينَ غَايَةً تَحْتَ كُلِّ غَايَةٍ اثْنَيْ عَشَرَ الْفَا" (ه عن عوف بن مالك)
3236- Beni asfar ile aranızda sulh olacak, sonra size hiyanette bulunup her birinin altında on ikibin kişi bulunan seksen sancakla size doğru saldıracaklar.
3237- Dört fitne başgösterecek: Birincisinde adam öldürmek helal sayılacak, ikincisinde hem o, hem de mal, üçüncüsünde kan, mal, zina helal sayılacak, dördüncüsü ise Deccal'dir.
3238- Deccal'den önce aldatıcı yıllar olacak. O yıllarda yağmur çok, bitki az olacak, doğru söyleyen yalanlanacak, yalan söyleyense doğrulanacak, haline güvenilecek emin olan kişi hain sayılacak, Ruvaybıza konuşacak "Ruvaybıza nedir ey Allah'ın Rasulü?" diye sordular. "Ruvaybıza, kendisine önem verilmeyen kişi" buyurdu.
يَعْنِي عَلِيًّا (طب عن كعب بن عجرة) 3239. İnsanlar arasında ayrılık ve ihtilaf olacak, bu ve arkadaşları doğru yol üzere olacaklar. (Hazreti Ali kasdediliyor.)
yuksel1 Mart 2024 22:27 مَزَامِيرَ يُقَدِمُونَ الرَّجُلَ لِيُغَنِّيَهُمْ وَلَيْسَ بِأَفْقَهِهِمْ (طب عن عابس لغفارى)
3240- Şu altı hususla karşılaştığınız zaman, ölümü temenni edin. Alçaklar başa geçirilince, hükümler satılınca, insan öldürmek hafife alınınca, şart ve yemin çoğalınca, akraba ile ilgi kesilince, Kur'an şarkı gibi oyuncak ve eğlence edinilince ki
YANITLASİL
Yorum Gönder Bu blogdaki popüler yayınlar İman Mayıs 04, 2023 DEVAMI Meric Tumluer Said Nursi Mayıs 04, 2023 DEVAMI Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti Mayıs 04, 2023 DEVAMI Blogger tarafından desteklenmektedir Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL Vasiyet ve mustafa PROFİLİ ZİYARET EDİN Arşivleme Kötüye Kullanım Bildir
مَزَامِيرَ يُقَدِمُونَ الرَّجُلَ لِيُغَنِّيَهُمْ وَلَيْسَ بِافقهِهِمْ (طب عن عابس لغفارى)
3240- Şu altı hususla karşılaştığınız zaman, ölümü temenni edin. Alçaklar başa geçirilince, hükümler satılınca, insan öldürmek hafife alınınca, şart ve yemin çoğalınca, akraba ile ilgi kesilince, Kur'an şarkı gibi oyuncak ve eğlence edinilince ki, insanlar kendilerinden çok daha az bilgisi bulunan adama gelip ondan medet umarlar.
الدَّمُ تَوَضَّأَتْ لِكُلِّ صَلَوة (ك عن ابن عمرو)
3242- Lohusa, kırk gece bekler. Bundan önce temizlik görürse, temizlenmiş olur. Eğer kırk geceyi geçerse özürlü hükmündedir. Yıkanır, namaz kılar. Eğer kan çok gelirse her namaz için abdest alır.
الْكِرَامَ عَثَرَاتِهِمْ (طس والعسكرى كر عن عائشة)
3246- Hediyeleşiniz ki, karşılıklı sevgileriniz artsın. Hicret edin ki, çocuklarınıza iyi bir şeref ve fazilet terk etmiş olasınız, iyi insanların hatalarını affediniz.
جَبَابِرَة الْعُلَمَاءِ فَيَغْلِبُ جَهْلُكُمْ عِلْمَكُمْ (ابو الشيخ عن ابي هريرة) مِنْ
3248- Kendilerinden öğrendiklerinize (hocalarınıza) karşı alçak gönüllü olun. Kendilerine öğrettiklerinize karşı da tevazu gösterin. Zorba alimlerden olmayın. Böyle olursanız cehliniz ilminizi yenik düşürür.
Atatürk’ün ‘vasiyeti’, yani tuttuğu gizli notlar ne açıdan önemli?
Atatürk’ün gizli vasiyeti adı altında 1980’de bunu ilk defa dile getirdim. Kastedilen, Atatürk’ün siyasî vasiyetidir. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kişi nasıl bir gelecek öngörüyor? Devletin ilelebet payidar kalabilmesi için neler gerektiğini düşünüyor? Bunun için kendisinin bazı tasavvurları var. Daha cumhuriyet kurulalı 15 sene olmuş. Dolayısıyla kastedilen “Makbule’ye 50 lira verin, ötekine 5 lira verin” şeklinde bir vasiyetname değil. Kendi tuttuğu çeşitli kayıtlar, görüşler ve yaklaşık 400 sayfayı bulan, kimisi iki satır, kimisi bir sayfa notlardan oluşan bir külliyat…
Bu notlar ilk defa İnönü tarafından mı açıldı?
Hayır. Bu, bildiğim kadarıyla 1958’den itibaren Menderes’in haberdar olduğu bir durum. Dolayısıyla 1938’de mühürlenerek saklanan bu kâğıtlar 1950’li yıllarda Menderes başbakan, Celal Bayar da cumhurbaşkanıyken onlar tarafından biliniyor olmalı. 1964’te Celal Bayar’a sordum; o da “Böyle bir olay vardır fakat Türkiye buradaki fikirlere hazır değildir” dedi. 1988’de 50 yıl doldu ve açılması gerektiğinde Kenan Evren 25 sene daha yasak koydu. Kızdığım taraf, hep birileri Türkiye ve Türk milleti adına “Türkler buna hazır değil” diyor. Ya kardeşim sen kimsin, niçin durmadan bunu deme yetkisini kendinde görüyorsun?
Bu notları açıp okuyanlardan bir bilgi sızmadı mı hiç?
Menderes’in 1958’de söylediği bir cümle vardır: “Siz isterseniz hilafeti de getirirsiniz.” O dönemde kullanılmayan, kullanılması mümkün olmayan bir cümle bu. Nitekim Menderes laiklikle ilgili yasa ve yönetmeliklerde değişiklikler yapmayı planlıyordu. 27 Mayıs’ın ardından idamı, notu okuduğunun işaretidir.
1935- Sana Allah'tan korkmanı tavsiye ederim. Çünkü o bütün yapacağın amellerin bir süsüdür. Kur'an okumalısın. Allah'ı anmalısın. Çünkü bu gökte anılmana, yerde aydınlanmana bir vesiledir. Uzun sükutte bulunmalısın. Ama hayrı söyleyeceğin zaman başka. Hemen söyle. Çünkü bu şeytanı senden kovar. Din işinde sana yardımcı olur. Sakın ha çok gülme. Çünkü bu kalbi öldürür, yüzün nurunu giderir. Cihad etmelisin, ümmetimin asla bırakmayacağı şey budur. Yoksulları sev, yanlarında otur. Daima senden aşağı olana bak, üst olana değil. Bu Allah'ın üzerinde nimetini hakir görmemen için en layık olan husustur. Senden ilgilerini kesseler bile sakın ha akraba ile ilgini kesme. Acı da olsa doğruyu söyle. Allah uğrunda levm edenlerin levminden korkma. İçindeki bilgin seni insanlara reva görebileceğin kötülükten alıkoysun. Yaptığın şeyle onlara karşı övünme. Ayıp yönünden şu üç hasletin kişide bulunması kâfidir: Kendi kusurunu görmeden başkalarının kusurlarına bakması. Kendi utanılacak şeyde yüzerken o utanılacak şeyi sebebiyle başkalarını ayıplaması. Yanında oturan (komşusuna) eziyet etmesi. Ey Ebu Zerr! Tedbir gibi akıl yoktur,
YANITLASİL
yuksel11 Mart 2024 00:16 kötülükten çekinme gibi vera yoktur, güzel ahlak gibi şeref yoktur.
1936- Size Allah'tan korkmanızı, Habeşli bir köle bile başınıza geçirilse onu dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Çünkü benden sonra yaşayan çok ihtilata şahid olacaktır. Benim sünnetimden, hidayete ermiş, doğru yolda olan halifelerin yolundan ayrılmayın. Ona sımsıkı sarılın. Azı dişlerle ısırır gibi (sımsıkı sarılıp sakin bırakmayın). Sonradan uydurulmuş işlerden uzak durun. Çünkü sonradan uydurulan, bidattir, her bidat sapıklıktır.
لِلآخِرَةِ اخْتَارَ أَمْرَ الآخِرَةِ عَلَى الدُّنْيَا (كر والديلمي عن ابي هريرة) 3314- Üç şeyi kendinde bulunduran, kâmil bir iman elde
a) Allah yolunda kınayıcının kınamasından korkmamak, b) Yaptığı amellere en küçük bir riya dahi karıştırmamak, c) Biri dünya diğeri ahiret olan iki iş kendisine sunulduğunda, ahiretinkini tercih etmek.
etmiş olur:
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 01:53 1942- Kıyamet gününde kulun ilk hesap verecek olduğu şey, namazıdır. Eğer tamamlamışsa bu onun için tam olarak yazılır, tamamlayamamışsa Allah Azze ve Celle meleklere:
"Bakın, eğer kulumun nafile namazı varsa onunla bu farz namazlarını tamamlayın" emrini verecek. Sonra zekattan da böyle hesaba çekilecek. Sonra diğer ameller de bu minval üzere ele alınacak.
1340- Dünya melundur, dünyada bulunan ve kişiyi Allah'tan gafil eden hususlar da melundur. Yalnız zikrullah, Allah'ın sevdiği iyi amel, âlim ve ilim tahsil eden hariçtir. İsrailoğullarını baştan çıkarıp fitneye sürükleyen ilk şey muhakkak kadınlar olmuştur.
3868- Allah için ilim tahsil eden, Allah yolunda savaşa erkenden gidip sağ salim dönen gibidir.
ن
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 02:04 Sene yüz otuz beş olunca, Davud oğlu Süleyman (a.s.)'ın deniz adalarında hapsettiği şeytanların azılıları serbest kalır. Ve onların onda dokuzu lrak'a gider. Ve orada Kur'an hakkında (şeytanca) mücadele ederler. Onda biri ise Şam'da kalır. Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.) Sayfa: 60 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
Yorum Gönder Bu blogdaki popüler yayınlar İman Mayıs 04, 2023 DEVAMI Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti Mayıs 04, 2023 DEVAMI Meric Tumluer Said Nursi Mayıs 04, 2023 DEVAMI Blogger tarafından desteklenmektedir Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL Vasiyet ve mustafa PROFİLİ ZİYARET EDİN Arşivleme Kötüye Kullanım Bildir
)seçkinler)a özel bir hitabı hedef alması dolayısıyledir. وَلَا تَلْبِسُوا الحَقِّ بالباطل hakkı batıl ile karıştırıp aldatmayın; doğruyu yalanla, yanlışlarla bulayıp da وَتَكتُمُوالحق وأنتم تعلمون bile bile hakkı gizlemeyiniz. Bu âyetin anlamı çok kap- samlıdır. İlme ve amele dair hususları kapsar. Bilgiçlerin hilelerine, yalan do- lanlarına ve bozgunculuklarına, hatta ticaret ehlinin karışık işlerinden ve hakim- lerin haksız hükümlerine varıncaya kadar hepsine şümülü vardır. "İnsanları aldatmayınız, sahtekârlık yapmayınız." meâlinde bir genellemeyi ifade eder. Bununla beraber (kelâmın) sevki bilhassa ilmî değeri hedef alıyor. Nice kimse- ler vardır ki, ilmî gerçekleri bozarlar, kötüye kullanırlar, onları kendi gönüllerine göre evirerek çevirerek aslından çıkarırlar, bakırı yaldızlarlar, altın diye satarlar. Bu durum İsrailoğulları haberlerinde çok vardı. Bunlar, kendi yazdıkları fikirleri, te'villeri, tercemeleri, Tevrat'ın aslı ile karıştırıyorlar, seçilmez bir hale getiriyorlar ve bazan da Muhammed (s.a.v.)'e ait vasıflar hakkında yaptıkları gibi geçmiş kitaplardaki âyetleri saklıyorlardı ki, bu konuda فَوَيْلٌ لِلَّذِينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِأَيْدِيهِمْ ثُمَّ يَقُولُونَ هَذَا مِنْ عِنْدِ اللَّهِ "Yazıklar olsun o kimselere ki, kit- abı elleriyle yazıp, sonra 'Bu Allah katındandır.' derler." (Bakara, 2/7( يُحَرِّفُونَ الكلم عن مواضيه "Kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar." (Nisa, 4/46, Maide, 5/13( ve diğerleri gibi başka âyetler de vardır. Bunlar, Tevrat'ın aslını korumuyorlar, kendi yazdıkları tercemeleri: "İşte Allah'ın kitabı" diye Tevrat yerine koyuyor- lardı. Ve ilmî meselelerde gerçeği takip etmeyerek kendi gönüllerine göre
YANITLASİL
yuksel19 Mart 2024 05:59 2- BAKARA SÛRESİ: 42-43
Cu
oluy
din
hak
ma
rin
ara
ke
de
be
n
0
286
Cuz
açıklamalarda bulunuyorlar, arzu ve şehvetlerine sapıyorlar, safsatalar yapıyorlar, arzularına tabi oluyorlardı. Bu şekilde hak fikri, hak inancı kalmıyor aidatma, karıştırma, aldatıcılık hükümran oluyordu. İşte bütün bunlara karşı İsrailoğullarının bilginlerine genel olarak bu yasaklama hitabı söylenmiştir ki, Kur'ân'da bu konuda başka bir âyet olmayıp da yalnız bu âyet olsaydı, Kur'ân'ın terceme ve tefsiri meselesinde ve diğer ilmî vaziyette İslâm'ın tutumunu, ilmi vazifenin şeklini tayin etmek için bu âyet yeterli olurdu. Kur'ân'ın tecrid (soyutlama) meselesinin ne büyük önemi haiz olduğu, Kur'ân'ı Kur'ân, terceme- sini terceme, tefsir ve te'vili de tefsir ve te'vil olarak bellemek ve belletmek bir hak görev olduğu unutulmamalı. "Farsça Kur'ân", "Türkçe Kur'ân" gibi sözlerden çekinmelidir. Çünkü milyonla terceme ve te'vil yazılır, onlar yine Kur'ân'ın hakikati olmaz, Cenab-ı Hak لا تلبسُوا الحَقِّ بالباطل buyurmuştur.
بسمله بسم
YanıtlaSilsey. in kısaltılmış ismi. Müslüman her işine Bismillah ile başlar. Yani her işi Allah adına ve Allah için yapar. Atomlardan yıldızlara kadar her varlık da Allah adına ve Allah için hareket eder. insan da bis- millah diyemiyeceği, yani Allahın emri ve izni ol- mayan bir işi ve hareketi yapmamak, onun emri dairesinde kalmakla gerçekten insan olur. Aksi
halde hayvanlardan aşağı dereceye iner.
islam
YanıtlaSilaylık mecmua
Imam-ı Şafii rh.a.'den
YanıtlaSilSofiyye ile sohbetim esnasında kendilerinden üç şey öğrendim.
" 1. Zaman bir kılınçtır, sen onu kullanmazsan o seni keser. 2. Kendini hak ile meşgul etmezsen, bâtil seni istila eder. . Kendine hiç bir varlık isnad etmemek, erbâb-ı ismetten olmak demektir.
Celaluddin-i Suyûtî; Te'yidü'l-Hakikati'l-Aliyye, s. 15:
YANITLASİL
yuksel19 Kasım 2023 21:27
İmam-ı Malik rh.a.'in Görüşü
"Fikhi öğrenip de tasavvufu öğrenmemiş olan fâsıklığa, Tasavvufu öğrenip, fıkhı öğrenmemiş olan zındıklığa düçar olabilir. Hem fikhi ve
hem de tasavvufu birarada cem eden de hakikate ulaşır." Aliyyü'l-Kârî Fıkh-ı Maliki Şerhi c. 1, s. 33
YANITLASİL
yuksel19 Kasım 2023 21:35
islam
aylık mecmua
Farabi'ye Göre
YanıtlaSilDevlet Adamı
1)
Hakiki devlet adamı, hizmet ettiği memleketin bünye- sini iyi bilmeli, bütün hususiyetleriyle tanımalıdır.
2)
Zalim olmadığı gibi gafil de olmamalıdır.
3)
Devlet hayatının istikrar istediğini bir an unutmamalı, affın, müsamahanın, huşunetin ve cezriliğin yerini ve zamanını iyi tayin etmelidir.
4)
İdare-i maslahatçı olmamalı, bunun bir fazilet olduğu zehabından uzak bulunmalıdır.
5) Maddi ve manevi hamleler arasında zaruri bir bağ, paralel bir gidiş olduğunu iyi bilmelidir.
6)
Müşavirlerini ve arkadaşlarını çanak yalayıcılar arasın- dan değil, şahsiyetli ve haysiyetli insanlardan, icabın- da kendisini ikaz edecek kimselerden seçmelidir.
7)
İç çekişmelere, kendini ana hedefleri unutacak kadar kaptırmamalıdır.
288
YANITLASİL
yuksel20 Kasım 2023 00:58
)
İyi konuşmasını, düşüncelerini iyi ifade etmesini bil- melidir.
9) Öğrenmeyi, öğretmeyi, gerçeği ve gerçeği sevenleri sevmelidir. Buna mukabil yalan söylemek şöyle dur- sun, yalan söyleyen yerden nefret etmelidir.
10) Nazarında para ve her çeşit maddi menfaatler kıymet- siz olmalı, temiz elli, temiz ahlaklı olduğunu o saha- da da ispat etmelidir.
11) Azim ve irade sahibi olup, lüzumlu gördüğü işte insi- yatif sahibi olmalı ve asla küçük ruhluluk gösterme- melidir.
12) Zeki olduğu kadar, hayat ile gerçek şartları birbirine karıştırmamalıdır.
İşin zor olanı, bütün bunların hepsinin birden bir kişide bu- lunması gerektiğidir. Ve bütün dünyada "Devlet Adamı" fikda- ni (yokluğu) vardır.
YANITLASİL
yuksel20 Kasım 2023 00:59
Ziya Demirel - Avni Arslan
TARİHTEN
İLGİNÇ HİKÂYE ve ANEKDOTLAR
Meâl-i Şerîf - 106
YanıtlaSil106- Biz herhangi bir ayeti (n lafzını yahut hükmünü veya her ikisinin 16. Biz het nu neshedersek veya (hazalardan silerek) on geutturursak, (onun yerine, hem kullara fayda ve kolaylık açısından, hem de sevap bakımından) ondan daha iyisini veya (yükümlülük ve sevap ka zandırma yönünden) onun (bir) benzerini getiririz. (Habibim!) Bilmedin mi ki; gerçekten Allâh (emretme, yasaklama, değiştirme ve hükümsüz kıl
ma dâhil) her şeye (hakkıyla gücü yeten bir) Kadîr'dir?! Kur'ân'da ve Sünnet'te geçerli olan "Nesh" konusu "Şerî bir hükmün, Allâh-u Teâlâ ta- rafından tümüyle kaldırılması veyâ misliyle yâhut daha iyisiyle değiştirilmesi" anlamına gel- mektedir. Meselâ Bakara Sûre-i Celîlesi'nin 180. âyet-i kerîmesinde: "Ardından mal bırakacak kişinin, o maldan ne kadar pay alacakları hususunda ana-babasına ve akrabâsına vasiyette bulunmasının farz olduğu" açıkça bildirilmiştir. Ama daha sonra "Mîras âyetleri" olarak anı lan; Nisa Sûresi'nin 11 ve 12. âyet-i kerîmelerinin indirilişiyle, herkesin ne alacağı taksim edil miş ve böylece ölecek kişinin kafasına göre vasiyet yapmasının farziyeti kaldırılmıştır.
90
YANITLASİL
yuksel30 Kasım 2023 03:21
KUR'ÂN-I 'AZÎM
ve Soru Edatlı Kelime Mânâsı - 1
Cüz: 1
Sûre: 2
Yine böylece kiblenin Mescid-i Aksa'dan Mescid-i Harâm'a döndürülüşü de neshin ör- neklerindendir. Bu konuda misalleri çoğaltabiliriz. Konunun ehemmiyetinden dolayı âlimler: "Nâsih ve mensûhu bilmeyen kimselerin âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfler okuyarak vaaz et- meleri câiz değildir" demişlerdir. Allâh-u Teâlâ neyi ne zamâna kadar ne sebeple geçerli kı- lacağını, ne zamanda neyi hangi hikmetle hükümsüz kılacağını ezelî ilmiyle bildiği için nesh, Allâh-u Teâlâ'nın ilminde ve takdîrinde vukû bulan bir değişiklik olarak görülemez, bilakis bu hükümler, ferdin ve toplumun menfaatleri gözetilerek zaman ve zemine göre değişebilecek şekilde takdîr edilmiştir. Ancak şu bilinmelidir ki; nesh sâdece emir ve yasaklarda geçerlidir, ama haber ve kıssa niteliğindeki konularda geçerliliği düşünülemez. Neshin şekilleri, örnekle- ri ve hikmetleri hususunda geniş mâlûmât için bakınız: Rûhu'l-Furkan Tefsiri, 1/502-507
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
YanıtlaSilBismillahirrahmanirrahim
Elhamdülillah
Allahuekber
Subhanallah
Allahümmesallialaseyyidinamuhammed
Sallaahualeyhivesellem
Estagfirullah
Beş vakit namazı camide kılan Bismillahirrahmanirrahim demiş gibidir.
Ümmetim yıldızlara gidesiye kadar kıyamet kopmayacaktir
yuksel1 Aralık 2023 03:16
YanıtlaSilTARİKATLAR-412
Eve geldi Muhammed'i bulmadı, Yemen illerinde Veysel Karani. Adına Yunus Emre'nin de yuka-
rıya bir kıtasını aldığımız ilahiyi yaz- dığı Veysel Karani Türk tasavvuf ede- iyatında büyük sevgi ve alaka görmüş, hakkında menkıbenameler, pek çok ilahi ve destan mahiyetinde hikâyeler kaleme alınmıştır.
Sufi kaynaklarından bir kısmı Veysel Karani'nin Hz. Peygamberle görüştüğünü ileri sürerlerse de, diğer kaynaklar ve rivayetler bunun aksini savunmuşlardır. Yukarıda belirtildi- ği gibi, hasta annesini yalnız bırakma- dığı için, Medine'ye gidemeyen bu Sufi için Hz. Peygamber, Hz. Ömer ve Hz. Ali'ye, onunla görüşmek imkanı- nın kendilerine nasip olacağını müj- delemiştir. Ayrıca duasını almalarını da bildirmiştir. Onlar da onu görecek- leri anın gelmesini dört gözle bekleme- ye koyulmuşlardır. Hz. Ömer'in hali- feliği döneminin son yıllarına doğru, onun Yemen'den gelen bir hacı kafi- lesi ile gelip Mekke'de bulunduğunu öğrendiler. Hacılar Veysel'in Arafat yakınlarında deve güttüğünü haber verip, hakkında alaylı sözler söyledi- ler. Fakat, Hz. Peygamber'in onun için söylediklerini öğrenince bu tavır- larından ötürü nedamet duydular. Hz. Ömer ve Ali, Veysel Karani'yi bu- lup kendisiyle görüşmek imkanını el- de ettiler. Hz. Peygamber'in kendisi hakkında söylediklerini naklettikleri gibi, hayır duasını da aldılar. Kendi- sine liediye ve para vermek yolunda- ki teşebbüsleri boşa gitti. Maddi hiç- bir şey kabul etmeyen Veysel, hacılar- la
birlikte yine Yemen'e döndü.
Daha sonra geri gelen Veysel Ka-
YANITLASİL
yuksel1 Aralık 2023 03:20
rani, Hz. Ali'nin halifeliği sırasında Medine'ye gitti ve Haricilerin ortaya çıkmalarına sebep olan Siffin savaşın- da Hz. Ali'nin saflarında savaşçı ola- rak bulundu. Bir rivayete göre bu sa- vaşta şehit olmuş, başka bir rivayete göre ise, yine Hz. Ali'nin hilafeti dö- neminde Şam'da hadis ilmiyle meşgul bulunduğu sırada vefat etmiştir. Ri- vayetlerden anlaşıldığına göre Üveys, çok fakir bir ailenin küçük yaşta ye- tim kalmış bir çocuğudur ve son de- rece bağlı bulunduğu annesi ona hem analık, hem de babalık etmiştir.
Hz. Peygamber'i hiç görmediği halde, inanması ve gönülden bağlan- ması, Peygamber tarafından da müj- delenmesi, tasavvufta bir mürşide ula- şamayıp onun ruhaniyetinden feyz alanlara "Üveysi" denmesine yol aç- mıştır. Yani görmediği bir şeyh tara- fından yetiştirilen Sufiye, "Üveysi", bu yoldaki yetişme tarzına "Üveysi- lik'denmektedir.
Daha sonraları Üveysilik dört zümre için kullanılmıştır: a) Hz. Pey- gamber'in ruhaniyetinden feyz alan- lar, b) Veysel Karani'nin yolunda ye- tişenler, c) Herhangi büyük bir şeyhin ruhaniyetinden feyz alanlar, d) Hızır Aleyhüsselam tarafından irşad edilenler.
Veysel Karani halk tarafından çok sevilmiş ve bir çok iyi davranışlar ona bağlanarak misal haline getirilmiştir. Bu yüzden de kendisine fazlasıyla sa- hip çıkıldığından İslâm ülkelerinde, Yunus Emre için olduğu gibi, pek çok yerde kabirleri bulunmaktadır. Bun- ların hepsi gerçek kabir olmayıp sev- gi dolayısıyla ayrılmış makamlardır
26. Şuará Sûresi
YanıtlaSil180
Ayet: 227
Yasaklanan şiirle ve diğer kötülüklerle kendilerine "haksızlık edenler hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir."
Buradaki haksızlık edenler' ifadesi her zalim için geneldir.
"النقل" inkilab, dönme, dönüş manasinadır. Yani onlar ölümler den sonra Allah'a öyle dönüp öyle varırlar; kötü bir dönüşle dönenler ve deli bir varışla geri varırlar. Çünkü onların dönüp varacaklan yer cehen nemdir.
Kaşifi der ki: "Hangi yere dönseler o dönecekleri yer ateş olacak tır."
Rivayete göre Ebû Bekr (r.a.) hayatından ümid kesince Osman (r.a.)'dan şöyle bir ahidname yazmasını istedi: "Bu Ebû Kuhâfe'nin oğlu- nun, kâfir kimsenin bile îmana geldiği bir halde mü'minlere ahdi/vasi yetidir. Ebû Bekir (r.a.) bir ara baygınlık geçirip ayrıldıktan sonra şöyle demiştir: Ben size Ömer b. Hattab'ı (r.a.) yerime halife bırakıyorum. Eğer âdil olursa ki onun hakkında benim zannım budur. Eğer âdil olmazsa "haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir."
"الظلم" adaletten sapmak ve haktan yüz çevirmektir.
Zālimler üç çeşittir: En büyük zâlim, Allah'ın şeriatının (hükmü) altına girmeyendir. Allah Teâlâ: "Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür." (Lokmat. 31/13) buyurarak bunu kasdetmiştir. Ortanca zâlim, sultanın hükmünü yeri ne getirmeyendir. En küçük zalim ise amel ve çalışmaktan haylazlık yapıp insanların menfaatlarını alan, kendi menfaatini onlara vermeyendir.
Adaletin faziletindendir ki onun ziddi olan zulümden tevbe ancak ada let yapmakla mümkündür. Şayet hırsızlar aralarında bir şeyi şart koşsalar ve onda adâleti gözetmeseler, işleri yolunda gitmez.
Akıl sahibi kimseye gereken, bu vaîd ve şiddetli tehdîde kulak vermek.
Her sålikin yardımcısı, sülük edilen yolların tehlikelerinden kurtaran ancak Allah'tır. 41
41. Şuara süresi, 1108 yılının Zülkāde ayının 9'unda (30 Mavis 1697) Persembe günü tamam old
YANITLASİL
yuksel7 Aralık 2023 01:20
تفسير روح البيان
Rûhu'l Beyân
- Kur'an Meâli ve Tefsiri -
İsmail Hakkı BURSEVÎ
ERKAM YAYINLARI
CILT
14
sy. 180.
26. Şuará Sûresi
YanıtlaSil180
Ayet: 227
Yasaklanan şiirle ve diğer kötülüklerle kendilerine "haksızlık edenler hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir."
Buradaki haksızlık edenler' ifadesi her zalim için geneldir.
"النقل" inkilab, dönme, dönüş manasinadır. Yani onlar ölümler den sonra Allah'a öyle dönüp öyle varırlar; kötü bir dönüşle dönenler ve deli bir varışla geri varırlar. Çünkü onların dönüp varacaklan yer cehen nemdir.
Kaşifi der ki: "Hangi yere dönseler o dönecekleri yer ateş olacak tır."
Rivayete göre Ebû Bekr (r.a.) hayatından ümid kesince Osman (r.a.)'dan şöyle bir ahidname yazmasını istedi: "Bu Ebû Kuhâfe'nin oğlu- nun, kâfir kimsenin bile îmana geldiği bir halde mü'minlere ahdi/vasi yetidir. Ebû Bekir (r.a.) bir ara baygınlık geçirip ayrıldıktan sonra şöyle demiştir: Ben size Ömer b. Hattab'ı (r.a.) yerime halife bırakıyorum. Eğer âdil olursa ki onun hakkında benim zannım budur. Eğer âdil olmazsa "haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir."
"الظلم" adaletten sapmak ve haktan yüz çevirmektir.
Zālimler üç çeşittir: En büyük zâlim, Allah'ın şeriatının (hükmü) altına girmeyendir. Allah Teâlâ: "Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür." (Lokmat. 31/13) buyurarak bunu kasdetmiştir. Ortanca zâlim, sultanın hükmünü yeri ne getirmeyendir. En küçük zalim ise amel ve çalışmaktan haylazlık yapıp insanların menfaatlarını alan, kendi menfaatini onlara vermeyendir.
Adaletin faziletindendir ki onun ziddi olan zulümden tevbe ancak ada let yapmakla mümkündür. Şayet hırsızlar aralarında bir şeyi şart koşsalar ve onda adâleti gözetmeseler, işleri yolunda gitmez.
Akıl sahibi kimseye gereken, bu vaîd ve şiddetli tehdîde kulak vermek.
Her sålikin yardımcısı, sülük edilen yolların tehlikelerinden kurtaran ancak Allah'tır. 41
41. Şuara süresi, 1108 yılının Zülkāde ayının 9'unda (30 Mavis 1697) Persembe günü tamam old
YANITLASİL
yuksel7 Aralık 2023 01:20
تفسير روح البيان
Rûhu'l Beyân
- Kur'an Meâli ve Tefsiri -
İsmail Hakkı BURSEVÎ
ERKAM YAYINLARI
CILT
14
sy. 180.
Tarangirane Siyaset karşıdaki meleği şeytan gösterir. (M.) 258:22. Mektup, 4. vecih; (Sn.) 68; (E.L.) 1:266; 2: 144, 145. Tarafgirâne siyaset keşfiyata mânidir. (Mh.) 32:1. maka. 8.
YanıtlaSilmuk
Tarafgirâne vaziyet almamak itiraz edenlerin pişmanlığına se- bep olur. (E.L.) 1:157.
Tarih, asker milletinin siyasete girmesinin çok tehlikeli oldu- ğunu gösteriyor. (H.Ş.) 113: Asa. Hit Yalancı politika ve siyasete dayanmak insanlığın maslahatına
zıttır. (H.Ş.) 78. âlim siyasetin gaddarene bir düsturu da "Cemaat için fert feda edilir" dir. (E.L.) 1:206; (H.Ş.) 153.
YANITLASİL
yuksel14 Aralık 2023 00:32
Bir Hazinenin Anahtarı
Risale-i Nur Kulliyati Fihrist ve İndeksi
İsmail Mutlu
sy. 595.
YANITLASİL
Bu esnada İngilizler Anadolu'da kurula- cak yeni devletin liderliğini sürekli takip ediyorlardı. İngiliz raporlarına yansıyan tespitlere göre bu dönemde Ankara'da Kemalistler, Enverciler (eski İttihatçılar) ve Saltanatçılar olmak üzere üç grubun varlığından söz etmek mümkündü. Aralarındaki anlaşmazlıklardan biri de Hilafet'in geleceğiyle alâkalıydı. Rauf ve Kazım Karabekir Paşalar, Mustafa Kemal'in Hilafet hakkındaki görüşleri- ni biliyorlardı. Bu gruptan bazı isimler sağlık mazeretiyle Mustafa Kemal'den ayrılmaya başladılar ancak esas sebep hilafet meselesindeki görüş ayrılığıydı ve bunlar kısa sürede ikna edilip geri döndürüldüler. Dolayısıyla İngiliz tespit- lerine göre Ankara'daki meclis Mustafa Kemal taraftarları ve aleyhtarları olmak üzere ikiye bölünmüştü.
YanıtlaSilMecliste güçlü bir ekip, Mustafa Ke- mal'in liderliğine karşıydı ve bir kanun teklifiyle meclisin geleceğinde Misak-ı Millî sınırları dışından gelenlerin yer almaması tartışılmaya başlandı. Teklif, Selanikli Mustafa Kemal'i oyun dışına itecekti ancak tartışmalar sonucu orta yol bulundu ve bundan vazgeçildi. Mustafa Kemal zamanla bu ekibi bertaraf edip liderliği elinde tutmakta hayli azimliydi. Kısacası İngilizler Anadolu'nun gelece- ğinde kiminle pazarlık yapacaklarından iyice emin olmak için Ankara'da kimin sözünün geçtiğinden tam olarak emin olmaya çalışıyorlardı. Lozan'da buna
göre tavır alacaklardı.
Prof. Dr. Cevat Akşit
YanıtlaSilHAYATIM PAHASINA YÜKSEK İSLAM ENSTİTÜSÜNÜ AÇACAĞIM
Yüksek İslam Enstitüsü talebi ile gelen heyeti Başba- kanlık'ta kabul eden Menderes'in, "Hayatım pahasına bile olsa İmam-Hatip okullarının yüksek kısmını açacağım." de- diği hatıralarla gündeme geldi.
Prof. Dr. Akşit, görüşmenin nasıl gerçekleştiğini şöyle an- latıyor: "Demokrat Parti grup başkan vekili olan amcam ara- cılığı ile randevu aldık. Darbenin ayak sesleri yavaş yavaş geliyordu. Rahmetli Menderes hiçbir heyeti kabul etmiyordu. Çok sıkıntılı bir dönemden geçiliyordu. Amcama, 'İmam- Hatip Okuluna hayır diyemem' demiş; 'ama gece gelsinler. Toplu girmesinler, ayrı ayrı kapılardan girsinler. Ben tembih edeceğim. Kapıdan birer ikişer alacaklar' diyerek bizi gizlice kabul etti. Heyeti gece geç saatlerde Bakanlar Kurulu top-
260
YANITLASİL
yuksel23 Aralık 2023 03:11
lantı salonunda ağırlayan Menderes, özel personelini de oda- dan çıkartıp kapıyı kilitleyerek görüşmeye başlar. Görüşme samimi bir ortamda geçer. Talepleri dinleyen Başbakan, duy- qulu bir konuşma yapar. Memleketin iman olmadan ayakta duramayacağını dile getirerek, "Milletimizin mayası ahlaktır, dutandır, İslamdır. Eğer biz bugün ayaktaysak, ak sakall bir dedenin kucağında büyüdüğümüz için ayaktayız. "Eğitim öğretim sahasında din konusuna önem veremiyoruz. Bunu aikliğe aykırı sayıyorlar. Arkadaşlarım beni yalnız bırakıyorlar. Yalnızım, müsteşarım bile meşrik-ı a'zam (masonların baş- kanı). Burnumun dibine bile böyle adamlar koydular." der ve ağlamaya başlar.
Rahmetli Başbakan Adnan Menderes bütün girişimle- rine rağmen o yıl enstitüyü açtıramaz. Başta bakanları buna karşı çıkar. Ertesi yıl Milli Eğitim Bakanını görevden alır, ye- rine vekaleten Tevfik İleri'yi atayarak İslam Enstitüsünü kur- mayı başarır. Açılış 59 öğrenci ile yapılır.
AVNI ARSLAN
YANITLASİL
yuksel23 Aralık 2023 03:13
AVNI ARSLAN
YAKIN TARİHTEN
UNUTULMAYAN HATIRALAR
AKCAĞ
sy. 260,261.
YANITLASİL
Yorum Gönder
Bu blogdaki popüler yayınlar
İman
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Meric Tumluer Said Nursi
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Blogger tarafından desteklenmektedir
Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL
Vasiyet ve mustafa
PROFİLİ ZİYARET EDİN
Arşivleme
Kötüye Kullanım Bildir
FİTNELER, HEVALAR VE İHTİLAFLAR BÖLÜMÜ: 13,353; 17,518.
YanıtlaSilFitne bir kere çıktı mı sonu gelmez: 13,450-51.
Fitnede gençler rol oynar: 13,462-63.
Fitnede herkese ferdi olarak terettüp edecek vazifeler: 13,375.
Fitnede müdafa- nefis: 13,386,387.
Fitnede sabır: 13,375.
Fitnede sahabenin tutumu: 13,520.
Fitnede tesebbüt (Dikkatli, sabırlı olma): 17,5628. Fitneden kimler salim olabilir: 17,532.
Fitne, fikri gruplaşmadır: 13,452.
Fitne hadiselerini sahabeler çıkarmadı: 13,520-21-22.
Fitne hususunda islamın fetvası: 13,441.
Fitne-irşad münasebeti: 3,381.
Fitne-isyan: 6,198.
Fitnenin çeşitleri: 13,394-95.
Fitneye karşı fiili ve tatbiki plândaki tedbirler: 1,435-36.
Fitne Hz.Osman (r.a.)'ın hilafetiyle başladı: 17,156.
YANITLASİL
yuksel25 Aralık 2023 03:03
18. CİLT
MEFHUMLAR FİHRİSTİ
Fitne patlak verince yapılacak tavsiye: 13,365-66.
Fitne sebebiyle zamanın fenalaşması: 17,545.
Fitnenin geldiği cihet ve fitnelerin çıktığı kimseler: 13,471-72-73.
Fitnenin girmediği ev kalmaz: 13,466-67.
Fitnenin vasıfları: 13,447-48.
Fitne sırasında müslümanların takib edeceği siyaset: 13,373.
Fitne yavaş gelişir: 13,448-49.
Fitne zamanında cimrilik artar, asiller öldürülür, meydan adillere kalır: 13,461.
Fitneye karışmanın yasak olması: 13,370-71. Fitneye karışan sahâbeler: 13,527-28.
Fitneyi ihbar: 13,360.
Fitne zamanında dilini tutmak: 13,390-91; 17,529.
Fitne zamanında din lafta kalır: 13,456-57.
Fitne zamanında eve çekilmek, dağa çekilmek: 13,378-79-80.
Fitne zamanında herkes kendi görüşünü beğenir, cehalet artar ve
şaşkınlık olur: 13,454-55. Fitne zamanında irtidat artar: 13,459-60.
Fitne zamanında kerahet: 13,391.
Fitne zamanı katl vak'aları artar: 13,463-64.
Fitne zamanında kişinin kendiyle meşgul olması, başkasının sapıklığı ona zarar vermememesi: 13,366.
Fitne zamanında öldürmektense ölmeyi tercih etmek: 13,383-84. Fitne zamanında ölüm aranır, ganimet (devlet malı) helal addedilir:
13,466.
Fitne zamanında silah edinmemek: 13,392-93. Fitne zamanında terk-i diyâr etmek: 13,380-81.
Fitne zamanında yalan artar: 13,452. artar: 13,460-61.
Fitne zamanında zenginlik yalnız bırakmak: 13,377-78.
Fitnecileri Allah'a karşı sıdk içinde olana fitne zarar vermez: 14,238-39-42.
Demirbaş fitne: 13,395.
Dört büyük fitne: 13,419.
İctimaî kargaşa olarak fitne: 13,356-57.
Ismen zikredilen fitneler: 13,398-99.
Ismen zikredilmeyen fitneler: 13,418. Kıyamete kadar hakim olacak fitne: 13,426.
Medine'ye fitnenin çokca yağması: 13,428. Resulüllah (s.a.v.) bizleri dahili fitneye karşı uyarmıştır: 15,422-23.
Resulüllah (s.a.v.) kıyamete kadar gelecek olan fitne başlarını haber
vermiştir: 15,428-29.
Sahâbe ve fitne hareketleri: 13,519-20.
Sahâbe ve Tabiin arasında çıkan kavga
ve ihtilaf: 13,482-83-84.
Ümmeti helak edecek bela, fitnedir: 15,422.
Fiyat kızıştırmaya dair: 3,62.
Zamanla vukua' gelecek fitne ve hevalardan zikredilenler: 13,394-95-96.
Fiyat söylerken yüksek değil satmak istenilen fiat söylemelidir: 17,252. Fıkıh olmayan ibadette hayır yoktur: 15,185.
YANITLASİL
Yorum Gönder
Bu blogdaki popüler yayınlar
İman
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Meric Tumluer Said Nursi
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Blogger tarafından desteklenmektedir
Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL
Vasiyet ve mustafa
PROFİLİ ZİYARET EDİN
Arşivleme
Kötüye Kullanım Bildir
19. Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Cennetteki dört şey, cennetin kendisinden
YanıtlaSildaha hayırlıdır:
Cennette ebedî olarak kalmak Cennetten daha hayır-
lıdır. Cennette meleklerin hizmet etmesi Cennetten daha hayırlıdır. Cennette peygamberlerle komşuluk Cennetten daha hayırlıdır. Cennette Yüce Allah'ın rızası Cennetten
YANITLASİL
yuksel25 Aralık 2023 22:51
CS MÜNEBBİHAT
"Cehennemdeki dört şey de, Cehennemin kendisin- den daha kötüdür:
daha hayırlıdır."
Cehennemde ebedî kalmak Cehennemden daha kö- tüdür. Cehennemde meleklerin kâfirleri kınamaları Ce- hennemden daha kötüdür. Cehennemde şeytanın kom- şuluğu Cehennemden daha kötüdür. Cehennemde Yüce Allah'ın gazabı Cehennemden daha kötüdür."
*
YANITLASİL
yuksel25 Aralık 2023 22:53
Jasavvuf Klasikleri
ibn Hacer El-Askalanî
MÜNEBBİHAT
UYARILAR
sy. 32,33.
YANITLASİL
yuksel25 Aralık 2023 22:56
Allah, Hz. İbrahim (a.s.)'ı "Halil". Hz. Musa (a.s.)'ı "Neciy" ve Beni de "Habib" ittihaz etti. Sonra buyurdu ki: "İzzetim ve Celalim hakkı için Habibimi, Halilim ve Neciyyim üzerine tercih ederim."
(Halil dost, neciy sırdaş, Habib sevgili demektir.)
Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 11 / No: 11
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel25 Aralık 2023 22:57
İnsanlar onu tanıyacak diye faciri anmaktan çekiniyor musunuz? Facirden, bulunduğu hal üzere bahsedin ki, insanlar ondan sakınsınlar.
Ravi: Hz. Behz İbni Hakim (r.a.)
Sayfa: 12 / No: 13
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel25 Aralık 2023 22:59
نَاسًا مَفاتيح لِلشَّرِّ مَغَالِيقٌ لِلْخَيْرِ فَطُوبَى لِمَنْ جَعَلَ الله مَفَاتِيحَ الْخَيْر عَلى عَلَى يَدَيْهِ * ه ط والحكيم د هــــــب عن يَدَيْهِ وَوَيْلٌ لِمَنْ جَعَلَ اللَّهُ مَفَاتِيحَ الشَّرِ
س
انس)
1716- İnsanlar arasında, hayrın anahtarları, şerrin kilitleri olan kişiler vardır. İnsanlar arasında şerrin anahtarları, hayrın kilitleri de mevcuttur. Allah'ın hayır anahtarları eline verdiği kimseye ne mutlu! Allah'in şer anahtarlarını eline verdiği kimsenin de vay haline!
٢٩٥١ - الْمَوَازِينُ بِيَدِ اللَّهِ يَرْفَعُ قَوْمًا وَيَضَعُ قَوْمًا وَقَلَبُ ابْنِ آدَمَ بين اصْعَيْنِ مِنْ أَصَابِعِ الرَّحْمَنِ إِذَا شَاءَ اَزَاغَهُ وَإِذَا شَاءَ أَقَامَهُ* (ابن جرير والجلمى
YanıtlaSilعن سمرة بن فاتك) 2951- Teraziler Allah'ın yed-i kudretindedir. Bir kavmi derece itibarı ile kaldırır, diğer bir kavmi indirir (alçaltır). Ademoğlunun kalbi, Rahman'ın iki kudret parmaklarının arasındadır. Dilerse bâtila kaydınr,
dilerse hak üzerinde sabit tutar.
٢٩٥٢ - الْمَوْتُ غَنِيمَةٌ وَالْمَعْصِيَةُ مُصِيبَةٌ وَالْفَقْرُ رَاحَةٌ وَالْغِنَى عُقُوبَةٌ
وَالْعَقْلُ هَدِيَّةٌ مِنَ اللَّهِ وَالْجَهْلُ ضَلَالَةٌ وَالظُّلْمُ نَدَامَةٌ وَالطَّاعَةُ قُرَّةُ الْعَيْن
YANITLASİL
yuksel6 Ocak 2024 18:53
وَالْبُكَاءُ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ النَّجَاةُ مِنَ النَّارِ وَالضَّحِكُ هَلَاكُ الْبَدَنِ وَالتَّائِبُ مِنَ
الذَّنْبِ كَمَنْ لَا ذَنْبَ لَهُ (هب وضعفه والديلمي عن عائشة)
2952- Ölüm ganimet, masiyet musibet, fakirlik rahat, zenginlik ceza, akıl Allah'tan gelen bir hediye, cehalet sapıklık, zulüm nedamet, taat göz aydınlığı, Allah korkusundan ağlamak ateşten kurtulmak, gülmek bedenin helakıdır. Günahtan tevbe eden günahı olmayan gibidir.
٢٩٥٣ - الْمَوْتُ كَفَّارَةٌ لِكُلِّ مُسْلِمٍ *
حل هب خط كر عن انس وصححه ابن العربي
2953- Ölüm her müslüman için keffarettir.
٢٩٥٤ - الْمَوْتُ تُحْفَةُ الْمُؤْمِنِ والدرهم الْمُنَافِقِ وَهُمَا زَادَهُ وَالدِينَارُ بَيْعُ
الى النار (قط عن جابر)
2954- Ölüm, mü'minin hediyesidir. Dirhem ile dinar da
münafığın baharidir. Her ikisi de onu Cehenneme sürükler
4160- Cennetin kapısında durdum. Bir de baktım ki, girenlerin çoğu yoksullardır. Zenginler de Arasat'ta hapsedilmiş duruyorlar. Cehennem ehli ise tutulmuyor. Cehenneme sürülüyor. Cehennem kapısında durdum. Baktım ki, girenlerin çoğu kadınlardır.
YanıtlaSil١٦١ ٤ - قُمْ فَإِنَّهَا نَوْمَةٌ جَهَنَّمِيَّةٌ يَعْنِي النَّوْمُ عَلَى الْوَجْهِ (ه ض طب عن ابي
امامة) 4161. Kalk. Çünkü bu cehennemî bir yatıştır. (Yüz üstü yatmak kasd ediliyor.)
YANITLASİL
yuksel12 Ocak 2024 22:40
٤١٦٤ - قِيَامُ الْمَرْءِ مَعَ أَخِيهِ الْمُسْلِمِ أَفْضَلَ مِنْ اعتكاف سنة في
الْمَسْجِدِ" (الديلمي عن انس) 4164. Kişinin müslüman kardeşi ile gece ibadet etmesi, bir sene mesciddeki itikafından hayırlıdır.
٤١٦٥ - فَيَدُوا الْعِلْمَ بِالْكِتَابَةِ (خط) كر عن انس طب ك قط خــــط في تقيــــد
العلم كر عن ابن عمر وطب عن انس ك عن عمر )
4165- İlmi, yazı ile kaydedin.
٤١٦٦ - قَيدْهَا وَتَوَكَّلْ (خط) كر عن ابن عمر قال قلت يا رسول الله ارسل
واتوكل قال فذكره قال خط متروك طب هب كر عن جعفر عن ابيه) 4166- Onu bağla da, sonra tevekkül et. (Birisi, devesini saliverip de mi tevekkül edeceğini sorduğunda bu hadis varid olmuştur.)
٤١٦٧ - قِيلَ لِي يَا مُحَمَّدُ لِتَتُمْ عَيْنُكَ وَلِتَسْمَعْ أُذُنُكَ وَلِيَعٍ قَلْبُكَ فَنَامَتْ
ابي بكر بن عبد الله مرسلا) عَيْنِي وَوَعَى قَلْبِي وَسَمِعَتْ أُذُنِي (ابن سعد عن
4167- Bana melekler tarafından şöyle denildi:
"Ey Muhammed! Gözün uyusun, kulağın dinlesin. Kalbin de ezberlesin. Bunun üzerine gözüm uyudu, kalbim ezberledi ve kulağım
YANITLASİL
yuksel12 Ocak 2024 22:42
۲۹۸۷ - الْهَدَايَا لِلْأَمَرَاءِ غُلُولٌ (عن جابر حسن ای حدیث حسن) 2987- Emirlere verilen hediyeler hiyanet vesilesidir.
۲۹۸۸ - الْهَدِيَّةُ إِلَى الإِمَامِ غَلُولٌ (طس عن ابن عباس)
2988- Hükümdara verilen hediye de hiyanet vesilesidir.
۲۹۸۹ - الْهَدِيَّةُ تُذْهِبُ بالسَّمْعِ وَالْقَلْبِ (طب عن عصمة بن مالك) 2989- Hakime verilen hediye, kulağı ve kalbi giderir. İnsanı
duymaz ve anlamaz kılar.
۲۹۹۰ - الْهَدِيَّةُ تَعْوَرُ عَيْنَ الْحَكِيمِ (الديلمي عن ابن عباس)
2990- Hediye, hakimin gözünü tek yapar.
۲۹۹۱ - الْهَدِيَّةُ رِزْقٌ مِنَ اللَّهِ طَيِّبٌ فَإِذَا اهْدَى إِلَى أَحَدِكُمْ فَلْيَقْبَلْهَا
وَلْيُعْطِ خَيْرًا مِنْهَا (الحكيم عن ابن عمرو)
2991- Hediye Allah'ın rızıklarından bir rızıktır. Birinize hediye verildiği zaman onu kabul etsin, ondan daha iyisini (karşı tarafa) versin.
YANITLASİL
yuksel12 Ocak 2024 22:44
الكاف
٤١٧٠ - كَاتِمُ الْعِلْمِ يَلْعَنُهُ كُلُّ شَيْءٍ حَتَّى الْحُوتُ فِي الْبَحْرِ وَالطَّيْرِ فِى
السَّمَاء ابن الجوزى خز در صف بر طح عن ابی سعد)
4170. İlmi gizleyip saklayana her şey, hatta denizdeki balıklarla gökteki kuşlar da lanet eder.
4171- Nemime (koğuculuk) neredeyse sihir olacaktı.
٤١٧١ - كَادَتِ النَّمِيمَةُ أَنْ تَكُونَ سِحْرًا (ابن لال عن انس)
٤١٧٢ - كَادَ الْحَلِيمُ أَنْ يَكُونَ نَبِيًّا (خط والديلمي عن انس)
4172- Halim selim olan adam peygamber olmaya yakın bir derecededir.
٤١٧٣ - كَادَ الْخَلْقُ لَمْ يَسْمَعُوا الْقُرْآنَ حِينَ يَسْمَعُونَهُ مِنَ الرَّحْمَنِ يَتْلُوهُ
عَلَيْهِمْ يَوْمَ الْقِيَمَةِ (خط) والديلمى عن ابى هريرة وفيه اسمعيم بن رافع المدنى متروك)
4173- Kıyamette, Rahmân onlara Kur'an okuduğu zaman, halk Rahman'dan işittikleri o Kur'an'ı önceden (dünyada) du gibi olacaklardır.
YANITLASİL
yuksel12 Ocak 2024 22:49
Kalbde iman demek, Allah'ı sevmek demektir.
Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 192 / No: 11
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel12 Ocak 2024 22:49
Beyliğe haris olup ta adalet yapan yoktur.
Ravi: Hz. Ebû Mûsa (r.a.)
Sayfa: 484 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
Yorum Gönder
Bu blogdaki popüler yayınlar
İman
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Meric Tumluer Said Nursi
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Blogger tarafından desteklenmektedir
Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL
Vasiyet ve mustafa
PROFİLİ ZİYARET EDİN
Arşivleme
Kötüye Kullanım Bildir
1616- Dunya işlerinden hiçbir şeyi yükseltmeyeceği ve muhakkak onu yani dünyalığı alçaltacağı Allah'ın hak bir vaadidir.
YanıtlaSil١٦١7 - إِنَّ خَيْرَ التَّابِعِينَ رَجُلٌ يُقَالُ لَهُ أُوَيْسٌ وَلَهُ وَالِدَةٌ هُوَ بِهَا بِرِّ لَوْ أَقْسَمَ عَلَى اللَّهُ لَاَبَرَّهُ وَكَانَ بِهِ بَيَاضٌ فَمُرُّوهُ فَلْيَسْتَغْفِرْ لَكُمْ (م عن عمر )
1617- Tabiinin en hayırlısı, kendisine "Üveys" denilen zattır. Onun bir annesi vardır. O annesine son derece mutidir. Eğer o (herhangi bir şeyde) Allah'a yemin etse muhakkak Allah onu yemininde sadık çıkarır. Onun elinde bir beyazlık vardır. Ona rastlarsanız, Allah'tan size mağfiret dilemesini söyleyin.
١٦١٨ - انَّ خَيْرَ مَا تَدَاوَيْتُمْ بِهِ اللَّدُودُ وَالسُّعُوطُ وَالْحَجَامَةُ وَالْمَشْى
وَخَيْرُ مَا اكْتَحَلْتُمْ بِهِ الإِثْمِدُ فَإِنَّهُ يَخْلُو الْبَصَرَ وَيَنْبُتُ الشَّعْرَ (ت حسن ك عـــن
ابن عباس)
YANITLASİL
yuksel12 Ocak 2024 22:36
الف إِنْ بَيْنِي ٤١٥٦ - قُلْتُ يَا جِبْرِيلُ هَلْ تَرَى ربك قال حِجَابٍ مِنْ نُورٍ أَوْ نَارٍ وَلَوْ رَأَيْتُ أَدْنَاهَا لَأَحْتَرَقْتُ (سمويه عن انس)
4156- Cebrail'e dedim ki: "Rabbini görebiliyor musun?" Şu cevabı verdi:
"Aramizda hurdan veya atesten yetmiş bin perde var. O en küçük olanını görseydim bile baştan ayağa yanardım." en perdelerin
٤١٥٧ - قَلِيلُ التَّوْفِيقِ خَيْرٌ مِنْ كَثِيرِ الْعَقْلِ وَالْعَقْلُ فِي أَمْرِ الدُّنْيَا مَضَرَةٌ
وَالْعَقْلُ فِي أَمْرِ الدِّينِ مَسَرَّةٌ (كر عن أبي الدرداء) 4157- Tevfikin azı aklın çoğundan hayırlıdır. Akıl (yalnız) dünya işine sarf edilirse zarar vericidir, din işinde ise mutluluk getirir.
٤١٥٨ - قَلِيلُ الْفِقْهِ خَيْرٌ مِنْ كَثِيرِ الْعِبَادَةِ وَكَفَى بِالْمَرْءِ فِقْهَا إِذَا عَبَدَ اللَّهِ وَكَفَى بِالْمَرْءِ جَهْلاً إِذَا اَعْجَبَ بِرَأْيِهِ وَإِنَّمَا النَّاسُ رَجُلَانِ مُؤْمِنٌ وَجَاهِلٌ فَلَا
تُؤْذِي الْمُؤْمِنَ وَلَا تُجَاوِرُ الْجَاهِلَ (طب) وابن عبد البر في العلم وابو نصر غريب
4158- Az fıkıh, anlamadan yapılan çok ibadetten hayırlıdır. Kişiye anlayarak ibadet ettiği zaman, fıkıh kâfi gelir. Yalnız kendi
YANITLASİL
yuksel12 Ocak 2024 22:38
kişinin cehaleti kendi the yeter. Insanlar
göruşun e Mu'min, cahil. Mü'mine eziyet edilmez, cahile de komu
görüşünü beğendiği zaman o
olunmaz
عن عمرو بن شعيب قَلِيلُ مَا مَا اسْكَرَ كَثِيرُهُ حَرَامٌ (حب) عن جابر عب . - ٤١٥٩
عن ابيه عن جده)
4159- Çoğu sarhoş yapanın azı da haramdır.
٤١٦٠ - قُمْتُ عَلَى بَابِ الْجَنَّةِ فَإِذَا عَامَّةُ مَنْ دَخَلَهَا الْمَسَاكِينُ وَإِذَا أَصْحَابُ الْجِدِ مَحْبُوسُونَ إِلَّا أَصْحَابُ النَّارِ فَقَدْ أَمِرَ بِهِمْ إِلَى النَّارِ وَقُمْتُ عَلَى بَابِ النَّارِ فَإِذَا عَامَّةُ مَنْ يَدْخُلُهَا النّساء (حم م خ ه حب والحرث عــن
اسامة)
4160- Cennetin kapısında durdum. Bir de baktım ki, girenlerin çoğu yoksullardır. Zenginler de Arasat'ta hapsedilmiş duruyorlar. Cehennem ehli ise tutulmuyor. Cehenneme sürülüyor. Cehennem kapısında durdum. Baktım ki, girenlerin çoğu kadınlardır.
١٦١ ٤ - قُمْ فَإِنَّهَا نَوْمَةٌ جَهَنَّمِيَّةٌ يَعْنِي النَّوْمُ عَلَى الْوَجْهِ (ه ض طب عن ابي
امامة) 4161. Kalk. Çünkü bu cehe
YanıtlaSilالْقَائِمِ وَالْقَائِمُ فِيهَا خَيْرٌ مِنَ الْمَاشِي وَالْمَاشِي فِيهَا خَيْرٌ مِنَ السَّاعِي فَكَسَرُوا قِسَيَّكُمْ وَقَطَعُوا أَوْتَارَكُمْ وَاضْرِبُوا سُيُوفَكُمْ بِالْحِجَارَةِ فَإِنْ
دُخِلَ عَلَى أَحَدٍ مِنْكُمْ بُنْيَةٌ فَلْيَكُنْ كَخَيْرِ ابْنَيْ آدَمَ (حــم د ه ك ق عن ابي
(موسی)
1611- Kıyametten önce karanlık geceler gibi fitneler zuhur edecek, o devirde kişi sabahleyin mü'min kalkacak, akşamleyin köfir olacak, akşam mü'min olarak yatacak sabahleyin kafir olarak kalkacak. O fitneler zamanında oturan, ayakta durandan, fitne zamanında ayakta duran yürüyenden, fitne hengamesi sırasında yürüyen koşandan hayırlı olacak. Binaenaleyh, yaylarınızı kırınız, okun kirişlerini koparınız, kılıçlarınızı taşa çarpınız. O fitnecilerden biri herhangi birinizin evine girerse o Ademoğlunun iki çocuğunun en iyisi olmaya çalışsın (yani o zamanda evinizin köşesinden ayrılmasın)
YanıtlaSilالْقَائِمِ وَالْقَائِمُ فِيهَا خَيْرٌ مِنَ الْمَاشِي وَالْمَاشِي فِيهَا خَيْرٌ مِنَ السَّاعِي فَكَسَرُوا قِسَيَّكُمْ وَقَطَعُوا أَوْتَارَكُمْ وَاضْرِبُوا سُيُوفَكُمْ بِالْحِجَارَةِ فَإِنْ
دُخِلَ عَلَى أَحَدٍ مِنْكُمْ بُنْيَةٌ فَلْيَكُنْ كَخَيْرِ ابْنَيْ آدَمَ (حــم د ه ك ق عن ابي
(موسی)
1611- Kıyametten önce karanlık geceler gibi fitneler zuhur edecek, o devirde kişi sabahleyin mü'min kalkacak, akşamleyin köfir olacak, akşam mü'min olarak yatacak sabahleyin kafir olarak kalkacak. O fitneler zamanında oturan, ayakta durandan, fitne zamanında ayakta duran yürüyenden, fitne hengamesi sırasında yürüyen koşandan hayırlı olacak. Binaenaleyh, yaylarınızı kırınız, okun kirişlerini koparınız, kılıçlarınızı taşa çarpınız. O fitnecilerden biri herhangi birinizin evine girerse o Ademoğlunun iki çocuğunun en iyisi olmaya çalışsın (yani o zamanda evinizin köşesinden ayrılmasın)
Zalim sultanı ziyaret eden, kükreyen aslanı ziyaret eden gibidir” (زائر السلطان الجائر كزائر الليث الزائر
YanıtlaSilEvet makro alemden normo aleme, oradan da mikro aleme kadar bütün bir alemi kuşa- tan hikmet ve maslahat müşahede edilmekte- dir. Bütün bu alemler içinde en mükerrem var- lık, en seçkin yaratık olma liyakatına sahip in- san; bu dünyada sadece maddi ve cesede ait yönüyle binlerce hikmetle serfiraz olmuşken yalnız üç-beş günlük dünya için gelmiş ve bir daha dirilmemek üzere ölüme mahkum bir za- vallı olamaz.
YanıtlaSilMaddi yönüyle dahi bu dünya onu tatmin edip cevap veremezken; hayal ve beka arzusu gibi kâinatı kuşatacak istidät ve kabiliyetlerine cevap vermesi düşünülemez. Insanda hiçbir duygunun boş ve abes yaratılmadığını başta ka- bul ettiğimize göre, bu beka, ebedi yaşama duy- gu ve arzularının bu dünyada karşılığını göre- meyen insan elbette, kendisine bir hikmete mebni olarak verilen bu duygularının karşılığı nı başka bir alemde görecektir.
YANITLASİL
yuksel14 Ocak 2024 10:26
ÖLÜM ÖTESİ
HAYAT
Abdülhay Nâşih
Kıyamet gününde en şiddetli azab görecek olanlar, zalim hükümdarlardır.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Said (r.a.)
Sayfa: 71 / No: 11
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel15 Ocak 2024 00:52
İman demek, namaz demektir. Kim ki namaz için kalbini boşaltır ve o namazı itina ile, vaktine ve sünnetine dikkat ederek muhafaza ederse, işte o mümindir.
Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.)
Sayfa: 193 / No: 10
Ramuz El-Ehadis
sol taraflarından verirler. Hak teålå orada bütün mahluklarına vasıtasız kelâm söyler. Bir onda herkesin hesabını görüp kimine hitab, kimine itâb eder. Mazlûmun hakkını zālimden alıp, zālimin hasenâtı var ise ona ve- rir, yoksa mazlûmun günahlarını zālime yükletir. Hesabdan sonra hay- vanları toprak eder. Kafirler hayvanlara gıbla edip keşki biz de toprak ol- saydık derler.
YanıtlaSilArkadan çekiştiren, ayıp kusur arayan, servet toplayan ve onu sayıp du- ran herkesin vay håline! O, malmm kendisini sonsuza kadar yaşatacağını
YanıtlaSilBİR AYET
zanneder.Gen 104/1-31
OSMANLI PARASI
Osmanlı Dönemi'nde her padişah, hükümdarlık alameti olarak kendi adına para bastırırdı. Osmanlı hükümdarları, Fatih Sultan Mehmed devrine kadar gü- müş ve bakır para bastırdılar. Osmanlı Dönemi'nde ilk altın parayı Fatih Sultan Mehmed bastırdı. Osmanlı hazinesini en çok dolduran padişah ise Yavuz Sultan Selim'dir. Yavuz, 8 senelik iktidarı döneminde gerçekleştirdiği Mısır seferiyle Mısır civarında hüküm süren Memlük Devleti'ne son verdi. Orta Doğu ile Afrika'daki önemli yerleri ve kutsal toprakları Osmanlı Devleti'ne kattı. Mısır'ı ele geçirdikten sonra tüm Memlük hazinesini başkent İstanbul'a getirtti ve Osmanlı hazinesine mührünü bastı. Daha sonra şöyle emir verdi: "Benim altınla doldurduğum hazi- neyi, benden sonra gelenlerden her kim daha çok mangırla doldurursa, hazine onun mührüyle mühürlensin, yoksa benim mührümle mühürlenmeye devam edilsin!" Osmanlı hazinesi bir daha hiç o kadar dolmadı. Devlet yıkılana kadar hazine Yavuz Sultan Selim'in mührüyle mühürlenmeye devam edildi.
Genel Fihrist/77
YanıtlaSilCild ve Sayfa
III, 410, 412
Konu
Amr İbni Taglib.
Amr İbni'l-As (vasıyyeti).
IV, 729, 730
V, 315
Ana babaya iyilik etmek...
Ana rahminde çocuğun eceli belli olur..
Ana babaya iyilik cihaddan önde gelir....
Ana hakkı baba hakkından üstündür.
Ana hakkı...............
II, 533, 534
II, 538, 539
II, 538, 539
III, 52
Ana rahminde çocuğun kaderi yazılır.....
III, 52
Ana rahminde çocuğun rızkı belli olur..
III, 52
Ana rahminde kişinin iyi mi kötü mü olduğu belli olur.....
III, 52
Ana rahmindeki bebeğin gelişimi.
III, 52, 53, 54
Ana şefkati....
III, 115, 116
Ana-baba için nasıl dua edilir?
II, 525, 636
Ana-baba için yapılacak dua.
II, 543
Ana-babadan cihad için izin istenmelidir.
II, 556
Ana-babadan hicret için izin istenmelidir.
II, 556
Ana-babasına ási olanın yüzüne kıyamette
bakılmayacaktır.
II, 625
Ana-babaya dua etmek..
Ana-babaya "öf" bile dememek..
Ana-babasına lånet edene lânet edilmiştir..
Ana-babasına bakmayana Peygamber'in bedduası.
..... VI, 266
VI, 686
II, 525
Ana-babaya hizmet ve ikram.
Ana-babaya hangi konuda itaat edilir?.
II, 610
II, 524
Ana-babaya isyan büyük günahlardandır..
Ana-babaya ihtiyarlıklarında iyi davranmalıdır.
Ana-babaya itaatsizlik haramdır.
Ana-babaya iyilik etmek gerekir
Ana-babaya iyilik ve akrabayı ziyaret.
II, 612, 616, VI, 668
II, 623, VII, 298, 300
II, 499, 520, 523, 525,
527,569, VI, 164
II, 520-607
1,171
II, 611
Genel Fihrist/79
YanıtlaSilKonu
Cild ve Sayfa
Arabuluculuk için yalan söylenebilir.. II, 314
Arabuluculuk sadakadır... ......II, 310
Araf
III, 641
Arafat ta vakfe haccın şartıdır.... II, 67
Araftakilerin kafirlere seslenis....... III, 641
Arefe günü cehennemden bir çok kul âzâd edilir. V, 718
Arefe günü neden değerlidir?. V, 458, 459
Arefe günü orucu......... V, 674-679
Arefe günü orucunun günahlara kefaret oluşu V, 674
Arefe günü....
Arfece İbni Es'ad (altından takma burun yaptırması).
Arıların cesedini koruduğu şehid..........
Arkadaş olunacak kişiyi dikkatle seçmek gerekir.
Arkadaşa iyilik edilmelidir.
Arkadaşın hayırlısı faydalı olandır.
Arkadaşın iyi ve kötüsünün misali
Arkadaşlara iyi davranmak.....
V, 719
IV, 414
VI, 544-545
II, 708
VI, 164
II, 518
II, 698
VII, 35, 36
Arkadaşlara iyilik etmek gerekir.
Arpa ekmeğine bile doymadı (Hz. Peygamber)
Arraf
Arş firdevs cennetinin üzerindedir.
Arş
Arşı yüklenen melekler.
Arşın büyüklüğü
Arşın gölgesinde gölgelenecek yedi sınıf kimse.. Asaleti yüzünden evlenilen kadın, kişiyi sıkıntıya düşürür.... II, 701
II, 499, 500, 520
III, 316, 321
VII, 202
VI, 91
IV, 633
VI, 255
VI, 340, 508
III, 203, 204
Asbahnâ ve asbaha'l-mülkü lillah.
VI, 401
Ashåb bk. Sahabe
Ashab namazı terketmeyi küfür sayardı
V, 329
Ashab-ı Kehf'i güneş rahatsız etmezdi.
VI, 513
Riyazi's IMAM NEVEVÍ Salihîn
YanıtlaSilPEYGAMBERİMİZDEN HAYAT ÖLÇÜLERİ
رياض الصالحين
FİHRİST
TERCÜME VE ŞERH
Prof. Dr. M. Yaşar KANDEMİR
Prof. Dr. İsmail Lütfi ÇAKAN
Prof. Dr. Raşit KÜÇÜK
KAMPANYA KİTAPLARI
CILT
8
Kitapla ilgili bazı bilgiler:
YanıtlaSilBu Râmuz-el-Ehâdis kitabı ki "Hadisler Deryası" demektir. İsmi müsammasına uygundur. Zira Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)'den zuhur eden Hadis-i şerifler; incelikler, nükteler, hakikatler, kerametler, müjdeler ve mücizeleri, emir, nehiy, tevasil, başlangıç ve sonu, mahşeri, haşri, Cennet ve Cehennemi ve içindeki durumları, Şeriat, Tarikat, Hakikat, Marifet, Mülk, Melekut, Ceberut ve lâhut ahvallerinin tafsilatını camidir ve hükümlere dair hadisleri de ihtiva etmektedir.
Bu hadisler Hicri 600 senesinden evvelki büyük Hadis alimlerinin kütüphanelerdeki muteber kitaplarından seçilip alınmıştır. Kitap ve Ravi isimleri ayrılarak, mehazlarını dahi tashih ederek ve toplandıktan sonra defalarca, Arabistan uleması ve bazı Hadis âlimleri ile müzakere edilip mercilerine inilerek gerekli ihtimam gösterilmiştir.
Evliyaullahın sözlerinin insanlar için tesirli ve faydalı olduğu açıkken, Nebilerin sultanı olan Resulullah (s.a.v.)'in mübarek ağızlarından çıkan Hadisi Şeriflerin, kalbleri ihya edeceği, Dine ve nizamı âleme nice faydaları ve güzellikleri sağlayacağı muhakkak ki güneşten daha zahirdir. Nitekim Cenabı Hak, Kuranı Keriminde Resulullah (s.a.v.)'e ittiba
hususunda, pek çok âyetin de, insanlara ikaz ve emirlerde bulunmuştur. (Ahzab S.21. a.) de şu mealde buyurulmaktadır: "And olsunki, Resu- lullah da, sizin için, Allahı ve ahiret gününü ummakta olanlar, Allahı çok
zikredenler için güzel bir örnek vardır."
Gene (Haşr S.7.a.) de: "De ki, eğer Allahı seviyorsanız hemen Bana uyunki, Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı örtsün."
(Nisa S.69.a.) de: "Kim Allaha ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allahın kendilerine nimetler verdiği Peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle ve salihlerle beraberdirler. Onlar ne iyi arkadaştır."
(Enfal S.24.a.) de ise: "Ey iman edenler, Allaha ve Resuluna icabet edin, sizi davet ettiğinde. O şeye ki sizi ihya eder" buyrulmaktadır.
Resulullah (s.a.v.) de bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır: "Şüphesiz bu Kur'an ondan hoşlanmıyan kimseler için zordur, fakat ona tabi olanlar için kolaydır.
Benim hadislerimde hoşlanmıyanlar için zor, onlara tabi olanlar için ise kolaydır. Kim Benim hadisimi işitir, onu ezberler ve onunla amel ederse, Kıyamet gününde Kur'anla birlikte gelir. Kimde Benim hadisime karşı gevşeklik gösterir ve ona önem vermezse, Kur'ana karşı da ilgisizlik göstermiş olur. Kim de Kur'ana ilgisizlik gösterirse dünya ve ahirette perişşan olur."
(Buharide rivayet edilen) Diğer bir hadisi şerifte ise: "Clbril (a.s.), Resulullah (s.a.v.)'e Sünneti, Kur'anı indirdiği gibi indirir ve Kur'anı talim ettiği gibi sünneti ona talim ederdi." buyrulmaktadır.
Bu kitabla meşgul olma ve onu mütalâa, bin kitabla meşgul olmaktan daha hayırlıdır.
YanıtlaSilRamuz El-Ehadis
BU BAB KURTUBİ'DE: RUHLARIN GÖKLERDE KARŞILAŞACAKLARINI BİLDİRİR
YanıtlaSilعَنْ أَبِي أَيُّوبَ الْأَنْصَارِي رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ إِذَا قَبَضَتْ رُوح الْمُؤْمِنِ تَلْقَاهَا أَهْلُ الرَّحْمَةِ مِنْ عِبَادِ اللَّهِ مَا تَلَقَّوْنَ البشير فِي دَارِ الدُّنْيَا فَيَقْبَلُونَ عَلَيْهِ فَيَقُولُ بَعْضُهُمْ لبَعْضِ أَنْظُرُوا أَخَاكُمْ حَتَّى يَسْتَرِيحَ فَأَنَّهُ كَانَ فِي رَب شَدِيد قَالَ فَيَقُولُونَ لَهُ مَا فَعَلَ فُلَانٌ، مَا فَعَلَتْ فَلَا نَةٌ هَلْ تَتَزَ وَجَتْ أَمْ لَا فَإِذَا سَأَلُواهُ عَنِ الرَّجُلِ قَدْ مَاتَ فَيَقُولُ لَهُمْ قَدْ هَلَكَ فَيَقُولُونَ إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ ذَهَبَ بِهِ إِلَى أُمِّهِ الْمَايَة في الْمَاوِيَةَ فَبِئْسَتِ الأُم وَبِسَتِ الرَّيَّة قَالَ فَتُعْرَضُ عَلَيْهِ أَعْمَالُهُ فَإِنْ رَا وَا حَسَنًا فَرَحُوا وَاسْتَبْشِرُوا وَقَالُوا اللَّهُمَّ هَذِهِ يَتَمَتُكَ عَلَ عَبْدِكَ فَاتِهَا وَإِنْ رَأَ وَاشَرَ قَالُو الْمَارْجِعْ بِبَكَ Halen İstanbul'da medfun bulunan Eyyüb Sultan Hazretleri. Resu
(TERCÜME:)
Bir ehl-i imanın ruhu bedeninden ayrıldığında, Cenab-ı Hakkın
lüllah'ın şöyle anlattığını rivayet eder:
rahmetine ermiş kimselerden, önce Hakka kavuşmuş olanlar bu zati
karşılıyarak hoş beş ederler. Tıpkı bu dünyada, uzaklara gitmiş olup ta yerine gelmekte olan ikmseyi istikbal ettikleri gibi. Bâzısı bazısına: Arkadaşınıza bakınız, istirahatini temin ediniz, zira ölümden çok çekmiş olduğu için vücudu ağrılıdır. Biraz rahat etsin>> derler.
YanıtlaSilSonra da konuşmaya başlayarak, sormaya başlarlar Sorulan kimseler sağ iseler, işlerinden, ahval ve durumlarından ha-
ber verilir.
Ve eğer ölmüşse:
<<O benden şu kadar zaman önce Ahirete ayrıldı» diye bilgi verir- ler, o zaman oraya gelmemiş oldukları için :
«Ey vâââhhh.... Öyle ise Haviyeye gitti, ah kötü yer orası, yazık, eğer
ehl-i rahmet olsaydı biz görürdük, cehenneme gitmiş öyle ise» diyerek acırlar.
68-
YanıtlaSilgelir, eğer sevinçli haber ise sevinirler ve eğer Allahın gazabını muc lacak bir işi işlediklerini duyunca mahzun olurlar.
1- Peygamberimiz buyurdu ki:
ن أَعْمَالَكُمْ تُعْرَضُ عَلَى عَشَارِكُمْ وَأَقَارِبِيكُمْ مِنَ الْمَوْل فَإِن خَيْرًا اسْتَبْشِرُوا وَإِنْ كَا نَغَيْرَ ذَلِكَ قَالُوا اللَّهُم لا تَهُمْ حَتَّى تَهْدِيهُمْ كَمَا هَدَيْنَا حكم المنان وا در
Ey ümmetim biliniz kl: sizin işleriniz ölmüş olan akraba ve dostla rınıza bildirilir. Eğer işiniz iyi ise, sevinirler, yüzleri güller gibi açılır ve eğer işlerinizde günah var ise o zaman kederlere gark olarak: «Eyvah yavrum, babam, anam, kardeşim diyerek ağlarlar. Ey halk! Ölülerinne acıyınız, onları mahzûn etmeyiniz.
2-Yine Hazreti Peygamberimiz buyurdu ki:
تُعْرَضُ الأَعْمَالُ يَوْمَ الْاثْنَيْنِ وَالْخَمِيسِ عَلَى اللَّهِ تَبَارَكَ وَتَعالى، وتُعرَضُ عَلَى الْأَبْنَاءِ وَالْآبَاءِ وَالْأَنْهَاتِ يَوْمَ الْجَمعَةِ فَيَفْرَحُونَ بِحَسَنَاتِهِمْ وَتَزْدَادُوا وُجُوهُهُمْ بَيَاضًا وَاشْرَاقَا فَاتَّقُوا اللَّهَ وَلَا تُؤْذُوا مَوْتَاكُمْ في الحي فيها
Fy ümmetim! Sizin bu dünyada işlemiş olduğunuz işleriniz Pazar
tün akrabambe günleri Cenab-ı Hakka
de bu
hirler, cebaya arz olunur. Sevaba ve mükafata ait isleri duyunca sest
nirler, cezaya ait iş ise elemlere gark olurlar. (1)
aretiyet duylarinize acıyımız eziyet vermeyiniz. Zira günah işledikçe
onlar duyarlar.
(1) Müallm. C. 4-8hf. 1904-80 Hadis No
AHİRET GÜNÜ
YanıtlaSilTelif Eden:
Abdülkadir e Hac Mutlaku'r-Rahbavi
Tercüme edenler
Ahmet Hulusi SERDAROĞLU
Diyanet İşleri Başkanlığı Teftiş Kurulu Üyesi
Läti SENTÜRK Ankara Merkez Vaizi
66,67,68.
SÖNMEZ NEŞRİYAT A.Ş. YAYINLARI : UMUMI NES. No: 23 KUR'AN ve HADIS İLİMLERİ: HUSUSI: No: 29
YanıtlaSilAHİRETE GİDEN YOL
(KEŞF-ÜS SÜTÜR)
Ali Rıza ALTAY Denizli Merkez Vaizi
Allah'ın, kulları üzerindeki hakkı, kulların O'na ibadet etmeleri ve hiçbir şeyi O'na ortak koşmamalarıdır." Buhari, Cinad, 46
YanıtlaSilHZ. ÖMER'DEN NÜKTELER
Bir kimse Hz. Ömer'in yanında başka birisi- ni medhediyor, ondan sitayişle bahsediyordu.
"-Onunla hiç yolculuk yaptın mı?" diye sor-
du. Adam:
• Insanları düzeltebilmeniz için önce kendinizi is- lah etmeniz gerekir.
• İnsanların en cahili, kendi ahiretini başkasının dünyası için satandır.
• İyiliğin şerefi, geciktirilmeden hemen yapılma- sındadır.
• Kötü bir işin en gizli şâhidi vicdanımızdır.
Şiddet göstermeksizin kuvvetli, zayıflık belirt- meksizin yumuşak ol!
• Takvası azalan kişinin hayâsı da azalır.
Dr. Murat Kaya, Hz. Ömer'den 111 Hatıra, sh. 243
• Şerri bilmeyen onun tuzağına düşer.
• Ey eğik başlı, başını kaldır; huşû, insanın boynun- da değil kalbindedir.
• İnandığınız gibi yaşamıyorsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız.
Ömer (r.a):
"-Hayır" dedi.
"-Alışveriş gibi içtimâî bir muamelen oldu
mu?"
"-Hayır."
*-Peki sabah-akşam ona komşu oldun mu?"
"-Hayır."
Bu cevaplar üzerine Hz. Ömer (r.a):
"-Kendisinden başka ilah olmayan Allah'a yemin ederim ki sen onu tanımıyorsun" dedi.
(Gazali, İhya, III, 312)
HZ. ÖMER'DEN NÜKTELER:
YanıtlaSilBir kimse Hz. Ömer'in yanında başka birisi- ni medhediyor, ondan sitayişle bahsediyordu.
Ömer (r.a):
"-Onunla hiç yolculuk yaptın mı?" diye sor-
du. Adam:
"-Hayır" dedi.
"-Alışveriş gibi içtimâî bir muamelen oldu
mu?"
"-Hayır."
"-Peki sabah-akşam ona komşu oldun mu?"
"-Hayır."
Bu cevaplar üzerine Hz. Ömer (r.a):
"-Kendisinden başka ilah olmayan Allah'a yemin ederim ki sen onu tanımıyorsun" dedi.
(Gazali, İhyā, III, 312)
Cocuklarınıza İsim
Erkek Nabi K
Şerri bilmeyen onun tuzağına düşer.
YanıtlaSil⚫Ey eğik başlı, başını kaldır; huşü, insanın boynun- da değil kalbindedir.
⚫ İnandığınız gibi yaşamıyorsanız, yaşadığınız gibi Inanmaya başlarsınız.
⚫ Insanları düzeltebilmeniz için önce kendinizi is- lah etmeniz gerekir.
. Insanların en cahili, kendi ahiretini başkasının dünyası için satandır.
⚫lyiliğin şerefi, geciktirilmeden hemen yapılma- sındadır.
• Kötü bir işin en gizli şâhidi vicdanımızdır.
• Şiddet göstermeksizin kuvvetli, zayıflık belirt- meksizin yumuşak ol!
• Takvası azalan kişinin hayâsı da azalır.
Dr. Murat Kaya, Hz. Ömer'den 111 Hatira, sh. 243
Takvim Yapraklarını Yere Atmayınız
HZ. ÖMER'DEN NÜKTELER
YanıtlaSilBir kimse Hz. Ömer'in yanında başka birisi- ni medhediyor, ondan sitayişle bahsediyordu. Ömer (r.a):
*-Onunla hiç yolculuk yaptın mı?" diye sor- du. Adam:
"-Hayır" dedi.
"-Alışveriş gibi içtimai bir muamelen oldu mu?"
"-Hayır."
"-Peki sabah-akşam ona komşu oldun mu?"
"-Hayır."
Bu cevaplar üzerine Hz. Ömer (r.a):
"-Kendisinden başka ilah olmayan Allah'a yemin ederim ki sen onu tanımıyorsun" dedi.
(Gazali, İhya, III, 312)
İLAHİ İKAZLAR
YanıtlaSilCenâb-ı Hak, "Dokuz sınıf insana yazıklar olsun!" buyu- rarak uyarıyor, irşâd ediyor.
meyenler,
9- İnsanları, yüzlerine kar- şı methedip, arkalarından zemmedenler -hümeze ve lümeze yapanlar-.
1- Namazlarını terk eden- ler, namazlarını terk ettik- lerinden dolayı da üzülüp pişmanlık duymayanlar.
2- Zekâtlarını vermeyen-
ler, 3-Yalancılar, 4- Ölçü ve tartılarında hile
yapanlar,
Çocuklarınıza İsim
Erkek: Hilmi Kız: Hesná
5- Åhireti inkâr edenler,
Cenâb-ı Hak; bu dokuz zümreyi, "Yazıklar olsun! Vay olsun!" fermanı ile uyarıyor. Bakınız! İyi dinleyiniz! Ku-
Altınoluk Dergisi Tel: (0212) 671 0700
lak veriniz!
İmansız bir kalbe, Cömert olmayan bir ele, Baktığında ibret almayan
6- Kibirlenerek hakkı ka- bûl etmeyen zâlimler, 7- İnsâfı terk edenler, 8- Vâz-u nasihat kabul et- bir göze,
Hakk kelâmı duymayan bir kulağa,
Hayra yürümeyen bir aya-
ğa,
Hak konuşmayan bir dile, Sahib olacağına, yok olsan daha iyidir.
Sadık Üzer, Huzura Giden Yollar, s. 47
الْخَاتِمِ الرَّسُولِ الكَامِلِ الرَّحْمَةِ الشَّامِلِ، وَعَلَى آلِهِ وَأَصْحَابِهِ وَأَحْبَابِهِ عَدَدَ مَعْلُومَاتِ اللهِ بِدَوَامِ اللَّهِ، صَلَاةً تَكُونُ لَكَ يَا رَبَّنَا رِضَاءُ، وَلِحَقِّهِ أَدَاءٌ، وَأَسْأَلُكَ بِهِ مِنَ الرَّفِيقِ أَحْسَنَهُ، وَمِنَ الطَّرِيقِ أَسْهَلَهُ، وَمِنَ الْعِلْمِ أَنْفَعَهُ، وَمِنَ الْعَمَلِ أَصْلَحَهُ، وَمِنَ الْمَكَانِ أَفْسَحَهُ، وَمِنَ الْعَيْشِ أَرْغَدَهُ، وَمِنَ الرِّزْقِ أَطْيَبَهُ وَأَوْسَعَهُ. 12
YanıtlaSilAllah'ım! fatih, hâtim, rasûl, kamil, rahmet, şamil olan Efendimiz Muhammed'e, aline, sahâbilerine, ahbabina, Allah'ın devamı ka dar Allah'ın mâlumâtı sayısınca salât ve selâm eyle. Ey Rabbimiz! bu salât seni râzı edecek, onun hakkını edâ edecek şekilde olsun. Onun vasıtasıyla Sen'den, dostlardan en iyilerini, yollardan en kolayını, ilimlerden en faydalist ni, amellerden en salih olanını, yerlerden en genişini, hayatın en rahatını, rızıktan en güze lini ve genişini isterim.
124. Nebhânî, Efdal, 60
Kalplere Şifâ Salavat ve Dualar
YanıtlaSilEvliyaullahtan Kırk Salât Ashâbdan Rivâyetle Kırk Duâ
Yrd. Doç. Dr. Veysel Akkaya
Ádemoğlu, 'malım, malım!' diyor. Ey âdemoğlu, senin yiyip tükettiğin, giyip eskittiğin ve sadaka verip önceden (ahirete) gönderdiğin dışında bir malın mı var? (Müslim, Zühd, 3)
YanıtlaSilİNFAK: HEMEN, ŞİMDİ!
"İnsan aldıkça değil verdikçe mutlu olur." Günümüzde mutluluk üzerine ya- pılan araştırmalar bu kadim bilgiyi doğrulamaktadır. İnsan bir yandan nefsinin mal biriktirme arzusu, diğer yandan ruhu ve vicdanının paylaştıkça çoğalma çağrısı arasında gelgitler yaşar. Hatta vermek için zenginleşmeyi ya da hayat gailesinin bitmesini bekler. Oysaki insanı olgunlaştıran, henüz zengin değil- ken ve geçim kaygısı çekiyorken paylaşmaktır. Az iken infakın zevkine vara- mayan, malı çoğaldığında da vermeye kıyamayacaktır. Ne var ki ecel kapıyı çaldığında çok geç olabilir. Temenni edilen sadaka ve hayırlar boş bir hayal olarak kalabilir. Hz. Peygamber "Asıl sadaka, sağlıklı iken ve fakirlik endişesi ve zengin olma hırsı ile hareket ederken verdiğindir. Bu işi can boğaza geldiği âna kadar erteleme!" (Buhārī, Vesaya, 7) buyruğuyla infakın hemen ve şimdi yapılması gerektiğini hatırlatır. Fakir sahabilerin hamallık yaparak elde ettiği kazançla sadaka vermesi (Buhari, Zekât, 10), bizler için ne güzel örnektir!
ÖNSÖZ
YanıtlaSilMasonluk, bugün dünya üzerinde çok büyük etki ve yönlendirmeye sahip olan gizli bir örgüttür. Binlerce yıldır fiilen var olmakla birlikte, resmi olarak kurul duğu 1717 yılından bu yana Avrupa ve dünya tarihinde büyük etki yaratınıştır. Bünyesi içine aldığı devlet adamları, politikacılar, düşünürler, sanatçılar, yazarlar, Masonluğa, içinde bulunduğu ülkenin siyasetini ve toplum yapısını kendi ideolojisi ne uygun olarak yönlendirme imkanı vermişlerdir.
Bu güç ve etkiyi Masonlar, dışarıya karşı sürekli olarak inkar ederler. Masonlu ğun yalnızca bir hayır kurumu, arkadaş kulübü olduğunu söylerler. Fakat gelişen olaylar ve Masonların kendi kaynakları incelendiğinde, yakın geçmişte ve günü- müzde Masonluğun dünya üzerindeki faaliyetlerinin ne denli geniş çaplı ve güçlü olduğu görülmektedir. Sayısız ihtilalin, ideolojinin, ekonomik ve sosyal doktrinlerin ve bunların uygulamasının ardında Masonluk vardır.
Kapitalizm ise, bugün dünyanın tamamına hakim olan sistemdir. "Kapita- lizm"den kastedilen, kelimenin ekonomik terim olarak taşıdığı anlamın ötesinde, günümüzde dünyanın geneline hakim olan, maddeye dayalı sosyal, ahlaki ve felse- fi sistemdir.
Kapitalizm, tamamen materyalist bir düşüncedir. Kapitalist düşünce insana de- ğil maddeye değer verir, hayatın amacının diğer insanlarla mücadele olduğunu sa- vunur.
Bu düşünce sisteminin dünyaya getirdiği sonuç dinsiz, inançsız, yalnızca kendi isteklerini tatmin etmek için yaşayan, cahil, egoist, insan sevgisinden uzak, derin ve geniş düşünemeyen toplumlar olmuştur. Dünya üzerinde sürmekte olan savaş- ların, çatışmaların, ahlak dejenerasyonunun temelinde bu ideoloji yatmaktadır. Her bireyin diğerini ezerek yükselme çabasında olduğu bir toplumda, huzur, sevgi ve barışın oluşması mümkün değildir.
Masonluk felsefesi ile kapitalizm karşılaştırıldığında aralarında bü- yük bir benzerlik olduğu görülür. Kapitalist teorinin temeli olan materyalist düşünce ve evrim teorisi, masonlar tarafından aynen kabul edilmektedir:
"Masonluk maddeciler gibi Darwin kurgusunu kanun benimsemiş- tir." (Gerçek Yüzüyle Masonluk, sf. 97, Ustad Mason Enver Egeran)
Kapitalist düşüncenin dünyaya getirdiği en büyük sonuç, din ve ahlak kavramı- nın yok edilmesi ve tamamen dejenere olmuş toplumlar meydana gelmesidir. Bu- tün dini ve ahlaki sınırlamaları çiğneyen ve yalnızca insan isteklerinin tatminine
dayanan kapitalist ideoloji, Masonlar tarafından aynen desteklenmektedir.
"Özgürlüğün engelleri şu birkaç sözcükte saklıdır: günah, ayıp, ya- zık, haram" (Mason Dergisi, sayı 28, sf. 10)
Bu kitabın bütününde, Masonluğun, kapitalist ve maddeci görüşün yayılması konusunda gösterdiği çaba incelenmiştir. Cinsel sapıklıktan, uyuşturucuya kadar her türlu dejenerasyon malzemesinin Masonlar tarafından nasıl teşvik edildiği ve nasıl yaygınlaştırıldığı anlatılmıştır.
Bu tablo bizlere Masonluğun, kapitalist ahlakın adeta bir örgütü, partisi, kuru- mu olduğunu göstermektedir. Kapitalist ahlak ve ideoloji ise numundadır. Masonluğun dini ko
Bu iki gücün, yani Masonluk ve kapitalizmin arasındaki bağlantı biz- leri ikisinin de aynı kaynaktan geldiği sonucuna ulaştırmaktır.
Masonluğun kaynağı araştırıldığında, bu teşkilatın Yahudi çıkar ve menfaatleri ni korumak için kurulan bir maşa örgüt olduğu görülür. Aşağıda, Mason ritüelle- rinden alınmış olan ifadeler, bu gerçeği açıkça gözler önüne sermektedir:
Rahmetli Hocam Abdurrahman Şeref GÜZELYAZICI ve ettiği gün (15.05.1978) sanki ukbâ yolculuğunu önceden sezet kaleme almış olduğu şu şiiri ceketinin cebinde bulunmuştur.
YanıtlaSilNEREYE?
Nereden kaynıyor hayat ırmağı?
Bu durmaz karanlık akış nereye? Annem mi, açılan mezar kucağı?
Ebedî geceden bakış nereye?!
Meçhul bir yolcuyum bu son akşamda, Ümit nûrum söndü siyah bir camda. Evim, çocuklarım, gözüm arkamda; Ahbaplar! Bu itiş, kakış nereye?!
92
Gönlümde yıldız yok, gözümde ışık, Emeller, rüyalar karmakarışık. Îmânım! Nerdesin, gel karşıma çık! Bu derin girişten çıkış nereye?!
Artık ne mavilik, ne pembe bahar, Ne mehtap, ne sahil, ne sandal, hep kar, Söyleyin benimle uçan ey kuşlar, O yazlık dünyadan bu kış nereye?!
Birkaç rekât namaz, zekât, oruç, hac, Duâlarım gibi kabûle muhtaç, Şeref, son nefeste edince mîrac, Semâlardan koptu alkış nereye?!
40 Soru Cevap
YanıtlaSilOsman Nûri Topbaş
GENC kitaplığı
CENNETE AÇILAN K AYASOFYA
YanıtlaSilBu kitap, 1453 yılında PEYGAMBER EFENDİMİZİN vasiyetini yerine getiren O KUTLU KUMANDANIN ve ASKERLERİNİN emanetine sahip çıkmak için hazırlandı. Bu kitap, AYASOFYA'nın tekrar cami olarak ibadete açılmasına ve yine ISTANBUL' dan başlayacak
YENİ BİR ÇAĞA Öncülük yapacaktır! Patrik Athenagoras'la Başlayan "KUDÜS ZİRVESİ OYUNU" Amerikalı
İstanbul Sur içinde "Özerk Devlet"
1967'de başlayan Papaların ziyaretleri ve arkasındaki "Vatikan Operasyonları..." İşgal güçlerine karşı direnen ve son çare olarak Ayasofya'yı havaya uçurmakla tehdit
eden büyük kumandan... "Gizli Ev Kiliselerle" yürütülen kuşatma: Güney Koreli, Zenci kiliseleri...
Aytunç Altındal: "Amaç İstanbul'a Vatikan Modeli" (iki gün süren özel röportaj)
"Haliç'te Yürütülen Çok Yönlü işgal" (Sevgi Erenerol'un kitabımız için kaleme aldığı özel yazı ve açıklamalar)
Misyonerlerin arasında yaşayan A.R. taktik ve stratejik kuşatmayı anlatıyor... Vatikan ve Mason locaları nasıl bir işbirliği içinde...
Siyonizm'e hizmet eden Papalar? Gizli arşivlerde saklanan biat anlaşmaları... Siyonist Hıristiyanlar ve Katolik-Protestan papazlar 1925 yılında başlayan ittifak: ARMAGEDDON, Sahte ISA MESIH...
Ayasofya'ya "kutsal emanetler" niye iade ediliyor?..
HAKAN YILMAZ ÇEBİ
18.00
T
009821
Bir işi yapmak istediğinde, sonunu iyice düşün. Eğer neticesi hayır ise onu yap, neticesi şer ise ondan vazgeç.
YanıtlaSilRavi: Hz. Abdullah ibni Misver (r.a.)
Sayfa: 29 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
"Tesvif" (Yapacağı şeyi geriye atmak) şeytanın şuaıdır. Ve onu mü'minlerin kalblerine bırakır. (Bu da mü'mini oyalar.)
YanıtlaSilRavi: Hz. Abdurrahman İbni Avf (r.a.)
Sayfa: 198 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
Teenni her şeyde hayırdır. Ahiret amelinde değil.
YanıtlaSilRavi: Hz Saad İbni Vakkas (r.a.)
Sayfa: 197 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu
YanıtlaSilBİR HADİS
kolaylaştırır. (Müslim, Zikr, 39)
TOPRAĞIN BABASI
Varını yoğunu Mekke'de bırakan Hz. Ali'nin imkânları kısıtlıydı. Peygamber kızı Hz. Fâtıma ile evlenmek istiyordu ama ona mehir olarak bir zırh ile atından başka verebileceği bir şeyi yoktu. Tereddüt içinde kaldı, Resûl'ün huzuruna varamadı. Cesaretini toplayıp yanına gittiğindeyse nutku tutuldu, konuşamadı. Peygamber terbiyesiyle yetişen, güzel yüzlü bu genç, ilmi ve ahlakıyla Resûlullah'ın gönlünü çoktan kazanmıştı oysaki. Kızını onunla evlendirdi Hz. Peygamber ve onları mes- cidin yanı başına yerleştirip kendine komşu eyledi. Bir gün Resûlullah uğradığında Hz. Ali evde yoktu. Hz. Fâtıma ile aralarındaki kırgınlıktan dolayı öğle uykusunu evinde uyumamıştı. Damadını mescitte uzanmış, toza toprağa bulanmış hâlde bulan Allah Resûlü "Kalk ey toprağın babası (Ebû Turâb)" sözleriyle uyandırarak üstünü temizlemesine yardım etti. Ne bir soru sordu eşiyle arasında geçenlere dair ne de bir yargılamada bulundu. Hz. Ali onun bu güzel yaklaşımını hiç unutmadı. "Ebû Turâb" en sevdiği künyesi oldu.
Zarafetin afeti sakf (övünmek ve manasız sözler)dir. Şecaatin afeti serkeşliktir. Semahatin (hoşgörünün) afeti minnet etmek, güzelliğin afeti kibir göstermek, ibadetin afeti fetrettir (Gayretten sükuna düşmek.), sözün afeti yalandır. İlmin afeti unutkanlıktır. Hilmin afeti hoppalıktır. Asaletin afeti tefahurdur. Cömertliğin afeti israftır. Dinin afeti ise hevadır(Nefsine uymak).
YanıtlaSilRavi: Hz. Ali (r.a.)
Sayfa: 4 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
Dinin afeti üçtür: Fasık alim, cahil ve zalim reisler, cahil sofular. (İbadete çalışıyor, fakat cahil. Bu zümreler din namına yıkımdır.)
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 4 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
Sizden birine, halktan korkması, işittiği veya gördüğü bir hakikatı söylemeye mani olmasın.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Said (r.a.)
Sayfa: 490 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
Şüphe yok ki münafiklar cehennemin en alt katındadırlar; artık onlara asla bir yardımcı bulamazsın. (Nisā, 4/145)
YanıtlaSilNİFAK: İÇİ BAŞKA, DIŞI BAŞKA OLMAK
Kişinin kâfir olduğunu gizleyerek mümin gibi görünmesine nifak, böyle bir yanlış ve kötü tutum içinde olana ise münafık denir. Münafıklar, kalbiyle inkâr ettikleri hâlde bunu gizleyerek kendilerini mümin gibi gösterirler. Söz ve davranışlarıyla mümin gibi gözüktükleri için toplum içinde kargaşaya ve fitneye sebebiyet verirler. Münafıklar, Allah'ı ve inananları aldatmaya çalışır- lar. Esasında farkına varmadan kendilerini aldatırlar. Çünkü onlar, ikiyüzlü olmaları sebebiyle kendi elleriyle kendilerini tehlikeye atarlar, hem dünya- larını hem de ahiretlerini zindana çevirirler. Kalplerinde hastalık bulunan münafıklar, müminlere karşı kin ve nefret beslerler. Dünyalık bir menfaat gördüklerinde hemen müminlerin tarafına geçerler. Bunu yaparken de İs- lam'ı ve dinî değerleri istismar etmekten çekinmezler. Ancak menfaatlerine ters bir durumla karşı karşıya kaldıklarında ya da nefislerine hoş gelmeyen bir şeyle karşılaştıklarında müminleri hemen terk ederler.
Allah c. c. Yardımı zayıflar sebebiyle gelmektedir.
YanıtlaSil2,396,401.
Riyazu's Salihin
Imam Nevevi
Kampanya Kitaplari
cilt 8.sy.71.
Hayat dört şeyle kaimdir, derdi babam su ve ateş ve toprak. Ve rüzgâr.
YanıtlaSilOna kendimi sonradan ben ekledim pişirilmiş çamurun zifirî korkusunu ham yüreğin pütürlerini geçtim gövdemi âlemlere zerkederek varoldum kayrasıyla Varedenin eşref-i mahlûkat nedir bildim.
184
Erbain
kırk yılın şiirleri
İsmet Özel
Tam istiklal yayıncılık ortaklığı
Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir. (Hod. 11/112)
YanıtlaSilGÜZEL AHLAKIN HAYATA YANSIYAN YÜZÜ: DOĞRULUK
Yüce dinimiz İslam, istikamet üzere, dosdoğru bir ömür geçirmemiz için bizlere gönderilmiştir. Yüce Rabbimiz, niyet ve inancımızda, söz ve davra- nışlarımızda doğru ve dürüst olmamızı emretmiştir. Bununla birlikte İslam, yalanı ve yalana götüren hiçbir davranışı tasvip etmez. Şaka bile olsa yalan söylemeyi, insanları eğlendirmek için dahi yalan konuşmayı hoş karşılamaz. Doğruluk, imanın özü, müminin şiarıdır. Yalan, toplumun huzurunu bozan, insanları birbirine düşüren kötü bir hastalıktır. Doğruluk, ailede güveni tesis eder, sevgi ve saygıyı kalıcı kılar. Bin bir emekle kurulan yuvaları dağıtan ise bir yalandır. Doğruluk, ticaretin bereketi; yalan ise felaketidir. Dürüst ve güvenilir tüccar, peygamberler, siddiklar ve şehitlerle beraberdir. Doğruluk. mal ve mülkü hayırlı kılar. Yalanla kazanılan maldan hayır gören yoktur. Sözü doğru olanın işi doğru olur. İşi doğru olanın kalbi doğru olur. Kalbi doğru olanın dini doğru olur. Dini doğru olanın varacağı yer ise ancak cennettir.
NEFİS
YanıtlaSilinsanda bütün günahların ve kötü ahlakın baş sebebi Peygamber en büyük düşmanın merkezi (s.a.v.) "Senin iki kaşının arasında olup) bütün vücudunu nefsindir." buyurmuşlardır. Mehmed Şemseddin Nuran Hazretleri Miftahu'l-Kulûb İsimli kitabında nefse dair şöyle buyurmuştur:
"Insanda iki ruh vardır: Birine hayvânî rûh denir ki, bu Cenâb-ı Hakk'ın Celâl sıfatının tecellisi ile yaratılmıştır. Diğerine de sultânî rûh denir. O da Cenab-ı Hakk'ın Cemal sıfatının tecellisi ile yaratılmıştır. Beden ülkesinde bu iki padişahın birer veziri ile birer şeyhülislâmları vardır ki, vücüdu onlarla idare ederler. Hayvânî rûhun vezîri akl-ı maaş ve mercii (danışmanı), şeytandır. O, onlarla istişare eder. Sultânî rûhun da veziri, aklı maâd ve şeyhulislamı melektir. O da onlarla istişare eder.
Hayvânî rûhun aslı "emmåre bi's-sû"dur. Yani mübâlağa ve şiddetle kötülüğü emredicidir. Ona nefis ismi verilir. Hayvânî rûhun zevki, yiyip içmek, giyip kuşanmaktır. Yani zahirde insana lezzet verecek ne varsa onların hepsinden safâ ve kuvvet bulup, sultânî rûha gâlip gelir.
Sultânî rûhun asli, sıfat-i sâfiyedir. Ona sifat-ı insan ismi verilir. Sultânî rûhun zevki, zikir, fikir, ibadet ve Allâh'ın emirlerine itaat ve yasaklarından kaçınmaktır. Sultânî rûh, işte bunları yapmakla hayvânî rûha gâlip gelir.
Yukarıda anlatıldığı gibi, bunlar vücuda hükmederler. Birinin sıfatı diğerinin sıfatına zıt olduğu için daima birbirleriyle muharebe ve mücadele ederler.
Mesela, bir vücutta sultanî rûh, hayvânî rûha gâlip olmayıp, hayvânî rûh kendi hâline bırakılırsa, sifat-ı emmarelikte kalır. Zamanla hayvânî rûh, sultânî rûha gâlip olur ki, o kimsenin dünya ve âhireti hüsranda kalır. Amma, sultânî rûh, hayvânî rûhu kendi hâline bırakmayıp, her an mücâhede ve muhârebe ederse, o zaman hayvanî rûhu ister istemez kendine bağlar. Her emrine itaat ettirerek ilahi emri yerine getirmiş olur. İşte bu kimselerin kurtuluşa ermesi umulur. Fakat yine de düşmesinden korkulur. Conki) nefsin hilesi çoktur."
NEFSİN MERTEBELERİ
YanıtlaSilSabreden mü'minler kendilerine zaman "İnna lillāhi ve -Biz her halde Al- bir musibet isabet ettiği lâhınız ve behemehal ona deyup varacağız derler, "Inna lillahi" demekte malonan ve her şeyi Allah'a teslim
ve Allahü Teâlânın mülkü olan her şeyde, hatta can ve be denlerimizde bile dilediği gibi tasarrufa hakkı olduğunu ve acı tatlı onun hiç bir tasarrufuna itiraz câiz olmayacağını iti- raf vardır. Allah'ın takdirine razı olduğunu izhar vardır. Bu makam pek büyük bir makamdır. Bu makamı kazanan nef- se, nefs-i rådiye tabir olunur.
"Ve innâ ileyhi râciûn" demekte ise "Biz dönüp dolaşıp nihayette behemehal Allah'a döneceğiz. Başlangıçta yok iken Allah'tan geldiğimiz gibi nihayette de yine ona varaca- ğız" diye vücüdumuzun ölümü ile fenâ ve helâk olmasına ve bununla beraber gâyenin mutlak yokluk olmayıp tamamen kavuşma olduğuna îman vardır. Ve bu îman ile Allah indinde kendisinden razı olunmak ümidini izhar vardır. Bu makama nefs-i mardıyye makamı tabir olunur...
İnsanın nefsi ilk önce nefs-i emmåre iken, dinini ve peygamberimizin ahlakını öğrenerek terakki eder ve ikinci olarak nefsi levvâme, (sonra nefs-i mülheme), sonra nefs-i mutmeinne, sonra nefs-i râdiye son olarak nefs-i mardiyye olur ki Fecr Süresi'ndeki: "Ey o Rabb'ine muti' olan nefs-i mutmeinne! Sen Rabb'inden râzı, Rabb'in de senden râzı olarak Rabb'ine dön." (Fecr Sûresi, âyet 27-28) hitabı da bunun beyanıdır...
Rådiye ve mardıyye makamlarına ermiş olan sabreden- ler, her müjdeye layıktırlar. Bunları "İşte Rablerinin salevati (bütün günahların mağfireti) ve rahmeti bunlara mahsustur ve işte hidâyete ermiş doğru yolu tutmuş olanlar ancak bun- lardır." (meålindeki Bakara Sûresi'nin 157.) âyeti ile tebşir edilmişlerdir. Allâhü Teâlâ, bunların günahlarını tamamen örter ve onları rahmetiyle öyle nimetlere ulaştırır ki bunlar dünyada ne görülmüş, ne işitilmiş, ne de beşerin hatır ve
hayaline gelmiş şeyler değildir. Bunlara (Bana ihlas ile kulluk eden hålis) kullarım içine bern cennetime nir" (Farr Süreci avat 20.
Hz. ALİ -RADIYALLAHU ANH-IN KIYMETLİ SÖZLERİ
YanıtlaSil* Kişi, dili altında saklıdır, konuşturunuz zaman kıyme- tinden neler kaybettiğini anlarsınız.
* Dünya bir cîfedir, leştir. Ondan birşey isteyen köpek- lerle dalaşmaya dayanıklı olsun.
* Kul ümidini yalnız Rabbine bağlamalı ve yalnız günah- ları kendisini korkutmalıdır.
* İnsanlar arasında Allah'ı en iyi bilen, O'nu çok seven ve tam ta'zim edendir.
* İlimsiz yapılan ibadette, anlayış vermeyen ilimde, te- fekküre götürmeyen Kur'ân-ı Kerîm okumakta hayır yoktur.
* İyilik bilmez birisi de olsa, sen iyilik yap! Zira o, mukabi- linde teşekkür edene yapılan iyilikten mizanda daha ağır gelir.
* Edep aklın sûretidir.
* Alim ölse de yaşar, cahil yaşarken ölüdür.
* Bana bir harf öğretenin kölesi olurum.
* İnsanın kıymeti, yaptığı iyiliklerle ölçülür.
* Kalbin şifâsı Kur'ân-ı Kerîm okumaktır.
ISLAM KAHRAMANLARI
YanıtlaSil• İnsanlara önce hakkı öğretiniz. Onu öğrenen batil
tanır. * İnsanı layık olmadığı yere koymak zulümdür.
• Hakk'ı tanıyan Hak ehlini de kolayca anlar. Önce bâtil öğrenen, Hakk'ı güç tanır.
*Sen babanın hakkına riayet edersen, oğlun da senin hakkına riayet eder.
• Cimri insan, dünyada fakirler gibi yaşar, ahirette de zenginler gibi hesaba çekilir.
* Dostlarının kalbini kırmakla, düşmanlarının arzularını yapmış olursun.
* Himayen altındakilere iyilik yapmak istersen, onlara terbiye ve edep öğret.
* İki şey aklı ve tedbiri bozar, biri acele etmek, biri de olmayacak şeyi istemek.
* Kanaat eden aziz, açgözlülük yapan zelil olur.
* Nasihati reddeden, rezalet bulur.
* Kişinin verene teşekkür etmesi, nimetinin artmasına sebep olur.
* Ölümü unutmak, kalbin paslanmasındandır.
* Oburlukla sağlık bir arada bulunamaz.
* Mes'ud insan başkasından ibret alandır.
*Kişinin kendisini beğenmesi, aklının zayıf olduğuna delalet eder.
58
* Hakiki dost, sıkıntı zamanında imdada yetişendir
ASR-I SAADET'TEN
YanıtlaSil* Lüzumsuz şeylerin peşinde koşan, lüzumlu şeyleri ka- çırır.
• İnsanın namaz hususunda tembellik göstermesi, îman zayıflığındandır.
* Sabır kederlere perde, tehlikelere karşı yardımcıdır.
* Öldükten sonra yaşamak isterseniz, ölmez bir eser bırakınız.
* Her fenalıktan uzak kalmanın yolu, dili tutmaktır.
* İktisat az şeyi çoğaltır, israf çok şeyi azaltır.
* Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras, ilim gibi şeref olmaz.
Ashâb-ı kirâm hazerâtı radıyallahu anhüm, bilmedikleri konuları Hazret-i Ali radıyallahu anh'den öğrenirlerdi.
İbn-i Ömer radıyallahu anh anlatıyor:
Hazret-i Ömer, Hazret-i Ali'ye soruyor:
- Ya Ali! Çok defa Rasûlullah'ın yanında bulundun, Biz bulunamadık. Çok defa da biz bulunduk sen bulunamadın. Sana üç şey soracağım. Belki bilirsin Hazret-i Ali:
- Soracakların nedir? dedi. Hazret-i Ömer:
Bir kimseden iyilik görmediği halde onu seven, bir kimseden de kötülük görmediği hâlde ona buğz eden kimse hakkında ne dersin? Hazret-i Ali:
- Evet, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in bu hu- susta şöyle buyurduğunu işittim: "Ruhlar fezâda güruhlara
59
ISLAM KAHRAMANLARI
YanıtlaSilayrılmış bölükler halindedir. Orada tanışanlar dünyada Karşılaşırlar. Dost olurlar. Orada birbirlerinden hoştada mayanlar, dünyada birbirlerinden uzak dururlar" buyurdu.
Hazret-i Ömer:
- Bu bir, ikincisi unuttuğu bir hadîsi hatırladığı zaman söyleyen adam hakkında Rasûlullah ne buyurmuştur?
Hazret-i Ali radıyallahu anh:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in bu konuda şöyle buyurduğunu işittim: "Her kalbin üzerinde, ayın üze rindeki bulut gibi, bir bulut vardır. Nasıl ki bulut aydan ayrılınca ay ışık verir. Üzerini kapladığı zaman da kara- rırsa insanın üzerindeki bulut çekildiği zaman insan ha- tırlar, kalbinin üzerini kapladığı zaman da insan unutur."
Hazret-i Ömer radıyallahu anh:
- Bu iki, üçüncüsü de rüya gören kimselerin bazısının rüyası gerçek çıkıyor. Bazısınınki de yalan. Rasûlullah sallal lahu aleyhi ve sellem, bu hususta ne buyurdu? diye sordu.
Hazret-i Ali radıyallahu anh:
- Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyur duğunu işittim. "Bir erkek veya kadın yatıp, derin uykuya daldığı vakit ruhu arşa yükseltilir. Arşın yanında rüya gören kimsenin rüyası doğru çıkar. Daha arşa varmadan uyanan kimsenin rüyası yalandır."
Hazret-i Ömer:
- Epeyden beri bu üç meseleyi öğrenmek istiyordum Smeden evvel doğrusunu öğrendirenakha hamdol sun!" buyurdu.
60
Hâce Mûsâ Topbaş
YanıtlaSilİSLÂM KAHRAMANLARI
ERKAM YAYINLARI
İbn Mes'ûd (ra) anlatıyor: Resûlullah'a (sas) "Allah katında en büyük günah nedir?" diye sordum. "Seni yarattığı hâlde Allah'ın bir denginin olduğunu kabul etmendir." buyurdu. (Buhari, Tefsir, 2)
YanıtlaSilŞİRK: EN BÜYÜK ZULÜM
Kur'an'ın ana konusu ve hedefi, tevhid inancını yerleştirmektir. Şirk de tevhid inancının karşısındaki en büyük engeldir. Bu nedenle şirk olgusu, çeşitleri, müşrikler ve onların sergiledikleri olumsuz davranışları ele alan ayetler Kur'an'da oldukça önemli bir yer tutar. Dinî bir terim olarak şirk, Yüce Allah'ın kendisinde, niteliklerinde, eylemlerinde ve O'na yönelik kullukta bir ortağı olduğunu kabul etmek veya Allah'a özgü bir niteliği herhangi bir varlığa vermek anlamına gelir. Rabbimiz, ister dünyada isterse ahirette bü- tün günahları bağışlayabileceğini (Zümer, 39/53) bildirmiştir. Ancak şirki, yani Allah'a eş, benzer ve ortak kabul edenleri bundan ayrı tutmuştur. Doğru yolu gösteren peygamberlerin ve vahyin gelişinden sonra şirk içinde kalmaya devam edenleri bağışlamayacağını şöyle bildirmiştir: "Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; dilediği kimselerin bunun dışındaki günahlarını bağışlar..." (Nisa. 4/48)
ŞERH-1 DELAİLÜ'L-HAYRAT VE SEVARİKİ'L-ENVAR
YanıtlaSilEllezi la yuhitu bihi mekânün. Yâni:
/
Öyle kuddus, tahir, öyle yüce, kahir Allahü (C.C.) ki O'nu
1140
mekânlardan hiçbir mekân ihata edemez. O, mekândan münezzehtir Velâ yeştemilü aleyhi zamanün. Yani: - O Allah'ı zamanlardan hiçbir zaman onu ihate edemez. Allah
zamandan da münezzehtir.
١٥٥١ - إِنَّ أَشَدَّ النَّاسِ عُنُوا رَجُلٌ ضَرَبَ غَيْرَ صَارِبِهِ وَرَجُلٌ قَتَلَ غَيْرُ قَائِلِهِ وَرَجُلٌ تَوَلَّى غَيْرَ اَهْلِ نِعْمَتِهِ فَمَنْ فَعَلَ ذَلِكَ فَقَدْ كَفَرَ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ لا
YanıtlaSilيُقْبَلُ مِنْهُ صَرْفٌ وَلَا عَدْلٌ (ك ق عن عائشة)
1551- En zalim insan, kendisini dövmeyen kimseyi döven, kendini öldürmeye teşebbüs etmeyeni öldüren bir de nimet ehlinden ayrılıp nimet ehli olmayan kimseye intisap eden (mesela öz babasını bırakıp başkasını baba edinen) kişidir. Kim bunları yaparsa Allah'ı ve Rasulü'nü inkar etmiş demektir. Onun hiçbir ameli kabul edilmez artık.
١٥٥٢ - إِنَّ أَشَدَّ النَّاسِ عَذَابًا يَوْمَ الْقِيَمَةِ عَالِمٌ يَنْفَعُهُ اللَّهُ بِعِلْمِهِ (كر عن ابي
هريرة) 1552- Kıyamet günü en çetin azaba dûçar edilecek kişi, sahip olduğu ilimden, Allah'ın istifade nasip etmediği âlimdir.
١٥٥٣
YANITLASİL
yuksel3 Şubat 2024 22:31
Kıyamet yaklaştığında; taylasan giyilmesi çoğalır, ticaret artar, mal çoğalır, mal sahibine malı için tazim edilir, fuhuş yayılır, çocuklar amir durumuna gelir, kadınların sayısı artar, Sultan zulüm eder, eksik ölçü ve tartı yapılır, bir adamın köpek yavrusunu yetiştirmesi, kendi çocuğunu yetiştirmekten kendisine daha cazip gelir, büyüğe hürmet, küçüğe de merhamet edilmez ve gayri meşru çocuklar çoğalır, hatta yol ortasında adam kadınla yakınlaşır. İnsanlar, kalbleri kurt olduğu halde koyun postuna bürünürler, o zaman da insanların en iyi görüneni "müdahim" (kötülükleri gördüğü halde karışmayıp, kendi işine bakan) olanıdır.
Ravi: Hz. Ebû Zerr (r.a.)
Sayfa: 33 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
İnsanlığın kurtuluşu faizin kaldırılması, zekâtın yerine getiril mesindedir. (S.) 649:Lemaat
YanıtlaSilİnsanlar kendi idarecilerinin yolundadır. (Mn.) 33.
YanıtlaSil8.Asirda İngiliz Kralı Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazarak para bastırmış.
YanıtlaSilAkra Fm.
Günün sohbeti
Prof Dr Mahmud Esad Coşan
Türkiye Cumhuriyeti de paranın üstüne Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazmalidir.
YanıtlaSilAnlatıldığına göre cehalet döneminde iki kardeş yolculuk esnasında diz Anlatıldın altındaki ağacın gölgesine konmuşlar. Tekrar yola çkarak düz bir kayan duz kayanın altından ağzında bir dinar altun olan bir yılan kap bu dinarı onlara atmış. Bunun üzerine bu yılanın bu dinarı bir hazine kın buıp getirmiş olduğunu söylediler. Burada üç gün kaldılar ve her gün bu yılan onlara birer dinar getirip attı.
YanıtlaSilKardeşlerden biri: "Bu yılanı ne zamana kadar böyle bekleyeceğiz. bunu öldürüp, hazineyi kazarak çıkarsak olmaz mı?" dedi. Diğer karde şi engel olmak istedi ve "sakın yapma ne bilirsin, bunu yaptığın takdirde mahvolabilirsin, hazineyi de elde edemezsin" dedi. Ama o kardeşini dinle- medi, yanına bir kazma aldı ve yılanı beklemeğe koyuldu. Yılan çıkınca bir kez vurabildi ve başından yaraladı ama öldüremedi. Yılan kıvranıp üzerine geldi, adamı öldürdü ve inine girdi. Kardeşi de onu toprağa gömdü. Erte- si güne kadar da orada bekledi.
YANITLASİL
yuksel6 Şubat 2024 06:41
Ruhu'l-Beyân
271
Yılan başı sarılı olarak çıktı ama beraberinde hiçbir şey yoktu. Yıla
na söyle seslendi: "Ey yılan, vallahi bu olanların olmasını hiç isketu. Yila desimi engellemek istedim, olmadı. Ama seninle bir sözleşme yapabilir myiz? Sen bana bir zarar verme, ben de sana hiçbir zarar vermeyeyim?" Yilan hayır, dedi. Neden? "Çünkü sen kardeşinin buradaki kabrini gorup durdukça bana sonsuza kadar iyilik yapacağından emin olamam. Ben de bu baş yarası bulundukça da sana iyilik edeceğimden emin olarnan da on- dan" cevabını verdi.
İşte bu hikayede beraberliğin ve dengenin sırrı ve takvanın şeref ve değeri ortaya çıkmaktadır. Hazine düşkünü kardeş Allah'tan korkup iyili- ge karşı kötülük etmeseydi, yılanın yaptığından dolayı şükür etseydi, ömrü de malı da artacaktı.
Kin tutarak herkesle savaşmaktansa Kerem göster ki âlemi hükmün altına alasın. Bir iş yumuşaklık ve tatlılık ile hasıl olacaksa Sertlik ve inadçılığa ne lüzum var?"
Ey akılsız kurt bir gün
Bir kaplanın seni parçalamasından korkmuyor musun?
YANITLASİL
yuksel6 Şubat 2024 06:43
البيان
Rûhu'l Beyân
- Kur'an Meâli ve Tefsiri -
İsmail Hakkı BURSEVÎ
ERKAM YAYINLARI
CILT
21
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
4 4 Zarafetin afeti sakf (övünmek ve manasız sözler)dir. Şecaatin afeti serkeşliktir. Semahatin (hoşgörünün) afeti minnet etmek, güzelliğin afeti kibir göstermek, ibadetin afeti fetrettir (Gayretten sükuna düşmek.), sözün afeti yalandır. İlmin afeti unutkanlıktır. Hilmin afeti hoppalıktır. Asaletin afeti tefahurdur. Cömertliğin afeti israftır. Dinin afeti ise hevadır(Nefsine uymak). Hz. Ali (r.a.)
213 2 Cömertlik, Ulu Mevlanın huyudur. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
213 3 Cömertlik, cennet ağaçlarından bir ağaçtır. Dalları dünyaya sarkmıştır. Kim bu dallardan birine tutunuyorsa, bu dal onu Cennete götürür. Hasislik te Cehennem ağaçlarından bir ağaçtır. Dalları dünyaya sarkmıştır. Kim de bu dallardan birine yapışırsa, o dal da onu Cehenneme çeker. Hz. Ali (r.a.)
213 4 Cömertlik, Cennette biten bir ağaçtır. Cömertliğin gireceği yer, ancak Cennetir. Hasislik ise Cehennemde yetişen bir ağaçtır. Hasisin gireceğin yer ise Cehennemdir. Hz. Abdullah İbni Ci(r.a.)d (r.a.)
213 5 Cömert Allah'a, insanlara ve Cennete yakındır. Cehennemden de uzaktır. Cimri ise Allah'dan, insanlardan ve Cennetten uzaktır ve Cehenneme yakındır. Cahil cömert, Allah (z.c.hz)'lerine hasis abidden daha sevimlidir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
213 6 Cömert, ancak Allah'a hüsnü zannı olduğundan cömertlik yapar. Hasis ise ancak Allah'a sui zannı sebebiyle cimrilik yapar. Hz. Ebû Ümâme (r.a.)
248 2 Cömertin hatasından uzak kalın. Zira o düştükçe, Rahman onun elinden tutar. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
297 6 Altı şey güzeldir, lakin şu altı sınıf insan da daha güzeldir: Adalet güzeldir, lakin Umerada daha güzeldir. Cömertlik güzeldir, lakin zenginde daha güzeldir. Verağ güzeldir, lakin alimlerde daha güzeldir. Sabır güzeldir, lakin fıkarada daha güzeldir. Tevbe güzeldir, lakin gençlerde daha güzeldir. Haya güzeldir, lakin kadınlarda daha güzeldir. Hz. Ali (r.a.)
312 8 Cömertin yemeğini yemek devadır. Hasisin yemeği ise derttir. Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
323 11 İnsanlara dört şey sebebiyle tafdil edildim: Cömertlik, şecaat, cima şiddeti ve harpte düşmanla savaşmak kuvveti. Hz. Enes (r.a.)
334 10 Hıfz on parçaya ayrıldı. Dokuzu Türke (Küffarı Çin) verildi. Biri diğer halka dağıtıldı. Hasislik de ona ayrıldı. Dokuzu Faris'e, biri diğer insanlara dağıtıldı Cömertlik de ona ayrıldı. Dokuzu Sudan'a, biri diğer insanlara. Haya da ona ayrıldı. Dokuzu Araba, biri diğer insanlara. Kibir de on kısma ayrıldı. Dokuzu Ruma, biri diğer insanlara dağıtıldı.
Cüz: 2
YanıtlaSilRûhu'l-Beyân
105
Cüneyd Bağdâdî, şöyle demiştir: Nefsinin arzularına göre yaşayan, rihunun bedenden ayrılmasıyla ölür. Rabbının isteğine uygun olarak ha- yat süren ise, geçici dünya hayatından baki olan hakiki hayata kavuşur.
Mesnevî'de şöyle gelmiştir:
İyi doktor, kötü dişi yerinden çıkarır. Tâ ki o sevgiliyi derd ve hastalıklarından kurtarsın. Dişler noksanlaşır ama, ağrılar azalır. Elbette şehidler, makâm-ı fenâda diridirler. Başın bedenden ayrılmasına razı olan şehîd: Zaman içinde onun yerine, yüzbin baş kazanır. Allah yolunda kesilmiş boyun, şehadet şerbeti içer. Fakat bu şerbeti ancak "Bela" diyen boğaz içebilir.
وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِنَ الْخَوْفِ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِنَ الْأَمْوَالِ وَالْأَنْفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرِ الصَّابِرِينَ ﴿١٥٥)
155. Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber!) Sabredenleri müjdele!
Vallahi size imtihan edici biri gibi davranarak, belâya sabredip kazâ- lara rıza gösterip göstermeyeceğinizi tesbit edeceğiz. Çünkü belä, mihenk taşı gibi, nefislerin kıymetini belirleyen bir miyardır. Fakat biz bunu, bilme- diğimiz bir şeyi öğrenmek için değil, hanginizin itâatkâr ve hanginizin âsî olduğunu size göstermek için yapacağız.
Sizi biraz düşman korkusuyla, biraz kıtlık ve yokluk içinde aç bırak- makla, hırsızlık, talan, helâk ve zarar veya devlet başkanının el koyması gibi sebeblerle mallarınızı azaltarak; savaş, ölüm, hastalık ve ihtiyarlık gibi nedenlerle nefislerinizi sınayarak; soğuk, fırtına, çekirge gibi afetlerle veya cihadla meşgüliyetinizden dolayı arazilerinizi işleyememek süretiyle ürün- lerinizi eksilterek imtihan ederiz.
Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en güzel davranandır. (Tirmizi, Menākıb, 63)
YanıtlaSilMÜSLÜMAN AHLAKININ GEREĞİ OLARAK MERHAMET
Cenab-ı Hakk'ın kullarına bahşettiği en değerli nimetlerden biri de merhamet duygusudur. Merhamet, Rabbimizin "Rahmân" isminin bir tecellisidir. Merhamet, kalp inceliği ve gönül yumuşaklığıdır. Şefkatli ve insaflı davranmaktır. Merhamet, kalpleri kin, öfke ve intikam gibi hastalıklardan temizlemektir. Gönülleri sevgi, saygı ve affın güzelliğiyle tezyin etmektir. Can taşıyan her bir varlığa hatta bütün kâinata muhabbet nazarıyla bakmaktır. Şiddet, öfke, kin ve nefretin yürekleri işgal ettiği günümüzde merhamet medeniyetinin birer mensubu olarak bize düşen, Rahmet Peygamberi'nin mesajlarına yeniden sarılmaktır. "Ben ancak rahmet olarak gönderildim." (Müslim, Birr, 24) buyuran Allah Resûlü'nün ilim, hikmet ve ir- fan mektebinde gönüllerimizi eğitmektir. Asrımızın en büyük hastalığı hâline gelen merhametsizliği bir tarafa bırakarak; eşimize, çocuğumuza, ana-babamıza, yaşlılarımıza, çevremize ve bütün canlılara karşı vicdanlı ve merhametli olalım. Ailemiz ve toplumumuz merhamet ocağı olsun.
27 Mayıs 1935
YanıtlaSilUlusal Bayramlar ve Ge- nel Tatiller Hakkında Ka- nun'un kabul edilmesi.
[Cuma tatili pazar gününe alınır.]
YANITLASİL
yuksel7 Şubat 2024 06:36
3 Şubat 1928
10 Nisan 1928
20 Mayıs 1928
9 Ağustos 1928
23 Ağustos 1928
Hutbenin Türkçe okun- maya başlaması.
Anayasa'dan dinle ilgili madde ve fıkraların çıka- rılması.
Milletlerarası Rakamların Kullanılması Hakkında Kanun'un kabulü.
Atatürk'ün yeni Türk harfleri hakkında Saray- burnu'nda konuşması.
Atatürk'ün yeni Türk harf- lerini tanıtmak amacıyla yurt gezisine çıkması.
YANITLASİL
yuksel7 Şubat 2024 06:38
4 Şubat 1923
Lozan Konferansı'na, bazı konularda anlaşma sağla- namaması yüzünden ara verilmesi.
[1. dönem 76 gün sürmüş- tür; görüşmelerin kesilmesi üzerine ordu savaş düzeni alır.]
17 Şubat 1923
İzmir İktisat Kongresi'nin Atatürk'ün konuşmasıyla açılması.
31 Mart 1923
Türkiye'nin yeniden Lo- zan'a davet edilmesi.
1 Nisan 1923
TBMM'nin seçimlerin ye- nilenmesine karar vermesi.
Lozan Konferansı ikinci
23 Nisan 1923
döneminin başlaması. [Bu dönem 97 gün süre-
cektir.]
24 Temmuz 1923
Lozan Barış Andlaşma- sı'nın imza edilmesi.
11 Ağustos 1923
TBMM'nin II. Dönem ça- lışmalarının başlaması.
13 Ağustos 1923
Atatürk'ün ikinci kez Mec- lis Başkanlığına seçilmesi
Kahrın da hoş, lütfün da hoş!
YanıtlaSilKahrın da hoş, lütfün da hoş!
Senden gayri her şeyler boş!
Senden özge her şeyler boş!
Gelse celâlinde cefâ, Yoksa cemâlinde sefâ, Her ikisi bana şifâ,
Kahrın da hoş, lütfün da hoş!
Senden gayri her şeyler boş!
Derviş Mehmed sana kuldur; İster ağlat, ister güldür;
İster yaşat, ister öldür;
Kahrın da hoş, lütfün da hoş!
Senden gayri her şeyler boş!
Koğusa girdiği
YANITLASİL
yuksel14 Şubat 2024 11:35
İSLÂM ALİMLERİNİN
HAYATINDAN HATIRALAR
doğru : 1.Düz.2.Namuslu,dürüst. 3.Gercek.4.Yasal.
YanıtlaSil...
Doğru : 1.Eğri. Yalan, Yanlış.
Altın
Esanlamli ve Karşıt anlamlı Kelimeler Sözlüğü.
Altın Kitaplar
Fuhuş yayıldığında zelzeleler ve fitneler çoğalır. İdareciler zulmettiğinde yağmur azalır. Zimmet ehline gadr edildiğinde ise düşman galebe çalar.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Ömer (r.a.)
Sayfa: 54 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
Cennet ehli Cennete Cehennem ehli de ateşe girdiklerinde, ölüm (bir koç şeklinde) Cennetle Cehennem arasında bir yere getirilir ve kesilir. Sonra bir münadi şöyle nida eder: "Ey ehli Cennet, ebedilik var ölüm yok. Ey ehli nar, ebedilik. Ölüm yok." Bunun üzerine Cennet ehlinin sevinç üzerine sevinçleri artar. Cehennem ehlinin ise hüzünleri üzerine hüzünleri artar.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 51 / No: 9
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel20 Şubat 2024 16:30
Ümmetimi Benden sonra öyle fitneler kaplayacak ki, o fitnelerde insanın vücudu gibi kalbide ölür.
Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 346 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
de: «Malınızın ve avene- nizin çokluğu ve hakkı kabulde büyüklenmeniz sizi azabdan kurtarmadı.» derler.] [2] : [Ve «Bunlar (yani müslümanlar) Cennete giremez. diye yemin ederdiniz, derler.] [3] O anda: [Mü'minlere, «Cennete giriniz; sizin için asla korku ve keder yoktur. denilir.] A'raf halkının kim olacağı (sabi iken ölen küffar evladı, deliler vesaire olmak üzere) ihtilaflıdır. ((Cen- netle Cehennem arasında Yahya aleyhisselâm tarafından, Ce- nabı Hakkın emriyle, ölüm kesilip yok edilecek ve ondan sonra kâfirlerin kederi, mü'minlerin sevinçleri artacaktır.))
YanıtlaSilKudüs, Kurtuba, Kafkasya, Kırım, Keşmir tarihi bir ihmalin kurbanı olan coğrafyalarımız değil mi?
YanıtlaSilTabi ki, Kitabı ve kıbleyi ihmal edenlerin ne ülküsü, ne de ülkesi kalıyor…
Dahası biz kalbimizi ve ruhumuzu ihmal ettik… Yani kendimizi ihmal ettik, kaçınılmaz bir netice olarak birbirimizi ihmal ettik…
Vicdanı, mizanı imanın gereğini ihmal ettik…
Ahdimizi, akdimizi, andımızı, ihmal ettik…
Tüm bu ihmaller edep, erdem, haya, terbiye, görgü, nezaket, özveri, özen gösterme hassasiyetimizi zedeledi…
YANITLASİL
yuksel23 Şubat 2024 08:54
ihti- mamsızlık umutları tüketiyor...
Bu ihtimaller yarınları yaralıyor, gele- ceği karartıyor...
İhmalkârlığımız ilahi emanete düşü- rülmüş kara bir lekedir... Bugün başımı- za gelen musibet, felaket ve belalar kim bilir geçmişteki hangi ihmallerimiz sonu- cudur...
İhmal eden, savsaklayan, aldırmayan, geçiştiren ve bunu alışkanlık haline geti- ren, yaşam tarzı edinen bir ümmet iflah olmaz, toparlanamaz ve kendine gele- mez...
Yüz yıllık bir ihmalin sonucu olsa ge- rek bu ümmetin sefaleti ve esareti bitmi- yor... Parantez kapanmıyor...
Yoksa zamana yaydığımız yükümlü- lüklerin zamanla zamanaşımına uğraya- cağını mı sanıyoruz?..
a
ra
Dosyamızın kabardığını, suçumuzun arttığını fark etmiyoruz...
Açık söylemek gerekirse; ipe un se- ren, havanda su döven, topu taca atan, "çizdim, oynamıyorum," diyen "yerim dar" diyenin bu davada yeri yoktur...
Öldürücü suskunluk, kahredici vur- dumduymazlık tüm kasvetlerin ve gay- retlerin temel nedenidir
Davetsiz ve cihadsız hayatların hayrı kalmıyor... Aksiyonsuz ve aşksız hare- ketlerde bereket görülmüyor...
Ninova'yı, hatta Okçular Tepesini ih- mal ettik... "Bu sıcakta sefere çıkılır mı?" dedik...
YANITLASİL
yuksel23 Şubat 2024 08:55
Allah için ayağa kalkın denince yere çakılı kaldık." Duyarlılığımız gitti... Du- ruşumuz değişti... Duruma göre vaziyeti idare eder olduk...
Önümüzde daha uzun zaman var, tevbe ile telafi ederiz, dedik. Hani bizim mahallemiz, sokağımız hedef kitlemiz vardı... Bir insanın hidayetine vesile ol- mak dünyalara bedeldi... Tüm engelle- melere rağmen yüreklere dokunurduk... Bugün engeller kalktı, biz yerimizden kalkamıyoruz...
Bunca imkâna rağmen bu nasıl bir ihmal? İzahı zor bir durum... İmtihanda bocalıyoruz...
İhtimam gidince ihmal başlıyor, imti-
han zorlaşıyor... Daha da vahimi ihmal
yerinde durmuyor, derinleşiyor, yaygın-
laşıyor...
Kur'an'ı mehcur bıraktık... Mabetleri metruk bıraktık... Yoksulları mahrum bıraktık... Yeryüzünü mücrimlere bıraktık
Bugün Ümmeti Muhammed’in maruz kaldığı müzmin bir hastalıkla karşı karşıya kalıyoruz: İhmalkârlık… Öyle ki bu hastalık, hastalık olarak görülmüyor… Tedaviye ihtiyaç duyulmuyor… Bu da ayrı bir hastalık… Hatta ihmalkârlık kâr sanılıyor…
YanıtlaSilSanıyorum kulluk sınavımızı zora sokan en ciddi suçlardan biri ihmalkârlığımızdır…
Diyebilirim ki, öyle ihmaller vardır ki sonucu kasıtlı işlenen bazı hatalardan daha ağır olabiliyor
Evet, kimi günahlar, yanlışlar, hatalar, suçlar bilerek, isteyerek işlenmiyor… Birçoğu ihmalimizin sonucu…
Hak edene hakkını vermemek, sürüncemede bırakmak, kulak ardı etmek haksızlığa prim vermektir…
Ödüllendirilmesi gerekeni ödüllendirmemek… Cezalandırılması gerekeni cezalandırmamak…
İyiliği cezalandırmak, kötülüğü ödüllendirmekle eş anlamlıdır…
Gecikmiş adaletin adalet olmadığını bilmeyen var mı?..
Mazlumların çırpışını, çığlığını izlemek veya yüz çevirmek o cürme ortak olmak değil midir?
Başarısız olabiliriz, sonuç alamayabiliriz fakat kötülüğe müdahalemiz yoksa kuşkusuz vebal altındayız…
Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan değil miydi?
Bugün düşmandan daha çok ihmalimiz bizi vuruyor… En ciddi yanılgımız, ihmalkârlığı karakter edinmek ve bunu meslek bilmek… İhmal suikastlarının müsebbibi biz değil miyiz?
Gâvurların yaptıkları orada kalsın, gafletimiz bizi bitirmiyor mu?..
Sürdürülemeyen sorumluluklar, yarım kalmış görevler, sil baştan başlayan tekrarlar, inisiyatifsizlik, iradesizlik,........
YANITLASİL
yuksel23 Şubat 2024 08:49
Adaleti ihmal ettik… Ahlakı ihmal ettik… Ahireti ihmal ettik…
Kim bilir belki Allah’ı ihmal ettik…
Evet, Allah’a iman ediyoruz, ama yine de ihmal ediyoruz ve de iflah olmuyoruz… Namazdaki üşengeçliğimizi başka türlü nasıl izah edebiliriz?
Topyekûn kulluğumuz ve onun mütemmimi olan kardeşliğimiz ihmal riski altında…
Yoksullarımız, yetimlerimiz, yalnızlarımız, yaşlılarımız nerede?
Unuttuklarımız, uzaklaştıklarımız
24. Hz. Peygamber (sav) buyurmuştur ki:
YanıtlaSil"Bütün hataların kaynağı, dünya sevgisi; bütün fitne- lerin kaynağı, öşür ve zekâtı vermemektir."
Tasavvuf Klasikleri
ibn Hacer El-Askalani
MÜNEBBİHAT
UYARILAR
Dünya ile Ahiret işi bir anda yapılması gerekse ahiret işi önce yapılır.
YanıtlaSilAKRA FM
MAHMUD ESAD COŞAN
HADİSLER DERYASI
guya yerleştiler, halen sayıca az olmalarına rağmen birçok ülkenin Sunetimini, kültürel hayatını, ekonomisini, dünya ticaretini ele geçir miş, istediğini istediği ülkeye empoze ettirip yaptırabiliyorlar... Batılı devletlerin, daha başka, mason locaları, Lions kulüpleri, Ro- tary kulüpleri, Bilderbergler, misyoner teşkilatları, Yehova Şahitleri gi bi nice nice dinî, sosyal, siyasî, gizli, âşikâr, etkili, faal teşkilatları var... Ama biz müslümanların böyle kuruluşları yok; kurulmamış, kuru-
YanıtlaSillanlar tahrip edilmiş, kapatılmış, yasaklanmış...
Emperyalistler bir İslâm ülkesini ele geçirdiler mi önce İslam'ı
unutturmaya, müslüman halkı dejenere etmeye çalışırlar, en çok, ger- çek İslâm'dan, halis müslümandan korkarlar. Çünkü İslâm, iman, Kur'an, irfan, ahlâk ve mâneviyat ile ilim, çalışma, gayret, şuur, onur, basiret, hürriyet, istiklal, kalkınma, refah, mutluluk, zenginlik, güçlü- lük arasında kuvvetli ilişkiler, sarsılmaz bağlar, kesin etki ve tepkiler olduğunu çok iyi bilirler.
YANITLASİL
yuksel28 Şubat 2024 06:54
smler belli, duvarlar saglam, R çek buketleri, demek ki sık sık in uzerlerinde demet demet ta- ziyaret olunmaktalar...
Onlar böyleyken bizler ne yapmışız? Maalesef yürekler acısı bir durum. Mezarlıklar istilaya uğramış, gecekondu dolmuş, istimlak edilmiş, türbeler yıkılmış, kapatılmış, tozlu, harap, yağmalanmış; cami lere el konulmuş, halı la rı, levhaları, minberleri, mihraplan, çinileri- hatta kubbe kurşunları çalınmış, en değerli eserler yıktırılmış, avlu ları yok edilmiş; tarih sevdirilmemiş, ecdat kötülenmiş, gerici ve yo- baz gösterilmiş, vatan hainle ri putlaştırılmış, kahramanlaştırılmış; sa- raylar yağmalanmış, arşivler satılmış, şehirlerin tarihî binaları yıkıl- mış, yerlerini soğuk beton yığınlar almış, vakıf eserler yağmalanmış, kütüphaneler kapatılmış, en değerli kitaplar kaybolmuş, bir sürü yol- suzluk, hırsızlık, hainlik, düşmanlık, kadirbilmezlik, şarlatanlık, dal- kavukluk, nemelâzımcılık, vefasızlık, şuursuzluk...
Milli kültürümüz mahvedilmiş, tarihimiz yağmalanmış, tarih şu- uru sıfır, takip yok, hesap soran yok, suçlu ortada, ev sahibinden bas- kin, arsız, yüzsüz. Bu rezalete kimler, ne zaman dur diyecekler acaba; Şark'ın
eski aslanları nerede, uykudan ne zaman uyanacaklar? Bir 18 Mart Canakkale Zaferi gecti kar kisi olayı bilmekte? Çocuk
YanıtlaSil3233- Peygamberlik içinizde, Allah'ın dilediği zamana kadar devam edecek, sonra kaldırmak isteyince onu, kaldıracak; sonra nübüvvetin yolunda olan hilafet Allah'ın dilediği müddete kadar sürecek, sonra onu kaldırmak isteyince kaldıracak, sonra ısıran saltanat devri gelecek, o da Allah'ın dilediği zamana kadar kalacak, sonra Allah onu kaldırmak isteyince kaldıracak, sonra onu zorba bir hükümdarlık takip edecek, sonra da nübüvvet yolu üzerinde olan bir hilafet devri gelecek.
٣٢٣٤ - تَكُونُ لَأَصْحَابِي زَلَّةٌ يَغْفِرُهَا اللَّهُ لَهُمْ لِسَابِقَتِهِمْ مَعِي (كر عن محمد
بن الحنفية عن ابيه
3234- Ashabımın zellesi (ayak kayması) olur. Lakin Allah onları benimle beraber güzel geçmişleri bulunduğu için bağışlar.
٣٢٣٥ - تَكُونُ بَيْنَ يَدَيِ السَّاعَةِ أَيَّامٍ يُرْفَعُ فِيهَا الْعِلْمُ وَيُنْزَلُ فِيهَا الْجَهْلُ
وَيُكْثَرُ فِيهَا الْهَرَجُ وَالْهَرَجُ الْقَتْلُ (ه عن ابن مسعود)
3235- Kıyamet öncesi öyle günler olacak ki, o günlerde ilim kalkacak, cehalet yaygın hal alacak, cinayetler çoğalacak.
بِكُمْ فَيَسِيرُونَ ٣٢٣٦ - تَكُونُ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَ بَنِي الْأَصْفَرِ هُدْنَةٌ فَيَعْدِرُونَ
YANITLASİL
yuksel1 Mart 2024 22:26
إِلَيْكُمْ فِي ثَمَانِينَ غَايَةً تَحْتَ كُلِّ غَايَةٍ اثْنَيْ عَشَرَ الْفَا" (ه عن عوف بن مالك)
3236- Beni asfar ile aranızda sulh olacak, sonra size hiyanette bulunup her birinin altında on ikibin kişi bulunan seksen sancakla size doğru saldıracaklar.
۳۲۳۷ - تَكُونُ أَرْبَعُ فِتَنِ الأُولَى يُسْتَحَلُّ فِيهَا الدَّمُ وَالثَّانِيَةُ يُسْتَحَلُّ فِيهَا الدَّمُ وَالْمَالُ وَالثَّالِثُ يُسْتَحَلُّ فِيهَا الدَّمُ وَالْمَالُ الْفَرْجُ وَالرَّابِعَةُ الدَّجَّالُ
نعيم عن عمران بن حصين
3237- Dört fitne başgösterecek: Birincisinde adam öldürmek helal sayılacak, ikincisinde hem o, hem de mal, üçüncüsünde kan, mal, zina helal sayılacak, dördüncüsü ise Deccal'dir.
۳۲۳۸ - تَكُونُ اَمَامَ الدَّجَّالِ سِنُونٌ خَوَادِعُ يُكْثَرُ فِيهَا الْمَطَرُ وَيُقَلُّ فِيهَا النَّبْتُ وَيُكَذِّبُ فِيهَا الصَّادِقُ وَيُصَدَّقُ فِيهَا الْكَاذِبُ وَيُؤْتَمَنُ فِيهَا الْخَائِنُ وَيُحَوَّنُ فِيهَا الْأَمِينُ وَتُنْطَقُ فِيهَا الرُّوَيْبِضَةُ قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَا الرُّوَيْبِضَةُ
قَالَ مَنْ لَا يُوبَهُ لَهُ (طب عن عوف بن مالك)
3238- Deccal'den önce aldatıcı yıllar olacak. O yıllarda yağmur çok, bitki az olacak, doğru söyleyen yalanlanacak, yalan söyleyense doğrulanacak, haline güvenilecek emin olan kişi hain sayılacak, Ruvaybıza konuşacak "Ruvaybıza nedir ey Allah'ın Rasulü?" diye sordular. "Ruvaybıza, kendisine önem verilmeyen kişi" buyurdu.
۳۲۳۹ - تَكُونُ بَيْنَ النَّاسِ فِرْقَةٌ وَاخْتِلَافٌ فَيَكُونُ هَذَا وَأَصْحَابُهُ عَلَى الْحَقِّ
يَعْنِي عَلِيًّا (طب عن كعب بن عجرة) 3239. İnsanlar arasında ayrılık ve ihtilaf olacak, bu ve arkadaşları doğru yol üzere olacaklar. (Hazreti Ali kasdediliyor.)
٣٢٤٠ - تَمَنَّوْا الْمَوْتَ عِنْدَ خِصَالِ سِيِّ عِنْدَ إِمَارَةِ السُّفَهَاءِ وَبَيْعِ الْحُكْمِ وَاسْتِحْفَاف بالدَّمِ وَكَثْرَة الشَّرْطِ وَقَطِيعَةِ الرَّحْمِ وَلَشُوءٍ يَسْتَخْذُونَ الْقُرْآنَ
YANITLASİL
yuksel1 Mart 2024 22:27
مَزَامِيرَ يُقَدِمُونَ الرَّجُلَ لِيُغَنِّيَهُمْ وَلَيْسَ بِأَفْقَهِهِمْ (طب عن عابس لغفارى)
3240- Şu altı hususla karşılaştığınız zaman, ölümü temenni edin. Alçaklar başa geçirilince, hükümler satılınca, insan öldürmek hafife alınınca, şart ve yemin çoğalınca, akraba ile ilgi kesilince, Kur'an şarkı gibi oyuncak ve eğlence edinilince ki
YANITLASİL
Yorum Gönder
Bu blogdaki popüler yayınlar
İman
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Meric Tumluer Said Nursi
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Blogger tarafından desteklenmektedir
Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL
Vasiyet ve mustafa
PROFİLİ ZİYARET EDİN
Arşivleme
Kötüye Kullanım Bildir
مَزَامِيرَ يُقَدِمُونَ الرَّجُلَ لِيُغَنِّيَهُمْ وَلَيْسَ بِافقهِهِمْ (طب عن عابس لغفارى)
YanıtlaSil3240- Şu altı hususla karşılaştığınız zaman, ölümü temenni edin. Alçaklar başa geçirilince, hükümler satılınca, insan öldürmek hafife alınınca, şart ve yemin çoğalınca, akraba ile ilgi kesilince, Kur'an şarkı gibi oyuncak ve eğlence edinilince ki, insanlar kendilerinden çok daha az bilgisi bulunan adama gelip ondan medet umarlar.
٣٢٤١ - تَنَاصَحُوا فِي الْعِلْمِ وَلَا يَكْتُمُ بَعْضُكُمْ بَعْضًا فَإِنَّ خِيَانَةً فِي الْعِلْمِ
أَشَدُّ مِنْ خِيَانَةٍ فِي الْمَال (حل عن ابن عباس)
3241- İlimde birbirinize yardımcı olun. Kimse kimseden ilmi gizlemesin. Çünkü ilimde hıyanet, maldaki hiyanetten daha şiddetlidir.
٣٢٤٢ - تَنْتَظِرُ النُّفَسَاءُ اَرْبَعِينَ لَيْلَةً فَإِنْ رَنَتِ الطَّهْرَ قَبْلَ ذَلِكَ فَهِيَ طَاهِرٌ
وَإِنْ جَاوَزَتِ الْأَرْبَعِينَ فَهِيَ بِمَنْزِلَةِ الْمُسْتَحَاضَةِ تَغْتَسِلُ وَتُصَلِّي فَإِنْ غَلَبَهَا
الدَّمُ تَوَضَّأَتْ لِكُلِّ صَلَوة (ك عن ابن عمرو)
3242- Lohusa, kırk gece bekler. Bundan önce temizlik görürse, temizlenmiş olur. Eğer kırk geceyi geçerse özürlü hükmündedir. Yıkanır, namaz kılar. Eğer kan çok gelirse her namaz için abdest alır.
٣٢٤٣ - تَنْزِلُ الْمَعُونَةُ مِنَ السَّمَاءِ عَلَى قَدْرِ الْمَوْنَةِ وَيَنْزِلُ الصَّبْرُ عَلَى قَدْرِ
الْمُصِيبَةِ الحسن بن سفيان كر عن ابي هريرة)
3243- Yardım gökten, ihtiyaca göre iner, sabır da musibete göre iner.
٣٢٤٤ - تُنْكَحُ الْمَرْئَةُ لَأَرْبَعِ لِمَالِهَا وَلِحَسَبِهَا وَلِجَمَالِهَا وَلِدِينِهَا فَاغْفَرْ
بِذَاتِ الدِّينِ تَرِبَتْ يَدَاكَ رخ م ن ده حب عن أبي هريرة والديلمي والدارمي عن جابر) 3244- Kadın dört hasleti için alınır:
a) Malı için,
YANITLASİL
yuksel1 Mart 2024 22:49
b) Soyu için,
c) Güzelliği için,
d) Dini için. Sen dindar olanı tercih et ki, iki elin toprak olsun (bereket bulsun).
اسْتَطَعْتُمْ فَإِنَّا الإِسْلامَ عَلَى النَّظافة الله بنى ٣٢٤٥ - تَنَظَّفُوا بِكُلِّ مَا
وَلَنْ يَدْخُلَ الْجَنَّةَ إِلَّا كُلُّ نَظيف (ابو الصعاليك والرافعي عن أبي هريرة
3245- Olanca gücünüzle temizlenin. Çünkü Allah İslam'ı temizlik üzerine kurmuştur. Cennete ancak, her temiz olan kişi girebilir.
٣٢٤٦ - تَهَادَوْا تَزْدَادُوا حُبًّا وَهَاجِرُوا تَوَرَّثُوا أَبْنَانَكُمْ مَجْدًا وَأَقِيلُوا
الْكِرَامَ عَثَرَاتِهِمْ (طس والعسكرى كر عن عائشة)
3246- Hediyeleşiniz ki, karşılıklı sevgileriniz artsın. Hicret edin ki, çocuklarınıza iyi bir şeref ve fazilet terk etmiş olasınız, iyi insanların hatalarını affediniz.
٣٢٤٧ - تَهَادَوْا فَإِنَّ الْهَدِيَّةَ تُضَعّفُ الْحُبَّ وَتُذْهِبُ بِغَوَائِلِ الصَّدْرِ (طب
وابو يعلى وابو نعيم عن ام حكيم 3247- Birbirlerinize hediye verin. Çünkü hediye sevgiyi artırır ve kalpteki gaileleri giderir.
٣٢٤٨ - تَوَاضَعُوا لِمَنْ تَعَلَّمُونَ مِنْهُ وَتَوَاضَعُوا لِمَنْ تُعَلِّمُونَ وَلَا تَكُونُوا
جَبَابِرَة الْعُلَمَاءِ فَيَغْلِبُ جَهْلُكُمْ عِلْمَكُمْ (ابو الشيخ عن ابي هريرة) مِنْ
3248- Kendilerinden öğrendiklerinize (hocalarınıza) karşı alçak gönüllü olun. Kendilerine öğrettiklerinize karşı da tevazu gösterin. Zorba alimlerden olmayın. Böyle olursanız cehliniz ilminizi yenik düşürür.
٣٢٤٩ - تَوَاضَعُوا وَجَالِسُوا الْمَسَاكِينَ تَكُونُوا مِنْ كُبَرَاءِ اللَّهِ وَتَخْرُجُوا مِنَ
الكبر (حل عن ابن عمر) *
GGG
3249. Alçak gönüllü olun ve yoksullarla oturun ki, Allah nezdinde büyük kabul ettiği kişilerden olursunuz ve kibir denilen şeyden
Said Nursi
YanıtlaSilKadın Neden Başkası İçin Yaşar?.
Osmanlı'nın Düşünceye Neden İhtiyacı Yoktu?
Gerçek Türk Harfleri Arap Harfleridir.
NURETTİN TOPÇU
İş Ahlâkı.
Hakikat Düşmanı Üç Felsefe
Mazi Biterse Millet Biter.
İnsan ve İç Gözlemi
İslam'ı Sömüren Siyaset
Atatürk’ün ‘vasiyeti’, yani tuttuğu gizli notlar ne açıdan önemli?
YanıtlaSilAtatürk’ün gizli vasiyeti adı altında 1980’de bunu ilk defa dile getirdim. Kastedilen, Atatürk’ün siyasî vasiyetidir. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kişi nasıl bir gelecek öngörüyor? Devletin ilelebet payidar kalabilmesi için neler gerektiğini düşünüyor? Bunun için kendisinin bazı tasavvurları var. Daha cumhuriyet kurulalı 15 sene olmuş. Dolayısıyla kastedilen “Makbule’ye 50 lira verin, ötekine 5 lira verin” şeklinde bir vasiyetname değil. Kendi tuttuğu çeşitli kayıtlar, görüşler ve yaklaşık 400 sayfayı bulan, kimisi iki satır, kimisi bir sayfa notlardan oluşan bir külliyat…
Bu notlar ilk defa İnönü tarafından mı açıldı?
Hayır. Bu, bildiğim kadarıyla 1958’den itibaren Menderes’in haberdar olduğu bir durum. Dolayısıyla 1938’de mühürlenerek saklanan bu kâğıtlar 1950’li yıllarda Menderes başbakan, Celal Bayar da cumhurbaşkanıyken onlar tarafından biliniyor olmalı. 1964’te Celal Bayar’a sordum; o da “Böyle bir olay vardır fakat Türkiye buradaki fikirlere hazır değildir” dedi. 1988’de 50 yıl doldu ve açılması gerektiğinde Kenan Evren 25 sene daha yasak koydu. Kızdığım taraf, hep birileri Türkiye ve Türk milleti adına “Türkler buna hazır değil” diyor. Ya kardeşim sen kimsin, niçin durmadan bunu deme yetkisini kendinde görüyorsun?
Bu notları açıp okuyanlardan bir bilgi sızmadı mı hiç?
Menderes’in 1958’de söylediği bir cümle vardır: “Siz isterseniz hilafeti de getirirsiniz.” O dönemde kullanılmayan, kullanılması mümkün olmayan bir cümle bu. Nitekim Menderes laiklikle ilgili yasa ve yönetmeliklerde değişiklikler yapmayı planlıyordu. 27 Mayıs’ın ardından idamı, notu okuduğunun işaretidir.
Çünkü mukattaa harflerinin toplami on dörttür.
YanıtlaSil1935- Sana Allah'tan korkmanı tavsiye ederim. Çünkü o bütün yapacağın amellerin bir süsüdür. Kur'an okumalısın. Allah'ı anmalısın. Çünkü bu gökte anılmana, yerde aydınlanmana bir vesiledir. Uzun sükutte bulunmalısın. Ama hayrı söyleyeceğin zaman başka. Hemen söyle. Çünkü bu şeytanı senden kovar. Din işinde sana yardımcı olur. Sakın ha çok gülme. Çünkü bu kalbi öldürür, yüzün nurunu giderir. Cihad etmelisin, ümmetimin asla bırakmayacağı şey budur. Yoksulları sev, yanlarında otur. Daima senden aşağı olana bak, üst olana değil. Bu Allah'ın üzerinde nimetini hakir görmemen için en layık olan husustur. Senden ilgilerini kesseler bile sakın ha akraba ile ilgini kesme. Acı da olsa doğruyu söyle. Allah uğrunda levm edenlerin levminden korkma. İçindeki bilgin seni insanlara reva görebileceğin kötülükten alıkoysun. Yaptığın şeyle onlara karşı övünme. Ayıp yönünden şu üç hasletin kişide bulunması kâfidir: Kendi kusurunu görmeden başkalarının kusurlarına bakması. Kendi utanılacak şeyde yüzerken o utanılacak şeyi sebebiyle başkalarını ayıplaması. Yanında oturan (komşusuna) eziyet etmesi. Ey Ebu Zerr! Tedbir gibi akıl yoktur,
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel11 Mart 2024 00:16
kötülükten çekinme gibi vera yoktur, güzel ahlak gibi şeref yoktur.
١٩٣٦ - أُوصِيكُمْ بِتَقْوَى اللَّهِ وَالسَّمْعِ وَالطَّاعَةِ وَإِنْ أَمَرَ عَلَيْكُمْ عَبْدٌ حَبَشِيٌّ فَإِنَّهُ مَنْ يَعِشَ مِنْكُمْ بَعْدِى فَسَيَرَى اخْتِلَافًا كَثِيرًا فَعَلَيْكُمْ بِسُنَّتِي وَسُنَّةِ الْخُلَفَاءِ الْمَهْدِيِّينَ الرَّاشِدِينَ تَمَسّكُوا بِهَا وَعَضُّوا عَلَيْهَا بِالنَّوَاجِدِ وَأَيَّاكُمْ وَمُحْدَثَات الأُمُور فَإِنَّ كُلَّ مُحْدَث بِدْعَةٌ وَكُلُّ بِدْعَةٍ ضَلَالَةٌ (حمد
ت حسن صحيح ٥ و ابن جرير ك ق عن العرياض)
1936- Size Allah'tan korkmanızı, Habeşli bir köle bile başınıza geçirilse onu dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Çünkü benden sonra yaşayan çok ihtilata şahid olacaktır. Benim sünnetimden, hidayete ermiş, doğru yolda olan halifelerin yolundan ayrılmayın. Ona sımsıkı sarılın. Azı dişlerle ısırır gibi (sımsıkı sarılıp sakin bırakmayın). Sonradan uydurulmuş işlerden uzak durun. Çünkü sonradan uydurulan, bidattir, her bidat sapıklıktır.
Çünkü ümmeti yaratılmışların öncüsü olduğu için onların bozulmasıyla düzen bozulur. Öncüler bozulduğu zaman, toplum da bozulur.
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel13 Mart 2024 02:06
لوامع العقول شرح راموز الأحاديث للكمشخانوي
Râmûzü'l- ehâdîs Şerhi
LEVAMİ'U'L-'UKÜL
ZEKA PARILTILARI Hadis-i Şerifler ve Açıklamaları
Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhanevî (1813-1893)
Editör Prof. Dr. Mustafa Cevat Akşit
III. CİLT
sy. 553.
YanıtlaSilإِيمَانُهُ رَجُلٌ لا يَخَافُ فِي اللَّهِ لَوْمَةَ لائِم ٣٣١٤ - ثَلَاثَةٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ يَسْتَكْمِلُ وَلَا يُرَانِي بِشَيْءٍ مِنْ عَمَلِهِ وَإِذَا عُرِضَ عَلَيْهِ أَمْرَانِ أَحَدُهُمَا لِلدُّنْيَا وَالْآخَرِ
لِلآخِرَةِ اخْتَارَ أَمْرَ الآخِرَةِ عَلَى الدُّنْيَا (كر والديلمي عن ابي هريرة) 3314- Üç şeyi kendinde bulunduran, kâmil bir iman elde
a) Allah yolunda kınayıcının kınamasından korkmamak, b) Yaptığı amellere en küçük bir riya dahi karıştırmamak, c) Biri dünya diğeri ahiret olan iki iş kendisine sunulduğunda, ahiretinkini tercih etmek.
etmiş olur:
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 01:53
1942- Kıyamet gününde kulun ilk hesap verecek olduğu şey, namazıdır. Eğer tamamlamışsa bu onun için tam olarak yazılır, tamamlayamamışsa Allah Azze ve Celle meleklere:
"Bakın, eğer kulumun nafile namazı varsa onunla bu farz namazlarını tamamlayın" emrini verecek. Sonra zekattan da böyle hesaba çekilecek. Sonra diğer ameller de bu minval üzere ele alınacak.
۱943 - اَوَّلُ الْوَقْتِ رِضْوَانُ اللهِ وَوَسَطُ الْوَقْتِ رَحْمَةُ اللَّهِ وَآخِرُ الْوَقْتِ
عن ابراهيم بن عبد الملك) الله قط * عَفْو الله
1943- Namazın vaktinin evveli Allah'ın rızası, ortası rahmeti, sonu ise Allah'ın affıdır.
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 01:57
عائشة)
4496- Veled-i zinaya, ana-babasının suçundan hiçbir sorumluluğu yoktur. Kimse kimsenin suçunu (günahını) taşımaz.
٤497 - لَيْسَ عِنْدَ اللهِ يَوْمٌ وَلاَ لَيْلَةٌ تَعْدِلُ اللَّيْلَةَ الْغَرَّاءَ وَالْيَوْمَ الأَزْهَرَ (ك) * ٤٤٩٧
عن ابي بكر)
⑤
G
4497- Allah katında, Cuma gecesi ve gününe eşit olacak hiçbir gece ve gün yoktur.
٤٤٩٨ - لَيْسَ عَدُوكَ الَّذِى اذَا
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 02:00
١٣٤٠ - إِنَّ الدُّنْيَا مَلْعُونَةٌ مَلْعُونٌ مَا فِيهَا إِلَّا ذَكَرَ اللَّهُ وَمَا وَالاهُ وَعَالِمُ أَوْ
مُتَعَلَّمُ فَإِنَّ أَوَّلَ فِتْنَةٍ بَنِي إِسْرَائِيلَ كَانَتْ فِي النِّسَاءِ اء (م) عن ابي سعيدن
حسن غريب عن ابي هريرة
1340- Dünya melundur, dünyada bulunan ve kişiyi Allah'tan gafil eden hususlar da melundur. Yalnız zikrullah, Allah'ın sevdiği iyi amel, âlim ve ilim tahsil eden hariçtir. İsrailoğullarını baştan çıkarıp fitneye sürükleyen ilk şey muhakkak kadınlar olmuştur.
١٣٤١ - إِنَّ الدُّعَاءَ يَنْفَعُ مِمَّا نَزَلَ وَمِمَّا لَمْ يَنْزِلْ فَعَلَيْكُمْ عِبَادُ اللَّهِ بِالدُّعَاءِ
ت وابن النجار عن ابن عمر)
1341- Dua, gelen ve gelecek olan musibetlere karşı faydalıdır. Allah'ın kulları! Duadan ayrılmayın.
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 02:02
٣٨٦٤ - طَاعَةُ النِّسَاءِ نَدَامَةٌ (عق والقضاعي وابو على الحداد في معجمه كــر
عن عائشة)
getirir.
3864- Mühim işlerde kadınlara boyun eğmek pişmanlık
٣٨٦٥ - طَاعَةُ الله طَاعَةُ الْوَالِدِ وَمَعْصِيَةُ الله مَعْصِيَةُ الْوَالِدِ (طس عن ابي
هريرة)
3865- Allah'a itaat etmek, anneye, babaya itaaat etmektedir. Anneye babaya isyan eden, Allah'a isyan etmiş olur.
-
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 02:03
- طَالِبُ الْعِلْمِ طَالِبُ الرَّحْمَنِ طَالِبُ الْعِلْمِ رُكْنُ الإِسْلَامِ وَيُعْطَى
أَجْرُهُ مَعَ النَّبِيِّينَ (الديلمي عن انس)
din gibi
3867- İlmin talibi Rahman'ın talibi demektir. İlmin talibi İslam'ın rüknüdür. O peygamberlerle birlikte mükafatlandırılacaktır.
٣٨٦٨ - طَالِبُ الْعِلْمِ اللَّهِ كَالْغَازِي وَالرَّائِحُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ
الديلمي عن انس حل عن بكار بن ياسر)
3868- Allah için ilim tahsil eden, Allah yolunda savaşa erkenden gidip sağ salim dönen gibidir.
ن
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 02:04
Sene yüz otuz beş olunca, Davud oğlu Süleyman (a.s.)'ın deniz adalarında hapsettiği şeytanların azılıları serbest kalır. Ve onların onda dokuzu lrak'a gider. Ve orada Kur'an hakkında (şeytanca) mücadele ederler. Onda biri ise Şam'da kalır.
Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.)
Sayfa: 60 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
Yorum Gönder
Bu blogdaki popüler yayınlar
İman
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Meric Tumluer Said Nursi
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Blogger tarafından desteklenmektedir
Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL
Vasiyet ve mustafa
PROFİLİ ZİYARET EDİN
Arşivleme
Kötüye Kullanım Bildir
148. Allah, (insanı incitecek) kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez. Ancak zulmedilenler hariç. Allah her şeyi işiten ve bilendir.
YanıtlaSil(Zulmedilenler feryat, beddua veya şikayet edebilirler.)
Nisa Suresi
148.ayet.
)seçkinler)a özel bir hitabı hedef alması dolayısıyledir. وَلَا تَلْبِسُوا الحَقِّ بالباطل hakkı batıl ile karıştırıp aldatmayın; doğruyu yalanla, yanlışlarla bulayıp da وَتَكتُمُوالحق وأنتم تعلمون bile bile hakkı gizlemeyiniz. Bu âyetin anlamı çok kap- samlıdır. İlme ve amele dair hususları kapsar. Bilgiçlerin hilelerine, yalan do- lanlarına ve bozgunculuklarına, hatta ticaret ehlinin karışık işlerinden ve hakim- lerin haksız hükümlerine varıncaya kadar hepsine şümülü vardır. "İnsanları aldatmayınız, sahtekârlık yapmayınız." meâlinde bir genellemeyi ifade eder. Bununla beraber (kelâmın) sevki bilhassa ilmî değeri hedef alıyor. Nice kimse- ler vardır ki, ilmî gerçekleri bozarlar, kötüye kullanırlar, onları kendi gönüllerine göre evirerek çevirerek aslından çıkarırlar, bakırı yaldızlarlar, altın diye satarlar. Bu durum İsrailoğulları haberlerinde çok vardı. Bunlar, kendi yazdıkları fikirleri, te'villeri, tercemeleri, Tevrat'ın aslı ile karıştırıyorlar, seçilmez bir hale getiriyorlar ve bazan da Muhammed (s.a.v.)'e ait vasıflar hakkında yaptıkları gibi geçmiş kitaplardaki âyetleri saklıyorlardı ki, bu konuda فَوَيْلٌ لِلَّذِينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِأَيْدِيهِمْ ثُمَّ يَقُولُونَ هَذَا مِنْ عِنْدِ اللَّهِ "Yazıklar olsun o kimselere ki, kit- abı elleriyle yazıp, sonra 'Bu Allah katındandır.' derler." (Bakara, 2/7( يُحَرِّفُونَ الكلم عن مواضيه "Kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar." (Nisa, 4/46, Maide, 5/13( ve diğerleri gibi başka âyetler de vardır. Bunlar, Tevrat'ın aslını korumuyorlar, kendi yazdıkları tercemeleri: "İşte Allah'ın kitabı" diye Tevrat yerine koyuyor- lardı. Ve ilmî meselelerde gerçeği takip etmeyerek kendi gönüllerine göre
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel19 Mart 2024 05:59
2- BAKARA SÛRESİ: 42-43
Cu
oluy
din
hak
ma
rin
ara
ke
de
be
n
0
286
Cuz
açıklamalarda bulunuyorlar, arzu ve şehvetlerine sapıyorlar, safsatalar yapıyorlar, arzularına tabi oluyorlardı. Bu şekilde hak fikri, hak inancı kalmıyor aidatma, karıştırma, aldatıcılık hükümran oluyordu. İşte bütün bunlara karşı İsrailoğullarının bilginlerine genel olarak bu yasaklama hitabı söylenmiştir ki, Kur'ân'da bu konuda başka bir âyet olmayıp da yalnız bu âyet olsaydı, Kur'ân'ın terceme ve tefsiri meselesinde ve diğer ilmî vaziyette İslâm'ın tutumunu, ilmi vazifenin şeklini tayin etmek için bu âyet yeterli olurdu. Kur'ân'ın tecrid (soyutlama) meselesinin ne büyük önemi haiz olduğu, Kur'ân'ı Kur'ân, terceme- sini terceme, tefsir ve te'vili de tefsir ve te'vil olarak bellemek ve belletmek bir hak görev olduğu unutulmamalı. "Farsça Kur'ân", "Türkçe Kur'ân" gibi sözlerden çekinmelidir. Çünkü milyonla terceme ve te'vil yazılır, onlar yine Kur'ân'ın hakikati olmaz, Cenab-ı Hak لا تلبسُوا الحَقِّ بالباطل buyurmuştur.