BISMILLAHI Allah nami na, Allah için, Allahın adı ve izni ile,
(Esbab zahiriye eliyle gelen nimetleri, o esbab hesabına almamak gerektir. Eger o sebep Intlyar sahibi değilse-meselä hayvan ve ağaç gibi doğrudan doğruya Cenab-ı Hak hesabına verir. Mådem o, Ilsan-i hål ile Bismillah der, sana verir. Sen de Allah hesabına olarak Bismillah de, al. Eğer o sebep ihtiyar sahibi ise: o Bismillah deme- II, sonra ondan al, yoksa alma, Cünkü
ولا تأكلوا بما لم يذكر اسم الله عليه
ayetinin mânâ-yı sarihinden başka bir mânâ-yı İşärisi şudur ki, "Mün'im-i Hakikiyi hatıra getir- mlyen ve onun namıyla verilmiyen nimeti yeme- yiniz" demektir. O hålde hem veren Bismillah demell, hem alan Bismillah demeli, Eğer o Bis millah demiyor, fakat sen de almağa muhtaç isen sen Bismillah de, onun başı üstünde rahmet-i İlahiyenin elini gör, şükür ile öp, ondan al, Yanis Nimetten in'ama bak, in 'amdan, Mün'im-i Hakiki- yl düşün. Bu düşünmek bir şükürdür. Sonra o zahiri vasıtaya istersen dua et. Çünki o nimet
onun eliyle size gönderildi. L.) (Kur'an-ı Kerim, nimetleri, Ayetleri, delil- leri tâdat ederken ميائي الأمربكما تكذبان âyet-i celllesi tekrar ile zikredilmekte olduğun-
dan şöyle bir delalet vardır ki: Cin ve Insin en çok İsyanlarını, en sedit tuğyanlarını, en azim küfranlarını tevlid eden şöyle bir vaziyetleridir ki, nimet Içinde in'amı görmüyorlar, In'amı görmediklerinden Mün'im-i ederler. hakikiden gaflet Mün'imden gafletleri saikasıyla, o ni'metleri, esbaba veya tesadüfe isnad ederek, Allahdan o nimetlerin geldiğini tekzib ediyorlar. Binaenaleyh, herbir nimetin bidayetinde, mü'min olan kimse, Besmeleyi okusun. Ve o nimetin Al- lahdan olduğunu kasdetmekle, kendisi ancak AI- lahın ismiyle, Allahın hesabına aldığını bilerek, Al- laha minnet ve şükranla mukabelede bulunsun M.N.)
Sofiyye ile sohbetim esnasında kendilerinden üç şey öğrendim.
" 1. Zaman bir kılınçtır, sen onu kullanmazsan o seni keser. 2. Kendini hak ile meşgul etmezsen, bâtil seni istila eder. . Kendine hiç bir varlık isnad etmemek, erbâb-ı ismetten olmak demektir.
Celaluddin-i Suyûtî; Te'yidü'l-Hakikati'l-Aliyye, s. 15:
YANITLASİL
yuksel19 Kasım 2023 21:27 İmam-ı Malik rh.a.'in Görüşü
"Fikhi öğrenip de tasavvufu öğrenmemiş olan fâsıklığa, Tasavvufu öğrenip, fıkhı öğrenmemiş olan zındıklığa düçar olabilir. Hem fikhi ve
hem de tasavvufu birarada cem eden de hakikate ulaşır." Aliyyü'l-Kârî Fıkh-ı Maliki Şerhi c. 1, s. 33
106- Biz herhangi bir ayeti (n lafzını yahut hükmünü veya her ikisinin 16. Biz het nu neshedersek veya (hazalardan silerek) on geutturursak, (onun yerine, hem kullara fayda ve kolaylık açısından, hem de sevap bakımından) ondan daha iyisini veya (yükümlülük ve sevap ka zandırma yönünden) onun (bir) benzerini getiririz. (Habibim!) Bilmedin mi ki; gerçekten Allâh (emretme, yasaklama, değiştirme ve hükümsüz kıl
ma dâhil) her şeye (hakkıyla gücü yeten bir) Kadîr'dir?! Kur'ân'da ve Sünnet'te geçerli olan "Nesh" konusu "Şerî bir hükmün, Allâh-u Teâlâ ta- rafından tümüyle kaldırılması veyâ misliyle yâhut daha iyisiyle değiştirilmesi" anlamına gel- mektedir. Meselâ Bakara Sûre-i Celîlesi'nin 180. âyet-i kerîmesinde: "Ardından mal bırakacak kişinin, o maldan ne kadar pay alacakları hususunda ana-babasına ve akrabâsına vasiyette bulunmasının farz olduğu" açıkça bildirilmiştir. Ama daha sonra "Mîras âyetleri" olarak anı lan; Nisa Sûresi'nin 11 ve 12. âyet-i kerîmelerinin indirilişiyle, herkesin ne alacağı taksim edil miş ve böylece ölecek kişinin kafasına göre vasiyet yapmasının farziyeti kaldırılmıştır.
90
YANITLASİL
yuksel30 Kasım 2023 03:21 KUR'ÂN-I 'AZÎM
ve Soru Edatlı Kelime Mânâsı - 1
Cüz: 1
Sûre: 2
Yine böylece kiblenin Mescid-i Aksa'dan Mescid-i Harâm'a döndürülüşü de neshin ör- neklerindendir. Bu konuda misalleri çoğaltabiliriz. Konunun ehemmiyetinden dolayı âlimler: "Nâsih ve mensûhu bilmeyen kimselerin âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfler okuyarak vaaz et- meleri câiz değildir" demişlerdir. Allâh-u Teâlâ neyi ne zamâna kadar ne sebeple geçerli kı- lacağını, ne zamanda neyi hangi hikmetle hükümsüz kılacağını ezelî ilmiyle bildiği için nesh, Allâh-u Teâlâ'nın ilminde ve takdîrinde vukû bulan bir değişiklik olarak görülemez, bilakis bu hükümler, ferdin ve toplumun menfaatleri gözetilerek zaman ve zemine göre değişebilecek şekilde takdîr edilmiştir. Ancak şu bilinmelidir ki; nesh sâdece emir ve yasaklarda geçerlidir, ama haber ve kıssa niteliğindeki konularda geçerliliği düşünülemez. Neshin şekilleri, örnekle- ri ve hikmetleri hususunda geniş mâlûmât için bakınız: Rûhu'l-Furkan Tefsiri, 1/502-507
Eve geldi Muhammed'i bulmadı, Yemen illerinde Veysel Karani. Adına Yunus Emre'nin de yuka-
rıya bir kıtasını aldığımız ilahiyi yaz- dığı Veysel Karani Türk tasavvuf ede- iyatında büyük sevgi ve alaka görmüş, hakkında menkıbenameler, pek çok ilahi ve destan mahiyetinde hikâyeler kaleme alınmıştır.
Sufi kaynaklarından bir kısmı Veysel Karani'nin Hz. Peygamberle görüştüğünü ileri sürerlerse de, diğer kaynaklar ve rivayetler bunun aksini savunmuşlardır. Yukarıda belirtildi- ği gibi, hasta annesini yalnız bırakma- dığı için, Medine'ye gidemeyen bu Sufi için Hz. Peygamber, Hz. Ömer ve Hz. Ali'ye, onunla görüşmek imkanı- nın kendilerine nasip olacağını müj- delemiştir. Ayrıca duasını almalarını da bildirmiştir. Onlar da onu görecek- leri anın gelmesini dört gözle bekleme- ye koyulmuşlardır. Hz. Ömer'in hali- feliği döneminin son yıllarına doğru, onun Yemen'den gelen bir hacı kafi- lesi ile gelip Mekke'de bulunduğunu öğrendiler. Hacılar Veysel'in Arafat yakınlarında deve güttüğünü haber verip, hakkında alaylı sözler söyledi- ler. Fakat, Hz. Peygamber'in onun için söylediklerini öğrenince bu tavır- larından ötürü nedamet duydular. Hz. Ömer ve Ali, Veysel Karani'yi bu- lup kendisiyle görüşmek imkanını el- de ettiler. Hz. Peygamber'in kendisi hakkında söylediklerini naklettikleri gibi, hayır duasını da aldılar. Kendi- sine liediye ve para vermek yolunda- ki teşebbüsleri boşa gitti. Maddi hiç- bir şey kabul etmeyen Veysel, hacılar- la
birlikte yine Yemen'e döndü.
Daha sonra geri gelen Veysel Ka-
YANITLASİL
yuksel1 Aralık 2023 03:20 rani, Hz. Ali'nin halifeliği sırasında Medine'ye gitti ve Haricilerin ortaya çıkmalarına sebep olan Siffin savaşın- da Hz. Ali'nin saflarında savaşçı ola- rak bulundu. Bir rivayete göre bu sa- vaşta şehit olmuş, başka bir rivayete göre ise, yine Hz. Ali'nin hilafeti dö- neminde Şam'da hadis ilmiyle meşgul bulunduğu sırada vefat etmiştir. Ri- vayetlerden anlaşıldığına göre Üveys, çok fakir bir ailenin küçük yaşta ye- tim kalmış bir çocuğudur ve son de- rece bağlı bulunduğu annesi ona hem analık, hem de babalık etmiştir.
Hz. Peygamber'i hiç görmediği halde, inanması ve gönülden bağlan- ması, Peygamber tarafından da müj- delenmesi, tasavvufta bir mürşide ula- şamayıp onun ruhaniyetinden feyz alanlara "Üveysi" denmesine yol aç- mıştır. Yani görmediği bir şeyh tara- fından yetiştirilen Sufiye, "Üveysi", bu yoldaki yetişme tarzına "Üveysi- lik'denmektedir.
Daha sonraları Üveysilik dört zümre için kullanılmıştır: a) Hz. Pey- gamber'in ruhaniyetinden feyz alan- lar, b) Veysel Karani'nin yolunda ye- tişenler, c) Herhangi büyük bir şeyhin ruhaniyetinden feyz alanlar, d) Hızır Aleyhüsselam tarafından irşad edilenler.
Veysel Karani halk tarafından çok sevilmiş ve bir çok iyi davranışlar ona bağlanarak misal haline getirilmiştir. Bu yüzden de kendisine fazlasıyla sa- hip çıkıldığından İslâm ülkelerinde, Yunus Emre için olduğu gibi, pek çok yerde kabirleri bulunmaktadır. Bun- ların hepsi gerçek kabir olmayıp sev- gi dolayısıyla ayrılmış makamlardır
Yasaklanan şiirle ve diğer kötülüklerle kendilerine "haksızlık edenler hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir."
Buradaki haksızlık edenler' ifadesi her zalim için geneldir.
"النقل" inkilab, dönme, dönüş manasinadır. Yani onlar ölümler den sonra Allah'a öyle dönüp öyle varırlar; kötü bir dönüşle dönenler ve deli bir varışla geri varırlar. Çünkü onların dönüp varacaklan yer cehen nemdir.
Kaşifi der ki: "Hangi yere dönseler o dönecekleri yer ateş olacak tır."
Rivayete göre Ebû Bekr (r.a.) hayatından ümid kesince Osman (r.a.)'dan şöyle bir ahidname yazmasını istedi: "Bu Ebû Kuhâfe'nin oğlu- nun, kâfir kimsenin bile îmana geldiği bir halde mü'minlere ahdi/vasi yetidir. Ebû Bekir (r.a.) bir ara baygınlık geçirip ayrıldıktan sonra şöyle demiştir: Ben size Ömer b. Hattab'ı (r.a.) yerime halife bırakıyorum. Eğer âdil olursa ki onun hakkında benim zannım budur. Eğer âdil olmazsa "haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir."
"الظلم" adaletten sapmak ve haktan yüz çevirmektir.
Zālimler üç çeşittir: En büyük zâlim, Allah'ın şeriatının (hükmü) altına girmeyendir. Allah Teâlâ: "Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür." (Lokmat. 31/13) buyurarak bunu kasdetmiştir. Ortanca zâlim, sultanın hükmünü yeri ne getirmeyendir. En küçük zalim ise amel ve çalışmaktan haylazlık yapıp insanların menfaatlarını alan, kendi menfaatini onlara vermeyendir.
Adaletin faziletindendir ki onun ziddi olan zulümden tevbe ancak ada let yapmakla mümkündür. Şayet hırsızlar aralarında bir şeyi şart koşsalar ve onda adâleti gözetmeseler, işleri yolunda gitmez.
Akıl sahibi kimseye gereken, bu vaîd ve şiddetli tehdîde kulak vermek.
Her sålikin yardımcısı, sülük edilen yolların tehlikelerinden kurtaran ancak Allah'tır. 41
41. Şuara süresi, 1108 yılının Zülkāde ayının 9'unda (30 Mavis 1697) Persembe günü tamam old
Tarangirane Siyaset karşıdaki meleği şeytan gösterir. (M.) 258:22. Mektup, 4. vecih; (Sn.) 68; (E.L.) 1:266; 2: 144, 145. Tarafgirâne siyaset keşfiyata mânidir. (Mh.) 32:1. maka. 8.
muk
Tarafgirâne vaziyet almamak itiraz edenlerin pişmanlığına se- bep olur. (E.L.) 1:157.
Tarih, asker milletinin siyasete girmesinin çok tehlikeli oldu- ğunu gösteriyor. (H.Ş.) 113: Asa. Hit Yalancı politika ve siyasete dayanmak insanlığın maslahatına
zıttır. (H.Ş.) 78. Zâlim siyasetin gaddarene bir düsturu da "Cemaat için fert feda edilir" dir. (E.L.) 1:206; (H.Ş.) 153.
YANITLASİL
yuksel14 Aralık 2023 00:32 Bir Hazinenin Anahtarı Risale-i Nur Kulliyati Fihrist ve İndeksi İsmail Mutlu sy. 595.
sol taraflarından verirler. Hak teålå orada bütün mahluklarına vasıtasız kelâm söyler. Bir onda herkesin hesabını görüp kimine hitab, kimine itâb eder. Mazlûmun hakkını zālimden alıp, zālimin hasenâtı var ise ona ve- rir, yoksa mazlûmun günahlarını zālime yükletir. Hesabdan sonra hay- vanları toprak eder. Kafirler hayvanlara gıpta edip keşki biz de toprak ol- saydık derler.
İnsanlığın kurtuluşu faizin kaldırılması, zekâtın yerine getiril mesindedir. (S.) 649:Lemaat
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 22:33 İnsanlar kendi idarecilerinin yolundadır. (Mn.) 33.
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 22:53 8.Asirda İngiliz Kralı Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazarak para bastırmış. Akra Fm. Günün sohbeti Prof Dr Mahmud Esad Coşan
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 23:36 Türkiye Cumhuriyeti de paranın üstüne Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazmalidir.
Cennet ehli Cennete Cehennem ehli de ateşe girdiklerinde, ölüm (bir koç şeklinde) Cennetle Cehennem arasında bir yere getirilir ve kesilir. Sonra bir münadi şöyle nida eder: "Ey ehli Cennet, ebedilik var ölüm yok. Ey ehli nar, ebedilik. Ölüm yok." Bunun üzerine Cennet ehlinin sevinç üzerine sevinçleri artar. Cehennem ehlinin ise hüzünleri üzerine hüzünleri artar. Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma) Sayfa: 51 / No: 9 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel20 Şubat 2024 16:30 Ümmetimi Benden sonra öyle fitneler kaplayacak ki, o fitnelerde insanın vücudu gibi kalbide ölür. Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma) Sayfa: 346 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
de: «Malınızın ve avene- nizin çokluğu ve hakkı kabulde büyüklenmeniz sizi azabdan kurtarmadı.» derler.] [2] : [Ve «Bunlar (yani müslümanlar) Cennete giremez. diye yemin ederdiniz, derler.] [3] O anda: [Mü'minlere, «Cennete giriniz; sizin için asla korku ve keder yoktur. denilir.] A'raf halkının kim olacağı (sabi iken ölen küffar evladı, deliler vesaire olmak üzere) ihtilaflıdır. ((Cen- netle Cehennem arasında Yahya aleyhisselâm tarafından, Ce- nabı Hakkın emriyle, ölüm kesilip yok edilecek ve ondan sonra kâfirlerin kederi, mü'minlerin sevinçleri artacaktır.))
"Bütün hataların kaynağı, dünya sevgisi; bütün fitne- lerin kaynağı, öşür ve zekâtı vermemektir." Tasavvuf Klasikleri ibn Hacer El-Askalani MÜNEBBİHAT UYARILAR
"Bütün hataların kaynağı, dünya sevgisi; bütün fitne- lerin kaynağı, öşür ve zekâtı vermemektir." Tasavvuf Klasikleri ibn Hacer El-Askalani MÜNEBBİHAT UYARILAR
guya yerleştiler, halen sayıca az olmalarına rağmen birçok ülkenin Sunetimini, kültürel hayatını, ekonomisini, dünya ticaretini ele geçir miş, istediğini istediği ülkeye empoze ettirip yaptırabiliyorlar... Batılı devletlerin, daha başka, mason locaları, Lions kulüpleri, Ro- tary kulüpleri, Bilderbergler, misyoner teşkilatları, Yehova Şahitleri gi bi nice nice dinî, sosyal, siyasî, gizli, âşikâr, etkili, faal teşkilatları var... Ama biz müslümanların böyle kuruluşları yok; kurulmamış, kuru-
lanlar tahrip edilmiş, kapatılmış, yasaklanmış...
Emperyalistler bir İslâm ülkesini ele geçirdiler mi önce İslam'ı
unutturmaya, müslüman halkı dejenere etmeye çalışırlar, en çok, ger- çek İslâm'dan, halis müslümandan korkarlar. Çünkü İslâm, iman, Kur'an, irfan, ahlâk ve mâneviyat ile ilim, çalışma, gayret, şuur, onur, basiret, hürriyet, istiklal, kalkınma, refah, mutluluk, zenginlik, güçlü- lük arasında kuvvetli ilişkiler, sarsılmaz bağlar, kesin etki ve tepkiler olduğunu çok iyi bilirler.
YANITLASİL
yuksel28 Şubat 2024 06:54 smler belli, duvarlar saglam, R çek buketleri, demek ki sık sık in uzerlerinde demet demet ta- ziyaret olunmaktalar...
Onlar böyleyken bizler ne yapmışız? Maalesef yürekler acısı bir durum. Mezarlıklar istilaya uğramış, gecekondu dolmuş, istimlak edilmiş, türbeler yıkılmış, kapatılmış, tozlu, harap, yağmalanmış; cami lere el konulmuş, halı la rı, levhaları, minberleri, mihraplan, çinileri- hatta kubbe kurşunları çalınmış, en değerli eserler yıktırılmış, avlu ları yok edilmiş; tarih sevdirilmemiş, ecdat kötülenmiş, gerici ve yo- baz gösterilmiş, vatan hainle ri putlaştırılmış, kahramanlaştırılmış; sa- raylar yağmalanmış, arşivler satılmış, şehirlerin tarihî binaları yıkıl- mış, yerlerini soğuk beton yığınlar almış, vakıf eserler yağmalanmış, kütüphaneler kapatılmış, en değerli kitaplar kaybolmuş, bir sürü yol- suzluk, hırsızlık, hainlik, düşmanlık, kadirbilmezlik, şarlatanlık, dal- kavukluk, nemelâzımcılık, vefasızlık, şuursuzluk...
Milli kültürümüz mahvedilmiş, tarihimiz yağmalanmış, tarih şu- uru sıfır, takip yok, hesap soran yok, suçlu ortada, ev sahibinden bas- kin, arsız, yüzsüz. Bu rezalete kimler, ne zaman dur diyecekler acaba; Şark'ın
eski aslanları nerede, uykudan ne zaman uyanacaklar? Bir 18 Mart Canakkale Zaferi gecti kar kisi olayı bilmekte? Çocuk
3233- Peygamberlik içinizde, Allah'ın dilediği zamana kadar devam edecek, sonra kaldırmak isteyince onu, kaldıracak; sonra nübüvvetin yolunda olan hilafet Allah'ın dilediği müddete kadar sürecek, sonra onu kaldırmak isteyince kaldıracak, sonra ısıran saltanat devri gelecek, o da Allah'ın dilediği zamana kadar kalacak, sonra Allah onu kaldırmak isteyince kaldıracak, sonra onu zorba bir hükümdarlık takip edecek, sonra da nübüvvet yolu üzerinde olan bir hilafet devri gelecek.
٣٢٣٤ - تَكُونُ لَأَصْحَابِي زَلَّةٌ يَغْفِرُهَا اللَّهُ لَهُمْ لِسَابِقَتِهِمْ مَعِي (كر عن محمد
بن الحنفية عن ابيه
3234- Ashabımın zellesi (ayak kayması) olur. Lakin Allah onları benimle beraber güzel geçmişleri bulunduğu için bağışlar.
yuksel1 Mart 2024 22:26 إِلَيْكُمْ فِي ثَمَانِينَ غَايَةً تَحْتَ كُلِّ غَايَةٍ اثْنَيْ عَشَرَ الْفَا" (ه عن عوف بن مالك)
3236- Beni asfar ile aranızda sulh olacak, sonra size hiyanette bulunup her birinin altında on ikibin kişi bulunan seksen sancakla size doğru saldıracaklar.
3237- Dört fitne başgösterecek: Birincisinde adam öldürmek helal sayılacak, ikincisinde hem o, hem de mal, üçüncüsünde kan, mal, zina helal sayılacak, dördüncüsü ise Deccal'dir.
3238- Deccal'den önce aldatıcı yıllar olacak. O yıllarda yağmur çok, bitki az olacak, doğru söyleyen yalanlanacak, yalan söyleyense doğrulanacak, haline güvenilecek emin olan kişi hain sayılacak, Ruvaybıza konuşacak "Ruvaybıza nedir ey Allah'ın Rasulü?" diye sordular. "Ruvaybıza, kendisine önem verilmeyen kişi" buyurdu.
يَعْنِي عَلِيًّا (طب عن كعب بن عجرة) 3239. İnsanlar arasında ayrılık ve ihtilaf olacak, bu ve arkadaşları doğru yol üzere olacaklar. (Hazreti Ali kasdediliyor.)
yuksel1 Mart 2024 22:27 مَزَامِيرَ يُقَدِمُونَ الرَّجُلَ لِيُغَنِّيَهُمْ وَلَيْسَ بِأَفْقَهِهِمْ (طب عن عابس لغفارى)
3240- Şu altı hususla karşılaştığınız zaman, ölümü temenni edin. Alçaklar başa geçirilince, hükümler satılınca, insan öldürmek hafife alınınca, şart ve yemin çoğalınca, akraba ile ilgi kesilince, Kur'an şarkı gibi oyuncak ve eğlence edinilince ki
YANITLASİL
Yorum Gönder Bu blogdaki popüler yayınlar İman Mayıs 04, 2023 DEVAMI Meric Tumluer Said Nursi Mayıs 04, 2023 DEVAMI Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti Mayıs 04, 2023 DEVAMI Blogger tarafından desteklenmektedir Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL Vasiyet ve mustafa PROFİLİ ZİYARET EDİN Arşivleme Kötüye Kullanım Bildir
مَزَامِيرَ يُقَدِمُونَ الرَّجُلَ لِيُغَنِّيَهُمْ وَلَيْسَ بِافقهِهِمْ (طب عن عابس لغفارى)
3240- Şu altı hususla karşılaştığınız zaman, ölümü temenni edin. Alçaklar başa geçirilince, hükümler satılınca, insan öldürmek hafife alınınca, şart ve yemin çoğalınca, akraba ile ilgi kesilince, Kur'an şarkı gibi oyuncak ve eğlence edinilince ki, insanlar kendilerinden çok daha az bilgisi bulunan adama gelip ondan medet umarlar.
الدَّمُ تَوَضَّأَتْ لِكُلِّ صَلَوة (ك عن ابن عمرو)
3242- Lohusa, kırk gece bekler. Bundan önce temizlik görürse, temizlenmiş olur. Eğer kırk geceyi geçerse özürlü hükmündedir. Yıkanır, namaz kılar. Eğer kan çok gelirse her namaz için abdest alır.
الْكِرَامَ عَثَرَاتِهِمْ (طس والعسكرى كر عن عائشة)
3246- Hediyeleşiniz ki, karşılıklı sevgileriniz artsın. Hicret edin ki, çocuklarınıza iyi bir şeref ve fazilet terk etmiş olasınız, iyi insanların hatalarını affediniz.
جَبَابِرَة الْعُلَمَاءِ فَيَغْلِبُ جَهْلُكُمْ عِلْمَكُمْ (ابو الشيخ عن ابي هريرة) مِنْ
3248- Kendilerinden öğrendiklerinize (hocalarınıza) karşı alçak gönüllü olun. Kendilerine öğrettiklerinize karşı da tevazu gösterin. Zorba alimlerden olmayın. Böyle olursanız cehliniz ilminizi yenik düşürür.
Allah (z.c.hz.) buyurur: "Ben izzetim ve Celalim hakkı için zulmedenden er veya geç intikamımı alacağım. Ve mazlumu görüp de yardıma gücü yettiği halde yardım etmeyenden de intikamımı alacağım." Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 516 / No: 2 Ramuz El-Ehadis
3754- Ahir zamanda bir takım sultanın yardımcılar Akşam da Allah'ın buğzu içinde dolaşırlar. Sakın onların güry. lacak. Sabah evden çıktıklarında Allah'ın gazabında yürürler hundan olmayasın.
-٣٧٥٥ سَيَكُونُ بَعْدِى سَلاَطِينَ الفِتَن عَلَى أَبْوَاهِمْ كَمَبَارك الابل لا يَعْطُونَ أحَدًا شَيْئًا الآ اَخَذُوا مِنْ دِينه مثله طب ك عن عبد الله بن الحرث بن جزء)
3755- Benden sonra sultanlar gelecek. Fitneler kapıla ando, develerin çöküşü gibi inip çöreklenecek. Kişiye diningte taviz koparmadıkça hiçbir şeyi vermeyecekler.
٣٧٥٦ - سَيَكُونُ بَعْدِي مِنْ أُمَّتِي قَوْمٌ يَقْرَؤُنَ الْقُرْآنَ لَا يُجَاوِزُ حَلاقِيمَهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ الدِّينِ كَمَا يَخْرُجُ السَّهْمُ مِنَ الرَّمِيَّةِ ثُمَّ لَا يَعُودُونَ فِيهِ هُمْ شَرَ الْخُلْقِ وَالْخَلِيقَةِ سِيمَاهُمُ التَّحْلِيقُ (حم م هـ طب عن ابي ذر ورافع بن عمر والعفاري
معا)
3756- Benden sonra ümmetimden öyle bir kavim zuhur edecek ki, Kur'an okuduklarında, hulkumlardan (boğazlarından) aşağı geçmeyecek. Okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklar, ona bir daha dönmeyecekler. Yaratıkların en kötüleri, ahlakça en düşkün olanları bunlardır. Onların yüzleri tıraş edilmiş bir şekilde olacaktır.
Sabah evden çıktıklarında Allah'ın gazabiardin Akşam da Allah'ın buğzu içinde dolaşırlar. Sakın onion-
hundan olmayasın. دِينِهِ مِثْلَهُ (طب ك عن عبد الله بن الحرث بن جزء) 3755- Benden sonra sultanlar gelecek. Fitneler rında, develerin çöküşü gibi inip çöreklenecek. Kişiye taviz koparmadıkça hiçbir şeyi vermeyecekler.
3756- Benden sonra ümmetimden öyle bir kavim zuhur edecek ki, Kur'an okuduklarında, hulkumlardan (boğazlamuhur ete geçmeyecek. Okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklar, ana bir daha dönmeyecekler. Yaratıkların en kötüleri, ahlakça en düşkün olanları bunlardır. Onların yüzleri tıraş edilmiş bir şekilde olacaktır.
5743- "La ilahe illallah" dünya çıkarlarını dinleri üzerine tercih etmedikleri müddetçe, kulları Allah'ın gazabından korur. Dünye çıkarlarını dinleri üzerine tercih edip "La ilahe illallah" derlerse, bu kendilerine geri çevrilir ve Allah: "Yalan söylüyorsunuz" der.
5744- "Lâ ilâhe illellâh" büyük bir kelimedir. Allah katında büyük bir değeri vardır. Kim yürekten onu söylerse cenneti hak eder. Dıştan (yani içinden ikrar etmediği halde) söylerse malı ve canı korunur, fakat ahirette varacağı yer cehennemdir.
5748- Allah'tan daha gayretli ferd olamaz. Onun için gizli apk bütün çirkinlikleri ve günahları yasak etti. Allah'tan başka "send"nın kendisine daha sevimli geldiği bir kimse de yoktur. Bundan dolayı kendisini senâ etmiştir. Allah'tan daha ziyade kendisinden özür dlenmeyi seven de yoktur. Bu sebeple kitabı indirmiş ve peygamberler göndermiştir.
Kitap ilmini öğrenirler, te'vile kalkarlar. Halbuki te vilini Allah'tan başkası bilmez. İlim sahiplerini görürler de onlardan istifade etmezler ve onlara ehemmiyet vermezler.
Ya Rabbi! La ilahe illallah diyen herkes hakkında bana şefaat yetkisi ver." Bana şu cevap verilecek:
Buna ne senin, ne de senden önce gelenlerin hakkı ve yetkisi vardır. Bu benim hakkımdır." Bunu söyleyen kimse cehennemde kalmayacak, mutlaka oradan çıkacaktır.
5751- İslam'da ölünün ardından ağlayan cariyeye yardım etmek yoktur. İslam'da mehirden kurtulmak için karşılıklı birbirlerine kızlarını veya velisi bulundukları kadınları nikahlamak ve kabirlerde kurban kesmek yoktur. İslam'da belirli bir yerde attan inip zekat mallarına sahip olmak için adam salmak ve kendisi öne geçmek için yanındaki atı kovup uzaklaştırmak da yoktur. (Ganimet veya insanların malından) kapkaççılık yapan bizden değildir.
٥٧٥٢ - لا اَعُدُّهُ كَاذِبًا الرَّجُلَ يُصْلِحُ بَيْنَ النَّاسِ يَقُولُ الْقَوْلَ لا يُرِيدُ بِهِ الا الإِصْلاحَ وَالرَّجُلُ يَقُولُ فِي الْحَرْبِ وَالرَّجُلُ يُحَدِّثُ امْرَأَتَهُ وَالْمَرْأَةُ
تُحَدِّثُ زَوْجَهَا (د ق عن ام كلثوم بنت عقبة)
5752- İnsanların arasını bulmaya çalışan, sırf islah etmek maksadıyla gerçeğe uymayan sözü söyleyen, harpte konuşan kimseleri, karı-koca arasında geçen gerçek dışı sözlerden ötürü kadını ve kocayı katiyyen yalancı kabul etmem.
٥٧٥٣ - لا إِيمَانَ لِمَنْ لاَ أَمَانَةَ لَهُ وَلاَ دِينَ لِمَنْ لَا عَهْدَ لَهُ (حم ع حب طس
ق ض وعبد بن حميد والحكيم عن انس)
yoktur. 5753- Emaneti olmayanın imanı, sözünde durmayanın da dini
Atatürk’ün ‘vasiyeti’, yani tuttuğu gizli notlar ne açıdan önemli?
Atatürk’ün gizli vasiyeti adı altında 1980’de bunu ilk defa dile getirdim. Kastedilen, Atatürk’ün siyasî vasiyetidir. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kişi nasıl bir gelecek öngörüyor? Devletin ilelebet payidar kalabilmesi için neler gerektiğini düşünüyor? Bunun için kendisinin bazı tasavvurları var. Daha cumhuriyet kurulalı 15 sene olmuş. Dolayısıyla kastedilen “Makbule’ye 50 lira verin, ötekine 5 lira verin” şeklinde bir vasiyetname değil. Kendi tuttuğu çeşitli kayıtlar, görüşler ve yaklaşık 400 sayfayı bulan, kimisi iki satır, kimisi bir sayfa notlardan oluşan bir külliyat…
Bu notlar ilk defa İnönü tarafından mı açıldı?
Hayır. Bu, bildiğim kadarıyla 1958’den itibaren Menderes’in haberdar olduğu bir durum. Dolayısıyla 1938’de mühürlenerek saklanan bu kâğıtlar 1950’li yıllarda Menderes başbakan, Celal Bayar da cumhurbaşkanıyken onlar tarafından biliniyor olmalı. 1964’te Celal Bayar’a sordum; o da “Böyle bir olay vardır fakat Türkiye buradaki fikirlere hazır değildir” dedi. 1988’de 50 yıl doldu ve açılması gerektiğinde Kenan Evren 25 sene daha yasak koydu. Kızdığım taraf, hep birileri Türkiye ve Türk milleti adına “Türkler buna hazır değil” diyor. Ya kardeşim sen kimsin, niçin durmadan bunu deme yetkisini kendinde görüyorsun?
Bu notları açıp okuyanlardan bir bilgi sızmadı mı hiç?
Menderes’in 1958’de söylediği bir cümle vardır: “Siz isterseniz hilafeti de getirirsiniz.” O dönemde kullanılmayan, kullanılması mümkün olmayan bir cümle bu. Nitekim Menderes laiklikle ilgili yasa ve yönetmeliklerde değişiklikler yapmayı planlıyordu. 27 Mayıs’ın ardından idamı, notu okuduğunun işaretidir.
Atatürk’ün ‘vasiyeti’, yani tuttuğu gizli notlar ne açıdan önemli?
Atatürk’ün gizli vasiyeti adı altında 1980’de bunu ilk defa dile getirdim. Kastedilen, Atatürk’ün siyasî vasiyetidir. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kişi nasıl bir gelecek öngörüyor? Devletin ilelebet payidar kalabilmesi için neler gerektiğini düşünüyor? Bunun için kendisinin bazı tasavvurları var. Daha cumhuriyet kurulalı 15 sene olmuş. Dolayısıyla kastedilen “Makbule’ye 50 lira verin, ötekine 5 lira verin” şeklinde bir vasiyetname değil. Kendi tuttuğu çeşitli kayıtlar, görüşler ve yaklaşık 400 sayfayı bulan, kimisi iki satır, kimisi bir sayfa notlardan oluşan bir külliyat…
Bu notlar ilk defa İnönü tarafından mı açıldı?
Hayır. Bu, bildiğim kadarıyla 1958’den itibaren Menderes’in haberdar olduğu bir durum. Dolayısıyla 1938’de mühürlenerek saklanan bu kâğıtlar 1950’li yıllarda Menderes başbakan, Celal Bayar da cumhurbaşkanıyken onlar tarafından biliniyor olmalı. 1964’te Celal Bayar’a sordum; o da “Böyle bir olay vardır fakat Türkiye buradaki fikirlere hazır değildir” dedi. 1988’de 50 yıl doldu ve açılması gerektiğinde Kenan Evren 25 sene daha yasak koydu. Kızdığım taraf, hep birileri Türkiye ve Türk milleti adına “Türkler buna hazır değil” diyor. Ya kardeşim sen kimsin, niçin durmadan bunu deme yetkisini kendinde görüyorsun?
Bu notları açıp okuyanlardan bir bilgi sızmadı mı hiç?
Menderes’in 1958’de söylediği bir cümle vardır: “Siz isterseniz hilafeti de getirirsiniz.” O dönemde kullanılmayan, kullanılması mümkün olmayan bir cümle bu. Nitekim Menderes laiklikle ilgili yasa ve yönetmeliklerde değişiklikler yapmayı planlıyordu. 27 Mayıs’ın ardından idamı, notu okuduğunun işaretidir.
قَالَ غَسْمُهُ وظَلَمُهُ وأَيُّمَا رَجُل أَصَابَ مَالاً مِنْ غَيْرِ حِله والفق منه له يُبارك فيه وان تَصَدَّقَ لَمْ يَقْبَلْ مِنْهُ ومَا بَقِىَ فراده الى النار ان الخبيث لا
يُكَفِّرُ الْخَبيثَ وَلَكِنَّ الطَّيِّبَ يُكَفِّرُ الحي وطب عن ابن مسعود 5754. "Emaneti olmayanın imanı, ahdi olmayanın da dini
okter. Muhammed'in canı yed-i kudretinde olana yemin ederim ki, Nandini, dili doğru olmadıkça, dili de kalbi de doğru olmadıkça stokim olmaz. Komşusunun şerrinden emin olmadığı kişi de cennete gremez." "Ey Allah'ın Resulul Şerden maksat nedir?" diye sordularni "Bundan maksat zulmüdür."
Herhangi bir kimse haram para kazanıp da harcarsa, onda bereket olmaz. Sadaka verirse kabul edilmez. Onu ancak ateş paklar. Çunkü çirkin çirkini örtemez. Lakin güzel helal ve hoş olan şey habisi haramı örter.
3758- "Seninle Aişe arasında bir hadise olacak." (Bunu Hazreti Ali'ye buyurdu.) "Ey Allah'ın Rasulü! Şu halde ben onların en kötüleriyim?" dedi. "Hayır, lakin böyle bir şey olursa onu (A- işe'yi) emniyetli bir şekilde evine teslim et." buyurdu.
3759- Benden sonra ümmetimden bir kavim gelecek. Kur'an okuyacaklar, din tahsilini yapacaklar. Şeytan onlara gelip: "Sultana gelseniz de maddi durumunuzu düzeltse. Yine siz kendi inançlarınızı uygularsınız." diyecek. İşte o zaman onun emri din- lenmemeli. Çünkü dikenli ottan nasıl ki dikenden başka bir şey elde edilemiyorsa, sultana yaklaşan da hatadan kendini alamaz.
3760- İleride tanıdığınız fakat hareketlerinden hoşlan- madığınız birçok emirler olacak. Kim onlarla mücadele ederse kurtulur. Kim ayrı yaşarsa şerlerinden salim olur. Fakat kim onla- ra karışırsa helak olur.
3761- Benden sonra yolumdan ayrılacak ve sünnetime sarılmayacak olan bir çok hükümdarlar gelecek. Kalpleri şeytan kalbi, cisimleri ise insan cismi olan bir takım kimseler de zuhur e-
decek. Huzeyle dedi ki: "Buna erişirsem, nasıl davranayım?" Се vap verildi: "Seni dövse, malını alsa dahi en büyük olan emiri dinleyip daat et."
قَالَ ابْنُ مَسْعُود فَكَيْفَ اَصْنَعُ اِنْ اَدْرَكْتُهُمْ قَالَ تَسألنى يا ابن أم عبد كيف -٣٧٦٢- سيكون عليْكُمْ أمراء يُؤْخَرُونَ الصَّلوة عن مواقيتها ويخذلون البدع
تصنع لا طاعة لمن عصى الله (هـ) طب ق عن ابن مسعود
3762. "Başınıza, namazlarını vakitlerinden tehir eden emirler geçecek. Birçok bidatler ihdas edecekler. İbni Mesud sordu. "Onlara erişirsem ne yapayım?" "Ey Ummi Abd'in oğlu! (Ummi Abd, Abdullah ibn Mes'ud'un künyesidir.) Bana ne yapa. cağını soruyorsun, Allah'a asi olana asla itaat yoktur."
كَمَا يَخْدُمُكُمْ نِسَاءُ الْأُمَمِ قَبْلَكُمْ (طب عن ابن عمرو) 3764- Ümmetimin sonunda erkekler gibi eğerlere binen,
bagian zoyl deve hörgücü gibi olan giyinik veya çıplak kadınlar. menit kapisinde konaklayan kadınlar olacak. Onları lanetleyin. Çünkü onlar melundurlar. Ardınızdan bir millet gelecek olsa, siz- dlan inceki kadınların size hizmet ettikleri gibi, onlar da olan ümmete hizmetçi olurdu. gelecek
3767- Ahir zamanda kendilerine Lutiyye denilen kavimle olacak ve bunlar üç sınıf olacak: Yabancılara bakıp konuşmal suretiyle kendilerini tatmin edenler. Tokalaşıp kucaklaşarak tat min olanlar. Tamamen o menhus fiili irtikap edenler. Allah'ın la neti üzerlerine olsun. Ancak tevbe ederlerse başka, Allah tevbele rini kabul edip onları bağışlar.
نْيَاهُ مَا كَانَ مِنْ أَمْرِ دِينِهِ (ك في تاريخه عن ابن عباس)
3768- Ümmetimin sonlarına doğru mescitlerini süsleyi kalplerini harabeye çeviren kavimler zuhur edecek. Elbisesine ver diği önemi dinine vermeyecek. Dünyalık yerinde olduktan sonr
223- Allah Azze ve Celle diğer peygamberlerden söz al- dığı gibi, benden de söz aldı. Beni Meryem oğlu İsa Aleyhisselam ile müjdeledi. Resulüllah'ın annesi rüyasında, (beni doğurduğu sırada) iki ayağı arasından Şam köşklerini aydınlatan bir nurun çıktığını gördü.
٢٢٤ - أُخْرِجُوا الْمُشْرِكِينَ مِنْ جَزِيرَةِ الْعَرَبِ وَأَجِيرُوا الْوَفْدَ يَنْجُو مِمَّا كُنْتُ أجِيزُهُمْ (خ د عن ابن عباس)
224- Müşrikleri Arap Yarımadası'ndan çıkarın. Benim gi- bi gelen delegeleri (elçileri) kabul edin.
226- İnsanların en çok zararlı çıkanı ve en çok pişman olanı o kimsedir ki, ellerini (boş) ümitlerde eskitti. Günler ancak onu ölüme sürükledi de dünyadan azıksız çıkıp Allah'ın huzuruna hüccetsiz geldi.
الْكَفَّارَاتُ قَالَ نَقْلُ الْأَقْدَامِ إِلَى الْمَسَاجِدِ وَالنِظَارُ الصَّلوة بعد الصلوة وَإِثْمَامُ الْوُضُوءِ فِي الْيَوْمِ الْبَارِدِ عِنْدَ السَّبرات العسكري وأبي اسحق خط عن ابن .
عباس)
3269. "Üç şey helak edicidir, üç şey kurtarıcıdır, üç şey derece sağlayıcıdır, üç şey de günahları örtücüdür."
"Ey Allah'ın Rasulü! Helâk ediciler nelerdir?" diye sordular. Şöyle buyurdu: "Kendisine baş eğilen cimrilik, kendisinin ardından gidilen kötü arzu, kişinin kendini beğenmesi."
"Peki münciyat (kurtarıcılar) nedir?" Şu cevabı verdiler: "Gizli ve alenî hallerde Allah'tan korkmak, zenginlik ve fakirlik hallerinde iktisat, öfke ve hoşnutluk halinde adalet."
"Ya günahları örtenler nelerdir?" diye soruldu. Şu cevap verildi: "Ayakları camilere alıştırmak, namazdan sonra diğer namazı beklemek, çok soğuk günlerde abdesti tam almak."
3271- Üç şey var ki, bunları kim kendinde bulundurmazsa ne bendendir, ne de Allah'ın katında bir yeri vardır: Cahilin cehlini önleyebileceği sabır, insanlar arasında şahsiyetli yaşamasını sağlayacak olan güzel ahlak, kendisini Allah'a asi gelmekten alıkoyacak dindarlık.
أَرْسَلْتُهُ وَلَا ذَنْبَ عَلَيْهِ وَإِنْ تَوَفَّيْتُهُ تَوَفَّيْتُهُ إِلَى رَحْمَتِي (طب كر عن انس) 3272. Üç şey fazilet hazinesidir: Sadakayı gizli vermek,
musibeti gizlemek, şikayeti de gizlemek. Allah Teala buyuruyor ki Kuluma bir hastalık verdiğim zaman, ziyaretçilerine beni şikayet etmez de ben onu iyileştirirsem mutlaka vücudundaki etlerden daha hayırlısını ve kanından daha iyisini veririm. Şayet onu gönderirsem günahsız olarak gönderirim, onu öldürürsem doğru rahmetime kavuştururum.
3273- Üç şeyde insanlar için katiyyen ruhsat olamaz: Kafir olsun müslüman olsun, ana-babaya iyilikte bulunmak. Müslümana olsun, kafire olsun verilen sözde durmak. Emaneti verilecek kişi müslüman olsun, kafir olsun sahibine teslim etmek.
3274- Bir üç var ki, ondaki yemin sayılmaz. Bir üç var ki onda kişi melun sayılır. Bir üç daha var ki, onlardan şüpheliyim. Yeminin muteber olmadığı üç şeye gelince, çocuk ile baba arasında yemin olmaz. Karı ile koca arasında yemin olmaz. Köle ile efendisi arasındaki yemin de muteber değildir. Üç meluna gelince, ana-babasına lanet okuyan kişi melundur. Allah'tan başkasının namına hayvan kesen kişi melundur. Yerin sınırı ile oynayan insan da melundur. Kendisinde şüphe ettiğim üç şeye gelince, Üzeyr'in peygamber olup olmadığını
Tubbe'nin (Yemen meliklerinden biri) lanetlenip lanetlenmediğini bilmiyorum. Şerî cezaların, ehline birer keffaret olup bilmiyorum. olmadığını da bilmiyorum.
3275. Üç haslet vardır ki, sana kardeşinin sevgisini kazandırır: Gördüğün yerde ona selam vermen, bir meclise geldiğinde ona yer açman, en sevdiği isimlerle kendisini çağırman.
3276. Üç şeyde bereket vardır: Veresiye satmak, karşılıklı ödünç alıp vermek, buğday ile arpayı karıştırmak. (Bu, yalnız ev içindir, satmak için değil).
بر ان وضعفه عن انس) 3280- Üç şeyi kendinde bulunduran, sevabı hak eder, imanı ikmal eder: İnsanlar arasında iyi bir ahlakla yaşamak, kendini Allah'ın yasaklarından vera uzak tutacak bir (takva) sahibi olmak, cahilin cehlinden kendisini önleyecek tahammülü elde etmek.
3281- Üç şey iman ahlakındandır: Kişi kızdığı zaman, öfkesi kendini bâtıla sürüklemez. Kişi bir şeye rıza gösterdiği zaman onun rızası kendisini Hakk'tan almaz. Muktedir olduğu zaman hasmından hak etmediği şeyi almaz.
3282- Üç şeyi veya onlardan birini kendinde bulunduran kis istediği kadar huri ile evlendirilir: Kendisine gizli fakat can çekici bi emanet teslim edilip de ona el sürmeden Allah korkusundan olduğ gibi yerine teslim eden kişi, katili bağışlayan insan, her namazı ardından onbir kere "Kul hüvellâhü ehad"ı okuyan kişi.
4449. Kıyamet günü adil bir hakim öyle bir an şiddetli hesapla karşılaşacak ki, iki kişi arasında tek bir hurma hususunda bile hükmetmemiş olmasını temenni edecek.
الْحَيَوَانِ يَرَوْنَ الْجِهَادَ ضَرَرًا وَالزَّكَاةَ مَغْرَمًا (طب عن ابن عمرو)
4450- İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, kalpleri acem kalpleri olacak. (Riya ve kibirle dolu olacak).
"Acem kalpleri ne demektir?" diye sordular. "Dünya sevgisi." buyurdu.
Adetleri ve gidişatları da Arap (bedevi) adeti olacak. Ellerine bir rızık geçince onu hemen hayvana yedirecekler. Onlar cihadı zararlı, zekâtı da altından kalkılamayacak bir vergi kabul edecekler.
4454- İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki, akılsızlardan söz sahibi emirler olacak. İyi kimseleri seviyor gözüküp, kötülüklerine öncelik tanıyacaklar. Namazı vaktinde kılmayacaklar. Kim bu zamana erişirse, sakın insanların reisi, memur (vergi) toplayıcısı, Hâzin (sultanın vekili) olmasın.
وَرِيحِ مُنْتَنَةٍ فَيَتْرُكُهُ (ع حب ك ض عن ابي سعيد)
4455- Kıyamet günü kişi, cehennemde perişan olmuş babasını elinden tutup cennete sokmak isteyecek.
"Cennete müşrik olan giremez. Allah cenneti müşriklere yasak
etmiştir" diye bir ses duyacak. Adam: "Ey Rabbim! Bu benim babamdır. Ey Rabbim! Bu benim babamdır. Ey Rabbim! Bu benim babamdır" diye haykıracak. Bunun üzerine babası çirkin bir şekle sokulacak. Dayanılmaz fena koku etrafa saçacak ve nihayet çocuğu onu terk edecek.
için tutulmazlar. Onlar Allah'ın ayetlerinden birer ayettirler. Allah bunların tutulması ile kullarının kalplerine korku verir. Bingenaleyh bunu gördüğünüz zaman, açılıp eski haline gelinceye kadar namaz kılın, dua edin.
1380- Güneş ve ay, Allah'ın ayetlerinden birer ayetlerdir. Bir kimsenin ne ölümü ve ne de yaşaması için tutulmazlar. Binaenaleyh siz bunu gördüğünüz zaman: "Ey ümmet-i Muhammed! Allah'a dua edin, tekbir getirin, namaz kılın, sadaka verin. Ey ümmet-i Muhammed! Erkek veya dişi kulunun zina etmesi Allah'ın gazabını en mucib olan husustur. Vallahi, benim bildiğimi eğer siz bilseydiniz, az güler çok ağlardınız. Allah'ım! Tebliğ ettim mi?"
وابن جرير وابن سعد ق عن عبد الله الصنايحي طب عن صفوان بن المعطل)
1381- Güneş şeytanın boynuzu ile birlikte doğar. Doğduğu zaman onunla bulunur. Yükseldiği zaman ondan ayrılır, sonra zeval vakti geldi mi yine gelir onu bulur, güneş göğün ortasından kaydı mı yine ondan ayrılır, batmaya yüz tuttu mu yine yanına gelir, batınca yanından ayrılır. Bu yüzden bu üç vakitte namaz kılmayın.
۱۳۸۲ - انَّ الشَّهْرَ تَكُونُ تِسْعَةَ وَعِشْرِينَ يَوْمًا رخ ت عن انس م حب عــــن
في أي طَعَامِهِ تَكُونُ الْبَرَكَةُ (م هب عن جابر)
1385- Şeytan birinizin her işine burnunu sokar, yemek yerken bile yanında bulunur. Birinizden bir lokma düştüğü zaman üzerindekini silsin sonra onu yesin, sakın şeytana bırakmasın. Yemeği bitirince de parmaklarını yalasın. Çünkü o yemeğin hangi kısmında bereket bulunduğunu bilemez.
شهرة (الحاكم في الكنى وابو نعيم فى المغرفة وابن قانع وابن السكن وابن مندة عج عن
رافع بن يزيد الثقفى وقال ابن قانع هذا خطأ وانما هو صحيح من رواية رافع بن خديج وقال الجوزقاني في الاباطيل هذا حديث باطل وقال الحافظ بن حجر قوله مردود غايته انه
1386- Şeytan şüphe yok ki kızılı sever. Siz de kırmızı renk ve her şöhreti mucip olan elbiseden sakının.
az güler, çok 3910. Bana şimdi şu duvarın yanında cennet de cehennem dugunk gibi hayri da serri de olanca niteliği ile em görmedim. Eğer siz, benim bildiğimi bir bilseydiniz, ağlardınız.
وَارْتَفِعُوا عَنْ بَطْنِ مُحَسَّرٍ وَمِنَى كُلُّهَا مَنْحَرٌ (طب عن ابن عباس)
3911- Arafat'ın hepsi vakfaya durulacak yerdir. Urene'nin batmından daha yükseğe gidin, Müzdelife'nin hepsi durulacak yerdir. Muhasser'in batnından yükselin, Mina'nın her yeri kurban kesilecek yerdir.
وابو نصر وقال حسن غريب عن جابر وابو نصر عن ابي سعيد)
3912- Kim bilir belki biriniz koltuğuna yaslanmış bir halde beni yalanlayacaktır. Benim hadisim kendisine ulaşınca: "Bunu Allah'ın Rasulü dememiştir. Bırak bunu da bana
بْنِ مَريم (ق حم ن ش عن ثوبان) وَعَصَابَةٌ تَكُونُ مَعَ عِيسَى 3913. Ümmetimden iki cemaati Allah ateşten koruyacaktır. ladisteam's fetheden cemaat, Meryemoğlu İsa'ya (erişip) de onunla olan
3914- Lut kavminin helâkına sebep olan on huy vardır. Ümmetim buna bir huy daha ekliyecektir. Erkeklerin birbirleri ile cinsi münasebette bulunması, taş atmak, güvercinle oynamak, defler çalmak, içki içmek, sakal kesmek, bıyık uzatmak, ıslık çalmak, el ile alkış tutmak, ipek giymek, ümmetimin buna ilave ettiği huy ise, kadınların birbirleriyle cinsî ilişki kurmasıdır.
3915- İhtiyaç başgösterince harpte size düşmandan elde ettiğiniz on şeyi kullanmak mübahtır. Yemek, katık, meyve, ağaç, sirke, zeytinyağı, toprak, taş, yontulmamış odun parçası ve taze deri.
Ümmetim dünyaya ehemmiyet verdiğinde, islamın azamet ve heybeti kendisinden alınır. Marufu emr ve münkerden nehyi terkettiğinde vahyin bereketinden mahrum kalır. Ümmetim birbirine kötü sözler söylediklerinde ise Allahın gözünden düşer. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 55 / No: 3 Ramuz El-Ehadis
İnsanlar, mensubu oldukları ırkın, dinin, sosyo-ekonomik ya da siyasi oluşumların paydaşlarını kardeşleri' olarak kabul etmekte, diğer insanlarla ve varlıklarla ilişkilerinde ise 'kardeşlik' yerine 'öteki' muamelesini yeğlemektedirler. Elinizdeki kitapta, Hz. Peygamberin örnekliği ve rehberliğinde oluşan Medine İslam Toplumunun kardeşliğe dair kodlarının tespit edilerek güncellenmesi, böylece kardeşlik eksenli bir demokrasi anlayışının gelişmesine katkı sağlamak amaçlanmaktadır. İslam kardeşliğinin anlamı ve kapsamı, kardeşliğin değeri ve temel özellikleri, kardeşliğin ahlaki dayanakları ve temel dinamikleri, kardeşlik sorumluluğu ve hukuku ile kardeşliği geliştiren ve engelleyen unsurlar kitabın ana bölümlerini oluşturmaktadır.
Her iki alem Hz. Peygamber'in rahmet atının terkisine bağlanmıştır Arş ve Kürsi, Onun toprağını kendine kible edinmiştir Dünya ve ahret âleminin önderidir O Aşıkar ve gizli olan her şeyin rehberidir O
Mukaşele ehlinin büyüklerinden birisi şöyle demiştir: "Sürelerin baş Lam Mikasukea ta harflerinin hakikatlerini, ancak keşf ve vücud ehli bilir. Cunktu onlar meleklerdir. İsimleri harflerin isimleridir. Hepsi on dört melek tir. Çünkü mukattaa harflerinin toplami on dörttür. Sonuncusu " نَ وَالْقَلَمِ "dir let-Kalem, 68/1). Kur'ân'in menzillerinde, çeşitli vecihler üzere zahir oldular. Ban menzilerde "" ve " ص " gibi bir melek, bazılarında "طس". "يس" ve " gibi iki melek, bazılarında "الم" ve "طسم " gibi üç melek, bazılarında النص" ve "التر" gibi dört melek, bazilarinda ise " ve "حم عشق gibi beş melek bulunur. Onların şekilleri tekrar ile birlikte yetmiş dokuz melektir. Her meleğin elinde îmanın bir şubesi vardır. Çünkü "îman yet- miş küsur subedir. " " البضع ))küsur), birden dokuza kadar olan sayılardır. Hadiste küsurun son sayısı olan dokuz kullanılmıştır. İşte kârî (Kur'an oku- yan kimse) bu harfleri okuduğu zaman o melekleri çağırmış gibi olur. Onlar da icabet ederler. Kârî, "J" dediği zaman meleklerden üçü "Ne diyorsun?" der. Kari bu harflerden sonrasını okur. Eğer okuduğu cümle bir haber cümlesi ise melekler: "Doğru söyledin, bu kimse hakka iman etmiş, hakkı söyledi ve hakkı haber verdi." derler ve o kimse için istigfar ederler. "المص" ve benzerlerinde de durum aynıdır. Bu harflere açtığım bu kapıdan bakan kimse hayret verici şeyler görür. Mukattaa harflerinin cisimleri olduğu bu meleki ruhlar, o kimsenin emrine âmâde olur. Ellerindeki îmânın şu'beleri ile ona yardım eder ve îmânını korur."
el-Fütühât in nasihatlar bölümünde der ki: "İmanın şubeleri, Allah'ın birliğine şehadet, namaz kılmak, zekât vermek, oruç tutmak, hac etmek, abdest almak, cünüplükten arınmak için gusül etmek, Cuma günü gusül abdesti almak, sabır, şükür, vera', haya, emniyet, nasihat, ülülemre itaat, Haki zikretmek, hallka eziyet etmemek, emaneti yerine getirmek, mazlûma yardımcı olmak, zulmü terk etmek, insanı hor görmemek, grybeti terk etmek, çekiştirmeyi terk etmek, tecessüsü terk etmek, birisinin evine gire ceğinde izin istemek, öfkeyi yenmek, doğru olmak, iyi sözü dinlemek, fakir
Buhar man 3, Muslim, Iman 58; Ebu David, Sunnet 14: Nesai, İmân 16: Tirmizi, Birr 80:
ve dilencileri iyi sözle savmak, kötü sözü açıktan söylememek, güzel kelime ile ifade etmek; avret yerini ve dili muhafaza etmek, tövbe, tevekkül ve huşu içinde olmak, boş sözü terk etmek, målāyānīyi terk etmek, ahdine, sözüne ve akdine vefa göstermek, takva üzere olanlara yardım etmek, günahkar ve düşmanlara yardımda bulunmamak, takva üzere olmaya devam etmek, iyilik yapmak, doğruluk üzere olmak, emr-i ma'ruf ve nehy-i münker yap- mak, iki müslümanın arasını düzeltmek, ara açmamak, müminlere karşı şefkatli olmak, yumuşak davranmak ve mülayim olmak, anne babayı iyi- likte bulunmak, itāatsizliği terk etmek, insanlar için dua etmek ve rahmet dilemek, büyüklere değer vermek, Allah'ın çizdiği sınırlara uymak, cahiliyet davasını terk etmek, başkasının ardından kötü söz söylememek, başkalarına düşmanlık beslememek, yalancı şahidlik yapmamak ve yalan söz söyle- memek; hemz, lemz ve gamzı terk etmek, yani önden ve arkadan kötü söz söylememek, göz kırpmamak ve gammazlık etmemek, cemaatte hazır bulunmak, selâmı yaymak, hediyeleşmek; güzel huylu ve ahdinde sadık. olmak, sırr saklamak, evlatlarını nikâhlamak ve kadını nikâhla almak, ehl-i beyte muhabbet beslemek, kadınları sevmek, güzel kokuyu sevmek, ensåra sevgi beslemek, İslâm'ın şiârına tazim göstermek, hiyaneti terk etmek, mümin üzerine silah doğrultmamak, ölmüş olan kimseyi techiz ve tekfin etmek ve cenaze namazını kılmak, hastanın hatırını sormak, Müslümanların yolundan zahmet veren şeyi uzaklaştırmak, kendisi için sevdiği şeyi bütün müminler için de sevmek, Allah Teâlâ'yı ve Rasûlünü her şeyden daha çok sevmek, küfre tekrar dönmemek; meleklere, kitaplara, peygamberlere ve onların Allah'tan getirdiği her şeye iman etmek, ve bundan başka Kitab ve sünnetin ihtiva ettiği şeyler ki onlar pek çoktur."
Bir hadîste: "İmân yetmiş küsur şu'bedir. En üstünü "La ilahe
Bir hadiste: "İmân yetmiş küsur şu'bedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah" sözü, en aşağısı da yoldan insanlara eziyet veren şeyi kaldır- maktır. Haya da îmandan bir şu'bedir." 2 buyrulmuştur. Bu şu'beler îman ehlinin hasletleridir. Onlar kendi isimleriyle bir hadiste sayılmamıştır. İlim ehli onları muhtelif şekillerde saymışlardır. Bu hadisin lafzının ulaşabildiği en son şu'be sayısı yetmiş dokuzdur.
İmam Nesefi, Tefsîru't-Teysîr'de der ki: "Ben O'nun tercih ettiği tertîbe ve ictihâdıma göre onları şöylece sayıyorum: "Peygamberimiz (a.s.) îmanın şubelerini saymaya tehlîl ile başladı. Ondan sonra şunlar gelir:
nezafet/teme Tekbir, tesbih, tahmid, temcid, tecrid, tefrid, tevbe, inåbe, lik, taharet, namaz, zekât, oruç, kıyam/gece ibadeti, îtikaf, hac, um kurban, sadaka, gaza, köle âzâdı, Kur'ân kıraati, ihsana devam etme isyandan uzak durmak, azgınlığı terk etmek, düşmanlığı bırakmak, gör takvası, lisanı korumak, senâ, dua, havf, recâ, haya, sidk, såfå, nas samimiyet, vefâ, nedâmet, ağlamak, ihlás, zekâ, hilm, seha/comer İyiliğe şükür, belāya sabır, kazaya rıza, ölüm için hazırlanmak, süre uymak, sahåbeye muvafakat, yaşlılara ihtiram, küçüklere şefkat, ümme âlimlerine uymak, avâma şefkat, havâssa ihtiram ve saygı, Ehl-i sünne tāzim, emâneti eda, iffeti korumak, yemek yedirmek, iyilik yapmak, yet leri kollamak, sıla-i rahim, selamı yaymak, Allah'a teslimiyette sadakat günahlardan korunmayı gerçekleştirmek, dünya konusunda zühd, ahirete rağbet, Mevlâ'ya muvâfakat, hevâya muhalefet, cehennemden sakınmak Me'vâ cennetini taleb, keremi/cömertliği yaymak, âile mahremiytini mura faza, hizmetçilere iyilik yapmak, tevfikı taleb, tahkikı muhafaza, komşu ve arkadaşları gözetmek, kölelere iyi davranmak ve îmanın şu'belerinin en
aşağısı yoldan eziyet veren şeyleri kaldırmak."
Kim îman şu'belerini tam olarak yerine getirirse, Allah'ın vaadi olan îmânın kemaline nail olur. Nitekim Allah Teâlâ bu hususta şöyle buyurur İman edip de îmanlarına herhangi bir haksızlık bulaştırmayanlar var ya, işte güven onlarındır ve onlar doğru yolu bulanlardır. el-En'am, 6/82)
تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ الْمُبِينِ (۲)
2. Bunlar apaçık Kitab'ın âyetleridir.
Yâni bu sûre ve onun içindeki âyetler, i'câzı ve Allah'ın kelamı oluşunun oğruluğu apaçık olan Kur'ân âyetleridir. Şayet böyle olmasaydı, onun bert erini getirebilirlerdi ve Kur'ân'a karşı koymaktan aciz olmazlardı.
"الْمُبِينُ" kelimesi, açık ve aşikâr mânâsınadır veya şer'i hükümleri ve nlarla ilgili hususları açıklayan demektir.
et-Te'vilâtü'n-Necmiyye'de der ki: "Burada ve sûrelerin başlarında lunan bu mukattaa harflerinin yaratılmış harfler kabilinden olmadığı 1, bilakis kadim olan apaçık Kitab'ın ayetleri kabilinden olduğuna işaret
3. Onlar iman etmiyorlar diye neredeyse kendine kıya- caksın.
"Onlar iman etmiyorlar diye" yani Kureyş'in bu apaçık Kitab'a îman etmeyeceği korkusundan dolayı demektir. Çünkü apaçık Kitab'ın iman etmesine fayda etmediği gibi daha önce Allah'ın ezeli hükmünde îman etmeyeceği sâbit olan kimsenin îman etmesine korku ve üzüntünün fay- dası yoktur. O halde kederlenme/ sen tebliğini yaptın.
"Neredeyse kendine kıyacaksın."
Burada " لَعَلَّ" işfak, yani korku içindir. Allah Teâlâ ise ondan münez- zehtir. Korku Hz. Peygamber (s.a.)'e nisbetledir. "بخع نفسه" gam ve keder- den kendini öldürdü, demektir. Bir hadiste;
Size Yemen ehli geldi; onlar kalbleri pek ince ve itaatkar kimse lerdir."3 buyrulmuştur. Sanki onlar nefislerini täate boyun eğdirme konu- sunda onları öldüren kimseler gibidirler.
Yâni kendine acı, şefkatli ol, onu boş yere üzüntü ile öldürmekten kork. Bu âyet, Rasûlullah (s.a.)'i üzüntüyü terk etmeye ve sabırlı olmaya teşvik etmekte ve O'nu teselli etmektedir.
Kâşifi der ki: "Hz. Peygamber son derece istekli olmasına rağmen Kureyşliler Kur'ân'a iman etmediklerinden, bu durum çok gücüne gitti. Onun mübarek gönlünü teselli etmek için Hak Teală şöyle buyurdu: Ey Muhammed, sen onlar için kendini helåk edip öldüreceksin."
Keşfü'l-esrâr'da der ki: "Ey Muhammed! Bizim satvet ve siyasetimizle kahrolmuş ve yüce dergahımızdan kovulmuş bu bir avuç hakikate yabancı
olanlan niçin düşünüyorsun? Onların inkârlan sebebiyle neden kendine sıkıntı veriyorsun? Onları ezeli hükme teslim et, sen de bizim zikrimizle rahat ve huzur içinde ol."
hat Te 'vilâtü'n-Necmiyye'de ise şöyle der: "Ümmete rahmet ve şef katte ifrata düşmemesi için Hz. Peygamber (a.s.)'in te dibine işaret etmek tedir. Çünkü bu durum kendisini onlara meyletmeye götürür. Bu konuda tefrit ise kabalığa ve kalp katılığına sebep olur. Bilakis O (s.a.), kendisine yönelen ve sırt çeviren karşısında daima Allah'la beraber olmalıdır."
Hak sevgisi senin için bütün cihandan yeğdir; Masiva nakışlarından arın
Baharı ve sonbaharı bırak,
Servi gibi her zaman serâzâd ol
Sonra Allah Teâlâ onların îman etmelerine Allah'ın meşiyyetinin/ iradesinin taalluk etmediğini beyan etti ve şöyle buyurdu:
4. Biz dilesek, onların üzerine gökten bir mucize indi- ririz de, ona boyunları eğilip kalır.
"Biz dilesek, onların üzerine gökten" meleklerin indirilmesi veya kıya- met alâmetlerinden biri gibi zorlu bir musîbetin zuhûra gelmesi gibi onları îmâna mecbur edecek bir âyet "bir mûcize indiririz de, ona boyunları" o mûcizeye "eğilip kalır." boyun eğer de artık onlardan hiçbiri Allah'a isyana başını çeviremez. Fakat biz bunu yapmayız. Çünkü kıyamet günündeki îman gibi zora ve mecburiyete dayanan îmana îtibar edilmez.
Ayette îman ve ma'rîfetin hakiki anlamda özel bir mevhibe olup kul- ların kazanarak elde ettikleri şeylerin dışında kaldığı beyan edilmektedir. Mevhibe hasıl olunca uyarma ve müjde insana fayda verir. Aksi halde faydası olmaz. Dolayısıyla şakâvet üzere yaratılan/fıtratında şakavet olan kendisine ağlasın.
Hafız der ki:
İyi akıbete sahip olmak ne rindlikledir ne de zâhidlikle İşi Allah'ın inayetine bırakmak en iyisidir
Rıfktan mahrum olan, hayırdan da mahrum olur. (Müslim, Birr, 74)
KALPLERE DOKUNMANIN YOLU: NEZAKET (RIFK)
"Allah Refik'tir; nezaketi, yumuşaklığı, kolaylığı, lütuf ve ihsanı, şefkat ve merhameti sever. Kaba saba bir tavır karşısında esirgediğini, nezaket ve yu- muşaklık karşısında bol bol ihsan eder." (Müslim, Birr, 77) Sevgili Peygamberimiz bize, gücümüz el verdiğince yumuşak huylu olmayı; ilişkilerimizde karşılıklı nezaketi ve yumuşaklığı, sevgi ve saygıyı elden bırakmamayı öğütlemektedir. Resûlullah (sas), yumuşak davranma hususunda en güzel örneğimizdir. O, sadece insanlara değil, tüm canlılara şefkat, merhamet ve nezaketle davranmıştır. Her işinde kolaylaştırıcı olmuş, zorluk çıkarmaktan ve çevresindekileri in- citmekten sakınmıştır. Hatalar karşısında cezalandırmaktan ziyade affedici olmayı tercih etmiştir. Rıfka sahip olan rahmeti kuşanır; rahmeti kuşanan da Allah'ın merhametine ulaşır. Rıfkı terk eden şiddete yönelir; şiddet ise kıyamet günü pişmanlıktır. O hâlde, öfkenin aklımızı ve vicdanımızı esir almasına, sabırsızlığın ebedî kurtuluşumuza gölge düşürmesine fırsat vermeyelim.
1935- Sana Allah'tan korkmanı tavsiye ederim. Çünkü o bütün yapacağın amellerin bir süsüdür. Kur'an okumalısın. Allah'ı anmalısın. Çünkü bu gökte anılmana, yerde aydınlanmana bir vesiledir. Uzun sükutte bulunmalısın. Ama hayrı söyleyeceğin zaman başka. Hemen söyle. Çünkü bu şeytanı senden kovar. Din işinde sana yardımcı olur. Sakın ha çok gülme. Çünkü bu kalbi öldürür, yüzün nurunu giderir. Cihad etmelisin, ümmetimin asla bırakmayacağı şey budur. Yoksulları sev, yanlarında otur. Daima senden aşağı olana bak, üst olana değil. Bu Allah'ın üzerinde nimetini hakir görmemen için en layık olan husustur. Senden ilgilerini kesseler bile sakın ha akraba ile ilgini kesme. Acı da olsa doğruyu söyle. Allah uğrunda levm edenlerin levminden korkma. İçindeki bilgin seni insanlara reva görebileceğin kötülükten alıkoysun. Yaptığın şeyle onlara karşı övünme. Ayıp yönünden şu üç hasletin kişide bulunması kâfidir: Kendi kusurunu görmeden başkalarının kusurlarına bakması. Kendi utanılacak şeyde yüzerken o utanılacak şeyi sebebiyle başkalarını ayıplaması. Yanında oturan (komşusuna) eziyet etmesi. Ey Ebu Zerr! Tedbir gibi akıl yoktur,
YANITLASİL
yuksel11 Mart 2024 00:16 kötülükten çekinme gibi vera yoktur, güzel ahlak gibi şeref yoktur.
1936- Size Allah'tan korkmanızı, Habeşli bir köle bile başınıza geçirilse onu dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Çünkü benden sonra yaşayan çok ihtilata şahid olacaktır. Benim sünnetimden, hidayete ermiş, doğru yolda olan halifelerin yolundan ayrılmayın. Ona sımsıkı sarılın. Azı dişlerle ısırır gibi (sımsıkı sarılıp sakin bırakmayın). Sonradan uydurulmuş işlerden uzak durun. Çünkü sonradan uydurulan, bidattir, her bidat sapıklıktır.
لِلآخِرَةِ اخْتَارَ أَمْرَ الآخِرَةِ عَلَى الدُّنْيَا (كر والديلمي عن ابي هريرة) 3314- Üç şeyi kendinde bulunduran, kâmil bir iman elde
a) Allah yolunda kınayıcının kınamasından korkmamak, b) Yaptığı amellere en küçük bir riya dahi karıştırmamak, c) Biri dünya diğeri ahiret olan iki iş kendisine sunulduğunda, ahiretinkini tercih etmek.
etmiş olur:
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 01:53 1942- Kıyamet gününde kulun ilk hesap verecek olduğu şey, namazıdır. Eğer tamamlamışsa bu onun için tam olarak yazılır, tamamlayamamışsa Allah Azze ve Celle meleklere:
"Bakın, eğer kulumun nafile namazı varsa onunla bu farz namazlarını tamamlayın" emrini verecek. Sonra zekattan da böyle hesaba çekilecek. Sonra diğer ameller de bu minval üzere ele alınacak.
1340- Dünya melundur, dünyada bulunan ve kişiyi Allah'tan gafil eden hususlar da melundur. Yalnız zikrullah, Allah'ın sevdiği iyi amel, âlim ve ilim tahsil eden hariçtir. İsrailoğullarını baştan çıkarıp fitneye sürükleyen ilk şey muhakkak kadınlar olmuştur.
3868- Allah için ilim tahsil eden, Allah yolunda savaşa erkenden gidip sağ salim dönen gibidir.
ن
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 02:04 Sene yüz otuz beş olunca, Davud oğlu Süleyman (a.s.)'ın deniz adalarında hapsettiği şeytanların azılıları serbest kalır. Ve onların onda dokuzu lrak'a gider. Ve orada Kur'an hakkında (şeytanca) mücadele ederler. Onda biri ise Şam'da kalır. Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.) Sayfa: 60 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
Yorum Gönder Bu blogdaki popüler yayınlar İman Mayıs 04, 2023 DEVAMI Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti Mayıs 04, 2023 DEVAMI Meric Tumluer Said Nursi Mayıs 04, 2023 DEVAMI Blogger tarafından desteklenmektedir Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL Vasiyet ve mustafa PROFİLİ ZİYARET EDİN Arşivleme Kötüye Kullanım Bildir
)seçkinler)a özel bir hitabı hedef alması dolayısıyledir. وَلَا تَلْبِسُوا الحَقِّ بالباطل hakkı batıl ile karıştırıp aldatmayın; doğruyu yalanla, yanlışlarla bulayıp da وَتَكتُمُوالحق وأنتم تعلمون bile bile hakkı gizlemeyiniz. Bu âyetin anlamı çok kap- samlıdır. İlme ve amele dair hususları kapsar. Bilgiçlerin hilelerine, yalan do- lanlarına ve bozgunculuklarına, hatta ticaret ehlinin karışık işlerinden ve hakim- lerin haksız hükümlerine varıncaya kadar hepsine şümülü vardır. "İnsanları aldatmayınız, sahtekârlık yapmayınız." meâlinde bir genellemeyi ifade eder. Bununla beraber (kelâmın) sevki bilhassa ilmî değeri hedef alıyor. Nice kimse- ler vardır ki, ilmî gerçekleri bozarlar, kötüye kullanırlar, onları kendi gönüllerine göre evirerek çevirerek aslından çıkarırlar, bakırı yaldızlarlar, altın diye satarlar. Bu durum İsrailoğulları haberlerinde çok vardı. Bunlar, kendi yazdıkları fikirleri, te'villeri, tercemeleri, Tevrat'ın aslı ile karıştırıyorlar, seçilmez bir hale getiriyorlar ve bazan da Muhammed (s.a.v.)'e ait vasıflar hakkında yaptıkları gibi geçmiş kitaplardaki âyetleri saklıyorlardı ki, bu konuda فَوَيْلٌ لِلَّذِينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِأَيْدِيهِمْ ثُمَّ يَقُولُونَ هَذَا مِنْ عِنْدِ اللَّهِ "Yazıklar olsun o kimselere ki, kit- abı elleriyle yazıp, sonra 'Bu Allah katındandır.' derler." (Bakara, 2/7( يُحَرِّفُونَ الكلم عن مواضيه "Kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar." (Nisa, 4/46, Maide, 5/13( ve diğerleri gibi başka âyetler de vardır. Bunlar, Tevrat'ın aslını korumuyorlar, kendi yazdıkları tercemeleri: "İşte Allah'ın kitabı" diye Tevrat yerine koyuyor- lardı. Ve ilmî meselelerde gerçeği takip etmeyerek kendi gönüllerine göre
YANITLASİL
yuksel19 Mart 2024 05:59 2- BAKARA SÛRESİ: 42-43
Cu
oluy
din
hak
ma
rin
ara
ke
de
be
n
0
286
Cuz
açıklamalarda bulunuyorlar, arzu ve şehvetlerine sapıyorlar, safsatalar yapıyorlar, arzularına tabi oluyorlardı. Bu şekilde hak fikri, hak inancı kalmıyor aidatma, karıştırma, aldatıcılık hükümran oluyordu. İşte bütün bunlara karşı İsrailoğullarının bilginlerine genel olarak bu yasaklama hitabı söylenmiştir ki, Kur'ân'da bu konuda başka bir âyet olmayıp da yalnız bu âyet olsaydı, Kur'ân'ın terceme ve tefsiri meselesinde ve diğer ilmî vaziyette İslâm'ın tutumunu, ilmi vazifenin şeklini tayin etmek için bu âyet yeterli olurdu. Kur'ân'ın tecrid (soyutlama) meselesinin ne büyük önemi haiz olduğu, Kur'ân'ı Kur'ân, terceme- sini terceme, tefsir ve te'vili de tefsir ve te'vil olarak bellemek ve belletmek bir hak görev olduğu unutulmamalı. "Farsça Kur'ân", "Türkçe Kur'ân" gibi sözlerden çekinmelidir. Çünkü milyonla terceme ve te'vil yazılır, onlar yine Kur'ân'ın hakikati olmaz, Cenab-ı Hak لا تلبسُوا الحَقِّ بالباطل buyurmuştur.
BISMILLAHI Allah nami na, Allah için, Allahın adı ve izni ile,
YanıtlaSil(Esbab zahiriye eliyle gelen nimetleri, o esbab hesabına almamak gerektir. Eger o sebep Intlyar sahibi değilse-meselä hayvan ve ağaç gibi doğrudan doğruya Cenab-ı Hak hesabına verir. Mådem o, Ilsan-i hål ile Bismillah der, sana verir. Sen de Allah hesabına olarak Bismillah de, al. Eğer o sebep ihtiyar sahibi ise: o Bismillah deme- II, sonra ondan al, yoksa alma, Cünkü
ولا تأكلوا بما لم يذكر اسم الله عليه
ayetinin mânâ-yı sarihinden başka bir mânâ-yı İşärisi şudur ki, "Mün'im-i Hakikiyi hatıra getir- mlyen ve onun namıyla verilmiyen nimeti yeme- yiniz" demektir. O hålde hem veren Bismillah demell, hem alan Bismillah demeli, Eğer o Bis millah demiyor, fakat sen de almağa muhtaç isen sen Bismillah de, onun başı üstünde rahmet-i İlahiyenin elini gör, şükür ile öp, ondan al, Yanis Nimetten in'ama bak, in 'amdan, Mün'im-i Hakiki- yl düşün. Bu düşünmek bir şükürdür. Sonra o zahiri vasıtaya istersen dua et. Çünki o nimet
onun eliyle size gönderildi. L.) (Kur'an-ı Kerim, nimetleri, Ayetleri, delil- leri tâdat ederken ميائي الأمربكما تكذبان âyet-i celllesi tekrar ile zikredilmekte olduğun-
dan şöyle bir delalet vardır ki: Cin ve Insin en çok İsyanlarını, en sedit tuğyanlarını, en azim küfranlarını tevlid eden şöyle bir vaziyetleridir ki, nimet Içinde in'amı görmüyorlar, In'amı görmediklerinden Mün'im-i ederler. hakikiden gaflet Mün'imden gafletleri saikasıyla, o ni'metleri, esbaba veya tesadüfe isnad ederek, Allahdan o nimetlerin geldiğini tekzib ediyorlar. Binaenaleyh, herbir nimetin bidayetinde, mü'min olan kimse, Besmeleyi okusun. Ve o nimetin Al- lahdan olduğunu kasdetmekle, kendisi ancak AI- lahın ismiyle, Allahın hesabına aldığını bilerek, Al- laha minnet ve şükranla mukabelede bulunsun M.N.)
Imam-ı Şafii rh.a.'den
YanıtlaSilSofiyye ile sohbetim esnasında kendilerinden üç şey öğrendim.
" 1. Zaman bir kılınçtır, sen onu kullanmazsan o seni keser. 2. Kendini hak ile meşgul etmezsen, bâtil seni istila eder. . Kendine hiç bir varlık isnad etmemek, erbâb-ı ismetten olmak demektir.
Celaluddin-i Suyûtî; Te'yidü'l-Hakikati'l-Aliyye, s. 15:
YANITLASİL
yuksel19 Kasım 2023 21:27
İmam-ı Malik rh.a.'in Görüşü
"Fikhi öğrenip de tasavvufu öğrenmemiş olan fâsıklığa, Tasavvufu öğrenip, fıkhı öğrenmemiş olan zındıklığa düçar olabilir. Hem fikhi ve
hem de tasavvufu birarada cem eden de hakikate ulaşır." Aliyyü'l-Kârî Fıkh-ı Maliki Şerhi c. 1, s. 33
YANITLASİL
yuksel19 Kasım 2023 21:35
islam
aylık mecmua
Meâl-i Şerîf - 106
YanıtlaSil106- Biz herhangi bir ayeti (n lafzını yahut hükmünü veya her ikisinin 16. Biz het nu neshedersek veya (hazalardan silerek) on geutturursak, (onun yerine, hem kullara fayda ve kolaylık açısından, hem de sevap bakımından) ondan daha iyisini veya (yükümlülük ve sevap ka zandırma yönünden) onun (bir) benzerini getiririz. (Habibim!) Bilmedin mi ki; gerçekten Allâh (emretme, yasaklama, değiştirme ve hükümsüz kıl
ma dâhil) her şeye (hakkıyla gücü yeten bir) Kadîr'dir?! Kur'ân'da ve Sünnet'te geçerli olan "Nesh" konusu "Şerî bir hükmün, Allâh-u Teâlâ ta- rafından tümüyle kaldırılması veyâ misliyle yâhut daha iyisiyle değiştirilmesi" anlamına gel- mektedir. Meselâ Bakara Sûre-i Celîlesi'nin 180. âyet-i kerîmesinde: "Ardından mal bırakacak kişinin, o maldan ne kadar pay alacakları hususunda ana-babasına ve akrabâsına vasiyette bulunmasının farz olduğu" açıkça bildirilmiştir. Ama daha sonra "Mîras âyetleri" olarak anı lan; Nisa Sûresi'nin 11 ve 12. âyet-i kerîmelerinin indirilişiyle, herkesin ne alacağı taksim edil miş ve böylece ölecek kişinin kafasına göre vasiyet yapmasının farziyeti kaldırılmıştır.
90
YANITLASİL
yuksel30 Kasım 2023 03:21
KUR'ÂN-I 'AZÎM
ve Soru Edatlı Kelime Mânâsı - 1
Cüz: 1
Sûre: 2
Yine böylece kiblenin Mescid-i Aksa'dan Mescid-i Harâm'a döndürülüşü de neshin ör- neklerindendir. Bu konuda misalleri çoğaltabiliriz. Konunun ehemmiyetinden dolayı âlimler: "Nâsih ve mensûhu bilmeyen kimselerin âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfler okuyarak vaaz et- meleri câiz değildir" demişlerdir. Allâh-u Teâlâ neyi ne zamâna kadar ne sebeple geçerli kı- lacağını, ne zamanda neyi hangi hikmetle hükümsüz kılacağını ezelî ilmiyle bildiği için nesh, Allâh-u Teâlâ'nın ilminde ve takdîrinde vukû bulan bir değişiklik olarak görülemez, bilakis bu hükümler, ferdin ve toplumun menfaatleri gözetilerek zaman ve zemine göre değişebilecek şekilde takdîr edilmiştir. Ancak şu bilinmelidir ki; nesh sâdece emir ve yasaklarda geçerlidir, ama haber ve kıssa niteliğindeki konularda geçerliliği düşünülemez. Neshin şekilleri, örnekle- ri ve hikmetleri hususunda geniş mâlûmât için bakınız: Rûhu'l-Furkan Tefsiri, 1/502-507
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
YanıtlaSilBismillahirrahmanirrahim
Elhamdülillah
Allahuekber
Subhanallah
Allahümmesallialaseyyidinamuhammed
Sallaahualeyhivesellem
Estagfirullah
Beş vakit namazı camide kılan Bismillahirrahmanirrahim demiş gibidir.
Ümmetim yıldızlara gidesiye kadar kıyamet kopmayacaktir
yuksel1 Aralık 2023 03:16
YanıtlaSilTARİKATLAR-412
Eve geldi Muhammed'i bulmadı, Yemen illerinde Veysel Karani. Adına Yunus Emre'nin de yuka-
rıya bir kıtasını aldığımız ilahiyi yaz- dığı Veysel Karani Türk tasavvuf ede- iyatında büyük sevgi ve alaka görmüş, hakkında menkıbenameler, pek çok ilahi ve destan mahiyetinde hikâyeler kaleme alınmıştır.
Sufi kaynaklarından bir kısmı Veysel Karani'nin Hz. Peygamberle görüştüğünü ileri sürerlerse de, diğer kaynaklar ve rivayetler bunun aksini savunmuşlardır. Yukarıda belirtildi- ği gibi, hasta annesini yalnız bırakma- dığı için, Medine'ye gidemeyen bu Sufi için Hz. Peygamber, Hz. Ömer ve Hz. Ali'ye, onunla görüşmek imkanı- nın kendilerine nasip olacağını müj- delemiştir. Ayrıca duasını almalarını da bildirmiştir. Onlar da onu görecek- leri anın gelmesini dört gözle bekleme- ye koyulmuşlardır. Hz. Ömer'in hali- feliği döneminin son yıllarına doğru, onun Yemen'den gelen bir hacı kafi- lesi ile gelip Mekke'de bulunduğunu öğrendiler. Hacılar Veysel'in Arafat yakınlarında deve güttüğünü haber verip, hakkında alaylı sözler söyledi- ler. Fakat, Hz. Peygamber'in onun için söylediklerini öğrenince bu tavır- larından ötürü nedamet duydular. Hz. Ömer ve Ali, Veysel Karani'yi bu- lup kendisiyle görüşmek imkanını el- de ettiler. Hz. Peygamber'in kendisi hakkında söylediklerini naklettikleri gibi, hayır duasını da aldılar. Kendi- sine liediye ve para vermek yolunda- ki teşebbüsleri boşa gitti. Maddi hiç- bir şey kabul etmeyen Veysel, hacılar- la
birlikte yine Yemen'e döndü.
Daha sonra geri gelen Veysel Ka-
YANITLASİL
yuksel1 Aralık 2023 03:20
rani, Hz. Ali'nin halifeliği sırasında Medine'ye gitti ve Haricilerin ortaya çıkmalarına sebep olan Siffin savaşın- da Hz. Ali'nin saflarında savaşçı ola- rak bulundu. Bir rivayete göre bu sa- vaşta şehit olmuş, başka bir rivayete göre ise, yine Hz. Ali'nin hilafeti dö- neminde Şam'da hadis ilmiyle meşgul bulunduğu sırada vefat etmiştir. Ri- vayetlerden anlaşıldığına göre Üveys, çok fakir bir ailenin küçük yaşta ye- tim kalmış bir çocuğudur ve son de- rece bağlı bulunduğu annesi ona hem analık, hem de babalık etmiştir.
Hz. Peygamber'i hiç görmediği halde, inanması ve gönülden bağlan- ması, Peygamber tarafından da müj- delenmesi, tasavvufta bir mürşide ula- şamayıp onun ruhaniyetinden feyz alanlara "Üveysi" denmesine yol aç- mıştır. Yani görmediği bir şeyh tara- fından yetiştirilen Sufiye, "Üveysi", bu yoldaki yetişme tarzına "Üveysi- lik'denmektedir.
Daha sonraları Üveysilik dört zümre için kullanılmıştır: a) Hz. Pey- gamber'in ruhaniyetinden feyz alan- lar, b) Veysel Karani'nin yolunda ye- tişenler, c) Herhangi büyük bir şeyhin ruhaniyetinden feyz alanlar, d) Hızır Aleyhüsselam tarafından irşad edilenler.
Veysel Karani halk tarafından çok sevilmiş ve bir çok iyi davranışlar ona bağlanarak misal haline getirilmiştir. Bu yüzden de kendisine fazlasıyla sa- hip çıkıldığından İslâm ülkelerinde, Yunus Emre için olduğu gibi, pek çok yerde kabirleri bulunmaktadır. Bun- ların hepsi gerçek kabir olmayıp sev- gi dolayısıyla ayrılmış makamlardır
26. Şuará Sûresi
YanıtlaSil180
Ayet: 227
Yasaklanan şiirle ve diğer kötülüklerle kendilerine "haksızlık edenler hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir."
Buradaki haksızlık edenler' ifadesi her zalim için geneldir.
"النقل" inkilab, dönme, dönüş manasinadır. Yani onlar ölümler den sonra Allah'a öyle dönüp öyle varırlar; kötü bir dönüşle dönenler ve deli bir varışla geri varırlar. Çünkü onların dönüp varacaklan yer cehen nemdir.
Kaşifi der ki: "Hangi yere dönseler o dönecekleri yer ateş olacak tır."
Rivayete göre Ebû Bekr (r.a.) hayatından ümid kesince Osman (r.a.)'dan şöyle bir ahidname yazmasını istedi: "Bu Ebû Kuhâfe'nin oğlu- nun, kâfir kimsenin bile îmana geldiği bir halde mü'minlere ahdi/vasi yetidir. Ebû Bekir (r.a.) bir ara baygınlık geçirip ayrıldıktan sonra şöyle demiştir: Ben size Ömer b. Hattab'ı (r.a.) yerime halife bırakıyorum. Eğer âdil olursa ki onun hakkında benim zannım budur. Eğer âdil olmazsa "haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir."
"الظلم" adaletten sapmak ve haktan yüz çevirmektir.
Zālimler üç çeşittir: En büyük zâlim, Allah'ın şeriatının (hükmü) altına girmeyendir. Allah Teâlâ: "Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür." (Lokmat. 31/13) buyurarak bunu kasdetmiştir. Ortanca zâlim, sultanın hükmünü yeri ne getirmeyendir. En küçük zalim ise amel ve çalışmaktan haylazlık yapıp insanların menfaatlarını alan, kendi menfaatini onlara vermeyendir.
Adaletin faziletindendir ki onun ziddi olan zulümden tevbe ancak ada let yapmakla mümkündür. Şayet hırsızlar aralarında bir şeyi şart koşsalar ve onda adâleti gözetmeseler, işleri yolunda gitmez.
Akıl sahibi kimseye gereken, bu vaîd ve şiddetli tehdîde kulak vermek.
Her sålikin yardımcısı, sülük edilen yolların tehlikelerinden kurtaran ancak Allah'tır. 41
41. Şuara süresi, 1108 yılının Zülkāde ayının 9'unda (30 Mavis 1697) Persembe günü tamam old
YANITLASİL
yuksel7 Aralık 2023 01:20
تفسير روح البيان
Rûhu'l Beyân
- Kur'an Meâli ve Tefsiri -
İsmail Hakkı BURSEVÎ
ERKAM YAYINLARI
CILT
14
sy. 180.
Tarangirane Siyaset karşıdaki meleği şeytan gösterir. (M.) 258:22. Mektup, 4. vecih; (Sn.) 68; (E.L.) 1:266; 2: 144, 145. Tarafgirâne siyaset keşfiyata mânidir. (Mh.) 32:1. maka. 8.
YanıtlaSilmuk
Tarafgirâne vaziyet almamak itiraz edenlerin pişmanlığına se- bep olur. (E.L.) 1:157.
Tarih, asker milletinin siyasete girmesinin çok tehlikeli oldu- ğunu gösteriyor. (H.Ş.) 113: Asa. Hit Yalancı politika ve siyasete dayanmak insanlığın maslahatına
zıttır. (H.Ş.) 78. Zâlim siyasetin gaddarene bir düsturu da "Cemaat için fert feda edilir" dir. (E.L.) 1:206; (H.Ş.) 153.
YANITLASİL
yuksel14 Aralık 2023 00:32
Bir Hazinenin Anahtarı
Risale-i Nur Kulliyati Fihrist ve İndeksi
İsmail Mutlu
sy. 595.
sol taraflarından verirler. Hak teålå orada bütün mahluklarına vasıtasız kelâm söyler. Bir onda herkesin hesabını görüp kimine hitab, kimine itâb eder. Mazlûmun hakkını zālimden alıp, zālimin hasenâtı var ise ona ve- rir, yoksa mazlûmun günahlarını zālime yükletir. Hesabdan sonra hay- vanları toprak eder. Kafirler hayvanlara gıpta edip keşki biz de toprak ol- saydık derler.
YanıtlaSilHz. ALİ -RADIYALLAHU ANH-IN KIYMETLİ SÖZLERİ
YanıtlaSil* Kişi, dili altında saklıdır, konuşturunuz zaman kıyme- tinden neler kaybettiğini anlarsınız.
* Dünya bir cîfedir, leştir. Ondan birşey isteyen köpek- lerle dalaşmaya dayanıklı olsun.
* Kul ümidini yalnız Rabbine bağlamalı ve yalnız günah- ları kendisini korkutmalıdır.
* İnsanlar arasında Allah'ı en iyi bilen, O'nu çok seven ve tam ta'zim edendir.
* İlimsiz yapılan ibadette, anlayış vermeyen ilimde, te- fekküre götürmeyen Kur'ân-ı Kerîm okumakta hayır yoktur.
* İyilik bilmez birisi de olsa, sen iyilik yap! Zira o, mukabi- linde teşekkür edene yapılan iyilikten mizanda daha ağır gelir.
* Edep aklın sûretidir.
* Alim ölse de yaşar, cahil yaşarken ölüdür.
* Bana bir harf öğretenin kölesi olurum.
* İnsanın kıymeti, yaptığı iyiliklerle ölçülür.
* Kalbin şifâsı Kur'ân-ı Kerîm okumaktır.
YANITLASİL
yuksel31 Ocak 2024 21:51
ISLAM KAHRAMANLARI
• İnsanlara önce hakkı öğretiniz. Onu öğrenen batil
tanır. * İnsanı layık olmadığı yere koymak zulümdür.
• Hakk'ı tanıyan Hak ehlini de kolayca anlar. Önce bâtil öğrenen, Hakk'ı güç tanır.
*Sen babanın hakkına riayet edersen, oğlun da senin hakkına riayet eder.
• Cimri insan, dünyada fakirler gibi yaşar, ahirette de zenginler gibi hesaba çekilir.
* Dostlarının kalbini kırmakla, düşmanlarının arzularını yapmış olursun.
* Himayen altındakilere iyilik yapmak istersen, onlara terbiye ve edep öğret.
* İki şey aklı ve tedbiri bozar, biri acele etmek, biri de olmayacak şeyi istemek.
* Kanaat eden aziz, açgözlülük yapan zelil olur.
* Nasihati reddeden, rezalet bulur.
* Kişinin verene teşekkür etmesi, nimetinin artmasına sebep olur.
* Ölümü unutmak, kalbin paslanmasındandır.
* Oburlukla sağlık bir arada bulunamaz.
* Mes'ud insan başkasından ibret alandır.
*Kişinin kendisini beğenmesi, aklının zayıf olduğuna delalet eder.
58
* Hakiki dost, sıkıntı zamanında imdada yetişendir
YANITLASİL
yuksel31 Ocak 2024 21:52
ASR-I SAADET'TEN
* Lüzumsuz şeylerin peşinde koşan, lüzumlu şeyleri ka- çırır.
• İnsanın namaz hususunda tembellik göstermesi, îman zayıflığındandır.
* Sabır kederlere perde, tehlikelere karşı yardımcıdır.
* Öldükten sonra yaşamak isterseniz, ölmez bir eser bırakınız.
* Her fenalıktan uzak kalmanın yolu, dili tutmaktır.
* İktisat az şeyi çoğaltır, israf çok şeyi azaltır.
* Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras, ilim gibi şeref olmaz.
İnsanlığın kurtuluşu faizin kaldırılması, zekâtın yerine getiril mesindedir. (S.) 649:Lemaat
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 22:33
İnsanlar kendi idarecilerinin yolundadır. (Mn.) 33.
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 22:53
8.Asirda İngiliz Kralı Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazarak para bastırmış.
Akra Fm.
Günün sohbeti
Prof Dr Mahmud Esad Coşan
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 23:36
Türkiye Cumhuriyeti de paranın üstüne Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazmalidir.
Cennet ehli Cennete Cehennem ehli de ateşe girdiklerinde, ölüm (bir koç şeklinde) Cennetle Cehennem arasında bir yere getirilir ve kesilir. Sonra bir münadi şöyle nida eder: "Ey ehli Cennet, ebedilik var ölüm yok. Ey ehli nar, ebedilik. Ölüm yok." Bunun üzerine Cennet ehlinin sevinç üzerine sevinçleri artar. Cehennem ehlinin ise hüzünleri üzerine hüzünleri artar.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 51 / No: 9
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel20 Şubat 2024 16:30
Ümmetimi Benden sonra öyle fitneler kaplayacak ki, o fitnelerde insanın vücudu gibi kalbide ölür.
Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 346 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
de: «Malınızın ve avene- nizin çokluğu ve hakkı kabulde büyüklenmeniz sizi azabdan kurtarmadı.» derler.] [2] : [Ve «Bunlar (yani müslümanlar) Cennete giremez. diye yemin ederdiniz, derler.] [3] O anda: [Mü'minlere, «Cennete giriniz; sizin için asla korku ve keder yoktur. denilir.] A'raf halkının kim olacağı (sabi iken ölen küffar evladı, deliler vesaire olmak üzere) ihtilaflıdır. ((Cen- netle Cehennem arasında Yahya aleyhisselâm tarafından, Ce- nabı Hakkın emriyle, ölüm kesilip yok edilecek ve ondan sonra kâfirlerin kederi, mü'minlerin sevinçleri artacaktır.))
YanıtlaSil24. Hz. Peygamber (sav) buyurmuştur ki:
YanıtlaSil"Bütün hataların kaynağı, dünya sevgisi; bütün fitne- lerin kaynağı, öşür ve zekâtı vermemektir."
Tasavvuf Klasikleri
ibn Hacer El-Askalani
MÜNEBBİHAT
UYARILAR
24. Hz. Peygamber (sav) buyurmuştur ki:
YanıtlaSil"Bütün hataların kaynağı, dünya sevgisi; bütün fitne- lerin kaynağı, öşür ve zekâtı vermemektir."
Tasavvuf Klasikleri
ibn Hacer El-Askalani
MÜNEBBİHAT
UYARILAR
Dünya ile Ahiret işi bir anda yapılması gerekse ahiret işi önce yapılır.
YanıtlaSilAKRA FM
MAHMUD ESAD COŞAN
HADİSLER DERYASI
guya yerleştiler, halen sayıca az olmalarına rağmen birçok ülkenin Sunetimini, kültürel hayatını, ekonomisini, dünya ticaretini ele geçir miş, istediğini istediği ülkeye empoze ettirip yaptırabiliyorlar... Batılı devletlerin, daha başka, mason locaları, Lions kulüpleri, Ro- tary kulüpleri, Bilderbergler, misyoner teşkilatları, Yehova Şahitleri gi bi nice nice dinî, sosyal, siyasî, gizli, âşikâr, etkili, faal teşkilatları var... Ama biz müslümanların böyle kuruluşları yok; kurulmamış, kuru-
YanıtlaSillanlar tahrip edilmiş, kapatılmış, yasaklanmış...
Emperyalistler bir İslâm ülkesini ele geçirdiler mi önce İslam'ı
unutturmaya, müslüman halkı dejenere etmeye çalışırlar, en çok, ger- çek İslâm'dan, halis müslümandan korkarlar. Çünkü İslâm, iman, Kur'an, irfan, ahlâk ve mâneviyat ile ilim, çalışma, gayret, şuur, onur, basiret, hürriyet, istiklal, kalkınma, refah, mutluluk, zenginlik, güçlü- lük arasında kuvvetli ilişkiler, sarsılmaz bağlar, kesin etki ve tepkiler olduğunu çok iyi bilirler.
YANITLASİL
yuksel28 Şubat 2024 06:54
smler belli, duvarlar saglam, R çek buketleri, demek ki sık sık in uzerlerinde demet demet ta- ziyaret olunmaktalar...
Onlar böyleyken bizler ne yapmışız? Maalesef yürekler acısı bir durum. Mezarlıklar istilaya uğramış, gecekondu dolmuş, istimlak edilmiş, türbeler yıkılmış, kapatılmış, tozlu, harap, yağmalanmış; cami lere el konulmuş, halı la rı, levhaları, minberleri, mihraplan, çinileri- hatta kubbe kurşunları çalınmış, en değerli eserler yıktırılmış, avlu ları yok edilmiş; tarih sevdirilmemiş, ecdat kötülenmiş, gerici ve yo- baz gösterilmiş, vatan hainle ri putlaştırılmış, kahramanlaştırılmış; sa- raylar yağmalanmış, arşivler satılmış, şehirlerin tarihî binaları yıkıl- mış, yerlerini soğuk beton yığınlar almış, vakıf eserler yağmalanmış, kütüphaneler kapatılmış, en değerli kitaplar kaybolmuş, bir sürü yol- suzluk, hırsızlık, hainlik, düşmanlık, kadirbilmezlik, şarlatanlık, dal- kavukluk, nemelâzımcılık, vefasızlık, şuursuzluk...
Milli kültürümüz mahvedilmiş, tarihimiz yağmalanmış, tarih şu- uru sıfır, takip yok, hesap soran yok, suçlu ortada, ev sahibinden bas- kin, arsız, yüzsüz. Bu rezalete kimler, ne zaman dur diyecekler acaba; Şark'ın
eski aslanları nerede, uykudan ne zaman uyanacaklar? Bir 18 Mart Canakkale Zaferi gecti kar kisi olayı bilmekte? Çocuk
YanıtlaSil3233- Peygamberlik içinizde, Allah'ın dilediği zamana kadar devam edecek, sonra kaldırmak isteyince onu, kaldıracak; sonra nübüvvetin yolunda olan hilafet Allah'ın dilediği müddete kadar sürecek, sonra onu kaldırmak isteyince kaldıracak, sonra ısıran saltanat devri gelecek, o da Allah'ın dilediği zamana kadar kalacak, sonra Allah onu kaldırmak isteyince kaldıracak, sonra onu zorba bir hükümdarlık takip edecek, sonra da nübüvvet yolu üzerinde olan bir hilafet devri gelecek.
٣٢٣٤ - تَكُونُ لَأَصْحَابِي زَلَّةٌ يَغْفِرُهَا اللَّهُ لَهُمْ لِسَابِقَتِهِمْ مَعِي (كر عن محمد
بن الحنفية عن ابيه
3234- Ashabımın zellesi (ayak kayması) olur. Lakin Allah onları benimle beraber güzel geçmişleri bulunduğu için bağışlar.
٣٢٣٥ - تَكُونُ بَيْنَ يَدَيِ السَّاعَةِ أَيَّامٍ يُرْفَعُ فِيهَا الْعِلْمُ وَيُنْزَلُ فِيهَا الْجَهْلُ
وَيُكْثَرُ فِيهَا الْهَرَجُ وَالْهَرَجُ الْقَتْلُ (ه عن ابن مسعود)
3235- Kıyamet öncesi öyle günler olacak ki, o günlerde ilim kalkacak, cehalet yaygın hal alacak, cinayetler çoğalacak.
بِكُمْ فَيَسِيرُونَ ٣٢٣٦ - تَكُونُ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَ بَنِي الْأَصْفَرِ هُدْنَةٌ فَيَعْدِرُونَ
YANITLASİL
yuksel1 Mart 2024 22:26
إِلَيْكُمْ فِي ثَمَانِينَ غَايَةً تَحْتَ كُلِّ غَايَةٍ اثْنَيْ عَشَرَ الْفَا" (ه عن عوف بن مالك)
3236- Beni asfar ile aranızda sulh olacak, sonra size hiyanette bulunup her birinin altında on ikibin kişi bulunan seksen sancakla size doğru saldıracaklar.
۳۲۳۷ - تَكُونُ أَرْبَعُ فِتَنِ الأُولَى يُسْتَحَلُّ فِيهَا الدَّمُ وَالثَّانِيَةُ يُسْتَحَلُّ فِيهَا الدَّمُ وَالْمَالُ وَالثَّالِثُ يُسْتَحَلُّ فِيهَا الدَّمُ وَالْمَالُ الْفَرْجُ وَالرَّابِعَةُ الدَّجَّالُ
نعيم عن عمران بن حصين
3237- Dört fitne başgösterecek: Birincisinde adam öldürmek helal sayılacak, ikincisinde hem o, hem de mal, üçüncüsünde kan, mal, zina helal sayılacak, dördüncüsü ise Deccal'dir.
۳۲۳۸ - تَكُونُ اَمَامَ الدَّجَّالِ سِنُونٌ خَوَادِعُ يُكْثَرُ فِيهَا الْمَطَرُ وَيُقَلُّ فِيهَا النَّبْتُ وَيُكَذِّبُ فِيهَا الصَّادِقُ وَيُصَدَّقُ فِيهَا الْكَاذِبُ وَيُؤْتَمَنُ فِيهَا الْخَائِنُ وَيُحَوَّنُ فِيهَا الْأَمِينُ وَتُنْطَقُ فِيهَا الرُّوَيْبِضَةُ قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَا الرُّوَيْبِضَةُ
قَالَ مَنْ لَا يُوبَهُ لَهُ (طب عن عوف بن مالك)
3238- Deccal'den önce aldatıcı yıllar olacak. O yıllarda yağmur çok, bitki az olacak, doğru söyleyen yalanlanacak, yalan söyleyense doğrulanacak, haline güvenilecek emin olan kişi hain sayılacak, Ruvaybıza konuşacak "Ruvaybıza nedir ey Allah'ın Rasulü?" diye sordular. "Ruvaybıza, kendisine önem verilmeyen kişi" buyurdu.
۳۲۳۹ - تَكُونُ بَيْنَ النَّاسِ فِرْقَةٌ وَاخْتِلَافٌ فَيَكُونُ هَذَا وَأَصْحَابُهُ عَلَى الْحَقِّ
يَعْنِي عَلِيًّا (طب عن كعب بن عجرة) 3239. İnsanlar arasında ayrılık ve ihtilaf olacak, bu ve arkadaşları doğru yol üzere olacaklar. (Hazreti Ali kasdediliyor.)
٣٢٤٠ - تَمَنَّوْا الْمَوْتَ عِنْدَ خِصَالِ سِيِّ عِنْدَ إِمَارَةِ السُّفَهَاءِ وَبَيْعِ الْحُكْمِ وَاسْتِحْفَاف بالدَّمِ وَكَثْرَة الشَّرْطِ وَقَطِيعَةِ الرَّحْمِ وَلَشُوءٍ يَسْتَخْذُونَ الْقُرْآنَ
YANITLASİL
yuksel1 Mart 2024 22:27
مَزَامِيرَ يُقَدِمُونَ الرَّجُلَ لِيُغَنِّيَهُمْ وَلَيْسَ بِأَفْقَهِهِمْ (طب عن عابس لغفارى)
3240- Şu altı hususla karşılaştığınız zaman, ölümü temenni edin. Alçaklar başa geçirilince, hükümler satılınca, insan öldürmek hafife alınınca, şart ve yemin çoğalınca, akraba ile ilgi kesilince, Kur'an şarkı gibi oyuncak ve eğlence edinilince ki
YANITLASİL
Yorum Gönder
Bu blogdaki popüler yayınlar
İman
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Meric Tumluer Said Nursi
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Blogger tarafından desteklenmektedir
Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL
Vasiyet ve mustafa
PROFİLİ ZİYARET EDİN
Arşivleme
Kötüye Kullanım Bildir
مَزَامِيرَ يُقَدِمُونَ الرَّجُلَ لِيُغَنِّيَهُمْ وَلَيْسَ بِافقهِهِمْ (طب عن عابس لغفارى)
YanıtlaSil3240- Şu altı hususla karşılaştığınız zaman, ölümü temenni edin. Alçaklar başa geçirilince, hükümler satılınca, insan öldürmek hafife alınınca, şart ve yemin çoğalınca, akraba ile ilgi kesilince, Kur'an şarkı gibi oyuncak ve eğlence edinilince ki, insanlar kendilerinden çok daha az bilgisi bulunan adama gelip ondan medet umarlar.
٣٢٤١ - تَنَاصَحُوا فِي الْعِلْمِ وَلَا يَكْتُمُ بَعْضُكُمْ بَعْضًا فَإِنَّ خِيَانَةً فِي الْعِلْمِ
أَشَدُّ مِنْ خِيَانَةٍ فِي الْمَال (حل عن ابن عباس)
3241- İlimde birbirinize yardımcı olun. Kimse kimseden ilmi gizlemesin. Çünkü ilimde hıyanet, maldaki hiyanetten daha şiddetlidir.
٣٢٤٢ - تَنْتَظِرُ النُّفَسَاءُ اَرْبَعِينَ لَيْلَةً فَإِنْ رَنَتِ الطَّهْرَ قَبْلَ ذَلِكَ فَهِيَ طَاهِرٌ
وَإِنْ جَاوَزَتِ الْأَرْبَعِينَ فَهِيَ بِمَنْزِلَةِ الْمُسْتَحَاضَةِ تَغْتَسِلُ وَتُصَلِّي فَإِنْ غَلَبَهَا
الدَّمُ تَوَضَّأَتْ لِكُلِّ صَلَوة (ك عن ابن عمرو)
3242- Lohusa, kırk gece bekler. Bundan önce temizlik görürse, temizlenmiş olur. Eğer kırk geceyi geçerse özürlü hükmündedir. Yıkanır, namaz kılar. Eğer kan çok gelirse her namaz için abdest alır.
٣٢٤٣ - تَنْزِلُ الْمَعُونَةُ مِنَ السَّمَاءِ عَلَى قَدْرِ الْمَوْنَةِ وَيَنْزِلُ الصَّبْرُ عَلَى قَدْرِ
الْمُصِيبَةِ الحسن بن سفيان كر عن ابي هريرة)
3243- Yardım gökten, ihtiyaca göre iner, sabır da musibete göre iner.
٣٢٤٤ - تُنْكَحُ الْمَرْئَةُ لَأَرْبَعِ لِمَالِهَا وَلِحَسَبِهَا وَلِجَمَالِهَا وَلِدِينِهَا فَاغْفَرْ
بِذَاتِ الدِّينِ تَرِبَتْ يَدَاكَ رخ م ن ده حب عن أبي هريرة والديلمي والدارمي عن جابر) 3244- Kadın dört hasleti için alınır:
a) Malı için,
YANITLASİL
yuksel1 Mart 2024 22:49
b) Soyu için,
c) Güzelliği için,
d) Dini için. Sen dindar olanı tercih et ki, iki elin toprak olsun (bereket bulsun).
اسْتَطَعْتُمْ فَإِنَّا الإِسْلامَ عَلَى النَّظافة الله بنى ٣٢٤٥ - تَنَظَّفُوا بِكُلِّ مَا
وَلَنْ يَدْخُلَ الْجَنَّةَ إِلَّا كُلُّ نَظيف (ابو الصعاليك والرافعي عن أبي هريرة
3245- Olanca gücünüzle temizlenin. Çünkü Allah İslam'ı temizlik üzerine kurmuştur. Cennete ancak, her temiz olan kişi girebilir.
٣٢٤٦ - تَهَادَوْا تَزْدَادُوا حُبًّا وَهَاجِرُوا تَوَرَّثُوا أَبْنَانَكُمْ مَجْدًا وَأَقِيلُوا
الْكِرَامَ عَثَرَاتِهِمْ (طس والعسكرى كر عن عائشة)
3246- Hediyeleşiniz ki, karşılıklı sevgileriniz artsın. Hicret edin ki, çocuklarınıza iyi bir şeref ve fazilet terk etmiş olasınız, iyi insanların hatalarını affediniz.
٣٢٤٧ - تَهَادَوْا فَإِنَّ الْهَدِيَّةَ تُضَعّفُ الْحُبَّ وَتُذْهِبُ بِغَوَائِلِ الصَّدْرِ (طب
وابو يعلى وابو نعيم عن ام حكيم 3247- Birbirlerinize hediye verin. Çünkü hediye sevgiyi artırır ve kalpteki gaileleri giderir.
٣٢٤٨ - تَوَاضَعُوا لِمَنْ تَعَلَّمُونَ مِنْهُ وَتَوَاضَعُوا لِمَنْ تُعَلِّمُونَ وَلَا تَكُونُوا
جَبَابِرَة الْعُلَمَاءِ فَيَغْلِبُ جَهْلُكُمْ عِلْمَكُمْ (ابو الشيخ عن ابي هريرة) مِنْ
3248- Kendilerinden öğrendiklerinize (hocalarınıza) karşı alçak gönüllü olun. Kendilerine öğrettiklerinize karşı da tevazu gösterin. Zorba alimlerden olmayın. Böyle olursanız cehliniz ilminizi yenik düşürür.
٣٢٤٩ - تَوَاضَعُوا وَجَالِسُوا الْمَسَاكِينَ تَكُونُوا مِنْ كُبَرَاءِ اللَّهِ وَتَخْرُجُوا مِنَ
الكبر (حل عن ابن عمر) *
GGG
3249. Alçak gönüllü olun ve yoksullarla oturun ki, Allah nezdinde büyük kabul ettiği kişilerden olursunuz ve kibir denilen şeyden
Said Nursi
YanıtlaSilKadın Neden Başkası İçin Yaşar?.
Osmanlı'nın Düşünceye Neden İhtiyacı Yoktu?
Gerçek Türk Harfleri Arap Harfleridir.
NURETTİN TOPÇU
İş Ahlâkı.
Hakikat Düşmanı Üç Felsefe
Mazi Biterse Millet Biter.
İnsan ve İç Gözlemi
İslam'ı Sömüren Siyaset
Said Nursi
YanıtlaSilKadın Neden Başkası İçin Yaşar?.
Osmanlı'nın Düşünceye Neden İhtiyacı Yoktu?
Gerçek Türk Harfleri Arap Harfleridir.
NURETTİN TOPÇU
İş Ahlâkı.
Hakikat Düşmanı Üç Felsefe
Mazi Biterse Millet Biter.
İnsan ve İç Gözlemi
İslam'ı Sömüren Siyaset
Allah (z.c.hz.) buyurur: "Ben izzetim ve Celalim hakkı için zulmedenden er veya geç intikamımı alacağım. Ve mazlumu görüp de yardıma gücü yettiği halde yardım etmeyenden de intikamımı alacağım."
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 516 / No: 2
Ramuz El-Ehadis
3754- Ahir zamanda bir takım sultanın yardımcılar Akşam da Allah'ın buğzu içinde dolaşırlar. Sakın onların güry. lacak. Sabah evden çıktıklarında Allah'ın gazabında yürürler hundan olmayasın.
YanıtlaSil-٣٧٥٥ سَيَكُونُ بَعْدِى سَلاَطِينَ الفِتَن عَلَى أَبْوَاهِمْ كَمَبَارك الابل لا يَعْطُونَ أحَدًا شَيْئًا الآ اَخَذُوا مِنْ دِينه مثله طب ك عن عبد الله بن الحرث بن جزء)
3755- Benden sonra sultanlar gelecek. Fitneler kapıla ando, develerin çöküşü gibi inip çöreklenecek. Kişiye diningte taviz koparmadıkça hiçbir şeyi vermeyecekler.
٣٧٥٦ - سَيَكُونُ بَعْدِي مِنْ أُمَّتِي قَوْمٌ يَقْرَؤُنَ الْقُرْآنَ لَا يُجَاوِزُ حَلاقِيمَهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ الدِّينِ كَمَا يَخْرُجُ السَّهْمُ مِنَ الرَّمِيَّةِ ثُمَّ لَا يَعُودُونَ فِيهِ هُمْ شَرَ الْخُلْقِ وَالْخَلِيقَةِ سِيمَاهُمُ التَّحْلِيقُ (حم م هـ طب عن ابي ذر ورافع بن عمر والعفاري
معا)
3756- Benden sonra ümmetimden öyle bir kavim zuhur edecek ki, Kur'an okuduklarında, hulkumlardan (boğazlarından) aşağı geçmeyecek. Okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklar, ona bir daha dönmeyecekler. Yaratıkların en kötüleri, ahlakça en düşkün olanları bunlardır. Onların yüzleri tıraş edilmiş bir şekilde olacaktır.
٣٧٥٧ - سَيَكُونُ أَقْوَامٌ مِنْ أُمَّتِي يُغَلِّطُونَ فُقَهَانَهُمْ بِعُضْلِ الْمَسَائِلِ أُولَئِكَ شَرَارُ أُمَّتِي (سمويه عن ثوبان)
3757- Ümmetimden fakihleri önemli meselelerde yanil- tacak olan kavimler olacak. İşte onlar ümmetimin en kötüleridir.
قَالَ فَأَنَا أَشْقَاهُمْ يَا ٣٧٥٨ - سَيَكُونُ بَيْنَكَ وَبَيْنَ عَائِشَةَ أَمْرٌ قَالَهُ لِعَ ) رَسُولَ اللَّهِ قَالَ لا وَلَكِنْ إِذَا كَانَ ذَلِكَ فَارْدُدْهَا إِلَى مَأْتَبِهَا" (حم طب عن ابن
رافع وضعف)
Sabah evden çıktıklarında Allah'ın gazabiardin Akşam da Allah'ın buğzu içinde dolaşırlar. Sakın onion-
YanıtlaSilhundan olmayasın. دِينِهِ مِثْلَهُ (طب ك عن عبد الله بن الحرث بن جزء) 3755- Benden sonra sultanlar gelecek. Fitneler rında, develerin çöküşü gibi inip çöreklenecek. Kişiye taviz koparmadıkça hiçbir şeyi vermeyecekler.
بَعْدِى سَلاطِينَ الْفِتَنِ عَلَى أَبْوَاهِمْ كَمَبَارِكِ الْإِبِلِ لَا يَعْطُونَ - سَيَكُونُ إِلا أَخَذُوا مِنْ
سَيَكُونُ بَعْدِي مِنْ أُمَّتِي قَوْمٌ يَقْرَؤُنَ الْقُرْآنَ لَا يُجَاوِزُ حَلاقِيمَهُمْ من الدِّينِ كَمَا يَخْرُجُ السَّهْمُ مِنَ الرَّمِيَّةِ ثُمَّ لَا يَعُودُونَ فِيهِ هُمْ شَرُّ حيفة سِيمَاهُمُ التَّحْلِيقُ (حم) م هـ طب عن ابي ذر ورافع بن عمر والغفارى
3756- Benden sonra ümmetimden öyle bir kavim zuhur edecek ki, Kur'an okuduklarında, hulkumlardan (boğazlamuhur ete geçmeyecek. Okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklar, ana bir daha dönmeyecekler. Yaratıkların en kötüleri, ahlakça en düşkün olanları bunlardır. Onların yüzleri tıraş edilmiş bir şekilde olacaktır.
YanıtlaSil٣٧٥٧- سَيَكُونُ أَقْوَامٌ مِنْ أُمَّتِي يُغَلِّطُونَ فُقَهَانَهُمْ بِعُضْلِ الْمَسَائِلِ أُولِئِكَ
شَرَارُ أُمَّتِي (سمويه عن ثوبان)
3757- Ümmetimden fakihleri önemli meselelerde yanıl- tacak olan kavimler olacak. İşte onlar ümmetimin en kötüleridir.
٣٧٥٨ - سَيَكُونُ بَيْنَكَ وَبَيْنَ عَائِشَةَ أَمْرٌ قَالَهُ لِعَلِيِّ قَالَ فَأَنَا أَشْقَاهُمْ يَا
رَسُولَ اللَّهِ قَالَ لَا وَلَكِنْ إِذَا كَانَ ذَلِكَ فَارْدُدْهَا إِلَى مَأْمَنِهَا (حم طب عن ابي
رافع وضعف)
الله رُدَّتْ عَلَيْهِمْ وَقَالَ اللهُ كَذِبْتُمْ (الحكيم عن السي دُنْيَاهُمْ عَلَى دِينِهِمْ فَإِذَا آتَرُوا صَفْعَةَ دُنْيَاهُمْ عَلَى دِينِهِمْ ثُمَّ قَالُوا لَا إِلَهَ إِلا
YanıtlaSil5743- "La ilahe illallah" dünya çıkarlarını dinleri üzerine tercih etmedikleri müddetçe, kulları Allah'ın gazabından korur. Dünye çıkarlarını dinleri üzerine tercih edip "La ilahe illallah" derlerse, bu kendilerine geri çevrilir ve Allah: "Yalan söylüyorsunuz" der.
٥٧٤٤ - لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ كَلِمَةٌ عَظِيمَةٌ كَرِيمَةٌ عَلَى اللَّهِ تَعَالَى مَنْ قَالَهَا مُخْلِصًا اسْتَوْجَبَ الْجَنَّةَ وَمَنْ قَالَهَا كَاذِبًا عَصَمَتْ مَالَهُ وَدَمَهُ وَكَانَ مَصِيرُهُ إِلَى
النار" (ابن النجار عن انس)
5744- "Lâ ilâhe illellâh" büyük bir kelimedir. Allah katında büyük bir değeri vardır. Kim yürekten onu söylerse cenneti hak eder. Dıştan (yani içinden ikrar etmediği halde) söylerse malı ve canı korunur, fakat ahirette varacağı yer cehennemdir.
٥٧٤٥ - لاَ إِلَهَ إِلَّا اللهُ الْحَكِيمُ الْكَرِيمُ سُبْحَانَ اللَّهِ وَتَبَارَكَ اللَّهُ رَبُّ الْعَرْشِ
الْعَظِيمِ وَالْحَمْدُ للهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ (حم حب ك هب وانب السنى عن علـــى قــال
عَلْمَنِي رَسُولُ الله صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا نَزَلَ بِي كَرْبٌ أَنْ أَقُولَ فَذَكَرَهُ)
5745- "Lâ ilâhe illellâhül hakîmül keriym* Sübhânellâhi ve tebârakellâhü rabbül arşil azıym* Vel hamdü lillâhi rabil âlemîn*" (Peygamber (s.a.v.) bir musibet isabet ettiğinde okunmak üzere Hazreti Ali (k.v.)'ye bu duayı öğretmişlerdi.)
٥٧٤٦ - لاَ إِلَهَ إِلا اللَّهُ تَدْفَعُ عَنْ قَائِلِهَا تِسْعَةَ وَتِسْعِينَ بَابًا مِنَ الْبَلَاءِ أَدْنَاهَا
الهم الديلمي عن عباس)
5746- "Lâ ilâhe illellâh" söyleyicisinden tam doksan dokuz bela kapısını kapatır. Bu belaların en küçüğü üzüntü belasıdır.
٥٧٤٧ - لَا آمُرُ أَحَدًا أَنْ يَسْجُدَ لأَحِدٍ وَلَوْ أَمَرْتُ أَحَدًا يَسْجُدُ لِأَحَدٍ
لَأَمَرْتُ الْمَرْأَةَ أَنْ تَسْجُدَ لِزَوْجِهَا (طب عن ابن عباس) 5747- Kimseye, herhangi bir kimse için secde etmesini
mrelmem. Eğer bir kimsenin herhangi bir kimseye secde etmesini retseydim, kadının kocasına secde etmesini emrederdim.
YanıtlaSil٥٧٤٨ - لا أَحَدَ أَغْيَرُ مِنَ اللَّهِ وَلِذَلِكَ حَرَّمَ الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَما بَطَنَ وَلَا أَحَدَ أَحَبُّ إِلَيْهِ الْمَدْحَ مِنَ اللَّهِ وَلِذَلِكَ مَدَحَ نَفْسَهُ وَلَا أحد أخر ذَلِكَ الزَلَ الْكِتَابَ وَأَرْسَلَ الرُّسُلَ (حسم ع م الَيْهِ الْعُذْرُ مِنَ اللهِ مِنْ أَجل
عن ابن عباس
5748- Allah'tan daha gayretli ferd olamaz. Onun için gizli apk bütün çirkinlikleri ve günahları yasak etti. Allah'tan başka "send"nın kendisine daha sevimli geldiği bir kimse de yoktur. Bundan dolayı kendisini senâ etmiştir. Allah'tan daha ziyade kendisinden özür dlenmeyi seven de yoktur. Bu sebeple kitabı indirmiş ve peygamberler göndermiştir.
٥٧٤٩ - لا أَخَافُ عَلَى أُمَّتِي إِلا ثَلَاثَ خِلال أَنْ يَكْثُرَ لَهُمْ مِنَ الْمَالِ فَيَتَحَاسَدُوا فَيَقْتَتِلُوا وَأَنْ يُفْتَحَ لَهُمُ الْكِتَابُ فَيَأْخُذَ الْمُؤْمِنَ يَأْخُذُ بتَأْوِيلِهِ وَلَيْسَ يَعْلَمُ تَأْوِيلَهُ إِلَّا اللهُ وَأَنْ يَرَوْا ذَا عِلْمِهِمْ فَيُضَيِّعُوهُ وَلَا يَتَأَوَّلُونَ عَلَيْهِ
ابن جرير عن ابي مالك الاشعرى
5749- Ümmetim hakkında şu üç huydan korkarım:
a) Malları çoğalır,
b) Birbirlerini kıskanırlar,
c) Sonra da birbirlerini öldürmeye kalkışırlar.
Kitap ilmini öğrenirler, te'vile kalkarlar. Halbuki te vilini Allah'tan başkası bilmez. İlim sahiplerini görürler de onlardan istifade etmezler ve onlara ehemmiyet vermezler.
٥٧٥٠ - لَا أَزَالُ اَشْفَعُ وَاشْفَعُ حَتَّى أَقُولَ يَا رَبِّ شَفَعْنِي فِي مَنْ قَالَ لَا اللَهَ إِلَّا اللَّهُ فَيُقَالُ لَيْسَتْ هَذِهِ لَكَ وَلَا لَأَحَدٍ قَبْلَكَ هَذِهِ لِي فَلَا يَبْقَى أَحَـــة
قَالَ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ إِلَّا خَرَجَ مِنْهَا (الديلمي عن انس)
5750. Devamlı şefaat edeceğim, bana şefaat hakkı verilecektir. Hatta diyeceğim ki:
Ya Rabbi! La ilahe illallah diyen herkes hakkında bana şefaat yetkisi ver." Bana şu cevap verilecek:
YanıtlaSilBuna ne senin, ne de senden önce gelenlerin hakkı ve yetkisi vardır. Bu benim hakkımdır." Bunu söyleyen kimse cehennemde kalmayacak, mutlaka oradan çıkacaktır.
٥٧٥١ - لَا إِسْعَادَ فِي الْإِسْلَامِ وَلَا شِغَارَ وَلَا عُفَرَ فِي الْإِسْلَامِ وَلَا جَلَبَ فِي الْإِسْلَامِ وَلَا جَنَبَ وَمَنْ انْتَهَبَ فَلَيْسَ مِنَّا (حم حب عن انس)
5751- İslam'da ölünün ardından ağlayan cariyeye yardım etmek yoktur. İslam'da mehirden kurtulmak için karşılıklı birbirlerine kızlarını veya velisi bulundukları kadınları nikahlamak ve kabirlerde kurban kesmek yoktur. İslam'da belirli bir yerde attan inip zekat mallarına sahip olmak için adam salmak ve kendisi öne geçmek için yanındaki atı kovup uzaklaştırmak da yoktur. (Ganimet veya insanların malından) kapkaççılık yapan bizden değildir.
٥٧٥٢ - لا اَعُدُّهُ كَاذِبًا الرَّجُلَ يُصْلِحُ بَيْنَ النَّاسِ يَقُولُ الْقَوْلَ لا يُرِيدُ بِهِ الا الإِصْلاحَ وَالرَّجُلُ يَقُولُ فِي الْحَرْبِ وَالرَّجُلُ يُحَدِّثُ امْرَأَتَهُ وَالْمَرْأَةُ
تُحَدِّثُ زَوْجَهَا (د ق عن ام كلثوم بنت عقبة)
5752- İnsanların arasını bulmaya çalışan, sırf islah etmek maksadıyla gerçeğe uymayan sözü söyleyen, harpte konuşan kimseleri, karı-koca arasında geçen gerçek dışı sözlerden ötürü kadını ve kocayı katiyyen yalancı kabul etmem.
٥٧٥٣ - لا إِيمَانَ لِمَنْ لاَ أَمَانَةَ لَهُ وَلاَ دِينَ لِمَنْ لَا عَهْدَ لَهُ (حم ع حب طس
ق ض وعبد بن حميد والحكيم عن انس)
yoktur. 5753- Emaneti olmayanın imanı, sözünde durmayanın da dini
٥٧٥٤ - لا إِيمَانَ لِمَنْ لاَ أَمَانَةَ لَهُ وَلا دِينَ لِمَنْ عَهْدَ لَهُ وَالَّذِي نَفْسٍ مُحَمَّدٍ
يَدِهِ لَا يَسْتَقِيمُ دِينُ عَبْدٍ حَتَّى يَسْتَقِيمُ لِسَانَهُ وَلَا يَسْتَقِيمُ لِسَانَهُ حَتَّى يَسْتَقِيمَ قَلْبُهُ وَلَا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ مَنْ لَا يَأْمَنَ جَارُهُ بَوَائِقَهُ قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا الْبَوَائِقُ
Atatürk’ün ‘vasiyeti’, yani tuttuğu gizli notlar ne açıdan önemli?
YanıtlaSilAtatürk’ün gizli vasiyeti adı altında 1980’de bunu ilk defa dile getirdim. Kastedilen, Atatürk’ün siyasî vasiyetidir. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kişi nasıl bir gelecek öngörüyor? Devletin ilelebet payidar kalabilmesi için neler gerektiğini düşünüyor? Bunun için kendisinin bazı tasavvurları var. Daha cumhuriyet kurulalı 15 sene olmuş. Dolayısıyla kastedilen “Makbule’ye 50 lira verin, ötekine 5 lira verin” şeklinde bir vasiyetname değil. Kendi tuttuğu çeşitli kayıtlar, görüşler ve yaklaşık 400 sayfayı bulan, kimisi iki satır, kimisi bir sayfa notlardan oluşan bir külliyat…
Bu notlar ilk defa İnönü tarafından mı açıldı?
Hayır. Bu, bildiğim kadarıyla 1958’den itibaren Menderes’in haberdar olduğu bir durum. Dolayısıyla 1938’de mühürlenerek saklanan bu kâğıtlar 1950’li yıllarda Menderes başbakan, Celal Bayar da cumhurbaşkanıyken onlar tarafından biliniyor olmalı. 1964’te Celal Bayar’a sordum; o da “Böyle bir olay vardır fakat Türkiye buradaki fikirlere hazır değildir” dedi. 1988’de 50 yıl doldu ve açılması gerektiğinde Kenan Evren 25 sene daha yasak koydu. Kızdığım taraf, hep birileri Türkiye ve Türk milleti adına “Türkler buna hazır değil” diyor. Ya kardeşim sen kimsin, niçin durmadan bunu deme yetkisini kendinde görüyorsun?
Bu notları açıp okuyanlardan bir bilgi sızmadı mı hiç?
Menderes’in 1958’de söylediği bir cümle vardır: “Siz isterseniz hilafeti de getirirsiniz.” O dönemde kullanılmayan, kullanılması mümkün olmayan bir cümle bu. Nitekim Menderes laiklikle ilgili yasa ve yönetmeliklerde değişiklikler yapmayı planlıyordu. 27 Mayıs’ın ardından idamı, notu okuduğunun işaretidir.
Atatürk’ün ‘vasiyeti’, yani tuttuğu gizli notlar ne açıdan önemli?
YanıtlaSilAtatürk’ün gizli vasiyeti adı altında 1980’de bunu ilk defa dile getirdim. Kastedilen, Atatürk’ün siyasî vasiyetidir. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kişi nasıl bir gelecek öngörüyor? Devletin ilelebet payidar kalabilmesi için neler gerektiğini düşünüyor? Bunun için kendisinin bazı tasavvurları var. Daha cumhuriyet kurulalı 15 sene olmuş. Dolayısıyla kastedilen “Makbule’ye 50 lira verin, ötekine 5 lira verin” şeklinde bir vasiyetname değil. Kendi tuttuğu çeşitli kayıtlar, görüşler ve yaklaşık 400 sayfayı bulan, kimisi iki satır, kimisi bir sayfa notlardan oluşan bir külliyat…
Bu notlar ilk defa İnönü tarafından mı açıldı?
Hayır. Bu, bildiğim kadarıyla 1958’den itibaren Menderes’in haberdar olduğu bir durum. Dolayısıyla 1938’de mühürlenerek saklanan bu kâğıtlar 1950’li yıllarda Menderes başbakan, Celal Bayar da cumhurbaşkanıyken onlar tarafından biliniyor olmalı. 1964’te Celal Bayar’a sordum; o da “Böyle bir olay vardır fakat Türkiye buradaki fikirlere hazır değildir” dedi. 1988’de 50 yıl doldu ve açılması gerektiğinde Kenan Evren 25 sene daha yasak koydu. Kızdığım taraf, hep birileri Türkiye ve Türk milleti adına “Türkler buna hazır değil” diyor. Ya kardeşim sen kimsin, niçin durmadan bunu deme yetkisini kendinde görüyorsun?
Bu notları açıp okuyanlardan bir bilgi sızmadı mı hiç?
Menderes’in 1958’de söylediği bir cümle vardır: “Siz isterseniz hilafeti de getirirsiniz.” O dönemde kullanılmayan, kullanılması mümkün olmayan bir cümle bu. Nitekim Menderes laiklikle ilgili yasa ve yönetmeliklerde değişiklikler yapmayı planlıyordu. 27 Mayıs’ın ardından idamı, notu okuduğunun işaretidir.
قَالَ غَسْمُهُ وظَلَمُهُ وأَيُّمَا رَجُل أَصَابَ مَالاً مِنْ غَيْرِ حِله والفق منه له يُبارك فيه وان تَصَدَّقَ لَمْ يَقْبَلْ مِنْهُ ومَا بَقِىَ فراده الى النار ان الخبيث لا
YanıtlaSilيُكَفِّرُ الْخَبيثَ وَلَكِنَّ الطَّيِّبَ يُكَفِّرُ الحي وطب عن ابن مسعود 5754. "Emaneti olmayanın imanı, ahdi olmayanın da dini
okter. Muhammed'in canı yed-i kudretinde olana yemin ederim ki, Nandini, dili doğru olmadıkça, dili de kalbi de doğru olmadıkça stokim olmaz. Komşusunun şerrinden emin olmadığı kişi de cennete gremez." "Ey Allah'ın Resulul Şerden maksat nedir?" diye sordularni "Bundan maksat zulmüdür."
Herhangi bir kimse haram para kazanıp da harcarsa, onda bereket olmaz. Sadaka verirse kabul edilmez. Onu ancak ateş paklar. Çunkü çirkin çirkini örtemez. Lakin güzel helal ve hoş olan şey habisi haramı örter.
٥٧٥٥ - لاَ إِيمَانَ لِمَنْ لاَ أَمَانَةَ لَهُ وَلاَ صَلَوةَ لِمَنْ طُهُورَ لَهُ وَلَا دِينَ لِمَنْ لَا صَلوةَ لَهُ وَمَوْضِعَ الصَّلَوةِ مِنَ الدِّينِ كَمَوْضِعِ الرَّأْسِ مِنَ الْجَسَدِ (طس عن
ابن عمر)
5755- Emaneti olmayanın imanı, abdesti olmayanın namazı, namazı olmayanın da dini yoktur. Dinde namaz cesetteki baş gibidir.
٥٧٥٦ - لا بَأْسَ أَنَّمَا هُوَ جَذْبَةٌ مِنْكَ عب) طب عن ابي امامة ان رجلا قال يـــا
رسول الله مسست ذكرى وانا اصلى قال فذكره
5756- Bir sakınca yok. (Elinin edep yerine değmesi ile abdest bozulmaz.) Çünkü o senden bir parçadır.
٥٧٥٧ - لاَ بَأْسَ رَيْحَانَةَ يَشُمُهَا (الحاكم في الكنى عن انس سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنِ الرَّجُل يُقَبَلُ امْرَأَتَهُ فِي رَمَضَانَ قَالَ فَذَكَرَهُ)
5757- Beis yok bunda, sadece kokladığı bir kokudur bu. (Resulüllah bunu, Ramazanda zevcesini öpen kimse için buyurmuştur.)
٥٧٥٨ - لَا بَأْسَ بِالْغِنَى لِمَنْ اتَّقَى وَالصَّحَةُ لِمَنْ اتَّقَى خَيْرٌ مِنَ الْغِنَى
3758- "Seninle Aişe arasında bir hadise olacak." (Bunu Hazreti Ali'ye buyurdu.) "Ey Allah'ın Rasulü! Şu halde ben onların en kötüleriyim?" dedi. "Hayır, lakin böyle bir şey olursa onu (A- işe'yi) emniyetli bir şekilde evine teslim et." buyurdu.
YanıtlaSil٣٧٥٩ - سَيَكُونُ قَوْمٌ بَعْدِى مِنْ أُمَّتِي يَقْرَؤُنَ الْقُرْآنَ وَيَتَفَقَّهُونَ فِي الدِّينِ يَأْتِيهِمُ الشَّيْطَانُ فَيَقُولُ لَوْ أَتَيْتُمُ السُّلْطَانَ فَأَصْلَحَ مِنْ دُنْيَاكُمْ وَاعْتَزَلْتُمُوهُمْ بِدِينِكُمْ وَلَا يَكُونُ ذَلِكَ كَمَا لَا يَجْتَنِي مِنَ الْقَتَادِ إِلَّا الشَّوْكُ كَذَلِكَ لَا يَجْتَنِي مِنْ
قُرْهِمْ إِلَّا الْخَطَايَا (كر عن ابن عباس)
3759- Benden sonra ümmetimden bir kavim gelecek. Kur'an okuyacaklar, din tahsilini yapacaklar. Şeytan onlara gelip: "Sultana gelseniz de maddi durumunuzu düzeltse. Yine siz kendi inançlarınızı uygularsınız." diyecek. İşte o zaman onun emri din- lenmemeli. Çünkü dikenli ottan nasıl ki dikenden başka bir şey elde edilemiyorsa, sultana yaklaşan da hatadan kendini alamaz.
٣٧٦٠ - سَيَكُونُ أَمَرَاءٌ تَعْرِفُونَ وَتُنْكِرُونَ فَمَنْ نَابَذَهُمْ نَجَا وَمَنْ اِعْتَزَلَهُمْ سَلِمَ
وَمَنْ خَالَطَهُمْ هَلَكَ (ش طب عن ابن عباس)
3760- İleride tanıdığınız fakat hareketlerinden hoşlan- madığınız birçok emirler olacak. Kim onlarla mücadele ederse kurtulur. Kim ayrı yaşarsa şerlerinden salim olur. Fakat kim onla- ra karışırsa helak olur.
٣٧٦١ - سَيَكُونُ بَعْدِى اَئِمَّةٌ لاَ يَهْتَدُونَ بِهَدْيِي وَلَا يَسْتَنُّونَ بِسُنَّتِي وَسَيَقُومُ رِجَالٌ قُلُوبُهُمْ قُلُوبُ رِجَالِ شَيَاطِينٍ فِي جُثْمَانِ إِنْسَانٍ قَالَ حُذَيْفَةُ كَيْفَ أَصْنَعُ إِنْ أَدْرَكَنِي ذَلِكَ قَالَ اسْمَعْ لِلأَمِيرِ الْأَعْظَمِ وَإِنْ ضَرَبَ ظَهْرَكَ وَأَخَذَ
مَالَكَ (ابن سعد عن حذيفة)
3761- Benden sonra yolumdan ayrılacak ve sünnetime sarılmayacak olan bir çok hükümdarlar gelecek. Kalpleri şeytan kalbi, cisimleri ise insan cismi olan bir takım kimseler de zuhur e-
decek. Huzeyle dedi ki: "Buna erişirsem, nasıl davranayım?" Се vap verildi: "Seni dövse, malını alsa dahi en büyük olan emiri dinleyip daat et."
YanıtlaSilقَالَ ابْنُ مَسْعُود فَكَيْفَ اَصْنَعُ اِنْ اَدْرَكْتُهُمْ قَالَ تَسألنى يا ابن أم عبد كيف -٣٧٦٢- سيكون عليْكُمْ أمراء يُؤْخَرُونَ الصَّلوة عن مواقيتها ويخذلون البدع
تصنع لا طاعة لمن عصى الله (هـ) طب ق عن ابن مسعود
3762. "Başınıza, namazlarını vakitlerinden tehir eden emirler geçecek. Birçok bidatler ihdas edecekler. İbni Mesud sordu. "Onlara erişirsem ne yapayım?" "Ey Ummi Abd'in oğlu! (Ummi Abd, Abdullah ibn Mes'ud'un künyesidir.) Bana ne yapa. cağını soruyorsun, Allah'a asi olana asla itaat yoktur."
٣٧٦٣ - سَيَكُونُ فِي آخِرِ الزَّمَانِ نَاسٌ مِنْ أُمَّتِي يُحَدِّثُونَكُمْ بِمَا لَمْ تَسْمَعُوا بِهِ
أَنْتُمْ وَلَا آبَاؤُكُمْ فَإِيَّاكُمْ وَإِيَّاهُمْ (م ك عن ابي هريرة)
3763- Ahir zamanda öyle insanlar gelecek ki, ne sizin ne de babalanınızın duymadıkları şeyi anlatacaklar, onlardan şiddet le kaçının.
٣٧٦٤ - سَيَكُونُ فِي آخِرِ أُمَّتِي نِسَاءٌ يَرْكَيْنَ عَلَى سُرُوجٍ كَأَشْبَاهِ الرِّجَالَ يَنْزِلُونَ عَلَى بَابِ الْمَسْجِدِ كَاسِيَاتٌ عَارِيَاتٌ عَلَى رُوسِهِنَّ كَاسْتُمَةِ الْبَحْتِ الْعِجَافِ فَالْعَنُوهُنَّ فَإِنَّهُنَّ مَلْعُونَاتٌ لَوْ كَانَتْ وَرَائِكُمْ أُمَّةٌ مِنَ الْأُمَمِ خَدَمَتُهُمْ
كَمَا يَخْدُمُكُمْ نِسَاءُ الْأُمَمِ قَبْلَكُمْ (طب عن ابن عمرو) 3764- Ümmetimin sonunda erkekler gibi eğerlere binen,
bagian zoyl deve hörgücü gibi olan giyinik veya çıplak kadınlar. menit kapisinde konaklayan kadınlar olacak. Onları lanetleyin. Çünkü onlar melundurlar. Ardınızdan bir millet gelecek olsa, siz- dlan inceki kadınların size hizmet ettikleri gibi, onlar da olan ümmete hizmetçi olurdu. gelecek
٣٧٦٥ - سَيَكُونُ بَعْدِى أَمَرَاءٌ يَقْتَتِلُونَ عَلَى الْمَلِكِ يَقْتُلُ بَعْضُهُمْ بَعْضًا
YanıtlaSilش طب عن عمار)
3765- Benden sonra mülk (mevki, makam) için çarpışa- cak olan emirler gelip birbirlerini öldürecekler.
٣٧٦٦ - سَيَكُونُ مَعَادِنُ يَحْضُرُهَا شَرَارُ النَّاسِ (حم عن رجل من بني سليم)
3766- Yakında madenler meydana çıkacak. Peşine takı- lacak olanlar insanların şerlileridir.
٣٧٦٣ - سَيَكُونُ فِي آخِرِ الزَّمَانِ أَقْوَامٌ يُقَالُ لَهُمُ اللُّوطِيَّةُ عَلَى ثَلَاثَةِ أَصْنَافٍ قَصِنْفٌ يَنْظُرُونَ وَيَتَكَلَّمُونَ وَصِنْفٌ يُصَافِحُونَ وَيُعَانِقُونَ وَصِنْفٌ يَعْمَلُونَ لِكَ الْعَمَلَ فَلَعْنَةُ اللهِ عَلَيْهِمْ إِلَّا أَنْ يَتُوبُوا فَمَنْ تَابَ تَابَ اللَّهُ عَلَيْهِ الديلمي من انس
3767- Ahir zamanda kendilerine Lutiyye denilen kavimle olacak ve bunlar üç sınıf olacak: Yabancılara bakıp konuşmal suretiyle kendilerini tatmin edenler. Tokalaşıp kucaklaşarak tat min olanlar. Tamamen o menhus fiili irtikap edenler. Allah'ın la neti üzerlerine olsun. Ancak tevbe ederlerse başka, Allah tevbele rini kabul edip onları bağışlar.
-٣٧٦ - سَيَكُونُ فِي آخِرِ أُمَّتِي أَقْوَامٌ يُزَخْرِفُونَ مَسَاجِدَهُمْ وَيُخْرِبُونَ قُلُوبَهُمْ قِي اَحَدُهُمْ عَلَى ثَوْبِهِ مَالاً يَتَّقِي عَلَى دِينِهِ لَا يُبَالِي أَحَدُهُمْ إِذَا سَلِمَتْ لَهُ
نْيَاهُ مَا كَانَ مِنْ أَمْرِ دِينِهِ (ك في تاريخه عن ابن عباس)
3768- Ümmetimin sonlarına doğru mescitlerini süsleyi kalplerini harabeye çeviren kavimler zuhur edecek. Elbisesine ver diği önemi dinine vermeyecek. Dünyalık yerinde olduktan sonr
artık dinlerine ne olursa olsun aldırmayacaklar.
٣٧٦ - سَيَكُونُ مِنْ بَعْدِى فِتْنَةٌ فَإِذَا كَانَ ذَلِكَ فَالْزِمُوا عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ
۲۲۱ - اَخْذُ الأمير الهَديَّة سُحْتُ وَقَبُول القاضي الرشوة كفر (حم في الزهد.
YanıtlaSilعن على)
221- Devlet başkanının hediye kabul etmesi haramdır. Kadının (hakimin) rüşvet kabul etmesi (helaldir derse) küfürdür.
آخر الزمان (طس ك وابن هَذِهِ الأُمَّةِ فِي ٢٢٢ - أُخْرَ الْكَلَامُ فِي الْقَدَرِ لِرَارِ
ابي الدنيا عن ابي هريرة)
222- Kader hakkında konuşmak, bu ümmetin kötüleri i çin ahir zamana ertelendi.
۲۲۳ - أَخَذَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ مِنَى الْمِيثَاقَ كَمَا أَخَذَ مِنَ النَّبِيِّينَ مِيثَاقَهُمْ وَبَشْرَى الْمَسِيحُ عِيسَى بْنُ مَرْيَمَ وَرَأَتْ أُمُّ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي مَنَامِهَا أَنَّهُ خَرَجَ مِنْ بَيْنَ رِجْلَيْهَا سِرَاجًا ضَانَتْ لَهُ قُصُورُ الشَّامِ" (طب وابو نعيم عن ابي
مريم الغساني)
223- Allah Azze ve Celle diğer peygamberlerden söz al- dığı gibi, benden de söz aldı. Beni Meryem oğlu İsa Aleyhisselam ile müjdeledi. Resulüllah'ın annesi rüyasında, (beni doğurduğu sırada) iki ayağı arasından Şam köşklerini aydınlatan bir nurun çıktığını gördü.
٢٢٤ - أُخْرِجُوا الْمُشْرِكِينَ مِنْ جَزِيرَةِ الْعَرَبِ وَأَجِيرُوا الْوَفْدَ يَنْجُو مِمَّا كُنْتُ أجِيزُهُمْ (خ د عن ابن عباس)
224- Müşrikleri Arap Yarımadası'ndan çıkarın. Benim gi- bi gelen delegeleri (elçileri) kabul edin.
٢٢٥ - أُخْرِجُوا يَهُودَ الْحِجَازِ وَأَهْلَ نَجْرَانَ مِنْ جَزِيرَةِ الْعَرَبِ وَاعْلَمُوا أَنَّ شَرَّ
الناس الذينَ اتَّخَذُوا قُبُورَ أَنْبِيَائِهِمْ مَسَاجِدَ (حم) ع حل كرض والحاكم عن ابى
عبيدة بن الجراح قال آخر ما تكلم به رسول الله ﷺ قال فكره)
68
225- Hicaz yahudilerini ve Necran ehlini Arap Yarıma- dası'ndan sürün. Şunu iyi bilin ki, insanların en kötüleri, peygam-
berlerinin kabirlerini mescit edinenlerdir. Ravi: "Rasulü Ekrem (sav.)'in en son söylediği söz budur" diyerek hadisi zikretmiştir.
YanıtlaSil٢٢٦ - أَخْسَرُ النَّاسِ صَفْقَةً رَجُلٌ أَخْلَقَ يَدَيْهِ فِي أَمَالِهِ وَلَمْ تُسَاعِدَهُ الأَيَّامُ عَلَى أَمْنِيَتِهِ فَخَرَجَ مِنَ الدُّنْيَا بِغَيْرِ زَادٍ وَقَدِمَ عَلَى اللهِ تَعَالَى بِغَيْرِ حُجَّةِ (ابن النجار
عن عبد الله بن عامر عن ابيه)
226- İnsanların en çok zararlı çıkanı ve en çok pişman olanı o kimsedir ki, ellerini (boş) ümitlerde eskitti. Günler ancak onu ölüme sürükledi de dünyadan azıksız çıkıp Allah'ın huzuruna hüccetsiz geldi.
۲۲۷ - أَخْشَى مَا خَشِيتُ عَلَى أُمَّتِي كِبَرُ الْبَطْنِ وَمُدَاوَمَةُ النَّوْمِ وَالْكَسَلِ
وَضَعْفُ الْيَقِينِ (قط والديلمي عن جابر)
227- Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey göbek büyütmek, devamlı uyumak, tembellik ve inanç zayıflığıdır.
۲۲۸ - اخْفِضِي وَلاَ تَنْهِكِى فَإِنَّهُ انْضَرُ لِلْوَجْهِ وَاحْطَى عِنْدَ الزَّوْجِ (طب لك
عن الضحاك بن قيس الفهرى
228- (Ey Ümmü Atıyye kadınları!) Sünnet et, fakat sünnet sırasında aşırı kesme. Çünkü bu hem yüzü güzelleştirir, hem de zevcine daha hoş ve zevklidir.
۲۲۹ - أَخْلِصْ دِينَكَ يَكْفِكَ الْقَلِيلُ مِنَ الْعَمَلِ (ك حل ابن أبي الدنيا في
الاخلاص وابن ابي حاتم كر عن معاذ
229- Dininde muhlis ol ki, amelin azı bile sana yeter.
۲۳۰ - اَخْلِصُوا أَعْمَالَكُمْ لِلَّهِ فَإِنَّ اللهَ لاَ يَقْبَلُ إِلَّا مَا خَلْصَ لَهُ (قط عن
الضحاك ابن قيس الفهرى
230- Allah için amellerinizi ihlaslı yapın. Çünkü Allah an- cak kendisi için halisane yapılan amelleri kabul eder.
الْكَفَّارَاتُ قَالَ نَقْلُ الْأَقْدَامِ إِلَى الْمَسَاجِدِ وَالنِظَارُ الصَّلوة بعد الصلوة وَإِثْمَامُ الْوُضُوءِ فِي الْيَوْمِ الْبَارِدِ عِنْدَ السَّبرات العسكري وأبي اسحق خط عن ابن .
YanıtlaSilعباس)
3269. "Üç şey helak edicidir, üç şey kurtarıcıdır, üç şey derece sağlayıcıdır, üç şey de günahları örtücüdür."
"Ey Allah'ın Rasulü! Helâk ediciler nelerdir?" diye sordular. Şöyle buyurdu: "Kendisine baş eğilen cimrilik, kendisinin ardından gidilen kötü arzu, kişinin kendini beğenmesi."
"Peki münciyat (kurtarıcılar) nedir?" Şu cevabı verdiler: "Gizli ve alenî hallerde Allah'tan korkmak, zenginlik ve fakirlik hallerinde iktisat, öfke ve hoşnutluk halinde adalet."
"Ya günahları örtenler nelerdir?" diye soruldu. Şu cevap verildi: "Ayakları camilere alıştırmak, namazdan sonra diğer namazı beklemek, çok soğuk günlerde abdesti tam almak."
۳۲۷۰ - ثلاثَ مِنْ كُنُوزِ الْبَرِّ كِتْمَانُ الشَّكْوَى وَكِتْمَانُ الْمُصِيبَةِ وَكِثْمَانُ
الصَّدَقَةِ (طب عن انس)
3270- Üç şey, fazilet hazinesindendir: Şikayeti gizlemek, musibeti açığa vurmamak, sadakayı gizli vermek.
۳۲۷۱- ثَلاَثَ مَنْ لَمْ يَكُنْ فِيهِ فَلَيْسَ مِنّي وَلَا مِنَ اللَّهِ حِلْمٌ يَرُدُّ بِهِ جَهْلَ معاصي الله النَّاسِ وَوَرَ يَحْجُزُهُ عَنْ . الْجَاهِلِ وَحُسْنُ الْخُلْقِ يَعِيشُ بِهِ فِي
الرافعي عن على)
3271- Üç şey var ki, bunları kim kendinde bulundurmazsa ne bendendir, ne de Allah'ın katında bir yeri vardır: Cahilin cehlini önleyebileceği sabır, insanlar arasında şahsiyetli yaşamasını sağlayacak olan güzel ahlak, kendisini Allah'a asi gelmekten alıkoyacak dindarlık.
۳۲۷۲ - ثَلاَثَ مِنْ كُنُوزِ الْبِرِّ اخْفَاءُ الصَّدَقَةِ وَكِتْمَانُ الْمُصِيبَةِ وَكِتْمَانُ
الشَّكْوَى يَقُولُ اللهُ تَعَالَى اذَا ابْتَلَيْتُ عَبْدِى بِبَلاء فَصَبَرَ لَمْ يَشْكُنِي إِلَى عواده ثُمَّ أَبْرَأَتُهُ أَبْدَلْتُهُ لَحْمًا خَيْرًا مِنْ لَحْمِهِ وَدَما . خَيْرًا مِنْ دَمِهِ وَإِنْ وان أَرْسَلْتُهُ
أَرْسَلْتُهُ وَلَا ذَنْبَ عَلَيْهِ وَإِنْ تَوَفَّيْتُهُ تَوَفَّيْتُهُ إِلَى رَحْمَتِي (طب كر عن انس) 3272. Üç şey fazilet hazinesidir: Sadakayı gizli vermek,
YanıtlaSilmusibeti gizlemek, şikayeti de gizlemek. Allah Teala buyuruyor ki Kuluma bir hastalık verdiğim zaman, ziyaretçilerine beni şikayet etmez de ben onu iyileştirirsem mutlaka vücudundaki etlerden daha hayırlısını ve kanından daha iyisini veririm. Şayet onu gönderirsem günahsız olarak gönderirim, onu öldürürsem doğru rahmetime kavuştururum.
۳۲۷۳- ثَلَاثَ لَيْسَ لَأَحَدٍ مِنَ النَّاسِ فِيهِنَّ رُحْصَةٌ بِرُّ الْوَالِدَيْنِ مُسْلِمًا كَانَ أَوْ كَافِرًا وَالْوَفَاءُ بِالْعَهْدِ لِمُسْلِمٍ كَانَ أَوْ كَافِرٍ أَوْ أَدَاءُ الْأَمَائِةِ إِلَى مُسْلِمٍ كَانَ أَوْ كَافِرًا (هب كر عن على)
3273- Üç şeyde insanlar için katiyyen ruhsat olamaz: Kafir olsun müslüman olsun, ana-babaya iyilikte bulunmak. Müslümana olsun, kafire olsun verilen sözde durmak. Emaneti verilecek kişi müslüman olsun, kafir olsun sahibine teslim etmek.
٣٢٧٤- ثَلاَثَ وَثَلاثَ وَثَلاثَ فَثَلَاثَ لَا يَمِينٌ فِيهِنَّ وَثَلَاثَ الْمَلْعُونُ فِيهِنَّ وَثَلاثَ أَشْكُ فِيهِنَّ فَأَمَّا الثَّلَاثُ الَّتِي لَا يَمِينَ فِيهِنَّ فَلَا يَمِينَ لِلْوَلَدِ مَعَ وَالِدِهِ لِلْمَمْلُوكَ. مَعَ سَيِّدِهِ وَأَمَّا الْمَلْعُونُ فِيهِنَّ فَمَلْعُونَ وَلَا لِلْمَرْئَةِ مَعَ زَوْج مع زوجها ولا . مَنْ لَعَنَ وَالِدَيْهِ وَمَلْعُونٌ مَنْ ذَبَحَ لِغَيْرِ الله وَمَلْعُونَ مَنْ غَيَّرَ تُحُومَ الْأَرْضِ وَأَمَّا الَّتِي اَشْكُ فِيهِنَّ فَعُزَيْرٌ لَا أَدْرِي أَ كَانَ نَبِيًّا أَمْ لَا وَلَا أَدْرِي الْعِنَ تُبَّعُ أَمْ لَا وَلَا أَدْرِي الْحُدُودَ كَفَّارَةٌ لَأَهْلِهَا أَمْ لَا (كر عن ابن عباس)
3274- Bir üç var ki, ondaki yemin sayılmaz. Bir üç var ki onda kişi melun sayılır. Bir üç daha var ki, onlardan şüpheliyim. Yeminin muteber olmadığı üç şeye gelince, çocuk ile baba arasında yemin olmaz. Karı ile koca arasında yemin olmaz. Köle ile efendisi arasındaki yemin de muteber değildir. Üç meluna gelince, ana-babasına lanet okuyan kişi melundur. Allah'tan başkasının namına hayvan kesen kişi melundur. Yerin sınırı ile oynayan insan da melundur. Kendisinde şüphe ettiğim üç şeye gelince, Üzeyr'in peygamber olup olmadığını
Tubbe'nin (Yemen meliklerinden biri) lanetlenip lanetlenmediğini bilmiyorum. Şerî cezaların, ehline birer keffaret olup bilmiyorum. olmadığını da bilmiyorum.
YanıtlaSil٣٢٧٥- ثلاث يُصفّينَ لَكَ وُدْ أَخِيكَ تُسَلِّمُ عَلَيْهِ إِذْ الْقَيْنَهُ وَتَوَسَعُ لَهُ فِي الْمَجَالِسِ تَدْعُوهُ بِأَحِب أَسْمَائِهِ إِلَيْهِ" (ابن مندة طس ك هب كر عن نسبية
الحجبي عن عمه عثمان بن طلحة الحجبي)
3275. Üç haslet vardır ki, sana kardeşinin sevgisini kazandırır: Gördüğün yerde ona selam vermen, bir meclise geldiğinde ona yer açman, en sevdiği isimlerle kendisini çağırman.
٣٢٧٦- ثَلَاثَ فِيهِنَّ الْبَرَكَةُ الْبَيْعُ إِلَى أَجَلٍ وَالْمُقَارَضَةُ وَاخْلَاطُ الْبُرَ
بالشعير لِلْبَيْتِ لَا لِلْبَيْعِ (كره عن صهيب)
3276. Üç şeyde bereket vardır: Veresiye satmak, karşılıklı ödünç alıp vermek, buğday ile arpayı karıştırmak. (Bu, yalnız ev içindir, satmak için değil).
۳۲۷۷ - ثَلَاثَ دَعَوَاتٌ مُسْتَحَابَاتٌ لَا شَكٍّ فِيهِنَّ دَعْوَةُ الْوَالِدِ عَلَى وَلَدِهِ
حم د ت حسن حب عق كر عن ابي هريرة وَدَعْوَةُ الْمُسَافِرِ وَدَعْوَةُ الْمَظْلُومِ
3277- Üç dua vardır ki, şüphesiz kabul edilir: Babanın
çocuğuna duası, misafirin duası, mazlumun duası.
۳۲۷۸ - ثَلاَثَ مِنَ الإِيمَانِ الإِنْفَاقُ مِنَ الْاِقْتَارِ وَبَدِّلُ السَّلَامِ لِلْعَالَمِ
وَالْإِنْصَافُ مِنْ نَفْسِكَ (بر طب عن عمار ورجح ن وقفه عليه)
3278- Üç şey imandandır: Darlıkta infak etmek, herkese selam vermek, nefsine insaf etmek.
جَمَعَ خِلَالَ الْإِيمَانِ الْإِنْفَاقُ مِنَ ۳۲۷۹ - ثَلَاثَ خِلاَلٌ مَنْ - مَنْ جَمَعَهُنَّ فَقَدْ .
عن عمار) السَّلامِ لِلْعَالَم رحم : الاقْتَارِ وَالْإِنْصَافُ مِنْ نَفْسِكَ وَبَذْلُ
3279. Üç güzel huy vardır ki, bunları kendinde bir araya
getiren kisine mat, alume basletlerine sahip olmuş demektir: Darlikta intak, nefsine insaf, âleme
YanıtlaSil۳۲۸۰ - ثَلَاثَ مَنْ كُنَّ فِيهِ اسْتَوْجَبَ الثَّوَابُ وَاسْتَكْمَلَ الْإِيمَانُ خُلُقٍ يَعِيشُ بِهِ فِي النَّاسِ وَوَرَعٌ يَحْجُزُهُ عَنْ مَحَارِمِ اللَّهِ وَحِلْمٌ يَرُدُّهُ عَنْ جَهْلِ الْجَاهِلِ
بر ان وضعفه عن انس) 3280- Üç şeyi kendinde bulunduran, sevabı hak eder, imanı ikmal eder: İnsanlar arasında iyi bir ahlakla yaşamak, kendini Allah'ın yasaklarından vera uzak tutacak bir (takva) sahibi olmak, cahilin cehlinden kendisini önleyecek tahammülü elde etmek.
۳۲۸۱ - ثَلاَثَ مِنْ اَخْلَاقِ الإِيمَانِ مَنْ إِذَا غَضِبَ لَمْ يُدْخِلْهُ غَضَبُهُ فِي بَاطِلِ وَمَنْ إِذَا رَضِيَ لَمْ يُخْرِجْهُ رِضَاهُ مِنْ حَقٍ وَمَنْ إِذَا قَدَرَ لَمْ يَتَعَاطَ مَا
لَيْسَ لَهُ (ط ص عن انس وفيه بشر بن الحسين كذاب)
3281- Üç şey iman ahlakındandır: Kişi kızdığı zaman, öfkesi kendini bâtıla sürüklemez. Kişi bir şeye rıza gösterdiği zaman onun rızası kendisini Hakk'tan almaz. Muktedir olduğu zaman hasmından hak etmediği şeyi almaz.
۳۲۸۲ - ثَلاَثَ مَنْ كُنَّ فِيهِ اَوْ وَاحِدَةٌ مِنْهُنَّ زُوجَ مِنَ الْحُورِ الْعِينِ حَيْثُ -
شَاءَ رَجُلٌ انْتَمَنَ عَلَى أَمَانَةٍ خَفِيَّةٍ شَهِيَّةٍ فَادَّاهَا مِنْ مَخَافَةِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ
وَرَجُلٌ عَفَا عَنْ قَاتِلٍ وَرَجُلٌ قَرَأَ فِي دُبُرِ كُلِّ صَلَوَةٍ قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ عَشَرَ
سرات ابن السنى وابو الشيخ كر عن ابن عباس)
3282- Üç şeyi veya onlardan birini kendinde bulunduran kis istediği kadar huri ile evlendirilir: Kendisine gizli fakat can çekici bi emanet teslim edilip de ona el sürmeden Allah korkusundan olduğ gibi yerine teslim eden kişi, katili bağışlayan insan, her namazı ardından onbir kere "Kul hüvellâhü ehad"ı okuyan kişi.
۳۲۸ - ثَلَاثَ إِذَا خَرَجْنَ لَا يَنْفَعُ نَفْسًا إِيمَانُهَا لَمْ تَكُنْ آمَنْتُ مِنْ قَبْلُ أَوْ
٤٤٤٩ - لَيَأْتِيَنَّ عَلَى الْقَاضِي الْعَدْلِ يَوْمَ الْقِيَمَةِ سَاعَةً يَتَمَنَّى أَنَّهُ لَمْ يَقْضِ
YanıtlaSil(حم عن عائشة) بَيْنَ اثْنَيْنِ فِي تَمْرَةٍ قَطُّ
4449. Kıyamet günü adil bir hakim öyle bir an şiddetli hesapla karşılaşacak ki, iki kişi arasında tek bir hurma hususunda bile hükmetmemiş olmasını temenni edecek.
٤٤٥٠ - لَيَأْتِيَنَّ عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ قُلُوبُهُمْ قُلُوبُ الْعَجَمِ قِيلَ وَمَا قُلُوبُ الْعَجَمِ قَالَ حُبُّ الدُّنْيَا سُنَتُهُمْ سُنَّةُ الْأَعْرَابِ مَا أَتَاهُمْ مِنْ رِزْقِ جَعَلُوهُ فِي
الْحَيَوَانِ يَرَوْنَ الْجِهَادَ ضَرَرًا وَالزَّكَاةَ مَغْرَمًا (طب عن ابن عمرو)
4450- İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, kalpleri acem kalpleri olacak. (Riya ve kibirle dolu olacak).
"Acem kalpleri ne demektir?" diye sordular. "Dünya sevgisi." buyurdu.
Adetleri ve gidişatları da Arap (bedevi) adeti olacak. Ellerine bir rızık geçince onu hemen hayvana yedirecekler. Onlar cihadı zararlı, zekâtı da altından kalkılamayacak bir vergi kabul edecekler.
٤٤٥١ - لَيَأْتِيَنَّ عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ لَوْ وَقَعَ حَجَرٌ مِنَ السَّمَاءِ إِلَى الْأَرْضِ مَا
وَقَعَ الَّا عَلَى امْرَأَةِ فَاجِرَةِ أَوْ رَجُلٍ مُنَافِقٍ (ك عن انس)
4451- İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki, gökten taş yağsa, mutlaka bir fahişe kadın veya bir münafık adamın başına düşecek.
٤٤٥٢ - لَيَأْتِيَنَّ عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ لَا يُبَالِي الْمَرْأُ بِمَا أَخَذَ الْمَالَ أَ مِنْ حَلَالٍ
أَمْ مِنْ حَرَامٍ (حم خ عن ابي هريرة) *
4452- İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki, kişi kazandığı mala, helalden mi, yoksa haramdan mıdır, aldırış etmeyecek.
٤٤٥٣ - لَيَأْتِيَنَّ عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ لَا يَبْقَى مِنْهُمْ أَحَدٌ إِلَّا أَكَلَ الرِّبَا فَإِنْ لَمْ
يَأْكُلْهُ أَصَابَهُ مِنْ غُبَاره (د ك ه ق عن ابي هريرة) 4453- İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki, faiz yiyenden
başka hiç kimse kalmayacak, faiz yemezse bile tozundan kendisine Isabet edecek.
YanıtlaSil٤٤٥٤ - لَيَأْتِيَنَّ عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ يَكُونُ عَلَيْكُمْ أَمَرَاءُ سُفَهَاءُ يُقَدِّمُونَ شِرَارَ النَّاسِ وَيُظْهِرُونَ حُبَّ خِيَارِهِمْ وَيُؤَخِّرُونَ الصَّلَاةَ عَنْ مَوَاقِيتِهَا فَمَنْ أَدْرَكَ ذَلِكَ مِنْهُمْ فَلَا يَكُونَنَّ عَرِيفًا وَلاَ شَرَطِيًّا وَلَا جَابَيًا وَلَا خَازِنَا (ع
ض عن ابي سعيد وابى هريرة معا
4454- İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki, akılsızlardan söz sahibi emirler olacak. İyi kimseleri seviyor gözüküp, kötülüklerine öncelik tanıyacaklar. Namazı vaktinde kılmayacaklar. Kim bu zamana erişirse, sakın insanların reisi, memur (vergi) toplayıcısı, Hâzin (sultanın vekili) olmasın.
٤٤٥٥ - لَيَأْخُذَنَّ رَجُلٌ بَيَدِ أَبِيهِ يَوْمَ الْقِيَمَةِ فَلْيَقْطَعَنَّهُ النَّارُ يُرِيدُ أَنْ يَدْخُلَهُ الْجَنَّةَ فَيُنَادَى أَنَّ الْجَنَّةَ لَا يَدْخُلُهَا مُشْرِكٌ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ حَرَّمَ الْجَنَّةَ عَلَى كُلِّ مُشْرِكٌ فَيَقُولُ رَبِّ أَبِي رَبِّ أَبِي رَبِّ أَبِي فَيُحَوِلُ فِي صُورَةٍ قَبِيحَةٍ
وَرِيحِ مُنْتَنَةٍ فَيَتْرُكُهُ (ع حب ك ض عن ابي سعيد)
4455- Kıyamet günü kişi, cehennemde perişan olmuş babasını elinden tutup cennete sokmak isteyecek.
"Cennete müşrik olan giremez. Allah cenneti müşriklere yasak
etmiştir" diye bir ses duyacak. Adam: "Ey Rabbim! Bu benim babamdır. Ey Rabbim! Bu benim babamdır. Ey Rabbim! Bu benim babamdır" diye haykıracak. Bunun üzerine babası çirkin bir şekle sokulacak. Dayanılmaz fena koku etrafa saçacak ve nihayet çocuğu onu terk edecek.
بالشَّامِ يُقَالُ لَهَا حِمْصٌ سَبْعِينَ الْفَا يَوْمِ ٤٤٥٦ - لَيَبْعَثَنَّ اللَّهُ مِنْ مَدِينَةٍ بِالشَّامِ . الْقِيَمَةِ لَا حِسَابَ عَلَيْهِمْ وَلَا عَذَابَ مَبْعَثُهُمْ فِيمَا بَيْنَ الزَّيْتُونِ وَالْحَائِطِ فِي
الْبَرَثِ الأَحْمَرِ مِنْهَا (طب) حم ك كر والهيثم عن عمر قال الذهبي منكر)
4456- Allah kıyamet gününde Şam'da bulunan adına Humus denilen bir şehirden yetmiş bin kişi diriltecek. Ne hesap sorulacak
G
G
G
için tutulmazlar. Onlar Allah'ın ayetlerinden birer ayettirler. Allah bunların tutulması ile kullarının kalplerine korku verir. Bingenaleyh bunu gördüğünüz zaman, açılıp eski haline gelinceye kadar namaz kılın, dua edin.
YanıtlaSil۱۳۸۰ - إِنَّ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ آيتان مِنْ آيَاتِ اللهِ لا يَخْسفان لموت احساء ولا لحياته فَإِذَا رَأَيْتُمْ ذَلِكَ فَادْعُوا اللَّهَ وَكَبَرُوا وَصَلُّوا وَتَصَدَّقُوا يَا أُمَّةً مُحَمَّدٍ وَاللَّهُ مَا مِنْ أَحَدٍا أَغْيَرُ مِنَ اللَّهِ أَنْ يَزْنِي عَبْدَهُ وَنَزَّلَى آمَتَهُ يَا أُمَّة مُحَمَّدٍ وَاللَّهِ لَوْ تَعْلَمُونَ مَا أَعْلَمُ لَضَحِكْتُمْ قَلِيلًا وَلَبَكَيْتُمْ كَثِيرًا اللَّهُمَّ هَل
بلغت (مالك حم خ م ن د وابن جرير عن الشة)
1380- Güneş ve ay, Allah'ın ayetlerinden birer ayetlerdir. Bir kimsenin ne ölümü ve ne de yaşaması için tutulmazlar. Binaenaleyh siz bunu gördüğünüz zaman: "Ey ümmet-i Muhammed! Allah'a dua edin, tekbir getirin, namaz kılın, sadaka verin. Ey ümmet-i Muhammed! Erkek veya dişi kulunun zina etmesi Allah'ın gazabını en mucib olan husustur. Vallahi, benim bildiğimi eğer siz bilseydiniz, az güler çok ağlardınız. Allah'ım! Tebliğ ettim mi?"
۱۳۸۱ - انَّ الشَّمْسَ تَطْلَعُ مَعَ قَرْنِ الشَّيْطَانِ فَإِذَا أَطْلَعَتْ قَارَنَهَا فَإِذَا ارْتَفَعَتْ فَارَقَهَا ثُمَّ إِذَا اسْتَوَتْ قَارَنَهَا فَإِذَا زَالَتْ فَارَقَهَا وَإِذَا تَدَلَّتْ لِلْغُرُوبِ قَارَنَهَا فَإِذَا غَرُبَتْ فَارَقَهَا فَلَا تُصَلُّوا هَذِهِ الْأَوْقَاتِ الثَّلَاثَ (مالك عن حـــم ه
وابن جرير وابن سعد ق عن عبد الله الصنايحي طب عن صفوان بن المعطل)
1381- Güneş şeytanın boynuzu ile birlikte doğar. Doğduğu zaman onunla bulunur. Yükseldiği zaman ondan ayrılır, sonra zeval vakti geldi mi yine gelir onu bulur, güneş göğün ortasından kaydı mı yine ondan ayrılır, batmaya yüz tuttu mu yine yanına gelir, batınca yanından ayrılır. Bu yüzden bu üç vakitte namaz kılmayın.
۱۳۸۲ - انَّ الشَّهْرَ تَكُونُ تِسْعَةَ وَعِشْرِينَ يَوْمًا رخ ت عن انس م حب عــــن
1382- Ay, bazen yirmi dokuz gün olur.
جابر حم م خ عن ام سلمة حم م عن عائشة
۱۳۸۳ - ان الشهر لا يكتمل ثلاثين لَيْلَةً (طب عن سمرة)
YanıtlaSil1383- Ay bazen otuz geceyi ikmal etmez. (Yirmi dokuz olur.)
١٣٨٤ - إِنَّ الشَّيَاطِينَ تَعُدُّوا بِرَايَاتِهَا إِلَى الْأَسْوَاقِ فَيَدْخُلُونَ مَعَ أَوَّل
داخل ويخرجون مع آخر خارج (طب عن ابي امامة)
1384- Şeytanlar, pazarlara sancakları ile giderler, ilk girenle girerler, en son çıkanla çıkarlar.
١٣٨٥ - إنَّ الشَّيْطَانَ يَحْضُرُ أَحَدَكُمْ عِنْدَ كُلِّ شَيْئَ مِنْ شَأْنِهِ حَتَّى يَحْضُرُهُ عِنْدَ طَعَامِهِ فَإِذَا سَقَطَتْ مِنْ أَحَدِكُمُ اللُّقْمَةُ فَلْيُمِطْ مَا كَانَ بِهَا مِنْ اذَى ثُمَّ لَيَأْكُلْهَا وَلَا يَدَعْهَا لِلشَّيْطَانِ فَإِذَا فَرِغَ فَلْيَلْعَقْ أَصَابِعَهُ فَإِنَّهُ لَا يَدْرِي
في أي طَعَامِهِ تَكُونُ الْبَرَكَةُ (م هب عن جابر)
1385- Şeytan birinizin her işine burnunu sokar, yemek yerken bile yanında bulunur. Birinizden bir lokma düştüğü zaman üzerindekini silsin sonra onu yesin, sakın şeytana bırakmasın. Yemeği bitirince de parmaklarını yalasın. Çünkü o yemeğin hangi kısmında bereket bulunduğunu bilemez.
١٣٨٦ - إِنَّ الشَّيْطَانَ يُحِبُّ الْحَمْرَةَ فَإِيَّاكُمْ وَالْحَمْرَةُ وَكُلُّ ثَوْبٍ ذِي
شهرة (الحاكم في الكنى وابو نعيم فى المغرفة وابن قانع وابن السكن وابن مندة عج عن
رافع بن يزيد الثقفى وقال ابن قانع هذا خطأ وانما هو صحيح من رواية رافع بن خديج وقال الجوزقاني في الاباطيل هذا حديث باطل وقال الحافظ بن حجر قوله مردود غايته انه
1386- Şeytan şüphe yok ki kızılı sever. Siz de kırmızı renk ve her şöhreti mucip olan elbiseden sakının.
۱۳۸۷ - إِنَّ الشَّيْطَانَ يَأْتِي أَحَدَكُمْ فِي صَلَاتِهِ فَيُلَبِّسُ عَلَيْهِ حَتَّى لَا
(ضعیف)
درى كمْ صَلَّى فَإِذَا وَجَدَ ذَلِكَ أَحَدُكُمْ فَلْيَسْجُدْ سَجْدَتَيْنِ وَهُوَ جَالِسٌ قَبْلَ
كَالْيَوْمِ فِي الْخَيْرِ وَالشَّرِ وَلَوْ تَعْلَمُونَ مَا أَعْلَمُ لَضَحِكْتُمْ قَلِيلًا وَلَكِنم
YanıtlaSilكثِيرًا (م عن انس)
az güler, çok 3910. Bana şimdi şu duvarın yanında cennet de cehennem dugunk gibi hayri da serri de olanca niteliği ile em görmedim. Eğer siz, benim bildiğimi bir bilseydiniz, ağlardınız.
۳۹۱۱- عَرَفَةُ كُلُّهَا مَوْقِفٌ وَارْتَفِعُوا عَنْ بَطْنِ عُرَنَةً وَمُزْدَلِفَةَ كُلَّهَا مَوْقِعَتْ
وَارْتَفِعُوا عَنْ بَطْنِ مُحَسَّرٍ وَمِنَى كُلُّهَا مَنْحَرٌ (طب عن ابن عباس)
3911- Arafat'ın hepsi vakfaya durulacak yerdir. Urene'nin batmından daha yükseğe gidin, Müzdelife'nin hepsi durulacak yerdir. Muhasser'in batnından yükselin, Mina'nın her yeri kurban kesilecek yerdir.
۳۹۱۲ - عَسَى أَحَدُكُمْ أَنْ يُكَذِّ بَنِي وَهُوَ مُتَكِي عَلَى أَرِيكَتِهِ يَبْلُغُهُ الْحَدِيثُ عنِّى فَيَقُولُ مَا قَالَ ذَا رَسُولُ اللَّهِ دَعْ هَذَا وَهَاتِ مَا فِي الْقُرْآنِ (ابو يعلى
وابو نصر وقال حسن غريب عن جابر وابو نصر عن ابي سعيد)
3912- Kim bilir belki biriniz koltuğuna yaslanmış bir halde beni yalanlayacaktır. Benim hadisim kendisine ulaşınca: "Bunu Allah'ın Rasulü dememiştir. Bırak bunu da bana
Kur'an'dan delil getir" diyecektir.
۳۹۱۳ - عِصَابَتَانِ مِنْ أُمَّتِي أَحْرَزَهُمُ اللَّهُ مِنَ النَّارِ عِصَابَةً تَعْرُو الْهِنْدَ
بْنِ مَريم (ق حم ن ش عن ثوبان) وَعَصَابَةٌ تَكُونُ مَعَ عِيسَى 3913. Ümmetimden iki cemaati Allah ateşten koruyacaktır. ladisteam's fetheden cemaat, Meryemoğlu İsa'ya (erişip) de onunla olan
٣٩١٤ - عَشْرُ خِصَالٍ عَمِلَهَا قَوْمُ لُوطٍ بِهَا أُهْلِكُوا وَتَزِيدُهَا أُمَّتِي نَحْلَةً بِالْحَمَامِ انيانُ الرِّجَالِ بَعْضُهُمْ بَعْضًا وَرَمَيْهُمْ بِالْجُلاَعِقِ وَالْحَذَفُ وَلَعِبَهُمْ
وَضَرْبُ الدُّفُوفَ وَشُرْبُ الْحُمُورِ وَقَصُّ اللحْيَةِ وَطُولِ الشَّارِبَ وَالصَّفِيرُ وَالتَّصْفِيقُ وَلِبَاسُ الْحَرِيرِ وَتَزِيدُهَا أُمَّتِي نِحْلَةً إِلْيَانُ النِّسَاءِ بَعْضُهُنَّ بَعْضًا
YanıtlaSilكر عن الحسن مرسلا وفيه اسحق
3914- Lut kavminin helâkına sebep olan on huy vardır. Ümmetim buna bir huy daha ekliyecektir. Erkeklerin birbirleri ile cinsi münasebette bulunması, taş atmak, güvercinle oynamak, defler çalmak, içki içmek, sakal kesmek, bıyık uzatmak, ıslık çalmak, el ile alkış tutmak, ipek giymek, ümmetimin buna ilave ettiği huy ise, kadınların birbirleriyle cinsî ilişki kurmasıdır.
٣٩١٥ - عَشْرٌ مُبَاحَةٌ لَكُمْ فِي الْغَزْوِ الطَّعَامُ وَالإِدَامُ وَالثَّمَارُ وَالشَّجَرُ - وَالْحَلُّ وَالزَّيْتُ وَالتَّرَابُ وَالْحَجَرُ وَالْعُودُ غَيْرُ مَنْحُوتِ وَالْجِلْدُ الطَّرِي
طب كر عن عائشة وفيه ابو سلمة العاملي متروك
3915- İhtiyaç başgösterince harpte size düşmandan elde ettiğiniz on şeyi kullanmak mübahtır. Yemek, katık, meyve, ağaç, sirke, zeytinyağı, toprak, taş, yontulmamış odun parçası ve taze deri.
٣٩١٦ - عَشْرٌ مِنَ الْفِطْرَةِ قَصِّ الشَّارِبَ وَإِعْفَاءُ اللَّحْيَةِ وَالسَّوَاكُ
وَاسْتِنْشَاقُ الْمَاءِ وَقَصَّ الأَظْفَارَ وَغَسْلُ الْبَرَاجِمَ وَنَتِفُ الأَبطَ وَحَلْقُ الْعَانَةَ
وَالْتِقَاصُ الْمَاءِ قَالَ الْمُصْعَبُ وَنَسِيتُ الْعَاشِرَةَ إِلَّا أَنْ تَكُونَ الْمَضْمَضَةُ
حم ش م د ت حسن ن ه عن عائشة
3916- On şey fıtrattandır (peygamberlerin sünnetlerindendir): Bıyık kırpmak, sakal salmak, misvak kullanmak, suyu burna çekmek, tırnakları kesmek, saçları yıkamak, koltuk altını traş etmek, etek traşı
olmak, taharetlenmek.
Musab (r.a.) dedi ki: "Onuncusunu unuttum. Herhalde mazmazadır (ağız yıkamaktır)."
۳۹۱۷ - عَشَرَةٌ مِنْ قُرَيْشٍ فِي الْجَنَّةِ أَبُو بَكْرِ فِي الْجَنَّةِ وَعُمَرُ فِي الْجَنَّةِ وَعُثْمَانُ فِي الْجَنَّةِ وَعَلِيُّ فِي الْجَنَّةِ وَطَلْحَةُ فِي الْجَنَّةِ وَالزُّبَيْرُ فِي الْجَنَّةِ
921
Ümmetim dünyaya ehemmiyet verdiğinde, islamın azamet ve heybeti kendisinden alınır. Marufu emr ve münkerden nehyi terkettiğinde vahyin bereketinden mahrum kalır. Ümmetim birbirine kötü sözler söylediklerinde ise Allahın gözünden düşer.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 55 / No: 3
Ramuz El-Ehadis
Cardeşlik Ahlâkı ve prumluluğu
YanıtlaSilİnsanlar, mensubu oldukları ırkın, dinin, sosyo-ekonomik ya da siyasi oluşumların paydaşlarını kardeşleri' olarak kabul etmekte, diğer insanlarla ve varlıklarla ilişkilerinde ise 'kardeşlik' yerine 'öteki' muamelesini yeğlemektedirler. Elinizdeki kitapta, Hz. Peygamberin örnekliği ve rehberliğinde oluşan Medine İslam Toplumunun kardeşliğe dair kodlarının tespit edilerek güncellenmesi, böylece kardeşlik eksenli bir demokrasi anlayışının gelişmesine katkı sağlamak amaçlanmaktadır. İslam kardeşliğinin anlamı ve kapsamı, kardeşliğin değeri ve temel özellikleri, kardeşliğin ahlaki dayanakları ve temel dinamikleri, kardeşlik sorumluluğu ve hukuku ile kardeşliği geliştiren ve engelleyen unsurlar kitabın ana bölümlerini oluşturmaktadır.
Kardeşlik Ahlâkı ve Sorumluluğu
YanıtlaSilDoç. Dr. Yusuf ACAR
İçindekiler
YanıtlaSilÖNSÖZ
..9
KISALTMALAR.
12
GİRİŞ
13
BİRİNCİ BÖLÜM KARDEŞLİĞİN ANLAMI VE KAPSAMI
18
1. Kardeşliğin Anlamı..
22
II. Kardeşliğin Kapsamı
23
A. Biyolojik Kardeşlik
.27
B. Ontolojik Kardeşlik
.28
1. İnsanlık Kardeşliği.
.37
.48
2. Diğer Varlıklarla Kardeşlik.
C. Din Kardeşliği
İKİNCİ BÖLÜM
KARDEŞLİĞİN DEĞERİ VE TEMEL ÖZELLİKLERİ
1.İman Kardeşliğinin Değeri ve Fazileti..
A. Allah'ın Sevgisini Kazanmanın Yolu Kardeşlikten Geçer
.64
67
.71
B. İslam Kardeşliği Allah'ın Bir Nimetidir
C. Allah İçin Sevenleri Allah da Sever-Sevdirir ve Korumasına Alır
D. İman Kardeşleri Kıyamet Günü Allah'ın Koruması Altındadırlar
.73
E. Kardeşlerin Konumuna Peygamberler ve Şehitler Gıpta Ederler
.75
F. İslam Kardeşliği Gerçek İmanın ve İmandan Zevk Almanın Yoludur
G. Kişi Sevdiğiyle Beraberdir.
.77
II. İman Kardeşliğinin Temel Özellikleri.
.82
A. Müminleri Sevmek İmanın Şartlarındandır.
63
86
B. İman Kardeşliği Sırf Allah İçindir ve Süreklidir......90
İman Kardeşliği Empati Temellidir.... İslam Kardeşliği Evrenseldir.
YanıtlaSil96
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
ARDEŞLİK AHLÂKI VE TEMEL DİNAMİKLERİ
üven ve İtimat
111
Doğruluk ve Ahde Vefa
119
Yardımlaşma ve Paylaşma
141
Yardımlaşmak ve Paylaşmak İmanın Ayrılmaz Bir Parçasıdır
142
3. Yardımlaşma ve Paylaşma Bereketlenme Hareketidir
148
3. Müslümanın Arınma Kapısı Paylaşmaktır.
152
D. Mal ve Hizmetler Paylaşıldıkça Temizlenir............159
162
E. Toplum Paylaşmayla Arınır...
165
F. Paylaşmak Ebedileşmektir.
G. Yardımlaşmada Borç Vermek Sadakadan Daha Üstündür
169
H. Paylaşma ve Yardımlaşma Ahlakı
177
1. Mal ve Hizmetin Paylaşımında Kalite Esastır....178
2. Başa Kakılan İyilik İyilik Değildir.........
...... 180
3. Yardımın Güzeli Gizli Yapılanıdır
184
4. Yardımda ve Paylaşmada Cimrilik Yoktur......
187
5. En Değerli Yardım Zamanında ve Yerinde Yapılandır
192
6. Yardıma Önce Aile ve Akrabalardan Başlanır. 198
IV. Merhamet ve Sevgi-Saygı........ V
. Feragat ve Fedakârlık (İsår/Diğerkamlık).
VI. Adalet/Müsavat.
VII. İhsan
VIII. Samimiyet
24/
IX. Tevazu/Alçak Gönüllülük.
Kardeşlik Ahlakı ve Sorumluluğu | 7
YanıtlaSilDÖRDÜNCÜ BÖLÜM
KARDEŞLİK SORUMLULUĞU (HUKUKU)
Kardeşlik Sorumluluğu/ Hukuku.
I. Bütün İnsanlar Eşittir ve Üstünlük Yalnızca Takva İledir.
282
II. Bütün Müslümanlar Kesinlikle Kardeştir.
283
III. Müslüman Kardeşler Arasında Her Türlü Ayrımcılık Yasaktır
A. Etnik Ayrımcılık Haramdır.
286
286
B. Cinsiyet Ayırımı Yoktur.
290
C. Dinsel Ayrımcılık Yoktur..
.297
D. Dilsel ve Kültürel Ayrımcılık Yoktur.
279
E. Mezhepsel ve Cemaatsal Ayrımcılık Yasaktır...302
.312
F. Bölgesel ve Tarihsel Ayrımcılık Yoktur. G. Sosyal ve Ekonomik Ayrımcılık Yoktur............ 317
IV. Müslümanın Kanı, Malı ve Namusu Haramdır.....325
V. Toplumsal Otokontrol Farzdır...
.329
VI. Sosyal ve Ekonomik Dayanışma İmanın Gereğidir
.341
VII. Müslümana Zulmetmek ve Onu Zulme Terk etmek Yoktur.
350
BEŞİNCİ BÖLÜM
KARDEŞLİĞİ GELİŞTİREN VE ENGELLEYEN UNSURLAR
I.Kardeşliği Geliştiren Unsurlar.
361
A. Akrabalık Bağları
361
B. Komşuluk İlişkileri...
370
C. Misafirperverlik..
381
D. Selamlaşmak
386
E. Hediyeleşmek
.393
.397
F. Ziyaretleşmek
405
G. Nasihat ve İstişare
414
H. İbadetler
418
1. Dualaşmak
Yusuf ACAR
YanıtlaSil1. Güler Yüzlü ve Güzel Sözlü Olmak
2. Hayra Anahtar ve Şerre Kilit Olmak...
II. Kardeşliği Tehdit Eden ve Engelleyen Hususlar...
A. Dil Belâsı/Uygunsuz Sözler
441
1. Çok ve Boş Konuşmak.
40
2. Gıybet ve Dedikodu
44
3. Alay Etmek ve Tahkir
454
4. Kusur Araştırmak ve Ayıplamak
458
5. İftira ve Söz Taşıma
462
B. Kalp Hastalıkları
469
1. Kibir/Kendini Beğenmişlik
471
2. Haset ve Buğz
3. Kişisel Hırs ve İhtiras.
4. Taassup / Asabiyet.
5. Dünyevileşme
5. Bencillik ve Bireysellik.
10
A
6. Rekabet
Sonuç
Kaynakça
26. Şuarâ Süresi
YanıtlaSilAyet: 1
Her iki alem Hz. Peygamber'in rahmet atının terkisine bağlanmıştır Arş ve Kürsi, Onun toprağını kendine kible edinmiştir Dünya ve ahret âleminin önderidir O Aşıkar ve gizli olan her şeyin rehberidir O
Mukaşele ehlinin büyüklerinden birisi şöyle demiştir: "Sürelerin baş Lam Mikasukea ta harflerinin hakikatlerini, ancak keşf ve vücud ehli bilir. Cunktu onlar meleklerdir. İsimleri harflerin isimleridir. Hepsi on dört melek tir. Çünkü mukattaa harflerinin toplami on dörttür. Sonuncusu " نَ وَالْقَلَمِ "dir let-Kalem, 68/1). Kur'ân'in menzillerinde, çeşitli vecihler üzere zahir oldular. Ban menzilerde "" ve " ص " gibi bir melek, bazılarında "طس". "يس" ve " gibi iki melek, bazılarında "الم" ve "طسم " gibi üç melek, bazılarında النص" ve "التر" gibi dört melek, bazilarinda ise " ve "حم عشق gibi beş melek bulunur. Onların şekilleri tekrar ile birlikte yetmiş dokuz melektir. Her meleğin elinde îmanın bir şubesi vardır. Çünkü "îman yet- miş küsur subedir. " " البضع ))küsur), birden dokuza kadar olan sayılardır. Hadiste küsurun son sayısı olan dokuz kullanılmıştır. İşte kârî (Kur'an oku- yan kimse) bu harfleri okuduğu zaman o melekleri çağırmış gibi olur. Onlar da icabet ederler. Kârî, "J" dediği zaman meleklerden üçü "Ne diyorsun?" der. Kari bu harflerden sonrasını okur. Eğer okuduğu cümle bir haber cümlesi ise melekler: "Doğru söyledin, bu kimse hakka iman etmiş, hakkı söyledi ve hakkı haber verdi." derler ve o kimse için istigfar ederler. "المص" ve benzerlerinde de durum aynıdır. Bu harflere açtığım bu kapıdan bakan kimse hayret verici şeyler görür. Mukattaa harflerinin cisimleri olduğu bu meleki ruhlar, o kimsenin emrine âmâde olur. Ellerindeki îmânın şu'beleri ile ona yardım eder ve îmânını korur."
el-Fütühât in nasihatlar bölümünde der ki: "İmanın şubeleri, Allah'ın birliğine şehadet, namaz kılmak, zekât vermek, oruç tutmak, hac etmek, abdest almak, cünüplükten arınmak için gusül etmek, Cuma günü gusül abdesti almak, sabır, şükür, vera', haya, emniyet, nasihat, ülülemre itaat, Haki zikretmek, hallka eziyet etmemek, emaneti yerine getirmek, mazlûma yardımcı olmak, zulmü terk etmek, insanı hor görmemek, grybeti terk etmek, çekiştirmeyi terk etmek, tecessüsü terk etmek, birisinin evine gire ceğinde izin istemek, öfkeyi yenmek, doğru olmak, iyi sözü dinlemek, fakir
Buhar man 3, Muslim, Iman 58; Ebu David, Sunnet 14: Nesai, İmân 16: Tirmizi, Birr 80:
Cüz: 19
YanıtlaSilRühu'l-Beyân
13
ve dilencileri iyi sözle savmak, kötü sözü açıktan söylememek, güzel kelime ile ifade etmek; avret yerini ve dili muhafaza etmek, tövbe, tevekkül ve huşu içinde olmak, boş sözü terk etmek, målāyānīyi terk etmek, ahdine, sözüne ve akdine vefa göstermek, takva üzere olanlara yardım etmek, günahkar ve düşmanlara yardımda bulunmamak, takva üzere olmaya devam etmek, iyilik yapmak, doğruluk üzere olmak, emr-i ma'ruf ve nehy-i münker yap- mak, iki müslümanın arasını düzeltmek, ara açmamak, müminlere karşı şefkatli olmak, yumuşak davranmak ve mülayim olmak, anne babayı iyi- likte bulunmak, itāatsizliği terk etmek, insanlar için dua etmek ve rahmet dilemek, büyüklere değer vermek, Allah'ın çizdiği sınırlara uymak, cahiliyet davasını terk etmek, başkasının ardından kötü söz söylememek, başkalarına düşmanlık beslememek, yalancı şahidlik yapmamak ve yalan söz söyle- memek; hemz, lemz ve gamzı terk etmek, yani önden ve arkadan kötü söz söylememek, göz kırpmamak ve gammazlık etmemek, cemaatte hazır bulunmak, selâmı yaymak, hediyeleşmek; güzel huylu ve ahdinde sadık. olmak, sırr saklamak, evlatlarını nikâhlamak ve kadını nikâhla almak, ehl-i beyte muhabbet beslemek, kadınları sevmek, güzel kokuyu sevmek, ensåra sevgi beslemek, İslâm'ın şiârına tazim göstermek, hiyaneti terk etmek, mümin üzerine silah doğrultmamak, ölmüş olan kimseyi techiz ve tekfin etmek ve cenaze namazını kılmak, hastanın hatırını sormak, Müslümanların yolundan zahmet veren şeyi uzaklaştırmak, kendisi için sevdiği şeyi bütün müminler için de sevmek, Allah Teâlâ'yı ve Rasûlünü her şeyden daha çok sevmek, küfre tekrar dönmemek; meleklere, kitaplara, peygamberlere ve onların Allah'tan getirdiği her şeye iman etmek, ve bundan başka Kitab ve sünnetin ihtiva ettiği şeyler ki onlar pek çoktur."
Bir hadîste: "İmân yetmiş küsur şu'bedir. En üstünü "La ilahe
Bir hadiste: "İmân yetmiş küsur şu'bedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah" sözü, en aşağısı da yoldan insanlara eziyet veren şeyi kaldır- maktır. Haya da îmandan bir şu'bedir." 2 buyrulmuştur. Bu şu'beler îman ehlinin hasletleridir. Onlar kendi isimleriyle bir hadiste sayılmamıştır. İlim ehli onları muhtelif şekillerde saymışlardır. Bu hadisin lafzının ulaşabildiği en son şu'be sayısı yetmiş dokuzdur.
YanıtlaSilİmam Nesefi, Tefsîru't-Teysîr'de der ki: "Ben O'nun tercih ettiği tertîbe ve ictihâdıma göre onları şöylece sayıyorum: "Peygamberimiz (a.s.) îmanın şubelerini saymaya tehlîl ile başladı. Ondan sonra şunlar gelir:
2. Buhârî, İman, 3; Müslim, İman, 57, 58; Ebû Dâvûd, Sünnet, 14; Nesâî, İman, 16
26. Şuará Süresi
YanıtlaSilAyet: 12
nezafet/teme Tekbir, tesbih, tahmid, temcid, tecrid, tefrid, tevbe, inåbe, lik, taharet, namaz, zekât, oruç, kıyam/gece ibadeti, îtikaf, hac, um kurban, sadaka, gaza, köle âzâdı, Kur'ân kıraati, ihsana devam etme isyandan uzak durmak, azgınlığı terk etmek, düşmanlığı bırakmak, gör takvası, lisanı korumak, senâ, dua, havf, recâ, haya, sidk, såfå, nas samimiyet, vefâ, nedâmet, ağlamak, ihlás, zekâ, hilm, seha/comer İyiliğe şükür, belāya sabır, kazaya rıza, ölüm için hazırlanmak, süre uymak, sahåbeye muvafakat, yaşlılara ihtiram, küçüklere şefkat, ümme âlimlerine uymak, avâma şefkat, havâssa ihtiram ve saygı, Ehl-i sünne tāzim, emâneti eda, iffeti korumak, yemek yedirmek, iyilik yapmak, yet leri kollamak, sıla-i rahim, selamı yaymak, Allah'a teslimiyette sadakat günahlardan korunmayı gerçekleştirmek, dünya konusunda zühd, ahirete rağbet, Mevlâ'ya muvâfakat, hevâya muhalefet, cehennemden sakınmak Me'vâ cennetini taleb, keremi/cömertliği yaymak, âile mahremiytini mura faza, hizmetçilere iyilik yapmak, tevfikı taleb, tahkikı muhafaza, komşu ve arkadaşları gözetmek, kölelere iyi davranmak ve îmanın şu'belerinin en
aşağısı yoldan eziyet veren şeyleri kaldırmak."
Kim îman şu'belerini tam olarak yerine getirirse, Allah'ın vaadi olan îmânın kemaline nail olur. Nitekim Allah Teâlâ bu hususta şöyle buyurur İman edip de îmanlarına herhangi bir haksızlık bulaştırmayanlar var ya, işte güven onlarındır ve onlar doğru yolu bulanlardır. el-En'am, 6/82)
تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ الْمُبِينِ (۲)
2. Bunlar apaçık Kitab'ın âyetleridir.
Yâni bu sûre ve onun içindeki âyetler, i'câzı ve Allah'ın kelamı oluşunun oğruluğu apaçık olan Kur'ân âyetleridir. Şayet böyle olmasaydı, onun bert erini getirebilirlerdi ve Kur'ân'a karşı koymaktan aciz olmazlardı.
"الْمُبِينُ" kelimesi, açık ve aşikâr mânâsınadır veya şer'i hükümleri ve nlarla ilgili hususları açıklayan demektir.
et-Te'vilâtü'n-Necmiyye'de der ki: "Burada ve sûrelerin başlarında lunan bu mukattaa harflerinin yaratılmış harfler kabilinden olmadığı 1, bilakis kadim olan apaçık Kitab'ın ayetleri kabilinden olduğuna işaret
Cüz: 19
YanıtlaSilRühu'l-Beyân
15
etmektedir. Çünkü bunlardan her harf, âyetler gibi birçok månålara delalet etmektedir."
لَعَلَّكَ بَاخِعٌ نَفْسَكَ أَلَّا يَكُونُوا مُؤْمِنِينَ (۳)
3. Onlar iman etmiyorlar diye neredeyse kendine kıya- caksın.
"Onlar iman etmiyorlar diye" yani Kureyş'in bu apaçık Kitab'a îman etmeyeceği korkusundan dolayı demektir. Çünkü apaçık Kitab'ın iman etmesine fayda etmediği gibi daha önce Allah'ın ezeli hükmünde îman etmeyeceği sâbit olan kimsenin îman etmesine korku ve üzüntünün fay- dası yoktur. O halde kederlenme/ sen tebliğini yaptın.
"Neredeyse kendine kıyacaksın."
Burada " لَعَلَّ" işfak, yani korku içindir. Allah Teâlâ ise ondan münez- zehtir. Korku Hz. Peygamber (s.a.)'e nisbetledir. "بخع نفسه" gam ve keder- den kendini öldürdü, demektir. Bir hadiste;
أَتَاهُمْ أَهْلُ الْيَمِن هُمْ أَرَقُ قُلُوبًا وَأَبْخَعُ طَاعَةً
Size Yemen ehli geldi; onlar kalbleri pek ince ve itaatkar kimse lerdir."3 buyrulmuştur. Sanki onlar nefislerini täate boyun eğdirme konu- sunda onları öldüren kimseler gibidirler.
Yâni kendine acı, şefkatli ol, onu boş yere üzüntü ile öldürmekten kork. Bu âyet, Rasûlullah (s.a.)'i üzüntüyü terk etmeye ve sabırlı olmaya teşvik etmekte ve O'nu teselli etmektedir.
Kâşifi der ki: "Hz. Peygamber son derece istekli olmasına rağmen Kureyşliler Kur'ân'a iman etmediklerinden, bu durum çok gücüne gitti. Onun mübarek gönlünü teselli etmek için Hak Teală şöyle buyurdu: Ey Muhammed, sen onlar için kendini helåk edip öldüreceksin."
Keşfü'l-esrâr'da der ki: "Ey Muhammed! Bizim satvet ve siyasetimizle kahrolmuş ve yüce dergahımızdan kovulmuş bu bir avuç hakikate yabancı
3 Buhari, Meğazi, 74, Müslim, İman, 82, 84, 89, 90; Tirmizi, Menākıb, 71, Därimi, Mukaddi me, 14; Müsned, II, 235, 252, III, 105, 155, 182
26. Şuara Sûresi
YanıtlaSilAyet: 3-4-5-6
16
olanlan niçin düşünüyorsun? Onların inkârlan sebebiyle neden kendine sıkıntı veriyorsun? Onları ezeli hükme teslim et, sen de bizim zikrimizle rahat ve huzur içinde ol."
hat Te 'vilâtü'n-Necmiyye'de ise şöyle der: "Ümmete rahmet ve şef katte ifrata düşmemesi için Hz. Peygamber (a.s.)'in te dibine işaret etmek tedir. Çünkü bu durum kendisini onlara meyletmeye götürür. Bu konuda tefrit ise kabalığa ve kalp katılığına sebep olur. Bilakis O (s.a.), kendisine yönelen ve sırt çeviren karşısında daima Allah'la beraber olmalıdır."
Hak sevgisi senin için bütün cihandan yeğdir; Masiva nakışlarından arın
Baharı ve sonbaharı bırak,
Servi gibi her zaman serâzâd ol
Sonra Allah Teâlâ onların îman etmelerine Allah'ın meşiyyetinin/ iradesinin taalluk etmediğini beyan etti ve şöyle buyurdu:
إِنْ نَشَأْ نُنَزِّلْ عَلَيْهِمْ مِنَ السَّمَاءِ أَيَةً فَظَلَّتْ أَعْنَاقُهُمْ لَهَا خَاضِعِينَ (٤)
4. Biz dilesek, onların üzerine gökten bir mucize indi- ririz de, ona boyunları eğilip kalır.
"Biz dilesek, onların üzerine gökten" meleklerin indirilmesi veya kıya- met alâmetlerinden biri gibi zorlu bir musîbetin zuhûra gelmesi gibi onları îmâna mecbur edecek bir âyet "bir mûcize indiririz de, ona boyunları" o mûcizeye "eğilip kalır." boyun eğer de artık onlardan hiçbiri Allah'a isyana başını çeviremez. Fakat biz bunu yapmayız. Çünkü kıyamet günündeki îman gibi zora ve mecburiyete dayanan îmana îtibar edilmez.
Ayette îman ve ma'rîfetin hakiki anlamda özel bir mevhibe olup kul- ların kazanarak elde ettikleri şeylerin dışında kaldığı beyan edilmektedir. Mevhibe hasıl olunca uyarma ve müjde insana fayda verir. Aksi halde faydası olmaz. Dolayısıyla şakâvet üzere yaratılan/fıtratında şakavet olan kendisine ağlasın.
Hafız der ki:
İyi akıbete sahip olmak ne rindlikledir ne de zâhidlikle İşi Allah'ın inayetine bırakmak en iyisidir
Çünkü mukattaa harflerinin toplami on dörttür.
YanıtlaSilİsmail Hakkı BURSEVİ
YanıtlaSilRUHU'L-BEYÂN
Kur'an Meäli ve Tefsiri
14. Cilt
ERKAM YAYINLARI
Rıfktan mahrum olan, hayırdan da mahrum olur. (Müslim, Birr, 74)
YanıtlaSilKALPLERE DOKUNMANIN YOLU: NEZAKET (RIFK)
"Allah Refik'tir; nezaketi, yumuşaklığı, kolaylığı, lütuf ve ihsanı, şefkat ve merhameti sever. Kaba saba bir tavır karşısında esirgediğini, nezaket ve yu- muşaklık karşısında bol bol ihsan eder." (Müslim, Birr, 77) Sevgili Peygamberimiz bize, gücümüz el verdiğince yumuşak huylu olmayı; ilişkilerimizde karşılıklı nezaketi ve yumuşaklığı, sevgi ve saygıyı elden bırakmamayı öğütlemektedir. Resûlullah (sas), yumuşak davranma hususunda en güzel örneğimizdir. O, sadece insanlara değil, tüm canlılara şefkat, merhamet ve nezaketle davranmıştır. Her işinde kolaylaştırıcı olmuş, zorluk çıkarmaktan ve çevresindekileri in- citmekten sakınmıştır. Hatalar karşısında cezalandırmaktan ziyade affedici olmayı tercih etmiştir. Rıfka sahip olan rahmeti kuşanır; rahmeti kuşanan da Allah'ın merhametine ulaşır. Rıfkı terk eden şiddete yönelir; şiddet ise kıyamet günü pişmanlıktır. O hâlde, öfkenin aklımızı ve vicdanımızı esir almasına, sabırsızlığın ebedî kurtuluşumuza gölge düşürmesine fırsat vermeyelim.
1935- Sana Allah'tan korkmanı tavsiye ederim. Çünkü o bütün yapacağın amellerin bir süsüdür. Kur'an okumalısın. Allah'ı anmalısın. Çünkü bu gökte anılmana, yerde aydınlanmana bir vesiledir. Uzun sükutte bulunmalısın. Ama hayrı söyleyeceğin zaman başka. Hemen söyle. Çünkü bu şeytanı senden kovar. Din işinde sana yardımcı olur. Sakın ha çok gülme. Çünkü bu kalbi öldürür, yüzün nurunu giderir. Cihad etmelisin, ümmetimin asla bırakmayacağı şey budur. Yoksulları sev, yanlarında otur. Daima senden aşağı olana bak, üst olana değil. Bu Allah'ın üzerinde nimetini hakir görmemen için en layık olan husustur. Senden ilgilerini kesseler bile sakın ha akraba ile ilgini kesme. Acı da olsa doğruyu söyle. Allah uğrunda levm edenlerin levminden korkma. İçindeki bilgin seni insanlara reva görebileceğin kötülükten alıkoysun. Yaptığın şeyle onlara karşı övünme. Ayıp yönünden şu üç hasletin kişide bulunması kâfidir: Kendi kusurunu görmeden başkalarının kusurlarına bakması. Kendi utanılacak şeyde yüzerken o utanılacak şeyi sebebiyle başkalarını ayıplaması. Yanında oturan (komşusuna) eziyet etmesi. Ey Ebu Zerr! Tedbir gibi akıl yoktur,
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel11 Mart 2024 00:16
kötülükten çekinme gibi vera yoktur, güzel ahlak gibi şeref yoktur.
١٩٣٦ - أُوصِيكُمْ بِتَقْوَى اللَّهِ وَالسَّمْعِ وَالطَّاعَةِ وَإِنْ أَمَرَ عَلَيْكُمْ عَبْدٌ حَبَشِيٌّ فَإِنَّهُ مَنْ يَعِشَ مِنْكُمْ بَعْدِى فَسَيَرَى اخْتِلَافًا كَثِيرًا فَعَلَيْكُمْ بِسُنَّتِي وَسُنَّةِ الْخُلَفَاءِ الْمَهْدِيِّينَ الرَّاشِدِينَ تَمَسّكُوا بِهَا وَعَضُّوا عَلَيْهَا بِالنَّوَاجِدِ وَأَيَّاكُمْ وَمُحْدَثَات الأُمُور فَإِنَّ كُلَّ مُحْدَث بِدْعَةٌ وَكُلُّ بِدْعَةٍ ضَلَالَةٌ (حمد
ت حسن صحيح ٥ و ابن جرير ك ق عن العرياض)
1936- Size Allah'tan korkmanızı, Habeşli bir köle bile başınıza geçirilse onu dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Çünkü benden sonra yaşayan çok ihtilata şahid olacaktır. Benim sünnetimden, hidayete ermiş, doğru yolda olan halifelerin yolundan ayrılmayın. Ona sımsıkı sarılın. Azı dişlerle ısırır gibi (sımsıkı sarılıp sakin bırakmayın). Sonradan uydurulmuş işlerden uzak durun. Çünkü sonradan uydurulan, bidattir, her bidat sapıklıktır.
Çünkü ümmeti yaratılmışların öncüsü olduğu için onların bozulmasıyla düzen bozulur. Öncüler bozulduğu zaman, toplum da bozulur.
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel13 Mart 2024 02:06
لوامع العقول شرح راموز الأحاديث للكمشخانوي
Râmûzü'l- ehâdîs Şerhi
LEVAMİ'U'L-'UKÜL
ZEKA PARILTILARI Hadis-i Şerifler ve Açıklamaları
Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhanevî (1813-1893)
Editör Prof. Dr. Mustafa Cevat Akşit
III. CİLT
sy. 553.
YanıtlaSilإِيمَانُهُ رَجُلٌ لا يَخَافُ فِي اللَّهِ لَوْمَةَ لائِم ٣٣١٤ - ثَلَاثَةٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ يَسْتَكْمِلُ وَلَا يُرَانِي بِشَيْءٍ مِنْ عَمَلِهِ وَإِذَا عُرِضَ عَلَيْهِ أَمْرَانِ أَحَدُهُمَا لِلدُّنْيَا وَالْآخَرِ
لِلآخِرَةِ اخْتَارَ أَمْرَ الآخِرَةِ عَلَى الدُّنْيَا (كر والديلمي عن ابي هريرة) 3314- Üç şeyi kendinde bulunduran, kâmil bir iman elde
a) Allah yolunda kınayıcının kınamasından korkmamak, b) Yaptığı amellere en küçük bir riya dahi karıştırmamak, c) Biri dünya diğeri ahiret olan iki iş kendisine sunulduğunda, ahiretinkini tercih etmek.
etmiş olur:
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 01:53
1942- Kıyamet gününde kulun ilk hesap verecek olduğu şey, namazıdır. Eğer tamamlamışsa bu onun için tam olarak yazılır, tamamlayamamışsa Allah Azze ve Celle meleklere:
"Bakın, eğer kulumun nafile namazı varsa onunla bu farz namazlarını tamamlayın" emrini verecek. Sonra zekattan da böyle hesaba çekilecek. Sonra diğer ameller de bu minval üzere ele alınacak.
۱943 - اَوَّلُ الْوَقْتِ رِضْوَانُ اللهِ وَوَسَطُ الْوَقْتِ رَحْمَةُ اللَّهِ وَآخِرُ الْوَقْتِ
عن ابراهيم بن عبد الملك) الله قط * عَفْو الله
1943- Namazın vaktinin evveli Allah'ın rızası, ortası rahmeti, sonu ise Allah'ın affıdır.
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 01:57
عائشة)
4496- Veled-i zinaya, ana-babasının suçundan hiçbir sorumluluğu yoktur. Kimse kimsenin suçunu (günahını) taşımaz.
٤497 - لَيْسَ عِنْدَ اللهِ يَوْمٌ وَلاَ لَيْلَةٌ تَعْدِلُ اللَّيْلَةَ الْغَرَّاءَ وَالْيَوْمَ الأَزْهَرَ (ك) * ٤٤٩٧
عن ابي بكر)
⑤
G
4497- Allah katında, Cuma gecesi ve gününe eşit olacak hiçbir gece ve gün yoktur.
٤٤٩٨ - لَيْسَ عَدُوكَ الَّذِى اذَا
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 02:00
١٣٤٠ - إِنَّ الدُّنْيَا مَلْعُونَةٌ مَلْعُونٌ مَا فِيهَا إِلَّا ذَكَرَ اللَّهُ وَمَا وَالاهُ وَعَالِمُ أَوْ
مُتَعَلَّمُ فَإِنَّ أَوَّلَ فِتْنَةٍ بَنِي إِسْرَائِيلَ كَانَتْ فِي النِّسَاءِ اء (م) عن ابي سعيدن
حسن غريب عن ابي هريرة
1340- Dünya melundur, dünyada bulunan ve kişiyi Allah'tan gafil eden hususlar da melundur. Yalnız zikrullah, Allah'ın sevdiği iyi amel, âlim ve ilim tahsil eden hariçtir. İsrailoğullarını baştan çıkarıp fitneye sürükleyen ilk şey muhakkak kadınlar olmuştur.
١٣٤١ - إِنَّ الدُّعَاءَ يَنْفَعُ مِمَّا نَزَلَ وَمِمَّا لَمْ يَنْزِلْ فَعَلَيْكُمْ عِبَادُ اللَّهِ بِالدُّعَاءِ
ت وابن النجار عن ابن عمر)
1341- Dua, gelen ve gelecek olan musibetlere karşı faydalıdır. Allah'ın kulları! Duadan ayrılmayın.
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 02:02
٣٨٦٤ - طَاعَةُ النِّسَاءِ نَدَامَةٌ (عق والقضاعي وابو على الحداد في معجمه كــر
عن عائشة)
getirir.
3864- Mühim işlerde kadınlara boyun eğmek pişmanlık
٣٨٦٥ - طَاعَةُ الله طَاعَةُ الْوَالِدِ وَمَعْصِيَةُ الله مَعْصِيَةُ الْوَالِدِ (طس عن ابي
هريرة)
3865- Allah'a itaat etmek, anneye, babaya itaaat etmektedir. Anneye babaya isyan eden, Allah'a isyan etmiş olur.
-
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 02:03
- طَالِبُ الْعِلْمِ طَالِبُ الرَّحْمَنِ طَالِبُ الْعِلْمِ رُكْنُ الإِسْلَامِ وَيُعْطَى
أَجْرُهُ مَعَ النَّبِيِّينَ (الديلمي عن انس)
din gibi
3867- İlmin talibi Rahman'ın talibi demektir. İlmin talibi İslam'ın rüknüdür. O peygamberlerle birlikte mükafatlandırılacaktır.
٣٨٦٨ - طَالِبُ الْعِلْمِ اللَّهِ كَالْغَازِي وَالرَّائِحُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ
الديلمي عن انس حل عن بكار بن ياسر)
3868- Allah için ilim tahsil eden, Allah yolunda savaşa erkenden gidip sağ salim dönen gibidir.
ن
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 02:04
Sene yüz otuz beş olunca, Davud oğlu Süleyman (a.s.)'ın deniz adalarında hapsettiği şeytanların azılıları serbest kalır. Ve onların onda dokuzu lrak'a gider. Ve orada Kur'an hakkında (şeytanca) mücadele ederler. Onda biri ise Şam'da kalır.
Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.)
Sayfa: 60 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
Yorum Gönder
Bu blogdaki popüler yayınlar
İman
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Meric Tumluer Said Nursi
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Blogger tarafından desteklenmektedir
Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL
Vasiyet ve mustafa
PROFİLİ ZİYARET EDİN
Arşivleme
Kötüye Kullanım Bildir
148. Allah, (insanı incitecek) kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez. Ancak zulmedilenler hariç. Allah her şeyi işiten ve bilendir.
YanıtlaSil(Zulmedilenler feryat, beddua veya şikayet edebilirler.)
Nisa Suresi
148.ayet.
)seçkinler)a özel bir hitabı hedef alması dolayısıyledir. وَلَا تَلْبِسُوا الحَقِّ بالباطل hakkı batıl ile karıştırıp aldatmayın; doğruyu yalanla, yanlışlarla bulayıp da وَتَكتُمُوالحق وأنتم تعلمون bile bile hakkı gizlemeyiniz. Bu âyetin anlamı çok kap- samlıdır. İlme ve amele dair hususları kapsar. Bilgiçlerin hilelerine, yalan do- lanlarına ve bozgunculuklarına, hatta ticaret ehlinin karışık işlerinden ve hakim- lerin haksız hükümlerine varıncaya kadar hepsine şümülü vardır. "İnsanları aldatmayınız, sahtekârlık yapmayınız." meâlinde bir genellemeyi ifade eder. Bununla beraber (kelâmın) sevki bilhassa ilmî değeri hedef alıyor. Nice kimse- ler vardır ki, ilmî gerçekleri bozarlar, kötüye kullanırlar, onları kendi gönüllerine göre evirerek çevirerek aslından çıkarırlar, bakırı yaldızlarlar, altın diye satarlar. Bu durum İsrailoğulları haberlerinde çok vardı. Bunlar, kendi yazdıkları fikirleri, te'villeri, tercemeleri, Tevrat'ın aslı ile karıştırıyorlar, seçilmez bir hale getiriyorlar ve bazan da Muhammed (s.a.v.)'e ait vasıflar hakkında yaptıkları gibi geçmiş kitaplardaki âyetleri saklıyorlardı ki, bu konuda فَوَيْلٌ لِلَّذِينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِأَيْدِيهِمْ ثُمَّ يَقُولُونَ هَذَا مِنْ عِنْدِ اللَّهِ "Yazıklar olsun o kimselere ki, kit- abı elleriyle yazıp, sonra 'Bu Allah katındandır.' derler." (Bakara, 2/7( يُحَرِّفُونَ الكلم عن مواضيه "Kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar." (Nisa, 4/46, Maide, 5/13( ve diğerleri gibi başka âyetler de vardır. Bunlar, Tevrat'ın aslını korumuyorlar, kendi yazdıkları tercemeleri: "İşte Allah'ın kitabı" diye Tevrat yerine koyuyor- lardı. Ve ilmî meselelerde gerçeği takip etmeyerek kendi gönüllerine göre
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel19 Mart 2024 05:59
2- BAKARA SÛRESİ: 42-43
Cu
oluy
din
hak
ma
rin
ara
ke
de
be
n
0
286
Cuz
açıklamalarda bulunuyorlar, arzu ve şehvetlerine sapıyorlar, safsatalar yapıyorlar, arzularına tabi oluyorlardı. Bu şekilde hak fikri, hak inancı kalmıyor aidatma, karıştırma, aldatıcılık hükümran oluyordu. İşte bütün bunlara karşı İsrailoğullarının bilginlerine genel olarak bu yasaklama hitabı söylenmiştir ki, Kur'ân'da bu konuda başka bir âyet olmayıp da yalnız bu âyet olsaydı, Kur'ân'ın terceme ve tefsiri meselesinde ve diğer ilmî vaziyette İslâm'ın tutumunu, ilmi vazifenin şeklini tayin etmek için bu âyet yeterli olurdu. Kur'ân'ın tecrid (soyutlama) meselesinin ne büyük önemi haiz olduğu, Kur'ân'ı Kur'ân, terceme- sini terceme, tefsir ve te'vili de tefsir ve te'vil olarak bellemek ve belletmek bir hak görev olduğu unutulmamalı. "Farsça Kur'ân", "Türkçe Kur'ân" gibi sözlerden çekinmelidir. Çünkü milyonla terceme ve te'vil yazılır, onlar yine Kur'ân'ın hakikati olmaz, Cenab-ı Hak لا تلبسُوا الحَقِّ بالباطل buyurmuştur.