İSA A. S.

Yorumlar

  1. BISMILLAHI Allah nami na, Allah için, Allahın adı ve izni ile,

    (Esbab zahiriye eliyle gelen nimetleri, o esbab hesabına almamak gerektir. Eger o sebep Intlyar sahibi değilse-meselä hayvan ve ağaç gibi doğrudan doğruya Cenab-ı Hak hesabına verir. Mådem o, Ilsan-i hål ile Bismillah der, sana verir. Sen de Allah hesabına olarak Bismillah de, al. Eğer o sebep ihtiyar sahibi ise: o Bismillah deme- II, sonra ondan al, yoksa alma, Cünkü

    ولا تأكلوا بما لم يذكر اسم الله عليه

    ayetinin mânâ-yı sarihinden başka bir mânâ-yı İşärisi şudur ki, "Mün'im-i Hakikiyi hatıra getir- mlyen ve onun namıyla verilmiyen nimeti yeme- yiniz" demektir. O hålde hem veren Bismillah demell, hem alan Bismillah demeli, Eğer o Bis millah demiyor, fakat sen de almağa muhtaç isen sen Bismillah de, onun başı üstünde rahmet-i İlahiyenin elini gör, şükür ile öp, ondan al, Yanis Nimetten in'ama bak, in 'amdan, Mün'im-i Hakiki- yl düşün. Bu düşünmek bir şükürdür. Sonra o zahiri vasıtaya istersen dua et. Çünki o nimet

    onun eliyle size gönderildi. L.) (Kur'an-ı Kerim, nimetleri, Ayetleri, delil- leri tâdat ederken ميائي الأمربكما تكذبان âyet-i celllesi tekrar ile zikredilmekte olduğun-

    dan şöyle bir delalet vardır ki: Cin ve Insin en çok İsyanlarını, en sedit tuğyanlarını, en azim küfranlarını tevlid eden şöyle bir vaziyetleridir ki, nimet Içinde in'amı görmüyorlar, In'amı görmediklerinden Mün'im-i ederler. hakikiden gaflet Mün'imden gafletleri saikasıyla, o ni'metleri, esbaba veya tesadüfe isnad ederek, Allahdan o nimetlerin geldiğini tekzib ediyorlar. Binaenaleyh, herbir nimetin bidayetinde, mü'min olan kimse, Besmeleyi okusun. Ve o nimetin Al- lahdan olduğunu kasdetmekle, kendisi ancak AI- lahın ismiyle, Allahın hesabına aldığını bilerek, Al- laha minnet ve şükranla mukabelede bulunsun M.N.)

    YanıtlaSil
  2. Imam-ı Şafii rh.a.'den

    Sofiyye ile sohbetim esnasında kendilerinden üç şey öğrendim.

    " 1. Zaman bir kılınçtır, sen onu kullanmazsan o seni keser. 2. Kendini hak ile meşgul etmezsen, bâtil seni istila eder. . Kendine hiç bir varlık isnad etmemek, erbâb-ı ismetten olmak demektir.

    Celaluddin-i Suyûtî; Te'yidü'l-Hakikati'l-Aliyye, s. 15:

    YANITLASİL

    yuksel19 Kasım 2023 21:27
    İmam-ı Malik rh.a.'in Görüşü

    "Fikhi öğrenip de tasavvufu öğrenmemiş olan fâsıklığa, Tasavvufu öğrenip, fıkhı öğrenmemiş olan zındıklığa düçar olabilir. Hem fikhi ve

    hem de tasavvufu birarada cem eden de hakikate ulaşır." Aliyyü'l-Kârî Fıkh-ı Maliki Şerhi c. 1, s. 33

    YANITLASİL

    yuksel19 Kasım 2023 21:35
    islam

    aylık mecmua

    YanıtlaSil
  3. Meâl-i Şerîf - 106

    106- Biz herhangi bir ayeti (n lafzını yahut hükmünü veya her ikisinin 16. Biz het nu neshedersek veya (hazalardan silerek) on geutturursak, (onun yerine, hem kullara fayda ve kolaylık açısından, hem de sevap bakımından) ondan daha iyisini veya (yükümlülük ve sevap ka zandırma yönünden) onun (bir) benzerini getiririz. (Habibim!) Bilmedin mi ki; gerçekten Allâh (emretme, yasaklama, değiştirme ve hükümsüz kıl

    ma dâhil) her şeye (hakkıyla gücü yeten bir) Kadîr'dir?! Kur'ân'da ve Sünnet'te geçerli olan "Nesh" konusu "Şerî bir hükmün, Allâh-u Teâlâ ta- rafından tümüyle kaldırılması veyâ misliyle yâhut daha iyisiyle değiştirilmesi" anlamına gel- mektedir. Meselâ Bakara Sûre-i Celîlesi'nin 180. âyet-i kerîmesinde: "Ardından mal bırakacak kişinin, o maldan ne kadar pay alacakları hususunda ana-babasına ve akrabâsına vasiyette bulunmasının farz olduğu" açıkça bildirilmiştir. Ama daha sonra "Mîras âyetleri" olarak anı lan; Nisa Sûresi'nin 11 ve 12. âyet-i kerîmelerinin indirilişiyle, herkesin ne alacağı taksim edil miş ve böylece ölecek kişinin kafasına göre vasiyet yapmasının farziyeti kaldırılmıştır.

    90

    YANITLASİL

    yuksel30 Kasım 2023 03:21
    KUR'ÂN-I 'AZÎM

    ve Soru Edatlı Kelime Mânâsı - 1

    Cüz: 1

    Sûre: 2

    Yine böylece kiblenin Mescid-i Aksa'dan Mescid-i Harâm'a döndürülüşü de neshin ör- neklerindendir. Bu konuda misalleri çoğaltabiliriz. Konunun ehemmiyetinden dolayı âlimler: "Nâsih ve mensûhu bilmeyen kimselerin âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfler okuyarak vaaz et- meleri câiz değildir" demişlerdir. Allâh-u Teâlâ neyi ne zamâna kadar ne sebeple geçerli kı- lacağını, ne zamanda neyi hangi hikmetle hükümsüz kılacağını ezelî ilmiyle bildiği için nesh, Allâh-u Teâlâ'nın ilminde ve takdîrinde vukû bulan bir değişiklik olarak görülemez, bilakis bu hükümler, ferdin ve toplumun menfaatleri gözetilerek zaman ve zemine göre değişebilecek şekilde takdîr edilmiştir. Ancak şu bilinmelidir ki; nesh sâdece emir ve yasaklarda geçerlidir, ama haber ve kıssa niteliğindeki konularda geçerliliği düşünülemez. Neshin şekilleri, örnekle- ri ve hikmetleri hususunda geniş mâlûmât için bakınız: Rûhu'l-Furkan Tefsiri, 1/502-507

    YanıtlaSil
  4. بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
    Bismillahirrahmanirrahim
    Elhamdülillah
    Allahuekber
    Subhanallah
    Allahümmesallialaseyyidinamuhammed
    Sallaahualeyhivesellem
    Estagfirullah
    Beş vakit namazı camide kılan Bismillahirrahmanirrahim demiş gibidir.
    Ümmetim yıldızlara gidesiye kadar kıyamet kopmayacaktir

    YanıtlaSil
  5. yuksel1 Aralık 2023 03:16
    TARİKATLAR-412

    Eve geldi Muhammed'i bulmadı, Yemen illerinde Veysel Karani. Adına Yunus Emre'nin de yuka-

    rıya bir kıtasını aldığımız ilahiyi yaz- dığı Veysel Karani Türk tasavvuf ede- iyatında büyük sevgi ve alaka görmüş, hakkında menkıbenameler, pek çok ilahi ve destan mahiyetinde hikâyeler kaleme alınmıştır.

    Sufi kaynaklarından bir kısmı Veysel Karani'nin Hz. Peygamberle görüştüğünü ileri sürerlerse de, diğer kaynaklar ve rivayetler bunun aksini savunmuşlardır. Yukarıda belirtildi- ği gibi, hasta annesini yalnız bırakma- dığı için, Medine'ye gidemeyen bu Sufi için Hz. Peygamber, Hz. Ömer ve Hz. Ali'ye, onunla görüşmek imkanı- nın kendilerine nasip olacağını müj- delemiştir. Ayrıca duasını almalarını da bildirmiştir. Onlar da onu görecek- leri anın gelmesini dört gözle bekleme- ye koyulmuşlardır. Hz. Ömer'in hali- feliği döneminin son yıllarına doğru, onun Yemen'den gelen bir hacı kafi- lesi ile gelip Mekke'de bulunduğunu öğrendiler. Hacılar Veysel'in Arafat yakınlarında deve güttüğünü haber verip, hakkında alaylı sözler söyledi- ler. Fakat, Hz. Peygamber'in onun için söylediklerini öğrenince bu tavır- larından ötürü nedamet duydular. Hz. Ömer ve Ali, Veysel Karani'yi bu- lup kendisiyle görüşmek imkanını el- de ettiler. Hz. Peygamber'in kendisi hakkında söylediklerini naklettikleri gibi, hayır duasını da aldılar. Kendi- sine liediye ve para vermek yolunda- ki teşebbüsleri boşa gitti. Maddi hiç- bir şey kabul etmeyen Veysel, hacılar- la

    birlikte yine Yemen'e döndü.

    Daha sonra geri gelen Veysel Ka-

    YANITLASİL

    yuksel1 Aralık 2023 03:20
    rani, Hz. Ali'nin halifeliği sırasında Medine'ye gitti ve Haricilerin ortaya çıkmalarına sebep olan Siffin savaşın- da Hz. Ali'nin saflarında savaşçı ola- rak bulundu. Bir rivayete göre bu sa- vaşta şehit olmuş, başka bir rivayete göre ise, yine Hz. Ali'nin hilafeti dö- neminde Şam'da hadis ilmiyle meşgul bulunduğu sırada vefat etmiştir. Ri- vayetlerden anlaşıldığına göre Üveys, çok fakir bir ailenin küçük yaşta ye- tim kalmış bir çocuğudur ve son de- rece bağlı bulunduğu annesi ona hem analık, hem de babalık etmiştir.

    Hz. Peygamber'i hiç görmediği halde, inanması ve gönülden bağlan- ması, Peygamber tarafından da müj- delenmesi, tasavvufta bir mürşide ula- şamayıp onun ruhaniyetinden feyz alanlara "Üveysi" denmesine yol aç- mıştır. Yani görmediği bir şeyh tara- fından yetiştirilen Sufiye, "Üveysi", bu yoldaki yetişme tarzına "Üveysi- lik'denmektedir.

    Daha sonraları Üveysilik dört zümre için kullanılmıştır: a) Hz. Pey- gamber'in ruhaniyetinden feyz alan- lar, b) Veysel Karani'nin yolunda ye- tişenler, c) Herhangi büyük bir şeyhin ruhaniyetinden feyz alanlar, d) Hızır Aleyhüsselam tarafından irşad edilenler.

    Veysel Karani halk tarafından çok sevilmiş ve bir çok iyi davranışlar ona bağlanarak misal haline getirilmiştir. Bu yüzden de kendisine fazlasıyla sa- hip çıkıldığından İslâm ülkelerinde, Yunus Emre için olduğu gibi, pek çok yerde kabirleri bulunmaktadır. Bun- ların hepsi gerçek kabir olmayıp sev- gi dolayısıyla ayrılmış makamlardır

    YanıtlaSil
  6. 26. Şuará Sûresi

    180

    Ayet: 227

    Yasaklanan şiirle ve diğer kötülüklerle kendilerine "haksızlık edenler hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir."

    Buradaki haksızlık edenler' ifadesi her zalim için geneldir.

    "النقل" inkilab, dönme, dönüş manasinadır. Yani onlar ölümler den sonra Allah'a öyle dönüp öyle varırlar; kötü bir dönüşle dönenler ve deli bir varışla geri varırlar. Çünkü onların dönüp varacaklan yer cehen nemdir.

    Kaşifi der ki: "Hangi yere dönseler o dönecekleri yer ateş olacak tır."

    Rivayete göre Ebû Bekr (r.a.) hayatından ümid kesince Osman (r.a.)'dan şöyle bir ahidname yazmasını istedi: "Bu Ebû Kuhâfe'nin oğlu- nun, kâfir kimsenin bile îmana geldiği bir halde mü'minlere ahdi/vasi yetidir. Ebû Bekir (r.a.) bir ara baygınlık geçirip ayrıldıktan sonra şöyle demiştir: Ben size Ömer b. Hattab'ı (r.a.) yerime halife bırakıyorum. Eğer âdil olursa ki onun hakkında benim zannım budur. Eğer âdil olmazsa "haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir."

    "الظلم" adaletten sapmak ve haktan yüz çevirmektir.

    Zālimler üç çeşittir: En büyük zâlim, Allah'ın şeriatının (hükmü) altına girmeyendir. Allah Teâlâ: "Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür." (Lokmat. 31/13) buyurarak bunu kasdetmiştir. Ortanca zâlim, sultanın hükmünü yeri ne getirmeyendir. En küçük zalim ise amel ve çalışmaktan haylazlık yapıp insanların menfaatlarını alan, kendi menfaatini onlara vermeyendir.

    Adaletin faziletindendir ki onun ziddi olan zulümden tevbe ancak ada let yapmakla mümkündür. Şayet hırsızlar aralarında bir şeyi şart koşsalar ve onda adâleti gözetmeseler, işleri yolunda gitmez.

    Akıl sahibi kimseye gereken, bu vaîd ve şiddetli tehdîde kulak vermek.

    Her sålikin yardımcısı, sülük edilen yolların tehlikelerinden kurtaran ancak Allah'tır. 41

    41. Şuara süresi, 1108 yılının Zülkāde ayının 9'unda (30 Mavis 1697) Persembe günü tamam old

    YANITLASİL

    yuksel7 Aralık 2023 01:20
    تفسير روح البيان

    Rûhu'l Beyân

    - Kur'an Meâli ve Tefsiri -

    İsmail Hakkı BURSEVÎ

    ERKAM YAYINLARI

    CILT

    14
    sy. 180.

    YanıtlaSil
  7. Tarangirane Siyaset karşıdaki meleği şeytan gösterir. (M.) 258:22. Mektup, 4. vecih; (Sn.) 68; (E.L.) 1:266; 2: 144, 145. Tarafgirâne siyaset keşfiyata mânidir. (Mh.) 32:1. maka. 8.

    muk

    Tarafgirâne vaziyet almamak itiraz edenlerin pişmanlığına se- bep olur. (E.L.) 1:157.

    Tarih, asker milletinin siyasete girmesinin çok tehlikeli oldu- ğunu gösteriyor. (H.Ş.) 113: Asa. Hit Yalancı politika ve siyasete dayanmak insanlığın maslahatına

    zıttır. (H.Ş.) 78. Zâlim siyasetin gaddarene bir düsturu da "Cemaat için fert feda edilir" dir. (E.L.) 1:206; (H.Ş.) 153.

    YANITLASİL

    yuksel14 Aralık 2023 00:32
    Bir Hazinenin Anahtarı
    Risale-i Nur Kulliyati Fihrist ve İndeksi
    İsmail Mutlu
    sy. 595.

    YanıtlaSil
  8. sol taraflarından verirler. Hak teålå orada bütün mahluklarına vasıtasız kelâm söyler. Bir onda herkesin hesabını görüp kimine hitab, kimine itâb eder. Mazlûmun hakkını zālimden alıp, zālimin hasenâtı var ise ona ve- rir, yoksa mazlûmun günahlarını zālime yükletir. Hesabdan sonra hay- vanları toprak eder. Kafirler hayvanlara gıpta edip keşki biz de toprak ol- saydık derler.

    YanıtlaSil
  9. Hz. ALİ -RADIYALLAHU ANH-IN KIYMETLİ SÖZLERİ

    * Kişi, dili altında saklıdır, konuşturunuz zaman kıyme- tinden neler kaybettiğini anlarsınız.

    * Dünya bir cîfedir, leştir. Ondan birşey isteyen köpek- lerle dalaşmaya dayanıklı olsun.

    * Kul ümidini yalnız Rabbine bağlamalı ve yalnız günah- ları kendisini korkutmalıdır.

    * İnsanlar arasında Allah'ı en iyi bilen, O'nu çok seven ve tam ta'zim edendir.

    * İlimsiz yapılan ibadette, anlayış vermeyen ilimde, te- fekküre götürmeyen Kur'ân-ı Kerîm okumakta hayır yoktur.

    * İyilik bilmez birisi de olsa, sen iyilik yap! Zira o, mukabi- linde teşekkür edene yapılan iyilikten mizanda daha ağır gelir.

    * Edep aklın sûretidir.

    * Alim ölse de yaşar, cahil yaşarken ölüdür.

    * Bana bir harf öğretenin kölesi olurum.

    * İnsanın kıymeti, yaptığı iyiliklerle ölçülür.

    * Kalbin şifâsı Kur'ân-ı Kerîm okumaktır.

    YANITLASİL

    yuksel31 Ocak 2024 21:51
    ISLAM KAHRAMANLARI

    • İnsanlara önce hakkı öğretiniz. Onu öğrenen batil

    tanır. * İnsanı layık olmadığı yere koymak zulümdür.

    • Hakk'ı tanıyan Hak ehlini de kolayca anlar. Önce bâtil öğrenen, Hakk'ı güç tanır.

    *Sen babanın hakkına riayet edersen, oğlun da senin hakkına riayet eder.

    • Cimri insan, dünyada fakirler gibi yaşar, ahirette de zenginler gibi hesaba çekilir.

    * Dostlarının kalbini kırmakla, düşmanlarının arzularını yapmış olursun.

    * Himayen altındakilere iyilik yapmak istersen, onlara terbiye ve edep öğret.

    * İki şey aklı ve tedbiri bozar, biri acele etmek, biri de olmayacak şeyi istemek.

    * Kanaat eden aziz, açgözlülük yapan zelil olur.

    * Nasihati reddeden, rezalet bulur.

    * Kişinin verene teşekkür etmesi, nimetinin artmasına sebep olur.

    * Ölümü unutmak, kalbin paslanmasındandır.

    * Oburlukla sağlık bir arada bulunamaz.

    * Mes'ud insan başkasından ibret alandır.

    *Kişinin kendisini beğenmesi, aklının zayıf olduğuna delalet eder.

    58

    * Hakiki dost, sıkıntı zamanında imdada yetişendir

    YANITLASİL

    yuksel31 Ocak 2024 21:52
    ASR-I SAADET'TEN

    * Lüzumsuz şeylerin peşinde koşan, lüzumlu şeyleri ka- çırır.

    • İnsanın namaz hususunda tembellik göstermesi, îman zayıflığındandır.

    * Sabır kederlere perde, tehlikelere karşı yardımcıdır.

    * Öldükten sonra yaşamak isterseniz, ölmez bir eser bırakınız.

    * Her fenalıktan uzak kalmanın yolu, dili tutmaktır.

    * İktisat az şeyi çoğaltır, israf çok şeyi azaltır.

    * Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras, ilim gibi şeref olmaz.

    YanıtlaSil
  10. İnsanlığın kurtuluşu faizin kaldırılması, zekâtın yerine getiril mesindedir. (S.) 649:Lemaat

    YANITLASİL

    yuksel4 Şubat 2024 22:33
    İnsanlar kendi idarecilerinin yolundadır. (Mn.) 33.

    YANITLASİL

    yuksel4 Şubat 2024 22:53
    8.Asirda İngiliz Kralı Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazarak para bastırmış.
    Akra Fm.
    Günün sohbeti
    Prof Dr Mahmud Esad Coşan

    YANITLASİL

    yuksel4 Şubat 2024 23:36
    Türkiye Cumhuriyeti de paranın üstüne Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazmalidir.

    YanıtlaSil
  11. de: «Malınızın ve avene- nizin çokluğu ve hakkı kabulde büyüklenmeniz sizi azabdan kurtarmadı.» derler.] [2] : [Ve «Bunlar (yani müslümanlar) Cennete giremez. diye yemin ederdiniz, derler.] [3] O anda: [Mü'minlere, «Cennete giriniz; sizin için asla korku ve keder yoktur. denilir.] A'raf halkının kim olacağı (sabi iken ölen küffar evladı, deliler vesaire olmak üzere) ihtilaflıdır. ((Cen- netle Cehennem arasında Yahya aleyhisselâm tarafından, Ce- nabı Hakkın emriyle, ölüm kesilip yok edilecek ve ondan sonra kâfirlerin kederi, mü'minlerin sevinçleri artacaktır.))

    YanıtlaSil
  12. 24. Hz. Peygamber (sav) buyurmuştur ki:

    "Bütün hataların kaynağı, dünya sevgisi; bütün fitne- lerin kaynağı, öşür ve zekâtı vermemektir."
    Tasavvuf Klasikleri
    ibn Hacer El-Askalani
    MÜNEBBİHAT
    UYARILAR

    YanıtlaSil
  13. Dünya ile Ahiret işi bir anda yapılması gerekse ahiret işi önce yapılır.
    AKRA FM
    MAHMUD ESAD COŞAN
    HADİSLER DERYASI

    YanıtlaSil
  14. guya yerleştiler, halen sayıca az olmalarına rağmen birçok ülkenin Sunetimini, kültürel hayatını, ekonomisini, dünya ticaretini ele geçir miş, istediğini istediği ülkeye empoze ettirip yaptırabiliyorlar... Batılı devletlerin, daha başka, mason locaları, Lions kulüpleri, Ro- tary kulüpleri, Bilderbergler, misyoner teşkilatları, Yehova Şahitleri gi bi nice nice dinî, sosyal, siyasî, gizli, âşikâr, etkili, faal teşkilatları var... Ama biz müslümanların böyle kuruluşları yok; kurulmamış, kuru-

    lanlar tahrip edilmiş, kapatılmış, yasaklanmış...

    Emperyalistler bir İslâm ülkesini ele geçirdiler mi önce İslam'ı

    unutturmaya, müslüman halkı dejenere etmeye çalışırlar, en çok, ger- çek İslâm'dan, halis müslümandan korkarlar. Çünkü İslâm, iman, Kur'an, irfan, ahlâk ve mâneviyat ile ilim, çalışma, gayret, şuur, onur, basiret, hürriyet, istiklal, kalkınma, refah, mutluluk, zenginlik, güçlü- lük arasında kuvvetli ilişkiler, sarsılmaz bağlar, kesin etki ve tepkiler olduğunu çok iyi bilirler.

    YANITLASİL

    yuksel28 Şubat 2024 06:54
    smler belli, duvarlar saglam, R çek buketleri, demek ki sık sık in uzerlerinde demet demet ta- ziyaret olunmaktalar...

    Onlar böyleyken bizler ne yapmışız? Maalesef yürekler acısı bir durum. Mezarlıklar istilaya uğramış, gecekondu dolmuş, istimlak edilmiş, türbeler yıkılmış, kapatılmış, tozlu, harap, yağmalanmış; cami lere el konulmuş, halı la rı, levhaları, minberleri, mihraplan, çinileri- hatta kubbe kurşunları çalınmış, en değerli eserler yıktırılmış, avlu ları yok edilmiş; tarih sevdirilmemiş, ecdat kötülenmiş, gerici ve yo- baz gösterilmiş, vatan hainle ri putlaştırılmış, kahramanlaştırılmış; sa- raylar yağmalanmış, arşivler satılmış, şehirlerin tarihî binaları yıkıl- mış, yerlerini soğuk beton yığınlar almış, vakıf eserler yağmalanmış, kütüphaneler kapatılmış, en değerli kitaplar kaybolmuş, bir sürü yol- suzluk, hırsızlık, hainlik, düşmanlık, kadirbilmezlik, şarlatanlık, dal- kavukluk, nemelâzımcılık, vefasızlık, şuursuzluk...

    Milli kültürümüz mahvedilmiş, tarihimiz yağmalanmış, tarih şu- uru sıfır, takip yok, hesap soran yok, suçlu ortada, ev sahibinden bas- kin, arsız, yüzsüz. Bu rezalete kimler, ne zaman dur diyecekler acaba; Şark'ın

    eski aslanları nerede, uykudan ne zaman uyanacaklar? Bir 18 Mart Canakkale Zaferi gecti kar kisi olayı bilmekte? Çocuk

    YanıtlaSil

  15. 3233- Peygamberlik içinizde, Allah'ın dilediği zamana kadar devam edecek, sonra kaldırmak isteyince onu, kaldıracak; sonra nübüvvetin yolunda olan hilafet Allah'ın dilediği müddete kadar sürecek, sonra onu kaldırmak isteyince kaldıracak, sonra ısıran saltanat devri gelecek, o da Allah'ın dilediği zamana kadar kalacak, sonra Allah onu kaldırmak isteyince kaldıracak, sonra onu zorba bir hükümdarlık takip edecek, sonra da nübüvvet yolu üzerinde olan bir hilafet devri gelecek.

    ٣٢٣٤ - تَكُونُ لَأَصْحَابِي زَلَّةٌ يَغْفِرُهَا اللَّهُ لَهُمْ لِسَابِقَتِهِمْ مَعِي (كر عن محمد

    بن الحنفية عن ابيه

    3234- Ashabımın zellesi (ayak kayması) olur. Lakin Allah onları benimle beraber güzel geçmişleri bulunduğu için bağışlar.

    ٣٢٣٥ - تَكُونُ بَيْنَ يَدَيِ السَّاعَةِ أَيَّامٍ يُرْفَعُ فِيهَا الْعِلْمُ وَيُنْزَلُ فِيهَا الْجَهْلُ

    وَيُكْثَرُ فِيهَا الْهَرَجُ وَالْهَرَجُ الْقَتْلُ (ه عن ابن مسعود)

    3235- Kıyamet öncesi öyle günler olacak ki, o günlerde ilim kalkacak, cehalet yaygın hal alacak, cinayetler çoğalacak.

    بِكُمْ فَيَسِيرُونَ ٣٢٣٦ - تَكُونُ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَ بَنِي الْأَصْفَرِ هُدْنَةٌ فَيَعْدِرُونَ

    YANITLASİL

    yuksel1 Mart 2024 22:26
    إِلَيْكُمْ فِي ثَمَانِينَ غَايَةً تَحْتَ كُلِّ غَايَةٍ اثْنَيْ عَشَرَ الْفَا" (ه عن عوف بن مالك)

    3236- Beni asfar ile aranızda sulh olacak, sonra size hiyanette bulunup her birinin altında on ikibin kişi bulunan seksen sancakla size doğru saldıracaklar.

    ۳۲۳۷ - تَكُونُ أَرْبَعُ فِتَنِ الأُولَى يُسْتَحَلُّ فِيهَا الدَّمُ وَالثَّانِيَةُ يُسْتَحَلُّ فِيهَا الدَّمُ وَالْمَالُ وَالثَّالِثُ يُسْتَحَلُّ فِيهَا الدَّمُ وَالْمَالُ الْفَرْجُ وَالرَّابِعَةُ الدَّجَّالُ

    نعيم عن عمران بن حصين

    3237- Dört fitne başgösterecek: Birincisinde adam öldürmek helal sayılacak, ikincisinde hem o, hem de mal, üçüncüsünde kan, mal, zina helal sayılacak, dördüncüsü ise Deccal'dir.

    ۳۲۳۸ - تَكُونُ اَمَامَ الدَّجَّالِ سِنُونٌ خَوَادِعُ يُكْثَرُ فِيهَا الْمَطَرُ وَيُقَلُّ فِيهَا النَّبْتُ وَيُكَذِّبُ فِيهَا الصَّادِقُ وَيُصَدَّقُ فِيهَا الْكَاذِبُ وَيُؤْتَمَنُ فِيهَا الْخَائِنُ وَيُحَوَّنُ فِيهَا الْأَمِينُ وَتُنْطَقُ فِيهَا الرُّوَيْبِضَةُ قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَا الرُّوَيْبِضَةُ

    قَالَ مَنْ لَا يُوبَهُ لَهُ (طب عن عوف بن مالك)

    3238- Deccal'den önce aldatıcı yıllar olacak. O yıllarda yağmur çok, bitki az olacak, doğru söyleyen yalanlanacak, yalan söyleyense doğrulanacak, haline güvenilecek emin olan kişi hain sayılacak, Ruvaybıza konuşacak "Ruvaybıza nedir ey Allah'ın Rasulü?" diye sordular. "Ruvaybıza, kendisine önem verilmeyen kişi" buyurdu.

    ۳۲۳۹ - تَكُونُ بَيْنَ النَّاسِ فِرْقَةٌ وَاخْتِلَافٌ فَيَكُونُ هَذَا وَأَصْحَابُهُ عَلَى الْحَقِّ

    يَعْنِي عَلِيًّا (طب عن كعب بن عجرة) 3239. İnsanlar arasında ayrılık ve ihtilaf olacak, bu ve arkadaşları doğru yol üzere olacaklar. (Hazreti Ali kasdediliyor.)

    ٣٢٤٠ - تَمَنَّوْا الْمَوْتَ عِنْدَ خِصَالِ سِيِّ عِنْدَ إِمَارَةِ السُّفَهَاءِ وَبَيْعِ الْحُكْمِ وَاسْتِحْفَاف بالدَّمِ وَكَثْرَة الشَّرْطِ وَقَطِيعَةِ الرَّحْمِ وَلَشُوءٍ يَسْتَخْذُونَ الْقُرْآنَ

    YANITLASİL

    yuksel1 Mart 2024 22:27
    مَزَامِيرَ يُقَدِمُونَ الرَّجُلَ لِيُغَنِّيَهُمْ وَلَيْسَ بِأَفْقَهِهِمْ (طب عن عابس لغفارى)

    3240- Şu altı hususla karşılaştığınız zaman, ölümü temenni edin. Alçaklar başa geçirilince, hükümler satılınca, insan öldürmek hafife alınınca, şart ve yemin çoğalınca, akraba ile ilgi kesilince, Kur'an şarkı gibi oyuncak ve eğlence edinilince ki


    YANITLASİL

    Yorum Gönder
    Bu blogdaki popüler yayınlar
    İman
    Mayıs 04, 2023
    DEVAMI
    Meric Tumluer Said Nursi
    Mayıs 04, 2023
    DEVAMI
    Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti
    Mayıs 04, 2023
    DEVAMI
    Blogger tarafından desteklenmektedir
    Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır

    YUKSEL
    Vasiyet ve mustafa
    PROFİLİ ZİYARET EDİN
    Arşivleme
    Kötüye Kullanım Bildir

    YanıtlaSil
  16. مَزَامِيرَ يُقَدِمُونَ الرَّجُلَ لِيُغَنِّيَهُمْ وَلَيْسَ بِافقهِهِمْ (طب عن عابس لغفارى)

    3240- Şu altı hususla karşılaştığınız zaman, ölümü temenni edin. Alçaklar başa geçirilince, hükümler satılınca, insan öldürmek hafife alınınca, şart ve yemin çoğalınca, akraba ile ilgi kesilince, Kur'an şarkı gibi oyuncak ve eğlence edinilince ki, insanlar kendilerinden çok daha az bilgisi bulunan adama gelip ondan medet umarlar.

    ٣٢٤١ - تَنَاصَحُوا فِي الْعِلْمِ وَلَا يَكْتُمُ بَعْضُكُمْ بَعْضًا فَإِنَّ خِيَانَةً فِي الْعِلْمِ

    أَشَدُّ مِنْ خِيَانَةٍ فِي الْمَال (حل عن ابن عباس)

    3241- İlimde birbirinize yardımcı olun. Kimse kimseden ilmi gizlemesin. Çünkü ilimde hıyanet, maldaki hiyanetten daha şiddetlidir.

    ٣٢٤٢ - تَنْتَظِرُ النُّفَسَاءُ اَرْبَعِينَ لَيْلَةً فَإِنْ رَنَتِ الطَّهْرَ قَبْلَ ذَلِكَ فَهِيَ طَاهِرٌ

    وَإِنْ جَاوَزَتِ الْأَرْبَعِينَ فَهِيَ بِمَنْزِلَةِ الْمُسْتَحَاضَةِ تَغْتَسِلُ وَتُصَلِّي فَإِنْ غَلَبَهَا

    الدَّمُ تَوَضَّأَتْ لِكُلِّ صَلَوة (ك عن ابن عمرو)

    3242- Lohusa, kırk gece bekler. Bundan önce temizlik görürse, temizlenmiş olur. Eğer kırk geceyi geçerse özürlü hükmündedir. Yıkanır, namaz kılar. Eğer kan çok gelirse her namaz için abdest alır.

    ٣٢٤٣ - تَنْزِلُ الْمَعُونَةُ مِنَ السَّمَاءِ عَلَى قَدْرِ الْمَوْنَةِ وَيَنْزِلُ الصَّبْرُ عَلَى قَدْرِ

    الْمُصِيبَةِ الحسن بن سفيان كر عن ابي هريرة)

    3243- Yardım gökten, ihtiyaca göre iner, sabır da musibete göre iner.

    ٣٢٤٤ - تُنْكَحُ الْمَرْئَةُ لَأَرْبَعِ لِمَالِهَا وَلِحَسَبِهَا وَلِجَمَالِهَا وَلِدِينِهَا فَاغْفَرْ

    بِذَاتِ الدِّينِ تَرِبَتْ يَدَاكَ رخ م ن ده حب عن أبي هريرة والديلمي والدارمي عن جابر) 3244- Kadın dört hasleti için alınır:

    a) Malı için,

    YANITLASİL

    yuksel1 Mart 2024 22:49
    b) Soyu için,

    c) Güzelliği için,

    d) Dini için. Sen dindar olanı tercih et ki, iki elin toprak olsun (bereket bulsun).

    اسْتَطَعْتُمْ فَإِنَّا الإِسْلامَ عَلَى النَّظافة الله بنى ٣٢٤٥ - تَنَظَّفُوا بِكُلِّ مَا

    وَلَنْ يَدْخُلَ الْجَنَّةَ إِلَّا كُلُّ نَظيف (ابو الصعاليك والرافعي عن أبي هريرة

    3245- Olanca gücünüzle temizlenin. Çünkü Allah İslam'ı temizlik üzerine kurmuştur. Cennete ancak, her temiz olan kişi girebilir.

    ٣٢٤٦ - تَهَادَوْا تَزْدَادُوا حُبًّا وَهَاجِرُوا تَوَرَّثُوا أَبْنَانَكُمْ مَجْدًا وَأَقِيلُوا

    الْكِرَامَ عَثَرَاتِهِمْ (طس والعسكرى كر عن عائشة)

    3246- Hediyeleşiniz ki, karşılıklı sevgileriniz artsın. Hicret edin ki, çocuklarınıza iyi bir şeref ve fazilet terk etmiş olasınız, iyi insanların hatalarını affediniz.

    ٣٢٤٧ - تَهَادَوْا فَإِنَّ الْهَدِيَّةَ تُضَعّفُ الْحُبَّ وَتُذْهِبُ بِغَوَائِلِ الصَّدْرِ (طب

    وابو يعلى وابو نعيم عن ام حكيم 3247- Birbirlerinize hediye verin. Çünkü hediye sevgiyi artırır ve kalpteki gaileleri giderir.

    ٣٢٤٨ - تَوَاضَعُوا لِمَنْ تَعَلَّمُونَ مِنْهُ وَتَوَاضَعُوا لِمَنْ تُعَلِّمُونَ وَلَا تَكُونُوا

    جَبَابِرَة الْعُلَمَاءِ فَيَغْلِبُ جَهْلُكُمْ عِلْمَكُمْ (ابو الشيخ عن ابي هريرة) مِنْ

    3248- Kendilerinden öğrendiklerinize (hocalarınıza) karşı alçak gönüllü olun. Kendilerine öğrettiklerinize karşı da tevazu gösterin. Zorba alimlerden olmayın. Böyle olursanız cehliniz ilminizi yenik düşürür.

    ٣٢٤٩ - تَوَاضَعُوا وَجَالِسُوا الْمَسَاكِينَ تَكُونُوا مِنْ كُبَرَاءِ اللَّهِ وَتَخْرُجُوا مِنَ

    الكبر (حل عن ابن عمر) *

    GGG

    3249. Alçak gönüllü olun ve yoksullarla oturun ki, Allah nezdinde büyük kabul ettiği kişilerden olursunuz ve kibir denilen şeyden

    YanıtlaSil
  17. Said Nursi

    Kadın Neden Başkası İçin Yaşar?.

    Osmanlı'nın Düşünceye Neden İhtiyacı Yoktu?

    Gerçek Türk Harfleri Arap Harfleridir.

    NURETTİN TOPÇU

    İş Ahlâkı.

    Hakikat Düşmanı Üç Felsefe

    Mazi Biterse Millet Biter.

    İnsan ve İç Gözlemi

    İslam'ı Sömüren Siyaset

    YanıtlaSil
  18. Atatürk’ün ‘vasiyeti’, yani tuttuğu gizli notlar ne açıdan önemli?

    Atatürk’ün gizli vasiyeti adı altında 1980’de bunu ilk defa dile getirdim. Kastedilen, Atatürk’ün siyasî vasiyetidir. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kişi nasıl bir gelecek öngörüyor? Devletin ilelebet payidar kalabilmesi için neler gerektiğini düşünüyor? Bunun için kendisinin bazı tasavvurları var. Daha cumhuriyet kurulalı 15 sene olmuş. Dolayısıyla kastedilen “Makbule’ye 50 lira verin, ötekine 5 lira verin” şeklinde bir vasiyetname değil. Kendi tuttuğu çeşitli kayıtlar, görüşler ve yaklaşık 400 sayfayı bulan, kimisi iki satır, kimisi bir sayfa notlardan oluşan bir külliyat…

    Bu notlar ilk defa İnönü tarafından mı açıldı?

    Hayır. Bu, bildiğim kadarıyla 1958’den itibaren Menderes’in haberdar olduğu bir durum. Dolayısıyla 1938’de mühürlenerek saklanan bu kâğıtlar 1950’li yıllarda Menderes başbakan, Celal Bayar da cumhurbaşkanıyken onlar tarafından biliniyor olmalı. 1964’te Celal Bayar’a sordum; o da “Böyle bir olay vardır fakat Türkiye buradaki fikirlere hazır değildir” dedi. 1988’de 50 yıl doldu ve açılması gerektiğinde Kenan Evren 25 sene daha yasak koydu. Kızdığım taraf, hep birileri Türkiye ve Türk milleti adına “Türkler buna hazır değil” diyor. Ya kardeşim sen kimsin, niçin durmadan bunu deme yetkisini kendinde görüyorsun?

    Bu notları açıp okuyanlardan bir bilgi sızmadı mı hiç?

    Menderes’in 1958’de söylediği bir cümle vardır: “Siz isterseniz hilafeti de getirirsiniz.” O dönemde kullanılmayan, kullanılması mümkün olmayan bir cümle bu. Nitekim Menderes laiklikle ilgili yasa ve yönetmeliklerde değişiklikler yapmayı planlıyordu. 27 Mayıs’ın ardından idamı, notu okuduğunun işaretidir.

    YanıtlaSil
  19. Çünkü mukattaa harflerinin toplami on dörttür.

    YanıtlaSil
  20. 1935- Sana Allah'tan korkmanı tavsiye ederim. Çünkü o bütün yapacağın amellerin bir süsüdür. Kur'an okumalısın. Allah'ı anmalısın. Çünkü bu gökte anılmana, yerde aydınlanmana bir vesiledir. Uzun sükutte bulunmalısın. Ama hayrı söyleyeceğin zaman başka. Hemen söyle. Çünkü bu şeytanı senden kovar. Din işinde sana yardımcı olur. Sakın ha çok gülme. Çünkü bu kalbi öldürür, yüzün nurunu giderir. Cihad etmelisin, ümmetimin asla bırakmayacağı şey budur. Yoksulları sev, yanlarında otur. Daima senden aşağı olana bak, üst olana değil. Bu Allah'ın üzerinde nimetini hakir görmemen için en layık olan husustur. Senden ilgilerini kesseler bile sakın ha akraba ile ilgini kesme. Acı da olsa doğruyu söyle. Allah uğrunda levm edenlerin levminden korkma. İçindeki bilgin seni insanlara reva görebileceğin kötülükten alıkoysun. Yaptığın şeyle onlara karşı övünme. Ayıp yönünden şu üç hasletin kişide bulunması kâfidir: Kendi kusurunu görmeden başkalarının kusurlarına bakması. Kendi utanılacak şeyde yüzerken o utanılacak şeyi sebebiyle başkalarını ayıplaması. Yanında oturan (komşusuna) eziyet etmesi. Ey Ebu Zerr! Tedbir gibi akıl yoktur,

    YanıtlaSil
  21. kötülükten çekinme gibi vera yoktur, güzel ahlak gibi şeref yoktur.

    ١٩٣٦ - أُوصِيكُمْ بِتَقْوَى اللَّهِ وَالسَّمْعِ وَالطَّاعَةِ وَإِنْ أَمَرَ عَلَيْكُمْ عَبْدٌ حَبَشِيٌّ فَإِنَّهُ مَنْ يَعِشَ مِنْكُمْ بَعْدِى فَسَيَرَى اخْتِلَافًا كَثِيرًا فَعَلَيْكُمْ بِسُنَّتِي وَسُنَّةِ الْخُلَفَاءِ الْمَهْدِيِّينَ الرَّاشِدِينَ تَمَسّكُوا بِهَا وَعَضُّوا عَلَيْهَا بِالنَّوَاجِدِ وَأَيَّاكُمْ وَمُحْدَثَات الأُمُور فَإِنَّ كُلَّ مُحْدَث بِدْعَةٌ وَكُلُّ بِدْعَةٍ ضَلَالَةٌ (حمد

    ت حسن صحيح ٥ و ابن جرير ك ق عن العرياض)

    1936- Size Allah'tan korkmanızı, Habeşli bir köle bile başınıza geçirilse onu dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Çünkü benden sonra yaşayan çok ihtilata şahid olacaktır. Benim sünnetimden, hidayete ermiş, doğru yolda olan halifelerin yolundan ayrılmayın. Ona sımsıkı sarılın. Azı dişlerle ısırır gibi (sımsıkı sarılıp sakin bırakmayın). Sonradan uydurulmuş işlerden uzak durun. Çünkü sonradan uydurulan, bidattir, her bidat sapıklıktır.

    YanıtlaSil
  22. تصيب

    الْجَائِعَ إِذَا احْتَسَبَ فِي دَارِ الدُّنْيَا (حل خط كر عن ابي هريرة) 5796- Ey Ebu Hüreyre! Ağlama. Kıyamet gününde, dünyada

    Alah için açlık çeken kimseye şiddetli hesap isabet etmez. ٥٧٩٧ - لاَ تَبْكِ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَوْ أَنَّ عِنْدِي مِائَةُ بِنْتِ تَمُوتُ وَاحِدَةٌ زَوَّجْتُكَ أُخْرَى حَتَّى لَا يَبْقَى مِنَ الْمِائَةِ شَيْئً هَذَا جِبْرِيلُ أَخْبَرَنِي أَنَّ اللَّهَ عَرَّ

    وَجَلَّ أَمَرَنِى اَنْ اَزْوِ جَكَ اخْتَهَا وَاجْعَلَ صُدَاقَهَا مِثْلَ صُدَاقِ اخْتِهَا قَالَ

    لِعُثْمَانَ (كر عن ابن عباس)

    5797- Ağlama (ey Osman!) Nefsim yed-i kudretinde olana yemin olsun ki, benim yüz kızım olsa, sana hepsi ölünceye kadar biri öldüğünde diğerini veririm. İşte bu Cibril'dir, bana haber verdi. Allah bana ölen kızımın kızkardeşini sana vermemi emretmiş. Mehrini de aynı ölen kızkardeşinin mehri gibi tayin etmemi emretmiş.

    YanıtlaSil
  23. KUR'AN'DAKİ BAZI EMİRLERİN NESHEDİLMESİ

    Yahudilerin, İslâm inancının özü hakkında zihinlerde şüphe uyandırmak ama- cıyla bahane olarak kullandıkları vesile ister -bu ve daha sonraki ayetlerin gös- terdiği gibi- kible yönünün değiştirilmesi olayı olsun, ister müslüman cemaatin gelişim sürecine ve sosyal şartlarının değişimine bağlı olarak bazı emirlerin, hü- kümlerin ve yükümlülüklerin değiştirilmesi olsun, isterse Kur'an-ı Kerim'in Tev- rat'ı bir bütün olarak onaylamış olmasına rağmen bu kitapta yeralan bazı hü- kümleri değiştirmiş olması ile ilgili olsun; yahudilerin zihinlerde kuşku uyandır- ma kampanyasının bahanesi ister o, ister şu ve isterse bu olsun önemli değil. Kur'an-ı Kerim burada gerek yürürlükten kaldırma (nesh) ve değiştirme olayı ile ve gerekse yahudilerin bu inanç sistemine karşı çeşitli usullerle savaşmak amacı güden plânları ve gelenekleri uyarınca zihinlerde uyandırmış oldukları şüpheler

    ile ilgili olarak kesin bir açıklama yapıyor. Buna göre, vahyin iniş süreci boyunca şartların gereği olarak yapılan kısmî

    YanıtlaSil
  24. BAKARA SURESİ/2

    156

    değiştirmeler insanlığın yararınadır; sosyal hayatın gelişiminin gerektirdiği fay den daha büyük oranda gerçekleştirme amacına dönüktür; bu gerekliliği take dandolan, insanların yaratıcısı, peygamberlerin göndericisi ve ayetlerin indir cisi olan yüce Allah'tr. Eğer O, herhangi bir ayeti yürürlükten kaldırarak tulmuşluğun karanlık kucağına atarsa -Bu ayet ister her hangi bir hüküm içeren okunabilir bir ayet olsun, isterse peygamberler tarafından ortaya konan somma mucizeler gibi belirli bir münasebetle ortaya çıkıp geçen olağandışı bir gelişme anlamındaki ayetlerden biri olsun- ondan daha yararlısını ya da onun benzerini ndirir. Hiçbir şey O'nun gücü dışında değildir. O her şeyin maliki, göklerde ve erde bulunan her şeyin sahibidir

    YanıtlaSil
  25. Gerçeğin ne olduğunu kesinlikle öğrendikten sonra sırf içlerindeki kıskanç- lıktan dolayı..."

    Kıskançlık, İslâm'a ve müslümanlara karşı yahudilerin ruhlarından taşan ve bugün de devam eden kara ve iğrenç bir duygudur. Onların bütün desiseleri, bütün komploları bu dünyadan kaynaklanmıştır ve bugün de yaptıkları tüm düş- manlıklar bu duygunun bir sonucudur. Kur'an-ı Kerim onları bu iğrenç duygu- sunu iyi tanısınlar ve korunsunlar diye müslümanların gözleri önüne seriyor. Ve şunu da bilsin ki müslümanlar, daha önce cenderesinde kıvranıp durdukları kü- für sisteminden Allah'ın nimeti sayesinde kurtulup kavuştukları İslâm'dan uzak- laştırıp yine o eski hayata döndürmek isteyen tüm çabalar da yahudinin ürünü- dür, onun parmağı vardır bu işlerde. O iman ki, yüce Allah onun sayesinde müs- lümanları en yüksek payeye, yahudileri kıskançlıklarını körükleyen en yüce ni- mete tek başına lâyık görmüştür. Burada, yani bu gerçeğin açıkça ortaya çıktığı yahudilerin kötü niyetlerinin

    ve iğrenç kıskançlıklarının gözler önüne serildiği noktada Kur'an-ı Kerim, müs- lümanları onurlu davranacak kine kinle ve şirretliğe şirretlikle karşılık vermek- ten kaçınmaya, yüce Allah'ın dilediği zaman gerçekleşecek olan hükmü kendini gösterinceye kadar müsamahakâr davranmaya ve onların yaptıklarına şimdilik cevap vermemeye çağırıyor.

    YanıtlaSil
  26. Seyyid Kutub

    FÎ ZILÂL-İL KUR'AN 1

    في ظلال

    القران

    DÜNYA YAYINCILIK

    YanıtlaSil
  27. Müşrikler, bu kitabın görevinin ne olduğunu anlamıyorlar. Onlar bu Kur'- 'in evrensel, insani bir toplumu inşa etmek, bu evrensel topluma önderlik edecek bir ümmeti oluşturmak için geldiğini kavrayamıyorlar. O'nun Allah katından unu, insanları yaratan Allah'ın onlar için yararlı olan ilkelere kan kitap kukuda en iyi sekilde bildiğini kabul etmiyorlar. Allah sederi, kanunlar te amacına ulaşmış bulunan bir ayeti, ümmetin içinde yaşadığı yeni mamla degiştirip-değiştirmemek baska bir ayeti göndermek içinde yeni spartla onun bileceği iştir. Kalıcı ayetlerin hangileri olduğunu bu şartlara hangilerinin daha uygun düştüğünü Allah'dan başka kimse bile- Kur'an-ı Kerim'in ayetleri belli zaman dilimlerinde indirilişinin hastaya iyi- inceye kadar içirilen ilaçlar gibidir. Daha sonra normal başka yemeklerin nmesi tavsiye edilir. Müşrikler bunların hiçbirini anlamıyorlar ve bu nedenle Peygamberimizin

    ît ve selâm üzerine olsun- hayatında bir ayetin yerine başka bir ayetin geti- mesinin hikmetini anlamıyorlar. Bu işlemi doğru sözlü ve güvenilir olduğu

    YanıtlaSil
  28. Seyyid Kutub

    FÎ ZILÂL-İL KUR'AN 6

    في ظلال

    DÜNYA YAYINCILIK
    sy. 571.

    YanıtlaSil
  29. PEYGAMBERİN MİSYONU

    Geçmiş milletlerin cezalandırıldıkları, yerle bir edildikleri beldelerden g ler önüne serilmesi, yüce Allah'ın yalanlayanlara ilişkin yürürlüğe koyduğu y sanın açıklanması bu noktaya gelince, surenin akışı, insanları uyarması, kendilerini bekleyen akibeti açıklaması için Hz. Peygambere yöneliyor. قل يا أيهَا النَّاسُ انَّمَا أَنَا لَكُمْ نَذِيرٌ مُبِينٌ فَالَّذِينَ آمَنُوا

    وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ وَالَّذِينَ

    سعوا في أياتِنَا مُعَاجِزين أُولَئِكَ أَصْحَابُ الجَحِيمِ

    49- De ki; "Ey insanlar, ben sizin için sadece açık sözlü bir uyarı-

    cıyım." 50- "İman edip iyi ameller işleyenler için bağışlanma ve onurlu ri-

    zık vardır." 51- "Ayetlerimizi gözden düşürüp etkisiz bırakmak için birbirleri

    ile kıyasıya yarışanlar ise cehennemliktirler. Ayetlerin akışı, bu noktada Hz. Peygamberin -salât selâm üzerine olsun- görevini özellikle 'uyarı' olarak ön plana çıkarıyor:

    " Ben sizin için sadece açık sözlü bir uyarıcıyım."

    YanıtlaSil
  30. Seyyid Kutub

    FÎ ZILÂL-İL KUR'AN

    7

    في ظلال

    DÜNYA YAYINCILIK

    YanıtlaSil
  31. 24 Rivayetlere göre Rasûlüllah (s.a.s) vefatından hemen önce vasiyyet

    yazdırmak için kağıt-kalem getirilmesini istemiş, buna karşılık Hz. Ömer hastalığının ağırlaştığını ileri sürerek buna karşı çıkmıştır. Yanında tartışma yapılmasından rahatsız olan Allah Rasûlü (s.a.s) kendisinin yalnız bırakıl- masını istemiş, bu şekilde vasiyetini yazdırmamıştır. 625 Kaynaklarda "Kırtas hadisesi" olarak bilinen bu olay, daha sonraki İslâm tarihi sürecinde ortaya çıkan siyasî-itikadî fırkalar arasında en fazla tartışılan hadiselerden biri al- muştur. Nitekim Şiilerin Hz. Ali'nin hilafette hak sahibi olduğu iddiasını dayandırdıkları delillerden biri de bu olaydır. Onlara göre şayet Hz. Pey- gamber'e (s.a.s) vasiyetini yazdırma imkânı verilseydi o kendisinden sonra Müslümanların yönetimine Hz. Ali'nin geçmesini emredecekti. Bu sebeple Şiiler bunun gerçekleşmesine engel olduğu gerekçesiyle Hz. Ömer'i, Hz. Ali'nin ilk halîfe olmasını engellemekle suçlamışlardır.626

    YanıtlaSil
  32. PROF. DR. ADEM APAK

    SİYER-İ NEBI

    [HZ. PEYGAMBERİN (SAS) HAYATI - ŞAHSİYETİ-DAVETİ]

    ensar
    sy. 394.

    YanıtlaSil
  33. 1540. "Ümmetim hakkında korktuğum şeylerin en korkuncu, saptıran Saptıran

    önderlerden

    sakınılması

    anderlerdir." 1293 إن أخوف "şeylerin en korkuncu" ما kelimesi nekredir.

    أخافى "korktuğum" Ebu'l-Beka demiştir ki: أَخْرَفَ kelimesi, إِنَّ'nin ismidir. ما ise resuf veya mevsul nekredir. Buna dönen zamir (aid zamiri) kaldırılmıştır. Ifadenin gim şu şekildedir: إذْ أَخْوَفَ شَيْءٍ أَخَافُهُ/korktuğum şeylerin en korkuncu. على أثنتي " ümmetim hakkında" Davetime icabet eden ümmetim hakkında.

    الأنثة "önderler" الْأَئِمَّةُ kelimesi, kelimesinin çoğuludur. O, toplumun ujyduğu ve başkanı olan, onları söz, eylem ve inanca çağıran kimsedir.

    الْمُضِلُّونَ "saptiran" Yani korkutucu şeyler detaylı araştırıldığında ondan daha korkuncu bulunmaz. el-Metâmih'te yazarı demiştir ki; Peygamber (s.a.v.) ümmetini düzeltmeye hırslıydı, sürekli ümmetinin hayrını arzu ederdi, ümmetinin bozulmasından korkardı. Çünkü ümmeti yaratılmışların öncüsü olduğu için onların bozulmasıyla düzen bozulur. Öncüler bozulduğu zaman, toplum da bozulur.

    Bkz. Tirmizi, I, 535; Ibn Mâce, I, 457.

    Beyhaki, Şuabü'l-iman, XIII, 404.

    Bkz. Levamiu'l-Ukül, 1, 720.

    Tayalisi Müsned, II, 321; Ahmed b. Hanbel, Müsned, VL, 478.

    YanıtlaSil
  34. Çünkü ümmeti yaratılmışların öncüsü olduğu için onların bozulmasıyla düzen bozulur. Öncüler bozulduğu zaman, toplum da bozulur.

    YANITLASİL

    yuksel13 Mart 2024 02:06
    لوامع العقول شرح راموز الأحاديث للكمشخانوي

    Râmûzü'l- ehâdîs Şerhi

    LEVAMİ'U'L-'UKÜL

    ZEKA PARILTILARI Hadis-i Şerifler ve Açıklamaları

    Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhanevî (1813-1893)

    Editör Prof. Dr. Mustafa Cevat Akşit

    III. CİLT
    sy. 553.

    YanıtlaSil
  35. Ümmetim için şaşırtıcı önderlerden korkarım.
    Ravi: Hz. Sevban (r.a.)
    Sayfa: 138 / No: 1
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  36. Tesbihperestlik bir hastalıktır. (Mh.) 79:2. makale, 1. mesele Üsluba parlaklık vermeli, fakat maksudun istidatı müsait olmak şartıyla. (Mh.) 79:2. makale, 1. mesele

    Üslupperestlik bir hastalıktır. (Mh.) 79:2. makale, 1. mesele

    EĞİTİM

    Bediüzzaman maarifi Kürdistan'a medrese kapısıyla sokmak is

    tedi. (Mn.) 130, 131. Eğitimin ana lisanla yapılması faydalıdır. (D.H.Ö. İç. R.) 1:95.

    Eğitim ihtisasa yöneltilmelidir. (D.H.Ö. İç. R.) 1: 69.

    Eğitimde sual cevap tarzı güzel bir yoldur. (D.H.Ö. İç. R.) 1: 69.

    Eğitim ya zor kullanılarak, veya hevesatlar okşamakla olur. (Mn.) 128.

    Hürriyetin ikinci kapısı maariftir. (D.H.Ö.) 75; (Т.Н.) 51.

    İslâmiyet maarif ve medeniyet ile donatılmıştır. (Mh.) 37:1. ma- kale, 9. mukaddime

    Kötülük açığa vurulmasa, tedrîcen zâil olması ihtimali vardır. (1.1.) 84.

    Kürdistan'da eğitim usülü. (T.H. İç. R.) 1:8.

    Kürdistanda devam edegelen bir âdet olan tâlim-i infirâdî. (Mn.) 129. Medreselerde fen ilimleri, mekteplerde de din ilimleri okutul- malıdır. (D.H.Ö. İç. R.) 1: 70; (Mk. İç. R.) 2:271.

    Okullarda taksimü'l-mesâî kaidesi tatbik edilmelidir. (Mk. İç. Reç.) 2:272.

    Talebelerde yenilenme meyli olmalıdır. (Mk. İç. R.) 2:272.

    EHADİYET-VAHİDİYET (Bak:tevhid)

    Besmeledeki Ehaddiyet ve Samediyet cilveleri. 98-105:14. Lem'a 2. makam.

    Ceninin Allah'ın Ehayite ve samediyetini ilan etmesi. (L.) 116: 16. Lem'a'nın sonu

    FIHRIST/186

    YanıtlaSil
  37. Ehadiyet ve samediyet cilvesi. ($.) 559:15. Şua

    Hayat, vahdetin tecelliyatı ve Ehadiyetin aynasıdır. (S.) 467:29. Söz 1. mak. 1. esas: (M.N.) 19:Lem'alar, 12. Lem'a Herşey Ehadiyet sikkesi taşıyor. (L.) 314:30. Lem'a 4. nük. 3. işa Herşeyde bir Vahidiyet delili var. ($.) 24:2. Şua, 3. makam

    Insanların esas azalarındaki tevafuk Vahidiyeti gösterir. (M.N.)

    159:Zerre'nin sonu

    İnsanın yüzü Ehadiyetten haber veriyor. (M.N.) 152:Zerre'nin başı Kur'an Vahidiyet içinde Ehadiyeti gösteriyor. (S.) 15-18:1. Söz Vahdette kolaylık vardır. (Ş.) 555:15. Şua

    EHL-İ BEYT

    Al-i aba kimlerdir? (L.) 97:14. Lem'a 2. suâl

    Al-i aba ile ilgili hadis. (B.L.) 187.

    Aleviler Peygamberimize ve Ehl-i beyte şiddetli muhabbet bes- liyorlar. (E.L) 1:77.

    Bediüzzaman Ehl-i Beyttendi. (S.T.Ten) 168:28. Lem'a; (E.L.) 1:261; ($.) 349, 350, 359:14. Şua

    Dünya ehl-i beyte niçin gülmedi? (E.L) 1:207.

    Ehl-i beytin başına gelen zulüm. (E.L) 1:206.

    Ehl-i beyte duyulacak sevginin ölçüsü. (M.) 107:19. Mektup 6. işă.

    Ehl-i beytin fazileti. (L.) 27:4. Lem'a 3. nükte; (Ş.) 496:5. Şua Ehl-i beytin fertleri mübarek silsilelere kumandanlık ediyor.

    (M.) 426:29. Mektup 7. kısım, 5. işaret Ehl-i beyt, geçici bir sıkıntı karşılığında, büyük mükafat gördü.

    (EL) 1:206. Ehl-i beyt sevgisini esas alan aleviler küfr-ü mutlaka girmez. (EL) 1:238.

    Ehl-i beytin silsilesi çok kuvvetlidir. (M.) 426:29. Mektup 7. ki- sim, 5. işaret

    FIHRIST/187

    Ehl-i beyt, sünnet-i seniyyenin muhafızıdır. (L.) 27:4. Lem'a 3. nük

    YanıtlaSil
  38. Imam Zeyd ehl-i beyttendir. (B.L.) 182.

    Mehdi ehl-i beytten olacak. (M.) 425:29. Mektup 7. kısım, 5. işaret; (E.L) 1:261; (Tils.) 179.

    Müfrit Vehhabiler Ehl-i beyt düşmanıdır. (E.L) 1: 161.

    Peygamberimizin al-i abaya duasının sebebi. (L.) 97:14. Lem'a

    2. sual

    Peygamberimizin biri nesebî, diğeri de şahs-i mânevîsi olmak üzere iki ali var. (L.N.) 72.

    Peygamberimizin Hz. Hasan'ın başını öpmesinin sebebi. (L.)

    26:4. Lem'a 3. nükte

    Peygamberimizin ümmetinden ehl-i beyti sevmesini istemesi- nin sebebi. (L.) 27:4. Lem'a 3. nükte

    Risale-i Nurun mesleğinde Ehl-i beyt sevgisi vardır. (E.L) 1:200. Seyyid olmayanın "Seyyidim" olanın "Değilim" demesi günah- tur. (Mh.) 46:1. maka. 12. mukaddime

    EHL-İ FETRET

    Ehl-i fetret, ehl-i necattır. (M.) 374:28. Mektup 8. mes. 5. nükte İslamı duymayanların durumu. (K.L.) 75.

    EHL-İ KİTAP

    Ehl-i kitabın âhiret inancı. (1.1.) 61. Kur'ân ehl-i kitabı imana davet ediyor. (İ.İ.) 52. Ehl-i kitapla dost olmak. (Mn.) 70.

    EHVEN-İ ŞER

    Bediüzzaman Demokratlan ehvenü'ş-şer olarak destekledi. (E.L) 2:177, 217.

    Ehvenüş-şerle amel. (E.L.) 2:10; (M.) 420:29:Mektup, 7. kıs. 2. işâ Ehvenü'ş-şer bir adalet-i izafiyedir. (E.L) 1:206; (Mn.) 39, 122. Ehvenü'ş-şerrin kullanımı. (Mh.) 23:1. makale, 5. mukaddime FIHRIST/188

    YanıtlaSil
  39. Imam- A'zam'ın namazda Fâtiha'nın Farsça okunabileceğiyle ilgili fetvası ehvenü'ş-şerdir. (M.) 420:29. Mektup, 7. kısım

    ELBİSE

    Cehennem ehlinin elbisesi nasıl olacak? (M.) 373:28. Mektup 8. mesele, 4. nükte

    Cennet ehlinin elbisesi nasıl olacak? (M.) 373:28. Mektup 8. mesele, 4. nükte

    İnsanların hayvanlar gibi fitſſ elbiseli olarak yaratılmamasının hikmeti? (M.) 373:28. Mektup 8. mesele, 4. nükte Mütecennis bir su ile necis olmuş bir elbise, hınzının bevliyle yıkanmaz. (H. St.) 100.

    ELEKTRİK

    Elektiriğe işaret eden âyet. (B.L.) 64.

    Kur'ân'da elektiriğin açıkça zikredilmemesinin sebebi. (S.) 240:20. Söz, 2. mak. 2 suâl Namaz bir elektirik düğmesi gibi insanın âlemini aydınlatır. (S.) 247:21. Söz 5. ikaz Şimşek elektriğe işaret eder. (Ş.) 37:3. Şua

    ELHAMDÜLİLLAH

    Elhamdülillahın mânâsı. (M.) 381:29. Mektup, 1. kısım, 5. nük. Herbir zerre vazifesinin sonunda "Elhamdülillah" der. (S.) 504: 30. Söz, 2. mak. muk. Insanlara "Elhamdülillah" dedirten imanın sonsuz faydaları. ($.) 633:29. Lem. 2. bab

    EMEVILER

    Emeviler menfi milliyetçilik yaptıkları için zarar gördüler. (M.) 311:26. Mektup 3. mebhas, 3. mesele

    FIHRIST/189

    YanıtlaSil
  40. Emevilerin müfrit taraftarlarından bir kısmına nasibe denilir. (M.) 107:19. Mektup

    Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in Emevîlere karşı mücadelelerinin sebebi. (M.) 58:15. Mektup, 2. suâl

    Lakayd Emevîlik nihâyet ehl-i sünnet cemaate dayandı. (Sn.) 38. Merhametsiz gadre sebep olan üç esas. (M.) 59:15. Mektup, 3. suâl Peygamberimizin Emevîler içinde Yezid ve Velid gibi zâlim- lerin bulunacağını haber verdi. (M.) 103, 112:19. Mektup, 5. ve 6. işaretler Sıffin Savaşının sebebi. (M.) 58:15. Mektup, 2. suâl

    ENE-ENÂNİYET

    Allah'ın sıfat ve isimleri enâniyetin bilinmesine bağlıdır. (S.)

    495:30. Söz 1. makam

    Bediüzzaman ene ile yola çıkmamış. (M.) 412:29. Mektup 6. kıs.

    . 5. desise

    Bu zamanda enaniyet çok ileri gitmiş. (K.L.) 144; (S.T.) 157; (Μ.) (Μ.) 355:28. Mektup 6. mesele 4. nükte

    Enâniyet asrın hastalığıdır. (E.L.) 2:218. Enâniyetin en tehlikeli ciheti kıskançlıktır. (M.) 413:29. mek-

    tup, 5. desise

    Enâniyet-i ilmiyeden gelen kıskançlık. (M.) 413:29. Mektup 6.

    kıs. 5. desise

    Enâniyetten kaynaklanan şirk-i hâfi. (M.N.) 156:Zerre

    Enâniyetle olan vücut ademdir. (Ş.) 65:4. Şua 3. bür. 3. nükte

    Enâniyeti öldürmenin yolu. (M.N.) 88:Hubâb Enâniyetin terkiyle adem. (M.N.) 61:Katre Ene, açılması müşkül bir tılsımdır. (S.) 495:30. Söz 1. makam Ene bir tåguttur. (M.N.) 100:Habbe; (M.N.) 168:Şemme; (S.) 501:30. Söz, 1. makam

    FIHRIST/190

    YanıtlaSil
  41. Ene bir vahidi kiyasidir. (S.) 495:30. Söz 1. makam; (M.N.) 58:Katre, hatime; (M.N.) 168:Şemme Ene, Cenab-ı Hakkın isimlerinin gizli hazinesinin anahtarıdır.

    (S.) 494:30. Söz 1. mak. Ene ırkçılığı netice verebilir. (S.) 496:30. Söz 1. makam

    Ene kainatın tılsım-i muğlakıdır. (S.) 494:30. Söz 1. makam Ene kendine mânây-i ismiyle baksa emanete hiyanet eder. (S.) 496:30. Söz 1. makam

    Ene, mânây-ı harfi gibi mânâsı kendinden değildir. (S.) 495:30.

    Söz 1. makam Ene, Vacibü'l-Vücudun, mutlak, muhit ve hudutsuz sıfatını bil-

    diren bir ölçüdür. (S.) 496:30. Söz 1. mak. Enenin iki vechi. (S.) 497:30. Söz 1. mak.; (M.N.) 168:Şemme

    Enenin iki yüzü vardır. (S.) 495:30. Söz 1. makam

    Enenin mâhiyeti bilinmezse tehlikelidir. (S.) 496:30. Söz 1. mak.

    Enenin mâhiyeti mevhumedir. (M.N.) 168:Şemme

    Enenin nahnüye dönüşmesi. (Sn.) 27.

    Enesini sevenler başkasını sevmezler. (S.) 649:Lemaat

    Felsefe silsilesinin eneye bakışı. (S.) 498, 501:30. Söz 1. makam Gaye-i hayal olmazsa enâniyet kuvvetleşir. (S.) 649:Lemaat

    Heva, akrebin yuvası gibi ağraz ve enâniyetin yayılma yeridir.

    (Mk. İç. R.) 2:296.

    Hodgamlık, hodbinlik, hodendişlik gurur ve inat ene ve enâni- yetin habîs eşkalidir. (Sn.) 39, 68.

    Insan enâniyeti bırakmalı. (S.) 194:17. Söz

    Insandaki en tehlikeli ve en zayıf damar enâniyettir. (M.) 412: 29. Mektup 6. kıs. 5. desise

    Insan hak yolunda herkesi kendinden daha iyi bilmelidir. (L.) 157:20. Lem'a, 1. nokta, 4. sebep

    Insan nefsini sevdiği ve nefsine taraftar olduğu için acz ve enâ- niyetten neşet eden nefsini temize çıkarmakla, kabahatini başkasına atıyor. (Mh.) 29:1. maka. 7. mukaddime

    FIHRIST/191

    YanıtlaSil
  42. Kur'ân eneyi reddedip "Nahnü" istiyor. (M.) 412:29. Mektup 6. kısım, 5. desise

    Nübüvvet silsilesinin eneye bakışı. (S.) 497, 498:30. Söz 1. mak Risale-i Nurların yazılmasına enâniyet karışmamış. (E.L) 1:225.

    ENGİZİSYON

    Engizisyon taassubu. (Sn.) 78

    Şu zamanın medeni engizizyonu İslâmiyete karşı kinini ve in- tikam hissini icra eder. (Sn.) 75.

    ERMENİLER

    Bediüzzaman Birinci Dünya Savaşında Ermenilerin çocukları- na ve kadınlarına dokundurmadı. (T.H.) 101; (T.H. İç. R.) 1:28.

    Bediüzzaman Şerif Paşanın Kürtler adına Ermenilerle anlaşma imzalamasına şiddetle karşı çıktı. (Mk. İç. R.) 2:301, 302.

    Ermeni komitesinin Bediüzzaman'dan ve Nurculardan çekin- mesi. ($.) 440:14. Şua

    Ermenilerin cesâreti. (Mn.) 98.

    Ermenilerle dost olmak ve bunun ölçüsü. (Mn.) 67.

    Ermenilerin düşmanlıklarının sebebi. (Mn.) 69.

    Ermenilerle eşitlik. (Mn.) 66.

    Ermenilerin hürriyeti. (Mn.) 60, 69.

    Ermenilerin kaymakam ve vâli olmaları. (Mn.) 79.

    Ermeni komitelerinin Bediüzzaman'ı öldürmeye çalışmaları. (S. T.Ten.) 161: 28. Lem'a

    Ermeniler Kürtleri aldatmak istiyor. (Mk İç. R.) 2:303.

    Ermenilerin Meşrûtiyeti sahiplenmeleri. (Mn.) 69. Ermenilerin muteber olmaları. (Mn.) 75.

    Ermenilerin sır saklamaları. (Mn.) 98.

    Ermenilerin tarihi. (Mn.) 68.

    Kürtler, Şerif Paşa'nın kendileri adına Ermeni Bagos Nobar ile yaptığı anlaşmaya şiddetle karşı çıktılar. (Mk. İç. R.) 2:303.

    FIHRIST/192

    YanıtlaSil
  43. Milletin saadeti ve selameti Ermenilerle ittifaka ve dost olmaya bakar. (Mn.) 67.

    Milliyet fikriyle uyanmış bir Ermeninin himmeti mecmu-u mil- lettir. (Mn.) 99.

    ESBAB (Bak:sebep)

    ESER

    "Ahirette seni kurtaracak eserin olmadığı takdirde fâni dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme." (M.N.) 110:Habbe Eserin kemali fiilin kemalini gösterir. (M.N.) 20:Lem'alar 14. lema

    ESFEL-İ SAFİLİN

    Çabuk kıyamet kopmazsa, İslâmiyet hakikati insanlığı esfel-i såfilîne düşmekten kurtaracak. (H.Ş.) 48. Insan küfrün karanlığı ile esfel-i sâfilîne düşer. (S.) 281:23.

    Söz, 1. meb. 1. nokta Insan küfürle esfel-i sâfilîne düşer. (S.) 281:23. Söz, 1. meb. 1. nok. Insan nefsini ve şeytanı dinlese esfel-i sâfilîne düşer. (S.) 297: 23. Söz, 2. meb. 4. nük.

    Insan şükürsüzlükle esfel-i sâfilîne düşer. (M.) 351:28. Mektup, 5. mes.

    Küçük bir hareket insanı esfel-i sâfilîne indirir. (Sn.) 29.

    Peygamberimiz duâsıyla insanı esfel-i safilîne sükuttan, alây-1

    illiyyîne çıkarıyor. (M.N.) 37:Lasiyyemâlar.

    Tin Süresinde, insanı esfel-i sâfilînden kurtarmak için verilen ders. (M.) 379:29. Mektup, 1. kıs. 2. nük.

    ES'İLE-İ SİTTE

    (M.) 416:29. Mektup 6. kısmın zeyli

    FIHRIST/193

    YanıtlaSil
  44. SAİT YILMAZ

    KÜRESEL SERMAYE ve TÜRKİYE

    YanıtlaSil
  45. ÖNSÖZ

    Böyle bir kitabı yazabilmek için epeyce düşünmüş, tereddüt et- miş olmamın pek çok nedeni vardı. En çok endişe ettiğim konu kita- bın bilimselliği, akademik değerinin korunması, varlığı ve işlevleri kanıtlanmamış sır dolu hikâyelerden uzak durmak oldu. Bu yüzden hemen her yeni konuyu ele alışımda mevcut kaynakları tekrar tek- rar süzerek, doğruluğuna ikna olduğum konular üzerinde durmaya çalıştım. Amacım, isimleri karalamak değil, Küresel Sermaye ko- nusuna bir durum tespiti yapmak ve kamuoyu farkındalığı yarat- maktır. Çünkü Osmanlı'dan bugüne fakirliğimizin arkasında yatan nedenler, uluslararası ilişkilerin görünen yüzünün gerisinde kendi kişisel çıkarları için büyük devletleri yönlendiren ve adına Küresel Sermaye dediğimiz bir çıkar ağı tarafından şekillendirilmektedir. Bunlar, ülke çıkarlarımız ve geleceğimiz üzerinde de söz sahibi- dirler. Küresel Sermaye, en başında benim için keşfedilmesi zor ve sonu gelmez bir yol gibi görünse de geldiğim noktada çok iyi bir iş çıkardığımı düşünüyorum. Zira hâlâ Küresel Sermaye'nin ne olduğu bilinmiyor, ama her gün onu adres gösteren tehlikelere dikkat çe- kiliyor. Kitap bittikten sonra bile kısa sürede Küresel Sermaye'nin aktörlerinin adının karıştığı dikkate değer pek çok gelişme oldu. Örneğin, kısa süre önce çıkan Gekaufte Journalisten¹ (Satın Alınan Gazeteciler) adlı kitabın yazarı ve Frankfurter Allgemeine gazetesi

    1 Udo Ulfkotte, Gekaufte Journalisten, Kopp, Rottenburg, 2014.

    15

    YanıtlaSil
  46. yönetmeni, Alman gazeteci Udo Ulfkotte, Russia Today' ve bir Türk TV kanalına yaptığı açıklamalarla önemli ifşaatlarda bulunurken, aslında bu kitabın kısa bir özetini anlatıyordu. İşte, Alman gazetecinin açıklamalarından özetler:

    "Büyük savaşların arkasında dünyanın güçlü ve zengin ailele- ri var. Tüm bunların arkasında yatan sebep sadece Rothschild ailesi değildir. Birçok bilinen ismi buna dahil edebiliriz. Ör- neğin David Rockefeller ve organizasyonları. "Trilateral' gibi, Amerika ve İsrail organizasyonları var ve 'Bilderbergci'leri de dahil edebiliriz. Bu tarz organizasyonları kurmuş ve finanse etmiş olan David Rockefeller var. Bir başka milyarder olan George Soros adlı kişiyi de unutmamamız lazım. Yani tüm bunların arkasında sadece siyasetçiler değil, bu dünyanın en güçlü ve zengin aileleri var.

    Alman Gizli Servisi BND, CIA tarafından kurulmuştur, aslın- da CIA'nın yavrusudur. Yaklaşık 25 yıldır gazeteciyim ve hep yalan söylemeye ve okura doğruyu söylememeye mecbur bi- rakıldım. Batılı istihbarat servisleriyle işbirliği yapan gazete- cilere Trilateral Komisyon, Atlantik-Bridge, Aspen Enstitüsü, German Marshall Fund kapıları açılmaktadır. Türkiye'de bir- çok gazeteci BND ve CIA'ya çalışmaktadır. ABD'nin istediği konularda yazı yazanlar 5.000 ile 250.000 dolar arasında para kazanır."

    Elinizdeki kitap, Küresel Sermaye konusunda bir son nokta de- ğildir, hatta Türk araştırmacıları için başlangıçtır. İçindeki konuların hemen hepsi geniş bir resim vermek için özetlendiğinden, daha fazla araştırılmaya, geliştirilmeye ve takip edilmeye gereksinim duymak- tadır. Küresel Sermaye'nin yaptıkları ve yapacaklarının bilinmesi; ulusal değil, küresel yani tüm insanlık adına yerine getirilmesi ge- reken bir görevdir. Çünkü hem sonuçları hem de mücadele edilmesi, küresel bir nitelik taşımaktadır. Ülkemizin boynundaki prangalar- dan kurtulması için olduğu kadar, insanlığın daha mutlu ve refah toplumu halinde, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için de ülkeler üstü gücü temsil eden Küresel Sermaye'nin alt edilmesi gerekmek-

    2 "German journo: European media writing pro-US stories under CIA pressure", RT, 18 Ekim 2014, erişim tarihi 19.02.2015, http://rt.com/news/196984-german-journ- laist-cia-pressure/

    3 "Türkiye de Birçok Gazeteci BND ve CIA'ye Çalışıyor" (Udo Ulfkotte Röportajı), Yaz Boz Programı, A Haber, 11 Kasım 2014.

    YanıtlaSil
  47. tedir. Küresel Sermaye'nin hedefinde ulus devlet yapıları vardır ve savaşın galibi ulus devletler olacaktır. Ekonomimizin, istihbaratımı- zın, eğitimimizin, zevklerimizin Küresel Sermaye'nin hedefleri doğ- rultusunda içimize kurulmuş bir ağ tarafından yönlendirildiğinin, kaynaklarımızın ve cebimizdeki paranın yine onlar tarafından çalın- dığının, dünyanın onların istediği ve yöneteceği bir geleceğe doğru gittiğinin farkına vardıkça, bu mücadelede daha çok taraftar ve ze- min kazanacağız. Daha da önemlisi Atatürk'ün kurduğu gibi gerçek- ten "tam bağımsız" ve "milli egemen" bir Türkiye'ye döneceğiz.

    Doç. Dr. Sait Yılmaz Yeditepe Üniversitesi

    12 Kasım 2014

    YanıtlaSil
  48. GİRİŞ

    Dünya, sandığınızdan çok daha farklı kişiler tarafından yönetil- mektedir. Adına "Küresel Sermaye" dediğimiz, kendi kişisel, aile ve şirket çıkarları için küresel düzeyde paraya ve sermayeye hükme- den, ülkeleri savaşlara sokan, ekonomilerini batıran bir çıkar grubu ağından bahsediyoruz. Küresel Sermaye kendi içinde üretim (reel ya da manifaktür) sermayesi ve mali (finans) sermaye olmak üzere iki- ye ayrılmaktadır. Bunlar, çağdaş kapitalizmin sömürü düzeni için- de artan oranda birbirleriyle rekabet halindedir. Özellikle silah ve petrol sanayisine dayalı grup, finans grubuyla uzun zamandır yarış halindedir. Üretim sermayesinin sömürü düzeni, dünya genelinde üretim-tüketim ilişkilerini kontrol etmek ve dünyanın diğer bölge- lerinden merkeze bedava kaynak aktarmak üzerine kuruludur. Mali sermaye grubundaki insanların tek güç vasıtası sabit bir üretim kay- nağı olmayan paradır ve amaç parayla para kazanmaktır. Parayı, ulaşacakları hedefler için bir araç olarak kullanırlar. Bu gruplar için ülkelerin sınırları anlamsızdır, istediklerini elde etmek için seçtik- leri ülkelerde gerekirse kriz veya savaş çıkarırlar. Savaşlardan borsa ve silah ticaretiyle hem büyük para kazanır hem de siyasi güçlerini pekiştirirler. Tüm dünyayı kontrol altına almak, kendilerine uygun bir dünya devleti ya da düzeni kurmak isterler. Dünyamızı bu ağın içinde yer alan aileler ve şirketlerin kirli yöntemleri yönetiyor. Kal- kındırma yalanı altında milyarlarca dolarlık şişirilmiş projeler ve bu projeleri bilimsel gösteren, üniversite kitaplarına dahi geçmiş

    21

    YanıtlaSil
  49. onların dediklerini yapacak ya da başlarına olmadık şeyler gelebi lecektir. Sürekli yeni sömürgeler elde edip, sonsuz hanedanlığa sa- hip olmak asıl hedefleridir. Sürece dahil olmazlar, hiçbir iktidardan evalehmezler, ortalıkta görünmezler, göründüklerinde ise bizlere hayırsever yüzlerini gösterirler.

    Uretim sermayesinin dayandığı yeni sömürgecilik, tıpkı eski sömürgecilikte olduğu gibi, temel olarak üretimi artırmak ve çeşit lendirmek, üretim merkezlerini farklı noktalara taşımak, üretimi tekelinde tutarken tüketimi yaygınlaştırmak yani küresel düzeyde üretim ve tüketim ilişkilerini kontrol etmek üzerine kuruludur. Mali kapitalizmin öne çıktığı iki dönem 1870-1914 arası ile 1989'da Sov- yetler Birliği'nin yıkılmasıyla başlayan ve bugün de devam eden süreç oldu. Küresel mali sermaye borç vererek ülkeleri sömürmüş, savaş çıkarmayı bu tür borçlar için fırsat bilmiştir. İki Dünya Savaşı arası döneme ekonomik kriz damgasını vururken, savaş sonrasında "sosyal refah devleti" kavramının ortaya çıkması, Küresel Serma- ye'nin, mali sermayeden daha çok askeri endüstri üzerinden ken- dilerine yeni pazarlar yarattığı bir dönem olmuştur. Soğuk Savaş'ın sona ermesinin ardından dünya, küreselleşme olgusunun ivme verdiği çok hızlı bir değişim dönemine girdi ve ulus devlet sınırları- nın zorlanmasıyla Küresel Sermaye elitinin önü açıldı, yeni bir tür zengin kesim (bunlar oligark olarak da anılmaya başlandı) türedi. Küreselleşme, ABD'nin dünyanın tek süper gücü olma konumuna temel olacak kavramsal bir boşluğu da doldurdu ve küresel hege- monyanın doğal öğretisi oldu. Yeni sömürgeciliği dünyanın dört bir yanına götürmenin en etkili yolu "barış" adına güvenlik (hegemo- nik istikrar) sağlamaktır. Barış yeni piyasalara ve enerji kaynakları- na rahatlıkla nüfuz edilmesini kolaylaştıracak, piyasaların ihtiyaç duyduğu "güven ortamı" sağlanacak, sermaye dolaşımı rahatlaya- cak, sermaye piyasaları da "krizsiz" bir ortamda işleyebilecektir. Küresel mali sermaye ise 1980'lerden beri içten içe hazırlanan 2008

    ekonomik kriziyle dünya ekonomisine büyük bir darbe vurdu. Türkiye, konumu gereği bu çıkar gruplarının rekabet ve işbirliği alanıdır. Türkiye içinde de her zaman söz sahibi oldular, sağlam iliş kiler kurdular. Dış ticaret açığımız, döviz kurumuz, para rezervimiz, ülkeye hangi markaların gireceği ve pastanın nasıl bölüşüleceği bunların kontrolündedir. Küresel Sermaye'ye karşı durmak zordur, 1

    22

    Zbigniew Brzezinski, Tercih, cev. Cem Küçük, İnkılâp Kitabevi, İstanbul, 2005,

    YanıtlaSil
  50. çünkü ulus devletlerin iktidar sahipleri genellikle onların şantajı al- tındadır. Ekonomilerinin batmamasının ve kendi geleceklerinin bu gizli ellere bağlı olduğunu düşünürler. Bu kitapta göreceğiniz gibi, dünyadaki kriz ve savaşların arkasındaki asıl çıkar sahipleri dev- letler ve yöneticileri değil, geri planda onları yönlendiren, ortalıkta pek de gözükmeyen elit ve zengin bir kesimdir. Cebimizde kimlerin eli olduğunu, ülkemizi gerçekte kimlerin yönlendirdiğini, neden ül- kemizin başına bazı çorapların örüldüğünü, neden hâlâ ülke olarak yoksul olduğumuzu, neden dedelerimizden torunlarımıza bu hayatı yaşamaya mecbur edildiğimizi, hâlâ askere gitmek zorunda oldu- ğumuzu bilmek hepimizin en doğal hakkı olduğu kadar, bu zinciri kırmak en önemli güvenlik meselemizdir. İlginç olan, iş ve üniversi- te dünyası içinde onlarca ekonomist ve biliminsanıyla yaptığım bire bir mülakatta hepsi Küresel Sermaye'nin ortaya koyduğum şekliyle olumsuzluklar ürettiğine inanmalarına rağmen, bunların katkıları oldukça sınırlı parçalar halindeydi ve birbiri ile ilişkilendirilmemiş- ti. Özetle bu kitap, Küresel Sermaye'nin dünü ve bugünüyle Türkiye için konumunu analiz ederek, ülkemizin güvenliğiyle ilgili sorun- ları anlamamızda var olan ciddi bir boşluğu doldurmaya hizmet etmektedir.

    Doç. Dr. Sait YILMAZ Yeditepe Üniversitesi

    YanıtlaSil
  51. SAİT YILMAZ

    KÜRESEL SERMAYE ve TÜRKİYE

    YanıtlaSil
  52. ÂŞİYÂNE-İ LÂL

    Yosunlu bir adacık, ortasında ummânın, Ufukta bir sıra kûh-sâr-ı âhenîn-manzar; Sönük likâ-yı sükûn-perverinde deryânın Veremli bir kamerin aksi muttasıl ağlar.

    Gören sanır ki bu yer medfen-i serairdir, Sükût o mertebe cârî denizde, sâhilde; Duran bürûdet-i mâtem dil-i heyâkilde Bulevha-i ademin her yanında zâhirdir.

    Sabah olur, o bürûdet geçer; fakat müzmin Sükûn-1 mevki'i bir nefha eylemez ihlal... Yegâne şâhid-i hüznü bu levha-i ademin Bakıyye-i medeniyyet bir aşiyâne-i lâl.

    YanıtlaSil
  53. BÜTÜN ŞİİRLERİ

    RÜBAB-I ŞİKESTE

    TEVFİK FİKRET

    HORIJINAL METİN - SÖZLÜK ///

    AKCAĞ
    sy. 457.

    YanıtlaSil
  54. SAİT YILMAZ

    AKILLI GÜÇ

    Son 20 yılda özellikle internet ve haberleşme teknolojisinde

    yaşanan değişimler sadece sosyal hayatımızı değil, uluslararası

    İlişkileri ve özelde güvenlik ve savunma anlayışlarını da büyük

    ölçüde değiştirdi ve bu değişim devam etmektedir. Yakın zamana

    kadar bir ülkenin ulusal gücü denilince akla sadece, bugün sert

    güç olarak adlandırılan 'Silahlı Kuvvetler' gelirdi. Sert güç

    kullanmanın ekonomik olmaması nedeni ile 1990'larda "yumuşak

    güç" fikri ortaya atıldı. ABD ve AB içindeki uygulamaları ile yumuşak

    güç pasif bir kavram olmaktan çıkarılarak; ülkenin siyasi, ekonomik

    ve sosyo-kültürel gücü başta olmak üzere tüm güç unsurlarının

    sistematik bir şekilde kurgulandığı ve ülke politikasını destekleyecek

    işlevler edindiği bir mekanizma haline getirildi. Ancak, halkın

    beynindeki savaşı kazanmadan silahla bir yere varılamayacağı

    Irak ve Afganistan'daki savaşlarda test edildi. ABD'de Obama

    dönemi ile birlikte, fikirler savaşını kazanmak düşüncesi "kamu

    diplomasisi" alanındaki çalışmaların "sosyal medya"daki yeniliklere

    paralel olarak yeni bir çehre kazanmasını sağladı. Silahlı Kuvvetler

    de bu işe girmek için "stratejik iletişim" kavramını çerçeve edindi.

    Bu kavramların yanına başta sosyal medya olmak üzere

    haberleşme teknolojilerini kullanan "yumuşak istihbarat" olgusu

    da eklendi. İşte elinizdeki bu kitap bütün bu çalışmaları "akıllı

    güç" kavramı çerçevesi içinde okuyucularının dikkatine

    sunmaktadır.

    ISBN: 978-600

    YanıtlaSil
  55. KISALTMALAR

    :

    Avrupa Birliği

    AB

    ABD

    : Amerika Birleşik Devletleri

    ACAE

    : Assistance to and Cooperative Activities with Eurasia Avrasya Yardım ve İşbirliği Faaliyetleri)

    AID

    ( : Agency Of International Development (Uluslararası Kalkınma Ajansı)

    :

    AR-GE

    Araştırma-Geliştirme

    ASEAN :

    Association of Southeast Asia Nations (Güneydoğu Asya Devletleri Birliği)

    BBC

    : British Broadcasting Company (İngiliz Yayın Şirketi)

    BBG

    : Broadcasting Board of Governors (Yayın Yöneticileri Kurulu)

    BDT

    : Bağımsız Devletler Topluluğu

    ACILS

    : American Center for International Labor Solidarity (Amerikan Uluslararası İşçi Dayanışma Merkezi)

    AFL-CIO: American Federation of Labor and Congress of Industrial Organizations.

    AGOA : African Growth and Opportunity Act (Afrika Büyüme ve Fırsat Akdi)

    AIPAC

    : American Israel Public Affairs Committee (Amerikan İsrail Halkla İlişkiler Komitesi)

    BIB

    : Board for International Broadcasting (ABD Uluslararası Yayın Kurulu)

    BM

    Birleşmiş Milletler

    CAO

    :

    : Cultural Affairs Officer (Kültürel İşler Memuru)

    COCOM: Unified Combatant Commands (Birleşik Muharip Komutanlıklar)

    YanıtlaSil
  56. CIA

    :

    Central Intelligence Agency (ABD Merkezi

    CIMA :

    Haberalma Teşkilatı)

    Center for International Media Assistance (Uluslararası Medya Yardım Merkezi)

    CIPE

    : Bağımsız Özel Teşebbüs Merkezi

    CIVCOM

    CMCU

    :

    The Committee for the Civilian Aspects of Crisis Management (AB Sivil Kriz Yönetimi Komitesi)

    :

    Center Muslim Religious Freedom Committee

    CPCCC

    : Chinese People's Political Consultative Conference (Çin Halkı Siyasi Danışma Konferansı)

    CPI

    :

    Committee on Public Information (ABD Halk Bilgilendirme Komitesi)

    CRS

    : Reconstruction and Stabilization (ABD Yeniden İnşa ve İstikrar Ofisi)

    : Center for Strategic Counterterrorism Communications (Stratejik Terörle Mücadele İletişim Merkezi)

    CSCE

    : Conference on Security and Cooperation in Europe (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı).

    CSDP

    : Common Security and Defense Policy (AB Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası)

    CSIS

    : Centre of Strategic International Studies.

    DARPA

    DGCID

    Defense Advanced Research Projects Agency (Savunma Bakanlığı Araştırma Projeleri Ajansı)

    :

    : Directorate General for International Co-operation and Development (İngiliz İşbirliği ve Kalkınma Direktörlüğü)

    DHS

    : Department of Homeland Security (Anavatan Güvenliği Bakanlığı)

    DIA :

    Defence Intelligence Agency (ABD Savunma İstihbarat Ajansı)

    DNI

    :

    Director of National Intelligence (ABD Ulusal İstihbarat Direktörü)

    DOD

    :

    Department of Defense (ABD Savunma Bakanlığı)

    YanıtlaSil
  57. Doç. Dr. SAİT YILMAZ

    11

    : Directorate General for Humanitarian Aid

    ECHO

    EEAS

    : European External Action Service (Avrupa Dış Eylem Hizmet Teşkilatı)

    EED

    EIHDR

    : European Endowment for Democracy (Avrupa Demokrasi Vakfı)

    :

    European Initiative on Democracy and Human Rights (Avrupa İnsan Hakları İnisiyatifi)

    ENP

    :

    European Neighborhood Policy (AB Komşuluk Politikası)

    ETRP

    :

    Expanded Trans-Regional PSYOP Program (Genişletilmiş Bölge-aşan Psikolojik Operasyon Programı)

    FBIS

    : Foreign Broadcast Intelligence Service (ABD Yabancı Yayın İstihbarat Servisi)

    FCO

    : Foreign and Commonwealth Office (Dış ve İngiliz Milletler Topluluğu Ofisi)

    FSB

    : Rusya Federal Güvenlik Servisi

    GCC

    : Gulf Cooperation Council (Körfez İşbirliği Konseyi)

    GED

    : Global Engagement Directorate (Küresel Angajman Direktörlüğü)

    GONGO:

    Governmental NGO

    GSEC

    : Global Strategic Engagement Center (Küresel Stratejik Angajman Merkezi)

    GSET

    : Global Strategic Engagement Team (Küresel Stratejik Angajman Timi)

    HRFD

    : Human Rights Defenders Fund (İnsan Hakları Savunucuları Fonu)

    ICA

    : International Communications Agency (Uluslararası Haberleşme Ajansı)

    ICC

    : International Criminal Court (Uluslararası Ceza Mahkemesi)

    IDC

    : Interdepartmental Committee for the Acquisition of Foreign Periodicals (ABD Yabancı Yayınları Tedarik Komitesi)

    YanıtlaSil
  58. AKILLI GÜÇ

    IFES

    :

    International Foundation for Election Systems (Seçim Sistemleri Uluslararası Vakfı)

    IGO

    : Inter Governmental Organization (Hükümetler Arası Kuruluş)

    ΠΕ

    ILVP

    : Institute of International Education (Uluslararası Eğitim Enstitüsü)

    :

    International Visitor Leadership Program (Uluslararası Ziyaretçi Liderlik Programı)

    IMF

    : International Monetary Fund (Uluslararası Para Fonu)

    INF

    : Intermediate Nuclear Forces (Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler)

    IRFC

    :

    International Religious Freedom Committee.

    IRI

    : International Republican Institute (Uluslararası Cumhuriyetçi Enstitüsü)

    IT

    Information Technologies (Bilgi Teknolojileri)

    :

    KDK

    : Türkiye Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü

    LIFG

    : Libyan Islamic Fighting Group (Libya İslamcı Savaş Grubu)

    : Mobile Alliance for Maternal Action (Anneler

    Hareketi Mobil İttifakı)

    MAMA

    MCC

    :

    Millennium Challenge Corporation (Milenyum Hedefleri İşbirliği)

    MEDB

    : Middle East Development Bank (Ortadoğu Kalkınma Bankası)

    : Middle East Partnership Initiative (Ortadoğu Ortaklık İnisiyatifi)

    MGK

    : Türkiye Milli Güvenlik Kurulu

    MPP :

    Mission Program Plan (Ülke Görev Program Planu)

    G

    M

    NATO

    : North Atlantic Treaty Organisation (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü)

    NCTC

    :

    National Counterterrorism Center (ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi)

    :

    National Democratic Institute (ABD Ulusal Demokratik Enstitüsü)

    YanıtlaSil
  59. Doç. Dr. SAİT YILMAZ

    13

    NED

    : National Endowment for Democracy (ABD Ulusal Demokrasi Vakfı)

    NGO

    : Non-Governmental Organization (Hükümet Dışı Kuruluş)

    NIE

    : National Intelligence Estimate (Ulusal İstihbarat Değerlendirmesi)

    NSC

    : National Security Council (ABD Ulusal Güvenlik Konseyi)

    NSDD

    : National Security Decision Directive (ABD Ulusal Güvenlik Direktifi)

    NSPDSC

    : ABD Kamu Diplomasisi ve Stratejik İletişim İçin Ulusal Stratejisi (U.S. National Strategy for Public Diplomacy and Strategic Communication)

    OSCE

    : Organization of Security and Cooperation in Europe (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı)

    OSI

    : Open Society Institute (Açık Toplum Enstitüsü)

    OSS

    : Office of Strategic Service (Stratejik Hizmetler Ofisi)

    : Office of Wartime Information (Savaş Bilgi Ofisi)

    OWI

    : Public Affairs Officer (Halkla İlişkiler Memuru)

    PAO

    PCC

    : Policy Coordination Committee (ABD Politika Koordinasyon Komitesi)

    PPEWU

    : Policy Planning and Early Warning Unit (Politika Planlama ve Erken İkaz Ünitesi)

    QDR

    : Quadrennial Defense Reviews (Dört Yıllık Savunma Gözden Geçirme Raporu)

    QQDR

    : Quadrennial Diplomacy and Development Review (Dört Yıllık Diplomasi ve Kalkınma Gözden Geçirme Raporu)

    RF

    : Rusya Federasyonu

    RFE

    : Radio Free Europe (Özgür Avrupa Radyosu)

    RRM

    : Rapid Reaction Mechanism (Hızlı Reaksiyon Mekanizması)

    SAGE

    : Strengthening America's Global Engagement (ABD Küresel Angajmanını Güçlendirme Planı)

    YanıtlaSil
  60. 14

    AKILLI GÜÇ

    SAP

    : The Stabilization and Association Agreement Proces (İstikrar ve İşbirliği Anlaşması Süreci)

    SCO

    : Civil Society Co-ordinator (AB Sivil Toplum Koordinatörü)

    SMISC

    : Social Media in Strategic Communication (Stratejik İletişimde Sosyal Medya)

    SNMC

    : Social Networking Monitoring Center (Sosyal Ağ İzleme Merkezi)

    SSCB

    : Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği

    SSR

    : Security Sector Reform (AB Güvenlik Sektörü Reformu)

    STK

    : Sivil Toplum Kuruluşu

    STÖ

    : Sivil Toplum Örgütü

    TİKA

    : Türkiye İşbirliği ve Kalkınma Ajansı

    TODAIE

    : Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü

    TPUK

    : Trade Partners United Kingdom (İngiltere Ticaret Ortakları Kuruluşu)

    TRWI

    : Trans-regional Web Initiative (Bölge-aşan Web İnisiyatifi)

    TSK

    : Türk Silahlı Kuvvetleri

    TÜRKSOY: Türk Kültür ve Sanatları Ortak Yönetimi

    UKUZA : United Kingdom Unites With South Africa.

    USAID : U.S. Agency of International Development (ABD USCCD Uluslararası Kalkınma Ajansı) : U.S. Center for Citizen Diplomacy (ABD Vatandaş

    Diplomasisi Merkezi)

    USCIRF : U.S. Commission on International Religious Freedom (Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu)

    USIA

    : U.S. Information Agency (ABD Bilgilendirme Ajansı) : United States International Communications Agency

    (ABD Uluslararası Haberleşme Ajansı)

    USICA

    USIP

    : United States Institute for Peace

    USIS

    : U.S. Information Service (ABD Tanıtım Ofisi)

    VOA

    : Voice of America (Amerika'nın Sesi Radyosu)

    YanıtlaSil
  61. Doç. Dr. SAİT YILMAZ

    VPP

    : Virtual Presence Posts (Sanal Varlık Noktaları)

    VSFS

    : Virtual Student Foreign Service (Sanal Öğrenci Dış Hizmeti)

    WB :

    World Bank (Dünya Bankası)

    WTO : World Trade Organization (Dünya Ticaret Örgüti

    YanıtlaSil

  62. Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
    113 1 Ümmetim üzerine en korktuğum kimseler, ilimleri dillerinde olan münafıklardır. (Dili âlim) Hz. Ömer (r.a.)
    113 2 Ümmetim üzerine korktuklarımın en korkuncu; âlimin hatası, münafığın Kur'anla mücadelesi, kendisine fetholunacak dünya. (Yani dünya rahata mübtelâ edip, insana fedakârlığı unutturur. Dinin temeli ise fedakârlık üzerine kaimdir.) Hz. Muaz (r.a.)
    113 3 Ümmetim üzerine korktuğumun en korkuncu, ya namazın vaktini geciktirmeleri veya vaktinden evvel kılarak acele etmeleridir. (İlk cemaati kaçırmamak efdaldir.) Hz. Enes (r.a.)
    113 4 Ümmetim üzerine korkmakta olduklarımın en korkuncu, mudil insanlar (önderler)dir. (Mudil, şaşırtıcı, istikamet kaybettirici demektir) Hz. Ebud Derda (r.a.)
    113 5 Ümmetim üzerine korkmakta olduklarımın en korkuncu kavmi Lut'un hareketidir. Hz. Câbir (r.a.)
    113 6 Ahir zamanda, ümmetim üzerine en korktuğum üç şey; Müneccimlik ve müneccimlere inanmak, kaderi tekzib ve sultanın zulmüdür. Hz. Ebû Ümâme (r.a.)
    113 7 (Dini hususlarda) riyanın en azı dahi şirktir. Ve en iyi kulluk, mütteki olmak ve ittikasında gizli olmaktır. Bu gizlilik, bir merhalede bulunmayınca aranmamak ve bulununca da nazarı dikkati çekmemektir. Bunlar hidayet rehberi ve ilim kandilidirler. Hz. İbni Ömer (r.a.)
    113 8 Ehli Cennet'in en aşağı dereceli olanının Cennetteki mülkünü temaşası ikibin sene sürer ve bu mülkün en uzak kısmını en yakını gibi görür. Bunlar zevceleri, hizmetçileri, kürsüleri, bahçeleri vs.dir. Efdal dereceli olanı ise, Allah (z.c.hz.)'nin Cemalini günde iki defa temaşa eder. Hz. İbni Ömer (r.a.)
    113 9 Fisebilillâh mücahid olanlar en ufak bir zorlama ile bir senelik oruç bedeli ve bir senelik gece ibadeti hak ederler. Soruldu: "En ufak zorlama nedir?" Buyuruldu ki: "Meselâ böyle bir mücahid gece giderken hayvan üzerinde uyuklar ve kamçısını düşürür, inip bunu alması en ufak zorlamalardandır." Hz. Sabit İbni Ebu

    YanıtlaSil

  63. إِيمَانُهُ رَجُلٌ لا يَخَافُ فِي اللَّهِ لَوْمَةَ لائِم ٣٣١٤ - ثَلَاثَةٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ يَسْتَكْمِلُ وَلَا يُرَانِي بِشَيْءٍ مِنْ عَمَلِهِ وَإِذَا عُرِضَ عَلَيْهِ أَمْرَانِ أَحَدُهُمَا لِلدُّنْيَا وَالْآخَرِ

    لِلآخِرَةِ اخْتَارَ أَمْرَ الآخِرَةِ عَلَى الدُّنْيَا (كر والديلمي عن ابي هريرة) 3314- Üç şeyi kendinde bulunduran, kâmil bir iman elde

    a) Allah yolunda kınayıcının kınamasından korkmamak, b) Yaptığı amellere en küçük bir riya dahi karıştırmamak, c) Biri dünya diğeri ahiret olan iki iş kendisine sunulduğunda, ahiretinkini tercih etmek.

    etmiş olur:

    YANITLASİL

    yuksel17 Mart 2024 01:53
    1942- Kıyamet gününde kulun ilk hesap verecek olduğu şey, namazıdır. Eğer tamamlamışsa bu onun için tam olarak yazılır, tamamlayamamışsa Allah Azze ve Celle meleklere:

    "Bakın, eğer kulumun nafile namazı varsa onunla bu farz namazlarını tamamlayın" emrini verecek. Sonra zekattan da böyle hesaba çekilecek. Sonra diğer ameller de bu minval üzere ele alınacak.

    ۱943 - اَوَّلُ الْوَقْتِ رِضْوَانُ اللهِ وَوَسَطُ الْوَقْتِ رَحْمَةُ اللَّهِ وَآخِرُ الْوَقْتِ

    عن ابراهيم بن عبد الملك) الله قط * عَفْو الله

    1943- Namazın vaktinin evveli Allah'ın rızası, ortası rahmeti, sonu ise Allah'ın affıdır.

    YANITLASİL

    yuksel17 Mart 2024 01:57
    عائشة)

    4496- Veled-i zinaya, ana-babasının suçundan hiçbir sorumluluğu yoktur. Kimse kimsenin suçunu (günahını) taşımaz.

    ٤497 - لَيْسَ عِنْدَ اللهِ يَوْمٌ وَلاَ لَيْلَةٌ تَعْدِلُ اللَّيْلَةَ الْغَرَّاءَ وَالْيَوْمَ الأَزْهَرَ (ك) * ٤٤٩٧

    عن ابي بكر)



    G

    4497- Allah katında, Cuma gecesi ve gününe eşit olacak hiçbir gece ve gün yoktur.

    ٤٤٩٨ - لَيْسَ عَدُوكَ الَّذِى اذَا

    YANITLASİL

    yuksel17 Mart 2024 02:00
    ١٣٤٠ - إِنَّ الدُّنْيَا مَلْعُونَةٌ مَلْعُونٌ مَا فِيهَا إِلَّا ذَكَرَ اللَّهُ وَمَا وَالاهُ وَعَالِمُ أَوْ

    مُتَعَلَّمُ فَإِنَّ أَوَّلَ فِتْنَةٍ بَنِي إِسْرَائِيلَ كَانَتْ فِي النِّسَاءِ اء (م) عن ابي سعيدن

    حسن غريب عن ابي هريرة

    1340- Dünya melundur, dünyada bulunan ve kişiyi Allah'tan gafil eden hususlar da melundur. Yalnız zikrullah, Allah'ın sevdiği iyi amel, âlim ve ilim tahsil eden hariçtir. İsrailoğullarını baştan çıkarıp fitneye sürükleyen ilk şey muhakkak kadınlar olmuştur.

    ١٣٤١ - إِنَّ الدُّعَاءَ يَنْفَعُ مِمَّا نَزَلَ وَمِمَّا لَمْ يَنْزِلْ فَعَلَيْكُمْ عِبَادُ اللَّهِ بِالدُّعَاءِ

    ت وابن النجار عن ابن عمر)

    1341- Dua, gelen ve gelecek olan musibetlere karşı faydalıdır. Allah'ın kulları! Duadan ayrılmayın.

    YANITLASİL

    yuksel17 Mart 2024 02:02
    ٣٨٦٤ - طَاعَةُ النِّسَاءِ نَدَامَةٌ (عق والقضاعي وابو على الحداد في معجمه كــر

    عن عائشة)

    getirir.

    3864- Mühim işlerde kadınlara boyun eğmek pişmanlık

    ٣٨٦٥ - طَاعَةُ الله طَاعَةُ الْوَالِدِ وَمَعْصِيَةُ الله مَعْصِيَةُ الْوَالِدِ (طس عن ابي

    هريرة)

    3865- Allah'a itaat etmek, anneye, babaya itaaat etmektedir. Anneye babaya isyan eden, Allah'a isyan etmiş olur.

    -

    YANITLASİL

    yuksel17 Mart 2024 02:03
    - طَالِبُ الْعِلْمِ طَالِبُ الرَّحْمَنِ طَالِبُ الْعِلْمِ رُكْنُ الإِسْلَامِ وَيُعْطَى

    أَجْرُهُ مَعَ النَّبِيِّينَ (الديلمي عن انس)

    din gibi

    3867- İlmin talibi Rahman'ın talibi demektir. İlmin talibi İslam'ın rüknüdür. O peygamberlerle birlikte mükafatlandırılacaktır.

    ٣٨٦٨ - طَالِبُ الْعِلْمِ اللَّهِ كَالْغَازِي وَالرَّائِحُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ

    الديلمي عن انس حل عن بكار بن ياسر)

    3868- Allah için ilim tahsil eden, Allah yolunda savaşa erkenden gidip sağ salim dönen gibidir.

    ن

    YANITLASİL

    yuksel17 Mart 2024 02:04
    Sene yüz otuz beş olunca, Davud oğlu Süleyman (a.s.)'ın deniz adalarında hapsettiği şeytanların azılıları serbest kalır. Ve onların onda dokuzu lrak'a gider. Ve orada Kur'an hakkında (şeytanca) mücadele ederler. Onda biri ise Şam'da kalır.
    Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.)
    Sayfa: 60 / No: 1
    Ramuz El-Ehadis

    YANITLASİL

    Yorum Gönder
    Bu blogdaki popüler yayınlar
    İman
    Mayıs 04, 2023
    DEVAMI
    Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti
    Mayıs 04, 2023
    DEVAMI
    Meric Tumluer Said Nursi
    Mayıs 04, 2023
    DEVAMI
    Blogger tarafından desteklenmektedir
    Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır

    YUKSEL
    Vasiyet ve mustafa
    PROFİLİ ZİYARET EDİN
    Arşivleme
    Kötüye Kullanım Bildir

    YanıtlaSil
  64. 148. Allah, (insanı incitecek) kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez. Ancak zulmedilenler hariç. Allah her şeyi işiten ve bilendir.

    (Zulmedilenler feryat, beddua veya şikayet edebilirler.)
    Nisa Suresi
    148.ayet.

    YanıtlaSil
  65. )seçkinler)a özel bir hitabı hedef alması dolayısıyledir. وَلَا تَلْبِسُوا الحَقِّ بالباطل hakkı batıl ile karıştırıp aldatmayın; doğruyu yalanla, yanlışlarla bulayıp da ‎‫وَتَكتُمُوالحق وأنتم تعلمون bile bile hakkı gizlemeyiniz. Bu âyetin anlamı çok kap-‬‎ samlıdır. İlme ve amele dair hususları kapsar. Bilgiçlerin hilelerine, yalan do- lanlarına ve bozgunculuklarına, hatta ticaret ehlinin karışık işlerinden ve hakim- lerin haksız hükümlerine varıncaya kadar hepsine şümülü vardır. "İnsanları aldatmayınız, sahtekârlık yapmayınız." meâlinde bir genellemeyi ifade eder. Bununla beraber (kelâmın) sevki bilhassa ilmî değeri hedef alıyor. Nice kimse- ler vardır ki, ilmî gerçekleri bozarlar, kötüye kullanırlar, onları kendi gönüllerine göre evirerek çevirerek aslından çıkarırlar, bakırı yaldızlarlar, altın diye satarlar. Bu durum İsrailoğulları haberlerinde çok vardı. Bunlar, kendi yazdıkları fikirleri, te'villeri, tercemeleri, Tevrat'ın aslı ile karıştırıyorlar, seçilmez bir hale getiriyorlar ve bazan da Muhammed (s.a.v.)'e ait vasıflar hakkında yaptıkları gibi geçmiş kitaplardaki âyetleri saklıyorlardı ki, bu konuda ‎‫فَوَيْلٌ لِلَّذِينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِأَيْدِيهِمْ ثُمَّ يَقُولُونَ هَذَا مِنْ عِنْدِ اللَّهِ "Yazıklar olsun o kimselere ki, kit-‬‎ abı elleriyle yazıp, sonra 'Bu Allah katındandır.' derler." (Bakara, 2/7( يُحَرِّفُونَ‎ ‎‫الكلم عن مواضيه "Kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar." (Nisa, 4/46, Maide, 5/13(‬‎ ve diğerleri gibi başka âyetler de vardır. Bunlar, Tevrat'ın aslını korumuyorlar, kendi yazdıkları tercemeleri: "İşte Allah'ın kitabı" diye Tevrat yerine koyuyor- lardı. Ve ilmî meselelerde gerçeği takip etmeyerek kendi gönüllerine göre

    YANITLASİL

    yuksel19 Mart 2024 05:59
    2- BAKARA SÛRESİ: 42-43

    Cu

    oluy

    din

    hak

    ma

    rin

    ara

    ke

    de

    be

    n

    0

    286

    Cuz

    açıklamalarda bulunuyorlar, arzu ve şehvetlerine sapıyorlar, safsatalar yapıyorlar, arzularına tabi oluyorlardı. Bu şekilde hak fikri, hak inancı kalmıyor aidatma, karıştırma, aldatıcılık hükümran oluyordu. İşte bütün bunlara karşı İsrailoğullarının bilginlerine genel olarak bu yasaklama hitabı söylenmiştir ki, Kur'ân'da bu konuda başka bir âyet olmayıp da yalnız bu âyet olsaydı, Kur'ân'ın terceme ve tefsiri meselesinde ve diğer ilmî vaziyette İslâm'ın tutumunu, ilmi vazifenin şeklini tayin etmek için bu âyet yeterli olurdu. Kur'ân'ın tecrid (soyutlama) meselesinin ne büyük önemi haiz olduğu, Kur'ân'ı Kur'ân, terceme- sini terceme, tefsir ve te'vili de tefsir ve te'vil olarak bellemek ve belletmek bir hak görev olduğu unutulmamalı. "Farsça Kur'ân", "Türkçe Kur'ân" gibi sözlerden çekinmelidir. Çünkü milyonla terceme ve te'vil yazılır, onlar yine Kur'ân'ın hakikati olmaz, Cenab-ı Hak لا تلبسُوا الحَقِّ بالباطل buyurmuştur.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder