sey. in kısaltılmış ismi. Müslüman her işine Bismillah ile başlar. Yani her işi Allah adına ve Allah için yapar. Atomlardan yıldızlara kadar her varlık da Allah adına ve Allah için hareket eder. insan da bis- millah diyemiyeceği, yani Allahın emri ve izni ol- mayan bir işi ve hareketi yapmamak, onun emri dairesinde kalmakla gerçekten insan olur. Aksi
Sofiyye ile sohbetim esnasında kendilerinden üç şey öğrendim.
" 1. Zaman bir kılınçtır, sen onu kullanmazsan o seni keser. 2. Kendini hak ile meşgul etmezsen, bâtil seni istila eder. . Kendine hiç bir varlık isnad etmemek, erbâb-ı ismetten olmak demektir.
Celaluddin-i Suyûtî; Te'yidü'l-Hakikati'l-Aliyye, s. 15:
YANITLASİL
yuksel19 Kasım 2023 21:27 İmam-ı Malik rh.a.'in Görüşü
"Fikhi öğrenip de tasavvufu öğrenmemiş olan fâsıklığa, Tasavvufu öğrenip, fıkhı öğrenmemiş olan zındıklığa düçar olabilir. Hem fikhi ve
hem de tasavvufu birarada cem eden de hakikate ulaşır." Aliyyü'l-Kârî Fıkh-ı Maliki Şerhi c. 1, s. 33
Hakiki devlet adamı, hizmet ettiği memleketin bünye- sini iyi bilmeli, bütün hususiyetleriyle tanımalıdır.
2)
Zalim olmadığı gibi gafil de olmamalıdır.
3)
Devlet hayatının istikrar istediğini bir an unutmamalı, affın, müsamahanın, huşunetin ve cezriliğin yerini ve zamanını iyi tayin etmelidir.
4)
İdare-i maslahatçı olmamalı, bunun bir fazilet olduğu zehabından uzak bulunmalıdır.
5) Maddi ve manevi hamleler arasında zaruri bir bağ, paralel bir gidiş olduğunu iyi bilmelidir.
6)
Müşavirlerini ve arkadaşlarını çanak yalayıcılar arasın- dan değil, şahsiyetli ve haysiyetli insanlardan, icabın- da kendisini ikaz edecek kimselerden seçmelidir.
7)
İç çekişmelere, kendini ana hedefleri unutacak kadar kaptırmamalıdır.
288
YANITLASİL
yuksel20 Kasım 2023 00:58 )
İyi konuşmasını, düşüncelerini iyi ifade etmesini bil- melidir.
9) Öğrenmeyi, öğretmeyi, gerçeği ve gerçeği sevenleri sevmelidir. Buna mukabil yalan söylemek şöyle dur- sun, yalan söyleyen yerden nefret etmelidir.
10) Nazarında para ve her çeşit maddi menfaatler kıymet- siz olmalı, temiz elli, temiz ahlaklı olduğunu o saha- da da ispat etmelidir.
11) Azim ve irade sahibi olup, lüzumlu gördüğü işte insi- yatif sahibi olmalı ve asla küçük ruhluluk gösterme- melidir.
12) Zeki olduğu kadar, hayat ile gerçek şartları birbirine karıştırmamalıdır.
İşin zor olanı, bütün bunların hepsinin birden bir kişide bu- lunması gerektiğidir. Ve bütün dünyada "Devlet Adamı" fikda- ni (yokluğu) vardır.
YANITLASİL
yuksel20 Kasım 2023 00:59 Ziya Demirel - Avni Arslan
106- Biz herhangi bir ayeti (n lafzını yahut hükmünü veya her ikisinin 16. Biz het nu neshedersek veya (hazalardan silerek) on geutturursak, (onun yerine, hem kullara fayda ve kolaylık açısından, hem de sevap bakımından) ondan daha iyisini veya (yükümlülük ve sevap ka zandırma yönünden) onun (bir) benzerini getiririz. (Habibim!) Bilmedin mi ki; gerçekten Allâh (emretme, yasaklama, değiştirme ve hükümsüz kıl
ma dâhil) her şeye (hakkıyla gücü yeten bir) Kadîr'dir?! Kur'ân'da ve Sünnet'te geçerli olan "Nesh" konusu "Şerî bir hükmün, Allâh-u Teâlâ ta- rafından tümüyle kaldırılması veyâ misliyle yâhut daha iyisiyle değiştirilmesi" anlamına gel- mektedir. Meselâ Bakara Sûre-i Celîlesi'nin 180. âyet-i kerîmesinde: "Ardından mal bırakacak kişinin, o maldan ne kadar pay alacakları hususunda ana-babasına ve akrabâsına vasiyette bulunmasının farz olduğu" açıkça bildirilmiştir. Ama daha sonra "Mîras âyetleri" olarak anı lan; Nisa Sûresi'nin 11 ve 12. âyet-i kerîmelerinin indirilişiyle, herkesin ne alacağı taksim edil miş ve böylece ölecek kişinin kafasına göre vasiyet yapmasının farziyeti kaldırılmıştır.
90
YANITLASİL
yuksel30 Kasım 2023 03:21 KUR'ÂN-I 'AZÎM
ve Soru Edatlı Kelime Mânâsı - 1
Cüz: 1
Sûre: 2
Yine böylece kiblenin Mescid-i Aksa'dan Mescid-i Harâm'a döndürülüşü de neshin ör- neklerindendir. Bu konuda misalleri çoğaltabiliriz. Konunun ehemmiyetinden dolayı âlimler: "Nâsih ve mensûhu bilmeyen kimselerin âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfler okuyarak vaaz et- meleri câiz değildir" demişlerdir. Allâh-u Teâlâ neyi ne zamâna kadar ne sebeple geçerli kı- lacağını, ne zamanda neyi hangi hikmetle hükümsüz kılacağını ezelî ilmiyle bildiği için nesh, Allâh-u Teâlâ'nın ilminde ve takdîrinde vukû bulan bir değişiklik olarak görülemez, bilakis bu hükümler, ferdin ve toplumun menfaatleri gözetilerek zaman ve zemine göre değişebilecek şekilde takdîr edilmiştir. Ancak şu bilinmelidir ki; nesh sâdece emir ve yasaklarda geçerlidir, ama haber ve kıssa niteliğindeki konularda geçerliliği düşünülemez. Neshin şekilleri, örnekle- ri ve hikmetleri hususunda geniş mâlûmât için bakınız: Rûhu'l-Furkan Tefsiri, 1/502-507
Eve geldi Muhammed'i bulmadı, Yemen illerinde Veysel Karani. Adına Yunus Emre'nin de yuka-
rıya bir kıtasını aldığımız ilahiyi yaz- dığı Veysel Karani Türk tasavvuf ede- iyatında büyük sevgi ve alaka görmüş, hakkında menkıbenameler, pek çok ilahi ve destan mahiyetinde hikâyeler kaleme alınmıştır.
Sufi kaynaklarından bir kısmı Veysel Karani'nin Hz. Peygamberle görüştüğünü ileri sürerlerse de, diğer kaynaklar ve rivayetler bunun aksini savunmuşlardır. Yukarıda belirtildi- ği gibi, hasta annesini yalnız bırakma- dığı için, Medine'ye gidemeyen bu Sufi için Hz. Peygamber, Hz. Ömer ve Hz. Ali'ye, onunla görüşmek imkanı- nın kendilerine nasip olacağını müj- delemiştir. Ayrıca duasını almalarını da bildirmiştir. Onlar da onu görecek- leri anın gelmesini dört gözle bekleme- ye koyulmuşlardır. Hz. Ömer'in hali- feliği döneminin son yıllarına doğru, onun Yemen'den gelen bir hacı kafi- lesi ile gelip Mekke'de bulunduğunu öğrendiler. Hacılar Veysel'in Arafat yakınlarında deve güttüğünü haber verip, hakkında alaylı sözler söyledi- ler. Fakat, Hz. Peygamber'in onun için söylediklerini öğrenince bu tavır- larından ötürü nedamet duydular. Hz. Ömer ve Ali, Veysel Karani'yi bu- lup kendisiyle görüşmek imkanını el- de ettiler. Hz. Peygamber'in kendisi hakkında söylediklerini naklettikleri gibi, hayır duasını da aldılar. Kendi- sine liediye ve para vermek yolunda- ki teşebbüsleri boşa gitti. Maddi hiç- bir şey kabul etmeyen Veysel, hacılar- la
birlikte yine Yemen'e döndü.
Daha sonra geri gelen Veysel Ka-
YANITLASİL
yuksel1 Aralık 2023 03:20 rani, Hz. Ali'nin halifeliği sırasında Medine'ye gitti ve Haricilerin ortaya çıkmalarına sebep olan Siffin savaşın- da Hz. Ali'nin saflarında savaşçı ola- rak bulundu. Bir rivayete göre bu sa- vaşta şehit olmuş, başka bir rivayete göre ise, yine Hz. Ali'nin hilafeti dö- neminde Şam'da hadis ilmiyle meşgul bulunduğu sırada vefat etmiştir. Ri- vayetlerden anlaşıldığına göre Üveys, çok fakir bir ailenin küçük yaşta ye- tim kalmış bir çocuğudur ve son de- rece bağlı bulunduğu annesi ona hem analık, hem de babalık etmiştir.
Hz. Peygamber'i hiç görmediği halde, inanması ve gönülden bağlan- ması, Peygamber tarafından da müj- delenmesi, tasavvufta bir mürşide ula- şamayıp onun ruhaniyetinden feyz alanlara "Üveysi" denmesine yol aç- mıştır. Yani görmediği bir şeyh tara- fından yetiştirilen Sufiye, "Üveysi", bu yoldaki yetişme tarzına "Üveysi- lik'denmektedir.
Daha sonraları Üveysilik dört zümre için kullanılmıştır: a) Hz. Pey- gamber'in ruhaniyetinden feyz alan- lar, b) Veysel Karani'nin yolunda ye- tişenler, c) Herhangi büyük bir şeyhin ruhaniyetinden feyz alanlar, d) Hızır Aleyhüsselam tarafından irşad edilenler.
Veysel Karani halk tarafından çok sevilmiş ve bir çok iyi davranışlar ona bağlanarak misal haline getirilmiştir. Bu yüzden de kendisine fazlasıyla sa- hip çıkıldığından İslâm ülkelerinde, Yunus Emre için olduğu gibi, pek çok yerde kabirleri bulunmaktadır. Bun- ların hepsi gerçek kabir olmayıp sev- gi dolayısıyla ayrılmış makamlardır
Yasaklanan şiirle ve diğer kötülüklerle kendilerine "haksızlık edenler hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir."
Buradaki haksızlık edenler' ifadesi her zalim için geneldir.
"النقل" inkilab, dönme, dönüş manasinadır. Yani onlar ölümler den sonra Allah'a öyle dönüp öyle varırlar; kötü bir dönüşle dönenler ve deli bir varışla geri varırlar. Çünkü onların dönüp varacaklan yer cehen nemdir.
Kaşifi der ki: "Hangi yere dönseler o dönecekleri yer ateş olacak tır."
Rivayete göre Ebû Bekr (r.a.) hayatından ümid kesince Osman (r.a.)'dan şöyle bir ahidname yazmasını istedi: "Bu Ebû Kuhâfe'nin oğlu- nun, kâfir kimsenin bile îmana geldiği bir halde mü'minlere ahdi/vasi yetidir. Ebû Bekir (r.a.) bir ara baygınlık geçirip ayrıldıktan sonra şöyle demiştir: Ben size Ömer b. Hattab'ı (r.a.) yerime halife bırakıyorum. Eğer âdil olursa ki onun hakkında benim zannım budur. Eğer âdil olmazsa "haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir."
"الظلم" adaletten sapmak ve haktan yüz çevirmektir.
Zālimler üç çeşittir: En büyük zâlim, Allah'ın şeriatının (hükmü) altına girmeyendir. Allah Teâlâ: "Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür." (Lokmat. 31/13) buyurarak bunu kasdetmiştir. Ortanca zâlim, sultanın hükmünü yeri ne getirmeyendir. En küçük zalim ise amel ve çalışmaktan haylazlık yapıp insanların menfaatlarını alan, kendi menfaatini onlara vermeyendir.
Adaletin faziletindendir ki onun ziddi olan zulümden tevbe ancak ada let yapmakla mümkündür. Şayet hırsızlar aralarında bir şeyi şart koşsalar ve onda adâleti gözetmeseler, işleri yolunda gitmez.
Akıl sahibi kimseye gereken, bu vaîd ve şiddetli tehdîde kulak vermek.
Her sålikin yardımcısı, sülük edilen yolların tehlikelerinden kurtaran ancak Allah'tır. 41
41. Şuara süresi, 1108 yılının Zülkāde ayının 9'unda (30 Mavis 1697) Persembe günü tamam old
Tarangirane Siyaset karşıdaki meleği şeytan gösterir. (M.) 258:22. Mektup, 4. vecih; (Sn.) 68; (E.L.) 1:266; 2: 144, 145. Tarafgirâne siyaset keşfiyata mânidir. (Mh.) 32:1. maka. 8.
muk
Tarafgirâne vaziyet almamak itiraz edenlerin pişmanlığına se- bep olur. (E.L.) 1:157.
Tarih, asker milletinin siyasete girmesinin çok tehlikeli oldu- ğunu gösteriyor. (H.Ş.) 113: Asa. Hit Yalancı politika ve siyasete dayanmak insanlığın maslahatına
zıttır. (H.Ş.) 78. Zâlim siyasetin gaddarene bir düsturu da "Cemaat için fert feda edilir" dir. (E.L.) 1:206; (H.Ş.) 153.
YANITLASİL
yuksel14 Aralık 2023 00:32 Bir Hazinenin Anahtarı Risale-i Nur Kulliyati Fihrist ve İndeksi İsmail Mutlu sy. 595.
Onlara Allah'tan bazı talep ve temennilerde bulunmalarını iste di. Oradakilerden bir kısmı:
Gradinde bulunduğumuz şu hane dolusu paralarım olsa da Allah yolunda infâk etsem!.." dedi.
"İçinde bulunduğumuz şu hâne dolusu altınlarım olsa da Allah için harcasam!.." dedi.
Bâzıları da:
"-İçinde bulunduğumuz şu hâne dolusu mücevherlere sahip olsam da onları Allah yolunda sarf etsem!.." diye temennî etti.
YANITLASİL
yuksel15 Aralık 2023 23:54 Ancak Ömer (r.a):
"Daha fazlasını isteyin!" deyince onlar:
"Allah Teâlâ'dan daha başka ne isteyebiliriz ki?!" dediler.
Bunun üzerine Hz. Ömer:
"-Ben, içinde bulunduğumuz şu hanenin, Ebû Ubeyde b. Cerrah, Muaz b. Cebel ve Huzeyfetü'l-Yemânî gibi (müstesnâ ve seçkin) kimselerle dolu olmasını ve bunları Allah'a itaat yolun- da, yâni tebliğ ve ıslah hizmetlerinde istihdâm etmeyi temenni ederim..." dedi. (Buhâri, Târihu's-Sağîr, 1, 54/201)
Yetişmiş insanın yerini hiçbir şey tutamaz. Yine kalifiye ele- man eksikliğini de hiçbir şey telafi edemez. ■
sol taraflarından verirler. Hak teålå orada bütün mahluklarına vasıtasız kelâm söyler. Bir onda herkesin hesabını görüp kimine hitab, kimine itâb eder. Mazlûmun hakkını zālimden alıp, zālimin hasenâtı var ise ona ve- rir, yoksa mazlûmun günahlarını zālime yükletir. Hesabdan sonra hay- vanları toprak eder. Kafirler hayvanlara gıpta edip keşki biz de toprak ol- saydık derler.
İnsanlığın kurtuluşu faizin kaldırılması, zekâtın yerine getiril mesindedir. (S.) 649:Lemaat
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 22:33 İnsanlar kendi idarecilerinin yolundadır. (Mn.) 33.
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 22:53 8.Asirda İngiliz Kralı Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazarak para bastırmış. Akra Fm. Günün sohbeti Prof Dr Mahmud Esad Coşan
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 23:36 Türkiye Cumhuriyeti de paranın üstüne Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazmalidir.
Dikkat edin! Siz sağır olan ve burada bulunmayan birisine seslenmiyor- sunuz. Bilakis, her şeyi işiten, gören ve çok yakın olan Allah'a sesleniyor-
sunuz. (Buhârî, Tevhid, 9)
ALLAH'IN ZÂTİ VE SÜBÛTİ SIFATLARI
Allah Teâlâ'yı daha yakından tanımamıza vesile olan sıfatlar vardır. Bunlara zâti ve sübūti sıfatlar denir. Allah'ın zâti sıfatları, sadece kendisine mahsus olan, yaratılmış bir başka varlıkta bulunmayan sıfatlardır. Bunlar altı ta- nedir. Vücud, Allah'ın var olması demektir. Kıdem, Allah'ın ezelî olması, varlığının başlangıcı olmamasıdır. Beka, Allah'ın ebedi olması, varlığının sonu olmamasıdır. Vahdaniyet, Allah'ın bir tek olmasıdır. Kıyam bi-nefsihi, Allah'ın varlığının başkasına ihtiyaç duymamasıdır. Muhalefetü'n lil-hava- dis, Allah'ın yaratılmış hiçbir varlığa benzememesidir. Sübūti sıfatlar ise Rabbimizin mükemmelliğini ifade eden, O'nu daha yakından tanımamızı sağlayan sıfatlardır. Bu sıfatlar, altı tanedir. Hayat, Allah'ın diri olmasıdır. İlim, Allah'ın her şeyi bilmesidir. Semi', Allah'ın her şeyi işitmesidir. Basar, Allah'ın her şeyi görmesidir. İrade, Allah'ın istediği şeyi istediği şekilde yap- masıdır. Tekvin, Allah'ın yaratmasıdır.
Cennet ehli Cennete Cehennem ehli de ateşe girdiklerinde, ölüm (bir koç şeklinde) Cennetle Cehennem arasında bir yere getirilir ve kesilir. Sonra bir münadi şöyle nida eder: "Ey ehli Cennet, ebedilik var ölüm yok. Ey ehli nar, ebedilik. Ölüm yok." Bunun üzerine Cennet ehlinin sevinç üzerine sevinçleri artar. Cehennem ehlinin ise hüzünleri üzerine hüzünleri artar. Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma) Sayfa: 51 / No: 9 Ramuz El-Ehadis
Ümmetimi Benden sonra öyle fitneler kaplayacak ki, o fitnelerde insanın vücudu gibi kalbide ölür. Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma) Sayfa: 346 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
Cennetle Cehennem arasında bir yerdir. Burada olanlar Cennettekileri ve Cehennemdekileri görür; simalarından bilir. ler. Cennete girmeği arzu ederler. Cennet halkına «Selämün aleyküm diye çağırırlar.] Yine bunlar Cehennem tarafına
نا لا تَجْعَلْنَا مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِمِين 155 (2) أَهْؤُلاءِ الَّذِينَ أَقْم لا اله الله رحم (3) ادْخُلُو أَجَنَّةَ الاخنُ عَلَيْكُمْ وَلا أَنتُمْ تَحْزَبُونَ 47155) الْجامِعُ [5] وَيَقُولُونَ حِجْراً مَحْجُوراً . 361
baktıklarında: [1] : [Ey bizim Rabbimiz! Bizi zalimlerle bera- ber kılma! derler.], [Cehennemdekilere de: «Malınızın ve avene- nizin çokluğu ve hakkı kabulde büyüklenmeniz sizi azabdan kurtarmadı.» derler.] [2] : [Ve «Bunlar (yani müslümanlar) Cennete giremez. diye yemin ederdiniz, derler.] [3] O anda: [Mü'minlere, «Cennete giriniz; sizin için asla korku ve keder yoktur. denilir.] A'raf halkının kim olacağı (sabi iken ölen küffar evladı, deliler vesaire olmak üzere) ihtilaflıdır. ((Cen- netle Cehennem arasında Yahya aleyhisselâm tarafından, Ce- nabı Hakkın emriyle, ölüm kesilip yok edilecek ve ondan sonra kâfirlerin kederi, mü'minlerin sevinçleri artacaktır.))
CEHENNEM
[4] ismi şerifinin bir mânası münafıklar ve Cehennemde cemedici» demektir. ((Cennetin gökte ve Cehen- kâfirleri nemin yerde olduğu)) nu beyan eden Deylemîden mervi bir hadis vardır. [5]: [Melekler «Lailahe illellah diyenler- den başkasının Cennete girmesi haram kılındı.>> derler.] ]119... أنه من يشرك بالله [ ]Allahü teâlâdan başka bir şeye ta-
pan, Allahü Teâlâya şirk koşmuş olur ki onlara Cennet kat'iy- yen haramdır. Bunların yeri Cehennemdir.] Kafirin vücudunun çok büyük olması, gayet ağır olan küfür günahını taşıması ve azabın şiddetini daha ziyade duyması içindir. Şeytanların vil
cutları bunlardan çok daha büyük olur. [6] : [Hakka arka ve- rip yüzünü bâtıla çevirmiş olanları, Cehennem, gayet kuvvetli miknatıs cazibesi gibi, kendine çeker.] Küfür ve isyanda bu caribeye tabi olup Cehenneme doğru akmak hassası vardır. Günah işlemeyen aza yanmaz. İman yatağı olan kalb de yan- max. [7]: [Ey Yaratana isyan eden insan ve cin taifesi! Mah- şerde üzerine büyük alev parçaları ve erimiş bakır yağdırılır.] demektir. Zamanımızda harblerde nasıl ki düşman üzerine ateş- li ve patlayıcı şeyler yağdırıyorlarsa Allahü Teâlânın da (pey- gamberlerine, dinine, Kitabına) düşmanlık edenler üzerine apartıman gibi ateşler atacağı yukarıda da beyan olunmuştur. [8]: [Ayetlerimizi inkâr edip büyüklenenlerin ruhları için gök- ler açılmaz. Deve iğnenin deliğinden geçmediği gibi, bunlar da Cennete giremezler.] meâlinde olup, deve, olduğu halde ge- çemez. İplik gibi incelirse geçer. Şu halde Cennete girmek için Rabbe karşı küçülmek, incelmek lazım olduğu anlaşılır. Bu da Rabbül âlemini birlemek ve ona kulluk yapmakla elde edilir.
Rabbimizden muvaffakiyet isteyelim! ]سياب من تار [ ]Kafir-
tikten sonra başka hayır yapmamış olanların bundan sonra nanları menfaat vermez. Tevbe de kabul olunmaz. Bir cuma gecesi güneş, battıktan sonra üç gün doğmaz. Salih mü'min ler işi anlar. Tevbe ve ibadet yaparlar. Saatle namaz kılarlar Güneş üç gün sonra batıdan doğar. Öğlende veya ikindide ge ri döner yine garpte batar. İşte bu batışta tevbe kapısı da ka panır. Ondan sonra yine şarktan doğar. Şimdi her gün şark tan doğması Allahü Teâlânın izni ve keremiyledir.
KIYAMETİN KÜÇÜK ALAMETLERİNDEN
Yeryüzünde fitne ve fesadın çoğalıp umurun şiddet bul- ması, ulemanın ruhları kabzolup cehaletin artması; zina ve işretin çoğalması; kadınların çok ve erkeklerin az olması; ze- kât verecek fakir bulunmaması; erkeğin kadına itaat edip ana- sına isyan etmesi; başkalarına iyilik edip babasına cefa etme- si; şerlerinden korunmak için bazı kimselere ikram olunması; sonra gelenlerin evvel gelenleri beğenmemesi; kadınla erkek arasında harama vasıta olanların çoğalması; emin kimselerin pek nadir olması; hayrı emir ve şerden nehyedilmemesi; hayrın şer, şerrin hayır görünmesi; mescitlerin binaca mamur, cema- atçe fakir olması; hakkı söyleyenin dinlenmemesi; insanlar arasında adalet, büyüğe hürmet, küçüğe merhamet, din kar- deşine muhabbet, ilim, haya, bereket kalmaması, terazide, öl- çüde hiylenin çoğalması; yalancı şahitliğin artması; helâl lok- manın azalması; ünsiyete layık dost bulunamaması [*] dün- yanın sevilip âhiretin, malın sevilip hesabın, hayatın sevilip
ölümün halkın sevilip خالق in, evlerin sevilip kabrin unu-
tulması gibi hallerdir. Bir hadisi şerîfe nazaran, eline geçen
malın helal veya haram olduğuna ehemmiyet vermemek de Kıyametin küçük alåmetlerindendir. algerlige verilmemesi, fukaranın ahiretini sat
Ipek giymetların çoğalması, kadınların şarkı söylentini dünyakeklerin
On tanedir. Yemenden ates zuhuru, Deccalın çıkması, Hz. Isanın gökten inmesi, Ye'cüc Me'cüc, Dabbetül arz çıkması, Duhan olması, güneşin batıdan doğması, üç husuf (yani şark ta bir, garpta bir, Arabistanda bir olmak üzere üç yerin yere batması) dır.
Deccal: Hadisi şerîfle sabittir. ((Deccal kirk günde dün yayı dolaşacak, Mekke, Medineden başka her şehre ve her köye de girecek, bütün halkı azdıracaktır. Bu kırk günün bi- rinci günü bir sene, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir haf- ta, sonraki günler birer gün uzunluğundadır. Bazı yahudiler ona tabi olacaklar. Yiyecek, giyecek, mal ve her sefahat bera- berindedir.)) Deccal istidracı ile [*] Cennet ve Cehennem göstermek gibi bazı şeyler yapacaktır. Kendisine tâbi olanla- rı kendi Cennetine koyar. Halbuki hakikatte bu cehennem- dir. Kendisine itaat etmiyeni de, Cehennemine koyar. Halbu- ki bu da hakikatte Cennettir. Peygamberimiz: ((Deccala ita- at etmeyin; cehennemine girin! Buz gibi su içersiniz.)) bu- yurmuştur. Sûrei Kehf'in evvelini okuyan, mescitlere sığınan ve salevâtı şerife ile meşgul olan mü'minler bunun şerrinden emin olur. Deccal: «Ben sizin Rabbiniz değil miyim?» der. Adamları tasdik edince herkes doğru zanneder. Bazı ölüleri diriltir. Şama gidince, Hz. İsa tarafından öldürülecektir.
((Salihler, zalimler arasında kalmış olursa herkes niyet ve ameliyle mes'uldür. Fakat menetmeğe muktedir olup da ça- lışmayan bundan da mes'ul olur.))
İsa aleyhisselâm: Yere inmesi hadisi şerîflerle وانه اما للساعة 492] [ ويكلم الناس في المهد وكهلاً ومن الصالحين 155 [55... ve ا
ayetleri delaletiyle sabittir. ((Semadan inince mü'minler ya- nina toplanır.)) ((Hz. İsa haçları kırar. Hıristiyanlardan ciz- yeyi yani onlara mahsus vergiyi kaldırır; müslüman olmayan ları öldürür.)) ((Kırk sene kadar hayat sürüp dini Muham mediyi kuvvetlendirecek ve İslamdan başka millet bırakmıya caktır.)) ((Vefatında müslümanlar, namazını kılıp Medinede
[*] Istidrac, bir kafirin gösterdiği harika demekti
Peygamberimizin kabri şerifi yanında ayrılmış olan yere def- nedeceklerdir.))
Ye'cüe, me'cüc: Müteaddit âyetlerle sabittir. (Zülkarneyn seddinin arkasından çıkarlar.] ((Mahlûklardan rastladıklarını katlederler. Bunlar çokluk olduklarından yeryüzünde hiç yi- yecek bırakmazlar. İsa aleyhisselamin duası ile bunlar helak olacaklardır. Fena kokan leşleri, Hz. İsa ve müslümanların dua etmesi ile mintarafillah kaybolacaktır.)) Daha sonra ((Kur'- an, ilim, Haceri Es'ad, Makamı İbrahim kalkacak.)) [*] ((Ye'- cüc, me'cücün helâkinden sonra bol yağmurla yerler temizle- nir. Sonra Hz. İsa vefat eder.)) ((Gayet tatlı bir rüzgârla ha- yırlılar ölür ve şerliler üzerine kıyamet kopar.))
149- لا نفع نا إِيمَانُهَا لَمْ تَكُنْ أَمَنَتْ مِنْ قَبْلُ أَوْ كَسَبَتْ فِي إِيمَانِهَا خَيْرًا T
Dâbbetül arz: [1] âyeti: [Takdir ettiğim zaman geldi- ğinde Dâbbetül arz isimli bir hayvanı çıkarırım. Bu hayvan İnsanların çoğu Rabbin âyetlerini kabul etmezler.> diye ko- nuşacaktır.] ((Bu hayvan heybetli ve büyük olup bundan kaç- mak ve buna erişmek mümkün değildir.)) Bu hayvanın güneş garptan doğduktan sonra çıkacağı beyan olunmuştur.
Dühan: [2] âyeti kerîmesi delâletiyle büyük alâmetler- den biri olan büyük bir duman» yeri kaplar. Hadîsi şerifte beyan olunduğuna göre kırk gün durur. Mü'minlere ufak bir nezle tesiri yapar. Kâfirler ise baygın bir hale gelir (Zehirli gaz bunun ufak bir nümunesidir.)
Güneşin batıdan doğması : [3] âyeti kerîmesi ve hadisler delâletiyle güneş garptan doğup yine garptan battıktan sonra [Tevbe kapısı kapanıp evelce îman etmeyenlerin ve iman et-
[*] O zaman dünya halkı, din ve dünyanın hayrımı kaybetmiş olur. lar. İlmin kaybolması ulemanın ölümleriyle olur
صغير ويكثر أولاد الزنا حَتَّى إِنَّ الرَّجُلَ لَيُغشى الْمَرْأَةَ عَلَى قارعة الطريق وَيَلْبَسُونَ جُلُود الضَّأْنِ عَلَى قُلُوبِ الذَّتَابِ أَمْثَلُهُمْ فِي ذَلِكَ الزَّمَانِ الْمُدَاهِنُ
531
Ahir zaman
410- "Kıyamet yaklaştığında; taylasan giyilmesi çoğalır, ticaret artar, mal color, mal sahibine malı için saygı gösterilir, fuhuş yayılır, çocuklar amal (oxumuna gelir, kadınların sayısı artar, Sultan zulmeder, eksik ölçü ve tartı yapilir, dur adamın köpek yavrusunu yetiştirmesi, kendi çocuğunu yetiştirmekten kendisine daha cazip gelir, büyüğe hürmet, küçüğe de merhamet edilmez ve gayri meşru çocuklar çoğalır, hatta yol ortasında adam kadınla yakınlaşır. Insanlar, kalbleri kurt olduğu halde koyun postuna bürünürler, o zaman da insanların en iyi görüneni dalkavuktur "müdahin" (kötülükleri gördüğü halde karışmayıp, kendi işine bakandır).
alåmetleri
إِذَا اقْتَرَبَ الزَّمَانُ "Zaman yaklaştığında...". Yani kıyamet saati yaklaştığında... كثر لبس الطيالسية "taylasan giyme çoğalır" Râfiziler ve Şia gibi hak etmedikleri halde içi başka dışı başka, münafıklık için taylasan giyerler. Deccâl çıkar ve Isfehân'dan taylasanlarla yetmiş bin kişi ona tabi olur.
[1/221]
وَ كَثُرَتِ التجارة "ticaret çoğalır" Bu, açgözlülüğün çok olup, kanaatin olmamasından, nefis isteklerinin çok olmasındadır.
و كثر المال "mal çoğalır" كثر kelimesi başka bir nüshada önceki kelimede olduğu gibi كَثُرَتِ şeklindedir. Dünya sevgisinin çokluğundan.
وَ عُظم "saygı gösterilir" عظم kelimesi التعظيم kökündendir.
رَبُّ الْمَالِ لِمَالِهِ "mal sahibine malı nedeniyle" Yani mal sahibi, dini için değil
malı için, insanlar mala meylettikleri için saygın olur.
U PEYGAMBER
وَ كَثُرَتِ الْفَاحِشَةُ "fuhuş çoğalır" Yani zina...
وَ كَانَتْ إِمَارَةُ الصَّبْيَانِ "çocuklar amir olur" Yani yaşı genç olanlar. Nitekim Allah bir kavme azap ettiği zaman akılsızları veya çocukları yahut kadınları başlarına yönetici yapar. (Onlara bunları musallat eder.)
وَ كَثُرَتِ النِّسَاءً "kadınlar çoğalır" Kütüb-i sitte'deki bir rivayette حَتَّى يَكُونَ لِخَمْسِينَ إمرأة "öyle ki elli kadına (bir adam düşer)net bir başka rivayette ise لأَرْبَعِينَ قَيْمًا وَاحِدًا "kırk kadına bir erkek idareci düşer. şeklindedir.
Bu durum fitnelerin çokluğu nedeniyle erkeklerde öldürmeler artar. Çünkü savaşanlar kadınlar değil erkeklerdir. Bunun, fetihlerin çoğalacağına ve esirliğin
artacağına işaret olduğu da söylenmiştir. وَ جَارَ السَّلْطَانُ "Baştaki yönetici zulmeder" Çeşitli zulümlerle zulmeder.
وخُفْفَ فِي الْمِكْبَالِ وَ الْمِيزَانِ ölçu ve tartida eksiklik yapılır" Yani onlarda noksanlık yapılır. Bu ifade, kayıp nedeniyle noksanlıktan kinayedir. Allahu Teälä Olçekte ve وَيْلٌ لِلْمُطَفِّفِينَ الَّذِينَ إِذا اكْتَالُوا عَلَى النَّاسِ يَسْتَوْفُونَ وَإِذَا كَالُوهُمْ أَوْ وَزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ . tartıda hileye sapanların vay haline! Ki onlar insanlardan ölçekle aldıkları zaman haklarını tastaman alanlar, onlara ölçekle yahut tartı ile verdikleri zaman ise eksiltenlerdir." buyurur. (el-Mutaffifin 1,2,3.)
وَ يُرَبِّي الرَّجُلُ جِرْوًا "Adam köpek yavrusu yetiştirip eğitir جزو kelimesi "ج/cim" harfinin esresiyledir. Köpek yavrusu demektir.
وَلَا يُوَفَّرُ كَبِيرٌ "büyüğe saygı duyulmaz" Yani ilim ve yaşça büyük olan hürmet görmez, ondan utanılmaz.
وَلَا يُرْحَمُ صَغِيرٌ "küçüğe merhamet edilmez" Iki cümledeki fiiller edilgen/mechül kiptedir. Yani insanlar çocuklara şefkat, merhamet gösteren kimseler değillerdir.
وَيَكْثَرُ أَوْلَادُ الزَّنَا "zinadan olma çocuklar çoğalır" Zinanın çokluğu ve nikahların bozukluğu nedeniyle. Zinanın çokluğunu Resûlüllah (s.a.v)'ın;
oyleki adam yol ortasında kadinla حَتَّى إِنَّ الرَّجُلَ لَيُغَشِي الْمَرْأَةَ عَلَى قَارِعَةِ الطَّرِيقِ yakın olur." Ifadesi teyit eder. Yani hanımından başkasıyla bile yol ortasında zina eder.
وَ يَلْبَسُونَ جُلُودَ الضَّأْنِ ")insanlar) koyun postu giyerler" الأن kelimesi noktalı harf
olan "ض/dat" harfinin üstünüyledir. Koyun demektir.
عَلَى قُلُوبِ الذَّتَابِ "kurt kalpleri üzerine" Bu ifade, onların görünüşte yumuşak olduklarını ve kalplerinin de katılığını açıklar. Onlar insanlara merhamet etmezler
أمْثَلُهُمْ فِي ذَلِكَ الزَّمَانِ الْمُدَاهِنُ "bu zamanda insanların en iyisi, dalkavuk olandır" Onlar dalkavukluk, yağcılık ederler. İnsanları günahlar işlerken görür, onları kendi hallerine bırakırlar.
Hadiste kastedilen şey bu işlerin aşikâre olması ve çoğalmasıdır. Yoksa bu İşlerin aslı değildir. (Bu tür günahlar gizli ve az da olsa her devirde vardır.)
Hadisi Taberânî (el-Mu'cemü'l-kebîrde), Hâkim (el-Müstedrek'te) Ebu Zer (ra)'den naklederler. Hadisin sahîh olduğunu söyleyen Häkim'i (el-Müstedrek alå Müstedreki'l-Hakim'de) Zehebî eleştirmiştir.
Bu hadiste, Resulallah (s.a.v)'ın söyledikleri aynen gerçekleşmekte olduğu için peygamberliğinin hayretengiz alametleri bulunmaktadır.
yüzlerine ve sırtlarına vururlar. Allah onu otuz ile kırk yaşları şeklindedir. arasinda gondere
Bistāmi "Sonra vefat eder. Müslümanlar onun cenaze namazını kılarlar kusursuz, kalplerde aziz, doğuların batıların sevgilisi şeyhi fanidir. Irfan sahiple onu tanır. On beş yıl, sekiz ay sekiz gün hakkı ortaya çıkarır, hakim kilar. Imam Mehdi hakkin, Decal batilin adamıdır. Mehdi hayırlıların, Deccal hayırsz başidir. Mehdi, Idris (as)'ın, Deccal ise Iblis in kilidir. Mehdi Allah apar basidir. Mehdiin sevgilisidir. Mehdi Kur'analyse decal chuy olmasına çalışandır. Mehdî'nin elbisesi yeşil, Deccal'in ki ise sarıdır. وَلَا خَيْرَ فِي الْحَيَاةِ بَعْدَهُ "Bundan sonraki yaşamda, hayır yoktur." Şerlilerin oralig
kaplaması nedeniyle. Mehdi'nin gönderilişindeki sir şudur, Hasan (ra) ümme
şefkatinden dolayı (mü'minler birbirini kırmasın diye) Allah için halifeliği bırakınce
onun yerine Allah en büyük halifeliği yapacak kimseyi çok ihtiyaç duyulan be
zamanda onun neslinden biri yaptı. Bu, Allah'ın adetidir. Kendi rizası için bir e
terk eden kimseye veya onun nesline, terk ettiği şeyden daha üstün olanını veri
Hadisi Ahmed b. Hanbel ve Bâverdi, Ebû Saîd el-Hudri (ra)'den nakletmiştr Bu hadisi destekleyen başka rivayetler de vardır.
54- Halkın içinde Allah'dan en uzak olan iki kimsedir: Birincisi, ümeranın (yöneticilerin) meclisinde oturur da zulme ait sözlerinde onları tasdik eder. Diğeri ise çocukların muallimidir. Fakat onların hepsini aynı derecede eşit tutmaz Ve yetimin hakkı hususunda Allah'dan korkmaz. 295
أَبْعَدُ الْخَلْقِ "Yaratıkların en uzak olanı..." Yani yaratılmışların
مِنَ الله "Allah'tan.." Yani O'nun cömertliğinden ve rahmetinin artmasından أَبْعَدُ kelimesi, بعد dandir. O, duyusal ya da manevi olarak ulaşmanın kesilmesidir.
رَجُلَانِ "iki insandır." Insanlardan iki sınıftır.
رَجُلٌ يُجَالِسُ الْأَمَرَاءَ “)Birincisi yöneticilerle düşüp kalkan kişidir." Yani devet aşkanı veya onun vekiline giden.
فَمَا "şeyi..." Yani şeyi veya herhangi bir şeyi...
قَالُوا مِنْ جَور "zulüm olarak söyledikleri". Yani haksızlık namına zulme at yledikleri şeyde مِنْ جَوْر kelimesi ما harfinin açıklamasıdır.
له " kimse için kurulur. " Cennet bahçelerinden birinde veya sahih hadis kaynaklarında geçtiği üzere Kevser ırmağının kıyısında,
"bir kubbe" kelimesi " / kaf" harfinin ötresi ve tek noktali harf olan "ب / ba"nın şeddesiyledir. Yuvarlak küçük ev demektir. من لؤلر "inciden" لؤلو kelimesi iki "J / lâm" harfinin ötresi ve aralarındaki
Whemzenin tutarlı okunuşuyladır.
وزير جد "zebercedden" زَبَرْجَدٍ kelimesi noktasız harf olan ", / dâl" ile söylenir. Zebercedinin bir takım yararları vardır. Onun döküntü talaşını içmek cüzzama iyi gelir.
t yüzük anın
un
ni
e esas
ak
وياقوت "ve yakuttan" Kadi lyáz: "Rasûlullah (sav), o kubbenin yakuttan yapıldığını veya yakutla süslenmiş olduğunu söylemek istiyor." demiştir. Başkaları da "Rasülullah (s.a.v), kubbenin üç tür mücevherin birleşiminden oluştuğunu söylemek istemiştir." diyorlar.
Yakutların çok üstün özellikleri vardır: Yakuttan yüzük takmanın veya onu boyna asmanın vebâya engel olduğu incelemelerle anlaşılmıştır. Yakutun kişiyi ferahlandırma, yaralı kalpleri güçlendirme, zehirlere karşı direnç verme, gam ve kederi savmada etkili olduğu meşhur ve bilinmektedir. Bu kubbenin genişliği;
كَمَا بَيْنَ الْجَابية "Cabiye ile..." Câbiye, Şam'da bir köydür.
إلى صنعاء "San'a'ya kadardır" San'a Yemen'de bir kasabadır. Ağacı ve davarı boldur. Buranın Nuh tufanından sonra kurulan ilk belde olduğu söylenir. Câbiye ile San'a arasındaki mesafe bir aydan daha fazladır.
Bu hadisi Ahmed b. Hanbel, Ibn Hibbân, Ebû Ya'lâ, Ziyâ el-Makdisî ve Tirmizi, Ebu Said el-Hudrî (ra)'den garib olarak nakletmişlerdir.
256- "Her hak sahibine hakkını veriniz. Çocuk yatağındır (yatak sahibinin). Zina eden için de recm vardır. Kim ki, efendisinden başkasını mevla edinirse, yahud kendi babasından başkasına ait olduğunu iddia ederse Allah'ın, meleklerinin ve tüm insanların laneti onun üzerine olsun. Böylesinin ne nafile, ne de farz ibadeti kabul olunur,
أُدُّوا إِلَى كُلِّ ذِي حَقَّ "Her hak sahibine veriniz." Bu, hakimlere bir hitaptır.
"hakkını Yani dinen sizin vermeniz gereken hükmü... Rasûlullah (s.a.v)'a "hakkını vereceğimiz hak sahibi kimdir" diye soruldu. O da (s.a.v) şöyle buyurdu:
للفراش "Cocuk yatağındır. Çocuk kelimesi erkek-kiz, tek ve birden fazla lanı kapsar. Yani çocuk yatağa tabidir. Veya kararı (hükmü) yatak için verilmiştir yani eş ya da efendi olsun yatağın sahibi için. Çünkü onlar, sahip olduklan hak edeniyle kadını yataklarına alırlar.
Safii (rh.a)'e göre yatağa alınanın kadının hür veya cariye olması fark etmez. Hanefiler ise bunu sadece hür kadına özgü kılarlar. Cariyenin çocuğu, cinsel birliktelik olmadıkça efendinin nesebine katılmaz, derler Çocuğun yatağa tabi olacağı yer, liån gibi dinen kabul edilen bir
yolla nesebin erkek tarafından kabul edilmeme durumunun söz konusu olmadığı yerdir. Aksi de olmaz. Şüpheli cinsel birliktelikte bulunan erkek de, eş veya efendiegodina Ak Zina eden için ise nesep konusunda hiçbir hak yoktur. Onun hakkı had cetasdir. Nitekim Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
والعاهر "Zina eden için... " الغاهر zina eden demektir. Kişi gece vakti zina için by kadina gittiğinde "عَهَرَ إِلَى الْمَرْأَةِ " denir. Iki fetha ustun ile المهر kelimesi, zina demektir.
Recm cezası
[1/159]
الحجز "tas (recm) vardır. Yani onun payı budur. (Doğacak) çocukta onun hiçbir hakkı yoktur. Bu kelime bir hakkı kaybetmekten ve iddia ettiği nesep takından mahrum olmaktan kinayedir. Çünkü الْوَلَدُ لِلْفِرَاشِ "Çocuk yatağa attir hadisinde de geleceği üzere, cinsel birliktelik hakkı (firāş) başkasına ait ken, o kimsenin nesep iddiasına itibar edilmez.
وَ مَنْ تَوَلَّى غَيْرَ مَوَالِيهِ "Kim ki, efendilerinden (mevalisinden) başkasını mevla edinirse" Yani kendi mevlâlarından başka birisini mirasçı ve akıle edinirse Hadisin başka bir rivayetinde بِغَيْرِ إِذْنِهِمْ "onların izni olmaksızın" ilavesi bulunmaktadır."
Alimlerin çoğu, bu ifadenin (öncekilerden farklı) hiçbir anlamı olmayıp haramlığı pekiştirmek için söylenmiştir, derler.
Ibn Hacer "وَمَنْ تَوَلَّى / kim mevla edinirse" ifadesinin, müvälättan olup daha genel bir anlamı kapsaması muhtemeldir, der. Çünkü mutlak anlamda yardım etmek, destek olmak ve mirasçı olmak bu kelimenin anlamlarındandır. Rasülullah Baylin "بِغَيرِ اِذْنِ مَوَالِيهِ / mevlalarının izni olmaksızın" ifadesi de bu kelimenin mirasçılık dışındaki anlamıyla ilgili söylenmiş olur" demiştir.
Ibn Arabi "mevlasından başkasını mevla edinmek çeşitli şekillerde olur. Onlardan birisi şudur: Kişi bir kavim ile yeminli olur. Onlardan başka bir kavimle antlaşmak için onlarla olan yemininden sıyrılır.
Nesebi bilinmeyen kişi, nesebi belli kişiye, "gel anlaşalım; eğer ben bir cinayet işlersem diyetimi anlaşmaya muvälät akdi denir. Nesebi belli kisi de ötekisinin mevlası olur. Mevlânın çoğulu mevali'dir.
Mela, Allah, efendi, azat edilmis köle, veli anlamları olan çok kullanışlı bir kelimedir.
veya babasından أو ادعى إلى غير أبيه فَعَلَيْه لَعْنَةُ الله والملائكة والناس أجمعين başkasına ait olduğunu iddia ederse Allah'ın, meleklerinin ve tüm insanlann laneti onun üzerine olsun." Rasûlullah (s.a.v); işlenen suçun büyüklüğünü, çirkinligin ve nankörlüğün şiddetini göstermek için genel ve pekiştirici ifadeler kullanmguran
لا يُقبل منه "O kimseden kabul edilmez... Kiyamet günu (Allah kabul etme صَرْفٌ وَ لَا عَدْلٌ "ne sarf ne de adl (türünden) bir hiçbir ibadeti" Yani fazie nafile hibir ibadeti Sad harfinin ustunle kelimesi yasak etmek değiştirmek, tevbe, çare ve belalar anlamına gelir. "Ondan sarf ve adli kab edilmez" denir. Yani tevbe, farz, nafile ve adaletli olma* ondan kabul edilmez
Bu hadisi Taberânî, Mu'cemü'l-kebir'de Ebû Mes'ud'tan nakletmiştir. lerde gelecek olan منْ تَوَلَّى غَيْرَ مَوَالِيهِ Kim mevalarından başkasını mevla edinirse hadisi de Ebu Mes'ud'a aittir.
eclislerin kkını rine tirme yolu
٢٥٧ - أَدُّوا حَقَّ الْمَجَالِسِ اذْكُرا للهَ كَثِيرًا وَأَرْشِدُوا السَّبِيلَ وَغُضُّوا الْأَبْصَارَ 257- "Allah'ı çok zikretmekle meclislerin hakkını verin. Doğru yolu gösterin ve gözlerinizi indirin. (Haramdan sakının). "S
أَدُّوا حَقَّ الْمَجَالِسِ "Meclislerin hakkını yerine getirin" Yani dinen ve örfen izden meclislerde veya meclisler için yapılması istenen şeyleri yerine getirin. "Onların hakkı nedir?" diye soruldu. Rasülullah (s.a.v) de şöyle buyurdu:
أذكر الله "Allah' an". أذكر kelimesi tekil kalıpta söylenmiştir. Câmiu's-Sağir'dek rivayet ise "أذكروا الله / Allah'ı anınız şeklinde çoğul kalıpta söylenmiştir ki bu daha iyidir.
كثيرًا "çokça" Bu emir mendupluk (teşvik) içindir. Bu meclis size şahitlik yapsın
ve Allah'ın zikri sizi boş şeylerden tutsun, alıkoysun diye (böyle yapın).
وَأَرْشِدُوا "gösterin" Yani her bir kişiye ayrı ayrı farz (farz-ı ayn) olarak dosdoğru yolu gösterin. Bu bazen farz-ı kifaye bazen de mendup olur.
الشبيل "yolu" Yani duygu ile ilgili veya manevi olarak yolu sapıtmış olana yolu (gösterin). Mürşid doğru yolu gösteren kişi demektir.
وَغُضُوا "indirin" غُضُوا kelimesinin ilk harfi ötrelidir.
الْأَبْصَارَ "gözleri" Yani herhangi bir kadın veya başka bir şey nedeniyle fitneje düşmekten sakınmak için gözlerinizi aşağı indirin.
Meclislerden maksat yoldan daha genel bir anlamdır. Bu emir, meciste her oturan kimseye teyiden emirdir.. bakışı indirmek yani bakışı hapsetmek ve bakmaktan tutmaktır. Her yapmaktan el çektiğin şey için bu kelime kullanilir.
784 cinayet vb.nin so
Başkasına babası olmadığı halde babamdır, diye iddia eden kişinin; zina suçu, edilmesinde tanıklığı dinlenmez. Çünkü adaleti yoktur.
Entrika Birine zarar verme veya çıkar sağlamak amacıyla yapılan gizli oyun, gizli iş, hile, dalavere, düzen, dolap, desise.
Entüisyonizm Sezgicilik.
Enüm İyilikler, ihsanlar, bağışlar, ni- metler.
Enva Çeşitler, türler, neviler, cinsler.
Envanter Bilançosu Yıl sonunda ana hesaplara gereken düzeltmeler eklen- dikten sonra, bilançonun ve işletme he- sabının düzenlenmesine yarayan bilan- ço.
Envanter Bir ticari kuruluşta borç ve alacak hesaplarının sayımı. Bu sayımın sonucunda ortaya çıkan durum, dö- küm. Bu durumu gösteren çizelge. Demirbaş eşya listesi.
Envanter Çıkarmak Ölçme, tartma, sayma ve değerlendirme suretiyle bi- lanço günündeki alacak ve borcu kesin olarak ifade etmek.
Envanter Defteri Yıllık hesapların,
envanter bilgilerinin işlenildiği geçirildi- ği, tutulması zorunlu defter.
desatir-i mahsusa دساتیر مخصوصه hususi (özel( kurallar, özel kanunlar
desatir-i muazzama دساتير معظمه : muazzam
düsturlar, geniş ve kapsamlı prensipler ve kurallar
desatir-i Rabbaniye دساتير ربانیه : Rabbin koy-
duğu düsturlar; varlıkların gerçek ve tek sa- hibi, yaratıcısı ve terbiye edicisinin (Rabbin) koyduğu terbiye edici, varlıkların yaradılış gâyelerine uygun şekilde gelişmelerini sağla- yıcı kanun ve kurallar
desatir-i Sünnet-i Seniye دساتیر سنت سنيّه : üstün sünnet kuralları, Hz. Peygamber'in (a.s.m.) Müslümanlara örnek olan üstün (seniye) hal ve hareket tarzları, öğüt ve tavsiyeleri şeklin- deki prensip ve kuralları
desatir-i tarikat دساتیر طریقت tarikat kuralları
desatir-i teşekkül دساتير تشكل meydana geliş kanunları
desatir-i umumiye دساتير عموميه : umum düs- turlar, geniş ve kapsamlı kanun ve kurallar
desise دسیسه : hile, tuzak, aldatma, oyun
desise-i nefsiye دسيه نفسيه : nefsin günaha itici istek ve duyguların) tuzak ve aldatması
desise-i şeytaniye دسیسه شيطانيه : Seytanın tu- zak ve aldatması
İnsanların akidlerini bozduklarını, emanetleri hafife aldıklarını, ve -parmaklarını birbirine geçirip- böyle olduklarını gördüğün zaman evini tercih et, lisanına sahip ol, maruf olanı al, münkeri bırak, kendi işinle meşgul ol ve ammenin işlerini kendilerine bırak. Ravi: Hz. Abdullah İbni Amr (r.a.) Sayfa: 46 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
duruyorsun?Halba) Gazzali şöyle demiştir Şeytan, dünyalık şeylerde kişinin bakışını kendin üstte olana yöneltir ve şöyle der "Neden istemekten geri sahiplen bolluk içindedirler. Dini şeylerde ise kişiyi kendisinden daha diju d Venetim ve söyle der "Niçin kendini sikiyor aan korkuyorsun Hau kig senden daha bilgili olduğu halde Allah'tan korkmuyor, Insanların hen kimetlerle uğraşyor Sen niçin kendini sıkıntıya sokmakla onlardan ayriyen hometer sanda sorumluluk sahibi bir kimseyesi gereken, nefsi ve gruple che yapması ve onun (şeytanın) bu sözlerini reddetmesidir. IN
Hadisi, Ibn Hibban, Ebû Hureyre'den rivayet etmiştir. Ahmed b. Harl Beyhaklise Ebu Hureyre'den lybaktığı zaman, sözüyle rivayet etmiştir
11- إذا رأيت الناس قد مرجَتْ عُهُودُهُمْ وَخَفَّتْ أَمَانَاتُهُمْ وَكَانُوا هَكَذَا وَشَبَّكَ بَيْنَ المتهم الرم بينك وأملك عَلَيْكَ لِسَانَكَ وَخُذْ مَا تَعْرِفُ وَدَعْ مَا تُنكِرُ وَعَلَيْكَ بخاصة أمر نَفْسِكَ وَدَعْ عَنْكَ أَمْرَ الْعَامَّةِ
610-"Insanların ahitlerini bozduklarını, emanetlerini hafife ald parmaklarını birbirine geçirip- ve böyle olduklarını gördüğün zaman, v pkma, diline sahip ol, marufu al, münkeri bırak, kendi işinle uğraş, kamuna şleriyle uğraşmayı birak
إذا رأيت الناس "Insanlan gördüğün zaman" Yani onları bulduğun zaman
قذ فرحت "bozulmuş" مرج kelimesi tuli ve cim arasında el Bedir.
فهرنهم "ahitleri Hal cümlesidir. Yani ihtilaflı ve uyuşmazlığa dimi bozulmuş, emanet ve dindarlık sebepleri aralarında azalmış.
Keşşaf sahibi Zemahşeri şöyle der/Harece.kur bunalımlı oldu anlamında kardeş iki kelimedir. Araplar, yüzük eli rahatsız e لمرج الخاتم في يدي yüzük elimi sikti, ahitler ve emanetler bozulduğunda ise من والأمانات ahitler ve emanetler karıştı, derler. Mercan kelimesi de bu kökte Çünkü tanelerin en hafifidir.
kelimesinin çoğuludur. Yemin, eman/güvence verme, sahiple koruma saygınlığı gözetme ve vasiyet anlamla endanlener der konusunda gelen haberler bu tariflerin dışına çıkmaz
hafife alınmış kelimesi, tutar ile "az oldu" anlamed endar kavem azaldiginda soyledilen anlamdadır
وكانوا هكذا "böyle olmuşlar." Ravi, işaretin nasıl olduğunu şu sözüyle açıkladı: وشك "birbirine geçirdi" Yani karıştırdı.
بين أنامله "parmak uçlarının arasını Başka bir rivayette أصابعه parmaklarını şeklindedir. Yani insanların birbirine girmesine ve dinlerini karıştırmalarına işaret etmek için parmak uçlarını birbirine geçirdi. Öyle ki, güvenilir kişi hainden; iyi kimse günahkardan ayırtedilmez.
قالوم بتك "evinden çıkma Yani zorunlu durumlar dışında insanlardan ayrıl. وأملك "sahip ol" أفلك kelimesi, hemze-i katı' ve J/lam'ın esresiyledir.
عليك لسانك "dilini tut" Yani dilini muhafaza et ve koru. Ancak lehine olan şeylerde konuş, aleyhine olanlarda değil. Ya da seni ilgilendirmeyen konularda dilini tut. Zemahşerî, Keşşafa söyle der أخزنلانكوسرك Dilini ve sırrını gizle sözü, mecazi kullanımdandır.
Rasûlüllah (s.a.v) sahip çıkmayı, 'dile özgü kılmıştır. Çünkü diğer organlar dile tabıdır. Dil düzgün olursa, diğer organlar da düzgün olur. Dil eğri olursa, diğer organlar da eğri olur. Nitekim bu konu daha önce de geçmişti.
وَخُذْ مَا تَعْرِفُ "marufu al" Dini işlerden. Yani marufa sarıl ve hak olduğunu bildiğin şeyi söyle.
ودع "birak" Yani terk et.
ما نكر "münkeri" Halkın işlerinden dine aykırı olanları. Kalbinle, Allah'ın onlar hakkındaki tedbirine bak. Çünkü o, onların rızıklarını taksim ettiği gibi onlar arasında ahlaklarını da taksim etmiştir. Allah dileseydi onları tek bir ahlak üzere de kılabilirdi. Öyleyse Allahu Teâlâ'nın onlar hakkındaki tedbirine bakmaktan gafil olma Bir günah gördüğün zaman, Allah'a hamdet. Çünkü senin zamanında onu senden uzaklaştırdı.
Kabul görecekse, iyiliği emretme ve kötülükten sakındırmada yumuşaklık, sabır ve vakar içerisinde iyi davran. Değilse, iyiliği emretme ve kötülükten sakındırmayı yapmadığın için Allah'tan bağışlanma dile واضير على ما أصَابَكَ إِنَّ ذلِكَ مِنْ عزم الأقوي "Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar azmedilmesi gerekli işlerdendir. "(Lukman (31) 17).
وعليك بخاصة أمر نفسك "kendinle işinle uğraş" Bir rivayette küçültme/musağğar kayla خويصة şeklindedir. Yani özel işlerini, meşru yolda kullan ve onları yasaklanan şeylerden uzak tut. Kesin bildiğin şeyi yap. Dinini koru. Insanları terk et ve onlara uyma
Zemahşeri, Keşşafta şesinden maksat, kişiye özgü kitte olan şeydir. Küçültme kalıbıyla kullanılmıştır. Çünkü öldükten sonra dirilme,
günü ve bunun dışındaki bütün büyük olayların yanında kişiye küçücük kalmaktadır
Sonra Rasûlüllah (sav) kişinin kendi işinden başka şeylerle uğraşma honay ortadan kaldırarak şöyle buyurmuştur.
ودع عنك أن العامة kamunun işleriyle uğraşmayı bırak Yaransarin in hepsinin. Burada maksat sadece avam/halk tabakası değildir. Bela yaygınlaşı ce geldiği için senin yadırgamana rağmen münkerin devam edeceği veya mie geldig ganallut edip zorbalik yapacağı kuvvetle muhtemelse veya cannon ettiğinde ya da inkar sebebiyle haram kılınmış bir şey,seni mahzurlu duum ettingyorsa, kamunun işlerine bakmayı bırakmada serbestsin. Bunların bulunma duşumunda kalbinin yadırgamasıyla yetin. Bu, şerliler çoğalıp hayırlılar zayıfla zaman, iyiliği emretmeyi terketme hususunda bir ruhsattır.
Ebû Nuaym, Hilye'de Enes (ra)'ten merfü olarak şu hadisi nakletmiştir علي على
اللي زمان يدعو فِيهِ الْمُؤْمِنُ لِلْعَامَّةِ فَيَقُولُ الله تعالى: ادْعُ لِخَاصَّةِ نَفْسِكَ أَسْتَجِبْ لَكَ، فَأَمَّا الْعَامَّةُ فَإِنِّي غلبية ساخط Insanların üzerine öyle bir gün gelecek ki o gün mü'min bir kime herkes için dua ettiğinde Allahu Teâlâ şöyle buyurur. Kendin için dua et, dan kabul edeyim. Kamuya gelince ben onlara kızgınım."31
Hadisi, Häkim, Müstedrek'te Abdullah b. Amr b. As (ra)'tan rivayet etmişti şöyle demiştir: Rasûlüllah (sav)'ın etrafında oturuyorduk. Birden fitneden baham ve bu hadisi söyledi. Hakim, hadisin sahih olduğunu, Irāki ise hasen olduğunu söylemiştir.
611- "Ümmetimin zalime; 'Sen zalimsin' demekten korktuğunu gördüğü zaman onlardan ayrılabilirsin.
lim
medi-
إذا رأيت "gördüğün zaman" Bezzar'in rivayetinde و/ أشمärdigini ecek şeklindedir.
أثني "Ümmetimi" Yani ümmetim öyle bir hale dönüştüğünde ki
تهابُ "korkuyor" تهابُ kelimesi ba'nin şeddesiz okunuşuylady kalıbındandır. Yani korkuyor demektir
العالم "zalime" Yani Allahu Teala'nın sınırlarını aşan zorbaya
أن تقول لهإنك ظالم "ona, 'sen zalimsin' diye söylemekten" Yani onu zuimunde yetiyoratge ve zalim olduğuna dair aleyhin soylemek edeceyi unu yettiği halde onu yadırgamıyorsun.
ahihte s.)آهیخته( ]F.] Kınından çıkarılmış, ele alınmış(silah).
ahilik a.)1 (اخيلك. Dostluk, kardeşlik, ar- kadaşlık. 2. Dayanışma ve yardımlaşma esası- na dayanan eski bir Türk töresi olup Osmanlı döneminde yaygınlaşmış bir teşkilat.
ahilla ...اخلا Ar.halil'in ç. b.] Haliller dostlar.
hiç. b. ahirin svahir) 1. Son. 2. Biten, sona eren. 3. sonra, sonunda, sonuncu. 4. Allah'ın adları dan: "Ilāhā Melikā Pādişāhā...sen ol ahirsin ki sana intihā yok" (Tazarru-nâme)
Ahilik Yüzyıllarca önce Anadolu'da gelişen bir halk ocağı. Sosyal bir kuru ses olan ahilik, iş alanında esnal yo tirmek, çalışma sevgisini aşılamak, Gre timi çoğaltmak maksadını güder; gun lük hayatta ise yardımlaşma, yoksulla koruma gibi insani duyguları ayna müzik, binicilik, silah kullanma, kabill yetlerini geliştirmeye önem verirdi.
Ahimsa Zarar vermeme.
Ahir Son, sonraki, sonuncu, nihayet. Başkası ile evli bulunan kimse ile cinsel ilişkide bulunan kimse.
Kudüs, Kurtuba, Kafkasya, Kırım, Keşmir tarihi bir ihmalin kurbanı olan coğrafyalarımız değil mi?
Tabi ki, Kitabı ve kıbleyi ihmal edenlerin ne ülküsü, ne de ülkesi kalıyor…
Dahası biz kalbimizi ve ruhumuzu ihmal ettik… Yani kendimizi ihmal ettik, kaçınılmaz bir netice olarak birbirimizi ihmal ettik…
Vicdanı, mizanı imanın gereğini ihmal ettik…
Ahdimizi, akdimizi, andımızı, ihmal ettik…
Tüm bu ihmaller edep, erdem, haya, terbiye, görgü, nezaket, özveri, özen gösterme hassasiyetimizi zedeledi…
YANITLASİL
yuksel23 Şubat 2024 08:54 ihti- mamsızlık umutları tüketiyor...
Bu ihtimaller yarınları yaralıyor, gele- ceği karartıyor...
İhmalkârlığımız ilahi emanete düşü- rülmüş kara bir lekedir... Bugün başımı- za gelen musibet, felaket ve belalar kim bilir geçmişteki hangi ihmallerimiz sonu- cudur...
İhmal eden, savsaklayan, aldırmayan, geçiştiren ve bunu alışkanlık haline geti- ren, yaşam tarzı edinen bir ümmet iflah olmaz, toparlanamaz ve kendine gele- mez...
Yüz yıllık bir ihmalin sonucu olsa ge- rek bu ümmetin sefaleti ve esareti bitmi- yor... Parantez kapanmıyor...
Yoksa zamana yaydığımız yükümlü- lüklerin zamanla zamanaşımına uğraya- cağını mı sanıyoruz?..
a
ra
Dosyamızın kabardığını, suçumuzun arttığını fark etmiyoruz...
Açık söylemek gerekirse; ipe un se- ren, havanda su döven, topu taca atan, "çizdim, oynamıyorum," diyen "yerim dar" diyenin bu davada yeri yoktur...
Öldürücü suskunluk, kahredici vur- dumduymazlık tüm kasvetlerin ve gay- retlerin temel nedenidir
Davetsiz ve cihadsız hayatların hayrı kalmıyor... Aksiyonsuz ve aşksız hare- ketlerde bereket görülmüyor...
Ninova'yı, hatta Okçular Tepesini ih- mal ettik... "Bu sıcakta sefere çıkılır mı?" dedik...
YANITLASİL
yuksel23 Şubat 2024 08:55 Allah için ayağa kalkın denince yere çakılı kaldık." Duyarlılığımız gitti... Du- ruşumuz değişti... Duruma göre vaziyeti idare eder olduk...
Önümüzde daha uzun zaman var, tevbe ile telafi ederiz, dedik. Hani bizim mahallemiz, sokağımız hedef kitlemiz vardı... Bir insanın hidayetine vesile ol- mak dünyalara bedeldi... Tüm engelle- melere rağmen yüreklere dokunurduk... Bugün engeller kalktı, biz yerimizden kalkamıyoruz...
Bunca imkâna rağmen bu nasıl bir ihmal? İzahı zor bir durum... İmtihanda bocalıyoruz...
Bugün Ümmeti Muhammed’in maruz kaldığı müzmin bir hastalıkla karşı karşıya kalıyoruz: İhmalkârlık… Öyle ki bu hastalık, hastalık olarak görülmüyor… Tedaviye ihtiyaç duyulmuyor… Bu da ayrı bir hastalık… Hatta ihmalkârlık kâr sanılıyor…
Sanıyorum kulluk sınavımızı zora sokan en ciddi suçlardan biri ihmalkârlığımızdır…
Diyebilirim ki, öyle ihmaller vardır ki sonucu kasıtlı işlenen bazı hatalardan daha ağır olabiliyor
Gecikmiş adaletin adalet olmadığını bilmeyen var mı?..
Mazlumların çırpışını, çığlığını izlemek veya yüz çevirmek o cürme ortak olmak değil midir?
Başarısız olabiliriz, sonuç alamayabiliriz fakat kötülüğe müdahalemiz yoksa kuşkusuz vebal altındayız…
Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan değil miydi?
Bugün düşmandan daha çok ihmalimiz bizi vuruyor… En ciddi yanılgımız, ihmalkârlığı karakter edinmek ve bunu meslek bilmek… İhmal suikastlarının müsebbibi biz değil miyiz?
Gâvurların yaptıkları orada kalsın, gafletimiz bizi bitirmiyor mu?..
Sürdürülemeyen sorumluluklar, yarım kalmış görevler, sil baştan başlayan tekrarlar, inisiyatifsizlik, iradesizlik,........
"Bütün hataların kaynağı, dünya sevgisi; bütün fitne- lerin kaynağı, öşür ve zekâtı vermemektir." Tasavvuf Klasikleri ibn Hacer El-Askalani MÜNEBBİHAT UYARILAR
guya yerleştiler, halen sayıca az olmalarına rağmen birçok ülkenin Sunetimini, kültürel hayatını, ekonomisini, dünya ticaretini ele geçir miş, istediğini istediği ülkeye empoze ettirip yaptırabiliyorlar... Batılı devletlerin, daha başka, mason locaları, Lions kulüpleri, Ro- tary kulüpleri, Bilderbergler, misyoner teşkilatları, Yehova Şahitleri gi bi nice nice dinî, sosyal, siyasî, gizli, âşikâr, etkili, faal teşkilatları var... Ama biz müslümanların böyle kuruluşları yok; kurulmamış, kuru-
lanlar tahrip edilmiş, kapatılmış, yasaklanmış...
Emperyalistler bir İslâm ülkesini ele geçirdiler mi önce İslam'ı
unutturmaya, müslüman halkı dejenere etmeye çalışırlar, en çok, ger- çek İslâm'dan, halis müslümandan korkarlar. Çünkü İslâm, iman, Kur'an, irfan, ahlâk ve mâneviyat ile ilim, çalışma, gayret, şuur, onur, basiret, hürriyet, istiklal, kalkınma, refah, mutluluk, zenginlik, güçlü- lük arasında kuvvetli ilişkiler, sarsılmaz bağlar, kesin etki ve tepkiler olduğunu çok iyi bilirler.
YANITLASİL
yuksel28 Şubat 2024 06:54 smler belli, duvarlar saglam, R çek buketleri, demek ki sık sık in uzerlerinde demet demet ta- ziyaret olunmaktalar...
Onlar böyleyken bizler ne yapmışız? Maalesef yürekler acısı bir durum. Mezarlıklar istilaya uğramış, gecekondu dolmuş, istimlak edilmiş, türbeler yıkılmış, kapatılmış, tozlu, harap, yağmalanmış; cami lere el konulmuş, halı la rı, levhaları, minberleri, mihraplan, çinileri- hatta kubbe kurşunları çalınmış, en değerli eserler yıktırılmış, avlu ları yok edilmiş; tarih sevdirilmemiş, ecdat kötülenmiş, gerici ve yo- baz gösterilmiş, vatan hainle ri putlaştırılmış, kahramanlaştırılmış; sa- raylar yağmalanmış, arşivler satılmış, şehirlerin tarihî binaları yıkıl- mış, yerlerini soğuk beton yığınlar almış, vakıf eserler yağmalanmış, kütüphaneler kapatılmış, en değerli kitaplar kaybolmuş, bir sürü yol- suzluk, hırsızlık, hainlik, düşmanlık, kadirbilmezlik, şarlatanlık, dal- kavukluk, nemelâzımcılık, vefasızlık, şuursuzluk...
Milli kültürümüz mahvedilmiş, tarihimiz yağmalanmış, tarih şu- uru sıfır, takip yok, hesap soran yok, suçlu ortada, ev sahibinden bas- kin, arsız, yüzsüz. Bu rezalete kimler, ne zaman dur diyecekler acaba; Şark'ın
eski aslanları nerede, uykudan ne zaman uyanacaklar? Bir 18 Mart Canakkale Zaferi gecti kar kisi olayı bilmekte? Çocuk
3233- Peygamberlik içinizde, Allah'ın dilediği zamana kadar devam edecek, sonra kaldırmak isteyince onu, kaldıracak; sonra nübüvvetin yolunda olan hilafet Allah'ın dilediği müddete kadar sürecek, sonra onu kaldırmak isteyince kaldıracak, sonra ısıran saltanat devri gelecek, o da Allah'ın dilediği zamana kadar kalacak, sonra Allah onu kaldırmak isteyince kaldıracak, sonra onu zorba bir hükümdarlık takip edecek, sonra da nübüvvet yolu üzerinde olan bir hilafet devri gelecek.
٣٢٣٤ - تَكُونُ لَأَصْحَابِي زَلَّةٌ يَغْفِرُهَا اللَّهُ لَهُمْ لِسَابِقَتِهِمْ مَعِي (كر عن محمد
بن الحنفية عن ابيه
3234- Ashabımın zellesi (ayak kayması) olur. Lakin Allah onları benimle beraber güzel geçmişleri bulunduğu için bağışlar.
yuksel1 Mart 2024 22:26 إِلَيْكُمْ فِي ثَمَانِينَ غَايَةً تَحْتَ كُلِّ غَايَةٍ اثْنَيْ عَشَرَ الْفَا" (ه عن عوف بن مالك)
3236- Beni asfar ile aranızda sulh olacak, sonra size hiyanette bulunup her birinin altında on ikibin kişi bulunan seksen sancakla size doğru saldıracaklar.
3237- Dört fitne başgösterecek: Birincisinde adam öldürmek helal sayılacak, ikincisinde hem o, hem de mal, üçüncüsünde kan, mal, zina helal sayılacak, dördüncüsü ise Deccal'dir.
3238- Deccal'den önce aldatıcı yıllar olacak. O yıllarda yağmur çok, bitki az olacak, doğru söyleyen yalanlanacak, yalan söyleyense doğrulanacak, haline güvenilecek emin olan kişi hain sayılacak, Ruvaybıza konuşacak "Ruvaybıza nedir ey Allah'ın Rasulü?" diye sordular. "Ruvaybıza, kendisine önem verilmeyen kişi" buyurdu.
يَعْنِي عَلِيًّا (طب عن كعب بن عجرة) 3239. İnsanlar arasında ayrılık ve ihtilaf olacak, bu ve arkadaşları doğru yol üzere olacaklar. (Hazreti Ali kasdediliyor.)
yuksel1 Mart 2024 22:27 مَزَامِيرَ يُقَدِمُونَ الرَّجُلَ لِيُغَنِّيَهُمْ وَلَيْسَ بِأَفْقَهِهِمْ (طب عن عابس لغفارى)
3240- Şu altı hususla karşılaştığınız zaman, ölümü temenni edin. Alçaklar başa geçirilince, hükümler satılınca, insan öldürmek hafife alınınca, şart ve yemin çoğalınca, akraba ile ilgi kesilince, Kur'an şarkı gibi oyuncak ve eğlence edinilince ki
YANITLASİL
Yorum Gönder Bu blogdaki popüler yayınlar İman Mayıs 04, 2023 DEVAMI Meric Tumluer Said Nursi Mayıs 04, 2023 DEVAMI Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti Mayıs 04, 2023 DEVAMI Blogger tarafından desteklenmektedir Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL Vasiyet ve mustafa PROFİLİ ZİYARET EDİN Arşivleme Kötüye Kullanım Bildir
مَزَامِيرَ يُقَدِمُونَ الرَّجُلَ لِيُغَنِّيَهُمْ وَلَيْسَ بِافقهِهِمْ (طب عن عابس لغفارى)
3240- Şu altı hususla karşılaştığınız zaman, ölümü temenni edin. Alçaklar başa geçirilince, hükümler satılınca, insan öldürmek hafife alınınca, şart ve yemin çoğalınca, akraba ile ilgi kesilince, Kur'an şarkı gibi oyuncak ve eğlence edinilince ki, insanlar kendilerinden çok daha az bilgisi bulunan adama gelip ondan medet umarlar.
الدَّمُ تَوَضَّأَتْ لِكُلِّ صَلَوة (ك عن ابن عمرو)
3242- Lohusa, kırk gece bekler. Bundan önce temizlik görürse, temizlenmiş olur. Eğer kırk geceyi geçerse özürlü hükmündedir. Yıkanır, namaz kılar. Eğer kan çok gelirse her namaz için abdest alır.
الْكِرَامَ عَثَرَاتِهِمْ (طس والعسكرى كر عن عائشة)
3246- Hediyeleşiniz ki, karşılıklı sevgileriniz artsın. Hicret edin ki, çocuklarınıza iyi bir şeref ve fazilet terk etmiş olasınız, iyi insanların hatalarını affediniz.
جَبَابِرَة الْعُلَمَاءِ فَيَغْلِبُ جَهْلُكُمْ عِلْمَكُمْ (ابو الشيخ عن ابي هريرة) مِنْ
3248- Kendilerinden öğrendiklerinize (hocalarınıza) karşı alçak gönüllü olun. Kendilerine öğrettiklerinize karşı da tevazu gösterin. Zorba alimlerden olmayın. Böyle olursanız cehliniz ilminizi yenik düşürür.
Atatürk’ün ‘vasiyeti’, yani tuttuğu gizli notlar ne açıdan önemli?
Atatürk’ün gizli vasiyeti adı altında 1980’de bunu ilk defa dile getirdim. Kastedilen, Atatürk’ün siyasî vasiyetidir. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kişi nasıl bir gelecek öngörüyor? Devletin ilelebet payidar kalabilmesi için neler gerektiğini düşünüyor? Bunun için kendisinin bazı tasavvurları var. Daha cumhuriyet kurulalı 15 sene olmuş. Dolayısıyla kastedilen “Makbule’ye 50 lira verin, ötekine 5 lira verin” şeklinde bir vasiyetname değil. Kendi tuttuğu çeşitli kayıtlar, görüşler ve yaklaşık 400 sayfayı bulan, kimisi iki satır, kimisi bir sayfa notlardan oluşan bir külliyat…
Bu notlar ilk defa İnönü tarafından mı açıldı?
Hayır. Bu, bildiğim kadarıyla 1958’den itibaren Menderes’in haberdar olduğu bir durum. Dolayısıyla 1938’de mühürlenerek saklanan bu kâğıtlar 1950’li yıllarda Menderes başbakan, Celal Bayar da cumhurbaşkanıyken onlar tarafından biliniyor olmalı. 1964’te Celal Bayar’a sordum; o da “Böyle bir olay vardır fakat Türkiye buradaki fikirlere hazır değildir” dedi. 1988’de 50 yıl doldu ve açılması gerektiğinde Kenan Evren 25 sene daha yasak koydu. Kızdığım taraf, hep birileri Türkiye ve Türk milleti adına “Türkler buna hazır değil” diyor. Ya kardeşim sen kimsin, niçin durmadan bunu deme yetkisini kendinde görüyorsun?
Bu notları açıp okuyanlardan bir bilgi sızmadı mı hiç?
Menderes’in 1958’de söylediği bir cümle vardır: “Siz isterseniz hilafeti de getirirsiniz.” O dönemde kullanılmayan, kullanılması mümkün olmayan bir cümle bu. Nitekim Menderes laiklikle ilgili yasa ve yönetmeliklerde değişiklikler yapmayı planlıyordu. 27 Mayıs’ın ardından idamı, notu okuduğunun işaretidir.
1935- Sana Allah'tan korkmanı tavsiye ederim. Çünkü o bütün yapacağın amellerin bir süsüdür. Kur'an okumalısın. Allah'ı anmalısın. Çünkü bu gökte anılmana, yerde aydınlanmana bir vesiledir. Uzun sükutte bulunmalısın. Ama hayrı söyleyeceğin zaman başka. Hemen söyle. Çünkü bu şeytanı senden kovar. Din işinde sana yardımcı olur. Sakın ha çok gülme. Çünkü bu kalbi öldürür, yüzün nurunu giderir. Cihad etmelisin, ümmetimin asla bırakmayacağı şey budur. Yoksulları sev, yanlarında otur. Daima senden aşağı olana bak, üst olana değil. Bu Allah'ın üzerinde nimetini hakir görmemen için en layık olan husustur. Senden ilgilerini kesseler bile sakın ha akraba ile ilgini kesme. Acı da olsa doğruyu söyle. Allah uğrunda levm edenlerin levminden korkma. İçindeki bilgin seni insanlara reva görebileceğin kötülükten alıkoysun. Yaptığın şeyle onlara karşı övünme. Ayıp yönünden şu üç hasletin kişide bulunması kâfidir: Kendi kusurunu görmeden başkalarının kusurlarına bakması. Kendi utanılacak şeyde yüzerken o utanılacak şeyi sebebiyle başkalarını ayıplaması. Yanında oturan (komşusuna) eziyet etmesi. Ey Ebu Zerr! Tedbir gibi akıl yoktur,
YANITLASİL
yuksel11 Mart 2024 00:16 kötülükten çekinme gibi vera yoktur, güzel ahlak gibi şeref yoktur.
1936- Size Allah'tan korkmanızı, Habeşli bir köle bile başınıza geçirilse onu dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Çünkü benden sonra yaşayan çok ihtilata şahid olacaktır. Benim sünnetimden, hidayete ermiş, doğru yolda olan halifelerin yolundan ayrılmayın. Ona sımsıkı sarılın. Azı dişlerle ısırır gibi (sımsıkı sarılıp sakin bırakmayın). Sonradan uydurulmuş işlerden uzak durun. Çünkü sonradan uydurulan, bidattir, her bidat sapıklıktır.
لِلآخِرَةِ اخْتَارَ أَمْرَ الآخِرَةِ عَلَى الدُّنْيَا (كر والديلمي عن ابي هريرة) 3314- Üç şeyi kendinde bulunduran, kâmil bir iman elde
a) Allah yolunda kınayıcının kınamasından korkmamak, b) Yaptığı amellere en küçük bir riya dahi karıştırmamak, c) Biri dünya diğeri ahiret olan iki iş kendisine sunulduğunda, ahiretinkini tercih etmek.
etmiş olur:
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 01:53 1942- Kıyamet gününde kulun ilk hesap verecek olduğu şey, namazıdır. Eğer tamamlamışsa bu onun için tam olarak yazılır, tamamlayamamışsa Allah Azze ve Celle meleklere:
"Bakın, eğer kulumun nafile namazı varsa onunla bu farz namazlarını tamamlayın" emrini verecek. Sonra zekattan da böyle hesaba çekilecek. Sonra diğer ameller de bu minval üzere ele alınacak.
1340- Dünya melundur, dünyada bulunan ve kişiyi Allah'tan gafil eden hususlar da melundur. Yalnız zikrullah, Allah'ın sevdiği iyi amel, âlim ve ilim tahsil eden hariçtir. İsrailoğullarını baştan çıkarıp fitneye sürükleyen ilk şey muhakkak kadınlar olmuştur.
3868- Allah için ilim tahsil eden, Allah yolunda savaşa erkenden gidip sağ salim dönen gibidir.
ن
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 02:04 Sene yüz otuz beş olunca, Davud oğlu Süleyman (a.s.)'ın deniz adalarında hapsettiği şeytanların azılıları serbest kalır. Ve onların onda dokuzu lrak'a gider. Ve orada Kur'an hakkında (şeytanca) mücadele ederler. Onda biri ise Şam'da kalır. Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.) Sayfa: 60 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
Yorum Gönder Bu blogdaki popüler yayınlar İman Mayıs 04, 2023 DEVAMI Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti Mayıs 04, 2023 DEVAMI Meric Tumluer Said Nursi Mayıs 04, 2023 DEVAMI Blogger tarafından desteklenmektedir Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL Vasiyet ve mustafa PROFİLİ ZİYARET EDİN Arşivleme Kötüye Kullanım Bildir
)seçkinler)a özel bir hitabı hedef alması dolayısıyledir. وَلَا تَلْبِسُوا الحَقِّ بالباطل hakkı batıl ile karıştırıp aldatmayın; doğruyu yalanla, yanlışlarla bulayıp da وَتَكتُمُوالحق وأنتم تعلمون bile bile hakkı gizlemeyiniz. Bu âyetin anlamı çok kap- samlıdır. İlme ve amele dair hususları kapsar. Bilgiçlerin hilelerine, yalan do- lanlarına ve bozgunculuklarına, hatta ticaret ehlinin karışık işlerinden ve hakim- lerin haksız hükümlerine varıncaya kadar hepsine şümülü vardır. "İnsanları aldatmayınız, sahtekârlık yapmayınız." meâlinde bir genellemeyi ifade eder. Bununla beraber (kelâmın) sevki bilhassa ilmî değeri hedef alıyor. Nice kimse- ler vardır ki, ilmî gerçekleri bozarlar, kötüye kullanırlar, onları kendi gönüllerine göre evirerek çevirerek aslından çıkarırlar, bakırı yaldızlarlar, altın diye satarlar. Bu durum İsrailoğulları haberlerinde çok vardı. Bunlar, kendi yazdıkları fikirleri, te'villeri, tercemeleri, Tevrat'ın aslı ile karıştırıyorlar, seçilmez bir hale getiriyorlar ve bazan da Muhammed (s.a.v.)'e ait vasıflar hakkında yaptıkları gibi geçmiş kitaplardaki âyetleri saklıyorlardı ki, bu konuda فَوَيْلٌ لِلَّذِينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِأَيْدِيهِمْ ثُمَّ يَقُولُونَ هَذَا مِنْ عِنْدِ اللَّهِ "Yazıklar olsun o kimselere ki, kit- abı elleriyle yazıp, sonra 'Bu Allah katındandır.' derler." (Bakara, 2/7( يُحَرِّفُونَ الكلم عن مواضيه "Kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar." (Nisa, 4/46, Maide, 5/13( ve diğerleri gibi başka âyetler de vardır. Bunlar, Tevrat'ın aslını korumuyorlar, kendi yazdıkları tercemeleri: "İşte Allah'ın kitabı" diye Tevrat yerine koyuyor- lardı. Ve ilmî meselelerde gerçeği takip etmeyerek kendi gönüllerine göre
YANITLASİL
yuksel19 Mart 2024 05:59 2- BAKARA SÛRESİ: 42-43
Cu
oluy
din
hak
ma
rin
ara
ke
de
be
n
0
286
Cuz
açıklamalarda bulunuyorlar, arzu ve şehvetlerine sapıyorlar, safsatalar yapıyorlar, arzularına tabi oluyorlardı. Bu şekilde hak fikri, hak inancı kalmıyor aidatma, karıştırma, aldatıcılık hükümran oluyordu. İşte bütün bunlara karşı İsrailoğullarının bilginlerine genel olarak bu yasaklama hitabı söylenmiştir ki, Kur'ân'da bu konuda başka bir âyet olmayıp da yalnız bu âyet olsaydı, Kur'ân'ın terceme ve tefsiri meselesinde ve diğer ilmî vaziyette İslâm'ın tutumunu, ilmi vazifenin şeklini tayin etmek için bu âyet yeterli olurdu. Kur'ân'ın tecrid (soyutlama) meselesinin ne büyük önemi haiz olduğu, Kur'ân'ı Kur'ân, terceme- sini terceme, tefsir ve te'vili de tefsir ve te'vil olarak bellemek ve belletmek bir hak görev olduğu unutulmamalı. "Farsça Kur'ân", "Türkçe Kur'ân" gibi sözlerden çekinmelidir. Çünkü milyonla terceme ve te'vil yazılır, onlar yine Kur'ân'ın hakikati olmaz, Cenab-ı Hak لا تلبسُوا الحَقِّ بالباطل buyurmuştur.
بسمله بسم
YanıtlaSilsey. in kısaltılmış ismi. Müslüman her işine Bismillah ile başlar. Yani her işi Allah adına ve Allah için yapar. Atomlardan yıldızlara kadar her varlık da Allah adına ve Allah için hareket eder. insan da bis- millah diyemiyeceği, yani Allahın emri ve izni ol- mayan bir işi ve hareketi yapmamak, onun emri dairesinde kalmakla gerçekten insan olur. Aksi
halde hayvanlardan aşağı dereceye iner.
Imam-ı Şafii rh.a.'den
YanıtlaSilSofiyye ile sohbetim esnasında kendilerinden üç şey öğrendim.
" 1. Zaman bir kılınçtır, sen onu kullanmazsan o seni keser. 2. Kendini hak ile meşgul etmezsen, bâtil seni istila eder. . Kendine hiç bir varlık isnad etmemek, erbâb-ı ismetten olmak demektir.
Celaluddin-i Suyûtî; Te'yidü'l-Hakikati'l-Aliyye, s. 15:
YANITLASİL
yuksel19 Kasım 2023 21:27
İmam-ı Malik rh.a.'in Görüşü
"Fikhi öğrenip de tasavvufu öğrenmemiş olan fâsıklığa, Tasavvufu öğrenip, fıkhı öğrenmemiş olan zındıklığa düçar olabilir. Hem fikhi ve
hem de tasavvufu birarada cem eden de hakikate ulaşır." Aliyyü'l-Kârî Fıkh-ı Maliki Şerhi c. 1, s. 33
YANITLASİL
yuksel19 Kasım 2023 21:35
islam
aylık mecmua
Farabi'ye Göre
YanıtlaSilDevlet Adamı
1)
Hakiki devlet adamı, hizmet ettiği memleketin bünye- sini iyi bilmeli, bütün hususiyetleriyle tanımalıdır.
2)
Zalim olmadığı gibi gafil de olmamalıdır.
3)
Devlet hayatının istikrar istediğini bir an unutmamalı, affın, müsamahanın, huşunetin ve cezriliğin yerini ve zamanını iyi tayin etmelidir.
4)
İdare-i maslahatçı olmamalı, bunun bir fazilet olduğu zehabından uzak bulunmalıdır.
5) Maddi ve manevi hamleler arasında zaruri bir bağ, paralel bir gidiş olduğunu iyi bilmelidir.
6)
Müşavirlerini ve arkadaşlarını çanak yalayıcılar arasın- dan değil, şahsiyetli ve haysiyetli insanlardan, icabın- da kendisini ikaz edecek kimselerden seçmelidir.
7)
İç çekişmelere, kendini ana hedefleri unutacak kadar kaptırmamalıdır.
288
YANITLASİL
yuksel20 Kasım 2023 00:58
)
İyi konuşmasını, düşüncelerini iyi ifade etmesini bil- melidir.
9) Öğrenmeyi, öğretmeyi, gerçeği ve gerçeği sevenleri sevmelidir. Buna mukabil yalan söylemek şöyle dur- sun, yalan söyleyen yerden nefret etmelidir.
10) Nazarında para ve her çeşit maddi menfaatler kıymet- siz olmalı, temiz elli, temiz ahlaklı olduğunu o saha- da da ispat etmelidir.
11) Azim ve irade sahibi olup, lüzumlu gördüğü işte insi- yatif sahibi olmalı ve asla küçük ruhluluk gösterme- melidir.
12) Zeki olduğu kadar, hayat ile gerçek şartları birbirine karıştırmamalıdır.
İşin zor olanı, bütün bunların hepsinin birden bir kişide bu- lunması gerektiğidir. Ve bütün dünyada "Devlet Adamı" fikda- ni (yokluğu) vardır.
YANITLASİL
yuksel20 Kasım 2023 00:59
Ziya Demirel - Avni Arslan
TARİHTEN
İLGİNÇ HİKÂYE ve ANEKDOTLAR
Meâl-i Şerîf - 106
YanıtlaSil106- Biz herhangi bir ayeti (n lafzını yahut hükmünü veya her ikisinin 16. Biz het nu neshedersek veya (hazalardan silerek) on geutturursak, (onun yerine, hem kullara fayda ve kolaylık açısından, hem de sevap bakımından) ondan daha iyisini veya (yükümlülük ve sevap ka zandırma yönünden) onun (bir) benzerini getiririz. (Habibim!) Bilmedin mi ki; gerçekten Allâh (emretme, yasaklama, değiştirme ve hükümsüz kıl
ma dâhil) her şeye (hakkıyla gücü yeten bir) Kadîr'dir?! Kur'ân'da ve Sünnet'te geçerli olan "Nesh" konusu "Şerî bir hükmün, Allâh-u Teâlâ ta- rafından tümüyle kaldırılması veyâ misliyle yâhut daha iyisiyle değiştirilmesi" anlamına gel- mektedir. Meselâ Bakara Sûre-i Celîlesi'nin 180. âyet-i kerîmesinde: "Ardından mal bırakacak kişinin, o maldan ne kadar pay alacakları hususunda ana-babasına ve akrabâsına vasiyette bulunmasının farz olduğu" açıkça bildirilmiştir. Ama daha sonra "Mîras âyetleri" olarak anı lan; Nisa Sûresi'nin 11 ve 12. âyet-i kerîmelerinin indirilişiyle, herkesin ne alacağı taksim edil miş ve böylece ölecek kişinin kafasına göre vasiyet yapmasının farziyeti kaldırılmıştır.
90
YANITLASİL
yuksel30 Kasım 2023 03:21
KUR'ÂN-I 'AZÎM
ve Soru Edatlı Kelime Mânâsı - 1
Cüz: 1
Sûre: 2
Yine böylece kiblenin Mescid-i Aksa'dan Mescid-i Harâm'a döndürülüşü de neshin ör- neklerindendir. Bu konuda misalleri çoğaltabiliriz. Konunun ehemmiyetinden dolayı âlimler: "Nâsih ve mensûhu bilmeyen kimselerin âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfler okuyarak vaaz et- meleri câiz değildir" demişlerdir. Allâh-u Teâlâ neyi ne zamâna kadar ne sebeple geçerli kı- lacağını, ne zamanda neyi hangi hikmetle hükümsüz kılacağını ezelî ilmiyle bildiği için nesh, Allâh-u Teâlâ'nın ilminde ve takdîrinde vukû bulan bir değişiklik olarak görülemez, bilakis bu hükümler, ferdin ve toplumun menfaatleri gözetilerek zaman ve zemine göre değişebilecek şekilde takdîr edilmiştir. Ancak şu bilinmelidir ki; nesh sâdece emir ve yasaklarda geçerlidir, ama haber ve kıssa niteliğindeki konularda geçerliliği düşünülemez. Neshin şekilleri, örnekle- ri ve hikmetleri hususunda geniş mâlûmât için bakınız: Rûhu'l-Furkan Tefsiri, 1/502-507
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
YanıtlaSilBismillahirrahmanirrahim
Elhamdülillah
Allahuekber
Subhanallah
Allahümmesallialaseyyidinamuhammed
Sallaahualeyhivesellem
Estagfirullah
Beş vakit namazı camide kılan Bismillahirrahmanirrahim demiş gibidir.
Ümmetim yıldızlara gidesiye kadar kıyamet kopmayacaktir
yuksel1 Aralık 2023 03:16
YanıtlaSilTARİKATLAR-412
Eve geldi Muhammed'i bulmadı, Yemen illerinde Veysel Karani. Adına Yunus Emre'nin de yuka-
rıya bir kıtasını aldığımız ilahiyi yaz- dığı Veysel Karani Türk tasavvuf ede- iyatında büyük sevgi ve alaka görmüş, hakkında menkıbenameler, pek çok ilahi ve destan mahiyetinde hikâyeler kaleme alınmıştır.
Sufi kaynaklarından bir kısmı Veysel Karani'nin Hz. Peygamberle görüştüğünü ileri sürerlerse de, diğer kaynaklar ve rivayetler bunun aksini savunmuşlardır. Yukarıda belirtildi- ği gibi, hasta annesini yalnız bırakma- dığı için, Medine'ye gidemeyen bu Sufi için Hz. Peygamber, Hz. Ömer ve Hz. Ali'ye, onunla görüşmek imkanı- nın kendilerine nasip olacağını müj- delemiştir. Ayrıca duasını almalarını da bildirmiştir. Onlar da onu görecek- leri anın gelmesini dört gözle bekleme- ye koyulmuşlardır. Hz. Ömer'in hali- feliği döneminin son yıllarına doğru, onun Yemen'den gelen bir hacı kafi- lesi ile gelip Mekke'de bulunduğunu öğrendiler. Hacılar Veysel'in Arafat yakınlarında deve güttüğünü haber verip, hakkında alaylı sözler söyledi- ler. Fakat, Hz. Peygamber'in onun için söylediklerini öğrenince bu tavır- larından ötürü nedamet duydular. Hz. Ömer ve Ali, Veysel Karani'yi bu- lup kendisiyle görüşmek imkanını el- de ettiler. Hz. Peygamber'in kendisi hakkında söylediklerini naklettikleri gibi, hayır duasını da aldılar. Kendi- sine liediye ve para vermek yolunda- ki teşebbüsleri boşa gitti. Maddi hiç- bir şey kabul etmeyen Veysel, hacılar- la
birlikte yine Yemen'e döndü.
Daha sonra geri gelen Veysel Ka-
YANITLASİL
yuksel1 Aralık 2023 03:20
rani, Hz. Ali'nin halifeliği sırasında Medine'ye gitti ve Haricilerin ortaya çıkmalarına sebep olan Siffin savaşın- da Hz. Ali'nin saflarında savaşçı ola- rak bulundu. Bir rivayete göre bu sa- vaşta şehit olmuş, başka bir rivayete göre ise, yine Hz. Ali'nin hilafeti dö- neminde Şam'da hadis ilmiyle meşgul bulunduğu sırada vefat etmiştir. Ri- vayetlerden anlaşıldığına göre Üveys, çok fakir bir ailenin küçük yaşta ye- tim kalmış bir çocuğudur ve son de- rece bağlı bulunduğu annesi ona hem analık, hem de babalık etmiştir.
Hz. Peygamber'i hiç görmediği halde, inanması ve gönülden bağlan- ması, Peygamber tarafından da müj- delenmesi, tasavvufta bir mürşide ula- şamayıp onun ruhaniyetinden feyz alanlara "Üveysi" denmesine yol aç- mıştır. Yani görmediği bir şeyh tara- fından yetiştirilen Sufiye, "Üveysi", bu yoldaki yetişme tarzına "Üveysi- lik'denmektedir.
Daha sonraları Üveysilik dört zümre için kullanılmıştır: a) Hz. Pey- gamber'in ruhaniyetinden feyz alan- lar, b) Veysel Karani'nin yolunda ye- tişenler, c) Herhangi büyük bir şeyhin ruhaniyetinden feyz alanlar, d) Hızır Aleyhüsselam tarafından irşad edilenler.
Veysel Karani halk tarafından çok sevilmiş ve bir çok iyi davranışlar ona bağlanarak misal haline getirilmiştir. Bu yüzden de kendisine fazlasıyla sa- hip çıkıldığından İslâm ülkelerinde, Yunus Emre için olduğu gibi, pek çok yerde kabirleri bulunmaktadır. Bun- ların hepsi gerçek kabir olmayıp sev- gi dolayısıyla ayrılmış makamlardır
26. Şuará Sûresi
YanıtlaSil180
Ayet: 227
Yasaklanan şiirle ve diğer kötülüklerle kendilerine "haksızlık edenler hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir."
Buradaki haksızlık edenler' ifadesi her zalim için geneldir.
"النقل" inkilab, dönme, dönüş manasinadır. Yani onlar ölümler den sonra Allah'a öyle dönüp öyle varırlar; kötü bir dönüşle dönenler ve deli bir varışla geri varırlar. Çünkü onların dönüp varacaklan yer cehen nemdir.
Kaşifi der ki: "Hangi yere dönseler o dönecekleri yer ateş olacak tır."
Rivayete göre Ebû Bekr (r.a.) hayatından ümid kesince Osman (r.a.)'dan şöyle bir ahidname yazmasını istedi: "Bu Ebû Kuhâfe'nin oğlu- nun, kâfir kimsenin bile îmana geldiği bir halde mü'minlere ahdi/vasi yetidir. Ebû Bekir (r.a.) bir ara baygınlık geçirip ayrıldıktan sonra şöyle demiştir: Ben size Ömer b. Hattab'ı (r.a.) yerime halife bırakıyorum. Eğer âdil olursa ki onun hakkında benim zannım budur. Eğer âdil olmazsa "haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir."
"الظلم" adaletten sapmak ve haktan yüz çevirmektir.
Zālimler üç çeşittir: En büyük zâlim, Allah'ın şeriatının (hükmü) altına girmeyendir. Allah Teâlâ: "Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür." (Lokmat. 31/13) buyurarak bunu kasdetmiştir. Ortanca zâlim, sultanın hükmünü yeri ne getirmeyendir. En küçük zalim ise amel ve çalışmaktan haylazlık yapıp insanların menfaatlarını alan, kendi menfaatini onlara vermeyendir.
Adaletin faziletindendir ki onun ziddi olan zulümden tevbe ancak ada let yapmakla mümkündür. Şayet hırsızlar aralarında bir şeyi şart koşsalar ve onda adâleti gözetmeseler, işleri yolunda gitmez.
Akıl sahibi kimseye gereken, bu vaîd ve şiddetli tehdîde kulak vermek.
Her sålikin yardımcısı, sülük edilen yolların tehlikelerinden kurtaran ancak Allah'tır. 41
41. Şuara süresi, 1108 yılının Zülkāde ayının 9'unda (30 Mavis 1697) Persembe günü tamam old
YANITLASİL
yuksel7 Aralık 2023 01:20
تفسير روح البيان
Rûhu'l Beyân
- Kur'an Meâli ve Tefsiri -
İsmail Hakkı BURSEVÎ
ERKAM YAYINLARI
CILT
14
sy. 180.
Tarangirane Siyaset karşıdaki meleği şeytan gösterir. (M.) 258:22. Mektup, 4. vecih; (Sn.) 68; (E.L.) 1:266; 2: 144, 145. Tarafgirâne siyaset keşfiyata mânidir. (Mh.) 32:1. maka. 8.
YanıtlaSilmuk
Tarafgirâne vaziyet almamak itiraz edenlerin pişmanlığına se- bep olur. (E.L.) 1:157.
Tarih, asker milletinin siyasete girmesinin çok tehlikeli oldu- ğunu gösteriyor. (H.Ş.) 113: Asa. Hit Yalancı politika ve siyasete dayanmak insanlığın maslahatına
zıttır. (H.Ş.) 78. Zâlim siyasetin gaddarene bir düsturu da "Cemaat için fert feda edilir" dir. (E.L.) 1:206; (H.Ş.) 153.
YANITLASİL
yuksel14 Aralık 2023 00:32
Bir Hazinenin Anahtarı
Risale-i Nur Kulliyati Fihrist ve İndeksi
İsmail Mutlu
sy. 595.
Ömer (r.a) birgün dostlarıyla birlikte oturuyordu
YanıtlaSilHz.
Onlara Allah'tan bazı talep ve temennilerde bulunmalarını iste di. Oradakilerden bir kısmı:
Gradinde bulunduğumuz şu hane dolusu paralarım olsa da Allah yolunda infâk etsem!.." dedi.
"İçinde bulunduğumuz şu hâne dolusu altınlarım olsa da Allah için harcasam!.." dedi.
Bâzıları da:
"-İçinde bulunduğumuz şu hâne dolusu mücevherlere sahip olsam da onları Allah yolunda sarf etsem!.." diye temennî etti.
YANITLASİL
yuksel15 Aralık 2023 23:54
Ancak Ömer (r.a):
"Daha fazlasını isteyin!" deyince onlar:
"Allah Teâlâ'dan daha başka ne isteyebiliriz ki?!" dediler.
Bunun üzerine Hz. Ömer:
"-Ben, içinde bulunduğumuz şu hanenin, Ebû Ubeyde b. Cerrah, Muaz b. Cebel ve Huzeyfetü'l-Yemânî gibi (müstesnâ ve seçkin) kimselerle dolu olmasını ve bunları Allah'a itaat yolun- da, yâni tebliğ ve ıslah hizmetlerinde istihdâm etmeyi temenni ederim..." dedi. (Buhâri, Târihu's-Sağîr, 1, 54/201)
Yetişmiş insanın yerini hiçbir şey tutamaz. Yine kalifiye ele- man eksikliğini de hiçbir şey telafi edemez. ■
YANITLASİL
yuksel15 Aralık 2023 23:56
Hazret-i Ömer'den
111 Hâtıra
Murat Kaya
ERKAM YAYINLARI
sol taraflarından verirler. Hak teålå orada bütün mahluklarına vasıtasız kelâm söyler. Bir onda herkesin hesabını görüp kimine hitab, kimine itâb eder. Mazlûmun hakkını zālimden alıp, zālimin hasenâtı var ise ona ve- rir, yoksa mazlûmun günahlarını zālime yükletir. Hesabdan sonra hay- vanları toprak eder. Kafirler hayvanlara gıpta edip keşki biz de toprak ol- saydık derler.
YanıtlaSilHZ. ÖMER'DEN NÜKTELER:
YanıtlaSilBir kimse Hz. Ömer'in yanında başka birisi- ni medhediyor, ondan sitayişle bahsediyordu.
Ömer (r.a):
"-Onunla hiç yolculuk yaptın mı?" diye sor-
du. Adam:
"-Hayır" dedi.
"-Alışveriş gibi içtimâî bir muamelen oldu
mu?"
"-Hayır."
"-Peki sabah-akşam ona komşu oldun mu?"
"-Hayır."
Bu cevaplar üzerine Hz. Ömer (r.a):
"-Kendisinden başka ilah olmayan Allah'a yemin ederim ki sen onu tanımıyorsun" dedi.
(Gazali, İhyā, III, 312)
Cocuklarınıza İsim
Erkek Nabi K
Şerri bilmeyen onun tuzağına düşer.
YanıtlaSil⚫Ey eğik başlı, başını kaldır; huşü, insanın boynun- da değil kalbindedir.
⚫ İnandığınız gibi yaşamıyorsanız, yaşadığınız gibi Inanmaya başlarsınız.
⚫ Insanları düzeltebilmeniz için önce kendinizi is- lah etmeniz gerekir.
. Insanların en cahili, kendi ahiretini başkasının dünyası için satandır.
⚫lyiliğin şerefi, geciktirilmeden hemen yapılma- sındadır.
• Kötü bir işin en gizli şâhidi vicdanımızdır.
• Şiddet göstermeksizin kuvvetli, zayıflık belirt- meksizin yumuşak ol!
• Takvası azalan kişinin hayâsı da azalır.
Dr. Murat Kaya, Hz. Ömer'den 111 Hatira, sh. 243
Takvim Yapraklarını Yere Atmayınız
İLAHİ İKAZLAR
YanıtlaSilCenâb-ı Hak, "Dokuz sınıf insana yazıklar olsun!" buyu- rarak uyarıyor, irşâd ediyor.
meyenler,
9- İnsanları, yüzlerine kar- şı methedip, arkalarından zemmedenler -hümeze ve lümeze yapanlar-.
1- Namazlarını terk eden- ler, namazlarını terk ettik- lerinden dolayı da üzülüp pişmanlık duymayanlar.
2- Zekâtlarını vermeyen-
ler, 3-Yalancılar, 4- Ölçü ve tartılarında hile
yapanlar,
Çocuklarınıza İsim
Erkek: Hilmi Kız: Hesná
5- Åhireti inkâr edenler,
Cenâb-ı Hak; bu dokuz zümreyi, "Yazıklar olsun! Vay olsun!" fermanı ile uyarıyor. Bakınız! İyi dinleyiniz! Ku-
Altınoluk Dergisi Tel: (0212) 671 0700
lak veriniz!
İmansız bir kalbe, Cömert olmayan bir ele, Baktığında ibret almayan
6- Kibirlenerek hakkı ka- bûl etmeyen zâlimler, 7- İnsâfı terk edenler, 8- Vâz-u nasihat kabul et- bir göze,
Hakk kelâmı duymayan bir kulağa,
Hayra yürümeyen bir aya-
ğa,
Hak konuşmayan bir dile, Sahib olacağına, yok olsan daha iyidir.
Sadık Üzer, Huzura Giden Yollar, s. 47
Hz. ALİ -RADIYALLAHU ANH-IN KIYMETLİ SÖZLERİ
YanıtlaSil* Kişi, dili altında saklıdır, konuşturunuz zaman kıyme- tinden neler kaybettiğini anlarsınız.
* Dünya bir cîfedir, leştir. Ondan birşey isteyen köpek- lerle dalaşmaya dayanıklı olsun.
* Kul ümidini yalnız Rabbine bağlamalı ve yalnız günah- ları kendisini korkutmalıdır.
* İnsanlar arasında Allah'ı en iyi bilen, O'nu çok seven ve tam ta'zim edendir.
* İlimsiz yapılan ibadette, anlayış vermeyen ilimde, te- fekküre götürmeyen Kur'ân-ı Kerîm okumakta hayır yoktur.
* İyilik bilmez birisi de olsa, sen iyilik yap! Zira o, mukabi- linde teşekkür edene yapılan iyilikten mizanda daha ağır gelir.
* Edep aklın sûretidir.
* Alim ölse de yaşar, cahil yaşarken ölüdür.
* Bana bir harf öğretenin kölesi olurum.
* İnsanın kıymeti, yaptığı iyiliklerle ölçülür.
* Kalbin şifâsı Kur'ân-ı Kerîm okumaktır.
YANITLASİL
yuksel31 Ocak 2024 21:51
ISLAM KAHRAMANLARI
• İnsanlara önce hakkı öğretiniz. Onu öğrenen batil
tanır. * İnsanı layık olmadığı yere koymak zulümdür.
• Hakk'ı tanıyan Hak ehlini de kolayca anlar. Önce bâtil öğrenen, Hakk'ı güç tanır.
*Sen babanın hakkına riayet edersen, oğlun da senin hakkına riayet eder.
• Cimri insan, dünyada fakirler gibi yaşar, ahirette de zenginler gibi hesaba çekilir.
* Dostlarının kalbini kırmakla, düşmanlarının arzularını yapmış olursun.
* Himayen altındakilere iyilik yapmak istersen, onlara terbiye ve edep öğret.
* İki şey aklı ve tedbiri bozar, biri acele etmek, biri de olmayacak şeyi istemek.
* Kanaat eden aziz, açgözlülük yapan zelil olur.
* Nasihati reddeden, rezalet bulur.
* Kişinin verene teşekkür etmesi, nimetinin artmasına sebep olur.
* Ölümü unutmak, kalbin paslanmasındandır.
* Oburlukla sağlık bir arada bulunamaz.
* Mes'ud insan başkasından ibret alandır.
*Kişinin kendisini beğenmesi, aklının zayıf olduğuna delalet eder.
58
* Hakiki dost, sıkıntı zamanında imdada yetişendir
YANITLASİL
yuksel31 Ocak 2024 21:52
ASR-I SAADET'TEN
* Lüzumsuz şeylerin peşinde koşan, lüzumlu şeyleri ka- çırır.
• İnsanın namaz hususunda tembellik göstermesi, îman zayıflığındandır.
* Sabır kederlere perde, tehlikelere karşı yardımcıdır.
* Öldükten sonra yaşamak isterseniz, ölmez bir eser bırakınız.
* Her fenalıktan uzak kalmanın yolu, dili tutmaktır.
* İktisat az şeyi çoğaltır, israf çok şeyi azaltır.
* Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras, ilim gibi şeref olmaz.
İnsanlığın kurtuluşu faizin kaldırılması, zekâtın yerine getiril mesindedir. (S.) 649:Lemaat
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 22:33
İnsanlar kendi idarecilerinin yolundadır. (Mn.) 33.
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 22:53
8.Asirda İngiliz Kralı Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazarak para bastırmış.
Akra Fm.
Günün sohbeti
Prof Dr Mahmud Esad Coşan
YANITLASİL
yuksel4 Şubat 2024 23:36
Türkiye Cumhuriyeti de paranın üstüne Lâ ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah diye yazmalidir.
Dikkat edin! Siz sağır olan ve burada bulunmayan birisine seslenmiyor- sunuz. Bilakis, her şeyi işiten, gören ve çok yakın olan Allah'a sesleniyor-
YanıtlaSilsunuz. (Buhârî, Tevhid, 9)
ALLAH'IN ZÂTİ VE SÜBÛTİ SIFATLARI
Allah Teâlâ'yı daha yakından tanımamıza vesile olan sıfatlar vardır. Bunlara zâti ve sübūti sıfatlar denir. Allah'ın zâti sıfatları, sadece kendisine mahsus olan, yaratılmış bir başka varlıkta bulunmayan sıfatlardır. Bunlar altı ta- nedir. Vücud, Allah'ın var olması demektir. Kıdem, Allah'ın ezelî olması, varlığının başlangıcı olmamasıdır. Beka, Allah'ın ebedi olması, varlığının sonu olmamasıdır. Vahdaniyet, Allah'ın bir tek olmasıdır. Kıyam bi-nefsihi, Allah'ın varlığının başkasına ihtiyaç duymamasıdır. Muhalefetü'n lil-hava- dis, Allah'ın yaratılmış hiçbir varlığa benzememesidir. Sübūti sıfatlar ise Rabbimizin mükemmelliğini ifade eden, O'nu daha yakından tanımamızı sağlayan sıfatlardır. Bu sıfatlar, altı tanedir. Hayat, Allah'ın diri olmasıdır. İlim, Allah'ın her şeyi bilmesidir. Semi', Allah'ın her şeyi işitmesidir. Basar, Allah'ın her şeyi görmesidir. İrade, Allah'ın istediği şeyi istediği şekilde yap- masıdır. Tekvin, Allah'ın yaratmasıdır.
Cennet ehli Cennete Cehennem ehli de ateşe girdiklerinde, ölüm (bir koç şeklinde) Cennetle Cehennem arasında bir yere getirilir ve kesilir. Sonra bir münadi şöyle nida eder: "Ey ehli Cennet, ebedilik var ölüm yok. Ey ehli nar, ebedilik. Ölüm yok." Bunun üzerine Cennet ehlinin sevinç üzerine sevinçleri artar. Cehennem ehlinin ise hüzünleri üzerine hüzünleri artar.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 51 / No: 9
Ramuz El-Ehadis
Ümmetimi Benden sonra öyle fitneler kaplayacak ki, o fitnelerde insanın vücudu gibi kalbide ölür.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 346 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
Cennetle Cehennem arasında bir yerdir. Burada olanlar Cennettekileri ve Cehennemdekileri görür; simalarından bilir. ler. Cennete girmeği arzu ederler. Cennet halkına «Selämün aleyküm diye çağırırlar.] Yine bunlar Cehennem tarafına
YanıtlaSilنا لا تَجْعَلْنَا مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِمِين 155 (2) أَهْؤُلاءِ الَّذِينَ أَقْم لا اله الله رحم (3) ادْخُلُو أَجَنَّةَ الاخنُ عَلَيْكُمْ وَلا أَنتُمْ تَحْزَبُونَ 47155) الْجامِعُ [5] وَيَقُولُونَ حِجْراً مَحْجُوراً . 361
baktıklarında: [1] : [Ey bizim Rabbimiz! Bizi zalimlerle bera- ber kılma! derler.], [Cehennemdekilere de: «Malınızın ve avene- nizin çokluğu ve hakkı kabulde büyüklenmeniz sizi azabdan kurtarmadı.» derler.] [2] : [Ve «Bunlar (yani müslümanlar) Cennete giremez. diye yemin ederdiniz, derler.] [3] O anda: [Mü'minlere, «Cennete giriniz; sizin için asla korku ve keder yoktur. denilir.] A'raf halkının kim olacağı (sabi iken ölen küffar evladı, deliler vesaire olmak üzere) ihtilaflıdır. ((Cen- netle Cehennem arasında Yahya aleyhisselâm tarafından, Ce- nabı Hakkın emriyle, ölüm kesilip yok edilecek ve ondan sonra kâfirlerin kederi, mü'minlerin sevinçleri artacaktır.))
CEHENNEM
[4] ismi şerifinin bir mânası münafıklar ve Cehennemde cemedici» demektir. ((Cennetin gökte ve Cehen- kâfirleri nemin yerde olduğu)) nu beyan eden Deylemîden mervi bir hadis vardır. [5]: [Melekler «Lailahe illellah diyenler- den başkasının Cennete girmesi haram kılındı.>> derler.] ]119... أنه من يشرك بالله [ ]Allahü teâlâdan başka bir şeye ta-
pan, Allahü Teâlâya şirk koşmuş olur ki onlara Cennet kat'iy- yen haramdır. Bunların yeri Cehennemdir.] Kafirin vücudunun çok büyük olması, gayet ağır olan küfür günahını taşıması ve azabın şiddetini daha ziyade duyması içindir. Şeytanların vil
الحمل في سلم الخياط
YanıtlaSilcutları bunlardan çok daha büyük olur. [6] : [Hakka arka ve- rip yüzünü bâtıla çevirmiş olanları, Cehennem, gayet kuvvetli miknatıs cazibesi gibi, kendine çeker.] Küfür ve isyanda bu caribeye tabi olup Cehenneme doğru akmak hassası vardır. Günah işlemeyen aza yanmaz. İman yatağı olan kalb de yan- max. [7]: [Ey Yaratana isyan eden insan ve cin taifesi! Mah- şerde üzerine büyük alev parçaları ve erimiş bakır yağdırılır.] demektir. Zamanımızda harblerde nasıl ki düşman üzerine ateş- li ve patlayıcı şeyler yağdırıyorlarsa Allahü Teâlânın da (pey- gamberlerine, dinine, Kitabına) düşmanlık edenler üzerine apartıman gibi ateşler atacağı yukarıda da beyan olunmuştur. [8]: [Ayetlerimizi inkâr edip büyüklenenlerin ruhları için gök- ler açılmaz. Deve iğnenin deliğinden geçmediği gibi, bunlar da Cennete giremezler.] meâlinde olup, deve, olduğu halde ge- çemez. İplik gibi incelirse geçer. Şu halde Cennete girmek için Rabbe karşı küçülmek, incelmek lazım olduğu anlaşılır. Bu da Rabbül âlemini birlemek ve ona kulluk yapmakla elde edilir.
Rabbimizden muvaffakiyet isteyelim! ]سياب من تار [ ]Kafir-
اما خُذُوهُ فَعَلُوهُ ثُمَّ الْجَحِيمَ صَلُّوهُ ثُمَّ فِي سِلْسِلَة ذرعها 12150 حنا حدث بينَ يَوْمَئِذٍ مُقَرَّنِينَ فِي الْأَصْفَاءِ الله ا وترى المجرمين يوميد 497 [3] وترى ماعياؤه إلى سواء الجحيم لنَّارُ 260 (4) وَمَنْ يَعْشُ عَنْ ذِكْرِ الرَّحْمَنِ نَقِيضُ لَمْ نَبَا مِنْ قَطِرَ انِ وَتَغْشَى وُجُوهَهُمُ النَّارُ وَالشَّيَاطِينَ ثُمَّ لَنُحْفِرَ بَّهُمْ حَوَلَ جَهَنَّمَ جِيبَا نحشرهم وال مهوله قرن 401 (2) ) وَسِيقَ الَّذِينَ كَفَرُوا إِلى جَهَنَّمَ مَا حَتَّى إِذَا حَاؤُهَا فُتِحَتْ أَبْوَابُهَا وَ قَالَ لَهُمْ خَزَيْنَهَا
her için ateşten elbise hazırlanır... [1] : [Onu tutununet unik zincire bağlayınız; Cehenneme atınız!] [2] : [Onu gu Januz; Cehennemiartasing sürükleyiniz!] [3] : [Ortak gü
382
YanıtlaSiltikten sonra başka hayır yapmamış olanların bundan sonra nanları menfaat vermez. Tevbe de kabul olunmaz. Bir cuma gecesi güneş, battıktan sonra üç gün doğmaz. Salih mü'min ler işi anlar. Tevbe ve ibadet yaparlar. Saatle namaz kılarlar Güneş üç gün sonra batıdan doğar. Öğlende veya ikindide ge ri döner yine garpte batar. İşte bu batışta tevbe kapısı da ka panır. Ondan sonra yine şarktan doğar. Şimdi her gün şark tan doğması Allahü Teâlânın izni ve keremiyledir.
KIYAMETİN KÜÇÜK ALAMETLERİNDEN
Yeryüzünde fitne ve fesadın çoğalıp umurun şiddet bul- ması, ulemanın ruhları kabzolup cehaletin artması; zina ve işretin çoğalması; kadınların çok ve erkeklerin az olması; ze- kât verecek fakir bulunmaması; erkeğin kadına itaat edip ana- sına isyan etmesi; başkalarına iyilik edip babasına cefa etme- si; şerlerinden korunmak için bazı kimselere ikram olunması; sonra gelenlerin evvel gelenleri beğenmemesi; kadınla erkek arasında harama vasıta olanların çoğalması; emin kimselerin pek nadir olması; hayrı emir ve şerden nehyedilmemesi; hayrın şer, şerrin hayır görünmesi; mescitlerin binaca mamur, cema- atçe fakir olması; hakkı söyleyenin dinlenmemesi; insanlar arasında adalet, büyüğe hürmet, küçüğe merhamet, din kar- deşine muhabbet, ilim, haya, bereket kalmaması, terazide, öl- çüde hiylenin çoğalması; yalancı şahitliğin artması; helâl lok- manın azalması; ünsiyete layık dost bulunamaması [*] dün- yanın sevilip âhiretin, malın sevilip hesabın, hayatın sevilip
ölümün halkın sevilip خالق in, evlerin sevilip kabrin unu-
tulması gibi hallerdir. Bir hadisi şerîfe nazaran, eline geçen
malın helal veya haram olduğuna ehemmiyet vermemek de Kıyametin küçük alåmetlerindendir. algerlige verilmemesi, fukaranın ahiretini sat
Ipek giymetların çoğalması, kadınların şarkı söylentini dünyakeklerin
380
YanıtlaSilKIYAMETİN BÜYÜK ALAMETLERİ
On tanedir. Yemenden ates zuhuru, Deccalın çıkması, Hz. Isanın gökten inmesi, Ye'cüc Me'cüc, Dabbetül arz çıkması, Duhan olması, güneşin batıdan doğması, üç husuf (yani şark ta bir, garpta bir, Arabistanda bir olmak üzere üç yerin yere batması) dır.
Deccal: Hadisi şerîfle sabittir. ((Deccal kirk günde dün yayı dolaşacak, Mekke, Medineden başka her şehre ve her köye de girecek, bütün halkı azdıracaktır. Bu kırk günün bi- rinci günü bir sene, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir haf- ta, sonraki günler birer gün uzunluğundadır. Bazı yahudiler ona tabi olacaklar. Yiyecek, giyecek, mal ve her sefahat bera- berindedir.)) Deccal istidracı ile [*] Cennet ve Cehennem göstermek gibi bazı şeyler yapacaktır. Kendisine tâbi olanla- rı kendi Cennetine koyar. Halbuki hakikatte bu cehennem- dir. Kendisine itaat etmiyeni de, Cehennemine koyar. Halbu- ki bu da hakikatte Cennettir. Peygamberimiz: ((Deccala ita- at etmeyin; cehennemine girin! Buz gibi su içersiniz.)) bu- yurmuştur. Sûrei Kehf'in evvelini okuyan, mescitlere sığınan ve salevâtı şerife ile meşgul olan mü'minler bunun şerrinden emin olur. Deccal: «Ben sizin Rabbiniz değil miyim?» der. Adamları tasdik edince herkes doğru zanneder. Bazı ölüleri diriltir. Şama gidince, Hz. İsa tarafından öldürülecektir.
((Salihler, zalimler arasında kalmış olursa herkes niyet ve ameliyle mes'uldür. Fakat menetmeğe muktedir olup da ça- lışmayan bundan da mes'ul olur.))
İsa aleyhisselâm: Yere inmesi hadisi şerîflerle وانه اما للساعة 492] [ ويكلم الناس في المهد وكهلاً ومن الصالحين 155 [55... ve ا
ayetleri delaletiyle sabittir. ((Semadan inince mü'minler ya- nina toplanır.)) ((Hz. İsa haçları kırar. Hıristiyanlardan ciz- yeyi yani onlara mahsus vergiyi kaldırır; müslüman olmayan ları öldürür.)) ((Kırk sene kadar hayat sürüp dini Muham mediyi kuvvetlendirecek ve İslamdan başka millet bırakmıya caktır.)) ((Vefatında müslümanlar, namazını kılıp Medinede
[*] Istidrac, bir kafirin gösterdiği harika demekti
381
YanıtlaSilPeygamberimizin kabri şerifi yanında ayrılmış olan yere def- nedeceklerdir.))
Ye'cüe, me'cüc: Müteaddit âyetlerle sabittir. (Zülkarneyn seddinin arkasından çıkarlar.] ((Mahlûklardan rastladıklarını katlederler. Bunlar çokluk olduklarından yeryüzünde hiç yi- yecek bırakmazlar. İsa aleyhisselamin duası ile bunlar helak olacaklardır. Fena kokan leşleri, Hz. İsa ve müslümanların dua etmesi ile mintarafillah kaybolacaktır.)) Daha sonra ((Kur'- an, ilim, Haceri Es'ad, Makamı İbrahim kalkacak.)) [*] ((Ye'- cüc, me'cücün helâkinden sonra bol yağmurla yerler temizle- nir. Sonra Hz. İsa vefat eder.)) ((Gayet tatlı bir rüzgârla ha- yırlılar ölür ve şerliler üzerine kıyamet kopar.))
واذا وقع القول عَلَيْهِ الرجالهم دابة مِنَ الْأَرْضِ تَكَلَّمُهُم أَنَّ النَّاسَ كَانُوا بِآيَاتِنَا لَا يُوقِنُونَ 383 (2) فَارْتَقِبْ يوم تَأْتِي السَّمَائِبِدُ خَانِ مُبِينٍ يَغْشَى النَّاسَ هَذَا عَذَابَ اليم 495 (3) يَوْمَ يَأْتِي بَعْضُ أَيَاتِ رَبِّكَ
149- لا نفع نا إِيمَانُهَا لَمْ تَكُنْ أَمَنَتْ مِنْ قَبْلُ أَوْ كَسَبَتْ فِي إِيمَانِهَا خَيْرًا T
Dâbbetül arz: [1] âyeti: [Takdir ettiğim zaman geldi- ğinde Dâbbetül arz isimli bir hayvanı çıkarırım. Bu hayvan İnsanların çoğu Rabbin âyetlerini kabul etmezler.> diye ko- nuşacaktır.] ((Bu hayvan heybetli ve büyük olup bundan kaç- mak ve buna erişmek mümkün değildir.)) Bu hayvanın güneş garptan doğduktan sonra çıkacağı beyan olunmuştur.
Dühan: [2] âyeti kerîmesi delâletiyle büyük alâmetler- den biri olan büyük bir duman» yeri kaplar. Hadîsi şerifte beyan olunduğuna göre kırk gün durur. Mü'minlere ufak bir nezle tesiri yapar. Kâfirler ise baygın bir hale gelir (Zehirli gaz bunun ufak bir nümunesidir.)
Güneşin batıdan doğması : [3] âyeti kerîmesi ve hadisler delâletiyle güneş garptan doğup yine garptan battıktan sonra [Tevbe kapısı kapanıp evelce îman etmeyenlerin ve iman et-
[*] O zaman dünya halkı, din ve dünyanın hayrımı kaybetmiş olur. lar. İlmin kaybolması ulemanın ölümleriyle olur
YENİ AMENTÜ ŞERHİ (BÜYÜK İLMİHAL)
YanıtlaSilDiyanet İşleri Reisliğince tetkikten geçmiş olan bu kitap her müs- lüman için çok lüzumlu din ve ahlak bilgilerini belirten bir eserdir.
ONBEŞİNCİ BASI
Yazan:
Merhum Binbaşı NUMAN KURTULMUŞ
Fatih Matbaası, Tel. 27 23 72 İSTANBUL-1971
Levamiu'l-Ukül
YanıtlaSilصغير ويكثر أولاد الزنا حَتَّى إِنَّ الرَّجُلَ لَيُغشى الْمَرْأَةَ عَلَى قارعة الطريق وَيَلْبَسُونَ جُلُود الضَّأْنِ عَلَى قُلُوبِ الذَّتَابِ أَمْثَلُهُمْ فِي ذَلِكَ الزَّمَانِ الْمُدَاهِنُ
531
Ahir zaman
410- "Kıyamet yaklaştığında; taylasan giyilmesi çoğalır, ticaret artar, mal color, mal sahibine malı için saygı gösterilir, fuhuş yayılır, çocuklar amal (oxumuna gelir, kadınların sayısı artar, Sultan zulmeder, eksik ölçü ve tartı yapilir, dur adamın köpek yavrusunu yetiştirmesi, kendi çocuğunu yetiştirmekten kendisine daha cazip gelir, büyüğe hürmet, küçüğe de merhamet edilmez ve gayri meşru çocuklar çoğalır, hatta yol ortasında adam kadınla yakınlaşır. Insanlar, kalbleri kurt olduğu halde koyun postuna bürünürler, o zaman da insanların en iyi görüneni dalkavuktur "müdahin" (kötülükleri gördüğü halde karışmayıp, kendi işine bakandır).
alåmetleri
إِذَا اقْتَرَبَ الزَّمَانُ "Zaman yaklaştığında...". Yani kıyamet saati yaklaştığında... كثر لبس الطيالسية "taylasan giyme çoğalır" Râfiziler ve Şia gibi hak etmedikleri halde içi başka dışı başka, münafıklık için taylasan giyerler. Deccâl çıkar ve Isfehân'dan taylasanlarla yetmiş bin kişi ona tabi olur.
[1/221]
وَ كَثُرَتِ التجارة "ticaret çoğalır" Bu, açgözlülüğün çok olup, kanaatin olmamasından, nefis isteklerinin çok olmasındadır.
و كثر المال "mal çoğalır" كثر kelimesi başka bir nüshada önceki kelimede olduğu gibi كَثُرَتِ şeklindedir. Dünya sevgisinin çokluğundan.
وَ عُظم "saygı gösterilir" عظم kelimesi التعظيم kökündendir.
رَبُّ الْمَالِ لِمَالِهِ "mal sahibine malı nedeniyle" Yani mal sahibi, dini için değil
malı için, insanlar mala meylettikleri için saygın olur.
U PEYGAMBER
وَ كَثُرَتِ الْفَاحِشَةُ "fuhuş çoğalır" Yani zina...
وَ كَانَتْ إِمَارَةُ الصَّبْيَانِ "çocuklar amir olur" Yani yaşı genç olanlar. Nitekim Allah bir kavme azap ettiği zaman akılsızları veya çocukları yahut kadınları başlarına yönetici yapar. (Onlara bunları musallat eder.)
وَ كَثُرَتِ النِّسَاءً "kadınlar çoğalır" Kütüb-i sitte'deki bir rivayette حَتَّى يَكُونَ لِخَمْسِينَ إمرأة "öyle ki elli kadına (bir adam düşer)net bir başka rivayette ise لأَرْبَعِينَ قَيْمًا وَاحِدًا "kırk kadına bir erkek idareci düşer. şeklindedir.
Bu durum fitnelerin çokluğu nedeniyle erkeklerde öldürmeler artar. Çünkü savaşanlar kadınlar değil erkeklerdir. Bunun, fetihlerin çoğalacağına ve esirliğin
artacağına işaret olduğu da söylenmiştir. وَ جَارَ السَّلْطَانُ "Baştaki yönetici zulmeder" Çeşitli zulümlerle zulmeder.
1101 Buhari, Ilim 21; Müslim, Ilim 9: Ibn Mace, Fiten 25: Tirmizi, Fiten 34. Taberani, el-Mu'cemü'l-evsát, V, 126; Hakim, Müstederek, II, 186.4.
Bk. Bezzar, Müsned, VIII, 112.
Levamiu'l-Ukül
YanıtlaSilوخُفْفَ فِي الْمِكْبَالِ وَ الْمِيزَانِ ölçu ve tartida eksiklik yapılır" Yani onlarda noksanlık yapılır. Bu ifade, kayıp nedeniyle noksanlıktan kinayedir. Allahu Teälä Olçekte ve وَيْلٌ لِلْمُطَفِّفِينَ الَّذِينَ إِذا اكْتَالُوا عَلَى النَّاسِ يَسْتَوْفُونَ وَإِذَا كَالُوهُمْ أَوْ وَزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ . tartıda hileye sapanların vay haline! Ki onlar insanlardan ölçekle aldıkları zaman haklarını tastaman alanlar, onlara ölçekle yahut tartı ile verdikleri zaman ise eksiltenlerdir." buyurur. (el-Mutaffifin 1,2,3.)
وَ يُرَبِّي الرَّجُلُ جِرْوًا "Adam köpek yavrusu yetiştirip eğitir جزو kelimesi "ج/cim" harfinin esresiyledir. Köpek yavrusu demektir.
خَيْرٌ لَهُ مِنْ أَنْ يُرَبِّى وَلَدًا لَهُ " )B) Ona, kendisinin çocuğunu beslemekten daha iyi, yararlı olur." Çocuğunun kötülüklerinden, bereketsizliğinden, itaatsizliğinden dolayı.
وَلَا يُوَفَّرُ كَبِيرٌ "büyüğe saygı duyulmaz" Yani ilim ve yaşça büyük olan hürmet görmez, ondan utanılmaz.
وَلَا يُرْحَمُ صَغِيرٌ "küçüğe merhamet edilmez" Iki cümledeki fiiller edilgen/mechül kiptedir. Yani insanlar çocuklara şefkat, merhamet gösteren kimseler değillerdir.
وَيَكْثَرُ أَوْلَادُ الزَّنَا "zinadan olma çocuklar çoğalır" Zinanın çokluğu ve nikahların bozukluğu nedeniyle. Zinanın çokluğunu Resûlüllah (s.a.v)'ın;
oyleki adam yol ortasında kadinla حَتَّى إِنَّ الرَّجُلَ لَيُغَشِي الْمَرْأَةَ عَلَى قَارِعَةِ الطَّرِيقِ yakın olur." Ifadesi teyit eder. Yani hanımından başkasıyla bile yol ortasında zina eder.
وَ يَلْبَسُونَ جُلُودَ الضَّأْنِ ")insanlar) koyun postu giyerler" الأن kelimesi noktalı harf
olan "ض/dat" harfinin üstünüyledir. Koyun demektir.
عَلَى قُلُوبِ الذَّتَابِ "kurt kalpleri üzerine" Bu ifade, onların görünüşte yumuşak olduklarını ve kalplerinin de katılığını açıklar. Onlar insanlara merhamet etmezler
أمْثَلُهُمْ فِي ذَلِكَ الزَّمَانِ الْمُدَاهِنُ "bu zamanda insanların en iyisi, dalkavuk olandır" Onlar dalkavukluk, yağcılık ederler. İnsanları günahlar işlerken görür, onları kendi hallerine bırakırlar.
Hadiste kastedilen şey bu işlerin aşikâre olması ve çoğalmasıdır. Yoksa bu İşlerin aslı değildir. (Bu tür günahlar gizli ve az da olsa her devirde vardır.)
Hadisi Taberânî (el-Mu'cemü'l-kebîrde), Hâkim (el-Müstedrek'te) Ebu Zer (ra)'den naklederler. Hadisin sahîh olduğunu söyleyen Häkim'i (el-Müstedrek alå Müstedreki'l-Hakim'de) Zehebî eleştirmiştir.
Bu hadiste, Resulallah (s.a.v)'ın söyledikleri aynen gerçekleşmekte olduğu için peygamberliğinin hayretengiz alametleri bulunmaktadır.
٤١١ - إِذَا اقْتَرَبَ الزَّمَانُ لَمْ تَكَدْ رُؤْيَا الْمُسْلِمِ تَكْذِبُ وَأَصْدَقُكُمْ رُؤْيَا أَصْدَقُكُمْ حَدِيثًا وَ
رُؤْيَا الْمُسْلِمِ جُزْءٌ مِنْ خَمْسَةٍ وَ أَرْبَعِينَ جُزْءً مِنَ النُّبُوَّةِ وَ الرُّؤْيَا ثَلَاثَةٌ فَالرُّؤْيَا الصَّالِحَةُ
YanıtlaSilوَيَكْثَرُ أَوْلَادُ الزَّنَا "zinadan olma çocuklar çoğalır" Zinanın çokluğu ve nikahların bozukluğu nedeniyle.
yüzlerine ve sırtlarına vururlar. Allah onu otuz ile kırk yaşları şeklindedir. arasinda gondere
YanıtlaSilBistāmi "Sonra vefat eder. Müslümanlar onun cenaze namazını kılarlar kusursuz, kalplerde aziz, doğuların batıların sevgilisi şeyhi fanidir. Irfan sahiple onu tanır. On beş yıl, sekiz ay sekiz gün hakkı ortaya çıkarır, hakim kilar. Imam Mehdi hakkin, Decal batilin adamıdır. Mehdi hayırlıların, Deccal hayırsz başidir. Mehdi, Idris (as)'ın, Deccal ise Iblis in kilidir. Mehdi Allah apar basidir. Mehdiin sevgilisidir. Mehdi Kur'analyse decal chuy olmasına çalışandır. Mehdî'nin elbisesi yeşil, Deccal'in ki ise sarıdır. وَلَا خَيْرَ فِي الْحَيَاةِ بَعْدَهُ "Bundan sonraki yaşamda, hayır yoktur." Şerlilerin oralig
kaplaması nedeniyle. Mehdi'nin gönderilişindeki sir şudur, Hasan (ra) ümme
şefkatinden dolayı (mü'minler birbirini kırmasın diye) Allah için halifeliği bırakınce
onun yerine Allah en büyük halifeliği yapacak kimseyi çok ihtiyaç duyulan be
zamanda onun neslinden biri yaptı. Bu, Allah'ın adetidir. Kendi rizası için bir e
terk eden kimseye veya onun nesline, terk ettiği şeyden daha üstün olanını veri
Hadisi Ahmed b. Hanbel ve Bâverdi, Ebû Saîd el-Hudri (ra)'den nakletmiştr Bu hadisi destekleyen başka rivayetler de vardır.
- أَبْعَدُ الْخَلْقِ مِنَ اللهِ رَجُلَانِ : رَجُلٌ يُجَالِسُ الْأَمْرَاءَ فَمَا قَالُوا مِنْ جَوْرٍ صَدَّقَهُمْ عَلَيْهِ
وَمُعَلِّمُ الصِّبْيَانِ لَا يُوَاسِي بَيْنَهُمْ وَلَا يُرَاقِبُ اللَّهَ فِي الْيَتِيمِ
54- Halkın içinde Allah'dan en uzak olan iki kimsedir: Birincisi, ümeranın (yöneticilerin) meclisinde oturur da zulme ait sözlerinde onları tasdik eder. Diğeri ise çocukların muallimidir. Fakat onların hepsini aynı derecede eşit tutmaz Ve yetimin hakkı hususunda Allah'dan korkmaz. 295
أَبْعَدُ الْخَلْقِ "Yaratıkların en uzak olanı..." Yani yaratılmışların
مِنَ الله "Allah'tan.." Yani O'nun cömertliğinden ve rahmetinin artmasından أَبْعَدُ kelimesi, بعد dandir. O, duyusal ya da manevi olarak ulaşmanın kesilmesidir.
رَجُلَانِ "iki insandır." Insanlardan iki sınıftır.
رَجُلٌ يُجَالِسُ الْأَمَرَاءَ “)Birincisi yöneticilerle düşüp kalkan kişidir." Yani devet aşkanı veya onun vekiline giden.
فَمَا "şeyi..." Yani şeyi veya herhangi bir şeyi...
قَالُوا مِنْ جَور "zulüm olarak söyledikleri". Yani haksızlık namına zulme at yledikleri şeyde مِنْ جَوْر kelimesi ما harfinin açıklamasıdır.
الأحاديث للكمشخانوي
YanıtlaSilRâmûzü'l - ehâdîs Şerhi
LEVAMİ'U'L-'UKÛL
ZEKA PARILTILARI Hadis-i Şerifler ve Açıklamaları
Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhanevî (1813-1893)
Editör Prof. Dr. Mustafa Cevat Akşit
I. CİLT
له " kimse için kurulur. " Cennet bahçelerinden birinde veya sahih hadis kaynaklarında geçtiği üzere Kevser ırmağının kıyısında,
YanıtlaSil"bir kubbe" kelimesi " / kaf" harfinin ötresi ve tek noktali harf olan "ب / ba"nın şeddesiyledir. Yuvarlak küçük ev demektir. من لؤلر "inciden" لؤلو kelimesi iki "J / lâm" harfinin ötresi ve aralarındaki
Whemzenin tutarlı okunuşuyladır.
وزير جد "zebercedden" زَبَرْجَدٍ kelimesi noktasız harf olan ", / dâl" ile söylenir. Zebercedinin bir takım yararları vardır. Onun döküntü talaşını içmek cüzzama iyi gelir.
t yüzük anın
un
ni
e esas
ak
وياقوت "ve yakuttan" Kadi lyáz: "Rasûlullah (sav), o kubbenin yakuttan yapıldığını veya yakutla süslenmiş olduğunu söylemek istiyor." demiştir. Başkaları da "Rasülullah (s.a.v), kubbenin üç tür mücevherin birleşiminden oluştuğunu söylemek istemiştir." diyorlar.
Yakutların çok üstün özellikleri vardır: Yakuttan yüzük takmanın veya onu boyna asmanın vebâya engel olduğu incelemelerle anlaşılmıştır. Yakutun kişiyi ferahlandırma, yaralı kalpleri güçlendirme, zehirlere karşı direnç verme, gam ve kederi savmada etkili olduğu meşhur ve bilinmektedir. Bu kubbenin genişliği;
كَمَا بَيْنَ الْجَابية "Cabiye ile..." Câbiye, Şam'da bir köydür.
إلى صنعاء "San'a'ya kadardır" San'a Yemen'de bir kasabadır. Ağacı ve davarı boldur. Buranın Nuh tufanından sonra kurulan ilk belde olduğu söylenir. Câbiye ile San'a arasındaki mesafe bir aydan daha fazladır.
Bu hadisi Ahmed b. Hanbel, Ibn Hibbân, Ebû Ya'lâ, Ziyâ el-Makdisî ve Tirmizi, Ebu Said el-Hudrî (ra)'den garib olarak nakletmişlerdir.
٢٥٦ - أَدُّوا إِلَى كُلِّ ذِي حَقِّ حَقَّهُ وَالْوَلَدُ لِلْفِرَاشِ وَلِلْعَاهِرِ الْحَجَرُ وَمَنْ تَوَلَّى غَيْرَ مَوَالِيهِ أَوِ ادَّعَى إِلَى غَيْرِ أَبِيهِ فَعَلَيْهِ لَعْنَةُ اللَّهِ وَالْمَلَائِكَةِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ لَا يُقْبَلُ مِنْهُ صَرْفٌ وَلَا عَدْلٌ
256- "Her hak sahibine hakkını veriniz. Çocuk yatağındır (yatak sahibinin). Zina eden için de recm vardır. Kim ki, efendisinden başkasını mevla edinirse, yahud kendi babasından başkasına ait olduğunu iddia ederse Allah'ın, meleklerinin ve tüm insanların laneti onun üzerine olsun. Böylesinin ne nafile, ne de farz ibadeti kabul olunur,
أُدُّوا إِلَى كُلِّ ذِي حَقَّ "Her hak sahibine veriniz." Bu, hakimlere bir hitaptır.
"hakkını Yani dinen sizin vermeniz gereken hükmü... Rasûlullah (s.a.v)'a "hakkını vereceğimiz hak sahibi kimdir" diye soruldu. O da (s.a.v) şöyle buyurdu:
781 Taberani
للفراش "Cocuk yatağındır. Çocuk kelimesi erkek-kiz, tek ve birden fazla lanı kapsar. Yani çocuk yatağa tabidir. Veya kararı (hükmü) yatak için verilmiştir yani eş ya da efendi olsun yatağın sahibi için. Çünkü onlar, sahip olduklan hak edeniyle kadını yataklarına alırlar.
YanıtlaSilSafii (rh.a)'e göre yatağa alınanın kadının hür veya cariye olması fark etmez. Hanefiler ise bunu sadece hür kadına özgü kılarlar. Cariyenin çocuğu, cinsel birliktelik olmadıkça efendinin nesebine katılmaz, derler Çocuğun yatağa tabi olacağı yer, liån gibi dinen kabul edilen bir
yolla nesebin erkek tarafından kabul edilmeme durumunun söz konusu olmadığı yerdir. Aksi de olmaz. Şüpheli cinsel birliktelikte bulunan erkek de, eş veya efendiegodina Ak Zina eden için ise nesep konusunda hiçbir hak yoktur. Onun hakkı had cetasdir. Nitekim Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
والعاهر "Zina eden için... " الغاهر zina eden demektir. Kişi gece vakti zina için by kadina gittiğinde "عَهَرَ إِلَى الْمَرْأَةِ " denir. Iki fetha ustun ile المهر kelimesi, zina demektir.
Recm cezası
[1/159]
الحجز "tas (recm) vardır. Yani onun payı budur. (Doğacak) çocukta onun hiçbir hakkı yoktur. Bu kelime bir hakkı kaybetmekten ve iddia ettiği nesep takından mahrum olmaktan kinayedir. Çünkü الْوَلَدُ لِلْفِرَاشِ "Çocuk yatağa attir hadisinde de geleceği üzere, cinsel birliktelik hakkı (firāş) başkasına ait ken, o kimsenin nesep iddiasına itibar edilmez.
وَ مَنْ تَوَلَّى غَيْرَ مَوَالِيهِ "Kim ki, efendilerinden (mevalisinden) başkasını mevla edinirse" Yani kendi mevlâlarından başka birisini mirasçı ve akıle edinirse Hadisin başka bir rivayetinde بِغَيْرِ إِذْنِهِمْ "onların izni olmaksızın" ilavesi bulunmaktadır."
Alimlerin çoğu, bu ifadenin (öncekilerden farklı) hiçbir anlamı olmayıp haramlığı pekiştirmek için söylenmiştir, derler.
Ibn Hacer "وَمَنْ تَوَلَّى / kim mevla edinirse" ifadesinin, müvälättan olup daha genel bir anlamı kapsaması muhtemeldir, der. Çünkü mutlak anlamda yardım etmek, destek olmak ve mirasçı olmak bu kelimenin anlamlarındandır. Rasülullah Baylin "بِغَيرِ اِذْنِ مَوَالِيهِ / mevlalarının izni olmaksızın" ifadesi de bu kelimenin mirasçılık dışındaki anlamıyla ilgili söylenmiş olur" demiştir.
Ibn Arabi "mevlasından başkasını mevla edinmek çeşitli şekillerde olur. Onlardan birisi şudur: Kişi bir kavim ile yeminli olur. Onlardan başka bir kavimle antlaşmak için onlarla olan yemininden sıyrılır.
Buhari, Büyü 3; Müslim, Radå' 36; Ebû Dâvûd, Talak, 33; Tirmizi, Rada 8.
Nesebi bilinmeyen kişi, nesebi belli kişiye, "gel anlaşalım; eğer ben bir cinayet işlersem diyetimi anlaşmaya muvälät akdi denir. Nesebi belli kisi de ötekisinin mevlası olur. Mevlânın çoğulu mevali'dir.
Mela, Allah, efendi, azat edilmis köle, veli anlamları olan çok kullanışlı bir kelimedir.
aşkasına esep iddia tmenin ebali
YanıtlaSilLevámiul-Uk
veya babasından أو ادعى إلى غير أبيه فَعَلَيْه لَعْنَةُ الله والملائكة والناس أجمعين başkasına ait olduğunu iddia ederse Allah'ın, meleklerinin ve tüm insanlann laneti onun üzerine olsun." Rasûlullah (s.a.v); işlenen suçun büyüklüğünü, çirkinligin ve nankörlüğün şiddetini göstermek için genel ve pekiştirici ifadeler kullanmguran
لا يُقبل منه "O kimseden kabul edilmez... Kiyamet günu (Allah kabul etme صَرْفٌ وَ لَا عَدْلٌ "ne sarf ne de adl (türünden) bir hiçbir ibadeti" Yani fazie nafile hibir ibadeti Sad harfinin ustunle kelimesi yasak etmek değiştirmek, tevbe, çare ve belalar anlamına gelir. "Ondan sarf ve adli kab edilmez" denir. Yani tevbe, farz, nafile ve adaletli olma* ondan kabul edilmez
Bu hadisi Taberânî, Mu'cemü'l-kebir'de Ebû Mes'ud'tan nakletmiştir. lerde gelecek olan منْ تَوَلَّى غَيْرَ مَوَالِيهِ Kim mevalarından başkasını mevla edinirse hadisi de Ebu Mes'ud'a aittir.
eclislerin kkını rine tirme yolu
٢٥٧ - أَدُّوا حَقَّ الْمَجَالِسِ اذْكُرا للهَ كَثِيرًا وَأَرْشِدُوا السَّبِيلَ وَغُضُّوا الْأَبْصَارَ 257- "Allah'ı çok zikretmekle meclislerin hakkını verin. Doğru yolu gösterin ve gözlerinizi indirin. (Haramdan sakının). "S
أَدُّوا حَقَّ الْمَجَالِسِ "Meclislerin hakkını yerine getirin" Yani dinen ve örfen izden meclislerde veya meclisler için yapılması istenen şeyleri yerine getirin. "Onların hakkı nedir?" diye soruldu. Rasülullah (s.a.v) de şöyle buyurdu:
أذكر الله "Allah' an". أذكر kelimesi tekil kalıpta söylenmiştir. Câmiu's-Sağir'dek rivayet ise "أذكروا الله / Allah'ı anınız şeklinde çoğul kalıpta söylenmiştir ki bu daha iyidir.
كثيرًا "çokça" Bu emir mendupluk (teşvik) içindir. Bu meclis size şahitlik yapsın
ve Allah'ın zikri sizi boş şeylerden tutsun, alıkoysun diye (böyle yapın).
وَأَرْشِدُوا "gösterin" Yani her bir kişiye ayrı ayrı farz (farz-ı ayn) olarak dosdoğru yolu gösterin. Bu bazen farz-ı kifaye bazen de mendup olur.
الشبيل "yolu" Yani duygu ile ilgili veya manevi olarak yolu sapıtmış olana yolu (gösterin). Mürşid doğru yolu gösteren kişi demektir.
وَغُضُوا "indirin" غُضُوا kelimesinin ilk harfi ötrelidir.
الْأَبْصَارَ "gözleri" Yani herhangi bir kadın veya başka bir şey nedeniyle fitneje düşmekten sakınmak için gözlerinizi aşağı indirin.
Meclislerden maksat yoldan daha genel bir anlamdır. Bu emir, meciste her oturan kimseye teyiden emirdir.. bakışı indirmek yani bakışı hapsetmek ve bakmaktan tutmaktır. Her yapmaktan el çektiğin şey için bu kelime kullanilir.
784 cinayet vb.nin so
Başkasına babası olmadığı halde babamdır, diye iddia eden kişinin; zina suçu, edilmesinde tanıklığı dinlenmez. Çünkü adaleti yoktur.
herâni, el-Mu'cemü'l-kebir, VI, 87; Heysemi, Mecmau'z-zevâid, VIII, 120.
Entrika Birine zarar verme veya çıkar sağlamak amacıyla yapılan gizli oyun, gizli iş, hile, dalavere, düzen, dolap, desise.
YanıtlaSilEntüisyonizm Sezgicilik.
Enüm İyilikler, ihsanlar, bağışlar, ni- metler.
Enva Çeşitler, türler, neviler, cinsler.
Envanter Bilançosu Yıl sonunda ana hesaplara gereken düzeltmeler eklen- dikten sonra, bilançonun ve işletme he- sabının düzenlenmesine yarayan bilan- ço.
Envanter Bir ticari kuruluşta borç ve alacak hesaplarının sayımı. Bu sayımın sonucunda ortaya çıkan durum, dö- küm. Bu durumu gösteren çizelge. Demirbaş eşya listesi.
Envanter Çıkarmak Ölçme, tartma, sayma ve değerlendirme suretiyle bi- lanço günündeki alacak ve borcu kesin olarak ifade etmek.
Envanter Defteri Yıllık hesapların,
envanter bilgilerinin işlenildiği geçirildi- ği, tutulması zorunlu defter.
NİHAT İNAL
YanıtlaSilADLİ TIP VE EKONOMİK TERİMLİ HUKUK SÖZLÜĞÜ
desatir-i mahsusa دساتیر مخصوصه hususi (özel( kurallar, özel kanunlar
YanıtlaSildesatir-i muazzama دساتير معظمه : muazzam
düsturlar, geniş ve kapsamlı prensipler ve kurallar
desatir-i Rabbaniye دساتير ربانیه : Rabbin koy-
duğu düsturlar; varlıkların gerçek ve tek sa- hibi, yaratıcısı ve terbiye edicisinin (Rabbin) koyduğu terbiye edici, varlıkların yaradılış gâyelerine uygun şekilde gelişmelerini sağla- yıcı kanun ve kurallar
desatir-i Sünnet-i Seniye دساتیر سنت سنيّه : üstün sünnet kuralları, Hz. Peygamber'in (a.s.m.) Müslümanlara örnek olan üstün (seniye) hal ve hareket tarzları, öğüt ve tavsiyeleri şeklin- deki prensip ve kuralları
desatir-i tarikat دساتیر طریقت tarikat kuralları
desatir-i teşekkül دساتير تشكل meydana geliş kanunları
desatir-i umumiye دساتير عموميه : umum düs- turlar, geniş ve kapsamlı kanun ve kurallar
desise دسیسه : hile, tuzak, aldatma, oyun
desise-i nefsiye دسيه نفسيه : nefsin günaha itici istek ve duyguların) tuzak ve aldatması
desise-i şeytaniye دسیسه شيطانيه : Seytanın tu- zak ve aldatması
desiseci دسیسه جی : aldatıcı, hileci, tuzakçı
desisekarane دسیسه کارانه : kurnazlıkla, aldatıcı tuzak kurarak
dessas دنا : çok kurnaz, çok düzenbaz, çok
ak kurnazca, aldatıcı şe
İnsanların akidlerini bozduklarını, emanetleri hafife aldıklarını, ve -parmaklarını birbirine geçirip- böyle olduklarını gördüğün zaman evini tercih et, lisanına sahip ol, maruf olanı al, münkeri bırak, kendi işinle meşgul ol ve ammenin işlerini kendilerine bırak.
YanıtlaSilRavi: Hz. Abdullah İbni Amr (r.a.)
Sayfa: 46 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
Levamia
YanıtlaSilduruyorsun?Halba) Gazzali şöyle demiştir Şeytan, dünyalık şeylerde kişinin bakışını kendin üstte olana yöneltir ve şöyle der "Neden istemekten geri sahiplen bolluk içindedirler. Dini şeylerde ise kişiyi kendisinden daha diju d Venetim ve söyle der "Niçin kendini sikiyor aan korkuyorsun Hau kig senden daha bilgili olduğu halde Allah'tan korkmuyor, Insanların hen kimetlerle uğraşyor Sen niçin kendini sıkıntıya sokmakla onlardan ayriyen hometer sanda sorumluluk sahibi bir kimseyesi gereken, nefsi ve gruple che yapması ve onun (şeytanın) bu sözlerini reddetmesidir. IN
Hadisi, Ibn Hibban, Ebû Hureyre'den rivayet etmiştir. Ahmed b. Harl Beyhaklise Ebu Hureyre'den lybaktığı zaman, sözüyle rivayet etmiştir
11- إذا رأيت الناس قد مرجَتْ عُهُودُهُمْ وَخَفَّتْ أَمَانَاتُهُمْ وَكَانُوا هَكَذَا وَشَبَّكَ بَيْنَ المتهم الرم بينك وأملك عَلَيْكَ لِسَانَكَ وَخُذْ مَا تَعْرِفُ وَدَعْ مَا تُنكِرُ وَعَلَيْكَ بخاصة أمر نَفْسِكَ وَدَعْ عَنْكَ أَمْرَ الْعَامَّةِ
610-"Insanların ahitlerini bozduklarını, emanetlerini hafife ald parmaklarını birbirine geçirip- ve böyle olduklarını gördüğün zaman, v pkma, diline sahip ol, marufu al, münkeri bırak, kendi işinle uğraş, kamuna şleriyle uğraşmayı birak
إذا رأيت الناس "Insanlan gördüğün zaman" Yani onları bulduğun zaman
قذ فرحت "bozulmuş" مرج kelimesi tuli ve cim arasında el Bedir.
فهرنهم "ahitleri Hal cümlesidir. Yani ihtilaflı ve uyuşmazlığa dimi bozulmuş, emanet ve dindarlık sebepleri aralarında azalmış.
Keşşaf sahibi Zemahşeri şöyle der/Harece.kur bunalımlı oldu anlamında kardeş iki kelimedir. Araplar, yüzük eli rahatsız e لمرج الخاتم في يدي yüzük elimi sikti, ahitler ve emanetler bozulduğunda ise من والأمانات ahitler ve emanetler karıştı, derler. Mercan kelimesi de bu kökte Çünkü tanelerin en hafifidir.
kelimesinin çoğuludur. Yemin, eman/güvence verme, sahiple koruma saygınlığı gözetme ve vasiyet anlamla endanlener der konusunda gelen haberler bu tariflerin dışına çıkmaz
hafife alınmış kelimesi, tutar ile "az oldu" anlamed endar kavem azaldiginda soyledilen anlamdadır
nedabel Mared, 8, 314, Beyhalt, Susukanin, Vit, 273 100 DGM 17, Him, Misek, V.
Levamiu'l-Ukül
YanıtlaSilأماناتهم "emanetleri" أمانة أمانات kelimesinin oguludur. Hayınlığın / vefasızlığın ziddidir
وكانوا هكذا "böyle olmuşlar." Ravi, işaretin nasıl olduğunu şu sözüyle açıkladı: وشك "birbirine geçirdi" Yani karıştırdı.
بين أنامله "parmak uçlarının arasını Başka bir rivayette أصابعه parmaklarını şeklindedir. Yani insanların birbirine girmesine ve dinlerini karıştırmalarına işaret etmek için parmak uçlarını birbirine geçirdi. Öyle ki, güvenilir kişi hainden; iyi kimse günahkardan ayırtedilmez.
قالوم بتك "evinden çıkma Yani zorunlu durumlar dışında insanlardan ayrıl. وأملك "sahip ol" أفلك kelimesi, hemze-i katı' ve J/lam'ın esresiyledir.
عليك لسانك "dilini tut" Yani dilini muhafaza et ve koru. Ancak lehine olan şeylerde konuş, aleyhine olanlarda değil. Ya da seni ilgilendirmeyen konularda dilini tut. Zemahşerî, Keşşafa söyle der أخزنلانكوسرك Dilini ve sırrını gizle sözü, mecazi kullanımdandır.
Rasûlüllah (s.a.v) sahip çıkmayı, 'dile özgü kılmıştır. Çünkü diğer organlar dile tabıdır. Dil düzgün olursa, diğer organlar da düzgün olur. Dil eğri olursa, diğer organlar da eğri olur. Nitekim bu konu daha önce de geçmişti.
وَخُذْ مَا تَعْرِفُ "marufu al" Dini işlerden. Yani marufa sarıl ve hak olduğunu bildiğin şeyi söyle.
ودع "birak" Yani terk et.
ما نكر "münkeri" Halkın işlerinden dine aykırı olanları. Kalbinle, Allah'ın onlar hakkındaki tedbirine bak. Çünkü o, onların rızıklarını taksim ettiği gibi onlar arasında ahlaklarını da taksim etmiştir. Allah dileseydi onları tek bir ahlak üzere de kılabilirdi. Öyleyse Allahu Teâlâ'nın onlar hakkındaki tedbirine bakmaktan gafil olma Bir günah gördüğün zaman, Allah'a hamdet. Çünkü senin zamanında onu senden uzaklaştırdı.
Kabul görecekse, iyiliği emretme ve kötülükten sakındırmada yumuşaklık, sabır ve vakar içerisinde iyi davran. Değilse, iyiliği emretme ve kötülükten sakındırmayı yapmadığın için Allah'tan bağışlanma dile واضير على ما أصَابَكَ إِنَّ ذلِكَ مِنْ عزم الأقوي "Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar azmedilmesi gerekli işlerdendir. "(Lukman (31) 17).
وعليك بخاصة أمر نفسك "kendinle işinle uğraş" Bir rivayette küçültme/musağğar kayla خويصة şeklindedir. Yani özel işlerini, meşru yolda kullan ve onları yasaklanan şeylerden uzak tut. Kesin bildiğin şeyi yap. Dinini koru. Insanları terk et ve onlara uyma
Zemahşeri, Keşşafta şesinden maksat, kişiye özgü kitte olan şeydir. Küçültme kalıbıyla kullanılmıştır. Çünkü öldükten sonra dirilme,
günü ve bunun dışındaki bütün büyük olayların yanında kişiye küçücük kalmaktadır
YanıtlaSilSonra Rasûlüllah (sav) kişinin kendi işinden başka şeylerle uğraşma honay ortadan kaldırarak şöyle buyurmuştur.
ودع عنك أن العامة kamunun işleriyle uğraşmayı bırak Yaransarin in hepsinin. Burada maksat sadece avam/halk tabakası değildir. Bela yaygınlaşı ce geldiği için senin yadırgamana rağmen münkerin devam edeceği veya mie geldig ganallut edip zorbalik yapacağı kuvvetle muhtemelse veya cannon ettiğinde ya da inkar sebebiyle haram kılınmış bir şey,seni mahzurlu duum ettingyorsa, kamunun işlerine bakmayı bırakmada serbestsin. Bunların bulunma duşumunda kalbinin yadırgamasıyla yetin. Bu, şerliler çoğalıp hayırlılar zayıfla zaman, iyiliği emretmeyi terketme hususunda bir ruhsattır.
Ebû Nuaym, Hilye'de Enes (ra)'ten merfü olarak şu hadisi nakletmiştir علي على
اللي زمان يدعو فِيهِ الْمُؤْمِنُ لِلْعَامَّةِ فَيَقُولُ الله تعالى: ادْعُ لِخَاصَّةِ نَفْسِكَ أَسْتَجِبْ لَكَ، فَأَمَّا الْعَامَّةُ فَإِنِّي غلبية ساخط Insanların üzerine öyle bir gün gelecek ki o gün mü'min bir kime herkes için dua ettiğinde Allahu Teâlâ şöyle buyurur. Kendin için dua et, dan kabul edeyim. Kamuya gelince ben onlara kızgınım."31
Hadisi, Häkim, Müstedrek'te Abdullah b. Amr b. As (ra)'tan rivayet etmişti şöyle demiştir: Rasûlüllah (sav)'ın etrafında oturuyorduk. Birden fitneden baham ve bu hadisi söyledi. Hakim, hadisin sahih olduğunu, Irāki ise hasen olduğunu söylemiştir.
٦١١ - إِذَا رَأَيْتَ أُمَّتِي تَهَابُ الظَّالِمَ أَنْ تَقُولَ لَهُ: إِنَّكَ ظَالِمٌ فَقَدْ تُوَدَعَ مِنْهُمْ
611- "Ümmetimin zalime; 'Sen zalimsin' demekten korktuğunu gördüğü zaman onlardan ayrılabilirsin.
lim
medi-
إذا رأيت "gördüğün zaman" Bezzar'in rivayetinde و/ أشمärdigini ecek şeklindedir.
أثني "Ümmetimi" Yani ümmetim öyle bir hale dönüştüğünde ki
تهابُ "korkuyor" تهابُ kelimesi ba'nin şeddesiz okunuşuylady kalıbındandır. Yani korkuyor demektir
العالم "zalime" Yani Allahu Teala'nın sınırlarını aşan zorbaya
أن تقول لهإنك ظالم "ona, 'sen zalimsin' diye söylemekten" Yani onu zuimunde yetiyoratge ve zalim olduğuna dair aleyhin soylemek edeceyi unu yettiği halde onu yadırgamıyorsun.
381 Ebú Nuaym, Hiyet-evilyd, VI, 175 Ahmed b.
afes )1 [] اخفش. Görüştü zayıf, az gören. 2. Yalnız gece gören (kimse).
YanıtlaSil§ dey ahfeşin keçisi a. )کچیسی اخفشك Her şeye " ever" diyen, ak- lını kullanmayan kimse. ahger s.)اخكر( ]F.] Ateş, kor.
ahir a. ) اخر( ] > Fahir: "at yemliği"] Ko- cabaş hayvanları barındıran kapalı yer, hay- van damı, ıstabl.
11 ahi a. o benim kar- )اخى( ] Ar.ah; ahi: deşim"] 1. Kardeş. 2. Çok sevilen kişi. 3. Akraba, en yakın dost. 4. Anadolu'da meslek mensubu.
ahid, hdi a.)عهد( ] Arad. Bir işi üs- tüne alıp söz verme, deruhte, ta'ahhüt. 2. Allah'a karşı olan yükümlülük, and, kasem. 3. Sözleşme, mukavele. 4. Zaman, devir, hen- gâm, asır. 5. Bir hükümdarın zamanı. 6. Padi- şah buyruğu, ferman, hatt-i hümâyûn.
§ dey. ahd bağlamak sözleşmek, söz vermek.
ahde vefa sözünde durma, sözüne sadık kalma.
§ tam, ahd-i atīk öz.a.)1 عهد عتيق Tevrat(Yahudilerin eski kitapları). 2. Hz. Ebubekir Sıddık'ın lakabı.
ahd-i cedid öza.)عهد جديد( Inci
YanıtlaSilahdi karib a.)عهد قريب Yakin
man.
ahd ü peyman عود و پیمان( Ye min, and,
ahidleşmek )عهدلشمك( mek.
ahihte s.)آهیخته( ]F.] Kınından çıkarılmış, ele alınmış(silah).
ahilik a.)1 (اخيلك. Dostluk, kardeşlik, ar- kadaşlık. 2. Dayanışma ve yardımlaşma esası- na dayanan eski bir Türk töresi olup Osmanlı döneminde yaygınlaşmış bir teşkilat.
ahilla ...اخلا Ar.halil'in ç. b.] Haliller dostlar.
hiç. b. ahirin svahir) 1. Son. 2. Biten, sona eren. 3. sonra, sonunda, sonuncu. 4. Allah'ın adları dan: "Ilāhā Melikā Pādişāhā...sen ol ahirsin ki sana intihā yok" (Tazarru-nâme)
§ tam. ahir-i kar zآخر) كار
Ahibba Akrabalar , dostlar, tanıdıklar
YanıtlaSilAhilik Yüzyıllarca önce Anadolu'da gelişen bir halk ocağı. Sosyal bir kuru ses olan ahilik, iş alanında esnal yo tirmek, çalışma sevgisini aşılamak, Gre timi çoğaltmak maksadını güder; gun lük hayatta ise yardımlaşma, yoksulla koruma gibi insani duyguları ayna müzik, binicilik, silah kullanma, kabill yetlerini geliştirmeye önem verirdi.
Ahimsa Zarar vermeme.
Ahir Son, sonraki, sonuncu, nihayet. Başkası ile evli bulunan kimse ile cinsel ilişkide bulunan kimse.
Ahir Zaman Kıyamet, dünyanın sonu
Ahire Zina fiilini işleyen kimse. zinakar. Kahpe, orospu.
Ahiren Son zamanlarda, son günler de.
Ahiret Öbür dünya, ölüm ve kıya metten sonraki ebedi hayat, ukba.
Ahit Bir işi üstüne alıp söz verme, uh desine alma. Allah'a karşı olan, taah-
DİNİ KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ
YanıtlaSilYayına Hazırlayan
Doç. Dr. İsmail KARAGÖZ
ANKARA-2005
Biz de sadece soralım: Kim neyi bilecek ve bilmeli?
YanıtlaSilMesela “2014’ten bu yana Erdoğan İslamcı değil yeşil Kemalist’tir” demiş olan Doğu Perinçek?
Kudüs, Kurtuba, Kafkasya, Kırım, Keşmir tarihi bir ihmalin kurbanı olan coğrafyalarımız değil mi?
YanıtlaSilTabi ki, Kitabı ve kıbleyi ihmal edenlerin ne ülküsü, ne de ülkesi kalıyor…
Dahası biz kalbimizi ve ruhumuzu ihmal ettik… Yani kendimizi ihmal ettik, kaçınılmaz bir netice olarak birbirimizi ihmal ettik…
Vicdanı, mizanı imanın gereğini ihmal ettik…
Ahdimizi, akdimizi, andımızı, ihmal ettik…
Tüm bu ihmaller edep, erdem, haya, terbiye, görgü, nezaket, özveri, özen gösterme hassasiyetimizi zedeledi…
YANITLASİL
yuksel23 Şubat 2024 08:54
ihti- mamsızlık umutları tüketiyor...
Bu ihtimaller yarınları yaralıyor, gele- ceği karartıyor...
İhmalkârlığımız ilahi emanete düşü- rülmüş kara bir lekedir... Bugün başımı- za gelen musibet, felaket ve belalar kim bilir geçmişteki hangi ihmallerimiz sonu- cudur...
İhmal eden, savsaklayan, aldırmayan, geçiştiren ve bunu alışkanlık haline geti- ren, yaşam tarzı edinen bir ümmet iflah olmaz, toparlanamaz ve kendine gele- mez...
Yüz yıllık bir ihmalin sonucu olsa ge- rek bu ümmetin sefaleti ve esareti bitmi- yor... Parantez kapanmıyor...
Yoksa zamana yaydığımız yükümlü- lüklerin zamanla zamanaşımına uğraya- cağını mı sanıyoruz?..
a
ra
Dosyamızın kabardığını, suçumuzun arttığını fark etmiyoruz...
Açık söylemek gerekirse; ipe un se- ren, havanda su döven, topu taca atan, "çizdim, oynamıyorum," diyen "yerim dar" diyenin bu davada yeri yoktur...
Öldürücü suskunluk, kahredici vur- dumduymazlık tüm kasvetlerin ve gay- retlerin temel nedenidir
Davetsiz ve cihadsız hayatların hayrı kalmıyor... Aksiyonsuz ve aşksız hare- ketlerde bereket görülmüyor...
Ninova'yı, hatta Okçular Tepesini ih- mal ettik... "Bu sıcakta sefere çıkılır mı?" dedik...
YANITLASİL
yuksel23 Şubat 2024 08:55
Allah için ayağa kalkın denince yere çakılı kaldık." Duyarlılığımız gitti... Du- ruşumuz değişti... Duruma göre vaziyeti idare eder olduk...
Önümüzde daha uzun zaman var, tevbe ile telafi ederiz, dedik. Hani bizim mahallemiz, sokağımız hedef kitlemiz vardı... Bir insanın hidayetine vesile ol- mak dünyalara bedeldi... Tüm engelle- melere rağmen yüreklere dokunurduk... Bugün engeller kalktı, biz yerimizden kalkamıyoruz...
Bunca imkâna rağmen bu nasıl bir ihmal? İzahı zor bir durum... İmtihanda bocalıyoruz...
İhtimam gidince ihmal başlıyor, imti-
han zorlaşıyor... Daha da vahimi ihmal
yerinde durmuyor, derinleşiyor, yaygın-
laşıyor...
Kur'an'ı mehcur bıraktık... Mabetleri metruk bıraktık... Yoksulları mahrum bıraktık... Yeryüzünü mücrimlere bıraktık
Bugün Ümmeti Muhammed’in maruz kaldığı müzmin bir hastalıkla karşı karşıya kalıyoruz: İhmalkârlık… Öyle ki bu hastalık, hastalık olarak görülmüyor… Tedaviye ihtiyaç duyulmuyor… Bu da ayrı bir hastalık… Hatta ihmalkârlık kâr sanılıyor…
YanıtlaSilSanıyorum kulluk sınavımızı zora sokan en ciddi suçlardan biri ihmalkârlığımızdır…
Diyebilirim ki, öyle ihmaller vardır ki sonucu kasıtlı işlenen bazı hatalardan daha ağır olabiliyor
Evet, kimi günahlar, yanlışlar, hatalar, suçlar bilerek, isteyerek işlenmiyor… Birçoğu ihmalimizin sonucu…
Hak edene hakkını vermemek, sürüncemede bırakmak, kulak ardı etmek haksızlığa prim vermektir…
Ödüllendirilmesi gerekeni ödüllendirmemek… Cezalandırılması gerekeni cezalandırmamak…
İyiliği cezalandırmak, kötülüğü ödüllendirmekle eş anlamlıdır…
Gecikmiş adaletin adalet olmadığını bilmeyen var mı?..
Mazlumların çırpışını, çığlığını izlemek veya yüz çevirmek o cürme ortak olmak değil midir?
Başarısız olabiliriz, sonuç alamayabiliriz fakat kötülüğe müdahalemiz yoksa kuşkusuz vebal altındayız…
Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan değil miydi?
Bugün düşmandan daha çok ihmalimiz bizi vuruyor… En ciddi yanılgımız, ihmalkârlığı karakter edinmek ve bunu meslek bilmek… İhmal suikastlarının müsebbibi biz değil miyiz?
Gâvurların yaptıkları orada kalsın, gafletimiz bizi bitirmiyor mu?..
Sürdürülemeyen sorumluluklar, yarım kalmış görevler, sil baştan başlayan tekrarlar, inisiyatifsizlik, iradesizlik,........
YANITLASİL
yuksel23 Şubat 2024 08:49
Adaleti ihmal ettik… Ahlakı ihmal ettik… Ahireti ihmal ettik…
Kim bilir belki Allah’ı ihmal ettik…
Evet, Allah’a iman ediyoruz, ama yine de ihmal ediyoruz ve de iflah olmuyoruz… Namazdaki üşengeçliğimizi başka türlü nasıl izah edebiliriz?
Topyekûn kulluğumuz ve onun mütemmimi olan kardeşliğimiz ihmal riski altında…
Yoksullarımız, yetimlerimiz, yalnızlarımız, yaşlılarımız nerede?
Unuttuklarımız, uzaklaştıklarımız
24. Hz. Peygamber (sav) buyurmuştur ki:
YanıtlaSil"Bütün hataların kaynağı, dünya sevgisi; bütün fitne- lerin kaynağı, öşür ve zekâtı vermemektir."
Tasavvuf Klasikleri
ibn Hacer El-Askalani
MÜNEBBİHAT
UYARILAR
Dünya ile Ahiret işi bir anda yapılması gerekse ahiret işi önce yapılır.
YanıtlaSilAKRA FM
MAHMUD ESAD COŞAN
HADİSLER DERYASI
guya yerleştiler, halen sayıca az olmalarına rağmen birçok ülkenin Sunetimini, kültürel hayatını, ekonomisini, dünya ticaretini ele geçir miş, istediğini istediği ülkeye empoze ettirip yaptırabiliyorlar... Batılı devletlerin, daha başka, mason locaları, Lions kulüpleri, Ro- tary kulüpleri, Bilderbergler, misyoner teşkilatları, Yehova Şahitleri gi bi nice nice dinî, sosyal, siyasî, gizli, âşikâr, etkili, faal teşkilatları var... Ama biz müslümanların böyle kuruluşları yok; kurulmamış, kuru-
YanıtlaSillanlar tahrip edilmiş, kapatılmış, yasaklanmış...
Emperyalistler bir İslâm ülkesini ele geçirdiler mi önce İslam'ı
unutturmaya, müslüman halkı dejenere etmeye çalışırlar, en çok, ger- çek İslâm'dan, halis müslümandan korkarlar. Çünkü İslâm, iman, Kur'an, irfan, ahlâk ve mâneviyat ile ilim, çalışma, gayret, şuur, onur, basiret, hürriyet, istiklal, kalkınma, refah, mutluluk, zenginlik, güçlü- lük arasında kuvvetli ilişkiler, sarsılmaz bağlar, kesin etki ve tepkiler olduğunu çok iyi bilirler.
YANITLASİL
yuksel28 Şubat 2024 06:54
smler belli, duvarlar saglam, R çek buketleri, demek ki sık sık in uzerlerinde demet demet ta- ziyaret olunmaktalar...
Onlar böyleyken bizler ne yapmışız? Maalesef yürekler acısı bir durum. Mezarlıklar istilaya uğramış, gecekondu dolmuş, istimlak edilmiş, türbeler yıkılmış, kapatılmış, tozlu, harap, yağmalanmış; cami lere el konulmuş, halı la rı, levhaları, minberleri, mihraplan, çinileri- hatta kubbe kurşunları çalınmış, en değerli eserler yıktırılmış, avlu ları yok edilmiş; tarih sevdirilmemiş, ecdat kötülenmiş, gerici ve yo- baz gösterilmiş, vatan hainle ri putlaştırılmış, kahramanlaştırılmış; sa- raylar yağmalanmış, arşivler satılmış, şehirlerin tarihî binaları yıkıl- mış, yerlerini soğuk beton yığınlar almış, vakıf eserler yağmalanmış, kütüphaneler kapatılmış, en değerli kitaplar kaybolmuş, bir sürü yol- suzluk, hırsızlık, hainlik, düşmanlık, kadirbilmezlik, şarlatanlık, dal- kavukluk, nemelâzımcılık, vefasızlık, şuursuzluk...
Milli kültürümüz mahvedilmiş, tarihimiz yağmalanmış, tarih şu- uru sıfır, takip yok, hesap soran yok, suçlu ortada, ev sahibinden bas- kin, arsız, yüzsüz. Bu rezalete kimler, ne zaman dur diyecekler acaba; Şark'ın
eski aslanları nerede, uykudan ne zaman uyanacaklar? Bir 18 Mart Canakkale Zaferi gecti kar kisi olayı bilmekte? Çocuk
YanıtlaSil3233- Peygamberlik içinizde, Allah'ın dilediği zamana kadar devam edecek, sonra kaldırmak isteyince onu, kaldıracak; sonra nübüvvetin yolunda olan hilafet Allah'ın dilediği müddete kadar sürecek, sonra onu kaldırmak isteyince kaldıracak, sonra ısıran saltanat devri gelecek, o da Allah'ın dilediği zamana kadar kalacak, sonra Allah onu kaldırmak isteyince kaldıracak, sonra onu zorba bir hükümdarlık takip edecek, sonra da nübüvvet yolu üzerinde olan bir hilafet devri gelecek.
٣٢٣٤ - تَكُونُ لَأَصْحَابِي زَلَّةٌ يَغْفِرُهَا اللَّهُ لَهُمْ لِسَابِقَتِهِمْ مَعِي (كر عن محمد
بن الحنفية عن ابيه
3234- Ashabımın zellesi (ayak kayması) olur. Lakin Allah onları benimle beraber güzel geçmişleri bulunduğu için bağışlar.
٣٢٣٥ - تَكُونُ بَيْنَ يَدَيِ السَّاعَةِ أَيَّامٍ يُرْفَعُ فِيهَا الْعِلْمُ وَيُنْزَلُ فِيهَا الْجَهْلُ
وَيُكْثَرُ فِيهَا الْهَرَجُ وَالْهَرَجُ الْقَتْلُ (ه عن ابن مسعود)
3235- Kıyamet öncesi öyle günler olacak ki, o günlerde ilim kalkacak, cehalet yaygın hal alacak, cinayetler çoğalacak.
بِكُمْ فَيَسِيرُونَ ٣٢٣٦ - تَكُونُ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَ بَنِي الْأَصْفَرِ هُدْنَةٌ فَيَعْدِرُونَ
YANITLASİL
yuksel1 Mart 2024 22:26
إِلَيْكُمْ فِي ثَمَانِينَ غَايَةً تَحْتَ كُلِّ غَايَةٍ اثْنَيْ عَشَرَ الْفَا" (ه عن عوف بن مالك)
3236- Beni asfar ile aranızda sulh olacak, sonra size hiyanette bulunup her birinin altında on ikibin kişi bulunan seksen sancakla size doğru saldıracaklar.
۳۲۳۷ - تَكُونُ أَرْبَعُ فِتَنِ الأُولَى يُسْتَحَلُّ فِيهَا الدَّمُ وَالثَّانِيَةُ يُسْتَحَلُّ فِيهَا الدَّمُ وَالْمَالُ وَالثَّالِثُ يُسْتَحَلُّ فِيهَا الدَّمُ وَالْمَالُ الْفَرْجُ وَالرَّابِعَةُ الدَّجَّالُ
نعيم عن عمران بن حصين
3237- Dört fitne başgösterecek: Birincisinde adam öldürmek helal sayılacak, ikincisinde hem o, hem de mal, üçüncüsünde kan, mal, zina helal sayılacak, dördüncüsü ise Deccal'dir.
۳۲۳۸ - تَكُونُ اَمَامَ الدَّجَّالِ سِنُونٌ خَوَادِعُ يُكْثَرُ فِيهَا الْمَطَرُ وَيُقَلُّ فِيهَا النَّبْتُ وَيُكَذِّبُ فِيهَا الصَّادِقُ وَيُصَدَّقُ فِيهَا الْكَاذِبُ وَيُؤْتَمَنُ فِيهَا الْخَائِنُ وَيُحَوَّنُ فِيهَا الْأَمِينُ وَتُنْطَقُ فِيهَا الرُّوَيْبِضَةُ قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَا الرُّوَيْبِضَةُ
قَالَ مَنْ لَا يُوبَهُ لَهُ (طب عن عوف بن مالك)
3238- Deccal'den önce aldatıcı yıllar olacak. O yıllarda yağmur çok, bitki az olacak, doğru söyleyen yalanlanacak, yalan söyleyense doğrulanacak, haline güvenilecek emin olan kişi hain sayılacak, Ruvaybıza konuşacak "Ruvaybıza nedir ey Allah'ın Rasulü?" diye sordular. "Ruvaybıza, kendisine önem verilmeyen kişi" buyurdu.
۳۲۳۹ - تَكُونُ بَيْنَ النَّاسِ فِرْقَةٌ وَاخْتِلَافٌ فَيَكُونُ هَذَا وَأَصْحَابُهُ عَلَى الْحَقِّ
يَعْنِي عَلِيًّا (طب عن كعب بن عجرة) 3239. İnsanlar arasında ayrılık ve ihtilaf olacak, bu ve arkadaşları doğru yol üzere olacaklar. (Hazreti Ali kasdediliyor.)
٣٢٤٠ - تَمَنَّوْا الْمَوْتَ عِنْدَ خِصَالِ سِيِّ عِنْدَ إِمَارَةِ السُّفَهَاءِ وَبَيْعِ الْحُكْمِ وَاسْتِحْفَاف بالدَّمِ وَكَثْرَة الشَّرْطِ وَقَطِيعَةِ الرَّحْمِ وَلَشُوءٍ يَسْتَخْذُونَ الْقُرْآنَ
YANITLASİL
yuksel1 Mart 2024 22:27
مَزَامِيرَ يُقَدِمُونَ الرَّجُلَ لِيُغَنِّيَهُمْ وَلَيْسَ بِأَفْقَهِهِمْ (طب عن عابس لغفارى)
3240- Şu altı hususla karşılaştığınız zaman, ölümü temenni edin. Alçaklar başa geçirilince, hükümler satılınca, insan öldürmek hafife alınınca, şart ve yemin çoğalınca, akraba ile ilgi kesilince, Kur'an şarkı gibi oyuncak ve eğlence edinilince ki
YANITLASİL
Yorum Gönder
Bu blogdaki popüler yayınlar
İman
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Meric Tumluer Said Nursi
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Blogger tarafından desteklenmektedir
Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL
Vasiyet ve mustafa
PROFİLİ ZİYARET EDİN
Arşivleme
Kötüye Kullanım Bildir
مَزَامِيرَ يُقَدِمُونَ الرَّجُلَ لِيُغَنِّيَهُمْ وَلَيْسَ بِافقهِهِمْ (طب عن عابس لغفارى)
YanıtlaSil3240- Şu altı hususla karşılaştığınız zaman, ölümü temenni edin. Alçaklar başa geçirilince, hükümler satılınca, insan öldürmek hafife alınınca, şart ve yemin çoğalınca, akraba ile ilgi kesilince, Kur'an şarkı gibi oyuncak ve eğlence edinilince ki, insanlar kendilerinden çok daha az bilgisi bulunan adama gelip ondan medet umarlar.
٣٢٤١ - تَنَاصَحُوا فِي الْعِلْمِ وَلَا يَكْتُمُ بَعْضُكُمْ بَعْضًا فَإِنَّ خِيَانَةً فِي الْعِلْمِ
أَشَدُّ مِنْ خِيَانَةٍ فِي الْمَال (حل عن ابن عباس)
3241- İlimde birbirinize yardımcı olun. Kimse kimseden ilmi gizlemesin. Çünkü ilimde hıyanet, maldaki hiyanetten daha şiddetlidir.
٣٢٤٢ - تَنْتَظِرُ النُّفَسَاءُ اَرْبَعِينَ لَيْلَةً فَإِنْ رَنَتِ الطَّهْرَ قَبْلَ ذَلِكَ فَهِيَ طَاهِرٌ
وَإِنْ جَاوَزَتِ الْأَرْبَعِينَ فَهِيَ بِمَنْزِلَةِ الْمُسْتَحَاضَةِ تَغْتَسِلُ وَتُصَلِّي فَإِنْ غَلَبَهَا
الدَّمُ تَوَضَّأَتْ لِكُلِّ صَلَوة (ك عن ابن عمرو)
3242- Lohusa, kırk gece bekler. Bundan önce temizlik görürse, temizlenmiş olur. Eğer kırk geceyi geçerse özürlü hükmündedir. Yıkanır, namaz kılar. Eğer kan çok gelirse her namaz için abdest alır.
٣٢٤٣ - تَنْزِلُ الْمَعُونَةُ مِنَ السَّمَاءِ عَلَى قَدْرِ الْمَوْنَةِ وَيَنْزِلُ الصَّبْرُ عَلَى قَدْرِ
الْمُصِيبَةِ الحسن بن سفيان كر عن ابي هريرة)
3243- Yardım gökten, ihtiyaca göre iner, sabır da musibete göre iner.
٣٢٤٤ - تُنْكَحُ الْمَرْئَةُ لَأَرْبَعِ لِمَالِهَا وَلِحَسَبِهَا وَلِجَمَالِهَا وَلِدِينِهَا فَاغْفَرْ
بِذَاتِ الدِّينِ تَرِبَتْ يَدَاكَ رخ م ن ده حب عن أبي هريرة والديلمي والدارمي عن جابر) 3244- Kadın dört hasleti için alınır:
a) Malı için,
YANITLASİL
yuksel1 Mart 2024 22:49
b) Soyu için,
c) Güzelliği için,
d) Dini için. Sen dindar olanı tercih et ki, iki elin toprak olsun (bereket bulsun).
اسْتَطَعْتُمْ فَإِنَّا الإِسْلامَ عَلَى النَّظافة الله بنى ٣٢٤٥ - تَنَظَّفُوا بِكُلِّ مَا
وَلَنْ يَدْخُلَ الْجَنَّةَ إِلَّا كُلُّ نَظيف (ابو الصعاليك والرافعي عن أبي هريرة
3245- Olanca gücünüzle temizlenin. Çünkü Allah İslam'ı temizlik üzerine kurmuştur. Cennete ancak, her temiz olan kişi girebilir.
٣٢٤٦ - تَهَادَوْا تَزْدَادُوا حُبًّا وَهَاجِرُوا تَوَرَّثُوا أَبْنَانَكُمْ مَجْدًا وَأَقِيلُوا
الْكِرَامَ عَثَرَاتِهِمْ (طس والعسكرى كر عن عائشة)
3246- Hediyeleşiniz ki, karşılıklı sevgileriniz artsın. Hicret edin ki, çocuklarınıza iyi bir şeref ve fazilet terk etmiş olasınız, iyi insanların hatalarını affediniz.
٣٢٤٧ - تَهَادَوْا فَإِنَّ الْهَدِيَّةَ تُضَعّفُ الْحُبَّ وَتُذْهِبُ بِغَوَائِلِ الصَّدْرِ (طب
وابو يعلى وابو نعيم عن ام حكيم 3247- Birbirlerinize hediye verin. Çünkü hediye sevgiyi artırır ve kalpteki gaileleri giderir.
٣٢٤٨ - تَوَاضَعُوا لِمَنْ تَعَلَّمُونَ مِنْهُ وَتَوَاضَعُوا لِمَنْ تُعَلِّمُونَ وَلَا تَكُونُوا
جَبَابِرَة الْعُلَمَاءِ فَيَغْلِبُ جَهْلُكُمْ عِلْمَكُمْ (ابو الشيخ عن ابي هريرة) مِنْ
3248- Kendilerinden öğrendiklerinize (hocalarınıza) karşı alçak gönüllü olun. Kendilerine öğrettiklerinize karşı da tevazu gösterin. Zorba alimlerden olmayın. Böyle olursanız cehliniz ilminizi yenik düşürür.
٣٢٤٩ - تَوَاضَعُوا وَجَالِسُوا الْمَسَاكِينَ تَكُونُوا مِنْ كُبَرَاءِ اللَّهِ وَتَخْرُجُوا مِنَ
الكبر (حل عن ابن عمر) *
GGG
3249. Alçak gönüllü olun ve yoksullarla oturun ki, Allah nezdinde büyük kabul ettiği kişilerden olursunuz ve kibir denilen şeyden
Said Nursi
YanıtlaSilKadın Neden Başkası İçin Yaşar?.
Osmanlı'nın Düşünceye Neden İhtiyacı Yoktu?
Gerçek Türk Harfleri Arap Harfleridir.
NURETTİN TOPÇU
İş Ahlâkı.
Hakikat Düşmanı Üç Felsefe
Mazi Biterse Millet Biter.
İnsan ve İç Gözlemi
İslam'ı Sömüren Siyaset
Atatürk’ün ‘vasiyeti’, yani tuttuğu gizli notlar ne açıdan önemli?
YanıtlaSilAtatürk’ün gizli vasiyeti adı altında 1980’de bunu ilk defa dile getirdim. Kastedilen, Atatürk’ün siyasî vasiyetidir. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kişi nasıl bir gelecek öngörüyor? Devletin ilelebet payidar kalabilmesi için neler gerektiğini düşünüyor? Bunun için kendisinin bazı tasavvurları var. Daha cumhuriyet kurulalı 15 sene olmuş. Dolayısıyla kastedilen “Makbule’ye 50 lira verin, ötekine 5 lira verin” şeklinde bir vasiyetname değil. Kendi tuttuğu çeşitli kayıtlar, görüşler ve yaklaşık 400 sayfayı bulan, kimisi iki satır, kimisi bir sayfa notlardan oluşan bir külliyat…
Bu notlar ilk defa İnönü tarafından mı açıldı?
Hayır. Bu, bildiğim kadarıyla 1958’den itibaren Menderes’in haberdar olduğu bir durum. Dolayısıyla 1938’de mühürlenerek saklanan bu kâğıtlar 1950’li yıllarda Menderes başbakan, Celal Bayar da cumhurbaşkanıyken onlar tarafından biliniyor olmalı. 1964’te Celal Bayar’a sordum; o da “Böyle bir olay vardır fakat Türkiye buradaki fikirlere hazır değildir” dedi. 1988’de 50 yıl doldu ve açılması gerektiğinde Kenan Evren 25 sene daha yasak koydu. Kızdığım taraf, hep birileri Türkiye ve Türk milleti adına “Türkler buna hazır değil” diyor. Ya kardeşim sen kimsin, niçin durmadan bunu deme yetkisini kendinde görüyorsun?
Bu notları açıp okuyanlardan bir bilgi sızmadı mı hiç?
Menderes’in 1958’de söylediği bir cümle vardır: “Siz isterseniz hilafeti de getirirsiniz.” O dönemde kullanılmayan, kullanılması mümkün olmayan bir cümle bu. Nitekim Menderes laiklikle ilgili yasa ve yönetmeliklerde değişiklikler yapmayı planlıyordu. 27 Mayıs’ın ardından idamı, notu okuduğunun işaretidir.
Çünkü mukattaa harflerinin toplami on dörttür.
YanıtlaSil1935- Sana Allah'tan korkmanı tavsiye ederim. Çünkü o bütün yapacağın amellerin bir süsüdür. Kur'an okumalısın. Allah'ı anmalısın. Çünkü bu gökte anılmana, yerde aydınlanmana bir vesiledir. Uzun sükutte bulunmalısın. Ama hayrı söyleyeceğin zaman başka. Hemen söyle. Çünkü bu şeytanı senden kovar. Din işinde sana yardımcı olur. Sakın ha çok gülme. Çünkü bu kalbi öldürür, yüzün nurunu giderir. Cihad etmelisin, ümmetimin asla bırakmayacağı şey budur. Yoksulları sev, yanlarında otur. Daima senden aşağı olana bak, üst olana değil. Bu Allah'ın üzerinde nimetini hakir görmemen için en layık olan husustur. Senden ilgilerini kesseler bile sakın ha akraba ile ilgini kesme. Acı da olsa doğruyu söyle. Allah uğrunda levm edenlerin levminden korkma. İçindeki bilgin seni insanlara reva görebileceğin kötülükten alıkoysun. Yaptığın şeyle onlara karşı övünme. Ayıp yönünden şu üç hasletin kişide bulunması kâfidir: Kendi kusurunu görmeden başkalarının kusurlarına bakması. Kendi utanılacak şeyde yüzerken o utanılacak şeyi sebebiyle başkalarını ayıplaması. Yanında oturan (komşusuna) eziyet etmesi. Ey Ebu Zerr! Tedbir gibi akıl yoktur,
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel11 Mart 2024 00:16
kötülükten çekinme gibi vera yoktur, güzel ahlak gibi şeref yoktur.
١٩٣٦ - أُوصِيكُمْ بِتَقْوَى اللَّهِ وَالسَّمْعِ وَالطَّاعَةِ وَإِنْ أَمَرَ عَلَيْكُمْ عَبْدٌ حَبَشِيٌّ فَإِنَّهُ مَنْ يَعِشَ مِنْكُمْ بَعْدِى فَسَيَرَى اخْتِلَافًا كَثِيرًا فَعَلَيْكُمْ بِسُنَّتِي وَسُنَّةِ الْخُلَفَاءِ الْمَهْدِيِّينَ الرَّاشِدِينَ تَمَسّكُوا بِهَا وَعَضُّوا عَلَيْهَا بِالنَّوَاجِدِ وَأَيَّاكُمْ وَمُحْدَثَات الأُمُور فَإِنَّ كُلَّ مُحْدَث بِدْعَةٌ وَكُلُّ بِدْعَةٍ ضَلَالَةٌ (حمد
ت حسن صحيح ٥ و ابن جرير ك ق عن العرياض)
1936- Size Allah'tan korkmanızı, Habeşli bir köle bile başınıza geçirilse onu dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Çünkü benden sonra yaşayan çok ihtilata şahid olacaktır. Benim sünnetimden, hidayete ermiş, doğru yolda olan halifelerin yolundan ayrılmayın. Ona sımsıkı sarılın. Azı dişlerle ısırır gibi (sımsıkı sarılıp sakin bırakmayın). Sonradan uydurulmuş işlerden uzak durun. Çünkü sonradan uydurulan, bidattir, her bidat sapıklıktır.
Çünkü ümmeti yaratılmışların öncüsü olduğu için onların bozulmasıyla düzen bozulur. Öncüler bozulduğu zaman, toplum da bozulur.
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel13 Mart 2024 02:06
لوامع العقول شرح راموز الأحاديث للكمشخانوي
Râmûzü'l- ehâdîs Şerhi
LEVAMİ'U'L-'UKÜL
ZEKA PARILTILARI Hadis-i Şerifler ve Açıklamaları
Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhanevî (1813-1893)
Editör Prof. Dr. Mustafa Cevat Akşit
III. CİLT
sy. 553.
YanıtlaSilإِيمَانُهُ رَجُلٌ لا يَخَافُ فِي اللَّهِ لَوْمَةَ لائِم ٣٣١٤ - ثَلَاثَةٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ يَسْتَكْمِلُ وَلَا يُرَانِي بِشَيْءٍ مِنْ عَمَلِهِ وَإِذَا عُرِضَ عَلَيْهِ أَمْرَانِ أَحَدُهُمَا لِلدُّنْيَا وَالْآخَرِ
لِلآخِرَةِ اخْتَارَ أَمْرَ الآخِرَةِ عَلَى الدُّنْيَا (كر والديلمي عن ابي هريرة) 3314- Üç şeyi kendinde bulunduran, kâmil bir iman elde
a) Allah yolunda kınayıcının kınamasından korkmamak, b) Yaptığı amellere en küçük bir riya dahi karıştırmamak, c) Biri dünya diğeri ahiret olan iki iş kendisine sunulduğunda, ahiretinkini tercih etmek.
etmiş olur:
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 01:53
1942- Kıyamet gününde kulun ilk hesap verecek olduğu şey, namazıdır. Eğer tamamlamışsa bu onun için tam olarak yazılır, tamamlayamamışsa Allah Azze ve Celle meleklere:
"Bakın, eğer kulumun nafile namazı varsa onunla bu farz namazlarını tamamlayın" emrini verecek. Sonra zekattan da böyle hesaba çekilecek. Sonra diğer ameller de bu minval üzere ele alınacak.
۱943 - اَوَّلُ الْوَقْتِ رِضْوَانُ اللهِ وَوَسَطُ الْوَقْتِ رَحْمَةُ اللَّهِ وَآخِرُ الْوَقْتِ
عن ابراهيم بن عبد الملك) الله قط * عَفْو الله
1943- Namazın vaktinin evveli Allah'ın rızası, ortası rahmeti, sonu ise Allah'ın affıdır.
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 01:57
عائشة)
4496- Veled-i zinaya, ana-babasının suçundan hiçbir sorumluluğu yoktur. Kimse kimsenin suçunu (günahını) taşımaz.
٤497 - لَيْسَ عِنْدَ اللهِ يَوْمٌ وَلاَ لَيْلَةٌ تَعْدِلُ اللَّيْلَةَ الْغَرَّاءَ وَالْيَوْمَ الأَزْهَرَ (ك) * ٤٤٩٧
عن ابي بكر)
⑤
G
4497- Allah katında, Cuma gecesi ve gününe eşit olacak hiçbir gece ve gün yoktur.
٤٤٩٨ - لَيْسَ عَدُوكَ الَّذِى اذَا
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 02:00
١٣٤٠ - إِنَّ الدُّنْيَا مَلْعُونَةٌ مَلْعُونٌ مَا فِيهَا إِلَّا ذَكَرَ اللَّهُ وَمَا وَالاهُ وَعَالِمُ أَوْ
مُتَعَلَّمُ فَإِنَّ أَوَّلَ فِتْنَةٍ بَنِي إِسْرَائِيلَ كَانَتْ فِي النِّسَاءِ اء (م) عن ابي سعيدن
حسن غريب عن ابي هريرة
1340- Dünya melundur, dünyada bulunan ve kişiyi Allah'tan gafil eden hususlar da melundur. Yalnız zikrullah, Allah'ın sevdiği iyi amel, âlim ve ilim tahsil eden hariçtir. İsrailoğullarını baştan çıkarıp fitneye sürükleyen ilk şey muhakkak kadınlar olmuştur.
١٣٤١ - إِنَّ الدُّعَاءَ يَنْفَعُ مِمَّا نَزَلَ وَمِمَّا لَمْ يَنْزِلْ فَعَلَيْكُمْ عِبَادُ اللَّهِ بِالدُّعَاءِ
ت وابن النجار عن ابن عمر)
1341- Dua, gelen ve gelecek olan musibetlere karşı faydalıdır. Allah'ın kulları! Duadan ayrılmayın.
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 02:02
٣٨٦٤ - طَاعَةُ النِّسَاءِ نَدَامَةٌ (عق والقضاعي وابو على الحداد في معجمه كــر
عن عائشة)
getirir.
3864- Mühim işlerde kadınlara boyun eğmek pişmanlık
٣٨٦٥ - طَاعَةُ الله طَاعَةُ الْوَالِدِ وَمَعْصِيَةُ الله مَعْصِيَةُ الْوَالِدِ (طس عن ابي
هريرة)
3865- Allah'a itaat etmek, anneye, babaya itaaat etmektedir. Anneye babaya isyan eden, Allah'a isyan etmiş olur.
-
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 02:03
- طَالِبُ الْعِلْمِ طَالِبُ الرَّحْمَنِ طَالِبُ الْعِلْمِ رُكْنُ الإِسْلَامِ وَيُعْطَى
أَجْرُهُ مَعَ النَّبِيِّينَ (الديلمي عن انس)
din gibi
3867- İlmin talibi Rahman'ın talibi demektir. İlmin talibi İslam'ın rüknüdür. O peygamberlerle birlikte mükafatlandırılacaktır.
٣٨٦٨ - طَالِبُ الْعِلْمِ اللَّهِ كَالْغَازِي وَالرَّائِحُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ
الديلمي عن انس حل عن بكار بن ياسر)
3868- Allah için ilim tahsil eden, Allah yolunda savaşa erkenden gidip sağ salim dönen gibidir.
ن
YANITLASİL
yuksel17 Mart 2024 02:04
Sene yüz otuz beş olunca, Davud oğlu Süleyman (a.s.)'ın deniz adalarında hapsettiği şeytanların azılıları serbest kalır. Ve onların onda dokuzu lrak'a gider. Ve orada Kur'an hakkında (şeytanca) mücadele ederler. Onda biri ise Şam'da kalır.
Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.)
Sayfa: 60 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
Yorum Gönder
Bu blogdaki popüler yayınlar
İman
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Meric Tumluer Said Nursi
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Blogger tarafından desteklenmektedir
Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL
Vasiyet ve mustafa
PROFİLİ ZİYARET EDİN
Arşivleme
Kötüye Kullanım Bildir
148. Allah, (insanı incitecek) kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez. Ancak zulmedilenler hariç. Allah her şeyi işiten ve bilendir.
YanıtlaSil(Zulmedilenler feryat, beddua veya şikayet edebilirler.)
Nisa Suresi
148.ayet.
)seçkinler)a özel bir hitabı hedef alması dolayısıyledir. وَلَا تَلْبِسُوا الحَقِّ بالباطل hakkı batıl ile karıştırıp aldatmayın; doğruyu yalanla, yanlışlarla bulayıp da وَتَكتُمُوالحق وأنتم تعلمون bile bile hakkı gizlemeyiniz. Bu âyetin anlamı çok kap- samlıdır. İlme ve amele dair hususları kapsar. Bilgiçlerin hilelerine, yalan do- lanlarına ve bozgunculuklarına, hatta ticaret ehlinin karışık işlerinden ve hakim- lerin haksız hükümlerine varıncaya kadar hepsine şümülü vardır. "İnsanları aldatmayınız, sahtekârlık yapmayınız." meâlinde bir genellemeyi ifade eder. Bununla beraber (kelâmın) sevki bilhassa ilmî değeri hedef alıyor. Nice kimse- ler vardır ki, ilmî gerçekleri bozarlar, kötüye kullanırlar, onları kendi gönüllerine göre evirerek çevirerek aslından çıkarırlar, bakırı yaldızlarlar, altın diye satarlar. Bu durum İsrailoğulları haberlerinde çok vardı. Bunlar, kendi yazdıkları fikirleri, te'villeri, tercemeleri, Tevrat'ın aslı ile karıştırıyorlar, seçilmez bir hale getiriyorlar ve bazan da Muhammed (s.a.v.)'e ait vasıflar hakkında yaptıkları gibi geçmiş kitaplardaki âyetleri saklıyorlardı ki, bu konuda فَوَيْلٌ لِلَّذِينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِأَيْدِيهِمْ ثُمَّ يَقُولُونَ هَذَا مِنْ عِنْدِ اللَّهِ "Yazıklar olsun o kimselere ki, kit- abı elleriyle yazıp, sonra 'Bu Allah katındandır.' derler." (Bakara, 2/7( يُحَرِّفُونَ الكلم عن مواضيه "Kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar." (Nisa, 4/46, Maide, 5/13( ve diğerleri gibi başka âyetler de vardır. Bunlar, Tevrat'ın aslını korumuyorlar, kendi yazdıkları tercemeleri: "İşte Allah'ın kitabı" diye Tevrat yerine koyuyor- lardı. Ve ilmî meselelerde gerçeği takip etmeyerek kendi gönüllerine göre
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel19 Mart 2024 05:59
2- BAKARA SÛRESİ: 42-43
Cu
oluy
din
hak
ma
rin
ara
ke
de
be
n
0
286
Cuz
açıklamalarda bulunuyorlar, arzu ve şehvetlerine sapıyorlar, safsatalar yapıyorlar, arzularına tabi oluyorlardı. Bu şekilde hak fikri, hak inancı kalmıyor aidatma, karıştırma, aldatıcılık hükümran oluyordu. İşte bütün bunlara karşı İsrailoğullarının bilginlerine genel olarak bu yasaklama hitabı söylenmiştir ki, Kur'ân'da bu konuda başka bir âyet olmayıp da yalnız bu âyet olsaydı, Kur'ân'ın terceme ve tefsiri meselesinde ve diğer ilmî vaziyette İslâm'ın tutumunu, ilmi vazifenin şeklini tayin etmek için bu âyet yeterli olurdu. Kur'ân'ın tecrid (soyutlama) meselesinin ne büyük önemi haiz olduğu, Kur'ân'ı Kur'ân, terceme- sini terceme, tefsir ve te'vili de tefsir ve te'vil olarak bellemek ve belletmek bir hak görev olduğu unutulmamalı. "Farsça Kur'ân", "Türkçe Kur'ân" gibi sözlerden çekinmelidir. Çünkü milyonla terceme ve te'vil yazılır, onlar yine Kur'ân'ın hakikati olmaz, Cenab-ı Hak لا تلبسُوا الحَقِّ بالباطل buyurmuştur.