Hamd, Allah'a mahsustur ki záti kemâlî hakikatlerinin nüshasından âlemlerin, alâmet ve işaretlerin nakışlarını ızhar etti. Zâti cem “nûn”un- dan harflerin, kelimelerin ve kelâmın türlerini çıkardı. Cem' ve tenzih maka- mından, eğriliği olmayan Arapça bir Kur'an indirdi. Onu, her zaman burhanları ve delilleri parlayan ebedi bir mucize kıldı.
Salât ve selâm, ilim, ayn ve yakinde yüce makamın kapısını açan Efendimiz Muhammed'e olsun ki, Adem daha su ile balçık arasında iken O peygam- berdi. O'nun Kur'an ahlâkıyla ahlâklanan ailesine, ashâbına ve ahir zamâna kadar ihsân üzere/güzelce onlara tabi olanlara da selam olsun.
Fakir kul, kurban olarak adanan (İsmail (a.s.))'ın adaşı, nasihatçi, muhacir, Şeyh İsmail Hakki - Allah kendisini sabahların, akşamların ve gündüzlerin fitnelerinden saklasın- der ki:
Vaktinin sultanı, zamanının ender bulunanı, ilim ve irfânıyla halk üze- rinde Allah'ın hucceti, ilahi inâyet ve tevfik nurlarının ufku, kesin olarak hilafet sırlarının varisi, ikinci bin yılın ikinci onluğunun (XII. hicri asrın başında tecdid sırrına sahip olduğu kabul edilen, rabbâni ilhamın ma'deni seyyidlerin yolundan giden, asil ve soylu Şeyh, (Hz. Osman) ibn Affan'ır adaşı, İstanbul'da ikamet eden, imam ve allâme olan Şeyhim, büyük âlim ve çok anlayışlı üstadım - Allah ona imdad eylesin, bize de gizlide v âşikarda onunla imdad buyursun-, (hicri) ikinci bin yılın birinci onluğunu onuncu onda birinin altıncı onda birinde (h. 1096/m. 1685) benim, velileri
YANITLASİL
yuksel24 Mart 2024 15:08 İsmail Hakkı Bursevi
kalesi (burcü'l-evliya) olan Bursa sehrine - Allah kötülüklerden ve sıkıntılardan muhafaza eylesin- göçmeme işaret ettiler. Oraya yerlesince, meshur nurlu ma'bed Cami-i Kebir (Ulucami) de vaaz ve öğütten uzak duramadım.
Bazı Rumeli (Balkanlar) beldelerinde ikamet ettiğim zaman yazdığım, tefsir sayfalarından 1 ve muhtelif ilimlerden derlenmis, Kur'an sürelerinden Lait-Oman'dan daha sonrasına kadar ulasan bazı notlarım vardı. Fakat onlarda söz çok uzadığı için darmadağınık vaziyetteydi. Bir kısmını batı rüzgarı, bir kısmını da saba rüzgarı bir tarafa atmıştı.
İstedim ki uzun nakilleri kısaltayım. Lafızların, harflerin ve noktaların sahasına dağılan evrakı toparlayıp özetleyeyim. Onlara bir nebze de gönlü- me doğan maʼrifetlerden ilave edeyim. Nazmettiğim latifelerin gerdanlığına onları da dizeyim.
Her ne kadar sermayem az ve güçsüz olsam da -eğer yüce Allah bu büyük arzumu yerine getirecek kadar bana mühlet tanırsa- geri kalan süreleri Nazm-ı Kerim'in sonuna kadar mahåretle serdedip aktarayım. Haftalarca ve aylarca kaleme aldığım, satırların kıvrımlarına yazarak döktüğüm bil- gileri insanların istifadesi için temize çekeyim. Böyle yapayım ki malın ve oğulların fayda etmediği ahiret günü için hazırlık olsun. "Såd" ve "Nün" dan başkasının fayda vermediği zaman bana sefaatçi olsun.
Allah Tesla'dan bunu sálih amellerden ve hâlis eserlerden, ömürlerin Sonuna kadar båki kalacak iyiliklerden kılmasını niyaz ederim. Çünkü O, bir kul için hayır murid ederse, insanlar içinde onun amelini güzelleştirir. Rasa göre göz mesibesinde olan hayırlı işlere chil kılar. O, Feyyazdır, ihsanı boldur.
Allah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ise ancak derin kavrayış sahibi olanlar düşünüp anlarlar. (Bakara 2/269)
MÜMİNİN YİTİĞİ: HİKMET
Kur'an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde yer alan hikmet kavramı çok geniş bir anlama sahiptir. Söz ve fiilde isabet etmek, işleri en doğru ve en uygun biçimde yapmak, eşyada gizli ilahi sırlar ve gayeler, faydalı ilim ve salih amel gibi birçok anlamı içerir. Bir anlamıyla da hikmet, insanı iyi ve güzel olana yönlendiren, çirkin ve kötü olandan sakındıran sözdür. Bu anlamda en büyük hikmet yüce kitabımız Kur'an'dır. "Allah sana kitabı ve hikmeti indirdi..." (Nisa, 4/113) ayetinde Hz. Peygamber'e verilen hikmet, vahyi anlama ve uygulama kabiliyeti olan sünnettir. Hikmet kelimesi, günlük hayatta ise olayların hikmet gözüyle de- ğerlendirilmesi şeklinde kullanılır. Bununla kastedilen mana, zahirin yanı sıra bâtına bakmak, görünenin ardındaki görünmeyen tarafa dikkat çekmektir. Hikmet evrenseldir. Nerede ve ne zaman, hangi kaynaktan bulunursa hemen alınmalıdır. Nitekim Hz. Peygamber; "Hikmet müminin yitiğidir, onu nerede bulursa alır." (Ibn Môce, Zühd, 15) buyurarak buna işaret etmiştir.
Okumuşların öğünmesinden Allah'a sığının. Onlarınki zalimlerin övünmesinden daha fenadır. Ve, öğünen alimden, Allah'a daha sevimsiz bir kimse yoktur. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 255 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Mayıs 2024 00:30 Her şey hakkında tefekkür edin. Fakat Allah (z.c.hz)'nin Zatı hususunda tefekkür etmeyin. Zira, kürsi ile yedinci kat gök arasında yedi bin perde vardır. Ve Allah'ın şanı (manevi makamı) bunların üstündedir. Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 255 / No: 13 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Mayıs 2024 00:31 Cibril (a.s.) Bana geldi ve buyurdu ki: "Ya Muhammed (s.a.s.) Rabbin Sana selam ediyor ve şöyle buyuruyor: "Kullarımdan öyle kimse vardır ki, onun imanı ancak zenginlikle salah bulur. Eğer onu fakir kılsa idim o küfranı nimet ederdi. Ve yine kullarımdan öyle kimse vardır ki, onun imanı ancak fakirlikle salah bulur. Eğer onu zengin kılsa idim o küfrederdi. Kullarımdan öylesi de vardır ki onun imanı ancak sıhhatta olması ile tamam olur. Eğer ona hastalık versem, o küfrederdi. (Diğer bir nüshada şu ilave vardır) Kullarımdan öyle kimse de vardır ki, onun imanı ancak kendisinin hastalık içinde bulunması ile tamam olur. Eğer onu sıhhatte kılsam, o küfranı nimet ederdi" Ravi: Hz. Ömer (r.a.) Sayfa: 11 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
yuksel3 Mayıs 2024 00:41 Allah, Hz. İbrahim (a.s.)'ı "Halil". Hz. Musa (a.s.)'ı "Neciy" ve Beni de "Habib" ittihaz etti. Sonra buyurdu ki: "İzzetim ve Celalim hakkı için Habibimi, Halilim ve Neciyyim üzerine tercih ederim." Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 11 / No: 11 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Mayıs 2024 00:43 61
buluyor mus avaklarına kadar misk ola
Hz. Enes r.a.
* * Alimlere tabi olunuz. Zira onlar dunyanın çerağı ve ahiretin kandileri- dir.
** Ey Cubeyr! Bir sefere çıktığında, arkadaşlarının hal itibarile en iyisi ve En itibarile de en çoğa sahip olanı olmaktan hoşlanır mısın? Su bes sureyi oku: Kül Ya eyyühel kâfirûn, Izacae nasrullahü vel fethu
Külbüvallahü ehad, Küleuzübirabbil Felâk ve Küleuzü birabbinnas. Her sureye Bismillahirrahmanirrahim ile başla ve Bismillahirrahma nirrahim ile bitir.
Hz. Cübeyr ibni Mudim r.a.
9. Kalbinin yumuşamasını ve hacetinin görülmesini sever misin? Yetime merhamet et. onun başını okşa ve ona yediğinden yedir. Kalbin yumuşar ve hacetine erişirsin.
Hz. Ebud Derda r.a.
10 + Ey insanlar! Duada cehd etmeyi sever misiniz? Öyle ise, “Allahümme einna alá şükrike ve zikrike ve hüsnü ibadetike." (Allahım verdiğin nimete şükretmemiz, Seni zikretmemiz ve Sana güzelce ibadet edebil- memiz için bize yardım et) deyiniz.
Hz. Ebu Hüreyre г.а.
11 * Allah. Hz. İbrahim (a.s.)1"Halil", Hz. Musa (a.s.)'yı "Neciy" ve Beni de "Habib" ittihaz etti. Sonra buyurdu ki: "İzzetim ve Celâlim hakkı için Habibimi, Halilim ve Neciyyim üzerine tercih ederim." Hz. Ebu Hüreyre r.a. (Halil dost. Neciy sırd 15. Habib sevgili demektir.)
tir. Farz namazlarını mescidde, sünnet namazlarını ise evinde kılmıştır. Burada da bir hikmet var. Sünnet namazlarını evde kılıyor, dolayısıyla ev namazsız kalmıyordu. Ancak, Efendimizin hane-i saâdetlerinin Mescid-i Nebevî'ye hemen bitişik ve yalnızca bir perde ile ayrılmış olduğunu da gözden ırak tutmamak gerekir.
Zaman içinde insanlar her bir fiil için bir yer tahsis etmiştir. Düğün, nikâh, cenaze yerleri vardır. Bunun gibi namaz için de mescid veya camiler inşa edilmiştir. Özellikle namaz cemaatle eda edilen bir ibadet olduğu için belli bir yerin tahsisi anlaşılır bir durumdur. Anlaşılır ama farz bir şey değildir. Zīrā bütün bir yer- yüzü müminlere mescid kılınmıştır. Tek şart, namazın kılındığı yerin temiz olmasıdır. Yoksa, Allah'ın necis görmediği her yer secdegahtır. Necāsetin ölçüsü de bizim hijyenik ölçülerimiz değildir.
Namaz için mescidler ve camiler yapılmıştır. Ancak Efendimizin hayatından biliyoruz ki mescid ve camiler sadece namaz kılınan yerler, namaza tahsis edilen mekânlar olmamıştır. Hayatın bütün hälleri mescid ve camilerde kendilerine yer bulmuştur, insana ve topluma dâir bütün meseleler oralarda konuşulmuştur. Nikah merasimleri orada yapılmış, cenazeler oradan kaldırılmıştır. Doğum ve ölüm arasında yaşanabilen her bir şey, bir şekilde cami- de yer bulmuştur.
Hedefe Götüren Her Yol Mübah Değildir
Hak ve bâtıl mücadelesi hep olmuş, olmaya da devam edecek- tir. Burada haktan yana olanların göz ardı etmemesi gereken temel bir düstur var: Hak yolcusunun kullandığı vasıtalar da hak olma lıdır. Bâtıl vasıtalarla hakikate gidilemez. Bizim için ölçü Hz Peygamber'dir. Ve Peygamberimizin bütün ölçüleri de Cenab- Allah'ın rızasını esas almaktadır.
Mesela Efendimiz savaşta bile haktan vazgeçmemiş, savaşın bütün unsurlarını hakka göre belirlemiştir. "Harp hiledir." düstu runun işaret ettiği durumdan bahsetmiyoruz, bu başka bir şey..
YANITLASİL
yuksel3 Mayıs 2024 09:31 Dern Hz. Muhammed(sav)
151
Mesela Efendimizin harpte koyduğu kâidelere göre, insanların uplu olarak bulunduğu yerlere bomba atamazsınız. Sizinle savaş- mayan, sizi öldürmek üzere karşınıza çıkmayan tek bir insanı dahi düremezsiniz. Çocuklar, kadınlar, ihtiyarlar, aman dileyenler, leler, hizmetciler ve din adamlarına silah çekemezsiniz. Geçtiğiniz yol üzerinde karşınıza çıkan tarlalara, ekinlere, ağaçla- ormanlara zarar veremezsiniz. Maksadınız hak ise, sizi maksa- amıza ulaştıracak vasıtalarınız da hak üzere olmalıdır.
Zulmün haklılığı olmaz! Müslüman adalet üzere yaşamak mecburiyetindedir. Zalimlik Müslüman'ın vasfı olamaz. Elendimizin savaşları, Mekke'nin fethinde ve hemen akabinde Huneyn Gazvesi'nde yaşananlar ortadadır. Hz. Ömer'in Kudüs'ü lethetmesinden sonra orada kurduğu sistem adâlet ve hakkaniyet zereydi. Durum bu kadar nettir. Mücadelenin istikameti İslâm ansından doğru olduğu gibi mücadelenin yöntemi de İslâm tara- Indan doğru bulunmalıdır. İslâm'a, Allah ve Resûlünün rızasına ygun olmayan bir vasıta kullanılamaz. Düşman olarak karşımıza pikanın durumu ne olursa olsun bizim ölçümüz değişmez, onlar yaparsa yapsın bizim hocamız olamazlar. Müminler sadece Alahin Hz. Peygamber aracılığıyla kendilerine bildirdiği hakikat icere yaşamak
mecburiyetindedirler. Efendimizin kendisiyle, hayatıyla, sünnet-i seniyyesiyle irtibat- r şeyimizi, Efendimizin ortaya koyduğu ölçüler belirlemeli. Hz. Peygamber'i hayatımızdan çıkardığımızda, O'nun prensiplerini zulmetmis oluruz. Zīrā nefsine zulmetmis insan başkasına da kendimize ölçü yapmadığımızda hem nefsimize hem de başkasına zulmeder. Ve neſse en büyük zulüm Allah'ın emirlerine isyan etmektir.
Haddini Bilmek
Kur'an-ı Kerîm'de müminin bir tarifi var: "Onlar kıyam ederler. rük ederler, sözlerinde dururlar, iffetlerini muhafaza ederler.
BENİM KANAATİMCE BOZULMALAR GÜÇ ZEHİRLENMESİYLE BAŞLIYOR. SAYISAL VE EKONOMİK OLARAK BİR GÜCE ERDİĞİNİZDE VE BU GÜÇLE PEK ÇOK ŞEYİ YAPABİLMEYE KÂNİ OLDUĞUNUZ ZAMAN GÜÇ ZEHİRLENMESİ BAŞLIYOR. GÜCE ERİNCE CEMAATLER, ULUSLARARASI GÜÇLERİN VE İSTİHBÂRÂT ÖRGÜTLERİNİN DE İLGİ ALANINA GİRMEYE BAŞLIYOR HERHALDE.
Allah'ın insanlardan en nefret ettiği kişi, sığırın diliyle ağzını karıştırdığı gibi (yanlışı doğru, doğruyu yanlış göstermek için) konuşurken dilini dolaştırıp duran belağat sahibi kimsedir. Ravi: Hz. Abdullah İbni Amr (r.a.) Sayfa: 8 / No: 6 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel9 Mayıs 2024 04:34 Deccalin önü sıra hud'alı seneler olur ki; yağmur çok yağar, fakat nebat az our. Sadıkler tekzib olunur, yalancılar ise tasdik olunur. Haine itimad edilir, emin ise hain addedilir. Ve "Rüveybiza" söz sahibi olur. Denildi ki: "Ya Resulallah, Rüveybiza nedir?" Buyurdu ki, Kendisine itimad olunmayan ve kıymet verilmeyen kimselerdir. Ravi: Hz. Avf İbni Malik (r.a.) Sayfa: 258 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
Allah (z.c.hz.) Adem'in Hamurunu kırk gün, kırk gece yoğurdu. Aldı, ikiye kesti. Sağ tarafa iyiler, sol tarafa habisler ayrıldı. Sonra tekrar yoğurdu. Onun içindir ki iyilerden kötü, kötülerden iyiler çıkabilir. Ravi: Hz. İbni Me'sud (r.a.) Sayfa: 88 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
Bil ki Allahü Teâlâ'nın üç bin ismi vardır. Bin ismini sa- dece meleklere öğretmiştir, başkasına değil. Bin ismini de yal- nız peygamberlere öğretmiştir. Üçyüz ismi Tevrat'ta, üçyüz is- mi İncil'de, üçyüz ismi Zebur'da, doksan dokuz ismi de Kur ân-ı Kerîm'de mevcuttur. Bir ismini de Cenâb-ı Hak kendine seçip ayırmıştır. Bahsedilen üç bin isminin mânası şu üç isim de toplanmıştır: Bismillahi'r-rahmani'r-rahîm. Kim bunu öğre nir ve söylerse, Allah'ın bütün isimlerini anmış gibi olur.
BESMELE'NİN ÖZELLİKLERİ VE ESRARI
YANITLASİL
yuksel11 Mayıs 2024 03:58 NAZİLLİLİ SEYYİD MUHAMMED HAKKI HAZRETLERİ
Akıllı kişi, nefsine hakim olan ve ölümden sonrası için çalışandır.
İLK YARATILIŞI TEFEKKÜR ETMEK
Tefekkür, gerçeği anlamak ve doğru davranmak için emek verip düşünmektir. Tetekkür, aklın duasıdır. Geliniz, Cenab-ı Hakk'ın bizlere ihsan ettiği sayısız nimetlerinden bazılarını tefekkür edelim: Yüce Rabbimiz, göklerde ve yerde ne varsa hepsini, güneşi ve ayı, bütün yıldızları, geceyi ve gündüzü insanın hizmetine vermiştir. Yağmuru ve yağmurun müjdecisi olan rüzgarları gönder- mış, yağmurla hayat verdiği ölü topraktan nice bitkilerı, bağları ve bahçeleri cıkarmıştır. Denizleri ve okyanusları insanın emrine vermiş, ona susuzluğunu giderecek ab-ı havat çeşmeleri ikram etmiştir. Geçiminde birçok fayda sağlayan hayvanları insana boyun eğdirmiştir. Evini ve ailesini, insanoğlu için huzur ve dinlenme yeri kılmıştır. Ona, iyiyi kötüden ayırt edebilecek akıl, hissedebilecek gönül ve nimetlerinden istifade edebilecek duyu organları lütfetmiştir. Hak ve hakikat kılavuzu diniyle, hidayet rehberi kitaplarıyla, ahlak ve fazilet örneği rahmet elçileriyle insanları karanlıktan aydınlığa çıkarmıştır.
Bir ülkeyi yönetmeye çağrılsaydınız ya- pacağınız ilk iş ne olurdu?
Büyük filozof şöyle cevap vermiş:
- Hiç kuşkusuz, dili gözden geçirmekle işe başlardım.
Çünkü dil kusurlu olursa, kelimeler dü- şünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılamaz- sa, yapılması gereken şeyler doğru yapılamaz. Ödevler gereği gibi yapılmazsa, töre ve kültür bozulur. Töre ve kültür bozulursa, adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içi- ne düşen halk, ne yapacağını, işin nereye vara- cağını bilmez. İşte bunun içindir ki, hiçbir şey dil kadar önemli değildir.
4847- "Benden sonra ümmetimin refah ve mutluluk zamanı yüz senedir." "Ey Allah'ın elçisi! Bunun bir alameti var mıdır?" diye sordular. "Evet. Yere batma olayı, kazf, insanların hayvan kılığına girmesi, dizginli şeytanların insanlara salıverilmesi."
4848- İlim tahsil edene merhaba. İlim tahsil edeni mutlaka melekler ziyaret eder, üzerlerine kanatlarını gererler. Sonra onun bu durumundan memnun oldukları için birbirinin üstünde durarak dünya semasına kadar büyük bir yığın meydana getirirler.
YANITLASİL
yuksel20 Mayıs 2024 01:09 1035- Beş şeyi bes şeyden önce fırsat ve ganimet bil: Ölmeden önce hayatını, hastalanmadan önce shhatini, meşguliyebil önce bos vaktini, ihtiyarlıktan önce gençliğini, fakr ü zarurele düşmeden önce zenginliğini (ganimet ve fırsat bil).
1039- (Harbe giderken) bismillâh ile yola çıkıp savaşın. Aşırı davranmayın, zulmetmeyin, temsil etmeyin (yani azalarını bir bir keserek öldürmeyin), çocukları da öldürmeyin. Misafir için mestlere mesh etmek süresi üç gündür, mukim içinse bir gün bir gecedir.
4156- Cebrail'e dedim ki: "Rabbini görebiliyor musun?" Şu cevabı verdi: "Aramızda nurdan veya ateşten yetmiş bin perde var. O perdelerin en küçük olanını görseydim bile baştan ayağa yanardım."
تُؤْذِي الْمُؤْمِنَ وَلَا تُجَاوِرُ الْجَاهِل (طب وابن عبد البر في العلم وابو نصر غريب عن ابن عمرو)
4158- Az fıkıh, anlamadan yapılan çok ibadetten ha- yırlıdır. Kişiye anlayarak ibadet ettiği zaman, fıkıh kâfi gelir. Yalnız kendi görüşünü beğendiği zaman o kişinin cehaleti kendisine ye-
Bismillahirrahmanirrahim
YanıtlaSilRahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Hamd, Allah'a mahsustur ki záti kemâlî hakikatlerinin nüshasından âlemlerin, alâmet ve işaretlerin nakışlarını ızhar etti. Zâti cem “nûn”un- dan harflerin, kelimelerin ve kelâmın türlerini çıkardı. Cem' ve tenzih maka- mından, eğriliği olmayan Arapça bir Kur'an indirdi. Onu, her zaman burhanları ve delilleri parlayan ebedi bir mucize kıldı.
Salât ve selâm, ilim, ayn ve yakinde yüce makamın kapısını açan Efendimiz Muhammed'e olsun ki, Adem daha su ile balçık arasında iken O peygam- berdi. O'nun Kur'an ahlâkıyla ahlâklanan ailesine, ashâbına ve ahir zamâna kadar ihsân üzere/güzelce onlara tabi olanlara da selam olsun.
Fakir kul, kurban olarak adanan (İsmail (a.s.))'ın adaşı, nasihatçi, muhacir, Şeyh İsmail Hakki - Allah kendisini sabahların, akşamların ve gündüzlerin fitnelerinden saklasın- der ki:
Vaktinin sultanı, zamanının ender bulunanı, ilim ve irfânıyla halk üze- rinde Allah'ın hucceti, ilahi inâyet ve tevfik nurlarının ufku, kesin olarak hilafet sırlarının varisi, ikinci bin yılın ikinci onluğunun (XII. hicri asrın başında tecdid sırrına sahip olduğu kabul edilen, rabbâni ilhamın ma'deni seyyidlerin yolundan giden, asil ve soylu Şeyh, (Hz. Osman) ibn Affan'ır adaşı, İstanbul'da ikamet eden, imam ve allâme olan Şeyhim, büyük âlim ve çok anlayışlı üstadım - Allah ona imdad eylesin, bize de gizlide v âşikarda onunla imdad buyursun-, (hicri) ikinci bin yılın birinci onluğunu onuncu onda birinin altıncı onda birinde (h. 1096/m. 1685) benim, velileri
YANITLASİL
yuksel24 Mart 2024 15:08
İsmail Hakkı Bursevi
kalesi (burcü'l-evliya) olan Bursa sehrine - Allah kötülüklerden ve sıkıntılardan muhafaza eylesin- göçmeme işaret ettiler. Oraya yerlesince, meshur nurlu ma'bed Cami-i Kebir (Ulucami) de vaaz ve öğütten uzak duramadım.
Bazı Rumeli (Balkanlar) beldelerinde ikamet ettiğim zaman yazdığım, tefsir sayfalarından 1 ve muhtelif ilimlerden derlenmis, Kur'an sürelerinden Lait-Oman'dan daha sonrasına kadar ulasan bazı notlarım vardı. Fakat onlarda söz çok uzadığı için darmadağınık vaziyetteydi. Bir kısmını batı rüzgarı, bir kısmını da saba rüzgarı bir tarafa atmıştı.
İstedim ki uzun nakilleri kısaltayım. Lafızların, harflerin ve noktaların sahasına dağılan evrakı toparlayıp özetleyeyim. Onlara bir nebze de gönlü- me doğan maʼrifetlerden ilave edeyim. Nazmettiğim latifelerin gerdanlığına onları da dizeyim.
Her ne kadar sermayem az ve güçsüz olsam da -eğer yüce Allah bu büyük arzumu yerine getirecek kadar bana mühlet tanırsa- geri kalan süreleri Nazm-ı Kerim'in sonuna kadar mahåretle serdedip aktarayım. Haftalarca ve aylarca kaleme aldığım, satırların kıvrımlarına yazarak döktüğüm bil- gileri insanların istifadesi için temize çekeyim. Böyle yapayım ki malın ve oğulların fayda etmediği ahiret günü için hazırlık olsun. "Såd" ve "Nün" dan başkasının fayda vermediği zaman bana sefaatçi olsun.
Allah Tesla'dan bunu sálih amellerden ve hâlis eserlerden, ömürlerin Sonuna kadar båki kalacak iyiliklerden kılmasını niyaz ederim. Çünkü O, bir kul için hayır murid ederse, insanlar içinde onun amelini güzelleştirir. Rasa göre göz mesibesinde olan hayırlı işlere chil kılar. O, Feyyazdır, ihsanı boldur.
BİR AYE
YanıtlaSilAllah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ise ancak derin kavrayış sahibi olanlar düşünüp anlarlar. (Bakara 2/269)
MÜMİNİN YİTİĞİ: HİKMET
Kur'an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde yer alan hikmet kavramı çok geniş bir anlama sahiptir. Söz ve fiilde isabet etmek, işleri en doğru ve en uygun biçimde yapmak, eşyada gizli ilahi sırlar ve gayeler, faydalı ilim ve salih amel gibi birçok anlamı içerir. Bir anlamıyla da hikmet, insanı iyi ve güzel olana yönlendiren, çirkin ve kötü olandan sakındıran sözdür. Bu anlamda en büyük hikmet yüce kitabımız Kur'an'dır. "Allah sana kitabı ve hikmeti indirdi..." (Nisa, 4/113) ayetinde Hz. Peygamber'e verilen hikmet, vahyi anlama ve uygulama kabiliyeti olan sünnettir. Hikmet kelimesi, günlük hayatta ise olayların hikmet gözüyle de- ğerlendirilmesi şeklinde kullanılır. Bununla kastedilen mana, zahirin yanı sıra bâtına bakmak, görünenin ardındaki görünmeyen tarafa dikkat çekmektir. Hikmet evrenseldir. Nerede ve ne zaman, hangi kaynaktan bulunursa hemen alınmalıdır. Nitekim Hz. Peygamber; "Hikmet müminin yitiğidir, onu nerede bulursa alır." (Ibn Môce, Zühd, 15) buyurarak buna işaret etmiştir.
Okumuşların öğünmesinden Allah'a sığının. Onlarınki zalimlerin övünmesinden daha fenadır. Ve, öğünen alimden, Allah'a daha sevimsiz bir kimse yoktur.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 255 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Mayıs 2024 00:30
Her şey hakkında tefekkür edin. Fakat Allah (z.c.hz)'nin Zatı hususunda tefekkür etmeyin. Zira, kürsi ile yedinci kat gök arasında yedi bin perde vardır. Ve Allah'ın şanı (manevi makamı) bunların üstündedir.
Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 255 / No: 13
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Mayıs 2024 00:31
Cibril (a.s.) Bana geldi ve buyurdu ki: "Ya Muhammed (s.a.s.) Rabbin Sana selam ediyor ve şöyle buyuruyor: "Kullarımdan öyle kimse vardır ki, onun imanı ancak zenginlikle salah bulur. Eğer onu fakir kılsa idim o küfranı nimet ederdi. Ve yine kullarımdan öyle kimse vardır ki, onun imanı ancak fakirlikle salah bulur. Eğer onu zengin kılsa idim o küfrederdi. Kullarımdan öylesi de vardır ki onun imanı ancak sıhhatta olması ile tamam olur. Eğer ona hastalık versem, o küfrederdi. (Diğer bir nüshada şu ilave vardır) Kullarımdan öyle kimse de vardır ki, onun imanı ancak kendisinin hastalık içinde bulunması ile tamam olur. Eğer onu sıhhatte kılsam, o küfranı nimet ederdi"
Ravi: Hz. Ömer (r.a.)
Sayfa: 11 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
YanıtlaSilyuksel3 Mayıs 2024 00:41
Allah, Hz. İbrahim (a.s.)'ı "Halil". Hz. Musa (a.s.)'ı "Neciy" ve Beni de "Habib" ittihaz etti. Sonra buyurdu ki: "İzzetim ve Celalim hakkı için Habibimi, Halilim ve Neciyyim üzerine tercih ederim."
Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 11 / No: 11
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Mayıs 2024 00:43
61
buluyor mus avaklarına kadar misk ola
Hz. Enes r.a.
* * Alimlere tabi olunuz. Zira onlar dunyanın çerağı ve ahiretin kandileri- dir.
** Ey Cubeyr! Bir sefere çıktığında, arkadaşlarının hal itibarile en iyisi ve En itibarile de en çoğa sahip olanı olmaktan hoşlanır mısın? Su bes sureyi oku: Kül Ya eyyühel kâfirûn, Izacae nasrullahü vel fethu
Külbüvallahü ehad, Küleuzübirabbil Felâk ve Küleuzü birabbinnas. Her sureye Bismillahirrahmanirrahim ile başla ve Bismillahirrahma nirrahim ile bitir.
Hz. Cübeyr ibni Mudim r.a.
9. Kalbinin yumuşamasını ve hacetinin görülmesini sever misin? Yetime merhamet et. onun başını okşa ve ona yediğinden yedir. Kalbin yumuşar ve hacetine erişirsin.
Hz. Ebud Derda r.a.
10 + Ey insanlar! Duada cehd etmeyi sever misiniz? Öyle ise, “Allahümme einna alá şükrike ve zikrike ve hüsnü ibadetike." (Allahım verdiğin nimete şükretmemiz, Seni zikretmemiz ve Sana güzelce ibadet edebil- memiz için bize yardım et) deyiniz.
Hz. Ebu Hüreyre г.а.
11 * Allah. Hz. İbrahim (a.s.)1"Halil", Hz. Musa (a.s.)'yı "Neciy" ve Beni de "Habib" ittihaz etti. Sonra buyurdu ki: "İzzetim ve Celâlim hakkı için Habibimi, Halilim ve Neciyyim üzerine tercih ederim." Hz. Ebu Hüreyre r.a. (Halil dost. Neciy sırd 15. Habib sevgili demektir.)
12 Beyaz horoz edininiz. Zira kondigin 1
150
YanıtlaSil0. Tuğrul İnançer
tir. Farz namazlarını mescidde, sünnet namazlarını ise evinde kılmıştır. Burada da bir hikmet var. Sünnet namazlarını evde kılıyor, dolayısıyla ev namazsız kalmıyordu. Ancak, Efendimizin hane-i saâdetlerinin Mescid-i Nebevî'ye hemen bitişik ve yalnızca bir perde ile ayrılmış olduğunu da gözden ırak tutmamak gerekir.
Zaman içinde insanlar her bir fiil için bir yer tahsis etmiştir. Düğün, nikâh, cenaze yerleri vardır. Bunun gibi namaz için de mescid veya camiler inşa edilmiştir. Özellikle namaz cemaatle eda edilen bir ibadet olduğu için belli bir yerin tahsisi anlaşılır bir durumdur. Anlaşılır ama farz bir şey değildir. Zīrā bütün bir yer- yüzü müminlere mescid kılınmıştır. Tek şart, namazın kılındığı yerin temiz olmasıdır. Yoksa, Allah'ın necis görmediği her yer secdegahtır. Necāsetin ölçüsü de bizim hijyenik ölçülerimiz değildir.
Namaz için mescidler ve camiler yapılmıştır. Ancak Efendimizin hayatından biliyoruz ki mescid ve camiler sadece namaz kılınan yerler, namaza tahsis edilen mekânlar olmamıştır. Hayatın bütün hälleri mescid ve camilerde kendilerine yer bulmuştur, insana ve topluma dâir bütün meseleler oralarda konuşulmuştur. Nikah merasimleri orada yapılmış, cenazeler oradan kaldırılmıştır. Doğum ve ölüm arasında yaşanabilen her bir şey, bir şekilde cami- de yer bulmuştur.
Hedefe Götüren Her Yol Mübah Değildir
Hak ve bâtıl mücadelesi hep olmuş, olmaya da devam edecek- tir. Burada haktan yana olanların göz ardı etmemesi gereken temel bir düstur var: Hak yolcusunun kullandığı vasıtalar da hak olma lıdır. Bâtıl vasıtalarla hakikate gidilemez. Bizim için ölçü Hz Peygamber'dir. Ve Peygamberimizin bütün ölçüleri de Cenab- Allah'ın rızasını esas almaktadır.
Mesela Efendimiz savaşta bile haktan vazgeçmemiş, savaşın bütün unsurlarını hakka göre belirlemiştir. "Harp hiledir." düstu runun işaret ettiği durumdan bahsetmiyoruz, bu başka bir şey..
YANITLASİL
yuksel3 Mayıs 2024 09:31
Dern Hz. Muhammed(sav)
151
Mesela Efendimizin harpte koyduğu kâidelere göre, insanların uplu olarak bulunduğu yerlere bomba atamazsınız. Sizinle savaş- mayan, sizi öldürmek üzere karşınıza çıkmayan tek bir insanı dahi düremezsiniz. Çocuklar, kadınlar, ihtiyarlar, aman dileyenler, leler, hizmetciler ve din adamlarına silah çekemezsiniz. Geçtiğiniz yol üzerinde karşınıza çıkan tarlalara, ekinlere, ağaçla- ormanlara zarar veremezsiniz. Maksadınız hak ise, sizi maksa- amıza ulaştıracak vasıtalarınız da hak üzere olmalıdır.
Zulmün haklılığı olmaz! Müslüman adalet üzere yaşamak mecburiyetindedir. Zalimlik Müslüman'ın vasfı olamaz. Elendimizin savaşları, Mekke'nin fethinde ve hemen akabinde Huneyn Gazvesi'nde yaşananlar ortadadır. Hz. Ömer'in Kudüs'ü lethetmesinden sonra orada kurduğu sistem adâlet ve hakkaniyet zereydi. Durum bu kadar nettir. Mücadelenin istikameti İslâm ansından doğru olduğu gibi mücadelenin yöntemi de İslâm tara- Indan doğru bulunmalıdır. İslâm'a, Allah ve Resûlünün rızasına ygun olmayan bir vasıta kullanılamaz. Düşman olarak karşımıza pikanın durumu ne olursa olsun bizim ölçümüz değişmez, onlar yaparsa yapsın bizim hocamız olamazlar. Müminler sadece Alahin Hz. Peygamber aracılığıyla kendilerine bildirdiği hakikat icere yaşamak
mecburiyetindedirler. Efendimizin kendisiyle, hayatıyla, sünnet-i seniyyesiyle irtibat- r şeyimizi, Efendimizin ortaya koyduğu ölçüler belirlemeli. Hz. Peygamber'i hayatımızdan çıkardığımızda, O'nun prensiplerini zulmetmis oluruz. Zīrā nefsine zulmetmis insan başkasına da kendimize ölçü yapmadığımızda hem nefsimize hem de başkasına zulmeder. Ve neſse en büyük zulüm Allah'ın emirlerine isyan etmektir.
Haddini Bilmek
Kur'an-ı Kerîm'de müminin bir tarifi var: "Onlar kıyam ederler. rük ederler, sözlerinde dururlar, iffetlerini muhafaza ederler.
Recep Tayyip Erdogan derin devlet var dedi.
YanıtlaSilA haber
YANITLASİL
yuksel4 Mayıs 2024 09:42
Recep Tayyip Erdoğan derin devlet var dedi.
A. Haber
BENİM KANAATİMCE BOZULMALAR GÜÇ ZEHİRLENMESİYLE BAŞLIYOR. SAYISAL VE EKONOMİK OLARAK BİR GÜCE ERDİĞİNİZDE VE BU GÜÇLE PEK ÇOK ŞEYİ YAPABİLMEYE KÂNİ OLDUĞUNUZ ZAMAN GÜÇ ZEHİRLENMESİ BAŞLIYOR. GÜCE ERİNCE CEMAATLER, ULUSLARARASI GÜÇLERİN VE İSTİHBÂRÂT ÖRGÜTLERİNİN DE İLGİ ALANINA GİRMEYE BAŞLIYOR HERHALDE.
YanıtlaSilAllah'ın insanlardan en nefret ettiği kişi, sığırın diliyle ağzını karıştırdığı gibi (yanlışı doğru, doğruyu yanlış göstermek için) konuşurken dilini dolaştırıp duran belağat sahibi kimsedir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Abdullah İbni Amr (r.a.)
Sayfa: 8 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel9 Mayıs 2024 04:34
Deccalin önü sıra hud'alı seneler olur ki; yağmur çok yağar, fakat nebat az our. Sadıkler tekzib olunur, yalancılar ise tasdik olunur. Haine itimad edilir, emin ise hain addedilir. Ve "Rüveybiza" söz sahibi olur. Denildi ki: "Ya Resulallah, Rüveybiza nedir?" Buyurdu ki, Kendisine itimad olunmayan ve kıymet verilmeyen kimselerdir.
Ravi: Hz. Avf İbni Malik (r.a.)
Sayfa: 258 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
Allah (z.c.hz.) Adem'in Hamurunu kırk gün, kırk gece yoğurdu. Aldı, ikiye kesti. Sağ tarafa iyiler, sol tarafa habisler ayrıldı. Sonra tekrar yoğurdu. Onun içindir ki iyilerden kötü, kötülerden iyiler çıkabilir.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Me'sud (r.a.)
Sayfa: 88 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
Ne kadar fenâlık varsa İstibdadın zulmetindendir. (Mn.) 31.
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel10 Mayıs 2024 05:44
Bir Hazinenin Anahtarı RİSÂLE-İ NUR KÜLLİYATI FİHRİST VE İNDEKSİ
İsmail Mutlu
sy. 353.
DÜNYADA SEVDİRİLEN ÜÇ ŞEY
YanıtlaSilPEYGAMBERİMİZ (S.A.V.) buyurdular :
Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi: Güzel koku, Halal nisa, Gözüm nûru olan namaz.
Hz. EBUBEKİR (R.A.):
Ya Rasulallah!.. Senin yüzüne bakmak, Kızımın Resûlullah'ın zevcesi olması, Senin yolunda mal harcetmek,
YANITLASİL
yuksel10 Mayıs 2024 13:47
HOMER (RA.)
-lyilikle emretmek, Kötülükten nehyetmek, Eski kaftan giymek.
Hz. OSMAN (R.A.):
- Aç doyurmak, Kur'ân okumak, Çıplak giydirmek.
Hz. ALI (R.A.):
Misafire hizmet etmek, Yaz gününde oruç tutmak. Düşmana kılınç vurmak,
IBN-I ABBAS (R.A.):
Mahlükattan uzlet, Allah ile ünsiyet, Allah'a tevbekâr olmak.
Hz. HASAN (R.A.):
- Geceleri namaz kılmak, Sözün doğrusunu söylemek, Hastaları ziyaret etmek.
86
YANITLASİL
yuksel10 Mayıs 2024 13:47
Hz. HÜSEYİN (R.A.):
Allah'a mahabbet, Allah için fukaraya şefkat, Allah yolunda şehadet.
Hz. HAMZA (R.A.):
Ahd'e vefâ, Emâneti edâ, Cemâate devâm.
Hz. AİŞE (R.A.):
Ana babaya ikram, Halal kazanç, Haramdan ictinab (sakınmak)
Hz. FATIMA (R.A.):
Yetimlere şefkat, Komşuya ihsan, Fakir ve zayıflara merhamet.
YANITLASİL
yuksel10 Mayıs 2024 13:48
MIKAIL (A.S.):
- Ağlayan göz, Zikreden lisân, Titreyen kalb.
ISRAFIL (A.S.):
İlmiyle âmil âlim, Sabırlı zâhid, Acize yardım.
AZRAIL (A.S.):
Allah'a tevekkül, Allah'ın kaderine rızâ, Allah'ın emrine itâat.
CEBRAÎL (A.S.):
Dalalette olanları, Allah'a itaatkâr olan gariplerle ünsiyet etmeyi, Darlık içinde olan ailelere yardım etmeyi. dediler.
VE CENAB-I RABB-ÜL-ALEMİYN:
Ben de Dünyânızdan üç şey sevdim: Sıkıntıları kaldırmak, Günahları mağfiret etmek, Ayıpları setretmek. buyurdular.
88
YANITLASİL
yuksel10 Mayıs 2024 13:49
رضي
८
HAZRETİ
EBÛBEKİR
SIDDIK
(R.A)
Mahmud Hakkı
CENAB-I HAKKIN ÜÇ BİN İSMİ
YanıtlaSilBil ki Allahü Teâlâ'nın üç bin ismi vardır. Bin ismini sa- dece meleklere öğretmiştir, başkasına değil. Bin ismini de yal- nız peygamberlere öğretmiştir. Üçyüz ismi Tevrat'ta, üçyüz is- mi İncil'de, üçyüz ismi Zebur'da, doksan dokuz ismi de Kur ân-ı Kerîm'de mevcuttur. Bir ismini de Cenâb-ı Hak kendine seçip ayırmıştır. Bahsedilen üç bin isminin mânası şu üç isim de toplanmıştır: Bismillahi'r-rahmani'r-rahîm. Kim bunu öğre nir ve söylerse, Allah'ın bütün isimlerini anmış gibi olur.
BESMELE'NİN ÖZELLİKLERİ VE ESRARI
YANITLASİL
yuksel11 Mayıs 2024 03:58
NAZİLLİLİ SEYYİD MUHAMMED HAKKI HAZRETLERİ
A
احسان
۱۳۹۷
Hazînetü'l - Esrâr
Tercemesi
ÜÇÜNCÜ BASKI
Arapça aslından çeviren: Celâl Yıldırım
sy.. 318.
HALİFE İNSAN
YanıtlaSilEn saygın varlık, arzın halifesi insan insanın en çok muhtaç olduğu şey iman İman hayata tam hakim olduğu zaman Dünya ve ahiritte mutlu olur insan
İsmail Karagöz
BİR HADİS
YanıtlaSilAkıllı kişi, nefsine hakim olan ve ölümden sonrası için çalışandır.
İLK YARATILIŞI TEFEKKÜR ETMEK
Tefekkür, gerçeği anlamak ve doğru davranmak için emek verip düşünmektir. Tetekkür, aklın duasıdır. Geliniz, Cenab-ı Hakk'ın bizlere ihsan ettiği sayısız nimetlerinden bazılarını tefekkür edelim: Yüce Rabbimiz, göklerde ve yerde ne varsa hepsini, güneşi ve ayı, bütün yıldızları, geceyi ve gündüzü insanın hizmetine vermiştir. Yağmuru ve yağmurun müjdecisi olan rüzgarları gönder- mış, yağmurla hayat verdiği ölü topraktan nice bitkilerı, bağları ve bahçeleri cıkarmıştır. Denizleri ve okyanusları insanın emrine vermiş, ona susuzluğunu giderecek ab-ı havat çeşmeleri ikram etmiştir. Geçiminde birçok fayda sağlayan hayvanları insana boyun eğdirmiştir. Evini ve ailesini, insanoğlu için huzur ve dinlenme yeri kılmıştır. Ona, iyiyi kötüden ayırt edebilecek akıl, hissedebilecek gönül ve nimetlerinden istifade edebilecek duyu organları lütfetmiştir. Hak ve hakikat kılavuzu diniyle, hidayet rehberi kitaplarıyla, ahlak ve fazilet örneği rahmet elçileriyle insanları karanlıktan aydınlığa çıkarmıştır.
DİLİN ÖNEMİ
YanıtlaSilKonfüçyüs'e sormuşlar:
Bir ülkeyi yönetmeye çağrılsaydınız ya- pacağınız ilk iş ne olurdu?
Büyük filozof şöyle cevap vermiş:
- Hiç kuşkusuz, dili gözden geçirmekle işe başlardım.
Çünkü dil kusurlu olursa, kelimeler dü- şünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılamaz- sa, yapılması gereken şeyler doğru yapılamaz. Ödevler gereği gibi yapılmazsa, töre ve kültür bozulur. Töre ve kültür bozulursa, adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içi- ne düşen halk, ne yapacağını, işin nereye vara- cağını bilmez. İşte bunun içindir ki, hiçbir şey dil kadar önemli değildir.
Buna; Resulüllah'ın (S.A.) bir hadis-i şerifi şahittir. Şöyle bu-
YanıtlaSil«Üç şey kurtarıcıdır. Üç şey de helâk edicidir.
Kurtarıcı üç şey şudur:
a) Gizlide, açıkta Allah için takva sahibi olmak.
b) Rıza ve öfke halinde hakkı söylemek.
c) Varlıkta, yoklukta iktisada riayet etmek.
Helâke götüren üç şey de şudur:
a) Tâbi olunup peşine düşülen hevaî arzular.
>
151
yurdu:
YANITLASİL
yuksel16 Mayıs 2024 05:46
b) Buyruğundan çıkılmayan kötü cimrilik.
c) İnsanın kendini beğenmesi.>>
Mescidlerin tesis edilebileliden beri Yaptıkları başlıca işleri sıralayalım:
YanıtlaSil1. Hak îmânını telkîn etmek,
2. Tahâret-i kâmileyi sağlamak.
3. Cemâatle ibâdet etmek.
4. Cemâatleşmek.
5. İlim öğretmek.
6. Ahlâkî terbiye vermek.
7. Adâb-ı muâşeret öğretmek.
8. Hutbe makarrı olmak.
9. Mahkeme vazifesi görmek.
10. Fetvâ mahalli olmak.
11. San'at eseri olmak
12. Cihâda hazırlamak.
52
YANITLASİL
yuksel16 Mayıs 2024 08:38
İKİNCİ İSTİŞARE
Ömer KİRAZLI
ERKAM YAYINLARI
٤٨٤٣ - مُجَالَسَةُ الْعُلَمَاءِ عِبَادَةٌ (الديلمي عن ابن عباس)
YanıtlaSil4843- Alimlerle oturmak ibadettir.
٤٨٤٤ - مُحِبُّكَ مُحِبّى وَمُبْغِضُكَ مُبْغِضِي قَالَهُ لِعَلِي (طب عن سلمان)
4844- Seni seven beni sevmiştir. Senden nefret eden benden nefret etmiştir. (Hazreti Ali için buyurdular.)
٤٨٤٥ - مَدَارَاةُ النَّاسِ صَدَقَةٌ (حب) قط طب هب ض وابن السنى عن جابر ابـــن
النجار عن انس وتمام عن المقداد 4845- İnsanları idare etmek bir nevi sadakadır.
٤٨٤٦ - مُدْمِنُ الْخَمْرِ كَعَابِدِ وَثَن هب) خ فى تاريخه عن ابي هريرة وعن محمد بن
عبيد الله عن ابيه )
4846- Devamlı içki içen, puta tapan gidir.
٤٨٤٧ - مُدَّةُ رَخَاءِ أُمَّتِي مِنْ بَعْدِى مِائَةُ سَنَةً قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهُ فَهَلْ لِذَلِكَ مِنْ آيَةٍ قَالَ نَعَمْ الْخَسْفُ وَالْقَدْفُ وَالْمَسْحُ وَارْسَالُ الشَّيَاطِينِ الْمُلْجَمَةِ
عَلَى النَّاس (طب ك وتعقب عن عبادة)
4847- "Benden sonra ümmetimin refah ve mutluluk zamanı yüz senedir." "Ey Allah'ın elçisi! Bunun bir alameti var mıdır?" diye sordular. "Evet. Yere batma olayı, kazf, insanların hayvan kılığına girmesi, dizginli şeytanların insanlara salıverilmesi."
٤٨٤٨ - مَرْحَبًا بِطَالِبِ الْعِلْمِ إِنَّ طَالِبَ الْعِلْمِ لَتَحْفُهُ الْمَلَئِكَةُ وَتُظِلُّهُ بِأَجْنِحَتِهَا ثُمَّ يَرْكَبُ بَعْضُهُمْ بَعْضًا حَتَّى يَبْلُغُوا السَّمَاءَ الدُّنْيَا مِنْ مَحَبَّتِهِمْ لِمَا
يَطْلُبُ (طب عن صفوان)
4848- İlim tahsil edene merhaba. İlim tahsil edeni mutlaka melekler ziyaret eder, üzerlerine kanatlarını gererler. Sonra onun bu durumundan memnun oldukları için birbirinin üstünde durarak dünya semasına kadar büyük bir yığın meydana getirirler.
YANITLASİL
yuksel20 Mayıs 2024 01:09
1035- Beş şeyi bes şeyden önce fırsat ve ganimet bil: Ölmeden önce hayatını, hastalanmadan önce shhatini, meşguliyebil önce bos vaktini, ihtiyarlıktan önce gençliğini, fakr ü zarurele düşmeden önce zenginliğini (ganimet ve fırsat bil).
١٠٣٦ - اغْتَنِمُوا الدُّعَاءَ عِنْدَ الرِقَةِ فَإِنَّهَا رَحْمَةٌ (ابن شاهين في الافراد
والديلمي عن ابي بن كعب) 1036- Hüzünlü anlarınızda duayı ganimet bilin, çünkü bu bir rahmettir.
عن أبي الدرداء) ابو الشيخ في الثواب . الْمُؤْمِنِ الْمُبْتَلَى ۱۰۳۷ - اغْتَنمُوا دَعْوَةَ
1037- Musibete uğramış mü'minin duasını ganimet bilin.
۱۰۳۸ - اغْدُ عَالِمًا أَوْ مُتَعَلَّمًا أَوْ مُسْتَمِعًا أَوْ مُحِيًّا وَلَا تَكُنِ الْخَامِسَةَ
فَتَهْلِكُ (عد طس هب عن ابي بكرة)
1038- Alim ol, yahut müteallim (öğrenci), ya da dinleyici yahut da (bunları) seven bir kimse ol. Beşinci olma ki helak olursun.
١٠٣٩ - اغْرُوا بِسْمِ اللهِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ لَا تَغُلُّوا وَلَا تَعْدِرُوا وَلَا تُمَثَّلُوا
وَلَا تَقْتُلُوا وَلِيدًا لِلْمُسَافِرِ ثَلَاثُ مَسْحٍ عَلَى الْخَفَّيْنِ وَلِلْمُقِيمِ يَوْمٌ وَلَيْلَةٌ (حم
عن صفوان بن عسال
1039- (Harbe giderken) bismillâh ile yola çıkıp savaşın. Aşırı davranmayın, zulmetmeyin, temsil etmeyin (yani azalarını bir bir keserek öldürmeyin), çocukları da öldürmeyin. Misafir için mestlere mesh etmek süresi üç gündür, mukim içinse bir gün bir gecedir.
١٠٤٠ - اغْسَلْنَهَا وثرًا ثَلاَثًا اَوْ خَمْسًا أَوْ سَبْعًا أَوْ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ إِنْ رَأَيْتُنَّ ذَلِكَ بِمَاءٍ وَسِدْرٍ وَاجْعَلْنَ فِي الْآخِيرَةِ كَافُورًا أَوْ شَيْئًا مِنْ كَافُورٍ" (خ م د ت
1040- (Ey kadınlar cemaati! Sizler) onu (cenazeyi) birer, üçer,
254
ن ه عن ام عطية)
YanıtlaSil٤١٥٤ - قَلْبُ الْمُؤْمِن مِنْ خَلْوِ يُحِبُّ الحلاوة" (هب عن ابي امامة وقال منكر
خط عن أبي موسى وقال موضوع
4154- Mü'minin kalbi tatlıdır (imanın zevkine ermiştir), tatlıyı (imani esaslan) sever.
٤١٥٥- قلب ليس فيه شَيْئ من الحكمة كبَيْتِ حَرب فَتَعَلَّمُوا وَعَلَمُوا
تَفَقَّهُوا ولا تموتُوا جهالاً فَإِنَّ الله لا يُعْذِرُ عَلَى الجهل (ابن السني عن ابن عمر)
4155- İçinde hikmet bulunmayan kalp harabe ev gibidir.
Öğrenin, öğretin, fıkıh ilmini iyice öğrenin, cahiller olarak ölme- yin. Çünkü Allah cehalet özürünü katiyyen kabul etmez.
٤١٥٦ - قُلْتُ يَا جِبْرِيلُ هَلْ تَرَى رَبَّكَ قَالَ إِنَّ بَيْنِي وَبَيْنَهُ سَبْعِينَ أَلْفَ
حجاب مِنْ نُورٍ أَوْ نَارِ وَلَوْ رَأَيْتُ أَدْنَاهَا لاحْتَرَقْتُ (سمويه عن انس)
4156- Cebrail'e dedim ki: "Rabbini görebiliyor musun?" Şu cevabı verdi: "Aramızda nurdan veya ateşten yetmiş bin perde var. O perdelerin en küçük olanını görseydim bile baştan ayağa yanardım."
٤١٥٧ - قَلِيلُ التَّوْفِيقِ خَيْرٌ مِنْ كَثِيرِ الْعَقْلِ وَالْعَقْلُ فِي أَمْرِ الدُّنْيَا مَضَرَّةٌ
وَالْعَقْلُ فِي أَمْرِ الدِّينِ مَسَرَّةٌ (كر عن أبي الدرداء)
4157- Tevfikin azı aklın çoğundan hayırlıdır. Akıl (yalnız) dünya işine sarf edilirse zarar vericidir, din işinde ise mutluluk ge-
tirir.
٤١٥٨ - قَلِيلُ الْفِقْهِ خَيْرٌ مِنْ كَثِيرِ الْعِبَادَةِ وَكَفَى بِالْمَرْءِ فِقْهَا إِذَا عَبَدَ اللَّهَ
وَكَفَى بِالْمَرْءِ جَهْلاً إِذَا أَعْجَبَ بِرَأْيِهِ وَإِنَّمَا النَّاسُ رَجُلانِ مُؤْمِنٌ وَجَاهِلٌ فَلَا
تُؤْذِي الْمُؤْمِنَ وَلَا تُجَاوِرُ الْجَاهِل (طب وابن عبد البر في العلم وابو نصر غريب عن ابن عمرو)
4158- Az fıkıh, anlamadan yapılan çok ibadetten ha- yırlıdır. Kişiye anlayarak ibadet ettiği zaman, fıkıh kâfi gelir. Yalnız kendi görüşünü beğendiği zaman o kişinin cehaleti kendisine ye-
YANITLASİL
yuksel22 Mayıs 2024 05:08
RÂMÜZÜL EHADÎS
(HADİS ANSİKLOPEDİSİ)
AHMED ZİYAÜDDİN GÜMÜŞHANEVİ
(2.CİLT)
Baskıya Hazırlayan: ARİF PAMUK