Hamd, Allah'a mahsustur ki záti kemâlî hakikatlerinin nüshasından âlemlerin, alâmet ve işaretlerin nakışlarını ızhar etti. Zâti cem “nûn”un- dan harflerin, kelimelerin ve kelâmın türlerini çıkardı. Cem' ve tenzih maka- mından, eğriliği olmayan Arapça bir Kur'an indirdi. Onu, her zaman burhanları ve delilleri parlayan ebedi bir mucize kıldı.
Salât ve selâm, ilim, ayn ve yakinde yüce makamın kapısını açan Efendimiz Muhammed'e olsun ki, Adem daha su ile balçık arasında iken O peygam- berdi. O'nun Kur'an ahlâkıyla ahlâklanan ailesine, ashâbına ve ahir zamâna kadar ihsân üzere/güzelce onlara tabi olanlara da selam olsun.
Fakir kul, kurban olarak adanan (İsmail (a.s.))'ın adaşı, nasihatçi, muhacir, Şeyh İsmail Hakki - Allah kendisini sabahların, akşamların ve gündüzlerin fitnelerinden saklasın- der ki:
Vaktinin sultanı, zamanının ender bulunanı, ilim ve irfânıyla halk üze- rinde Allah'ın hucceti, ilahi inâyet ve tevfik nurlarının ufku, kesin olarak hilafet sırlarının varisi, ikinci bin yılın ikinci onluğunun (XII. hicri asrın başında tecdid sırrına sahip olduğu kabul edilen, rabbâni ilhamın ma'deni seyyidlerin yolundan giden, asil ve soylu Şeyh, (Hz. Osman) ibn Affan'ır adaşı, İstanbul'da ikamet eden, imam ve allâme olan Şeyhim, büyük âlim ve çok anlayışlı üstadım - Allah ona imdad eylesin, bize de gizlide v âşikarda onunla imdad buyursun-, (hicri) ikinci bin yılın birinci onluğunu onuncu onda birinin altıncı onda birinde (h. 1096/m. 1685) benim, velileri
YANITLASİL
yuksel24 Mart 2024 15:08 İsmail Hakkı Bursevi
kalesi (burcü'l-evliya) olan Bursa sehrine - Allah kötülüklerden ve sıkıntılardan muhafaza eylesin- göçmeme işaret ettiler. Oraya yerlesince, meshur nurlu ma'bed Cami-i Kebir (Ulucami) de vaaz ve öğütten uzak duramadım.
Bazı Rumeli (Balkanlar) beldelerinde ikamet ettiğim zaman yazdığım, tefsir sayfalarından 1 ve muhtelif ilimlerden derlenmis, Kur'an sürelerinden Lait-Oman'dan daha sonrasına kadar ulasan bazı notlarım vardı. Fakat onlarda söz çok uzadığı için darmadağınık vaziyetteydi. Bir kısmını batı rüzgarı, bir kısmını da saba rüzgarı bir tarafa atmıştı.
İstedim ki uzun nakilleri kısaltayım. Lafızların, harflerin ve noktaların sahasına dağılan evrakı toparlayıp özetleyeyim. Onlara bir nebze de gönlü- me doğan maʼrifetlerden ilave edeyim. Nazmettiğim latifelerin gerdanlığına onları da dizeyim.
Her ne kadar sermayem az ve güçsüz olsam da -eğer yüce Allah bu büyük arzumu yerine getirecek kadar bana mühlet tanırsa- geri kalan süreleri Nazm-ı Kerim'in sonuna kadar mahåretle serdedip aktarayım. Haftalarca ve aylarca kaleme aldığım, satırların kıvrımlarına yazarak döktüğüm bil- gileri insanların istifadesi için temize çekeyim. Böyle yapayım ki malın ve oğulların fayda etmediği ahiret günü için hazırlık olsun. "Såd" ve "Nün" dan başkasının fayda vermediği zaman bana sefaatçi olsun.
Allah Tesla'dan bunu sálih amellerden ve hâlis eserlerden, ömürlerin Sonuna kadar båki kalacak iyiliklerden kılmasını niyaz ederim. Çünkü O, bir kul için hayır murid ederse, insanlar içinde onun amelini güzelleştirir. Rasa göre göz mesibesinde olan hayırlı işlere chil kılar. O, Feyyazdır, ihsanı boldur.
Eğer iblisin bir devleti olsaydı diploma rütbe ve maaş vermek şartıyla Alimler ve Hatipler bulundururdu. Bunlar iblisin iktidarına dokunmamak şartıyla konuşur- lardı. Aynı günümüzdeki devletin alimleri gibi.
Temmuz başarılı olsaydı, ne olacaktı! Darbe saat 03.00 gibi olacaktı ve sabah uyandığımızda zaten bu iş bitmiş olacaktı. Gün doğmadan birçok eve baskın yapılıp, on binlerce kişi gözaltına alınacaktı.
Sahi o tutuklanacaklar kimlerdi. Ergenekon ve Balyoz kumpasını hazırlayanlar, kendileri için de benzer bir plan yapmışlardı. Toplama kampları stadyumlar olacaktı. Avrupa yakasındakiler Silivri’ye, Asya yakasındakilerse Formula 1pistine taşınacaktı. Ellerinde politikacı, gazeteci, iş adamı, bürokrat, STK yöneticisi uzun bir liste vardı.
Darbe sabahı hemen darbeye karşı kurmaca bir halk hareketi, protestolar, direniş örgütlenecek ve hemen ardından darbeciler, bu kişilerin temsilcilerini görüşmek için davet edecekler. Onlar ikna edilecek ve darbeciler, yol haritaları ile ilgili uzun bir açıklama yapacaklardı. Hemen bir sivil geçiş hükümeti kurulurken, dünyadan destek mesajları gelecekti. Askerler geri çekilmek için suçluların cezalandırılması, darbe yapanların yargılanmaması ve en kısa zamanda seçimlere gidilerek yeni hükümetin kurulması taleplerini yineleyecekler, demokrasiye bağlılıkları, barış istediklerini açıklayacaklardı. Darbeden hemen sonra da alâ-yı vala ile “The Hodja efendi” Humeyni’nin Tahran’a gelişi gibi İstanbul’a gelecekti.
Erdoğan Marmaris’teki otelde yakalansaydı, İzmir’deki askeri üsse götürülecek ilk sorgusu orada yapılacak ve orada zihinsel bulanıklık yapacak ilaç verildikten sonra psikolojik travma yaşadığı gerekçesi ile psikolojik açıdan müşahede altına alınacaktı. Zaten direniş olursa yaralanması ve öldürülmesi de söz konusu idi. Hemen gizli kasaları, yurt dışına kaçmak için uçağa yüklenmiş altın külçelerin ele geçirildiği haberleri ki, aynısını 60 darbecileri Menderes’e de yapmıştı. Sonra tedavi ettiklerini söyleyip, burada Yassıada benzeri düzmece bir yargılamadan sonra 5000 sayfayı aşan suç dosyası ile Suriye’de gizli bir terör örgütü kurduğu, silah kaçakçılığı ile suçlanıp Lahey’e gönderilecek ve tabi mahkûm edilmesi sağlanacaktı.
Din nasihattir, din nasihattir, din nasihattir. Soruldu: "Kimin için Ya Resulallah?" Buyurdu ki: "Allah için, Kitabı için, Resulü için, ümera için ve bütün müslümanlar için. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 97 / No: 11 Ramuz El-Ehadis Nasihat samimiyet demektir
Din nasihattir, din nasihattir, din nasihattir. Soruldu: "Kimin için Ya Resulallah?" Buyurdu ki: "Allah için, Kitabı için, Resulü için, ümera için ve bütün müslümanlar için. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 97 / No: 11 Ramuz El-Ehadis Nasihat samimiyet demektir İslamın Tasavvufun ana unsuru ana temel direği budur. Samimiyet olmazsa Allah c. c. yardımı gelmez.
Her hak sahibine hakkını veriniz. Çocuk yatağındır(yatak sahibinin). Zani için de recm vardır. Kim ki, efendisinden başkasını veli edinirse, yahud başkasına nisbet iddia ederse Allah'ın meleklerinin ve insanların hepsinin laneti onun üzerine olsun. Böylesinin ne nafile, ne de farz ibadeti kabul olunur. Ravi: Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma) Sayfa: 22 / No: 9 Ramuz El-Ehadis
Bir kimse ile kardeşlik kurduğunda onun adını ve babasının adını sor. Onun gaybutinde aile efradını korursun, hasta olursa ziyaret edersin, vefat ederse cenazesinde hazır olursun. Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma) Sayfa: 22 / No: 14 Ramuz El-Ehadis
Allah (z.c.hz)'leri Beni hidayet ve alemlere Rahmet olarak gönderdi. Ve Beni; çalgıları, eğlenceleri, cahiliyet işlerini ve putları mahvetmek için gönderdi. Rabbim, izzeti üzerine yemin etti ki, kullarından bir kul dünyada içki içerse, ona kıyamet gününde muhakkak (Cennet) şarabını haram kılacak, kullarından bir kul da içkiyi terkederse Allah da ona muhakkak (Hazire-i Kudsünde) kendi yüce makamı yanında, Cennet şarabından içirecektir. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 245 / No: 8 Ramuz El-Ehadis
Ve onu parmak uçları ile sayın. Çünkü onlar, kıyamette mesul o- 3954- (Ey kadınlar!) Tesbih, tehlil ve takdisten ayrılmayın lacaklar ve konuşturulacaklar. Gaflet etmeyin ki, rahmetten unu. tulursunuz.
وَالْعَمَلُ قَيِّمُهُ وَالرَّفْقُ أَبُوهُ وَالصَّبْرُ أَمِيرُ جُنُودِهِ" (الحكيم عن ابن عباس)
3955- İlim öğrenmelisin. Zira ilim mü'minin dostudur. Hilm veziri, akıl ise delilidir. Amel ise onu ayakta tutar. Rıfk baba. sı, mülayemet kardeşi, sabır da ordusunun emiridir.
٣٩٥٦ - عَلَيْكُمْ بِالْأَتْرُجَ فَإِنَّهُ يَشُدُّ الْفُوَادَ (الديلمي عن عبد الرحمان)
3956- Turunç yemelisiniz. Zira bu kalbi takviye eder.
3960- Kudüs'ün imarı, Medine'nin harabına alamettir. Medine'nin harabı ise büyük harbin çıkmasının bir alameti de- mektir. Büyük harbi İstanbul'un fethi takip edecektir. Onu da Deccal'ın çıkması takip edecektir.
3961- Cennet ameli, doğruluktur. Kul doğru olunca iyi hareket etmiş olur. İyi hareket edince, emin olur. Emin olunca da cennete girer. Cehennem ameli yalandır. Kul yalan söylerse facir olur, facir olunca kafir olur, kafir olunca da cehenneme girer.
أَنَّمَا الْكِبْرِيَاءُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ الديلمي عن على)
コ
2066- Sakın anne-babanıza asi gelmeyin. Cennet kokusu bin yıllık mesafeden gelir. Anne-babaya asi gelen, akrabadan alakayı kesen, zina eden evli insan, büyüklük taslayan komşu cennetin kokusunu alamazlar.
سُلْطَانِهِ فَقَتَلَ نَفْسَهُ وَقَتَلَ أَخَاهُ وَقَتَلَ سُلْطَانَهُ" (الديلمي عن انس)
2068. Üç kişinin katilinden uzak durun. Çünkü o Allah'ın en kötü mahlukudur. Kişi din kardeşini sultana teslim eder. Sonra kalkar, kendini, kardeşini ve sultanını öldürür.
فَإِنَّكُمْ لَا تَحْمَدُونَ أَمْرَهُ (الديلمي عن على)
2069- Sakın hükümdarın yanında oturmayın. Çünkü o dinin gitmesine sebep olur. Onlara kötü davranışlarında yardımcı da olmayın. Çünkü siz içinizden onun yaptıklarını beğenip övmezsiniz.
۲۰۷۰ - إِيَّاكُمْ وَالنَّمِيمَةَ وَنَقْلَ الأَحَادِيثِ (ابن لال عن ابن مسعود)
الدَّابَّةَ قَبْلَ أَنْ تُحْمِسَ ثُمَّ يَرُدُّهَا إِلَى الْمَعْنَم رخ في تاريخه والحسن بن سفيان وابن
مندة وابن السكن وابو نعيم عن ثابت بن رفيع
2071- Ganimet babında sakın hile yapmayın. Kişi henüz taksim yapılmadan esir olan cariye ile cinsî temas kurar, sonra taksim edilmek üzere verir. Kişi elbiseyi giyer, eskitir, sonra taksim edilmek üzere verir veya taksimden önce hayvana binip, sonra onu ganimet hayvanlarının içine iade etmesi aldatmadır. (İşte bunları yapmayın. Çünkü bu hile ve hıyanettir.)
5989. Allah'a isyan olan yerde hiç kimseye itaat edilmez. İtaat ancak İslami hudutlar dahilinde olur.
رحم طب ك وابن خزيمة وابن جرير فِي مَعْصِيَةِ الْخَالِقِ ٥٩٩٠ - لا طَاعَةَ لِمَخْلُوق
عن عمران والحكم بن عمرو وابو نعيم خط عن انس طب عن النواس) 5990- Halık'a olan isyanda mahluka itaat yoktur.
٥٩٩١ - لا طَلَاقَ إِلَّا فِيمَا تَمْلِكُ وَلَا عِنْقَ إِلَّا فِيمَا تَمْلِكُ وَلَا بَيْعَ إِلا فِيمَا تَمْلِكُ وَلَا وَفَاءَ نَذْرٍ إِلَّا فِيمَا تَمْلِكُ وَلَا نَذْرَ إِلَّا فِيمَا ابْتَغِيَ وَجْهُ اللَّهُ تَعَالَى وَمَنْ حَلَفَ عَلَى قَطِيعَةِ رَحْمٍ فَلَا يَمِينَ لَهُ (د ك عن عمرو بن شعيب عن ابيه عن جده)
5991- Malik olmadığın şeyde talak hakkın yoktur. Sahip olmadığın şeyde azad etme hakkın yoktur. Sahip olmadığın şeyi de satamazsın. Fakat malik olduğun şeyi adayabilirsin. Ancak Allah'ın rızası kasdedildiği hususlarda adak adarsın. Masiyet üzerine yemin edenin yemini sayılmaz. Akrabadan alakayı kesmek için yapılan yemin de makbul değildir.
خَفَرَ بِذِمَّتِهِ لَمْ يَرِحْ رَائِحَةَ الْجَنَّةِ (طب عن ابي امامة)
5992- Hastalığın sahibinden başkasına sirayeti, Muharrem ayının sefere ertelenmesi, ölünün ruhunun gelip "İntikam, intikam" diye bağırması gibi şeylere inanıp evham etmek yoktur. Otuz gün hiç iki ay yapar mı? Kim ahdini bozarsa cennet kokusunu alamaz.
uhunun gelip "İntikam intikam!" diye bağırdığına inanmak, sarılık hastalığını vehmetmek) gibi şeyler yoktur. Ancak cüzzamdan, arslandan kaçar gibi kaς.
٥٩٩٥ - لا عقل كالتدبير فى رضى الله ولا ورع كالكف عن محارم الله وَلَا حَسَبَ كَحُسْنِ الْخُلُقِ" (كر وابو الحسن القدوري وابن النجار عن انس)
5995. Allah'ın rızasını kazanmak için tedbir gibi akıl, Allah'ın haram kıldıklarından uzak durmak gibi dine bağlılık, güzel ahlak sahibi almak gibi asalet yoktur.
3464- İbadetten gücünüz yettiği kadar alın. Sakın biriniz, bir ibadete kendini alıştırıp da sonra onu bırakmasın. Çünkü kişinin bir ibadete kendisini alıştırıp da sonra onu bırakmasından Allah'a daha şedid gelen hiçbir şey yoktur.
الْبَاقِيَاتُ الصَّالِحَاتُ (ن) ط ص ك هب عن ابي هريرة وابن مردوية عن انس وزاد ولا
حول اه)
3465- Ateşe karşı şu kalkanı alın: "Sübhânellâhi vel hamdü lillâhi ve lô ilâhe illellâhü vallâhü ekber." Çünkü bu kelimeler kıyamette önden size kurtarıcı olarak gelir. İşte bunlar baki kalacak salih amellerdir.
3466. Benî İsrail'den bir taife çıkıp kabristanlarına geldiler. Dediler ki: "İki rekat namaz kılalım. Se çıkıp kabristan edelim. O da bdekabre girenlerden birini bize çıkarsma Bizade ona ölümden sual
Kararlaştırdıkları şeyi yaptılar. Hemen alnında secde eseri bulunan bir adamın başı kabirden çıkıverdi ve sordu: "Ne istiyorsunuz? Ben öleli yadimde mari beramen, hala ölüm acısı ben istiyorsunuz? Allah'a dua edin de Allah beni eski halime getirsincs
3467- İmamın (hatibin) cuma günü minbere çıkması namazı keser (imam minberdeyken namaz kılınmaz). Kelamı (hutbesi) de kelamı keser (yani hatip minberde iken konuşulmaz).
4668- Haram para kazanan kişi, onun hayır ve bereketini göremez. Ondan verdiği sadakalar da kabul olunmaz. Öldüğünde onu arkasında bırakırsa mutlaka o, cehenneme gitmesi için güzel bir azık olur.
4658- Herhangi bir kul ihlas içinde "Lâ ilâhe illâh" derse, hemen yukarıya çıkar, onu hiçbir hicap geri çevirmez. Allah'a vasıl olur. Allah onu söyleyene rahmeti ile bakar. Allah bir muvahhide rahmeti ile nazar kıldı mı, mutlaka onu esirger.
4659- Herhangi bir kul: "Allâhümme rabbes semâvâtis seb'ı ve rabbel arşil azıym* İkfinî külle mühimmin min haysü şi'te min eyne şi'te*" derse Allah mutlaka onun üzüntüsünü giderir.
لا يَنْفَعُ نَفْسًا إِيمَانُهَا" (ابن زنجويه عنصفوان بن عسال)
1208- Allah batıda, genişliğinin mesafesi yetmiş yıl olan bir tevbe kapısı kılmıştır. (Bu kapı) güneş ० yönden doğmadıkça kapanmaz. İşte bu Cenabı Hakk'ın: "Rabbinin bazı alametleri geldiği gün, kişiye imanı fayda vermeyecektir" kavlinin anlamıdır.
الْحَقَّ وَتَبْغُضَ الْخَلْقَ (هناد عن يحيى بن جعدة مرسلا)
1209- Allah güzeldir, güzeli (güzel davranışları) sever. Kuluna in'am ettiği zaman eserini üzerinde görmek ister. Sıkıntı ve fakirlik göstermekten hoşlanmaz. Kibir ise, hak olanı hafif telakki etmen, halkı da hor görmendir.
يَدَيْهِ ثُمَّ لَا يَضَعُ فِيهِمَا خَيْرًا (ك عن انس)
1211. Allah Azze ve Celle Rahîm'dir, Hay'dır. Kerîm'dir. Hayayı çok sever. Kulu tarafından kendisine kaldırılan ellere bir şey koymadan (boş olarak) geri çevirmekten hayâ eder.
1212- Allah mahlukatı karanlık içinde yaratıp sonra üzerine kendi nurundan saçtı. Kim bu nurdan almışsa doğru yolu bulmuştur, kim de hata etmiş de (alamamışsa) sapıtmıştır. Bunun için diyorum ki kalem Allah'ın ilmi doğrultusunda işlemiştir.
1213- Allah hiç şüphe yok ki, Levh-i Mahfuz'u beyaz inciden yanlarını ve kenarlarını da kırmızı yakuttan yaratmıştır. Kalemi nurdur, yazısı da nurdur. Allah için her gün üçyüz altmış lahza vardır. Yaratır, rızık verir, öldürür, diriltir, yükseltir, zelil kılar, dilediğini yapar.
وَتِسْعَةَ وَتِسْعِينَ إِلَى يَوْمِ الْقِيَمَةِ (طب عن ابن عباس)
1214- Allah yüz rahmet yaratmıştır. Onlardan sadece birini (dünyadaki) yaratıklar arasında taksim edip doksan dokuzunu da kıyamete bırakmıştır. Onunla mü'min kullarına merhamet edecektir.
قَصَّرَهَا عَلَى الْمُتَّقِينَ وَزَادَهُمْ تِسْعًا وَتِسْعِينَ (ك عن ابي هريرة)
1215- Allah herbiri yer ile gök arasını dolduracak kadar (çok olan) yüz rahmet yaratmıştır. O yüz rahmetten birini mahlukat arasında taksim etti. İşte o rahmet sayesinde anne çocuğuna şefkat gösterir
تَبَارَكَ الَّذِي بِيَدِهِ الْمُلْكُ (حم دك هب عن ابي هريرة)
3734. Kur'an'da otuz ayetlik bir sure vardır. Okuyucusuna şefaat edecektir. Bağışlanmasını sağlayacaktır. O sure "Tebârakellezî bi yedihil mülk" Sûresi'dir.
بِوَصِيَّةِ رَسُولِ اللَّهِ وَافْتُوهُمْ (ه عن ابي سعيد)
3735 Size, sizden ilim isteyen bir kavim gelecek. Onları gördüğünüzde: "Ey Rasulüllah'ın tavsiyesi olan kavim, merhaba!" deyin ve onlara fetva verin (yani ilim öğretin).
تَحْفَظُونَ فَمَنْ كَذِبَ عَلَى مُتَعَمِّدًا فَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ" (حل عن أبي موسى)
3736- Benden sonra size hadisimden soracak olan bir kavim gelecek, onlara ancak benden duyup ezberlediklerinizi anlatın. Zira kim demediğimi dedi diye bana iftirada bulunursa, ateşteki yerine hazırlansın.
فِي مِثْل مَا يَقُولُ (طس ك وابو نصر السبخي وقال غريب عن ابي هريرة)
3738- Ümmetime öyle bir zaman gelecek ki, Kur'an Okuyucular çoğalacak, fakihler azalacak, ilim ortadan kalkacak, fitne e ölümler çoğalacak. Ondan sonra öyle bir zaman gelecek ki, Ummetimden Kur'an okuyan kişiler bulunacak (fakat okudukları) boğazlarından geçmeyecek. Sonra bir zaman gelecek ki, müşrik, Allah hususunda aynı mevzuda mü'mine karşı mücadele edecek.
3739- İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki, kişi acz (ibadet) ile fücur (kafirlik) arasında muhayyer (serbest) kılınacak. Kim bu zamana erişirse, aczi fücura tercih etsin.
الْفِتْنَةُ وَالَيْهِمْ تَعُودُ (ك في تاريخه عن ابن عمر الديلمي عن معاذ)
3741- İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki, Kur'an'dan ancak
resmi, İslam'dan ancak ismi kalacak. (Yani kendilerine müslüman adı takacaklar, fakat tatbik etmeyecekler). Mescitleri imar edilmiştir (dünya ziynetleriyle süslenmiştir). Fakat hidayet bakımından içi haraptır
İçinde bulunduğumuz zaman diliminde çok ciddi anlamda bir ahlâk erozyonu ve ahlâki yozlaşma yaşanmaktadır. Televizyonlar, ga- zeteler, dergiler, filmler, şarkılar ve bilhassa internet adeta birer ahlâk tahripçisi haline dönüştürülmüştür. Yaygın iletişim araçları, kontrollü ve müspet manada kullanılmadığın- dan, günümüz insanının ahlâkını mütemadi- yen tahrip etmektedir.
Ayet ve Hadislerle
İslâm Ahlâkı
Garip olan ise, bu tahribatın ve tahribata hız kazandıran kitle iletişim araçları karşısında "Dur!" diyen bir yapının ve çalışmanın olma- masıdır.
Bütün bir toplum olarak bu ahlâk tahribine karşı acilen bir mücadele başlatılması gerekti- ğine inanıyoruz.
Elinizdeki kitap, günümüzde yaşadığımız bu ahlâki erozyona karşı yapılmış mütevazı bir çalışmadır. Kitapta yaklaşık yüz madde civa- rında ahlâki kavramın izahı, konuyla ilgili âyet ve hadisler yer almaktadır.
nun günahlarını bağışla, arındır, onu zinadan korut" diye dua etti. Bundan sonra hiç kimse bu gencin kadınlara dönüp baktığını görmedi. (Ahmed, Taberani)
Ebu Hüreyre (ra)'den, Hz. Peygamber (sav)'in şöyle dediği rivayet edilmiştir:
"Yedi zümreyi Allah gölgenin olmadığı (kıyamet) gününde kendi (arşının) gölgesinde gölgelendirecek.
Adil imam (idareci, devlet reisi).
Allah Azze ve Celle'ye ibadet ederek yetişen genç,
Kalbi mescidlere asılı (mescidlerde namaz kılmaya düşkün) olan adam.
Allah için birbirini seven, bu yüzden bir araya gelip, ayrılan kişiler.
Güzellik ve zenginlik sahibi bir kadının davet ettiği ve "Ben Allah'tan korkarım" diyerek bu daveti reddeden adam.
Sadaka veren ve sadakasını sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek derecede gizleyen adam.
Yalnızken Allah'ı zikredip, gözlerinden yaş döken adam." (Buhari, Müslim)
Nakşibendi ayrılık Soner Yalçın Yayınlanma: 19 Nisan 2024 2019 yılıydı:
Cübbeli (Ahmet Mahmut Ünlü) Hoca telefon etti:
-Soner Bey, bizim cenahta Mustafa Kemal’e haksızlık yapılıyor, Atatürk’e nasıl düşmanlık edilebilir, bu gadre son vermek lazım.”
Odatv, Cübbeli Hoca ile röportaj yaptı. Hayli yankı buldu...
Bunu niçin anımsadım?
“Bizim Mahalle” tasavvuf tarihine pek meraksızdır, bazı hatırlatmalar yapayım:
Nakşibendilik, Buharalı Muhammet b. Bahattin Nakşibent (1318-1389) tarafından kuruldu.
Türkiye’nin bugün en etkili tarikatı Nakşibendiliğin Anadolu’ya girişi geç oldu! Bunun temel sebebi, Bahattin Nakşibent’in Timur’un hocası olması idi. Timur-Yıldırım rekabeti ve ardından Moğolların Anadolu’ya girmesiyle, Osmanlı yönetimi/ beylikler bu tarikata mesafeli durdu. Ki Anadolu’ya ilk gelen Nakşibendilerin Timur’un ordusunda görevli olduğunu iddia edenler var...
Sonuçta, Sultan Beyazıt 1481-1512 döneminde İstanbul Aksaray ve Fatih’te ilk Nakşibendi tekkesini Molla İlahi ve öğrencisi Ahmet Buhari açtı. Ancak, Hindistan’da hayli güçlü Nakşibendilerin gölgesi altındaydı.
Osmanlı’da zamanla Nakşiler dinsel itikattan çok, siyasi nüfuz üzerinden güç topladı. Mesela:
Şii Safevi ile mücadelesinde Osmanlı yönetimine Sünni Nakşiler destek verdi.
Sadece bu değil -örneğin- Yeniçerilerin lağvedilmesine fetva verip, Hacıbektaş dahil bazı Bektaşi tekkelerine el koydular!
Nakşiler Osmanlı’nın en güçlü dini ideolojik gücüne dönüştü. Fakat, Tanzimat karşıtlığı ve 1859 Kuleli Vakası gibi Osmanlı idaresine dönük eylemlerde de bulundular.
★★★
Cumhuriyet, kapatmadan önce sadece İstanbul’da 95 Nakşi tekkesi vardı.
Neredeyse tüm tekkeler gibi Nakşilerde de gizlenme, korunma ve azla yetinme dönemi başladı. Nakşi Gümüşhanevi Şeyhi Mustafa Fevzi’nin sözü “yolu” gösterdi:
-“Kapatılan bir binanın kapısıdır, kapatılmayan gönül kapısıdır.”
Tekkelerin yerini camiler aldı...
Yeni rejimin imkanlarından uzaklaştırıldıkları, dışlandıkları için kimileri Atatürk’ü hedef yaptı. Başta eski Şeyhülislam Mustafa Sabri olmak üzere demediklerini bırakmadılar...
Menemen, Bursa, İskilip, Siirt olaylarına ve İçişleri Bakanlığı’nın 1937 genelgesinde “Nakşilere dikkat” uyarısına rağmen, Abdülaziz Bekkine gibi Nakşi şeyhler camilerde ve okullarda görev almayı sürdürdü. Ancak, Abdülhâkim Arvasi gibi bazı şeyhler Menemen olayı nedeniyle kamu görevlerinden alındı. (İslamcılar, İkinci Abdülhamit karşıtı, İttihatçı dostu, Menemen kışkırtıcı Esat Erbilli gibi kimi Nakşi şeyhleri güttükleri siyaset üzerinden hiç değerlendirmiyor!)
Öte yandan Cumhuriyet, 1925 yargılamalarından beraat eden Ahmet Hamdi Akseki gibi alimlere, “Türkçe hutbe” gibi din alanındaki çalışmalarda görev verdi.
Onca hınca, hakarete, bin yalana rağmen Cumhuriyet kan davası gütmedi...
Toparlayayım:
★★★
Şeyh, Arapçada yaşlı kimse anlamına gelir...
Keramet sahibi “seyittir”, rehberdir, alimdir, vaizdir. İslam’ın nasıl anlaşılacağına ve yaşanılacağına dair kendilerinde büyük yetki ve salahiyet görür. Dini otoriteleri güçlüdür, hakikatin temsilcisi olduğuna inanılır...
Nakşilerde de şeyh kutsiyet taşır; Hz. Ebubekir üzerinden Hz. Muhammet’e bağlandıklarını iddia ederler.
Her tarikatta olduğu gibi tevekkül, rıza, sadakat, kardeşlik ve fedakarlık elzemdir...
Şeyhin dini otoritesine bağlılığın güçlü olduğu Nakşilerde bugünlerde büyük ayrılık yaşanıyor...
Cumhuriyet ve Atatürk ile barışık Cübbeli Ahmet Hoca, Suudi Vehhabi-Selefi etkisine girdiğini belirttiği Nakşi İsmailağa şeyhine başkaldırıp rabıtayı kırdı.
Cübbeli Hoca’nın muhalefetinde, kumpasına maruz kaldığı FETÖ’nün cemaatin köşe başlarına oturtulmasının da etkisi var...
Kısa kesintiler hariç beş asırdır, iktidar siyasi merkezlerinde yer alan Nakşilerdeki bu ayrılığın yeteri kadar tartışılmadığını düşünüyorum
ri (temenni ve iltifatları) selâmdır. Duâlarının sonu da 'âlemlerin Rab bi olan Allah'a hamd olsun' şeklinde biter." (Yünus, 10/10) "Allah öyle Allah'tır ki, O'ndan başka ilah yoktur. Dünyada da ahirette de hamd O'na mahsustur..." (Kasas, 28/70) şeklinde cennet ehlinin dilinden hikâye ederek bildirdiği bu âyetlerden anlaşılıyor ki, onlar hamd etmeyi cennet te de sürdüreceklerdir.
Altıncı Faydası:
Rivayet edilen bir hadiste, Peygamber (s.a.v.) "Bir kul 'La ilahe İllallah' dediğinde Allah Teâlâ o kula yeryüzündeki kâfir erkekler ve hanımlar âdedince sevap verir. "10 diye buyurmuştur. Hakikat ehli älimler, bundaki sebebi şöyle açıklamaktadırlar: Kul, bu kelimeyi söy- lediğinde Allah'ı inkar eden ve O'na ortak koşan tüm kafir erkek ve hanımları reddetmiş olur. Öyle olunca bu sözü söyleyenin kafirler ade- dince sevap kazanması garip karşılanacak bir durum olmaz.
Yedinci Faydası:
[Tabiîn dönemi hadis ve tefsir âlimlerinden) Süddî, Allah Teâla'nın "Hô, mim, ayn, sîn, kâf" sözünde geçen harfler hakkında der ki: Ha harfi Allah'ın hilmine, hükmüne ve hüccetine; mim harfi mülküne ve şerefine; ayn harfi azametine, ilmine, izzetine ve adaletine; sîn harfi övgüsüne ve sırrına; kâf harfi ise kudretine ve kahrına işarettir. San- ki Allah Teâlâ bu harflerle şunu demektedir: Hâlimliğime, hükmüme, mülküme, şerefime, azametime, izzetime, ilmime, adâletime, övgüme. sırrıma, kudretime ve kahrıma and olsun ki: Lâ ilahe illallah diyeni cehennemde ebedi olarak cezalandırmayacağım.
Sekizinci Faydası:
Deniliyor ki, ahir zamanda hiçbir ibadet La ilahe illallah kelimesi kadar kıymetli olmayacaktır. Çünkü orada pek çok insanın namazına 10 Hadisin kaynağına ulaşılamadı
nucunariya ve gösteriş, sadakalarına da haram ve şüphe karıştığı aya çıkacaktır. Öyle olunca bu ibadetlerin hiçbiriyle kurtuluşun ga- lisi yoktur. La ilahe illallah kelimesi ise böyle değildir; o Allah'ın indir. Mü'min ancak samimi bir kalp ile Allah'ı zikreder.
Dokuzuncu Faydası:
Bu kelimenin faziletine dair vârid olan hadislerdir:
Birincisi: Peygamber alehisselam'ın şu sözüdür: "Zikirle in en faziletlisi: La ilahe illallah, duaların en faziletlisi ise dhamdulillah'dır. "11
İkincisi: İbn Ömer (r.a.)'dan rivâyet olan bir hadîste Rasûlullah bu- yurdu ki: "La ilahe illallah ehline (yani bu cümleyi çok söyleyen ve gereğini yapanlara), ölüm esnasında da kıyâmet gününde de kor- ku yoktur. Sanki onları görüyor gibiyim. Onlar vücutlarındaki ve iallarındaki toz ve toprağı silkeleyip şöyle diyorlar: Bizden üzün- tüyü gideren Allah Teâlâ'ya hamd olsun. "12
Üçüncüsü: Rivâyet olunur ki: Me'mun, Merv'den Irak'a dönüyor- du. Nişabur'u geçerken yolunun üzerinde Ali İbn Mûså er-Rida adında biri vardı. İleri gelenlerden bir grup ona vararak, "Rasûlullah'a yakınlı- ğın hürmetine bize fayda verecek bir hadis söyle!" dediler. Bunun üze- rine er-Rida, babasından, babası da dedelerinden, onlar da Peygamber- den, Peygamber (s.a.v.) de Cebrail'den nakille bir hadis-i kudside Allah Teāla'nın şöyle buyurduğunu rivâyet etti: “Lâ ilahe illallah benim ka- lemlemanımdır. Benim emanıma giren, azabımdan emin olur. "13
Dördüncüsü: İbni Abbas'tan rivayet edilen bir hadiste Peygamber sav.) şöyle buyurdu: "Allah Teâlâ cennet kapılarını açar. Arşın altın dan biri seslenir. Ly cennet! Sen ve içindeki tüm nimetler kime aitst
11 Timizi, Deavât, 3383: Ibn Mace, Edeb, 3800. Taberani, Mucemu'l-Kebir, Tahk. Hamdi Abdulmecid es-Selefi. Musul, 1983 XI/234. Muhammed b. d Abdulmecid es-Selefi, Beyrut, 1986, II/323. Selame b. Cafer Ebi Abdillah el-Kudai, Müsnedu Şihabi'l-Kudal, Tahk. Ham-
أعْمَالَ أَهْل النَّار" (مالك حمد عن عمر بن الخطاب)
3478- Allah, Adem'i yarattı. Arkasına kudret elini sürdü ve bir kısım zürriyeti çıkardı, sonra buyurdu:
"İşte bunları cennet için yarattım. Artık aldırmam, çünkü bunlar cennet amelini işleyecekler." Sonra yine yed-i kudretini arkasına sürdü, bir kısım zürriyet daha çıkardı ve şöyle buyurdu:
"Bunları da cehennem için yarattım, når ehlinin amelini yapacaklardır."
Bir adam sordu: "Bu nasıl olur ey Allah'ın Rasulü?" Cevap verdiler: "Allah kulu cennetlik yarattığı zaman, ona ölünceye kadar cennet ehlinin amelini yaptırır, böylece onu cennete koyar. Kulu cehennemlik yarattığı zaman, ona da nâr ehlinin amelini yaptırır ve o nâr ehlinin ameli üzere ölür."
3479- Allah, Adem'i cuma günü yed-i kudreti ile yarattı ve ona ruhundan üfürdü. Meleklere ona secde etmelerini emretti. İblis'ten başka hepsi secde ettiler. Iblis cinlerdendi. Rabbinin emrinden çıkılı. Yani Rabbinin emrinin dışına çıktı.
Ümmetim için korktuklarım arasında en ziyade şu üç şeyden korkarım; Yıldızlardan yağmur umma. Sultanın zulmü ve kaderi tekzib etme. Ravi: Hz. Câbir ibni Semure (r.a.) Sayfa: 20 / No: 16 Ramuz El-Ehadis
الْمُضِلُّونَ "saptıran". Insanları. Yani korkulacak şeyleri iyice araştırsan ondan daha korkuncu bulunmaz. el-Metâmih adlı eserde (sahibi) demiştir ki; "Rasûlullah (s.a.v) ümmetinin iyileştirilmesine çok düşkün ve onun iyiliğinin devamlı olmasına istekliydi. Bu nedenle önderlerin bozukluğundan onlar için korkmuştur. Çünkü onların bozukluğu nedeniyle insanlar bozulur. Düzen yıkılır. Çünkü onlar halkın önderleridir. إِنَّ أَخْوَفَ مَا أَخَافُ Hadisinde bu konu gelecek.
Hadisi Ahmed b. Hanbel, Ebu Nuaym Hilyetü'l-evliya'da, Ömer (ra)'den nakletmiştir. el-Alâî bu hadisi Ömer (r.a)'e dayanan bir senedle ve başka lafızla nakletmiştir. Bu hadis "Rasülullah (s.a.v)'a 'Islamı ne yıkar?' diye soruldu. O da (s.a.v) 'alimin yanlışı, münafığın Allah'ın kitabı nedeniyle çekişmeye girmesi ve saptıran önderlerin insanlara hükmü buyurdu." şeklindedir.
Hadisi Ahmed b. Hanbel, Ebu Nuaym Hilyetü'l-evliya'da, Ömer (ra)'den nakletmiştir. el-Alâî bu hadisi Ömer (r.a)'e dayanan bir senedle ve başka lafızla nakletmiştir. Bu hadis "Rasülullah (s.a.v)'a 'Islamı ne yıkar?' diye soruldu. O da (s.a.v) 'alimin yanlışı, münafığın Allah'ın kitabı nedeniyle çekişmeye girmesi ve saptıran önderlerin insanlara hükmü buyurdu." şeklindedir.
Resülüllah (s.a.v.)'ın Müslümanlar için en çok korktuğu üç şey
233- "Ümmetim için korktuklarımın en korkuncu üç şeydir: Yıldızlard yağmur umulması. Hükümdarın zulmetmesi ve kaderin yalanlanması أخوف مَا أَخَافُ عَلَى أَمْتِي "Ümmetim için korktuklarımın en korkuncu Yan icâbet ümmeti (Müslümanlar için). ثلاث "üçtür" huylardan (üçüdür(.
الاستشفاء بالأنواء yıldızlardan yağmur ummak" Yani yıldızlardan yağmu istemek. Müşrigin "هَذَا عَارِضُ مُمْطِرُنَا / Bu, bize yağmur yağdıracak bir bulutur (el-Ahkaf 24) sözü gibi.
الْأَنْرَاء kelimesi نَوْءِ kelimesinin çoğuludur. Batmaya meyletmiş olarak düşen yıldızlara denir. وَخَيْفُ السُّلْطَانِ "Hükümdarın zulmetmesi". Yani onun ve aynı şekilde onun
vekillerinin haksızlık etmesi. Onların zulmü tüm insanlarınkinden daha şiddetlidir وَالتَّكْذِيبُ بِالْقَدَرِ "kaderin yalanlanması". Insanların fiilerini onların irade ve kudretlerine dayandırmak, takdiri inkar etmek suretiyle أَخَافُ عَلَى أُمَّتِى ümmet için korkarım..." hadisinde de konusu geçtiği üzere, onlar bu ümmetin mecusileridir.
Hadisi Ibn Ebu'l-Asım, es-Sünne'de Câbir b. Semüre (r.a.)'den nakletmiştir Ebu Muhaccer'den nakledilen rivayet de yukarıda geçmişti.
234- "Ummetim için korktuklanmin en korkuncu üç şeydir: Nefsin arzularinin F Jortması, yeme ve cinsel iliski arzusu peşine düşmek ve kendini beğenmek #3 أخوف ما أخاف Korktuklarımın en korkuncu" (Bu cümlenin) ögelerine ayırma
rab) şekline dair (geride geçen bilgiyi) hatırla. için"
على أثنى "ümmetim . icâbet ümmetim, Müslümanlar için. ثانى "üctür". ثلاث kelimesi أَخْرَفُ kelimesinin habendar اولة الأقرار uların saprtması. Yani onların nefislerinin, arzularının helak etmesi.
yamulmalarının Råğıb el-Isfehânî demiştir ki: Dalal (sapıtmak) şudur: Eğer hak inanç veya spiel iş yahut doğru sözü kasdedersen, insan kusurluluğu ve kötü kura inanç veya doğru olduğunu zanneder ve ona inanır. Yalan olanı doğru kabul eder, onu söyler. Çirkin olanı güzel görür, onu işler. Bilgisizlik hepsinde geneldir.
وَاتَّبَاعُ الشهرة "şehvete uymak" أخافُ "korkarım..." diye başlayan hadiste bunun anlamı geçmişti.
في البطن والفرج "karın ve cinsel ilişkide". Her iki kelime de tekil kalıpladır. Rağıp el-Isfehani der ki: Rasulullah (s.a.v) ümmeti için şehvetten korktu.
Çünkü şehvet insanda var olma yönünden güçlerin en önde, en köklü ve en yerleşik olanıdır. Onunla birlikte doğar. Insanda ve onun ortak canlı grubu olan hayvanlarda, hatta insanla aynı canlı grubuna dahil olmayan bitkilerde bulunur. Sonra insanda onu diğer bütün canlılardan ayırıcı bir vasıf olarak koruma gayreti vadır. Sonra da ayırıcı niteliklerden son olarak düşünme ve konuşma yetisi onda
vardır. Insan ancak hayvani şehvet duygusundan güvende olma veya o duyguya
üstün gelme ya da onu dizginleme yoluyla diğer bütün canlılardan ayrılır ve
arzularının esiri olmaktan kurtulabilir. İşte o zaman hür olur. Aksi halde bu duygu
ona zarar verir. Onu doğruya ve ahirete giden yoldan çevirir. وَالْعُجْبُ ve kendini beğenmişlik." Bu, hadiste yerilen huyların üçüncüsüdür Anlamı gelecektir.
Hadisi el-Hakîm et-Tirmizî Rasülullah (s.a.v)'in azad ettiği kölesi Eflah'tar nakletmiştir. أَخَافُ "korkarım..." diye başlayan hadiste de geçtiği üzere Beğavi ile Ebu Nuaym da bu hadisi Eflah'tan rivayet etmişlerdir.
235- "Ümmetim için korktuklarımın en korkuncu; kendisine itaat edile cimnilik, tabi olunan heva ve heves ve her rey sahibinin kendi fikrini beğenmesi
أمتي أَخَافُ عَلَى ما أَخْوَفُ "Ümmetim için korktuklarımın en korkuncu". Icabe Ümmeti (Müslümanlar için).
Hakim et-Tirmizi, Nevadiru'l-usül, II, 249; Ali el-Müttaki, Kenzü'l-ummal, XVI, 66. Bkz. Ibn Ebû Şeybe. Musannef VII 503: Ebû Nuaym, Hilyetü'l-evliya, II, 160.
شع مطاع "kendisine boyun eğilmiş cimrilik" Ibnü'l-Esîr "O, yerine getirilmesini kendisine farz kıldığı hakları engelleme boyun eğdiği (cimrilik)dir." der. Allah'ın malin konusunda sahibine
ungdigi (Tabi olunmuş arzudur. Bu, korkar diye hadiste de geçtiği üzere, herkesin kendi arzusunun emrine uymasıdır. إعْجَابُ كُلِّ ذِي رَأى her grüş sahibinin kendini beğenmesidir" Yani fikir akıl (sahibi herkesin.)
hakk
etm
cins
ort
yetm
Sahib "kendi görüşünü". Çirkin olduğu halde her bir kimsenin kend görüşünü başkasınınkine karşı güzel bulmasıdır. Kurtubi; "o, Allah'ı unutmakla birlikte kişinin kendi görüşünü en mükemme gözüyle düşünmesi ve güzel bulmasıdır. Başkasına karşı büyüklük taslar ve on hakir görürse bu kibir olur" der. Gazzâlî şöyle demiştir. "...Tabi olunmuş hevâ, makam ve haşmet sahib
[1/149]
ge
H
S
olmak için insanların kalplerinde rütbe edinme arzusudur. Insanların çoğu bu uğurda helak olmuştur. Ucuba gelince o da kişinin kendisine üstünlük ve ulu gözüyle, başkasına ise hor gözle bakmasıdır. Kişinin Iblis gibi "ben" demesi bunur ürünüdür. Ucubun sonucu topluca oturulan yerlerde öne çıkmak, yüksekte e başta olmaktır. Karşılıklı konuşmalarda sözünün reddolunmasını kabul etmemektir Bu, kişiyi dünyada ve ahirette helak eder. ثَلَاتٌ مُهْلِكات "Üç şey helak edicidir
diye başlayan hadiste gelecektir. Hadisi Ebu Nasr es-Secezî, Enes (ra)'ten nakletmiştir. Bu konuda başla hadisler de vardır.
bir üretim yapmadan para kazanan İstanbul sermayesine karşı Anadolu'da yatırım yapan küçük ölçekli işletmeler desteklenerek sermaye dağılımının daha dengeli hale gel- mesi sağlanmıştır.
6 Kasım 1987'de siyasi yasakların kalkması için re- ferandum yapıldı. Az bir farkla yasaklar kaldırıldı. Eski partiler yeniden kuruldu. Bu da siyasetin hayli renklene- ceği ve çeşitleneceği anlamına geliyordu. Özal bunu gö- rünce 1988'de yapılması gereken seçimi öne aldı. Meclis- ten erken seçim kararı çıktı. 29 Kasım 1987'de seçimler yapıldı.
Bu seçimlerde Özal mühendislik zekasını gösterdi. Ülke barajı, bölge barajı derken bu barajları ancak üç parti aşabildi. Bir önceki seçime göre daha az oy almasına rağ- men (%36) milletvekili sayısını arttırdı (292). Bu seçimler- de SHP (Sosyal Demokrat Halkçı Parti) 99, DYP (Doğru Yol Partisi) 59 milletvekili çıkardı.
1988'de Özal'a parti kongresinde konuşma yaparken Kartal Demirağ tarafından suikast girişiminde bulunul- du. Özal kıl payı kurtuldu. Özal işin peşini takip etti ve suikastın arkasındaki güçleri tespit etti ama bunu açıkla- yamadı. Bu olay Türkiye'de derin yapıların nerelere ka- dar kök saldığını göstermesi açısından oldukça ilginçtir. Yıllar sonra bir gazeteci cezaevinde bulunan Kartal De- mirağ'a bu olayı sorduğunda şu cevabı almıştır: "Bunu açıklarsam, ne sen kalırsın ne de ben."
Türkiye'nin derinliklerine kök salan ve kısadan "de- rin devlet" diye anılan bir yapının varlığı herkes tara- fından bilinmesine rağmen, bu konuda somut verilere ulaşmak mümkün olmamıştır. Nitekim 1993'te meydana gelen Uğur Mumcu suikastıyla ilgili eski Emniyet Müdü-
rü Mehmet Ağar şu ifadeyi kullanmıştır: "Bu suikast devle- tin tuğla taşlarından biridir. Çekilirse duvar çöker."
1989'da Kenan Evren'in görev süresi doldu. Turgut Özal gelen tepkilere aldırmadan Cumhurbaşkanı adau oldu ve seçildi. Yerine Yıldırım Akbulut'u ANAP Genel Başkanı ve Başbakan yaptı. Bu uygulama "emanetçi" ta birini ortaya çıkardı. Özal partisini vizyonu yüksek birine değil, pasif birine bırakarak parti üzerindeki hakimiyetini korumak istedi.
Özal, ilk sivil Cumhurbaşkanı olarak tarihe geçti.
1989 yılında yerel seçimler yapıldı. ANAP'ın altı yıl- lık iktidarı bir yıpranma ve bıkkınlık meydana getirmişti. Halk hükümete bir ders vereyim diyerek bu seçimlerde SHP'li adaylara oy verdi. Büyük şehirlerin belediyeleri SHP'ye geçti. Ancak bir sonraki seçim (1994) SHP büyük bir bozguna uğradı. Çünkü belediyecilikte çok kötü bir sınav vermişti.
1991 yılında ANAP kongresinde Mesut Yılmaz genel başkan seçildi. Bu durum Özal'ın parti üzerindeki haki- miyetini kaybetmesine yol açtı.
1991 yılında yeni seçim yapıldı. Bu seçimde ilk kez "emanet oy" kavramı ortaya çıktı. Demirel son kez mil- letten yetki istiyordu. Öyle de oldu, DYP 187 milletvekili çıkartarak birinci oldu.
Yeni Dünya Düzeni (1989)
1989 yılında soğuk savaş dönemi sona erdi. Sovyet- ler birliği dağıldı. "Yeni Dünya Düzeni" denilen bir süreç başladı. Kitabın başlangıç kısmında bu konuya değindik. 1990'dan itibaren dünya siyaseti farklı zeminler üzerin-
de şekillenmeye başladı. İki kutuplu dünya sona erdi, tek kutuplu ABD'nin merkezinde yer aldığı yeni bir sistem devreye girdi.
SAĞDAKİ BİNANIN CÖKMESİ İCİN BİR NEDEN VAR MIT
Bu sürçte dev şirketler, devletler kadar etkili olmaya başladı. Küresel güce ulaşan şirketler ve bunların kontrol ettiği güç merkezleri ulusal sınırları zorlamaya başladı. Devletlerle şirketler arasında bir mücadele ortaya çıktı. Hatta İkiz Kuleler Olayı (11 Eylül 2001), bu çatışmanır bir sonucuydu. ABD Ulusal Devleti, küresel sermeyenir kalesi sayılan ikiz kulelere saldırmış ve bu yoldan kürese sermayenin belini kırmıştı.
Yeni Dünya Düzeni, İslam dünyasının hayrına ol madı. Sovyet tehdidinden kurtulan Batı, dikkatini İslam dünyası üzerine yoğunlaştırdı ve onu yeni rakip ilan etti Irak ve Afganistan savaşları, Arap baharı vs. gibi olayla bu siyasetin sonunda ortaya çıktı.
Bölgesel ekonomik ve siyasi ittifaklar ortaya çıktı AB, Şangay, Asean, Pasifik Birliği gibi...
Kim Allah'a ve ahiret gününe iman ederse komşusuna iyilik etsin! (Müslim. Imân, 77)
ATASÖZLERİNDE SAKLI DEĞERLER
Atasözleri, insanlığın ortak kültür ve tecrübesinden neşet eden hikmet yüklü sözlerdir. Toplumun dinamiklerine ve kültürel kodlarına ışık tutan bu sözle- rin ortaya çıkmasını sağlayan iki temel unsur vardır: Din ve kültür. Bazen bir ayetten bazen de bir hadisten ilhamla söylenmiş pek çok atasözümüz bulun- maktadır. "Ev alma komşu al." ve "Sürüden ayrılanı kurt kapar." atasözlerinin ilham kaynağı hadislerdir. "Ev almadan önce komşuya, yola çıkmadan önce de yol arkadaşına bakınız." (Taberāni, el-Mu'cemü'l-Kebir, IV, 268) rivayeti birinci atasözünün; "Cemaat olmaya devam ediniz. Muhakkak ki sürüden ayrılan koyunu kurt yer." (Ebû Dâvûd, Salât, 47) hadisi de ikinci atasözünün ilham kaynağıdır. "Kişi dostunun dini üzeredir..." hadisinin de ilham verdiği pek çok atasözü vardır: "Bana ar- kadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim", "Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan", "Bülbül güle, karga çöplüğe götürür" atasözleri, bu hadisin âdeta şerhi olarak nitelenebilecek atasözleridir.
5098.seytan, ayrıntı da gizlidir. (yatar) sy. 167. 1164.Yalan öyle bir zehirli oktur ki, hedefini değil, atanı yaralar. sy. 44. Dünya Atasözleri M. Türker Acaroglu Referans Yayıncılık
418- "Namaz kılar, zekatı verir, kötülüklerin açık ve gizli olanından da hicret edersen, Hasrame'de de ölsen sen muhacirsin."
إِذَا أَقَمْتَ الصَّلُوةَ "Namaz kıldığında" آقنت kelimesi ikinci tekil şahıs (muhatap( kipidir. Yani namazı vaktinde kıldığında...
و أتيت الركوة "zekatı verdiğinde" Namaz ve zekat hakkındaki açıklama اثي الله
"Allah'tan kork..." hadisinde geçmişti.
وَ هَجَرْتَ الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ "gizli açık günahları terk ettiğinde..."
Ibn Abbas (ra( وَلا تَقْرَبُوا الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطْنَ "kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın." (el-Enăm 151.) ayeti hakkında "onlar alenî zinayı hoş görmüyor, halbuki onu gizlice yapıyorlardı. Allahu Teâlâ onlara gizli zinayı da alenen zina yapmayı da yasakladı" demiştir.
Fakat bu yasağı belli bir günah türüne özgü kılmayıp genel olarak gizli-açık her türlü günah hakkında yürütmek daha uygundur. Çünkü ayetteki söz geneldir. Bu yasağı gerektiren neden yani yapılan şeyin kötülük oluşu da aynı şekilde genel anlamlıdır. Hem sözün hem de anlamın genel oluşu durumunda, anlamı belli bir şeye özgü kılmak delile (ayete) aykırıdır.
Allah Teala'nın مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطْنَ "kötülüklerin açığına da gizlisine de (yaklaşmayın)" buyruğunda bir incelik vardır. O da şudur: İnsan açıkta günahtan kaçındığında, gizlide kaçınmazsa, bu, o kişinin günahlardan sakınmasının, Allah'a kulluk ve ona itaat nedeniyle değil, insanların kınamasından korkma nedeniyle olduğunu gösterir. Bu batıldır, geçersizdir. Çünkü insanların kınaması kendisi için Allah'ın azabından vb. şeylerden daha etkili olan kişinin küfre düşmesinden korkulur. Günahı gizli ve açık olarak terk edenin durumu ise onun bu işi Allah'ın emrine saygı gösterdiği, O'nun azabından korktuğu ve O'na kulluk yapmaya rağbet gösterdiği için yaptığını gösterir.
فَأَنْتَ مُهَاجِرٌ "sen muhacirsin" Yani küfür ülkesinden hicret eden kişi gibi gerçek anlamda muhacir değil; nefsinin istediğini terkedip onu itaate zorlamak ve onu yasaklanan şeyden sakınmaya sevk etmek anlamında muhacir demektir. Çünkü kişiye yakın ve her zaman onunla beraber olup kişiyi hayırdan engelleme konusundaki hırsı nedeniyle nefis kafirden daha şiddetli bir düşmandır.
وَإِنْ مُتْ بِالْحَصْرَمَةِ "Hadrame'de ölsen bile" Hadrame Yemame'de bir yer ismi veya okun yayını germek anlamındadır. 1119
1118 Bk. Levamiu'l-ukül, 1, 96.
1117 Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 203; Ali el-Muttaki, Kenzü'l-ummal, XV, 1263.
Hadisi Ahmed b. Hanbel ve Teberânî (el-Mu'cemü'l-kebîr'de) Ibn Amr (r.a)'dan nakletmektedirler.
Buhârî ve Müslim bu hadisi الْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَ يَدِهِ وَ الْمُهَاجِرُ مَنْ حجر ما هى الأذن "Müslüman elinden ve dilinden Müslümanların güvende oldude muhacir de Allah'ın yasakladığı şeyleri terk eden kimsedir" ifadeleriyle rivayet ederler.
Zira hadis-i şerifte: "Kıyamet gününde en şiddetli azap gören ilminden menfaat görmeyen âlimdir." buyrulmuştur. İmam Ali (ra) da On Sekizinci Lem'a'da bid'a olan Latin harflerin- den bahsederken: "Ahirzamanın fena insanları bir kısım üle- maü's-sûdur ki hırs sebebiyle karınlarını haramla doldurmak için bid'alara fetva veren ve onların yayılmasına yardım eden- lerdir." demiştir.
Dâru'l-emân: İslâm ordusu tarafından feth olunup, içinde zimmet eh- ikamet ettirilen bejde olup, bu, İslâm Devleti'nin up, icinde zimmet eh- yati altında bulunacağından Dâru'l-Islama Boleti
Dâru'l-harb : Müslümanlarla aralarında sulh sözleşmesi bulunmayan gayri müslimlerin ülkesidir.
Dâru'l-İslâm: Müslümanların eli altında, hâkimiyeti dairesinde bulu-
nan yerler olup, müslümanlar orada emniyet içinde yaşarlar. Dâru'r-ridde: Mürtedlerden mütəşəkkil bir zümrenin istila ederek,
hâkimiyetleri altına aldıkları yerlerdir. Buna «mürtedler ülkesi» de denir.
Dâru'z-zimmet: Müslümanların ahd ve emânını, himayesini kabul et- miş olan gayri müslimlere mahsus yerlerdir. Daha önce idarî muhtariyeti nâil olan bir kısım eyâletler, bu kabilden sayılmıştır.
Davalarda murur-ı zaman: Bir hakkın istenebileceği en uzun süre demektir. Davalarda zaman aşımı ikiye ayrılır. Birisi ictihada dayanır ve süresi otuz altı yıldır. Bu kadar süre terk edilen bir dava artık dinlene- mez. Bir davayı açmaya güç yettiği hâlde, bu kadar süre özürsüz terk etmek hakkın bulunmadığına delalet eder. İkincisi, Devletin tayin ettiği
YANITLASİL
yuksel27 Nisan 2024 04:03 ¡BN-İ ABİDÎN TERCÜMESİ FİHRİSTİ VE TERİMLER SÖZLÜĞÜ
Hazırlayan Dr. Hamdi DÖNDÜREN Uludağ Üniv. İlâhiyat Fak.
SAMIL YAYINEVİ
ŞAMİL YAYINEVİ
Küçükayasofya Cad. Şamil han No: 80 Tel: 528 40 51 Sultanahmed - İST.
• ŞERİAT: Aslında şerî, şir'a, meşrea kelimeleri, insanı bir ırmağa, bir su kaynağına götüren yol an lamına gelir.
Daha sonra bu kelime ahkam-ı dîniyye (= dînî hü- kümler) anlamında kullanılmıştır. Çünkü, dînî hü- kümler de, insanları ictimâî ve mânevî hayatın devâmına sebep olan bir feyze ve yükselmeye kavuş- turacak olan ilâhî bir yoldur.
ŞER' lafzı, bir şeyi ortaya koyma ortaya çıkarma; açıklama anlamlarını ifade ettiği gibi, şeriat vaz et- mek anlamında da kullanılır. ŞER' kelimesi, ŞERİ- AT kelimesi ile eş anlamlıdır ve bu iki kelime birbirlerinin yerine de kullanılmaktadır.
Istılâhta ŞERİAT: Allahu Teâlâ'nın, kulları için vaz etmiş olduğu dini ve dünyevî hükümlerin hey'et-i mecmuasıdır(= toplamıdır; tamamıdır).
Bu itibarla şeriat kelimesi, din kelimesi ile eşanlam- lıdır. Ve şeriat hem inanç esaslarını, hem de ibadet, ahlâk ve muâmelâtı ihtiva etmektedir.
Bununla beraber şeriat kelimesinin, yalnız ahkâm-ı fer'iyye (yani ibâdet, ahlâk ve muâmelât) için kulla- nılması daha yaygındır.
Genel anlamına göre ŞERİAT: “Bir Peygamber ta rafından tebliğ edilmiş olan ilâhî kanun" demektir.
ŞERÂÎ: Şeriatler demektir.
ŞARİCİ MÜBIN: İlâhî kanunu yani şerîatı asıl vaz eden yüce zât yani Cenâb-ı Hakk anlamında kul- lanılır.
YANITLASİL
yuksel27 Nisan 2024 04:33 ŞARİ İ MÜBÎN: İlâhî kanunu yani şerîatı asıl vaz eden yüce zât yani Cenâb-ı Hakk anlamında kul lanılır.
ŞÂRİ: İlâhî kanunu insanlara tebliğ etmiş bulunan peygamber demektir.
AHKÂM-İ ŞER'İYYE: İlâhî kanunun hükümleri de- mektir ve bu tâbirle Kur'ân'a, hadîse ve icmâa da- yanan hükümler kasdedilir.
İslâm müctehidlerinin kıyâs ve ictihad yoluyla çıkar- dıkları hükümlere ise AHKÂM-I FIKHIYYE ve MESAİL-İ FER'İYYE-İ AMELİYYE denir. An- cak, bunlar da -şer'î esaslara dayandığı için- ahkâm-ı şer'iyye ıtlâk olunmaktadır.
Dolayısiyle ahkâm-ı fıkhiyye, mesâil-i fıkhiyye tâ- birleri de -aslında fürûata ait ve ictihada dayanan hüküm ve mes'elelerden ibaret olduğu hâlde, - hem
YANITLASİL
yuksel27 Nisan 2024 04:35 nass ve icmâa dayanan şer'î ahkâm ve meselelere, hem de ictihad ve kıyâsa dayanan mes'elelere ve hü- kümlere şâmil, umûmî bir ünvan olarak kullanıl- maktadır.
İnsan ibâdet ve tefekkürle emânete layık bir halife olur. (S.)
298:23. Söz 2. mebhas, 5. nükte
İnsandaki cisim, nefis, kalb, ruh daireleri mütefavittir. (L.) 22:3.
Lem'a 3. nükte
İnsan cüz'i ile külli ortasındadır. (M.N.) 182:Şemme, 10. risale İnsanın cüz'i iradesi âcizdir, kısadır. (S.) 192:17. Söz, Får. mün. İnsan cüz'i iradesinin bir elini duâya vermelidir. (S.) 432:26.
Söz, 2. mebhas
İnsan çaresi bulunan şeyde acze, çaresi bulunmayan şeyde de
cez'a kapılmamalıdır. (S.) 651:Lemaat İnsana çeşitli mideler verilmiştir. (L.) 345:30. Lem'a 6. nük. 5. şua, 2. mesele
İnsanın çeşitli mertebeleri vardır. (M.N.) 178:Şemme, 10. risale İnsanın çeşitli şahsiyetleri olabilir. (M.) 307:26. Mektup, 2. meb. İnsanların çoğu âvamdır. (Mh.) 142:3. mak. 4. meslek hâtime
İnsan çok sıfatlara sahip olduğundan, bir sıfatı adaveti celbetse, o insana değil, o sıfata düşman olunmalıdır. (Sn) 40.
İnsan çok zâlim ve çok câhildir. (Sn.) 39.
Insanı dalâlete sürükleyen sebeplerden biri. (M.N.) 69:Katre, zeyl
FİHRİST/321
YANITLASİL
yuksel28 Nisan 2024 06:15 İnsanları değerlendirirken ölçü ne olmalı? (L.) 91:13. Lem'a 13.
işâret, 3. nokta
İnsan diğer mevcudatla alakadardır. (M.) 278: 24. Mektup, 2.
İnsan dünyada az duracak vazifesi çok bir misafirdir. (S.) 241:20. Söz 2. mak. 2. suâl; (M.N.) 101:Habbe
İnsan dünyada bir ameledir. (M.N.) 97:Zeylü'l-Hubab İnsanların dünyada hayvanlar gibi fıtrî elbise ile yaratılmaması-
nın hikmeti. (M.) 373:28. Mektup 8. mes. 4. nük. İnsanlığı dünyevî ve uhrevî saadete mazhar edecek yalnız İslâ- miyettir. (H.Ş.) 38.
İnsanı dünyaya çağıran sebepler. (L.) 125, 126:17. Lem'a 7 nota; (M.N.) 136: Zühre, 7. nota
İnsan dünya hayatı lezzetinde hayvandan yüz derece aşağı düşer. (S.) 292:23. Söz 2. meb. 3. nük. İnsan dünyaya imtihan için gönderilmiştir. (İ.İ.) 110. İnsanın dünyası dar bir kabir hükmünde. (L.) 140:17. Lem'a 14.
nota, 4. remiz
İnsanın dünyaya küstürülmesi. (S.)186:17. Söz. İnsan düşmeye ve yükselmeye müsaittir. (M.N.) 104:Habbe İnsan ebed için yaratılmıştır. (İ.İ.) 197; (Mh.) 36:1. maka. 9. muk.; (Mh.) 123:3. mak.; (S.) 68:10. Söz, 3. hak.; (S.) 84:10. Söz, 11. hakikat
İnsan ebediyete razı olur. (L.) 13:1. Lem'a; (L.) 23:3. Lem'a 3. nükte; (L.) 118:17. Lem'a 1. nota; (L.) 253:26. Lem'a 14. ricâ; (Ş.) 187:11. Şuâ 8. mes.; (H.Ş.) 32.
İnsanın ebede uzanmış emelleri vardır. (S.) 84:10. Söz, 11. hak. İnsanın edebin ta kendisi olan şeyleri edepsizlik olarak telakki etmesi. (S.) 211:18. Söz, 2. nok.
FİHRİST/322
YANITLASİL
yuksel28 Nisan 2024 06:16 İnsan eğer insan olmazsa, şeytan bir hayvana dönüşür. (L.) 124:17. Lem'a 6. not; (M.N.) 134; Zühre 6. nota İnsanın elinin karıştığı şey çirkinleşir. (L.) 304:30. Lem'a 2.
nüktenin sonu
İnsanın emânet-i kübra gibi mühim vazifeleri vardır. (S.) 76:10.
İnsanlığın emelleri sınırsızdır. (Nk. İç. R.) 261
İnsan enâniyeti bırakmalı. (S.) 194:17. S.
Söz, 7. hak. İnsanın en büyük düşmanı şeytandır. (L.) 74:13. Lem'a İnsan en güzel surette
Sultan ve maiyetindekilerin kapılarından sakının. Çünkü insanlardan onlara en yakın olanı, Allah'tan en uzak olanıdır. Her kim Sultanı, Allah Teala üzerine tercih ederse, Allah o kimsenin kalbinde gizli ve açık fitne yaratır. Ondan Vera'ğı giderir. Ve o kimseyi şaşkınlık içinde terkeder. (Verağ, takvanın ileri derecesidir.) Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma) Sayfa: 14 / No: 9 Ramuz El-Ehadis
550 Allah zinayı fahiş bir suç saydığı gibi zinanın sözle yayılmasını da toplum düzeninin bozulmamas İçin suç saymıştır. Çünkü bazı şeylerin şüyuu (yayılması) vukuundan (işlenmesinden) beterdir.Alan (c.c.) Kur'an-ı Kerim'de Nur Süresi 19. âyet-i kerimede "Kötü şeylerin, iman edenlerin içinde yayılp duyulmasını arzu edenler (yok mu) dünyada da ahirette de onlar için pek acıklı bir azap vardry"
buyurmuştur. Zinanın cezası Evli (muhsan) için recm, yani taşlanarak öldürmedir. Recm gibi ağır bir cezay gerektiren zina suçunun ispatı imkanı, Islam Ceza Hukukunda ileri derecede sınırlandırılmış, dön Müslüman erkek, adil şahsın ilişki durumunu aynı pozisyonda görmelerine ve zina yapanın ayn meclislerde hakim önünde dört defa ikrar etmesine bağlanmıştır. Bu ağır cezanın verilmesi için suçun ispatında hassasiyet gösterilmesi, ince bir ihtiyatın belirgin ifadesidir. Islam'da, kamu suçlarının cezaları (hadler) ağır olduğu için hudûd suçlarının ispatında olağanüstü dikkat ve özen gösterilmiştir. Kesinliğe ulaşılmadıkça cezaya hükmolunmaz. Genel huzur için kişinin gizlediğ kimseye duyurmadığı bir suçu, işlediği kabul edilerek cezalandırılmaz. Gizli işlenmiş, kimsey rahatsız etmeyen suçların alenîleştirilmesi, sosyal hayatı çekilmez hale koyar. Onun için Kur'an- Kerim'de Hucurât Sûresi 12 ayeti kerimede ولا تَسْسُوا "Biririnizin kusurunu araştırmayın buyurulmuştur. Sırf kamu cezalarını gerektiren suçlarda, tanık bu nedenle örtme cihetine gidebili Suç açıkta işlenmediğinde, zararı toplumu doğrudan ilgilendirmediğinde suç işleyeni casuslukyapp teşhir etmemelidir. Ancak hakime intikal etmiş bir olayda suçluyu korumak ya da korumak çon aracı olmak haramdır, lanet sebebidir. Yanlış bir anlama olmasın diye bu not eklendi. Genis big İçin bkz. Akşit, M.Cevat, Islâm Ceza Hukuku ve insani Esaslaasil diy976, 5.47, 70, 71, 133-139
Akşit, M.Cevat, İslâmda Lânetliler, s. 219. Dârekutnî, Sünen, II, 87; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, III, 90. 551
550 Allah zinayı fahiş bir suç saydığı gibi zinanın sözle yayılmasını da toplum düzeninin bozulmamas İçin suç saymıştır. Çünkü bazı şeylerin şüyuu (yayılması) vukuundan (işlenmesinden) beterdir.Alan (c.c.) Kur'an-ı Kerim'de Nur Süresi 19. âyet-i kerimede "Kötü şeylerin, iman edenlerin içinde yayılp duyulmasını arzu edenler (yok mu) dünyada da ahirette de onlar için pek acıklı bir azap vardry"
buyurmuştur. Zinanın cezası Evli (muhsan) için recm, yani taşlanarak öldürmedir. Recm gibi ağır bir cezay gerektiren zina suçunun ispatı imkanı, Islam Ceza Hukukunda ileri derecede sınırlandırılmış, dön Müslüman erkek, adil şahsın ilişki durumunu aynı pozisyonda görmelerine ve zina yapanın ayn meclislerde hakim önünde dört defa ikrar etmesine bağlanmıştır. Bu ağır cezanın verilmesi için suçun ispatında hassasiyet gösterilmesi, ince bir ihtiyatın belirgin ifadesidir. Islam'da, kamu suçlarının cezaları (hadler) ağır olduğu için hudûd suçlarının ispatında olağanüstü dikkat ve özen gösterilmiştir. Kesinliğe ulaşılmadıkça cezaya hükmolunmaz. Genel huzur için kişinin gizlediğ kimseye duyurmadığı bir suçu, işlediği kabul edilerek cezalandırılmaz. Gizli işlenmiş, kimsey rahatsız etmeyen suçların alenîleştirilmesi, sosyal hayatı çekilmez hale koyar. Onun için Kur'an- Kerim'de Hucurât Sûresi 12 ayeti kerimede ولا تَسْسُوا "Biririnizin kusurunu araştırmayın buyurulmuştur. Sırf kamu cezalarını gerektiren suçlarda, tanık bu nedenle örtme cihetine gidebili Suç açıkta işlenmediğinde, zararı toplumu doğrudan ilgilendirmediğinde suç işleyeni casuslukyapp teşhir etmemelidir. Ancak hakime intikal etmiş bir olayda suçluyu korumak ya da korumak çon aracı olmak haramdır, lanet sebebidir. Yanlış bir anlama olmasın diye bu not eklendi. Genis big İçin bkz. Akşit, M.Cevat, Islâm Ceza Hukuku ve insani Esaslaasil diy976, 5.47, 70, 71, 133-139
Akşit, M.Cevat, İslâmda Lânetliler, s. 219. Dârekutnî, Sünen, II, 87; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, III, 90. 551
İlimden istediğiniz kadar öğrenin. Vallahi onunla amel etmedikçe, ilim toplamakla ecir kazanamazsınız. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 254 / No: 2 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel1 Mayıs 2024 01:10 Hicretten itibaren 60 senesinin başındaki büyük hadiseden ve sübyanın başa geçmesinden Allah'a sığının. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 254 / No: 9 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel1 Mayıs 2024 01:11 İlim öğrenin. Zira Allah için öğrenmek insana haşyet verir. Onu taleb etmek ibadettir. Onu müzakere tesbihtir. Ve ondan bahsetmek te cihaddır.(Deylemi'de ilaveten: Bilmiyene onu öğretmek sadakadır. Ehline bezletmek yakınlıktır. Zira o helalin ve haramın alamet yeridir. Cennet yolunun nurlanmış işaretleridir. Yalnızlık arkadaşı, vahşette enisi, halvetle konuşanı, darda ve genişlikte delili, düşmanlara karşı silahı, dostlar yanında zineti, gariplikte yakınıdır. Allah, onunla bir kısım kavmi yükseltir de Cennette önder kılar.) Ravi: Hz. Muaz (r.a.) Sayfa: 254 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
M ü'minler, kendi günahlarından tevbe et- menin yanında, diğer kardeşlerinin af- fedilmesi için istiğfar etmekle de em- redilmişlerdir. Kur'ân'da meleklerin ve Allah Ra- sülü'nün mü'minler için af dilediği haber verilmek- tedir. 45 Son devir İslâm âlimlerinden Ali Ulvi Ku- rucu Hoca Mescid-i Nebevî'de yaşadığı şu sevin- dirici hatırayı nakleder:
1991 senesinde Medine-i Münevvere'de terâ- vih namazı kılıyorduk. İmâm Şeyh Eyyüb idi. Ür- dün'lü yaşlı bir baba ile iki oğlu önümde namaz kılıyorlardı. İmam, bayatî makamında çok hazin bir sesle Şûrâ sûresinin başından okumaya baş- ladı:
"Hã. Mîm. Ayn. Sîn. Kaf. Azîz ve hakîm olan Allah, sana ve senden öncekilere işte böy- le vahyeder. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi
O'nundur. O yücedir, uludur. Neredeyse yuka- Bundan gökler çatlayacak! Melekler de Rab- urini hamd ile tesbih ediyorlar ve yeryüzün deld (mü'min)ler için mağfiret diliyorlar. İyi bi- In ki Allah çok mağfiret eden, çok merhamet edendir." (Şüră, 1-5)
İmâm 5. âyeti okuyunca önümdeki ihtiyar bir- den yere düştü... İki oğlu selâm verip yandaki bidondan zemzem getirdiler. Saftaki insanlar da "Acaba öldü mü?" diye endişelendiler. İhtiyar zât oğullarına; "Namazınıza devam edin!" diye eliyle İşaret etti. Onu sağ tarafına yatırdılar. Birisi abası- mı çıkarıp başının altına koydu. İhtiyar durmadan ağlıyordu. Namaz bitince herkes:
*-Geçmiş olsun, geçmiş olsun!" deyip gittiler. Ben kaldım. İhtiyar, için için ağlamaya devam edi- yordu. Yaklaştım:
*-Geçmiş olsun amca, hayırdır inşallah" dedik- ten sonra yavaşça ve nezaketle sordum:
"-Amca, âyet-i kerîmeden mi müteessir oldu- nuz? Hz. Ömer efendimize de böyle olmuştu. Bi- risi «Ve't-tûr» sûresini okuyormuş, Hz. Ömer de böyle düşüp bayılmış." Ben böyle deyince ihtiyar amca ağlayarak şu cevabı verdi:
*-Şeyh Eyyüb, "Melekler de Rablerini hamd ile tesbih ediyorlar ve yeryüzündeki (mü'min)ler için mağfiret diliyorlar» âyet-i kerîmesini okur-
YANITLASİL
yuksel1 Mayıs 2024 08:45 230/Mescid- Nebeviden
ken baktım mihrapta Peygamber-i Zişân Efendi- miz (s.a.v) duruyor:
-Melekler ümmetime dua ve istiğfar eder- ler de ben etmez miyim?» diyerek dua ediyor- du... Gözümün önünde öylece tecellî edince da- yanamadım, ayaklarım vücûdumu taşıyamadı ve yere yığıldım. "46
46. M. Ertuğrul Düzdağ, Üstad Ali Ului Kurucu, Hatıralar, İstanbul 2007, III, 377-378.
YANITLASİL
yuksel1 Mayıs 2024 08:46 Mescid-i Nebevîden 111. Hatıra
"Benim Rabbim'e gitmem sizin için çok hayırlı olacaktır, çünkü ben gitmezsem Fâraklît size gelemez! Ben gittiğim zaman onu size göndere- ceğim. O geldiği zaman bilerek yanlış yapanı hatâsından sebep kınaya- caktır. Benim çok söyleyeceklerim var ama siz onları kaldıramazsınız. Lâkin Rûhul-Hakk size gelince bütün hakîkatlere sizi o irşad edecektir.
Çünkü o kendi katından konuşmayacaktır, bilakis vahiy olarak işit- tiklerini anlatacaktır, tüm gelecekleri size bildirecektir ve Rabbime âit olan tüm vasıfları size anlatacaktır. Eğer beni seviyorsanız bu vasiyetle- rimi iyi tutun. Gerçi ben de sizi yetimler olarak bırakacak değilim, zîrâ pek yakında tekrar size geleceğim." (el-Alfisi, Rûhu'l-meʻânî:28/87; el-Mâverdi, nübüvve, sh:210; el-Fahrurrâzî, et-Tefsirül-kebîr:3/40) E'lâmü'n-
Îsâ (Aleyhisselâm)ın bu sözlerinde geçen "Fâraklît", ilim ve ihtisas sahibi olan bâzı Hristiyanlar tarafından: "Hamdedici" mânâsıyla tefsir edilmiştir ki bu, "Ahmed" isminin karşılığıdır. Artık Allâh her kimin gözlerinden taassup perdesini açarsa, bu "Fâraklît" tâbirinden Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellemjin kastedilmiş olduğunu kolayca anlar. Îsâ (Aleyhisselâm)ın, "Kendisinin yakın- da gelecek olduğu"nu müjdelemesi ise, Deccâl'i öldürmek ve İslâm dînini dünyaya hâkim kılmak üzere, Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve sellem)in ümme- ti olarak âhir zamanda gökten ineceğinin bir ifâdesidir! (Alûsî, Rûhul-me'ânî:28/87)
İşte geride zikrettiğimiz bunca rivâyetin delâleti vechile; semâvî kitapla- rın tümü Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve sellem)in geleceğini bildirmiştir. Kur'ân-ı Kerîm de, geçmiş kitaplarda bulunan bu müjdeleri:
"O kimseler ki, yanlarındaki Tevrât ve İncîl'de kendisini (n açık târifini) yazılı olarak buldukları o Rasûl'e, o (okuma-yazma bilmeyen, ancak İlâhî tâlimle eğitilmiş olan Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve sellem) nâmındaki) Ümmî Nebî'ye hakkıyla uymaktadırlar..." (el-A'raf Süresi:157) âyet-i kerîmesi ile;
"(Îsâ (Aleyhisselâm) 'İsmi Ahmed olup benden sonra gelecek olan pek kıy metli bir Rasûlü müjdeleyiciyim' (demiştir)" (es-Saff Süresi:6) âyet-i celîlesinde açıklayınca elbette Kur'ân-ı Kerîm, bu âyet-i kerîmede geçen : )وَلَكِنْ تَصْدِيق الَّذِي بَيْنَ يَدَيْهِ( “Velâkin (o Kur'ân-ı Kerîm) öncesinde bulunan şeylerin doğ rulayıcısıdır" vasfını açığa çıkarmış ve bu da onun bir beşer sözü olmadı- ğını isbât etmiştir.
Üçüncü Huccet ki bu da Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve sellem)in Kur'ân-ı Kerîm'de haber verdiği gaybî konularla alâkalıdır. Nitekim Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
"Elif! Lâm! Mîm! (Ehl-i Kitap olan) Rumlar(, kitapsız Farslar tarafın- dan) mağlup edildi! (Rum diyârına göre) o (Mekke) toprağ(ın)a en yakın yerde! Ama onlar mağlubiyetlerinin ardından yakında (Farslara) gâlip geleceklerdir! (Üçle on arası) birkaç sene içerisinde!" (er-Ram Sûresi:1-4) âyet-i kerîmesiyle, Rumların Acemlere on sene geçmeden mutlaka gâlip gelece- ğini bildirmiş ve geleceğe âit bu haber aynen gerçekleşmiştir. Yine böylece:
"Andolsun ki; elbette Allâh gerçekten (Hudeybiye'ye çıkışlarından evvel, Mekke'ye güvenli bir şekilde gireceklerine dâir) Rasûlüne (göster- miş olduğu) o rüyâda(, müminle münafığın durumunu belli etme gibi bir) hak (ve hikmet) ile sâdık olmuş (ve onun kesinkes çıkacağına dair hü- küm buyurmuş)tur. Yemin olsun ki; elbette siz(, Rasûlümün size anlattığı şekilde) -Allâh dilerse- güvenli kimseler hâlinde ve (hiçbir düşmandan) korkmadığınız halde (yapacağınız umreden sonra, kiminiz) başlarınızı tıraş edenler ve (kiminiz de) kısaltıcılar olarak Mescid-i Harâm'a mutla-
ka gireceksiniz!
Böylece O, sizin bilmediğiniz şeyleri bilmiş ve işte sana! Bu sebeple o (rüyânın tahakkuku)ndan önce (Hayber fethi gibi) pek yakın bir fetih tâyin etmiştir." (el-Feth Sûresi:27) âyet-i kerîmesinde Allâh-u Teâlâ hicretin al- tıncı yılında Hudeybiye senesi umre yapamayıp geri dönerlerken Mescid-i Harâm'a mutlaka gireceklerini ve ondan evvel de Hayber'i fethedecekleri- ni bildirmiştir. Bu müjdeler de aynen tahakkuk etmiştir. Nitekim yedinci sene Hayber, sekizinci sene de Mekke fethedilmiştir.
Yine bunun gibi Allâh-u Teâlâ Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve sellem)in üm- metinin dünyaya hâkim olacağını:
Allah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ise ancak derin kavrayış sahibi olanlar düşünüp anlarlar. (Bakara 2/269)
MÜMİNİN YİTİĞİ: HİKMET
Kur'an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde yer alan hikmet kavramı çok geniş bir anlama sahiptir. Söz ve fiilde isabet etmek, işleri en doğru ve en uygun biçimde yapmak, eşyada gizli ilahi sırlar ve gayeler, faydalı ilim ve salih amel gibi birçok anlamı içerir. Bir anlamıyla da hikmet, insanı iyi ve güzel olana yönlendiren, çirkin ve kötü olandan sakındıran sözdür. Bu anlamda en büyük hikmet yüce kitabımız Kur'an'dır. "Allah sana kitabı ve hikmeti indirdi..." (Nisa, 4/113) ayetinde Hz. Peygamber'e verilen hikmet, vahyi anlama ve uygulama kabiliyeti olan sünnettir. Hikmet kelimesi, günlük hayatta ise olayların hikmet gözüyle de- ğerlendirilmesi şeklinde kullanılır. Bununla kastedilen mana, zahirin yanı sıra bâtına bakmak, görünenin ardındaki görünmeyen tarafa dikkat çekmektir. Hikmet evrenseldir. Nerede ve ne zaman, hangi kaynaktan bulunursa hemen alınmalıdır. Nitekim Hz. Peygamber; "Hikmet müminin yitiğidir, onu nerede bulursa alır." (Ibn Môce, Zühd, 15) buyurarak buna işaret etmiştir.
Okumuşların öğünmesinden Allah'a sığının. Onlarınki zalimlerin övünmesinden daha fenadır. Ve, öğünen alimden, Allah'a daha sevimsiz bir kimse yoktur. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 255 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Mayıs 2024 00:30 Her şey hakkında tefekkür edin. Fakat Allah (z.c.hz)'nin Zatı hususunda tefekkür etmeyin. Zira, kürsi ile yedinci kat gök arasında yedi bin perde vardır. Ve Allah'ın şanı (manevi makamı) bunların üstündedir. Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 255 / No: 13 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Mayıs 2024 00:31 Cibril (a.s.) Bana geldi ve buyurdu ki: "Ya Muhammed (s.a.s.) Rabbin Sana selam ediyor ve şöyle buyuruyor: "Kullarımdan öyle kimse vardır ki, onun imanı ancak zenginlikle salah bulur. Eğer onu fakir kılsa idim o küfranı nimet ederdi. Ve yine kullarımdan öyle kimse vardır ki, onun imanı ancak fakirlikle salah bulur. Eğer onu zengin kılsa idim o küfrederdi. Kullarımdan öylesi de vardır ki onun imanı ancak sıhhatta olması ile tamam olur. Eğer ona hastalık versem, o küfrederdi. (Diğer bir nüshada şu ilave vardır) Kullarımdan öyle kimse de vardır ki, onun imanı ancak kendisinin hastalık içinde bulunması ile tamam olur. Eğer onu sıhhatte kılsam, o küfranı nimet ederdi" Ravi: Hz. Ömer (r.a.) Sayfa: 11 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
yuksel3 Mayıs 2024 00:41 Allah, Hz. İbrahim (a.s.)'ı "Halil". Hz. Musa (a.s.)'ı "Neciy" ve Beni de "Habib" ittihaz etti. Sonra buyurdu ki: "İzzetim ve Celalim hakkı için Habibimi, Halilim ve Neciyyim üzerine tercih ederim." Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 11 / No: 11 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Mayıs 2024 00:43 61
buluyor mus avaklarına kadar misk ola
Hz. Enes r.a.
* * Alimlere tabi olunuz. Zira onlar dunyanın çerağı ve ahiretin kandileri- dir.
** Ey Cubeyr! Bir sefere çıktığında, arkadaşlarının hal itibarile en iyisi ve En itibarile de en çoğa sahip olanı olmaktan hoşlanır mısın? Su bes sureyi oku: Kül Ya eyyühel kâfirûn, Izacae nasrullahü vel fethu
Külbüvallahü ehad, Küleuzübirabbil Felâk ve Küleuzü birabbinnas. Her sureye Bismillahirrahmanirrahim ile başla ve Bismillahirrahma nirrahim ile bitir.
Hz. Cübeyr ibni Mudim r.a.
9. Kalbinin yumuşamasını ve hacetinin görülmesini sever misin? Yetime merhamet et. onun başını okşa ve ona yediğinden yedir. Kalbin yumuşar ve hacetine erişirsin.
Hz. Ebud Derda r.a.
10 + Ey insanlar! Duada cehd etmeyi sever misiniz? Öyle ise, “Allahümme einna alá şükrike ve zikrike ve hüsnü ibadetike." (Allahım verdiğin nimete şükretmemiz, Seni zikretmemiz ve Sana güzelce ibadet edebil- memiz için bize yardım et) deyiniz.
Hz. Ebu Hüreyre г.а.
11 * Allah. Hz. İbrahim (a.s.)1"Halil", Hz. Musa (a.s.)'yı "Neciy" ve Beni de "Habib" ittihaz etti. Sonra buyurdu ki: "İzzetim ve Celâlim hakkı için Habibimi, Halilim ve Neciyyim üzerine tercih ederim." Hz. Ebu Hüreyre r.a. (Halil dost. Neciy sırd 15. Habib sevgili demektir.)
tir. Farz namazlarını mescidde, sünnet namazlarını ise evinde kılmıştır. Burada da bir hikmet var. Sünnet namazlarını evde kılıyor, dolayısıyla ev namazsız kalmıyordu. Ancak, Efendimizin hane-i saâdetlerinin Mescid-i Nebevî'ye hemen bitişik ve yalnızca bir perde ile ayrılmış olduğunu da gözden ırak tutmamak gerekir.
Zaman içinde insanlar her bir fiil için bir yer tahsis etmiştir. Düğün, nikâh, cenaze yerleri vardır. Bunun gibi namaz için de mescid veya camiler inşa edilmiştir. Özellikle namaz cemaatle eda edilen bir ibadet olduğu için belli bir yerin tahsisi anlaşılır bir durumdur. Anlaşılır ama farz bir şey değildir. Zīrā bütün bir yer- yüzü müminlere mescid kılınmıştır. Tek şart, namazın kılındığı yerin temiz olmasıdır. Yoksa, Allah'ın necis görmediği her yer secdegahtır. Necāsetin ölçüsü de bizim hijyenik ölçülerimiz değildir.
Namaz için mescidler ve camiler yapılmıştır. Ancak Efendimizin hayatından biliyoruz ki mescid ve camiler sadece namaz kılınan yerler, namaza tahsis edilen mekânlar olmamıştır. Hayatın bütün hälleri mescid ve camilerde kendilerine yer bulmuştur, insana ve topluma dâir bütün meseleler oralarda konuşulmuştur. Nikah merasimleri orada yapılmış, cenazeler oradan kaldırılmıştır. Doğum ve ölüm arasında yaşanabilen her bir şey, bir şekilde cami- de yer bulmuştur.
Hedefe Götüren Her Yol Mübah Değildir
Hak ve bâtıl mücadelesi hep olmuş, olmaya da devam edecek- tir. Burada haktan yana olanların göz ardı etmemesi gereken temel bir düstur var: Hak yolcusunun kullandığı vasıtalar da hak olma lıdır. Bâtıl vasıtalarla hakikate gidilemez. Bizim için ölçü Hz Peygamber'dir. Ve Peygamberimizin bütün ölçüleri de Cenab- Allah'ın rızasını esas almaktadır.
Mesela Efendimiz savaşta bile haktan vazgeçmemiş, savaşın bütün unsurlarını hakka göre belirlemiştir. "Harp hiledir." düstu runun işaret ettiği durumdan bahsetmiyoruz, bu başka bir şey..
YANITLASİL
yuksel3 Mayıs 2024 09:31 Dern Hz. Muhammed(sav)
151
Mesela Efendimizin harpte koyduğu kâidelere göre, insanların uplu olarak bulunduğu yerlere bomba atamazsınız. Sizinle savaş- mayan, sizi öldürmek üzere karşınıza çıkmayan tek bir insanı dahi düremezsiniz. Çocuklar, kadınlar, ihtiyarlar, aman dileyenler, leler, hizmetciler ve din adamlarına silah çekemezsiniz. Geçtiğiniz yol üzerinde karşınıza çıkan tarlalara, ekinlere, ağaçla- ormanlara zarar veremezsiniz. Maksadınız hak ise, sizi maksa- amıza ulaştıracak vasıtalarınız da hak üzere olmalıdır.
Zulmün haklılığı olmaz! Müslüman adalet üzere yaşamak mecburiyetindedir. Zalimlik Müslüman'ın vasfı olamaz. Elendimizin savaşları, Mekke'nin fethinde ve hemen akabinde Huneyn Gazvesi'nde yaşananlar ortadadır. Hz. Ömer'in Kudüs'ü lethetmesinden sonra orada kurduğu sistem adâlet ve hakkaniyet zereydi. Durum bu kadar nettir. Mücadelenin istikameti İslâm ansından doğru olduğu gibi mücadelenin yöntemi de İslâm tara- Indan doğru bulunmalıdır. İslâm'a, Allah ve Resûlünün rızasına ygun olmayan bir vasıta kullanılamaz. Düşman olarak karşımıza pikanın durumu ne olursa olsun bizim ölçümüz değişmez, onlar yaparsa yapsın bizim hocamız olamazlar. Müminler sadece Alahin Hz. Peygamber aracılığıyla kendilerine bildirdiği hakikat icere yaşamak
mecburiyetindedirler. Efendimizin kendisiyle, hayatıyla, sünnet-i seniyyesiyle irtibat- r şeyimizi, Efendimizin ortaya koyduğu ölçüler belirlemeli. Hz. Peygamber'i hayatımızdan çıkardığımızda, O'nun prensiplerini zulmetmis oluruz. Zīrā nefsine zulmetmis insan başkasına da kendimize ölçü yapmadığımızda hem nefsimize hem de başkasına zulmeder. Ve neſse en büyük zulüm Allah'ın emirlerine isyan etmektir.
Haddini Bilmek
Kur'an-ı Kerîm'de müminin bir tarifi var: "Onlar kıyam ederler. rük ederler, sözlerinde dururlar, iffetlerini muhafaza ederler.
BENİM KANAATİMCE BOZULMALAR GÜÇ ZEHİRLENMESİYLE BAŞLIYOR. SAYISAL VE EKONOMİK OLARAK BİR GÜCE ERDİĞİNİZDE VE BU GÜÇLE PEK ÇOK ŞEYİ YAPABİLMEYE KÂNİ OLDUĞUNUZ ZAMAN GÜÇ ZEHİRLENMESİ BAŞLIYOR. GÜCE ERİNCE CEMAATLER, ULUSLARARASI GÜÇLERİN VE İSTİHBÂRÂT ÖRGÜTLERİNİN DE İLGİ ALANINA GİRMEYE BAŞLIYOR HERHALDE.
Allah'ın insanlardan en nefret ettiği kişi, sığırın diliyle ağzını karıştırdığı gibi (yanlışı doğru, doğruyu yanlış göstermek için) konuşurken dilini dolaştırıp duran belağat sahibi kimsedir. Ravi: Hz. Abdullah İbni Amr (r.a.) Sayfa: 8 / No: 6 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel9 Mayıs 2024 04:34 Deccalin önü sıra hud'alı seneler olur ki; yağmur çok yağar, fakat nebat az our. Sadıkler tekzib olunur, yalancılar ise tasdik olunur. Haine itimad edilir, emin ise hain addedilir. Ve "Rüveybiza" söz sahibi olur. Denildi ki: "Ya Resulallah, Rüveybiza nedir?" Buyurdu ki, Kendisine itimad olunmayan ve kıymet verilmeyen kimselerdir. Ravi: Hz. Avf İbni Malik (r.a.) Sayfa: 258 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
Allah (z.c.hz.) Adem'in Hamurunu kırk gün, kırk gece yoğurdu. Aldı, ikiye kesti. Sağ tarafa iyiler, sol tarafa habisler ayrıldı. Sonra tekrar yoğurdu. Onun içindir ki iyilerden kötü, kötülerden iyiler çıkabilir. Ravi: Hz. İbni Me'sud (r.a.) Sayfa: 88 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
Bil ki Allahü Teâlâ'nın üç bin ismi vardır. Bin ismini sa- dece meleklere öğretmiştir, başkasına değil. Bin ismini de yal- nız peygamberlere öğretmiştir. Üçyüz ismi Tevrat'ta, üçyüz is- mi İncil'de, üçyüz ismi Zebur'da, doksan dokuz ismi de Kur ân-ı Kerîm'de mevcuttur. Bir ismini de Cenâb-ı Hak kendine seçip ayırmıştır. Bahsedilen üç bin isminin mânası şu üç isim de toplanmıştır: Bismillahi'r-rahmani'r-rahîm. Kim bunu öğre nir ve söylerse, Allah'ın bütün isimlerini anmış gibi olur.
BESMELE'NİN ÖZELLİKLERİ VE ESRARI
YANITLASİL
yuksel11 Mayıs 2024 03:58 NAZİLLİLİ SEYYİD MUHAMMED HAKKI HAZRETLERİ
Bil ki Allahü Teâlâ'nın üç bin ismi vardır. Bin ismini sa- dece meleklere öğretmiştir, başkasına değil. Bin ismini de yal- nız peygamberlere öğretmiştir. Üçyüz ismi Tevrat'ta, üçyüz is- mi İncil'de, üçyüz ismi Zebur'da, doksan dokuz ismi de Kur ân-ı Kerîm'de mevcuttur. Bir ismini de Cenâb-ı Hak kendine seçip ayırmıştır. Bahsedilen üç bin isminin mânası şu üç isim de toplanmıştır: Bismillahi'r-rahmani'r-rahîm. Kim bunu öğre nir ve söylerse, Allah'ın bütün isimlerini anmış gibi olur.
BESMELE'NİN ÖZELLİKLERİ VE ESRARI
YANITLASİL
yuksel11 Mayıs 2024 03:58 NAZİLLİLİ SEYYİD MUHAMMED HAKKI HAZRETLERİ
Akıllı kişi, nefsine hakim olan ve ölümden sonrası için çalışandır.
İLK YARATILIŞI TEFEKKÜR ETMEK
Tefekkür, gerçeği anlamak ve doğru davranmak için emek verip düşünmektir. Tetekkür, aklın duasıdır. Geliniz, Cenab-ı Hakk'ın bizlere ihsan ettiği sayısız nimetlerinden bazılarını tefekkür edelim: Yüce Rabbimiz, göklerde ve yerde ne varsa hepsini, güneşi ve ayı, bütün yıldızları, geceyi ve gündüzü insanın hizmetine vermiştir. Yağmuru ve yağmurun müjdecisi olan rüzgarları gönder- mış, yağmurla hayat verdiği ölü topraktan nice bitkilerı, bağları ve bahçeleri cıkarmıştır. Denizleri ve okyanusları insanın emrine vermiş, ona susuzluğunu giderecek ab-ı havat çeşmeleri ikram etmiştir. Geçiminde birçok fayda sağlayan hayvanları insana boyun eğdirmiştir. Evini ve ailesini, insanoğlu için huzur ve dinlenme yeri kılmıştır. Ona, iyiyi kötüden ayırt edebilecek akıl, hissedebilecek gönül ve nimetlerinden istifade edebilecek duyu organları lütfetmiştir. Hak ve hakikat kılavuzu diniyle, hidayet rehberi kitaplarıyla, ahlak ve fazilet örneği rahmet elçileriyle insanları karanlıktan aydınlığa çıkarmıştır.
4800- Hiçbir peygamber yoktur ki, onun ümmetimde bir benzeri bulunmasın. Ebu Bekr İbrahim'in, Ömer Musa'nın, Osman Harun'un benzeridir. Ali b. Ebi Talib de benim benzerimdir. Meryemoğlu İsa'yı görmekten hoşlanan kimse varsa, Ebu Zerri'l- Ğıfâri'ye baksın.
Bir ülkeyi yönetmeye çağrılsaydınız ya- pacağınız ilk iş ne olurdu?
Büyük filozof şöyle cevap vermiş:
- Hiç kuşkusuz, dili gözden geçirmekle işe başlardım.
Çünkü dil kusurlu olursa, kelimeler dü- şünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılamaz- sa, yapılması gereken şeyler doğru yapılamaz. Ödevler gereği gibi yapılmazsa, töre ve kültür bozulur. Töre ve kültür bozulursa, adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içi- ne düşen halk, ne yapacağını, işin nereye vara- cağını bilmez. İşte bunun içindir ki, hiçbir şey dil kadar önemli değildir.
yecek bir yemek vardır. Fakat (kişi) evine besmelesiz girdiğinde, şeytan arkadaşlarına: "İşte şimdi hem yatacak bir yer, hem de yiyecek bir yemek elde ettiniz" diye hitap eder.
572- Cennet ehli cennete girdikten sonra Allah Azze ve Celle onlara şöyle hitap edecek: "Daha istediğiniz bir şey varsa, size vereyim." Cennet ehli: "Bundan daha büyük olan mükafat nedir? Allah da: "Benim rızam, bu nimetlerin en büyüğüdür” bu- yuracaktır.
573- Cennet ehli cennete, cehennem ehli cehenneme girdikleri zaman, Arş'ın altından bir münadi şöyle seslenecek: "Ey birbirleri üzerinde hakları bulunanlar! Haydi helallaşın ve cennete girin."
٥٧٤ - إِذَا دَخَلَ الرَّجُلُ الْجَنَّةَ سُئِلَ عَنْ أَبَوَيْهِ وَزَوْجَتِهِ وَوَلَدِهِ فَيُقَالُ إِنَّهُمْ لَمْ يَبْلُغُوا دَرَجَتَكَ وَعَمَلَكَ فَيَقُولُ يَا رَبِّ قَدْ عَمِلْتُ لِي وَلَهُمْ فَيَأْمُرُ بِالْحَاقِهِمْ بِهِ طب و ابن مزدوية عن ابن عباس
574- Kişi cennete girdiği zaman Rabbinden anne ve ba- basını, hanımını ve çocuklarını soracak. Allah ona:
"Onlar senin amel ve derecene ulaşamadılar ki" diye hi- tap edecek. O da: "Ya Rabbi! Ben hem kendim, hem de onlar i çin amelde bulundum" diyecek (şefaat edecek). Bunun üzerine onların da ona katılmaları için (Allah) emir verecek."
الله مكانه رجلاً يستفى بهم الغَيْتُ ويُنصَرُ بِهِمْ عَلَى الأَعْدَاء وَيُصْرَفُ عَنْ
نقل الشام بهم العذاب" (حم عن على وسنده صحيح)
2199. Abdal veliler Şam'dan olurlar, kuk kişidirlər. Onkardon biri öldü mü, Allah yerine birini getirir. Onların yüzü suyu hürmetion yağmur yağdırılır, onların hürmetine düşmanlara gələbə çaliou. Som ehlinden onların yüzü suyu hürmetine azap bertaraf edile.
٢٢٠٠ - الأبدال اربعون رجلاً واربعون امْرِنَةً كُلَّمَا مَاتَ رَجُلٌ أَبْدَلَ الله تعالى مكانه رجُلاً وكلما مالت امرة ابدلَ الله تَعَلَى مَكَانَهَا امْرَنَةٌ (الخلال في
كرامات الأولياء والديلمي عن انس)
2200- Abdal (veliler) kırk erkek, kırk da kadındır. Onlardan bir erkek öldüğü zaman Allah yerine başka bir erkek get kadınlardan da biri öldüğü zaman Allah yerine bir kadın getine.
۲۲٠۱ - الأَبْدَالُ في أَهْلِ الشَّامِ وَبِهِمْ يُنْصَرُونَ وَبِهِمْ يُرْزَقُونَ (طب كر عن
عوف بن مالك)
2201- Abdal (tasavvuf erbabı veliler) Şam ehlindende Onların yüzü suyu hürmetine zafere kavuşurlar, onlanın hürmeline rızıklanırlar.
٢٢٠٢ - الأبدال ستُونَ رَجُلاً لَيْسُوا بِالْمُتَنَطّعِينَ وَلَا بِالْمُبْتَدِعِينَ وَلَا بالمنعمقِينَ وَلا بِالْمُعَجبِينَ لَمْ يَنَالُوا مَا قَالُوا بِكَثْرَةِ صَلَوَةٍ وَلَا صِيَامٍ وَلَا صدقة ولكن بسخاء الأنفس وسَلامَةِ الْقُلُوب وَالنَّصِيحَةِ لَائِمَّتِهِمْ إِنَّهُمْ يَا على في أمني أقل من الكبريت الأحمر" (ابن أبي الدنيا في كتاب الأولياء والخلال
عن على 2202. Ümmetim içinde Abdal (veliler) altmış kişidir. Onlar çok konuşucu değildiler, bidat sahibi de değildirler fazla da derive dalmazlar, kendilerini beğenmişlerden değillerdir. Onlar elde enkler bu dereceyi çok namaz kılmak, çok oruç tutmak, çok zekât vermakio ulaşmış değillerdir. Lakin cömertliklerinden, kalplerinin fun
Menalıklardan) salim olmasından ve imamlarına devlet başkanlarına taneleri nasihatler sayesinde elde etmişlerdir. Ey Ali! Onlar ummering çinde Kibrit-i Ahmer (kırmızı kibrit) kadar nadir ve azdır.
6159- Ey insanlar! Allah'tan korkmayı bir ticaret edinin ki, size rızık sermayesiz ve ticaret işleriyle uğraşmaksızın gelsin. Sonra: "Kim ki, Allah'tan korkarsa onun için bir çıkış yolu kılar ve onu ummadığı yerden rızıklandırır" mealindeki ayeti okudu.
6160- Ey insanlar! Allah kitabını peygamberinin dilinde indirdi. Helalini helal, haramını da haram kıldı. Peygamberinin dili üzerine indirdiği kitapta neyi helal kılmışsa, o kıyamete kadar helaldir. Peygamberinin dili üzerine indirdiği kitapta neyi haram kılmışsa, o kıyamete kadar haramdır.
الْقُرْآنَ مَا نَهَاكَ فَإِنْ لَمْ يَنْهَكَ فَلَسْتَ تَقْرَؤُهُ (طب عن ابن عمر)
3613- Nice fakihler vardır ki, gerçek fakih değildir. İlmi zarar verir. Kur'an, seni kendine yaramayan kimseye cehli (kötülüklerden) uzaklaştırdığı müddetçe oku. Eğer seni kötülükten nehyetmiyorsa, demek ki onu okumuyorsun.
وَعَلَى مَدِينَةٍ يُونُسَ وَفِيهِ وُلِدَ ابْرَاهِيمُ (طب عن سعيد بن ابي راشد)
3614- Recep mübarek bir aydır. Allah o ayda sevapları kat kat yapar. Kim Recep ayında bir gün oruç tutarsa bir sene oruç tutmuş gibi ecre nail olur. Kim ondan yedi gün tutarsa cehennem kapıları ona
kapanır. Kim sekiz gün tutarsa ona sekiz cennet kapısı açılır. Kim
ondan on gün tutarsa Allah'tan ne isterse onu verir. Kim ondan on beş
gün tutarsa gökten bir münadi şöyle seslenir: "Bütün geçmiş günahların bağışlandı. Haydi amele yeniden
Kim daha fazla tutarsa Allah ona göre ecrini çoğaltır. Allah Nuh'u gemiye Recep ayında bindirdi. O Recebi oruçla geçirdi. Beraberindekilere de oruç tutmalarını emretti. Gemi tam altı ay onları içinde taşıyarak seyretti. Son gün aşuredir. O gün Cudi dağına indirildiler. Nuh, beraberindekiler ve bütün vahşi hayvanlar o gün, Allah'a şükretmek için oruç tuttular. Allah Ben-i İsrail'e denizi Aşure günü ikiye böldü. Aşure günü Allah, Adem'in tevbesini kabul etti. Yunus'un şehrindeki kavmini de o gün affetti. İbrahim de o gün doğdu.
وَقِيلَ خَدَعَتْكَ نَفْسُكَ (ابو محمد الحسن في فضائل رجب عن أبي سعيد)
3615- Recep Eşhur-ı Hurum'dandır. Günleri altıncı göğün kapısında yazılıdır. Kişi ondan bir gün oruç tutup, Allah'tan korkarak orucunu yine yenilerse, kapı ve gün dile gelip şöyle derler:
"Allah'ım! Onu bağışla. Eğer orucunu Allah korkusuyla tamamlamazsa onun için mağfiret dilemezler ve "Nefsin seni aldattı" denilir kendisine."
٣٦١٦ - رَجَبُ شَهْرُ اللهِ وَشَعْبَانُ شَهْرِى وَرَمَضَانُ شَهْرُ أُمَّتِي (ابو الفتح في
اماليه عن الحسن مرسلا) 3616- Recep Allah'ın ayıdır. Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır.
4801- Zamanında gelen herhangi bir nimeti kul hamd ile karşılarsa, Allah onun sevabını mutlaka ona yeniler. Gelen herhangi bir musibeti kul: "İnna lillahi ve innâ ileyhi râciûn" diyerek karşılarsa Allah mutlaka onun ecir ve sevabını yeniler.
4804- Ne bu bana ulaşan yazılarınız! Allah'ın kitabı ile birlikte kitap mı olurmuş? Yapmayın bunu! Allah gazap eder de bir gecede kitabından hiçbir şey bırakmaz. Kalplerde de ondan hiçbir harf bırakmaz. Allah kime bir iyilik yapmak isterse, onu kalbine: "Lâ ilâhe illellâh" kelimesini yerleştirir.
خَيْرًا وَأَوْسَعَ مِنَ الصَّبْرِ " (حم) خ م د ت ن حب عن ابي سعيد)
4808- Sizden sakladığım hiçbir şey yoktur. Kim iffetli davranırsa Allah onu iffetli kılar. Kimin gözü tok olursa, Allah onu kimseye muhtaç etmez. Kim sabretmeye çalışırsa Allah onu sabırlı kılar. Kişiye sabırdan daha geniş ve hayırlı bir şey verilmemiştir.
أنْ يُبَرَكَ عَلَيْهِ فَإِنَّ الْعَيْنَ حَقِّ (طب عن سهل)
4809- Biriniz, kardeşinin gerek zatında, gerekse malında hoşlandığı bir şey görürse, "Allah mübarek etsin" demeyi esirgemesin Çünkü göz (nazar) değdirme haktır.
1075- Gerçeği kabul et. (Bu sana) ister küçükten, ister büyükten, ister sevmediğinden ve senden uzak olan kişiden gelsin (fark etmez). Bâtılı da reddet bu sana küçük, büyük veya yakın bir
وَتَمَسَّكُوا بِعَهْدِ ابْنِ أُمِّ عَبْدِ الرَّمَانِي (ك ف عن حذيفة عد عن انس)
1076- Benden sonra halife olacak olan Ebu Bekr ile Ömer'e uyun, Ammar'ın gösterdiği yoldan ayrılmayın. İbni Ümmi Abdir ramân'ın ahdine de sarılın. (O'nun hilafet hakkındaki vasiyetini kabul edin).
1077- Kıyamet kopması yaklaştığı halde insanların dünyaya karşı olan hırsları gitgide daha da artmaktadır. Allah'tan her gün biraz daha uzaklaşmaktadırlar.
1079- Yılanları küçük olsun, büyük olsun, siyah olsun, beyaz olsun öldürün. Ümmetimden her kim onu öldürürse ateşten bağışlanmasına vesile olur. Yılan her kimi öldürürse o da şehit olur.
عَلَى الْبَهِيمَةِ وَمَنْ وَقَعَ عَلَى ذَاتِ مَحْرَمٍ فَاقْتُلُوهُ (حم عن ابن عباس)
1080- (Ey hakimler!) Lut kavminin iğrenç amelinde bulunanı veya hayvana tecavüzde (cinsî tecavüzde) gördüğünüz faili (o menhus işi yapanı), mef'ulün bihi (o menhus fiil kendisinde icra edilen kimseyi), hayvana cinsî temasta bulunanı öldürün. Mahremi (kendisine haram olan yakını) ile cinsî temasta bulunan kimseyi de öldürün.
قَالَ فَاقْرَأْهُ فِي سَبْعِ وَلَا تَزِدْ عَلَى ذَلِكَ (خ م د عن ابن عمرو)
1081- Rasulü Ekrem: "(Ey Abdullah b. Amr!) Sen her ay bir hatim indir" buyurdu. "Ben kendimde bundan daha fazla güç görüyorum" dedi. Rasulü Ekrem: "Öyleyse yirmi gecede bir hatim
indir" buyurdu. Abdullah: "Kendimde daha fazla güç buluyorum" dedi.
Rasulü Ekrem: "Öyleyse on günde bir hatim indir" buyurdu. Abdullah: "Kendimde daha da fazla güç buluyorum" dedi. Rasulü Ekrem: "Öyleyse yedi günde bir hatim indir ve yedi günden daha aşağı olması için gayret etme" buyurdu.
1. Allah (zc.hz)'l (dinde, amel ve inanışta) bidaiah kabule duasana ne Allah (zchzledim ne namazani, ne de sadan hamurdan cekivanihi zekatını kabul etmez. Nihayet bunlar, kılın hamurdan cekilisi dinden çıkarlar.
Huseyle ra
2 Allah (z.chz.)'i uyumaz ve uyumak ona layık değildir. O alçaltmak Alladıgını alçaltır, yükseltmek istediğini dendura Kulun gece istediğinigunduz ameline başlamadan önce ve gündüz ameli de gece
Hz. Ebu Musara
amelinden önce Allah'a yükseltilir. Allah'ın hicabı nurdur. Hicabını açsa idi, nazarının her erdiği ya nardı. (Yani butun mevcudat yanar. Hicabları bir nebze evliyaya açılır.)
Hz. Aisera
3 Allah (z.c.hz.)'i doğru konuşan látjfeciyi muahaze etmez.
4 Allah (z.c.hz.)'i sizin suretlerinize ve mallarınıza değil, kalbinize ve amellerinize bakar.
Hz. Ebu Hüreyrera
5 Allah (z.c.hz.)'i sizin cisminize bakmadığı gibi, soyunuza, mal ve mülki- nüze de bakmaz. Kimde ki salih kalb bulunur. ona muhabbet eder ve salih nazarla bakar. Siz Adem oğulları, hanginiz daha muttaki olursanız Bana daha sevgiliniz o olur. (Takva da ilim, irfan ve akla göre olur.)
7 Allah (z.c.hz.)'i cömert kafirí Cehenneme gönderirken. Cehennem kapıcısına emreder ki: "Bunu içeri al ama, cömertliği derecesinde hafif tarafına koy." Hz. ibni Abhasta
8 Allah (z.c.hz.)i kendini ibadete vermiş olan genci meleklerine takdim eder. "Bakın kulum Benim için şehvetini bırakıyor." Kula hitaben de "Sen Benim nazarımda bazı muhterem meleklerim gibisin" buyurur
Hz. 1 alha ra
9 Allah (z.c.hz.)'i fisebilillah kılıcını kuşananı meleklerine takdim eder Melekler de ona bu vaziyette iken istiğfar ederler. Hr. Al 10 Allah (z.c.hz.)'i kıyamet gününde bir munadi gönderip nida etti
"Ademe söyleyin Cehennemlikleri göndersin." Adem (a.s.) der ki Ne kadarını?" Denir ki: "Her 100 kişide 99'unu" Siz bilir misiniz insanlar arasında ne miktardasınız? Siz insanlar arasında bir devenin üzerindek ufak bir tüy kısmı kadarsınız. Hz. ibni Mes'ud
11 * Allah (z.c.hz.)'i her kaba, haris ve mütekebbir olan kimseye ve carsılanda da sesi çok çıkanlara buğz eder. Bu adamın gecesi leş, günduzu merkeb gibidir. Dünya için bilir, ahiret içinse anlamaz. Hz. Ebu Huresrer
12* Allah (z.c.hz.)'i doyduğundan fazla yiyeni, taattan gafil olaru, sunne zamnadere Peygamberinin aline bugedetaatan gafil ole eder ve zımmilere zulmedeni sevmez. Hz. Ebu Huresvera
13 * Allah (z.c.hz.)'i kibirlileri, ferih ve fahur adamları sevmez Haz kalblileri sever. Hz. Muat T
(Yürek sıkıntısı kaderine razı olmamaktan gelir.)
14 Allah (z.c.hz.)'l her şeyde rifk ve mülâyemeti sever.
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 92 1 Allah (z.c.hz.) (dinde, amel ve inanışta) bid'at ehlinin ne duasını, ne zekâtını, ne haccını, ne namazını, ne de sadakasını kabul eder. Yani hiç bir şeyini kabul etmez. Nihayet bunlar, kılın hamurdan çekilişi gibi, dinden çıkarlar. Hz. Huzeyfe (r.a.) 92 2 Allah (z.c.hz.) uyumaz ve uyumak ona lâyık değildir. O, alçaltmak istediğini alçaltır, yükseltmek istediğini de yükseltir. Kulun gece amelleri, gündüz ameline başlamadan önce ve gündüz ameli de gece amelinden önce Allah'a yükseltilir. Allah'ın hicabı nurdur. Hicabını açsa idi, nazarının her erdiği, yanardı. (Yani bütün mevcudat yanar. Hicabları bir nebze evliyaya açılır) Hz. Ebû Mûsa (r.a.) 92 3 Allah (z.c.hz.) doğru konuşan lâtifeciyi muahaze etmez. Hz. Âişe (r.anha) 92 4 Allah (z.c.hz.) sizin suretlerinize ve mallarınıza değil, kalbinize ve amellerinize bakar. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 92 5 Allah (z.c.hz.) sizin cisminize bakmadığı gibi, soyunuza, mal ve mülkünüze de bakmaz. Kim de ki salih kalb bulunur, ona muhabbet eder ve salih nazarla bakar. Siz Ademoğulları, hanginiz daha muttaki olursanız Bana daha sevgiliniz o olur. (Takva da ilim, irfan ve akla göre olur.) Hz. Ebû Malik el Eş'ari (r.a.) 92 6 Allah (z.c.hz.) saçını, sakalını siyaha boyayanın, kıyamette yüzüne bakmaz. Hz. Amir (r.a.) 92 7 Allah (z.c.hz.) cömert kâfiri Cehenneme gönderirken, Cehennem kapıcısına emreder ki: "Bunu içeri al ama, cömertliği derecesinde hafif tarafına koy." Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 92 8 Allah (z.c.hz.) kendini ibadete vermiş olan genci meleklerine takdim eder: "Bakın kulum Benim için şehvetini bırakıyor." Kula hitaben de: "Sen Benim nazarımda bazı muhterem meleklerim gibisin" buyurur. Hz. Talha (r.a.) 92 9 Allah (z.c.hz.) fisebilillâh kılıcını kuşananı meleklerine takdim eder. Melekler de ona bu vaziyette iken istiğfar ederler. Hz. Ali (r.a.) 92 10 Allah (z.c.hz.) kıyamet gününde bir münadi gönderip nide ettirir: "Ademe söyleyin Cehennemlikleri göndersin." Adem (a.s.) der ki: "Ne kadarını?" Denir ki: "Her 100 kişide 99'unu." Siz bilir misiniz insanlar arasında ne miktardasınız? Siz insanlar arasında bir devenin üzerindeki ufak bir tüy kısım kadarsınız. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma) 92 11 Allah (z.c.hz.) her kaba, haris ve mütekebbir olan kimseye ve çarşılarda da sesi çok çıkanlara buğz eder. Bu adamın gecesi leş, gündüzü merkeb gibidir. Dünya için bilir, ahiret içinse anlamaz. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 92 12 Allah (z.c.hz.) doyduğundan fazla yiyeni, taattan gafil olanı, sünneti terk edeni, Peygamberinin âline buğz edeni, komşusuna eza edeni ve zımmilere zulmedeni sevmez. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 92 13 Allah (z.c.hz.) kibirlileri, ferih ve fahur adamları sevmez. Hazin kalblileri sever. (Yürek sıkıntısı kaderine razı olmamaktan gelir) Hz. Muaz (r.a.) 92 14 Allah (z.c.hz.) her şeyde rıfk ve mülâyemeti sever. Hz. Âişe (r.anha)
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 393 1 Mirac gecesi, mele-i Âlâ'da Cebrail (a.s.)'ı Allah korkusundan eski bir palas gibi titrerken gördüm. Hz Cabir (r.a.) 393 2 Çocuk yedisine gelince namazı kıldırın, onuna gelince kılmazsa dövün. Hz. Abdül Melik (r.a.) 393 3 Evladınıza yedi yaşında namazı emredin. On yaşında kılmazlarsa dövün ve yatağını ayırın. Halayığını, hizmetçisine veya kölesine nikah eden adam artık onun göbek altı ile dizi üstüne bakmasın. Zira göbeği ile dizi arası avretindendir. Hz. Amr İbni Şuayb (r.a.) 393 4 Ebu Said'e söyleyin. Allah'a sığınsın, ancak, hummaya, nazara, veya zehirli sokmalara okuma vardır. Hz. Sehl İbni Haniyf (r.a.) 393 5 Maruf ile emredin, münkerden neyhedin. Allah'a dua edip de duanız kabul edilmeyecek hale gelmeden evvel ve af dileyip de mağfiret olunmayacağınız hale gelmeden önce. Muhakkak ki, marufu emretmek mürkeri nehyetmek eceli yaklaştırmaz. Yahudilerin bilginleri, Nasaranın rahipleri, marufu emretmeyi ve münkeri nehyetmeyi terk ettikleri zaman, Aziz ve Celil olan Allah onlara Peygamberlerinin diliyle lanet etti. Sonra onları umumi azaba duçar etti. Hz. İbni Ömer (r.a.) 393 6 Zenginin birşey istemesi kıyamet gününde yüzünde lekedir ve aldığı şey de ateştir. Az ise az ateş, çok ise çok ateş. Hz. İmran (r.a.) 393 7 Mü'minin öğrendiği bir mesele bir sene ibadetten ve İsmail (a.s.) evladından bir köle azat etmekten evladır. Zira talibi ilim, kocasına itaat eden kadın, anasına babasına iyilik eden evlat, Peygamberlerle beraber hesabsız olarak Cennete girerler. Hz. Ebû Eyyub (r.a.) 393 8 İktidarlı bir adamın borcunu geciktirmesi zulumdür. Biriniz borç başkasına havale edilince kabul etsin. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 393 9 Azrail (a.s.)'ın adamın canını alma çaresine girişmesi bin kılıç darbesinden şiddetlidir. Ölen bir mü'minin bütün damarları ölüm acısını öyle duyar ve Allah'ın düşmanı da (şeytan da) her zamandan daha yakındır insana. Hz. Ata İbni Yesar (r.a.) 393 10 Müslümanların melhamede merkezleri Şam, deccalde merkezleri Kudüs ve ye'cuc me'cuc vakasında merkezleri Tur-i Sina'dır. Hz. Ebû Zahiriyye (r.a.) 393 11 Sizlerden birinizin Allah yolunda bir gazada bir saat bulunması, evinde bütün ömrünce ibadet etmesinden hayırlıdır. Hz. Ebû Said (r.a.)
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 262 1 Şu üç şey imandandır: Darlıkta infak etmek, rast geldiği müslümana selam vermek, kendi aleyhinde de olsa adaleti gütmek. Hz. Ammar (r.a.) 262 2 Bir adam şu üç şeyi toplarsa, iman hasletlerini toplamış olur: Darlıkta infak, rast geldiği müslümana selam, kendi aleyhinde de olsa adaleti gütme. Hz. Ammar (r.a.) 262 3 Şu üç şey bir adamda olursa, sevabı hak eder ve imanı tekmil eder: İnsanlarla iyi geçim temin eden güzel ahlak, Allah'ın haramlarından onu alıkoyan verağ, cahilin cehlini karşılayan hilim. Hz. Enes (r.a.) 262 4 Şu üç şey, kişinin iman ahlakındandır: Gazablandığı zaman, gazabı onu batıla sevketmez. Hoşnut olduğu zaman hoşnutluğu onu haktan ayırmaz, iktidar sahibi olduğu halde, iktidarı, onu harama sevketmez. Hz. Enes (r.a.) 262 5 Üç şey vardır ki onlar veya onlardan biri kimde varsa, o kimse, dilediği kadar huril-iyn ile evlendirilir. Gizli ve can çekici bir emaneti, Aziz ve Celil olan Allah korkusundan, iç etmeyip sahibine ödemek, katili affetmek, her namazdan sonra on kere "Kulhuvallahu ehad"i okumak. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 262 6 Şu üç şey ortaya çıktıktan sonra, evvelden iman etmemiş veya imanından hayır kazanmamış bir kimseye, imanı fayda vermez. Güneşin garbdan doğması, deccal ve dabbetül-arz. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 262 7 Bir kimse şu üç şeyi yaparsa imanın tadını tatar: Yalnız Allah'a kul olur ve "La ilahe illallah" der, gönül hoşluğu ile zekatını verir, şöyle ki: yaşlısını, zayıfını, hastasını, adisini değil, fakat malın ortasından verir. Muhakkak ki Allah, onun en güzelini sizden istemez. Lakin, en kötüsünü de emretmemiştir. Nefsini tezkiye eder. Denildi ki, "Nefsi tezkiye ne demektir?" Buyurdu ki: "Kişinin nerede olursa olsun, Allah'ın kendisi ile beraber olduğunu bilmesidir. Hz. Abdullah İbni Muaviye (r.a.) 262 8 Üç şey bir adamda olursa Allah (z.c.hz)'leri onu himayesine alır ve onu Cennetine sokar: (Onun ayıbını, kusurunu örter.) Zayıfa rıfk ile muamele etmek, anaya-babaya şefkat göstermek, köleye iyi muamele etmek. Hz. Câbir (r.a.) 262 9 Şu üç şey reddedilmez: Yastık (minder), koku ve süt. Hz. İbni Ömer (r.anhüma) 262 10 Üç şey vardır ki, insan, kıyamet gününe o vasıflarla gelmezse, ona bir şey (mükafat) yoktur: Kendisini Allah'ın haramından men edecek verağ, halk ile iyi geçinecek ahlak, sefihin cehaletini karşılayacak hilim. Hz. Büreyde (r.a.) 262 11 Üç şey vardır ki, kimde üçü veya biri bulunmazsa, amelinden hiç bir şey ona fayda vermez: Kendisini, Allah'ın bildirdiği günahlardan alıkoyan takva, insanlarla iyi geçinmeyi sağlıyan güzel ahlak, sefihi karşılayan hilim. Hz. İbni Abbas (r.anhüma
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 345 1 Fecrin tuluundan güneşin doğuşuna kadar, Allah'ı zikrederek O'na Tekbir, O'na Hamd, O'na Tehlil ve Tesbih ederek oturmam, İsmail (a.s.) evladından bir köle azad etmemden Bana daha sevgilidir. Gene ikindi namazından sonra güneş batıncayak kadar Allah'ı zikretmem, İsmail (a.s.) evladından dört köle azad etmemden Bana daha sevgilidir. Hz. Ebû Ümâme (r.a.) 345 2 Allah yolunda cihada giden bir mücahidi doyurmam ve sabah akşam ona yardım etmekliğim, dünya ve içindekilerden Bana daha sevgilidir. Hz. Muaz İbni Enes (r.a.) 345 3 Bir adamın kardeşine yerini bedava ektirmesi, kendisinden o yer karşılığında bir kira almasından daha hayırlıdır. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 345 4 Müslümanların hayatlarını ifnadan korumak için üç gece nöbetçi olmak, Bana Medine Mescidinde veya Beyt-i Makdis'te Kadir gecesine rastlamaktan daha kıymetlidir. Hz. Enes (r.a.) 345 5 Sizlerden birinin içinin cerahatle dolması, şiir dolmasından iyidir. (Şiirin mevzuu iyi olmazsa) Hz. Ebû Said (r.a.) 345 6 İçinin cerahat veya kanla dolması, Benim zem edildiğim bir şiirle dolmasından hayırlıdır. Hz. Câbir İbni Semure (r.a.) 345 7 Müslüman kardeşini çağırıp yiyip içirmekliğin, senin için yirmibeş dirhem sadaka vermenden sevapça daha hayırlıdır. Hz. Enes ra. 345 8 Kişi neyi iktisap ediyorsa ona nail olur. (Allah'dan umduğuna erişir.) Neyi de kazanırsa onun hesabını verir. Kişi kimi severse onunla beraber olur. (Ashabı kiram buna çok sevindi.) Kim ki yolda zina etmekte iken ölürse bunun ehli olur. Hz. Ebû Ümâme (r.a.) 345 9 "Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk, Lebbeyke Lâ Şerike leke Lebbeyk, İnnel hamde venni'mete leke vel Mülk, Lâ şerike lek." Hz. İbni Ömer (r.anhüma) 345 10 Kıyamet gününde haklar ehline o derece ödenecektir ki, boynuzlu koyun, süstüğü boynuzsuz koyunla kısas olunacaktır. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 345 11 Ya ma'ruf ile emredip münkerden nehyedersiniz veya Allah hayırlılarınızın başına şerlilerinizi musallat eder de, hayırlılarınız bunun üzerine dua ederler ama duaları kabul olunmaz. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 301 1 Ümmetime yakında bir zaman gelir ki, Kuran okuyacak çok, fakihler az olur. İlim kabz olunur. Kargaşalık çoğalır. Ondan sonra bir zaman gelir ki, ümmetimden bir takım adamlar Kur'an okurlar ama bu, gırtlaklarını geçmez. Bundan sonra yine öyle bir zaman gelir ki, müşrik müminle aynı mevzuda söylediğinin mislinde mücadele eder. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 301 2 İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki; o zamanda adam acz ve fucur arasında muhayyer kalacak. Kim bu zamana yetişirse fucura aczi tercih etsin. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma) 301 3 İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki; camilerde halka halka oturacaklar, ancak dünya üzerine muhabbet edecekler. (Bunlara rastlarsanız) onlara katılmayın. Zira Allah (z.c.hz)'lerinin o kimselerle alakası yoktur. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma) 301 4 İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, Kur'an'ın merasimi ve müslümanlığın da adı kalacak. Onlar müslüman ismi alırlar, halbuki kendileri müslümanlıktan insanların en uzağıdırlar. Camileri süslü olur, hidayet bakımından ise viran olur. O zamanın alimleri, gök kubbesi altındaki alimlerin en şerlisi olup, fitne onlardan başlar ve yine onlara döner ( kabak da onların başına patlar.) Hz. Muaz (r.a.) 301 5 İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, camilerde onlardan binden fazla adam namaz kılacak da içlerinde hâzâ mümin bulunmayacak. Hz. İbni Ömer (r.anhüma) 301 6 Ahir zamanda bir kavim çıkacak, yaşları genç, akılları hafif olacak. Sözleri ise halkın en iyi sözlüsü olacak. Kur'an okuyacak ama hançerelerinden aşağı geçmeyecek. Ve onlar islamiyetten okun yaydan çıkması gibi, bir iz kalmamasına çıkacaklar. Kendilerine rastladığınızda onları öldürün. Zira kıyamet gününde Allah katında onları öldüren için nice ecir vardır. Hz. Ali (r.a.) 301 7 Allah nazarında günlerin seyyidi Cuma'dır. O, kurban ve Ramazan bayramı gününden de kıymetlidir. Onda beş haslet vardır; Allah o günde Hz. Adem (a.s.)'ı yarattı. O cennetten arza o gün indirildi. O günde vefat etti. Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, bir kul o saatte Allah'dan bir şey istedi mi Allah onu kendisine mutlaka ihsan eder. Ancak istediği günah veya sıla-i rahmi kesen birşey değilse. Kıyamette Cuma günü kopacaktır. Hiç bir melek-i mukarreb, sema, arz, rüzgar, dağ ve taş yoktur ki, bu sebeble Cuma gününden korkmuş olmasın.
Ve an Ebî Hüreyrete radiyallahü anhü, enne Resûlullahi sallalla- hü aleyhi ve selleme kaale lil musalli aleyye nûrün ales sırâtı ve men kâne ales sırâtı min ehlin nûrin lem yekûn min ehlin nâr.
Açıklama:
Ebû Hüreyre (Allah ondan razı olsun) kibar Ehl-i Suffadan, yâ- ni Suffa ehlinin ileri gelenlerindendi (1). Aşağıdaki iki hadis-i şerif ile bundan sonra gelecek hadis-i şerifi de İbni Ferhûn (Allah rahmet eylesin) istihraç ve rivayet etmiştir.
Ve an Ebi Hüreyrete radıyallahü anhü, Ebû Hüreyre (R.A.) dan şöyle rivayet edilmiştir:
Enne Resûlullahi Sallallahü Aleyhi ve Selleme kaale, yâni Re- sûl-i Ekrem (S.A.V.) Hazretleri saadet ve iclâl ile ümmetine merha- metle Åhiret berzahı (yâni ölümden Kıyamete kadar olan zamanla dünya ile Ahiret arasındaki âlem) olan Sırat köprüsünden selâmetle geçişin sebebini açıklayıp şöyle buyurdular:
Lil musalli aleyye nûrün ales Sırati, yâni «Benim için salavat-1 şerife getirenler Sırat Köprüsü'nün üzerine gelince büyük bir nûr belirip selâmet ile geçseler gerektir.
(Sırat'ın mânası Cehennem üzerine kurulan köprüdür ki kıldan ince ve kılıçtan keskin, ve üç bin yıllık yoldur. Bin yıllık yolu yokuş, bin yıllık yolu düz ve bin yıllık yolu da iniştir. Alt tarafı da Cehen- nem'dir. Mahşer'den Cennet-i Âlâ'ya ondan başka yol yoktur. Bütün nebiler, gönderilen peygamberler ve şehitler, salih kimseler mü'min erkek ve mümin kadınlar ve bütün Mahşer ehli:
(1) Ehl-i Suffa: Hazret-i Muhammed (S.A.V.) in evinin sofasında yatan ashab-ı kirama denilir.
«Ve in minküm illâ vâridühâ kimse yoktur.» (Meryem sûresi, âyet: 71) İçinizde ona uğramayacak hiç
Nazm-ı celili gereğince ona uğrasalar gerektir. Bütün kâfirler ve müşrikler ise Sırat Köprüsünün üzerinden Cehennem'e düşüp ebedi kalsalar gerektir. Allah, mümin erkek ve kadınları, imanlarının yok olmasından korusun ve mertebelerine göre kendilerine Sübhânî yüce lütuflar ile geçişlerini nasip kılsın. Buna iman vacibtir. Çünkü, Kur'- ân-ı Azimüşşan ile ve mütevatir haberle sabittir. Ola ki Hak Celle ve Âlâ, Habib-i Ekremi hürmetine cümlemizi o büyük köprü üzerinden selâmetle ve kolaylıkla tez geçmeyi müyesser eylesin, âmin. Sırat Köprüsünün karanlığı bütün karanlıklardan şiddetlidir ve çoktur. Çünkü Mahşer'in karanlığı ve günah ve âsilik karanlığı ile Sırat Köp- rüsüne varıldığı zaman bu iki karanlığa Cehennem Karanlığı, günah ve meâsi (isyan) karanlığı da eklenir, daha da şiddetli olur. Resûlü- müz Sallallahü Aleyhi ve Sellem Hazretleri:
Bana getirilen Salavat-ı Şerife Sırat üzerinde ulu bir nurdur! diye bu nuru Sırata tahsis buyurduklarının sebebi budur. Ve ancak Resûlullah Aleyhissalâtü Vesselâm üzerine salât-i şerifelerin dünya ve Ahiret'te, kabirde ve Mahşer'de nûr, behů, ziynet ve sevinç olma- sında hiç şüphe yoktur.)
Ve menkâne ales sırâti min ehlin nûr, lem yekün min ehlin når, yâni Sırat üzerinde nûr ehlinden olan bir kimse når (ates) ehlinden olmayarak, belki, selâmet ile oradan geçip Cennet Ehli olur. (Alla- hümmerzuknes selâmete lenâ ve li cemi'il mü'minîne, âmin.) Çünkü nûr ile nâr (ateş) bir yerde toplanamaz. nasıl ki ateşle su bir arada bulunamaz. Dünya ateşini su söndürdüğü gibi Ahiret ateşini de nûr söndürür. Bundan dolayı müminler, ne zaman ki Sırat Köprüsünün üzerinden geçmeğe başlayacaktır, altlarından Cehennem:
Tez geçin ey Mü'minler! Sizin nûrunuz benim ateşimi söndü- rür! dediği de sahih rivâyet ile sabit olmuştur.
Melikşah tahta geçtikten sonra Divan toplantısında her ku- rumun kendi bütçesini yapmasını istedi. Çalışmalar başladı. Ge- lirler toplandı, giderler hesaplandı. Nihayet bütçeler Sultan Me- likşah'a arz edildi.
Melikşah, hepsini tek tek inceledikten sonra: "Görüyoruz ki bütçemizde yoksullara, muhtaçlara, yetimlere, dervişlere, ilim tahsil edenlere, sanatkârlara pek bir şey ayırmamışsınız. Bu say- dıklarımız için bütçeye üç yüz bin altın konsun." dedi
Bu emir, zamanın Harbiye Nazırını rahatsız etti. Sultan'ın teklif ettiği meblâğ, neredeyse tüm askerı harcamalara eşitti. Harbiye Nazırına göre devletin genişleyip büyümesinde, koru- nup yükselmesinde, savaşlarda zafer kazanıp ganimet toplanma- sında en büyük pay, alimlerin, dervişlerin, yetimlerin, sanatkâr- ların değil, ordunundu. Sultan Melikşah orduyu medrese molla-
250
YANITLASİL
yuksel19 Mayıs 2024 04:03 larıyla bir tutuyordu. Harbiye Nazırı daha fazla dayanamadı: "Bu miktar para ordunun bütçesine eklenirse, Bizans'ın surlarını da- hi aşarız." dedi.
Sultan Melikşah: "Yanlışın var!" diye cevap verdi, "Biz şim- diye kadar alimleri, fakirleri, dervişleri, yetimleri, muhtaçları gö- zetmeseydik, ordumuz değil yeni beldeler fethetmek, başkenti- mizi bile korumaktan âciz kalırdı."
Hepsini tek tek süzdükten sonra devam etti: "Biz memle- ketleri, kılıçtan evvel, yoksul takımının ve derviş-molla kısmının dualarıyla fethederiz. 'Duanız olmasaydı ne ehemmiyetiniz olur- du?' buyuran Cenab-ı Hakk'a yemin ederim ki bütçemizde ya- pılan en hayırlı yatırım budur."
Nizamü'l-Mülk'e döndü: "Söylediklerim yanlış mı vezi- rim."
Baba yadigârı şanlı vezir, hayran hayran Melikşah'a bakı- yordu: "Hayır Sultanım, çok doğru söylediniz. Askerlerinizin okları bir milden öteye geçmezken, Nizamiye Medreselerinde yetişen mânevi ordunun duaları Arş'a ulaşıyor. Selçuklu Devle- ti ikisinin sayesinde gelişecektir."
Hücreleme Yöntemine Göre Tarih, Zambak Yayınları, Komisyon.
Ekim 2007.
YANITLASİL
yuksel19 Mayıs 2024 04:04 Ziya Demirel - Avni Arslan
1035- Beş şeyi bes şeyden önce fırsat ve ganimet bil: Ölmeden önce hayatını, hastalanmadan önce shhatini, meşguliyebil önce bos vaktini, ihtiyarlıktan önce gençliğini, fakr ü zarurele düşmeden önce zenginliğini (ganimet ve fırsat bil).
1039- (Harbe giderken) bismillâh ile yola çıkıp savaşın. Aşırı davranmayın, zulmetmeyin, temsil etmeyin (yani azalarını bir bir keserek öldürmeyin), çocukları da öldürmeyin. Misafir için mestlere mesh etmek süresi üç gündür, mukim içinse bir gün bir gecedir.
4156- Cebrail'e dedim ki: "Rabbini görebiliyor musun?" Şu cevabı verdi: "Aramızda nurdan veya ateşten yetmiş bin perde var. O perdelerin en küçük olanını görseydim bile baştan ayağa yanardım."
تُؤْذِي الْمُؤْمِنَ وَلَا تُجَاوِرُ الْجَاهِل (طب وابن عبد البر في العلم وابو نصر غريب عن ابن عمرو)
4158- Az fıkıh, anlamadan yapılan çok ibadetten ha- yırlıdır. Kişiye anlayarak ibadet ettiği zaman, fıkıh kâfi gelir. Yalnız kendi görüşünü beğendiği zaman o kişinin cehaleti kendisine ye-
Bismillahirrahmanirrahim
YanıtlaSilRahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Hamd, Allah'a mahsustur ki záti kemâlî hakikatlerinin nüshasından âlemlerin, alâmet ve işaretlerin nakışlarını ızhar etti. Zâti cem “nûn”un- dan harflerin, kelimelerin ve kelâmın türlerini çıkardı. Cem' ve tenzih maka- mından, eğriliği olmayan Arapça bir Kur'an indirdi. Onu, her zaman burhanları ve delilleri parlayan ebedi bir mucize kıldı.
Salât ve selâm, ilim, ayn ve yakinde yüce makamın kapısını açan Efendimiz Muhammed'e olsun ki, Adem daha su ile balçık arasında iken O peygam- berdi. O'nun Kur'an ahlâkıyla ahlâklanan ailesine, ashâbına ve ahir zamâna kadar ihsân üzere/güzelce onlara tabi olanlara da selam olsun.
Fakir kul, kurban olarak adanan (İsmail (a.s.))'ın adaşı, nasihatçi, muhacir, Şeyh İsmail Hakki - Allah kendisini sabahların, akşamların ve gündüzlerin fitnelerinden saklasın- der ki:
Vaktinin sultanı, zamanının ender bulunanı, ilim ve irfânıyla halk üze- rinde Allah'ın hucceti, ilahi inâyet ve tevfik nurlarının ufku, kesin olarak hilafet sırlarının varisi, ikinci bin yılın ikinci onluğunun (XII. hicri asrın başında tecdid sırrına sahip olduğu kabul edilen, rabbâni ilhamın ma'deni seyyidlerin yolundan giden, asil ve soylu Şeyh, (Hz. Osman) ibn Affan'ır adaşı, İstanbul'da ikamet eden, imam ve allâme olan Şeyhim, büyük âlim ve çok anlayışlı üstadım - Allah ona imdad eylesin, bize de gizlide v âşikarda onunla imdad buyursun-, (hicri) ikinci bin yılın birinci onluğunu onuncu onda birinin altıncı onda birinde (h. 1096/m. 1685) benim, velileri
YANITLASİL
yuksel24 Mart 2024 15:08
İsmail Hakkı Bursevi
kalesi (burcü'l-evliya) olan Bursa sehrine - Allah kötülüklerden ve sıkıntılardan muhafaza eylesin- göçmeme işaret ettiler. Oraya yerlesince, meshur nurlu ma'bed Cami-i Kebir (Ulucami) de vaaz ve öğütten uzak duramadım.
Bazı Rumeli (Balkanlar) beldelerinde ikamet ettiğim zaman yazdığım, tefsir sayfalarından 1 ve muhtelif ilimlerden derlenmis, Kur'an sürelerinden Lait-Oman'dan daha sonrasına kadar ulasan bazı notlarım vardı. Fakat onlarda söz çok uzadığı için darmadağınık vaziyetteydi. Bir kısmını batı rüzgarı, bir kısmını da saba rüzgarı bir tarafa atmıştı.
İstedim ki uzun nakilleri kısaltayım. Lafızların, harflerin ve noktaların sahasına dağılan evrakı toparlayıp özetleyeyim. Onlara bir nebze de gönlü- me doğan maʼrifetlerden ilave edeyim. Nazmettiğim latifelerin gerdanlığına onları da dizeyim.
Her ne kadar sermayem az ve güçsüz olsam da -eğer yüce Allah bu büyük arzumu yerine getirecek kadar bana mühlet tanırsa- geri kalan süreleri Nazm-ı Kerim'in sonuna kadar mahåretle serdedip aktarayım. Haftalarca ve aylarca kaleme aldığım, satırların kıvrımlarına yazarak döktüğüm bil- gileri insanların istifadesi için temize çekeyim. Böyle yapayım ki malın ve oğulların fayda etmediği ahiret günü için hazırlık olsun. "Såd" ve "Nün" dan başkasının fayda vermediği zaman bana sefaatçi olsun.
Allah Tesla'dan bunu sálih amellerden ve hâlis eserlerden, ömürlerin Sonuna kadar båki kalacak iyiliklerden kılmasını niyaz ederim. Çünkü O, bir kul için hayır murid ederse, insanlar içinde onun amelini güzelleştirir. Rasa göre göz mesibesinde olan hayırlı işlere chil kılar. O, Feyyazdır, ihsanı boldur.
Besmele i hayat ı dunyeviyesi
YanıtlaSilDunyadaki hayatin baslangici.
Besmele i hayat .
Hayatin baslangici.
Ozel Lugat
Omer Sevincgul
»نِيَّتُكَ مَطِيَّتُكَ« “Niyetin senin merkebin- dir" buyrulur. Yani her zaman iyi niyet üzere ol ki, nurâdın hâsıl olsun.
YanıtlaSilAz nimeti az sanma,
YanıtlaSilkimden geldi ona bak/ Az gunahi az sanma
Kime karşı ona bak!
Eğer iblisin bir devleti olsaydı diploma rütbe ve maaş vermek şartıyla Alimler ve Hatipler bulundururdu. Bunlar iblisin iktidarına dokunmamak şartıyla konuşur- lardı. Aynı günümüzdeki devletin alimleri gibi.
YanıtlaSilŞehid Cuheyman El-Uteybi
Temmuz başarılı olsaydı, ne olacaktı! Darbe saat 03.00 gibi olacaktı ve sabah uyandığımızda zaten bu iş bitmiş olacaktı. Gün doğmadan birçok eve baskın yapılıp, on binlerce kişi gözaltına alınacaktı.
YanıtlaSilSahi o tutuklanacaklar kimlerdi. Ergenekon ve Balyoz kumpasını hazırlayanlar, kendileri için de benzer bir plan yapmışlardı. Toplama kampları stadyumlar olacaktı. Avrupa yakasındakiler Silivri’ye, Asya yakasındakilerse Formula 1pistine taşınacaktı. Ellerinde politikacı, gazeteci, iş adamı, bürokrat, STK yöneticisi uzun bir liste vardı.
Darbe sabahı hemen darbeye karşı kurmaca bir halk hareketi, protestolar, direniş örgütlenecek ve hemen ardından darbeciler, bu kişilerin temsilcilerini görüşmek için davet edecekler. Onlar ikna edilecek ve darbeciler, yol haritaları ile ilgili uzun bir açıklama yapacaklardı. Hemen bir sivil geçiş hükümeti kurulurken, dünyadan destek mesajları gelecekti. Askerler geri çekilmek için suçluların cezalandırılması, darbe yapanların yargılanmaması ve en kısa zamanda seçimlere gidilerek yeni hükümetin kurulması taleplerini yineleyecekler, demokrasiye bağlılıkları, barış istediklerini açıklayacaklardı. Darbeden hemen sonra da alâ-yı vala ile “The Hodja efendi” Humeyni’nin Tahran’a gelişi gibi İstanbul’a gelecekti.
Erdoğan Marmaris’teki otelde yakalansaydı, İzmir’deki askeri üsse götürülecek ilk sorgusu orada yapılacak ve orada zihinsel bulanıklık yapacak ilaç verildikten sonra psikolojik travma yaşadığı gerekçesi ile psikolojik açıdan müşahede altına alınacaktı. Zaten direniş olursa yaralanması ve öldürülmesi de söz konusu idi. Hemen gizli kasaları, yurt dışına kaçmak için uçağa yüklenmiş altın külçelerin ele geçirildiği haberleri ki, aynısını 60 darbecileri Menderes’e de yapmıştı. Sonra tedavi ettiklerini söyleyip, burada Yassıada benzeri düzmece bir yargılamadan sonra 5000 sayfayı aşan suç dosyası ile Suriye’de gizli bir terör örgütü kurduğu, silah kaçakçılığı ile suçlanıp Lahey’e gönderilecek ve tabi mahkûm edilmesi sağlanacaktı.
Din nasihattir, din nasihattir, din nasihattir. Soruldu: "Kimin için Ya Resulallah?" Buyurdu ki: "Allah için, Kitabı için, Resulü için, ümera için ve bütün müslümanlar için.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 97 / No: 11
Ramuz El-Ehadis
Nasihat samimiyet demektir
Din nasihattir, din nasihattir, din nasihattir. Soruldu: "Kimin için Ya Resulallah?" Buyurdu ki: "Allah için, Kitabı için, Resulü için, ümera için ve bütün müslümanlar için.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 97 / No: 11
Ramuz El-Ehadis
Nasihat samimiyet demektir
İslamın Tasavvufun ana unsuru
ana temel direği budur.
Samimiyet olmazsa Allah c. c.
yardımı gelmez.
Her hak sahibine hakkını veriniz. Çocuk yatağındır(yatak sahibinin). Zani için de recm vardır. Kim ki, efendisinden başkasını veli edinirse, yahud başkasına nisbet iddia ederse Allah'ın meleklerinin ve insanların hepsinin laneti onun üzerine olsun. Böylesinin ne nafile, ne de farz ibadeti kabul olunur.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
Sayfa: 22 / No: 9
Ramuz El-Ehadis
Bir kimse ile kardeşlik kurduğunda onun adını ve babasının adını sor. Onun gaybutinde aile efradını korursun, hasta olursa ziyaret edersin, vefat ederse cenazesinde hazır olursun.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 22 / No: 14
Ramuz El-Ehadis
Allah (z.c.hz)'leri Beni hidayet ve alemlere Rahmet olarak gönderdi. Ve Beni; çalgıları, eğlenceleri, cahiliyet işlerini ve putları mahvetmek için gönderdi. Rabbim, izzeti üzerine yemin etti ki, kullarından bir kul dünyada içki içerse, ona kıyamet gününde muhakkak (Cennet) şarabını haram kılacak, kullarından bir kul da içkiyi terkederse Allah da ona muhakkak (Hazire-i Kudsünde) kendi yüce makamı yanında, Cennet şarabından içirecektir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 245 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
MECHUL-ÜN NESEB: Babası bilinme- yen.
YanıtlaSilVe onu parmak uçları ile sayın. Çünkü onlar, kıyamette mesul o- 3954- (Ey kadınlar!) Tesbih, tehlil ve takdisten ayrılmayın lacaklar ve konuşturulacaklar. Gaflet etmeyin ki, rahmetten unu. tulursunuz.
YanıtlaSil٣٩٥٥- عَلَيْكَ بِالْعِلْمِ فَإِنَّ الْعِلْمَ خَلِيلُ الْمُؤْمِنِ وَالْحِلْمِ وَزِيرُهُ وَالْعَقْلَ دَلِيلُهُ
وَالْعَمَلُ قَيِّمُهُ وَالرَّفْقُ أَبُوهُ وَالصَّبْرُ أَمِيرُ جُنُودِهِ" (الحكيم عن ابن عباس)
3955- İlim öğrenmelisin. Zira ilim mü'minin dostudur. Hilm veziri, akıl ise delilidir. Amel ise onu ayakta tutar. Rıfk baba. sı, mülayemet kardeşi, sabır da ordusunun emiridir.
٣٩٥٦ - عَلَيْكُمْ بِالْأَتْرُجَ فَإِنَّهُ يَشُدُّ الْفُوَادَ (الديلمي عن عبد الرحمان)
3956- Turunç yemelisiniz. Zira bu kalbi takviye eder.
٣٩٥٧ - عَلَيْكُمْ بِالْمَرْزَنُجُوشِ فَشُمُوهُ فَإِنَّهُ جَيْدٌ لِلْخُشَامِ (ابن السنى وابو نعيم
عن انس) gelir. 3957- Mercanköşk edinin ve koklayın. Zira bu nezleye iyi
-٣٩٥٨ عُمْرَةٌ فِي رَمَضَانَ تَعْدِلُ حَجَّةً (حم خ هـ وابن زنجويه عن جابر حم م خ د هـ
حب عن ابن عباس طب هـ عن وهب طب كر والبغوى عن ابي طليق د ت حسن هـ عن ام معقل طب ض
ن ابن زبير طب عن عروة طب عن معقل)
3958- Ramazan'da yapılan umre hacca bedeldir.
٣٩٥٥ - عُمْرُ أُمَّتِي مِنْ سِتِّينَ سَنَةً إِلَى سَبْعِينَ (ت حسن غريب عن ابي هريرة)
dır.
3959- Ümmetimin ömrü (ortalama) altmışla yetmiş aras
٣٩٦- عِمْرَانُ بَيْتِ الْمُقَدَّسِ خَرَابُ يَغْرِبَ وَخَرَابُ يَشْرِبَ خُرُوجُ الْمُلْحَمَةِ
لخروجُ الْمَلْحَمَةِ فَتْحُ الْقُسْطَنْطِنِيَّةِ وَفَتْحُ الْقُسْطَنَطِنِيَّةِ خُرُوجُ الدَّجَّالِ" ( حم
والبغوى في الجعديات طبقي في البعث كر عن معاذ)
3960- Kudüs'ün imarı, Medine'nin harabına alamettir. Medine'nin harabı ise büyük harbin çıkmasının bir alameti de- mektir. Büyük harbi İstanbul'un fethi takip edecektir. Onu da Deccal'ın çıkması takip edecektir.
YanıtlaSil٣٩٦١- عَمَلُ الْجَنَّةِ الصِّدْقُ وَإِذَا صَدَقَ الْعَبْدُ بَرَّ وَإِذَا بَرَّ أَمِنَ وَإِذَا أَمِنَ دَخَلَ الْجَنَّةَ وَعَمَلُ النَّارِ الْكَذَبُ إِذَا كَذِبَ الْعَبْدُ فَجَرَ وَإِذَا فَجَرَ كَفَرَ وَإِذَا كَفَرَ
دَخَلَ النَّارَ (حم عن ابن عمرو)
3961- Cennet ameli, doğruluktur. Kul doğru olunca iyi hareket etmiş olur. İyi hareket edince, emin olur. Emin olunca da cennete girer. Cehennem ameli yalandır. Kul yalan söylerse facir olur, facir olunca kafir olur, kafir olunca da cehenneme girer.
٣٩٦٢- عَمَلٌ قَلِيلٌ فِي سُنَّةٍ خَيْرٌ مِنْ عَمَلٍ كَثِيرٍ فِي بِدْعَةٍ (الرافعي عن ابي
هريرة الديلمي عن ابن مسعود 3962- Sünnet içinde yapılan az amel, bidat içinde yapı- lan çok amelden daha hayırlıdır.
٣٩٦٣ - عَمَلُ الرَّجُلِ بِيَدِهِ وَكُلُّ بَيْعِ مَبْرُوك (ق كر عن ابن عمر قال سئل النبي ء م عن اطيب الكب قال فذكره
3963- Kişinin elinin emeği, en iyi kazancıdır.
٣٩٦٤ - عُمُوا بِالسَّلامِ وَعُمُوا بِالتَّشْمِيتِ (تمام كر عن ابن مسعود)
laştırın. 3964- Selamı yayın. "Yerhamükellâh" demeyi de yaygın-
٣٩٦٥ - عَنْ يَمِينِهِ جِبْرِيلُ وَعَنْ يَسَارِهِ مِيكَائِيلُ يَعْنِي صَاحِبُ الصَّوْمِ (حم ك
ع ولم يصححه عن أبي سعيد)
3965- Sağında Cebrail, solunda Mikail vardır. (Sur sahi- bi İsrafil Aleyhisselam kastediliyor.)
٢٠٦٣ - أَيَّاكُمْ وَاسْتِمَاعَ الْمَعَازِفِ وَالْغِنَا فَإِنَّهُمَا يُنْبِتَانِ التَّفَاقَ فِي الْقَلْبِ
YanıtlaSilكَمَا يُنْبِتُ الْمَاءُ الْبَقْلَ (ابن صصرى عن ابن مسعود)
2063- Çalgı ve şarkı dinlemeyin. Çünkü bunlar, suyun baklayı bitirdiği gibi kalpte nifak bitirirler.
٢٠٦٤ - أَيَّاكُمْ وَخُشُوعَ النِّفَاقِ يَخْشَعُ الْبَدَنُ وَلَا يَخْشَعُ الْقَلْبُ
الديلمي عن ابن مسعود
2064- Münafıklık tevazuundan çekinin. Çünkü böyle bir durumda beden mütevazi, kalpte ise tevazudan eser yok.
٢٠٦٥ - إِيَّاكُمْ وَالسَّرَفَ فِي الْمَالِ وَالنَّفَقَةَ وَعَلَيْكُمْ بِالْاِقْتِصَادِ فَمَا افْتَقَرَ
قَوْمٌ قَطُّ اقْتَصَدُوا الديلمي عن ابي امامة)
2065- Malı israf etmek ve fazla harcamaktan kaçının. İktisada riayet edin. Çünkü iktisat eden millet hiçbir zaman yoksul olmamıştır.
٢٠٦٦ - إِيَّاكُمْ وَعُقُوقَ الْوَالِدَيْنِ فَإِنَّ الْجَنَّةَ يُوجَدُ رِيحُهَا مِنْ مَسيرَة الْفِ عَامِ وَلَا يَجِدُ رِيحَهَا عَاقٌ وَلَا قَاطِعُ رَحِمٍ وَلَا شَيْخٌ زَانٍ وَلَا جَارٌ إِزَارَهُ خُيَلاءُ
أَنَّمَا الْكِبْرِيَاءُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ الديلمي عن على)
コ
2066- Sakın anne-babanıza asi gelmeyin. Cennet kokusu bin yıllık mesafeden gelir. Anne-babaya asi gelen, akrabadan alakayı kesen, zina eden evli insan, büyüklük taslayan komşu cennetin kokusunu alamazlar.
G
G
G
G
٢٠٦٧ - إِيَّاكُمْ وَالْقُصَّاصَ الَّذِينَ يُقَدِمُونَ وَيُؤَخِّرُونَ وَيَخْلِطُونَ
وَيَعْلَطُونَ (الديلمي عن انس)
2067- Takdim, tehirden, karıştıran ve yalan yanlış konuşan hikayecilerden uzak durun.
٢٠٦٨ - إِيَّاكُمْ وَقَاتِلَ الثَّلَاثَةِ فَإِنَّهُ مِنْ شِرَارِ خَلْقِ اللَّهِ رَجُلٌ سَلَّمَ أَخَاهُ إِلَى
سُلْطَانِهِ فَقَتَلَ نَفْسَهُ وَقَتَلَ أَخَاهُ وَقَتَلَ سُلْطَانَهُ" (الديلمي عن انس)
YanıtlaSil2068. Üç kişinin katilinden uzak durun. Çünkü o Allah'ın en kötü mahlukudur. Kişi din kardeşini sultana teslim eder. Sonra kalkar, kendini, kardeşini ve sultanını öldürür.
٢٠٦٩ - إِيَّاكُمْ وَمَجَالَسَةَ السُّلْطَانِ فَإِنَّهَا ذَهَابُ الدِّينِ وَإِيَّاكُمْ وَمَعُونَ
فَإِنَّكُمْ لَا تَحْمَدُونَ أَمْرَهُ (الديلمي عن على)
2069- Sakın hükümdarın yanında oturmayın. Çünkü o dinin gitmesine sebep olur. Onlara kötü davranışlarında yardımcı da olmayın. Çünkü siz içinizden onun yaptıklarını beğenip övmezsiniz.
۲۰۷۰ - إِيَّاكُمْ وَالنَّمِيمَةَ وَنَقْلَ الأَحَادِيثِ (ابن لال عن ابن مسعود)
2070- Nemime ve söz taşıyıcılıktan sakının.
۲۰۷۱ - إِيَّاكُمْ وَالْغُلُولَ الرَّجُلُ يَغْشَى الْمَرْأَةَ قَبْلَ أَنْ تُقْسَمَ ثُمَّ يَرُدُّهَا إِلَى
الْمَقْسَمِ وَالرَّجُلُ يَلْبِسُ الثَّوْبَ حَتَّى يُخْلِقَهُ ثُمَّ يَرُدُّهُ إِلَى الْمَقْسَمِ أَوْ يَرْكَبُ
الدَّابَّةَ قَبْلَ أَنْ تُحْمِسَ ثُمَّ يَرُدُّهَا إِلَى الْمَعْنَم رخ في تاريخه والحسن بن سفيان وابن
مندة وابن السكن وابو نعيم عن ثابت بن رفيع
2071- Ganimet babında sakın hile yapmayın. Kişi henüz taksim yapılmadan esir olan cariye ile cinsî temas kurar, sonra taksim edilmek üzere verir. Kişi elbiseyi giyer, eskitir, sonra taksim edilmek üzere verir veya taksimden önce hayvana binip, sonra onu ganimet hayvanlarının içine iade etmesi aldatmadır. (İşte bunları yapmayın. Çünkü bu hile ve hıyanettir.)
۲۰۷۳ - إِيَّاكُمْ وَالسَّمَرَ بَعْدَ الْعِشَاءِ الْآخِرَةِ وَإِذَا تَنَاهَقَتِ الْحُمُرُ مِنَ اللَّيْلِ
(عبد الرزاق عن ابن جريح عن عثمان بن محمد عن اسْتَعِيذُوا بِالله مِنَ الشَّيْطَانِ
جل من بني سلمة
2072- Yatsıdan sonra muhabbete dalıp oturmayın. Gece eşe anırdığı zaman, şeytandan Allah'a sığının.
5989. Allah'a isyan olan yerde hiç kimseye itaat edilmez. İtaat ancak İslami hudutlar dahilinde olur.
YanıtlaSilرحم طب ك وابن خزيمة وابن جرير فِي مَعْصِيَةِ الْخَالِقِ ٥٩٩٠ - لا طَاعَةَ لِمَخْلُوق
عن عمران والحكم بن عمرو وابو نعيم خط عن انس طب عن النواس) 5990- Halık'a olan isyanda mahluka itaat yoktur.
٥٩٩١ - لا طَلَاقَ إِلَّا فِيمَا تَمْلِكُ وَلَا عِنْقَ إِلَّا فِيمَا تَمْلِكُ وَلَا بَيْعَ إِلا فِيمَا تَمْلِكُ وَلَا وَفَاءَ نَذْرٍ إِلَّا فِيمَا تَمْلِكُ وَلَا نَذْرَ إِلَّا فِيمَا ابْتَغِيَ وَجْهُ اللَّهُ تَعَالَى وَمَنْ حَلَفَ عَلَى قَطِيعَةِ رَحْمٍ فَلَا يَمِينَ لَهُ (د ك عن عمرو بن شعيب عن ابيه عن جده)
5991- Malik olmadığın şeyde talak hakkın yoktur. Sahip olmadığın şeyde azad etme hakkın yoktur. Sahip olmadığın şeyi de satamazsın. Fakat malik olduğun şeyi adayabilirsin. Ancak Allah'ın rızası kasdedildiği hususlarda adak adarsın. Masiyet üzerine yemin edenin yemini sayılmaz. Akrabadan alakayı kesmek için yapılan yemin de makbul değildir.
٥٩٩٢ - لا عَدْوَى وَلاَ صَفَرَ وَلاَ هَامَ وَلاَ يَتُمُّ شَهْرَانَ ثَلَاثِينَ يَوْمًا وَمَنْ
خَفَرَ بِذِمَّتِهِ لَمْ يَرِحْ رَائِحَةَ الْجَنَّةِ (طب عن ابي امامة)
5992- Hastalığın sahibinden başkasına sirayeti, Muharrem ayının sefere ertelenmesi, ölünün ruhunun gelip "İntikam, intikam" diye bağırması gibi şeylere inanıp evham etmek yoktur. Otuz gün hiç iki ay yapar mı? Kim ahdini bozarsa cennet kokusunu alamaz.
٥٩٩٣ - لا عَدْوَى وَلَا طِيرَةَ وَيُعْجِبُنى الْفَالُ الصَّالِحُ وَالْفَالُ الصَّالِحُ
الْكَلِمَةُ الْحَسَنَةُ (ط) حم م خ د ت ه وابن جرير وابن خزيمة عن انس)
5993- Sirayet ve uğursuz sayma gibi vehimlerde bulunmak
yoktur. İyiye yorma hoşuma gider. İyiye yorma hoş sözdür.
٥٩٩٤ - لاَ عَدْوَى وَلَا طِيَرَةَ وَلَا هَامَّةَ وَلَا صَفَرَ فِرَّ مِنَ الْمَجْذُومِ كَمَا تَفِرُّ
مِنَ الْأَسَدِ (حم خ عن ابي هريرة)
5994- Hastalığın sirayet etmesi, uğursuz sayma, ölünün
1364
uhunun gelip "İntikam intikam!" diye bağırdığına inanmak, sarılık hastalığını vehmetmek) gibi şeyler yoktur. Ancak cüzzamdan, arslandan kaçar gibi kaς.
YanıtlaSil٥٩٩٥ - لا عقل كالتدبير فى رضى الله ولا ورع كالكف عن محارم الله وَلَا حَسَبَ كَحُسْنِ الْخُلُقِ" (كر وابو الحسن القدوري وابن النجار عن انس)
5995. Allah'ın rızasını kazanmak için tedbir gibi akıl, Allah'ın haram kıldıklarından uzak durmak gibi dine bağlılık, güzel ahlak sahibi almak gibi asalet yoktur.
اعبان ٥٩٩٦ - لاَ عُقُوبَةَ فَوْقَ عَشْرِ ضَرَبَاتِ الَّا فِي حَدٍ مِنْ حُدُود الله
عن رجل من الصحابة
5996- On vuruştan fazla cezalandırmak olmaz. Ancak Allah'ın tespit ettiği cezalar müstesna.
٥٩٩٧ - لاَ فَقْرَ اَشَدُّ مِنَ الْجَهْلِ وَلاَ غِنَى أَعْوَدُ مِنَ الْعَقْل وَلَا عِبادة كالتفكر (الو بكر بن كامل وابن النجار عن الحرث عن على)
5997- Cehaletten daha kötü fakirlik olmaz. Akıllı olmak gibi zenginlik yoktur. Tefekkür gibi de ibadet olamaz.
٥٩٩٨ - لا قِرَانَةَ الاّ بِتَدَبُّر وَلاَ عِبَادَةَ الا بفِقْهِ وَمَجْلِسُ فِقْهِ خَيْرٌ مِنْ عِبَادَة
ستينَ سَنَةً (قط عن ابن عمر ضعيف)
5998- Manasını düşünmeden okumak olmaz. Anlamadan yapılan ibadetin de pek kıymeti yoktur. Fıkıh meclisi, altmış yıllık ibadetten hayırlıdır.
ط حمدن نه حب ت طبق ض و ابن عب - ٥٩٩٩ لَا قَطْعَ فِي تَمْرِ ولا كتر
قانع والدارمي عن رافع وفى لفظ حم لا قطع فيما دون عشرة دراهم)
5999. Ağaçtaki meyvede ve keterde (hurma ağacından elde edilerek yenen bir nesnede) hırsızlık halinde el kesme yoktur.
٦٠٠٠ - لا قَوْلُ إِلَّا بِعَمَلٍ وَلَا قَوْلَ وَلَا عَمَلَ الَّا بِنِيَّةٍ وَلَا قَوْلَ وَلَا عَمَلَ
3463- Amelden yapabildiğinizi yapın. Çünkü siz usanmadıkça Allah usanmaz.
YanıtlaSil٣٤٦٤ - خُذُوا مِنَ الْعِبَادَةِ بِقَدْرِ مَا تُطِيقُونَ وَإِيَّاكُمْ أَنْ يَتَعَوَّدَ أَحَدُكُمْ عِبَادَةً فَيَرْجِعُ عَنْهَا فَإِنَّهُ لَيْسَ شَيْئً أَشَدُّ عَلَى اللَّهِ مِنْ أَنْ يَتَعَوَّدَ الرَّجُلُ الْعِبَادَةَ
ثُمَّ يَرْجِعُ عَنْهَا (الديلمي عن ابن عباس)
3464- İbadetten gücünüz yettiği kadar alın. Sakın biriniz, bir ibadete kendini alıştırıp da sonra onu bırakmasın. Çünkü kişinin bir ibadete kendisini alıştırıp da sonra onu bırakmasından Allah'a daha şedid gelen hiçbir şey yoktur.
٣٤٦٥ - خُذُوا جُنَّتَكُمْ مِنَ النَّارِ سُبْحَانَ اللَّهِ وَالْحَمْدُ للهِ وَلَا إِلَهَ إِلا اللَّهُ وَاللَّهُ أَكْبَرُ فَإِنَّهُنَّ يَأْتِينَ يَوْمَ الْقِيَمَةِ مُقَدِمَاتٌ وَمُعَقِّبَاتٌ وَمُنْجِيَاتٌ وَهُنَّ
الْبَاقِيَاتُ الصَّالِحَاتُ (ن) ط ص ك هب عن ابي هريرة وابن مردوية عن انس وزاد ولا
حول اه)
3465- Ateşe karşı şu kalkanı alın: "Sübhânellâhi vel hamdü lillâhi ve lô ilâhe illellâhü vallâhü ekber." Çünkü bu kelimeler kıyamette önden size kurtarıcı olarak gelir. İşte bunlar baki kalacak salih amellerdir.
٣٤٦٦ - خَرَجَتْ طَائِفَةٌ مِنْ بَنِى اسْرَائِيلَ أَتَوْا مَقْبَرَةً لَهُمْ فَقَالُوا لَوْ صَلَّيْنَا رَكْعَتَيْنِ وَدَعَوْنَا اللَّهُ أَنْ يُخْرِجَ لَنَا رَجُلاً مِمَّنْ قَدْ مَاتَ نَسْأَلُهُ عَنِ الْمَوْتِ فَفَعَلُوا فَبَيْنَمَا هُمْ كَذَالِكَ إِذْ طَلَعَ رَجُلٌ رَأْسَهُ مِنْ قَبْرٍ بَيْنَ عَيْنَيْهِ أَثَرُ السُّجُودِ فَقَالَ يَا هَؤُلَاءِ مَا أَرَدْتُمْ فَقَدْ مِنْ مُنْذُ مِائَةِ سَنَةٍ فَمَا سَكَنَتْ عَــي حــرارة الْمَوْتِ حَتَّى الآنَ فَادْعُوا اللَّهَ أَنْ يُعِيدَنِي كَمَا كُنْتُ (الديلمي عن جابر)
3466. Benî İsrail'den bir taife çıkıp kabristanlarına geldiler. Dediler ki: "İki rekat namaz kılalım. Se çıkıp kabristan edelim. O da bdekabre girenlerden birini bize çıkarsma Bizade ona ölümden sual
Kararlaştırdıkları şeyi yaptılar. Hemen alnında secde eseri bulunan bir adamın başı kabirden çıkıverdi ve sordu: "Ne istiyorsunuz? Ben öleli yadimde mari beramen, hala ölüm acısı ben istiyorsunuz? Allah'a dua edin de Allah beni eski halime getirsincs
YanıtlaSil٣٤٦٧ - خُرُوجُ الإِمَامِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ لِلصَّلوةِ يَقْطَعُ الصَّلوة وكلامه يقطع
الكلام (ق وضعفه عن ابي هريرة)
3467- İmamın (hatibin) cuma günü minbere çıkması namazı keser (imam minberdeyken namaz kılınmaz). Kelamı (hutbesi) de kelamı keser (yani hatip minberde iken konuşulmaz).
٣٤٦٨ - خُرُوجُ الْآيَاتِ بَعْضُهَا عَلَى اثْرِ بَعْضٍ كَمَا تَتْبَاعُ الْحَرْزُ فِي
النظام" (الطبراني عن ابي هريرة مرفوعا)
3468- Kıyamet alametleri birbiri ardına çıkacak, tıpkı kopan boncuk dizisi gibi.
٣٤٦٩ - خَزَائِنُ اللهِ تَعَالَى الْكَلَامُ إِذَا أَرَادَ شَيْئًا يَقُولُ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ (ابو
الشيخ في العظمة عن ابي هريرة
3469- Allah Teala'nın hazineleri ezeli olan kelamıdır. Bir şey murad ettiği zaman ona "Ol!" der, o da oluverir.
٣٤٧٠ - خَشْيَةُ اللهِ رَأْسُ كُلِّ حِكْمَةٍ وَالْوَرَعُ سَيِّدُ الْعَمَل (طب)
والقضاعي عن انس)
3470- Allah korkusu her hikmetin başı, vera (takva) ise amellerin efendisidir.
٣٤٧١ - خَرَجَ نَبِيٌّ مِنَ الأَنْبِيَاءِ بِالنَّاسِ يَسْتَسْقُونَ اللَّهُ تَعَالَى فَإِذَا بَنَمْلَةٍ رافعة بَعْضَ قَوَائِمِهَا إِلَى السَّمَاءِ فَقَالَ ارْجِعُوا فَقَدِ اسْتَجِيبَ لَكُمْ مِنْ أَجْل
هَذِهِ النَّمْلَةِ (ك وابو الشيخ خط كر عن ابي هريرة)
3471- Peygamberlerden biri cemaatle yağmur duasına çıktı, bir de baktılar ki, bir karınca ayaklarından birini göğe doğru kaldırmış
والأرض" (ابو الشيخ عن أبي الدرداء)
YanıtlaSil4666. Karada, denizde tekbir getiren herhangi bir kimsenin tekbirinin sevabı, gökle yer arasını doldurur.
٤٦٦٧ - مَا كَرِهْتَ أَنْ تُوَاجِهَ بِهِ أَخَاكَ فَهُوَ غِيبَةٌ (كر عن انس)
4667- Kardeşinin yüzüne karşı söylemekten çekindiğin şey grybettir.
٤٦٦٨ - مَا كَسَبَ رَجُلٌ مَالاً حَرَامًا قَبُورِكَ فِيهِ وَمَا تَصَدَّقَ مِنْهُ فَقُبِلَ مِنْهُ وَلَا يَتْرُكُهُ خَلْفَ ظَهْرِهِ إِلَّا كَانَ زَادَهُ إِلَى النَّارِ" (ابن النجار عن ابن مسعود)
4668- Haram para kazanan kişi, onun hayır ve bereketini göremez. Ondan verdiği sadakalar da kabul olunmaz. Öldüğünde onu arkasında bırakırsa mutlaka o, cehenneme gitmesi için güzel bir azık olur.
٤٦٦٩ - مَا لَقِيَ الشَّيْطَانُ عُمَرَ مُنْذُ أَسْلَمَ إِلَّا خَرَّ لِوَجْهِهِ (قط كر وابن مندة
والحكيم عن سديسة مولاة حفصة
4669- Ömer müslüman olduktan sonra ona, şeytan (ne zaman) rastladıysa mutlaka korkusundan yüzü üstüne düşmüştür.
٤٦٧٠ - مَا لَقِيَ الشَّيْطَانُ قَطُّ عُمَرَ فِي فَجِ فَسَمِعَ صَوْتَهُ إِلَّا أَخَذَ فِي
غيره" (الحكيم عن عمر)
4670- Şeytan, ne zaman Ömer'e bir yolda rastlayıp sesini duymuşsa, mutlaka korkusundan yolunu değiştirmiştir.
٤٦٧١ - مَا لِي لا أَرَى عِنْدَكَ مِنَ الْبَرَكَاتِ شَيْئًا إِنَّ اللَّهَ تَعَالَى أَنْزَلَ بَرَكَاتٍ
ثَلاثًا الشَّاةُ وَالنَّحْلَةُ وَالنَّارُ (طب عن ام هانى)
4671- Ne diye yanında bereketlerden hiçbir şey görmüyorum? Şüphesiz Allah üç bereket indirmiştir: Koyun, hurma ve
٤٦٥٦ - مَا فِي السَّمَاءِ مَلَكَ إِلَّا وَهُوَ يَوَفَرُ عُمَرَ وَلَا فِي الْأَرْضِ شَيْطَانٌ
YanıtlaSilالا وَهُوَ يَفْرَقُ مِنْ عُمَرَ (عد كر واثنان عن ابن عباس)
4656. Gökte hiçbir melek yoktur ki, Ömer'e saygı duymasın. Yerde de hiçbir şeytan yoktur ki, Ömer'den korkmasın.
٤٦٥٧ - مَا قَالَ عَبْدٌ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ قَطُّ مُخْلِصًا إِلَّا فُتِحَتْ لَهُ أَبْوَابُ عن أبي هريرة ت حسن غریب السَّمَاءِ حَتَّى يَفْضِي إِلَى الْعَرْشِ مَا اجْتَنَبَ الْكَبَائِرَ
4657. Herhangi bir kul ihlas içinde: "Lâ ilâhe illellâh" derse, -büyük günahlardan uzak durduğu müddetçe onun için ta Arş'a kadar gök kapıları açılır.
٤٦٥٨ - مَا قَالَ عَبْدٌ لاَ إِلَهَ إِلَّا اللهُ مُخْلِصًا الا صَعَدَتْ لَا يَرُدُّهَا حِجَابٌ فَإِذَا وَاصَلَتْ إِلَى اللَّهِ تَعَالَى نَظَرَ اللَّهُ إِلَى قَائِلِهَا وَحَقَّ عَلَى اللَّهِ أَنْ لَا يَنْظُرَ إِلَى
مُوَحَدٍ إِلا رَحِمَهُ (خط عن ابي هريرة)
4658- Herhangi bir kul ihlas içinde "Lâ ilâhe illâh" derse, hemen yukarıya çıkar, onu hiçbir hicap geri çevirmez. Allah'a vasıl olur. Allah onu söyleyene rahmeti ile bakar. Allah bir muvahhide rahmeti ile nazar kıldı mı, mutlaka onu esirger.
٤٦٥٩ - مَا قَالَ عَبْدٌ اَللَّهُمَّ رَبِّ السَّمَوَاتِ السَّبْعِ وَرَبِّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ اكْفِنِي كُلِّ مُهِم مِنْ حَيْثُ شِئْتَ مِنْ أَيْنَ شِئْتَ إِلَّا أَذْهَبَ اللَّهُ تَعَالَى هَمَّهُ الخرائطي عن على)
4659- Herhangi bir kul: "Allâhümme rabbes semâvâtis seb'ı ve rabbel arşil azıym* İkfinî külle mühimmin min haysü şi'te min eyne şi'te*" derse Allah mutlaka onun üzüntüsünü giderir.
٤٦٦٠ - مَا قَبَضَ اللَّهُ عَالِمًا مِنْ هَذِهِ الْأُمَّةِ إِلَّا كَانَ تُغْرَةٌ فِي الْإِسْلَامِ لَا
تُسَدُّ ثُلْمَتُهُ إِلَى يَوْمِ الْقِيَمَةِ الديلمي وابو نصر عن ابن عمر)
4660- Allah bu ümmetin alimlerinden birini aldığında,
mutlaka İslam'da, kıyamete kadar kapanmayacak olan bir gedik açılır.
YanıtlaSil٤٦٦١ - مَا قُطِعَ مِنَ الْبَهِيمَةِ وَهِيَ حَيَّةٌ فَهُوَ مَيْتَةٌ (حم دست حسن غريب ع
طب ك ق ض عن ابي واقد ك ه عن ابن عمر ب عن تميم)
4661- Ruhu çıkmadan hayvandan kesilen şey ölü sayılır. (Hayvan temizse kesilen şey de temizdir. Yün gibi.)
٤٦٦٢ - مَا كَانَ الْفَحْشَ فِي شَيْئٍ قَطُّ إِلَّا شَانَهُ وَلَا كَانَ الْحَيَاءُ فِي شَيْى
قط الا زَائِهُ (حم خ ت ه هب عن انس)
4662- Bir şeyde yüzsüzlük olursa, mutlaka onu lekeler. Bir şeyde de haya olursa onu behemehal süsler.
٤٦٦٣ - مَا كَانَ الرِّفْقُ فِي شَيْئ إِلَّا زَانَهُ وَلَا نُزِعَ مِنْ شَيْئ إِلَّا شَانَهُ. (عبد
بن حميد حب ض عن انس karalar. 4663- Rıfk, bulunduğu şeyi süsler, çıkarılıp yok edildiği şeyi de
٤٦٦٤ - مَا كَانَ مِنْ حُزْنٍ فِي قَلْبِ أَوْ عَيْنٍ فَهُوَ مِنْ قِبَلِ الرَّحْمَةِ وَمَا كَانَ
مِنْ حُزْنِ فِي يَدٍ وَلِسَانِ فَهُوَ مِنْ قِبَلِ الشَّيْطَانِ (ابو نعيم عن جابر)
4664- Kalp ve gözde olan üzüntü rahmet yönündendir. Elde ve dilde olan üzüntü ise şeytan tarafındandır.
٤٦٦٥ - مَا كَانَتْ نُبُوَّةٌ قَطُّ الا تَبعَهَا خِلافَةٌ وَلَا كَانَتْ خِلَافَةُ قَطُّ إِلَّا تَبِعَهَا
لْكُ وَلاَ كَانَتْ صَدَقَةٌ قَطُّ الأَ كَانَتْ مَكْسًا (ابن مندة كر. عن عبد الرحمان بن سهل
انصاری)
4665- Nübüvveti mutlaka hilafet, hilafeti de mutlaka saltana takip etmiştir. Ve sadakadan sonra da noksan değerli sadaka meydane geldi.
- ٤٦٦ - مَا كَبَّرَ مُكَبِّرٌ فِي بَرٍ وَلَا بَحْرٍ إِلَّا مَلَأَ تَكْبِيرُهُ مَا بَيْنَ السَّمَاءِ
۱۲۰۸ - إِنَّ اللَّهَ جَعَلَ بِالْمَغْرِبِ بَابًا مَسِيرَةُ عُرْضِهِ سَبْعِينَ عَامًا لِلتَّوْبَةِ لَا يُعْلَقُ مَا لَمْ تَطْلُعِ الشَّمْسُ مِنْ قَبْلِهِ وَذَلِكَ قَوْلُهُ يَوْمَ يَأْتِي بَعْضُ آيَاتِ رَبِّكَ
YanıtlaSilلا يَنْفَعُ نَفْسًا إِيمَانُهَا" (ابن زنجويه عنصفوان بن عسال)
1208- Allah batıda, genişliğinin mesafesi yetmiş yıl olan bir tevbe kapısı kılmıştır. (Bu kapı) güneş ० yönden doğmadıkça kapanmaz. İşte bu Cenabı Hakk'ın: "Rabbinin bazı alametleri geldiği gün, kişiye imanı fayda vermeyecektir" kavlinin anlamıdır.
۱۲۰۹ - إِنَّ اللَّهَ تَعَالَى جَمِيلٌ يُحِبُّ الْجَمَالَ وَيُحِبُّ إِذَا أَنْعَمَ عَلَى عَبْدِهِ نِعْمَةً أَنْ يَرَى أَثَرَهَا عَلَيْهِ وَيَبْغُضُ الْبُؤْسَ وَالتَّبَأْسَ وَلَكِنَّ الْكِبْرُ أَنْ تَسْفَه
الْحَقَّ وَتَبْغُضَ الْخَلْقَ (هناد عن يحيى بن جعدة مرسلا)
1209- Allah güzeldir, güzeli (güzel davranışları) sever. Kuluna in'am ettiği zaman eserini üzerinde görmek ister. Sıkıntı ve fakirlik göstermekten hoşlanmaz. Kibir ise, hak olanı hafif telakki etmen, halkı da hor görmendir.
۱۲۱۰ - انَّ اللهَ عَزَّ وَجَلَّ حَرَّمَ الْجَنَّةَ عَلَى كُلِّ مُرَائِ لَيْسَ الْبِرُّ فِي حُسْنِ
اللبَاسِ وَالرِّي وَلَكِنَّ السَّكِينَةُ وَالْوَقَارُ" (الديلمي عن ابي سعيد)
1210- Allah Azze ve Celle cenneti her riyakâr olan kişiye haram kılmıştır. Güzellik, güzel elbise giymekte değil, sükunet ve vakardadır.
۱۲۱۱ - انَّ اللهَ عَزَّ وَجَلَّ رَحِيمٌ حَيٌّ كَرِيمٌ يَسْتَحْيِي مِنْ عَبْدِهِ أَنْ يَرْفَعَ إِلَيْهِ
يَدَيْهِ ثُمَّ لَا يَضَعُ فِيهِمَا خَيْرًا (ك عن انس)
1211. Allah Azze ve Celle Rahîm'dir, Hay'dır. Kerîm'dir. Hayayı çok sever. Kulu tarafından kendisine kaldırılan ellere bir şey koymadan (boş olarak) geri çevirmekten hayâ eder.
۱۲۱۲ - إِنَّ اللهَ تَعَالَى خَلَقَ خَلْقَهُ فِي ظُلْمَةٍ ثُمَّ الْقَى عَلَيْهِمْ مِنْ نُورِهِ فَمَنْ
أَصَابَهُ مِنْ ذَلِكَ النُّورِ اهْتَدَى وَمَنْ أَحْطَأَهُ ضَلَّ فَلِذَلِكَ أَقُولُ جَفَّ الْقَلَمُ عَلَى
YanıtlaSilعلم الله رحمت حسن وابن جرير طب ك ق عن ابن عمرو)
1212- Allah mahlukatı karanlık içinde yaratıp sonra üzerine kendi nurundan saçtı. Kim bu nurdan almışsa doğru yolu bulmuştur, kim de hata etmiş de (alamamışsa) sapıtmıştır. Bunun için diyorum ki kalem Allah'ın ilmi doğrultusunda işlemiştir.
۱۲۱۳ - انَّ اللهَ خَلَقَ لَوْحًا مَحْفُوظًا مِنْ دُرَّةٍ بَيْضَاءَ صَفَحَاتُهَا مِنْ يَاقُوتَةٍ حَمْرَاءَ قَلَمُهُ نُورٌ وَكِتَابُهُ نُورٌ اللَّهِ فِي كُلِّ يَوْمٍ سِتُونَ وَثَلَثَمِائَةِ لَحْظَةٍ يَخْلُقُ وَيَرْزُقُ وَيُمِيتُ وَيُحْيِي وَيُعِزُّ وَيُذِلُّ وَيَفْعَلُ مَا يَشَاءُ (طب وابن مردوية عن ابن
عباس)
1213- Allah hiç şüphe yok ki, Levh-i Mahfuz'u beyaz inciden yanlarını ve kenarlarını da kırmızı yakuttan yaratmıştır. Kalemi nurdur, yazısı da nurdur. Allah için her gün üçyüz altmış lahza vardır. Yaratır, rızık verir, öldürür, diriltir, yükseltir, zelil kılar, dilediğini yapar.
١٢١٤ - إِنَّ اللهَ تَعَالَى خَلَقَ مِائَةِ رَحْمَةٍ رَحْمَةٌ مِنْهَا قَسَمَهَا بَيْنَ الْخَلَائِقِ
وَتِسْعَةَ وَتِسْعِينَ إِلَى يَوْمِ الْقِيَمَةِ (طب عن ابن عباس)
1214- Allah yüz rahmet yaratmıştır. Onlardan sadece birini (dünyadaki) yaratıklar arasında taksim edip doksan dokuzunu da kıyamete bırakmıştır. Onunla mü'min kullarına merhamet edecektir.
١٢١٥ - إِنَّ اللهَ تَعَالَى خَلَقَ مِائَةِ رَحْمَةٍ كُلُّ رَحْمَةٍ مَلَأَ مَا بَيْنَ السَّمَاءِ
وَالْأَرْضِ قَسَمَ مِنْهَا رَحْمَةً بَيْنَ الْخَلَائِقِ بِهَا تَعْطِفُ الْوَالِدَةُ عَلَى وَلَدِهَا وَبِهَا
تشْرَبُ الْوُحُسُ وَالطَّيْرُ الْمَاءَ وَبِهَا تَتَرَاحَمُ الْخَلَائِقُ فَإِذَا كَانَ يَوْمُ الْقِيَمَةِ
قَصَّرَهَا عَلَى الْمُتَّقِينَ وَزَادَهُمْ تِسْعًا وَتِسْعِينَ (ك عن ابي هريرة)
1215- Allah herbiri yer ile gök arasını dolduracak kadar (çok olan) yüz rahmet yaratmıştır. O yüz rahmetten birini mahlukat arasında taksim etti. İşte o rahmet sayesinde anne çocuğuna şefkat gösterir
ayet vardır. Onun okunduğu evde bulunan şeytan tutunamaz, muhakkak oradan çıkar. İşte o ayet Ayet'el-Kürsi'dir.
YanıtlaSil٣٧٣٤ - سُورَةٌ مِنَ الْقُرْآنِ ثَلاثُونَ آيَةً تَشْفَعُ لصاحبها حَتَّى غُفِرَ لَهُ وهى
تَبَارَكَ الَّذِي بِيَدِهِ الْمُلْكُ (حم دك هب عن ابي هريرة)
3734. Kur'an'da otuz ayetlik bir sure vardır. Okuyucusuna şefaat edecektir. Bağışlanmasını sağlayacaktır. O sure "Tebârakellezî bi yedihil mülk" Sûresi'dir.
۳۷۳۵ - سَيَأْتِيكُمْ أَقْوَامٌ يَطْلُبُونَ الْعِلْمَ فَإِذَا رَأَيْتُمُوهُمْ فَقُولُوا لَهُمْ مَرْحَبًا
بِوَصِيَّةِ رَسُولِ اللَّهِ وَافْتُوهُمْ (ه عن ابي سعيد)
3735 Size, sizden ilim isteyen bir kavim gelecek. Onları gördüğünüzde: "Ey Rasulüllah'ın tavsiyesi olan kavim, merhaba!" deyin ve onlara fetva verin (yani ilim öğretin).
٣٧٣٦ - سَيَأْتِيكُمْ قَوْمٌ بَعْدِي يَسْأَلُونَكُمْ عَنْ حَدِيثِي فَلَا تُحَدِّثُوهُمْ إِلَّا بِمَا
تَحْفَظُونَ فَمَنْ كَذِبَ عَلَى مُتَعَمِّدًا فَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ" (حل عن أبي موسى)
3736- Benden sonra size hadisimden soracak olan bir kavim gelecek, onlara ancak benden duyup ezberlediklerinizi anlatın. Zira kim demediğimi dedi diye bana iftirada bulunursa, ateşteki yerine hazırlansın.
۳۷۳۷ - سَيَأْتِي عَلَيْكُمْ زَمَانٌ لاَ يَكُونُ فِيهِ شَيْءٌ أَعَزَّ مِنْ ثَلَاثَةِ دِرْهَمُ حَلَالٌ
أَوْ أَخٌ يُسْتَأْنَسُ بِهِ أَوْ سُنَّةٌ يُعْمَلُ بِهَا " (طس كر عن حذيفة)
3737- Size öyle bir zaman gelecek ki, o zamanda şu üç şeyden daha kıymetli bir şey bulunmayacak:
a) Helal para,
b) Kendisiyle arkadaşlık edilecek müslüman kardeş,
c) Kendisiyle amel edilecek sünnet.
۳۷۳۸ - سَيَأْتِي عَلَى أُمَّتِي زَمَانٌ يُكْثَرُ فِيهِ الْقُرَّاءُ وَيَقِلُ الْفُقَهَاءُ وَيُقْضُ
880
الْعِلْمُ وَيُكْثَرُ الْهَرَجُ ثُمَّ يَأْتِي مِنْ بَعْدِ ذَلِكَ زَمَانٌ يَقْرَأُ الْقُرْآنَ رِجَالٌ مِنْ أُمَّتِي لا يُجَاوِزُ تَرَافِيَهُمْ ثُمَّ يَأْتِي مِنْ بَعْدِ ذَلِكَ زَمَانٌ يُجَادِلُ الْمُشْرِكُ بِاللَّهِ الْمُؤْمِن
YanıtlaSilفِي مِثْل مَا يَقُولُ (طس ك وابو نصر السبخي وقال غريب عن ابي هريرة)
3738- Ümmetime öyle bir zaman gelecek ki, Kur'an Okuyucular çoğalacak, fakihler azalacak, ilim ortadan kalkacak, fitne e ölümler çoğalacak. Ondan sonra öyle bir zaman gelecek ki, Ummetimden Kur'an okuyan kişiler bulunacak (fakat okudukları) boğazlarından geçmeyecek. Sonra bir zaman gelecek ki, müşrik, Allah hususunda aynı mevzuda mü'mine karşı mücadele edecek.
٣٧٣٩ - سَيَأْتِي عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ يُخَيَّرُ فِيهِ الرَّجُلُ بَيْنَ الْعَجْزِ وَالْفُجُورِ فَمَنْ أَدْرَكَ ذَلِكَ الزَّمَانَ فَلْيَحْتَرِ الْعَجْزَ عَلَى الْفُجُورِ (حل عن ابن مسعود)
3739- İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki, kişi acz (ibadet) ile fücur (kafirlik) arasında muhayyer (serbest) kılınacak. Kim bu zamana erişirse, aczi fücura tercih etsin.
٣٧٤٠ - سَيَأْتِي عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ يَقْعُدُونَ فِي الْمَسَاجِدِ حِلْقًا حِلْقًا أَنَّمَا
نَهْمَتُهُمْ الدُّنْيَا فَلَا تُجَالِسُوهُمْ فَإِنَّهُ لَيْسَ اللَّهِ فِيهِمْ حَاجَةٌ (حل عن ابن مسعود)
3740- İnsanlara öyle zaman gelecek ki, camilerde halka
halka oturup bütün gaye ve endişeleri dünya hayatı olacak, onlarla oturmayın. Çünkü Allah'ın onlara ihtiyacı yoktur.
٣٧٤١ - سَيَأْتِي عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ لَا يَبْقَى مِنَ الْقُرْآنِ الَّا رَسْمُهُ وَلَا مِنَ
الإِسْلَامِ إِلَّا اسْمُهُ يَتَسَمَّوْنَ بِهِ وَهُمْ أَبْعَدُ النَّاسِ مِنْهُ مَسَاجِدُهُمْ عَامِرَةٌ خَرَابٌ مِنَ الْهُدَى فَقُهَاءُ ذَلِكَ الزَّمَانِ شَرٌّ فُقَهَاءِ تَحْتَ ظِلِّ السَّمَاءِ مِنْهُمْ خَرَجَتِ
الْفِتْنَةُ وَالَيْهِمْ تَعُودُ (ك في تاريخه عن ابن عمر الديلمي عن معاذ)
3741- İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki, Kur'an'dan ancak
resmi, İslam'dan ancak ismi kalacak. (Yani kendilerine müslüman adı takacaklar, fakat tatbik etmeyecekler). Mescitleri imar edilmiştir (dünya ziynetleriyle süslenmiştir). Fakat hidayet bakımından içi haraptır
İçinde bulunduğumuz zaman diliminde çok ciddi anlamda bir ahlâk erozyonu ve ahlâki yozlaşma yaşanmaktadır. Televizyonlar, ga- zeteler, dergiler, filmler, şarkılar ve bilhassa internet adeta birer ahlâk tahripçisi haline dönüştürülmüştür. Yaygın iletişim araçları, kontrollü ve müspet manada kullanılmadığın- dan, günümüz insanının ahlâkını mütemadi- yen tahrip etmektedir.
YanıtlaSilAyet ve Hadislerle
İslâm Ahlâkı
Garip olan ise, bu tahribatın ve tahribata hız kazandıran kitle iletişim araçları karşısında "Dur!" diyen bir yapının ve çalışmanın olma- masıdır.
Bütün bir toplum olarak bu ahlâk tahribine karşı acilen bir mücadele başlatılması gerekti- ğine inanıyoruz.
Elinizdeki kitap, günümüzde yaşadığımız bu ahlâki erozyona karşı yapılmış mütevazı bir çalışmadır. Kitapta yaklaşık yüz madde civa- rında ahlâki kavramın izahı, konuyla ilgili âyet ve hadisler yer almaktadır.
SÜEDA
İÇİNDEKİLER
YanıtlaSilICINE
Önsöz
11
Ahlakın tarifi..
13
Ahlâk ilminin tarifi.
14
Ahlâk ilmi farz-ı ayn ilimlerdendir.
14
Ahlâk değişir mi?
15
Dünya ve ahiret saadeti ancak güzel ahlâkla kazanılır.
17
Güzel ahlâkla ilgili hadis-i şerifler.
19
BİRİNCİ KISIM: İBADETLER
25
1. İlim öğrenme ve öğretmek.
2. Tefekkür.
25
3. Kur'ân..
32
4. Sünnet
33
5. Namaz
39
6. Oruç
44
7. Zekât ve sadaka
48
51
8. Emr-i bi'l-maruf ve nehy-i ani'l-münker.
55
9. Cihad.
60
10. Dua....
61
11. Tevessül.
YanıtlaSil12. İstiğfar.
13. Zikir
14. Peygamberimize salât ü selam
15. Şükür
EKİLER 16. Takva
6
17. Vera.
18. Tevbe.
19. Rıza.
20. Tevekkül ve tefviz
21. Zühd
İKİNCİ KISIM: GÜZEL HASLETLER
1. Adl, adalet
2. Affedicilik.
3. Ahde vefa (sözünde durma)
4. Ayıpları örtmek.
5. Azim
6. Beşaşet (güleryüzlülük)
7. Büyüklere saygı (ta'zîm)
8. Cûd ve seha (cömertlik)
9. Diğergamlık.
10. Dostluk, arkadaşlık.
11. Edeb
13. Hayâ
C
9
9
9
99
101
102
105
106
12. Emniyet
107
ار
YanıtlaSil14. Hifz-ı lisan
108
15. Hilm
109
16. Himmet ve uluvv-ü himmet
110
17. Hüsn-ü zan ve sú i zan
111
18. Islah-ı zati'l-beyn.
113
19. Iffet.
20. İhlas ve niyet.
115
116
21. Ihsan.
22. İktisad, israf..
23. İnsaf.
24. Îsar
118
119
120
122
25. İstiğna..
123
26. İstikamet.
125
27. İstirca.
128
28. İraat
130
29. Kadirşinaslık (kıymet bilirlik)
131
30. Kanaat.
132
31. Lâtife, mizah.
134
32. Merhamet, şefkat.
135
33. Muavenet, teavün
137
34. Muhabbet..
139
35. Muhasebe, murakabe.
142
36. Mücahede (nefis terbiyesi)
143
37. Müdara
144
38. Münazara, mücadele.
146
39. Müsamaha.
147
40. Nezaket.
148
41. Râbıta-i mevt.
150
42. Rıfk.
YanıtlaSil43. Sabır
151
44. Sadakat
152
45. Sebat ve metanet.
155
46. Selamlaşma
155
156
47. Sıdk (doğruluk)
158
48. Sıla-i rahim
.161
49. Sır saklama
162
50. Sözünde durma.
164
51. Şecaat
164
52. Tahdis-i nimet, küfran-ı nimet.
164
53. Teenni
165
54. Tevazu.
166
55. Ülfet
167
56. Vaad.
167
57. Vakar
169
ÜÇÜNCÜ KISIM: KÖTÜ HASLETLER.
171
1. Cimrilik
171
2. Dünya sevgisi.
172
3. Ene ve enaniyet.
174
4. Gıybet
175
5. Gurur.
176
6. Hased
176
7. Hırs
8. Hubb-u cah (makam sevgisi)
179
180
9. İkiyüzlülük.
YanıtlaSil10. İstihza (alay etmek)
183
11. Kibir, tekebbür.
184
12. Küskünlük..
186
187
13. Malayani.
187
14. Minnet.
188
15. Medih
189
16. Mubahat.
190
17. Nemime.
190
18. Nifak
192
19. Öfke, gadap.
193
20. Riya..
194
21. Tama'
196
22. Tecessüs
197
23. Tûl-ü emel
198
24. Ucub.
199
25. Zina
20
26. Zulüm
20-
nun günahlarını bağışla, arındır, onu zinadan korut" diye dua etti. Bundan sonra hiç kimse bu gencin kadınlara dönüp baktığını görmedi. (Ahmed, Taberani)
YanıtlaSilEbu Hüreyre (ra)'den, Hz. Peygamber (sav)'in şöyle dediği rivayet edilmiştir:
"Yedi zümreyi Allah gölgenin olmadığı (kıyamet) gününde kendi (arşının) gölgesinde gölgelendirecek.
Adil imam (idareci, devlet reisi).
Allah Azze ve Celle'ye ibadet ederek yetişen genç,
Kalbi mescidlere asılı (mescidlerde namaz kılmaya düşkün) olan adam.
Allah için birbirini seven, bu yüzden bir araya gelip, ayrılan kişiler.
Güzellik ve zenginlik sahibi bir kadının davet ettiği ve "Ben Allah'tan korkarım" diyerek bu daveti reddeden adam.
Sadaka veren ve sadakasını sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek derecede gizleyen adam.
Yalnızken Allah'ı zikredip, gözlerinden yaş döken adam." (Buhari, Müslim)
.
YanıtlaSilNakşibendi ayrılık
Soner Yalçın
Yayınlanma: 19 Nisan 2024
2019 yılıydı:
Cübbeli (Ahmet Mahmut Ünlü) Hoca telefon etti:
-Soner Bey, bizim cenahta Mustafa Kemal’e haksızlık yapılıyor, Atatürk’e nasıl düşmanlık edilebilir, bu gadre son vermek lazım.”
Odatv, Cübbeli Hoca ile röportaj yaptı. Hayli yankı buldu...
Bunu niçin anımsadım?
“Bizim Mahalle” tasavvuf tarihine pek meraksızdır, bazı hatırlatmalar yapayım:
Nakşibendilik, Buharalı Muhammet b. Bahattin Nakşibent (1318-1389) tarafından kuruldu.
Türkiye’nin bugün en etkili tarikatı Nakşibendiliğin Anadolu’ya girişi geç oldu! Bunun temel sebebi, Bahattin Nakşibent’in Timur’un hocası olması idi. Timur-Yıldırım rekabeti ve ardından Moğolların Anadolu’ya girmesiyle, Osmanlı yönetimi/ beylikler bu tarikata mesafeli durdu. Ki Anadolu’ya ilk gelen Nakşibendilerin Timur’un ordusunda görevli olduğunu iddia edenler var...
Sonuçta, Sultan Beyazıt 1481-1512 döneminde İstanbul Aksaray ve Fatih’te ilk Nakşibendi tekkesini Molla İlahi ve öğrencisi Ahmet Buhari açtı. Ancak, Hindistan’da hayli güçlü Nakşibendilerin gölgesi altındaydı.
Osmanlı’da zamanla Nakşiler dinsel itikattan çok, siyasi nüfuz üzerinden güç topladı. Mesela:
Şii Safevi ile mücadelesinde Osmanlı yönetimine Sünni Nakşiler destek verdi.
Sadece bu değil -örneğin- Yeniçerilerin lağvedilmesine fetva verip, Hacıbektaş dahil bazı Bektaşi tekkelerine el koydular!
Nakşiler Osmanlı’nın en güçlü dini ideolojik gücüne dönüştü. Fakat, Tanzimat karşıtlığı ve 1859 Kuleli Vakası gibi Osmanlı idaresine dönük eylemlerde de bulundular.
★★★
Cumhuriyet, kapatmadan önce sadece İstanbul’da 95 Nakşi tekkesi vardı.
Neredeyse tüm tekkeler gibi Nakşilerde de gizlenme, korunma ve azla yetinme dönemi başladı. Nakşi Gümüşhanevi Şeyhi Mustafa Fevzi’nin sözü “yolu” gösterdi:
-“Kapatılan bir binanın kapısıdır, kapatılmayan gönül kapısıdır.”
Tekkelerin yerini camiler aldı...
Yeni rejimin imkanlarından uzaklaştırıldıkları, dışlandıkları için kimileri Atatürk’ü hedef yaptı. Başta eski Şeyhülislam Mustafa Sabri olmak üzere demediklerini bırakmadılar...
Menemen, Bursa, İskilip, Siirt olaylarına ve İçişleri Bakanlığı’nın 1937 genelgesinde “Nakşilere dikkat” uyarısına rağmen, Abdülaziz Bekkine gibi Nakşi şeyhler camilerde ve okullarda görev almayı sürdürdü. Ancak, Abdülhâkim Arvasi gibi bazı şeyhler Menemen olayı nedeniyle kamu görevlerinden alındı. (İslamcılar, İkinci Abdülhamit karşıtı, İttihatçı dostu, Menemen kışkırtıcı Esat Erbilli gibi kimi Nakşi şeyhleri güttükleri siyaset üzerinden hiç değerlendirmiyor!)
Öte yandan Cumhuriyet, 1925 yargılamalarından beraat eden Ahmet Hamdi Akseki gibi alimlere, “Türkçe hutbe” gibi din alanındaki çalışmalarda görev verdi.
Onca hınca, hakarete, bin yalana rağmen Cumhuriyet kan davası gütmedi...
Toparlayayım:
★★★
Şeyh, Arapçada yaşlı kimse anlamına gelir...
Keramet sahibi “seyittir”, rehberdir, alimdir, vaizdir. İslam’ın nasıl anlaşılacağına ve yaşanılacağına dair kendilerinde büyük yetki ve salahiyet görür. Dini otoriteleri güçlüdür, hakikatin temsilcisi olduğuna inanılır...
Nakşilerde de şeyh kutsiyet taşır; Hz. Ebubekir üzerinden Hz. Muhammet’e bağlandıklarını iddia ederler.
Her tarikatta olduğu gibi tevekkül, rıza, sadakat, kardeşlik ve fedakarlık elzemdir...
“Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır” sözüne bağlıdırlar.
Şeyhin dini otoritesine bağlılığın güçlü olduğu Nakşilerde bugünlerde büyük ayrılık yaşanıyor...
Cumhuriyet ve Atatürk ile barışık Cübbeli Ahmet Hoca, Suudi Vehhabi-Selefi etkisine girdiğini belirttiği Nakşi İsmailağa şeyhine başkaldırıp rabıtayı kırdı.
Cübbeli Hoca’nın muhalefetinde, kumpasına maruz kaldığı FETÖ’nün cemaatin köşe başlarına oturtulmasının da etkisi var...
Kısa kesintiler hariç beş asırdır, iktidar siyasi merkezlerinde yer alan Nakşilerdeki bu ayrılığın yeteri kadar tartışılmadığını düşünüyorum
KURAN FİHRİSTİ
YanıtlaSil-ÂYET BULMA REHBERİ-
ADEM SARAÇ
ERKAM YAYINLARI
Dede Savartin hary
YanıtlaSilAseriyetini kendisi karat
gung ve bu savaja katihrte
Mr Adver
KELIME-I TEVHİDİN SIRLARI
ri (temenni ve iltifatları) selâmdır. Duâlarının sonu da 'âlemlerin Rab bi olan Allah'a hamd olsun' şeklinde biter." (Yünus, 10/10) "Allah öyle Allah'tır ki, O'ndan başka ilah yoktur. Dünyada da ahirette de hamd O'na mahsustur..." (Kasas, 28/70) şeklinde cennet ehlinin dilinden hikâye ederek bildirdiği bu âyetlerden anlaşılıyor ki, onlar hamd etmeyi cennet te de sürdüreceklerdir.
Altıncı Faydası:
Rivayet edilen bir hadiste, Peygamber (s.a.v.) "Bir kul 'La ilahe İllallah' dediğinde Allah Teâlâ o kula yeryüzündeki kâfir erkekler ve hanımlar âdedince sevap verir. "10 diye buyurmuştur. Hakikat ehli älimler, bundaki sebebi şöyle açıklamaktadırlar: Kul, bu kelimeyi söy- lediğinde Allah'ı inkar eden ve O'na ortak koşan tüm kafir erkek ve hanımları reddetmiş olur. Öyle olunca bu sözü söyleyenin kafirler ade- dince sevap kazanması garip karşılanacak bir durum olmaz.
Yedinci Faydası:
[Tabiîn dönemi hadis ve tefsir âlimlerinden) Süddî, Allah Teâla'nın "Hô, mim, ayn, sîn, kâf" sözünde geçen harfler hakkında der ki: Ha harfi Allah'ın hilmine, hükmüne ve hüccetine; mim harfi mülküne ve şerefine; ayn harfi azametine, ilmine, izzetine ve adaletine; sîn harfi övgüsüne ve sırrına; kâf harfi ise kudretine ve kahrına işarettir. San- ki Allah Teâlâ bu harflerle şunu demektedir: Hâlimliğime, hükmüme, mülküme, şerefime, azametime, izzetime, ilmime, adâletime, övgüme. sırrıma, kudretime ve kahrıma and olsun ki: Lâ ilahe illallah diyeni cehennemde ebedi olarak cezalandırmayacağım.
Sekizinci Faydası:
Deniliyor ki, ahir zamanda hiçbir ibadet La ilahe illallah kelimesi kadar kıymetli olmayacaktır. Çünkü orada pek çok insanın namazına 10 Hadisin kaynağına ulaşılamadı
50
✔ LA ILAHE ILLALLAH" DEMENİN FAYDALARI
YanıtlaSilnucunariya ve gösteriş, sadakalarına da haram ve şüphe karıştığı aya çıkacaktır. Öyle olunca bu ibadetlerin hiçbiriyle kurtuluşun ga- lisi yoktur. La ilahe illallah kelimesi ise böyle değildir; o Allah'ın indir. Mü'min ancak samimi bir kalp ile Allah'ı zikreder.
Dokuzuncu Faydası:
Bu kelimenin faziletine dair vârid olan hadislerdir:
Birincisi: Peygamber alehisselam'ın şu sözüdür: "Zikirle in en faziletlisi: La ilahe illallah, duaların en faziletlisi ise dhamdulillah'dır. "11
İkincisi: İbn Ömer (r.a.)'dan rivâyet olan bir hadîste Rasûlullah bu- yurdu ki: "La ilahe illallah ehline (yani bu cümleyi çok söyleyen ve gereğini yapanlara), ölüm esnasında da kıyâmet gününde de kor- ku yoktur. Sanki onları görüyor gibiyim. Onlar vücutlarındaki ve iallarındaki toz ve toprağı silkeleyip şöyle diyorlar: Bizden üzün- tüyü gideren Allah Teâlâ'ya hamd olsun. "12
Üçüncüsü: Rivâyet olunur ki: Me'mun, Merv'den Irak'a dönüyor- du. Nişabur'u geçerken yolunun üzerinde Ali İbn Mûså er-Rida adında biri vardı. İleri gelenlerden bir grup ona vararak, "Rasûlullah'a yakınlı- ğın hürmetine bize fayda verecek bir hadis söyle!" dediler. Bunun üze- rine er-Rida, babasından, babası da dedelerinden, onlar da Peygamber- den, Peygamber (s.a.v.) de Cebrail'den nakille bir hadis-i kudside Allah Teāla'nın şöyle buyurduğunu rivâyet etti: “Lâ ilahe illallah benim ka- lemlemanımdır. Benim emanıma giren, azabımdan emin olur. "13
Dördüncüsü: İbni Abbas'tan rivayet edilen bir hadiste Peygamber sav.) şöyle buyurdu: "Allah Teâlâ cennet kapılarını açar. Arşın altın dan biri seslenir. Ly cennet! Sen ve içindeki tüm nimetler kime aitst
11 Timizi, Deavât, 3383: Ibn Mace, Edeb, 3800. Taberani, Mucemu'l-Kebir, Tahk. Hamdi Abdulmecid es-Selefi. Musul, 1983 XI/234. Muhammed b. d Abdulmecid es-Selefi, Beyrut, 1986, II/323. Selame b. Cafer Ebi Abdillah el-Kudai, Müsnedu Şihabi'l-Kudal, Tahk. Ham-
車51
Fahreddin Rázi
YanıtlaSilKelime-i Tevhidin SIRLARI
"Esraru't-Tenzil ve Envâru't-Te'vil"
Tercüme: Prof. Dr. İbrahim Coşkun
KAM PANY D
gibi gider. olduktan sonra diğer yaratıklar ipi kopan boncuk dizisinin çözülmesi
YanıtlaSil٣٤٧٨ - خَلَقَ اللَّهُ آدَمَ ثُمَّ مَسَحَ ظَهْرَهُ بِيَمِينِهِ فَاسْتَخْرَجَ مِنْهُ ذُرِّيَّتَهُ فَقَالَ خلَقْتَ هَؤلاء لِلْجَنَّةِ وَلَا أُبَالِي وَبِعَمَلِ أَهْلُ الْجَنَّةِ يَعْمَلُونَ ثُمَّ مَسَحَ ظَهْرَهُ فَاسْتَخْرَجَ مِنْهُ ذُرِّيَّنَهُ فَقَالَ خَلَقْتُ هَذِهِ لِلنَّارِ وَبِعَمَلِ أَهْلِ النَّارِ يَعْمَلُونَ فَقَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَفِيمَ الْعَمَلُ فَقَالَ إِنَّ اللَّهَ إِذَا خَلَقَ الْعَبْدَ لِلْجَنَّةِ اسْتَعْمِلَهُ بِعَمَل أَهْلِ الْجَنَّةِ حَتَّى يَمُوتَ عَلَى عَمَلٍ مِنْ أَعْمَالِ أَهْلِ الْجَنَّةِ فَيُدْخِلُهُ الْجِنَّةَ وَإِذَا خَلَقَ الْعَبْدَ لِلنَّارِ اسْتَعْمَلَهُ بِعَمَلِ أَهْلِ النَّارِ حَتَّى يَمُوتَ عَلَى عَمَلٍ مِنْ
أعْمَالَ أَهْل النَّار" (مالك حمد عن عمر بن الخطاب)
3478- Allah, Adem'i yarattı. Arkasına kudret elini sürdü ve bir kısım zürriyeti çıkardı, sonra buyurdu:
"İşte bunları cennet için yarattım. Artık aldırmam, çünkü bunlar cennet amelini işleyecekler." Sonra yine yed-i kudretini arkasına sürdü, bir kısım zürriyet daha çıkardı ve şöyle buyurdu:
"Bunları da cehennem için yarattım, når ehlinin amelini yapacaklardır."
Bir adam sordu: "Bu nasıl olur ey Allah'ın Rasulü?" Cevap verdiler: "Allah kulu cennetlik yarattığı zaman, ona ölünceye kadar cennet ehlinin amelini yaptırır, böylece onu cennete koyar. Kulu cehennemlik yarattığı zaman, ona da nâr ehlinin amelini yaptırır ve o nâr ehlinin ameli üzere ölür."
٣٤٧٩ - خَلَقَ اللَّهُ آدَمَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ بِيَدِهِ وَنَفَخَ فِيهِ مِنْ رُوحِهِ وَأَمَرَ الْمَلَئِكَةَ
أَنْ يَسْجُدُوا فَسَجَدُوا إِلَّا إِبْلِيسَ كَانَ مِنَ الْجِنِّ فَفَسَقَ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِ أَيْ
خَرَجَ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِ (م) عن ابي هريرة)
3479- Allah, Adem'i cuma günü yed-i kudreti ile yarattı ve ona ruhundan üfürdü. Meleklere ona secde etmelerini emretti. İblis'ten başka hepsi secde ettiler. Iblis cinlerdendi. Rabbinin emrinden çıkılı. Yani Rabbinin emrinin dışına çıktı.
Ümmetim için korktuklarım arasında en çok korktuğum şey, saptırıcı önderlerdir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ömer (r.a.)
Sayfa: 20 / No: 15
Ramuz El-Ehadis
Ümmetim için korktuklarım arasında en ziyade şu üç şeyden korkarım; Yıldızlardan yağmur umma. Sultanın zulmü ve kaderi tekzib etme.
YanıtlaSilRavi: Hz. Câbir ibni Semure (r.a.)
Sayfa: 20 / No: 16
Ramuz El-Ehadis
الْمُضِلُّونَ "saptıran". Insanları. Yani korkulacak şeyleri iyice araştırsan ondan daha korkuncu bulunmaz. el-Metâmih adlı eserde (sahibi) demiştir ki; "Rasûlullah (s.a.v) ümmetinin iyileştirilmesine çok düşkün ve onun iyiliğinin devamlı olmasına istekliydi. Bu nedenle önderlerin bozukluğundan onlar için korkmuştur. Çünkü onların bozukluğu nedeniyle insanlar bozulur. Düzen yıkılır. Çünkü onlar halkın önderleridir. إِنَّ أَخْوَفَ مَا أَخَافُ Hadisinde bu konu gelecek.
YanıtlaSilHadisi Ahmed b. Hanbel, Ebu Nuaym Hilyetü'l-evliya'da, Ömer (ra)'den nakletmiştir. el-Alâî bu hadisi Ömer (r.a)'e dayanan bir senedle ve başka lafızla nakletmiştir. Bu hadis "Rasülullah (s.a.v)'a 'Islamı ne yıkar?' diye soruldu. O da (s.a.v) 'alimin yanlışı, münafığın Allah'ın kitabı nedeniyle çekişmeye girmesi ve saptıran önderlerin insanlara hükmü buyurdu." şeklindedir.
٢٣٣ - أَخْوَفُ مَا أَخَافُ عَلَى أُمَّتِي ثَلَاثٌ اَلْاِسْتِسْقَاءُ بِالْأَنْوَاءِ وَحَيْفُ السُّلْطَانِ وَالتَّكْذِيبُ
بِالْقَدَرِ
esûlüllah
233- "Ümmetim icin korktuklarımın
ür coudir. Yıldızlardan
لوامع العقول شرح راموز الأحاديث للكمشخانوي
YanıtlaSilRâmûzü'l - ehâdîs Şerhi
LEVAMİ'U'L-'UKÛL
ZEKA PARILTILARI Hadis-i Şerifler ve Açıklamaları
Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhanevî (1813-1893)
Editör Prof. Dr. Mustafa Cevat Akşit
I. CİLT
2 GÜMÜŞEV
sy. 346
Hadisi Ahmed b. Hanbel, Ebu Nuaym Hilyetü'l-evliya'da, Ömer (ra)'den nakletmiştir. el-Alâî bu hadisi Ömer (r.a)'e dayanan bir senedle ve başka lafızla nakletmiştir. Bu hadis "Rasülullah (s.a.v)'a 'Islamı ne yıkar?' diye soruldu. O da (s.a.v) 'alimin yanlışı, münafığın Allah'ın kitabı nedeniyle çekişmeye girmesi ve saptıran önderlerin insanlara hükmü buyurdu." şeklindedir.
YanıtlaSiltasmalı çekirge
YanıtlaSilResülüllah (s.a.v.)'ın Müslümanlar için en çok korktuğu üç şey
YanıtlaSil233- "Ümmetim için korktuklarımın en korkuncu üç şeydir: Yıldızlard yağmur umulması. Hükümdarın zulmetmesi ve kaderin yalanlanması أخوف مَا أَخَافُ عَلَى أَمْتِي "Ümmetim için korktuklarımın en korkuncu Yan icâbet ümmeti (Müslümanlar için). ثلاث "üçtür" huylardan (üçüdür(.
الاستشفاء بالأنواء yıldızlardan yağmur ummak" Yani yıldızlardan yağmu istemek. Müşrigin "هَذَا عَارِضُ مُمْطِرُنَا / Bu, bize yağmur yağdıracak bir bulutur (el-Ahkaf 24) sözü gibi.
الْأَنْرَاء kelimesi نَوْءِ kelimesinin çoğuludur. Batmaya meyletmiş olarak düşen yıldızlara denir. وَخَيْفُ السُّلْطَانِ "Hükümdarın zulmetmesi". Yani onun ve aynı şekilde onun
vekillerinin haksızlık etmesi. Onların zulmü tüm insanlarınkinden daha şiddetlidir وَالتَّكْذِيبُ بِالْقَدَرِ "kaderin yalanlanması". Insanların fiilerini onların irade ve kudretlerine dayandırmak, takdiri inkar etmek suretiyle أَخَافُ عَلَى أُمَّتِى ümmet için korkarım..." hadisinde de konusu geçtiği üzere, onlar bu ümmetin mecusileridir.
Hadisi Ibn Ebu'l-Asım, es-Sünne'de Câbir b. Semüre (r.a.)'den nakletmiştir Ebu Muhaccer'den nakledilen rivayet de yukarıda geçmişti.
١٢٤- أَخْوَفُ مَا أَخَافُ عَلَى أُمَّتِي ثَلَاتٌ ضَلَالَةٌ لِأَهْوَاءٍ وَاتَّبَاعُ الشَّهْوَةِ فِي الْبَطْنِ وَالْفَرْجِ
وَالْعُجُبُ
bunu
Çünk
yerle
hayv
Sonr
vadı
vard
üstü
arzu
ona
Anla
nak
Ebu
cim
üm
234- "Ummetim için korktuklanmin en korkuncu üç şeydir: Nefsin arzularinin F Jortması, yeme ve cinsel iliski arzusu peşine düşmek ve kendini beğenmek #3 أخوف ما أخاف Korktuklarımın en korkuncu" (Bu cümlenin) ögelerine ayırma
YanıtlaSilrab) şekline dair (geride geçen bilgiyi) hatırla. için"
على أثنى "ümmetim . icâbet ümmetim, Müslümanlar için. ثانى "üctür". ثلاث kelimesi أَخْرَفُ kelimesinin habendar اولة الأقرار uların saprtması. Yani onların nefislerinin, arzularının helak etmesi.
yamulmalarının Råğıb el-Isfehânî demiştir ki: Dalal (sapıtmak) şudur: Eğer hak inanç veya spiel iş yahut doğru sözü kasdedersen, insan kusurluluğu ve kötü kura inanç veya doğru olduğunu zanneder ve ona inanır. Yalan olanı doğru kabul eder, onu söyler. Çirkin olanı güzel görür, onu işler. Bilgisizlik hepsinde geneldir.
وَاتَّبَاعُ الشهرة "şehvete uymak" أخافُ "korkarım..." diye başlayan hadiste bunun anlamı geçmişti.
في البطن والفرج "karın ve cinsel ilişkide". Her iki kelime de tekil kalıpladır. Rağıp el-Isfehani der ki: Rasulullah (s.a.v) ümmeti için şehvetten korktu.
Çünkü şehvet insanda var olma yönünden güçlerin en önde, en köklü ve en yerleşik olanıdır. Onunla birlikte doğar. Insanda ve onun ortak canlı grubu olan hayvanlarda, hatta insanla aynı canlı grubuna dahil olmayan bitkilerde bulunur. Sonra insanda onu diğer bütün canlılardan ayırıcı bir vasıf olarak koruma gayreti vadır. Sonra da ayırıcı niteliklerden son olarak düşünme ve konuşma yetisi onda
vardır. Insan ancak hayvani şehvet duygusundan güvende olma veya o duyguya
üstün gelme ya da onu dizginleme yoluyla diğer bütün canlılardan ayrılır ve
arzularının esiri olmaktan kurtulabilir. İşte o zaman hür olur. Aksi halde bu duygu
ona zarar verir. Onu doğruya ve ahirete giden yoldan çevirir. وَالْعُجْبُ ve kendini beğenmişlik." Bu, hadiste yerilen huyların üçüncüsüdür Anlamı gelecektir.
Hadisi el-Hakîm et-Tirmizî Rasülullah (s.a.v)'in azad ettiği kölesi Eflah'tar nakletmiştir. أَخَافُ "korkarım..." diye başlayan hadiste de geçtiği üzere Beğavi ile Ebu Nuaym da bu hadisi Eflah'tan rivayet etmişlerdir.
٢٣٥ - أَخْوَفُ مَا أَخَافُ عَلَى أُمَّتِي شُحٌ مُطَاعٌ وَهَوَى مُتَّبَعٌ وَإِعْجَابُ كُلِّ ذِي رَأَي بِرَأْيِهِ
235- "Ümmetim için korktuklarımın en korkuncu; kendisine itaat edile cimnilik, tabi olunan heva ve heves ve her rey sahibinin kendi fikrini beğenmesi
أمتي أَخَافُ عَلَى ما أَخْوَفُ "Ümmetim için korktuklarımın en korkuncu". Icabe Ümmeti (Müslümanlar için).
Hakim et-Tirmizi, Nevadiru'l-usül, II, 249; Ali el-Müttaki, Kenzü'l-ummal, XVI, 66. Bkz. Ibn Ebû Şeybe. Musannef VII 503: Ebû Nuaym, Hilyetü'l-evliya, II, 160.
348
YanıtlaSilLevân
neder
Levamiu-U
takdi
gücü
شع مطاع "kendisine boyun eğilmiş cimrilik" Ibnü'l-Esîr "O, yerine getirilmesini kendisine farz kıldığı hakları engelleme boyun eğdiği (cimrilik)dir." der. Allah'ın malin konusunda sahibine
ungdigi (Tabi olunmuş arzudur. Bu, korkar diye hadiste de geçtiği üzere, herkesin kendi arzusunun emrine uymasıdır. إعْجَابُ كُلِّ ذِي رَأى her grüş sahibinin kendini beğenmesidir" Yani fikir akıl (sahibi herkesin.)
hakk
etm
cins
ort
yetm
Sahib "kendi görüşünü". Çirkin olduğu halde her bir kimsenin kend görüşünü başkasınınkine karşı güzel bulmasıdır. Kurtubi; "o, Allah'ı unutmakla birlikte kişinin kendi görüşünü en mükemme gözüyle düşünmesi ve güzel bulmasıdır. Başkasına karşı büyüklük taslar ve on hakir görürse bu kibir olur" der. Gazzâlî şöyle demiştir. "...Tabi olunmuş hevâ, makam ve haşmet sahib
[1/149]
ge
H
S
olmak için insanların kalplerinde rütbe edinme arzusudur. Insanların çoğu bu uğurda helak olmuştur. Ucuba gelince o da kişinin kendisine üstünlük ve ulu gözüyle, başkasına ise hor gözle bakmasıdır. Kişinin Iblis gibi "ben" demesi bunur ürünüdür. Ucubun sonucu topluca oturulan yerlerde öne çıkmak, yüksekte e başta olmaktır. Karşılıklı konuşmalarda sözünün reddolunmasını kabul etmemektir Bu, kişiyi dünyada ve ahirette helak eder. ثَلَاتٌ مُهْلِكات "Üç şey helak edicidir
diye başlayan hadiste gelecektir. Hadisi Ebu Nasr es-Secezî, Enes (ra)'ten nakletmiştir. Bu konuda başla hadisler de vardır.
SİYASETTE KURT KAPANI
YanıtlaSilbir üretim yapmadan para kazanan İstanbul sermayesine karşı Anadolu'da yatırım yapan küçük ölçekli işletmeler desteklenerek sermaye dağılımının daha dengeli hale gel- mesi sağlanmıştır.
6 Kasım 1987'de siyasi yasakların kalkması için re- ferandum yapıldı. Az bir farkla yasaklar kaldırıldı. Eski partiler yeniden kuruldu. Bu da siyasetin hayli renklene- ceği ve çeşitleneceği anlamına geliyordu. Özal bunu gö- rünce 1988'de yapılması gereken seçimi öne aldı. Meclis- ten erken seçim kararı çıktı. 29 Kasım 1987'de seçimler yapıldı.
Bu seçimlerde Özal mühendislik zekasını gösterdi. Ülke barajı, bölge barajı derken bu barajları ancak üç parti aşabildi. Bir önceki seçime göre daha az oy almasına rağ- men (%36) milletvekili sayısını arttırdı (292). Bu seçimler- de SHP (Sosyal Demokrat Halkçı Parti) 99, DYP (Doğru Yol Partisi) 59 milletvekili çıkardı.
1988'de Özal'a parti kongresinde konuşma yaparken Kartal Demirağ tarafından suikast girişiminde bulunul- du. Özal kıl payı kurtuldu. Özal işin peşini takip etti ve suikastın arkasındaki güçleri tespit etti ama bunu açıkla- yamadı. Bu olay Türkiye'de derin yapıların nerelere ka- dar kök saldığını göstermesi açısından oldukça ilginçtir. Yıllar sonra bir gazeteci cezaevinde bulunan Kartal De- mirağ'a bu olayı sorduğunda şu cevabı almıştır: "Bunu açıklarsam, ne sen kalırsın ne de ben."
Türkiye'nin derinliklerine kök salan ve kısadan "de- rin devlet" diye anılan bir yapının varlığı herkes tara- fından bilinmesine rağmen, bu konuda somut verilere ulaşmak mümkün olmamıştır. Nitekim 1993'te meydana gelen Uğur Mumcu suikastıyla ilgili eski Emniyet Müdü-
49
Şevki KARABEKİROĞLU
YanıtlaSilrü Mehmet Ağar şu ifadeyi kullanmıştır: "Bu suikast devle- tin tuğla taşlarından biridir. Çekilirse duvar çöker."
1989'da Kenan Evren'in görev süresi doldu. Turgut Özal gelen tepkilere aldırmadan Cumhurbaşkanı adau oldu ve seçildi. Yerine Yıldırım Akbulut'u ANAP Genel Başkanı ve Başbakan yaptı. Bu uygulama "emanetçi" ta birini ortaya çıkardı. Özal partisini vizyonu yüksek birine değil, pasif birine bırakarak parti üzerindeki hakimiyetini korumak istedi.
Özal, ilk sivil Cumhurbaşkanı olarak tarihe geçti.
1989 yılında yerel seçimler yapıldı. ANAP'ın altı yıl- lık iktidarı bir yıpranma ve bıkkınlık meydana getirmişti. Halk hükümete bir ders vereyim diyerek bu seçimlerde SHP'li adaylara oy verdi. Büyük şehirlerin belediyeleri SHP'ye geçti. Ancak bir sonraki seçim (1994) SHP büyük bir bozguna uğradı. Çünkü belediyecilikte çok kötü bir sınav vermişti.
1991 yılında ANAP kongresinde Mesut Yılmaz genel başkan seçildi. Bu durum Özal'ın parti üzerindeki haki- miyetini kaybetmesine yol açtı.
1991 yılında yeni seçim yapıldı. Bu seçimde ilk kez "emanet oy" kavramı ortaya çıktı. Demirel son kez mil- letten yetki istiyordu. Öyle de oldu, DYP 187 milletvekili çıkartarak birinci oldu.
Yeni Dünya Düzeni (1989)
1989 yılında soğuk savaş dönemi sona erdi. Sovyet- ler birliği dağıldı. "Yeni Dünya Düzeni" denilen bir süreç başladı. Kitabın başlangıç kısmında bu konuya değindik. 1990'dan itibaren dünya siyaseti farklı zeminler üzerin-
50
SİYASETTE KURT KAPANI
YanıtlaSilde şekillenmeye başladı. İki kutuplu dünya sona erdi, tek kutuplu ABD'nin merkezinde yer aldığı yeni bir sistem devreye girdi.
SAĞDAKİ BİNANIN CÖKMESİ İCİN BİR NEDEN VAR MIT
Bu sürçte dev şirketler, devletler kadar etkili olmaya başladı. Küresel güce ulaşan şirketler ve bunların kontrol ettiği güç merkezleri ulusal sınırları zorlamaya başladı. Devletlerle şirketler arasında bir mücadele ortaya çıktı. Hatta İkiz Kuleler Olayı (11 Eylül 2001), bu çatışmanır bir sonucuydu. ABD Ulusal Devleti, küresel sermeyenir kalesi sayılan ikiz kulelere saldırmış ve bu yoldan kürese sermayenin belini kırmıştı.
Yeni Dünya Düzeni, İslam dünyasının hayrına ol madı. Sovyet tehdidinden kurtulan Batı, dikkatini İslam dünyası üzerine yoğunlaştırdı ve onu yeni rakip ilan etti Irak ve Afganistan savaşları, Arap baharı vs. gibi olayla bu siyasetin sonunda ortaya çıktı.
Bölgesel ekonomik ve siyasi ittifaklar ortaya çıktı AB, Şangay, Asean, Pasifik Birliği gibi...
SİYASETTE KURT KAPANI
YanıtlaSilŞevki KARABEKİROĞLU
ÇINARALTI
BİR HADİS
YanıtlaSilKim Allah'a ve ahiret gününe iman ederse komşusuna iyilik etsin! (Müslim. Imân, 77)
ATASÖZLERİNDE SAKLI DEĞERLER
Atasözleri, insanlığın ortak kültür ve tecrübesinden neşet eden hikmet yüklü sözlerdir. Toplumun dinamiklerine ve kültürel kodlarına ışık tutan bu sözle- rin ortaya çıkmasını sağlayan iki temel unsur vardır: Din ve kültür. Bazen bir ayetten bazen de bir hadisten ilhamla söylenmiş pek çok atasözümüz bulun- maktadır. "Ev alma komşu al." ve "Sürüden ayrılanı kurt kapar." atasözlerinin ilham kaynağı hadislerdir. "Ev almadan önce komşuya, yola çıkmadan önce de yol arkadaşına bakınız." (Taberāni, el-Mu'cemü'l-Kebir, IV, 268) rivayeti birinci atasözünün; "Cemaat olmaya devam ediniz. Muhakkak ki sürüden ayrılan koyunu kurt yer." (Ebû Dâvûd, Salât, 47) hadisi de ikinci atasözünün ilham kaynağıdır. "Kişi dostunun dini üzeredir..." hadisinin de ilham verdiği pek çok atasözü vardır: "Bana ar- kadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim", "Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan", "Bülbül güle, karga çöplüğe götürür" atasözleri, bu hadisin âdeta şerhi olarak nitelenebilecek atasözleridir.
5098.seytan, ayrıntı da gizlidir. (yatar)
YanıtlaSilsy. 167.
1164.Yalan öyle bir zehirli oktur ki, hedefini değil, atanı yaralar.
sy. 44.
Dünya Atasözleri
M. Türker Acaroglu
Referans Yayıncılık
Levamiu'l-Ukül
YanıtlaSil٤١٨ - إِذَا أَقَمْتَ الصَّلوةَ وَأَتَيْتَ الزَّكَوةَ وَهَجَرْتَ الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ فَأَنْتَ مُهَاجِرٌ وَإِنْ مُتَّ بِالْحَصْرَمَةِ
418- "Namaz kılar, zekatı verir, kötülüklerin açık ve gizli olanından da hicret edersen, Hasrame'de de ölsen sen muhacirsin."
إِذَا أَقَمْتَ الصَّلُوةَ "Namaz kıldığında" آقنت kelimesi ikinci tekil şahıs (muhatap( kipidir. Yani namazı vaktinde kıldığında...
و أتيت الركوة "zekatı verdiğinde" Namaz ve zekat hakkındaki açıklama اثي الله
"Allah'tan kork..." hadisinde geçmişti.
وَ هَجَرْتَ الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ "gizli açık günahları terk ettiğinde..."
Ibn Abbas (ra( وَلا تَقْرَبُوا الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطْنَ "kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın." (el-Enăm 151.) ayeti hakkında "onlar alenî zinayı hoş görmüyor, halbuki onu gizlice yapıyorlardı. Allahu Teâlâ onlara gizli zinayı da alenen zina yapmayı da yasakladı" demiştir.
Fakat bu yasağı belli bir günah türüne özgü kılmayıp genel olarak gizli-açık her türlü günah hakkında yürütmek daha uygundur. Çünkü ayetteki söz geneldir. Bu yasağı gerektiren neden yani yapılan şeyin kötülük oluşu da aynı şekilde genel anlamlıdır. Hem sözün hem de anlamın genel oluşu durumunda, anlamı belli bir şeye özgü kılmak delile (ayete) aykırıdır.
Allah Teala'nın مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطْنَ "kötülüklerin açığına da gizlisine de (yaklaşmayın)" buyruğunda bir incelik vardır. O da şudur: İnsan açıkta günahtan kaçındığında, gizlide kaçınmazsa, bu, o kişinin günahlardan sakınmasının, Allah'a kulluk ve ona itaat nedeniyle değil, insanların kınamasından korkma nedeniyle olduğunu gösterir. Bu batıldır, geçersizdir. Çünkü insanların kınaması kendisi için Allah'ın azabından vb. şeylerden daha etkili olan kişinin küfre düşmesinden korkulur. Günahı gizli ve açık olarak terk edenin durumu ise onun bu işi Allah'ın emrine saygı gösterdiği, O'nun azabından korktuğu ve O'na kulluk yapmaya rağbet gösterdiği için yaptığını gösterir.
فَأَنْتَ مُهَاجِرٌ "sen muhacirsin" Yani küfür ülkesinden hicret eden kişi gibi gerçek anlamda muhacir değil; nefsinin istediğini terkedip onu itaate zorlamak ve onu yasaklanan şeyden sakınmaya sevk etmek anlamında muhacir demektir. Çünkü kişiye yakın ve her zaman onunla beraber olup kişiyi hayırdan engelleme konusundaki hırsı nedeniyle nefis kafirden daha şiddetli bir düşmandır.
وَإِنْ مُتْ بِالْحَصْرَمَةِ "Hadrame'de ölsen bile" Hadrame Yemame'de bir yer ismi veya okun yayını germek anlamındadır. 1119
1118 Bk. Levamiu'l-ukül, 1, 96.
1117 Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 203; Ali el-Muttaki, Kenzü'l-ummal, XV, 1263.
541
YanıtlaSil3
Levamiu'l-Ukûl
Hadisi Ahmed b. Hanbel ve Teberânî (el-Mu'cemü'l-kebîr'de) Ibn Amr (r.a)'dan nakletmektedirler.
Buhârî ve Müslim bu hadisi الْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَ يَدِهِ وَ الْمُهَاجِرُ مَنْ حجر ما هى الأذن "Müslüman elinden ve dilinden Müslümanların güvende oldude muhacir de Allah'ın yasakladığı şeyleri terk eden kimsedir" ifadeleriyle rivayet ederler.
وامع العقول شرح راموز الأحاديث للكمشخانوي
YanıtlaSilRâmûzü'l-ehâdîs Şerhi
LEVAMI'U'L-'UKÛL
ZEKĀ PARILTILARI Hadis-i Serifler ve Açıklamaları
Ahmed Ziyâüddîn Gümüshânevî (1813-1893)
Editör Prof. Dr. Mustafa Cevat Akşit
I. Cilt
Zira hadis-i şerifte: "Kıyamet gününde en şiddetli azap gören ilminden menfaat görmeyen âlimdir." buyrulmuştur. İmam Ali (ra) da On Sekizinci Lem'a'da bid'a olan Latin harflerin- den bahsederken: "Ahirzamanın fena insanları bir kısım üle- maü's-sûdur ki hırs sebebiyle karınlarını haramla doldurmak için bid'alara fetva veren ve onların yayılmasına yardım eden- lerdir." demiştir.
YanıtlaSilDâru'l-emân: İslâm ordusu tarafından feth olunup, içinde zimmet eh- ikamet ettirilen bejde olup, bu, İslâm Devleti'nin up, icinde zimmet eh- yati altında bulunacağından Dâru'l-Islama Boleti
YanıtlaSilDâru'l-harb : Müslümanlarla aralarında sulh sözleşmesi bulunmayan gayri müslimlerin ülkesidir.
Dâru'l-İslâm: Müslümanların eli altında, hâkimiyeti dairesinde bulu-
nan yerler olup, müslümanlar orada emniyet içinde yaşarlar. Dâru'r-ridde: Mürtedlerden mütəşəkkil bir zümrenin istila ederek,
hâkimiyetleri altına aldıkları yerlerdir. Buna «mürtedler ülkesi» de denir.
Dâru'z-zimmet: Müslümanların ahd ve emânını, himayesini kabul et- miş olan gayri müslimlere mahsus yerlerdir. Daha önce idarî muhtariyeti nâil olan bir kısım eyâletler, bu kabilden sayılmıştır.
Davalarda murur-ı zaman: Bir hakkın istenebileceği en uzun süre demektir. Davalarda zaman aşımı ikiye ayrılır. Birisi ictihada dayanır ve süresi otuz altı yıldır. Bu kadar süre terk edilen bir dava artık dinlene- mez. Bir davayı açmaya güç yettiği hâlde, bu kadar süre özürsüz terk etmek hakkın bulunmadığına delalet eder. İkincisi, Devletin tayin ettiği
YANITLASİL
yuksel27 Nisan 2024 04:03
¡BN-İ ABİDÎN TERCÜMESİ FİHRİSTİ VE TERİMLER SÖZLÜĞÜ
Hazırlayan Dr. Hamdi DÖNDÜREN Uludağ Üniv. İlâhiyat Fak.
SAMIL YAYINEVİ
ŞAMİL YAYINEVİ
Küçükayasofya Cad. Şamil han No: 80 Tel: 528 40 51 Sultanahmed - İST.
İstanbul - 1988
ŞERİAT
YanıtlaSil• ŞERİAT: Aslında şerî, şir'a, meşrea kelimeleri, insanı bir ırmağa, bir su kaynağına götüren yol an lamına gelir.
Daha sonra bu kelime ahkam-ı dîniyye (= dînî hü- kümler) anlamında kullanılmıştır. Çünkü, dînî hü- kümler de, insanları ictimâî ve mânevî hayatın devâmına sebep olan bir feyze ve yükselmeye kavuş- turacak olan ilâhî bir yoldur.
ŞER' lafzı, bir şeyi ortaya koyma ortaya çıkarma; açıklama anlamlarını ifade ettiği gibi, şeriat vaz et- mek anlamında da kullanılır. ŞER' kelimesi, ŞERİ- AT kelimesi ile eş anlamlıdır ve bu iki kelime birbirlerinin yerine de kullanılmaktadır.
Istılâhta ŞERİAT: Allahu Teâlâ'nın, kulları için vaz etmiş olduğu dini ve dünyevî hükümlerin hey'et-i mecmuasıdır(= toplamıdır; tamamıdır).
Bu itibarla şeriat kelimesi, din kelimesi ile eşanlam- lıdır. Ve şeriat hem inanç esaslarını, hem de ibadet, ahlâk ve muâmelâtı ihtiva etmektedir.
Bununla beraber şeriat kelimesinin, yalnız ahkâm-ı fer'iyye (yani ibâdet, ahlâk ve muâmelât) için kulla- nılması daha yaygındır.
Genel anlamına göre ŞERİAT: “Bir Peygamber ta rafından tebliğ edilmiş olan ilâhî kanun" demektir.
ŞERÂÎ: Şeriatler demektir.
ŞARİCİ MÜBIN: İlâhî kanunu yani şerîatı asıl vaz eden yüce zât yani Cenâb-ı Hakk anlamında kul- lanılır.
YANITLASİL
yuksel27 Nisan 2024 04:33
ŞARİ İ MÜBÎN: İlâhî kanunu yani şerîatı asıl vaz eden yüce zât yani Cenâb-ı Hakk anlamında kul lanılır.
ŞÂRİ: İlâhî kanunu insanlara tebliğ etmiş bulunan peygamber demektir.
AHKÂM-İ ŞER'İYYE: İlâhî kanunun hükümleri de- mektir ve bu tâbirle Kur'ân'a, hadîse ve icmâa da- yanan hükümler kasdedilir.
İslâm müctehidlerinin kıyâs ve ictihad yoluyla çıkar- dıkları hükümlere ise AHKÂM-I FIKHIYYE ve MESAİL-İ FER'İYYE-İ AMELİYYE denir. An- cak, bunlar da -şer'î esaslara dayandığı için- ahkâm-ı şer'iyye ıtlâk olunmaktadır.
Dolayısiyle ahkâm-ı fıkhiyye, mesâil-i fıkhiyye tâ- birleri de -aslında fürûata ait ve ictihada dayanan hüküm ve mes'elelerden ibaret olduğu hâlde, - hem
YANITLASİL
yuksel27 Nisan 2024 04:35
nass ve icmâa dayanan şer'î ahkâm ve meselelere, hem de ictihad ve kıyâsa dayanan mes'elelere ve hü- kümlere şâmil, umûmî bir ünvan olarak kullanıl- maktadır.
• ŞERİAT-I GARRA İslâm Dini.
• ŞERİAT-I MUHAMMEDİYYE: İslâm Dini.
• ŞERİAT-I ÎSEVİFYE: Hz. Îsa'nın şeriatı.
• ŞERİAT-I SÂLİFE: Önceki Peygamberlerin şeriatı.
• ŞER'İ: Şeriate ait; şeriatle ilgili; şeriate uygun.
• HÜKM-İ ŞER'Î: Şeriate uygun hüküm.
• MAHKEME-İ ŞER'İYYE: Şer'i mahkeme. Da'- vâlara, şeriat hükümlerine göre bakan mahkeme.
ŞEYH
• Şeyh: 1-) Büyük ve Ulu kişi; Yaşlı adam, ihtiyar.
2-) Alim.
3-) Bir tekke veya zâviyede reislik eden ve müritleri
bulunan kimse. 4) Kabîle ve aşiret reisi.
Şeyh'in çoğulu meşâyih, şüyûh ve eşyah gelir. Şeyhayn (= iki şeyh): (Fıkıhta) İmâm-1 A'zam Ebû Hanîfe ile İmâm Ebû Yûsuf Hz. Ebû
• Şeyhayn:
(Tarih ve Sinan Kitonlarında)
YANITLASİL
yuksel27 Nisan 2024 04:36
37
FETÁVÁYİ HİNDİYYE
AKAS
YANITLASİL
yuksel27 Nisan 2024 04:37
FETÂVÂYİ HİNDİYYE (FETÂVÂYİ ALEMGİRİYYE)
16. CİLD
Yayına Hazırlayan:
İsmail KARAKAYA
AKÇAĞ
Basım Yayım Pazarlama A.Ş. Hükümet Cad. No. 8/C Tel: 312 13 94 Ulus-ANKARA
Insan Cenâb-ı Hakkın antika bir sanatıdır. (S.) 282:23. Söz, 1.
YanıtlaSilmebhas 2 nokta
Insanın cevheri büyük, mâhiyeti yüksektir. (Mh.) 36:1. maka. 9. muk. Insan cibilliyeti gereği nefsini sever. (M.) 433:29. M. 9. kıs. zeyl İnsanın cihazat ve hissiyatlan tevhidle kıymetlenir. ($) 14:2. Şuâ, 1. mak.
İnsandaki cihazat esmâ-i hüsnâyı keşfetmek içindir. (M.N.) 177: Şemme, 10. risâle İnsanın cihazatca zengin olmasının hikmeti. (S.) 589:32. Söz 3.
mev. 2. mebhas mukaddime
İnsanın cinayeti büyüktür. (Mh.) 36:1. maka. 9. mukaddime İnsanın cinlere halife olması. (İ.İ.) 250.
İnsan ibâdet ve tefekkürle emânete layık bir halife olur. (S.)
298:23. Söz 2. mebhas, 5. nükte
İnsandaki cisim, nefis, kalb, ruh daireleri mütefavittir. (L.) 22:3.
Lem'a 3. nükte
İnsan cüz'i ile külli ortasındadır. (M.N.) 182:Şemme, 10. risale İnsanın cüz'i iradesi âcizdir, kısadır. (S.) 192:17. Söz, Får. mün. İnsan cüz'i iradesinin bir elini duâya vermelidir. (S.) 432:26.
Söz, 2. mebhas
İnsan çaresi bulunan şeyde acze, çaresi bulunmayan şeyde de
cez'a kapılmamalıdır. (S.) 651:Lemaat İnsana çeşitli mideler verilmiştir. (L.) 345:30. Lem'a 6. nük. 5. şua, 2. mesele
İnsanın çeşitli mertebeleri vardır. (M.N.) 178:Şemme, 10. risale İnsanın çeşitli şahsiyetleri olabilir. (M.) 307:26. Mektup, 2. meb. İnsanların çoğu âvamdır. (Mh.) 142:3. mak. 4. meslek hâtime
İnsan çok sıfatlara sahip olduğundan, bir sıfatı adaveti celbetse, o insana değil, o sıfata düşman olunmalıdır. (Sn) 40.
İnsan çok zâlim ve çok câhildir. (Sn.) 39.
Insanı dalâlete sürükleyen sebeplerden biri. (M.N.) 69:Katre, zeyl
FİHRİST/321
YANITLASİL
yuksel28 Nisan 2024 06:15
İnsanları değerlendirirken ölçü ne olmalı? (L.) 91:13. Lem'a 13.
işâret, 3. nokta
İnsan diğer mevcudatla alakadardır. (M.) 278: 24. Mektup, 2.
makam, 3. remiz
İnsanlık dinsiz yaşayamaz. (H.Ş.) 31; (Tl. İç. R.) 1:189; (Mn.) 86. İnsanın dönüşü Allah'adır. (İ.İ.) 230, 234; (Μ.) 222, 243:20.
Mektup, 1. ve 2. makam, 11. kelimeler
İnsan dünyada az duracak vazifesi çok bir misafirdir. (S.) 241:20. Söz 2. mak. 2. suâl; (M.N.) 101:Habbe
İnsan dünyada bir ameledir. (M.N.) 97:Zeylü'l-Hubab İnsanların dünyada hayvanlar gibi fıtrî elbise ile yaratılmaması-
nın hikmeti. (M.) 373:28. Mektup 8. mes. 4. nük. İnsanlığı dünyevî ve uhrevî saadete mazhar edecek yalnız İslâ- miyettir. (H.Ş.) 38.
İnsanı dünyaya çağıran sebepler. (L.) 125, 126:17. Lem'a 7 nota; (M.N.) 136: Zühre, 7. nota
İnsan dünya hayatı lezzetinde hayvandan yüz derece aşağı düşer. (S.) 292:23. Söz 2. meb. 3. nük. İnsan dünyaya imtihan için gönderilmiştir. (İ.İ.) 110. İnsanın dünyası dar bir kabir hükmünde. (L.) 140:17. Lem'a 14.
nota, 4. remiz
İnsanın dünyaya küstürülmesi. (S.)186:17. Söz. İnsan düşmeye ve yükselmeye müsaittir. (M.N.) 104:Habbe İnsan ebed için yaratılmıştır. (İ.İ.) 197; (Mh.) 36:1. maka. 9. muk.; (Mh.) 123:3. mak.; (S.) 68:10. Söz, 3. hak.; (S.) 84:10. Söz, 11. hakikat
İnsan ebediyete razı olur. (L.) 13:1. Lem'a; (L.) 23:3. Lem'a 3. nükte; (L.) 118:17. Lem'a 1. nota; (L.) 253:26. Lem'a 14. ricâ; (Ş.) 187:11. Şuâ 8. mes.; (H.Ş.) 32.
İnsanın ebede uzanmış emelleri vardır. (S.) 84:10. Söz, 11. hak. İnsanın edebin ta kendisi olan şeyleri edepsizlik olarak telakki etmesi. (S.) 211:18. Söz, 2. nok.
FİHRİST/322
YANITLASİL
yuksel28 Nisan 2024 06:16
İnsan eğer insan olmazsa, şeytan bir hayvana dönüşür. (L.) 124:17. Lem'a 6. not; (M.N.) 134; Zühre 6. nota İnsanın elinin karıştığı şey çirkinleşir. (L.) 304:30. Lem'a 2.
nüktenin sonu
İnsanın emânet-i kübra gibi mühim vazifeleri vardır. (S.) 76:10.
İnsanlığın emelleri sınırsızdır. (Nk. İç. R.) 261
İnsan enâniyeti bırakmalı. (S.) 194:17. S.
Söz, 7. hak. İnsanın en büyük düşmanı şeytandır. (L.) 74:13. Lem'a İnsan en güzel surette
Sultan ve maiyetindekilerin kapılarından sakının. Çünkü insanlardan onlara en yakın olanı, Allah'tan en uzak olanıdır. Her kim Sultanı, Allah Teala üzerine tercih ederse, Allah o kimsenin kalbinde gizli ve açık fitne yaratır. Ondan Vera'ğı giderir. Ve o kimseyi şaşkınlık içinde terkeder. (Verağ, takvanın ileri derecesidir.)
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 14 / No: 9
Ramuz El-Ehadis
550 Allah zinayı fahiş bir suç saydığı gibi zinanın sözle yayılmasını da toplum düzeninin bozulmamas İçin suç saymıştır. Çünkü bazı şeylerin şüyuu (yayılması) vukuundan (işlenmesinden) beterdir.Alan (c.c.) Kur'an-ı Kerim'de Nur Süresi 19. âyet-i kerimede "Kötü şeylerin, iman edenlerin içinde yayılp duyulmasını arzu edenler (yok mu) dünyada da ahirette de onlar için pek acıklı bir azap vardry"
YanıtlaSilbuyurmuştur. Zinanın cezası Evli (muhsan) için recm, yani taşlanarak öldürmedir. Recm gibi ağır bir cezay gerektiren zina suçunun ispatı imkanı, Islam Ceza Hukukunda ileri derecede sınırlandırılmış, dön Müslüman erkek, adil şahsın ilişki durumunu aynı pozisyonda görmelerine ve zina yapanın ayn meclislerde hakim önünde dört defa ikrar etmesine bağlanmıştır. Bu ağır cezanın verilmesi için suçun ispatında hassasiyet gösterilmesi, ince bir ihtiyatın belirgin ifadesidir. Islam'da, kamu suçlarının cezaları (hadler) ağır olduğu için hudûd suçlarının ispatında olağanüstü dikkat ve özen gösterilmiştir. Kesinliğe ulaşılmadıkça cezaya hükmolunmaz. Genel huzur için kişinin gizlediğ kimseye duyurmadığı bir suçu, işlediği kabul edilerek cezalandırılmaz. Gizli işlenmiş, kimsey rahatsız etmeyen suçların alenîleştirilmesi, sosyal hayatı çekilmez hale koyar. Onun için Kur'an- Kerim'de Hucurât Sûresi 12 ayeti kerimede ولا تَسْسُوا "Biririnizin kusurunu araştırmayın buyurulmuştur. Sırf kamu cezalarını gerektiren suçlarda, tanık bu nedenle örtme cihetine gidebili Suç açıkta işlenmediğinde, zararı toplumu doğrudan ilgilendirmediğinde suç işleyeni casuslukyapp teşhir etmemelidir. Ancak hakime intikal etmiş bir olayda suçluyu korumak ya da korumak çon aracı olmak haramdır, lanet sebebidir. Yanlış bir anlama olmasın diye bu not eklendi. Genis big İçin bkz. Akşit, M.Cevat, Islâm Ceza Hukuku ve insani Esaslaasil diy976, 5.47, 70, 71, 133-139
Akşit, M.Cevat, İslâmda Lânetliler, s. 219. Dârekutnî, Sünen, II, 87; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, III, 90. 551
550 Allah zinayı fahiş bir suç saydığı gibi zinanın sözle yayılmasını da toplum düzeninin bozulmamas İçin suç saymıştır. Çünkü bazı şeylerin şüyuu (yayılması) vukuundan (işlenmesinden) beterdir.Alan (c.c.) Kur'an-ı Kerim'de Nur Süresi 19. âyet-i kerimede "Kötü şeylerin, iman edenlerin içinde yayılp duyulmasını arzu edenler (yok mu) dünyada da ahirette de onlar için pek acıklı bir azap vardry"
YanıtlaSilbuyurmuştur. Zinanın cezası Evli (muhsan) için recm, yani taşlanarak öldürmedir. Recm gibi ağır bir cezay gerektiren zina suçunun ispatı imkanı, Islam Ceza Hukukunda ileri derecede sınırlandırılmış, dön Müslüman erkek, adil şahsın ilişki durumunu aynı pozisyonda görmelerine ve zina yapanın ayn meclislerde hakim önünde dört defa ikrar etmesine bağlanmıştır. Bu ağır cezanın verilmesi için suçun ispatında hassasiyet gösterilmesi, ince bir ihtiyatın belirgin ifadesidir. Islam'da, kamu suçlarının cezaları (hadler) ağır olduğu için hudûd suçlarının ispatında olağanüstü dikkat ve özen gösterilmiştir. Kesinliğe ulaşılmadıkça cezaya hükmolunmaz. Genel huzur için kişinin gizlediğ kimseye duyurmadığı bir suçu, işlediği kabul edilerek cezalandırılmaz. Gizli işlenmiş, kimsey rahatsız etmeyen suçların alenîleştirilmesi, sosyal hayatı çekilmez hale koyar. Onun için Kur'an- Kerim'de Hucurât Sûresi 12 ayeti kerimede ولا تَسْسُوا "Biririnizin kusurunu araştırmayın buyurulmuştur. Sırf kamu cezalarını gerektiren suçlarda, tanık bu nedenle örtme cihetine gidebili Suç açıkta işlenmediğinde, zararı toplumu doğrudan ilgilendirmediğinde suç işleyeni casuslukyapp teşhir etmemelidir. Ancak hakime intikal etmiş bir olayda suçluyu korumak ya da korumak çon aracı olmak haramdır, lanet sebebidir. Yanlış bir anlama olmasın diye bu not eklendi. Genis big İçin bkz. Akşit, M.Cevat, Islâm Ceza Hukuku ve insani Esaslaasil diy976, 5.47, 70, 71, 133-139
Akşit, M.Cevat, İslâmda Lânetliler, s. 219. Dârekutnî, Sünen, II, 87; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, III, 90. 551
İlimden istediğiniz kadar öğrenin. Vallahi onunla amel etmedikçe, ilim toplamakla ecir kazanamazsınız.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 254 / No: 2
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel1 Mayıs 2024 01:10
Hicretten itibaren 60 senesinin başındaki büyük hadiseden ve sübyanın başa geçmesinden Allah'a sığının.
Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 254 / No: 9
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel1 Mayıs 2024 01:11
İlim öğrenin. Zira Allah için öğrenmek insana haşyet verir. Onu taleb etmek ibadettir. Onu müzakere tesbihtir. Ve ondan bahsetmek te cihaddır.(Deylemi'de ilaveten: Bilmiyene onu öğretmek sadakadır. Ehline bezletmek yakınlıktır. Zira o helalin ve haramın alamet yeridir. Cennet yolunun nurlanmış işaretleridir. Yalnızlık arkadaşı, vahşette enisi, halvetle konuşanı, darda ve genişlikte delili, düşmanlara karşı silahı, dostlar yanında zineti, gariplikte yakınıdır. Allah, onunla bir kısım kavmi yükseltir de Cennette önder kılar.)
Ravi: Hz. Muaz (r.a.)
Sayfa: 254 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
ÜMMETİM İÇİN İSTİĞFÂR ETMEYEYİM Mİ? / 111
YanıtlaSilM ü'minler, kendi günahlarından tevbe et- menin yanında, diğer kardeşlerinin af- fedilmesi için istiğfar etmekle de em- redilmişlerdir. Kur'ân'da meleklerin ve Allah Ra- sülü'nün mü'minler için af dilediği haber verilmek- tedir. 45 Son devir İslâm âlimlerinden Ali Ulvi Ku- rucu Hoca Mescid-i Nebevî'de yaşadığı şu sevin- dirici hatırayı nakleder:
1991 senesinde Medine-i Münevvere'de terâ- vih namazı kılıyorduk. İmâm Şeyh Eyyüb idi. Ür- dün'lü yaşlı bir baba ile iki oğlu önümde namaz kılıyorlardı. İmam, bayatî makamında çok hazin bir sesle Şûrâ sûresinin başından okumaya baş- ladı:
"Hã. Mîm. Ayn. Sîn. Kaf. Azîz ve hakîm olan Allah, sana ve senden öncekilere işte böy- le vahyeder. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi
45. Mü'min, 7-9; Şûră, 5; Al-i İmrân, 159, Nisa, 64; Muhammed. 19; Münafikün, 5.
YANITLASİL
yuksel1 Mayıs 2024 08:43
111 Hatıra/229
O'nundur. O yücedir, uludur. Neredeyse yuka- Bundan gökler çatlayacak! Melekler de Rab- urini hamd ile tesbih ediyorlar ve yeryüzün deld (mü'min)ler için mağfiret diliyorlar. İyi bi- In ki Allah çok mağfiret eden, çok merhamet edendir." (Şüră, 1-5)
İmâm 5. âyeti okuyunca önümdeki ihtiyar bir- den yere düştü... İki oğlu selâm verip yandaki bidondan zemzem getirdiler. Saftaki insanlar da "Acaba öldü mü?" diye endişelendiler. İhtiyar zât oğullarına; "Namazınıza devam edin!" diye eliyle İşaret etti. Onu sağ tarafına yatırdılar. Birisi abası- mı çıkarıp başının altına koydu. İhtiyar durmadan ağlıyordu. Namaz bitince herkes:
*-Geçmiş olsun, geçmiş olsun!" deyip gittiler. Ben kaldım. İhtiyar, için için ağlamaya devam edi- yordu. Yaklaştım:
*-Geçmiş olsun amca, hayırdır inşallah" dedik- ten sonra yavaşça ve nezaketle sordum:
"-Amca, âyet-i kerîmeden mi müteessir oldu- nuz? Hz. Ömer efendimize de böyle olmuştu. Bi- risi «Ve't-tûr» sûresini okuyormuş, Hz. Ömer de böyle düşüp bayılmış." Ben böyle deyince ihtiyar amca ağlayarak şu cevabı verdi:
*-Şeyh Eyyüb, "Melekler de Rablerini hamd ile tesbih ediyorlar ve yeryüzündeki (mü'min)ler için mağfiret diliyorlar» âyet-i kerîmesini okur-
YANITLASİL
yuksel1 Mayıs 2024 08:45
230/Mescid- Nebeviden
ken baktım mihrapta Peygamber-i Zişân Efendi- miz (s.a.v) duruyor:
-Melekler ümmetime dua ve istiğfar eder- ler de ben etmez miyim?» diyerek dua ediyor- du... Gözümün önünde öylece tecellî edince da- yanamadım, ayaklarım vücûdumu taşıyamadı ve yere yığıldım. "46
46. M. Ertuğrul Düzdağ, Üstad Ali Ului Kurucu, Hatıralar, İstanbul 2007, III, 377-378.
YANITLASİL
yuksel1 Mayıs 2024 08:46
Mescid-i Nebevîden 111. Hatıra
Dr. Murat Kaya
Cüz: 11 Sûre: 10
YanıtlaSilRÜHU'L - FURKĀN
Yûnus Sûresi
Âyet: 37
"Benim Rabbim'e gitmem sizin için çok hayırlı olacaktır, çünkü ben gitmezsem Fâraklît size gelemez! Ben gittiğim zaman onu size göndere- ceğim. O geldiği zaman bilerek yanlış yapanı hatâsından sebep kınaya- caktır. Benim çok söyleyeceklerim var ama siz onları kaldıramazsınız. Lâkin Rûhul-Hakk size gelince bütün hakîkatlere sizi o irşad edecektir.
Çünkü o kendi katından konuşmayacaktır, bilakis vahiy olarak işit- tiklerini anlatacaktır, tüm gelecekleri size bildirecektir ve Rabbime âit olan tüm vasıfları size anlatacaktır. Eğer beni seviyorsanız bu vasiyetle- rimi iyi tutun. Gerçi ben de sizi yetimler olarak bırakacak değilim, zîrâ pek yakında tekrar size geleceğim." (el-Alfisi, Rûhu'l-meʻânî:28/87; el-Mâverdi, nübüvve, sh:210; el-Fahrurrâzî, et-Tefsirül-kebîr:3/40) E'lâmü'n-
Îsâ (Aleyhisselâm)ın bu sözlerinde geçen "Fâraklît", ilim ve ihtisas sahibi olan bâzı Hristiyanlar tarafından: "Hamdedici" mânâsıyla tefsir edilmiştir ki bu, "Ahmed" isminin karşılığıdır. Artık Allâh her kimin gözlerinden taassup perdesini açarsa, bu "Fâraklît" tâbirinden Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellemjin kastedilmiş olduğunu kolayca anlar. Îsâ (Aleyhisselâm)ın, "Kendisinin yakın- da gelecek olduğu"nu müjdelemesi ise, Deccâl'i öldürmek ve İslâm dînini dünyaya hâkim kılmak üzere, Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve sellem)in ümme- ti olarak âhir zamanda gökten ineceğinin bir ifâdesidir! (Alûsî, Rûhul-me'ânî:28/87)
İşte geride zikrettiğimiz bunca rivâyetin delâleti vechile; semâvî kitapla- rın tümü Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve sellem)in geleceğini bildirmiştir. Kur'ân-ı Kerîm de, geçmiş kitaplarda bulunan bu müjdeleri:
الَّذِينَ يَتَّبِعُونَ الرَّسُولَ النَّبِيَّ الْأُمِّيَّ الَّذِي يَجِدُونَهُ مَكْتُوبًا عِنْدَهُمْ فِي التَّوْرَيَةِ وَالْإِنْجِيلِ)
"O kimseler ki, yanlarındaki Tevrât ve İncîl'de kendisini (n açık târifini) yazılı olarak buldukları o Rasûl'e, o (okuma-yazma bilmeyen, ancak İlâhî tâlimle eğitilmiş olan Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve sellem) nâmındaki) Ümmî Nebî'ye hakkıyla uymaktadırlar..." (el-A'raf Süresi:157) âyet-i kerîmesi ile;
وَمُبَشِّرًا بِرَسُولٍ يَأْتِي مِنْ بَعْدِي اسْمُهُ أَحْمَدُ
"(Îsâ (Aleyhisselâm) 'İsmi Ahmed olup benden sonra gelecek olan pek kıy metli bir Rasûlü müjdeleyiciyim' (demiştir)" (es-Saff Süresi:6) âyet-i celîlesinde açıklayınca elbette Kur'ân-ı Kerîm, bu âyet-i kerîmede geçen : )وَلَكِنْ تَصْدِيق الَّذِي بَيْنَ يَدَيْهِ( “Velâkin (o Kur'ân-ı Kerîm) öncesinde bulunan şeylerin doğ rulayıcısıdır" vasfını açığa çıkarmış ve bu da onun bir beşer sözü olmadı- ğını isbât etmiştir.
212
Cüz: 11 Sûre: 10
YanıtlaSilRÜHU'L - FURKĀN
Yūnus Sûresi
Ayet: 37
Üçüncü Huccet ki bu da Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve sellem)in Kur'ân-ı Kerîm'de haber verdiği gaybî konularla alâkalıdır. Nitekim Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
الم غُلِبَتِ الرُّومُ فِي أَدْنَى الْأَرْضِ وَهُمْ مِنْ بَعْدِ غَلَبِهِمْ سَيَغْلِبُونَ فِي بِضْعِ سِنِينَ
"Elif! Lâm! Mîm! (Ehl-i Kitap olan) Rumlar(, kitapsız Farslar tarafın- dan) mağlup edildi! (Rum diyârına göre) o (Mekke) toprağ(ın)a en yakın yerde! Ama onlar mağlubiyetlerinin ardından yakında (Farslara) gâlip geleceklerdir! (Üçle on arası) birkaç sene içerisinde!" (er-Ram Sûresi:1-4) âyet-i kerîmesiyle, Rumların Acemlere on sene geçmeden mutlaka gâlip gelece- ğini bildirmiş ve geleceğe âit bu haber aynen gerçekleşmiştir. Yine böylece:
لَقَدْ صَدَقَ اللَّهُ رَسُولَهُ الرُّؤْيَا بِالْحَقِّ لَتَدْخُلُنَّ الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ إِنْ شَاءَ اللَّهُ أَمِنِينَ مُحَلِّقِينَ رُءُوسَكُمْ وَمُقَصِّرِينَ لَا تَخَافُونَ فَعَلِمَ مَا لَمْ تَعْلَمُوا فَجَعَلَ مِنْ دُونِ ذَلِكَ فَتْحًا قَرِيبًا
"Andolsun ki; elbette Allâh gerçekten (Hudeybiye'ye çıkışlarından evvel, Mekke'ye güvenli bir şekilde gireceklerine dâir) Rasûlüne (göster- miş olduğu) o rüyâda(, müminle münafığın durumunu belli etme gibi bir) hak (ve hikmet) ile sâdık olmuş (ve onun kesinkes çıkacağına dair hü- küm buyurmuş)tur. Yemin olsun ki; elbette siz(, Rasûlümün size anlattığı şekilde) -Allâh dilerse- güvenli kimseler hâlinde ve (hiçbir düşmandan) korkmadığınız halde (yapacağınız umreden sonra, kiminiz) başlarınızı tıraş edenler ve (kiminiz de) kısaltıcılar olarak Mescid-i Harâm'a mutla-
ka gireceksiniz!
Böylece O, sizin bilmediğiniz şeyleri bilmiş ve işte sana! Bu sebeple o (rüyânın tahakkuku)ndan önce (Hayber fethi gibi) pek yakın bir fetih tâyin etmiştir." (el-Feth Sûresi:27) âyet-i kerîmesinde Allâh-u Teâlâ hicretin al- tıncı yılında Hudeybiye senesi umre yapamayıp geri dönerlerken Mescid-i Harâm'a mutlaka gireceklerini ve ondan evvel de Hayber'i fethedecekleri- ni bildirmiştir. Bu müjdeler de aynen tahakkuk etmiştir. Nitekim yedinci sene Hayber, sekizinci sene de Mekke fethedilmiştir.
Yine bunun gibi Allâh-u Teâlâ Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve sellem)in üm- metinin dünyaya hâkim olacağını:
وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الْأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ الَّذِي ارْتَضَى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُمْ مِنْ بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنًا)
213
1
YanıtlaSilya inkâr. inanmama, bilmeme, tanımama. inkâr-ı haşir. ölümden sonra dirilip top- lanma hakikatini inkâr etme, tanımama. inkâr-ı haşr. ölümden sonra dirilip top- lanma hakikatini inkâr etme.
- inkâr-ı mutlak. tam bir inkâr, hiçbir şeyi kabul etmeme durumu.
inkâr-ı semavât. şu görünen maddi gök- lerden başka göklerin de bulunduğunu in- kâr etme, kabul etmeme.
inkâr-ı ulûhiyet. Allahın varlığını inkâr, Allahı tanımama.
inkârî. inkârla ilgili, inanmamaya ilişkin. inkıbaz. büzülme, tutukluk, gam hâli, gö- nülde tasa olması, sıkıntılı durum.
-
inkılâb softaları. devrim yobazları, fanatik bir biçimde devrimi savunanlar, eleştiriye - bile tahammül edemeyenler, dogmatik davrananlar.
-
-
inkılâb. inkılâp, devrim, dönme, dönüş- me, dönüşüm, bir hâlden tamamen başka bir hâle geçme.
inkılâbât. dönüşmeler, dönmeler. inkılâbât-ı acibe. görülmedik dönüşüm- ler.
inkılâbât-ı ahval. hållerdeki dönüşümler. inkılâbât-ı azîme. büyük dönüşümler.
- inkılâbât h
BİR AYE
YanıtlaSilAllah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ise ancak derin kavrayış sahibi olanlar düşünüp anlarlar. (Bakara 2/269)
MÜMİNİN YİTİĞİ: HİKMET
Kur'an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde yer alan hikmet kavramı çok geniş bir anlama sahiptir. Söz ve fiilde isabet etmek, işleri en doğru ve en uygun biçimde yapmak, eşyada gizli ilahi sırlar ve gayeler, faydalı ilim ve salih amel gibi birçok anlamı içerir. Bir anlamıyla da hikmet, insanı iyi ve güzel olana yönlendiren, çirkin ve kötü olandan sakındıran sözdür. Bu anlamda en büyük hikmet yüce kitabımız Kur'an'dır. "Allah sana kitabı ve hikmeti indirdi..." (Nisa, 4/113) ayetinde Hz. Peygamber'e verilen hikmet, vahyi anlama ve uygulama kabiliyeti olan sünnettir. Hikmet kelimesi, günlük hayatta ise olayların hikmet gözüyle de- ğerlendirilmesi şeklinde kullanılır. Bununla kastedilen mana, zahirin yanı sıra bâtına bakmak, görünenin ardındaki görünmeyen tarafa dikkat çekmektir. Hikmet evrenseldir. Nerede ve ne zaman, hangi kaynaktan bulunursa hemen alınmalıdır. Nitekim Hz. Peygamber; "Hikmet müminin yitiğidir, onu nerede bulursa alır." (Ibn Môce, Zühd, 15) buyurarak buna işaret etmiştir.
Okumuşların öğünmesinden Allah'a sığının. Onlarınki zalimlerin övünmesinden daha fenadır. Ve, öğünen alimden, Allah'a daha sevimsiz bir kimse yoktur.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 255 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Mayıs 2024 00:30
Her şey hakkında tefekkür edin. Fakat Allah (z.c.hz)'nin Zatı hususunda tefekkür etmeyin. Zira, kürsi ile yedinci kat gök arasında yedi bin perde vardır. Ve Allah'ın şanı (manevi makamı) bunların üstündedir.
Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 255 / No: 13
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Mayıs 2024 00:31
Cibril (a.s.) Bana geldi ve buyurdu ki: "Ya Muhammed (s.a.s.) Rabbin Sana selam ediyor ve şöyle buyuruyor: "Kullarımdan öyle kimse vardır ki, onun imanı ancak zenginlikle salah bulur. Eğer onu fakir kılsa idim o küfranı nimet ederdi. Ve yine kullarımdan öyle kimse vardır ki, onun imanı ancak fakirlikle salah bulur. Eğer onu zengin kılsa idim o küfrederdi. Kullarımdan öylesi de vardır ki onun imanı ancak sıhhatta olması ile tamam olur. Eğer ona hastalık versem, o küfrederdi. (Diğer bir nüshada şu ilave vardır) Kullarımdan öyle kimse de vardır ki, onun imanı ancak kendisinin hastalık içinde bulunması ile tamam olur. Eğer onu sıhhatte kılsam, o küfranı nimet ederdi"
Ravi: Hz. Ömer (r.a.)
Sayfa: 11 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
YanıtlaSilyuksel3 Mayıs 2024 00:41
Allah, Hz. İbrahim (a.s.)'ı "Halil". Hz. Musa (a.s.)'ı "Neciy" ve Beni de "Habib" ittihaz etti. Sonra buyurdu ki: "İzzetim ve Celalim hakkı için Habibimi, Halilim ve Neciyyim üzerine tercih ederim."
Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 11 / No: 11
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Mayıs 2024 00:43
61
buluyor mus avaklarına kadar misk ola
Hz. Enes r.a.
* * Alimlere tabi olunuz. Zira onlar dunyanın çerağı ve ahiretin kandileri- dir.
** Ey Cubeyr! Bir sefere çıktığında, arkadaşlarının hal itibarile en iyisi ve En itibarile de en çoğa sahip olanı olmaktan hoşlanır mısın? Su bes sureyi oku: Kül Ya eyyühel kâfirûn, Izacae nasrullahü vel fethu
Külbüvallahü ehad, Küleuzübirabbil Felâk ve Küleuzü birabbinnas. Her sureye Bismillahirrahmanirrahim ile başla ve Bismillahirrahma nirrahim ile bitir.
Hz. Cübeyr ibni Mudim r.a.
9. Kalbinin yumuşamasını ve hacetinin görülmesini sever misin? Yetime merhamet et. onun başını okşa ve ona yediğinden yedir. Kalbin yumuşar ve hacetine erişirsin.
Hz. Ebud Derda r.a.
10 + Ey insanlar! Duada cehd etmeyi sever misiniz? Öyle ise, “Allahümme einna alá şükrike ve zikrike ve hüsnü ibadetike." (Allahım verdiğin nimete şükretmemiz, Seni zikretmemiz ve Sana güzelce ibadet edebil- memiz için bize yardım et) deyiniz.
Hz. Ebu Hüreyre г.а.
11 * Allah. Hz. İbrahim (a.s.)1"Halil", Hz. Musa (a.s.)'yı "Neciy" ve Beni de "Habib" ittihaz etti. Sonra buyurdu ki: "İzzetim ve Celâlim hakkı için Habibimi, Halilim ve Neciyyim üzerine tercih ederim." Hz. Ebu Hüreyre r.a. (Halil dost. Neciy sırd 15. Habib sevgili demektir.)
12 Beyaz horoz edininiz. Zira kondigin 1
150
YanıtlaSil0. Tuğrul İnançer
tir. Farz namazlarını mescidde, sünnet namazlarını ise evinde kılmıştır. Burada da bir hikmet var. Sünnet namazlarını evde kılıyor, dolayısıyla ev namazsız kalmıyordu. Ancak, Efendimizin hane-i saâdetlerinin Mescid-i Nebevî'ye hemen bitişik ve yalnızca bir perde ile ayrılmış olduğunu da gözden ırak tutmamak gerekir.
Zaman içinde insanlar her bir fiil için bir yer tahsis etmiştir. Düğün, nikâh, cenaze yerleri vardır. Bunun gibi namaz için de mescid veya camiler inşa edilmiştir. Özellikle namaz cemaatle eda edilen bir ibadet olduğu için belli bir yerin tahsisi anlaşılır bir durumdur. Anlaşılır ama farz bir şey değildir. Zīrā bütün bir yer- yüzü müminlere mescid kılınmıştır. Tek şart, namazın kılındığı yerin temiz olmasıdır. Yoksa, Allah'ın necis görmediği her yer secdegahtır. Necāsetin ölçüsü de bizim hijyenik ölçülerimiz değildir.
Namaz için mescidler ve camiler yapılmıştır. Ancak Efendimizin hayatından biliyoruz ki mescid ve camiler sadece namaz kılınan yerler, namaza tahsis edilen mekânlar olmamıştır. Hayatın bütün hälleri mescid ve camilerde kendilerine yer bulmuştur, insana ve topluma dâir bütün meseleler oralarda konuşulmuştur. Nikah merasimleri orada yapılmış, cenazeler oradan kaldırılmıştır. Doğum ve ölüm arasında yaşanabilen her bir şey, bir şekilde cami- de yer bulmuştur.
Hedefe Götüren Her Yol Mübah Değildir
Hak ve bâtıl mücadelesi hep olmuş, olmaya da devam edecek- tir. Burada haktan yana olanların göz ardı etmemesi gereken temel bir düstur var: Hak yolcusunun kullandığı vasıtalar da hak olma lıdır. Bâtıl vasıtalarla hakikate gidilemez. Bizim için ölçü Hz Peygamber'dir. Ve Peygamberimizin bütün ölçüleri de Cenab- Allah'ın rızasını esas almaktadır.
Mesela Efendimiz savaşta bile haktan vazgeçmemiş, savaşın bütün unsurlarını hakka göre belirlemiştir. "Harp hiledir." düstu runun işaret ettiği durumdan bahsetmiyoruz, bu başka bir şey..
YANITLASİL
yuksel3 Mayıs 2024 09:31
Dern Hz. Muhammed(sav)
151
Mesela Efendimizin harpte koyduğu kâidelere göre, insanların uplu olarak bulunduğu yerlere bomba atamazsınız. Sizinle savaş- mayan, sizi öldürmek üzere karşınıza çıkmayan tek bir insanı dahi düremezsiniz. Çocuklar, kadınlar, ihtiyarlar, aman dileyenler, leler, hizmetciler ve din adamlarına silah çekemezsiniz. Geçtiğiniz yol üzerinde karşınıza çıkan tarlalara, ekinlere, ağaçla- ormanlara zarar veremezsiniz. Maksadınız hak ise, sizi maksa- amıza ulaştıracak vasıtalarınız da hak üzere olmalıdır.
Zulmün haklılığı olmaz! Müslüman adalet üzere yaşamak mecburiyetindedir. Zalimlik Müslüman'ın vasfı olamaz. Elendimizin savaşları, Mekke'nin fethinde ve hemen akabinde Huneyn Gazvesi'nde yaşananlar ortadadır. Hz. Ömer'in Kudüs'ü lethetmesinden sonra orada kurduğu sistem adâlet ve hakkaniyet zereydi. Durum bu kadar nettir. Mücadelenin istikameti İslâm ansından doğru olduğu gibi mücadelenin yöntemi de İslâm tara- Indan doğru bulunmalıdır. İslâm'a, Allah ve Resûlünün rızasına ygun olmayan bir vasıta kullanılamaz. Düşman olarak karşımıza pikanın durumu ne olursa olsun bizim ölçümüz değişmez, onlar yaparsa yapsın bizim hocamız olamazlar. Müminler sadece Alahin Hz. Peygamber aracılığıyla kendilerine bildirdiği hakikat icere yaşamak
mecburiyetindedirler. Efendimizin kendisiyle, hayatıyla, sünnet-i seniyyesiyle irtibat- r şeyimizi, Efendimizin ortaya koyduğu ölçüler belirlemeli. Hz. Peygamber'i hayatımızdan çıkardığımızda, O'nun prensiplerini zulmetmis oluruz. Zīrā nefsine zulmetmis insan başkasına da kendimize ölçü yapmadığımızda hem nefsimize hem de başkasına zulmeder. Ve neſse en büyük zulüm Allah'ın emirlerine isyan etmektir.
Haddini Bilmek
Kur'an-ı Kerîm'de müminin bir tarifi var: "Onlar kıyam ederler. rük ederler, sözlerinde dururlar, iffetlerini muhafaza ederler.
Recep Tayyip Erdogan derin devlet var dedi.
YanıtlaSilA haber
YANITLASİL
yuksel4 Mayıs 2024 09:42
Recep Tayyip Erdoğan derin devlet var dedi.
A. Haber
BENİM KANAATİMCE BOZULMALAR GÜÇ ZEHİRLENMESİYLE BAŞLIYOR. SAYISAL VE EKONOMİK OLARAK BİR GÜCE ERDİĞİNİZDE VE BU GÜÇLE PEK ÇOK ŞEYİ YAPABİLMEYE KÂNİ OLDUĞUNUZ ZAMAN GÜÇ ZEHİRLENMESİ BAŞLIYOR. GÜCE ERİNCE CEMAATLER, ULUSLARARASI GÜÇLERİN VE İSTİHBÂRÂT ÖRGÜTLERİNİN DE İLGİ ALANINA GİRMEYE BAŞLIYOR HERHALDE.
YanıtlaSilAllah'ın insanlardan en nefret ettiği kişi, sığırın diliyle ağzını karıştırdığı gibi (yanlışı doğru, doğruyu yanlış göstermek için) konuşurken dilini dolaştırıp duran belağat sahibi kimsedir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Abdullah İbni Amr (r.a.)
Sayfa: 8 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel9 Mayıs 2024 04:34
Deccalin önü sıra hud'alı seneler olur ki; yağmur çok yağar, fakat nebat az our. Sadıkler tekzib olunur, yalancılar ise tasdik olunur. Haine itimad edilir, emin ise hain addedilir. Ve "Rüveybiza" söz sahibi olur. Denildi ki: "Ya Resulallah, Rüveybiza nedir?" Buyurdu ki, Kendisine itimad olunmayan ve kıymet verilmeyen kimselerdir.
Ravi: Hz. Avf İbni Malik (r.a.)
Sayfa: 258 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
Allah (z.c.hz.) Adem'in Hamurunu kırk gün, kırk gece yoğurdu. Aldı, ikiye kesti. Sağ tarafa iyiler, sol tarafa habisler ayrıldı. Sonra tekrar yoğurdu. Onun içindir ki iyilerden kötü, kötülerden iyiler çıkabilir.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Me'sud (r.a.)
Sayfa: 88 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
Ne kadar fenâlık varsa İstibdadın zulmetindendir. (Mn.) 31.
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel10 Mayıs 2024 05:44
Bir Hazinenin Anahtarı RİSÂLE-İ NUR KÜLLİYATI FİHRİST VE İNDEKSİ
İsmail Mutlu
sy. 353.
DÜNYADA SEVDİRİLEN ÜÇ ŞEY
YanıtlaSilPEYGAMBERİMİZ (S.A.V.) buyurdular :
Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi: Güzel koku, Halal nisa, Gözüm nûru olan namaz.
Hz. EBUBEKİR (R.A.):
Ya Rasulallah!.. Senin yüzüne bakmak, Kızımın Resûlullah'ın zevcesi olması, Senin yolunda mal harcetmek,
YANITLASİL
yuksel10 Mayıs 2024 13:47
HOMER (RA.)
-lyilikle emretmek, Kötülükten nehyetmek, Eski kaftan giymek.
Hz. OSMAN (R.A.):
- Aç doyurmak, Kur'ân okumak, Çıplak giydirmek.
Hz. ALI (R.A.):
Misafire hizmet etmek, Yaz gününde oruç tutmak. Düşmana kılınç vurmak,
IBN-I ABBAS (R.A.):
Mahlükattan uzlet, Allah ile ünsiyet, Allah'a tevbekâr olmak.
Hz. HASAN (R.A.):
- Geceleri namaz kılmak, Sözün doğrusunu söylemek, Hastaları ziyaret etmek.
86
YANITLASİL
yuksel10 Mayıs 2024 13:47
Hz. HÜSEYİN (R.A.):
Allah'a mahabbet, Allah için fukaraya şefkat, Allah yolunda şehadet.
Hz. HAMZA (R.A.):
Ahd'e vefâ, Emâneti edâ, Cemâate devâm.
Hz. AİŞE (R.A.):
Ana babaya ikram, Halal kazanç, Haramdan ictinab (sakınmak)
Hz. FATIMA (R.A.):
Yetimlere şefkat, Komşuya ihsan, Fakir ve zayıflara merhamet.
YANITLASİL
yuksel10 Mayıs 2024 13:48
MIKAIL (A.S.):
- Ağlayan göz, Zikreden lisân, Titreyen kalb.
ISRAFIL (A.S.):
İlmiyle âmil âlim, Sabırlı zâhid, Acize yardım.
AZRAIL (A.S.):
Allah'a tevekkül, Allah'ın kaderine rızâ, Allah'ın emrine itâat.
CEBRAÎL (A.S.):
Dalalette olanları, Allah'a itaatkâr olan gariplerle ünsiyet etmeyi, Darlık içinde olan ailelere yardım etmeyi. dediler.
VE CENAB-I RABB-ÜL-ALEMİYN:
Ben de Dünyânızdan üç şey sevdim: Sıkıntıları kaldırmak, Günahları mağfiret etmek, Ayıpları setretmek. buyurdular.
88
YANITLASİL
yuksel10 Mayıs 2024 13:49
رضي
८
HAZRETİ
EBÛBEKİR
SIDDIK
(R.A)
Mahmud Hakkı
CENAB-I HAKKIN ÜÇ BİN İSMİ
YanıtlaSilBil ki Allahü Teâlâ'nın üç bin ismi vardır. Bin ismini sa- dece meleklere öğretmiştir, başkasına değil. Bin ismini de yal- nız peygamberlere öğretmiştir. Üçyüz ismi Tevrat'ta, üçyüz is- mi İncil'de, üçyüz ismi Zebur'da, doksan dokuz ismi de Kur ân-ı Kerîm'de mevcuttur. Bir ismini de Cenâb-ı Hak kendine seçip ayırmıştır. Bahsedilen üç bin isminin mânası şu üç isim de toplanmıştır: Bismillahi'r-rahmani'r-rahîm. Kim bunu öğre nir ve söylerse, Allah'ın bütün isimlerini anmış gibi olur.
BESMELE'NİN ÖZELLİKLERİ VE ESRARI
YANITLASİL
yuksel11 Mayıs 2024 03:58
NAZİLLİLİ SEYYİD MUHAMMED HAKKI HAZRETLERİ
A
احسان
۱۳۹۷
Hazînetü'l - Esrâr
Tercemesi
ÜÇÜNCÜ BASKI
Arapça aslından çeviren: Celâl Yıldırım
sy.. 318.
CENAB-I HAKKIN ÜÇ BİN İSMİ
YanıtlaSilBil ki Allahü Teâlâ'nın üç bin ismi vardır. Bin ismini sa- dece meleklere öğretmiştir, başkasına değil. Bin ismini de yal- nız peygamberlere öğretmiştir. Üçyüz ismi Tevrat'ta, üçyüz is- mi İncil'de, üçyüz ismi Zebur'da, doksan dokuz ismi de Kur ân-ı Kerîm'de mevcuttur. Bir ismini de Cenâb-ı Hak kendine seçip ayırmıştır. Bahsedilen üç bin isminin mânası şu üç isim de toplanmıştır: Bismillahi'r-rahmani'r-rahîm. Kim bunu öğre nir ve söylerse, Allah'ın bütün isimlerini anmış gibi olur.
BESMELE'NİN ÖZELLİKLERİ VE ESRARI
YANITLASİL
yuksel11 Mayıs 2024 03:58
NAZİLLİLİ SEYYİD MUHAMMED HAKKI HAZRETLERİ
A
احسان
۱۳۹۷
Hazînetü'l - Esrâr
Tercemesi
ÜÇÜNCÜ BASKI
Arapça aslından çeviren: Celâl Yıldırım
sy.. 318.
HALİFE İNSAN
YanıtlaSilEn saygın varlık, arzın halifesi insan insanın en çok muhtaç olduğu şey iman İman hayata tam hakim olduğu zaman Dünya ve ahiritte mutlu olur insan
İsmail Karagöz
HALİFE İNSAN
YanıtlaSilEn saygın varlık, arzın halifesi insan insanın en çok muhtaç olduğu şey iman İman hayata tam hakim olduğu zaman Dünya ve ahiritte mutlu olur insan
İsmail Karagöz
BİR HADİS
YanıtlaSilAkıllı kişi, nefsine hakim olan ve ölümden sonrası için çalışandır.
İLK YARATILIŞI TEFEKKÜR ETMEK
Tefekkür, gerçeği anlamak ve doğru davranmak için emek verip düşünmektir. Tetekkür, aklın duasıdır. Geliniz, Cenab-ı Hakk'ın bizlere ihsan ettiği sayısız nimetlerinden bazılarını tefekkür edelim: Yüce Rabbimiz, göklerde ve yerde ne varsa hepsini, güneşi ve ayı, bütün yıldızları, geceyi ve gündüzü insanın hizmetine vermiştir. Yağmuru ve yağmurun müjdecisi olan rüzgarları gönder- mış, yağmurla hayat verdiği ölü topraktan nice bitkilerı, bağları ve bahçeleri cıkarmıştır. Denizleri ve okyanusları insanın emrine vermiş, ona susuzluğunu giderecek ab-ı havat çeşmeleri ikram etmiştir. Geçiminde birçok fayda sağlayan hayvanları insana boyun eğdirmiştir. Evini ve ailesini, insanoğlu için huzur ve dinlenme yeri kılmıştır. Ona, iyiyi kötüden ayırt edebilecek akıl, hissedebilecek gönül ve nimetlerinden istifade edebilecek duyu organları lütfetmiştir. Hak ve hakikat kılavuzu diniyle, hidayet rehberi kitaplarıyla, ahlak ve fazilet örneği rahmet elçileriyle insanları karanlıktan aydınlığa çıkarmıştır.
٤٨٠٠ - مَا مِنْ نَبِيِّ إِلَّا لَهُ نَظِيرٌ فِي أُمَّتِي وَأَبُو بَكْرٍ نَظِيرُ إِبْرَاهِيمَ وَعُمَرُ
YanıtlaSilنَظِيرُ مُوسَى وَعُثْمَانُ نَظِيرُ هَرُونَ وَعَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ نَظِيرِى وَمَنْ سَرَّهُ أَنْ
يَنْظُرَ إِلَى عِيسَى بْنِ مَرْيَمَ فَلْيَنْظُرْ إِلَى أَبِي ذَرِ الْغِفَارِي * (كر عن انس)
4800- Hiçbir peygamber yoktur ki, onun ümmetimde bir benzeri bulunmasın. Ebu Bekr İbrahim'in, Ömer Musa'nın, Osman Harun'un benzeridir. Ali b. Ebi Talib de benim benzerimdir. Meryemoğlu İsa'yı görmekten hoşlanan kimse varsa, Ebu Zerri'l- Ğıfâri'ye baksın.
٤٨٠١ - مَا مِنْ نِعْمَةٍ وَانْ تَقَادَمَ عَهْدَهَا فَيُجَدِدُهَا الْعَبْدُ بِالْحَمْدِ الَّا جَدَّدَ
اللهُ لَهُ ثَوَابَهَا وَمَا مِنْ مُصِيبَةٍ وَإِنْ تَقَادَمَ عَهْدَهَا الْعَبْدُ بِالْاِسْتِرْجَاعِ إِلَّا جَدَّدَ
-1115-
DİLİN ÖNEMİ
YanıtlaSilKonfüçyüs'e sormuşlar:
Bir ülkeyi yönetmeye çağrılsaydınız ya- pacağınız ilk iş ne olurdu?
Büyük filozof şöyle cevap vermiş:
- Hiç kuşkusuz, dili gözden geçirmekle işe başlardım.
Çünkü dil kusurlu olursa, kelimeler dü- şünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılamaz- sa, yapılması gereken şeyler doğru yapılamaz. Ödevler gereği gibi yapılmazsa, töre ve kültür bozulur. Töre ve kültür bozulursa, adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içi- ne düşen halk, ne yapacağını, işin nereye vara- cağını bilmez. İşte bunun içindir ki, hiçbir şey dil kadar önemli değildir.
yecek bir yemek vardır. Fakat (kişi) evine besmelesiz girdiğinde, şeytan arkadaşlarına: "İşte şimdi hem yatacak bir yer, hem de yiyecek bir yemek elde ettiniz" diye hitap eder.
YanıtlaSil٥٧٢ - إِذَا دَخَلَ أَهْلُ الْجَنَّةِ الْجَنَّةَ يَقُولُ اللهُ عَزَّ وَجَلَّ هَلْ تَشْتَهُونَ شَيْئًا فَأَزِيدُكُمْ فَيَقُولُونَ رَبَّنَا وَمَا فَوْقَ مَا أَعْطَيْتَنَا فَيَقُولُ رِضْوَانِي أَكْبَرُ ك ض عن
جابر)
572- Cennet ehli cennete girdikten sonra Allah Azze ve Celle onlara şöyle hitap edecek: "Daha istediğiniz bir şey varsa, size vereyim." Cennet ehli: "Bundan daha büyük olan mükafat nedir? Allah da: "Benim rızam, bu nimetlerin en büyüğüdür” bu- yuracaktır.
٥٧٣ - إِذَا دَخَلَ أَهْلُ الْجَنَّةِ الْجَنَّةَ وَأَهْلُ النَّارِ النَّارَ نَادَى مُنَادٍ مِنْ تَحْتِ الْعَرْشِ يَا أَهْلَ الْمَظَالِمِ تَتَارَكُوا مَظَالِمَكُمْ وَادْخُلُوا الْجَنَّةَ (ابن جرير عن انس)
573- Cennet ehli cennete, cehennem ehli cehenneme girdikleri zaman, Arş'ın altından bir münadi şöyle seslenecek: "Ey birbirleri üzerinde hakları bulunanlar! Haydi helallaşın ve cennete girin."
٥٧٤ - إِذَا دَخَلَ الرَّجُلُ الْجَنَّةَ سُئِلَ عَنْ أَبَوَيْهِ وَزَوْجَتِهِ وَوَلَدِهِ فَيُقَالُ إِنَّهُمْ لَمْ يَبْلُغُوا دَرَجَتَكَ وَعَمَلَكَ فَيَقُولُ يَا رَبِّ قَدْ عَمِلْتُ لِي وَلَهُمْ فَيَأْمُرُ بِالْحَاقِهِمْ بِهِ طب و ابن مزدوية عن ابن عباس
574- Kişi cennete girdiği zaman Rabbinden anne ve ba- basını, hanımını ve çocuklarını soracak. Allah ona:
"Onlar senin amel ve derecene ulaşamadılar ki" diye hi- tap edecek. O da: "Ya Rabbi! Ben hem kendim, hem de onlar i çin amelde bulundum" diyecek (şefaat edecek). Bunun üzerine onların da ona katılmaları için (Allah) emir verecek."
٥٧٠ - إِذَا دَخَلَ أَحَدُكُمُ الْمَسْجِدَ كَانَ فِي صَلَوَةٍ مَا كَانَتِ الصَّلَوةُ تَحْبِسُهُ
الله مكانه رجلاً يستفى بهم الغَيْتُ ويُنصَرُ بِهِمْ عَلَى الأَعْدَاء وَيُصْرَفُ عَنْ
YanıtlaSilنقل الشام بهم العذاب" (حم عن على وسنده صحيح)
2199. Abdal veliler Şam'dan olurlar, kuk kişidirlər. Onkardon biri öldü mü, Allah yerine birini getirir. Onların yüzü suyu hürmetion yağmur yağdırılır, onların hürmetine düşmanlara gələbə çaliou. Som ehlinden onların yüzü suyu hürmetine azap bertaraf edile.
٢٢٠٠ - الأبدال اربعون رجلاً واربعون امْرِنَةً كُلَّمَا مَاتَ رَجُلٌ أَبْدَلَ الله تعالى مكانه رجُلاً وكلما مالت امرة ابدلَ الله تَعَلَى مَكَانَهَا امْرَنَةٌ (الخلال في
كرامات الأولياء والديلمي عن انس)
2200- Abdal (veliler) kırk erkek, kırk da kadındır. Onlardan bir erkek öldüğü zaman Allah yerine başka bir erkek get kadınlardan da biri öldüğü zaman Allah yerine bir kadın getine.
۲۲٠۱ - الأَبْدَالُ في أَهْلِ الشَّامِ وَبِهِمْ يُنْصَرُونَ وَبِهِمْ يُرْزَقُونَ (طب كر عن
عوف بن مالك)
2201- Abdal (tasavvuf erbabı veliler) Şam ehlindende Onların yüzü suyu hürmetine zafere kavuşurlar, onlanın hürmeline rızıklanırlar.
٢٢٠٢ - الأبدال ستُونَ رَجُلاً لَيْسُوا بِالْمُتَنَطّعِينَ وَلَا بِالْمُبْتَدِعِينَ وَلَا بالمنعمقِينَ وَلا بِالْمُعَجبِينَ لَمْ يَنَالُوا مَا قَالُوا بِكَثْرَةِ صَلَوَةٍ وَلَا صِيَامٍ وَلَا صدقة ولكن بسخاء الأنفس وسَلامَةِ الْقُلُوب وَالنَّصِيحَةِ لَائِمَّتِهِمْ إِنَّهُمْ يَا على في أمني أقل من الكبريت الأحمر" (ابن أبي الدنيا في كتاب الأولياء والخلال
عن على 2202. Ümmetim içinde Abdal (veliler) altmış kişidir. Onlar çok konuşucu değildiler, bidat sahibi de değildirler fazla da derive dalmazlar, kendilerini beğenmişlerden değillerdir. Onlar elde enkler bu dereceyi çok namaz kılmak, çok oruç tutmak, çok zekât vermakio ulaşmış değillerdir. Lakin cömertliklerinden, kalplerinin fun
548-
Menalıklardan) salim olmasından ve imamlarına devlet başkanlarına taneleri nasihatler sayesinde elde etmişlerdir. Ey Ali! Onlar ummering çinde Kibrit-i Ahmer (kırmızı kibrit) kadar nadir ve azdır.
YanıtlaSil۲۲۰۳ - الإِحْسَانُ أَنْ تَعْبُدَ اللَّهُ كَأَنَّكَ تَرَاهُ فَإِنْ لَمْ تَكُنْ تَرَاهُ فَإِنَّهُ يَرَاكَ
رحم خ م ه عن ابى هريرة ن عن ابى هريرة وابي ذر معا م ن د ق عن عمر )
2203- İhsan, Allah'a sanki onu görüyormuş gibi ibadet etmendir. Eğer sen onu görmezsen o seni görür (böyle düşünerek ibadet etmendir).
٢٢٠٤ - الإِثْمُ حَوَّازُ الْقُلُوبِ وَمَا مِنْ نَظْرَةٍ إِلَّا وَلِلشَّيْطَانِ فِيهَا مَطْمَعُ رَضِ
هب عن عبد الله اظنه ابن مسعود)
2204- Günah, kalplerin helecanı, gam ve kederidir. Kadınlara olan hiçbir bakış yoktur ki, şeytanın onda tamaı bulunmasın.
٢٢٠٥ - الأَبْعَدُ فَالْأَبْعَدُ مِنَ الْمَسْجِدِ اَعْظَمُ أَجْرًا (ش حم ده ك عق عن ابي
هريرة)
2205- Evi mescidden en fazla uzak olan en çok ecir alır.
٢٢٠٦ - الإِحْصَانُ احْصَانَانِ اِحْصَانُ النِّكَاحِ وَاحْصَانُ الْعِفَافِ (خز عن
انس ابن عساکر ابن ابي حاتم عن ابي هريرة
2206- Namuslu olmak ve ırz düşmanı olmaktan korunmak iki şeyle olur: Evlenmekle, iffetli davranmakla.
۲۲۰۷ - الاحْتِصَارُ فِي الصَّلَوةِ اِسْتِرَاحَةُ أَهْلِ النَّارِ (ابن خزيمة حب ق عن ابي
هريرة 2207- Namazda (secdede) eli (dirsekleri) böğre koymak, cehennem ehlinin istirahatıdır. (Çünkü ibadet anında elleri böğre koymak Yahudilerin adetindendir.)
۲۲۰۸ - الأَذَانُ تِسْعَ عَشَرَةَ كَلِمَةً وَالْإِقَامَةُ سَبْعَ عَشَرَةَ كَلِمَةً (ت ن ط
والحرث عن ابي محذورة
G
G
biriktiriyorsunuz, inşa etmediklerinizi imar ediyorsunuz, ulaşamayacağınız şeyleri hayal ediyorsunuz, bundan utanmiyor musunuz?
YanıtlaSil٦١٥٩ - يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّخِذُوا تَقْوَى اللَّهِ تِجَارَةً يَأْتِيكُمْ الرِّزْقُ بِلا بِضَاعَةِ وَلَا تِجَارَةٍ ثُمَّ قَرَأَ وَمَنْ يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَلْ لَهُ مَخْرَجًا وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا
يحتسب (طب حل وابن مردوية عن معاذ)
6159- Ey insanlar! Allah'tan korkmayı bir ticaret edinin ki, size rızık sermayesiz ve ticaret işleriyle uğraşmaksızın gelsin. Sonra: "Kim ki, Allah'tan korkarsa onun için bir çıkış yolu kılar ve onu ummadığı yerden rızıklandırır" mealindeki ayeti okudu.
٦١٦٠ - يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّ اللَّهَ تَعَالَى اَنْزَلَ كِتَابَهُ عَلَى لِسَانِ نَبَيْهِ فَأَحَلَّ حَلالَهُ وَحَرَّمَ حَرَامَهُ فَمَا أَحَلَّ فِي كِتَابِهِ عَلَى لِسَانِ نَبِيِّهِ فَهُوَ حَلَالٌ إِلَى يَوْمِ الْقِيَمَةِ وَمَا حَرَّمَ فِي كِتَابِهِ عَلَى لِسَانِ نَبِيِّهِ فَهُوَ حَرَامٌ إِلَى يَوْمِ الْقِيَمَةِ
ابو نصر السجزى وقال حسن غريب عن انس
6160- Ey insanlar! Allah kitabını peygamberinin dilinde indirdi. Helalini helal, haramını da haram kıldı. Peygamberinin dili üzerine indirdiği kitapta neyi helal kılmışsa, o kıyamete kadar helaldir. Peygamberinin dili üzerine indirdiği kitapta neyi haram kılmışsa, o kıyamete kadar haramdır.
٦١٦١ - يَا أَيُّهَا النَّاسُ تَدَاوَوْا فَإِنَّ اللهَ عَزَّ وَجَلَّ لَمْ يَخْلُق دَاءً إِلَّا خَلَقَ لَهُ
شِفَاء إِلَّا السَّامَ وَالسَّامُ الْمَوْتُ (طب عن ابن عباس)
6161- Ey insanlar! Tedavi olun. Çünkü Allah, sam hariç, ne gibi hastalık yaratmışsa mutlaka onun şifasını da yaratmıştır. Sam, ölümdür.
٦١٦٢ - يَا أَيُّهَا النَّاسُ انْهَوْا نِسَانَكُمْ عَنْ لُبْسِ الزِّينَةِ وَالتَّبَحْتُرِ فِى الْمَسْجِدِ فَإِنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ لَمْ يَلْعَنُوا حَتَّى لَبِسَ نِسَانُهُمْ الزِّينَةَ وَتَبَخْتَرْنَ فِي -
الْمَسَاجِدِ (ه عن عائشة)
3612- Nice yıldızlar hakkında öğrendiği ebced harflerin öğreticisi vardır ki, kıyamette onun "Rahmet-i Ilahiyyeden" hiçbir nasibi yoktur.
YanıtlaSilسرء ٣٦١٣ - رُبِّ حَامِلٍ فِقْهِ غَيْرُ فَقِيهِ وَمَنْ لَمْ يَنْفَعْهُ عِلْمُهُ ضَرَّهُ جَهْلُهُ إِفـــر
الْقُرْآنَ مَا نَهَاكَ فَإِنْ لَمْ يَنْهَكَ فَلَسْتَ تَقْرَؤُهُ (طب عن ابن عمر)
3613- Nice fakihler vardır ki, gerçek fakih değildir. İlmi zarar verir. Kur'an, seni kendine yaramayan kimseye cehli (kötülüklerden) uzaklaştırdığı müddetçe oku. Eğer seni kötülükten nehyetmiyorsa, demek ki onu okumuyorsun.
٣٦١٤ - رَجَبُ شَهْرٌ عَظِيمٌ يُضَاعِفُ اللهُ فِيهِ الْحَسَنَاتِ فَمَنْ صَامَ يَوْمًا مِنْ رَجَبَ فَكَأَنَّمَا صَامَ سَنَةً وَمَنْ صَامَ مِنْهُ سَبْعَةَ أَيَّامٍ غُلَقَتْ عَنْهُ أَبْوَابُ جَهَنَّمَ وَمَنْ صَامَ مِنْهُ ثَمَانِيَةَ أَيَّامٍ فُتِحَتْ لَهُ ثَمَانِيَةُ أَبْوَابِ الْجَنَّةِ وَمَنْ صَامَ مِنْهُ عَشَرَةَ أَيَّامٍ لَمْ يَسْأَلِ اللَّهُ شَيْئًا إِلَّا أَعْطَاهُ وَمَنْ صَامَ مِنْهُ خَمْسَةَ عَشَرَ يَوْمًا نَادَى مُنَادٍ مِنَ السَّمَاءِ قَدْ غُفِرَ لَكَ مَا مَضَى فَاسْتَأْنَفَ الْعَمَلَ وَمَنْ زَادَ زَادَهُ اللَّهُ وَفِي رَجَبَ حَمَلَ اللهُ نُوحًا فِي السَّفِينَةِ فَصَامَ رَجَبَ وَآمَرَ مَنْ مَعَهُ أَنْ يَصُومُوا فَجَرَتْ بِهِمُ السَّفِينَةُ سِتَّةَ أَشْهُرٍ آخَرُ ذَلِكَ يَوْمُ عَاشُورَاءِ اهْبِطَ عَلَى الْجُودِي فَصَامَ نُوحٍ وَمَنْ مَعَهُ وَالْوَحْشِ شَكَرَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ وَفِي يَوْمِ عَاشُورَاءِ فَلَقَ اللَّهُ الْبَحْرَ لِبَنِي إِسْرَائِيلَ وَفِي يَوْمٍ عَاشُورَاءِ تَابَ اللَّهُ عَلَى آدَمَ
وَعَلَى مَدِينَةٍ يُونُسَ وَفِيهِ وُلِدَ ابْرَاهِيمُ (طب عن سعيد بن ابي راشد)
3614- Recep mübarek bir aydır. Allah o ayda sevapları kat kat yapar. Kim Recep ayında bir gün oruç tutarsa bir sene oruç tutmuş gibi ecre nail olur. Kim ondan yedi gün tutarsa cehennem kapıları ona
kapanır. Kim sekiz gün tutarsa ona sekiz cennet kapısı açılır. Kim
ondan on gün tutarsa Allah'tan ne isterse onu verir. Kim ondan on beş
gün tutarsa gökten bir münadi şöyle seslenir: "Bütün geçmiş günahların bağışlandı. Haydi amele yeniden
başla."
Kim daha fazla tutarsa Allah ona göre ecrini çoğaltır. Allah Nuh'u gemiye Recep ayında bindirdi. O Recebi oruçla geçirdi. Beraberindekilere de oruç tutmalarını emretti. Gemi tam altı ay onları içinde taşıyarak seyretti. Son gün aşuredir. O gün Cudi dağına indirildiler. Nuh, beraberindekiler ve bütün vahşi hayvanlar o gün, Allah'a şükretmek için oruç tuttular. Allah Ben-i İsrail'e denizi Aşure günü ikiye böldü. Aşure günü Allah, Adem'in tevbesini kabul etti. Yunus'un şehrindeki kavmini de o gün affetti. İbrahim de o gün doğdu.
YanıtlaSil٣٦١٥ - رَجَبُ مِنْ شُهُورِ الْحَرَامِ وَأَيَّامُهُ مَكْتُوبَةٌ عَلَى أَبْوَابِ السَّمَاءِ
السَّادِسَةِ فَإِذَا صَامَ الرَّجُلُ مِنْهُ يَوْمًا وَجَدَّدَ صَوْمَهُ بِتَقْوَى اللَّهُ نَطَقَ الْبَابُ وَنَطَقَ الْيَوْمُ قَالاَ يَا رَبِّ اغْفِرْ لَهُ وَإِذَا لَمْ يَتِمَّ صَوْمَهُ بِتَقْوَى اللَّهُ لَمْ يَسْتَغْفِرَا
وَقِيلَ خَدَعَتْكَ نَفْسُكَ (ابو محمد الحسن في فضائل رجب عن أبي سعيد)
3615- Recep Eşhur-ı Hurum'dandır. Günleri altıncı göğün kapısında yazılıdır. Kişi ondan bir gün oruç tutup, Allah'tan korkarak orucunu yine yenilerse, kapı ve gün dile gelip şöyle derler:
"Allah'ım! Onu bağışla. Eğer orucunu Allah korkusuyla tamamlamazsa onun için mağfiret dilemezler ve "Nefsin seni aldattı" denilir kendisine."
٣٦١٦ - رَجَبُ شَهْرُ اللهِ وَشَعْبَانُ شَهْرِى وَرَمَضَانُ شَهْرُ أُمَّتِي (ابو الفتح في
اماليه عن الحسن مرسلا) 3616- Recep Allah'ın ayıdır. Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır.
٣٦١٧ - رَبَّنَا الَّذِي فِي السَّمَاءِ تَقَدَّسَ اسْمُكَ أَمْرُكَ فِي السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ كَمَا رَحْمَتُكَ فِي السَّمَاءِ فَاجْعَلْ رَحْمَتَكَ فِي الْأَرْضِ وَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَخَطَايَانَا أَنَّكَ أَنْتَ رَبُّ الطَّيِّبِينَ فَانْزِلْ رَحْمَةً مِنْ رَحْمَتِكَ وَشِفَاء مِنْ شِفَائِكَ عَلَى هَذَا الْوَجَعِ فَيَبْرَأُ بِإِذْنِ اللَّهِ (طب ك عن أبي الدرداء)
3617- "Ey gökte ismi takdis edilen Rabbimiz! Emrin yerde de geçerlidir. Gökteki rahmetin gibi yerde de rahmet kıl.
gökte de
844
اللَّهُ أَجْرَهَا وَتَوَابَهَا (الحكيم عن انس)
YanıtlaSil4801- Zamanında gelen herhangi bir nimeti kul hamd ile karşılarsa, Allah onun sevabını mutlaka ona yeniler. Gelen herhangi bir musibeti kul: "İnna lillahi ve innâ ileyhi râciûn" diyerek karşılarsa Allah mutlaka onun ecir ve sevabını yeniler.
٤٨٠٢ - مَا نَزَلَ مِنَ السَّمَاءِ مَلَكٌ وَلَا صَعَدَ إلى السَّمَاءِ مَلَكَ حَتَّى يَقُول
لا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ الا بالله له الديلمي عن ابي هريرة)
4802. Semadan inen ve semaya çıkan hiçbir melek yoktur ki, "Lå havle ve lâ kuvvete illâ billâh" demesin.
٤٨٠٣ - مَا نَقَصَتْ صَدَقَةٌ مِنْ مَالٍ وَمَا زَادَ اللَّهُ عَبْدًا بِعَفْوِ إِلَّا عَزَا وَمَا
تَوَاضَعَ أَحَدٌ لِلَّهِ إِلَّا رَفَعَهُ الله رحم م ت حب عن ابي هريرة)
4803- Sadaka malı eksiltmez. Bağışlayan kuluna Allah şeref kazandırır. Allah için tevazuda bulunan kişiyi Allah yükseltir.
٤٨٠٤ - مَا هَذِهِ الْكُتُبُ الَّتِي يُبَلِّغْنِي أَنَّكُمْ تَكْتُبُونَهَا أَ كِتَابٌ مَعَ كِتَابِ
الله يُوشَكُ أَنْ يَغْضَبَ اللهُ لِكِتَابِهِ فَيُسْرى عَلَيْهِ لَيْلًا فَلَا يَتْرُكُ فِي وَرَقَةٍ وَلَا
قَلْبِ مِنْهُ حَرْفًا إِلَّا ذَهَبَ بِهِ مَنْ أَرَادَ اللَّهُ بِهِ خَيْرًا أَبْقَى فِي قَلْبِهِ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ
طس عن ابن عباس وابن عمر ومعا)
4804- Ne bu bana ulaşan yazılarınız! Allah'ın kitabı ile birlikte kitap mı olurmuş? Yapmayın bunu! Allah gazap eder de bir gecede kitabından hiçbir şey bırakmaz. Kalplerde de ondan hiçbir harf bırakmaz. Allah kime bir iyilik yapmak isterse, onu kalbine: "Lâ ilâhe illellâh" kelimesini yerleştirir.
٤٨٠٥ - مَا نَقَضَ قَوْمُ الْعَهْدَ قَطُّ إِلَّا كَانَ الْقَتْلُ بَيْنَهُمْ وَلَا ظَهَرَتِ الْفَاحِشَةُ
فِي قَوْمٍ قَطُّ إِلَّا سَلَّطَ اللَّهُ عَلَيْهِمُ الْمَوْتَ وَلَا مَنَعَ قَوْمٌ الزَّكَوةَ إِلَّا حَبَسَ اللَّهُ
عَنْهُمُ الْقَطْرَ ( ع ك ق ض والروياني عن عبد الله بن بريدة عن ابيه)
4805- Ahde vefasızlığın yaygın hal aldığı bir millette cinayet
1116-
Çək olur. Fuhuşun su yüzüne çıktığı bir millette Allah ölümo musallat blar. Zekat vermeyen bir milletten de Allah yağmuru keser
YanıtlaSil٤٨٠٦ - ما يُخْرِجُ رَجُلٌ شَيْئًا مِنَ الصَّدقَةِ حَتَّى يَفكَ عَنْهَا لَحْيى سبعين
شيطانا رحمن لا فى من طس عن بريدة وابي در)
4806- Bir adam yetmiş şeytandan kurtarmadıkça sadakadan elinden bir şey çıkarmaz.
٤٨٠٧ - مَا يَزَالُ الْبَلاءُ بِالْمُؤْمِنِ وَالْمُؤْمِنَة فِي نَفْسِهِ وولده وماله حتى
يَلْقَى اللَّهَ وَمَا عَلَيْهِ خَطِيئَةٌ (هب تصحيح عن ابي هريرة)
4807- Erkek-kadın herhangi bir mü'minin nefsinde, çocuğunda veya malında bela devamlı hüküm sürerse Allah'a günahsız kavuşur.
٤٨٠٨ - مَا يَكُونُ عِنْدِى مِنْ خَيْرٍ فَلَنْ اَدْخِرَهُ عَنْكُمْ وَانَّهُ مَنْ يَسْتَعْفِفْ
يَعْقُهُ اللَّهُ وَمَنْ يَسْتَغْنِ يُغْنِهِ اللهُ وَمَنْ يَتَصَبَّرَ يُصَبَرُهُ اللَّهُ وَمَا أُعْطِيَ أَحَدٌ عَطَاء
خَيْرًا وَأَوْسَعَ مِنَ الصَّبْرِ " (حم) خ م د ت ن حب عن ابي سعيد)
4808- Sizden sakladığım hiçbir şey yoktur. Kim iffetli davranırsa Allah onu iffetli kılar. Kimin gözü tok olursa, Allah onu kimseye muhtaç etmez. Kim sabretmeye çalışırsa Allah onu sabırlı kılar. Kişiye sabırdan daha geniş ve hayırlı bir şey verilmemiştir.
٤٨٠٩ - مَا يَمْنَعُ أَحَدَكُمْ إِذَا رَأَى مِنْ أَخِيهِ مَا يُعْجِبُهُ مِنْ نَفْسِهِ أَوْ فِي مَالِهِ
أنْ يُبَرَكَ عَلَيْهِ فَإِنَّ الْعَيْنَ حَقِّ (طب عن سهل)
4809- Biriniz, kardeşinin gerek zatında, gerekse malında hoşlandığı bir şey görürse, "Allah mübarek etsin" demeyi esirgemesin Çünkü göz (nazar) değdirme haktır.
- ٤٨١ - مَا يَمْنَعُكِ أَنْ تَسْمَعِي مَا أُوصِيكِ بِهِ أَنْ تَقُولِي إِذَا أَصْبَحْتِ وَإِذَا حسَيْتِ يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ بِرَحْمَتِكَ اَسْتَغِيثُ أَصْلِحْ لِي شَأْنِي كُلَّهُ وَلَا تَكِلْني
۱۰۷۳ - اَفْلَحْتَ يَا قُدَيْمُ إِنْ مُتَ وَلَمْ تَكُنْ أَمِيرًا وَلَا كَاتِبًا وَلَا عَرِيقًا رحم
YanıtlaSilوابن السنى فى عمل اليوم والليلة ق عن المقدام وفي لفظ ولا جابيا ولا عرافا
د 1073. Ey Kudeym! (Küçücük mikdam anlamında bir zat). Eğer sen, emir, kâtip ve reis olmayarak ölürsen felaha kavuşursun.
١٠٧٤ - إِقَامَةُ حَدٍ مِنْ حُدُودِ اللَّهِ خَيْرٌ مِنْ مَطَرِ أَرْبَعِينَ لَيْلَةً فِي بلاد الله
ه طب عن ابن عمر وفيه ادلة كثيرة
1074- Allah'ın cezalarından birini tatbik etmek, Allah'ın beldelerine kırk gece yağan yağmurdan daha hayırlıdır.
١٠٧٥ - اقْبَلِ الْحَقَّ مِمَّنْ أَتَاكَ صَغِيرٌ أَوْ كَبِيرٌ وَإِنْ كَانَ بَغِيضًا بَعِيدًا وَارْدُد الْبَاطِلَ عَلَى مَنْ جَاءَ بِهِ مِنْ صَغِيرِ أَوْ كَبِيرٍ وَإِنْ حَبِيبًا قَرِيبًا" (الديلمي عن ابن
عباس)
1075- Gerçeği kabul et. (Bu sana) ister küçükten, ister büyükten, ister sevmediğinden ve senden uzak olan kişiden gelsin (fark etmez). Bâtılı da reddet bu sana küçük, büyük veya yakın bir
dostundan dahi gelse bile.
١٠٧٦ - اقْتَدُوا بِالَّذِينَ مِنْ بَعْدِى أَبِي بَكْرٍ وَعُمَرَ وَاهْتَدُوا بِهُدَى عَمَّارٍ
وَتَمَسَّكُوا بِعَهْدِ ابْنِ أُمِّ عَبْدِ الرَّمَانِي (ك ف عن حذيفة عد عن انس)
1076- Benden sonra halife olacak olan Ebu Bekr ile Ömer'e uyun, Ammar'ın gösterdiği yoldan ayrılmayın. İbni Ümmi Abdir ramân'ın ahdine de sarılın. (O'nun hilafet hakkındaki vasiyetini kabul edin).
۱۰۷۷ - اقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَلَا يَزْدَادُ النَّاسُ عَلَى الدُّنْيَا إِلَّا حِرْصًا وَلَا يَزْدَادُ
مِنَ الله الا بُعْدًا (ك وتعقب عن ابن مسعود)
1077- Kıyamet kopması yaklaştığı halde insanların dünyaya karşı olan hırsları gitgide daha da artmaktadır. Allah'tan her gün biraz daha uzaklaşmaktadırlar.
۱۰۷۸ - اقْتُلُوا الْوَزَغَ وَلَوْ فِي جَوْفِ الْكَعْبَةِ (طس عن ابن عباس)
YanıtlaSil1078- Kâbe'nin içinde dahi olsa kertenkeleyi gördünüz mü oldurün.
۱۰۷۹ - اقْتُلُوا الْحَيَّاتِ صَغِيرَهَا وَكَبِيرَهَا وَأَسْوَدَهَا وَأَبْيَضَهَا فَإِنَّ مَنْ قَتَلَهَا مِنْ أُمَّتِي كَانَتْ لَهُ فِدَاءً مِنَ النَّارِ وَمَنْ قَتَلَتْهُ كَانَ شَهِيدًا" (الحكيم طب عن
سری بنت بنهان
1079- Yılanları küçük olsun, büyük olsun, siyah olsun, beyaz olsun öldürün. Ümmetimden her kim onu öldürürse ateşten bağışlanmasına vesile olur. Yılan her kimi öldürürse o da şehit olur.
۱۰۸۰ - اقْتُلُوا الْفَاعِلَ وَالْمَفْعُولَ بِهِ فِي عَمَلِ قَوْمِ لُوطٍ وَالْبَهِيمَةِ وَالْوَاقِعِ
عَلَى الْبَهِيمَةِ وَمَنْ وَقَعَ عَلَى ذَاتِ مَحْرَمٍ فَاقْتُلُوهُ (حم عن ابن عباس)
1080- (Ey hakimler!) Lut kavminin iğrenç amelinde bulunanı veya hayvana tecavüzde (cinsî tecavüzde) gördüğünüz faili (o menhus işi yapanı), mef'ulün bihi (o menhus fiil kendisinde icra edilen kimseyi), hayvana cinsî temasta bulunanı öldürün. Mahremi (kendisine haram olan yakını) ile cinsî temasta bulunan kimseyi de öldürün.
۱۰۸۱ - اقْرَإِ الْقُرْآنَ فِي كُلِّ شَهْرٍ قَالَ انّي أَجِدُ قُوَّةً قَالَ فَاقْرَأْهُ فِي عِشْرِينَ لَيْلَةً قَالَ إِنِّي أَجِدُ قُوَّةً قَالَ فَاقْرَأَهُ فِي عَشَرٍ قَالَ إِلَى أَجِدُ قُوَّةً
قَالَ فَاقْرَأْهُ فِي سَبْعِ وَلَا تَزِدْ عَلَى ذَلِكَ (خ م د عن ابن عمرو)
1081- Rasulü Ekrem: "(Ey Abdullah b. Amr!) Sen her ay bir hatim indir" buyurdu. "Ben kendimde bundan daha fazla güç görüyorum" dedi. Rasulü Ekrem: "Öyleyse yirmi gecede bir hatim
indir" buyurdu. Abdullah: "Kendimde daha fazla güç buluyorum" dedi.
Rasulü Ekrem: "Öyleyse on günde bir hatim indir" buyurdu. Abdullah: "Kendimde daha da fazla güç buluyorum" dedi. Rasulü Ekrem: "Öyleyse yedi günde bir hatim indir ve yedi günden daha aşağı olması için gayret etme" buyurdu.
۱۰۸۲ - اقْرَأُ الْقُرْآنَ فِي كُلِّ شَهْرٍ اقْرَأَهُ فِي خَمْسٍ وَعِشْرِينَ إِقْرَاهُ فِـــى
263
GG
SAHIFE 92
YanıtlaSil1. Allah (zc.hz)'l (dinde, amel ve inanışta) bidaiah kabule duasana ne Allah (zchzledim ne namazani, ne de sadan hamurdan cekivanihi zekatını kabul etmez. Nihayet bunlar, kılın hamurdan cekilisi dinden çıkarlar.
Huseyle ra
2 Allah (z.chz.)'i uyumaz ve uyumak ona layık değildir. O alçaltmak Alladıgını alçaltır, yükseltmek istediğini dendura Kulun gece istediğinigunduz ameline başlamadan önce ve gündüz ameli de gece
Hz. Ebu Musara
amelinden önce Allah'a yükseltilir. Allah'ın hicabı nurdur. Hicabını açsa idi, nazarının her erdiği ya nardı. (Yani butun mevcudat yanar. Hicabları bir nebze evliyaya açılır.)
Hz. Aisera
3 Allah (z.c.hz.)'i doğru konuşan látjfeciyi muahaze etmez.
4 Allah (z.c.hz.)'i sizin suretlerinize ve mallarınıza değil, kalbinize ve amellerinize bakar.
Hz. Ebu Hüreyrera
5 Allah (z.c.hz.)'i sizin cisminize bakmadığı gibi, soyunuza, mal ve mülki- nüze de bakmaz. Kimde ki salih kalb bulunur. ona muhabbet eder ve salih nazarla bakar. Siz Adem oğulları, hanginiz daha muttaki olursanız Bana daha sevgiliniz o olur. (Takva da ilim, irfan ve akla göre olur.)
Hz. Ebu Malik El Es'arira
6 Allah (z.c.hz.)'i saçını, sakalını siyaha boyıyanın, kıyamette yuzüne bak- maz.
Hz. Amir ra
7 Allah (z.c.hz.)'i cömert kafirí Cehenneme gönderirken. Cehennem kapıcısına emreder ki: "Bunu içeri al ama, cömertliği derecesinde hafif tarafına koy." Hz. ibni Abhasta
8 Allah (z.c.hz.)i kendini ibadete vermiş olan genci meleklerine takdim eder. "Bakın kulum Benim için şehvetini bırakıyor." Kula hitaben de "Sen Benim nazarımda bazı muhterem meleklerim gibisin" buyurur
Hz. 1 alha ra
9 Allah (z.c.hz.)'i fisebilillah kılıcını kuşananı meleklerine takdim eder Melekler de ona bu vaziyette iken istiğfar ederler. Hr. Al 10 Allah (z.c.hz.)'i kıyamet gününde bir munadi gönderip nida etti
"Ademe söyleyin Cehennemlikleri göndersin." Adem (a.s.) der ki Ne kadarını?" Denir ki: "Her 100 kişide 99'unu" Siz bilir misiniz insanlar arasında ne miktardasınız? Siz insanlar arasında bir devenin üzerindek ufak bir tüy kısmı kadarsınız. Hz. ibni Mes'ud
11 * Allah (z.c.hz.)'i her kaba, haris ve mütekebbir olan kimseye ve carsılanda da sesi çok çıkanlara buğz eder. Bu adamın gecesi leş, günduzu merkeb gibidir. Dünya için bilir, ahiret içinse anlamaz. Hz. Ebu Huresrer
12* Allah (z.c.hz.)'i doyduğundan fazla yiyeni, taattan gafil olaru, sunne zamnadere Peygamberinin aline bugedetaatan gafil ole eder ve zımmilere zulmedeni sevmez. Hz. Ebu Huresvera
13 * Allah (z.c.hz.)'i kibirlileri, ferih ve fahur adamları sevmez Haz kalblileri sever. Hz. Muat T
(Yürek sıkıntısı kaderine razı olmamaktan gelir.)
14 Allah (z.c.hz.)'l her şeyde rifk ve mülâyemeti sever.
Ha. Aiserh
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
92 1 Allah (z.c.hz.) (dinde, amel ve inanışta) bid'at ehlinin ne duasını, ne zekâtını, ne haccını, ne namazını, ne de sadakasını kabul eder. Yani hiç bir şeyini kabul etmez. Nihayet bunlar, kılın hamurdan çekilişi gibi, dinden çıkarlar. Hz. Huzeyfe (r.a.)
92 2 Allah (z.c.hz.) uyumaz ve uyumak ona lâyık değildir. O, alçaltmak istediğini alçaltır, yükseltmek istediğini de yükseltir. Kulun gece amelleri, gündüz ameline başlamadan önce ve gündüz ameli de gece amelinden önce Allah'a yükseltilir. Allah'ın hicabı nurdur. Hicabını açsa idi, nazarının her erdiği, yanardı. (Yani bütün mevcudat yanar. Hicabları bir nebze evliyaya açılır) Hz. Ebû Mûsa (r.a.)
92 3 Allah (z.c.hz.) doğru konuşan lâtifeciyi muahaze etmez. Hz. Âişe (r.anha)
92 4 Allah (z.c.hz.) sizin suretlerinize ve mallarınıza değil, kalbinize ve amellerinize bakar. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
92 5 Allah (z.c.hz.) sizin cisminize bakmadığı gibi, soyunuza, mal ve mülkünüze de bakmaz. Kim de ki salih kalb bulunur, ona muhabbet eder ve salih nazarla bakar. Siz Ademoğulları, hanginiz daha muttaki olursanız Bana daha sevgiliniz o olur. (Takva da ilim, irfan ve akla göre olur.) Hz. Ebû Malik el Eş'ari (r.a.)
92 6 Allah (z.c.hz.) saçını, sakalını siyaha boyayanın, kıyamette yüzüne bakmaz. Hz. Amir (r.a.)
92 7 Allah (z.c.hz.) cömert kâfiri Cehenneme gönderirken, Cehennem kapıcısına emreder ki: "Bunu içeri al ama, cömertliği derecesinde hafif tarafına koy." Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
92 8 Allah (z.c.hz.) kendini ibadete vermiş olan genci meleklerine takdim eder: "Bakın kulum Benim için şehvetini bırakıyor." Kula hitaben de: "Sen Benim nazarımda bazı muhterem meleklerim gibisin" buyurur. Hz. Talha (r.a.)
92 9 Allah (z.c.hz.) fisebilillâh kılıcını kuşananı meleklerine takdim eder. Melekler de ona bu vaziyette iken istiğfar ederler. Hz. Ali (r.a.)
92 10 Allah (z.c.hz.) kıyamet gününde bir münadi gönderip nide ettirir: "Ademe söyleyin Cehennemlikleri göndersin." Adem (a.s.) der ki: "Ne kadarını?" Denir ki: "Her 100 kişide 99'unu." Siz bilir misiniz insanlar arasında ne miktardasınız? Siz insanlar arasında bir devenin üzerindeki ufak bir tüy kısım kadarsınız. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
92 11 Allah (z.c.hz.) her kaba, haris ve mütekebbir olan kimseye ve çarşılarda da sesi çok çıkanlara buğz eder. Bu adamın gecesi leş, gündüzü merkeb gibidir. Dünya için bilir, ahiret içinse anlamaz. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
92 12 Allah (z.c.hz.) doyduğundan fazla yiyeni, taattan gafil olanı, sünneti terk edeni, Peygamberinin âline buğz edeni, komşusuna eza edeni ve zımmilere zulmedeni sevmez. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
92 13 Allah (z.c.hz.) kibirlileri, ferih ve fahur adamları sevmez. Hazin kalblileri sever. (Yürek sıkıntısı kaderine razı olmamaktan gelir) Hz. Muaz (r.a.)
92 14 Allah (z.c.hz.) her şeyde rıfk ve mülâyemeti sever. Hz. Âişe (r.anha)
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
393 1 Mirac gecesi, mele-i Âlâ'da Cebrail (a.s.)'ı Allah korkusundan eski bir palas gibi titrerken gördüm. Hz Cabir (r.a.)
393 2 Çocuk yedisine gelince namazı kıldırın, onuna gelince kılmazsa dövün. Hz. Abdül Melik (r.a.)
393 3 Evladınıza yedi yaşında namazı emredin. On yaşında kılmazlarsa dövün ve yatağını ayırın. Halayığını, hizmetçisine veya kölesine nikah eden adam artık onun göbek altı ile dizi üstüne bakmasın. Zira göbeği ile dizi arası avretindendir. Hz. Amr İbni Şuayb (r.a.)
393 4 Ebu Said'e söyleyin. Allah'a sığınsın, ancak, hummaya, nazara, veya zehirli sokmalara okuma vardır. Hz. Sehl İbni Haniyf (r.a.)
393 5 Maruf ile emredin, münkerden neyhedin. Allah'a dua edip de duanız kabul edilmeyecek hale gelmeden evvel ve af dileyip de mağfiret olunmayacağınız hale gelmeden önce. Muhakkak ki, marufu emretmek mürkeri nehyetmek eceli yaklaştırmaz. Yahudilerin bilginleri, Nasaranın rahipleri, marufu emretmeyi ve münkeri nehyetmeyi terk ettikleri zaman, Aziz ve Celil olan Allah onlara Peygamberlerinin diliyle lanet etti. Sonra onları umumi azaba duçar etti. Hz. İbni Ömer (r.a.)
393 6 Zenginin birşey istemesi kıyamet gününde yüzünde lekedir ve aldığı şey de ateştir. Az ise az ateş, çok ise çok ateş. Hz. İmran (r.a.)
393 7 Mü'minin öğrendiği bir mesele bir sene ibadetten ve İsmail (a.s.) evladından bir köle azat etmekten evladır. Zira talibi ilim, kocasına itaat eden kadın, anasına babasına iyilik eden evlat, Peygamberlerle beraber hesabsız olarak Cennete girerler. Hz. Ebû Eyyub (r.a.)
393 8 İktidarlı bir adamın borcunu geciktirmesi zulumdür. Biriniz borç başkasına havale edilince kabul etsin. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
393 9 Azrail (a.s.)'ın adamın canını alma çaresine girişmesi bin kılıç darbesinden şiddetlidir. Ölen bir mü'minin bütün damarları ölüm acısını öyle duyar ve Allah'ın düşmanı da (şeytan da) her zamandan daha yakındır insana. Hz. Ata İbni Yesar (r.a.)
393 10 Müslümanların melhamede merkezleri Şam, deccalde merkezleri Kudüs ve ye'cuc me'cuc vakasında merkezleri Tur-i Sina'dır. Hz. Ebû Zahiriyye (r.a.)
393 11 Sizlerden birinizin Allah yolunda bir gazada bir saat bulunması, evinde bütün ömrünce ibadet etmesinden hayırlıdır. Hz. Ebû Said (r.a.)
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
262 1 Şu üç şey imandandır: Darlıkta infak etmek, rast geldiği müslümana selam vermek, kendi aleyhinde de olsa adaleti gütmek. Hz. Ammar (r.a.)
262 2 Bir adam şu üç şeyi toplarsa, iman hasletlerini toplamış olur: Darlıkta infak, rast geldiği müslümana selam, kendi aleyhinde de olsa adaleti gütme. Hz. Ammar (r.a.)
262 3 Şu üç şey bir adamda olursa, sevabı hak eder ve imanı tekmil eder: İnsanlarla iyi geçim temin eden güzel ahlak, Allah'ın haramlarından onu alıkoyan verağ, cahilin cehlini karşılayan hilim. Hz. Enes (r.a.)
262 4 Şu üç şey, kişinin iman ahlakındandır: Gazablandığı zaman, gazabı onu batıla sevketmez. Hoşnut olduğu zaman hoşnutluğu onu haktan ayırmaz, iktidar sahibi olduğu halde, iktidarı, onu harama sevketmez. Hz. Enes (r.a.)
262 5 Üç şey vardır ki onlar veya onlardan biri kimde varsa, o kimse, dilediği kadar huril-iyn ile evlendirilir. Gizli ve can çekici bir emaneti, Aziz ve Celil olan Allah korkusundan, iç etmeyip sahibine ödemek, katili affetmek, her namazdan sonra on kere "Kulhuvallahu ehad"i okumak. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
262 6 Şu üç şey ortaya çıktıktan sonra, evvelden iman etmemiş veya imanından hayır kazanmamış bir kimseye, imanı fayda vermez. Güneşin garbdan doğması, deccal ve dabbetül-arz. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
262 7 Bir kimse şu üç şeyi yaparsa imanın tadını tatar: Yalnız Allah'a kul olur ve "La ilahe illallah" der, gönül hoşluğu ile zekatını verir, şöyle ki: yaşlısını, zayıfını, hastasını, adisini değil, fakat malın ortasından verir. Muhakkak ki Allah, onun en güzelini sizden istemez. Lakin, en kötüsünü de emretmemiştir. Nefsini tezkiye eder. Denildi ki, "Nefsi tezkiye ne demektir?" Buyurdu ki: "Kişinin nerede olursa olsun, Allah'ın kendisi ile beraber olduğunu bilmesidir. Hz. Abdullah İbni Muaviye (r.a.)
262 8 Üç şey bir adamda olursa Allah (z.c.hz)'leri onu himayesine alır ve onu Cennetine sokar: (Onun ayıbını, kusurunu örter.) Zayıfa rıfk ile muamele etmek, anaya-babaya şefkat göstermek, köleye iyi muamele etmek. Hz. Câbir (r.a.)
262 9 Şu üç şey reddedilmez: Yastık (minder), koku ve süt. Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
262 10 Üç şey vardır ki, insan, kıyamet gününe o vasıflarla gelmezse, ona bir şey (mükafat) yoktur: Kendisini Allah'ın haramından men edecek verağ, halk ile iyi geçinecek ahlak, sefihin cehaletini karşılayacak hilim. Hz. Büreyde (r.a.)
262 11 Üç şey vardır ki, kimde üçü veya biri bulunmazsa, amelinden hiç bir şey ona fayda vermez: Kendisini, Allah'ın bildirdiği günahlardan alıkoyan takva, insanlarla iyi geçinmeyi sağlıyan güzel ahlak, sefihi karşılayan hilim. Hz. İbni Abbas (r.anhüma
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
345 1 Fecrin tuluundan güneşin doğuşuna kadar, Allah'ı zikrederek O'na Tekbir, O'na Hamd, O'na Tehlil ve Tesbih ederek oturmam, İsmail (a.s.) evladından bir köle azad etmemden Bana daha sevgilidir. Gene ikindi namazından sonra güneş batıncayak kadar Allah'ı zikretmem, İsmail (a.s.) evladından dört köle azad etmemden Bana daha sevgilidir. Hz. Ebû Ümâme (r.a.)
345 2 Allah yolunda cihada giden bir mücahidi doyurmam ve sabah akşam ona yardım etmekliğim, dünya ve içindekilerden Bana daha sevgilidir. Hz. Muaz İbni Enes (r.a.)
345 3 Bir adamın kardeşine yerini bedava ektirmesi, kendisinden o yer karşılığında bir kira almasından daha hayırlıdır. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
345 4 Müslümanların hayatlarını ifnadan korumak için üç gece nöbetçi olmak, Bana Medine Mescidinde veya Beyt-i Makdis'te Kadir gecesine rastlamaktan daha kıymetlidir. Hz. Enes (r.a.)
345 5 Sizlerden birinin içinin cerahatle dolması, şiir dolmasından iyidir. (Şiirin mevzuu iyi olmazsa) Hz. Ebû Said (r.a.)
345 6 İçinin cerahat veya kanla dolması, Benim zem edildiğim bir şiirle dolmasından hayırlıdır. Hz. Câbir İbni Semure (r.a.)
345 7 Müslüman kardeşini çağırıp yiyip içirmekliğin, senin için yirmibeş dirhem sadaka vermenden sevapça daha hayırlıdır. Hz. Enes ra.
345 8 Kişi neyi iktisap ediyorsa ona nail olur. (Allah'dan umduğuna erişir.) Neyi de kazanırsa onun hesabını verir. Kişi kimi severse onunla beraber olur. (Ashabı kiram buna çok sevindi.) Kim ki yolda zina etmekte iken ölürse bunun ehli olur. Hz. Ebû Ümâme (r.a.)
345 9 "Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk, Lebbeyke Lâ Şerike leke Lebbeyk, İnnel hamde venni'mete leke vel Mülk, Lâ şerike lek." Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
345 10 Kıyamet gününde haklar ehline o derece ödenecektir ki, boynuzlu koyun, süstüğü boynuzsuz koyunla kısas olunacaktır. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
345 11 Ya ma'ruf ile emredip münkerden nehyedersiniz veya Allah hayırlılarınızın başına şerlilerinizi musallat eder de, hayırlılarınız bunun üzerine dua ederler ama duaları kabul olunmaz. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
301 1 Ümmetime yakında bir zaman gelir ki, Kuran okuyacak çok, fakihler az olur. İlim kabz olunur. Kargaşalık çoğalır. Ondan sonra bir zaman gelir ki, ümmetimden bir takım adamlar Kur'an okurlar ama bu, gırtlaklarını geçmez. Bundan sonra yine öyle bir zaman gelir ki, müşrik müminle aynı mevzuda söylediğinin mislinde mücadele eder. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
301 2 İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki; o zamanda adam acz ve fucur arasında muhayyer kalacak. Kim bu zamana yetişirse fucura aczi tercih etsin. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
301 3 İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki; camilerde halka halka oturacaklar, ancak dünya üzerine muhabbet edecekler. (Bunlara rastlarsanız) onlara katılmayın. Zira Allah (z.c.hz)'lerinin o kimselerle alakası yoktur. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
301 4 İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, Kur'an'ın merasimi ve müslümanlığın da adı kalacak. Onlar müslüman ismi alırlar, halbuki kendileri müslümanlıktan insanların en uzağıdırlar. Camileri süslü olur, hidayet bakımından ise viran olur. O zamanın alimleri, gök kubbesi altındaki alimlerin en şerlisi olup, fitne onlardan başlar ve yine onlara döner ( kabak da onların başına patlar.) Hz. Muaz (r.a.)
301 5 İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, camilerde onlardan binden fazla adam namaz kılacak da içlerinde hâzâ mümin bulunmayacak. Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
301 6 Ahir zamanda bir kavim çıkacak, yaşları genç, akılları hafif olacak. Sözleri ise halkın en iyi sözlüsü olacak. Kur'an okuyacak ama hançerelerinden aşağı geçmeyecek. Ve onlar islamiyetten okun yaydan çıkması gibi, bir iz kalmamasına çıkacaklar. Kendilerine rastladığınızda onları öldürün. Zira kıyamet gününde Allah katında onları öldüren için nice ecir vardır. Hz. Ali (r.a.)
301 7 Allah nazarında günlerin seyyidi Cuma'dır. O, kurban ve Ramazan bayramı gününden de kıymetlidir. Onda beş haslet vardır; Allah o günde Hz. Adem (a.s.)'ı yarattı. O cennetten arza o gün indirildi. O günde vefat etti. Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, bir kul o saatte Allah'dan bir şey istedi mi Allah onu kendisine mutlaka ihsan eder. Ancak istediği günah veya sıla-i rahmi kesen birşey değilse. Kıyamette Cuma günü kopacaktır. Hiç bir melek-i mukarreb, sema, arz, rüzgar, dağ ve taş yoktur ki, bu sebeble Cuma gününden korkmuş olmasın.
KARA DAVUD EFENDİ ŞERHİ
YanıtlaSil41
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ لِلْصُلَى عَلَى نُورُ عَلَى الصِّرَاطِ وَمَنْ كَانَ عَلَى الصِّرَاطِ مِنْ أَهْلِ النُّورِ لَمْ يَكُنْ مِنْ أَهْلِ النَّارِه
Ve an Ebî Hüreyrete radiyallahü anhü, enne Resûlullahi sallalla- hü aleyhi ve selleme kaale lil musalli aleyye nûrün ales sırâtı ve men kâne ales sırâtı min ehlin nûrin lem yekûn min ehlin nâr.
Açıklama:
Ebû Hüreyre (Allah ondan razı olsun) kibar Ehl-i Suffadan, yâ- ni Suffa ehlinin ileri gelenlerindendi (1). Aşağıdaki iki hadis-i şerif ile bundan sonra gelecek hadis-i şerifi de İbni Ferhûn (Allah rahmet eylesin) istihraç ve rivayet etmiştir.
Ve an Ebi Hüreyrete radıyallahü anhü, Ebû Hüreyre (R.A.) dan şöyle rivayet edilmiştir:
Enne Resûlullahi Sallallahü Aleyhi ve Selleme kaale, yâni Re- sûl-i Ekrem (S.A.V.) Hazretleri saadet ve iclâl ile ümmetine merha- metle Åhiret berzahı (yâni ölümden Kıyamete kadar olan zamanla dünya ile Ahiret arasındaki âlem) olan Sırat köprüsünden selâmetle geçişin sebebini açıklayıp şöyle buyurdular:
Lil musalli aleyye nûrün ales Sırati, yâni «Benim için salavat-1 şerife getirenler Sırat Köprüsü'nün üzerine gelince büyük bir nûr belirip selâmet ile geçseler gerektir.
(Sırat'ın mânası Cehennem üzerine kurulan köprüdür ki kıldan ince ve kılıçtan keskin, ve üç bin yıllık yoldur. Bin yıllık yolu yokuş, bin yıllık yolu düz ve bin yıllık yolu da iniştir. Alt tarafı da Cehen- nem'dir. Mahşer'den Cennet-i Âlâ'ya ondan başka yol yoktur. Bütün nebiler, gönderilen peygamberler ve şehitler, salih kimseler mü'min erkek ve mümin kadınlar ve bütün Mahşer ehli:
(1) Ehl-i Suffa: Hazret-i Muhammed (S.A.V.) in evinin sofasında yatan ashab-ı kirama denilir.
42
YanıtlaSilSERH-1 DELAILÜ'L-HAYRAT VE ŞEVARİKI'L - ENVAR
وَإِنْ مِنكُمْ إِلَّا وَارِدُهَا .
«Ve in minküm illâ vâridühâ kimse yoktur.» (Meryem sûresi, âyet: 71) İçinizde ona uğramayacak hiç
Nazm-ı celili gereğince ona uğrasalar gerektir. Bütün kâfirler ve müşrikler ise Sırat Köprüsünün üzerinden Cehennem'e düşüp ebedi kalsalar gerektir. Allah, mümin erkek ve kadınları, imanlarının yok olmasından korusun ve mertebelerine göre kendilerine Sübhânî yüce lütuflar ile geçişlerini nasip kılsın. Buna iman vacibtir. Çünkü, Kur'- ân-ı Azimüşşan ile ve mütevatir haberle sabittir. Ola ki Hak Celle ve Âlâ, Habib-i Ekremi hürmetine cümlemizi o büyük köprü üzerinden selâmetle ve kolaylıkla tez geçmeyi müyesser eylesin, âmin. Sırat Köprüsünün karanlığı bütün karanlıklardan şiddetlidir ve çoktur. Çünkü Mahşer'in karanlığı ve günah ve âsilik karanlığı ile Sırat Köp- rüsüne varıldığı zaman bu iki karanlığa Cehennem Karanlığı, günah ve meâsi (isyan) karanlığı da eklenir, daha da şiddetli olur. Resûlü- müz Sallallahü Aleyhi ve Sellem Hazretleri:
Bana getirilen Salavat-ı Şerife Sırat üzerinde ulu bir nurdur! diye bu nuru Sırata tahsis buyurduklarının sebebi budur. Ve ancak Resûlullah Aleyhissalâtü Vesselâm üzerine salât-i şerifelerin dünya ve Ahiret'te, kabirde ve Mahşer'de nûr, behů, ziynet ve sevinç olma- sında hiç şüphe yoktur.)
Ve menkâne ales sırâti min ehlin nûr, lem yekün min ehlin når, yâni Sırat üzerinde nûr ehlinden olan bir kimse når (ates) ehlinden olmayarak, belki, selâmet ile oradan geçip Cennet Ehli olur. (Alla- hümmerzuknes selâmete lenâ ve li cemi'il mü'minîne, âmin.) Çünkü nûr ile nâr (ateş) bir yerde toplanamaz. nasıl ki ateşle su bir arada bulunamaz. Dünya ateşini su söndürdüğü gibi Ahiret ateşini de nûr söndürür. Bundan dolayı müminler, ne zaman ki Sırat Köprüsünün üzerinden geçmeğe başlayacaktır, altlarından Cehennem:
Tez geçin ey Mü'minler! Sizin nûrunuz benim ateşimi söndü- rür! dediği de sahih rivâyet ile sabit olmuştur.
Buna; Resulüllah'ın (S.A.) bir hadis-i şerifi şahittir. Şöyle bu-
YanıtlaSil«Üç şey kurtarıcıdır. Üç şey de helâk edicidir.
Kurtarıcı üç şey şudur:
a) Gizlide, açıkta Allah için takva sahibi olmak.
b) Rıza ve öfke halinde hakkı söylemek.
c) Varlıkta, yoklukta iktisada riayet etmek.
Helâke götüren üç şey de şudur:
a) Tâbi olunup peşine düşülen hevaî arzular.
>
151
yurdu:
YANITLASİL
yuksel16 Mayıs 2024 05:46
b) Buyruğundan çıkılmayan kötü cimrilik.
c) İnsanın kendini beğenmesi.>>
Mescidlerin tesis edilebileliden beri Yaptıkları başlıca işleri sıralayalım:
YanıtlaSil1. Hak îmânını telkîn etmek,
2. Tahâret-i kâmileyi sağlamak.
3. Cemâatle ibâdet etmek.
4. Cemâatleşmek.
5. İlim öğretmek.
6. Ahlâkî terbiye vermek.
7. Adâb-ı muâşeret öğretmek.
8. Hutbe makarrı olmak.
9. Mahkeme vazifesi görmek.
10. Fetvâ mahalli olmak.
11. San'at eseri olmak
12. Cihâda hazırlamak.
52
YANITLASİL
yuksel16 Mayıs 2024 08:38
İKİNCİ İSTİŞARE
Ömer KİRAZLI
ERKAM YAYINLARI
Istihbarat artık teknoloji üzerinden
YanıtlaSilYapay zeka
uzay teknolojisi
siber güvenlik
öncelikli konulardır.
Selçuklu Bütçesinde Eğitime Ayrılan Pay
YanıtlaSilMelikşah tahta geçtikten sonra Divan toplantısında her ku- rumun kendi bütçesini yapmasını istedi. Çalışmalar başladı. Ge- lirler toplandı, giderler hesaplandı. Nihayet bütçeler Sultan Me- likşah'a arz edildi.
Melikşah, hepsini tek tek inceledikten sonra: "Görüyoruz ki bütçemizde yoksullara, muhtaçlara, yetimlere, dervişlere, ilim tahsil edenlere, sanatkârlara pek bir şey ayırmamışsınız. Bu say- dıklarımız için bütçeye üç yüz bin altın konsun." dedi
Bu emir, zamanın Harbiye Nazırını rahatsız etti. Sultan'ın teklif ettiği meblâğ, neredeyse tüm askerı harcamalara eşitti. Harbiye Nazırına göre devletin genişleyip büyümesinde, koru- nup yükselmesinde, savaşlarda zafer kazanıp ganimet toplanma- sında en büyük pay, alimlerin, dervişlerin, yetimlerin, sanatkâr- ların değil, ordunundu. Sultan Melikşah orduyu medrese molla-
250
YANITLASİL
yuksel19 Mayıs 2024 04:03
larıyla bir tutuyordu. Harbiye Nazırı daha fazla dayanamadı: "Bu miktar para ordunun bütçesine eklenirse, Bizans'ın surlarını da- hi aşarız." dedi.
Sultan Melikşah: "Yanlışın var!" diye cevap verdi, "Biz şim- diye kadar alimleri, fakirleri, dervişleri, yetimleri, muhtaçları gö- zetmeseydik, ordumuz değil yeni beldeler fethetmek, başkenti- mizi bile korumaktan âciz kalırdı."
Hepsini tek tek süzdükten sonra devam etti: "Biz memle- ketleri, kılıçtan evvel, yoksul takımının ve derviş-molla kısmının dualarıyla fethederiz. 'Duanız olmasaydı ne ehemmiyetiniz olur- du?' buyuran Cenab-ı Hakk'a yemin ederim ki bütçemizde ya- pılan en hayırlı yatırım budur."
Nizamü'l-Mülk'e döndü: "Söylediklerim yanlış mı vezi- rim."
Baba yadigârı şanlı vezir, hayran hayran Melikşah'a bakı- yordu: "Hayır Sultanım, çok doğru söylediniz. Askerlerinizin okları bir milden öteye geçmezken, Nizamiye Medreselerinde yetişen mânevi ordunun duaları Arş'a ulaşıyor. Selçuklu Devle- ti ikisinin sayesinde gelişecektir."
Hücreleme Yöntemine Göre Tarih, Zambak Yayınları, Komisyon.
Ekim 2007.
YANITLASİL
yuksel19 Mayıs 2024 04:04
Ziya Demirel - Avni Arslan
TARİHTEN
İLGİNÇ HİKÂYE ve ANEKDOTLAR
AKCAĞ
1035- Beş şeyi bes şeyden önce fırsat ve ganimet bil: Ölmeden önce hayatını, hastalanmadan önce shhatini, meşguliyebil önce bos vaktini, ihtiyarlıktan önce gençliğini, fakr ü zarurele düşmeden önce zenginliğini (ganimet ve fırsat bil).
YanıtlaSil١٠٣٦ - اغْتَنِمُوا الدُّعَاءَ عِنْدَ الرِقَةِ فَإِنَّهَا رَحْمَةٌ (ابن شاهين في الافراد
والديلمي عن ابي بن كعب) 1036- Hüzünlü anlarınızda duayı ganimet bilin, çünkü bu bir rahmettir.
عن أبي الدرداء) ابو الشيخ في الثواب . الْمُؤْمِنِ الْمُبْتَلَى ۱۰۳۷ - اغْتَنمُوا دَعْوَةَ
1037- Musibete uğramış mü'minin duasını ganimet bilin.
۱۰۳۸ - اغْدُ عَالِمًا أَوْ مُتَعَلَّمًا أَوْ مُسْتَمِعًا أَوْ مُحِيًّا وَلَا تَكُنِ الْخَامِسَةَ
فَتَهْلِكُ (عد طس هب عن ابي بكرة)
1038- Alim ol, yahut müteallim (öğrenci), ya da dinleyici yahut da (bunları) seven bir kimse ol. Beşinci olma ki helak olursun.
١٠٣٩ - اغْرُوا بِسْمِ اللهِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ لَا تَغُلُّوا وَلَا تَعْدِرُوا وَلَا تُمَثَّلُوا
وَلَا تَقْتُلُوا وَلِيدًا لِلْمُسَافِرِ ثَلَاثُ مَسْحٍ عَلَى الْخَفَّيْنِ وَلِلْمُقِيمِ يَوْمٌ وَلَيْلَةٌ (حم
عن صفوان بن عسال
1039- (Harbe giderken) bismillâh ile yola çıkıp savaşın. Aşırı davranmayın, zulmetmeyin, temsil etmeyin (yani azalarını bir bir keserek öldürmeyin), çocukları da öldürmeyin. Misafir için mestlere mesh etmek süresi üç gündür, mukim içinse bir gün bir gecedir.
١٠٤٠ - اغْسَلْنَهَا وثرًا ثَلاَثًا اَوْ خَمْسًا أَوْ سَبْعًا أَوْ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ إِنْ رَأَيْتُنَّ ذَلِكَ بِمَاءٍ وَسِدْرٍ وَاجْعَلْنَ فِي الْآخِيرَةِ كَافُورًا أَوْ شَيْئًا مِنْ كَافُورٍ" (خ م د ت
1040- (Ey kadınlar cemaati! Sizler) onu (cenazeyi) birer, üçer,
254
ن ه عن ام عطية)
YanıtlaSil٤١٥٤ - قَلْبُ الْمُؤْمِن مِنْ خَلْوِ يُحِبُّ الحلاوة" (هب عن ابي امامة وقال منكر
خط عن أبي موسى وقال موضوع
4154- Mü'minin kalbi tatlıdır (imanın zevkine ermiştir), tatlıyı (imani esaslan) sever.
٤١٥٥- قلب ليس فيه شَيْئ من الحكمة كبَيْتِ حَرب فَتَعَلَّمُوا وَعَلَمُوا
تَفَقَّهُوا ولا تموتُوا جهالاً فَإِنَّ الله لا يُعْذِرُ عَلَى الجهل (ابن السني عن ابن عمر)
4155- İçinde hikmet bulunmayan kalp harabe ev gibidir.
Öğrenin, öğretin, fıkıh ilmini iyice öğrenin, cahiller olarak ölme- yin. Çünkü Allah cehalet özürünü katiyyen kabul etmez.
٤١٥٦ - قُلْتُ يَا جِبْرِيلُ هَلْ تَرَى رَبَّكَ قَالَ إِنَّ بَيْنِي وَبَيْنَهُ سَبْعِينَ أَلْفَ
حجاب مِنْ نُورٍ أَوْ نَارِ وَلَوْ رَأَيْتُ أَدْنَاهَا لاحْتَرَقْتُ (سمويه عن انس)
4156- Cebrail'e dedim ki: "Rabbini görebiliyor musun?" Şu cevabı verdi: "Aramızda nurdan veya ateşten yetmiş bin perde var. O perdelerin en küçük olanını görseydim bile baştan ayağa yanardım."
٤١٥٧ - قَلِيلُ التَّوْفِيقِ خَيْرٌ مِنْ كَثِيرِ الْعَقْلِ وَالْعَقْلُ فِي أَمْرِ الدُّنْيَا مَضَرَّةٌ
وَالْعَقْلُ فِي أَمْرِ الدِّينِ مَسَرَّةٌ (كر عن أبي الدرداء)
4157- Tevfikin azı aklın çoğundan hayırlıdır. Akıl (yalnız) dünya işine sarf edilirse zarar vericidir, din işinde ise mutluluk ge-
tirir.
٤١٥٨ - قَلِيلُ الْفِقْهِ خَيْرٌ مِنْ كَثِيرِ الْعِبَادَةِ وَكَفَى بِالْمَرْءِ فِقْهَا إِذَا عَبَدَ اللَّهَ
وَكَفَى بِالْمَرْءِ جَهْلاً إِذَا أَعْجَبَ بِرَأْيِهِ وَإِنَّمَا النَّاسُ رَجُلانِ مُؤْمِنٌ وَجَاهِلٌ فَلَا
تُؤْذِي الْمُؤْمِنَ وَلَا تُجَاوِرُ الْجَاهِل (طب وابن عبد البر في العلم وابو نصر غريب عن ابن عمرو)
4158- Az fıkıh, anlamadan yapılan çok ibadetten ha- yırlıdır. Kişiye anlayarak ibadet ettiği zaman, fıkıh kâfi gelir. Yalnız kendi görüşünü beğendiği zaman o kişinin cehaleti kendisine ye-
YANITLASİL
yuksel22 Mayıs 2024 05:08
RÂMÜZÜL EHADÎS
(HADİS ANSİKLOPEDİSİ)
AHMED ZİYAÜDDİN GÜMÜŞHANEVİ
(2.CİLT)
Baskıya Hazırlayan: ARİF PAMUK