Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla anlamına gelen "Bismillahirrah- nânirrahîm" âyetinin adıdır. Besmeleye 'Allah'ın adını anmak" anlamına gelen 'tesmiye" de denir. Besmele, Neml sûre- sinin 30. âyetinin bir bölümü ve Fâtiha sûresinin ilk âyetidir. Tevbe sûresi hâriç diğer sûrelerin başında besmele yazıl- mıştır. Sûre başlarındaki besmeleler, müstakil birer âyettir. Ancak o sûreye dahil değildir.
Peygamberimiz (a.s.) her hayırlı işe besmele ile başlanmasını tavsiye etmiş ve "Besmele ile başlanmayan her iş be- reketsiz ve sonu güdüktür" buyurmuştur (Aclûni, Keşfü'l-Hafa, II,174). Kur'ân okumaya, bir şey yiyip içmeye ve bir işe başlanır- ken besmele çekilir. Kur'ân'da Allah'ın adı anılmadan kesilen hayvanların etleri- nin yenmeyeceği bildirilmiştir (En'âm, 6/121).
Besmele çeken insan; başka bir var- lık adına değil sadece Allah adına, O'nun rızası için ve O'nun izniyle başlı- yorum, demiş olur. Besmelede Yüce Ya-
YANITLASİL
yuksel22 Mayıs 2024 13:52 ratıcının üç ismi geçmektedir: Allah, Rahman ve Rahim. Besmele çeken Kur'ân okumuş ve Allah'ı anmış olur,
تُؤْذِي الْمُؤْمِنَ وَلَا تُجَاوِرُ الْجَاهِل (طب وابن عبد البر في العلم وابو نصر غريب عن ابن عمرو)
4158- Az fıkıh, anlamadan yapılan çok ibadetten ha- yırlıdır. Kişiye anlayarak ibadet ettiği zaman, fıkıh kâfi gelir. Yalnız kendi görüşünü beğendiği zaman o kişinin cehaleti kendisine ye-
YANITLASİL
yuksel22 Mayıs 2024 05:08 RÂMÜZÜL EHADÎS
(HADİS ANSİKLOPEDİSİ)
AHMED ZİYAÜDDİN GÜMÜŞHANEVİ
(2.CİLT)
Baskıya Hazırlayan: ARİF PAMUK
YANITLASİL
yuksel24 Mayıs 2024 05:59 ATATÜRK'ÜN SON MESAJI
Ataturk, ölümunden on beş gün kadar önce kendine geldiği zaman, dünyadaki Müslümanlara şu mesajı göndermişti:
"Bütün dünyanın Müslümanları Allah'ın son peygamberi Hz. Muhammed'in (sa gosterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm Müslümanlar Hz. Muhammed'i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamıyetin hükümlerını olduğu gibi yerine getirmeli; zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler.'
Mustafa Kemal Atatürk bu mesajı, Başbakan ve Dışişleri Bakanı vasıtasıyla
dunyaya açıkladı.
Prof. Dr. Hanif FAUK Urduca Yayınlarda ATATÜRK A.Ü.Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Yayınları, Ankara 1979, s. 102
30 FR. evvel 1409
10 ATATÜRK'ÜN SON MESAJI
Ataturk, ölümunden on beş gün kadar önce kendine geldiği zaman, dünyadaki Müslümanlara şu mesajı göndermişti:
"Bütün dünyanın Müslümanları Allah'ın son peygamberi Hz. Muhammed'in (sa gosterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm Müslümanlar Hz. Muhammed'i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamıyetin hükümlerını olduğu gibi yerine getirmeli; zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler.'
Mustafa Kemal Atatürk bu mesajı, Başbakan ve Dışişleri Bakanı vasıtasıyla
dunyaya açıkladı.
Prof. Dr. Hanif FAUK Urduca Yayınlarda ATATÜRK A.Ü.Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Yayınları, Ankara 1979, s. 102
30 FR. evvel 1409
10 Mustafa Kemal Atatürk ün gizli vasiyeti den alıntı.
Gizli Vasiyetin Esrarı... Atatürk'ün õlmeden önce "Asker menşeli olanları cumhurbaşkanı yapmayın" diye bir vaslyet ettiği belirti len bu bölümde, bu vasiyetin yok oluşu açıklanıyor.
Halid Paşa Cinayeti......... 163-210 Muhalif mebuslardan Halid Paşa'nın Meclisde katledilışının anlatıldığı bu bölümde, devlet terörünün ti pik bir örneği veriliyor.
Harf İnkılabı Niçin Yapıldı?............ 211-286 İslam harflerinin bırakılıp. Lätin harflerinin alınış safhalarının işlendiği bu bölümde, bu inkılâpla Islam kültürünü yok etmenin hedeflendiği anlatılıyor.
287-300
Dünden Bugüne Cami Aleyhtarlığı Cumhurbaşkanı Kenan Evren'ın, okul yapmanın cami yaptırmaktan daha sevap olduğunu ileri sürmesine dikkat çekilen bu bölümde, geçmişteki cami düşmanlığından örnekler veriliyor.
5. CILT
Çerkez Ethem Hain miydi?. Resmi tarih tarafından "hain" olarak tanıtılan Çerkez Ethem'in nasıl vatanperver bir kimse olduğu an- latılan bu kısımda, onun tahriklere kapılmayışı isbat ediliyor.
5-212
Kore Zaferi. ..... 213-302 Bu bölümde, binlerce kilometre uzakta komünistlere karşı savaşan Mehmedciğin başarıları anlatılıyor.
6. CILT
......... 5-68 M. Kemal Paşa'ya muhálií, dindar ve vatanperver bir mebus olan Ali Şükrü Beyin öldürülüşünün an latıldığı bu bölümde, suikasti tertipleyen Topal Osman'ın tahriklere kapıldığı ifade ediliyor.
All Şükrü Bey Niçin Öldürüldü?.
Neler Okuttular?........ 69-232 Cumhuriyetten sonra okutulan ders kitaplarının ele alındığı bu bölümde, kitap muhtevålarının "dinsiz bir nesil yetiştirmeye yönelik olduğu örneklerle isbat ediliyor.
Ateizmin Bayraktarı Abdullah Cevdet.....
233-266 Bu bölümde, dinsizliğin bayraktarlığını yapan Abdullah Cevdet ve fikirleri anlatılarak, onun inkılâpia- ın fikir babalığını yaptığı belirtiliyor.
İş Bankası Hangi Parayla Kuruldu?.... 267-300 Hindistan Müslümanlarının İstiklal Harbi için gönderdikleri paralarla kurulan Iş Bankasının mevzu edildiği bu bölümde, gelen pararın hedefi dışında kullanıldığı açıklanıyor.
Ayasofya Zulmi
7. CİLT
1-104 Sahte bir kararnameyle kapatılan Ayasofya'nın geçmişi, Fatih'in vakliyesi, kapatılış safhası ve açılması yolunda yapılan teşebbüslerin anlatıldığı bu bölümde, milletin hisiyatına tercüman olunuyor.
Yamada Baлия. Milet trådestyle tek parti diktasına son veren DP'nin, askeri bir ihtilälle alaşağı edilmesine medhiye 105-204
düzen yazarların mevzu edildiği bu bölümde, o zamankı basından örnekler veriliyor.
İhtiläl Fetvicılan
İhtilale fetvä veren sözde aydınların tavır ve sözlerinin ele alındığı bu kısımda, onların yüzkarası halleri anlatılıyor. 201-300
YANITLASİL
Yorum Gönder Bu blogdaki popüler yayınlar Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti Mayıs 04, 2023 DEVAMI Meric Tumluer Said Nursi Mayıs 04, 2023 DEVAMI İman Mayıs 04, 2023 DEVAMI Blogger tarafından desteklenmektedir Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL Vasiyet ve mustafa PROFİLİ ZİYARET EDİN Arşivleme Kötüye Kullanım Bildir
Ben nefs-i emmareyi İngilizce'ye 'zalim' (tyrannical) olarak tercüme ettim. Bu bize zulmeden nefistir. İlginçtir; Mevlana nefs-i emmareden firavun olarak bahseder. Nefs-i emmareyi İngilizce'ye çevirmeye kalkıştığımda endişelenmiştim. Ben kimdim ki, kısır Kur'an ve Arapça bilgimle Kur'ani bir kavramı tercüme etmeye kalkışıyordum! Mevlana'nın kitabını okuduktan sonra, 'Elhamdülillah, tercümem o kadar da fena değilmiş' dedim, çünkü orada nefs-i emmare Firavun olarak tasvir ediliyor.
YANITLASİL
yuksel27 Mayıs 2024 06:20 Ekim 2003 Sayı: 212 Şaban 1424-4.250.000 TL. (KDV dan
Bir kimse nası gücendirmek pahasına, Allah'ı hoşnud ederse, insanların kötülüklerine karşı Allah kafi gelir. Bir kimse de insanları hoşnud etmekle Allah'ı gücendirirse, Allah onu insanlara bırakır. Ravi: Hz. Âişe (r.anha) Sayfa: 401 / No: 14 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel28 Mayıs 2024 00:40 Bir kimse halkı nazarı itibare almadan Allah'ı hoşnud ederse, Allah ona kafi gelir. Allah'ı gücendirerek mahlukatı hoşnud ederse, Allah o mahlukatı kendisine musallat eder. Ravi: Hz. Amr İbni Şuayb (r.a.) Sayfa: 401 / No: 15 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel28 Mayıs 2024 00:58 Bir kimse geçmiş ve gelecek insanların ilmine malik olmak isterse, Kur'an-ı Kerim'i tahlil etsin. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 401 / No: 3 Ramuz El-Ehadis
Cebrail (a.s.) bana beyaz bir ayna getirdi. İçinde kara bir nokta vardı. Sordum, bu nedir? Dedi ki: "Bu Cuma'dır ve kıyamet de Cuma günü kopacaktır." Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 270 / No: 3 Ramuz El-Ehadis
Cebrail (a.s.) bana beyaz bir ayna getirdi. İçinde kara bir nokta vardı. Sordum, bu nedir? Dedi ki: "Bu Cuma'dır ve kıyamet de Cuma günü kopacaktır." Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 270 / No: 3 Ramuz El-Ehadis
rim.» Bundan da anlaşılır ki Cennet'e amel ile girilmeyip Hüdânın rahmetine muhtaç olunur. Nitekim bir hadis-i şerifte de bildirilmiştir.
Resûl-i Ekrem (S.A.V.) saadet ve iclâl ile şöyle buyurmuştur: Ey ashabım ve ey ümmetim. Sizden hiçbiriniz ameli ile Cen- net'e girmez. Lâkin, şânı yüce Allah'ın rahmeti sebebi ile girer.
O zaman ashab-ı kiram:
Yâ Resûlallah; siz de ameliniz ile Cennet'e girecek misiniz? di- ye sordular. O da saadet ile:
Ben de yaptığım işle, amelim ile girmem. Allahın rahmeti her halde. beni sarmış olsa gerektir. Netekim kın içine giren şeyi, kı- nın sarıp sarmaladığı gibi beni de Allah'ın rahmeti bürümüştür! bu- yurmuşlardır.
YANITLASİL
yuksel30 Mayıs 2024 01:23 ŞERHİ DELAİLÜ'L-HAYRAT VE ŞEVĀRİKI'L-ENVAR
6240- İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, yüzleri (suretleri) insan sureti gibi, fakat kalpleri şeytan kalbi olacaktır. Kan akıtacaklar, çirkin hareketlerden çekinmeyecekler. Onlara tabi olursan sana oyun yapacaklar, onlara güvendiğin takdirde sana hiyanette bulunacaklar. Çocukları yüzsüz, gençleri arsız olacak. Yaşlıları ise iyiyi emretmeyecek, münkerden alıkoymayacaklar. Onlarca sünnet bidat, bidat ise sünnet sayılacak. Onlarda emir boş ve bozuk olacak. İşte o zaman Allah onlara aralarından en kötü olanları musallat kılacak. İyileri şerlerinden kurtulmak için dua edecekler, ama dualan kabul edilmeyecek.
edecek, Allah: "Sen yalnız kendine dun gelede duanı kabul edeyim. 6242- İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki, kişi umuma dua Umum halka gelince ben onlara gazap edeceğim." buyuracak.
YANITLASİL
yuksel30 Mayıs 2024 03:38 -٦٢٤٣- يَأْتِي عَلَيْكُمْ زمان لا ينجو فيه الا من دعا دعاء الفريق رهب من
حذيفة ونعيم بن حماد عنه) 6243. Size öyle bir zaman gelecek ki, o zamanda içinizden oncak boğulmak üzere olan kişinin duası gibi dua eden kimse kurtulur.
6244- İnsanlara öyle bir zaman gelip çatacak ki, cemaat, mescitlerde halka olup oturacak, fakat bütün gayeleri dünya menfaatı olacak. İşte bu gibilere Allah'ın ihtiyacı yoktur. Binaenaleyh siz onlarla oturmayın.
النَّارِ حُزْنًا إِلَى حُزْنِهِمْ (حم خ م عن ابن عمر)
686- Cennet ehli cennete, cehennem ehli cehenneme girdiklerinde ölüm getirilip cennetle cehennem arasında boğaz- lanacak. Sonra bir münadi şöyle seslenecek: "Ey cennet ehli! Ar- tık ölüm yok, ebedilik vardır. Ey nâr ehli! Artık ölüm yok, ebedilik vardır." Bunun üzerine cennet ehlinin sevinci artacak, cehennem ehlinin de üzüntüsü artacak.
فَلْسَ تَقَدَّمْ قَلِيلاً أَوْ Ramuz ul Ehadis Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi Pamuk Yayınları cilt.. 1.sy.174.
Yavuz Sultan Selim, Piri Mehmed Paşa ile sohbet ederken, soh- betle ilgisiz bir sual sordu:
"Allah'ın izni ile büyük fetihler yaptık. Hâdimül-Haremeyni'ş- Şerîfeyn unvanına kavuştuk. Allah bize her zaman ve her mekânda zafer lütfetti. Hazinelerimiz tepeleme altın ile doldu. Buna rağmen bu devlet yıkılır mı?"
Piri Paşa şöyle cevap verdi:
"Hünkârım! Bu sendeki hal, sendeki ruh, sendeki kararlılık, sebat ve faziler sürdükçe bir şey olma ihtimali yoktur. Velâkin to- runlarınızın zamanında Rabbin ihsân ettiği mükâfatların, nimetle- rin şükrü eda edilmez, emanetlere sahip olunmaz ve hak tevzi edilmez ise, yıkılır!"
"Nasıl?" diye tekrar sordu Yavuz Padişah.
"En çok şu üç şeyden endişe ederim" diye cevap verdi Piri Paşa...
217
YANITLASİL
yuksel6 Haziran 2024 04:32 Yavuz Bahadıroğlu
Ve devletleri yıkan sırrı tek tek saymaya başladı:
"Bir: Sadrazamlık makamı, liyakate göre değil de, menfaat kar- şılığı olarak cahil ve ahmakların eline geçerse...
"İki: Dünya malı, kalpleri işgal eder, rüşvet kapısı açılır, altın her kapıyı açar ve bu yüzden makamlar ehliyetsizlere verilirse...
"Üç: Devlet adamları, hanımlarının tesirine girer ve onların arzularına göre devleti yönetmeye başlarlarsa, bu devlet yavaş yavaş inkıraza (yıkılmaya) yüz tutar."
Piri Paşa'nın bu sözleri karşısında Yavuz bir süre suskun kaldı. Derin derin düşündü. Sonra tasalı tasalı vezirinin yű- züne baktı:
"Rabbim bizleri böyle bir akıbete dûçâr olmaktan korusun!" diye duâ etti.
Haram yemeyen ordu
Şanlı ordu Mısır'a day
YANITLASİL
yuksel6 Haziran 2024 04:34 Yavuz Sultan Selim ve Kutsal Emanetler
Yavuz Bahadıroğlu
YANITLASİL
yuksel6 Haziran 2024 04:35 oscar Yayınları sy. 217.
Nasıl mı? Anlatalım... ABD Savunma Bakanlığı'na (Kara Kuvvetleri bünyesinde) bağlı olarak faaliyet gösteren Foreign Area Officers (FAO) adlı askeri birlikte
YANITLASİL
yuksel6 Haziran 2024 10:54 363
Görev yapan subaylar özel olarak seçilip yetiştirilir. Özünde hepsi birer istihbaratçıdır. Bu istihbaratçı subaylar, gideceği bölgenin dilini bir iki yıl içinde öğrenir, uygulama için bir süre turist olarak o ülkelere gider, toplumu ve kültürünü tanımaya çalışır.
Bu kişiler dünyanın değişik bölgelerinde operasyonel ve fikir üretici olarak çalışır. Unvanları ateşe, ataşe görevlisi, irtibat ofis görevlisi, NATO görevlisi, bölge birimleri yetkilisi gibidir. Başarılı olurlarsa, zirveye kadar yol açıktır.
Sadece FAO mensubu subaylara dağıtılan "The FAO Journal" adlı dergide, seçimden bir yıl önce Soner Çağaptay ve Khairi Abaza'nın bir makalesi yayınlandı. Makalenin başlığı aynen şöyle: İslamcıları sandıkta mmek...
Önce yazarları kısaca tanımakta yarar var. Abaza, Mısırlı Waft Partisi İlişkiler Komitesi'nin eski üyesi, Demokrasileri Savunma Birliği'nin lemli üyesi. Çağaptay ise Washington Enstitüsü Türkiye Araştırmaları ümü üyesi ve yöneticisidir. Ağırlıklı olarak yakın doğu politikaları wrinde yoğunlaşır. İkisi de Pentagon'un rafine çocuklarıdır.
Y AKIN ve uzak tarihimizin ya- lan-yanlışa boğulduğunu, vesi- kaların tahrif edildiğini, kahra- man olanların hain, hain olan- ların kahraman gösterilmeye çalışıldı- ğını belirten yazar Ahmet Kabaklı. Yeni Nesil'den All Ferşadoğlu'nun 10 Kasım 1988'de yayınlanan mülakatında yakın tarih ve tabular hakkında konuştu.
Kabaklı'nın mülakatta sorulan sual- lere verdiği cevaplar şöyle:
"Bugün 12 Eylül'ün bile gerçeklerini bilmediğimizi açık açık iddia edebili- rim. 12 Mart'ın, daha önceki 60 darbesi- nin gerçeklerini hiçbirimiz bilmiyoruz. Rivayet muhtelif ve içinde gerçek dışılık son ölçüdedir.
"Başımıza o kadar çok belä yağdırıl- mış, bugün o kadar çok yalan, yumruk altında gerçekler gizlenmiştir ki, herşey yalana bulandırılmış. Memleketteki kahraman insanlar karalanmış; zararlı kimseler de göklere çıkarılmıştır.
"Bizde büluğ çağı ile emeklilik çağı bir görülüyor. Akıllarının başlarına gelebil- mesi için emekli olmaları gerekir. Ben bunu birçok emekli generalde, yüksek memurda görmüşümdür. Aslında bu, ne yazık ki, korkutulmuş bir karektersiz- liğin ifadesidir. Gerçekler zamanında söylenirse hiçbir zararı olmaz. Uyduru- lan yalanların cemiyetleri ſeläketlere sürükledığı yüzde yüz muhakkaktır.
"Resmi ve yalan tarihe karşı, yalan üzerine müesses iddialara karşı, yalan- dan kahraman yapılmış, hâlâ devam e- den fikir zulmüne ve fikir yumruğuna karşı sız mücadele açmışsınız.
"Demokratik ülkelerde tabu yoktur. Demokratik ülke, tabunun olmadığı ülke demektir. Hallá değil demokratik ülke- lerde, kendisini bilen haysiyetli ülkeler- de de tabu yoktur. Demokratik ülkelerde ilim vardır, bilgı vardır. Tartışılmayan.
görüşülmeyen mesele yoktur. Bu da tabu bir şeydır. İnsan hayslyyetine uygundur.
"İşte Çanakkale hikâyesi, siz yazmış- sınız, Atatürk'ün henüz bulunmadığı bir olayda, 'Atatürk'ten niye bahsedilmiyor' diye kıyametler koparılıyor ve TRT Ge- nel Müdürü azlediliyor. Bu dünyanın hiçbir yerinde olacak bir şey değildir. Nitekim, kişileri yok etmek için siste- matik bir şekilde tabulara başvurulmak- tadır.
"Ne Avrupa'da, ne dünyanın diğer de- mokratik ülkelerinde, 5816 sayılı gibi bir kanun var. Bu kanun yanlıştır. Bu kanun yüzünden çok gerçekler gizli kal- maktadır. Tam (ersine, Atatürk'ün Mus- tafa Kemal. Mustafa Kemal'in Gazi Mus- tafa Kemal olarak ortaya konması gere- kir. Herkesin olduğu gibi ortaya konma- sı gerekir. O zaman millet rahat edecek- ur. O zaman Mustafa Kemal de rahat ede- cektir. O zaman Atatürk'ü maalesef ålet ederek çıkar sağlamak isteyen kişiler. zümreler; kullandıkları bir çıkar unsu- rundan mahrum kalacaklardır. Ata- türk'ü böyle bir takım insanların âleti halinde tutmamak gerekir.
"Türkiye'nin yakın tarih hadiselerini tartışacağı vakit, çoktan gelmiştir. Türk halkı olarak evet, gelmiştir. Ama, ger-
çeklerin bilinmemesinden menfaat u- manlar çoktur. Sırasında basın da gürül tü çıkaracak, seni ylyeceklerdir. Mesul ve yüksek makamlarda bulunanlar, seni ylyecektir! Binaenaleyh, bu acıklı bir keyflyettir. Adalet ve gerçek, milletin. müsbet aydının ekserlyet sağlamastyle mümkün olabilecek bir keyfiyettir. Mil- letimiz her zaman bunları tartışabılır. konuşabilir. Rahatsız olmaz, gocunmaz. Fakat bazı yalancı aydınlar, üniversi telerdeki sorumlu hocalar yeteri kadar karakter sahibi olmazlarsa, yine de so- nuç alınamaz.
"Bir defa Türkiye'nin yakın ve uzak tarihinin yazılmamış olması acı bir
YANITLASİL
yuksel13 Haziran 2024 08:00 keyfiyettir. Tarihi yazılmayan bir ül- kede politika yapılıyor. Şu halde dürüst bir politika yapılamaz. Çünkü kendi- mizi aradığımızda tarihten başka bula- bileceğimiz bir yer yoktur. Herşey tari- hin zarfı içindedir. Koyun efendim orta- ya, kimin ne kusuru varsa bilelim, mezi- yeti ne ise bilelim. Karmakarışık bir şe-
YANITLASİL
yuksel13 Haziran 2024 08:01 kilde çocuklara okutmanın bir mânâsı yoktur. "Şimdi insan bir şeyi ortaya anlatır- ken gerçekleri ortaya koymalıdır. İlmin dili incitici olmaz. Herkes de buna râzı olur. Yavaş yavaş bu safsata devri, ya- landan çıkar bulma devri kapanır. Bu- nun da kapanması lazım."
Millet cerbeze ile iğfal olunsa da, bu devam etmez. (D.H.Ö.) 51; igfal... aldatma, kandırma, yanıltma. cerbeze... Haklı ve haksız sözlerle hakikati gizleme.
Allah (z.c.hz)'leri Beni hidayet ve alemlere Rahmet olarak gönderdi. Ve Beni; çalgıları, eğlenceleri, cahiliyet işlerini ve putları mahvetmek için gönderdi. Rabbim, izzeti üzerine yemin etti ki, kullarından bir kul dünyada içki içerse, ona kıyamet gününde muhakkak (Cennet) şarabını haram kılacak, kullarından bir kul da içkiyi terkederse Allah da ona muhakkak (Hazire-i Kudsünde) kendi yüce makamı yanında, Cennet şarabından içirecektir. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 245 / No: 8 Ramuz El-Ehadis
Bektronik istihbarat dünyasının en gizli ve en çok konuşulan sistemi Echelon midir. Echelon, sinyal ve görüntü istihbaratı yapan elektronik istihbarat ağının Amerika, İngiltere, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda arasında kurulmuş sistemdir. Beş büyük ülkenin güvenlik ve istihbarat birimleri olan ABD Ulusal venlik Ajansı (NSA), İngiltere Hükümet Haberleşme Merkezi (GCHQ), Kanada Derleşme Güvenlik Kurulu (CSE), Avustralya Savunma Haber Direktörlüğü (DSD) Yeni Zelanda Devlet İletişim Güvenlik Bürosu (GCSB) tarafından uygulamaya so- muştur. Her türlü iletişimi deşifre etmek, kontrol etmek ve dinlemek için kulla- maktadır. Sistem, dünya çerçevesinde beş ana stratejik uydu kullanılmaktadır. huyduların her birinin yeryüzü üzerinde bir ana üssü yani istasyonu bulunmak- Bu istasyonlar, İngiltere'nin kuzeyindeki Menwith Hill, Endonezya uydularını eyen Avustralya'nın güneyindeki Shoal Körfezi, Latin Amerika uydularıyla pas-
yet, ABD, Kıbrıs'tan İsrail ve Türkiye'yi İzlemiş, (30 Ocak 2016).
He. Alden Rivayer Olunan, Nehcil Belağa ve Gurar el Hikem'den Alınma Bazı Hikmetli Sözler
Alimlerin vefatı, dinde gedik açar."
lim meclisi (içinde gezinilen) bahçe gibidir"
im sultanlığının zevāli yoktur."
lim, her rütbenin üzerinde bir rütbedir"
min yok olması, ilim sahibinin/ alimin ölümünden daha ehven bir durumdur
Kitaplan toplamak bir şey değildir, onların içeriklerini korumaya bak" "Müminin ganimeti, nerede olursa olsun bir hikmet bulmasıdır.
"Ümmetin efendileri fakihlerdir."
"Alimden bilmediğini öğren ve bildiğini bilmeyene öğret. Bunu yapar isen, bilmediğini öğrenmiş,
öğrendiğinden de yararlanmış olursun." "Alimin sürçmesi, geminin delinmesine benzer; hem kendisini, hem de beraberindekileri gark eder "Yüce Allah, alimlerden ahit almadıkça, cahillerden öğrenmek için ahit almadı."
"Bir şeyi sorduğunda öğrenmek için sor, üzmek ve hata bulmak için sorma. Zira öğrenen cahil, alim gibidir, başkasını üzen âlim ise cahile benzer."
"Cahil, daima ya ifrat, ya da tefrit halindedir."
"Her kaba, bir şeyler konuldukça hacmi küçülür. Ama ilim kabına (akıla) ne kadar ilim doldursan, hacmi o kadar genişler."
dirdigini bilirim. Çünkü Yüce Allah bana,
a
YanıtlaSil
yuksel23 Eylül 2024 05:29 HZ. ALİ ATLASI
Yaşadığı yerlerin fotoğrafları, haritalar ve savaş şemaları desteği ile Hz. Ali'nin hayatı
Şeyh Ahmed Gazzāli kardeşi İmam Muhammed Gazzali'ye şöyle dedi: "Senin tüm ilmini iki kelimede özetledim: Allah'ın emrine saygı göstermek, Allah'ın yarattıklarına şefkat göstermek."
YanıtlaSil
yuksel23 Eylül 2024 00:11 بسم الله الرحمن الرحيم
İstanbul 1438/2017
YanıtlaSil
yuksel23 Eylül 2024 00:06 İsmail Hakkı BURSEVİ
RÛHU'L-BEYAN
Kur'an Meâli ve Tefsiri
7. Cilt
ERKAM YAYINLARI
YanıtlaSil
yuksel23 Eylül 2024 23:39 Bir kimse babası olmadığını bildiği halde birine "babamdır" derse, ona cennet haram olur. Ravi: Hz. Saad (r.a.) Sayfa: 399 / No: 12 Ramuz El-Ehadis
Haberiniz olsun ki dünya hazır bir meta olup, ondan iyi de, kötü de yer. Yine biliniz ki hesap günü gelecektir ve haktır. Orada her şeye kadir olan bir melik hükmedecektir. Biliniz ki, hayrın hepsi, bütün kısımlarıyla Cennettedir. Yine biliniz ki, şer de bütün parçalarıyla ateştedir. Gene haberiniz olsun ki, amellerinizi Allah'tan sakınır halde işleyin. Ve biliniz ki, sizler muhakkak surette amellerinizle karşılaşacaksınız. Her kim zerre miktarı hayır işlerse onu görecek ve her kim de zerre miktarı şer işlerse onu görecektir. Ravi: Hz. Amr (r.a.) Sayfa: 169 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
Agah olunuz ki, Allah'ın ve meleklerin ve insanların hepsinin laneti şu kimselerin üzerine olsun ki, Beni hakkımdan bir şeyi nakzeder, Benim yakınlarımdan yüz çevirir, Benim velayetimi hafife alır, hayvanını kıbleden gayriye doğru keser, çocuğunu kabullenmez, efendisinden uzaklaşır, arazinin sınırını değiştirir. İslamda cinayet ihdas eder ve ihdas edeni barındırır, hayvana takarrüb eder, eli ile istimdana bulunur, alemlerden erkeklere yaklaşır, meşru evlilikten sakınır-ki Zekeriya (a.s) oğlu Yahya (a.s)'dan sonra "Hasur" yoktur. Bir erkek ki kendini kadına benzetir, bir kadın ki kendini erkeğe benzetir, bir kadına, sonra da onun kızın yakın olur, iki kız kardeşi bir arada nikahı altına alır- geçmişte olanlar müstesna- akar suyun yolunu tıkar, menzillerin gölgeliklerini kirletir, yollarımızda bize eza verir, kibrinden dolayı eteğini yerde sürükler, büyüklük taslıyarak yürür, çirkin sözler söyler, içki içer ve ayakkabılarını ters giyer. Ravi: Hz. Bişr İbni Atiyye (r.a.) Sayfa: 169 / No: 8 Ramuz El-Ehadis
Umuru diniyyeyi ehli ele aldığı zaman dine ağlamayın ve lakin onu ehli olmıyan üzerine alırsa ona ağlayın. Ravi: Hz. Ebû Eyyub (r.a.) Sayfa: 466 / No: 13 Ramuz El-Ehadis
aynlacağım iç Ey nâs vasiy in, belleyin, burada bulunanlar bulunma- yanlara tekrarlasın. Allab gönderdiği Kitapta size belal ve baram kıldığı leri, yapacağımız ve sakınacağınız şeyleri bildirdi. Siz o Kitabın allara bayret veren bükümlerine itaat ediniz. Saydığı örneklerden ibret alonuz. Sizi Cennetten uzaklaştıran, Cehenneme, yaklaştıran beveslerden teşebretlerden çekininiz, topluluktan ve doğruluktan ayrılmayınız. Ema- mete biyanet etmekten sakınınız ve Allah'tan korkunuz. Kölelerinize ve
baber verila
banlarımıza eziyet etmeyiniz. Onların baklarım gözetiniz. Çoluğunuza pocuğumuza ilim ve edep öğretiniz. Onlar sizin yoldaşınızdır ve size emanettirler. Ey balk, Al ve Ehl-i beytime ve Kur'an'ı bilenlere sevgiden
ayrılmayınız. Alimlere saygı gösterin, onlara kin gütmeyin, onları skanmayın, Bilmiş olun ki onları seven beni sevmiş olur. Ey balk, tabarete riayet edip namaza devam edin. Malımızın zekâtını verin, zekât vermeyenin namazı da yoktur. Namazı olmayanın ise orucu, bacci, cibadı ve dini yok demekdir.
Ey nas, dilinizi tutun, gururu bırakın, büyük işler başarın, nicudlarınızı işletin, tenbel olmayınız. Düşmanlarımızla savaşın, mescitle- rinizi ma'mur tutun, îmânınızı kuvvetlendirin. Önce kendi nefsinize, son- ra kardeşlerinize nasihat edin, namusunuzu koruyun, malınızdan sada- ha verin, birbirinizin nail olduğu şerefi kıskanmayın, kendinizi esirlikten kurtarmaya çalışın, zulmetmeyin, Allab besap gününde zalimi bizzat mu- bakeme edecektir. Ben baberimi aldım.
Allah'a gidiyorum. Dininizi ve emanetinizi Al- lab'a ısmarladık. Ey asbabım ve ey cemaat, sizlere selametler dilerim. Al- lab'ın rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun."
EMSALSİZ BİR BÜYÜKLÜĞÜN MANZARASI nihalinden iki gün
olmayan bir tebessüm dalgası dolaşıyordu. Ağır ağır minbere çıktı. Yüzünü evveldi. Bir tarafından Abbas oğlu Fadi, diger ta Raindan Alien iki gun evveldi. Bir tecide geldi, Simasinda maate döndü: -"Ey
Munduysam Müslumanlar, dedi Sayet birinize karşı fena bir muamelede bu- onun karşılığını kabule amadeyim.
Ey balk, tabarete riayet edip namaza devam edin. Malımızın zekâtını verin, zekât vermeyenin namazı da yoktur. Namazı olmayanın ise orucu, bacci, cibadı ve dini yok demekdir.
Agah olunuz ki; sarhoşluk veren her şey haramdır. Her uyuşturucu haramdır. Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır. Kalbi perdeleyen şey de haramdır. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 169 / No: 3 Ramuz El-Ehadis
akup (as) Yusuf'un sarayında misafir iken, Yusuf'un çocukla n gelip önünde durdular. O da onlan gormekten son derece mut Süheyli şöyle der: "Peygamber Elendimiz (s.a.)'in odalan da uze rinde çamur bulunan soyulmuş hurma dallarından yapılmıştı. Bazı odalan ise harçla birbirine iyice neleri elinde olan Allah'in elçisi için razı olduğu bu odalara nza gösterip
Y
lu olarak õpup kokladı
bina yapmaktan uzak kalsalardı Yani bu insanları çok bina yapmak tan ve onlarla övünmekten alıko
Yusuf (as) babauna Züleyha ile yaşadığı macarayı da anlattı ve bu çocukların Züleyha'dan olduğunu söyledi. Bunun üzerine Yakup (as)
Züleyha'yı yanına çağırdı. O da ge lip elini öptil. Züleyha onun yanla nnda kalmasını istedi
tutturulmuş taşlardan yapılmıştı. Ancak hepsinin tavani hurma dal- larındandı."
yan bir şey olurdu. Bir hadiste. "Müslüman bir
Yakup (as):
Hasan Basri'nin şöyle dediği ri vayet edilir. "Ben henüz küçük bir çocukken Hz. Osman'ın halifeliği
kimsenin malının harcandığı en kötü yer binalardır." (Buhanel Edebüt müfred $138, Iraki, Murni, N 235 23s buyrulmuştur.
"Sizin bu şatafatlı yaşantınız be nim hoşuma gitmez. Bana Kenan diyanndaki gibi kamıştan ve hurma dallarından bir çardak yapsang ye ter" diye cevap verdi.
zamanında Nebi (as)'ın odalarına girer ve tavanlarına dokunurdum,
Behlül, kardeşi Halife Harun'un yaptırdığı büyük bir sarayın duvar larına şöyle yazmıştı
"Ey Harun! Dini alçaltıp tini (ça-
muru) yükselttin, nassi bırakıp cas-
sı (kireci) yükselttin. Şayet bu sarayı kendi malından yaptırdıysan israf etmişsin. Allah ise müsrifleri sev mez. Başkasının malından yaptır mışsan o zaman da zulmetmişsin.
Peygamber (as)'ın eşlerinin vefa- tindan sonra Ömer b. Abdülaziz bu odalan yıktırıp Mescid-i Nebevi'ye kats
Yakup (as) in bu isteği üzerine stediği şekilde bir çardak yaptı lar. O da büyük bir sevinç ve özen içerisinde bu çardakta yaşamaya başladı
Bazılan der ki. "Ben o gün kadar ağlayanların çok olduğu bir gün görmedim. Keşke bu odalar olduk lan gibi bırakılıp yıkılmasalardı da insanlar, yeryüzünün bütün hazi
Allah zalimleri de sevmez." (Ruhuud Beyan Cilt sayfa 334-135)
Devede, koyunda, sığırda, bezde de sadaka (zekat) vardır. Altın ve gümüşün biriktirilmesi, borçluya saklamak gibi bir hal veya Allah yolunda harcamak maksadı dışında olursa, bu kenz (gömülmüş para)dir. Kıyamette (insan) onunla dağlanır. Ravi: Hz. Ebû Zerr (r.a.) Sayfa: 324 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
Meryem oğlu İsa (a.s.) su üzerinde yürüyordu. Eğer (Allah'a) yakînini artırsa idi, havada da yürürdü. (Yakinin hududu yok. Yakîn arttıkça imkânsız şeyler mümkün oluyor) Ravi: Hz. Zafir İbni Sülayman (r.a.) Sayfa: 124 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
Onlarla (münafıklarla) Bizim aramızdaki ahit (eman) namazdır. Onu kim terkederse kafir olur. Ravi: Hz. Hureyde (r.a.) Sayfa: 224 / No: 2 Ramuz El-Ehadis
DÜNYAYI yöneten ailelerin en başında gelen Rocke- feller ailesinin en büyüğü David Rockefeller, "Atatürk diye birisi çıkmasaydı, biz dünya yönetimini tamamen ele geçi- recektik." der ve ekler:
"Tarihten örnekler vererek gücümüzü göstermek isti- yorum. I. Dünya Savaşı, Avrupa'da bize karşı olan impara- torlukları dağıtmak ve en önem- lisi Osmanlı İmparatorluğu'nu parçalayarak Orta Doğu'daki petrol yataklarını ele geçirmek ve İsrail Devleti'nin yolunu aç- mak için çıkarılmıştı. İsrail Dev- leti'nin kurucusu sayılan Theo- der Herlz, o zamanki Osmanlı Padişahı II. Abdülhamid'e gide- rek, bizim ailemizin desteğiyle
Filistin topraklarını satın almak istedi. Fakat Padişah, bi karşı çıktı. Bizim için, Osmanlı İmparatorluğu'nu yıkma çok zor olmadı. Çünkü padişahları, genellikle Türk kad ları yerine, fethettikleri ülkelerden köle olarak getirdikden başka ırk ve dinlere mensup kadınlarla evleniyorlardı. Ta bii Hürrem Sultan gibi bu kadınlar, zamanla ülke yöneti minde söz sahibi oldular ve kendileri gibi yabancı kökenli adamlarıyla, bizim istediğimiz gibi, ülkeyi yıkıma götüren bir şekilde yönetmeye başladılar.
Padişahlar ise, devlet yönetiminin emin ellerde oldu- ğu düşüncesiyle zevk ve sefaya dalmışlardı. Bu da Osman- lı'nın çöküş devrini başlattı. Mason örgütleri tarafından kışkırtılan insanların çıkardıkları isyanlarla, topraklar kaybedilmeye başlandı. Hazine, plansız harcamalarla tü- ketildi. Savaş sonunda hedefimize ulaşmamıza az kalmıştı ama Atatürk adında bir lider ortaya çıkarak, planlarımızı bir süreliğine ertelememize neden oldu. Tabii ki sonuçta bizim finans ve silah sanayi şirketlerimiz, servetlerini on- larca kez katladılar."
1. Dünya Savaşı sonunda monarşizm; tez olarak de- mokrasiyi, antitez olarak komünizmi, yani sentezi oluştur- du. Atatürk'ün ölümü, hiç de sıradan bir ölüm olmamıştı. Hatta peşinden birçok kişiyi de sürüklemişti. Atatürk; Cumhuriyet'i kurup ilan ettikten sonra, eşi Latife'ye şöyle demişti: "Asıl savaş şimdi başlıyor. Şimdi birbirimizi öl- düreceğiz."
Koltuk kavgaları başlıyordu, herkes bir şeyler istiyordu, emeline ulaşamayanlar, birden ulaşmak isteyenler, çok hız- li davranmıştı. İlk iş olarak Atatürk'ten başlandı; suikastlar,
zehirlenmeler ve en sonunda zehir işe yaradı. Atatürkün doktorları ve kabinesindeki kişilerin büyük oranda mason olmaları, işlerine çok yaradı. Atatürk, 7 Ekim 1938'de ilk komaya girdi ve 15 Ekim 1938'de öldü.
Ne var ki bu olay, ilk etapta hükümetin büyük bölü münden ve halktan saklandı. Herkes birbirini suçluyordu. Topun ağzında Dr. Rıza Nur, Dr. Mim Kemal Öke, İsmet (İnönü) Paşa vb. cenazenin başında dört ordu komutanı, yirmi dört saat boyunca nöbet tutuyorlardı. Ankarada bu tün bunlar olurken İtalya P2 ve İskoçya mason localarında bir kutlama havası esiyordu. Suçlu hiçbir zaman buluna- madı. Herkes şüpheliydi. Yerli yabancı her grubun bir kuy- ruk acısı vardı.
Örneğin; mason localarını kapattırırken bunu 32'nci dereceden üstat olan İçişleri Bakanı mason Şükrü Kaya'ya yaptırmıştı. Atatürk'ün ölüm haberi, halka ve dünyaya 10 Kasım'da duyurulmuştu, fakat mezar yeri bulmak zordu. Kimisi "Müzede kalsın.", kimisi "Çok sevdiği yatı Savaro- nada kalsın, deniz onu bağrında saklar." diyordu.
Fakat Atatürk'ü ve Türkleri seven bir Amerikalı (bu ki- şinin adını bilen Kılıç Ali, sırrı mezara götürmüştür. Kim olduğu asla açıklanmamıştır. Ve hiçbir şeklide kayıtlarda geçmez.), gizlice ülkeye gelerek, Tapınakçı masonların, Gazinin cesedini kaçırmaya kalkışacakları, bunda başarılı olamazlarsa, başını götürecekleri haberini vermişti.
Amaç, bu büyük dâhinin beynini incelemek ve dünya tarihini nasıl değiştirdiğini öğrenmekti. Bu bilgi üzerine, gömmeye karar verdiler, fakat aradan yıllar geçmişti. So- nunda; Anıtkabir mozole yapıldı ve gömüldü.
boyunca değişik statülere sahip liderler, zaman içinde su ikast, zehir, illegal ya da göstermelik mahkemelerde hep Aldürülmüştür. Ve bu da her zaman için tartışma konusu olmuştur. Fakat her nasılsa herhangi bir sonuca ulaşanlar ya konuşamadılar ya da faili meçhule gittiler. Her zaman da böyle olacaktır. Müslüman Türk liderlerde de genel ola- rak zehir kullanılmıştır. Atilladan Fatih Sultan Mehmeda Atatürkten Turgut Özal'a ve daha sonrakilere de hep aynı taktik uygulanmıştır. Derin Sulkaster
Atatürk'ün hastalığı döneminde maiyetinde bulunan doktorlardan en önemlileri olan Dr. Mim Kemal Öke, Dr. Rıza Nur vb. bu doktorlar, aynı zamanda İttihat ve Terak- kinin kurucularındandı. Ülkeye istihbari konularda tak- dire şayan hizmetlerde bulunmuşlardı. Bu doktorlar, aynı zamanda masondular ve sürekli, dolaylı yollarla Atatürke, bizzat Dr. Mim Kemal Öke tarafından masonluğa girmesi telkin ediliyordu. Atatürk de bunları her zaman terslemiş ve en sonunda dönemin mason üstadı olan İçişleri Baka- nı'na; Türkiye'deki bütün mason localarını lağvettirmiş ve ülkeden sürdürmüştür.
Atatürk'ün, sofralarında rakı içtiği, herkesçe bilinir. Fakat rakıya metil alkol ve minimum derecede seyreltil- miş cıva eklenmiştir. Bu da siroza yol açmıştır ve ayrıca yemeklerinde Tofana adlı zehir de verilmiş olabilir. Tofana, alındığında hiçbir etki yapmaz ve hiç hissedilmez, verilen dozaja göre, etkisini sonradan gösterir. Atilla ve Fatihe de Vatikan eliyle aynı zehirlerle suikast düzenlenmiştir. Vati- kania ve masonlara hizmet etmeyen veya katılmayan lider- ket,bir şekilde ortadan kaldırılmaktadır.
Bütün memleket matem içinde: Atatürk, bu sabah do- kuzu beş geçe gözlerini dünyaya kapadı!
Atatürk demişti ki: "Benim naçiz vücudum bir gün el- bette toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."
Atatürk, Türk'ün tarihinde ve gönlünde daima yaşaya- caktır.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin Resmî Tebliğidir: (Orijinal resmî metin)
Müdavi ve müşavir tabiplerinin neşredilen son raporu, Atatürk'ün dünyaya gözlerini kapadığını bildirmektedir. Bu ser hadise ile Türk vatanı, büyük yapıcısını; Türk mil- leti, Ulu Şef'ini; insanlık, büyük evladını kaybetti. Milleti- mize, içimiz yanarak bu tarife sığmayan ziyanından dolayı en derin taziyelerimizi sunarız. Kederlerimizin tesellisini,
ancak ve ancak onun büyük eserine bağlılıkta ve aziz va- tanımızın hizmetinde ararız. Şurasını da her şeyden evvel beyan etmeliyiz ki ölmez olan, onun büyük eseri, Cumhu- riyet Türkiyesi'dir. Hükümetimiz, içinde bulunduğumuz bu mühim anda bugüne kadar olduğu gibi dikkatle vazife başındadır. Müesses olan nizamı ve vaziyeti idame husu- sunu, büyük Türk milletinin hükümeti ile tek vücut olarak teyit ve temin edeceğine şüphe yoktur.
Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nun 33'üncü maddesi mu- cibince, Büyük Millet Meclisi Reisi Abdülhalik Renda, Reisicumhur vekâleti vazifesini deruhte etmiş ve ifaya başlamıştır. Gene Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nun 34'üncü maddesi mucibince, Büyük Millet Meclisi, derhål yeni Re- isicumhuru intihap edecektir. Türkiye'nin en büyük ma- kamına, Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'na göre geçecek zatın etrafında, hükümeti ile şanlı ordu ile ve bütün kuvveti ile Türk milleti, sarsılmaz bir varlık olarak toplanacak ve yük- selmesine devam edecektir. Bugün ayrılığına ağladığımız Büyük Şef'imiz Atatürk, her vakit, Türk milletine güvendi. Eserlerini bu güvenle yaptı. İdamesi esbabını da istikmal ederek güvenle, büyük milletimize bıraktı. Ebedi Türk mil- leti, onun eserlerini ebediyetle yaşatacaktır. Türk gençliği, onun kıymetli vediası olan Türkiye Cumhuriyeti'ni daima koruyacak ve onun izinde yürüyecektir. Kemal Atatürk, Türk'ün tarihinde ve gönlünde daima yaşayacaktır.
Tabiplerin bu sabahki tebliği:
Atatürk, saat 9'u 5 geçe terk-i hayat etmişlerdir.
Atatürk'ün müdavi ve müşavir tabipleri tarafından ve- rilen rapor suretidir:
ABDULLAH ÇATLI, TURGUT ÖZAL, ASELSAN, CEM ERSEVER, SADDAM HÜSEYİN MUHSİN YAZICIOĞLU, PAPA II. JOHN POUL, ADNAN KAHVECİ, CHE, İZAK RABİN TÜRKİYE'DE VE DÜNYADA TARİHİ DEĞİŞTİREN SUIKASTLARIN PERDE ARKASI
Nitekim tarihte zulümle- riyle meşhur olmuş bulunan Firavun, Nemrut, Kârun, İs- kender, Hülâgu, Hitler, günü- müzde de siyonist işgalciler ve onlara sınırsız destek ve- ren güyâ medenî(!) güruh- lar, dünyevî bakımdan hiç de câhil insanlar değiller. Bilâkis bunlar; bilimde, fende, tek- nolojide ulaştıkları bilgi sâye- sinde, zulüm ve katliamlarını çok daha büyük çapta gerçek- leştirebilen, mazlum coğraf- yaların âdeta kanını emerek onları rahatça sömürebilen, sonra da haksızlık, hırsızlık ve haydutluklarını ustaca maske- leyebilen, insanlığın yüz kara- Si bedbahtlardır... M-
İnsan pek tahammülsüz bir tabiatta yaratılmıştır. E Başına bir fenalık geldi mi sızlanıp durur. Bir nimete kavuştuğunda ise bunu başkası ile paylaşmaz. Bize bu üç cümle ile insan vakıasını acı bir şekilde resmeden Kur'ânımıza göre bunun istisnası namaz kılanlardır. Na- mazlarında devamlı olanlar diye devam eden Mearic Suresi'ndeki ayetler mü'min ahlâkının belli başlı vasıf- larını sıralar. O tespitlerden anlarız ki namaz mü'min şahsiyetini inşa eden en önemli ibadettir. Namaz İslam dairesinde olmanın ve kalmanın çok önemli bir vesilesi- dir. Bu dünyadaki en büyük nimet olan Müslümanlığın kemaline erişmenin başında da ortasında da sonunda da hep namaz vardır.
Namaz İslam şahsiyetinin kaynağıdır. Namaz kılma- yanın, namazla işi olmayanın, camiden ve cemaatten uzak olanın İslam'a ve Müslümanlara nasıl bir fayda- sı olabilir? Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in ümmeti insanlığın umududur. O umudun yeşermesi ve hep taze kalması ümmetin namazla münasebetine bağlıdır. Namaz şahsiyetin kemâli kadar transferinin de mühim bir şartıdır. Namaz, sözle değil halle tebliğin en görünür ve dikkat çekici örneğidir. Nesillerine namazı benimsetmek isteyenler, namazı hayatlarının bir numa- ralı önceliği yapmalıdırlar.
Namazı nasıl sevdireceğiz? Abdesti, camisi, cema- ati ile sevdireceğiz. Tesbihatı, namaz öncesi ve sonrası muhabbeti ile sevdireceğiz. Namaz bir telkin, teklif ve tebliğdir. Namazı kılmak, namazı anlatmaktır. Namazı ikâme etmek, namazı teklif etmektir. Namazda huşuyu yaşamak, namazı arzulatmaktır. İki namaz arasını na- mazdaymış gibi yaşamak namazı cazip kılmaktır. Namazı her durum ve şartta öncelemek, namaza rağbeti artırmaktır. ABONE SE VE TALEPL WHATSA
Ezan okunur okunmaz hayatı namaz için durdurmak, namazı hayata katmaktır. Namazlarını önceliği yapanlar, nesillerine namazı benimsetmek noktasında zorluk ya- Samazlar. Bu sayımız işte bu hassasiyetin tezahürü ola- ak hazırlandı, istifadeye medar olmasını niyaz ederiz.
*
Yıllık mutad temsilciler toplantımızın ikincisini Akhisar'da gerçekleştirdik. Altınoluk dostları ile Allah için hayırda gayret kardeşliğinin bir kez daha tadına vardık. Gayret kardeşliklerini artırmamız gerekiyor. Sa- dece kendimiz için değil, nesillerimiz ve bütün insanlık için... Şerde gayret şebekesinin bitmez tükenmek bil- meyen ifsadı hepimizi tehdit ediyor. Kendi kurtarılmış alanlarımızda yaşayamayız, bunun vebali çok büyüktür. Zaten kurtarılmış alan diye bir şey de kalmadı. Artık bir hat yok, bütün satıh işgal altında. Ne münasebet diyen elindeki, cebindeki, masasındaki akıllı addettiği aletlere baksın. İnanmayan, çoluğunun çocuğunun hangi sev- dalara, hangi dertlere düştüğüne baksın.
Hiçbirimiz güvende değiliz. Bekleyip ne olacağını göremeyiz. Tek kurtuluşumuz iyilik, güzellik ve doğru için gayrettedir. El ele verip hepimiz ve nesillerimiz için iyi olanın cazibesini artırmamız gerekiyor. Namazımı- zı sevdirmemiz, camilerimizi doldurmamız, Allah ve Rasûlullah'ın çağrısını yayan kitaplarımızı, dergilerimizi okutmamız gerekiyor. Malımızı, mülkümüzü kime miras bırakacağımız kadar seccademizi, dostlarımızı, davamızı kime miras bırakacağımızın da derdine düşmeliyiz. Bu çağ gönül ve zihin hırsızlarının cirit at- tığı bir çağ... Ne kalbimizi, ne zihnimizi ne de nesillerimizin kalplerini ve zihin- lerini çaldıramayız. Aksi takdirde hesap veremeyiz. Bir sonraki sayıda görüşmek ümidiyle Allah'a emanet olunuz.
sı bedbahtlardır... Medeniyet; bilimde, fende, teknolojide ilerlemekten ibâ- ret değildir. Nitekim Batı, bu sahalarda ilerlemekle daha medenî olmadı, aksine daha da vahşîleşti. İnşâ ettiği kül- tür ve dünya görüşüyle; sırf kendi menfaatini düşünen, hodgâm/bencil/egoist, cimri, duygusuz, merhametsiz, "Alt- ta kalanın canı çıksın, zayıflar tâlihine küssün!" diyen, vic- dansız bir insan tipi meyda- na geldi. Ahiret, hesap, azap unutulduğu için; hak-hukuk, vicdan ve iz'âna vedâ edildi. İnsanın dışı süslenip yaldızla- nırken, iç dünyası karanlık bir nefsâniyet mezbelesine dö- nüştürüldü.
"İlim, çok hadis bilmekten değil, haşyetten (Allah korkusundan) ileri gelir.” (Taberânî, Kebîr, IX, 102)
Hazret-i Ömer dullah bin Mes'ud: vefât ettiğinde, yine Ab-
"-İlmin onda dokuzu gitti." buyurmuştu.
Bunun üzerine sahâbe-i kirâm kendisine:
"-Daha içimizde âlimler var!" dediler.
İbn-i Mesûd ise:
"-Ben mârifet ilminden bahsediyorum." ce- vâbını verdi.
Hakîkî mânâda ilmi artan birinin, mârifetul- lah'tan da nasîbi artmalıdır. Yani ilmin mutlak menbaı olan Cenâb-ı Hak karşısındaki haşyet ve takvâ duyguları da inkişaf etmelidir.
Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'de "ilim" tâbiri, ki- şiyi Allah karşısında takvâ ve haşyet duygu- larına sevk eden bir vasıfta zikredilmektedir. Âyet-i kerîmede buyruluyor:
Allah Teala bir kulunu severse, o kulun yalvarmasını işitmek için, kendisini ibtilaya maruz bırakır. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 24 / No: 15 Ramuz El-Ehadis
Bu münasebetle, hatıra gelen bir hususu yazmadan geçemeyeceğim. Şöyle ki, diyorum: Risale-i Nur talebeliği vasfını taşıyan bazı âlim ve hocalarımız, bir nevi şöhret kesbetmek veya başka hiss ve saik ile, halledilmiş meselelere dair –orada burada– kitaplar yazmak yerine; gelsinler, şu cihan-baha hakikatler hazinesi olan “İşarat-ül İ'caz”ı iyice anlamaya ve harika hakikatlerini şerh edip anlatmaya çalışsınlar ve ona karşı diz çöküp, sadıkane “lebbeyk!” deyip şakird olsunlar; daha çok hayırlı ve ihlaslı iş yapmış olsunlar. Her ne ise!
Göze göre her demde güzel şeyler gösterip Kerbelá toprağının yâdı göze yaş verir. Ama n'ola Kerbelâ toprağı dert ehlini ağlatırsa, Şifa veren göz otu da daima göz yaşartır.
Bir rivayettir ki, Ali oğlu Hüseyin doğduğunda Cenab-ı Hak tarafından Cebrail'e şöyle emrolundu:
- Yere in. Hem doğumu tebrik et, hem de şahadet taziyesi yap, baş sağlığı dile!.. Cibril-i Emin yere indiğinde Mazlum Hüseyin, Hazret-i Peygamber'in ya- nında idi. Hazret-i Peygamber'i tebrik ettikten sonra, başsağlığı diledi. Hazret-i Peygamber buyurdu ki:
- Ey birader, tebrik sebebi malûm amma başsağlığı dilemenin sebebi nedir? Cebrail dedi ki:
- Ey Allah'ın Resûlü, bu mazlumu senden sonra Kerbela'da zâlimler cefa kı- lıcı ile şehid edecekler!..
Hazret-i Peygamber ağlamaya başlamıştı. Hazret-i Murtaza orada hazır idi. Sebebini sordu. Hazret-i Resûl ihtiyarında olmadan işi anlattı. Hazret-i Murtaza da ağladı. Evine döndüğünde Hazret-i Fâtıma'ya açıkladı. Hazret-i Fâtıma, ağ- laya ağlaya Hazret-i Peygamber'in huzuruna gelip dedi ki:
- Ey bir kayda bağlı olmadan herkesin hizmetine koşan baba! Ali'nin Haz- retinizden bana getirdiği bu haber nedir?..
Hazret-i Peygamber:
- Ey Fâtıma, bu vak'ayı nakleden Cebrail'dir!.. dedi.
Fâtıma sordu:
- Yâ Resûlallah, bu haber verilen hal ne vakit olacaktır?
Hazret-i Peygamber şu cevabı verdi:
Benden, senden, Ali'den ve Hasan'dan sonral!..
Fatıma:
- Ey Allah'ın Resûlu, dedi, derdim arttı. Bu musibet başa geldiği zaman be- nim mazlumuma kim taziyette bulunacak, başsağlığı dileyecek?
Yine bir rivayettir ki, o sırada hatîften bir sada geldi:
***
- Ey Hatun!.. Tâ Kıyamete kadar Risalet hanedanını candan sevenler, her yıl bu matemi tazeleyecek, bu yas günlerini yaşatacaklardır. O, ümmetin gön lünden ve hatırından Kıyamete dek hiç çıkmayacaktır.. Böylece o ölümsüzler- den olacaktır.
Yedi evlâdı olmuştur. Bunlardan en meşhurları Cafer, Abdullah, İbra- him ve Ali'dir. (En doğrusunu Allah bilir).
Hazret-i İmam Cafer Sâdık
Hazret-i İmam Cafer Sâdık altıncı imamdır. Mübarek doğumları Medine'de
Hicretin sekseninci yılında, Rebiül-Evvel ayının on yedinci Pazartesi günündedir. Birçok garip ilimler ona has idi. Cifr-i Ahmer (Kırmızı Cifr), Cifr-i Ebyaz (Beyaz Cifr), Cifr-i Cami ve Mushaf-1 Fâtıma bilgileri ile insana gaybdan haber verirdi. Yedi evlâdı olmuştu. Bunlardan meşhur olanlar şunlardır:
İsmail, Abdullah, Musa, İshak, Muhammed, Abbas ve Ali ibni Ca- fer Sadık. (En doğrusunu Allah bilir.)
Bir kimse dalalet bayrağı kaldırsa veya ilmi gizlese (Bir hakkı ketmetse) veya zalime bilerek yardım etse, bu kimse islamdan beridir. Ravi: Hz. Amr İbni Abese (r.a.) Sayfa: 406 / No: 10 Ramuz El-Ehadis
Bir kimse bi'dat sahibinden buğz ederek yüz çevirirse, Allah onun kalbini korkudan emin kılar ve imanla doldurur. Kim bid'at sahibine sert muamele ederse, Allah Teala onu en büyük korku gününde emin kılar. Kim bid'at sahibini hakir ve zelil görürse, Allah onu Cennette yüz derece yükseltir. Kim de bid'at sahibine selam verir veya ona beşaretle mülaki olursa ve onu sevindirici şeyle karşılarsa, Muhammed (s.a.s.)'e indirileni istihfaf etmiş olur. Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma) Sayfa: 406 / No: 11 Ramuz El-Ehadis
Bir kimse batılla hakkı yenmek istiyen bir zalime yardım ederse, o kimse Allah'ın ve Resulünün zimmetinden düşer. Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 406 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
فَإِنَّهَا مَرَاوِحُ الشَّيْطَانِ* (عد وابن عساكر عن ابي هريرة)
G
990- Abdest alırken gözlerinize su içirin (onları yıkanması bu şeytanın yelpazeleridir. gereken yerleri iyice yıkayın), ellerinizi de sudan silkmeyin. Çünkü
991- En şerefli iman, herkesin senden emin olmasında
tecelli eder. En şerefli İslam da herkesin senin elinden ve dilinden salim olması ile mümkündür. En şerefli hicret de kötülüklerden a- lakanı kesmendir. En şerefli cihat da atınla birlikte savaş alanında şehit düşmendir. Zühdün en şereflisi ise kalbinin nasibinle tatmin edilmiş olmasıdır. Allah'tan istenilecek en şerefli dilek de, din, dünya ve ahiret için afiyettir.
Yahudilerin, Hazret-i Îsâ'yı öldürmek istemeleri!.. 8 Ekim 2024 02:00 | Güncelleme :8 Ekim 2024 00:19 A - A + Yahûdîler, Hazret-i Îsâ aleyhisselâmı tutup asmak veyâ öldürmek istediklerinde yanında bulunan İncîl-i şerîfi de yok ettiler.
Hazret-i Îsâ aleyhisselâmın, dünkü makâlemizde bahsettiğimiz havârîlerinden Yehûda (Judas), Hazret-i Îsâ aleyhisselâmın yerini, maalesef birkaç kuruş karşılığında, onu öldürmeye karâr veren İsrâîloğullarına (Yahûdîlere) haber verdi. Yehûda, Hazret-i Îsâ aleyhisselâmı yakalamak üzere Yahûdîlerle birlikte eve girince, Allahü teâlâ, onu, Hazret-i Îsâ aleyhisselâma benzetti. Yahûdîler de, onu, Hazret-i Îsâ aleyhisselâm diye yakaladılar, haça (çarmıha) gerip asarak öldürdüler. Allahü teâlâ, Hazret-i Îsâ’yı göğe kaldırdı. Hazret-i Îsâ aleyhisselâm, bu sırada 33 (otuz üç) yaşındaydı.
Yahûdîler, Hazret-i Îsâ aleyhisselâmı tutup asmak veyâ öldürmek istediklerinde yanında bulunan İncîl-i şerîfi de yok ettiler. O zaman İncîl, henüz dünyâya yayılmamış, Hazret-i Îsâ aleyhisselâmın dîni olan İsevîlik, henüz yerleşmemişti. Çünkü Îsâ aleyhisselâm, ancak iki buçuk, üç sene kadar dîni teblîğ edebilmişti. Bu sebeple, İncîl’in bir nüshasının daha yazılmış olması ihtimâli yoktu. Hazret-i Îsâ aleyhisselâmın Eshâbı, hem çok az, hem de ekserîsi câhillerden olduğu için, onlarda yazılı bir nüsha olması imkânı da yoktu. Hazret-i Îsâ aleyhisselâmdan başkasının da ezberinde değildi.
Yahûdîlerin ileri gelenlerinden ve Îsevîlerin en büyük düşmânlarından olan, ama Îsevîliği kabûl ettiği yalanını uyduran “Paul=Pavlos”, Hazret-i Îsâ aleyhisselâmın dînini değiştirdi, bozdu. Tevhîdi (tek Allah inancını) teslîse (üç tanrı inancına), Îsevîliği de Hıristiyânlığa çevirdi. Böylece hakîkî Îsevîlik yok olup, yerini bozuk olan Hıristiyânlığa bıraktı.
Îsevîlikte tek Allah’a inanmak esâsı vardı. Ahkâm, yâni emirler ve yasaklar pek azdı. Hazret-i Îsâ aleyhisselâm, “Ben, Benî İsrâîl Peygamberlerinin getirdikleri ve şimdi bozulmaya başlayan, tek Allaha inanan hak dîni izhâr için geldim” diyordu.
Îsevîlik, tek Allaha inanma dîni olan Hazret-i İbrâhîm aleyhisselâm ve Hazret-i Mûsâ aleyhisselâmın dînlerinin aynısıdır. Îsâ aleyhisselâm kendi vaazlarını yazmadı. Allahü teâlânın gönderdiği İncîl de kayboldu. Bugün Hıristiyânların ellerinde bulunan “Kitâb-ı Mukaddes”, Tevrât’tan alınan kısımlar “Ahd-i Atîk=Eski Ahid” ile, Matta, Markos, Luka ve Yuhanna’nın sonradan yazdıkları İncîller ve “Resûller” tâbir edilen şâkirdlerin risâlelerinden, mektuplarından yâni “Yeni Ahid”den meydâna getirilmiştir. Bu dört yazarın kitapları, birbirini tutmaz. Aynı hâdise hakkında birbirinden farklı yazılar yazmışlardır. Diğer havârîlerin yazdıkları İncîller toplattırılıp yaktırılmıştır.
Yakılan bu İncîller arasında bulunan ve içinde Hazret-i Muhammed aleyhisselâmın geleceğini uzun uzadıya anlatan “Barnabas İncîli” de yok olmuştur.
Bugün insâflı Hıristiyân dîn adamları bile, şimdiki Hıristiyânların ellerindeki İncîl’in artık Allah kelâmı olarak kabûl edilemeyeceğini itirâf etmektedirler.
SORU: Samimiyet ve gösteri (hlas ve riya) ne demek
Cevaplandre minat
CEVAP: Yekilli din igoerimine gire samimiyet (hi) kikuma aymar
1- Ameide samimiyet,
2 Sevap beklemade sammilye
AMELDE SAMİMİYET: Amelde samimiyet, Allah'a biir adım daha çok yaklaşmayı dillemek, O'nun buyrakllanıma derin saygı duymak ve çağrıma kapak demektir. Sağlam ve sar mai bir inanca sahip olmak sahibini amelle samimiyet ve
Samimiyetin aikak Allah'tan başkanna ya milaşmayı dilemek ve başkalam duysun diye badet elmek ve amet işlemek demektir.
SEVAP BEKLEMEDE SAMMYET: Sevap beklemede samimilget, hayırlı işler işleyerek karşılığında öbür dünyada menfaat ommak demektir.
Havariler Iså Peygamber'e sorarlar: Samimi (hälis) a mel nedir? Allah bağlısı kişi kimdir? İsa Peygamber buna sa
ibmet dolu cevabı verir:
Samimi amel, katıksız ameldir. Yani yalnız Allah'ın hoş mulluğumu kazanmayı gaye güden ameldir. Allah bağlısı kişi ise yaptığını sadece Allah için yapan, O'ndan başka kimse nin işlediği ameli bilmesini istemeyen kişidir.>
28.Peygamberimiz buyuruyor ki:" Bu ümmeti, iman nuruyla. doğru yolla, serafle, yardımımla ve yer yüzünde sürecekleri haki - miyetle müjdele, Kim shirete ait bir ameli dünyalık için yaparsa, o- mun ahirette hiç bir nasihi yoktur."
29- Peygamberimiz buyuruyor ki: "Camiye giren kimsenin guyent ne ise ancak nasihi odur."
30.Peygamberimiz buyuruyor ki: Gece namazını kılmak niyye Uyle yatağına giren kimseyi uyku galebe çalıp, uyur ve kalkamazsa kimse için yine niyyetinin sevabı yazılır ve uykusu kendisine rabbi tarafından verilen bir sadaka olur."
SORU: Samimiyet ve gösteriş (ihlas ve riya) ne demek- tir, bunlaro bik nedir? Iglenen amellere ne gibi tesirleri Cevaplandre?
CEVAP: Yetkili din bilginlerimine gire samimiyet (Ihlas)
1 Amelde samimiyet, 2- Sevap beklemede samimiyet.
AMELDE SAMİMİYET: Amelde samimiyet, Allah'a bir adım daha çok yaklaşmayı dilemek, O'nun buyruklarına derin Tay duymak ve çağrısına koşmak demektir. Sağlam ve sar- inanca sahip olmak sakini amelde samimiyat ve
Samimiyetis suite, akitak, Allah'tan başkasına ya kundagmayı dillemek ve başkaları duysun diye ibadet etmek ve amel işlemek demektir.
SEVAP BEKLEMEDE SAMİMİYET: Sevap beklemede samimiyet, hayırlı işler İşleyerek karşılığında öbür dünyada manfaat ummak demektir
SORU: Samimiyet ve gösteriş (ihlas ve riya) ne demek- tir, bunların hükmü nedir? İşlenen amellere ne gibi tesirleri
olur? Cevaplandırır mısınız?
CEVAP: Yetkili din bilginlerimize göre samimiyet (Ihlás) iki kısma ayrılır:
1 Amelde samimiyet,
2 Sevap beklemede samimiyet.
AMELDE SAMİMİYET: Amelde samimiyet, Allah'a bir
adım daha çok yaklaşmayı dilemek, O'nun buyruklarına derin sayğı duymak ve çağrısına koşmak demektir. Sağlam ve sar- sılmaz bir inanca sahip olmak sahibini amelde samimiyet ve Allah'a bağlılığa götürür.
Samimiyetin zıddı, nifaktır. Nifak, Allah'tan başkasına ya- kınlaşmayı dilemek ve başkaları duysun diye ibadet etmek ve amel işlemek demektir.
SEVAP BEKLEMEDE SAMİMİYET: Sevap beklemede samimiyet, hayırlı işler işleyerek karşılığında öbür dünyada menfaat ummak demektir.
Havariler İså Peygamber'e sorarlar: «Samimi (halis) a- mel nedir? Allah bağlısı kişi kimdir? İså Peygamber buna şu ibret dolu cevabı verir:
Samimi amel, katıksız ameldir. Yani yalnız Allah'ın hoş- nutluğunu kazanmayı gaye güden ameldir. Allah bağlısı kişi ise yaptığını sadece Allah için yapan, O'ndan başka kimse nin işlediği ameli bilmesini istemeyen kişidir.»
Allah'ı sevmenin yolu Resûlullaha (a.s.m.) tabi ol- maktan; söz, hål ve hareketlerimizde onu ölçü almak- tan geçer.
Resûlullahın (a.s.m.) hadislerinin herbiri ise karan- lıkta kalanlara bir ışık, yolunu şaşıranlara bir rehber, ölünceye kadar doğru yolda tutan bir kılavuzdur.
Resûlullahın (a.s.m.) hadisleri ahiret yolcusu olan insanlar için en sağlam birer ölçü, esas ve hayat pren- sipleridir. Bilhassa bunalımda olan çağımız insanlarına bir kurtuluş simidi, huzur ve saadet yollarını gösteren hatasız bir programdır. Hayata hayat, ruh ve nurdur.
Günümüzün insanının onun emir, yasak ve öğütle- rinden istifade edecekleri çok şeyler var. Ruh, kalp ve vicdanlar, onlara gıda, hava ve su kadar muhtaçtır.
***
Camiü's-Sağir, 10,000 civarında hadis-i şerifi ihtiva eden meşhur hadis kitaplarından biridir. Uyanıkken yetmiş defa Resûlullahı (a.s.m.) gören Celaleddin es-Suyuti (1445-1505) tarafından tasnif edilmiştir. Elinizdeki cildlerde, bu eserin, Feyzü'l-Kadir isimli şer- hi esas alınarak günümüze bakan 4000 civarında hadis ele alınmış, bazılarının açıklamaları yapılmıştır.
Evet sabıkan bahsi geçmiş: Avucunda küçük taşların zikir ve tesbih etmesi; "Vema ra meyte iz raheyte sırrıyla aynı avucunda, küçücük taş ve toprak, düşmana top ve gülle hük münde onları inhizama sevketmesi; "Ven şakke'l kamer" nassı ile aynı avucunun parmağıy la Kamer'i iki parça etmesi; ve aynı el, çeşme gibi on parmağından suyun akması ve bir or- duya içirmesi; ve aynı el, hastalara ve yaralılara şifa olması, elbette o mübarek el, ne kadar harika bir mu cize-i kudret-i İlahiye olduğunu gösterir. Güya ahbab içinde o elin avucu küçük bir zikirhane-i Sübhanîdir ki, küçücük taşlar dahi içine girse, zikir ve tesbih ederler. Ve a'da- ya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur. Ve yaralılar ve hastalara karşı küçücük bir eczahane-i Rahmanîdir ki, hangi derde temas et- se derman olur. Ve celal ile kalktığı vakit, Kamer'i parçalayıp Kab-ı Kavseyn şeklini verir; ve cemal ile döndüğü vakit, âb-ı kevser akıtan on musluklu bir çeşme-i rahmet hükmüne girer. Acaba böyle bir zâtın bir tek eli, böyle acib mu'cizata mazhar ve medar olsa; o zâtın Hâlık-ı Kainat yanında ne kadar makbul olduğu ve davasında ne kadar sadık bulunduğu ve o el ile bi- at edenler, ne kadar bahtiyar olacakları, bedahet derecesinde anlaşılmaz mı?..
Evet, sabıkan bahsi geçmiş: avucunda küçük taşların zikir
De tesbih etmesi وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ sırrıyla, ayma cunda, küçücük taş ve toprak, düşmana top ve gülle hükmün- de, onları intizama sevk etmesi: وَأَنْشَقَ الْقَمَرُ nassı ile aynı avucunun parmağıyla kameri iki parça etmesi; ve ayı el, çeşme gibi on parmağından suyun akması ve bir orduya içirmesi; ve aynı el hastalara ve yaralılara şifâ olması, elbet- te o mübarek el ne kadar hârika bir mu'cize-i kudret-i İlâhi- ye olduğunu gösterir. Güya, ahbap içinde o elin avucu küçük bir zikirhane-i Sübhânîdir ki, küçücük taşlar dahi içine girse zikir ve tesbih ederler. Ve a'dâya karşı, küçücük bir cephane- iRabbânîdir ki, içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur. Ve yaralılar ve hastalara karşı küçücük bir eczahâne-i Rah- mânidir ki, hangi derde temas etse, derman olur. Ve celâl ile kalktığı vakit, kameri parçalayıp, Kab-ı Kavseyn şeklini ve- rir; ve cemâl ile döndüğü vakit, Ab-ı Kevser akıtan on mus- luklu bir çeşme-i rahmet hükmüne girer. Acaba böyle bir Zâ- tın birtek eli, böyle acib mu'cizâta mazhar ve medâr olsa; o Zatın, Halık-ı Kainat yanında ne kadar makbul olduğu ve
dâvâsında ne kadar sadık bulunduğu ve o el ile bîat edenler ne kadar bahtiyar olacakları, bedahet derecesinde anlaşıl-
retler vardır. Günümüz dünyasında Müslumanları doğrudan ilgilendiren pek çok gelişme bulunmak tadır. Bütün bu gelişmelere athinlerimizi ve yürek lerimizi açmamız Rabbimizin bir buyruğudur bize. Bütün bu gelişmeleri takip ederek, bunlardan ala- cağımız derslerle Şeytan'a ve şeytani olana alet ol maktan, dünya müstekbirliğinin emellerine alet olmaktan korunmuş bulunacağız. Allaha gereği g bi kulluk etmenin en önemli şartlarından biri de bilindiği gibi tağut'tan ve tağuti olan her şeyden sakınmaktır.
Muvahhidler aldıkları her soluğu büyük bir imkan ve fırsat bilerek, tevhidi gerçekliğin sapma kabul etmez temsilcileri olduklarını göstermelidir ler. Tevhidin berrak sularına inenler, orada Allah' in sonsuz bağışlarıyla karşılaşacaklardır. Tevhidi düşünceyi ve tavrı nokta nokta bütün bir sinesi ne nakşedenler için kurtuluş yolları açılmaktadır.
Dünyamız bir gün değişecekse ki değişecektir, bunu bütünüyle tevhidin rengine bürünmüş mu vahhidler değiştireceklerdir.
Her şeyin en güzelini, en güzel şekliyle bilen alemlerin Rabbi Allah'a hamdolsun.
Hangi Emir ki, ümetimden bir zümreye sahib oldu, onlara (din ve dünya hususunda) nasihat etmez ve kendi işi için çalıştığı gibi onlar için de çalışmazsa, Allah ona kıyamet gününde yüzü koyun Cehenneme atar. Ravi: Hz. Makul (r.a.) Sayfa: 181 / No: 4 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel11 Ekim 2024 06:46 Hangi kadın ki velisinin izni olmadan evlenmişse, nikahı batıldır. Nikahı batıldır. Nikahı batıldır. Zifaf olmuşsa kadın için mehir hakkı vardır. Bir kadın ki velisi yoktur. Velisi sultandır. Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 181 / No: 8 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel11 Ekim 2024 06:49 Hangi adam ki bağışlaması ile, Allah'ın hadlerinden birinin tatbikini önlemiş (veya hafifletmiş ise) o işten geri dönünceye kadar Allah'ın gadabında kalır. Hangi bir adam da bilmediği bir husumet hakkında bir müslümana karşı öfkesini (şiddetlendirip sürdürürse) o adam, Allah'ın emrine karşı inadlık etmiş olur ve kıyamete kadar Allah'ın laneti onun üzerine olur. Hangi bir adam da bir müslüman aleyhinde, onda olmıyan bir şaiya çıkarır ve iftira ile o müslümanı küçük düşürürse, o kimse söylediğinden vaz geçinceye (nedamet duyuncaya) kadar, Allah onu Cehenneme yaklaştırır. Ravi: Hz. Ebud Derda (r.a.) Sayfa: 181 / No: 9 Ramuz El-Ehadis
Allah'ın insanlar içerisinde hiç sevmediği üç kişi vardır: 1- Haremin hürmetine riayet etmiyen. 2- İslam'da cahiliyet adetlerini ihya etmeye kalkışan. 3-Haksız yere bir kimsenin kanının akıtılmasına yol arayanlar. Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 8 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
Hangi bir davetçi ki, bir dalalete çağırıb da peşine de adam düştü ise, peşine düşenlerin her birinin günahı kadar günah da ona yazılır. Ve bu, diğerlerinin günahından bir şey eksiltmez. Herhangi bir davetçi de hidayete çağırdı da ona uyuldu ise, uyanların sevabı kadar da ona yazılır ki, bu da diğerlerinin ecrinden hiç bir şey eksiltmez. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 178 / No: 3 Ramuz El-Ehadis
Kafir dahi olsa, mazlumun duasından sakınınız. Zira mazlumun duası ile Aziz ve Celil olan Allah arasında perde yoktur. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 173 / No: 8 Ramuz El-Ehadis
358- Ümmetim şu beş şeyi helal sayarsa o zaman felakete uğrar: Aralarında lanetleşmek, erkeklerin ipekli elbise giymeyi adet edinmesi, (fuhuş dostları) metresler, çalgıcı ve oyuncu kadınlar edinmek, içki içmek, erkeklerin erkeklerle, kadınların da kadınlarla cinsî ilişkiler kurup yetinmeleridir.
بِمَا عَصَوْا وَكَانُوا يَعْتَدُونَ (الديلمي عن انس)
360- Kadınlar kadınlarla, erkekler erkeklerle (cinsî ilişkiler
kurup fuhuş yaparak hem cinsiyle) yetindiği zaman, onları doğudan çıkacak kızıl bir rüzgarla müjdele (tehdit et). O rüzgar onların aşırı davranarak isyan etmeleri yüzünden, kimini kör edecek, kimini de yerlebir edecektir.
İnsanları acizlik içinde bırakmaktan sakının, Sizden birisi Emir veya Amil olur da kendisine dul kadın, yetim veya fakir bir kimse işi için gelir. Ona "Sen otur, işine bakılacaktır" denir. Böylece onlar acizlik içinde terkedilirler. İhtiyaçları görülmez ve onlar için bir emir de verilmez. Onlar da dağılıp giderler. Halbuki, zengin eşraftan biri gelince, Emir onu yanına oturtur. Sonra da "İşiniz nedir" der. Adam da "İşim şöyle şöyledir" der. Bunun üzerine Emir "Bunun ihtiyacını yerine getirin ve acelede edin" der. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 173 / No: 6 Ramuz El-Ehadis
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla anlamına gelen "Bismillahirrah- nânirrahîm" âyetinin adıdır. Besmeleye 'Allah'ın adını anmak" anlamına gelen 'tesmiye" de denir. Besmele, Neml sûre- sinin 30. âyetinin bir bölümü ve Fâtiha sûresinin ilk âyetidir. Tevbe sûresi hâriç diğer sûrelerin başında besmele yazıl- mıştır. Sûre başlarındaki besmeleler, müstakil birer âyettir. Ancak o sûreye dahil değildir.
YanıtlaSilPeygamberimiz (a.s.) her hayırlı işe besmele ile başlanmasını tavsiye etmiş ve "Besmele ile başlanmayan her iş be- reketsiz ve sonu güdüktür" buyurmuştur (Aclûni, Keşfü'l-Hafa, II,174). Kur'ân okumaya, bir şey yiyip içmeye ve bir işe başlanır- ken besmele çekilir. Kur'ân'da Allah'ın adı anılmadan kesilen hayvanların etleri- nin yenmeyeceği bildirilmiştir (En'âm, 6/121).
Besmele çeken insan; başka bir var- lık adına değil sadece Allah adına, O'nun rızası için ve O'nun izniyle başlı- yorum, demiş olur. Besmelede Yüce Ya-
YANITLASİL
yuksel22 Mayıs 2024 13:52
ratıcının üç ismi geçmektedir: Allah, Rahman ve Rahim. Besmele çeken Kur'ân okumuş ve Allah'ı anmış olur,
.Κ.)
BESİR
تُؤْذِي الْمُؤْمِنَ وَلَا تُجَاوِرُ الْجَاهِل (طب وابن عبد البر في العلم وابو نصر غريب عن ابن عمرو)
YanıtlaSil4158- Az fıkıh, anlamadan yapılan çok ibadetten ha- yırlıdır. Kişiye anlayarak ibadet ettiği zaman, fıkıh kâfi gelir. Yalnız kendi görüşünü beğendiği zaman o kişinin cehaleti kendisine ye-
YANITLASİL
yuksel22 Mayıs 2024 05:08
RÂMÜZÜL EHADÎS
(HADİS ANSİKLOPEDİSİ)
AHMED ZİYAÜDDİN GÜMÜŞHANEVİ
(2.CİLT)
Baskıya Hazırlayan: ARİF PAMUK
YANITLASİL
yuksel24 Mayıs 2024 05:59
ATATÜRK'ÜN SON MESAJI
Ataturk, ölümunden on beş gün kadar önce kendine geldiği zaman, dünyadaki Müslümanlara şu mesajı göndermişti:
"Bütün dünyanın Müslümanları Allah'ın son peygamberi Hz. Muhammed'in (sa gosterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm Müslümanlar Hz. Muhammed'i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamıyetin hükümlerını olduğu gibi yerine getirmeli; zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler.'
Mustafa Kemal Atatürk bu mesajı, Başbakan ve Dışişleri Bakanı vasıtasıyla
dunyaya açıkladı.
Prof. Dr. Hanif FAUK Urduca Yayınlarda ATATÜRK A.Ü.Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Yayınları, Ankara 1979, s. 102
30 FR. evvel 1409
10
ATATÜRK'ÜN SON MESAJI
Ataturk, ölümunden on beş gün kadar önce kendine geldiği zaman, dünyadaki Müslümanlara şu mesajı göndermişti:
"Bütün dünyanın Müslümanları Allah'ın son peygamberi Hz. Muhammed'in (sa gosterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm Müslümanlar Hz. Muhammed'i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamıyetin hükümlerını olduğu gibi yerine getirmeli; zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler.'
Mustafa Kemal Atatürk bu mesajı, Başbakan ve Dışişleri Bakanı vasıtasıyla
dunyaya açıkladı.
Prof. Dr. Hanif FAUK Urduca Yayınlarda ATATÜRK A.Ü.Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Yayınları, Ankara 1979, s. 102
30 FR. evvel 1409
10
Mustafa Kemal Atatürk ün gizli vasiyeti den alıntı.
YAKIN TARİH
YanıtlaSilAnsiklopedisi
8
Yeni Nesil
sy. 123.
Gizli Vasiyetin Esrarı... Atatürk'ün õlmeden önce "Asker menşeli olanları cumhurbaşkanı yapmayın" diye bir vaslyet ettiği belirti len bu bölümde, bu vasiyetin yok oluşu açıklanıyor.
YanıtlaSilHalid Paşa Cinayeti......... 163-210 Muhalif mebuslardan Halid Paşa'nın Meclisde katledilışının anlatıldığı bu bölümde, devlet terörünün ti pik bir örneği veriliyor.
Harf İnkılabı Niçin Yapıldı?............ 211-286 İslam harflerinin bırakılıp. Lätin harflerinin alınış safhalarının işlendiği bu bölümde, bu inkılâpla Islam kültürünü yok etmenin hedeflendiği anlatılıyor.
287-300
Dünden Bugüne Cami Aleyhtarlığı Cumhurbaşkanı Kenan Evren'ın, okul yapmanın cami yaptırmaktan daha sevap olduğunu ileri sürmesine dikkat çekilen bu bölümde, geçmişteki cami düşmanlığından örnekler veriliyor.
5. CILT
Çerkez Ethem Hain miydi?. Resmi tarih tarafından "hain" olarak tanıtılan Çerkez Ethem'in nasıl vatanperver bir kimse olduğu an- latılan bu kısımda, onun tahriklere kapılmayışı isbat ediliyor.
5-212
Kore Zaferi. ..... 213-302 Bu bölümde, binlerce kilometre uzakta komünistlere karşı savaşan Mehmedciğin başarıları anlatılıyor.
6. CILT
......... 5-68 M. Kemal Paşa'ya muhálií, dindar ve vatanperver bir mebus olan Ali Şükrü Beyin öldürülüşünün an latıldığı bu bölümde, suikasti tertipleyen Topal Osman'ın tahriklere kapıldığı ifade ediliyor.
All Şükrü Bey Niçin Öldürüldü?.
Neler Okuttular?........ 69-232 Cumhuriyetten sonra okutulan ders kitaplarının ele alındığı bu bölümde, kitap muhtevålarının "dinsiz bir nesil yetiştirmeye yönelik olduğu örneklerle isbat ediliyor.
Ateizmin Bayraktarı Abdullah Cevdet.....
233-266 Bu bölümde, dinsizliğin bayraktarlığını yapan Abdullah Cevdet ve fikirleri anlatılarak, onun inkılâpia- ın fikir babalığını yaptığı belirtiliyor.
İş Bankası Hangi Parayla Kuruldu?.... 267-300 Hindistan Müslümanlarının İstiklal Harbi için gönderdikleri paralarla kurulan Iş Bankasının mevzu edildiği bu bölümde, gelen pararın hedefi dışında kullanıldığı açıklanıyor.
Ayasofya Zulmi
7. CİLT
1-104 Sahte bir kararnameyle kapatılan Ayasofya'nın geçmişi, Fatih'in vakliyesi, kapatılış safhası ve açılması yolunda yapılan teşebbüslerin anlatıldığı bu bölümde, milletin hisiyatına tercüman olunuyor.
Yamada Baлия. Milet trådestyle tek parti diktasına son veren DP'nin, askeri bir ihtilälle alaşağı edilmesine medhiye 105-204
düzen yazarların mevzu edildiği bu bölümde, o zamankı basından örnekler veriliyor.
İhtiläl Fetvicılan
İhtilale fetvä veren sözde aydınların tavır ve sözlerinin ele alındığı bu kısımda, onların yüzkarası halleri anlatılıyor. 201-300
YANITLASİL
Yorum Gönder
Bu blogdaki popüler yayınlar
Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Meric Tumluer Said Nursi
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
İman
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Blogger tarafından desteklenmektedir
Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL
Vasiyet ve mustafa
PROFİLİ ZİYARET EDİN
Arşivleme
Kötüye Kullanım Bildir
Ben nefs-i emmareyi İngilizce'ye 'zalim' (tyrannical) olarak tercüme ettim. Bu bize zulmeden nefistir. İlginçtir; Mevlana nefs-i emmareden firavun olarak bahseder. Nefs-i emmareyi İngilizce'ye çevirmeye kalkıştığımda endişelenmiştim. Ben kimdim ki, kısır Kur'an ve Arapça bilgimle Kur'ani bir kavramı tercüme etmeye kalkışıyordum! Mevlana'nın kitabını okuduktan sonra, 'Elhamdülillah, tercümem o kadar da fena değilmiş' dedim, çünkü orada nefs-i emmare Firavun olarak tasvir ediliyor.
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel27 Mayıs 2024 06:20
Ekim 2003 Sayı: 212 Şaban 1424-4.250.000 TL. (KDV dan
ALTINOLUK
aylık mecmua
٥٥٩٦ - مِنْ أَشْرَاطِ السَّاعَةِ أَنْ يُؤْتَمَنَ الْخَائِنُ وَيُخَوَّنَ الأَمِينُ الخرائطي عن ابم ابن عمرو)
YanıtlaSil5596- Haine güvenilip doğruya ihanet edilmesi de kıya met alametindendir.
Bir kimse nası gücendirmek pahasına, Allah'ı hoşnud ederse, insanların kötülüklerine karşı Allah kafi gelir. Bir kimse de insanları hoşnud etmekle Allah'ı gücendirirse, Allah onu insanlara bırakır.
YanıtlaSilRavi: Hz. Âişe (r.anha)
Sayfa: 401 / No: 14
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel28 Mayıs 2024 00:40
Bir kimse halkı nazarı itibare almadan Allah'ı hoşnud ederse, Allah ona kafi gelir. Allah'ı gücendirerek mahlukatı hoşnud ederse, Allah o mahlukatı kendisine musallat eder.
Ravi: Hz. Amr İbni Şuayb (r.a.)
Sayfa: 401 / No: 15
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel28 Mayıs 2024 00:58
Bir kimse geçmiş ve gelecek insanların ilmine malik olmak isterse, Kur'an-ı Kerim'i tahlil etsin.
Ravi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 401 / No: 3
Ramuz El-Ehadis
Cebrail (a.s.) bana beyaz bir ayna getirdi. İçinde kara bir nokta vardı. Sordum, bu nedir? Dedi ki: "Bu Cuma'dır ve kıyamet de Cuma günü kopacaktır."
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 270 / No: 3
Ramuz El-Ehadis
Cebrail (a.s.) bana beyaz bir ayna getirdi. İçinde kara bir nokta vardı. Sordum, bu nedir? Dedi ki: "Bu Cuma'dır ve kıyamet de Cuma günü kopacaktır."
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 270 / No: 3
Ramuz El-Ehadis
rim.» Bundan da anlaşılır ki Cennet'e amel ile girilmeyip Hüdânın rahmetine muhtaç olunur. Nitekim bir hadis-i şerifte de bildirilmiştir.
YanıtlaSilResûl-i Ekrem (S.A.V.) saadet ve iclâl ile şöyle buyurmuştur: Ey ashabım ve ey ümmetim. Sizden hiçbiriniz ameli ile Cen- net'e girmez. Lâkin, şânı yüce Allah'ın rahmeti sebebi ile girer.
O zaman ashab-ı kiram:
Yâ Resûlallah; siz de ameliniz ile Cennet'e girecek misiniz? di- ye sordular. O da saadet ile:
Ben de yaptığım işle, amelim ile girmem. Allahın rahmeti her halde. beni sarmış olsa gerektir. Netekim kın içine giren şeyi, kı- nın sarıp sarmaladığı gibi beni de Allah'ın rahmeti bürümüştür! bu- yurmuşlardır.
YANITLASİL
yuksel30 Mayıs 2024 01:23
ŞERHİ DELAİLÜ'L-HAYRAT VE ŞEVĀRİKI'L-ENVAR
KARA DAVUD
Delâil-i Hayrât Şerhi
Delâil-i Hayrât Yazarı:
ABDULLAH MUHAMMED BİN SÜLEYMAN CEZÚLÍ
Şerheden:
MUHAMMED KARA DAVUD EFENDİ (İzmitî)
Bugünkü Dile Çeviren:
M. FARUK GÜRTUNCA
HUZUR YAYIN-DAĞITIM
PAZARLAMA TİCARET LTD. ŞTİ.
Çatalçeşme Sok. Yücer Han. No: 38/1-2
Tel & Fax: (0212) 513 50 57-513 01 71
Cağaloğlu-İSTANBUL
www.huzuryayinevi.com.tr
sy. 55,56,57.
6239. İnsanlara bir zaman gelecek ki, ümmetimin zamandaki ihtilafında sünnetime sarılan, kıvılcımları avuçlayan gibi olacak.
YanıtlaSil٦٢٤٠ - يَأْتِي عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ وُجُوهُهُمْ وُجُوهُ الْآدَمِنِينَ وَقُلُوبُهُمْ قُلُوبٌ الشَّيَاطِينِ سَفَاكِينَ لِلدِّمَاءِ لَا يَرِعُونَ عَنْ قَبِيحٍ أَنْ تَابَعْتَهُمْ وَآرَبُوكَ وَان الْتَمَنْتَهُمْ خَانُوكَ صَيُّهُمْ عَارِمٍ وَشَابَهُمْ شَاطِرٌ وَشَيْخُهُمْ لَا يَأْمُرُ بِالْمَعْرُوفِ وَلَا يَنْهَى عَنْ مُنْكَرِ السُّنَّةُ فِيهِمْ بِدْعَةٌ وَالْبِدْعَةُ فِيهِمْ سُنَّةٌ وَذُو الْأَمْرِ فِيهِمْ غَاوِ فَعِنْدَ ذَلِكَ يُسَلِّطُ اللَّهُ عَلَيْهِمْ شَرَارَهُمْ فَيَدْعُو خِيَارُهُمْ فَلَا يُسْتَجَابُ
لَهُمْ (خط عن ابن عباس)
6240- İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, yüzleri (suretleri) insan sureti gibi, fakat kalpleri şeytan kalbi olacaktır. Kan akıtacaklar, çirkin hareketlerden çekinmeyecekler. Onlara tabi olursan sana oyun yapacaklar, onlara güvendiğin takdirde sana hiyanette bulunacaklar. Çocukları yüzsüz, gençleri arsız olacak. Yaşlıları ise iyiyi emretmeyecek, münkerden alıkoymayacaklar. Onlarca sünnet bidat, bidat ise sünnet sayılacak. Onlarda emir boş ve bozuk olacak. İşte o zaman Allah onlara aralarından en kötü olanları musallat kılacak. İyileri şerlerinden kurtulmak için dua edecekler, ama dualan kabul edilmeyecek.
٦٢٤١ - يَأْتِي عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ مَنْ لَمْ يَكُنْ مَعَهُ أَصْفَرُ وَلَا أَبْيَضُ لَمْ يَتَهَنَّ
بالعيش" (طب طس ط ض حل عن المقدام)
6241- İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki, o zaman da kimin sarısı (altını), beyazı (gümüşü) yoksa yaşama hakkı olmayacak.
٦٢٤٢ - يَأْتِي عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ يَدْعُو فِيهِ الْمُؤْمِنُ لِلْعَامَّةِ فَيَقُولُ اللَّهُ ادْعُ
لخَاصَّةِ نَفْسِكَ اَسْتَجِبْ لَكَ فَأَمَّا الْعَامَّةُ فَإِنِّي عَلَيْهِمْ سَاخِطٌ (حل عن انس)
edecek, Allah: "Sen yalnız kendine dun gelede duanı kabul edeyim. 6242- İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki, kişi umuma dua Umum halka gelince ben onlara gazap edeceğim." buyuracak.
YANITLASİL
yuksel30 Mayıs 2024 03:38
-٦٢٤٣- يَأْتِي عَلَيْكُمْ زمان لا ينجو فيه الا من دعا دعاء الفريق رهب من
حذيفة ونعيم بن حماد عنه) 6243. Size öyle bir zaman gelecek ki, o zamanda içinizden oncak boğulmak üzere olan kişinin duası gibi dua eden kimse kurtulur.
الا ٦٢٤٤ - يَأْتِي عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ يَتَخَلَّقُونَ فِي مَسَاجِدِهِمْ وَلَيْسَ هُمُهُمْ أَوْ الدُّنْيَا لَيْسَ اللَّهُ فِيهِمْ حَاجَةٌ فَلَا تُجَالِسُوهُمْ (ك عن الس)
6244- İnsanlara öyle bir zaman gelip çatacak ki, cemaat, mescitlerde halka olup oturacak, fakat bütün gayeleri dünya menfaatı olacak. İşte bu gibilere Allah'ın ihtiyacı yoktur. Binaenaleyh siz onlarla oturmayın.
٦٢٤٥ - يَأْتِي عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ أَفْضَلُ أَهْل ذَلِكَ الزَّمَانِ كُلُّ خَفِيفِ الْحَادَ قِيلَ يَا رَسُولَ اللهُ مَا خَفِيفَ الْحَادٌ قَالَ قَلِيلُ الْعِيَال" (كر عن حذيفة)
6245. "İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki, o zamanda en üstün kişi hafifül haz olan kişidir."
"Hafifül haz ne demektir, ey Allah'ın Rasulü?" diye sordular. "Çocukları az olan kişi demektir" buyurdu.
٦٢٤٦ - يَأْتِي عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ يَقُومُونَ سَاعَةً لَا يَجِدُونَ امَامًا يُصَلَّى
بهم ره حم طب و ابن سعد عن سلامة بنت الحر)
6246- İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki, bir saat duracaklar da kendilerine namaz kıldıracak bir imam bulamayacaklar.
٦٢٤٧ - يَأْتِي عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ يَأْكُلُونَ فِيهِ الرِّبَا فَمَنْ لَمْ يَأْكُلْهُ مِنْهُمْ نَالَهُ
مِنْ غُباره" (حم وابن النجار عن ابي هريرة)
6247- İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki, o zamanda bol faiz yiyecekler, içlerinden faiz yemeyenlere bile mutlaka onun tozundan bulaşacak.
٦٢٤٨ - يَأْتِي عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ يَحْجُ أَغْنِيَاءُ أُمَّنِي لِلنُّزْهَةِ وَأَوْسَطُهُمْ
1417
İMTİHAN
YanıtlaSilDin bir imtihandır. (S.) 241:20. Söz. 2. makam, 2. suâl; (S.)
307:24. Söz 3.dal, 1. asıl
Dünya bir imtihan yeridir. (S.) 159:14. Söz, zeyl; (S.) 491:29.
Söz 4. esas, 3. mesele
İman ve teklif bir imtihandır. (Ş.) 486:5. Şua
İmtihanı kırk insandan biri kazanıyor. (S.) 171:11. Söz 4. mese İnsan dünyaya imtihan için gönderilmiştir. (1.1.) 110.
Yüce ruhlarla sefil ruhlar birbirinden ayrılması için insanlar im- tihan edilmektedir. (S.) 241:20. Söz, 2. mak. 2. suâl.
MAL İNAT
Hodgamlık, hodbinlik hod
Bir Hazinenin Anahtarı RİSÂLE-İ NUR KÜLLİYATI FİHRİST VE İNDEKSİ
İsmail Mutlu
sy. 310.
YANITLASİL
yuksel5 Haziran 2024 23:55
٦٨٦ - إِذَا صَارَ أَهْلُ الْجَنَّةِ إِلَى الْجَنَّةِ وَأَهْلُ النَّارِ إِلَى النَّارِ جِينَ بِالْمَوْتِ حَتَّى يُجْعَلُ بَيْنَ الْجَنَّةِ وَالنَّارِ ثُمَّ يُذْبَحُ ثُمَّ يُنَادِي مُنَادٍ يَا أَهْلَ الْجَنَّةِ خُلُودٌ لا مَوْتُ يَا اَهْلَ النَّارِ خُلُودٌ لاَ مَوْتٌ فَيَزْدَادُ اَهْلُ الْجَنَّةِ فَرَحًا إِلَى فَرَحِهِمْ وَيَزْدَادُ أَهْلُ
النَّارِ حُزْنًا إِلَى حُزْنِهِمْ (حم خ م عن ابن عمر)
686- Cennet ehli cennete, cehennem ehli cehenneme girdiklerinde ölüm getirilip cennetle cehennem arasında boğaz- lanacak. Sonra bir münadi şöyle seslenecek: "Ey cennet ehli! Ar- tık ölüm yok, ebedilik vardır. Ey nâr ehli! Artık ölüm yok, ebedilik vardır." Bunun üzerine cennet ehlinin sevinci artacak, cehennem ehlinin de üzüntüsü artacak.
فَلْسَ تَقَدَّمْ قَلِيلاً أَوْ
Ramuz ul Ehadis
Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi
Pamuk Yayınları
cilt.. 1.sy.174.
KISSALAR VE HİSSELER
YanıtlaSil"Devletim yıkılır mı?"
Yavuz Sultan Selim, Piri Mehmed Paşa ile sohbet ederken, soh- betle ilgisiz bir sual sordu:
"Allah'ın izni ile büyük fetihler yaptık. Hâdimül-Haremeyni'ş- Şerîfeyn unvanına kavuştuk. Allah bize her zaman ve her mekânda zafer lütfetti. Hazinelerimiz tepeleme altın ile doldu. Buna rağmen bu devlet yıkılır mı?"
Piri Paşa şöyle cevap verdi:
"Hünkârım! Bu sendeki hal, sendeki ruh, sendeki kararlılık, sebat ve faziler sürdükçe bir şey olma ihtimali yoktur. Velâkin to- runlarınızın zamanında Rabbin ihsân ettiği mükâfatların, nimetle- rin şükrü eda edilmez, emanetlere sahip olunmaz ve hak tevzi edilmez ise, yıkılır!"
"Nasıl?" diye tekrar sordu Yavuz Padişah.
"En çok şu üç şeyden endişe ederim" diye cevap verdi Piri Paşa...
217
YANITLASİL
yuksel6 Haziran 2024 04:32
Yavuz Bahadıroğlu
Ve devletleri yıkan sırrı tek tek saymaya başladı:
"Bir: Sadrazamlık makamı, liyakate göre değil de, menfaat kar- şılığı olarak cahil ve ahmakların eline geçerse...
"İki: Dünya malı, kalpleri işgal eder, rüşvet kapısı açılır, altın her kapıyı açar ve bu yüzden makamlar ehliyetsizlere verilirse...
"Üç: Devlet adamları, hanımlarının tesirine girer ve onların arzularına göre devleti yönetmeye başlarlarsa, bu devlet yavaş yavaş inkıraza (yıkılmaya) yüz tutar."
Piri Paşa'nın bu sözleri karşısında Yavuz bir süre suskun kaldı. Derin derin düşündü. Sonra tasalı tasalı vezirinin yű- züne baktı:
"Rabbim bizleri böyle bir akıbete dûçâr olmaktan korusun!" diye duâ etti.
Haram yemeyen ordu
Şanlı ordu Mısır'a day
YANITLASİL
yuksel6 Haziran 2024 04:34
Yavuz Sultan Selim ve Kutsal Emanetler
Yavuz Bahadıroğlu
YANITLASİL
yuksel6 Haziran 2024 04:35
oscar Yayınları
sy. 217.
Ajanlara darbe eğitimi
YanıtlaSilNasıl mı? Anlatalım... ABD Savunma Bakanlığı'na (Kara Kuvvetleri bünyesinde) bağlı olarak faaliyet gösteren Foreign Area Officers (FAO) adlı askeri birlikte
YANITLASİL
yuksel6 Haziran 2024 10:54
363
Görev yapan subaylar özel olarak seçilip yetiştirilir. Özünde hepsi birer istihbaratçıdır. Bu istihbaratçı subaylar, gideceği bölgenin dilini bir iki yıl içinde öğrenir, uygulama için bir süre turist olarak o ülkelere gider, toplumu ve kültürünü tanımaya çalışır.
Bu kişiler dünyanın değişik bölgelerinde operasyonel ve fikir üretici olarak çalışır. Unvanları ateşe, ataşe görevlisi, irtibat ofis görevlisi, NATO görevlisi, bölge birimleri yetkilisi gibidir. Başarılı olurlarsa, zirveye kadar yol açıktır.
Sadece FAO mensubu subaylara dağıtılan "The FAO Journal" adlı dergide, seçimden bir yıl önce Soner Çağaptay ve Khairi Abaza'nın bir makalesi yayınlandı. Makalenin başlığı aynen şöyle: İslamcıları sandıkta mmek...
Önce yazarları kısaca tanımakta yarar var. Abaza, Mısırlı Waft Partisi İlişkiler Komitesi'nin eski üyesi, Demokrasileri Savunma Birliği'nin lemli üyesi. Çağaptay ise Washington Enstitüsü Türkiye Araştırmaları ümü üyesi ve yöneticisidir. Ağırlıklı olarak yakın doğu politikaları wrinde yoğunlaşır. İkisi de Pentagon'un rafine çocuklarıdır.
SAYFALAR ARASINDA
YanıtlaSil"Haysiyetli ülkelerde tabular olmaz"
Y AKIN ve uzak tarihimizin ya- lan-yanlışa boğulduğunu, vesi- kaların tahrif edildiğini, kahra- man olanların hain, hain olan- ların kahraman gösterilmeye çalışıldı- ğını belirten yazar Ahmet Kabaklı. Yeni Nesil'den All Ferşadoğlu'nun 10 Kasım 1988'de yayınlanan mülakatında yakın tarih ve tabular hakkında konuştu.
Kabaklı'nın mülakatta sorulan sual- lere verdiği cevaplar şöyle:
"Bugün 12 Eylül'ün bile gerçeklerini bilmediğimizi açık açık iddia edebili- rim. 12 Mart'ın, daha önceki 60 darbesi- nin gerçeklerini hiçbirimiz bilmiyoruz. Rivayet muhtelif ve içinde gerçek dışılık son ölçüdedir.
"Başımıza o kadar çok belä yağdırıl- mış, bugün o kadar çok yalan, yumruk altında gerçekler gizlenmiştir ki, herşey yalana bulandırılmış. Memleketteki kahraman insanlar karalanmış; zararlı kimseler de göklere çıkarılmıştır.
"Bizde büluğ çağı ile emeklilik çağı bir görülüyor. Akıllarının başlarına gelebil- mesi için emekli olmaları gerekir. Ben bunu birçok emekli generalde, yüksek memurda görmüşümdür. Aslında bu, ne yazık ki, korkutulmuş bir karektersiz- liğin ifadesidir. Gerçekler zamanında söylenirse hiçbir zararı olmaz. Uyduru- lan yalanların cemiyetleri ſeläketlere sürükledığı yüzde yüz muhakkaktır.
"Resmi ve yalan tarihe karşı, yalan üzerine müesses iddialara karşı, yalan- dan kahraman yapılmış, hâlâ devam e- den fikir zulmüne ve fikir yumruğuna karşı sız mücadele açmışsınız.
"Demokratik ülkelerde tabu yoktur. Demokratik ülke, tabunun olmadığı ülke demektir. Hallá değil demokratik ülke- lerde, kendisini bilen haysiyetli ülkeler- de de tabu yoktur. Demokratik ülkelerde ilim vardır, bilgı vardır. Tartışılmayan.
görüşülmeyen mesele yoktur. Bu da tabu bir şeydır. İnsan hayslyyetine uygundur.
"İşte Çanakkale hikâyesi, siz yazmış- sınız, Atatürk'ün henüz bulunmadığı bir olayda, 'Atatürk'ten niye bahsedilmiyor' diye kıyametler koparılıyor ve TRT Ge- nel Müdürü azlediliyor. Bu dünyanın hiçbir yerinde olacak bir şey değildir. Nitekim, kişileri yok etmek için siste- matik bir şekilde tabulara başvurulmak- tadır.
"Ne Avrupa'da, ne dünyanın diğer de- mokratik ülkelerinde, 5816 sayılı gibi bir kanun var. Bu kanun yanlıştır. Bu kanun yüzünden çok gerçekler gizli kal- maktadır. Tam (ersine, Atatürk'ün Mus- tafa Kemal. Mustafa Kemal'in Gazi Mus- tafa Kemal olarak ortaya konması gere- kir. Herkesin olduğu gibi ortaya konma- sı gerekir. O zaman millet rahat edecek- ur. O zaman Mustafa Kemal de rahat ede- cektir. O zaman Atatürk'ü maalesef ålet ederek çıkar sağlamak isteyen kişiler. zümreler; kullandıkları bir çıkar unsu- rundan mahrum kalacaklardır. Ata- türk'ü böyle bir takım insanların âleti halinde tutmamak gerekir.
"Türkiye'nin yakın tarih hadiselerini tartışacağı vakit, çoktan gelmiştir. Türk halkı olarak evet, gelmiştir. Ama, ger-
çeklerin bilinmemesinden menfaat u- manlar çoktur. Sırasında basın da gürül tü çıkaracak, seni ylyeceklerdir. Mesul ve yüksek makamlarda bulunanlar, seni ylyecektir! Binaenaleyh, bu acıklı bir keyflyettir. Adalet ve gerçek, milletin. müsbet aydının ekserlyet sağlamastyle mümkün olabilecek bir keyfiyettir. Mil- letimiz her zaman bunları tartışabılır. konuşabilir. Rahatsız olmaz, gocunmaz. Fakat bazı yalancı aydınlar, üniversi telerdeki sorumlu hocalar yeteri kadar karakter sahibi olmazlarsa, yine de so- nuç alınamaz.
"Bir defa Türkiye'nin yakın ve uzak tarihinin yazılmamış olması acı bir
YANITLASİL
yuksel13 Haziran 2024 08:00
keyfiyettir. Tarihi yazılmayan bir ül- kede politika yapılıyor. Şu halde dürüst bir politika yapılamaz. Çünkü kendi- mizi aradığımızda tarihten başka bula- bileceğimiz bir yer yoktur. Herşey tari- hin zarfı içindedir. Koyun efendim orta- ya, kimin ne kusuru varsa bilelim, mezi- yeti ne ise bilelim. Karmakarışık bir şe-
YANITLASİL
yuksel13 Haziran 2024 08:01
kilde çocuklara okutmanın bir mânâsı yoktur. "Şimdi insan bir şeyi ortaya anlatır- ken gerçekleri ortaya koymalıdır. İlmin dili incitici olmaz. Herkes de buna râzı olur. Yavaş yavaş bu safsata devri, ya- landan çıkar bulma devri kapanır. Bu- nun da kapanması lazım."
Peygamberleri zikretmek ibadettendir. Salihleri anmak, günahlara kefarettir. Ölümü hatırlamak sadakadır Cehennemi hatırlamak cihaddandır. Kabri anmak sizi cennete yaklaştırır. Kıyameti anmak ise sizi ateşten uzaklaştırır. İbadetin efdali çareyi terketmektir. Alimin sermayesi kibri terktir. Amelin bedeli hasedi terk ve günahlardan yüreğin yanışı da tevbenin özüdür.
YanıtlaSilRavi: Hz. Muaz (r.a.)
Sayfa: 286 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
Millet cerbeze ile iğfal olunsa da, bu devam etmez. (D.H.Ö.) 51;
YanıtlaSiligfal... aldatma, kandırma, yanıltma.
cerbeze... Haklı ve haksız sözlerle hakikati gizleme.
Allah (z.c.hz)'leri Beni hidayet ve alemlere Rahmet olarak gönderdi. Ve Beni; çalgıları, eğlenceleri, cahiliyet işlerini ve putları mahvetmek için gönderdi. Rabbim, izzeti üzerine yemin etti ki, kullarından bir kul dünyada içki içerse, ona kıyamet gününde muhakkak (Cennet) şarabını haram kılacak, kullarından bir kul da içkiyi terkederse Allah da ona muhakkak (Hazire-i Kudsünde) kendi yüce makamı yanında, Cennet şarabından içirecektir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 245 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
Okuma Parçası 8: Echelon
YanıtlaSilBektronik istihbarat dünyasının en gizli ve en çok konuşulan sistemi Echelon midir. Echelon, sinyal ve görüntü istihbaratı yapan elektronik istihbarat ağının Amerika, İngiltere, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda arasında kurulmuş sistemdir. Beş büyük ülkenin güvenlik ve istihbarat birimleri olan ABD Ulusal venlik Ajansı (NSA), İngiltere Hükümet Haberleşme Merkezi (GCHQ), Kanada Derleşme Güvenlik Kurulu (CSE), Avustralya Savunma Haber Direktörlüğü (DSD) Yeni Zelanda Devlet İletişim Güvenlik Bürosu (GCSB) tarafından uygulamaya so- muştur. Her türlü iletişimi deşifre etmek, kontrol etmek ve dinlemek için kulla- maktadır. Sistem, dünya çerçevesinde beş ana stratejik uydu kullanılmaktadır. huyduların her birinin yeryüzü üzerinde bir ana üssü yani istasyonu bulunmak- Bu istasyonlar, İngiltere'nin kuzeyindeki Menwith Hill, Endonezya uydularını eyen Avustralya'nın güneyindeki Shoal Körfezi, Latin Amerika uydularıyla pas-
yet, ABD, Kıbrıs'tan İsrail ve Türkiye'yi İzlemiş, (30 Ocak 2016).
www.milliyet.com.tr/abd-kibris-tan-israil-ve/dunya/detay/2186576/default.htm
zerinden-turkiyeye-buyuk-tuzak, U36R8ohokEe2PrscmcAJSQ?_ref=infinite
HADİS MEALİ
YanıtlaSilPEYGAMBERİMİZ (s), Buyurdu: «Ümmetim şu onbeş kötülüğü işleyince artık başlarına gelecek her belâyı haketmişlerdir.>>>
Peygambere sordular: «O kötülükler nelerdir?
ey Allah'ın elçisi.>>>>
Peygamberimiz de şöyle cevap verdiler:
1 Devlet malının (ve her çeşit milli serve- tin) birkaç imtiyazlı kimse arasında dolaşması.
2- Emanete, orta malı gözü ile bakılarak çe- kinmeden hainlik edilebilmesi.
3 Zekât vermenin angarya kabul edilmesi.
4 Erkeğin karısına emir kulu olması.
5 Anaya karşı gelinmesi, ona tatlı muame- le edilmemesi.
6 Bunun yanında arkadaş ve dostlara ya- kın ve sıcak bir samimiyetin gösterilmesi.
7 Babaya karşı cefa edilmesi.
8 Camilerde yüksek sesle (dünyalık işlerin) konuşulması.
9 olması. En alçak kimselerin başa geçerek idareci
10 Yapacağı kötülükten korkularak birine iyilik yapma mecburiyetinin duyulması.
11 İçki içmenin yayılması.
12 olması. Erkekler arasında ipekli giymenin moda
13 Şarkıcı kadınların türemesi.
14 Şarkı âletlerinin türemesi.
15 Bu ümmetin, evvelkilere lânet okuması.
İşte bu zaman onlar kızıl bir rüzgârı veya bir batmayı veya şekil değişikliğini beklesinler.
Tirmizi, Cild: 4, Shf: 494,
Kitabül Fiten Hadis: 2210
YanıtlaSil
yuksel28 Ağustos 2024 08:44
SUR
Sayı 25
Nisan 1978
10 TL
zamanın milbim şahıslan
İSA ALEYHİSSELÂM MEHDİ
DECCAL
He. Alden Rivayer Olunan, Nehcil Belağa ve Gurar el Hikem'den Alınma Bazı Hikmetli Sözler
YanıtlaSilAlimlerin vefatı, dinde gedik açar."
lim meclisi (içinde gezinilen) bahçe gibidir"
im sultanlığının zevāli yoktur."
lim, her rütbenin üzerinde bir rütbedir"
min yok olması, ilim sahibinin/ alimin ölümünden daha ehven bir durumdur
Kitaplan toplamak bir şey değildir, onların içeriklerini korumaya bak" "Müminin ganimeti, nerede olursa olsun bir hikmet bulmasıdır.
"Ümmetin efendileri fakihlerdir."
"Alimden bilmediğini öğren ve bildiğini bilmeyene öğret. Bunu yapar isen, bilmediğini öğrenmiş,
öğrendiğinden de yararlanmış olursun." "Alimin sürçmesi, geminin delinmesine benzer; hem kendisini, hem de beraberindekileri gark eder "Yüce Allah, alimlerden ahit almadıkça, cahillerden öğrenmek için ahit almadı."
"Bir şeyi sorduğunda öğrenmek için sor, üzmek ve hata bulmak için sorma. Zira öğrenen cahil, alim gibidir, başkasını üzen âlim ise cahile benzer."
"Cahil, daima ya ifrat, ya da tefrit halindedir."
"Her kaba, bir şeyler konuldukça hacmi küçülür. Ama ilim kabına (akıla) ne kadar ilim doldursan, hacmi o kadar genişler."
dirdigini bilirim. Çünkü Yüce Allah bana,
a
YanıtlaSil
yuksel23 Eylül 2024 05:29
HZ. ALİ ATLASI
Yaşadığı yerlerin fotoğrafları, haritalar ve savaş şemaları desteği ile Hz. Ali'nin hayatı
Sâmi b. Abdillah b. Ahmed el-Mağlût
Çeviri: Hüseyin Yıldız
606
YanıtlaSil9. Teube Sûresi
Ayet: 112-113
Şeyh Ahmed Gazzāli kardeşi İmam Muhammed Gazzali'ye şöyle dedi: "Senin tüm ilmini iki kelimede özetledim: Allah'ın emrine saygı göstermek, Allah'ın yarattıklarına şefkat göstermek."
YanıtlaSil
yuksel23 Eylül 2024 00:11
بسم الله الرحمن الرحيم
İstanbul 1438/2017
YanıtlaSil
yuksel23 Eylül 2024 00:06
İsmail Hakkı BURSEVİ
RÛHU'L-BEYAN
Kur'an Meâli ve Tefsiri
7. Cilt
ERKAM YAYINLARI
YanıtlaSil
yuksel23 Eylül 2024 23:39
Bir kimse babası olmadığını bildiği halde birine "babamdır" derse, ona cennet haram olur.
Ravi: Hz. Saad (r.a.)
Sayfa: 399 / No: 12
Ramuz El-Ehadis
İbadetin efdali ilim taleb etmektir. (İlimden maksad evvelâ, "Falem ennehû Lâ ilâhe illallah"dır.)
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 77 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
Amelin efdali Allah'ı bilmektir. Amelin azı ilimle faideli olur. Çoğu cehaletle faide vermez.
YanıtlaSilRavi: Hz. Müemmel (r.a.)
Sayfa: 77 / No: 10
Ramuz El-Ehadis
Turkish - Türkçe
YanıtlaSilEnglish - Ingilizce
emerald emırıld
923
Persian - Farsça
imrüt
zippe
zippelik
dandy.snobbish
dendi, snabis
snobbery
snobiri
ciraf
giraffe
rafa
agriculturists
ağrıkalçırıst
descendants
disendins
Arabic - Arapça
nürriyet
زمرد
rumurrud
منابق في ملاه
muteennik fi melat
التالي في تلبس
cilf, sebukser (civaa)
حلقي تبكي
سبك سر جلف
طرافه
et-teennuk fl met benin
زرافه
zurafe
فلاحون
zurafe
کشاورزان
kepaverzan
fellahun
ار
zurriyye
remurred
ذريت نسل nest, rurriyet
زمرد
Turkish - Türkçe zümrüt - zürriyet
YanıtlaSilEnglish - İngilizce
923
Arabic - Arapça
Persian - Farsça
zümrüt
emerald emırıld
زمرد
zumurrud
زمرد
zumurrud
züppe
dandy.snobbish dendi, snabiş
تسابق في ملابسه
سبك سر جلف
muteennuk fi melati hi
cilf, sebukser (civan)
züppelik
snobbery snobiri
الثائق في ملبس
et-teennuk fi mel besin
جلفى سبكي
sebki, cilfi
zürafa
giraffe ciraf
زرافة
طرافه
zurafe
zurafe
zūrra
agriculturists ağrıkalçırıst
فلاحون
کشاورزان
fellahun
keyaverzan
zürriyet
descendants disendins
از
ذريت نسل nesl zurriyef
zurriyye
TURKISH S ENGLISH ARABIC PERSIAN
YanıtlaSilSÖZLÜK
TELİF: MEVLÜT SARI
GONCA YAYINEV
Haberiniz olsun ki dünya hazır bir meta olup, ondan iyi de, kötü de yer. Yine biliniz ki hesap günü gelecektir ve haktır. Orada her şeye kadir olan bir melik hükmedecektir. Biliniz ki, hayrın hepsi, bütün kısımlarıyla Cennettedir. Yine biliniz ki, şer de bütün parçalarıyla ateştedir. Gene haberiniz olsun ki, amellerinizi Allah'tan sakınır halde işleyin. Ve biliniz ki, sizler muhakkak surette amellerinizle karşılaşacaksınız. Her kim zerre miktarı hayır işlerse onu görecek ve her kim de zerre miktarı şer işlerse onu görecektir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Amr (r.a.)
Sayfa: 169 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
Agah olunuz ki, Allah'ın ve meleklerin ve insanların hepsinin laneti şu kimselerin üzerine olsun ki, Beni hakkımdan bir şeyi nakzeder, Benim yakınlarımdan yüz çevirir, Benim velayetimi hafife alır, hayvanını kıbleden gayriye doğru keser, çocuğunu kabullenmez, efendisinden uzaklaşır, arazinin sınırını değiştirir. İslamda cinayet ihdas eder ve ihdas edeni barındırır, hayvana takarrüb eder, eli ile istimdana bulunur, alemlerden erkeklere yaklaşır, meşru evlilikten sakınır-ki Zekeriya (a.s) oğlu Yahya (a.s)'dan sonra "Hasur" yoktur. Bir erkek ki kendini kadına benzetir, bir kadın ki kendini erkeğe benzetir, bir kadına, sonra da onun kızın yakın olur, iki kız kardeşi bir arada nikahı altına alır- geçmişte olanlar müstesna- akar suyun yolunu tıkar, menzillerin gölgeliklerini kirletir, yollarımızda bize eza verir, kibrinden dolayı eteğini yerde sürükler, büyüklük taslıyarak yürür, çirkin sözler söyler, içki içer ve ayakkabılarını ters giyer.
YanıtlaSilRavi: Hz. Bişr İbni Atiyye (r.a.)
Sayfa: 169 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
Umuru diniyyeyi ehli ele aldığı zaman dine ağlamayın ve lakin onu ehli olmıyan üzerine alırsa ona ağlayın.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Eyyub (r.a.)
Sayfa: 466 / No: 13
Ramuz El-Ehadis
"Ey nas,
YanıtlaSilaynlacağım iç Ey nâs vasiy in, belleyin, burada bulunanlar bulunma- yanlara tekrarlasın. Allab gönderdiği Kitapta size belal ve baram kıldığı leri, yapacağımız ve sakınacağınız şeyleri bildirdi. Siz o Kitabın allara bayret veren bükümlerine itaat ediniz. Saydığı örneklerden ibret alonuz. Sizi Cennetten uzaklaştıran, Cehenneme, yaklaştıran beveslerden teşebretlerden çekininiz, topluluktan ve doğruluktan ayrılmayınız. Ema- mete biyanet etmekten sakınınız ve Allah'tan korkunuz. Kölelerinize ve
baber verila
banlarımıza eziyet etmeyiniz. Onların baklarım gözetiniz. Çoluğunuza pocuğumuza ilim ve edep öğretiniz. Onlar sizin yoldaşınızdır ve size emanettirler. Ey balk, Al ve Ehl-i beytime ve Kur'an'ı bilenlere sevgiden
ayrılmayınız. Alimlere saygı gösterin, onlara kin gütmeyin, onları skanmayın, Bilmiş olun ki onları seven beni sevmiş olur. Ey balk, tabarete riayet edip namaza devam edin. Malımızın zekâtını verin, zekât vermeyenin namazı da yoktur. Namazı olmayanın ise orucu, bacci, cibadı ve dini yok demekdir.
Ey nas, dilinizi tutun, gururu bırakın, büyük işler başarın, nicudlarınızı işletin, tenbel olmayınız. Düşmanlarımızla savaşın, mescitle- rinizi ma'mur tutun, îmânınızı kuvvetlendirin. Önce kendi nefsinize, son- ra kardeşlerinize nasihat edin, namusunuzu koruyun, malınızdan sada- ha verin, birbirinizin nail olduğu şerefi kıskanmayın, kendinizi esirlikten kurtarmaya çalışın, zulmetmeyin, Allab besap gününde zalimi bizzat mu- bakeme edecektir. Ben baberimi aldım.
Allah'a gidiyorum. Dininizi ve emanetinizi Al- lab'a ısmarladık. Ey asbabım ve ey cemaat, sizlere selametler dilerim. Al- lab'ın rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun."
EMSALSİZ BİR BÜYÜKLÜĞÜN MANZARASI nihalinden iki gün
olmayan bir tebessüm dalgası dolaşıyordu. Ağır ağır minbere çıktı. Yüzünü evveldi. Bir tarafından Abbas oğlu Fadi, diger ta Raindan Alien iki gun evveldi. Bir tecide geldi, Simasinda maate döndü: -"Ey
Munduysam Müslumanlar, dedi Sayet birinize karşı fena bir muamelede bu- onun karşılığını kabule amadeyim.
441
Hâtemü'l-Enbiyâ
YanıtlaSilHAZRETİ MUHAMMED ve Hayatı
Ey balk, tabarete riayet edip namaza devam edin. Malımızın zekâtını verin, zekât vermeyenin namazı da yoktur. Namazı olmayanın ise orucu, bacci, cibadı ve dini yok demekdir.
YanıtlaSilHatemü'l-Enkiya
YanıtlaSilHAZRETİ
MUHAMMED VE HAYATI
ALİ HİMMET BERKİ
OSMAN KESKİOĞLU
Agah olunuz ki; sarhoşluk veren her şey haramdır. Her uyuşturucu haramdır. Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır. Kalbi perdeleyen şey de haramdır.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 169 / No: 3
Ramuz El-Ehadis
Ruhu'l Beyan'dan Kıssalar PEYGAMBER EVLERİ
YanıtlaSilAHMET BASER
akup (as) Yusuf'un sarayında misafir iken, Yusuf'un çocukla n gelip önünde durdular. O da onlan gormekten son derece mut Süheyli şöyle der: "Peygamber Elendimiz (s.a.)'in odalan da uze rinde çamur bulunan soyulmuş hurma dallarından yapılmıştı. Bazı odalan ise harçla birbirine iyice neleri elinde olan Allah'in elçisi için razı olduğu bu odalara nza gösterip
Y
lu olarak õpup kokladı
bina yapmaktan uzak kalsalardı Yani bu insanları çok bina yapmak tan ve onlarla övünmekten alıko
Yusuf (as) babauna Züleyha ile yaşadığı macarayı da anlattı ve bu çocukların Züleyha'dan olduğunu söyledi. Bunun üzerine Yakup (as)
Züleyha'yı yanına çağırdı. O da ge lip elini öptil. Züleyha onun yanla nnda kalmasını istedi
tutturulmuş taşlardan yapılmıştı. Ancak hepsinin tavani hurma dal- larındandı."
yan bir şey olurdu. Bir hadiste. "Müslüman bir
Yakup (as):
Hasan Basri'nin şöyle dediği ri vayet edilir. "Ben henüz küçük bir çocukken Hz. Osman'ın halifeliği
kimsenin malının harcandığı en kötü yer binalardır." (Buhanel Edebüt müfred $138, Iraki, Murni, N 235 23s buyrulmuştur.
"Sizin bu şatafatlı yaşantınız be nim hoşuma gitmez. Bana Kenan diyanndaki gibi kamıştan ve hurma dallarından bir çardak yapsang ye ter" diye cevap verdi.
zamanında Nebi (as)'ın odalarına girer ve tavanlarına dokunurdum,
Behlül, kardeşi Halife Harun'un yaptırdığı büyük bir sarayın duvar larına şöyle yazmıştı
"Ey Harun! Dini alçaltıp tini (ça-
muru) yükselttin, nassi bırakıp cas-
sı (kireci) yükselttin. Şayet bu sarayı kendi malından yaptırdıysan israf etmişsin. Allah ise müsrifleri sev mez. Başkasının malından yaptır mışsan o zaman da zulmetmişsin.
Peygamber (as)'ın eşlerinin vefa- tindan sonra Ömer b. Abdülaziz bu odalan yıktırıp Mescid-i Nebevi'ye kats
Yakup (as) in bu isteği üzerine stediği şekilde bir çardak yaptı lar. O da büyük bir sevinç ve özen içerisinde bu çardakta yaşamaya başladı
Bazılan der ki. "Ben o gün kadar ağlayanların çok olduğu bir gün görmedim. Keşke bu odalar olduk lan gibi bırakılıp yıkılmasalardı da insanlar, yeryüzünün bütün hazi
Allah zalimleri de sevmez." (Ruhuud Beyan Cilt sayfa 334-135)
ALTINOLUN-53
Bir kimsenin ismi zalim emirle beraber yazılırsa, kıyamet gününde onunla haşrolunur.
YanıtlaSilRavi: Hz. Mücahid (r.a.)
Sayfa: 424 / No: 12
Ramuz El-Ehadis
Devede, koyunda, sığırda, bezde de sadaka (zekat) vardır. Altın ve gümüşün biriktirilmesi, borçluya saklamak gibi bir hal veya Allah yolunda harcamak maksadı dışında olursa, bu kenz (gömülmüş para)dir. Kıyamette (insan) onunla dağlanır.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Zerr (r.a.)
Sayfa: 324 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
Meryem oğlu İsa (a.s.) su üzerinde yürüyordu. Eğer (Allah'a) yakînini artırsa idi, havada da yürürdü. (Yakinin hududu yok. Yakîn arttıkça imkânsız şeyler mümkün oluyor)
YanıtlaSilRavi: Hz. Zafir İbni Sülayman (r.a.)
Sayfa: 124 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
Onlarla (münafıklarla) Bizim aramızdaki ahit (eman) namazdır. Onu kim terkederse kafir olur.
YanıtlaSilRavi: Hz. Hureyde (r.a.)
Sayfa: 224 / No: 2
Ramuz El-Ehadis
iki göz zina eder. İki el, iki ayak ta zina ederler. Ferc te zina eder.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 224 / No: 10
Ramuz El-Ehadis
131. Allahım! Şüphesiz ben fakirlik- ten, zatından başka birine zelil olmak- tan, senden başkasından korkmaktan, yalan söylemekten, bütün günah çeşit- lerini işlemekten ve senin affına alda- nıp gururlanarak günaha dalmaktan, düşmanların şamatasından, dermansız dertlerden, ümidin boşa gitmesinden, nimeti kaybetmekten, belânın ansızın gelmesinden sana sığınırım.
YanıtlaSilAÇIKLAMALI
YanıtlaSilDELAİLÜ'L-HAYRAT
Salavat-ı Şerifeler
Süleyman el Cezüli (k.s.)
Sy.88.Sali.
YanıtlaSilDerin Suikastlar
YanıtlaSilATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ) MÜ?
DÜNYAYI yöneten ailelerin en başında gelen Rocke- feller ailesinin en büyüğü David Rockefeller, "Atatürk diye birisi çıkmasaydı, biz dünya yönetimini tamamen ele geçi- recektik." der ve ekler:
"Tarihten örnekler vererek gücümüzü göstermek isti- yorum. I. Dünya Savaşı, Avrupa'da bize karşı olan impara- torlukları dağıtmak ve en önem- lisi Osmanlı İmparatorluğu'nu parçalayarak Orta Doğu'daki petrol yataklarını ele geçirmek ve İsrail Devleti'nin yolunu aç- mak için çıkarılmıştı. İsrail Dev- leti'nin kurucusu sayılan Theo- der Herlz, o zamanki Osmanlı Padişahı II. Abdülhamid'e gide- rek, bizim ailemizin desteğiyle
Mustafa Kemal Atatürk
115
www.tutkuyayinevi.com
YanıtlaSilFilistin topraklarını satın almak istedi. Fakat Padişah, bi karşı çıktı. Bizim için, Osmanlı İmparatorluğu'nu yıkma çok zor olmadı. Çünkü padişahları, genellikle Türk kad ları yerine, fethettikleri ülkelerden köle olarak getirdikden başka ırk ve dinlere mensup kadınlarla evleniyorlardı. Ta bii Hürrem Sultan gibi bu kadınlar, zamanla ülke yöneti minde söz sahibi oldular ve kendileri gibi yabancı kökenli adamlarıyla, bizim istediğimiz gibi, ülkeyi yıkıma götüren bir şekilde yönetmeye başladılar.
Padişahlar ise, devlet yönetiminin emin ellerde oldu- ğu düşüncesiyle zevk ve sefaya dalmışlardı. Bu da Osman- lı'nın çöküş devrini başlattı. Mason örgütleri tarafından kışkırtılan insanların çıkardıkları isyanlarla, topraklar kaybedilmeye başlandı. Hazine, plansız harcamalarla tü- ketildi. Savaş sonunda hedefimize ulaşmamıza az kalmıştı ama Atatürk adında bir lider ortaya çıkarak, planlarımızı bir süreliğine ertelememize neden oldu. Tabii ki sonuçta bizim finans ve silah sanayi şirketlerimiz, servetlerini on- larca kez katladılar."
1. Dünya Savaşı sonunda monarşizm; tez olarak de- mokrasiyi, antitez olarak komünizmi, yani sentezi oluştur- du. Atatürk'ün ölümü, hiç de sıradan bir ölüm olmamıştı. Hatta peşinden birçok kişiyi de sürüklemişti. Atatürk; Cumhuriyet'i kurup ilan ettikten sonra, eşi Latife'ye şöyle demişti: "Asıl savaş şimdi başlıyor. Şimdi birbirimizi öl- düreceğiz."
Koltuk kavgaları başlıyordu, herkes bir şeyler istiyordu, emeline ulaşamayanlar, birden ulaşmak isteyenler, çok hız- li davranmıştı. İlk iş olarak Atatürk'ten başlandı; suikastlar,
116
Derin Suikastlar
YanıtlaSilzehirlenmeler ve en sonunda zehir işe yaradı. Atatürkün doktorları ve kabinesindeki kişilerin büyük oranda mason olmaları, işlerine çok yaradı. Atatürk, 7 Ekim 1938'de ilk komaya girdi ve 15 Ekim 1938'de öldü.
Ne var ki bu olay, ilk etapta hükümetin büyük bölü münden ve halktan saklandı. Herkes birbirini suçluyordu. Topun ağzında Dr. Rıza Nur, Dr. Mim Kemal Öke, İsmet (İnönü) Paşa vb. cenazenin başında dört ordu komutanı, yirmi dört saat boyunca nöbet tutuyorlardı. Ankarada bu tün bunlar olurken İtalya P2 ve İskoçya mason localarında bir kutlama havası esiyordu. Suçlu hiçbir zaman buluna- madı. Herkes şüpheliydi. Yerli yabancı her grubun bir kuy- ruk acısı vardı.
Örneğin; mason localarını kapattırırken bunu 32'nci dereceden üstat olan İçişleri Bakanı mason Şükrü Kaya'ya yaptırmıştı. Atatürk'ün ölüm haberi, halka ve dünyaya 10 Kasım'da duyurulmuştu, fakat mezar yeri bulmak zordu. Kimisi "Müzede kalsın.", kimisi "Çok sevdiği yatı Savaro- nada kalsın, deniz onu bağrında saklar." diyordu.
Fakat Atatürk'ü ve Türkleri seven bir Amerikalı (bu ki- şinin adını bilen Kılıç Ali, sırrı mezara götürmüştür. Kim olduğu asla açıklanmamıştır. Ve hiçbir şeklide kayıtlarda geçmez.), gizlice ülkeye gelerek, Tapınakçı masonların, Gazinin cesedini kaçırmaya kalkışacakları, bunda başarılı olamazlarsa, başını götürecekleri haberini vermişti.
Amaç, bu büyük dâhinin beynini incelemek ve dünya tarihini nasıl değiştirdiğini öğrenmekti. Bu bilgi üzerine, gömmeye karar verdiler, fakat aradan yıllar geçmişti. So- nunda; Anıtkabir mozole yapıldı ve gömüldü.
117
Tartışmalar yine de bitmedi. Kazananın kimler olduğu
YanıtlaSilhâlâ bir muamma, kaybeden ise Türkiye ve Türk milleti,
dünya Türkleri olmuştu. Ajan tedavisi uygulaması yapıldı
Atatürke. Sonuç olumluydu. Doktorların siroz diye teşhis
koydukları hastalığı, içkiden diye bildirdiler. (Ajan tedavi-
si: Cıva uygulaması) Yurt dışından gelen Dr. Fisenger ise
tam tersini söylüyordu: "Hayır." Doktoru bir şekilde sus-
turdular. Gerçekler hiçbir zaman söylenmedi. Günümüzün
modern tıp teknolojisiyle bile içkiden dolayı siroz vakasına
hemen hemen hiç rastlanmamıştır. Üstelik Atatürk, sarhoş
olana kadar içmediği, sarhoş olmayı sevmediği hâlde ne
kadar içerse bu vaka olur gibi, günümüzün tıp camiasının
bir açıklama getirmesi elzemdir. Ayrıca, vatan şairi Meh-
met Akif Ersoy da siroz hastalığı sonucu hayatını kaybet-
miştir. Atatürk içki içiyordu evet, ya Ersoy?
Bütün bunlar araştırılırsa, bugün bile birçok makam- daki kişilerin başlarının fena hâlde ağrıyacağı kesin. Tarih
118
7
YanıtlaSilboyunca değişik statülere sahip liderler, zaman içinde su ikast, zehir, illegal ya da göstermelik mahkemelerde hep Aldürülmüştür. Ve bu da her zaman için tartışma konusu olmuştur. Fakat her nasılsa herhangi bir sonuca ulaşanlar ya konuşamadılar ya da faili meçhule gittiler. Her zaman da böyle olacaktır. Müslüman Türk liderlerde de genel ola- rak zehir kullanılmıştır. Atilladan Fatih Sultan Mehmeda Atatürkten Turgut Özal'a ve daha sonrakilere de hep aynı taktik uygulanmıştır. Derin Sulkaster
Atatürk'ün hastalığı döneminde maiyetinde bulunan doktorlardan en önemlileri olan Dr. Mim Kemal Öke, Dr. Rıza Nur vb. bu doktorlar, aynı zamanda İttihat ve Terak- kinin kurucularındandı. Ülkeye istihbari konularda tak- dire şayan hizmetlerde bulunmuşlardı. Bu doktorlar, aynı zamanda masondular ve sürekli, dolaylı yollarla Atatürke, bizzat Dr. Mim Kemal Öke tarafından masonluğa girmesi telkin ediliyordu. Atatürk de bunları her zaman terslemiş ve en sonunda dönemin mason üstadı olan İçişleri Baka- nı'na; Türkiye'deki bütün mason localarını lağvettirmiş ve ülkeden sürdürmüştür.
Atatürk'ün, sofralarında rakı içtiği, herkesçe bilinir. Fakat rakıya metil alkol ve minimum derecede seyreltil- miş cıva eklenmiştir. Bu da siroza yol açmıştır ve ayrıca yemeklerinde Tofana adlı zehir de verilmiş olabilir. Tofana, alındığında hiçbir etki yapmaz ve hiç hissedilmez, verilen dozaja göre, etkisini sonradan gösterir. Atilla ve Fatihe de Vatikan eliyle aynı zehirlerle suikast düzenlenmiştir. Vati- kania ve masonlara hizmet etmeyen veya katılmayan lider- ket,bir şekilde ortadan kaldırılmaktadır.
119
Bütün memleket matem içinde: Atatürk, bu sabah do- kuzu beş geçe gözlerini dünyaya kapadı!
YanıtlaSilAtatürk demişti ki: "Benim naçiz vücudum bir gün el- bette toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."
Atatürk, Türk'ün tarihinde ve gönlünde daima yaşaya- caktır.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin Resmî Tebliğidir: (Orijinal resmî metin)
Müdavi ve müşavir tabiplerinin neşredilen son raporu, Atatürk'ün dünyaya gözlerini kapadığını bildirmektedir. Bu ser hadise ile Türk vatanı, büyük yapıcısını; Türk mil- leti, Ulu Şef'ini; insanlık, büyük evladını kaybetti. Milleti- mize, içimiz yanarak bu tarife sığmayan ziyanından dolayı en derin taziyelerimizi sunarız. Kederlerimizin tesellisini,
120
enn Suikastlar
YanıtlaSilancak ve ancak onun büyük eserine bağlılıkta ve aziz va- tanımızın hizmetinde ararız. Şurasını da her şeyden evvel beyan etmeliyiz ki ölmez olan, onun büyük eseri, Cumhu- riyet Türkiyesi'dir. Hükümetimiz, içinde bulunduğumuz bu mühim anda bugüne kadar olduğu gibi dikkatle vazife başındadır. Müesses olan nizamı ve vaziyeti idame husu- sunu, büyük Türk milletinin hükümeti ile tek vücut olarak teyit ve temin edeceğine şüphe yoktur.
Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nun 33'üncü maddesi mu- cibince, Büyük Millet Meclisi Reisi Abdülhalik Renda, Reisicumhur vekâleti vazifesini deruhte etmiş ve ifaya başlamıştır. Gene Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nun 34'üncü maddesi mucibince, Büyük Millet Meclisi, derhål yeni Re- isicumhuru intihap edecektir. Türkiye'nin en büyük ma- kamına, Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'na göre geçecek zatın etrafında, hükümeti ile şanlı ordu ile ve bütün kuvveti ile Türk milleti, sarsılmaz bir varlık olarak toplanacak ve yük- selmesine devam edecektir. Bugün ayrılığına ağladığımız Büyük Şef'imiz Atatürk, her vakit, Türk milletine güvendi. Eserlerini bu güvenle yaptı. İdamesi esbabını da istikmal ederek güvenle, büyük milletimize bıraktı. Ebedi Türk mil- leti, onun eserlerini ebediyetle yaşatacaktır. Türk gençliği, onun kıymetli vediası olan Türkiye Cumhuriyeti'ni daima koruyacak ve onun izinde yürüyecektir. Kemal Atatürk, Türk'ün tarihinde ve gönlünde daima yaşayacaktır.
Tabiplerin bu sabahki tebliği:
Atatürk, saat 9'u 5 geçe terk-i hayat etmişlerdir.
Atatürk'ün müdavi ve müşavir tabipleri tarafından ve- rilen rapor suretidir:
121
DERIN SUIKASTLAR
YanıtlaSilABDULLAH ÇATLI, TURGUT ÖZAL, ASELSAN, CEM ERSEVER, SADDAM HÜSEYİN MUHSİN YAZICIOĞLU, PAPA II. JOHN POUL, ADNAN KAHVECİ, CHE, İZAK RABİN TÜRKİYE'DE VE DÜNYADA TARİHİ DEĞİŞTİREN SUIKASTLARIN PERDE ARKASI
İSMAİL ÇORBACI
Tutku
ÖZEL FİYAT 9,95TL
Derin Suikastlar
YanıtlaSilTUTKU YAYINEVİ
Editör : Füsun Dikmen
Kapak Tasarımı: Faruk Erşahin
Baskı : Ayrıntı Matbaası
Yay. Sertifika No : 15304
ISBN : 978-605-4962-91-4
1. Basım: Temmuz 2015
TUTKU YAYINEVİ
Birlik Mah. Vadi İkizleri Sit. 445-446 Sok. No: 1A/19 Çankaya - Ankara Tel: (312) 442 73 95 - Faks: (312) 442 73 97
DAĞITIM
Dost Dağıtım: (312) 430 48 95
Alfa Dağıtım: (212) 511 53 03
TEMSİLCİLİKLERİMİZ
Izmir : Pan Kitabevi, Aykut Yenersu, Tel: (232) 369 11 99
Bursa : Bursa Kültür Merkezi, Tel: (224) 225 52 52
Adana : Kitapsan, Tel: (322) 239 06 22
Trabzon: Yolcu Kitabevi, Tel: (462) 326 83 13
Diyarbakır: Eğitim Kitabevi, Murat Aburşu, Tel: (412) 229 13 17
Elazığ : Batı Kitabevi, Hanifi Batı, Tel: (424) 237 69 71
©2015 Tutku Yayınevi
Eserin tüm yayın hakları Tutku Yayınevi'ne aittir. Yazılı izin olmadan kısmen veya tamamen hiçbir yolla kopya edilemez, çoğaltılamaz ve dağıtılamaz.
www.tutkuyayinevi.com
Nitekim tarihte zulümle- riyle meşhur olmuş bulunan Firavun, Nemrut, Kârun, İs- kender, Hülâgu, Hitler, günü- müzde de siyonist işgalciler ve onlara sınırsız destek ve- ren güyâ medenî(!) güruh- lar, dünyevî bakımdan hiç de câhil insanlar değiller. Bilâkis bunlar; bilimde, fende, tek- nolojide ulaştıkları bilgi sâye- sinde, zulüm ve katliamlarını çok daha büyük çapta gerçek- leştirebilen, mazlum coğraf- yaların âdeta kanını emerek onları rahatça sömürebilen, sonra da haksızlık, hırsızlık ve haydutluklarını ustaca maske- leyebilen, insanlığın yüz kara- Si bedbahtlardır... M-
YanıtlaSilNAMAZ TELKİN, TEK
YanıtlaSilİnsan pek tahammülsüz bir tabiatta yaratılmıştır. E Başına bir fenalık geldi mi sızlanıp durur. Bir nimete kavuştuğunda ise bunu başkası ile paylaşmaz. Bize bu üç cümle ile insan vakıasını acı bir şekilde resmeden Kur'ânımıza göre bunun istisnası namaz kılanlardır. Na- mazlarında devamlı olanlar diye devam eden Mearic Suresi'ndeki ayetler mü'min ahlâkının belli başlı vasıf- larını sıralar. O tespitlerden anlarız ki namaz mü'min şahsiyetini inşa eden en önemli ibadettir. Namaz İslam dairesinde olmanın ve kalmanın çok önemli bir vesilesi- dir. Bu dünyadaki en büyük nimet olan Müslümanlığın kemaline erişmenin başında da ortasında da sonunda da hep namaz vardır.
Namaz İslam şahsiyetinin kaynağıdır. Namaz kılma- yanın, namazla işi olmayanın, camiden ve cemaatten uzak olanın İslam'a ve Müslümanlara nasıl bir fayda- sı olabilir? Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in ümmeti insanlığın umududur. O umudun yeşermesi ve hep taze kalması ümmetin namazla münasebetine bağlıdır. Namaz şahsiyetin kemâli kadar transferinin de mühim bir şartıdır. Namaz, sözle değil halle tebliğin en görünür ve dikkat çekici örneğidir. Nesillerine namazı benimsetmek isteyenler, namazı hayatlarının bir numa- ralı önceliği yapmalıdırlar.
Namazı nasıl sevdireceğiz? Abdesti, camisi, cema- ati ile sevdireceğiz. Tesbihatı, namaz öncesi ve sonrası muhabbeti ile sevdireceğiz. Namaz bir telkin, teklif ve tebliğdir. Namazı kılmak, namazı anlatmaktır. Namazı ikâme etmek, namazı teklif etmektir. Namazda huşuyu yaşamak, namazı arzulatmaktır. İki namaz arasını na- mazdaymış gibi yaşamak namazı cazip kılmaktır. Namazı her durum ve şartta öncelemek, namaza rağbeti artırmaktır. ABONE SE VE TALEPL WHATSA
0533
ELİF VE TEBLİĞDİR
YanıtlaSilEzan okunur okunmaz hayatı namaz için durdurmak, namazı hayata katmaktır. Namazlarını önceliği yapanlar, nesillerine namazı benimsetmek noktasında zorluk ya- Samazlar. Bu sayımız işte bu hassasiyetin tezahürü ola- ak hazırlandı, istifadeye medar olmasını niyaz ederiz.
*
Yıllık mutad temsilciler toplantımızın ikincisini Akhisar'da gerçekleştirdik. Altınoluk dostları ile Allah için hayırda gayret kardeşliğinin bir kez daha tadına vardık. Gayret kardeşliklerini artırmamız gerekiyor. Sa- dece kendimiz için değil, nesillerimiz ve bütün insanlık için... Şerde gayret şebekesinin bitmez tükenmek bil- meyen ifsadı hepimizi tehdit ediyor. Kendi kurtarılmış alanlarımızda yaşayamayız, bunun vebali çok büyüktür. Zaten kurtarılmış alan diye bir şey de kalmadı. Artık bir hat yok, bütün satıh işgal altında. Ne münasebet diyen elindeki, cebindeki, masasındaki akıllı addettiği aletlere baksın. İnanmayan, çoluğunun çocuğunun hangi sev- dalara, hangi dertlere düştüğüne baksın.
Hiçbirimiz güvende değiliz. Bekleyip ne olacağını göremeyiz. Tek kurtuluşumuz iyilik, güzellik ve doğru için gayrettedir. El ele verip hepimiz ve nesillerimiz için iyi olanın cazibesini artırmamız gerekiyor. Namazımı- zı sevdirmemiz, camilerimizi doldurmamız, Allah ve Rasûlullah'ın çağrısını yayan kitaplarımızı, dergilerimizi okutmamız gerekiyor. Malımızı, mülkümüzü kime miras bırakacağımız kadar seccademizi, dostlarımızı, davamızı kime miras bırakacağımızın da derdine düşmeliyiz. Bu çağ gönül ve zihin hırsızlarının cirit at- tığı bir çağ... Ne kalbimizi, ne zihnimizi ne de nesillerimizin kalplerini ve zihin- lerini çaldıramayız. Aksi takdirde hesap veremeyiz. Bir sonraki sayıda görüşmek ümidiyle Allah'a emanet olunuz.
RVİSİ İSTEK ERİNİZ İÇİN PP HATTI
611 25 41
ALTINOLUK
YanıtlaSilRABBİM BENİ VE NESLİMİ NAMAZ KILANLARDAN EYLE
Ekim 2024/R Ahir 1448
www.allinoluk.com: Say) 4654-130001
sı bedbahtlardır... Medeniyet; bilimde, fende, teknolojide ilerlemekten ibâ- ret değildir. Nitekim Batı, bu sahalarda ilerlemekle daha medenî olmadı, aksine daha da vahşîleşti. İnşâ ettiği kül- tür ve dünya görüşüyle; sırf kendi menfaatini düşünen, hodgâm/bencil/egoist, cimri, duygusuz, merhametsiz, "Alt- ta kalanın canı çıksın, zayıflar tâlihine küssün!" diyen, vic- dansız bir insan tipi meyda- na geldi. Ahiret, hesap, azap unutulduğu için; hak-hukuk, vicdan ve iz'âna vedâ edildi. İnsanın dışı süslenip yaldızla- nırken, iç dünyası karanlık bir nefsâniyet mezbelesine dö- nüştürüldü.
YanıtlaSilşöyle demiştir:
YanıtlaSil"İlim, çok hadis bilmekten değil, haşyetten (Allah korkusundan) ileri gelir.” (Taberânî, Kebîr, IX, 102)
Hazret-i Ömer dullah bin Mes'ud: vefât ettiğinde, yine Ab-
"-İlmin onda dokuzu gitti." buyurmuştu.
Bunun üzerine sahâbe-i kirâm kendisine:
"-Daha içimizde âlimler var!" dediler.
İbn-i Mesûd ise:
"-Ben mârifet ilminden bahsediyorum." ce- vâbını verdi.
Hakîkî mânâda ilmi artan birinin, mârifetul- lah'tan da nasîbi artmalıdır. Yani ilmin mutlak menbaı olan Cenâb-ı Hak karşısındaki haşyet ve takvâ duyguları da inkişaf etmelidir.
Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'de "ilim" tâbiri, ki- şiyi Allah karşısında takvâ ve haşyet duygu- larına sevk eden bir vasıfta zikredilmektedir. Âyet-i kerîmede buyruluyor:
"Yoksa geceleyin secde ederek ve kıyam-
da durarak ibadet edo
hirotabından
RABBİM BENİ VE NESLİMİ NAMAZ KILANLARDAN EYLE
YanıtlaSil10
Ekim 2024/R.Ahir 1446 www.altinoluk.com Sayı: 464 130.00
Hastalarınız ağırlaştığında onları "Lâ ilâhe illallah" sözüne zorlamayın, lakin telkinde bulunun. Münafığın sonu asla kelimei tevhid ile nihayete ermez.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 24 / No: 9
Ramuz El-Ehadis
Allah Teala bir kulunu severse, o kulun yalvarmasını işitmek için, kendisini ibtilaya maruz bırakır.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 24 / No: 15
Ramuz El-Ehadis
Bu münasebetle, hatıra gelen bir hususu yazmadan geçemeyeceğim. Şöyle ki, diyorum: Risale-i Nur talebeliği vasfını taşıyan bazı âlim ve hocalarımız, bir nevi şöhret kesbetmek veya başka hiss ve saik ile, halledilmiş meselelere dair –orada burada– kitaplar yazmak yerine; gelsinler, şu cihan-baha hakikatler hazinesi olan “İşarat-ül İ'caz”ı iyice anlamaya ve harika hakikatlerini şerh edip anlatmaya çalışsınlar ve ona karşı diz çöküp, sadıkane “lebbeyk!” deyip şakird olsunlar; daha çok hayırlı ve ihlaslı iş yapmış olsunlar. Her ne ise!
YanıtlaSilİşârat-ül İ'caz(Bd.)
316
YanıtlaSilzanni: zala ilg zarfiyet: zarf olma
zarif: ince ve nazik tavır, güzel şik zarûräts akliye: akica mutlaka olma
si gereken şeyler zarürât-ı diniye: dini zarüretler
zarürk: mecbur, Ister istemez olacak sey, iradesiz mecbur olan is
zarüriyatı diniyye: dinin inanimasi zaruri olan inanç esaslanı
zåt: hürmete layık kimse, kendi, dz
Zat-ı Akdes: en mukaddes zát, her tür lu kusurlardan uzak Allah
olan Allah Zát Zülcelát: büyüklük sahibi Allah
Zat-i Kibriya: Yüce Zat: en büyük zát
zati: kişiye ait, kendisine at, züyle ligi
zebed: köpük.
zebh: kesme
zeer: sakindirma, vazgeçirme. zehab: bir fikre uymak, zihnen bir yola
sapmak, yanlış düşünce Gitmek zeka-i härika: olağanüstü zeka
zeki: akıllı, anlayışlı, kavrayış
zelil: aşağı, zilete düşmüş, alçak Zemahşeri (1071-1144): Kepsal
Isimill meşhur tefsinin yazan. Müte zile mezhebine mensuptu
IŞARATÜ'L-İCAZ
zemherir: 12 Araliktan 31 Ocağa kadar olan şiddetli soğuk devresi
zemm: birisinin ayıplarını söylemek cexistirmek, yermekme
zemzeme-i Tevhid: Allah bir bilma
sesler zer: ekmek, dikmek
zerrät: zemeler, atomlar, moleküler zerråt asliye: insani meydana gen
ren esas ve ik zerreler zerre: atom, en küçtik madde parçası
zevål: sona ermek, gitmek yerinden aynimp pitmek zevät kiram: muhterem ve değerli
zatlar, büyük şahsiyetler zevi'l-ervah: ruh sahipleri, ruhlular.
zevi'l-hal: Arapça gramerde, cümlede fillin, tail veya mef ölünun (Bane ve
tómlecinin) fill işlenirken içinde bu
Sundağu durumunu belirten bir ke
lime veya cümle gelebilir. Iste bu şekilde durumian belirtilen til ve
ya merallere zevilhal denir.
zevi'l-hayat: hayat sahipleri, canlılar, zovk: lezzet almak, hoşa gitmek, tal
mak
zeyl: live, ek ziddiyet: atk
zamn: açıktan olmayıp dolayısıyla ani
bilan I tarat. Maksad
zimnen açıktan olmayarak, dolayısy
la Ima yolu ile içinden olarak
zit: lers, at mahall zihayat, car, hayat satib
zinet: süs
zíră: kot uzunluğu, 24 parmak u, arşın (yaklaşık 68 cm) zihin: anlama, bilme, batriama kavvet
ezherieme kabillyet zikr: hahamak hatırtarmak
zlyadar: art ziyade: fals
ziyafet: misafire yndirip içirmek, ikram etmek, misafir kabul etmex zu'm: biti zan, şüphe, yorlis zan, asilsiz
iddia
zuhur: meydana çıkmak
zulmet: koyu ka zulmet-i küfriye: küfür karasig
zulmet-i musibet: musibet karani zulüm haksızlık, ezyet, işkence zulümatābād karamiatara dolu
Zühal: Satürn gezegeni
zülát: tati ve durų su
zünnar: Hıristiyan rahipleri, papazarın bellerine bağladalan örme kuşak
KERBELA ŞEHİTLERİ
YanıtlaSil325
Göze göre her demde güzel şeyler gösterip Kerbelá toprağının yâdı göze yaş verir. Ama n'ola Kerbelâ toprağı dert ehlini ağlatırsa, Şifa veren göz otu da daima göz yaşartır.
Bir rivayettir ki, Ali oğlu Hüseyin doğduğunda Cenab-ı Hak tarafından Cebrail'e şöyle emrolundu:
- Yere in. Hem doğumu tebrik et, hem de şahadet taziyesi yap, baş sağlığı dile!.. Cibril-i Emin yere indiğinde Mazlum Hüseyin, Hazret-i Peygamber'in ya- nında idi. Hazret-i Peygamber'i tebrik ettikten sonra, başsağlığı diledi. Hazret-i Peygamber buyurdu ki:
- Ey birader, tebrik sebebi malûm amma başsağlığı dilemenin sebebi nedir? Cebrail dedi ki:
- Ey Allah'ın Resûlü, bu mazlumu senden sonra Kerbela'da zâlimler cefa kı- lıcı ile şehid edecekler!..
Hazret-i Peygamber ağlamaya başlamıştı. Hazret-i Murtaza orada hazır idi. Sebebini sordu. Hazret-i Resûl ihtiyarında olmadan işi anlattı. Hazret-i Murtaza da ağladı. Evine döndüğünde Hazret-i Fâtıma'ya açıkladı. Hazret-i Fâtıma, ağ- laya ağlaya Hazret-i Peygamber'in huzuruna gelip dedi ki:
- Ey bir kayda bağlı olmadan herkesin hizmetine koşan baba! Ali'nin Haz- retinizden bana getirdiği bu haber nedir?..
Hazret-i Peygamber:
- Ey Fâtıma, bu vak'ayı nakleden Cebrail'dir!.. dedi.
Fâtıma sordu:
- Yâ Resûlallah, bu haber verilen hal ne vakit olacaktır?
Hazret-i Peygamber şu cevabı verdi:
Benden, senden, Ali'den ve Hasan'dan sonral!..
Fatıma:
- Ey Allah'ın Resûlu, dedi, derdim arttı. Bu musibet başa geldiği zaman be- nim mazlumuma kim taziyette bulunacak, başsağlığı dileyecek?
Yine bir rivayettir ki, o sırada hatîften bir sada geldi:
***
- Ey Hatun!.. Tâ Kıyamete kadar Risalet hanedanını candan sevenler, her yıl bu matemi tazeleyecek, bu yas günlerini yaşatacaklardır. O, ümmetin gön lünden ve hatırından Kıyamete dek hiç çıkmayacaktır.. Böylece o ölümsüzler- den olacaktır.
FUZÛLÎ
YanıtlaSilHADİKATÜ'S SÜEDA ERMİŞLERİN BAHÇESİ
KERBELA ŞEHİTLERİ
KERBELA ŞEHİTLERİ
YanıtlaSil515
Yedi evlâdı olmuştur. Bunlardan en meşhurları Cafer, Abdullah, İbra- him ve Ali'dir. (En doğrusunu Allah bilir).
Hazret-i İmam Cafer Sâdık
Hazret-i İmam Cafer Sâdık altıncı imamdır. Mübarek doğumları Medine'de
Hicretin sekseninci yılında, Rebiül-Evvel ayının on yedinci Pazartesi günündedir. Birçok garip ilimler ona has idi. Cifr-i Ahmer (Kırmızı Cifr), Cifr-i Ebyaz (Beyaz Cifr), Cifr-i Cami ve Mushaf-1 Fâtıma bilgileri ile insana gaybdan haber verirdi. Yedi evlâdı olmuştu. Bunlardan meşhur olanlar şunlardır:
İsmail, Abdullah, Musa, İshak, Muhammed, Abbas ve Ali ibni Ca- fer Sadık. (En doğrusunu Allah bilir.)
İmam Musa Kâzım
Bir kimse dalalet bayrağı kaldırsa veya ilmi gizlese (Bir hakkı ketmetse) veya zalime bilerek yardım etse, bu kimse islamdan beridir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Amr İbni Abese (r.a.)
Sayfa: 406 / No: 10
Ramuz El-Ehadis
Bir kimse bi'dat sahibinden buğz ederek yüz çevirirse, Allah onun kalbini korkudan emin kılar ve imanla doldurur. Kim bid'at sahibine sert muamele ederse, Allah Teala onu en büyük korku gününde emin kılar. Kim bid'at sahibini hakir ve zelil görürse, Allah onu Cennette yüz derece yükseltir. Kim de bid'at sahibine selam verir veya ona beşaretle mülaki olursa ve onu sevindirici şeyle karşılarsa, Muhammed (s.a.s.)'e indirileni istihfaf etmiş olur.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 406 / No: 11
Ramuz El-Ehadis
Bir kimse batılla hakkı yenmek istiyen bir zalime yardım ederse, o kimse Allah'ın ve Resulünün zimmetinden düşer.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 406 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
989- Öfke anında nefsine hakim olmasını bileniniz en En halim olanınız da kahramanınızdır. ği halde bağışlayandır. intikam almaya gücü yetti-
YanıtlaSil۹۹۰- أَشْرِبُوا أَعْيُنَكُمُ الْمَاءَ عِنْدَ الْوُضُوءِ وَلَا تَنْقُضُوا أَيْدِيَكُمْ مِنَ الْمَاءِ
فَإِنَّهَا مَرَاوِحُ الشَّيْطَانِ* (عد وابن عساكر عن ابي هريرة)
G
990- Abdest alırken gözlerinize su içirin (onları yıkanması bu şeytanın yelpazeleridir. gereken yerleri iyice yıkayın), ellerinizi de sudan silkmeyin. Çünkü
இ
۹۱ - اَشْرَفُ الإِيمَانِ أَنْ يَأْمَنَكَ النَّاسُ وَأَشْرَفُ الإِسْلَامِ أَنْ يَسْلَمَ النَّاسُ مِنْ -
لِسَانِكَ وَيَدِكَ وَأَشْرَفُ الْحِجْرَةِ أَنْ تَهْجُرَ السَّيِّئَاتِ وَأَشْرَفُ الْجِهَادِ أَنْ تُقْتَلَ
يُعْقَرَ فَرَسُكَ (ط) ص عن ابن عمر ورواه ابن النجار وزاد) أَشْرَفُ الزُّهْدِ أَنْ يَسْكُنَ
قَلْبُكَ عَلَى مَا رُزِقْتَ وَإِنَّ اَشْرَفَ مَا تَسْئَلُ مِنَ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ الْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا
والآخرة (عن ابن عمر رضى الله عنه)
991- En şerefli iman, herkesin senden emin olmasında
tecelli eder. En şerefli İslam da herkesin senin elinden ve dilinden salim olması ile mümkündür. En şerefli hicret de kötülüklerden a- lakanı kesmendir. En şerefli cihat da atınla birlikte savaş alanında şehit düşmendir. Zühdün en şereflisi ise kalbinin nasibinle tatmin edilmiş olmasıdır. Allah'tan istenilecek en şerefli dilek de, din, dünya ve ahiret için afiyettir.
۹۹۲ - اَشْهَدُ بِاللَّهِ وَأَشْهَدُ للهِ لَقَدْ قَالَ جِبْرِيلُ يَا مُحَمَّدُ إِنَّ مُدْمِنَ الْخَمْرِ كَعَابِدِ
وَتَن (اوب نعيم في مسلسلاته والشيرازي ولا رافعي عن على صحيح)
992- Allah'a şehadetlik ederim, Allah için şahitlik ederim ki, and olsun, Cebrail bana şöyle dedi: "Devamlı içki içen, puta lapan gibidir."
۹۹۳ - أَشْهَدُ أَنَّ هَؤُلَاءِ شُهَدَاءُ عِنْدَ اللَّهِ يَوْمَ الْقِيَمَةِ فَأْتُوهُمْ وَزُورُوهُمْ وَالَّذِي
Yahudilerin, Hazret-i Îsâ'yı öldürmek istemeleri!..
YanıtlaSil8 Ekim 2024 02:00 | Güncelleme :8 Ekim 2024 00:19
A -
A +
Yahûdîler, Hazret-i Îsâ aleyhisselâmı tutup asmak veyâ öldürmek istediklerinde yanında bulunan İncîl-i şerîfi de yok ettiler.
Hazret-i Îsâ aleyhisselâmın, dünkü makâlemizde bahsettiğimiz havârîlerinden Yehûda (Judas), Hazret-i Îsâ aleyhisselâmın yerini, maalesef birkaç kuruş karşılığında, onu öldürmeye karâr veren İsrâîloğullarına (Yahûdîlere) haber verdi. Yehûda, Hazret-i Îsâ aleyhisselâmı yakalamak üzere Yahûdîlerle birlikte eve girince, Allahü teâlâ, onu, Hazret-i Îsâ aleyhisselâma benzetti. Yahûdîler de, onu, Hazret-i Îsâ aleyhisselâm diye yakaladılar, haça (çarmıha) gerip asarak öldürdüler. Allahü teâlâ, Hazret-i Îsâ’yı göğe kaldırdı. Hazret-i Îsâ aleyhisselâm, bu sırada 33 (otuz üç) yaşındaydı.
Yahûdîler, Hazret-i Îsâ aleyhisselâmı tutup asmak veyâ öldürmek istediklerinde yanında bulunan İncîl-i şerîfi de yok ettiler. O zaman İncîl, henüz dünyâya yayılmamış, Hazret-i Îsâ aleyhisselâmın dîni olan İsevîlik, henüz yerleşmemişti. Çünkü Îsâ aleyhisselâm, ancak iki buçuk, üç sene kadar dîni teblîğ edebilmişti. Bu sebeple, İncîl’in bir nüshasının daha yazılmış olması ihtimâli yoktu. Hazret-i Îsâ aleyhisselâmın Eshâbı, hem çok az, hem de ekserîsi câhillerden olduğu için, onlarda yazılı bir nüsha olması imkânı da yoktu. Hazret-i Îsâ aleyhisselâmdan başkasının da ezberinde değildi.
Yahûdîlerin ileri gelenlerinden ve Îsevîlerin en büyük düşmânlarından olan, ama Îsevîliği kabûl ettiği yalanını uyduran “Paul=Pavlos”, Hazret-i Îsâ aleyhisselâmın dînini değiştirdi, bozdu. Tevhîdi (tek Allah inancını) teslîse (üç tanrı inancına), Îsevîliği de Hıristiyânlığa çevirdi. Böylece hakîkî Îsevîlik yok olup, yerini bozuk olan Hıristiyânlığa bıraktı.
YanıtlaSilÎsevîlikte tek Allah’a inanmak esâsı vardı. Ahkâm, yâni emirler ve yasaklar pek azdı. Hazret-i Îsâ aleyhisselâm, “Ben, Benî İsrâîl Peygamberlerinin getirdikleri ve şimdi bozulmaya başlayan, tek Allaha inanan hak dîni izhâr için geldim” diyordu.
Îsevîlik, tek Allaha inanma dîni olan Hazret-i İbrâhîm aleyhisselâm ve Hazret-i Mûsâ aleyhisselâmın dînlerinin aynısıdır. Îsâ aleyhisselâm kendi vaazlarını yazmadı. Allahü teâlânın gönderdiği İncîl de kayboldu. Bugün Hıristiyânların ellerinde bulunan “Kitâb-ı Mukaddes”, Tevrât’tan alınan kısımlar “Ahd-i Atîk=Eski Ahid” ile, Matta, Markos, Luka ve Yuhanna’nın sonradan yazdıkları İncîller ve “Resûller” tâbir edilen şâkirdlerin risâlelerinden, mektuplarından yâni “Yeni Ahid”den meydâna getirilmiştir. Bu dört yazarın kitapları, birbirini tutmaz. Aynı hâdise hakkında birbirinden farklı yazılar yazmışlardır. Diğer havârîlerin yazdıkları İncîller toplattırılıp yaktırılmıştır.
Yakılan bu İncîller arasında bulunan ve içinde Hazret-i Muhammed aleyhisselâmın geleceğini uzun uzadıya anlatan “Barnabas İncîli” de yok olmuştur.
Bugün insâflı Hıristiyân dîn adamları bile, şimdiki Hıristiyânların ellerindeki İncîl’in artık Allah kelâmı olarak kabûl edilemeyeceğini itirâf etmektedirler.
SORU: Samimiyet ve gösteri (hlas ve riya) ne demek
YanıtlaSilCevaplandre minat
CEVAP: Yekilli din igoerimine gire samimiyet (hi) kikuma aymar
1- Ameide samimiyet,
2 Sevap beklemade sammilye
AMELDE SAMİMİYET: Amelde samimiyet, Allah'a biir adım daha çok yaklaşmayı dillemek, O'nun buyrakllanıma derin saygı duymak ve çağrıma kapak demektir. Sağlam ve sar mai bir inanca sahip olmak sahibini amelle samimiyet ve
Samimiyetin aikak Allah'tan başkanna ya milaşmayı dilemek ve başkalam duysun diye badet elmek ve amet işlemek demektir.
SEVAP BEKLEMEDE SAMMYET: Sevap beklemede samimilget, hayırlı işler işleyerek karşılığında öbür dünyada menfaat ommak demektir.
Havariler Iså Peygamber'e sorarlar: Samimi (hälis) a mel nedir? Allah bağlısı kişi kimdir? İsa Peygamber buna sa
ibmet dolu cevabı verir:
Samimi amel, katıksız ameldir. Yani yalnız Allah'ın hoş mulluğumu kazanmayı gaye güden ameldir. Allah bağlısı kişi ise yaptığını sadece Allah için yapan, O'ndan başka kimse nin işlediği ameli bilmesini istemeyen kişidir.>
Cam ussağır
YanıtlaSil12
28.Peygamberimiz buyuruyor ki:" Bu ümmeti, iman nuruyla. doğru yolla, serafle, yardımımla ve yer yüzünde sürecekleri haki - miyetle müjdele, Kim shirete ait bir ameli dünyalık için yaparsa, o- mun ahirette hiç bir nasihi yoktur."
29- Peygamberimiz buyuruyor ki: "Camiye giren kimsenin guyent ne ise ancak nasihi odur."
30.Peygamberimiz buyuruyor ki: Gece namazını kılmak niyye Uyle yatağına giren kimseyi uyku galebe çalıp, uyur ve kalkamazsa kimse için yine niyyetinin sevabı yazılır ve uykusu kendisine rabbi tarafından verilen bir sadaka olur."
SORU: Samimiyet ve gösteriş (ihlas ve riya) ne demek- tir, bunlaro bik nedir? Iglenen amellere ne gibi tesirleri Cevaplandre?
CEVAP: Yetkili din bilginlerimine gire samimiyet (Ihlas)
1 Amelde samimiyet, 2- Sevap beklemede samimiyet.
AMELDE SAMİMİYET: Amelde samimiyet, Allah'a bir adım daha çok yaklaşmayı dilemek, O'nun buyruklarına derin Tay duymak ve çağrısına koşmak demektir. Sağlam ve sar- inanca sahip olmak sakini amelde samimiyat ve
Samimiyetis suite, akitak, Allah'tan başkasına ya kundagmayı dillemek ve başkaları duysun diye ibadet etmek ve amel işlemek demektir.
SEVAP BEKLEMEDE SAMİMİYET: Sevap beklemede samimiyet, hayırlı işler İşleyerek karşılığında öbür dünyada manfaat ummak demektir
Savoriler Di Peygamber esorarlar Samimi (hälls) a
mel nedir? Allah beği Peygamber buray
Allah'in hoy
demeldir Allah baher kişi
sadece Allah için per Ondan başka kimse
يصبح
YanıtlaSilوكَثِيرُونَ في
SORU: Samimiyet ve gösteriş (ihlas ve riya) ne demek- tir, bunların hükmü nedir? İşlenen amellere ne gibi tesirleri
olur? Cevaplandırır mısınız?
CEVAP: Yetkili din bilginlerimize göre samimiyet (Ihlás) iki kısma ayrılır:
1 Amelde samimiyet,
2 Sevap beklemede samimiyet.
AMELDE SAMİMİYET: Amelde samimiyet, Allah'a bir
adım daha çok yaklaşmayı dilemek, O'nun buyruklarına derin sayğı duymak ve çağrısına koşmak demektir. Sağlam ve sar- sılmaz bir inanca sahip olmak sahibini amelde samimiyet ve Allah'a bağlılığa götürür.
Samimiyetin zıddı, nifaktır. Nifak, Allah'tan başkasına ya- kınlaşmayı dilemek ve başkaları duysun diye ibadet etmek ve amel işlemek demektir.
SEVAP BEKLEMEDE SAMİMİYET: Sevap beklemede samimiyet, hayırlı işler işleyerek karşılığında öbür dünyada menfaat ummak demektir.
Havariler İså Peygamber'e sorarlar: «Samimi (halis) a- mel nedir? Allah bağlısı kişi kimdir? İså Peygamber buna şu ibret dolu cevabı verir:
Samimi amel, katıksız ameldir. Yani yalnız Allah'ın hoş- nutluğunu kazanmayı gaye güden ameldir. Allah bağlısı kişi ise yaptığını sadece Allah için yapan, O'ndan başka kimse nin işlediği ameli bilmesini istemeyen kişidir.»
CAMIÜ'S-SAĞIR
YanıtlaSilMUHTASARI, TERCÜME VE ŞERHİ
Allah'ı sevmenin yolu Resûlullaha (a.s.m.) tabi ol- maktan; söz, hål ve hareketlerimizde onu ölçü almak- tan geçer.
Resûlullahın (a.s.m.) hadislerinin herbiri ise karan- lıkta kalanlara bir ışık, yolunu şaşıranlara bir rehber, ölünceye kadar doğru yolda tutan bir kılavuzdur.
Resûlullahın (a.s.m.) hadisleri ahiret yolcusu olan insanlar için en sağlam birer ölçü, esas ve hayat pren- sipleridir. Bilhassa bunalımda olan çağımız insanlarına bir kurtuluş simidi, huzur ve saadet yollarını gösteren hatasız bir programdır. Hayata hayat, ruh ve nurdur.
Günümüzün insanının onun emir, yasak ve öğütle- rinden istifade edecekleri çok şeyler var. Ruh, kalp ve vicdanlar, onlara gıda, hava ve su kadar muhtaçtır.
***
Camiü's-Sağir, 10,000 civarında hadis-i şerifi ihtiva eden meşhur hadis kitaplarından biridir. Uyanıkken yetmiş defa Resûlullahı (a.s.m.) gören Celaleddin es-Suyuti (1445-1505) tarafından tasnif edilmiştir. Elinizdeki cildlerde, bu eserin, Feyzü'l-Kadir isimli şer- hi esas alınarak günümüze bakan 4000 civarında hadis ele alınmış, bazılarının açıklamaları yapılmıştır.
YA NE
Evet sabıkan bahsi geçmiş: Avucunda küçük taşların zikir ve tesbih etmesi; "Vema ra meyte iz raheyte sırrıyla aynı avucunda, küçücük taş ve toprak, düşmana top ve gülle hük münde onları inhizama sevketmesi; "Ven şakke'l kamer" nassı ile aynı avucunun parmağıy la Kamer'i iki parça etmesi; ve aynı el, çeşme gibi on parmağından suyun akması ve bir or- duya içirmesi; ve aynı el, hastalara ve yaralılara şifa olması, elbette o mübarek el, ne kadar harika bir mu cize-i kudret-i İlahiye olduğunu gösterir. Güya ahbab içinde o elin avucu küçük bir zikirhane-i Sübhanîdir ki, küçücük taşlar dahi içine girse, zikir ve tesbih ederler. Ve a'da- ya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur. Ve yaralılar ve hastalara karşı küçücük bir eczahane-i Rahmanîdir ki, hangi derde temas et- se derman olur. Ve celal ile kalktığı vakit, Kamer'i parçalayıp Kab-ı Kavseyn şeklini verir; ve cemal ile döndüğü vakit, âb-ı kevser akıtan on musluklu bir çeşme-i rahmet hükmüne girer. Acaba böyle bir zâtın bir tek eli, böyle acib mu'cizata mazhar ve medar olsa; o zâtın Hâlık-ı Kainat yanında ne kadar makbul olduğu ve davasında ne kadar sadık bulunduğu ve o el ile bi- at edenler, ne kadar bahtiyar olacakları, bedahet derecesinde anlaşılmaz mı?..
YanıtlaSilO, bütün resullerin sevuid
mukarrob
Bu parça alın ve elmas ile yazılsa liyākaři var
YanıtlaSilEvet, sabıkan bahsi geçmiş: avucunda küçük taşların zikir
De tesbih etmesi وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ sırrıyla, ayma cunda, küçücük taş ve toprak, düşmana top ve gülle hükmün- de, onları intizama sevk etmesi: وَأَنْشَقَ الْقَمَرُ nassı ile aynı avucunun parmağıyla kameri iki parça etmesi; ve ayı el, çeşme gibi on parmağından suyun akması ve bir orduya içirmesi; ve aynı el hastalara ve yaralılara şifâ olması, elbet- te o mübarek el ne kadar hârika bir mu'cize-i kudret-i İlâhi- ye olduğunu gösterir. Güya, ahbap içinde o elin avucu küçük bir zikirhane-i Sübhânîdir ki, küçücük taşlar dahi içine girse zikir ve tesbih ederler. Ve a'dâya karşı, küçücük bir cephane- iRabbânîdir ki, içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur. Ve yaralılar ve hastalara karşı küçücük bir eczahâne-i Rah- mânidir ki, hangi derde temas etse, derman olur. Ve celâl ile kalktığı vakit, kameri parçalayıp, Kab-ı Kavseyn şeklini ve- rir; ve cemâl ile döndüğü vakit, Ab-ı Kevser akıtan on mus- luklu bir çeşme-i rahmet hükmüne girer. Acaba böyle bir Zâ- tın birtek eli, böyle acib mu'cizâta mazhar ve medâr olsa; o Zatın, Halık-ı Kainat yanında ne kadar makbul olduğu ve
dâvâsında ne kadar sadık bulunduğu ve o el ile bîat edenler ne kadar bahtiyar olacakları, bedahet derecesinde anlaşıl-
maz mi?
Risale-i Nur Külliyatından
YanıtlaSilMeklubai
NA NESP
Müellifi:
Bediüzzaman
SAİD NURSI
Mektubat Bediuzzamaman Said Nursi
YanıtlaSilretler vardır. Günümüz dünyasında Müslumanları doğrudan ilgilendiren pek çok gelişme bulunmak tadır. Bütün bu gelişmelere athinlerimizi ve yürek lerimizi açmamız Rabbimizin bir buyruğudur bize. Bütün bu gelişmeleri takip ederek, bunlardan ala- cağımız derslerle Şeytan'a ve şeytani olana alet ol maktan, dünya müstekbirliğinin emellerine alet olmaktan korunmuş bulunacağız. Allaha gereği g bi kulluk etmenin en önemli şartlarından biri de bilindiği gibi tağut'tan ve tağuti olan her şeyden sakınmaktır.
YanıtlaSilMuvahhidler aldıkları her soluğu büyük bir imkan ve fırsat bilerek, tevhidi gerçekliğin sapma kabul etmez temsilcileri olduklarını göstermelidir ler. Tevhidin berrak sularına inenler, orada Allah' in sonsuz bağışlarıyla karşılaşacaklardır. Tevhidi düşünceyi ve tavrı nokta nokta bütün bir sinesi ne nakşedenler için kurtuluş yolları açılmaktadır.
Dünyamız bir gün değişecekse ki değişecektir, bunu bütünüyle tevhidin rengine bürünmüş mu vahhidler değiştireceklerdir.
Her şeyin en güzelini, en güzel şekliyle bilen alemlerin Rabbi Allah'a hamdolsun.
Hangi Emir ki, ümetimden bir zümreye sahib oldu, onlara (din ve dünya hususunda) nasihat etmez ve kendi işi için çalıştığı gibi onlar için de çalışmazsa, Allah ona kıyamet gününde yüzü koyun Cehenneme atar.
YanıtlaSilRavi: Hz. Makul (r.a.)
Sayfa: 181 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel11 Ekim 2024 06:46
Hangi kadın ki velisinin izni olmadan evlenmişse, nikahı batıldır. Nikahı batıldır. Nikahı batıldır. Zifaf olmuşsa kadın için mehir hakkı vardır. Bir kadın ki velisi yoktur. Velisi sultandır.
Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 181 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel11 Ekim 2024 06:49
Hangi adam ki bağışlaması ile, Allah'ın hadlerinden birinin tatbikini önlemiş (veya hafifletmiş ise) o işten geri dönünceye kadar Allah'ın gadabında kalır. Hangi bir adam da bilmediği bir husumet hakkında bir müslümana karşı öfkesini (şiddetlendirip sürdürürse) o adam, Allah'ın emrine karşı inadlık etmiş olur ve kıyamete kadar Allah'ın laneti onun üzerine olur. Hangi bir adam da bir müslüman aleyhinde, onda olmıyan bir şaiya çıkarır ve iftira ile o müslümanı küçük düşürürse, o kimse söylediğinden vaz geçinceye (nedamet duyuncaya) kadar, Allah onu Cehenneme yaklaştırır.
Ravi: Hz. Ebud Derda (r.a.)
Sayfa: 181 / No: 9
Ramuz El-Ehadis
Allah'ın insanlar içerisinde hiç sevmediği üç kişi vardır: 1- Haremin hürmetine riayet etmiyen. 2- İslam'da cahiliyet adetlerini ihya etmeye kalkışan. 3-Haksız yere bir kimsenin kanının akıtılmasına yol arayanlar.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 8 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
Hangi bir davetçi ki, bir dalalete çağırıb da peşine de adam düştü ise, peşine düşenlerin her birinin günahı kadar günah da ona yazılır. Ve bu, diğerlerinin günahından bir şey eksiltmez. Herhangi bir davetçi de hidayete çağırdı da ona uyuldu ise, uyanların sevabı kadar da ona yazılır ki, bu da diğerlerinin ecrinden hiç bir şey eksiltmez.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 178 / No: 3
Ramuz El-Ehadis
Kafir dahi olsa, mazlumun duasından sakınınız. Zira mazlumun duası ile Aziz ve Celil olan Allah arasında perde yoktur.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 173 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
İçinde resim veya heykel gibi bir şey olan eve melaike girmez.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 470 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
۲۷۰۹ - الْعِرَافَةُ اَوَّلُهَا مُلَامَنَةٌ وَآخِرُهَا نَدَامَةٌ وَالْعَذَابُ يَوْمَ الْقِيَمَةِ ( في
YanıtlaSilعن ابي هريرة) 2709- Reisliğin önü kınanmadır. Sonu pişmanlıktır, kıyamette
de azaptır.
٣٥٨ - إِذَا اسْتَحَلَّتْ أُمَّتِي خَمْسًا فَعَلَيْهِمُ الدَّمَارُ إِذَا ظَهَرَ فِيهِمُ التَّلاعِنُ وَلَبِسُوا الحَرِيرَ وَاتَّخَذُوا الْفَتَيَاتَ وَشَرِبُوا الْحُمُورَ وَاكْتَفَى الرِّجَالُ
YanıtlaSilعن انس) والنساء هب من طريقين
358- Ümmetim şu beş şeyi helal sayarsa o zaman felakete uğrar: Aralarında lanetleşmek, erkeklerin ipekli elbise giymeyi adet edinmesi, (fuhuş dostları) metresler, çalgıcı ve oyuncu kadınlar edinmek, içki içmek, erkeklerin erkeklerle, kadınların da kadınlarla cinsî ilişkiler kurup yetinmeleridir.
G
٣٥٩ - إِذا اسْتَشاط السلطان تَسَلَّطَ الشَّيْطَانُ (حم طب عن عروة بن محمد بن
YanıtlaSilعطية السعدى عن ابيه عن جده 359- Sultan öfkeden kıpkırımızı olduğu zaman, şeytan ong
musallat olur.
وَالرِّجَالُ بِالرِّجَالِ فَبَشِّرْهُمْ ٣٦٠ - إِذَا اسْتَغْنَى النِّسَاءُ بِالنِّسَاءِ
بِرِيحِ حَمْرَاءَ تَخْرُجُ مِنْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ فَيَمْسَحُ بَعْضُهُمْ وَيَحْسَفُ بِبَعْضٍ ذَلِكَ
بِمَا عَصَوْا وَكَانُوا يَعْتَدُونَ (الديلمي عن انس)
360- Kadınlar kadınlarla, erkekler erkeklerle (cinsî ilişkiler
kurup fuhuş yaparak hem cinsiyle) yetindiği zaman, onları doğudan çıkacak kızıl bir rüzgarla müjdele (tehdit et). O rüzgar onların aşırı davranarak isyan etmeleri yüzünden, kimini kör edecek, kimini de yerlebir edecektir.
İnsanları acizlik içinde bırakmaktan sakının, Sizden birisi Emir veya Amil olur da kendisine dul kadın, yetim veya fakir bir kimse işi için gelir. Ona "Sen otur, işine bakılacaktır" denir. Böylece onlar acizlik içinde terkedilirler. İhtiyaçları görülmez ve onlar için bir emir de verilmez. Onlar da dağılıp giderler. Halbuki, zengin eşraftan biri gelince, Emir onu yanına oturtur. Sonra da "İşiniz nedir" der. Adam da "İşim şöyle şöyledir" der. Bunun üzerine Emir "Bunun ihtiyacını yerine getirin ve acelede edin" der.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 173 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
29. Sâlih el-Merkadî'nin, bir diyardan geçtiği ve şöyle dediği rivâyet edilmektedir:
YanıtlaSil"Ey diyar! Nerede önceki ahalin? Nerede seni imar etmiş olan insanlar? Nerede en eski sakinlerin?" Gaipten bir ses şöyle fısıldadı:
17
MÜNEBBİHAT &
YanıtlaSil"İzleri kayboldu, bedenleri toprak altında çürüdü, ge- riye amelleri, boyunlarında asılı olarak kaldı."
20
***
Tasavvuf Klasikleri
YanıtlaSilibn Hacer El-Askalanî
MÜNEBBİHAT
UYARILAR
Kainat haşir sabahıyla gözünü açacaktır. (S.) 489:29. Söz , 4. 1:87.
YanıtlaSilesas, 1. mesele