Benden sonra ümmetim üzerine şu üç şeyden korkarım. Devlet reisi ve vekillerinin zulmünden korku duyulması (Hükümde tesir altında kalmak), yıldızların (tesirine) itikad ve kaderi tekzib etme. Ravi: Hz. İbni Muhaccir (r.a.) Sayfa: 19 / No: 9 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Haziran 2024 05:06 Sizin üzerinize şu altı şeyden korkarım. Sefihlerin amirliğinden, kan dökmekten, hükmü satmaktan, sıla-i rahmi kesmekten, Kur'an'ı musiki eğlencesine vesile yapmaktan ve askerlerin çoğalmasından. Ravi: Hz. Avf ibni Malik (r.a.) Sayfa: 19 / No: 10 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Haziran 2024 05:08 Benden sonra ümmetim üzerine şu üç dalaletten korkarım. Hevalara uymak, karın ve şehvetlere uymak ve marifetten sonra gaflete düşmek. Ravi: Hz. Eflah (r.a.) Sayfa: 19 / No: 8 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Haziran 2024 05:09 Cuma namazında hazır olun ve imama da yakın bulunun. Zira insan Cuma'dan geri kalmakla, Cennet ehli olduğu halde, Cennetten geri kalmış olur. Ravi: Hz. Semure (r.a.) Sayfa: 19 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Haziran 2024 05:10 Sekerat (ölüme yaklaşma) halindekilerin yanında hazır olun. Ve onlara "Lâ ilahe İllallah'ı" telkin edin. Ve onları Cennetle de müjdeleyin. Zira erkeklerden ve kadınlardan halim olanlar bile böyle bir durumda şaşkınlık içinde kalır. Ve şeytanın da, Adem oğluna en yakın olduğu zaman bu vakittir. Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, ölüm meleğinin görülmesi bin kılıç darbesinden daha müthiştir. Gene nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, mü'min bir kulun, her bir damarının dolaştığı yerde acı duymadıkça, nefesi çıkmaz. Ravi: Hz. Vasile (r.a.) Sayfa: 19 / No: 6 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Haziran 2024 05:12 Ashabıma, sonra arkadan gelenlere, sonra da onları takib edenlere hürmet ederek, Bana olan hürmetinizi muhafaza ediniz. Daha sonra yalan yayılır. Öyle ki, kişi kendisinden istenilmeden şahidlik yapar ve yemin teklif edilmeden yemin eder. Ravi: Hz. Ömer (r.a.) Sayfa: 19 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Haziran 2024 05:13 Ashabım ve akrabalarıma hürmet ederek Bana hürmetinizi muhafaza ediniz. Kim ki, onlara hürmetle Bana olan hürmetini teyid ederse, Allah da onu dünya ve ahirette korur. Her kim de onlara hürmet etmeyerek, Bana olan hürmetini muhafaza etmezse, Allah ondan yüz çevirir. Ve bir kimseden de Allah yüz çevrir ise onun (azab için) yakalanması yakındır. Ravi: Hz. Ömer (r.a.) Sayfa: 19 / No: 4 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Haziran 2024 05:14 Avret mahallini, hanımın ve cariyen müstesna, ( herkesten) koru. Ravi: Hz. Behz İbni Hakim (r.a.) Sayfa: 19 / No: 3 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Haziran 2024 05:15 Kefeni güzelleştiriniz. Ölülerinize, arkalarından feryad etmekle, fena tezkiye ile, vasiyetlerini tehirle ve yakanlarını ve kabirlerini ziyareti terk ile eza vermeyiniz. Onlaran borçlarını ödemede acele ediniz. (Kabirde) kötü komşudan uzak tutunuz. Kabir kazdığınızda, onu derinleştirip güzelleştiriniz. Ravi: Hz. Ümmü Seleme (r.a.) Sayfa: 19 / No: 2 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Haziran 2024 05:16 Ölülerinizin kefenlerini güzelleştiriniz. Zira onlar kabirlerinde kefenleri ile övünürler ve birbirlerine ziyarette bulunurlar. Ravi: Hz. Câbir (r.a.) Sayfa: 19 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
Yorum Gönder Bu blogdaki popüler yayınlar Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti Mayıs 04, 2023 DEVAMI Meric Tumluer Said Nursi Mayıs 04, 2023 DEVAMI Müslüman Temmuz 30, 2023 DEVAMI Blogger tarafından desteklenmektedir Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL Vasiyet ve mustafa PROFİLİ ZİYARET EDİN Arşivleme Kötüye Kullanım Bildir
Sözlükte "yalan söylemek, bir şeyi örtmek, yaldızlamak veya boyamak" anlamlarındaki "d-c-1" kökünden türe- yen deccâl sözlükte çok yalan söyle- yen, göz boyayan, sahtekâr demektir. Deccål, kelâm ilmi ile kaynaklarda kıyametin büyük alametlerinden biri
YANITLASİL
yuksel3 Haziran 2024 07:51 olarak zikredilmiştir. Deccal'ın doğu tarafından çıkacağı, ilahlık iddia ede- ceği, olağanüstü şeyler sergileyeceği, Mekke ve Medine hariç bütün köy ve kasabalara gireceği, pek çok kişinin, onun fitnesiyle doğru yoldan çıkacağı ve onun peşine takılacağı, ancak gerçek mü'minlerin bu fitneden kurtulacakları rivâyet edilmektedir. (F.K.)
İnsanın; inancında, özünde, sözün- de, niyetinde, sözleşmelerinde, tica- retinde kısaca bütün fiil ve davranış larında doğru, dürüst, hakkı gözetir, adil, ihlaslı ve samîmi olma hålidir. Hile, yalan, bâtıl, iki yüzlülük, riya ve sahtekârlığın zıddıdır. Doğruluk kav- ramı, Kur'ân ve Sünnette sıdk, ihlas, istikamet ve hak kavramları ile ifade edilmiştir. (İ.K.)
DOSTLUK
Sözlükte "seven, sevgili, yår" anla mına gelen dostluk kavramı, İslâmi iteratürde sadakat, meveddet, uhuv- yet, sohbet, veli, refik gibi kelimelerle fade olunmuştur. Veli (dost) kelime- Kur'ân'da tekil ve çoğul (evliya) larak 87 âyette geçmektedir. Pek ok âyette insanlara, mü'minlere ve
YANITLASİL
yuksel3 Haziran 2024 08:12 Peygamber'e yardım edecek, onları koruyacak, bağışlayacak, karanlıklar- dan aydınlığa çıkaracak olan gerçek dostun Allah olduğu, bu anlamda onla- rın Allah'tan başka dostları bulunma- dığı ifade edilerek, gerçek dost olarak Allah'ı bilmeleri, O'na dayanıp güven- meleri öğütlenmektedir (Bakara, 2/257; Nisa, 4/45, 75, 119, 123, 173). Ayrıca kâfirlerin, zalimlerin, Yahûdi ve Hristiyanların ancak birbirlerinin ve şeytanın dostla- rı olabilecekleri bildirilmekte, dinî ve ahlâkî zihniyetin beşerî ilişkiler üze- rindeki etkileri dolayısıyla mü'minlerin bu sayılan zümreleri sırdaş anlamında dost edinmeleri yasaklanmakta (Mâide, 5/51, 55, 56, 57; Tevbe, 9/23), dostlukların tesi- sinde kan bağı yerine inanç birliğinin esas alınmasının gerekliliği üzerinde durulmaktadır (Tevbe, 9/23). Mü'minlerin vaktiyle birbirlerine düşman iken Allah'ın gönüllerini kaynaştırmasıyla dost ve kardeş olduklarını (Al-i İmrân, 3/173) ve bu kardeşliğin sürdürülmesi gerektiğini (Hucurât, 49/10) bildiren âyetler dostluğun önemini ortaya koymaktadır. Yine Kur'ân'da hulle kelimesi, dost- luk anlamında kullanılmakta, âhirette zalimlerin "Keşke falanı dost (halil) edinmeseydim" (Furkân, 25/28) şeklindeki pişmanlıkları ifade edilmektedir. "Kişi dostunun (halil) dinî (ahlâkı) üzere- dir" (Tirmizi, Zühd, 45). "Ruhlar bir araya getirilmiş gruplar gibidir, tanışıp uyu- şanlar birleşir, uyuşamayanlar ayrılır." (Buhâri, Enbiya, 3; Müslim, Birr, 159) meâlin- deki hadisler dostluğun ancak ahlâkî, psikolojik vb. yönlerden uyuşabilenler arasında kurulabileceğini ifade etmek- tedir. Böylece kişinin dost seçiminde oldukça dikkatli davranması gerektiği vurgulanmaktadır. (M.C.)
النَّارِ حُزْنًا إِلَى حُزْنِهِمْ (حم خ م عن ابن عمر)
686- Cennet ehli cennete, cehennem ehli cehenneme girdiklerinde ölüm getirilip cennetle cehennem arasında boğaz- lanacak. Sonra bir münadi şöyle seslenecek: "Ey cennet ehli! Ar- tık ölüm yok, ebedilik vardır. Ey nâr ehli! Artık ölüm yok, ebedilik vardır." Bunun üzerine cennet ehlinin sevinci artacak, cehennem ehlinin de üzüntüsü artacak.
فَلْسَ تَقَدَّمْ قَلِيلاً أَوْ Ramuz ul Ehadis Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi Pamuk Yayınları cilt.. 1.sy.174.
Yavuz Sultan Selim, Piri Mehmed Paşa ile sohbet ederken, soh- betle ilgisiz bir sual sordu:
"Allah'ın izni ile büyük fetihler yaptık. Hâdimül-Haremeyni'ş- Şerîfeyn unvanına kavuştuk. Allah bize her zaman ve her mekânda zafer lütfetti. Hazinelerimiz tepeleme altın ile doldu. Buna rağmen bu devlet yıkılır mı?"
Piri Paşa şöyle cevap verdi:
"Hünkârım! Bu sendeki hal, sendeki ruh, sendeki kararlılık, sebat ve faziler sürdükçe bir şey olma ihtimali yoktur. Velâkin to- runlarınızın zamanında Rabbin ihsân ettiği mükâfatların, nimetle- rin şükrü eda edilmez, emanetlere sahip olunmaz ve hak tevzi edilmez ise, yıkılır!"
"Nasıl?" diye tekrar sordu Yavuz Padişah.
"En çok şu üç şeyden endişe ederim" diye cevap verdi Piri Paşa...
217
YANITLASİL
yuksel6 Haziran 2024 04:32 Yavuz Bahadıroğlu
Ve devletleri yıkan sırrı tek tek saymaya başladı:
"Bir: Sadrazamlık makamı, liyakate göre değil de, menfaat kar- şılığı olarak cahil ve ahmakların eline geçerse...
"İki: Dünya malı, kalpleri işgal eder, rüşvet kapısı açılır, altın her kapıyı açar ve bu yüzden makamlar ehliyetsizlere verilirse...
"Üç: Devlet adamları, hanımlarının tesirine girer ve onların arzularına göre devleti yönetmeye başlarlarsa, bu devlet yavaş yavaş inkıraza (yıkılmaya) yüz tutar."
Piri Paşa'nın bu sözleri karşısında Yavuz bir süre suskun kaldı. Derin derin düşündü. Sonra tasalı tasalı vezirinin yű- züne baktı:
"Rabbim bizleri böyle bir akıbete dûçâr olmaktan korusun!" diye duâ etti.
Haram yemeyen ordu
Şanlı ordu Mısır'a day
YANITLASİL
yuksel6 Haziran 2024 04:34 Yavuz Sultan Selim ve Kutsal Emanetler
Yavuz Bahadıroğlu
YANITLASİL
yuksel6 Haziran 2024 04:35 oscar Yayınları sy. 217.
Nasıl mı? Anlatalım... ABD Savunma Bakanlığı'na (Kara Kuvvetleri bünyesinde) bağlı olarak faaliyet gösteren Foreign Area Officers (FAO) adlı askeri birlikte
YANITLASİL
yuksel6 Haziran 2024 10:54 363
Görev yapan subaylar özel olarak seçilip yetiştirilir. Özünde hepsi birer istihbaratçıdır. Bu istihbaratçı subaylar, gideceği bölgenin dilini bir iki yıl içinde öğrenir, uygulama için bir süre turist olarak o ülkelere gider, toplumu ve kültürünü tanımaya çalışır.
Bu kişiler dünyanın değişik bölgelerinde operasyonel ve fikir üretici olarak çalışır. Unvanları ateşe, ataşe görevlisi, irtibat ofis görevlisi, NATO görevlisi, bölge birimleri yetkilisi gibidir. Başarılı olurlarsa, zirveye kadar yol açıktır.
Sadece FAO mensubu subaylara dağıtılan "The FAO Journal" adlı dergide, seçimden bir yıl önce Soner Çağaptay ve Khairi Abaza'nın bir makalesi yayınlandı. Makalenin başlığı aynen şöyle: İslamcıları sandıkta mmek...
Önce yazarları kısaca tanımakta yarar var. Abaza, Mısırlı Waft Partisi İlişkiler Komitesi'nin eski üyesi, Demokrasileri Savunma Birliği'nin lemli üyesi. Çağaptay ise Washington Enstitüsü Türkiye Araştırmaları ümü üyesi ve yöneticisidir. Ağırlıklı olarak yakın doğu politikaları wrinde yoğunlaşır. İkisi de Pentagon'un rafine çocuklarıdır.
Receb büyük bir aydır. Allah bu ayda hasenatı kat kat eder. Kim Receb'den bir gün oruç tutarsa, sanki bir sene oruç tutmuş gibi olur. Kim ondan yedi gün oruç tutarsa, ona Cehennem kapıları kapanır. Kim ondan sekiz gün oruç tutarsa, ona Cennetin sekiz kapası açılır. Kim ondan on gün oruç tutarsa, Allah ona istediğini verir. Kim ondan onbeş gün oruç tutarsa, semadan bir münadi şöyle seslenir: "Geçmişin affolundu. Amellere yeniden başla" Kim artırırsa Allah da onu artırır. Receb ayında Allah Teala Nuh (a.s)'ı gemiye bindirdi ve o, Receb ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti. Onlarla gemi altı ay seyretti. Bunun sonu aşûre günüdür. Ve gemi "Cudi" dağına indirildi. O gün de Nuh (a.s) yanındaki insanlar ve hayvanlar hepsi, Aziz ve Celil olan Allah için, şükür olarak oruçlu idiler. Allah denizi, beni İsrail için aşûre gününde yardı. Ve yine Aşûre gününde Allah (z.c.hz)'leri Adem (a.s)'ın tövbesini ve Yunus (a.s)'ın şehrinin halkının tövbesinide kabul etti. İbrahim (a.s)'da o günde doğdu. Ravi: Hz. Said İbni Ebu Raşid (r.a.) Sayfa: 288 / No: 13 Ramuz El-Ehadis
Benim hadislerim birbirini nesh eder. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin birbirini nesh etmesi gibi. Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma) Sayfa: 111 / No: 9 Ramuz El-Ehadis
Y AKIN ve uzak tarihimizin ya- lan-yanlışa boğulduğunu, vesi- kaların tahrif edildiğini, kahra- man olanların hain, hain olan- ların kahraman gösterilmeye çalışıldı- ğını belirten yazar Ahmet Kabaklı. Yeni Nesil'den All Ferşadoğlu'nun 10 Kasım 1988'de yayınlanan mülakatında yakın tarih ve tabular hakkında konuştu.
Kabaklı'nın mülakatta sorulan sual- lere verdiği cevaplar şöyle:
"Bugün 12 Eylül'ün bile gerçeklerini bilmediğimizi açık açık iddia edebili- rim. 12 Mart'ın, daha önceki 60 darbesi- nin gerçeklerini hiçbirimiz bilmiyoruz. Rivayet muhtelif ve içinde gerçek dışılık son ölçüdedir.
"Başımıza o kadar çok belä yağdırıl- mış, bugün o kadar çok yalan, yumruk altında gerçekler gizlenmiştir ki, herşey yalana bulandırılmış. Memleketteki kahraman insanlar karalanmış; zararlı kimseler de göklere çıkarılmıştır.
"Bizde büluğ çağı ile emeklilik çağı bir görülüyor. Akıllarının başlarına gelebil- mesi için emekli olmaları gerekir. Ben bunu birçok emekli generalde, yüksek memurda görmüşümdür. Aslında bu, ne yazık ki, korkutulmuş bir karektersiz- liğin ifadesidir. Gerçekler zamanında söylenirse hiçbir zararı olmaz. Uyduru- lan yalanların cemiyetleri ſeläketlere sürükledığı yüzde yüz muhakkaktır.
"Resmi ve yalan tarihe karşı, yalan üzerine müesses iddialara karşı, yalan- dan kahraman yapılmış, hâlâ devam e- den fikir zulmüne ve fikir yumruğuna karşı sız mücadele açmışsınız.
"Demokratik ülkelerde tabu yoktur. Demokratik ülke, tabunun olmadığı ülke demektir. Hallá değil demokratik ülke- lerde, kendisini bilen haysiyetli ülkeler- de de tabu yoktur. Demokratik ülkelerde ilim vardır, bilgı vardır. Tartışılmayan.
görüşülmeyen mesele yoktur. Bu da tabu bir şeydır. İnsan hayslyyetine uygundur.
"İşte Çanakkale hikâyesi, siz yazmış- sınız, Atatürk'ün henüz bulunmadığı bir olayda, 'Atatürk'ten niye bahsedilmiyor' diye kıyametler koparılıyor ve TRT Ge- nel Müdürü azlediliyor. Bu dünyanın hiçbir yerinde olacak bir şey değildir. Nitekim, kişileri yok etmek için siste- matik bir şekilde tabulara başvurulmak- tadır.
"Ne Avrupa'da, ne dünyanın diğer de- mokratik ülkelerinde, 5816 sayılı gibi bir kanun var. Bu kanun yanlıştır. Bu kanun yüzünden çok gerçekler gizli kal- maktadır. Tam (ersine, Atatürk'ün Mus- tafa Kemal. Mustafa Kemal'in Gazi Mus- tafa Kemal olarak ortaya konması gere- kir. Herkesin olduğu gibi ortaya konma- sı gerekir. O zaman millet rahat edecek- ur. O zaman Mustafa Kemal de rahat ede- cektir. O zaman Atatürk'ü maalesef ålet ederek çıkar sağlamak isteyen kişiler. zümreler; kullandıkları bir çıkar unsu- rundan mahrum kalacaklardır. Ata- türk'ü böyle bir takım insanların âleti halinde tutmamak gerekir.
"Türkiye'nin yakın tarih hadiselerini tartışacağı vakit, çoktan gelmiştir. Türk halkı olarak evet, gelmiştir. Ama, ger-
çeklerin bilinmemesinden menfaat u- manlar çoktur. Sırasında basın da gürül tü çıkaracak, seni ylyeceklerdir. Mesul ve yüksek makamlarda bulunanlar, seni ylyecektir! Binaenaleyh, bu acıklı bir keyflyettir. Adalet ve gerçek, milletin. müsbet aydının ekserlyet sağlamastyle mümkün olabilecek bir keyfiyettir. Mil- letimiz her zaman bunları tartışabılır. konuşabilir. Rahatsız olmaz, gocunmaz. Fakat bazı yalancı aydınlar, üniversi telerdeki sorumlu hocalar yeteri kadar karakter sahibi olmazlarsa, yine de so- nuç alınamaz.
"Bir defa Türkiye'nin yakın ve uzak tarihinin yazılmamış olması acı bir
YANITLASİL
yuksel13 Haziran 2024 07:59 keyfiyettir. Tarihi yazılmayan bir ül- kede politika yapılıyor. Şu halde dürüst bir politika yapılamaz. Çünkü kendi- mizi aradığımızda tarihten başka bula- bileceğimiz bir yer yoktur. Herşey tari- hin zarfı içindedir. Koyun efendim orta- ya, kimin ne kusuru varsa bilelim, mezi- yeti ne ise bilelim. Karmakarışık bir şe-
YANITLASİL
yuksel13 Haziran 2024 08:01 kilde çocuklara okutmanın bir mânâsı yoktur. "Şimdi insan bir şeyi ortaya anlatır- ken gerçekleri ortaya koymalıdır. İlmin dili incitici olmaz. Herkes de buna râzı olur. Yavaş yavaş bu safsata devri, ya- landan çıkar
Ümmetim için en korktuğum şeyler; Âlimin hatası, münafığın Kur'anla mücadelesi ve maneviyatınızı mahveden dünya. Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma) Sayfa: 112 / No: 13 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel16 Haziran 2024 05:27 Güzelin güzeli güzel ahlaktır. Ravi: Hz. Hasan (r.a.) Sayfa: 112 / No: 9 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel16 Haziran 2024 05:29 Ümmetim üzerine en korktuğum kimseler, ilimleri dillerinde olan münafıklardır. (Dili âlim) Ravi: Hz. Ömer (r.a.) Sayfa: 113 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel16 Haziran 2024 05:30 Ümmetim üzerine korktuklarımın en korkuncu; âlimin hatası, münafığın Kur'anla mücadelesi, kendisine fetholunacak dünya. (Yani dünya rahata mübtelâ edip, insana fedakârlığı unutturur. Dinin temeli ise fedakârlık üzerine kaimdir.) Ravi: Hz. Muaz (r.a.) Sayfa: 113 / No: 2 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel16 Haziran 2024 05:32 Ümmetim üzerine korktuğumun en korkuncu, ya namazın vaktini geciktirmeleri veya vaktinden evvel kılarak acele etmeleridir. (İlk cemaati kaçırmamak efdaldir.) Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 113 / No: 3 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel16 Haziran 2024 05:34 Ümmetim üzerine korkmakta olduklarımın en korkuncu, mudil insanlar (önderler)dir. (Mudil, şaşırtıcı, istikamet kaybettirici demektir) Ravi: Hz. Ebud Derda (r.a.) Sayfa: 113 / No: 4 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel16 Haziran 2024 05:35 Ümmetim üzerine korkmakta olduklarımın en korkuncu kavmi Lut'un hareketidir. Ravi: Hz. Câbir (r.a.) Sayfa: 113 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel16 Haziran 2024 05:46 Ahir zamanda, ümmetim üzerine en korktuğum üç şey; Müneccimlik ve müneccimlere inanmak, kaderi tekzib ve sultanın zulmüdür. Ravi: Hz. Ebû Ümâme (r.a.) Sayfa: 113 / No: 6 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel16 Haziran 2024 05:47 Ahir zamanda, ümmetim üzerine en korktuğum üç şey; Müneccimlik ve müneccimlere inanmak, kaderi tekzib ve sultanın zulmüdür. Ravi: Hz. Ebû Ümâme (r.a.) Sayfa: 113 / No: 6 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel16 Haziran 2024 05:50 (Dini hususlarda) riyanın en azı dahi şirktir. Ve en iyi kulluk, mütteki olmak ve ittikasında gizli olmaktır. Bu gizlilik, bir merhalede bulunmayınca aranmamak ve bulununca da nazarı dikkati çekmemektir. Bunlar hidayet rehberi ve ilim kandilidirler. Ravi: Hz. İbni Ömer (r.a.) Sayfa: 113 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel16 Haziran 2024 05:51 Mü'minlerin ruhları yedinci kat göktedir. Ve oradan Cennetteki makamlarına bakarlar. (Muellif hazretleri şu 7 sıfat dolayısıyla makamına varamaz buyurmuşlardır: Gıybet, tefahur, kibir, ucub (yaptığı ibadetten dolayı kendini beğenme), hased, merhametsizlik ve riya.) Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 113 / No: 11 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
Yorum Gönder Bu blogdaki popüler yayınlar Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti Mayıs 04, 2023 DEVAMI Meric Tumluer Said Nursi Mayıs 04, 2023 DEVAMI Müslüman Temmuz 30, 2023 DEVAMI Blogger tarafından desteklenmektedir Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL Vasiyet ve mustafa PROFİLİ ZİYARET EDİN Arşivleme Kötüye Kullanım Bildir
A TATÜRK düşmanı gazete Tercӣ- man, 1 Nisan 1970'te yazıyor. "All Rıza Efendi Atatürk'ün sade- ce üvey babası idi. Ali Rıza Efendi Atatürk'ün valideleri Zübeyde hanımla ev- lendiği zaman Zübeyde hanımın ikisi erkek biri kız olmak üzere üç çocuğu vardı. Sü- reyya, Mustafa ve Makbule... Atatürk'ün ağabeysı Süreyya Bey de subay olarak ye- lişmiş, şakağına bir kurşun sıkarak intihar etmiştir... Atatürk'ün asıl babasının adı Bekir'dir. Arnavut Bekir Ağa derlerdi ona. Gümrük kolcusu idi... Bir gümrük kaçak- çısını vurmuş ve hapise düşmüş, orada ve- fat etmiştir."
Evet, Atatürk düşmanı gazete, Atatürk'e dūpedüz iftira ediyor. Bir insanın babası katil de olabilir ve bu olgu çocuğu bağla- maz. Ne var ki yalan dolanla Atatürk'ün ba- basını katıl yapmak, sevgiyi değil derin düşmanlığı vurgulayan kanıtıttır.
Atatürk düşmanı gazete Tercüman, 10 Kasım 1970 günü yazıyor:
"Büyük Allah ile yetinmeyerek, daha doğrusu onu asla anlayıp hissetmeyerek ve yüce Kur'an ulu peygamberin rehberliği kıymetini bilmeyerek Gazi Mustafa Ke- mal'den kah bir Tanrı', kah bir Peygamber' çıkarmaya kalkanlar... Onu hiçbir dine sız- dıramayarak tabutu, sandukası ve heykel- leri etrafında, yeni, acaip ayinler icadına kalkanlar, bu mübarek ay ile 10 Kasım'ın iç-içe gelişine dikkat etsinler. Ruhlarını yı- kasın, thtiras ve kötülükten arınsın ve ha- tadan dönmenin fazilet olduğunu öğren- sinler O'nda uzun süre uğraşarak meyda- na getirmeye çalıştıkları kibiri okşamak İçin 'Atatürk' sıfatını verdiler parmak zoru Ile. Niçin Atatürk? Mustafa Kemal'den önce Türklük yok mu idi? Veya Türklük ondan
mı doğmuştu? Yanlış bir sıfatlı bu (...) Bir mermer yapıt yonttular, yonttular, kah bir sol yumruk, kah bir sille, yahut tekme gibi milletin üzerine giden silüet çıkardılar." Evet, Atatürk düşmanı gazete "Rama-
zanda 10 Kasım" başlığı altında bunları ya- zıyor. Anıtkabir'de saygı duruşuna geçen- lere diyor ki:
Atatürk düşmanı gazete 27 Ağustos 1976'da yazıyor:
"Lozan deyince, siz meşhur Deniz Klü- bünün danslı, şanslı, mehtaplı, maytaplı, pokerli. jokerli gecelerini hatırlarsınız. Biz- se bundan elli küsur sene önce Türk'ün birçok haklarının heba edildiği İsviçre şeh- rini. (...)
Top deyince, siz sahada yuvarlanan ve yirmi iki kişiyi peşinde koşturan meşin yu- varlağı anlarsınız. Biz İstanbul'u döven şa- hiyi. Roma deyince siz Aşk Çeşmesini, Sophla Loren, Gina Lollobrigida, Claudla Cardinale başta bircümle 'Romalı dilberle- ri' düşünürsünüz. Biz Fatih'in ve Yavuz'un yarım kalmış, hedefi açıklanmamış iki se- ſerini ve Roma Kızıl olmasını. (...)
Biz 'Atam' deyince kastımız 'Adem pey- gamberdir', siz 'Atamız' dersiniz, kastınız maymundur."
Evet Atatürk düşmanı gazete "Siz ve Biz" başlıklı yazısında Atatürk düşmanlığına Lozan'la başlayıp Atatürk'e küfürle bitiri- yor.
İlhan Selçuk
22 Nisan 1981
Cumhuriyet
YANITLASİL
yuksel29 Haziran 2024 09:35 YAKIN TARİH
Ansiklopedisi
(10)
Yeni Nesil
YANITLASİL
Yorum Gönder Bu blogdaki popüler yayınlar Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti Mayıs 04, 2023 DEVAMI Meric Tumluer Said Nursi Mayıs 04, 2023 DEVAMI Müslüman Temmuz 30, 2023 DEVAMI Blogger tarafından desteklenmektedir Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL Vasiyet ve mustafa PROFİLİ ZİYARET EDİN Arşivleme Kötüye Kullanım Bildir
Günümüzde iletişim ve medya ha yatın merkezine oturmuş durumdadır Böyle bir ortamda fıtratı korumada en tesirli cihad, kaliteli, cazip ve fay- dalı muhteva üretmektir. Muhtevanın ve sözünün tesirini artırmak için in- sanlara akılları nispetinde söz söyle- meye çalışmak savunma sanayi için en tesirli ve güncel silahları bulup kullanmak kadar mühim bir şarttır. Peygamber Efendimiz sallallahu aley- hi ve sellem: "Kuvvet atmaktır, kuvvet atmaktır, kuvvet atmaktır” (Müslim, İmare, 167; Ebu Davud, Cihad, 23) bu- yurmuşlardı. Sözün kuvveti, muhata- bın gönlünü cezbetmesinde, görün- tünün kuvveti tefekkürü hareket ge- çirmesindedir.
ve Allâh-u Teâlâya hamdolsun ki sahih bulun- muştur. ».نِيَّتُكَ مَطِيَّتُكَ "Niyetin senin merkebin- dir" buyrulur. Yani her zaman iyi niyet üzere ol ki, murâdın hâsıl olsun.
Allah (z.c.hz.)'leri Adem oğlundan çıkanı dünyaya misal olarak gösterdi. Bu, gaita ve idrardan kinayedir. Yani insandan çıkan şeyler, bundan evvel, çeşitli, temiz yumuşak yemeklerdi ve temiz ve içilmesi hoş içeceklerdi de, bunun akibeti gördüğünüz gibi oldu. İşte dünya da nefis ve hoş manzaralıdır. Nefislerde bu süsünden dolayı bu dünyaya heves eder. Cahil, akibetini düşünmeyip onun dışını ziynetine, ebedi kalıcı zannederek aldanır. Akıllının kalbi ise ona yatmaz. Bilgisi ile ona aldanmaz. Bilir ki o, muvakkat bir fanidir. Bir müddet faydası olsa da, ölüm, dünyada yaşayana çaresiz gelecek ve dünyadan onun alakasını kesecektir. Ravi: Hz. İbni Ubey İbni Kaab (r.a.) Sayfa: 271 / No: 15 Ramuz El-Ehadis
Her et ki onu "Suht" meydana getirdi. Cehennem ona evladır. Denildi ki: "Suht nedir?" Buyurdu ki, hükümde rüşvettir. Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma) Sayfa: 341 / No: 14 Ramuz El-Ehadis
O münafıklara, 'Yeryüzünde fesat çıkarmayın' denildiği zaman, 'Biz ancak ıslah edicileriz' derler. İyi bilin ki onlar fesatçıların ta kendileridir, fakat bunu anlamak istemezler. (Bakara, 2/11-12)
BİR AYET
DİN İSTİSMARI
İstişmar, fayda sağlamak ve ürün elde etmek demektir. Din istismarı, din
sömürüsü yapmak, dine dair kavramlar ve değerler yoluyla insanları alda- tarak maddi veya manevi çıkar elde etmek yani kendi menfaatleri için dini kullanmak demektir. Din insanları hayra, iyiliğe, güzelliğe, faydalı olana davet eder. İnsanoğlu hayatını İslam yolunda, hakikat uğrunda harcamalı- dır. İnsanın dine hizmet etmeyi bırakıp onu kendi hizmetinde kullanmaya başlamasıyla istismar başlar. Böylece mal, makam, güç, şöhret, itibar gibi birtakım kazanımlar için dini kendi hizmetinde istihdam eder. Dinin ulvi ve kutsal yapısına aykırı bir şekilde, kendini yüceltir, kendini kutsallaştırır, dini de bu yücelik ve kutsallık için kullanmaya başlar. Din istismarı, hukuk karşısında büyük bir suç, ahlaki anlamda büyük bir zafiyettir. Yüce Allah'ın karşısında hesabı sorulacak ve bedeli ödenecek bir günahtır. İslam tarihinde din istismarının ilk ve en tipik örneğini münafıklar oluşturmuşlardır.
8. yılında 15 Temmuz Hasan Sabbah’ın Alamut Kalesi'nde kurduğu dershaneleri vardı. Bu dershanelerde Eric Hoffer’in tespitiyle ”Hayatını kutsal saydığı bir amaç için feda etmeye hazır” fedailer yetiştiriliyordu.
FETÖ de kendi dershanelerini kurdu. Buradan Pensilvanya CIA ortak yapımı bir "Altın Nesil" yetiştirilecekti.
Gerçekte bu okullar 17 Mayıs 1860 yılında Maurice de Hirsch'in ve Rothschild'in finansörlüğünü üstlendiği Alliance Israelite Universelle okullarının bir devamıdır.
Alliance okullarından yetişecek olan çocuklar aynı FETÖ okullarında olduğu gibi ileride kendi ülkelerinde üst düzey görevler üstlenecek ve ülkelerinin yönetiminde söz sahibi olacaktı.
Anlayacağınız FETÖ de her diktatör gibi işe önce eğitimden başladı. “Işık evleri” adını verdiği hücrelerde örgüt için canını feda edebilecek derecede gözü kara militanlar yetiştirdi. “…Bu evlerin mayaladığı yeni bir mevsime hazırlanıyoruz…”diyorlardı.
Terörist başı şöyle diyordu: “Sizler Hitler’in tankları gibisiniz. Hitler, Rusya’ya doğru ilerlerken karşısına çıkan bataklıkları aşmak için tankları bataklıklara sapladı, kendilerini feda edenler arkadan gelenlere yol açtı, sizler de bu tür fedakârlıklar yaparak sonradan geleceklere ortam hazırlamalısınız.”
Onlara göre bu yeni bir insanın doğuşu demekti.
O yüzdendir ki “Bizim milli eğitime girmemiz lazım, milli eğitimin suyu çıkmış. Amaca giden her yol mubahtır. Girin de nasıl girerseniz girin“ dedikten sonra sadece 2005-2013 yılları arasındaki tüm ALES sorularını çalarak sisteme dahil edildiler.
Tüm bunlar olurken bizim milli eğitim uyumayı tercih etti. Çünkü bünyesi FETÖ ile dolup taşıyordu. 15 Temmuz darbe girişimine maruz kalmış bir ülkede daha hala bu yapılanmanın analizi doğru dürüş yapılmadı. Oysa işin başladığı yer tam olarak okullardı.
Düşünün ilkokul mezunu bir adamı 50 yıl içinde 80 ülkede darbe yaptıracak güce eriştiren devasa bir düzenekten bahsediyoruz. Kimse oturup bu düzeneğin eğitim alanını incelemeye tabi tutmadı.
Yıllardır bu konuya ne denli önem verdiğimi bilen bilir. Çünkü FETÖ tüm kurumlara sınavlar yoluyla dahil edildi. Emniyet, yargı, akademi ve milli eğitim kurumlarına sızıp devletin en yüksek makamlarına ulaştılar.
Ve bunlar FETÖ'cü siyasetçilerin ve bürokratların yol vermesiyle gerçekleşti. Ne hikmetse 15 Temmuz sonrası bu kapsamında siyasetçilere ve üst düzey bürokratlara dokunulmadı.
Oysa FETÖ dünyadaki tüm örgütlerin anası olan evangelistlerin kontrol ettiği bir örgüttür. Evangelist bir terör örgütüdür. Önce eğitime sızdılar sonra tüm ülkeyi ele geçirmeyi planladılar.
Bunu yaparken arkasına NATO'yu, CIA'yı, Siyonistleri ve diğer terör bileşenlerini aldılar.
Örneğin Ilımlı İslam Projesi ile FETÖ bu ülkeye verilmiş bir narkozdu. Zira cerrahi operasyonu ondan sonra yapacaklardı. Kitleleri uyuşturup, İslami değerleri köreltip ülkeyi topyekûn ele geçirme operasyonuydu bu.
Bu operasyondan vazgeçildiğini düşünen varsa yanılıyor. 15 Temmuz o gün orada sonlanmadı anlayacağınız. Finans, din ve siyaset üzerine bina edilmiş korkunç, acımasız ve insan karşıtı yürütülen bu plan hala devam ediyor.
Eli kanlı FETÖ teröristlerinin, 1099 yılında Birinci Haçlı Seferi’nde Haçlı Ordusu’nun Kudüs’ü ele geçirdiği gün olan 15 Temmuz’da Anadolu’yu işgal etme teşebbüsünde bulunmalarının yegâne nedeni budur.
Siyaset ve iş dünyası, akademi, yargı, spor, medya gibi daha birçok alanda hala aktif faaliyet yürüten FETÖ militanları yok mu sanıyorsunuz?
Bu iş bitti sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.
Siz hala 15 Temmuz etkinlikleri kapsamında resim sergileri, konserler, projeler vs tertipleyerek parasını, şöhretini yemeğe devam edin.
Ve hala FETÖ güzellemesi yapan eğitimcileri ve okul idarecilerini atamaya devam edin.
FETÖ, küresel şeytani düzenin köpekliğini yapan ciddi bir örgüt olduğunu hala anlamadıysanız büyük tehlike altındayız.
Gündeme dair kısa kısa değiniler Sıcak gündemi bunaltıcı sıcak havalar eşliğinde takip ediyoruz. Yüzümüz gülse de içimiz kan ağlamaya devam ediyor.
Terörist İsrail Örgütü tarafından Filistin’de aylardır sürdürülen katliam, vahşet günlüğüne her gün iğrenç ve hayâsız yeni sayfalar ekliyor. Filistin’de insanlar ölmek için adeta sıraya girmişler sanki. Yokluk, açlık, susuzluk ve her an tepelerinde patlayan bombalar onlara başka bir şans vermiyor… Yüreğimizi yakan en acı husus ise hâlâ beylik laflarla, kınamalarla geçiştirilen bu vahşi katliamı durdurmak için somut hiçbir adım atılmaması. Amerika’sı, Avrupa’sı vahşeti körüklerken İslam dünyası hâlâ bir araya gelemiyor.
Tam da bunlar yaşanırken Trump’a düzenlenen başarısız suikast girişimi gündemin ilk sırasını işgal etti. Yaklaşan seçim öncesi böyle bir olayın yaşanması manidar. Amerika gibi sicili bozuk bir ülkede böyle bir şey yaşanıyorsa mutlaka altında dünyayı yönetmeye kalkışan gizli teşkilatların eli vardır. Daha önceki yaşanan suikastlarda olduğu gibi suikastçının hemen infaz edilip susturulması da Amerika’ya özgü bir durum. Demek ki derin Amerika, Trump’ı istemiyor. Ancak bütün dünyanın nefretini kazanmış, Siyonizm’in kanlı emellerine hizmet eden ve artık akıl sağlığı da yerinde olmayan bir başkanı da kimse istemiyor. Diyeceksiniz ki Trump gelince ne değişecek? Çok şeyin değişeceğini sanmıyorum ama Üçüncü Dünya Savaşının eşiğine geldiğimiz bu günlerde derin Amerika’nın karanlık aktörleri hiçbir şeyin değişmesini istemiyor gibi.
Bu suikast için tiyatro diyenler de var. Bu söylem bana merhum Turgut Özal’ın vurulduğunda da “bu bir tiyatro” diyenleri hatırlattı. Bu olayın yaşandığında Erzurum’da üniversite öğrencisiydim. Bana böyle diyenlere “siz kendinizi hedef yapacak kadar cesur iseniz Özal da kendisini vurdurtmuştur” diye karşılık vermiştim. Hâlbuki birileri onu gerçekten yok etmek istiyordu ki zaten ölümü bile şaibeliydi. Özal’a suikast düzenleyen kişi yakalanmış, iki üç yıl hapis yatıp çıkmıştı. Hatırlayacağınız gibi Özal’ın zehirlenerek öldüğüne dair iddialar üzerine ölümünden 19 yıl sonra kabri açılarak otopsi yapılmıştı.
Ciddi olayları önemsizleştirme işi sadece bunlarla sınırlı değil. Yaşadığımız 15 Temmuz Darbesine de tiyatro diyen aklı evvelleri de gördük. Başta Meclisin ve Özel Harekât Merkezinin bombalanması dahil yaşanan onca hadiseyi, uçakların Ankara’ya bombalar yağdırdığı, tankların araçları ezip geçtiği, sivil insanların üzerine havadan ve karadan kurşunların sıkıldığı, 248 şehit verildiği, 2196 vatandaşımızın ise yaralandığı, darbeye karışan10 bin kişinin tutuklandığı bir darbeye tiyatro demek o darbede yaşanan bunca hadiseden daha ağır bir trajedidir. Yazıklar olsun demekten başka bir şey aklıma gelmiyor.
Tam bunlarla ilgili bir yazı yazalım diye kafamızda bir metin kurgularken Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği toplantılarında tanıdığım ve gazetemizin de köşe yazarlarından olan Kâmil Çakır Bey’in rahmeti rahmana kavuştuğunu öğrendik.
1968 yılında Trabzon Of'ta dünyaya gelen Kâmil Çakır, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunuydu. Bir dönem İstanbul İl Genel Meclisi üyeliği de yapan Çakır Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği, Yönetim ve Yürütme Kurullarında uzun yıllar görev yapmış son olarak da derneğin Genel Müdürlüğünü üstlenmişti. Ensar Vakfı Küçükçekmece Başkanlığı görevini de yürüten Çakır'ın "Sînedeki Cevher", "Kristal Kelebekler", "Medeniyetimizin Mimarları" adlı denemeleri ile "Şehir Şehir Yâr" adlı gezi ve "Hazan", "Gülsema" ve "Gül-ü Hezâr" adlı şiir kitapları bulunmaktadır.
Sevdiğimiz bir arkadaşımızdı Kâmil Bey. Onun hayat hikâyesini ilk okuduğum da aklıma onunla Marmara İlahiyatta beraber okuyacağımız ihtimali gelmişti. Eğer tercih hatası yapmasaydım Erzurum Ziraat yerine Marmara İlahiyat’a gidecektim. Nasip değilmiş. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.
Bu olaydan sonra gazetedeki köşemizde gündeme dair kısa kısa değinide bulunalım diye niyet ettik. Lakin elimiz bir türlü klavyeye gitmedi. Yarın yazalım dedik ancak akşam da kıymetli şair hocamız, hemşehrim ve Türkiye Yazarlar Birliği Ankara Şubesi yönetim kurulu eski üyesi şair, yazar A. Hamit Göksoy’un vefat haberi geldi. O da tatil için gittiği Balıkesir'in Erdek ilçesinde maalesef denizde boğularak vefat etmişti. İyi bir insandı, hoş sohbetti, mütevazı bir kişiydi Hamit ağabey…
1 Ekim 1956 tarihinde Çorum’un Bayat İlçesi Barak köyünde doğan A. Hamit Göksoy 1974 yılında Çorum Öğretmen Okulundan, Samsun Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünden ve 1991 yılında Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Hamit Göksoy, uzun yıllar öğretmen olarak hizmet ettikten sonra emekliye ayrılmıştı. Onun, Karıştırılan Kelimeler Sözlüğü, Anadolu Bağrında Bir Türkmen Köyü Barak, Kafiye Kılavuzu, Seher Vakti Sözleri, Kader Evleri, Küldeki Kor, Bağban ve Gülşan / Evlilik Öyküleri-1, Ortaokullar İçin Uyak Kılavuzu, Liseler İçin Uyak Kılavuzu, Başsız Beyitler, Ömürname, Can Çiçekleri, Karıştırılan İkiz Kelimeler Sözlüğü, Deyimler İskelesi, Senetsiz Sevgiler, Gönül Gülleri ve Serra – Berra isimli kitapları bulunuyor.
ler ünlü olunca onunla evlenmek istemiş ve metresi olmuştu. Ünsüz iken Hitler'e yüz vermeyen Mimi'yi şimdi metres edinen Hitler bir süre sonra onu SS subaylarından biriyle evlendirip ba şından atmıştı. Eva Braun ise, bilindiği üzere onunla birlikte in- tihar etmişti. Hitler, Eva'yla intihar etmesinden 18 saat önce ev- lenmişti ve evliliği kendisiyle birlikte intihar etmesi koşuluna bağlamıştı. (6)
Adolf Hitler'in hayatına giren altı kadın yedi kez intihar de- nemesinde bulunmuşlardı ve bunlardan üçü hayatına son ver- miş, biri ise ağır yaralı olarak kurtarılmıştı. Rastlantı bu ya, Alo- is Hitler'in hayatına giren üç kadın esrarengiz şekilde hastalana- rak ölmüş, oğlu Adolf Hitler'in hayatına girmek talihsizliğini yaşamış olan üç kadın ise intihar etmişti. Bunlardan Suzi Lipta- uer, evliydi ve Hitler'le geçirdiği gecenin sabahında kendisini astı. Baba-oğul Hitlerler birlikte oldukları altı kadını öbür dün- yaya yolcu etmişlerdi!
Tarihçi Werner Maser – ki Hitler'in yasal haklarının resmi savunucusudur- Hitler'in evlilik dışı bir oğlu olduğunu açıkla- mıştı. Jean Marie Loret adlı bu kişi Hitler'in Güney Fransa'da yaşadığı evlilik dışı bir ilişkiden doğmuştu. Loret, babasının (!) kopyasıydı ve 1985'de öldü. Nedir ki kan bağı tam olarak sap- tanamamıştı. Hitler'in üvey kardeşi Angela Raubal'ın oğlu Leo Raubal da, ilginçtir ki, Hitler'e çok benziyordu. Bazı açık hava toplantılarında Naziler onu Hitler'in dublörü olarak kullan- mışlardı.
Yeniden Alois'in hayatına dönelim. Alois onüç yaşındayken evini terk etmiş ve Viyana'ya gitmişti. Bir tarihçinin yazdığına göre, "burada bir ayakkabıcının yanında çalışmaya başlamıştı. Beş yıl sonra mesleği öğrenmiş fakat hayatta daha iyi bir yere gelebilmek için sınır muhafızı olmak için başvuruda bulunmuş-
Bu Kur'an, hoşlanmıyan için gayet zordur. Ona ısınana ise gayet kolay gelir. Hadisime gelince, hoşlanmıyan için gayet zor, tâbi olan içinse gayet kolaydır. Bir kimse benim hadisimi dinler, hemen hıfz eder ve tatbik ederse mahşerde Kur'anla haşrolur. Hadisime ehemmiyet vermiyen ise Kur'anı hor görmüş olur. Kim de Kur'anı hor görürse dünya ve ahirette hüsrana düşer. Ravi: Hz. Ebû Mûsa (r.a.) Sayfa: 133 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
Siz öyle bir zamanda bulunuyorsunuz ki, fukahası çok, hutebası az, istiyeni az, vereni çok, işte böyle zamanda amel ilimden hayırlıdır. Size öyle bir zaman gelecektir ki, fukahası az, hatibleri çok, istiyeni çok, vereni az. O zamanda ise ilim amelden hayırlıdır. Ravi: Hz. Abdullah İbni Said (r.a.) Sayfa: 135 / No: 8 Ramuz El-Ehadis
yuksel21 Temmuz 2024 08:19 KIYAMET GÜNÜ ALLAH'IN HİTABESİ
Ulu Allah buyuruyor ki:
"O gün Allah'ın düşmanları bir araya toplana- rak Cehennem'e sevk edileceklerdir. Cehennem'in kapısına gelince onların kulakları, gözleri ve derileri aleyhlerinde şahitlik ederek dünyada iken yapmış oldukları günahları bir bir sayacaklardır. Onlar derile- rine; "neden aleyhimize şahitlik ettiniz?" diye sorduk- ları zaman derileri onlara şöyle cevap verecektir; "her şeyi konuşturmak gücü elinde olan Allah bizi dile ge- tirdi. Sizi, ilk başta, hiç yokken var eden O'dur, dönü- şünüz de O'nadır." (Fussilet, 21)
"O gün biz kâfirlerin ağızlarını mühürleriz de el- leri ile ayaklarını dile getirerek dünyada iken yapmış oldukları günahlara şahitlik ettiririz." (Yasin, 65)
"Onların dünyada iken yaptıklarının hiç biri o gün Allah'tan saklanamaz. O zaman Allah;
158
YANITLASİL
yuksel21 Temmuz 2024 08:20 Imam-ı Suyuti
"Bu gün kayıtsız şartsız hâkimiyet ve hükümdar- lık kimindir?" diye soracak da (ses verecek hiç bir canlı bulunmadığı için) sorusunun cevabını yine ken- disi verecektir;
"Bugün hakimiyet kahredici, bir Allah'ındır" buyuracaktır. O gün herkes zerrece haksızlığa uğra- maksızın dünyada iken yaptığının karşılığını görecek- tir. Şüphesiz ki, Allah hesaba çekendir." (Mü'min, 17)
Peygamberimiz buyuruyor ki:
Ulu Allah, kıyamet günü gökleri dürerek sağ eli-
ne alır ve buyurur ki;
"Bugün tek hükümdar benim, kendilerini ulu görenler nerede?"
Sonra da yerleri dürerek sol avucuna alır ve yi- ne buyurur ki:
"Bugün yegane hükümdar benim, zorbalar ve kendilerini ulu görenler nerede?" (Müslim)
Peygamberimiz diyor ki:
Kıyamet günü şu konularda sorguya çekilip ce- vap vermek ten âciz kalmadıkça kişinin ayaklan kaya- rak cehennemi boylamaz.
a) Ömrünü nerelerde harcadığından,
b) Amellerini nerelerde işlediğinden,
c) Malını nasıl kazandığından ve nerelerde har- cadığından,
Süra üfürüldüğünde onlar kabirlerinden kalkıp koşarak Rablerine gider- ler. "Eyvah! Bizi kabrimizden kim kaldırdı? Bu, Rahman'ın va dettiğidir. Nebiler gerçekten doğru söylemişler" derler. (Yasin 36/52)
BİR AYET
KABİR: EBEDİYETE AÇILAN KAPI
İslam inancında ölen kişinin gömüldüğü yere kabir veya mezar denir. Bir nut- feden yaratılan ve ölümünün ardından toprağa gömülerek aslında yaratıldığı öze geri döndürülen insan, kabirde Rabbimizin dilediği vakte kadar bekletilecek ve yeniden diriltilecektir. İnancımıza göre ölümle yeniden diriliş arasındaki süreç "kabir hayatı" veya "berzah âlemi" olarak isimlendirilir. İnsanların dünyada iş- ledikleri iyi veya kötü işlerin karşılığının kabirde iken görülmeye başlanacağını ifade eden Peygamberimiz; "Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe veya ce- hennem çukurlarından bir çukurdur." (Tirmizi, Sıfatü'l-kıyame, 26) buyurarak cehennem azabından Allah'a sığınmış ve ümmetine de sığınmalarını tavsiye etmiştir. Ölen kişi kabirde görevli melekler tarafından yaratıcısı, imanı ve amelleriyle ilgili sorgulanır. İman ve salih amel sahipleri bu sorulara doğru cevap verir, kabirleri genişletilir ve cennetle müjdelenir. Kâfirler ise bu sorulara cevap veremezler ve onlara cehenneme gidecekleri bildirilir.
300'e yakım Batılı İlim Adamı'nın yapmış olduğu dünya çapındaki çok geniş ve ciddi araştırma- ları sonucu kaleme aldıkları rapor, makale ve eserlerinden yararlanarak, hazırlamış olduğumuz bu eser, yeryüzünde yaşayan altı milyarı aşkın insanı yakından ilgilendiriyor.
Çünkü bu eser:
• Korkunç bir kabus gibi insanlığı kıskıvrak yakalamakta olan büyük bir tehlikeyi haber veriyor,
• Zulüm ve sömürü düzeni ile insanların kanını emen gizli bir teşkilatı gün yüzüne çıkarıyor.
• Gözlerini madde hırsı bürümüş olan bir avuç insan tarafından kurulan ve ülkeleri tahakkümü al- tına almaya çalışan "Gizli Dünya Devleti'nin" korkunç planlarını ortaya koyuyor.
• Ülkelerin iktisadi, askerî ve siyasî açıdan çöküşlerine sebep olmaktan büyük zevk alan sinsi dü- şünceli insanların; beyinlerini yıkayarak yeryüzüne dağıttıkları ve faaliyetlerini yakın takibe aldık- ları temsilcilerinin isim ve ünvanlarını açıklıyor.
• Dünya hakimiyetini tesis etmeye çalışan bu güçlerin, iğrenç emellerini, gerçekleştirirken şeyta- na bile taş çıkartacak şekilde nasıl planlı ve örgün çalıştığını belgeleriyle açıklıyor.
• Korkunç planlarını uygularken, perde arkasından sahnedeki oyuncuyu yönlendiren süflör misa- li bazı devlet adamlarını ve bürokratları nasıl sevk ve idare ettiğini bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
• ABD'ye borç para verip karşılığında astronomik ölçüde faiz almak suretiyle Amerikan halkını dahi sömüren, süper devletlerin de üstünde yer alan “Gizli Dünya Devleti"nin dünya çapında nasıl örgütlendiğini anlatıyor.
Elinizdeki bu eserin her sayfasını okudukça şaşkınlık ve ürpertiniz kat kat artacak, eserin önemi-
ni daha da yakından kavrayacaksınız. Bu eseri dikkatle okumanızı; sonra da eşinize, çocuklarınıza, torunlarınıza, yakımlarınıza ve çev- renizdeki insanlara mutlaka ama mutlaka okutmanızı tavsiye ediyoruz.
Muhammed b. Fazıl, Ebülkasım Ömer b. Muhammed, Ebu Bekir Va sıtî, İbrahim b. Yusüf, Muhammed b. Fudayl Dabi, Abdüllah b. Velid, Mek. hul Yolu ile gelen rivayette; Huzeyfe'nin r. a. şöyle anlattığı rivayet edildi:
Ey Allah'ın Resulü, kıyamet ne zaman?. Resulüllah S. A. şöyle buyurdu:
«Bu bapta, sorulan sorandan daha bilgili değildir. Ancak onun şarılan vardır.
Çarşı pazarın tekarübü, yani: Kesadı. Yağmur yağar, bitki bitmez. Faiz yiyenler çoğalır. Zinadan hâsıl olan çocuklar zahir olur. Mal sahiplerine tazim olunur. Mescidlerde fasiklerin sesleri yükselir. Münker ehli, hak ehline üstün çıkar.>
Bana ne emredersin ya Resulellah?.
Deyince, şöyle buyurdu:
>>
**
Ömer b. Muhammed, Ebu Bekir Vasıtî, İbrahim, İsa b. Ebi İsa İsfahanî, yolu ile gelen rivayette; Resulüllah'a S. A. şöyle sorulduğu anlatıldı : Ya Resulellah, kıyamet ne zaman?.
1000 yıldan beri İslâm âleminde ilgiyle okunagelen son derece değerli, faydalı ve uyarıcı iki temel eseri takdim ediyoruz.
TENBİHÜ'L-GAAFİLİN ve BOSTANÜ'L-'ARİFİN
Tercümelerl
TEK CİLT İÇİNDE İKİ DEV ESER
Türkiye'de ilk defa olarak, ilave veya çıkartma yapılmaksızın arapça asıllarına sadık kalınarak ciddî şekilde tercüme edilmiştir. Birinci eser olan TENBİHÜ'L - GAAFİLÎN kitabı baştaki 704 sahifeyi işgal etmekte; 705'inci sahifeden itibaren yeşil mürekkeple basılı kısımda da BOSTANÜ'L- 'ARİFİN kitabının tercümesi yer almaktadır. Önsöz ve takdim yazılarıyla beraber iki eserin tamamı 1032 sahife tutmaktadır.
Kıyamet gününde Allah'ın mahlukatı içinden en çok buğz ettiği kimseler şunlardır: Yalancılar, kibirliler ve din kardeşlerine karşı kalblerinde (gizli) kin besledikleri halde, onlarla buluştuklarında kendilerine (zahiren) iyi muamele yapanlar. Bir de Allah ve Resulüne çağrıldıklarında yavaş davranan, fakat şeytan ve onun emrine çağrıldıklarında ise süratle hareket edenlerdir. Ravi: Hz. Vazin İbni Ata (r.a.) Sayfa: 8 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 355 1 Davud (a.s.)'ın ve bütün yeryüzü halkının ağlaması, Adem (a.s.)'ın ağlamasına denk değildir. Hz. Süleyman (r.a.) 355 2 Bütün yer gök ehli bir mü'minin kanında ortak olsa, Allah onları Cehenneme atar. Hz. Ebû Said (r.a.) 355 3 Bütün yer gök ehli bir mü'minin kanında ortak olsa, Allah onların hepsini yüzü koyun cehenneme atar. Hz. Ebû Bekre (r.a.) 355 4 Eğer bir huri parmaklarından birini dünyaya gösterse (yer-gök ehli) her can sahibi, onun kokusunu duyardı. Hz. Said İbni Amir (r.a.) 355 5 Ehli Cennet kadınlarından bir kadın yeryüzüne baksa, misk kokusundan yeryüzü dolar ve yüzünün nuru güneş ve aynı ziyasını bastırırdı. Hz. Said İbni Amir (r.a.) 355 6 Cennetten bir tırnağın yükleneceği bir şey dünyaya gelse, mağrib ile meşrik arasındakileri tezyin ederdi. Cennet ehlinden bir kişi bileziklerle beraber gözükse, nuru güneşin ziyasını söndürürdü. Güneşin yıldızları söndürdüğü gibi. Hz. Davud İbni Amir (r.a.) 355 7 Dünyadaki bütün varlıklar ümmetimden birinin elinde olsa, sonra o "Elhamdülillah" dese, bu "elhamdülillah" sözü, bütün onlardan daha kıymetli olurdu. Hz. Enes (r.a.) 355 8 Zakkumdan bir damla dünyaya damlasa, dünya halkının geçimini ifsad ederdi. Ya yemeği ondan olanın hali nasıl olur? Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 355 9 Cehennemden bir kıvılcım arzın ortasına düşse, sıcaklığının şiddeti ve pis kokusu şark ile garbı kapladı. Hz. Enes (r.a.) 355 10 On yüklü deve ağırlığında bir taş Cehennemin ağzından atılsa, "Ğayy u esâm" denilen mevkiye yetmiş senede kavuşmazdı. Denildi ki: "Ğayy u esâm" nedir? Buyurdu ki: "Cehennemde iki kuyudur ki, oraya Cehennem ehlinin cerahatleri birikir. Hz. Ebû Ümâme (r.a.) 355 11 Sizlerden biri bir yere konduğunda "Eûzü bi kelimâtillahit tâmmati min şerri mâ halaka." derse o yerden ayrılıncaya kadar hiç bir şey ona zarar vermez. Hz. Havle (r.a.)
YanıtlaSil
yuksel27 Temmuz 2024 01:38 10 * On yüklü deve ağırlığında bir taş Cehennemin ağzından atılsa, "Gayy-u
esam" denilen mevkie yetmiş senede kavuşmazdı. Denildi ki: "Gayy-u esam nedir?" Buyurdu ki; Cehennemde iki kuyudur ki, oraya Cehennem ehlinin cerahatleri birikir. Hz. Ebu Umanera. (Gayyaya, namazını zayi edenler ve şehvetlerine uyanlar, esama da müşrik, katil ve zalimler
giderler.)
11 ★ Sizlerden biri bir yere konduğunda "Euzü bi kelimatil tammati min şerril ma halaka." derse o yerden ayrılıncaya kadar hiç bir şey ona zarar vermez.
Öyle zaman gelecek ki, dünyada yalnız fitne, bela ve fesad olacak. Böyle bir zamanda sizin ameliniz bir kale gibidir. Üstü güzelse, altı da güzel olur. Ravi: Hz. Muaviye (r.a.) Sayfa: 139 / No: 10 Ramuz El-Ehadis
Allah'a "Cübbül Hüzün" (Hüzün kuyusu) den istiaze edin. Dediler ki: "Cübbül Hüzün nedir Ya Resulallah?" Buyurdu ki, Cehennemde bir vadidir ki, Cehennem, her gün dört yüz defa ondan Allah'a sığınır. Oraya en çok, amellerle mürailik yapan, alimler girer. Muhakkak ki alimlerin Allaha en sevimsiz olanı, Emirleri ziyaret edenleridir. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 254 / No: 8 Ramuz El-Ehadis
1980-12 Mart dönemi başbakanı Nihat Erim, İstanbul'da öldürüldü.
19
CUMA FRIDAY
TEMMUZ
JULY
Allah'ın kudreti her şeye galiptir ve her işi hikmet
iledir.
Bakara Suresi: 228
BİR HADİS
Üç kişi bir araya geldiklerinde birisi imam olsun. İmamlığa en lâyık olanları Kur'ân'ı en iyi
okuyandır.
Müslim, Mesacid: 289-291
Mü'minler ibâdetlerinde, duâlarında birbirine dayanarak cemaatle kıldıkları namaz ve sâir ibâdetlerinde büyük bir sır vardır ki; herbir fert, ibâdetinden kazandığından fazla bir sevap, cemaatten kazanıyor. Mesnevî-i Nuriye
dikkat çekici boyutlara ulaşmıştı. Yerli ve yabancı medya kuruluşları, 2011 yılından itibaren İktidar partisinin gösteri, ifade, basın ve internet kullanımıyla ilgili üngürlükleri kısıtladığını vurgulayarak Erdoğan'ın bir 'gizli gündemi olduğunu iddia ediyordu.
ezaman ve kaç kez tum ben? Nereden ve yolculuğum nereye?
Zihnimdeki sualler, beni asırlar Öncesine taşımış, henüz zaman he sabını yapamadığın bir devre go türmüştü. lik insana kodlanımy bir mayaydım, vakti gelince ortaya çık mak üzere sulanan bir zerre... Pe ki, oraya ne zaman sefer etmiştim? Hangi zerrelerin içinden nasıl seçil miştim? Nesiller öncesinde ciddi bir karar ile başlayan måceramın şim diki seyri nereye olacaktı?
KIYMETLİ EMANET
Bir zamanlar melekler, toprağımı almak üzere yeryüzüne Inmişlerdi. O kadar kıymetliydim ki, benden mil yarlarca sene önce var edilen atom
doğmuşlarımın emanet edildiği toprak par geliyorun çauna, ilk önce melek eli değmişti.
Kim bilir kaç asır sonra ayak ba sacağım diyarlardan götürülmüş tü bedenimin mikro-parçaları, yüce ferman ile.. Yeryüzünün canı alım mıştı melekü'l-mevt ile, benim ca nima can olması için
Ağlamıştı yeryüzü, kendinden ko pan için nehir nehir.. Belki hasre tin yakıcılığınaydı gözyaşları; belki de canının yanmasınaydı. Öyle ya, gözyaşı olmadan can parçası olunur muydu hiç? Acaba arzın bir parça sı ölünce mi doğmuştum ben ille
Daha hayat bulmadan mevt (ölüm) ile karşılaşmam da neyin nesi idi? Yoksa ölmeden dirilmem mümkün değil miydi? Hayatımdan önce takdir edilen memâtım (ölü
müm); verilen nefesin kıymetini bij
mek, ömür nimetine ölüm ile a ayar vermek, "ahsenti amelä: amellerin en güzell" için gayret etmek mak sadına binäen miydi?
Toprakla başlayan maceram, nice zaman sonra çamurla buluşmuştu. Sıraya başkaca menziller de konmuş tu: Toprak, su, hava, ateş Çeşitli merhalelerden geçirilen bedenim hangi sırlarla dolmuştu?
Kupkuru bir topraktan gelişim,
üzerime yağan yağmurlarla çamur oluşum ve hamurumun bilmediğim zamanlarda sımsıkı yoğruluşu, bana hangi dersi vermeliydi? Varlık derya- sında kibre dalmamam, benlik ayna sında caka satmamam için mi ayak altında çiğnenen ve hiç ses etmeyen bir maddeyle mazim birleştirilmiş- ti? Atılmış bir damla sudan yaratı lışımı, hiçliğimi asla unutmamam için mi zähiren hor görülen bir mad-
deden başlatılmıştı, beden kalıbım?
Topraktan çamura konmuş, ora dan havaya salınmış ve ateşte pişi rilmiştim! Bir yandan ihtimamla hu- susi safhalardan geçirilmiştim, öte yandan meşakkatli devirlerde uzun uzun bekletilmiştim! Hangi mekte bin talebeliği için özel dersler veri lerek eğitilmiştim?
Ahir zamanda ümmetim üzerine şiddetli bir bela zuhur eder. Bundan ancak iki sınıf kurulur: Biri Allah'ın dinini tanır ve onun için lisan ve kalbi ile mücadele eder. İkinci ise dinini anlamış, dinlemiş ve tasdik etmiştir. (Yani cahil kalanlar bu belada tehlikededir) Ravi: Hz. Ömer (r.a.) Sayfa: 141 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
Allah huzurunda Devlet başkanı ile herhangi bir vatandaş arasında hukuki bakımdan hiçbir fark yoktur. Dolayısıyla vatandaşlar aç du- rurken, ya da birçok ihtiyaçları varken. Devlet başkanına köşkler yap- tırmak, milyarlar harcamak, içki alemleri hazırlamak dalkavuklara para ve makam dağıtmak, onun geçeceği yolları süsleyip püslemek sırf kendi rejimlerine itaat ediyorlar diye layık olmayanları işbaşına ge- tirmek, Devlet Başkanı'nı eleştirenlerin işine son verip işkence yap- tırmak. Çünkü Emevi Sultanı halifeleri bütün bunları yapıyorlardı. Bu gibi fiiller gayr-ı İslami, tağuti fiilerdir.
Vasiyeti terkeylemek; dünyada ayıp, ahirette de ateş ve lekedir. Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 250 / No: 6 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel6 Ağustos 2024 00:02 Dünyayı terketmek, sabırdan daha acıdır. Fi sebilillah kılıç vurmaktan da şiddetlidir. Bir adam bunu yaparsa, Allah ona şehid sevabı verir. Dünyayı terketmek; az yemek ve doymayı azaltmak ve insanların senasından hoşlanmamaktır. Zira kim insanların övmesinden hoşlanırsa, dünyayı ve nimetlerini sevmiş olur. Kimin de Cennetin ebedi nimetleri hoşuna giderse, dünyayı ve insanların kendini övmesinden hoşlanmayı terketsin. Ravi: Hz. İbni Mes'ud (r.a.) Sayfa: 250 / No: 9 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel6 Ağustos 2024 00:03 Size, tutunduğunuz vakit, asla dalalete düşmeyeceğiniz şeyi bıraktım: Allahın kitabı Kur'an ve Ehli Beytim. Ravi: Hz. Câbir (r.a.) Sayfa: 250 / No: 8 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel6 Ağustos 2024 00:06 Bu iş (din), gece ve gündüzün ulaştığı yerlerde mertebesini bulacak. Allah (z.c.hz.) ne bir kerpiç ev, ne de keçe bir çadır bırakmayacak, bu dini içerisine sokacak. Bununla azizi aziz, zelili zelil edecek. Allah'ın kendisi ile aziz edeceği izzet islamdır. Kendisi ile zelil edeceği zül de küfürdür. Ravi: Hz. Temim ed Dari (r.a.) Sayfa: 361 / No: 4 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel6 Ağustos 2024 00:07 Cennete girmeden evvel ihvanıma havzda kevser şarabı sunduğumu bir görseydim. Dediler ki: "Ya Resulallah biz senin ihvanın değil miyiz?" Buyurdu ki: "Hayır, siz Benim ashabımsınız. Benim ihvanım, Beni görmeden iman edenlerdir. Ben Rabbimin gözümü, sizinle ve Beni görmediği halde Bana inananlarla ruşen etmesini diledim. Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma) Sayfa: 361 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel6 Ağustos 2024 00:08 İman temenni ile değil, tahalli (kılık-kıyafetle) de değildir. İman kalbte takdis edilen bir sırdır ki, onu ef'al ve hareket tasdik eder. İlim de iki türlüdür. Lisan ilmi, kalb ilmi. Faydalı olan kalb ilmidir. Lisan ilmi ise Allah (z.c.hz)'nin insan aleyhindeki hüccetidir. (ikincisi ise amelidir.) Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 361 / No: 10 Ramuz El-Ehadis
ansızın, oldu-bittiye getirildi, diyor diye nakletmiş. Bunun üzerine Hz. Ömer:
-Allah'ın izni ile akşamleyin, herkesin içinde bunların hakkını yi- yen bu cemaate hesap soracağım. dedi. Ben ise,
Ey mü'minlerin emiri! Bundan vazgeç. Çünkü bu mevsimde bu- raya her türlü insan gelir, kavga gürültü çıkabilir. Sen kalkıp konuşur- ken üzerine yürüyenler olur. Onları kızdıracak bir söz söylemenden kor- kuyorum. Onlar, senin sözlerini anlayıp değerlendirebilecek durumda de- ğildirler. Fakat, Resûlüllah'ın şehri ve hicret yurdumuz olan Medine'ye varalım. Ulemâ ve eşraf ile başbaşa kalarak rahatlıkla istediğini konuşa- bilirsin. Hem sözlerine itibar edilir, hem de dediğin anlaşılır.» dedim. Bunun üzerine Hz. Ömer:
-Sağ salim, Medine'ye varırsam, ilk toplantıda bunları anlataca- ğım. dedi. Zilhicce ayının sonlarına doğru, bir cuma günü Medine'ye ha- reket ettik. Ben gece gündüz, soğuk sıcak demeden yoluma devam ettim. Medine'ye vardım. Benden önce gelen, Mescidde Minberin sağ direğinin dibinde oturan Said b. Zeyd'i buldum. Onunla diz dize gelecek şekilde oturdum. Hz. Ömer'den önce gelmiştim. Zeyd'e:
<-Hz. Ömer, bu akşam, bu minberde, şimdiye kadar kimsenin söy- lemediği sözler söyliyecek. dedim. Said buna inanmıyarak :
- Kimsenin söylemediği sözler söyliyeceğini sanmıyorum. diye karşılık verdi. Biraz sonra Hz. Ömer gelerek Minbere oturdu. Müezzin ezanı bitirince, ayağa kalktı. Allah'a hamd ve sena ettikten sonra: - Ey insanlar, bundan sonra fazla yaşayıp, yaşamıyacağımı bilmi-
yorum. Size hatırınızdan çıkmaması gereken bazı şeyler söyliyeceğim. Bu sözlerin mânasını kavrayanlar, bunları hatırlarında tutanlar her gittikle- ri yerde söylesinler, anlatsınlar. Bunları hatırlarında tutamıyanların be- nim adıma bazı şeyler uydurarak anlatmalarına müsaade etmiyorum. Allah, Muhammed (s.a.v) i hak, din ile göndermiştir. Ona kitab indirmiş- tir. Allah'ın indirdiği şeyler arasında recm" âyeti vardı. Bu âyeti okuduk, ezberledik ve üzerinde düşündük. Resûlüllah suçluları recm etti. Ondan sonra biz de recmettik. Zamanla, bazılarının, biz Kur'an'da recm âyetini bulamıyoruz, diyerek, Allah'ın indirdiği emri terkedip, dalâlete düşmele- rinden korkuyorum. Evli bir kadın veya erkeğin zina etmesi hâlinde, delil ikâme edilir, veya zinadan mütevellit kadının çocuğa kaldığı tesbit edilir, yahut zina edenlerin itirafı halinde, zina edenlere Kur'andaki recm âye- tinin tatbiki farzdır. Ve yine biz, Kur'an da: Öz babalarınızın dışında- kileri baba kabul etmeyin. Başkalarını baba kabul etmekle kendinizi
Reem: Zina suçu işleyen evli erkek ve kadına, verilen cezadır. Suçlu beline ka- dar toprağa gömüldükten sonra, herkes tarafından taşlanarak öldürülür.
F: 39
YanıtlaSil
yuksel6 Ağustos 2024 00:21 610 Müslümanlık
Inkår etmiş olursunuz." âyetini okuyorduk. bu ayet mensuhtur
"Otuz kadar yalancı deccaller çıkmadıkça kıyamet kopmaz. Bunlardan her biri Allah'ın elçisi olduğunu zanneder." [Tirmizî, Fiten 43, (2219); Ebu Davud, Melahim 16 (4333, 4334, 4335).][60]
AÇIKLAMA:
1- Daha önce de açıkladığımız üzere دَجْلِ kelimesi Arapçada "telbis (=giydirme, örtme) manasına gelir. Kizb yani yalan manasına da kullanılır. Çünkü, kizb de gerçeğin örtülmesidir. Deccal bu durumda yalancı demektir. Peygamber olmadığı halde peygamberliğini iddia eden manasında. Bu manada, sapık mezheplerin kurucuları birer Deccal olmaktadır.
2- Yalancı deccallerin çıkacağını haber veren hadisler farklı vecihlerde gelmiştir. Bunların herbirinde, mevzuyu açıklayıcı bazı ziyade unsurlara rastlanmaktadır.
* Ahmed İbnu Hanbel'de Huzeyfe'den gelen bir rivayette, bu yalancıların 24 adet olacağı, bunlardan 4 tanesinin kadın olacağı, herbirinin kendisini resulullah zannedeceği belirtilmiştir.
* Yine Ahmed’de gelen bir rivayette: “...Ben peygamberlerin sonuncusuyum, benden sonra peygamber yoktur” ibaresi mevcuttur.
“ Ahmed’in bir diğer ziyadesi, bu yalancılardan sonuncusunun a’ver yani “bir gözü kör” olacağını belirtir.
* Taberâni'nin bir rivayetine göre yalancıların sayısı 70'dir.
İbnu Hacer de ki: "Muhtemeldir ki, onlardan peygamberlik iddia edenler 30 veya otuz civarındadır. Bu miktardan fazlası, sadece yalancıdır, batıla davette bulunur, fakat peygamberlik iddia etmez." Buna örnek olarak Gulat-ı Rafizâ, Batıniyye, Ehl-i Vahdet, Hululiyye gibi ayet ve hadiste açık seçik beyan edilmeyen, aksine hadisin sarahatine muhalif olan meselelere inanmaya çağrıda bulunan dalalet fırkaları örnek gösterilmiştir.
Bu hususun doğruluğunu, Ahmed İbnu Hanbel'in kaydettiği bir rivayet te'yid eder. Mezkur rivayette, Hz. Ali, peygamberlik iddia etmemekle beraber Rafizîlikte ifrata kaçan Abdullah İbnu'l-Kevva'a: "Muhakkak ki sen Resulullah'ın haber verdiği yalancılardansın" demiştir.
Son devir müellifleri, İslam âleminin her tarafında Batılıların tahribiyle çıkmış olan din kisvesi altındaki Batıcı cereyanların liderlerini de Resulullah'ın haber verdiği bu deccaller (decâcile) zümresinden saymışlardır: Kadıyanilik, Bahailik vs. gibi. Bunlarda, ayete ve sünnete ters düşen iddialar mevcuttur. [61]
"Otuz kadar yalancı deccaller çıkmadıkça kıyamet kopmaz. Bunlardan her biri Allah'ın elçisi olduğunu zanneder." [Tirmizî, Fiten 43, (2219); Ebu Davud, Melahim 16 (4333, 4334, 4335).][60]
AÇIKLAMA:
1- Daha önce de açıkladığımız üzere دَجْلِ kelimesi Arapçada "telbis (=giydirme, örtme) manasına gelir. Kizb yani yalan manasına da kullanılır. Çünkü, kizb de gerçeğin örtülmesidir. Deccal bu durumda yalancı demektir. Peygamber olmadığı halde peygamberliğini iddia eden manasında. Bu manada, sapık mezheplerin kurucuları birer Deccal olmaktadır.
2- Yalancı deccallerin çıkacağını haber veren hadisler farklı vecihlerde gelmiştir. Bunların herbirinde, mevzuyu açıklayıcı bazı ziyade unsurlara rastlanmaktadır.
* Ahmed İbnu Hanbel'de Huzeyfe'den gelen bir rivayette, bu yalancıların 24 adet olacağı, bunlardan 4 tanesinin kadın olacağı, herbirinin kendisini resulullah zannedeceği belirtilmiştir.
* Yine Ahmed’de gelen bir rivayette: “...Ben peygamberlerin sonuncusuyum, benden sonra peygamber yoktur” ibaresi mevcuttur.
“ Ahmed’in bir diğer ziyadesi, bu yalancılardan sonuncusunun a’ver yani “bir gözü kör” olacağını belirtir.
* Taberâni'nin bir rivayetine göre yalancıların sayısı 70'dir.
İbnu Hacer de ki: "Muhtemeldir ki, onlardan peygamberlik iddia edenler 30 veya otuz civarındadır. Bu miktardan fazlası, sadece yalancıdır, batıla davette bulunur, fakat peygamberlik iddia etmez." Buna örnek olarak Gulat-ı Rafizâ, Batıniyye, Ehl-i Vahdet, Hululiyye gibi ayet ve hadiste açık seçik beyan edilmeyen, aksine hadisin sarahatine muhalif olan meselelere inanmaya çağrıda bulunan dalalet fırkaları örnek gösterilmiştir.
Bu hususun doğruluğunu, Ahmed İbnu Hanbel'in kaydettiği bir rivayet te'yid eder. Mezkur rivayette, Hz. Ali, peygamberlik iddia etmemekle beraber Rafizîlikte ifrata kaçan Abdullah İbnu'l-Kevva'a: "Muhakkak ki sen Resulullah'ın haber verdiği yalancılardansın" demiştir.
Son devir müellifleri, İslam âleminin her tarafında Batılıların tahribiyle çıkmış olan din kisvesi altındaki Batıcı cereyanların liderlerini de Resulullah'ın haber verdiği bu deccaller (decâcile) zümresinden saymışlardır: Kadıyanilik, Bahailik vs. gibi. Bunlarda, ayete ve sünnete ters düşen iddialar mevcuttur. [61]
Hangi kesim ya da kişilerin ekseninde oluşabilir bu ya- pi?
Herkesin ekseninde! Ordu, MİT, Emniyet, üniversiteler, dü- şünce kuruluşları, aydınlar, ilgili bürokrat ve teknotratlar hatta sıradan ama vasıflı vatandaşlar. Son derece iyi seçilmiş, rastge- le kimsenin alınmadığı, bilgi, öngörü ve akıl sahibi, sadece ül- kesi için çalışmayı şiar edinmiş herkesten oluşabilir. Bir tür "koordinatör" gibi, bir tür "derin beyin" gibi çalışmalıdır. Varo- lan bütün kurumsal kimliklerin üzerinde olmalıdır. Yoksa hep "16 Türk devleti kurmuş olmakla" övünülür ama korkarım bu gidişle eldekini de kaybedebiliriz...
Allah (z.c.hz)'leri Beni hidayet ve alemlere Rahmet olarak gönderdi. Ve Beni; çalgıları, eğlenceleri, cahiliyet işlerini ve putları mahvetmek için gönderdi. Rabbim, izzeti üzerine yemin etti ki, kullarından bir kul dünyada içki içerse, ona kıyamet gününde muhakkak (Cennet) şarabını haram kılacak, kullarından bir kul da içkiyi terkederse Allah da ona muhakkak (Hazire-i Kudsünde) kendi yüce makamı yanında, Cennet şarabından içirecektir. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 245 / No: 8 Ramuz El-Ehadis
Bektronik istihbarat dünyasının en gizli ve en çok konuşulan sistemi Echelon midir. Echelon, sinyal ve görüntü istihbaratı yapan elektronik istihbarat ağının Amerika, İngiltere, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda arasında kurulmuş sistemdir. Beş büyük ülkenin güvenlik ve istihbarat birimleri olan ABD Ulusal venlik Ajansı (NSA), İngiltere Hükümet Haberleşme Merkezi (GCHQ), Kanada Derleşme Güvenlik Kurulu (CSE), Avustralya Savunma Haber Direktörlüğü (DSD) Yeni Zelanda Devlet İletişim Güvenlik Bürosu (GCSB) tarafından uygulamaya so- muştur. Her türlü iletişimi deşifre etmek, kontrol etmek ve dinlemek için kulla- maktadır. Sistem, dünya çerçevesinde beş ana stratejik uydu kullanılmaktadır. huyduların her birinin yeryüzü üzerinde bir ana üssü yani istasyonu bulunmak- Bu istasyonlar, İngiltere'nin kuzeyindeki Menwith Hill, Endonezya uydularını eyen Avustralya'nın güneyindeki Shoal Körfezi, Latin Amerika uydularıyla pas-
yet, ABD, Kıbrıs'tan İsrail ve Türkiye'yi İzlemiş, (30 Ocak 2016).
laşan Kanada Başkenti Ottowa'nın güneyindeki Leitrim. Almanya'daki Bad Aibling ve Japonya'nın güneyinde Misawa istasyonlarıdır. Ayrıca sistem 100'ün üzerinde irili ufaklı uyduyu da kullanmakta ve yönlendir mektedir. Küçük uydular sistem tarafından kullanılmakta ama asıl işlevi yüklenen beş ana uydudur. Bu uydular eliyle sistemin dinlemediği, görmediği, İzleyemediği pek bir şey kalmamaktadır. İletişim imkânlarının neredeyse tamamını tarayabil. mekte ve kontrol altında tutabilmektedir. Telefon, cep telefonu, e-mail'ler, faks, te- le-faks, bilgisayar ve hatta okyanusun altından geçen iletişim hatlarının tamamı iz lenebilmektedir. Echelon'un merkezi ABD'de Fort Mead'dadır. Sekiz "ana üssü" yanı dinleme merkezi mevcuttur. Bunlardan iki tanesi ABD'de, iki tanesi İngiltere'de, iki tanesi Avustralya'dadır. Kanada ve Yeni Zelanda'da da birer tane mevcuttur. BBC'de yayınlanan bir programa göre, NATO ülkelerinin çoğunun bu sistemde ortak katkı- ları vardır. Bu basit alış-veriş zorunluluğu günümüzde tam 50 değişik ülkede yakla şık 175 merkez anlamına gelmektedir. Bu merkezlerin çoğu Amerikalılar çoğunlukla ABD'li askerler, tarafından işletilmektedir. Türkiye'nin de bu sisteme dâhil olduğu ve bulunduğu coğrafi ve stratejik konuma uygun olarak; Ağrı, Antalya, Diyarbakır, Edirne, Adana, İstanbul, İzmir, Kars ve Sinop'ta 9 üs bulundurduğu id- dia edilmektedir
1998 yılı rakamlarına göre Echelon dakikada 2 milyon, günde ise 3 milyar tele- fon görüşmesini izleyebilir veya dinleyebilir. Üstelik bu rakamlar yalnız 1998 yılını ihtiva etmektedir. Bununla beraber. Mercury uydusu ile deniz altı gemi iletişimini bile dinleyebilen bir teknolojisi olan Echelon'un 11 Eylül'de New York'ta susturul- muş olduğu ve muhtemelen bunun ABD istihbaratına sızmış, dünyanın ikinci büyük istihbarat servisinin bir uygulaması olduğu iddia edilmektedir. Echelon, muazzam bir istihbarat akışı sağlayan bir teknoloji kullanmaktadır. Sistemin ana kullanıcısı olan NSA'nın her 12 saatte elde ettiği istihbarat miktarı, ABD Kongresi'nin kitaplı ğına eşittir. Echelon, ortak devletlerin yönlendirdiği ve onların kontrollerinin di şındaki haberleşmeleri izlemektedir. Echelon, istihbarat ve ekonomik casusluk sa- vaşının da ana unsuru olmuştur. Uyuşturucu kaçakçılığı, terörist hareketler, para aklama, sanayi ve ekonomi bilgileri, politik terimler, kişisel notlardan elde edilen kelimeler Echelon'un büyük beynine kaydedilmektedir.
Echelon çerçevesinde INTELSAT (Uluslararası Telekomünikasyon Uyduları) sıkı bir denetime tutulmaktadır. Bu denetleme ABD'de Washington DC-Sugar Grove, Bri tanya'da Cornwal-Morwenstow, Türkiye'de Adana-Pirinçlik, Batı Avustralya'da Geroldton, Yeni Zelanda'da Wathopai ve Japonya'da Yakima'da bulunan istasyonla rın oluşturduğu bir ağ tarafından sağlanmaktadır552, Echelon, anahtar kelimelerin geçtiği, geçebileceği her iletişimi izlemeye ve taramaya başlamaktadır. Sistem, yal
Nedret Ersanel, Siber İstihbarat: Sanal Enm Coşkun, Küresel Gözaltı Elektronik Gizli Dinleme ve Görüntüleme, Ümit Yayıncılık, (Ankara
2000), 98
200
ve Dijital Casusluğun Anatomisi, Hayy Kitap, (Ankara, 2003), Halid Özkul, Gizli Ordular-CIA, Sorun Yayınları, (Istanbul, 2001), 38.
maca haberleşmeleri izlemek için değil, onunla birlikte nakledilen verileri de cirmek için KURATORY. Echelon şebekesinin a dağıtırlar. ORATORY adı verilen bir bilgisayar programı, otomatik olarak sajlar ile sözlükteki sözcükler arasında bağlantı kurmaya olanak sağlamaktadı Uydu-bilgisayar ortak çalışmasının sonucu olarak tarama işlemlerinde önced belirlenen kelimelerden herhangi birine rastladığı anda sistem kayıt etmeye baş Bakta bir yandan konuşmanın yapıldığı çıkış noktasını tespit etmeye çalışmakta bazasına almaktadır. Bu işlemi uydu teknolojisinden yararlanarak yaptığı içi Masik dinleme ve yer bulma metotlarından farklı olarak çok kısa bir süre içind macı gerçekleştirmektedir. Echelon, dünyanın çevresindeki tüm uydulardan kendi uydularının üzerinden edindiği tüm bilgileri toplamakta ve ana üslere gelen bu bilgi yığınları özel olarak üretilen dijital disklerde depolanmaktadır. Disklerd depolanan bilgiler aranan ve hedeflenen istihbarat için oluşturulmuş özel bölünm lerdeki birimlere ilk kaba tasnif için gönderilmektedir. Bu aşamadan sonra yeni bi ayıklama ile işe yarar bilgiler bir üst masaya, önem sırasına ve gizlilik derecesin pire ve kodlanarak gönderilmektedir. Analiz safhasında, yorum ve öneriierin belir
lenmesinden sonra bilgi kullanıcıya iletilmektedir.
Dinleme ve takibe alınan konuşmalarda şu kelimeler ile ilgili konuşmalar oto
matik kayda geçmektedir; ETA, IRA, PKK, enformasyon, terörizm, gerilla, patiama bilgisayar, nükleer silahlar, patlayıcılar, silahlar, suikastlar, uzi, teflon mermiller, ma- ymlar, uranyum, napalm, nükleer, el bombası, gizli servis, terör, özgürlük, internet glivenliği, güvenli internet bağlantıları, 003, audiotel, kimlik, endüstriyel casusluk, Siemens, Shell, ELF, 2600 dergisi, Time, hilal, cihad, müezzin, KLM, elektronik banks hesapları, market, visa, külçe altın, intemet, underground, password, NATO, NASA FBI, Beyaz Saray, IMF, MIT, JITEM, seks, Monica, fetis, klon, Armani, Yasemin, miser pl agi. Ninja, top Secret, GSM, AT&T (Amerikan telefon şirketi), yasa, Zen, Marx. Falkayama, George Soros, pikrik asit, gümüş, kömür, sülfür, nitroselüloz, kokain. NSA, Echelon'un da ciddi teknik sorunları mi her zaman
olduğunu açıklamıştır. İnternet ilet istenildiği kadar kolay bir biçimde yakalanamamaktadır. Fiber tik iletimler (çok büyük hacimli sayısal veriyi ışık sinyalleriyle iletme) çok dahe byk zorluklar çıkarmaktadır. Rastgele yakalanmış iletişimin anlamı bir biçimde i ve çözü cıkarsakta çok böyük bir iş olduğu görülmektedir. Ancaklar Microsystems'in stresinin çok b Whitfield Diffe, NSA'nın yukarıdaki sorunlar ile şifreleme uzmanı akarlarına hizmet eden bir aldatmandieri ipin söylemektedir, Ajansın bizi inandırmak istediği şey, internetin kandid mektedir. "Ajansın bizi india olduğu ve istedikleri şeyi bulunan Redeflerinin
or olmadığı anlamına gelmez: ama bu korkunç istihbaratçıların söyledilerin onların sorunları olduğuna inanması NSA'nın işine gelir. Bu, onların so ya karşılamak gerekirssa".
Bum Haydut Devlet, Yeni Hayat Küphanesi, 2 Bakhtanbul 2908240
Modern dünyanın çelişkisi, algılarımızı yöneten arka plan içinden gerçekleri nasıl yorumladığımızdır. Uluslararası ilişkiler, TV'de ya da diğer medya unsurla- rında resimlerini gördüğünüz gülümseyen lider yüzlerinin el sıkışmasıyla değil, geri planda devam eden istihbarat savaşları ile şekillenmektedir. Ülkeler arasında uzun bir süredir devam edegelen örtülü operasyonlar, propaganda ve psikolojik savaş yöntemlerinin vardıkları safha, bu liderlerin yaptıkları pazarlıklar, zorlayıcı
ve gizli diplomasi tekniklerine temel teşkil eder. Örneğin siz bu satırları okurken, Irak'ın kuzeyinde uzun süredir Barzani ve YPG/PKK'nın CIA, DGSE, MI6 ve BND tarafından silahlandırılması,
Ingiliz istihbaratı ile ters düşen Talabani'nin kuvvetlerinin Barzani ile çatış- maya başlaması,
ABD'nin Suriye'nin kuzeyinde YPG/PKK ile sürdürdüğü proje, * PKK terör örgütünün Iraklı Şii gruplardan destek almaya başlaması, Başta ABD olmak üzere Batılı özel istihbarat şirketlerinin (K2, SEC, G45, Track
24, Falcon Security) Irak ve Suriye içindeki faaliyetleri, IŞİD ile istihbarat teşkillerinin küresel düzeyde devam eden mücadelesi,
Suriye içinde mücadele eden El Nusra ile İdlib'te başlayan savaş,
*CIA ve DIA'nın Suriye ve Irak'ta kendileri için savaşacak vekil grup arayışları, İngiliz GCHQ ve İsrail istihbaratının Mısır istihbaratını desteklemek için Sina Çölü'nde devam eden faaliyetleri,
Fransız DGSE ajanlarının Libya'da devam eden operasyonları,
Pakistan istihbaratının (ISI) Afganistan'da Taliban ile müşterek çalışması, Iran ve Taliban arasında gelişen ilişkiler,
Kazakistan'da artan ajan, danışman, istihbarat şirketi trafiği,
İngiliz istihbaratında son yıllarda artan Rusya üzerine analizci eleman patla-
ması, • ABD'nin Ukrayna'da Rus tipi gizli operasyonlara başlaması, önümüzdeki günlerin yeni savaşlarının, barış planlarının, güvenlik politikalarının, silah satışla- rının habercileridir. Bunlar hakkında durum farkındalığı olmadan sadece medya haberlerini yorumlayarak, resmi görmek mümkün değildir. Bu yüzden, komplo teorileri ve dezenformasyonun yoğun olduğu bu güvenlik ortamında "algı yöneti- mi" ile halklar yönlendiriliyor dersek yanlış olmaz.
Bu kitap ile istihbarat dünyasının yaşamakta olduğu tüm değişimleri gelenek- selden bugüne ve geleceğe doğru açıklama gayretinde bulunurken, eserin özel- likle başvuru kaynağı olmasına çalışılmıştır.
Türkiye'de silah ve kurşunların yerine, belge- ler ve hakikatlar konuşacaktır. Belgeler konuş- tukça tabular yıkılacak ve tarih yeniden yazı- lacaktır. Bu yapılırken, dâhili asayiş ve emniye- tin bozulmamasına dikkat edilmelidir. Zîrâ, di- şardan tahrik edilen bir kısım karanlık güçler; müslümanları kullanarak huzurumuzu bozma- ya çalışmaktadırlar."
Bir kavim içinde riba ve zina zahir oldu ise, onlar Allah'ın azabını hak etmişlerdir. Ravi: Hz. İbni Mes'ud (r.a.) Sayfa: 375 / No: 12 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel29 Ağustos 2024 01:06 Allah (z.c.hz.) bir ümmete gadab ederse, onların fiatlarında pahalılık, çarşısında kesadlık olur. Aralarında fesad çoğalır ve iş başındakilerin zulmü artar. Bundan sonra zenginleri zekat vermez baştakiler iyi idare etmez ve fıkarası da namaz kılmaz olur. (Çaresi Allah'a sokulmak ve birbirimize sahip çıkmaktır.) Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 375 / No: 8 Ramuz El-Ehadis
Vatan hainlerini putlastirdilar kahramanlastirdilar.
YanıtlaSil
yuksel31 Ağustos 2024 01:35 Siz bu gün Rabbınızdan gelen açık beyyine (delil) üzerindesiniz. Marufu emir ve Münkerden nehy ve Allah yolunda cihad ediyorsunuz. Sonraları sizin aranızda iki sarhoşluk zuhru edecek. Cehalet sarhoşluğu ve yaşama sevgisi. Bu sebeble haliniz değişecek ve marufu emretmiyecek ve münkerden nehyetmiyecek ve Allah yolunda cihadda bulunmıyacaksınız. İşte o günde Kitap ve Sünnete tutunanlar için elli sıddık ecri vardır. Dediler ki: "Ey Allah'ın Resulü! Bizden mi yoksa onlardan mı?" Buyurdu ki, hayır, bilakis sizden. Ravi: Hz. Muaz ve Enes (r.a.) Sayfa: 153 / No: 6 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel31 Ağustos 2024 01:37 Bana Cebrail (a.s.) dedi ki: "Allah ashabından dördünü sever: Ali (r.a.) Selman (r.a.) Ebu Zerr (r.a.) ve Mikdat (r.a.) Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 451 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
nuna yaklaşılan günlerde terörizm tehlikesi ABD gündeminin en tehlikeli sorunu olduğu kanaatine varılmıştı. Hatta Usame Bin Ladin bir konuşmasında Amerikalıla ra görüldüğü yerde saldırılmasının gerekliliği konusunda bir "fetva" vermiş ve sa- ra görüldüğü vepraklarına yaymak konusunda koguleri nukleer starte vaşı Amerika tour konuşma yapmıştı. İstihbaratteniyle deresalar ile ilg Peknoloji transferi, ticari istihbarat ve değişen tehdit nedeniyle devlet dışı aktörlere teknoloji transouk Savaş sonrası dönemi zain içine gir odaklanda HUMINT yeteneğini önemli ölçüde artırma gayreti içine girmiş, çeşitli savaş desteği rolleri için bölge operasyonlarına operatörler sağlamış ve Afganistan, Irak Filipinler, Yemen, Gürcistan gibi ülkelere özel kuvvet askerleri ile birlikte gö rev yapacak terörle mücadele personeli görevlendirmiştir.
Stratejik Sürpriz
20. yüzyıl istihbarat çalışmalarının önemli bir alanı da stratejik sürpriz oldu. 19, yüzyılın sonunda demiryollarının ve buharlı gemilerinin kullanılmaya başlanması kitlesel orduların seferberliğini ve taşınmasını kolaylaştırdı ve dünya savaşları or taya çıktı. 20. yüzyılda ise teknolojik sürpriz savaş alanlarının en önemli sürpriz şekli oldu. Teknolojik sürprizler iki kategoriye ayrılabilir. Bunlardan ilki atom bombası gibi büyük bir sistemin gizlice geliştirilmesidir. Bunu tespit etmek oldukça zordur. İkinci kategoride ise yeni bir silah sisteminin savaş alanına getirilmesidir. Çok üstünlüğü olan yeni bir tankın durdurulamaması buna bir örnek olabilir. Gele- ceğin savaşlarında da teknolojik sürpriz ve aldatma önemli rol oynayacaktır. 21. yüzyıla kadar stratejik sürpriz için en büyük endişe konusu bir hasım bir devletin ordularını gizlice mobilize etmesi idi. Bugün teknoloji sayesinde hem birliklerin konsantre hale gelmesi hem de silah sistemlerin konuşlanması çok daha kısa süre de yapılabilir bir hale geldi.
Stratejik sürprizlere uğramak, sadece istihbaratçıların bilgi verme ve uyarı sin-
yallerinin eksikliğine bağlanamaz. Analiz ve bu bilgilerin bürokraside kabul görme- si ile ilgili süreçler de önemlidir. İstihbaratçının metodolojik sorunları ve algılama problemleri yanında organizasyonel ve bürokratik nedenlerle bu değerlendirmele rin kabul görme sorunu da ele alınmalıdır. İstihbaratçı topladığı bilgileri temel ola- rak ikiye ayırır, doğrular ve yanlışlar ya da istihbarat jargonu ile sinyaller ve gürül tüler, Söz konusu olan stratejik sürpriz ise aldatmalar zaten her şeyi karmaşık ha le getirir. Aldatma ve belirsizliğin hâkim olduğu bir ortamda en azından kısa dö nemli olarak hemen her bilginin yanında bir soru işareti vardır. Bu yüzden analitik
Elanor Hill, Joint Inquiry Staff Statement, Part I, (September 18), 2002, 9. http://fas.org/irp/congress/2002_hr/091802hill.html
Michael Howard, War in European History, Oxford University Press, (New York, 1979), Chs.5-7.5 Roberta Wohlstetter, Pearl Harbor: Warning and Decision, Standford University Press, (Stanford. 1962), 336-8.
"Donald Daniel and Katherine Herbig (Eds), Strategic Military Deception, Pergamon, (New York.
So inspiring a potion were the Divine morals brought by the Blessed Prophet -upon him blessings and peace, his outer training and the inner influence, that in rapid time they lifted an ignorant society previously in the wilderness, ignorant of even the basics of being human, to a level undreamed of, as 'the Companions, still envied by humankind even today. The ignorant and ruthless became cultivated, the wild became civilized and people with lowly and scandalous characters turned into righteous servants of the Almighty, who lived with the love and fear of Allah, glory unto Him, deeply set in their refined hearts.
The Almighty had the model of an exemplary human being embodied in the Blessed Prophet-upon him blessings and peace-, making him the quintessential example for entire humanity. Good morals, which consist of nothing but the behavior and conduct that please the Lord, was thereby conveyed to mankind through the exemplary words and conduct of the Blessed Prophet -upon him blessings and peace-.
YanıtlaSil
yuksel1 Eylül 2024 12:05 The Society of the Age of Bliss
Osman Nuri Topbaş
ERKAM PUBLICATIONS
YanıtlaSil
yuksel1 Eylül 2024 12:08 Rasûlullah Efendimiz'in insanlığa getirdiği yüce ahlâk ve O'nun nebevî terbiyesi öyle bir iksirdi ki, daha evvel yarı vahşî, çoğu insanlıktan habersiz Cahiliye toplumu, çok kısa bir sürede insanlık tarihinin hâlâ gıpta ettiği "sahâbe" hüviye- tiyle, hayâl ötesi bir fazîletler medeniyeti meydana getirdi.
O yüce Peygamber, ümmî bir toplumda yetişti. Lakin getir- diği Yüce Kitâb ile dünya kütüphanelerine ışık kaynağı oldu. Gönülleri hikmet, sır ve mârifetle doldurdu. O'nun ve getirdiği Mübarek Kitâb'ın rûhâniyet, feyz ve berekâtıyla minberler, mihraplar, kürsüler, Hakk'ın hakikat derslerini okutmaya başladı. Kendisi, bütün alemlere : رَحْمَةً للعالمين" rahmet" kılındı; getirdiği Kitap da iki cihan saâdetinin rehberi oldu.
فِيهِمْ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ . قَالَ رَسُولُ اللَّهِ اللهِ : هَلُمُوا أَكْتُبُ لَكُمْ كِتَابًا لَنْ تَضِلُّوا بَعْدَهُ. قَالَ عُمَرُ : إِنَّ رَسُولَ اللهِ ﷺ قَدْ غَلَبَهُ الْوَجَعُ، وَعِنْدَكُمُ الْقُرْآنُ حَسَبُكُمْ كِتَابُ اللَّهِ، فَاخْتَلَفَ أَهْلُ الْبَيْتِ. فَمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ: قَرِبُوا يَكْتُبُ لَكُمْ رسُولُ الله ، ومنهم من ! يَقُولُ مَا قَالَ عُمَرُ. فَلَمَّا أكثروا اللغط والإخ والاختلاف، قال : قُومُوا عَنِّى ولا ينبغي . عندي التنازع، فخرج ابن - عباس رضي الله عنهما وهو يَقُولُ : إِنَّ الرَّزِيَّةَ كُلُّ الرَّزِيَّةِ مَا حَالَ بينَ رَسُولِ الله الله وبين كتابه ] . أخرجه الشيحان.
الرزية المصيبة .
6. (5406)- İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalātu vesselâm) muhtazar (ölmeye yakın) iken evde bir kısım er- kekler vardı. Bunlardan biri de Ömer İbnu'l-Hattab (radıyallahu anh) idi. Resulullah (aleyhissalātu vesselâm):
"Gelin, size bir şey (vasiyet) yazayım da bundan sonra dalalete düşmeyin!" buyurdular. Hz. Ömer:
"Resulullah (aleyhissalātu vesselâmľa ızdırap galebe çalmış olmalı. Yanınızda Kur'an var, Allah'ın kitabı sizlere yeterlidir" dedi. Oradakiler aralarında ihtilafa düştü. Kimisi: "Yaklaşın, Resulullah (aleyhissalâtu vesseläm) size vasiyet yazsın!" diyor, kimi de Hz. Ömer (radıyallahu anh/in sözünü tekrar ediyordu.
Gürültü ve ihtilaf artınca, (aleyhissalātu vesselâm):
"Yanımdan kalkın, yanımda münakaşa caiz değildir!" buyurdu. Bu- nun üzerine İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ): "En büyük musibet, Re- sulullah (aleyhissalatu vesselâm)'la onun vasiyeti arasına girip engel ol- maktır!" diyerek çıktı." [Buhari, Megazi 83, İlm 39, Cihad 176, Cizye 6, Itisam 26;
Müslim, Vasiyye 22, (1637).)
الكرب - وعن أنس رضي الله عنه قال [ : لَمَّا حُضِرَ النَّبِيُّ ﷺ جعل يتعشاها 5407 فقَالَتْ فَاطِمَةُ رَضِيَ اللهُ عَنْهَا : وَاكَرْبَ أَبَاهُ ، فَقَالَ لَهَا : لَيْسَ عَلَى أبيك كرب بعد فَلَمَّا مَاتَ قَالَتْ : يا أبتاه، أجاب ربَّا دَعَاهُ. يَا أَبَتاهُ، مَنْ منْ جَنَّةُ الفردوس مأواه اليوم.
...Her kim İslam'da kötü bir çığır açarsa o kimseye açtığı çığırın günahı yükletildiği gibi kendisinden sonra o yoldan gidenlerin de günahı yük- letilir... (Müslim, Zekat 69)
BİR HADİS
KÖTÜ ÇIĞIR AÇANLARIN AKIBETİ
Bidat, "daha önce benzeri bulunmayıp sonradan ortaya çıkan (muhdes) şey" anlamına gelir. Dinî mahiyette görülen amel ve davranışlardan baş- ka günlük hayatla ilgili olarak sonradan ortaya çıkan yeni fikir, uygulama ve âdetler; "sonradan ortaya konan dinî görünümlü yol" bidat sayılmıştır. Peygamberimiz (sos), İslam'da güzel bir çığır (sünnet-i hasene) açana o çı- ğıra uyanlar bulunduğu sürece sevap verileceğini, kötü bir çığır (sünnet-i seyyie) açana da aynı şekilde günah yazılacağını ifade etmiştir (Buhari, Terävih. 1). Kur'an'ı bir mushafta toplamak, teravih namazını cemaatle kılmak, minare ve medrese inşa etmek iyi bidate, kabirlerin üzerine türbe yapmak ve bu- ralara mum dikmek de kötü bidate örnek olarak gösterilebilir. Hadislerde reddedilen kötü bidattir. Şafiî fakihlerinden İzzeddin b. Abdüsselâm daha da ileri giderek bidati mükellefin fiillerine paralel olarak vacip, mendup, mübah, mekruh, haram olmak üzere beşe ayırmaktadır.
Bir kavim ahdi bozarsa aralarında katl zuhur eder. Bir kavimde fuhuş zahir olursa onlara ölüm musallat kılınır. Bir kavim de zekatını vermezse Allah onlardan yağmuru tutar (Bereket kalmaz). Ravi: Hz. Abdullah İbni Büreyde (r.a.) Sayfa: 389 / No: 4 Ramuz El-Ehadis
Eyvah Arab'a yaklaşan şerden dolayı. Körcesine, kulaksızcasına ve dilsizcesine olan fitneden. O fitne gününde oturan yürüyenden yürüyen de koşandan hayırlıdır. Yazık o fitnede koşan adamlara, kıyamet günü Allah'dan dolayı (görecekleri azabtan) Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 461 / No: 11 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel18 Eylül 2024 23:07 Sulh, müslümanlar arasında caizdir. Yanlız haramı helal ve helali haram yapan sulh müstesna. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 219 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel18 Eylül 2024 23:09 Allah (z.c.hz.) bir adama, bir müslümanın musibetini bertarafa vesile olacak bir şey nasib ederse, o adamı dünya ve ahiret musibetlerinden korur. Ravi: Hz. Ali (r.a.) Sayfa: 396 / No: 6 Ramuz El-Ehadis
Kıyamet yaklaştığında; taylasan giyilmesi çoğalır, ticaret artar, mal çoğalır, mal sahibine malı için tazim edilir, fuhuş yayılır, çocuklar amir durumuna gelir, kadınların sayısı artar, Sultan zulüm eder, eksik ölçü ve tartı yapılır, bir adamın köpek yavrusunu yetiştirmesi, kendi çocuğunu yetiştirmekten kendisine daha cazip gelir, büyüğe hürmet, küçüğe de merhamet edilmez ve gayri meşru çocuklar çoğalır, hatta yol ortasında adam kadınla yakınlaşır. İnsanlar, kalbleri kurt olduğu halde koyun postuna bürünürler, o zaman da insanların en iyi görüneni "müdahim" (kötülükleri gördüğü halde karışmayıp, kendi işine bakan) olanıdır. Ravi: Hz. Ebû Zerr (r.a.) Sayfa: 33 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
Şeyh Ahmed Gazzāli kardeşi İmam Muhammed Gazzali'ye şöyle dedi: "Senin tüm ilmini iki kelimede özetledim: Allah'ın emrine saygı göstermek, Allah'ın yarattıklarına şefkat göstermek."
He. Alden Rivayer Olunan, Nehcil Belağa ve Gurar el Hikem'den Alınma Bazı Hikmetli Sözler
Alimlerin vefatı, dinde gedik açar."
lim meclisi (içinde gezinilen) bahçe gibidir"
im sultanlığının zevāli yoktur."
lim, her rütbenin üzerinde bir rütbedir"
min yok olması, ilim sahibinin/ alimin ölümünden daha ehven bir durumdur
Kitaplan toplamak bir şey değildir, onların içeriklerini korumaya bak" "Müminin ganimeti, nerede olursa olsun bir hikmet bulmasıdır.
"Ümmetin efendileri fakihlerdir."
"Alimden bilmediğini öğren ve bildiğini bilmeyene öğret. Bunu yapar isen, bilmediğini öğrenmiş,
öğrendiğinden de yararlanmış olursun." "Alimin sürçmesi, geminin delinmesine benzer; hem kendisini, hem de beraberindekileri gark eder "Yüce Allah, alimlerden ahit almadıkça, cahillerden öğrenmek için ahit almadı."
"Bir şeyi sorduğunda öğrenmek için sor, üzmek ve hata bulmak için sorma. Zira öğrenen cahil, alim gibidir, başkasını üzen âlim ise cahile benzer."
"Cahil, daima ya ifrat, ya da tefrit halindedir."
"Her kaba, bir şeyler konuldukça hacmi küçülür. Ama ilim kabına (akıla) ne kadar ilim doldursan, hacmi o kadar genişler."
dirdigini bilirim. Çünkü Yüce Allah bana,
a
YanıtlaSil
yuksel23 Eylül 2024 05:29 HZ. ALİ ATLASI
Yaşadığı yerlerin fotoğrafları, haritalar ve savaş şemaları desteği ile Hz. Ali'nin hayatı
Hz. Allden Rivayet Olunan, Nehcül-Belağa ve Ğurar el-Hikem'den Alınma Bazı Hikmetli Sozler
Alimlerin vefatı, dinde gedik açar."
m meclisi (İçinde gezinilen) bahçe gibidir!
m sultanlığının zevāli yoktur"
im, her rütbenin uzerinde bir rütbedir!
Timin yok olması, ilim sahibinin/ alimin ölümünden daha ehven bir durumdur "Kaplan toplamak bir şey değildir, onların içeriklerini korumaya bak!"
"Müminin ganimeti, nerede olursa olsun bir hikmet bulmasıdır!
Ümmetin efendileri fakihlerdir"
ümden bilmediğini öğren ve bildiğini bilmeyene öğret. Bunu yapar isen, bilmedigini organis sendiğinden de yararlanmış olursun min sürçmesi, geminin delinmesine benzer, hem kendisini, hem de berabendenten gaf sted
"Tike Allah, âlimlerden ahit almadıkça, cahillerden öğrenmek için ahit almadı! pay sorduğunda öğrenmek için sor, üzmek ve hata bulmak için sorma. Zira grenen cahil, atins gadir başkasını üzen alim ise cahile benzer Call daima ya ifrat, ya da tefrit halindedir."
erkaba, bir şeyler konuldukça hacmi küçülür. Ama ilim kabinia (akılla) ne kadar ilim doldursan, nacimi adar genişler
Şeyh Ahmed Gazzāli kardeşi İmam Muhammed Gazzali'ye şöyle dedi: "Senin tüm ilmini iki kelimede özetledim: Allah'ın emrine saygı göstermek, Allah'ın yarattıklarına şefkat göstermek."
YanıtlaSil
yuksel23 Eylül 2024 00:11 بسم الله الرحمن الرحيم
İstanbul 1438/2017
YanıtlaSil
yuksel23 Eylül 2024 00:06 İsmail Hakkı BURSEVİ
RÛHU'L-BEYAN
Kur'an Meâli ve Tefsiri
7. Cilt
ERKAM YAYINLARI
YanıtlaSil
yuksel23 Eylül 2024 23:39 Bir kimse babası olmadığını bildiği halde birine "babamdır" derse, ona cennet haram olur. Ravi: Hz. Saad (r.a.) Sayfa: 399 / No: 12 Ramuz El-Ehadis
Hadiste Özellikle zina fiili söylendi. Çünkü zina soyları ve insan neslini bozar yaratılmışların en şereflisidir (eşref-i mahlükat). Bu insanı da ana kesinlikle helal olmamıştır. nedenle hiçbir dinde
461
Ceza, amel (iş, davranış) cinsinden olduğundan ve zinadan duyulan zevk bedenin tamamını kapsadığından, Allah onların cezasını genele helak olarak kilmiştir. Bir rivayette de kelimesi yerine tek noktalı harf olan "be" ile را kelimesi yer almaktadır.
destekleyen başka hadisler de bulunmaktadır. nakletmiştir. Bu rivayeti anlamca
343- "Allahu Teala hilafet için bir kul yaratmak dilediğinde, kudret eliyle onun Allah in bir alnını mesh eder.
kulu halife olarak
إِذَا أَرَادَ اللَّهُ أَنْ يَخْلُقَ خَلْقًا "Allah bir kul yaratmak istediğinde" yani bir yaratık, bir adam...
takdir etme
şekli
للخلافة "halifelik için" devlet başkanlığı veya yöneticilik için...
مَسْحَ نَاصِبَتَهُ بِيَدِهِ onun anlını eliyle sıvazlar" el-Hatib el-Bağdadi'nin nakletmiş
olduğu rivayette پیمينه "sağ eliyle" kelimesi geçmektedir.
Hadiste özellikle alın, yüz (nasiye) söylenmiştir. Çünkü onunla insanın tamamı anlatılır. Bu, kendisine itaat edilsin diye ona heybet, azamet vermekten ibarettir. Bu ifade bir istiâre ya da teşbihtir.
Zemahşerî demiştir ki; Rasülullah (s.a.v) hilafet ile devlet başkanlığı ve hükmetme gücünü kastetmiştir. Allah'ın bir kimseyi sultanlığa odaklaması tahakkümdür (güçle hükmetmektir). Çünkü peygamberliğe halifelik, en büyük imamı (devlet başkanını), onun vekillerini kapsar. Alimleri kapsar. Dolayısıyla Allahu Teâlâ dini koruması, din hükümlerini yayması ve mülhitlerden, zındıklardan, kafirlerden ve müşriklerden olan Islam düşmanlarını kahretmesi için bir insanı görevlendirmek istediğinde, ona saygınlık ve heybet verir. Onun sözünü zerafet, tatlılık ve azamet bakımından kabul gören ve uyulan bir söz yapar. Böylece o kimse bir şeye karar verdiğinde insanlar onu benimserler. Bir konuda hüküm verdiğinde onu kabul ederler. Emr-i bil marûf nehy-i anil münker yaptığında (iyiliği emredip kötülüğü yasakladığında) insanlar onun sözüne uyarlar. Dolayısıyla Allah her kimi sultanlık için belirlemiş ise artık o iş olmuş bitmiştir.
[1/195]
Ali el-Muttaki, Kenzü'l-ummål, II, 897.
Ibn Adiy, taki, Kenz- umma I, 1984; Hatib el-Bagdadi, Tarihu Medineti Bagdad, X, 1947; Ali el- *
Hadiste özellikle zina fiili söylendi. Çünkü zina soyları ve insan nesini bozar. sanı da yaratılmışların en şereflisidir (eşref-i mahlûkat)
. Bu nedenle hiçbir dinde ma kesinlikle helal olmamıştır. Ceza, amel (iş, davranış) cinsinden olduğundan ve zinadan duyulan zevk adenin tamamını kapsadığından, Allah onların cezasını genele helak olarak
mıştır. Bir rivayette de زِنَا kelimesi yerine tek noktalı harf olan "be" ile
emesi yer almaktadır. 953
Bu hadisi Deylemî, Ebu Hureyre (r.a)'tan nakletmiştir. Bu rivayeti anlamca
Hadiste özellikle zina fiili söylendi. Çünkü zina soyları ve insan neslini bozar. sanı da yaratılmışların en şereflisidir (eşref-i mahlükat). Bu nedenle hiçbir dinde ana kesinlikle helal olmamıştır.
Ceza, amel (iş, davranış) cinsinden olduğundan ve zinadan duyulan zevk bedenin tamamını kapsadığından, Allah onların cezasını genele helak olarak kılmıştır. Bir rivayette de زنا kelimesi yerine tek noktalı harf olan "be" ile رتا
kelimesi yer almaktadır. 953 Bu hadisi Deylemî, Ebu Hureyre (r.a)'tan nakletmiştir. Bu rivayeti anlamca
Hadiste özellikle zina fiili söylendi. Çünkü zina soyları ve insan neslini bozar. Insanı da yaratılmışların en şereflisidir (eşref-i mahlükat). Bu nedenle hiçbir dinde zina kesinlikle helal olmamıştır.
461
Ceza, amel (iş, davranış) cinsinden olduğundan ve zinadan duyulan zevk bedenin tamamını kapsadığından, Allah onların cezasını genele helak olarak kılmıştır. Bir rivayette de kelimesi yerine tek noktalı harf olan "be" ile ریا kelimesi yer almaktadır. 953
Bu hadisi Deylemî, Ebu Hureyre (r.a)'tan nakletmiştir. Bu rivayeti anlamca destekleyen başka hadisler de bulunmaktadır.
1056- "Cihadın en faziletlisi, zalim idareci veya hükümdarın önünde hakkı Cihad söylemektir."
fazilet
hüküm
أفضل الجهاد "Cihadin en faziletlisi Yani genel sözlük anlamıyla, cihad türlerinin en faziletlisinden,
karşısı hakkın
söylen
كلمة حن "hakkı söylemektir" كلمة حق ifadesi izafetle (isim tamlaması ile)dir. )كلمة حن şeklinde) Izafetsiz ve tenvinli olması mümkündür. Tirmizi'nin rivayetinde حق kelimesi yerine عذل kelimesi vardır. Peygamber (sav), kelime ile kelamı ve yazı gibi onun yerine geçeni kastetmiştir.
عِنْدَ سُلْطَانٍ جَاثِرٍ "zalim hükümdarın huzurunda" Yani zulmedenin. Çünkü düşmanla cihad eden umut ve korku arasında gider gelir. Yetkiliye yanındaki bir iyılık emrettiği zaman, emreden kişiyi kendinden aşağıda gördüğü için karşı koyar. İşte bu, korkunun daha çok olması yönünden daha faziletlidir. Ayrıca yetkilinın zulmü, büyuk çoğunluğa yayılır. Kışı, onu zulmünden engellediği zaman, birçok insana yarar ulaşır. Kafirın öldürülmesi böyle değildir.
Hadiste hükümdardan maksat, yetkisi, üstünlüğü ve karar gücü olan kışıdır.
Cihadın aslı, zorluktur. Cihad dini olarak, kafirlerle savaşma konusunda gayret sarf etmek demektir. Bu kelime, nefis mücadelesi, dini işleri öğrenme ve onları uygulama, sonra da onu öğretme anlamında da kullanılır. Şeytanla cihad ise, getirdiği şüpheleri ve güzel gösterdiği nefsin arzularını savmak demektir.
Kafirlerle cihad, el, mal, beden ve kalp ile olur. Fåsık ile cihad, el, sonra dil
sonra kalp ile olur. Hadisi, Ebû Dâvûd ve İbn Mâce, Ebü Said'ten, Ahmed b. Hanbel, Ibn Mâce ve
Taberani el-Mu'cemu'l-kebir'de, Ebü Ümâme'den, Nesai, Semura'dan, Ahmed b. Hanbel, Nesal, Beyhaki Şu'abu'l-İmân'da ve Ziyâu'l-Makdisi el-Muhtar'da, Târık b. Şihap'dan nakletmişlerdir. Tarık kelimesi; noktasız biti ve kafiledir. Nesai bu hadisin isnadının sahih olduğunu söylemiştir. Münziri bu hadisin metninin de sahih olduğunu söylemiştir.
١٠٥٧ - أفضل الجهاد أن يُحاهِدَ الرَّجُلُ نَفْسَهُ وَهَوَاهُ
Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 19, Ibn Mace, Fiten 20, Ebû Dâvûd, Melähim 17; Nesäl, Bey'at 37; Taberani, el-Mu'cemü'l-kebir, VIII, 282; Beyhaki, Şuabu'l-imän, VI, 93.
YanıtlaSil
Yuksel25 Eylül 2024 05:03 لوامع العقول شرح راموز الأحاديث للكمشخانوي
Zaman denizinde yüzen hayat gemimiz, Ergeç sahile vuracaktır. Saniye şaşmadan dönen dünyamız, Bir gün gelip duracaktır.
YanıtlaSil
yuksel29 Eylül 2024 00:36 Elini, bedeninden ağrı gören yerine koy. Üç defa besmele çek ve yedi defa: "Eûzü billahi ve kudretihi min şerri mâ ecidu ve uhâziru" de. Ravi: Hz. Osman İbni Ebil Asi (r.a.) Sayfa: 311 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel29 Eylül 2024 00:38 Kâfirin vücudu Cehennemde büyüyecek. Öyle ki, azı dişi Uhud dağı gibi, derisi yetmiş arşın kalınlığında, pazuları Beyza dağı gibi, uyluğu Varakan dağı gibi olur. Cehennemde oturduğu yer ise Benimle Rebeze arası kadardır. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 311 / No: 2 Ramuz El-Ehadis
• Olum olmasaydı, hayat butün güzelliğini kaybederdi.
Gogol
Ölüm, müminin canmı Rabbine hediye etmesidir.
Hadis
• Ölüm eski birşeydir, ama her insana yeni görünür.
Turgenyev
Hadis
• Kabirleri ziyaret ediniz. Kabir ziyareti sizlere ahireti hatırlatır.
Sana nasihat edici olarak ölüm yeter.
Hadis
Salahaddin-i Eyyübi:
Bana uzunca Bir Değnek Getirin!.
İslamın müdafaası için Haçlı Ordulan na karşı iman dolu göğsünü aziz bir fedåkır- lıkla siper eden büyük kumandan Salahaddin-i Eyyübi, hayatının son dakika larını yaşadığı ölüm döşeğinde şöyle bir ri- cada bulunmuştu:
Şurada benim kefenim saklıdır Onu çıkarın ve bu sırığın ucuna takın. Merak ve heyacanla bu isteği de yeri ne getirdiler, kefeni sırığın ucuna taktılar. Ayak ucunda sırığın ucunda beyaz bir ke
fen dalgalandığını gören büyük kahraman, bu defa şu vasiyeti yaptı:
- Bana uzunca bir değnek getirin!.. Başucunda bekleyenler bu isteğın ma- nasını anlayamadılarsa da isteğini yeririe ge- tirip uzunca bir değnek getirdiler.
- Şimdi bu sırığı alıp Şam'ın bütün sokaklarında gezdirin ve her geçtiğiniz yerde şöyle seslenin.
Bir zamanların, Haçlı Ordularına kah- ramanca karşı koyan Salahaddin-i Eyyübi'si yün yorganın altından güçlükle çıkardığı eliyle köşedeki dolaba işaret etti:
"Ey ahali! Hükümdarımız Salahaddin | Eyyübiyi bilirsiniz ya... İşte o, sahip oldu ğu bunca servet ve hazinelerin hepsini bu rada bırakıp gidiyor. Şu sırığın ucundaki iki arşınlık kefenden başka birşey götüremiyor
İŞ BU SÖZE HAK TANIKTIR, BU CAN BU GÖVDEYE KONUKTUR,
Sun Haziran 87/10
BİR GÜN OLA, ÇIKA GİDE,, KAFESTEN KUŞ AÇMUŞ GİBİ
Yunus Emre
YanıtlaSil
Yuksel29 Eylül 2024 00:30 SURAN
Yıl: 12 Sayı: 135 Haziran 1987
Huzurlu Yaşamanın Sırr Son Nefeste Ateist Falcılık ve Kehânet Evrim ve İdeoloji Süper Zenginlik Rusya'da İslâm
Ölümsüz Gerçek
Zaman denizinde yüzen hayat gemimiz, Ergeç sahile vuracaktır. Saniye şaşmadan dönen dünyamız, Bir gün gelip duracaktır.
YanıtlaSil
yuksel29 Eylül 2024 00:36 Elini, bedeninden ağrı gören yerine koy. Üç defa besmele çek ve yedi defa: "Eûzü billahi ve kudretihi min şerri mâ ecidu ve uhâziru" de. Ravi: Hz. Osman İbni Ebil Asi (r.a.) Sayfa: 311 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel29 Eylül 2024 00:38 Kâfirin vücudu Cehennemde büyüyecek. Öyle ki, azı dişi Uhud dağı gibi, derisi yetmiş arşın kalınlığında, pazuları Beyza dağı gibi, uyluğu Varakan dağı gibi olur. Cehennemde oturduğu yer ise Benimle Rebeze arası kadardır. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 311 / No: 2 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yorum Gönder Bu blogdaki popüler yayınlar CUMU A NAMAZI KILMAK Mayıs 31, 2024 Devamı HADDİNİ BİLMEK Mayıs 31, 2024 Devamı HACCA GİTMEK Mayıs 31, 2024 Devamı Blogger tarafından desteklenmektedir Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
yuksel Vasiyet ve mustafa Profili ziyaret edin Arşivleme Kötüye Kullanım Bildir
Diyanet İşleri Başkanı TAYYAR ALTIKULAÇ IN KÜRTAJ HAKKINDAKİ AÇIKLAMASI
özetinin kamuoyuna duyurulmasına zaruret hasıl olmuştur. Bu özet şöyle- dir.
"İslam dinine göre öre çeşitli neden- lerle çocuk istemediği durumlarda, ka- rı-kocanın ortak istekleri ile gebeliği önleyici tedbirlere başvurmak caiz gö- rülmüştür.
Gebeliğe müdahale etmeye gelince dinen meşru bir zaruret olmadıkça ge- beliğin hangi döneminde olursa olsun ceninin hayatına müdahale etmek (ya- ni çocuğu aldırmak, düşürmek veya düşmesine sebebiyet vermek) cinayet sayılmış, bu suçu işleyenler için mane- vi sorumluluk yanında İslam fıkhında cezai müexyidelerdende söz edilmiştir.
Sağlık Bakanlığınca hazırlanan ve kürtajla ilgili olan yasa tasasırı hakkın- da basınımızda zaman zaman çeşitli haberlerin ve değerlendirme yazılarının yayınlandığı malumdur.
Bu haberler arasında yer yer baş kanlığımızın açıklaması olarak kamu oyuna takdim edilen görüşler de yer al mıştır. Hemen belirtmek isterim ki, kur-
tajla ilgili yasa tasarısı hakkında bugü ne kadar basına herhangi bir açıklama- mız olmamıştır. Bu konuda yapılan iş, sadece Sağlık Bakanlığının isteği üzeri- ne kürtaj konusunda İslam dininin gö rüşünün bu Bakanlığa uzun bir rapor içinde sunulmasından ibarettir.
Ancak bazı basın organlarında Baş kanlığımızın göruşu imiş gibi yayınla nan ve kamu oyunun yanlış değerlen- dirmelerine neden olan haberler üzeri- ne kürtaj konusunda Başkanlığın Din İşleri Yüksek Kurulunca hazırlanan ve Sağlık Bakanlığına sunulan raporun bir
SUR AYLIK MECMUA
Dinen meşru olan mazeret ise ge- nel anlamda ana sağlığı ile ilgilidir. Hasta olan annenin, gebelik halinde te- davisinin mumkün olmaması ve tedavi- nin geçikmesi durumunda annenin ha- yatının tehlike arzetmesi, hiç şüphesiz cenine midahale için meşru bir neden sayılabilecektir.
Doğumun anne hayatını kesinlikle tehlikeye sokacağı biliniyorsa, bu du- rumda da gebelik müddetine bakılmak- sızın annenin hayatını kurtarnak için çocuğun alınması elbette caiz olacak, yani iki hayattan birinin tercih edilme si durumunda annenin kurtarılması yo- lu seçilecektir.
Dinen meşru sayılabilecek zaruret halleri ile ilgili örnekleri, tıb ilminin ge- lişmeleri ışığında çoğaltmak ta müm- kündür.
Ancak bu zaruret hallerinden hiç birisi söz konusu değilken -gebeliğin hangi safhasında olursa olsun ceninin aldırılması (kürtaj) tecviz edilmemiş- tir."
Kamuoyuna saygı ile duyurulur. Diyanet İşleri Başkanı
resülü" demiştir Şinasi. İlk defa böyle bir cüretkår laf kullanılmıştır. Halbuki dinin, şeriatın käidelerine aykırı birtek mecaz, imaj bile bulunamaz edebiyatı- mızda. Ama zenginlikte Karun'a, deryalara benzetilir, şairin hayali ne kadar zenginse o seviyede över muhatabını... Onun kılıcının dünyayı ikiye biçeceğini söyler... Bunlar ayrı... Fakat adamlara tapmayı, ulühiyyet havası vermeyi ifade edecek birşey bulunmaz. Reşit Paşa hakkında Şinasi'nin bu kasîdesinden sonra edebiyatımızda Reşit Paşa'ya övgüler faslı başlıyor. Tanzimat döneminde daha son- ra Mithat Paşa'ya övgüler faslı var... Efendim, Servet-l Fünün'dan sonra ittihatçılar (Enver P. Talat Paşa vb.)'a övgüler var. Fakat asıl övgücü edebiyat korkunç şekilde Ata- türk'le başlıyor. Atatürk çevresinde başlı- yor. Bütün bir devrin adamları, bunların içinde edebi bakımdan çok zayıflar başta olmak üze re Atatürk'e onu ilâhlaştıran, insan üstü göste- ren, dinî çerçevede onun oturduğu yeri Kâbe gösteren, onu ilâh gibi gösteren birçok şiire maalesef rastlıyoruz. Behçet Kemal, "Zübey- de Hatun Mustafa Ånesi" şeklinde, Mevlid'i bile taklit etmiş. Şiir gücü, iz'ânı filan yok ya, taklit ederek yapmış. Buna benzer şiir, şiirse eğer- pek çoktur. Benim "Temellerin Duruş-
ması" kitabımda metin olarak bulabilirsiniz. Atatürk'ün yanında, İsmet Paşa'ya da tevcih olunan şiirler vardır. Generallere, me- nerallere, şuna, buna... Yani insanlar Islamiyet'i unutunca kulluklarını da unutuyor- lar. Allah'ın kulu olduğumuz gerçeğinden çıkıp da "Bizi ancak falan kişi kurtarır, filan kişi kurtarır" gibi safsatalara girdik miydi, tablatıyla bunlar kaçınılmaz oluyor. Binae- naleyh, maalesef en büyük övgüler Mustafa Kemal'e yapılmıştır. Lenin'e bu ölçüde yapılıp yapılmadığını bilemiyorum, ama yapılmıştır. Stalin daha zālimdi, ona da bir hayli yapılmış- tır. Hitler'e yapılmıştır... Ancak buralar Avru- pa'dır. Unutmayınız ki, Almanya, İtalya Avru- pa'dır. Bunlar övülse bile bizimkilerin câhil öl- çülerinde övmezler. Meselâ bir Behçet Kemål, bir Kemlettin Kamu, bir Akagündüz ölçüsünde basit ve zayıf kimselerin Hitler'l, Mussolini'yi övdüğünü zannetmiyorum. Bunu bilfiil tetkik etmemiş olmakla beraber... Şunu söylemek istiyorum. Orası Avrupa'dır, münev- ver bir kamuoyu vardır. Onlara karşı bir yazar pek fazla yüzsüzlüğe gidemez. Bizde kamuo- yunu yok farzettikleri, halkı da hiçe saydık- ları İçin ağızlarına gelen övgüyü, şişirmeyl, dalkavukluğu yapmışlar. İşte bana sorduğu-
Ab- dülhamid Hän, 31 Ağustos 1876 S Perşembe günü tahta çıkmış ve bu cülüs ile devlet
İdaresi, haçlı emperyalizmine "dur!" diyebilen zatın eline geçmiştir.
Bu padişah, Abdülmecid'in sıra ile tahta çıkan dört oğlundan ikincisidir (1) 21
Eylül 1842 (Hicri: 15 Şubat 1258) Çarşamba günü doğmuş (2) ve otuz dört yaşının içinde
ağabeyi Beşinci Murad'ın tahttan indirilmesi üzerine Osmanoğulla n'nın otuz dördüncüsü olarak dovlet idaresini eline almıştır. Annesi, Sultan Mecidin ikin-
ai haremi olan Tir-i Müjgân Kadı nelendidir. Abdülhamid Hån he- nüz on bir yaşında iken annesi vefat etmiş ve Şehzade Abdül- hamid Efendi, Sultan Mecid'in di- ğer eşi Perestů Kadınelendi ta- rafından büyütülmüştür. Bir asra yakın zamandanberi yurt içinde ve dışında pek háyâsızca neşri- yat yapılmış, bu arada adinin ba- yağısı bir iddia ile anasına dahi dil uzatılmış, Sultan Hamid'in Er- meni asıllı bir çev giden doğduğı
iddia edilmiştir.
Bu menfur id- diaya İbnülemin Mahmud Kemäl Inal "hezeyan" diyor. İsmail Ha- mi Danişmend'e göre ise bu iddia
"herzeden daha bayağı ve sarsatacan vana ayr iftira dır. Ziya Şakir de aynı iddiaya temasla bunun "en büyük alçaklık" olduğunu kaydediyor. Necip
Fazıl Kısakürek'e göre ise, "Abdülhamid hakkın- daki kasd o kadar büyük, köklü ve plânlıdır ki, onu her ne pahasına ve hangi usulle olursa olsun çürütmek İçin el atılmadık vasıta bırakılmamıştır" ve bu arada annesi hakkındaki iddiayı ortaya atanlar "ruhları piç ucuz kahraman" dır. Nazım H.Polat da aynı iddiadan bahisle bu iftirayı ileri sürenlere "siya- sel pazarına nifak tohumları saçmak ve bu yolla gayelerine erişmek isteyenler" diyor. Dünya görü- şü ile Sultan İkinci Abdülhamid'e dost olmayan Ord. Prof. Enver Ziya Karal ise "Annesinin Ermeni olduğu yolunda tarihlerde görülen kayıtların ger- çek ile bir alakası olmayıp İftira mahsulüdür" di-
yor ki, Enver Ziya Karal'ın bu şehadeti mühimdir! Sultan Hamid'in üveyana elinde büyümesine rağmen pek mazbut bir gençlik hayatı geçirdiğinde bütün muteber kaynaklar ittifak etmiştir. Bu mazbut hayat içinde tahsil ve terbiyesini başarı ile sürdüren, Sultan Hamid'in tahsil ve terbiye bütün hayatı boyun-
nid Hân'ı, doğumunun ca her icraatında açıkça de rahmetle anıyoruz. görülmüştürs 31 Ağustos 1876'da
n
n
tahta çıkan Abdülhamid'in saltanatı otuz iki sene, ye- di ay yirmi yedi gündür. Bu uzun saltanat yıllarında Abdülhamid Hân, düşmanlarımızın "Hasta Adam" gözüyle baktıkları Osmanlı devletinin batışını, takip ettiği isabetli politika ile otuz üç yıl geçiktirmiş ve "Hasta Adam" in mirasını bekleyenlerin iştahla- rını kursaklarında bırakmıştır! Bu mevzůda pek çok şehådet vardır. Bazılarını sayfamızın mü- saadesi nisbetinde nakledece- ğiz. Dahiliye Nâzırı Ahmed Rəşid (Rey): "Kelimenin bütün mânasıyla afifidi, yâni, kimse- nin ırzına ve kesesine göz dik- tiği görülmemiştir. Hayat-ı res- miyesinde yorulmaz denecek kadar çalışkan, hayat-ı hususi- yesinde nümune-i imtisal ola- cak derecede perhizkardı; Sir Henry F.Woods, "Osmanlı Bah- riyesinde 40 yıl, adlı hâtıratında: "Abdülhamid taht- tan düşürülmemiş olsaydı, Av- runa devletlerinin halen yara- larını sarmaya çalıştığı o bü- yük åfet (Birinci Cihan Savaşı) meydana gelmiş olmayacaktı. Aksini farzetsek bile Abdülha- mid, büyük bir İhtimalle Türki- ye'nin tarafsız kalmasını sağlayarak memleketine bir zafer hediye etmiş olacaktı. Bunu iddia etmek- le kähin sayılmamalıyım" diyor. İsmail Hami Daniş- mend ise "Kronoloji" sinde şunları yazıyor: "Eğer Fatih, Yavuz ve Kanuni on beşinci ve on altıncı asırlarda gelmeyip de, Sultan Hamid'in zamanın- da gelmiş olsalardı ne yapabilirlerdi? Bu büyük padişahın şahsiyyetini tesbit İçin böyle bir sualin cevabını çok iyi düşünmek gerektir. Herhalde ta- rih, can çekişme devrine gelmiş Osmanlı impara- torluğunu otuz üç sene yaşatmış olan Sultan İkinci Hamid'i daima hürmet ve rahmetle yad ede- cektir." "Mufassal Osmanlı Tarihi"nde de deniliyor ki. "Pek nazik ve terbiyeli idi. Hoşlanmadığı kim- selere bile güleryüz gösterir, hoşlanmadığını belli etmezdi. Hafızası kuvvetli olup bir kerre gördüğü- nü veya sesini duyduğunu bir daha unutmazdı. Karşısındakinin duygu ve düşüncelerini anlamak- ta ve bunları ona söylemekte mahirdi. Herkesin gönlünü alıp kendisine bağlamayı bilir, dindar, hayratı sever, İçki kullanmaz, her türlü sefaletten
146 6 Ümmetim için mü'minden de, müşrikten de korkmam. Zira mü'min zarar yapmaz. İmanı onu bundan men eder. Müşrikin ise şirk başının belasıdır. Ve lakin dili bilgili münafıktan korkarım. Marufu konuşur, münkeri yapar. (Bunlar ümmeti şaşırtırlar) Hz. Ali (r.a.)
Ümmetim için mü'minden de, müşrikten de korkmam. Zira mü'min zarar yapmaz. İmanı onu bundan men eder. Müşrikin ise şirk başının belasıdır. Ve lakin dili bilgili münafıktan korkarım. Marufu konuşur, münkeri yapar. (Bunlar ümmeti şaşırtırlar) Ravi: Hz. Ali (r.a.) Sayfa: 146 / No: 6 Ramuz El-Ehadis
"Onlar, Allah'ı bırakıp da kendilerine ne zararı, ne de faydası dokunmayan şeylere taparlar. Ve 'Bunlar Allah katında bizim şe faatçilerimizdir' derler. Sen de ki 'Göklerde ve yerde Allah'ın bilmediği bir şeyi mi O'na bildiriyorsunuz? Allah, onların ortak koş tukları şeylerden münezzeh ve yücedir." Yênûs, 18
"De ki: 'Söyleyin bana Allah kulağınızı ve gözlerinizi alıp kalplerinizi mühürlese, Allah'dan başka onu size geri getirecek olan iläh kimdir?" Bak, ayetlerimizi çeşitli şekillerde nasıl açıklıyo ruz, sonra onlar yüz çeviriyorlar."
En'âm, 46
"Nefsinin arzusunu kendisine mäbud edinip onun her emrine uyan kimseyi gör- dün mü? Sen onu bundan alıkoyacak bir muhafız mısın?"
Furkan, 43
"Onlara, 'Allah'ı bırakıp da taptıklarınız nere- de?" denir. Şimdi size veya kendilerine bir yar- dımları dokunabiliyor mu? O putlar da, o azgın- lar da, Iblis'in ordulan da hep birden tepetaklak Cehenneme atılırlar. Orada birbirleriyle çekişip
dururken derler ki Allah'a yemin olsun, ba apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Çünk Alemlerin Rabb'ine denk tutuyorduk. Bizi anak buyüklerimiz olan o mücrimler saptırdı Ak bir şefaatçimiz var, ne de candan bir dosu muz... Keşke dünyaya bir daha döntup de mü'minlerden olsaydıktı Muhakkak ki, bunda büyük bir ibret vardır. Yine de insanlanı çoğu iman etmemişlerdir."
Şuară, 92-1
"Ey insanlar; size bir misal getirildi. Şim di onu dinleyin: Sizin Allah'ı bırakıp da tap uklarınızın hepsi biraraya gelse, bir sinck bile yaratamazlar. Sinek onlardan birący ka pacak olsa onu da geri alamazlar. İsteyen de Aciz, istenen de..."
Hace, 73
"Onların Allah'ı bırakıp da taptıklanı şerikle re sövmeyin ki, onlar da cahillikle hadlerini app Allah'a sövmesinler. Her millete kendi işlediğini biz böylece hoş gösterdik. Sonra hepsinin döne ceği yer, Rabb'lerinin huzurudur, yapmakta ol duklarını kendilerine o haber verecektir."
En'âm, 108
"Şöhret, ayn-ı riyâdır ve kalbi öldüren zehirli bir baldır."
Haberiniz olsun ki dünya hazır bir meta olup, ondan iyi de, kötü de yer. Yine biliniz ki hesap günü gelecektir ve haktır. Orada her şeye kadir olan bir melik hükmedecektir. Biliniz ki, hayrın hepsi, bütün kısımlarıyla Cennettedir. Yine biliniz ki, şer de bütün parçalarıyla ateştedir. Gene haberiniz olsun ki, amellerinizi Allah'tan sakınır halde işleyin. Ve biliniz ki, sizler muhakkak surette amellerinizle karşılaşacaksınız. Her kim zerre miktarı hayır işlerse onu görecek ve her kim de zerre miktarı şer işlerse onu görecektir. Ravi: Hz. Amr (r.a.) Sayfa: 169 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel4 Ekim 2024 22:53 Agah olunuz ki, Allah'ın ve meleklerin ve insanların hepsinin laneti şu kimselerin üzerine olsun ki, Beni hakkımdan bir şeyi nakzeder, Benim yakınlarımdan yüz çevirir, Benim velayetimi hafife alır, hayvanını kıbleden gayriye doğru keser, çocuğunu kabullenmez, efendisinden uzaklaşır, arazinin sınırını değiştirir. İslamda cinayet ihdas eder ve ihdas edeni barındırır, hayvana takarrüb eder, eli ile istimdana bulunur, alemlerden erkeklere yaklaşır, meşru evlilikten sakınır-ki Zekeriya (a.s) oğlu Yahya (a.s)'dan sonra "Hasur" yoktur. Bir erkek ki kendini kadına benzetir, bir kadın ki kendini erkeğe benzetir, bir kadına, sonra da onun kızın yakın olur, iki kız kardeşi bir arada nikahı altına alır- geçmişte olanlar müstesna- akar suyun yolunu tıkar, menzillerin gölgeliklerini kirletir, yollarımızda bize eza verir, kibrinden dolayı eteğini yerde sürükler, büyüklük taslıyarak yürür, çirkin sözler söyler, içki içer ve ayakkabılarını ters giyer. Ravi: Hz. Bişr İbni Atiyye (r.a.) Sayfa: 169 / No: 8 Ramuz El-Ehadis
Umuru diniyyeyi ehli ele aldığı zaman dine ağlamayın ve lakin onu ehli olmıyan üzerine alırsa ona ağlayın. Ravi: Hz. Ebû Eyyub (r.a.) Sayfa: 466 / No: 13 Ramuz El-Ehadis
aynlacağım iç Ey nâs vasiy in, belleyin, burada bulunanlar bulunma- yanlara tekrarlasın. Allab gönderdiği Kitapta size belal ve baram kıldığı leri, yapacağımız ve sakınacağınız şeyleri bildirdi. Siz o Kitabın allara bayret veren bükümlerine itaat ediniz. Saydığı örneklerden ibret alonuz. Sizi Cennetten uzaklaştıran, Cehenneme, yaklaştıran beveslerden teşebretlerden çekininiz, topluluktan ve doğruluktan ayrılmayınız. Ema- mete biyanet etmekten sakınınız ve Allah'tan korkunuz. Kölelerinize ve
baber verila
banlarımıza eziyet etmeyiniz. Onların baklarım gözetiniz. Çoluğunuza pocuğumuza ilim ve edep öğretiniz. Onlar sizin yoldaşınızdır ve size emanettirler. Ey balk, Al ve Ehl-i beytime ve Kur'an'ı bilenlere sevgiden
ayrılmayınız. Alimlere saygı gösterin, onlara kin gütmeyin, onları skanmayın, Bilmiş olun ki onları seven beni sevmiş olur. Ey balk, tabarete riayet edip namaza devam edin. Malımızın zekâtını verin, zekât vermeyenin namazı da yoktur. Namazı olmayanın ise orucu, bacci, cibadı ve dini yok demekdir.
Ey nas, dilinizi tutun, gururu bırakın, büyük işler başarın, nicudlarınızı işletin, tenbel olmayınız. Düşmanlarımızla savaşın, mescitle- rinizi ma'mur tutun, îmânınızı kuvvetlendirin. Önce kendi nefsinize, son- ra kardeşlerinize nasihat edin, namusunuzu koruyun, malınızdan sada- ha verin, birbirinizin nail olduğu şerefi kıskanmayın, kendinizi esirlikten kurtarmaya çalışın, zulmetmeyin, Allab besap gününde zalimi bizzat mu- bakeme edecektir. Ben baberimi aldım.
Allah'a gidiyorum. Dininizi ve emanetinizi Al- lab'a ısmarladık. Ey asbabım ve ey cemaat, sizlere selametler dilerim. Al- lab'ın rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun."
EMSALSİZ BİR BÜYÜKLÜĞÜN MANZARASI nihalinden iki gün
olmayan bir tebessüm dalgası dolaşıyordu. Ağır ağır minbere çıktı. Yüzünü evveldi. Bir tarafından Abbas oğlu Fadi, diger ta Raindan Alien iki gun evveldi. Bir tecide geldi, Simasinda maate döndü: -"Ey
Munduysam Müslumanlar, dedi Sayet birinize karşı fena bir muamelede bu- onun karşılığını kabule amadeyim.
Ey halk, tabarete riayet edip namaza devam edin. Malımızın zekâtını verin, zekât vermeyenin namazı da yoktur. Namazı olmayanın ise orucu, hacci, cibadı ve dini yok demekdir.
Agah olunuz ki; sarhoşluk veren her şey haramdır. Her uyuşturucu haramdır. Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır. Kalbi perdeleyen şey de haramdır. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 169 / No: 3 Ramuz El-Ehadis
akup (as) Yusuf'un sarayında misafir iken, Yusuf'un çocukla n gelip önünde durdular. O da onlan gormekten son derece mut Süheyli şöyle der: "Peygamber Elendimiz (s.a.)'in odalan da uze rinde çamur bulunan soyulmuş hurma dallarından yapılmıştı. Bazı odalan ise harçla birbirine iyice neleri elinde olan Allah'in elçisi için razı olduğu bu odalara nza gösterip
Y
lu olarak õpup kokladı
bina yapmaktan uzak kalsalardı Yani bu insanları çok bina yapmak tan ve onlarla övünmekten alıko
Yusuf (as) babauna Züleyha ile yaşadığı macarayı da anlattı ve bu çocukların Züleyha'dan olduğunu söyledi. Bunun üzerine Yakup (as)
Züleyha'yı yanına çağırdı. O da ge lip elini öptil. Züleyha onun yanla nnda kalmasını istedi
tutturulmuş taşlardan yapılmıştı. Ancak hepsinin tavani hurma dal- larındandı."
yan bir şey olurdu. Bir hadiste. "Müslüman bir
Yakup (as):
Hasan Basri'nin şöyle dediği ri vayet edilir. "Ben henüz küçük bir çocukken Hz. Osman'ın halifeliği
kimsenin malının harcandığı en kötü yer binalardır." (Buhanel Edebüt müfred $138, Iraki, Murni, N 235 23s buyrulmuştur.
"Sizin bu şatafatlı yaşantınız be nim hoşuma gitmez. Bana Kenan diyanndaki gibi kamıştan ve hurma dallarından bir çardak yapsang ye ter" diye cevap verdi.
zamanında Nebi (as)'ın odalarına girer ve tavanlarına dokunurdum,
Behlül, kardeşi Halife Harun'un yaptırdığı büyük bir sarayın duvar larına şöyle yazmıştı
"Ey Harun! Dini alçaltıp tini (ça-
muru) yükselttin, nassi bırakıp cas-
sı (kireci) yükselttin. Şayet bu sarayı kendi malından yaptırdıysan israf etmişsin. Allah ise müsrifleri sev mez. Başkasının malından yaptır mışsan o zaman da zulmetmişsin.
Peygamber (as)'ın eşlerinin vefa- tindan sonra Ömer b. Abdülaziz bu odalan yıktırıp Mescid-i Nebevi'ye kats
Yakup (as) in bu isteği üzerine stediği şekilde bir çardak yaptı lar. O da büyük bir sevinç ve özen içerisinde bu çardakta yaşamaya başladı
Bazılan der ki. "Ben o gün kadar ağlayanların çok olduğu bir gün görmedim. Keşke bu odalar olduk lan gibi bırakılıp yıkılmasalardı da insanlar, yeryüzünün bütün hazi
Allah zalimleri de sevmez." (Ruhuud Beyan Cilt sayfa 334-135)
فَإِنَّهَا مَرَاوِحُ الشَّيْطَانِ* (عد وابن عساكر عن ابي هريرة)
G
990- Abdest alırken gözlerinize su içirin (onları yıkanması bu şeytanın yelpazeleridir. gereken yerleri iyice yıkayın), ellerinizi de sudan silkmeyin. Çünkü
991- En şerefli iman, herkesin senden emin olmasında
tecelli eder. En şerefli İslam da herkesin senin elinden ve dilinden salim olması ile mümkündür. En şerefli hicret de kötülüklerden a- lakanı kesmendir. En şerefli cihat da atınla birlikte savaş alanında şehit düşmendir. Zühdün en şereflisi ise kalbinin nasibinle tatmin edilmiş olmasıdır. Allah'tan istenilecek en şerefli dilek de, din, dünya ve ahiret için afiyettir.
SORU: Samimiyet ve gösteriş (ihlas ve riya) ne demek- tir, bunların hükmü nedir? İşlenen amellere ne gibi tesirleri
olur? Cevaplandırır mısınız?
CEVAP: Yetkili din bilginlerimize göre samimiyet (Ihlás) iki kısma ayrılır:
1 Amelde samimiyet,
2 Sevap beklemede samimiyet.
AMELDE SAMİMİYET: Amelde samimiyet, Allah'a bir
adım daha çok yaklaşmayı dilemek, O'nun buyruklarına derin sayğı duymak ve çağrısına koşmak demektir. Sağlam ve sar- sılmaz bir inanca sahip olmak sahibini amelde samimiyet ve Allah'a bağlılığa götürür.
Samimiyetin zıddı, nifaktır. Nifak, Allah'tan başkasına ya- kınlaşmayı dilemek ve başkaları duysun diye ibadet etmek ve amel işlemek demektir.
SEVAP BEKLEMEDE SAMİMİYET: Sevap beklemede samimiyet, hayırlı işler işleyerek karşılığında öbür dünyada menfaat ummak demektir.
Havariler İså Peygamber'e sorarlar: «Samimi (halis) a- mel nedir? Allah bağlısı kişi kimdir? İså Peygamber buna şu ibret dolu cevabı verir:
Samimi amel, katıksız ameldir. Yani yalnız Allah'ın hoş- nutluğunu kazanmayı gaye güden ameldir. Allah bağlısı kişi ise yaptığını sadece Allah için yapan, O'ndan başka kimse nin işlediği ameli bilmesini istemeyen kişidir.»
1-Beş vakit namazı camide kılan Bismillahirrahmanirrahim demiş gibidir. 2-Ümmetim yıldızlara gidesiye kadar kıyamet kopmayacaktır. Hadis-i Şerif
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel16 Şubat 2020 08:31
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
Bismillahirrahmanirrahim
Elhamdülillah
Allahuekber
Subhanallah
Allahümmesallialaseyyidinamuhammed
Sallaahualeyhivesellem
Estagfirullah
Benden sonra ümmetim üzerine şu üç şeyden korkarım. Devlet reisi ve vekillerinin zulmünden korku duyulması (Hükümde tesir altında kalmak), yıldızların (tesirine) itikad ve kaderi tekzib etme.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Muhaccir (r.a.)
Sayfa: 19 / No: 9
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Haziran 2024 05:06
Sizin üzerinize şu altı şeyden korkarım. Sefihlerin amirliğinden, kan dökmekten, hükmü satmaktan, sıla-i rahmi kesmekten, Kur'an'ı musiki eğlencesine vesile yapmaktan ve askerlerin çoğalmasından.
Ravi: Hz. Avf ibni Malik (r.a.)
Sayfa: 19 / No: 10
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Haziran 2024 05:08
Benden sonra ümmetim üzerine şu üç dalaletten korkarım. Hevalara uymak, karın ve şehvetlere uymak ve marifetten sonra gaflete düşmek.
Ravi: Hz. Eflah (r.a.)
Sayfa: 19 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Haziran 2024 05:09
Cuma namazında hazır olun ve imama da yakın bulunun. Zira insan Cuma'dan geri kalmakla, Cennet ehli olduğu halde, Cennetten geri kalmış olur.
Ravi: Hz. Semure (r.a.)
Sayfa: 19 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Haziran 2024 05:10
Sekerat (ölüme yaklaşma) halindekilerin yanında hazır olun. Ve onlara "Lâ ilahe İllallah'ı" telkin edin. Ve onları Cennetle de müjdeleyin. Zira erkeklerden ve kadınlardan halim olanlar bile böyle bir durumda şaşkınlık içinde kalır. Ve şeytanın da, Adem oğluna en yakın olduğu zaman bu vakittir. Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, ölüm meleğinin görülmesi bin kılıç darbesinden daha müthiştir. Gene nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, mü'min bir kulun, her bir damarının dolaştığı yerde acı duymadıkça, nefesi çıkmaz.
Ravi: Hz. Vasile (r.a.)
Sayfa: 19 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Haziran 2024 05:12
Ashabıma, sonra arkadan gelenlere, sonra da onları takib edenlere hürmet ederek, Bana olan hürmetinizi muhafaza ediniz. Daha sonra yalan yayılır. Öyle ki, kişi kendisinden istenilmeden şahidlik yapar ve yemin teklif edilmeden yemin eder.
Ravi: Hz. Ömer (r.a.)
Sayfa: 19 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Haziran 2024 05:13
Ashabım ve akrabalarıma hürmet ederek Bana hürmetinizi muhafaza ediniz. Kim ki, onlara hürmetle Bana olan hürmetini teyid ederse, Allah da onu dünya ve ahirette korur. Her kim de onlara hürmet etmeyerek, Bana olan hürmetini muhafaza etmezse, Allah ondan yüz çevirir. Ve bir kimseden de Allah yüz çevrir ise onun (azab için) yakalanması yakındır.
Ravi: Hz. Ömer (r.a.)
Sayfa: 19 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Haziran 2024 05:14
Avret mahallini, hanımın ve cariyen müstesna, ( herkesten) koru.
Ravi: Hz. Behz İbni Hakim (r.a.)
Sayfa: 19 / No: 3
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Haziran 2024 05:15
Kefeni güzelleştiriniz. Ölülerinize, arkalarından feryad etmekle, fena tezkiye ile, vasiyetlerini tehirle ve yakanlarını ve kabirlerini ziyareti terk ile eza vermeyiniz. Onlaran borçlarını ödemede acele ediniz. (Kabirde) kötü komşudan uzak tutunuz. Kabir kazdığınızda, onu derinleştirip güzelleştiriniz.
Ravi: Hz. Ümmü Seleme (r.a.)
Sayfa: 19 / No: 2
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Haziran 2024 05:16
Ölülerinizin kefenlerini güzelleştiriniz. Zira onlar kabirlerinde kefenleri ile övünürler ve birbirlerine ziyarette bulunurlar.
Ravi: Hz. Câbir (r.a.)
Sayfa: 19 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
Yorum Gönder
Bu blogdaki popüler yayınlar
Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Meric Tumluer Said Nursi
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Müslüman
Temmuz 30, 2023
DEVAMI
Blogger tarafından desteklenmektedir
Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL
Vasiyet ve mustafa
PROFİLİ ZİYARET EDİN
Arşivleme
Kötüye Kullanım Bildir
DECCAL
YanıtlaSilSözlükte "yalan söylemek, bir şeyi örtmek, yaldızlamak veya boyamak" anlamlarındaki "d-c-1" kökünden türe- yen deccâl sözlükte çok yalan söyle- yen, göz boyayan, sahtekâr demektir. Deccål, kelâm ilmi ile kaynaklarda kıyametin büyük alametlerinden biri
YANITLASİL
yuksel3 Haziran 2024 07:51
olarak zikredilmiştir. Deccal'ın doğu tarafından çıkacağı, ilahlık iddia ede- ceği, olağanüstü şeyler sergileyeceği, Mekke ve Medine hariç bütün köy ve kasabalara gireceği, pek çok kişinin, onun fitnesiyle doğru yoldan çıkacağı ve onun peşine takılacağı, ancak gerçek mü'minlerin bu fitneden kurtulacakları rivâyet edilmektedir. (F.K.)
DOĞRULUK
YanıtlaSilİnsanın; inancında, özünde, sözün- de, niyetinde, sözleşmelerinde, tica- retinde kısaca bütün fiil ve davranış larında doğru, dürüst, hakkı gözetir, adil, ihlaslı ve samîmi olma hålidir. Hile, yalan, bâtıl, iki yüzlülük, riya ve sahtekârlığın zıddıdır. Doğruluk kav- ramı, Kur'ân ve Sünnette sıdk, ihlas, istikamet ve hak kavramları ile ifade edilmiştir. (İ.K.)
DOSTLUK
Sözlükte "seven, sevgili, yår" anla mına gelen dostluk kavramı, İslâmi iteratürde sadakat, meveddet, uhuv- yet, sohbet, veli, refik gibi kelimelerle fade olunmuştur. Veli (dost) kelime- Kur'ân'da tekil ve çoğul (evliya) larak 87 âyette geçmektedir. Pek ok âyette insanlara, mü'minlere ve
YANITLASİL
yuksel3 Haziran 2024 08:12
Peygamber'e yardım edecek, onları koruyacak, bağışlayacak, karanlıklar- dan aydınlığa çıkaracak olan gerçek dostun Allah olduğu, bu anlamda onla- rın Allah'tan başka dostları bulunma- dığı ifade edilerek, gerçek dost olarak Allah'ı bilmeleri, O'na dayanıp güven- meleri öğütlenmektedir (Bakara, 2/257; Nisa, 4/45, 75, 119, 123, 173). Ayrıca kâfirlerin, zalimlerin, Yahûdi ve Hristiyanların ancak birbirlerinin ve şeytanın dostla- rı olabilecekleri bildirilmekte, dinî ve ahlâkî zihniyetin beşerî ilişkiler üze- rindeki etkileri dolayısıyla mü'minlerin bu sayılan zümreleri sırdaş anlamında dost edinmeleri yasaklanmakta (Mâide, 5/51, 55, 56, 57; Tevbe, 9/23), dostlukların tesi- sinde kan bağı yerine inanç birliğinin esas alınmasının gerekliliği üzerinde durulmaktadır (Tevbe, 9/23). Mü'minlerin vaktiyle birbirlerine düşman iken Allah'ın gönüllerini kaynaştırmasıyla dost ve kardeş olduklarını (Al-i İmrân, 3/173) ve bu kardeşliğin sürdürülmesi gerektiğini (Hucurât, 49/10) bildiren âyetler dostluğun önemini ortaya koymaktadır. Yine Kur'ân'da hulle kelimesi, dost- luk anlamında kullanılmakta, âhirette zalimlerin "Keşke falanı dost (halil) edinmeseydim" (Furkân, 25/28) şeklindeki pişmanlıkları ifade edilmektedir. "Kişi dostunun (halil) dinî (ahlâkı) üzere- dir" (Tirmizi, Zühd, 45). "Ruhlar bir araya getirilmiş gruplar gibidir, tanışıp uyu- şanlar birleşir, uyuşamayanlar ayrılır." (Buhâri, Enbiya, 3; Müslim, Birr, 159) meâlin- deki hadisler dostluğun ancak ahlâkî, psikolojik vb. yönlerden uyuşabilenler arasında kurulabileceğini ifade etmek- tedir. Böylece kişinin dost seçiminde oldukça dikkatli davranması gerektiği vurgulanmaktadır. (M.C.)
Derin Devlet var mı?
YanıtlaSil-Derin Devlet var.
Bir daha söylüyorum var.
-ortaya çıkarsana!
-Kolaysa sen ortaya çıkar.
şimdiye kadar yokmuydu!
İMTİHAN
YanıtlaSilDin bir imtihandır. (S.) 241:20. Söz. 2. makam, 2. suâl; (S.)
307:24. Söz 3.dal, 1. asıl
Dünya bir imtihan yeridir. (S.) 159:14. Söz, zeyl; (S.) 491:29.
Söz 4. esas, 3. mesele
İman ve teklif bir imtihandır. (Ş.) 486:5. Şua
İmtihanı kırk insandan biri kazanıyor. (S.) 171:11. Söz 4. mese İnsan dünyaya imtihan için gönderilmiştir. (1.1.) 110.
Yüce ruhlarla sefil ruhlar birbirinden ayrılması için insanlar im- tihan edilmektedir. (S.) 241:20. Söz, 2. mak. 2. suâl.
MAL İNAT
Hodgamlık, hodbinlik hod
Bir Hazinenin Anahtarı RİSÂLE-İ NUR KÜLLİYATI FİHRİST VE İNDEKSİ
İsmail Mutlu
sy. 310.
YANITLASİL
yuksel5 Haziran 2024 23:55
٦٨٦ - إِذَا صَارَ أَهْلُ الْجَنَّةِ إِلَى الْجَنَّةِ وَأَهْلُ النَّارِ إِلَى النَّارِ جِينَ بِالْمَوْتِ حَتَّى يُجْعَلُ بَيْنَ الْجَنَّةِ وَالنَّارِ ثُمَّ يُذْبَحُ ثُمَّ يُنَادِي مُنَادٍ يَا أَهْلَ الْجَنَّةِ خُلُودٌ لا مَوْتُ يَا اَهْلَ النَّارِ خُلُودٌ لاَ مَوْتٌ فَيَزْدَادُ اَهْلُ الْجَنَّةِ فَرَحًا إِلَى فَرَحِهِمْ وَيَزْدَادُ أَهْلُ
النَّارِ حُزْنًا إِلَى حُزْنِهِمْ (حم خ م عن ابن عمر)
686- Cennet ehli cennete, cehennem ehli cehenneme girdiklerinde ölüm getirilip cennetle cehennem arasında boğaz- lanacak. Sonra bir münadi şöyle seslenecek: "Ey cennet ehli! Ar- tık ölüm yok, ebedilik vardır. Ey nâr ehli! Artık ölüm yok, ebedilik vardır." Bunun üzerine cennet ehlinin sevinci artacak, cehennem ehlinin de üzüntüsü artacak.
فَلْسَ تَقَدَّمْ قَلِيلاً أَوْ
Ramuz ul Ehadis
Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi
Pamuk Yayınları
cilt.. 1.sy.174.
KISSALAR VE HİSSELER
YanıtlaSil"Devletim yıkılır mı?"
Yavuz Sultan Selim, Piri Mehmed Paşa ile sohbet ederken, soh- betle ilgisiz bir sual sordu:
"Allah'ın izni ile büyük fetihler yaptık. Hâdimül-Haremeyni'ş- Şerîfeyn unvanına kavuştuk. Allah bize her zaman ve her mekânda zafer lütfetti. Hazinelerimiz tepeleme altın ile doldu. Buna rağmen bu devlet yıkılır mı?"
Piri Paşa şöyle cevap verdi:
"Hünkârım! Bu sendeki hal, sendeki ruh, sendeki kararlılık, sebat ve faziler sürdükçe bir şey olma ihtimali yoktur. Velâkin to- runlarınızın zamanında Rabbin ihsân ettiği mükâfatların, nimetle- rin şükrü eda edilmez, emanetlere sahip olunmaz ve hak tevzi edilmez ise, yıkılır!"
"Nasıl?" diye tekrar sordu Yavuz Padişah.
"En çok şu üç şeyden endişe ederim" diye cevap verdi Piri Paşa...
217
YANITLASİL
yuksel6 Haziran 2024 04:32
Yavuz Bahadıroğlu
Ve devletleri yıkan sırrı tek tek saymaya başladı:
"Bir: Sadrazamlık makamı, liyakate göre değil de, menfaat kar- şılığı olarak cahil ve ahmakların eline geçerse...
"İki: Dünya malı, kalpleri işgal eder, rüşvet kapısı açılır, altın her kapıyı açar ve bu yüzden makamlar ehliyetsizlere verilirse...
"Üç: Devlet adamları, hanımlarının tesirine girer ve onların arzularına göre devleti yönetmeye başlarlarsa, bu devlet yavaş yavaş inkıraza (yıkılmaya) yüz tutar."
Piri Paşa'nın bu sözleri karşısında Yavuz bir süre suskun kaldı. Derin derin düşündü. Sonra tasalı tasalı vezirinin yű- züne baktı:
"Rabbim bizleri böyle bir akıbete dûçâr olmaktan korusun!" diye duâ etti.
Haram yemeyen ordu
Şanlı ordu Mısır'a day
YANITLASİL
yuksel6 Haziran 2024 04:34
Yavuz Sultan Selim ve Kutsal Emanetler
Yavuz Bahadıroğlu
YANITLASİL
yuksel6 Haziran 2024 04:35
oscar Yayınları
sy. 217.
Ajanlara darbe eğitimi
YanıtlaSilNasıl mı? Anlatalım... ABD Savunma Bakanlığı'na (Kara Kuvvetleri bünyesinde) bağlı olarak faaliyet gösteren Foreign Area Officers (FAO) adlı askeri birlikte
YANITLASİL
yuksel6 Haziran 2024 10:54
363
Görev yapan subaylar özel olarak seçilip yetiştirilir. Özünde hepsi birer istihbaratçıdır. Bu istihbaratçı subaylar, gideceği bölgenin dilini bir iki yıl içinde öğrenir, uygulama için bir süre turist olarak o ülkelere gider, toplumu ve kültürünü tanımaya çalışır.
Bu kişiler dünyanın değişik bölgelerinde operasyonel ve fikir üretici olarak çalışır. Unvanları ateşe, ataşe görevlisi, irtibat ofis görevlisi, NATO görevlisi, bölge birimleri yetkilisi gibidir. Başarılı olurlarsa, zirveye kadar yol açıktır.
Sadece FAO mensubu subaylara dağıtılan "The FAO Journal" adlı dergide, seçimden bir yıl önce Soner Çağaptay ve Khairi Abaza'nın bir makalesi yayınlandı. Makalenin başlığı aynen şöyle: İslamcıları sandıkta mmek...
Önce yazarları kısaca tanımakta yarar var. Abaza, Mısırlı Waft Partisi İlişkiler Komitesi'nin eski üyesi, Demokrasileri Savunma Birliği'nin lemli üyesi. Çağaptay ise Washington Enstitüsü Türkiye Araştırmaları ümü üyesi ve yöneticisidir. Ağırlıklı olarak yakın doğu politikaları wrinde yoğunlaşır. İkisi de Pentagon'un rafine çocuklarıdır.
Receb büyük bir aydır. Allah bu ayda hasenatı kat kat eder. Kim Receb'den bir gün oruç tutarsa, sanki bir sene oruç tutmuş gibi olur. Kim ondan yedi gün oruç tutarsa, ona Cehennem kapıları kapanır. Kim ondan sekiz gün oruç tutarsa, ona Cennetin sekiz kapası açılır. Kim ondan on gün oruç tutarsa, Allah ona istediğini verir. Kim ondan onbeş gün oruç tutarsa, semadan bir münadi şöyle seslenir: "Geçmişin affolundu. Amellere yeniden başla" Kim artırırsa Allah da onu artırır. Receb ayında Allah Teala Nuh (a.s)'ı gemiye bindirdi ve o, Receb ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti. Onlarla gemi altı ay seyretti. Bunun sonu aşûre günüdür. Ve gemi "Cudi" dağına indirildi. O gün de Nuh (a.s) yanındaki insanlar ve hayvanlar hepsi, Aziz ve Celil olan Allah için, şükür olarak oruçlu idiler. Allah denizi, beni İsrail için aşûre gününde yardı. Ve yine Aşûre gününde Allah (z.c.hz)'leri Adem (a.s)'ın tövbesini ve Yunus (a.s)'ın şehrinin halkının tövbesinide kabul etti. İbrahim (a.s)'da o günde doğdu.
YanıtlaSilRavi: Hz. Said İbni Ebu Raşid (r.a.)
Sayfa: 288 / No: 13
Ramuz El-Ehadis
Benim hadislerim birbirini nesh eder. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin birbirini nesh etmesi gibi.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 111 / No: 9
Ramuz El-Ehadis
SAYFALAR ARASINDA
YanıtlaSil"Haysiyetli ülkelerde tabular olmaz"
Y AKIN ve uzak tarihimizin ya- lan-yanlışa boğulduğunu, vesi- kaların tahrif edildiğini, kahra- man olanların hain, hain olan- ların kahraman gösterilmeye çalışıldı- ğını belirten yazar Ahmet Kabaklı. Yeni Nesil'den All Ferşadoğlu'nun 10 Kasım 1988'de yayınlanan mülakatında yakın tarih ve tabular hakkında konuştu.
Kabaklı'nın mülakatta sorulan sual- lere verdiği cevaplar şöyle:
"Bugün 12 Eylül'ün bile gerçeklerini bilmediğimizi açık açık iddia edebili- rim. 12 Mart'ın, daha önceki 60 darbesi- nin gerçeklerini hiçbirimiz bilmiyoruz. Rivayet muhtelif ve içinde gerçek dışılık son ölçüdedir.
"Başımıza o kadar çok belä yağdırıl- mış, bugün o kadar çok yalan, yumruk altında gerçekler gizlenmiştir ki, herşey yalana bulandırılmış. Memleketteki kahraman insanlar karalanmış; zararlı kimseler de göklere çıkarılmıştır.
"Bizde büluğ çağı ile emeklilik çağı bir görülüyor. Akıllarının başlarına gelebil- mesi için emekli olmaları gerekir. Ben bunu birçok emekli generalde, yüksek memurda görmüşümdür. Aslında bu, ne yazık ki, korkutulmuş bir karektersiz- liğin ifadesidir. Gerçekler zamanında söylenirse hiçbir zararı olmaz. Uyduru- lan yalanların cemiyetleri ſeläketlere sürükledığı yüzde yüz muhakkaktır.
"Resmi ve yalan tarihe karşı, yalan üzerine müesses iddialara karşı, yalan- dan kahraman yapılmış, hâlâ devam e- den fikir zulmüne ve fikir yumruğuna karşı sız mücadele açmışsınız.
"Demokratik ülkelerde tabu yoktur. Demokratik ülke, tabunun olmadığı ülke demektir. Hallá değil demokratik ülke- lerde, kendisini bilen haysiyetli ülkeler- de de tabu yoktur. Demokratik ülkelerde ilim vardır, bilgı vardır. Tartışılmayan.
görüşülmeyen mesele yoktur. Bu da tabu bir şeydır. İnsan hayslyyetine uygundur.
"İşte Çanakkale hikâyesi, siz yazmış- sınız, Atatürk'ün henüz bulunmadığı bir olayda, 'Atatürk'ten niye bahsedilmiyor' diye kıyametler koparılıyor ve TRT Ge- nel Müdürü azlediliyor. Bu dünyanın hiçbir yerinde olacak bir şey değildir. Nitekim, kişileri yok etmek için siste- matik bir şekilde tabulara başvurulmak- tadır.
"Ne Avrupa'da, ne dünyanın diğer de- mokratik ülkelerinde, 5816 sayılı gibi bir kanun var. Bu kanun yanlıştır. Bu kanun yüzünden çok gerçekler gizli kal- maktadır. Tam (ersine, Atatürk'ün Mus- tafa Kemal. Mustafa Kemal'in Gazi Mus- tafa Kemal olarak ortaya konması gere- kir. Herkesin olduğu gibi ortaya konma- sı gerekir. O zaman millet rahat edecek- ur. O zaman Mustafa Kemal de rahat ede- cektir. O zaman Atatürk'ü maalesef ålet ederek çıkar sağlamak isteyen kişiler. zümreler; kullandıkları bir çıkar unsu- rundan mahrum kalacaklardır. Ata- türk'ü böyle bir takım insanların âleti halinde tutmamak gerekir.
"Türkiye'nin yakın tarih hadiselerini tartışacağı vakit, çoktan gelmiştir. Türk halkı olarak evet, gelmiştir. Ama, ger-
çeklerin bilinmemesinden menfaat u- manlar çoktur. Sırasında basın da gürül tü çıkaracak, seni ylyeceklerdir. Mesul ve yüksek makamlarda bulunanlar, seni ylyecektir! Binaenaleyh, bu acıklı bir keyflyettir. Adalet ve gerçek, milletin. müsbet aydının ekserlyet sağlamastyle mümkün olabilecek bir keyfiyettir. Mil- letimiz her zaman bunları tartışabılır. konuşabilir. Rahatsız olmaz, gocunmaz. Fakat bazı yalancı aydınlar, üniversi telerdeki sorumlu hocalar yeteri kadar karakter sahibi olmazlarsa, yine de so- nuç alınamaz.
"Bir defa Türkiye'nin yakın ve uzak tarihinin yazılmamış olması acı bir
YANITLASİL
yuksel13 Haziran 2024 07:59
keyfiyettir. Tarihi yazılmayan bir ül- kede politika yapılıyor. Şu halde dürüst bir politika yapılamaz. Çünkü kendi- mizi aradığımızda tarihten başka bula- bileceğimiz bir yer yoktur. Herşey tari- hin zarfı içindedir. Koyun efendim orta- ya, kimin ne kusuru varsa bilelim, mezi- yeti ne ise bilelim. Karmakarışık bir şe-
YANITLASİL
yuksel13 Haziran 2024 08:01
kilde çocuklara okutmanın bir mânâsı yoktur. "Şimdi insan bir şeyi ortaya anlatır- ken gerçekleri ortaya koymalıdır. İlmin dili incitici olmaz. Herkes de buna râzı olur. Yavaş yavaş bu safsata devri, ya- landan çıkar
Ümmetim için en korktuğum şeyler; Âlimin hatası, münafığın Kur'anla mücadelesi ve maneviyatınızı mahveden dünya.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 112 / No: 13
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel16 Haziran 2024 05:27
Güzelin güzeli güzel ahlaktır.
Ravi: Hz. Hasan (r.a.)
Sayfa: 112 / No: 9
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel16 Haziran 2024 05:29
Ümmetim üzerine en korktuğum kimseler, ilimleri dillerinde olan münafıklardır. (Dili âlim)
Ravi: Hz. Ömer (r.a.)
Sayfa: 113 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel16 Haziran 2024 05:30
Ümmetim üzerine korktuklarımın en korkuncu; âlimin hatası, münafığın Kur'anla mücadelesi, kendisine fetholunacak dünya. (Yani dünya rahata mübtelâ edip, insana fedakârlığı unutturur. Dinin temeli ise fedakârlık üzerine kaimdir.)
Ravi: Hz. Muaz (r.a.)
Sayfa: 113 / No: 2
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel16 Haziran 2024 05:32
Ümmetim üzerine korktuğumun en korkuncu, ya namazın vaktini geciktirmeleri veya vaktinden evvel kılarak acele etmeleridir. (İlk cemaati kaçırmamak efdaldir.)
Ravi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 113 / No: 3
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel16 Haziran 2024 05:34
Ümmetim üzerine korkmakta olduklarımın en korkuncu, mudil insanlar (önderler)dir. (Mudil, şaşırtıcı, istikamet kaybettirici demektir)
Ravi: Hz. Ebud Derda (r.a.)
Sayfa: 113 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel16 Haziran 2024 05:35
Ümmetim üzerine korkmakta olduklarımın en korkuncu kavmi Lut'un hareketidir.
Ravi: Hz. Câbir (r.a.)
Sayfa: 113 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel16 Haziran 2024 05:46
Ahir zamanda, ümmetim üzerine en korktuğum üç şey; Müneccimlik ve müneccimlere inanmak, kaderi tekzib ve sultanın zulmüdür.
Ravi: Hz. Ebû Ümâme (r.a.)
Sayfa: 113 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel16 Haziran 2024 05:47
Ahir zamanda, ümmetim üzerine en korktuğum üç şey; Müneccimlik ve müneccimlere inanmak, kaderi tekzib ve sultanın zulmüdür.
Ravi: Hz. Ebû Ümâme (r.a.)
Sayfa: 113 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel16 Haziran 2024 05:50
(Dini hususlarda) riyanın en azı dahi şirktir. Ve en iyi kulluk, mütteki olmak ve ittikasında gizli olmaktır. Bu gizlilik, bir merhalede bulunmayınca aranmamak ve bulununca da nazarı dikkati çekmemektir. Bunlar hidayet rehberi ve ilim kandilidirler.
Ravi: Hz. İbni Ömer (r.a.)
Sayfa: 113 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel16 Haziran 2024 05:51
Mü'minlerin ruhları yedinci kat göktedir. Ve oradan Cennetteki makamlarına bakarlar. (Muellif hazretleri şu 7 sıfat dolayısıyla makamına varamaz buyurmuşlardır: Gıybet, tefahur, kibir, ucub (yaptığı ibadetten dolayı kendini beğenme), hased, merhametsizlik ve riya.)
Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 113 / No: 11
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
Yorum Gönder
Bu blogdaki popüler yayınlar
Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Meric Tumluer Said Nursi
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Müslüman
Temmuz 30, 2023
DEVAMI
Blogger tarafından desteklenmektedir
Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL
Vasiyet ve mustafa
PROFİLİ ZİYARET EDİN
Arşivleme
Kötüye Kullanım Bildir
Peygamberleri zikretmek ibadettendir. Salihleri anmak, günahlara kefarettir. Ölümü hatırlamak sadakadır Cehennemi hatırlamak cihaddandır. Kabri anmak sizi cennete yaklaştırır. Kıyameti anmak ise sizi ateşten uzaklaştırır. İbadetin efdali çareyi terketmektir. Alimin sermayesi kibri terktir. Amelin bedeli hasedi terk ve günahlardan yüreğin yanışı da tevbenin özüdür.
YanıtlaSilRavi: Hz. Muaz (r.a.)
Sayfa: 286 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
SAYFALAR ARASINDA
YanıtlaSilAtatürk düşmanlığına Tercüman
A TATÜRK düşmanı gazete Tercӣ- man, 1 Nisan 1970'te yazıyor. "All Rıza Efendi Atatürk'ün sade- ce üvey babası idi. Ali Rıza Efendi Atatürk'ün valideleri Zübeyde hanımla ev- lendiği zaman Zübeyde hanımın ikisi erkek biri kız olmak üzere üç çocuğu vardı. Sü- reyya, Mustafa ve Makbule... Atatürk'ün ağabeysı Süreyya Bey de subay olarak ye- lişmiş, şakağına bir kurşun sıkarak intihar etmiştir... Atatürk'ün asıl babasının adı Bekir'dir. Arnavut Bekir Ağa derlerdi ona. Gümrük kolcusu idi... Bir gümrük kaçak- çısını vurmuş ve hapise düşmüş, orada ve- fat etmiştir."
Evet, Atatürk düşmanı gazete, Atatürk'e dūpedüz iftira ediyor. Bir insanın babası katil de olabilir ve bu olgu çocuğu bağla- maz. Ne var ki yalan dolanla Atatürk'ün ba- basını katıl yapmak, sevgiyi değil derin düşmanlığı vurgulayan kanıtıttır.
Atatürk düşmanı gazete Tercüman, 10 Kasım 1970 günü yazıyor:
"Büyük Allah ile yetinmeyerek, daha doğrusu onu asla anlayıp hissetmeyerek ve yüce Kur'an ulu peygamberin rehberliği kıymetini bilmeyerek Gazi Mustafa Ke- mal'den kah bir Tanrı', kah bir Peygamber' çıkarmaya kalkanlar... Onu hiçbir dine sız- dıramayarak tabutu, sandukası ve heykel- leri etrafında, yeni, acaip ayinler icadına kalkanlar, bu mübarek ay ile 10 Kasım'ın iç-içe gelişine dikkat etsinler. Ruhlarını yı- kasın, thtiras ve kötülükten arınsın ve ha- tadan dönmenin fazilet olduğunu öğren- sinler O'nda uzun süre uğraşarak meyda- na getirmeye çalıştıkları kibiri okşamak İçin 'Atatürk' sıfatını verdiler parmak zoru Ile. Niçin Atatürk? Mustafa Kemal'den önce Türklük yok mu idi? Veya Türklük ondan
mı doğmuştu? Yanlış bir sıfatlı bu (...) Bir mermer yapıt yonttular, yonttular, kah bir sol yumruk, kah bir sille, yahut tekme gibi milletin üzerine giden silüet çıkardılar." Evet, Atatürk düşmanı gazete "Rama-
zanda 10 Kasım" başlığı altında bunları ya- zıyor. Anıtkabir'de saygı duruşuna geçen- lere diyor ki:
"Atatürk'ün sandukası etrafında, yeni acayip ayinler icadına kalkanlar, ruhları- nızı yıkayın, kötülükten arının, hatadan dönün!..."
Atatürk düşmanı gazete 27 Ağustos 1976'da yazıyor:
"Lozan deyince, siz meşhur Deniz Klü- bünün danslı, şanslı, mehtaplı, maytaplı, pokerli. jokerli gecelerini hatırlarsınız. Biz- se bundan elli küsur sene önce Türk'ün birçok haklarının heba edildiği İsviçre şeh- rini. (...)
Top deyince, siz sahada yuvarlanan ve yirmi iki kişiyi peşinde koşturan meşin yu- varlağı anlarsınız. Biz İstanbul'u döven şa- hiyi. Roma deyince siz Aşk Çeşmesini, Sophla Loren, Gina Lollobrigida, Claudla Cardinale başta bircümle 'Romalı dilberle- ri' düşünürsünüz. Biz Fatih'in ve Yavuz'un yarım kalmış, hedefi açıklanmamış iki se- ſerini ve Roma Kızıl olmasını. (...)
Biz 'Atam' deyince kastımız 'Adem pey- gamberdir', siz 'Atamız' dersiniz, kastınız maymundur."
Evet Atatürk düşmanı gazete "Siz ve Biz" başlıklı yazısında Atatürk düşmanlığına Lozan'la başlayıp Atatürk'e küfürle bitiri- yor.
İlhan Selçuk
22 Nisan 1981
Cumhuriyet
YANITLASİL
yuksel29 Haziran 2024 09:35
YAKIN TARİH
Ansiklopedisi
(10)
Yeni Nesil
YANITLASİL
Yorum Gönder
Bu blogdaki popüler yayınlar
Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Meric Tumluer Said Nursi
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Müslüman
Temmuz 30, 2023
DEVAMI
Blogger tarafından desteklenmektedir
Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL
Vasiyet ve mustafa
PROFİLİ ZİYARET EDİN
Arşivleme
Kötüye Kullanım Bildir
Günümüzde iletişim ve medya ha yatın merkezine oturmuş durumdadır Böyle bir ortamda fıtratı korumada en tesirli cihad, kaliteli, cazip ve fay- dalı muhteva üretmektir. Muhtevanın ve sözünün tesirini artırmak için in- sanlara akılları nispetinde söz söyle- meye çalışmak savunma sanayi için en tesirli ve güncel silahları bulup kullanmak kadar mühim bir şarttır. Peygamber Efendimiz sallallahu aley- hi ve sellem: "Kuvvet atmaktır, kuvvet atmaktır, kuvvet atmaktır” (Müslim, İmare, 167; Ebu Davud, Cihad, 23) bu- yurmuşlardı. Sözün kuvveti, muhata- bın gönlünü cezbetmesinde, görün- tünün kuvveti tefekkürü hareket ge- çirmesindedir.
YanıtlaSilve Allâh-u Teâlâya hamdolsun ki sahih bulun- muştur. ».نِيَّتُكَ مَطِيَّتُكَ "Niyetin senin merkebin- dir" buyrulur. Yani her zaman iyi niyet üzere ol ki, murâdın hâsıl olsun.
YanıtlaSilAllah (z.c.hz.)'leri Adem oğlundan çıkanı dünyaya misal olarak gösterdi. Bu, gaita ve idrardan kinayedir. Yani insandan çıkan şeyler, bundan evvel, çeşitli, temiz yumuşak yemeklerdi ve temiz ve içilmesi hoş içeceklerdi de, bunun akibeti gördüğünüz gibi oldu. İşte dünya da nefis ve hoş manzaralıdır. Nefislerde bu süsünden dolayı bu dünyaya heves eder. Cahil, akibetini düşünmeyip onun dışını ziynetine, ebedi kalıcı zannederek aldanır. Akıllının kalbi ise ona yatmaz. Bilgisi ile ona aldanmaz. Bilir ki o, muvakkat bir fanidir. Bir müddet faydası olsa da, ölüm, dünyada yaşayana çaresiz gelecek ve dünyadan onun alakasını kesecektir.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Ubey İbni Kaab (r.a.)
Sayfa: 271 / No: 15
Ramuz El-Ehadis
Her et ki onu "Suht" meydana getirdi. Cehennem ona evladır. Denildi ki: "Suht nedir?" Buyurdu ki, hükümde rüşvettir.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 341 / No: 14
Ramuz El-Ehadis
O münafıklara, 'Yeryüzünde fesat çıkarmayın' denildiği zaman, 'Biz ancak ıslah edicileriz' derler. İyi bilin ki onlar fesatçıların ta kendileridir, fakat bunu anlamak istemezler. (Bakara, 2/11-12)
YanıtlaSilBİR AYET
DİN İSTİSMARI
İstişmar, fayda sağlamak ve ürün elde etmek demektir. Din istismarı, din
sömürüsü yapmak, dine dair kavramlar ve değerler yoluyla insanları alda- tarak maddi veya manevi çıkar elde etmek yani kendi menfaatleri için dini kullanmak demektir. Din insanları hayra, iyiliğe, güzelliğe, faydalı olana davet eder. İnsanoğlu hayatını İslam yolunda, hakikat uğrunda harcamalı- dır. İnsanın dine hizmet etmeyi bırakıp onu kendi hizmetinde kullanmaya başlamasıyla istismar başlar. Böylece mal, makam, güç, şöhret, itibar gibi birtakım kazanımlar için dini kendi hizmetinde istihdam eder. Dinin ulvi ve kutsal yapısına aykırı bir şekilde, kendini yüceltir, kendini kutsallaştırır, dini de bu yücelik ve kutsallık için kullanmaya başlar. Din istismarı, hukuk karşısında büyük bir suç, ahlaki anlamda büyük bir zafiyettir. Yüce Allah'ın karşısında hesabı sorulacak ve bedeli ödenecek bir günahtır. İslam tarihinde din istismarının ilk ve en tipik örneğini münafıklar oluşturmuşlardır.
Miladi Hicri Rumi
YanıtlaSilGün 15 9 15
Ay Temmuz Şevval Temmuz
Yıl 2016 1437 1432
Önceki
Cuma
Sonraki
YANITLASİL
yuksel15 Temmuz 2024 08:58
Miladi Hicri Rumi
Gün 15 22 15
Ay Kasım (T. Sânî) Şevval Teşrin-i Sani
Yıl 3016 2468 2432
Önceki
Cuma
Sonraki
8. yılında 15 Temmuz
YanıtlaSilHasan Sabbah’ın Alamut Kalesi'nde kurduğu dershaneleri vardı. Bu dershanelerde Eric Hoffer’in tespitiyle ”Hayatını kutsal saydığı bir amaç için feda etmeye hazır” fedailer yetiştiriliyordu.
FETÖ de kendi dershanelerini kurdu. Buradan Pensilvanya CIA ortak yapımı bir "Altın Nesil" yetiştirilecekti.
Gerçekte bu okullar 17 Mayıs 1860 yılında Maurice de Hirsch'in ve Rothschild'in finansörlüğünü üstlendiği Alliance Israelite Universelle okullarının bir devamıdır.
Alliance okullarından yetişecek olan çocuklar aynı FETÖ okullarında olduğu gibi ileride kendi ülkelerinde üst düzey görevler üstlenecek ve ülkelerinin yönetiminde söz sahibi olacaktı.
Anlayacağınız FETÖ de her diktatör gibi işe önce eğitimden başladı. “Işık evleri” adını verdiği hücrelerde örgüt için canını feda edebilecek derecede gözü kara militanlar yetiştirdi. “…Bu evlerin mayaladığı yeni bir mevsime hazırlanıyoruz…”diyorlardı.
Terörist başı şöyle diyordu: “Sizler Hitler’in tankları gibisiniz. Hitler, Rusya’ya doğru ilerlerken karşısına çıkan bataklıkları aşmak için tankları bataklıklara sapladı, kendilerini feda edenler arkadan gelenlere yol açtı, sizler de bu tür fedakârlıklar yaparak sonradan geleceklere ortam hazırlamalısınız.”
Onlara göre bu yeni bir insanın doğuşu demekti.
O yüzdendir ki “Bizim milli eğitime girmemiz lazım, milli eğitimin suyu çıkmış. Amaca giden her yol mubahtır. Girin de nasıl girerseniz girin“ dedikten sonra sadece 2005-2013 yılları arasındaki tüm ALES sorularını çalarak sisteme dahil edildiler.
Tüm bunlar olurken bizim milli eğitim uyumayı tercih etti. Çünkü bünyesi FETÖ ile dolup taşıyordu. 15 Temmuz darbe girişimine maruz kalmış bir ülkede daha hala bu yapılanmanın analizi doğru dürüş yapılmadı. Oysa işin başladığı yer tam olarak okullardı.
Düşünün ilkokul mezunu bir adamı 50 yıl içinde 80 ülkede darbe yaptıracak güce eriştiren devasa bir düzenekten bahsediyoruz. Kimse oturup bu düzeneğin eğitim alanını incelemeye tabi tutmadı.
Yıllardır bu konuya ne denli önem verdiğimi bilen bilir. Çünkü FETÖ tüm kurumlara sınavlar yoluyla dahil edildi. Emniyet, yargı, akademi ve milli eğitim kurumlarına sızıp devletin en yüksek makamlarına ulaştılar.
YanıtlaSilVe bunlar FETÖ'cü siyasetçilerin ve bürokratların yol vermesiyle gerçekleşti. Ne hikmetse 15 Temmuz sonrası bu kapsamında siyasetçilere ve üst düzey bürokratlara dokunulmadı.
Oysa FETÖ dünyadaki tüm örgütlerin anası olan evangelistlerin kontrol ettiği bir örgüttür. Evangelist bir terör örgütüdür. Önce eğitime sızdılar sonra tüm ülkeyi ele geçirmeyi planladılar.
Bunu yaparken arkasına NATO'yu, CIA'yı, Siyonistleri ve diğer terör bileşenlerini aldılar.
Örneğin Ilımlı İslam Projesi ile FETÖ bu ülkeye verilmiş bir narkozdu. Zira cerrahi operasyonu ondan sonra yapacaklardı. Kitleleri uyuşturup, İslami değerleri köreltip ülkeyi topyekûn ele geçirme operasyonuydu bu.
Bu operasyondan vazgeçildiğini düşünen varsa yanılıyor. 15 Temmuz o gün orada sonlanmadı anlayacağınız. Finans, din ve siyaset üzerine bina edilmiş korkunç, acımasız ve insan karşıtı yürütülen bu plan hala devam ediyor.
Eli kanlı FETÖ teröristlerinin, 1099 yılında Birinci Haçlı Seferi’nde Haçlı Ordusu’nun Kudüs’ü ele geçirdiği gün olan 15 Temmuz’da Anadolu’yu işgal etme teşebbüsünde bulunmalarının yegâne nedeni budur.
Siyaset ve iş dünyası, akademi, yargı, spor, medya gibi daha birçok alanda hala aktif faaliyet yürüten FETÖ militanları yok mu sanıyorsunuz?
Bu iş bitti sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.
Siz hala 15 Temmuz etkinlikleri kapsamında resim sergileri, konserler, projeler vs tertipleyerek parasını, şöhretini yemeğe devam edin.
Ve hala FETÖ güzellemesi yapan eğitimcileri ve okul idarecilerini atamaya devam edin.
FETÖ, küresel şeytani düzenin köpekliğini yapan ciddi bir örgüt olduğunu hala anlamadıysanız büyük tehlike altındayız.
Gündeme dair kısa kısa değiniler
YanıtlaSilSıcak gündemi bunaltıcı sıcak havalar eşliğinde takip ediyoruz. Yüzümüz gülse de içimiz kan ağlamaya devam ediyor.
Terörist İsrail Örgütü tarafından Filistin’de aylardır sürdürülen katliam, vahşet günlüğüne her gün iğrenç ve hayâsız yeni sayfalar ekliyor. Filistin’de insanlar ölmek için adeta sıraya girmişler sanki. Yokluk, açlık, susuzluk ve her an tepelerinde patlayan bombalar onlara başka bir şans vermiyor… Yüreğimizi yakan en acı husus ise hâlâ beylik laflarla, kınamalarla geçiştirilen bu vahşi katliamı durdurmak için somut hiçbir adım atılmaması. Amerika’sı, Avrupa’sı vahşeti körüklerken İslam dünyası hâlâ bir araya gelemiyor.
Tam da bunlar yaşanırken Trump’a düzenlenen başarısız suikast girişimi gündemin ilk sırasını işgal etti. Yaklaşan seçim öncesi böyle bir olayın yaşanması manidar. Amerika gibi sicili bozuk bir ülkede böyle bir şey yaşanıyorsa mutlaka altında dünyayı yönetmeye kalkışan gizli teşkilatların eli vardır. Daha önceki yaşanan suikastlarda olduğu gibi suikastçının hemen infaz edilip susturulması da Amerika’ya özgü bir durum. Demek ki derin Amerika, Trump’ı istemiyor. Ancak bütün dünyanın nefretini kazanmış, Siyonizm’in kanlı emellerine hizmet eden ve artık akıl sağlığı da yerinde olmayan bir başkanı da kimse istemiyor. Diyeceksiniz ki Trump gelince ne değişecek? Çok şeyin değişeceğini sanmıyorum ama Üçüncü Dünya Savaşının eşiğine geldiğimiz bu günlerde derin Amerika’nın karanlık aktörleri hiçbir şeyin değişmesini istemiyor gibi.
Bu suikast için tiyatro diyenler de var. Bu söylem bana merhum Turgut Özal’ın vurulduğunda da “bu bir tiyatro” diyenleri hatırlattı. Bu olayın yaşandığında Erzurum’da üniversite öğrencisiydim. Bana böyle diyenlere “siz kendinizi hedef yapacak kadar cesur iseniz Özal da kendisini vurdurtmuştur” diye karşılık vermiştim. Hâlbuki birileri onu gerçekten yok etmek istiyordu ki zaten ölümü bile şaibeliydi. Özal’a suikast düzenleyen kişi yakalanmış, iki üç yıl hapis yatıp çıkmıştı. Hatırlayacağınız gibi Özal’ın zehirlenerek öldüğüne dair iddialar üzerine ölümünden 19 yıl sonra kabri açılarak otopsi yapılmıştı.
Ciddi olayları önemsizleştirme işi sadece bunlarla sınırlı değil. Yaşadığımız 15 Temmuz Darbesine de tiyatro diyen aklı evvelleri de gördük. Başta Meclisin ve Özel Harekât Merkezinin bombalanması dahil yaşanan onca hadiseyi, uçakların Ankara’ya bombalar yağdırdığı, tankların araçları ezip geçtiği, sivil insanların üzerine havadan ve karadan kurşunların sıkıldığı, 248 şehit verildiği, 2196 vatandaşımızın ise yaralandığı, darbeye karışan10 bin kişinin tutuklandığı bir darbeye tiyatro demek o darbede yaşanan bunca hadiseden daha ağır bir trajedidir. Yazıklar olsun demekten başka bir şey aklıma gelmiyor.
YanıtlaSilTam bunlarla ilgili bir yazı yazalım diye kafamızda bir metin kurgularken Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği toplantılarında tanıdığım ve gazetemizin de köşe yazarlarından olan Kâmil Çakır Bey’in rahmeti rahmana kavuştuğunu öğrendik.
1968 yılında Trabzon Of'ta dünyaya gelen Kâmil Çakır, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunuydu. Bir dönem İstanbul İl Genel Meclisi üyeliği de yapan Çakır Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği, Yönetim ve Yürütme Kurullarında uzun yıllar görev yapmış son olarak da derneğin Genel Müdürlüğünü üstlenmişti. Ensar Vakfı Küçükçekmece Başkanlığı görevini de yürüten Çakır'ın "Sînedeki Cevher", "Kristal Kelebekler", "Medeniyetimizin Mimarları" adlı denemeleri ile "Şehir Şehir Yâr" adlı gezi ve "Hazan", "Gülsema" ve "Gül-ü Hezâr" adlı şiir kitapları bulunmaktadır.
Sevdiğimiz bir arkadaşımızdı Kâmil Bey. Onun hayat hikâyesini ilk okuduğum da aklıma onunla Marmara İlahiyatta beraber okuyacağımız ihtimali gelmişti. Eğer tercih hatası yapmasaydım Erzurum Ziraat yerine Marmara İlahiyat’a gidecektim. Nasip değilmiş. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.
YanıtlaSilBu olaydan sonra gazetedeki köşemizde gündeme dair kısa kısa değinide bulunalım diye niyet ettik. Lakin elimiz bir türlü klavyeye gitmedi. Yarın yazalım dedik ancak akşam da kıymetli şair hocamız, hemşehrim ve Türkiye Yazarlar Birliği Ankara Şubesi yönetim kurulu eski üyesi şair, yazar A. Hamit Göksoy’un vefat haberi geldi. O da tatil için gittiği Balıkesir'in Erdek ilçesinde maalesef denizde boğularak vefat etmişti. İyi bir insandı, hoş sohbetti, mütevazı bir kişiydi Hamit ağabey…
1 Ekim 1956 tarihinde Çorum’un Bayat İlçesi Barak köyünde doğan A. Hamit Göksoy 1974 yılında Çorum Öğretmen Okulundan, Samsun Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünden ve 1991 yılında Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Hamit Göksoy, uzun yıllar öğretmen olarak hizmet ettikten sonra emekliye ayrılmıştı. Onun, Karıştırılan Kelimeler Sözlüğü, Anadolu Bağrında Bir Türkmen Köyü Barak, Kafiye Kılavuzu, Seher Vakti Sözleri, Kader Evleri, Küldeki Kor, Bağban ve Gülşan / Evlilik Öyküleri-1, Ortaokullar İçin Uyak Kılavuzu, Liseler İçin Uyak Kılavuzu, Başsız Beyitler, Ömürname, Can Çiçekleri, Karıştırılan İkiz Kelimeler Sözlüğü, Deyimler İskelesi, Senetsiz Sevgiler, Gönül Gülleri ve Serra – Berra isimli kitapları bulunuyor.
Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.
ler ünlü olunca onunla evlenmek istemiş ve metresi olmuştu. Ünsüz iken Hitler'e yüz vermeyen Mimi'yi şimdi metres edinen Hitler bir süre sonra onu SS subaylarından biriyle evlendirip ba şından atmıştı. Eva Braun ise, bilindiği üzere onunla birlikte in- tihar etmişti. Hitler, Eva'yla intihar etmesinden 18 saat önce ev- lenmişti ve evliliği kendisiyle birlikte intihar etmesi koşuluna bağlamıştı. (6)
YanıtlaSilAdolf Hitler'in hayatına giren altı kadın yedi kez intihar de- nemesinde bulunmuşlardı ve bunlardan üçü hayatına son ver- miş, biri ise ağır yaralı olarak kurtarılmıştı. Rastlantı bu ya, Alo- is Hitler'in hayatına giren üç kadın esrarengiz şekilde hastalana- rak ölmüş, oğlu Adolf Hitler'in hayatına girmek talihsizliğini yaşamış olan üç kadın ise intihar etmişti. Bunlardan Suzi Lipta- uer, evliydi ve Hitler'le geçirdiği gecenin sabahında kendisini astı. Baba-oğul Hitlerler birlikte oldukları altı kadını öbür dün- yaya yolcu etmişlerdi!
Tarihçi Werner Maser – ki Hitler'in yasal haklarının resmi savunucusudur- Hitler'in evlilik dışı bir oğlu olduğunu açıkla- mıştı. Jean Marie Loret adlı bu kişi Hitler'in Güney Fransa'da yaşadığı evlilik dışı bir ilişkiden doğmuştu. Loret, babasının (!) kopyasıydı ve 1985'de öldü. Nedir ki kan bağı tam olarak sap- tanamamıştı. Hitler'in üvey kardeşi Angela Raubal'ın oğlu Leo Raubal da, ilginçtir ki, Hitler'e çok benziyordu. Bazı açık hava toplantılarında Naziler onu Hitler'in dublörü olarak kullan- mışlardı.
Yeniden Alois'in hayatına dönelim. Alois onüç yaşındayken evini terk etmiş ve Viyana'ya gitmişti. Bir tarihçinin yazdığına göre, "burada bir ayakkabıcının yanında çalışmaya başlamıştı. Beş yıl sonra mesleği öğrenmiş fakat hayatta daha iyi bir yere gelebilmek için sınır muhafızı olmak için başvuruda bulunmuş-
108
PAPA
YanıtlaSil16. BENEDIKT AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYE AYTUNÇ ALTINDAL
Aytunç Altındal "Papa 16. Benedikt, Avrupa Birliği ve Türkiye" kitabında yine bilinmeyenlere ışık tutuyor.
• Benediktin Tarikatı'nın kurucusu Nursia'lı Aziz Benedikt'in yaşamı...
• Benediktinler Tarikatı ve gizli örgütlerle ilişkileri...
• Ortaçağ'da Engizisyon Mahkemeleri tarafından belirlenip yakılan cadılar (!) ve onlara uygulanan akıl almaz işkenceler...
• 15 yaşındaki Benedikt Papası...
• Vatikan'ın yüzyıllardır gizlenen sırları...
• Benedikt adını alan papaların başına gelen birbirinden ilginç olaylar...
• 16. Benedikt'in çocukluğundan günümüze özel yaşamı... Naziler'le işbirliği yapmaya gerçekten mecbur muydu?
16. Benedikt'in Türkiye'ye bakışı...
16. Benedikt'in gizli misyonu nedir? Yeni Papa'nın daha önce hiç yayınlanmamış resimleri ve metinleri...
• 16. Benedikt'i kabul etmeyen Katoliklerin gizli bir papası mı var?
• Benediktin Tarikatı'nın kurucusu Nursia'lı Benedikt'ten en çok etkilenen Müslüman Tarikat Lideri
Bu Kur'an, hoşlanmıyan için gayet zordur. Ona ısınana ise gayet kolay gelir. Hadisime gelince, hoşlanmıyan için gayet zor, tâbi olan içinse gayet kolaydır. Bir kimse benim hadisimi dinler, hemen hıfz eder ve tatbik ederse mahşerde Kur'anla haşrolur. Hadisime ehemmiyet vermiyen ise Kur'anı hor görmüş olur. Kim de Kur'anı hor görürse dünya ve ahirette hüsrana düşer.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Mûsa (r.a.)
Sayfa: 133 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
Siz öyle bir zamanda bulunuyorsunuz ki, fukahası çok, hutebası az, istiyeni az, vereni çok, işte böyle zamanda amel ilimden hayırlıdır. Size öyle bir zaman gelecektir ki, fukahası az, hatibleri çok, istiyeni çok, vereni az. O zamanda ise ilim amelden hayırlıdır.
YanıtlaSilRavi: Hz. Abdullah İbni Said (r.a.)
Sayfa: 135 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
KIYAMET ALAMETLERİ
YanıtlaSilİMAM-I SUYUTİ
YANITLASİL
yuksel21 Temmuz 2024 08:19
KIYAMET GÜNÜ ALLAH'IN HİTABESİ
Ulu Allah buyuruyor ki:
"O gün Allah'ın düşmanları bir araya toplana- rak Cehennem'e sevk edileceklerdir. Cehennem'in kapısına gelince onların kulakları, gözleri ve derileri aleyhlerinde şahitlik ederek dünyada iken yapmış oldukları günahları bir bir sayacaklardır. Onlar derile- rine; "neden aleyhimize şahitlik ettiniz?" diye sorduk- ları zaman derileri onlara şöyle cevap verecektir; "her şeyi konuşturmak gücü elinde olan Allah bizi dile ge- tirdi. Sizi, ilk başta, hiç yokken var eden O'dur, dönü- şünüz de O'nadır." (Fussilet, 21)
"O gün biz kâfirlerin ağızlarını mühürleriz de el- leri ile ayaklarını dile getirerek dünyada iken yapmış oldukları günahlara şahitlik ettiririz." (Yasin, 65)
"Onların dünyada iken yaptıklarının hiç biri o gün Allah'tan saklanamaz. O zaman Allah;
158
YANITLASİL
yuksel21 Temmuz 2024 08:20
Imam-ı Suyuti
"Bu gün kayıtsız şartsız hâkimiyet ve hükümdar- lık kimindir?" diye soracak da (ses verecek hiç bir canlı bulunmadığı için) sorusunun cevabını yine ken- disi verecektir;
"Bugün hakimiyet kahredici, bir Allah'ındır" buyuracaktır. O gün herkes zerrece haksızlığa uğra- maksızın dünyada iken yaptığının karşılığını görecek- tir. Şüphesiz ki, Allah hesaba çekendir." (Mü'min, 17)
Peygamberimiz buyuruyor ki:
Ulu Allah, kıyamet günü gökleri dürerek sağ eli-
ne alır ve buyurur ki;
"Bugün tek hükümdar benim, kendilerini ulu görenler nerede?"
Sonra da yerleri dürerek sol avucuna alır ve yi- ne buyurur ki:
"Bugün yegane hükümdar benim, zorbalar ve kendilerini ulu görenler nerede?" (Müslim)
Peygamberimiz diyor ki:
Kıyamet günü şu konularda sorguya çekilip ce- vap vermek ten âciz kalmadıkça kişinin ayaklan kaya- rak cehennemi boylamaz.
a) Ömrünü nerelerde harcadığından,
b) Amellerini nerelerde işlediğinden,
c) Malını nasıl kazandığından ve nerelerde har- cadığından,
d) Vücudunu nerelerde yıprattığından.
159
203
YanıtlaSilSüra üfürüldüğünde onlar kabirlerinden kalkıp koşarak Rablerine gider- ler. "Eyvah! Bizi kabrimizden kim kaldırdı? Bu, Rahman'ın va dettiğidir. Nebiler gerçekten doğru söylemişler" derler. (Yasin 36/52)
BİR AYET
KABİR: EBEDİYETE AÇILAN KAPI
İslam inancında ölen kişinin gömüldüğü yere kabir veya mezar denir. Bir nut- feden yaratılan ve ölümünün ardından toprağa gömülerek aslında yaratıldığı öze geri döndürülen insan, kabirde Rabbimizin dilediği vakte kadar bekletilecek ve yeniden diriltilecektir. İnancımıza göre ölümle yeniden diriliş arasındaki süreç "kabir hayatı" veya "berzah âlemi" olarak isimlendirilir. İnsanların dünyada iş- ledikleri iyi veya kötü işlerin karşılığının kabirde iken görülmeye başlanacağını ifade eden Peygamberimiz; "Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe veya ce- hennem çukurlarından bir çukurdur." (Tirmizi, Sıfatü'l-kıyame, 26) buyurarak cehennem azabından Allah'a sığınmış ve ümmetine de sığınmalarını tavsiye etmiştir. Ölen kişi kabirde görevli melekler tarafından yaratıcısı, imanı ve amelleriyle ilgili sorgulanır. İman ve salih amel sahipleri bu sorulara doğru cevap verir, kabirleri genişletilir ve cennetle müjdelenir. Kâfirler ise bu sorulara cevap veremezler ve onlara cehenneme gidecekleri bildirilir.
GIZLİ DÜNYA DEVLETİ"NİN GENEL ŞEMASI Dolar Üzerindeki Pramidin 13 Kademesinden Her Birinin Manası
YanıtlaSilLUZIFER: MASON LAHININ GÖZÜ
RT
3 KABBALIST EN ÜST KOMUTA IDARESİ
13'LER MECLİSİ
SANIIEDRIN
EN ÜST YÖNETİM MEXTISI
UCU
33'LER MECLİSİ
300'LER KULÜBÜ
GÖRÜLEN
B'NAI B'RITH BILDERBERG
BÜYÜK KISMI
GİZLİ OLAN
KADEMELER
ARA KOORDINASYON VE YÖNETİM KADEMESI
13 KADEME
BÜYÜK ŞARK LOCASI TEŞKİLATI
FRANSIZ MASON LOCASI
KOMÜNİZM
KOMUNIZM-RUSYA
İNGİLİZ
MASON LOCASI
İSKOÇ LOCASI TEŞKİLATI: 1 - 33°
MASON LOC CASI ALMAN MASON LOO CAS
HALKIN İÇİNE GİREN VE YUKARININ
YORK LOCASI TEŞKİLAT
LIONS DINER
ROTARY
YMCA
HIC GÖRÜNMEYENLER
EAİRLERİNİ
ALT KADEMELER
UYGULAYAN
MAVİ LOCALAR
SACAKLAR
ÖNLÜKSÜZ MASONLAR (İyi İnsanlar)
HALK
INSANLIK
BÜTÜN İNSANLIK
"ROCKEFELLER'İN ÜÇ AYAKLI KOMİSYONU
YanıtlaSilDIŞ İLİŞKİLER KONSEYİ CFR
BİLGİ BANKALARI
Brookings Institบก
Rand Corporallon Hudson Institute
Harvard Uluslararam
Bişidier Merkezi Colombia Uluslararası
Bişkiler Okulu
Georgetown Stratej ve Uluslarara
Araştırmalar Merkezi Worldwatch Institute
MITRE Corporallon Masschusetts Teknoloji
Enste
Aspen Institute Hoover Institute
VAKIFLAR
Rockefeller Vakh
Rockateller Kardeşler Birliği Rockefeller Alle Brigi
Ford Vakh
Camagie Endowment Yirminci Yüzyıl Vakh
Russell Saga Vakh Coca Cola Vakh
Burden Vakfı
MANHATTAN ROCKEFELLER ALT GRUBU
BILDERBERG KONFERANSI
BASIN
New York Times
CBS
Los Angeles Times
Tune Inc Foreign Allairs
Foreign Policy
Chicago Sun-Times
ÜÇLÜ KOMİSYON
SİYASİ PARTİLER VE LOBİLER
Democratic Advisory Counal Common Cause
ICNEP
Committee on the Presnt Danger
United Nations Association Cuncil of the Americas
Committee for Economic Development Conference Board
Council for Public interest Law
Leaque of Women Voters Birleşmiş Milletler Derneği
Tehlikeleri Önleme Komisyonu
CUMHURBAŞKANLIK GENEL SEKRETERLIĞI
GÜVENLİK KONSEYİ
HUKUK KURULUŞLARI
Coudert Bros
Wilmer Culler Pickering Dilworth Kalish Paxton Levy
Simpson Thatcher Bartlett
Cafford Wanke Glass O Melveny and Myers
Hukuk ve Sosyal Siyaset Merkezi
BAŞK YARD. DAİRESİ
TİCARİ BİRLİK BÜROKRASİSİ
AFL-CIO
Amerikan Yol İşçileri Birliği
Otomobil İşçilen Birg
ÖZEL İSTİHBARAT SERVISI
INTERPOL IBM
Coca Cola Field Enterprises
Exxon Corp Bechtel corp
Sears Roebuck Hewlett, Packard
John Deere and Co
Caterpillar Corp
Pan American Airlines
Trans-world Airlines
Xerox
Standard Oil of Califormia
Chase Manhattan Bank Cummins Engine
International Volunteers Service Siyasi Araştırmalar Merkezi
Transnational Institute
HÜKÜMET
SAVUNMA DAİRESİ
HAZINE DAIRESI
Kaynak: C.O.D.E' nin Siyaset Sözlüğünden
DÜNYAYI KİMLER YÖNETİYOR ?
YanıtlaSilJDÜNYA EVLETI * DEVLET
GİZLİ
YanıtlaSilDÜNYA DEVLETİ
DÜNYAYI KİMLER YÖNETİYOR?
Mehmet Çelik
DAĞITIM MİLLİ GAZETE Çayhane Sok. No:1 34020 Topkapı-İSTANBUL
Tel: 567 47 75 (5 Hat) Fax: 567 40 24
İZLİ JDÜNYA DEVLETİ
YanıtlaSilCOEPTIS ANNUIT NOVUS ORDO SECTORIM.
300'e yakım Batılı İlim Adamı'nın yapmış olduğu dünya çapındaki çok geniş ve ciddi araştırma- ları sonucu kaleme aldıkları rapor, makale ve eserlerinden yararlanarak, hazırlamış olduğumuz bu eser, yeryüzünde yaşayan altı milyarı aşkın insanı yakından ilgilendiriyor.
Çünkü bu eser:
• Korkunç bir kabus gibi insanlığı kıskıvrak yakalamakta olan büyük bir tehlikeyi haber veriyor,
• Zulüm ve sömürü düzeni ile insanların kanını emen gizli bir teşkilatı gün yüzüne çıkarıyor.
• Gözlerini madde hırsı bürümüş olan bir avuç insan tarafından kurulan ve ülkeleri tahakkümü al- tına almaya çalışan "Gizli Dünya Devleti'nin" korkunç planlarını ortaya koyuyor.
• Ülkelerin iktisadi, askerî ve siyasî açıdan çöküşlerine sebep olmaktan büyük zevk alan sinsi dü- şünceli insanların; beyinlerini yıkayarak yeryüzüne dağıttıkları ve faaliyetlerini yakın takibe aldık- ları temsilcilerinin isim ve ünvanlarını açıklıyor.
• Dünya hakimiyetini tesis etmeye çalışan bu güçlerin, iğrenç emellerini, gerçekleştirirken şeyta- na bile taş çıkartacak şekilde nasıl planlı ve örgün çalıştığını belgeleriyle açıklıyor.
• Korkunç planlarını uygularken, perde arkasından sahnedeki oyuncuyu yönlendiren süflör misa- li bazı devlet adamlarını ve bürokratları nasıl sevk ve idare ettiğini bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
• ABD'ye borç para verip karşılığında astronomik ölçüde faiz almak suretiyle Amerikan halkını dahi sömüren, süper devletlerin de üstünde yer alan “Gizli Dünya Devleti"nin dünya çapında nasıl örgütlendiğini anlatıyor.
Elinizdeki bu eserin her sayfasını okudukça şaşkınlık ve ürpertiniz kat kat artacak, eserin önemi-
ni daha da yakından kavrayacaksınız. Bu eseri dikkatle okumanızı; sonra da eşinize, çocuklarınıza, torunlarınıza, yakımlarınıza ve çev- renizdeki insanlara mutlaka ama mutlaka okutmanızı tavsiye ediyoruz.
Saygılarımızla
Editör
KIYAMET ALÂMETİ
YanıtlaSilFAKİH anlatıyor:
Muhammed b. Fazıl, Ebülkasım Ömer b. Muhammed, Ebu Bekir Va sıtî, İbrahim b. Yusüf, Muhammed b. Fudayl Dabi, Abdüllah b. Velid, Mek. hul Yolu ile gelen rivayette; Huzeyfe'nin r. a. şöyle anlattığı rivayet edildi:
Ey Allah'ın Resulü, kıyamet ne zaman?. Resulüllah S. A. şöyle buyurdu:
«Bu bapta, sorulan sorandan daha bilgili değildir. Ancak onun şarılan vardır.
Çarşı pazarın tekarübü, yani: Kesadı. Yağmur yağar, bitki bitmez. Faiz yiyenler çoğalır. Zinadan hâsıl olan çocuklar zahir olur. Mal sahiplerine tazim olunur. Mescidlerde fasiklerin sesleri yükselir. Münker ehli, hak ehline üstün çıkar.>
Bana ne emredersin ya Resulellah?.
Deyince, şöyle buyurdu:
>>
**
Ömer b. Muhammed, Ebu Bekir Vasıtî, İbrahim, İsa b. Ebi İsa İsfahanî, yolu ile gelen rivayette; Resulüllah'a S. A. şöyle sorulduğu anlatıldı : Ya Resulellah, kıyamet ne zaman?.
Şöyle buyurdu:
<>
*
**
«Dinini kurtarmaya bak; ya da, evinde serilip kal.»
YanıtlaSil**
*
ve
ir
Ya Resulellah, kıyamet ne zaman?.
Ömer b. Muhammed, Ebu Bekir Vasıtî, İbrahim, İsa b. Ebi İsa İsfahan yolu ile gelen rivayette; Resulüllah'a S. A. şöyle sorulduğu anlatıldı :
Şöyle buyurdu:
meti ondur:
«Bu hususta sorulan, sorandan daha bilgili değil. Ancak, kıyametin ald
1 Zamanın çabuklaşması.
. 2. Facirin açığa çıkması.
3. İnsaflının aciz kalması.
4. Namazın bir yük sayılması.
5. Zekâtın kul borcuna benzetilmesi.
6. Emanetin ganimet malı gibi olması.
7. Kurra'nın mal toplama heveslisi olması.
8
. O zaman çocukların beğlik devridir.
9. Kadınların saltanat devridir.
10. Cariyelerle müşavere edilir.>>>
İKİ BÜYÜK İSLÂM ŞÄHESERİ
YanıtlaSil1000 yıldan beri İslâm âleminde ilgiyle okunagelen son derece değerli, faydalı ve uyarıcı iki temel eseri takdim ediyoruz.
TENBİHÜ'L-GAAFİLİN ve BOSTANÜ'L-'ARİFİN
Tercümelerl
TEK CİLT İÇİNDE İKİ DEV ESER
Türkiye'de ilk defa olarak, ilave veya çıkartma yapılmaksızın arapça asıllarına sadık kalınarak ciddî şekilde tercüme edilmiştir. Birinci eser olan TENBİHÜ'L - GAAFİLÎN kitabı baştaki 704 sahifeyi işgal etmekte; 705'inci sahifeden itibaren yeşil mürekkeple basılı kısımda da BOSTANÜ'L- 'ARİFİN kitabının tercümesi yer almaktadır. Önsöz ve takdim yazılarıyla beraber iki eserin tamamı 1032 sahife tutmaktadır.
NEŞREDEN BEDİR YAYINEVİ
Önsöz: Mehmed Şevket Eygi
Tedkik, Takdim ve Takriz Yazıları:
Ömer Kirazlı - Veli Ertan - Mehmet Emre
Ahmet Serdaroğlu
Kıyamet gününde Allah'ın mahlukatı içinden en çok buğz ettiği kimseler şunlardır: Yalancılar, kibirliler ve din kardeşlerine karşı kalblerinde (gizli) kin besledikleri halde, onlarla buluştuklarında kendilerine (zahiren) iyi muamele yapanlar. Bir de Allah ve Resulüne çağrıldıklarında yavaş davranan, fakat şeytan ve onun emrine çağrıldıklarında ise süratle hareket edenlerdir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Vazin İbni Ata (r.a.)
Sayfa: 8 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
355 1 Davud (a.s.)'ın ve bütün yeryüzü halkının ağlaması, Adem (a.s.)'ın ağlamasına denk değildir. Hz. Süleyman (r.a.)
355 2 Bütün yer gök ehli bir mü'minin kanında ortak olsa, Allah onları Cehenneme atar. Hz. Ebû Said (r.a.)
355 3 Bütün yer gök ehli bir mü'minin kanında ortak olsa, Allah onların hepsini yüzü koyun cehenneme atar. Hz. Ebû Bekre (r.a.)
355 4 Eğer bir huri parmaklarından birini dünyaya gösterse (yer-gök ehli) her can sahibi, onun kokusunu duyardı. Hz. Said İbni Amir (r.a.)
355 5 Ehli Cennet kadınlarından bir kadın yeryüzüne baksa, misk kokusundan yeryüzü dolar ve yüzünün nuru güneş ve aynı ziyasını bastırırdı. Hz. Said İbni Amir (r.a.)
355 6 Cennetten bir tırnağın yükleneceği bir şey dünyaya gelse, mağrib ile meşrik arasındakileri tezyin ederdi. Cennet ehlinden bir kişi bileziklerle beraber gözükse, nuru güneşin ziyasını söndürürdü. Güneşin yıldızları söndürdüğü gibi. Hz. Davud İbni Amir (r.a.)
355 7 Dünyadaki bütün varlıklar ümmetimden birinin elinde olsa, sonra o "Elhamdülillah" dese, bu "elhamdülillah" sözü, bütün onlardan daha kıymetli olurdu. Hz. Enes (r.a.)
355 8 Zakkumdan bir damla dünyaya damlasa, dünya halkının geçimini ifsad ederdi. Ya yemeği ondan olanın hali nasıl olur? Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
355 9 Cehennemden bir kıvılcım arzın ortasına düşse, sıcaklığının şiddeti ve pis kokusu şark ile garbı kapladı. Hz. Enes (r.a.)
355 10 On yüklü deve ağırlığında bir taş Cehennemin ağzından atılsa, "Ğayy u esâm" denilen mevkiye yetmiş senede kavuşmazdı. Denildi ki: "Ğayy u esâm" nedir? Buyurdu ki: "Cehennemde iki kuyudur ki, oraya Cehennem ehlinin cerahatleri birikir. Hz. Ebû Ümâme (r.a.)
355 11 Sizlerden biri bir yere konduğunda "Eûzü bi kelimâtillahit tâmmati min şerri mâ halaka." derse o yerden ayrılıncaya kadar hiç bir şey ona zarar vermez. Hz. Havle (r.a.)
YanıtlaSil
yuksel27 Temmuz 2024 01:38
10 * On yüklü deve ağırlığında bir taş Cehennemin ağzından atılsa, "Gayy-u
esam" denilen mevkie yetmiş senede kavuşmazdı. Denildi ki: "Gayy-u esam nedir?" Buyurdu ki; Cehennemde iki kuyudur ki, oraya Cehennem ehlinin cerahatleri birikir. Hz. Ebu Umanera. (Gayyaya, namazını zayi edenler ve şehvetlerine uyanlar, esama da müşrik, katil ve zalimler
giderler.)
11 ★ Sizlerden biri bir yere konduğunda "Euzü bi kelimatil tammati min şerril ma halaka." derse o yerden ayrılıncaya kadar hiç bir şey ona zarar vermez.
YanıtlaSil
Allah'a sığının: Belanın zorlamasından, şekavetin erişmesinden, kaderin fena olmasından ve düşmanın sevinmesinden.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 255 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
Öyle zaman gelecek ki, dünyada yalnız fitne, bela ve fesad olacak. Böyle bir zamanda sizin ameliniz bir kale gibidir. Üstü güzelse, altı da güzel olur.
YanıtlaSilRavi: Hz. Muaviye (r.a.)
Sayfa: 139 / No: 10
Ramuz El-Ehadis
558
YanıtlaSilKÜTÜB-İ SİTTE
13. C
Sadakanın Mirası..
Varisler Cemaati..
Vela'nın Miras Olması
Asabe'nin Mirası
ÜÇÜNCÜ FASIL: RESULULLAH (S.A.S.) VE GERİDE
BIRAKTIKLARININ MİRASI..
Resulullah (s.a.s.)'ın Geride Bıraktığı Mallar.
FİTNELER, HEVALAR VE İHTİLAFLAR BÖLÜMÜ
Fitne..
İçtimai Kargaşa (Anarşi) Olarak Fitne.
Fesad.
Herc
BİRİNCİ FASIL: FİTNE PATLAK VERİNCE YAPILACAK TAVSİYE
Fitnede Sabır
Fitnecileri Yalnız Bırakmak...
Uzlet; Eve Çekilmek, Dağa Çekilmek.
Öldürmektense Ölmeyi Tercih Etmek, Fitnede Müdafaa-yı
Nefis Meselesi
Dilini Tutmak.
Kalben Kerahet.
Mal ve Evlatca Hiffet.
Silah Edinmemek.
İKİNCİ FASIL: ZAMANLA VUKUA GELECEK FİTNE VE HEVALARDAN ZİKREDİLENLER.
Fitnenin Çeşitleri.
Deccal Fitnesi.
Devlete İsyan.....
İsmi Zikredilen Fitneler
Mehdi Meselesi...
Ebdal Meselesi
Asaib Meselesi
İsmen Zikredilmeyen Fitneler
Fitnenin Vasıfları...
Fitne Yavaş Gelişir
Fitne Bir Kere Çıktı mı Sonu Gelmez
Giren Çıkamaz..
Fitne, Fıkrî Gruplaşmadır.
Yalan Artar.
Gerçeklerin İstismarı...
Herkes Kendi Görüşünü Beğenir.
Cehalet Artar
Şaşkınlık..
Din-Sultan Ayrılığı.
Din Lafta Kalır...
Dinin Tatbikatı Zorlaşır
13. CİLT
YanıtlaSilİrtidat Artar.
Zenginlik Artar
Cimrilik Artar
55
İÇİNDEKİLER
26
20
2
2
2
2
2
2
2
Asiller Öldürülür; Meydan Adilere Kalır.
Fitnede Gençler Rol Oynar.
Katl (öldürme) Vak'aları Artar.
Teşkilatlar Adına öldürme..
Emniyet ve Güven Kalmaz
Ölüm Aranır.
Ganimet (Devlet Malı) Helal Addedilir
Fitnenin Girmediği Ev Kalmaz
ÜÇÜNCÜ FASIL: ASABİYET VE EHVA.
DÖRDÜNCÜ FASIL: FİTNELERİN GELDİGİ CİHET VE FİTNELERİN
ÇIKTIGI KİMSELER
Komünizm Fitnesi.
BEŞİNCİ FASIL: MÜSLÜMANLARIN BİRBİRLERİYLE SAVAŞLARI .....
ALTINCI FASIL: SAHABE VE TABİİN ARASINDA ÇIKAN KAVGA VE İHTİLAFLAR
Hz. Osman'ın Şehid Edilmesi.
Cemel Vak'ası
Hariciler
Din Adına Dinsiz Bir Kavim.
Hakemeyn Hadisesi ve Yezid İbnu Muaviye'ye Biat Vak'ası.
Hakemeyn Hadisesi ve Hariciler.
İbnu'z-Zübeyr Devri
Нассас..
Beni Mervan
Sahabe ve Fitne Hareketleri.
Fitnede Sahabenin Tutumu
Fitne Hadiselerini Sahabeler Çıkarmadı.
Sahabeler Fitneye Katılmadı
Cemel Vak'ası
Fitneye Karışan Sahabeler.
Ashabın Katıldığı Fitneler Üzerine Birkaç Mütâlaa
Sahabelerde Ölçü.
KADER BÖLÜMÜ
Umumi Açıklama
Kader ve Kaza.
BİRİNCİ FASIL: KADERE İMAN.
İKİNCİ FASIL: KADERLE AMEL
ÜÇÜNCÜ FASIL: KADERE RIZA.
DÖRDÜNCÜ FASIL: ÇOCUKLARIN HÜKMÜ
BEŞİNCİ FASIL: KADERİYYE'NİN ZEMMİ.
KANAAT BÖLÜMÜ
KANAATİN MEDHİ VE ONA TEŞVİK.
560
YanıtlaSilKÜTÜB-İ SİTTE
13. C
TOKGÖZLÜLÜK..
AZA RIZA
DİLENCİLİGİN ZEMMİ
İHSANI KABUL ETMEK
KAZA (DAVA) VE HÜKÜM BÖLÜMÜ
Umumi Açıklama
BİRİNCİ FASIL: KAZA'NIN KERAHETİ
İKİNCİ FASIL: ADİL VE ZALİM HAKİM
ÜÇÜNCÜ FASIL: MÜÇTEHİDİN SEVABI
DÖRDÜNCÜ FASIL: RÜŞVET HAKKINDA..
BEŞİNCİ FASIL: KADILIK ADABI..
ALTINCI FASIL: HÜKMÜN KEYFİYETİ.
YEDİNCİ FASIL: DAVALAR VE BEYYİNELER.
SEKİZİNCİ FASIL: ADALET VE ŞEHADET
Ehl-i Kitab'ın Şehadeti
DOKUZUNCU FASIL: HAPİS VE TAKİP.
ONUNCU FASIL: RESULULLAH'IN HÜKME BAGLADIGI DAVALAR...
KATL BÖLÜMÜ
BİRİNCİ FASIL: KATLDEN NEHİY.
İKİNCİ FASIL: KATLİN MÜBAH OLDUGU YERLER.
ÜÇÜNCÜ FASIL: KENDİNİ ÖLDÜRENİN HÜKMÜ
DÖRDÜNCÜ FASIL: ÖLDÜRÜLMESİ CAİZ OLAN VE OLMAYAN
HAYVANLAR.
Köpekler
Karınca
KISAS BÖLÜMÜ
Umumi Açıklama
BİRİNCİ FASIL: AMMDEN KATLETME
Hata ve Ammden Hata
Baba ve Evlat Arasında Kısas.
Cemaate bir Kişi Sebebiyle, Hür'e de Köle Sebebiyle Kısas.
Kafir Sebebiyle Müslümana Kısas.
Deli ve Sarhoşlara Kısas
Akrabaların Cinayeti
Delil Olmadan Zaniyi Öldüren.
Ağır Bir Cisimle Öldürmenin Hükmü.
İlaç ve Zehirle Öldürme
Hayvan, Kuyu ve Maden Sebebiyle Ölme
İKİNCİ FASİL: İNSAN UZUVLARIYLA İLGİLİ KISAS
Diş
Kulak.
Tokat.
ÜÇÜNCÜ FASIL: KISASIN YERİNE GETİRİLMESİ.
DÖRDÜNCÜ FASIL: AFFETME HAKKINDA..
İÇİNDEKİLER..
Allah'a "Cübbül Hüzün" (Hüzün kuyusu) den istiaze edin. Dediler ki: "Cübbül Hüzün nedir Ya Resulallah?" Buyurdu ki, Cehennemde bir vadidir ki, Cehennem, her gün dört yüz defa ondan Allah'a sığınır. Oraya en çok, amellerle mürailik yapan, alimler girer. Muhakkak ki alimlerin Allaha en sevimsiz olanı, Emirleri ziyaret edenleridir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 254 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
sistemini getiren yeni
YanıtlaSilSeçim Kanunu kabul edildi.
1980-12 Mart dönemi başbakanı Nihat Erim, İstanbul'da öldürüldü.
19
CUMA FRIDAY
TEMMUZ
JULY
Allah'ın kudreti her şeye galiptir ve her işi hikmet
iledir.
Bakara Suresi: 228
BİR HADİS
Üç kişi bir araya geldiklerinde birisi imam olsun. İmamlığa en lâyık olanları Kur'ân'ı en iyi
okuyandır.
Müslim, Mesacid: 289-291
Mü'minler ibâdetlerinde, duâlarında birbirine dayanarak cemaatle kıldıkları namaz ve sâir ibâdetlerinde büyük bir sır vardır ki; herbir fert, ibâdetinden kazandığından fazla bir sevap, cemaatten kazanıyor. Mesnevî-i Nuriye
HİCRỈ: 13 MUHARREM 1446 - RUMI: 6 TEMMUZ 1440
HIZIR: 75 - GÜN:
201 KALAN: 165 - GÜN. KIS.: 2 DK
dikkat çekici boyutlara ulaşmıştı. Yerli ve yabancı medya kuruluşları, 2011 yılından itibaren İktidar partisinin gösteri, ifade, basın ve internet kullanımıyla ilgili üngürlükleri kısıtladığını vurgulayarak Erdoğan'ın bir 'gizli gündemi olduğunu iddia ediyordu.
YanıtlaSilSIRLI ZERRE!
YanıtlaSilDR. BETÜL NEFİSE İNAL Betulnelise @hotmail.com
ezaman ve kaç kez tum ben? Nereden ve yolculuğum nereye?
Zihnimdeki sualler, beni asırlar Öncesine taşımış, henüz zaman he sabını yapamadığın bir devre go türmüştü. lik insana kodlanımy bir mayaydım, vakti gelince ortaya çık mak üzere sulanan bir zerre... Pe ki, oraya ne zaman sefer etmiştim? Hangi zerrelerin içinden nasıl seçil miştim? Nesiller öncesinde ciddi bir karar ile başlayan måceramın şim diki seyri nereye olacaktı?
KIYMETLİ EMANET
Bir zamanlar melekler, toprağımı almak üzere yeryüzüne Inmişlerdi. O kadar kıymetliydim ki, benden mil yarlarca sene önce var edilen atom
doğmuşlarımın emanet edildiği toprak par geliyorun çauna, ilk önce melek eli değmişti.
Kim bilir kaç asır sonra ayak ba sacağım diyarlardan götürülmüş tü bedenimin mikro-parçaları, yüce ferman ile.. Yeryüzünün canı alım mıştı melekü'l-mevt ile, benim ca nima can olması için
Ağlamıştı yeryüzü, kendinden ko pan için nehir nehir.. Belki hasre tin yakıcılığınaydı gözyaşları; belki de canının yanmasınaydı. Öyle ya, gözyaşı olmadan can parçası olunur muydu hiç? Acaba arzın bir parça sı ölünce mi doğmuştum ben ille
Daha hayat bulmadan mevt (ölüm) ile karşılaşmam da neyin nesi idi? Yoksa ölmeden dirilmem mümkün değil miydi? Hayatımdan önce takdir edilen memâtım (ölü
müm); verilen nefesin kıymetini bij
mek, ömür nimetine ölüm ile a ayar vermek, "ahsenti amelä: amellerin en güzell" için gayret etmek mak sadına binäen miydi?
Toprakla başlayan maceram, nice zaman sonra çamurla buluşmuştu. Sıraya başkaca menziller de konmuş tu: Toprak, su, hava, ateş Çeşitli merhalelerden geçirilen bedenim hangi sırlarla dolmuştu?
Kupkuru bir topraktan gelişim,
üzerime yağan yağmurlarla çamur oluşum ve hamurumun bilmediğim zamanlarda sımsıkı yoğruluşu, bana hangi dersi vermeliydi? Varlık derya- sında kibre dalmamam, benlik ayna sında caka satmamam için mi ayak altında çiğnenen ve hiç ses etmeyen bir maddeyle mazim birleştirilmiş- ti? Atılmış bir damla sudan yaratı lışımı, hiçliğimi asla unutmamam için mi zähiren hor görülen bir mad-
deden başlatılmıştı, beden kalıbım?
Topraktan çamura konmuş, ora dan havaya salınmış ve ateşte pişi rilmiştim! Bir yandan ihtimamla hu- susi safhalardan geçirilmiştim, öte yandan meşakkatli devirlerde uzun uzun bekletilmiştim! Hangi mekte bin talebeliği için özel dersler veri lerek eğitilmiştim?
(Devam Edecek..)
Dipnot: 1) Bkz. el-Mülk, 2. Bu süre
nin ilgili åyet-i kerimelerinin meäli şöyle
dir: "Mutlak hükümranlık elinde olan
Allah, yüceler yücesidir ve O'nun her
şeye gücü yeter. O ki, hanginizin daha
güzel davranacağını sınamak için ölü
mü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak gá
liptir, çok bağışlayıcıdır." (el-Mülk, 1-2
Ahir zamanda ümmetim üzerine şiddetli bir bela zuhur eder. Bundan ancak iki sınıf kurulur: Biri Allah'ın dinini tanır ve onun için lisan ve kalbi ile mücadele eder. İkinci ise dinini anlamış, dinlemiş ve tasdik etmiştir. (Yani cahil kalanlar bu belada tehlikededir)
YanıtlaSilRavi: Hz. Ömer (r.a.)
Sayfa: 141 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
1. Cahil en büyük kötülüğü kendine yapar. 2. Akıllı düşman dan değil, cahil dosttan kork.
YanıtlaSil3. Akılları pazara çıkarmışlar, cahil yine kendi aklını almış.
4. Akıllı insan tez ihtiyarlar (çok düşündüğünden)
5. Akıllı söylemeden düşünür, akılsız düşünmeden söyler 6. Aklını eşeğe verme, çeker arpa tarlasına
7. Aklınla gör, kalbinle işit.
8. Cahil inatçı olur, merkep gibi, inadından yorulmaz.
9. Cahilin iddiası, alimi kocatır.
10. Cahil olduğunu bilen, cahilliğini bırakmaya çalışır.
11. Cahil kalmamak için alimi görmek gerekir.
12. Cahil sana saray verse alma, başına yıkar.
13. Cahile "en büyük alim kim" demişler, "tabiki benim" demiş.
14. Kın, kıskançlık, cahilde yuva yapar.
15. Cahile cahilliğini göster, kendin kör ol.
a
1
Ocak 1987/R.Ahir-C.Evvel 1407/Mektup 7
Allah huzurunda Devlet başkanı ile herhangi bir vatandaş arasında hukuki bakımdan hiçbir fark yoktur. Dolayısıyla vatandaşlar aç du- rurken, ya da birçok ihtiyaçları varken. Devlet başkanına köşkler yap- tırmak, milyarlar harcamak, içki alemleri hazırlamak dalkavuklara para ve makam dağıtmak, onun geçeceği yolları süsleyip püslemek sırf kendi rejimlerine itaat ediyorlar diye layık olmayanları işbaşına ge- tirmek, Devlet Başkanı'nı eleştirenlerin işine son verip işkence yap- tırmak. Çünkü Emevi Sultanı halifeleri bütün bunları yapıyorlardı. Bu gibi fiiller gayr-ı İslami, tağuti fiilerdir.
YanıtlaSilÖMER B.ABDÜLAZİZ
Ocak 1987/R.Ahir-C. Evvel 1407/Mektup 23
Vasiyeti terkeylemek; dünyada ayıp, ahirette de ateş ve lekedir.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 250 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel6 Ağustos 2024 00:02
Dünyayı terketmek, sabırdan daha acıdır. Fi sebilillah kılıç vurmaktan da şiddetlidir. Bir adam bunu yaparsa, Allah ona şehid sevabı verir. Dünyayı terketmek; az yemek ve doymayı azaltmak ve insanların senasından hoşlanmamaktır. Zira kim insanların övmesinden hoşlanırsa, dünyayı ve nimetlerini sevmiş olur. Kimin de Cennetin ebedi nimetleri hoşuna giderse, dünyayı ve insanların kendini övmesinden hoşlanmayı terketsin.
Ravi: Hz. İbni Mes'ud (r.a.)
Sayfa: 250 / No: 9
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel6 Ağustos 2024 00:03
Size, tutunduğunuz vakit, asla dalalete düşmeyeceğiniz şeyi bıraktım: Allahın kitabı Kur'an ve Ehli Beytim.
Ravi: Hz. Câbir (r.a.)
Sayfa: 250 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel6 Ağustos 2024 00:06
Bu iş (din), gece ve gündüzün ulaştığı yerlerde mertebesini bulacak. Allah (z.c.hz.) ne bir kerpiç ev, ne de keçe bir çadır bırakmayacak, bu dini içerisine sokacak. Bununla azizi aziz, zelili zelil edecek. Allah'ın kendisi ile aziz edeceği izzet islamdır. Kendisi ile zelil edeceği zül de küfürdür.
Ravi: Hz. Temim ed Dari (r.a.)
Sayfa: 361 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel6 Ağustos 2024 00:07
Cennete girmeden evvel ihvanıma havzda kevser şarabı sunduğumu bir görseydim. Dediler ki: "Ya Resulallah biz senin ihvanın değil miyiz?" Buyurdu ki: "Hayır, siz Benim ashabımsınız. Benim ihvanım, Beni görmeden iman edenlerdir. Ben Rabbimin gözümü, sizinle ve Beni görmediği halde Bana inananlarla ruşen etmesini diledim.
Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 361 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel6 Ağustos 2024 00:08
İman temenni ile değil, tahalli (kılık-kıyafetle) de değildir. İman kalbte takdis edilen bir sırdır ki, onu ef'al ve hareket tasdik eder. İlim de iki türlüdür. Lisan ilmi, kalb ilmi. Faydalı olan kalb ilmidir. Lisan ilmi ise Allah (z.c.hz)'nin insan aleyhindeki hüccetidir. (ikincisi ise amelidir.)
Ravi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 361 / No: 10
Ramuz El-Ehadis
Devlet İdaresi 609
YanıtlaSilansızın, oldu-bittiye getirildi, diyor diye nakletmiş. Bunun üzerine Hz. Ömer:
-Allah'ın izni ile akşamleyin, herkesin içinde bunların hakkını yi- yen bu cemaate hesap soracağım. dedi. Ben ise,
Ey mü'minlerin emiri! Bundan vazgeç. Çünkü bu mevsimde bu- raya her türlü insan gelir, kavga gürültü çıkabilir. Sen kalkıp konuşur- ken üzerine yürüyenler olur. Onları kızdıracak bir söz söylemenden kor- kuyorum. Onlar, senin sözlerini anlayıp değerlendirebilecek durumda de- ğildirler. Fakat, Resûlüllah'ın şehri ve hicret yurdumuz olan Medine'ye varalım. Ulemâ ve eşraf ile başbaşa kalarak rahatlıkla istediğini konuşa- bilirsin. Hem sözlerine itibar edilir, hem de dediğin anlaşılır.» dedim. Bunun üzerine Hz. Ömer:
-Sağ salim, Medine'ye varırsam, ilk toplantıda bunları anlataca- ğım. dedi. Zilhicce ayının sonlarına doğru, bir cuma günü Medine'ye ha- reket ettik. Ben gece gündüz, soğuk sıcak demeden yoluma devam ettim. Medine'ye vardım. Benden önce gelen, Mescidde Minberin sağ direğinin dibinde oturan Said b. Zeyd'i buldum. Onunla diz dize gelecek şekilde oturdum. Hz. Ömer'den önce gelmiştim. Zeyd'e:
<-Hz. Ömer, bu akşam, bu minberde, şimdiye kadar kimsenin söy- lemediği sözler söyliyecek. dedim. Said buna inanmıyarak :
- Kimsenin söylemediği sözler söyliyeceğini sanmıyorum. diye karşılık verdi. Biraz sonra Hz. Ömer gelerek Minbere oturdu. Müezzin ezanı bitirince, ayağa kalktı. Allah'a hamd ve sena ettikten sonra: - Ey insanlar, bundan sonra fazla yaşayıp, yaşamıyacağımı bilmi-
yorum. Size hatırınızdan çıkmaması gereken bazı şeyler söyliyeceğim. Bu sözlerin mânasını kavrayanlar, bunları hatırlarında tutanlar her gittikle- ri yerde söylesinler, anlatsınlar. Bunları hatırlarında tutamıyanların be- nim adıma bazı şeyler uydurarak anlatmalarına müsaade etmiyorum. Allah, Muhammed (s.a.v) i hak, din ile göndermiştir. Ona kitab indirmiş- tir. Allah'ın indirdiği şeyler arasında recm" âyeti vardı. Bu âyeti okuduk, ezberledik ve üzerinde düşündük. Resûlüllah suçluları recm etti. Ondan sonra biz de recmettik. Zamanla, bazılarının, biz Kur'an'da recm âyetini bulamıyoruz, diyerek, Allah'ın indirdiği emri terkedip, dalâlete düşmele- rinden korkuyorum. Evli bir kadın veya erkeğin zina etmesi hâlinde, delil ikâme edilir, veya zinadan mütevellit kadının çocuğa kaldığı tesbit edilir, yahut zina edenlerin itirafı halinde, zina edenlere Kur'andaki recm âye- tinin tatbiki farzdır. Ve yine biz, Kur'an da: Öz babalarınızın dışında- kileri baba kabul etmeyin. Başkalarını baba kabul etmekle kendinizi
Reem: Zina suçu işleyen evli erkek ve kadına, verilen cezadır. Suçlu beline ka- dar toprağa gömüldükten sonra, herkes tarafından taşlanarak öldürülür.
F: 39
YanıtlaSil
yuksel6 Ağustos 2024 00:21
610 Müslümanlık
Inkår etmiş olursunuz." âyetini okuyorduk.
bu ayet mensuhtur
Cüz: 7 Sure: 6
YanıtlaSilRUHU'L-FURKAN
En'am Suresi
Ayet: 106
YanıtlaSil
yuksel6 Ağustos 2024 00:39
Zaten zaman ve zemine göre, mensuh olan bir ayetin hükmü yeniden geçerlilik kazanabilir.
YanıtlaSil
yuksel6 Ağustos 2024 00:40
RÛHU'L - FURKĀN TEFSİRİ
Hazrat-ü Mevlânâ eş-Şeyh Mahmud en-Nakşibendî el-Müceddidî el-Hâlidî el-Ûfî (Kuddise Sirruhû)
Ahıska
yayınevi
cilt. 11.
sy.111.
YALANCILARIN ZUHURU
YanıtlaSilـ5031 ـ1ـ عن أبي هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: َ تَقُومُ السَّاعَةُ حَتّى يَنْبَعِثَ دَجَّالُونَ كَذَّابُونَ قِريباً مِنْ ثََثِينَ، كُلُّهُمْ يَزْعَمُ أنَّهُ رَسُولُ اللّهِ[. أخرجه أبو داود والترمذي .
1. (5031)- Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Otuz kadar yalancı deccaller çıkmadıkça kıyamet kopmaz. Bunlardan her biri Allah'ın elçisi olduğunu zanneder." [Tirmizî, Fiten 43, (2219); Ebu Davud, Melahim 16 (4333, 4334, 4335).][60]
AÇIKLAMA:
1- Daha önce de açıkladığımız üzere دَجْلِ kelimesi Arapçada "telbis (=giydirme, örtme) manasına gelir. Kizb yani yalan manasına da kullanılır. Çünkü, kizb de gerçeğin örtülmesidir. Deccal bu durumda yalancı demektir. Peygamber olmadığı halde peygamberliğini iddia eden manasında. Bu manada, sapık mezheplerin kurucuları birer Deccal olmaktadır.
2- Yalancı deccallerin çıkacağını haber veren hadisler farklı vecihlerde gelmiştir. Bunların herbirinde, mevzuyu açıklayıcı bazı ziyade unsurlara rastlanmaktadır.
* Ahmed İbnu Hanbel'de Huzeyfe'den gelen bir rivayette, bu yalancıların 24 adet olacağı, bunlardan 4 tanesinin kadın olacağı, herbirinin kendisini resulullah zannedeceği belirtilmiştir.
* Yine Ahmed’de gelen bir rivayette: “...Ben peygamberlerin sonuncusuyum, benden sonra peygamber yoktur” ibaresi mevcuttur.
“ Ahmed’in bir diğer ziyadesi, bu yalancılardan sonuncusunun a’ver yani “bir gözü kör” olacağını belirtir.
* Taberâni'nin bir rivayetine göre yalancıların sayısı 70'dir.
İbnu Hacer de ki: "Muhtemeldir ki, onlardan peygamberlik iddia edenler 30 veya otuz civarındadır. Bu miktardan fazlası, sadece yalancıdır, batıla davette bulunur, fakat peygamberlik iddia etmez." Buna örnek olarak Gulat-ı Rafizâ, Batıniyye, Ehl-i Vahdet, Hululiyye gibi ayet ve hadiste açık seçik beyan edilmeyen, aksine hadisin sarahatine muhalif olan meselelere inanmaya çağrıda bulunan dalalet fırkaları örnek gösterilmiştir.
Bu hususun doğruluğunu, Ahmed İbnu Hanbel'in kaydettiği bir rivayet te'yid eder. Mezkur rivayette, Hz. Ali, peygamberlik iddia etmemekle beraber Rafizîlikte ifrata kaçan Abdullah İbnu'l-Kevva'a: "Muhakkak ki sen Resulullah'ın haber verdiği yalancılardansın" demiştir.
Son devir müellifleri, İslam âleminin her tarafında Batılıların tahribiyle çıkmış olan din kisvesi altındaki Batıcı cereyanların liderlerini de Resulullah'ın haber verdiği bu deccaller (decâcile) zümresinden saymışlardır: Kadıyanilik, Bahailik vs. gibi. Bunlarda, ayete ve sünnete ters düşen iddialar mevcuttur. [61]
YALANCILARIN ZUHURU
YanıtlaSilـ5031 ـ1ـ عن أبي هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: َ تَقُومُ السَّاعَةُ حَتّى يَنْبَعِثَ دَجَّالُونَ كَذَّابُونَ قِريباً مِنْ ثََثِينَ، كُلُّهُمْ يَزْعَمُ أنَّهُ رَسُولُ اللّهِ[. أخرجه أبو داود والترمذي .
1. (5031)- Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Otuz kadar yalancı deccaller çıkmadıkça kıyamet kopmaz. Bunlardan her biri Allah'ın elçisi olduğunu zanneder." [Tirmizî, Fiten 43, (2219); Ebu Davud, Melahim 16 (4333, 4334, 4335).][60]
AÇIKLAMA:
1- Daha önce de açıkladığımız üzere دَجْلِ kelimesi Arapçada "telbis (=giydirme, örtme) manasına gelir. Kizb yani yalan manasına da kullanılır. Çünkü, kizb de gerçeğin örtülmesidir. Deccal bu durumda yalancı demektir. Peygamber olmadığı halde peygamberliğini iddia eden manasında. Bu manada, sapık mezheplerin kurucuları birer Deccal olmaktadır.
2- Yalancı deccallerin çıkacağını haber veren hadisler farklı vecihlerde gelmiştir. Bunların herbirinde, mevzuyu açıklayıcı bazı ziyade unsurlara rastlanmaktadır.
* Ahmed İbnu Hanbel'de Huzeyfe'den gelen bir rivayette, bu yalancıların 24 adet olacağı, bunlardan 4 tanesinin kadın olacağı, herbirinin kendisini resulullah zannedeceği belirtilmiştir.
* Yine Ahmed’de gelen bir rivayette: “...Ben peygamberlerin sonuncusuyum, benden sonra peygamber yoktur” ibaresi mevcuttur.
“ Ahmed’in bir diğer ziyadesi, bu yalancılardan sonuncusunun a’ver yani “bir gözü kör” olacağını belirtir.
* Taberâni'nin bir rivayetine göre yalancıların sayısı 70'dir.
İbnu Hacer de ki: "Muhtemeldir ki, onlardan peygamberlik iddia edenler 30 veya otuz civarındadır. Bu miktardan fazlası, sadece yalancıdır, batıla davette bulunur, fakat peygamberlik iddia etmez." Buna örnek olarak Gulat-ı Rafizâ, Batıniyye, Ehl-i Vahdet, Hululiyye gibi ayet ve hadiste açık seçik beyan edilmeyen, aksine hadisin sarahatine muhalif olan meselelere inanmaya çağrıda bulunan dalalet fırkaları örnek gösterilmiştir.
Bu hususun doğruluğunu, Ahmed İbnu Hanbel'in kaydettiği bir rivayet te'yid eder. Mezkur rivayette, Hz. Ali, peygamberlik iddia etmemekle beraber Rafizîlikte ifrata kaçan Abdullah İbnu'l-Kevva'a: "Muhakkak ki sen Resulullah'ın haber verdiği yalancılardansın" demiştir.
Son devir müellifleri, İslam âleminin her tarafında Batılıların tahribiyle çıkmış olan din kisvesi altındaki Batıcı cereyanların liderlerini de Resulullah'ın haber verdiği bu deccaller (decâcile) zümresinden saymışlardır: Kadıyanilik, Bahailik vs. gibi. Bunlarda, ayete ve sünnete ters düşen iddialar mevcuttur. [61]
Hangi kesim ya da kişilerin ekseninde oluşabilir bu ya- pi?
YanıtlaSilHerkesin ekseninde! Ordu, MİT, Emniyet, üniversiteler, dü- şünce kuruluşları, aydınlar, ilgili bürokrat ve teknotratlar hatta sıradan ama vasıflı vatandaşlar. Son derece iyi seçilmiş, rastge- le kimsenin alınmadığı, bilgi, öngörü ve akıl sahibi, sadece ül- kesi için çalışmayı şiar edinmiş herkesten oluşabilir. Bir tür "koordinatör" gibi, bir tür "derin beyin" gibi çalışmalıdır. Varo- lan bütün kurumsal kimliklerin üzerinde olmalıdır. Yoksa hep "16 Türk devleti kurmuş olmakla" övünülür ama korkarım bu gidişle eldekini de kaybedebiliriz...
YanıtlaSil
yuksel11 Ağustos 2024 09:46
DERİN DEVLET
Devletin Gizli İradeleri
ATİLLA AKAR
Röportaj: Murat Kaplan
BEYAZ
YanıtlaSil
yuksel11 Ağustos 2024 09:48
siyah beyaz
sy. 204.
Meşveret, doğru bir rehberdir, her işte meşveret gerektir Mesveretsiz iş yapanın işinin sonu çoğunlukla yanlıştırı
YanıtlaSil(ehil adamla meşveret gerekir)
Dostunu görmek istersen oğul, darda gör,zorda gör,kavgada gör, hele bir de menfaatine dokunda gör.
YanıtlaSilŞeyh Edebali
"O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar! Allah'a arınmış bir kalp ile gelen başka."
YanıtlaSil(Şuara, 26/88-89.)
Millet cerbeze ile iğfal olunsa da, bu devam etmez. (D.H.Ö.) 51;
YanıtlaSiligfal... aldatma, kandırma, yanıltma.
Allah (z.c.hz)'leri Beni hidayet ve alemlere Rahmet olarak gönderdi. Ve Beni; çalgıları, eğlenceleri, cahiliyet işlerini ve putları mahvetmek için gönderdi. Rabbim, izzeti üzerine yemin etti ki, kullarından bir kul dünyada içki içerse, ona kıyamet gününde muhakkak (Cennet) şarabını haram kılacak, kullarından bir kul da içkiyi terkederse Allah da ona muhakkak (Hazire-i Kudsünde) kendi yüce makamı yanında, Cennet şarabından içirecektir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 245 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
Okuma Parçası 8: Echelon
YanıtlaSilBektronik istihbarat dünyasının en gizli ve en çok konuşulan sistemi Echelon midir. Echelon, sinyal ve görüntü istihbaratı yapan elektronik istihbarat ağının Amerika, İngiltere, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda arasında kurulmuş sistemdir. Beş büyük ülkenin güvenlik ve istihbarat birimleri olan ABD Ulusal venlik Ajansı (NSA), İngiltere Hükümet Haberleşme Merkezi (GCHQ), Kanada Derleşme Güvenlik Kurulu (CSE), Avustralya Savunma Haber Direktörlüğü (DSD) Yeni Zelanda Devlet İletişim Güvenlik Bürosu (GCSB) tarafından uygulamaya so- muştur. Her türlü iletişimi deşifre etmek, kontrol etmek ve dinlemek için kulla- maktadır. Sistem, dünya çerçevesinde beş ana stratejik uydu kullanılmaktadır. huyduların her birinin yeryüzü üzerinde bir ana üssü yani istasyonu bulunmak- Bu istasyonlar, İngiltere'nin kuzeyindeki Menwith Hill, Endonezya uydularını eyen Avustralya'nın güneyindeki Shoal Körfezi, Latin Amerika uydularıyla pas-
yet, ABD, Kıbrıs'tan İsrail ve Türkiye'yi İzlemiş, (30 Ocak 2016).
www.milliyet.com.tr/abd-kibris-tan-israil-ve/dunya/detay/2186576/default.htm
zerinden-turkiyeye-buyuk-tuzak, U36R8ohokEe2PrscmcAJSQ?_ref=infinite
TEMEL İSTİHBARAT
YanıtlaSillaşan Kanada Başkenti Ottowa'nın güneyindeki Leitrim. Almanya'daki Bad Aibling ve Japonya'nın güneyinde Misawa istasyonlarıdır. Ayrıca sistem 100'ün üzerinde irili ufaklı uyduyu da kullanmakta ve yönlendir mektedir. Küçük uydular sistem tarafından kullanılmakta ama asıl işlevi yüklenen beş ana uydudur. Bu uydular eliyle sistemin dinlemediği, görmediği, İzleyemediği pek bir şey kalmamaktadır. İletişim imkânlarının neredeyse tamamını tarayabil. mekte ve kontrol altında tutabilmektedir. Telefon, cep telefonu, e-mail'ler, faks, te- le-faks, bilgisayar ve hatta okyanusun altından geçen iletişim hatlarının tamamı iz lenebilmektedir. Echelon'un merkezi ABD'de Fort Mead'dadır. Sekiz "ana üssü" yanı dinleme merkezi mevcuttur. Bunlardan iki tanesi ABD'de, iki tanesi İngiltere'de, iki tanesi Avustralya'dadır. Kanada ve Yeni Zelanda'da da birer tane mevcuttur. BBC'de yayınlanan bir programa göre, NATO ülkelerinin çoğunun bu sistemde ortak katkı- ları vardır. Bu basit alış-veriş zorunluluğu günümüzde tam 50 değişik ülkede yakla şık 175 merkez anlamına gelmektedir. Bu merkezlerin çoğu Amerikalılar çoğunlukla ABD'li askerler, tarafından işletilmektedir. Türkiye'nin de bu sisteme dâhil olduğu ve bulunduğu coğrafi ve stratejik konuma uygun olarak; Ağrı, Antalya, Diyarbakır, Edirne, Adana, İstanbul, İzmir, Kars ve Sinop'ta 9 üs bulundurduğu id- dia edilmektedir
1998 yılı rakamlarına göre Echelon dakikada 2 milyon, günde ise 3 milyar tele- fon görüşmesini izleyebilir veya dinleyebilir. Üstelik bu rakamlar yalnız 1998 yılını ihtiva etmektedir. Bununla beraber. Mercury uydusu ile deniz altı gemi iletişimini bile dinleyebilen bir teknolojisi olan Echelon'un 11 Eylül'de New York'ta susturul- muş olduğu ve muhtemelen bunun ABD istihbaratına sızmış, dünyanın ikinci büyük istihbarat servisinin bir uygulaması olduğu iddia edilmektedir. Echelon, muazzam bir istihbarat akışı sağlayan bir teknoloji kullanmaktadır. Sistemin ana kullanıcısı olan NSA'nın her 12 saatte elde ettiği istihbarat miktarı, ABD Kongresi'nin kitaplı ğına eşittir. Echelon, ortak devletlerin yönlendirdiği ve onların kontrollerinin di şındaki haberleşmeleri izlemektedir. Echelon, istihbarat ve ekonomik casusluk sa- vaşının da ana unsuru olmuştur. Uyuşturucu kaçakçılığı, terörist hareketler, para aklama, sanayi ve ekonomi bilgileri, politik terimler, kişisel notlardan elde edilen kelimeler Echelon'un büyük beynine kaydedilmektedir.
Echelon çerçevesinde INTELSAT (Uluslararası Telekomünikasyon Uyduları) sıkı bir denetime tutulmaktadır. Bu denetleme ABD'de Washington DC-Sugar Grove, Bri tanya'da Cornwal-Morwenstow, Türkiye'de Adana-Pirinçlik, Batı Avustralya'da Geroldton, Yeni Zelanda'da Wathopai ve Japonya'da Yakima'da bulunan istasyonla rın oluşturduğu bir ağ tarafından sağlanmaktadır552, Echelon, anahtar kelimelerin geçtiği, geçebileceği her iletişimi izlemeye ve taramaya başlamaktadır. Sistem, yal
Nedret Ersanel, Siber İstihbarat: Sanal Enm Coşkun, Küresel Gözaltı Elektronik Gizli Dinleme ve Görüntüleme, Ümit Yayıncılık, (Ankara
2000), 98
200
ve Dijital Casusluğun Anatomisi, Hayy Kitap, (Ankara, 2003), Halid Özkul, Gizli Ordular-CIA, Sorun Yayınları, (Istanbul, 2001), 38.
PROF.DR. SAİT YILMAZ
YanıtlaSilmaca haberleşmeleri izlemek için değil, onunla birlikte nakledilen verileri de cirmek için KURATORY. Echelon şebekesinin a dağıtırlar. ORATORY adı verilen bir bilgisayar programı, otomatik olarak sajlar ile sözlükteki sözcükler arasında bağlantı kurmaya olanak sağlamaktadı Uydu-bilgisayar ortak çalışmasının sonucu olarak tarama işlemlerinde önced belirlenen kelimelerden herhangi birine rastladığı anda sistem kayıt etmeye baş Bakta bir yandan konuşmanın yapıldığı çıkış noktasını tespit etmeye çalışmakta bazasına almaktadır. Bu işlemi uydu teknolojisinden yararlanarak yaptığı içi Masik dinleme ve yer bulma metotlarından farklı olarak çok kısa bir süre içind macı gerçekleştirmektedir. Echelon, dünyanın çevresindeki tüm uydulardan kendi uydularının üzerinden edindiği tüm bilgileri toplamakta ve ana üslere gelen bu bilgi yığınları özel olarak üretilen dijital disklerde depolanmaktadır. Disklerd depolanan bilgiler aranan ve hedeflenen istihbarat için oluşturulmuş özel bölünm lerdeki birimlere ilk kaba tasnif için gönderilmektedir. Bu aşamadan sonra yeni bi ayıklama ile işe yarar bilgiler bir üst masaya, önem sırasına ve gizlilik derecesin pire ve kodlanarak gönderilmektedir. Analiz safhasında, yorum ve öneriierin belir
lenmesinden sonra bilgi kullanıcıya iletilmektedir.
Dinleme ve takibe alınan konuşmalarda şu kelimeler ile ilgili konuşmalar oto
matik kayda geçmektedir; ETA, IRA, PKK, enformasyon, terörizm, gerilla, patiama bilgisayar, nükleer silahlar, patlayıcılar, silahlar, suikastlar, uzi, teflon mermiller, ma- ymlar, uranyum, napalm, nükleer, el bombası, gizli servis, terör, özgürlük, internet glivenliği, güvenli internet bağlantıları, 003, audiotel, kimlik, endüstriyel casusluk, Siemens, Shell, ELF, 2600 dergisi, Time, hilal, cihad, müezzin, KLM, elektronik banks hesapları, market, visa, külçe altın, intemet, underground, password, NATO, NASA FBI, Beyaz Saray, IMF, MIT, JITEM, seks, Monica, fetis, klon, Armani, Yasemin, miser pl agi. Ninja, top Secret, GSM, AT&T (Amerikan telefon şirketi), yasa, Zen, Marx. Falkayama, George Soros, pikrik asit, gümüş, kömür, sülfür, nitroselüloz, kokain. NSA, Echelon'un da ciddi teknik sorunları mi her zaman
olduğunu açıklamıştır. İnternet ilet istenildiği kadar kolay bir biçimde yakalanamamaktadır. Fiber tik iletimler (çok büyük hacimli sayısal veriyi ışık sinyalleriyle iletme) çok dahe byk zorluklar çıkarmaktadır. Rastgele yakalanmış iletişimin anlamı bir biçimde i ve çözü cıkarsakta çok böyük bir iş olduğu görülmektedir. Ancaklar Microsystems'in stresinin çok b Whitfield Diffe, NSA'nın yukarıdaki sorunlar ile şifreleme uzmanı akarlarına hizmet eden bir aldatmandieri ipin söylemektedir, Ajansın bizi inandırmak istediği şey, internetin kandid mektedir. "Ajansın bizi india olduğu ve istedikleri şeyi bulunan Redeflerinin
or olmadığı anlamına gelmez: ama bu korkunç istihbaratçıların söyledilerin onların sorunları olduğuna inanması NSA'nın işine gelir. Bu, onların so ya karşılamak gerekirssa".
Bum Haydut Devlet, Yeni Hayat Küphanesi, 2 Bakhtanbul 2908240
TEMEL İSTİHBARAT
YanıtlaSilTOPLAMA-ANALİZ VE OPERASYONLAR
L
PROF. DR. SAİT YILMAZ
Modern dünyanın çelişkisi, algılarımızı yöneten arka plan içinden gerçekleri nasıl yorumladığımızdır. Uluslararası ilişkiler, TV'de ya da diğer medya unsurla- rında resimlerini gördüğünüz gülümseyen lider yüzlerinin el sıkışmasıyla değil, geri planda devam eden istihbarat savaşları ile şekillenmektedir. Ülkeler arasında uzun bir süredir devam edegelen örtülü operasyonlar, propaganda ve psikolojik savaş yöntemlerinin vardıkları safha, bu liderlerin yaptıkları pazarlıklar, zorlayıcı
ve gizli diplomasi tekniklerine temel teşkil eder. Örneğin siz bu satırları okurken, Irak'ın kuzeyinde uzun süredir Barzani ve YPG/PKK'nın CIA, DGSE, MI6 ve BND tarafından silahlandırılması,
Ingiliz istihbaratı ile ters düşen Talabani'nin kuvvetlerinin Barzani ile çatış- maya başlaması,
ABD'nin Suriye'nin kuzeyinde YPG/PKK ile sürdürdüğü proje, * PKK terör örgütünün Iraklı Şii gruplardan destek almaya başlaması, Başta ABD olmak üzere Batılı özel istihbarat şirketlerinin (K2, SEC, G45, Track
24, Falcon Security) Irak ve Suriye içindeki faaliyetleri, IŞİD ile istihbarat teşkillerinin küresel düzeyde devam eden mücadelesi,
Suriye içinde mücadele eden El Nusra ile İdlib'te başlayan savaş,
*CIA ve DIA'nın Suriye ve Irak'ta kendileri için savaşacak vekil grup arayışları, İngiliz GCHQ ve İsrail istihbaratının Mısır istihbaratını desteklemek için Sina Çölü'nde devam eden faaliyetleri,
Fransız DGSE ajanlarının Libya'da devam eden operasyonları,
Pakistan istihbaratının (ISI) Afganistan'da Taliban ile müşterek çalışması, Iran ve Taliban arasında gelişen ilişkiler,
Kazakistan'da artan ajan, danışman, istihbarat şirketi trafiği,
İngiliz istihbaratında son yıllarda artan Rusya üzerine analizci eleman patla-
ması, • ABD'nin Ukrayna'da Rus tipi gizli operasyonlara başlaması, önümüzdeki günlerin yeni savaşlarının, barış planlarının, güvenlik politikalarının, silah satışla- rının habercileridir. Bunlar hakkında durum farkındalığı olmadan sadece medya haberlerini yorumlayarak, resmi görmek mümkün değildir. Bu yüzden, komplo teorileri ve dezenformasyonun yoğun olduğu bu güvenlik ortamında "algı yöneti- mi" ile halklar yönlendiriliyor dersek yanlış olmaz.
Bu kitap ile istihbarat dünyasının yaşamakta olduğu tüm değişimleri gelenek- selden bugüne ve geleceğe doğru açıklama gayretinde bulunurken, eserin özel- likle başvuru kaynağı olmasına çalışılmıştır.
facebook comptar
kripto
Eskişehir Il Halk Kütüpha
1040001 41401
Kültür Mah. Ataç 2 Sk. No: 71/B Çankaya-Ankara www.kriptokitaplar.com e-pasta: kripto@kriptokitaplar.com
Türkiye'de silah ve kurşunların yerine, belge- ler ve hakikatlar konuşacaktır. Belgeler konuş- tukça tabular yıkılacak ve tarih yeniden yazı- lacaktır. Bu yapılırken, dâhili asayiş ve emniye- tin bozulmamasına dikkat edilmelidir. Zîrâ, di- şardan tahrik edilen bir kısım karanlık güçler; müslümanları kullanarak huzurumuzu bozma- ya çalışmaktadırlar."
YanıtlaSil12 SUR/Mayıs 90
HADİS MEALİ
YanıtlaSilPEYGAMBERİMİZ (s), Buyurdu: «Ümmetim şu onbeş kötülüğü işleyince artık başlarına gelecek her belâyı haketmişlerdir.>>>
Peygambere sordular: «O kötülükler nelerdir?
ey Allah'ın elçisi.>>>>
Peygamberimiz de şöyle cevap verdiler:
1 Devlet malının (ve her çeşit milli serve- tin) birkaç imtiyazlı kimse arasında dolaşması.
2- Emanete, orta malı gözü ile bakılarak çe- kinmeden hainlik edilebilmesi.
3 Zekât vermenin angarya kabul edilmesi.
4 Erkeğin karısına emir kulu olması.
5 Anaya karşı gelinmesi, ona tatlı muame- le edilmemesi.
6 Bunun yanında arkadaş ve dostlara ya- kın ve sıcak bir samimiyetin gösterilmesi.
7 Babaya karşı cefa edilmesi.
8 Camilerde yüksek sesle (dünyalık işlerin) konuşulması.
9 olması. En alçak kimselerin başa geçerek idareci
10 Yapacağı kötülükten korkularak birine iyilik yapma mecburiyetinin duyulması.
11 İçki içmenin yayılması.
12 olması. Erkekler arasında ipekli giymenin moda
13 Şarkıcı kadınların türemesi.
14 Şarkı âletlerinin türemesi.
15 Bu ümmetin, evvelkilere lânet okuması.
İşte bu zaman onlar kızıl bir rüzgârı veya bir batmayı veya şekil değişikliğini beklesinler.
Tirmizi, Cild: 4, Shf: 494,
Kitabül Fiten Hadis: 2210
YanıtlaSil
yuksel28 Ağustos 2024 08:44
SUR
Sayı 25
Nisan 1978
10 TL
zamanın milbim şahıslan
İSA ALEYHİSSELÂM MEHDİ
DECCAL
Bir kavim içinde riba ve zina zahir oldu ise, onlar Allah'ın azabını hak etmişlerdir.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Mes'ud (r.a.)
Sayfa: 375 / No: 12
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel29 Ağustos 2024 01:06
Allah (z.c.hz.) bir ümmete gadab ederse, onların fiatlarında pahalılık, çarşısında kesadlık olur. Aralarında fesad çoğalır ve iş başındakilerin zulmü artar. Bundan sonra zenginleri zekat vermez baştakiler iyi idare etmez ve fıkarası da namaz kılmaz olur. (Çaresi Allah'a sokulmak ve birbirimize sahip çıkmaktır.)
Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 375 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
Vatan hainlerini putlastirdilar kahramanlastirdilar.
YanıtlaSilYanıtlaSil
yuksel31 Ağustos 2024 01:35
Siz bu gün Rabbınızdan gelen açık beyyine (delil) üzerindesiniz. Marufu emir ve Münkerden nehy ve Allah yolunda cihad ediyorsunuz. Sonraları sizin aranızda iki sarhoşluk zuhru edecek. Cehalet sarhoşluğu ve yaşama sevgisi. Bu sebeble haliniz değişecek ve marufu emretmiyecek ve münkerden nehyetmiyecek ve Allah yolunda cihadda bulunmıyacaksınız. İşte o günde Kitap ve Sünnete tutunanlar için elli sıddık ecri vardır. Dediler ki: "Ey Allah'ın Resulü! Bizden mi yoksa onlardan mı?" Buyurdu ki, hayır, bilakis sizden.
Ravi: Hz. Muaz ve Enes (r.a.)
Sayfa: 153 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel31 Ağustos 2024 01:37
Bana Cebrail (a.s.) dedi ki: "Allah ashabından dördünü sever: Ali (r.a.) Selman (r.a.) Ebu Zerr (r.a.) ve Mikdat (r.a.)
Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 451 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
TEMEL İSTİHBARAT
YanıtlaSilnuna yaklaşılan günlerde terörizm tehlikesi ABD gündeminin en tehlikeli sorunu olduğu kanaatine varılmıştı. Hatta Usame Bin Ladin bir konuşmasında Amerikalıla ra görüldüğü yerde saldırılmasının gerekliliği konusunda bir "fetva" vermiş ve sa- ra görüldüğü vepraklarına yaymak konusunda koguleri nukleer starte vaşı Amerika tour konuşma yapmıştı. İstihbaratteniyle deresalar ile ilg Peknoloji transferi, ticari istihbarat ve değişen tehdit nedeniyle devlet dışı aktörlere teknoloji transouk Savaş sonrası dönemi zain içine gir odaklanda HUMINT yeteneğini önemli ölçüde artırma gayreti içine girmiş, çeşitli savaş desteği rolleri için bölge operasyonlarına operatörler sağlamış ve Afganistan, Irak Filipinler, Yemen, Gürcistan gibi ülkelere özel kuvvet askerleri ile birlikte gö rev yapacak terörle mücadele personeli görevlendirmiştir.
Stratejik Sürpriz
20. yüzyıl istihbarat çalışmalarının önemli bir alanı da stratejik sürpriz oldu. 19, yüzyılın sonunda demiryollarının ve buharlı gemilerinin kullanılmaya başlanması kitlesel orduların seferberliğini ve taşınmasını kolaylaştırdı ve dünya savaşları or taya çıktı. 20. yüzyılda ise teknolojik sürpriz savaş alanlarının en önemli sürpriz şekli oldu. Teknolojik sürprizler iki kategoriye ayrılabilir. Bunlardan ilki atom bombası gibi büyük bir sistemin gizlice geliştirilmesidir. Bunu tespit etmek oldukça zordur. İkinci kategoride ise yeni bir silah sisteminin savaş alanına getirilmesidir. Çok üstünlüğü olan yeni bir tankın durdurulamaması buna bir örnek olabilir. Gele- ceğin savaşlarında da teknolojik sürpriz ve aldatma önemli rol oynayacaktır. 21. yüzyıla kadar stratejik sürpriz için en büyük endişe konusu bir hasım bir devletin ordularını gizlice mobilize etmesi idi. Bugün teknoloji sayesinde hem birliklerin konsantre hale gelmesi hem de silah sistemlerin konuşlanması çok daha kısa süre de yapılabilir bir hale geldi.
Stratejik sürprizlere uğramak, sadece istihbaratçıların bilgi verme ve uyarı sin-
yallerinin eksikliğine bağlanamaz. Analiz ve bu bilgilerin bürokraside kabul görme- si ile ilgili süreçler de önemlidir. İstihbaratçının metodolojik sorunları ve algılama problemleri yanında organizasyonel ve bürokratik nedenlerle bu değerlendirmele rin kabul görme sorunu da ele alınmalıdır. İstihbaratçı topladığı bilgileri temel ola- rak ikiye ayırır, doğrular ve yanlışlar ya da istihbarat jargonu ile sinyaller ve gürül tüler, Söz konusu olan stratejik sürpriz ise aldatmalar zaten her şeyi karmaşık ha le getirir. Aldatma ve belirsizliğin hâkim olduğu bir ortamda en azından kısa dö nemli olarak hemen her bilginin yanında bir soru işareti vardır. Bu yüzden analitik
Elanor Hill, Joint Inquiry Staff Statement, Part I, (September 18), 2002, 9. http://fas.org/irp/congress/2002_hr/091802hill.html
Michael Howard, War in European History, Oxford University Press, (New York, 1979), Chs.5-7.5 Roberta Wohlstetter, Pearl Harbor: Warning and Decision, Standford University Press, (Stanford. 1962), 336-8.
"Donald Daniel and Katherine Herbig (Eds), Strategic Military Deception, Pergamon, (New York.
1982), 10.
-66-
So inspiring a potion were the Divine morals brought by the Blessed Prophet -upon him blessings and peace, his outer training and the inner influence, that in rapid time they lifted an ignorant society previously in the wilderness, ignorant of even the basics of being human, to a level undreamed of, as 'the Companions, still envied by humankind even today. The ignorant and ruthless became cultivated, the wild became civilized and people with lowly and scandalous characters turned into righteous servants of the Almighty, who lived with the love and fear of Allah, glory unto Him, deeply set in their refined hearts.
YanıtlaSilThe Almighty had the model of an exemplary human being embodied in the Blessed Prophet-upon him blessings and peace-, making him the quintessential example for entire humanity. Good morals, which consist of nothing but the behavior and conduct that please the Lord, was thereby conveyed to mankind through the exemplary words and conduct of the Blessed Prophet -upon him blessings and peace-.
YanıtlaSil
yuksel1 Eylül 2024 12:05
The Society of the Age of Bliss
Osman Nuri Topbaş
ERKAM PUBLICATIONS
YanıtlaSil
yuksel1 Eylül 2024 12:08
Rasûlullah Efendimiz'in insanlığa getirdiği yüce ahlâk ve O'nun nebevî terbiyesi öyle bir iksirdi ki, daha evvel yarı vahşî, çoğu insanlıktan habersiz Cahiliye toplumu, çok kısa bir sürede insanlık tarihinin hâlâ gıpta ettiği "sahâbe" hüviye- tiyle, hayâl ötesi bir fazîletler medeniyeti meydana getirdi.
O yüce Peygamber, ümmî bir toplumda yetişti. Lakin getir- diği Yüce Kitâb ile dünya kütüphanelerine ışık kaynağı oldu. Gönülleri hikmet, sır ve mârifetle doldurdu. O'nun ve getirdiği Mübarek Kitâb'ın rûhâniyet, feyz ve berekâtıyla minberler, mihraplar, kürsüler, Hakk'ın hakikat derslerini okutmaya başladı. Kendisi, bütün alemlere : رَحْمَةً للعالمين" rahmet" kılındı; getirdiği Kitap da iki cihan saâdetinin rehberi oldu.
YanıtlaSil
yuksel1 Eylül 2024 12:09
Asr-Saâdet Toplumu
Osman Nûri Topbaş
15. CİLT
YanıtlaSilRESULULLAH (A.S.M.)'IN VEFATI
67
فِيهِمْ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ . قَالَ رَسُولُ اللَّهِ اللهِ : هَلُمُوا أَكْتُبُ لَكُمْ كِتَابًا لَنْ تَضِلُّوا بَعْدَهُ. قَالَ عُمَرُ : إِنَّ رَسُولَ اللهِ ﷺ قَدْ غَلَبَهُ الْوَجَعُ، وَعِنْدَكُمُ الْقُرْآنُ حَسَبُكُمْ كِتَابُ اللَّهِ، فَاخْتَلَفَ أَهْلُ الْبَيْتِ. فَمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ: قَرِبُوا يَكْتُبُ لَكُمْ رسُولُ الله ، ومنهم من ! يَقُولُ مَا قَالَ عُمَرُ. فَلَمَّا أكثروا اللغط والإخ والاختلاف، قال : قُومُوا عَنِّى ولا ينبغي . عندي التنازع، فخرج ابن - عباس رضي الله عنهما وهو يَقُولُ : إِنَّ الرَّزِيَّةَ كُلُّ الرَّزِيَّةِ مَا حَالَ بينَ رَسُولِ الله الله وبين كتابه ] . أخرجه الشيحان.
الرزية المصيبة .
6. (5406)- İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalātu vesselâm) muhtazar (ölmeye yakın) iken evde bir kısım er- kekler vardı. Bunlardan biri de Ömer İbnu'l-Hattab (radıyallahu anh) idi. Resulullah (aleyhissalātu vesselâm):
"Gelin, size bir şey (vasiyet) yazayım da bundan sonra dalalete düşmeyin!" buyurdular. Hz. Ömer:
"Resulullah (aleyhissalātu vesselâmľa ızdırap galebe çalmış olmalı. Yanınızda Kur'an var, Allah'ın kitabı sizlere yeterlidir" dedi. Oradakiler aralarında ihtilafa düştü. Kimisi: "Yaklaşın, Resulullah (aleyhissalâtu vesseläm) size vasiyet yazsın!" diyor, kimi de Hz. Ömer (radıyallahu anh/in sözünü tekrar ediyordu.
Gürültü ve ihtilaf artınca, (aleyhissalātu vesselâm):
"Yanımdan kalkın, yanımda münakaşa caiz değildir!" buyurdu. Bu- nun üzerine İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ): "En büyük musibet, Re- sulullah (aleyhissalatu vesselâm)'la onun vasiyeti arasına girip engel ol- maktır!" diyerek çıktı." [Buhari, Megazi 83, İlm 39, Cihad 176, Cizye 6, Itisam 26;
Müslim, Vasiyye 22, (1637).)
الكرب - وعن أنس رضي الله عنه قال [ : لَمَّا حُضِرَ النَّبِيُّ ﷺ جعل يتعشاها 5407 فقَالَتْ فَاطِمَةُ رَضِيَ اللهُ عَنْهَا : وَاكَرْبَ أَبَاهُ ، فَقَالَ لَهَا : لَيْسَ عَلَى أبيك كرب بعد فَلَمَّا مَاتَ قَالَتْ : يا أبتاه، أجاب ربَّا دَعَاهُ. يَا أَبَتاهُ، مَنْ منْ جَنَّةُ الفردوس مأواه اليوم.
يَا أَبَتاهُ، إِلى جِبْرِيلَ نَنْعَاهُ، فَلَمَّا دُفِنَ، قَالَتْ: يَا أَنَسُ كَيْفَ طَابَتْ أَنفُسُكُمْ أَن
YanıtlaSil
Yuksel8 Eylül 2024 00:59
Prof. Dr. İbrahim CANAN
HADİS ANSİKLOPEDİSİ
KÜTÜB-İ SİTTE
15. CİLT
AKCAG
...Her kim İslam'da kötü bir çığır açarsa o kimseye açtığı çığırın günahı yükletildiği gibi kendisinden sonra o yoldan gidenlerin de günahı yük- letilir... (Müslim, Zekat 69)
YanıtlaSilBİR HADİS
KÖTÜ ÇIĞIR AÇANLARIN AKIBETİ
Bidat, "daha önce benzeri bulunmayıp sonradan ortaya çıkan (muhdes) şey" anlamına gelir. Dinî mahiyette görülen amel ve davranışlardan baş- ka günlük hayatla ilgili olarak sonradan ortaya çıkan yeni fikir, uygulama ve âdetler; "sonradan ortaya konan dinî görünümlü yol" bidat sayılmıştır. Peygamberimiz (sos), İslam'da güzel bir çığır (sünnet-i hasene) açana o çı- ğıra uyanlar bulunduğu sürece sevap verileceğini, kötü bir çığır (sünnet-i seyyie) açana da aynı şekilde günah yazılacağını ifade etmiştir (Buhari, Terävih. 1). Kur'an'ı bir mushafta toplamak, teravih namazını cemaatle kılmak, minare ve medrese inşa etmek iyi bidate, kabirlerin üzerine türbe yapmak ve bu- ralara mum dikmek de kötü bidate örnek olarak gösterilebilir. Hadislerde reddedilen kötü bidattir. Şafiî fakihlerinden İzzeddin b. Abdüsselâm daha da ileri giderek bidati mükellefin fiillerine paralel olarak vacip, mendup, mübah, mekruh, haram olmak üzere beşe ayırmaktadır.
Bir kavim ahdi bozarsa aralarında katl zuhur eder. Bir kavimde fuhuş zahir olursa onlara ölüm musallat kılınır. Bir kavim de zekatını vermezse Allah onlardan yağmuru tutar (Bereket kalmaz).
YanıtlaSilRavi: Hz. Abdullah İbni Büreyde (r.a.)
Sayfa: 389 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
Eyvah Arab'a yaklaşan şerden dolayı. Körcesine, kulaksızcasına ve dilsizcesine olan fitneden. O fitne gününde oturan yürüyenden yürüyen de koşandan hayırlıdır. Yazık o fitnede koşan adamlara, kıyamet günü Allah'dan dolayı (görecekleri azabtan)
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 461 / No: 11
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel18 Eylül 2024 23:07
Sulh, müslümanlar arasında caizdir. Yanlız haramı helal ve helali haram yapan sulh müstesna.
Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 219 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel18 Eylül 2024 23:09
Allah (z.c.hz.) bir adama, bir müslümanın musibetini bertarafa vesile olacak bir şey nasib ederse, o adamı dünya ve ahiret musibetlerinden korur.
Ravi: Hz. Ali (r.a.)
Sayfa: 396 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
Kıyamet yaklaştığında; taylasan giyilmesi çoğalır, ticaret artar, mal çoğalır, mal sahibine malı için tazim edilir, fuhuş yayılır, çocuklar amir durumuna gelir, kadınların sayısı artar, Sultan zulüm eder, eksik ölçü ve tartı yapılır, bir adamın köpek yavrusunu yetiştirmesi, kendi çocuğunu yetiştirmekten kendisine daha cazip gelir, büyüğe hürmet, küçüğe de merhamet edilmez ve gayri meşru çocuklar çoğalır, hatta yol ortasında adam kadınla yakınlaşır. İnsanlar, kalbleri kurt olduğu halde koyun postuna bürünürler, o zaman da insanların en iyi görüneni "müdahim" (kötülükleri gördüğü halde karışmayıp, kendi işine bakan) olanıdır.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Zerr (r.a.)
Sayfa: 33 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
606
YanıtlaSil9. Teube Sûresi
Ayet: 112-113
Şeyh Ahmed Gazzāli kardeşi İmam Muhammed Gazzali'ye şöyle dedi: "Senin tüm ilmini iki kelimede özetledim: Allah'ın emrine saygı göstermek, Allah'ın yarattıklarına şefkat göstermek."
بسم الله الرحمن الرحيم
YanıtlaSilİstanbul 1438/2017
YanıtlaSil
yuksel23 Eylül 2024 00:06
İsmail Hakkı BURSEVİ
RÛHU'L-BEYAN
Kur'an Meâli ve Tefsiri
7. Cilt
ERKAM YAYINLARI
He. Alden Rivayer Olunan, Nehcil Belağa ve Gurar el Hikem'den Alınma Bazı Hikmetli Sözler
YanıtlaSilAlimlerin vefatı, dinde gedik açar."
lim meclisi (içinde gezinilen) bahçe gibidir"
im sultanlığının zevāli yoktur."
lim, her rütbenin üzerinde bir rütbedir"
min yok olması, ilim sahibinin/ alimin ölümünden daha ehven bir durumdur
Kitaplan toplamak bir şey değildir, onların içeriklerini korumaya bak" "Müminin ganimeti, nerede olursa olsun bir hikmet bulmasıdır.
"Ümmetin efendileri fakihlerdir."
"Alimden bilmediğini öğren ve bildiğini bilmeyene öğret. Bunu yapar isen, bilmediğini öğrenmiş,
öğrendiğinden de yararlanmış olursun." "Alimin sürçmesi, geminin delinmesine benzer; hem kendisini, hem de beraberindekileri gark eder "Yüce Allah, alimlerden ahit almadıkça, cahillerden öğrenmek için ahit almadı."
"Bir şeyi sorduğunda öğrenmek için sor, üzmek ve hata bulmak için sorma. Zira öğrenen cahil, alim gibidir, başkasını üzen âlim ise cahile benzer."
"Cahil, daima ya ifrat, ya da tefrit halindedir."
"Her kaba, bir şeyler konuldukça hacmi küçülür. Ama ilim kabına (akıla) ne kadar ilim doldursan, hacmi o kadar genişler."
dirdigini bilirim. Çünkü Yüce Allah bana,
a
YanıtlaSil
yuksel23 Eylül 2024 05:29
HZ. ALİ ATLASI
Yaşadığı yerlerin fotoğrafları, haritalar ve savaş şemaları desteği ile Hz. Ali'nin hayatı
Sâmi b. Abdillah b. Ahmed el-Mağlût
Çeviri: Hüseyin Yıldız
Hz. Allden Rivayet Olunan, Nehcül-Belağa ve Ğurar el-Hikem'den Alınma Bazı Hikmetli Sozler
YanıtlaSilAlimlerin vefatı, dinde gedik açar."
m meclisi (İçinde gezinilen) bahçe gibidir!
m sultanlığının zevāli yoktur"
im, her rütbenin uzerinde bir rütbedir!
Timin yok olması, ilim sahibinin/ alimin ölümünden daha ehven bir durumdur "Kaplan toplamak bir şey değildir, onların içeriklerini korumaya bak!"
"Müminin ganimeti, nerede olursa olsun bir hikmet bulmasıdır!
Ümmetin efendileri fakihlerdir"
ümden bilmediğini öğren ve bildiğini bilmeyene öğret. Bunu yapar isen, bilmedigini organis sendiğinden de yararlanmış olursun min sürçmesi, geminin delinmesine benzer, hem kendisini, hem de berabendenten gaf sted
"Tike Allah, âlimlerden ahit almadıkça, cahillerden öğrenmek için ahit almadı! pay sorduğunda öğrenmek için sor, üzmek ve hata bulmak için sorma. Zira grenen cahil, atins gadir başkasını üzen alim ise cahile benzer Call daima ya ifrat, ya da tefrit halindedir."
erkaba, bir şeyler konuldukça hacmi küçülür. Ama ilim kabinia (akılla) ne kadar ilim doldursan, nacimi adar genişler
606
YanıtlaSil9. Teube Sûresi
Ayet: 112-113
Şeyh Ahmed Gazzāli kardeşi İmam Muhammed Gazzali'ye şöyle dedi: "Senin tüm ilmini iki kelimede özetledim: Allah'ın emrine saygı göstermek, Allah'ın yarattıklarına şefkat göstermek."
YanıtlaSil
yuksel23 Eylül 2024 00:11
بسم الله الرحمن الرحيم
İstanbul 1438/2017
YanıtlaSil
yuksel23 Eylül 2024 00:06
İsmail Hakkı BURSEVİ
RÛHU'L-BEYAN
Kur'an Meâli ve Tefsiri
7. Cilt
ERKAM YAYINLARI
YanıtlaSil
yuksel23 Eylül 2024 23:39
Bir kimse babası olmadığını bildiği halde birine "babamdır" derse, ona cennet haram olur.
Ravi: Hz. Saad (r.a.)
Sayfa: 399 / No: 12
Ramuz El-Ehadis
Hadiste Özellikle zina fiili söylendi. Çünkü zina soyları ve insan neslini bozar yaratılmışların en şereflisidir (eşref-i mahlükat). Bu insanı da ana kesinlikle helal olmamıştır. nedenle hiçbir dinde
YanıtlaSil461
Ceza, amel (iş, davranış) cinsinden olduğundan ve zinadan duyulan zevk bedenin tamamını kapsadığından, Allah onların cezasını genele helak olarak kilmiştir. Bir rivayette de kelimesi yerine tek noktalı harf olan "be" ile را kelimesi yer almaktadır.
destekleyen başka hadisler de bulunmaktadır. nakletmiştir. Bu rivayeti anlamca
٣٤٣ - إِذَا أَرَادَ اللَّهُ أَنْ يَخْلُقَ خَلْقًا لِلْخِلَافَةِ مَسَحَ نَاصِيَتَهُ بِيَدِهِ
343- "Allahu Teala hilafet için bir kul yaratmak dilediğinde, kudret eliyle onun Allah in bir alnını mesh eder.
kulu halife olarak
إِذَا أَرَادَ اللَّهُ أَنْ يَخْلُقَ خَلْقًا "Allah bir kul yaratmak istediğinde" yani bir yaratık, bir adam...
takdir etme
şekli
للخلافة "halifelik için" devlet başkanlığı veya yöneticilik için...
مَسْحَ نَاصِبَتَهُ بِيَدِهِ onun anlını eliyle sıvazlar" el-Hatib el-Bağdadi'nin nakletmiş
olduğu rivayette پیمينه "sağ eliyle" kelimesi geçmektedir.
Hadiste özellikle alın, yüz (nasiye) söylenmiştir. Çünkü onunla insanın tamamı anlatılır. Bu, kendisine itaat edilsin diye ona heybet, azamet vermekten ibarettir. Bu ifade bir istiâre ya da teşbihtir.
Zemahşerî demiştir ki; Rasülullah (s.a.v) hilafet ile devlet başkanlığı ve hükmetme gücünü kastetmiştir. Allah'ın bir kimseyi sultanlığa odaklaması tahakkümdür (güçle hükmetmektir). Çünkü peygamberliğe halifelik, en büyük imamı (devlet başkanını), onun vekillerini kapsar. Alimleri kapsar. Dolayısıyla Allahu Teâlâ dini koruması, din hükümlerini yayması ve mülhitlerden, zındıklardan, kafirlerden ve müşriklerden olan Islam düşmanlarını kahretmesi için bir insanı görevlendirmek istediğinde, ona saygınlık ve heybet verir. Onun sözünü zerafet, tatlılık ve azamet bakımından kabul gören ve uyulan bir söz yapar. Böylece o kimse bir şeye karar verdiğinde insanlar onu benimserler. Bir konuda hüküm verdiğinde onu kabul ederler. Emr-i bil marûf nehy-i anil münker yaptığında (iyiliği emredip kötülüğü yasakladığında) insanlar onun sözüne uyarlar. Dolayısıyla Allah her kimi sultanlık için belirlemiş ise artık o iş olmuş bitmiştir.
[1/195]
Ali el-Muttaki, Kenzü'l-ummål, II, 897.
Ibn Adiy, taki, Kenz- umma I, 1984; Hatib el-Bagdadi, Tarihu Medineti Bagdad, X, 1947; Ali el- *
Muttaki, Kenzü'l-ummål, VI, 8.
Hatib el-Bagdadi, Târīhu Medineti Bagdad, X, 147.
vmiu'l-Ukül
YanıtlaSilHadiste özellikle zina fiili söylendi. Çünkü zina soyları ve insan nesini bozar. sanı da yaratılmışların en şereflisidir (eşref-i mahlûkat)
. Bu nedenle hiçbir dinde ma kesinlikle helal olmamıştır. Ceza, amel (iş, davranış) cinsinden olduğundan ve zinadan duyulan zevk adenin tamamını kapsadığından, Allah onların cezasını genele helak olarak
mıştır. Bir rivayette de زِنَا kelimesi yerine tek noktalı harf olan "be" ile
emesi yer almaktadır. 953
Bu hadisi Deylemî, Ebu Hureyre (r.a)'tan nakletmiştir. Bu rivayeti anlamca
Destekleyen başka hadisler de bulunmaktadır.
٣٤٣ - إِذَا أَرَادَ اللَّهُ أَنْ يَخْلُقَ خَلْقًا لِلْخِلَافَةِ مَسَحَ نَاصِيَتَهُ بِيَدِهِ
fut icin bir kul yaratmak dilediğinde, kudret eliyle onu
461
3
Levamiu'l-Ukül
YanıtlaSilHadiste özellikle zina fiili söylendi. Çünkü zina soyları ve insan neslini bozar. sanı da yaratılmışların en şereflisidir (eşref-i mahlükat). Bu nedenle hiçbir dinde ana kesinlikle helal olmamıştır.
Ceza, amel (iş, davranış) cinsinden olduğundan ve zinadan duyulan zevk bedenin tamamını kapsadığından, Allah onların cezasını genele helak olarak kılmıştır. Bir rivayette de زنا kelimesi yerine tek noktalı harf olan "be" ile رتا
kelimesi yer almaktadır. 953 Bu hadisi Deylemî, Ebu Hureyre (r.a)'tan nakletmiştir. Bu rivayeti anlamca
destekleyen başka hadisler de bulunmaktadır.
٣٤٣ - إِذَا أَرَادَ اللَّهُ أَنْ يَخْلُقَ خَلْقًا لِلْخِلَافَةِ مَسَحَ نَاصِيَتَهُ بِيَدِهِ
Luaratmak dilediğinde, kudret eliyle onun
461
3
Levâmiu'l-Ukûl
YanıtlaSilHadiste özellikle zina fiili söylendi. Çünkü zina soyları ve insan neslini bozar. Insanı da yaratılmışların en şereflisidir (eşref-i mahlükat). Bu nedenle hiçbir dinde zina kesinlikle helal olmamıştır.
461
Ceza, amel (iş, davranış) cinsinden olduğundan ve zinadan duyulan zevk bedenin tamamını kapsadığından, Allah onların cezasını genele helak olarak kılmıştır. Bir rivayette de kelimesi yerine tek noktalı harf olan "be" ile ریا kelimesi yer almaktadır. 953
Bu hadisi Deylemî, Ebu Hureyre (r.a)'tan nakletmiştir. Bu rivayeti anlamca destekleyen başka hadisler de bulunmaktadır.
٣٤٣ - إِذَا أَرَادَ اللَّهُ أَنْ يَخْلُقَ خَلْقًا لِلْخَلَافَة
YanıtlaSil١٠٥٦ - أَفْضَلُ الْجِهَادِ كَلِمَةُ حَقِّ عِنْدَ سُلْطَانٍ جَائِرٍ
1056- "Cihadın en faziletlisi, zalim idareci veya hükümdarın önünde hakkı Cihad söylemektir."
fazilet
hüküm
أفضل الجهاد "Cihadin en faziletlisi Yani genel sözlük anlamıyla, cihad türlerinin en faziletlisinden,
karşısı hakkın
söylen
كلمة حن "hakkı söylemektir" كلمة حق ifadesi izafetle (isim tamlaması ile)dir. )كلمة حن şeklinde) Izafetsiz ve tenvinli olması mümkündür. Tirmizi'nin rivayetinde حق kelimesi yerine عذل kelimesi vardır. Peygamber (sav), kelime ile kelamı ve yazı gibi onun yerine geçeni kastetmiştir.
عِنْدَ سُلْطَانٍ جَاثِرٍ "zalim hükümdarın huzurunda" Yani zulmedenin. Çünkü düşmanla cihad eden umut ve korku arasında gider gelir. Yetkiliye yanındaki bir iyılık emrettiği zaman, emreden kişiyi kendinden aşağıda gördüğü için karşı koyar. İşte bu, korkunun daha çok olması yönünden daha faziletlidir. Ayrıca yetkilinın zulmü, büyuk çoğunluğa yayılır. Kışı, onu zulmünden engellediği zaman, birçok insana yarar ulaşır. Kafirın öldürülmesi böyle değildir.
Hadiste hükümdardan maksat, yetkisi, üstünlüğü ve karar gücü olan kışıdır.
Cihadın aslı, zorluktur. Cihad dini olarak, kafirlerle savaşma konusunda gayret sarf etmek demektir. Bu kelime, nefis mücadelesi, dini işleri öğrenme ve onları uygulama, sonra da onu öğretme anlamında da kullanılır. Şeytanla cihad ise, getirdiği şüpheleri ve güzel gösterdiği nefsin arzularını savmak demektir.
Kafirlerle cihad, el, mal, beden ve kalp ile olur. Fåsık ile cihad, el, sonra dil
sonra kalp ile olur. Hadisi, Ebû Dâvûd ve İbn Mâce, Ebü Said'ten, Ahmed b. Hanbel, Ibn Mâce ve
Taberani el-Mu'cemu'l-kebir'de, Ebü Ümâme'den, Nesai, Semura'dan, Ahmed b. Hanbel, Nesal, Beyhaki Şu'abu'l-İmân'da ve Ziyâu'l-Makdisi el-Muhtar'da, Târık b. Şihap'dan nakletmişlerdir. Tarık kelimesi; noktasız biti ve kafiledir. Nesai bu hadisin isnadının sahih olduğunu söylemiştir. Münziri bu hadisin metninin de sahih olduğunu söylemiştir.
١٠٥٧ - أفضل الجهاد أن يُحاهِدَ الرَّجُلُ نَفْسَهُ وَهَوَاهُ
Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 19, Ibn Mace, Fiten 20, Ebû Dâvûd, Melähim 17; Nesäl, Bey'at 37; Taberani, el-Mu'cemü'l-kebir, VIII, 282; Beyhaki, Şuabu'l-imän, VI, 93.
YanıtlaSil
Yuksel25 Eylül 2024 05:03
لوامع العقول شرح راموز الأحاديث للكمشخانوي
LEVÂM¡'U'L-ʻUKÛL
ZEKA PARILTILARI Hadis-i Serifler ve Açıklamaları
GÜMÜSHÂNEVÎ
Ahmed Ziyâüddîn
Editör
Prof. Dr. Mustafa Cevat Akşit
III. Cilt
Zaman denizinde yüzen hayat gemimiz, Ergeç sahile vuracaktır. Saniye şaşmadan dönen dünyamız, Bir gün gelip duracaktır.
YanıtlaSilYanıtlaSil
yuksel29 Eylül 2024 00:36
Elini, bedeninden ağrı gören yerine koy. Üç defa besmele çek ve yedi defa: "Eûzü billahi ve kudretihi min şerri mâ ecidu ve uhâziru" de.
Ravi: Hz. Osman İbni Ebil Asi (r.a.)
Sayfa: 311 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel29 Eylül 2024 00:38
Kâfirin vücudu Cehennemde büyüyecek. Öyle ki, azı dişi Uhud dağı gibi, derisi yetmiş arşın kalınlığında, pazuları Beyza dağı gibi, uyluğu Varakan dağı gibi olur. Cehennemde oturduğu yer ise Benimle Rebeze arası kadardır.
Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 311 / No: 2
Ramuz El-Ehadis
Her nefs ölümü tadacaktır
YanıtlaSilİnsanlar uykudadır, öldükleri zaman uyanırlar.
Hadis
• Olum olmasaydı, hayat butün güzelliğini kaybederdi.
Gogol
Ölüm, müminin canmı Rabbine hediye etmesidir.
Hadis
• Ölüm eski birşeydir, ama her insana yeni görünür.
Turgenyev
Hadis
• Kabirleri ziyaret ediniz. Kabir ziyareti sizlere ahireti hatırlatır.
Sana nasihat edici olarak ölüm yeter.
Hadis
Salahaddin-i Eyyübi:
Bana uzunca Bir Değnek Getirin!.
İslamın müdafaası için Haçlı Ordulan na karşı iman dolu göğsünü aziz bir fedåkır- lıkla siper eden büyük kumandan Salahaddin-i Eyyübi, hayatının son dakika larını yaşadığı ölüm döşeğinde şöyle bir ri- cada bulunmuştu:
Şurada benim kefenim saklıdır Onu çıkarın ve bu sırığın ucuna takın. Merak ve heyacanla bu isteği de yeri ne getirdiler, kefeni sırığın ucuna taktılar. Ayak ucunda sırığın ucunda beyaz bir ke
fen dalgalandığını gören büyük kahraman, bu defa şu vasiyeti yaptı:
- Bana uzunca bir değnek getirin!.. Başucunda bekleyenler bu isteğın ma- nasını anlayamadılarsa da isteğini yeririe ge- tirip uzunca bir değnek getirdiler.
- Şimdi bu sırığı alıp Şam'ın bütün sokaklarında gezdirin ve her geçtiğiniz yerde şöyle seslenin.
Bir zamanların, Haçlı Ordularına kah- ramanca karşı koyan Salahaddin-i Eyyübi'si yün yorganın altından güçlükle çıkardığı eliyle köşedeki dolaba işaret etti:
"Ey ahali! Hükümdarımız Salahaddin | Eyyübiyi bilirsiniz ya... İşte o, sahip oldu ğu bunca servet ve hazinelerin hepsini bu rada bırakıp gidiyor. Şu sırığın ucundaki iki arşınlık kefenden başka birşey götüremiyor
İŞ BU SÖZE HAK TANIKTIR, BU CAN BU GÖVDEYE KONUKTUR,
Sun Haziran 87/10
BİR GÜN OLA, ÇIKA GİDE,, KAFESTEN KUŞ AÇMUŞ GİBİ
Yunus Emre
YanıtlaSil
Yuksel29 Eylül 2024 00:30
SURAN
Yıl: 12 Sayı: 135 Haziran 1987
Huzurlu Yaşamanın Sırr Son Nefeste Ateist Falcılık ve Kehânet Evrim ve İdeoloji Süper Zenginlik Rusya'da İslâm
Ölümsüz Gerçek
Zaman denizinde yüzen hayat gemimiz, Ergeç sahile vuracaktır. Saniye şaşmadan dönen dünyamız, Bir gün gelip duracaktır.
YanıtlaSil
yuksel29 Eylül 2024 00:36
Elini, bedeninden ağrı gören yerine koy. Üç defa besmele çek ve yedi defa: "Eûzü billahi ve kudretihi min şerri mâ ecidu ve uhâziru" de.
Ravi: Hz. Osman İbni Ebil Asi (r.a.)
Sayfa: 311 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel29 Eylül 2024 00:38
Kâfirin vücudu Cehennemde büyüyecek. Öyle ki, azı dişi Uhud dağı gibi, derisi yetmiş arşın kalınlığında, pazuları Beyza dağı gibi, uyluğu Varakan dağı gibi olur. Cehennemde oturduğu yer ise Benimle Rebeze arası kadardır.
Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 311 / No: 2
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yorum Gönder
Bu blogdaki popüler yayınlar
CUMU A NAMAZI KILMAK
Mayıs 31, 2024
Devamı
HADDİNİ BİLMEK
Mayıs 31, 2024
Devamı
HACCA GİTMEK
Mayıs 31, 2024
Devamı
Blogger tarafından desteklenmektedir
Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
yuksel
Vasiyet ve mustafa
Profili ziyaret edin
Arşivleme
Kötüye Kullanım Bildir
Diyanet İşleri Başkanı TAYYAR ALTIKULAÇ IN KÜRTAJ HAKKINDAKİ AÇIKLAMASI
YanıtlaSilözetinin kamuoyuna duyurulmasına zaruret hasıl olmuştur. Bu özet şöyle- dir.
"İslam dinine göre öre çeşitli neden- lerle çocuk istemediği durumlarda, ka- rı-kocanın ortak istekleri ile gebeliği önleyici tedbirlere başvurmak caiz gö- rülmüştür.
Gebeliğe müdahale etmeye gelince dinen meşru bir zaruret olmadıkça ge- beliğin hangi döneminde olursa olsun ceninin hayatına müdahale etmek (ya- ni çocuğu aldırmak, düşürmek veya düşmesine sebebiyet vermek) cinayet sayılmış, bu suçu işleyenler için mane- vi sorumluluk yanında İslam fıkhında cezai müexyidelerdende söz edilmiştir.
Sağlık Bakanlığınca hazırlanan ve kürtajla ilgili olan yasa tasasırı hakkın- da basınımızda zaman zaman çeşitli haberlerin ve değerlendirme yazılarının yayınlandığı malumdur.
Bu haberler arasında yer yer baş kanlığımızın açıklaması olarak kamu oyuna takdim edilen görüşler de yer al mıştır. Hemen belirtmek isterim ki, kur-
tajla ilgili yasa tasarısı hakkında bugü ne kadar basına herhangi bir açıklama- mız olmamıştır. Bu konuda yapılan iş, sadece Sağlık Bakanlığının isteği üzeri- ne kürtaj konusunda İslam dininin gö rüşünün bu Bakanlığa uzun bir rapor içinde sunulmasından ibarettir.
Ancak bazı basın organlarında Baş kanlığımızın göruşu imiş gibi yayınla nan ve kamu oyunun yanlış değerlen- dirmelerine neden olan haberler üzeri- ne kürtaj konusunda Başkanlığın Din İşleri Yüksek Kurulunca hazırlanan ve Sağlık Bakanlığına sunulan raporun bir
SUR AYLIK MECMUA
Dinen meşru olan mazeret ise ge- nel anlamda ana sağlığı ile ilgilidir. Hasta olan annenin, gebelik halinde te- davisinin mumkün olmaması ve tedavi- nin geçikmesi durumunda annenin ha- yatının tehlike arzetmesi, hiç şüphesiz cenine midahale için meşru bir neden sayılabilecektir.
Doğumun anne hayatını kesinlikle tehlikeye sokacağı biliniyorsa, bu du- rumda da gebelik müddetine bakılmak- sızın annenin hayatını kurtarnak için çocuğun alınması elbette caiz olacak, yani iki hayattan birinin tercih edilme si durumunda annenin kurtarılması yo- lu seçilecektir.
Dinen meşru sayılabilecek zaruret halleri ile ilgili örnekleri, tıb ilminin ge- lişmeleri ışığında çoğaltmak ta müm- kündür.
Ancak bu zaruret hallerinden hiç birisi söz konusu değilken -gebeliğin hangi safhasında olursa olsun ceninin aldırılması (kürtaj) tecviz edilmemiş- tir."
Kamuoyuna saygı ile duyurulur. Diyanet İşleri Başkanı
Tayyar ALTIKULAÇ
27
Ölçülerin
YanıtlaSilşına çıkılmıştır. Reşit Paşa'ya "medeniyet
resülü" demiştir Şinasi. İlk defa böyle bir cüretkår laf kullanılmıştır. Halbuki dinin, şeriatın käidelerine aykırı birtek mecaz, imaj bile bulunamaz edebiyatı- mızda. Ama zenginlikte Karun'a, deryalara benzetilir, şairin hayali ne kadar zenginse o seviyede över muhatabını... Onun kılıcının dünyayı ikiye biçeceğini söyler... Bunlar ayrı... Fakat adamlara tapmayı, ulühiyyet havası vermeyi ifade edecek birşey bulunmaz. Reşit Paşa hakkında Şinasi'nin bu kasîdesinden sonra edebiyatımızda Reşit Paşa'ya övgüler faslı başlıyor. Tanzimat döneminde daha son- ra Mithat Paşa'ya övgüler faslı var... Efendim, Servet-l Fünün'dan sonra ittihatçılar (Enver P. Talat Paşa vb.)'a övgüler var. Fakat asıl övgücü edebiyat korkunç şekilde Ata- türk'le başlıyor. Atatürk çevresinde başlı- yor. Bütün bir devrin adamları, bunların içinde edebi bakımdan çok zayıflar başta olmak üze re Atatürk'e onu ilâhlaştıran, insan üstü göste- ren, dinî çerçevede onun oturduğu yeri Kâbe gösteren, onu ilâh gibi gösteren birçok şiire maalesef rastlıyoruz. Behçet Kemal, "Zübey- de Hatun Mustafa Ånesi" şeklinde, Mevlid'i bile taklit etmiş. Şiir gücü, iz'ânı filan yok ya, taklit ederek yapmış. Buna benzer şiir, şiirse eğer- pek çoktur. Benim "Temellerin Duruş-
ması" kitabımda metin olarak bulabilirsiniz. Atatürk'ün yanında, İsmet Paşa'ya da tevcih olunan şiirler vardır. Generallere, me- nerallere, şuna, buna... Yani insanlar Islamiyet'i unutunca kulluklarını da unutuyor- lar. Allah'ın kulu olduğumuz gerçeğinden çıkıp da "Bizi ancak falan kişi kurtarır, filan kişi kurtarır" gibi safsatalara girdik miydi, tablatıyla bunlar kaçınılmaz oluyor. Binae- naleyh, maalesef en büyük övgüler Mustafa Kemal'e yapılmıştır. Lenin'e bu ölçüde yapılıp yapılmadığını bilemiyorum, ama yapılmıştır. Stalin daha zālimdi, ona da bir hayli yapılmış- tır. Hitler'e yapılmıştır... Ancak buralar Avru- pa'dır. Unutmayınız ki, Almanya, İtalya Avru- pa'dır. Bunlar övülse bile bizimkilerin câhil öl- çülerinde övmezler. Meselâ bir Behçet Kemål, bir Kemlettin Kamu, bir Akagündüz ölçüsünde basit ve zayıf kimselerin Hitler'l, Mussolini'yi övdüğünü zannetmiyorum. Bunu bilfiil tetkik etmemiş olmakla beraber... Şunu söylemek istiyorum. Orası Avrupa'dır, münev- ver bir kamuoyu vardır. Onlara karşı bir yazar pek fazla yüzsüzlüğe gidemez. Bizde kamuo- yunu yok farzettikleri, halkı da hiçe saydık- ları İçin ağızlarına gelen övgüyü, şişirmeyl, dalkavukluğu yapmışlar. İşte bana sorduğu-
nuzun cevabı budur.
★
SUR
YanıtlaSilAyhk Fikir ve Yorum Dergisi Sayı: 198 Eylül 1992 8.000.- TL.
PUT
VE PUTÇULUK
Ab- dülhamid Hän, 31 Ağustos 1876 S Perşembe günü tahta çıkmış ve bu cülüs ile devlet
YanıtlaSilİdaresi, haçlı emperyalizmine "dur!" diyebilen zatın eline geçmiştir.
Bu padişah, Abdülmecid'in sıra ile tahta çıkan dört oğlundan ikincisidir (1) 21
Eylül 1842 (Hicri: 15 Şubat 1258) Çarşamba günü doğmuş (2) ve otuz dört yaşının içinde
ağabeyi Beşinci Murad'ın tahttan indirilmesi üzerine Osmanoğulla n'nın otuz dördüncüsü olarak dovlet idaresini eline almıştır. Annesi, Sultan Mecidin ikin-
ai haremi olan Tir-i Müjgân Kadı nelendidir. Abdülhamid Hån he- nüz on bir yaşında iken annesi vefat etmiş ve Şehzade Abdül- hamid Efendi, Sultan Mecid'in di- ğer eşi Perestů Kadınelendi ta- rafından büyütülmüştür. Bir asra yakın zamandanberi yurt içinde ve dışında pek háyâsızca neşri- yat yapılmış, bu arada adinin ba- yağısı bir iddia ile anasına dahi dil uzatılmış, Sultan Hamid'in Er- meni asıllı bir çev giden doğduğı
iddia edilmiştir.
Bu menfur id- diaya İbnülemin Mahmud Kemäl Inal "hezeyan" diyor. İsmail Ha- mi Danişmend'e göre ise bu iddia
"herzeden daha bayağı ve sarsatacan vana ayr iftira dır. Ziya Şakir de aynı iddiaya temasla bunun "en büyük alçaklık" olduğunu kaydediyor. Necip
Fazıl Kısakürek'e göre ise, "Abdülhamid hakkın- daki kasd o kadar büyük, köklü ve plânlıdır ki, onu her ne pahasına ve hangi usulle olursa olsun çürütmek İçin el atılmadık vasıta bırakılmamıştır" ve bu arada annesi hakkındaki iddiayı ortaya atanlar "ruhları piç ucuz kahraman" dır. Nazım H.Polat da aynı iddiadan bahisle bu iftirayı ileri sürenlere "siya- sel pazarına nifak tohumları saçmak ve bu yolla gayelerine erişmek isteyenler" diyor. Dünya görü- şü ile Sultan İkinci Abdülhamid'e dost olmayan Ord. Prof. Enver Ziya Karal ise "Annesinin Ermeni olduğu yolunda tarihlerde görülen kayıtların ger- çek ile bir alakası olmayıp İftira mahsulüdür" di-
yor ki, Enver Ziya Karal'ın bu şehadeti mühimdir! Sultan Hamid'in üveyana elinde büyümesine rağmen pek mazbut bir gençlik hayatı geçirdiğinde bütün muteber kaynaklar ittifak etmiştir. Bu mazbut hayat içinde tahsil ve terbiyesini başarı ile sürdüren, Sultan Hamid'in tahsil ve terbiye bütün hayatı boyun-
nid Hân'ı, doğumunun ca her icraatında açıkça de rahmetle anıyoruz. görülmüştürs 31 Ağustos 1876'da
YanıtlaSiln
n
tahta çıkan Abdülhamid'in saltanatı otuz iki sene, ye- di ay yirmi yedi gündür. Bu uzun saltanat yıllarında Abdülhamid Hân, düşmanlarımızın "Hasta Adam" gözüyle baktıkları Osmanlı devletinin batışını, takip ettiği isabetli politika ile otuz üç yıl geçiktirmiş ve "Hasta Adam" in mirasını bekleyenlerin iştahla- rını kursaklarında bırakmıştır! Bu mevzůda pek çok şehådet vardır. Bazılarını sayfamızın mü- saadesi nisbetinde nakledece- ğiz. Dahiliye Nâzırı Ahmed Rəşid (Rey): "Kelimenin bütün mânasıyla afifidi, yâni, kimse- nin ırzına ve kesesine göz dik- tiği görülmemiştir. Hayat-ı res- miyesinde yorulmaz denecek kadar çalışkan, hayat-ı hususi- yesinde nümune-i imtisal ola- cak derecede perhizkardı; Sir Henry F.Woods, "Osmanlı Bah- riyesinde 40 yıl, adlı hâtıratında: "Abdülhamid taht- tan düşürülmemiş olsaydı, Av- runa devletlerinin halen yara- larını sarmaya çalıştığı o bü- yük åfet (Birinci Cihan Savaşı) meydana gelmiş olmayacaktı. Aksini farzetsek bile Abdülha- mid, büyük bir İhtimalle Türki- ye'nin tarafsız kalmasını sağlayarak memleketine bir zafer hediye etmiş olacaktı. Bunu iddia etmek- le kähin sayılmamalıyım" diyor. İsmail Hami Daniş- mend ise "Kronoloji" sinde şunları yazıyor: "Eğer Fatih, Yavuz ve Kanuni on beşinci ve on altıncı asırlarda gelmeyip de, Sultan Hamid'in zamanın- da gelmiş olsalardı ne yapabilirlerdi? Bu büyük padişahın şahsiyyetini tesbit İçin böyle bir sualin cevabını çok iyi düşünmek gerektir. Herhalde ta- rih, can çekişme devrine gelmiş Osmanlı impara- torluğunu otuz üç sene yaşatmış olan Sultan İkinci Hamid'i daima hürmet ve rahmetle yad ede- cektir." "Mufassal Osmanlı Tarihi"nde de deniliyor ki. "Pek nazik ve terbiyeli idi. Hoşlanmadığı kim- selere bile güleryüz gösterir, hoşlanmadığını belli etmezdi. Hafızası kuvvetli olup bir kerre gördüğü- nü veya sesini duyduğunu bir daha unutmazdı. Karşısındakinin duygu ve düşüncelerini anlamak- ta ve bunları ona söylemekte mahirdi. Herkesin gönlünü alıp kendisine bağlamayı bilir, dindar, hayratı sever, İçki kullanmaz, her türlü sefaletten
uzak durur, basit ve sade bir hayat yaşardı. Mem-
23
146 6 Ümmetim için mü'minden de, müşrikten de korkmam. Zira mü'min zarar yapmaz. İmanı onu bundan men eder. Müşrikin ise şirk başının belasıdır. Ve lakin dili bilgili münafıktan korkarım. Marufu konuşur, münkeri yapar. (Bunlar ümmeti şaşırtırlar) Hz. Ali (r.a.)
YanıtlaSilÜmmetim için mü'minden de, müşrikten de korkmam. Zira mü'min zarar yapmaz. İmanı onu bundan men eder. Müşrikin ise şirk başının belasıdır. Ve lakin dili bilgili münafıktan korkarım. Marufu konuşur, münkeri yapar. (Bunlar ümmeti şaşırtırlar)
YanıtlaSilRavi: Hz. Ali (r.a.)
Sayfa: 146 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
• Necip Fazıl
YanıtlaSilO'nun ümmetinden ol!
"Gökte çakıyor haber, Geber, çelik put geber! Doğrul yeni seferber,
"Menfaat üzerine dö- nen siyaset, canavardır!"
YanıtlaSilBediüzzaman
Vehbi VAKKASOĞLU
YanıtlaSilÇağdaş (Sahte) Tanrılar, Tatmin Etmiyor!
Bir Takım Heykeller İndirilirken, Görünmeyen Putlar Yerlerine Dikiliveriyor!
CANABI IHAK BUYURUYOR Kİ
YanıtlaSil"Onlar, Allah'ı bırakıp da kendilerine ne zararı, ne de faydası dokunmayan şeylere taparlar. Ve 'Bunlar Allah katında bizim şe faatçilerimizdir' derler. Sen de ki 'Göklerde ve yerde Allah'ın bilmediği bir şeyi mi O'na bildiriyorsunuz? Allah, onların ortak koş tukları şeylerden münezzeh ve yücedir." Yênûs, 18
"De ki: 'Söyleyin bana Allah kulağınızı ve gözlerinizi alıp kalplerinizi mühürlese, Allah'dan başka onu size geri getirecek olan iläh kimdir?" Bak, ayetlerimizi çeşitli şekillerde nasıl açıklıyo ruz, sonra onlar yüz çeviriyorlar."
En'âm, 46
"Nefsinin arzusunu kendisine mäbud edinip onun her emrine uyan kimseyi gör- dün mü? Sen onu bundan alıkoyacak bir muhafız mısın?"
Furkan, 43
"Onlara, 'Allah'ı bırakıp da taptıklarınız nere- de?" denir. Şimdi size veya kendilerine bir yar- dımları dokunabiliyor mu? O putlar da, o azgın- lar da, Iblis'in ordulan da hep birden tepetaklak Cehenneme atılırlar. Orada birbirleriyle çekişip
dururken derler ki Allah'a yemin olsun, ba apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Çünk Alemlerin Rabb'ine denk tutuyorduk. Bizi anak buyüklerimiz olan o mücrimler saptırdı Ak bir şefaatçimiz var, ne de candan bir dosu muz... Keşke dünyaya bir daha döntup de mü'minlerden olsaydıktı Muhakkak ki, bunda büyük bir ibret vardır. Yine de insanlanı çoğu iman etmemişlerdir."
Şuară, 92-1
"Ey insanlar; size bir misal getirildi. Şim di onu dinleyin: Sizin Allah'ı bırakıp da tap uklarınızın hepsi biraraya gelse, bir sinck bile yaratamazlar. Sinek onlardan birący ka pacak olsa onu da geri alamazlar. İsteyen de Aciz, istenen de..."
Hace, 73
"Onların Allah'ı bırakıp da taptıklanı şerikle re sövmeyin ki, onlar da cahillikle hadlerini app Allah'a sövmesinler. Her millete kendi işlediğini biz böylece hoş gösterdik. Sonra hepsinin döne ceği yer, Rabb'lerinin huzurudur, yapmakta ol duklarını kendilerine o haber verecektir."
En'âm, 108
"Şöhret, ayn-ı riyâdır ve kalbi öldüren zehirli bir baldır."
Bediüzzaman
Haberiniz olsun ki dünya hazır bir meta olup, ondan iyi de, kötü de yer. Yine biliniz ki hesap günü gelecektir ve haktır. Orada her şeye kadir olan bir melik hükmedecektir. Biliniz ki, hayrın hepsi, bütün kısımlarıyla Cennettedir. Yine biliniz ki, şer de bütün parçalarıyla ateştedir. Gene haberiniz olsun ki, amellerinizi Allah'tan sakınır halde işleyin. Ve biliniz ki, sizler muhakkak surette amellerinizle karşılaşacaksınız. Her kim zerre miktarı hayır işlerse onu görecek ve her kim de zerre miktarı şer işlerse onu görecektir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Amr (r.a.)
Sayfa: 169 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel4 Ekim 2024 22:53
Agah olunuz ki, Allah'ın ve meleklerin ve insanların hepsinin laneti şu kimselerin üzerine olsun ki, Beni hakkımdan bir şeyi nakzeder, Benim yakınlarımdan yüz çevirir, Benim velayetimi hafife alır, hayvanını kıbleden gayriye doğru keser, çocuğunu kabullenmez, efendisinden uzaklaşır, arazinin sınırını değiştirir. İslamda cinayet ihdas eder ve ihdas edeni barındırır, hayvana takarrüb eder, eli ile istimdana bulunur, alemlerden erkeklere yaklaşır, meşru evlilikten sakınır-ki Zekeriya (a.s) oğlu Yahya (a.s)'dan sonra "Hasur" yoktur. Bir erkek ki kendini kadına benzetir, bir kadın ki kendini erkeğe benzetir, bir kadına, sonra da onun kızın yakın olur, iki kız kardeşi bir arada nikahı altına alır- geçmişte olanlar müstesna- akar suyun yolunu tıkar, menzillerin gölgeliklerini kirletir, yollarımızda bize eza verir, kibrinden dolayı eteğini yerde sürükler, büyüklük taslıyarak yürür, çirkin sözler söyler, içki içer ve ayakkabılarını ters giyer.
Ravi: Hz. Bişr İbni Atiyye (r.a.)
Sayfa: 169 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
Umuru diniyyeyi ehli ele aldığı zaman dine ağlamayın ve lakin onu ehli olmıyan üzerine alırsa ona ağlayın.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Eyyub (r.a.)
Sayfa: 466 / No: 13
Ramuz El-Ehadis
"Ey nas,
YanıtlaSilaynlacağım iç Ey nâs vasiy in, belleyin, burada bulunanlar bulunma- yanlara tekrarlasın. Allab gönderdiği Kitapta size belal ve baram kıldığı leri, yapacağımız ve sakınacağınız şeyleri bildirdi. Siz o Kitabın allara bayret veren bükümlerine itaat ediniz. Saydığı örneklerden ibret alonuz. Sizi Cennetten uzaklaştıran, Cehenneme, yaklaştıran beveslerden teşebretlerden çekininiz, topluluktan ve doğruluktan ayrılmayınız. Ema- mete biyanet etmekten sakınınız ve Allah'tan korkunuz. Kölelerinize ve
baber verila
banlarımıza eziyet etmeyiniz. Onların baklarım gözetiniz. Çoluğunuza pocuğumuza ilim ve edep öğretiniz. Onlar sizin yoldaşınızdır ve size emanettirler. Ey balk, Al ve Ehl-i beytime ve Kur'an'ı bilenlere sevgiden
ayrılmayınız. Alimlere saygı gösterin, onlara kin gütmeyin, onları skanmayın, Bilmiş olun ki onları seven beni sevmiş olur. Ey balk, tabarete riayet edip namaza devam edin. Malımızın zekâtını verin, zekât vermeyenin namazı da yoktur. Namazı olmayanın ise orucu, bacci, cibadı ve dini yok demekdir.
Ey nas, dilinizi tutun, gururu bırakın, büyük işler başarın, nicudlarınızı işletin, tenbel olmayınız. Düşmanlarımızla savaşın, mescitle- rinizi ma'mur tutun, îmânınızı kuvvetlendirin. Önce kendi nefsinize, son- ra kardeşlerinize nasihat edin, namusunuzu koruyun, malınızdan sada- ha verin, birbirinizin nail olduğu şerefi kıskanmayın, kendinizi esirlikten kurtarmaya çalışın, zulmetmeyin, Allab besap gününde zalimi bizzat mu- bakeme edecektir. Ben baberimi aldım.
Allah'a gidiyorum. Dininizi ve emanetinizi Al- lab'a ısmarladık. Ey asbabım ve ey cemaat, sizlere selametler dilerim. Al- lab'ın rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun."
EMSALSİZ BİR BÜYÜKLÜĞÜN MANZARASI nihalinden iki gün
olmayan bir tebessüm dalgası dolaşıyordu. Ağır ağır minbere çıktı. Yüzünü evveldi. Bir tarafından Abbas oğlu Fadi, diger ta Raindan Alien iki gun evveldi. Bir tecide geldi, Simasinda maate döndü: -"Ey
Munduysam Müslumanlar, dedi Sayet birinize karşı fena bir muamelede bu- onun karşılığını kabule amadeyim.
441
Ey halk, tabarete riayet edip namaza devam edin. Malımızın zekâtını verin, zekât vermeyenin namazı da yoktur. Namazı olmayanın ise orucu, hacci, cibadı ve dini yok demekdir.
YanıtlaSilYanıtlaSil
Yuksel4 Ekim 2024 23:13
Hatemü'l-Enkiya
HAZRETİ
MUHAMMED VE HAYATI
ALİ HİMMET BERKİ
OSMAN KESKİOĞLU
Agah olunuz ki; sarhoşluk veren her şey haramdır. Her uyuşturucu haramdır. Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır. Kalbi perdeleyen şey de haramdır.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 169 / No: 3
Ramuz El-Ehadis
Ruhu'l Beyan'dan Kıssalar PEYGAMBER EVLERİ
YanıtlaSilAHMET BASER
akup (as) Yusuf'un sarayında misafir iken, Yusuf'un çocukla n gelip önünde durdular. O da onlan gormekten son derece mut Süheyli şöyle der: "Peygamber Elendimiz (s.a.)'in odalan da uze rinde çamur bulunan soyulmuş hurma dallarından yapılmıştı. Bazı odalan ise harçla birbirine iyice neleri elinde olan Allah'in elçisi için razı olduğu bu odalara nza gösterip
Y
lu olarak õpup kokladı
bina yapmaktan uzak kalsalardı Yani bu insanları çok bina yapmak tan ve onlarla övünmekten alıko
Yusuf (as) babauna Züleyha ile yaşadığı macarayı da anlattı ve bu çocukların Züleyha'dan olduğunu söyledi. Bunun üzerine Yakup (as)
Züleyha'yı yanına çağırdı. O da ge lip elini öptil. Züleyha onun yanla nnda kalmasını istedi
tutturulmuş taşlardan yapılmıştı. Ancak hepsinin tavani hurma dal- larındandı."
yan bir şey olurdu. Bir hadiste. "Müslüman bir
Yakup (as):
Hasan Basri'nin şöyle dediği ri vayet edilir. "Ben henüz küçük bir çocukken Hz. Osman'ın halifeliği
kimsenin malının harcandığı en kötü yer binalardır." (Buhanel Edebüt müfred $138, Iraki, Murni, N 235 23s buyrulmuştur.
"Sizin bu şatafatlı yaşantınız be nim hoşuma gitmez. Bana Kenan diyanndaki gibi kamıştan ve hurma dallarından bir çardak yapsang ye ter" diye cevap verdi.
zamanında Nebi (as)'ın odalarına girer ve tavanlarına dokunurdum,
Behlül, kardeşi Halife Harun'un yaptırdığı büyük bir sarayın duvar larına şöyle yazmıştı
"Ey Harun! Dini alçaltıp tini (ça-
muru) yükselttin, nassi bırakıp cas-
sı (kireci) yükselttin. Şayet bu sarayı kendi malından yaptırdıysan israf etmişsin. Allah ise müsrifleri sev mez. Başkasının malından yaptır mışsan o zaman da zulmetmişsin.
Peygamber (as)'ın eşlerinin vefa- tindan sonra Ömer b. Abdülaziz bu odalan yıktırıp Mescid-i Nebevi'ye kats
Yakup (as) in bu isteği üzerine stediği şekilde bir çardak yaptı lar. O da büyük bir sevinç ve özen içerisinde bu çardakta yaşamaya başladı
Bazılan der ki. "Ben o gün kadar ağlayanların çok olduğu bir gün görmedim. Keşke bu odalar olduk lan gibi bırakılıp yıkılmasalardı da insanlar, yeryüzünün bütün hazi
Allah zalimleri de sevmez." (Ruhuud Beyan Cilt sayfa 334-135)
ALTINOLUK-53
989- Öfke anında nefsine hakim olmasını bileniniz en En halim olanınız da kahramanınızdır. ği halde bağışlayandır. intikam almaya gücü yetti-
YanıtlaSil۹۹۰- أَشْرِبُوا أَعْيُنَكُمُ الْمَاءَ عِنْدَ الْوُضُوءِ وَلَا تَنْقُضُوا أَيْدِيَكُمْ مِنَ الْمَاءِ
فَإِنَّهَا مَرَاوِحُ الشَّيْطَانِ* (عد وابن عساكر عن ابي هريرة)
G
990- Abdest alırken gözlerinize su içirin (onları yıkanması bu şeytanın yelpazeleridir. gereken yerleri iyice yıkayın), ellerinizi de sudan silkmeyin. Çünkü
இ
۹۱ - اَشْرَفُ الإِيمَانِ أَنْ يَأْمَنَكَ النَّاسُ وَأَشْرَفُ الإِسْلَامِ أَنْ يَسْلَمَ النَّاسُ مِنْ -
لِسَانِكَ وَيَدِكَ وَأَشْرَفُ الْحِجْرَةِ أَنْ تَهْجُرَ السَّيِّئَاتِ وَأَشْرَفُ الْجِهَادِ أَنْ تُقْتَلَ
يُعْقَرَ فَرَسُكَ (ط) ص عن ابن عمر ورواه ابن النجار وزاد) أَشْرَفُ الزُّهْدِ أَنْ يَسْكُنَ
قَلْبُكَ عَلَى مَا رُزِقْتَ وَإِنَّ اَشْرَفَ مَا تَسْئَلُ مِنَ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ الْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا
والآخرة (عن ابن عمر رضى الله عنه)
991- En şerefli iman, herkesin senden emin olmasında
tecelli eder. En şerefli İslam da herkesin senin elinden ve dilinden salim olması ile mümkündür. En şerefli hicret de kötülüklerden a- lakanı kesmendir. En şerefli cihat da atınla birlikte savaş alanında şehit düşmendir. Zühdün en şereflisi ise kalbinin nasibinle tatmin edilmiş olmasıdır. Allah'tan istenilecek en şerefli dilek de, din, dünya ve ahiret için afiyettir.
۹۹۲ - اَشْهَدُ بِاللَّهِ وَأَشْهَدُ للهِ لَقَدْ قَالَ جِبْرِيلُ يَا مُحَمَّدُ إِنَّ مُدْمِنَ الْخَمْرِ كَعَابِدِ
وَتَن (اوب نعيم في مسلسلاته والشيرازي ولا رافعي عن على صحيح)
992- Allah'a şehadetlik ederim, Allah için şahitlik ederim ki, and olsun, Cebrail bana şöyle dedi: "Devamlı içki içen, puta lapan gibidir."
۹۹۳ - أَشْهَدُ أَنَّ هَؤُلَاءِ شُهَدَاءُ عِنْدَ اللَّهِ يَوْمَ الْقِيَمَةِ فَأْتُوهُمْ وَزُورُوهُمْ وَالَّذِي
يصبح
YanıtlaSilوكَثِيرُونَ في
SORU: Samimiyet ve gösteriş (ihlas ve riya) ne demek- tir, bunların hükmü nedir? İşlenen amellere ne gibi tesirleri
olur? Cevaplandırır mısınız?
CEVAP: Yetkili din bilginlerimize göre samimiyet (Ihlás) iki kısma ayrılır:
1 Amelde samimiyet,
2 Sevap beklemede samimiyet.
AMELDE SAMİMİYET: Amelde samimiyet, Allah'a bir
adım daha çok yaklaşmayı dilemek, O'nun buyruklarına derin sayğı duymak ve çağrısına koşmak demektir. Sağlam ve sar- sılmaz bir inanca sahip olmak sahibini amelde samimiyet ve Allah'a bağlılığa götürür.
Samimiyetin zıddı, nifaktır. Nifak, Allah'tan başkasına ya- kınlaşmayı dilemek ve başkaları duysun diye ibadet etmek ve amel işlemek demektir.
SEVAP BEKLEMEDE SAMİMİYET: Sevap beklemede samimiyet, hayırlı işler işleyerek karşılığında öbür dünyada menfaat ummak demektir.
Havariler İså Peygamber'e sorarlar: «Samimi (halis) a- mel nedir? Allah bağlısı kişi kimdir? İså Peygamber buna şu ibret dolu cevabı verir:
Samimi amel, katıksız ameldir. Yani yalnız Allah'ın hoş- nutluğunu kazanmayı gaye güden ameldir. Allah bağlısı kişi ise yaptığını sadece Allah için yapan, O'ndan başka kimse nin işlediği ameli bilmesini istemeyen kişidir.»