Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla anlamına gelen "Bismillahirrah- nânirrahîm" âyetinin adıdır. Besmeleye 'Allah'ın adını anmak" anlamına gelen 'tesmiye" de denir. Besmele, Neml sûre- sinin 30. âyetinin bir bölümü ve Fâtiha sûresinin ilk âyetidir. Tevbe sûresi hâriç diğer sûrelerin başında besmele yazıl- mıştır. Sûre başlarındaki besmeleler, müstakil birer âyettir. Ancak o sûreye dahil değildir.
Peygamberimiz (a.s.) her hayırlı işe besmele ile başlanmasını tavsiye etmiş ve "Besmele ile başlanmayan her iş be- reketsiz ve sonu güdüktür" buyurmuştur (Aclûni, Keşfü'l-Hafa, II,174). Kur'ân okumaya, bir şey yiyip içmeye ve bir işe başlanır- ken besmele çekilir. Kur'ân'da Allah'ın adı anılmadan kesilen hayvanların etleri- nin yenmeyeceği bildirilmiştir (En'âm, 6/121).
Besmele çeken insan; başka bir var- lık adına değil sadece Allah adına, O'nun rızası için ve O'nun izniyle başlı- yorum, demiş olur. Besmelede Yüce Ya-
YANITLASİL
yuksel22 Mayıs 2024 13:52 ratıcının üç ismi geçmektedir: Allah, Rahman ve Rahim. Besmele çeken Kur'ân okumuş ve Allah'ı anmış olur,
Ben nefs-i emmareyi İngilizce'ye 'zalim' (tyrannical) olarak tercüme ettim. Bu bize zulmeden nefistir. İlginçtir; Mevlana nefs-i emmareden firavun olarak bahseder. Nefs-i emmareyi İngilizce'ye çevirmeye kalkıştığımda endişelenmiştim. Ben kimdim ki, kısır Kur'an ve Arapça bilgimle Kur'ani bir kavramı tercüme etmeye kalkışıyordum! Mevlana'nın kitabını okuduktan sonra, 'Elhamdülillah, tercümem o kadar da fena değilmiş' dedim, çünkü orada nefs-i emmare Firavun olarak tasvir ediliyor.
YANITLASİL
yuksel27 Mayıs 2024 06:20 Ekim 2003 Sayı: 212 Şaban 1424-4.250.000 TL. (KDV dan
Misyonerlik ve Komünizm'den sonra iman düş- manlarının üçüncüsü Masonluk'tur.
Gizli bir dernek olarak faaliyet gösteren Mason- luğun hakiki tarihini bize gösterecek vesika ve de- liller çok azdır.
Mason teşkilatının kurucusu dahi henüz kesin olarak bilinmemektedir. Mahiyet itibariyle (Tevrat hükümleri) yani Yahudi şeriatıdır. Esas bu kaynak- tan gelmektedir.
Oldukça yaygın olan bu teşkilat çok sıkı ve çok gizli bir şekilde faaliyetlerini sürdürmektedir. Üyelerinden eşsiz bir bağlılık ve o nisbette de
gizlilik isteyen Masonluk, derneklerine girecek olan kimseleri çok sıkı bir elemeden ve disiplinli bir kontrolden geçirmektedir. Her müracaat eden bu derneğe alınmaz. Ancak bu sıkı eleme e sonunda ka- rar verilir. Teşkilata alınacak kimselerde; milliyet bağının dışına çıkarak insan varlığına daha fazla değer vermiş olması istenir.
Mason teşkilatında din, soy, mezhep ve millet ayırımı gözetilmez. daha ziyade bu derneklere Yahudi ve Hristiyanlar tercih edilir.
Masonların toplantı yerlerine "laca" denir. Ma- son teşkilatının her memlekette bir "loca"sı vardır. Masonlar, yalnız kültür ve hayır işleri ile uğraş- tıklarını iddia ederler, bu asılsızdır. Aslındı bütün toplantılarında konuşulan yalnızca iki mevzudur: a) Kendi mensuplarının dünyevî menfaatleri. b) Politika.
Bütün gayretleri, içinde yaşadıkları memleketin her alandaki kilit noktalarını, yüksek mevkilerini el- lerinde tutmak suretiyle siyasî iktidarı her yönden kontrolleri altına alarak, memleketin idaresine el koymaktır. Bu yoldan imkânlara sahip olmak ikti- darın nimetlerini geniş ölçüde sömürmektir. Bu neti- ceye varmak için, her işte ve her yerde birbirlerini desteklemeyi esas prensip sayarlar.
"Hür Masonluk Tarihi" adındaki kitapta şöyle yazılıdır: "Hür Masonlar, Yahudilerin dünya haki- miyeti plânını esas tutarak çalışırlar. Yahudisiz hiç- bir Mason locası yoktur." Cevat Rifat Atilhan da: "Her Mason Yahudidir.. ve Yahudileşmiştir" diyor.
Dünyadaki
Masonlar,
"Masonluk
Milliyetçiliktir" tabirini sık sık kullanırlar. Bu ifade düpedüz yalandır, uydurmadır; çünkü Masonluk Milliyetçilik düşmanıdır.
Bilhassa Türkiyedeki faaliyetleri bu memleketin esaslı dayanaklarından biri olan milliyetçiliği, va- tan severliği, Türk tarihini, mukaddesatları tahrip ederek milli bağları kırmak, yok etmek, kurulmuş manevi nizamı bozarak cemiyeti zaafa düşürüp idareyi fiilen ele alarak memleketin türlü alandaki
varlıklarını, verimlerini sömürmek şeklinde özetlenebilir.
Bilhassa bizim gibi geri kalmış ve yabancı yar. dımlara muhtaç bir memlekette onların bu faaliyet. leri daha geniş ve korkunçtur. İnsanlığa yardım ve beşeriyete karşı iyilik pren.
sipleriyle ortaya atılırlar. Onlar insan avlarlarken tek kullandıkları yem ökselerine taktıkları "sözde" dünya nimetlerinden faydalandırmaktır. Onların her türlü yaldızlı sözlerine inananlar, Masonluğun kolayca öksesine düşmektedirler. Artık kapıldığı Masonluğun akide ve prensiplerine körü körüne itaat etmektedir. Kendisinde (benlik ve varlık) na. mında birşey kalmaz, hepsi elinden alınmıştır. On- ların emrettiği şekilde bütün varlığıyla çalışmaya başlar, mühim bir hizmet yapmak ve suratle derece almak mecburiyetini hisseder. Kendisine verilen ilk vazifeyi yapar, o vakit takdir kazanır. Bu takdir- den memnun olan biçare dünyaları bulmuş gibi se- vinir. Ancak onun nazarından mukaddesat ve fazi- let duyguları küçülür. Cemiyetin ana prensiplerin- den kendisine verilen mahdut kısmı kendisi için en mukaddes bir ideal ve en kuvvetli (fazilet) düsturu olur. Bunlara kendisini uydura uydura cemiyetin iyi elemanları arasına girer. Fakat ne kadar kuvvetli çalışırsa çalışsın bulunduğu derecenin üstündeki derecenin ideal ve gayeleri kendisine söylenmez. Derece derece yükseldikçe mukaddesata karşı lâkaytlik de kuvvetlenir, nihaeyt cemiyetin idealle- rinden başka birşey tanımaz ve bütün varlığıyla buna çalışır. Aklını ve vicdanını tamamiyle kaybet- eye ve kendisini müthiş bir felâket içinde olduğu- nu farketmeye başlayan Mason namzedi geri dö- nemez. İster istemez sürüklenir, sürüklendikçe mu- kaddesatından ve benliğinden uzaklanır. Maddi bir takım yardımlar görür, fakat bu yardımlar ima- nının satış bedelidir. Öldüğü vakit de ailesi bile bu yardımlara mazhar olur. Bu suretle aile arasında Masonluğa karşı bir muhabbet nüvesi kurulur. Bu cemiyet her sınıf insandan bünyesinde bulundurur. Bu sebeple; icabında seni şaşırmak ve oyalamak için dinî bilgisine güvendiğin kimseleri bile karşına çıkarır.
Mesela: İslâm alimi sıfatında bir adam karşına çıkarılır da, onu müslüman zannederek, kendisine itimat edersin. Halbuki o satılmışlardandır. O al- datmak için sahneye atılmış bir artistir. Sen bunu farketmezsen yandığın gündür. (Tarihimizde bu- nun birkaçmisali vardır.)
İşte bunun içindir ki her müslüman Masonluğa ve Masonlara karşı çok uyanık ve tedbirli olmak mec- buriyetindedir. Cenab-ı Hak müslümanları ve bü- tün insanlık alemini şerlerinden korusun.
Tovbe: Lügat anlamı itibarıyle rücu etmek dönmek demektir.
Tövbe: Her günah için her nefse mutlaka vacip olan bir dini emirdir.
Tövbe: Nedamet etmek günahlardan ve isyandan itaate dönmek gafletten uyanmaktır.
Tövbe: Kişinin kendinden südur eden günahtan kaçmaya baş- laması. Allah'a uzak olmaktan hakikaten vazgeçip ona yakın olmaya gerçekten azm etmesidir.
Tövbe: Herşeyden önce kalpte hasıl olacak bir karardır. Tövbe: İnsanın nefsine ait ayıp ve noksanları araştırmasıdır.
Tövbe: Kötü sıfatlardan iyi hallere, Allahu Teala'nın yasak et- tiklerinden emrettiklerine, masiyyetten taate ve yaradanımı- zın çirkin gördüklerinden güzel görüp hoşnut olacağı hallere dönmektir.
bn-i Hacer öğrenciliğinde çok yavaş ilerliyor, hattâ yerinde sayıyordu. Sonunda "Benden âlim olmaz" diyerek köyüne dönmeye karar verdi. Yol- da bir mağaraya girerek yağmurun dinmesini beklemeye başladı. O sırada bir damlanın zemini yavaş yavaş deldiğini gördü. Bunun üzerine de- vamlı bu damlayan suların taşı delebileceğini dü-
şündü. Kendi kendine şöyle dedi: "Nesnelerin en sertlerinden biri taş, en yumu şaklarından biri de su... En yumuşak, en serti de liyor... Benim zekâm bu taştan bertolama... İbn-i Hacer tekrar öğrenime döndü ve büyük âlim oldu
D evlet başkanı, halkı eziyorsa, yani kendisi hertürlü dünya nimetini elinde tutup, vatandaşlarını bundan mahrum ediyorsa, bu Devlet Başkanından kaçan, ona itaat etmeyen zalim değildir.
B Den veya başka bir halife; Allah'ın Kur'an'la çizdiği İs- lam yolunu takip ettiğimiz müddetce bize itaat vardır. Şayet Allah'ın kanun ve buyruklarından ayrılırsam, yâni O'nun kanunlarını değil, kendi keyfi kanunlarımı tat- bik etmeye kalkışırsam, bana itaat yoktur." "İşte İsla- mın Ulul emre itaat". kanunuda budur.
B u ümmet, Allah'ın kitabı ve peygamberi hususunda ihtilafa düşmedi. Onlar dünya menfaat ve nimetleri hu- susunda ihtilafa düştüler. Onun için de devlet ve izzet- lerini kaybettiler.
yeni gördük. Almanya'nın Düren şehrinde KGS LeNie (Lendersdorf/ Niederau) okulunun 4. sınıfa giden yaklaşık 70 talebesi, 6 öğretmen nezaretinde Düren Hicret (IGMG) Camii'ne götürülmüş. Okulun amacı çocukların İslam hakkında birinci elden bilgi almalarını sağlamak ve görgülerini artırmak...
Çocuklar cami görevlilerine Domuz eti neden haram?', Kadınlarla erkekler neden ayrı ayrı namaz kılıyor?', 'Cami içindeki minber, hutbe ne işe yarar?', 'Ayakkabıyla halılara neden basmıyorsunuz?', 'Neden oruç tutuyorsunuz?" gibi suåller yöneltmişler. Bazıları hafta sonları gelip, sizi ve ders gören Müslüman çocukları izleyebilir miyiz bile demişler. Meraklılardan biri cami içindeki deve kuşu yumurtalarını neden astıklarını sormuş ve bunların örümceklerin ağ yapmasını engellemek için olduğunu duyunca çok şaşırmışlar.
Buraya kadar her şey normal gözüküyor ama asıl ilginç şeyler ziyaretin sonunda. Çocukların bitmeyen soruları üzerine imam Ömer Reel, çocuklara, 'Müslümanlar gibi
2
secde yap nisiniz diye sormuş. Öğretmen ve çocuklar kabul etmişler. Ardından topluca secdeye kapanılmış. Sonra cevap vermek isteyenlere secdede neler hissettikleri sorulmuş. Çocuklar şöyle cevap vermişler:
- İsa'yı dinledim...
Allah ile konuştum...
- - Bir daha kiliseye asla gitmem...
- Yer penceresinden cenneti seyrettim...
- Öğretmenim, Müslüman olmak istesem bana kızar mısınız?
- Bu meditasyon yogadan daha zevkli...
- Alnımdan ağrılar ve kötü enerjiler yere aktı...
- Müslümanların Tanrı'sını gördüm, severek beni de çağırdı...
- Yıldızlar bana yaklaştı onları seyrettim...
Işıktan insanlar seyrettim Tanı onları seviyordu...
Müslüman çocuklar niye burada değiller?
- Işıktan arabalarla göklere çıktık...
- Meryem annemizi
gördüm, 'bana üzülme, çarmıhta elleri çivili olan benim de Tanrı'nın da oğlu
değil' dedi... şeklinde plar vermişler. Bu çocuklar enüz buluğa ermemiş oldul ve İslam fıtratından h sıyrılmadıklarını hatı fayda var. akta
Yine haberlere gör ise çocuklardan bazıla Müslümanların Tanrı'sun Almanca bilip bilmediğini sormuş. Biri de camiye gitmeden önce öğretmenlerden camiye girdiğinde kendisinin ve arkadaşlarının öldürülmeme garantisini istemiş. Bir çocuk ise Tanrıya saygı için başını yere koyan birini neden terörist olduğunu anlamadığını söylemiş.
Cami görevlileri cami duvarlarında resimlerin olmayışının sebebini soran çocuğa, İslam'ın putperestliğe izin vermediğini belirtmiş. Bir diğeri 'Sizde neden çan sesi yok' bir başkası 'Minareler neden bu kadar yüksek' diye sormuş.
TÜRK ÇOCUKLARINA ATATÜRK ENJEKTESİ
Esra Elmas'ın HayyKitap'tan çıkan "Sevgili Atatürkçüğüm" adlı bir kitabı var. Bu çalışma ise Türkiye'deki ilkokul çocuklarının Mustafa Kemal algısını inceliyor.
Elmas, yüksek lisans tezi hazırlarken, bir devlet bir de özel okul olmak üzere iki ilköğretim okulundan 60 çocuğa Atatürk sizce nasıl biridir?' 'Atatürk'ü en çok hangi özelliği ile hatırlıyorsunuz?" Atatürk şu anda yaşıyor olsaydı, hayatımızda bir fark olur muydu?' gibi sorular yöneltmiş.
Türkiye'de cebinizdeki paradan sokaktaki meydana, herhangi bir resmi daireden ders kitaplarına dek Mustafa Kemal'in resim, heykel veya büstünün olmadığı bir yer bulmak imkansız. Başka bir ülkede örneği olmayan bu uygulama aslında bir beyin yıkama faaliyeti. Dolayısıyla beyni, Mustafa Kemal ile doldurulmuş çocukların Alman
Mustafa Kemal'e ilah muamelesi yapan bir sistemin yetiştirdiği çocukların cevaplarını herkes kendi evinden, kendi çocuğundan zaten biliyor.
Buraya Elmas'ın tespitlerini iktibas etmek daha doğru olsa gerek. Yazar diyor ki "Bütün bir eğitim müfredatı, onun etrafında şekillenir. Okula adımını attığı ilk günden mezun olduğu son güne kadar çocuklardan, her davranışlarında Atatürk'ü örnek almaları, onun kimliğine bürünmeleri istenir ve beklenir.
Çocuklara sahip çıkma mücadelesinde hic değismeven hu
çocuklardan her zaman bir otoriteye biat ve itaat etmelerinin istenmesidir.
Atatürk, tüm geçmiş ve gelecek ideallerinin ete kemiğe büründüğü, Turkiye'nin modern yuzüdür. O kurucu Ata figürüdür, aydınlanma reformları bağlamında esas olarak siyasi alanda dini referanslardan çıkış, kamu alanında dini simgelerin ikinci planda yer almasına geçiş sürecinin merkezinde yer alır Onun adıyla anılan ilkeler anayasal hükümlerdir. Devletin, Atatürkçülük olarak tanımlanan resmi bir ideolojisi
vardır Atatürk'ün bu noktada Tanrısal bir özellikle çocuğun
eyse
11
kaçınılmaz Atatürk ün şu anda yaşamıyor oluşu da bu algıyı pekiştiren en önemli unsurlardan biri. Çocuklar artık yaşamayan, ete kemiğe bürunmüş haliyle değil ancak siyah-beyaz fotoğraflardan görebildikleri ve anma törenlerinde buğulu bir kayıttan sesini zar aor duyabildikleri bir Atatürk ile muhataplar. Çocuklar son kertede bir ölü ile muhataplar. Fakat bu ölü, hayat(lar)in(m) içinde...
Temel mesele şu ki,
dünyada benzeri az olan güçlü bir gelenek ve geçmişe sahip bir milletin çocuklarına bütün bunlar anlatılmayıp sadece bir asır evvel yaşamış bir şahısla sıtırlamak aslında ülkenin ve nesillerin hayallerini, geleceklerini yok etmekten
başka bir şey değil. Akılları dumura uğratılan körpelerin bazılarının okulda farklı, evde ve sokakta farklı davranmaya iten ruh hali ile bir beşere ilah muamelesi yaptırılma şizofrenisi arasında sıkışıp kalmak ne yazık ki bu ülkeye yapılan en büyük kötülük.
Bu gerçekler ışığında Almanya'da öğretmenlerin yaptığını, İslam'ın ilk yıllarından bu yana Müslüman olan bir milletin ülkesi Türkiye'de yapamazsınız. Yapmaya kalkam önce medya aforoz eder, sonra (eskiye nazaran azalsa da) resmi makamlar bile anaundan
doğduğuna pişman edebiliz Toplumca neden birbirimine kenetlenmek yerine birbirimize düşmanlık ettiğimizin sebebini uzaklarda aramaya gerek yok
Dünyayı terketmek, sabırdan daha acıdır. Fi sebilillah kılıç vurmaktan da şiddetlidir. Bir adam bunu yaparsa, Allah ona şehid sevabı verir. Dünyayı terketmek; az yemek ve doymayı azaltmak ve insanların senasından hoşlanmamaktır. Zira kim insanların övmesinden hoşlanırsa, dünyayı ve nimetlerini sevmiş olur. Kimin de Cennetin ebedi nimetleri hoşuna giderse, dünyayı ve insanların kendini övmesinden hoşlanmayı terketsin. Ravi: Hz. İbni Mes'ud (r.a.) Sayfa: 250 / No: 9 Ramuz El-Ehadis
Size, tutunduğunuz vakit, asla dalalete düşmeyeceğiniz şeyi bıraktım: Allahın kitabı Kur'an ve Ehli Beytim. Ravi: Hz. Câbir (r.a.) Sayfa: 250 / No: 8 Ramuz El-Ehadis
Bu iş (din), gece ve gündüzün ulaştığı yerlerde mertebesini bulacak. Allah (z.c.hz.) ne bir kerpiç ev, ne de keçe bir çadır bırakmayacak, bu dini içerisine sokacak. Bununla azizi aziz, zelili zelil edecek. Allah'ın kendisi ile aziz edeceği izzet islamdır. Kendisi ile zelil edeceği zül de küfürdür. Ravi: Hz. Temim ed Dari (r.a.) Sayfa: 361 / No: 4 Ramuz El-Ehadis
İman temenni ile değil, tahalli (kılık-kıyafetle) de değildir. İman kalbte takdis edilen bir sırdır ki, onu ef'al ve hareket tasdik eder. İlim de iki türlüdür. Lisan ilmi, kalb ilmi. Faydalı olan kalb ilmidir. Lisan ilmi ise Allah (z.c.hz)'nin insan aleyhindeki hüccetidir. (ikincisi ise amelidir.) Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 361 / No: 10 Ramuz El-Ehadis
Bir kişi Hz. Ömer'e gelerek: "Allah yolunda, kınayıcıların kınamalarından korkmamak mı yoksa kendini ibâdete vermek mi daha hayırlıdır?" diye sordu. Hz. Ömer bu soruya şöyle cevap verdi: "Kim Müslümanların işlerinden herhangi birinin başına getirilecek olursa, Allah yolunda kınayıcıların kınamalarından korkmasın.
kel
Bu gibi işlerin başında bulunmayanlar da nefsini ıslaha yönelsin ve emri altında bulunduğu kişilere nasihat etsin." (Mehmet Köprülü, 365 Sahabe Ölçüsü, Erkam Yayınları)
YanıtlaSil
Yuksel23 Mayıs 2025 08:13 Ölümü: Normal mi, Suikast mı?
17 Nisan 1993… Turgut Özal, Çankaya Köşkü’nde ani bir kalp kriziyle hayatını kaybetti. Resmi açıklamaya göre, ölüm nedeni “doğal”dı. Ama bu ölüm, o günden beri Türkiye’nin en büyük sırlarından biri oldu. Özal’ın ani ölümü, hem zamanlaması hem de koşullarıyla şüphe uyandırdı. Yakın çevresi, özellikle eşi Semra Özal ve oğlu Ahmet Özal, “Bu bir suikasttı” dedi. Peki, neden böyle bir iddia ortaya atıldı?
Şüpheli Bulgular: Özal’ın ölümü sonrası otopsi yapılmadı. Cenazesi, alelacele toprağa verildi. Yıllar sonra mezarı açıldığında, vücudunda zehirli maddeler bulundu, ancak kesin bir sonuç çıkarılamadı.
Zamanlama: Özal, ölümünden hemen önce Kürt sorununa çözüm için cesur adımlar atıyordu. PKK ile dolaylı görüşmeler, ateşkes girişimleri konuşuluyordu. Ayrıca, Türk dünyasıyla ilişkileri güçlendirmek için Orta Asya gezisinden yeni dönmüştü. Bu adımlar, bazı iç ve dış güçleri rahatsız etmiş olabilir.
Tehditler: Özal, hayatı boyunca tehditler alıyordu. Suikast girişimi, bu tehditlerin ciddiyetini göstermişti. Ölümünden kısa süre önce, “Beni rahat bırakmıyorlar” dediği iddia edildi.
Uluslararası Bağlantılar: Özal’ın bölgesel liderlik vizyonu, Türkiye’yi Ortadoğu ve Kafkaslar’da daha aktif bir oyuncu haline getiriyordu. Bu, bazı küresel güçlerin çıkarlarına ters düşüyordu.
Bütün bu bulgular, “Özal öldürüldü” iddialarını güçlendirdi. Ancak resmi bir soruşturma, bu şüpheleri aydınlatamadı. Gerçek ne olursa olsun, Özal’ın ölümü, Türkiye’nin dönüşüm sürecinde bir kırılma noktası oldu. Onun vizyonu, yarım kaldı.
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla anlamına gelen "Bismillahirrah- nânirrahîm" âyetinin adıdır. Besmeleye 'Allah'ın adını anmak" anlamına gelen 'tesmiye" de denir. Besmele, Neml sûre- sinin 30. âyetinin bir bölümü ve Fâtiha sûresinin ilk âyetidir. Tevbe sûresi hâriç diğer sûrelerin başında besmele yazıl- mıştır. Sûre başlarındaki besmeleler, müstakil birer âyettir. Ancak o sûreye dahil değildir.
YanıtlaSilPeygamberimiz (a.s.) her hayırlı işe besmele ile başlanmasını tavsiye etmiş ve "Besmele ile başlanmayan her iş be- reketsiz ve sonu güdüktür" buyurmuştur (Aclûni, Keşfü'l-Hafa, II,174). Kur'ân okumaya, bir şey yiyip içmeye ve bir işe başlanır- ken besmele çekilir. Kur'ân'da Allah'ın adı anılmadan kesilen hayvanların etleri- nin yenmeyeceği bildirilmiştir (En'âm, 6/121).
Besmele çeken insan; başka bir var- lık adına değil sadece Allah adına, O'nun rızası için ve O'nun izniyle başlı- yorum, demiş olur. Besmelede Yüce Ya-
YANITLASİL
yuksel22 Mayıs 2024 13:52
ratıcının üç ismi geçmektedir: Allah, Rahman ve Rahim. Besmele çeken Kur'ân okumuş ve Allah'ı anmış olur,
.Κ.)
BESİR
Ben nefs-i emmareyi İngilizce'ye 'zalim' (tyrannical) olarak tercüme ettim. Bu bize zulmeden nefistir. İlginçtir; Mevlana nefs-i emmareden firavun olarak bahseder. Nefs-i emmareyi İngilizce'ye çevirmeye kalkıştığımda endişelenmiştim. Ben kimdim ki, kısır Kur'an ve Arapça bilgimle Kur'ani bir kavramı tercüme etmeye kalkışıyordum! Mevlana'nın kitabını okuduktan sonra, 'Elhamdülillah, tercümem o kadar da fena değilmiş' dedim, çünkü orada nefs-i emmare Firavun olarak tasvir ediliyor.
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel27 Mayıs 2024 06:20
Ekim 2003 Sayı: 212 Şaban 1424-4.250.000 TL. (KDV dan
ALTINOLUK
aylık mecmua
İhlas mü'minin sıfatıdır
YanıtlaSil• Bir saat ihlasta, ebedi kurtuluş vardır. Fakat ihlas çok nadirdir.
• İlim tohumdur, amel ziraat... Onun suyu ihlastır.
• Mahlukların amellerinden Allah'ın maksadı sadece ihlastır.
• İhlas, ihlası görmeyi kaybetmektir. Zira ihlasında ihlas gõre- nin ihlası ihlasa muhtaçtır.
• İhlas, kulun sükun ve hareketlerinin hasseten Allah için ol- masıdır.
• Amelde olan ihlas, o amelin sahibinin ona karşılık olarak ne dünyada, ne ahirette hiç bir şey istememesidir.
• Daima yaradanın faziletine bakmaktan ötürü, halkın bakışını unutmak ihlastır.
• Ameldeki ihlas, şeytanın o amele muttali olmamasıdır ki do- layısıyla onu ifsad etsin. Meleğin de ona muttali olmamasıdır ki, onu yazmış olsun.
• İhlas ameli bulanıklardan tasfiye etmektir.
• İnsanlar için ameli terketmek riyadır. İnsanlar için amel etmek ise şirktir. İhlas ise, Allah'ın seni bu iki felaketten korumasıdır.
• İhlastan yoksun ameller yorgunluktan başka bir şey kazan- dırmaz.
• İhlas, Allah'ın cemalini görebilmenin en kestirme yoludur.
• İhlas, salih kulların vasfıdır.
• İhlastan yoksun mü'minin imanı noksandır.. Cılızdır..
• İhlas, Allah'ı görüyormuşcasına ibadette bulunmaktır.
• İhlas, tüm ilahların sevgisini kalbten silip, yerine Rahmanı ge- tirmektir.
• İhlas, kâmil mü'minlerin sıfatıdır.
• İhlası kazanmaya çalışmak her müslümanın görevidir.
İhlastan uzak kalanlar, Allah'a yaklaşamazlar.
• Bunun için ey kardeşiml.. İhlası ara ve bul.. Yoksa Allah'ı bu-
lamazsın.
Misyonerlik ve Komünizm'den sonra iman düş- manlarının üçüncüsü Masonluk'tur.
YanıtlaSilGizli bir dernek olarak faaliyet gösteren Mason- luğun hakiki tarihini bize gösterecek vesika ve de- liller çok azdır.
Mason teşkilatının kurucusu dahi henüz kesin olarak bilinmemektedir. Mahiyet itibariyle (Tevrat hükümleri) yani Yahudi şeriatıdır. Esas bu kaynak- tan gelmektedir.
Oldukça yaygın olan bu teşkilat çok sıkı ve çok gizli bir şekilde faaliyetlerini sürdürmektedir. Üyelerinden eşsiz bir bağlılık ve o nisbette de
gizlilik isteyen Masonluk, derneklerine girecek olan kimseleri çok sıkı bir elemeden ve disiplinli bir kontrolden geçirmektedir. Her müracaat eden bu derneğe alınmaz. Ancak bu sıkı eleme e sonunda ka- rar verilir. Teşkilata alınacak kimselerde; milliyet bağının dışına çıkarak insan varlığına daha fazla değer vermiş olması istenir.
Mason teşkilatında din, soy, mezhep ve millet ayırımı gözetilmez. daha ziyade bu derneklere Yahudi ve Hristiyanlar tercih edilir.
Masonların toplantı yerlerine "laca" denir. Ma- son teşkilatının her memlekette bir "loca"sı vardır. Masonlar, yalnız kültür ve hayır işleri ile uğraş- tıklarını iddia ederler, bu asılsızdır. Aslındı bütün toplantılarında konuşulan yalnızca iki mevzudur: a) Kendi mensuplarının dünyevî menfaatleri. b) Politika.
Bütün gayretleri, içinde yaşadıkları memleketin her alandaki kilit noktalarını, yüksek mevkilerini el- lerinde tutmak suretiyle siyasî iktidarı her yönden kontrolleri altına alarak, memleketin idaresine el koymaktır. Bu yoldan imkânlara sahip olmak ikti- darın nimetlerini geniş ölçüde sömürmektir. Bu neti- ceye varmak için, her işte ve her yerde birbirlerini desteklemeyi esas prensip sayarlar.
"Hür Masonluk Tarihi" adındaki kitapta şöyle yazılıdır: "Hür Masonlar, Yahudilerin dünya haki- miyeti plânını esas tutarak çalışırlar. Yahudisiz hiç- bir Mason locası yoktur." Cevat Rifat Atilhan da: "Her Mason Yahudidir.. ve Yahudileşmiştir" diyor.
Dünyadaki
Masonlar,
"Masonluk
Milliyetçiliktir" tabirini sık sık kullanırlar. Bu ifade düpedüz yalandır, uydurmadır; çünkü Masonluk Milliyetçilik düşmanıdır.
Bilhassa Türkiyedeki faaliyetleri bu memleketin esaslı dayanaklarından biri olan milliyetçiliği, va- tan severliği, Türk tarihini, mukaddesatları tahrip ederek milli bağları kırmak, yok etmek, kurulmuş manevi nizamı bozarak cemiyeti zaafa düşürüp idareyi fiilen ele alarak memleketin türlü alandaki
AN (APAYDIN)
YanıtlaSilvarlıklarını, verimlerini sömürmek şeklinde özetlenebilir.
Bilhassa bizim gibi geri kalmış ve yabancı yar. dımlara muhtaç bir memlekette onların bu faaliyet. leri daha geniş ve korkunçtur. İnsanlığa yardım ve beşeriyete karşı iyilik pren.
sipleriyle ortaya atılırlar. Onlar insan avlarlarken tek kullandıkları yem ökselerine taktıkları "sözde" dünya nimetlerinden faydalandırmaktır. Onların her türlü yaldızlı sözlerine inananlar, Masonluğun kolayca öksesine düşmektedirler. Artık kapıldığı Masonluğun akide ve prensiplerine körü körüne itaat etmektedir. Kendisinde (benlik ve varlık) na. mında birşey kalmaz, hepsi elinden alınmıştır. On- ların emrettiği şekilde bütün varlığıyla çalışmaya başlar, mühim bir hizmet yapmak ve suratle derece almak mecburiyetini hisseder. Kendisine verilen ilk vazifeyi yapar, o vakit takdir kazanır. Bu takdir- den memnun olan biçare dünyaları bulmuş gibi se- vinir. Ancak onun nazarından mukaddesat ve fazi- let duyguları küçülür. Cemiyetin ana prensiplerin- den kendisine verilen mahdut kısmı kendisi için en mukaddes bir ideal ve en kuvvetli (fazilet) düsturu olur. Bunlara kendisini uydura uydura cemiyetin iyi elemanları arasına girer. Fakat ne kadar kuvvetli çalışırsa çalışsın bulunduğu derecenin üstündeki derecenin ideal ve gayeleri kendisine söylenmez. Derece derece yükseldikçe mukaddesata karşı lâkaytlik de kuvvetlenir, nihaeyt cemiyetin idealle- rinden başka birşey tanımaz ve bütün varlığıyla buna çalışır. Aklını ve vicdanını tamamiyle kaybet- eye ve kendisini müthiş bir felâket içinde olduğu- nu farketmeye başlayan Mason namzedi geri dö- nemez. İster istemez sürüklenir, sürüklendikçe mu- kaddesatından ve benliğinden uzaklanır. Maddi bir takım yardımlar görür, fakat bu yardımlar ima- nının satış bedelidir. Öldüğü vakit de ailesi bile bu yardımlara mazhar olur. Bu suretle aile arasında Masonluğa karşı bir muhabbet nüvesi kurulur. Bu cemiyet her sınıf insandan bünyesinde bulundurur. Bu sebeple; icabında seni şaşırmak ve oyalamak için dinî bilgisine güvendiğin kimseleri bile karşına çıkarır.
Mesela: İslâm alimi sıfatında bir adam karşına çıkarılır da, onu müslüman zannederek, kendisine itimat edersin. Halbuki o satılmışlardandır. O al- datmak için sahneye atılmış bir artistir. Sen bunu farketmezsen yandığın gündür. (Tarihimizde bu- nun birkaçmisali vardır.)
İşte bunun içindir ki her müslüman Masonluğa ve Masonlara karşı çok uyanık ve tedbirli olmak mec- buriyetindedir. Cenab-ı Hak müslümanları ve bü- tün insanlık alemini şerlerinden korusun.
MART 1986
Açıktan iblise lanet edip de gizliden ona itaat edenlerden olma.,,
YanıtlaSilÖmer b. ABDÜLAZİZ
Haziran 1986/Ramazan-Şevval 1406/Mektup 31
NEDİR dua?
YanıtlaSilDua: Çağırmak manasınadır. Dua: Mü'minin dilinde âsây-ı Musa'dır.
Dua: İbadetin ruhudur.
Dua: Kulluk vazifesi ve insanlık borcudur.
Dua: Halık-ı Zülcelal'a yalvarmaktır.
Dua: Cenabı-Hakkı anmaktır.
Dua: Benlik ve enaniyeti terketmektir.
Dua: Cenab-ı Hak'tan yardım istemektir.
Dua: Kulun, arzularını Rabbine bildirmesidir.
Dua: Hak'ka tam bir teslimiyet nişanıdır.
Dua: Dilek ve hacetleri Halik-ı Azam'a arzetmektir.
Dua: Allahü Azimüşşana hamdetme yoludur.
Dua: Halıkımızın verdiği nimetlere şükürdür.
Dua: Mü'minlerin ruhlarının cikasıdır. Dua: Mü'minlerin kuvvetli bir silahıdır.
Dua: Rahmet ve merhameti davettir.
Dua: Bir İbadettir.
Dua: Kalbi vasıtasız Cenab-ı Hakka rabdetmektir.
Dua: Izhar-ı Ubudiyettir.
Dua: Bir ızdırap çığlığından, bir yardım talebidir
Dua: Yaradana, yalvarıp yakarmayla yaklaşmadır.
Dua: Hayır, yardım ve merhamet dileğinde bulunmadır.
Dua: Sevenin sevdiğine niyazıdır.
Dua: İmânın gıdasıdır. Dua: Allah'a sığınmaktır.
Dua: Kul olabilmenin gereğidir.
Dua: O'na olan ihtiyacımızın delilidir.
Dua: Kul ve Rabbisinin arasındaki muhabbettir.
Dua: Allah'a tevekküldür.
Dua: Hayırların anahtarıdır.
Dua: Kâfire bir meydan okumadır.
Dua: Kulun aiz halinin ispatıdır.
Dua: Allah'ın azametinin, yüceliğinin ispatıdır.
Nisan 1986/Recep-Şaban 1406/Mektup
Tövbe nedir?
YanıtlaSilTovbe: Lügat anlamı itibarıyle rücu etmek dönmek demektir.
Tövbe: Her günah için her nefse mutlaka vacip olan bir dini emirdir.
Tövbe: Nedamet etmek günahlardan ve isyandan itaate dönmek gafletten uyanmaktır.
Tövbe: Kişinin kendinden südur eden günahtan kaçmaya baş- laması. Allah'a uzak olmaktan hakikaten vazgeçip ona yakın olmaya gerçekten azm etmesidir.
Tövbe: Herşeyden önce kalpte hasıl olacak bir karardır. Tövbe: İnsanın nefsine ait ayıp ve noksanları araştırmasıdır.
Tövbe: Kötü sıfatlardan iyi hallere, Allahu Teala'nın yasak et- tiklerinden emrettiklerine, masiyyetten taate ve yaradanımı- zın çirkin gördüklerinden güzel görüp hoşnut olacağı hallere dönmektir.
Tövbe: Şerden hayra dönüş, günahtan sevaba geçiş, karanlık-
tan aydınlığa çıkıştır. Tövbe: Manevi bir pislik hükmünde olan günah ve musiyyet kirlerini yıkamaktır.
Tövbe: Günahlara buğuz etmek ve hatıra geldikçe istiğfar ey- lemektir.
Tövbe: Yolunu şaşırmışın yeniden yola gelmesidir.
Tövbe: Zuhur eden marifet ve iman nurudur.
Tövbe: Kulu ilahi cezadan kurtulma yoluna sevkedendir.
Tövbe: Bir lahzada asiyi muti kılandır.
Tövbe: Allahadönmek ve ona sığınmaktır.
Tövbe: Müslümanın şeytanın elinden kurtulabilmesi için yap- mış olduğu mücadeledir.
Tövbe: Din yolunda ilerleyenlerin ilk adımıdır.
Tövbe: Kabahatten kabahat olduğu için nedamet ederek vaz geçmektir.
Tövbe: Suç işleyenlerin pişmanlığının mükafatıdır.
Tövbe: Allah'ın kullarına rahmetidir.
Zehra Zikriye DÖNMEZ
Eylül 1986/Zilhicce-Muharrem 1407/Mektup 27
En yumuşak, en serti deler
YanıtlaSilbn-i Hacer öğrenciliğinde çok yavaş ilerliyor, hattâ yerinde sayıyordu. Sonunda "Benden âlim olmaz" diyerek köyüne dönmeye karar verdi. Yol- da bir mağaraya girerek yağmurun dinmesini beklemeye başladı. O sırada bir damlanın zemini yavaş yavaş deldiğini gördü. Bunun üzerine de- vamlı bu damlayan suların taşı delebileceğini dü-
şündü. Kendi kendine şöyle dedi: "Nesnelerin en sertlerinden biri taş, en yumu şaklarından biri de su... En yumuşak, en serti de liyor... Benim zekâm bu taştan bertolama... İbn-i Hacer tekrar öğrenime döndü ve büyük âlim oldu
Paranın panzehiri
YanıtlaSilahya bin Muaz birgün şöyle diyordu: "Para akreptir. Panzehirin yoksa onu eline al- ma! Yoksa seni sokar ve öldürür..."
Kızı
yaşa
düs
Afg
Af
ol
gü
a-
Sordular:
"Panzehiri nedir?"
kirli
bi
ka
"Helâlından alınıp meşru yere harcamaktır."
.. Ömer b.Abdülaziz'den
YanıtlaSilD evlet başkanı, halkı eziyorsa, yani kendisi hertürlü dünya nimetini elinde tutup, vatandaşlarını bundan mahrum ediyorsa, bu Devlet Başkanından kaçan, ona itaat etmeyen zalim değildir.
B Den veya başka bir halife; Allah'ın Kur'an'la çizdiği İs- lam yolunu takip ettiğimiz müddetce bize itaat vardır. Şayet Allah'ın kanun ve buyruklarından ayrılırsam, yâni O'nun kanunlarını değil, kendi keyfi kanunlarımı tat- bik etmeye kalkışırsam, bana itaat yoktur." "İşte İsla- mın Ulul emre itaat". kanunuda budur.
B u ümmet, Allah'ın kitabı ve peygamberi hususunda ihtilafa düşmedi. Onlar dünya menfaat ve nimetleri hu- susunda ihtilafa düştüler. Onun için de devlet ve izzet- lerini kaybettiler.
Kasım 1986/Safer-R.Evvel 1407/Mektup 23
İBADET İÇİN GEL- DİK, HESAP İÇİN DÖNECEĞİZ. DÜNYADA MİSA- FİRİZ, DİRİLMEK İÇİN ÖLECEĞİZ.
YanıtlaSilyeni gördük. Almanya'nın Düren şehrinde KGS LeNie (Lendersdorf/ Niederau) okulunun 4. sınıfa giden yaklaşık 70 talebesi, 6 öğretmen nezaretinde Düren Hicret (IGMG) Camii'ne götürülmüş. Okulun amacı çocukların İslam hakkında birinci elden bilgi almalarını sağlamak ve görgülerini artırmak...
YanıtlaSilÇocuklar cami görevlilerine Domuz eti neden haram?', Kadınlarla erkekler neden ayrı ayrı namaz kılıyor?', 'Cami içindeki minber, hutbe ne işe yarar?', 'Ayakkabıyla halılara neden basmıyorsunuz?', 'Neden oruç tutuyorsunuz?" gibi suåller yöneltmişler. Bazıları hafta sonları gelip, sizi ve ders gören Müslüman çocukları izleyebilir miyiz bile demişler. Meraklılardan biri cami içindeki deve kuşu yumurtalarını neden astıklarını sormuş ve bunların örümceklerin ağ yapmasını engellemek için olduğunu duyunca çok şaşırmışlar.
Buraya kadar her şey normal gözüküyor ama asıl ilginç şeyler ziyaretin sonunda. Çocukların bitmeyen soruları üzerine imam Ömer Reel, çocuklara, 'Müslümanlar gibi
2
secde yap nisiniz diye sormuş. Öğretmen ve çocuklar kabul etmişler. Ardından topluca secdeye kapanılmış. Sonra cevap vermek isteyenlere secdede neler hissettikleri sorulmuş. Çocuklar şöyle cevap vermişler:
- İsa'yı dinledim...
Allah ile konuştum...
- - Bir daha kiliseye asla gitmem...
- Yer penceresinden cenneti seyrettim...
- Öğretmenim, Müslüman olmak istesem bana kızar mısınız?
- Bu meditasyon yogadan daha zevkli...
- Alnımdan ağrılar ve kötü enerjiler yere aktı...
- Müslümanların Tanrı'sını gördüm, severek beni de çağırdı...
- Yıldızlar bana yaklaştı onları seyrettim...
Işıktan insanlar seyrettim Tanı onları seviyordu...
Müslüman çocuklar niye burada değiller?
- Işıktan arabalarla göklere çıktık...
- Meryem annemizi
gördüm, 'bana üzülme, çarmıhta elleri çivili olan benim de Tanrı'nın da oğlu
değil' dedi... şeklinde plar vermişler. Bu çocuklar enüz buluğa ermemiş oldul ve İslam fıtratından h sıyrılmadıklarını hatı fayda var. akta
Yine haberlere gör ise çocuklardan bazıla Müslümanların Tanrı'sun Almanca bilip bilmediğini sormuş. Biri de camiye gitmeden önce öğretmenlerden camiye girdiğinde kendisinin ve arkadaşlarının öldürülmeme garantisini istemiş. Bir çocuk ise Tanrıya saygı için başını yere koyan birini neden terörist olduğunu anlamadığını söylemiş.
Cami görevlileri cami duvarlarında resimlerin olmayışının sebebini soran çocuğa, İslam'ın putperestliğe izin vermediğini belirtmiş. Bir diğeri 'Sizde neden çan sesi yok' bir başkası 'Minareler neden bu kadar yüksek' diye sormuş.
TÜRK ÇOCUKLARINA ATATÜRK ENJEKTESİ
Esra Elmas'ın HayyKitap'tan çıkan "Sevgili Atatürkçüğüm" adlı bir kitabı var. Bu çalışma ise Türkiye'deki ilkokul çocuklarının Mustafa Kemal algısını inceliyor.
Elmas, yüksek lisans tezi hazırlarken, bir devlet bir de özel okul olmak üzere iki ilköğretim okulundan 60 çocuğa Atatürk sizce nasıl biridir?' 'Atatürk'ü en çok hangi özelliği ile hatırlıyorsunuz?" Atatürk şu anda yaşıyor olsaydı, hayatımızda bir fark olur muydu?' gibi sorular yöneltmiş.
Türkiye'de cebinizdeki paradan sokaktaki meydana, herhangi bir resmi daireden ders kitaplarına dek Mustafa Kemal'in resim, heykel veya büstünün olmadığı bir yer bulmak imkansız. Başka bir ülkede örneği olmayan bu uygulama aslında bir beyin yıkama faaliyeti. Dolayısıyla beyni, Mustafa Kemal ile doldurulmuş çocukların Alman
çocuklarının hissettiklerini hissedebilirler mi?
YanıtlaSilMustafa Kemal'e ilah muamelesi yapan bir sistemin yetiştirdiği çocukların cevaplarını herkes kendi evinden, kendi çocuğundan zaten biliyor.
Buraya Elmas'ın tespitlerini iktibas etmek daha doğru olsa gerek. Yazar diyor ki "Bütün bir eğitim müfredatı, onun etrafında şekillenir. Okula adımını attığı ilk günden mezun olduğu son güne kadar çocuklardan, her davranışlarında Atatürk'ü örnek almaları, onun kimliğine bürünmeleri istenir ve beklenir.
Çocuklara sahip çıkma mücadelesinde hic değismeven hu
çocuklardan her zaman bir otoriteye biat ve itaat etmelerinin istenmesidir.
Atatürk, tüm geçmiş ve gelecek ideallerinin ete kemiğe büründüğü, Turkiye'nin modern yuzüdür. O kurucu Ata figürüdür, aydınlanma reformları bağlamında esas olarak siyasi alanda dini referanslardan çıkış, kamu alanında dini simgelerin ikinci planda yer almasına geçiş sürecinin merkezinde yer alır Onun adıyla anılan ilkeler anayasal hükümlerdir. Devletin, Atatürkçülük olarak tanımlanan resmi bir ideolojisi
vardır Atatürk'ün bu noktada Tanrısal bir özellikle çocuğun
eyse
11
kaçınılmaz Atatürk ün şu anda yaşamıyor oluşu da bu algıyı pekiştiren en önemli unsurlardan biri. Çocuklar artık yaşamayan, ete kemiğe bürunmüş haliyle değil ancak siyah-beyaz fotoğraflardan görebildikleri ve anma törenlerinde buğulu bir kayıttan sesini zar aor duyabildikleri bir Atatürk ile muhataplar. Çocuklar son kertede bir ölü ile muhataplar. Fakat bu ölü, hayat(lar)in(m) içinde...
Temel mesele şu ki,
dünyada benzeri az olan güçlü bir gelenek ve geçmişe sahip bir milletin çocuklarına bütün bunlar anlatılmayıp sadece bir asır evvel yaşamış bir şahısla sıtırlamak aslında ülkenin ve nesillerin hayallerini, geleceklerini yok etmekten
başka bir şey değil. Akılları dumura uğratılan körpelerin bazılarının okulda farklı, evde ve sokakta farklı davranmaya iten ruh hali ile bir beşere ilah muamelesi yaptırılma şizofrenisi arasında sıkışıp kalmak ne yazık ki bu ülkeye yapılan en büyük kötülük.
Bu gerçekler ışığında Almanya'da öğretmenlerin yaptığını, İslam'ın ilk yıllarından bu yana Müslüman olan bir milletin ülkesi Türkiye'de yapamazsınız. Yapmaya kalkam önce medya aforoz eder, sonra (eskiye nazaran azalsa da) resmi makamlar bile anaundan
doğduğuna pişman edebiliz Toplumca neden birbirimine kenetlenmek yerine birbirimize düşmanlık ettiğimizin sebebini uzaklarda aramaya gerek yok
Vasiyeti terkeylemek; dünyada ayıp, ahirette de ateş ve lekedir.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 250 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
Dünyayı terketmek, sabırdan daha acıdır. Fi sebilillah kılıç vurmaktan da şiddetlidir. Bir adam bunu yaparsa, Allah ona şehid sevabı verir. Dünyayı terketmek; az yemek ve doymayı azaltmak ve insanların senasından hoşlanmamaktır. Zira kim insanların övmesinden hoşlanırsa, dünyayı ve nimetlerini sevmiş olur. Kimin de Cennetin ebedi nimetleri hoşuna giderse, dünyayı ve insanların kendini övmesinden hoşlanmayı terketsin.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Mes'ud (r.a.)
Sayfa: 250 / No: 9
Ramuz El-Ehadis
Size, tutunduğunuz vakit, asla dalalete düşmeyeceğiniz şeyi bıraktım: Allahın kitabı Kur'an ve Ehli Beytim.
YanıtlaSilRavi: Hz. Câbir (r.a.)
Sayfa: 250 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
Bu iş (din), gece ve gündüzün ulaştığı yerlerde mertebesini bulacak. Allah (z.c.hz.) ne bir kerpiç ev, ne de keçe bir çadır bırakmayacak, bu dini içerisine sokacak. Bununla azizi aziz, zelili zelil edecek. Allah'ın kendisi ile aziz edeceği izzet islamdır. Kendisi ile zelil edeceği zül de küfürdür.
YanıtlaSilRavi: Hz. Temim ed Dari (r.a.)
Sayfa: 361 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
Cennete girmeden evvel ihvanıma havzda kevser şarabı sunduğumu bir görseydim. Dediler ki: "Ya Resulallah biz senin ihvanın değil miyiz?" Buyurdu ki: "Hayır, siz Benim ashabımsınız. Benim ihvanım, Beni görmeden iman edenlerdir. Ben Rabbimin gözümü, sizinle ve Beni görmediği halde Bana inananlarla ruşen etmesini diledim.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 361 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
İman temenni ile değil, tahalli (kılık-kıyafetle) de değildir. İman kalbte takdis edilen bir sırdır ki, onu ef'al ve hareket tasdik eder. İlim de iki türlüdür. Lisan ilmi, kalb ilmi. Faydalı olan kalb ilmidir. Lisan ilmi ise Allah (z.c.hz)'nin insan aleyhindeki hüccetidir. (ikincisi ise amelidir.)
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 361 / No: 10
Ramuz El-Ehadis
Cüz: 7 Sure: 6
YanıtlaSilRUHU'L-FURKAN
En'am Suresi
Ayet: 106
YanıtlaSil
yuksel6 Ağustos 2024 00:39
Zaten zaman ve zemine göre, mensuh olan bir ayetin hükmü yeniden geçerlilik kazanabilir.
YanıtlaSil
yuksel6 Ağustos 2024 00:40
RÛHU'L - FURKĀN TEFSİRİ
Hazrat-ü Mevlânâ eş-Şeyh Mahmud en-Nakşibendî el-Müceddidî el-Hâlidî el-Ûfî (Kuddise Sirruhû)
Ahıska
yayınevi
cilt. 11.
sy.111.
Bir Nefes
YanıtlaSilKINAYANIN KINAMASINDAN KORKMA
tir. ור e
ist
Bir kişi Hz. Ömer'e gelerek: "Allah yolunda, kınayıcıların kınamalarından korkmamak mı yoksa kendini ibâdete vermek mi daha hayırlıdır?" diye sordu. Hz. Ömer bu soruya şöyle cevap verdi: "Kim Müslümanların işlerinden herhangi birinin başına getirilecek olursa, Allah yolunda kınayıcıların kınamalarından korkmasın.
kel
Bu gibi işlerin başında bulunmayanlar da nefsini ıslaha yönelsin ve emri altında bulunduğu kişilere nasihat etsin." (Mehmet Köprülü, 365 Sahabe Ölçüsü, Erkam Yayınları)
YanıtlaSil
Yuksel23 Mayıs 2025 08:13
Ölümü: Normal mi, Suikast mı?
17 Nisan 1993… Turgut Özal, Çankaya Köşkü’nde ani bir kalp kriziyle hayatını kaybetti. Resmi açıklamaya göre, ölüm nedeni “doğal”dı. Ama bu ölüm, o günden beri Türkiye’nin en büyük sırlarından biri oldu. Özal’ın ani ölümü, hem zamanlaması hem de koşullarıyla şüphe uyandırdı. Yakın çevresi, özellikle eşi Semra Özal ve oğlu Ahmet Özal, “Bu bir suikasttı” dedi. Peki, neden böyle bir iddia ortaya atıldı?
Şüpheli Bulgular: Özal’ın ölümü sonrası otopsi yapılmadı. Cenazesi, alelacele toprağa verildi. Yıllar sonra mezarı açıldığında, vücudunda zehirli maddeler bulundu, ancak kesin bir sonuç çıkarılamadı.
Zamanlama: Özal, ölümünden hemen önce Kürt sorununa çözüm için cesur adımlar atıyordu. PKK ile dolaylı görüşmeler, ateşkes girişimleri konuşuluyordu. Ayrıca, Türk dünyasıyla ilişkileri güçlendirmek için Orta Asya gezisinden yeni dönmüştü. Bu adımlar, bazı iç ve dış güçleri rahatsız etmiş olabilir.
Tehditler: Özal, hayatı boyunca tehditler alıyordu. Suikast girişimi, bu tehditlerin ciddiyetini göstermişti. Ölümünden kısa süre önce, “Beni rahat bırakmıyorlar” dediği iddia edildi.
Uluslararası Bağlantılar: Özal’ın bölgesel liderlik vizyonu, Türkiye’yi Ortadoğu ve Kafkaslar’da daha aktif bir oyuncu haline getiriyordu. Bu, bazı küresel güçlerin çıkarlarına ters düşüyordu.
Bütün bu bulgular, “Özal öldürüldü” iddialarını güçlendirdi. Ancak resmi bir soruşturma, bu şüpheleri aydınlatamadı. Gerçek ne olursa olsun, Özal’ın ölümü, Türkiye’nin dönüşüm sürecinde bir kırılma noktası oldu. Onun vizyonu, yarım kaldı.