NESLİ KORUMAK

Yorumlar

  1. Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla anlamına gelen "Bismillahirrah- nânirrahîm" âyetinin adıdır. Besmeleye 'Allah'ın adını anmak" anlamına gelen 'tesmiye" de denir. Besmele, Neml sûre- sinin 30. âyetinin bir bölümü ve Fâtiha sûresinin ilk âyetidir. Tevbe sûresi hâriç diğer sûrelerin başında besmele yazıl- mıştır. Sûre başlarındaki besmeleler, müstakil birer âyettir. Ancak o sûreye dahil değildir.

    Peygamberimiz (a.s.) her hayırlı işe besmele ile başlanmasını tavsiye etmiş ve "Besmele ile başlanmayan her iş be- reketsiz ve sonu güdüktür" buyurmuştur (Aclûni, Keşfü'l-Hafa, II,174). Kur'ân okumaya, bir şey yiyip içmeye ve bir işe başlanır- ken besmele çekilir. Kur'ân'da Allah'ın adı anılmadan kesilen hayvanların etleri- nin yenmeyeceği bildirilmiştir (En'âm, 6/121).

    Besmele çeken insan; başka bir var- lık adına değil sadece Allah adına, O'nun rızası için ve O'nun izniyle başlı- yorum, demiş olur. Besmelede Yüce Ya-

    YANITLASİL

    yuksel22 Mayıs 2024 13:52
    ratıcının üç ismi geçmektedir: Allah, Rahman ve Rahim. Besmele çeken Kur'ân okumuş ve Allah'ı anmış olur,

    .Κ.)

    BESİR

    YanıtlaSil
  2. تُؤْذِي الْمُؤْمِنَ وَلَا تُجَاوِرُ الْجَاهِل (طب وابن عبد البر في العلم وابو نصر غريب عن ابن عمرو)

    4158- Az fıkıh, anlamadan yapılan çok ibadetten ha- yırlıdır. Kişiye anlayarak ibadet ettiği zaman, fıkıh kâfi gelir. Yalnız kendi görüşünü beğendiği zaman o kişinin cehaleti kendisine ye-

    YANITLASİL

    yuksel22 Mayıs 2024 05:08
    RÂMÜZÜL EHADÎS

    (HADİS ANSİKLOPEDİSİ)

    AHMED ZİYAÜDDİN GÜMÜŞHANEVİ

    (2.CİLT)

    Baskıya Hazırlayan: ARİF PAMUK

    YANITLASİL

    yuksel24 Mayıs 2024 05:59
    ATATÜRK'ÜN SON MESAJI

    Ataturk, ölümunden on beş gün kadar önce kendine geldiği zaman, dünyadaki Müslümanlara şu mesajı göndermişti:

    "Bütün dünyanın Müslümanları Allah'ın son peygamberi Hz. Muhammed'in (sa gosterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm Müslümanlar Hz. Muhammed'i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamıyetin hükümlerını olduğu gibi yerine getirmeli; zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler.'

    Mustafa Kemal Atatürk bu mesajı, Başbakan ve Dışişleri Bakanı vasıtasıyla

    dunyaya açıkladı.

    Prof. Dr. Hanif FAUK Urduca Yayınlarda ATATÜRK A.Ü.Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Yayınları, Ankara 1979, s. 102

    30 FR. evvel 1409

    10
    ATATÜRK'ÜN SON MESAJI

    Ataturk, ölümunden on beş gün kadar önce kendine geldiği zaman, dünyadaki Müslümanlara şu mesajı göndermişti:

    "Bütün dünyanın Müslümanları Allah'ın son peygamberi Hz. Muhammed'in (sa gosterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm Müslümanlar Hz. Muhammed'i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamıyetin hükümlerını olduğu gibi yerine getirmeli; zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler.'

    Mustafa Kemal Atatürk bu mesajı, Başbakan ve Dışişleri Bakanı vasıtasıyla

    dunyaya açıkladı.

    Prof. Dr. Hanif FAUK Urduca Yayınlarda ATATÜRK A.Ü.Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Yayınları, Ankara 1979, s. 102

    30 FR. evvel 1409

    10
    Mustafa Kemal Atatürk ün gizli vasiyeti den alıntı.

    YanıtlaSil
  3. YAKIN TARİH

    Ansiklopedisi

    8

    Yeni Nesil
    sy. 123.

    YanıtlaSil
  4. Gizli Vasiyetin Esrarı... Atatürk'ün õlmeden önce "Asker menşeli olanları cumhurbaşkanı yapmayın" diye bir vaslyet ettiği belirti len bu bölümde, bu vasiyetin yok oluşu açıklanıyor.

    Halid Paşa Cinayeti......... 163-210 Muhalif mebuslardan Halid Paşa'nın Meclisde katledilışının anlatıldığı bu bölümde, devlet terörünün ti pik bir örneği veriliyor.

    Harf İnkılabı Niçin Yapıldı?............ 211-286 İslam harflerinin bırakılıp. Lätin harflerinin alınış safhalarının işlendiği bu bölümde, bu inkılâpla Islam kültürünü yok etmenin hedeflendiği anlatılıyor.

    287-300

    Dünden Bugüne Cami Aleyhtarlığı Cumhurbaşkanı Kenan Evren'ın, okul yapmanın cami yaptırmaktan daha sevap olduğunu ileri sürmesine dikkat çekilen bu bölümde, geçmişteki cami düşmanlığından örnekler veriliyor.

    5. CILT

    Çerkez Ethem Hain miydi?. Resmi tarih tarafından "hain" olarak tanıtılan Çerkez Ethem'in nasıl vatanperver bir kimse olduğu an- latılan bu kısımda, onun tahriklere kapılmayışı isbat ediliyor.

    5-212

    Kore Zaferi. ..... 213-302 Bu bölümde, binlerce kilometre uzakta komünistlere karşı savaşan Mehmedciğin başarıları anlatılıyor.

    6. CILT

    ......... 5-68 M. Kemal Paşa'ya muhálií, dindar ve vatanperver bir mebus olan Ali Şükrü Beyin öldürülüşünün an latıldığı bu bölümde, suikasti tertipleyen Topal Osman'ın tahriklere kapıldığı ifade ediliyor.

    All Şükrü Bey Niçin Öldürüldü?.

    Neler Okuttular?........ 69-232 Cumhuriyetten sonra okutulan ders kitaplarının ele alındığı bu bölümde, kitap muhtevålarının "dinsiz bir nesil yetiştirmeye yönelik olduğu örneklerle isbat ediliyor.

    Ateizmin Bayraktarı Abdullah Cevdet.....

    233-266 Bu bölümde, dinsizliğin bayraktarlığını yapan Abdullah Cevdet ve fikirleri anlatılarak, onun inkılâpia- ın fikir babalığını yaptığı belirtiliyor.

    İş Bankası Hangi Parayla Kuruldu?.... 267-300 Hindistan Müslümanlarının İstiklal Harbi için gönderdikleri paralarla kurulan Iş Bankasının mevzu edildiği bu bölümde, gelen pararın hedefi dışında kullanıldığı açıklanıyor.

    Ayasofya Zulmi

    7. CİLT

    1-104 Sahte bir kararnameyle kapatılan Ayasofya'nın geçmişi, Fatih'in vakliyesi, kapatılış safhası ve açılması yolunda yapılan teşebbüslerin anlatıldığı bu bölümde, milletin hisiyatına tercüman olunuyor.

    Yamada Baлия. Milet trådestyle tek parti diktasına son veren DP'nin, askeri bir ihtilälle alaşağı edilmesine medhiye 105-204

    düzen yazarların mevzu edildiği bu bölümde, o zamankı basından örnekler veriliyor.

    İhtiläl Fetvicılan

    İhtilale fetvä veren sözde aydınların tavır ve sözlerinin ele alındığı bu kısımda, onların yüzkarası halleri anlatılıyor. 201-300

    YANITLASİL

    Yorum Gönder
    Bu blogdaki popüler yayınlar
    Mustafa Kemal Atatürk ün Gizli Vasiyeti
    Mayıs 04, 2023
    DEVAMI
    Meric Tumluer Said Nursi
    Mayıs 04, 2023
    DEVAMI
    İman
    Mayıs 04, 2023
    DEVAMI
    Blogger tarafından desteklenmektedir
    Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır

    YUKSEL
    Vasiyet ve mustafa
    PROFİLİ ZİYARET EDİN
    Arşivleme
    Kötüye Kullanım Bildir

    YanıtlaSil
  5. Ben nefs-i emmareyi İngilizce'ye 'zalim' (tyrannical) olarak tercüme ettim. Bu bize zulmeden nefistir. İlginçtir; Mevlana nefs-i emmareden firavun olarak bahseder. Nefs-i emmareyi İngilizce'ye çevirmeye kalkıştığımda endişelenmiştim. Ben kimdim ki, kısır Kur'an ve Arapça bilgimle Kur'ani bir kavramı tercüme etmeye kalkışıyordum! Mevlana'nın kitabını okuduktan sonra, 'Elhamdülillah, tercümem o kadar da fena değilmiş' dedim, çünkü orada nefs-i emmare Firavun olarak tasvir ediliyor.

    YANITLASİL

    yuksel27 Mayıs 2024 06:20
    Ekim 2003 Sayı: 212 Şaban 1424-4.250.000 TL. (KDV dan

    ALTINOLUK

    aylık mecmua

    YanıtlaSil
  6. ٥٥٩٦ - مِنْ أَشْرَاطِ السَّاعَةِ أَنْ يُؤْتَمَنَ الْخَائِنُ وَيُخَوَّنَ الأَمِينُ الخرائطي عن ابم ابن عمرو)

    5596- Haine güvenilip doğruya ihanet edilmesi de kıya met alametindendir.

    YanıtlaSil
  7. Bir kimse nası gücendirmek pahasına, Allah'ı hoşnud ederse, insanların kötülüklerine karşı Allah kafi gelir. Bir kimse de insanları hoşnud etmekle Allah'ı gücendirirse, Allah onu insanlara bırakır.
    Ravi: Hz. Âişe (r.anha)
    Sayfa: 401 / No: 14
    Ramuz El-Ehadis

    YANITLASİL

    yuksel28 Mayıs 2024 00:40
    Bir kimse halkı nazarı itibare almadan Allah'ı hoşnud ederse, Allah ona kafi gelir. Allah'ı gücendirerek mahlukatı hoşnud ederse, Allah o mahlukatı kendisine musallat eder.
    Ravi: Hz. Amr İbni Şuayb (r.a.)
    Sayfa: 401 / No: 15
    Ramuz El-Ehadis

    YANITLASİL

    yuksel28 Mayıs 2024 00:58
    Bir kimse geçmiş ve gelecek insanların ilmine malik olmak isterse, Kur'an-ı Kerim'i tahlil etsin.
    Ravi: Hz. Enes (r.a.)
    Sayfa: 401 / No: 3
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  8. Cebrail (a.s.) bana beyaz bir ayna getirdi. İçinde kara bir nokta vardı. Sordum, bu nedir? Dedi ki: "Bu Cuma'dır ve kıyamet de Cuma günü kopacaktır."
    Ravi: Hz. Enes (r.a.)
    Sayfa: 270 / No: 3
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  9. rim.» Bundan da anlaşılır ki Cennet'e amel ile girilmeyip Hüdânın rahmetine muhtaç olunur. Nitekim bir hadis-i şerifte de bildirilmiştir.

    Resûl-i Ekrem (S.A.V.) saadet ve iclâl ile şöyle buyurmuştur: Ey ashabım ve ey ümmetim. Sizden hiçbiriniz ameli ile Cen- net'e girmez. Lâkin, şânı yüce Allah'ın rahmeti sebebi ile girer.

    O zaman ashab-ı kiram:

    Yâ Resûlallah; siz de ameliniz ile Cennet'e girecek misiniz? di- ye sordular. O da saadet ile:

    Ben de yaptığım işle, amelim ile girmem. Allahın rahmeti her halde. beni sarmış olsa gerektir. Netekim kın içine giren şeyi, kı- nın sarıp sarmaladığı gibi beni de Allah'ın rahmeti bürümüştür! bu- yurmuşlardır.

    YANITLASİL

    yuksel30 Mayıs 2024 01:23
    ŞERHİ DELAİLÜ'L-HAYRAT VE ŞEVĀRİKI'L-ENVAR

    KARA DAVUD

    Delâil-i Hayrât Şerhi

    Delâil-i Hayrât Yazarı:

    ABDULLAH MUHAMMED BİN SÜLEYMAN CEZÚLÍ

    Şerheden:

    MUHAMMED KARA DAVUD EFENDİ (İzmitî)

    Bugünkü Dile Çeviren:

    M. FARUK GÜRTUNCA

    HUZUR YAYIN-DAĞITIM

    PAZARLAMA TİCARET LTD. ŞTİ.

    Çatalçeşme Sok. Yücer Han. No: 38/1-2

    Tel & Fax: (0212) 513 50 57-513 01 71

    Cağaloğlu-İSTANBUL

    www.huzuryayinevi.com.tr
    sy. 55,56,57.

    YanıtlaSil
  10. 6239. İnsanlara bir zaman gelecek ki, ümmetimin zamandaki ihtilafında sünnetime sarılan, kıvılcımları avuçlayan gibi olacak.

    ٦٢٤٠ - يَأْتِي عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ وُجُوهُهُمْ وُجُوهُ الْآدَمِنِينَ وَقُلُوبُهُمْ قُلُوبٌ الشَّيَاطِينِ سَفَاكِينَ لِلدِّمَاءِ لَا يَرِعُونَ عَنْ قَبِيحٍ أَنْ تَابَعْتَهُمْ وَآرَبُوكَ وَان الْتَمَنْتَهُمْ خَانُوكَ صَيُّهُمْ عَارِمٍ وَشَابَهُمْ شَاطِرٌ وَشَيْخُهُمْ لَا يَأْمُرُ بِالْمَعْرُوفِ وَلَا يَنْهَى عَنْ مُنْكَرِ السُّنَّةُ فِيهِمْ بِدْعَةٌ وَالْبِدْعَةُ فِيهِمْ سُنَّةٌ وَذُو الْأَمْرِ فِيهِمْ غَاوِ فَعِنْدَ ذَلِكَ يُسَلِّطُ اللَّهُ عَلَيْهِمْ شَرَارَهُمْ فَيَدْعُو خِيَارُهُمْ فَلَا يُسْتَجَابُ

    لَهُمْ (خط عن ابن عباس)

    6240- İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, yüzleri (suretleri) insan sureti gibi, fakat kalpleri şeytan kalbi olacaktır. Kan akıtacaklar, çirkin hareketlerden çekinmeyecekler. Onlara tabi olursan sana oyun yapacaklar, onlara güvendiğin takdirde sana hiyanette bulunacaklar. Çocukları yüzsüz, gençleri arsız olacak. Yaşlıları ise iyiyi emretmeyecek, münkerden alıkoymayacaklar. Onlarca sünnet bidat, bidat ise sünnet sayılacak. Onlarda emir boş ve bozuk olacak. İşte o zaman Allah onlara aralarından en kötü olanları musallat kılacak. İyileri şerlerinden kurtulmak için dua edecekler, ama dualan kabul edilmeyecek.

    ٦٢٤١ - يَأْتِي عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ مَنْ لَمْ يَكُنْ مَعَهُ أَصْفَرُ وَلَا أَبْيَضُ لَمْ يَتَهَنَّ

    بالعيش" (طب طس ط ض حل عن المقدام)

    6241- İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki, o zaman da kimin sarısı (altını), beyazı (gümüşü) yoksa yaşama hakkı olmayacak.

    ٦٢٤٢ - يَأْتِي عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ يَدْعُو فِيهِ الْمُؤْمِنُ لِلْعَامَّةِ فَيَقُولُ اللَّهُ ادْعُ

    لخَاصَّةِ نَفْسِكَ اَسْتَجِبْ لَكَ فَأَمَّا الْعَامَّةُ فَإِنِّي عَلَيْهِمْ سَاخِطٌ (حل عن انس)

    edecek, Allah: "Sen yalnız kendine dun gelede duanı kabul edeyim. 6242- İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki, kişi umuma dua Umum halka gelince ben onlara gazap edeceğim." buyuracak.

    YANITLASİL

    yuksel30 Mayıs 2024 03:38
    -٦٢٤٣- يَأْتِي عَلَيْكُمْ زمان لا ينجو فيه الا من دعا دعاء الفريق رهب من

    حذيفة ونعيم بن حماد عنه) 6243. Size öyle bir zaman gelecek ki, o zamanda içinizden oncak boğulmak üzere olan kişinin duası gibi dua eden kimse kurtulur.

    الا ٦٢٤٤ - يَأْتِي عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ يَتَخَلَّقُونَ فِي مَسَاجِدِهِمْ وَلَيْسَ هُمُهُمْ أَوْ الدُّنْيَا لَيْسَ اللَّهُ فِيهِمْ حَاجَةٌ فَلَا تُجَالِسُوهُمْ (ك عن الس)

    6244- İnsanlara öyle bir zaman gelip çatacak ki, cemaat, mescitlerde halka olup oturacak, fakat bütün gayeleri dünya menfaatı olacak. İşte bu gibilere Allah'ın ihtiyacı yoktur. Binaenaleyh siz onlarla oturmayın.

    ٦٢٤٥ - يَأْتِي عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ أَفْضَلُ أَهْل ذَلِكَ الزَّمَانِ كُلُّ خَفِيفِ الْحَادَ قِيلَ يَا رَسُولَ اللهُ مَا خَفِيفَ الْحَادٌ قَالَ قَلِيلُ الْعِيَال" (كر عن حذيفة)

    6245. "İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki, o zamanda en üstün kişi hafifül haz olan kişidir."

    "Hafifül haz ne demektir, ey Allah'ın Rasulü?" diye sordular. "Çocukları az olan kişi demektir" buyurdu.

    ٦٢٤٦ - يَأْتِي عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ يَقُومُونَ سَاعَةً لَا يَجِدُونَ امَامًا يُصَلَّى

    بهم ره حم طب و ابن سعد عن سلامة بنت الحر)

    6246- İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki, bir saat duracaklar da kendilerine namaz kıldıracak bir imam bulamayacaklar.

    ٦٢٤٧ - يَأْتِي عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ يَأْكُلُونَ فِيهِ الرِّبَا فَمَنْ لَمْ يَأْكُلْهُ مِنْهُمْ نَالَهُ

    مِنْ غُباره" (حم وابن النجار عن ابي هريرة)

    6247- İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki, o zamanda bol faiz yiyecekler, içlerinden faiz yemeyenlere bile mutlaka onun tozundan bulaşacak.

    ٦٢٤٨ - يَأْتِي عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ يَحْجُ أَغْنِيَاءُ أُمَّنِي لِلنُّزْهَةِ وَأَوْسَطُهُمْ

    1417

    YanıtlaSil
  11. İMTİHAN

    Din bir imtihandır. (S.) 241:20. Söz. 2. makam, 2. suâl; (S.)

    307:24. Söz 3.dal, 1. asıl

    Dünya bir imtihan yeridir. (S.) 159:14. Söz, zeyl; (S.) 491:29.

    Söz 4. esas, 3. mesele

    İman ve teklif bir imtihandır. (Ş.) 486:5. Şua

    İmtihanı kırk insandan biri kazanıyor. (S.) 171:11. Söz 4. mese İnsan dünyaya imtihan için gönderilmiştir. (1.1.) 110.

    Yüce ruhlarla sefil ruhlar birbirinden ayrılması için insanlar im- tihan edilmektedir. (S.) 241:20. Söz, 2. mak. 2. suâl.

    MAL İNAT

    Hodgamlık, hodbinlik hod
    Bir Hazinenin Anahtarı RİSÂLE-İ NUR KÜLLİYATI FİHRİST VE İNDEKSİ
    İsmail Mutlu
    sy. 310.

    YANITLASİL

    yuksel5 Haziran 2024 23:55
    ٦٨٦ - إِذَا صَارَ أَهْلُ الْجَنَّةِ إِلَى الْجَنَّةِ وَأَهْلُ النَّارِ إِلَى النَّارِ جِينَ بِالْمَوْتِ حَتَّى يُجْعَلُ بَيْنَ الْجَنَّةِ وَالنَّارِ ثُمَّ يُذْبَحُ ثُمَّ يُنَادِي مُنَادٍ يَا أَهْلَ الْجَنَّةِ خُلُودٌ لا مَوْتُ يَا اَهْلَ النَّارِ خُلُودٌ لاَ مَوْتٌ فَيَزْدَادُ اَهْلُ الْجَنَّةِ فَرَحًا إِلَى فَرَحِهِمْ وَيَزْدَادُ أَهْلُ

    النَّارِ حُزْنًا إِلَى حُزْنِهِمْ (حم خ م عن ابن عمر)

    686- Cennet ehli cennete, cehennem ehli cehenneme girdiklerinde ölüm getirilip cennetle cehennem arasında boğaz- lanacak. Sonra bir münadi şöyle seslenecek: "Ey cennet ehli! Ar- tık ölüm yok, ebedilik vardır. Ey nâr ehli! Artık ölüm yok, ebedilik vardır." Bunun üzerine cennet ehlinin sevinci artacak, cehennem ehlinin de üzüntüsü artacak.

    فَلْسَ تَقَدَّمْ قَلِيلاً أَوْ
    Ramuz ul Ehadis
    Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi
    Pamuk Yayınları
    cilt.. 1.sy.174.

    YanıtlaSil
  12. KISSALAR VE HİSSELER

    "Devletim yıkılır mı?"

    Yavuz Sultan Selim, Piri Mehmed Paşa ile sohbet ederken, soh- betle ilgisiz bir sual sordu:

    "Allah'ın izni ile büyük fetihler yaptık. Hâdimül-Haremeyni'ş- Şerîfeyn unvanına kavuştuk. Allah bize her zaman ve her mekânda zafer lütfetti. Hazinelerimiz tepeleme altın ile doldu. Buna rağmen bu devlet yıkılır mı?"

    Piri Paşa şöyle cevap verdi:

    "Hünkârım! Bu sendeki hal, sendeki ruh, sendeki kararlılık, sebat ve faziler sürdükçe bir şey olma ihtimali yoktur. Velâkin to- runlarınızın zamanında Rabbin ihsân ettiği mükâfatların, nimetle- rin şükrü eda edilmez, emanetlere sahip olunmaz ve hak tevzi edilmez ise, yıkılır!"

    "Nasıl?" diye tekrar sordu Yavuz Padişah.

    "En çok şu üç şeyden endişe ederim" diye cevap verdi Piri Paşa...

    217

    YANITLASİL

    yuksel6 Haziran 2024 04:32
    Yavuz Bahadıroğlu

    Ve devletleri yıkan sırrı tek tek saymaya başladı:

    "Bir: Sadrazamlık makamı, liyakate göre değil de, menfaat kar- şılığı olarak cahil ve ahmakların eline geçerse...

    "İki: Dünya malı, kalpleri işgal eder, rüşvet kapısı açılır, altın her kapıyı açar ve bu yüzden makamlar ehliyetsizlere verilirse...

    "Üç: Devlet adamları, hanımlarının tesirine girer ve onların arzularına göre devleti yönetmeye başlarlarsa, bu devlet yavaş yavaş inkıraza (yıkılmaya) yüz tutar."

    Piri Paşa'nın bu sözleri karşısında Yavuz bir süre suskun kaldı. Derin derin düşündü. Sonra tasalı tasalı vezirinin yű- züne baktı:

    "Rabbim bizleri böyle bir akıbete dûçâr olmaktan korusun!" diye duâ etti.

    Haram yemeyen ordu

    Şanlı ordu Mısır'a day

    YANITLASİL

    yuksel6 Haziran 2024 04:34
    Yavuz Sultan Selim ve Kutsal Emanetler

    Yavuz Bahadıroğlu

    YANITLASİL

    yuksel6 Haziran 2024 04:35
    oscar Yayınları
    sy. 217.

    YanıtlaSil
  13. Ajanlara darbe eğitimi

    Nasıl mı? Anlatalım... ABD Savunma Bakanlığı'na (Kara Kuvvetleri bünyesinde) bağlı olarak faaliyet gösteren Foreign Area Officers (FAO) adlı askeri birlikte

    YANITLASİL

    yuksel6 Haziran 2024 10:54
    363

    Görev yapan subaylar özel olarak seçilip yetiştirilir. Özünde hepsi birer istihbaratçıdır. Bu istihbaratçı subaylar, gideceği bölgenin dilini bir iki yıl içinde öğrenir, uygulama için bir süre turist olarak o ülkelere gider, toplumu ve kültürünü tanımaya çalışır.

    Bu kişiler dünyanın değişik bölgelerinde operasyonel ve fikir üretici olarak çalışır. Unvanları ateşe, ataşe görevlisi, irtibat ofis görevlisi, NATO görevlisi, bölge birimleri yetkilisi gibidir. Başarılı olurlarsa, zirveye kadar yol açıktır.

    Sadece FAO mensubu subaylara dağıtılan "The FAO Journal" adlı dergide, seçimden bir yıl önce Soner Çağaptay ve Khairi Abaza'nın bir makalesi yayınlandı. Makalenin başlığı aynen şöyle: İslamcıları sandıkta mmek...

    Önce yazarları kısaca tanımakta yarar var. Abaza, Mısırlı Waft Partisi İlişkiler Komitesi'nin eski üyesi, Demokrasileri Savunma Birliği'nin lemli üyesi. Çağaptay ise Washington Enstitüsü Türkiye Araştırmaları ümü üyesi ve yöneticisidir. Ağırlıklı olarak yakın doğu politikaları wrinde yoğunlaşır. İkisi de Pentagon'un rafine çocuklarıdır.

    YanıtlaSil
  14. SAYFALAR ARASINDA

    "Haysiyetli ülkelerde tabular olmaz"

    Y AKIN ve uzak tarihimizin ya- lan-yanlışa boğulduğunu, vesi- kaların tahrif edildiğini, kahra- man olanların hain, hain olan- ların kahraman gösterilmeye çalışıldı- ğını belirten yazar Ahmet Kabaklı. Yeni Nesil'den All Ferşadoğlu'nun 10 Kasım 1988'de yayınlanan mülakatında yakın tarih ve tabular hakkında konuştu.

    Kabaklı'nın mülakatta sorulan sual- lere verdiği cevaplar şöyle:

    "Bugün 12 Eylül'ün bile gerçeklerini bilmediğimizi açık açık iddia edebili- rim. 12 Mart'ın, daha önceki 60 darbesi- nin gerçeklerini hiçbirimiz bilmiyoruz. Rivayet muhtelif ve içinde gerçek dışılık son ölçüdedir.

    "Başımıza o kadar çok belä yağdırıl- mış, bugün o kadar çok yalan, yumruk altında gerçekler gizlenmiştir ki, herşey yalana bulandırılmış. Memleketteki kahraman insanlar karalanmış; zararlı kimseler de göklere çıkarılmıştır.

    "Bizde büluğ çağı ile emeklilik çağı bir görülüyor. Akıllarının başlarına gelebil- mesi için emekli olmaları gerekir. Ben bunu birçok emekli generalde, yüksek memurda görmüşümdür. Aslında bu, ne yazık ki, korkutulmuş bir karektersiz- liğin ifadesidir. Gerçekler zamanında söylenirse hiçbir zararı olmaz. Uyduru- lan yalanların cemiyetleri ſeläketlere sürükledığı yüzde yüz muhakkaktır.

    "Resmi ve yalan tarihe karşı, yalan üzerine müesses iddialara karşı, yalan- dan kahraman yapılmış, hâlâ devam e- den fikir zulmüne ve fikir yumruğuna karşı sız mücadele açmışsınız.

    "Demokratik ülkelerde tabu yoktur. Demokratik ülke, tabunun olmadığı ülke demektir. Hallá değil demokratik ülke- lerde, kendisini bilen haysiyetli ülkeler- de de tabu yoktur. Demokratik ülkelerde ilim vardır, bilgı vardır. Tartışılmayan.

    görüşülmeyen mesele yoktur. Bu da tabu bir şeydır. İnsan hayslyyetine uygundur.

    "İşte Çanakkale hikâyesi, siz yazmış- sınız, Atatürk'ün henüz bulunmadığı bir olayda, 'Atatürk'ten niye bahsedilmiyor' diye kıyametler koparılıyor ve TRT Ge- nel Müdürü azlediliyor. Bu dünyanın hiçbir yerinde olacak bir şey değildir. Nitekim, kişileri yok etmek için siste- matik bir şekilde tabulara başvurulmak- tadır.

    "Ne Avrupa'da, ne dünyanın diğer de- mokratik ülkelerinde, 5816 sayılı gibi bir kanun var. Bu kanun yanlıştır. Bu kanun yüzünden çok gerçekler gizli kal- maktadır. Tam (ersine, Atatürk'ün Mus- tafa Kemal. Mustafa Kemal'in Gazi Mus- tafa Kemal olarak ortaya konması gere- kir. Herkesin olduğu gibi ortaya konma- sı gerekir. O zaman millet rahat edecek- ur. O zaman Mustafa Kemal de rahat ede- cektir. O zaman Atatürk'ü maalesef ålet ederek çıkar sağlamak isteyen kişiler. zümreler; kullandıkları bir çıkar unsu- rundan mahrum kalacaklardır. Ata- türk'ü böyle bir takım insanların âleti halinde tutmamak gerekir.

    "Türkiye'nin yakın tarih hadiselerini tartışacağı vakit, çoktan gelmiştir. Türk halkı olarak evet, gelmiştir. Ama, ger-

    çeklerin bilinmemesinden menfaat u- manlar çoktur. Sırasında basın da gürül tü çıkaracak, seni ylyeceklerdir. Mesul ve yüksek makamlarda bulunanlar, seni ylyecektir! Binaenaleyh, bu acıklı bir keyflyettir. Adalet ve gerçek, milletin. müsbet aydının ekserlyet sağlamastyle mümkün olabilecek bir keyfiyettir. Mil- letimiz her zaman bunları tartışabılır. konuşabilir. Rahatsız olmaz, gocunmaz. Fakat bazı yalancı aydınlar, üniversi telerdeki sorumlu hocalar yeteri kadar karakter sahibi olmazlarsa, yine de so- nuç alınamaz.

    "Bir defa Türkiye'nin yakın ve uzak tarihinin yazılmamış olması acı bir

    YANITLASİL

    yuksel13 Haziran 2024 08:00
    keyfiyettir. Tarihi yazılmayan bir ül- kede politika yapılıyor. Şu halde dürüst bir politika yapılamaz. Çünkü kendi- mizi aradığımızda tarihten başka bula- bileceğimiz bir yer yoktur. Herşey tari- hin zarfı içindedir. Koyun efendim orta- ya, kimin ne kusuru varsa bilelim, mezi- yeti ne ise bilelim. Karmakarışık bir şe-

    YANITLASİL

    yuksel13 Haziran 2024 08:01
    kilde çocuklara okutmanın bir mânâsı yoktur. "Şimdi insan bir şeyi ortaya anlatır- ken gerçekleri ortaya koymalıdır. İlmin dili incitici olmaz. Herkes de buna râzı olur. Yavaş yavaş bu safsata devri, ya- landan çıkar bulma devri kapanır. Bu- nun da kapanması lazım."

    YanıtlaSil
  15. Millet cerbeze ile iğfal olunsa da, bu devam etmez. (D.H.Ö.) 51;
    igfal... aldatma, kandırma, yanıltma.
    cerbeze... Haklı ve haksız sözlerle hakikati gizleme.

    YanıtlaSil
  16. Allah (z.c.hz)'leri Beni hidayet ve alemlere Rahmet olarak gönderdi. Ve Beni; çalgıları, eğlenceleri, cahiliyet işlerini ve putları mahvetmek için gönderdi. Rabbim, izzeti üzerine yemin etti ki, kullarından bir kul dünyada içki içerse, ona kıyamet gününde muhakkak (Cennet) şarabını haram kılacak, kullarından bir kul da içkiyi terkederse Allah da ona muhakkak (Hazire-i Kudsünde) kendi yüce makamı yanında, Cennet şarabından içirecektir.
    Ravi: Hz. Enes (r.a.)
    Sayfa: 245 / No: 8
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  17. HADİS MEALİ

    PEYGAMBERİMİZ (s), Buyurdu: «Ümmetim şu onbeş kötülüğü işleyince artık başlarına gelecek her belâyı haketmişlerdir.>>>

    Peygambere sordular: «O kötülükler nelerdir?

    ey Allah'ın elçisi.>>>>

    Peygamberimiz de şöyle cevap verdiler:

    1 Devlet malının (ve her çeşit milli serve- tin) birkaç imtiyazlı kimse arasında dolaşması.

    2- Emanete, orta malı gözü ile bakılarak çe- kinmeden hainlik edilebilmesi.

    3 Zekât vermenin angarya kabul edilmesi.

    4 Erkeğin karısına emir kulu olması.

    5 Anaya karşı gelinmesi, ona tatlı muame- le edilmemesi.

    6 Bunun yanında arkadaş ve dostlara ya- kın ve sıcak bir samimiyetin gösterilmesi.

    7 Babaya karşı cefa edilmesi.

    8 Camilerde yüksek sesle (dünyalık işlerin) konuşulması.

    9 olması. En alçak kimselerin başa geçerek idareci

    10 Yapacağı kötülükten korkularak birine iyilik yapma mecburiyetinin duyulması.

    11 İçki içmenin yayılması.

    12 olması. Erkekler arasında ipekli giymenin moda

    13 Şarkıcı kadınların türemesi.

    14 Şarkı âletlerinin türemesi.

    15 Bu ümmetin, evvelkilere lânet okuması.

    İşte bu zaman onlar kızıl bir rüzgârı veya bir batmayı veya şekil değişikliğini beklesinler.

    Tirmizi, Cild: 4, Shf: 494,

    Kitabül Fiten Hadis: 2210

    YanıtlaSil

    yuksel28 Ağustos 2024 08:44
    SUR

    Sayı 25

    Nisan 1978

    10 TL

    zamanın milbim şahıslan

    İSA ALEYHİSSELÂM MEHDİ

    DECCAL

    YanıtlaSil
  18. 606

    9. Teube Sûresi

    Ayet: 112-113

    Şeyh Ahmed Gazzāli kardeşi İmam Muhammed Gazzali'ye şöyle dedi: "Senin tüm ilmini iki kelimede özetledim: Allah'ın emrine saygı göstermek, Allah'ın yarattıklarına şefkat göstermek."

    YanıtlaSil

    yuksel23 Eylül 2024 00:11
    بسم الله الرحمن الرحيم

    İstanbul 1438/2017

    YanıtlaSil

    yuksel23 Eylül 2024 00:06
    İsmail Hakkı BURSEVİ

    RÛHU'L-BEYAN

    Kur'an Meâli ve Tefsiri

    7. Cilt

    ERKAM YAYINLARI

    YanıtlaSil

    yuksel23 Eylül 2024 23:39
    Bir kimse babası olmadığını bildiği halde birine "babamdır" derse, ona cennet haram olur.
    Ravi: Hz. Saad (r.a.)
    Sayfa: 399 / No: 12
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  19. يصبح

    وكَثِيرُونَ في

    SORU: Samimiyet ve gösteriş (ihlas ve riya) ne demek- tir, bunların hükmü nedir? İşlenen amellere ne gibi tesirleri

    olur? Cevaplandırır mısınız?

    CEVAP: Yetkili din bilginlerimize göre samimiyet (Ihlás) iki kısma ayrılır:

    1 Amelde samimiyet,

    2 Sevap beklemede samimiyet.

    AMELDE SAMİMİYET: Amelde samimiyet, Allah'a bir

    adım daha çok yaklaşmayı dilemek, O'nun buyruklarına derin sayğı duymak ve çağrısına koşmak demektir. Sağlam ve sar- sılmaz bir inanca sahip olmak sahibini amelde samimiyet ve Allah'a bağlılığa götürür.

    Samimiyetin zıddı, nifaktır. Nifak, Allah'tan başkasına ya- kınlaşmayı dilemek ve başkaları duysun diye ibadet etmek ve amel işlemek demektir.

    SEVAP BEKLEMEDE SAMİMİYET: Sevap beklemede samimiyet, hayırlı işler işleyerek karşılığında öbür dünyada menfaat ummak demektir.

    Havariler İså Peygamber'e sorarlar: «Samimi (halis) a- mel nedir? Allah bağlısı kişi kimdir? İså Peygamber buna şu ibret dolu cevabı verir:

    Samimi amel, katıksız ameldir. Yani yalnız Allah'ın hoş- nutluğunu kazanmayı gaye güden ameldir. Allah bağlısı kişi ise yaptığını sadece Allah için yapan, O'ndan başka kimse nin işlediği ameli bilmesini istemeyen kişidir.»

    YanıtlaSil
  20. CAMIÜ'S-SAĞIR

    MUHTASARI, TERCÜME VE ŞERHİ

    Allah'ı sevmenin yolu Resûlullaha (a.s.m.) tabi ol- maktan; söz, hål ve hareketlerimizde onu ölçü almak- tan geçer.

    Resûlullahın (a.s.m.) hadislerinin herbiri ise karan- lıkta kalanlara bir ışık, yolunu şaşıranlara bir rehber, ölünceye kadar doğru yolda tutan bir kılavuzdur.

    Resûlullahın (a.s.m.) hadisleri ahiret yolcusu olan insanlar için en sağlam birer ölçü, esas ve hayat pren- sipleridir. Bilhassa bunalımda olan çağımız insanlarına bir kurtuluş simidi, huzur ve saadet yollarını gösteren hatasız bir programdır. Hayata hayat, ruh ve nurdur.

    Günümüzün insanının onun emir, yasak ve öğütle- rinden istifade edecekleri çok şeyler var. Ruh, kalp ve vicdanlar, onlara gıda, hava ve su kadar muhtaçtır.

    ***

    Camiü's-Sağir, 10,000 civarında hadis-i şerifi ihtiva eden meşhur hadis kitaplarından biridir. Uyanıkken yetmiş defa Resûlullahı (a.s.m.) gören Celaleddin es-Suyuti (1445-1505) tarafından tasnif edilmiştir. Elinizdeki cildlerde, bu eserin, Feyzü'l-Kadir isimli şer- hi esas alınarak günümüze bakan 4000 civarında hadis ele alınmış, bazılarının açıklamaları yapılmıştır.

    YA NE

    YanıtlaSil
  21. 556

    HADIS-I ŞERİFLER

    SAHABE: EL EZDI.. Ya da, EL-ESEDI.. Bu Hadis-i şerifi bizzat Peygamber S.A. efendimizden duyup anlatmıştır.. Allah ondan razı olsun..

    ۱۱۱۲ مَنْ ابْتُلِي بِالْقَضَاءِ بَيْنَ الْمُسْلِمِينَ فَلْيُمْدِلْ بَيْنَهُمْ فِي الْحَظِهِ ، وَإِشَارَتِهِ ، ) رواه الدارقطني ) وَمَقْعَدِهِ ، وَتَجْلِه .

    1112) «Bir kimse müslümanlar arasında kadılık vazifesini alırsa; ara-larında adil davransın: Düşüncesinde.. İşaretinde.. Oturmasın-da.. Ve meclisinde..>>>

    **

    Kadılık, malum olduğu üzere hakimlik mevkiidir.. Her hakim, hak-larında hüküm vereceği taraflara karşı, eşit muamele yapmakla mükel-leftir.

    **

    Ravi: DAREKUTNI.. Menkıbesi, 46. Hadis-i şerifte..

    ۱۱۱۳ مَنْ أَتَى إِلَيْكُمْ مَعْرُوفًا فَكَافِئُوهُ ؛ فَإِنْ لَمْ تَجِدُوا فَادْعُوا لَهُ . ( رواه الطبراد، عن الحكيم بن عمير )

    1113) «Bir kimse, size bir iyilik ederse, karşılığını veriniz.. Birşey bulamazsanız ona dua ediniz..>>>

    Bilhassa hediyelere karşılık verilmesine işaret edilmektedir.

    *

    **

    Ravi: HAKIM b. UMEYR'den r.a. naklen TABERANI.. Menkıbesi, 9. Hadis-i Şerifte..

    ** *

    HAKİM b. UMEYR: Ibn-i Saad bu zat hakkında kısa bir bilgi verir;

    der ki:

    Esas lakabı EB'UL-AHVAS b. HAKİM.. Şamlı.. Pek az konuşur-du.. Bu haliyle maruftur.. Allah rahmet eylesin..

    ١١١٤ مَنْ اتَّبَعَ كِتَابَ اللهِ هَدَاهُ مِنَ الضَّلَالَةِ ، وَوَقَاهُ سُوءَ الْحِسَابِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، ( رواه الطبراني عن ابن عباس)

    1114) «Bir kimse, Allah'ın kitabına uyarsa, kendisini delâletten hi-dayete alır ve kıyamet günü kötü hesaba durmaktan korur..>>>

    **

    Allahın kitabına uyan, Allahın emrettiği yoldadır. Böylesi elbet hidayettedir ve öbür âlemde vereceği suçlu hesabı yoktur..

    YanıtlaSil
  22. VE VAAZ ÖRNEKLERİ

    557

    *

    **

    Ravi: IBN-İ ABBAS'tan r.a. naklen TABERANI.. Menkıbeleri, 9. ve 42. Hadis-i Şerifte.. مَنْ اتقى اللهَ عَاشَ قَوِياً ، وَسَارَ في بلاده آمنا ( رواه أبو نعيم عن على )

    1115) «Bir kimse Allah'a karşı ittika sahibi olursa, güçlü yaşar ve ülkelerinde emin gezer..>>>

    İttika sahibi olan, tam iman sahibidir. Bütün kullara iyiliği doku-nur.. Haliyle emin yaşar, emin gezer..

    Ravi: Hz. ALİ'den r.a. naklen EBU NUAYM.. Menkıbeleri, 10. ve 48. Hadis-i şerifte..

    ١١١٦ مَنْ أَجْرَى اللهُ عَلَى يَدَيْهِ فَرجاً لِمُسْلِمِ فَرَّجَ اللَّهُ عَنْهُ كُرَبَ الدُّنْيَا ) رواه الخطيب عن الحسن بن على ) والآخرة .

    1116) «Allah, bir kimsenin elinden bir müslümana necat ihsan eder-se; dünya ve âhiretin sıkıntısını Allah ondan kaldırır.>>>

    O halde müslüman kardeşlerimize sıkıntılı hallerinde yardımcı ola-lım..

    **

    Ravi: HASAN b. ALİ'den r.a. naklen HATİB.. Menkıbeleri, 64. ve 220. Hadis-i Şerifte..

    ۱۱۱۷ مَنِ اجْتَنَبَ أَرْبَعًا دَخَلَ الْجَنَّةَ : الدَّمَاءِ ، وَالْأَمْوَالَ ، وَالْفُرُوجِ وَالأَشْرِبَةَ. ( رواه البزار )

    1117) «Her kim şu dört şeyden sakınırsa cennete girer: Kanlar, mal-lar, edep yerleri ve içkiler..>>>

    Bu Hadis-i şerifte bize verilen emir şudur:

    Yok yere adam öldürmeyiniz.. Hırsızlık etmeyiniz.. Zinaye yak-laşmayınız.. Ve sarhoşluk veren içkilerden sakınınız..

    ** Ravi: BEZZAR.. Menkıbesi, 108. Hadis-i şerifte..

    ۱۱۱۸ مَنْ أَحَبَّ لِلَّهِ ، وَأَبْغَضَ لِلَّهِ ، وَأَعْطَى لِلَّهِ ، وَمَنَعَ لِلَّهِ ، فَقَدِ اسْتَكْمَلْ ( رواه أبو داود عن أبي أمامة ) الإيمان .

    YanıtlaSil
  23. OSMANLI HUKUK TARİHİNDE MECELLE

    K. EL-BUYU'UN MUHTEVASI

    Böylece 8 Muharrem 1286 (20 Nisan 1869) tarihinde kanunla. şan ve gerek Şer'iyye gerekse Nizamiyye mahkemelerinde tatbike başlanılan Mecelle-i Ahkâm- Adliyye'nin ilk kitabı olan Kitabul-Buyu' insanlar arasında cereyan eden alış-veriş muamelelerine dair olup, bir mukaddime ile yedi babdan mütesekkildir. 101. 106. mad-delerin teskil ettiği mukaddime kısmında Buyu' (alış-veriş) hakkın. daki fıkhi ıslılahlar yer alır. Muhtevanın layıkı ile anlaşılabilmesi için bu tabirlerin izahını buraya almakta fayda görmekteyim:

    İcab: İnşay-ı tasarruf için ilk söylenilen sözdür ki tasarruf onunla isbat olunur.

    Kabûl: İnşay-ı tasarruf için ikinci olarak söylenilen sözdür ki onunla akid tamam olur.

    Akid: Her iki tarafın bir hususu iltizam ve taahhüt etmeleridir ki icab ve kabulün irtibatından ibarettir.

    In'ikad: İcab ve kabulün taallük ettiği şeyde eseri zahir olacak şekilde yekdiğerine meşru surette taalluk etmesidir.

    Bey': Malı mala değişmektir ki, mün'akid yahut gayr-ı mün'a-kid olur.

    Bey-i mün'akid: İn'ikad bulan bey' demek olarak sahih, fâsid, nâfiz ve mevkûf diye taksim edilir.

    Bey-i gayr-ı mün'akid: Bey-i batıldır.

    Bey-i sahih: Yani bey'i caiz zaten ve vasfen meşru olan bey'dir.

    Bey-i fasid: Aslen sahih olup da vasfen sahih olmayan yani zaten mün'akid olup da bazı harici vasıfları itibariyle meşru olmayan bey'dir.

    Bey'i batıl: Asla sahih olmayan bey'dir.

    Bey-i mevkûf: Başkasının hakkı taalluk eden bey'dir. Bey-i fuzûli gibi.

    Fuzûli: Şer'i bir izin olmaksızın diğer bir kimsenin hakkında tasarruf eden kimsedir.

    Bey-i nâfiz: Başkasının hakkı taalluk etmeyen bey'dir ki la-zım ve gayr-ı lazım kısımlarına münkasim olur.

    Bey-i lazım: Muhayyerlik bulunmayan bey-i nâfizdir.

    Bey-i gayr-ı lazım: Kendisinde muhayyerliklerden birisi bulu-nan bey-i nâfizdir.

    Hıyar: Muhayyerlik demektir.

    Bey-i bât: Bey-i kat'î demektir.

    Bey bil-vefa: Bir kimse bir malı âhara semeni reddettikte geri vermek üzere şu kadar kuruşa satmaktır.

    42

    YanıtlaSil
  24. 1. KİTAB (K. EL-BUYÛ')

    43

    Bey bil-istiğlal: Bâyi bir malı isticar etmek üzere vefaen bey etmektir.

    Sarf: Nakdi nakde bey etmektir ki, türkçe akçe bozmak tabir olunur.

    Bey-i mukayeza: Aynı ayna yani gayr-i ez-nakdeyn malı mala mübadele etmektir.

    Selem: Müecceli muaccelle satmak, yani peşin para ile veresiye mal almaktır.

    İstisna: Bir şey yapmak üzere ehl-i sanat ile akd-i mukavele etmektir. Yapana sâni, yaptırana müstesni, yapılan şeye masnů' denilir.

    Mülk: İnsanın malik olduğu şeydir.

    Mal: Tab-ı insanî olup da vakt-i hâcet için iddihar olunabilen şeydir.

    Mal-ı mütekavvim: İki manaya istimal olunur. Biri intifâı mu-bah olan şeydir. Diğeri mal-ı mührez demektir.

    Menkûl: Bir mahalden mahal-li âhara nakli mümkün olan şey-dir ki, nukûd ve arûza ve hayvanat ve mekilat ve mevzunâta şamil olur.

    Gayri menkûl: Akar denilen hane ve arazi misillu mahal-li âhara nakli mümkün olmayan şeydir.

    Nukûd: Altın ve gümüşten ibarettir.

    Urûz: Nukûd, hayvanat, mekîlat ve mevzunattan başka olan meta ve kumaş emsali şeylerdir.

    Mukadderat: Keyl ya vezn ya sayı ya zira ile mikdarı tayin olunan şeylerdir.

    Keyli ve mekil: Keyl ile ölçülen şey.

    Vezni ve mevzûn: Tartılan şey.

    Adedi ve madûd: Sayılan şey.

    Zer'i ve mezrů: Arşın ile ölçülen şey.

    Mahdûd: Hudud ve sınırları kabil-i tayin olan akar.

    Muşa: Hısas-ı şâyiayı hâvi olan şey.

    Hisse-i şâyia: Mal-ı müşterekin her cüzüne sâri ve şamil olan sehimdir.

    Cins: Şamil olduğu efradı beyninde garazca tefavüt-ü fahiş olmayan şeydir.

    Cuzaf ve mücâzefe: Götürü pazar demektir.

    Hakk-ı mürur: Aharın mülkünden geçmek hakkıdır.

    Hakkı şirb: Bir nehirden nasib-i muayyen-i malumdur.

    Hakkı mesil: Bir hanenin harice suyu ve seli akmak ve dam-lalık hakkıdır.

    YanıtlaSil
  25. ÖLÜMÜN DEHŞETİ

    34

    Süfyan-1 Sevri'nin yanında ölümden bahsedilince o kendinden geçer ve günlerce bu halde kalırdı. Bu süre içinde kendisine bir şey sorulduğun-da "bilmiyorum, bilmiyorum" derdi.

    Hikmet ehli kişiler şöyle diyor:

    Üç şey vardır ki akıllı kimselerin bunları aklından çıkarmaması ge rekir:

    1. Dünyanın fani, zevklerinin geçici olduğu.

    2. Ölüm.

    3. Kurtuluş imkânı bulunmayan felaketler.

    Hatem el-Asam şöyle diyor:

    Dört şey vardır ki onların değerini ancak şu dört kimse bilir:

    1. Gençliğin kıymetini sadece ihtiyarlar bilir.

    2. Afiyetin kıymetini sadece belaya düşenler bilir.

    3. Sağlığın kıymetini sadece hasta olanlar bilir.

    4. Hayatın değerini sadece ölüler bilir.

    Fakih diyor ki:

    Hatem'in bu sözleri biraz önce zikrettiğimiz "beş şey gelmeden önce beş şeyin kıymetini bil!" hadisi ile uygunluk göstermektedir.

    Abdullah b. Amr b. As anlatıyor:

    Babam sık sık derdi ki kendisine ölüm gelip de aklı başında olduğu ve konuşabildiği halde yanındakilere ölümün nasıl bir şey olduğunu anlatamayanlara şaşıyorum.

    Babama ölüm gelip çattığında aklı başında idi ve konuşabiliyordu.

    Ona dedim ki:

    Babacığım! Sen, "aklı başında olduğu ve konuşabildiği halde ken-disine ölüm gelip de bunun nasıl bir şey olduğunu yanındakilere anlatma-yana şaşarım" derdin.

    Bunun üzerine babam şöyle dedi:

    Yavrucuğum! Ölüm anlatılamayacak kadar büyük bir olay ama sana biraz anlatmaya çalışayım:

    Allah'a yemin ederim ki sanki iki omzumda birer dağ var, sanki ru-hum iğnenin deliğinden geçiyor, sanki vücudumun her tarafına dikenli ça-lılar batmış, sanki yeryüzü ile gökyüzü birleşmiş ben de aralarında kal-

    mışım.

    YanıtlaSil
  26. TENBİHÜ'L GÂFİLİN

    35

    Daha sonra şunları söyledi:

    Yavrucuğum! Benim hayatım üç devreye ayrılır:

    İlk başlarda Muhammed'i öldürmeye en çok istekli olanların başında geliyordum. Yazıklar olsun bana, bu dönemde ölmüş olsaydım halim nice olurdu!

    Sonra Allah beni hidayete erdirip Müslümanlığı nasip etti. Bu dö-nemde Muhammed bana insanların en sevimlisi oldu ve beni ordulara ko-mutan yaptı. Keşke bu dönemde ölseydim. Böylece Resûlüllah namazımı kılar, duasına nail olurdum.

    Daha sonraki dönemde ise dünya işlerine daldık. Şimdi Allah ka-tında durumumun nasıl olacağını bilemiyorum".

    Bunları söyledikten sonra ben yanından kalkmadan vefat etti.

    Allah rahmet eylesin.

    Şakik b. İbrahim şöyle diyor:

    İnsanlar dört şeyde sözlü olarak bana uydular ama davranış olarak bunların aksini yaptılar.

    1. Allah'ın kulu (kölesiyiz) dediler ama hür insanlar gibi davrandılar.

    2. Allah rızkımıza kefildir dediler ama bir miktar da olsa dünya malı-na sahip olmadıkça rahat etmediler.

    3. Ahiret dünyadan hayırlıdır dediler ama dünya için mal birik-tirdiler.

    4. Ölümden kurtuluş yok dediler, hiç ölmeyeceğini düşünen insanlar gibi davrandılar.

    Ebu Zerr'in şöyle dediği anlatılır:

    "Üç şey beni o kadar çok şaşırttı ki, güldüm, üç şey de beni o kadar üzdü ki sonunda ağladım.

    Beni güldüren üç şey şunlardır:

    1. Kendisini ölüm kovalarken dünyanın peşinden koşan kimse. Yani ölümü aklına getirmeyip dünyalık arzular peşinde koşan kişi.

    2. Gaflet içinde olup ölümü ve kıyameti unutan kimse. Halbuki ölüm onu unutmamıştır.

    3. Allah'ın kendisinden razı mı yoksa ona kızgın mı olduğunu bil-meksizin kahkaha ile gülen kimsedir.

    Beni ağlatan üç şey ise şunlardır:

    YanıtlaSil
  27. berazih

    86

    Bernard Shaw

    birinci kelime (örnekler برای معلومات : malůmat: bilgi için, beray-1 ziyaret برای زیارت : ziyaret maksadiyle vb.)

    berazih برازخ : berzahlar, engeller; geçitler

    berbad برباد : harab, bozuk; perişan; kötü

    berd برد : soğuk; soğukluk

    berdü selam برد و سلام : soğuk berd) ve selä-metli, soğuk fakat soğuğun zararsız olan derecesi (Hz.İbrahim, zalim Kral Nemrut ta-rafından ateşe atıldığı zaman Allah'ın (c.c.) ateşe emri şu oldu: (meälen) "Ey ateş! İbra him için, ona zarar vermeyecek derecede so-ğuk ve selåmetli ol!)" (bkz.Kur'an, 21 / (6 deg) ))

    berdevam 1 : بردوام.devam üzere, devamlı 2. devamlı sürüp giden

    bere بره : önden veya yanlardan çıkıntısı ol-mayan bir çeşit yumuşak başlık

    bered برد : yağmur damlalarının donmuş şek li, dolu

    berekat برکات : bereketler, bolluklar; iyilikler lütuflar

    berekât-ı İlahiye بركات إلهيه : Allah'ın (c.c.) ver-diği bolluk, lütuf ve iyilikler

    bereket برکت : bolluk, çoğalma; Allah'ın (c.c.) lütuf ve iyiliği

    bereket-i dua-yı Nebevi برکت دعای نبوی : Hz. Peygamber'in (a.s.m.) duasındaki bereket, duasıyla Allah (c.c.) tarafından verilen bol-luk, ni'metteki artış, fazlalaşma

    bereket-i iktisad بركت إقتصاد : iktisad bereketi; iktisad eden, tutumlu davranıp israf etme-yen, ölçüsüz harcamayan, savurganlık yap-mayana Allah'ın (c.c.) verdiği bolluk

    bereket-i İlahiye إلهيه \ \ x Allah'ın (c.c.) ver-diği bolluk, iyilik ve lütuf

    bereket-i Rabbani برکت ربانی : Rabbin lutfettiği bereket, bolluk

    bereket-i taam طعام c*s_{x} : yiyecekteki bereket, yiyecekte Allah'ın (c.c.) lütfettiği bolluk

    bereketsiz - 5x bereketi olmiyan, çabuk bi-ten; beklenen faydayı sağlayamayan

    Bergson 1941-1859 : برغسون Fransa'da "entüis-

    yonizm" denen felsefe anlayışının en önemli temsilcisi. Bu görüşe göre, görünüşteki olay-ların arkasında bulunan derin ve mânevi gerçekler akıl yolu ile, soyut düşüncelerle bulunamaz, keşfedilemez. Maddi olmayan gerçeği adım adım, düşünceden düşünceye

    beray-geen zaman ve mekân şartlarına bağlı olan akıl yürütmelerle değil, ancak işrak (entüis-yon, sezgi) yolu ile yani, gerçeği yakalama ko-nusunda ruhun aniden aydınlanması yolu ile mümkündür.

    bergüzide برگزیده : seçkin

    berhem-zened برهم زند : birlikte vurur, birlikte

    çalışır berhava (berheva( برهوا : bos, faydasız, kay.

    bolmuş, havaya uçmuş

    beri بری : uzak, temiz, ilgisi ve bağı bulunma yan

    berk i*omega_{x} yıldırım, şimşek

    berk-i hatif برق خاطف : göz kamaştırıcı şimşek

    berk-i hüsn حسن i_{pi} güzellik şimşeği, şimşek gibi bir anda etkileyen güzellik

    berkilami برق لامع : parlak şimşek

    berk-i süyuf برق سيوف : kılıçlardan çıkan şim

    şek, (mec) kılıç darbesi

    berki zail برق زائل : bir anlık şimşek parıltısı

    berkasa برق آسا : şimşek gibi çok parlak(

    berkarar برقرار : kararlı, devamlı, gelip geçici ol-mayan

    berkiye 1 : برقيه.şimşekle ilgili 2.elektrik 3.telgraf

    berkıyye-i tarihiyye برقية تاريخيه : tarih telefonu, (mec.) telefon gibi uzakta, geçmiş zamanda bulunanlarla konuşup görüşme vasıtası olan tarih ilmi

    Berlin برلين : Almanya'nın tarihi ve önemli bir şehri (Berlin, İkinci Dünya savaşı sonuna ka-dar Almanya'nın başşehri idi)

    ber-mur بر مور : )ber-murad) muradına ermiş,

    dileğine ulaşmış

    Bernard Shaw برنارد شو Ingiliz edebiyatçısı (1856-1950). Yeni İngiliz edebiyatının tanın-mış tiyatro yazarı. İrlanda'lıdır. Güçlünün ve sermaye sahiplerinin häkimiyetine dayanan Batı kapitalizmine karşı fakir sınıfların ve çalışanların hakkının verileceği bir toplum düzeninin kurulması gerektiğine inandı. Bu düşünceyle sosyalist (toplumcu) aydınlar topluluğuna katıldı. Yazdığı romanlarında başarılı olamadı. Tiyatro için yazdığı eser lerinde, toplumun aksaklıklarını iğneleyici, alaycı, tenkitçi bir dil kullandı. Bu alanda ba-şarılı oldu. 1925'de Nobel Edebiyat ödülünü kazandı. Eserlerinin tutunmasının ve unutul mamasının nedeni, san'atından çok, düşünce

    YanıtlaSil
  28. berr

    87

    betalet (bataler)

    yönü olmuştur. Oyunlarında genellikle belli bir dusunceyi, bir tezi işlemiştir. Tiyatroyu, sahneyi, düşüncelerini geniş kitlelere aktara bilmek için bir vasıta olarak kullanmıştır.

    besmele: "Bismillahirrahmanirrahim" ifadesinin kısaltılmış adı (bkz. Bismillahir-rahmanirrahim)

    berr بر : )bkz.ber(

    berrak براق : duru, lekesiz; (gök için) bulutsuz, açık, masmavi

    berri (berriye( بری : karaya ait, karada bulu nan

    bertaraf 1: برطرف.bir tarafa atılmış, ortadan kalkmış, kaybolmuş 2. kaldırma, giderme

    bertaraf etmek برطرف إيتمك : ortadan kaldır mak, gidermek

    bervech بر وجه : olduğu gibi, aynen

    bervech-i ati بروجه آتی : aşağıdaki gibi 2.gele-cekteki gibi

    bervech-i mutad بروجه معتاد : alışıldığı gibi

    berzah 1 : برزخ geçit, ara bölge; kapalı geçit; (mec.) gerçeği dolaylı olarak gösteren vâsıta, sebep 2. engel 3. kabir hayatı, dünya ile âhıret arası, ölmüşlerin ruhlarının kıyamete kadar kaldıkları månevi âlem

    berzah-i esma برزخ أسماء : mahiyeti bilinme yen ve bir çeşit perdelere benzetilerek anlatı-lan) yaratılmış varlıklar ile yaratıcı Allah (c.c.) arasındaki Allah'a (c.c.) ait mübarek isimler

    dünyası

    berzah alemi برزخ عالمی : kabir alemi, ölmüş lere ait ruhların kıyamete kadar kaldıkları manevi dünya, ölmüşlere ait ruhlar dünyası (bkz.ålem-i berzah)

    berzahi (berzahlye برزخی : berzaha ait, ber zahta bulunan, berzahtaki (bkz.berzah)

    bes بس : )Far) yeter, yetişir, kāfi

    besmele-i hayat بسملة حيات : hayatın besme-lesi, (mec.) hayata başlama, doğuma, doğum yılı

    besnele-i hayat-ı dünyeviye بسملة حيات دنیویه

    dünya hayatının besmelesi, (mec.) dünya ha yatına başlama, doğurma, doğum yılı

    besmele-i şerife بسملة شريفه : mübarek (kutsal( besmele (bkz.besmele)

    besmele-kes بسمله کش : besmele çeken, bes

    mele ile başlayan (bkz.besmele)

    besmelesiz بسمله سز : besmele söylenmemiş veya söylememiş (bkz.besmele)

    beste بسته : sözlere verilen müzik ähengi

    besarat بشارات : beşaretler, müjdelemeler, müjdeli haberler

    beşaret بشارت : müjde, müjdeli haber

    besaret-i Aleviye بشارت علويه : Hz. Ali'nin müj deli haberi

    beşaret-i Aleviye ve Gavsiye بشارت علویه و عويه Hz.Ali (r.a.) ve evliyanın önderi (Gavs) olan Abdülkadir Geylani'nin (k.s.) müjdeli haberi

    beşaret-i Furkaniye بشارت فرقانیه : dogru ile yanlışın ayırdedicisi Kur'an'ın müjdesi

    beşaret-i gaybiye بشارت غبيه : gibten gelen müjde, görünmeyen måneví âlemden gelen müjde

    beşareti Kur'aniye بشارت قرآنیه : Kur'an'ın muj deli haberi

    beşareti semaviye بشارت سماویه : Allah (cc(

    tarafından bildirilen müjde

    besaretkâr بشارتکار : müjde verici müjdeci

    müjdeci gibi

    besalt بسائط : basit şeyler, birleşik (bileşik) ol-mayan şeyler, bileşik bir şeyin bileşenleri

    beşaretkärane بشارت کارانه : müjdeleyici tarzda,

    besalet بسالت : yigitlik, yüreklilik

    besätet 1: بساطت.basitlik, sadelik 2.basit mad-deden (elementlerden) olma, yapısında farklı

    türden medde parçacıkları bulunmama hali

    besätet-i efkar بساطت افكار : araştırma ve ince-

    lemeye, akla ve eleştirmeye dayanmayan du şüncedeki basitlik, yüzeysel düşünce

    besatin بساتين : bostanlar, bağlar ve bahçeler

    besatin-i daime بساتين دائمه : daimi bahçeler, varlığı sonsuza kadar kalıcı olan bahçeler (cen net bahçeleri)

    besaset بشاشت : güler yüzlülük, sevinç hali, tebessüm

    beşer بشر : insan

    beşerî (beşeriye( بشرية : insana ait, insanla il-

    gili; insandaki

    beseriyet بشریت : insanlık

    beşir بشير : müjdeci

    besus بشوش : güleryüzlü

    betaet بطائت : tembellik, yavaşlık, ağırlık

    betalet (batalet( بطالت : avarelik çalışmazlık, iş yapmazlık

    YanıtlaSil
  29. ISLAM TARİHİ MEDİNE DEVIİ XI

    Ey kavm! (455) Biliniz ki: Resûlullah Aleyhisselâm, vefat et. miştir. (456)

    Sizin her biriniz, bir kez ölürken, O, iki kerre mi, ölsün?!

    O, Allah katında böyle olmaktan üstün ve uzaktır. (457)

    Vallahi (458), O, doğru ve apaçık bir yol (459), kesin deliller (460) bırakmadıkça (461), helalı helal Haramı haram kılmadıkça (462), evlenme, boşanma, savaş ve barış hükümlerini bildirmedikçe, vefat etmemiştir. (463)

    Ey Kavm! (464) Sahibinizi, (bekletmeden) gömünüz! (465)

    Çünki, Resûlullah Aleyhisselâmın nâşı da, herkesin naşı gibi, dur-durulunca, bozulabilir. (466)

    Sahibimizle bizim aramızdan çekiliniz. (Onu, gömmemize engel olmayınız.) (467)

    Eğer İbn-i Hattab'ın dediği (468), sizin dediğiniz (469), doğru çıkarsa, Allah, Onun, kabrinin üzerindeki toprağını giderip Kendisini yanımıza çıkarmaktan aciz değildir! (470)

    Resûlullah Aleyhisselâm, vefat etmiştir.

    Çünki, O da, nihayet, bir beşerdir, insandır! dedi. (471)

    Bunun üzerine, Peygamberimizin vefat ettiğine kanaat getirdi. ler ve Ehl-1 Beyt'in, Peygamberimizi yıkamalarına ve kefenlemeleri-ne engel olmaktan vaz geçtiler. (472)

    (455) Belâzürt Ensabülegraf c. 1, s. 567

    (456) Ibn-i Sa'd fida Sire Tabakat c. 2, s. 267, Belâzürl Ensabülegraf c. 1, s. 567, Ebül-c. 4, s. 481

    (457) İbn-i Sa'd Tabakat e. 2, s. 267, Darimi Sünen c. 1, s. 40

    (458) Belâzürl Ensabülegraf c. 1, s. 567

    (450) Abdurrezzak Musannef c. 5, s. 434, Ibn-i Sa'd Tabakat c. 2, 8. 2, 8. 267, Darimi Sünen c. 1, s. 40, Beläzüri Ensabüleşraf c. 1, s. 567

    (460) Abdurrezzak Musannef c . 5, s. 434 (461) Abdurrezzak Musannef c. 5, s. 434, İbn-i Sa'd Tabakat c. 2, s. 267, Dariml Sünen c. 1, s. 40, Belâzüri Ensabüleşraf c. 1, s. 567

    (402) İbn-i Sa'd Tabakat c. 2, s. 267, Belâzüri Ensabüleşraf c. 1, в. 567

    (463) Abdurrezzak Musannef c. 5, s. 434, İbn-i Sa'd Tabakat c. 2, s. 267, Darimi Sünen c. 1, s. 40, Belâzüri Ensabüleşraf c. 1, п. 567

    (464) Darimi Sünen c. 1, s. 40, Beläzürl Ensabüleşraf c. 1, s. 567

    (465) Ibn-i Sa'd Tabakat c. 2, s. 267, Darimi Sünen c. 1, s. 40, Delâzüri En sabülegraf c. 1, s. 567

    (466) Abdurrezzak Musannef c. 5, s. 435, İbn-i Sa'd Tabakat c. 2, a. 267

    (467) Abdurrezzak Musannef c. 5, s. 435

    (468) Abdurrezzak Musannef c. 5, s. 434

    (469) Darimi Sünen c. 1, s. 40

    (470) Abdurrezzak Musannef c. 5, s. 434-435

    (471) Darimi Sünen e. 1, s. 40

    (472) Vakıdl Megazi 1367-1948 baskım s. 349

    YanıtlaSil
  30. PEYGAMBERİMİZİN VEPATI

    Ba. Ehi Bekir'in Peygamberimtain Vefatım Haber Ahp Medine'ye Gelişi

    Peygamberimizin vefatı gününde Ha. Ebû Bekir, Medine'nin do gusundaki Sünh da (473), Ensar bahçelerinden birinde bulunan zey cest Härice'nin kızının yanında idi.

    Ha. Ebd Bekir, Peygamberimiain rahatlaştığını görünce, Kendi sinden izin alıp oraya gitmişti.

    Peygamberimizde gördüğü tyileşmenin, vefat rahatlığı olduğunu anlayamamıştı.

    Sabahleyin halkın bir şeyler konuştuklarını görünce, konuşulan ları, dinleyip haberini kendisine getirmesi için hemen bir uşak gön derdi.

    Uşak, döndüğü zaman «Onlardan işittim ki: (Muhammed, vefat ettil diyor. der demez, Ha. Ebubekir beyninden vurulmuşa döndü. (474)

    Salim b. Ubeyd de, Sünh'a gidip Peygamberimizin vefat ettiğini, Ona haber verdi. (475)

    Ha. Ebû Bekir, hemen atına binip Medine'ye geldi. (476) Mes cide girdi.

    O sırada, Hz. Ömer, halka hitap ediyordu.

    Hz. Ebû Bekir, orada durmayıp Peygamberimizin vefat ettiği eve, Hz. Aişenin evine vardı. (477)

    Peygamberimizin yanıma girmek için izin istedi,

    Bu günden sonra, Resûlullah Aleyhisselamın yanına girmeğe izin yok! dediler.

    Hz. Ebû Bekir Doğru söylediniz!» dedi. İçeri, girdi,

    Hz. Ebà Bekir Peygamberiniain Rasaeunda

    Peygamberimizin üzerine çizgili bir kumaş örtülmüştü.

    Hz. Ebû Bekir, Peygamberimizin yüzünü açıp baktı.

    Ağlayarak alnından öptü.

    «Vallahi, Resûlullah, vefat etmiştir. İnna lillahi ve inna ileyhi ră-ciûn Bizler, Allahın kullarıyız ve bizler, Ona dönücüleriz!

    Babam, anam, Sana fedà olsun!

    Varığım, Kudret Elinde bulunan Allaha yemin ederim ki: Al-

    (473) Ebillid Ste. 4. 484

    (474) Imama Asam Ebil Hanife Müsneda. 38

    (475) Khülfida-Site 484

    (476) İbn-i Sa'd Tabakat . 2. 205, Ebülfida Shee 4, s. 484

    (477) Ibast Sall Tabakat 2. 268

    YanıtlaSil
  31. سوره واحه (۷)

    الشالات الاعمار

    صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْتَ عَلَيْهِمْ ) قرآنك انجبار کسی لفظار ينك ديزبالسی، به حیطه، بر چشیده بر نفقته منحصر د در بلکه ظهورجه، ففاجه، یا قیه الفجر، اور اخلاقجه متفاوت چومه تناسب کردند حاصل اولان يك چونه نقالی اوزرینه دیز یا مار در نظم ابد المشارد. زانا اعجازك اساسی اختصار ده مو کره آنجه بویله نقشار ده در

    اون، صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعمت عهد ] الله ما قبلنده کی هر بر طامه آراسنده به مناسبت وار در مثلا الحمد لله اله مناسبتی وارد چونکه نعمت، محمده دلیل و قرینه در رب العالمين ] ايله من استدار در. چون که تربیه تك كمالى، نعمتهارك توالى وتعاقبي ايله اولور . [ الرحمن الرحیم تا ایله علاقه دارد. چونگه الذين تا دن اراده ايديله (انبیا، شهدا، صلحا، علما ) رحمتد ولى. [ مالك يوم الدين تا ايله علاقه ی وارد چونکه نعمت حمله آنجه دیندر. [ نَعْبُدُ ] ایله علاقه ی وار. چونکه عبادنده اما ملی بونار در [ نَسْتَعِينُ] ایله وار. چونکه توفیقه و اعانه به مظهر بونار در [ اهدنا تا ایله وار. چونکه هداینده مقتدی به او نار در. [ صِرَاط المستقيم تا ایله وار دو. چونکه طوغری پول آنجه او نارك میگیدر طريق و يا سبيل كلهم الدين (صراط ) قلعه سنن ترجیحی، مسلمفكرين اطرافی محدود و ايلك به جاده او لدیفنه و او جاده به گیر نارك بيدها جيغمامه لمدينة الشار تدر.

    معهود و معلوم اولان شيارده قوللا نيامه من اصول اتخاذ ایدیله اسمای موصوله من (الذين) تعبیری، او نارك ظلمات بشرية ايجنده الماس کی پارلاد قارینه اشار تدرکه او ناری تحری و طلب ایمگه و آرامعه لزوم يوقد .. اونای هر کسان کوزی او گنده حاضر اولد قاريني تأمينه الدن) به علو شانه مالكدرلر. جمع صيفه سيله (الذين) فك ذكرى، اوزاره اقتدا و تابع او طمعه امكانتك موجود بيتنه و او نارك مسلط رنده بطلان او لما ديفته اشار تدر. چونکه فردی او لما يان به مسلکده تواتر وار در.

    تواتر ده بطلان يوقدر .

    ما في صيف سيله ( أنعمت ) نك ذكرى، تكرا نعمتی طلب ایماگه به وسیله او لدیفنه واللهه راجع اولانه ضمیری ده به یار دیجی و بر شفاعتجی وظیفه منی کور دیگنه اشار تدر.

    يعني، أي رقم ! ما دامكه انعام سنك فعلا كدر . و او لجهوده انعامی با من استحقاقم الالماريغي مالده ایسته دیگم انعامی تکرار لامق، سنگ شانگرندر.

    YanıtlaSil
  32. Butlan: Batıl olma

    آشناي

    Esma-yı mevsûle: Cümlenin

    موصوله

    iki yansını birbirine bağlayan

    مَا، مَنْ الَّذِي gibi isimler

    Hafa: Gizlilik

    قبط Hayt: İp

    انجاز

    fciz: Mucize olma, herkesi áciz bırakma

    اختصار

    İhtisar: Kisa tutma

    اقتدا

    İktida: Tabi olma

    İn'am: Ni'met verme

    استحقاق

    İstihkak: Hak etme

    İttihaz: Edinme

    قرية

    Karine: İpucu

    معهود Mahnd: Bilinen, tanınan

    محدود Mahdid: Sınırlı

    ماقبل Makabl: Ondeki, geçmiş

    مخصر

    Münhasır: Mahsus kılınmış

    متفاوت

    Mitefavit: Farklı

    نطة

    Nazım: Sözün ölçülü bir şekilde dizilmesi

    نِعْمَتِ كَامِلَه

    Nimet-i kâmile: Mükemmel ni'met

    سبيل sebil: Yol

    تحرى

    Taharri: Araştırma

    طريق Tarik: Yol

    تعاقب Teakub: Birbirini ta'kib etme

    تكنب

    Tenasüb: Uyuşma

    توالى Tevali: Birbiri ardınca gelme

    تواثر Tevatür: Çok şeyin peşpeşe gelmesi

    عُلَو شَانٌ

    Ulüvw-ü şân: Şânı yüksek

    ظهور

    Zuhür: Meydana çıkma

    ظلُمَاتِ بَشَرِية

    Zuliüimat-ı beşeriye: İnsan-lıktaki karanlıklar

    YanıtlaSil
  33. براء الدين المنت تليمة Kur'an'ın inciler gibi lafızlarının dizilmesi, bir hayta, bir çeşide, bir nakşa münhasır değildir. Belki zuhûrca, hafâca, yakınlıkça, uzaklıkça mütefävit çok tenåsüblerden hâsıl olan pek çok nakışlar üzerine dizilmişlerdir, nazmedilmişlerdir. Zaten i'câzın esası, ihtisardan sonra ancak böyle nakışlardadır.

    Evet, يلا الذين العمة تلبية ile, makablindeki her bir kelime arasında bir münasebet vardır. Meselá, الثديله ile münasebeti vardır. Çünki ni'met, hamde delil ve karinedir. العالمية le münasebetdårdır. Çünki terbiyenin kemåli, ni'metlerin tevâli ve teâkubu ile olur. الرَّحْمَنِ الرجيم ile alakadardır. Çünki ) الذين ('den iråde edilen Enbiya, şühedâ, sulehá, ulema rahmettirler. مَالِكِ يَوْمِ الذين ile alákası vardır. Çünki ni'met-i kâmile, ancak dindir. ile alakası var. Çünki ibâdette imamlar bunlardır. تستبين ile var. Çünki tevfike ve iåneye mazhar bunlardır. إحدا ile var. Çünki hidâyette muktedå-bih onlardır. مراة المستفية ile vardır. Çünki doğru yol, ancak onların mesleğidir. Tarik veya sebil kelimelerine صرال kelimesinin tercihi, mesleklerinin etrafı mahdûd ve işlek bir cadde olduğuna ve o caddeye girenlerin bir daha çıkmamalarına işarettir.

    Ma'hûd ve ma'lûm olan şeylerde kullanılması usûl ittihâz edilen esmâ-yı mevsûleden الدين ta'biri, onların zulümât-ı beşeriye içinde elmas gibi parladıklarına işarettir ki, onları taharrî ve taleb etmeye ve aramaya lüzûm yoktur. Onlar, herkesin gözü önünde hazır olduklarını te'mîn eden bir ulüvv-ü şâna mâliktirler. Cem' sîgasıyla الذين nin zikri, onlara iktidâ ve tâbi olmak imkânının mevcûdiyetine ve onların mesleklerinde butlân olmadığına işarettir. Çünki ferdî olmayan bir meslekte tevâtür vardır. Tevâtürde butlân yoktur.

    Mazî sîgasıyla آنتنت 'nin zikri, tekrar-1 ni'meti taleb etmeye bir vesile olduğuna ve Allah'a râci' olan zamiri de, bir yardımcı ve bir şefâatçi vazifesini gördüğüne işarettir.

    Yani, "Ey Rabbim! Madem ki in'âm senin fiilindir. Ve evvelce de in'âmı yapmışsın. İstihkākım olmadığı halde istediğim in'âmı tekrarlamak, senin şânındandır."

    YanıtlaSil
  34. TARTATE BOGUN

    1176-Selahaddin

    Eyyubi'ye Halep'te suikast girişimi.

    1766 - Büyük İstanbul Depremi olarak adlandırılan deprem meydana geldi.

    4000'den fazla kişi öldü.

    1912 - Şair Eşref'in vefatı.

    1955 - Nene Hatun'un vefatı.

    22

    ÇARŞAMBA WEDNESDAY

    MAYIS MAY

    Aranızda fazileti ihma

    etmeyin. Allah yaptıklarınızı

    hakkıyla görür.

    Bakara Suresi: 237

    BİR HADİS

    İdrar bulaşmasından sakınınız. Çünkü kabirde hesabı ilk sorulacak şey budur.

    Taberanî

    Eşya ve şeyler arasında öyle münasebetler vardır ki; onları âyine gibi yapıyor. Herbirisi, ötekini gösteriyor. Birisine bakıldığı zaman, ötekisi görünür.

    İşaratü'l-İ'câz

    HİCRĪ: 14 ZİLKA'DE 1445 - RUMI: 9 MAYIS 1440

    HIZIR: 17 - GÜN: 143 KALAN: 223 - GÜN. UZ.: 3 DK

    İmsak

    Güneş

    Öğle

    İkindi

    Akşam

    Yatsı

    İmsak

    Güneş

    Öğle

    İkindi

    Akşam

    Yatsı

    YanıtlaSil
  35. ivayette var ki, o keçinin ka Hem bir ri Ikincisi: He kavli haber verdiği vakit bazı Sahabeler de işittine ette vardır ki, Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam, ha-ber verdikten sonra dedi: "Bismillah deyiniz, ondan sonra yiyiniz. Zehir daha rivayette tesir etmeyecektir." Şu rivayeti çendan İbni Hacer-i Askalâni kabul etmemiş, etmişler.

    TARİHTE BUGÜN

    -1987-Istanbul'da ilk deniz otobüsleri işlemeye başladı. İlk seferler Bostancı-Kabataş arasında yapıldı.

    1982-Hattat Hamid Aytaç vefat etti.

    MAYIS

    18 PAZAR

    20 1446

    ZİLKA'DE

    RUMI: 5 MAYIS 1441 HIZIR: 13

    BİR AYET

    Bugün size bütün iyi ve temiz şeyler helal kılındı.

    (Maide: 5)

    BİR HADİS

    Her insan hata eder. Hata edenlerin en hayırlıları ise tövbe edenlerdir.

    (C. Sağîr, No: 3008)

    Helâl dairesi keyfe kâfidir. Şualar

    V

    YanıtlaSil
  36. AYDAKİ EZAN SESİ!

    Bazen, ilml bir gerçek, Bazen, kısa bir ayet

    ve bazen de bu ayetlerdeki ve sayılardaki muhteşem Ahenk. Bunların herbiri, çeşitli milletlerin mensubu olan birçok bahtiya-rın kalbini yumuşatmış ve onların İslâmiyetle şereflenmesine sebep olmuştur.

    Işte Kaptan Cousteau, işte Cat Stevens, Roger Garaudy ve diğerleri.

    Ve şimdi de Neil Armstrong.

    Onun İslâmiyetle şereflenmesinin sebebi ise bambaşka ve tüyler Ürpertici.

    Ay'a ilk defa ayak basan insan olmakla şereflenen bu astronot'un kalbini derinden derine gelen bir ezan sesi yumuşatacak ve onu gerçek mânâdaki yükselişe ulaştıracaktır.

    Araştırma ve tercüme:

    Yük. Müh. Hasan PEKŞEN

    Yıl 1969 Temmuz'un 16'sı Saat 9:31

    Florida'nın sıcak ve boğucu havasına rağmen 55 ülkeden 3493 muhabir ve 1 milyona yakın Insan, birkaç kilometre ötedeki za rif bir füzenin kalkışını beklemekte-

    Apollo 11'in guçlü satürn motorlarından fış-kıran alev ve dumanlar, aya ilk defa ayak basa-cak olan astronotların (N.Armstrong, E.Aldrin ve M.Colins) bulunduğu füzeyi dünyadan ayırıyor.

    dir. Ancak meraklılar sadece on lardan ibaret değildir ve yeryüzu nün değişik bölgelerindeki yüzmıl yonlarca insanın dikkati, o füzeye yönelmiştir

    Bu kadar büyuk bir heyecana sebep olan ve belki de yaratıldığın dan beri dünyada en fazla ilgi top-layan bu hadise nedir?

    Sorunun cevabını, füzelerin Ustadı olarak bilinen Wernher Von Brown'dan dinleyelim.

    Şimdiye kadar ay'a yapti ğımız insansız uçuşlar, bize epеусе bilgi sağlamıştır Ancak Neil Armstrong'un aydaki ilk adımları. insanlığın yükselişinde yeni basa maklar teşkil edecektir.

    YanıtlaSil
  37. ZAFER

    İLİM - ARAŞTIRMA DERGİSİ

    HAZİRAN 1983 SAYI: 78

    YanıtlaSil
  38. Göklerine, senin yarattıklarına ve yerli yerine koyduğun ay ve yıldızlara bakarken şöyle sesleniyorum.

    Yüce Rabbim insan nedir ki?

    kâinatta bir nokta...

    Fakat SEN ona ne kadar da önem veriyorsun?

    ASTRONOT Edwin ALDRİN (Temmuz 1969)

    YanıtlaSil
  39. Birkaç milyar dolara mâl olan, aya gidiş hadisesi, Batı aleminin naza-rında neticesine ulaşmış mıdır?

    Veya ondan beklenen faydalar sağlanmış mıdır? Bilemiyoruz. Ancak Armstrong'un ayda duyacağı ezan sesi ve bu vesileyle müslüman olması, özellikle Armstrong ve İslâm âlemi için bütün beklenenlerin fev-kindedir.

    Çünkü bir insanın imân vasıta-sıyla kazanacağı ebedî hayatı,.... bütün her şey'den daha kıymetlidir.

    YanıtlaSil
  40. İçindekiler

    Ön Söz..

    Allah İçin Takvayı Kuşanmak..

    İyilerle Beraber Olmak...

    25

    Allah Sizi Bağışlamak İstiyor.

    .39

    Büyük Günahlardan Kaçınmanın Mükafatı.

    57

    Müslümanca Yaşamın Ölçül

    75

    Ameller Zerre ile Ölçülecek.

    91

    Mü'mince Bir Duruş (İşittik İtaat Ettik).

    111

    Varlığın Temeli: Adalet ve Liyakat.

    Anlaşmazlıkların Çözümü.

    125

    Allah ve Resulü'nün Hükmüne Teslimiyet.

    143

    İstisnası Olmayan Hakikat: Ölüm..

    .163

    İyiliklere Hissedar Olmasak.......

    ..179

    Ümmetin Evrensel Parolası: Selam…………………

    ..197

    Cahiliye Ahlakı: Tarafgirlik...

    ..213

    Allah'ın Düşmanını Siz de Düşman Edininiz..

    229

    Her Halimiz Şahitlidir..

    7

    .9

    245

    261

    5

    YanıtlaSil

    Yuksel16 Mayıs 2025 05:56
    Hacı Bayram Kürsüsünden Nisa Sûresinden Mesajlar

    Fıtrata Müdahale Şeytan İşi..

    Kuruntu Boş Ümitler.

    291

    Sulha Engel Bencil Tutku: Şuhh. 309

    Şehadetiniz Allah İçin Olsun. ..327

    Zorlukların Ardından Gelen Rahmet. 343

    Rahmetim Her Şeyi Kuşatmıştır. 359

    İman Ciddiyettir, Kararlılıktır. 379

    Saadet Yurdu Hanelerimiz.. 397

    Sadece Kendisini Aldatanlar.. 413

    Allah Size Niçin Azap Etsin?. 429

    Kaynakça

    445

    YanıtlaSil

    Yuksel16 Mayıs 2025 05:57
    Toplumu inşa eden temel yapı taşları aile, adalet ve merhamet-tir. Nisa Suresi, kadınların haklarını, aile düzenini ve toplumsal adaleti merkeze alarak, insanlığa yol gösteren ilahi ilkeleri ih-tiva eden bir sûredir.. Burhan İşliyen Hocamızın Hacı Bayram Camii kürsüsündeki vaazlarının derlenmesi ile oluşan bu eser, Nisa Suresi'nin ışığında kadının toplumdakı yerini, ailenin ve ahlakı-manevi değerlerin hayatımızdakı önemını ele alıyor.

    Kur'an-ı Kerim'in kapsamlı surelerinden biri olan Nisa Suresi, tarih boyunca kadın haklarından miras hukukuna, evlilik ah-kâmından sosyal adalete kadar pek çok konuda rehberlik et-miştir. Bu kitap, surede ele alınan konuları derinlemesine analiz ederken, modern dünyada bu prensiplerin nasıl uygulanabi-leceğine dair önemli çıkarımlar sunuyor.

    Kadim değerlerimizin modern hayatla nasıl bütünleşebile-ceğini keşfetmek, aile bağlarını güçlendirmek ve manevi huzu-ra ulaşmak isteyen herkes için kaleme alınan bu eser, hem akademik hem de manevi bir kılavuz niteliğindedir.

    THG

    0628329

    0628329 YIO

    YanıtlaSil
  41. Atasözleri ve Atasözü Nitelikli Deyimler

    Gençlikte para kazan, kocalıkta kur kazan.

    Gençlikte para kazan, taş taşı; kocalıkta kur düzeni, ye aşı.

    Gençlikte taş taşı, kocalıkta ye aşı.

    Gençlikte taş taşı, kocalıkta otur sofrana ye aşı.

    Gençlikte taş taşı, para kazan; kocalıkta ye aşı, kur kazan.

    Gençlikte yığ, kocalıkta ye.

    Gençlikte zorluk, ihtiyarlıkta dirlik...

    Gençlikten kocalığa can sakla, varlıktan yokluğa mal sakla.

    Gençlikten kocalığa sağlık sakla.

    Gençtir oynar, ihtiyardır neyler?

    Geniş yerde dar oturan, dar yerde daralmaz.

    Gerçeğin dağı sarptır; umutsuzlar oraya çıkamazlar.

    Gerçek dost kara günde belli olur.

    Gerçekçi taamın yalancı dolması.

    Gerçekler acıdır.

    Gerçekler sonsuza kadar saklanamaz

    Gerdeğe giren yesin kabağı.

    Gerdeğe kim girecekse tavuğu o yesin.

    Gerdek gecesi geri kalmaz.

    Gerdek gecesi, murat gecesi...(Murat: (a) İstek, dilek ve amacına kavuşma.)

    Gerdek muradı, kız ömrünün tek muradı.

    Gerek abdal, gerek derviş, parayla biter her iş.

    Gerek gerekmez deme, gün gelir gerek olur.

    Gerekli taşın ağırlığı duyulmaz.

    Gerekli taşın ağırlığı yük olmaz. (D) Deveye hörgücü yük olmaz.

    - Gerekliyi gerekmezken sakla.

    - Gergin ip, erken kırılır/kopar.

    - Geri kalan işe kâr yağmaz, kar yağar.

    - Geriden bakana ay çörek görünür.

    - Geriden yetişen danaya "deh" demedikçe koca öküze paha

    yetişmez.

    Gerine gerine gel de yerine yerine gitme.

    Getir bana Hıdrellezi, göstereyim sana yazı.

    . Getir köfününü al canımı. (Köfün: Küfe sözcüğünün Halk ağzında söylenişi.)

    . Getir varlığı, götür darlığı.

    Getir yiyeyim, ört uyuyayım. (D) Ver yiyeyim ört uyuyayım!

    5. 7. Geviş olmazsa seviş olmaz.

    3. Gevşek sözün sakala zararı olur.

    301

    YanıtlaSil
  42. Değerli DSS ve DAĞITIM KOMİTELERİ ÜYELERİ; Sabetaycı Yapılanmaya Karşı Bilinç ve Tercihli Alışveriş Insiyatifi Başkanı Sn. Mehmet Emre Güreli'nin TURKIYEDEKI SABETAYCI YAPILANMA ile ilgili ilginç ve mutlaka okunması gereken dosyayı ilginize sunuyoruz.

    Sabetaycı Yapılanma -1

    Bundan dört ay önce (Ocak 2003) Internet aracılığıyla başlatmış olduğumuz Sabetaycı Yapılanmaya Karşı Bilinç ve Tercihli Alışveriş Insiyatifi (S.B.T.A.I.) önemli mesafe aldı ve katılımlarla bir sivil toplum hareketi haline geldi. Bu hareketi başlatan yazımızın yenilenmiş halini aşağıda bilginize sunuyor, sizi vatandaşlık sorumluluğunuz adına kendiniz ve ülkeniz için bilinçli olmaya ve çevrenizi bilinçlendirmeye çağırıyorum.

    Bu yaziyi "derin devlet/derin irade", laiklik, 28 Subat ve basörtüsü konularinin temelindeki gerçek olqunun aydinlanmasina katkida bulunmak, Mehmet Şevket Eygi, Yalçın Küçük ve Abdullah Muradoğlu'nun kapilarini açtīgi ancak bilgisizlik ve bazi çekincelerle daha fazla üstüne gidemedikleri müslüman kimlikli yahudilik (sabetaycilik) konusunu devlet, özel sektör ve sivil toplum örgütleri bazindaki yapılanmalari açiklayip isimler vererek (yazimin amaci insanlari desifre etmek degil bir yapiyi ortaya koymaktir, sadece bazi örnekler vermekle yetinecegim)

    anlatmak amaciyla yaziyorum. Amacim bir cadi avi baslatmak degil Türkiye'nin özgür

    iradesi adina halkin bilinçlenmesi ve 'tercihli alışveriş insiyatifi'ne katılmasıdır. Bu emailin ardından alacağınız İkinci email sabetaycılıkla ilgili bazı yazılar ve sabetaycıların isim ve soyadlarini nasil seçtiklerini gösteren bilimsel bir çalismadan (bu çalisma internette bir çok sitede yayinlandi, çalismada da belirtildigi gibi buradaki bazi soyisimlerine sahip müslüman Türk aileler oldugu gibi soyadi bu çalismada verilmemis sabetayci aileler de vardır; buna göre okuvunuz) olusmaktadır.

    08.10.2006

    YanıtlaSil
  43. Bu yazinin sonunda ünlü sabelaycı yazar Orhan Pamuk'un New York'ta bir özel sohbette "Bizim bir devlete ihtiyacimiz vardi. Once Müslüman olduk ve uzun veerek maceralardan sonra Türkiye'yi elimize geçirdik" diyerek neyi kastettigini, Okan Bayülgen'in Istanbul kökenli olmayan insanları neden hor görduğünü, Yalçın Küçük'ün neden Turkiye Israil'in rezerv devletidir ve 'bu ülkede bir yere gelebilmek için sabetaycı olmak gereklidir dedigini anlayacaksiniz (Buna bir ekleme de ben yapayim: sabetayci degilseniz bir yere gelebilmek için mason olmak çok fayda sağlar). Her din ve etnik etnik kimlikten Türk vatandasi bunların derinligine bilincine varmadigi sürece Türkiye'nin mutlu ve basarili insanlarin özgür İradelerince yasadigi adil bir ülke olabilecegini sanmiyorum. Her seyden önce cemaatin bir mensubu olarak

    "sabetayci" ve "sabetaycilik" isimlerini sevmedigimi,

    bunlari anlami çarpitan yapma isimler olarak gördügümü

    belirtmek zorundayim. Dogru kelime 'yahudi asilli'

    olmalidir, neticede Sabetaycilik bir Yahudi tarikatidir; bu yüzden bu yazida her iki terimi de kullanacagim. Günümüzde dini vecibeler eskisi kadar yerine getirilmiyor olsa da inançlar muhafaza ediliyor ve irk da bozulmamistir (Sabetay Sevi Selanik'e 350 yil önce sürülmüs olabilir ancak 50 yil öncesine kadar evlilikler tamamen cemaat içinden yapilmistir. Halen de cemaat İçinden evlenenler müslümanlarla evlenenlerden çok daha fazladir. Inancimiza göre bir müslümanla evlenmek dinsizlik ve kirlenmisliktir). Dini vecibeleri farkli ölçülerde dinsizi getirenler hala önemli sayida olsa da Ilgaz Zorlu'nun ifade ettigi elitist ve ve zengin zengin sabetaycilarin sabe sabetayci olmayi bir 'farklilik' anlamina indirgedigini ve

    Jaikligin bir din haline gelmekte oldugunu kabul ediyorum; bu ikinci olğu da museviliğe tepkiden çok Islama ve müslümanliga karsitliktan kaynaklaniyor. Simdi yukarida bahsettigim gibi yahudi asilli kisilerin yapilanmalarini, kurumlar bažinda açıklayacagim. UNIVERSITE: Ulkemizin hemen bütün önemli üniversitelerinin rektörleri yahudi asillidir. Bu da basörtüsünün neden siyasal islamin simgesi oldugu aldatmacasiyla çarpitildigini, rektörlerin neden yeni hükümete böylesine sas artakaikista bulunduklar YOK baskani Kemal Gürüz, Istanbul

    Üniv. rektörü Kemal Alemdaroglu ve medyatık yardımcısı Nur Serter, Koç üniv. rektörü Seha Tiniç, Galatasaray Üniv. rektörü Erdogan Tezic, Bilgi üniv rektörü Lale Duruiz ve eski rektor Ilter Turan, Bogaziçi Üniv. rektörü Sabih Tansal ve eski rektör Ustün Ergüder is golv. rektörü B. S. Yarman, Marmara üniv. rektoru Erem sabetayci (yahudi asilli)dır.

    Medyada çok görülen ve kanaat önden diere sunulan Asaf Savas Akat ve esi Nilüfer Gole, Eser Karakas, Ahmet Insel, Taner Berksoy, Kenan Mortan gibi hocalar ve medyada ismi çok geçen hukuk profesörlerinin çogunlugu

    sabetaycidir, Nasil Sisli Terakki ve Feyziye Isik Mektepleri cemaatin ortaögrenim okullariysa Isik ve Bilgi Üniversiteleri de yüksekögrenim kurumlaridir. ORDU: 28 Şubat in mimarı olan ve laiklik ve Atatürkçülük konusunu sasirtici üsluplarda dile getiren Çevik Bir, Dogu Aktulga, Dogu Silahcioglu (Sultanbeyli ilçesine dindar cogunluga nispet olsun diye izinsiz Atatürk heykeli diktiren basa) ve Yalcin Isimer (GATA'nin acilisinda

    YanıtlaSil
  44. belleyecegiz

    konusmasini yapan pasa) yahudi asillidir. Yalçın Pasa ayni zamanda masondur. Ulikemizde Ataturkçülük açık ara bir numarali istismar

    konusudur. 1930'larin dünyasinda Atatürk'ün cumhuriyet yönetimini oturtmak ve reelpolitik geregi yaptigi bazi kösell uygulamalar gerçek ilkeleriyle sanatli bir biçimde karistinilip retorikle süslenerek 'dogru budur' diye sunuluyor. Her kurumun içinden cemaatimiz mensubu binleri dezislamizasyonu rasyonalize etme, çıkar saglama ve temayüz etme adina onu daha çok sahiplenir görünup istismar ederken bazi saf müsluman Türkler de onlardan geri kalirlarsa suçluluk hissedeceklerinden veya Kurumlarinda ilerleyemeyeceklerinden dolayı bu oyuna bilinçsizce katılmaktadırlar; Türkiye'nin içinde bulundugu

    Büzyonun sebebi budur. Ordu, cemaatin disisleri kadar olmasa da oldukça güçlü olduğu bir kurumdur, çesitli dönemlerde genelkurmay baskanina kadar her düzeyde pasalarimiz oldu. Halen de Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman

    cemaatimiz mensubu her seviyede bir çok general ve kurmay subaylarimiz bulunuyor. Terfilerde ve atamalarda cemaat mensuplari gözetilir, harp okullari ve sinif okuliarina mutlaka yeterli sayıda ögretmen gönderilmesine dikkat gösterilir. ASAL'da her zaman Birileri bulundurulur; eğer ayni yüksek gelir düzeyine sahip aileler arasinda bir arastirma yapilsa sabetaycı olanlarin müslüman Türklere göre çok daha rahat

    verlerde askerlik yaptiklari görülecektir. Bir diger nokta askeri alimlardir: ordunun alim yaptigi ekipman ve silah tüccarlari/aracilarin önemli bir bölümu sabetayci yada sabetayci baglasigidir.

    Ordu icindeki sabetaycı yapılanmanın gücüne örnek olarak Dyak şirketi olan Renault MAIS'in son üç genel müdürü Ateş Unal Erzen, Onur Baytok ve Ibrahim Aybar'ın ve Aselsan'ın genel müdürü Necip Kemal Berkman'in sabetayı olduğu örneğini verebilirim. Oyak grubu sabetaycıların yoğunlukta olduğu ve terfilerin coğunlukla cemaat içinden gerçekleştiği leştiği bir gruptur, SIYASET: Tansu Çiller ve esi eşi Ozer Ozer Uçuran, Uçuran, Rahsan Rahsan Ecevit B (her iktidar döneminde ve özellikle 1974'te cemaatin devlet içinde güçlenmesini saglamis çok önemli bir isimdir), Erdal İnönü'nün esi Sevinç Inönü

    (Sohtorik lerden), DTP'nin basina geçirilen Mehmet Ali Bayar, Ismail Cem (dedelerinden biri hahamdir), Kemal Dervis, Sükrü Sina Gürel, Bülent Tanla, Sefa Sirmen, Hüsamettin Özkan'in in dünürü Erdogan Alkin, Cem Uzan'in esi Alara Koçibey, Altan Oymen, Oyr eskilerden Haluk Bayülgen, Barlas Küntay, Hayrettin Erkmen, Ahmet Isvan yahudi asillidir. Ayrica komünizmin Türkiye'deki ilk öncüsü Mustafa Suphi, 80 öncesi komünist liderlerden Mehmet Ali Aybar ve Behice Boran, günümüzden Ercan Karakas da sabetaycidir. Osmanli imparatorlugunun çöküsüne sebep olmus Ittihat ve Terakki'nin önde gelenleri ve birer mason olan Cavit bey ve Dr. Nazim sabetaycidir (Talat ve Cemal pasalar da masondur, masonluk Osmanlı

    devletinde Selanik merkezli yayilmistir. II. Abdülhamit'i deviren Hareket Ordusu da Selanik'ten yola cikmistir.). Adnan Menderes'in başbakanlık müsteşari Ahmet Salih likorur sabetaycıdır ve döneminin maşık-ı azamıdır; locaların Atatürk tarafından kapatılmasından

    YanıtlaSil
  45. Pas

    sonra, masonluğun Türkiye'deki İkinci doğuşunu gerçekleştirmiş kişidir. 27 Mayıs ihtilall de esa esasında bir Karakas-Kapani çekişmesinin sonucudur. Bu çekişme Yakubilerin tarafsız tarafsız kalmadığı bir ortamda günümüzde de devam etmiş ve Ismail Cem'in cumhurbaşkanlığı sırasında iyice belirginleşmiştir. adayı Cemaatte kendinden menkul bir mesih bozuntusu' olarak

    görülen Ilgaz Zorlu bu çekişmede Kapancılar adına Çalışmaktadır (Zorlu'nun tüm (Zorlu'nun tüm ifşaatlarına rağmen hala öldürülmemiş olmasının bir sebebi bu, diğeri de ölümünün kamuoyunun ilgisini tamamen sabetaycılık konusu üzerine yoğunlaştıracak olması tehlikesidir). Cem Boyner'in YDH'si ve Ismail Cem'in YTP'si basarisizliga ugramis birer sabetayci insiyatiftir. Ismail Cem ve Mehmet Ali Bayar'in siyasi çizgilerinin farkli olmasina ragmen seçim öncesi ittifak kurma düsüncelerine kimliklerinden dolayı sasirmamalidir. Cemaatin önde gelen işadamları 1970'lerde grevleri körükleyen solculara karşı ve 1990'lardan itibaren Refah partisinin buyu büyümesini önlemek adına MHP'yi parasal olarak larak desteklemeyi bir politika olarak benimsemiştir (MHP sabetaycı bir parti değildir sadece cemaat çıkarları MHP'nin desteklenmesini

    gerektirmiştir.) DISISLERT: Disisleri cemaatin isdünyasiyla birlikte en güçlü oldugu alandir.

    Disisleri bakanlarimizin ve diplomatlarimizin önemli bir kismi yahudi asillidir. Ismail Cem, Sükrü Sina Gürel, Gürel, Ilter Türkmen, Emre nre Gönensay, Coskun Kirca, Onur Oymen, Kaya Toperi, Zeki Kuneralp, Ozden Sanberk, Yalim Yalim Eralp,

    Filiz Dinçmen yahudi asillidir. Bu diplomatlar emekliliklerinden sonra medya tarafından uzman ve kanaat önderi olarak sunulmaktadır.

    DIGER BÜROKRASI: Yargitay Cumhuriyet Bassavcisi Sabih Kanadoglu, Merkez Bankasi eski baskani baskani Gazi Gazi Erçel, simdiki Hazine Müstesari Faik Öztrak, Cumhurbaskanligi sekreteri Tacan Ildem yahudi asilli bürokratlardir. MIT müsteşarı olmanın şartı sabetaycı yada mason olmaktır. Knedisi de mason olan Şenkal Atasagun'un (babası bir generaldi) selefleri olan Ziya Selışık, Fuat Doğu ve Sönmez Köksal vs. masondurlar. Hiram Abas da masondur. 12 Eylül yönetimi tarafından kendisine MDP'nin kurdurulduğu orgeneral Turgut Sunalp 80 öncesinin kontrgerilä örgutü Ergenekon'un başıdır ve

    aileden masondur SIVIL TOPLUM ORGUTLERI: CYDD ve ÇEV tamamen

    sabetavci insiyatifle kurulmus sivil toplum örgütleridir. ADD (Atatürkçü Düsünce Dernegi) Atatürk'ün bir araç olarak kullanilmasi amaciyla cemaat tarafindan kurulmustur. Uç onur kurucusundan biri Kapancilar kolundan Münci Kapani'dir ki diger iki onur kurucusundan da en az birinin cemaatten oldugunu saniyorum, ayrica dernegin 1. numarali kurucusu kayitlarda Hifzi Veldet Velidedeoglu olarak geçer ki kendisi sabetaycıdır. Gazeteciler Cemiyetinin son iki baskani Nezih Demirkent ve Nail Güreli yahudi asillidir. TUSIAD da yari yahudi-insiyatifli bir kurumdur. YASED baskani Faruk Yöneyman da sabetaycidir. Cemaatin en güçlü ve kamuoyunu yönlendirmede en çok umut baglanan sivil toplum örgütü TESEV'dir ki 16 yönetim kurulu üyesinden benim tanidigim su isimler Yahudi asillidir: Ozden Sanberk, Yilmaz Araüden, Can Paker, Ustün Eraüder. Ilter Turan.

    08.10 2000

    YanıtlaSil
  46. *

    Ilter, Türkmen, Ersin Kalaycioglu, Ayrica yahudi olan, Ishak Alaton (Ishak kagidinda da musev yazar yönetim kurulu ( vakrin yonauter kurulurken, yönetime adam seçerken ne örgutieri toplum oraz diyerek kadrónun tamamen sabelayi ne pimamasina özen gösterilir. Diger üyeler maso Dimamnin sabetayı olmayan üyelerinden, aparat localarinin diyebilecegimiz baglasiklardan ve sempatik isimlerden ecilir. Ahmet Salih likorur gibi Hor ve Kabul Edilmis Masonlar Büyük Locasi'nin merhum buyük üstadi Sahir (yerine gecen Demir Savascin Talal Akev de sabetayciydi (yerine kendisi gibi sabetaycı olan Can Alakinin kayınbiraderidir) kendisi inan Locasi'nin eski üstadi muhteremi Resat Mimar Atabek, yine üstadı azamlardan azamlardan Cumhur Ferman da sabetaycılardandır. Masonluk bugun cemaatin organize 1 çok önemli bir islev gorurken sivil toplum de medyayla birlikte kamuoyunun istenilidigi örgutlerimiz de vande olusturulmasina hizmet etmektedir BASIN Cumhuriyetin kurulusundan beri T Türkiye'de basin sabetayel güdumlü olmustur. Ahmet Emin Yairman, Sedat Simavi, Haldun Simavi, Abdi İpekçi, Zekeriya Sertel yahudi asillidir. Sabah ve ATV'nin sahibi Dinç Bilgin yahudi asillidir. Bu grubun hemen butun önemli isimleri yahudi asillidir; Güngör Mengi, Ruhat Mengi, merhum Gulçin Telci, Murat Birsel, Okay Gönensin, Levent Tuzemen, Ilker Sarier, Sedat Sertoglu, Ercan Arikli vs, NTV nin sahibi Ferit Sahenk (Dogus grubu) yahudi asillidir (NTV bugun cemaatin Can Paker ve TESEV gudumlu programlarla kamuoyunu yönlendirdigi en önemi Donya gazeteninin kurucusu Nezin Demirkent ve genel yayin yönetmeni Osman Arolat sabetaycıdır, genel yayin yönetmeni Osm Kanal D ve CNNTürk'ün Milliyet, Hürriyet, Radikal, Posta, Kanal sahibi Dogan grubu ve Aksam, Show TV ve Cumhuriyet'in % 40 hisse sahibi Cukurova gruplari da Isdünyası bolumünde anlattigim gibi cemaat baglasigidir. Vatan gazetesi eski Sabah çalisanlari tarafından çıkarılmaktadir, Labetaycıdırlar. Medyamizin önemli simalari olan Nuri Colakoglu, Güneri Civaoglu, Mehmet All Birand, Can Atakli, All Sirmen, Gülgün Feyman, Umur Talu, Aziz Ustel, Nazli İlicak, Cengiz Candar, Ilnur Çevik yahudi asillidir. Mehmet Barlas de est Canan Barlas (Can Pakerlin kardesi) dolayisiyla cemaatle akraba ve kraldan fazla kralcidir. Murat Belge sabetaycı, Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun yeğenidir, Iletişim yayınlarını kurarken arkasındaki finansör sabetayci Osman Kavala ydı. Hep basındaki sabetaycı yazarlardan bahsedilir ama Zeynep Göğuş ve Mehmet Altan gibi eşleri sabetaycı olan yazarlar unutuluyor. Gazeteler ve televizyonlarda toplumu yönlendirmek için kanaat önderi olarak sunulan kimseler arasında sabetaycılar ağırlıktadır ve is dunyasinin genelinde oldugu gibi sabetayci birilerini calistirmak bir medya kurumunun basarisi için olmazsa

    olmaz bir parametredir. IS IS DUNYASI, Koç Grubu ve Çukurova Gubunun üzerinde hem büyüklükleri hem de yapilarinin ilgincligi sebebiyle Özellikle duracagim. Akkok grubunun sahibi Dinçkok'ler, Sahenk'ler (Dogus grubunun sahibi olan bu ailenin Ayhan Sahenk vakti'nin logosu Davud yildizinin stilize edilmis halidir), Eczacibasılar, Kocman'lar, Cem Boyner, Tekren'in sahiplerinden Févvaz Berker, Fevvaz Tokar,

    YanıtlaSil
  47. Bezmen'ler, Edin'ler, Ozgörkey'ler, Atabek'ler, Dedeman'lar, Merzeci'ler, Kurttepeli'ler, Sahap Kocatopçu, Ömer Çavusoglu, Ahmet Kozanoglu, Ali Ustay, Arman Kirimli Alp Yalman, Faruk Süren, Nur Akgerman, Mehmet Üstünkaya, YKM'nin sahibi Tan ailesi, Feyyaz Tokar, Ibrahim Betil, Akin Ongör, Kahraman Sadikoglu, Henkel'in yönetim kurulu baskani Can Paker, Siemens'in yönetim kurulu baskani Zafer Incecik, STFA'nin kurucularinin manevi oglu Eser Tümen (CNNTürk'te çalisan kizi Esra Tümen Raif Dinçkök'le evlenmek üzere) ve torunlari Taskent'ler yahudi asillidir. Işdünyasinin önemli aileleri içinde güçlenmek, baglasik olusturmak ve güvenlik şübabi kabilinden çocuklarini sabetayci ailelerin çocuklariyla evlendirmek, sabetayci ve mason profesyoneller çalistirmak (uluslararasi sirketlerde dahi masonluk ve sabetaycilik yükselmede etkilidir) çok önemlidir: Koç'u büyüten isadamligindan çok yahudiler ve sabetaycılarla baglasik kurmus olmasidir. Cemaat mensuplari her kurumda oldugu gibi Isdünyasinda da birbirlerini tutar, birbirlerine is verir, birbirlerinden alisveris eder (otomobil bayisinden insan

    kaynaklari danismanina kadar), cemaat arasindan çikan

    yetenekli gençlere çesitli imkanlar sunar, mutlaka bir

    yerlere getirir, örnegin Can Paker'i Henkel'in kelin basina

    basina

    geçiren Alber Bilen'dir, Ugur Bayar'in Ozellestirme

    Idaresinin basina geçirilmesi, Ismail Cem'in 80 öncesi

    TRT genel müdürlügüne atanmasi bu türden nepotizm,

    kayirina ve kadrolasmalarin siyasetteki İzdüsümlerine

    örnektir. Talat Halman'in Erendiz Atasü'yü İtelemesi dahi bu tür bir pazarlama örnegidir. Bir ilginç not: bugün Turkiye'nin neredeyse bütün büyük müteaahhit sirketlerinin sahipleri yahudi asillidir yada akrabaliklari vardir. Sadece bir kaç örnek: Alarko'nun sahiplerinin yahudi oldugunu herkes biliyor. Tekfen (Feyyaz Berker), Enka (Sarik bey yahudi asilli aside degil bildigim kadariyla ama Sişli Terakki mezunudur mezunudur ve kizi Zeynep Keyman bir sabetayciyla evlidir), STFA (Eser Tümen ve torun Taskent'ler sabetaycidir ki bunlardan Nur Taskent, yakin zamana kadar sabetayci Dedeman'lardan Özlem Onal'la evliydi).

    Gazetelerde çikan ve Hazine yada BDDK tarafindan dogrulanan Isviçre bankalarinda Türklere ait 65 milyar dolar oldugu haberini size biraz açayim: isin içinde oldugum için biliyorum ki bu paralarin büyük kismi cemaatimiz mensuplarinindir. Bu topraklarda yapilan ticaretle ele geçen paranin çesitli yollarla bu topragin disina kaçırmanin güdüsü de güven yada ekonomik istikrarsizliga tepkiden öte Türkiye'li degil Türkiye'de yasayan bir sabetayist' hissetmekten ileri geliyor. Ekonomi Istedigi kadar iyiye gitsin, o sen buraya gelmez.

    KOC Grubu: Vehbi Koç müslüman Türk'tür. Peki acaba sirketlerinin üst düzey yöneticilerinin coqunluk yahudi asilli olmasinin (örneğin şimdiki Koç Holding'in CEO'su Bülent Özaydınlı -orgeral Irfan Ozaydınlı'nın oğludur-, Mehmet Ali Berkman, Tugrul Kutadgobilik, Arcelik'in genel müdürü Nedim Esgin, Hasan Bengü Mehmet Ali Neyzi, Mehmet Barmanbek yahudi asillidir, Tofas'in eski CEO'su Jan Nahum ise Ishak Alaton gibi 'resmen' yahudidir.

    Sabetavci Orhan Pamuk'un babasi Gündüz Pamuk da

    YanıtlaSil
  48. steve Avec genel müdürlugunü yapmistir) midir? piyapisina bakalim. Bu ömegi sabetayci Prebekkerne qurel be omek olmasindahn belle Nacagim. Bir baska guzel örmek i centremi anlatan kitabi okuyabilirsiniz. n teyzesinin khammmm. baba tarafından kuzeni Hürriyet'i Svi sedar Samai, Hürriyeti kurarken est ortagi Ell Burla saglamistir A DOMINO Milyett Fralment Karacan'dan Saaren Nadire Aktar ciftinin ikinci çocuğudur. xukian Adite Hanim, Akrilin kurucusu, Insan evemistir Doul Rahmi kee Cigdem Μαγορίύγια evlenmis, bu evlilikten Mustafa, Omer ye All Nox dogmluster, Cigdem Meserretcioglu yine ekkok zengin allelerinden sanaviči ve armatör Av Mevernelcioglu fle esi suat hanim'in kizidir. Crem hann, Rannu Keetan sonra Erol Simavi'nin oglu Dona sahibi Haldun Simaviyle evlendi. Mustafa uniu zenginlerinden Izmir Yun Mensucat'in sahib olan Giraudlarin kizi Caroline ile evlidir. Suat amator Kemal Sadikoglunun lu'nun kizkardesidir. Arpan Sadikodulları min kizlarından Varlik hanim, Alp Yalania, Pema hanim Bilderbergli Feyyaz Tokar la, Kala banim Capamarka'nin sahibi Vecdi Capa'yla, Esin, hanim ise Milyet Gazetesi vazarlarından Yilmaz Çetiner'le evennestir. Meserretçioglu ciftinin Cigdem Hanim'in disendaki diger iki cocugundan biri olan Güldem hanim dalpragar in sahibi Yücel Kurttepeli'yle evlidir (Koc.net ssen All Koçun Emre Kurttepeli'nin kurdugu Forsnet'i satınalmasiyla kurulmustur, Kurttepeli daha sonra Mynet'l

    Now Dolayısıyla ailesinin bugünkü üçüncü neslinde hem anne hem baba tarafından yahudi kani vardir. Bir yanlis anlamaya sebep olmamak için Rahmi beyin cuma namaziarina giden bir musluman oldugunu söylemeliyim; bunun takiyve olmadigini düşünüyorum. Ogullari da vahudi inancında olmayabilirler ancak kanbagindan ve alle geleneginden dolavi sabetayci etkisi ve baglasikligi hayatlarında her zaman önemli bir parametredir. Koç tarafından buyütulen Aydin Dogan da bu baglasik mantigeni uygulayarak büyümustur, en önemli tepe Vöneticisi Imre Barmanbek de sabetaycidir. CUKUROVA Grubu: Karamehmet ailesi müslüman Turktur. Ancak eger benim bildigim Eliyesil'lerle ayni aile ise esinin gelmekte oldugu aile yahudi asillidir. Agabey Samsa Karamehmet'in kizi Show TV'nin genel müdürü Zeynep Karamehmet de bir sabetavci olan Firat Gonenç'le evlidir. Çukurova Holding'in yönetim kurulunun aile disindaki üyeleri üç kisi haricinde sürekli degisir: Osman Berkmen, Sezer Birgili ve Sadi Gucum. Bu üç kisi de sabetaycıdır.. Grubun çok sayıdaki sabetayci profesyonelleri arasinda Nejat Yalim, Bülent Ergin ve Melih Arazi da saymaliyim. Çukurova'nin Turkcell'deki ortaklari Murat Vargi ve Kavala allesi de sabetaycidir. Turkcell'in in eski genel müduru Cuneyt Türktan, finans muduru Tokay'lardan Ekrem Tokay ve Digiturk genel muduru Ertan Ozerdem de sabetaycidir, Cukurova'nin borclarina karsilik (Isvicre'deki paralari

    YanıtlaSil
  49. borcunu ödemeye yeter de artar bile) devlete degerinin 25 katina kakalamaya çalistigi A-tel'deki ortagi ise (Sabah'in sahibi ve ortagi Çukurova gibi banka hortumcusu) sabetayci Bilgin ailesidir. Çukurova grubunda da Koç grubu gibi sabetayci étki çok güçlüdür. Bu grup 80 öncesinde alfin kaçakçiligi, sonrasinda da yedek parça kaçakçiligi, lisanssiz Caterpillar parçası Üretimi (Mehmet Emin Karamehmet bu nedenlerle iki kez yurtdisina kaçmak zorunda kaldi), banka hortumlamak, yurtdisina para kacirmak, Isviçre'deki sirketleri araciligiyla vergi vermemek (KDV'den bahsetmiyorum) -ki İsdünyamiza bu Isviçre manevralarini sevdiren o oldu-gibi hukuksuz eylemleriyle isdünyamizin yolsuzluktaki öncüsüdür. Karamehmet son 15 son 15 yildir devletle islerini Günes Taner araciligiyla yürütürdü. Turkcell'in degerinin bu kadar artmasina sebep olan GSM ihalesinin iki yil geciktirilmesinin altinda Taner'in imzasi vardir. Bilin

    bakalim Günes Taner'in kimligi nedir? Bildiniz; sabetaycıdır.

    CEMIYET HAYATI: Istanbul sosyetesinin motoru ve trend belirleyicisi sabetayci zenginlerdir: trendy yerler (Ayse Kapanci ve Ayla Sevand'in actigi yerlerin her zaman tutulmasi), alisveris mekanlari (Akmerkez'in bu kadar popüler olmasi), antikacilik (Rafi Portakal ve Tuncay Artam'in elindedir), emlak geliştirme (Alkent, Edin'lerin Kemer Country'si) vs.. Cemaat, tutmasini istedigi isletme için mutlaka gerekli sirkülasyonu saglar ve çekim merkezi yapar. Cem Boyner'in banka sahibi olmamasına rağmen Advantage Card'ı tutundurmayı başarmasının sebebi budur. (Ilgaz Zorlu cemaatin iyice asimile oldugundan sikayet etmede haksizdir; en azindan benim bildigim son 20 yıl içinde elitist ve zengin zümrede cemaat dayanismasi gücünden hiç bir sey yitirmedi. Fakat halka karisan orta düzey cemaat için dediklerini bir parça kabul edebilirim.) Bugün Alem dergisi'nin herhangi bir sayisini elinize alirsaniz içindeki isimlerden belki yarisinin sabetayci oldugunu görürsünüz.

    Bu dergiyi çikaran sabetay baglasigi Çukurova grubunun Show TV'de Ipek Tenolcay ve Cemil İpekçi gibi sabetayci Ünlülere yaptirdigi programlara yer vermesi, toplum ahlakina zarar veren Televole'yi yayinlaması, 900'lü hatlari reklam etmesi (toplum ahlakini bozan 900'lu hatlari Türkiye'ye getiren sabetayci Oguz Ozerden'dir ki Sabah'in sahibi Bilgin grubunun himayesinde olup bu isten kazandigi paralarla cemaatin Bilgi üniversitesini kurmustur), BBG'yi ilk kez Türkiye'ye getirip yayinlamasi, Yasar Nuri Öztürk-Zekeriya Beyaz'li tartisma tartisma ve sohbet programlari dezislamizasyon-dejenerasyon politikasinin bir yandan da para getiren enstrümanlaridir. (Bu politika çerçevesinde halen reformist islami yorumlari olan ilahiyatçilar desteklenmekte, ilahiyat fakültelerinde bu kisilerin önü açılmaktadir. Yüzyil basinda da mevlevi

    bektasi dergahlarina adam sokulurmus.). Sabetaycıların tamamı 1924 mübadili değildir; Eczacıbaşı allesi gibi. Selanik gibi Milas, Tarsus ve İzmir de önemli sabetaycı merkezlerdir.

    Cemaatin eskiden Nişantaşı Teşvikiye Şişli üçgeninde yoğunlaşan yerleşimi son yıllarda Etiler e ve özellikle Alkent ve çevresine kaymıştır.

    Bülbülderesi sabetaycıların gömüldüğü tek mezarlık değildir. Feriköv ve Karacaahmet (özellikle 8. ada) de

    08 10 2006

    YanıtlaSil
  50. sabetaycıların gömüldüğü yerlerdir. Saniyorum derin devlet yada derin irade denen seyin ne

    oldugunu, bazi kimselerin laiklik anlayisinin neden rasyonelin ötesine geçtigini, basörtüsü sorununun gerçek nedenini, Çevik Bir'in 28 Subat çikisini ve sonrasında neden Sabah gazetesince cumhurbaskani adayı olarak lanse edildigini, genelkurmaydaki Hasan Tahsin Harekat Odasina neden bu adin kondugunu (Hasan Tahsin -Osman Nevres- bir sabetayciydi ve düsmana ilk kursunu onun attigi sabetayci basin tarafindan uydurulmustur ancak bunun gerçekdisiligi sonradan kanıtlanmistir), eski disisleri bakani Coskun Kirca'nin açık islam karsitligi ve din egitimi hakkindaki çirkin söylemininin altinda yatanlari, Can Paker'in neden protestan bir islam talep ettigini, Mina Urgan'in kitabinda neden Necip Fazil ve Yahya Kemal'den asagilamayla sözettigini, özünde bir sabetayci hareket olan Yeni Türkiye Partisi'nin kurulus asamasinda Asaf Savas Akad ve Bülent Eczacıbasi gibi insanlarin medyatik desteklerini, rektörlerin ve bazi askerlerin kökeni Atatürk'e baglilikmis gibi görünen anlasilmaz çikislarinin gerçek sebebini biraz olsun anladiniz; ték bir cevap: bu kisiler yahudi asillidir ve cemaatin elitlerinin (hayati kurumlardaki organizasyon gücünden mütesekkil) derin iradesi uyarinca Türkiye'yi tedricen dez-islamize etmek istemektedirler. Cemaat geçen yüzyıl İçinde asimile olurken mason locaları karar mercilerimiz haline geldi; bugünkü ana stratejisi de "dezislamizasyon-dejenerasyon" (bir dostumun esprili bir dille ifade ettigi gibi "gavurlastir, güdüklestir") 'dur. 500 yil boyunca baska dindaslarimizin hiç bir ülkede bulamadigi İyilik ve rahatligi ve rahatligi bize saglamis muslüman Türk halkını parya görmek (keske mason localarinda konusulanlarin pasanin sanin söylevinin istimini nereden aldigi anlasilirdi), sömürmek, gütmeye calismak, başörtüsüyle egitim gibi en temel hak ve özgürlüklerinin önüne Atatürkçülügü çarpitan anti-rasyonel anlamlar yükleyerek türbanin (bu kelime başörtüsü yerine bilerek seçilmiştir) siyasal islamin simgesi oldugu safsatalariyla set çekmek ahlaksızliktir, insafsizliktir. Bu tutum son tahlilde Türkiye'ye de zarar vermektedir.

    Müslüman Türk halka buradan bir çagrim olacak. Bu

    sebekemsi yapi içinde sizin hiçkimsenin elinizden alamayacagi iki özgürlügünüz bulunuyor; kime oy vereceginiz ve parānizi nereye harcayacaginiz; bunlari dogru kullanirsaniz ülkenizde bir seyleri degistirebilirsiniz. Kurtulus savasi sürerken Istanbul'daki müslüman halk aliskanlikla Türk bakkallardan degil Rum bakkallardan allsveris ederdi; cebinden çikan paranin Yunan ordusuna bir biçimde yardım olarak silah almakta verilecegini düsünmeden. Bir yandan sikayet edip bir yandan da bu düzeni yöneten muhteris sabetayistlere itibar ederek ve Ürünlerini kullanarak destek olamazsiniz. Hepinizi Sabetaycı Yapılanmaya karşı durmaya, yakın çevrenizi sabetaycılık hakkında bilgilendirmeye ve Tercihli Alışveriş yapmaya çağınıyorum. Bu çağı antisemitik değil antisiyonisttir ve vatandaşlık sorumluluğudur. Kendimden bir örnek vereyim; yazdiklarimdan orta-dindar bir musevi oldugumu ama siyonizm karsiti oldugumu çıkarabilirsiniz benim evime Marks&Spencer, Timberland (orunal marka) vs. diremez, esim ricam üzerine Revlon vada Estee

    YanıtlaSil
  51. Lauder kullanmaz, sahipleri siyonisttir çünku bu Sirketlerin ben de onlait beslemeyi zul addederim; yahudilere en böyük zarar siyonistlerden gelmistır. Pekala siz de Superonline yerine ine ttnet kullanabilirsiniz, ttnet

    Henkel'in temizlik ürünlerini kullanmayabilir, Sabah Pamuk okumayabilir, Turkcell yerine almayabilir, Orhan Pamuk okumayabilir, Aria yada Aycel kullanabilir, Garanti bankasi yerine baska bir bankayla çalışabilir, Migros, Tansas, Akmerkez den allisveris etmeyebilir, Henkel (Yayla, Persil, Persil, Tursil, Tu Vernel), Eczacıbaşı (Vitra, Artema, Ipana, Selpak, Solo) gruplarınin tüketim ürünleri tüketim Ürünleri yerine muadillerini alarak Baranızla sabetaycı, sömürucujeri beslemevivrettiklerinizi hirakabilirsiniz. Medyada okudugunuz ve seyrettiklerin yazan yada söyleyenin kim oldugunu agendinizi değerlendirebilir, yönlendirmelere karşı k kofuyabilirsiniz, kalite ve fiyat kalitelendirmeleriteranda seçim terbaik grupların yaparken tercih yaparak sabetayçı ve bağlası tunterinyamayınız, Ise e cep telefonunuzia başlay Turkcell yada Telsim hattınız varsa iptal ettirmenizi ve Arla yada Aycell kullanmaya başlayınız. Sabelaycılık konusunda benim verdiğim bilgilerin dışında çalışma yapmak isterseniz en emin kaynaklar Yalçın Küçuk ve Abdullah Muradoğlu'na ait olanlardır. Asıl önemli çalışmaları internette bulabilirsiniz. Ilgaz Zorlu'nun röportajlarından verdiği bilgiler doğrudur fakat Siyaset bölümünde açıkladığım nedenler ve yanar-döner kişiliği sebebiyle muteber bir kimse değil, ayrıca dindar bir yahudi olarak Türkiye'deki sabetaycıların yahudiliğe

    donmesi gibi hedefleri bulunuyor. Bu konuda bütün Türkiye'nin bilinçlenmeye ve tutum takınmaya ihtiyacı vardır; bu bir vatandaşlık sorumluluğudur. Sabetaycı medyanın bu konuyu yoksayması ve türlü engellere karşın biz muhafazakar, Koyalist liberal, Turk Rort sunny alevi her turl Kürt, sünni, kesitten bu konuda bútün Türkiye'yi bilinçlendirmeye ahdetmiş bir grup insan olarak elimizden geleni yapıyoruz

    Kimsenin bu yazdiklarimdan dolayi sabetayçı siradan vatandaslara bir ayrimcilik yapacagini sanmiyorum; antisemitizm bu topraklarda hiç bir zaman görülmedi, bu topraklar yahudiler için hep bir 'Eden' olmuştur.. Cemaatimizin içinde ülkesini seven insanlar cogunluktadir, cemaatimiz Halide Edip, Haldun Dormen, Sertap Erener, Mustafa Denizli gibi değerli insanlar yetistirmistir, isadamlarimiz da bir çok insana istihdam Sagliyorlar, vergi ödüyorlar. Bir grup muhteris elitist yuzunden cemaatimizin adi karalanamaz; S.B.T.Α.Ι. olarak tepkimiz de bu grubadır.

    Kendimi bir muslüman Türk kadar Türk hissederim, dostlarimin arasinda çok sevdigim müslüman müslüman kardesleri var, bugüne kadar da da hiç birinden kimligimden ötüren kuçuk bir incitici tavır görmedim. Isyanim cerneabrizin adini kötüye çıkaran, Türkiye'yi sömüren muatoris elitistleredir. Türkiye yahudilerin huzurla yasadigi bir ülke pimustur, müsluman halkin 500 yillik hosqorusune thanetle onu Orhan Pamuk'un sözlerinde ifadesini buldugu bir yahudi devleti haline getirmeye kalkmak

    thanettir, seytanliktir. Ataturk u dillerinden düsürmeyen ve aslinda onu bu ekilde istismar eden muhteris sabetayci rektör, asker, nedva ve derneklerin kim ve ne olduklarini, mevcut

    YanıtlaSil
  52. yapılanmalarinin ne oldugunu, medyanin bizi nasil yahlendirdiging bu insanların nere niyetlerini asia Unutmayalım. Bu yüzyilin basinda üç milyon evladini veren, ustunde y lunde yasadigimiz toprağı hake haketmis sehit Vetmis milyen insanın hasil yasaması gerektigine kendi Keur radeleri karar vermelidir, müslüman kimlikli bir elitist yahudi degil.

    elitist Sapétayer Yapılanma Sabetavad vapilanmayla ilgili bilgiler vermeye devam ediyorum. Bu yazida bize gelen sorularin bir kismina da p vermis olacagim.

    VARISMALARI BU Program amalan Senkron sahiplerinden sabetayci Levent Altinay 4 Vinin nonce Telekulak skandalina bulasmisti, Altinay bir dinletip para sizdirmis, ayrića Gökkafes telefonunu karsi cikan Oktay Ekinci ve e Perihan Magden'in projesine karsi çıkan Pelefonlarini dinleterek Mustafa Süzere telefonlarini yapmistir. Süzer'e taseronluk

    BBG yarismasi 'ayarlanmis' bir yarismadir. Düzenlenen 5 yarismanin galipleri Sabetaycılar ye Ermenilerdir. Bu ve yarışmacı iken programi sunan Öykü Serter, Doğa ve sonra program kadrosuna dahil edilen Kaan, Idil ve daha sonra Cuneyt de sabetaycıdır. Yarışmada sabetaycilarin uzun kazandirilmasinin üzerinde uzun boylu durmak herhalde gereksiz, ben ben Ermenilerin neden kazandirildigini anlatayim, BBG, toplum üzerindeki etkisi nedeniyle anatayer halka mustuman bir ülke olmal ülke olmaktan çok bir ür mozaigi olarak benimsetme" (Osmanli kültur benimsetme" (Osmanli devletinin kalbi olan Vefa-Süleymaniye arasindaki mezbele yerine rum ve musevilerin yasamis oldugu Fener ve Balat'in restorasyonunun ve Ayasofya'da düzenlenen konserin sebebi budur) fikrinin güzel bir uygulamasi olarak kacirilmaması gereken bir firsatti (halkin iki Ermeni'yi aydin, çagdas, örnek insanlar olarak seçip kazandirmasi) ve bunun için 2, ve 5. yarismalarda sabetaycı Senkron TV yönetimine Ingiliz locasindan bir kaç işadami tarafindan her bir yarisma icin 800 biner $ mertebesinde

    "subvansiyon"(!)lar verildi. Buna benzeri bir "ayarlanmis" yarismanin sabetayci Keriman Halis'i dünya güzeli seçmek İçin yapildiği söylenir (Henry Ford antisemitist ve egzantrik kisiliginden ötürü ciddiye alinmamissa da yazilarinda saldirdigi International Jew bir hayal degildi. İsrail'in varligi ve bu üst yapinin kimligi yitirip Amerikanlasmasi disinda günümüzde degisen bir sey yoktur).

    Programin ilk iki yarismasi bilindigi gibi sabetay baglasigi Karamehmet'lerin Show TV'sinde yapilmisti; bu grupla ilgili olarak önceki yazimda bilgi vermistim. Son uç yarismanin yapildigi Star TV'nin sahibi Cem Uzan'ın ilk esi sabetayci Feyyaz Berker'in, ikinci esi sabetayci Renç Kocibey'in kizidir; her ne kadar sevilmese de bir baglasiktir (sabetayci oldugunu söyleyen de var) ve telekulakçı ve sabetaycı Senkron TV ile isbirligi yapmistir. Sabetayci Can Atakli'nin Star'a alinmasinin sebebi de geçen yazimda belirttigim gibi masrik- azam Demir Savascin'la akrabaligidir. Ayarianmislik derken Kral TV'nin müzik listelerinde bir zamanlar Yesim Salkim'in (Hakan Uzan'dan bosanmadan önce elbette) nedense haftalarca

    birinci oldu oldugu zamanlari hatiriatirim. ECZACIBASI AILESI: Eczacibasi allesi 1924 mübadelesi öncesi verlesik sabetavcilardandir. Nelat Eczacibasi'nin

    YanıtlaSil
  53. ast'nin bapast ittihat ve Terakki'nin yukselmis bii mason olan Rahmi Bulent Ev zavihasi'nin est Oya hanim abelavcikh Akpnin kuruldugu günlerde Tayyip alla evinde yapual görüsme buyük sermaye adina maal adina Eldogan'i lartmak için yapilmisti bu toplantidan sonra Amerika da musevi avelin zaranialigina ikna etmek zorunda bunii vapamasa da kapasitesizligi ile memesi gereken bir hasim oldugunu cemaate Santiadi (gerekten ekten de de AKP kimliginden ole suçluluk duygusu cine dusurulmus ve bir evlemsizlik icerisinde Kolay sakitrilabilir gorunmektedir), Bu aileden Sakir Es pacibasi da katiligt programlar (NTV deki Kültür ve betava Talat Halman in TR12'deki Ayasofya konserine önayak olmak gibi Kimlik sabetayı 1 soviesler ve programi etkinliklerde kiür manipulasyonuna hizmet etmektedir. kultur Enflasyondan kim istifade eder ENFLASYON LOBESE Enflasyondan b oranlari dolayısıyla bankada yüklü Elbette artan reel faiz oranlari dolayısıyla Cillerin arasi olanlar. Öyleyse sabetayi Ciller in bir zamanlar bu açıdan bakin ve basini çektigi enflasyon lobisine bu Insaniatin kimliklerine dikkat edin: sabetavcilardir ve at edin, cogu parali rangasala buyümeyi savunarak bu devletin (dolavisiyla 70 milyonun) sırtından dünyanın hiç bir wendearmemevduat vernde gorjlmeyecek net mevduat getirileri elde etmektedirter, Sanavicilik yapanlar disinda disinda bildigim hiç bir sabetaycı yoktur ki enflasyonun varligindan sikayet etsin. SIYASET VIZYONU Cemaatin su anki siyaset vizyonu

    Derves CHP'nin basina geçirmek basina geçirmek ve ANAP ile DYP Agar'in liderliginde an Dervise ovnanirken ote yandan sagi bölmek (AKP'den gustu bir Dyeye ov kaymasıyla) hesaplaniyor. SASKINLIK VE PANIK 1. Zorlu, PANIK: 1. Zorlu, A. Muradoglu, Y. Küçük ve S. Evgi gibi arastirmacilarin yayınlarıyla sabetaycılık gerceginin ortaya cikmasi localar (Fürkiye'de masonluk be sabetayci masonlugudur, bir sabetaycilik kurumu ve aracidir) ve diger cemaat çevrelerinde saskinlik ve panige volactiysa da disardan birinin yapılanmayı detayiyla Ogrenmesinin çok zor oldugu ve bu gerçeklesse de kimsenin yapılanmayi açıkca ortaya koymaya cesaret edemeyecegi cunku davalara muhatap olmaktan korkacagi dusundlerek ve toplumun himbil ya gozonune alinarak konunun zamanla tazeligini yitirecegi gorusunde birlesildi. Mehmet Barlas in, Sabetayciligi sorusunu geçiştirmesinin, esinin geçiştirmesinin, Can Paker'in ifsa edimislion ve ligaz Zorlu vla davaşinin heyecanini atip Golge Kabine vie NTV'de "göreve" dönmesinin sebebi budur (P (Paker bir yandan bu programin tek daimi konugu olarak ülke capinda görünurluk ve taninirligini artirirken be vandan da sabetayci insiyatif TESEV'In baskani olarak quya sivil toplumu ve sivil toplum kuruluslarini temsil (2) tekrar ile kafalara yerlestirmeyi ediver oldugunu(?) tekrar planliyor. Ayrıca adi geçen arastirmacilarin "marjinal" kisiler olarak karalanip ustaca yalnizlastirilmasi ve

    Sayginsizlastiniması yolu izleniyor. Böyle bir konunun uzenine gidebilecek Ahmet Hakan da bu ve arti nedenlerie sabelavci Dinç Bilgin in Sabah'ında ne ainunca tu kisi de etkisiziestininis, ayrica kendi Televic tabanı gozunde tum bunlara raamen vabilanma ortava cikartilirsa bunu

    08.10.200

    YanıtlaSil
  54. yapanlar haklarinda açılacak davalarla sindirilecek antisemitizmle itham edilecek, medya gucu kullanilarak duruma göre radikal dinci, terorist minraklarin bolikul cabasi olarak karalanacak. MENDIRME 20. yüzyilida Türkiyeden baska hi

    ülke bu kadar fazla yeni insan ismi uretmemistir. Bunun kaynag Cemaatimizdir, muslüman Türk adlari yaninda Orta Aayaninda devletinde kullanilmayan Orta ve Osmarin turevleri yaninda yeni yapma isimler uretime nasimler dretmenin dezislamizasyon ve kültürel soyutlama ve enjeksiyon un bir yolu oldugu görulmüs ve uygulanmistir, ve Soyadlarda yahudi isim ve soyadlarla benzerlik ve kosutlugun özenle korundugu daha önce gönderdigim Koabetaycilik-ek yazisinda ayrıntılarivia anlatiliyordu son kisminda listelenen soyadları, bu soyadlarina (yazinin son herkes sabetaycidir manasina gelmiyor, sabetaycilarin bu soyadları kullandigini ifade ediyor). Iki örmek de bu e burada verelim. Ornegin sözkonusu yapma isimlerden "Okan "Okan" Karakas larin din adamlar olan Ogan dan dan (hahamin karsiligi sayılabilir) turetimistir. Bu ismin günümüzde musluman müslüman Türklerce de kullanildigini ve topluma iyice yerlestigini görüyoruz. Büyüklerimiz ordudaki bazi rütbe isimlerinin de (al-bay, teg-men vs.)

    benzeri sekilde olusturulduğunu söylerlerdi. Isimlendirme cemaatin benzeme benzet prensibinin quzel bir araci olmustur

    15 DEZENFORMASYON: Sabetaycilik konusunun arastirilmasinin cemaat çevrelerinde yarattigi saskinlik, kaynagini gini benim benim de bilmedigim dezenformasyonlara yolaçmis görünüyor: Ozal, Bülent Arinç ve Mesut Yilmaz'in sabetavci Mehmet Agar, Mesut Barzani, pesut Barzani Musa Anter ve Ihsan Dogramaci'nin crypto yahudi oldugu vs... Bu iddialardan sadece Dogramaci ciddiye alinabilir; o, tipki Selahattin Beyazit gibi olaganüstü baglantili bir "derin" adamdir, Ozal kardesler sabetayci degildir ama Turgut Özal'in esi Semra Yeginmen) hanim sabetayeidir, Muharrem Berk'in yegenidir, kardesi Mehmet Yeginmen de sabetaycı Kavala grubunun adami olmus ve savunma Thalelerinde yolsuzluklara bulasmistir. Mesut Yilmaz'in kendisi degil (akrabasi Mehmet Kutman'in sabetayci oldugunu geçen yazimda belirtmistim) ama esi Berna (Müren) hanim cemaat çevrelerinde savilan (Semra hanim cemaat çevrelerinde görgüsüzlüğü ve kabaligi yüzünden küçümsenir) bir sabetaycidir ve 1995 te Refah la koalisyon yapması durumunda esini bosanmayla tehdit etmis oldugu icin cemaatte takdir görmustur. Semra Ozal'in Anap'in muhafazakar kanadina hasmane tavir almasinin ve 1991'deki Anap genel baskanlik yarisinda Akbulut'a karsi siddetle Mesut Yilmaz destekleyip esini Yılmaz'a üstü örtülü destek vermeye zoriamasinin sebebi iste bu sabetaycilik bagidir. Ozalizm sabetayci yapılanmanın çok güçlenmesini saglamis olsa

    da Turgut Ozal baglasik degildi. ANADOLU YERLESTIRIMLERI: 1924 mübadelesinde ülkeye gelen 1,5 milyon dolayında insanin 20,0001 sabetaycidir ve bu insanlar diger mübadiller gibi Anadolu'nun çesitli yerlerine yerlestirilmistir. Bu yerlesimleri ve mubadele öncesi yerlesim verlerini biliyoruz dolayısıyla Rahsan Ecevit in "Sebinkarahisar liviz", Tansu Çiller'in "Muglaliviz Sahenklerin "Nigdeliyiz", 1924 öncesi verlesik bazí sabetavcilarin "biz 150 vildir

    YanıtlaSil
  55. Izmir'liyiz", "Selanik'li degil Kavala'liyiz" vs. sözlerine sadece gülüyoruz. Çikip açıkça "sabetayci degiliz" diyebiliyorlar mi, dediler mi?

    Susuyorlar yada Çevik Bir'in "bir tarafım Selanik, diger tarafim Makedon cevabi gibi kaypak bir cevapla

    bırakıyorlar. SABETAYCI MÜSLÜMAN OLUR MU? Mübadele sonrasi Anadolu'ya yapılan yerlestirmelerde gerçek manasıyla

    müslüman olanlar vardır ama bunca yildir Istanbul'da ben bunun çok az örnegini gördüm; genellikle ya inançlı bir sabetayci olunuyor yada din (müslümanlik yada musevilik) mefhumu olmayan hatta ateist bireyler çik ler çikiyor. (Takiyye için soranlara elhamdülillah müslümanim denir. Yine takiyye yada nostaljik zevk için Ramazan'da bir iki

    gün oruç tutanlar elbette yok degil) SABETAYCILARIN MUSEVILIGE GEÇEMEMELERI:

    Müslüman kimlikli yahudiler olan sabetaycilarin resmen musevilige geçmesi Israil Sefarad ve Askenaz hahambasiliklari tarafindan reddedilmektedir. Bunun sebebi buna izin verildigi takdirde müslüman Türk halkin durumu görüp uyanmasindan ve Yalçın Küçük'ün sözünde ifadesini bulan "Türkiye'nin İsrail'in rezerv devleti olma" durumunun degişmesinden korkulmasidir; dolayısıyla kararin temeli dini degil tamamen politiktir. Böyle bir izin verilirse de cemaatimizden buna talep fazla

    olmaz çünkü böyle bir şey Türkiye'de kurulu hegemonyaya zarar verirdi.

    BASORTUSU: 28 Subat'i ordu icinde sabetayci Cevik Bir'in basini cektigi bir sabetayci kligin yaptigini dolayisiyla basörtüsüyle egitim yasaginin bir sabetayci irade takdiri oldugunu geçen yazimda anlatmistim. Bugünlerde Tarhan Erdem'e yaptirilan anket mevzu oldugundan bir ekleme yapmak

    stiyorum: bundan 15 yil önce dindarlik artmaya baslayinca bir başkasına böyle bir anket yaptirilmis ama sonuçları içeride kalmisti. Tarhan Erdem egitim seviyesi arttikça basörtülü oraninin oraninin azaldigini söylüyor ama bir seyi atliyor; 15 yil önce egitimliler arasinda graninin basörtülü oráni çok daha düsüktü, dolayisiyla yaptigi çikarim aslinda yanlistir. Basörtüsünün "türban" olarak adlandirilmasinin ve esasinda türban kelimesinin terminolojik kullaniminin sebebi halkin vicdanini direkt olarak karsiya almamak içindi. Basörtüsüyle egitimin yasaklanmasıyla baslayan bu bir çesit "containment" politikasi halk arasinda dindarligin artmasinin önüne geçilemedigini görünce seçilmistir; "kantiteye etki edemiyorsan kaliteyi etkile". Bu ve bunun gibi bahsettigim Irade ve kararlar hiç bir zaman tek bir toplantı yada bir toplantı dizisinde alinmaz; süregelen fikir süreçlerinin ürünüdür.

    NTV: 15-22 5-22 Haziran Haziran haftasi bir ögle haberinde sabetayci Dinç Bilgin'in ATV'sinde Isik Lisesi'nin mezuniyet töreni raber olarak verildi, NTV'de de Banu Güven Terakki Kulları'nda yapılan bir gençlik gösterisini uzun bir VTR haber yapti, Yüzlerce özel okuldan bunlar haber piliyor; Türkler'in hala uyanamamasina hayret

    diyorum. NTV, cemaatin derin iradesinin en önemli amuoyu yönlendirme aracı olarak Türkiye'yi halka musluman bir ülke olmaktan çok bir kültür mozaigi olarak benimsetme stratejisini en yogun uygulayan

    televizvondur Ferit Sahenk'in bu asirilik ve temkinsizliaine

    08.10.2006

    YanıtlaSil
  56. You

    yasasaydi babasi in vermenti akolarina simdi bir de bunu ekleyecek). Buna bir Dynek de sabetay baglasigi Karamen naturpi Kredi Rultur Kultur'unden unden vereyim, isin basindak Eng Maturana, Greindan sabatoysidir ve yahudi page Karasu'nun (11 eden gruptaki Abdulhamid'e tahttan indirildigini tellig eden Bu kurumun Emmanuel-Karasu'nun oglu) comezidir. Bu birimlerine adini veren Kazim Taskent, Vedat Nedim Tör ve Sermet Cifter sabetaycidir, MUSTAFA DENIZLI Yogun sorularin geldiği bir baska kişi de Denizli'dir.

    Denizli'yi Altay'dan, GS'a getiren kisi sabetayci Alp Valman'dir. Denizli'nin her iki esi de sabetayciydi, kizi Selin'in İlhan Mansiz la gorusmesine karsi çıkmasının sebebi Mansız in kilik kiyafeti yada kisiligi degil sabetayci olmamasidir. Çok dindar bir sabetayci olan Denizli'nin kizlari göreceksiniz ya birer sabetaycıyla, en kötusü de Baglasik ailelerden birileriyle evlenecektir. Denizli'nin Vestel'e yaninda götürdügu yardımçısı Ali Gültiken in esi de sabetaycidir, Denizli'yle Gültikeni biriestiren aslında Bu bu bagdir, (Vestel'in sahibi Zorlu'lar sabetayci degildir.) OZALIN PRENSLERI ERI: 80'lerde "Ozal'in prensleri" olarak edilip önemli görevlere tepeden inme getirilen lanse edilip önemli görer Coskun Ulusoy Oyak'in Closu Amerika egitimli gençler olarak yaptigi sabelayult vci atamalarla dikkat çekti ki Onur AIS'ten istifa ettirmesi Baytok'u-sabetaycidir- Renault MAIS'ten gibi yaptigi diger tasarruflar da genellikle profesyonel sebeplerden degildir), Bülent Semiler ve Engin Civan (esi Amerikali yahudidir, rüsvet alip isini görmediği Selim Edes de kendisi gibi sabetaycidir) sabetaycidir.

    TARIM: 11. Abdulhamid'i deviren Hareket Ordusu'nun bir sabetayci insiyatif oldugu (Ittihat ve Terakki Selanik'li atalarimizca beslenip buyütülmüstür) ve ordunun cogunlugunun gayrimuslimlerden olústugu dogrudur ancak yapılan bir yanlis bir yanlis var: Mahmut Sevket Pasa sabetayci degildir. r. Talat Talat Pasa Pasa (33. (33. dereceye yükselmis bir masrik- azamdir) ve Cemal Pasa masondur.

    Cok sorulan bir soru da Osmanli musevileri ile sabetaycilarin iliskisi ve karsilastirilmasi oluyor. Hemen hiç bir lliski olmadigini söyleyebilirim.

    Her seyden önce sabetaycilar dini gerekcelerle museviler tarafindan reddedilmis bir topluluktur. Sabetaycilarin son bir asirdir "üzerlerinde Alliance Israilite etkisi tamam olmus yahudiler" olduqunu söyleyebilirim. Basit bir örnek bunu güzel açıklar: 1. Dünya Savasi'nda Osmanli devletinin en sadik tebasi musevilerdi; oysa Osmanli'yi yikan da Ittihat ve Terakki'yi kurdurup Osmanli için bir Frankenstein haline getirten de Selanik'll sabetaycilardir. Bununla beraber Israil'e yapilan göçlerden sonra bugünkü musevilerin de üç nesil önceki atalarıyla pek bir benzerligi kalmadigi da dogrudur (genç nesilde Ladino bilen neredeyse kimse yok) ve zamanimizda dindar sabetaycilar ve museviler birbirlerine yaklasmistir, Ormegin Ishak Alaton'un ve (Uzeyir Garih'in) cemaatte büyük büyuk sayginiligi, etkisi ve gücü vardir (Alkent bosuna bu kadar basarili olmadi). Savin Alaton cemaatimizin yurtdisindaki musevi lobileri ve Israil

    nezdinde büyükukelçisi gibidir, Kapancilar geçmisten beri çeşitli sebeplerle Karakas'lari kucumserier, iki grup da birbirini pek sevmez (bu öyle bir sev ki Kadańcilar Avrupa. Karakas'lar Anadolu'da

    YanıtlaSil
  57. P

    yasiyoruz). Kapanci'larin orduda, Karakas larin politika ve basında güçlu oldugu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin son 60 yılki paradoksu Kapanci-Karakas çekismesinin yarattigi komplikasyonlardir Bu konuyu önceki yazımda anlatmistim, Yakubi'lerin bu çekismedeki tutumlari dönemsel olarak degisir. Cemaat kolları arasında son 15 yıldır eskiye oranla bir kaynaşma gözlüyorum.

    MHP'YE DESTEK: Türkçülügü dezíslamizasyonun dezíslamizasyonun bir aracı olarak gören cemaatimiz bir yandan Tekin Alp (Moiz Oguz Türkkan gibi kişilerle isin teorisiniari etkide bulunmaya çalisirken işadamlarimiz ve bagi (Has'lar, Dinçkök, Berker, Karamehmet, Karamehmet, vs) araciligiyla da bir kalkan ve "böl-yönet" aracı gördükleri MHP'yi finanse etmislerdir. (Tunca Toskay hariç MHP'nin tepe kadrosunun sabetaycilikla ilgisi yoktur, olmalari gerekmedigi gibi kendilerine yapilan bagislarin sebebini bilmeleri de gerekmiyordu). slarin asil DIGER: Ilgaz Zorlu'nun Can Paker'le olan davasindaki savunmasında belirttigi Sisli Terakki'nin bodrumunun sinagog oldugu iddiası dogrudur. Alkent'te te de de bunun gibi bir sinagog var ve buraya sadece Alkent'ten Alkent'ten degil bütün Etiler civarından gelinirdi. Gazeteci Leyla Umar in (mekanik özürlüdür ve kaprisleriyle hepimizi bezdirir) bezd sosyeteyle olan yakinligi kendisinin de sabetayci olmasindan dolayidir. Mekan isletmecisi Çapalar da sabetaycidir.

    Orhan Pamuk'un kitaplarinda kabala mistizmi oldugu dogrudur. Popçu Emre Altug sabetaycidir ve geçe yazimda sözettigim pazarlama örneklerinden biridir. Benzeri bir pazarlama bugünlerde sabetayci (ve escinsel) Murathan Mungan'in yeni kitabi için yapiliyor. Bilderberg sadece show-off dur; "touch&go"dur; hiç bir karar alinmaz, gelecek vaadedenlerin tanitimi ve daha önce üst düzeyde alinmis derin kararlarin uluslarararasi dengeye "tercüme!" edilmis tebligidir. Demirel'in mason oldugu dogrudur (AP'nin basina geçirilmesinin sebebi budur) ama 33. dereceye kadar çikmis oldugu yanlistir. 27 Mayis-Anap iktidari arasindaki başbakanlardan S. H. Urgüplü, N. Talu, N. Erim ve B. Ulusu sabetayci ve masondurlar. Ecevit mason yada sabetayci degildir fakat esi Rahsan hanim sabetayci olmasi dolayisiyla İktidar dönemlerinde yapilanmaya büyük hizmeti geçmis bir kisidir. Cemaatin bugünkü nüfusu konusunda basinda çok rakam telaffuz ediliyor; biz yaklasik 150,000 oldugunu tahmin ediyoruz (1924 mübadelesi öncesi yerlesik sabetaycı nüfusu da hesaba katarak). Bu rakamin

    çogunlugu orta tabakaya mensuptur, büyük bölümü cogunlugu o asímile olmustur. Elitist sabetaycilar daha ör ceki yazimda belirttigim gibi baglarini siki sikiya korumaktadırlar ve kendi nufuslarinin 4 bin, çevrelerindeki sabetayci kesimle birikte nüfuslarinin 25,000 civariada oldugunu tahmin

    Vediyoruz.

    S.B.T.A.I. BIRINCI SEMINERI: Alti ay önce 200'ü askin siyasetçi, gazeteci ve sivil toplum kuruluşuna ve 7,000'in üzerinde siradan vatandasa gönderdigimiz bir açik email ile baslayip zamanla bir sivil toplum hareketine dönüsen S.B.T.A.1. (Sabetayci Yapilanmaya Karsi Bilinç ve Tercihli Alisveris Insiyatifn) ilk seminerini 28 Haziran günü gerçeklestirdi. Soru-cevapli bir prezentasyon ile ardindan yapilan workshop calismalarindan olusan bu seminerin cok verimli gectiqini gördük. Toplantiva katilan 62

    4M 2005

    YanıtlaSil
  58. üyemizin herbirine ve özellikle Istanbul disindan katilanlara burada bir kez daha tesekkür ediyorum. Katilamayan üyelerimizi Eylül ayında yapacagimiz ikinci seminerde görmeyi umut ediyoruz. Özellikle son 2.5 ayda çok yogunlaşan üyelik taleplerinin büyük kismini kabul edemedigimiz için üzüntülüyüz ancak böyle kompozisyonunda dikkatiyle bir konuda olma zorunlulugumuzu saniriz herkes kabul edecektir. akkinda bir fikir edinebilmek için seminer sonrasinda yaptigimiz icra kurulu toplantisinin karar metninin bir özetini asagida veriyorum.

    1) S.B.T.A.I. bünyesinde Arastirma, Iletisim ve Organizasyon olmak üzere üç grup kurulmasina, grup baskanliklarinin icra kurulu üyeleri arasindan belirlenmesinin ardından her bölümün kendi iç isleyis prosedürlerinin 15 Temmuz'a kadar hazirlanarak icra kurulunun onayina sunulmasina,

    2) Uye alim/azl yetkisinin ve arastirma ve genel giderlerde kullanilmak üzere sayin M. Emre Güreli'nin Baslangiç angiç için için tah tahsis etmis oldugu 25.000 $'in kullanim yetkisinin sayin Güreli'den icra kuruluna ve fonun sorumlulugunun muhasip üyeye devrine,

    3) Sayin M. Emre Güreli'nin icra kurulu kurulu baskanligi yanisira organizasyon grup baskanligini üstlenmesine, organizasyon grubunun "sosyal kesim-cografi bölge" yapısında çalismasina,

    4) Yurtdisi arastirma gezilerinin Selanik ve Atina devreden çikarilarak tamamen Israil'e yöneltilmesine, ibranice bilen profesyonel arastirmaci akademisyenlerin istihdamina,

    5) Yurtiçi yapılanmaya, yerel gazetelere ulasmak ve Üyelerin bireysel iletisimleri yoluyla halkin bilgilendirilmesi çalismalarina agirlik verilmesine, karar verilmistir.

    Halka sesleniyorum. Bu sebekemsi yapi içinde sizin hiçkimsenin elinizden alamayacagi iki özgürlügünüz bulunuyor; kime oy vereceginiz ve paranizi nereye ve sabetaycı yapılanmaya karşı uyanık olursanız ülkenizde bir degistirebilirsiniz! bilirsiniz! Kurtulus savasi sürerken Istanbul'daki müslüman halk aliskanlikla Türk bakkallardan degil Rum bakkallardan alisveris ederdi; cebinden çikan paranin Yunan ordusuna bir biçimde yardim olarak silah almakta verilecegini düsünmeden.

    Bir yandan sikayet edip bir yandan da bu düzeni yöneten muhteris sabetayistlere itibar ederek ve ürünlerini kullanarak destek olamazsiniz.

    Hepinizi Sabetayci Yapilanmaya karsi durmaya, yakin çevrenizi sabetaycilik hakkinda bilgilendirmeye ve "Tercihli Alisveris" yapmaya çagiriyorum. Bu çagri antisemitik degil antisiyonisttir ve vatandaslik sorumlulugudur.

    Kendimden bir örnek vereyim; yazdiklarimdan orta-dindar bir musevi oldugumu ama ma siyonizm karsiti oldugumu cikarabilirsiniz; benim evime Marks&Spencer, Timberland

    YanıtlaSil
  59. (orjinal marka) vs. giremez, esim ricam üzerine Revlon yada Estee Lauder kullanmaz; sahipleri siyonisttir çünkü bu sirketlerin, ben de onları beslemeyi zur addederlm; yahudilere en büyük zarar siyonistlerden gelmistir. Pekala siz de Superonline yerine ttnet kullanabilirsiniz, Henkel'in temizlik ürunlerini kullanmayabilir, Sabah ve Vatan almayabilir, ATV ve NTV izlemeyebilirinerna yada Pamuk okumayabilir, Turkcell ve Garanti bankasi yerine baska bir Aycell kullanabilir, Gar bankayla çalisabilir, Migros, Tansas, Akmerkez'den (Yayla, Persil, Tursil, Vernel), etmeyebilir, Henkel (Yayla, Eczacıbasi (Vitra, Artema, Ipana, Selpak, Solo) gruplarinin tüketim ürünleri yerine muadillerini alarak paranızla sabetaycı sömürücüleri beslemeyi birakabilirsiniz. Medyada okudugunuzu yazanin ve seyrettiklerinizi söyleyenin kim ve ne oldugunu düsünerek degerlendirebilir, yönlendirmelere karsi kendinizi koruyabilirsiniz. Kalite ve fiyat esitleri arasinda seçim yaparken tercih yaparak sabetaycı ve baglasik gruplarin Ürünlerini almayiniz. Ise cep telefonunuzla baslayip Turkcell yada Telsim hattınız varsa iptal ettirip Aria-Aycell kullanmakla baslayiniz. Sizi sömüren, degerlerinizi manipule etmeye çalisan bu yapıyı beslemeyiniz ve yakin cevrenizi bu konuda bilinclendirip bu yapiyi sorgulamaya yönlendiriniz.

    Bu konuda bütün Türkiye'nin bilinçlenmeye ve tutum takinmaya ihtiyacı vardır; bu bir vatandaslik sorumlulugudur. Her din ve etnik kimlikten Türk vatandasi bunlarin derinligine bilincine varmadigi sürece Türkiye'nin mutlu ve basarili insanların özgür iradelerince yasadigi adil bir ülke olabilecegini sanmiyorum. Sabetay türlü ve baglasik medyanin bu konuyu yoksaymasi ve türl engellere karsin biz muhafazakar, sosyalist, liberal, Türk, Kürt, sünni, alevi, sabetaycı her tür kesimden bir grup insan bu konuda bütün Türkiye'yi bilinçlendirmek için S.B.T.A.I. olarak elimizden geleni yapiyoruz. Yaptigimiz sey tekrar ediyorum antisemitizm degil (bu kendini inkar olurdu: S.B.T.A.I.'nin icra kurulunun yarisi, üyelerinin dörtte biri sabetaycidir) Türkiye'yi sömuren, kimliginden ve degerlerinden siyirip dezislamize ve dejenere etmeye Çalisan muslüman kimlikli bir avuç elitist yahudiyi ifsa étmek ve halki bilinçlendirmektir. Açik toplum kavraminin ve seffafligin önem kazandigi zamanimizda Türkiye'nin insanlarinin bunlari ögrenmeye hakki vardir. S.B.T.A.J. olarak büyümeyi, çalismalarimizi derinlestirmeyi, halki aydınlatmayı sürdüreceğiz. Verdigimiz bütün İsimler ve iliskiler dogrudur, (zaten büyük bölümü metinde zikrettigimiz arastirmacilarin eserleri ve yazilarinda ortaya çıkarilmisti) dolayisiyla bu kisilerin Ilgaz Zorlu'nun ifsa ettigi Can Paker, Ismail Cem, Mehmet Barlas örneklerinde oldugu gibi sükut yoluyla ikrar yerine (kimsenin rezil olmayı göze vi göze alip yalanlamaya cesaret edebilecek kadar ileri gidecegini sanmiyoruz) kalkıp dürüstçe açıklama yapmalarini bekleriz. Bizim istegimiz verdigimiz isim ve ilişkilerin aynen kabul edilmesi degil toplumda tartisilmasi, halkin aydinlanmasidir. Ayrica fellik fellik kim oldugumuzu arayan bazı muhteris elitistlere ve özellikle Ingiliz

    Locasi'na bir sözüm olacak: Kendi görkeminize hizmet etmekten baska bir yönelimi olmavan "vanilsamall dogru"nuzda ilerlemeve devam edin

    08.10.2006

    YanıtlaSil
  60. ama musiman turk halki semenin onu parya görerek hayatini mangsite elmeye calisarak Lalisarak elitisi elitisi kalabileceginizi акая пранкер ilindiginizi bilin! Degu Азала заya Peerde herhangi bir dag kovundeki fakir ve vahe be yasli katin dahi hirkiye'yi yönelen vahudi Payi ja sim lekileriyle beraber bilmeden Саката заh Meini kesmemeye ahdeltik, Haydi

    Mehcel Fare Curell Sabelave Vantanimaya kare Bilinç ve Tercihli Alışveriş rayath Baskani

    OZEL BÜRO

    Talk to shop. Usu Yahoo Manager to mak

    YanıtlaSil
  61. Mehmet Öngel

    Page 1 of 19

    From:

    Yalçın Yavuz

    Sent:

    Pazar 08 Ekim 2006 05:07

    To:

    Mehmet Öngel

    Subject: FW: [OZEL BURO ISTIHBARAT GRUBUJ ÖNEMLİ **TÜRK&#304 YEDEKİ

    SABETAYCI YAPILANMA

    YanıtlaSil
  62. beter

    beter بتر : daha kötü

    betra برا : kısır, üretken olmayan

    by : sama satış

    bey'u sira بیع و شراء : alım satım, alış veriş

    beyan بیان : açıklama; anlatma; ifade etme 2.gözetilen gåye, konu ve dinleyicilere en uy-gun, doğru ve güzel söz söyleme 3.edebiyatta güzel, doğru ve etkili söz söyleme san'atına ait bilgi dalı

    beyan- fikir بيان فکر : fikir beyani, bir kimse-nin düşüncelerini ortaya koyması, açıklaması

    beyan-hal بيان حال : durumu anlatma

    beyan-1 ifhamiye بيان إفهاميه : gerçeğin anlaşıl masını sağlamak ve akılla red edilmez nok taya getirmek için delil göstererek yapılan açıklama (lar)

    beyan-ı intizam بيان إنتظام: intizamı anlatma, (käinattaki) olay ve varlıkların bağlı olduğu kanunları ve düzeni açıklama

    beyani Kur'an 1 : بیان قرآن.Kur'an'ın ifade tarzı, Kur'an'ın eşsiz anlatma tarzı 2. Kur'an'ın ger-çekleri açıklaması

    beyan - Kur'ani (ye( بیان قرآنی به : Kur'an'a mah sus eşsiz anlatma tarzı

    beyan-ı muciznüma بیان معجز نما : mu'cize gös-teren anlatış tarzı, mucizeli ifade ve açıkla-ma(lar)

    beyanat بيانات : beyanlar, açıklamalar

    beyanat-ı âyât-ı Kuraniye بیانات آیات قرآنیه Kur'an åyetlerindeki açıklamalar

    beyanat-i Furkaniye بيانات فرقانیه : Furkan (iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı ayırt edici) olan Kur'an'ın açıklamaları

    beyanat-ı hakikiye بيانات حقيقيه: doğru ve ger

    çeğe uygun açıklamalar

    beyanat-ı harika بيانات خارقه : harika açıklama

    lar, eşi ve benzeri bulunamaz anlatımlar

    beyanat-ı kevniye بيانات كونيه : yaratılmış var-lıklar dünyası ile ilgili açıklamalar

    beyanat-i Kur'aniye بیانات قرآنیه : Kur'an'inge tirdiği açıklamalar

    88

    beyn-es selef

    beyanat-ı sabika بيانات سابقة: onceki açıklama lar, yukarıda geçen açıklamalar

    beyani (beyaniye güzel, doğru, uygun ve yerinde) anlatma tarzına ait

    beyanname بیاننامه : yazılı açıklama

    beyder بیدر : ekin harmanı

    beygir yük taşımaya ve araba çekmeye

    elverişli cinsten at

    Beyhaki بیهقی : )hi.384-458, mi 994-1066( Horasan'lı ünlü fıkıh ve hadis alimi. İran'da, Horasan bölgesinde bulunan Nişapur şehri ne bağlı Beyhak kasabasında doğdu. Sünen-Kebir (Büyük Hadis Derlemesi), Sünen-i Sağır (Küçük Hadis Derlemesi) adıyla bilinen hadis

    kitapları ünlüdür. beyhude بیهوده : boşuna, boş yere, faydasız

    beyit (beyt( بيت : şiirde birbiriyle bağıntılı iki

    mısra (iki satır)

    beylik 1 : بكلك.devlet merkezine karşı bazı ba kımlardan bağımsız olan ve başındaki "bey" denilen kişiye bağlı olan yönetim şekli; emir-lik, emaret 2.bu şekilde yönetilen topluluk 3.devletle ilgili, devlete ait 4.hükümet 5.her-kesçe bilinen basmakalıp 6. bey olma durumu

    beyn بین : arası arasında

    beyn-el avam بين العوام : halk arasında

    beyne-beyne بين بين : ikisinin ortası, ikisinin arası

    beyn-elecram بين الأجرام : yıldızlar arası

    beyn-el enbiya بين الأنبياء : peygamberler arası

    beyn-el evliya بين الأوليا : ermiş kişiler arası

    beyn-el hakk-ı ve batil بين الحق والباطل : hakla

    bâtılın (doğru ile yanlışın) arası (bkz, Fårik-un Beyn-el Hakk-ı Ve-1 Bâtıl)

    beyn-el islam بين الإسلام : İslam ülkeleri arası

    beyn-el milel (beynelmilel( بين الملل : milletler (uluslar) arası

    beyn-el ülema بين العلماء : ilim adamları arası

    beyn-en nås (beynennās): insanlar arası

    beyn-es semâ vel arz بين السماء والأرض : yer ile gök arası

    beyanat-i medhiye بيانات مدهيه : medhedici (övücü) açıklamalar

    beyn-el mü'minin بين المؤمنين : müminler arası, Allah'ın (c.c.) dinindeki iman esaslarına (inanç ilkelerine) bağlı insanlar arası

    beynes selef بين السلف : self arası, Müslü-manlığın ilk dönemlerinde yaşamış ilk üç kuşaktaki Müslümanlar arası (Bu üç kuşak (nesil):

    beyanat-ı Muhammediye (as.m.( بيانات محمدیه عليه الصلاة و السلام : Hz. Muhammed'in (a.s.m.) yaptığı açıklamalar

    2

    YanıtlaSil
  63. beyn-el milel

    89

    1. Sahabe: Hz. Peygamber'i (as.m.) görmüş, O'nunla beraber, bulunmuş, konuşmalarını dinlemiş ve Müslümanığı O'ndan öğrenmiş olanlar

    2. Tabiin: Müslümanlığı sahabeden öğrenen ler

    3. Tebe-i tabiin: Müslümanlığı sahabeden öğ renenler tarafından öğretilenler)

    beyn-el milel بين الملل : milletler arası

    beynennäs بين الناس : )bkz. beyn-en nås(

    beyt )1( بیت : beyit (bkz. beyit(

    beyt )2( بيت : ev yuva, aile yuvası

    beyti harim بيت حريم : )başkası için girilmesi yasak) şahsi ve hususi ev

    beyti kainat بیت کائنات : kainat denilen ev, eve benzeyen kâinat

    beyt-i kiymetdari بیت قیمتداری : kiymetli beyit, şiirdeki değerli iki mısra

    beytül ankebut بيت العنكبوت : örümcek yuvası, örümcek ağı

    Beyt-ül-Makdis بيت المقدس : "Kutsal Ev", Eski Çağ'da yaşamış peygamberler tarafından ya-pılan Kudus'teki kutsal måbet, kutsal ibadet yeri. Beyt-ül Makdis'in diğer adı "Mescid-i Aksa" dır. Hem Müslümanlar, hem Hristi yanlar, hem de Müseviler tarafından kutsal måbet (ibadet yeri) olarak bilinmektedir. Hz. Muhammed (a.s.m.), Mi'rac mu'cizesinde, gece vakti, çok kısa bir süre içinde, Allah (c.c.) tarafından Mekke'den Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya getirildi. (bkz. Mi'rac; İsrå Süresi, 17/1)

    beyti (y( بیتی : evdeki, ev ile ilgili

    Beytullah بيت الله : "Allah'ın (c.c.) evi" mânâsı-na gelen Kåbe (bkz.Kābe)

    Beyt-üş-Şebab (Beytüşsebab بيت الشباب

    Doğu Anadolu'da Hakkâri dağlık bölgesinde, Dicle nehrinin bir kolu olan Habur Nehri'nin kollarından Karaşin Deresi kenarında, dağlar arasında uzanan düz bir vadide kurulmuş, Şırnak iline bağlı bir ilçe

    beyyin (e(1: بينه.apaçık, açık, açıklanmış 2.açıklayıcı 3.apaçık ispatlayıcı delil

    beyyinat بينات : beyyineler, apaçık deliller

    beyza بيضا : beyaz ak, parlak, aydınlık

    Beyzavi (Beydavi( بیضاوی : Kad Abdullah

    bin Ömer) (hi.585-685; mi.1189-1286) Şafii mezhebinin büyük din alimi ve çok değerli Kur'an müfessiri. İranda Şiraz'ın Beyda (Bey-

    Bezzaz

    za) kasabasında doğdu. "Envär-üt Tenzil" adlı tefsiri, birçoklarınca klasik kaynak olarak gösterilmektedir. Ayrıca, kelâm, fıkıh, söz lük ve dilbilgisi alanında çok kıymetli eserleri vardır. Tefsirinin birçok şerhi (açıklamaları) yapılmıştır. Bunların en önemlisi: "Şehzade Şerhi"dir. "Beydavi Tefsiri" olarak anılmakta dır. Beyzăvi'nin mezarı Tebriz'dedir.

    bezemek بزه مك :suslemek, donatmak

    bezenmek برنمك : suslenmek, donanmak

    bezirgan 1: بزرگان.tacir ticaretle uğraşan 2 aşırı kâr peşinde koşan bencil tüccar

    bezl بذل : esirgemeden verme

    bezl-i can بذل جان : canını, hayatını esirgeme me, canını ortaya koyma

    bezl-i vücud بذل وجود : varlığını hayatını) esir-

    gememe

    bezlü gayret بدل و غیرت : comertçe elinden geleni esirgememe (bezl) ve her türlü çabayı göstereme (gayret)

    bezm بزم : meclis, oturuma katılan topluluk

    bezm-i elest بزم الست : "elest" meclisi, Allah (c.c.) ruhları yaratınca, "Ben Rabbiniz değil miyim?" mânâsında "Elestu birabbikum?" şeklindeki sorusuna ruhların "bela" (evet) diye cevap vermeleri ânı ve bu cevabı veren ruhlar meclisi. O anda ruhlar "evet" dedikle-ri için "evet dediler" mânâsında "kalů belä" sözü de o zamanı anlatan bir deyimdir.

    bezm-i ezeli elest )0( بزم أزل الست : ezeldeki "elest" meclisi. (bkz bezm-i elest)

    bezm-l ezel-i elest بزازل است: ruhlar yaratıl-dıkları zaman Allah'ın (c.c.) "elestu bi-rabbi-küm" (ben sizin Rabbiniz değil miyim) ezeli sorusuna "bela" (evet) diye cevap vermiş olan ruhlar meclisi

    bezr بزر : tohum, çekirdek

    bezzaz بزاز : manifaturacı, kumaş satıcısı

    Bezzaz بزاز : )öl.hi.827; mi.1424) Harizm'in Saray kasabası, Kerder köyünde doğmuştur. Babası ve kendisinin mesleği olan dokumacı-lık (bezzazlık) veya kumaş ticareti sebebiyle Bezazî lākabiyle anılır olmuştur. İlk çocukluk ve gençlık yıllarında öğrenimini memleketin-de yaptı. İlimlerde derinleşti ve etrafta tanın-maya başladı. Kırım'a gitti ve yıllarca orada kaldı. Ünlü ilim adamlarıyle ilmî sohbetlerde bulundu. Tekrar memleketine döndü. Hac için gittiği Mekke'de öldü. Bezzaz, Hanefi

    YanıtlaSil
  64. 36

    ÖLÜMÜN DEHŞETİ

    1. Sevdiklerimden ayrılmak. Yani Resûlüllah ve arkadaşlarının ölü

    mü.

    2. Ölüm korkusu.

    3. Allah'ın huzuruna çıktığımda onun beni cennete mi, neme mi göndereceğini bilmemek." yoksa cehen.

    Resulullah (sav) şöyle buyurduğu rivayet edilir:

    "Hayvanlar ölüm hakkında sizin bildiklerinizi bilmiş olsalardı hiçbir zaman semiz et yiyemezdiniz."

    Ebu Hamid el-Lifaf şöyle diyor:

    Ölümü sürekli olarak hatırında tutan kişi üç şeyle ödüllendirilir:

    1. Tövbede acele etmek.

    2. Elindeki imkânlara kanaat etmek.

    3 Yaptığı ibadetlerden zevk almak.

    Ölümü unutan kişi de üç şeyle cezalandırılır:

    1. Tövbeyi geciktirmek.

    2. Elindeki imkânlara rıza göstermemek.

    3. İbadetlere karşı isteksiz olmak.

    Anlatılır ki:

    Hz. İsa Allah'ın izniyle ölüleri diriltiyordu.

    Kâfirlerden biri gelip ona dedi ki:

    Sen yeni ölmüş olanları diriltiyorsun belki de onlar ölmemişlerdir, bu hususta gerçekçi isen çok eskiden ölmüş olan birini dirilt!

    Hz. İsa şöyle dedi:

    Kimi istiyorsanız söyleyin de (Allah'ın izniyle onu) dirilteyim.

    Dediler ki:

    - Hz. Nuh'un oğlu Sam'ı dirilt.

    Bunun üzerine Hz. İsa Sam'ın kabrinin başına gelip iki rekat namaz kıldıktan sonra Sam'ı diriltmesi için Allah'a dua etti.

    Allah Teâlâ Hz. Nuh'un oğlu Sam'ı diriltti. Oradakiler gördükleri manzara karşısında şaşkına döndüler, çünkü Sam'ın saçları ve sakalları bembeyazdı.

    Sam'a sordular:

    'Ibn Mübarek, Zühd, 152; Elbani, Daiful-Cami, 4813

    YanıtlaSil
  65. TENBİHÜ'L GÂFİLİN

    37

    Bu halin ne? Sen ihtiyarlamış, saçın sakalın beyazlamış olarak öl-medin ki!

    Sam cevap verdi:

    Çağrıldığımı duyunca kıyametin koptuğunu zannettim korkudan saçlarım ve sakallarım beyazladı.

    Tekrar sordular:

    Sen öleli kaç yıl oldu.

    Sam cevap verdi:

    Ben öleli dört bin sene oldu ama hâlâ ölümün sarhoşluğunu üzerimden atamadım.

    Anlatılır ki:

    Her mü'mine öldükten sonra dünyaya geri dönmesi teklif edilir fakat hiç biri hissettikleri ölüm acısından dolayı tekrar dünyaya dönmeyi göze alamazlar. Şehitler böyle değildir. Onlar ölümün acısını hissetmedikleri için dünyaya dönüp savaşarak tekrar şehit olmak isterler.

    Anlatıldığına göre İbrahim b. Ethem'e denildi ki:

    - "Gel otur da bize bir şeyler anlat"!

    İbrahim b. Edhem şöyle dedi:

    "Ben dört şeyle meşgulüm, bunların üstesinden gelebilirsem oturup siz bir şeyler anlatabilirim".

    Kendisini meşgul eden dört şeyin ne olduğu sorulunca şöyle cevap

    verdi:

    İlk olarak:

    "Allah'ın kullarından söz aldığı misak gününü düşünüyorum. Allah (cc) şunlar cennete gidecek şunlar da cehenneme" buyuracağı o günde ben bu gruplardan hangisinde yer alacağımı bilemiyorum".

    İkinci olarak:

    "Anne karnındaki yaratılışımın tamamlanıp Allah tarafından ruh üfürüldüğü zamanki durumumu düşünüyorum.

    O zaman görevli melek "Ya Rabbi! Bu iyi biri mi yoksa kötü (eşkıya) biri mi" diye sormuştu. Benim hakkımdaki cevabın nasıl verildiğini bile-miyorum".

    Üçüncü olarak:

    'Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4/186

    YanıtlaSil
  66. 44

    OSMANLI HUKUK TARİHİNDE MECELLE

    Misli: Çarşı ve pazarda mü'teddünbih yani bahanın ihtilafımı mucib bir tefavütsüz misli bulunan şeydir.

    Kayemi: Çarşı ve pazarda misli bulunmayan yahut bulunursa da fiyatça da mütefâvit olan şeydir.

    Adediyyat-ı mütekaribe: Ahad ve efradı beyninde kıymetçe tefavüt olmayan ma'dudattır.

    Rükn'ill-Bey: Yani mebiin mahiyeti malı mala değişmekten ibaret olup, ancak buna delalet etmek hasebiyle icab ve kabûle dahi rükn'ül-bey ıtlak olunur.

    Mahall'ul-Bey: Mebîden ibarettir.

    Mebi: Satılan şey ki bey'de taayyün eden ayndır.

    Semen: Satılan şeyin bahasıdır.

    Semen-i müsemma: Tarafeynin bitterâzi tesmiye ve tayin et-

    tikderi semendir.

    Kıymet: Bir malın bahay-ı hakikisidir.

    Müsemmen: Semen mukabilinde satılmış şey.

    Tecîl: Deyni bir vakt-i muayyene ta'lik ve te'hir etmektir.

    Taksit: Deyni müteaddid ve muayyen vakitlerde tediye etmek

    üzere te'cildir.

    Deyn: Zimmette sabit olan şeydir.

    Ayn: Muayyen ve müşahhas olan şeydir.

    Bâyi: Mal satan.

    Müşteri: Mal alan.

    Mütebayian: Bâyi ile müşteridir ki âkideyn dahi denir.

    İkâle: Akd-i beyi ref ve izale etmektir.

    Tağrir: Aldatmak.

    Gabn-ı fahiş: Urûzda nısf-ı uşûr ve hayvanatta uşur ve akarda hums mikdarı veya daha ziyade aldanmaktır.

    Kadim: Odur ki, evvelini bilir kimse olmaya.

    Mukaddimeden sonra gelen 1. bab alış-veriş akdine aid mese-leler hakkındadır ve beş bölüme ayrılmıştır. 1. Bölümü teşkil eden 167.176. maddeler alış-verişin şartı (rüknü) hakkındadır. 2. Bö-lümü 177.180. maddeler teşkil eder. Bunlar kabulün icaba uygun olmasının lüzumu hakkındadır. 3. Bölüm alış-veriş meclisine dair olup, 181.185. maddeler arasında yer almaktadır. 4. Bölümü 186. -189. maddeler teşkil ederler. Bu bölüm şartlı alış-veriş hakkındadır.

    1. Babın son bölümü olan 5. Bölüm ise alış-verişi fesh etmek hak-kındadır. Ve 190.-196. maddelerden müteşekkildir.

    II. Bab alış-verişi yapılan şey hakkındaki meseleleri içine alır ve dört bölüme ayrılmıştır. 1. Bölümü meydana getiren 197.-204. maddeler alış-verişi yapılan şeyin şart ve vasıfları hakkındadır. 2.

    YanıtlaSil
  67. 1. KİTAB (K. EL-BUYÛ')

    45

    Bölüm alış-verişi caiz olup olmayan şeylere dair olup 205.216. mad-deler arasında yer alır. 3. Bölümü meydana getiren 217.229. mad-deler alış-verişi yapılan şeyin keyfiyyetinden bahseder. Bu babın son bölümünü teşkil eden 4. Bölümde 230.236. maddeler yer alır ve açıkça söylenilmediği halde alış-veriş muamelesinde mevcud olup olmayan şeyler hakkındadır.

    III. Bab alış-verişi yapılan şeyin kıymetinden bahseder ve iki bölümden ibarettir. 1. Bölüm 237.244. maddeler arasında yer alır ve alış-verişi yapılan şeyin kıymetinin vasıflarına dairdir. 2. Bölüm vadeli satış hakkındadır, 245.251. maddelerde yer alır.

    IV. Bab, akid yapıldıktan sonra alış-verişi yapılan şey ve kıy-metinde yapılacak tasarrufa dairdir ve iki bölüme ayrılmıştır. 1. Bö-lüm iki maddeden ibarettir. (252.253.) Akidden sonra ve malı tes-lim almadan önce satıcının kıymet hususunda, müşterinin ise mal hakkındaki tasarruf haklarından bahseder. 2. Bölüm ise akidden son-ra malın kıymetini ve malın arttırılıp, eksiltilmesi hakkındadır. 254.261. maddeler bu bölüme aid olan maddelerdir.

    V. Bab, teslim ve teslim almaya aid meselelerden bahsetmekte-dir ve altı bölümü içerisine alır. 1. Bölüm 262.277. maddeler ara-sında yer alıp, malı teslim etme ve teslim almanın hakikat ve key-fiyyetine dairdir. 2. Bölüm malı alıkoyma hakkına dair olup, 278. -284. maddelerden meydana gelmiştir. 3. Bölüm malın teslim edildiği mekân ve yerden bahseder. Üç maddeden ibarettir. (258.287. mad-deler) 4. Bölüm (288.292. m.) teslimin meşakkat, külfet ve tamam olmasının şartlarından bahseder. 5. Bölüm (293.297. m.) satışı ya-pılan malın zayi olması ile alakalıdır. 6. Bölüm (298.299. m.) sev-mişira (kıymeti söylenerek) ve sevm-i nazar (görmek veya göster-mek) üzere yapılan alış-veriş hakkındadır. 6. Bab, muhayyerlikleri beyan hakkında yedi bölümden müteşekkildir.

    1. Bölüm (300.309. m.) şart hususundaki muhayyerlik hak-kındadır. 2. Bölüm (310.-312). m.) muhayyer oluşun vasfından bah-seder. 3. Bölüm, (313.315. m.) ödeme muhayyerliği hakkındadır. 4. Bölüm (316.319. m.) malı seçme (tayin) hususundaki muhay-yerlikten bahseder. 5. Bölüm (320.335). m.) malı görme muhay-yerliği hakkındadır. 6. Bölüm (336.355. m.) malın kusuru ve nok-sanı mevzuunda ki muhayyer oluştan bahseder. 7. Bölüm (356.-360. m.) aldatma hakkındadır.

    7. Bab, alış-verişi yapılan şeylerin türleri ve hükümleri hakkın-da, altı bölümü ihtiva etmektedir. 1. Bölüm (361.368. m.) alış-ve-riş muamelelerinin çeşitleri hakkındadır. 2. Bölüm (369.-379. m.) alış-verişin çeşitlerinin hükümleri hakkındadır. 3. Bölüm (380.-387.

    YanıtlaSil
  68. OSMANLI HUKUK TARİHİNDE MECELLE

    46

    m.) sonra teslim alacağı bir malın parasını önceden verme mua-melesinden bahseder. 4. Bölüm (388.392. m.) İmal edilecek bir şeyi sipariş hakkındadır. 5. Bölüm (393. - 395. m.) Ölüm döşeğindeki has-tanın yapabileceği alış-verişin hükümleri hakkındadır. 6. Bölüm (396.-403. m.) Bir kimsenin bir malı diğer bir kimseye parasını ödediğinde geri vermek üzere muayyen bir ücretle satması hakkındadır. (Bey'ul -Vefa).

    YanıtlaSil
  69. 2. KİTAB (K. EL-İCARE)

    1. Kitabın hazırlanışından sonra henüz bir sene geçmemişti ki, Mecelle'nin ikinci kitabı olan Kitab'ul-İcâre de Cemiyet tarafından hazırlanarak 23 Saban 1286 (28 Kasım 1869) ve 15 Tesrin-i sâni 1285 tarihini taşıyan bir mazbata ile Meclis-i Vükelâya takdim olun-muştur. Mazbatayı bu kitaptaki bazı maddelerin hazırlanışındaki metod ve usûlü göstermesi ve İslâm hukukçuları arasındaki ihtilaf-lı bazı meseleleri nasıl hallettiklerini izah etmesi bakımından sade-leştirerek ve bir miktar kısaltarak buraya alıyorum:

    Evvelce hazırlanmış olan Mecelle'nin mukaddimesi ile 1. ki-tabı arzolunarak bütün mahkemelerde tatbik olunmak üzere irade-i seniyyesi alınıp tab' ettirilmişti. Bu defa da icare hakkında olan 2. kitabı hazırlanarak, Şeyhülislamlık makamının ve bazı ileri gelen İslâm hukukçularının kontrolünden geçtikten sonra temize çekilen nüshası yüksek Sadaret makamına arz olundu.

    Tetkik buyurulunca anlaşılacağı üzere burada bulunan fıkıh me-seleleri 1. kitapta olduğu gibi Hanefî mezhebi müştehidlerinin en kuvvetli seçilmiş sözleri olduğu için bu bahsi uzatmağa lüzum yok-tur. Fakat iki madde hakkında bazı malumat vermekte zaruret gör-mekteyiz. Şöyle ki 506. maddede beyan olunduğu üzere altı şeyde, yani işde (amelde), işleyende taşıyan ve mesafede, mekân ve zaman-da terdid" vâki olursa meselâ; terziye bir elbiseyi bugün dikerse elli ve yarın dikerse otuz kuruş verilmek üzere pazarlık edildiğinde İmameyn'e göre iş hangi vakit görülürse ona göre kararlaştırılmış olan ücreti vermek lâzım gelir. Halbuki İmam Azam'a göre terzi ilk söz verdiği günde dikerse elli kuruş alır, sonraki güne kalırsa ecr-i misil" lazım gelir. Zamanımızda ise vaktin kıymeti çok büyüktür. ve bilhassa zaman hususunda sözde durmamak sık sık cereyan eden şeylerdendir. Zaman hakkında büyük mukaveleler yapılabilir. Me-selâ bir yere zahîre vermeyi taahhüd eden bir tüccar, mukavelesini

    17. Terdid: «Ya şöyle ya böyle», «Ya bugün ya yarın gibi ifadelerin anlatmak istediği katiyyet bildirmeyen ve her iki ihtimâle de şamil olan durum.

    18. Ehl-i vukufun takdir ettikleri ücret (bk. Mecelle, m. 414).

    YanıtlaSil
  70. 558

    HADİS-1 ŞERİFLER

    1118) «Bir kimse, Allah için sever ve Allah için buğzederse.. Allah için verir ve Allah için mâni olursa: İmanını kemâle erdir-miştir..>>>

    Herkes, bu düsturu özünde denesin.. Yaptığı her iş Allah için ise, imanı kemāli bulmuş demektir..

    **

    Ravi: EBU ÜMAME'den r.a. naklen EBU DAVUD.. Menkıbeleri, 11. ve 22. Hadis-i Şerifte..

    ۱۱۱۹ مَنْ أَحَبُّ أَنْ يُبْسَطَ لَهُ فِي رِزْقِهِ، وَأَنْ يُنْسَاهَا لَهُ فِي أَثَرِهِ ، فَلْيَصِلْ رَحِمَهُ. ( رواه البخاري )

    1119) «Bir kimse, rızkında bir genişlik olmasını ve kalan ömrünün uzamasını dilerse; akraba ziyareti yapsın..>>>

    Akraba ziyareti çok mühimdir. Allaha itaat, ana babaya iyilikten sonra akrabayı ziyaret gelir.

    Ravi: BUHARI.. Menkıbesi, 2. Hadis-i Şerifte..

    ۱۱۲۰ مَنْ أَحَبِّ دُنْيَاهُ أَضَرَّ بِآخِرَتِهِ ، وَمَنْ أَحَبُّ آخِرَتَهُ أَضَرَّ بِدُنْيَاهُ ، فَايْرُوا ( رواه الحاكم عن أبي موسى )

    ما يَبْقَى عَلَى مَا يَفْنَى .

    1120) «Bir kimse, dünyasını severse; âhiretine zarar vermiş olur.. Bir kimse âhiretini severse; dünyasına zarar vermiş olur.. Baki olanı, faniye tercih ediniz..>>>

    Baki, âhiret.. Fani, dünya.. Dünyadan çok âhireti seviniz; manası çıkar.

    **

    Ravi: EBU MUSA'dan r.a. naklen HAKİM.. Menkıbeleri, 22. ve 125. Hadis-i Şerifte.. ۱۱۲۱ مَنْ أَحَبُّ أَنْ يَتَمَثَّلَ لَهُ الرَّجَالُ قِيَامًا فَلْيَتَبَوْا مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ .

    ( رواه أحمد عن معاوية )

    1121) «Bir kimse, isterse ki: Erkekler kendisine el pençe divan dur-sun.. Cehennemden yerini hazırlasın..>>>>

    YanıtlaSil
  71. VE VAAZ ÖRNEKLERİ

    559

    Insanları, zalimce karşısında divan durdutan için, cehennemden iyi ceza mi olur ki?,

    Ravi: MUAVİYE'den r.a. naklen 1MAM-I AHMED.. Menkibeleri, 1. ve 799. Hadis-i Serifte..

    ( رواه البخاري ) ۱۱۲۲ مَنْ عَمرَ أَرْضًا لَيْسَتْ لِأَحَدٍ فَهُوَ أَحَقُّ بِهَا .

    1122) «Bir kimse, kimsenin olmayan bir yeri imar ederse, kendisi oraya sahib olmaya daha lâyıktır..>>

    Sahipsiz yerlerden bir yeri imar eden kimse, imar ettiği yerden atı-lamaz. İleride bir ifraz durumu olduğu takdirde orası tercihen kendisi-ne verilir..

    Ravi: BUHARI.. Menkıbesi, 2. Hadis-i şerifte..

    ۱۱۲۳ مَنْ أَحَبِّ أَنْ يَصِلَ أَبَاهُ فِي قَبْرِهِ فَلْيَصِلْ إِخْوَانَ أَبِيهِ مِنْ بَعْدِهِ . ( رواه أبو يعلى عن ابن عمر )

    1123) «Bir kimse kabrindeki babasını ziyaret etmek isterse, sonra-ya kalan babadostlarını ziyaret etsin..>>>

    **

    Babadostlarını ziyaret etmek, onların nasihatlarını ve öğütlerini dinlemek, bir başka rivayete göre elzemdir. Fakat salih olmaları şartı ile..

    **

    Ravi: İBN-İ ÖMER'den r.a. naklen EBU YALA.. Menkıbeleri, 7. ve 121. Hadis-i Şerifte..

    مَنْ أَحَبُّ أَنْ نَسُرَّهُ صَحِيفَتُهُ ، فَلْيُكْثِرُ فِيهَا مِنَ الاسْتِغْفَارِ . ١١٢٤

    ) رواه البيهقي عن الزبير )

    1124) «Bir kimse isterse ki amel defteri kendisini mesrur etsin; onda istiğfarı çoğaltsın..>>>

    **

    Malum olduğu üzre istiğfar, büyük küçük cümle günahları eritir.. Haliyle amel defteri günahtan yana påk olan, sevinir..

    YanıtlaSil
  72. ISLAM TARİHİ MEDİNE DEVRİ XI

    10

    lth, Sana hiç bir zaman iki kerre ölüm acısı tattırmayacak (478), vallahi, Allah, Senin üzerinde iki ölümü birleştirmeyecektir . (479)

    Sen, bir kerre ölmüş ve mukadder olan ölüm geçidini geçirmiş bulunuyorsun.

    Bundan sonra, Senin için, bir daha ölmek yoktur! (480)

    Vah benim Peygamberim!» dedi. Eğilip Peygamberimizin yüzünü öptü.

    Başını kaldırdıktan sonra «Vah benim Dostum!» dedi, alnından

    öptü Vah benim Seçkin'imls dedi. Tekrar alnından öptü.

    «Sen, sağ iken de, güzeldin, ölü iken de, güzelsin!

    Senin, sağlığın da, ölülüğün de, ne güzeldir!» diyerek yüzünün örtüsünü örttükten sonra dışarı çıktı. (481)

    Ümmü Eymen'in Peygamberimize Ağlamasının Sebebi:

    Peygamberimiz için ağladığı sırada Ümmü Eymen'e «Resûlullah'a

    nu ağlayorsun? (482) Ne diye ağlıyorsun?

    Allah, Peygamber Aleyhisselâmı, dünya belalarından kurtarıp Cennet'e koymakla şereflendirmiş bulunuyordur!» denilmişti. (483)

    Ümmü Eymen «Vallahi, ben, Resûlullâha ağlamayorum!

    Ben, O'nun, Kendisi için daha hayırlı olana çıkıp gittiğini bilmez değilim.

    Fakat, ben, O'nun vefatile, artık, bize semå haberinin kesildiğine ağlayorum! dedi, (484)

    Halk, onun bu sözüne şaştılar. (485)

    Hz. Ebu Bekir'in Mescidde Konuşması:

    Hz. Ebû Bekir, Peygamberimizn yanından ayrılınca, Mesciddeki halkın yanına varmıştı.

    Hz. Ömer, hâlâ Peygamberimizin vefat etmediği hakkındaki ko-nuşmasını sürdürüyordu.

    (478) Ibn-i Sa'd Tabakat c. 2, s. 269, Buhari Sahih ( c. 4, s. 194

    479) Abdurrezzak Musannef c. 5, s. 436, İbn-i Sa'd (480) Abdurrezzak - Musannef c. 5, s. 436, İbn-i Sa'd fida Sire c. 4, 5. 480 Tabakat c. 2, s. 265, 268 Tabakat c. 2, s. 268, Ebül-

    (481) İbn-i Sa'd Tabakat c. 2, s. 265-266 (

    482) Ibn-1 Sa'd Tabakat c. 2, s. 311, Darimi Sünen c. 1, 9. 40, Belâzüri - Ensa-büleşraf c. 1, s. 567

    484) Ilm-i Sa'd. Tabakat c. 2, s. 311, Darimi Sünen c. 1, s. 40, Belâzüri - Ensa-büleşraf c. 1, s 567

    483) Måns b. Ukbe'den naklen Ebülfida Sire c. 4, s. 546 ( (

    (485) Ebülfida Sire c. 4, s. 547

    YanıtlaSil
  73. PEYGAMBERİMİZİN VEFATI

    Hz. Ebû Bekir, ona «Otur artık ey Ömer!» dedi.

    Hz. Ömer, oturmağa yanaşmadı.

    Hz. Ebû Bekir, iki üç kerre «Otur ey Ömert diyerek sözünü tek-rarladı. (486)

    Cemâata da «Oturunuz ve susunuz!» diyerek seslendi. (487)

    Allaha hamd-ü senåda bulunup şehadet getirmeğe başlayınca, ce-maat, Hz. Ebû Bekir'e yöneldi.

    Hz. Ömer de, oturdu. (488)

    Hz. Ebû Bekir, şöyle konuştu:

    «Yüce Allah, Peygamberine, daha aranızda sağ iken, ölüm haberi-ni vermişti.

    Öleceğinizi, size de, haber vermiştir.

    Resûlullah Aleyhisselâm, ölmüştür!

    Yüce Allahdan başka, sizlerden de, hiç bir kimse sağ kalmayacak-

    tır!

    71

    Yüce Allah:

    Allahın zatından başka her şey, helûk ve yok olacaktır.

    Hüküm, Onundur ve sizler, ancak Ona döndürülüp götürüleceksi-

    niz! (Kasas: 88)

    «Yer yüzünde bulunan her canlı, fanidir.

    Ancak, Ululuk ve ikram Sahibi olan Rabb'ının Zâtı, bakı kalacak-

    tır. (Rahmen: 26-27)»

    «Her can, ölümü, tadıcıdır.

    Yaptıklarınızın karşılığı, Kıyamet günü, muhakkak verilecektir...

    Ål-i İmran: 185)

    buyurmuştur.» (489)

    Ey insanlar! (490) Dikkat ediniz! Sizlerden (491), kim, Muham-med'e tapıyor ise, bilsin ki Muhammed, ölmüştür! (492)

    Sizlerden (493), kim de, Allah'a ibadet ediyor ise, hiç şüphesiz,

    Allah, Hayydır, ölümsüzdür! (494)

    (486) Abdurrezzak Musannef c. 5, s. 436, İbn-i Sa'd Tabakat c. 2, 8. 268

    (487) Ebülfida Sire c. 4, s. 482

    (488) İbn-i Sa'd Tabakat c. 2, s. 268

    (489) Beyhaki'den naklen Ebülfida Sire c. 4, s. 482

    (490) Ebû Hanife Müsned s. 36, Belâzüri Ensabüleşraf c. 1, s. 566

    (491) İbn-i Sa'd Tabakat c. 2, s. 266

    (492) Ebû Hanife Müsned s. 36, Abdurrezzak Musannef c. 5, s. 437, 1bn-1 Sa'd -

    Tabakat c. c. 1, s. 566 2, s. 268, Buhari Sahih c. 4, s. 194, Belâzüri Ensabülegraf

    (493) İbn-i Sa'd Tabakat c. 2, s. 266

    (494) Abdurrezzak Musannef c. 5, s. 437, İbn-i Sa'd Tabakat c. 2, s. 268, Bu-hari Sahih e. 4, s. 194, Belâzüri Ensabüleşraf c. 1, s. 566

    YanıtlaSil
  74. سوره فاتحه (۷)

    اشارات الاعجار

    (علیه ) ده کی (علی) انبدايه بونتيانه سالت و تنظيف يوكنكه يك آغير اولدينه. و صحر الرى فائده النديرمك ايجون ياغمور، قار وفير طين الحرك شدائدين معروف قالان بوكسك طا غار كبي، مغبر لرك ده امتهارين فيضالمندير من الجون رسالت زحمت ارين معرومن قالد قارين اشار تدر.

    اخطار تا باشقه بر سوره ده ذكر ابديل (فَأُولَئِكَ مَعَ الَّذِينَ أَنْعَمَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيِّينَ وَالصَّديقِينَ وَالشُّهَدَاءِ وَالصَّالِحِينَ ) اولان آیت کریمہ، بوراده کی ( الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ)

    آیت جلیله سنی بیانه ایدر ذانا قرآنك برقمی، بر شمنی تفسیر ایدر

    ( سؤال ؟ ) مغمر لرك مسلکاری بر برینه او مدیفی کی عبادتگری ده بربرینه مخالفدر. بونك اسبابی نه در؟

    (الجواب ) اعتقاد و عملده، اصول و احکام اساسی ده پیغمبر لون هيسمى دائمد ولى، ثا بتد ولی متحد دولی اختلاف و تفاوتاری آنچه فرومانده در ذاتاً زما نلرك تبدليله فروعاتك ده تبدل و تغیری طبیعی بر شید..

    اون، مواسم اربعه ده تداوی و تلبس کی جوجه شیار تبدله او غرار. مثلا، فيشين كيبيلن قالين البه، يازين تبدله او غرار. ويا فيشين كوزل تأثرى اولان بر علاجك يازين فنا تأثيرى اولور ، قول لا نهم از. كذلك، قلب و روحرك غذای اولان احكام دينيه نك فروعاتی ده. عمر بشرن دوره لری اعتبار يله تبدله او غرار.

    غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ ] خوف و فرار مقامی اولان شو صفتك ما قبالنده کی مقام لر ایلہ

    مناسباتی ایس، بو مقامك حيرت و دهشت نظريله جلال و جمال ايله منصف اولان مقام ربوبيته بالقديرمى . والتجا و دخالت نظريله ( نَعْبُدُ) ده کی مقام عبودیتہ با قدیر می۔ و عجز نظریلہ نَستَعین تا ده کی تو کل مقامنہ با قدیر می. وتسلى نظريله رفيق دائمي اولان مقام رجایه با قدیر مسیدر. چونکه قورقونج برشیئی گورنه آدم، قورقو و حیرت ایجنده قالبی موکره

    فرار ایمگه میل ایدر. عاجزا و لدیفی تقدیر ده توصل ایدر، صوکره تسلی پولادینی آزار.

    YanıtlaSil
  75. آنکام دینیه

    Ahkam diniye: Dine dit hükümler

    انكار السلبية

    Ahkam-ı esasiye: Temel hukumler

    بيان Beyan: Açıklama

    دخالت Dehalet: Sığınıma

    Enbiya: Peygamberler

    آشباب Esbab: Sebebler

    Fena: Kötil

    فراز Firar: Kaçma, savuşma

    فروعات Füraat: Dallar, şubeler, ayrıntılar

    خونی

    Hauf: Korku

    اعتقاد

    itikad: İnanç

    اختلاقى ihtilaf: Farklı olma, anlaşa-mama

    التي

    İltica: Sığınma

    مقام رجا

    Makam - reca: Ümid ma-kamı

    مویی اربعه Merasim-i erbaa: Dört mevsim

    مقصف Muttası: Vasıflanmış

    Müttehid: Birleşmiş

    نظر Nazar: Bakış

    رفیق دایبی

    Refik-i daimi: Dâimi arkadaş

    رسالت

    Risalet: Peygamberlik

    ربوبیت

    Rubabiyet: Terbiye edicilik

    شدائد

    Şedaid: Şiddetler

    تبذل

    Tebeddül: Değişme

    تفاوت Tefavit: Birbirinden farklı olma

    تفسير

    Tefsir: Ma'nâyı açıklama

    تغير

    Tagayyür: Başkalaşma

    تكليف

    Teklif: Yükümlü kılma

    تلفن

    Telebbüs: Giyinme

    YanıtlaSil
  76. مليمة deki ) على ( Enbiya'ya yükletilen risålet ve teklif yükünün pek ağır olduğuna ve sahråları fäidelendirmek için yağmur, kar ve fırtınaların şedâidine maʼrůz kalan yüksek dağlar gibi, peygamberlerin de ümmetlerini feyizlen dirmek için risålet zahmetlerine ma'růz kaldıklarına işarettir.

    İhtår: Başka bir sürede zikredilen فأوليك مع الذين الله الله عليهة من اللبان olan ayeti و الشايقين والشهداء والسالمية kerime, buradaki الذين العنت علية âyet-i celilesini beyan eder. Zaten Kur'ân'ın bir kısmı, bir kısmını tefsir eder.

    Suâl: Peygamberlerin meslekleri birbirine uymadığı gibi, ibâdetleri de birbirine muhaliftir. Bunun esbåbı nedir?

    Elcevåb: l'tikad ve amelde, usûl ve ahkâm-1 esåsiyede peygamberlerin hepsi dâimdirler, såbittirler, müttehiddirler. İhtilaf ve tefåvütleri ancak fürûåttadır.

    Zaten zamanların tebeddülüyle fürûâtın da tebeddül ve tagayyürü tabii bir şeydir.

    Evet, mevasim-i erbaada tedavi ve telebbüs gibi çok şeyler tebeddüle uğrar. Meselå, kışın giyilen kalın elbise, yazın tebeddüle uğrar. Veya kışın güzel te'siri olan bir ilacın yazın fená te'siri olur, kullanılmaz. Kezâlik, kalb ve

    ruhların gıdası olan ahkâm-ı diniyenin fürûâtı da, ömr-ü beşerin devreleri itibariyle tebeddüle uğrar.

    Havf ve firar makami غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ olan şu sıfatın mâkablindeki makamlar ile münâsebâtı ise, bu makamın hayret ve dehşet nazarıyla Celâl ve Cemâl ile muttasıf olan makam-1 rubûbiyete baktırması; ve ilticâ ve dehâlet nazarıyla تعيد 'deki makam-ı ubúdiyete baktırması;

    ve acz nazarıyla تشتعين 'deki tevekkül makamına baktırması; ve teselli nazarıyla refik-i dâimî olan makam-ı recâya baktırmasıdır. Çünki korkunç bir şeyi gören adam, korku ve hayret içinde kalır. Sonra firar etmeye meyleder. Aciz olduğu takdirde tevekkül eder, sonra teselli yollarını arar.

    YanıtlaSil
  77. Amber tipki çobanlar gibi ümmetlerinden sorumluydular. tin (asm) şu hadisleri onun çobanlığı nasıl değerlendirdiği hakkında Her peyga Efendimizin açık bilgiler vermektedir: bize çok açı niz. İdareniz altında bulunanlardan sorumlusunuz. Devlet baş-

    korumakla gö-

    TARİHTE BUGÜN

    -1909-31 Mart Hadisesi

    sebebiyle tutuklanan Bediüzzaman'ın Divan-ı Harp'teki müdafaası ve beraetle tahliye edilmesi.

    1928 - Türk Vatandaşlığı Kanunu kabul edildi, tekke ve zaviyeler kapatıldı.

    1983 - Bediüzzaman Said Nursî'nin talebelerinden Dr. Tahsin Tola vefat etti.

    23

    PERŞEMBE

    THURSDAY

    MAYIS MAY

    BİR AYET

    Size erişen her nimet Allah'tandır. Size bir zarar dokunduğunda da ancak Ona yalvarırsınız.

    Nahl Suresi: 53

    BİR HADİS

    Cimrilikten sakınınız. Çünkü cimrilik sizden öncekileri helâk etmiştir.

    Müslim, Birr: 56

    Kendini başıboş zannetme. Zira şu misafirhane-i dünyada nazar-ı hikmetle baksan; hiçbir şeyi gâyesiz, nizamsız göremezsin. Nasıl sen nizamsız, gâyesiz olabilirsin?

    Sözler

    HİCRİ: 15 ZİLKA'DE 1445 - RUMI: 10 MAYIS 1440

    HIZIR: 18-GÜN: 144 KALAN: 222 - GÜN. UZ.: 1 DK

    YanıtlaSil
  78. haber verilmiş gibi hadisenin ettiği vakia doğru çıkması Safi ve ve desiselerinin hiçbir vakit Sah Zât-ı Ahmediyenin "Şu n akim kalması ve o ihbarın nabeleri nazarında müteha-u keçinin kavli bana söylüyor" isitr itmesi kadar kanaat-i katiyeleri

    TARİHTE BUGÜN

    1910 - Halley kuyruklu yıldızı, Dünya'ya yaklaştı.

    2008 - Kapalı yerlerde sigara içme yasağının başlaması.

    Gençlik ve Spor Bayramı.

    MAYIS

    19 PAZARTESİ

    21 1446

    ZİLKA'DE

    RUMI: 6 MAYIS 1441

    HIZIR: 14

    BİR AYET

    Cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın.

    (Ahzab: 33)

    BİR HADİS

    Bildiğini yaşamak suretiyle Allah'tan kork.

    (C. Sağîr, No: 63)

    (Kadın) kendini açıklık ve saçıklıkla başkalara göstermeye ve sevdirmeye çalışsa, her cihetle zarar eder. Lem'alar

    Imsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı

    İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı

    YanıtlaSil
  79. ***

    Osman Nûri TOPBAŞ

    Gonul Aravinden Incider

    FATİHA'DANA BİRKAÇ TALİMAT

    Rabbimiz, biz kullarını kendisi ile baş başa mülā-kat için günde beş vakit huzúruna davet ediyor. İlahi huzúruna da, sadece bu büyük nimete näiliyet için can atan gönülleri kabul buyuruyor. Sonra günde en az lark defa Fatiha Süresi'ni okutmak süretiyle, o müstesnä gönüllere şu duäyı tekrar ettiriyor:

    صراطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ

    "(Rabbimiz! Bizleri) kendilerine lütuf ve ikram-da bulunduğun kimselerin yoluna (ilet). Gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil!" (el Fati ha. 7)

    Peki, niçin?

    Çünkü kul, bu fäni dünyanın bir imtihan älemi olduğunu unutmasın. Nasıl ki, her imtihanın kazanan ve kaybedeni varsa, burada da kazanan ve kaybe denlerin olacağını daima hatırlasın. Sayılı nefeslerini bunun idrakiyle tüketsin. Şu üç günlük fäni dünya dan, ebedi olan ahiret yurduna; "Cennetime girl" (el-Fecr, 30) iltifatına mazhar bir sürette çıkabilmenin gayretinde olsun.

    Cenab-ı Hak, diğer bir ayet-i kerimede ise, ken-dilerine lütuf ve ikramlarda bulunduğu o pek nasipli kullarını şöyle bildiriyor:

    وَمَنْ يُطِعِ اللَّهَ وَالرَّسُولَ فَأُولَئِكَ مَعَ الَّذِينَ أَنْعَمَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبيِّنَ وَالصَّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَاء والصالحينَ وَحَسُنَ أُولَئِكَ رَفِيقًا

    "Kim Allah'a ve Rasûl'e itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine lütuflarda bulunduğu pey-gamberler, sıddīklar, şehidler ve sälih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!" (er-Nisak, 6/7

    Elbette ki, Cenab-ı Hakk'ın kendilerine lütuflar-da bulunduğu bu kullanını zikretmesi boşuna değil! Çünkü Rabbimiz mü'minlerden, bu güzide kulların hålleriyle hällenip nzăsı yolunda mesafe kat etmele rini arzu ediyor.

    Dolayısıyla;

    Kul, evvelä peygamberlerde bulunan sıfatlardan bir hisse alacak.

    Mesela sıdk. Insan, Elest Bezmi'nde verdiği sözüne sadık olacak. Doğruluktan asla ayrılmaya-cak. İnsanlar arası münasebetlerde sadåkat vasfını taşıyacak. Kendisi için; "Bu insan sadıktır, sözü gibi özü de güzeldir, yalanı yoktur!" denecek. Çünkü dil, kalbin tercümanıdır. Onun doğruluğu ve eğriliği, di ğer uzuvların hål ve hareketlerine tesir eder. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur:

    "Kalbi dürüst olmadıkça kulun îmânı doğru ol maz. Dili doğru olmadıkça da kalbi doğru olmaz." (Ahmed bin Hanbel, Müaned, II, 198)

    Peygamberlerde bulunan bir diğer vasıf emânet Mü'min emin insandır. Nitekim Rasûlullah Efendi-miz hakkında söylenen «Muhammedü'l-Emin tabi ri müşriklerin de dillerinden düşmezdi. Hatta onlar emånetlerini kendi yandaşlarına değil. Rasûlullah 'e teslim ederlerdi. Nitekim Hazret-i Peygamber

    20

    Sebocin Niste 2018

    YanıtlaSil
  80. hot edeceği zaman dahi üzerinde müşriklerin bir anananetleri vardı. Ve ölüm tehlikesine rağmen All Mekke'de bırakıp onlan sahiplerine settirmişti.

    Miamin, bu hayatın insana sunulmuş en kıymetli enleet olduğu şuuruyla nefeslerini daima hayırda ecek, serden kaçacak. Yine İslam nimetinin, Rudah Elendimiz den bizlere bir emänet oldu-unutmayacak. Bu din emänetini iyi muha edebilmenin. Peygamber Efendimiz'e olan mu toenmain, dolayısıyla Allah a itaatimizin seviye-gösteren bir ölçü olduğunu daima hatırlayacak.

    Diğer bir vasıf ise, fetånet Mü'min; akıllı, bilgi Lade yanık ve firåset sahibi olacak. Aklını, Kur'an Sünnet çerçevesinde kullanacak. Hiçbir zaman ve şeytanın peşinde koşmayacak. Muhatabı cho seviyesinde hitap etmeyi bilecek. Bu hal ise, obem merhaleler kat etmekle mümkün olur.

    Br diğer vasıf, ismet. Yani gizli açık her türlü aba düşmekten uzakta kalabilmek, masumluk. Pik bizler måsiyetlerden kendimizi ne kadar ko onuz? Zira herkes, her an ahiret kamesini dumakta. Ahirete nasıl bir yükle gideceğiz? Bu-nikerahat ve yanlışlıklardan ne kaçıyo Ramen bejeansliklardan ne kadaaz, oruç, hagibi zahiri farzların ifasında sergilediğimiz běti farzlar olan merhamet, şefkat, teväzü,

    ihlas, sabır, hava, adalet, tefekkür vb. hususlarda da sergileyebiliyor muyuz?

    Veya kumar, içki, zinā, hırsızlık gibi zahiri ha-ramlardan kaçındığımız kadar, gurur-kibir, haset, riya, cimrilik, israf, tecessüs, grybet, yalan vb. batıni haramlardan da ictinäb edebiliyor muyuz?

    Peygamberlerde bulunan diğer bir vasıf ise tebliğ Mü'min, daima emri bil-mărüf, nehy-i ani'l-münker üzere yaşayacak. Rabbinin lütfuyla gönlünde doğan iman nûrunu, karanlıkta kalmış bü tün gönüllere ulaştırabilmenin gayretiyle çırpınacak. Dili ile tebliğ edecek. Häli ile tebliğ edecek. Ticaretiy le tebliğ edecek. Tebessümüyle tebliğ edecek.

    Ayet-i kerimede kendilerine nimet verilen kimse-ler olarak zikredilen bir diğer grup ise «Sıddiklardır. Hazret-i Ebû Bekir Efendimiz sıddıkların başıydı. Onun hayatına baktığımızda, her an Efendimiz'e olan derin bir sadakat ve muhabbet görmekteyiz. Ni-tekim Rasûlullah Efendimiz, onun bu sadakati se-bebiyle Ebû Bekir 'ın dışında hiç kimseden malının tamamını infak etme isteğini kabul etmiyor. Yalnız onunkini kabul ediyor. Hatta bir defasında:

    "Ebû Bekir'in malından istifade ettiğim ka dar başka hiçbir kimsenin malından faydalanma dım..." buyurması üzerine. Hazret-i Ebû Bekir gözyaşları içinde:

    YanıtlaSil
  81. "Ben ve malım, yalnızca Sen'in için değil miyiz ya Rasülállah?!." demek süretiyle kendisini her şeyiyle beraber Hazret-i Peygamber'e adadığını ve O'nda fani olduğunu göstermiştir.

    Yine bir defasında Allah Rasûlü:

    "-Çoluk çocuğuna ne bıraktın ya Ebá Bekir?"

    diye sual edince de büyük bir îman vecdiyle:

    "-Allah ve Rasûlü'nü (bıraktım yå Rasûlallah)!.."

    cevabını vermiştir. (Tirmizi, Menākıb, 16/3675)

    İşte fedakarlık... İşte aşk ve muhabbet... İşte sıd-dikıyet...

    Bizler de bu sadakat, muhabbet ve teslimiyetten hisseler almalıyız.

    Ayet-i kerîmede ilāhī lūtuf ve ikramlara nail olduk-ları bildirilen bir diğer zümre ise şehidler"... Şehid-ler. Allah'ın adını yüceltmek için canlarını feda eden kimselerdir. Rabbimiz, bu fedakârlıkları dolayısıyla åyet-i kerîmede onlar hakkında;

    "Allah mü'minlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine (verilecek) Cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler..." (et-Tevbe, 111) buyur-muştur. Bizlerin de fedakâr bir mü'min olmamızı arzu ediyor, Cenâb-ı Hak.

    Yine âyet-i kerîmede ilâhî nîmetlere nail olan zümrelerden biri olarak "sâlihler» buyruluyor. De-mek ki sälih veya saliha olmamız şart. Rabbimiz kul-larından salih amelleri kabul buyuruyor. Amelleri en güzel kıvamda istiyor kullarından.

    Bir düşünelim:

    Hakikaten yaptığımız her işi, her gayreti Allah'ın rızasını tahsil niyetiyle mi îfâ ediyoruz? Yoksa in-sanların teveccühlerini üzerimize çekmek, dünyalık bir mevki kazanmak için mi yapıyoruz? Dini, yalnız Allah'a has kılabiliyor muyuz? Amellerimizde bir riyā kokusu var mı? Buna dikkat etmemiz lazım.

    Diğer taraftan insan, kendisine ihsan edilen ni metleri, rızası yolunda sarf ederek kalben Allah'a yaklaşır. Lakin nefsânî arzularına dalanların, heva ve heveslerini ilah haline getirdikleri için gazaba uğramış olanların peşine düştükçe de Rabbinden uzaklaşır.

    Cenâb-ı Hak, Fâtiha Süresi'nin son âyetinde;

    غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ

    "...Gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna

    değil!" (el-Fatiha, 7) buyurarak bizleri gayr-i müslimlere benzemekten sakındırıyor.

    YanıtlaSil
  82. yat

    Bugun ise maalesef gayri müslimlere benzeme mek söyle dursun, onların kılık kıyafetleri, ylylp-k leri moda oluyor

    Halbuki iman, layıkına muhabbeti, müstahalda na da nefreti gerektirir Allah'a Rasûlullah EW mü'minlere layık olan, muhabbettir. Allah in day manlarına lavik olan ise nefrettir Bu, bir Iman ala metidir.

    Dolayısıyla mü'min, gazaba uğrayanlara, yani Is lam'a düşmanlık edenlere karşı daima vakarını koru malı, İslam sahsiyet ve karakterini temsil edebilmeli

    Rasulullah Efendimiz hayatının hiçbir anında gayr-i müslimlere benzememiştir. Ne ibadette, ne muamelätta, ne de giyim-kusam hususunda. Bir mi-sal kabilinden zikretmek gerekirse, mesela yahudiler saçlarını kısa tutunca kendileri uzatmis, onlar uzatın-ca da kendileri onlara muhalefet için saçlanını biraz kısa tutmuşlardır. Lakin bugün hänelerimiz, sokakla nmız, yabancıların kılık kıyafetleriyle kaynıyor. Bizi biz yapan değerlerin mahsulü olan bol elbiseler değil de, yabancıların moda adı altında empoze ettikleri, vücut hatlarını belli eden, gençleri nefsin tuzağına iten kıyafetler her geçen gün artıyor.

    Düğünlerimiz, kalplerin Kur'an ile feyizyab oldu-ğu, ellerin semāya niyaz için açıldığı, fakir gönüllerin ikramlarla doyurulduğu, nezih bir ortamda yapılan sade ve gösterişten uzak davetler ile değil; sadece elit bir kesimin çağrıldığı, lüks ve israf yarışına girerek gösterişte bulunduğu merasimlerle yapılır hale geldi.

    İşte üç aylara girdiğimiz şu mübarek günlerde, Rabbimiz'in bizlerden istediği İslâm şahsiyetini ser-gilemeye daha çok îtină gösterelim. İlahi lütuflara näiliyetle şereflenen ve îmânın halavetini yüreğinde hisseden mü'minlerden olmaya gayret edelim.

    Şunu da hiçbir zaman unutmayalım ki, İslâm mü-kemmeldir. Mükemmel olan bir şeyin, hiçbir hususta takviyeye veya tashihe ihtiyacı yoktur. Dolayısıyla yegane hak din olan İslam'ın, muharref ve bâtıl din-lerden alacağı hiçbir şey de yoktur. Aslında bugün bütün dünya, farkında olsun veya olmasın- Islam in huzur ve saadet reçetesine muhtaç ağır bir hasta durumundadır.

    Rabbimiz, gönüllerimize bir asr-ı saådet heye-canı lütfeylesin. Cümlemizi ilim ile irfan, amel ile ihlasın arasını cem edebilen, Cennet te cemâliyle müşerref olan bahtiyar kullarından eylesin.

    Amin!..

    Dipnot: 1) Ibn-i Mace, Mukaddime, 11

    YanıtlaSil
  83. 560

    HADIS-1 ŞERİFLER

    Ravi: ZÜBEYR'den r.a. naklen BEYHEKI.. Menkıbeleri, 12. ve 452. Hadis-i Şerifte..

    ۱۱۲۵ مَنِ احْتَكَرَ عَلَى الْمُسْلِمِينَ طَعَامَهُمْ ، ضَرَبَهُ اللهُ بِالْجُذَامِ وَالإِفْلَاسِ . ( رواه أحمد )

    1125) «Müslümanların yiyeceğinde İHTİKÂR yapanı, Allah-ü Ta-âlâ cüzzam illetine çarptırır.. Ve iflas ettirir..>>>

    İHTİKAR: Bu günkü tabirle karaborsacılıktır.. İhtikâr yapmak fe-na bir şeydir. Yiyecek maddeleri üzerinde yapılırsa daha fena olur..

    *

    Ravi: İMAM-I AHMED.. Menkibesi, 1. Hadis-i şerifte..

    ١١٢٦

    مَنْ أَحْسَنَ إِلَى يَقِيمِ أَوْ يَتِيمَةٍ ، كُنْتُ أَنَا وَهُوَ كَهَاتَيْنِ ) . (۱) وقرن بين أصبعيه صلى الله عليه وسلم . ( رواه الحكيم عن أنس )

    1126) «Her kim, bir yetim oğlana veya yetim kıza iyilik ederse; o ve ben cennette şöyle oluruz..>>>>

    Peygamber S.A. Efendimiz: <>

    Buyururken, iki mübarek parmağını yanyana getirmiştir..

    Ravi: ENES'ten r.a. naklen TİRMİZİ.. Menkıbeleri, 1. ve 13 Hadis-i Şerifte..

    ۱۱۲۷ مَنْ أَحْسَنَ فِيمَ بَيْنَهُ وَبَيْنَ اللهِ كَفَاهُ اللَّهُ مَا بَيْنَهُ وَبَيْنَ النَّاسِ وَمَنْ ( رواه الحاكم عن ابن عمر ) أصْلَحَ سَرِيرَتَهُ أَصْلَحَ اللهُ عَلَانِيَتَهُ .

    1127) «Her kim, Allah'la arasında olan şeyleri iyi ederse; insanlarla arasındaki şeyler için Allah ona yetişir..

    Bir kimse içini islâh ederse; Allah onun dışını islah eder..>>

    **

    İçi temiz olanın, dışı da temiz olur.. Çünkü: Her kab, içindekini sız-dırır.. Ravi: IBN-İ ÖMER'den r.a. naklen ** *

    22. Hadis-i Şerifte.. HAKİM.. Menkıbeleri. 7. ve ١١٢ مَنْ أَحْيَا سُنَّتِي فَقَدْ أَحَبَّنِي وَمَنْ أَحَبَّنِي كَانَ مَعِي في الجنَّةِ : ( رواه السجزى عن أنس )

    YanıtlaSil
  84. VE VAAZ ÖRNEKLERI

    561

    1128) «Bir kimse sünnetimi ihya ederse, beni sevmiş olur.. Beni se-ven ise, cennette benimle beraberdir..>

    Bu ve diğer Hadis-i Şeriflerde geçen: Beraberlik, kelimelerini ge-fiat, manasına almak daha yerinde olur.. Makam ve derece manasına al-mak doğru olmaz. Çünkü hiç kimse onun derecesine çıkamaz. Bir bü-

    yük zatın dediği gibi: Onda insanlık biter; fakat, Allahlık da başlamaz..

    Ravi: ENES'ten ra. naklen SICEZI. Menkibesi, 1. Hadis-i şerifte...



    SICEZI: Esas lakabı EBU SAID'dir. Daha ziyade riyaziyeci olarak bilinir. Doğum ve ölüm tarihi pek belli değildir. Allah rahmet cylesin..

    مَنْ أَخَذَ أَمْوَالَ النَّاسِ يُرِيدُ أَدَاءهَا، أَذًى اللَّهُ عَنْهُ، وَمَنْ أَخَذَهَا يُرِيدُ ( رواه البخاري عن أبي هريرة ) ۱۱۲۹ اتلاقها أطلقه الله .

    1129) «Bir kimse, insanların mallarını ödemek kasdı ile alırsa; Al-lah ona ödemek nasib eder..

    Şayet bir kimse, telef niyeti ile alırsa, Allah ona da telef ve



    Kısaca mana: Allah-ü Taälä insanın niyetine göre verir..

    Ravi: EBU HUREYRE'den ra. nakien BUHARI.. Menkıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i şerifte...

    ۱۱۳۰ مَنْ أَخْرَجَ أَذًى مِنَ الْمَسْجِدِ بَنَى اللَّهُ لَهُ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ .

    ( رواه ابن ماجه عن أبي سعيد )

    1130) «Bir kimse mescitten eziyet veren bir şeyi çıkarırsa; Allah-ü Taâlâ cennette ona bir ev yapar..>

    Eu Hadis-i şerifte camilerin temizlenmesine işaret edilmektedir..

    .. Ravi: EBU SAID'den r.a. naklen IBN-1 MACE... Menkıbeleri, 65. ve 68. Hadis-i Şerifte..

    ۱۱۳۱ مَنْ أَذِلَّ عِنْدَهُ مُؤْمِنٌ فَلَمْ يَنْصُرْهُ ، وَهُوَ يُقْدِرُ عَلَى أَنْ يَنْصُرَهُ أَذَلَّهُ اللَّهُ ( رواه أحمد عن سهل بن حنيف ) عَلَى رُءُوسِ الْأَشْهَادِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ .

    Hadis-i şerifier, F: 36

    YanıtlaSil
  85. 48

    OSMANLI HUKUK TARİHİNDE MECELLE

    ifaya mecbur olduğu gün zahire yetiştirilirse daha fazla para ver-meye razı olur. Bir gün sonraya kalsa mukavele şartlarını yerine getirmek için bulduğu yerden daha pahalı fiatla zahire alıp vermeye mecbur ve bu sebeple de zarar görmüş olur. Bundan dolayı mecbur olduğu gün zahireyi yetiştirmek üzere kiraladığı gemi, araba veya hayvanlar için daha fazla ücret vermeye razı olur. Bir gün sonraya kalırsa kendisince maksat elde edilemeyeceği cihetle yarı ücretin kendi rızasıyle istemiş olduğu ücrete muvafık olması adalete yakın görünür. Asrın ihtiyaçlarına göre insanların muamelelerini fesada hamletmektense sıhhate hamletmek evla olduğundan bu meselede İmameyn'in kavli daha uygun görülerek 506. madde yukarıda geçen altı hususun hepisinde terdîd sahih olur diye kaleme alınmıştır.

    Müşterek ecîrin kendi kusuru ile elinde bulunan kiralanmış şe-yin yok veya kayıp olması halinde tazmin etmek lazım geleceğinde ittifak etmişlerdir. Fakat kendisinin bir kusuru olmadan yok veya kaybolan malın tazmini hakkında müctehidler ihtilaf etmişlerdir. İmam Azam bu halde mutlaka tazmin lazım gelmez demiştir. Kıyasa

    yakın olan da onun bu sözüdür. Fakat ahval-i zamanın değişmesi dolayısiyle ecirler zümresinde emniyet azalmış olduğundan halkın malını telef olmaktan kurtarmak maksadiyle İmam Muhammed'le İmam Yusuf etraflı bir hâl çaresi bulmak maksadiyle demişlerdir ki; eğer o mal şiddetli yangın gibi kaçırılması mümkün olmayan bir sebeple telef olursa tazmin lâzım gelmez ve eğer çalınmak gibi ko-runup sakınılması mümkün olan bir sebeble mahvolursa tazmin et-tirilir. Fakat bu hal mutlak böyle olmayıp telef olan mal eğer işle-nebilecek mal ise o halde İmameyn'e göre tazmin icab eder. Fakat muhafaza edilmek için bırakılmış olursa çalındığı takdirde ittifakla tazmin lazım gelmez. Şu hâle göre her iki İmamın görüşünün işle-nebilecek olmayan mallar hakkında bir tesiri olmayıp işlenebilecek mallar hakkında müşterek ecirler tarafından yapılması düşünülebi-len hile ve hıyanet kapısını kapıyarak sahipleri hakkında emniyeti mucib olursa da bir çok müşterek ecirlerin hiç kusurları olmadığı halde kayıpların bedeli olarak pek çok para vermeleri lazım gelir. Böyle yapılması ise onlara zulümdür. İşte bunun için son gelen hu-kukçulardan bazıları kaybolan veya yok olan malın yarı kıymetini müşterek ecir tazmini kabul etmek üzere sulh yoluyla işi bitirmek istemişler, fakat bu anlaşma iki tarafın rızasıyla yapılacak bir iş olduğundan taraflardan biri çekimser kaldığı takdirde kendisi zor-lanamayacağı için sulh yoluyla işi bitirmek isteyenlerden bazıları bu sözden rücu etmişlerdir. Fakat bir kısmı da o suretle işi bitirmek hususunda kararlı olarak taraflardan birinin çekimserliği halinde uyuşmak için zorlanır demişlerdir. Bu hükmün manasının ruhu ve

    YanıtlaSil
  86. 2. KITAB (K. EL-ICARE)

    49

    hususiyetleri müşterek ecirlerin elinde bir mal telef olunca bunda yarı kıy-metini tazmin ettirmesinden ibarettir. Bu hüküm ise ne Imam-1 Azam'ın mezhebine uyar ne de Imameyn'in görüşü ile bağdaşır ve bir şeyin hakikaten ne suretle zayi olduğu bilinemez diye şüphe ve ihtimal üzerine velevki yarı kıymetinin olsun hiç bir kusuru ol-mayan ecire ödettirilmesi fikir ve kıyasa uygun olmadığı aşikar-dır. Zorlama ve uyuşma arasında ise tenakuz vardır. Sonraki hukuk-çulardan bazıları dahi müşterek ecirin hâline bakarak etraflı bir hål sureti bulunulmasına inanarak şöyle demişlerdir: Müşterek ecir-ler eğer doğru ve dürüst oldukları bilinen kimselerden ise Imam-1 Azam mezhebine uyularak tazmin lazım gelmez. Öyle değillerse İma-meyn'in kavline uyularak tazmin ettirilir. Ve eğer onların nasıl adam oldukları bilinmiyor ise o zaman tazmin yarısı üzerinden sulh yolu ile yapılması emr olunur demişlerdir. Zamanımızda müşterek ecir-lerin hâline bakılarak işi bitirmek zor olmasına rağmen bu hükme göre dahi durumu bilinmeyen müşterek ecirler hakkında yarı üze-rinden sulh ile tazmin edilmesi için emr olunmak lazım geldiği için yukarıki itirazdan salim olmaz.

    Yukarıda arz olunduğu üzere İmam Azam hazretlerinin kavli hem re'y ve kıyasa daha yakın hem de işin iktizasına ve zamana uy-gun olduğundan 611. madde onun en doğru olarak kabul edilen kavli üzerine yazılmıştır. Şu kadar var ki, zamanımızda hali bilinmeyen bam şeylere bazan fazla kıymetli şeyler bırakılır. Böyle hiç tazmin mesuliyeti olmadığı halde dahi müşteriler büyük şüphe ve endişede kalacağından tazmin şartı ile efkârın tatminine ihtiyaç görülüyor. Fakat İmam Azam hazretlerine göre bu şart muteber olup da mal zayi olduğu takdirde şart mucebince tazmin lazım gelir mi? Yoksa muteber sayılmaz mı? Burada iki rivayet vardır. Kühistânî'de be-yan olunduğu üzere birinci rivayet fakih Ebu Bekir'in kavli, ikinci rivayet ise fakih Ebu Ca'fer ile fakih Ebu'l-Leys'in kavilleridir. Mü-teahhirinden çoğu, ikinci rivayeti tercih etmişler ise de Hülasa'da ve Mecmua-i Ankaravi'de ve İbn-i Melek'in Şerh-i Mecma'inda ve Bahr'ul-Mesail'de ve diğer fıkıh kitaplarında Câmi'den nakl edile-rek Imam Azam'a göre tazmin lazım gelmemektedir. Ancak ecîr üzerinde tazmin şart edilmediği surettedir. Helâk olduğu takdirde tazmin edilmesi şart koşulursa ittifakla tazmin eder diye açıklan-mıştır.

    Ibn Nuceym de Esbah'da onlara uyarak İmam Azam ile İma-meyn'in ihtilaf ettikleri ecir üzerine tazmin şart kılınmadığı hâlde-dir, fakat şart olursa ittifakla tazmin edilir diye yazmıştır. Şu iza-

    O. H. T. Mecelle F: 4

    YanıtlaSil
  87. 38

    ÖLÜMÜN DEHŞETİ

    "Ölüm meleğinin canımı almaya geleceği zamanı düşünüyorum.

    Melek "Ya Rabbi! Bu Müslümanlarla mı yoksa kâfirlerle mi beraber olacak" diye sorduğunda hangi grupta yer alacağımı bilemiyorum".

    Dördüncü olarak:

    Allah'ın "Ayrılın bir tarafa bu gün ey günahkârlar!"™ buyruğunu düşünüyorum. O günde ben hangi grupta yer alacağımı bilmiyorum.

    Fakih diyor ki:

    "Ne mutlu o kimselere ki Allah kendilerine olayların iç yüzünü kay. ramayı ihsan etmiş, onları gaflet uykusundan uyandırıp son nefesleri konusunda düşünmeye muvaffak kılmıştır.

    Allah'tan dileğimiz, sonumuzu hayırlı kılması ve son nefesimizi müj deye nail olarak vermemizi nasip etmesidir. Çünkü mü'min ölümü esna-sında Allah'ın müjdesine nail olur".

    Nitekim bir ayeti kerime bu hususu şöyle anlatmaktadır:

    إِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللَّهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ الْمَلَائِكَةُ أَلا تَخَافُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَبْشِرُوا بِالْجَنَّةِ الَّتِي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ

    "Şüphesiz Rabbimiz Allah'tır deyip, sonra dosdoğru yolda yü-rüyenlerin üzerine (ölüm anında) melekler iner. Onlara: Korkma-yın, üzülmeyin size vâdolunan cennetle sevinin! Derler."

    Bu ayetin açıklaması şöyledir:

    Dosdoğru yolda yürüyenler: Allah ve resûlüne iman edip inanç larında sebat edenlerdir. Başka bir görüşe göre ise, farzları yerine getirip haramlardan sakınanlardır.

    Yahya b. Muaz er-Râzi'ye göre hem söz hem de davranışlarıyla doğ-ruluk üzere olanlardır.

    Bazı âlimlere göre de, ehl-i sünnet ve'l-cemaat inancı üzere olan-

    lardır.

    Onların üzerine melekler inerler: İman edip dosdoğru yolda olan-lar ölürken onları müjdelemek için melekler inerler.

    Size vâdolunan cennetle sevinin! Peygamber (sav) tarafından size vaat edilmiş olan cennetle sevinin.

    Yasin 59

    * Fussilet 30

    YanıtlaSil
  88. TENBİHÜ'L GAFİLİN

    39

    Denilmiştir ki:

    Ölüm anında gelen müjde beş türlüdür:

    1. Avam tabakasındaki mü'minlere müjde ki onlara şöyle denilecek-

    tir

    Korkmayın! Ebedi olarak azab içinde kalmayacaksınız, Peygamberler ve salih kimseler size şefaat edecek. Kaçırdığınız sevaplara da üzülmeyin, ne mutlu size ki varacağınız yer cennettir.

    2. Allah'ın halis kullarına verilen müjde ki onlara da şöyle denilecek-tir.

    Amellerinizin geri çevrilmesinden korkmayın, onlar kabul edilmiştir.

    Sevabınızın yok olmasından da korkmayın çünkü sizin sevabınız kat kat verilecektir. Ayrıca tövbe ettikten sonra işlediğiniz günahlardan dolayı da üzülmeyin.

    3. Tövbe edenlere verilen müjde ki onlara şöyle denilecektir:

    Günahlarınız bağışlandığı için onlardan dolayı korkuya kapılmayın ve tövbe ettikten sonra işlediğiniz günahlar sebebiyle kaçırdığınız sevap-lara üzülmeyin.

    4. Allah'ın zühd sahibi kullarına verilen müjde ki onlara şöyle de-nilecektir:

    Dirilme ve hesaba çekilmekten korkmayın, kat kat alacağınız sevap eksilir endişesiyle üzülmeyin. Sorgusuz ve cezasız bir şekilde cennete gi-rin.

    5. Imiyle amel edip insanlara iyiliği öğütleyen âlimlere verilen müjde ki onlara da şöyle denilecektir:

    "Kıyametin dehşetinden korkmayın ve üzülmeyin. Çünkü Allah dün-yadaki iyiliklerinize karşılık sizi mükafatlandıracaktır. Hem kendiniz hem de size uyanlar cennete kavuşacağınız için sevinin.

    "Ömrünün sonunda bu müjdeye nail olabilenlere ne mutlu! Ancak bu müjde mü'min olarak iyi ameller işleyenler için geçerlidir.

    Bu sırada onların üzerine melekler iner, onlar meleklere şöyle derler:

    "Sizde kimsiniz, biz şimdiye kadar sizin kadar parlak yüzlü ve güzel kokulu kimse görmedik.

    Melekler şöyle cevap verirler:

    "Biz dünyada iken sizin amel defterinizi tutan dostlarınız idik, âhirette de sizin dostunuzuz."

    YanıtlaSil
  89. bidad

    00

    bağlılığı bildirme veya onu kabullenme, bir çeşit se çimde oyunu belli etme Bat-Ridvan بیعت رضوان Allah'ım (c.c.) razt ol

    filah ve hadis alimi olarak tanını Tanım my eneriert 1. El Fetava El Bezzaaiye adıyle bilinen El Cami'o'l Veciz. Bu eser, Imam Ebo Hanife'nin, onun yetiştirdiği öğrencilerinin ve daha sonra gelen Haneli mezhebi alim levinin fervalarının bir derlemesidir. Bu fet vaların değerlendirmesini ve bazı yönleriyle tenkidierini yapıp kendi görüşlerini belirtir 2 Menakibul Imam'il A'zam Ebû Hanife. Bu kitapta, Ibo Hanife'nın ve yetiştirdiği öğren

    cilerinin hayatlarını anlatır. bibi (Ar) 1 kelimenin başına ge lince ile çin Once mânâsına gelen on ek 2 bu ek, kelimenin başında bulunan "el" tarif edici diğer bir ek ile birleşerek "bi'l" şek lini de alır 3 kelimenin başına getirilen "la" olumsuzluk eki ile birleşerek "bila" şeklini alabilir. Bu durumda "bi-"eki," "(...) olarak anlamını kazanır. (Ornek(1): biiznillah Allah'm (c.c.) izniyle, örnek(2): bilittifak بالإنتقال: ittifakla, birlikte, örnek (3): biläşüphe paphesiz, şüphesiz olarak) (bkz.bi...

    bi )( : )Far) bir kelimenin başına gelince o kelimeyi olumsuz yapan önek (ornek: biha ber بيخبر : habersiz) (bkz.bi-(

    bladedi بعدد : adedince, sayısınca

    biadedi äşiratı dekaik-i şehr-i Ramazane fi بعدد عاشرات دقائق شهر رمضان في كل زمان kulli zaman bütün zamanlardaki (fi kulli zaman) Rama zan aylarındaki (şehr-i ramazan) dakikalarda (dekaik) bulunan saniyeler saniyeler (äşirat) sayısınca

    biadedi semerati şecere-il alem بعدد المرات شجرة

    العالم : kainat ağacının meyveleri sayısınca; (mec.) son derece büyük ve çeşitli dallara ay a ay rılan bir ağaç benzeri olan kainatın meyveleri (güzel ve faydalı sonuçları) sayısınca

    biadedi zerrat-il-enam بعدد فرات الأنام : butun mahlükat (yaratılmışlar) sayısınca

    bladedi zerrat-il kainat بعدد ذرات الكائنات : kai-natın zerreleri (atomları ve melekülleri) sinca

    biadedi zerrat-ı minel ezeli ile-l ebed بعدد ذرات من الأزل إلى الأبد : ezelden ebede kadar bütün zer-reler (atomlar ve meleküller) sayısınca

    bladil (bi-adil( مي عديل :epsiz, esi ve dengi ol-mayan

    bi-aman (biaman( بی امان : amansız

    bibehre بی بهره : nasipsiz, yoksun; habersiz

    biat بیعت : birinin hakimiyet ve yönetimine

    (as.m.) hac dugu biat, Mekke'nin fethinden önce hac için sefere çıkan Hz. Peygamber'in (a.am kafilesi, Mekke yakınlarındaki Hudeybiye'ye vardığı zaman (mi.628), Mekke'ye ait ath ve silahlı bir birlik tarafından bu hac kafilesinin onu kesilip durdurulması üzerine, gerekirse paha sina Hz. Peygamber'i (a.s.m.) korumak üzere O'na bağlılıklarını bildiren sahabelerin biat Kur'an'da, Fetih Süresinde (48/18), bu biatı yapan mu'minlerden Allah'ın (c.c.) razı (hop nut) olduğu bildirildiği için "Allah'ın (cc) hoşnut kaldığı biat" mânâsında bu biata "Bi atı Rıdvan" denmiştir.

    biaynelyakin بعين اليقين : )Ar.) gözle görme de recesinde ade kesinlikle

    biaynihi بعينهى : )Ar) tipkası gibi

    bibaha بی بها : bahasız, çok değerli değeri öl

    çülemez

    bibehre بی بهره : nasipsiz, nasipten yoksun, mah-rum, pay almamış; habersiz

    bic بی حر : "ara, bul" anlamaındaki emir ifa desi

    bicare بیچاره : çaresiz, zavallı

    bicaregan بیچارهگان caresizler, zavallılar

    biçaregan - ümmet بیچارهگان انته : ummetin ça resizleri, Müslümanların çaresiz ve zavallıları

    bida (bid'at( 1: بدعه.sonradan çıkarılan ädet ler 2.dinin aslında olmadığı halde dine so-kulmuş olan ve din hayatına zarar veren düşünce, inanış, görüş, ibadet, davranış ve yaşayıştaki yenilik ve değişiklikler

    bid'a-i hasene بدعة حسنه : dinin aslıyla ilgili ol-mamakla beraber, Hz. Peygamber'in (a.s.m.) sünnetlerine, dinde yerleşmiş usûllere aykırı sayılığı bulunmayan, güzel ve faydalı görülen zi-kir, dua ve bazı hareket tarzlarındaki yenilik ve değişiklikler, iyi ve olumlu yeni şekiller ve tarzlar

    bidaa (bidaat( 1 : بضاعة.sermaye 2.bilgi serma-yesi

    bid'acı بدعه جی : din hayatına zarar verici ye nilik ve değişiklik taraftarı, dinde reformcu (reformist)

    bidad بیداد : zalimlik, haksızlık, adaletsizlik, eziyet ve işkence

    YanıtlaSil
  90. bidakär

    bid akar بدعه کار : bid'acı (bka bid'acı(

    bid'akarane بدعه کارانه : bid'acı gibi, dinde za rarı yenilik ve değişikliklere taraftar olacak tarada

    bidar olmak بیدار اولمل uyanmak, ayılmak, aklı başına gelmek

    bid'at بدعت : )bka.bid'a(

    bid'atçı بدنچی : bid'acı (bkz.bid'acı(

    bid'atkar بدعت کار : bid'acı (bkz.bid'acı(

    bid'atkarane بدعت کارانه : bkz.bid'akarane(

    bid'atüzzaman (bid'atüzzaman بدعت الزمان çağın normal kabul edilen anlayışına göre ga rip ve şaşırtıcı olan, çağı aşan, çağın anlayışı nın üstünde olan

    bidayet بداية : başlangıç, başlama, önce, ilk (bidayetlerde: önceleri)

    bidayet-i ahval بدايت أحوال : )birine ait) hal ve hareketlerin ilk zamanları, öceki döneme ait halleri

    bidayet-i emir بدايت أمر : işin başlangıcı

    bidayet-i hal 1 : بدايت حال meydana gelen duru-mun (olayın) ilk zamanları

    bidayet-i hal بدايت خلع : )II. Abdulhamid'in tahtan indirilme (hal') olayının ilk zamanları

    91

    (ilk zamanları)

    bihakkı habibike'r razıyy-il marzi

    bidayet-i vahly بدایت وحی : ) Muhammed'e a.s.m. gelen) vahyin başlangıcı (ilk zamanları)

    bidayet-i zuhur-u Islamiyet بدايت ظهور إسلاميت İslamiyetin ilk ortaya çıktığı zamanlar

    bidayeten بداينة : başlangıçta, önceden, ilk ola

    rak, ilk önce

    bidin بدين : dinsiz

    bidiyyat بدعات : bidalar (bkz.bid'a(

    biedeb بی ادب : edepsiz, terbiyesiz

    biedebane بی ادبانه : edebe aykırı tarzda, terbi ye ve usûle aykırı tarzda

    bieman بي أمان : amansız, aman vermez, acı

    masız, can kıyıcı

    biemani بی امانی : aman ve zaman tanımayan; acele ve hemen yapılması gereken

    bifasal بی فصال : bileksiz, eklemsiz (fil hakkın-da "bifasal" sıfatı, filin anatomik yapısına uy-gun değildir. Bu deyimi "kocaman" şeklinde anlamak gerekir)

    bifütür بی فتور : fütursuz, gayret ve çabasında gevşeklik göstermeyen

    bancı bigane بیگانه : kayıtsız ilgisiz, aldırmaz, ya-

    biganelik بیگانه لك : kayıtsızlık, ilgisizlik, aldır-yıllarımazlık; yabancılık

    bidayet-i hayat 1 : بدایت حیات. hayatın ilk 2. önceki hayat

    bidayet-i hilkat بدایت خلقت : yaradılışın başlan-gıcı, ilk yaratılış

    bidayet-i hürriyet بدايت حریت : hürriyetin ilk zamanları; hürriyet devri başladı diye sevinç le karşılanan Osmalı Devleti'nin İkinci Meş rutiyet devrinin ilk zamanları

    bidayet-i inkilab 1 : بدايت إنقلاب.inkılabin (dev-

    rimin) başlangıcı, ilk zamanları 2.hürriyet devri başladı diye sevinçle karşılanan Osmalı Devleti'nin II.Meşrutiyet devrindeki değişi min ilk zamanları

    bidayet-i icad بدايت إيجاد : icadın başlangıcı, yoktan yaradılışın başlangıcı

    bidayet-i İslam بدايت إسلام : Islam'ın başlangıcı (ilk yılları)

    bidayet-i İslamiye بدايت إسلاميه : İslam'ın bas langıcı (ilk yılları)

    bidayet-i İslâmiyet بدايت إسلاميت: İslam'ın başlangıcı (ilk yılları)

    bidayet-i Nübüvvet بدایت نیزت Hz. Muham med'in (a.s.m.) peygamberliğinin başlangıcı

    bigaye )1( بی غابه : sonsuz sınırsız, pek çok

    bigayr-i hesab بغير حساب : hesapsiz, sayısız

    bigünah بیگناه : günahsız, suçsuz

    bihaber بی خبر : habersiz

    bihad (d( بی حد : hadsız, sınırsız, sonsuz

    bihak (k( بحق : hakkiyle, gerçekten; haklı ola-

    rak

    bihakkalyakin بحق اليقين : doğrudan işin içinde olup yaşayarak, duygu organlarıyla algılaya-rak veya hissederek elde edilen sağlam bilgi derecesinde kesinlikle

    bihakkı بحق : hakkı için, hürmetine

    bihakkı habibike'l-ekrem بحق حبيبك الأكرم : )Ar.( (Ya Rabbi!) Senin çok sevdiğin en değerli (duamı kabul et!( kulunun (Hz.Muhammd'ın a.s.m.) hakı için

    bihakkı habibike'r-razıyy-il marzi بحق حبيبك الراضي المرضى : )Ar) (Ya Rabbi) Sen kendisinden razı (hoşnut) olduğun ve kendisi de Senden razı olan (razıyy-il marzi), en sevdiğin kulun ve peygamberinin (Hz.Muhammd'ın a.s.m.)

    YanıtlaSil
  91. İSLAM TARİHİ MEDİNE DEVRİ XI

    72

    Yüce Allah, buyuruyor ki: (Ey Resûlüm! Elbette, Sen de, ölecek-sin, onlar da, öleceklerdir. (Zümer: 30)>>>

    (Muhammed, bir Resûlden başka bir şey değildir. Ondan önce de, nice Resûller gelip geçmiştir.

    Şimdi, O, ölür, yahud öldürülürse, ökçenizin üzerinde gerisin geri ye mi döneceksiniz?! Al-i İmran: 144) (495)

    Kim, böyle iki ökçesi üzerinde ardına dönerse, elbette ki, Allaha hiç bir şeyle zarar yapmış olmaz.

    Allâh, şükür ve sebat edenlere mükâfat verecektir. (Al-i İmran: 144)» (496)

    Hz. Ebû Bekir, bu mealli âyetleri okuduğu zaman, cemâat, Pey. gamberimizin vefat ettiğine, artık, iyice kanâat getirdiler. (497)

    Hz. Ebû Bekir, bu âyetleri, kendilerine okuyuncaya kadar, halk-tan bir çokları, onların indiğini sanki bilmiyor gibi idiler. (498)

    Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer'e «Ey Ömer! Yoksa, dininde kuşkun mu var?

    Yüce Allah'ın, Peygamberi için (Ey Resûlüm! Muhakkak ki, Sen de, öleceksin, onlar da, öleceklerdir.) buyurduğunu, işitmedin mi?! dedi.

    Hz. Ömer Vallâhi, o günümden önce, o âyetleri sanki hiç işitme-miş gibiydim! (499)

    Onları, Ebû Bekirden dinler dinlemez, dizlerimin bağı çözüldü, ye-re düştüm.

    İyice kanâat getirdim ki Peygamber Aleyhisselâm, vefat etmiş-tir. demiş (500), Peygamberimizin üzerine eğilip alnından öpmüş ve ağlamıştır. (501)

    Hz. Ebû Bekir, konuşmasına şöyle devam etti:

    «Yüce Allah, Muhammed Aleyhisselâma, Allâhın dinini ayakta durduracak, Allâhın emrini açıklayıp hâkim kılacak, tebliğ vazifesi-ni yerine getirecek ve Allâh yolunda savaşacak kadar ömür verip ya-şattıktan sonra, Onu, vefat ettirmiştir.

    (495) Ebû Hanife Müsned s. 36, Abdurrezzak Musannef c. 5, s. 437, İbn-i Sa'd Tabakat c. 2, s. 268-269, Belâzüri Ensabüleşraf c. 1, s. 566

    (496) Ebû Hanife Müsned s. 36, Abdurrezzak Musannef c. 5, s. 437, İbn-i Sa'd Tabakat c. 2, s. 268, Buhari Sahih c. 4, s. 191, Belâzüri c. 1, s. 506 Ensabüleşrał

    497) Abdurrezzak Musannef c. 5, s. 437, İbn-i Sa'd Tabakat c. 2, s. 268 (

    (498) İnb-i Sa'd Tabakat c. 2, s. 268, Belâzüri Ensabüleşraf c. 1, s. 566

    (499) Belâzürî Ensabülegraf c, 1, s. 566

    500) Abdurrezzak Musannef c. 5, s. 437, İbn-i Sa'd Tabakat c. 2, s. 268

    ( (501) Belâzüri Ensabüleşraf c. 1, s. 566

    YanıtlaSil
  92. PEYGAMBERİMİZİN VEFATI

    Resûlullah, sizi; açık delilden sonra sakavet üzerine helâk olandan başkası helâk olmayacak bir yol üzerinde bırakmıştır. 73

    Ey insanlar! Allahdan korkunuz! Dininize sımsıkı sarılınızı

    Rabb'ınıza mütevekkil olunuz!

    Allahın dini yaşayacaktır.

    Allâhın Kelimesi tamamlanmıştır.

    Allah, dinine yardım edenlerin ve dinini üstün tutanların yardım-cısıdır.

    Aramızda, Allahın Kitabı bulunmaktadır.

    O, bir Nûr'dur ve Şifa'dır.

    Allah, Muhammed Aleyhisselâmı, doğru yola onunla iletmiştir.

    Allâhın, helal ve haram kıldığı şeyler, onun içindedir.

    Vallahi, Allâhın yaratıklarından bize sataşacaklardan kaygılan-

    mayız. Bundan sonra, Allâhın sıyırılmış kılıçlarını, ellerimizden bırakma-yacak, Resûlullah Aleyhisselâmın yanında savaştığımız gibi, bize ay-kırı davrananlarla savaşacağız!

    İsyan eden, başkaldıranlar, ancak, kendilerine yazık ederler!>>> (502)

    Hz. Ebû Bekir'in konuşmasını dinleyen halk, kendilerini tutamaya-rak Peygamberimize ağlaştılar. (503)

    Hz. Ömer'in Peygamberimize Ağıtı:

    Hz. Ömer, Hz. Ebû Bekir'in konuşmasından sonra, Peygamberimi-ze şöyle ağladı:

    «Babam, anam, Sana fedâ olsun yâ Resûlallah!

    Üzerine dayandığın Hurma Kütüğü, çoğalan halka hutbeni işit-tirmek için Minber edindiğin zaman, Senin ayrılığına dayanamayarak inlemeğe başlamış, elini, üzerine koyunca, susmuştu.

    Oysa ki, ümmetin, Senin ayrılığına ağlayıp sızlamağa daha el-verişli ve lâyıktırlar!

    Babam, anam, Sana fedâ olsun yâ Resûlallâh!

    Senin Rabb'ın, Sana itâatı, Kendisine itâat saymak, (Resûlul-laha itaat eden, Allâha itaat etmiş olur) buyurmakla Rabbının ka-tındaki üstünlüğünü son dereceye ulaştırmıştır.

    Babam, anam, Sana fedâ olsun yâ Resûlallah!

    Allâh, Seni Peygamberlerin sonuncusu olarak gönderdiği halde,

    (502) Beyhaki'den naklen Ebülfida Sire c. 4, s. 483

    (503) İbn-i Sa'd Tabakat c. 2, s. 269, Buhari Sahih c. 4, s. 194

    YanıtlaSil
  93. سوره ثانیه (۷)

    اشارات الاعجار

    سؤال ؟ ) جذاب همه غنی مطالقدر عالمده بو قدر خلالهاری و یا چرکیه و فاشیاری باراله نوع بشرن یا را دیلیشنده نه حکمت وار در ؟

    [ الخوان ] کا ئنانده مقصود بالذات وكلى و شمولی اولارق يا را ديلان انحى المالي، خيلى حسنه در شرلى فحلى نقص انا رايم منهوك، خبرلرك، كما اللون آراسنده کورو مگر جان قدر طاغي وجزورات فبلندن تنعى اولارق باراد بالمشار در کی خراون، منارك، كما اللون مرتب کرینی، و لمینی، قملرینی کوستر میگر و سیالر اولسونالی، و حقائق نسبه ذاك وجودینه و یا ظهورينه بر مقدمه و بر واحد قياسي اولسونار.

    سؤال ؟ ] حقائق نسبيه نك نه قيمتي واركه اونك ايجون شرار استحسان ايديله جك ؟

    الجواب ] حقائق نسبيه دينيان شيار، طائراتك اجزای آراسنده بولونان رابطه لر در و کا فائدہ کی نظام آنجہ حقائق نسبه در طو غمشور. و حقائق نسبيه من طاقاتك انواعنه بر وجود واحد انعطاس التمدر. حقائق نسبيه، بيون بر تولجوده حقائق حقیقیه در چوقدر حتی بر ذاتك حقائق حقیقیه ی بدی ایسه، حقائق نسیه می یدی یوز در . بناء عليه قبح و شرده شر وار سر ده قليه لدر. معلو مدركه، شر قليل ايجون خير كثير ترك ايديامز. ترك ايدياليرسن، شركتير اولور زمان و جهاد ده اولدیفی کی .

    اون، [إِنَّمَا تُعْرَفُ الْأَشْيَاءُ بِأَضْدَادِهَا ) مشهور قضیه دن مقصد ، بر شيئك خندی، او شيئك حقائقه نسبیه سندن وجود و یا ظهور نه سپیدد. مثلا، قبح اولا سرایدی و حسن ارن آراسته کی مه سرایدی حسنك غير متناهي اولان مرتبه لرى تف هر اتمزدى.

    [ سؤال ؟ ) ( أنعمت ) فعل ، (مَغْضُوبِ ) اسم مفعول، (منالين ) اسم فاعل او لارحه ذکر کرنده. وكذا، او هنجی فرق نك صفتنی و اینجی فرقونك صفتنه ترتب ايدن عاقبتنی و برنجی فرقونك عنوان صفتني عيناً ذکر ایتمکده نه کی به حکمت واردر ؟

    الجواب ) نعمت عنوانی، نفسك دائما میل ایتدیگی بر لذت اولد يندم اختیار اید باشد. فعل ماضی اولارمه ذکرنده کی سبب، اولجه بیان اید یا مشور.

    YanıtlaSil
  94. بناءٌ عَلَيْة

    Binaenaleyh: Bunun üzerine

    جزئيات

    Ciz'iyat: Cüz'iler, cüz'de bulunanlar

    صَلالَتْ اجرا

    Dalalet: Haktan sapma

    Ecza: Parçalar

    غَنِي مُطْلَقُ

    Ganiyy-i mutlak: Niha-yetsiz zenginlik sahibi olan (Allah)

    غَيْرِ متناهي

    Gayr-i mütenāhi: Nihayetsiz

    حَقَائِقِ حقيقيه

    Hakaik-i hakikiye: Bir şeyin başkalara nisbetle değil, bizzat kendinde bulunan hakikatler

    حقائق نسبية

    Hakaik-i nisbiye: Başkasına kıyasla anlaşılan veya ortaya çıkan hakikatler

    خَيْرِ كَثِيرٌ

    Hayrı kesir: Çok hayır

    Hüsün Güzellik

    انيكان

    İnikas: Yansıma

    استحسان

    İstihsân: Beğenme

    قضيه Kaziye: Hüküm

    كمال Kemal: Mükemmellik

    Kubuh: Çirkinlik

    كلى

    Külli: Umumi

    مَقْصُودُ بِالنَّاتْ

    Maksud u bizzát: Bizzát kasdedilen

    نَوْعٍ بَشَرْ

    Nev-i beser: İnsan nev'i

    رابطة

    Rabita: Bag

    شَرِّ قَلِيل شمول

    Serri kali: Az şer

    Şumül: İçine alma

    تبعی Tebei: Tabi olarak, dolayı-sıyla

    تظاهر

    Tezahür Görünme

    واحد قياسي

    Vahid-i kıyası: Ölçü birimi

    YanıtlaSil
  95. Nur Yegen artik çocukluktan çilamas su da olduğu gerçeği, şimdilerde daha açık apısı ona hiç uygu terken ifade ettiği ilahi ko k şeki şekilde yaşanacaktı. ygun değildi zaten. Ancak dört bir di, Hep uzak durmaya çalışıyor,

    31 Mart Hadisesi sebebiyle yargılandığı Divan-1 Harp mahkemesinden beraet edip tahliye edildiği haberi Tanin gazetesinde yer aldı.

    2008-Risalelerde adı geçen, Bediüzzaman'ın "manevi yeğenim" diye hitap ettiği Bedriye Eskicuma vefat etti.

    24

    CUMA FRIDAY

    MAYIS MAY

    BIR AYEY Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.

    Teğabün Suresi: 4

    BİR HADİS

    Cehennem ateşinden yarım hurmayla da olsa korununuz. Eğer onu bulamazsanız hoş bir sözle bunu yapınız.

    Buharî, Zekât: 10

    İnsan bu dünyaya keyf sürmek ve lezzet almak için gelmediğine, mütemadiyen gelenlerin gitmesi ve gençlerin ihtiyarlaşması ve mütemadiyen zeval ve firakta yuvarlanması şahittir.

    Lem'alar

    HİCRİ: 16 ZİLKA'DE 1445 - RUMI: 11 MAYIS 1440

    HIZIR: 19-GÜN: 145 KALAN: 221 - GÜN. UZ.: 2 DK

    Imsak

    Günes

    Öğle

    İkindi

    Aksam

    Yatsı

    Imsak

    Günes

    Öğle

    İkindi

    Akram

    Yater

    YanıtlaSil
  96. Vesselam, Katade de Ibni Numana, karanl kli, yağmurlu eder ki: "Sana, lâmba gibi, onar arşın her tarafta ışık verecek. Evine rir ve ferman ed in zaman an bir siyah şahıs gölge göreceksin. O şeytandır. Onu hanenden değneği alır, gider. Yed-i beyza gibi ışık verir. Evine gider,

    - 1622 - II. Osman'ın şehadeti.

    1878 - Çırağan Hadisesi.

    1927 - Resmî binalardaki eski yazı ile yazılmış tuğra ve benzeri yazıların kaldırılmasına dair 1057 sayılı kanun kabul edildi. Bu kanun gereğince İstanbul Üniversitesi'nin girişindeki âyetler beton sıva ile kapatıldı.

    MAYIS

    20

    SALI

    22 1446 ZİLKA'DE

    RUMI: 7 MAYIS 1441 HIZIR: 15

    BİR AYET

    Hem öyle bir fitneden sakının ki, geldiği zaman içinizden sadece zulmedenlere dokunmaz, herkesi kuşatır. Yine bilin ki Allah'ın cezalandırması çok şiddetlidir. (Enfal: 25)

    BİR HADİS

    Adem'in yaratılışından Kıyamet kopuncaya kadar Deccalden daha büyük bir fitne yoktur.

    (Müslim)

    Rivayetler, Deccalın dehşetli fitnesi İslâmlarda olacağını gösterir ki, bütün ümmet istiâze etmiş.

    Şualar

    YanıtlaSil
  97. Şu an esir maddesiyle ilgili bir buluş yapıldı
    Statrajik (Cok önemli) bir buluş yapıldı
    stratejik sürpriz yapılabilir.
    esir.Uzay boşluğunu dolduran madde.

    YanıtlaSil
  98. TEK DEĞERLİ BİR ŞEY VARDIR.
    ALLAH C. C..
    VE ONUN RIZASI NI KAZANABILMEK.
    O NU KAYBEDEN NEYİ KAZANMIŞTIR
    O NU KAZANAN NEYİ KAYBETMİŞTİR.
    ÇÜNKÜ HERŞEY O NUNDUR.

    YanıtlaSil
  99. En Kötü Hüküm PEŞİN HÜKÜM

    A

    bdullah ibn Mesud hazretleri, Rasullahın şöyle buyur duğunu haber veriyor: "Ashabımdan hiç kimse başka hakkında bana bir şey nakletmesin. Zira ben sizin karşınıza tarafsız bir şekilde gönül ferahlığıyla çıkma yı arzu ederim" (Ebu Davud Ideb. Hadis no

    Hz. Peygamber (sa.v)in bu ifadesi hukukun ve in sanlar arasındaki İlişkilerin en temel ve en doğru kuralı dit. Mecellerin 8. maddesinde "Berâte-i Zimmet asıldır" denmektedir. Bu aksine bir delil bulununcaya kadar ki şinin suçsuz sayılması prensibidir. Nasıl ki, eşyada aslo-lan mübahlik ise insanda da aslolan suçsuzluktur. Zira Insanlar İslama göre suçsuz olarak doğarlar. Kimse kim-senin günahından sorumlu değildir. "Herkesin kazan-dığı kendisinedir. Hiç kimse başkasının günahını yük lenmer" Enam 164)

    Kipnin ülkesi, bölgesi, rengi, dill ve dini onun hak

    kında peşin hükme yol açmamalıdır. İnsanların değerli ve değersiz oluşlan renklerine, neseplerine, servetlerine. mevkilerine göre değil ahlak, amel ve ihlaslarına göredir. İdari ve adli görevlerde bulunanlar başta naklettiği-miz nebevi prensibine çok dikkat etmelidirler. Insanlan başkalarının gözü, sözü ve kulağıyla değerlendirme son derece yanlıştır. Çünkü kişilerin birbirleri hakkında haset düşmanlık, rekabet gibi sebeblerle objektif davranmala

    n pek mümkün olmaz, Güvenilen insanlardan, b hakkında elbette bilgi alınabilir, fakat asul kanemünk mertebe şahsi gözlem ve ve denemeler sonunda y kendi objektif kararıdır. Karar vermeden önce kilde araştırma yapılır, istişarelerde bulunulur og makinesi gibi objektif görüntüler tesbit edilir. Doğru gi ve gözlemler ışığında doğru karar verilir. "Artik ma rı bağışla, onlar için Allah'tan af dile ve iş hususund onlarla istişare et, fakat karar verip azmettiğin cam da Allah'a güven (Al-Himman 15

    Hadisi şerifte işaret edilen husus, olaylar ve in hakkında başkalarından bilgi edinmeden ziyade, kend lerine bir şey sorulmadığı halde sırf yetkiliye yarama başkalarını kötüleyerek öne çıkmak isteyen kim firsat vermemeye yöneliktir. Genellikle yetkilile fını yağcı ve yalaka gurūhu kuşatır, yalan-yarış big iftiralarla başkalarını kötüleyip kendileri için yer icra ya çalışırlar.

    Insanların değerini herkes takdir edemez. Alt mekini sarraf bilir, derler. Değerli olup olmamanın bel kriterleri vardır. Ölçü ve tartı âletlerinin duzgün olma gerekir. Tartı åletleri bozuk olursa tartan kişinin du olması bir şey ifade etmez.

    Olaylar ve sahışlar sırf başkalarının sözü ve g

    line g silahı yakla berle zama mekt nilan

    K habe tadır size gerç med dan sun

    daya ler leri mel çek

    dar Birt niz nin tiks

    kor ker Çik lik me aç

    de dü da za

    ALTINOLUK 14

    YanıtlaSil
  100. değerlendiren nice yöneticiler çok büyük zülümlerin, cl-nayet ve felaketlerin âleti olmuşlar, çoğu zaman bu yüz-den kendileri de feci akibetlere uğramışlardır.

    Kişileri değerlendirdirken çok hassas davranmalı, kimsenin onuru zedelenmemelidir. Zira insanların o-nuru her şeyden önemlidir. Onursuz yaşamaktansa öl-mek daha iyi derler. Dinimizde intihar caiz olmamakla beraber bazı kimseler onurları zedelendiği zaman inti-hara bile teşebbüs edebilmektedirler. Onun için gıybet, tecessüs ve iftira gibi insan haysiyetine yönelik tavırlar büyük günahlar cümlesindedir.

    Yöneticileri ve toplumu yanıltma olayı önceleri ge-nellikle ferdi planda idi. Günümüzde ise bu yanıltma i-şi medya yoluyla kurumsallaşmış kötüye kullanılabilen medya adeta insan harcama, olayları çarpıtma aracı ha-line getirilmiştir. Bilhassa yöneticiler, insanları yıpratma silahı olarak kullanılabilen medyaya karşı da ihtiyatlı yaklaşmalıdırlar. Kesin bilgiye dayanmayan ha-berlere İtibar etmemelidirler. Medya silahı zaman zaman sahibine karşı da çeviril-mekte, hem kullanan, hemde kulla-nılan hakkında yıkıcı olabilmektedir.

    Kur'an-ı Kerim bizleri doğru

    Sağlam bir gelecek sağlam bilgi, sağlam dostluk ve gü-ven uzerine inşa edilir.

    Peşin hüküm, araştırmaya dayanmayan hüküm-dür, dolayısıyla da temelsizdir. Temelsiz ve köksüz ic-raat ve teşebbüslerin temelli ve köklü neticeleri olmaz. Araştırma neticesinde hata etmek, rastgele isabet et-mekten daha değerlidir. Zira tesadüfe bel bağlayarak yola çıkılmaz. Araştırma ise hatanında isabetin de se-beblerini ortaya koyar.

    Peşin hüküm ve hareket bir nevi tembelliktir. Araştırma zahmetine katlanmayanlar, sonunda pek çok zahmetlere katlanmak zorunda kalırlar. İnsanları ufak-tefek hatalarına, kılık-kıyafetlerine bakarak değerlendir-mek de son derece yanlıştır. Zaten hatasız kul yoktur. Şekil, kılık-kıyafet ise ärizi bir durumdur. İnsanın gerçek hüviyetini ortaya koymaz, ayrıca aldatıcı da olabilir.

    Dışı cazip içi kāzip olan münafıklar Kuran-ı

    Kerim de şöyle tasvir ediyorlar: "Onları gör-düğünde kalıpları hoşuna gider ve ko-nuşacak olsalar sözlerine kulak ve-rirsin. Onlar giydirilmiş kalaslar gibidirler." (Münafıkün 4) a

    YanıtlaSil
  101. berlere itibar elmemelidi zaman zaman sahibine karşı da mekte, hem kullanan, hemde nılan hakkında yıkıcı olabilmekte

    Kur'an-ı Kerim bizleri doğ haber konusunda şöyle uyarma tadır: "Ey Iman edenler! Bir fås size haber getirdiğinde duru gerçeği araştırın. Aksi halde is meden birini rencide eder, arc dan da yaptığınızdan pişman c sunuz" (Hucurat 6)

    Her söz ve davranışın sağlam bilgiye dayanması gerekir. Mücerret zan ve tahmin ler çok kere insanı yanıltır. Yüce Mevla bu konuda biz-leri uyarmaktadır. Ve bilmediğin şeyin peşinden git-me! Çünkü kulak, göz ve gönül hepsi bundan hesaba çekilecektir" za 361

    utte yu

    "Ey iman edenler! Birbiriniz hakkında kötü zan-dan kaçının zira zannın bir kısmı ağır bir vebaldir. Birbirinizin gizliliklerinide asla araştırmayın, ve arka-nızdan birbirinizi çekiştirmeyin. İçinizde ölü kardeşi nin etini yemekten hoşlanan biri varmı? İşte hemen tiksindiniz" (Hucurat: 12)

    Ölmüş kimse kendini savunamadığı gibi arkasından konuşulan kimse de grybet edilen yerde olmadığı için kendisini savunamaz. Başkasını çekiştirmek genellikle çıkar amaçlı olduğu için bu iş bir bakıma ahlaki yanyam lık yaparak kardeşinin onurunu satmak ve bu yolu ek mek kapısı haline çevirmek anlamına gelmektedir. Bu açıdan kurani teşbih fevkalade anlamlıdır.

    Peşin hükümler, günümüz tabiriyle ön yargılar kar-deşliğin güvenin, hamiyetin ve ilerlemenin en büyük düşmanıdır. Herkesin herkesten şüphe ettiği bir ortam-da dostluk, güven, huzur ve atılım olmaz. Zira şüphe, zan ve dedikodu hiç bir ciddi işe zemin teşkil edemez.

    Pyle tasvir ediyorlar: "Onları gör-de kalıpları hoşuna gider ve ko-cak olsalar sözlerine kulak ve sin. Onlar giydirilmiş kalaslar bidirler." (Münafikün 4)

    Bazı kimseler hak ve hakikat ğrunda öyle fedakarlıklar, öy e önemli hizmetler ifa ederler i, onların bu fedakarlık ve hiz metleri pek çok günahlarına kef-et olur. Bazı insanlar işledikleri hata sebebiyle ömür boyu dışla arlar, cüzzamlı gibi toplum dışına iti lirler, onları hor görenlerin belki de daha fazla hatalan vardır. Şayet günahları birer le ke halinde yüzlerde gözükseydi, kimse kimsenin yü züne bakamazdı. Akolün sarhoşluğu dışa vuruyor. Sair günahlarda sarhoş etseydi belki de ayık kimse pek na dir bulunurdu.

    Ameller niteceleriyle değerlendirilir. Hiç kimse sonu-nun ne olacağını, bu dünyayı ne şekilde terk edeceğini bilemez. Nice iyi bilinen insanların sonları kötü, nice kõ tü bilinenlerin sonları da iyi neticelenmiştir.

    Herkesin hidayet ve hayrini istemek asıldır. Bir ge mide yüz kişi içinde bir tek iyi kişi bulunsa, onun hatı n için geminin batması istenmez. Doksan dokuz güna hın yanında bir sevabın da hatrını saymak gerekir. Son deme kadar tevbe kapısı açık olduğuna göre insanlar hakkında daima hüsnü niyet üzere olmak icabeder. Hz. Omerin önceki halini görenler sonraki halini akıllanna bile getirmezlerdi. Kötü daima kötü, iyi daima iyi ola-rak kalmıyor. Geçmişte ve günümüzde bunun pek çok örnekleri vardır.

    Herkesin baştaki hadis-i şerifi hatırlayıp, insanlar hakkında peşin hükümlü olmaması, olayları ve şahısla n hakkaniyet ölçüleri içinde değerlendirmesi gerekmek tedir. Acil değil adil olmak şlarımız olmalıdır.

    YanıtlaSil
  102. a

    Peşin hüküm ve hareket bir nevi tembelliktir. Araştırma zahmetine katlanmayanlar, sonunda pek çok zahmetlere katlanmak zorunda kalırlar. İnsanları ufak-tefek hatalarına, kılık-kıyafetlerine bakarak değerlendirmek de son derece yanlıştır.

    in-

    k m f-

    ke'

    zi

    YanıtlaSil
  103. değerlendiren nice yöneticiler çok büyük zülümlerin, ci-nayet ve felaketlerin åleti olmuşlar, çoğu zaman bu yüz-den kendileri de feci akibetlere uğramışlardır.

    Kişileri değerlendirdirken çok hassas davranmalı, kimsenin onuru zedelenmemelidir. Zira insanların o-nuru her şeyden önemlidir. Onursuz yaşamaktansa öl-mek daha iyi derler. Dinimizde intihar caiz olmamakla beraber bazı kimseler onurları zedelendiği zaman inti-hara bile teşebbüs edebilmektedirler. Onun için gıybet, tecessüs ve iftira gibi insan haysiyetine yönelik tavırlar büyük günahlar cümlesindedir.

    Yöneticileri ve toplumu yanıltma olayı önceleri ge-nellikle ferdi planda idi. Günümüzde ise bu yanıltma i-şi medya yoluyla kurumsallaşmış kötüye kullanılabilen medya adeta insan harcama, olayları çarpıtma aracı ha-line getirilmiştir. Bilhassa yöneticiler, insanları yıpratma silahı olarak kullanılabilen medyaya karşı da ihtiyatlı yaklaşmalıdırlar. Kesin bilgiye dayanmayan ha-berlere itibar etmemelidirler. Medya silahı zaman zaman sahibine karşı da çeviril-mekte, hem kullanan, hemde kulla-nılan hakkında yıkıcı olabilmektedir. F

    Kur'an-ı Kerim bizleri doğru haber konusunda şöyle uyarmak-tadır: "Ey İman edenler! Bir fåsık size haber getirdiğinde durup gerçeği araştırın. Aksi halde iste-meden birini rencide eder, ardın-dan da yaptığınızdan pişman olur-sunuz" (Hucurât: 6)

    Her söz ve davranışın sağlam bilgiye dayanması gerekir. Mücerret zan ve tahmin ler çok kere insanı yanıltır. Yüce Mevla bu konuda biz-leri uyarmaktadır. 'Ve bilmediğin şeyin peşinden git-me! Çünkü kulak, göz ve gönül hepsi bundan hesaba çekilecektir" (Isra:36)

    "Ey iman edenler! Birbiriniz hakkında kötü zan-dan kaçının zira zannın bir kısmı ağır bir vebaldir. Birbirinizin gizliliklerinide asla araştırmayın, ve arka-nızdan birbirinizi çekiştirmeyin. İçinizde ölü kardeşi-nin etini yemekten hoşlanan biri varmı? İşte hemen tiksindiniz" (Hucurat: 12)

    Ölmüş kimse kendini savunamadığı gibi arkasından konuşulan kimse de gıybet edilen yerde olmadığı için kendisini savunamaz. Başkasını çekiştirmek genellikle çıkar amaçlı olduğu için bu iş bir bakıma ahlaki yamyam-lık yaparak kardeşinin onurunu satmak ve bu yolu ek-mek kapısı haline çevirmek anlamına gelmektedir. Bu açıdan kurani teşbih fevkalade anlamlıdır.

    Peşin hükümler, günümüz tabiriyle ön yargılar kar-deşliğin güvenin, hamiyetin ve ilerlemenin en büyük düşmanıdır. Herkesin herkesten şüphe ettiği bir ortam-da dostluk, güven, huzur ve atılım olmaz. Zira şüphe, zan ve dedikodu hiç bir ciddi işe zemin teşkil edemez.

    YanıtlaSil
  104. Sağlam bir gelecek sağlam bilgi, sağlam dostluk ve gü-ven üzerine inşa edilir.

    Peşin hüküm, araştırmaya dayanmayan hüküm-dür, dolayısıyla da temelsizdir. Temelsiz ve köksüz ic-raat ve teşebbüslerin temelli ve köklü neticeleri olmaz. Araştırma neticesinde hata etmek, rastgele isabet et-mekten daha değerlidir. Zira tesadüfe bel bağlayarak yola çıkılmaz. Araştırma ise hatanında isabetin de se-beblerini ortaya koyar.

    Peşin hüküm ve hareket bir nevi tembelliktir. Araştırma zahmetine katlanmayanlar, sonunda pek çok zahmetlere katlanmak zorunda kalırlar. İnsanları ufak-tefek hatalarına, kılık kıyafetlerine bakarak değerlendir-mek de son derece yanlıştır. Zaten hatasız kul yoktur. Şekil, kılık kıyafet ise árizi bir durumdur. İnsanın gerçek hüviyetini ortaya koymaz, ayrıca aldatıcı da olabilir.

    Dışı cazip içi kazip olan münafıklar Kuran-ı Kerim de şöyle tasvir ediyorlar: "Onları gör-düğünde kalıpları hoşuna gider ve ko-nuşacak olsalar sözlerine kulak ve-rirsin. Onlar giydirilmiş kalaslar gibidirler." (Münafikün 4)

    Bazı kimseler hak ve hakikat uğrunda öyle fedakarlıklar, öy-le önemli hizmetler ifa ederler ki, onların bu fedakarlık ve hiz-metleri pek çok günahlarına kef-faret olur. Bazı insanlar işledikleri bir hata sebebiyle ömür boyu dışla-nırlar, cüzzamlı gibi toplum dışına iti-lirler, onları hor görenlerin belki de daha fazla hataları vardır. Şayet günahları birer le-ke halinde yüzlerde gözükseydi, kimse kimsenin yü-züne bakamazdı. Akolün sarhoşluğu dışa vuruyor. Sair günahlarda sarhoş etseydi belki de ayık kimse pek na-dir bulunurdu.

    Ameller niteceleriyle değerlendirilir. Hiç kimse sonu-nun ne olacağını, bu dünyayı ne şekilde terk edeceğini bilemez. Nice iyi bilinen insanların sonları kötü, nice kō-tü bilinenlerin sonları da iyi neticelenmiştir.

    Herkesin hidayet ve hayrını istemek asıldır. Bir ge-mide yüz kişi içinde bir tek iyi kişi bulunsa, onun hati-rı için geminin batması istenmez. Doksan dokuz güna-hın yanında bir sevabın da hatrını saymak gerekir. Son deme kadar tevbe kapısı açık olduğuna göre insanlar hakkında daima hüsnü niyet üzere olmak icabeder. Hz. Ömerin önceki halini görenler sonraki halini akıllarına bile getirmezlerdi. Kötü daima kötü, iyi daima iyi ola-rak kalmıyor. Geçmişte ve günümüzde bunun pek çok örnekleri vardır.

    Herkesin baştaki hadis-i şerifi hatırlayıp, insanlar hakkında peşin hükümlü olmaması, olayları ve şahısla-n hakkaniyet ölçüleri içinde değerlendirmesi gerekmek-tedir. Acil değil ådil olmak şiarımız olmalıdır.

    t

    a

    п-

    а-

    n n e n-k-

    r-k m-e Z.

    TINOLUK 15

    YanıtlaSil
  105. Olaylar ve şahıslar başkalarının sözü ve gözüyle değerlendiren nice yöneticiler çok büyük zulümlerin, cinayet ve felaketlerin aleti olmuşlar, çoğu zaman bu yüzden kendileri de feci akibetlere uğramışlardır.
    Altınoluk Şubat 2012 Sayı. 312.
    R.evvel.1433.

    YanıtlaSil
  106. Olaylar ve sahışlar sırf başkalarının sözü ve gözüyle

    YanıtlaSil

    Yuksel18 Mayıs 2025 09:52
    değerlendiren nice yöneticiler çok büyük zülümlerin, ci-nayet ve felaketlerin âleti olmuşlar, çoğu zaman bu yüz-den kendileri de feci akibetlere uğramışlardır.

    YanıtlaSil
  107. B

    bihakkın

    hürmetine (duamı kabul et!) Bu duada geçen âyetinden alınmıştır: (meälen) "Sen ondan, o "razıyy-il marzi sözü, Fecr Süresi'nin (89/28) da senden hoşnut olarak Rabbine dön".

    92

    bila-kayd u şan

    bikar kärsız, kår ve kazancı olmayan

    huzura kavuşamamış, huzursuz 2. geçici, de bikarar قرار.kararsız, süküna erememiş, vamsız, değişken, yerinde kalıcı olmayan

    bihakkın بحق : hakkıyla, tam olarak

    bikeder edersiz, tasasız, üzüntüsüz, dertsiz

    bihamdihi بحمده : O'na Allah'a (c.c.) hamd (şü-kür ile)

    bihar 1 : بحار.denizler 2.nehirler

    bikeran (bigiran یگرانysınırsız, sonsuz

    bihamdihi بحمده : )Ar.) O'na (Allah'a c.c.) hamd ile (şükür ile)

    bikes بی کس : kimsesiz, garib

    bihaseb-il hikmet حساب الحكمت : )Allah'ac.c ait) hikmetle, hikmet gereğince (bkz.hikmet)

    bihavlillah بحول الله : Allah'ın (c.c.) güc ve kuv-vetiyle

    bihemta بی همتا : eşsiz benzersiz; dengi olma-yan

    bihesab بی حساب : hesapsız, sayısız

    bihicab بی حجاب : hicabsız, perdesiz, (mec.) araya engel veya vasıta girmeden, doğrudan

    bihos بی هوش : hoş olmayan, hoş durumda ol-mayan

    bihus بی هوش : şaşkın, sersem

    bihürmet بحرمت : hürmeti için, hürmetine, hakkı için

    bihürmet-i imam-il mübin بحرمت إمام المبين : her şeyin ezelden belirlenmiş kaderdeki kayıtla-rı (imam-ı mübin) hürmetine

    bihakk-ı Kur'an-il hakim بحق قرآن الحكيم : ilim ve hikmet kaynağı (hakim) olan Kur'an hakkı için (bkz.hikmet)

    bi-hürmeti بحرمت : hürmeti için, hürmetine, hakkı için

    bihürmet-i seyyidi'l mürselin بحرمة سيد المرسلين : geçmiş bütün peygamberlerin seyyidinin (efendisinin, önderinin) hürmetine

    biihtiyar بی اختیار : ihtiyarsız, iradesiz, iradesi elinde olmayan

    biilmelyakin بعلم اليقين : sağlam bilgi ve düşün-ceye dayanan bir kesinlikle

    biinsaf بي إنصاف : insafsız, acımasız, merha-metsiz

    biistibah بي إشتباه : şüphesiz, kuşkusuz

    biiznillah بإذن الله : Allah'ın (c.c.) izniyle

    biiznillahi Teala بإذن الله تعالى : Allahü Teala'nın (c.c.) izniyle, yüceler yücesi (Teala) Allah'ın (c.c.) izniyle

    bikeslik بي كسلك : kimsesizlik, kimsesi olma ma hali

    bikülli ihsan بكل إحسان : ihsan ve ni'metlerin her türlüsü ile

    biküll-i lisan بكل لسان : lisanın her turlusu ile

    bikün tevbe بكن توبه : tövbe et!

    bila )...( بلا : )bkz.bi- 2. madde(

    bila-addin بلا عد : sayısız

    bilad بلاد : beldeler, ülkeler; şehirler

    bilad - Arab بلاد عرب : Arab beldeleri, Arab ul keleri

    bilad-i İslam بلاد إسلام : İslam ülkeleri:

    bi'l-asale بالأصاله : vasıtasız, doğrudan

    bi'l-hadsi'l-kati بالحدس القطعى : kat'i hads ile düşünüp taşınmaya gerek kalmadan, aklın doğrudan açık seçik ve kesin, şüphe götür-mez kavrayışıyla (kesin hads ile) denebilir ki..

    bila-faide بلا فائده : faydasız

    bila-fasıla بلا فاصله : fasılasız aralıksız, ara ver-meksizin, sürekli

    bila-galat بلا غلط : galatsız, hatasız

    bilagaye بلا غايه : gayesiz, amaçsız, hedefsiz; sonuçsuz

    bila-gayet بلا غايت : nihayetsiz, sonsuz

    bila-haddin بلا حد : sınırsız

    bila-halt بلا خلط : haltsız, karıştırmadan, karı-

    şıklığa meydan vermeden

    bilahare بالآخره : sonra, sonradan; sonunda

    bila-hicab بلا حجاب : hicabsız, gizlemeden; çe-kinmeden

    bila-ihtiyar (biläihtiyar بلا إختيار : istemeden, irade dışı, istek dışı

    bila-istisna بلا إستثنا : istisnasız, hiç birini ayrı tutmadan

    bila-kayd بلا قيد : kayıtsız

    bila-kayd u sart بلا قید و شرط : kayıtsız ve şartsız

    YanıtlaSil
  108. bilakis

    bilakis بالعكس : aksine, tersine

    bila külfet بلا کلفت : külfetsiz, zahmetsiz

    93

    Bilal-i Habesi بلال حبشی : ilk Muslumanlar ara-sında yer alan zenci azatı köle. İslamiyetten once Mekke'de yaşayan Habeşistan'lı zenci bir köle iken ilk Müslümanlarla tanışınca Müs lüman oldu. Muslüman olduğu için efendisi tarafından dayanılmaz işkeceler yapıldı. Yine de hepsine sabırla dayandı. Allah (c.c.) bir dir, dedi ve inancından dönmedi. Hz.Ebube-kir onu satın alıp azát etti. Hz. Peygamber'in (a.s.m.) ilk müezzinliğini o yaptı. Hz. Peygam ber'le (a.s.m.) beraber her gazaya katıldı (bkz. gaza). Hz. Peygamber (a.s.m.) vefat edince üzüntüsünden Medine'yi terk etti. Bir gün rüyasında Resulullah'ı (a.s.m.) görmesi üzeri-ne Medine'ye dönüp Peygamber Mescidi'nde ezan okumaya başladı. Ezanı duyan herkes, "Resulullah (a.s.m.) mescidde" diyerek sevinç le mescide koştu. O'nu mescidde göremeyince herkes ağladı. Aynı zamanda O'nun müezzi ni Bilal-i Habeşinin döndüğünü görünce de sevindiler. Hz.Bilal (r.a.) hicri 20.inci yılda (mi.641) vefat etti. (rah.a..) Bilal-i Habeşi kırk dört hadis rivayet etmiştir. Bunlardan ikisi Buhari'de, biri Müslim'de ve biri de her ikisin-de de yer almıştır. Endonezya'nın bazı bölge lerinde müezzinlere Bilål denir. Amerika'daki bâzı zenci Müslümanlar kendilerine Bilåliler (The Bilalians) derler.

    bila-mübalağa بلا مبالغه : mübalağasız, abartı-SIZ

    bila-mühlet بلا مهلت : mühletsiz, zaman bırak madan, zaman geçirmeden

    bila-müreccih بلا مرجع : müreccihsiz tercih et-tirici sebep olmadan, seçeneklerden herhangi

    birini seçmek için sebep olmadan

    bila-müzahamet بلا مزاحمت : birbirini engelle

    meden

    bilanço بلانچر : ticari bir kuruluşun belli bir dö-nem sonunda o döneme ait alacak-borç, kâr-zarar durumlarını gösteren hesap tablosu

    bila-nihaye (t( بلا نهایت : nihayetsiz sonsuz

    bila-perva بلا پروا : pervasız, korkusuz, çekin meden

    bila-sebep بلا سبب : sebebsiz

    bila-şek بلا شك : seksiz, şüphesiz

    bila-suur بلا شعور : suursuz, bilinçsiz, habersiz

    bila-şüphe بلا شبهه : şüphesiz

    bil-hayal

    bila-teessüf بلا نأسف : teessüf etmeden, uzün tü duymadan, üzüntüsüz

    bila-tefavût بلا تفارت : farksız farksız şekilde

    bila-tefrik بلا تفريق : birini digerinden ayrı tut

    madan, ayırmadan, eşit şekilde

    bila tereddüd بلا تردد : tereddütsüz, duraksa madan, kararsızlığa düşmeden

    bila tesbih بلا تشبيه : tesbihsiz, benzetmeye yer

    vermeden.

    bila-teşbih velä temsil بلا تشبه ولا تمثيل : ben zetme ve misal vermek gibi olmasın! (Yani, Allah c.c. hakkında benzetme ve örnek gös terme olamaz)

    bila tevakkuf بلا توقف : duraksamadan, durma-

    dan, devamlı

    bil-ayan بالعيان : açıkca açık olarak

    bil-bedahe بالبداهه : açıklıkla, açık olarak

    bil-cümle بالجمله : bütün hepsi bütünüyle,

    bütün olarak

    bi-lezaiz بي لذائذ : lezzetlerden yoksun, zevk ve hoşluklardan yoksun

    bil-farz بالفرض: farz ederek kabul ederek, var

    sayarak

    bil-farz-ıl muhal بالفرض المحال : olmayacak şeyi

    olur sayarak

    bil-fezall بالفضائل : faziletlerle, üstün nitelik-

    lerle

    bil-fill بالفعل : fiilen, yapıp uygulayarak; yapa-

    cağını yaparak

    bil-hads بالحدس : hads ile düşünüp taşınma ya gerek kalmadan, aklın bir anda, doğrudan

    açık seçik kavrayışıyla (hads ile) denebilir ki..

    bil-hads-il kati بالحد القطعي : kat'i hads ile, akılla doğrudan kesin şekilde görüldüğü gibi, düşünüp taşınmaya gerek olmadan doğrulu-ğu hemen ve doğrudan kesin şekilde görül-

    düğü üzere bil-hads-is-sadık بالحد الصديق: doğru hads ile,

    şüphe götürmez kesin, doğru (sadık) hads ile; düşünüp taşınmaya taşınmaya gerek kalmadan, aklın doğrudan açık seçik ve şüphe şüphe götürmez doğ-ru kavrayışıyla denebilir ki...

    bil-hak (k( بالحق : hakkıyla, tam mânâsıyla;

    gerçek olarak

    bil-hakikat بالحقیقت : hakikat (gerçek) olarak

    bil-hakkı بالحق : hakkıyla, tam olarak

    bil-hassa بالخاصه : özellikle

    bil-hayal بالخيال : hayalen, hayal yolu ile, hayal

    ederek

    YanıtlaSil
  109. 40

    ÖLÜMÜN DEHŞETİ

    O halde akıllı kimseye düşen gaflet uykusundan uyanmaktır.

    Şu dört alameti üzerinde taşıyan kimse gaflet uykusundan uyanmış demektir:

    1. Dünya işlerini kanaat ile idare edip, acele etmeyen.

    2. Ahiretle ilgili işlerinde hırslı ve aceleci olan.

    3. Din ile ilgili işlerini ilim ve ictihad ile idare eden.

    4. Mahlûkat ile ilgili münasebetlerini nasihatle ve insanları idare ederek yürüten.

    Denilir ki:

    İnsanların en hayırlısı kendisinde şu beş özelliği bulunduran kim-sedir:

    1. Devamlı Allah'a ibadetle meşgul olan.

    2. Mahlûkata faydalı olan.

    3. Kötülüğünden başkaları güvende olan.

    4. Başkalarının malında gözü olmayan.

    5. Daima ölüme hazırlıklı olan.

    Ey kardeşim! Bil ki biz ölmek için yaratıldık. Ölümden hiçbir şekilde kaçış yoktur.

    Nitekim Allah (cc) şöyle buyurmuştur:

    إِنَّكَ مَيِّتٌ وَإِنَّهُمْ مَيِّتُونَ

    "Muhakkak sen de öleceksin onlar da ölecekler."

    Konuyla ilgili bir başka ayet şöyledir:

    قُلْ لَنْ يَنْفَعَكُمُ الْفِرَارُ إِنْ فَرَرْتُمْ مِنَ الْمَوْتِ أَوِ الْقَتْلِ

    (Resûlüm!) de ki: Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyor-sanız kaçmanın size asla faydası olmaz!"2

    Öyleyse her Müslüman'ın yapması gereken ölüm gelmeden önce ona hazırlıklı olmaktır.

    Başka bir ayette ise Allah (cc) şöyle buyurmaktadır:

    Zümer 30 Ahzab 16

    YanıtlaSil
  110. TENBİHÜ'L GAFİLİN

    41

    قُلْ إِنْ كَانَتْ لَكُمُ الدَّارُ الآخِرَةُ عِنْدَ اللَّهِ خَالِصَةً مِنْ دُونِ النَّاسِ فَتَمَنَّوُا الْمَوْتَ إِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ وَلَنْ يَتَمَنَّوْهُ أَبَداً بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ وَاللَّهُ عَلِيمٌ بِالظَّالِمِينَ

    (Ey Muhammed, onlara:) Şayet (iddia ettiğiniz gibi) ahiret yur-du Allah katında diğer insanlara değil de yalnızca size aitse ve bu iddianızda doğru iseniz haydi ölümü temenni edin (bakalım), de. Onlar kendi elleriyle önceden yaptıkları işler (günah ve isyanları) sebebiyle hiçbir zaman ölümü temenni etmeyeceklerdir. Allah za-limleri iyi bilir."

    Allah Teâlâ bu ayetlerde bize şunu açıklıyor:

    Doğruluk sahibi olan ölümü temenni eder yalancı ise amellerinin kötülüğünden dolayı ölümü istemez.

    Doğru yol üzere olan kimse ölüme hazırlıklı olduğu için bir an önce Rabbine kavuşma arzusuyla ölümü ister.

    Nitekim Ebü'd-Derdå (ra) şöyle demiştir:

    Rabbimin katında tevazu sahibi görünmek için fakirliği, günahlarıma keffäret olduğu için hastalığı ve Rabbime kavuşmayı arzuladığım için ölü-mü seviyorum.

    Abdullah b. Mesu'd' un (ra) şöyle dediği rivayet edilir:

    Hangi canlı olursa olsun (iyi veya kötü) ölüm onun için yaşamaktan daha hayırlıdır.

    Ölen iyi bir kimse ise Allah'ın şu müjdesine nail olacaktır:

    وَمَا عِنْدَ اللَّهِ خَيْرٌ لِلأَبْرَارِ

    "İyi kişiler için Allah katındaki (nimetler) daha hayırlıdır."ב

    Şayet ölen kötü bir kimse ise ölüm onun için de hayırlı olmuştur. Çünkü Allah Teâlâ onun hakkında şöyle buyurmuştur:

    إِنَّمَا نُمْلِي لَهُمْ لِيَزْدَادُوا إِثْماً وَلَهُمْ عَذَابٌ مُهِينٌ

    Bakara 94-95 Ali Imran 198

    YanıtlaSil
  111. ÖLÜMÜN DEHŞETİ

    42

    "Onlara ancak günahlarını arttırmaları için fırsat veriyoruz Onlar için alçaltıcı bir azap vardır."

    Enes b. Malik diyor ki:

    Ölüm mü'min için rahatlıktır.

    Ibn Mesu'd anlatıyor:

    "Bir keresinde Resûlüllah (sav)'e mü'minlerin hangisi daha fazileth.

    dir diye soruldu. verdi. O, "mü'minlerin en faziletlisi ahlakı en güzel olanıdır" diye cevap

    Müminlerin hangisi daha kazançlıdır sorusuna ise şu cevabı verdi :

    Müminlerin en kazançlısı, ölümü en cok hatırlayan ve ona en gu-zel hazırlananlardır. "3

    Resulullah (sav)'in şu hadisiyle konuyu bitirelim:

    "Kazançlı kimse, nefsine hâkim olup ölümden sonrası için ha-zırlık yapandır. Fâsık (günahkâr) ise nefsinin arzularına uyup kendi kuruntularının gerçekleşmesini Allah'tan bekleyendir."4

    Yani: Fasık olan kimse nefsinin isteklerine uyduğu halde Allah'ın kendini bağışlayacağını umar.

    YanıtlaSil
  112. باب عذاب القبر وشدته

    KABİR AZABI

    Bera b. Āzib (ra) anlatıyor:

    Resûlüllah (sav) ile birlikte Ensardan birinin cenazesine gitmek üze-re yola çıktık. Kabristana vardığımızda henüz mezar kazılmamıştı. Resu-lullah (sav)'in orada bir yere oturdu biz de çevresinde bir halka oluşturup oturduk. Başımıza kuş konmuşta uçuverecekmiş gibi sessizdik. Resulullah (sav)'in elindeki bir ağaç parçasıyla toprağı eşeliyordu.

    Bir ara başını kaldırıp iki veya üç defa "kabir azabından Allah'a sığının" dedikten sonra şöyle devam etti:

    "Mümin bir kul dünyadan ayrılıp ahirete yöneldiğinde yüzleri güneş gibi parlayan beyaz yüzlü melekler gelip onun yanında bir süre otururlar. Yanlarında cennetten getirdikleri bir kefen ile güzel koku bulunmaktadır.

    Sonra ölüm meleği gelip ölecek olan kişinin başucunda oturur ve ona şöyle der:

    Ey huzura ermiş olan nefis! Rabbinin mağfiret ve rızasına nail olmak üzere çık. Bunu duyan nefis kabından damlayan su misali bedenden çıkar.

    Melekler o nefsi bir an bile ölüm meleğinin eline bırakmaksızın alıp cennetten getirdikleri kefene sararlar, üzerine cennet kokuları serperler. Bu sırada ondan yeryüzündeki kokuların en güzeli olan misk kokusu çıkar.

    YanıtlaSil
  113. 44

    KABİR AZABI

    Melekler bu ruhu alıp göğe yükseltirler. Yukarı çıkarlarken yanla rından geçtikleri melekler sorar:

    Bu güzel kokulu ruh kimin?

    Onu götüren melekler, bu falan oğlu filandır diyerek onu en güzel isim ve sıfatlarla tanıtırlar.

    Böylece birinci kat sema olan dünya semasına çıkarlar, kapının açılı ması için izin isterler ve kapı açılır. Oradaki melekler kendilerini güzelce karşılayıp bir sonraki semaya uğurlar. Yedinci kat semaya varıncaya kadar bu böyle devam eder.

    Buraya vardıklarında, Allah (cc) şöyle buyurur:

    Onu cennetliklerden yazın ve yeryüzüne geri götürün. Çünkü biz onları topraktan yarattık, tekrar toprağa geri çevireceğiz, sonra da oradan çıkaracağız.

    Bundan sonra onun ruhu cesedine iade edilir.

    Ardından iki melek gelip ona şu soruları sorarlar:

    Rabbin kim?

    Rabbim Allah'tır.

    Dinin ne?

    Dinim İslam.

    Size gönderilmiş olan şu adam hakkında ne dersin?

    O, Allah'ın resûlüdür.

    Nereden biliyorsun?

    Allah'ın kitabını okudum, iman edip, tasdik ettim.

    Bunun üzerine bir nidacı şöyle der:

    Kulum doğru söyledi. Ona cennet yataklarından bir yatak serin ve cennet elbiselerinden giydirin. Ayrıca onun için cennete bir kapı açın, oranın havasını ve güzel kokusunu alsın. Bundan sonra kulun kabri gözün görebildiği bir alanı kaplayacak şekilde genişler.

    Güzel yüzlü hoş kokulu bir adam gelip ona şöyle der:

    İşte sana vaat edilen gün bu gündür. Seni sevindirecek şeylerle mutluluğun tadını çıkar.

    Kabirdeki sorar:

    Sen de kimsin?

    YanıtlaSil
  114. TENBİHÜ'L GAFİLİN

    45

    Ben senin dünyada iken yaptığın iyi amellerinim deyince kişi şöyle dua eder:

    Rabbim! Kıyameti kopar da bir an önce aileme ve hizmetçilerime kavuşayım."

    Resûlüllah (sav) kâfir kulun ölümünü de şöyle anlattı:

    Kâfir bir kul dünyadan ayrılıp ahirete yöneldiğinde yüzleri simsiyah olan melekler onun yanına gelip otururlar ve gözün görebildiği kadar bir alanı kaplarlar. Yanlarında bir torba getirmişlerdir.

    Sonra ölüm meleği gelip başucunda oturur ve şöyle der:

    - Ey pis nefis! Allah'ın gazabı ve azabına uğramak üzere çık.

    Kişinin bütün organlarına dağılmış olan nefis ıslak bir yüne batmış olan dikenin çekilip çıkarıldığı gibi bedenden çekip alınır. Bunun sonu-cunda kişinin bütün damarları ve iç organları parçalanır.

    Azrail bu ruhu alır ancak hemen diğer melekler Azrail'in elinden onu alıp getirdikleri torbanın içine koyarlar. Bu arada içinde ruhun bulunduğu torbadan leşi andıran pis bir koku çıkmaktadır.

    Melekler bu ruhu alıp götürürler her bir melek grubunun yanından geçerlerken oradaki melekler sorarlar:

    Bu pis ruh da kimin?

    Onu götüren melekler, en kötü sıfatları kullanarak:

    "Falan oğlu filanın ruhudur" derler.

    Nihayet dünya seması olan birinci kat semaya varıp, kapının açılma-sını isterler fakat kapı açılmaz.

    Bu noktada Resulullah (sav)'in şu ayeti okudu:

    لا تُفَتَّحُ لَهُمْ أَبْوَابُ السَّمَاءِ وَلَا يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى يَلِجَ الْجَمَلُ فِي سَمِّ الْخِيَاطِ

    "Onlara gök kapıları açılmayacak ve onlar, deve iğne deliğine girinceye kadar cennete girmeyeceklerdir."

    Resûlüllah (sav) devam etti:

    Sonra Allah (cc) "onu cehennemliklerden yazın" buyurur. Bunun üzerine onun ruhu fırlatılıp atılır.

    A'raf 40

    YanıtlaSil
  115. 50

    OSMANLI HUKUK TARİHİNDE MECELLE

    hata göre şarta riâyet zamanımızın muamelelerine uygun olduğun-dan bu Mecelle'de dahi birinci rivayet tercih edilerek adı geçen 611. maddenin zeylinde meğer ki, kaçınılması mümkün olan bir sebeple telef olduğu zaman tazmin şart edilmiş ola diye istisnaî bir fıkra yazılmıştır.

    Yukarıda arz edilen mütälaalar yüksek makamca kabul edildi-ği takdirde birinci kitapta olduğu gibi bu ikinci kitap da bütün Şer'iyye ve Nizamiye Mahkemeleri'nde mer'i olmak üzere tab' edil-mesi için üzeri padişah hazretlerinin mübarek hatt-ı hümayunu ile tasdiki için arzına müsaade buyurulması babında emr ve ferman sahib-i selâhiyetindir".

    Divan-ı Ahkâm-ı Adliyye Nazırı Ahmed Cevdet

    Devlet Şûrası Azasından Seyfeddin

    Divan-ı Ahkâm-1 Adliyye Azasından

    Esseyyid Ahmed Hilmi

    Evkaf-1 Hümayun Müfettişi Esseyyid Halil

    Divan-ı Ahkâm-1 Adliyye Azasından

    Esseyyid Ahmed Hulûsî

    Devlet Şûrası Azasından Muhammed Emin

    Usûl mucebince Sadaret yukarıdaki mazbata muhtevasının tek-rarı mahiyetinde kaleme aldığı 5 Zilkade 1286 (6 Şubat 1870) ta-rihli bir yazı ile K. el-İcare'yi padişaha arz etmiş ve 6 Zilka'de 1286 (7 Şubat 1870) tarihli irâde-i seniyye ile de mer'iyyete girmiştir".

    K. EL-ICARE'NİN MUHTEVASI

    Bir mukaddime ile sekiz babı ihtiva eder. Mukaddime (404.. 419 m.) kira ve îcara aid ıstılahatın izahı mahiyetindedir. Bu is-tılahlar şunlardır:

    Ücret: Kira yani bedel-i menfaat.

    Icar: Kiraya vermek.

    Ist'icar: Kira ile tutmak demektir.

    Icâre: Lügat-1 Arabda ücret manasınadır. Fakat icar manası-da dahi istimal olunmuştur. Istilah-ı fukahâda menfaat-i malûmeyi ivaz-ı malům mukabelesinde bey etmek demektir.

    19. Arşiv, Mec. Dos.; A. Cevdet Ps., s. 70-73.

    20. Arşiv, Mec. Dos.; A. Cevdet Ps., s. 68-70.

    YanıtlaSil
  116. 2 KITAR (KELKARKI

    01

    loare-i kizama: hyari sart ve Atart avh ve hyarst ilyetten Ari olan icare-i sahihachu

    feare-i münecceze Vakti akiklon itibaren arvin

    Icare-i muadfes Gelecek bir vakt muayyenesden itidsaren

    jeardır

    deir: Icareye veren kimsedin. Mükårt ile milcir dahi, denir.

    Müste'cir: Isticar eden kimsedin

    Me'eûr: Kiraya verilen şeydir. Micer ve milsteber dahi de nilir.

    Müste'cer'un fik: Eelrin akdi icare ile iltizam eylediği ameli îfå için müste'cir tarafından kendisine teslim olunan maldır. Elbise dikmek üzere teraiye verilen kumaş ve nakt için hammala verilen hamûle gibi.

    Ecir: Nefsini kiraya veren kimsedin

    Eer-i misl: Bigaraz ehl-i vuküfun takdir ettikleri ücrettir.

    Ecr-i milsemma: Hiu-i akikle aikr ve tayin olunan lerettir.

    Zaman: Bir şeyin misliyyattan ise mislini ve kiyemiyattan ise kıymetini vermektir.

    Muaddun W'l-Istiğlal: Kiraya verilmek üzere idad ve talyin olunmuş şeydir.

    Müsterzi: Ücret ile süt ana tutan kimsedin

    Muhayee: Taksim-i menäfiden ibarettir.

    1.Bab (420.432. m.) Umumi kaideler hakkındadır.

    2. Bab, icarenin akdolunmasına dair meseleleri izah hakkında olup, dört bölümden müteşekkildir. 1. Bölüm (433-443. m.) fearenin şartları ile alakalı meseleler hakkındadır. 2. Bölüm (444、447.m.) İcarenin akid şartlarından ve geçerli oluş tarandan bahseder. 3. 88-lüm (448.457. m.) Icarenin sahih olmasının şartlarını ihtiva eder.

    4. Bölüm (458. 462. m.) İcarenin geçerli olmadığı durumlar hak-kındadır.

    3. Bab, ücrete aid meselelerin izahın ihtiva edip üç bölümden müteşekkildir. 1. Bölüm (463.465. m.) fearenin bedeli hakkında dır. 2. Bölüm (466.481. m.) Ücretin lüzumunun sebebi ve kiraya veren kimsenin ücreti hak etmesine dair olan meselelerin izahını ih tivâ eder. 3. Bölüm (482,483, m.) Veret için ecirin müstecerun fihi

    haps edip edememesi hakkındadır.

    4. Bab (486. 496. m.) feare milddetine aid meseleleri izah eder.

    5. Bab, muhayyerlikler hakkında olup, le bölümden meydana gelmiştir. 1. Bölüm (497.-506. m.) muhayyerliğin şartı hakkındadır. 2. Bölüm (507,512. m.) Görme ve bakma muhayyorliğinden bah seder. 3. Bölüm (513.-521. m.) Kusur muhayyerliğine dairdir.

    YanıtlaSil
  117. 562

    HADIS-I ŞERİFLER

    1131) «Bir kimsenin yanında bir mümin zillete düşürülür de, ona yar. dim etmeye gücü yettiği halde, yardım etmezse; Allah-ü Taâlâ kıyamet günü, onu şahitler huzurunda zelil eder..>>

    Müminler kardestir.. Zor durumda bulunan bir mümin kardese yar-dim etmeyeni elbette Allah-ü Taâlâ öbür âlemde zelil eder..

    **

    Ravi: SEHL b. HANIF'den r.a. naklen İMAM-I AHMED.. Menki-besi, 1. Hadis-i Şerifte..

    SEHL b. HANIF: ANSARI.. EVSI.. Meşhur sahabe.. EBU SAID künyesi ile maruf.. Uhud gazasında yerini bırakmıyanlardan.. Hicretin 38. yılında vefat etti..

    Allah ondan razı olsun..

    ۱۱۳۲ مَنْ أَذْنَ سَبْعَ سِنِينَ مُحْتَسِباً ، كَتَبَ لَهُ بَرَاءَةٌ مِنَ النَّارِ .

    ) رواه الترمذي عن ابن عباس )

    1132) «Bir kimse, birşey gözetmeksizin yedi yıl müezzinlik yaparsa; Allah-ü Taâlâ cehennemden ona bir berat fermanı yazar..>>

    **

    Müezzinlik çok faziletlidir. Hatta Hz. Ömer r.a. buyurmuştur ki: Eğer halifelik olmasaydı, müezzin olurdum..

    Ravi: İBN-I ABBAS'tan r.a. naklen TİRMİZİ.. Menkıbeleri, 13. ve 42. Hadis-i Şerifte..

    ۱۱۳۳ مَنْ أَذْنَبَ وَهُوَ يَضْحَكُ ، دَخَلَ النَّارَ وَهُوَ يَبكي . ( رواه أبو نعيم )

    1133) «Bir kimse gülerek bir günah işlerse; güle güle cehenneme gi-der..>>>

    Atalarımız buyurmuşlar:

    Cennete göz yaşıynan, cehenneme davul zurnaynan..

    **

    Ravi: EBU NUAYM.. Menkıbesi, 10. Hadis-i Şerifte..

    (عن أنس)

    ١١٣٤ مَنْ أَرَادَ أَنْ يَعْلَمَ مَا لَهُ عِنْدَ اللهِ ، فَلْيَنْظُرْ مَا لِلَّهِ عِنْدَهُ .

    YanıtlaSil
  118. VE VAAZ ÖRNEKLERİ

    563

    1134) «Bir kimse Allah katında değerini anlamak isterse; baksın, kendi indinde Allah nasıl..>>>

    Bilhassa burada:

    «Ben, kulumun zannına göreyim...

    Meâlinde buyrulan hadis-i kudsî'yi tekrar etmekte fayda vardır.. Aynı zamanda bu Hadis-i Şerif için bir şerh olur..

    Ravi: ENES.. (r.a.) Menkıbesi, 1. Hadis-i Şerifte..

    ۱۱۳۵ مَنْ أَرَادَ أَمْرًا فَشَاوَرَ فِيهِ امْرَهَا مُسْلِمًا ، وَفَقَهُ اللَّهُ لِأَرْشَدِ أُمُورِهِ .

    ( رواه الطبراني عن ابن عباس )

    1135) «Bir kimse bir iş yapmak istediği zaman, o iş için bir müslü-man kimse ile MÜŞAVERE ederse; Allah-ü Taâlâ işlerin en güzeline onu muvaffak kılar..>>>

    MÜŞAVERE: Danışmak, manasınadır. Kendi reyi ile değil; başka-larının da fikrini alarak..

    Ravi: IBN-İ ABBAS'tan r.a. naklen TABERANI.. Menkıbeleri, 9. ve 42. Hadis-i Şerifte..

    ١١٣٦ مَنْ أَرْضَى وَالِدَيْهِ ، فَقَدْ أَرْضَى اللهَ ، وَمَنْ أَسْخَطَ وَالدَيْهِ فَقَدْ أَسْخَطَ اللَّهَ .

    (رواه البخاري عن أنس)

    1136) «Bir kimse ana babasını memnun ederse; Allah'ın rızasını ka-zanmış olur.. Bir kimse ana babasını darıltırsa; Allah'ı darıltmış olur..>>>

    Allaha ibadetten sonra, ana babaya iyilik gelir.. Bu, birçok Ayet-1 Kerime ile sabittir..

    Ravi: ENES'ten r.a. naklen BUHARI.. Menkıbeleri, 1. ve 2. Hadis-i Şerifte..

    ۱۱۳۷ مَنْ ازْدَادَ عِلْمًا ، وَلَمْ يَزْدَدْ فِي الدُّنْيَا زُهْدًا ، لَمْ يَزْدَدْ مِنَ اللَّهِ إِلَّا بُعْدًا

    ( رواه الديلمي عن على )

    YanıtlaSil
  119. İSLAM TARİHİ MEDİNE DEVRİ XI

    öncekilere Seni anmak ve (Hatiria o zamanı ki: Biz, Peygamberler. den misaklarını almıştık. Senden de, Nuhdan da, İbrahimden de, Mü-så ile Meryem'in oğlu İsådan da, Biz, onlardan sapa sağlam bir misak almıştık Ahzab: 7) buyurmakla, Allah katındaki faziletini son de-

    receye ulaştırmıştır. Babam, anam, Sana fedá olsun yå Resülallah!

    Cehennem halkı, azap edilirlerken (Eyvah! Kaşki, Allaha itäat etseydik, Resûlullaha itaat etseydik! (Ahzab: 66) diyerek Sana ita atı özlemeleri, Senin Allah katındaki faziletini son dereceye ulaştır. mıştır! (504)

    Halifelik Hususunda Eshab Arasındaki Anlaşmazlıklar ve Girişimler:

    Peygamberimizden sonra, kimin Halife olacağı ve İslam dava-sını yürüteceği meselesi, bütün ağırlığıyla ortaya çıktı.

    En başta Hâşimiler, bu işi benimsemekte idiler.

    Nitekim, daha Peygamberimiz hayatta iken, Hz. Abbas, Hz. Ali'-yi, bu işi, Peygamberimizden sorup öğrenmeye teşvik etmiş ve fakat, Hz. Ali, menfi bir cevap alınması takdirinde bu kapının, kendilerine te-melli kapanmasına sebebiyet verilmiş olacağını ileri sürerek buna ya-naşmamıştı, (505)

    Peygamberimizin, Hz. Ebû Bekiri Mihraba geçirmek hususunda-ki ısrarı. (506)

    Mescide açılan kapıların kapatılarak ancak, Hz. Ebû Bekir'in ka-pısının açık bulundurulması. (507)

    Hz. Ebû Bekir için bir yazı yazdırmak istemesi (508), gibi vakıa-lar ise, Peygamberimizin bu hususutaki temâyülünü gösteriyordu.

    Fakat, hemen herkes, rahat rahat düşünüp karar verebilecek du-rumda değildi.

    Hz. Ömer gibi bir zat bile, ne yapacağını şaşırmış, Ebû Ubeyde b. Cerrah'a giderek «Uzat elini, sana bey'at edeyim!

    (504) Kastalani Mevahibülledünniye c. 2, s. 496

    (505) İbn-i İshak, İbn-i Hişam Sire c. 4, s. 304, İbn-i Sa'd Tabakat c. 2, s. 245, Ahmed b. Hanbel Müsned c. 1, s. 263, Buhari Sahih c. 5, s. 141, Belázūri. Ensabüleşraf c. 1, s. 565

    506) İbn-i Sa'd Tabakat c. 2, s. 217, Buhari Sahih c. 1, s. 165 (

    (507) İbn-i Sa'd Tabakat c. 2, s. 227-228, Ahmed b. Hanbel Müsned c. 1, s. 270, Buhari Sahih c. 1, s. 120, Müslim Sahih c. 4, s. 1854-1855, Tirmizi - Sünen c. 5, s. 608

    (508) Ahmed b. Hanbel - Müsned c. 6, s. 47, Belâzüri - Ensabüleşraf c. 1, s. 541

    YanıtlaSil
  120. 75

    PEYGAMBERİMİZİN VEFATI

    Çünki, Resûlullah Aleyhisselâmın, işittiğim buyruğu üzere, sen, bu ümmetin Emin'isin!.» demişti. (509)

    Ebû Ubeyde b. Cerrah ise «Ben, Senin bundan önce, Müslüman olduğun günden beri, böylesine zaif bir görüşünü görmedim!

    İçinizde Sıddik, İkinin İkincisi olan (*) (510) ve Resûlullah Aley-hisselâmın, İmam olmasını emir buyurduğu, bize İmamlık yapmış bulunan bir zat varken ve kendisi de, ölmemişken, onun önüne mi geçeceğim?! (511) Bana mı bey'at edeceksin?!» demişti. (512)

    Evs ve Hazrec diye anılan ve aralarında yıllarca süren düşman-lıklar, İslâmiyetle unutturulmuş bulunan Ensara (513) gelince:

    Bu iki kardeş kabile, İslam davası uğrunda yapılan savaşlarda Kureyşilerin bir çok ileri gelenlerini öldürmüş bulundukları için -fırsat bulunca câhiliye gayreține kapılarak kendilerinden öc al-mağa kalkışıla bileceği endişesi içinde idiler. (514)

    Bunun için, Peygamberimizden sonraki yönetimde, hiç değilse, Kureyşilere eşid bir yetkiye sahip olmak istiyorlar «Bir Emir bizden, bir Emir de, sizden olsun!» diyorlardı. (515)

    Amma, kendi aralarında da, bu hususta anlaşa bilmiş değillerdi. Hazrecîler, Sa'd b. Ubâde'nin çevresinde (516), Evsiler ise, Üseyd b. Hudayr'ın çevresinde toplanmış (517),

    Ensar cemâatı, böylece, ikiye bölünüp aralarında yeniden re-kabet başlamış bulunuyordu. (518)

    Ensar'ın Beni Sâide Örtmesinde Sa'd b. Ubåde'ye

    Bey'ata Hazırlanmaları:

    Benî Sâidelerin örtmesinde toplanan Ensar «Muhammed Aley-hisselâmdan sonra bu işe, Sa'd b. Ubåde'yi vekil yapalım!» dediler. Sa'd b. Ubâde'yi, hasta olduğu halde, oraya getirdiler.

    (593) İbn-i Sa'd Tabakat c. 3, s. 181, Ahmed b. Hanbel Müsned c. 1, s. 35, Belâzüri Ensabüleşraf c. 1, s. 579

    (*) Tevbe sûresi: 40

    (510) İbn-i Sa'd Tabakat c. 3, s. 181, Belâzüri Ensabüleşraf c. 1, s. 579

    (511) Ahmed b. Hanbel Müsned c. 1, s. 35

    (512) İbn-i Sa'd Tabakat e. 3, s. 181, Belâzüri Ensabüleşraf c. 1, s. 579

    (513) İbn-i İshak, İbn-i Hişam Sire c. 2, s. 70-71

    514) İbn-i Sa'd Tabakat c. 3, s. 182, Belâzüri Ensabüleşraf c. 1, s. 580-581

    ( (515) Ibn-1 Sa'd Belâzüri Tabakat c. 2, s. 269, Ahmed b. Hanbel Müsned c. 1, s. 56, Ensabüleşraf c. 1, s. 580, Buhari Sahih c. 4, s. 194

    (516) İbn-i İshak. İbn-i Hişam Sire c. 4, s. 306-307, İbn-i Sa'd Tabakat c. 2, s. 269, Buharai Sahih c. 4, s. 194, Belâzüri Ensabüleşraf c. 1, s. 583

    (517) İbn-i İshak, İbn-i Hişam Sire c. 4, s. 307

    (518) Taberi Tarih c. 3, s. 209

    YanıtlaSil
  121. ٢٤

    سوره فاتحه (۷)

    اشارات الاعجاز

    ایکنجی فرقه ایم، قوة غضبيه نك غلبه و تجاوزيله، تجاوز ا يدرك أحلامك تحكيله ظلمه وفقه دو شمار در یهود بلوك تمر دارى كبيكه، ظلم و فقده خسیس و خیرمز بر لذت کور ولد یگندی او ناردن نفس تنفر این قرآن کریم او ظلمت عاقبتي اولان غضب الهي بي ذكر اينشور كه، تفکری

    او ظلم وفقدن تنغير التديرسين .

    اولارق ذكر ايد يا مى ايس، شر و عصير الكرك استمرار و و دوام شاننده اولان اسماء من اسم مفعول اولارق ) دوام ایدوب توبه و عضو ایله انقطاع ايمد کاری تقدیر ده قطعیه جگنه و سیا نیز بر طامعه شکنه کچه جگنه اشار تدر.

    او هیچی فرقه ايس، وهمك و هواى نفسك عقل و وجدا نارینه غلبه سیاه، باطل بر اعتقاده تابع اولارمه نفاقه دوشه نهر ا را در ضلالت نفساری تغیر و روحاری اینجیتنه برالم اولد يفندن، قرآن کریم او فرق بي علينه او صفت له ذكر يتمشور.

    و اسم فاعل اولارقه ذکرنده کی سبب ایمہ، ضلالتك ضلالت اولی، دوام التمنه متوقف اولوب، انقطاعه او غراء يفي زمان عضوه داخل اولا جفنه اشار تدر.

    أي أر قداسه بتون لذتلر ایمانده اولديغي كي، بتون المارده فيلا لنده در بونك ايضاحی ایمه بر شخص، قدرت از لبه طرفندن، عدم ظلم اننده شو ور فون دینا صحرانه آیه نه ای ایک که توزین کو زنی آم آچار باقار. به لطف بطله دیگی زمان بر ویزه دو شما انكر كي خسته لقلي ، الملر، بلالي هجوم التماه باشلارلی بر مدد به باردیم ایچون مترجمانه طبیعته و عناصره با قدیفی وقت، قساوت قلبه، ورحمته نقله قار شيلا شير اجرام سماویه دن استعداد ايمان اوزره باشنی هوا يه قالديو. او اجرام، آتوم بومبه لری کی دهستانی و هیبتای ماله یاد کو زینه کورونور همن کو زینی یومار، باشنی اگر دو شونم گه باشلار با قارکه حیاتی حاجتاری با غیر وب ما غير منه باشلارلي بتونه شتون تو حسن ايدرك همه قولا فاريني طبقار. وجدانته التجاليد. با قاركه، وجدانی بیکار آمال و امانی ایله طولو کور ولتولرند نه جنت كثيره جك بر حاله طایر هیچ بر جهند نه هیچ بر تای چاره من بولا ما انه اوز واللي شخص، مبدأ ایله معادی صانع ايله حشرى اعتقاد التمرين، اونك أو وضعيتندن

    عجبا جهنم داها سرين اولمازمی؟

    YanıtlaSil
  122. عدم Adem: Yokluk

    آنکار Ahkam: Hükümler

    عاقبة Akibet: İşin sonu

    أمل Amal: Arzular

    باطل Baul: Hakikate zid

    ابرام سماوية Ecrâm- semaviye: Gok cisimleri

    آلة Elem: Aa

    آماني Emani: Arzular

    فرقه Firka: Grup, tümen

    فق Fisk: Haram işleme

    غَضَبِ الجي Gazab - ilahi: Allah'ım öfkesi

    حاجت Hacet: İhtiyaç

    خسيس Hasis: Değersiz

    هواي نفس Heva-yı nefis: Nefsin arzusu

    انقطاع İnkita: Kesilme

    استمدان

    İstimdad: Yardım isteme

    استقرار İstimrar: Sürekli olma

    قَاوَتِ قَلْبُ

    Kasavet i kalb: Kalb katılığı

    معاذ Mead: Geri dönüş yeri, ahiret

    مبداً Mebde: Başlangıç

    متريمانه Müsterhimâne: Merhamet isteyerek

    متوقف Mütevakkif: Bağlı olan

    نارا Nasara: Hristiyanlar

    نقاق Nifak: Münafıklık

    عَأَنْ

    Şen: Hål, vasıf

    تمون

    Temerrüd: İnad etme

    Teneffiir: Nefret etme

    توخش Tevahhus: Korku ve yalnız-lik duyma

    دهد Vehim: Kuruntu

    طلعات Zulmat: Karanlıklar

    YanıtlaSil
  123. Cenab- Hak onu bütün alemlere örnek bir insan olarak yaratmıştı. Insanliga dun-saadetini kazanmanın pratiğini o yaşayarak gösterecekti. et sa ya ve ahiret O her şeyden ön Allah'ın insanlar ve cinler nezdinde elçisi olacaktı; emir ve ya-

    TARİHTE BUGÜN

    1807-Kabakçı Mustafa

    isyanı.

    1983-Necip Fazıl Kısakürek'in vefatı.

    BİR AVET

    Ey Rabbimiz! Günahlarımızı affet. Bizi bağışla. Bize merhamet et!

    Bakara Suresi: 286

    25 CUMARTESİ

    SATURDAY

    BİR HADİS

    Mazlumun bedduasından sakının. Çünkü o kıvılcım gibi semaya yükselir.

    Hâkim

    MAYIS MAY

    Merak etmeyiniz. Sizin ebedî bir gençliğiniz var, gelecek ve parlak bir hayat ve nihayetsiz bir ömür sizi bekliyor. Ve ettiğiniz bütün iyilikleriniz muhafaza edilmiş; mükafatlarını göreceksiniz.

    Şualar

    HİCRİ: 17 ZİLKA'DE 1445 - RUMI: 12 MAYIS 1440

    HIZIR: 20-GÜN: 146 KALAN: 220 - GÜN. UZ.: 2 DK

    YanıtlaSil
  124. yatı miktar Şu hadise unda taşıdı. rinca, tâ Yemâme harbinde şehid oluncaya kadar boynung katidir. Çünkü Ukkâşe bütün hayatında onunla iftihar etmiş olmus. ve o kılıç

    Vesselam et." Birden, ena kilica mukabil, kalınca bir değnek verdi. Dedi: "Bur ununla harb rb etti. Ha-değnek, bliznillāh, uzun, beyaz bir kılıç oldu. Onunla harb

    TARINTE BUGUN

    1950-Demokrat Parti'nin 14 Mayıs'taki seçimlerden galibiyetle çıkmasıyla Adnan Menderes başbakan, Celâl Bayar cumhurbaşkanı oldu.

    1960 - Harp okulu talebeleri hükümet aleyhinde yürüyüş yaptı.

    1994 - Hac'da şeytan taşlama sırasında izdiham çıktı: 185 hacı vefat etti.

    MAYIS

    21 ÇARŞAMBA

    23

    1446

    ZİLKA'DE

    RUMI: 8 MAYIS 1441

    HIZIR: 16

    BİR AYET

    Birbirinize arka çıkmaz ve destek olmazsanız, yeryü-zünde ne götürüp ne geti-receğini kestiremeyeceğiniz büyük bir fitne, kargaşa ve büyük bir bozgunculuk patlak verir. (Enfal: 73)

    BİR HADİS

    Ümmetim hakkında kadın ve içkiden daha büyük bir fitneden korkmuyorum.

    (C. Sağîr, No: 3359)

    Kadın, kendi güzelliklerini göstermeye fıtraten çok meyyal olmasından, seve seve o fitneye atılır, baştan çıkar. Şualar

    Imsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı

    Imsak Günes

    Öğle

    İkindi

    Aksam Yatsı

    YanıtlaSil

  125. Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
    97 1 Böğür sancısı, böbrekteki damardandır. Bu ayaklandığı zaman bunun ilâcı sıcak bal şerbetidir. Hz. Âişe (r.anha)
    97 2 Habâisin (kötülüklerin) hepsi bir odaya konup kapısı kapandı, kilitlendi. Anahtarı içki oldu. Kim ki içki içer, o kapıyı açar ve içine düşer. Hz. Muammer (r.a.)
    97 3 Hızır yerde ve İlyas denizdedir.Onlar her gece Zülkarneny'in insanlar ile Ye'cûc-Me'cuc arasında yaptığı set üzerinde birleşirler. Senede bir kere de Hac ve Umre yaparlar ve zemzem içerler. O zemzem, bunlara bir sene yeter. Hz. Enes (r.a.)
    97 4 Fena ahlâk, sirkenin balı bozduğu gibi, ameli bozar. Hz. Ali (r.a.)
    97 5 Hiç şüphe yok, deccal çıkacaktır. Onun sol gözü kördür. Ve üzerinde beyaz bir ben vardır. Gözsüzleri ve abraşı iyi eder. Ölüleri diriltir. Ve "ben rabbinizim" der. Kim onu tasdik ederse fitneyi deccale düştü. Kim de "Rabbim Allah" der ve böyle ölürse o zaman deccalın fitnesine düşmemiş olur ve ona bir daha fitne ve azab yoktur. Deccal yerde Allah'ın dilediği kadar kalır. Sonra İsa (a.s.) gelir. O Bana vekil ve Benim dinim üzerine gelir. Deccalı öldürür. Ondan sonra kıyamet kopar. Hz. Sumre (r.a.)
    97 6 Deccalın sol gözü kör ve alnında "Kafir" diye yazılıdır. Gözlerinin üzerinde de kalın bir perde vardır. Hz. Enes (r.a.)
    97 7 Deccal şarktan, Horasan'dan çıkar. Ve ona "kalkan yüzlüler" tabi olur.(Yahudiler ve Horasan Türkleri deccalın yardımcıları olacaklar.) Hz. Ebû Bekir (r.a.)
    97 8 Deccal her yere varır, yalnız dört mescidin bulunduğu yere varamaz. Mescidi Haram, Mescidi Medine, Mescidi Aksa ve Mescidi Turi Sina. Hz. Recul (r.a.)
    97 9 Dünya mel'undur ve onda bulunan şeyler de mel'undur. Yalnız Zikrullah, Allah'ın sevdiği iyi amel, Âlim ve müteallim haricdir. Beni İsrail'in ilk fitnesi kadınlardan olmuştur. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
    97 10 Duanın, nazil olan ve olmayan belâya da faidesi vardır. Ey Allah'ın kulları! Duaya sarılın. (Allah'a çok yalvarın.) Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
    97 11 Din nasihattir, din nasihattir, din nasihattir. Soruldu: "Kimin için Ya Resulallah?" Buyurdu ki: "Allah için, Kitabı için, Resulü için, ümera için ve bütün müslümanlar için. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)

    YanıtlaSil
  126. 564

    HADIS-1 ŞERİFLER

    1137) «Her kim bir ilim artırır, dünyaya karşı zühd artırmazsa; Al. lah'a uzaklıktan başka birşey artırmış olmaz..»

    İlim, kendini bilmek içindir.. İlim, dünyanın hiç olduğunu sezmek içindir.. Asıl ilim Allah'ı ve âhireti bilip, inanmaktır..

    Ravi: Hz. ALİ'den r.a. naklen DEYLEMİ.. Menkıbeleri, 4. ve 48. Hadis-i Şerifte..

    ۱۱۳۸ مَنْ أَسْبَغَ الْوُضُوءَ فِي الْبَرْدِ الشَّدِيدِ ، كَانَ لَهُ مِنَ الْأَجْرِ كِفْلانِ .

    ) رواه الطبراني عن على )

    1138) «Bir kimse, şiddetli soğuklarda abdestini güzel alırsa; ecri iki kat olur..>>>

    Bilhassa soğuk zamanlarda, abdesti iyi almaya dikkat etmelidir.. Ku-ru yer kalması mümkündür..

    Ravi: Hz. ALİ'den r.a. naklen TABERANI.. Menkibeleri, 9. ve 48. Hadis-i Şerifte..

    ۱۱۳۹ مَنِ اسْتَجَدٌ قَمِيصاً فَلَبِسَهُ ، فَقَالَ حِينَ بَلَغَ تَرْقُونَهُ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي كَسَانى ما أوارى بِهِ عَوْرَنِي ، وَأَتَجَمَّلُ بِهِ في حَيَاتِي ، ثمَّ عَمَدَ إِلى الثَّوْبِ الَّذِي أَخْلَقَ فَتَصَدَّقَ بِهِ كَانَ فِي ذِمَّةِ اللهِ وَفي جِوَارِ اللهِ وَفي كَنَفَ اللهِ ، حَيَّا وَمَيِّنَا .

    ( رواه أحمد )

    1139) «Her kim bir yeni gömlek giyer ve boynuna geçirdiği zaman: Edep yerimi kapatacağım ve vücuduma güzelleştireceğim bir elbiseyi bana giydiren Allah'a hamd olsun. Diye dua eder: Sonra üzerinden çıkardığı elbiseyi fakirlere ve-rirse; Allah'ın muhafazasına girmiş olur.. Hem sağlığında, hem de ölümünde..>>

    Daha önce de geçtiği gibi eskiyip çıkarılan elbise, muhtaçlara veri-lirse, daha iyi olur.. Haliyle giyilecek durumu varsa..

    Ravi: İMAM-I AHMED.. (r.a) Menkıbesi 1. Hadis-i Şerifte..

    YanıtlaSil
  127. VE VAAZ ÖRNEKLERI

    505

    ١١٤٠ مَنِ اسْتَطَاعَ مِنْكُمْ أَنْ يَسْتُرَ أَخَاهُ الْمُؤْمِنَ بِطَرَف تَوْبِهِ فَلَيَفْعَلْ .

    ( رواه الديلمي عن جابر )

    1140) «Sizden biri, bir mümin kardeşini elbisesinin bir yanı ile ört-meye gücü yeterse.. Yapsın..>>

    Bu Hadis-i şerifte daha ziyade müminlerin aybını örtmeye işaret edilmektedir..

    Ravi: CABIR'den r.a. naklen DEYLEMI Menkıbeleri, 4. ve 12. На-dis-i şerifte..

    ١١٤١ مَنِ اسْتَطَاعَ مِنْكُمْ أَنْ يَبِقَى دِينَهُ وَعَرْضَهُ بِمَالِهِ فَلْيَفْعَلْ .

    ( رواه الحاكم)

    1141) «Herhangi biriniz dinini ve namusunu malı ile koruyabilecek durumda ise; yapsım..>>

    *

    ** Din, şeref, namus meselesinde mal ve para akla gelmemelidir.

    Ravi: HAKİM.. Menkıbesi, 22. Hadis-i Şerifte..

    ( رواه مسلم )

    ١١٤٢ مَنِ اسْتَطَاعَ مِنْكُمْ أَنْ يَنْفَعَ أَخَاهُ فَلْيَنْفَعَهُ .

    1142) «Herhangi biriniz, kardeşine faydalı olacak durumda ise; ol-sun..>>

    İmkânı olduğu halde darda kalan kardeşine yardım etmeyen kardeş sayılmaz..

    Ravi: MÜSLİM Menkıbesi, 5. Hadis-i Şerifte..

    ١١٤٣ مَنِ اسْتَغْفَرَ الله فى كلَّ يَوْمٍ سَبْعِينَ مَرَّةً لَمْ يُكْتَبْ مِنَ الْكَاذِبِينَ ، وَمَنِ

    اسْتَغْفَرَ الله في كلُّ لَيْلَةٍ سَبْعِينَ مَرَّةً ، لَمْ يُكْتَبْ مِنَ الْغَافِلِينَ .

    ) رواه ابن السني عن السيدة عائشة )

    1143) «Bir kimse bir günde yetmiş defa Allah'tan bağış talebinde bulunursa; yalancılardan yazılmaz..

    Bir kimse, bir gecede yetmiş defa Allah'tan bağış talebinde bu-

    lunursa; o da, gafillerden yazılmaz..>>>

    YanıtlaSil
  128. 52

    OSMANLI HUKUK TARİHİNDE MECELLE

    6. Bab, kiralanan şeyin çeşit ve hükümlerinden bahseder ve dört bölümden teşekkül etmiştir. 1. Bölüm (522.533. m.) Gayr-1 menkulün kiralanmasına aid meseleleri izah eder. 2. Bölüm (534,-537. m.) Urûz'un" kiralanmasından bahseder. 3. Bölüm (538.-561. m.) Hayvanların kiralanması hakkındadır. 4. Bölüm (562. - 581. m.) İnsanların ücretle çalıştırılmalarına dairdir.

    7. Bab, akidden sonra kiraya verenin ve kiracının vazife ve se-lahiyetlerinden bahsedip, üç bölümü ihtiva eder. 1. Bölüm (582. -585. m.) Kiraya verilen şeyin teslimin izah eder. 2. Bölüm (586. -590. m.) Akidden sonra kiraya verenle kiracının kiralanan şey hak-kındaki tasarruflarına dairdir. 3. Bölüm (591.515. m.) Kiraya ve-rilen şeyin teslim ve tesellümü hakkındadır.

    8. Bab, tazminat hakkında olup, üç bölümden müteşekkildir. 1. Bölüm (596.-599. m.) Menfaatin tazmini hakkındadır. 2. Bölüm (600.-606. m.) Kiracının tazmininden bahseder. 3. Bölüm (607. -611. m.) Ücretle kiralanan bir kimsenin tazmini hakkındadır.

    21. Elbise, çadır, kumaş v.s. gibi şeyler.

    YanıtlaSil
  129. 3. KİTAB (K. EL-KEFALE)

    10 Muharrem 1287 (12 Nisan 1870) ve 31 Mart 1286 tarihlerini taşıyan mazbata ile Mecelle'nin 3. kitabı da Meclis-i Vükela'ya tak-dim olundu. Mazbatadan mühim gördüğüm bir kaç cümleyi alıyo-rum: «Imam Ebû Yusuf'a göre kefalet yalnız icab ile tamam olur. Imameny'e göre ise talibin veya vekilinin veyahut fuzûlî birinin ka-bülü lazımdır. Ebu Yusuf'un görüşü zamanımızdaki muamelelere ve insanların ihtiyaçlarını halle daha uygun düştüğü için tercih edil-

    miş ve 631. madde O'nun görüşü üzere yazılmıştır. Mazbatanın altında şu imzalar yer almaktadır:

    Divan-ı Ahkâm-ı Adliyye Nazırı Ahmed Cevdet

    Divan-ı Ahkam-ı Adliyye Azasından

    Esseyyid Ahmed Hilmi

    Şûray-1 Devlet Azasından Seyfeddin

    Şûray-1 Devlet Azasından Muhammed Emin

    Divan-ı Ahkâm-ı Adliyye Azasından

    Cemiyet Azasından Ibni Abidinzâde Alâeddin

    Esseyyid Ahmed Hulûsi

    Sadåret makamının 17 Muharrem 1287 tarihli Kitab'ul-Kefale hakkındaki arz tezkeresinde Cemiyet mazbatasından aldığım bir kaç cümleden başka mühim bir şey yer almamaktadır".

    Arz tezkeresinden sonra Kitab'ul-Kefâle'nin meriyete girmesi için daha önceki kitaplarda gördüğümüz şekilde Padişahın iradesine iktiran etmesi icab etmekte idi ki, bu da 18 Muharrem 1287 (20 Ni-san 1870) tarihini taşıyan irâde-i seniyye ile tamamlanmış oldu.

    İRADE-1 SENİYYE

    Esâbi-i zib-i ta'zîm olan iş bu tezkere-i sâmiye-i sadaretpena-hiyle Mecelle-i mezkûre ve mazbata manzûr-u şevket-mevfûr-u haz-ret-i hilâfetpenâhî buyurulmuş ve Mecelle-i mezkûrenin iktizâ-i âlîsi icra buyurulduğundan tab' ve temsil ettirilerek birer hüshasının bil-cümle Mehâkim-i Şeriyye ve Nizamiyye'ye îtâsı ve neşr ü îlânı şe-refsünûh ve südûr buyurulan emr ü fermân-ı maali ünvân-ı Cenab-ı

    22. Arşiv, Mec. Dos.; A. Cevdet Ps., s. 77.

    YanıtlaSil
  130. 46

    KABİR AZABI

    Sonra Resulullah (sav)'in şu ayeti okudu:

    وَمَنْ يُشْرِكْ بِاللَّهِ فَكَأَنَّمَا خَرَّ مِنَ السَّمَاءِ فَتَخْطَفُهُ الطَّيْرُ أَوْ

    تهوي بِهِ الرِّيحُ فِي مَكَانٍ سَحِيقٍ

    "Kim Allah'a ortak koşarsa sanki o, gökten düşüp parçalanmış da kendisini kuşlar kapmış yahut rüzgâr onu uzak bir yere sürük lemiş (bir nesne) gibidir.""

    Bundan sonra ruh dünyaya geri çevrilip cesede girer. Ruh cesede girdiğinde iki melek gelip yanına oturur ve şu soruları sorarlar.

    Rabbin kim?

    Ha! Ha! Bilmiyorum.

    Dinin ne?

    Ha! Bilmiyorum.

    -Size gönderilen şu adam hakkında ne dersin?

    Ha! Bilmiyorum.

    Bunun üzerine gökyüzünden şöyle bir nida gelir:

    Kulum yalan söyledi. Ona ateşten bir yatak yapın ve kabrinden cehenneme bir kapı açın. Böylece cehennemin sıcaklığı ve pis havası onun kabrine dolar. Sonra kabri öylesine daralır ki kaburga kemikleri birbirine girer.

    Daha sonra yanına çirkin suratlı, kötü elbiseli, pis kokulu biri gelir ve ona şöyle der:

    Sana hoşuna gitmeyecek kötü bir haber getirdim, işte sana Allah'n vaat ettiği gün bu gündür.

    Kabirdeki ona "sen de kimsin?" diye sorar.

    verir. O kişi "ben senin dünyada iken yaptığın kötü amellerinim" cevabını

    Bunun üzerine şöyle dua eder:

    "Ya Rabbi! Kıyameti koparma! Kıyameti koparma!"2

    Ebu Hüreyre'nin rivayetine göre Resûlüllah (sav) şöyle buyuruyor:

    Hace 31

    Ebů Davud, 4753

    YanıtlaSil
  131. TENBİHÜ'L GAFİLİN

    47

    "Mümin bir kimseye ölüm geldiğinde melekler misk ve reyhan kokulu bir ipek parçası ile ona gelip, tereyağından kıl çeker gibi ruhunu alırlar."

    Sonra ona şöyle denir:

    Ey nefsi mutmainne! Rabbin senden sen de ondan razı olarak Al-lah'ın mağfiretine nail olmak için çık. Bunun üzerine bedenden ayrılan ruh, misk ve reyhan kokulu ipeğe sarılarak yüce mertebelere çıkarılır.

    Kafir bir kimseye ölüm gelip çattığında ise melekler, içi kor dolu bir torba ile gelip onun ruhunu şiddetlice alırlar. Sonra ona şöyle denir:

    Ey habis ruh! Allah'ın gazabına uğramış olarak çık da O'nun senin için hazırlamış olduğu aşağılama ve azabı gör. Ruh bedenden ayrıldığında suyun kaynaması gibi fokurdayan ateş dolu torbanın içine konulup ce-henneme atılır.

    Abdullah b. Ömer'den rivayet edilir:

    "Bir mü'min kabre konulduğunda kabri yedi arşın genişler. Üzerine reyhan kokuları saçılır ve ipeklere sarılır. Eğer Kur'an'dan nasibini almışsa kabrini aydınlatması için Kur'an ona yeter. Kur'an bilmiyorsa güneşe benzer bir ışıkla kabri aydınlatılır.

    Kabrinde tıpkı bir gelin gibi uyur. Kendisini sadece en çok sevdiği kişi uyandırır o da uykuya doymamış gibi uyanır.

    Kâfir bir kimse öldüğünde ise kabri öylesine daraltılır ki kaburga kemikleri birbirine girer. Üzerine deveboynu gibi kalın yılanlar salınır, bu yılanlar onun etlerini hiç kalmayıncaya dek yerler.

    Ardından ona ellerinde demir kamçılar bulunan sağır, dilsiz ve kör olan azap melekleri gönderilir. Bu melekler kör ve sağır oldukları için her-hangi bir şeyi duyup işitemediklerinden dolayı hiç acımaksızın ona elle-rindeki kamçılarla vururlar. Böylece sabah akşam kendisine ateşle azap edilir."

    Fakih diyor ki:

    Kabir azabından kurtulmak isteyen kimsenin dört şeye sarılması ve dört şeyden sakınması gerekir.

    Devam etmesi gereken dört şey şunlardır:

    1. Beş vakit namaz.

    Ebû Nuaym, Hilye, 3/104

    Heysemi, Mecma', 2/328

    YanıtlaSil
  132. bil-huruf

    bil-huruf بالحروف : harflerle, kelimelerle, söz-

    lerle

    bilitlak بالإطلاق: mutlak şekilde, kayıtsız ve şartsız olarak, sınırsız olarak; tam olarak

    bil-icma بالإجماع : icma ile, birlikte

    bil-ihtiyar بالإختيار : isteyerek, irade ile

    94

    bina-yı İslamiyet

    bilmuhal بالمحال : muhal (imkansız) olarak

    bilmukabele بالمقابلة : karşılıklı olarak

    bil-mutabakat بالمطابقت : uygun olarak, uy gunlukla; uygun şekilde.

    bilmüşahade بالمشاهده : görerek, gözlendiği se kilde, görüldüğü gibi

    bilumum بالعموم : bütün, tamamı, hep

    bil-iltizam 1 : بالإلتزام gereklilik yoluyla, gerek-me sebebiyle 2 gerekli görerek, gerekliliğine inanarak 3.bile bile, kasten, taraf tutarak

    bilvasıta بالواسطه : dolaylı olarak, araya vasıta

    bil-iman بالإيمان : imanla, inanarak

    bil-imtisal بالإمتثال : uyarak

    bil-intikal 1 : بالإنتقال.intikal ile, geçerek 2.an-layarak, kavrayarak 3.bulaşmakla, geçmekle

    bil-irade بالإرادة : iradeyle, istemekle, isteyerek

    bilisani anasır بلسان عناصر : unsurlarin (ana maddelerin månevi) diliyle

    bilisan- Arz بلسان ارض liyle : Dünya'nın (månå) di-

    bilisan- cev (v( بلسان جز : hava tabakasının (at mosferin månå) diliyle

    bilisan-ı semavat بلسان سمارات : göklerin (månå) diliyle

    konarak, vasıtalı şekilde, dolayısiyle

    bilvesile بالوسيله : bu fırsatla, bu fırsattan ya rarlanarak, fırsat bulmuşken

    bil-vücub بالوجوب : zorunlulukla, zorunlu şe

    kilde, başka bir yolu ve başka bir şıkkı olma makla

    bilyakin باليقين : doğrulukla şüphe götürmez

    tarzda

    bilyakin-il-kata باليقين القطعه : kesin doğrulukla, şüphe götürmez ölçüde kesin şekilde

    bimana معنا : manaca

    bimarhane بیمارخانه : akıl hastanesi

    bi-misal بی مثال : örneği olmayan, eşsiz, emsal-

    sız, benzersiz.

    bi-muradihi بمراده : ounla muradi, kastı, anlat-mak istediği şey (Allahu a'lemu bi-muradihi: onunla kastettiği şeyi Allah (c.c.) daha iyi bilir)

    bil-istidad بالإستعداد : istidadla, kabiliyet (yete nek) sahibi olarak

    bil-istihkak بالإستحقاق : hak etmiş olarak

    bil-istinsah بالإستنساخ : nushasını çoğaltarak

    kopyasını çıkararak

    bil-istiyak بالإشتياق : istek duyarak, arzulayarak

    bil-itiraf بالإعتراف : itiraf ederek

    bil-ittifak بالإتفاق : ittifakla, birlikte

    bilkabul القبول : kabul ederek

    bilkasd بالقصد : hedef edinerek, bilip isteyerek

    bil-kuvve 1 : بالقوة.imkan olarak 2. niyet ve dü-şünce halinde 3. kabiliyet halinde 4. eser şeklinde ortaya çıkmamış olarak

    bil-külliye بالكليه : bütünüyle

    billur بللور : kristal, ışıltılı cam

    billur gibi بلور گبی : işıltılı, çok parlak

    billur بلوری : billur gibi, pırıl, pırıl

    bilmana بالمعنا : mână olarak, mânāca, mâna

    sıyla

    bilma'ruf بالمعروف : ma'rufla, iyilikle, iyilik maksadıyla

    bilmecburiye بالمجبور به : mecburi olarak, zo-runlu olarak, mecburiyetle

    bimüdani بی مدانی : eşsiz dengi bulunmayan

    bina بينا : )Far) gözleri gören, gözü sağlam

    binayamimari eser 2.yapma, kurma 3.dayama 4.ev 5.(Ar.) (dlb.) fiilerin yapısı ve

    çekimi

    bina-i meçhul sırası بناء مجهول : dlb.) öznesi (işi

    yapanı) belli edilmemiş fiil çekimi şekli, edil-gen fiil şekli (örnek: çiçekler sulandı, ağaçlar

    budandı vb. Bu ifadelerde işi yapan belli değil)

    bina-i ömür بناء عمر : ömür binası, (mec.) ömür süresi

    bina-i Sübhani بناء سبحانی : Subhan (her türlu kusur ve noksanlıktan uzak) olan Allah'ın (c.c.) eseri olan yapı, bina

    bina-i vücud بناء وجود :vcud denilen bina, be-

    den

    bina-yı âlem بناء عالم : alem denilen yapı, kai-nat binası, kainat sarayı

    bina-yı evham بناء أوهام : evham binası, (mec.( akılda yapılanmış ve yerleşmiş boş kuruntu-lar

    bina-yı İslamiyet بناء إسلاميت : Islamiyet binası,

    YanıtlaSil
  133. binden

    Islamiyetin kurulmuş ve yerleşmiş yapısı

    binden iw(...) ye dayanarak, (...) den dolayı

    binden ala haza بناء على هذا : buna dayanarak, bu sebeple, buna göre

    binden aleyh بناء عليه : bu sebeple, bundan do-layı

    meden binaz بی ناز : nazlanmadan, isteksizlik göster

    binaz ve pür-niyaz بی نازو پر نیاز : nazlanmadan dan (binaz) ve çok dileklerde bulunup yalvarıp ya kararak (pür-niyaz).

    binazir بی نظیر : benzersiz, eşsiz

    binefsiha (binefsihi( بنفسها : bizzat kendisi 2 kendisi ile

    binihaye بی نهایه : nihayetsiz, sonsuz

    binisyan بی نسیان : unutmadan

    binnetice بالنتيجة : netice (sonuç) olarak

    binnisbe بالنسبة : nisbeten, az çok, oldukça

    binniyet (binniyye( بالنيت : niyetle, niyet ede rek

    95

    bitenahl

    (Allah c.c. tarafından) gönderilmeleri

    bi'set-i Nebevi بعثت نبوی : Hz. Peygamber'e (as.m.) peygamberlik görevinin verilişi

    bl'set-i nübüvvet بعثت نبوت : Hz.Muhammed'in (a.s.m.) (Allah c.c. tarafından) peygamber olarak gönderilmesi

    Bismillah 1 : بسم الله. "Bismillahirrahmanirra him in kısaltılarak söylenişi 2 bu mübare sözün adı (besmele) 3."Allah (c.c.) adına; Al lah (c.c.) için; Allah'ın (c.c.) adıyla başlarım

    mănăsında mübarek söz

    bismillahi'l-fettah بسم الله الفتاح : Fettah olan

    Allah'ın (c.c.) ismiyle (bkz.Fettah)

    bismillahi'r-Rahman بسم الله الرحمن : "Rahman (merhameti her şeyi kuşatmış) olan Allah'ın (c.c.) ismiyle" başlarım mânâsında

    bi nuri'l-iman vel-Kur'an بدور الإيمان والقرآن iman ve Kur'an nuru (ışığı) ile

    bint بنت : kız evlat, kız çocuğu

    bismillahi'r-Rahmani'r-Rahim بسم الله الرحمن

    الرحيم : "Rahman (merhameti herşeyi kuşa tan) ve Rahim (sevdiği kullarına karşı çok merhametli) olan Allah'ın (c.c.) ismiyle" mânâsındaki Kur'an'ın bir ayeti. (Bu âyet, Kur'an'ın yüz on üç süresinin başında yer alır. Dokuzuncu sürenin başında bulunmaz. Fakat Neml Süresi'nin içinde, bir åyetin bir cümlesi olarak yer alır. Böylece Kur'an sürelerinin sayısı olan yüz on dörde ulaşır. Bazı müfessirleri, "besmele" dediğimiz bu âyetin, sûre başlığı olarak sürelerle birlikte vahiy yolu ile geldiğini ve Kur'an åyetleri-nin sayısına bunların da katıldığını söyler. Bir kısmı ise, bunların süreleri birbirinden ayırmak için konduğunu belirtir. Üstad Be-diuzzaman Said Nursi (r.a.), Sözler adlı ki-tabının başında, bu gibi ayrıntılı konulara gitmeden, besmelenin çok güzel bir tefsirini yapar.(

    bintü'l-fikr بنت الفكر : düşünce evladı (mec.) düşünce ürünü

    bipayan بیپایان : sonsuz, sınırsız

    bir بدر : kuyu

    biri Kuba بدر قبا : Kuba kuyusu

    bir-i zemzem بدر زمزم : zemzem kuyusu

    birader برادر : kardeş

    birader-i kalb-i hüşyar برادر قلب هشیار : uyanık kalpli kardeş

    birader-i misali برادر مثالی : misal olarak haya

    limde canlanan kardeş

    birader-i pür emel برادر پر آمل : geleceğe ait cok istekleri olan kardeş

    birader-i vicdan برادر وجدان vicdan kardeşi; vicdanlı ve iyi niyetli olan kardeş

    biraderzade برادرزاده : erkek kardeşin oğlu, ye-

    gen

    bissüyüf بالسيوفه : kılıçla, kuvvetle

    Bistami بسطامی : bkz. Bayezid-i Bistami(

    bisud بی سود : faydasız, boş, işe yaramaz

    bitab بی تاب : güçsüz; yorgun

    bitamam بی تمام : tamamlanmamış, tamam olmamış

    bitamamiha (bitamamihi( بتمامها : tamamiyle, bütünüyle (bkz.bi't-tamam(

    birahat بی راحت : rahatsız, rahattan yoksun

    bi'set بعثت : peygamber olarak gönderilme; peygamberliğin başlangıç zamanı

    bi'set-i Ahmediye بعثت احمديه : Hz.Muham med'in (a.s.m.) (Allah c.c. tarafından) pey-gamber olarak gönderilmesi

    blset-lenbiya بعثت انبيا : peygamberlerin

    bitaraf بی طرف : tarafsız

    bitarafane بی طرفانه tarafsız şekilde, tarafsız

    kalarak

    bitaraflık بی طرفلك : tarafsızlık

    bitenahi بی تناهی : nihayetsiz, sınırsız sonsuz

    YanıtlaSil
  134. İSLAM TARİHİ MEDİNE DEVRÍ XI

    76

    Sa'd b. Ubade, oğluna veya amcasının oğullarından bazılarına «Ben, hastalığımdan ötürü cemaatın hepsine, söyleyeceklerimi remeyeceğim.

    Fakat, benim sözümü işiten, onu, işitmeyenlere ulaştırsın dedi Sa'd b. Ubåde, konuştukça, konuşmasını, birisi ezberleyip sesini yükselterek onları, Sa'd b. Ubade'nin adamlarına duyuracaktı.

    Sa'd b. Ubåde, Allaha hamd-ü senâda bulunduktan sonra söyle konuşmağa başladı:

    «Ey Ensar cemaatı! Arap kabilelerinden, dinde sizin gibi kıdeme ve İslamda üstünlüğe sahip bir kabile yoktur.

    Muhammed Aleyhisselâm, kavmının içinde on küsur yıl kalıp on-ları, Rahman'a ibâdete, putlardan ayrılmağa dâver etti.

    Kendisine, kavmından pek az kimselerden başkası İman etmedi İman edenler ise, ne Resûlullâh Aleyhisselâmı, ne, Onun dininin şerefini, ne de, kendilerini zulum ve işkencelerden koruya bildiler. Allah, sizi, üstün kılmayı dileyince, size ikramda bulunup nime

    tini tahsis, Kendisine ve Resûlüne inanmayı, Resûlullah ile Eshabını

    korumayı, Resûlullâhı ve dinini güclendirmeyi, düşmanlarlyle savaş mayı size nasib etti.

    İnsanlar içinde, Onun düşmanlarına karşı, sizden daha şiddetlisi. düşmanları üzerinde sizden daha ağır basanı yoktu.

    Araplar, ister istemez yüce Allâhın emrile düzeldiler, yola geldi-ler. En uzaktakiler bile İslâmiyetin hükmüne boyun eğdiler.

    Nihayet, Yüce Allâh, Resûlünü, yer yüzüne, sizin lle hákim kıldı. Arapları, Resûlüne, sizin kılıçlarınızla yaklaştırdı.

    Allâh, Resûlünü, sizden hoşnud ve gözünün içi güler bir halde ve-fat ettirdi.

    Öyle ise, bu işe, herkesten önce, siz el atmalı, siz başlamalısınızı Çünki, bu iş, herkesten önce, size aiddir.»

    Beni Sâide örtmesinde toplananların hepsi, Sa'd b. Ubåde'nin teklifini kabul ettiler, görüşünü muvafık ve sözlerini yerinde buldu-lar.

    Ona «Biz, seni, bu işe Vekil yapmak hususundaki görüşümüzden vaz geçmeyeceğiz.

    Çünki, Sen, bizim içimizde Mü'minlerin râzı olmalarına en elve-

    rişli bir zatsın.» (519) dedikten sonra aralarında ileri geri konuştular. «Eğer, Kureyş Muhacirleri, kabul etmeğe yanaşmazlar (Biz, Mu-hacirleriz.

    (519) İbn-i Kuteybe El'imâme vessiyåse c. 1, s. 12-13, Taberi - Tarih c. 3, s. 207-208, Ibn-i Esir Kâmil c. 2, s. 328

    YanıtlaSil
  135. PEYGAMBERİMİZİN VEFATI

    Resûlullahın, ilk Sahabileriyiz.

    Onun kabilesiyiz ve dostlarıyız,

    Onun vefatından sonra, bu işde, bizimle ne için tartışıyorsunuz?) derlerse, ne diyelim?» dediler.

    İçlerinden bir takımları «Biz de, öyle ise (Bir Emir bizden, bir Emir de, sizden olsun!) deriz ve bu işden başkasına hiç bir zaman râm olmayız. dediler.

    Sa'd b. Ubåde, bunu, işitince İşte, bu, gevşekliğin başlangıcı-dır!» dedi. (Taberi Tarih c. 3, s. 208, İbn-i Esir Kâmil c. 2, s. 328)

    Beni Säide Örtmesi Toplantısının Muhacirlere Duyurulması ve Bey'at İşinin Önlenmesi:

    Bir Müslüman gelip kapıyı çaktı ve Ömer b. Hattab!» diye ses-lendi.

    Hz. Ömer «Biz, meşgulüz! Ne istiyorsun?» dedi.

    Kapıyı çakan Müslüman «Senin muhakkak kalkıp yanıma gel-men gerektir. İnşaallah, yine geri döneceksin.» deyince, Hz. Ömer, kalkıp dışarı çıktı.

    (Mûsâ b. Ukbe'den naklen Muhibbüttaberi-Riyadunnadra c. I, s.

    213)

    Gelen adam, Hz. Ömer'e «Şu Ensar kabilesinden Sa'd b. Ubåde ile birlikte bulunanlar, Beni Saidelerin Örtmesinde toplandılar.

    Eğer, halkın işiyle sizler ilgilenecek iseniz, onlar, işlerini büyüt-meden, Resûlullah Aleyhisselâmın evindeki Techiz, Tekfin işinden boşalmayı beklemeden önce, onların yanına yetişiniz!» dedi. (520)

    Hz. Ömer, hemen Peygamberimizin evine geldi. Hz. Ebû Bekir'e haber gönderdi.

    Hz. Ebû Bekir, o sırada, evde bulunuyor ve Hz. Ali de, Peygambe-rimizin techiz işlerile uğraşıyordu. (521)

    Hz. Ömer, Hz. Ebû Bekir'e «Yanıma çık!» diye içeriye haber saldı.

    Hz. Ebû Bekir Ben, şimdi meşgulüm!» diye cevap verdi.

    Hz. Ömer «Ortaya mühim bir iş çıktı. Kendisinin muhakkak bu-lunması lâzım!» diye tekrar içeriye haber saldı.

    Bunun üzerine, Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer'in yanına çıktı. (522)

    Hz. Ömer «Haberin olsun ki: Ensar, bu işi, Sa'd b. Ubåde'ye tev-di' etmek üzre toplanmışlar.

    (520) İbn-i İshak, İbn-i Hişam Sire c. 4, a. 307, Muhibüttaber! - Riyâdunnadra

    c. 1, s. 212-213

    (521) Taberi Tarih c. 3, s. 208

    (522) Taberi Tarih c. 3, s. 208, İbn-i Esîr Kamil c. 2, s. 328-329

    77

    YanıtlaSil
  136. سوره فاتحه (۷)

    اشارات الاعجار

    اوت و بیچاره، خوف و هيتونه، عجز ور عشقونه، دهشت و كوتل طا لفنون، يتجمله که مأيوسيتون مرکب به وضعیت ایچنده اولوب قدرته باقار، قدرتي عاجز و ناقص حاجتلرینه با قار دفع البديله جک به دور و مده دیگلور چاغیر وب یاردیم ایسته سه، یار دیمنه حلمه يوم. هر شیئی دوشمانه هر شیئی غریب کورور دنیا یه کد یگنه بين دفعه ندامت ایدر

    لعنت اوقور

    فقط او شخصه، صراط مستقیم کیر قطه قلبی و روحی نور ایم ائله اشيق لا يرس، او ظالمتالى اولکی وضعیتی نورانی بر حالته انقلاب ایدر شویله که او شخص ، هجوم ایدن بلالری، مصیبتهاری کوردیگی زمان جناب حقه استناد ایدر مستريح اولور ببینه او شخص، ابده قدر اوز انوب کنید نه اما امینی استعداد لرینی دو شوندیگی ،زمانه سعادت ابدیه بی تصور ايدر. او سعادت البديه فك ماء الحي الندن بر بودوم ایچی قلبندہ کی املارینی تسکینہ اور بینہ او شخص، باشنى قالدير حب سمايه و اطرافه باقار، هر شیله انسیت پیدا ایدر بینہ او شخص، سمادہ کی اجرامہ باقار حرکت کرندن دهشت و گل انسیت واقعیت پیدا ایدر و اونارك او حركتاريني عبرت و حيرتله تفكر ايدر بعينه او شخص اجرام علویه ایله اویله بر کسب معارفه ایدر که، هانکی بر چرمه با قارسه با قسیم، او چه ماردن أي ار قداسه بزدن تو قسمه این حرکت ابر نمودن قورقما هيز بر خالقك وأمور لري يرتا دبير

    مأنوس و امنيت ويريجي مهري قلباً ایشتیمگه باشلار.

    [ خلاصه ] او شخص اولکی وضعیتنده، وجداننده کی او دهشتهای و وحشتهای و قورقونج آلام شديده دن قور توسعه ايجون تسللر ایله حسنی ابطال و سرخوش لقاء او حاللری او نو تحفه چالیشیر کن. اینجی حالتنده ایسه، روهنده يوكن لذتاري و سعاد تكرى حسن ایدر. قلبني ايقاظ، وجداني تحريك ايدوب روحى احساس ايتد كجه، او سعاد تار زیاده بشید. و اوط معنوی

    جنترك قاپولری اجبار

    اللهُمَّ بِحُرْمَةِ هَذِهِ السُّورَةِ اجْعَلْنَا مِرْ وَاجْعَلْنَا مِنْ أَصْحَابِ الصِّرَاطِ الْمُسْتَقِيمِ

    أمين

    YanıtlaSil
  137. الآم شَدِيده

    Alam - sedide: Şiddetli acılar

    چرم

    Cirim: Cisim

    دفع

    Def: Savma, uzaklaştırma

    أجراء

    Ecram: Cisimler

    آمل

    Emel: Arzu

    غريب

    Garib: Yabancı tuhaf

    حالت

    Halet: Hususi hal

    خالق

    Halık: Yaratıcı

    هَيْبَتْ

    Heybet: Büyüklüğün verdiği hürmet ve korku hissi

    خلاصه

    Hulsaz, özet

    احساس

    İhsas: Hissettirme

    انقلاب

    İnkılab: Dönüşme

    استعداد

    İstidad: Bir işi yapabilir

    özelliği taşıma

    استنان

    İstinad: Dayanma

    كَسْبٍ مُعَارَفَه

    Kesb-i muârefe: Tanışma

    مكة الحيات

    Maul-hayat: Hayat suyu

    مَأْنُوسٌ

    Menûs: Alışılmış

    مأيوسين

    Me'yûsiyet: Ümidsizlik

    مسترخ

    Misterih: Gönlü rahat

    ناقض

    Nakis: Eksik

    ندامت

    Nedmet: Pişmanlık

    رَعْشَتْ

    Ra'set: Titreme, ürkme

    Sema: Gök

    تحريك

    Tahrik: Hareket ettirme

    تصور

    Tasavvur: Zihinde şekillen-dirme

    تسكين

    Teskin: Sakinleştirme

    انسيت

    Ünsiyet: Alışıklık

    ظلمت

    Zulmet: Karanlık

    YanıtlaSil
  138. Evet, o biçâre, havf ve heybetten, acz ve ra'şetten, vahşet ve gönül darlığından, yetimlikle me'yûsiyetten mürekkeb bir vaz'iyet içinde olup, kudretine bakar, kudreti aciz ve nåkıs. Hâcetlerine bakar, def edilecek bir durumda değildir. Çağırıp yardım istese, yardımına gelen yok. Her şeyi düşman, her şeyi garib görür. Dünyaya geldiğine bin defa nedâmet eder, la'net okur.

    Fakat o şahsın, sırât-ı müstakime girmekle kalbi ve ruhu nûr-u îmânla ışıklanırsa, o zulmetli evvelki vaz'iyeti nûrâni bir hålete inkılâb eder. Şöyle ki: O şahıs, hücum eden beläları, musibetleri gördüğü zaman, Cenâb-ı Hakk'a istinad eder. Müsterih olur. Yine o şahıs, ebede kadar uzanıp giden emellerini, isti'dadlarını düşündüğü zaman, saadet-i ebediyeyi tasavvur eder. O saadet-i ebediyenin mâü'l-hayatından bir yudum içer. Kalbindeki emellerini teskîn eder.

    Yine o şahıs, başını kaldırıp semâya ve etrafa bakar, her şeyle ünsiyet peydå eder. Yine o şahıs, semådaki ecrâma bakar. Hareketlerinden dehşet değil, ünsiyet ve emniyet peydå eder. Ve onların o hareketlerini ibret ve hayretle tefekkür eder. Yine o şahıs, ecrâm-1 ulviye ile öyle bir kesb-i muârefe eder ki, hangi bir cirme bakarsa baksın, o cirmlerden "Ey arkadaş! Bizden tevahhuş etme. Hareketlerimizden korkma. Hepimiz bir Hålik'ın me'murlarıyız" diye, me'nûs ve emniyet verici sesleri kalben işitmeye başlar.

    Hulâsa: O şahıs, evvelki vaz'iyetinde, vicdanındaki o dehşetli ve vahşetli ve korkunç âlâm-ı şedîdeden kurtulmak için, teselliler ile hissini ibtål ve sarhoşlukla o hâlleri unutmaya çalışırken; ikinci hâletinde ise, ruhunda yüksek lezzetleri ve saadetleri hisseder. Kalbini îkāz, vicdanını tahrik edip ruhunu ihsås ettikçe, o saadetler ziyâdeleşir. Ve ona ma'nevî cennetlerin kapıları açılır.

    YanıtlaSil
  139. ek insan olma yolunda hayatı an be an yaşarken, peygamberliğin ağır so-O, örne ğunu da taşıyabilmek, yerine getirebilmek için Rabbinin yardımına, des-rumluluğu teğine şiddetle ihtiyaç duyacak, Rabbi tarafından hep gözetilecek, korunacak,

    acak, aip saracak pazarlik yapacaktı. Devlet başkanligi yapacak, ulke id idare edecekti; kötülüklerden kaçındıracak, İyilikleri emredecekti; savaşlara girece cek komutanlık yapacaktı; hâkim olacak adaleti sağlayacaktı.

    TARİHTE BUGÜN

    -1421-5. Osmanlı Padişahı Çelebi Mehmed'in vefatı.

    -1512-II. Beyazidîn vefatı.

    - 1564-İmam-ı Rabbani'nin doğumu.

    1895-Mecelle'yi hazırlayan Ahmet Cevdet Paşa'nın vefatı.

    1948 - Afyon Sorgu Hakimliği otuz kadar Nur Talebesinin Ağır Cezada yargılanmasına karar verdi.

    26 PAZAR SUNDAY

    MAYIS MAY

    C

    BİR AYET

    Onlar, Allah'ın

    birleştirilmesini emrettiği şeyi birleştirirler, Rablerinden korkarlar; kötü hesaptan ürkerler.

    Ra'd Suresi: 21

    BİR HADİS

    Kâfir de olsa mazlumun duasından sakının. Çünkü onunla Allah arasında perde yoktur.

    Müsned, 1: 233

    Ey insan! Sen kudreti nihayetsiz bir Kadir, rahmeti hadsiz bir Rahim-i Zülcelâlin memlüküsün. Öyle ise sen, kendi hayatını kendine yükleyip zahmet çekme; çünkü hayatı veren Odur, idare eden de Odur. Sözler

    HİCRĪ: 18 ZİLKA'DE 1445 - RUMI: 13 MAYIS 1440

    Dale Ikindi Aksam Yatsı

    HIZIR: 21-GÜN: 147 KALAN: 219-GÜN. UZ.: 1 DK

    İmsak Güneş Öğle

    İkindi Akşam Yatsı

    YanıtlaSil
  140. Bediüzzaman Said Nursî

    Unahlarla dolu eğlencelerden koruyacaktı. gerçeğini ilan değil miydi? Çünkü onun ilk görevi, Öyleyse Cenab-ı Onun yaratılışı tevhid - Hak elbette onu şirk ve unsurlarına bulaşmaktan koruyacaktı. sonsuz rahmetin, nihayetsiz merhamet tecellilerine karşı sınırsız bir istidata sahipti. oti. Zaten o yüzden bir sıfatı da "rahmeten lilâlemin" değil miydi?

    TARİHTE BUGUN

    -1935-Hafta tatili Cuma'dan Pazar'a alındı.

    - 1942-Elmalılı Hamdi Yazır'ın vefatı.

    1960-27 Mayıs İhtilāli (Askeri darbe).

    27 PAZARTESİ MONDAY

    MAYIS MAY

    BİR AYET

    Ey Adem oğulları! Size

    "Şeytana tapmayın, çünkü o sizin apaçık bir düşmanınızdır." diye emretmedim mi?

    Yasin Suresi: 60

    BİR HADİS

    Sıratta en sağlam yürüyeniniz, Ehl-i Beytimi ve Ashabımı en çok sevenlerdir.

    İbni Adiyy

    Hayatın lezzetini, zevkini isterseniz hayatınızı imanla hayatlandırınız ve ferȧizle ziynetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz.

    Sözler

    HİCRİ: 19 ZİLKA'DE 1445-RUMI: 14 MAYIS 1440

    HIZIR: 22-GÜN: 148 KALAN: 218-GÜN. UZ.: 2 DK

    YanıtlaSil
  141. Ekrem Aleyhissalatis verdi. O degnek onun elinde b bir kılıç oldu, onunla harb olan kılıç bakı kaldı. Meşhur Ibnü han sonra, Abdullah'ın o kılıcı Seyyidi'n-Nas, siyerinde Buğa-yı Türki namında bir selam ona bir degnek etti. O eser i mucize ola haber veriyor ki: Bir zaman

    TARINTE BUGÜN

    1176-Selahaddin

    Eyyubi'ye Halep'te suikast girişimi.

    -1766-Büyük İstanbul Depremi olarak adlandırılan deprem meydana geldi.

    4000'den fazla kişi öldü.

    1912-Şair Eşref in vefatı.

    1955-Nene Hatun'un vefatı.

    MAYIS 22 PERŞEMBE

    24 1446 ZİLKA'DE

    RUMI: 9 MAYIS 1441 HIZIR: 17

    BİR AYET

    Zināya yaklaşmayın. Çünkü o, çirkinliği apaçık bir hayasızlıktır ve çok kötü bir yoldur. (Isra: 32)

    BİR HADİS

    Bir kadın güzel koku sürünüp bunu hissetsinler diye bir topluluğa uğrarsa, zina etmiş olur.

    (Ebu Davud)

    Ahirzamanın fitnesinde en dehşetli rolü oynayan tâife-i nisaiye ve onların fitnesi olduğu hadisin rivayetlerinden anlaşılıyor. Gençlik Rehberi

    Imeak Güner Dala Ikindi Akcam Yates

    YanıtlaSil
  142. rurken, orta büyüklükteki bay

    görmek mümkun olma

    OMU

    MAYIS

    1st Iz

    2025

    20

    Hicri: 22 Zilka'de 1446

    Rumi: 7 Mayıs 1441

    SALI

    Hızır: 15

    Genç Osman'ın şehadeti (1622), THY'nin kuruluşu (1933)

    Namaz kılan yaşlıyı severim M

    ama namaz kılan M

    Te

    gence aşığım. Us (Hz. Ömer) Yal

    YanıtlaSil
  143. 96

    bittab'

    bitta yaradılıştan, yaradılıştaki özel likle, tabiatiyle

    bittabi بالطبعي : elbette, tabii, tabiatiyle, nor-mal olarak

    bittakdir بالتقدير : takdir ederek, değerini ve önemini düşünerek

    bit-tamam بالتمام : tamamiyle, bütünüyle (bkz.bitamam)

    bittarik بالطريق : yolla, şekilde

    bittarik-il evlaالطريق الأولى: daha iyi bir tarzda, elbette

    bit-tasavvur بالنصور : tasavvur ederek, düşü nüp akılda tasarlayarak

    bit-tecrübe بالتجربة : tecrube sonucu, tecrübe ye dayanarak, deneme ve tecrübe ile bilindiği

    üzere bi yedi بيدى : elimi, elimden (huz bi yedi خذ بیدی : elimden tut(

    bi yedihi'l-hayr بيده الخير : )Ar) butün iyilikler eliyle (gücuyle) gerçekleşen, bütün iyilikleri elinde bulunduran (Allah c.c.)

    bi yedihi melekütü külli şeyin بيده ملكوت كل شيء : )Ar.) her şeyin idaresi (dizgini) kendi elinde bulunduran (Allah c.c.)

    Bizans بزانسی : Bizans İmparatorluğu'nun kısa ca söylenişi. Roma İmparatoru Constantinus (Konstantin), mi.330 yılında, İstanbul'un o zamanki adı olan Byzantium (Bizantiyum) şehrinin adını değiştirerek, kendi adıyla anıl-ması için bu şehre Konstantinopolis (Kons-tantin'nin şehri) adını verdi. İstanbul'u Roma İmparatorluğu'nun başkenti yaptı. Roma senatosunu da bu bu yeni başkente taşıdı. Roma İmparatorluğu, mi.395 yılında, Doğu Roma İmparatorluğu ve Batı Roma İmpara-torluğu adıyla ikiye ikiye bölundü. Batı Roma İm-paratorluğu mi.476 yılında yıkıldıktan sonra, Doğu Roma İmparatorluğu, Bizans İmpa-ratorluğu adiyle anılmaya başladı. Bizans İmparatorluğu da, 1453 yılında Fatih Sultan Mehmed'in fethiyle son buldu. (bkz.Hirakl)

    bizar بیزار : bıkmış, usanmış, bezgin

    bizatihi 1 : بذاته.doğrudan kendisi 2.doğrudan kendisi olmak üzere

    bizeval بی زوال : zevalsiz, sonu gelmez, ölüm-süz, sonsuz, ebedi

    bizzarure بالضروره : zaruri şekilde, zorunlu ola rak, ister istemez, kesinlikle

    bizzat 1 : بالذات.kendisi, doğrudan kendisi

    B

    2. kendi kendine, doğrudan kendi varlığı ile

    bostan- kemal

    Boğaz بوغاز : Istanbul Boğazı, Karadeniz Marmara denizi arasındaki dar deniz geçi deniz yolu

    bir boğaz gırtlak; boynun ön kısmı (Ingi lizlerin) "boğazımızı pençesiyle sıktığ zaman-1 elimde..." 1918'de Mondros mú tarekesiyle Osmanlı Devleti yenilgiyi kabul ettiği ve diğer düşmanlarla beraber İngiliz donanmasının İstanbul Boğazı'na gelip mirlediği acıklı bir zamanda... Bu ifadede geçen "pençesiyle boğazımızı sıktığı zaman tarihten silmek üzere olduğu zaman, hem de donanma ile İstanbul Boğazı'nı işgal ettiğ zaman kastedilmektedir.)

    bolşevik بولشريك : komünist; kişilere özel mül kiyet, serbest iş ve şahsi kazanç hakkını tanı mayan, maddeci dünya görüşünü (dinsizliği) savunan kimse

    bolşeviklik بولشويكلك : komünizm; kişilere özel mülkiyet, serbest iş ve kazanç hakkını tanımayan, maddeci dünya görüşünü (din-sizliği) savunan hareket

    bolşevizm بولشويزم : bolşeviklik

    borazan 1: بورازان.boru çalıcı duyurucu ve yayıcı, ilâncı

    borç 1 : بورج.ödenmesi gereken şey 2.yukum-lülük, görev

    borc-u fıtrat بورج فطرت : fitrat borcu, yaradılış

    gereği (Allah'a c.c. karşı) olan borç, yükümlü lük, görev

    Bostan بوستان : Hafız-ı Şirazi'nin bir eseri (bkz. Hafız-ı Şirazî)

    bostan بوستان : bahçe

    bostan-ı beka بوستان بقا : ölümsüzlük bahçesi (cennet bahçesi)

    bostan-ı cinan بوستان جنان : cennet bahçeleri. cennetlerdeki bahçeler.

    bostan-ı hilkat بوستان خلقت : yaratılış bahçesi, (mec.) çeşitli varlıkların yaratılarak ortaya çıktığı, yaratılmış varlıklar için bahçe gibi olan kâinat

    bostan-ı kâinat بوستان کائنات : kainat bahçesi, (mec.) çeşitli varlıkların yaratılarak ortaya çıktığı, bahçe gibi olan kâinat

    bostan-ı kemalat بوستان کمالات : kemalåt bah çesi, (mec.) insanın yaradılışında bulunan

    YanıtlaSil
  144. Brahmanizm (Beraha

    bestan hlam

    oğunlaşma, iyi ve üstün vasıflar (nitelikler)

    edinme yetenekleri

    botan- niam بوستان نعم : nimetler ve iyilikler bahçesi, (mec.) çok çeşitli ihtiyaçları karşıla-yan birçok nimetler ve iyiliklerin hazır bu-Akurulduğu yer (dünya)

    Boykot 1 : بيقوت.bir işi veya davranışı yapma-ma kararı 2. bir amaca ulaşmak veya yapılan Maksuslik ve zarara karşı gelmek üzere bir kimse, bir topluluk veya ülke ile olan ilişkileri ranavle veya kısmen kesme

    boykota ریقوتاژboykot uygulaması (bkz.

    ber-kot)

    Muk بولوك yaklaşık yüz kişilik askeri birlik hir bütünden ayrılmış olan parça, kısım

    buzaklık, uzak olma

    Brahmanizm (Berahim براهمانم Hindistan-

    da ortaya çıkan ve 2500 yılık geçmişi olan çok tanh (müşrik) bir dindir. Bu dinin ilk kut-sal kitapları, edebi bir dil olan Sanskritçe şiir şeklinde yazılmış kitaplar olan Brahmana'lar ve Upanışat'lardır. Önceleri ilahiler, dualar, bayŭ formullerı, bazı felsefi düşünce kırıntı-Jan, efsaneler şeklinde, dilden dile gelen söz-ler iken, zamanla yazılı hale getirilmiştir. Bu dinin en büyük ilâhı Brahma'dır. Bu dine bin-lerce sene boyunca çeşitli dinlerin inançları kanışmıştır. Bunlar arasında, totemiz, ani-mizm gibi ilkel toplulukların dinleri ve daha sonra ortaya çıkan insan biçiminde tanrılı dinler (antropomorfik dinler), Eski İran dini olan Zerdüştlük, Eski Mezopotamya dinleri, Turklerin eski dinleri olan Şamanizm, Hıris-tiyanlık, Musevilik vs. dinlerin bazı unsurla-n veya çeşitli kalıntıları bu dinde vardır. İki bin beş yüz yıl boyunca sürekli değişimlere uğrayarak gelmiş olan bu dinin önemli iki özeliği vardır. Birincisi, ruh göçüne inanılma-sıdır. Bu inanca göre, ölen birinin ruhu yeni doğacak bir canlı yavrunun bedenine geçer, yeni bir bedene bürünür (enkarnasyon) ve tekrar bu dünyaya gelir. Bu şekilde doğma, bir süre yaşama, tekrar ölme, tekrar doğma, milyarlarca sene devam edip gider. Tekrar doğarken insan şeklinde doğma olabileceği gibi hayvan şeklinde de olabilir. İnsanın ne şekilde doğacağı, bir önceki hayatına bağ-lıdır. İyi bir hayat yaşayan, kötülüklerden kaçınan bir kimse, insan olarak ve soylu bir ailenin çocuğu olarak doğar. Eğer hayatta kö-tülükler yapmışsa, insan olarak doğsa bile,

    97

    YanıtlaSil
  145. 07

    Brahmanizm (Berahim)

    B3

    fakir ve aşağı bir sınıftan, kör, topal, sakat vs. şeklindede doğar. Hayatta çile çeker. Önceki hayatının cezasını, yeniden doğuşla başlayan hayatında çeker. Çok iyi ve dindar bir hayat yaşamışsa, en yüksek ve en itibarli bir sınıf olan Brahman (din adamları) sınıfından bir ailenin çocuğu olarak doğar. İyi bir din ada-mı (Brahman) olarak yaşayan bir kimse ise, ölünce tanrılaşır ve tanrılar katına yükselir. Eğer bir insan önceki hayatının cezası olarak hayvan olarak doğmuşsa, önceki hayatına bağlı olarak, canavar bir hayvan, kurt, ayı, yılan, fil, akrep, tavşan vs. olarak dünyaya ge-lir. Böylece insanlar, önceki hayatlarında bu dünyada yaptıklarının cezasını yine bu dün-yada çekerler. Yaptıklarının mükafatını da bu dünyada görürler. Ayrıca öldükten sonra on-ların ebedi kalacakları bir cennet veya cehen-nem yoktur. Brahmanizmin halk dini olarak yaşayan şekli olan Hinduizm denen dinde, başka dinlerden alınma cennet ve cehennem inancına da rastlamak mümkündür. Brah-manizm dinindeki ilâhlar da, zaman zaman bu doğum ve ölüm çemberi içinden geçerler. Meselâ, Brahmanizmin bir ilâhı olan Vişnu, dünyayı kötülüklerden kurtarmak üzere bir-kaç defa, çeşitli canlı varlıkların kılıklarına bürünerek dünyaya gelmiş, diğer canlılar gibi yaşamış, balık, kaplumbağa, domuz, arslan, vs.olmuş. Ayrıca insan biçiminde de dünya-ya gelmiş. Bir defasında bir hükümdarın oğlu olan Râma olmuş, bir başka seferde evlenme-miş bir kızdan dünyaya gelerek Krişna olmuş, çoban olarak yaşamış. Brahmanizm'ın ilâhla-rı, bu doğum ve ölüm çemberinden çıkınca, gökteki ilâhlar dünyasındaki yerlerini al-makta imişler. Değişikliğe uğramış bugünkü Hristiyanlıktaki inanç da buna benzemekte-dir. Güya Hz.İsa, gökte (hâşa) "Baba-Tanrı"-nın yanında iken "Baba-Tanrı" O'nu insanları kurtarmak üzere, "Kurtarıcı" (Mesih) olarak dünyaya göndermiş. O da, evlenmemiş bir kız (bakire) olan Hz.Meryem'ın karnında ete kemiğe bürünerek (enkarnasyon yolu ile) dünyaya gelmiş. Söyleyeceklerini söyledikten sonra çarmıha gerilmiş, acılar çekerek ölmüş ve tekrar gökteki yerine dönmüş. Gelecekte yine gelmeyi vaadetmiş. (bkz.teslis). Buna göre dünyayı kötülükten kutarmak, insanla-ra kurtuluş yolunu göstermek için Allah (c.c.) tarafından insanlar arasından bir kimsenin peygamber olarak seçilip gönderilmesine gerk yoktur. Brahmanizm'de bu işi tanrılar,

    YanıtlaSil
  146. 48

    KABİR AZABI

    2. Sadaka vermek.

    3. Kur'an okumak.

    4. Allah'ı çokça tesbih etmek.

    Sakınması gereken dört şey ise şunlardır:

    1. Yalan söylemek.

    2. İhanet etmek.

    3. Koğuculuk yapmak.

    4. İdrar sızıntısı.

    Nitekim Resulullah (sav)'in şöyle burduğu rivayet edilmiştir:

    "Üzerinize idrar sıçramasından sakının! Çünkü kabir azabının çoğu idrar sızıntısı sebebiyledir."

    Resûlüllah (sav) şöyle buyurmuştur:

    "Allah, şu dört şeyi sizin için hoş karşılamaz:

    1. Namazda iken namazın ruhuna uygun düşmeyen davranışlarınızı.

    2. Kur'an okurken lüzumsuz konuşmanızı.

    3. Oruçlu iken kötü söz söylemenizi.

    4. Kabristanda gülmenizi.

    Muhammed b. Semmak, bir kabristanda durup şöyle dedi:

    "Bu kabirlerin suskunluğuna bakıp da aldanmayın, onların içinde ni-ce feryadü figan edenler yatıyor. Kabirlerin aynı seviyede olması da sizi al-datmasın, orada yatanların halleri birbirinden çok farklıdır.

    O halde akılı kimseye yakışan, kabre girmeden önce ona hazırlık yapmaktır".

    Süfyan-ı Sevri şöyle diyor:

    Kabri çokça hatırlayıp dile getiren kimse onu cennet bahçesi olarak bulur, kabre gireceğini hiç düşünmeyen kimse ise onu cehennem çukuru olarak bulur.

    Hz. Ali'nin bir hutbesinde şöyle dediği anlatılır:

    "Ey Allah'ın kulları ölüm var ölüm! Ondan kaçış yok, Durup beklese-niz de kaçsanız da o size gelip yetişir. Çünkü o sizin alın yazınızdır. Dolayısıyla ona hazırlanmakta acele edin.

    Dárekutni, Sünen, 1/127 İbnü'l-Mübarek, Zühd, 1557

    YanıtlaSil
  147. TENBIHÜ'L GAFİLİN

    49

    Ötenizde hırsla sizi bekleyen kabir bulunmaktadır. Kabir cennet bahçelerinden bir bahçe veya cehennem çukurlarından bir çukurdur.

    Kabir her gün üç defa şöyle seslenir:

    Ben karanlıklar ve vahşi canlılar diyarıyım, ben böceklerin eviyim.

    Dikkat edin! Bu günün ardından gençleri ihtiyarlatan, yaşlıları sar-hos eden, emzikli kadınların bebeklerini terk edeceği ve hamile kadınların çocuklarını düşüreceği korkunç bir gün gelecektir. Sen o gün insanların sarhoş olduklarını zannedersin ama onlar sarhoş değillerdir fakat Allah'ın azabı şiddetlidir.

    Uyanık olun! Anlatılan bu günün sonunda daha zorlu bir gün vardır. O günde cehennem vardır. Onun ateşi çok şiddetli, derinliği sonsuz, süsü demir bukağı, içeceği ise kan ve irindir. O günde Allah kimseye merhamet etmeyecek".

    Bunun üzerine dinleyenler hüngür hüngür ağlamaya başladılar.

    Hz. Ali sözlerine şöyle devam etti:

    "Bu anlatılanlardan daha farklı bir gün vardır ki orada genişliği yerler ve gökler kadar olan cennet vardır. Burası Allah'ın takva sahibi kulları için hazırlanmıştır.

    Allah sizi de bizi de acıklı azaptan korusun. Cümlemize nimetlerinin bolca bulunduğu cennetine girmeyi nasip eylesin."

    Üseyd b. Abdurrahman'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir:

    Bana ulaşan bir habere göre, bir mü'min ölüp kabre götürülmek üze-

    re omuzlara alındığında, "beni kabre koymakta acele edin" dermiş, kabre konulduğunda ise kabir ona şöyle seslenirmiş:

    Üzerimde dolaşırken ben seni seviyordum şimdi sana karşı olan bu sevgim daha da arttı.

    Kâfir ölüp de kabre konulmak üzere omuzlara alındığında ise "beni dünyaya geri gönderin" dermiş, kabre konulduğunda ise kabir onu şu sözlerle karşılarmış:

    Sen dünyada iken ben sana kızıyordum. Şimdi bu kızgınlığım da-

    ha da arttı.

    Rivayete göre bir keresinde Hz. Osman (ra) bir kabrin başında durup ağlamıştı. Kendisine "sen Cennet ve Cehennemi hatırlamış olmalısın yoksa ağlamazdın" diye sorulması üzerine o, Resulullah (sav)'in şu hadi-sini nakletmiştir:

    YanıtlaSil
  148. 54

    OSMANLI HUKUK TARİHİNDE MECELLE

    sehinşâhi mantuk-ı münîfinden olarak Mecelle-i mezkûre ve maz-bata gine savb-i sâmi-i âsafânelerine iâde kılınmış olmağla ol bap-ta...".

    K. EL-KEFALE'NİN MUHTEVASI

    Bir mukaddime ile üç babdan müteşekkildir. Mukaddime (612.-620. m.) Kefâlete dair olan fıkhî tabirleri izah mahiyetindedir. Bu ıstılahlar şunlardır:

    Kefâlet: Bir şeyin mutâlebesi hakkında zimmeti zimmete zam-metmektir.

    Kefalet bi-nnefs: Bir adamın şahsına kefil olmaktır.

    Kefalet bil-mal: Bir malın edasına kefil olmaktır.

    Kefalet bi-tteslim: Bir malın teslimine kefil olmaktır.

    Kefalet bi-dderk: Mebi' bil-istihkak zabt olunduğu takdirde ak-çesini edâ ve teslime yahut bayiin nefsine kefil olmaktır.

    Kefalet-i münecceze: Şarta muallak ve zaman-ı müstakbele mu-zaf olmayan kefalettir.

    Kefil: Kendi zimmetni âharın zimmetine zammeden yani âha-rın müteahhid olduğu şeye kendi dahi müteahhid olan kimsedir ki ol âhara asil ve mekfül'ün-anh denilir.

    Mekfül'un-leh: Kefalet hususunda talib ve dâyin olan kim-sedir.

    Mekfül'ün-bih: Kefilin teslimine ya edasına müteahhid olduğu şeydir ki kefalet bi-nnefsde mekfül'ün-anh ile mekfül'ün-bih bir şeydir.

    1. Bab, kefaletin akdolunması hakkında olup iki bölümden teşek-kül etmiştir. 1. Bölüm (621.627. m.) Kefaletin rüknü hakkında-dır. 2. Bölüm (628.633. m.) Kefaletin şartlarından bahseder.

    2. Bab, kefâletin hükümlerine dair olup, üç bölüme ayrılmıştır. 1. Bölüm (634.641. m.) Şarta muallak ve müstakbel bir zamana aid olmayan kefâletin (Kefâlet-i münecceze) hükmü hakkındadır.

    2. Bölüm (642. m.) Bir adamın şahsına kefil olmanın (Kefâlet bi-nnefs) hükmüne aittir. 3. Bölüm (643.658. m.) Bir malın edâsına kefil olmanın (Kefalet bil-mâl) hükümleri hakkındadır.

    3. Bab, kefâletten berâet hakkında olup, üç bölümü ihtiva eder. 1. Bölüm (659.-662. m.) Bazı umumî kaidelerden bahseder. 2. Bö-lüm (633.666. m.) Bir adamın şahsına kefil olmaktan berâet hak-kındadır. 3. Bölüm (667.672. m.) Bir malın edâsına kefil olmak-tan berâet hakkındadır.

    23. Aynı yer.

    YanıtlaSil
  149. 4. KİTAB (K. EL-HAVALE)

    Mecelle'nin 3. kitabının takdiminden bir hafta sonra, 16 Mu-harrem 1287 (18 Nisan 1870) ve 6 Nisan 1286 tarihini taşıyan ki-tab'ul-Havâle hakkındaki Cemiyet mazbatası Sadarete takdim olun-du. Mazbatayı bir kısım mûcib sebebleri ihtiva etmesi bakımından bazı kısaltma ve sadeleştirmelerle satırlarım arasına alıyorum: <<Me-celle-i Ahkâm-ı Adliyye'nin bu defa da 4. kitabı tamamlanarak bi-rer nüshası Şeyhülislamlık makamına ve diğer otorite şahsiyetlere gönderilip, fikirleri alındıktan sonra tebyîz edilmiş nüshası Sadaret makam-ı âlilerine arz olundu.

    İçerisindeki meseleler Hanefî imamlarının akvâl-i muhtâresi olup, sadece bir maddede İmam Ebu Yusuf'un kavli ve bir maddede de İmam Züfer'in kavli ihtiyar olundu. Esbab-ı mucibesi şöyledir: Havale üç kişi arasında yani muhîl, muhâlünleh ve muhâlünaley-hin icab ve kabûliyle akdolunur. Fakat bazan birinin rızasına is-tinaden gıyabında olarak diğer ikisi arasında da icra olunur. Bu ise üç şekilde icra olunabilir: 1. Yalnız muhil ile muhâlünaleyh ara-sında. 1. şekilde icra olunan havâle en sahih kavle göre sahihtir. 2. şık havâle muhâlünaleyhe bildirildiğinde kabul ederse ittifakla sahih ve tamam olur. 3. şekildeki havale ise İmam Ebu Yusuf'a göre mevkûfen münakid ve muhâlünleh kabul ettikte nâfiz olur. Amma İmam Azam ve İmam Muhammed'e göre bu havale batıldır. Zama-nımızda havale muameleleri pek ziyade arttığından ve bu üç şeklin arasında bir ayırım yapılmaksızın gıyabî havaleler icra olunageldi-ğinden İmam Ebu Yusuf'un kavli asrımızın muamelelerine daha uy-gun gelmekle 682. madde O'nun kavli üzere yazılmıştır. Ayrıca mu-hilin mühâlünaleyhte olan alacağından verilmek üzere diye bir ka-yıt olan havalede, muhîlin o alacaktan taleb ettiği hakkı münkati' olmak müctehidler nazarında değişmez bir hükme bağlı olduğu hal-de, mühâlünaleyh ol deyni mühâlünlehe henüz eda etmeden muhîlin terikesi borçlarından daha fazla olarak ölmesi halinde bu alacak İmam Azam, İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed'e göre muhilin borçluları arasında taksim olunur. Amma İmam Züfer'e göre madem ki onun bu alacaktan havale dolayısiyle alâkası kesilmiştir, edâdan

    YanıtlaSil
  150. 566

    HADIS-1 ŞERİFLER

    Ne gündüzleri istiğfar eden, yalan söyliyebilir; ne de gecelerini is-tiğfarla geçiren gafil olur..

    ** Ravi: AİŞE'den r.a. naklen IBN'ÜS-SÜNNI.. Menkıbeleri, 8. ve 66. Hadis-i Şerifte..

    ١١44 مَنِ اسْتَغْفَرَ لِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ ، كَتَبَ اللَّهُ لَهُ بِكُلِّ مُؤْمِنٍ وَمُؤْمِنَةٍ ) رواه الطبراني عن عبادة ) حسنة

    1144) «Herhangi bir kimse, mümin olan erkek ve kadınlara -Al. lah'tan bağış talebinde bulunursa; Allah-ü Taâlâ ona, bü-tün mümin kadın ve erkek sayısınca sevap yazar..>>

    ** *

    İnsan sadece kendini düşünmeyecek.. Dualarına müminleri de dahil edecek..

    Ravi: UBBADE'den r.a. naklen TABERANI Menkıbeleri, 9. ve 53. Hadis-i Şerifte..

    ١١٤٥ مَنِ اسْتَفْتَحَ أَوَّلَ نَهَارِهِ بِخَيْرٍ ، وَخَتَمَهُ بِخَيْرٍ ، قَالَ اللهُ لِمَلَائِكَتِهِ ( رواه الطبراني ) لا تَكْتُبُوا عَلَيْهِ مَا بَيْنَ ذَلِكَ مِنَ الذُّنُوبِ ) .

    1145) «Bir kimse gününün ilkini hayırla açar ve hayırla kapatırsa; Allah-in Taâlâ meleklerine şöyle emreder:

    Bu arada geçen günahları ona yazmayınız..>>

    **

    Bilhassa sabah namazları ile yatsı namazlarını cemaatle kılmaya dikkat etmelidir.

    **

    Ravi: TABERANI.. Menkıbesi 9. Hadis-i şerifte..

    ١١٤٦ مَنِ اسْتَمَعَ إلى آيةٍ مِنْ كِتابِ الله ، كَتَبَ اللَّهُ لَهُ حَسَنَةٌ مُضَاعَفَةٌ ، وَمَن تَلَا آية من كتابِ اللهِ ، كَانَتْ لَهُ نُوراً يَوْمَ الْقِيَامَةِ .

    ( رواه أحمد عن أبي هريرة )

    1146) «Bir kimse Allah'ın kitabından bir âyet dinlerse; Allah-ü Ta-âlâ ona kat kat sevap yazar.. Bir kimse Allah'ın kitabından bir âyet okursa; kıyamet günü kendisine nur olur..>>>

    YanıtlaSil
  151. VE VAAZ ÖRNEKLERI

    567

    Hergün ikiyüz âyet okunması için rivayet vardır. Ya okumalı, ya da dinlemeli.. Mümkün olduğu kadar manâsını anlamaya dikkat etmelidir.

    Ravi: EBU HUREYRE'den r.a. naklen İMAM-I AHMED.. Menkibe-leri, 1. ve 5. Hadis-i şerifte..

    ١١٤٧ مَنِ اسْتَعَاذَ كم بِاللَّهِ فَأَعِيدُوهُ ، وَمَنْ سَأَلَكُمْ بِاللَّهِ فَأَعْطُوهُ ، وَمَنْ دَعَاكم فَأَجِيبُوهُ ، وَمَنْ صَنَعَ بِكُمْ مَعْرُوفًا فَكَافِئُوهُ ، فَإِنْ لَمْ تَجِدُوا مَا تُكَافِئُونَهُ ، ( رواه أحمد ) فَادْعُوا لَهُ ، حَتَّى تَرَوْا أَنَّكُمْ كَا فَأْتُمُوهُ .

    1147) «Bir kimse Allah için size sığınırsa; onu koruyunuz.. Bir kimse Allah için sizden isterse; ona veriniz.. Bir kimse sizi dâvet ederse; onun dâvetini kabul ediniz.. Bir kimse size bir iyilik yaparsa; onun karşılığını veriniz.. Kar-şılık verecek şeyi bulamazsanız ona dua ediniz.. Taa, -dua-nızla ona tam karşılık verdiğinize kanaat sahibi oluncaya kadar..>>>

    **

    Bir toplulukta yaşıyan insanların ve böyle yaşamak zorunda olan insanların nizam ve intizamını sağlamak için, bundan daha güzel düstur olabilir mi?..

    Ravi: İMAM-I AHMED.. Menkıbesi 1. Hadis-i Şerifte..

    ١١٤٨ من اشتاق إلى الْجَنَّةِ سَرَعَ إِلى الخَيْرَاتِ ، وَمَنْ أَسْفَقَ مِنَ النَّارِ لَهَا عَنِ الشَّهَوَاتِ ، وَمَنْ تَرَقَبَ الْمَوْتَ هَانَتْ عَلَيْهِ اللذات ، وَمَنْ زَهَدَ في الدنيا هَانَتْ عَلَيْهِ الْمُصِيبَاتِ .

    ( رواه البيهقي عن على )

    1148) «Bir kimse cennete iştiyak duyarsa hayır işlere koşar.. Cehennemden korkan kimse, şehevî şeylerden kaçar.. Ölümü bekleyene maddî arzular silik gelir.. Dünyada zahid yaşayan kimseye, müsibetler önemsizdir..>>>

    * **

    Nasıl olsa buradan göçüp gideceğine inanan bir kimse, buranın mad-dî ve fâni şeylerine nasıl gönül kaptırır?..

    YanıtlaSil
  152. PEYGAMBERİMİZİN VEFATI

    Hz. Ömer «Onun nesi var? diye sordu.

    «Hastadır!» dediler. (531)

    Sa'd b. Ubåde, Humma'ya tutulmuştu. (532)

    Oturdular. (533)

    Hz. Ebû Bekir #Bu toplantınızdan maksadınız du. (534) nedir?» diye sor-

    Ensarın Hatib'i ayağa kalkıp şehådet getirdikten ve Allaha ham-d'ü senåda bulunduktan sonra:

    Biz, Allahın dininin yardımcıları ve derli toplu İslâm askerle-

    riyiz! Ey Muhacirler cemaatı! Sizler ise, bize nazaran, azıcık bir cemâ-

    atsınız. Ağır yürüyüşlüsünüz ve sayıca, azınlıksınız!

    Håle bakın ki: Böyle bir cemaat, bize aid bir işi, ele geçirmek İstiyordurlar!?» dedi ve sustu.

    Hz. Ömer, cevap vermeğe davranınca, Hz. Ebû Bekir «Yavaş ol ey Ömer!» dedi.

    Hz. Ömer, Hz. Ebû Bekir'in, kendisinden daha ağır başlı (535), daha bilgili (536), daha yaşlı (537) olduğunu, bildiği için, sustu. (538)

    Hz. Ebû Bekir, Sa'd b. Ubåde'ye «Ey Ebû Säbit! Sen, ne görüş-tesin? diye sordu.

    Sa'd b. Ubåde «Ben de, onlardan bir adamım!» dedi. (Onların görüşündeyim demek istedi.) (539)

    Hubap b. Münzir (540) «Bir Emir bizden, bir Emir de, sizden ol-sun! (541)

    (531) İbn-i İshak, İbn-i Hişam Sire c. 4, s. 309, Abdurrerzak. Musannef c. 5, s. 44 Ahmed b. Hanbel Müsned c. 1, s. 56

    (532) İbn-i Abd-i Rabbih Ikdülferid c. 2, s. 175, Belärüri Ensabüleşraf c. 1. s. 581

    (533) İbn-i İshak, İbn-i Hişam Sire c. 4, s. 309

    (534) Taberi Tarih c. 3, 5. 198

    (535) İbn-i İshak, İbn-i Hişam 442-443, Ahmed b. Hanbel Sire c. 4, s. 309, Abdurrezzak Musannef c. 5, s. Müsned c. 1, s. 56

    (536) İbn-i İshak, İbn-i Hişam c. 1, s. 56 Sire c. 4, s. 309, Ahmed b. Hanbel Müsned

    (537) Abdurrezzak Musannef c. 5, s. 443

    (538) İbn-i İshak, İbn-i Hişam - Sire c. 4, s. 309, Abdurrezzak Musannef c. 5, s. 443, Ahmed b. Hanbel Müsned c 1, s. 56

    (539) İbn-i Abd-i Rabbih. Ikdülferid c. 2, s. 175, Belâzüri Ensabüleşraf c. 1, s. 581

    (540) İbn-i Sa'd Tabakat c. 3, s. 182, Belâzüri Ensabüleşraf c. 1, s. 581-582

    (541) İbn-i İshak, İbn-i Hişam Sire c. 4, s. 310, İbn-i Sa'd Tabakat c. 3, s. 182, Ahmed b. Hanbel Müsned c. 1, s. 56, İbn-i Abd-i Rabbih Ikdülferid c. 2, s. 175

    YanıtlaSil
  153. سورة انقره

    اشارات الاعجاز

    1000 سوره بقره .

    سوان ) ایجاز له اعجاز صفقارینی هلوى قوله عظيم الساندة 1 بسم الله الرقم الوحيدة فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ، وَيْلٌ يَوْمَئِد المكذبين تا كي يك جومعه انبار تکر ایتمکده در حالبوكر بوتكر إلى بلاغته منا فيدر او صالح ويرييور.

    الجواب ] ای آقداسه ! هر بار لايانه شم، یا قیچی آتنه دگلدر اون، تکرار و تكرر بعضاً او صالح ويربور فقط عمومی دیگور. هریره، هر کلام و هر كتابه شامل دیگلور. او صانح ويركي عد الديله يك چونه ظاهرى تكراري، بلاغتجه استحسان و تقدير ايد يلمکده در. اوت، انسانك بیدیگی بیمارك برسی غدا، دیگری تفله و مین اوطعه اوزره ایکی قسمدر برنجی قسم، تکرر ایند که ممنونیت ویر، قوت ويرد. قات قات تشكر كره سبب اولور . اینجی قسمان تکررنده او صانع تجد دنده لذت واردر كذلك، کلام کرده ایکی قمر بر قسمی رو حاره قون، فكر كره قوت و پرحجمی حقیقتهار در که تکر رايتد كجه كونك ،خیرای کی روحاءه، فكركره حيات ويرد. مين قبيلندن اشتهایی آچانه قسمده، تکرر مقبول ،دیگور، استحسان ايديامز بود بناء قرآن، هيئت مجموعه سيله قلباره فوت و قوت اولوب، تکراری او صالح دگل، حلاوت و لذت ویردیگی کی. قرآنان آینه ارزنده ده اویله بر قسم وار در که او قوتن روحی حکمنده اولوب تکر را بند کچه داها زیاده پارلار. حق و حقیقت

    نورلرینی حاجار. هُوَ الْمِسْكُ مَا كَرَرْنَهُ يَتَضَوَّعُ

    از جمله ) ( بسم الله الرحمن الرحيم ) کی آیت کرده بولونان عقده حیاتید و نورانی اساساس تکرر ایتد كجه اشتها لدى أجار. ملك كبي، قار يشدير بلد فيه فوقار . ديمك تكرر ظهر ايديله، حقیقتده تکرر د در آنجه (وَأتُوا بِهِ مُتَشَابِها ) قبیلندن، او آیری آیری حکمتهاری، نکته لری غايه لری افاده ايدن تكرار لى كلامي، بالكز عباره جه، لفظیه بر بدین بگره دکاری ایچون تکرار ظه ايديالي حتى قصه موسی، چون مزیتاری و حکمتاری مشتملدر هر مقامده او مقامه مناسب به وجهله ذكر ايد يامي، عين بالاعتدر.

    YanıtlaSil
  154. عد Add: Sayma

    بَلانَتْ

    Belagat: Hâle uygun söz söyleme

    بناءً

    Binden: Dayanarak

    از جمله

    Ezcümle Örnek olarak

    حلاوت

    Halavet: Tatlılık

    حادى

    Havi: İçine alan

    هَيْئَتِ مَجْمُوعه

    Heyet-i тестûa: Topyekün görünüş

    اعجاز

    icaz: Mucize olma, herkesi aciz bırakma

    عباره

    İbare: Metin yazı parçası

    إيجاز

    İcaz: Az sözle çok şey an-latma

    استحسان

    İstihsan: Beğenme

    كلام

    Kelam: Söz, cümle

    كذلك

    Kezalik: Bunun gibi

    لفظ

    Lafiz: Söz kelime

    مزيت

    Meziyet: Üstünlük

    منافي Münafi: Zid

    مُشْتَيل

    Müştemil: İçine alan

    نته

    Nikte: İnce ma'nâ

    شامل

    Şamil: İçine alan

    تَفَكُة

    Teceddüd: Yenilenme

    تكون

    Tefekküh: Meyve yeme

    Tekerrür: Tekrarlanma

    عُقْدَةِ حَيَاتِيَة

    Ukde-i hayatiye: Hayat düğümü

    ظاهری

    Zahiri: Görünürdeki

    YanıtlaSil
  155. Sûre-i Bakara

    Suâl: İcaz ile i'câz sıfatlarını hávi

    Kur'ân-ı Azimüşşan'da يشم الله الرحمن الزبير

    قيات الاء ربكما تكلمان * وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

    gibi pek çok âyetler tekerrür etmektedir. Halbuki bu tekrarlar, belågate münáfidir. Usanç veriyor.

    Elcevab: Ey arkadaş! Her parlayan şey, yakıcı

    ateş değildir. Evet, tekrar ve tekerrür bazen usanç veriyor. Fakat umúmi değildir. Her yere, her kelâma ve her kitaba şámil değildir. Usanç verici addedilen pek çok záhiri tekrarlar, belágatçe istihsân ve takdir edilmektedir. Evet, insanın yediği yemeklerin birisi gıda, diğeri tefekküh ve meyve olmak üzere iki kısımdır. Birinci kısım, tekerrür ettikçe memnuniyet verir, kuvvet verir. Kat kat teşekkürlere sebeb olur. İkinci kısmın tekerrüründe usanç, teceddüdünde lezzet vardır. Kezálik, kelámlar da iki kısımdır. Bir kısmı ruhlara kút, fikirlere kuvvet verici hakikatlerdir ki, tekerrür ettikçe, güneşin ziyası gibi, ruhlara, fikirlere hayat verir. Meyve kabîlinden iştihâyı açan kısımda, tekerrür makbûl değildir, istihsân edilmez. Buna binâen Kur'ân, hey'et-i mecmúasıyla kalblere küt ve kuvvet olup, tekrarı usanç değil, halávet ve lezzet verdiği gibi; Kur'ân'ın âyetlerinde de öyle bir kısım vardır ki, o kuvvetin ruhu hükmünde olup tekerrür ettikçe daha ziyâde parlar. Hak ve hakikat

    هو الينك ما كررته يتنوع narlarını saçar

    Ezcümle : بسم الله الرحمن الرحيم gibi ayetlerde

    bulunan ukde-i hayatiye ve nûrâní esaslar, tekerrür ettikçe iştihâları açar. Misk gibi, karıştırıldıkça kokar. Demek tekerrür zannedilen, hakikatte tekerrür değildir. Ancak وَأَتُوا بِهِ متشابهاً kabîlinden, o ayrı ayrı hikmetleri, nükteleri, gayeleri ifade eden tekrarlı kelâmlar, yalnız ibârece, lafızca birbirine benzedikleri için tekrar zannedilir. Hatta kıssa-i Musa, çok meziyetleri ve hikmetleri müştemildir. Her makamda o makama münasib bir vechile zikredilmesi, ayn-ı belägattir.

    YanıtlaSil
  156. papun

    TARİHTE BUGÜN

    1909-31 Mart Hadisesi sebebiyle tutuklanan Bediüzzaman'ın Divan-ı Harp'teki müdafaası ve beraetle tahliye edilmesi.

    1928 - Türk Vatandaşlığı Kanunu kabul edildi, tekke ve zaviyeler kapatıldı.

    1983 - Bediüzzaman Said Nursî'nin talebelerinden Dr. Tahsin Tola vefat etti.

    MAYIS

    23

    CUMA

    25 1446 ZİLKA'DE

    RUMI: 10 MAYIS 1441 HIZIR: 18

    Biz bunu gelecek nesillere bir ibret levhası olarak bıraktık. Hani bundan ibret ve ders almak isteyen?

    (Kamer: 15)

    BİR HADİS

    Allah Resulü kızı Fatıma'yı bir yatak, bir kırba ve bir de içi ot dolu bir yastıkla gelin etti.

    (C. Sağîr, No: 4120)

    Hazret-i Fatıma'nın nesl-i mübareki, Hasan ve Hüseyin gibi iki nuranî silsilenin bedr-i münevveri, şems-i nübüvvetin mânevî ve maddî neslini idame ediyorlar. Sözler

    YanıtlaSil
  157. ayacağını çok iyi

    ndı. Aynı zamanda bir peygamberdi de. İşte bu yüzden bizler, değişmez bazı gerçekleri göz ardı etme-

    Peygamberimizin (asm) Hayatı

    FARINTE BLNIEN 1356-Türklerin Rumeliye geçişi.

    1812-Osmanlı-Rus Savaşı sona erdi.

    - 1862-Sayıştay'ın kuruluşu.

    1902-Bilim adamı Thomas Edison pili buldu.

    1918 - Tiflis'te Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti ilan edildi.

    Dünya Kıble Günü.

    28 SALI TUESDAY

    MAYIS MAY

    BIR AYET Muhakkak ki Biz sabredenlerin mükafatını onların işledikleri hayırdan daha güzeliyle veririz.

    Nahl Suresi: 96

    BİR HADİS

    İki kişi bir kişiden, üç kişi iki kişiden, dört kişi de üç kişiden daha hayırlıdır. O halde cemaate sarılınız.

    Müsned, 5: 145

    Merak musibeti ikileştirir. Maddî musibeti kalbde de yerleştirmek için bir kök olur; hem kadere karşı bir nevi itiraz ve tenkidi ve rahmete karşı bir nevi ittihamı işmam eder.

    Şuâlar

    HİCRÍ: 20 ZİLKA'DE 1445 - RUMI: 15 MAYIS 1440

    HIZIR: 23-GÜN: 149 KALAN: 217 - GÜN. UZ.: 1 DK

    Imsak Günes Öğle İkindi Akşam Yatsı

    YanıtlaSil
  158. 16- Sey 150- Ağustos 2017 Kadın ve Aile Dergisi

    Sebnem

    Allah, kendisine ortak koşulmasını

    asla bağışlamaz

    bundan başkasını (günahları), dilediği kimse için bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse büyük günah (ile) iftira etmiş olur.

    (cn-Nisa, 48)

    YanıtlaSil
  159. "(Rasûlüm!) Şüphesiz Sana da, Senden öncekilere de vah-yolunmuştur ki: «Andolsun (bilfarz) Allah'a ortak koşarsan, işlerin mutlaka boşa gider ve hüsranda kalanlardan olur-

    sun!»" (ez-Zümer, 65; ayrıca bkz: el-En'âm, 88)

    "Lokman, oğluna öğüt vererek: «Yavrucuğum! Allâh'a ortak koşma! Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür.» demişti."

    (Lokman, 13)

    ***

    Peygamber Efendimiz buyuruyor:

    "Canım elinde olan Allah'a yemin ederim ki gerçekten şirk, karıncanın deprenişinden daha gizlidir. Sana, söyledi-ğin zaman şirkin azını ve çoğunu senden giderecek bir şey söyleyeyim mi? De ki:

    «Allah'ım! Bildiğim hâlde şirk koşmaktan Sana sığınırım, bilmeden şirk koştuysam Sen'den mağfiret dilerim.»"

    (Buhârî, el-Edebü'l-Müfred, I, 250)

    YanıtlaSil
  160. MAHINUR AYDIN

    Tarihte Bu Ay

    1 Ağustos 2017 Sah/9 Zilka-de 1438 Osmanlı Devleti'nin Kurucusu Osman Gazi'nin Vefatı (1326)

    2 Ağustos Çarşamba 10 Zilkade 1. Dünya Savaşı, Seferber lik llanı (1914)/Irak'ın Kuveyt'i İşgal Etmesi (1990)

    3 Ağustos Perşembe 11 Zilkade Idam Cezasının Kaldırıl ması (2002)

    4 Ağustos Cuma/12 Zilka de Enver Paşa'nın Vefatı (1922)/Lozan Anlaşması'nın Yürürlüğe Girmesi (1924)

    5 Ağustos Cumartesi/13 Zilkade Sultan Reşad'ın, Meclis-i Mebüsan'ı Feshetmesi (1912)

    6 Ağustos Pazar/14 Zilkåde Amerika'nın Hiroşima ya lik Atom Bombasını Atması (1945)

    7 Ağustos Pazartesi/15 Zilka-de Erzurum Kongresi'nin Bitmesi (1919)

    8 Ağustos Salı/16 Zilkäde Kıbrıs'ta Uçuş Yapan Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel'in Şehadeti (1964)

    9 Ağustos Çarşamba/ 17 Zilkade Harf İnkılabı (1928)/İkin-ci Atom Bombasının Nagazaki'ye Atılması (1945)

    10 Ağustos Perşembe 18 Zilkade İkinci Dünya Savaşı'nın Fiilen Sona Ermesi (1945)

    11 Ağustos Cuma/19 Zilka-de- Fatih Sultan Mehmed'in Otluk beli Zaferi (1473)

    12 Ağustos Cumartesi/ 20 Zilkåde Bulgaristan'ın 250 bin Türk'ü Sınır Dışı Etmesi (1950)

    13 Ağustos Pazar/21 Zilkade Ortaokullara Din Dersi Konulması (1956)/ Berlin'de Utanç Duvarı'nın Yapılışı (1961)

    14 Ağustos Pazartesi/ 22 Zilkade Süleymaniye Camii'nin Açılışı (1556)/ Pakistan'ın İstiklali (1947)/ Türk Basın Birliği'nin Ku-rulması (1908)/ İkinci Kıbrıs Ha-rekatı'nın Başlaması (1974)

    15 Ağustos Salı/23 Zilkäde Fatih Sultan Mehmed'in Trabzon'u Fethi (1461)/ Süveyş Kanalı'nın Açılması (1869)

    16 Ağustos Çarşamba/ 24 Zilkade Kars'ın Selçuklu Türkleri Ta rafından Fethi (1064)/ Hacı Bektaş Veli'nin Vefatı (1271)/ Ankara'da Milli Kütüphane'nin Açılması (1948)

    17 Ağustos Perşembe 25 Zilkade Büyük Marmara Depremi (1999)

    18 Ağustos Cuma/26 Zilkade Moğol Hükümdarı Cengiz Han'ın Ölümü (1227)

    19 Ağustos Cumartesi/ 27 Zilkade Osmanlı'da İlk Denizaltı Faaliyetleri (1890)

    20 Ağustos Pazar/28 Zilkade Yermük Savaşı (636)/ Barbaros'un Nis Kalesi Fethi (1543)/Sekiz Yıl Süren Irak-İran Savaşı'nın Sona Er-mesi (1988)

    21 Ağustos Pazartesi/ 29 Zilkade- Mescid-i Aksa'nın Yahu-dilerce Yakılması (1969)

    22 Ağustos Salı/30 Zilkäde Barbaros'un Tunus'u Teslim Alması (1534)/ Sakarya Meydan Muhare-besi (1921)

    23 Ağustos Çarşamba/1 Zil-hicce- Hz. Ebübekir in Vefatı (634)/Ebussuüd Efendi'nin Vefatı (1574)

    24 Ağustos Perşembe/2 Zil-hicce Yavuz Sultan Selim'in Mer cidäbık Zaferi (1516)

    25 Ağustos Cuma/3 Zilhicce-Yavuz Sultan Selim'in Haleb'i Fethi (1516)

    26 Ağustos Cumartesi/4 Zil-hicce- Sultan Alparslan'ın Malazgirt Zaferi (1071)/Büyük Taarruz'un Başlaması (1922)

    27 Ağustos Pazar/5 Zilhicce Şam-Medine Demiryollarının Açılışı (1908)/Afyon'un Kurtuluşu (1922)

    28 Ağustos Pazartesi/6 Zil-hicce-Kosova Zaferi (1339)/KКоса-tepe Camii'nin Açılışı (1987)

    29 Ağustos Salt/7 Zilhicce-Belgrad'ın Fethi (1521)/ Mohaç Za-feri (1526)/ Osmanlı'da İlk Telgraf Görüşmesi (1855)

    30 Ağustos Çarşamba/8 Zil-hicce Zafer Bayramı/Kütahya'nın Kurtuluşu (1922)

    31 Ağustos Perşembe/9 Zil-hicce Kurban Bayramı Arefesi/Teşrik Tekbirleri başıyor. İmam-ı Buhari'nin Vefatı (870)/ II. Abdül-hamid'in Tahta Çıkışı (1876)/Hay darpaşa-Medine Demiryolu'nun Açılması (1908)

    YanıtlaSil
  161. Kadın ve Aile Dergisi

    Yil 16 Sayı 149 Temmuz 2017 Şebnem

    “Emrolunduğun gibi

    dosdoğru ol!

    (Hùd, 112)

    YanıtlaSil
  162. Allah Teâlâ buyuruyor:

    "Şüphesiz «Rabbimiz Allah'tır.» deyip sonra da dosdoğru yaşayanlara melekler gelerek:

    «Korkmayın, üzülmeyin. Size vaad edilen cennetle sevinin. Biz, dünya hayatında da, âhirette de sizlere dostuz. Gafûr ve rahîm olan Allah'ın ikramı olarak orada (cennette) canınızın çektiği ve dilediğiniz her şey sizindir.>>>

    derler." (Fussilet, 30-32)

    Peygamber Efendimiz buyuruyor:

    "Şüphesiz ki sözde ve işte doğruluk, hayra ve birre (üstün iyiliğe) yöneltir. İyilik de cennete ulaştırır. Kişi, doğru söyleye söyleye Allah katında «sıddîk» diye kaydedilir. Yalancılık, yoldan çıkmaya (fücûra) sürükler. Fücur da cehenneme götürür. Kişi yalancılığı meslek edinince Allah katında çok yalancı (kezzâb) diye yazılır."

    (Buhari, Edeb, 69, Müslim, Birr, 103-105)

    YanıtlaSil
  163. Tarihte Bu Ay

    1 Temmuz 2017 Cumartesi/7 Şevval 1438- Kandilli Rasathane si'nin Kuruluşu (1911)

    2 Temmuz Pazar/8 Şevval-Mi-na'da El-Muaysem Tüneli'nde Mey dana Gelen Faciada 1425 Hacının Vefatı (1990)

    3 Temmuz Pazartesi/9 Şevval-Kösedağ Savaşı (1243)

    4 Temmuz Salı/10 Şevval-Barbaros Hayreddin Paşa'nın Ve-fatı (1546)/Ankara Üniversitesi'nin Kuruluşu (1946)

    5 Temmuz Çarşamba/11 Şev val-Cezayir'in İstiklali (1962)/Baş bağlar Katliamı (33 şehit, 1993)

    6 Temmuz Perşembe/12 Şevval- Hicaz'ın Fethi, Mukaddes Emanetlerin Yavuz Sultan Selim'e Teslim Edilmesi (1517)

    7 Temmuz Cuma/13 Şev-val- Kars'ın Rus İşgaline Uğraması (1828)/Hatay'ın Fransız İşgalinden Kurtuluşu (1938)

    8 Temmuz Cumartesi/14 Şevval- Kanûnî'nin Rodos'a Çıkışı (1522)

    9 Temmuz Pazar/15 Şevval-Rumeli Hisarı'nın Açılışı (1452)/İhtilal Anayasası'nın Referandumla Kabul Edilişi (1961)

    10 Temmuz Pazartesi/16 Şevval Nurettin Topçu'nun Vefa-tı (1975)/ Çeçen lider Şamil Basa yev'in Vefatı (2006)

    11 Temmuz Salı/17 Şevval-İngilizler'in Mısır'ı İşgali (1882)/

    Sırpların, Srebrenitsa'da 8.000 Ki-şiyi Katletmesi (1995)

    12 Temmuz Çarşamba/18 Şevval- TDK'nın Kuruluşu (1932)/Varto (Muş) Depremi (1966)

    13 Temmuz Perşembe/19 Şevval-Hz. Aişe Välidernizin Vefatı (678)/ Berlin Anlaşmasının İmza lanması (1878)

    14 Temmuz Cuma/20 Şevval-2. Viyana Kuşatması (1683)/Fran-sız İhtilali (1789)

    15 Temmuz Cumartesi/21 Şevval- Haçıların Kudüs'ü İşgali ve Katliamı (1099)/Cezayir'in Os manlılar Tarafından Fethi (1516)/ (711) Demokrasi ve Milli Birlik Günü

    16 Temmuz Pazar/22 Şevval-Peygamber Efendimizin Mekke'den Medine'ye hicreti (622)/Mūsa Top-baş Efendi'nin Vefatı (1999)

    17 Temmuz Pazartesi/23 Şevval- Abdulkadir Geylani Haz retleri'nin Vefatı (1166)/Mimar Si-nan'ın Vefatı (1588)

    18 Temmuz Salı/24 Şevval-Hz. Ali'nin Halife Seçilmesi (656)/Misak-ı Milli'nin TBMM'de Kabulü (1920)

    19 Temmuz Çarşamba/25 Şevval- Tarık bin Ziyad'ın İspan-ya'ya Çıkması (711)

    20 Temmuz Perşembe/26 Şevval Birinci Kıbrıs Harekâtı (1974)

    21 Temmuz Cuma/27 Şevval Ay'a İlk Kez Ayak Basıldı (1969)

    22 Temmuz Cumartesi/28 Şevval- Edirne'nin Kurtuluşu (1913)/Kıbrıs'ta BM'nin Ateşkes Karan Alması (1974)

    23 Temmuz Pazar/29 Şev-val- II. Meşrutiyet'in İlanı (1908)/Erzurum Kongresi (1919)/Hatay'ın Anavatan'a İlhåkı (1939)

    24 Temmuz Pazartesi/1 Zil-kade- İstanbul Yangını-80 bin ev yandı (1660)/Lozan Antlaşmasının İmzalanması (1923)/TÜBİTAK'in Kuruluşu (1963)

    25 Temmuz Salı/2 Zilkade-Tarık bin Ziyad'ın İspanya'yı Fethi

    26 Temmuz Çarşamba/3 Zil-kade Fatih Sultan Mehmed'in Boğdan Zaferi (1476)

    27 Temmuz Perşembe/4 Zil-kade- Inüsilin Hormonu'nun Kes-fedilmesi (1921)/ Kore Savaşı'nın Sona Ermesi (1953)

    28 Temmuz Cuma/5 Zilka-de- Ankara Savaşı (1402)/ II. Mah-mud'un Tahta Çıkması (1808)/I. Dünya Harbi'nin Başlaması (1914)

    29 Temmuz Cumartesi/6 Zil-kade- NASA'nın Kuruluşu (1958)

    30 Temmuz Pazar/7 Zilka-de- Alman İmparatoru Bismarck'ın Ölümü (1898)/ Demiryollanı'nın Devlet İşletmesi Oluşu (1953)

    31 Temmuz Pazartesi/8 Zil-kade Imam Ahmed bin Hanbel'in Vefatı (855)/ASELSAN'ın İlk Türk Telsizi'ni Üretmesi (1980)

    YanıtlaSil
  164. Son Söz

    Turgut Özal, inançlı bir Müslüman, vizyoner bir lider ve cesur bir reformcuydu. “Büyük Türkiye” hayali, bugün hâlâ birçok siyasetçiye ilham veriyor. Ama bu yolda o dönem yalnız bırakıldı, hedef alındı ve belki de bedel ödedi. Ölümü, sadece bir insanın kaybı değil, bir ülkenin hayallerinin ertelenmesiydi. Özal’ı anlamak, Türkiye’nin son 40 yılını anlamaktır. Onun mücadelesi, bize şunu öğretti: Büyük idealler, büyük bedeller gerektirir.

    Merhum Turgut Özal’ın aramızdan ayrılmasıyla yarım kalan vizyonu çok şükür ki akim kalmadı. Kısa bir 28 Şubat fasılasından sonra onun döneminde atılan tohumların yeşermesiyle vatansever devlet adamları bayrağı daha ilerilere ve daha yükseklere taşıdılar. Tıpkı Özal gibi büyük bedeller ödemelerine rağmen sürdürülen mücadelelerle bu tasavvuru, hızla hayata geçiriliyor.

    İnanıyoruz ki o da kabrinde şimdi mutlulukla seyrediyordur.

    Büyük devlet adamı merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı vefatının 32. Yılında rahmet ve minnetle yad ediyoruz.

    Alper Tan

    17 Nisan 2025

    YanıtlaSil
  165. 568

    HADIS-I BERİFLER

    Ravi: Hg. ALI'den ra. naklen BEYHEKI.. Menkibeleri, 12. ve 48 Hadis-i şerifto.. .

    ١١٤٩ من أصبح معليهما لله في والِدَيْهِ ، أَصْبَحَ لَهُ بِآبَانِ مَفْتُوحَانِ مِنَ الْجَنَّةِ ، وَإِنْ ) رواه ابن عساكر عن ابن عباس ) كان وَاحِداً فَوَاحِدٌ .

    1149) «Bir kimse, ana babası hakkında Allah'a itaat ederek sabah. Iarsa; cennetten ona iki kapı açılır.. Biri varsa, bir tane..>

    ** Yani: Ana babasından biri hayatta ise ve Allalun emri gereğincs onun gönlünü hoş etti ise, haliyle kendisine cennetten bir kapı açılır..

    Ravi: IBN-I ABBAS'tan r.a. naklen IBN-I ASAKİR.. Menkıbelerl, 42. ve 86. Hadis-i Şerifte..

    ١١٥٠ مَنْ أَصِيبَ بِمُصِيبَةٍ فِي مَالِهِ أَوْ جَسَدِهِ ، وَكَتَمَتَها وَلَمْ يَشْكُها إلَى النَّاسِ ، ) رواه الطبراني عن ابن عباس ) كَانَ حَقًّا عَلَى اللَّهِ أَنْ يَغْفِرَ لَهُ .

    1150) «Bir kimse, malında veya cesedinde bir musibete uğrar da; gizler ve insanlara şikâyet etmezse.. Onu bağışlamak, Allah'a bir hak olur..>>

    Bu Hadis-i Şerif, şifa aramamak manasına alınmamalıdır.. Bağırıp çağırmamak ve Allahı itham etmemek, manasına alınmalıdır..

    Ravi: IBN-I ABBAS'tan r.a. naklen TABERANI.. Menkıbeleri, 9. ve 42. Hadis-i şerifte...

    ١١٥١ مَنْ أَطْمَ مُسلِماً جَائِمَا أَطْعَمَهُ اللهُ مِنْ يُمَارِ الجَنَّةِ . ( رواه أبو نعيم )

    1151) «Aç bir müslümanı doyuran kimseye Allah-iü Taâlâ cennet meyvelerinden yedirir..>>>

    Aç müslümanları arayıp doyurmak vazifemizdir..

    Ravi: EBU NUAYM.. Menkibesi, 10. Hadis-i şerifte..

    ١١٥٢ مَنْ أَطْعَمَ مَرِيضًا شَهْوَتَهُ أَطْعَمَهُ اللهُ مِنْ يُمَارِ الْجَنَّةِ . ( رواه الطبراني)

    YanıtlaSil
  166. VE VAAZ ÖRNEKLERI

    569

    1152) «Herhangi bir kimse bir hastaya, canı çektiği yemeği yedirir-se; Allah-ü Taâlâ ona cennet meyvelerinden yedirir..>>

    Siz hasta olduğunuz zaman, canınız bir şey istedi mi?. Eğer istediy-se: Bu Hadis-i Şerifin ne manalar ifade ettiğini pek lyi anlarsınız..

    Ravi: TABERANI.. Menkibesi 9. Hadis-i şerifte..

    ( رواه الترمذى )

    ١١٥٣ مَنْ غَيْرَ أَخَاهُ بِذَنْبِ لَمْ يَكُنْ حَتَّى يَعْمَلَهُ .

    1153) «Herhangi bir kimse kardeşini biz günah dolayısiyle ayıplarsa, ölmez; hatta ki, o günahı kendisi de işleye..>>

    * **

    Kim olursa olsun yaptığı hata için ikaz etmeli; fakat ayıplamamalı.. İman sahibine bu yakışır..

    Ravi: TİRMİZİ.. Menkıbesi 13. Hadis-i Şerifte..

    ١١٥٤ مَنْ أَعَانَ ظَالِماً لِيُدْحِضَ بِبَاطِلِه حَقًّا فَقَدْ بَرِئَتْ مِنْهُ ذِمَّةُ اللَّهِ وَذِمَّةً رَسُولِهِ. ( رواه الحاكم عن ابن عباس )

    1154) «Herhangi bir kimse, bir hakkı yıkmak için, zalime batıl işin-de yardım ederse, Allah'ın ZİMMET'inden beri olur.. Keza peygamberinin zimmetinden de..»

    ZİMMET: Himaye ve koruma, manalarına alınabilir.. Buradaki ma-nâsı şudur: Allahın rahmeti ve Peygamberinin S.A şefaatı..

    Ravi: IBN-1 ABBAS'tan r.a. naklen HAKİM.. Menkıbeleri, 22. ve 42. Hadis-i şerifte..

    ١١٥٥ مَنْ أَغَاثَ مَلْهُوفًا كتَبَ اللهُ لَهُ ثَلَانَا وَسَبْعِينَ مَغْفِرَةٌ ، وَاحِدَةٌ فِيهَا صَلاحُ أَمْرِهِ كُلُّهِ ، وَيُنْتَانِ وَسَبْعُونَ لَهُ دَرَجَاتٌ يَوْمَ الْقِيَامَةِ .

    ( رواه البخاري عن أنس )

    1155) «Zavallı birine yardım eden kimseye, Allah-ü Taâlâ yetmiş üç MAĞFİRET yazar.. Bunların bir tanesi, dünyada bütün işle-rine asanlıktır.. Kalan yetmiş ikisi ise, kıyamet gününde ken-disi için dereceler olacaktır..>»

    YanıtlaSil
  167. 56

    OSMANLI HUKUK TARİHİNDE MEC

    önce vefatında dahi ona diğer borçlular müdahale edemez.

    Havalelerde asrımızın muameleleri dahi bu esas üzere cereyan ettiğinden 692. madde Imam Züfer Kavli üzere yazılmıştır. Yüksek makamınızca tasvib buyurulur ise Mecelle-i Ahkâm- Adliyye'nin diğer kitapları gibi bunun da bütün Şer'i ve Nizamiye mahkemele-rinde tatbik olunması için üst kısmının hatt-1 hümayun ile mühür-lendikten sonra tab' ve neşr olunması hususunda emir ve ferman emir sahibinindir".

    Divan-ı Ahkâm-ı Adliyye Nazırı Ahmed Cevdet

    Devlet Şûrası Azasından Seyfeddin

    Divan-ı Ahkâm-1 Adliyye Azasından Esseyyid Ahmed Hulûsî

    Divan-ı Ahkâm-ı Adliyye Azasından Esseyyid Ahmed Hilmi

    Devlet Şûrası Azasından Muhammed Emin

    Cemiyet Azasından İbn Abidinzâde Alâeddin

    Mazbatanın Sadaret'e takdiminden bir hafta kadar sonra 24 Muharrem 1287 (26 Nisan 1870) de yukarıda izah olunduğu veçhile üç imamın görüşünün aksine olarak İmam Züfer'in kavline istinaden kaleme alınan 692. madde yüzünden Divan-ı Ahkâm-ı Adliyye na-zırı Ahmed Cevdet Paşa azledildi. Azli takiben de Mecelle Cemiyeti Adliye dairesinden Fetvâhaneye nakledilerek, reisliğine Meclis-i Ted-kikat-ı Şeriyye azasından Gerdankıran Ömer Hulûsi Efendi getirildi. Ayrıca Halil ve Yunus Vehbi Efendi'ler Cemiyete aza olarak alım-dılar ve Kitab'ul-Havale'nin Cemiyette yeniden müzakeresine ka-rar verildi. Cemiyet çalışmalarındaki inkitalardan daha önce bahs ettiğimizden dolayı bu mevzua dair daha fazla malumat vermeyi lü-zumsuz görüp; Kitab'ul-Havale'nin yeniden tedkikinden sonra Cev-det Paşa'nın azline sebeb olan 692. maddenin eskisi gibi kalmasının uygun olduğunu bildiren 1 Şaban 1287 (27 Ekim 1870) tarihli Ce-miyet mazbatasına geçiyoruz:

    <Mecelle-i Ahkam-1 Adliyye'nin havale meselelerini ihtiva eden

    24. Arşiv Mec. Dos.; A. Cevdet Pg., s. 81-82.

    25. Tezakir, IV, 96; A. Cevdet Pg., s. 82.

    YanıtlaSil
  168. 4. KİTAB (K. EL-HAVALE)

    57

    4. kitabı daha önce tedvin olunarak takdim olunmuş, Meclis-i Vi-kela'da gözden geçirilerek, 692. maddede beyan olunan meselenin bir kere daha müzakere ve tedkiki münasip görülerek Cemiyetimize havâle buyurulmuştur. Meselenin izahı mahiyetinde Şeyhülislamlık-tan aldığımız cevaba; asrımızdaki muamelelere İmam Züfer'in gö-rüşü uygun düştüğü belirtilmiş, büyük imamların görüşlerinden biri ile amel etmeyi Halife hazretleri emir buyururlarsa onunla amel olunacağından ve İmam Züfer'in görüşünün de asrımızın muamele-lerine uyması sebebiyle maddenin eski şekliyle muhafazasının mü-nasib olduğu bildirilmiştir. Bu hususta emr ve ferman Halife Haz-retlerinindir ".

    Ömer Hulûsi

    Esseyyid Halil

    Seyfeddin

    Muhammed Emin

    Esseyyid Ahmed Hilmi Esseyyid Ahmed Hulûsi

    Alâeddin

    Esseyyid Yunus Vehbi

    Bu hususta Şeyhülislâmlık makamının Sadarete yazmış oldu-ğu tezkerede de aynı ifadeler kullanılmakta ve 692. maddenin A. Cevdet Paşa'nın azline sebeb olan şekliyle ibkâsı istenmektedir ".

    Sadaret makamının padişaha yazdığı 8 Zilkade 1287 (30 Ocak 1871) tarihli arz tezkeresinde ise Cemiyet mazbatasında ve Şey-hulislamlık makamı tezkeresinde yer alan hususlar tekrar edilmekte ve Kitab'ul-Havale'nin iradeye iktiranı istenmektedir ".

    Bir seneye yakın bir gecikmeden sonra İrade-i Seniyye 9 Zil-kade 1287 (31 Ocak 1871) tarihinde isdar olundu:

    Hâmepîrây-ı tazim olan işbu tezkere-i sâmiye-i vekâletpenâhî-leri ile mezkûr kitap ve evrak-ı sâire manzûr-u âli-i hazret-i tacidârî buyurulmuş ve berveçhi istizan Mahakim-i Şeriyye ve Nizamiyye'de düsturul-amel tutulmak üzere mezkûr Mecelle'nin iktizâ-i celili icra buyurularak evrak-ı merkume ile beraber gine savb-ı sâmi-i hidivi-lerine iade kılınmış olduğu muhat-ı ilm-i âli-i asafâneleri buyurul-dukta ol babta emir u ferman hazret-i veliyyul-emrindir.

    K. EL-HAVALE'NİN MUHTEVASI

    Bir mukaddime ile iki babdan müteşekkildir. Mukaddime (673. -

    26. Arşiv, Mec. Dos.; A. Cevdet Ps., s. 83.

    27. Arşiv, Mec. Dos.; A. Cevdet Pg., s. 83-84.

    28. Arşiv, Mec. Dos.; A. Cevdet Ps., s. 84-85.

    YanıtlaSil
  169. 50

    KABİR AZABI

    "Kabir ahiretin ilk durağıdır. Buradan ceza almadan kurtulan kimsenin daha sonraki hesabı kolay olur. Burada cezadan kurtula mayan kimsenin sonraki durumu daha da kötüdür,"

    Abdülhamid b. Mahmud el- Moğoli anlatıyor:

    "Ben İbn Abbas'ın yanında otururken bir topluluk gelip ona şunları anlattı:

    Biz hacca gitmek üzere yola çıkmıştık. Arkadaşlarımızdan biri Za-tü's- Sifah beldesine gelince vefat etti. Onu defnetmek üzere hazırlayıp bir mezar kazdık. Ancak gözlerimize inanamadık. Çünkü simsiyah bir yılan kabre çöreklenmiş yatıyordu. Onu bırakıp başka bir mezar kazdık fakat aynı manzara ile karşılaştık. Onu da bırakıp üçüncü bir mezar kazdığımız vakit aynı durumla karşılaşınca arkadaşımızı defnetmeyi bırakıp sana geldik.

    Bu sözleri duyan İbn Abbas şöyle dedi:

    Bu onun dünyada iken yaptığı kötü amelinin karşılığıdır. Şimdi gidin onu kazdığınız mezarlardan birine gömün ve bu durumu ailesine bildirin. Allah'a yemin ederim ki yeryüzünün tamamını mezar olarak kazsanız aynı şeyi göreceksiniz".

    Olayı anlatan kişi daha sonra şunları anlattı:

    Biz gidip onu kazdığımız mezarlardan birine gömdükten sonra ge-ride bıraktığı birkaç eşyasını alıp, ailesine gittik. Hanımına bu kişinin ha-yatta iken ne iş yaptığını sorduk, hanımı bize şunları anlattı:

    Eşim buğday satarak geçimini sağlardı, ancak ailesinin günlük yiye-ceğini satışa çıkardığı buğdayın içinden gizlice alır ve bunun anlaşılma-ması için yerine saman doldururdu.

    Fakih diyor ki:

    Bu haber ihanetin kabir azabına sebep olduğunu gösteriyor. Aynı za-manda bu olay hayatta olan kimselere ihanetten sakınmaları gerektiğini gösteren bir ibret vesikasıdır.

    Denildi ki:

    Yeryüzü günde beş defa şöyle seslenir.

    1. Ey insanoğlu şimdi üzerimde dolaşıyorsun ama sonunda içime gireceksin.

    YanıtlaSil
  170. TENBİHÜ'L GAFİLİN

    51

    2. Ey insanoğlu üstümde yaşarken çeşitli yiyecekleri yiyorsun halbuki içime girdiğinde bedenini böcekler yiyecek.

    3. Ey insanoğlu üstümde iken gülüyorsun ama içime girince ağlayacaksın.

    4. Ey insanoğlu üzerimde sevinçle dolaşıyorsun, içime girince üzüntüyle dolacaksın.

    5. Ey insanoğlu üstümde iken günah işliyorsun ama içime girince cezaya çarptırılacaksın.

    Rivayete göre Amr b. Dinar şöyle demiştir:

    Medine halkından biri vardı bu kişinin Medine civarında yaşayan bir kız kardeşi vardı. Kız kardeşinin hastalanması üzerine bu kişi mütemadi-yen onu ziyaret ediyordu. Nihayet kız kardeşinin ölmesi üzerine onu def-ne hazırlayıp kabre götürdü. Defin işlemlerini tamamlayıp geriye döndü-ğünde mezarlıkta kesesini unuttuğunu fark etti. Bir arkadaşından kendisi-ne eşlik etmesini istedi ve beraberce kabre vardılar. Kabri açıp keseyi bul-duktan sonra arkadaşına sen bir kenarda bekle ben kız kardeşimin ne du-rumda olduğuna bir bakayım dedi.

    Mezarın bir kısmını açınca birde ne görsün kabrin içi ateşle dolu. Hemen kabri örtüp annesine koştu ve kız kardeşinin hayatta iken ne yap-tığını sordu. Annesi ölmüş olan biri hakkında niye bu soruyu soruyorsun diyerek cevap vermek istemediyse de o sorusunda ısrar edince annesi şöy-le cevap verdi:

    Senin kız kardeşin namazlarını geciktirirdi ve temizliğe dikkat et-mezdi. Ayrıca gizlice başkalarının kapılarına kulak verir ve onların gizli hallerini öğrenip dedikodu yapardı. Böyle yapmak ise kabir azabına sebep olur.

    Öyleyse kabir azabından korunmak isteyen kimsenin dedikodu v.b günahlardan sakınması gerekir. Böylece kişi hem kabir azabından korun-muş olur hem de münker- nekirin sualine kolay cevap vermiş olur.

    Nitekim konu ile ilgili olarak Allah (cc) şöyle buyurmuştur:

    يُثَبِّتُ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا بِالْقَوْلِ الثَّابِتِ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَفِي الْآخِرَةِ

    YanıtlaSil
  171. bu'd-u hakikî

    insan kılığına bürünerek dünyaya gelmekle yaparlar. Brahmanizm'ın 33 gök tanrısından biri olan Vişnu, son gelişinde Buddha şek-linde gelmiş. Buddha ise, dünyaya kurtarıcı olarak yirmi beş kere gelmiş. (bkz.Budizm). Gelecekte yine kurtarıcı olarak gelecekmiş. Brahmanizm'de olduğu gibi İslâm'dan önce Arablardaki putperestlik dininde, bir insa-nın Allah'ın (c.c.) elçisi olarak gönderilmesini kabul edilemez bulmakta idiler. Eğer Allah (c.c.) bir elçi gönderecek olsa bir melek gön-derirmiş. Melekler de onların inancina göre (hâşā), Allah'ın kızları olan tanrıçalar (kadın tanrılar) imiş. (bkz. Kur'an.15/7; 25/7; 36/15). Bu konuda Arab putperestlerinin inancı ile Brahmanist inancın benzerliği görülüyor.

    Brahmanizm'in ikinci bir özelliği, toplumu, birinden diğerine geçilemez, kast denilen dört farklı sınıfa ayırmasıdır. Bu sınıfların en üstünü Brahmanlar (din adamları) sınıfıdır. Ondan sonra krallar, prensler ve onların ha-nedanları ile asker sınıfı gelir. Bu sınıfa (kşat-riya) denmektedir. Üçüncü derecede olan sınıf ise tüccarlar, san'atkârlar ve çiftçiler snı-fıdır (vaisya sınıfı). Dördüncü sıradakiler iş-çilerdir (sudra sınıfı). Bu dört sınıfın dışında kalan ve hiçbir sınıftan olmayan, hiç bir hak-ları bulunmayanlara "parya" vardır. Brahma-nizmdeki ruh göçü inancı, bu sınıf ayırımını haklı gösteren bir inançtır.

    Bu ruh göçü inanışına göre herkes, hayata gelince, önceki hayatının karşılığı olan hayatı yaşar, adalet yerini bulur.

    Brahmanizmde varlığına inanılan sayısız tanrılar vardır. Cinler, periler, şeytanlar, devler, masal kahramanları bu dinde birer İlâh haline getirilmiştir. Ormanlara, dağla-ra, derelere, ne-hirlere, vb. ait tanrılar var-dır ve bu sebeple bunlar kutsal sayılır.Ganj nehri, inek, maymun, at, yılan bu kutsallar arasındadır. Günahlardan arınmak için Ganj nehrinde yıkanılır. Brahmanizmde genellikle ölüler toprağa gömülmez, tutuşturulan bir odun yığınında yakılır. Külleri kutsal nehre atılır. Böylece ölünün bir dahaki dünya haya-tına gelişinde daha iyi bir yaşayışı olacağına inanılır. Brahmanizmde önceki dönemlerde ilâhlara kurban sunma töreni çok önemliydi. İnanışlarına göre bu töreni ancak Brahman-lar yönetebilirdi. Bu aynı zamanda bir çeşit büyü töreniydi. Bu törende ilâhlar kendile-rine sunulan kurbanlarla güç kazanırlarmır

    B

    B

    YanıtlaSil
  172. ile bir Brahman, çeşitli güçleri, bi bu arada, il Büyü yapabilme gücü ancak Brahmanlar 98 elinde imis. Onların inancına göre büyü yo ların güçlerini de emir altına alınabilirlerm Bir brahman, bu güçleri dilediği kimsel musallat edebilirmiş. Bu olağünüstü gücl re hükmeden bir büyücü rahip (brahman güçlü hale gelebilirmiş. Onlar göre bunun bir metodu da yoga yapmakt ilahlardan da Yoga denilen alıştırma (ekzersiz) çalşmas yapmak için yalnız bir yere çekilmek, bağda kurup dik ve hareketsiz oturmak, gözleri ka patmak ve derin düşüncelere dalarak, insan bedene ve dünyaya bağlayan bütün duygu ve düşünce bağlarını koparıp atmak ve bunlar dan arınmaya çalışmak gerekir. Başarılı çen yoga çalışması, insana olağanüstü bir gü kazandırırmış. (bkz Budeî) B

    (Faydalanılan kaynaklar:

    1.Dr. Walter Ruben, Hindoloji profesörü: Ankara U.DTC F. Yayınları:58, Ankara-1947

    2. Félicien Challey: Dinler tarihi, Varlık Yayınları, Istas bul-1960

    3. Prof.Dr. Annemarie Schimmel: Dinler Tarihine Gar Ankara U.D.T.CF. Yayınları, Ankara-1955

    4. Prof.Günay Tümer ve Prof.Abdurrahman Kuçi Dinler Tarihi, Ocak Yayınları, Ankara-2002

    5.Türkiye Diyanet Vakfı: İslâm Ansiklopedisi,c Brahmanizm maddesi, İstanbul-1992)

    budu hakiki بعد حقیقی : )yer veya zaman bako mından) gerçek uzaklık

    bud-i mekan بعد مكان : mekân uzaklığı, yer ba kımından uzaklık

    bu'd-u mesafe بعد مسافه : aradaki uzaklık

    budu mutlak بعد طلاق : sınırsız uzaklık

    Bude بوده ئی : )Hindistan'da ortaya çıkan ve Çin gibi Uzak Doğu'da yaygın olan) Buda di nine bağlı olan, Budist (bkz.Budizm) ("gayb aşinalık dâva eden Budeî": Bilinmeyen ger çekleri bildiğini ve tanıdığını iddia edem Budist yogacı. (Yoga yapan kimseye yog denir. Yogi, yoga yapmak için kendine son derece sessiz bir yer seçer. Orada iki bacağı ni özel bir sekilde kıvırarak bağdas kurar. Bir heykel gibi dik ve sessiz oturur. Dis dünya ile ilişiğini keser. Dış dünyanın ve kendi varlığı nin farkında olmasını sağlayan iç ve dis du yumlardan kurtulmaya, bütün duygu ve du şüncerden arınmaya, akıl ve hayalindeki her şeyi silmeye çalışır. Zihnini bu hedef doğrul tusunda tek bir noktada toplar ve daha önce

    YanıtlaSil
  173. Bardellik

    bilmediği ve görmediği gerçekleri gösterecek dhamın gelmesini bekler. Bazen bu halde iken kendinden geçer. Kendine geldiği zaman bilinmeyen gerçekleri gördüğünü iddia eder.) (bka. Budizm) 91

    Budeilik بوده تى لك Budizm(

    Du'diyet-i mekan عدت مکان mekan uzaklığı,

    yer bakımından uzaklık

    Budizm بردیزم zamanımızdan 2500 yıl önce, anim.ö.Vl.yy.da Hindistanda Buda (Bud ha) (m.6.563-483) tarafından kurulmuş bir din veya Hindistan'da daha eski ve yaygın bir din olan Brahmanizm'den ayrılmış bir mez-hep. Budizm'i bir çeşit felsefe sayanlar da vardır.

    Buddha'nın hayatı, söyledikleri, vaazları, 400 yıl boyunca dilden dile söylenti halinde kalmıştır. Dört yüz yıl sonra bu söylentiler yazıya geçirilip kitaplaştırılmıştır. Böylece Budizm'in kutsal kitabı, Pâli dilinde yazılan Ti-Pitaka meydana gelmiştir. Bu kitapta Bud-dha'nın hayatı ve vaazları, şiirler ve ilâhiler yolu ile anlatılmıştır. Dört yüz yıllık sözlü an-latım döneminde Buddha'nın hayatı ve söy-lediklerinin ne kadarı değişikliklere uğramış, ne kadarı aynen korunmuştur, bilinmiyor. Yazılı haldeki bilgiler, çok defa en akla aykırı masallar, efsaneler, hikâyeler halindedir. O kadar ki, bu masal ve efsanedeki Buddha'nın, tarihte yaşamış gerçek bir kişi midir, yoksa masal ve efsanelerden yahut uydurma des-tan kahramanlarından biri midir, diye çok tartışılmıştır. Din tarihçileri ve Budizm'i in-celeyenler, bu kaynaklardan hareketle Budd-ha'nın hayatını, düşünce ve inanç sistemini ortaya koyabilmek için bu masal ve efsaner-den arındırılmış bir bilgiye ulaşmaya çalışır-lar. Aşağıda, Budizmin kutsal kitabında yer alan masal ve efsanelere örnekler verilmiştir.

    Budizm'in kurucusu olan Buddha'nın asıl adı Gotama Sidarta (Gotama Siddharta)'dır. Buddha adı, Siddharta'nın bir lakabı, sonra-dan verilen takma adıdır. Kendisi Sakya Kabile reisinin oğlu olduğu için "Sakya bilgesi" veya Sakya Kabilesi'nin ermiş filozofu mânâsında "Sakya Muni" ismiyle de anılır. Kamus-u Alâm, Buddha Gotama'nın İslâm kitablarında "Ma-ni-i Nakkas" ismiyle bilindiğini yazar.

    Buddha, Kuzey Hindistan'da, Himalaya dağ-ları eteklerinde, küçük bir prensliğin başken-

    YanıtlaSil
  174. 99

    Budizm

    ti olan Kapilavatsu şehrinde doğdu. Doğu-mundan birkaç gün sonra annesi Maya öldü. Çocuk, üvey anne tarafından sevgi ve özenle büyütüldü. Yirmi dokuz yaşına kadar baba-sının sarayında rahat ve zevk içinde yaşadı. Kendisi buradaki hayatını şöyle anlatır:

    "Babamın sarayında eğlenmem için bir ha-vuzda mâvi nilüferler, bir başka havuzda beyaz nilüferler, bir diğerinde de kırmızılar açardı. Bu çiçekler hep benim içindi. Ve ben Benares'ten getirilen kokular sürünürdüm. Benim elbiselerim de Benares'ten gelirdi. Gece ve gündüz üstümde şemsiye açık tutulur, soğuktan veya sıcaktan, toz veya çiğden koru-nurdum. Bana mahsus üç sarayım vardı.."

    Budizm'in kutsal kaynaklarında anlatılan Buddha'nın hayat hikâyesine göre Siddhart-ha Gôtama, evlilik çağına gelince evlendiril-miş. Şatafatlı bir düğün yapılmış.

    Evliliğinden bir erkek çocuğu olmuş. Budd-ha, saray dışına hiç çıkmadığı için, dışardaki hayatı bilmiyormuş. İçine kapanık (melan-kolik) bir hayat yaşamaya başlamış. Yirmi dokuz yaşına gelince, nasılsa saraydan dışarı çıkıp dolaşmaya başlamış. Dışarıdaki hayatın saray hayatından çok farklı olduğunu gör-müş. İlk gezisinde yaşlı bir ihtiyara, ikinci gezisinde bir hastaya, üçüncü gezisinde bir cenazeye rastlamış. Gördüklerinden çok et-kilenmiş, çok sarsılmış. Demek ki.hayat bu, diye düşünmüş, gençlik bitecek, yaşlılık bizi bekliyor;sağlıklı hayat bitecek, hastalık bizi bekliyor; ömür bitecek, ölüm bizi bekliyor. Bu dünyada her şey geçici ve mânâsız. Ha-yat ızdıraptan ibaret; hattā izdırabın (acının) tâ kendisi. Dördüncü gezisinde, fakir fakat mutlu ve såkin yüzlü, huzurlu bir gezginci rahibe rastlamış. Ona imrenip özenerek yal-nız bir hayat yaşamaya karar vermiş. Bir gece babasını, eşini ve çocuğunu geride bırakarak gizlice saraydan kaçıp gitmiş. Bir ormanın derinliklerine çekilerek her şeyden uzak, yapayalnız (inziva hayatı) yaşamaya başla-mış. Dilenci Brahman rahipleri gibi çok az viyip içmiş, az uyumuş, nefsinin isteklerini pastırmaya, onların esiri olmaktan kendini Kurtarmaya çalışmış. Uzun süre yoga yapa-rak (yoga için bkz.Budeî) hayatın, varlığın ve ölümün aslının ne olduğu üzerinde derin düşüncelere dalıyormuş (meditasyon yapma, tefekküre dalma). Issız ormanın derinliğinde Buddha gibi inziva hayatı yaşayan, dünyayı

    B

    C

    YanıtlaSil
  175. İSLAM TARİHİ MEDİNE DEVRİ XI

    80

    Ensar'ın dine hizmeti yanında, Muhacirlerin hizmeti, az bir şey kalır! dedi.

    Hz. Ömer «Asıl Muhacirlerin dine hizmeti yanında, Ensarın hiz-meti, az bir şey kalır!» dedi.

    Hubap b. Münzir, Hz. Ömer'in sözünü red etti. (542)

    Hz. Ömer «Ey Ensar cemaatı! Resûlullah Aleyhisselâmın, halka, namaz kıldırmağa Ebû Bekir'i memur buyurduğunu bilmiyormusu nuz?» diye sordu.

    «Evet! Biliyoruz!» dediler.

    Hz. Ömer «Bundan sonra, Ebû Bekir'in önüne geçmeğe hangini-zin gönlü râzı olur?» dedi. "

    Ebû Bekir'in önüne geçmekten Allâha sığınırız!» dediler. (543) Beşîr b. Sa'd «Bu iş, aramızda, Üblüme gibi iki eşid parçadır!»

    dedi.

    Hz. Ömer «Demek, sen de, böyle düşünüyorsun?!

    Allâh aşkına! Resûlullah Aleyhisselâmdan (İmamlar, Kureyş-tendir!) buyurduğunu işitmedin mi?» diye sordu.

    Beşir b. Sa'd «Vallâhi, evet! İşittim. Benim burnumu indirdin!» dedi.

    Hz. Ömer Öyle ise, ne diye öyle konuşuyorsun?!» diyerek Beşîr b. Sa'd'e çıkıştı. (544)

    Ensarın Hatibi Sâbit b. Kays kalkıp Ensarın faziletlerini dile ge-tirdi. (545)

    Hz. Ebû Bekir, Allâha hamd-ü senâda bulunduktan sonra:

    «Ey insanlar! Biz Muhacirler, insanların, İslâmiyeti ilk kabul edenleri, soy sopca en şereflileri, yurdca en üstünleri, yüzce güzelleri, Araplar içinde döl döşce insanların çokluk olanları ve akrabalık yö-nünden de, Resûlullâh Aleyhisselâma en yakın bulunanlarıyız.

    Biz, sizden önce Müslüman olmuşuzdur.

    Nitekim, yüce Allah (İslâmda birinci dereceyi kazanan Muhacir-ler ve Ensar ile onlara güzellikle tâbi olanlar yok mu?) buyurmuş ve Kur'anda sizden önce anılmışızdır.

    Biz, Muhacirleriz.

    Sizler de, dinde bizim kardeşlerimiz, ganimetlerde ortakları-mız, düşmanlarımıza karşı yardımcılarımızsınızdır.

    Bizi, sizler barındırdınız. Bize İyilikler ettiniz.

    Allâh, sizleri hayırla mükafatlandırsın!

    (542) İbn-i Abd-i Rabbih - Ikdülferid c. 2, s. 175, Belâzüri Ensab. c. 1, s. 581-582 543) Ahmed b. Hanbel Müsned c. 1, s. 21, Belâzüri Ensabülesraf c. 1, s. 580 (

    (544) Belâzüri Ensabüleşraf c. 1, s. 584

    (545) Yakubi Tarih c. 2, s. 123

    YanıtlaSil
  176. PEYGAMBERİMİZİN VEFATI

    Biz, Emirler, siz de, Vezirlersinizdir. (546)

    Ey Ensar cemaatı! (547) Yüce Allah; taştan yontulmuş, ağaç-tan yapılmış türlü türlü putlara tapan ve onları, Allâh katında ken-dileri için sefaatcı ve yararlı sayan insanları, Allaha ibadet ettirmek ve Onun birliğine inandırmak için Muhammed Aleyhisselâmı Pey-gamber ve ümmeti üzerinde şahid olarak gönderdi. İsterseniz, okuyu-คนร: (548)

    Onlar, Allâhı bırakıp kendilerine ne bir zarar, ne de, bir yarar veremeyecek olan şeylere taparlar.

    Bir de (Bunlar, Allâh yanında şefaatcılarımızdır!) derler... Yû-nüs: 18)

    «... (Biz, bunlara, ancak, bizi Allâha daha fazla yaklaştırsınlar diye tapıyoruz!) derler. Zümer: 3» (549)

    Hz. Ebû Bekir, konuşmasına şöyle devam etti:

    Atalarının dinini bırakmak, Araplara çok ağır geldi.

    Yüce Allah, Resûlünün kavmından, Resûlünü tasdık ve Ona ima-nı, maddi hiç bir karşılık beklemeksizin iyilik etmeyi, kavmının en ağır zulum ve işkencelerine ve yalanlamalarına Onunla birlikte kat-lanmayı ilk Muhacirlere tahsis ve nasib etti.

    Onlar, Resûlullâh ile görüşmelerine, bütün halk muhalif olduk-ları, kendilerine kin ve düşmanlık besledikleri ve aleyhlerinde birleş-tikleri halde, sayıca az oluşlarından korkmadılar.

    Yer yüzünde, hiç bir şeyi şerik koşmadan Allâha ilk ibadet eden, Allâha ve Resûlüne ilk iman eden, onlardı.

    Onlar, Resûlullâhın Dostları ve kabile halkıdırlar.

    Resûlullah'dan sonra da, bu işe, insanların en çok lâyık ve hak-

    lı olanıdırlar.

    Onlarla, bu hususta çekişmeye, ancak, zâlim ve haksız olanlar, kalkışabilirler!» dedi. (550)

    Ensar hakkında inen âyetlerden ve Peygamberimizin, onlar hak-kındakı Hadislerinden de, okumadık âyet ve Hadis bırakmadı.

    «Resûlullah Aleyhisselâm (Bütün insanlar, bir vadi yolunu tu-

    (546) İbn-1 Abd-1 Rabbih Ikdülferid c. 2, s. 111

    (547) Abdurrezzak Musannef c. 5. s. 443

    (548) İbn-i Kuteybe El'imâme vesssiyåse c' 1, s. 14, Taberi İbn-1 Esîr Kâmil c. 2, s. 329 Tarih c. 3, s. 208,

    (549) İbn-i Kuteybe El'imâme vessiyåse c. 1, s. 14, Taberf Tarih c. 3, s. 208

    550) İbn-i Kuteybe El'imâme vessiyåse c. 1, s. 14, Taberi ( İbn-i Esir Kâmil c. 2, s. 208 Tarih c. 3, s. 208,

    1. T. Medine Devri XI/F: 6

    81

    YanıtlaSil
  177. سوره نقره (۱)

    اشارات الاعجار

    اون قرآن عظم الشان، وقصة مشهوره في كوموس الكن، بدبعضا سنة الارق آلتون تعلن افراغيله وبله نفسم بلاغته مظهر اندر کی سور اهل بلاغت اونك بلاغتنه حيران او المشهر جده به

    وار مشار در

    وكذا تمن، تبرك و استعانہ کی حومه و جهاری حاوی اولان و توحید وتنزيه وثناء جلال و جمال واحسان کی خود معماری تضمن ایدن و توحید و نبوت، حشر و عدالت کی مقاصدار بعد یہ اشارت ايدن بسمله، ذكر ال ان بلوك هر بريسنده بو و چهاردن بو مقاماء من برى اعتدار وله ذكر ان با من واید با مکنده در. مع هذا، هانكي سوره ده تکثر وارسد، او سوره نان روحیه له مناسب اولانه بروجه بالذات قصد اند با عطر، ٹون کی وجهارك استطرادى وتقعى ذكر لری، بلاغته منافی دگلدر

    ( ا ) سوره لرك باشكرنده بولونان حروف مقطعه عائد ايضا حاتی

    درت مجنده)

    ذکر ایده جگر

    برنجی مبحث) (الم) ایله، سوره لون او لارنده بولونان حروف مقطعه در تنفس اید نه اعجاز مقتنده در اعجاز، اینجی کی اینچه جن لطائف بلاغتان با ريل تيار بنك امتزاج و اجتما عند نه تجاری ایده به نورد. بو مجنده، بونوری به قاج لطائف فمننده ایضاح اتحطه يار لا تا جغز. فقط هر بي لطيفه اینجه و خیه ای آز ایرده لطائفك هیئت مجموعه سندن حاصل اولان تام به ضیا الله فجر صادق

    حيقا جقدر.

    (1) هجا حر فارينك عددى [ الف ساكنه خارج فالمقه شرطیله تا یگر می ساز حرفدر قرآن عظیم الشانه

    سوره لرن باشنده بو حرف اون پاریسنی ذکر ایمن، پارینی ده ترن این شور

    (1) قرآنك المسن اولديفى نصف، ترك ایتدیگی نصفين داها زياده كثير الاستعمالدر.

    (۳) قرآن سوره لرن باشنده ذکر ایتدیگی قسم ایچنده لسانه اوزرینه داها سهولت ای اولانه

    1 الف لام های حومه تکرار اتمدر.

    (٤) قرآن، الريفي حرفاری، هجا حر فارينك عدد نجمه سوره کره توزیع ایم شد.

    YanıtlaSil
  178. جلال

    Celal Bayiklük, heybet, kahır

    جمال

    Cemal: Güzellik

    أَهْلِ بَلاغَتْ

    Ehl-i belagat: Håle uygun söz söyleyenler

    تجر صادق

    Feer-i sadık Sabahın başla-dığı gerçek aydınlanma

    حروف مقطعه

    Haraf-u mukattaa: Tek tek okunan harfler

    اجتماع

    İctima: Toplanma

    إفراغ

    frag: Bir halden başka bir håle sokma, kalıba dökme

    احسان

    İhsan: İyilik, bağış

    امتزاج

    İntizac: Kaynaşma

    استعانة

    İstiane: Yardım isteme

    اننتظران

    İstitrad: Yeri gelmişken söy-lenen söz

    كثير

    Kesiru'l-isti'mâl: Çokça

    الاستعمال

    kullanılan

    لَمَائِف

    Letif: Güzellikler, incelikler

    مع هذا

    Maahaza: Bununla beraber

    مَقَاصِدِ أَرْبَعَه

    Makasıdı erbaa: Dört maksad

    نصف

    Nisf: Yarı, yanım

    نبوت

    Nübüvvet: Peygamberlik

    تبرك

    Teberrük: Bereket sayma

    تنزية

    Tenzih: Kusurdan uzak tutma

    توزيع

    Tevzi: Dağıtma

    تيمن

    Teyemmün: Uğur ve bereket sayma

    وَجِة

    vecih: Yüz yön

    يَدْبَيْضاً

    Yed-i beyza: Nûrlu el

    ضمن

    Zamn: I

    ضيا

    Ziya: Işık

    YanıtlaSil
  179. Evet, Kur'ân-ı Azimüşşän, o kıssa-ı meşhüreyi gümüş iken, yed-i beyzásına alarak altın şekline ifråğıyla, öyle bir nakş-1 belägate mazhar etmıştır ki, bütün ehl-i belägat, onun belägatine hayran olmuşlar, secdeye varınışlardır.

    Ve keză teyemmün, teberrük ve istiåne gibi çok vecihlen håvi olan; ve tevhid ve tenzih ve senå, celâl ve cemål ve ihsân gibi çok makamları tazammun eden; ve tevhid ve nübüvvet, haşir ve adålet gibi makāsıd-ı erbaaya işaret eden Besmele, zikredilen yerlerin her birisinde bu vecihlerden, bu makamlardan biri i'tibariyle zikredilmiş ve edilmektedir. Maaházá, hangi sürede tekerrür varsa, o sûrenin ruhuyla münasib olan

    bir vecih bizzat kasdedilmekle, öteki vecihlerin istitrádi ve tebeî zikirleri, belägate münafi değildir.

    (1) Sürelerin başlarında bulunan hurüf-u mukattaaya äit îzáhâtı "Dört Mebhas"da zikredeceğiz.

    Birinci Mebhas: (J) ile, sûrelerin evvellerinde bulunan

    hurûf-u mukattaadan teneffüs eden i'câz hakkındadır. l'câz, inci gibi incecik letäif-i belägatin parıltılarının imtizác ve ictimaından tecelli eden bir nûrdur.

    Bu mebhasda, bu núru birkaç letáif zımınında izah etmekle parlatacağız. Fakat her bir latife ince ve ziyası az ise de, letåifin hey'et-i mecmûasından hâsıl olan tam bir ziyå ile fecr-i sådık çıkacaktır.

    1- Hece harflerinin adedi -elif-i sakine håriç kalmak şartıyla yirmi sekiz harftir. Kur'ân-ı Azimüşşan, sürelerin başında bu harflerin yarısını zikretmiş, yarısını da terk etmiştir.

    2- Kur'ân'ın almış olduğu nısıf, terk ettiği nısıftan daha ziyade kesirü'l-isti'måldir.

    3- Kur'ân, sürelerin başında zikrettiği kısım içinde lisân üzerine daha suhûletli olan elif, lâm'ı çok tekrar etmiştir.

    4- Kur'ân, aldığı harfleri, hece harflerinin adedince sûrelere tevzi' etmiştir.

    YanıtlaSil
  180. mamahyız. Onun Allah'ın resula, habibi, peygamberi olduğunu, hiç ama hiç unutmamalıyız. Onun manevi kişiliğinin erişilmezliğine delil olan binlerce mu'ci-hatir

    TARİHTE BUGÜN

    1453-Fatih'in İstanbul'u Fethi ve Ortaçağ'ın sona ermesi.

    1453-Ayasofya'nın cami olması.

    1953-Bediüzzaman, İstanbul Fethinin 500. yılı münasebetiyle düzenlenen merasimlere katıldı.

    1985-Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün temeli atıldı.

    BİR AYET

    29

    ÇARŞAMBA

    WEDNESDAY

    MAYIS

    MAY

    Güzel sonuç, takvå iledir.

    Taha Suresi: 132

    BİR HADİS

    Namazda ilk safi tamamlayınız. Sonra ikincisini. Bir eksiklik kalırsa en son safta kalsın.

    Ebu Davud, Salât: 93

    Hizmet-i Kur'âniyede bulunana ya dünya ona küsmeli veya o dünyaya küsmeli. Tâ ihlas ile, ciddiyet ile hizmet-i Kur'âniyede bulunsun.

    Lem'alar

    HİCRĪ: 21 ZİLKA'DE 1445 - RUMI: 16 MAYIS 1440

    HIZIR: 24-GÜN: 150 KALAN: 216 - GÜN. UZ.: 2 DK

    Imsak

    Güneş

    Öğle

    İkindi

    Akşam

    Yatsı

    İmsak Güneş

    Öğle

    İkindi

    Akşam

    Yatsı

    03.26 05:36 1300 16 56 2025 22:06

    YanıtlaSil
  181. ve cok ka-

    le Rehberi

    cesedine yerleşirdi.

    diyordu. Nasi'siz, yani okun uç rirdi ve bana emrederdi: "At!" asinO ardim eden kanatları olmayan Ghl ya "Ben de ata rdimi oklar gibi uçardı, küffärs natli o

    1909-Bediüzzaman'ın

    31 Mart Hadisesi sebebiyle yargılandığı Divan-ı Harp mahkemesinden beraet edip tahliye edildiği haberi Tanin gazetesinde yer aldı.

    2008 - Risalelerde adı geçen, Bediüzzaman'ın "manevi yeğenim" diye hitap ettiği Bedriye Eskicuma vefat etti.

    MAYIS

    24 CUMARTESİ

    BIK AYET

    İşte Rablerinin

    gösterdiği yolda yürüyenler onlardır, kurtuluşa erecek olanlar da yalnızca onlardır. (Bakara: 5)

    BİR HADİS

    Karşından iki kadın birlikte geldiğinde aralarından geçme. Ya sağdan veya soldan geç.

    (Beyhaki)

    26 1446 ZİLKA'DE

    RUMI: 11 MAYIS 1441

    HIZIR: 19

    İlmin izzetini muhafaza etmek, beni [harama] baktırmıyor.

    Emirdağ Lahikası

    YanıtlaSil

  182. Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
    94 1 Allah (z.c.hz.) kulunu, hicab vaki olmadıkça, affeder. Bu husus soruldu. Buyurdu ki: Hicab vaki olması ruhun müşrik olarak (yani imansız olarak) çıkmasıdır. Hz. Ebû Zerr (r.a.)
    94 2 Allah (z.c.hz.) sadakayı kabul eder. Ve onu sağ eliyle alır ve büyütür. Sizden birinizin bir tayı büyüttüğü gibi. Öyleki bir lokma (kıyamete kadar) Uhud Dağı kadar büyür. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
    94 3 Allah (z.c.hz.) buyurur: "Arzdaki halka azab murad ettikte, camileri şenletenlere, Benim için birbirini sevenlere, seher vaktinde istiğfar edenlere bakıb, azabtan vazgeçerim." Hz. Enes (r.a.)
    94 4 Allah (z.c.hz.) buyurur: "Ben kulumun zannındaki gibiyim. Hayır ise hayır, şer ise şer (Yani kulum beni nasıl bilirse öyle bulur.) Hz. Vasile (r.a.)
    94 5 Allah (z.c.hz.) Cehennem ehlinin azâbı en az olanına der ki: "Arz üzerindeki bütün şeyler senin olsaydı, bu günkü vaziyetin için onları feda eder miydin?" O da: "Evet" der. "Ben senden, sen Ademin sulbünde iken, bu istediğimden çok ehven bir şey istedim. Ben sana illâ şirk etme dedim. Sen şirkten ayrılmadın." diyecek. Hz. Enes (r.a.)
    94 6 Allah (z.c.hz.) buyurur: "Oruç Benimdir. Ona mükâfatını Ben veririm." Oruçluya iki ferah vardır: Biri iftarda, ikincisi Allah'a kavuştuğunda mükâfatını alacağı zaman. Muhammed (s.a.s.)'in nefsi yed-i kudretinde Olana kasem ederim ki, Oruçlunun ağız kokusu Allah'a, amber kokusundan daha güzel gelir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
    94 7 Allah (z.c.hz.) buyurur ki: "Birbirlerine ihanet etmedikçe iki ortağın üçüncüsü Benim. Ederlerse aralarından çıkarım." Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
    94 8 Allah (z.c.hz.) buyurur: "Ey Adem oğlu! Benim ibadetim için elini meşgaleden çek ki, senin kalbini zenginlikle doldurayım. İhtiyacını da kapatıyım. (Biri ihtiyacını temin etmek, ikincisi ihtiyacını gözüne göstermemek) Eğer böyle yapmazsan o vakit senin ellerini meşgale ile doldurur ve ihtiyacını da örtmem." Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
    94 9 Allah (z.c.hz.) her gün şöyle buyurur: "Ben sizin Aziz Rabbinizim. İki cihanda aziz olmak istiyen Azize itaat etsin." Hz. Enes (r.a.)
    94 10 Allah (z.c.hz.) kıyamette şöyle buyurur: "Nerede Benim Celalimden ötürü muhabbet edenler? Onları kendi gölgemde (Arşın gölgesinde) gölgelendireceğim. Öyle bir günde ki, o günde Benim gölgemden başka gölge yoktur." Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
    94 11 Allah (z.c.hz.) buyurur: "Humma (sıtma, tifo) benim ateşimdir. Ben onu mü'minlere ahirette ateşleri kalmasın diye veririm." Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
    94 12 Allah (z.c.hz.) hasta için, hastalığı devam ettikçe sağlıklı iken yaptığının en efdalini yazdırır. Yolculuktakine de hazardaki amelinin en efdalini yazar. Hz Ebu Musa (r.a.

    YanıtlaSil
  183. 100

    Budizm

    terk eden, mahrumiyetlere, yokluklara, çi lelere katlanan beş kişi kendisine katılmış Bu beş kişi, Buddha'nın her şeyi terk ederek nefsinin isteklerine karşı yiğitçe direnişine hayran kalmış. Buddha yedi yıl bu şekilde ya şamaya devam etmiş. Fakat bu çileli hayatın, aradığı huzuru ve ilhamı kendisine verme-diğini anlayarak bu çilekeşlikten vazgeçmiş. Yıkanmış, kaybettiği gücünü kazanmak için yiyip içmeye başlamış. Ona hayranlık duyan beş çilekeş arkadaşı, onun bu gerileyiş ve du şüşüne üzülüp ümitsizliğe kapılmışlar, onu terk edip ondan ayrılıp gitmişler. Buddha, otuz altı yaşına gelince, bir gün bir yabani incir ağacının altında derin ve uzun düşün celere dalmış (tefekkur halinde) iken, birden cevabını aradığı soruların çözümünü bulmuş, hayatın mahiyetinin izdıraptan ibaret oldu-ğunu ve bundan kurtuluş yolunun ne olduğu-nu anlamış. İçi sevinç ve mutlulukla dol-muş. Böylece kalbi hakikatin ışığı ile aydınlanmış, ermiş kişi, yani "Buddha" olmuş. Kendisine ızdıraptan kurtulma ve Nirvana'ya erme yolu açılmış Nirvana'nın ne olduğu yolunda Bu-dist düşünürler ve filozoflar arasında farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bir kısmı bunu "yokluk" olarak anlamış, bir kısmı ise ("ruh göçü" inanışına göre) sürekli doğuş, yaşayıp ızdırap çekme, ölme şeklinde tekrarlanan ve durmadan dönen çemberden kurtuluş olarak anlamış. Fakat Budist rahipler, halka vaazla-rında bunu "cennet" olarak açıklamışlar.

    Buddha, kendisinden önce Brahmanizm ve Vedizm denilen eski iki Hint dininin yaygın olduğu bir toplumda doğdu ve yaşadı. Bu

    dinlerin, "Vedalar" denilen Sanskritçe yazıl mış eski din kitapları vardı. Bu iki eski dinin kutsal saydığı kitaplarda, çok sayıda ilahların varlığından bahsedilmektedir. Bu iki din çok tanrıcı, müşrik (politeist) dinlerdir. Aynı za-manda bu dinlerin ilâh anlayışı, insan şeklin-de ve insan özelliklerine sahip (antropomor-fik) vasıfta (nitelikte) idi. Varlığına inanlan bu batıl tanrılar, Brahmanist ve Vedist ina-nışına göre insanlar gibi yerler, içerler, eşleri, ana ve babaları, çocukları vardır. Bazıları her hangi bir sebeple dünyamıza gelir, bir kadı nın veya dişi bir hayvanın karnına girer ve insan veya hayvan şekline bürünerek doğar lar. Bir süre yaşar ve ölürler. Ölümlerinden sonra tekrar yerleri olan gök katına dönerler Bu dinlerin ilahlarının sayısı sayılamayacak kadar çoktur Bu dinlerde Cinler, periler, şey

    B

    B

    YanıtlaSil
  184. Budizm

    101

    perpek: Doğum ızdıraptır, yaşlılık ızdıraptır, hastalık ızdıraptır, ölüm ızdırapır, istemedik-lerimizle birlikte olmak ızdıraptır, istedikleri-mizden ve sevdiklerimizden ayrılmak ızdırap-tur, isteklerlimizin gerçekleşmemesi ızdıraptır, bini kendilerine bağlayan her şey ızdıraptır."

    (Birinci hakikat) "Ey rahipler! Yaşama isteği, hep hayatta kalma isteği, zevk alma isteği, var-luk isteği, güç sahibi olma isteği ızdırabın kökü ve kaynağıdır. Bu izdirap, öldükten sonra tek-rar ve tekrar hayata geri dönüşle sürüp gider."

    (İkinci hakikat) "Ey rahipler! Izdırabın yok edilmesi; hayata olan hırs ve susamışlığın söndürülmesi ile, duygu ve isteklerimizin esiri olmaktan kurtulmakla mümkündür. Bu da, dünyada her şeyin gelip geçici olduğunu anlamaya; geçici hiçbir şeyin uğrunda acı çek-meye, sevinmeye, üzülmeye değer olmadığını bilmeye, bu bilgi ile aydınlanmaya bağlıdır"

    (Üçüncü hakikat) "Bu sonu gelmez doğuş ve ölüm çemberinden ve dolayısıyla izdıraptan kurtuluşun ön şartı, aşırılıklardan uzak ka-larak, beş ahlâk kuralına uygun yaşamaktır. Bunun yanında uzun ve derin düşünme çalış-maları yapmakla (yoga) hayatın mahiyetini ve ilk üç hakikati anlamaya çalışmak gerekir. Böylece doğuş ve ölümün olmadığı, izdırabın yok olduğu bir duruma (Nirvana'ya) ulaşılır."

    (Dördüncü hakikat) Nirvana'ya ermenin ön şartı kabul edilen Budizm'in aşağıdaki beş ahlak kuralı, Buddha tarafından konulmuş kurallar değildir. Brahmanizm'de, Mûsevilik, Hristiyanlık ve İslamlık'ta da geçerli, ilk pey-gamber Hz. Ademden beri gelen kurallardır:

    LÖldürmemek. Budizm'de bu kural, insanı öldürmemenin yanında hayvanları da öldür-memek şeklinde genelleştirilmiştir. Bunun da sebebi, "ruh göçu" olarak ifade edilen ina-nştır. Buna göre ölen bir insanın ruhu tekrar hayata dönmek üzere bir annenin karnına giner bir bedene bürünür ve doğar. Fakat, kendisine annelik yapan canlı, bir hayvan da olabilir. Bu sebeple,doğarken bir böcek veya başka bir hayvan olarak da doğabilir. Bu hay-van şekline bürunmüş canlı, daha önce ölmüş ve bu şekilde hayata dönmüş bir akrabamız da olabilir. Bu durumda bir hayvanı öldür-mek, bilmeden bir insanı öldürmek olur. Öl-durmemek kuralına çok bağlı Budist rahipler, hir böceği yutup bilmeden bir insanı öldür-mensek için içecekleri suyu süzgeçten geçirir-les Budiamde zamanla hayvanları oldurme

    YanıtlaSil
  185. 101

    Budizm

    mek inancı, belli bir ölçüde gevşemiştir.

    2. Başkasının malını almamak

    3. Yalan söylememek

    4.Zina etmemek

    5.Sarhoş edici içki kullanmamak.

    Bu kurallara sonradan başka kurallar da ek lenmiştir: Acı, sıkıntı, hastalık ve yokluklara sabır göstermek; yaşayanların ızdıraplarını düşünmek, zihnen de olsa onlara ortak ol maya çalışmak, merhametli olmak; başkası için fedakarlık yapmak; suçu ve hakareti ba ğışlamak, gibi. Bu ahlâk kuralları asıl gâyeye, Nirvana'ya veya ölünce Buddha haline do nüşmeye (Bodisatva olmaya) bir hazırlıktır, bir başlangıç, bir ön şarttır. Budizm'e göre bu ahlâk kurallarına uygun yaşayıp duygu ve is teklerini kontrol altında bulundurabilen, de-netim altına alabilen, yoga çalışmaları yapma sonucu belli bir dereceye gelip gaibten ilham almaya başlayan ve hayatın dört hakikati ko nusunda bilgisizlikten kurtulup kalb aydınlı ğına kavuşabilenler,"ruh göçü" kıskacından, sonu gelmez defalarca doğma ve ölme şek linde devam eden ızdıraplardan da kurtulur, ruh sükûnetine, Nirvana'ya ererler.

    Buddha, ormanda yalnız başına, yabanı bir incir ağacı altında düşünceye dalmış halde günlerce kalmıştı ve gaibten ilhamla gelen dört büyük hakikat sayesinde, Nirvana yolu kendisine açılmıştı. Fakat sadece kendini kurtarma yolunu yeterli görmemiş, kendi sinin ulaştığı gerçeklere herkesin erişemi-yebileceğini düşünerek, kurtuluş yoluna di-ğer insanları da davet etmeye karar vermiş. Böylece başkalarına acımayı (merhametli olmayı), başkalarının kurtuluşunu kendi kur tuluşundan önceye almayı tercih etmiş.

    Budist kaynaklara göre Buddha, bütün can taşıyan varlıklar kurtuluşa ermeden Nirva na'ya varmıyacağına dair ahdetmiş. Buddha, ormandaki inziva haytında gerçeği bulduğu-na inandıktan sonra bunu herkese bildirmek kararını vermiş. Budist bir efsaneye göre Buddha'yı bu kararından döndürmek için, sözde kötülük tanrısı Mara, Buddha'ya karşı savaş açmış, Mara, şeytanlardan, yırtıcı cana-varlardan, korkunç sesler çıkaran acaip yara-tıklardan kurulu ordusu ve estirdiği korkunç fırtına ile saldırıya geçmiş. Buddha bağdaş kurmuş, gözleri kapah, derin düşuncelere dalmış halde (yoga halinde) hiç korkmamış

    YanıtlaSil
  186. 52

    KABİR AZABI

    "Allah Teâlâ sağlam sözle iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sapasağlam tutar."

    Bera b. Azib (ra)in rivayetine göre Resulullah (sav)'in şöyle buyur. muştur.

    "Bir Müslüman'a kabirde soru sorulduğunda o Allah'tan başka ilah olmadığına ve Hz. Muhammed'in Allah'ın kulu ve elçisi olduğuna şehadet eder".

    Iste yukarıda geçen ayet bunu ifade etmektedir. "Allah Teâlâ sag. lam sözle iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sa pasağlam tutar."

    Allah'a boyun eğen samimi mü'minin ayette geçtiği şekilde ahirette sapasağlam olması üç durumda gerçekleşir.

    1. Ölüm meleğini gördüğü zaman

    2. Münker- Nekir soru sorduğu zaman

    3. Kıyamet günü hesaba çekildiği zaman

    Ölüm meleğini gördüğünde mü'minin (tesbit üzere) sapasağlam ol-ması üç şekilde gerçekleşir.

    1. Küfürden korunmuş olmak. Müslüman olarak can verinceye kadar tevhid inancı üzerinde sabit bulunmak.

    2. Meleklerin onu rahmetle müjdelemesi

    3. Cennetteki yerini görmesi

    Müminin kabirde (tespit üzere) sapasağlam olması da üç şekilde ger-çekleşir.

    1. Allah (cc) ona doğruyu gösterir. Bu sebeple mü'min münker - nekirin sualine Allah'ın razı olacağı cevaplar verir.

    2. Kendisinden korku ve ürkeklik gider.

    3. Cennetteki yerini görür ve kabri Cennet bahçelerinden bir bahçeye dönüşür.

    Kıyamet günü hesaba çekilirken mü'minin (tespit üzere) sapasağlam olması da üç şekilde gerçekleşir.

    1. Allah ona kendisine sorulan sorulara delilleriyle cevap verebilmesini nasip eder.

    Ibrahim 27

    Buhari, 1369; Müslim, 2871

    YanıtlaSil
  187. TENBIHOL GAFILIN

    63

    Hesabı kolay olur

    3. Küçük günahları affedilir

    Başka bir görüşe göre ise mü'minin (tespit üzere) sapasağlam olması dört yerde olur.

    1. Ölüm anında

    2. Kabirde. Böylece kişi münker nekirin sualine kolayca cevap verir

    3. Kıyamet günü hesaba çekilirken

    4. Sıratı şimşek hızıyla geçmesi için Siratto.

    Soru: Kabir suali nasıl olacaktır.

    Cevap: Bu konuda söz söyleyen älimler farklı görüşler ortaya koy muşlardır.

    Bir kısım alimler bu hususta şöyle demişlerdir.

    Sual bedene değil sadece ruha sorulacaktır. Bu durumda cesette bu lunan ruh o kişinin göğsüne girer. Bazılarına göre ise ruh, cesetle kefen arasında durur. Bu görüşlerin hepsi ile ilgili sözler varit olmuştur.

    Ancak âlimlere göre en doğru olan görüş şudur:

    Mümin kabir sualine inanır, bunun nasıl olacağı ile ilgilenmez ve şöyle der:

    Bu konuyu en iyi bilen Allah'tır. Biz de kabre girdiğimizde bunun na sıl olacağını göreceğiz.

    Kabir sualini inkâr eden bir kimsenin iki türlü gerekçesi olabilir.

    1. Bu aklen mümkün değildir. Çünkü tabiata aykırıdır.

    a. Aklen mümkündür, fakat gerçekleşeceğine dair yeterli delil yoktur.

    Aklen gerçekleşmesi mümkün değildir, çünkü bu tabiata aykırıdır, diyene şöyle cevap veririz.

    Senin bu sözün Peygamberliği ve mucizeleri inkâr etmeyi gerektirir. Çünkü Peygamberler de birer insan oldukları halde melekleri görmüşler ve kendilerine vahiy gelmiştir. Ayrıca Hz. Musa için denizde yol açılmış ve onun asası ejderhaya dönüşmüştür. Bütün bunlar aklen mümkün olma-dıkları gibi tabiata da aykırıdır. İşte bu sebeple bunu inkâr eden kimse Is lam dininden girdiği gibi çıkar.

    Aklen gerçekleşebilir, fakat gerçekleştiği sabit değildir, diyene şöyle cevap verilir:

    Bu konuda duyan kimseleri ikna edecek kadar hadis mevcuttur Ayrıca şu ayeti kerimeler bunu ifade etmektedirler.

    YanıtlaSil
  188. OSMANLI HUKUK TARİHİNDE MECELLE

    58

    697. m.) Havaleye dair olan fıkıh tabirlerini izah mahiyetindedir v

    şunlardır:

    Havale: Deyni bir zimmetten diğer bir zimmete nakletmektir

    Muhil: Havale eden kimse ki, medyûndur.

    Muhal'un-leh: Dâin olan kimsedir.

    Muhal'un-aleyh: Kendi üzerine havaleyi kabul eden kimsedir.

    Muhal'un-bih: Havale olunan maldır.

    Havale-i mukayyede: Muhilin muhalun-aleyh zimmetinde ya-hut yedinde olan malından vermek üzere diye mukayyed olan ha-valedir.

    Havale-i mutlaka: Muhilin muhal'un-aleyhde olan malından vermek üzere deyu mukayyed olmayan havaledir.

    1. Bab havale akdi hakkında olup iki kısımdan müteşekkildir.

    1. Bölüm (680.- 683. m.) Havâlenin rüknü hakkındadır. 2. Bölüm

    (684.-689. m.) Havâlenin şartlarına dairdir.

    2. Bab (690.-700. m.) Havâlenin hükümlerinden bahseder.

    YanıtlaSil
  189. & KITAB (K. EL-REHN W K. EL VEDIA)

    Ahmed Cevdet Payo andolanmadan evvel böyuk bir kisma haar soyolan Kitabul-Ren, eksikleri tamamlanmadan acele olarak 27 Sevval 1287 (20 Ocak 1871) tarihini tastyan cemiyet mazbalasi Cevdet Paşa'nın anlinden soura degion usul gereğince Mesihata takdim olundu. Mazbatada özet olarak öyle dentyorda: Rohain kymeti mukabili boreun miktarının arttırılması meselesinde Imam Thu Yusufan görüşüne, Imam Azam ve Imam Muhammed'in ve leri muhaliftir. Ebu Yusul'a göre bu arttarilma vala, diğer iki imama ssaran caiz değildir. Cemiyetimiz tarafından hangi görüşün a mammazın muamelelerine daha uygun dişeceği bilinememiş ve ma kam-ı Atinize sorulmuştur. Yüksek makamınızca Sadareto bu hu vus araedildikten sonra bire gönderilen cevapla Kha Yusuf'un go rüşünün günümündeki muamelelere daha uygun düştüğü bildirildi ginden, Mevelle'nin 714, maddesi Centyetiminco Eba Yusurun kavli üzere kaleme alınmıştır...."

    Ömer Hulüsi

    Esseyyid Yunus Vehbi

    Albeddin

    Esseyyid Hall

    Esseyyid Ahmed Hilmi

    Emeyyid Ahmed Rubisi

    Muhammed Emin

    Sryfeddin

    Isa Ruki

    Credet Paşa'nın hazırlamış olduğu Kitab'al-Rehn-i üzerinde hig emek sarfetmeden kendi mesäilerinin neticesi imiş gibi takdim eden Cemiyet, bir is yapmış görünmek için ayı tarihi tastyan bir ara teskeresi ile Kitab'ul-Vodia'yı da Mogihata takdim etti. Üzerinde büyük bir emek sarfodilmediğini anlamak için are teakeresini na

    A. Orndet P Ani, Mee Do

    YanıtlaSil
  190. 570

    MAGVIRET: Her nekadar bağışlamak manamentos de, barula pos

    ve şeref manalarina gelir.. Ramus serbinde denir kis

    -Zavallıya yardım etmenin fazileti pek yoktur. Hem de stiers ngmayacak kadar.

    Ravit ENESten ra. naklen BUHARI.. Merkbest 1. ve 2. Ha Serifte..

    ١١٥٦ من الحيوية عنده اخوه المسلم فكم انصُرْهُ وَهُوَ يَسْتَطِيعُ نَصْرَهُ اللهُ الله ، ) رواه ابن أبي الدنيا من أنس ) في الدنيا والأخيرية .

    1156) «Her kim,yanında bir müslüman kardeşinin grybeti edilir dej ona YARDIM etmeye gücü yettiği halde yardım etmene.. AL Ish in Tuôlà onu, dünya ve ahirette rezil eder...a

    Br.. YARDIM: Burada aleyhte konuşmalara mani olmak manasına ge

    Bu Hadis-i Şerif dolaystyle Ramuz gerhinde öyle bir not vardırs ramdır. Gaybeti yapmak, nasıl haramsa; dinlemek de aynı şekilde his

    Ravi: ENEs'ten ra, nakten 184-1 EBOD-DONYA.. Menkibederi, 1. ve 117. Hadia-i Berifte..

    ١١٥٧ مَنِ اغْتَسَلَ يَوْمَ الجمعةِ كان في عمارة إلى الجمعة الأخرى ( رواه الحاكم)

    1157) «Cama günü yıkanan bir kimse, gelecek cumaya kadar TEMİZ olarak kalır.

    TEMIZ: Manen temiz..

    Allah- Tasla küçük günahlarını bağışlar, büyüklerine de istigfar etmesi gerekir..

    Ravi: HAKIM. Menkibest 22. Hadis-i Şerifte..

    ١١٥۸ مَنْ أَمَى بِغَيْرِ عِلم لمنتَهُ ملائكة السماء والأرض ( رواه ابن عساكر )

    1158) «Her khm, Madz bir fetva verirse, yer ve semanm melekleri oua lanet olur...

    Herhangi bir fetvada, Ilim esas alınmalıdır. Aksi halde:

    Yarım hoes dinden; yarın doktor candan eder..

    Ata sözlüntin Iparet ettiği mank ortaya çıkar...

    YanıtlaSil
  191. etmesi gerekir..

    Ravi: HAKİM.. Menkibesi 22. Hadis-i şerifte..

    علم لمنتَهُ مَلائِكَةُ السَّماءِ وَالأَرْضِ ( رواه ابن عساكر ) ۱۱۵۸ مَنْ أفتى بِغَيْرِ عِلم

    1158) «Her kim, ilimsiz bir fetva verirse, yer ve semanm melekleri

    ona lânet okur..>>>

    **

    *

    Herhangi bir fetvada, ilim esas alınmalıdır. Aksi halde: - Yarım hoca dinden; yarım doktor candan eder..

    Ata sözünün işaret ettiği mana ortaya çıkar..

    YanıtlaSil
  192. VO VAAN DENERLER!

    JONI ABAKIR Menkibel, 80. Hadis-i şerifte.

    ١١٥٩ من القطع أَوْمَا عَالِنَا لَفِي اللَّهَ وَهُوَ عَلَيْهِ قَضانُ ،

    ( رواه ابن ماجه عن ابن عمر)

    1189) after kim ollin olarak bir yeri alırsa.. Allahü Taätä'ın hu suruna çıkarı fakat kendisini gazablı bulacak...

    Ibu Hadis-i şerifi, tapulu ve sahipli yerlere saldıranlara okumalı

    Havi: IBN-1 OMER'den ra. naklen IBN-1 MACE... Menkibeleri 7. ve 6. Hadis-i Şerifie

    ١١٦٠ من أكثر من الاستغفار جعل الله له من كل هم فرجاً ، ومن كل قبيل ( رواه أحمد ) تخرجاً ، وَرَزَقَهُ مِنْ حَيْثُ لا يَحْليب .

    1160) elSTIGFAt'ı çoğaltan kimse için: Allah her kederden ferah-ik, her sıkıntıdan kurtuluş ihsan eder.. Ve ummadığı yerden rizkun Ihsan buyurur..s

    ISTIGFAR: Allah'tan bağış talebidir,

    Ravi: IMASM-1 AHMED.. Menkibesi, 1. Hadis-i şerifte...

    ١١٦١ مَنْ أكل فَشَبِعَ ، وَشَرِبَ فَرَوى ، فقال : الحمد لله الذي التقى وَأَسْبَعَ في وَسَقَانِي وَأَرْوَانِي ، خَرَجَ مِنْ ذُنُوبِهِ كَيَوْمٍ وَلَدَتهُ أُمه .

    ( رواه ابن السني عن أبي موسى الأشعري )

    1161) «ller kim yer, doyar.. Ve içer, kanar.. Sonunda:

    -Beni yedirip, doyuran ve içirip, kandıran Allah'a hamd olsun..

    Derse günahlarından çıkar.. Tıpkı anasından doğduğu gün gibi...

    Daha önce de anlatıdığı gibi, bu şekilde bağışlanan günahlar, kiüçük günahlardır. Büyük günahlar ya latiğfar, ya da helällık almakla bağış-Manu

    571

    YanıtlaSil
  193. MILAM TARİHİ MELUINE DEVEI ZI

    tup gitader, Enanr da, bir vadi yolunu tutsa, ben, Ensarın tuttuğu vandum tutarım!) buyurduğunu, biliyorsunuzdur. (55))

    Ey Balf Resdlulith Aleyhisselamın yanında oturduğun sirada (Kureyalian, bu işin yöneticileridir.

    Semların iyileri, iyilerine uyarlar. Kataleri de, kötülerine, uyarlari)

    buyurduğunu, sem de, biliyorsundur. dedi

    Ra'd h. Ubåde Doğru söylüyorsun.

    Eve, Venirieriz, sizler de, Emirlersiniz!» dedi. (552)

    Hs, Ebû Bekir, konuşmasına şöyle devam etti:

    Ey Ensar cemaatı! Ensarın dindeki hizmet üstünlüğünü ve İs Mmlyeti kabulde yarışa girişlerinin büyüklüğünü, hiç kimse inkâr edenmez.

    Allah, dinine ve Resülüne yardım eden sizlerden râzı olmuş ve Resülünü size hicret ettirmiş, zevcelerini ve Eshabını içinizde ulu-lamaytar.

    İlk Muhacirlerden sonra, bizim katımızda, sizden başka üstün mevkilisi yoktur.

    Biz, Emirieriz, sizler de, Vezirlersiniz.

    Biz, size danışmayı kaçırmaz ve hiç bir işi, sizsiz yapmayız. (553)

    Ey Ensar cemaatal (554) Sizler, dile getirdiğiniz hayır ve iyilik-lerin ehlisinizdir.

    Fakat, bütün Araplar, bu işi, şu Kureyş kabilesinden başkası İçin hak tanımazlar. (555)

    Kureyşiler, soy sopları ve yurd kutsallığı bakımından Arapların efdalį ve üstünüdürler. (556)

    Akrabalık yönünden de, Resûlullah Aleyhisselama daha yakın-dırlar. (557)

    Araplar, ancak, şu Kureyş kabilesi için dine girmişlerdir. (558)

    (551) Ahmed b. Hanbel Müsned c. 1, s. 5, Taberi Tarih c. 3, s. 199, Heysemi

    Macmauzzevaid c. 5, a. 191

    502) Ahmed b. Hanbel Milaned e. 1, s. 5, Taberf. Tarih c. 3, s. 199 (

    (533) Ihn-1 Kuteybe l'imáme vemiyāsa c. 1, s. 14-15, Taberi Ibn-i Ealr Kamil c. 2, s. 329 Tarih c. 3, s. 208,

    (554) Abdurrezzak Musennel c. 5, п. 443

    (533) fbm-i Ishak, İbn-i Hişam Sire c. 4, s. 310, Abdurrezzak 443, Bellzüri - Enanbülegraf c. 1, s. 584 Musannef c. 5, a.

    (156) Ibn-1 Ishak, Inb-i Higam Sire e. 4, s. 310, Abdurrezzak Musannef c. 5, a. 443, fim-i Sa'd Tabakat c. 2, s. 200, Ahmed b. Hanbel Müsned c. 1, n. 50,

    Buhari Sahih e. 4, s. 194, Belizüri Ensmbülegraf c. 1, 6.582

    (557) Belhairt Ensabillegraf c. 1, a. 582

    558) Ibn-1 Abd-i Rabhih Ikdülferld c. 2, s. 111, Belizüri - Entabülegraf c. 1, s. 581 (

    YanıtlaSil
  194. PEYGAMBERİMİZİN VEFATI

    Sisin ileri gelenlerinis, Resûlullah Alehisselamın (İmamlar, Ku-reştendir.) buyurduğunu biliyorlardır.

    Peygamber Aleyhisselâm (Bu is, benden sonra Kureyştedir.) bu

    yurmuştur. Staler, Islamda bizim kardeşlerimiz, dinde ortaklarımasınmadır

    Sisler, bize yardımı ve iyilik ettiniz. (359) Biai, barusdırdınız. Ken-dinite ortak yaptınız. (300)

    Sisler, bize insanların en sevgilisisintedir.s dedi.

    Hubap b. Münair «Bis, sizi de, üstünlüğünüzü de, biliyoruz. (561)

    Ben, Ensar'ın kaşırıp rahatlayacakları dayanağı, yararlanacak-ları meyvalı budağıyındır.

    Başları derde girdikçe, onlar, bana başvurur, benim görüş, tedbir ve yardımlarımla rahata kavuşurlar. (562)

    By Kureyş cemaatı! (563) Bizden bir Emir, sizden de, bir Emir olacaktırla dedi. (564)

    Hz. Ömer «Bir kında iki kılıç, iyi olmaz! (565) Bir kında iki kı-iç birleşments dedi. (566)

    Hz. Ebû Bekir «Hayır! Biz, Emirleris, sizler de, Veziriersinindiris dedi.

    Hubap b. Münzir Hayır! Vallahi, bu dediğini kabul etmeyial (567)

    Ey Ensar cemaatı! Sis, Emiriniai kendinizden seçinizi

    İçinisde ve gölgenizdeki insanlar, sive aykırı davranmağa cesaret edemeyeceklerdir.

    Halk ta, sizin görüşünün dışında hareket etmeyecektir.

    Çünki, sizler, İzzet, servet, sayı, kuvvet, tecrübe, cesaret, yiğitlik

    gibi bir çok üstün vasıflara sahipsiniz.

    Halk, ancak, sizin ne yaptığınıza bakacaktır.

    Sakın, bu hususta anlaşmazlığa düşmeyiniz ve görüşlerinizi bor mayınız.

    (300) hmi Abd-i Rabbih Dedülferide. 2. . 175. Bella Rasabülograf c. 1582

    (300) Bellzüri Enabülegraf e. 1, s. 180

    (561) Bellaür Exhiülegraf e. 1, &. 384

    (302) Din-t lshak, Ihn-i Hişam Sire e. 4. a. 310, Abdurrezzak Musannef o. 3, a. Ensab, e. 1, s. 584

    444-445, Ahmed b. Haobel Müsned c. 1., Boliüri (503) - Ishak, the-t Higam Sre e 4, s. 30, Abdurrezzak Musanned c. 5, s. 444

    (364) Ibn-t bhak, lim Diyam Sire. 4. 310, Abdurrenak Musannef e. 5, s. 444, Ibn-i Sa'id Tahukate. 2. 209, Ahmed Is Hanbel Mümed e. 1, s. 56, Bu-hart Sakih e. 194

    (563) Abdurressak Mummoned As 144

    (560) İbn-i Kuteyke Elimme velykum, The Tarih c. 3, a. 200

    (507) fhoi Sa'd Tabakathax. 194

    YanıtlaSil
  195. سورة بقره (1)

    الشارات الواليات

    (ه) هما هر فارینان مضمونه مشهوره شديده، رهوه مستقلة، منخفضه، منطبقه منفتحہ کی جغتای جنساء ينك هر بريسندن بينه نصف المشدر.

    (1) جفتى، يعنى أتى اولمايان، (أوتار) قمنده، تقبیلد نه آزی خفیفد نه چوغی آشد.

    فَلْقَلَى وَلا ق کی

    (۷) قرآن عظیم الشانك، سوره کرن باشندہ کی حروف مقطعه نك ذكر ابد یا سوال اور درنه تنصیفری حقنده اختیار ایندیگی طریق، (به یوز درت) احتمال من انتخاب اید باشد... و انتخاب ایدیایه تو طر یق من باشته هیچ به احتمال ایله مذکور تنصیف ممکن بنگلور . چونکه تقسیمیلی به چومه بر برینه کیر من و قومه متفاوتدر. بوكي العجاز لمعد ارندن هفته الامايان، ذوقته لوم وعتاب اينسين .

    ابلنجی صحت ) بو مخنده ده به حاج لطائف وار در.

    (1) (الم) ایله امه النده کوزه چارپان غرابت بو حر فارك بك غريب و عجيب و شبان مقدم سم وكشف قوللرى اولد قادينه اشار ندر.

    (۲) بو سوره لرك باشاہندہ کی تقطيع حروف ایله اسمارى هجوله مك، متمانك مأحد ينه و نه در نشئت ایند یگنه اشاره تدر

    (۲) بو حر فارن تقطيعي، ممانك واحد اعتباری اولوب، ترکیب فرجی او لما ديفنه اشار تدر

    (ع) بو حر فلاك تقطيع الله تعدادى. صنعتك ماده و مأخذيني مخاطه كو متر قطه معارضه به طالب اولا ناره قارشو میدانه او خو یارمه، ایسته اعجاز صنعتی شو گور دیگر حر فارك نظم و نقشهار ند نه بایدم بو یوریاز میدانه دید، او نارن تحقیرانه تمکین ایر بند ( تكدير لدينه) اشار ندر

    (0) معنادن موبوله شوهجا حرفار ينيك ذكرى، معارضاری مجسر برا قمعه اشار ندر اوت قرآن معجز البيدان شو معنه از حر فارك لسان حالیله اعلام این بود که من کردن بلیغ معد الري، حکماری، حقيقتارى افاده ايدن بوكسك خطر لری و نظاری ایسته میسورم

    در

    YanıtlaSil
  196. luise, mecha iye, münhafiza, mi

    münfetiha gibi çiftli cinsleria

    her birisinden yine nul alma

    Cifrii almas

    leyen منك ftab: Azarlama

    قلتله Kalkale: Tecvidde harfi çıla yerinde sıkıştırarak kuvvetle

    çıkarma

    Lerm: Kimama

    لو

    ماذ Me'haz: Kaynak

    محوره Mechare: Apka okunan

    harfler

    محمولة Mehmase: Fısıltı ile okunan

    harfler

    موج Meze: Kanstırma, katma

    منفقة

    Münfetiha: Ağız açılarak

    akanlan harfler

    مخفضة

    Munhafiza: Dil alt damak-tan ayrılır vaz'iyette iken

    çıkan harflere denir منطبقه Mintabika: Dilin üst dama-ğa kapanmasıyla çıkan harfler

    مستغليه

    Müsemma: İsimlendirilen

    خ، ص، ض، ط، تل، Musta liye

    متفاوت

    İstila harfleri olan

    Miitefavit: Farkh

    رخوه

    Rahve: Harf sükün ile söyle-nirken sesin akması hali

    شديده Şedide: Tervidde sesin ve

    تحقيراته

    nefesin akmadığı harfler

    Tahkirane: Hakaret ederek

    تقطيع حروف

    Takti-i huruf: Bazı süre başlarındaki harflerin tek tek

    okunması

    تنصيف Tansif: Yan yanya bölme

    طريق Tarik: Yol

    تبكيت Tebkit: Azarlayıp susturma

    تركيب

    Vahid-i itibari: Bir olarak

    i'tibar edilen

    Zellaka: Keskin olarak çıkan

    واحد اعتبارى

    harfler

    ذاته

    Terkib: Birleştirerek yapma

    YanıtlaSil
  197. Tebkit: Azarlayıp susturma

    تركيب

    Terkib: Birleştirerek yapma

    وكيد اعتبارى

    Vahidi i'tibârî: Bir olarak

    i'tibar edilen

    ذاقه

    Zellaka: Keskin olarak çıkan

    harfler

    YanıtlaSil
  198. 3. Hece harflerimin mehmüse, mechúre, sedide, rahve, mosta liye, mituhafiza, müntabika, münfettha gibi çiftli cumslerinin her birinden yine isıf almuştır.

    6- Cifi, yant esi olmayan, evtår kısmında, okilden an, hafiften çoğu almıştır. Kalkale, zelláka gibi.

    7. Kur'ân-ı Azlmuşsan'm, sürelerin başındaki horif u mukattaanım zikredilen minvål üzerine tansifleri hakkında ihtiyår ettiği tarik, beş yüz dört ihtimälden intihåb edilmiştır. Ve intihåb ehlen zu tarikten başka hiçbir ihtimal ile meskúr tansif mümkün değildir. Çünki taksimler, pek çok birbirine girmiş ve çok mütefävittir. Bu gibi i'câz lem'alarından hisse alamavan, zevkine levim ve itâb etsin.

    İkinci Mebhas: Bu mebhasta de birkaç letäif vardır.

    1-() ile emsålinde göze çarpan garåbet, bu harflerin pek garib ve acib bir şeyin mukaddemesi ve keşif kolları olduklarına işarettir.

    2- Bu sürelerin başlarındaki takti" i hurûf ile isimleri hecelemek, müsemmänın me'hazine ve neden neş'et ettiğine işarettir.

    3- Bu harflerin taktii, müsemmånın vahid-i i'tibári olup, terkib-i mezci olmadığına işarettir.

    4- Bu harflerin takti' ile ta'dâdı, san'atın madde ve me'hazini muhátaba göstermekle, muarazaya talib olanlara karşı meydan okuyarak, "İşte i'câz-ı san'atı, şu gördüğünüz harflerin nazım ve nakışlarından yaptım. Buyurunuz meydana!" diye, onların tahkirâne tebkitlerine (tekdirlerine) işarettir.

    5- Ma'nadan soyulmuş şu hece harflerinin zikri, muärızları huccetsiz bırakmaya işarettir.

    Evet. Kur'an- Mu'cizü'l-Beyan şu ma'nasız harflerin Thân thâliyle t'lân ediyor ki: "Ben sizden belig ma'näları, hükümleri, hakikatleri ifade eden yüksek hutbeleri ve nutukları istemiyorum.

    YanıtlaSil
  199. TARINTY BUGON

    1236 Alaaddin

    Keykubat in vefatı.

    -1908-İstanbul'da

    bulunan Bediüzzaman'ın genel ve sağlık durumu hakkında bilgi almak üzere Van Valiliği'ne soruşturma yazısı yazıldı.

    1952 - Bediüzzaman Said Nursî Afyon Mahkemesi duruşmasına katıldı.

    30

    PERŞEMBE

    THURSDAY

    MAYIS

    MAY

    onun mükafata arth.

    Talak Suresi: 5

    BİR HADİS

    En temiz ve üstün kazan

    kişinin el emeği ve ha türlü dürüst alışverişt kazandığı

    Müsned, 2: 3

    Yarın seni zillet ve rezaletlere maruz bırakmakla terk edecek olan dünyanın sefähetini, bugün kemâl-i izzet ve şerefle terk edersen, pek azîz ve yüksek olursun.

    Mesnevî-i Nûriye

    HIZIR: 25-GÜN: 151 KALAN: 215-GUN.UZ:2 D

    HİCRİ: 22 ZİLKA'DE 1445 - RUMI: 17 MAYIS 1440

    Imsak Günes

    Ole

    YanıtlaSil

Yorum Gönder