Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla anlamına gelen "Bismillahirrah- nânirrahîm" âyetinin adıdır. Besmeleye 'Allah'ın adını anmak" anlamına gelen 'tesmiye" de denir. Besmele, Neml sûre- sinin 30. âyetinin bir bölümü ve Fâtiha sûresinin ilk âyetidir. Tevbe sûresi hâriç diğer sûrelerin başında besmele yazıl- mıştır. Sûre başlarındaki besmeleler, müstakil birer âyettir. Ancak o sûreye dahil değildir.
Peygamberimiz (a.s.) her hayırlı işe besmele ile başlanmasını tavsiye etmiş ve "Besmele ile başlanmayan her iş be- reketsiz ve sonu güdüktür" buyurmuştur (Aclûni, Keşfü'l-Hafa, II,174). Kur'ân okumaya, bir şey yiyip içmeye ve bir işe başlanır- ken besmele çekilir. Kur'ân'da Allah'ın adı anılmadan kesilen hayvanların etleri- nin yenmeyeceği bildirilmiştir (En'âm, 6/121).
Besmele çeken insan; başka bir var- lık adına değil sadece Allah adına, O'nun rızası için ve O'nun izniyle başlı- yorum, demiş olur. Besmelede Yüce Ya-
YANITLASİL
yuksel22 Mayıs 2024 13:52 ratıcının üç ismi geçmektedir: Allah, Rahman ve Rahim. Besmele çeken Kur'ân okumuş ve Allah'ı anmış olur,
732) «İki kişinin yemeği, üç kişiye yeter.. Üç kişinin yemeği, dört kişiye kâfi gelir..>>>
Çoğu zaman yemekler mevcudun ihtiyacından fazla hazırlanır.. Bu arada gelen ani misafir de doyar.. Sonra, Allah bereketini de ihsan eder..
Ravi: EBU HUREYRE'den r.a. naklen BUHARI ve MÜSLİM.. Men-kıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i şerifte..
۷۳۳ طالِبُ العِلْمِ : طَالِبُ الرَّحْمَةِ ، طَالِبُ العلم ، رُكن الإسلام ، ويُعطى أَجْرَهُ مَعَ النَّبيين .
733) «İlme talib olan aynı zamanda rahmete de tâbidir.. İlim ehli İslâmın esasını teşkil eder.. Ve ecri Peygamberlerle beraber ve-rilir..>>>
Çünkü âlimler Peygamberlerin varisleridir.. Bir başka Hadis-i Şerif, bunu anlatır.. ENES'ten r.a. naklen DEYLEMÎ rivayet ediyor.. Menkibe-leri, 1. ve 4. Hadis-i Şerifte..
طَعَامُ الْمُؤْمِنِينَ فِي زَمَنِ الدَّجَالِ طَعَامُ الْمَلَائِكَةِ : التَّسْبِيحُ وَالتَّقْدِيسُ) فَمَنْ كَانَ مَنْطِقَهُ يَوْمَئِذٍ التَّسْبِيحَ وَالتَّقَدِيسَ أَذْهَبَ اللَّهُ عَنْهُ الْجُوعِ . ( رواه الحاكم عن ابن عمر ) ٧٣٤
734) «Deccal zamanında, müminlerin gıdası, meleklerin gıdasıdır: TESBİH ve TAKDİS.. O gün bir kimsenin dilinde TESBİH ve TAKDİS olursa, Allah ondan açlığı giderir..>>
*
TESBİH ve TAKDİS'in manası: Cenab-ı Hakkı kemâl sıfatları ile muttasıf bilmektir.. Aynı zamanda SUBHANALLAH duasını baştan so-na kadar okumaktır..
Ravi: Menkıbeleri, 1. ve 182. Hadis-i şerifte geçen ENES r.a. ve IBN-1 ABDUL-BERR'dir.. İlme talib olanın faziletini bu Hadis-i Şerif ne-kadar güzel anlatıyor.. İş ilmin bu çeşidini bulmakta..
736) «İlme talib olmak; Allah katında namazdan, oruçtan, hacdan ve Allah yolunda cihaddan daha faziletlidir..>>>>
Yani: Bilgisiz oruçtan ve namazdan... Bilgili, namaz ve oruç... Allah katında daha makbuldür, manaları çıkar.. Ravisi: DEYLEMİ'dir.. Men-kıbesi, 4. Hadis-i şerifte..
۷۳۷ طَهَّرُوا هَذِهِ الْأَجْسَادَ ، طَهِّرَكُمُ اللَّهُ ، فَإِنَّهُ لَيْسَ عَبْدٌ يَبِيتُ طَاهِراً إِلَّا بات معه مَلَكُ في شِعارِهِ (۱) لا يَتَقَلَّبُ سَاعَةً مِنَ اللَّيْلِ إِلَّا قَالَ : اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِعَبْدِكَ ، فَإِنَّهُ بَات طَاهِراً .
( رواه الطبراني عن ابن عمر )
(1) أى ثوبه الرقيق الذى يلى جسده . والدثار هو الثوب الذي يليه .
737) «Bu cesetleri temizleyiniz ki; Allah-ü Taâlâ sizi pâk eylesin.. Pâk ve temiz yatan bir kulun mutlaka gömleği içinde bir me-lek bulunur.. Gecenin değişen her saatinde o melek şu duayı yapar:
Allahım, şu kulunu bağışla; çünkü o, temiz yattı..>>
Yani: Abdestli ve tevbe istiğfar ederek yatınız.. Zira temizlik, sadece dış temizliği değildir.. TABERANI, IBN-İ ÖMER'den r.a. naklen rivayet eder.. Menkıbeleri, 7. ve 9. Hadis-i şerifte..
۷۲۸ خرى تتعلمين ، أولية تتابع الهذي الجل منهم كل بيت الله رود أبو عليم من توران)
Her karand Fitne
A
Tan Chilar yerine Celine fine fe
A
BERANDUNUATM 200
٧٣٩ خول من بين الى عين الله الدين إذا أَصلُوا التي قيلوا وإذا لمالية بدكوة، والين مكنون الناس تحكيم الألميهم.
( رواه الحكيم من عائلة )
735) Allah' gölgesine er kavuşanlara mübarek olsun.. Onlar öy le kiemelerdir ki Kendilerine hak arredikligi raman kabul eder lee.. Baryey seraugu zaman, esirgemeden söylerler... Ve onlar, öyle kimselerdir ki, insanlara hakimlik ettikleri za man, kendilerine hükmediyormuş gibi yaparlar..
Omabe Hak berdebatan safina katan Hakkı kabul etmek... Rotigasi esirgek Ve Insanlara kimi gibi muamele etmek...
Eva Almanakin TIRMIZI Meckiblari, 8. ve 13. Kallei Serifte.
٧٤٠ طوبى لبين بات حاجا وأصبح ماريا : رجل مشكور در جمال مختلف قابع بالقيم من الدنيا يدخل عليهم ضاحكاً ، وتخرج منهم ضاحكة . موالذي نفسي بيديو ، أنهم هم الحاجونَ النارُونَ فِي سَبِيلِ الله مَرَّ وَجَلٌ . ( رواه الديني من أبي هريرة )
740) «Bir hacı olarak akşamlayan ve bir gazi olarak sabahlayan kim-seye MUBAREK OLSUN..
Bu öyle bir kimsedir ki: -Halk arasında saklıdır.. Ço-luk çocuk sahibi ve AFIF'tir.. Dünyada aza kanaat eder.. Çoluk çocuğunun arasıma gülerek Katılır, yanlarından gülerek çıkar.. Varlığın elinde olana yemin ederim ki; böyleleri, Allah yolun da hem hacı hem de gazidirler..>>
TUBA kelimesini; MÜBAREK OLSUN, şeklinde tercüme ediyoruz. Bu kelimeyi Rumuz Şerhi de bir Hadis-i Şerifin işaretine dayanarak şöy le tercüme eder; IBN-İ ÖMER'den naklen:
TUBA, cennette bir ağaçtır.. Uzunluğunu yalnız Allah-ü Taälä bilir.. Şu var ki, bir suvari onun dallarından birinin altında yetmiş sene yürür..
AFIF: İnsanlara yüz suyu dökmeyen ve harama bakmayan, manaları-nadır..
741) «Kendini küçük düşürmeden tevazu edene, mübarek olsun.. Bir pintilik göstermeden zelil-gibi durana mübarek olsun.. Mal cem edip, masiyetin gayrı yerde sarf edene, fıkıh ve hikmet eh-li ile oturup kalkana.. Zavallılara ve miskinlere şefkat gösterene, mübarek olsun..
Nefsini zelil edene, kazancını pâk tutana, içini güzel, dışımı ke-rim kılana ve şerrini insanlardan alana mübarek olsun..
İlmi ile âmil olana, malının fazlasını dağıtana, fuzuli sözünü tu-
tana mübarek olsun..>>>>
Bilhassa son cümle üzerinde duralım.. Bildiği ile amel etmek.. Fazla malı dağıtmak.. Fuzuli konuşmayı terk.. Bunlar, tam bir iman sahibinin noksansız vasıflarıdır.. Gayret edelim; Cenab-ı Hak bizi de onlardan kıl-sin..
742) «Aybı; kendisini insanların ayıpları ile meşgul olmaktan alana.. Malının fazlasını dağıtana.. Fuzuli sözünü tutana.. Sünnet ken-disine yetene ve onu bırakıp bidata sapmayana mübarek olsun.>
Önce insan nefsanî kusurlarını tesbit edecek.. Kendi aybını bırakıp insanların kusurlarını araştırana yazık olur..
Yant: Amel defterinde., Yani bu Alemde hatalarına, çok çok Allaw. tan bağın talebinde bulunana ne mutlu, Bir bagka Hadis-i Berifin delale tine göre: latiğfar, büyük günahları eritir.. eritir., bitirir..
طلوبى شجرة في الجنة ، مسيرة مائة عام ، ثِياب أهل الجنة الخرج من ( رواه ابن حبان من أبي سعيد ) اكمامها . ٧٤٥
745) «TUBA, cennette bir ağaçtır.. Uzunluğu yüz yıllık yoldur.. Ehl-i cennetin elbiseleri onun çiçek tomurcuklarından çıkar..n
Daha önce de anlattığımız gibi TUBA kelimesi yerine göre: MÜBA-REK OLSUN.. Şeklinde de tercüme edilir.. Burada bizzat TUBA ağacının kendisi anlatılıyor..
Ravi: EBU SAID, r.a. ve İBN-1 HIBBAN.. Menkıbeleri, 65. Hadis-i Şerifte.
746) «TUBA, cennette bir ağaçtır.. Allah onu kudret- eliyle dik-ti.. Ve ona, ruhundan üfledi.. Dalları cennetin duvarları ardın-dan görülür.. Onda cennetin ziyneti biter ve meyveler olur.. İn-sanlarım ağızlarına kadar gelir..>>
Ashap anlatıyor:
- Bu ağaç Peygamber S.A. efendimizin cennetteki köşkündedir.. Ve cennette bulunan her müminin evine bu ağaçtan bir dal sarkar..
Allah sübhandır ve hamd ona mahsustur; cümlesi yerle semâ arasını doldurur..
Namaz, nurdur..
Sadaka, bir bürhandır..
Sabır, aydınlıktır..
Kur'an lehinde veya aleyhinde bir hüccettir..
Bütün insanlar sabahlar; nefsini sataraktan.. Ya onu kurtarıcı, ya da hlâk edici olarak..>>>>
**
MİZAN: Bu bir ölçü âletidir.. Kıyamet günü onda hatalar ve savab-lar tartılacaktır.. Sağ tarafına sevab; sol tarafına da hatalar konacak.. İşte o zaman Allah'a tam manasiyle hamd edenler kurtulacaklar.. Haliy-le bu hamd, burada yapılacak..
Bu mizanın şeklini ancak Allah-ü Taâlâ bilir..
Ravi: EBU MALİK'ÜL-EŞ'ARI.. Menkıbesi, 155. Hadis-i şerifte
749) «Veba, boğulma, kolera, yangın ve doğumun sebeb olduğu ölüm. ler, ümmetim için şehadettir..>>
Yani: Bu âfetler ve doğum sebebiyle ölenler, şehid olurlar.. Ancak, su-nu da unutmamalı ki, şahadet mertebesi müminler içindir.. İmansızlar ne şekilde ölürlerse ölsünler, şehadet mertebesini bulamaz, cehenneme gi. derler..
Ravi: SAFVAN b. ÜMEYYE.. Sahabedir.. EBU VEHE künyesi ile
bilinir.. Babası Bedir conginde öldürüldil.. Huneyn vakası sıraları İslâm'a girdi..
Müellefe-i Kulubdandır.. Hicretin 43. yılında vefat etti.. Allah ondan razı olsun..
( رواه مسلم وأبو داود والنسائي )
750) «İtaat, maruftadır..>>
الطَّاعَةُ في المَعْرُوف . ٧٥٠
Bu, şu demektir ki yalnız meşru şeylerde itaat olur.. Ravi: NESEI, EBU DAVUD ve MÜSLİM.. Menkıbeleri, 5. 11. ve 13. Hadis-i Şerifte..
751) «TAUN, bir zahmettir.. Ya da İsrailoğullarından bir kısmına gönderilen bir azab..
Bir yerde TAUN vak'ası olur ve siz orada bulunursanız, oradan çıkıp gitmeyiniz.. Şayet sizin bulunmadığınız bir yerde TAUN vak'ası olursa, oraya da gitmeyiniz..>>>
Şöyle anlatırlar:
- Hz. Ömer r.a. Şam'a doğru yola çıkmıştı.. Yaklaştığı zaman ora-da TAUN yani veba hastalığının bulunduğunu haber aldı.. Ve hemen ora-dan geri döndü..
ينه ، إذا كان مرهونا ، وَعَلَى الَّذِي يَرْكَبُ وَيُشرب الا الله ( رواه أبو هريرة)
(1) أي ظهر الدابة الرهونة .
(۲) ای بركه وينفق عليه أو المراد الرئيس له ذلك بإذن الراهن
(۳) أي ذات الضرع
(1) إذا كان أى الحيوان المليون.
(5) فالمرهون لا يهمل ومنافعه لا تعطل بل ينتفع به الراهن وينفق عليه .
5) Emanet bırakılan hayvana NAFAKA'sını temin şartı ile bi
Emanet bırakılan sütlü hayvanın NAFAKA'sını temin şartı ile sütü içilebilir..
Binene ve içene NAFAKA da düşer...
Yandi Emanet brakılan bir binek hayvanı ya da sütil bir hayvan, yiyeceği ve içeceği verildikten sonra, aşırı gitmeden binek hayvanı ise, Mumekte; süt hayvanı ise, sütünü içmekte bir beis yoktur..
Ravi: EBU HUREYRE, ra. Menkibesi, 5. Hadis-i şerifte...
حرف المين
٧٥٦ قائد المريض تخوض في الرَّحمَةِ ، فَإِذَا جَلَسَ عِندَهُ فَمَرَكَهُ الرحمة . ( رواه أحمد عن أبي أمامة )
)ع( - AYIN - HARFİ İLE BAŞLAYAN
HADİS-İ ŞERİFLER
756)
«llastayı ziyaret eden rahmete dalar.. Yanında oturduğu zaman kendisini rahmet kaplar.....
411
Hasta ziyareti İslam dininde çok önemlidir ve sevabı çoktur.. Şu var ki, hastanın yanında çok oturmamaya ve onu üzmemeye dikkat etmelidir.. Sonra arvab kalmaz...
Peygamal Cenab-ı Hak ise sonsuz hikmeti ve keremiyle Resul-i Ekrem Peygamber Efen-atlik duygusunun nun rencide olmasına izin vermemek için anne dilemişti. Onların, peygamberimiz
211(m) Hayah
TARİHTE BUGÜN
2024 BDO
BİR AYET
1928-Pakistanlı İslâm Şairi Muhammed Ikbal'in vefatı.
1944-Fransa'da kadınlar oy kullanma hakkını elde etti.
• 1994 - İlk Güneş dışı gezegenler keşfedildi.
21
PAZAR SUNDAY
Sonunda Onun huzuruna döndürüleceksiniz.
Bakara Suresi: 28
BİR HADİS
Bir yerde zina açıkça işlenip faiz açıkça yendiğinde ora halkı Allah'ın azabının gelmesine sebep olmuşlardır.
Taberanî
NİSAN APRIL
Sizin âzâlarınız içinde en kıymettar göz ve kulaklarınızın mâliki kimdir? Hangi tezgâh ve dükkândan aldınız? Bu lâtif, kıymettar göz ve kulağı verecek ancak Rabbinizdir.
• 1909- Bediüzzaman'ın "Lemean-ı Hakikat ve İzale-i Şübehat" başlıklı makalesinin son bölümü ile "Biraderim Derviş Vahdeti Beye başlıklı yazısı Volkan'da yayınlandı.
• 1909-Bediüzzaman'ın "Kahraman Askerlerimize" başlıklı makalesi Mizan gazetesinde yayınlandı.
NİSAN 15 SALI
17 1446
ŞEVVAL
RUMI: 2 NİSAN 1441
KASIM: 159
BİR AYET
Yeryüzünü bir döşek, dağları birer kazık yapmadık mı? Sizi de çift çift yaratmadık mı?
(Nebe': 6-8)
BİR HADİS
Çokça tefekkür edin ve ibret alın.
(C. Sağîr, No: 2731)
Adâlet-i Kur'âniye âlem kapısında durup, ribâya, "Yasaktır, girmeye hakkın yoktur" der. Beşer bu emri dinlemedi, büyük bir sille yedi. Daha müthişini yemeden, dinlemeli!.. Mektubat
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 121 1 Kıyametin önü sıra yalancılar vardır. Onlardan sakının. Hz. Câbir İbni Semure (r.a.) 121 2 Kıyametin önü sıra hilekâr seneler vardır. O zamanlarda emin adamlara töhmet, haine emniyet edilir. Ve emin susturulur. Yalancıya emin nazarı ile bakılır. Ve "Rüveybida" söz sahibi olur. "Rüveybida kimdir?" diye soruldu. Ammenin işleri hakkında söz sahibi olan sefih kimsedir." buyuruldu. Hz. Avf İbni Malik (r.a.) 121 3 Kıyametin önü sıra deccal ve onun önü sıra da 30 kadar veya daha fazla yalancı gelir. Bu yalancıların alâmetleri soruldu. Buyuruldu ki: "Onlar sizde olmayan adetler getirirler ve diyanetinizi o âdetlerle değiştirirler. Bunları gördüğünüzde onlardan sakının ve onlara düşman olun. Hz. İbni Ömer (r.anhüma) 121 4 Kıyametin önü sıra tanıdık kimselere selâm vermek âdet olur. Ticaret meydan alır, o derecede ki, kadın erkeğine yardımcı olur. Akraba yoklamaları kalkar ve yalancı şahidler çıkar, gerçek şahidlik gizlenir, muharrirler ise çoğalır. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma) 121 5 Kıyametin önü sıra karanlık geceler gibi fitneler vardır. O fitne devrinde adam sabah mü'min, akşam kâfir olur. Ve akşam mü'min sabah ise kâfir olur. O zaman oturan, ayakta durandan hayırlıdır. Ayakta duran yürüyenden hayırlıdır, yürüyen ise koşandan hayırlıdır. O devirde okların yayını kırın, kirişlerini koparın, kılıcınızı da taşa vurun, evinize çekilin. Birinizin evine girilse ve üzerinize varılsa o zaman Adem (a.s.)'ın iki oğlundan hayırlısı gibi olun. (Yani öldürülen gibi.) Hz. Ebû Mûsa (r.a.) 121 6 Yeryüzünde Allah'ın evleri mescidlerdir. Ve oraya gelene ikramda bulunmak Allah'ın kendi üzerine aldığı bir haktır. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma) 121 7 Cebrail (a.s.) Benî Ademin ihtiyaçlarını yerine getirmeye memur edilmiştir. Kâfir dua ettiğinde Allah buyurur: "Bunun isteğini vererek ağzını kapatın. Duasını işitmek istemiyorum." Hz. Câbir (r.a.) 121 8 Rabbim Tebareke ve Teala hazretleri Kur'an'ı Bana bir vecihle okumak üzere gönderdi. Ben de ümmetime kolaylık olması için iade ettim. İki vecih yapıp gönderdi. Ben yine, ümmetime kolaylık olması için, tekrar iade ettim. Bunun üzerine yedi vecihle okunmak üzere tekrar gönderdi ve: "Reddin için istiyeceğin üç dilek vardır" buyurdu. İki defa, "Allahümmeğfir li ümmetî" dedim. Üçüncüyü ise öyle bir güne bıraktım ki o gün bütün halk ve hatta İbrahim (a.s.) bile Bana gıpta eder. Hz. Ubey İbni Kaab (
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 122 1 Cebrail (a.s.) firavunun ağzına toprak tıkıyordu. "Lâ ilâhe illallah" deyip de mağfiret görmesin diye. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 122 2 Allah (z.c.hz.) üzerine, dünyaya ait yükselttiği şeyi düşürmek haktır. Hz. Enes (r.a.) 122 3 Tabiinin en hayırlısı, öyle bir Üveysi (Veysel Karani) vardır ki, o annesine sadıktır. Allah'a and verse Allah onun andını geri çevirmez. Onun elinde bir beyazlık vardır. Ona rastlarsanız sizin için istiğfar etmesini isteyin. Hz. Ömer (r.a.) 122 4 Tedavide kullandığınız şeylerin en hayırlıları Ledûd (ağız ağrılarında), enfiye, hacamat, müshil ve ismit (sürme)''. İsmit gözü açar ve kirpikleri besler. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 122 5 Bir adamın din kardeşi için gıyabında yaptığı dua müstecab olur. Ve dua edenin başında bir melek "amin" der. Ve "Sana da bir o kadar" diye söyler. (Diğer bir hadiste, Meleğin "amini" geri dönmez buyurulmaktadır) Hz. Ebud Derda (r.a.) 122 6 Allah (z.c.hz.) ile mahlûku arasında nurani veya zulmani yetmiş bin hicab vardır. Kim bu hicabı aşan bir şey hissederse mahv olur. Hz. İbni Ömer (r.anhüma) 122 7 Allah (z.c.hz.)'nin zikri şifa, insanların zikri ise derttir. Hz. Mekhul (r.a.) 122 8 Aklın başı insanlarla sevgi tesis etmektir. Sakalının hafif olması insan için saadettendir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 122 9 Allah (z.c.hz.) kulunun: "Rabbiğfirlî zünûbî" demesinden hoşlanır. Ve buyurur ki: "Kulum Benden başkasının günahlarını afv edemiyeceğini biliyor." Hz. Ali (r.a.) 122 10 Rabbınız Celle Şânuhû Rahimdir. Kim ki bir iyilik yapmak ister de yapamaz ise ona bir sevap yazılır. Yaparsa, 10 ilâ 700 misli veya daha fazla sevab yazılır. Kim bir kötülük yapmak ister de yapmaz ise bir sevab, yaparsa bir günah yazılır. Allah isterse onu da affeder. Allah'ın muamelesinde helâk olacak adam, mahvolmaya lâyık olan adamdır. Hz. İbni Abbas (r.anhüma
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 213 1 Sahur berekettir. Öyle ise, bir yudum su içmekle de olsa, onu bırakmayın. Zira Allah ve melekleri sahur yiyene selat ederler. Hz. Ebû Said (r.a.) 213 2 Cömertlik, Ulu Mevlanın huyudur. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 213 3 Cömertlik, cennet ağaçlarından bir ağaçtır. Dalları dünyaya sarkmıştır. Kim bu dallardan birine tutunuyorsa, bu dal onu Cennete götürür. Hasislik te Cehennem ağaçlarından bir ağaçtır. Dalları dünyaya sarkmıştır. Kim de bu dallardan birine yapışırsa, o dal da onu Cehenneme çeker. Hz. Ali (r.a.) 213 4 Cömertlik, Cennette biten bir ağaçtır. Cömertliğin gireceği yer, ancak Cennetir. Hasislik ise Cehennemde yetişen bir ağaçtır. Hasisin gireceğin yer ise Cehennemdir. Hz. Abdullah İbni Ci(r.a.)d (r.a.) 213 5 Cömert Allah'a, insanlara ve Cennete yakındır. Cehennemden de uzaktır. Cimri ise Allah'dan, insanlardan ve Cennetten uzaktır ve Cehenneme yakındır. Cahil cömert, Allah (z.c.hz)'lerine hasis abidden daha sevimlidir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 213 6 Cömert, ancak Allah'a hüsnü zannı olduğundan cömertlik yapar. Hasis ise ancak Allah'a sui zannı sebebiyle cimrilik yapar. Hz. Ebû Ümâme (r.a.) 213 7 Cahil cömert Allah'a, alim olan bahilden daha sevgilidir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 213 8 Yürüyüşte sürat müminin kıymetini giderir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 213 9 Gizli aşikareden efdaldır. Ancak, örnek olmayı ümid ederse aşikarelik gizliden efdaldir. (Sadaka ve ibadet hususlarında) Hz. İbni Ömer (r.anhüma) 213 10 Bütün saadet, Allah'ın ibadetinde ömür uzunluğudur. Hz. İbni Ömer (r.a.) 213 11 Sefer, azabdan bir kısımdır. Sizden birinin yemeğine, içmesine ve uykusuna mani olur. Onun için biriniz yola gidip hacetini görünce evine avdetini tacil etsin. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 213 12 Sultan, yeryüzünde Allah'ın gölgesidir. Kim ona ikram ederse Allah da ona ikram eder. Kim de ona ihanet ederse Allah da ona ihanet eder. Hz. Ebû Bekir (r.a.) 213 13 Sultan, yeryüzünde Allah'ın gölgesi ve kuvvetidir. Kim ki, sultana hayırhahlık ve dua ederse, hidayet bulur. Kim de beddua eder ve hayırhahlıkta bulunmazsa, dalalete düşer. Hz. Enes (r.a.) 213 14 Sultan, yeryüzünde Allah'ın gölgesidir. Sizden biri kendisinde sultan olmıyan bir beldeye vardığında, orada katiyyen oturmasın. Hz. Enes (r.a.) 213 15 Adil ve mütevazi Sultan, Allah'ın yeryüzünde gölgesi ve mızrağıdır. Böyle adil ve mütevazi bir Sultan (veya vali) için her gündüz ve gecede, hepsi abid ve müçtehid olan altmış sıddık ameli yazılır. Hz. Ebû Bekir (r.a.) 213 16 Sultan, yeryüzünde Allah'ın gölgesidir ki, Allah'ın kullarından her mazlum ona iltica eder. Adalet yaparsa ona ecir, diğerine şükür, zulmederse ona vebal ve tebaaya da sabır düşer. Valiler zulm ederlerse kıtlık olur. Zekat verilmezse davarlar ölür, zina meydan alırsa, meskenet ve fakirlik zahir olur. Ve ehli zimmete zulm edilirse kuffar baş kaldırır. (Galebe çalar) Hz. İbni Ömer (r.anhüma
geçerliliği ve bağlayıcılığı ve işârî mânaya ulaşma süreçleri üzerinde durulmuştur.
Üçüncü bölümde İsmail Hakkı Bursevî'nin Ruhu'l-beyân adlı tefsirinde zâhir-bâtın ilişkisi yöntem ve muhteva açısından örneklerle ortaya konulmuştur.
Bu çalışmanın ortaya çıkma sürecinin her aşamasında, karşılaştı-ğım problemlerle yakından ilgilenerek ilmî ve mânevî desteği ile her zaman yanımda olan değerli hocam ve danışmanım Prof. Dr. Muam-mer Erbaş'a; bu çalışma konusunun seçilmesi ve çalışma içeriğinin şekillenmesinde fikirlerinden istifade ettiğim kıymetli hocam Prof. Dr. Ömer Dumlu'ya; yazım aşamasında ilmî bakımdan önemli tavsi-yelerde bulunan Öğr. Gör. Dr. Oğuzhan Şemseddin Yağmur'a ve her türlü destekte bulunan aileme şükranlarımı arz ederim.
Dini anlamlandırma zemini, temel olarak naslardan oluşmaktadır. Bu nedenle dinin anlaşılması için öncelikle nasların anlaşılması ge-rekmektedir. Zahir ve bâtın bakış açıları ise bu nasların anlaşılması konusunda iki önemli anlayışı ortaya koymaktadır. Bununla birlikte nasları anlama hususunda ortaya konulan bu iki bakış açısı, net bir çizgiyle birbirinden ayrılamamakta, her bir bakış açısı, diğerine ait birtakım öge ve veriler içerebilmektedir. Kur'ân'ın anlaşılması hu-susunda kendine has bir sistem oluşturan işări tefsir ekolü, bu sis-tem çerçevesinde muazzam bir literatür meydana getirmiş ve İslâm dünyasında belli ölçüde kabul görmüştür. Böyle bir ekolün yorum metodunun merkezinde yer alan zahir ve bâtın kavramlarının ilişkisi bu açıdan önemlidir. Bu çalışma, Kur'ân âyetlerini zâhirî ve bâtınî olmak üzere iki mâna boyutunda ele alan işârî tefsir ekolünün temel kavramları olan zahir ve bâtın kavramları arasındaki ilişkiyi, İsmail Hakkı Bursevî'nin Ruhu 'l-beyân adlı tefsiri örneği üzerinden ortaya koymak üzere hazırlanmıştır.
Çalışma giriş, iki bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bö-lümünde zâhir ve bâtın kavramlarının sözlükte, Kur'ân'da ve tefsir ilmindeki kullanımları değerlendirilmiş, tarihi süreç içerisinde kav-ramlaşan bu kelimelere yüklenen zâhirî ve bâtınî mânalar üzerinde durulmuştur.
Birinci bölümde, tasavvufta zâhir ve bâtın kavramları, işârî tefsir ekolünün bilgi kaynakları, bâtınî mânaya ihtiyaç duyulma sebepleri, işârî tefsir ekolünde zâhir-bâtın ayrımının temelleri, bâtınî mânanın
Tasavvuf chlinin bu yöntemi kullanarak yaşadıkları manevi hållere göre ayetlerden çıkardıkları manalar, Kur'ân lafızlarının zähirine ba-zen paralel olmuş, bazen de lafızla ilişkisi olmayan birtakım yorumlar içermiştir. Genel bir ifadeyle bâtıni mana diyebileceğimiz bu mâna boyutu, tefsir ilmi içerisinde önemli bir konuma sahiptir ve geçmişten günümüze gerek halkın gerekse tasavvuf ehli olmayan ilim adamları-nın dikkatini celbedegelmiştir.
Bu çalışmanın amacı, tefsir geleneği içerisinde önemli bir konu-ma sahip olan işarī tefsir ekolünün yorumlama yönteminin merkezin-de yer alan zähir ve bâtın kavramlarının birbirleri ile olan ilişkisini ortaya çıkarmak ve bu ilişkiyle ilgili örnekler vererek konuyu somut-laştırmak, tefsir usulü açısından bunun geçerliliği ve bağlayıcılığını tespit etmek ve Kur'ân'ı anlama ve yorumlama bağlamında zahir ve bâtın anlam boyutlarının Kur'ân'ın anlaşılmasında insanlara ne gibi katkılar sağladığını tespit etmektir. Kur'ân'ı tefsir etme yöntemlerin-den birisi olan işârî tefsir yöntemi bağlamında, bu yöntemin temel enstrümanlarından biri olan bâtınî mânanın, lafzın ibaresinden elde edilen birinci derecedeki aslî mânası anlamına gelen zâhiri anlam ile olan ilişkisi ortaya koyulmaya çalışılarak bu ilişkiye dair, İsmail Hak-kı Bursevi nin Rühu'l-beyân adlı eseri üzerinden örnekler gösterilmiş ve değerlendirmelerde bulunulmuştur.
1. ZAHİR-BĀTIN KAVRAMLARI VE KUR'ÂN'DAKİ KULLANIMLARI
1.1. ZAHİR KAVRAMI
1.1.1. Lügatte Zahir Kelimesi
ظاهر Zahir ظهر - يظهر - ظهور" filinden türemiş ism-i fäil kalıbında bir kelimedir. Bir şeyin gizlilikten kurtulup açığa çıkması' anlamına gelen
1
Ebû Abdirrahman el-Halll b. Ahmed b. Amr b. Temim el-Ferahidi, Kitabul 'Ayn (Beyrut: Müessesetü'l-ålemi lil-matbüat, 1988), 4: 37-38; Ebû Bekr Muhammed b. el-Hasen b. Düreyd el-Ezdi el-Basri, Kitabu cemheretil-luga. (Haydarabad: Mektebetü'l-müsennä, 1351), 2: 379; Ebû Mansür Muhammed b. Ahmed b. Ezher el-Ezheri el-Herevi, Tehzībü Huğa, thk. Abdusseläm Muhammed Härün (Mısır. Daru'l-kavmiyye, 1964), 6: 254; Ebü'l-Hüseyn Ahmed b. Faris b. Zekeriyya b. Muhammed er-Razi el-Kazvini el-Hemedani, Mu'cemű mekäyisi-Huğa (Beyrut: Daru'l-cll, 1991),3: 471; Eb07-Feyz Muhammed el-Murtaza b. Muhammed b. Muhammed b. Abdirrezzák el-
2-h-r köku على / ala' veya "ب / bi' harf-i cerleriyle kullanıldığında bir şeye galip gelmek, hâkim olmak, kuvvetli olmak, güç yetirmek, üzerine çıkmak, üzerine çıkmak, bilmediği bir şeyi öğrenmek, bir şeyi anlamak, onun idrakinde, farkında olmak gibi mânalar taşımak-tadır. الظاهر / ez-Zahir ise apaçık ortaya çıkan, açıklığa kavuşan", "على /'ala' ile; bir şeye, bir kimseye galip gelen, üstün olan demektir. Aynı zamanda Allah'ın isimlerinden biri olan kelime bâtının zıddı, üst kısım, zirve gibi anlamlara da gelmektedir.
Kelimenin kök anlamları incelendiğinde bu sözcük kökünün; bir şeyin gizlilikten sonra açığa çıkmasını, diğer tüm şeyleri galebe çalarak onlara üstün gelmesini, kimseden gizli kalmayacak şekilde apaçık olarak ortada olmasını ve bir şeyin en belirgin ve güçlü yanını ifade ettiği görülmektedir. Bu kökten türeyen ve güneş ışığının en güçlü ve parlak olduğu vakti ifade eden الطبر /öğlen vakti, insanın bir yüke yahut kuvvete mukavemet edebileceği en güçlü bölgesini
Bilgrami el-Hüseyni ez-Zebīdī, Tácü'l-'arûs min cevahiri'l-Kamûs (Beyrut: y.y., ts.), 3: 372; Ebü'l-Fazl Cemâlüddîn Muhammed b. Mükerrem b. Ali b. Ahmed el-Ensârî er-Rüveyfii İbn Manzûr, Lisänü'l-'Arab (Beyrut: Dâru Sâdır ve Dâru Beyrut, 1955), 4: 527; Ebü't-Tahir Mecdüddin Muhammed b. Ya'kūb b. Muhammed el-Firůzābādī, el-Ķāmüsü'l-muhit (Beyrut: y.y., ts.), 1: 456.
2 Halil b. Ahmed, Kitābü'l-'Ayn, 4: 37-38; Ezheri, Tehzibü'l-luğa, 6: 248; Ibn Faris, Mu'cemü meķāyisi'l-luģa, 3: 471; Zebīdī, Tâcü'l-'arûs, 3: 372; Ebü's-Seâdât Mecdüddin el-Mübarek b. Esîrüddin Muhammed b. Muhammed eş-Şeybâni el-Cezeri, en-Nihaye fi garibi'l-hadis ve'l-eşer, (Kahire: el-Mektebetü'l-İslâmiyye, 1965), 3: 167; Ibn Manzûr, Lisänü'l-'Arab, 4: 523; Ebü'l-Kasım Mahmûd b. Ömer b. Muhammed el-Harizmi ez-Zemahşeri, Esasü'l-beláģa (Beyrut: Dâru'l-kütübi'l-ilmiyye, 1998), 1: 628.
4 Zebīdī, Tácü'l-'arūs, 3: 373; Ibn Manzûr, Lisānü'l-'Arab, 4: 521.
5 Ezheri, Tehzībü'l-luģa, 6: 248; Ebü'l-Abbas Hatībüddehşe Ahmed b. Muhammed b. Ali el-Feyyûmi el-Hamevi, el-Mişbahu'l-münir fi garibi'ş-şerhi'l-kebir li'r-Rafi'i (Beyrut: Mektebetü Lübnan, 1987), 147.
6 Feyyûmi, el-Mişbahu'l-münir, 147.
7 Halil b. Ahmed, Kitâbü'l-'Ayn, 4: 37; Ibn Manzûr, Lisänü'l-'Arab, 4: 527; Feyyûmi, el-Mişbāhu'l-münir, 147.
8 Ibn Faris, Mu'cemü meķāyisi'l-luğa, 3: 471; Ibn Manzûr, Lisānü'l-'Arab, 4: 523.
9 "O, liktir, sondur, zahirdir, båtındır. O, her şeyi bilendir." (el-Hadid 57/3); Zebīdī, Tácü'l-'arûs, 3: 372; İbnü'l-Esîr, en-Nihaye fi garibi'l-hadis, 3: 164; İbn Manzûr, Lísânü'l-'Arab, 4: 523.
için kullanılan الظهر sırt güçlü, kuvvetli ve yük taşımaya elverişli hayvanlar için kullanılan الطرقsırtı güçlü, kuvvetli hayvan', dağ, tepe gibi yeryüzünün yüksek, belirgin ve sağlam yerlerini ifade eden الظاهرة dag, tepe gibi yerlerin sert ve yüksek kısımları', insanların önde gelen, seçkin ve eşraftan olanları için kullanılan الظواهر yeryüzündeki seçkin zümre', elbise ve benzeri iki yüzü olan şeylerin ilk bakışta görünen ve aşikâr olan dış yüzünü belirtmek için kullanılan الجبارة bir şeyin dış yüzü kelimeleri ve bu kökten türemiş diğer kelimele-rin Arap dili kaynaklarında zikredilen birincil /asli manalarına bakıl-dığında karşımıza çıkan en belirgin ve ortak måna 'en belirgin, göz önünde, güçlü ve aşikâr olan'dır.
1.1.2. Kur'ân'da Zahir Kelimesinin Kullanımı
Kur'ân-ı Kerîm'de "ظهر" kökünden türemiş olan kelimeler, toplam-da elli dokuz âyette geçmektedir. Zahir kelimesi Kur'ân'da öncelik-le, maddi olarak açık olma, ortaya çıkma, ortada olma månalarında kullanılmaktadır. Nitekim "Kötülüklerin açığına da, gizlisine de yaklaşmayın." (el-En'âm 6/151), "De ki: Rabbim, sadece fuhşiyatı, onun açık ve gizli olanını, günahları, haksız yere isyanı haram kıldı." (el-A'raf 7/33), "Günahın açığını da gizlisini de bırakın!" (el-En'âm 6/120) âyetlerinde bu anlamdaki kullanımlar söz konusudur. Ayrıca bu âyetler, çalışmamızın diğer yönünü oluşturan bâtın kavramını da içermesi yönüyle dikkat celbetmektedir. Bu üç âyete bakıldığında, zahir kelimesi üzerindeki ortak vurgu, kötülüklerin açık ve aşikar bir şekilde yapılmaması üzerinde toplanmaktadır. Aynı şekilde bâtın ke-limesi de, yine günah ve kötülüklerden, gizli bile olsa sakınılması gerektiğini ifade etmektedir. Sonuç olarak yapılan kötülük ve işlenen günah, açık ve alenî de olsa gizli ve saklı da olsa ondan uzak du-rulmalıdır. Zira bu fiilleri işleyenler, onların zahir-bâtın/açık-gizli ol-masına bakılmaksızın cezalarını mutlaka çekeceklerdir. Bu üç âyette karşımıza çıkan ortak nokta, şirkin yerilerek tevhidin öne çıkarılması ile helal ve haram olan şeylerin hükmünün yalnızca Allah'a ait oldu-ğunun belirtilmesidir. Bu helal-haram çerçevesinde de gizli açık her türlü günah ve kötülükten uzak durulması istenmektedir.
ez-Zahir, el-Batın gibi Allah Teálá'nın güzel isimleri arasında yer almaktadır: "O, ilktir, sondur, zâhirdir, bâtındır. O, her şeyi bilendir" (el-Hadid 57/3)
Zahir kelimesi, ezdőddan olması münasebeti ile Kur'ân'da, asli mânasına ters düşecek mānalarda da kullanılmıştır: "Sözün boş ve an-lamsız olanı (er-Ra'd 13/33), 'mahşer günü inananlar ile inanmayan-lar arasına konulan engelin dış yüzü' (el-Hadid 57/13), 'dünya haya-tının dış yüzü (er-Rüm 30/7), 'evlerin arka tarafı' (el-Bakara 2/189), Allah'a sırt çevirme' (Hüd 11/92), mecazi olarak 'Allah'ın kitabını göz ardı etme' (el-Bakara 2/101), mecazi olarak 'kişinin hesabının kötü çıkması (el-İnşikâk 84/10-11). Daha önce de belirttiğimiz gibi bu kullanımlar olumsuz anlamda olsa ve kavramın asli anlamına ters düşer görünse de yine de onunla yakın bir ilişki içerisindedirler.
1.2. BÅTIN KAVRAMI
1.2.1. Lügatte Bâtın Kelimesi
باطن batin بطن يبطن - بطون fiilinden türemiş ism-i fäil kalıbında bir kelimedir. b-t-n kökü, bir şeyin iç yüzünü bilmek, derinlemesine anla-mak", bir kimsenin gizli durumlarını ve işlerini bilen havässından ol-mak, devenin eğerini tutan kayışı bağlamak, bir kimsenin karnına vurmak, devenin karnına vurmak, derenin içine girmek, kapalı, gizli olmak gibi anlamlara gelmektedir.
1.2.2. Kur'ân'da Bâtın Kelimesinin Kullanımı
b-t-n kökü ve bu kökten türemiş kelimeler Kur'ân-ı Kerîm'de top-lam yirmi beş âyette geçmektedir. Ayetlerde geçen bu kelimeler asli/
banned adsabiends kollamh ghi, bu salombarda dikili olan tat yan andalarda da kullachaşhe
Basa kehness, Kur'an da öncelikle, açık, şükür anlamındaki hier kavramima enkh olarak, "kapah, gizli manasında kullanılmış he. Nitekin, "Günahın açığını da, gizlisini de bırakın! Gunah kaza nanlar, yapıklarının cezasını çekecekler." (el-En'am 6/120), "De ki: Rabbinism size neleri haram kılığın okuyayım: O'na hiçbir şeyi or tak koşmayın, ana babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocukları man Okhtrneyin, sizin de onların da rızkını biz veriyoruz. Kötülükle rin açığına da, gizlizine de yaklaşmayın. Haksız yere Allah'ın haram kakhğı cana kiymayın. Düşünesiniz diye Allah size bunları emretti." (el-ba'am 6/131) ve "De kt 'Rabbim, sadece fuhşiyatı, onun açık ve giali olanum, günahları, haksız yere isyam, haklarında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bil mediğiniz şeyleri söylemenizi yasaklamıştır" (el-A'raf 7/33) Ayetle rinde båtın kavramı, hem isim hem de fiil olarak gizli, saklı ve kapalı manalarında kullanılmıştır.
Batın kavramı Kur'ân-ı Kerim'de, "O ilktir, sondur, záhirdir, batımdır. O her şeyi bilir." (el-Hadid 57/3) âyetinde, Allah'a ait özel bir sıfat olarak kullanılmıştır. Bu âyetle ilgili olarak müfessirler, åyet-teki 'evvel' ve 'ahir' sıfatları ile, zahir' ve 'bâtın' sıfatlarının bir likte değerlendirilmesi ve hükmün atıf vävından sonraya bırakılması gerektiğini söylemektedirler. Zira her şey Allah'ın varlığına delildir ancak her görünen, yani zahir olan da Allah addedilmemelidir. Çün kü Allah, duygularla hissedilip hayall tasavvurlarla algılanamayacağı gibi, varlığının hakikati de akılların idrak ve anlayışının sınırlarından õtededir. Bu nedenle 'zahir' ve 'bâtın sıfatları Allah hakkında tek başlarına değil birlikte kullanıldığı zaman bir mana bütünlüğü oluştu rur. Aynı durum 'evvel' ve 'ahir' sıfatları için de geçerlidir. Sonunda hepsi, Ayetin başındaki هر / zamirine ircă edilir. Çünkü bu zamir 'Allah' ismine aittir ve 'Allah' ismi de bütün isim ve sıfatların dere-celerinin toplamıdır. Bu yoruma paralel olarak Rází de, Allah'ın mü-kemmel månada zahir olmasının, aynı zamanda onun bâtın olmasına
18 Neseft, Medankt-Menzil, 3. 433, Zemahşert, el-Keşşaf, 6. 42-43, Elmalılı, Hak Dini Kur'an Dill, 7: 4731.
vesile olduğunu belirtir." Sonuç olarak diyebiliriz ki Allah'ın zahir ve bâtın olması, birbirini tamamlayan ve biri diğerinden bağımsız olarak değerlendirilemeyecek bir duruma işaret etmektedir.
Zahir ve bâtın kelimelerinin etimolojik yapılarına ve Kur'ân'da-ki kullanımlarına böylece değindikten sonra, bir bütün olarak tefsir ilminde birer kavram olarak nasıl yer aldıklarına bakmak, uygun ola-caktır.
1.3. TEFSİR İLMİNDE ZAHİR VE BÂTIN KAVRAMLARI
Tefsir tarihi içerisinde, Kur'ân'ı farklı farklı yöntemlerle tefsir eden pek çok tefsir ekolü teşekkül etmiştir. Bu ekoller içerisinde rivâyeti akla önceleyen yahut aklı rivâyete önceleyenler olduğu gibi her iki-sini birlikte kullananlar da mevcuttur. Her ne kadar Kur'ân tefsirine yaklaşımlar bağlamında rivâyet ve dirâyet tefsiri diye adlandırılan bu iki ekol esas olarak kabul edilse bile bunların birbirinden tamamen bağımsız olarak düşünülmemesi gerekir. Kur'ân âyetlerine dair Hz. Peygamber'den, ashabdan ve tâbiûndan nakledilen haberleri esas alan
rivâyet tefsiri ile âyetlerle ilgili bu haberleri, âyetlerin lafızlarının dil ile olan ilişkisini, bağlamlarını ve aklî çıkarımları da bu ameliyeye dâhil eden dirâyet tefsirinin ortak noktası elbette ki Kur'ân-ı Kerîm'in metni yani onun lafızlarıdır. Rivâyet tefsirinin ana malzemesi olan haberler de, dirâyet tefsirinin aklî çıkarımları da Kur'ân metnine da-yanmaktadır. Bir nevi bunların çalışma alanı, Allah kelâmının yazıya dökülmüş hâli olan Kur'ân metnidir. Hatta dirâyet ve rivâyet tefsiri-nin birlikte kullanıldığı tefsir çalışmalarında sırasıyla; âyette geçen kelime ve terkiplerin lafzî karşılıkları ve cümle içindeki hâllerinin tahlili, âyete dair Hz. Peygamber, ashab ve tâbiûndan gelen rivâyetle-rin nakledilmesi, akabinde de bu verilen bilgiler muvacehesinde aklî istinbat ve te'villerin yapılması bir usul hâline gelmiştir. Dolayısıyla
tefsir yöntemleri tasnif edilirken rivâyet tefsiri ve dirâyet tefsiri gibi keskin bir ayrım yapmak yerine, bunların birbirlerine öncül ve ardıl olduğu, başka bir ifadeyle âyetten Allah'ın muradına ulaşmak için çıkılan merdivenin birer basamağı oldukları söylenebilir. Benzer bir
ilişki ayetlerin akhiren ve bâtinen anlaşılıp yorumlanması süreci için de geçerlidir. Bu iki esasın birbirini bütünleyecek şekilde anlaşılıp değerlendirilmesi, ciddi bir yöntem arayışımın neticesinde mümkün olabilir
Tefsir ilmi genel bir ifadeyle Kur'ân'ı anlamaya yönelik faaliyet-ler bütünü olarak tanımlanabilir. Yazılı bir metnin her yönüyle ve tam olarak anlaşılması, hele ki bu ilahi bir metinse, kuşkusuz bir yöntem gerektirecektir. Zira Kur'ân metninin nesnel anlamına tam mânasıyla ulaşılabileceği iddia edilemeyeceği gibi, onu anlamanın herhangi bir smırı olmadığını savunmak da ilmi bir yaklaşım olmayacaktır. Bu ne-denle sınırsız yorumları ve bu yorumların açacağı fikri kaosu ortadan kaldırmak için doğru anlama ve yorumlamaya sevk edecek bir yönte-min bulunması elzemdir." Usul bilginleri de bu yöntemin ilk adımını, öncelikle Arap dilinin tam mânasıyla bilinmesi olarak belirlemiş, bu konuda uyulması gereken bazı yöntem ve esaslar tespit etmişlerdir. Bu yöntem ve esaslara riayet edilmediği takdirde, ulaşılan mânanın doğruluğunu yahut yanlışlığını belirleyecek bir dayanaktan söz edi-lemez ki bu da niyet her ne olursa olsun Kur'ân'ı anlama adı altında tahrif ve Allah'ın muradı olmayan şeyleri Kur'ân'a söyletmek anla-mına gelir. Bu nedenle doğru bir mânaya ulaşabilmek için öncelikle, lafızların tespiti ve mânaya delâleti meselesi üzerinde durulmuştur. Çünkü Kur'ân âyetlerinden Allah'ın muradının anlaşılması, öncelikle lafızların mânalarının doğru tespit edilmesine bağlıdır. Bu meyanda Kur'ân'ın anlaşılmasına yardıncı olan her türlü Arabi medlûller onun zähiri mânasının içine girdiği gibi; beyanla ilgili meseleler ve belägat-la ilgili tartışmalar da Kur'ân'ın zahirinden ayrı düşünülemez. Şöyle ki Kur'ân'ın anlaşılması faaliyeti olarak tanımladığımız tefsirde kul-lanılacak yöntemin, Kur'ân metninin taşıdığı varsayılan anlamların bazı teknik ve yöntemlere başvurmak süretiyle metinden çıkarılması-
20 Burada båtinen ifadesinden kastımız, Bâtınilerin lafzın zahirini hiçe sayan yaklaşımları değil; bâtıní manalara keşf, ilham ve işaret yoluyla ulaştıklarını söyleyen mutasavvıfların yaklaşımıdır.
21 Mehmet Görmez, Sünnet ve Hadisin Anlaşılmasında ve Yorumlanmasında Metodoloji Sorunu, 2. Baskı (Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 2000). 5.
22 Cemâleddin el-Kasımı, Tefsir İlminin Temel Meseleleri, trc. Sezai Özel (Istanbul: Iz Yayıncılık, 1990), 57.
ni ifade ettiğini ve bu yöntemin tek bir mâna dayatan değil anlamın doğru mu yanlış mı olduğunu belirlemeye katkı sağlayan, en azından yanlış anlamları eleyebilen nitelikte olması gerektiğini söyleyebili-riz.14 Böyle bir yöntem ile ortaya çıkacak olan mânanın meşruiyeti de her şeyden önce dil kurallarına uygunluğu ile alakalıdır. Allah Teâlâ muradını Arap dili ile ifade ettiğine göre, Kur'ân'ın yorumunun da Arap diline uygun olması gerekir.25 Arap dilinde indirilen bir metin olan Kur'ân'ı doğru ve nesnel bir şekilde anlamadan bahsedeceksek, anlamı belirleyen unsurun, başka bir deyişle anlamın öznesinin me-tin olması gerekmektedir. Bu durumda anlamın nesnelliği, onun met-ne dayandığı ölçüyle doğru orantılı olacaktır. Metnin dili söylemek istenen şeyi, söz konusu Kur'ân olunca Allah'ın Kur'ân âyetlerinin lafızlarındaki muradını, belirleyip kuşattığı ve sınırladığı için, doğru anlama ulaşmada metnin dilinin dikkate alınması önemlidir. 26
İşte zâhir kavramı tefsirde, dilin belirlediği kurallar ve kendi söz-lük anlamı çerçevesinde, bu nesnel anlama ulaşma ilkesini gözete-cek şekilde bir karşılık bulur. Zâhir kavramının gerek lügat, gerekse Kur'ân bağlamındaki daha önce değindiğimiz iki asli anlamı (1- Gizli iken ortaya çıkma; 2- Galip ve hâkim olma), onun tefsir ilmindeki ıstılâhî kullanımına da yansımıştır. Zira tefsir ilminde zâhir, ibaresi itibarıyla birden fazla anlama delâlet eden lafızlardan elde edilen-lerden birinci derecede olan, diğerlerine tercih edilen mânayı ifade etmektedir.27 Yani bu anlam, hem apaçık ortaya çıkan hem de güçlü ve hâkim olan mânadır. Diğer bir deyişle bu tür lafızlarda bir zahir, yani güçlü ve hâkim olan birincil anlam; bir de zayıf ve güçsüz olan ikincil, üçüncül... anlamlar vardır. Bu tür kavramlarda zahir yani güç-
23 Ömer Özsoy, "Çağdaş Bir Sorun Olarak Kur'ân'ın Anlaşılması Sorunu", Güncel Dini Meseleler Birinci İhtisas Toplantısı (2-6 Ekim 2002 Ankara), (Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 2004), 46.
24 Mustafa Karagöz, Dilbilimsel Tefsir ve Kur'ân'ı Anlamaya Katkısı (Ankara: Ankara Okulu Yayınları, 2010), 220.
25 Dücane Cündioğlu, Anlamın Buharlaşması ve Kur'ân (Istanbul: Tibyan Yayınları, 1997), 10-12; Tahsin Görgün, İlahi Sözün Gücü: Varlık ve Bilgi Kaynağı Olarak Kur'ân (Istanbul: Gelenek Yayıncılık, 2003), 21-22.
26 Karagöz, Dilbilimsel Tefsir ve Kur'ân'ı Anlamaya Katkısı, 229.
27 Ebü'l-Fazl Celâlüddîn Abdurrahmån b. Ebi Bekr b. Muhammed el-Hudayri es-Süyûtî, el-ltķān fi 'ulûmi'l-Kur'ân, (Beyrut: Dâru'l-kitabi'l-Arābī, 2010), 543.
Dr. Nurullah DENİZER Kur'ân'ın Süfi Yorumu [Buraavi Ömeği
10 olan birincil anlam diğerlerini bastırır ve onlara üstünlük sağlar. Burada diğerlerinin ikincil olmasına sebep olan husus, başka bir şey değil bizzat ilk asli anlamdır, yani onun çok güçlü ve açık olmasıdır. 2
Tefsir geleneğinde müfessirler, Kur'ân âyetlerini tefsir eder-lerken dilin imkânları ve dil biliminin yöntemi çerçevesinde bu ilk ve baskın anlamı esas almışlardır. Zira lafzın literal anlamının terk edilmesi, ancak aklî yahut naklî bir delille mümkündür. Aksi takdirde varılan mâna, tefsir ekollerinin hangisinin yöntemi ile belirlendiğine bakılmaksızın batıl hükmünde olacaktır. Bu nedenle zâhirî mâna ile ilgili yapılan şu değerlendirme, zâhir-bâtın dengesinin kurulabilmesi açısından son derece önemlidir: "Zahir apaçık görünen, galip, üstün olandır. Bu nedenle bizim için öncelik, zahir olana aittir. Fakat bazen yanlış olan şeyler çoğalıp doğruların önünü örter ve onun görünme-sini engeller. Veya ilk bakışta apaçık gibi görünen hususlar aldatıcı olabilir. O hâlde önceliği zâhire vermekle birlikte onun arka planını da araştırmak, dolayısıyla her şeyin görünen ve görünmeyen yüzünü birlikte ele alıp değerlendirmek gerekir. Diğer bir deyişle öncelikle zâhiri doğru tespit etmek ve onun bâtınını da yine onun ışığında ve onunla bir bütün olarak ele alıp değerlendirmek gerekir. Dolayısıyla hemen her konuda ne zâhiri mutlak kabul edip sadece onunla yetin-mek, ne de zahiri terk edip ondan tamamen kopuk bir bâtın arayışı içinde olmak doğrudur."29
Bâtın, ilimde rüsüh sahibi olan, muhakkik, ârif ve sülük erbabı sûfilerin, Kur'ân'daki kelime, lafız ve terkipleri ilk başta akla gelen ve dilin gerektirdiği mânasının dışında, Allah'ın vehbî olarak bah-şettiği ilim yahut kalbe bıraktığı birtakım işaret ve bilgilerle, zâhirî mânaya da ters düşmeyecek şekilde tefsir etmeleri şeklinde özetle-yebileceğimiz işârî tefsirin en başta gelen kavramlarından birisidir. Bu noktada tefsir geleneğinde, bâtın kavramının geniş bir yelpazede kullanıldığını belirtmek gerekmektedir. Herhangi ilmî bir ölçüsü ve yöntemi bulunmayan, İslâm dininin esaslarını tahrif yahut iptal etmek için genellikle Şîa tarafından Kur'ân âyetlerine getirilen yorumlara bâtınî yorum denildiği gibi, kesbî değil vehbî olarak kazanılan, âyetin
28 Muammer Erbaş, Kur'ân-ı Kerim'in Zahiri Anlamına Yaklaşımlar (İzmir: İzmir İlahiyat Vakfı Yayınları, 2008), 51-52.
29 Erbaş, Kur'ân-ı Kerîm'in Zahiri Anlamına Yaklaşımlar, 30.
zahiri mânasına ters düşmeyen, tasavvuf erbabının yoğun bir tefekkür faaliyeti sonucu kalblerine doğan ilhamın Kur'ân âyetleri bağlamın-da dile getirilmesi sonucu ortaya çıkan tefsir ve yorumlar da bâtın kavramı kapsamında değerlendirilmiştir. Aynı kavram altında değer-lendirilen ama birbirinden bariz bir şekilde farklı olan bu iki gruba ait bâtın anlayışının arasındaki farkı şu şekilde özetlemek mümkün-dür: Şîa'ya ve bilhassa Şîa'nın İsmailiyye koluna göre, nasların zahiri ve bâtınî mânaları mevcut olsa da asıl geçerli olan bâtınî mânadır. Zahiri mâna sadece ehl-i zahir ve avam tabakası içindir. Bu nedenle bâtınî mânaya muttali olanlar, zahiri mânaya ve buna dayanan şer'i naslarla kendilerini yükümlü kabul etmezler. Buna karşılık mutasav-vıflara göre, nasların hem zâhirî hem bâtınî mânaları geçerlidir. On-lara göre zâhirî mâna “hak', bâtınî mâna ise 'hakikat'tir. Bu nedenle her iki mâna mûcibince hareket etme mükellefiyeti vardır. Süfiler her ne kadar Kur'ân'ı ilham ve keşfle tefsir ettiklerini söyleseler de, Ehl-i sünnet çerçevesi dışında kalan bâtınî mezheplerin aksine âyet-lerin bâtınî mânaları uğruna zahirî mânalarını inkâr etmezler. Onların yaptığı, âyette mevcut bulunan zâhiri mânayı derinleştirme, bu zahiri mânanın içerdiği ruhî yoğunluğu, bir başka deyişle metafizik boyutu ortaya çıkarma gayretinden başka bir şey değildir."
Kur'ân âyetlerinin ne dediği ve ne demek istediğini açığa çıkar-ma ameliyesi olan tefsir ilminde bâtın kavramı, genellikle zâhir kav-ramı ile birlikte kullanılmakta ve değerlendirilmektedir. Buna göre Kur'ân'ın zahiri, mücerred Arapça mefhumudur, bâtını da, o lafızlar ve terkiplerin arkasında kastedilen mânadır. Bu durumda Kur'ân anla-yışının dayandığı Arapça mânaların hepsi zahir mânaya girer. Beyânî ve edebî meseleler Kur'ân'ın zâhirinden ayrılmaz. Kur'ân'ın zâhirini anlamak, Arapçayı iyi bilmekten başka bir şeye ihtiyaç göstermez. Fakat bâtınî mânayı anlamak için yalnız Arapçanın kurallarını bil-mek yetmez. Bununla birlikte Allah'ın kalbe atacağı bir nura, basirete
30 Süleyman Uludağ, "Bâtın İlmi", Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (Istanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 1992), 5: 189.
31 Pierre Lory, Kaşānīye Göre Kur'ân'ın Tasavvufi Tefsiri, Trc. Sadık Kılıç (Istanbul: Insan Yayınları, 2001), 18.
De Nurullah DENIZER Kur'an'ın Süff Yorumu [Bursev! Omeg
ve nüfuza ihtiyaç vardır." Şatıbi de (0. 790/1388) Kur'ân tefsirinde zähirden maksadın, Arap dili açısından ondan anlaşılan şey; bâtının ise kelâm ve hitaptan Allah'ın gözettiği maksat olduğunu söylemiştir. "Kur'ân'ın bir zahiri, bir de bâtını vardır." diyen kimsenin maksadı bu ise doğrudur ve hakkında herhangi bir tartışma da olmaz. Ama bunun haricinde bir şey kastediyorsa, o zaman sahâbe ve onları takip eden selef tarafından bilinmeyen yeni bir şey ortaya koyuyor demek-tir ve bu iddiasını isbät için de kesin bir delile ihtiyaç vardır. Çünkü iddia, Kitâb'ın tefsirinde başvurulacak bir esas olmaktadır. Dolayısıy-la onun zan ile sabit olması mümkün değildir."
Adı her ne olursa olsun, "Kur'ân'da herhangi bir harf, kelime veya cümlenin medlülünü belirlemeye yönelik her türlü çabanın adı son tahlilde 'te'vil'dir. Bu noktada ortaya konan çabanın adının tefsir, işârî yorum veya bâtınî te'vil olması arasında hemen hiçbir fark yok-tur. Esas fark, te'vile temel teşkil eden epistemoloji ve bu epistemo-lojinin geliştirdiği metodolojidedir." Zahiri yaklaşım, metnin lafzi mânasını sınır olarak belirleyip ötesine geçmezken, mutasavvıfların kendilerine has olarak kabul ettikleri bâtınî mâna, bu zâhirî mâna üze-rine tefekkür ederek ve onun gereğini yerine getirerek ulaşılan bir mâna boyutudur. Bir sonraki bölümde Kur'ân'ı bu şekilde zâhirî ve bâtınî boyutta okuma faaliyeti üzerinden gelişen işârî tefsir ekolünün temel ilkeleri üzerinde durulacaktır.
32 Nasr Hamid Ebû Zeyd, "Süfi Düşüncede Hakikat-Dil İlişkisi Üzerine: Ibn Arabi'de Dil, Varlık ve Kur'ân", Trc. Ömer Özsoy, İslâmiyat 2/3 (1999): 24-25; Käsımı, Tefsir İlminin Temel Meseleleri, 54.
33 Ebû İshak İbrâhîm b. Müsâ b. Muhammed el-Lahmi eş-Şâtıbi el-Gırnāti, el-Muvafaķāt, haz. Ebû 'Ubeyde Ål-i Selmân (Huber: Dâru İbn Affan, 1997), 4: 210.
34 Mustafa Öztürk, Kur'ân ve Aşırı Yorum (Ankara: Kitâbiyāt, 2003), 15.
) «Müminin işine TAACCÜB edilir.. Çünkü bütün işi hayırdır..
758 Böylesi, kimseye nasib olmaz; ancak bir mümine olur.. Kendisine bir ferahlık gelse şükreder; bu onun için hayır olur.. Şayet kendisine bir zarar gelecek olsa sabreder; bu da onun için bir hayır olur..>>>>
TAACCÜB; şeklinde aldığımız kelimenin aslı ACEB'dir.. ACEB ke-limesi burada takdir ve imrenmek manasını taşır.. Demek olur ki: Şu müminin her hal-ü kârı takdire sezadır.. Her işinde hayır ka-zanıyor.
760) «Müminin hastalıktan şikâyet etmesine TAACCÜB ediyorum.. Eğer hastalıkta kendi lehine olan şeyi bir bilse hasta olmayı sever.. Taa aziz ve celil olan Allah-ü Taâlâya kavuşuncaya ka-dar..>>>
Bu Hadis-i Şerifteki TAACCÜB kelimesi hayret, manasına alınma-
lıdır.. Böyle olunca kısaca şerhi şöyle olur:
Mümin niçin acaba hastalıktan şikâyet eder?.. Hastalıkta onun
lehine olan şeyler var.. Eğer onları bir bilse, taa ölünceye kadar hasta kal-mak ister. Bu Hadis-i Şerif, bize hastalığı temenni manasını vermez. Sadece sabrı ve teenniyi emreder.. Çünkü her derdin çaresi sabır ve teenni ile bulunur..
761) «Meleklerden iki meleğe taaccüb ettim.. Yere indiler, bir kulu namazgâhında aradılar; bulamadılar.. Sonra Rablarına gittiler ve dediler:
Ya Rabbi, biz bu mümin kulun için, gece ve gündüz şu, şu ameli vazardık. Şimdi onu gördük ki -ilâhî KEMEND'inde hapsetmişsin..
Ona birşey yazamadık..
Aziz ve celil olan Allah-ü Taâlâ şöyle buyurdu:
Kulumun gecesinde ve gündüzünde, işini lehine yazımız... Amelinden hiçbir şeyi noksan bırakmayınız.. Hapsettiğim müd. det, mükâfatını vermek bana düşer.. Amel ettiği zaman da, yine ecri onundur..>>
**
Bu Hadis-i Şerifte, bir meczup kulun hali zımnen anlatılmaktadır.. Cezbe ve dalgınlık hallerinde insan ibadetten yaya kalabilir.. Burada KEMEND doğrudan doğruya cezbe manasınadır..
٧٦٢ عَجِبْتُ لِلْمُسْلِهِ ، إِذَا أَصَابَتْهُ مُصِيبَةٌ ، احْتَسَبَ وَصَبَرَ ، وَإِذَا أَصَابَهُ خَيْرٌ ، حمد اللهَ وَشَكَرَ ، إِنَّ الْمُسْلِمَ يُوجَرُ فِي كُلَّ شَيْءٍ حَتَّى فِي اللَّقْمَةِ يَرْفَعُهَا ( رواه البيهقي عن سعد ) إلى فيه .
762)
«Müslümana taaccüb ediyorum.. Ona bir musibet gelse kendi-ni tutar ve sabreder.. Bir hayra kavuştuğu zaman da Allah'a hamd eder ve şükreder..
Şu muhakkak ki, müslüman her şeyde ecir alır.. Hatta ağzına götürdüğü lokmada dahi..>>>
**
Çünkü bir mümin ve müslüman her işini Allah için yapar.. Allah için yer, içer.. Ve Allah için doyar.. Böyle olunca haliyle sevaba nail olur.. Buradaki taaccüb kelimesi de yine takdir mânasına alınmalıdır..
763) «Dünya talibine şaşıyorum; halbuki ölüm onun peşinde.. Gafile şaşıyorum; halbuki kendisi unutulmuş değil.. Ağzını doldurarak -kahkaha ile gülene şaşıyorum.. Halbu-ki bilemez.. Rızaya mı kavuşacak; yoksa dargınlığa mı uğra-mış?..»
İnsan, hareketlerine daima dikkat etmelidir.. Ölümü düşünmeli ve bilmeli ki, daima kendisini gözeten bir ulu varlık var..
عَجِبْتُ لِمَنْ يَشْتَرِي الْمَمَالِيكَ بِمَالِهِ ، ثُمَّ يُعْتِقُهُمْ ؟ كَيْفَ لَا يَشْتَرِي الْأَحْرَارَ ( رواه أبو الغنائم عن ابن عمر ) بِمَعْرُوفِهِ ، فَهُوَ أَعْظَمُ ثَوَابًا . ٧٦٤
764) «Şaşıyorum, malı ile köleler alana, sonra onları azad edene.. Ni-çin iyilikle hürleri satın almaz ki?.. Halbuki bu, daha büyük sevab getirir..>>
İnsan iyiliğin kölesidir.. İyilik gördüğü yere bağlanır..
Bir köle satın alıp azad etmekten, iyilikle bir gönül kazanmak daha iyidir.. Burada bize anlatılmak istenen mâna budur..
Ravi: 7. Hadis-i şerifte menkıbesi geçen İBN-İ ÖMER, r.a. olup, ondan naklen EB'UL-GANAİM..
**
EB'UL-GANAIM: Esas adı, HIBETULLAH.. EL-ESREDI.. Bilhassa tababet üzerine geniş ihtisası var. Hicri 5. asrın sonlarına doğru Bağdad'-Allah rahmet eylesin..
İlâhî efendim, sana şu, şu zamandan beri ibadet ederim...
-Bu halimden- sonra beni bir kenefin temeline koydun.. Allah-ü Taâlâ şöyle buyurdu: - Razı değil misin bu haline?.. Seni kadıların oturak yerle-rine bir taş olmaktan aldım..>>
Burada zalim kadılar kasdedilmektedir.. Zalim bir kadının üzerine oturduğu taş, burada niyaz eden taştan daha fena bir durumda olduğu anlatılmaktadır.
** *
Ravi: EBU HUREYRE'den r.a. naklen İBN-1 ASAKİR.. Menkıbeleri, 5. ve 86. Hadis-i Şerifte..
767) «Bir kadın; taa ölünceye kadar hapsettiği bir kedi yüzünden azaba uğradı ve cehenneme girdi..
Onu hapsettiği zaman yedirmedi, içirmedi, yerden, böcek -vs. bulup yemesi için salmadı..>>>>
Dinimiz her şeye, ama her şeye karşı şefkat ve merhameti amirdir.. İnsan haklarından tut; evdeki karıncanın hakkına kadar düşünülmüş ve hükümler konmuştur.
**
Ravi: IBN-1 ÖMER'den r.a. naklen BUHARÎ ve MÜSLİM.. Menkibe-leri, 2. 5. ve 7. Hadis-i Şerifte..
٧٦٨ عُرِضَتْ عَلَى أُمَّتِي بِأَعْمَالِهَا حَسَنِهَا وَسَيْتُهَا ، فَرَأَيْتُ فِي مَحَاسِنِ أَعْمَالِهَا إماطة الأذى عَنِ الطَّرِيقِ ، وَرَأَيْتُ فِي سَبِّي أَعْمَالِهَا النَّخَامَةَ (1) فِي الْمَسْجِدِ ( رواه أحمد عن أبي ذر ) لم تُدْفَنْ (۱) في رواية النخاعة وهى النخامة التي تخرج من الفم مما يلي النخاع والمرادهنا البصاق
768) «Ümmetim iyi ve kötü amelleri ile bana arz olundu.. İyi amelleri arasında; eza veren bir şeyin yoldan atılmasını gördüm.. Kötü amelleri arasında ise, mescitte imha edilmeyen SÜMKÜR-MEK'i gördüm.>>>
**
Yolda taş vb. şeyin atılması imandan bir bölüm olarak anlatılır.. Tükürme işi daha ziyade sahra mescitlerinde olur; tükürmemelidir.. Hata eseri böyle birşey yapılınca derhal imha etmelidir..
SÜMKÜRMEK: Tükürmek manasına olduğu tercümemizde esas al-dığımız eserin dip notunda belirtilmiştir..
769) «Insanların kadınlarına karşı iffetli olunuz ki, kadınları nız da iffetli ola..
Babalarınıza İyilik ediniz ki; çocuklarımız da size iyilik ede.. İster haklı, ister haksız; bir kimseye müslüman kardeşi ÖZÜR DİLEYEREK gelirse, özrünü kabul etsin.. Bunu yapmadığı takdirde HAVZ'a varamaz..>>>>
ÖZÜR DİLİYEREK şeklinde tercüme ettiğimiz kelimenin ash TA-NASUL'dür.. Bu kelime eman dilemek ve halås istemek manalarına gelir. HAVZ: Efendimizin S.A. HAVZ-I KEVSER'idir.. Ondan bir içen ebedi susamaz.. Ne var ki, özür kabul etmeyen, affa uğramadığı takdirde
ondan içemeyecek..
Ravi: EBU HUREYRE'den r.a. naklen HAKİM.. Menkıbeleri, 5. ve 22. Hadis-i Şerifte..
772) «Allah'a karşı takva sahibi olmalısın; çünkü o cümle hayrın toplanıdır..
Sana CİHAD düşer; çünkü o, müslümanların RUHBAN'lık-(12.. Allah'ı zikretmeli, Allah'ın kitabını okumalısın; çünkü o, yer yüzünde senin için nur.. Gök yüzünde senin için zikirdir.. Hayır işler hariç, DİLİNİ GİZLE; çünkü sen muhakkak şey-tanı böylelikle mağlup edersin..>>>
İslâm dininde bir köşeye çekilip sadece ibadet yoktur.. Bunun adı; diğer batıl dinlerde RUBAN'lıktır.. Dinimizde hem ibadet vardır.. Hem de çalışmak.. İyiliği yaymak.. Müslümanlıkta bunun adı: CİHAD'dır.. DİLİNİ GİZLE: Yani rastgele konuşma.. Her yerde ağzını açma, manalarına alınmalıdır..
**
Ravi: EBU SAID'den r.a. naklen EBU YA'LA.. Menkıbeleri, 65. ve 121. Hadis-i Şeriflerde..
Ravi: Hz. AlŞE'den ra. naklen BUHARI.. Menkıbeleri, 2. ve 8. На dia-I Herifte..
٧٧٥ عَلَيْكُم بِالأَشكارِ ، فَإِنَّهُنَّ أَعْذَبُ أَقْوَاهَا ، وَأَنْتَقُ أَرْحَامًا ، وَأَسْخَرُ ( رواه أبو نعيم عن ابن عمر ) أقبالا (٣) وَأَرْضَى بِاليَسِيرِ مِنَ الْعَمَلِ .
(٢) أي أكثر أولاداً .
(۳) أي فروجا
775) «Bakirelerle evlenmelisiniz, zira onlarım ağızları daha temizdir.. Daha çok doğururlar.. Önleri daha sıcak olup ve az işle daha çok yetinirler..>>
Onların az işle yetinmeleri: Cinal ifrata varmamalarıdır.. Zira, evlilik-te cinsi ifrat insanı yıpratır..
Ravi: 1BN-1 ÖMER'den r.a. naklen EBU NUAYM.. Menkibeleri, 7. ve 10. Hadis-i şerifte..
EBUBEKİR: b. EBU MUSA EL-EŞ'ARI.. Tabiinden ve orta tabaka-ya mensup bir muhaddistir.. Esas adı, AMIR'dir.. Hicretin 106. tarihinde vefat etmiştir.. Allah ondan razı olsun..
Ravi: BİLAL, r.a. ve İMAM-I AHMED.. Menkibesi, 1. Hadis-i Şerif-te..
** * BILAL: b. REBAH. Habeşi künyesiyle maruf ve meşhur sahabe.. Islámın ilk müezzini.. Muhacirlerden.. Hicretin 20. yılında Şam'da vefat etti.. Allah ondan razı olsun..
artık Nur Torununa pacaktı. Zira o henüz altı yaşındaydı. sadece dedelik degil, ana-babalıl 1. Nur Torununu canından çok sevd vdiğinden ebileceğinden emin değildi. Bu düşü şünce on-etisti.
Onlar, ahirete de kesin olarak iman etmiş kimselerdir.
Bakara Suresi: 4
BİR HADİS
Fuhuş yaygınlaşınca yer sarsıntıları olur. İdareciler zulüm ve haksızlık yaptıklarında yağmur kesilir.
Deylemî
Dünya muvakkat bir seyrangâhtır. Öyle ise, nazar-ı ibretle bak ve zahirî çirkin yüzüne değil; belki Cemîl-i Bâki'ye bakan gizli, güzel yüzüne dikkat et. Sözler
• 1909 - Bediüzzaman'ın "Ey Şanlı Asakir-i Muvahhidin!" başlıklı makalesi İkdâm'da yayınlandı.
• 1971-Nur Talebelerinden Molla Münevver vefat etti.
• 2005-Nur Talebelerinden Nazım Gökçek vefat etti.
NİSAN 16 ÇARŞAMBA
18 1446
ŞEVVAL
RUMI: 3 NİSAN 1441
KASIM: 160
BİR AYET
Ehli hayvanlarda da sizin için birer ibret vardır. Onların karınlarında, kan ile fışkı arasından çıkan ve içenlerin boğazından kolayca geçen hâlis bir sütle sizi besleriz.
(Nahl: 66)
BİR HADİS
Nice binilen hayvan vardır ki, binicisinden daha hayırlıdır, ondan daha çok Allah'ı zikreder.
(C. Sağîr, No: 544)
Hayatı besleyip sağlamak üzere, dağlar arza direk yapılmıştır. Çünkü dağlar suların mahzenidir; havanın tarağıdır, tasfiye ediyor; toprağın hâmîsidir, denizin istilâsından vikaye ediyor.
782) «Alim, ilmi ile Allah'ın rızasını bulmak dilediği zaman herşey ondan çekinir.. Ama, onunla hazineler yığmaya kalkınca ken-disi her şeyden çekinir..>>>
Alim gani gönüllü ve dünyalığa kıymet vermediği müddet izzet ve heybetini muhafaza eder.. Dünyalığa düştüğü andan itibaren zelil olur ve alçalır..
۷۸۳ العَالِمُ وَالعِلْمُ وَالعَمَلُ في الجَنَّةِ ، فَإِذا لم يعمل العالم بما يعلمُ كان العلم ( رواه الديلي ) والعمل فى الجنة ، وكان العالم فى النَّارِ .
783) «Alim, ilim ve amel cennettedir..
Älim ilmi ile amel etmediği takdirde; ilim ve amel cennette olur, âlim ise cehennemde..>>>
** *
İlim, amel edilmek için öğrenilmelidir.. Kendisi ile amel edilmeyen bir ilim, sahibine sadece mesuliyet yükler..
المدلُ حَسَنٌ ، ولكن في الأمراء أَحْسَنُ السخاه حسن ؛ ولكن في الأغْنِيَاء أَحْسَنُ الوَرَعُ حَسَنٌ ، وَلَكِنْ فِي الْعُلَمَاءِ أَحْسَنُ الصَّبْرُ حَسَن وَلَكِنْ فِي الْفُقَرَاءِ أَحْسَنُ التَّوْبَةُ حَسَنَةٌ ، وَلكِنْ فِي السَّبَابِ أَحْسَنُ . الحياه حسَن ، ولكن في النساء أَحْسَنُ .
٧٨٤
) رواه الديلمي عن عمر )
784) «Adalet, güzeldir; lakin padişahlarda olursa, daha güzeldir.. Cömertlik, iyidir; lakin zenginlerde olursa, daha iyi olur.. VERA' güzeldir; lakin âlimlerde bulunursa, daha güzel olur.. Sabır, hoştur; lakin fakirlerde olursa, daha hoş olur.. Tevbe, insana yaraşır; lakin gençlerde olunca, daha çok yaraşır. HAYA, insana yakışır; lakin kadımlarda bulunması daha ziyade arzu edilir..>>>
VERA': Seyyid Şerif Cürcani'nin tarifine göre şöyledir:
VERA': Harama düşme korkusu sebebiyle şüpheli şeylerden iç-tinab etmektir; kaçmaktır..
785) «Alimler; dünyaya girişmedikleri ve padişahlara karışmadıkla-rı müddet peygamberlerin vekilleridir.. Padişahlara karıştıkla-rı ve dünyaya girdikleri zaman peygamberlere hıyanet etmiş olurlar..>>>
**
Älimler tok gözlü ve doğru sözlü olacaklardır.. Kendilerini, inandık-ları yoldan ve fikirden ne padişah korkusu almalı, ne de dünyalık caydır-malıdır..
٧٨٦ العِلْمُ حَيَاةُ الإسلام ، وَعِمَادُ الإِيمَانُ ، وَمَنْ عَلَمَ عِلْمًا أَنَّمَ اللَّهُ أَجْرَهُ ، وَمَنْ ( رواه أبو الشيخ ) تعلم فَعَمِلَ ، عَلَمَهُ اللهُ ما لم يَعْلَمْ .
786) «İlim, İslamın hayatıdır.. İmanın direğidir.. Bir kimse bir ilim öğrenirse, Allah-ü Taâlâ onun mükafatını tam verir.. Bir kimse öğrenir ve amel ederse, Allah-ü Taâlâ bilmediğini öğretir..>>>
İlim amel etmek için öğrenilmelidir.. Bir kimse yerini öğrendiği bir hazineye gitmezse eli boş kalır..
787) «İlim, hazineler gibidir.. Anahtarı da sormaktır.. Sorunuz ki, Allah'ın rahmetine nail olasınız.. İlim sorulduğu zaman dört zümre ecir alır: Soran, öğreten, din-leyen, bir de bunları seven..>>>>
İlim daima sorulmakla elde edilir.. Her soran birşey öğrenir.. Cahil yaşlı, âlim gence bilmediğini sormaktan utanmamalı..
Ravi: Hz. ALİ'den r.a. naklen EBU NUAYM.. Menkıbeleri, 10. ve 48. Hadis-i Şerifte..
۷۸۸ العِلْمُ عِلْمانِ : عِلم في القلب ، فَذَلِكَ العِلْمُ النَّافِعُ ، وَعِلْمٌ عَلَى السَانِ، ( رواه الخطيب عن جابر ) فَذَلِكَ حُجةٌ عَلَى ابْنِ آدَمَ .
تجيد . قال : يمل بيده ۷۹۲ عَلَى كُلِّ مُسْلِمِ صَدَقَةٌ ، فقالوا : يا ابن الله ، وإن لم اينم نفسه ويتصدق ، قالوا ، فإن لم يستطع، قال / وين ذا الحاجة الملهوف . قَالُوا : فإن لم يجيد ، قال : قلها من بالخير أو بالمعروف ، قَالُوا : فإن لم يقتل . قال : فليمسك عن الشَّرِّ فَإِنَّهُ لَهُ صَدَقَةٌ . ( رواه البخاري )
794) «Hamamdan çıktıktan sonra; ayakları soğuk su ile yıkamak, baş ağrısına bir EMAN'dır..>>>
EMAN: Bir kurtuluş çaresi veya mâni, manalarına alınabilir.. Bunun tıbbi izahını pek bilmiyoruz.. Fakat tecrübe edenlerin pek çoğu, müsbet netice almıştır.
Ravi: EBU NUAYM.. Menkıbesi, 10. Hadis-i Şerifte..
( رواه أبو سعيد الخدري )
غُلُ الْجُمْعَةِ وَاجِبٌ عَلَى كُلِّ مُحْتَيم .
795) «Her İHTİLÂM olana; cuma günü gusletmek vacibdir..>>>>
İHTİLAM: Mâlum rüyanın görülmesi, uyanınca da bedende malûm yaşın bulunmasıdır..
Burada mana demek değildir ki: Yalnız o gün ihtilâm olanlara gu-sul vacibdir.. Asıl mana şudur:
Her ihtilâm olma çağına gelmiş; yani buluğa ermiş kimsenin cu-ma günleri, namazdan evvel yıkanıp temizlenmesi şarttır..
**
Ravi: EBU SAİD-İ HUDR. Menkıbesi, 65. Hadis-i şerifte..
٧٩٦ عنيفكم الشكر كان (1) المكرة حب القياس وحب الجميل ، قيلة ذلك لا تامُرُونَ بِالمعروف ولا الهون من الشكر ، والقانون بالكتاب والسنة كالشاية من الأولين من المهاجرين والأنصار .
( رواه أبو نعيم من عائلة )
(۱) اى قرب منكم غفلتان غالة حب المعيشة والحياء في الدنيا ، و عللا حب ما يؤدى إلى الجهل
796) «Sizi iki sarhoşluk GAŞYETT., Biri dünya hayatı sevgisi; öbü. rü de cehalet sevgisi..
Böyle olunca, İyiliği yaptıramaz, kötülükten de kimseyi alamaz olursunuz.. Kitap ve sünnetle KAIM olanlar, ilk göçüp giden ANSAR ve MÜHACİRİN gibidir..»
GAŞYETTI: Kapladı, manasına alınabilir.. Sarhoşluğu da; gaflet manasına alabiliris..
KAIM: Kur'an-ı Kerim ve Peygamberin yolunda yürüyenler ve bunla-ra yapılacak her tarize karşı kıyam edenler, manasınadır..
ANBAR: Medine'nin yerlisi.. MUHACIRIN İse: Peygamber S.A. Efendimiale birlikte Mekke'den hieret edenlerdir.. İkisi de ashab..
Kısaca mâna şöyle olabilir:
Dünya sevgisi ve cehalet gafleti sizi sardığı zaman; emr-i maruf, nehy-i münker vazifesini yapamayacaksınız.. Halbuki o zamanda Allah ve Resulü yolunda yürüyenler, büyük ecirler alacaktır.. Tıpkı bu gün as-habın aldığı gibi...
Ravi: Hz. AlŞE'den ra. naklen EBU NUAYM.. Menkıbeleri, 8. ve 10. Hadis-i şerifte..
۷۹۷ فطُوا الإناء ، وَأوْكِلُوا السَّمَاءِ ، فَإِنَّ فِي السَّنَةِ لَيْلَةً يَنزِلُ فيها وباء لا يمر بإناء لم يغط ، ولا سقاه لم يوكا إلَّا وَقَعَ فِيهِ مِنْ ذَلِكَ الوباء
797) «Kaplarınızı örtünüz.. Su kaplarınızın ağzını kapatınız.. Yılda öyle bir gece vardır ki; onda veba iner.. Örtülmeyen her kaba, ağzı kapanmayan her su kabına uğrayınca, mutlaka o vebadan bırakır..>>>>
**
Bu Hadis-i Şerif, bize geceleri kapların ağzını açık bırakmamayı emreder. Çoğu zaman ağzı açık kalan bir su kabına bir böceğin düştüğü ve içenin zehirlenip öldüğü vakidir..
Ravi: İMAM-I AHMED ve MÜSLİM.. Menkıbeleri, 1. ve 5. Hadis-i Şerifte..
799) «GAZAB, şeytandandır.. söndürür.. Sizden biri GAZAB'a geldiği zaman, yıkansın..> Şeytan, ateşten yaratıldı.. Ateşi su
GAZAB: Öfke, manasınadır.. Öfke geçmesi için birçok çarelerden biri de soğuk suya girmektir...
Ravi: MUAVİYE'dan r.a. naklen EBU NUAYM.. Menkibesi, 10. Ha-dis-i Şerifte..
MUAVIVE: b. HEYDE.. Basra'da yerleşmiş olup Horasan kazasın-da vefat etmiştir.. Doğum ve ölüm tarihi belli değildir.. Tabiinden olma ihtimali de vardır.. Allah ondan razı olsun..
الغُدُوِّ وَالرِّوَاحُ فِي تَعَلَّمُ العِلْمِ أَفْضَلُ عِنْدَ اللَّهِ مِنَ الجِهَادِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ . ) رواه الديلمي عن ابن عباس )
800) «Akşam, sabah ilim öğrenmeye çalışmak, Allah yolunda cihad-dan daha faziletlidir..>>>
Çünkü cihad da bilgisiz olmaz.. Her şeyde olduğu gibi onda da ilim lâzımdır..
801) «Bir GARIB hastalandığı zaman; sagma, soluna, önüne, arka-sına bakar da, tanıdık birini göremezse; Allahü Taala onun geçmiş günahlarını bağışlar...
GARİB: Bulunduğu ilin yabancısı, demektir.. Bilinmedik yerde has-talık çok zordur.. Elbet bu zor işin mükafatı da bol oluyor..
811) «Alimin, âbidden üstünlüğü; oluşuma benzer.. en dûn olanınıza nazaran üstün
Aziz ve celil olan Allah, melekleri, semavat ve yer ehli, hatta yuvasındaki karınca, hatta denizdeki balık, insanlara hayrı öğ-retene SALAVAT okurlar..>>>
**
SALAVAT: Üç yerde üç şekilde mâna değiştirir:
a) Allah'ın SALAVAT'ı.. Bu onun affı, magfireti ve rahmetidir..
b) Meleklerin SALĀVAT'ı: Bu da onların mümin kullar için Allah'-tan bağış talebidir..
c) Müminlerin SALAVATI: Bu da onların hayır duası ve iyi temen-nisidir..
٨١٤ فَضْلَتِ المَرْأَةُ عَلَى الرَّجُل بِنِسْعَةٍ وَتِسْمِينَ جُزْءا مِنَ اللَّذَّةِ ، وَلَكِنَّ اللَّهَ ) رواه البيهقي عن أبي هريرة ) التي عليهن الحياء .
814) «Kadın, erkeğe nisbetle lezzet bakımından, erkekten doksan dokuz derece fazladır.. Su var ki, Allah onlara haya vermiy-tir..>>>
Demek olur ki: Şehevi yönden, kadınlar, erkeklerden kat kat listin. dür.. Ne var ki, onların bu aşırı hislerine bend olsun diye, Allah onları utangaç yaratmıştır..
Ravi: EBU HUREYRE'den r.a. naklen BEYHEKI.. Menkıbeleri, 5, ve 12. Hadis-i Şeriflerde..
١٥ فَضْلُ صَلَاةِ اللَّيْلِ عَلى صَلَاةِ النَّهَارِ كَفَضْلِ صَدَقَةِ السِّرِّ عَلَى صَدَقَةِ ) رواه ابن مالك عن ابن مسعود ) العلانية
815) «Gece kılınan namazın, gündüz kılınan namaza bakarak üs-tünlüğü; gizli verilen sadakanın açık verilen sadakaya nazaran üstünlüğü gibidir..>>>
Yani: Gece namazı, riyadan salim bir ibadet gibidir.. Dolayısiyle, Allah için olur ki; değerine paha biçilmez..
Esir sadece müslümanların eline düşen kimse değildir.. Buradaki mâna daha ziyade küffar eline düşen, mümin esir, manasını taşır.. Küffar eline esir düşen müminleri kurtarmak vazifemizdir..
Ravi: EBU MUSA EL-AŞ'ARİ.. Menkıbesi, 155. Hadis-i şerifte..
818) «Cennette, yüz derece vardır.. Her iki derecenin arası yerle, se-ma arası kadardır.. FİRDEVS, derece itibariyle en üstünüdür.. Cennetin dört ırmağı oradan akar.. Onun üstünde arş bulu-nur..
819) «Cennette; hiçbir gözün görmediği, kulakların işitmediği ve hiç. bir beşer kalbinin hatırlamadığı nimetler- vardır..>
Derler ki:
Bu nimetlere ehl-i tevhid erecektir..
**
Ravi: EBU SAID'den ra. naklen TABERANI.. Menkibeleri, 9. ve 65. Hadis-i Şerifte..
في كتاب الله تمانُ آيَاتِ لِلدَيْنِ ، الْفَائِحَةُ ، وَآيَةُ الكُرْمِي . ۸۲۰ في
) رواه الديلمي عن عمران بن حصين )
820) «AYN için Kur'an-ı Kerim'de sekiz âyet vardır: Fatiha Sûresi ve AYET'ÜL-KÜRSİ..>>
AYN: Isabet-i Ayn = Göz değmesi.. Bununla ilgili bir Hadis-i Şerif daha önce geçti..
AYET'ÜL-KÜRSİ: Bakara sûresinin 255. âyetidir.. Her sabah ev-den çıkarken Fatihâ sûresi ile birlikte bu âyeti de okumakta fayda var-dır.. Fatiha sûresi 7 âyettir. Öbürü ile birlikte, 8 eder..
Ravi: IMRAN b. HUSAYN'den r.a. naklen DEYLEMİ.. Menkıbeleri, 4. ve 256. Hadis-i Şerifte..
FAKİHLER peygamberlerin vekilleridir.. Ama, dünyaya dal-madıkları ve sultana tabi olmadıkları müddet.. Böyle -уар-tıkları takdirde onlardan hazer ediniz..>>
Tercümemize esas aldığımız eser; bu Hadis-i Şerifin birinci parag-rafi için şöyle bir şerh koymuştur: Çünkü ümitli günahkâr, Allah'ı iyi bildiği için ümitli olur.. Ümit-siz abid ise, onu bilmediği için ümitsizdir.. Kısaca mâna bu...
Bu Hadis-i Şerifin FAKİHLER diye başlayan paragrafı, ayrı bir Hadis-i Serif olsa gerek.. Fakat, eserin aslını bozmamak için, ona ayrı bir numara vermedik.. **
İNS ve CİN, büyük bir kötülük içindedir.. Ben yaratıyo-rum; halbuki benden başkasına ibadet olunuyor.. Ben rızık veriyorum; halbuki benden başkasına şükrediliyor..>
**
ÎNS: Biz insanlar.. CİN ise: Bu gözlerle bizim fark edemediğimiz bir başka mahlûk tayfasıdır.. Zariyat sûresinin 56. âyetinde de belirtil-diği gibi onlar da, bizim gibi ibadetle mükelleftir..
Kaza ve kaderime razı olmayan, kendisine başka bir Rab arasın..>
***
Bu ve bundan sonra geçen Hadis-i Şerif, Hadis-i Kudsi'dir.. Yani: Lafzı Peygamberden; manası Allah-ü Taâlâ'dan.. Ramuz şerhinde be-lirtildiği gibi Allah-ü Taālā, bu şekilde beyan buyurulan Hadis-i Şerifleri ilham yoluyla veya uykuda meleksiz olarak Peygamber S.A. efendimize talim buyurmuştur..
«Allah-ü Taâlâ şöyle buyurdu:>>>
Şeklinde geçecek diğer Hadis-i Şerifler de aynı şekilde KUDSÎ'dir..
Üç zümre var ki; kıyamet günü, ben onların hasmıyım..
a) O kimsedir ki, BENİ VERDİ; sonra döndü..
b) O kimsedir ki, bir HÜRÜ sattı ve parasını yedi..
c) O kimsedir ki, bir işçi tuttu ondan istifade etti; fakat üc-retini vermedi..>>>>
BENİ VERDİ: Herhangi birşey için adıma and içerek söz verdi.. HÜR: Köle olmayan, azadlı bir insan.. Çocuk çalıp satanlar ve bil-cümle insan ticareti yapanlar bu hükme dahildir..
Ravi: EBU HÜREYRE r.a. naklen BUHARI.. Menkibeleri, 2. ve 5. Hadis-i şerifte..
-Ademoğlu bana küfretti.. Halbuki, bana küfretmesi ona yakışmaz..
Ademoğlu beni yalanladı.. Halbuki, beni yalanlaması ona ya-kışmaz..
Bana küfretmesi şu sözüdür: Benim için çocuk isnadı.. Halbuki ben: Tek ve hiçbir şeye ihtiyacı olmayan Allah'ım.. Ne doğdum, ne de doğuruldum.. Hiçbir şey bana denk olamaz..
Beni yalanlaması ise, onun şu sözüdür: Beni, önce yarattığı gibi tekrar diriltemez..
Halbuki onu ilk başta yaratmak, bana göre tekrar yaratılma-sından daha zor değildir..>>>>
Yani: Onu önce yaratırken modelsiz yarattı.. Şimdi bir şekil bir ben-zer vardır.. Elbette bir eserin ilk defa meydana getirilmesi; bozup ikinci defa aynı şeyi yapmaktan daha kolay değildir..
Kısaca mâna şudur:
- İnsanları öldürdükten sonra diriltmek, bana göre pek kolaydır..
Ravi: EBU HUREYRE'den r.a. naklen NESEI.. Menkıbeleri, 5. ve 13. Hadis-i şerifte..
۸۲۹ قال اللهُ تَعَالَى : أَعْدَدْتُ لِعِبَادِى الصَّالِحِينَ ، مَالَا عَيْنٌ رَأَتْ وَلَا أُذُنٌ ( رواه ابن ماجه عن أبي هريرة ) سمِعَتْ وَلَا خَطَرَ عَلَى قَلْبِ بَشَرٍ .
Kulum, bir iyilik arzular da yapamazsa, ona bir sevab ya-zarım.. Şayet yaparsa, ona on sevabtan, taa yedi yüz kat seva-ba kadar yazarım..
Bir kötülük kasdeder de yapmazsa, ona günah yazmam.. Şayet yaparsa, bir günah yazarım..>>
Arzu edilen sevab işinin yazılması için, sevab alınması niyeti ile ya-pılacak işin, elde olmayan bir sebeple yapılamamış olması icab eder.. Bu-rada sevap getiren hal, bilhassa o iyiliği yapamayışın üzüntüsüdür.
Tam fiiliyata geçileceği sırada, yapılmayan veya yaptırılmayan ha-talı işin yazılmayacağı biraz şüphelidir.
lkisi de bir niyet meselesidir. İmam-ı Gazāli ve birçok büyük zatla-rın içtihadı bu yoldadır.
Ravi: EBU HUREYRE'den r.a. naklen, BUHARI ve MÜSLIM. Men-kibeleri, 2. ve 5. Hadis-i Serifte..
tık günlük hayatını onun hayatına bağlamıştı. Ev düzenini bile ona göre оты Sofrada o başlamadan başkasının yemesine izin vermiyordu. Onu dizine otur-emeğin en lezzetli yerini ona veriyordu.
lamıştı.
hilen tek kişiydi. Özel odasına istediği za-
TARİHTE BUGÜN
- 1830- Osmanlı hükümeti, Yunan devletinin varlığını resmen kabul etti.
1877-Osmanlı-Rus (93) Harbi.
1909 - İstanbul'a gelen Hareket Ordusu, 31 Mart Ayaklanması'nı bastırdı.
2014-Son Şahitler'den Üzeyir Şenler vefat etti.
24
ÇARŞAMBA WEDNESDAY
NİSAN
APRIL
BİR AYET
Benim ayetlerimi, dünya menfaatiyle değiştirmeyin.
Bakara Suresi: 41
BİR HADİS
Biriniz aksırdığında iki eliyle yüzünü kapatsın ve sesini kıssın.
Hâkim
Senin o ömr-ü bâkîden hiç haberin yok, Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel uyan!
Malümdur ki, yedi sekiz urgan toplansa, şu en meşhur sıddıkin-i Sahabeden böyle kuvvetli bir halat olur. Binaenaleyh,
GEARS AN 2025 BE BEDIUZZAM
TARİHTE BUGÜN
1909 - Bediüzzaman'ın, Serbestî gazetesinde "Asker Kardeşlerime", Mizân gazetesinde "Ey Asâkir-i Muvahhidin!" ve "Cemiyetlere İhtâr-ı Mühim" başlıklı makaleleri yayınlandı.
1955-Einstein'in ölümü.
2021-Bediüzzaman'ın talebelerinden Hüsnü Bayramoğlu vefat etti.
NİSAN 18 CUMA
20 1446
ŞEVVAL
RUMI: 5 NİSAN 1441
KASIM: 162
BİR AYET
Görmedi mi o insan? Biz onu bir damla sudan yarattık da, sonra o Bize apaçık bir düşman kesiliverdi.
(Yasin: 77)
BİR HADİS
Allah'ın takdir ettiği rızka razı ol ki, insanların en zengini olasın.
(Tirmizî, Zühd: 2)
Bütün zîruh mahlükatını konuşturan ve konuşmalarını bilen, elbette kendisi dahi o konuşmalara konuşmasıyla müdahale etmesi, rububiyetin muktezasıdır. Asa-yı Musa
- Ey kulların, zulmü zatıma haram kıldım.. Aynı şekilde onu, aranızda da haram kıldım.. Birbirinize zulmetmeyiniz..
Ey kullarım, hidayet nasib ettiğim müstesna; hepiniz delâlette-siniz.. Benden hidayet dileyiniz ki, size hidayet nasib edeyim..
Ey kullarım, doyurduğum müstesna; hepiniz açsınız.. Benden yemek isteyiniz ki, sizi doyurayım..
Ey kullarım, giydirdiğim müstesna; hepiniz çıplaksınız.. Benden giymek isteyiniz ki sizi giydireyim..
Ey kullarım, siz gece gündüz hata etmektesiniz.. Halbuki ben, bütün günahları bağışlıyorum.. Bana bağış talebinde bulunu-nuz ki, sizi bağışlıyayım..
Ey kullarım, bana zarar vermeye gücünüz yetmez ki, bana za-rar veresiniz. Bana faydalı olmaya gücünüz yetmez ki, bana faydalı olasınız..
Ey kullarım, evveliniz, âhiriniz, insiniz ve cinniniz tek kişinin kelbinden -birlik beraberlik takva üzerine olsalar, yine de mülkümde birşey artmaz..
Ey kullarım, evveliniz, âhiriniz, insiniz ve cinniniz içinizde tek kişinin kalbinden daha kötü işleri yapmakta hep birden-facir olsalar; mülkümden birşey eksilmez..
Ey kullarım, evveliniz, âhiriniz, insiniz ve cinniniz bir yere çık-salar, benden dileseler; ben de her insanın dileğini versem; bu, katımdan birşeyi eksiltmez.. Ancak denize sokulan bir iğne ne eksiltirse; o kadar..
Ey kullarım, amellerinizi sizin için saymaktayım.. Onlarım -karşılığını size vereceğim.. Bir kimse hayır bulursa, Al-lah'a hamd etsin.. Aksini bulan ise, yalnız nefsini itham etsin..>>>>
Hamdetmek ve nefsi kötülemek iki şekilde anlatılabilir..
Biri şudur:
-Dünyada iyilik yapabilenler Allah'a hamd etsinler.. Yapamayan-lar ise, nefislerini yola getirmeye baksınlar..
İkinci mâna da şudur:
Öbür âlemde iyi amellerinin karşılığını görenler, Allah'a hamd edeceklerdir.. Kötülük bulanlar ise, yaptıkları hata için nefislerini itham
edeceklerdir..
** Ravi: MÜSLİM.. Menkıbesi, 5. Hadis-i Şerifte..
۸۳۳ قالَ اللهُ عَزَّ وَجَلٌ : أَنْفِقْ يا ابن آدَمَ : أَنْفِقْ عَلَيْكَ .
(۲) اى أوصلت رحمتي إليه قدراً أزيد منه ، فكلما زاد العبد قرباً منه زاده الله تبارك وتعالى رحمة .
449
836) «Allah-i Teâlâ şöyle buyurdu:
Kul bana bir karış yaklaştığı zaman, ben ona bir ZIRA yak-laşırıım.. Bana bir ZIRA yaklaştığı zaman, ben ona bir kulaç yaklaşırım.. Bana yürüyerek geldiği zaman, ona koşarak gide-rim..>>>>
Daha önce de anlattığımız gibi, ZIRA, normal bir insanın parmak ucundan omuz başına kadar olan mesafedir.. Demek olur ki:
Kul bana ne kadar yaklaşmak arzusu gösterirse göstersin; ben ona birkaç misli zatıma yaklaşmak istidadını veririm.. Rahmetime nail eylerim..
Tercümemize esas aldığımız eserin dip notu da bu manayı anlatır..
Kullarımdan birinin bedenine, malına, ya da evlâdına bir müsibet gönderdiğim zaman, onu iyi sabırla karşılarsa; kıyamet günü onun için mizan kurmaya ve divan açmaya haya ederim..>>>
Ademoğlunun her ameli kendisi içindir; ancak oruç hariç.. O, benim içindir; mükâfatını ben veririm.. Sizden biri oruç tut-tuğu gün, kötü söz söylemesin; gaybet etmesin..
Biri ona söver; ya da kavga etmek isterse şöyle desin: - Ben oruçlu bir kimseyim..
Muhammed'in varlığını elinde tutana yemin olsun; oruçlunun ağız kokusu, Allah katında miskten daha güzeldir.
Oruçlu için iki sevinç vardır; onlara erdiği zaman- sevinir. Orucunu açtığı zaman, ferah duyar bir; Rabbına kavuştuğu za-man ferah duyar iki..>>>>
Mümkün olduğu kadar orucu kimseye sezdirmeden tutmalıdır.. Sa-taşan bir kimseyi savmakta faydalı görüldüğü takdirde, oruçlu olduğunu söylemeli: aksi halde söylemekte bir fayda yoktur.. Daha zararlı bir durum hâsıl olabilir..
Ravi: EBU HUREYRE'den r.a. naklen BUHARI ve MÜSLİM.. Men-kıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i Şerifte...
Ben, pek kerim ve pek büyüğüm: Bir müslüman kulun -ayıplarını dünyada kapatayım da; sonra âhirette, böyle ka-pattıktan sonra açayımı, rüsvay edeyim; haa..
Kulum bana istiğfar ettiği müddet, onu bağışlamaya devam
ederim..>>>
Yani: Dünyada ayıplarını açığa çıkarıp rüsvay etmediğim bir kulu, âhirette hatalarını meydana çıkarıp utandırmak şanıma yakışmaz..
٨٤٣ قال اللهُ تَعَالَى : وعِزَّى وجَلالى ، لا أجْمَعُ لِعَبْدِي أَمْنَيْنِ ، وَلَا خَوْفَيْنِ إِنْ هُوَ أَمِنَنى فى الدنيا ، أخفتُهُ يَوْمَ أَجْمَعُ عِبَادِي ، وَإِنْ هُوَ خَافَنَى فِي الدُّنْيا ( رواه أبو نعيم ) أَمَّنْتُهُ يَوْمَ أَجْمَعُ عِبَادِي .
843) «Allah-ü Taâlâ şöyle buyurdu:
İzzetime celâlime yemin ederim, bir kuluma ne iki emniye-ti, ne de iki korkuyu bir arada veririm..
Eğer o, dünyada benden emin olursa; kıyamette -kullarımı topladığım gün onu korkuturum.. Dünyada benden korktuğu takdirde, kıyamette, -kullarımı topladığım gün- onu emin kılarım..>>>>
٨٤٥ قال الله تعالى : يَا ابْنَ آدَمَ - ثَلَاثَةٌ وَاحِدَةٌ لِي ، وَوَاحِدَةٌ لَكَ ، وَوَاحِدَةٌ بَيْنِي وَبَيْنَكَ ؛ فَأَمَّا الَّتِي لِي فَتَعْبُدُنِي وَلَا تُشْرِكْ بِي شَيْئًا ، وَأَمَّا التي لكَ : فما عَمِلْتَ مِنْ عَمَلٍ جَزَيْتُكَ بِهِ ؛ فَإِنْ أَغْفِرْ فَأَنَا الْغَفُورُ الرَّحِيمُ ، وَأَمَّا التي بَيْنِي وَبَيْنَكَ ، فَعَلَيْكَ الدُّعَاءِ وَالْمَسْأَلَهُ ، وَعَلَى الاسْتِجَابةُ وَالعَطاء .
( رواه الطبراني عن سلمان )
845) «Allah-iü Taâlâ şöyle buyurdu:
Ey âdemoğlu, üç şey var.. Onun biri benim için, biri senin için, diğeri de aramızda.. Benim için olan odur ki: Bana ibadet edesin ve bana birşeyi ortak etmeyesin.. Senin için olan odur ki: Sen bir amel işlersin, ona karşılık veri-rim.. Şayet bağışlarsam; ben gafur ve rahimim.. Aramızdakine gelince: Bu durumda sana dua etmek ve dilemek düşer.. Bana da icabet ve dileğini yerine getirmek..>>>
Duaların kabul olması için, tevbe edip tamamen Cenab-ı Hakka уб-nelmek şarttır.. Makbul olan dua ve yerine getirilen dilek, bu şartlar al-tında yapılandır..
berimizi kabe'ye götürda. Nur Torun, de-oturdu. Saygı gereği ayakta bekleyen amcalarından bazıları ise onun bu hareketini bulmadılar ve kolundan tutup kaldırmak için ce Abdülmuttalib istire
TARİHTE BUGÜN
- 1532 - Kanunî'nin Almanya seferi.
1935-Bediüzzaman'ın Eskişehir Hapishanesine gönderilişi.
25 PERŞEMBE
THURSDAY
NİSAN
APRIL
BİR AYET
O herşeyi hakkıyla bilendir.
Bakara Suresi: 29
BİR HADİS
Ümmetim dünyaya fazlasıyla değer verirse, İslâm heybeti ondan çekilip alınır.
Hakim
Bir bülbülü yaratan, bütün kuşları yaratan olabilir.
Acaba o Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselama ağaçlar, misallerde ge gibi, onu tanıyıp, risaletini tasdik edip, ona selām ederek ziyaret edip emir emirleri-akılsız ni dinleyerek itaat ettiği halde, kendilerine insan diyen bir kısım câmid, akıl mahlûklar onu tanımazsa, iman etmezse, kuru ağaçtan çok ednâ, odun parç arçası gibi ehemmiyetsiz, kıymetsiz olarak ateşe lâyık olmaz mı?
Jorunaugu TARIHTE BUGÜN
1919-Bediüzzaman, esaret sonrası yaşadığı rahatsızlıklar sebebiyle Dârü'l-Hikmeti'l-İslâmiye vazifesinden bir dilekçe ile izin istedi.
1919-Kars'ın Ermenilerce işgali.
- 1936-İzmit Kâğıt Fabrikası'nda ilk kâğıt imali.
NİSAN
19 CUMARTESİ
21 1446
ŞEVVAL
RUMI: 6 NİSAN 1441 KASIM: 163
BİR AYET
Şüphesiz ki O Halim'dir, ceza vermekte acele etmez; Gafür'dur, gü-nahları çokça bağışlar.
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 467 1 Kendisinde can olan mahluku hedef edinmeyin. (Nişan için) Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 467 2 Camileri yol edinmeyin, meğer zikir veya namaz için ola. Hz. İbni Ömer ra 467 3 Evlerinizi kabir edinmeyin, evde de namaz kılın. Zira şeytan Bakara suresinin okunduğu evden kaçar. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 467 4 Evinizde uyuyacağınız zaman ateşi kapatın ve söndürün. Hz. Salim (r.a.) 467 5 Namazı kasden terketmeyin, ey kadın. Kim namazı kasden terkederse, Allah ve Peygamberin zimmetinden çıkar. Hz. Ümmü Eymen (r.a.) 467 6 Düşmanla karşılaşmayı istemeyin. Allah'dan afiyet isteyin. Onlarla karşılaşınca da Allah'ı çok zikredin. Eğer onlar direnir, gürültü ve şamata yaparlarsa siz sükut edin. Hz. İbni Amr (r.a.) 467 7 Düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyin. Allah'dan afiyet isteyin. Zira siz onlarla beraber neyin imtihan edildiğini bilmezsiniz. Onlarla karşılaşınca "Allahümme ente Rabbına ve Rübbühüm ve mevasına vemevasihim bi yedike ve inneme taktülühüm etne." deyin ve yere çökün. Ne vakit üzerinize yürürlerse kalkın ve tekbir alın. Hz. Câbir (r.a.) 467 8 Bevlettiğiniz helada abdest almayın. Zira Mü'minin abdest suyu hasenatı ile beraber mizana girer. Hz. Enes (r.a.) 467 9 Kur'anla mücadele etmeyin. Allahın kitabının bazı kısımlarını bazısına yalanlatmayın (tezat aramayın) Vallahi; mü'min onunla mücadele ederse yenilir. Münafık onunla mücadele ederse, galip geldiğiniz zannetse bile mahkum olur. (Galebesi necat sebebi olmaz) Hz. Abdurrahman ibni Cubeyr (r.a.) 467 10 Evlerinizi kabir etmeyin. Hiç şüphe yok ki şeytan, sure-i Bakara okunan evden çıkar gider. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 467 11 Benim kabrimi bayramlık etmeyin (sık gidin) Evinizi de kabir yapmayın. Nedere olursanız olun olduğunuz yerde selatü selam getirin. Sizin selatü selamınız Bana ulaşır. Hz. Hüseyin (r.a.) 467 12 Şu namazı, öğle namazının ilk ve son sünneti gibi yapmayın. Sünneti ile farzı arasını aralayın. (Sabah namazını sünneti ile farzını biraz aralayın) Hz. Abdullah İbni Büceyne r.a 467 13 Beni yolcunun (su kabı) gibi yapmayın. Yolcu kabını su ile doldurur. İhtiyacı olursa onu içer, icap etmezse içmez döker. Beni sözünüzün başında, ortasında ve sonunda anın. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
Bir kimse nin iki babasi varmis Nesep babası, manevi babası (ahirete Hazırlayan, manevi hayatın) babası. Bunlar dan 1.si. yani neseb babası ulvi alemden sufli aleme gelmesini sağlar. 2.si yani manevi babası, Peygamber efendimiz sav Sufli alemden Ulvi aleme çıkarır. 2.sinin yani manevi baba nin "؛" " ؛
YanıtlaSil
Yuksel19 Nisan 2025 08:13 hakkı ödenmez. Hz. Muhammed S.A.V.in.hakki odenmez.
"YA RABBİ! SEN'İ BULAN NEYİ KAYBETTİ? SEN'İ KAYBEDEN NEYİ BULDU?.." DEDİĞİ GİBİ, HAKİKİ ÎMÂNA SAHİP BİR GÖNÜL, HER AN ALLAH İLE BERABERLİĞİN HUZURU İÇİNDEDİR. BU HUZUR SAYESİNDE FÂNÎ VE GELGEÇ MUSIBETLER ONUN NAZARINDA KÜÇÜLMÜŞ, EHEMMİYETİNİ KAYBETMİŞTİR.
BUGÜN MADDÎ REFAHIN ZİRVESİNDEKİ BATI'DA PSİKOLOJİK BUHRANLAR HATTA İNTİHARLAR GÖRÜLÜRKEN, EN AĞIR ZULÜMLERE MARUZ KALAN GAZZELİ MÜMİNLERDE BU TÜR VAKALARIN GÖRÜLMEYİŞİ, SON DERECE MÂNİDARDIR.
Allahım, içimi dışından hayırlı kıl.. Dışımı yararlı eyle.. Allahım, mal, ehil ve evlâd olarak insanlara verdiğin şeyin fay-dalısını senden istiyorum.. Ne dalâlette kalan olsun; ne de da-lâlete düşüren..»
**
Bu bir duadır. Dualar, sadece dua etmiş olmak için yapılmamalıdır. Onlarda, yani dualarda işaret buyrulan halleri bulmak için gayret edil-melidir.
***
Ravi: Hz. ÖMER'den r.a. naklen TİRMİZİ.. Menkıbeleri, 13. ve 41. Hadis-i Şerifte..
Allahım, yerin ve semaların yaratıcısı.. Gizli ve aşikâreyi bilen.. Her şeyin Rabbi ve sahibi.. Senden başka ilah olmadı-ğına şahadet ederim.. Nefsimin şerrinden, şeytanın şerrinden ve şirkinden sana sığınırım..
-Bu duayı sabah, akşam ve yatağına girerken oku..>>>
TARIK'ÜL-EŞCAI: Sahabe.. Küfeli.. Tercümemize esas aldığımız eserde SARIK, Münavi'nin FEYZÜL-KADİR adı eserinde TARIK ola-rak geçer; ki doğrusu budur. EBU MALİK'ÜL-EŞCAÎ'nin babasıdır.. Allah onlardan razı olsun..
Allahun, ben nefsime çok zulmettim.. Şu muhakkak ki, sen. den başka günahları bağışlayacak yoktur.. Katından bir mağ. firetle beni bağışla.. Ve bana merhamet et.. Çünkü sen, bağış. layan ve merhamet edensin..>>>
**
Bu dua da diğerleri gibi, güzel, sade ve biz günahkârlar için talim buyrulmuştur..
**
Ravi: BUHARI ve MÜSLİM. Menkıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i Şerifte..
857) «BAŞARI'nın azı, aklın çoğundan hayırlıdır.. Dünya işinde akıl, mazarrattır.. Din işinde akıl, surur kaynağıdır..>>>>
**
Burada BAŞARI: Kula, başladığı işte, Cenab-ı Hakkın muvaffakiyet ihsan eylemesidir. O, bir işte başarı ihsan ettikten sonra, aklın azlığı ve-ya çokluğu bir değer taşımaz..
٨٦٠ القرآن يقرأ يلمسون العرب وَأَصْوَاتِهَا ، وَإِنَّا كُمْ وَلَمُونَ أَهْلِ الْعِشق ولون أهل الكفاري ، والله يجي الذِي قَوْم يَرْجُمُونَ بِالْقُرْآنِ لرجوع البناء والنوح ، لا يجاوز حناجرهُمْ ، مَفْتُونَهُ قُلُوبُهُمْ وَكُلُوبُ الَّذِينَ ( رواه حذيفة )
860) «Kur'an-ı Kerim, Arab giveal ve Arab tehçesiyle okunur.. Bi hassa aşka gelenlerin ve İKİ EHLİ KİTABIN makanuyla oka maktan sakınınız..
Benden sonra bir kavim gelecek, onlar Kur'an-ı Kerim'l şarkı ve çalgı şekline çevirecekler.., Boğazlarından içeri geçirmeyecek ler..
Onların kalbi fitne dolmuştur. Keza, bunlarım halini görüp be genenlerin de...»
İKİ EHLİ KİTAP: Yahudi ve hristiyanlardır. Zamanımızda her ne kadar Kur'an-ı Kerim onlar gibi okunmamakta ise de, Peygamber B.A. efendimizin tarif ettiği gekle de tam uymamaktadır..
Bilhassa hafızlarımız bu Hadis-i Şerifi okuyup pekçok düşünmeli dirler..
Ravi: HUZEYFE, ra. Menkibeni 675. Hadis-i şerifto.. ٨٦١ القضاء ثلاثة : اثنان فى النَّارِ ، وَوَاحِدٌ في الجنَّةِ : رَجُلٌ عَلِيمَ الحَقِّ فقضى به فَهُوَ فِى الجَنَّةِ ، وَرَجُلٌ قَضَى لِلنَّاسِ عَلَى جَهْلِ فَهُوَ فِي النَّارِ ، وَرَجُلٌ ( رواه الحاكم ) عرف الحق فَجَارَ في الحكم فهو في النَّارِ .
861) «KADILAR, üç zümredie.. İkisi cehennemdedir; biri cennette..
n) O kimsedir ki, hakkı bildi; ona göre hükmetti bu connette dir b) O kimsedir ki, insanlara hüküm verirken bir cehalet üzeri ne verdi.. Bu cehennemdedir..
c) O kimsedir ki; hakikatı anladığı halde hükümde zalim dav randı.. Bu da cehennemliktir..».
KADILAR: Hakimler, manasınadır.. Ayrıca hakemlik veya hakim lik mevkiinde olan herkese gümulü vardır.. Bu vazifeleri deruhte eden kimseler, bu Hadis-i şerifin tehdidi altına girmemeye gayret etmelidir ler..
İlim, Cenab-ı Hakkın insanlara verdiği büyük bir nimettir.. Ve onun bir sıfatıdır. İnsanları bu nimetten mahrum bırakmaya çalışmak elbette büyük bir suç olur..
**
Ravi: EBU SAID.. Menkıbesi, 65. Hadis-i Şerifte.. Ondan naklen IBN-İ CEVZİ..
**
IBN-1 CEVZI: Esas adı ABDURRAHMAN.. Hicri, 510. yılda Bağ. dad'da doğmuştur.. İslâmiyetin yetiştirdiği büyük âlimlerden biridir... Ayı zamanda büyük tarihçi.. Fıkıh alimidir ve Hanbeli mezhebine men-suptur.. Kabiliyetli bir hatib olduğu da rivayetler arasındadır.. Hicri, 597. yılda vefat etmiştir.. Allah rahmet eylesin..
( رواه البخاري ومسلم )
٨٦٥ كِتابُ اللهِ القِصَاصُ .
865) «KISAS, Allah'ın kitabıdır..>>>>
**
KISAS: Bilcümle şer'i hadler, manasına gelir.. Demek olur ki: Bilcümle şer'i hadler, Allahın emrettiği gibi olmalıdır..
Ravi: BUHARI ve MÜSLİM.. Menkıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i şerifte.
( رواه الخطيب عن أنس)
٨٦٦ كادَ الحَلِيمُ أَنْ يَكُونَ نَبِيا .
866) «HALİM, Peygamber olmaya yakındır..>>
***
HALİM: Sabırlı, tahammüllü, açık kalbli, demektir.. Burada mâna sudur:
Bu vasıfları özüne sindiren kimse, peygamberlere yakın olacak-tır..
867) «İnsanlar, DAVUD'u hasta sanır ziyaretine giderlerdi.. Halbu-ki onda hastalık yoktu; Allah-ü Taâlâya karşı şiddetli korku vardı..>>>
DAVUD: Malûm, Davud a.s. Der ki: peygamberdir.. İmam-ı Gazali Hz.
Allah'tan ve âhiretten bahsettiği zaman, Davud a.s. hasta olur; baygın düşerdi.. Bir çarşafa sarar eve getirirlerdi.. Birkaç günü yatakta hasta yatardı..
868) «Bir adam vardı insanlara borç verirdi.. Birgün adamına şöyle dedi: Darda kalmış birine uğrarsan, onun borcundan geç.. Ola ki, Allah-ü Taâlâ da bizim günahlarımızdan geçer.. Allah-iü Taâlâya kavuştuğu zaman onun günahlarından-geçti..>>>
Bu âlemde en büyük iyilik, darda kalmışlara yardım etmek ve borç-luları sıkıştırmamaktır.. Ancak borcunu ödeyecek durumda olduğu halde, ödemeyenlere de, aşırı müsamaha doğru olmaz..
* **
Ravi: EBU HUREYRE'den r.a. naklen BUHARI ve MÜSLİM.. Men-kıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i Şeriflerde..
( رواه أحمد)
٨٦٩ كَفَى بِالمَوْتِ مُزَهْداً في الدُّنْيا ما في ال...
إلا مَنْ رَحِمَ اللهُ ، وَإِنْ كَانَ شَرًّا فَهُوَ شَرٌّ.
870) «İnsana günah olarak, parmaklarla gösterilmesi yetişir.. Eğer, hayır olarak gösteriliyorsa; bu, bir mezellettir.. Ancak Al. lah'ın merhamet ettiği kimse hariç.. Eğer şer olarak gösteriliyorsa; bu da, zaten bir şerdir..>>
Burada şöhrete işaret edilmektedir.. Bir başka yerde de geçtiği gibi: Şöhret åfettir..
İnsan bir defa meşhur olmayagörsün; artık ne rahatı kalır.. Ne de huzuru.
872) «Meclisin kefareti; kulun şu duayı yapmasıdır:
Sübhansın Allahını, hamd sanadır.. Şehadet ederim ki, sen-den başka ilah yoktur.. Birsin; ortağın yoktur. Senden, mağfi-ret diler ve sana tevbe ederim..>>>>
Çoğu zaman, meclislerde farkına varılmadan, ya da bile bile hata işlenir. İşte bu hataların bağışlanması için, meclis dağılırken bu duanın yapılması tavsiye ediliyor..
873) «Her yalan, âdemoğlu aleyhine yazılır.. Ancak şu üçü müs-tesna:
a) İnsan, harbde yalan söyleyebilir.. Çünkü harb hiledir..
b) İnsan, kadını razı etmek için, yalan söyleyebilir..
c) İnsan, iki kişinin arasını bulmak için yalan söyleyebilir..>>
***
Harbde, düşmanı kandırmak için yalan söylenmesine, evde kadının yersiz arzularını kırmak için yalan söylenmesine cevaz vardır.. Bunların yapılış şekline, bilhassa iki kişinin arasını bulmak için söylenen yalanla-ra dikkat etmelidir.. Aşırı gitmemeli, sonradan mahcup edecek sözleri söylemek doğru olmaz..
reacta gösteriyordu. Ne zaman ikisini okşadığına, sırtını sıvadığına, bağrı-Birlikte gorseler dedesinin Nur Torununu okşadığına, na basarak opup ko lığına şahit oluyorlardı. Onu anlatırken, "Oğulcuğumda kokladığı liği, Medinelilerin Kureyşlilerin güzelliğ terbiye ve cömertliği, Sa'doğullarının fesa-
TARİHTE BUGÜN
-628-Hudeybiye Gazvesi
1962-Anayasa
Mahkemesinin kuruluşu.
1986 - Rusya'da Çernobil faciası
26
CUMA FRIDAY
NİSAN APRIL
BİR AYET
Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O Rahmandır, Rahimdir.
Bakara Suresi: 163
BİR HADİS
Ümmetim iyiliği tavsiye ve kötülükten sakındırma vazifesini terk edince, vahyin bereketinden mahrum bırakılır.
Hakim
Ecnebilerden alınan maddî bilgiler, san'at ve terakkiyata ait ise, lâzımdır. Sefahete dair ise muzırdır. Mesnevî-i Nuriye
1909-Bediüzzaman'ın, Serbesti gazetesinde "Umum Zabitânımıza ve Volkan'da "Asa-kire Hitâb", "Cemiyetlere İhtär-1 Mühim" ve "Sadâ-yı Vicdân" başlıklı makaleleri yayınlandı.
1935-Bediüzzaman Isparta'da tutuklanarak Eskişehir cezaevine gönderildi.
NİSAN 20 PAZAR
22 1446 ŞEVVAL
RUMI: 7 NİSAN 1441 KASIM: 164
BİR AYET
Dâneleri ve çekirdekleri çatlatan şüphesiz Allah'tır.
(En'âm: 95)
BİR HADİS
Allah'a güvenerek, Allah'a tevekkül ederek ve Allah'ın ismiyle ye.
(C. Sağîr, No: 3035)
Günah kalbe işleyip, siyahlandıra siyahlandıra, tâ nur-u imanı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol var. Lem'alar
Beni Naha'lar, Mezhic kabilelerinden olup Ata soyları şöyle sıra-lanır:
Beni Naha' b. Amr. b. Ule, b. Celd, (1), b. Malik, b. Üded, b. Zeyd, b. Yeşcüb, b. Arib, b. Zeyd, b. Kehlan, b. Sebe'. (2)
Naha'ın:
1. Málik,
2. Avf (Mişr),
3. Cesr,
4. Cezime,
5. Kays,
6. Hârise,
adlarında altı oğlu olup bunlardan, Beni Sa'd b. Malik b. Naha'lar ve daha bir çok oymaklar çıkmıştır.
Amr b. Züråre de, Beni Sa'd b. Måliklerdendir. (3)
Beni Naha' Heyeti Medine'ye Ne Zaman, Nereden ve
Kaç Kişi Olarak Geldiler
Benl Naha' heyeti, hicretin on birinci yılı muharrem ayının or-tasında, Yemen'den iki yüz kişi olarak Medineye geldiler.
Misafir evi olan Remle bint-i Hâris'in konağına indiler.
Heyetin Peygamberimizle Görüşmeleri:
Beni Naha' Heyeti, Peygamberimizin yanına gelip Müslüman ol-duklarını söylediler.
Onlar, Yemen'de Muaz b. Cebel'e Bey'at etmişlerdi. (4)
Beni Naha' Heyeti, kabilelerden Peygamberimize gelen Heyetle-rin sonuncusu idi. (5)
(1) İbn-i Hazzm Cemhere, s. 477
(2) İbn-i Hazm Cemhere, s. 412
(3) Ibn-i Hazm Cemhere, s. 414
(4) Ibn-i Sa'd Tabakat, c. I, s. 346, İbn-i Kayyım Zadülmaad, c. 3, s. 70, Ibn-1 Seyyid Uyunüleser, c. 2, s. 258, İbn-i Hacer İsabe, c. I, s. 548, Diyar Bekri -Hamis, c. 2, s. 154, Halebi Insanüluyun, c. 3, s. 279
(5) İbn-i Kayyum Zadülmaad, c. 3, s. 70, İbn-i Seyyid Uyunüleser, c. 2, s. 258, İbn-i Hacer İsabe, c. I, s. 548, Diyar Bekri Hamis, c. 2, s. 154
Heyet İçinde Zürâre b. Amr (Kays), b. Haris, b. IdA (Idy) de bu-lunuyordu. (6) Kendisi, daha önce, Hıristiyandı, (7)
Züråre b. Amr'm Yolda Gördüğü Rüyayı Peygamberimize Anlatması ve Yordurması:
Züråre b. Amr «YA Resûlallah! Yolda, bir rüya gördüm, beni korkuttu. dedi. Peygamberimiz «Nedir o?» diye sordu. Züråre b. Amr «Gördüm ki: Evimde bırakmış olduğum dişi eşek, çil, kara-kızıl bir oğlak doğurmuş!
Yerden bir ateşin çıkıp benimle oğlumun arasına gerildiğini de, gördüm ki, o ateş: (Dumanlı ateş! Dumanlı ateş! Gözlüsü, gözsüzü (8) bana, yiyecek yediriniz!
Ben, sizi, ev halkınızı ve malınızı yerim!) (9) diyordu.» dedi.
Peygamberimiz «Sen, evinde, hamli gizli bir cariye bıraktın mı?» diye sordu.
Züråre b. Amr «Evet!» dedi.
Peygamberimiz İşte, o cariye, bir oğlan doğurmuştur. O, senin oğlundur! buyurdu.
Zürâre b. Amr «Ben, onun, çil, kara-kızıl olmasının sebebini an-layamadım? dedi.
Peygamberimiz «Yakınıma gel!» buyurdu.
Zürâre b. Amr, yaklaşınca «Sende, gizli tutup kimseye açıklama-dığın bir Baras (Alacalık) var mı? diye sordu.
Bunun üzerine, Züråre b. Amr «Seni, hak Peygamber olarak gön-deren Allah'a yemin ederim ki onu, Senden önce, hiç kimse bilmi-yordu! dedi.
(6) İbn-i Sa'd Tabakat, c. I, s. 346, İbn-i Kayyım Zadülmaad, c. 3, s. 70, Ibn-1 Seyyid Uyunüleser, c. 2, s. 258, Halebt İnsanüluyun, с. 3, s. 279 (7) İbn-i Sa'd Tabakat, c. I, s. 346, İbn-i Esir Üsdülgabe, c. 2, в. 255
(8) İbn-i Abd-1 Rabbih Ikdülferid, c. I, s. 134, 135, İbn-i Abdulber İstiab, c. 2, a. 517, İbn-i Eair Üsdülgabe, c. 2, s. 254, İbn-i Seyyid Uyunüleser, c. 2, s. 259, Ibn-i Hacer İsabe, c. I, s. 548, Halebi İnsanüluyun, c. 3, s. 279
(9) İbn-i Abd-i Rabbih Ikdülferid, c. I, s. 135, İbn-1 Kayyım Zadülmaad, c. 3, 8. 70, İbn-i Seyyid Uyun, c. 2, s. 259, İbn-i Hacer İsabe, c. I, s. 548, Ha-lebt İnsan, c. 3, s. 279
(10) İbn-1 Abd-1 Rabbih Ikdülferid, c. 1, s. 134, İbn-i Abdulber İstiab, c. 2, *. 517-518, İbn-i Fair Üsdülgabe, c. 2, s. 254, İbn-i Kayyım c. 3, s. 70, Ibn-1 Seyyid Uyun, c. 2, s. 258-259, İbn-i Hacer Zadülmaad, İsabe, c. I, s. 548
Gördüğün ateşe gelince: o, benden sonra kopacak fitnedir! (11) O, âhir zamanda da, kopacaktır!» buyurdu. (12)
Zürâre b. Amr «Yâ Resûlallah! Kopacak fitne nedir?» diye sordu.
Peygamberimiz Mü'minin kanını dökmek, Mü'mine, baldan, su-dan tatlı gelecek, kötülük yapan, kendini iyilik yapıyor sanacaktır!
(13)
Sen, ölürsen, bu hali, oğlun görecektir!
Oğlun ölürse, sen, göreceksin!» buyurdu.
Zürâre b. Amr «Yâ Resûlallah! Allah'a düa et te, onu, ben görme-yeyim! dedi. (14)
Peygamberimiz de «Ey Allâhım! O fitneyi, buna gösterme!» diye-rek (15) düa etti. (16)
Zürâre b. Amr «Yâ Resûlallah! Nûman b. Münziri de, kulaklarına küpeler, kollarına pazubendler ve bilezikler takınmış gördüm? dedi.
Peygamberimiz «Bu, Arap hâkimiyetinin, zînet ve süse dönüşe-ceğine işarettir!» buyurdu.
Zürâre b. Amr «Yâ Resûlallah! Yerden, kır saçlı bir koca karının çıktığını da, gördüm?» dedi.
Peygamberimiz «O da, dünyadan arta kalandır!» buyurdu. (17)
Zürâre b. Amr, oğlundan önce vefat etti.
Zürâre b. Amr'ın oğlu, Hz. Osman'ı hal' edenler arasında idi.
(18)
(11) İbn-i Abdulber İstiab, c. 2, s. 518, İbn-i Esir Üsdülgabe, c. 2, s. 254, İbn-i Seyyid Uyun, c. 2, s. 259, İbn-i Hacer İsabe, c. I, s. 548, Halebi İnsan, c. 3, s. 279
(12) İbn-i Abd-i Rabbih Ikdülferid, c. I, s. 135, İbn-i Kayyım s. 70, İbn-i Seyyid Uyunüleser, c. 2, s. 259, ibn-i Hacer Halebi İnsanüluyun, c. 3, s. 279 Zadülmaad, c. 3, İsabe, с. І, в. 548,
(13) İbn-i Abd-i Rebbih Ikdülferid, c. I, s. 135, İbn-i Abdulber İstiab, e. 2, в. 518, İbn-i Esir Üsdülgabe, c. 2, s. 254, İbn-i Seyyid Uyunüleser, с. 2, s. 259, İbn-i Hacer İsabe, c. 1, s. 548, Halebi İnsanüluyun, c. 3, s. 279
(14) İbn-i Abdulber İstiab, c. 2, s. 518, İbn-i Esir Üsdülgabe, c. 2, s. 254, İbn-1 Kayyım Zadülmaad, c. 3, s. 70, İbn-i Seyyid Uyunüleser, c. 2, s. 258-259, İbn-i Hacer İsabe, c. 1, s. 548, Halebi İnsanüluyun, c. 3, s. 279
(15) İbn-i Kayyım Zadülmaad, c. 3, s. 70, İbn-i Seyyid Uyunüleser, c. 2, s. 259, Halebi İnsanüluyun, c. 3, s. 279
(16) İbn-i Abdulber İstiab, c. 2, s. 518, İbn-i Esir Üsdülgabe, c. 2, s. 254, İbn-1 Kayyım Zadülmaad, c, 3, s. 70, İbn-i Seyyid Uyunüleser, c. 2, s. 259, İbn-1 Hacer sabe, c. 1, s. 548, Halebî İnsanüluyun, c. 3, s. 279
(17) İbn-i Abd-i Rabbih Ikdülferid, c. 1, s. 134-135, İbn-i Kayyım c. 3, s. 70, İbn-i Seyyid Uyunüleser, c. 2, s. 259, İbn-i Hacer 5. 548, Halebî İnsanüluyun, c. 3, s. 279 Zadülmaad, İsabe, c. 1,
(18) İbn-i Kayyım Halebi Zadülmaad, c. 3, s. 70, İbn-i Seyyid Uyunüleser, с. 2, в. 259, İnsanüluyun, c. 3, s. 279
Bir tek ayet olup yüz on dört defa tekrar edi-len Bismillahirrahmanirrahîm cümlesi [...] Arşı ferşe bağlayan ve kâinatı ışıklandıran ve her dakika herkes ona muhtaç olan öyle bir haki-kattir ki, milyonlar defa tekrar edilse yine ihtiyaç vardır. Değil yalnız ekmek gibi her gün, belki hava ve ziya gibi her dakika ona ihtiyaç ve iştiyak vardır.
5Kasımı 6 Kasıma bağlayan gece Ata’nın “Ne olur ne olmaz”dan fazlası olarak Hasan Rıza Soyaç’a yazdırdığı vasiyet mektubunun 28 Kasım 1938’te açılıp okunduğu gün başlamıştı belki de bu “Geride salt bir veraset mektubu mu bıraktı?” tartışması. Öyle ya; Kurtuluş Savaşı ile başlayan ihtilal safhası ve ardından -hala konuşarak altını doldurduğumuz ya da oyduğumuz- son safhası ile koca bir inkılap tasarlanmışken nasıl olur da sadece veraset meselesi olmaktan öteye geçemez bu mimarın vasiyeti? Rivayet odur ki diye başlamaktan usansak da, işte rivayet odur ki o gece iki mektup yazdırmıştır Paşa. Biri ölümün ardından hemen okunacak olan miras paylaşımını içeren bugün bildiğimiz 6 maddelik mektup, diğeri ise ölümünden tam 50 yıl sonra okunması planlanan Türkiye iç ve dış siyasetine dair bir ikinci mektup… Mektubun tekrar gün yüzü gördüğü zamanlar 1988 yılına yani Kenan Evren’li yıllara denk gelmektedir. Sonuç olarak mektubun Kenan Evren, hatta Turgut Özal tarafından okunduğu ve Türkiye’nin mektubun içeriğine hazır olmadığına karar verildiği söylenir. Kenan Evren tam tarih olarak 25 yıl sonrayı işaret etmiştir; fark ettiğiniz üzere 10 Kasım 2013’ü… Bu süre içerisinde konu birçok kez gündeme gelmiş, hatta Meriç Tumluer eliyle yargıya taşınmış, çıkan takipsizlik kararları ile de AİHM’ye götürülmüştür. Elinde bu vasiyetin bir kopyası olduğunu ileri süren Tumluer; bu kopyayı, Atatürk’ün Jandarma İstihbarat subaylarından Teşkilat-ı Mahsusa (MİT) kurucusu ve Türk Polis Teşkilatının da kurucusu olan Mehmet Rıfat Efendi (yani dedesi) aracılığı ile elde etmiş.
Meriç Tumluer'in vasiyete ait olduğunu iddia ettiği kopya Meriç Tumluer’in vasiyete ait olduğunu iddia ettiği kopya
2005 yılında Tumluer bu konuyu dava sürecine taşıdığında, işin peşine ANAP Milletvekili Emin Şirin düşüyor bir de. Böylece Emin Şirin ile birlikte biz de Milli Savunma Bakanlığı tarafından, “Bahsedilen ’tutanak dökümü ile Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünden 50 yıl sonra açılması öngörülen vasiyetnamesi’ MSB arşivlerinde bulunmamaktadır” yanıtını alıyoruz. En son AKP İstanbul milletvekili Erol Kaya’nın 17 Aralık 2012 tarihli önergesi ile de mecliste ya da şu ana kadar aranan herhangi bir devlet dairesinde bu vasiyete rastlanmadığı reel bir veri olarak kalıyor elimizde. İşin buradan sonrasını tahminler, yorumlar ve tabi hırçın tartışmalar dolduruyor. En sert tepkiler de mektubun merkezinde yer aldığı söylenen ‘halifelik’ meselesi ile başlıyor kuşkusuz.
Vasiyetten yola çıkan Tumluer, mesela Türk- İslam birliği için mevcut olacak bir halifelikten bahsederken; bu konu üzerine çalışmış Aytunç Altındal da Atatürk’ün Nutuk’ta belirttiği bir proje olduğunu söyler. Projeye göre, hilafet babadan oğula intikal eden bir hilafet olmayacak. Projede Müslüman ülkelerin kendi aralarında oluşturacağı bir şura ve bu doğrultuda kendi içlerinden seçecekleri daimi 5 yönetici ülke ve bu ülkelerin meclislerinin rotasyon usulüyle hilafet makamını temsil etmesi söz konusudur. Böyle bir mektubun var olmadığını belirten Eriş Ülger ise, Altındal’ın “Nutuk’un yalancısıyım” tutumunu çelişkili ve yanlış bulduğunu belirtmektedir. Mustafa Armağan’ın yorumu da Nutuk’ta övülen ve öngörülen değil, ‘ti’ye alınan bir hilafet kavramı olduğu yönündedir. Bu şekilde uzayıp giden tartışma listesine 10 Kasım 2013’ü “21 Aralık” çılgınlığına döndürenleri görünce son veriyor insan ve Eriş Ülger’in çağrı niteliğindeki ifadesi ile soruyor: ‘İlber Ortaylı ne demiş sahi?’ ve tabi net bir tarihçi yorumu: “Gizli siyasi vasiyetler hakkında fikir beyan etmemeyi tarihçiliğin gereği olarak görüyorum. Kahve sohbetinden öteye bir değeri olmadığı çok açık bunun…” Böylece konunun sahiden bir kahve içimi miktarı yer tuttuğunu fark ediyor, bırakıyoruz fincanı. Kalan hatır da Ata’ya…
۸۷۷ كُلِّ ابْنِ آدَمَ يَأْكُلُهُ التَّرَابُ . الأَعجِبَ الذَّنْبِ مِنْهُ خُلِقَ ، وَمِنْهُ (رواه مسلم عن أبي هريرة ) يركب .
877) «Toprak, ademoğlunu tümden yer.. Ancak UCB-Ü ZENEB ha-riç.. Ondan yaratıldı ve terkibi ondan olacaktır..>>>
UCB-U ZENEB: Kuyruk sokumunda küçük bir kemiğin adıdır.. Peygamberleri, ashabı ve bilelümle evliya mertebesine yükselmiş zatları toprak eritmez.. Buna dair pekçok âyet, hadis ve rivayet vardır..
Ravi: EBU HÜREYRE'den ra. naklen MÜSLİM.. Menkibeleri, 5. Hadia-i Şerifte..
كُلُّ بَنِي آدَمَ يَمَسُّهُ الشَّيْطَانُ يَوْمَ وَلَدَتْهُ أُمه ، إِلَّا مَرْيَمَ وَابْتَهَا . ( رواه مسلم عن أبي هريرة )
۸۷۸
878) «Şeytan; her ademoğluna anası doğurduğu gün, dokunur.. An-cak, Meryem ve oğlu müstesna..>>>
**
Burada şeytanın dokunmadığı bildirilen oğul Hz. İsa'dır.. Allah-ü Takla onu, babasız yaratmıştır.. Ve RUHULLAH -Allahın ruhu- ismi-ni vermiştir.. Şeytan ona ve anasına nasıl dokunabilir ki?.
**
Ravi: EBU HÜREYRE'den r.a. naklen MÜSLİM.. Menkıbeleri, 5. Hadis-i Şerifte..
879) «Her sarhoşluk veren şey şaraptır.. Ve her sarhoşluk veren -şey-haramdır.. Allah-ü Taâlâ, sarhoşluk veren şeyleri içene ahd etmiştir ki: Cehennem ehlinin damarından çıkan irini içire..>>>>
Bu durum kıyamet günü meydana gelecektir.. İçkiye düşkün olanla-ra bu Hadis-i Şerifi okumakta fayda vardır..
كُلِّ ، وَأَشْرَبُ ، وَالْبِسُ ، وَتَصَدَّق فى غَيْرِ إِسْرَافِ ، وَلاَ تَحْيَلَة . ( رواه الإمام أحمد ) ۸۸۰
880) «Ye, iç, giy ve sadaka ver.. İsrafsız ve böbürlenmeden..>>>
**
Her şeyde olduğu gibi, sadaka işinde de israf yasaktır.. Şahsen har-candığı zaman, orta hal muhafaza edildiği gibi, sadaka verirken de mu-hafaza edilmelidir..
882) eller doğan çocuk mmu anlatacak kadar Soura, ana babası onu FITRAT üzerine doğar.. Taa-mera-dilini öğreninceye değin.. Yahudi eder.. Nasrani eder veya Mecu-
si yapar..a
FITRAT: lalam dinini kabul edecek kabiliyette ve istidatta, mana-Iarına alınabilir.
Ravi: ESVED b. SERI: Sahabe: Beğavi; bu zatın, şair, Islamiyet-ten evvel de hikâyeci olduğunu yazar.. Hz. Osman'ın r.a. şehadetinden son-ra chlini, sefineye bindirip bir meçhule gitmiştir.. Allah ondan razı olsun...
۸۸۳ كَلِمَاتُ الفرج - لا إله إلا الله ، الحليم الكريم لا إله إلا الله العلي العظيم ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ ، رَبُّ السموات السبع ، ورب العرش الكريم ..
رواه ابن أبي الدنيا عن ابن عباس )
883) «FEREC cümleleri sunlardır:
Allah'tan başka ilah yoktur; halimdir, kerimdir.. Allah'tan başka ilah yoktur; yücedir, azimdir.. Allah'tan başka ilah yok-tur; yedi kat semanım ve ary-ı kerimin Rabbidir..>>
Bu durumda Allah onun günahlarını gizlemiştir.. Fakat on Ky falan, ben geçen gece şöyle şöyle yaptım.. Der.. Rabbi onu gece setrettiği halde; sabaha çıkınca o, Allah'ın sakladığını açar..»
ஃ
Derler ki:
Ibadet de giali, kabahat da..
Allahın gizlediği günahlarını açığa vuran, yaptıklarına bir de ga hit tutmuş olur..
Ravi: BUHARI ve MÜSLİM.. Menkıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i Şerifte..
۸۸۹ كُلُوا جَمِيعاً وَلاَ تَفَرَّقُوا ، فَإِنَّ البَرَكة مع الجماعة . ( رواه ابن ماجه )
889) «Toplu halde yeyiniz.. Çünkü bereket, toplulukla beraberdir..>>
Bilhassa evlerde bu hususa dikkat etmelidir.. Yemek zamanları ev halkı birarada bulunmalı..
891) «Allah-ü Taâlâ, bütün günahlardan dilediği kadarını; kıyamet gününe tehir eder.. Ancak, ana babaya isyan hariç.. Bunları yapanın cezasını ölmeden evvel hayatta çektirir..>>
Ana babaya laat, Allaha ibadetten sonra gelir. Derler it im roten bous, sanat öğreten usta da, ana baba bölümtine slabildir
Rav TABERANE. Monlobeal, B. Hadia-i şerifte..
(رواه مسلم)
۸۹۲ كيلوا طعاتكم يبارك لكم فيه ) .
(1) أمر بتقدير المعاضي وإجرائه على حساب معلوم ، ان الاقتصاد نصف السيئة .
892) «Yiyeceğinizi ölçünüz ki, beroketine eresiniz...
Bu ölçü sadece yiyecek için kabul edilmemeli.. Her şeyde ve her hal. de ölçülü olmah. Hesapana kitapama yeyip içenler, sarardan kurtulaman
Ravi: MUSLIM. Menkibost, 5. Hadis-i şerifte..
۸۹۳ كُنْ فِي الدُّنيا كأنك قريب، أو عابر سبيل، وكان ابن عمر يقول : إذا أمسبت فلا تنتظر الصباح ، وإذا أصبحت فلا تنتظر الشتاء ، وحد من
) رواه ابن عمر)
صحتِكَ لِمَرْضِكَ ، وَمِنْ حَيَاتِكَ لِمَوْتِكَ
893) «Dünyada, bir garip gibi ol; ya da, gelip geçen bir yolcu.. Pomi Omer diyor ki:
- Akşamı ettiğin zaman, sabaha çıkacağımı nazara alma; sa baka çıktığım zaman da, akşamı edeceğini..
Shhatmadan, hastalığın için; hayatından da ölümün için bir k-alo
Thest Omar diyor kit
Cumlesinden soutra başlayan kısım için: -Hadis-i Şerif değildir.
Dipeler vara da, Imama Gazali Hadis-i Şerif olarak kabul eder. Çünki bu Balielin ravisi IBN-I ÖMER'dir, (r.a.)- Monkibesl, Haldol Sorifte - Peygamber S.A. efendimizden duyduğunu naklediyor. Hallo- Serif olarak kabul etmeyenlere göre de:
897) «KEVSER cennette bir ırmaktır.. Etrafı, altındandır. Oluğu, in-ei ve yakuttandır. Toprağı, miskten daha kokuludur. Suyu, bal-dan daha tatlıdır; kardan da daha beyaz..>>>
KEVSER: Peygamber S.A. efendimize ihsan edilen büyük nimet-lerden biridir. Öbür älemde ümmeti ondan içecek.. Derler ki: Oranın sakisi Seyyid'üş Şüheda Hz. Hüseyin r.a. olacaktır. Cenab-ı Hak cümlemize oradan içmeyi nasib eylesin..
898) «Akıllı odur ki, nefsini bilir; ölümden sonrası için amel eder.. ciz odur ki, şahsi arzularına kapılır; bu haliyle Allah'tan bir Aciz takım şeyler ümid eder..>>
Cenab-ı Hak, cümlemizi kendini bilen ve öbür Alemi düşünen kulla rından eylesin..
** Ravi: TİRMİZİ. Menkıbesi, 13. Hadis-i şerifte.. باب كان - وهو الشمائل الشريفة
) كان( - KANE - KELİMESİ İLE BAŞLAYAN
HADİS-İ ŞERİFLER
(PEYGAMBER S.A. EFENDİMİZİN ŞEMAİLİ)
Bu bölümde Peygamber S.A. efendimizin şemail-i şerifesi anlatıla-caktır. Buraya kadar geçen Hadis-i Şeriflerin hilafına, pek lüzumlu gö-rülmeyen yerde şerh yapılmayacaktır..
-1928-Pakistanli Islam Şairi Muhammed Ikbal'in vefatı.
-1944-Fransa'da kadınlar oy kullanma hakkını elde etti.
-1994-lik Güneş dışı gezegenler keşfedildi.
NISAN
21
PAZARTESİ
23
1446 ŞEVVAL RIME 8 NISAN 1441
BOR AYET Onların aralanındaki de istigare iledic
(Şüra:38)
BİR HADİS
Kamin efendisi, onlara hizmet edendir.
(Deylemi, Mioned
Iman, yalnız icmali ve taklidi bir tasdike münhasır değil, bir çekirdekten tå büyük hurma ağarma kadar ve eldeki ayinede görünen misalli güneşten tá deniz yüzündeki aksine, ta glinese kadar mertebeleri ve inkişaflanı olduğu Emirdağ Lahikasi
lex Sahabenn o cemaatinden ulema Sahabe naruderia reislerinden Hazret-i Enes ibni Malik (hadimi Nebevil Sahabe ve rivayet-i hadisin rüesaları gibi, herbiri bir tarikin ermişler. in başında ayьти
Starter's pour yapıldıktan sonra, minbere geçtigi vakit meyerek, hamile deve gibi ses verip inleyerek ağladı. Hz. Enes, tarikinde der be reve getirdi. Sehl ibni Sa'd, tarikinde der Her
INAIRIE DOUON
1920 Turkiye Buyük Millet Meclisi ilk kez toplanch.
1923-Lozan Konferansı ikinci defa toplandı.
1961-Ilk TBMM binası müze haline getirildi.
-2016-Son Şahitler den Enver Galip Ceylan vefat etti.
Dünya Çocuk Günü
Dunya Kitap Gunü
NİSAN
23 ÇARŞAMBA
25 1446
ŞEVVAL
RUMI: 10 NİSAN 1441
KASIM: 167
BİR AYET
Ve işlerde
onlarla istişare et.
(Al-i İmran: 159)
BİR HADİS
Hepiniz çobansınız ve idareniz altındakilerden mes'ulsünüz.
(Müslim, İmare: 20.)
Asya kıt'asının ve istikbalinin keşşafı ve miftahı şûradır. Hutbe-i Şamiye
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 188 1 İhsan, Allah'a, Onu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen onu görmezsen de O seni görür. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 188 2 Günah, kalblerin heyecanıdır. Hiç bir bakış (kadınlara) yoktur ki, onda şeytanın tamaı olmasın. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma) 188 3 En büyük ecir, Mescide en uzak yerden gelenindir. Sonra uzaklık sırası ile. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 188 4 Kötülükten korunmak iki türlüdür. Birisi nikahla, diğeri iffetli olmakla. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 188 5 Namazda (secdede) eli (dirsekleri) bögre koymak, Cehennem ehlinin dinlenmesidir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 188 6 Ezan, on dokuz sözdür. Kamet ise on yedi sözdür. Hz. Ebû Mahzure (r.a.) 188 7 Ruhlar, (muhtelif neviden) toplanmış askerlerdir. Onlardan Allah için tanışanlar, kaynaşırlar . Allah yolunda tanışmıyanlar, ihtilaf ederler. Söz açığa çıkınca, amel mahfuz olunca, lisanlar uyuşup, kalbler birbirine buğz edince ve her akraba sıla-i rahmi kesince, işte o zaman Allah onlara lanet eder ve sonra da onların kulaklarını sağır ve gözlerini görmez eder. Hz. Selman (r.a.) 188 8 Sarkıtmak, entari, gömlek ve sarıkta olur. Kim onlardan birini, böbürlenme veya kibir için yaparsa, Allah Teala kıyamet gününde o kimseye nazar etmez. Hz. İbni Ömer (r.anhüma) 188 9 "İstînâs" kendilerine selam verilen ev halkı, izin verinceye kadar hizmetçiyi çağırmandır. Hz. Ebû Eyyub (r.a.) 188 10 "İstînâs", ev halkına geldiğini bildirmek için, bir kimsenin "Subhanellah", Allahuekber, veya Elhamdülillah" demesi veyahutta "öksürmesi" demektir. Hz Ebu Eyyub (r.a.) 188 11 İslamda üç tip ev vardır. Yüksek olmayan, yüksek ve ğurfe (köşk). Yüksek olmayan eve bütün müslümanlar, sorulduğunda ancak "Ben müslümanım" diyerek girerler. Yüksek olanına ise bir kısım müslümanlar, amellerinin diğerlerinkinden daha faziletli olması sebebiyle, girerler. Ğurfe kısmına giriş sebebi ise, Allah yolunda cihaddır. Oraya girmeye, en faziletli mü'minler nail olurlar. Hz. Fadâle İbni Abid (r.a.)
cerbeze 1 : جربزه.güzel konuşma 2.kurnaz-lık, hilekârlık 3.mugalata (bkz.mugalata); tartışmada yanıltıcı konuşma, yanıltmaca, aldatmaca, demagoji; bir konuda lehte ve aleyhteki gerçekleri ve delilleri karşılaştırıp sağlıklı bir sonuca varmak yerine, tek taraflı bir bakışla karşı tarafın leyhinde olabilecek delilleri ve gerçekleri görmezlikten gelerek, aleyhinde olabilecek hataları, olumsuzlukları ve gerçekleri abartarak; hattâ yer, zaman ve şartların farklılığını yok farzedip normal ola-nı anormal ve kabul edilemez göstererek ya-nıltıcı, haksız ve saptırıcı sonuçlara götüren düşünme ve tartışma tarzı
cerbezelik جربزه لك : cerbeze yapmak; yanılt-macalı, kandırmacalı, saptırmacalı konuş-mak; demagoji yapmak (bk.cerbeze, md.3.)
Cercis (Circis) (a.s.( جرجيس عليه السلام : Taberi ta rihine göre Hz.İsa'dan sonra gelmiş ve Filis-tin'de yaşamış, Hz. İsa'nın şeriatını uygulamış bir peygamber. Yedi sene süresince peygam-berlik görevini yaparken çok eziyetlere ve işkencelere uğramış. Sonunda şehit edilmiş. Kendisine düşmanlık eden inkârcılar ise, Allah (cc) tarafından hin
e lık, hilekârlık 3.mugalata (bkz.mugalata); tartışmada yanıltıcı konuşma, yanıltmaca, aldatmaca, demagoji; bir konuda lehte ve aleyhteki gerçekleri ve delilleri karşılaştırıp sağlıklı bir sonuca varmak yerine, tek taraflı bir bakışla karşı tarafın leyhinde olabilecek delilleri ve gerçekleri görmezlikten gelerek, aleyhinde olabilecek hataları, olumsuzlukları ve gerçekleri abartarak; hattå yer, zaman ve şartların farklılığını yok farzedip normal ola-nı anormal ve kabul edilemez göstererek ya--nıltıcı, haksız ve saptırıcı sonuçlara götüren düşünme ve tartışma tarzı e
cerbeze-alud جربزه آلود : cerbezeli, cerbezeye
batmış (bkz.cerbeze,md.3.)
e cerbezeli جریزه لی : cerbeze yapan yanıltmaca-lı, kandırmacalı konuşan, demogoji yapan(-ibk.cerbeze,md.3.)
cerbezelik جريزه لك : cerbeze yapmak; yanılt-
macalı, kandırmacalı, saptırmacalı konuş-mak; demagoji yapmak (bk.cerbeze,md.3.)
Cercis (Circis) (a.s.( جرجيس عليه السلام : Taberi ta
rihine göre Hz.İsa'dan sonra gelmiş ve Filis-tin'de yaşamış, Hz.İsa'nın şeriatını uygulamış = bir peygamber. Yedi sene süresince peygam-berlik görevini yaparken çok eziyetlere ve - işkencelere uğramış. Sonunda şehit edilmiş. Kendisine düşmanlık eden inkârcılar ise, Allah (c.c.) tarafından bir ceza olmak üzere ateşle yok edilmişler
-cereyan 1: جریان.akım (elektrik cereyanı, hava cereyanı) 2.çığır, hareket, devrim 3.meydana geliş, oluş, gidiş, gidişat, gelişme
cereyan-ı ahval جريان أحوال durumların ve olayların meydana gelişi ve gelişmesi
cereyan-ı azîm (azime جريان عظیم : çok büyük
akım, çığır, hareket
cereyan-ı bid'akarane جريان بدعه کارانه : din ha
yatını bozucu yenilik ve değişikliklere taraf-tarlık hareketi; dine zarar verici reformcu hareket
cereyan-1 dalâlet جریان ضلالت : dalaâlet cereyanı,
dinden sapma ve uzaklaşma hareketi, dinsiz-lik ve inkârcılık hareketi (çığırı, akımı)
Hz. Muhammed, Mekke'nin büyuk ailelerin -den, Kureyş kabilesinin kollarından biri olan "Haşimoğulları" ndandır.
Babası Abdullah, annesi Amine' dir. Dedesi s Abdülmuttalip, Mekke' nin ileri gelenlerin dendir.
Doğumu ve Çocukluğu:
571 yılında Mekke 'de dünyaya gelmiştir.
Doğumundan önce babası Abdullah, Altı ya şında Annesi vefat etmiştir.
Annesinin ölümüyle sekiz yaşına kadar de-desi Abdülmuttalib'in, sonra da amcası "Ebu Talip" in yanında yaşamını sürdürmüştür.
Amcası Ebu Talip'in yanında ticareti öğren-miş, Arabistan dışında Suriye, Yemen bölge lerini tanımıştır.
Gençliği:
Hz.Muhammed, putlara tapmaz, doğru-luktan ayrılmaz, yalan söylemez, kimseyi kırmaz özellikleriyle, akıllı ve olgun davra nışlarıyla, doğru sözlülüğü ve güvenilirliğiyle Kureyşliler arasında saygınlık kazanmıştır. Bundan dolayı "Muhammedül Emin" (Güve nilir Muhammed) denilmiştir.
Ticaret işleriyle uğraşan, Kureyş'in saygın ve zengin hanımlarından olan Hz. Hatice'nin yanında çalışmaya başlamış, bir dönem sonra onunla evlenmiştir.
Kabe'nin onarımından sonra kutsal sayılan "Hacer ül Esved" in yerine konulması sıra sında, Kabilelerin anlaşamamaları üzerine çözüm için Hz.Muhammed'e başvurmaları, onun saygı duyulan, sorunları çözebilecek güce sahip, uzlaştırıcı, kişilik özelliklerini gösterir.
Peygamber oluşu:
Tek yaratıcı olduğunu düşünen Hz. Muham med, zaman zaman Mekke yakınlarındaki Hira Mağarasına giderek, burada düşüncele riyle başbaşa kalmıştır.
+610 yılının Ramazan ayının 27. gecesi Cebrail aracılığıyla ilk vahiy kendisine ulaştırılmıştır.
İlk Müslümanlar :
Hz. Muhammed'in İslamiyet'e çağrısı ile ona ilk inananlara ilk Müslümanlar denilir.
Bunlar: Hz. Hatice, Hz. Ali, Hz. Ebubekir, Zeyd'dir.
Muhammed (a.s.m.)
Mekke Döneminde Meydana Gelen Olaylar: Islamiyet'in giderek yayılmaya başlaması
729
üzerine Mekkeliler, Müslümanlar üzerindeki r baskı ve işkencelerini art artırdılar. Bunun üze rine Hz. Muhammed, Müslümanlardan iste-yenlerin Habesistan'a göç etmesine izin verdi. Hıristiyan Habeş hükümdarının kendileri gibi tek flah inancını benimsemesi ve Müslüman-lara iyi davranacağım düşünmesi Hz. Muham-med'in bu kararı almasında etkili olmuştur.
Mekkeliler, Müslümanlarla her türlü ilişki-lerini kesmişler. Bu durum üç yıl sürmüştür. Ticari ilişki ve akrabalık bağları gibi neden-lerle boykot kaldırıldı.
Hz.Muhammed'in eşi Hatice ve amcası Ebu Talip'ın aynı yıl içinde ölmelerinden sonra Mekkelilerin Müslümanlar üzerindeki baskı-ları artmış, bunun üzerine Hz. Muhammed, hem İslamiyet'i yaymak hem de güvenilir bir yer bulmak amacıyla Taif kentine gitmiştir. Ancak Taif'liler Hz. Muhammed'e iyi davran-mamışlardır.
Akabe Biatları (Bağlılık):
Medine'deki Hazreç kabilesinden altı kişi, Hac için Mekke'ye geldiklerinde Hz. Muhammed'le görüşmeleri sonucu, İslamiyeti kabul etmişler, dönüşlerinde Medine'de İslamiyet'i yaymaya başlamışlardır. Bunun sonucunda 621 'de bir gurup Medine'li, Akabe'de Hz. Muhammed'le görüşmüş, ona bağlı kalacaklarına ve sözle-rini tutacaklarına söz vermişlerdir. Bu olaya "L.Akabe Biatı denilir."
622'de bir gurup Medine'li daha, Hz. Muhammed'le Akabe'de yeniden görüşmüş İslamiyet'in buyruklarını yerine getirecekle rine, Hz. Muhammed'i koruyacaklarına söz vermişler ve onu Medine'ye davet etmişler dir. Bu olaya da II.Akabe Biatları denilir.
Akabe Biatları, Müslümanların Mekke'den Medine'ye göçüne, Hicret'e yol açmıştır.
Hicret(622-Eylül):
Hz. Muhammed'in, Müslümanlarla birlikt Mekke'den Medine'ye göç olayına "Hicre denilir.
Mekke'den Medineye göç edenlere "M hacir, Medine'de onları karşılayıp yardı edenlere "Ensar" denilir.
Hz. Muhammed, Medine'deki Arap ve Yahu--di kabileleriyle görüşerek toplumsal barışı sağladı.
-İslam Devletinin temelleri atıldı.
Hicri takvime başlangıç olmuştur.
Hz. Muhammed'in Siyasi ve Askeri Etkinlik-
leri:
a. BEDİR SAVAŞI (624):
Nedeni:
Mekkelilerin, Medinelilere ekonomik baskı - yapması üzerine, Hz.Muhammed'in Suri--ye'den Mekke'ye dönen bir Kureyş kervanını - ele geçirmek istemesi.
-Gelişme: Mekkeli'ler yenilgiye uğratıldılar. Bazı Mekkeliler esir alındılar. Zengin olanlar - fidye karşılığı, okuma yazma bilenler on kişi-ye okuma-yazma öğretmeleri karşılığı, bazı-ları da karşılıksız serbest bırakıldılar.
Sonuçları:
Müslümanların ilk büyük savaşı ve başarısı-dır.
- Hz.Muhammed'in dini ve siyasi gücü art-mıştır.
Putperest kalan Medineliler de İslamiyet'i ☐ kabul etmişlerdir.
Hz.Muhammed'in esirler, yaralı düşman as-kerlerinin durumu ve ganimet'le ilgili uygu-lamaları, İslam Savaş Hukukuna temel oluş-turmuştur.
b.UHUT SAVAŞI (625):
Nedeni:
- Mekkelilerin, Bedir savaşı yenilgisinin öcü-nü almak ve kervan yolları güvenliğini sağla-mak istemesi.
1
Gelişme: Medine yakınlarındaki Uhud dağı eteğinde yapılan savaşta, okçuların yerlerini terk etmeleri üzerine Müslümanlar yenilgiye uğradılar. Hz.Muhammed yaralanmış, amca-sı Hz.Hamza şehit olmuştur.
- Sonuç:
Müslümanların yenilmesinin temel sebebi, askerlerden bir bölümünün ganimet payla-şımına yönelerek, yerlerini terk etmeleridir.
Mekkeliler, yenilgiye uğratmalarına rağmen, Müslümanları yok edememişlerdir.
Hayber'de bulunan Yahudilerin, Mekkeliler ve çevre kabilelerle ittifak oluşturarak, Müs-lümanları yok etmek istemeleri.
Gelişme: Uhud savaşından ders alan Müs-lümanlar, savunma savaşı yapmaya karar verdiler. İran'ı bir müslüman olan Selman-i Farisi'nin önerisiyle, Medine'nin saldırıya açık olan yerlerine, insanların geçemeyeceği genişlikte Hendek kazıldı.
Sonuç:
Aralarında tam bir anlaşma ve birlik bulun-mayan Mekke ordusu istediğini elde edeme-yeceğini anlamış ve geri çekilmiştir.
Mekkelilerin saldırı gücü tükenmiş ve sa-vunmaya çekilmişlerdir.
Müslümanların son savunma savaşıdır.Sal-dırı sırası Müslümanlara geçmiştir.
4.HUDEYBİYE ANTLAŞMASI (628):
Hz. Muhammed, Müslümanlarla birlikte Ka-be'yi ziyaret etmek üzere yola çıkmış, ancak Kureyşliler kuvvet göndererek, Müslümanla rın Mekke'ye girişine engel olmuşlardır. Bu-nun üzerine Hudeybiye denilen yerde, taraf-lar arasındaki görüşmelerden sonra antlaşma imzalanmıştır.
Maddeleri:
Müslümanlar Kabe'yi ertesi yıl ziyaret ede bilecekler ve üç günden fazla kalmayacaklar.
Mekke'li bir kimse İslamiyet'i kabul edip, Hz.Muhammed'in yanına sığınırsa, velisinin isteği üzerine geri verilecek, fakat bir Müslü man Mekke'ye sığınırsa geri verilmeyecek.
Taraflardan her ikisi de istedikleri kabileler-le anlaşma yapabilecekler, fakat askeri yar dım yapmayacaklar.
İki taraf birbirleriyle on yıl savaşmayacaklar dı.
Önemi:
Mekkeliler, Müslümanların siyasi varlığını resmen kabul ettiler.
Barış ortamının oluşması İslamiyet'e geçişi hızlandırdı.
Mekke'nin fethi kolaylaştı.
d.HAYBER'İN FETHİ (629):
Nedeni: Medine'nin kuzeyinde, Şam ticaret yolu üzerinde bulunan Hayber, Yahudilerin
730
Muhammed (a.s.m.)
elindeydi. Yahudiler Müslümanlar için teh-like oluşturuyorlardı. Buranın alınması aynı zamanda, Sam ticaret yolu'nun ele geçirilme sini ve güvenliğini sağlayacaktı.
Gelişme: Hz. Muhammed, Hayberlilerin sa vunma yapmasına fırsat vermeden hızlı ha-reket etmiş, Hayber'i kuşatarak almıştır.
Önemi:
Yahudi sorunu çözümlenmiş
Şam ticaret yolunun güvenliği sağlanmıştır.
Not: Yahudilere, ödeyecekleri vergi karşılığı (Tarımdan elde ettikleri ürünün yarısı) top-raklarında oturma hakkı tanındı.
e.MUTE SAVAŞI (629):
Nedeni: Bir Müslüman elçisinin, Bizans'a bağlı Gassaniler tarafından şehit edilmesi.
Gelişme ve Sonuç: Hz. Muhammed Zeyd bin Harise(azatlısı) komutasındaki bir or duyu, Gassaniler üzerine göndermiş, Mute yakınlarında; Bizans-Gassani-Arap kuvvet-lerinden oluşan orduyla yapılan savaşı Müs-lümanlar kaybederek geri çekilmek zorunda kalmışlardır. (Zeyd ve ondan sonraki iki ordu komutanı şehit olmuş, bunun üzerine yönetimi eline alan Halid Bin Velid, Müslü-manları daha fazla kayba uğratmamak için geri çekmiştir.)
Önemi: Müslümanların Bizans'la yaptıkları ilk savaştır.
f.MEKKE'NİN FETHİ(630):
Nedeni:
Kureyşliler, Hudeybiye antlaşması koşulla rını, kendi taraflarında olan bir kabileyi des-tekleyerek bozdular.
Kureyşlilerin Müslümanlar aleyhindeki et-kinliklerinin sona erdirilmek istenmesi.
Kabe'nin putlardan temizlenmek istenmesi.
Gelişme: Hz.Muhammed kalabalık bir or duyla, Mekke' yi her yönden kuşatmış, dire nemeyeceklerini anlayan Mekkeliler teslim olmuşlardır.
Nedeni: Mekke'nin fethi üzerine, İslamiyeti kabul etmeyen Arap kabilelerinin, Taiflilerin de desteğiyle bir ordu hazırlayıp, müslüman lara saldırmak istemesi.
Gelişme ve Sonuç: Mekke yakınlarındaki Hu-neyn vadisinde yapılan savaşı, Hz. Muhammed komutasındaki Müslümanlar kazandılar. Ka-çanlar Taife sığındı.
h.TAİF'İN KUŞATILMASI (630):
Huneyn savaşından sonra, Hz. Muhammed, Taifi kuşatmış, ancak burasının savunmaya elverişli konumundan dolayı başarılı olama mış, kuşatmayı kaldırmak zorunda kalmıştır. Taifliler bir yıl sonra kendileri İslamiyet'i ka-bul etmişlerdir.
1.TEBÜK SEFERİ (631):
Nedeni:
Bizans İmparatoru Herakleios' un, İslamiye-tin yayılmasını engellemek amacıyla, büyük bir orduyla Arap Yarımadası üzerine sefere çıktığı haberlerinin (söylenti) alınması.
Bunun üzerine Hz.Muhammed' in, Mute yenilgisinin olumsuz etkilerini silmek ve Bi-zanslıların Arabistan'a girmesine engel ol-mak istemesi.
Önemi:
Hz. Muhammed'in son seferidir.
Hz.Muhammed döneminde Müslümanlar en geniş sınırlara ulaşmışlardır.
Hz. Muhammed'in Son Zamanları ve Vefatı:
a. VEDA HACCI VE VEDA HUTBESİ:
Hicret'in onuncu yılında Hz. Muhammed Mekke' ye Hacca gitmiştir. Bu Onun son zi-yareti olduğu için Veda Haccı (Haccü'l Veda) olarak, burada Müslümanlara yaptığı konuş ma da "Veda Hutbesi" olarak adlandırılmıştır.
Veda Hutbesi'nde Hz. Muhammed; bütün insanların eşit olduğunu, Müslümanların kardeş olduğunu, birbirlerinin canlarına ve mallarına kastetmemelerini, kötü alışkanlık lardan vazgeçilmesini, kadınlara iyi davranıl -masını, istemiştir.
b.HZ.MUHAMMED'İN VEFATI (632)
Hz. Muhammed, Veda Haccı'ndan sonra Me-dine'ye dönmüş, Bizans'a karşı yeni bir sefer hazırlığındayken hastalanarak, 8 Haziran 632 tarihinde altmış üç yaşında vefat etmiştir
Muhammed-i Arabi (asm( محمد عربی : soyca Arab milletinden olan Muhammed (a.s.m.)
Muhammed-i Haşimi (a.s.m.( محمد هاشمی (Kureyş sülalesinin bir kolu olan) Haşimo-ğulları soyundan gelen Muhammed (a.s.m.)
Muhammed-i Kureyşi (a.s.m.( محمد قریشی :
reyş sülalesinden olan Muhammed(a.s.m.)
Muhammed-i Muhtar (as.m.( محمد مختار : Al lah (c.c.) tarafından seçilmiş (muhtar) pey-gamber Hz. Muhammed (a.s.m.). (Muham-med Mustafa, Muhammed Mücteba isimleri de aynı månadadır.)
Muhammed-ül Emin (a.s.m.( محمد الامين herkesin kendisine inanıp güven duyduğu Muhammed (a.s.m.). (Bu sıfat, Hz. Muham-med'e (a.s.m.) peygamberliğinden önce ve ilk gençlik yıllarında Mekke'liler tarafından verilmişti. Bunun da sebebi, hiçbir yalan sö-zün ağzından çıkmamış olması, hiçbir zaman sözünde durmamazlık etmemiş olması, ken-dine emanet edilen bir şeyin gereğini daima yerine getirmiş olması ve herkesin tam güve-
nini kazanmış olmasıydı.)
Muhammed-ül Haşimi (a.s.m.( محمد الهاشمي (bk. Muhammed-i Haşimi)
Muhammed-ün Nebi (asm( محمد النبي : Pey gamber Muhammed (a.s.m.)
Muhammeden-il Mustafa (a.s.m.( محمداً المصطفى : Allah (cc.) tarafından seçilmiş pey-gamber Muhammed (a.s.m.) (bk. Muham-med-i Muhtar) Muhammedün-il Mustafa (a.s.m.): (bk. Muhammeden-il Mustafa)
Muhammederresulullah (as.m.( محمداً رسول الله : "Muhammed Allah'ın (c.c.) resuludur. "(a.s.m.)
Muhammedün Resulullah (a.s.m.( محمد رسول الله : "Muhammed Allah'ın (c.c.) resuludur. (a.s.m.)
Muhammed-ür Resulullah (a.s.m.( محمد الرسول الله : "Muhammed Allah'ın (c.c.) resuludur." (a.s.m.)
Muhammedürresulullah (as.m.( محمد الرسول الله : )bk. Muhammed-ür Resulullah(
Muhammedi 1: محمدى.Muhammed'in (a.s.m.) getirdiği dine bağlı olan, Müslüman 2.Hz. Muhammed'e (a.s.m.) ait, Hz. Muham-med'le (a.s.m.) ilgili olan
Muhammedilik محمديلك : Hz. Muhammed'in (a.s.m.) getirdiği din, Müslümanlık
وَإِذَا أَتَاهُ الأمرُ يكرهُهُ ، قَالَ : الْحَمْدُ لِلَّهِ عَلَى كل حال .
( رواه الحاكم عن السيدة عائشة )
906) «Kendisine sevindirici bir iş geldiği zaman; su duayı yapardıs İyilikler nimeti ile tamamlanan Allah'a hamd olsun.. Sevimsiz bir iş geldiği zaman da, şu duayı yapardı: Herhalde Allah'a hamd olsun..>>>>
Ravi: Hz. AİŞE'den ra. naklen HAKIM. Menkıbeleri, 8. ve 22. Ha-dis-i şerifte..
907) «Kendilerine yemek getirildiği zaman; sadece önünden yerdi.. Hurma getirildiği zaman ise; eli kabın her tarafına uzardı..>>
Bu Hadis-i Şerife istinaden İmam-ı Gazali Hz.: Yemekte bir seçme yapmamayı ve önden yemeyi sünnet sayar.. Meyve işinde ise: Önden yeme-mekte ve seçmekte bir beis görmez..
Ravi: Hz. AİŞE'den r.a. naklen HATIE.. Menkibeleri, 8. ve 64. На-dis-i Şerifte..
۹۰۸ كان إذا أتى ببا كُورَةِ الثَّمَرَةِ وَضَعَهَا على عَيْنَيْهِ ثُمَّ على شَفَتَيْهِ ، وقال : اللهُمَّ كَمَا أَرَيْتَنَا أَوَّلَهُ فَأَرِنَا آخِرَهُ ، ثمَّ يُعْطِيهِ مَنْ يَكُونُ عِنْدَهُ مِنَ الصَّبْيَانِ ( رواه الطبراني عن ابن عباس )
908) «Kendilerine turfanda bir meyve getirildiği zaman, önce göz lerinin üzerine koyar; daha sonra dudaklarına götürür ve şu dua-yı yapardı:
Allahım, bunun evvelini bize gösterdiğin gibi, âhirini de bi-ze göster..
Bundan sonra o meyveyi rirdi..>>> yanında bulunan çocuklara ve-
911) «Uyumak istedikleri zaman, sağ elini yanağı altına koyardı. Sonra üç defa şu duayı yapardı: Allahım kullarını dirilttiğin zaman, beni azabından koru..>>>>
Ravi: EBU DAVUD.. Menkıbesi, 11. Hadis-i Şerifte..
912) «Hastalandığı zaman, Cibril ona okur üfler; şu duayı yapardı: Allah'ım adı ile: Her nazarı değenin şerrinden, hased edenin hasedinden kurtaracak ve her hastalıktan sana şifa verecek..>>>>
Ravi: Hz. AİŞE'den r.a. naklen MÜSLİM.. Menkıbeleri, 5. ve 8. Ha-dis-i Şerifte.
914) «-Birşey yediği veya içtiği zaman, şu duayı yapardı: Yediren ve içiren Allah'a hamd olsun.. Onu yemeyi veya içmeyi kolaylaştıran; ona yemeye veya içmeye bir çıkış yolu yaratan -Allah'a hamd olsun-..>
Bu zatın menkibesini emekli Diyanet İşleri Başkanı, muhterem ho. camiz, Hasan Hüsnil Erdem tarafından hazırlanan RIYAZU'S-SALIHIN HADİSLERİNİN RAVILERI adlı eserinin 31. sayfasından aynen alyo-
TUZ: Mihmandar-: Resulüllah olan bu zat, Hicretten iki senc evvel iman eden ilk Ensar- Kiram'dan, Peygamberimizin akraba ve katiplerinden-dir.
Kur'an-ı Keim'i hifz etmiş, fetva vermeğe selahiyetli Ashab-ı Kirâm arasında ilmi, fazlı ve şecaati ile mümtaz bir simadır.
Hazret-i Halid, Akabe, biatında bulunduğu gibi Bedir'den itibaren bütün savaşlarda Resul-i Ekrem'in maiyctinde bulunmuştur.
Hazret-i Peygamber Medine'ye hicretlerinde Hazret-i Halid'in ha nesine inerek Mescid-i şerifle hane-i saûdetleri yapılıp ikmal edilinceye kadar, yedi ay bu zatın evinde ikamet buyurmuşlardır..
Resul-i Ekrem'den 150 hadis rivayet etmiş, kendisinden de Bera' b. Azib, Cabir b. Semüre, Ebu Umame el-Bahili, Zeyd b. Halid el-Cüheni ve Ibn-i Abbas Hazaratı gibi Ashab-ı Kirâm ile Tabiinden birçokları ve Kü tüb-il Sitte sahipleri hadis nakletmişlerdir.
Hazret-i Halid, Asr-1 Saadetten sonra Suriye, Filistin savaşlarında, Mısır'ın ve Kıbrıs'ın fethinde bulunmuş, Emevilerin ilk hükümdarı Haz-ret-i Muaviye tarafından oğlu Yezid kumandasında Istanbul üzerine as-ker sevk olunduğu zaman, Hazret-i Halid de pir-i fani olduğu halde Islâm ordusuna katılmıştı.
Hicri 50 tarihinde muhasara altında bulunan Kostantin surunun dı-şında hastalanarak irtihal etmiş ve vasiyeti üzerine oraya defnolunmuş-tur. Eyüb semtindeki mruf türbesi chl-i İslamın ziyaretgahıdır.. Allah ondan razı olsun..
٩١٥ كان إِذَا نَزَلَ عَلَيْهِ الوَحْنُ ، نَكْسَ رَأْسَهُ ، وَنَكْسَ أَصْحَابُهُ رُهُ وَسَهُمْ ) رواه مسلم عن عبادة بن الصامت ) فَإِذَا أَفْلَعَ عَنْهُ رَفَعَ رَأْسَهُ .
915) «Kendilerine vahiy geldiği zaman, başını öne doğru eğerdi. As-hab da başlarını eğerdi.. Vahiy-işi- tamamlanınca başını kaldırırdı..>>>
Ravi: UBBADE b. SAMİT'den r.a. naklen MÜSLİM.. Menkıbeleri, 5. ve 53. Hadis-i Şerifte..
٩١٦ كَانَ إِذَا نَزَلَ عَلَيْهِ الوَحْنُ سُمِعَ عِنْدَ وَجْهِهِ كَدَوِي النَّحْلِ . ) رواه الترمذي عن عمر )
كان إذا جرى بِهِ الضَّحِكَ وَضَعَ يَدَهُ على فِيهِ . ۹۱۹
919) «Kendilerini güldüren bir hal geldiği zaman elini, ağzına ka-pardı..>>>
Ravi: BEGAVI.. Bilyük hadis imamlarından biridir.. BAĞ -Пота-san da dünyaya geldi.. Şafii fakihlerindendir.. Aym zamanda müfes-sirdir. MESABİH'ÜS-SÜNNE ismindeki eseri meşhurdur..
Hicretin 516. yılında vefat etmiştir.. Allah rahmet eylesin..
۹۲۰ كان إذا خَلَا بِنِسَائِهِ أَلْيَنَ النَّاسِ ، وَأَكْرَمَ النَّاسِ ، ضَحاكا بَسَّاماً .
ABDULLAH b. CAFER: Bu zat, her nekadar 925 numaralı Hadis-i Serifte geçen ravi EBU CAFER'den ayrı gibi gözükmekte ise de değildir; aynıdır..
Ban menkibeciler bunları ayrı şahıslar olarak göstermişlerdir.. İkisi-se do: (EBU Talib'in torunu, Hicretin 80. yılında 80 yaşında vefat etmiş-
tir.) Derken aym zatı tarif ettiklerinin farkına varamamışlardır.. Her halde bunlar; aynı günde doğan, ayı yılda ve aym yaşta vefat eden ikiz kardeş değillerdir..
۹۲۸ كان إِذا فَرَغَ مِنْ طَعَامِهِ قَالَ : الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَطْعَمَنَا ، وَسَقَانَا ، مسلمين . ، وجعلنا ( رواه أحمد عن أبي سعيد )
928) «Yemekten ayrıldığı zaman, şu duayı yapardı: Bizi yediren içiren ve müslüman kılan Allah'a hamd olsun.>>>>
Ravi: EBU SAİD'den r.a. naklen İMAM-I AHMED.. Menkıbeleri, 1. ve 65. Hadis-i Şerifte..
929) «Kabristana yolu düştüğü zaman şöyle derdi: Ey bu diyarın ehli, kadın ve erkek müminler, -kadın ve erkek müslümanlar, lâm olsun.. Allah dilediği kadın ve erkek salihler, size se-zaman- biz de size katılacağız..»
Ravi: EBU HUREYRE'den r.a. naklen İBN-ÜS-SÜNNI.. Menkibe-leri, 5. ve 66. Hadis-i şerifte..
Onlardan bir ses çıkmayınca da, bu işi Nur Torunu erin peşine gitti. Geri dönmeyince de telaşlanmış, buyuk bir pigmark da develer im, Muhammed'imi bana geri çevir" diye yalvarmaya başlamıştı. Bir "Allah'i izi develerle gelirken görünce, ona sarılarak "Yav Bir yere de asla gönder-suurpunun
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 118 1 "Lâ ilâhe illallah" ehlinden bazıları günahları sebebiyle Cehenneme girdiklerinde, Lât ve Uzza ehlinin onlara: "Allah'a inanmanız size faide vermedi" demeleri üzerine, Allah Tealâ gadab eder. Ve o iman ehlini Cehennemden çıkarıp hayat ırmağında yıkatır. Onlar da ayın kusuftan kurtulması gibi, fenalıklardan temizlenmiş olarak Cennete girerler. Orada onlar "Cehennemîler" diye isimlenirler. (Bir müddet) Hz. Enes (r.a.) 118 2 Ümmetimden Benden sonra gelen bir kısmı, mal, mülk ve ıyali pahasına da olsa, Beni görmek ister. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 118 3 Bütün iyiliklerin yarısı ibadet ve yarısıda duadır. Hz. Enes (r.a.) 118 4 Bir aile halkı, birbirini yokladıklarında, Allah onların rızkını geniş ve kolay kılar. Ve onlar Allah'ın dairei himayesi altında bulunurlar. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 118 5 Cennet ehli, gurfelerin ehlini sizin yıldızları seyrettiğiniz gibi seyrederler. Hz. Sehl İbni Saad (r.a.) 118 6 Ehli Cennete, ehli Cennet ameli müyesserdir. Ehli Cehenneme de ehli Cehennem ameli müyesserdir. Hz. Ömer (r.a.) 118 7 Gök ehli yerdeki seslerden ancak ezan seslerini duyarlar. Hz. İbni Ömer (r.anhüma) 118 8 Cennet ehli Cennetteki makamlarına yerleşir ve Cuma'dan Cuma'ya Allah'ı ziyarete giderler. Onlara Arşı Rahman aşikâr olup, Allah'ı görürler. Bu Cennet bahçelerinden birinde olur. Ve herkes derecesine göre bir minbere yerleşir. En aşağısının yerleri misk tepelerindedir. Ve bunlar kendi hallerini diğerlerinden aşağı görmezler. Soruldu ki: "Rabbimizi görecek miyiz?" Buyurudu ki: "Evet, ayın 14'üncü gününde görülmesinde, ya da güneşin görülmesinde nasıl hilâf yoksa, (veya bunları nasıl izdihamsız görüyorsanız) öyle Rabbinizi göreceksiniz." Allah (z.c.hz.) onlara ayrı ayrı muhatap olur. Ve hatta bazılarına dünyadaki bazı sözlerini hatırlatır. Kul: "Yarabbi mağfiret etmemiş miydin?" der. Allah: "Ettim de onunla buraya geldin" buyurur. O esnada iki bulut öyle güzel kokular serper ki, kimse böylesini görmemiştir. O zaman Allah Tealâ buyurur ki: "Haydi kalkın ikram edeceğim şeylerin başına." O zaman kalkıp cennetin çarşılarına gelirler. Bu çarşılarda aklın tasavvur edemiyeceği şeyler vardır. Orada ne para verilir, ne de yüklenilir. Sadece emredilir. İşte orada biz birbirimizle karşılaşacağız. Derecesi üstün olanların elbisesi başka olur. Ve birinin gözüne bu ilişince kendi elbisesi de derhal fevkalâde olur. Çarşılardan yerimize döneriz. Ailelerimiz: "Başka bir şekilde güzelleşip geldiniz" derler. Biz de deriz ki: "Tabii güzelleşip gelmek hakkımızdır. Zira Rabbımızı ziyaretten geliyoruz." Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 88 1 Allah (z.c.hz.) yüz rahmet yarattı. Bunlardan birini halka taksim etti. Doksan dokuzunu kıyamete bıraktı. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 88 2 Allah (z.c.hz.) yüz rahmet yarattı. Her bir rahmet gök ile yer arasını dolduracak kadardır. O rahmetten biri mahlûkat arasında taksim edilmiştir. Bu sebeble valide çocuğuna acır, bu sebeble vahşi hayvarlar ve kuşlar su bulup içer ve bununla mahlûkat birbirine merhamet eder. Kıyamette 99 rahmeti 99 misli yapar ve onları müttakilere tahsis eder. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 88 3 Allah (z.c.hz.) bin türlü varlık yarattı. Altı yüzü denizde, dört yüzü karadadır. Bunlardan en evvel helâk olacak olanı çekirgedir. Diğerleri de kopmuş boncuk dizisi gibi bunu takip ederler. Hz. Ömer (r.a.) 88 4 Allah (z.c.hz.) dört şey yarattı, onlara da dört şeyi destek etti: Zahire kıtlığını züht ile yarattı ve Hicaz'a bıraktı. İffeti yarattı, gafleti ilâve etti ve Yemen'de bıraktı. Bolluğu yarattı. Taunu kattı, Şam'a yerleştirdi. Fıskı, fücuru yarattı. Yanına parayı kattı, Irak'a yerleştirdi. Hz. Âişe (r.anha) 88 5 Allah (z.c.hz.) Cennette bir Rîh (rüzgâr, koku) yarattı. Bu, bir kapısı olan yedi yıllık bir saha içine alınmıştır. Size bazen tatlı rüzgârlar gelir. Bu, o kapının aralanmasından esen rîh'tır. Şayet bu kapı açılsa gökle yer arasını helâk eder. Allah indinde buna "Ezyeb", sizin lisanınızda da "Cenup rüzgârı" denir. Hz. Ebû Zerr (r.a.). 88 6 Allah dünyayı yarattı, amma ona bakmadı. Ancak ibadet ehlinin makamlarına nazar etti. Zaten kıyamete kadar diğerlerine bakacak değildir. Dünyaya buğz ettiği için onu "Makten" (helâk ederek) ortadan kaldıracaktır. Dünyayı da hiç bir zaman ahirete tercih etmedi. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 88 7 Allah (z.c.hz.) Adem'in Hamurunu kırk gün, kırk gece yoğurdu. Aldı, ikiye kesti. Sağ tarafa iyiler, sol tarafa habisler ayrıldı. Sonra tekrar yoğurdu. Onun içindir ki iyilerden kötü, kötülerden iyiler çıkabilir. Hz. İbni Me'sud (r.a.) 88 8 Allah (z.c.hz.) buyurdu: "Biz malı insana ibadet için ihsan ettik. Namazını kılsın, zekâtını versin." Bu Adem oğlu bir vadiye sahip olunca ister ki, ikincisine de sahip olsun. İkincisine sahip olunca ister ki, üçüncüsüne de sahip olsun. Adem oğlunun karnını toprak doldurur. Sonra bir kısmına Allah tevbe nasib eyler. Hz. Ebû Vagıd (r.a.) 88 9 Allah (z.c.hz.) buyurdu ki: "Bir kimse Benim yolumda, Benim rızam için gazaya çıkarsa ve imanı da varsa, bu adam Benim zimmetimdedir. Ya onu orduda öldürür, Cennete yollar veyahutta sağ olarak, ecir ve ganimetle evine kavuştururum." Hz. Malik El Eş'ari (r.a.)
Seni halkedene ve güzel şekil verene inandım.. Yaratıcıların en güzeli olan Allah'a hamd olsun..»
**
<>>
Buyrulurken Allah'tan başka bir yaratıcı olduğu vehmi akla gelme. melidir. Bu güzel bir edebiyat örneği ve kendisinden başka bir yaratıcı bulunmadığının en veciz ifadesidir..
931) «Birini uğurladığı zaman elini tutardı.. Elini bırakan o olma-yınca kendisi bırakmazdı.. Sonra şu duayı yapardı: Dinini, emniyetini ve amelin sonuçlarını Allah'a ısmarlıyo-rum..>>
933) «Bir meclisten kalktığı zaman mutlaka şu duayı yapardı: Allahım, Rabbım Sübhansım.. Hamd sanadır.. Senden baş ka ilah yoktur.. Senden bağış talebinde bulunur ve sana tevbe ederim..>>> Sonra şöyle buyururdu:
935) «Sizden biri, ipini aldıktan sonra; sabah erken dağa çıkıp, bir kucak odun getirip satması.. Ki Allah, bununla onun şerefini korur.. Kendisi için insanlara gidip birşey istemekten ha-yırlıdır. Versinler veya vermesinler..>>>
Siz insanlardan hiç birşey istediniz mi?.. Hiç onlara muhtaç oldunuz mu?.
Zaman olur ki, birşey isteyince en yakını dahi, insana yüz vermez olur..
En ağırı, dağdan odun çekmek değil mi?.. Yapmalı.. İnsanlara muh-taç olmamalı..
937) «Allah-ü Taâlâ; faiz yiyene, yedirene, iki şahidine ve kâtibine lânet etsin.. Bu işte, hepsi aynıdır..>>>
**
İslâm dininde, faiz haddinin santimine dahi cevaz yoktur.. Bu işle uğ-raşan müesseseler, bu Hadis-i Şerif karşısında titremelidirler.. Haliyle Allah'a ve âhirete imanları varsa..
938) «Allah-ü Taâlâ, tevbe eden kulunun tevbesine o kadar ferahlar ki.. Susayanın suya varışından, kısırın çocuğa kalışından, kay-u- buluşundan daha fazla.. bolanm -yolu-
Bir kimse, Allah'a NASUH tevbesi ile tevbe ederse; Allah-ü Ta-âlâ, onun iki meleğine ve bütün duygularına yer yüzünde -gü-nah işlediği bütün mahallere hata ve günahlarını unuttu-rur.»
NASUH: Çeşitli manalara gelir.. Aynı zamanda tevbenin bu şekli, Tahrim süresinin 8. âyeti ile de sabittir.. Bunun en güzel manası Celâleyn tefsirinde geçer:
(Günaha bir daha dönmemek ve tevbesini gerektiren hatalı işi bir daha arzu etmemek..)
Ravi: EBU ABBASUL-HEMEDANI Maalesef bu ravi hakkında tat-min edici bir malumat bulamadık. Buna biraz da rivayet ettiği Hadis-i Şe-rifin Buhari ve Müslim gibi sahih eserlerde geçmeyişi sebep olmuştur. Allah rahmet eylesin..
۹۳۹ لَقَدْ بَارَكَ اللهُ لِرَجُلٍ فِي حَاجَةٍ أكثرَ الدُّعَاء فِيهَا ، أعطيها أو منتها . ) رواه الخطيب عن جابر )
939) «Allah-ü Taâlâ bir işte, çok çok dua eden kimseyi mübarek kıl-sın.. O şey ister verilsin, ister verilmesin..>>>
*
Herhangi birşey verilsin veya verilmesin; dua eden kimse, Allah-ti Taâlâ'dan razı demektir. Haliyle, Allah-ü Taâlâ da ondan razıdır. Böyle-ce Peygamber S.A. efendimizin duasını da nail olmuş oluyor..
941) «Herhangi birinizin, bir ateş koru üzerine oturması; dolayısıy la o ateş elbisesini yakıp, tan cildine geçmesi; kendisi için bir kabir üzerine oturmaktan hayırlıdır..>>>>
Kabir üzerine oturmak ve çiğnemek yasaktır. Bilmeden yapılan bu gibi hallerde, kabrin sahibine dun okunmalıdır..
a) İnsanların arasını bulan kimseyi.. Bir söz söyler; fakat ar
zusu ancak iyilik yapmaktır..
b) Harbde söyleyen kimseyi..
c) Karısıma bir şeyler- anlatan erkeği..
d) Kocasma-bir şeyler- anlatan kadını..>>>
873 numaralı Hadis-i Şerif ile bu Hadis-i Şerif, birbirini tamamlayı-cıdır.. Daha geniş mana çıkarmak için, ikisini birlikte mutalaa etmekte fayda vardır..
**
Ravi: EBU DAVUD.. Menkıbesi, 11. Hadis-i Şerifte..
944) «Herhangi biriniz; kendisi için sevdiğini, kardeşi için de sev-medikçe, mümin olamaz..>>>
*
Komşusunun fakir çocuğuna bir ayakkabı almadan yavrusuna da al-mayan babayı, masrafını çıkardığı için gelen müşterisini komşusuna yollayan tüccarı bu Hadis-i Şerif bize şöyle anlatmaktadır:
İşte tam mümin ve müslüman..
Ravi: BUHARI ve MÜSLİM.. Menkıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i Şerifte..
946) «Allah'a ve âhirete inanan bir hanıma; bir ölen için, üç geceden fazla yas tutmak helâl olmaz.. Ancak, kocası için dört ay on gün yas tutar..>
**
Kocası ölen bir kadın, dört ay on gün yaslıdır. Bu müddet zarfında başkası ile nikâhlanamaz..
* **
Ravi: ÜMMÜ HABIBE b. EBU SUFYAN'dan r.a. naklen BUHARI.. Menkıbesi, 2. Hadis-i Şerifte.. **
UMMU HABIBE 6. EBU SUFYAN: Peygamber S.A. efendimizin ha-nımıdır. Esas adı REMLE olup; künyesiyle meşhurdur.. Anası Hz. Osman'-in r.a. halasıdır.
ÜMMÜ HABIBE ilk müslümanlardandı.. Kocası Ubeydullah ile bir ara Habeş'e hicret etmişti.. Kocası orada dininden döndü ve öldü..
Hicretin 6. yılında Peygamber S.A. efendimizle evlendi.. Allah ondan razı olsun..
٩٤٧ لا يَحِلُّ لِرَجُلٍ أَنْ يَهْجُرَ أَخَاهُ فَوْقَ ثَلَاثَةِ أَيَّامٍ يَلْتَقِيَانِ فَيُعْرِضُ هَذَا ( رواه أبو داود ) وَيُعْرِضُ هَذَا ، وَخَيْرُهُمَا الذي يبدأ بالسلام .
947) «Bir kimse için, mümin kardeşine üç günden fazla küs tutma-sı, helâl olmaz.. Karşılaşırlar, o ona yüz çevirir, o da ona.. İkisinin hayırlısı ilk selâmı verendir..>>>
İki mümin için bu âlemde küs tutulacak ne sebeb var ki?. Dünyalık şeyler için, darılmak ve küsmek yakışır mı?.. Derler ki:
- Müminin mümine dargınlığı en çok, yıkanıp güneşe asılan bir mendilin kuruyacağı zaman kadar olmalıdır..
Ravi: EBU DAVUD.. Menkıbesi, 11. Hadis-i Şerifte..
( رواه أحمد )
٩٤٨ لات لا يَشْكُرِ اللَّهَ مَنْ لا يَشْكُرِ النَّاسِ .
Allah adaleti, iyilik yapmayı ve iyi kullukta bulunmayı, akrabaya ikram etmeyi emreder; fuhşiyatı, kötülüğü ve azgınlığı yasaklar.
(Nahl: 90)
BİR HADİS
Zinadan sakının! Onun dört kötü neticesi vardır: Yüzün nurunu giderir. Rızkı keser. Rahman olan Cenab-ı Hakkı gazaba getirir. Deriyi de ateşe atar. (C. Sağîr, No:1591)
Bu vatanın ve bu milletin hayat-ı içtimaiyesi bu acip zamanda anarşilikten kurtulmak için beş esas lâzım ve zaruridir: Hürmet, merhamet, haramdan çekinmek, emniyet, serseriliği bırakıp itaat etmektir. Şualar
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 117 1 Kıyamet günü günahı en çok olan kimse, manasız sözü çok olandır. Hz. Abdullah İbni Ebi Evfa (r.a.) 117 2 Deccalın önü sıra hilekâr seneler vardır. O senelerde sadıklar yalanlanır, yalancılar tasdik olunur. Eminlere hain, hainler emin nazarı ile bakılır. Ve halıkın umuru hususunda "Rüveybida" söz sahibi olur, "Rüveybida nedir?" diye soruldu. Buyurdu ki: "Umumun işlerinde söz sahibi olan fasık bir kimsedir. Hz. Enes (r.a.) 117 3 İsrail oğullarından bir cemaat hayvan suretine değiştirildi. Bilemem hangileridir. (Mensuh) Hz. Asım (r.a.) 117 4 Humma insan oğlunun kirini çıkarır. Demirci ocağının demirin pasını çıkarması gibi. Hz. Abdi Rabbih (r.a.) 117 5 Ümmetim kıyamet günü, elleri, alınları, ayakları (abdest yerleri) nurlu olarak gelirler. Mümkün olduğu kadar bu nuru büyültün. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 117 6 Ümmetim ahir zamanda şarabı, ismini değiştirerek içer. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 117 7 Ümmetim dinine tutunmuş olarak devam eder, Kaderi tekzib etmedikçe. Ettikleri zaman helâk olurlar. Hz. Ebû Mûsa (r.a.) 117 8 Ümmetim, ümmeti merhumedir. Ona ahirette azab yoktur. Onun azâbı, dünyadaki ölüm, zelzele, sıkıntılar ve fitnelerdir. H. Ebu Musa (r.a.) 117 9 Ümmetim, ümmeti merhumedir. Mağfiret olunmuştur. Allah Tealâ dünyadaki sıkıntıları onlara kefaret kılmıştır. Kıyamet günü gelince müslümanlardan her bir kimseye yahudi veya nasraniden bir fidye verilir. Ve kendine denir ki: "Bu ateşten senin fidyendir." Hz. Ebû Mûsa (r.a.) 117 10 Ümmetim hiç bir vakit dalâlette toplanmaz. İhtilâfta kalabalık tarafını tutunuz. Hz. Enes (r.a.) 117 11 Ümmetim, ümmeti merhumedir, mukaddestir, mübarektir. Kıyamette ona azab yoktur. Azâbları ancak dünyada aralarındaki fitnelerledir. Hz. Ebû Mûsa (r.a
Fakat (Ey Allâhım! Bizim imdadımıza yetiş, onların hakkından gel! Onları, bize zarar vermekten vaz geçir!) deyiniz.
Onlar, size kavuşurlarsa, gürültü çıkaracaklar ve bağıracaklar-dır.
O zaman, siz, sükûnet ve vakarınızı muhafaza ediniz ve susunuz!
(Birbirinizle çekişmeyiniz. Sonra, korku ile za'fa düşersiniz, rüz-gârınız kesilip gider! (Enfal: 46)
(Ey Allâhım! Biz, Senin kulların'ız.
Onlar da, Senin kullarındır.
Bizim perçemlerimiz de, onların perçemleri de, Senin elindedir.
Onları, ancak Sen yenersin!) deyiniz.
İyi biliniz ki: Cennet, kılıçların parıltısı altındadır!» buyurdu. (4)
Üsâme'ye, askerlerin Cürüf'te karargâh kurmalarını emr etti.
«Haydi! Allah'ın İsmile hareket et!» buyurdu.
Üsâme, bağlanmış Sancağı götürüp Büreyde b. Husayb'a verdi.
(5) Karargâh, Cürüf'te Süleyman Sıkaayesi diye anılan yerde ku-ruldu.
İşinden boşalan, hemen karargâha koştu. (6)
İlk Muhacirlerden (7) ve Ensardan (8), bu savaşa katılmağa ha-zırlanmayan kimse kalmadı. (9) Hepsi savaşa katılmağa hazırlandı. (10)
Hz. Ebû Bekir (11), Hz. Ömer, Ebû Ubeyde b. Cerrah, Sa'd b. Ebi Vakkas, Ebül'Âver Said b. Zeyd, b. Amr, b. Nüfeyl, Katâde b. Nu-man, Seleme b. Eslem, b. Harîş.. gibi bir çok zatlar, bu orduya katıl-mış bulunuyorlardı.
Muhacirlerden bazı kişiler (12), söylenmeğe başladılar. (13)
Bu hususta, en ağır sözü söyleyen de, Ayyaş b. Ebi Rebîa idi. (14)
<>> demişti (15)
(4) Vakıdł Megazi, c. 3, s. 1117-1118
(5) Vakıdî Megazi, c. 3, s. 1118, İbn-i Sa'd Tabakat, c. 2, s. 190
(6) Vakıdi Megazi, c. 3, s. 1118
(7) Vakıdî Megazi, c. 3, s. 1118, İbn-i Sa'd Tabakat, c. 2, s. 190
(8) İbn-i Sa'd Tabakat, c. 2, s. 190
(9) Vakıdî Megazi, c. 3, s. 1118, İbn-i Sa'd Tabakat, c. 2, s. 190
(10) İbn-i İshak, İbn-i Hişam Sire, c. 4, s. 291, Taberî Tarih, c. 3, s. 188 -i Sa'd Tabakat, c. 2, s. 190
(1
idî Megazi, c. 3. s. 1118, İbn-i Sa'd i Sa'd Tabakat, c. 2, s. 190 Tabakat, c. 2, s. 190
cıdî Megazi, c. 3, s. 1118
kıdî Megazi, c. 3, s. 1118, İbn-i Sa'd Tabakat, c. 2, s. 190
Üsâme b. Zeyd, o zaman, on sekiz (16), on dokuz yaşlarında idi. (17)
Bu hususta, laf çoğalmağa başladı. Hz. Ömer de, işittiğı bazı sözleri gelip Peygamberimize haber ver-dl. (18)
Peygamberimiz, son derece kızdı. Başına, bir sarık sarmış ve üzerinde saçaklı bir elbise olduğu hal-de, rebiül'evvel'in onuncu cumartesi günü Minbere çıktı.
Allah'a hamd-ü senåda bulunduktan sonra «İmdi, ey insanlar! Üsâme'yi, kumandan yapışım hakkında bazınızdan bana erişen sözler ne oluyor?! (19)
Vallâhi, siz, şimdi Üsâme'nin kumandanlığına nasıl itiraz ediyor-sanız, daha önce, onun babasının kumandanlığına da, böyle itiraz et-miştiniz.
Vallâhi, o, kumandanlığa nasıl lâyık ve benim katımda insanların nasıl en sevgilisi idiyse (20), ondan sonra, bu oğlu da, kumandanlığa, öyle layıktır. (21)
Vallahi (22), ondan sonra, bu da, benim katımda insanların en sevgililerindendir. (23)
İkisi de, her iyiliğe layıktırlar. (24)
Size, bunu tavsiye ediyorum. (25)
Çünkü, o, sizin hayırlı olanlarınızdan (26), bu işe, elverişli bu-lunanlarınızdandır.» buyurdu. (27)
Peygamberimiz, minberden inip evine girdi.
Üsâme ile gidecek olan Müslümanlar gelip Peygamberimizle ve-dâlaştılar. (28)
(16) İbn-i Sa'd Tabakat, c. 4, s. 66
(17) Vakıdi Megazi, c. 3, s. 1125.
(18) Vakıdf Megazi, c. 3, s. 1118
(19) Vakıdł Megazi, c. 3, s. 1119, İbn-1 Sa'd Tabakat, c. 2, s. 190
(20) Vakıdi Megazi, c. 3, s. 1119, İbn-i Sa'd Hanbel, Müsned, c. 2, s. 20, Buhari c. 4, s. 1884 Tabakat, c. 2, s. 190, Ahmed b. Sahih, c. 5, s. 145, Müslim Sahih,
(21) Vakıdi Megazi, c. 3. s. 1119, İbn-i Sa'd Tabakat, c. 2, s. 190, Müslim Sahih, c. 4, s. 1885
(22) Müslim Sahih, c. 4, s. 1885
(23) Vakıdi Megazi, c. 3, s. 1119, İbn-1 Sa'd Hanbel Müsned, c. 2, s. 20, Buhari c. 4, s. 1884 Tabakat, c. 2, s. 190, Ahmed b. Sahih, c. 5, s. 145, Müslim Sahih,
(24) Vakıdi Megazi, c. 3, s. 1119, İbn-i Sa'd Tabakat, c. 2, в. 190
(25) Müslim Sahih, c. 4, s. 1885
(26) Vakıdf Megazi, c. 3, s. 1119, İbn-1 Sa'd Tabakat, c. 2, s. 190
(27) Müslim Sahih, c. 4, s. 1885
(28) Vakıdi Megazi, c. 3, s. 1119, İbn-i Sa'd Tabakat, c. 2, s. 190
Peygamberimiz, izin verince, kalkıp Medine'nin Avâli semtindeki Sünh'a gitti.
Üsâme, yola çıkacakların, hemen karargâhta toplanmaları için hal-ka seslendi. (36)
Cürüf'te orduya hareket emri verdiği ve kendisi hayvanına binmek İstediği sırada, annesi Ümmü Eymen'in gönderdiği elçisi gelip Resûlul-lah Aleyhisselâmın vefat ettiğini haber verdi.
Bunun üzerine, Üsâme, Hz. Ömer ve Ebû Ubeyde b. Cerrah ile bir-likte Medine'ye geldiler.
Peygamberimizi, vefat etmiş buldular.
Rebiül'evvel ayından on iki gece geçmişti.
Peygamberimiz, pazartesi günü, güneş semânın ortasından batı-ya doğru kaymağa başladığı sırada vefat etmişti.
Büreyde b. Husayb da, Üsâme'nin bağlanmış sancağı, yanında ol-duğu halde, Peygamberimizin kapısına kadar gelip yanına dikti.
Hz. Ebû Bekir'e bey'at edildiği zaman, Hz. Ebû Bekir, Büreyde b. Husayb'a, Sancağı, Üsâme'nin evine götürmesini ve gazaya çıkıncaya kadar açmamasını emr etti. (37)
(36) Vakıdł Megazi, c. 3, s. 1120
(37) Valıdi Megazi, c. 3, s. 1120, İbn-i Sa'd Tabakat, c. 2, s. 191
alamat ve rumuzati neşriye علامات و رموزات نشریه : neşir alamet ve rumuzları; kıyametten sonra tekrar dirilişin ve dünyada yapılan her şeyin öbür dünyada kayıtlarıyla ortaya çıkarı lacağının (neşir) dünyadaki işaretleri ve ipuç-ları, delilleri
alâmet-i hasr ve tahsis علامت حصر و تخصیص yalnız bir şeye veya bir kimseye ait ve ona mahsus (özel) olduğunu gösteren işaret
alamet-i hiddet علامت حدث : lazma işareti ve belirtisi
alämet-i hiddet vegadab علامت حدت و غضب : )bazi insanların isyan ve günahkarlıklarına karşı Allah'tan (c.c.) gelen) şiddetli, sert ceza ve azab işareti
alamet-i l'caz علامت إعجاز : )Kur'an'ın eşsiz ve benzersizliği ile ilgili) mucize özelliğini gös-teren işaret, belirti, delil
alamet-i ihmal علامت إهمال : önemsemezlik be-
lirtisi
alamet-i kabul علامت قبول : kabul edildiğinin işareti
30
alamet-i kıyamet علامت قیامت : layamet alåme ti, dünyanın sonuna yaklaşıldığının işareti
alamet-i kübra علامت کبری : en buyuk işaret
alåmet-i makbuliyet علامت مقبولیت : kabul olun ma işareti
alamet-i mana علامت معنا : mana işareti, ne månåya geldiğinin işareti
alåmet-i muvaffakıyet علامت موفقیت başarı işareti
alâmet-i mümtaze ve farika علامت ممتازه و فارقه seçkin (mümtaz) ve ayırt edici (farika) işaret (özellik)
lemi ekber عالم أكبر : en büyük dünya, kainat (evren)
ålem-i ekber ve asgar عالم أكبر و أصغر : en buyuk dünya (kâinat, evren) ve küçük dünya (insan(
alemi elektrik عالم الكتريق : elektrik kuvvetleri dünyası
alem-i emir عالم أمر : Allahin (c.c.) emirlerinin kendini gösterdiği dünya; yaradılış kanunları dünyası (bkz.ādātullah; şeriat-ı fitriye)
âlem-i emir ve irade عالم أمر وإراده : emir ve irade
ålemi, Allah'ın (c.c.) emir ve iradesinin kendi-ni gösterdiği dünya, Allah'ın (c.c.) käinattaki yaradılış kanunları ile yaratıcı iradesinin ken-dini gösterdiği dünya
alem-i ervah عالم أرواح : ruhlar alemi (dünyası(
ålem-i ervah ve batin عالم أرواح و باطن : ruhlar
(ervah) dünyası ve gözle görülmeyen, bize kapalı olan (bâtın) månevi dünya
älem-i ervah ve ruhaniyet عالم ارواح و روحانیات ruhlar ve ruhaniler (ruh cinsinden varlıklar) dünyası
alem-i esir عالم أثير : esir denilen bir çeşit mad-de dünyası (gök boşluğunu ve maddeler arası ve atom içi boşluğu doldurduğu ve maddenin yaratılmasında kaynak olduğu kabul edilen
alem-i feza عالم قضاء : feza alemi, gök boşluğu, uzay
alem-i gayb عالم غیب : )insanlar için gözle gö-rülmeyen ve bilinmeyen dünya
ålem-i gayb ve şehadet عالم غیب و شهادت : gayb ve şehadet ålemi, görülmeyen (gayb) ve görü len (şehadet) varlıklar dünyası
alem-i guyup عالم غيرب : gayıplaralemi görü lemeyen ve bilinemeyenler dünyası
alemi hakikat عالم حقیقت : hakikat ålemi: 1. gerçekler dünyası 2.gerçekleri şüphe götür-mez şekilde ortaya koyan hakikatler (doğru lar, doğru bilgiler) dünyası
alem-i hakiki عالم حقیقی : gerçek dünya
alem-i hararet 151 عالم حرارت vestenerjisi dünyası
alem-i harici عالم خارجی : harici alem, akıl ve du-şünce dünyasının dışında kalan gerçek varlık-lar dünyası (objektif dünya)
alem-i hava عالم هرا : hava alemi, atmosfer, hava tabakaları
alem-i hayvanat عالم حیوانات : hayvanlar dün-yası
alem-i Hristiyaniye عالم حرستیانیه : Hıristiyanlık älemi, Hristiyan milletleri dünyası
alem-i tlak عالم إطلاق : sonsuzluklar dünyası; zaman, mekân gibi maddi şart ve kayıtların olmadığı dünya
alem-i imkan عالم إمكان : imkanlar dünyası, olup olmaması mümkün varlıklar ve olaylar dünyası, yaratılmış ve yaratılabilir varlıklar dünyası
alem-i insan عالم إنسان : insan dünyası
alem-i insani عالم إنساني : insanlar dünyası
alem-i insaniyet عالم إنسانيت : insanlık dünyası
alem-i irşad عالم إرشاد : insanları uyarıp doğru yolu gösterme durumları
alem-i Islam عالم إسلام : İslam dünyası
alem-i İslamiye عالم إسلاميه : Islam milletleri dünyası
alem-i İslamiyet عالم إسلاميت : İslamlık dünyası
âlem-i İslamiyet ve insaniyet عالم اسلامیت و انسانیت : İslamlık ve insanlık dünyası
alem-l istiğrak عالم استغراق : Allah (cc.) sevgisi ve coşkusuyla kendinden geçme halleri
álem-i istiğrak ve sekr عالم استغراق و سكر Allah (c.c.) sevgisi ve coşkusuyla dalıp kendinden geçme (istiğrak) ve aklı başından gitme (sekr) halleri
alem-i kebir عالم كبير : büyük dünya, kainat
alem-i kehribar عالم کهربار : durgun (statik( elektrikle elektriklenen ve belli cisimleri çek me özelliği bulunan maddeler dünyası
alemi kehrüba عالم كهربا : kehribar denilen maddenin bazı cisimleri çekme özellikleri
alem-i kelam عالم كلام : Allah'ın (c.c.) kelâm
sıfatı, söz söyleme sıfatı (bkz.kelâm)
ålemi kesif عالم كثيف : yoğunluklu maddeler dünyası
älem-i kesif ve süfli عالم کثیف و سفلی : kesif ve süfli älem, yoğunluklu maddeler dünyası ve aşağı ve alt tabakadan olan (süfli) dünya
alem-i kesret عالم کثرت : farklı ve çeşitli varlık-lar, unsurlar (elementler), olaylar ve sebepler dünyası
alem-i kevn عالم كون : yaratılmış varlıklar dün-
yası ålem-i kevn ü fesad عالم کون و فساد : yaradılan
ve sonra bozulup ortadan kaldırılan varlıklar dünyası
alem-i kübra عالم كبرى : en buyuk dünya, käi nat
alem-i küfür عالم كفر : inkar dünyası (inkârcılar dünyası)
alemi latif عالم لطيف : madde dışı varlıklar dünyası
älem-i maddi عالم مادی : madde dünyası
alem-i maddiyat عالم ماذيات : maddeden yapıl-mış varlıklar dünyası
ålem-i maddiyat ve şehadet عالم مادیات و شهادت maddelerden yapılmış (maddiyat) ve görüne-bilir varlıklar (şehadet) dünyası
âlem-i mahşer عالم محشر : mahşer dünyası, kı yametten sonra insanların hesaba çekilmek üzere toplanacaklar yer
alem-i mana 1 : عالم معنا.mana âlemi; yaratıl-mış varlıkların hayatları ve san'atlı ve harika yaradılışlarıyla (hal dilleri ile) Rableri için yaptıkları zikir, tesbih ve ibadetlerini, bunla-rın misål älemindeki månevi kayıtlarını içine alan månevi dünya 2.yaratılmış varlıkların yaratılmadan önce Allah'ın (c.c.) ezeli ilmin-de bulunan suretleri, mahiyetleri (özleri),
hakikatleri, ruhları gibi manevi asılları ve temellerinin butünü olan dunya (bkz alem-i misal)
33
alem-i suhud
ålem-i mülk ve melekût عالم ملك و ملکوت milk ve meleküt älemi, Allah'ın (c.c.) emri, kanun-ları ve yönetimi altında bulunan görünen bu dunya (mülk) ve görünmeyen månevi dünya (melekût)
lem-i manevi 1: عالم معنوی manevi alem madde dışı veya fizik ötesi gerçekler dünyası 2. mână alemine ait (bkz, alem-i mänä)
Mem-l manevi i Islami عالم معنوی اسلامی : )bliz Alem-i måneviye-i İslamiye)
alem-i maneviye-i Islam عالم معنوية إسلام : Islam milletlerinin dini hayatı ve manevi dünyası
alem-i maneviyat عالم معنويات : maneviyat dün yası, madde dışı veya fizik ötesi gerçekler
dünyası alem-i manzume عالم منظومه : )astr.) gezegenler
dünyası
alem-i medeniyet عالم مدنیت : medeniyet dün-
yası
alem-i meläike عالم ملائکه : melekler dünyası
alem-i melekût عالم ملكوت : ruhlar ve melek-ler âlemi 2.Allah'ın (c.c.) emir ve iradesine bağlı yönetim dünyası 3. her şeyin iç yüzu
älem-l melekût ve ervah عالم ملکوت و ارواح me lekler ve ruhlar ålemi
alem-i menam عالم منام : uyku halideki rüyalar
dünyası
alem-i mevalid عالم مواليد : canlıların yapısında yer alan kimyasal maddeler, bitkiler ve hay-vanlar dünyası
alem-i mihnet عالم محنت : dert veziyet dün-
yası
alem-i misal عالم مثال : kainattaki ölümlü ve ge-çici varlıkların ve olup biten her şeyin, zaman içinden geçen her anının, meleklerce alınmış canlı kayıtlarının bulunduğu månevi dünya
alem-i misali عالم مثالی : )bkzalemi misal(
álem-i misal ve berzah عالم مثال و برزخ : misal ve berzah ålemi, kâinat ve dünyadaki varlıkların ve olup biten her şeyin, zaman içinde geçen her anının meleklerce alınmış mânevi kayıt larının bulunduğu âlem (misål älemi) ve öl-müşlerin ruhlarının bulunduğu âlem (berzah álemi)
âlem-i misâliye ve berzahiye عالم مثل لیه و برزخیه : (bkz. älem-i misal ve berzah)
alem-i mubsirat عالم مبصرات : görünen varlıklar
dünyası
alem-i mümkinat عالم ممکنات var olması ezeli
ve zorunlu olmayıp yaratılmış veya yaratı labilir türden olan varlıklar dunyası (bkz älem-i imkân)
alem-i nevi عالم بوعى : bir ture ait canlılar dun-
yası
älem-i nur عالم نور : nur alemi, aydınlık ve nur lu dünya; (mec.) gerçek sevinç ve mutluluk dunyası (cennet(
alem-i nur-u enver عالم نور انوار cok aydınlık-tan daha aydınlık olan ålem, (mec.) bitmez tükenmez gerçek sevinçler ve mutluluklar dünyası (cennet)
alem-i rahat عالم راحت : gerçek rahatlık dünyası
(cennet)
alem-i rahmet عالم رحمت : rahmet dünyası
(cennet)
âlem-i Rububiyet عالم ربوبیت Allah'ın (c.c.( terbiyesi ve gözetimi altında bulunan varlık-lar dunyası
alem-i ruhani عالم روحانی :ruh, in ve melek gibi manevi varlıklar dünyası
alem-i saadet عالم سعادت : gerçek mutluluk dünyası, cennet hayati
alem-i sagir عالم صعبر : kucuk alem, insan
alem-i sahve عالم صحوه : uyanıklık halinde in-
sanın görüp yaşadığı dunya
alem-i semavat عالم سماوات : gökler ålemi
alem-i suver عالم صور : kainattaki geçici ve ölümlü varlıkların ve olayların bütün halle-rini gösteren resim ve görüntülerinin melek-lerce alınıp saklandığı månevi dünya (bkz. ålem-i misal)
alem-i süfli عالم سفلی : aşağı dünya yeryüzü dünyası
âlem-i şehadet عالم شهادت : görünen varlıklar dünyası
alem-i şehadet ve cismani ve maddi عالم شهادت
و جسمانی و مادی görünen ve cisim halinde olan (cismani) ve maddeden yapılmış (maddi) var-lıklar dünyası
alem-i mülk عالم ملك : Allah'ın (c.c.) emri, nunları ve idaresi altındaki yaratılmış varlık lar dünyası
kalemi suhud 1 : عالم شهرد gorunen alem, bu dünya 2. evliyaların manevi kalb gözü ile gör dükleri manevi dunya
alihe آليه : ilahlar, puta tapıcılıkta ve çok ilahlı dinlerde hayalde tasarlanmış batıl ilahelar
alim عالم : ilim sahibi, belli bir konuda çok bil-gili, bilgin
alim-l cahil عالم جاهل : cahil gibi işin aslına, gerçek sebep ve temeldeki månāya bakmayıp görünüşe takılıp kalan, görünüşü temel alan älim
alim-l küll عالم كل : her alanda ilim sahibi
alim-i muhakkik عالم محقق : araştırmacı ilim adamı
allm-i mürşid عالم مرشد : uyarıcı ve doğru yolu göstereci ilim adamı, din âlimi
35
alimi salih عالم صالح : Allah'ın (c.c.) emir ve yasaklarına uygun yaşayan ve üstün ahläk sahibi olan älim
alim-i şeriat عالم شریعت : seriat alimi, din alimi, din bilgini
alim-i zitehevvür عالم ذى تهزر :asabi, öfkeli ve kızgın alim
Alim علم : Allah'ın (c.c.) mübarek ve güzel isimle-rinden; her şeyi ezelden beri tam ve eksiksiz bi-len; sonsuz ilim sahibi. (Kur'an-1 Kerim'de bu isim 126 kerre zikredilir.)
Alim-i Basir عليم بصير : her şeyi tam ve eksiksiz bilen (Alim) ve her şeyi gören (Basir) (Allah
c.c.)
Alim-i Basir ve Hakim عليم بصیر و حکیم : her şeyi bilen (Alim), her şeyi gören (Basir) ve hiç-bir şeyi tasadüfe bırakmayıp her şeyi birçok gâyeler ve faydalar gözeterek, ölçülü ve tam yerinde, en uygun şekilde bilerek yaratan ve yapan (Hakim) Allah (c.c.)
Alim-i Ezeli عليم أزلي : ezelden beri her şeyi tam ve eksiksiz bilen (Allah c.c.)
Alim-i Habir علیم خبير : her şeyi tam ve eksiksiz bilen (Alim) ve her şeyden haberli olan (Ha-bir) (Allah c.c.)
Alim-i Hafiz عليم حفیظ : her şeyi tam ve eksik-siz bilen (Alim) ve her şeyin koruyucusu olan (Hafiz) (Allah c.c.)
Alim-i Hakim عليم حكيم : her şeyi tam ve ek-siksiz bilen (Alim) ve hiçbir şeyi tasadüfe bı-rakmayıp her şeyi birçok gâyeler ve faydalar gözeterek, ölçülü ve tam yerinde, en uygun şekilde bilerek yaratan ve yapan (Hakim) (Allah c.c.)
âlim-i ilm-i celb عالم علم جلب : uzaktaki şeyleri ånında yakına getirmek ilmini ve tekniğini bilen
Alim-i inayetkar عليم عنايتكار : her şeyi tam ve eksiksiz bilen (Alîm) ve çok yardım eden, çok iyiliklerde bulunan (inayetkår) (Allah c.c.(
Alim-i Kadir عليم قدير : her şeyi tam ve eksiksiz bilen (Alim) ve her şeye gücü yeten (Kadir) Allah (c.c.)
Alim-i Kerim عليم كريم : her şeyi tam ve eksik-siz bilen (Alim) ve çok cömert, çok iyiliksever olan (Kerim) Allah (c.c.)
Alim-i küllişey عليم كل شئ عليم : her şeyi tam ve ek-
Alim-i Mukaddir عليم مقدر : her şeyi tam ve ek-siksiz bilen (Alim) ve her şeyi ölçülü yapan, her şeyin kaderini belirleyen (Mukaddir) (Allah c.c.)
Alim-i Mutlak عليم مطلق : her şeyi tam ve eksik-siz bilen sonsuz ilim sahibi (Allah c.c.)
Alim-i Rahim عليم رحيم : her şeyi tam ve eksik-siz bilen (Alim) ve sevdiklerine acıyıp onları kayıran ve koruyan (Rahîm) Allah (c.c.)
Alim-i Zülcelal عليم ذو الجلال : her şeyi tam ve ek-siksiz bilen (Alim) ve sonsuz yücelik, büyük-lük ve güç sahibi olan (Zülcelal) Allah (c.c.)
Alim-i Zülcemal عليم ذو الجمال : her şeyi tam ve eksiksiz bilen (Alim) ve sonsuz güzelliklerin sahibi olan (Zülcemâl) (Allah c.c.)
Alim-ül Gayb علم الغيب : gaybı tam ve eksiksiz bilen, duyu organları ile algılanamayan ve bi-linemeyen gerçekleri (gayb) bilen (Allah c.c.)
Alim-ün bilesrar عليم بالأسرار : gizli gerçekleri (sırları) tam ve eksizsiz bilen (Allah c.c.)
alimane عليمانه : bilerek, her şeyi bilene yaraşır tarzda
alimlik عالملك : ilim adamlığı, bilginlik
aliman عالمون : Ar.) âlimler
aliye عاليه : )bkz.āli(
aliyyül a'la على الأعلى : pek iyi üstünün en üs-tünü
aliyyül azim على العظيم : büyük ve yüce olan (Allah c.c.)
Aliyy-i Haydari علی حیدری : Hz. Ali, Allah'ın (c.c.) arslanı Hz. Ali
Aliyy-ül Murteza (Aliyy-il-Mürteza( على المرتضى Allah'ın (c.c.) kendisinden razı olduğu ve her-kesçe çok beğenilen Ali (Hz.Ali)
Allah (cc.( الله جل جلاله : Kur'an'da ve Allah'ın (c.c.) son peygamberi Hz. Muhammed'in (a.s.m.) açıklamalarında (hadislerinde) kut-sal sıfatları ve isimleriyle tanıtılan tek, ger-çek, hiçbir bakımdan yaratılmış varlıklarla hiç bir benzerliği olmayan, insan aklının her türlü tasavvurlarının ötesinde Yüce Yaratıcı. Allah (c.c.) ismi; "tanrı" gibi, "ilah" gibi veya bunlara benzer başka adlar gibi, cins isim (tür adı) değildir, özel isimdir. Bu bakımdan "Allah" (c.c.) ismi başka dillere tercüme edi-lemez. "Allah" (c.c.) ismi ile isimlendirilmek, Kur'an'da ve hadiste tanıtılan mübarek ve
kutsal isimler ve sıfatlara sahip olmayı ge rektirir. Bu isim ve sıfatlara sahip olmayan bir ilaha veya tanrıya "Allah" denemez. Islám dininin diğer dinlerden en önemli farkların
6 dan biri, onun Allah (c.c.) anlayışıdır. Çeşitli din mensuplarının kendi inandıkları ilähtan (tanrıdan) söz ederken, bunun Allah'tan (c.c.) farklı bir ilah olduğu bilinmelidir. Me-sela Türkçe konuşan bir Musevi (Yahudi) veya bir Hristiyan, İslam'ın Allah (c.c.) anla. yam bulmeden konuşursa, "Allah" dediği za man bunun, Islam'daki Allah (c.c.) kavramın-dan farklı olduğu bilinmelidir. Zira, onların kutsal kitaplarına göre inandıkları bugünkü kuts ilah, insan şeklindedir ve gökte oturmakta dır. Bugünkü Tevrat'ta Hz. Yakub'un bir gece yolculuğunda, yolda tanrı ile karşılaştığı, onunla güreştiği ve tanrının onu yenemedi-ğı anlatılır. (bkz. Yakub). Bugünkü İncillerde de tanrının Baba, Oğul, Kutsal Ruh şeklin-de üçlü bir birlik (teslis: trinite) olduğu, Hz. İsa'nın bu üçün biri olduğu, Baba Tanrı'nın insan şeklinde olduğu ve gökte oturduğu ifa-de edilir. (bkz teslis). İslam'ın tanıttığı tek, eşi benzeri olmayan Allah'ı (c.c.) doğru an-layabilmek için, bütün Kur'an'ı ve bu konu ile ilgili hadisleri hakkiyle anlayıp bilmek gerekir. Kur'an'da konuşan Allah'tır (c.c.) ve kendini tanıtmaktadır. Ayrıca, Allah (c.c.) kendini, dünyadaki ve kainattaki eserleriyle de tanıtmaktadır. Bir san'atkârı en iyi tanı-tan onun konuşmaları, sözleri ve sergilediği eserleridir. Kur'an, Allah'ın (c.c.) konuşma-ları, sözleri, dünya ve käinat da O'nun, sü-rekli değişen ve yenilenen san'at sergisidir. Allah'ı (c.c.) bize tanıtan bu üç tarif edici (Kur'an, Hz. Muhammed (a.s.m.) ve käinat) üzerinde ciddi ve derin düşünenler Allah'ı (c.c.) tanıyabilirler. İslâm inancının temel-lerini inceleyen ve açıklayan "ilm-i keläm" da, bu konuda yardımcı bir kaynaktır. (bkz. İlm-i Kelam). Din felsefesi ise, konuyu din dışı bir açıdan ve yalnız aklı ölçü alarak alıp irdeler, inceler, eleştirmelerde bulunur. Bu bakımdan din felsefesi Allah'ı (c.c.) bize ta-
nıtamaz. İslam'da "Allah" adı, Celle Celâluhu (her yerde büyüklük ve yüceliğini gösteren) (c.c.). Celle Şanuhu (her yerde şânının yü celiğini gösteren) veya Teâlâ (her yerde yü-celiğini gösteren) şeklinde O'nun büyüklük ve yüceliğini ifade eden deyimlerle birlikte söylenir.
Allah Zülcelal الله ذو الجلال : )bkz Allah-u Zul-celal)
Allah-u Zülcelal ve-l Kemal الله ذو الجلال و الكمال : celal ve kemal sahibi Allah (c.c.); sonsuz yüce lik ve güç sahibi (Zülcelal) ve sonsuz mükem melliklerin sahibi (Kemål) olan Allah (c.c.)
Allah-u Zülcelal الله ذو الحلال : sonsuz yücelik ve güç sahibi Allah (c.c.)
Allah: Zülkemal الله ذو الكمال : bkz Allah-u Zul-kemål)
Allah-u Kerim الله كريم : sınırsız kerem (iyilik ve kram) sahibi Allah (c.c.)
Allah-u Zülkerim الله ذو الكريم : sınırsız kerem (@yilik ve ikram) sahibi Allah (c.c.)
Allah-u Teala الله و تعالی : Yuce Allah (c.c.(
Allah-u Zülkerîm Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri sinursiz kerem : الله و ذو الكريم تعالی و تقدس حضر نفری sahibi (Zülkerim) sonsuz yüce (Taala) ve son-suz kutsal, her türlü kusur ve noksanlıklardan uzak ve arınmış (Takaddes) olan Allah (c.c.)
Allahu alem الله اعلم : )Ar.) Allah (c.c.) daha iyi sini bilir, en iyisini Allah (c.c.) bilir.
Allahu Ehad الله أحد : )Ar.) Allah (cc.) bir, bir olan Allah (c.c.)
Allahu Ekber الله اكبر : )Ar) Allah (cc) en bu-yük, en büyük olan Allah (c.c.)
Allahümme اللهم : )Ar.) Allahım!
Allahümmehfazna اللهم احفظنا : )Ar) Allahım, bizi koru
Allam علام : her şeyi tam bilen (Allah c.c.(
Allam-ül Guyub علام الغيوب : gaybleri en iyi bi-len (Allah c.c.)
allame علامه : her konuda geniş ve derin bilgisi
olan älim
allame-i asr علامة عصر : her konuda çok geniş ve derin bilgi sahibi olan son yüzyılın en bü-yük din ålimi
alläme-i Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri
her konuda : علامة بديع الزمان سعید نورسی حضرتلری çok geniş ve derin bilgi sahibi olan en büyük din alimi Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri
allame-i biadil علامة بي عديل : her konuda derin ve geniş bilgi sahibi (allâme) olan, eşi ve den gi bulunmayan (biadil) büyük âlim
allame-i cihan علامه جهان : her konuda derin ve geniş bilgi sahibi olan dünyanın en büyük ali-
mi (bilgini)
allame-i garib علامة غريب : herkesi hayrete dü şüren en büyük âlim
a'mål-i hayriye
allame- Magrib علامة مغرب : Kuzeybatı Afrika ülkelerindeki (Fas, Tunus, Cezayir) büyük ls-lam alimi
allame-i meşhur علامة مشهور : tanınmış (ünlü( büyük álim
allame-i ümmet علامة أنت : Islam dünyasının en büyük din ålimi
allame-i vakt علامة رفت : çağın en buyük âlimi
allame-i zaman علامة زمان : zamanımızın en bü
yük älimi
allame-i zifünun علامة دى فنون : çeşitli ilimlerin (fenlerin) derin ve geniş bilgisine sahip bu-yuk älim
altun-misal آلتون مثال : altın gibi
alüde آلوده : bulaşmış, karışık, karışmış, iç içe
alüfte آلفه : iffetsiz kadın, yosma, fahişe
am (m( عام : umumi, genel
a'ma (ama اعمى : kör, gözü görmeyen, görme özürlu
a'ma-i asamm اعماء اصم : kör ve sağır
amade آماده : hazır
amal آمال : emeller, hedefler, gâyeler (amaç-lar); dilekler, istekler
amal-i batila آمال باطله : boş ve manasız gâyeler, istekler
amal-i beşer(iye( آمال بشريه : insanin gâye, he-def ve istekleri
amal-i hakikiye آمال حقيقيه : gerçek emeller, ger-çek gâyeler, gerçek hedefler
amal-i nâmeşrûa آمال نامشروعه : meşrů olmayan
(din, ahlâk ve kanuna aykırı) gâye ve istekler amal-i sermediyet آمال سرمدیت : ölümsüzlük ve
sonsuz hayat ile ilgili gâyeler ve istekler
amal ü maksad آمال و مقصد : emeller, istekler gâyeler ve hedefler
amal اعمال : ameller, yapılan işler 2.yapılan ibadet ve iyilikler
a'mal-i ahiret اعمال آخرت : ahiret amelleri, öbür dünya hayatını kazandıracak iyi işler, ibadet ve iyilikler
amal-i bedeniye اعمال بدنيه : bedenle yapılan işler; bedenle yapılan ibådet ve iyilikler
a'mâl-i beşeriye اعمال بشريه : insanın yaptığı ameller; insanın yaptığı işler, ibadet ve iyilik-
ler
a'mål-i hayriye اعمال خیریه : hayırlı ameller, iyi ve sevaplı işler
a'mal-i maliye اعمال مالي : mal ve para ile yapı lan ameller (işler, ibadetler, iyilikler)
a'mal-i mükellefin اعمال مكلف : mükelleflerin yaptığı ameller; yaş, sağlık, maddi durum vs. bangından diiselerini yapmakla yü kamiu odup, kabul edilir ozurleri bulunma yanların (mükelleflerin) yaptığı işler
a'mal-i saliha اعمال صالي : salih ameller, dinin emirlerine uygun iyi ve sevaplı işler
38
amentü billahi ve bilyevmilähiri
larını düzeltici ve iyileştirici, fakat acı ve zah met verici uyarılar, äfetler, dertler, sıkıntılar
ameliyat-i cerrahiye-i nâfia عملیات جراحی نافعه hastaya yapılan faydalı cerrahlık (ameliyat)
işlemi
ameliyatı dahiliye عمليات داخليه : isteki faali
yetler, çalışmalar
ameliyatı insaniye عمليات إنسانيه : Insanlarca yapılan ameliyat, (mec.) insanların verdiği acılar, sıkıntılar, zararlar (insanların ver diği zararlar ve sıkıntılar, kader açısından mü'minler için kusurlarının affına ve daha hayırlı sonuçların doğmasına yol açar)
ameliyat-ı kaderiye عمليات قدری : kader yolu ile gelen ameliyat, (mec.) bir kısım hatâ veya gü nahların affına sebeb olan kıtlık, yağmursuz luk gibi dert ve sıkıntılar
a'mal-i uhrevi (ye( اعمال اُخروى : ahiret hayatıyla ilgili işler, iyilikler ve sevaplı işler
amcazade عموجه زاده : amca oğlu
amd عمد : niyet, kasd, istek
amden عمداً : kasten, bile bile, isteyerek
amed آمد : gelis, gelme
amel عمل : is calışma, davranış; ibadet
amel-i ahiret عمل آخرت : ahiret hayatı için ya-pılan iş ve ibadet
ameli hayır عمل خير : iyi ve sevaplı iş ve dav-ranış
amel-i salih عمل صالح : iyi ve sevaplı iş
amel-italih عمل طالع : makbul olmayan iş, ya-
ramaz iş, faydasız iş
amel-i uhrevi (ye( عمل أخرويه : ahiret hayatı ile ilgili ve onu kazandıran iş
amele عمله : isci
amele-i mümessil عملة ممثل : temsilci (mümes
sil) olarak iş yapan (melek); irade, akıl, zekâ, şuur (bilinç) bilgi, gibi güç ve yeteneklerden yoksun varlıklar adına, onların yerine iş ve ibadet eden, işleri yürütücü (melek)
amelce عملجه : ibadetçe, sevaplı iş bakımından
amelen عملا : iş yaparak, davranışla, çalışarak
ameli 1 : عملی.iş ve davranışla ilgili 2.uygula nabilir türden, pratik 3.uygulanması bakı-mından
ameliyat عمليات : .faaliyetler, çalışmalar 2. hastaya yapılan cerrahlık işlemi (operasyon)
ameliyat- cerrahiye عمليات جراحيه : hastaya yapılan cerrahlık işlemi, (mec.) günah ve kö-tülüklerle månevi olarak hastalıklı duruma gelenlere karşı Allah (c.c.) tarafından durum-
ameliyat-ı şifakârane عملیات شفا کارانه : sifa veri
ci (hastalığı iyleştirici) ameliyat
amelmande عملمانده : )çok yaşlı veya sakat ya hut hastalıklı olup) iş yapamaz halde olan
amenna آمنا : inandık, kabul ettik
amentü آمنت : )Ar.) 1."inandım" 2."amentu" sözü ile başlayan İslam'ın altı iman şartı, altı temel inanç amentü billāhi (Allah'a inan-dım)
(1), ve meläiketihi (ve meleklerine)
(2), ve kütübihi (ve kitaplarına)
(3), ve rusulihi (ve gönderdiği peygamberle rine)
(4), ve'l yevmil ähiri (ve ahiret gününe, yäni, kıyametten sonra ölmüşlerin tekrar diriltile-ceklerine ve dünyada yaptıklarından hesaba çekileceklerine)
(5), ve bil kaderi, hayrihi ve şerrihi minellahi teâlâ (ve kadere, yâni, iyi ve kötü her şeyin Allah'ın takdiri ile olduğuna inandım)
kesinlikle inandım ki (eşhedü) Allahtan baş (6), eşhedu en lå ilâhe ill'Allah (görürcesine ka ilâh (tanrı) yoktur) ve eşhedu enne Mu-hammeden abduhu ve resulûhu (ve görür-cesine kesinlile inandım ki, Hz. Muhammed O'nun kulu ve elçisidir.) (bkz.kader(
amentu billah آمنت بالله : )Ar) Allah'a (c.c.) iman
ettim
amentü billahi ve bilyevmilahiri آمنت بالله و باليوم الآخر : )Ar.) Allah'a (c.c.) ve ahiret gününe inandım
amentübillahi Vahid-il Ehad آمنت بالله واحد الأحد : (Ar.) Vahid (bir) ve Ehad (tek) olan Allah'a inandım. (bkz. Vahid, Ehad)
amentü billahillezi biyedihi melekütü külli
an'anat-ı İslamiye
amm 1 : عام genel herkes için 2 kapsayıcı, ku şatıcı 3.bütünlük halinde
amme عن : halk, toplum, herkes, kamu
amme nevalûhu ve semile ihsanuhu عم نواله و
gey آمنت بالله الذي بيده ملكوت كل شيء : )Ar.) herseyin dizgini ve idaresi elinde bulunan Allah'a (c.c.) inandım
شمال احسانه : )Ar.) O'nun (Allah'ın c.c.) verdiği rızık ve nimet canlılar dunyasında geneldir, ihsanı (iyilik ve lütfu) da hepsini kuşatmıştır
amelsiz عملر : ibadetsiz
Amerika 1 : آمریکا.on beşinci yüzyılda keşfe-dilen Dünya'nın dördüncü ve beşinci kıtaları (Kuzey Amerika ve Güney Amerika) 2.Ameri-ka Birleşik Devletleri (A.B.D.)
Amerikan 1 : آمریقان.Amerika kaynaklı 2.Ame-
rikalı
ami عامی : cahil, okumamış
amileşmek عاميلشمك : cahilleşmek
amiyane عامیانه : cahilce
amik (amika( عميق : derin
amil عامل : ameleden, iş yapan, davranışta bulunan 2.sebep; etki yapan (etken)
min : ya Rabbi, kabul et!"
amin-i daimi آمین دائمی : devamlı olarak söyle-
nen "amin" duası
amin, Allahümme amin امين اللهم آمين : kabul et Allahım, kabul et, ben de istiyorum
amir آمر : emreden, emretme yetki ve gücüne
sahip olan
Amiri Alim آمر عليم : Alim amir, her şeyi bilen ve her istediğine emrini yaptırma gücüne sa-hip olan emredici (Allah c.c.)
Muhammed'in (asm) kimlerden olduğunu s soruşturup Abdülmuttalib'i bul-mek için izin almışlardı. tleri, üzerinde kontrol etmek muşlar ve bazı işaretleri,
sonuç çıkarmakta mah
TARİHTE BUGÜN
1909-Bediuzzaman Said Nursî 31 Mart Vak'asına karıştığı iddiasıyla tevkif edildi, Divan-ı Harb-i Örfi'de yargılandı ve beraat etti.
2016-Son Şahitler'den Ali Çakmak vefat etti.
2019-Son Şahitler'den Kezban Tokpınar vefat etti.
30
SALI TUESDAY
NİSAN APRIL
BIR AYET
Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Peygambere itaat edin ki rahmete erişesiniz.
Nur Suresi: 56
BİR HADİS
Bir kötülük işlediğinde peşinden hemen bir iyilik yap ki onu silsin.
Tirmizî, Birr: 55
O Sâniin bütün makasıd-ı sanat-perverânesine hizmet eden o daire reisinin ne derece o Sâni ile münasebettar ve onun nazarında ne kadar mahbûb ve makbul olduğu bilbedâhe anlaşılır.
Ey insanlar ve cinler, Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edersiniz?
(Rahmân: 13)
BİR HADİS
Cennet ehlinin içinde bulunduğu nimet hariç her nimet geçicidir. Cehennem ehlinin üzüntüsü hariç her üzüntü sona erer.
(C. Sağîr, No: 3024)
Bütün nimetlerin başı ve nimetleri hakikî nimet yapan ve bütün zîşuuru ademin hadsiz musibetlerinden kurtaran, yalnız saadet-i ebediye olabilir. Asa-yı Musa
antikalik النيله في : antika olma durumu, (mec.) benzerine az rastlanır ve hayvet verici olma bali
anddane مردانه : inatla, inatçılıkla
apartman آپارتمان : bir kaç kath ve her katımda bir veya bir kaç daire bulunam yapı, bima
41
Aristo
hale gelmek 2 günah ve körülükleri terk ile kendini düzeltmek
عارض gelen sonradan ortaya çıkan
ane olmak عارضي أولمق : sonradan ortaya çık mak, sonradan gelip çatmak, sonradan gel-mek
apartmani ilahi آپارتمان إلهي : Allah (cc) yapsana apartman, (mec) kainat, çeşitli katlardan olu şan yerler ve gökler, bütün varlık dünyası
apasikar آپ آشکار : açıkça
gelip geçici 2 sonradan meydana gelmiş 3 ore ait olmayan
Saksakhk
عاری : armis (olumsuz şeylerden) uzak; pak, kusursuz
apolet آپولت : askeri elbisede omuz kısmına takılan rütbe işareti
ricمار ükselen
aptal آبدل : akılır, düşüncesin
ةrعار : utanma
آراء : reyler, kanaatler, görüşler
Arabi Arabça
arif عارف : bilen, tanıyan, derin bilgi sahibi
Srifi billah عارف بالله Allah (cc) tanıyan mür-şid, ermiş kişi, Allah'ı (c.c.) isim ve sıfatlarıyla üstün derecede bilen ve tanıyan
arif-i münevver
akıl ve kalbi iman ve doğru bilgi ile aydınlanmış (nurlanmış).
Arabice عربيه : Arablardaki kabule göre
Allah'ı (c.c.) gereğince bilen ve tanıyan
2.Arabçaya göre.
arifane عارفانه: månevi gerçekleri bilen ve an-
rifinifler, Allah'ı (c.c.) ve manevi
gerçekleri gereğince bilen ve tanıyanlar
Arabiyy-ül ibare عربي العبارة Arabça yanı
parçalayan kişi gibi
Arafat عرفات : Mekke'nin 25 km. kadar doğu tarafında bulunan ve hacıların Arefe günü hazır bulunup dua ettikleri kutsal yer
aram آرام : durma, dinlenme, yerleşme, rahat
etme
aramgah آرامگاه : dinlenme yeri, durulacak yer
aramgah - lezzet آرامگاه لزت : zevkli dinlenme yeri
aramsız آرام : durmadan ve dinlenmeden
Ararat Dağ آرارات طاغی : Agn Dag
araz عرض : varlığı kendinden olmayıp başka bir varlığa bağlı olan, asıl ve temel olmayan
arazi عرضی : araz olana ait, varlığı kendinden olmayıp başka bir varlığa bağı olanla ilgili
araziyet عرضیت : araz olma hali, varlığı ken-dinden olmayıp başka bir varlığa bağlı olma durumu
araziyer toprak
ardi آردی : servigillerden, kışın yapraklarını dökmeyen, yemişleri olan bir ağaç türü
arefe (arife( 1 : عرف bayramdan bir gün önce-si 2.belirli bir günden önceki gün veya belirli güne yakın günler
ari-misal آری مثال : an gibi
arinmak 1 : آرينمق.temizle
Aristo أرسطو : )Aristoteles) (m.0.384-322) Eski Yunan filozoflarının en ünlülerinden ve en bü yüklerinden biri. Eski Çağ'ın en ünlü filozofu Eflatun'un (Platon m.0.429-347) yanında eği tim gördü, öğrencilik yaptı. Aristo, o zamanki Makedonya kralınım oğlu iken sonra ünlü hü-kümdar olan İskender in özel öğretmeni odu. Onu gençlik yıllarında yetiştirdi.
Aristo zamanında felsefe ile ilimler birbirin-den ayrılmadığı için Aristo, felsefe adı altın-da mantık, metafizik ve ahlâk felsefesi (etik), siyaset (politika), devlet ve yönetim tarzları, hukuk, iktisat, eğitim, pskoloji, san'at, biyo-loji, fizik, astronomi gibi hemen her konuda araştırmalar yaptı, çağın bilgilerini topladı, üzerinde düşündü ve eserlerini yazdı. Aristo, hocası Eflatun'nun Atina'da kurduğu "Aka-demia" (Akademi) adıyla bilinen ünlü felsefe okulunun bir benzeri olan felsefe okulunu, "Lykeion" (Lise) adı ile bir fesefe kulunu kur-du. Bu okulda derslerini öğrencilerine, hocası Eflatun gibi oturarak değil de, bir yukarı bir aşağı gezinerek verdiği için okuluna "Peripa-tos" ("Gezinmeciler) okulu da denmiştir. Bu
im Arabçaya "Meşşaiyye" olarak tercüme Idiği için Aristocu (Aristo'nun görüşlerine
antikalık antika olma durumu. (mec.) benzerine az rastlanır ve hayret verici olma håli
and عند : inatçı
anudane عنودانه : inatla, inatçılıkla
apartman آپارتمانbirka katlı ve her katında mek r veya bir kaç daire bulunan yapı, bina bir
apartman-ı İlahi آپارتمان إلهى : Allah (c.c.) yapısı şan yerler ve gökler, bütün varlık dünyası olu-
apaşikar آب آشکار : açıkça
apolet آبولت : askeri elbisede omuz kısmına takılan rütbe işareti
aptal آبدال : akılsız, düşüncesiz
år عار : utanma
ara آراء : reyler, kanaatler, görüşler
Arabi عربی : Arabça
Arabice 1 : عربسيجه.Arablardaki kabule göre 2. Arabçaya göre.
Arabiyy-ül ibare عربي العبارة : Arabça yazılı parça
Arafat عرفات : Mekke'nin 25 km. kadar doğu tarafında bulunan ve hacıların Arefe günü hazır bulunup dua ettikleri kutsal yer
aram آرام : durma, dinlenme, yerleşme, rahat
etme
aramgah آرامگاه : dinlenme yeri, durulacak yer
aramgah- lezzet آرامگاه لزت : zevkli dinlenme yeri
aramsız آرامز : durmadan ve dinlenmeden
Ararat Dağı آرارات طاغی : Ağrı Dağı
araz عرض : varlığı kendinden olmayıp başka bir varlığa bağlı olan, asıl ve temel olmayan
arazi عرضی : araz olana ait, varlığı kendinden olmayıp başka bir varlığa bağlı olanla ilgili
araziyet عرضیت : araz olma hali, varlığı ken-dinden olmayıp başka bir varlığa bağlı olma durumu
arazi أراضي : yer, toprak
ardıç آرديج : servigillerden, kışın yapraklarını dökmeyen, yemişleri olan bir ağaç türü
arefe (arife( عرفه : .bayramdan bir gün önce-si 2.belirli bir günden önceki gün veya belirli güne yakın günler
ari-misal آری مثال : arı gibi
arınmak 1 : آرينمق.temizlenmek, saf ve duru
Aristo
hale gelmek 2.günah ve kötülükleri terk ile kendini düzeltmek
ariz عارض : gelen, sonradan ortaya çıkan
arız olmak عارض اولمق : sonradan ortaya çık mak, sonradan gelip çatmak, sonradan gel-
ariza عارضه : aksaklık
arızi 1 : عارضی gelip geçici 2 sonradan meydana gelmiş 3.öze ait olmayan
ari عاری : arınmış (olumsuz şeylerden) uzak; pak, kusursuz
aric عارج : yükselen
arif عارف : bilen, tanıyan, derin bilgi sahibi
arif-i billah عارف بالله Allah (cc) tanıyan mür-şid, ermiş kişi; Allah'ı (c.c.) isim ve sıfatlarıyla üstün derecede bilen ve tanıyan
arif-i münevver عارف منور : akıl ve kalbi iman ve doğru bilgi ile aydınlanmış (nurlanmış), Allahgtc.c.) gereğince bilen ve tanıyan
arifane عارفانه : mânevî gerçekleri bilen ve an-
layan kişi gibi
arifin عارفين : arifler, Allah'ı (c.c.) ve manevi gerçekleri gereğince bilen ve tanıyanlar
Aristo ارسطو : )Aristoteles) (m.0.384-322) Eski Yunan filozoflarının en ünlülerinden ve en bü-yüklerinden biri. Eski Çağ'ın en ünlü filozofu Eflatun'un (Platon m.ö.429-347) yanında eği-tim gördü, öğrencilik yaptı. Aristo, o zamanki Makedonya kralının oğlu iken sonra ünlü hü-kümdar olan İskender'in özel öğretmeni odu. Onu gençlik yıllarında yetiştirdi.
Aristo zamanında felsefe ile ilimler birbirin-den ayrılmadığı için Aristo, felsefe adı altın-da mantık, metafizik ve ahlâk felsefesi (etik), siyaset (politika), devlet ve yönetim tarzları, hukuk, iktisat, eğitim, pskoloji, san'at, biyo-loji, fizik, astronomi gibi hemen her konuda araştırmalar yaptı, çağın bilgilerini topladı, üzerinde düşündü ve eserlerini yazdı. Aristo, hocası Eflatun'nun Atina'da kurduğu "Aka-demia" (Akademi) adıyla bilinen ünlü felsefe okulunun bir benzeri olan felsefe okulunu, "Lykeion" (Lise) adı ile bir fesefe kulunu kur-du. Bu okulda derslerini öğrencilerine, hocası Eflatun gibi oturarak değil de, bir yukarı bir aşağı gezinerek verdiği için okuluna "Peripa-tos" ("Gezinmeciler") okulu da denmiştir. Bu isim Arabçaya "Meşşaiyye" olarak tercüme edildiği için Aristocu (Aristo'nun görüşlerine
Ha. Aişe der ki «Peygamber Aleyhisselâmın hastalığı ağırlaşıp ta, ağrısı şiddetlendiği zaman, benim evimde bakılmak üzre zevcelerinden tzin istedi. Onlar da, izin verdiler.
Bunun üzerine, Peygamber Aleyhisselâm, bir tarafında Abbas, diğer tarafında da, başka biri (Hz. All) olduğu halde, ayakları yer-de sürünerek çıktı. (82)
Peygamber Aleyhisselâm, için yastığının içi Izhır otundan doldu-rulmuş bir döşek serdim. (İmam-ı Azam Ebû Hanife-Müsned s. 36)
Peygamber Aleyhisselâm, eve girip te, ağrısı şiddetlendikten son-ra (83):
(Muhtelif yedi kuyu suyundan (84), üzerime, ağız bağları çözül-medik yedi Kırba su dökünüz!
Böylelikle, vücudumda biraz hafiflik bulup belki, halka vasiyette buluna bilirim.) buyurdu.
Bunun üzerine, Peygamber Aleyhisselâm, Zevcesi Hafsa'nın malı olan bir leğen içine oturtuldu.
Sonra, o kırbaların suyunu, üzerine dökmeğe başladık. Nihayet (Artık, yetişir!) diye bize işaret buyurdu (85)
Peygamberimizin Hastalığının Ne Zaman Başladığı ve Ne Kadar Sürdüğü?
Peygamberimizin hastalığı, safer ayının son gecesinde (86), çar-şamba günü (87) Bakiulgarkad kabristanına gidip evine döndükten sonra (88) başlamış (89), on üç gün sürmüştür. (90)
(82) 1hn-1 Sa'd Buhari Tabakat c. 2, s. 232, Ahmed b. Hanbel Sahih c. 1, s. 57 Müsned c. 6, s. 34, 38,
(83) İbn-i Sa'd Buhari Tabakat c. 2, s. 232, Ahmed b. Hanbel Sahih c. 1, s. 57 Müsned c. 6, s. 34, 38,
(81) İbn-i İshak, İbn-i Hişam Sire c. 4, s. 299, Daremî Sünen c. 1, s. 39
(85) Abdürrezzak Musannef c. 5, s. 430, İbn-i Sa'd b. Hanbel Müsned c. 6, s. 151, 228, Buhari Sünen c. 1, s. 39 Tabakat c. 2, s. 232, Ahmed Sahih c. 1, s. 57, Darimi
(86) İbn-i İshak, İbn-i Hişam Sire c. 4, s. 291
(87) İbn-i Sa'd Tabakat c. 2, s. 206
(88) İbn-i İshak, İbn-i Hişam Sire c. 4, s. 291
(89) İbn-i İshak, İbn-i Hişam
Sire c. 4, s. 291, İbn-i Sa'd Tabakat c. 2, s. 206
10) İbn-i Sa'd Tabakat c. 2, s. 206. Belâzüri Ensabüleşraf c. 1, s. 559, 568
Bedenle ilgili işaretlerden so men-n sonuç çıkarmakta mahir olan Mudlic kabilesi supları, Peygamberimizin ayak ak izinin Hz. İbrahim'in ayak izi ile -ki o iz Kabe be'deki aktaydı- aynı olduğunu, yani onun İbrahim A nakamında bulunmakta Aley-
2024 B
TARİHTE BUGÜN
1909-Bediüzzaman'ın
31 Mart Vak'asına karıştığı iddiasıyla tevkif edildiği haberi Cerîde-i Sôfiyye'de yer aldı.
2016-Son Şahitler'den Kemal Ural vefat etti.
Emek ve Dayanışma Günü
Yunus Emre Sanat ve Kültür haftası.
1
ÇARŞAMBA WEDNESDAY
MAYIS MAY
BİR AYET
"Eğer Allah'a iman ettiyseniz ve Ona ihlås ile teslim olmuş Müslümanlar iseniz, Ona tevekkül edin."
Yunus Suresi: 84
BİR HADİS
Genişlik ânında da, sıkıntı ânında da Allah'tan kork.
Ebu Kurretü'z-Zebîdî
Ey mağrur nefis! Sen öyle bir zaafiyet, acz, fakirlik; miskinlik gibi hallere mahalsin ki, ciğerlerine yapışan ve çok defa büyülttükten sonra ancak görülebilen bir mikroba mukavemet edemezsin.
1909-II. Abdülhamid tahttan indirildi; yerine V. Mehmed Reşad tahta geçti.
NİSAN
27 PAZAR
29
1446
ŞEVVAL
RUMI: 14 NİSAN 1441 KASIM: 171
BİR AYET
Nefislerinizi temize çıkarmayın.
(Necm: 32)
BİR HADİS
Cehennem nefse hoş gelen şeylerle, Cennet ise nefsin hoşuna gitmeyen şeylerle kuşatılmıştır.
(C. Sağîr, No: 1950)
İnsan, cibilliyeti ve fıtratı hasebiyle nefsini sever. Belki, evvelâ ve bizzat yalnız zâtını sever; başka her şeyi nefsine fedâ eder. Mabuda lâyık bir tarzda nefsini medheder. Sözler
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 502 1 Ey tüccar cemaati, bu alış verişe manasız söz ve yemin karışır, muamelenize sadaka da girsin. Hz. Kays İbni Ebu Gazve (r.a.) 502 2 Ey delikanlılar topluluğu, sizden kim evlenmek elinden geliyorsa evlensin. Zira bu, gözü haramdan korur ve ırz için de en iyi muhafazadır. Kimin de gücü yetmezse oruç tutsun. Zira bu onun için enemedir. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma) 502 3 Ey mü'minlerin kadınları, tehlil, tesbih ve takdis'e devam edin. Gaflet etmeyin ki rahmeti unutursunuz. Parmaklarınızla sayın. Bunlar sorguya çekileceklerdir ve tesbihe şehadet edeceklerdir. Hz. Hani İbni Osman (r.a.) 502 4 Ey kara haberciler, ey kara haberciler, ey kara haberciler. Sizin üzerinize korktuğum şeylerin en korkuncu riya ve gizli şehvettir. Hz. Abdullah İbni Zeyd (r.a.) 502 5 Ya Vabisa, geldin Bana iyilik ve günahtan soruyorsun. Neyi yapmandan için rahat oluyorsa o iyidir. Ne ki nefsinde tereddüt ve ihtilaç uyandırıyor o günahtır; sana insanlar fetva verse de. Hz. Vabisa (r.a.) 502 6 Ya Vasiba (r.a.), kalbinden fetva al. İyilik, kalbin mutmain olduğu ve nefsin itminan bulduğu şeydir. Günah ise, nefsini tırmalayan ve kalbe tereddüd uyandıran şeydir. İnsanlar sana fetva verse de "o doğrudur" deseler de. Hz. Vabisa (r.a.) 502 7 Ey yahudi, insan hepsinden, her ikisinin menisinden yaratılır. Erkek menisi kalındır. Ondan kemik ve sinir yaratılır. Kadının mutfesi ince nutfedir. Ondan et ve kan yaratılır. Hz. İbni Mes'ud (r.a.) 502 8 Adam keşke doğduğu yerin dışında, garib olarak ölseydi. Zira bir adam garib ölürse, o öldüğü yerle memleketi arasındaki mesafe Cennette ölçülür. (Kendine ona göre yer verilir.) Hz. İbni Amr (r.a.) 502 9 İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, adam malın kendisine nereden geldiğine, helaldan mı, haramdan mı geldiğine aldırmayacak. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 502 10 İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, ümmetim ihtilafı sırasında Benim sünnetime tutunan eliyle ateş tutan bir kimse gibi olacaktır. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma) 502 11 İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki, onların yüzleri insan yüzü, kalbleri şeytan kalbidir. Kan dökücülerdir. Çirkin hareketlerden kaçmazlar. Eğer sen onlara tabi olursan seni gözetirler. Eğer onlara güvenirsen sana ihanet ederler. Onların çocukları ahlaksız, gençleri arsız olur. Yaşlıları ise marufu emretmez, münkeri nehyetmez olur. Sünnet aralarında bid'at, bid'at ise aralarında sünnet gibidir. İdarecileri sapıktır. İşte bu zamanda Allah onlara şerlilerini musallat kılar. Hayırlıları dua eder, fakat duaları kabul olmaz. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 472 1 Ümmetimden bir taife, Allahın emrile hareket etmekte devam eder. Onlar hak üzerinde oldukları halde, kıyamet kopana kadar kendilerini terk eden ve muhalefet eden kimsenin onlara bir zararı dokunmaz. Taki Allahın emri gelinceye kadar onlar insanlara galibtirler. Hz. Muaviye (r.a.) 472 2 Ümmetimden bir taife, kendilerine düşmanlık edenlere galip oldukları halde, Hak üzerine mücadelede devam ederler. Hatta onların sonuncusu mesihüd deccal ile harp eder. Hz. İmran (r.a.) 472 3 Ümmetimden bir taife, kıyamet kopuncaya kadar yardım görmekte devam eder. Kendilerini terkedenlerin ayrılmaları da onlara bir zarar vermez. Hz. Muaviye İbni Kırra (r.a.) 472 4 Ümmetim dininde basiretli olmakta devam eder. Taki yahudiler gibi, akşam namazı için yıldız çıkmasını beklemedikçe, nasraniler gibi de sabahda yıldızların kaybolmasını beklemedikçe ve cenazeyi de sahiplerine bırakmadıkça. (Cenazeyi teşyi etmeyi bırakmadıkça) Hz. Hars İbni Vehb r.a 472 5 Hilafet beni Ümeyyede deva eder, bir defa ellerinden (Abbasilerce) süratle çakilip alınıncya kadar. Onlardan çıkınca da hayattan hayır yoktur. Hz. Sevban (r.a.) 472 6 "La ilahe illallah" kelimesi halktan gadabı men etmekte devam eder, dünyaları düzelip de dinden gideni ehemmiyetsiz görmedikçe. O zaman bu kelimeyi söylediklerinde kendilerine "Yalan söylüyorsunuz. Siz onun ehli değilsiniz" denilir. Hz. Zeyd İbni Erkam (r.a.) 472 7 Ümmet şeriatı hasene üzerine devam eder, aralarında şu üç hal zahir olmadıkça; İlim kendilerniden alınmadıkça, aralarında habis veled çoğalmadıkça, "Sakkarun" aralarında zahir olmadıkça, Dediler ki: "Sakkarun nedir?" Buyurdu ki, bunlar içmeden sarhoş olanlardır. Ahir zamanda gelirler, birbirlerile karşılaştıklarında aralarındaki selamları lanetleşmektir. Hz. Muaz İbni Enes (r.a.) 472 8 Kıyamet gününde şu beş şeyden hesap vermedikçe Adem oğlunun ayakları Rabbının huzurundan ayrılmaz: Ömrünü nerede ifna etti. Gençliğini nasıl geçirdi. Malını nasıl kazandı. Malını nereye harcadı. İlmi ile nasıl amel etti. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma) 472 9 Kulun ayakları ayrılmaz, şu dört şeyden sual olmadıkça: Ömrünü nerede ifna etti. İlmi ile nasıl amel etti. Malını nerede kazandı, nasıl harcadı. Cismini nerede çürüttü. Hz. Berze (r.a.) 472 10 Bir adama karısını niye dövüyor diye sorma. Kime itimad ediyor kime itimad etmiyor diye de sorma. Vitri kılmadan da uyuma Hz. Ömer r.a
-1885-Anadolu'nun ilk lisesi (Idadisi) Kastamonu Abdurrahmanpaşa Lisesi temeli törenle atıldı.
1984- Bediüzzaman'ın talebelerinden Molla Hamid (Ekinci) vefat etti.
2
PERŞEMBE THURSDAY
MAYIS
MAY
De ki: Ona isyan edecek olursam hiç kimse beni Allah'ın azabından kurtaramaz; Ondan başka sığınacak birisi de bulamam.
Cin Suresi: 22
BİR HADİS
Nerede olursan ol, Allah'tan kork. Kötülüğün peşinden iyilik yap ki, onu silsin. İnsanlarla da iyi geçin.
Tirmizî, Birr: 55
Ey vesveseli arkadaş! Gel, bu azîm sarayın nakışlarına dikkat et ve bütün bu şehrin zînetlerine bak ve bütün bu memleketin tanzîmâtını gör ve bütün bu âlemin sanatlarını tefekkür et.
Sana her ne iyilik erişirse Allah'tandır. Sana her ne kötülük gelirse, o da kendi kusurun sebebiyledir.
(Nisâ: 79)
BİR HADİS
Ne kötü kuldur o kul ki sonsuz büyüklük ve yücelik sahibi olan Allah'ı unutur da kendinde bir şeref var sanıp kibirlenir.
(C. Sağîr, No: 1725)
İmanın o derece kesretli hakikatleri var ki, binbir esma-i İlâhiye ve sair erkân-ı imaniyenin kâinat hakikatleriyle alakadar çok hakikatleri var. Emirdağ Lahikası
Abdülmuttalib, yaşı ilerleyip dunyadan ayrılma ihtimali arttıkça Nur Torununa daha çok bağlanıyordu. Hatta son zamanlarında, başlangıçta temenni hâlindeki, "onun peygamberliğine kadar yaşama" isteği giderek ask
TARİHTE BUGÜN
1481-Yedinci Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmed vefat etti.
- 1951-Demokrat Parti meclis grubunda din eğitiminin genişletilmesi istendi.
1978-Tarihte ilk kez bir bilgisayar ağı üzerinden yığın mesaj gönderildi.
3 CUMA FRIDAY
MAYIS MAY
BIR AYET
Iman edip güzel İşler yapanları, muhakkak ki Allah, altından ırmaklar akan Cennetlere koyar. Şüphesiz Allah dilediğini yapar.
Hac Suresi: 14
BİR HADİS
Haramlardan sakın ki, insanların en çok ibadet edeni olasın.
Tirmizî, Zühd: 2
Namazda ruhun ve kalbin büyük bir rahatı vardır. Hem cisme de o kadar ağır bir iş değildir. Hem namaz kılanın diğer mübah dünyevî amelleri, güzel bir niyet ile ibadet hükmünü alır.
Su mucize-i taamiye ve mucize-i mâiye ise, mucizeden ziyade bir keramettir; belki kerametten ziyade bir ikramdır; belki ikramdan ziyade, ihtiyaca binaen hir ziyafet-i Rahmaniyedir. Onun için, çendan dâvâ-yı nübüvvete delildir ve kalmış, bir çekirdekten bin batman hur-Hama
(asm)
Muciza
2025 BEDIU MAN TAKVIM
TARİHTE BUGÜN
1919 - İtalyanların Antalya'yı işgali.
-1945-Nazi lideri Adolf Hitler'in tabancayla intiharı.
En faziletli cihad, kişinin nefsiyle ve gayr-ı meşrů istekleriyle cihad etmesidir.
(C. Sağır, No: 725)
Bu asırda en büyük tehlike benlikten ve hodfüruşluktan ileri geldiğinden, ehl-i hak ve hakikat, mahviyetkârâne daima kusurunu görmek ve nefsini itham etmek gerektir. Emirdağ Lahikası
alabilenler na gelenle dendi KabeYIYIkm çalışan Habeş komutan ve ordusunu ak oldukları azap cinslerini kimse inkâr edemiyordu zaten. Bütün bu müstehak unlar ler, daha kısa bir süre önce gerçekleşmemiş miydi? Geçmiş kavimle inancı ile birleşince hesaptan çekinen Abdülmuttalib için Nur Torunu ahiret in bir sığına aktı. Onun yüzü suyu hürmetine Allah'ın kendisini de bağışlayac acağına tasıyordu. erin
TARİHTE BUGÜN
-672-Eyüp Sultan Hazretlerinin vefatı.
-1421-Sultan Çelebi Mehmed'in vefatı.
1920-Maarif Vekâleti
(Milli Eğitim Bakanlığı) kuruldu.
4
CUMARTESİ
SATURDAY
MAYIS
MAY
BİR AYET
Dileyen ondan öğüt alır.
Ancak Allah dilemedikçe onlar öğüt alamazlar.
Müddessir Suresi: 55-56
BİR HADİS
Allah'ın takdir ettiği rızka razı ol ki, insanların en zengini olasın.
Tirmizî, Zühd: 2
Hem peder ve valideyi şefkatle teçhiz eden ve seni onların merhametli elleriyle terbiye ettiren hikmet ve rahmet hesabına onlara hürmet ve muhabbet, Cenâb-ı Hakk'ın muhabbetine aittir.
fate su sir içindir ki, mucize i taamiye hanin-i ciz' derecesine çıkmıyor. Fakat liyet itibarıyla, hanîn-i ciz' gibi müteva o iki mucizenin cinsleri ve nevileri, kül evatir ve kesretlidir. Hem taamin bereketini rından suyun akmasını herkes göremiyor, yalnız eserlerini görüyor. Onun için fazla intişar etti.
TARİHTE BUGÜN
1909-Bediüzzaman Said Nursî 31 Mart Vak'asına karıştığı iddiasıyla tevkif edildi, Divan-ı Harb-i Örfi'de yargılandı ve beraat etti.
2016 - Son Şahitler'den Ali Çakmak vefat etti.
2019-Son Şahitler'den Kezban Tokpınar vefat etti.
NİSAN 30 ÇARŞAMBA
1446
ZİLKA'DE
RUMI: 17 NİSAN 1441
KASIM: 174
BİR AYET
Bu dünya hayatı bir oyun ve oyalanmadan başka bir şey değildir. Asıl hayata mazhar olan ise âhiret yurdudur. (Ankebût: 64)
BİR HADİS
Dünyada garip veya yolcu gibi ol. Kendini kabre girmişlerden say.
(C. Sağır, No: 3052)
Aklı başında olan insan, ne dünya umurundan kazandığına mesrur ve ne de kaybettiği şeye mahzun olmaz. Zira dünya durmuyor, gidiyor. İnsan da beraber gidiyor. Sen de yolcusun.
Ehl-i Sünnetin Peygamberimizin (asm) ana-babasının Imanları hususunda ortak kanaati Cennet ehlinden olduklarıdır. Çünkü onlar fetret devrinin insanların-dandı. Öylelere azap edilmeyeceği, İsra Suresinin 15. ayetinde belirtilmekteydi. Fetret döneminde yaşıyor olmakla birlikte, onlara kadar ulaşan şekli ile Hz. İb-rahim'in (as) tebliğine tâbi idiler, yani Haniflerdendiler. Ayrıca Peygamberimiz ba ların soyundan, temiz anaların rahminden naklo-
TARİHTE BUGÜN
-2000-Anayasa Mahkemesi başkanı Ahmet Necdet Sezer, Türkiye Cumhuriyeti'nin 10. cumhurbaşkanı seçildi.
5 PAZAR SUNDAY
MAYIS
MAY
BİR AYET
Rabbiniz sizi en iyi bilendir. Dilerse size merhamet eder, dilerse azap verir.
İsra Suresi: 54
BİR HADİS
Biri sana dil uzatır ve sende olmayan bir kusurla seni ayıplarsa, sen onu sahip olduğu kusurla dahi
ayıplama.
Müslim, Birr: 144
Her şey her şeyle bağlıdır. Bir şey her şeysiz yapılmaz. Bir şeyi halk eden, her şeyi halk etmiştir.
Öyleyse, bir şeyi yapan Vâhid, Ehad, Ferd, Samed olmak zaruridir.
Nasıl ki insan gider, disten nakleder; mesele-i şer'iye müftüden haber alınır, ve ha-mühendi bir ilaca muhtaç olsa, bir tabibe gider, hendese için muhendis
Öyle de Sahabe içinde, ehâdis-i Nebeviyeyi gelecek asırlara ders ver-anen muvazzaf idiler, bütün kuv-
TARİHTE BUGÜN
1909-Bediüzzaman'ın
31 Mart Vak'asına karıştığı iddiasıyla tevkif edildiği haberi Cerîde-i Sôfiyye'de yer aldı.
-2016-Son Şahitler'den Kemal Ural vefat etti.
Emek ve Dayanışma Günü
Yunus Emre Sanat ve Kültür haftası.
MAYIS
01 PERŞEMBE
314 1446
ZİLKA'DE
RUMI: 18 NİSAN 1441 KASIM: 175
BİR AYET
Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et...
(Tâhâ: 132)
BİR HADİS
Allah beni kullarına karşı katı ve güçlük çıkaran olarak değil, öğretici ve kolaylaştırıcı olarak gönderdi.
Bilgilerin iyi bir şekilde kullanılması, düşünce ka-biliyetinin gelişmiş olmasına bağlıdır. Umumiyetle insanlar düşünme zahmetine katlanmak istemez-ler. Herhangi bir özelliğ ile sivrilmiş olanlara tâbi olmayı tercih ederler. Bu durumda vazifeleri baş-kalarına yol göstermek olan kimseler, gerçekten doğru, tarafsız ve geniş düşünmeye, basiretli ve sağ duyulu olmaya mecburdurlar. Aksi halde dar ve sathî mantıklar içinde kalınarak yanlış hüküm-ler verilir. Büyük ve karışık problemler karşısında kalan geri ve yetersiz düşünce sahipleri durumla-rını korumak için çok defa asabîleşirler, tedhişe başvururlar veya riyaya sığınarak çeşitli maskeler kullanırlar.
★
HİKMETLİ SÖZLER
Edebin başı kişinin kendi haddini bilmesidir.
Gerçeğini idrak edemediğin şeyi inkâr etme.
Bir şey sınırını aşınca zıddına döner.
Bilginin meyvesi, bilinen şeye uygun yaşamaktır.
YanıtlaSil
Yuksel9 Mayıs 2025 05:59 Ey gönül! Kendini veznetmeye kantar ara, bul! Yürü kantarına, halis ayar ara, bul!
Ne kazandın bu mülkü fâni fenâya geleli? Serseri gezme boşa, zikr ile settar ara, bul! Saltanat, mülki konak birgün elinden gidecek, Sana bâkiyde bir ev yapacak mimar ara, bul! Seni bu nefs bir gün, dosta düşman edecek, Yürü; dil mülküne bir ehli-kumandan ara, bul! Aldanma, azizim, bu dünyanın nakşına, nakkaşına; Hazreti Adem gibi girsen hezaran yaşına, Åkıbet gelirsin bir gün şu musalla taşına, Kapatırlar seni bir hali haraba yalınız, O karanlık gecede kendine bir dost ara, bul! Ummete farz olunan; savmı, salât, haccı-zekât, Ol şefaat şerefi Ahmedi muhtar ara, bul!
Ey Cevahi; Ara gör derdine ilaç, Kevserin sâkisi olan Haydarı-Kerrar ara bul!
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 104 1 Bir müslüman, lâyıkı ile abdest aldığında ve namazını da lâyıkı ile kıldığında, namazdan çıkarken annesinden yeni doğmuş gibi çıkar. (Bütün günahları dökülür.) Hz. Osman (r.a.) 104 2 Kulun uykusunda ruhu kabzolur. Ve geri verilib verilmeyeceğini de bilmez. Vitir namazını kılıp yatması onun için daha hayırlıdır. Ayda üç gün oruç tutan, ayın hepsini oruçlu geçirmiş gibi olur. Çünkü Allah bire on sevab verir. Kul, kendisinden her "Sülâmâ"sının bir zekâtı olduğu halde sabahlar. "Sülâmâ nedir? Ya Resulallah" denildi. Buyurdu ki: "Ceseddeki her kemiğin mafsalıdır. Eğer o kul, dört secde ile iki rek'at namaz kılarsa (İşrak veya duha namazı) cesedinin zekâtını ödemiş olur. Hz. Ebud Derda (r.a.) 104 3 Kul namaza durduğunda, ona Cennet kapıları ve Rabbi ile arasında bulunan perdeler açılır. Huriler ona karşı bulunurlar, tükürmedikçe ve sümkürmedikçe. Hz. Ebû Ümâme (r.a.) 104 4 Kul bir çok zamanlar, bir çok zamanlar, bir çok zamanlar müslüman yaşar. Fakat sonunda Allah'ın gazabına uğrayabilir. Yine, ömrünü hep küfürle geçirir. Fakat sonunda Allah'ın Rahmetine uğrayabilir. Kim ki herkese gıybet ederek ve fena lâkap takarak ölürse, kıyamette, burnu ile iki dudağı arasına damga vurulur. Hz. İbni Amr (r.a.) 104 5 Kul, her harcadığından me'cur olur. Yalnız binaya harcadığından olmaz.(Fazlasına giderse) Hz. Habbab (r.a.) 104 6 Kulun, eğer azmi, meramı (tasası) dünya olursa, Allah onun meşgalesini, ihtiyacını açar, yayar. Ve ihtiyacını iki gözü arasına koyar. Akşam yatar fakir, sabah kalkar fakir. Eğer, azmi ve meramı ahiret olursa, Allah onun meşgalesini toplar. İhtiyacını kaldırır. Zenginliği kalbine verir. Zengin yatar zengin kalkar. Hz. Enes (r.a.) 104 7 Kul hasta olur, kalbi rikkat kesbeder. Günahlarını hatırlar, sinek kadar yaş döker. Bunun yüzü suyu hürmetine kendisine mağfiret olunur. Eğer kalkarsa günahlarından sıyrılıp kalkar. Ölürse mağfiret olunur. Hz. Enes (r.a.) 104 8 Kula, duadan üç şeyden biri şaşmaz; Ya günahı affolunur, ya hayrı çoğaltılır. Veyahutta işlenmiş amel ecri alır. Hz. Enes (r.a.) 104 9 Kul zulme uğradığında, intikam alamamış, yardımcı da bulamamış olduğu halde, ellerini göğe kaldırmış dua ederse, Allah ona; "Lebbeyk kulum: Ben sana dünyada ve ahirette yardım edeceğim." buyurur. Hz. Ebud Derda (r.a.) 104 10 Kul namaza durduğunda sağa sola bakarsa, ona Rabbi buyurur ki: "Ey kulum, Ben senin iltifat ettiğin şeylerden hayırlıyım." 2'inci ve 3'üncü defa bakarsa yine aynı şekilde buyurur. 4'üncü defa bakarsa ondan yüz çevirir. Hz. Huzeyfe (r.a.) 104 11 Kul bir yalan söyler ki, melek onun ağız kokusundan bir mil öteye kaçar. Hz. İbni Ömer (r.anhüma
"DİNLERİNE UYMADIKÇA YAHUDİLER DE HIRİSTİYANLAR DA ASLA SENDEN RÂZI OLMAYACAKLARDIR.
De ki: <<Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır."
1 Mart 2021 Pazartesi/ 17 Receb 1442 Hendek Gazvesi 11-24 Mart 677 "Istiklal Marşı'nın, Meclis'te Ilk Kez Okunman (1921)/ Yeşilay (Hilal-Abdarim Kurulması (1920)
2 Mart Salı/18 Receb Şah 1 Nak sibend Hazretleri'nin Vefatı (1389)/Emir Sultan'ın Vefatı (1430)/Imam Buhari'nin Vefatı (869)
3 Mart Çaryamba/19 Receb-Halife-in Kaldırılması (1724)/Diyanet Is leri Başkanlığı'nım Kurulması (19241/Tevhid i Tedrisät Kanunu'nun Çıka rılması (1924/ Vakıflar Genel MO-dürlüğü'nlin Kurulması (1924)
4 Mart Perşembe/20 Receb-Sela haddin Eyyübi'nin Vefatı (1193)/Os-manlı Hanedanı'nın Sürgüne Gön derilişi (1924) M. Es'ad Erbili Efen di'nin Wefit (1931)
5 Mart Cuma/21 Receb BM'nin, Bosna'ya Türk Askeri Gönderilme sini Kabul Edişi (1994)
6 Mart Cumartesi/22 Receb-Piri Reisin Vefatı (1554)/ Omer Seyfed-din'in Vefatı (1920)/ Imam-Hatip Okulları'nın Açılışı (1951)/ Üçüncü Cemre'nin (Toprağal Düşüşü
7 Mart Pazar/23 Receb-Artvin'in Düşman Işgalinden Kurtuluşu (1921 Istiklal Mahkemeleri'nin Kaldımlışı (1927)
Mart Pazartesi/24 Receb Pey gomberimizin Arafat'ta Veda Hutbe-si'ni Iradı (6321/Yıldırım Bayezidin Vefati (14031/Dünya Kadınlar Günü
9 Mart Salt/25 Receb- Laleli CA-mii'nin İbadete Açılması (1764)
10 Mart Çarşamba/26 Receb- Mi tac Kandili/Imam Cafer-i Sadık Haz-
"Ey îman edenler! Kendi dışınızdakileri sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten aslâ geri durmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler.
Gerçekten, kin ve düşmanlıkları ağızlarından (dökülen sözlerinden) belli olmaktadır. Kalplerinde sakladıkları (düşmanlıkları) ise daha büyüktür. Eğer düşünüp anlıyorsanız, âyetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz.
İşte siz öyle kimselersiniz ki, onlar sizi sevmedikleri hâlde siz onları seversiniz. Siz, bütün kitaplara inanırsınız; onlar ise, sizinle karşılaştıklarında «İnandık!>>> derler; kendi başlarına kaldıklarında da, size olan kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar.
De ki: <>> Şüphesiz Allah kalplerin içindekini hakkıyla bilmektedir.
Size bir iyilik dokunsa, bu onları tasalandırır; başınıza bir musibet gelse, buna da sevinirler. Eğer sabreder ve takva sahibi olursanız, onların hilesi size hiçbir zarar vermez. Şüphesiz Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır."
Şüphe doğruları bulmak için koşmaktır. Bir Şair M. Esad COŞAN Akra Fm. Günün Sohbeti
YanıtlaSil
Yuksel11 Mayıs 2025 08:56 em almak gerekir.
Şüphe, insanı rahat koymaz ama çok tehlikeden kurtarır.
Şüphe, insanı huzursuz ve rahatsız eder. Ancak şüphe saye-sinde bazı tehlikeler ve kötü olaylar önceden tespit edilebi-lir. Bu nedenle bazen şüphe çok yararlı olur.
"Sizi boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzûrumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?"
(el-Mü'minûn, 115)
***
"Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık. Onları sadece gerçek bir sebeple yarattık. Fakat onların (yani insanların) çoğu (gafletlerinden dolayı) bilmiyorlar." (ed-Duhân, 38-39)
YanıtlaSil
Yuksel15 Mayıs 2025 08:55 Rivâyete göre bir gün Hazret-i Îsâ -aleyhisselâm-:
Kendisine: "-Ölüler kimlerdir?" diye sorulunca da, şu karşılığı verdi:
"-Ölüler, dünyaya dalanlardır. (Yani canlı cenâzelerdir.)"
(Ebû Tâlib el-Mekki, Kütü'l-Kulüb, Beyrut 1426, c. I, sf, 176)
YanıtlaSil
Yuksel15 Mayıs 2025 08:58 Oruç, nâil olduğumuz sayısız nîmetlerin kadrini bildiren, o nîmetleri lutfeden Allah'a karşı şükran hisleri uyandıran, nefsânî arzu ve temâyülleri bertarâf eden, gönlü maddenin esâretinden kurtarıp "sabır" denilen en yüksek ahlâkî meziyete eriştiren bir ibâdettir.
YanıtlaSil
Yuksel15 Mayıs 2025 09:01 Allah Teâlâ şöyle buyurur:
"(Yapacağınız hayırlar), kendilerini Allah yoluna adamış, bu sebeple yeryüzünde kazanç için dolaşamayan fakirler için olsun. Bilmeyen kimseler, iffetlerinden dolayı, onları zengin zanneder. Sen, onları sîmâlarından tanırsın. Çünkü onlar, yüzsüzlük ederek istemezler. Yaptığınız her hayrı, muhakkak Allah bilir." (Bakara, 273)
ve bazen de bu ayetlerdeki ve sayılardaki muhteşem Ahenk. Bunların herbiri, çeşitli milletlerin mensubu olan birçok bahtiya-rın kalbini yumuşatmış ve onların İslâmiyetle şereflenmesine sebep olmuştur.
Işte Kaptan Cousteau, işte Cat Stevens, Roger Garaudy ve diğerleri.
Ve şimdi de Neil Armstrong.
Onun İslâmiyetle şereflenmesinin sebebi ise bambaşka ve tüyler Ürpertici.
Ay'a ilk defa ayak basan insan olmakla şereflenen bu astronot'un kalbini derinden derine gelen bir ezan sesi yumuşatacak ve onu gerçek mânâdaki yükselişe ulaştıracaktır.
Araştırma ve tercüme:
Yük. Müh. Hasan PEKŞEN
Yıl 1969 Temmuz'un 16'sı Saat 9:31
Florida'nın sıcak ve boğucu havasına rağmen 55 ülkeden 3493 muhabir ve 1 milyona yakın Insan, birkaç kilometre ötedeki za rif bir füzenin kalkışını beklemekte-
Apollo 11'in guçlü satürn motorlarından fış-kıran alev ve dumanlar, aya ilk defa ayak basa-cak olan astronotların (N.Armstrong, E.Aldrin ve M.Colins) bulunduğu füzeyi dünyadan ayırıyor.
dir. Ancak meraklılar sadece on lardan ibaret değildir ve yeryüzu nün değişik bölgelerindeki yüzmıl yonlarca insanın dikkati, o füzeye yönelmiştir
Bu kadar büyuk bir heyecana sebep olan ve belki de yaratıldığın dan beri dünyada en fazla ilgi top-layan bu hadise nedir?
Sorunun cevabını, füzelerin Ustadı olarak bilinen Wernher Von Brown'dan dinleyelim.
Şimdiye kadar ay'a yapti ğımız insansız uçuşlar, bize epеусе bilgi sağlamıştır Ancak Neil Armstrong'un aydaki ilk adımları. insanlığın yükselişinde yeni basa maklar teşkil edecektir.
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla anlamına gelen "Bismillahirrah- nânirrahîm" âyetinin adıdır. Besmeleye 'Allah'ın adını anmak" anlamına gelen 'tesmiye" de denir. Besmele, Neml sûre- sinin 30. âyetinin bir bölümü ve Fâtiha sûresinin ilk âyetidir. Tevbe sûresi hâriç diğer sûrelerin başında besmele yazıl- mıştır. Sûre başlarındaki besmeleler, müstakil birer âyettir. Ancak o sûreye dahil değildir.
YanıtlaSilPeygamberimiz (a.s.) her hayırlı işe besmele ile başlanmasını tavsiye etmiş ve "Besmele ile başlanmayan her iş be- reketsiz ve sonu güdüktür" buyurmuştur (Aclûni, Keşfü'l-Hafa, II,174). Kur'ân okumaya, bir şey yiyip içmeye ve bir işe başlanır- ken besmele çekilir. Kur'ân'da Allah'ın adı anılmadan kesilen hayvanların etleri- nin yenmeyeceği bildirilmiştir (En'âm, 6/121).
Besmele çeken insan; başka bir var- lık adına değil sadece Allah adına, O'nun rızası için ve O'nun izniyle başlı- yorum, demiş olur. Besmelede Yüce Ya-
YANITLASİL
yuksel22 Mayıs 2024 13:52
ratıcının üç ismi geçmektedir: Allah, Rahman ve Rahim. Besmele çeken Kur'ân okumuş ve Allah'ı anmış olur,
.Κ.)
BESİR
400
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
الضَّيْفُ : يَأْتِي بِرِزْقِهِ ، وَيُرْتَحِلُ بِذُنُوبِ الْقَوْمِ يُمَحِّصَ عَنْهُمْ ذُنُوبَهُمْ. ( رواه أبو الشيخ عن أبي الدرداء )
۷۲۹
729) «Misafir, rızkı ile gelir.. Giderken KAVMİN günahlarını da gö-türür. Onları günahlarından temizler..>>>>
KAVIM: Misafir edildiği topluluk manasına gelir.. Ravi: EBÜDDER. DA'dan naklen EBÜŞŞEYH.. Menkıbeleri, 9. ve 59. Hadis-i şerifte..
حرف الطاء
) رواه ابن عساكر عن السيدة عائشة )
طَاعَةُ النِّسَاءِ نَدَامَةٌ .
۷۳۰
(↓) - TI - HARFİ İLE BAŞLAYAN HADİS-İ ŞERİFLER
730) «Kadınların itaatı, pişmanlıktır..>>
**
Bir kadın yaptığı hataya nadim olunca fazla üstelemek doğru ol-maz..
**
Ravi: Hz. AİŞE'den r.a. naklen İBN-1 ASAKİR.. Menkıbeleri, 8. ve 86. Hadis-i Şerifte..
طَاعُةُ اللهِ طَاعَةُ الوَالدِ ، وَمَعْصِيَةُ اللَّهِ مَعْصِيَةُ الوالد .
( رواه الطبراني )
۷۳۱
731) «Allah'a taat; babaya itaattır.. Allah'a masiyet, babaya is-yandır.>>>
Ana ve babaya isyan nankörlüğün son haddidir.. Onlara asi olan Al-lah'a da asi olur.. TABERANÎ'den alınmıştır.. Menkıbesi, 9. Hadis-i Şe-rifte..
٧٣٢ طَعَامُ الاثنين . كافي الثَّلَاثَةِ ، وَطَعَامُ الثَّلَاثَةِ كَافِي الأَرْبَعَةَ .
( رواه البخاري ومسلم عن أبي هريرة )
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil401
732) «İki kişinin yemeği, üç kişiye yeter.. Üç kişinin yemeği, dört kişiye kâfi gelir..>>>
Çoğu zaman yemekler mevcudun ihtiyacından fazla hazırlanır.. Bu arada gelen ani misafir de doyar.. Sonra, Allah bereketini de ihsan eder..
Ravi: EBU HUREYRE'den r.a. naklen BUHARI ve MÜSLİM.. Men-kıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i şerifte..
۷۳۳ طالِبُ العِلْمِ : طَالِبُ الرَّحْمَةِ ، طَالِبُ العلم ، رُكن الإسلام ، ويُعطى أَجْرَهُ مَعَ النَّبيين .
733) «İlme talib olan aynı zamanda rahmete de tâbidir.. İlim ehli İslâmın esasını teşkil eder.. Ve ecri Peygamberlerle beraber ve-rilir..>>>
Çünkü âlimler Peygamberlerin varisleridir.. Bir başka Hadis-i Şerif, bunu anlatır.. ENES'ten r.a. naklen DEYLEMÎ rivayet ediyor.. Menkibe-leri, 1. ve 4. Hadis-i Şerifte..
طَعَامُ الْمُؤْمِنِينَ فِي زَمَنِ الدَّجَالِ طَعَامُ الْمَلَائِكَةِ : التَّسْبِيحُ وَالتَّقْدِيسُ) فَمَنْ كَانَ مَنْطِقَهُ يَوْمَئِذٍ التَّسْبِيحَ وَالتَّقَدِيسَ أَذْهَبَ اللَّهُ عَنْهُ الْجُوعِ . ( رواه الحاكم عن ابن عمر ) ٧٣٤
734) «Deccal zamanında, müminlerin gıdası, meleklerin gıdasıdır: TESBİH ve TAKDİS.. O gün bir kimsenin dilinde TESBİH ve TAKDİS olursa, Allah ondan açlığı giderir..>>
*
TESBİH ve TAKDİS'in manası: Cenab-ı Hakkı kemâl sıfatları ile muttasıf bilmektir.. Aynı zamanda SUBHANALLAH duasını baştan so-na kadar okumaktır..
**
Ravi: 1BN-1 ÖMER'den r.a. naklen HAKİM.. Menkıbeleri, 7. ve 22. Hadis-i Şerifte..
Hadis-i Şerifler, F: 26
*
**
402
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
۷۳۰ طَلَبُ العِلْمُ فَرِيضَةٌ عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ ، وَإِنَّ طَالِبَ الْعِلْمِ يَسْتَغْفِرُ لَهُ كُلُّ
شَيْءٍ حَتَّى الْحِيتَانُ فِي الْبَحْرِ .
( رواه ابن عبد البر عن أنس )
735) Allah'tan bağıs talebinde bulunur.. Denizdeki balıklar bile..>
Ravi: Menkıbeleri, 1. ve 182. Hadis-i şerifte geçen ENES r.a. ve IBN-1 ABDUL-BERR'dir.. İlme talib olanın faziletini bu Hadis-i Şerif ne-kadar güzel anlatıyor.. İş ilmin bu çeşidini bulmakta..
٧٣٦ طَلَبُ الْعِلْمِ أَفْضَلُ عِنْدَ اللهِ مِنَ الصَّلَاةِ ، وَالصِّيَامِ ، وَالْحَجِّ وَالْجِهَادِ فِي سَبِيلِ الله عَزَّ وَجَلٌ .
( رواه الديلمي)
736) «İlme talib olmak; Allah katında namazdan, oruçtan, hacdan ve Allah yolunda cihaddan daha faziletlidir..>>>>
Yani: Bilgisiz oruçtan ve namazdan... Bilgili, namaz ve oruç... Allah katında daha makbuldür, manaları çıkar.. Ravisi: DEYLEMİ'dir.. Men-kıbesi, 4. Hadis-i şerifte..
۷۳۷ طَهَّرُوا هَذِهِ الْأَجْسَادَ ، طَهِّرَكُمُ اللَّهُ ، فَإِنَّهُ لَيْسَ عَبْدٌ يَبِيتُ طَاهِراً إِلَّا بات معه مَلَكُ في شِعارِهِ (۱) لا يَتَقَلَّبُ سَاعَةً مِنَ اللَّيْلِ إِلَّا قَالَ : اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِعَبْدِكَ ، فَإِنَّهُ بَات طَاهِراً .
( رواه الطبراني عن ابن عمر )
(1) أى ثوبه الرقيق الذى يلى جسده . والدثار هو الثوب الذي يليه .
737) «Bu cesetleri temizleyiniz ki; Allah-ü Taâlâ sizi pâk eylesin.. Pâk ve temiz yatan bir kulun mutlaka gömleği içinde bir me-lek bulunur.. Gecenin değişen her saatinde o melek şu duayı yapar:
Allahım, şu kulunu bağışla; çünkü o, temiz yattı..>>
Yani: Abdestli ve tevbe istiğfar ederek yatınız.. Zira temizlik, sadece dış temizliği değildir.. TABERANI, IBN-İ ÖMER'den r.a. naklen rivayet eder.. Menkıbeleri, 7. ve 9. Hadis-i şerifte..
VE VAARERE
YanıtlaSil۷۲۸ خرى تتعلمين ، أولية تتابع الهذي الجل منهم كل بيت الله رود أبو عليم من توران)
Her karand Fitne
A
Tan Chilar yerine Celine fine fe
A
BERANDUNUATM 200
٧٣٩ خول من بين الى عين الله الدين إذا أَصلُوا التي قيلوا وإذا لمالية بدكوة، والين مكنون الناس تحكيم الألميهم.
( رواه الحكيم من عائلة )
735) Allah' gölgesine er kavuşanlara mübarek olsun.. Onlar öy le kiemelerdir ki Kendilerine hak arredikligi raman kabul eder lee.. Baryey seraugu zaman, esirgemeden söylerler... Ve onlar, öyle kimselerdir ki, insanlara hakimlik ettikleri za man, kendilerine hükmediyormuş gibi yaparlar..
Omabe Hak berdebatan safina katan Hakkı kabul etmek... Rotigasi esirgek Ve Insanlara kimi gibi muamele etmek...
Eva Almanakin TIRMIZI Meckiblari, 8. ve 13. Kallei Serifte.
٧٤٠ طوبى لبين بات حاجا وأصبح ماريا : رجل مشكور در جمال مختلف قابع بالقيم من الدنيا يدخل عليهم ضاحكاً ، وتخرج منهم ضاحكة . موالذي نفسي بيديو ، أنهم هم الحاجونَ النارُونَ فِي سَبِيلِ الله مَرَّ وَجَلٌ . ( رواه الديني من أبي هريرة )
404
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
740) «Bir hacı olarak akşamlayan ve bir gazi olarak sabahlayan kim-seye MUBAREK OLSUN..
Bu öyle bir kimsedir ki: -Halk arasında saklıdır.. Ço-luk çocuk sahibi ve AFIF'tir.. Dünyada aza kanaat eder.. Çoluk çocuğunun arasıma gülerek Katılır, yanlarından gülerek çıkar.. Varlığın elinde olana yemin ederim ki; böyleleri, Allah yolun da hem hacı hem de gazidirler..>>
TUBA kelimesini; MÜBAREK OLSUN, şeklinde tercüme ediyoruz. Bu kelimeyi Rumuz Şerhi de bir Hadis-i Şerifin işaretine dayanarak şöy le tercüme eder; IBN-İ ÖMER'den naklen:
TUBA, cennette bir ağaçtır.. Uzunluğunu yalnız Allah-ü Taälä bilir.. Şu var ki, bir suvari onun dallarından birinin altında yetmiş sene yürür..
AFIF: İnsanlara yüz suyu dökmeyen ve harama bakmayan, manaları-nadır..
٧٤١
طُوبَى لِمَنْ تَوَاضَعَ فِي غَيْرِ مَنْقَصَةٍ ( وَذَلَّ فِي نَفْسِهِ مِنْ غَيْرِ مَسْكَنَةٍ ، وأنفَقَ مِنْ مَالِ جَمَعَهُ في غَيْر مَعْصِيَةٍ ، وَخَالَطَ أَهْلَ الْفِقْهِ وَالْحِكْمَةِ ، وَرَحِيم أَهْلَ الذُّلِّ وَالْمَكَنة . طُوبَى لِمَنْ ذَلتْ نَفْسَهُ ، وَطَابَ كَسْبُهُ ، وَحَسُنَتْ سريرتُهُ ، وَكَرُمَتْ عَلا نَيْتُهُ ، وَعَزَلَ عَنِ النَّاسِ شَرَّهُ . طُوبَى لِمَنْ عَمِلَ بعلميه ، وأَنفَقَ الْفَضْلَ مِنْ مَالِهِ ، وَأَمْسَكَ الْفَضْلَ مِنْ قَوْلِهِ . (رواه البخاري) (۲) أى بأن لا يضع نفسه بمكان يزرى به
741) «Kendini küçük düşürmeden tevazu edene, mübarek olsun.. Bir pintilik göstermeden zelil-gibi durana mübarek olsun.. Mal cem edip, masiyetin gayrı yerde sarf edene, fıkıh ve hikmet eh-li ile oturup kalkana.. Zavallılara ve miskinlere şefkat gösterene, mübarek olsun..
Nefsini zelil edene, kazancını pâk tutana, içini güzel, dışımı ke-rim kılana ve şerrini insanlardan alana mübarek olsun..
İlmi ile âmil olana, malının fazlasını dağıtana, fuzuli sözünü tu-
tana mübarek olsun..>>>>
Bilhassa son cümle üzerinde duralım.. Bildiği ile amel etmek.. Fazla malı dağıtmak.. Fuzuli konuşmayı terk.. Bunlar, tam bir iman sahibinin noksansız vasıflarıdır.. Gayret edelim; Cenab-ı Hak bizi de onlardan kıl-sin..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSilKavi: BUHARI.. Menkibesi, 2. Hadis-i şerifte..
405
٧٤٢ طُوبَى مِنْ شَغَلَهُ عَيْبُهُ عَنْ عُيُوبِ النَّاسِ ، وَأَنْفَقَ الْفَضْلَ مِنْ مَالِهِ وَأَمْكَ الْفَضْلَ مِنْ قَوْلِهِ ، وَوَسِعَتْهُ السُّنَةُ ، فَلَمْ يَعُدْ (۱) عَنْهَا إِلَى الْبِدْعَةِ ) .
(1) أى لم يجاوز .
(۲) هي الرأى الذى لا أصل له من كتاب ولا سنة
( رواه الديلمي عن أنس )
742) «Aybı; kendisini insanların ayıpları ile meşgul olmaktan alana.. Malının fazlasını dağıtana.. Fuzuli sözünü tutana.. Sünnet ken-disine yetene ve onu bırakıp bidata sapmayana mübarek olsun.>
Önce insan nefsanî kusurlarını tesbit edecek.. Kendi aybını bırakıp insanların kusurlarını araştırana yazık olur..
***
Ravi: ENES'ten r.a. naklen DEYLEMİ.. Menkıbeleri, 1. ve 4. Hadis-i Şerifte..
طُوبَى لِمَنْ مَلَكَ السَانَهُ ، وَوَسِعَهُ بَيْتُهُ ، وَبَكَى عَلَى خَطِيئَتِهِ
) رواه الطبراني عن توبان )
٧٤٣
743) «Diline hâkim olana.. Evi kendisine yetene ve hatalarına ağla-yana mübarek olsun..>>>
En büyük fazilet dile sahip olmaktır.. Bir zatın dediği gibi: Bülbü-lün çektiği dili belâsıdır..
**
RAVI: SEVBAN'dan naklen TABERANI.. Menkıbeleri, 9. ve 299. Hadis-i şerifte..
٧٤٤
طُوبَى لِمَنْ وَجَدَ فِي صَحِيفَتِهِ اسْتِغْفَاراً كَثِيرًا .
) رواه ابن ماجه )
744) «Sahifesinde çokça istiğfar bulunana mübarek olsun..>>
400
YanıtlaSilHADIR-I BERIFLER
Yant: Amel defterinde., Yani bu Alemde hatalarına, çok çok Allaw. tan bağın talebinde bulunana ne mutlu, Bir bagka Hadis-i Berifin delale tine göre: latiğfar, büyük günahları eritir.. eritir., bitirir..
Ravi: IBN-I MACE.. Menkibent, 68. Hadin-1 Borifte...
طلوبى شجرة في الجنة ، مسيرة مائة عام ، ثِياب أهل الجنة الخرج من ( رواه ابن حبان من أبي سعيد ) اكمامها . ٧٤٥
745) «TUBA, cennette bir ağaçtır.. Uzunluğu yüz yıllık yoldur.. Ehl-i cennetin elbiseleri onun çiçek tomurcuklarından çıkar..n
Daha önce de anlattığımız gibi TUBA kelimesi yerine göre: MÜBA-REK OLSUN.. Şeklinde de tercüme edilir.. Burada bizzat TUBA ağacının kendisi anlatılıyor..
Ravi: EBU SAID, r.a. ve İBN-1 HIBBAN.. Menkıbeleri, 65. Hadis-i Şerifte.
٧٤٦ طُوبَى شَجَرَةٌ فِى الْجَنَّةِ . غَرَسَهَا اللهُ بِيَدِهِ (۳) وَنَفَعَ فِيهَا مِنْ رُوحِهِ ، وَإِنَّ أعصابها لتَرَى مِنْ وَرَاء أَسْوَارِ الْجَنَّةِ ، تُلْبِتُ الْحَالِي ، وَالنَّمَارُ مُنْهَدِّلَهُ (1)
) رواه ابن مردويه عن ابن عباس)
على أفواهها .
(۳) أي قدرته .
(1) أى متدلية على أفواه أهلها
746) «TUBA, cennette bir ağaçtır.. Allah onu kudret- eliyle dik-ti.. Ve ona, ruhundan üfledi.. Dalları cennetin duvarları ardın-dan görülür.. Onda cennetin ziyneti biter ve meyveler olur.. İn-sanlarım ağızlarına kadar gelir..>>
Ashap anlatıyor:
- Bu ağaç Peygamber S.A. efendimizin cennetteki köşkündedir.. Ve cennette bulunan her müminin evine bu ağaçtan bir dal sarkar..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil407
Ravi: IBN-I ABBAS'tan r.a. naklen IBN-1 MÜRDEVEYH.. Menkibe-Jerl. 42. ve 192. Hadis-i Şerifte..
( رواه أبو هريرة )
الطَّاعِمُ الشَّاكِرُ الصَّابر الصائم .
٧٤٧
*
***
747) «Şükrederek yiyen, sabredip oruç tutan gibidir..>>
Burada, oruca gücü yetmeyen kimse, nafile oruçlar kasdedilmekte-dir. Özürsüz olarak ramazan orucunu yiyenler, bilākis şiddetli ceza göre-cektir..
Ravi: EBU HUREYRE.. Menkıbesi, 5. Hadis-i Şerifte..
٧٤٨ الطهُورُ شَطْرُ الإِيمَانِ ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ تَمْلأُ المِيزَانَ ، وَسُبْحَانَ اللَّهِ وَالْحَمْدُ لِلهِ تملان مَا بَيْنَ السَّماءِ والأَرْضِ ، وَالصَّلاةُ نُورٌ ، وَالصَّدَقَةُ بُرْهَانُ ، وَالصَّبْرُ ضياء ، وَالْقُرْآنُ حُجَّةٌ لَكَ أَوْ عَلَيْكَ ، كُلُّ النَّاسِ يَنْدُو ، فَبَائِعُ نَفْسَهُ فَمعتقها . أَوْ مُوبِقها .
( رواه أبو مالك الأشعرى )
748) «Temizlik, imanın yarısıdır..
Allah'a hamd, MİZAN'ı doldurur..
Allah sübhandır ve hamd ona mahsustur; cümlesi yerle semâ arasını doldurur..
Namaz, nurdur..
Sadaka, bir bürhandır..
Sabır, aydınlıktır..
Kur'an lehinde veya aleyhinde bir hüccettir..
Bütün insanlar sabahlar; nefsini sataraktan.. Ya onu kurtarıcı, ya da hlâk edici olarak..>>>>
**
MİZAN: Bu bir ölçü âletidir.. Kıyamet günü onda hatalar ve savab-lar tartılacaktır.. Sağ tarafına sevab; sol tarafına da hatalar konacak.. İşte o zaman Allah'a tam manasiyle hamd edenler kurtulacaklar.. Haliy-le bu hamd, burada yapılacak..
Bu mizanın şeklini ancak Allah-ü Taâlâ bilir..
Ravi: EBU MALİK'ÜL-EŞ'ARI.. Menkıbesi, 155. Hadis-i şerifte
408
YanıtlaSilHADIS-1 ŞERİFLER
الطَّاعُونُ ، وَالْفَرَقُ ، وَالْبَطْنُ ، وَالْحَرَقُ ، وَالثَّفَاءِ : شَهَادَةُ الأُمِّي .
٧٤٩
**
**
) رواه صفوان بن أمية )
749) «Veba, boğulma, kolera, yangın ve doğumun sebeb olduğu ölüm. ler, ümmetim için şehadettir..>>
Yani: Bu âfetler ve doğum sebebiyle ölenler, şehid olurlar.. Ancak, su-nu da unutmamalı ki, şahadet mertebesi müminler içindir.. İmansızlar ne şekilde ölürlerse ölsünler, şehadet mertebesini bulamaz, cehenneme gi. derler..
Ravi: SAFVAN b. ÜMEYYE.. Sahabedir.. EBU VEHE künyesi ile
bilinir.. Babası Bedir conginde öldürüldil.. Huneyn vakası sıraları İslâm'a girdi..
Müellefe-i Kulubdandır.. Hicretin 43. yılında vefat etti.. Allah ondan razı olsun..
( رواه مسلم وأبو داود والنسائي )
750) «İtaat, maruftadır..>>
الطَّاعَةُ في المَعْرُوف . ٧٥٠
Bu, şu demektir ki yalnız meşru şeylerde itaat olur.. Ravi: NESEI, EBU DAVUD ve MÜSLİM.. Menkıbeleri, 5. 11. ve 13. Hadis-i Şerifte..
٧٥١ الطَّاعُونُ بَقِيَةُ رِجْرٍ ، أَوْ عَذَابٌ أُرْسِلَ عَلَى طَائِفَةٍ مِنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ ؛ فَإِذَا وَقَعَ بِأَرْضِ، وَأَنْتُمْ بِهَا ، فَلَا تَخْرُجُوا مِنْهَا فِرَارًا مِنْهُ ، وَإِذَا وَقَعَ بِأَرْضِ ( رواه الشيخان ) وَلَسْتُمْ بِهَا ، فَلَا تَهْبِطُوا عَلَيْهَا .
751) «TAUN, bir zahmettir.. Ya da İsrailoğullarından bir kısmına gönderilen bir azab..
Bir yerde TAUN vak'ası olur ve siz orada bulunursanız, oradan çıkıp gitmeyiniz.. Şayet sizin bulunmadığınız bir yerde TAUN vak'ası olursa, oraya da gitmeyiniz..>>>
Şöyle anlatırlar:
- Hz. Ömer r.a. Şam'a doğru yola çıkmıştı.. Yaklaştığı zaman ora-da TAUN yani veba hastalığının bulunduğunu haber aldı.. Ve hemen ora-dan geri döndü..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSilAllahın takdirinden mi kaçıyorsun?..
Diyenlere şöyle buyurdu:
Allahın bir takdirinden, diğer takdirine kaçıyorum.. Bu Hadis-i Şerif bize karantina üsülünü öğretmektedir..
**
Ravi: BUHARI ve MÜSLİM.. Menkıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i Şerifte..
٧٥٢ طُهُورُ إِنَاهُ أَحَدِكُمْ إِذَا وَلَغَ فِيهِ الْكَلْبُ أَنْ يَفْسِلَهُ سَبْعَ مَرَّاتٍ ، أَولَاهُنَّ ( رواه مسلم ) بالتراب .
752) «Herhangi biriniz, köpek yaladığı zaman, kabının temizlenme-sini yedi defa yıkamakla sağlar.. En iyisi toprakla oğmaktır..>>>
Yani: Sadece yıkamak kâfi değildir.. Kumla da oğmalıdır..
İmam-ı Şafii bu Hadis-i Şerif gereğince, köpeğin yaladığı kabı mut-laka kumla oğmayı şart koşar.. Yani, yedi yıkayışta da, kaba iyice kum sürmek..
** *
Ravi: MÜSLİM.. Menkıbesi, 5. Hadis-i Şerifte..
حرف الظاء
( رواه البخاري ومسلم عن ابن عمر )
٧٥٣ الظُّلْمُ ظُلُمَاتِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ .
(↓) - ZI - HARFİ İLE BAŞLAYAN
HADİS-İ ŞERİFLER
753) «Zulüm: Kıyamet günü zulmetler doğuracaktır..>>>
Zalimler kıyamet günü nursuz olacak ve karanlıkta kalacaklardır..
**
Ravi: İBN-İ ÖMER'den r.a. naklen BUHARI ve MÜSLİM.. Menkibe-leri, 2. 5. ve 7. Hadis-i Şerifte..
409
410
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
٧٥٤ الظلْمُ ثَلَاثَةٌ : فَظَلْمُ لا يَغْفِرُهُ اللَّهُ ) وَظُلْمٌ لَا يَتْرُكُهُ ، فَأَمَّا الظُّلْمُ الَّذِي لَا يَغْفِرُهُ : فَالشَّرْكَ ، قَالَ اللَّهُ تَعَالَى : ( إِنَّ الشَّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌ ) . وَأَمَّا الظُّلْمُ الَّذِي يَغْفِرُهُ اللَّهُ ، فَظَلْمُ العِبَادِ أَنفُسَهُمْ فِيَا بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ رَبِّهِمْ.
وَأَمَّا الظُّلْمُ الَّذِي لَا يَتْرُكُهُ اللَّهُ ، فَظَلَمُ الْعِبَادِ بَعْضُهُمْ بَعْضًا حَتَّى يُدير
لِبَعْضِهِمْ مِنْ بَعْضَ .
( رواه الطيالسي عن أنس )
(۱) ههنا سقط وامل الصواب : فظلم لا يغفره الله . وظلم لا يتركه كلما يدل عليه
سابق الكلام ولاحقه .
(۲) أي يأخذ .
754) «Zulüm üç çeşittir: Allah'ın bağışlamayacağı zulüm.. Kulunun yanına bırakmayacağı zulüm..
a) Allah'ın bağışlamayacağı zulüm odur ki: Şirk ola.. Çünkü Allah-ü Taalà:
- Şirk, büyük bir zulümdür..
Buyurdu..
b) Allah'ın bağışlayacağı zulüm odur ki: Kulların nefislerine yapılmış zulüm ola.. Rabları ile kendi aralarında kala..
c) Allah'ın, yanma bırakmayacağı zulüm ise: Kulların birbiri-ne zulmüdür.. Taa biri diğerinden hakkını alıncaya kadar..>>
Bu Hadis-i Şeriflerin başında:
Zulüm üç çeşittir..
***
Dedikten sonra sadece a) ve c) benlerinde sayılan zulümlerin özeti yapılmaktadır.. Bu arada b. bendinde belirttiğimiz:
b) Allahın bağışlayacağı zulüm...
Cümlesinin özeti yoktur.. Ama izahı var..
Tercümemize esas aldığımız eserin dip notunda da belirtildiği gibi bu
özet olarak bulunması gereken cümle, ya ravi tarafından unutulmuş; ya da esere geçmemiştir..
Ravi: ENES'ten r.a. naklen TAYALİSİ.. Menkıbeleri, 1. ve 17. Ha-dis-i şerifte..
٧٥٥ الظهرُ (1) يُرْكَب (۲) بِنَفَقَتِهِ ، إِذَا كَانَ مَرْهُونَا ، وَلَبَنُ الدَّرِّ يُشْرَبُ یر
VE VAAR ÖRNEKLERI
YanıtlaSilينه ، إذا كان مرهونا ، وَعَلَى الَّذِي يَرْكَبُ وَيُشرب الا الله ( رواه أبو هريرة)
(1) أي ظهر الدابة الرهونة .
(۲) ای بركه وينفق عليه أو المراد الرئيس له ذلك بإذن الراهن
(۳) أي ذات الضرع
(1) إذا كان أى الحيوان المليون.
(5) فالمرهون لا يهمل ومنافعه لا تعطل بل ينتفع به الراهن وينفق عليه .
5) Emanet bırakılan hayvana NAFAKA'sını temin şartı ile bi
Emanet bırakılan sütlü hayvanın NAFAKA'sını temin şartı ile sütü içilebilir..
Binene ve içene NAFAKA da düşer...
Yandi Emanet brakılan bir binek hayvanı ya da sütil bir hayvan, yiyeceği ve içeceği verildikten sonra, aşırı gitmeden binek hayvanı ise, Mumekte; süt hayvanı ise, sütünü içmekte bir beis yoktur..
Ravi: EBU HUREYRE, ra. Menkibesi, 5. Hadis-i şerifte...
حرف المين
٧٥٦ قائد المريض تخوض في الرَّحمَةِ ، فَإِذَا جَلَسَ عِندَهُ فَمَرَكَهُ الرحمة . ( رواه أحمد عن أبي أمامة )
)ع( - AYIN - HARFİ İLE BAŞLAYAN
HADİS-İ ŞERİFLER
756)
«llastayı ziyaret eden rahmete dalar.. Yanında oturduğu zaman kendisini rahmet kaplar.....
411
Hasta ziyareti İslam dininde çok önemlidir ve sevabı çoktur.. Şu var ki, hastanın yanında çok oturmamaya ve onu üzmemeye dikkat etmelidir.. Sonra arvab kalmaz...
misti.
YanıtlaSilPeygamal Cenab-ı Hak ise sonsuz hikmeti ve keremiyle Resul-i Ekrem Peygamber Efen-atlik duygusunun nun rencide olmasına izin vermemek için anne dilemişti. Onların, peygamberimiz
211(m) Hayah
TARİHTE BUGÜN
2024 BDO
BİR AYET
1928-Pakistanlı İslâm Şairi Muhammed Ikbal'in vefatı.
1944-Fransa'da kadınlar oy kullanma hakkını elde etti.
• 1994 - İlk Güneş dışı gezegenler keşfedildi.
21
PAZAR SUNDAY
Sonunda Onun huzuruna döndürüleceksiniz.
Bakara Suresi: 28
BİR HADİS
Bir yerde zina açıkça işlenip faiz açıkça yendiğinde ora halkı Allah'ın azabının gelmesine sebep olmuşlardır.
Taberanî
NİSAN APRIL
Sizin âzâlarınız içinde en kıymettar göz ve kulaklarınızın mâliki kimdir? Hangi tezgâh ve dükkândan aldınız? Bu lâtif, kıymettar göz ve kulağı verecek ancak Rabbinizdir.
Sözler
HİCRİ: 12 ŞEVVAL 1445 - RUMI: 8 NİSAN 1440
KASIM: 166-GÜN: 112 KALAN: 254 - GÜN. UZ.: 3 DK
2025 BEDİÜZZAMAN TAKVİMİ
YanıtlaSilTARİHTE BUGÜN
• 1909- Bediüzzaman'ın "Lemean-ı Hakikat ve İzale-i Şübehat" başlıklı makalesinin son bölümü ile "Biraderim Derviş Vahdeti Beye başlıklı yazısı Volkan'da yayınlandı.
• 1909-Bediüzzaman'ın "Kahraman Askerlerimize" başlıklı makalesi Mizan gazetesinde yayınlandı.
NİSAN 15 SALI
17 1446
ŞEVVAL
RUMI: 2 NİSAN 1441
KASIM: 159
BİR AYET
Yeryüzünü bir döşek, dağları birer kazık yapmadık mı? Sizi de çift çift yaratmadık mı?
(Nebe': 6-8)
BİR HADİS
Çokça tefekkür edin ve ibret alın.
(C. Sağîr, No: 2731)
Adâlet-i Kur'âniye âlem kapısında durup, ribâya, "Yasaktır, girmeye hakkın yoktur" der. Beşer bu emri dinlemedi, büyük bir sille yedi. Daha müthişini yemeden, dinlemeli!.. Mektubat
Imcak
Günes
Ööla
İkindi
Aksam Yatsı
Imsak Günes Öğle Ikindi Akeam Vater
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
121 1 Kıyametin önü sıra yalancılar vardır. Onlardan sakının. Hz. Câbir İbni Semure (r.a.)
121 2 Kıyametin önü sıra hilekâr seneler vardır. O zamanlarda emin adamlara töhmet, haine emniyet edilir. Ve emin susturulur. Yalancıya emin nazarı ile bakılır. Ve "Rüveybida" söz sahibi olur. "Rüveybida kimdir?" diye soruldu. Ammenin işleri hakkında söz sahibi olan sefih kimsedir." buyuruldu. Hz. Avf İbni Malik (r.a.)
121 3 Kıyametin önü sıra deccal ve onun önü sıra da 30 kadar veya daha fazla yalancı gelir. Bu yalancıların alâmetleri soruldu. Buyuruldu ki: "Onlar sizde olmayan adetler getirirler ve diyanetinizi o âdetlerle değiştirirler. Bunları gördüğünüzde onlardan sakının ve onlara düşman olun. Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
121 4 Kıyametin önü sıra tanıdık kimselere selâm vermek âdet olur. Ticaret meydan alır, o derecede ki, kadın erkeğine yardımcı olur. Akraba yoklamaları kalkar ve yalancı şahidler çıkar, gerçek şahidlik gizlenir, muharrirler ise çoğalır. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
121 5 Kıyametin önü sıra karanlık geceler gibi fitneler vardır. O fitne devrinde adam sabah mü'min, akşam kâfir olur. Ve akşam mü'min sabah ise kâfir olur. O zaman oturan, ayakta durandan hayırlıdır. Ayakta duran yürüyenden hayırlıdır, yürüyen ise koşandan hayırlıdır. O devirde okların yayını kırın, kirişlerini koparın, kılıcınızı da taşa vurun, evinize çekilin. Birinizin evine girilse ve üzerinize varılsa o zaman Adem (a.s.)'ın iki oğlundan hayırlısı gibi olun. (Yani öldürülen gibi.) Hz. Ebû Mûsa (r.a.)
121 6 Yeryüzünde Allah'ın evleri mescidlerdir. Ve oraya gelene ikramda bulunmak Allah'ın kendi üzerine aldığı bir haktır. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
121 7 Cebrail (a.s.) Benî Ademin ihtiyaçlarını yerine getirmeye memur edilmiştir. Kâfir dua ettiğinde Allah buyurur: "Bunun isteğini vererek ağzını kapatın. Duasını işitmek istemiyorum." Hz. Câbir (r.a.)
121 8 Rabbim Tebareke ve Teala hazretleri Kur'an'ı Bana bir vecihle okumak üzere gönderdi. Ben de ümmetime kolaylık olması için iade ettim. İki vecih yapıp gönderdi. Ben yine, ümmetime kolaylık olması için, tekrar iade ettim. Bunun üzerine yedi vecihle okunmak üzere tekrar gönderdi ve: "Reddin için istiyeceğin üç dilek vardır" buyurdu. İki defa, "Allahümmeğfir li ümmetî" dedim. Üçüncüyü ise öyle bir güne bıraktım ki o gün bütün halk ve hatta İbrahim (a.s.) bile Bana gıpta eder. Hz. Ubey İbni Kaab (
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
YanıtlaSil122 1 Cebrail (a.s.) firavunun ağzına toprak tıkıyordu. "Lâ ilâhe illallah" deyip de mağfiret görmesin diye. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
122 2 Allah (z.c.hz.) üzerine, dünyaya ait yükselttiği şeyi düşürmek haktır. Hz. Enes (r.a.)
122 3 Tabiinin en hayırlısı, öyle bir Üveysi (Veysel Karani) vardır ki, o annesine sadıktır. Allah'a and verse Allah onun andını geri çevirmez. Onun elinde bir beyazlık vardır. Ona rastlarsanız sizin için istiğfar etmesini isteyin. Hz. Ömer (r.a.)
122 4 Tedavide kullandığınız şeylerin en hayırlıları Ledûd (ağız ağrılarında), enfiye, hacamat, müshil ve ismit (sürme)''. İsmit gözü açar ve kirpikleri besler. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
122 5 Bir adamın din kardeşi için gıyabında yaptığı dua müstecab olur. Ve dua edenin başında bir melek "amin" der. Ve "Sana da bir o kadar" diye söyler. (Diğer bir hadiste, Meleğin "amini" geri dönmez buyurulmaktadır) Hz. Ebud Derda (r.a.)
122 6 Allah (z.c.hz.) ile mahlûku arasında nurani veya zulmani yetmiş bin hicab vardır. Kim bu hicabı aşan bir şey hissederse mahv olur. Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
122 7 Allah (z.c.hz.)'nin zikri şifa, insanların zikri ise derttir. Hz. Mekhul (r.a.)
122 8 Aklın başı insanlarla sevgi tesis etmektir. Sakalının hafif olması insan için saadettendir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
122 9 Allah (z.c.hz.) kulunun: "Rabbiğfirlî zünûbî" demesinden hoşlanır. Ve buyurur ki: "Kulum Benden başkasının günahlarını afv edemiyeceğini biliyor." Hz. Ali (r.a.)
122 10 Rabbınız Celle Şânuhû Rahimdir. Kim ki bir iyilik yapmak ister de yapamaz ise ona bir sevap yazılır. Yaparsa, 10 ilâ 700 misli veya daha fazla sevab yazılır. Kim bir kötülük yapmak ister de yapmaz ise bir sevab, yaparsa bir günah yazılır. Allah isterse onu da affeder. Allah'ın muamelesinde helâk olacak adam, mahvolmaya lâyık olan adamdır. Hz. İbni Abbas (r.anhüma
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
213 1 Sahur berekettir. Öyle ise, bir yudum su içmekle de olsa, onu bırakmayın. Zira Allah ve melekleri sahur yiyene selat ederler. Hz. Ebû Said (r.a.)
213 2 Cömertlik, Ulu Mevlanın huyudur. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
213 3 Cömertlik, cennet ağaçlarından bir ağaçtır. Dalları dünyaya sarkmıştır. Kim bu dallardan birine tutunuyorsa, bu dal onu Cennete götürür. Hasislik te Cehennem ağaçlarından bir ağaçtır. Dalları dünyaya sarkmıştır. Kim de bu dallardan birine yapışırsa, o dal da onu Cehenneme çeker. Hz. Ali (r.a.)
213 4 Cömertlik, Cennette biten bir ağaçtır. Cömertliğin gireceği yer, ancak Cennetir. Hasislik ise Cehennemde yetişen bir ağaçtır. Hasisin gireceğin yer ise Cehennemdir. Hz. Abdullah İbni Ci(r.a.)d (r.a.)
213 5 Cömert Allah'a, insanlara ve Cennete yakındır. Cehennemden de uzaktır. Cimri ise Allah'dan, insanlardan ve Cennetten uzaktır ve Cehenneme yakındır. Cahil cömert, Allah (z.c.hz)'lerine hasis abidden daha sevimlidir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
213 6 Cömert, ancak Allah'a hüsnü zannı olduğundan cömertlik yapar. Hasis ise ancak Allah'a sui zannı sebebiyle cimrilik yapar. Hz. Ebû Ümâme (r.a.)
213 7 Cahil cömert Allah'a, alim olan bahilden daha sevgilidir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
213 8 Yürüyüşte sürat müminin kıymetini giderir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
213 9 Gizli aşikareden efdaldır. Ancak, örnek olmayı ümid ederse aşikarelik gizliden efdaldir. (Sadaka ve ibadet hususlarında) Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
213 10 Bütün saadet, Allah'ın ibadetinde ömür uzunluğudur. Hz. İbni Ömer (r.a.)
213 11 Sefer, azabdan bir kısımdır. Sizden birinin yemeğine, içmesine ve uykusuna mani olur. Onun için biriniz yola gidip hacetini görünce evine avdetini tacil etsin. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
213 12 Sultan, yeryüzünde Allah'ın gölgesidir. Kim ona ikram ederse Allah da ona ikram eder. Kim de ona ihanet ederse Allah da ona ihanet eder. Hz. Ebû Bekir (r.a.)
213 13 Sultan, yeryüzünde Allah'ın gölgesi ve kuvvetidir. Kim ki, sultana hayırhahlık ve dua ederse, hidayet bulur. Kim de beddua eder ve hayırhahlıkta bulunmazsa, dalalete düşer. Hz. Enes (r.a.)
213 14 Sultan, yeryüzünde Allah'ın gölgesidir. Sizden biri kendisinde sultan olmıyan bir beldeye vardığında, orada katiyyen oturmasın. Hz. Enes (r.a.)
213 15 Adil ve mütevazi Sultan, Allah'ın yeryüzünde gölgesi ve mızrağıdır. Böyle adil ve mütevazi bir Sultan (veya vali) için her gündüz ve gecede, hepsi abid ve müçtehid olan altmış sıddık ameli yazılır. Hz. Ebû Bekir (r.a.)
213 16 Sultan, yeryüzünde Allah'ın gölgesidir ki, Allah'ın kullarından her mazlum ona iltica eder. Adalet yaparsa ona ecir, diğerine şükür, zulmederse ona vebal ve tebaaya da sabır düşer. Valiler zulm ederlerse kıtlık olur. Zekat verilmezse davarlar ölür, zina meydan alırsa, meskenet ve fakirlik zahir olur. Ve ehli zimmete zulm edilirse kuffar baş kaldırır. (Galebe çalar) Hz. İbni Ömer (r.anhüma
On Söz
YanıtlaSilgeçerliliği ve bağlayıcılığı ve işârî mânaya ulaşma süreçleri üzerinde durulmuştur.
Üçüncü bölümde İsmail Hakkı Bursevî'nin Ruhu'l-beyân adlı tefsirinde zâhir-bâtın ilişkisi yöntem ve muhteva açısından örneklerle ortaya konulmuştur.
Bu çalışmanın ortaya çıkma sürecinin her aşamasında, karşılaştı-ğım problemlerle yakından ilgilenerek ilmî ve mânevî desteği ile her zaman yanımda olan değerli hocam ve danışmanım Prof. Dr. Muam-mer Erbaş'a; bu çalışma konusunun seçilmesi ve çalışma içeriğinin şekillenmesinde fikirlerinden istifade ettiğim kıymetli hocam Prof. Dr. Ömer Dumlu'ya; yazım aşamasında ilmî bakımdan önemli tavsi-yelerde bulunan Öğr. Gör. Dr. Oğuzhan Şemseddin Yağmur'a ve her türlü destekte bulunan aileme şükranlarımı arz ederim.
Dr. Nurullah DENİZER
ÖN SÖZ
YanıtlaSilDini anlamlandırma zemini, temel olarak naslardan oluşmaktadır. Bu nedenle dinin anlaşılması için öncelikle nasların anlaşılması ge-rekmektedir. Zahir ve bâtın bakış açıları ise bu nasların anlaşılması konusunda iki önemli anlayışı ortaya koymaktadır. Bununla birlikte nasları anlama hususunda ortaya konulan bu iki bakış açısı, net bir çizgiyle birbirinden ayrılamamakta, her bir bakış açısı, diğerine ait birtakım öge ve veriler içerebilmektedir. Kur'ân'ın anlaşılması hu-susunda kendine has bir sistem oluşturan işări tefsir ekolü, bu sis-tem çerçevesinde muazzam bir literatür meydana getirmiş ve İslâm dünyasında belli ölçüde kabul görmüştür. Böyle bir ekolün yorum metodunun merkezinde yer alan zahir ve bâtın kavramlarının ilişkisi bu açıdan önemlidir. Bu çalışma, Kur'ân âyetlerini zâhirî ve bâtınî olmak üzere iki mâna boyutunda ele alan işârî tefsir ekolünün temel kavramları olan zahir ve bâtın kavramları arasındaki ilişkiyi, İsmail Hakkı Bursevî'nin Ruhu 'l-beyân adlı tefsiri örneği üzerinden ortaya koymak üzere hazırlanmıştır.
Çalışma giriş, iki bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bö-lümünde zâhir ve bâtın kavramlarının sözlükte, Kur'ân'da ve tefsir ilmindeki kullanımları değerlendirilmiş, tarihi süreç içerisinde kav-ramlaşan bu kelimelere yüklenen zâhirî ve bâtınî mânalar üzerinde durulmuştur.
Birinci bölümde, tasavvufta zâhir ve bâtın kavramları, işârî tefsir ekolünün bilgi kaynakları, bâtınî mânaya ihtiyaç duyulma sebepleri, işârî tefsir ekolünde zâhir-bâtın ayrımının temelleri, bâtınî mânanın
| vii
Dr. Nurullah DENİZE Yun هم
YanıtlaSilTasavvuf chlinin bu yöntemi kullanarak yaşadıkları manevi hållere göre ayetlerden çıkardıkları manalar, Kur'ân lafızlarının zähirine ba-zen paralel olmuş, bazen de lafızla ilişkisi olmayan birtakım yorumlar içermiştir. Genel bir ifadeyle bâtıni mana diyebileceğimiz bu mâna boyutu, tefsir ilmi içerisinde önemli bir konuma sahiptir ve geçmişten günümüze gerek halkın gerekse tasavvuf ehli olmayan ilim adamları-nın dikkatini celbedegelmiştir.
Bu çalışmanın amacı, tefsir geleneği içerisinde önemli bir konu-ma sahip olan işarī tefsir ekolünün yorumlama yönteminin merkezin-de yer alan zähir ve bâtın kavramlarının birbirleri ile olan ilişkisini ortaya çıkarmak ve bu ilişkiyle ilgili örnekler vererek konuyu somut-laştırmak, tefsir usulü açısından bunun geçerliliği ve bağlayıcılığını tespit etmek ve Kur'ân'ı anlama ve yorumlama bağlamında zahir ve bâtın anlam boyutlarının Kur'ân'ın anlaşılmasında insanlara ne gibi katkılar sağladığını tespit etmektir. Kur'ân'ı tefsir etme yöntemlerin-den birisi olan işârî tefsir yöntemi bağlamında, bu yöntemin temel enstrümanlarından biri olan bâtınî mânanın, lafzın ibaresinden elde edilen birinci derecedeki aslî mânası anlamına gelen zâhiri anlam ile olan ilişkisi ortaya koyulmaya çalışılarak bu ilişkiye dair, İsmail Hak-kı Bursevi nin Rühu'l-beyân adlı eseri üzerinden örnekler gösterilmiş ve değerlendirmelerde bulunulmuştur.
1. ZAHİR-BĀTIN KAVRAMLARI VE KUR'ÂN'DAKİ KULLANIMLARI
1.1. ZAHİR KAVRAMI
1.1.1. Lügatte Zahir Kelimesi
ظاهر Zahir ظهر - يظهر - ظهور" filinden türemiş ism-i fäil kalıbında bir kelimedir. Bir şeyin gizlilikten kurtulup açığa çıkması' anlamına gelen
1
Ebû Abdirrahman el-Halll b. Ahmed b. Amr b. Temim el-Ferahidi, Kitabul 'Ayn (Beyrut: Müessesetü'l-ålemi lil-matbüat, 1988), 4: 37-38; Ebû Bekr Muhammed b. el-Hasen b. Düreyd el-Ezdi el-Basri, Kitabu cemheretil-luga. (Haydarabad: Mektebetü'l-müsennä, 1351), 2: 379; Ebû Mansür Muhammed b. Ahmed b. Ezher el-Ezheri el-Herevi, Tehzībü Huğa, thk. Abdusseläm Muhammed Härün (Mısır. Daru'l-kavmiyye, 1964), 6: 254; Ebü'l-Hüseyn Ahmed b. Faris b. Zekeriyya b. Muhammed er-Razi el-Kazvini el-Hemedani, Mu'cemű mekäyisi-Huğa (Beyrut: Daru'l-cll, 1991),3: 471; Eb07-Feyz Muhammed el-Murtaza b. Muhammed b. Muhammed b. Abdirrezzák el-
4
2-h-r köku على / ala' veya "ب / bi' harf-i cerleriyle kullanıldığında bir şeye galip gelmek, hâkim olmak, kuvvetli olmak, güç yetirmek, üzerine çıkmak, üzerine çıkmak, bilmediği bir şeyi öğrenmek, bir şeyi anlamak, onun idrakinde, farkında olmak gibi mânalar taşımak-tadır. الظاهر / ez-Zahir ise apaçık ortaya çıkan, açıklığa kavuşan", "على /'ala' ile; bir şeye, bir kimseye galip gelen, üstün olan demektir. Aynı zamanda Allah'ın isimlerinden biri olan kelime bâtının zıddı, üst kısım, zirve gibi anlamlara da gelmektedir.
YanıtlaSilKelimenin kök anlamları incelendiğinde bu sözcük kökünün; bir şeyin gizlilikten sonra açığa çıkmasını, diğer tüm şeyleri galebe çalarak onlara üstün gelmesini, kimseden gizli kalmayacak şekilde apaçık olarak ortada olmasını ve bir şeyin en belirgin ve güçlü yanını ifade ettiği görülmektedir. Bu kökten türeyen ve güneş ışığının en güçlü ve parlak olduğu vakti ifade eden الطبر /öğlen vakti, insanın bir yüke yahut kuvvete mukavemet edebileceği en güçlü bölgesini
Bilgrami el-Hüseyni ez-Zebīdī, Tácü'l-'arûs min cevahiri'l-Kamûs (Beyrut: y.y., ts.), 3: 372; Ebü'l-Fazl Cemâlüddîn Muhammed b. Mükerrem b. Ali b. Ahmed el-Ensârî er-Rüveyfii İbn Manzûr, Lisänü'l-'Arab (Beyrut: Dâru Sâdır ve Dâru Beyrut, 1955), 4: 527; Ebü't-Tahir Mecdüddin Muhammed b. Ya'kūb b. Muhammed el-Firůzābādī, el-Ķāmüsü'l-muhit (Beyrut: y.y., ts.), 1: 456.
2 Halil b. Ahmed, Kitābü'l-'Ayn, 4: 37-38; Ezheri, Tehzibü'l-luğa, 6: 248; Ibn Faris, Mu'cemü meķāyisi'l-luģa, 3: 471; Zebīdī, Tâcü'l-'arûs, 3: 372; Ebü's-Seâdât Mecdüddin el-Mübarek b. Esîrüddin Muhammed b. Muhammed eş-Şeybâni el-Cezeri, en-Nihaye fi garibi'l-hadis ve'l-eşer, (Kahire: el-Mektebetü'l-İslâmiyye, 1965), 3: 167; Ibn Manzûr, Lisänü'l-'Arab, 4: 523; Ebü'l-Kasım Mahmûd b. Ömer b. Muhammed el-Harizmi ez-Zemahşeri, Esasü'l-beláģa (Beyrut: Dâru'l-kütübi'l-ilmiyye, 1998), 1: 628.
3 Ezheri, Tehzibü'l-luģa, 6: 255; İbn Manzúr, Lisânü'l-'Arab, 4: 526; Zebidi, Tâcü'l-'arús, 3: 372.
4 Zebīdī, Tácü'l-'arūs, 3: 373; Ibn Manzûr, Lisānü'l-'Arab, 4: 521.
5 Ezheri, Tehzībü'l-luģa, 6: 248; Ebü'l-Abbas Hatībüddehşe Ahmed b. Muhammed b. Ali el-Feyyûmi el-Hamevi, el-Mişbahu'l-münir fi garibi'ş-şerhi'l-kebir li'r-Rafi'i (Beyrut: Mektebetü Lübnan, 1987), 147.
6 Feyyûmi, el-Mişbahu'l-münir, 147.
7 Halil b. Ahmed, Kitâbü'l-'Ayn, 4: 37; Ibn Manzûr, Lisänü'l-'Arab, 4: 527; Feyyûmi, el-Mişbāhu'l-münir, 147.
8 Ibn Faris, Mu'cemü meķāyisi'l-luğa, 3: 471; Ibn Manzûr, Lisānü'l-'Arab, 4: 523.
9 "O, liktir, sondur, zahirdir, båtındır. O, her şeyi bilendir." (el-Hadid 57/3); Zebīdī, Tácü'l-'arûs, 3: 372; İbnü'l-Esîr, en-Nihaye fi garibi'l-hadis, 3: 164; İbn Manzûr, Lísânü'l-'Arab, 4: 523.
10 Cevheri, Şıhâhu'l-luğa, 2: 731; Zebīdī, Tâcü'l-'arūs, 3: 372.
5
De. Nurullah DENIZER Kurano Varum mag
YanıtlaSiliçin kullanılan الظهر sırt güçlü, kuvvetli ve yük taşımaya elverişli hayvanlar için kullanılan الطرقsırtı güçlü, kuvvetli hayvan', dağ, tepe gibi yeryüzünün yüksek, belirgin ve sağlam yerlerini ifade eden الظاهرة dag, tepe gibi yerlerin sert ve yüksek kısımları', insanların önde gelen, seçkin ve eşraftan olanları için kullanılan الظواهر yeryüzündeki seçkin zümre', elbise ve benzeri iki yüzü olan şeylerin ilk bakışta görünen ve aşikâr olan dış yüzünü belirtmek için kullanılan الجبارة bir şeyin dış yüzü kelimeleri ve bu kökten türemiş diğer kelimele-rin Arap dili kaynaklarında zikredilen birincil /asli manalarına bakıl-dığında karşımıza çıkan en belirgin ve ortak måna 'en belirgin, göz önünde, güçlü ve aşikâr olan'dır.
1.1.2. Kur'ân'da Zahir Kelimesinin Kullanımı
Kur'ân-ı Kerîm'de "ظهر" kökünden türemiş olan kelimeler, toplam-da elli dokuz âyette geçmektedir. Zahir kelimesi Kur'ân'da öncelik-le, maddi olarak açık olma, ortaya çıkma, ortada olma månalarında kullanılmaktadır. Nitekim "Kötülüklerin açığına da, gizlisine de yaklaşmayın." (el-En'âm 6/151), "De ki: Rabbim, sadece fuhşiyatı, onun açık ve gizli olanını, günahları, haksız yere isyanı haram kıldı." (el-A'raf 7/33), "Günahın açığını da gizlisini de bırakın!" (el-En'âm 6/120) âyetlerinde bu anlamdaki kullanımlar söz konusudur. Ayrıca bu âyetler, çalışmamızın diğer yönünü oluşturan bâtın kavramını da içermesi yönüyle dikkat celbetmektedir. Bu üç âyete bakıldığında, zahir kelimesi üzerindeki ortak vurgu, kötülüklerin açık ve aşikar bir şekilde yapılmaması üzerinde toplanmaktadır. Aynı şekilde bâtın ke-limesi de, yine günah ve kötülüklerden, gizli bile olsa sakınılması gerektiğini ifade etmektedir. Sonuç olarak yapılan kötülük ve işlenen günah, açık ve alenî de olsa gizli ve saklı da olsa ondan uzak du-rulmalıdır. Zira bu fiilleri işleyenler, onların zahir-bâtın/açık-gizli ol-masına bakılmaksızın cezalarını mutlaka çekeceklerdir. Bu üç âyette karşımıza çıkan ortak nokta, şirkin yerilerek tevhidin öne çıkarılması ile helal ve haram olan şeylerin hükmünün yalnızca Allah'a ait oldu-ğunun belirtilmesidir. Bu helal-haram çerçevesinde de gizli açık her türlü günah ve kötülükten uzak durulması istenmektedir.
6
ez-Zahir, el-Batın gibi Allah Teálá'nın güzel isimleri arasında yer almaktadır: "O, ilktir, sondur, zâhirdir, bâtındır. O, her şeyi bilendir" (el-Hadid 57/3)
YanıtlaSilZahir kelimesi, ezdőddan olması münasebeti ile Kur'ân'da, asli mânasına ters düşecek mānalarda da kullanılmıştır: "Sözün boş ve an-lamsız olanı (er-Ra'd 13/33), 'mahşer günü inananlar ile inanmayan-lar arasına konulan engelin dış yüzü' (el-Hadid 57/13), 'dünya haya-tının dış yüzü (er-Rüm 30/7), 'evlerin arka tarafı' (el-Bakara 2/189), Allah'a sırt çevirme' (Hüd 11/92), mecazi olarak 'Allah'ın kitabını göz ardı etme' (el-Bakara 2/101), mecazi olarak 'kişinin hesabının kötü çıkması (el-İnşikâk 84/10-11). Daha önce de belirttiğimiz gibi bu kullanımlar olumsuz anlamda olsa ve kavramın asli anlamına ters düşer görünse de yine de onunla yakın bir ilişki içerisindedirler.
1.2. BÅTIN KAVRAMI
1.2.1. Lügatte Bâtın Kelimesi
باطن batin بطن يبطن - بطون fiilinden türemiş ism-i fäil kalıbında bir kelimedir. b-t-n kökü, bir şeyin iç yüzünü bilmek, derinlemesine anla-mak", bir kimsenin gizli durumlarını ve işlerini bilen havässından ol-mak, devenin eğerini tutan kayışı bağlamak, bir kimsenin karnına vurmak, devenin karnına vurmak, derenin içine girmek, kapalı, gizli olmak gibi anlamlara gelmektedir.
1.2.2. Kur'ân'da Bâtın Kelimesinin Kullanımı
b-t-n kökü ve bu kökten türemiş kelimeler Kur'ân-ı Kerîm'de top-lam yirmi beş âyette geçmektedir. Ayetlerde geçen bu kelimeler asli/
11 Ibn Düreyd, Kitâbu cemhereti'l-luģa, 1: 310; İbn Faris, Mu'cemü meķāyisi'l-luğa, 1: 259; Cevheri, Şıhahu'l-luğa, 5: 2079; Zemahşeri, Esasü'l-belaga, 1: 66; Zebidi, Tácü'l-'arûs, 9: 141.
12 Ezheri, Tehzībü'l-luğa, 13: 372; Sahib, el-Muhit fi'l-luga, 9: 192; Zebidi, Tácü'l-'arûs, 9: 141; İbn Manzür, Lisānü'l-'Arab, 13: 55.
13 Sahib, el-Muhit fi'l-luga, 9: 192.
14 Ibn Faris, Mu'cemű meķāyisi'l-luga, 1: 259; Cevheri, Şıhahu'l-luğa, 5: 2079.
15 İbn Düreyd, Kitabu cemhereti'l-luğa, 1: 310; Ezheri, Tehzibü'l-luğa, 13: 373.
16 Cevheri, Şıhâhu'l-luğa, 5: 2079.
17 Feyyûmi, el-Mişbahu'l-münir, 20.
17
banned adsabiends kollamh ghi, bu salombarda dikili olan tat yan andalarda da kullachaşhe
YanıtlaSilBasa kehness, Kur'an da öncelikle, açık, şükür anlamındaki hier kavramima enkh olarak, "kapah, gizli manasında kullanılmış he. Nitekin, "Günahın açığını da, gizlisini de bırakın! Gunah kaza nanlar, yapıklarının cezasını çekecekler." (el-En'am 6/120), "De ki: Rabbinism size neleri haram kılığın okuyayım: O'na hiçbir şeyi or tak koşmayın, ana babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocukları man Okhtrneyin, sizin de onların da rızkını biz veriyoruz. Kötülükle rin açığına da, gizlizine de yaklaşmayın. Haksız yere Allah'ın haram kakhğı cana kiymayın. Düşünesiniz diye Allah size bunları emretti." (el-ba'am 6/131) ve "De kt 'Rabbim, sadece fuhşiyatı, onun açık ve giali olanum, günahları, haksız yere isyam, haklarında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bil mediğiniz şeyleri söylemenizi yasaklamıştır" (el-A'raf 7/33) Ayetle rinde båtın kavramı, hem isim hem de fiil olarak gizli, saklı ve kapalı manalarında kullanılmıştır.
Batın kavramı Kur'ân-ı Kerim'de, "O ilktir, sondur, záhirdir, batımdır. O her şeyi bilir." (el-Hadid 57/3) âyetinde, Allah'a ait özel bir sıfat olarak kullanılmıştır. Bu âyetle ilgili olarak müfessirler, åyet-teki 'evvel' ve 'ahir' sıfatları ile, zahir' ve 'bâtın' sıfatlarının bir likte değerlendirilmesi ve hükmün atıf vävından sonraya bırakılması gerektiğini söylemektedirler. Zira her şey Allah'ın varlığına delildir ancak her görünen, yani zahir olan da Allah addedilmemelidir. Çün kü Allah, duygularla hissedilip hayall tasavvurlarla algılanamayacağı gibi, varlığının hakikati de akılların idrak ve anlayışının sınırlarından õtededir. Bu nedenle 'zahir' ve 'bâtın sıfatları Allah hakkında tek başlarına değil birlikte kullanıldığı zaman bir mana bütünlüğü oluştu rur. Aynı durum 'evvel' ve 'ahir' sıfatları için de geçerlidir. Sonunda hepsi, Ayetin başındaki هر / zamirine ircă edilir. Çünkü bu zamir 'Allah' ismine aittir ve 'Allah' ismi de bütün isim ve sıfatların dere-celerinin toplamıdır. Bu yoruma paralel olarak Rází de, Allah'ın mü-kemmel månada zahir olmasının, aynı zamanda onun bâtın olmasına
18 Neseft, Medankt-Menzil, 3. 433, Zemahşert, el-Keşşaf, 6. 42-43, Elmalılı, Hak Dini Kur'an Dill, 7: 4731.
8
Giriş
YanıtlaSilvesile olduğunu belirtir." Sonuç olarak diyebiliriz ki Allah'ın zahir ve bâtın olması, birbirini tamamlayan ve biri diğerinden bağımsız olarak değerlendirilemeyecek bir duruma işaret etmektedir.
Zahir ve bâtın kelimelerinin etimolojik yapılarına ve Kur'ân'da-ki kullanımlarına böylece değindikten sonra, bir bütün olarak tefsir ilminde birer kavram olarak nasıl yer aldıklarına bakmak, uygun ola-caktır.
1.3. TEFSİR İLMİNDE ZAHİR VE BÂTIN KAVRAMLARI
Tefsir tarihi içerisinde, Kur'ân'ı farklı farklı yöntemlerle tefsir eden pek çok tefsir ekolü teşekkül etmiştir. Bu ekoller içerisinde rivâyeti akla önceleyen yahut aklı rivâyete önceleyenler olduğu gibi her iki-sini birlikte kullananlar da mevcuttur. Her ne kadar Kur'ân tefsirine yaklaşımlar bağlamında rivâyet ve dirâyet tefsiri diye adlandırılan bu iki ekol esas olarak kabul edilse bile bunların birbirinden tamamen bağımsız olarak düşünülmemesi gerekir. Kur'ân âyetlerine dair Hz. Peygamber'den, ashabdan ve tâbiûndan nakledilen haberleri esas alan
rivâyet tefsiri ile âyetlerle ilgili bu haberleri, âyetlerin lafızlarının dil ile olan ilişkisini, bağlamlarını ve aklî çıkarımları da bu ameliyeye dâhil eden dirâyet tefsirinin ortak noktası elbette ki Kur'ân-ı Kerîm'in metni yani onun lafızlarıdır. Rivâyet tefsirinin ana malzemesi olan haberler de, dirâyet tefsirinin aklî çıkarımları da Kur'ân metnine da-yanmaktadır. Bir nevi bunların çalışma alanı, Allah kelâmının yazıya dökülmüş hâli olan Kur'ân metnidir. Hatta dirâyet ve rivâyet tefsiri-nin birlikte kullanıldığı tefsir çalışmalarında sırasıyla; âyette geçen kelime ve terkiplerin lafzî karşılıkları ve cümle içindeki hâllerinin tahlili, âyete dair Hz. Peygamber, ashab ve tâbiûndan gelen rivâyetle-rin nakledilmesi, akabinde de bu verilen bilgiler muvacehesinde aklî istinbat ve te'villerin yapılması bir usul hâline gelmiştir. Dolayısıyla
tefsir yöntemleri tasnif edilirken rivâyet tefsiri ve dirâyet tefsiri gibi keskin bir ayrım yapmak yerine, bunların birbirlerine öncül ve ardıl olduğu, başka bir ifadeyle âyetten Allah'ın muradına ulaşmak için çıkılan merdivenin birer basamağı oldukları söylenebilir. Benzer bir
19 Rāzi, Mefātīhu'l-ġayb, 29: 210-214.
ilişki ayetlerin akhiren ve bâtinen anlaşılıp yorumlanması süreci için de geçerlidir. Bu iki esasın birbirini bütünleyecek şekilde anlaşılıp değerlendirilmesi, ciddi bir yöntem arayışımın neticesinde mümkün olabilir
YanıtlaSilTefsir ilmi genel bir ifadeyle Kur'ân'ı anlamaya yönelik faaliyet-ler bütünü olarak tanımlanabilir. Yazılı bir metnin her yönüyle ve tam olarak anlaşılması, hele ki bu ilahi bir metinse, kuşkusuz bir yöntem gerektirecektir. Zira Kur'ân metninin nesnel anlamına tam mânasıyla ulaşılabileceği iddia edilemeyeceği gibi, onu anlamanın herhangi bir smırı olmadığını savunmak da ilmi bir yaklaşım olmayacaktır. Bu ne-denle sınırsız yorumları ve bu yorumların açacağı fikri kaosu ortadan kaldırmak için doğru anlama ve yorumlamaya sevk edecek bir yönte-min bulunması elzemdir." Usul bilginleri de bu yöntemin ilk adımını, öncelikle Arap dilinin tam mânasıyla bilinmesi olarak belirlemiş, bu konuda uyulması gereken bazı yöntem ve esaslar tespit etmişlerdir. Bu yöntem ve esaslara riayet edilmediği takdirde, ulaşılan mânanın doğruluğunu yahut yanlışlığını belirleyecek bir dayanaktan söz edi-lemez ki bu da niyet her ne olursa olsun Kur'ân'ı anlama adı altında tahrif ve Allah'ın muradı olmayan şeyleri Kur'ân'a söyletmek anla-mına gelir. Bu nedenle doğru bir mânaya ulaşabilmek için öncelikle, lafızların tespiti ve mânaya delâleti meselesi üzerinde durulmuştur. Çünkü Kur'ân âyetlerinden Allah'ın muradının anlaşılması, öncelikle lafızların mânalarının doğru tespit edilmesine bağlıdır. Bu meyanda Kur'ân'ın anlaşılmasına yardıncı olan her türlü Arabi medlûller onun zähiri mânasının içine girdiği gibi; beyanla ilgili meseleler ve belägat-la ilgili tartışmalar da Kur'ân'ın zahirinden ayrı düşünülemez. Şöyle ki Kur'ân'ın anlaşılması faaliyeti olarak tanımladığımız tefsirde kul-lanılacak yöntemin, Kur'ân metninin taşıdığı varsayılan anlamların bazı teknik ve yöntemlere başvurmak süretiyle metinden çıkarılması-
20 Burada båtinen ifadesinden kastımız, Bâtınilerin lafzın zahirini hiçe sayan yaklaşımları değil; bâtıní manalara keşf, ilham ve işaret yoluyla ulaştıklarını söyleyen mutasavvıfların yaklaşımıdır.
21 Mehmet Görmez, Sünnet ve Hadisin Anlaşılmasında ve Yorumlanmasında Metodoloji Sorunu, 2. Baskı (Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 2000). 5.
22 Cemâleddin el-Kasımı, Tefsir İlminin Temel Meseleleri, trc. Sezai Özel (Istanbul: Iz Yayıncılık, 1990), 57.
10 |
Ging
YanıtlaSilni ifade ettiğini ve bu yöntemin tek bir mâna dayatan değil anlamın doğru mu yanlış mı olduğunu belirlemeye katkı sağlayan, en azından yanlış anlamları eleyebilen nitelikte olması gerektiğini söyleyebili-riz.14 Böyle bir yöntem ile ortaya çıkacak olan mânanın meşruiyeti de her şeyden önce dil kurallarına uygunluğu ile alakalıdır. Allah Teâlâ muradını Arap dili ile ifade ettiğine göre, Kur'ân'ın yorumunun da Arap diline uygun olması gerekir.25 Arap dilinde indirilen bir metin olan Kur'ân'ı doğru ve nesnel bir şekilde anlamadan bahsedeceksek, anlamı belirleyen unsurun, başka bir deyişle anlamın öznesinin me-tin olması gerekmektedir. Bu durumda anlamın nesnelliği, onun met-ne dayandığı ölçüyle doğru orantılı olacaktır. Metnin dili söylemek istenen şeyi, söz konusu Kur'ân olunca Allah'ın Kur'ân âyetlerinin lafızlarındaki muradını, belirleyip kuşattığı ve sınırladığı için, doğru anlama ulaşmada metnin dilinin dikkate alınması önemlidir. 26
İşte zâhir kavramı tefsirde, dilin belirlediği kurallar ve kendi söz-lük anlamı çerçevesinde, bu nesnel anlama ulaşma ilkesini gözete-cek şekilde bir karşılık bulur. Zâhir kavramının gerek lügat, gerekse Kur'ân bağlamındaki daha önce değindiğimiz iki asli anlamı (1- Gizli iken ortaya çıkma; 2- Galip ve hâkim olma), onun tefsir ilmindeki ıstılâhî kullanımına da yansımıştır. Zira tefsir ilminde zâhir, ibaresi itibarıyla birden fazla anlama delâlet eden lafızlardan elde edilen-lerden birinci derecede olan, diğerlerine tercih edilen mânayı ifade etmektedir.27 Yani bu anlam, hem apaçık ortaya çıkan hem de güçlü ve hâkim olan mânadır. Diğer bir deyişle bu tür lafızlarda bir zahir, yani güçlü ve hâkim olan birincil anlam; bir de zayıf ve güçsüz olan ikincil, üçüncül... anlamlar vardır. Bu tür kavramlarda zahir yani güç-
23 Ömer Özsoy, "Çağdaş Bir Sorun Olarak Kur'ân'ın Anlaşılması Sorunu", Güncel Dini Meseleler Birinci İhtisas Toplantısı (2-6 Ekim 2002 Ankara), (Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 2004), 46.
24 Mustafa Karagöz, Dilbilimsel Tefsir ve Kur'ân'ı Anlamaya Katkısı (Ankara: Ankara Okulu Yayınları, 2010), 220.
25 Dücane Cündioğlu, Anlamın Buharlaşması ve Kur'ân (Istanbul: Tibyan Yayınları, 1997), 10-12; Tahsin Görgün, İlahi Sözün Gücü: Varlık ve Bilgi Kaynağı Olarak Kur'ân (Istanbul: Gelenek Yayıncılık, 2003), 21-22.
26 Karagöz, Dilbilimsel Tefsir ve Kur'ân'ı Anlamaya Katkısı, 229.
27 Ebü'l-Fazl Celâlüddîn Abdurrahmån b. Ebi Bekr b. Muhammed el-Hudayri es-Süyûtî, el-ltķān fi 'ulûmi'l-Kur'ân, (Beyrut: Dâru'l-kitabi'l-Arābī, 2010), 543.
L
Dr. Nurullah DENİZER Kur'ân'ın Süfi Yorumu [Buraavi Ömeği
YanıtlaSil10 olan birincil anlam diğerlerini bastırır ve onlara üstünlük sağlar. Burada diğerlerinin ikincil olmasına sebep olan husus, başka bir şey değil bizzat ilk asli anlamdır, yani onun çok güçlü ve açık olmasıdır. 2
Tefsir geleneğinde müfessirler, Kur'ân âyetlerini tefsir eder-lerken dilin imkânları ve dil biliminin yöntemi çerçevesinde bu ilk ve baskın anlamı esas almışlardır. Zira lafzın literal anlamının terk edilmesi, ancak aklî yahut naklî bir delille mümkündür. Aksi takdirde varılan mâna, tefsir ekollerinin hangisinin yöntemi ile belirlendiğine bakılmaksızın batıl hükmünde olacaktır. Bu nedenle zâhirî mâna ile ilgili yapılan şu değerlendirme, zâhir-bâtın dengesinin kurulabilmesi açısından son derece önemlidir: "Zahir apaçık görünen, galip, üstün olandır. Bu nedenle bizim için öncelik, zahir olana aittir. Fakat bazen yanlış olan şeyler çoğalıp doğruların önünü örter ve onun görünme-sini engeller. Veya ilk bakışta apaçık gibi görünen hususlar aldatıcı olabilir. O hâlde önceliği zâhire vermekle birlikte onun arka planını da araştırmak, dolayısıyla her şeyin görünen ve görünmeyen yüzünü birlikte ele alıp değerlendirmek gerekir. Diğer bir deyişle öncelikle zâhiri doğru tespit etmek ve onun bâtınını da yine onun ışığında ve onunla bir bütün olarak ele alıp değerlendirmek gerekir. Dolayısıyla hemen her konuda ne zâhiri mutlak kabul edip sadece onunla yetin-mek, ne de zahiri terk edip ondan tamamen kopuk bir bâtın arayışı içinde olmak doğrudur."29
Bâtın, ilimde rüsüh sahibi olan, muhakkik, ârif ve sülük erbabı sûfilerin, Kur'ân'daki kelime, lafız ve terkipleri ilk başta akla gelen ve dilin gerektirdiği mânasının dışında, Allah'ın vehbî olarak bah-şettiği ilim yahut kalbe bıraktığı birtakım işaret ve bilgilerle, zâhirî mânaya da ters düşmeyecek şekilde tefsir etmeleri şeklinde özetle-yebileceğimiz işârî tefsirin en başta gelen kavramlarından birisidir. Bu noktada tefsir geleneğinde, bâtın kavramının geniş bir yelpazede kullanıldığını belirtmek gerekmektedir. Herhangi ilmî bir ölçüsü ve yöntemi bulunmayan, İslâm dininin esaslarını tahrif yahut iptal etmek için genellikle Şîa tarafından Kur'ân âyetlerine getirilen yorumlara bâtınî yorum denildiği gibi, kesbî değil vehbî olarak kazanılan, âyetin
28 Muammer Erbaş, Kur'ân-ı Kerim'in Zahiri Anlamına Yaklaşımlar (İzmir: İzmir İlahiyat Vakfı Yayınları, 2008), 51-52.
29 Erbaş, Kur'ân-ı Kerîm'in Zahiri Anlamına Yaklaşımlar, 30.
12
Ging
YanıtlaSilzahiri mânasına ters düşmeyen, tasavvuf erbabının yoğun bir tefekkür faaliyeti sonucu kalblerine doğan ilhamın Kur'ân âyetleri bağlamın-da dile getirilmesi sonucu ortaya çıkan tefsir ve yorumlar da bâtın kavramı kapsamında değerlendirilmiştir. Aynı kavram altında değer-lendirilen ama birbirinden bariz bir şekilde farklı olan bu iki gruba ait bâtın anlayışının arasındaki farkı şu şekilde özetlemek mümkün-dür: Şîa'ya ve bilhassa Şîa'nın İsmailiyye koluna göre, nasların zahiri ve bâtınî mânaları mevcut olsa da asıl geçerli olan bâtınî mânadır. Zahiri mâna sadece ehl-i zahir ve avam tabakası içindir. Bu nedenle bâtınî mânaya muttali olanlar, zahiri mânaya ve buna dayanan şer'i naslarla kendilerini yükümlü kabul etmezler. Buna karşılık mutasav-vıflara göre, nasların hem zâhirî hem bâtınî mânaları geçerlidir. On-lara göre zâhirî mâna “hak', bâtınî mâna ise 'hakikat'tir. Bu nedenle her iki mâna mûcibince hareket etme mükellefiyeti vardır. Süfiler her ne kadar Kur'ân'ı ilham ve keşfle tefsir ettiklerini söyleseler de, Ehl-i sünnet çerçevesi dışında kalan bâtınî mezheplerin aksine âyet-lerin bâtınî mânaları uğruna zahirî mânalarını inkâr etmezler. Onların yaptığı, âyette mevcut bulunan zâhiri mânayı derinleştirme, bu zahiri mânanın içerdiği ruhî yoğunluğu, bir başka deyişle metafizik boyutu ortaya çıkarma gayretinden başka bir şey değildir."
Kur'ân âyetlerinin ne dediği ve ne demek istediğini açığa çıkar-ma ameliyesi olan tefsir ilminde bâtın kavramı, genellikle zâhir kav-ramı ile birlikte kullanılmakta ve değerlendirilmektedir. Buna göre Kur'ân'ın zahiri, mücerred Arapça mefhumudur, bâtını da, o lafızlar ve terkiplerin arkasında kastedilen mânadır. Bu durumda Kur'ân anla-yışının dayandığı Arapça mânaların hepsi zahir mânaya girer. Beyânî ve edebî meseleler Kur'ân'ın zâhirinden ayrılmaz. Kur'ân'ın zâhirini anlamak, Arapçayı iyi bilmekten başka bir şeye ihtiyaç göstermez. Fakat bâtınî mânayı anlamak için yalnız Arapçanın kurallarını bil-mek yetmez. Bununla birlikte Allah'ın kalbe atacağı bir nura, basirete
30 Süleyman Uludağ, "Bâtın İlmi", Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (Istanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 1992), 5: 189.
31 Pierre Lory, Kaşānīye Göre Kur'ân'ın Tasavvufi Tefsiri, Trc. Sadık Kılıç (Istanbul: Insan Yayınları, 2001), 18.
De Nurullah DENIZER Kur'an'ın Süff Yorumu [Bursev! Omeg
YanıtlaSilve nüfuza ihtiyaç vardır." Şatıbi de (0. 790/1388) Kur'ân tefsirinde zähirden maksadın, Arap dili açısından ondan anlaşılan şey; bâtının ise kelâm ve hitaptan Allah'ın gözettiği maksat olduğunu söylemiştir. "Kur'ân'ın bir zahiri, bir de bâtını vardır." diyen kimsenin maksadı bu ise doğrudur ve hakkında herhangi bir tartışma da olmaz. Ama bunun haricinde bir şey kastediyorsa, o zaman sahâbe ve onları takip eden selef tarafından bilinmeyen yeni bir şey ortaya koyuyor demek-tir ve bu iddiasını isbät için de kesin bir delile ihtiyaç vardır. Çünkü iddia, Kitâb'ın tefsirinde başvurulacak bir esas olmaktadır. Dolayısıy-la onun zan ile sabit olması mümkün değildir."
Adı her ne olursa olsun, "Kur'ân'da herhangi bir harf, kelime veya cümlenin medlülünü belirlemeye yönelik her türlü çabanın adı son tahlilde 'te'vil'dir. Bu noktada ortaya konan çabanın adının tefsir, işârî yorum veya bâtınî te'vil olması arasında hemen hiçbir fark yok-tur. Esas fark, te'vile temel teşkil eden epistemoloji ve bu epistemo-lojinin geliştirdiği metodolojidedir." Zahiri yaklaşım, metnin lafzi mânasını sınır olarak belirleyip ötesine geçmezken, mutasavvıfların kendilerine has olarak kabul ettikleri bâtınî mâna, bu zâhirî mâna üze-rine tefekkür ederek ve onun gereğini yerine getirerek ulaşılan bir mâna boyutudur. Bir sonraki bölümde Kur'ân'ı bu şekilde zâhirî ve bâtınî boyutta okuma faaliyeti üzerinden gelişen işârî tefsir ekolünün temel ilkeleri üzerinde durulacaktır.
32 Nasr Hamid Ebû Zeyd, "Süfi Düşüncede Hakikat-Dil İlişkisi Üzerine: Ibn Arabi'de Dil, Varlık ve Kur'ân", Trc. Ömer Özsoy, İslâmiyat 2/3 (1999): 24-25; Käsımı, Tefsir İlminin Temel Meseleleri, 54.
33 Ebû İshak İbrâhîm b. Müsâ b. Muhammed el-Lahmi eş-Şâtıbi el-Gırnāti, el-Muvafaķāt, haz. Ebû 'Ubeyde Ål-i Selmân (Huber: Dâru İbn Affan, 1997), 4: 210.
34 Mustafa Öztürk, Kur'ân ve Aşırı Yorum (Ankara: Kitâbiyāt, 2003), 15.
14
KURAN'IN SUFI YORUMU
YanıtlaSilBURSEVI ÖRNEĞİ
DR. NURULLAH DENİZER
412
YanıtlaSilHADIS-1 ŞERİFLER
Ravi: EBU UMAME'den naklen İMAM-I AHMED.. Menkıbeleri, 1. ve 22. Hadis-i Şerifte..
( رواه الديلمي عن على )
عَالِمٌ يُنْتَفَعُ بِعِلْمِهِ : خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ عَابِدِ .
۷۰۷
757) «İlminden fayda görülen bir âlim; bin âbidden hayırlıdır..>>>
Burada âlimden murad, insana ahlâk, terbiye öğreten ve insanlara faydalı şeylerin mucidi olan âlimlerdir...
Ravi: Hz. ALİ'den r.a. naklen DEYLEMI.. Menkıbeleri, 4. ve 48. Ha. dis-i şerifte..
٧٥٨ عَجَبًا لِأَمْرِ الْمُؤْمِنِ ، إِنَّ أَمْرَهُ كُلَّهُ تَخَيْرٌ ، وَلَيْسَ ذَلِكَ لِأَحَدٍ ، إلا للمؤمن، إِنْ أَصَابَتْهُ سَرَّاءِ شَكَرَ ، وَكَانَ خَيْرًا لَهُ ، وَإِنْ أَصَابَتْهُ ضَرَاء صَبَرَ ؛ ( رواه الإمام أحمد ) فكَانَ خَيْرًا لَهُ
) «Müminin işine TAACCÜB edilir.. Çünkü bütün işi hayırdır..
758 Böylesi, kimseye nasib olmaz; ancak bir mümine olur.. Kendisine bir ferahlık gelse şükreder; bu onun için hayır olur.. Şayet kendisine bir zarar gelecek olsa sabreder; bu da onun için bir hayır olur..>>>>
TAACCÜB; şeklinde aldığımız kelimenin aslı ACEB'dir.. ACEB ke-limesi burada takdir ve imrenmek manasını taşır.. Demek olur ki: Şu müminin her hal-ü kârı takdire sezadır.. Her işinde hayır ka-zanıyor.
Ravi: İMAM-I AHMED.. Menkıbesi, 1. Hadis-i şerifte..
عَجِبْتُ لِلْمُؤْمِنِ ؛ إِنَّ اللَّهَ تَعَالَى لَمْ يَقضِ لَهُ قَضَاء إِلا كَانَ خَيْرًا لَهُ . ( رواه ابن حبان عن أنس ) ٧٥٩
759) «Mümine TAACCÜB ediyorum.. Allah-ü Taâlânın takdir et-tiği herşey ancak ona hayır olmaktadır..>>>
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil413
Burada da TAACCÜB kelimesi, yukarıda anlattığımız şekildedir.
Ravi: ENES r.a. ve İBN-İ HİBBAN.. Menkıbeleri, 1. ve 65. Hadis-i Şerifte..
٧٦٠ عَجِبْتُ لِلْمُؤْمِنِ وَجَزَعِهِ مِنَ السُّقْمِ ؛ وَلَوْ يَعْلَمُ مَالَهُ فِي السُّمِ أَحَبُّ أَنْ ( رواه الطبراني عن ابن مسعود ) يكُونَ سَقِيماً، حَتَّى اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ .
760) «Müminin hastalıktan şikâyet etmesine TAACCÜB ediyorum.. Eğer hastalıkta kendi lehine olan şeyi bir bilse hasta olmayı sever.. Taa aziz ve celil olan Allah-ü Taâlâya kavuşuncaya ka-dar..>>>
Bu Hadis-i Şerifteki TAACCÜB kelimesi hayret, manasına alınma-
lıdır.. Böyle olunca kısaca şerhi şöyle olur:
Mümin niçin acaba hastalıktan şikâyet eder?.. Hastalıkta onun
lehine olan şeyler var.. Eğer onları bir bilse, taa ölünceye kadar hasta kal-mak ister. Bu Hadis-i Şerif, bize hastalığı temenni manasını vermez. Sadece sabrı ve teenniyi emreder.. Çünkü her derdin çaresi sabır ve teenni ile bulunur..
Ravi: IBN-I MESUD'dan r.a. naklen TABERANI.. Menkıbeleri, 9. ve 47. Hadis-i Şerifte..
٧٦١ عَجِبْتُ لِمَلَكَيْنِ مِنَ المَلائِكَةِ ، نَزَلاً إِلَى الْأَرْضِ ؛ يَلْتَوِسَانِ عَبْدًا في مُصَلاهُ ، فَلَمْ يَجدَاهُ ، ثُمَّ عَرَجًا إِلَى رَبِّهِمَا فَقَالَا : يَارَبِّ كُنَّا نَكْتُبُ لِعَبْدِكَ الْمُؤْمِنِ في يَوْمِهِ وَلَيْلَتِهِ مِنْ العَمَلِ كذا وكذا فَوَجَدْ نَاهُ قَدْ حَبَسْتَهُ فِي حِبَالِتِكَ فَلَمْ نَكْتُبُ لَهُ شَيْئًا ، فَقَالَ اللهُ عَزَّ وَجَلٌ : « أَكْتُبَا لِعَبْدِي عَمَلَهُ فِي يَوْمِهِ وَلَيْلَتِهِ وَلَا تُنْقِصَا مِنْ عَمَلِهِ شَيْئًا ، على أَجْرُهُ مَا حَبَسْتُهُ ، وَلَهُ أَجْرُ مَا كَانَ يعمل » . ( رواه الطبراني عن بن مسعود )
414
YanıtlaSilHADİS-1 ŞERİFLER
761) «Meleklerden iki meleğe taaccüb ettim.. Yere indiler, bir kulu namazgâhında aradılar; bulamadılar.. Sonra Rablarına gittiler ve dediler:
Ya Rabbi, biz bu mümin kulun için, gece ve gündüz şu, şu ameli vazardık. Şimdi onu gördük ki -ilâhî KEMEND'inde hapsetmişsin..
Ona birşey yazamadık..
Aziz ve celil olan Allah-ü Taâlâ şöyle buyurdu:
Kulumun gecesinde ve gündüzünde, işini lehine yazımız... Amelinden hiçbir şeyi noksan bırakmayınız.. Hapsettiğim müd. det, mükâfatını vermek bana düşer.. Amel ettiği zaman da, yine ecri onundur..>>
**
Bu Hadis-i Şerifte, bir meczup kulun hali zımnen anlatılmaktadır.. Cezbe ve dalgınlık hallerinde insan ibadetten yaya kalabilir.. Burada KEMEND doğrudan doğruya cezbe manasınadır..
En doğrusunu Allah-ü Taâlâ bilir..
**
Ravi: IBN-1 MESUD'dan r.a. naklen TABERANI.. Menkıbeleri, 9. ve 47. Hadis-i şerifte..
٧٦٢ عَجِبْتُ لِلْمُسْلِهِ ، إِذَا أَصَابَتْهُ مُصِيبَةٌ ، احْتَسَبَ وَصَبَرَ ، وَإِذَا أَصَابَهُ خَيْرٌ ، حمد اللهَ وَشَكَرَ ، إِنَّ الْمُسْلِمَ يُوجَرُ فِي كُلَّ شَيْءٍ حَتَّى فِي اللَّقْمَةِ يَرْفَعُهَا ( رواه البيهقي عن سعد ) إلى فيه .
762)
«Müslümana taaccüb ediyorum.. Ona bir musibet gelse kendi-ni tutar ve sabreder.. Bir hayra kavuştuğu zaman da Allah'a hamd eder ve şükreder..
Şu muhakkak ki, müslüman her şeyde ecir alır.. Hatta ağzına götürdüğü lokmada dahi..>>>
**
Çünkü bir mümin ve müslüman her işini Allah için yapar.. Allah için yer, içer.. Ve Allah için doyar.. Böyle olunca haliyle sevaba nail olur.. Buradaki taaccüb kelimesi de yine takdir mânasına alınmalıdır..
* **
Ravi: SAAD'dan r.a. naklen BEYHEKI.. Menkıbeleri, 12. ve 249. Ha-dis-i Şeriflerde..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil415
٧٦٣ عَجِبْتُ لِطَالِبِ الدُّنْيَا وَالْمَوْتُ يَطْلُبُهُ ، وَعَجِبْتُ لِغَافِلٍ وَلَيْسَ بِمَعْقُول عَنْهُ وَعَجِبْتُ لِضَاحِكَ مِلْ، فِيهِ ، وَلَا يَدْرِي أَرْضِيَ عَنْهُ أَمْ سُخِطَ ؟؟
( رواه ابن عدى عن ابن مسعود )
763) «Dünya talibine şaşıyorum; halbuki ölüm onun peşinde.. Gafile şaşıyorum; halbuki kendisi unutulmuş değil.. Ağzını doldurarak -kahkaha ile gülene şaşıyorum.. Halbu-ki bilemez.. Rızaya mı kavuşacak; yoksa dargınlığa mı uğra-mış?..»
İnsan, hareketlerine daima dikkat etmelidir.. Ölümü düşünmeli ve bilmeli ki, daima kendisini gözeten bir ulu varlık var..
**
Ravi: IBN-I MESUD'dan r.a. naklen IBN-İ ADİYY.. Menkıbeleri, 47. Hadis-i Şerifte..
عَجِبْتُ لِمَنْ يَشْتَرِي الْمَمَالِيكَ بِمَالِهِ ، ثُمَّ يُعْتِقُهُمْ ؟ كَيْفَ لَا يَشْتَرِي الْأَحْرَارَ ( رواه أبو الغنائم عن ابن عمر ) بِمَعْرُوفِهِ ، فَهُوَ أَعْظَمُ ثَوَابًا . ٧٦٤
764) «Şaşıyorum, malı ile köleler alana, sonra onları azad edene.. Ni-çin iyilikle hürleri satın almaz ki?.. Halbuki bu, daha büyük sevab getirir..>>
İnsan iyiliğin kölesidir.. İyilik gördüğü yere bağlanır..
Bir köle satın alıp azad etmekten, iyilikle bir gönül kazanmak daha iyidir.. Burada bize anlatılmak istenen mâna budur..
Ravi: 7. Hadis-i şerifte menkıbesi geçen İBN-İ ÖMER, r.a. olup, ondan naklen EB'UL-GANAİM..
**
EB'UL-GANAIM: Esas adı, HIBETULLAH.. EL-ESREDI.. Bilhassa tababet üzerine geniş ihtisası var. Hicri 5. asrın sonlarına doğru Bağdad'-Allah rahmet eylesin..
416
YanıtlaSilHADİS-I ŞERİFLER
عُد مَنْ لا يَعُودُكَ ، وَأَهْدِ لِمَنْ لَا يُهْدِي لَكَ .
( رواه البخاري )
٧٦٥
765) «Seni ziyarete gelmeyeni, ziyaret et.. Sana hediye vermeyene de, hediye ver...>>
Yani: İyiliklerini karşılıksız yap.. Ne verceğin hediyeye karşılık bek. le, ne de ziyaretine mukabele..
**
Ravi: BUHARI.. Menkıbesi, 2. Hadis-i şerifte..
٧٦٦ عَجَ حَجَرٌ إِلَى اللهِ تَعَالَى فَقَالَ : إِلهِي وَسَيِّدِي عَبَدْتُكَ كَذَا وَكَذَا سَنَةً ، ثمَّ جَعَلْتَنِي فِي أُسٌ كَنِيفٍ ، فَقَالَ : أَوَ مَا تَرْضَ أَنْ عَدَلْتُ بِكَ عَنْ مَجَالِسِ الْقُضَاةِ . ) رواه ابن عساكر عن أبي هريرة )
766) «Bir taş Allah-ii Taâlâya niyaz etti:
İlâhî efendim, sana şu, şu zamandan beri ibadet ederim...
-Bu halimden- sonra beni bir kenefin temeline koydun.. Allah-ü Taâlâ şöyle buyurdu: - Razı değil misin bu haline?.. Seni kadıların oturak yerle-rine bir taş olmaktan aldım..>>
Burada zalim kadılar kasdedilmektedir.. Zalim bir kadının üzerine oturduğu taş, burada niyaz eden taştan daha fena bir durumda olduğu anlatılmaktadır.
** *
Ravi: EBU HUREYRE'den r.a. naklen İBN-1 ASAKİR.. Menkıbeleri, 5. ve 86. Hadis-i Şerifte..
٧٦٧ عُذِّبَتِ امْرَأَةٌ فِي هِرَّةٍ سَجَنَتْهَا ، حَتَّى مَاتَتْ ، فَدَخَلَتْ فِيهَا النَّارَ ، لَا هِيَ أطْعَمَتُهَا وَسَقَتْهَا ، إِذْ حَبَسَتْهَا ، وَلَا هِيَ تَرَكَتْهَا تَأْكُلُ مِنْ خَشَاشِ الْأَرْضِ . ( رواه البخاري ومسلم عن ابن عمر )
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil417
**
767) «Bir kadın; taa ölünceye kadar hapsettiği bir kedi yüzünden azaba uğradı ve cehenneme girdi..
Onu hapsettiği zaman yedirmedi, içirmedi, yerden, böcek -vs. bulup yemesi için salmadı..>>>>
Dinimiz her şeye, ama her şeye karşı şefkat ve merhameti amirdir.. İnsan haklarından tut; evdeki karıncanın hakkına kadar düşünülmüş ve hükümler konmuştur.
**
Ravi: IBN-1 ÖMER'den r.a. naklen BUHARÎ ve MÜSLİM.. Menkibe-leri, 2. 5. ve 7. Hadis-i Şerifte..
٧٦٨ عُرِضَتْ عَلَى أُمَّتِي بِأَعْمَالِهَا حَسَنِهَا وَسَيْتُهَا ، فَرَأَيْتُ فِي مَحَاسِنِ أَعْمَالِهَا إماطة الأذى عَنِ الطَّرِيقِ ، وَرَأَيْتُ فِي سَبِّي أَعْمَالِهَا النَّخَامَةَ (1) فِي الْمَسْجِدِ ( رواه أحمد عن أبي ذر ) لم تُدْفَنْ (۱) في رواية النخاعة وهى النخامة التي تخرج من الفم مما يلي النخاع والمرادهنا البصاق
768) «Ümmetim iyi ve kötü amelleri ile bana arz olundu.. İyi amelleri arasında; eza veren bir şeyin yoldan atılmasını gördüm.. Kötü amelleri arasında ise, mescitte imha edilmeyen SÜMKÜR-MEK'i gördüm.>>>
**
Yolda taş vb. şeyin atılması imandan bir bölüm olarak anlatılır.. Tükürme işi daha ziyade sahra mescitlerinde olur; tükürmemelidir.. Hata eseri böyle birşey yapılınca derhal imha etmelidir..
SÜMKÜRMEK: Tükürmek manasına olduğu tercümemizde esas al-dığımız eserin dip notunda belirtilmiştir..
**
Ravi: EBUZER'den naklen İMAM-I AHMED.. Menkibeleri, 1. ve 16. Hadis-i Şerifte..
٧٦٩ عِفُوا عَنْ نِسَاءِ النَّاسِ ، تَعِفُ نِسَاؤُكُمْ ، وَبَرُوا آبَاءكُمْ ، تبركُمْ أَبْنَاءكُمْ ، وَمَنْ أَتَاهُ أَخُوهُ مُتَنَصَّلاً فَلْيَقْبَلْ ذَلِكَ مِنْهُ ، مُحِقًا كَانَ أَوْ مُبْطِلاً ، فَإِنْ لَمْ ( رواه الحاكم عن أبي هريرة ) يَفْعَلْ لَمْ يَرِدْ عَلَى الْحَوْضِ .
Hadis-i şerifler, F: 27
418
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
769) «Insanların kadınlarına karşı iffetli olunuz ki, kadınları nız da iffetli ola..
Babalarınıza İyilik ediniz ki; çocuklarımız da size iyilik ede.. İster haklı, ister haksız; bir kimseye müslüman kardeşi ÖZÜR DİLEYEREK gelirse, özrünü kabul etsin.. Bunu yapmadığı takdirde HAVZ'a varamaz..>>>>
ÖZÜR DİLİYEREK şeklinde tercüme ettiğimiz kelimenin ash TA-NASUL'dür.. Bu kelime eman dilemek ve halås istemek manalarına gelir. HAVZ: Efendimizin S.A. HAVZ-I KEVSER'idir.. Ondan bir içen ebedi susamaz.. Ne var ki, özür kabul etmeyen, affa uğramadığı takdirde
ondan içemeyecek..
Ravi: EBU HUREYRE'den r.a. naklen HAKİM.. Menkıbeleri, 5. ve 22. Hadis-i Şerifte..
علَمُوا أَوْلَادَكُمُ السَّبَاحَةَ وَالرَّمَايَةَ ، وَنِعْمَ لَهُوَ الْمُؤْمِنَةِ فِي بَيْتِهَا المِنْزَلُ ، ( رواه الديلمي )
وَإِذَا دَعَاكَ أَبَوَاكَ فَأَجِبْ أُمِّكَ .
770) «Çocuklarmıza, yüzmeyi ve ATMA'yı öğretiniz..
Mümine bir kadın için evinde iğ eğirmek ne güzel eğlencedir.. Anan baban seni, birlikte çağırırlarsa, önce anana koş..»
ATMAK: Bilcümle silah atıcılığına şamildir..
Burada zimnen: Erkek çocuklarınıza yüzmeyi ve atıcılığı, kız ço-cuklarınıza da ev ve el işlerini öğretiniz; manası anlatılmaktadır..
Ravi: DEYLEMİ: Menkıbesi, 4. Hadis-i Şerifte..
عَمَلُ الْجَنَّةِ الصَّدْقُ ، وَإِذَا صَدَقَ الْعَبْدُ بَرَّ ، وَإِذَا بَرَ آمَنَ ، وَإِذَا آمَنَ
۷۷۱
دَخَلَ الْجَنَّةَ ، وَعَمَلُ النَّارِ الكَذِبُ ، وَإِذَا كَذَبَ الْعَبْدُ فَجَرَ ، وَإِذَا فَجَرَ ( رواه أحمد عن ابن عمر ) كَفَرَ ، وَإِذَا كَفَرَ دَخَلَ النَّارَ .
۷۷۰
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil419
**
771) «Cennet ameli doğruluktur.. Kul doğru olunca iyi olur.. İyi olun-ca-tam- mümin olur.. -Tam- mümin olunca da cen-nete girer..
Cehennem ameli yalandır.. Kul, yalan söyleyince facir olur.. Facir olunca, küfre gider.. Küfre gidince de, cehenneme girer.>>>
** Yani: Cennet ehlini ameli doğru sözlü olmaktır.. Cehennem ehlinin ameli ise, yalandır, küfürdür..
Ravi: IBN-İ ÖMER'den r.a. naklen İMAM-I AHMED.. Menkibeleri, 1. ve 7. Hadis-i şerifte..
۷۷۲ عَلَيْكَ بِتَقْوَى اللهِ فَإِنَّهَا جَمَاعُ كُلُّ خَيْرٍ ، وَعَلَيْكَ بِالْجِهَادِ ، فَإِنَّهُ رَهْبَانِيُّهُ المُسْلِمِينَ ، وَعَلَيْكَ بِذِكْرِ اللَّهِ وَتِلَاوَةِ كِتَابِ اللَّهِ ، فَإِنَّهُ نُورٌ لَكَ فِي الْأَرْضِ، وَذِكْرٌ لَكَ فِي السَّمَاءِ ، وَاخْزِنْ لِسَانَكَ إِلَّا مِنْ خَيْرٍ ، فَإِنَّكَ بِذَلِكَ تَغْلِبُ ( رواه أبو يعلى عن أبي سعيد ) الشيطان
772) «Allah'a karşı takva sahibi olmalısın; çünkü o cümle hayrın toplanıdır..
Sana CİHAD düşer; çünkü o, müslümanların RUHBAN'lık-(12.. Allah'ı zikretmeli, Allah'ın kitabını okumalısın; çünkü o, yer yüzünde senin için nur.. Gök yüzünde senin için zikirdir.. Hayır işler hariç, DİLİNİ GİZLE; çünkü sen muhakkak şey-tanı böylelikle mağlup edersin..>>>
İslâm dininde bir köşeye çekilip sadece ibadet yoktur.. Bunun adı; diğer batıl dinlerde RUBAN'lıktır.. Dinimizde hem ibadet vardır.. Hem de çalışmak.. İyiliği yaymak.. Müslümanlıkta bunun adı: CİHAD'dır.. DİLİNİ GİZLE: Yani rastgele konuşma.. Her yerde ağzını açma, manalarına alınmalıdır..
**
Ravi: EBU SAID'den r.a. naklen EBU YA'LA.. Menkıbeleri, 65. ve 121. Hadis-i Şeriflerde..
420
YanıtlaSilHADİS-1 ŞERİFLER
۷۷۳ عَلَيْكَ بحسن الخلق ، وطول الصمت ، فوالذي نفسي بيده ما تَجَمَّل الخلائق بمثلها ( رواه أبو يعلى عن أنس )
773) «Güzel huylu olmalı ve sükûtu devam ettirmelisin... Varlığımı -kudret- elinde tutana yemin olsun ki; yaratılmışlar böylesi ile güzelleşmedi..>>>
**
Yani: Halk, güzel huy ve sukût kadar kendilerini güzelleştirecek bir şey bulamadı..
**
Ravi: ENES'ten r.a. naklen EBU YA'LA.. Menkıbeleri, 1. ve 121. Hadis-i Şerifte..
٧٧٤ عَلَيْكَ بِجُمَّلِ الدُّعَاءِ وَجَوَامِعِهِ ، قُولِي : « اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنَ الْخَيْرِ كُلِّهِ عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ مَا عَلِمْتُ مِنْهُ ، وَمَالَمْ أَعْلَمْ ، وَأَسْأَلُكَ الْجَنَّةَ ، وَمَا قَرَّبَ إِلَيْهَا مِنْ قَوْلٍ أَوْ عَمَلٍ ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ النَّارِ ، وَمَا قَرَّبَ إِلَيْهَا مِنْ قَوْل أَوْ عَمَلٍ ، وَأَسْأَلُكَ بِمَا سَأَلَكَ بِهِ مَحَمَّدٌ ، وَأَعُوذُ بِكَ بِمَا تَعَوَّذَ مِنْهُ مُحَمَّدٌ ، وَمَا قَضَيْتَ لِي مِنْ قَضَاء فَاجْعَلْ عَاقِبَتَهُ رُشْدًا (۱) .
) رواه البخاري عن السيدة عائشة )
(۱) وفي رواية خيرا . والخطاب للسيدة عائشة .
774) «Sen, kelimesi az; mânaları çok olan şu duayı yapmalısın.. Şöy-le oku:
Allahım, hayrın hepsini, şimdi olacağı ve sonraya kalacağı,
bildiğimi ve bilmediğimi senden hepten istiyorum.. Senden cenneti ve ona yaklaştıracak sözü ve ameli istiyorum..
Ateşten ve ona çok yaşlatıran söz ve amelden sana sığınırım..
Muhammed'in senden istediği şeyden ben de istiyorum.. Ve Mu hammed'in sığındığı şeyden ben de sana sığınıyorum..
Hakkımda birşey takdir ettiysen, sonunu iyi kıl..>>>
**
Bu duayı, Peygamber S.A. efendimiz, Hz. Aişe'ye öğretmiştir. Do-layısıyla bize..
VE VAAZ ÖRNEKLERI
YanıtlaSil421
Ravi: Hz. AlŞE'den ra. naklen BUHARI.. Menkıbeleri, 2. ve 8. На dia-I Herifte..
٧٧٥ عَلَيْكُم بِالأَشكارِ ، فَإِنَّهُنَّ أَعْذَبُ أَقْوَاهَا ، وَأَنْتَقُ أَرْحَامًا ، وَأَسْخَرُ ( رواه أبو نعيم عن ابن عمر ) أقبالا (٣) وَأَرْضَى بِاليَسِيرِ مِنَ الْعَمَلِ .
(٢) أي أكثر أولاداً .
(۳) أي فروجا
775) «Bakirelerle evlenmelisiniz, zira onlarım ağızları daha temizdir.. Daha çok doğururlar.. Önleri daha sıcak olup ve az işle daha çok yetinirler..>>
Onların az işle yetinmeleri: Cinal ifrata varmamalarıdır.. Zira, evlilik-te cinsi ifrat insanı yıpratır..
Ravi: 1BN-1 ÖMER'den r.a. naklen EBU NUAYM.. Menkibeleri, 7. ve 10. Hadis-i şerifte..
٧٧٦ عَلَيْكُم بِالصِّدْقِ ، فَإِنَّ الصَّدْقَ يَهْدِي إِلَى الْبِرِّ ، وَإِنَّ الْبِرِّ يَهْدِي إِلَى الجنَّةِ ، وَمَا يَزَالُ الرَّجُلُ يَصْدُقُ وَيَتَحَرَّى الصدق حتى يُكتبُ عِنْدَ اللهِ صديقاً ، وَإِيَّاكُم وَالكَذِبَ فَإِنَّ الكَذِبَ يَهْدِي إِلَى الفُجُورِ ، وَإِنَّ الفُجُورَ يَهْدِي إِلَى النَّارِ ، وَمَا يَزَالُ الرَّجُلُ يَكْذِبُ وَيَتَحَرَّى الكذب حتى يُكْتَبُ عِندَ اللهِ كَذَّابًا . ( رواه البخاري )
776) «Doğru olunuz; çünkü doğruluk, iyiliğe götürür.. İyilik ise cen-nete..
İnsan, doğru olmaya devam ettiği ve doğruluğu aradığı tak-dirde Allah katında SIDDIK yazılır..
Bilhassa yalandan sakınınız.. Çünkü yalan, kötülüğe götürür; kötülük ise cehenneme..
İnsan yalan söylemeye devam ettiği ve yalan peşinde koştuğu takdirde Allah katında KEZZAB yazılır..>>
422
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
SIDDIK: Her halinde ve her isinde; doğru, dürüst ve şerefli kimse-dir.. KEZZAB ise; tam bunun aksine.. İşi gücü, yalan, dolan olan kimse..
Ravi: BUHARI.. Menkıbesi, 2. Hadis-i Şerifte..
۷۷۷ عَلَيْكُم بِالصِّدِّقِ فَإِنَّهُ بَاب مِنْ أَبْوَابِ الْجَنَّةِ ، وَإِيَّاكُمْ وَالكَذِبَ فَإِنَّهُ ( رواه الخطيب عن أبي بكر ) بَابٌ مِنْ أَبْوَابِ النَّارِ .
777) «Size SIDK lâzımdır.. Çünkü o, cennet kapılarından bir ka-pıdır..
Bilhassa KEZİB'ten sakınınız.. Çünkü o, cehennem kapıların. dan bir kapıdır..>>>
SIDK: Doğru söz ve doğru iş.. KEZİB: Yalan söz.. İşte cennetin kapısı ve işte cehennemin kapısı..
Ravi: EBUBEKİR'den r.a. naklen HATİP.. Menkıbesi, 64. Hadis-i Şerifte..
EBUBEKİR: b. EBU MUSA EL-EŞ'ARI.. Tabiinden ve orta tabaka-ya mensup bir muhaddistir.. Esas adı, AMIR'dir.. Hicretin 106. tarihinde vefat etmiştir.. Allah ondan razı olsun..
۷۷۸ عَلَيْكُمُ بِقِيَامِ اللَّيْلِ ، فَإِنَّهُ دَابُ الصَّالِحِينَ قَبْلَكُمُ ، وَقُرْبَةٌ إِلَى اللَّهِ تَعَالَى وَمَنْهَاةٌ عَنْ الإِثْمِ ، وَتَكفير لِلسَّيِّئَاتِ ، وَمَطْرَدَةٌ لِلدَّاء عَنِ الْجَدِ .
( رواه أحمد عن بلال )
778) «Gece namazına kalkmalısınız.. Çünkü bu, sizden evvelki salih-lerin âdeti idi.. Allah'a bir yakınlıktır.. Günahtan alır.. Hatala-ra kefaret olur.. Cesetten hastalığı atar..>>>
**
Burada gecenin son üçte birinde kılınması Peygamber S.A. efendi-mize farz, bize mutlak sünnet olan teheccüd namazına işaret edilmekte dir..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil423
Ravi: BİLAL, r.a. ve İMAM-I AHMED.. Menkibesi, 1. Hadis-i Şerif-te..
** * BILAL: b. REBAH. Habeşi künyesiyle maruf ve meşhur sahabe.. Islámın ilk müezzini.. Muhacirlerden.. Hicretin 20. yılında Şam'da vefat etti.. Allah ondan razı olsun..
علَيْكُم بِالْقَنَاعَةِ ، فَإِنَّ القَنَاعَةَ مَالٌ لَا يَنفَدُ . ۷۷۹
( رواه الطبراني )
779) «Kanaatkâr olmalısınız.. Zira kanaat, tükenmez bir maldır..>>>
**
Kanaat: Tok gözlü ve ganî gönüllü olmaktır.. Bunun zıddı, hırstır; Allah korusun..
**
Ravi: TABERANI.. Menkıbesi, 9. Hadis-i Şerifte..
۷۸۰ عَلَيْكُمْ بِلا إِلهَ إلا اللهِ وَالاسْتِغْفَارِ ، فَأَكْثِرُوا مِنْهُمَا ، فَإِنَّ إِبْلِيسَ قَالَ : أهلَكْتُ النَّاسِ بِالذُّنُوبِ وَأَهْلَكُونِي بلا إله إلا الله والاسْتِغْفَارِ ، فَلَمَّا رَأَيْتُ ذَلِكَ أَهْلَكْتُهُمْ بِالأهْوَاءِ ، وَهُمْ يَحْسَبُونَ أَنَّهُمْ مُهْتَدُونَ .
) رواه أبو يعلى عن أبي بكر )
780) <- Allah'tan başka ilah yoktur..
Demeli ve istiğfar etmelisiniz.. Bu ikisine çok devam ediniz..
Çünkü şeytan şöyle demiştir:
İnsanları günahlarla helâk ettim.. Onlar da beni:
Allah'tan başka ilah yoktur..
Kelime-i Tevhidi ve İSTIĞFAR'la helâk ettiler..
Sonra, onları boş arzular peşine düşürüp helâke götürdüğünü görürüm.. Halbuki onlar o zaman- kendilerini hidayette sa-nırlar..>>>
**
İSTİĞFAR: Allah'tan günahların bağışlanmasını taleb etmek ma-nasına gelir. Bu mâna içinde, yapılan hatalara pişman olmak da vardır..
**
Ravi: EBUBEKİR ve EBU YA'LA.. Menkıbeleri, 121. ve 777. Ha-dis-i şerifte.
artık Nur Torununa pacaktı. Zira o henüz altı yaşındaydı. sadece dedelik degil, ana-babalıl 1. Nur Torununu canından çok sevd vdiğinden ebileceğinden emin değildi. Bu düşü şünce on-etisti.
YanıtlaSilTARİHTE BUGÜN
1453-Fatihîn gemileri karadan yürüterek Haliç'e indirmesi.
• 1940 - Raman Dağında petrol bulundu.
22 PAZARTESİ
MONDAY
NİSAN
APRIL
BİR AYET
Onlar, ahirete de kesin olarak iman etmiş kimselerdir.
Bakara Suresi: 4
BİR HADİS
Fuhuş yaygınlaşınca yer sarsıntıları olur. İdareciler zulüm ve haksızlık yaptıklarında yağmur kesilir.
Deylemî
Dünya muvakkat bir seyrangâhtır. Öyle ise, nazar-ı ibretle bak ve zahirî çirkin yüzüne değil; belki Cemîl-i Bâki'ye bakan gizli, güzel yüzüne dikkat et. Sözler
HİCRİ: 13 ŞEVVAL 1445 - RUMI: 9 NİSAN 1440
1
KASIM: 167-GÜN: 113 KALAN: 253 - GÜN, UZ.: 3 DK
Özle
Hindi
Akram
Yatsu
Imsak Günes Öğle İkindi Aksam Yatsı
2025 BEDİÜZZAMAN TAKVIMI
YanıtlaSilTARİHTE BUGÜN
• 1489-Mimar Sinan'ın doğumu. (ö. 1588)
• 1909 - Bediüzzaman'ın "Ey Şanlı Asakir-i Muvahhidin!" başlıklı makalesi İkdâm'da yayınlandı.
• 1971-Nur Talebelerinden Molla Münevver vefat etti.
• 2005-Nur Talebelerinden Nazım Gökçek vefat etti.
NİSAN 16 ÇARŞAMBA
18 1446
ŞEVVAL
RUMI: 3 NİSAN 1441
KASIM: 160
BİR AYET
Ehli hayvanlarda da sizin için birer ibret vardır. Onların karınlarında, kan ile fışkı arasından çıkan ve içenlerin boğazından kolayca geçen hâlis bir sütle sizi besleriz.
(Nahl: 66)
BİR HADİS
Nice binilen hayvan vardır ki, binicisinden daha hayırlıdır, ondan daha çok Allah'ı zikreder.
(C. Sağîr, No: 544)
Hayatı besleyip sağlamak üzere, dağlar arza direk yapılmıştır. Çünkü dağlar suların mahzenidir; havanın tarağıdır, tasfiye ediyor; toprağın hâmîsidir, denizin istilâsından vikaye ediyor.
Mesnevî-i Nuriye
424
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
العالم والمتعلم شَرِيكَانِ فِي الخَيْرِ ، وَسَائِرُ النَّاسِ لَا خَيْرَ فِيهِمْ .
) رواه الطبراني عن أبي الدرداء )
781) «Öğrenen ve öğreten, hayırda ortaktır.. Bunların dışındaki in saulara gelince hayır yoktur..>>>
Bir başka Hadis-i şerifte şöyle buyruluyor: Öğrenen, öğreten, dinleyen ol...
Bunların dışında kalan bir cahil helâk olur..
Ravi: EBUDDERDA'dan r.a. naklen TABERANI.. Menkibeleri, 9. Ha dis-i şerifte..
۷۸۲ العالِمُ إِذَ أَرَادَ بِعِلْمِهِ وَجْهَ الله هَابَهُ كُلُّ شَيْءٍ ، وَإِذَا أَرَادَ أَنْ يُكْثِرَ بِهِ ( رواه الديلمي عن أنس ) الكُنُون هَابَ مِنْ كُلِّ شَيء .
782) «Alim, ilmi ile Allah'ın rızasını bulmak dilediği zaman herşey ondan çekinir.. Ama, onunla hazineler yığmaya kalkınca ken-disi her şeyden çekinir..>>>
Alim gani gönüllü ve dünyalığa kıymet vermediği müddet izzet ve heybetini muhafaza eder.. Dünyalığa düştüğü andan itibaren zelil olur ve alçalır..
Ravi: ENES'ten r.a. naklen DEYLEMİ. Menkıbeleri, 1. ve 4. На-dis-i şerifte..
۷۸۳ العَالِمُ وَالعِلْمُ وَالعَمَلُ في الجَنَّةِ ، فَإِذا لم يعمل العالم بما يعلمُ كان العلم ( رواه الديلي ) والعمل فى الجنة ، وكان العالم فى النَّارِ .
783) «Alim, ilim ve amel cennettedir..
Älim ilmi ile amel etmediği takdirde; ilim ve amel cennette olur, âlim ise cehennemde..>>>
** *
İlim, amel edilmek için öğrenilmelidir.. Kendisi ile amel edilmeyen bir ilim, sahibine sadece mesuliyet yükler..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil425
Ravi: DEYLEMI.. Menkıbesi, 4. Hadis-i şerifte..
المدلُ حَسَنٌ ، ولكن في الأمراء أَحْسَنُ السخاه حسن ؛ ولكن في الأغْنِيَاء أَحْسَنُ الوَرَعُ حَسَنٌ ، وَلَكِنْ فِي الْعُلَمَاءِ أَحْسَنُ الصَّبْرُ حَسَن وَلَكِنْ فِي الْفُقَرَاءِ أَحْسَنُ التَّوْبَةُ حَسَنَةٌ ، وَلكِنْ فِي السَّبَابِ أَحْسَنُ . الحياه حسَن ، ولكن في النساء أَحْسَنُ .
٧٨٤
) رواه الديلمي عن عمر )
784) «Adalet, güzeldir; lakin padişahlarda olursa, daha güzeldir.. Cömertlik, iyidir; lakin zenginlerde olursa, daha iyi olur.. VERA' güzeldir; lakin âlimlerde bulunursa, daha güzel olur.. Sabır, hoştur; lakin fakirlerde olursa, daha hoş olur.. Tevbe, insana yaraşır; lakin gençlerde olunca, daha çok yaraşır. HAYA, insana yakışır; lakin kadımlarda bulunması daha ziyade arzu edilir..>>>
VERA': Seyyid Şerif Cürcani'nin tarifine göre şöyledir:
VERA': Harama düşme korkusu sebebiyle şüpheli şeylerden iç-tinab etmektir; kaçmaktır..
Ravi: İBN-İ ÖMER'den r.a. naklen DEYLEMI.. Menkıbeleri, 7. ve 12. Hadis-i Şerifte...
٧٨٥ العُلَمَاء أَمَنَاهُ الرُّسُلُ ، مَا لَمْ يُخَالِطُوا السُّلْطَانَ ، وَيُدَاخِلُوا الدُّنْيَا . فإذا خَالَطُوا السلطان ، وداخلوا الدُّنْيَا فَقَدْ خَانُوا الرُّسَلَ فَاحْذَرُوهُمْ .
( رواه العقيلي عن أنس )
785) «Alimler; dünyaya girişmedikleri ve padişahlara karışmadıkla-rı müddet peygamberlerin vekilleridir.. Padişahlara karıştıkla-rı ve dünyaya girdikleri zaman peygamberlere hıyanet etmiş olurlar..>>>
**
Älimler tok gözlü ve doğru sözlü olacaklardır.. Kendilerini, inandık-ları yoldan ve fikirden ne padişah korkusu almalı, ne de dünyalık caydır-malıdır..
426
YanıtlaSilHADIS-1 ŞERİFLER
Ravi: ENES'ten r.a, naklen UKAYLI.. Menkibeleri, 1. ve 162. Ha-dis-i şerifte..
٧٨٦ العِلْمُ حَيَاةُ الإسلام ، وَعِمَادُ الإِيمَانُ ، وَمَنْ عَلَمَ عِلْمًا أَنَّمَ اللَّهُ أَجْرَهُ ، وَمَنْ ( رواه أبو الشيخ ) تعلم فَعَمِلَ ، عَلَمَهُ اللهُ ما لم يَعْلَمْ .
786) «İlim, İslamın hayatıdır.. İmanın direğidir.. Bir kimse bir ilim öğrenirse, Allah-ü Taâlâ onun mükafatını tam verir.. Bir kimse öğrenir ve amel ederse, Allah-ü Taâlâ bilmediğini öğretir..>>>
İlim amel etmek için öğrenilmelidir.. Bir kimse yerini öğrendiği bir hazineye gitmezse eli boş kalır..
Ravi: EBÜŞŞEYH.. Menkibesi, 59. Hadis-i Şerifte..
۷۸۷ العِلْمُ خَزَائِنُ ، وَمِفْتَاحُهَا السُّوالُ ، فَاسْأَلُوا يَرْحَمَكُمُ اللَّهَ ، فَإِنَّهُ يُوجَرُ فِيهِ أربعة : السائل ، والمُعلَّمُ ، وَالمُسْتَمِعُ ، وَالمُحِب لَهُمْ ..
( رواه أبو نعيم عن على )
787) «İlim, hazineler gibidir.. Anahtarı da sormaktır.. Sorunuz ki, Allah'ın rahmetine nail olasınız.. İlim sorulduğu zaman dört zümre ecir alır: Soran, öğreten, din-leyen, bir de bunları seven..>>>>
İlim daima sorulmakla elde edilir.. Her soran birşey öğrenir.. Cahil yaşlı, âlim gence bilmediğini sormaktan utanmamalı..
Ravi: Hz. ALİ'den r.a. naklen EBU NUAYM.. Menkıbeleri, 10. ve 48. Hadis-i Şerifte..
۷۸۸ العِلْمُ عِلْمانِ : عِلم في القلب ، فَذَلِكَ العِلْمُ النَّافِعُ ، وَعِلْمٌ عَلَى السَانِ، ( رواه الخطيب عن جابر ) فَذَلِكَ حُجةٌ عَلَى ابْنِ آدَمَ .
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil427
788) «İlim ikidir:
a) Kalbdeki ilim.. Bu faydalı ilimdir..
b) Dildeki ilim.. Bu da âdemoğlu aleyhine bir hüccettir..>>
Demek olur ki:
Kalbe yerleşmeyen ve sadece dilde kalan ilim, insanın aleyhine bir delillidir..
Ravi: CABIR'den r.a. naklen HATİB.. Menkıbeleri, 12. ve 64. Hadis-1 Şeriflerde..
المَائِدُ فِي هِبَتِهِ كَالْمَائِدِ فِي قَيْتِهِ .
۷۸۹
( رواه البخاري ومسلم عن ابن عباس )
789) «Hibesinden dönen, kusuntusunu yutan gibidir..>>
***
Bir atasözü şöyledir: Hediyesinden dönen hasislikte pek ileri gitmiş olur.. * **
Ravi: İBN-I ABBAS'tan r.a. naklen BUHARI ve MÜSLİM.. Menkı-beleri, 2. 5. ve 42. Hadis-i Şerifte..
( رواه البخاري ومسلم عن أبي هريرة )
790) «AYN, haktır..>>>
المين حق .
۷۹۰
**
** *
AYN: İsabet-i ayn Göz değmesi.. Bundan korunmak için Nas ve Felak surelerini daima okumalıdır..
* **
Ravi: EBU HUREYRE'den r.a. naklen BUHARI ve MÜSLİM.. Men-kıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i Şerifte..
أعْطُوا الأجِيرَ أَجْرَهُ قَبْلَ أَنْ يَجِفَّ عَرَقَهُ ، وَأَعْلِمُوهُ أَجْرَهُ وَهُوَ فِي عَمَلِهِ
۷۹۱
( رواه البيهقي )
791) «İşçinin ücretini, teri kurumadan ödeyiniz.. Ve işe başladı-ğı zaman, alacağı ücreti kendisine bildiriniz..>>>>
* **
Bu Hadis-i Şerif 193 numaralı Hadis-i Şerifin aynıdır.. Bir tekerrür olarak buraya geçtiğine kaniyiz.. Ravisi de aynı..
HADIS-I BERIFLER
YanıtlaSilتجيد . قال : يمل بيده ۷۹۲ عَلَى كُلِّ مُسْلِمِ صَدَقَةٌ ، فقالوا : يا ابن الله ، وإن لم اينم نفسه ويتصدق ، قالوا ، فإن لم يستطع، قال / وين ذا الحاجة الملهوف . قَالُوا : فإن لم يجيد ، قال : قلها من بالخير أو بالمعروف ، قَالُوا : فإن لم يقتل . قال : فليمسك عن الشَّرِّ فَإِنَّهُ لَهُ صَدَقَةٌ . ( رواه البخاري )
792) «Her müslilmanım sadaka vermesi icab eder.. Dediler kli
-Ya neblyallah, ya bulamazsa?..
Buyurdut
- Eliyle çalışır, kendine faydalı olur ve sadaka verir.. Dediler kli
Ya yapamazsa?..
Buyurdu:
-Bir darda kalmışa yardım etsin..
Dediler kit
- Ya böyle bir güç bulamazsa?..
Buyurdur
-Hayrı emretsin, ya da İyiliği..
Dediler kit
-Ya-bunu da yapamazsa?..
Buyurdur
-(O halde) kendini şerden alsın; bu onun için bir sadaka olur..
Derler ki:
-lyi niyetle eve götürülen bir ekmek dahi sadakadır.. Zaten sadaka kalbte bulunan iyi niyetin bir nişanı değil mi?..
Ravi: BUHARI.. Menkabest, 2. Hadis-i şerifte..
حرف الفين ۷۹۳ غَدْوَةٌ في سَبِيلِ الله أَوْ رَوْحَةٌ ، خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيا وما فيها. (رواه الشيخان)
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil429
)غ
( - GAYIN - HARFİ İLE BAŞLAYAN HADİS-İ ŞERİFLER
793) «Allah yolunda bir ĞADVE ya da RAVHA dünya ve içinde-kilerden hayırlıdır..>>>
Aynı mealde bir Hadis-i Şerif daha önce de geçti.. Bir manaya göre şerhini şöyle yapmak mümkündür:
Sabahtan öğlene kadar, öğlenden sonra da akşama kadar geçen saatleri Allah yolunda harcamak dünyaya bedeldir..
* **
Ravi: BUHARI ve MÜSLİM.. Menkıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i Şerifte..
غَسْلُ القَدَمَيْنِ بِالمَاءِ البَارِدِ بَعْدَ الْخُرُوجِ مِنَ الْحَمَّامِ أَمَانَ مِنَ الصَّدَاعِ . ( رواه أبو نعيم ) ٧٩٤
794) «Hamamdan çıktıktan sonra; ayakları soğuk su ile yıkamak, baş ağrısına bir EMAN'dır..>>>
EMAN: Bir kurtuluş çaresi veya mâni, manalarına alınabilir.. Bunun tıbbi izahını pek bilmiyoruz.. Fakat tecrübe edenlerin pek çoğu, müsbet netice almıştır.
Ravi: EBU NUAYM.. Menkıbesi, 10. Hadis-i Şerifte..
( رواه أبو سعيد الخدري )
غُلُ الْجُمْعَةِ وَاجِبٌ عَلَى كُلِّ مُحْتَيم .
795) «Her İHTİLÂM olana; cuma günü gusletmek vacibdir..>>>>
İHTİLAM: Mâlum rüyanın görülmesi, uyanınca da bedende malûm yaşın bulunmasıdır..
Burada mana demek değildir ki: Yalnız o gün ihtilâm olanlara gu-sul vacibdir.. Asıl mana şudur:
Her ihtilâm olma çağına gelmiş; yani buluğa ermiş kimsenin cu-ma günleri, namazdan evvel yıkanıp temizlenmesi şarttır..
**
Ravi: EBU SAİD-İ HUDR. Menkıbesi, 65. Hadis-i şerifte..
400
YanıtlaSilHADIRI SERİFLER
٧٩٦ عنيفكم الشكر كان (1) المكرة حب القياس وحب الجميل ، قيلة ذلك لا تامُرُونَ بِالمعروف ولا الهون من الشكر ، والقانون بالكتاب والسنة كالشاية من الأولين من المهاجرين والأنصار .
( رواه أبو نعيم من عائلة )
(۱) اى قرب منكم غفلتان غالة حب المعيشة والحياء في الدنيا ، و عللا حب ما يؤدى إلى الجهل
796) «Sizi iki sarhoşluk GAŞYETT., Biri dünya hayatı sevgisi; öbü. rü de cehalet sevgisi..
Böyle olunca, İyiliği yaptıramaz, kötülükten de kimseyi alamaz olursunuz.. Kitap ve sünnetle KAIM olanlar, ilk göçüp giden ANSAR ve MÜHACİRİN gibidir..»
GAŞYETTI: Kapladı, manasına alınabilir.. Sarhoşluğu da; gaflet manasına alabiliris..
KAIM: Kur'an-ı Kerim ve Peygamberin yolunda yürüyenler ve bunla-ra yapılacak her tarize karşı kıyam edenler, manasınadır..
ANBAR: Medine'nin yerlisi.. MUHACIRIN İse: Peygamber S.A. Efendimiale birlikte Mekke'den hieret edenlerdir.. İkisi de ashab..
Kısaca mâna şöyle olabilir:
Dünya sevgisi ve cehalet gafleti sizi sardığı zaman; emr-i maruf, nehy-i münker vazifesini yapamayacaksınız.. Halbuki o zamanda Allah ve Resulü yolunda yürüyenler, büyük ecirler alacaktır.. Tıpkı bu gün as-habın aldığı gibi...
Ravi: Hz. AlŞE'den ra. naklen EBU NUAYM.. Menkıbeleri, 8. ve 10. Hadis-i şerifte..
۷۹۷ فطُوا الإناء ، وَأوْكِلُوا السَّمَاءِ ، فَإِنَّ فِي السَّنَةِ لَيْلَةً يَنزِلُ فيها وباء لا يمر بإناء لم يغط ، ولا سقاه لم يوكا إلَّا وَقَعَ فِيهِ مِنْ ذَلِكَ الوباء
( رواه أحمد ومسلم )
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil431
797) «Kaplarınızı örtünüz.. Su kaplarınızın ağzını kapatınız.. Yılda öyle bir gece vardır ki; onda veba iner.. Örtülmeyen her kaba, ağzı kapanmayan her su kabına uğrayınca, mutlaka o vebadan bırakır..>>>>
**
Bu Hadis-i Şerif, bize geceleri kapların ağzını açık bırakmamayı emreder. Çoğu zaman ağzı açık kalan bir su kabına bir böceğin düştüğü ve içenin zehirlenip öldüğü vakidir..
Ravi: İMAM-I AHMED ve MÜSLİM.. Menkıbeleri, 1. ve 5. Hadis-i Şerifte..
۷۹۸ غُفِرَ الامْرَأَةٍ مُومِيَةٍ (٢) مَرَّتْ بِكلبٍ عَلَى رَأْسِ رَكِي (٢) يَلْهَثْ (1) قَدْ كادَ يَقْتُلُهُ المَطَسُ ، فَتَزَعَتْ خُفْهَا فَأَوْتَقَتْهُ بِخِمَارِهَا (٥) فَنَزَعَتْ لَهُ مِنَ المَاءِ ، فَغُفِرَ لَمَا بِذَلِكَ .
( رواه البخاري عن أبي هريرة )
(٤) أى يخرج لسانه من شدة الظما :
(۳) أى بئر.
(۲) أي زانية .
(0) الحمار غطاء الرأس. وفى الحديث إشعار بأن الله تعالى يتجاوز عن الكبيرة بالعمل اليسير إذا تفضل بالتقبل ( إن الحسنات يذهبن السيئات ذلك ذكرى الذاكرين)
798) «Bir kötü kadın bağışlandı..
Bir kuyu başında soluyup duran, bir köpeğe rasladı.. Susuz-
luktan ölecek gibiydi..
Hemen ayakkabısını çıkardı; örtüsüyle bağladı, kuyudan onun
için su çekti.
İşte bu sebeble, o kadın bağışlandı..>>>
*
Tercümemize esas aldığımız eserin bu Hadis-i Şerif için koyduğu dip notu şöyledir:
Bu Hadis-i Şerif bize anlatır ki; Allah-ü Taâlâ az amelle büyük günahlardan geçer.. Yeter ki kabul olma faziletine ersin..
Ravi: EBU HUREYRE'den r.a. naklen BUHARI.. Menkıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i Şerifte..
432
YanıtlaSilHADIS-1 ŞERİFLER
۷۹۹ الغَضَبُ مِنَ الشَّيْطَانِ ، وَالشَّيْطَانُ خُلِقَ مِنَ النَّارِ ، وَالمَاءِ يُطْفِي النَّارَ ، فَإِذَا غَضِبَ أَحَدُكُمْ فَلْيَغْتَسِلُ . ( رواه أبو نعيم عن معاوية )
799) «GAZAB, şeytandandır.. söndürür.. Sizden biri GAZAB'a geldiği zaman, yıkansın..> Şeytan, ateşten yaratıldı.. Ateşi su
GAZAB: Öfke, manasınadır.. Öfke geçmesi için birçok çarelerden biri de soğuk suya girmektir...
Ravi: MUAVİYE'dan r.a. naklen EBU NUAYM.. Menkibesi, 10. Ha-dis-i Şerifte..
MUAVIVE: b. HEYDE.. Basra'da yerleşmiş olup Horasan kazasın-da vefat etmiştir.. Doğum ve ölüm tarihi belli değildir.. Tabiinden olma ihtimali de vardır.. Allah ondan razı olsun..
الغُدُوِّ وَالرِّوَاحُ فِي تَعَلَّمُ العِلْمِ أَفْضَلُ عِنْدَ اللَّهِ مِنَ الجِهَادِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ . ) رواه الديلمي عن ابن عباس )
800) «Akşam, sabah ilim öğrenmeye çalışmak, Allah yolunda cihad-dan daha faziletlidir..>>>
Çünkü cihad da bilgisiz olmaz.. Her şeyde olduğu gibi onda da ilim lâzımdır..
* **
Ravi: IBN-1 ABBAS'tan r.a. naklen DEYLEMI.. Menkıbeleri, 4. ve 42. Hadis-i şerifte..
۸۰۱ الغَرِيبُ إِذَا مَرَضٌ فَنَظَرَ عَنْ يَمِينِهِ ، وَعَن شِمَالِهِ ، وَمِنْ أَمَامِهِ ، وَمِنْ خَلْفِهِ ، فَلَمْ يَرَ أَحَدًا يَعْرِفُهُ ، يَغْفِرُ اللَّهُ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ .
( رواه ابن النجار عن ابن عباس )
VE VAAZ I
YanıtlaSil433
801) «Bir GARIB hastalandığı zaman; sagma, soluna, önüne, arka-sına bakar da, tanıdık birini göremezse; Allahü Taala onun geçmiş günahlarını bağışlar...
GARİB: Bulunduğu ilin yabancısı, demektir.. Bilinmedik yerde has-talık çok zordur.. Elbet bu zor işin mükafatı da bol oluyor..
Ravi: IEN-I ABBAStan ra. naklen 1BN-1 NECCAR... Menkibeleri, 42. ve 98. Hadis-i Şeriflerde..
المَل وَالأسَدُ يَا كُلان الحسنات كما تأكل النار الحطب. (رواه الحسن)
802) «Kin ve hased, İyilikleri yer bitirirler.. Tıpkı ateşin odunu ye-yip bitirdiği gibi..>>
Kin ve hased, iman sahibine yakışmaz.. Girdikleri kalbe fesat yara-ları açarlar.. Allah korusun..
Ravi: HASAN, r.a. Menkibesi, 220. Hadis-i şerifte...
۸۰۳ الْعَى اليَأْسُ يما فى أيْدِى النَّاسِ ؛ وَإِيَّاكَ وَالطَّمَع فَإِنَّهُ الفَقْرُ الحَاضِيرُ . ( رواه العسكرى عن ابن عباس )
803) «Zenginlik insanların elindeki şeyden ümitsiz olmaktır.. Bilhas-sa tamahtan sakın.. Çünkü tamah, hazır fakirliktir..>>
Tamah ve hırs pek az farkla ayı manalara gelirler.. Toplamak, dai-ma toplamak ve: Hepsi benim olsun; demek..
Ravi: IBN-I ABBAS'tan r.a. naklen ASKERI.. Menkıbeleri, 42. ve 151. Hadis-i şerifte...
( رواه الشيخان )
الذي غَنِيُّ النَّفْسُ .
٨٠٤
Hadis-i Şerifier, F: 28
434
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
804) «Zengin, nefsi zengin olandır..>>>
Yani: Gönlü zengin.. İçi zengin.. Gani gönüllü.. İnsanda bunlar bu-lunmadıktan sonra, malı mülkü çok olmuş ne çıkar?..
Ravi: BUHARI ve MÜSLİM.. Menkıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i Şerifler-de..
٨٠٥ الغِيبَةُ : ذِكْرُكَ أَخَاكَ بِمَا يَكْرَهُ قَالَ رَجُلٌ : أَفَرَأَيْتَ إِنْ كَانَ فِي أَخِي ما أقول ؟ قَالَ : إِنْ كانَ في أَخِيكَ مَا تَقُولُ ، فَقَدِ اغْتَبْتَهُ ، وَ إِنْ لم يَكُنْ فِيهِ ) رواه أحمد عن أبي هريرة ) مَا تَقُولُ فَقَدْ قَذَفَتَهُ .
805) «Gıybet: Kardeşini sevmediği şey ile anmandır..
Biri dedi ki:
Görmez misin?.. Ya dediğim şey kardeşimde varsa?..
Buyurdu:
Eğer dediğin şey kardeşinde varsa, gıybetini etmiş olursun.. Şayet dediğin şey; kardeşinde yoksa, ona iftira etmiş olursun..>>>
Çoğu zaman gaybeti yanlış anlamaktayız.. Bu Hadis-i Şerif bize pek güzel anlatıyor..
**
Ravi: EBU HUREYRE'den r.a. naklen IMAM-I AHMED.. Menkibe-leri, 1. ve 5. Hadis-i Şerifte..
( رواه الديلمي )
(1) مِنَ النَّفَاقِ .
الغَيْرَةُ مِنَ الإِيمَانِ ، وَالمَذَاء
٨٠٦
**
(1) المذاء - بوزن سماء - ملاعبة الرجال للنساء .
806) «GAYRET imandandır.. MEZA ise, nifaktan..>>
**
GAYRET: Namusunu muhafaza etmek ve korumak, manalarına gelir.. MEZA ise: Kadınlı, erkekli bir arada oynaşmak..
VE VAAZ
YanıtlaSil405
Ravi DEYLEMI Menubeat, 4. Hadis-i Berifte...
٨٠ المثل يَومَ الجمعةِ واجب على تعليم ، وأن اسانه ، وأن يمن عليها ان ( رواه الشيخان عن أبي سعيد ) وجد
807) elfer theillam olana; cuma günü gusletmek vacibdir.. Ayrıca mlavak kullanmak ve koku sürünmek...
705 numaralı Hadis-i şerifin bir başka çeşididir... Demek olur kis Baluğ çağına eren herkes bunları yapmalıdır..
Ravi: EBU BAID'den ra. naklen BUHARI ve MÜSLIM.. Menkibe-Jerl, 2. 5. ve 65. Hadis-i Şerifte..
حرف الفاء
۸۰۸ فاتحة الكتاب وآية الكرسي لا يَقْرَؤُهُما عَبْدٌ فِي دَارٍ فَيُصِيبَهُمْ ذلك اليَوْمَ عَين إنس أو من .
( رواه الديلمي )
)ف(
- FE - HARFİ İLE BAŞLAYAN HADİS-İ ŞERİFLER
808) «Fatiha sûresini ve AYET'ÜL-KÜRSİ'yi bir kul bir evde okur-sa, o okuduğu gün onlar, insin ve cinnin nazarından ko-runur..»
AYET'ÜL-KÜRSİ: Bakara süresinin 255. Ayetidir.. Her sabah ev-den çıkarken, Fatiha sûresi ile birlikte okumakta fayda vardır.
Ravi: DEYLEMİ.. Menkıbesi, 4. Hadis-i Şerifte..
hatırasını şöyle nakletmişti: Resulullah, henüz çocukluk çağındaydı. Ona dadılık yapıyordum. Birlikteyken
YanıtlaSilTARINTE BUGUN
1920 Türkiye Büyük Millet Meclisi ilk kez toplandı.
1923-Lozan Konferansı ikinci defa toplandı.
1961-İlk TBMM binası müze haline getirildi.
-2016-Son Şahitler'den Enver Galip Ceylan vefat etti.
Dünya Çocuk Günü
Dünya Kitap Günü
23
SALI
TUESDAY
NİSAN
APRIL
BİR AYET Sabır ve namazla
Allah'tan yardım isteyin.
Bakara Suresi: 45
BİR HADİS
Çocuk sağını solundan ayırdığında ondan namaz kılmasını isteyin.
Ebu Davud
Şu gecenin sabahı ve şu kışın baharı, ne kadar makul ve lâzım ve katî ise, haşrin sabahı da, berzahın baharı da o kat'iyettedir. Sözler
HİCRİ: 14 ŞEVVAL 1445-RUMÍ: 10 NİSAN 1440
KASIM: 168 - GÜN: 114 KALAN: 252 - GÜN. UZ.: 2 DK
(use)
YanıtlaSil2025 BEDİÜZZAMAN TAKVIMI
TARİHTE BUGÜN
1909-Bediüzzaman'ın "Asakire Hitâb" başlıklı makalesi Mizān'da, "Kahraman Askerlerimize" başlıklı makalesi ise Volkan ve Serbesti'de yayınlandı.
- 1967-Türk hukukçu ve siyaset adamı Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil vefat etti.
NİSAN 17 PERŞEMBE
19
1446
ŞEVVAL
RUMI: 4 NİSAN 1441
KASIM: 161
BİR AYET
O, sözünüz ve hälinizle istediğiniz her şeyden size verdi. Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız saymakla bitiremezsiniz.
(İbrahim: 34)
BİR HADİS
Kişinin, Allah'ın kendisine verdiği nimeti dile getirmesi şükürdür.
(C. Sağîr, No: 1825)
Her bir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar "Bismillah" der, rahmet feyzinden bir süt çeşmesi olur. 1. Söz
436
YanıtlaSilHADIS-I SERIFLER
۰۹ مثل الرجل في أهله وماله ونفسِهِ وَوَلَدِهِ وَجَارِهِ ، تَكْفُرُهَا الصَّلَاةُ والصوم والصدقة والأمر بالمعروف والنهي عن المنكر .
) رواه البخاري ومسلم والترمذي وابن ماجه عن حذيفة )
809) «Insanım fitnesi: Ehlinde, malında, kendisinde, çocuğunda ve komşusundadır.. Bunlara: Namaz, oruç, sadaka, emr emri maruf ve nehy-i münker kefåret olur..»
Bir insan için fitne, fesadın çıkacağı yerler pek çoktur.. Burada na yılan iyi hareketlere devam edildiği müddet, onları önlemek daha kolay olur..
Ravi: HUZEYFE'den r.a. naklen BUHARI, MÜSLIM, TIRMIZI ve IBN-1 MACE.. Menkıbeleri, 2. 5. 13. 68. ve 675. Hadis-i Şeriflerde dir..
۸۱۰ فِرَاشٍ لِلرَّجُلِ ، وَفِرَاسُ الأَمْرَأَتِهِ ، وَالثَّالِثُ لِلضَّيْفِ ، وَالرَّابِعُ لِلشَّيْطَانِ ( رواه مسلم عن جابر )
810) «Bir yatak, erkeğe.. Bir yatak, karısıma.. Üçüncüsü misafir için.. Dördüncüsü de şeytana..>>
Burada israf yoluna gidilmesine işaret vardır.. Haliyle misafiri, ge lip, gideni çok olanlar için fazla yatak bulundurmakta bir beis yoktur..
Ravi: CABIR'den r.a. naklen MÜSLİM., Menkıbeleri, 5. ve 12. Ha dis-i Şeriflerde..
۱۱ فَضْلُ العَالِمِ عَنِ الْعَابِدِ ، كَفَضْلِي عَلَى أَدْنَا كُمُ . إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلٌ ، وَمَلَائِكَتَهُ ، وَأَهْلَ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ ، حَتَّى النَّمْلَةُ فِي جُحْرِهَا ، وَحَتى احوتُ فِي الْبَحْرِ ، لَيُصَلُّونَ عَلَى مُعَلم النَّاسِ الخير . ( رواه الترمذى )
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil437
811) «Alimin, âbidden üstünlüğü; oluşuma benzer.. en dûn olanınıza nazaran üstün
Aziz ve celil olan Allah, melekleri, semavat ve yer ehli, hatta yuvasındaki karınca, hatta denizdeki balık, insanlara hayrı öğ-retene SALAVAT okurlar..>>>
**
SALAVAT: Üç yerde üç şekilde mâna değiştirir:
a) Allah'ın SALAVAT'ı.. Bu onun affı, magfireti ve rahmetidir..
b) Meleklerin SALĀVAT'ı: Bu da onların mümin kullar için Allah'-tan bağış talebidir..
c) Müminlerin SALAVATI: Bu da onların hayır duası ve iyi temen-nisidir..
***
Ravi: TİRMİZİ.. Menkıbesi, 13. Hadis-i Şerifte..
۸۱۲ فَضْلُ الْقُرْآنِ عَلَى سَائِرِ الكلام ، كَفَضْلِ الرَّحْمَنِ عَلَى سَائِرِ خَلْقِهِ . ( رواه أبو هريرة )
812) «Kur'an'ım, sair kelâma nisbetle üstünlüğü; RAHMAN'ın, sair halkına nazarn üstünlüğü gibidir..>>>
**
RAHMAN: Allah-ü Taâlâ'nın güzel isimlerinden biridir.. Yaratan; ve inanan, inanmayan cümle kulların rızkını veren şeklinde tefsir edile-bilir..
**
Ravi: EBU HÜREYRE, r.a. Menkıbesi, 5. Hadis-i şerifte..
۸۱۳ فَضْلُ الْعَالِمِ عَلَى الْعَابِدِ : كَفَضْلِ القمرِ لَيْلَةَ الْبَدْرِ عَلى سائر الكواكب . ( رواه أبو نعيم عن معاذ )
813) «Alimin, abide nazaran üstünlüğü mehtaplı gecedeki ayım, sair yıldızlara nisbetle üstünlüğü gibidir..>>>
Buradaki alim, ilmi ile amil olan âlimdir.. Abid ise, yaptığı ibadetin yolunu, erkânını pek bilmeden ibadet edendir..
Ravi: MUAZ'dan naklen EBU NUAYM.. Menkıbeleri, 10. ve 34. Hadis-i Şeriflerde..
438
YanıtlaSilHADIS-1 SERİFLER
٨١٤ فَضْلَتِ المَرْأَةُ عَلَى الرَّجُل بِنِسْعَةٍ وَتِسْمِينَ جُزْءا مِنَ اللَّذَّةِ ، وَلَكِنَّ اللَّهَ ) رواه البيهقي عن أبي هريرة ) التي عليهن الحياء .
814) «Kadın, erkeğe nisbetle lezzet bakımından, erkekten doksan dokuz derece fazladır.. Su var ki, Allah onlara haya vermiy-tir..>>>
Demek olur ki: Şehevi yönden, kadınlar, erkeklerden kat kat listin. dür.. Ne var ki, onların bu aşırı hislerine bend olsun diye, Allah onları utangaç yaratmıştır..
Ravi: EBU HUREYRE'den r.a. naklen BEYHEKI.. Menkıbeleri, 5, ve 12. Hadis-i Şeriflerde..
١٥ فَضْلُ صَلَاةِ اللَّيْلِ عَلى صَلَاةِ النَّهَارِ كَفَضْلِ صَدَقَةِ السِّرِّ عَلَى صَدَقَةِ ) رواه ابن مالك عن ابن مسعود ) العلانية
815) «Gece kılınan namazın, gündüz kılınan namaza bakarak üs-tünlüğü; gizli verilen sadakanın açık verilen sadakaya nazaran üstünlüğü gibidir..>>>
Yani: Gece namazı, riyadan salim bir ibadet gibidir.. Dolayısiyle, Allah için olur ki; değerine paha biçilmez..
Ravi: IEN-I MESUD'dan r.a. naklen IBN-1 MALİK.. Menkıbeleri, 1. ve 47. Hadis-i şerifte..
( رواه أبو سعيد الخدري )
٨١٦ فعلُ الْمَعْرُوفِ : يَقِي مَصَارِعَ السُّوء .
816) «İyilik yapmak; kötülüğe çarpılmaktan korur..>>>
Büyükler der ki: İyilik, kötü dilleri dahi keser.. Yani, aleylite konuş turmaz..
*
Ravi: EBU SAID-1 HUDRI.. Menkıbesi, 65. Hadis-i şerifte..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil439
۸۱۷ فكوا الثاني (۱) وَأَجِيبُوا الدَّاعِيَ ، وَأَطْعِدُوا الْجَائِعَ ، وَعُودُوا المَرِيضِ . ( رواه أبو موسى الأشعرى )
(۱) یعنى الأسير ، وفكا كه تخليصه من قهر العدو بالفداء لنفسه
817) «Esirin-bağını çözünüz.. Dâvetçiye icabet ediniz.. Açı do-yurunuz.. Hastayı, ziyaret ediniz..>>
Esir sadece müslümanların eline düşen kimse değildir.. Buradaki mâna daha ziyade küffar eline düşen, mümin esir, manasını taşır.. Küffar eline esir düşen müminleri kurtarmak vazifemizdir..
Ravi: EBU MUSA EL-AŞ'ARİ.. Menkıbesi, 155. Hadis-i şerifte..
۸۱۸ فى الْجَنَّةِ مِائَةُ دَرَجَةٍ ، مَا بَيْنَ كُلُّ دَرَجَتَيْنِ كما بَيْنَ السَّماءِ والأَرْضِ وَالْفِرْدَوْسُ أَعْلَاهَا دَرَجَةً ، وَمِنْهَا تُفَجَّرُ أَنْهَارُ الْجَنَّةِ الأَرْبَعَةُ ، وَمِنْ فَوْقِهَا يكُونُ الْعَرْشِ ، فَإِذَا سَأَلْتُمُ اللَّهَ فَاسْأَلُوهُ الْفِرْدَوْسَ .
( رواه الحاكم )
818) «Cennette, yüz derece vardır.. Her iki derecenin arası yerle, se-ma arası kadardır.. FİRDEVS, derece itibariyle en üstünüdür.. Cennetin dört ırmağı oradan akar.. Onun üstünde arş bulu-nur..
Allah'tan dilekte bulunduğunuz zaman, FİRDEVS'i isteyiniz..>>
***
FİRDEVS: Bu Hadis-i şerifte de anlatıldığı gibi, cennetin en üstünü ve en güzelidir.. Cenab-ı Hak cümlemize oraya girmeyi nasip eylesin..
Ravi: HAKİM.. Menkıbesi, 22. Hadis-i Şerifte..
۸۱۹ في الجنَّةِ ما لا عين رأت ، ولا أُذُنٌ سَمِعَتْ ، ولا خَطَرَ عَلَى قَلْبِ بَشَرٍ . ( رواه الطبراني عن أبي سعيد )
440
YanıtlaSilHADİS-I ŞERİFLER
819) «Cennette; hiçbir gözün görmediği, kulakların işitmediği ve hiç. bir beşer kalbinin hatırlamadığı nimetler- vardır..>
Derler ki:
Bu nimetlere ehl-i tevhid erecektir..
**
Ravi: EBU SAID'den ra. naklen TABERANI.. Menkibeleri, 9. ve 65. Hadis-i Şerifte..
في كتاب الله تمانُ آيَاتِ لِلدَيْنِ ، الْفَائِحَةُ ، وَآيَةُ الكُرْمِي . ۸۲۰ في
) رواه الديلمي عن عمران بن حصين )
820) «AYN için Kur'an-ı Kerim'de sekiz âyet vardır: Fatiha Sûresi ve AYET'ÜL-KÜRSİ..>>
AYN: Isabet-i Ayn = Göz değmesi.. Bununla ilgili bir Hadis-i Şerif daha önce geçti..
AYET'ÜL-KÜRSİ: Bakara sûresinin 255. âyetidir.. Her sabah ev-den çıkarken Fatihâ sûresi ile birlikte bu âyeti de okumakta fayda var-dır.. Fatiha sûresi 7 âyettir. Öbürü ile birlikte, 8 eder..
Ravi: IMRAN b. HUSAYN'den r.a. naklen DEYLEMİ.. Menkıbeleri, 4. ve 256. Hadis-i Şerifte..
۸۲۱ الْفَاجِرُ الرَّاحِي لِلرَّحْمَةِ اللهِ تَعَالَى أَقْرَبُ مِنْهَا مِنَ الْعَابِدِ الْمُقْنِطِ ) . الْفُقَهَاءِ أَمَنَاءِ الرُّسُلِ ، مَا لَم يَدْخُلُوا فِي الدُّنْيَا وَيَتَّبِعُوا السُّلْطَانَ ، فَإِذَا فَعَلُوا ذَلِكَ فَاحْذَرُوهُمْ
( رواه الإمام على )
(1) المقنط الآيس من الرحمة ، لأن الفاجر الراجي لعلمه بالله تعالى قريب من الرحمة فقر به الله عز وجل : والعابد المقنط جاهل به : ويجهله أبعده الله منها .
821) «Ümitli günahkar; Allah'ın rahmetine, ümitsiz âbidden daha yakındır..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil441
FAKİHLER peygamberlerin vekilleridir.. Ama, dünyaya dal-madıkları ve sultana tabi olmadıkları müddet.. Böyle -уар-tıkları takdirde onlardan hazer ediniz..>>
Tercümemize esas aldığımız eser; bu Hadis-i Şerifin birinci parag-rafi için şöyle bir şerh koymuştur: Çünkü ümitli günahkâr, Allah'ı iyi bildiği için ümitli olur.. Ümit-siz abid ise, onu bilmediği için ümitsizdir.. Kısaca mâna bu...
Bu Hadis-i Şerifin FAKİHLER diye başlayan paragrafı, ayrı bir Hadis-i Serif olsa gerek.. Fakat, eserin aslını bozmamak için, ona ayrı bir numara vermedik.. **
Ravi: İMAM-I ALI.. Menkıbesi, 48. Hadis-i şerifte..
۸۲۲ الْفَلَقُ سِجْنُ فِي جَهَنَّمَ ، يُحْبَسُ فِيهِ الْجَبَّارُونَ وَالْمُتَكَبِّرُونَ وَإِنَّ جَهَنَّمَ ( رواه ابن مردويه عن عمرو ) (۲) لَتَتَعَوَّذُ بِاللَّهِ مِنْهُ .
(۲) قال ابن عمرو وسألت رسول الله صلى الله عليه وسلم عن قول الله عز وجل : قل أعوذ برب الفلق ) فذكر ذلك الحديث .
822) «FELAK, cehennemde bir zindandır.. Oraya zalimler ve müte-kebbirler hapsolunur.. Şu kat'i ki, cehennem dahi ondan Al-lah'a sığınır..>>
** *
**
**
Cehennemin bile Allah'a sığındığı bir cehennem.. Allah bizleri koru-
sun..
Tercümemize esas aldığımız eserde de belirtildiği gibi; AMR'ın r.a. FELAK kelimesinin manasını sorması üzerine böyle buyurulmuştur..
**
Ravi: AMR'dan r.a. naklen İBN-İ MÜRDEVEYH.. Menkibeleri, 192. Te 558. Hadis-i Şeriflerde..
442
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
حرف القاف
۸۲۳ قَاتَلَ اللَّهُ الْيَهُودَ ، أَتَّخَذُوا قُبُورَ أَنْبِيَائِهِمْ مَسَاجِدَ . ( رواه البخاري ومسلم )
)ق( - KAF
HARFİ İLE BAŞLAYAN HADİS-İ ŞERİFLER
823) «Allah, Yahudileri KATLETSİN.. Peygamberlerinin kabirleri. ni mescitler haline getirdiler..>>>
**
KATLETSİN: Helâk etsin, yok etsin, lânet etsin, gibi manalar ta-
şır..
Bundandır ki; hangi kabristan olursa olsun; içinde namaz kılmak, bi-ze göre iyi sayılmaz..
Ravi: BUHARI ve MÜSLİM.. Menkıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i Şerifte..
( رواه النسائي )
٨٢٤ قَتْلُ الْمُؤْمِنِ أَعْظَمُ عِنْدَ اللَّهِ مِنْ زَوَالِ الدُّنْيَا .
824) «Mümini öldürmek; Allah katında, dünyanın yerinden kayma-sından daha büyük günahtır-..>
Kısas ve şer'i hadler bu hükmün dışındadır..
Ravi: NESEÎ.. Menkıbesi, 13. Hadis-i Şerifte..
** *
۸۲۵ قَالَ اللهُ تَعَالَى : إِنَّ الْجِنَّ وَالإِنْسَ فِي نَبَإِ عَظِيمٍ ، أَخْلُقُ وَيُعْبَدُ غَيْرِي ؟ وَارْزُقُ وَ يُشْكُرُ غَيْرِي ؟
( رواه البيهقي عن أبي الدرداء )
825) «Allah-ü Taâlâ, şöyle buyurdu:
İNS ve CİN, büyük bir kötülük içindedir.. Ben yaratıyo-rum; halbuki benden başkasına ibadet olunuyor.. Ben rızık veriyorum; halbuki benden başkasına şükrediliyor..>
**
ÎNS: Biz insanlar.. CİN ise: Bu gözlerle bizim fark edemediğimiz bir başka mahlûk tayfasıdır.. Zariyat sûresinin 56. âyetinde de belirtil-diği gibi onlar da, bizim gibi ibadetle mükelleftir..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil443
Ravi: EB'UD-DERDA ve BEYHEKI. Menkıbeleri, 9. ve 12. Hadis-1 Şerifte..
٨٢٦ قَالَ اللهُ تَعَالَى مَنْ لَمْ يَرْضَ بِقَضَائي وَقَدَرِي فَلْيَلْتَمِينَ رَبَّا غَيْرِي .
( رواه البيهقي عن أنس)
826) «Allah-ü Taâlâ, şöyle buyurdu:
Kaza ve kaderime razı olmayan, kendisine başka bir Rab arasın..>
***
Bu ve bundan sonra geçen Hadis-i Şerif, Hadis-i Kudsi'dir.. Yani: Lafzı Peygamberden; manası Allah-ü Taâlâ'dan.. Ramuz şerhinde be-lirtildiği gibi Allah-ü Taālā, bu şekilde beyan buyurulan Hadis-i Şerifleri ilham yoluyla veya uykuda meleksiz olarak Peygamber S.A. efendimize talim buyurmuştur..
«Allah-ü Taâlâ şöyle buyurdu:>>>
Şeklinde geçecek diğer Hadis-i Şerifler de aynı şekilde KUDSÎ'dir..
**
Ravi: ENES'ten r.a. naklen BEYHEKI.. Menkıbeleri, 1. ve 12. На-dis-i Şerifte..
۸۲۷ قَالَ اللهُ تَعَالَى : ثَلَاثَةٌ أَنَا خَصْمُهُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ، رَجُلٌ أَعْطَانِي ثُمَّ غَدَرَ ، وَرَجُل بَاعَ حُرًّا فَأَكَلَ تَمَنَهُ ، وَرَجُلٌ اسْتَأْجَرَ أَجِيرًا فَاسْتَوْفَى مِنْهُ ، وَلَ يعطه أجراً .
) رواه البخاري عن أبي هريرة )
827) «Allah-ü Taâlâ şöyle buyurdu:
Üç zümre var ki; kıyamet günü, ben onların hasmıyım..
a) O kimsedir ki, BENİ VERDİ; sonra döndü..
b) O kimsedir ki, bir HÜRÜ sattı ve parasını yedi..
c) O kimsedir ki, bir işçi tuttu ondan istifade etti; fakat üc-retini vermedi..>>>>
BENİ VERDİ: Herhangi birşey için adıma and içerek söz verdi.. HÜR: Köle olmayan, azadlı bir insan.. Çocuk çalıp satanlar ve bil-cümle insan ticareti yapanlar bu hükme dahildir..
Ravi: EBU HÜREYRE r.a. naklen BUHARI.. Menkibeleri, 2. ve 5. Hadis-i şerifte..
444
YanıtlaSilHADINI BERIFLER
۸۲۸ قَالَ اللهُ تَعَالَى : شَتَنِي ابْنُ آدَمَ ، وَمَا يَنْبَغِي لَهُ أَنْ يَشْتُمَنِي ، وَكَذَّبَنِي ابن آدَمَ ، وَمَا يَنْبَغِي لَهُ أَنْ يُكَذِّبَى أَمَّا شَكْبُهُ إِيَّايَ فَقَوْلُهُ : إِنَّ لِي وَلَدًا ه وأنا اللهُ الأَحَدُ الصَّمَدُ ، لم أَلِدْ وَلَمْ أُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لِي كُفُوا أَحَدٌ ، وَأَمَّا تكذيبهُ إِيَّايَ ، فَقَوْلُهُ : لَيْسَ يُعيدُ فِي كَمَا بَدَأَنِي ، وَلَيْسَ أَوَّلُ الْخَلْقِ ( رواه النسائي عن أبي هريرة ) بِأَهْوَنَ عَلَى مِنْ إِعَادَتِهِ » .
828) «Allah-ii Taßla şöyle buyurdu:
-Ademoğlu bana küfretti.. Halbuki, bana küfretmesi ona yakışmaz..
Ademoğlu beni yalanladı.. Halbuki, beni yalanlaması ona ya-kışmaz..
Bana küfretmesi şu sözüdür: Benim için çocuk isnadı.. Halbuki ben: Tek ve hiçbir şeye ihtiyacı olmayan Allah'ım.. Ne doğdum, ne de doğuruldum.. Hiçbir şey bana denk olamaz..
Beni yalanlaması ise, onun şu sözüdür: Beni, önce yarattığı gibi tekrar diriltemez..
Halbuki onu ilk başta yaratmak, bana göre tekrar yaratılma-sından daha zor değildir..>>>>
Yani: Onu önce yaratırken modelsiz yarattı.. Şimdi bir şekil bir ben-zer vardır.. Elbette bir eserin ilk defa meydana getirilmesi; bozup ikinci defa aynı şeyi yapmaktan daha kolay değildir..
Kısaca mâna şudur:
- İnsanları öldürdükten sonra diriltmek, bana göre pek kolaydır..
Ravi: EBU HUREYRE'den r.a. naklen NESEI.. Menkıbeleri, 5. ve 13. Hadis-i şerifte..
۸۲۹ قال اللهُ تَعَالَى : أَعْدَدْتُ لِعِبَادِى الصَّالِحِينَ ، مَالَا عَيْنٌ رَأَتْ وَلَا أُذُنٌ ( رواه ابن ماجه عن أبي هريرة ) سمِعَتْ وَلَا خَطَرَ عَلَى قَلْبِ بَشَرٍ .
829) «Allah-ü Tuûla şöyle buyurdu:
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil445
Salih kullarım için, hiçbir gözün görmediği, kulakların işit mediği ve hiçbir beşer kalbine gelmeyen -nimetler- hazırla dım..>>
**
Haliyle bu nimetler cennettedir..
Allah-ü Taâlâ bizi de o salih kulları arasına katsın..
Ravi: EBU HÜREYRE'den r.a. naklen IBN-1 MACE., Menkibeleri, 5. ve 68. Hadis-i Şeriflerde..
۸۳۰ قالَ اللهُ تَعَالَى : إِذَا هُمْ عَبْدِي بِحَسَنَةٍ وَلَمْ يَعْمَلُهَا ، كَتَبْتُهَا لَهُ حَسَنَةٌ ، فَإِنْ عَمِلَهَا كَتَبْتَها لَهُ عَشْرَ حَسَنَاتِ ، إِلى سَبْعِمِائَةِ ضِعْفٍ وَإِذَا هَمَّ بِسَيِّئَةٍ وَلَمْ يَعْمَلُها لم اكتبها عَلَيْهِ ، فَإِنْ عَمِلَهَا كَتَبْتُهَا سَيِّئَةً وَاحِدَةً .
( رواه الشيخان عن أبي هريرة )
830) «Allah-ü Taâlâ şöyle buyurdu:
Kulum, bir iyilik arzular da yapamazsa, ona bir sevab ya-zarım.. Şayet yaparsa, ona on sevabtan, taa yedi yüz kat seva-ba kadar yazarım..
Bir kötülük kasdeder de yapmazsa, ona günah yazmam.. Şayet yaparsa, bir günah yazarım..>>
Arzu edilen sevab işinin yazılması için, sevab alınması niyeti ile ya-pılacak işin, elde olmayan bir sebeple yapılamamış olması icab eder.. Bu-rada sevap getiren hal, bilhassa o iyiliği yapamayışın üzüntüsüdür.
Tam fiiliyata geçileceği sırada, yapılmayan veya yaptırılmayan ha-talı işin yazılmayacağı biraz şüphelidir.
lkisi de bir niyet meselesidir. İmam-ı Gazāli ve birçok büyük zatla-rın içtihadı bu yoldadır.
Ravi: EBU HUREYRE'den r.a. naklen, BUHARI ve MÜSLIM. Men-kibeleri, 2. ve 5. Hadis-i Serifte..
۸۳۱ قالَ اللهُ تَعَالَى : وَمَنْ أَظلم ممن ذَهَبَ يَخْلُقُ خَلْقًا كخلقى ، فَلْيَخْلُقُوا حَبَّة أوْ لِيَخْلُقُوا ذَرَةً أَوْ لِيَخْلُقُوا شَمِيرَةً .
( رواه البخاري ومسلم عن أبي هريرة )
Abdülmuttalib ömrünün kalan kısmını Nur
YanıtlaSiltık günlük hayatını onun hayatına bağlamıştı. Ev düzenini bile ona göre оты Sofrada o başlamadan başkasının yemesine izin vermiyordu. Onu dizine otur-emeğin en lezzetli yerini ona veriyordu.
lamıştı.
hilen tek kişiydi. Özel odasına istediği za-
TARİHTE BUGÜN
- 1830- Osmanlı hükümeti, Yunan devletinin varlığını resmen kabul etti.
1877-Osmanlı-Rus (93) Harbi.
1909 - İstanbul'a gelen Hareket Ordusu, 31 Mart Ayaklanması'nı bastırdı.
2014-Son Şahitler'den Üzeyir Şenler vefat etti.
24
ÇARŞAMBA WEDNESDAY
NİSAN
APRIL
BİR AYET
Benim ayetlerimi, dünya menfaatiyle değiştirmeyin.
Bakara Suresi: 41
BİR HADİS
Biriniz aksırdığında iki eliyle yüzünü kapatsın ve sesini kıssın.
Hâkim
Senin o ömr-ü bâkîden hiç haberin yok, Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel uyan!
Mesnevî-i Nuriye
HİCRİ: 15 ŞEVVAL 1445-RUMI: 11 NİSAN 1440
KASIM: 169-GÜN: 115 KALAN: 251 - GÜN, UZ.: 3 DK
Malümdur ki, yedi sekiz urgan toplansa, şu en meşhur sıddıkin-i Sahabeden böyle kuvvetli bir halat olur. Binaenaleyh,
YanıtlaSilGEARS AN 2025 BE BEDIUZZAM
TARİHTE BUGÜN
1909 - Bediüzzaman'ın, Serbestî gazetesinde "Asker Kardeşlerime", Mizân gazetesinde "Ey Asâkir-i Muvahhidin!" ve "Cemiyetlere İhtâr-ı Mühim" başlıklı makaleleri yayınlandı.
1955-Einstein'in ölümü.
2021-Bediüzzaman'ın talebelerinden Hüsnü Bayramoğlu vefat etti.
NİSAN 18 CUMA
20 1446
ŞEVVAL
RUMI: 5 NİSAN 1441
KASIM: 162
BİR AYET
Görmedi mi o insan? Biz onu bir damla sudan yarattık da, sonra o Bize apaçık bir düşman kesiliverdi.
(Yasin: 77)
BİR HADİS
Allah'ın takdir ettiği rızka razı ol ki, insanların en zengini olasın.
(Tirmizî, Zühd: 2)
Bütün zîruh mahlükatını konuşturan ve konuşmalarını bilen, elbette kendisi dahi o konuşmalara konuşmasıyla müdahale etmesi, rububiyetin muktezasıdır. Asa-yı Musa
bo-ZIUIS
KASIM
07
06:28
D
İSTANBUL
446
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
831) «Allah-ü Taâlâ şöyle buyurdu:
zalim kim vardır..
Benim yarattığım gibi bir halk yaratmaya kalkandan daha
Bir buğday tanesi halk etsinler.. Bir zerre halketsinler.. Bir arpa tanesi halketsinler..>>>
**
Yani: Bir yaratma güçleri varsa bunlardan bir tanesini meydana getirsinler; görelim..
Ravi: EBU HUREYRE'den r.a. naklen BUHARI ve MÜSLİM.. Men-kıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i Şerifte..
۸۳۲ قال اللهُ تَعَالَى : يَا عِبَادِي : إِلى حَرَّمْتُ الظَّلْمَ عَلَى نَفْسِي ، وَجَعَلْتُهُ مُحَرَّمًا بينكُمْ ، فَلَا تَظَالَمُوا يَا عِبَادِي : كلُّكُمْ قَالَ إِلَّا مَنْ هَدَيْتَهُ فَاسْتَهْدُونِي أَهْدِكُمُ . يَا عِبَادِي : كلُّكُمْ جَائِعُ إِلَّا مَنْ أَطْعَمْتُهُ ، فَاسْتَطْعِمُونِي أَطيمُكُم . يا عبادي: كلكم عار إلا مَنْ كَسَوْتُهُ، فَاسْتَكْتُونِي أَكْسُكُم . يا عِبَادِي : أنكُمْ تُخْطِئُونَ بِاللَّيْلِ وَالنَّهَارِ ، وَأَنَا أَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا ، فَاسْتَغْفِرُونِي أَغْفِرْ لكم . يا عِبَادِي : إِنَّكُمْ لَنْ تَبْلُغُوا ضُرِّى فَتَضُرُّونَى ، وَلَنْ تَبْلُغُوا نَفْعِي فَتَنْفَعُونى . يا عِبَادِي : لَوْ أَنَّ أَوَّلَكم وآخِرَكُمْ ، وَإِنْسَكُمْ وَجِنَّكُمْ كَانُوا على انْقَى قَلْبِ رَجُلٍ وَاحِدٍ ، مَازَادَ فِي مُلْكِي شَيْئًا . يَا عِبَادِي : لَوْ أَنَّ أَوْ لَكُمْ وآخِرَكُمْ ، وَإِنَّكُمْ وَجِنَّكُمْ كَانُوا عَلَى أَفْجَرِ قَلْبِ رَجُلٍ وَاحِدٍ مِنْكُمْ ، مَا نَقَصَ ذَلِكَ مِنْ مُلكى شَيْئًا . يا عِبَادِي : لَوْ أَنَّ أَوْ لَكُمْ وَآخِرَكم ، وإِنكم وَجِنَّكم ، قاموا فِي صَعِيدٍ وَاحِدٍ، فَسَأَلُونِي فَأَعْطَيْتُ كُلَّ إِنْسَانِ مَسْأَلَتَهُ ، مَا نَقَصَ ذَلِكَ بِمَا عِنْدِي ، إِلَّا ما يَنقُصُ الْمِخْيَطُ (۱) إِذَا أُدْخِلَ الْبَحْرَ يَا عِبَادِي إِنَّمَا هِيَ أَعْمَالُكُمْ أَحْصِيهَا لَكُمْ ، ثُمَّ أَوَفِّيكُم إِيَّاهَا ، فَمَنْ وَجَدَ خَيْرًا فَلْيَحْمَدِ الله ، وَمَنْ وَجَدَ غَيْرَ ذَلِكَ فَلَا يَلومَنَّ إِلَّا نَفْسَهُ . ( رواه مسلم )
(۱) بشد الظاء وتخفف أي لا يظلم بعضكم بعضا (1) أى الإبرة .
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil447
832) «Allah-ü Taâlâ -şöyle buyurdu:
- Ey kulların, zulmü zatıma haram kıldım.. Aynı şekilde onu, aranızda da haram kıldım.. Birbirinize zulmetmeyiniz..
Ey kullarım, hidayet nasib ettiğim müstesna; hepiniz delâlette-siniz.. Benden hidayet dileyiniz ki, size hidayet nasib edeyim..
Ey kullarım, doyurduğum müstesna; hepiniz açsınız.. Benden yemek isteyiniz ki, sizi doyurayım..
Ey kullarım, giydirdiğim müstesna; hepiniz çıplaksınız.. Benden giymek isteyiniz ki sizi giydireyim..
Ey kullarım, siz gece gündüz hata etmektesiniz.. Halbuki ben, bütün günahları bağışlıyorum.. Bana bağış talebinde bulunu-nuz ki, sizi bağışlıyayım..
Ey kullarım, bana zarar vermeye gücünüz yetmez ki, bana za-rar veresiniz. Bana faydalı olmaya gücünüz yetmez ki, bana faydalı olasınız..
Ey kullarım, evveliniz, âhiriniz, insiniz ve cinniniz tek kişinin kelbinden -birlik beraberlik takva üzerine olsalar, yine de mülkümde birşey artmaz..
Ey kullarım, evveliniz, âhiriniz, insiniz ve cinniniz içinizde tek kişinin kalbinden daha kötü işleri yapmakta hep birden-facir olsalar; mülkümden birşey eksilmez..
Ey kullarım, evveliniz, âhiriniz, insiniz ve cinniniz bir yere çık-salar, benden dileseler; ben de her insanın dileğini versem; bu, katımdan birşeyi eksiltmez.. Ancak denize sokulan bir iğne ne eksiltirse; o kadar..
Ey kullarım, amellerinizi sizin için saymaktayım.. Onlarım -karşılığını size vereceğim.. Bir kimse hayır bulursa, Al-lah'a hamd etsin.. Aksini bulan ise, yalnız nefsini itham etsin..>>>>
Hamdetmek ve nefsi kötülemek iki şekilde anlatılabilir..
Biri şudur:
-Dünyada iyilik yapabilenler Allah'a hamd etsinler.. Yapamayan-lar ise, nefislerini yola getirmeye baksınlar..
İkinci mâna da şudur:
Öbür âlemde iyi amellerinin karşılığını görenler, Allah'a hamd edeceklerdir.. Kötülük bulanlar ise, yaptıkları hata için nefislerini itham
edeceklerdir..
** Ravi: MÜSLİM.. Menkıbesi, 5. Hadis-i Şerifte..
۸۳۳ قالَ اللهُ عَزَّ وَجَلٌ : أَنْفِقْ يا ابن آدَمَ : أَنْفِقْ عَلَيْكَ .
( رواه البخاري ومسلم )
448
YanıtlaSilHADİS-I ŞERİFLER
833) «Allah-ü Taâlâ şöyle buyurdu: İNFAK et ki, İNFAK bulasın..>
INFAK: Burada sadaka manasınadır.. Yani:
Sadaka ver ki, iyilik bulasın..
*
Ravi: BUHARI ve MÜSLİM.. Menkıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i Şerifte..
٨٣٤ قال اللهُ تَعَالَى : يُؤْذِينِي ابْنُ آدَمَ ، يَسُبُّ الدَّهْرَ ، وَأَنَا الدَّهْرُ ، بِيَدِى الأمْرُ ، أَقَلَّبُ اللَّيْلَ وَالنَّهَارِ .
( رواه البخاري ومسلم )
834) «Allah-ü Taâlâ şöyle buyurdu:
- Ademoğlu DEHR'e söverken, bana eza verir.. Halbuki DEHR benim.. Emir elimdedir.. Geceyi, gündüze çeviririm..>>>
**
DEHR: Burada zaman manasınadır.. Halk arasında felek tabiri de kullanılır..
Herşey Cenab-ı Hakkın kuvvet ve kudretiyle olduktan sonra DEHR'e kızmak neden?..
**
Ravi: BUHARI ve MÜSLİM.. Menkıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i Şerifte..
( رواه مسلم )
835) «Allah-ü Taâlâ şöyle buyurdu: Rahmetim gazabımı geçti..>>>
٨٣٥ قال الله تَعَالَى : سَبَقَتْ رَحْمَتِي غَضَي .
*
Böyle olmasaydı; ya halimiz nice olurdu?..
Ravi: MÜSLİM.. Menkıbesi, 5. Hadis-i şerifte..
٨٣٦ قَالَ اللهُ تَعَالَى : إِذَا تَقَرَّبَ إِلَى الْعَبْدُ شِبراً . تَقَرَّبْتُ مِنْهُ ذِرَاعًا (۳) ، وَإِذَا تقَرَبَ إِلَى ذِرَاعًا ، تَقَرَبْتُ مِنْهُ باعاً ، وإِذَا أَتَانِي مَشْيَا أَتَيْتُهُ هَرْوَلَةً .
( رواه البخاري عن أنس )
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil(۲) اى أوصلت رحمتي إليه قدراً أزيد منه ، فكلما زاد العبد قرباً منه زاده الله تبارك وتعالى رحمة .
449
836) «Allah-i Teâlâ şöyle buyurdu:
Kul bana bir karış yaklaştığı zaman, ben ona bir ZIRA yak-laşırıım.. Bana bir ZIRA yaklaştığı zaman, ben ona bir kulaç yaklaşırım.. Bana yürüyerek geldiği zaman, ona koşarak gide-rim..>>>>
Daha önce de anlattığımız gibi, ZIRA, normal bir insanın parmak ucundan omuz başına kadar olan mesafedir.. Demek olur ki:
Kul bana ne kadar yaklaşmak arzusu gösterirse göstersin; ben ona birkaç misli zatıma yaklaşmak istidadını veririm.. Rahmetime nail eylerim..
Tercümemize esas aldığımız eserin dip notu da bu manayı anlatır..
Ravi: ENES'ten r.a. naklen BUHARI... Menkıbeleri, 1. ve 2. Hadis-i Şerifte..
۸۳۷ قال اللهُ تَعَالَى : الكبريا، رِدَانِي ، وَالْعَظَمَةُ إِزَارِي ، فَمَنْ نَازَعَنَى وَاحِدًا منْهُما قَذَفَتُهُ في النار .
رواه ابن ماجه عن ابن عباس )
837) «Allah-ü Taâlâ şöyle buyurdu:
KİBRİYA, kaftanımdır.. Azamet kispetimdir. Bunlardan biri ile bana karşı duranı cehenneme atarım..>>>
KİBRİYA: Büyüklük, manasına gelir..
Kim büyüklük satar ve azamet tavrı takınırsa elbette yeri cehen-nem olur.
Ravi: IBN-I ABBAS'tan r.a. naklen BİN-İ MACE.. Menkıbeleri, 13. ve 42. Hadis-i şerifte..
۸۳۸ قال اللهُ تَعَالَى : إِذَا بَلَغَ عَبْدِي أَرْبَعِينَ سَنَةً عَافَيْتُهُ مِنَ الْبَلَايَا الثَّلَاثِ : مِنَ الْجُنُونِ ، وَالْجُذَامِ وَالْبَرَصِ ، وَإِذَا بَلغَ خَمْسِينَ سَنَةً حَاسَبْتُهُ حِسَابًا يسِيرًا ، وَإِذَا بَاغَ سِتِّينَ سَنَةٌ : حَبَّبْتُ إِلَيْهِ الإِنَابَةَ ، وَإِذَا بَلَغَ سَبْعِينَ سَنَةً ، أَحَبَّتُهُ الملائكةُ ، وَإِذَا بَلَغَ تَمَانِينَ سَنَةً ، كُتِبَتْ حَسَنَاتُهُ ، وَالْفِيَتْ سَيِّئَاتِهُ ، وَإِذَا بَاغ
Hadis-1 Şerifler, F: 29
450
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
تسْمِينَ سَنَةٌ ، قَالَتِ الْمَلَائِكَةُ ، أَسِيرُ اللَّهِ فِي أَرْضِهِ ، فَغَفَرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ( رواه الحكيم عن عثمان ) ذَنْبِهِ وَمَا تَأَخَّرَ ، وَيَشْفَعُ فِي أَهْلِهِ .
838) «Allah-ü Taâlâ şöyle buyurdu:
- Kulum, kırka yaklaştığı zaman; ona şu üç belâya karşı âfi.
yet ihsan ederim: Delilik, cüzzam ve BARAS..
Elliyi bulduğu zaman, hesabını kolay kılarım..
Altmış yaşına geldiği zaman; bana dönmeyi ona sevdiririm..
Yetmişi bulduğu zaman; onu meleklere sevdiririm..
Sekseni bulduğu zaman; iyilikleri yazılır, kötülükleri silinir..
Doksana erdiği zaman: melekler şöyle der:
- Yer yüzünde Allah'ın bir esiri..
Geçmiş ve gelecek günahları bağışlanır ve ehline şefaatçı olur.»
** *
BARAS: Vücutta birtakım beyaz benekler meydana getiren çaresiz bir hastalığın adıdır..
Bu Hadis-i şerifte geçen nimetlere nail olmak için iman şarttır.
Ravi: OSMAN'dan r.a. naklen TİRMİZİ.. Menkıbeleri, 13. ve 724. Hadis-i Şerifte..
۸۳۹ قالَ اللهُ تَعَالَى . إِذَا وَجَهْتُ إِلَى عَبْدِ مِنْ عَبِيدِي مُصِيبَةٌ في بدَنَهُ ، أو في وَلَدِهِ ، أَوْ فِى مَالِهِ ، فَاسْتَقْبَلَها بِصَبْرٍ جَمِيل ، اسْتَحَيْتُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَنْ أَنْصِبَ ( رواه مسلم ) لَهُ مِيزَانَا أَوْ أَنشُرَ لَهُ دِيوَانَا .
839) «Allah-ü Taâlâ şöyle buyurdu:
Kullarımdan birinin bedenine, malına, ya da evlâdına bir müsibet gönderdiğim zaman, onu iyi sabırla karşılarsa; kıyamet günü onun için mizan kurmaya ve divan açmaya haya ederim..>>>
*
Yani: Belâya karşı sabreden mümin kul, hesapsız kitapsız cennete girme vaadini alıyor..
***
Ravi: MÜSLİM. Menkıbesi, 5. Hadis-i şerifte..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil451
٨٤٠
قالَ اللهُ تَعَالَى : إِنِّى أنا الله ، لا إلهَ إِلَّا أَنَا ، فَمَنْ أَفَرَّ لِي بِالتَّوْحِيدِ دَخَلَ حصى أَمِنَ مِنْ عَذَابِي .
( رواه الشيرازي عن على )
840) «Allah-ü Taâlâ şöyle buyurdu:
Muhakkak Allah benim.. Benden başka ilah yoktur.. Her kim birliğimi ikrar ederse, kal'ama girmiş olur.. Kalama giren azabımdan emin olur..>>>
**
Bu Hadis-i Şerif, Kelime-i Tevhidin faziletini anlatmaktadır..
Ravi: Hz. ALİ'den r.a. naklen ŞİRAZI.. Menkıbeleri, 48. ve 197. Hal dis-i Şeriflerde..
٨٤١ قال الله تَعَالَى : كل عمل ابن آدَمَ لَهُ إِلا الصَّوْمَ ، فَإِنَّهُ لى ، وَأَنَا أَجْزِى بِهِ ، وَالصَّيَامُ جُنَّةٌ ، وَإِذَا كَانَ يَوْمُ صَوْمِ أَحَدِكُمْ فَلَا يَرْفُتْ وَلَا يَصْخَبُ ، فَإِنْ سَابَهُ أَحَدٌ أَوْ قَاتَلَهُ ، فَلْيَقُلْ إِنِّي أَمْرُؤُ صَائِمٌ .
وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ ، تُخَلُوفٌ فَمِ الصَّامِ أَطيبُ عِنْدَ اللهِ مِنْ رِيحالمنك وللصائم فَرْحَتَانِ يَفْرَحُهُما ، إِذَا أَفْطَرَ فَرِحَ بِفِطْرِهِ ، وَإِذَا لَقِيَ رَبَّهُ فَرِحَ بِصَوْمِهِ .
( رواه البخاري ومسلم عن أبي هريرة )
841) «Allah-ii Taâlâ şöyle buyurdu:
Ademoğlunun her ameli kendisi içindir; ancak oruç hariç.. O, benim içindir; mükâfatını ben veririm.. Sizden biri oruç tut-tuğu gün, kötü söz söylemesin; gaybet etmesin..
Biri ona söver; ya da kavga etmek isterse şöyle desin: - Ben oruçlu bir kimseyim..
Muhammed'in varlığını elinde tutana yemin olsun; oruçlunun ağız kokusu, Allah katında miskten daha güzeldir.
Oruçlu için iki sevinç vardır; onlara erdiği zaman- sevinir. Orucunu açtığı zaman, ferah duyar bir; Rabbına kavuştuğu za-man ferah duyar iki..>>>>
452
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
Mümkün olduğu kadar orucu kimseye sezdirmeden tutmalıdır.. Sa-taşan bir kimseyi savmakta faydalı görüldüğü takdirde, oruçlu olduğunu söylemeli: aksi halde söylemekte bir fayda yoktur.. Daha zararlı bir durum hâsıl olabilir..
Ravi: EBU HUREYRE'den r.a. naklen BUHARI ve MÜSLİM.. Men-kıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i Şerifte...
٨٤٢ قَالَ اللهُ تَعَالَى : أَنَا أَكْرَمُ وَأَعْظَمُ عَفُوا مِنْ أَنْ اسْتُرَ عَلى عَبْدِ مُسلم في الدنيا ، ثمَّ أَفضَحَهُ بَعْدَ إِذْ سَرْتُهُ ، وَلَا أَزَالُ أَغْفِرُ لِعَبْدِي مَا اسْتَغْفَرَني .
( رواه الحكيم عن حسن مرسلا )
842) «Allah-ü Taâlâ şöyle buyurdu:
Ben, pek kerim ve pek büyüğüm: Bir müslüman kulun -ayıplarını dünyada kapatayım da; sonra âhirette, böyle ka-pattıktan sonra açayımı, rüsvay edeyim; haa..
Kulum bana istiğfar ettiği müddet, onu bağışlamaya devam
ederim..>>>
Yani: Dünyada ayıplarını açığa çıkarıp rüsvay etmediğim bir kulu, âhirette hatalarını meydana çıkarıp utandırmak şanıma yakışmaz..
Ravi: HASAN'dan r.a. naklen TİRMİZİ.. Menkıbeleri, 13. ve 220. Hadis-i Şerifte..
٨٤٣ قال اللهُ تَعَالَى : وعِزَّى وجَلالى ، لا أجْمَعُ لِعَبْدِي أَمْنَيْنِ ، وَلَا خَوْفَيْنِ إِنْ هُوَ أَمِنَنى فى الدنيا ، أخفتُهُ يَوْمَ أَجْمَعُ عِبَادِي ، وَإِنْ هُوَ خَافَنَى فِي الدُّنْيا ( رواه أبو نعيم ) أَمَّنْتُهُ يَوْمَ أَجْمَعُ عِبَادِي .
843) «Allah-ü Taâlâ şöyle buyurdu:
İzzetime celâlime yemin ederim, bir kuluma ne iki emniye-ti, ne de iki korkuyu bir arada veririm..
Eğer o, dünyada benden emin olursa; kıyamette -kullarımı topladığım gün onu korkuturum.. Dünyada benden korktuğu takdirde, kıyamette, -kullarımı topladığım gün- onu emin kılarım..>>>>
VE VAAZ ÖRNEKLERI
YanıtlaSil453
Demek olur ki:
Hiçbir zaman için Allah'ın azabından emin olmamak icab eder.. Hallyle ümitsiz de olmamalıdır..
Burada korkanlar, öbür âlemde emin olacaklar.. Burada Allah kor-kusundan yoksun olanlar, başlarına geleceği görecekler..
**
Ravi: EBU NUAYM.. Menkıbesi, 10. Hadis-i Şerifte..
قال الله تعالى : عَبْدِى ؛ أَنَا عِنْدَ ظَنَّكَ ، وَأَنَا مَعَكَ إِذَا ذَكَرْتَنى. ( رواه الحاكم عن أنس ) ٨٤٤
844) «Allah-ü Taâlâ şöyle buyurdu:
Kulum, ben senin düşündüğün gibiyim.. Beni andığın müd-det seninle beraberim..>>>
** Allah-ü Taâlâ için rahmet ve mağfiret yönünden düşünce ölçümüzü geniş tutmalıyız..
Ravi: ENES'ten r.a. naklen HAKİM.. Menkıbeleri, 1. ve 22. Hadis-i Şerifte..
٨٤٥ قال الله تعالى : يَا ابْنَ آدَمَ - ثَلَاثَةٌ وَاحِدَةٌ لِي ، وَوَاحِدَةٌ لَكَ ، وَوَاحِدَةٌ بَيْنِي وَبَيْنَكَ ؛ فَأَمَّا الَّتِي لِي فَتَعْبُدُنِي وَلَا تُشْرِكْ بِي شَيْئًا ، وَأَمَّا التي لكَ : فما عَمِلْتَ مِنْ عَمَلٍ جَزَيْتُكَ بِهِ ؛ فَإِنْ أَغْفِرْ فَأَنَا الْغَفُورُ الرَّحِيمُ ، وَأَمَّا التي بَيْنِي وَبَيْنَكَ ، فَعَلَيْكَ الدُّعَاءِ وَالْمَسْأَلَهُ ، وَعَلَى الاسْتِجَابةُ وَالعَطاء .
( رواه الطبراني عن سلمان )
845) «Allah-iü Taâlâ şöyle buyurdu:
Ey âdemoğlu, üç şey var.. Onun biri benim için, biri senin için, diğeri de aramızda.. Benim için olan odur ki: Bana ibadet edesin ve bana birşeyi ortak etmeyesin.. Senin için olan odur ki: Sen bir amel işlersin, ona karşılık veri-rim.. Şayet bağışlarsam; ben gafur ve rahimim.. Aramızdakine gelince: Bu durumda sana dua etmek ve dilemek düşer.. Bana da icabet ve dileğini yerine getirmek..>>>
454
YanıtlaSilHADIS-1 ŞERİFLER
Duaların kabul olması için, tevbe edip tamamen Cenab-ı Hakka уб-nelmek şarttır.. Makbul olan dua ve yerine getirilen dilek, bu şartlar al-tında yapılandır..
Ravi: SELMAN'dan r.a. naklen TABERANI.. Menkıbeleri, 9. ve 510. Hadis-i Şerifte..
٨٤٦ قال الله تعالى : مَنْ لَا يَدْعُونِي أَغْضَبْ عَلَيْهِ .
( رواه أبو هريرة )
846) «Allah-ü Taâlâ şöyle buyurdu: Bana dua etmeyene kızarım..>>
Allaha dua etmeyen kibirli ve kendini beğenmiş bir kimsedir. El-bette kibirliyi ve kendini beğenmişi Allah-ü Taâlâ sevmez..
Ravi: EBU HUREYRE.. r.a. Menkıbesi, 5. Hadis-i Şerifte..
٨٤٧ قالَ لِي جِبْرِيلُ : إِنَّا لا تَدْخُلُ بَيْتًا فِيهِ صُورَةٌ وكَلب .
( رواه البخاري )
847) «CİBRİL bana şöyle dedi:
Biz içinde suret ve kelb bulunan bir eve girmeyiz...
CİBRİL: Dört büyük melekten biridir.. Bilhassa peygamberlere va-hiy getirmeye memur edilmiştir..
Bazı zaruri hallerde evin dışında ve bahçede köpek beslemeye cevaz vardır..
*
Ravi: BUHARI.. Menkıbesi, 2. Hadis-i Şerifte..
٨٤٨ قالَ مُوسَى بْنُ عَمْرَانَ : يَا رَبِّ مَنْ أَعَزُّ عِبَادِكَ عِنْدَكَ ؟ قَالَ مَنْ إِذَا قَدَرَ
( رواه البيهقي عن أبي هريرة )
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil455
848) «İMRAN b. MUSA şöyle niyaz etti:
Ya Rabbi, katında kullarının en azizi kimdir?..
Allah-ü Taâlâ şöyle buyurdu:
Gücü yettiği halde bağışlayan..>>
**
İntikam almaya gücü yettiği halde bağışlamak.. Ne büyük haslet.. IMRAN b. MUSA: İmaran oğlu Musa Musa Peygamber, a.s. ma-lûm..
**
Ravi: EBU HUREYRE'den r.a. naklen BEYHEKI.. Menkıbeleri, 5. ve 12. Hadis-i şerifte..
٨٤٩ قال دَاوُدُ : إِذْ خَالُكَ يَدَكَ في فَمِ التَّنَينِ إِلى أَنْ تَبْلُغَ الْمِرْفَقَ فَيَقْضُها ، خَيْرٌ لَكَ مِنْ أَنْ تَسْأَلَ مَنْ لَمْ يَكُنْ لَهُ شَيْءٍ ، ثُمَّ كَانَ .
( رواه ابن عساكر عن أبي هريرة )
849) «DAVUD -şöyle dedi:
Kolunu, dirseğine kadar bir yılanın ağzıma soktuktan son-ra ısırması; sonradan görmüş bir kimseye, bir dilekte bulun-mandan senin için hayırlıdır..>>>
* **
Sonradan görmüşler çoğunlukla aç gözlü kimselerdir.. Onlara yapı-lan bir taleb çoğu zaman karşılıksız kalır..
DAVUD: Malûm, Davud a.s. peygamberdir..
**
Ravi: EBU HÜREYRE'den r.a. naklen İBN-1 ASAKİR.. Menkibe-leri, 5. ve 86. Hadis-i Şerifte..
٨٥٠ قَالَتْ أَمْ سُلَيْمَانَ بْنِ دَاوُدَ لِسُلَيْمَانَ : يَا بَنَى لَا تُكْثِرِ النَّوْمَ بِاللَّيْلِ ، فَإِنَّ كثرَةِ النَّوْمِ بِاللَّيْلِ تَتْرُكُ الإِنْسَانَ فَقِيرًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ .
( رواه البيهقي عن جابر )
850) «Davud'un oğlu SÜLEYMAN'ın anası, SÜLEYMAN'a şöyle dedi:
- Yavrucuğum, geceleri çok uyuma.. Çünkü geceleri çok uyu-mak, kıyamet günü insanı fakir bırakır..>>>
berimizi kabe'ye götürda. Nur Torun, de-oturdu. Saygı gereği ayakta bekleyen amcalarından bazıları ise onun bu hareketini bulmadılar ve kolundan tutup kaldırmak için ce Abdülmuttalib istire
YanıtlaSilTARİHTE BUGÜN
- 1532 - Kanunî'nin Almanya seferi.
1935-Bediüzzaman'ın Eskişehir Hapishanesine gönderilişi.
25 PERŞEMBE
THURSDAY
NİSAN
APRIL
BİR AYET
O herşeyi hakkıyla bilendir.
Bakara Suresi: 29
BİR HADİS
Ümmetim dünyaya fazlasıyla değer verirse, İslâm heybeti ondan çekilip alınır.
Hakim
Bir bülbülü yaratan, bütün kuşları yaratan olabilir.
Şualar
HİCRİ: 16 ŞEVVAL 1445 - RUMI: 12 NİSAN 1440
Imrak
Günes
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
KASIM: 170-GÜN: 116 KALAN: 250 - GÜN. UZ.: 2 DK
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
eklemek
YanıtlaSilAcaba o Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselama ağaçlar, misallerde ge gibi, onu tanıyıp, risaletini tasdik edip, ona selām ederek ziyaret edip emir emirleri-akılsız ni dinleyerek itaat ettiği halde, kendilerine insan diyen bir kısım câmid, akıl mahlûklar onu tanımazsa, iman etmezse, kuru ağaçtan çok ednâ, odun parç arçası gibi ehemmiyetsiz, kıymetsiz olarak ateşe lâyık olmaz mı?
YanıtlaSilJorunaugu TARIHTE BUGÜN
1919-Bediüzzaman, esaret sonrası yaşadığı rahatsızlıklar sebebiyle Dârü'l-Hikmeti'l-İslâmiye vazifesinden bir dilekçe ile izin istedi.
1919-Kars'ın Ermenilerce işgali.
- 1936-İzmit Kâğıt Fabrikası'nda ilk kâğıt imali.
NİSAN
19 CUMARTESİ
21 1446
ŞEVVAL
RUMI: 6 NİSAN 1441 KASIM: 163
BİR AYET
Şüphesiz ki O Halim'dir, ceza vermekte acele etmez; Gafür'dur, gü-nahları çokça bağışlar.
(İsra: 44)
BİR HADİS
İmânî meselelerde şüphe ve tereddüt küfürdendir.
(C. Sağîr, No: 934)
Felsefe-i insaniye, gayet harikulāde mucizât-ı kudret-i İlahiyenin mucizât-ı rahmeti üstüne âdiyat perdesi çeker. Emirdağ Lahikası
17 25 16 47
IMSAK GÜNEŞ O
14709 13 18 16
33 19 12
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
467 1 Kendisinde can olan mahluku hedef edinmeyin. (Nişan için) Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
467 2 Camileri yol edinmeyin, meğer zikir veya namaz için ola. Hz. İbni Ömer ra
467 3 Evlerinizi kabir edinmeyin, evde de namaz kılın. Zira şeytan Bakara suresinin okunduğu evden kaçar. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
467 4 Evinizde uyuyacağınız zaman ateşi kapatın ve söndürün. Hz. Salim (r.a.)
467 5 Namazı kasden terketmeyin, ey kadın. Kim namazı kasden terkederse, Allah ve Peygamberin zimmetinden çıkar. Hz. Ümmü Eymen (r.a.)
467 6 Düşmanla karşılaşmayı istemeyin. Allah'dan afiyet isteyin. Onlarla karşılaşınca da Allah'ı çok zikredin. Eğer onlar direnir, gürültü ve şamata yaparlarsa siz sükut edin. Hz. İbni Amr (r.a.)
467 7 Düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyin. Allah'dan afiyet isteyin. Zira siz onlarla beraber neyin imtihan edildiğini bilmezsiniz. Onlarla karşılaşınca "Allahümme ente Rabbına ve Rübbühüm ve mevasına vemevasihim bi yedike ve inneme taktülühüm etne." deyin ve yere çökün. Ne vakit üzerinize yürürlerse kalkın ve tekbir alın. Hz. Câbir (r.a.)
467 8 Bevlettiğiniz helada abdest almayın. Zira Mü'minin abdest suyu hasenatı ile beraber mizana girer. Hz. Enes (r.a.)
467 9 Kur'anla mücadele etmeyin. Allahın kitabının bazı kısımlarını bazısına yalanlatmayın (tezat aramayın) Vallahi; mü'min onunla mücadele ederse yenilir. Münafık onunla mücadele ederse, galip geldiğiniz zannetse bile mahkum olur. (Galebesi necat sebebi olmaz) Hz. Abdurrahman ibni Cubeyr (r.a.)
467 10 Evlerinizi kabir etmeyin. Hiç şüphe yok ki şeytan, sure-i Bakara okunan evden çıkar gider. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
467 11 Benim kabrimi bayramlık etmeyin (sık gidin) Evinizi de kabir yapmayın. Nedere olursanız olun olduğunuz yerde selatü selam getirin. Sizin selatü selamınız Bana ulaşır. Hz. Hüseyin (r.a.)
467 12 Şu namazı, öğle namazının ilk ve son sünneti gibi yapmayın. Sünneti ile farzı arasını aralayın. (Sabah namazını sünneti ile farzını biraz aralayın) Hz. Abdullah İbni Büceyne r.a
467 13 Beni yolcunun (su kabı) gibi yapmayın. Yolcu kabını su ile doldurur. İhtiyacı olursa onu içer, icap etmezse içmez döker. Beni sözünüzün başında, ortasında ve sonunda anın. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
Bir kimse nin iki babasi varmis
YanıtlaSilNesep babası,
manevi babası (ahirete Hazırlayan, manevi hayatın) babası.
Bunlar dan 1.si.
yani neseb babası
ulvi alemden sufli aleme gelmesini sağlar.
2.si yani manevi babası,
Peygamber efendimiz sav
Sufli alemden Ulvi aleme çıkarır.
2.sinin yani manevi baba nin "؛" "
؛
YanıtlaSil
Yuksel19 Nisan 2025 08:13
hakkı ödenmez. Hz. Muhammed S.A.V.in.hakki odenmez.
Mesnevi Şerif
Mevlana
Lâlegül T. V.
ATAULLAH EL-İSKENDERİ;
YanıtlaSil"YA RABBİ! SEN'İ BULAN NEYİ KAYBETTİ? SEN'İ KAYBEDEN NEYİ BULDU?.." DEDİĞİ GİBİ, HAKİKİ ÎMÂNA SAHİP BİR GÖNÜL, HER AN ALLAH İLE BERABERLİĞİN HUZURU İÇİNDEDİR. BU HUZUR SAYESİNDE FÂNÎ VE GELGEÇ MUSIBETLER ONUN NAZARINDA KÜÇÜLMÜŞ, EHEMMİYETİNİ KAYBETMİŞTİR.
BUGÜN MADDÎ REFAHIN ZİRVESİNDEKİ BATI'DA PSİKOLOJİK BUHRANLAR HATTA İNTİHARLAR GÖRÜLÜRKEN, EN AĞIR ZULÜMLERE MARUZ KALAN GAZZELİ MÜMİNLERDE BU TÜR VAKALARIN GÖRÜLMEYİŞİ, SON DERECE MÂNİDARDIR.
456
YanıtlaSilHADİS-I ŞERİFLER
Kıyamet gününün fakirliği nursuzluktur.. Gece ibadetine kalkma. yanların öbür âlemde nurları az olacaktır..
SÜLEYMAN: Malûm, yeryüzünde bulunan her şeye hükmünü geçi-ren Süleyman a.s. peygamberdir..
** Ravi: CABİR'den r.a. naklen BEYHEKI.. Menkıbeleri, 12. Hadis-i Şerifte..
٨٥١ قُل : اللَّهُمَّ اجْعَلْ سَرِيرَتي خَيْراً مِنْ عَلَا نيتي ؛ وَاجْعَلْ عَلانيتي صالحة ، اللهُمَّ أَسْأَلُكَ مِنْ صَالِحِ مَا تُولَّى النَّاسِ مِنَ الْمَالِ وَالْأَهْلِ وَالْوَلَدِ ، غَيْرِ الضَّالُ وَالْمُضِل .
( رواه الترمذي عن أنس )
851) «Şöyle dua et:
Allahım, içimi dışından hayırlı kıl.. Dışımı yararlı eyle.. Allahım, mal, ehil ve evlâd olarak insanlara verdiğin şeyin fay-dalısını senden istiyorum.. Ne dalâlette kalan olsun; ne de da-lâlete düşüren..»
**
Bu bir duadır. Dualar, sadece dua etmiş olmak için yapılmamalıdır. Onlarda, yani dualarda işaret buyrulan halleri bulmak için gayret edil-melidir.
***
Ravi: Hz. ÖMER'den r.a. naklen TİRMİZİ.. Menkıbeleri, 13. ve 41. Hadis-i Şerifte..
٨٥٢ قُلِ : اللَّهُمَّ فَاطِرَ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ ، عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ ، رَبِّ كُلِّ شَيْءٍ وَمَلِيكَهُ ، أَشْهَدُ أَنْ لا إلهَ إِلا أَنْتَ ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ نَفْسِي ، وَمِنْ شَرِّ الشَّيْطَانِ وشِرْكِهِ . قُلْهَا إِذَا أَصْبَحْتَ وَإِذَا أَمْسَيْتَ ، وَإِذَا أَخَذْتُ مَضْجَعَكَ .
( رواه ابن حبان عن أبي هريرة )
852) «Şöyle dua et:
Allahım, yerin ve semaların yaratıcısı.. Gizli ve aşikâreyi bilen.. Her şeyin Rabbi ve sahibi.. Senden başka ilah olmadı-ğına şahadet ederim.. Nefsimin şerrinden, şeytanın şerrinden ve şirkinden sana sığınırım..
-Bu duayı sabah, akşam ve yatağına girerken oku..>>>
*
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil457
Bu da Peygamber S.A. efendimizin öğrettiği güzel duaların bir başka şekli..
Ravi: EBU HÜREYRE'den r.a. naklen İBN-1 HIBBAN.. Menkibe-Jeri, 5. ve 65. Hadis-i Şeriflerde..
٨٥٣ قُلِ : اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ نَفْسًا مُطْمَئِنَّةً ، تُؤْمِنُ بِلِقَائِكَ ، وَتَرْضَى بِقَضَائِكَ ( رواه الضياء عن أبي أمامة ) وَتَقْنَعُ بعَطائِكَ .
853) «Şöyle dua et:
Allahım, senden İTMİNAN derecesini bulan bir nefsi is-tiyorum: Sana kavuşacağına inanan.. Kazana razı olan.. Verdi-ğine kanaat eden..>>>
**
İTMİNAN: Tamamiyle Cenab-ı Hakka teslim olma halidir..
** *
Ravi: EBU ÜMAME'den r.a. naklen ZİYA.. Menkıbeleri, 22. ve 104. Hadis-i Şerifte..
قُلِ : اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي ، وَارْحَمْنِي ، وَعَافِنِي ، وَارْزُقْنِي ، فَإِنَّ هَؤُلَاءِ تَجْمَعُ ( رواه ابن ماجه عن سارق الأشجعي ) لَكَ دُنْيَاكَ وَآخِرَتَكَ . ٨٥٤
854) «Şöyle dua et:
Allahım, beni bağışla.. Baña merhamet et.. Bana âfiyet ih-san eyle.. Bana rızık ver..
Bu cümleler senin dünya ve âhiret -işlerini bir araya ge-tirir..>>
** *
Bu da Peygamber S.A. efendimizin öğrettiği duaların bir başka güzel şeklidir.. Kısadır; ezber edip okumakta çok fayda vardır..
***
Ravi: TARİK'ÜL-EŞCAÎ'den r.a. naklen İBN-İ MACE.. Menkıbesi, 68. Hadis-i Şerifte..
** ***
TARIK'ÜL-EŞCAI: Sahabe.. Küfeli.. Tercümemize esas aldığımız eserde SARIK, Münavi'nin FEYZÜL-KADİR adı eserinde TARIK ola-rak geçer; ki doğrusu budur. EBU MALİK'ÜL-EŞCAÎ'nin babasıdır.. Allah onlardan razı olsun..
458
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
قُل : اللَّهُمَّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي ظُلْماً كَثِيرًا. وَإِنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلا أَنْتَ، فَاغْفِرْ لِي مَغْفِرَة مِنْ عِنْدِكَ ، وَارْحَمْنِي إِنَّكَ أَنْتَ الغَفُورُ الرَّحِيمُ .
( رواه البخاري ومسلم )
۸۰۰
855) «Şöyle dua et:
Allahun, ben nefsime çok zulmettim.. Şu muhakkak ki, sen. den başka günahları bağışlayacak yoktur.. Katından bir mağ. firetle beni bağışla.. Ve bana merhamet et.. Çünkü sen, bağış. layan ve merhamet edensin..>>>
**
Bu dua da diğerleri gibi, güzel, sade ve biz günahkârlar için talim buyrulmuştur..
**
Ravi: BUHARI ve MÜSLİM. Menkıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i Şerifte..
. ٨٥٦ قَلِيلُ الْفِقْهِ خَيْرٌ مِنْ كَثِيرِ الْعِبَادَةِ ، وَكَفَى بِالْمَرْءِ فِيهَا إِذَا عَبَدَ الله ، وكَفَى بِالْمَرْءِ جَهْلًا إِذَا أَعْجِبَ بِرَأْيه ، وَ إِنَّمَا النَّاسُ رَجُلَانِ : مُؤْمِنٌ ، وَجَاهِلٌ . فَلَا تُؤْذِ الْمُؤْمِنَ ، وَلَا تُحَاوِرِ (1) الْجَاهِلَ .
(1) من المحاورة : وهى المكانة والمجادلة .
( رواه الطبراني عن ابن عمر )
856) «Az FIKIH bilgisi, çok ibadetten hayırlıdır..
FIKIH olarak insana o yeter ki, Allah-ii Taâlâ'ya ibadet eder ola...
İnsana cehl olarak o yeter ki; kendi görüşüyle ucbe kapılmış ola...
İnsanlar iki çeşittir: Mümin ve cahil...
Mümine eziyet etme, cahille de konuşma...»
***
FIKIH: İnsanın, hayırını, şerrini bilmesidir.. Az da olsa insanın hayrını ve şerrini bilmiş olması, cahilce yapılan ibadetten çok üstündür..
Ravi: İBN-İ ÖMER'den r.a. naklen TABERANI.. Menkıbeleri, 7. ve 9. Hadis-i Şerifte..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil459
٨٥٧ قَلِيلُ التَّوْفِيقِ ، خَيْرٌ مِنْ كَثِيرِ الْعَقْلِ ، وَالعَقْلُ فِي أَمْرِ الدُّنْيَا مَضَرَّةٌ وَالْعَقْلُ فِي أَمْرِ الدِّينِ مَسَرَّةٌ .
( رواه ابن عساكر )
857) «BAŞARI'nın azı, aklın çoğundan hayırlıdır.. Dünya işinde akıl, mazarrattır.. Din işinde akıl, surur kaynağıdır..>>>>
**
Burada BAŞARI: Kula, başladığı işte, Cenab-ı Hakkın muvaffakiyet ihsan eylemesidir. O, bir işte başarı ihsan ettikten sonra, aklın azlığı ve-ya çokluğu bir değer taşımaz..
Ravi: IBN-1 ASAKİR.. Menkıbesi, 86. Hadis-i Şerifte..
قُوا بِأَمْوَالِكُمْ عَنْ أَعْرَاضِكُمْ ، وَلْيُصَانِعْ أَحَدَكُمْ بِلانَهُ عَنْ دِينِهِ . ( رواه ابن عساكر )
٨٥٨
858) «Mallarınızla şerefinizi koruyunuz.. Her biriniz dilini -kulla-narak dinini korusun..>>
**
Zalimlere ve herkese karşı.. Fakat yerinde. Tatlı dilli olmalı ki, dine sataşmak önlenmiş ola..
Diğer yerlerde de geçtiği gibi, yapılan iyilikler çoğu zaman, kötü dilleri tutar..
Ravi: İBN-I ASAKİR.. Menkıbesi, 86. Hadis-i Şerifte..
الْقُرْآنُ : هُوَ النُّورُ الْمُبِينُ ، وَالدَّكْرُ الْحَكِيمُ ، وَالصَّرَاطَ الْمُسْتَقِيمُ .
٨٥٩
( رواه البيهقي )
859) «Kur'an, apaçık bir nurdur.. -Mânası hikmet dolu zikirdir.. Ve doğru yoldur..>>>
**
Kur'an-ı Kerîm bütün insanlığı hidayete kavuşturacak kudret ve kuvvete sahibdir.. Allah kelâmıdır. Hükmü, kıyamete kadar bakidir..
**
Ravi: BEYHEKI.. Menkıbesi, 12. Hadis-i Şerifte..
460
YanıtlaSilHADIRI DERIFERA
٨٦٠ القرآن يقرأ يلمسون العرب وَأَصْوَاتِهَا ، وَإِنَّا كُمْ وَلَمُونَ أَهْلِ الْعِشق ولون أهل الكفاري ، والله يجي الذِي قَوْم يَرْجُمُونَ بِالْقُرْآنِ لرجوع البناء والنوح ، لا يجاوز حناجرهُمْ ، مَفْتُونَهُ قُلُوبُهُمْ وَكُلُوبُ الَّذِينَ ( رواه حذيفة )
860) «Kur'an-ı Kerim, Arab giveal ve Arab tehçesiyle okunur.. Bi hassa aşka gelenlerin ve İKİ EHLİ KİTABIN makanuyla oka maktan sakınınız..
Benden sonra bir kavim gelecek, onlar Kur'an-ı Kerim'l şarkı ve çalgı şekline çevirecekler.., Boğazlarından içeri geçirmeyecek ler..
Onların kalbi fitne dolmuştur. Keza, bunlarım halini görüp be genenlerin de...»
İKİ EHLİ KİTAP: Yahudi ve hristiyanlardır. Zamanımızda her ne kadar Kur'an-ı Kerim onlar gibi okunmamakta ise de, Peygamber B.A. efendimizin tarif ettiği gekle de tam uymamaktadır..
Bilhassa hafızlarımız bu Hadis-i Şerifi okuyup pekçok düşünmeli dirler..
Ravi: HUZEYFE, ra. Menkibeni 675. Hadis-i şerifto.. ٨٦١ القضاء ثلاثة : اثنان فى النَّارِ ، وَوَاحِدٌ في الجنَّةِ : رَجُلٌ عَلِيمَ الحَقِّ فقضى به فَهُوَ فِى الجَنَّةِ ، وَرَجُلٌ قَضَى لِلنَّاسِ عَلَى جَهْلِ فَهُوَ فِي النَّارِ ، وَرَجُلٌ ( رواه الحاكم ) عرف الحق فَجَارَ في الحكم فهو في النَّارِ .
861) «KADILAR, üç zümredie.. İkisi cehennemdedir; biri cennette..
n) O kimsedir ki, hakkı bildi; ona göre hükmetti bu connette dir b) O kimsedir ki, insanlara hüküm verirken bir cehalet üzeri ne verdi.. Bu cehennemdedir..
c) O kimsedir ki; hakikatı anladığı halde hükümde zalim dav randı.. Bu da cehennemliktir..».
KADILAR: Hakimler, manasınadır.. Ayrıca hakemlik veya hakim lik mevkiinde olan herkese gümulü vardır.. Bu vazifeleri deruhte eden kimseler, bu Hadis-i şerifin tehdidi altına girmemeye gayret etmelidir ler..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil461
Ravi: HAKİM Menkıbesi, 22. Hadis-i şerifte..
حرف الكاف
٨٦٢ كَانَ الله وَلَمْ يَكُنْ شَيْءٍ غَيْرُهُ ، وَكَانَ عَرْشُهُ عَلَى المَاءِ وَكَتَبَ فِي الذِّكْرِ ( رواه البخاری) كُلَّ شَيْءٍ ، وَخَلَقَ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ .
()
KEF - HARFİ İLE BAŞLAYAN HADİS-İ ŞERİFLER
862) «Allah vardı ve ondan başkası yoktu.. Arşı su üzerindeydi.. Ve herşeyi ZİKR'e yazdı.. Yeri ve semaları yarattı..>>
**
ZIKR: Bir manaya göre Kur'an-ı Kerim.. Bir başka manaya göre de Levh-i mahfuz'dur.
En doğrusunu Allah-ü Taâlâ bilir.
*
** Ravi: BUHARI.. Menkıbesi, 2. Hadis-i Şerifte..
٨٦٣ كَبُرَتْ خِيَانَةٌ أَنْ تُحَدِّثَ أَخَاكَ حَدِيثًا هُوَ لَكَ بِهِ مُصَدِّى وَأَنْتَ لَهُ ( رواه أبو داود ) كاذب .
863) «Büyük bir hiyanet olur: Bir şeyi -mümin- kardeşine anlata-sın; seni tasdik ede.. Ve sen, ona yalan söylemiş olasın..>>>
Bu, mümin kardeşi kandırmak sayılır.. Onun safiyetini bozmak ve ve sana karşı olan itimadını sarsmak demektir..
**
Ravi: EBU DAVUD.. Menkıbesi, 11. Hadis-i Şerifte..
٨٦٤ كاتِمُ العِلْمِ يَلْعَنُهُ كُلُّ شَيْءٍ ، حَتَّى الحُوتُ في البَحْرِ ، وَالطَّيْرُ في السماء . ) رواه ابن الجوزى عن أبي سعيد )
864) «İlmi, saklayana, herşey lânet okur.. Hatta, denizdeki balık; semadaki kuş bile..>>
462
YanıtlaSilHADIS-1 ŞERİFLER
İlim, Cenab-ı Hakkın insanlara verdiği büyük bir nimettir.. Ve onun bir sıfatıdır. İnsanları bu nimetten mahrum bırakmaya çalışmak elbette büyük bir suç olur..
**
Ravi: EBU SAID.. Menkıbesi, 65. Hadis-i Şerifte.. Ondan naklen IBN-İ CEVZİ..
**
IBN-1 CEVZI: Esas adı ABDURRAHMAN.. Hicri, 510. yılda Bağ. dad'da doğmuştur.. İslâmiyetin yetiştirdiği büyük âlimlerden biridir... Ayı zamanda büyük tarihçi.. Fıkıh alimidir ve Hanbeli mezhebine men-suptur.. Kabiliyetli bir hatib olduğu da rivayetler arasındadır.. Hicri, 597. yılda vefat etmiştir.. Allah rahmet eylesin..
( رواه البخاري ومسلم )
٨٦٥ كِتابُ اللهِ القِصَاصُ .
865) «KISAS, Allah'ın kitabıdır..>>>>
**
KISAS: Bilcümle şer'i hadler, manasına gelir.. Demek olur ki: Bilcümle şer'i hadler, Allahın emrettiği gibi olmalıdır..
Ravi: BUHARI ve MÜSLİM.. Menkıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i şerifte.
( رواه الخطيب عن أنس)
٨٦٦ كادَ الحَلِيمُ أَنْ يَكُونَ نَبِيا .
866) «HALİM, Peygamber olmaya yakındır..>>
***
HALİM: Sabırlı, tahammüllü, açık kalbli, demektir.. Burada mâna sudur:
Bu vasıfları özüne sindiren kimse, peygamberlere yakın olacak-tır..
Ravi: ENES'ten r.a. naklen HATIE.. Menkıbeleri, 1. ve 64. Hadis-1 Şerifte..
كانَ النَّاسُ يَعُودُونَ دَاوُدَ ، يَظُنُّونَ أَنَّ بِهِ مَرَضًا ، وَمَا بِهِ إِلَّا شِدَّهُ
٨٦٧
) رواه ابن عساكر عن ابن عمر )
الخَوْفِ مِنَ اللهِ تَعَالَى .
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil463
867) «İnsanlar, DAVUD'u hasta sanır ziyaretine giderlerdi.. Halbu-ki onda hastalık yoktu; Allah-ü Taâlâya karşı şiddetli korku vardı..>>>
DAVUD: Malûm, Davud a.s. Der ki: peygamberdir.. İmam-ı Gazali Hz.
Allah'tan ve âhiretten bahsettiği zaman, Davud a.s. hasta olur; baygın düşerdi.. Bir çarşafa sarar eve getirirlerdi.. Birkaç günü yatakta hasta yatardı..
**
Ravi: İBN-İ ÖMER'den r.a. naklen IEN-İ ASAKİR.. Benkıbeleri, 7. ve 86. Hadis-i Şeriflerde..
٨٦٨ كانَ رَجُلٌ يُدَائِنُ النَّاسِ ، فَكَانَ يَقُولُ لِفَتَاهُ : إِذَا أَتَيْتَ مُعْسِيراً فَتَحاوَزَ عَنْهَ ، لَعَلَّ اللَّهَ أَنْ يَتَجَاوَزَ عَنَّا ، فَلَقِي الله فَتَجَاوَزَ عَنْهُ .
( رواه الشيخان عن أبي هزيرة )
868) «Bir adam vardı insanlara borç verirdi.. Birgün adamına şöyle dedi: Darda kalmış birine uğrarsan, onun borcundan geç.. Ola ki, Allah-ü Taâlâ da bizim günahlarımızdan geçer.. Allah-iü Taâlâya kavuştuğu zaman onun günahlarından-geçti..>>>
Bu âlemde en büyük iyilik, darda kalmışlara yardım etmek ve borç-luları sıkıştırmamaktır.. Ancak borcunu ödeyecek durumda olduğu halde, ödemeyenlere de, aşırı müsamaha doğru olmaz..
* **
Ravi: EBU HUREYRE'den r.a. naklen BUHARI ve MÜSLİM.. Men-kıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i Şeriflerde..
( رواه أحمد)
٨٦٩ كَفَى بِالمَوْتِ مُزَهْداً في الدُّنْيا ما في ال...
464
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
869) «Gönlü dünyadan alan ve âhirete bağlayan bir-vasıta-olarak ölüm kâfi..»
İbret alan için, içinde öğüt almaya istidad bulunan için, ölümden daha tesirli ne olabilir ki?..
Ravi: IMAM-I AHMED.. Menkıbesi, 1. Hadis-i şerifte..
۸۷۰ كفَى بِالْمَرْء إنما أنْ يُشَارَ إِلَيْهِ بِالأصابع ، إِنْ كَانَ خَيْرًا فَهِيَ مَزَلَةٌ ،
( رواه البيهقي )
إلا مَنْ رَحِمَ اللهُ ، وَإِنْ كَانَ شَرًّا فَهُوَ شَرٌّ.
870) «İnsana günah olarak, parmaklarla gösterilmesi yetişir.. Eğer, hayır olarak gösteriliyorsa; bu, bir mezellettir.. Ancak Al. lah'ın merhamet ettiği kimse hariç.. Eğer şer olarak gösteriliyorsa; bu da, zaten bir şerdir..>>
Burada şöhrete işaret edilmektedir.. Bir başka yerde de geçtiği gibi: Şöhret åfettir..
İnsan bir defa meşhur olmayagörsün; artık ne rahatı kalır.. Ne de huzuru.
Ravi: BEYHEKI.. Menkıbesi, 12. Hadis-i Şerifte..
( رواه مسلم)
۸۷۱ كفى بالمرء إِنَّمَا أَنْ يُحَدِّثَ بِكُل مَا سَمِعَ .
871) «Insana, günah olarak her duyduğunu anlatması yeter..>>>
Burada dedikoduya işaret edilmektedir.. Dedikodu ayıptır, kötüdür; insana yakışmaz..
Ravi: MÜSLİM. Menkıbesi, 5. Hadis-i Şerifte..
۸۷۲ كَفَّارَةُ الْمَجْلِسِ أنْ يَقُولَ الْعَبْدُ « سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ أَشْهَدُ أَنْ
لا إله إلا أنتَ ، وَحْدَكَ لا شَرِيكَ لَكَ . أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ » .
( رواه الطبراني عن ابن مسعود )
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil465
*
872) «Meclisin kefareti; kulun şu duayı yapmasıdır:
Sübhansın Allahını, hamd sanadır.. Şehadet ederim ki, sen-den başka ilah yoktur.. Birsin; ortağın yoktur. Senden, mağfi-ret diler ve sana tevbe ederim..>>>>
Çoğu zaman, meclislerde farkına varılmadan, ya da bile bile hata işlenir. İşte bu hataların bağışlanması için, meclis dağılırken bu duanın yapılması tavsiye ediliyor..
Ravi: İBN-İ MESUD'dan r.a. naklen TABERANI.. Menkıbeleri, 9. ve 47. Hadis-i şerifte..
كُلُّ الْكَذِبِ يُكْتَبُ عَلَى ابْنِ آدَمَ إِلَّا ثَلَاثًا ، الرَّجُلُ يَكْذِبُ فِي ۸۷۳ الحرب ، فَإِنَّ الْحَرْبَ خُدْعَةٌ : وَالرَّجُلُ يَكْذِبُ عَلَى الْمَرْأَةِ فَيُرْضِيهَا وَالرَّجُلَ يَكْذِبُ بَيْنَ الرَّجُلَيْنِ لِيُصْلِحَ بَيْنَهُما .
( رواه ابن السني )
873) «Her yalan, âdemoğlu aleyhine yazılır.. Ancak şu üçü müs-tesna:
a) İnsan, harbde yalan söyleyebilir.. Çünkü harb hiledir..
b) İnsan, kadını razı etmek için, yalan söyleyebilir..
c) İnsan, iki kişinin arasını bulmak için yalan söyleyebilir..>>
***
Harbde, düşmanı kandırmak için yalan söylenmesine, evde kadının yersiz arzularını kırmak için yalan söylenmesine cevaz vardır.. Bunların yapılış şekline, bilhassa iki kişinin arasını bulmak için söylenen yalanla-ra dikkat etmelidir.. Aşırı gitmemeli, sonradan mahcup edecek sözleri söylemek doğru olmaz..
Ravi: İBN'ÜS-SÜNNI.. Menkıbesi, 66. Hadis-i Şerifte.
كُل بناء وَ بَالُ عَلَى صَاحِبِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِلا مَسْجِداً .
٨٧٤
( رواه البيهقي )
874) «Her bina kıyamet günü sahibine vebaldir.. Ancak mescid ha-riç..>>
**
Bu vebâlden hariç olan bölüme; hastaneler, yolcu konakları ve bil-cümle hayır müesseseleri de girer..
Hadis-i şerifler, F: 30
reacta gösteriyordu. Ne zaman ikisini okşadığına, sırtını sıvadığına, bağrı-Birlikte gorseler dedesinin Nur Torununu okşadığına, na basarak opup ko lığına şahit oluyorlardı. Onu anlatırken, "Oğulcuğumda kokladığı liği, Medinelilerin Kureyşlilerin güzelliğ terbiye ve cömertliği, Sa'doğullarının fesa-
YanıtlaSilTARİHTE BUGÜN
-628-Hudeybiye Gazvesi
1962-Anayasa
Mahkemesinin kuruluşu.
1986 - Rusya'da Çernobil faciası
26
CUMA FRIDAY
NİSAN APRIL
BİR AYET
Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O Rahmandır, Rahimdir.
Bakara Suresi: 163
BİR HADİS
Ümmetim iyiliği tavsiye ve kötülükten sakındırma vazifesini terk edince, vahyin bereketinden mahrum bırakılır.
Hakim
Ecnebilerden alınan maddî bilgiler, san'at ve terakkiyata ait ise, lâzımdır. Sefahete dair ise muzırdır. Mesnevî-i Nuriye
HİCRİ: 17 ŞEVVAL 1445 - RUMI: 13 NİSAN 1440
KASIM: 171-GÜN: 117 KALAN: 249 - GÜN. UZ.: 2 DK
Imeak Güne Öğle İkindi Aksam Yatsı
callerini hem teyid eder, Si mütevatir-
YanıtlaSilvakkaten firak-ı Ahmediden (asm)
ziyade takviy Viye eden, mütevatir mucizesidir. Evet, Mescid-i Şerif-i Nebevi
VIMI
TARİHTE BUGÜN
-571-Käinatın Efendisi Sevgili Peygamberimizin (asm) doğumu.
1909-Bediüzzaman'ın, Serbesti gazetesinde "Umum Zabitânımıza ve Volkan'da "Asa-kire Hitâb", "Cemiyetlere İhtär-1 Mühim" ve "Sadâ-yı Vicdân" başlıklı makaleleri yayınlandı.
1935-Bediüzzaman Isparta'da tutuklanarak Eskişehir cezaevine gönderildi.
NİSAN 20 PAZAR
22 1446 ŞEVVAL
RUMI: 7 NİSAN 1441 KASIM: 164
BİR AYET
Dâneleri ve çekirdekleri çatlatan şüphesiz Allah'tır.
(En'âm: 95)
BİR HADİS
Allah'a güvenerek, Allah'a tevekkül ederek ve Allah'ın ismiyle ye.
(C. Sağîr, No: 3035)
Günah kalbe işleyip, siyahlandıra siyahlandıra, tâ nur-u imanı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol var. Lem'alar
Dala
kindi
Akcam
Yater
بسم الله الرحمن الرحيم
YanıtlaSilBENI NAHA' HEYETİNİN MEDİNE'YE GELİŞİ
Naha'ların Soyları:
Beni Naha'lar, Mezhic kabilelerinden olup Ata soyları şöyle sıra-lanır:
Beni Naha' b. Amr. b. Ule, b. Celd, (1), b. Malik, b. Üded, b. Zeyd, b. Yeşcüb, b. Arib, b. Zeyd, b. Kehlan, b. Sebe'. (2)
Naha'ın:
1. Málik,
2. Avf (Mişr),
3. Cesr,
4. Cezime,
5. Kays,
6. Hârise,
adlarında altı oğlu olup bunlardan, Beni Sa'd b. Malik b. Naha'lar ve daha bir çok oymaklar çıkmıştır.
Amr b. Züråre de, Beni Sa'd b. Måliklerdendir. (3)
Beni Naha' Heyeti Medine'ye Ne Zaman, Nereden ve
Kaç Kişi Olarak Geldiler
Benl Naha' heyeti, hicretin on birinci yılı muharrem ayının or-tasında, Yemen'den iki yüz kişi olarak Medineye geldiler.
Misafir evi olan Remle bint-i Hâris'in konağına indiler.
Heyetin Peygamberimizle Görüşmeleri:
Beni Naha' Heyeti, Peygamberimizin yanına gelip Müslüman ol-duklarını söylediler.
Onlar, Yemen'de Muaz b. Cebel'e Bey'at etmişlerdi. (4)
Beni Naha' Heyeti, kabilelerden Peygamberimize gelen Heyetle-rin sonuncusu idi. (5)
(1) İbn-i Hazzm Cemhere, s. 477
(2) İbn-i Hazm Cemhere, s. 412
(3) Ibn-i Hazm Cemhere, s. 414
(4) Ibn-i Sa'd Tabakat, c. I, s. 346, İbn-i Kayyım Zadülmaad, c. 3, s. 70, Ibn-1 Seyyid Uyunüleser, c. 2, s. 258, İbn-i Hacer İsabe, c. I, s. 548, Diyar Bekri -Hamis, c. 2, s. 154, Halebi Insanüluyun, c. 3, s. 279
(5) İbn-i Kayyum Zadülmaad, c. 3, s. 70, İbn-i Seyyid Uyunüleser, c. 2, s. 258, İbn-i Hacer İsabe, c. I, s. 548, Diyar Bekri Hamis, c. 2, s. 154
İSLAM TARİHİ MEDİNG DEVRİ XI
YanıtlaSilHeyet İçinde Zürâre b. Amr (Kays), b. Haris, b. IdA (Idy) de bu-lunuyordu. (6) Kendisi, daha önce, Hıristiyandı, (7)
Züråre b. Amr'm Yolda Gördüğü Rüyayı Peygamberimize Anlatması ve Yordurması:
Züråre b. Amr «YA Resûlallah! Yolda, bir rüya gördüm, beni korkuttu. dedi. Peygamberimiz «Nedir o?» diye sordu. Züråre b. Amr «Gördüm ki: Evimde bırakmış olduğum dişi eşek, çil, kara-kızıl bir oğlak doğurmuş!
Yerden bir ateşin çıkıp benimle oğlumun arasına gerildiğini de, gördüm ki, o ateş: (Dumanlı ateş! Dumanlı ateş! Gözlüsü, gözsüzü (8) bana, yiyecek yediriniz!
Ben, sizi, ev halkınızı ve malınızı yerim!) (9) diyordu.» dedi.
Peygamberimiz «Sen, evinde, hamli gizli bir cariye bıraktın mı?» diye sordu.
Züråre b. Amr «Evet!» dedi.
Peygamberimiz İşte, o cariye, bir oğlan doğurmuştur. O, senin oğlundur! buyurdu.
Zürâre b. Amr «Ben, onun, çil, kara-kızıl olmasının sebebini an-layamadım? dedi.
Peygamberimiz «Yakınıma gel!» buyurdu.
Zürâre b. Amr, yaklaşınca «Sende, gizli tutup kimseye açıklama-dığın bir Baras (Alacalık) var mı? diye sordu.
Bunun üzerine, Züråre b. Amr «Seni, hak Peygamber olarak gön-deren Allah'a yemin ederim ki onu, Senden önce, hiç kimse bilmi-yordu! dedi.
Peygamberimiz «Gördüğün çil, kara-kızıllık, işte, odur! (10)
(6) İbn-i Sa'd Tabakat, c. I, s. 346, İbn-i Kayyım Zadülmaad, c. 3, s. 70, Ibn-1 Seyyid Uyunüleser, c. 2, s. 258, Halebt İnsanüluyun, с. 3, s. 279 (7) İbn-i Sa'd Tabakat, c. I, s. 346, İbn-i Esir Üsdülgabe, c. 2, в. 255
(8) İbn-i Abd-1 Rabbih Ikdülferid, c. I, s. 134, 135, İbn-i Abdulber İstiab, c. 2, a. 517, İbn-i Eair Üsdülgabe, c. 2, s. 254, İbn-i Seyyid Uyunüleser, c. 2, s. 259, Ibn-i Hacer İsabe, c. I, s. 548, Halebi İnsanüluyun, c. 3, s. 279
(9) İbn-i Abd-i Rabbih Ikdülferid, c. I, s. 135, İbn-1 Kayyım Zadülmaad, c. 3, 8. 70, İbn-i Seyyid Uyun, c. 2, s. 259, İbn-i Hacer İsabe, c. I, s. 548, Ha-lebt İnsan, c. 3, s. 279
(10) İbn-1 Abd-1 Rabbih Ikdülferid, c. 1, s. 134, İbn-i Abdulber İstiab, c. 2, *. 517-518, İbn-i Fair Üsdülgabe, c. 2, s. 254, İbn-i Kayyım c. 3, s. 70, Ibn-1 Seyyid Uyun, c. 2, s. 258-259, İbn-i Hacer Zadülmaad, İsabe, c. I, s. 548
BENI NAHA' HEYETİNİN MEDİNE'YE GELİŞİ
YanıtlaSilGördüğün ateşe gelince: o, benden sonra kopacak fitnedir! (11) O, âhir zamanda da, kopacaktır!» buyurdu. (12)
Zürâre b. Amr «Yâ Resûlallah! Kopacak fitne nedir?» diye sordu.
Peygamberimiz Mü'minin kanını dökmek, Mü'mine, baldan, su-dan tatlı gelecek, kötülük yapan, kendini iyilik yapıyor sanacaktır!
(13)
Sen, ölürsen, bu hali, oğlun görecektir!
Oğlun ölürse, sen, göreceksin!» buyurdu.
Zürâre b. Amr «Yâ Resûlallah! Allah'a düa et te, onu, ben görme-yeyim! dedi. (14)
Peygamberimiz de «Ey Allâhım! O fitneyi, buna gösterme!» diye-rek (15) düa etti. (16)
Zürâre b. Amr «Yâ Resûlallah! Nûman b. Münziri de, kulaklarına küpeler, kollarına pazubendler ve bilezikler takınmış gördüm? dedi.
Peygamberimiz «Bu, Arap hâkimiyetinin, zînet ve süse dönüşe-ceğine işarettir!» buyurdu.
Zürâre b. Amr «Yâ Resûlallah! Yerden, kır saçlı bir koca karının çıktığını da, gördüm?» dedi.
Peygamberimiz «O da, dünyadan arta kalandır!» buyurdu. (17)
Zürâre b. Amr, oğlundan önce vefat etti.
Zürâre b. Amr'ın oğlu, Hz. Osman'ı hal' edenler arasında idi.
(18)
(11) İbn-i Abdulber İstiab, c. 2, s. 518, İbn-i Esir Üsdülgabe, c. 2, s. 254, İbn-i Seyyid Uyun, c. 2, s. 259, İbn-i Hacer İsabe, c. I, s. 548, Halebi İnsan, c. 3, s. 279
(12) İbn-i Abd-i Rabbih Ikdülferid, c. I, s. 135, İbn-i Kayyım s. 70, İbn-i Seyyid Uyunüleser, c. 2, s. 259, ibn-i Hacer Halebi İnsanüluyun, c. 3, s. 279 Zadülmaad, c. 3, İsabe, с. І, в. 548,
(13) İbn-i Abd-i Rebbih Ikdülferid, c. I, s. 135, İbn-i Abdulber İstiab, e. 2, в. 518, İbn-i Esir Üsdülgabe, c. 2, s. 254, İbn-i Seyyid Uyunüleser, с. 2, s. 259, İbn-i Hacer İsabe, c. 1, s. 548, Halebi İnsanüluyun, c. 3, s. 279
(14) İbn-i Abdulber İstiab, c. 2, s. 518, İbn-i Esir Üsdülgabe, c. 2, s. 254, İbn-1 Kayyım Zadülmaad, c. 3, s. 70, İbn-i Seyyid Uyunüleser, c. 2, s. 258-259, İbn-i Hacer İsabe, c. 1, s. 548, Halebi İnsanüluyun, c. 3, s. 279
(15) İbn-i Kayyım Zadülmaad, c. 3, s. 70, İbn-i Seyyid Uyunüleser, c. 2, s. 259, Halebi İnsanüluyun, c. 3, s. 279
(16) İbn-i Abdulber İstiab, c. 2, s. 518, İbn-i Esir Üsdülgabe, c. 2, s. 254, İbn-1 Kayyım Zadülmaad, c, 3, s. 70, İbn-i Seyyid Uyunüleser, c. 2, s. 259, İbn-1 Hacer sabe, c. 1, s. 548, Halebî İnsanüluyun, c. 3, s. 279
(17) İbn-i Abd-i Rabbih Ikdülferid, c. 1, s. 134-135, İbn-i Kayyım c. 3, s. 70, İbn-i Seyyid Uyunüleser, c. 2, s. 259, İbn-i Hacer 5. 548, Halebî İnsanüluyun, c. 3, s. 279 Zadülmaad, İsabe, c. 1,
(18) İbn-i Kayyım Halebi Zadülmaad, c. 3, s. 70, İbn-i Seyyid Uyunüleser, с. 2, в. 259, İnsanüluyun, c. 3, s. 279
7
Vecize
YanıtlaSilBir tek ayet olup yüz on dört defa tekrar edi-len Bismillahirrahmanirrahîm cümlesi [...] Arşı ferşe bağlayan ve kâinatı ışıklandıran ve her dakika herkes ona muhtaç olan öyle bir haki-kattir ki, milyonlar defa tekrar edilse yine ihtiyaç vardır. Değil yalnız ekmek gibi her gün, belki hava ve ziya gibi her dakika ona ihtiyaç ve iştiyak vardır.
Sözler, Yirmi Beşinci Söz.
Atatürkeriş ülgergizli vasiyethalifelikhatır
YanıtlaSil5Kasımı 6 Kasıma bağlayan gece Ata’nın “Ne olur ne olmaz”dan fazlası olarak Hasan Rıza Soyaç’a yazdırdığı vasiyet mektubunun 28 Kasım 1938’te açılıp okunduğu gün başlamıştı belki de bu “Geride salt bir veraset mektubu mu bıraktı?” tartışması. Öyle ya; Kurtuluş Savaşı ile başlayan ihtilal safhası ve ardından -hala konuşarak altını doldurduğumuz ya da oyduğumuz- son safhası ile koca bir inkılap tasarlanmışken nasıl olur da sadece veraset meselesi olmaktan öteye geçemez bu mimarın vasiyeti? Rivayet odur ki diye başlamaktan usansak da, işte rivayet odur ki o gece iki mektup yazdırmıştır Paşa. Biri ölümün ardından hemen okunacak olan miras paylaşımını içeren bugün bildiğimiz 6 maddelik mektup, diğeri ise ölümünden tam 50 yıl sonra okunması planlanan Türkiye iç ve dış siyasetine dair bir ikinci mektup… Mektubun tekrar gün yüzü gördüğü zamanlar 1988 yılına yani Kenan Evren’li yıllara denk gelmektedir. Sonuç olarak mektubun Kenan Evren, hatta Turgut Özal tarafından okunduğu ve Türkiye’nin mektubun içeriğine hazır olmadığına karar verildiği söylenir. Kenan Evren tam tarih olarak 25 yıl sonrayı işaret etmiştir; fark ettiğiniz üzere 10 Kasım 2013’ü… Bu süre içerisinde konu birçok kez gündeme gelmiş, hatta Meriç Tumluer eliyle yargıya taşınmış, çıkan takipsizlik kararları ile de AİHM’ye götürülmüştür. Elinde bu vasiyetin bir kopyası olduğunu ileri süren Tumluer; bu kopyayı, Atatürk’ün Jandarma İstihbarat subaylarından Teşkilat-ı Mahsusa (MİT) kurucusu ve Türk Polis Teşkilatının da kurucusu olan Mehmet Rıfat Efendi (yani dedesi) aracılığı ile elde etmiş.
Meriç Tumluer'in vasiyete ait olduğunu iddia ettiği kopya
Meriç Tumluer’in vasiyete ait olduğunu iddia ettiği kopya
2005 yılında Tumluer bu konuyu dava sürecine taşıdığında, işin peşine ANAP Milletvekili Emin Şirin düşüyor bir de. Böylece Emin Şirin ile birlikte biz de Milli Savunma Bakanlığı tarafından, “Bahsedilen ’tutanak dökümü ile Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünden 50 yıl sonra açılması öngörülen vasiyetnamesi’ MSB arşivlerinde bulunmamaktadır” yanıtını alıyoruz. En son AKP İstanbul milletvekili Erol Kaya’nın 17 Aralık 2012 tarihli önergesi ile de mecliste ya da şu ana kadar aranan herhangi bir devlet dairesinde bu vasiyete rastlanmadığı reel bir veri olarak kalıyor elimizde. İşin buradan sonrasını tahminler, yorumlar ve tabi hırçın tartışmalar dolduruyor. En sert tepkiler de mektubun merkezinde yer aldığı söylenen ‘halifelik’ meselesi ile başlıyor kuşkusuz.
Vasiyetten yola çıkan Tumluer, mesela Türk- İslam birliği için mevcut olacak bir halifelikten bahsederken; bu konu üzerine çalışmış Aytunç Altındal da Atatürk’ün Nutuk’ta belirttiği bir proje olduğunu söyler. Projeye göre, hilafet babadan oğula intikal eden bir hilafet olmayacak. Projede Müslüman ülkelerin kendi aralarında oluşturacağı bir şura ve bu doğrultuda kendi içlerinden seçecekleri daimi 5 yönetici ülke ve bu ülkelerin meclislerinin rotasyon usulüyle hilafet makamını temsil etmesi söz konusudur. Böyle bir mektubun var olmadığını belirten Eriş Ülger ise, Altındal’ın “Nutuk’un yalancısıyım” tutumunu çelişkili ve yanlış bulduğunu belirtmektedir. Mustafa Armağan’ın yorumu da Nutuk’ta övülen ve öngörülen değil, ‘ti’ye alınan bir hilafet kavramı olduğu yönündedir. Bu şekilde uzayıp giden tartışma listesine 10 Kasım 2013’ü “21 Aralık” çılgınlığına döndürenleri görünce son veriyor insan ve Eriş Ülger’in çağrı niteliğindeki ifadesi ile soruyor: ‘İlber Ortaylı ne demiş sahi?’ ve tabi net bir tarihçi yorumu: “Gizli siyasi vasiyetler hakkında fikir beyan etmemeyi tarihçiliğin gereği olarak görüyorum. Kahve sohbetinden öteye bir değeri olmadığı çok açık bunun…” Böylece konunun sahiden bir kahve içimi miktarı yer tuttuğunu fark ediyor, bırakıyoruz fincanı. Kalan hatır da Ata’ya…
YanıtlaSil466
YanıtlaSilHADIS-1 ŞERİFLER
Ravi: BEYHEKI.. Menkıbesi, 12. Hadis-i Şerifte..
كُلُّ ذَنْبٍ عَلَى اللَّهُ أَنْ يَغْفِرَهُ إِلا مَنْ مَاتَ مُشْرِكاً ، وَقَتَلَ مُؤْمِنًا مُتعمداً. ( رواه الحاكم عن معاوية ) ۸۷۰
875) «Allah-ü Taâlâ, ümittir ki; her çeşit günahı bağışlar.. An. cak, müşrik olarak ölen ve kasden bir mümini öldüren hariç...
** Müşrikin bağışlanmayacağı ve taammüden bir mümini öldürenin, cehennemde ebedi kalacağı âyetle sabittir..
Ravi: MUAVİYE, den r.a. naklen HAKİM.. Menkıbeleri, 22, ve 799. Hadis-i Şerifte..
٨٧٦ كُلُّ مَعْرُفٍ صَدَقَةٌ ، وَالدَّالُ عَلَى الْخَيْرِ كَفَاعِلِهِ، وَاللَّهُ يُحِبُّ إِغَانَةَ اللهفان . ( رواه البيهقي عن ابن عباس )
876) «Her iyilik, sadakadır.. Hayra delalet eden, yapanı gibidir.. Düş künlere yardımı, Allah-ü Taâlâ sever...
Bilhassa düşkünlere, zavallı ve çaresizlere yardım.. En büyük iyilik budur.
Ravi: IBN-1 ABBAS'tan r.a. naklen BEYHEKI.. Menkıbeleri, 12. ve 42 Hadis-i şerifte..
۸۷۷ كُلِّ ابْنِ آدَمَ يَأْكُلُهُ التَّرَابُ . الأَعجِبَ الذَّنْبِ مِنْهُ خُلِقَ ، وَمِنْهُ (رواه مسلم عن أبي هريرة ) يركب .
877) «Toprak, ademoğlunu tümden yer.. Ancak UCB-Ü ZENEB ha-riç.. Ondan yaratıldı ve terkibi ondan olacaktır..>>>
UCB-U ZENEB: Kuyruk sokumunda küçük bir kemiğin adıdır.. Peygamberleri, ashabı ve bilelümle evliya mertebesine yükselmiş zatları toprak eritmez.. Buna dair pekçok âyet, hadis ve rivayet vardır..
Ravi: EBU HÜREYRE'den ra. naklen MÜSLİM.. Menkibeleri, 5. Hadia-i Şerifte..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil467
كُلُّ بَنِي آدَمَ يَمَسُّهُ الشَّيْطَانُ يَوْمَ وَلَدَتْهُ أُمه ، إِلَّا مَرْيَمَ وَابْتَهَا . ( رواه مسلم عن أبي هريرة )
۸۷۸
878) «Şeytan; her ademoğluna anası doğurduğu gün, dokunur.. An-cak, Meryem ve oğlu müstesna..>>>
**
Burada şeytanın dokunmadığı bildirilen oğul Hz. İsa'dır.. Allah-ü Takla onu, babasız yaratmıştır.. Ve RUHULLAH -Allahın ruhu- ismi-ni vermiştir.. Şeytan ona ve anasına nasıl dokunabilir ki?.
**
Ravi: EBU HÜREYRE'den r.a. naklen MÜSLİM.. Menkıbeleri, 5. Hadis-i Şerifte..
۸۷۹ كُلُّ مُسْكِرٍ خَمْرٌ ، وَكُلُّ مُسْكِيرٍ حَرَامٌ ، وَإِنَّ عَلَى اللَّهِ لَعَهْدًا لِمَنْ شَرِبَ الْمُسْكِرَاتِ أَنْ يَسْقِيَهُ مِنْ طِينَةِ ( الْجِبَالِ » عَرَقِ أَهْلِ النَّارِ . (رواه مسلم عن جابر )
879) «Her sarhoşluk veren şey şaraptır.. Ve her sarhoşluk veren -şey-haramdır.. Allah-ü Taâlâ, sarhoşluk veren şeyleri içene ahd etmiştir ki: Cehennem ehlinin damarından çıkan irini içire..>>>>
Bu durum kıyamet günü meydana gelecektir.. İçkiye düşkün olanla-ra bu Hadis-i Şerifi okumakta fayda vardır..
**
Ravi: CABIR'den r.a. naklen MÜSLİM.. Menkıbeleri, 5. ve 12. На-dis-i şerifte..
كُلِّ ، وَأَشْرَبُ ، وَالْبِسُ ، وَتَصَدَّق فى غَيْرِ إِسْرَافِ ، وَلاَ تَحْيَلَة . ( رواه الإمام أحمد ) ۸۸۰
880) «Ye, iç, giy ve sadaka ver.. İsrafsız ve böbürlenmeden..>>>
**
Her şeyde olduğu gibi, sadaka işinde de israf yasaktır.. Şahsen har-candığı zaman, orta hal muhafaza edildiği gibi, sadaka verirken de mu-hafaza edilmelidir..
** *
Ravi: IMAMJ MED.. Menkibesi, 1. Hadis-i Şerifte..
408
YanıtlaSilHADIS-1 SERİFLER
۸۸۱ كل مُصَوِّرٍ فِي النَّارِ ، يَجْعَلُ لَهُ بِكُلِّ صُورَةٍ صورها الى الله ( رواه مسلم عن ابن عباس ) في جهنم .
881) «Her suret yapan, cehennemliktir... Yaptığı her surete kendisi İçin can verilir.. Ve cehennemde ona azab verir...
İşbu Hadis-i şerifi putçulara ve puta tapanlara okumalıdır..
Ravi: IBN-1 ABBAS'tan ra. naklen MÜSLİM.. Menkibeleri, 5. ve 42. Hadis-i şerifte.
۸۸۲ كلُّ مَوْلُودٍ يُولَدُ عَلَى الْفِطْرَةِ ، حَتَّى يُعْرِبَ عَنْهُ لِسَانُهُ، فَأَبْوَاهُ هُوَ الهِ أَوْ يُنصَرَانِهِ ، أَوْ يُمَحِّسَانِهِ .
( الأسود بن سريع )
882) eller doğan çocuk mmu anlatacak kadar Soura, ana babası onu FITRAT üzerine doğar.. Taa-mera-dilini öğreninceye değin.. Yahudi eder.. Nasrani eder veya Mecu-
si yapar..a
FITRAT: lalam dinini kabul edecek kabiliyette ve istidatta, mana-Iarına alınabilir.
Ravi: ESVED b. SERI: Sahabe: Beğavi; bu zatın, şair, Islamiyet-ten evvel de hikâyeci olduğunu yazar.. Hz. Osman'ın r.a. şehadetinden son-ra chlini, sefineye bindirip bir meçhule gitmiştir.. Allah ondan razı olsun...
۸۸۳ كَلِمَاتُ الفرج - لا إله إلا الله ، الحليم الكريم لا إله إلا الله العلي العظيم ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ ، رَبُّ السموات السبع ، ورب العرش الكريم ..
رواه ابن أبي الدنيا عن ابن عباس )
883) «FEREC cümleleri sunlardır:
Allah'tan başka ilah yoktur; halimdir, kerimdir.. Allah'tan başka ilah yoktur; yücedir, azimdir.. Allah'tan başka ilah yok-tur; yedi kat semanım ve ary-ı kerimin Rabbidir..>>
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil469
FEREC: Kurtuluş ve necat, manalarına gelir.. Yani: Her darda ka-lan ve gam çeken bu cümleleri okuyup şad olmalıdır..
Ravi: IBN-1 ABBAS'dan r.a. naklen IBN-İ EBUDDÜNYA.. Menkı-beleri, 42. ve 117. Hadis-i Şeriflerde.. **
٨٨٤ كلمتانِ خَفِفَتَانِ عَلَى اللِّسَانِ ، ثَقِيلَتَانِ فِي الْمِيزَانِ ، حَبِيبَتَانِ إِلَى الرَّحْمنِ ( رواه الشيخان ) سُبْحَانَ اللَّهِ وَ بِحَمْدِهِ ، سُبْحَانَ اللَّهِ الْعَظِيمِ .
884) «İki cümle var ki, dile kolay.. Mizanda ağır.. Rahmana sevgili..
-Şunlardır-:
Allah sübhandır, hamd ona mahsustur.. Azim olan Allah
sübhandır..>>>
Bu cümleler birçok zatların virdidir..
Ravi: BUHARI ve MÜSLİM.. Menkıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i şerifte..
كُلُوا التَّمْرَ عَلَى الرِّيقِ ، فَإِنَّهُ يَقْتُل الدود . ٨٨٥
) رواه الديلمي عن ابن عباس )
885) «Hurmayı, aç karnıma yeyiniz.. Çünkü o, kurdu öldürür..>>>>
Hurmanın daha birçok hastalıklara şifa olduğu rivayetler arasında-dır..
Ravi: IEN-1 ABBAS'tan r.a. naklen DEYLEMİ.. Menkıbeleri, 4. ve 42. Hadis-i Şeriflerde..
( رواه البخاري ومسلم )
كل شَرَابٍ أَسْكَرَ فَهُوَ حَرَامٌ .
٨٨٦
886) «Herhangi bir içki ki, sarhoşluk verir; o haramdır..>>>>
879 numaralı Hadis-i Şerifle bu, birbirinin tamamlayıcısıdır.. İçki-den kurtulmak isteyenler onu da okumalıdır..
Ravi: BUHARI ve MÜSLİM.. Menkıbeleri, 2. ve 55. Hadis-i Şerifte..
470
YanıtlaSilHADIS-I SERİFLER
۸۸۷ كاكُمْ رَاعٍ ، وَكَلَّكُمْ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ، فالإمامُ رَاعٍ، وَهُوَ مَسْئُول عَنْ رَعِيَّتِهِ ، وَالرَّجُلُ رَاعٍ فِي أَهْلِهِ ، وَهُوَ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ وَالْمَرْأَةُ رَاعِيَةٌ فِي بَيْتِ زَوْجِهَا ، وَهِيَ مَسْئُولَةٌ عَنْ رَعِيَّتِهَا ، وَالْخَادِمُ رَاعٍ فِي مَالِ سَيِّدِهِ ، وَهُوَ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ ، وَالإِبْنُ رَاعٍ فِي مَالِ أَبِيهِ، وَهُوَ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِبَتِهِ فَكُلُّكُمْ رَاعٍ ، وَكُلَكُمْ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ .
) متفق عليه عن ابن عمر )
887) «Hepiniz, güdücüsünüz ve herbiriniz güttüğünden sorumludur.. Padişah bir güdücüdür.. Güttüğü şeyden sorumlu olacak..
Erkek, chlini güdücüdür; o güttüğünden sorumlu olacak..
Kadım, kocasının evinde güdücüdür.. O da güttüğü şeyden so-rumludur..
Oğul; babasmın malını güdücüdür; öbürleri gibi sorum-
ludur..
Hepiniz, güdücüsünüz ve herbiriniz güttüğünden sorumludur..>>>
Burada gütmek, idare etmek ve yönetmek manalarındadır.. Yani: ahdesine tevdi edilen şeyleri..
Bu gibi bir vazifeyi yüklenen herkes, idare ettiği şeye göre ceza veya mükafat görecektir..
**
Ravi: IBN-1 ÖMER.. r.a. Menkıbesi, 7. Hadis-i Şerîfte.. İmamlar bu Hadis-i Şerifin sıhhatında müttefiktir..
۸۸۸ كلُّ أُمَّتِي مُعَافَى إِلا الْمُهَاجِرِينَ : وَإِنَّ مِنَ المَجَانَةَ أَنْ يَعْمَلَ الرَّجُلُ بِاللَّيْلِ عَمَلًا ثُمَّ يُصْبِحُ وَقَدْ سَتَرَهُ اللهُ ، فَيَقُولُ : يَا فَلَانُ عَمِلْتُ الْبَارِحَةَ كَذَا وَكَذَا ، وَقَدْ بَات يَسْتُرُهَ رَبُّهُ وَيُصْبِحُ يَكْشِفُ سِتْرَ اللَّهِ عَنْهُ .
( رواه البخاري ومسلم )
888) «Bütün ümmetim affa uğrar; ancak açıklayanlar müstesna.. Deliik alånetidir ki: İnsan, gece bir iş yapar; sonra sabahlar
VR VAAB ORNEKLERI
YanıtlaSil471
Bu durumda Allah onun günahlarını gizlemiştir.. Fakat on Ky falan, ben geçen gece şöyle şöyle yaptım.. Der.. Rabbi onu gece setrettiği halde; sabaha çıkınca o, Allah'ın sakladığını açar..»
ஃ
Derler ki:
Ibadet de giali, kabahat da..
Allahın gizlediği günahlarını açığa vuran, yaptıklarına bir de ga hit tutmuş olur..
Ravi: BUHARI ve MÜSLİM.. Menkıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i Şerifte..
۸۸۹ كُلُوا جَمِيعاً وَلاَ تَفَرَّقُوا ، فَإِنَّ البَرَكة مع الجماعة . ( رواه ابن ماجه )
889) «Toplu halde yeyiniz.. Çünkü bereket, toplulukla beraberdir..>>
Bilhassa evlerde bu hususa dikkat etmelidir.. Yemek zamanları ev halkı birarada bulunmalı..
Ravi: IBN-I MACE., Menkibesi, 68. Hadis-i şerifte..
( رواه البخاري ومسلم من عمران ) ۸۹۰ كل مُبَشِّرُ لِمَا خُلِقَ لَهُ .
890) «Herşey yaratıldığı şeye MÜYESSER'dir..>>
MÜYESSER: İstidatı, kabiliyetli, manalarına şamildir. İnsanı da bu müyesser zümreye dahil edebiliriz..
Ravi: IMRAN'dan r.a. naklen BUHARI ve MÜSLİM.. Menkıbeleri,. 2. 5. ve 256. Hadis-i Şeriflerde..
۸۹۱ كلُّ الذُّنُوبِ : يُؤَخِّرُ اللهُ تَعَالَى مَا شَاءَ مِنْهَا إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ إِلَّا عُقُوق الوَالِدَيْنِ ؛ فَإِنَّ اللهَ يُعَجِلُهُ لِصَاحِبِهِ فِي الحياة قبل الدمات . (رواه الطبراني)
891) «Allah-ü Taâlâ, bütün günahlardan dilediği kadarını; kıyamet gününe tehir eder.. Ancak, ana babaya isyan hariç.. Bunları yapanın cezasını ölmeden evvel hayatta çektirir..>>
402
YanıtlaSilHADISI BERIFERR
Ana babaya laat, Allaha ibadetten sonra gelir. Derler it im roten bous, sanat öğreten usta da, ana baba bölümtine slabildir
Rav TABERANE. Monlobeal, B. Hadia-i şerifte..
(رواه مسلم)
۸۹۲ كيلوا طعاتكم يبارك لكم فيه ) .
(1) أمر بتقدير المعاضي وإجرائه على حساب معلوم ، ان الاقتصاد نصف السيئة .
892) «Yiyeceğinizi ölçünüz ki, beroketine eresiniz...
Bu ölçü sadece yiyecek için kabul edilmemeli.. Her şeyde ve her hal. de ölçülü olmah. Hesapana kitapama yeyip içenler, sarardan kurtulaman
Ravi: MUSLIM. Menkibost, 5. Hadis-i şerifte..
۸۹۳ كُنْ فِي الدُّنيا كأنك قريب، أو عابر سبيل، وكان ابن عمر يقول : إذا أمسبت فلا تنتظر الصباح ، وإذا أصبحت فلا تنتظر الشتاء ، وحد من
) رواه ابن عمر)
صحتِكَ لِمَرْضِكَ ، وَمِنْ حَيَاتِكَ لِمَوْتِكَ
893) «Dünyada, bir garip gibi ol; ya da, gelip geçen bir yolcu.. Pomi Omer diyor ki:
- Akşamı ettiğin zaman, sabaha çıkacağımı nazara alma; sa baka çıktığım zaman da, akşamı edeceğini..
Shhatmadan, hastalığın için; hayatından da ölümün için bir k-alo
Thest Omar diyor kit
Cumlesinden soutra başlayan kısım için: -Hadis-i Şerif değildir.
Dipeler vara da, Imama Gazali Hadis-i Şerif olarak kabul eder. Çünki bu Balielin ravisi IBN-I ÖMER'dir, (r.a.)- Monkibesl, Haldol Sorifte - Peygamber S.A. efendimizden duyduğunu naklediyor. Hallo- Serif olarak kabul etmeyenlere göre de:
Vuksindeki kumon perhidir.
VE VAAZ ORNEKLEBI
YanıtlaSil473
٨٩٤ كونوا في الدنيا أحياناً ، واتخذوا السَاجِدَ بُيونَا : وَعَوْدُوا قُلُوبَا الرقة ) ، وأكثرُوا التفكررَ وَالْبَكَاءَ ، وَلَا تَحْتَافُ بِكُمُ الْأَهْوَاء تبين مَالَا تَسْكُنُونَ وَتَجْمَعُونَ مَا لا تَأْكُلُونَ ، وَتُؤْمِلُونَ مَالَا تَدْرِكُونَ .
( رواه أبو نعيم عن الحكم بن عمير )
(۲) بدوام الذكر والفكر ونسيان ذكر الخلق بإشار ذكر الحق .
(۳) أى أهواء الدنيا القاطعة عن الاستعداد للآخرة .
1494) Dünyada misafirler gibi olunuz... Mescitieri, ev tutunuz.. Kalbimize RİKKAT verimiz..
Çok tefekkür ediniz ve çok ağlayımız..
Hevai arzular sizi değiştirmesin: Oturamıyacağınız binaları ya-pacak, yiyemiyeceğiniz kadarımı toplayacak, emeller peşinde koşacak kadar... erişemiyeceğiniz
Mescitleri ev tutunur.. Cümlesi: Orada yatıp, kalkınız; mamabdır. manasına
RIKKAT: Yumuşaklık ve şefkat manalarına gelir...
Ravit Hakem b. UMEYR'den ra. naklen EBU NUAYM... Menkibesi, 10. Hadis-i Şerifte...
HAKEM & UMEYR: Sahabcdir. Bir rivayete göre: Bedir gazasına luting se orada pekid olmuştur... Allah ondan ran olsun...
٨٩٥ الكبائِرُ : الشَّرْكُ بِاللَّهِ ، وَعُقُوقُ الْوَالِدَيْنِ ، وَقَتْلُ النَّفْسِ ، وَالْيَبِينُ الفموس (1) ألا أنبئكم بأكبر الكبائر ؟ قَالُوا : عَلى ما رَسُولَ اللهِ ، قال : روى عن أنس ) قول الزور .
(٤) اليمين الغموس هى التى يقتطع بها مال امرى، مسلم وهو فيها كاذب ، وميت بذلك لأنها تغمس صاحبها في الإثم ثم تلقيه في النار .
895) «Büyük günahlar şunlardır: Allah'a şirk, ana babaya asi gelmek, birinin malını almak için yemin..
Size büyük günahların en büyüğünü haber vereyim mi?..
474
YanıtlaSilHADIS-I SERİFLER
-Evet ya Resûlallah..
Dediler.. Buyurdu:
Yalan şahitlik...
Yalan yere sahitliğin fenalığını, nice ocakları söndürdüğünü ve bu yüzden nicelerinin mustarip olduğunu; görüp İşitenler bilirler..
Ravi: ENES ra. Menkıbesi, 1. Hadis-i şerifte..
٨٩٦ الكَلِمَةُ الحكمة : خالَةَ الْمُؤْمِنِ ، فَحَيْثُ وَجَدَهَا فَهُوَ أَحَقُّ بِها ( رواه أبو هريرة )
896) «Hikmet cümlesi, müminin yitiğidir; gördüğü yerde onu alma. ya en çok hakkı olandır..>>>
Hergey Cenab-ı Hakkın kuvvet ve kudretiyle hareket ettiğine göre; mümin, her şeyden hikmet sezebilir..
Ravi: EBU HUREYRE.. Menkibesi, 5. Hadis-i şerifte..
۸۹۷ الكَوثَرُ نَهْرٌ فِي الْجَنَّةِ ، حَافَتَاهُ مِنْ ذَهَبٍ ، وَتَجْرَاهُ عَلَى الدَّرِّ وَالْيَاقوت تربتهُ أطْيَبُ رِيحًا مِنَ المِسْكِ ، وَمَاؤُهُ أَخْلَى مِنَ الْعَمَلِ ، وَأَشَدَّ بَيَانَا مِنَ الثلج .
( رواه ابن ماجه عن ابن عمر )
897) «KEVSER cennette bir ırmaktır.. Etrafı, altındandır. Oluğu, in-ei ve yakuttandır. Toprağı, miskten daha kokuludur. Suyu, bal-dan daha tatlıdır; kardan da daha beyaz..>>>
KEVSER: Peygamber S.A. efendimize ihsan edilen büyük nimet-lerden biridir. Öbür älemde ümmeti ondan içecek.. Derler ki: Oranın sakisi Seyyid'üş Şüheda Hz. Hüseyin r.a. olacaktır. Cenab-ı Hak cümlemize oradan içmeyi nasib eylesin..
Ravi: IBN-I ÖMER'den ra. IBN-I MACE.. Menkıbeleri, 7. ve 68. Hadis-i şerifte..
۹۸ الكَيْسُ مَنْ دَانَ نَفْتَهُ ، وَعَمِلَ لِمَا بَعْدَ المَوْتِ ، وَالحَاجِزُ مَنْ أَنْبَعَ ( رواه الترمذي ) نَفْسَهُ هَوَاهَا ، وَتَمَنَّى عَلَى اللهِ الأَمَانِي .
VE VAAZ ÖRNEKLERI
YanıtlaSil475
898) «Akıllı odur ki, nefsini bilir; ölümden sonrası için amel eder.. ciz odur ki, şahsi arzularına kapılır; bu haliyle Allah'tan bir Aciz takım şeyler ümid eder..>>
Cenab-ı Hak, cümlemizi kendini bilen ve öbür Alemi düşünen kulla rından eylesin..
** Ravi: TİRMİZİ. Menkıbesi, 13. Hadis-i şerifte.. باب كان - وهو الشمائل الشريفة
) كان( - KANE - KELİMESİ İLE BAŞLAYAN
HADİS-İ ŞERİFLER
(PEYGAMBER S.A. EFENDİMİZİN ŞEMAİLİ)
Bu bölümde Peygamber S.A. efendimizin şemail-i şerifesi anlatıla-caktır. Buraya kadar geçen Hadis-i Şeriflerin hilafına, pek lüzumlu gö-rülmeyen yerde şerh yapılmayacaktır..
۸۹۹ كَانَ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم أَبْيَضَ مُشْرَبَا بَيَاضَةً بِحُمْرَةٍ وَكَانَ ( رواه البيهقي عن على ) أسْوَدَ الْحَدَقَةِ ، أَهْدَبَ الأَشْفَارِ .
899) «Peygamber S.A. efendimiz, kırmızıya yakın beyazdı.. Gözbe-beği siyah, kirpikleri sık ve uzundu..>>>
Ravi: Hz. ALİ'den r.a. naklen BEYHEKI.. Menkıbeleri, 12 ve 48. Hadis-i Şerifte..
كَانَ أَفْلَجَ الثَّنِيتَيْنِ ، إِذَا تَكَلَّمَ رَبِّيَ النُّورُ يَخْرُجُ مِنْ بَيْنِ تَنَايَاهُ . ۹۰۰
) رواه الترمذي عن ابن عباس )
900) «Dişleri keskin ve aralıklıydı.. Konuştuğu zaman sanki dişleri arasımdan nur çıkardı..»
**
Ravi: IBN-1 ABBAS'tan r.a. naklen TİRMİZİ. Menkıbeleri, 13. ve 42. Hadis-i şerinarde.
( رواه البيهقي عن على )
كَانَ ضَخْمَ الْهَامَةِ (1) عَظِيمَ اللَّحْيَةِ . (1) أى الرأس . ۹۰۱
-1495 Kanuni Sultan
YanıtlaSilSuleyman'ın doğumu. (0.
1566)
-1909-II. Abdulhamid
tahttan indirildi; yerine V. Mehmed Reşad tahta geçti.
27
CUMARTESİ
SATURDAY
NİSAN
APRIL
Herşeyi bakkayla lytren de, herşeyi hakkıyla bilen de
ancak Sensin.
Bakara Suresi: 127
BİR HADİS
Alim, ilmiyle amel
etmezse insanları
aydınlatıp da kendini yakan lamba gibi olur.
İbni Kâni
Ey nefis! Ebleh olmamak istersen: Allah namına ver, Allah namına al, Allah namına başla, Allah namına işle, vesselam.
Sözler
KASIM: 172-GÜN: 118 KALAN: 248-GÜN UZ: 3 DK
Imsak
Güneş
Öğle
13:07
İkindi
Akşam
Yatsı
Imsak Günes
04.22
Ogle
kundi
Aksom
0400
00 00
14
54
20
02 21
24
HİCRİ: 18 ŞEVVAL 1445 - RUMI: 14 NİSAN 1440
ESKİŞEHİR
05:56
13:01
16.48
19.55
Yat
21.23
TARİHTE BUGÜN
YanıtlaSil-1928-Pakistanli Islam Şairi Muhammed Ikbal'in vefatı.
-1944-Fransa'da kadınlar oy kullanma hakkını elde etti.
-1994-lik Güneş dışı gezegenler keşfedildi.
NISAN
21
PAZARTESİ
23
1446 ŞEVVAL RIME 8 NISAN 1441
BOR AYET Onların aralanındaki de istigare iledic
(Şüra:38)
BİR HADİS
Kamin efendisi, onlara hizmet edendir.
(Deylemi, Mioned
Iman, yalnız icmali ve taklidi bir tasdike münhasır değil, bir çekirdekten tå büyük hurma ağarma kadar ve eldeki ayinede görünen misalli güneşten tá deniz yüzündeki aksine, ta glinese kadar mertebeleri ve inkişaflanı olduğu Emirdağ Lahikasi
504
YanıtlaSilİSLÂM TARİHİ MEDİNE DEVRİ XI
CÖMERDLİK VE PEYGAMBERİMİZİN İNSANLARIN EN CÖMERDİ OLUŞU
474
Comerdliğin Tarifleri ve Çeşidleri
474
Peygamberimizin İnsanların En Cömerdi Oluşu
476
Peygamberimizin Cömerdlik Hakkındaki Sözlerinden
479
ŞECAAT VE PEYGAMBERİMİZİN İNSANLARIN EN ŞECAATLISI OLUŞU
480
Şecâat ve Necdet'in Tarifleri
480
Peygamberimizin İnsanların En Şecâatlısı Oluşu
481
BİR ŞÜKRAN VE AÇIKLAMA
487
BİBLİYOGRAFYA KAYNAKLARIMIZDAN BAŞLICALARI
489
lex Sahabenn o cemaatinden ulema Sahabe naruderia reislerinden Hazret-i Enes ibni Malik (hadimi Nebevil Sahabe ve rivayet-i hadisin rüesaları gibi, herbiri bir tarikin ermişler. in başında ayьти
YanıtlaSil-1453-Fatih'in gemileri karadan yürüterek Haliç'e indirmesi.
1940-Raman Dağında petrol bulundu.
NISAN
22
SALI
24
1446
ŞEVVAL
RUME: 9 NISAN 1441
KASIM: 166
BIR AYET
Hiçbir günahkar başkasının günahını yüklenmez.
(En'am: 164)
BİR HADİS
Meşverete muhtaç olmayan hiçbir kimse yoktur.
(C. Sağir, No: 2238)
On adamın, hakiki ihlås ve tesanüd ve meşveretin sım ile bin adam kadar iş gördüklerini çok vukuat-ı tarihiye bize haber veriyor. Hutbe-i Şamiye
Imak
Gone
Ogle
Rind
Akam You
Starter's pour yapıldıktan sonra, minbere geçtigi vakit meyerek, hamile deve gibi ses verip inleyerek ağladı. Hz. Enes, tarikinde der be reve getirdi. Sehl ibni Sa'd, tarikinde der Her
YanıtlaSilINAIRIE DOUON
1920 Turkiye Buyük Millet Meclisi ilk kez toplanch.
1923-Lozan Konferansı ikinci defa toplandı.
1961-Ilk TBMM binası müze haline getirildi.
-2016-Son Şahitler den Enver Galip Ceylan vefat etti.
Dünya Çocuk Günü
Dunya Kitap Gunü
NİSAN
23 ÇARŞAMBA
25 1446
ŞEVVAL
RUMI: 10 NİSAN 1441
KASIM: 167
BİR AYET
Ve işlerde
onlarla istişare et.
(Al-i İmran: 159)
BİR HADİS
Hepiniz çobansınız ve idareniz altındakilerden mes'ulsünüz.
(Müslim, İmare: 20.)
Asya kıt'asının ve istikbalinin keşşafı ve miftahı şûradır. Hutbe-i Şamiye
Peygamberimizin Peygamberlikten On Peygamberimizin Guzel Ahlak Hoek
YanıtlaSilPeygamberimizin Kuren Ahlók via Allah'in Emrine Gore Istikamet Etmani Permaть istikamet in Manalan ve Dereceleri
SIDK VE PEYGAMBERİMİZİN SIDDIKLIĞI
Sidk'in Tarifleri
Doğruluk Hakkındaki Emr ve Tavsiyeler Peygamberimizin Doğruluğu Hakkında Mü
Peygamberimizin Bütün Insaniann En Doğru ilgu
Peygamberimizin Ahdine Veläkäriığı
HIKMET VE PEYGAMBERIMIZIN HIKMET SAHIBI OLUŞU
Hikmet'in Tarifleri
Peygamberimizin İnsanların En Hakimi Oluşu
HILM VE PEYGAMBERİMİZİN HILM SIFATININ EN ÜSTÜNÜ İLE MUTTASİF OLUŞU
Hilm in Tarifleri
Peygamberimizin Hilmi
PEYGAMBERİMİZİN CİHANŞUMUL ŞEFKAT VE MERHAMETI
Peygamberimizin Mübörek Sözlerinden
IFFET VE PEYGAMBERİMİZİN ÜSTÜN İFFETI
Iffet'in Tarifleri
Peygamberimizin üstün İffeti
TEVAZU VE PEYGAMBERİMİZİN ÜSTÜN TEVAZUU
Tevazuun Tarifleri
Peygamberimizin Eşsiz Tevazu
HAYA VE PEYGAMBERİMİZİN İNSANLARIN EN HAYALISI OLUŞU
Haya'nın Tarifleri ve Çeşidleri Hoya'nın Dindeki Yeri ve Değeri
Yüce Allah'ın Kullani Kendisinden Hovd Emeğe Comp
Hakkıyla Haya'nın Nasıl Yaplacagi
Peygamberimizin İnsanların En Hayalu
441
441
470
00
413
473
473
Hayősızlığın Korkunç Akibeti
ISLAM TARIHI MEDINE DEVII XI
YanıtlaSilŞaben'ın İkinci Yarısından Sonra Nofile Orus Tutulmaması ve
301
Ramazan Oruçla Karşılanmaması
102
Şevval Orucu ve Şevval Orucunun Fazileti
302
Cumartesi ve Pazar Günleri Orucu
302
Cume Günu Orucu
Pazartesi ve Perşembe Günleri Orucu
PEYGAMBERİMİZİN ZEVAİD SÜNNETLERİNDEN BAZILARI
304
304
Peygamberimiz Nasıl Yatar Kalkordi?
307
Allah'ın Sevmediği Yatış ve Uyuyuş Biçimi
307
Peygamberimizin Abdestsiz Durmadığı
307
Peygamberimizin Kurfusa Oturuşu
398
Peygamberimizin İhtibă Oturuşu
Peygamberimizin Terebbu (Bağdaş Kurarak) Oturuşu
398
308
Allah'ın Gazabına Uğrayanlar Gibi Oturulmaması......
Peygamberimizin Toprak Üzerinde Oturuşu ve Yemeğini Yerde Yeyişi
300
Peygamberimizin Yemeği Üç Parmakla Yeyişi
300
Abdest Almanın El Yıkamanın Yemeği Bereketlendireceği
400
Elleri Yıkamadan Yatmanın Tehlikesi
400
Yemeğin Nosil ve Kabın Neresinden Yenileceği?
400
Sofraya Hizmetcinin de Oturtulması veya Yemekten
Ona da Tattırılması
401
Yemek Yeneceği Zaman Besmele Cekilmesi
401
Her işe Sağdan Başlamanın ve Yemeği Sağ Elle Yemenin Gerekliği
402
Peygamberimizin Sofra Düalarından Bazıları
403
Peygamberimizin Hiç Bir Yemeği Hor Görmemesi ve Yermemesi
404
Peygamberimizin Dünyaya ve Dünyadaki Şeylere Ehemmiyet Vermemesi
404
Peygamberimizin Kendisi ve Evhalkının Geçim ve Geçimlikleri
Hakkındaki DüOBI
404
Peygamberimizin Yediği İçtiği Şeyler ve Bunlar Hakkındaki Buyurduklan...
Peygamberimizin Fetih Yemeği
407
410
PEYGAMBERİMİZİN EV İÇİNDE VE EV DIŞINDAKİ MEŞGALELERİ
412
Hz. All ve Hind b. Ebi Håle'nin Peygamberimizi Anlatmaları...
412
Musataha ve Peygamberimizin Musafaha Edişi
416
Hind b. Ebi Hole'nin Peygamberimizi Anlatmağa Devam Edişi
416
Hz. Aişe'ye Göre Peygamberimiz
417
AHLAK, PEYGAMBERİMİZİN ÜSTÜN AHLAKI
419
Ahlakın Tarifi
419
Hol ve Meleke
420
Fazilet ve Rezilet
420
Ahlakın Bağlıca Kaynaklon
421
Allah Vergial Olan Ahički Faziletlerle Sonradan Kazanılanlar
425
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
188 1 İhsan, Allah'a, Onu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen onu görmezsen de O seni görür. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
188 2 Günah, kalblerin heyecanıdır. Hiç bir bakış (kadınlara) yoktur ki, onda şeytanın tamaı olmasın. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
188 3 En büyük ecir, Mescide en uzak yerden gelenindir. Sonra uzaklık sırası ile. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
188 4 Kötülükten korunmak iki türlüdür. Birisi nikahla, diğeri iffetli olmakla. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
188 5 Namazda (secdede) eli (dirsekleri) bögre koymak, Cehennem ehlinin dinlenmesidir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
188 6 Ezan, on dokuz sözdür. Kamet ise on yedi sözdür. Hz. Ebû Mahzure (r.a.)
188 7 Ruhlar, (muhtelif neviden) toplanmış askerlerdir. Onlardan Allah için tanışanlar, kaynaşırlar . Allah yolunda tanışmıyanlar, ihtilaf ederler. Söz açığa çıkınca, amel mahfuz olunca, lisanlar uyuşup, kalbler birbirine buğz edince ve her akraba sıla-i rahmi kesince, işte o zaman Allah onlara lanet eder ve sonra da onların kulaklarını sağır ve gözlerini görmez eder. Hz. Selman (r.a.)
188 8 Sarkıtmak, entari, gömlek ve sarıkta olur. Kim onlardan birini, böbürlenme veya kibir için yaparsa, Allah Teala kıyamet gününde o kimseye nazar etmez. Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
188 9 "İstînâs" kendilerine selam verilen ev halkı, izin verinceye kadar hizmetçiyi çağırmandır. Hz. Ebû Eyyub (r.a.)
188 10 "İstînâs", ev halkına geldiğini bildirmek için, bir kimsenin "Subhanellah", Allahuekber, veya Elhamdülillah" demesi veyahutta "öksürmesi" demektir. Hz Ebu Eyyub (r.a.)
188 11 İslamda üç tip ev vardır. Yüksek olmayan, yüksek ve ğurfe (köşk). Yüksek olmayan eve bütün müslümanlar, sorulduğunda ancak "Ben müslümanım" diyerek girerler. Yüksek olanına ise bir kısım müslümanlar, amellerinin diğerlerinkinden daha faziletli olması sebebiyle, girerler. Ğurfe kısmına giriş sebebi ise, Allah yolunda cihaddır. Oraya girmeye, en faziletli mü'minler nail olurlar. Hz. Fadâle İbni Abid (r.a.)
Elif ile t birleşecek
YanıtlaSildünyaya meydan okuyacak.
33
YanıtlaSilcereyan-ı efkâr
harfi) (vasıta-1 cerواسطه جر : gecim vasıtası(
cerahat جراحت :
)yaradan akan) irin
ceraid جرائد :
cerideler, gazeteler
C
cerbeze 1 : جربزه.güzel konuşma 2.kurnaz-lık, hilekârlık 3.mugalata (bkz.mugalata); tartışmada yanıltıcı konuşma, yanıltmaca, aldatmaca, demagoji; bir konuda lehte ve aleyhteki gerçekleri ve delilleri karşılaştırıp sağlıklı bir sonuca varmak yerine, tek taraflı bir bakışla karşı tarafın leyhinde olabilecek delilleri ve gerçekleri görmezlikten gelerek, aleyhinde olabilecek hataları, olumsuzlukları ve gerçekleri abartarak; hattâ yer, zaman ve şartların farklılığını yok farzedip normal ola-nı anormal ve kabul edilemez göstererek ya-nıltıcı, haksız ve saptırıcı sonuçlara götüren düşünme ve tartışma tarzı
cerbeze-alûd جربزه آلود : cerbezeli, cerbezeye batmış (bkz.cerbeze, md.3.)
cerbezeli جربزه لی : cerbeze yapan; yanıltmaca-
lı, kandırmacalı konuşan, demogoji yapan(-bk.cerbeze,md.3.)
cerbezelik جربزه لك : cerbeze yapmak; yanılt-macalı, kandırmacalı, saptırmacalı konuş-mak; demagoji yapmak (bk.cerbeze, md.3.)
Cercis (Circis) (a.s.( جرجيس عليه السلام : Taberi ta rihine göre Hz.İsa'dan sonra gelmiş ve Filis-tin'de yaşamış, Hz. İsa'nın şeriatını uygulamış bir peygamber. Yedi sene süresince peygam-berlik görevini yaparken çok eziyetlere ve işkencelere uğramış. Sonunda şehit edilmiş. Kendisine düşmanlık eden inkârcılar ise, Allah (cc) tarafından hin
harfi) (vasıta-1 cer واسطة جر : gecim vasıtası(
YanıtlaSilcerahat جراحت : )yaradan akan) irin
cerald جرائد : cerideler, gazeteler
cerbeze 1 : جربزه.güzel konuşma 2.kurnaz-
e lık, hilekârlık 3.mugalata (bkz.mugalata); tartışmada yanıltıcı konuşma, yanıltmaca, aldatmaca, demagoji; bir konuda lehte ve aleyhteki gerçekleri ve delilleri karşılaştırıp sağlıklı bir sonuca varmak yerine, tek taraflı bir bakışla karşı tarafın leyhinde olabilecek delilleri ve gerçekleri görmezlikten gelerek, aleyhinde olabilecek hataları, olumsuzlukları ve gerçekleri abartarak; hattå yer, zaman ve şartların farklılığını yok farzedip normal ola-nı anormal ve kabul edilemez göstererek ya--nıltıcı, haksız ve saptırıcı sonuçlara götüren düşünme ve tartışma tarzı e
cerbeze-alud جربزه آلود : cerbezeli, cerbezeye
batmış (bkz.cerbeze,md.3.)
e cerbezeli جریزه لی : cerbeze yapan yanıltmaca-lı, kandırmacalı konuşan, demogoji yapan(-ibk.cerbeze,md.3.)
cerbezelik جريزه لك : cerbeze yapmak; yanılt-
macalı, kandırmacalı, saptırmacalı konuş-mak; demagoji yapmak (bk.cerbeze,md.3.)
Cercis (Circis) (a.s.( جرجيس عليه السلام : Taberi ta
rihine göre Hz.İsa'dan sonra gelmiş ve Filis-tin'de yaşamış, Hz.İsa'nın şeriatını uygulamış = bir peygamber. Yedi sene süresince peygam-berlik görevini yaparken çok eziyetlere ve - işkencelere uğramış. Sonunda şehit edilmiş. Kendisine düşmanlık eden inkârcılar ise, Allah (c.c.) tarafından bir ceza olmak üzere ateşle yok edilmişler
-cereyan 1: جریان.akım (elektrik cereyanı, hava cereyanı) 2.çığır, hareket, devrim 3.meydana geliş, oluş, gidiş, gidişat, gelişme
cereyan-ı ahval جريان أحوال durumların ve olayların meydana gelişi ve gelişmesi
cereyan-ı azîm (azime جريان عظیم : çok büyük
akım, çığır, hareket
cereyan-ı bid'akarane جريان بدعه کارانه : din ha
yatını bozucu yenilik ve değişikliklere taraf-tarlık hareketi; dine zarar verici reformcu hareket
cereyan-1 dalâlet جریان ضلالت : dalaâlet cereyanı,
dinden sapma ve uzaklaşma hareketi, dinsiz-lik ve inkârcılık hareketi (çığırı, akımı)
cereyan-ı efkar جريان أفكار : fikir cereyanı, dü-
C
728
YanıtlaSilMuhammed (a.s.m.)
-Muhammed (as.m.( ..محمدع Soyu :
Hz. Muhammed, Mekke'nin büyuk ailelerin -den, Kureyş kabilesinin kollarından biri olan "Haşimoğulları" ndandır.
Babası Abdullah, annesi Amine' dir. Dedesi s Abdülmuttalip, Mekke' nin ileri gelenlerin dendir.
Doğumu ve Çocukluğu:
571 yılında Mekke 'de dünyaya gelmiştir.
Doğumundan önce babası Abdullah, Altı ya şında Annesi vefat etmiştir.
Annesinin ölümüyle sekiz yaşına kadar de-desi Abdülmuttalib'in, sonra da amcası "Ebu Talip" in yanında yaşamını sürdürmüştür.
Amcası Ebu Talip'in yanında ticareti öğren-miş, Arabistan dışında Suriye, Yemen bölge lerini tanımıştır.
Gençliği:
Hz.Muhammed, putlara tapmaz, doğru-luktan ayrılmaz, yalan söylemez, kimseyi kırmaz özellikleriyle, akıllı ve olgun davra nışlarıyla, doğru sözlülüğü ve güvenilirliğiyle Kureyşliler arasında saygınlık kazanmıştır. Bundan dolayı "Muhammedül Emin" (Güve nilir Muhammed) denilmiştir.
Ticaret işleriyle uğraşan, Kureyş'in saygın ve zengin hanımlarından olan Hz. Hatice'nin yanında çalışmaya başlamış, bir dönem sonra onunla evlenmiştir.
Kabe'nin onarımından sonra kutsal sayılan "Hacer ül Esved" in yerine konulması sıra sında, Kabilelerin anlaşamamaları üzerine çözüm için Hz.Muhammed'e başvurmaları, onun saygı duyulan, sorunları çözebilecek güce sahip, uzlaştırıcı, kişilik özelliklerini gösterir.
Peygamber oluşu:
Tek yaratıcı olduğunu düşünen Hz. Muham med, zaman zaman Mekke yakınlarındaki Hira Mağarasına giderek, burada düşüncele riyle başbaşa kalmıştır.
+610 yılının Ramazan ayının 27. gecesi Cebrail aracılığıyla ilk vahiy kendisine ulaştırılmıştır.
İlk Müslümanlar :
Hz. Muhammed'in İslamiyet'e çağrısı ile ona ilk inananlara ilk Müslümanlar denilir.
Bunlar: Hz. Hatice, Hz. Ali, Hz. Ebubekir, Zeyd'dir.
Muhammed (a.s.m.)
Mekke Döneminde Meydana Gelen Olaylar: Islamiyet'in giderek yayılmaya başlaması
729
üzerine Mekkeliler, Müslümanlar üzerindeki r baskı ve işkencelerini art artırdılar. Bunun üze rine Hz. Muhammed, Müslümanlardan iste-yenlerin Habesistan'a göç etmesine izin verdi. Hıristiyan Habeş hükümdarının kendileri gibi tek flah inancını benimsemesi ve Müslüman-lara iyi davranacağım düşünmesi Hz. Muham-med'in bu kararı almasında etkili olmuştur.
Mekkeliler, Müslümanlarla her türlü ilişki-lerini kesmişler. Bu durum üç yıl sürmüştür. Ticari ilişki ve akrabalık bağları gibi neden-lerle boykot kaldırıldı.
Hz.Muhammed'in eşi Hatice ve amcası Ebu Talip'ın aynı yıl içinde ölmelerinden sonra Mekkelilerin Müslümanlar üzerindeki baskı-ları artmış, bunun üzerine Hz. Muhammed, hem İslamiyet'i yaymak hem de güvenilir bir yer bulmak amacıyla Taif kentine gitmiştir. Ancak Taif'liler Hz. Muhammed'e iyi davran-mamışlardır.
Akabe Biatları (Bağlılık):
Medine'deki Hazreç kabilesinden altı kişi, Hac için Mekke'ye geldiklerinde Hz. Muhammed'le görüşmeleri sonucu, İslamiyeti kabul etmişler, dönüşlerinde Medine'de İslamiyet'i yaymaya başlamışlardır. Bunun sonucunda 621 'de bir gurup Medine'li, Akabe'de Hz. Muhammed'le görüşmüş, ona bağlı kalacaklarına ve sözle-rini tutacaklarına söz vermişlerdir. Bu olaya "L.Akabe Biatı denilir."
622'de bir gurup Medine'li daha, Hz. Muhammed'le Akabe'de yeniden görüşmüş İslamiyet'in buyruklarını yerine getirecekle rine, Hz. Muhammed'i koruyacaklarına söz vermişler ve onu Medine'ye davet etmişler dir. Bu olaya da II.Akabe Biatları denilir.
Akabe Biatları, Müslümanların Mekke'den Medine'ye göçüne, Hicret'e yol açmıştır.
Hicret(622-Eylül):
Hz. Muhammed'in, Müslümanlarla birlikt Mekke'den Medine'ye göç olayına "Hicre denilir.
Mekke'den Medineye göç edenlere "M hacir, Medine'de onları karşılayıp yardı edenlere "Ensar" denilir.
Sonuçları:
Hicret olayı ile İslamiyet'in yayılışı hızland
Hz. Muhammed ve Müslümanlar, Mekkelil
729
YanıtlaSilMuhammed (a.s.m.)
rin baskısından kurtuldu.
Medine Emirnamesi (Anayasası) hazırlana-rak uygulamaya koyuldu
Hz. Muhammed, Medine'deki Arap ve Yahu--di kabileleriyle görüşerek toplumsal barışı sağladı.
-İslam Devletinin temelleri atıldı.
Hicri takvime başlangıç olmuştur.
Hz. Muhammed'in Siyasi ve Askeri Etkinlik-
leri:
a. BEDİR SAVAŞI (624):
Nedeni:
Mekkelilerin, Medinelilere ekonomik baskı - yapması üzerine, Hz.Muhammed'in Suri--ye'den Mekke'ye dönen bir Kureyş kervanını - ele geçirmek istemesi.
-Gelişme: Mekkeli'ler yenilgiye uğratıldılar. Bazı Mekkeliler esir alındılar. Zengin olanlar - fidye karşılığı, okuma yazma bilenler on kişi-ye okuma-yazma öğretmeleri karşılığı, bazı-ları da karşılıksız serbest bırakıldılar.
Sonuçları:
Müslümanların ilk büyük savaşı ve başarısı-dır.
- Hz.Muhammed'in dini ve siyasi gücü art-mıştır.
Putperest kalan Medineliler de İslamiyet'i ☐ kabul etmişlerdir.
Hz.Muhammed'in esirler, yaralı düşman as-kerlerinin durumu ve ganimet'le ilgili uygu-lamaları, İslam Savaş Hukukuna temel oluş-turmuştur.
b.UHUT SAVAŞI (625):
Nedeni:
- Mekkelilerin, Bedir savaşı yenilgisinin öcü-nü almak ve kervan yolları güvenliğini sağla-mak istemesi.
1
Gelişme: Medine yakınlarındaki Uhud dağı eteğinde yapılan savaşta, okçuların yerlerini terk etmeleri üzerine Müslümanlar yenilgiye uğradılar. Hz.Muhammed yaralanmış, amca-sı Hz.Hamza şehit olmuştur.
- Sonuç:
Müslümanların yenilmesinin temel sebebi, askerlerden bir bölümünün ganimet payla-şımına yönelerek, yerlerini terk etmeleridir.
Mekkeliler, yenilgiye uğratmalarına rağmen, Müslümanları yok edememişlerdir.
N
Muhammed (a.s.m.)
YanıtlaSilc. HENDEK SAVAŞI (627):
Nedení:
Hayber'de bulunan Yahudilerin, Mekkeliler ve çevre kabilelerle ittifak oluşturarak, Müs-lümanları yok etmek istemeleri.
Gelişme: Uhud savaşından ders alan Müs-lümanlar, savunma savaşı yapmaya karar verdiler. İran'ı bir müslüman olan Selman-i Farisi'nin önerisiyle, Medine'nin saldırıya açık olan yerlerine, insanların geçemeyeceği genişlikte Hendek kazıldı.
Sonuç:
Aralarında tam bir anlaşma ve birlik bulun-mayan Mekke ordusu istediğini elde edeme-yeceğini anlamış ve geri çekilmiştir.
Mekkelilerin saldırı gücü tükenmiş ve sa-vunmaya çekilmişlerdir.
Müslümanların son savunma savaşıdır.Sal-dırı sırası Müslümanlara geçmiştir.
4.HUDEYBİYE ANTLAŞMASI (628):
Hz. Muhammed, Müslümanlarla birlikte Ka-be'yi ziyaret etmek üzere yola çıkmış, ancak Kureyşliler kuvvet göndererek, Müslümanla rın Mekke'ye girişine engel olmuşlardır. Bu-nun üzerine Hudeybiye denilen yerde, taraf-lar arasındaki görüşmelerden sonra antlaşma imzalanmıştır.
Maddeleri:
Müslümanlar Kabe'yi ertesi yıl ziyaret ede bilecekler ve üç günden fazla kalmayacaklar.
Mekke'li bir kimse İslamiyet'i kabul edip, Hz.Muhammed'in yanına sığınırsa, velisinin isteği üzerine geri verilecek, fakat bir Müslü man Mekke'ye sığınırsa geri verilmeyecek.
Taraflardan her ikisi de istedikleri kabileler-le anlaşma yapabilecekler, fakat askeri yar dım yapmayacaklar.
İki taraf birbirleriyle on yıl savaşmayacaklar dı.
Önemi:
Mekkeliler, Müslümanların siyasi varlığını resmen kabul ettiler.
Barış ortamının oluşması İslamiyet'e geçişi hızlandırdı.
Mekke'nin fethi kolaylaştı.
d.HAYBER'İN FETHİ (629):
Nedeni: Medine'nin kuzeyinde, Şam ticaret yolu üzerinde bulunan Hayber, Yahudilerin
730
Muhammed (a.s.m.)
elindeydi. Yahudiler Müslümanlar için teh-like oluşturuyorlardı. Buranın alınması aynı zamanda, Sam ticaret yolu'nun ele geçirilme sini ve güvenliğini sağlayacaktı.
Gelişme: Hz. Muhammed, Hayberlilerin sa vunma yapmasına fırsat vermeden hızlı ha-reket etmiş, Hayber'i kuşatarak almıştır.
Önemi:
Yahudi sorunu çözümlenmiş
Şam ticaret yolunun güvenliği sağlanmıştır.
Not: Yahudilere, ödeyecekleri vergi karşılığı (Tarımdan elde ettikleri ürünün yarısı) top-raklarında oturma hakkı tanındı.
e.MUTE SAVAŞI (629):
Nedeni: Bir Müslüman elçisinin, Bizans'a bağlı Gassaniler tarafından şehit edilmesi.
Gelişme ve Sonuç: Hz. Muhammed Zeyd bin Harise(azatlısı) komutasındaki bir or duyu, Gassaniler üzerine göndermiş, Mute yakınlarında; Bizans-Gassani-Arap kuvvet-lerinden oluşan orduyla yapılan savaşı Müs-lümanlar kaybederek geri çekilmek zorunda kalmışlardır. (Zeyd ve ondan sonraki iki ordu komutanı şehit olmuş, bunun üzerine yönetimi eline alan Halid Bin Velid, Müslü-manları daha fazla kayba uğratmamak için geri çekmiştir.)
Önemi: Müslümanların Bizans'la yaptıkları ilk savaştır.
f.MEKKE'NİN FETHİ(630):
Nedeni:
Kureyşliler, Hudeybiye antlaşması koşulla rını, kendi taraflarında olan bir kabileyi des-tekleyerek bozdular.
Kureyşlilerin Müslümanlar aleyhindeki et-kinliklerinin sona erdirilmek istenmesi.
Kabe'nin putlardan temizlenmek istenmesi.
Gelişme: Hz.Muhammed kalabalık bir or duyla, Mekke' yi her yönden kuşatmış, dire nemeyeceklerini anlayan Mekkeliler teslim olmuşlardır.
Önemi:
İslamiyet'in yayılmasını hızlandırmıştır.
Arap yarımadasının fethine ortam hazırla mıştır.
Kabe, putlardan temizlenmiştir.
Muhammed-i Arabi (a.s.m.)
YanıtlaSil731
Muhammedilik
g.HUNEYN SAVAŞI (630):
Nedeni: Mekke'nin fethi üzerine, İslamiyeti kabul etmeyen Arap kabilelerinin, Taiflilerin de desteğiyle bir ordu hazırlayıp, müslüman lara saldırmak istemesi.
Gelişme ve Sonuç: Mekke yakınlarındaki Hu-neyn vadisinde yapılan savaşı, Hz. Muhammed komutasındaki Müslümanlar kazandılar. Ka-çanlar Taife sığındı.
h.TAİF'İN KUŞATILMASI (630):
Huneyn savaşından sonra, Hz. Muhammed, Taifi kuşatmış, ancak burasının savunmaya elverişli konumundan dolayı başarılı olama mış, kuşatmayı kaldırmak zorunda kalmıştır. Taifliler bir yıl sonra kendileri İslamiyet'i ka-bul etmişlerdir.
1.TEBÜK SEFERİ (631):
Nedeni:
Bizans İmparatoru Herakleios' un, İslamiye-tin yayılmasını engellemek amacıyla, büyük bir orduyla Arap Yarımadası üzerine sefere çıktığı haberlerinin (söylenti) alınması.
Bunun üzerine Hz.Muhammed' in, Mute yenilgisinin olumsuz etkilerini silmek ve Bi-zanslıların Arabistan'a girmesine engel ol-mak istemesi.
Önemi:
Hz. Muhammed'in son seferidir.
Hz.Muhammed döneminde Müslümanlar en geniş sınırlara ulaşmışlardır.
Hz. Muhammed'in Son Zamanları ve Vefatı:
a. VEDA HACCI VE VEDA HUTBESİ:
Hicret'in onuncu yılında Hz. Muhammed Mekke' ye Hacca gitmiştir. Bu Onun son zi-yareti olduğu için Veda Haccı (Haccü'l Veda) olarak, burada Müslümanlara yaptığı konuş ma da "Veda Hutbesi" olarak adlandırılmıştır.
Veda Hutbesi'nde Hz. Muhammed; bütün insanların eşit olduğunu, Müslümanların kardeş olduğunu, birbirlerinin canlarına ve mallarına kastetmemelerini, kötü alışkanlık lardan vazgeçilmesini, kadınlara iyi davranıl -masını, istemiştir.
b.HZ.MUHAMMED'İN VEFATI (632)
Hz. Muhammed, Veda Haccı'ndan sonra Me-dine'ye dönmüş, Bizans'a karşı yeni bir sefer hazırlığındayken hastalanarak, 8 Haziran 632 tarihinde altmış üç yaşında vefat etmiştir
Muhammed-i Arabi (asm( محمد عربی : soyca Arab milletinden olan Muhammed (a.s.m.)
Muhammed-i Haşimi (a.s.m.( محمد هاشمی (Kureyş sülalesinin bir kolu olan) Haşimo-ğulları soyundan gelen Muhammed (a.s.m.)
Muhammed-i Kureyşi (a.s.m.( محمد قریشی :
reyş sülalesinden olan Muhammed(a.s.m.)
Muhammed-i Muhtar (as.m.( محمد مختار : Al lah (c.c.) tarafından seçilmiş (muhtar) pey-gamber Hz. Muhammed (a.s.m.). (Muham-med Mustafa, Muhammed Mücteba isimleri de aynı månadadır.)
Muhammed-ül Emin (a.s.m.( محمد الامين herkesin kendisine inanıp güven duyduğu Muhammed (a.s.m.). (Bu sıfat, Hz. Muham-med'e (a.s.m.) peygamberliğinden önce ve ilk gençlik yıllarında Mekke'liler tarafından verilmişti. Bunun da sebebi, hiçbir yalan sö-zün ağzından çıkmamış olması, hiçbir zaman sözünde durmamazlık etmemiş olması, ken-dine emanet edilen bir şeyin gereğini daima yerine getirmiş olması ve herkesin tam güve-
nini kazanmış olmasıydı.)
Muhammed-ül Haşimi (a.s.m.( محمد الهاشمي (bk. Muhammed-i Haşimi)
Muhammed-ün Nebi (asm( محمد النبي : Pey gamber Muhammed (a.s.m.)
Muhammeden-il Mustafa (a.s.m.( محمداً المصطفى : Allah (cc.) tarafından seçilmiş pey-gamber Muhammed (a.s.m.) (bk. Muham-med-i Muhtar) Muhammedün-il Mustafa (a.s.m.): (bk. Muhammeden-il Mustafa)
Muhammederresulullah (as.m.( محمداً رسول الله : "Muhammed Allah'ın (c.c.) resuludur. "(a.s.m.)
Muhammedün Resulullah (a.s.m.( محمد رسول الله : "Muhammed Allah'ın (c.c.) resuludur. (a.s.m.)
Muhammed-ür Resulullah (a.s.m.( محمد الرسول الله : "Muhammed Allah'ın (c.c.) resuludur." (a.s.m.)
Muhammedürresulullah (as.m.( محمد الرسول الله : )bk. Muhammed-ür Resulullah(
Muhammedi 1: محمدى.Muhammed'in (a.s.m.) getirdiği dine bağlı olan, Müslüman 2.Hz. Muhammed'e (a.s.m.) ait, Hz. Muham-med'le (a.s.m.) ilgili olan
Muhammedilik محمديلك : Hz. Muhammed'in (a.s.m.) getirdiği din, Müslümanlık
476
YanıtlaSilHADIS-1 ŞERİFLER
901) «Mübarek başı büyük ve sakalı sıkçaydı..>>
Ravi: Hz. ALİ'den r.a. naklen BEYHEKI.. Menkibeleri, 12. ve 48. Hadis-i Şeriflerde..
كانَ كَلامُهُ كلاماً فضلاً ؛ يَفْهَمهُ كل من سمعه ( رواه أبو داود )
۹۰۲
902) «Konuşması, sözleri açıktı.. Onu her dinleyen söylediğini anlardı..>>>
*
Ravi: EBU DAVUD.. Menkıbesi, 11. Hadis-i Şerifte..
( رواه أبو نعيم عن أنس )
۹۰۳ كَانَ أَحَبُّ الأَلْوَانِ إِلَيْهِ الخُضْرَةَ .
903) «Ona, en sevimli gelen renk; yeşildi..>>
Ravi: ENES'ten r.a. naklen EBU NUAYM.. Menkıbeleri, 1. ve 10. Hadis-i Şeriflerde..
( رواه الطبراني عن أنس )
٩٠٤ كَانَ أَحَبُّ الرَّيَاحِينَ إِلَيْهِ الْفَاعِيَة (٢) . (۲) أي نوار الحناء .
904) «Kendisine, en sevimli gelen koku; kına kokusuydu..>>
Ravi: ENES'ten r.a. naklen TABERANI. Menkıbeleri, 1. ve 9. На-dis-i Şerifte..
( رواه مسلم عن أنس )
۹۰۰ كَانَ أَخَفَّ النَّاسِ صَلَاةَ فِي تَمام ..
905) «Namazı tam kıldırdığı halde; insanların en çabuk kıldıranıydı.»
Bazı sahabe şöyle anlatmıştır:
Onun ruhaniyeti namazda bizi o kadar kaplardı ki, hiç doyamaz-dık.. Namaz, uzun da sürse bize kısa gelirdi..
Ravi: ENES'ten r.a. naklen MÜSLİM.. Menkıbeleri, 1. ve 5. Hadis-i Şerifte..
كَانَ إِذَا أَتَاهُ الأمْرُ يَسُرُّهُ ، قَالَ : الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي بِنِعْمَتِهِ تَتِمُّ الصَّالِحَاتُ
٩٠٦
*
**
VE VAAZ ÖRNEKLERI
YanıtlaSilوَإِذَا أَتَاهُ الأمرُ يكرهُهُ ، قَالَ : الْحَمْدُ لِلَّهِ عَلَى كل حال .
( رواه الحاكم عن السيدة عائشة )
906) «Kendisine sevindirici bir iş geldiği zaman; su duayı yapardıs İyilikler nimeti ile tamamlanan Allah'a hamd olsun.. Sevimsiz bir iş geldiği zaman da, şu duayı yapardı: Herhalde Allah'a hamd olsun..>>>>
Ravi: Hz. AİŞE'den ra. naklen HAKIM. Menkıbeleri, 8. ve 22. Ha-dis-i şerifte..
۹۰۷ كَانَ إِذَا أُتِيَ بِطَعَامٍ أكَلَ بِما يَلِيهِ ، وَإِذَا أُتِيَ بِالنَّمْرِ جَالَتْ يَدُهُ .
( رواه الخطيب عن السيدة عائشة )
907) «Kendilerine yemek getirildiği zaman; sadece önünden yerdi.. Hurma getirildiği zaman ise; eli kabın her tarafına uzardı..>>
Bu Hadis-i Şerife istinaden İmam-ı Gazali Hz.: Yemekte bir seçme yapmamayı ve önden yemeyi sünnet sayar.. Meyve işinde ise: Önden yeme-mekte ve seçmekte bir beis görmez..
Ravi: Hz. AİŞE'den r.a. naklen HATIE.. Menkibeleri, 8. ve 64. На-dis-i Şerifte..
۹۰۸ كان إذا أتى ببا كُورَةِ الثَّمَرَةِ وَضَعَهَا على عَيْنَيْهِ ثُمَّ على شَفَتَيْهِ ، وقال : اللهُمَّ كَمَا أَرَيْتَنَا أَوَّلَهُ فَأَرِنَا آخِرَهُ ، ثمَّ يُعْطِيهِ مَنْ يَكُونُ عِنْدَهُ مِنَ الصَّبْيَانِ ( رواه الطبراني عن ابن عباس )
908) «Kendilerine turfanda bir meyve getirildiği zaman, önce göz lerinin üzerine koyar; daha sonra dudaklarına götürür ve şu dua-yı yapardı:
Allahım, bunun evvelini bize gösterdiğin gibi, âhirini de bi-ze göster..
Bundan sonra o meyveyi rirdi..>>> yanında bulunan çocuklara ve-
**
Ravi: IBN-I ABBAS'tan r.a. naklen TABERANI. Menkıbeleri, 9. ve 42. Hadis-i Şerifte..
ATT
**
478
YanıtlaSilHADIS-1 BERİFLER
كانَ إِذَا أَخَذَ مَضْجَعَهُ مِنَ اللَّيْلِ ، وَضَعَ يَدَهُ تَحتَ خَدْهِ ، ثُمَّ يَقُولُ : باسمك اللهم أحيا ، وباسمك أموتُ ، وَإِذَا اسْتَيْقَظَ قَالَ : الْحَمْدُ اللهِ الَّذِي أحيانا بَعْدَ مَا أَمَاتَنَا ، وَ إِلَيْهِ النُّشُورُ . ۹۰۹
( رواه البخاري )
909) «Gece yatağa girdikleri zaman, elini yanağıma koyar; sonra su dunyı yapardı:
Allahım isminle yaşıyorum, İsminle öleceğim..
Uyandığı zaman da şu duayı yapardı:
- Bizi öldükten sonra dirilten Allah'a hamd olsun.. NÜŞUR onadır..>>>
NÜŞUR: Öldükten sonra dirilip derlenmeyi ve Hakka varışı mana. landıran bir kelimedir...
Ravi: BUHARI.. Menkıbesi, 2. Hadis-i Şerifte..
۹۱۰ كانَ إِذَا أَرَادَ أَنْ يَنَامَ وَهُوَ جُنبٌ تَوَضَّأَ وُضُوءَهُ لِلصَّلَاةِ ، وَإِذَا أَرَادَ أَنْ يَا كُلَّ أَوْ يَشْرَبَ وَهُوَ جُنبٌ ، غَسَلَ يَدَهُ ثُمَّ يَأْكل وَيَشْرَبُ .
( رواه النسائي عن عائشة )
910) «CÜNÜB olduğu halde uyumak istediği zaman, namazaymış gibi bir abdest alırdı..
CÜNÜB olduğu halde yemek ve içmek istediği zaman, elini yı kar; sonra yer içerdi..>>>
CUNUB: Boy abdestini icab ettiren bir halin vukuudur.. Cünüb olarak uyumak, ya da yeyip içmek ancak zaruri hallere inhi-sar eder..
Ravi: Hz. AİŞE'den r.a. naklen NESEÏ.. Menkıbeleri, 8. ve 13. Ha-
dis-i Şerifte..
۹۱۱ كانَ إِذَا أَرَادَ أَنْ يَرْقُدَ وَضَعَ يَدَهُ الْيُمْنَى تَحْتَ خَدِّهِ ، ثمَّ يَقُولُ : اللهُمَّ نِي عَذَابَكَ يَوْمَ تَبْعَثُ عِبَادَكَ - ثَلَاثَ مَرَّاتٍ .
( رواه أبو داود )
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil479
911) «Uyumak istedikleri zaman, sağ elini yanağı altına koyardı. Sonra üç defa şu duayı yapardı: Allahım kullarını dirilttiğin zaman, beni azabından koru..>>>>
Ravi: EBU DAVUD.. Menkıbesi, 11. Hadis-i Şerifte..
۹۱۲ كانَ إِذَا اشْتَكَى رَقَاهُ جِبْرِيلُ ، قَالَ : بِسْمِ اللهِ يُبْرِيكَ ، مِنْ كُلَّ دَاء يَشْفِيكَ ، وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ ، وَمِنْ شَرِّ كُلِّ ذِي عَيْنِ .
( رواه مسلم عن عائشة )
912) «Hastalandığı zaman, Cibril ona okur üfler; şu duayı yapardı: Allah'ım adı ile: Her nazarı değenin şerrinden, hased edenin hasedinden kurtaracak ve her hastalıktan sana şifa verecek..>>>>
Ravi: Hz. AİŞE'den r.a. naklen MÜSLİM.. Menkıbeleri, 5. ve 8. Ha-dis-i Şerifte.
۹۱۳ كانَ إِذَا أَفْطَرَ عِنْدَ قَوْمٍ قَالَ : أَفْطَرَ عِنْدَكُمُ الصَّائِمُونَ ، وَأَكل طَعَامَكُمْ
( رواه البيهقي )
الأبرار ، وَتَنَزَّلَتْ عَلَيْكُمُ المَلائِكَةُ .
913) <-Dâvet edildiği bir aile efradı yanında orucunu açtığı za-man, şu duayı yapardı:
Evinizde, oruçlular iftar etsin.. Yemeğinizi iyiler yesin.. Ve size melekler insin..>>>
Ravi: BEYHEKI.. Menkıbesi, 12. Hadis-i Şerifte..
٩١٤ كانَ إِذَا أَكلَ أَوْ شَرِبَ قَالَ : الحَمْدُ للهِ الذي أَطْعَمَ وَسَقَى ، وَسَوَّغَهُ ، وَجَعَلَ لَهُ مَخرَجاً .
) رواه ابن حبان عن أبي أيوب )
914) «-Birşey yediği veya içtiği zaman, şu duayı yapardı: Yediren ve içiren Allah'a hamd olsun.. Onu yemeyi veya içmeyi kolaylaştıran; ona yemeye veya içmeye bir çıkış yolu yaratan -Allah'a hamd olsun-..>
Ravi: EBU EYYUB'den r.a. naklen İBN-İ HİBBAN.. Menkıbesi, 65. Hadis-i şerifte..
コ
480
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
EBU EYYUB: HALID b. REBIA EL-ENSARI..
Bu zatın menkibesini emekli Diyanet İşleri Başkanı, muhterem ho. camiz, Hasan Hüsnil Erdem tarafından hazırlanan RIYAZU'S-SALIHIN HADİSLERİNİN RAVILERI adlı eserinin 31. sayfasından aynen alyo-
TUZ: Mihmandar-: Resulüllah olan bu zat, Hicretten iki senc evvel iman eden ilk Ensar- Kiram'dan, Peygamberimizin akraba ve katiplerinden-dir.
Kur'an-ı Keim'i hifz etmiş, fetva vermeğe selahiyetli Ashab-ı Kirâm arasında ilmi, fazlı ve şecaati ile mümtaz bir simadır.
Hazret-i Halid, Akabe, biatında bulunduğu gibi Bedir'den itibaren bütün savaşlarda Resul-i Ekrem'in maiyctinde bulunmuştur.
Hazret-i Peygamber Medine'ye hicretlerinde Hazret-i Halid'in ha nesine inerek Mescid-i şerifle hane-i saûdetleri yapılıp ikmal edilinceye kadar, yedi ay bu zatın evinde ikamet buyurmuşlardır..
Resul-i Ekrem'den 150 hadis rivayet etmiş, kendisinden de Bera' b. Azib, Cabir b. Semüre, Ebu Umame el-Bahili, Zeyd b. Halid el-Cüheni ve Ibn-i Abbas Hazaratı gibi Ashab-ı Kirâm ile Tabiinden birçokları ve Kü tüb-il Sitte sahipleri hadis nakletmişlerdir.
Hazret-i Halid, Asr-1 Saadetten sonra Suriye, Filistin savaşlarında, Mısır'ın ve Kıbrıs'ın fethinde bulunmuş, Emevilerin ilk hükümdarı Haz-ret-i Muaviye tarafından oğlu Yezid kumandasında Istanbul üzerine as-ker sevk olunduğu zaman, Hazret-i Halid de pir-i fani olduğu halde Islâm ordusuna katılmıştı.
Hicri 50 tarihinde muhasara altında bulunan Kostantin surunun dı-şında hastalanarak irtihal etmiş ve vasiyeti üzerine oraya defnolunmuş-tur. Eyüb semtindeki mruf türbesi chl-i İslamın ziyaretgahıdır.. Allah ondan razı olsun..
٩١٥ كان إِذَا نَزَلَ عَلَيْهِ الوَحْنُ ، نَكْسَ رَأْسَهُ ، وَنَكْسَ أَصْحَابُهُ رُهُ وَسَهُمْ ) رواه مسلم عن عبادة بن الصامت ) فَإِذَا أَفْلَعَ عَنْهُ رَفَعَ رَأْسَهُ .
915) «Kendilerine vahiy geldiği zaman, başını öne doğru eğerdi. As-hab da başlarını eğerdi.. Vahiy-işi- tamamlanınca başını kaldırırdı..>>>
Ravi: UBBADE b. SAMİT'den r.a. naklen MÜSLİM.. Menkıbeleri, 5. ve 53. Hadis-i Şerifte..
٩١٦ كَانَ إِذَا نَزَلَ عَلَيْهِ الوَحْنُ سُمِعَ عِنْدَ وَجْهِهِ كَدَوِي النَّحْلِ . ) رواه الترمذي عن عمر )
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil481
916) «Kendilerine vahiy geldiği zaman, taraflarında arı uğultusuna benzer bir ses duyulurdu..>>>>
** Ravi: Hz. ÖMER'den r.a. naklen TİRMİZİ.. Menkıbeleri, 13. ve 41. Hadis-i Şerifte..
۹۱۷ كانَ إِذَا تَضَوَّرَ (١) مِنَ اللَّيْلِ قَالَ : لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ ، الوَاحِدُ ، القَهَّارُ ، رَبُّ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ، العَزِيزُ الغَفَّارُ .
( رواه الحاكم عن السيدة عائشة )
(1) استيقظ في الليل .
917 «Geceleri uykudan uyandığı zaman, şu duayı okurdu:
Vahid ve kahhar olan Allah'tan başka ilah yoktur.. Semala-rın, yerin ve ikisi arasında olanın Rabbi; aziz ve gaffardır.>>>
Ravi: Hz. AİŞE'den r.a. naklen HAKİM.. Menkıbeleri, 8. ve 22. Ha-dis-i şerifte..
۹۱۸ كان إذا جَاءَهُ أَمْرُ يُسَرُّ بِهِ خَرِّ سَاجِداً شاكراً لِلَّهِ عَزَّ وَجَلَّ .
(مرواه ابن ماجة عن أبي بكرة )
918) <>>
Ravi: EBUBEKRE'den r.a. naklen IBN-I MACE.. Menkıbeleri, 29. ve 68. Hadis-i Şerifte..
( رواه البغوى )
كان إذا جرى بِهِ الضَّحِكَ وَضَعَ يَدَهُ على فِيهِ . ۹۱۹
919) «Kendilerini güldüren bir hal geldiği zaman elini, ağzına ka-pardı..>>>
Ravi: BEGAVI.. Bilyük hadis imamlarından biridir.. BAĞ -Пота-san da dünyaya geldi.. Şafii fakihlerindendir.. Aym zamanda müfes-sirdir. MESABİH'ÜS-SÜNNE ismindeki eseri meşhurdur..
Hicretin 516. yılında vefat etmiştir.. Allah rahmet eylesin..
۹۲۰ كان إذا خَلَا بِنِسَائِهِ أَلْيَنَ النَّاسِ ، وَأَكْرَمَ النَّاسِ ، ضَحاكا بَسَّاماً .
( رواه ابن عساكر عن السيدة عائشة )
Hadis-1 Şerifler, F: 31
*
482
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
920) «Kadımlarıyla kaldığı zaman, insanların en yumuşağı, en keri-mi, en güleni ve en güzel tebessüm edeni olurdu..»
**
Ravi. Ha. AlŞE'den ra. naklen IBN-I ASAKİR.. Menkibeleri, 8. ve 86. Hadis-i şerifte..
۹۲۱ كان إذا دَخَلَ السوق قَالَ : بسم الله ، اللهم إِلى أَسْأَلُكَ مِنْ خَيْرٍ هَذِهِ الشوقِ ، وَخَيْرِ مَا فِيهَا ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهَا ، وَشَرِّ مَا فِيهَا ، اللهم إِلى أَعُودُ بك أن أصيب فيها يميناً فَاجِرَةٌ ، أَوْ صَفقَةٌ خاسرة .
( رواه الطبراني عن أبي بريدة )
921) «Pazara girdiği zaman şu duayı yapardı:
Allah'ın adı ile.. Allahım, ben senden bu çarşının ve için. dekilerin hayrmı istiyorum.. Onun ve içindekilerin şerrinden sana sığınırım..
Allahım, burada yalan yere yapılan bir yemine raslanaktan ve zararına yapılacak alış-verişten sana sığınırım..>>
Ravi: BÜREYDE'den r.a. naklen TABERANI.. Menkıbeleri, 9. ve 237. Hadis-i şerifte..
كانَ إِذَا دَخَلَ رَمَضَانُ : اطاق كل أسير وأعطى كل سائل .
) رواه ابن سعد عن السيدة عائشة )
۹۲۲
922) «Ramazan ayı geldiği zaman; her esiri salar ve her iste-yene verirdi..>>
Ravi: Hz. AİŞE'den r.a. naklen İBN-I SAAD.. Menkibeleri, S. ve 630. Hadis-i şerifte..
۹۲۳
كان إذا رأى الهلال ، قَالَ : ( اللهم أهلهُ عَلَيْنَا بِالْأَمْنِ وَالإِيمَانِ وَالسَّلَامَةِ وَالإِسْلامِ ، وَالسَّكِينَةِ ، وَالعَافِيَةِ ، وَالرِّزْقِ الْحَسَنِ ، وَالتَّوْفِيقُ لِمَا تُحِبُّ وَتَرْضَى ، رَبَّنَا وَرَابِكَ اللَّهُ »
( رواه الطبراني عن ابن عمر )
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil483
923) «Yeni ayı gördüğü zaman şu duayı yapardı:
Allahım, onu bize; emniyet, iman, selâmet, teslim, sükûn, ûflyet ve güzel rızık ayı eyle.. Sevip razı olduğun şeylere, bizi muvaffak kıl..
Rabbınız ve Rabbın Allah'dır..>>>
Anlaşılacağı gibi son cümleyi aya dönerek okurdu..
**
Ravi: IBN-1 Ömer'den r.a. naklen TABERANI.. Menkıbeleri, 7. ve 9. Hadis-i Şerifte..
٩٢٤ كانَ إِذا رَأَى مَا يُحِبُّ قَالَ : ( الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي بِنِعْمَتِهِ ثُمَّ الصَّالِحَاتُ ، وَ إِذَا رَأَى مَا يَكْرَهُ قَالَ : الْحَمْدُ للهِ عَلَى كُلِّ حَالٍ ، رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ حالِ أَهْلِ النَّارِ .
) رواه ابن ماجه عن السيدة عائشة )
924) «Hoşlanacağı bir şeyi gördüğü zaman, şu duayı yapardı:
- İyilikler nimeti ile tamamlanan Allah'a hamd olsun..
Sevmeyeceği bir şeyi gördüğü zaman da şu duayı yapardı: Herhalde Allah'a hamd olsun..
Rabbun, cehennem ehli halinden sana sığınırım..>>>>
**
Ravi: Hz. AİŞE'den r.a. naklen 1BN-1 MACE.. Menkıbeleri, 8. ve 68. Hadis-i Şerifte..
۹۲۵ كانَ إِذَا شَرِبَ المَاء قَالَ : الْحَمْدُ اللَّهِ الَّذِي سَقَانَا عَدْبًا فَرَانَا بِرَحْمَتِهِ ، وَلَمْ ( رواه أبو نعيم عن أبي جعفر ) يَجْعَلْهُ مِلْحا أجاجاً بِذُنُوبَنَا .
925) «Su içtiği zaman şu duayı yapardı:
Rahmeti ile bize tatlı, hoş su içiren ve onu günahlarımız se-bebiyle tuzlu ve acı kılmayan Allah'a hamd olsun..>>
***
Ravi: EBU CAFER'den r.a. naklen EBU NUAYM.. Menkıbesi, 10. Hadis-i Şerifti..
484
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
EBU CAFER: Esas adı ABDULLAH. Peygamber S.A. efendimizin amcası Ebu Talib'in torunu..
Peygamber S.A. efendimizin vefatında on yaşındaydı.
Hicretin 80. yılında 80 yaşında olduğu halde vefat etmiştir.. Allah on-dan razı olsun..
٩٢٦ كَانَ إِذَا صَلَّى بِالنَّاسِ الْغَدَاةَ أَقْبَلَ عَلَيْهِمْ بِوَجْهِ ، فَقَالَ : هَلْ فِيكُمُ مَرِيضُ أَعُودُهُ ؟ فَإِنْ قَالُوا لَا ، قَالَ : هَلْ فِيكُمْ جَنَازَةٌ أَتْبَعُهَا ؟ فَإِنْ قَالُوا لَا قَالَ : مَنْ رَأَى مِنْكُمْ رُؤْيَا يَقُها عَلَيْنَا .
( رواه ابن عساکر )
926) «Sabah namazını ashaba kıldırdıktan sonra, yüzünü onlara dö ner ve şöyle buyururdu:
Sizde hasta olan biri var mı?.. Ziyaret edeceğim..
Hayır..
Derlerse, şöyle buyururdu:
Sizde bir cenaze var mı?.. Ona geleyim..
Buna da:
Hayır..
Cevabını aldıktan sonra, tekrar şöyle buyururdu:
İçinizde kim bir rüya görmüşse-istiyorsa bize anlat-
sin..>>
**
Burada rüyanın anlatılması için Efendimizden S.A. bir icbar emri geliyor, manası çıkarılmamalıdır..
**
Ravi: İBN-İ ASAKİR.. Menkıbesi, 86. Hadis-i Şerifte..
۹۲۷ كَانَ إِذَا عَطِسَ حَمِدَ اللهَ ، فَيَقَالُ لَهُ : يَرْحَمُكَ اللَّهُ ، فَيَقُولُ : يَهْدِيكُمُ
( رواه الطبراني عن عبد الله بن جعفر )
اللهُ ، وَيُصْلِحُ بَالَكُمْ .
927) « Aksırıp, Allah'a hamd ettiği zaman kendisine:
Allah seni rahmetine nail eylesin..
Denince, şu duayı yapardı:
Allah, sizi hidayete kavuştursun ve kalbinize salâh versin..>>
**
Ravi: ABDULLAH b. CAFER'den r.a. naklen TABERANI.. Menki-besi, 9. Hadis-i Şerifte..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil485
ABDULLAH b. CAFER: Bu zat, her nekadar 925 numaralı Hadis-i Serifte geçen ravi EBU CAFER'den ayrı gibi gözükmekte ise de değildir; aynıdır..
Ban menkibeciler bunları ayrı şahıslar olarak göstermişlerdir.. İkisi-se do: (EBU Talib'in torunu, Hicretin 80. yılında 80 yaşında vefat etmiş-
tir.) Derken aym zatı tarif ettiklerinin farkına varamamışlardır.. Her halde bunlar; aynı günde doğan, ayı yılda ve aym yaşta vefat eden ikiz kardeş değillerdir..
۹۲۸ كان إِذا فَرَغَ مِنْ طَعَامِهِ قَالَ : الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَطْعَمَنَا ، وَسَقَانَا ، مسلمين . ، وجعلنا ( رواه أحمد عن أبي سعيد )
928) «Yemekten ayrıldığı zaman, şu duayı yapardı: Bizi yediren içiren ve müslüman kılan Allah'a hamd olsun.>>>>
Ravi: EBU SAİD'den r.a. naklen İMAM-I AHMED.. Menkıbeleri, 1. ve 65. Hadis-i Şerifte..
۹۲۹ كان إذا مَرَّ بالقَابِرِ قَالَ : السّلامُ عَلَيْكُمْ أَهْلَ الدِّيَارِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالمُؤْمِنَاتِ ، وَالْمُسْلِمِينَ وَالْمُسْلِمَاتِ ، وَالصَّالِحِينَ وَالصَّالِحَاتِ ، وَإِنَّا إِنْ شَاءَ اللَّهُ بِكُم لاحِقُونَ .
( رواه ابن السني عن أبي هريرة )
929) «Kabristana yolu düştüğü zaman şöyle derdi: Ey bu diyarın ehli, kadın ve erkek müminler, -kadın ve erkek müslümanlar, lâm olsun.. Allah dilediği kadın ve erkek salihler, size se-zaman- biz de size katılacağız..»
Ravi: EBU HUREYRE'den r.a. naklen İBN-ÜS-SÜNNI.. Menkibe-leri, 5. ve 66. Hadis-i şerifte..
۹۳۰ كان إذا نَظَرَ إِلَى الهلالِ قَالَ : اللَّهُمَّ اجْعَلْهُ هِلَالَ يُمْنِ وَرُشْدِ ، آمَنْتُ بالذي خَلَقَكَ فَمَد لَكَ ، تَبَارَكَ اللَّهُ أَحْسَنُ الخَالِقِينَ .
( رواه ان السني عن أنس )
Onlardan bir ses çıkmayınca da, bu işi Nur Torunu erin peşine gitti. Geri dönmeyince de telaşlanmış, buyuk bir pigmark da develer im, Muhammed'imi bana geri çevir" diye yalvarmaya başlamıştı. Bir "Allah'i izi develerle gelirken görünce, ona sarılarak "Yav Bir yere de asla gönder-suurpunun
YanıtlaSilTARİHTE BUGÜN
-1915-Çanakkale'de I. Kirte zaferi.
1960-Türkiye'de ilk anarşik hadiseler.
28
PAZAR
SUNDAY
NİSAN
APRIL
BİR AYET
Allah sana kâfidir. O
herşeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla bilendir.
Bakara Suresi: 137
BİR HADİS
Biriniz bir iş yaptığında onu sağlam yapsın.
İbni Sa'd'
Madem ben de bu vatanın bir evladıyım, bu vatanın saadetine hizmet etmek benim için farzdır.
Emirdağ Lahikası
vicel So CEVVAL 144C PUMATTS NISAM 1440
SKASIM 173 CMN-110 VALAMAT cứu α
TARİHTE BUGÜN
YanıtlaSil1830 - Osmanlı hükümeti, Yunan devletinin varlığını resmen kabul etti.
- 1877 - Osmanlı-Rus (93) Harbi.
1909 - İstanbul'a gelen Hareket Ordusu, 31 Mart Ayaklanması'nı bastırdı.
- 2014 - Son Şahitler'den Üzeyir Şenler vefat etti.
NİSAN
24 PERŞEMBE
26 1446
ŞEVVAL
RUMI: 11 NİSAN 1441
KASIM: 168
BIR AYET
Yeryüzünde yürüyen ve kendi rızkını yüklenemeyen nice canlının ve sizin rızkınızı Allah verir.
(Ankebût: 60)
BİR HADİS
"Allah'ın Resûlü hiçbir yemeği ayıplamamıştır. İştahı olduğu zaman yer, olmadığı zaman da yemezdi."
(Buhâri ve Müslim)
Müslümanların hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyedeki saadetlerinin anahtarı, meşveret-i şer'iyedir.
Hutbe-i Şamiye
Umeak
Güner
Öğle
İkindi
Aksam
Yatsı
Imsak
Günes
Öğle
İkindi
Aksam
Yatsı
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
118 1 "Lâ ilâhe illallah" ehlinden bazıları günahları sebebiyle Cehenneme girdiklerinde, Lât ve Uzza ehlinin onlara: "Allah'a inanmanız size faide vermedi" demeleri üzerine, Allah Tealâ gadab eder. Ve o iman ehlini Cehennemden çıkarıp hayat ırmağında yıkatır. Onlar da ayın kusuftan kurtulması gibi, fenalıklardan temizlenmiş olarak Cennete girerler. Orada onlar "Cehennemîler" diye isimlenirler. (Bir müddet) Hz. Enes (r.a.)
118 2 Ümmetimden Benden sonra gelen bir kısmı, mal, mülk ve ıyali pahasına da olsa, Beni görmek ister. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
118 3 Bütün iyiliklerin yarısı ibadet ve yarısıda duadır. Hz. Enes (r.a.)
118 4 Bir aile halkı, birbirini yokladıklarında, Allah onların rızkını geniş ve kolay kılar. Ve onlar Allah'ın dairei himayesi altında bulunurlar. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
118 5 Cennet ehli, gurfelerin ehlini sizin yıldızları seyrettiğiniz gibi seyrederler. Hz. Sehl İbni Saad (r.a.)
118 6 Ehli Cennete, ehli Cennet ameli müyesserdir. Ehli Cehenneme de ehli Cehennem ameli müyesserdir. Hz. Ömer (r.a.)
118 7 Gök ehli yerdeki seslerden ancak ezan seslerini duyarlar. Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
118 8 Cennet ehli Cennetteki makamlarına yerleşir ve Cuma'dan Cuma'ya Allah'ı ziyarete giderler. Onlara Arşı Rahman aşikâr olup, Allah'ı görürler. Bu Cennet bahçelerinden birinde olur. Ve herkes derecesine göre bir minbere yerleşir. En aşağısının yerleri misk tepelerindedir. Ve bunlar kendi hallerini diğerlerinden aşağı görmezler. Soruldu ki: "Rabbimizi görecek miyiz?" Buyurudu ki: "Evet, ayın 14'üncü gününde görülmesinde, ya da güneşin görülmesinde nasıl hilâf yoksa, (veya bunları nasıl izdihamsız görüyorsanız) öyle Rabbinizi göreceksiniz." Allah (z.c.hz.) onlara ayrı ayrı muhatap olur. Ve hatta bazılarına dünyadaki bazı sözlerini hatırlatır. Kul: "Yarabbi mağfiret etmemiş miydin?" der. Allah: "Ettim de onunla buraya geldin" buyurur. O esnada iki bulut öyle güzel kokular serper ki, kimse böylesini görmemiştir. O zaman Allah Tealâ buyurur ki: "Haydi kalkın ikram edeceğim şeylerin başına." O zaman kalkıp cennetin çarşılarına gelirler. Bu çarşılarda aklın tasavvur edemiyeceği şeyler vardır. Orada ne para verilir, ne de yüklenilir. Sadece emredilir. İşte orada biz birbirimizle karşılaşacağız. Derecesi üstün olanların elbisesi başka olur. Ve birinin gözüne bu ilişince kendi elbisesi de derhal fevkalâde olur. Çarşılardan yerimize döneriz. Ailelerimiz: "Başka bir şekilde güzelleşip geldiniz" derler. Biz de deriz ki: "Tabii güzelleşip gelmek hakkımızdır. Zira Rabbımızı ziyaretten geliyoruz." Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
88 1 Allah (z.c.hz.) yüz rahmet yarattı. Bunlardan birini halka taksim etti. Doksan dokuzunu kıyamete bıraktı. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
88 2 Allah (z.c.hz.) yüz rahmet yarattı. Her bir rahmet gök ile yer arasını dolduracak kadardır. O rahmetten biri mahlûkat arasında taksim edilmiştir. Bu sebeble valide çocuğuna acır, bu sebeble vahşi hayvarlar ve kuşlar su bulup içer ve bununla mahlûkat birbirine merhamet eder. Kıyamette 99 rahmeti 99 misli yapar ve onları müttakilere tahsis eder. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
88 3 Allah (z.c.hz.) bin türlü varlık yarattı. Altı yüzü denizde, dört yüzü karadadır. Bunlardan en evvel helâk olacak olanı çekirgedir. Diğerleri de kopmuş boncuk dizisi gibi bunu takip ederler. Hz. Ömer (r.a.)
88 4 Allah (z.c.hz.) dört şey yarattı, onlara da dört şeyi destek etti: Zahire kıtlığını züht ile yarattı ve Hicaz'a bıraktı. İffeti yarattı, gafleti ilâve etti ve Yemen'de bıraktı. Bolluğu yarattı. Taunu kattı, Şam'a yerleştirdi. Fıskı, fücuru yarattı. Yanına parayı kattı, Irak'a yerleştirdi. Hz. Âişe (r.anha)
88 5 Allah (z.c.hz.) Cennette bir Rîh (rüzgâr, koku) yarattı. Bu, bir kapısı olan yedi yıllık bir saha içine alınmıştır. Size bazen tatlı rüzgârlar gelir. Bu, o kapının aralanmasından esen rîh'tır. Şayet bu kapı açılsa gökle yer arasını helâk eder. Allah indinde buna "Ezyeb", sizin lisanınızda da "Cenup rüzgârı" denir. Hz. Ebû Zerr (r.a.).
88 6 Allah dünyayı yarattı, amma ona bakmadı. Ancak ibadet ehlinin makamlarına nazar etti. Zaten kıyamete kadar diğerlerine bakacak değildir. Dünyaya buğz ettiği için onu "Makten" (helâk ederek) ortadan kaldıracaktır. Dünyayı da hiç bir zaman ahirete tercih etmedi. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
88 7 Allah (z.c.hz.) Adem'in Hamurunu kırk gün, kırk gece yoğurdu. Aldı, ikiye kesti. Sağ tarafa iyiler, sol tarafa habisler ayrıldı. Sonra tekrar yoğurdu. Onun içindir ki iyilerden kötü, kötülerden iyiler çıkabilir. Hz. İbni Me'sud (r.a.)
88 8 Allah (z.c.hz.) buyurdu: "Biz malı insana ibadet için ihsan ettik. Namazını kılsın, zekâtını versin." Bu Adem oğlu bir vadiye sahip olunca ister ki, ikincisine de sahip olsun. İkincisine sahip olunca ister ki, üçüncüsüne de sahip olsun. Adem oğlunun karnını toprak doldurur. Sonra bir kısmına Allah tevbe nasib eyler. Hz. Ebû Vagıd (r.a.)
88 9 Allah (z.c.hz.) buyurdu ki: "Bir kimse Benim yolumda, Benim rızam için gazaya çıkarsa ve imanı da varsa, bu adam Benim zimmetimdedir. Ya onu orduda öldürür, Cennete yollar veyahutta sağ olarak, ecir ve ganimetle evine kavuştururum." Hz. Malik El Eş'ari (r.a.)
486
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
930) «Yeni aya baktığı zaman, şu duayı yapardı:
Allahım, onu bereket ve hidayet ayı kıl..
Seni halkedene ve güzel şekil verene inandım.. Yaratıcıların en güzeli olan Allah'a hamd olsun..»
**
<>>
Buyrulurken Allah'tan başka bir yaratıcı olduğu vehmi akla gelme. melidir. Bu güzel bir edebiyat örneği ve kendisinden başka bir yaratıcı bulunmadığının en veciz ifadesidir..
**
Ravi: ENES'ten r.a. naklen İBN'ÜS-SÜNNI.. Menkibeleri, 1. ve 66. Hadis-i Şerifte..
٩٣١ كانَ إِذا وَدْعَ رَجُلًا أَخَذَ بِيَدِهِ فَلَا يَدَعُهَا حَتَّى يَكُونَ الرَّجُلُ هُوَ الَّذِي يَدَعُ يَدَهُ ، وَيَقُولُ : أَسْتَوْدِعُ اللَّهَ دِينَكَ ، وَأَمَانَتَكَ ، وَخَوَاتِيمَ عَمَلَكَ .
( رواه النسائي عن ابن عمر )
931) «Birini uğurladığı zaman elini tutardı.. Elini bırakan o olma-yınca kendisi bırakmazdı.. Sonra şu duayı yapardı: Dinini, emniyetini ve amelin sonuçlarını Allah'a ısmarlıyo-rum..>>
Ravi: İBN-İ ÖMER'den r.a. naklen NESEI.. Menkıbeleri, 7. ve 13. Hadis-i Şerifte..
( رواه أحمد عن أبي الدرداء )
كانَ لَا يُحَدِّثُ حَدِيثًا إِلَّا تَبَسمَ .
۹۳۲
932) «Her söz söylediği zaman, mutlaka tebessüm ederdi..>>>
** Ravi: EB'ÜD-DERDA'dan r.a. naklen İMAM-I AHMED.. Menkibele-ri, 1. ve 9. Hadis-i Şerifte..
۹۳۳ كانَ لا يَقُومُ مِنْ تَجْلِسِ إِلا قَالَ : سُبْحَانَكَ اللهُمَّ رَبِّي وَ بِحَمْدِكَ ، لَا إِلَهَ إِلا أَنْتَ اسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ ، وَقَالَ : لَا يَقُولُهُنَّ أَحَدٌ حَيْثُ يَقُومُ مِنْ وم من تجليه إلا غُفِرَ لَهُ مَا كَانَ مِنْهُ فِي ذَلِكَ المَجْلِسِ .
( رواه الحاكم عن السيدة عائشة )
933) «Bir meclisten kalktığı zaman mutlaka şu duayı yapardı: Allahım, Rabbım Sübhansım.. Hamd sanadır.. Senden baş ka ilah yoktur.. Senden bağış talebinde bulunur ve sana tevbe ederim..>>> Sonra şöyle buyururdu:
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil487
«Kim meclisinden kalktığı zaman bu duayı okursa, mutla-ka o mecliste kendisinden sadir olan günahları bağışlanır..>>
Bu duanın bir başka şekli 872 numaralı Hadis-i şerifte geçti.. O biraz daha uzunca..
Ravi: Hz. AlŞE'den r.a. naklen HAKİM.. Menkıbeleri, 8. ve 22. Ha-dis-i Şerifte..
كَانَ يَنَامُ أُولَ اللَّيْلِ وَيُحْيِي آخِرَهُ . ( رواه ابن ماجه عن السيدة عائشة ) ٩٣٤
934) «Gecenin ilk kısmında uyur; son kısmını İHYA ederdi..>>>
IHYA: İbadetle geçirmek, manasınadır. Gece namazı Peygamber S.A. efendimize farz idi.. Bize sünnet..
Ravi: Hz. AİŞE'den r.a. naklen IBN-1 MACE.. Menkıbeleri, 8. ve 68. Hadis-i Şerifte..
حرف اللام
٩٣٥ لأنْ يَأْخُذَ أَحَدُكُمْ حَبْلَهُ ثُمَّ يَعْدُو إِلَى الْجَبَلِ فَيَأْتِي بِحُزْمَةِ حَطَبٍ فَيَبِيمَها ، فيكف اللهُ بِهَا وَجْهَهُ : خَيْرٌ لَهُ مِنْ أَنْ يَسْأَلَ النَّاسِ ، أَعْطَوْهُ أَوْ مَنَعُوه .
( رواه البخاري ومسلم )
(J) - LÂM - HARFİ İLE BAŞLAYAN
HADİS-İ ŞERİFLER
935) «Sizden biri, ipini aldıktan sonra; sabah erken dağa çıkıp, bir kucak odun getirip satması.. Ki Allah, bununla onun şerefini korur.. Kendisi için insanlara gidip birşey istemekten ha-yırlıdır. Versinler veya vermesinler..>>>
Siz insanlardan hiç birşey istediniz mi?.. Hiç onlara muhtaç oldunuz mu?.
Zaman olur ki, birşey isteyince en yakını dahi, insana yüz vermez olur..
En ağırı, dağdan odun çekmek değil mi?.. Yapmalı.. İnsanlara muh-taç olmamalı..
HADIS-I ŞERİFLER
YanıtlaSilRavi: BUHARI ve MÜSLİM.. Menkıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i şerifte..
488
٩٣٦ لَتَأْمُرُنَّ بِالْمَعْرُوفِ ، وَلَتَنْهَوْنَ عَنِ المُنكَرِ ، أَوْ لَيُسَلِّطَنَّ اللَّهَ عَلَيْكُمْ شراركُمْ ، فَيَدْعُو خِيَارُ كم فَلَا يُسْتَجَابُ لَهُمْ . ( رواه البزار )
936) «Elbet iyiliği emredecek, kötülüğü yasak edeceksiniz.. Yoksa Allah-ü Taâlà şerlilerinizi, size musallat eder.. İşte o za man-, hayırlılarınız dua eder; fakat icabet olunmaz..>>>
Hikâye malumdur. Lut kavmi battığı zaman, içinde gece namanıza dahi kalkan, yetmiş bin kişi vardı.. Melekler niyaz etti:
- Ya Rabbi bunların suçu ne?..
Şöyle buyruldu:
Öbürlerinin yaptığı kötülüğe göz yumdular..
İbret alalım.. ibret..
* **
Ravi: BEZZAR.. Menkıbesi, 108. Hadis-i Şerifte..
۹۳۷ لَعَنَ اللهُ آكِلَ الرِّبَا وَمُورِكلَهُ ، وَشَاهِدَيْهِ وَكَاتِبُهُ ، هُمْ فِيهِ سَوَاءِ . ( رواه مسلم )
937) «Allah-ü Taâlâ; faiz yiyene, yedirene, iki şahidine ve kâtibine lânet etsin.. Bu işte, hepsi aynıdır..>>>
**
İslâm dininde, faiz haddinin santimine dahi cevaz yoktur.. Bu işle uğ-raşan müesseseler, bu Hadis-i Şerif karşısında titremelidirler.. Haliyle Allah'a ve âhirete imanları varsa..
**
Ravi: MÜSLİM.. Menkıbesi, 5. Hadis-i Şerifte..
۹۳۸ اللهُ أَفْرَحُ بِتَوْبَةِ التَّائِبِ مِنَ الظَّلْمَانِ الْوَارِدِ ، وَمِنَ الْعَقِيمِ الْوَالِدِ ، وَمِنَ الضَّالِ الوَاحِدِ ، فَمَنْ تَابَ إِلَى اللَّهِ تَوْبَةً نَصُوحًا ، أَنْتَى اللَّهُ حَافِظِيْهِ وَجَوَارِحَه ( رواه أبو عباس الهمداني ) وبقاعَ الْأَرْضِ كُلَّهَا خَطَايَاهُ وَذُنُوبَهُ .
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil489
938) «Allah-ü Taâlâ, tevbe eden kulunun tevbesine o kadar ferahlar ki.. Susayanın suya varışından, kısırın çocuğa kalışından, kay-u- buluşundan daha fazla.. bolanm -yolu-
Bir kimse, Allah'a NASUH tevbesi ile tevbe ederse; Allah-ü Ta-âlâ, onun iki meleğine ve bütün duygularına yer yüzünde -gü-nah işlediği bütün mahallere hata ve günahlarını unuttu-rur.»
NASUH: Çeşitli manalara gelir.. Aynı zamanda tevbenin bu şekli, Tahrim süresinin 8. âyeti ile de sabittir.. Bunun en güzel manası Celâleyn tefsirinde geçer:
(Günaha bir daha dönmemek ve tevbesini gerektiren hatalı işi bir daha arzu etmemek..)
Allah-ü Taâlâ cümlemize tevbenin böylesini nasib eylesin.. Amin..
Ravi: EBU ABBASUL-HEMEDANI Maalesef bu ravi hakkında tat-min edici bir malumat bulamadık. Buna biraz da rivayet ettiği Hadis-i Şe-rifin Buhari ve Müslim gibi sahih eserlerde geçmeyişi sebep olmuştur. Allah rahmet eylesin..
۹۳۹ لَقَدْ بَارَكَ اللهُ لِرَجُلٍ فِي حَاجَةٍ أكثرَ الدُّعَاء فِيهَا ، أعطيها أو منتها . ) رواه الخطيب عن جابر )
939) «Allah-ü Taâlâ bir işte, çok çok dua eden kimseyi mübarek kıl-sın.. O şey ister verilsin, ister verilmesin..>>>
*
Herhangi birşey verilsin veya verilmesin; dua eden kimse, Allah-ti Taâlâ'dan razı demektir. Haliyle, Allah-ü Taâlâ da ondan razıdır. Böyle-ce Peygamber S.A. efendimizin duasını da nail olmuş oluyor..
** Ravi: CABİR'den r.a. naklen HATİB.. Menkıbeleri, 12. ve 64. Hadis-i Şerifte..
لكلِّ شَيءٍ حَصَادٌ ، وَحَصَادُ أُمَّتِي مَا بَيْنَ السَّمِّينَ إِلَى السَّبْمِينَ . ( رواه ابن عساكر عن أنس ) ٩٤٠
940) «Her şeyin bir HASAD -zamanı vardır.. Ümmetimin HA-SAD -zamanı-- ise altmışla yetmiş yaş arasıdır..>>>>
HASAD: Ekin biçme ve harman mevsiminin adıdır. Burada mana:
490
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
Olgunluk çağıdır. Bu duruma göre iki şekilde şerh vermek mümkündür:
a) Olgunlaşıp bol bol sevap alacakları zaman..
b) Öbür âleme göç edecekleri zaman..
Ravi: ENES'ten ra. naklen IBN-I ASAKİR.. Menkibeleri, 1. ve 86 Hadis-i Şerifte..
٩٤١ لأن يَجْلِسُ أَحَدُكُمْ عَلَى جَمْرَةٍ وَتَحْرِقَ ثِيَابَهُ ، حَتَّى تُفْضِي إِلَى جِلْدِهِ ( رواه أحمد ) خَيْرٌ لَهُ مِنْ أَنْ يَجْلِسَ عَلى قَبْرٍ .
941) «Herhangi birinizin, bir ateş koru üzerine oturması; dolayısıy la o ateş elbisesini yakıp, tan cildine geçmesi; kendisi için bir kabir üzerine oturmaktan hayırlıdır..>>>>
Kabir üzerine oturmak ve çiğnemek yasaktır. Bilmeden yapılan bu gibi hallerde, kabrin sahibine dun okunmalıdır..
Ravi: İMAM-I AHMED.. Menkıbesi, 1. Hadis-i şerifte..
٩٤٢ لا أعدهُ كَاذِبًا : الرَّجُلُ يُصْلِحُ بَيْنَ النَّاسِ ، يَقُولُ القَوْلَ وَلَا يُرِيدُ بِهِ إلا الإصْلَاحَ ، وَالرَّجُلُ يَقُولُ فِي الْحَرْبِ ، وَالرَّجُلُ يُحَدِّثُ امْرَأَتَهُ ، وَالمَرْأَةُ تحدث زَوْجَهَا .
( رواه أبو داود )
942) «Şunları yalancı saymam:
a) İnsanların arasını bulan kimseyi.. Bir söz söyler; fakat ar
zusu ancak iyilik yapmaktır..
b) Harbde söyleyen kimseyi..
c) Karısıma bir şeyler- anlatan erkeği..
d) Kocasma-bir şeyler- anlatan kadını..>>>
873 numaralı Hadis-i Şerif ile bu Hadis-i Şerif, birbirini tamamlayı-cıdır.. Daha geniş mana çıkarmak için, ikisini birlikte mutalaa etmekte fayda vardır..
**
Ravi: EBU DAVUD.. Menkıbesi, 11. Hadis-i Şerifte..
٩٤٣ لا تُكْرِهُوا مَرْضَاكُمُ عَلَى الطَّعَامِ ، فَإِنَّ اللَّهَ يُطْعِهُمْ وَيَسْقِيهِمْ . ( رواه الترمذى )
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil491
943) «Hastalarımızı yemeğe zorlamayımız.. Allah-ü Taâlâ onları ye-dirir ve içirir..>>
Doktorların anlattığına göre, bazı hastalar birkaç ay, hiç birşey ye-meden durmaktadır. Bu hal, bilhassa akıl hastalarında müşahede edil-mektedir..
Bunun tıbbi izahı tam olarak henüz yapılamamaktadır..
Ravi: TİRMİZİ.. Menkıbesi, 13. Hadis-i Şerifte..
٩٤٤ لا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبُّ لِأَخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ .
( رواه البخاري ومسلم )
944) «Herhangi biriniz; kendisi için sevdiğini, kardeşi için de sev-medikçe, mümin olamaz..>>>
*
Komşusunun fakir çocuğuna bir ayakkabı almadan yavrusuna da al-mayan babayı, masrafını çıkardığı için gelen müşterisini komşusuna yollayan tüccarı bu Hadis-i Şerif bize şöyle anlatmaktadır:
İşte tam mümin ve müslüman..
Ravi: BUHARI ve MÜSLİM.. Menkıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i Şerifte..
٩٤٥ لا يُؤْمِنُ الْعَبْدُ الإيمانَ كُلّهُ حَتى يَتْرُكَ الْكَذِبَ مِنَ الْمَزَاحَةِ ، وَيَبْرُكَ الْمِرَاء وَإِنْ كَانَ صَادِقاً .
( رواه أحمد )
945) «Kul, imanın tamamına eremez.. Taa, şakacıktan yalanı ve doğ-ru da olsa çekişmeyi bırakıncaya kadar..>>>>
Öyledir.. Önce şakacıktan başlar; sonra ilerler.. Ağız bir defa yalana alışmayagörsün, sonrası kendiliğinden gelir..
Ravi: İMAM-I AHMED.. Menkıbesi, 1. Hadis-i Şerifte..
٩٤٦ لا يَحِلُّ لِأَمْرَأَةٍ تُؤْمِنُ بِاللهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ : أَنْ تَحِدَّ عَلَى مَيِّتِ فَوْقَ ثَلَاثِ ليال ، إلا عَلَى زَوْجٍ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ وَعَشْرًا .
) رواه البخاري عن أم حيدة ... أبي سنة ان )
492
YanıtlaSilHADIS-I ŞERIFLER
946) «Allah'a ve âhirete inanan bir hanıma; bir ölen için, üç geceden fazla yas tutmak helâl olmaz.. Ancak, kocası için dört ay on gün yas tutar..>
**
Kocası ölen bir kadın, dört ay on gün yaslıdır. Bu müddet zarfında başkası ile nikâhlanamaz..
* **
Ravi: ÜMMÜ HABIBE b. EBU SUFYAN'dan r.a. naklen BUHARI.. Menkıbesi, 2. Hadis-i Şerifte.. **
UMMU HABIBE 6. EBU SUFYAN: Peygamber S.A. efendimizin ha-nımıdır. Esas adı REMLE olup; künyesiyle meşhurdur.. Anası Hz. Osman'-in r.a. halasıdır.
ÜMMÜ HABIBE ilk müslümanlardandı.. Kocası Ubeydullah ile bir ara Habeş'e hicret etmişti.. Kocası orada dininden döndü ve öldü..
Hicretin 6. yılında Peygamber S.A. efendimizle evlendi.. Allah ondan razı olsun..
٩٤٧ لا يَحِلُّ لِرَجُلٍ أَنْ يَهْجُرَ أَخَاهُ فَوْقَ ثَلَاثَةِ أَيَّامٍ يَلْتَقِيَانِ فَيُعْرِضُ هَذَا ( رواه أبو داود ) وَيُعْرِضُ هَذَا ، وَخَيْرُهُمَا الذي يبدأ بالسلام .
947) «Bir kimse için, mümin kardeşine üç günden fazla küs tutma-sı, helâl olmaz.. Karşılaşırlar, o ona yüz çevirir, o da ona.. İkisinin hayırlısı ilk selâmı verendir..>>>
İki mümin için bu âlemde küs tutulacak ne sebeb var ki?. Dünyalık şeyler için, darılmak ve küsmek yakışır mı?.. Derler ki:
- Müminin mümine dargınlığı en çok, yıkanıp güneşe asılan bir mendilin kuruyacağı zaman kadar olmalıdır..
Ravi: EBU DAVUD.. Menkıbesi, 11. Hadis-i Şerifte..
( رواه أحمد )
٩٤٨ لات لا يَشْكُرِ اللَّهَ مَنْ لا يَشْكُرِ النَّاسِ .
948) «İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a şükredemez..>>
**
En büyük nankörlük, iyilik görülen yere bir teşekkürü esirgemektir..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil493
Ravi: İMAM-I AHMED.. Menkibesi, 1. Hadis-i Serifte..
( رواه البخاري )
لا يُلْدَعُ الْمُؤْمِنُ مِنْ جُحْرٍ مَرَّتَيْنِ .
٩٤٩
949) «Mümin; bir delikten iki defa ısırılmaz..»
** Yani: Mümin dikkatli olur. Birinci defa aldandığı yere, ikinci defa aldanmaz..
Ravi: BUHARI.. Menkıbesi, 2. Hadis-i Şerifte..
لَمَنَ اللَّهُ الرَّاشِيَ وَالْمُرْتَنِي وَالرَّائِسَ الذِي يَمْشِي بَيْنَهُمَا.
( رواه أحمد عن ثوبان )
950) «Allah-ü Taâlâ; rüşvet alana, verene ve aralarında gidip gele-ne, lânet etsin..>>
Rüşvet; astın, üste herhangi bir şeyi vermesidir. Ya da, bir devlet memurunun vatandaştan, işini görmek için aldığı bir şeydir..
649 numaralı Hadis-i Şerif de, rüşvetle ilgilidir..
Ravi: SEVBAN'dan r.a. naklen İMAM-I AHMED.. Menkibeleri, 1. ve 299. Hadis-i şerifte..
٩٥١ لَعَنَ اللهُ الْمُتَشَبَهَاتُ مِنَ النِّسَاءِ بِالرِّجَالِ ، وَالْمُتَشَهِينَ مِنَ الرِّجَالِ بالنِّسَاء .
( رواه الترمذى )
951) «Allah-ü Taâlâ; kendilerini erkeğe benzeten kadınlara ve kadı-na benzeten erkeklere lânet etsin..>>>
Erkek, erkek olarak kalacak; kadın da kadın olarak.. Bu nizamı ve düzeni bozmaya cemiyetin ahlâkını ifsad etmeye hiç kimsenin hakkı yok-tur..
*
IZ1: Menkıbesi, 13. Hadis-i şerifte..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil495
Menkibeleri saymakla bitmez.. Hicretin 512. yılında diünyaya gelmiş-579. yılında vefat etmiştir.. Allah ondan razı olsun..
لكلِّ شَيْءٍ طريق ، وَطَريقُ الجَنَّةِ الْعِلْمُ .
) رواه الديلمى عن ابن عمر )
954) «Her şeyin bir yolu vardır.. Cennetin yolu da ilimdir..>>>
٩٥٤
Aksini düşünelim, cehennem yolu cahillik olur.. İlim ne büyük şey değil mi?.. Ama, insana haddini bildiren ilim.. Ötesi boş..
Ravi: İBN-İ ÖMER'den r.a. naklen DEYLEMI.. Menkıbeleri, 4. ve 7. Hadis-i Şerifte..
لِكُلِّ شَيْءٍ مِفْتَاحُ ، وَمِفْتَاحُ الْجَنَّةِ حُبُّ الْمَسَاكِينِ وَالفُقَرَاء . .
) رواه ابن لال عن ابن عمر )
955) «Her şeyin bir anahtarı vardır. Cennetin anahtarı ise, çaresiz-leri ve fakirleri sevmektir..>>>
Zavallılara, kimsesizlere acımamak ve merhametsiz olmak da, insa-na cehennemin kapısını açar..
*
Ravi: IBN-İ ÖMER'den r.a. naklen IEN-İ LAAL.. Menkıbeleri, 7. ve 510. Hadis-i Şerifte..
) رواه ابن عدى عن ابن عباس )
٩٥٦ لِلْمَرْأَةِ سِتْرَانِ : الْقَبْرُ وَالزَّوْجُ .
956) «Kadının iki örtüsü vardır: Kabir ve koca..>>>
Erkek, kadın için bir sığınaktır.. Ondan ayrıldığı ve çizdiği meşru yolu bıraktığı gün heder olur..
Ravi: IEN-I ABEAS'tan r.a. naklen İBN-İ ADİYY.. Menkıbeleri, 42. ve 47. Hadis-i Şerifte..
٩٥٧ لِلْمُسْلِمِ عَلَى الْمُسْلِمِ سِتْ بِالْمَعْرُوفِ : يُسَلِّمُ عَلَيْهِ إِذَا لَقِيَهُ ، وَيُجِيبُهُ إِذَا دَعَاهُ ، وَ يُشَمِّتُهُ إِذَا عَطَسَ ، وَيَعُودُهُ إِذَا مَرِضَ ، وَيَتْبَعُ جَنَازَتَهُ إِذَا مَاتَ ، وَيُحِبُّ لَهُ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ . ( رواه أحمد )
Nur Torunuydu. Onun hamisiz
YanıtlaSilartik olumo daha yakından hissediyordu Allah'a teslimiyetini sergilediği olaylarla doluydu.
TARİHTE BUGÜN
1919-İtalyanların Antalya'yı işgali.
-1945-Nazi lideri Adolf Hitler'in tabancayla intiharı.
29
PAZARTESİ
MONDAY
NİSAN
APRIL
BİR AYET
Şüphesiz Allah zerre kadar olsun bir haksızlık etmez.
Nisa Suresi: 40
BİR HADİS
Bir günah işlediğinde hemen tevbe et. Gizli günaha gizlice, açık günaha açıkça tevbe et.
Müsned
Esmanın tecelliyatını anla ve müsemmalarını sev ve zevale ve kırılmaya mahkûm olan o cam parçalarından alâkanı kes.
Sözler
HİCRİ: 20 ŞEVVAL 1445 - RUMI: 16 NİSAN 1440
KASIM: 174-GÜN: 120 KALAN: 246 - GÜN. UZ.: 2 DK
TARİHTE BUGÜN
YanıtlaSil- 1532 - Kanunî'nin Almanya seferi.
1935-Bediüzzaman'ın
Eskişehir Hapishanesine gönderilişi.
NİSAN
25 CUMA
27 1446
ŞEVVAL
RUMI: 12 NİSAN 1441
KASIM: 169
BİR AYET
Allah adaleti, iyilik yapmayı ve iyi kullukta bulunmayı, akrabaya ikram etmeyi emreder; fuhşiyatı, kötülüğü ve azgınlığı yasaklar.
(Nahl: 90)
BİR HADİS
Zinadan sakının! Onun dört kötü neticesi vardır: Yüzün nurunu giderir. Rızkı keser. Rahman olan Cenab-ı Hakkı gazaba getirir. Deriyi de ateşe atar. (C. Sağîr, No:1591)
Bu vatanın ve bu milletin hayat-ı içtimaiyesi bu acip zamanda anarşilikten kurtulmak için beş esas lâzım ve zaruridir: Hürmet, merhamet, haramdan çekinmek, emniyet, serseriliği bırakıp itaat etmektir. Şualar
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
YanıtlaSil117 1 Kıyamet günü günahı en çok olan kimse, manasız sözü çok olandır. Hz. Abdullah İbni Ebi Evfa (r.a.)
117 2 Deccalın önü sıra hilekâr seneler vardır. O senelerde sadıklar yalanlanır, yalancılar tasdik olunur. Eminlere hain, hainler emin nazarı ile bakılır. Ve halıkın umuru hususunda "Rüveybida" söz sahibi olur, "Rüveybida nedir?" diye soruldu. Buyurdu ki: "Umumun işlerinde söz sahibi olan fasık bir kimsedir. Hz. Enes (r.a.)
117 3 İsrail oğullarından bir cemaat hayvan suretine değiştirildi. Bilemem hangileridir. (Mensuh) Hz. Asım (r.a.)
117 4 Humma insan oğlunun kirini çıkarır. Demirci ocağının demirin pasını çıkarması gibi. Hz. Abdi Rabbih (r.a.)
117 5 Ümmetim kıyamet günü, elleri, alınları, ayakları (abdest yerleri) nurlu olarak gelirler. Mümkün olduğu kadar bu nuru büyültün. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
117 6 Ümmetim ahir zamanda şarabı, ismini değiştirerek içer. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
117 7 Ümmetim dinine tutunmuş olarak devam eder, Kaderi tekzib etmedikçe. Ettikleri zaman helâk olurlar. Hz. Ebû Mûsa (r.a.)
117 8 Ümmetim, ümmeti merhumedir. Ona ahirette azab yoktur. Onun azâbı, dünyadaki ölüm, zelzele, sıkıntılar ve fitnelerdir. H. Ebu Musa (r.a.)
117 9 Ümmetim, ümmeti merhumedir. Mağfiret olunmuştur. Allah Tealâ dünyadaki sıkıntıları onlara kefaret kılmıştır. Kıyamet günü gelince müslümanlardan her bir kimseye yahudi veya nasraniden bir fidye verilir. Ve kendine denir ki: "Bu ateşten senin fidyendir." Hz. Ebû Mûsa (r.a.)
117 10 Ümmetim hiç bir vakit dalâlette toplanmaz. İhtilâfta kalabalık tarafını tutunuz. Hz. Enes (r.a.)
117 11 Ümmetim, ümmeti merhumedir, mukaddestir, mübarektir. Kıyamette ona azab yoktur. Azâbları ancak dünyada aralarındaki fitnelerledir. Hz. Ebû Mûsa (r.a
ÜSAME B. ZEYD'İN HAZIRLANMASI
YanıtlaSilFakat (Ey Allâhım! Bizim imdadımıza yetiş, onların hakkından gel! Onları, bize zarar vermekten vaz geçir!) deyiniz.
Onlar, size kavuşurlarsa, gürültü çıkaracaklar ve bağıracaklar-dır.
O zaman, siz, sükûnet ve vakarınızı muhafaza ediniz ve susunuz!
(Birbirinizle çekişmeyiniz. Sonra, korku ile za'fa düşersiniz, rüz-gârınız kesilip gider! (Enfal: 46)
(Ey Allâhım! Biz, Senin kulların'ız.
Onlar da, Senin kullarındır.
Bizim perçemlerimiz de, onların perçemleri de, Senin elindedir.
Onları, ancak Sen yenersin!) deyiniz.
İyi biliniz ki: Cennet, kılıçların parıltısı altındadır!» buyurdu. (4)
Üsâme'ye, askerlerin Cürüf'te karargâh kurmalarını emr etti.
«Haydi! Allah'ın İsmile hareket et!» buyurdu.
Üsâme, bağlanmış Sancağı götürüp Büreyde b. Husayb'a verdi.
(5) Karargâh, Cürüf'te Süleyman Sıkaayesi diye anılan yerde ku-ruldu.
İşinden boşalan, hemen karargâha koştu. (6)
İlk Muhacirlerden (7) ve Ensardan (8), bu savaşa katılmağa ha-zırlanmayan kimse kalmadı. (9) Hepsi savaşa katılmağa hazırlandı. (10)
Hz. Ebû Bekir (11), Hz. Ömer, Ebû Ubeyde b. Cerrah, Sa'd b. Ebi Vakkas, Ebül'Âver Said b. Zeyd, b. Amr, b. Nüfeyl, Katâde b. Nu-man, Seleme b. Eslem, b. Harîş.. gibi bir çok zatlar, bu orduya katıl-mış bulunuyorlardı.
Muhacirlerden bazı kişiler (12), söylenmeğe başladılar. (13)
Bu hususta, en ağır sözü söyleyen de, Ayyaş b. Ebi Rebîa idi. (14)
<>> demişti (15)
(4) Vakıdł Megazi, c. 3, s. 1117-1118
(5) Vakıdî Megazi, c. 3, s. 1118, İbn-i Sa'd Tabakat, c. 2, s. 190
(6) Vakıdi Megazi, c. 3, s. 1118
(7) Vakıdî Megazi, c. 3, s. 1118, İbn-i Sa'd Tabakat, c. 2, s. 190
(8) İbn-i Sa'd Tabakat, c. 2, s. 190
(9) Vakıdî Megazi, c. 3, s. 1118, İbn-i Sa'd Tabakat, c. 2, s. 190
(10) İbn-i İshak, İbn-i Hişam Sire, c. 4, s. 291, Taberî Tarih, c. 3, s. 188 -i Sa'd Tabakat, c. 2, s. 190
(1
idî Megazi, c. 3. s. 1118, İbn-i Sa'd i Sa'd Tabakat, c. 2, s. 190 Tabakat, c. 2, s. 190
cıdî Megazi, c. 3, s. 1118
kıdî Megazi, c. 3, s. 1118, İbn-i Sa'd Tabakat, c. 2, s. 190
9
İSLÂM TARİHİ MEDİNE DEVRİ XI
YanıtlaSil10
Üsâme b. Zeyd, o zaman, on sekiz (16), on dokuz yaşlarında idi. (17)
Bu hususta, laf çoğalmağa başladı. Hz. Ömer de, işittiğı bazı sözleri gelip Peygamberimize haber ver-dl. (18)
Peygamberimiz, son derece kızdı. Başına, bir sarık sarmış ve üzerinde saçaklı bir elbise olduğu hal-de, rebiül'evvel'in onuncu cumartesi günü Minbere çıktı.
Allah'a hamd-ü senåda bulunduktan sonra «İmdi, ey insanlar! Üsâme'yi, kumandan yapışım hakkında bazınızdan bana erişen sözler ne oluyor?! (19)
Vallâhi, siz, şimdi Üsâme'nin kumandanlığına nasıl itiraz ediyor-sanız, daha önce, onun babasının kumandanlığına da, böyle itiraz et-miştiniz.
Vallâhi, o, kumandanlığa nasıl lâyık ve benim katımda insanların nasıl en sevgilisi idiyse (20), ondan sonra, bu oğlu da, kumandanlığa, öyle layıktır. (21)
Vallahi (22), ondan sonra, bu da, benim katımda insanların en sevgililerindendir. (23)
İkisi de, her iyiliğe layıktırlar. (24)
Size, bunu tavsiye ediyorum. (25)
Çünkü, o, sizin hayırlı olanlarınızdan (26), bu işe, elverişli bu-lunanlarınızdandır.» buyurdu. (27)
Peygamberimiz, minberden inip evine girdi.
Üsâme ile gidecek olan Müslümanlar gelip Peygamberimizle ve-dâlaştılar. (28)
(16) İbn-i Sa'd Tabakat, c. 4, s. 66
(17) Vakıdi Megazi, c. 3, s. 1125.
(18) Vakıdf Megazi, c. 3, s. 1118
(19) Vakıdł Megazi, c. 3, s. 1119, İbn-1 Sa'd Tabakat, c. 2, s. 190
(20) Vakıdi Megazi, c. 3, s. 1119, İbn-i Sa'd Hanbel, Müsned, c. 2, s. 20, Buhari c. 4, s. 1884 Tabakat, c. 2, s. 190, Ahmed b. Sahih, c. 5, s. 145, Müslim Sahih,
(21) Vakıdi Megazi, c. 3. s. 1119, İbn-i Sa'd Tabakat, c. 2, s. 190, Müslim Sahih, c. 4, s. 1885
(22) Müslim Sahih, c. 4, s. 1885
(23) Vakıdi Megazi, c. 3, s. 1119, İbn-1 Sa'd Hanbel Müsned, c. 2, s. 20, Buhari c. 4, s. 1884 Tabakat, c. 2, s. 190, Ahmed b. Sahih, c. 5, s. 145, Müslim Sahih,
(24) Vakıdi Megazi, c. 3, s. 1119, İbn-i Sa'd Tabakat, c. 2, в. 190
(25) Müslim Sahih, c. 4, s. 1885
(26) Vakıdf Megazi, c. 3, s. 1119, İbn-1 Sa'd Tabakat, c. 2, s. 190
(27) Müslim Sahih, c. 4, s. 1885
(28) Vakıdi Megazi, c. 3, s. 1119, İbn-i Sa'd Tabakat, c. 2, s. 190
ÜSAME B. ZEYDİN HAZIRLANMASI
YanıtlaSilPeygamberimizin hastalığı ağırlaşmıştı. (29)
Fakat, Peygamberimiz «Üsâme'yi yollama işini yerine getiriniz!» buyuruyordu. (30)
Peygamberimizin Dadısı ve Üsâme'nin annesi Ümmü Eymen, içe ri girip «Yâ Resûlallah! Üsâme'yi, bir müddet karargâhta bıraksan olmaz mı?
Çünki, Üsâme, bu halile giderse, kendisine pek yararlı olmaz!>>> dedi.
Peygamberimiz Üsâme'yi yollama işini yerine getiriniz!» bu-yurdu.
Halk, karargâha gitti. Pazar gecesi, orada yattılar. (31)
Pazar günü, Üsâme, karargâhtan geldi.
Peygamberimizin hastalığı çok ağırlaşmıştı. yanına girdi. Üsâme, ağlayarak
O sırada, Peygamberimizin ağzına ilaç veriliyordu. (32)
Hz. Abbas, Peygamberimizin yanında ve kadınlar da, çevresinde bulunuyordu.
Üsâme, eğilip Peygamberimizi öptü. (33)
Peygamberimiz, konuşamayordu. Ellerini, semåya kaldırdıktan sonra, Üsâme'nin üzerine indirdi.
Üsâme, bundan, Peygamberimizin, kendisine düa ettiğini anla-dı. (34)
Rebiül'evvel'in on ikinci pazartesi günü, Üsâme, tekrar Peygambe-rimizin yanına geldi.
Peygamberimiz, ayılmış, kendine gelmiş bulunuyordu.
Peygamberimiz, Üsâme'ye «Allâhın bereketi üzre kuşluk vakti yola çıkınız! buyurdu.
Üsâme, vedâlaşarak karargâha döndü. (35)
Peygamberimizin zevceleri, Peygamberimizin rahatlaşmasına, açıl-masına sevinerek saçlarını taramağa başladılar.
O sırada, Hz. Ebû Bekir de, içeri girdi. «Yâ Resûlallah! Allah'a
hamd olsun ki, açılmış, ayılmış olarak sabaha çıktın!
Bu gün, Hârice'nin kızının günüdür. Bana, izin ver de, onun evi-ne gideyim?.» dedi.
(29) İbn-1 Sa'd Tabakat, c. 2, s. 190
(30) Vakıdi Megazi, c. 3, s. 1119, İbn-i Sa'd Tabakat, c. 2, s. 190
(31) Vakıdî Megazi, c. 3, s. 1119
(32) Vakıdi Megazi, c. 3, s. 1119, İbn-1 Sa'd Tabakat, c. 2, s. 190
(33) Vakıd! Megazi, c. 3, s. 1119, İbn-i Sa'd Tabakat, c. 2, s. 190-191
(34) İbn-i İshak, İbn-i Hişam Sire, c. 4, s. İbn-i Sa'd Tabakat, c. 2, s. 191 301, Vakıd Megazi, c. 3, в. 1129,
(35) Vakıdi Megazi, c. 3, s. 1120, İbn-1 Sa'd Tabakat, c. 2, s. 191
11
İSLÂM TARİHİ MEDİNE DEVRİ XI
YanıtlaSil12
Peygamberimiz, izin verince, kalkıp Medine'nin Avâli semtindeki Sünh'a gitti.
Üsâme, yola çıkacakların, hemen karargâhta toplanmaları için hal-ka seslendi. (36)
Cürüf'te orduya hareket emri verdiği ve kendisi hayvanına binmek İstediği sırada, annesi Ümmü Eymen'in gönderdiği elçisi gelip Resûlul-lah Aleyhisselâmın vefat ettiğini haber verdi.
Bunun üzerine, Üsâme, Hz. Ömer ve Ebû Ubeyde b. Cerrah ile bir-likte Medine'ye geldiler.
Peygamberimizi, vefat etmiş buldular.
Rebiül'evvel ayından on iki gece geçmişti.
Peygamberimiz, pazartesi günü, güneş semânın ortasından batı-ya doğru kaymağa başladığı sırada vefat etmişti.
Cürf karargâhındaki Müslümanlar, Medine'ye döndüler.
Büreyde b. Husayb da, Üsâme'nin bağlanmış sancağı, yanında ol-duğu halde, Peygamberimizin kapısına kadar gelip yanına dikti.
Hz. Ebû Bekir'e bey'at edildiği zaman, Hz. Ebû Bekir, Büreyde b. Husayb'a, Sancağı, Üsâme'nin evine götürmesini ve gazaya çıkıncaya kadar açmamasını emr etti. (37)
(36) Vakıdł Megazi, c. 3, s. 1120
(37) Valıdi Megazi, c. 3, s. 1120, İbn-i Sa'd Tabakat, c. 2, s. 191
AA
YanıtlaSilale-l-ekser
ålâm- ebediye
alam-i ebediye الام أبديه : ebedi elemler, cehen nem hayatında sonsuza kadar sürecek ceza ların acıları
alam - elime آلام اليمه : can yakıcı acılar, elemler
äläm-ı elime ve ebediye آلام اليمه و أبديه : can ya kıcı ve ebedi (sonsuz) acılar, elemler
alam- firak آلام فراق : ayrılık acıları, ölümle ge len ayrılığın verdiği acıları
alam-ı hazinane الام حزينانه : huzün dolu ve üzüntü verici acılar
alam-i iz'acat آلام ازعاجات : sıkıntı ve bunalımın verdiği acılar
alam-i sedide آلام شديده : şiddetli (kuvvetli) acı-lar
alamat علامات : alametler, ipuçları, işaretler, belirtiler
alamat-ı ihtiraz علامات إحتراز : sakınma ve ko-runma yolunda uyarılar, işaretler
alamat-ı kıyamet علامات قیامت : kayamet alå-metleri, dunyanın sonuna yaklaşıldığının işaretleri
alamat ve rumuzati neşriye علامات و رموزات نشریه : neşir alamet ve rumuzları; kıyametten sonra tekrar dirilişin ve dünyada yapılan her şeyin öbür dünyada kayıtlarıyla ortaya çıkarı lacağının (neşir) dünyadaki işaretleri ve ipuç-ları, delilleri
alamet علامت : işaret, iz, belirti; delil
alamet-i farika علامت فارقه : ayırt edici işaret; ayırt edici özellik
alamet-i gurur علامت غرور : gurur alameti, ken-dini beğenmişlik belirtisi
alâmet-i hasr ve tahsis علامت حصر و تخصیص yalnız bir şeye veya bir kimseye ait ve ona mahsus (özel) olduğunu gösteren işaret
alamet-i hiddet علامت حدث : lazma işareti ve belirtisi
alämet-i hiddet vegadab علامت حدت و غضب : )bazi insanların isyan ve günahkarlıklarına karşı Allah'tan (c.c.) gelen) şiddetli, sert ceza ve azab işareti
alamet-i l'caz علامت إعجاز : )Kur'an'ın eşsiz ve benzersizliği ile ilgili) mucize özelliğini gös-teren işaret, belirti, delil
alamet-i ihmal علامت إهمال : önemsemezlik be-
lirtisi
alamet-i kabul علامت قبول : kabul edildiğinin işareti
30
alamet-i kıyamet علامت قیامت : layamet alåme ti, dünyanın sonuna yaklaşıldığının işareti
alamet-i kübra علامت کبری : en buyuk işaret
alåmet-i makbuliyet علامت مقبولیت : kabul olun ma işareti
alamet-i mana علامت معنا : mana işareti, ne månåya geldiğinin işareti
alåmet-i muvaffakıyet علامت موفقیت başarı işareti
alâmet-i mümtaze ve farika علامت ممتازه و فارقه seçkin (mümtaz) ve ayırt edici (farika) işaret (özellik)
alamet-i sadakat علامت صداقات : candan bağlılık işareti
alamet-i sadika علامت صادقه : gerçek işaret, ya-nıltıcı olmayan işaret(delil)
alamet-i sefer علامت سفر : sefer işareti, yolcu
olduğunu gösteren belirti
alameti sukut علامت سقوط : manevi değerler-den uzaklaşma belirtisi, månen alçalma ve düşme belirtisi
alamet-i sürur علامت سرور : sevinc belirtisi
alämet-i tevhid علامت توحید Allah'ın (c.c.) bir-liğini gösteren işaret (delil)
alamet-i zahire علامت ظاهره : apaçık işaret
alat آلات : aletler
alat - lehvi آلات لهوى : oyun ve eğlence áletleri
alat-ı müdafaa آلات مدافعه savunma åletleri; cihazları, donanmaları
alat- tenviriye آلات تنویر یه : aydınlatma åletleri; cihazları, donanımları
alat u cihazat آلات و جهازات : aletler ve cihazlar;
(canlılarda) dış organlar ve iç organlar
alat u edevat آلات و ادوات : aletler ve takımlar
debdebe alayiş آلايش : yalancı süs ve gösteriş, şatafat,
ale على : Arabçada bazı kelimelerin başına getirilen ön ek olup, (...) olarak, (...) ile, (...) üzere gibi mânálara gelir
ale-d-devam على الدوام : devamlı olarak
bayağı, her zaman rastlanan türden rastla-ale-l-ade (alelade( على العادة : olağan sıradan, nan türden
all-amya على العميا : körü körüne
ale-l-ekser على الأكثر : ekseriyetle, çok defa
ale-l-enam
YanıtlaSil31
ålem-i fäni
ale-l-enam على الأنام halk üzerine, insanlar üzerine
älemi beser عالم بشر : insanlar älemi, butün
ale-hususعلى الخصوصhususiyle, özellikle, öncelikle
ålem-beseriyet عالم بشریت insanlık dünyası
ale-litlak على الإطلاق : mutlak suretle, mutlaka, kesinlikle; genellikle
ale-l-iman على الإيمان : iman dolayısıyla
ale-l-infirad على الإنفراد : ferd olarak, teker teker
ale-l-kül على الكل : büsbütün, bütünüyle
ale-l-umum على العموم : genel olarak, herkes hakkında
ale-l-usül على الأصول : usül olduğu üzere, ädet üzere, alışılagelmiş şekilde
ale-r-re'si ve-l-ayn على الرأس والعين : bas göz üze rine, memnuniyetle, seve seve
ale-s-şeytan على الشيطان : şeytan hakkında
ale-t-ta'dad على التعداد : sayılarak
ale-t-tahmin على التخمين : tahminen, tahmin olarak
ale-t-tevali على التوالي : arka arkaya, devamlı
alem 1 : عالم.dünya, kainat 2 işaret, nişan, alámet, iz 3.özel ad 4.bayrak, sancak, flama (bkz.a'lem)
alem-i adem عالم عدم : yokluk ve hiçlik dünyası
alem-i ahiret عالم آخرت : ahiret alemi, öbür
dünya
alem-i anasır عالم عناصر : unsurlar dünyası, te-mel maddeler dünyası (su, hava, toprak gibi)
alem-i arz عالم ارض : yeryüzü dünyası
alem-i Arzi (ye( عالم أرضى : Dunya alemi, Arz (Yerküre) denilen dünya
alem-i asgar عالم أصغر : en küçük dünya (insan)
ålem-i asgar ve ekber عالم أصغر و اکبر : küçük
dünya (insan) ve en büyük dünya (käinat, evren)
alem-i baki عالم باقی : ebedi ve ölümsüz dünya,
öbür dünya
alem-i batin عالم باطن : gözle görülmeyen dün-ya, månevi dünya
alem-i beka عالم بقاء : ebedilik dünyası, ölüm süzlük dünyası, öbür dünya
alem-i berzah عالم برزخ : ölmüşlerin ruhlarının
bulunduğu dünya, ruhlar dünyası, kabir âlemi
alem-i berzah ve ahiret عالم برزخ و آخرت : ölmüş lerin ruhlarının bulunduğu dünya (berzah) ve âhiret âlemi, öbür dünya
insanlar
alem-i cazibe عالم جاذبه : cekim kuvvetleri dün-yası
alem-i cezb عالم جذب : çekim kuvvetleri ve
olayları dünyası
ålem-i cismaniye عالم جسمانيه : cisimler dünya sı; yer kaplayan, hacmi olan varlıklar dünyası, madde dunyası
ålem i cismaniyat عالم جسمانیت : cismi olan var lıklar dunyası; yer kaplayan, hacmi olan var-
lıklar dünyası, maddi varlıklar dünyası
alemi dünya عالم دنیا : dunya lemi, yeryüzü
dünyası
alem-i ebedi عالم أبدى : ebedi dünya, olum ol-mayan dünya, öbür dünya
alem-i ebediyet عالم أبديت : ebedilik dünyası, ölümsüzlük dünyası, öbür dünya, ahiret
alem-i ef'al عالم أفعال : )insanın iş, hareket ve
davranışlar dünyası
lemi ekber عالم أكبر : en büyük dünya, kainat (evren)
ålem-i ekber ve asgar عالم أكبر و أصغر : en buyuk dünya (kâinat, evren) ve küçük dünya (insan(
alemi elektrik عالم الكتريق : elektrik kuvvetleri dünyası
alem-i emir عالم أمر : Allahin (c.c.) emirlerinin kendini gösterdiği dünya; yaradılış kanunları dünyası (bkz.ādātullah; şeriat-ı fitriye)
âlem-i emir ve irade عالم أمر وإراده : emir ve irade
ålemi, Allah'ın (c.c.) emir ve iradesinin kendi-ni gösterdiği dünya, Allah'ın (c.c.) käinattaki yaradılış kanunları ile yaratıcı iradesinin ken-dini gösterdiği dünya
alem-i ervah عالم أرواح : ruhlar alemi (dünyası(
ålem-i ervah ve batin عالم أرواح و باطن : ruhlar
(ervah) dünyası ve gözle görülmeyen, bize kapalı olan (bâtın) månevi dünya
älem-i ervah ve ruhaniyet عالم ارواح و روحانیات ruhlar ve ruhaniler (ruh cinsinden varlıklar) dünyası
alem-i esir عالم أثير : esir denilen bir çeşit mad-de dünyası (gök boşluğunu ve maddeler arası ve atom içi boşluğu doldurduğu ve maddenin yaratılmasında kaynak olduğu kabul edilen
ilk madde)
alem-i fani عالم فانی : fani (ölümla) dünya
ålem-i fena
YanıtlaSilalem-i mână
32
alem-i fena عالم فناء : ölümlü dünya
alem-i feza عالم قضاء : feza alemi, gök boşluğu, uzay
alem-i gayb عالم غیب : )insanlar için gözle gö-rülmeyen ve bilinmeyen dünya
ålem-i gayb ve şehadet عالم غیب و شهادت : gayb ve şehadet ålemi, görülmeyen (gayb) ve görü len (şehadet) varlıklar dünyası
alem-i guyup عالم غيرب : gayıplaralemi görü lemeyen ve bilinemeyenler dünyası
alemi hakikat عالم حقیقت : hakikat ålemi: 1. gerçekler dünyası 2.gerçekleri şüphe götür-mez şekilde ortaya koyan hakikatler (doğru lar, doğru bilgiler) dünyası
alem-i hakiki عالم حقیقی : gerçek dünya
alem-i hararet 151 عالم حرارت vestenerjisi dünyası
alem-i harici عالم خارجی : harici alem, akıl ve du-şünce dünyasının dışında kalan gerçek varlık-lar dünyası (objektif dünya)
alem-i hava عالم هرا : hava alemi, atmosfer, hava tabakaları
alem-i hayvanat عالم حیوانات : hayvanlar dün-yası
alem-i Hristiyaniye عالم حرستیانیه : Hıristiyanlık älemi, Hristiyan milletleri dünyası
alem-i tlak عالم إطلاق : sonsuzluklar dünyası; zaman, mekân gibi maddi şart ve kayıtların olmadığı dünya
alem-i imkan عالم إمكان : imkanlar dünyası, olup olmaması mümkün varlıklar ve olaylar dünyası, yaratılmış ve yaratılabilir varlıklar dünyası
alem-i insan عالم إنسان : insan dünyası
alem-i insani عالم إنساني : insanlar dünyası
alem-i insaniyet عالم إنسانيت : insanlık dünyası
alem-i irşad عالم إرشاد : insanları uyarıp doğru yolu gösterme durumları
alem-i Islam عالم إسلام : İslam dünyası
alem-i İslamiye عالم إسلاميه : Islam milletleri dünyası
alem-i İslamiyet عالم إسلاميت : İslamlık dünyası
âlem-i İslamiyet ve insaniyet عالم اسلامیت و انسانیت : İslamlık ve insanlık dünyası
alem-l istiğrak عالم استغراق : Allah (cc.) sevgisi ve coşkusuyla kendinden geçme halleri
álem-i istiğrak ve sekr عالم استغراق و سكر Allah (c.c.) sevgisi ve coşkusuyla dalıp kendinden geçme (istiğrak) ve aklı başından gitme (sekr) halleri
alem-i kebir عالم كبير : büyük dünya, kainat
alem-i kehribar عالم کهربار : durgun (statik( elektrikle elektriklenen ve belli cisimleri çek me özelliği bulunan maddeler dünyası
alemi kehrüba عالم كهربا : kehribar denilen maddenin bazı cisimleri çekme özellikleri
alem-i kelam عالم كلام : Allah'ın (c.c.) kelâm
sıfatı, söz söyleme sıfatı (bkz.kelâm)
ålemi kesif عالم كثيف : yoğunluklu maddeler dünyası
älem-i kesif ve süfli عالم کثیف و سفلی : kesif ve süfli älem, yoğunluklu maddeler dünyası ve aşağı ve alt tabakadan olan (süfli) dünya
alem-i kesret عالم کثرت : farklı ve çeşitli varlık-lar, unsurlar (elementler), olaylar ve sebepler dünyası
alem-i kevn عالم كون : yaratılmış varlıklar dün-
yası ålem-i kevn ü fesad عالم کون و فساد : yaradılan
ve sonra bozulup ortadan kaldırılan varlıklar dünyası
alem-i kübra عالم كبرى : en buyuk dünya, käi nat
alem-i küfür عالم كفر : inkar dünyası (inkârcılar dünyası)
alemi latif عالم لطيف : madde dışı varlıklar dünyası
älem-i maddi عالم مادی : madde dünyası
alem-i maddiyat عالم ماذيات : maddeden yapıl-mış varlıklar dünyası
ålem-i maddiyat ve şehadet عالم مادیات و شهادت maddelerden yapılmış (maddiyat) ve görüne-bilir varlıklar (şehadet) dünyası
âlem-i mahşer عالم محشر : mahşer dünyası, kı yametten sonra insanların hesaba çekilmek üzere toplanacaklar yer
alem-i mana 1 : عالم معنا.mana âlemi; yaratıl-mış varlıkların hayatları ve san'atlı ve harika yaradılışlarıyla (hal dilleri ile) Rableri için yaptıkları zikir, tesbih ve ibadetlerini, bunla-rın misål älemindeki månevi kayıtlarını içine alan månevi dünya 2.yaratılmış varlıkların yaratılmadan önce Allah'ın (c.c.) ezeli ilmin-de bulunan suretleri, mahiyetleri (özleri),
alem-i manevi
YanıtlaSilhakikatleri, ruhları gibi manevi asılları ve temellerinin butünü olan dunya (bkz alem-i misal)
33
alem-i suhud
ålem-i mülk ve melekût عالم ملك و ملکوت milk ve meleküt älemi, Allah'ın (c.c.) emri, kanun-ları ve yönetimi altında bulunan görünen bu dunya (mülk) ve görünmeyen månevi dünya (melekût)
lem-i manevi 1: عالم معنوی manevi alem madde dışı veya fizik ötesi gerçekler dünyası 2. mână alemine ait (bkz, alem-i mänä)
Mem-l manevi i Islami عالم معنوی اسلامی : )bliz Alem-i måneviye-i İslamiye)
alem-i maneviye-i Islam عالم معنوية إسلام : Islam milletlerinin dini hayatı ve manevi dünyası
alem-i maneviyat عالم معنويات : maneviyat dün yası, madde dışı veya fizik ötesi gerçekler
dünyası alem-i manzume عالم منظومه : )astr.) gezegenler
dünyası
alem-i medeniyet عالم مدنیت : medeniyet dün-
yası
alem-i meläike عالم ملائکه : melekler dünyası
alem-i melekût عالم ملكوت : ruhlar ve melek-ler âlemi 2.Allah'ın (c.c.) emir ve iradesine bağlı yönetim dünyası 3. her şeyin iç yüzu
älem-l melekût ve ervah عالم ملکوت و ارواح me lekler ve ruhlar ålemi
alem-i menam عالم منام : uyku halideki rüyalar
dünyası
alem-i mevalid عالم مواليد : canlıların yapısında yer alan kimyasal maddeler, bitkiler ve hay-vanlar dünyası
alem-i mihnet عالم محنت : dert veziyet dün-
yası
alem-i misal عالم مثال : kainattaki ölümlü ve ge-çici varlıkların ve olup biten her şeyin, zaman içinden geçen her anının, meleklerce alınmış canlı kayıtlarının bulunduğu månevi dünya
alem-i misali عالم مثالی : )bkzalemi misal(
álem-i misal ve berzah عالم مثال و برزخ : misal ve berzah ålemi, kâinat ve dünyadaki varlıkların ve olup biten her şeyin, zaman içinde geçen her anının meleklerce alınmış mânevi kayıt larının bulunduğu âlem (misål älemi) ve öl-müşlerin ruhlarının bulunduğu âlem (berzah álemi)
âlem-i misâliye ve berzahiye عالم مثل لیه و برزخیه : (bkz. älem-i misal ve berzah)
alem-i mubsirat عالم مبصرات : görünen varlıklar
dünyası
alem-i mümkinat عالم ممکنات var olması ezeli
ve zorunlu olmayıp yaratılmış veya yaratı labilir türden olan varlıklar dunyası (bkz älem-i imkân)
alem-i nevi عالم بوعى : bir ture ait canlılar dun-
yası
älem-i nur عالم نور : nur alemi, aydınlık ve nur lu dünya; (mec.) gerçek sevinç ve mutluluk dunyası (cennet(
alem-i nur-u enver عالم نور انوار cok aydınlık-tan daha aydınlık olan ålem, (mec.) bitmez tükenmez gerçek sevinçler ve mutluluklar dünyası (cennet)
alem-i rahat عالم راحت : gerçek rahatlık dünyası
(cennet)
alem-i rahmet عالم رحمت : rahmet dünyası
(cennet)
âlem-i Rububiyet عالم ربوبیت Allah'ın (c.c.( terbiyesi ve gözetimi altında bulunan varlık-lar dunyası
alem-i ruhani عالم روحانی :ruh, in ve melek gibi manevi varlıklar dünyası
alem-i saadet عالم سعادت : gerçek mutluluk dünyası, cennet hayati
alem-i sagir عالم صعبر : kucuk alem, insan
alem-i sahve عالم صحوه : uyanıklık halinde in-
sanın görüp yaşadığı dunya
alem-i semavat عالم سماوات : gökler ålemi
alem-i suver عالم صور : kainattaki geçici ve ölümlü varlıkların ve olayların bütün halle-rini gösteren resim ve görüntülerinin melek-lerce alınıp saklandığı månevi dünya (bkz. ålem-i misal)
alem-i süfli عالم سفلی : aşağı dünya yeryüzü dünyası
âlem-i şehadet عالم شهادت : görünen varlıklar dünyası
alem-i şehadet ve cismani ve maddi عالم شهادت
و جسمانی و مادی görünen ve cisim halinde olan (cismani) ve maddeden yapılmış (maddi) var-lıklar dünyası
alem-i mülk عالم ملك : Allah'ın (c.c.) emri, nunları ve idaresi altındaki yaratılmış varlık lar dünyası
kalemi suhud 1 : عالم شهرد gorunen alem, bu dünya 2. evliyaların manevi kalb gözü ile gör dükleri manevi dunya
Alemi tagayyor (tegayyür)
YanıtlaSilälem-i tagayyür (tegayyür( عالم تعميم : varikla rın zamanla değiştiği ve değişikliklerin deği mey dana geldiği dunya, değişmeler dunyası
Alemi tuyur عالم طيور : uçan varlıklar dunyası, kuşlar dünyası
alem-i uhrevi عالم اخروی : ahiret Alemi, öbür dunya
alem-i ulviye( عالم علويه : gokler dünyası, yük sek ve uzak göklerdeki varlıklar dünyası
alem i vucub عالم وجرب : varığı zorunlu, ezeli ve ebedi olan Allah'a (cc.) ait isimler ve sıfat lar Alemi
alem-i vucud عالم وجود varlık dünyası
alem-i yakaza عالم بقطه uyanık olarak görünen ve yaşanan dunya
alem-i zati علم ذاتی : zata mahsus isim, özel isim
alem-i zerrat عالم ذرات : zerreler alemi, atomlar ve moleküller dünyası
alem-i zikr عالم ذکر : Allah (cc) zikir (anma) halleri
alem-i ziya عالم حسياء : ışık dunyası
alem-i ziyadar عالم حیادار : aşıklı dunya
alem-i zuhur عالم ظهور : gorunen dunya
alem-i zulümat عالم ظلمات : karanlıklar dünyası
alem-ül guyub عالم الغيوب : bilinmezlikler dün yası
alem 1 : اعلم en iyi bilen, en bilgin 2. daha iyi bilen, daha bilgin
a'lem-i ülema-i asr اعلم علماء عصر : içinde bulu-nulan yüzyılın din alimlerinin en bilgini
alem-i ülema-i zaman اعلم علماء زمان : içinde bulunulan zamanın (devrin) din alimlerinin en bilgini
Alemdar علمدار : bayraktar, sancaktar, bir top-luluğun önünde bayrak veya sancak taşıyan, (mec.) bir işe önderlik eden
alemin عالمين : alemler, dünyalar
alempesend عالم پسند : dünyaca beğenilen
alemsümul عالم شمول : dünya çapında bütün dünyayı ilgilendirici
alenen aika, açıktan
aleni علی : açık olarak, açık
aleniyet علمیت : açıklık, herkese karşı açık olma
ale'r-re'si ve-l ayn على الرأس والعين : )Ar) başım özüm üstüne, memnuniyetle; (sem'an ve ta-: dinleyip itaat ederek, seve seve)
34
aleyhimüsseläm
ale-s-seytan على الشيطان : seytan hakkında
alet الت: vasıta, iş vasıtası, makina parçaları 2 sebep, vesile
طبعة : آلت عذاب و إشكنجه alet ( arab ve iskence ve işkence aleti
aleti bela آلت بلا : ceza ve sıkıntı vasıtası
alet-i hevasat آلت هرسات : günaha götüren zevk ve istekler için vasıta
ålet-i inkişaf آلت إنكشاف : gelişme vasıtası
aleti layakul 1 : آلت لا يعقل )kötü niyetli kimse ler için) akılsızca ålet 2 akılsız älet
Alet-i laves'ur 1 : آلت لا يشعر.)kötü niyetli kim-seler için şuursuz ve düşüncesiz ålet 2.du şünmeden şuursuzca (bilinçsizce) hareket eden ålet
alet-i mülahaza آلت ملا حظه : düşünme aracı, düşünmeye yol açan vasıta
alet-i tazib آلت تعذيب : ceza ve eziyet verme va-sıtası
älet-i tenasül-i insan آلت تناسلإنسان insandaki üreme organı
alet-i testid آلت تسعيد : mutlu etme vasıtası
alet-i vesvese آلت وسوسه : suphe ve kuruntu vasıtası
aletiyet النيت : aletlik, vasıtalık, vasıta olma
alet-ta'dad على التعداد : sayarak
alet-tahmin على التخمين : tahminen, tahmini olarak, yaklaşık
alet-tevali على التوالي : devamlı
alev الز : ateşten çıkan kızgın ve ışık saçan gaz
Alevi علوی Hz. Ali taraftarı, ilk halifeliğin Hz. Ali'nin ve sonra çocuklarının ve soyundan hebinden olan gelenlerin hakkı olduğunu savunan Şii mez
Alevilik علويلك : Hz. Ali taraftarlığı, Şil mez-hebi
aleyh عليه : )Ar.) (...) hakkında, (...) üzerine, månälarına gelen kelime başındaki ön takı
aleyhdar علیهدار : aleyhde olan, karşı olan
aleyndarlık عليهدار : aleyhde olma, karşı olma
(c.c.) rahmeti ikisinin üzerine olsun! aleyhimessalātü عليهما الصلاة : )A) Allah'ın
(c.c.) rahmeti onların üzerlerine olsun! aleyhimüsselätü عليهم الصلاة : )A) Allah'ın
aleyhimüsselam عليهم السلام : )Ar) onlara selam olsun!
aleyhisalátů vesselam
YanıtlaSilaleyhisalatü vesselam عليه الصلاة والسلام : )Ar) ona salat (rahmet) ve selam olsun!
Alim-i küllişey
aleyhisselam عليه السلام : )Ar.) ona selam olsun!
aleyke (Ar.) sana
aleyküm عليكم : )Ar.) size
aleyna علينا : )Ar.) bize
akalik: aptalca, şaşkın şaşkın
All على : Hz. Muhammed'in (a.s.m.) amcası Ebû Talib'in oğlu, damadı ve dördüncü halife
Aliyyi Haydari علی حیدری : Hz. Ali, Allah'ın (cc.) arslanı Hz. Ali (r.a.)
all على : yüce, üstün, çok büyük
عالی : yuksek, yuce, büyük
alihimmet عالی هشت : çok yardımsever, çok gay-retli
alikadr عالی قدر : çok değerli, değeri yüksek
allyy-il a'la على الأعلى : pek iyi, üstünün en üs-tunu
allyyül azim على العظيم : büyük ve yüce olan Allah (c.c.)
Aliyy-ül Murteza (Aliyy-II-Mürteza( على المرتضى Allah'ın (c.c.) kendisinden razı olduğu ve herkesçe çok beğenilen Ali (Hz. Ali r.a.)
aliye, allyye( عاليه : yüksek yüce, büyük
allcenab عالی جناب : iyiliksever, comert; yüksek ahlâk sahibi
allcenabane عالی جنابانه : comertçe, iyiliksever-likle, büyüklüğe yaraşır tarzda
alicenaplık عالی جنابلق : cömertlik, iyilik sever-lik, büyüklük
alisan عالیشان :sanı yüce
alihe آليه : ilahlar, puta tapıcılıkta ve çok ilahlı dinlerde hayalde tasarlanmış batıl ilahelar
alim عالم : ilim sahibi, belli bir konuda çok bil-gili, bilgin
alim-l cahil عالم جاهل : cahil gibi işin aslına, gerçek sebep ve temeldeki månāya bakmayıp görünüşe takılıp kalan, görünüşü temel alan älim
alim-l küll عالم كل : her alanda ilim sahibi
alim-i muhakkik عالم محقق : araştırmacı ilim adamı
allm-i mürşid عالم مرشد : uyarıcı ve doğru yolu göstereci ilim adamı, din âlimi
35
alimi salih عالم صالح : Allah'ın (c.c.) emir ve yasaklarına uygun yaşayan ve üstün ahläk sahibi olan älim
alim-i şeriat عالم شریعت : seriat alimi, din alimi, din bilgini
alim-i zitehevvür عالم ذى تهزر :asabi, öfkeli ve kızgın alim
Alim علم : Allah'ın (c.c.) mübarek ve güzel isimle-rinden; her şeyi ezelden beri tam ve eksiksiz bi-len; sonsuz ilim sahibi. (Kur'an-1 Kerim'de bu isim 126 kerre zikredilir.)
Alim-i Basir عليم بصير : her şeyi tam ve eksiksiz bilen (Alim) ve her şeyi gören (Basir) (Allah
c.c.)
Alim-i Basir ve Hakim عليم بصیر و حکیم : her şeyi bilen (Alim), her şeyi gören (Basir) ve hiç-bir şeyi tasadüfe bırakmayıp her şeyi birçok gâyeler ve faydalar gözeterek, ölçülü ve tam yerinde, en uygun şekilde bilerek yaratan ve yapan (Hakim) Allah (c.c.)
Alim-i Ezeli عليم أزلي : ezelden beri her şeyi tam ve eksiksiz bilen (Allah c.c.)
Alim-i Habir علیم خبير : her şeyi tam ve eksiksiz bilen (Alim) ve her şeyden haberli olan (Ha-bir) (Allah c.c.)
Alim-i Hafiz عليم حفیظ : her şeyi tam ve eksik-siz bilen (Alim) ve her şeyin koruyucusu olan (Hafiz) (Allah c.c.)
Alim-i Hakim عليم حكيم : her şeyi tam ve ek-siksiz bilen (Alim) ve hiçbir şeyi tasadüfe bı-rakmayıp her şeyi birçok gâyeler ve faydalar gözeterek, ölçülü ve tam yerinde, en uygun şekilde bilerek yaratan ve yapan (Hakim) (Allah c.c.)
âlim-i ilm-i celb عالم علم جلب : uzaktaki şeyleri ånında yakına getirmek ilmini ve tekniğini bilen
Alim-i inayetkar عليم عنايتكار : her şeyi tam ve eksiksiz bilen (Alîm) ve çok yardım eden, çok iyiliklerde bulunan (inayetkår) (Allah c.c.(
Alim-i Kadir عليم قدير : her şeyi tam ve eksiksiz bilen (Alim) ve her şeye gücü yeten (Kadir) Allah (c.c.)
Alim-i Kerim عليم كريم : her şeyi tam ve eksik-siz bilen (Alim) ve çok cömert, çok iyiliksever olan (Kerim) Allah (c.c.)
Alim-i küllişey عليم كل شئ عليم : her şeyi tam ve ek-
siksiz bilen (Allah c.c.)
A
3
YanıtlaSilA
AA
Alim-i Mukaddir
Alim-i Mukaddir عليم مقدر : her şeyi tam ve ek-siksiz bilen (Alim) ve her şeyi ölçülü yapan, her şeyin kaderini belirleyen (Mukaddir) (Allah c.c.)
Alim-i Mutlak عليم مطلق : her şeyi tam ve eksik-siz bilen sonsuz ilim sahibi (Allah c.c.)
Alim-i Rahim عليم رحيم : her şeyi tam ve eksik-siz bilen (Alim) ve sevdiklerine acıyıp onları kayıran ve koruyan (Rahîm) Allah (c.c.)
Alim-i Zülcelal عليم ذو الجلال : her şeyi tam ve ek-siksiz bilen (Alim) ve sonsuz yücelik, büyük-lük ve güç sahibi olan (Zülcelal) Allah (c.c.)
Alim-i Zülcemal عليم ذو الجمال : her şeyi tam ve eksiksiz bilen (Alim) ve sonsuz güzelliklerin sahibi olan (Zülcemâl) (Allah c.c.)
Alim-ül Gayb علم الغيب : gaybı tam ve eksiksiz bilen, duyu organları ile algılanamayan ve bi-linemeyen gerçekleri (gayb) bilen (Allah c.c.)
Alim-ün bilesrar عليم بالأسرار : gizli gerçekleri (sırları) tam ve eksizsiz bilen (Allah c.c.)
alimane عليمانه : bilerek, her şeyi bilene yaraşır tarzda
alimlik عالملك : ilim adamlığı, bilginlik
aliman عالمون : Ar.) âlimler
aliye عاليه : )bkz.āli(
aliyyül a'la على الأعلى : pek iyi üstünün en üs-tünü
aliyyül azim على العظيم : büyük ve yüce olan (Allah c.c.)
Aliyy-i Haydari علی حیدری : Hz. Ali, Allah'ın (c.c.) arslanı Hz. Ali
Aliyy-ül Murteza (Aliyy-il-Mürteza( على المرتضى Allah'ın (c.c.) kendisinden razı olduğu ve her-kesçe çok beğenilen Ali (Hz.Ali)
Allah (cc.( الله جل جلاله : Kur'an'da ve Allah'ın (c.c.) son peygamberi Hz. Muhammed'in (a.s.m.) açıklamalarında (hadislerinde) kut-sal sıfatları ve isimleriyle tanıtılan tek, ger-çek, hiçbir bakımdan yaratılmış varlıklarla hiç bir benzerliği olmayan, insan aklının her türlü tasavvurlarının ötesinde Yüce Yaratıcı. Allah (c.c.) ismi; "tanrı" gibi, "ilah" gibi veya bunlara benzer başka adlar gibi, cins isim (tür adı) değildir, özel isimdir. Bu bakımdan "Allah" (c.c.) ismi başka dillere tercüme edi-lemez. "Allah" (c.c.) ismi ile isimlendirilmek, Kur'an'da ve hadiste tanıtılan mübarek ve
Allah-ı Kerim
YanıtlaSilkutsal isimler ve sıfatlara sahip olmayı ge rektirir. Bu isim ve sıfatlara sahip olmayan bir ilaha veya tanrıya "Allah" denemez. Islám dininin diğer dinlerden en önemli farkların
6 dan biri, onun Allah (c.c.) anlayışıdır. Çeşitli din mensuplarının kendi inandıkları ilähtan (tanrıdan) söz ederken, bunun Allah'tan (c.c.) farklı bir ilah olduğu bilinmelidir. Me-sela Türkçe konuşan bir Musevi (Yahudi) veya bir Hristiyan, İslam'ın Allah (c.c.) anla. yam bulmeden konuşursa, "Allah" dediği za man bunun, Islam'daki Allah (c.c.) kavramın-dan farklı olduğu bilinmelidir. Zira, onların kutsal kitaplarına göre inandıkları bugünkü kuts ilah, insan şeklindedir ve gökte oturmakta dır. Bugünkü Tevrat'ta Hz. Yakub'un bir gece yolculuğunda, yolda tanrı ile karşılaştığı, onunla güreştiği ve tanrının onu yenemedi-ğı anlatılır. (bkz. Yakub). Bugünkü İncillerde de tanrının Baba, Oğul, Kutsal Ruh şeklin-de üçlü bir birlik (teslis: trinite) olduğu, Hz. İsa'nın bu üçün biri olduğu, Baba Tanrı'nın insan şeklinde olduğu ve gökte oturduğu ifa-de edilir. (bkz teslis). İslam'ın tanıttığı tek, eşi benzeri olmayan Allah'ı (c.c.) doğru an-layabilmek için, bütün Kur'an'ı ve bu konu ile ilgili hadisleri hakkiyle anlayıp bilmek gerekir. Kur'an'da konuşan Allah'tır (c.c.) ve kendini tanıtmaktadır. Ayrıca, Allah (c.c.) kendini, dünyadaki ve kainattaki eserleriyle de tanıtmaktadır. Bir san'atkârı en iyi tanı-tan onun konuşmaları, sözleri ve sergilediği eserleridir. Kur'an, Allah'ın (c.c.) konuşma-ları, sözleri, dünya ve käinat da O'nun, sü-rekli değişen ve yenilenen san'at sergisidir. Allah'ı (c.c.) bize tanıtan bu üç tarif edici (Kur'an, Hz. Muhammed (a.s.m.) ve käinat) üzerinde ciddi ve derin düşünenler Allah'ı (c.c.) tanıyabilirler. İslâm inancının temel-lerini inceleyen ve açıklayan "ilm-i keläm" da, bu konuda yardımcı bir kaynaktır. (bkz. İlm-i Kelam). Din felsefesi ise, konuyu din dışı bir açıdan ve yalnız aklı ölçü alarak alıp irdeler, inceler, eleştirmelerde bulunur. Bu bakımdan din felsefesi Allah'ı (c.c.) bize ta-
nıtamaz. İslam'da "Allah" adı, Celle Celâluhu (her yerde büyüklük ve yüceliğini gösteren) (c.c.). Celle Şanuhu (her yerde şânının yü celiğini gösteren) veya Teâlâ (her yerde yü-celiğini gösteren) şeklinde O'nun büyüklük ve yüceliğini ifade eden deyimlerle birlikte söylenir.
Allah : Kerim الله كريم : )bkz Allah-u Kerim(
Allah-ı Zülcelal
Allah- Zülcelal
YanıtlaSil37
Allah Zülcelal الله ذو الجلال : )bkz Allah-u Zul-celal)
Allah-u Zülcelal ve-l Kemal الله ذو الجلال و الكمال : celal ve kemal sahibi Allah (c.c.); sonsuz yüce lik ve güç sahibi (Zülcelal) ve sonsuz mükem melliklerin sahibi (Kemål) olan Allah (c.c.)
Allah-u Zülcelal الله ذو الحلال : sonsuz yücelik ve güç sahibi Allah (c.c.)
Allah: Zülkemal الله ذو الكمال : bkz Allah-u Zul-kemål)
Allah-u Kerim الله كريم : sınırsız kerem (iyilik ve kram) sahibi Allah (c.c.)
Allah-u Zülkerim الله ذو الكريم : sınırsız kerem (@yilik ve ikram) sahibi Allah (c.c.)
Allah-u Teala الله و تعالی : Yuce Allah (c.c.(
Allah-u Zülkerîm Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri sinursiz kerem : الله و ذو الكريم تعالی و تقدس حضر نفری sahibi (Zülkerim) sonsuz yüce (Taala) ve son-suz kutsal, her türlü kusur ve noksanlıklardan uzak ve arınmış (Takaddes) olan Allah (c.c.)
Allahu alem الله اعلم : )Ar.) Allah (c.c.) daha iyi sini bilir, en iyisini Allah (c.c.) bilir.
Allahu Ehad الله أحد : )Ar.) Allah (cc.) bir, bir olan Allah (c.c.)
Allahu Ekber الله اكبر : )Ar) Allah (cc) en bu-yük, en büyük olan Allah (c.c.)
Allahümme اللهم : )Ar.) Allahım!
Allahümmehfazna اللهم احفظنا : )Ar) Allahım, bizi koru
Allam علام : her şeyi tam bilen (Allah c.c.(
Allam-ül Guyub علام الغيوب : gaybleri en iyi bi-len (Allah c.c.)
allame علامه : her konuda geniş ve derin bilgisi
olan älim
allame-i asr علامة عصر : her konuda çok geniş ve derin bilgi sahibi olan son yüzyılın en bü-yük din ålimi
alläme-i Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri
her konuda : علامة بديع الزمان سعید نورسی حضرتلری çok geniş ve derin bilgi sahibi olan en büyük din alimi Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri
allame-i biadil علامة بي عديل : her konuda derin ve geniş bilgi sahibi (allâme) olan, eşi ve den gi bulunmayan (biadil) büyük âlim
allame-i cihan علامه جهان : her konuda derin ve geniş bilgi sahibi olan dünyanın en büyük ali-
mi (bilgini)
allame-i garib علامة غريب : herkesi hayrete dü şüren en büyük âlim
a'mål-i hayriye
allame- Magrib علامة مغرب : Kuzeybatı Afrika ülkelerindeki (Fas, Tunus, Cezayir) büyük ls-lam alimi
allame-i meşhur علامة مشهور : tanınmış (ünlü( büyük álim
allame-i ümmet علامة أنت : Islam dünyasının en büyük din ålimi
allame-i vakt علامة رفت : çağın en buyük âlimi
allame-i zaman علامة زمان : zamanımızın en bü
yük älimi
allame-i zifünun علامة دى فنون : çeşitli ilimlerin (fenlerin) derin ve geniş bilgisine sahip bu-yuk älim
altun-misal آلتون مثال : altın gibi
alüde آلوده : bulaşmış, karışık, karışmış, iç içe
alüfte آلفه : iffetsiz kadın, yosma, fahişe
am (m( عام : umumi, genel
a'ma (ama اعمى : kör, gözü görmeyen, görme özürlu
a'ma-i asamm اعماء اصم : kör ve sağır
amade آماده : hazır
amal آمال : emeller, hedefler, gâyeler (amaç-lar); dilekler, istekler
amal-i batila آمال باطله : boş ve manasız gâyeler, istekler
amal-i beşer(iye( آمال بشريه : insanin gâye, he-def ve istekleri
amal-i hakikiye آمال حقيقيه : gerçek emeller, ger-çek gâyeler, gerçek hedefler
amal-i nâmeşrûa آمال نامشروعه : meşrů olmayan
(din, ahlâk ve kanuna aykırı) gâye ve istekler amal-i sermediyet آمال سرمدیت : ölümsüzlük ve
sonsuz hayat ile ilgili gâyeler ve istekler
amal ü maksad آمال و مقصد : emeller, istekler gâyeler ve hedefler
amal اعمال : ameller, yapılan işler 2.yapılan ibadet ve iyilikler
a'mal-i ahiret اعمال آخرت : ahiret amelleri, öbür dünya hayatını kazandıracak iyi işler, ibadet ve iyilikler
amal-i bedeniye اعمال بدنيه : bedenle yapılan işler; bedenle yapılan ibådet ve iyilikler
a'mâl-i beşeriye اعمال بشريه : insanın yaptığı ameller; insanın yaptığı işler, ibadet ve iyilik-
ler
a'mål-i hayriye اعمال خیریه : hayırlı ameller, iyi ve sevaplı işler
A
YanıtlaSila'mål-i kabiha
a'mal-i kabiha اعمال فى : kötü işler, kötü iş ve
davranışlar
a'mal-i kalbi اعمال قلبی : kalbe ait ameller, kalb-de beslenen niyetler
a'mal-i maliye اعمال مالي : mal ve para ile yapı lan ameller (işler, ibadetler, iyilikler)
a'mal-i mükellefin اعمال مكلف : mükelleflerin yaptığı ameller; yaş, sağlık, maddi durum vs. bangından diiselerini yapmakla yü kamiu odup, kabul edilir ozurleri bulunma yanların (mükelleflerin) yaptığı işler
a'mal-i saliha اعمال صالي : salih ameller, dinin emirlerine uygun iyi ve sevaplı işler
38
amentü billahi ve bilyevmilähiri
larını düzeltici ve iyileştirici, fakat acı ve zah met verici uyarılar, äfetler, dertler, sıkıntılar
ameliyat-i cerrahiye-i nâfia عملیات جراحی نافعه hastaya yapılan faydalı cerrahlık (ameliyat)
işlemi
ameliyatı dahiliye عمليات داخليه : isteki faali
yetler, çalışmalar
ameliyatı insaniye عمليات إنسانيه : Insanlarca yapılan ameliyat, (mec.) insanların verdiği acılar, sıkıntılar, zararlar (insanların ver diği zararlar ve sıkıntılar, kader açısından mü'minler için kusurlarının affına ve daha hayırlı sonuçların doğmasına yol açar)
ameliyat-ı kaderiye عمليات قدری : kader yolu ile gelen ameliyat, (mec.) bir kısım hatâ veya gü nahların affına sebeb olan kıtlık, yağmursuz luk gibi dert ve sıkıntılar
a'mal-i uhrevi (ye( اعمال اُخروى : ahiret hayatıyla ilgili işler, iyilikler ve sevaplı işler
amcazade عموجه زاده : amca oğlu
amd عمد : niyet, kasd, istek
amden عمداً : kasten, bile bile, isteyerek
amed آمد : gelis, gelme
amel عمل : is calışma, davranış; ibadet
amel-i ahiret عمل آخرت : ahiret hayatı için ya-pılan iş ve ibadet
ameli hayır عمل خير : iyi ve sevaplı iş ve dav-ranış
amel-i salih عمل صالح : iyi ve sevaplı iş
amel-italih عمل طالع : makbul olmayan iş, ya-
ramaz iş, faydasız iş
amel-i uhrevi (ye( عمل أخرويه : ahiret hayatı ile ilgili ve onu kazandıran iş
amele عمله : isci
amele-i mümessil عملة ممثل : temsilci (mümes
sil) olarak iş yapan (melek); irade, akıl, zekâ, şuur (bilinç) bilgi, gibi güç ve yeteneklerden yoksun varlıklar adına, onların yerine iş ve ibadet eden, işleri yürütücü (melek)
amelce عملجه : ibadetçe, sevaplı iş bakımından
amelen عملا : iş yaparak, davranışla, çalışarak
ameli 1 : عملی.iş ve davranışla ilgili 2.uygula nabilir türden, pratik 3.uygulanması bakı-mından
ameliyat عمليات : .faaliyetler, çalışmalar 2. hastaya yapılan cerrahlık işlemi (operasyon)
ameliyat- cerrahiye عمليات جراحيه : hastaya yapılan cerrahlık işlemi, (mec.) günah ve kö-tülüklerle månevi olarak hastalıklı duruma gelenlere karşı Allah (c.c.) tarafından durum-
ameliyat-ı şifakârane عملیات شفا کارانه : sifa veri
ci (hastalığı iyleştirici) ameliyat
amelmande عملمانده : )çok yaşlı veya sakat ya hut hastalıklı olup) iş yapamaz halde olan
amenna آمنا : inandık, kabul ettik
amentü آمنت : )Ar.) 1."inandım" 2."amentu" sözü ile başlayan İslam'ın altı iman şartı, altı temel inanç amentü billāhi (Allah'a inan-dım)
(1), ve meläiketihi (ve meleklerine)
(2), ve kütübihi (ve kitaplarına)
(3), ve rusulihi (ve gönderdiği peygamberle rine)
(4), ve'l yevmil ähiri (ve ahiret gününe, yäni, kıyametten sonra ölmüşlerin tekrar diriltile-ceklerine ve dünyada yaptıklarından hesaba çekileceklerine)
(5), ve bil kaderi, hayrihi ve şerrihi minellahi teâlâ (ve kadere, yâni, iyi ve kötü her şeyin Allah'ın takdiri ile olduğuna inandım)
kesinlikle inandım ki (eşhedü) Allahtan baş (6), eşhedu en lå ilâhe ill'Allah (görürcesine ka ilâh (tanrı) yoktur) ve eşhedu enne Mu-hammeden abduhu ve resulûhu (ve görür-cesine kesinlile inandım ki, Hz. Muhammed O'nun kulu ve elçisidir.) (bkz.kader(
amentu billah آمنت بالله : )Ar) Allah'a (c.c.) iman
ettim
amentü billahi ve bilyevmilahiri آمنت بالله و باليوم الآخر : )Ar.) Allah'a (c.c.) ve ahiret gününe inandım
amentübillahi Vahid-il Ehad
YanıtlaSil39
amentübillahi Vahid-il Ehad آمنت بالله واحد الأحد : (Ar.) Vahid (bir) ve Ehad (tek) olan Allah'a inandım. (bkz. Vahid, Ehad)
amentü billahillezi biyedihi melekütü külli
an'anat-ı İslamiye
amm 1 : عام genel herkes için 2 kapsayıcı, ku şatıcı 3.bütünlük halinde
amme عن : halk, toplum, herkes, kamu
amme nevalûhu ve semile ihsanuhu عم نواله و
gey آمنت بالله الذي بيده ملكوت كل شيء : )Ar.) herseyin dizgini ve idaresi elinde bulunan Allah'a (c.c.) inandım
شمال احسانه : )Ar.) O'nun (Allah'ın c.c.) verdiği rızık ve nimet canlılar dunyasında geneldir, ihsanı (iyilik ve lütfu) da hepsini kuşatmıştır
amelsiz عملر : ibadetsiz
Amerika 1 : آمریکا.on beşinci yüzyılda keşfe-dilen Dünya'nın dördüncü ve beşinci kıtaları (Kuzey Amerika ve Güney Amerika) 2.Ameri-ka Birleşik Devletleri (A.B.D.)
Amerikan 1 : آمریقان.Amerika kaynaklı 2.Ame-
rikalı
ami عامی : cahil, okumamış
amileşmek عاميلشمك : cahilleşmek
amiyane عامیانه : cahilce
amik (amika( عميق : derin
amil عامل : ameleden, iş yapan, davranışta bulunan 2.sebep; etki yapan (etken)
min : ya Rabbi, kabul et!"
amin-i daimi آمین دائمی : devamlı olarak söyle-
nen "amin" duası
amin, Allahümme amin امين اللهم آمين : kabul et Allahım, kabul et, ben de istiyorum
amir آمر : emreden, emretme yetki ve gücüne
sahip olan
Amiri Alim آمر عليم : Alim amir, her şeyi bilen ve her istediğine emrini yaptırma gücüne sa-hip olan emredici (Allah c.c.)
amir-i hatadar آمر خطادار : hatalı amir, yanlışlık
yapan åmir
Amiri Mutlak آمر مطلق : herşeye emrini geçi-ren, herşeye emir ve komuta veren (Allah c.c.)
Amir-i Müstakil آمر مستقل : hiçbir şeye bağımlı
lığı olmayan âmir (Allah c.c.)
amirane آمرانه : emrederek, amire yakışır şe-
kilde
amiriyet آمریت : amirlik, emredicilik
amiriyet-i külliye آمریت کلیه : herseyi emir ve komuta altında tutma, kâinattaki (evrende ki) bütün varlıkların âmiri olma
amiriyet-i mutlaka آمریت مطلقه : her şeyi kayıt-sız şartsız emir ve komuta altında tutma
amiyane عامیانه : cahilce, bilgisizce
amma اما: fakat, lakin, ancak, ama
Amme : Kur'an'ın 78.inci süresi
Amme cüzü عم جزئی : Kur'an'ın 30.uncu ve sonuncu cüz'ü (bir Kur'an cüz'ü, 20 sayfalık bölümdür)
ammi على : amcam
ammizade عم زاده : amca oğlu
ammizade-i Nebevi عم زاده نبوی Hz. Peygam
ber'in amcasının oğlu (Hz. Ali r.a.)
amuca عمره : amca
amucazâde عموجه زاده : amca oğlu
amud عمود :stun, direk
amud-u nurani 11 عمود نورانیk halinde sütun,
ışık halinde direk, ışıktan sütun
amya عمياء : kör
an en kısa zaman
an-ı seyyal (seyyale آن ساله : abuk geçip gi-
den an, çok kısa zaman
an-i telaffuz آن تلفظ : söylendiği an, söylenme
anı
an-vahid آن واحد : bir an
an-inüzul آن نزول : iniş anı, iniş zamanı
an be-an (anbean آنان :aman zaman 2.git-
tikçe, giderek
an-be-an آن ب آن : gittikçe
an u zaman آن و زمان : an ve zaman
ana 1 : آن.anne 2. (mec.) esas, temel; öncelikli
Anadolu آناطولی : Asya'nın Avrupa'ya uzanan
yarımadası, Küçük Asya
anahtar 1 : آنا ختار kilidi açıp kapamaya yara-yan araç, vasıta 2.(mec.) gizli, kapalı, anlaşıl-maz söz veya bilgilerin anlaşılmasını sağla-
yan formül, yol, metot, şifre
anahtarı gaybi آنا ختار غیبی : bilinmeyen gerçek lerin kapısını açan anahtar, bilinmeyenlerin bilinmesini sağlayan şey
an'anat عنعنات : an'aneler, gelenekler, âdetler
an'anat-ı İslamiye عنعنات إسلامية : Islâm örf ve ådetleri, İslâm gelenekleri
Muhammed'in (asm) kimlerden olduğunu s soruşturup Abdülmuttalib'i bul-mek için izin almışlardı. tleri, üzerinde kontrol etmek muşlar ve bazı işaretleri,
YanıtlaSilsonuç çıkarmakta mah
TARİHTE BUGÜN
1909-Bediuzzaman Said Nursî 31 Mart Vak'asına karıştığı iddiasıyla tevkif edildi, Divan-ı Harb-i Örfi'de yargılandı ve beraat etti.
2016-Son Şahitler'den Ali Çakmak vefat etti.
2019-Son Şahitler'den Kezban Tokpınar vefat etti.
30
SALI TUESDAY
NİSAN APRIL
BIR AYET
Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Peygambere itaat edin ki rahmete erişesiniz.
Nur Suresi: 56
BİR HADİS
Bir kötülük işlediğinde peşinden hemen bir iyilik yap ki onu silsin.
Tirmizî, Birr: 55
O Sâniin bütün makasıd-ı sanat-perverânesine hizmet eden o daire reisinin ne derece o Sâni ile münasebettar ve onun nazarında ne kadar mahbûb ve makbul olduğu bilbedâhe anlaşılır.
Sözler
HİCRİ: 21 ŞEVVAL 1445 - RUMI: 17 NİSAN 1440
hindi keam Yatsı
KASIM: 175-GÜN: 121 KALAN: 245 - GÜN. UZ.: 2 DK
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam Yatsı
TARİHTE BUGÜN
YanıtlaSil628 - Hudeybiye Gazvesi
1962 - Anayasa
Mahkemesinin kuruluşu.
1986 - Rusya'da Çernobil faciası
NİSAN 26 CUMARTESİ
28 1446
ŞEVVAL
RUMI: 13 NİSAN 1441
KASIM: 170
BİR AYET
Ey insanlar ve cinler, Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edersiniz?
(Rahmân: 13)
BİR HADİS
Cennet ehlinin içinde bulunduğu nimet hariç her nimet geçicidir. Cehennem ehlinin üzüntüsü hariç her üzüntü sona erer.
(C. Sağîr, No: 3024)
Bütün nimetlerin başı ve nimetleri hakikî nimet yapan ve bütün zîşuuru ademin hadsiz musibetlerinden kurtaran, yalnız saadet-i ebediye olabilir. Asa-yı Musa
C
YanıtlaSilanbkalik
antikalik النيله في : antika olma durumu, (mec.) benzerine az rastlanır ve hayvet verici olma bali
anddane مردانه : inatla, inatçılıkla
apartman آپارتمان : bir kaç kath ve her katımda bir veya bir kaç daire bulunam yapı, bima
41
Aristo
hale gelmek 2 günah ve körülükleri terk ile kendini düzeltmek
عارض gelen sonradan ortaya çıkan
ane olmak عارضي أولمق : sonradan ortaya çık mak, sonradan gelip çatmak, sonradan gel-mek
apartmani ilahi آپارتمان إلهي : Allah (cc) yapsana apartman, (mec) kainat, çeşitli katlardan olu şan yerler ve gökler, bütün varlık dünyası
apasikar آپ آشکار : açıkça
gelip geçici 2 sonradan meydana gelmiş 3 ore ait olmayan
Saksakhk
عاری : armis (olumsuz şeylerden) uzak; pak, kusursuz
apolet آپولت : askeri elbisede omuz kısmına takılan rütbe işareti
ricمار ükselen
aptal آبدل : akılır, düşüncesin
ةrعار : utanma
آراء : reyler, kanaatler, görüşler
Arabi Arabça
arif عارف : bilen, tanıyan, derin bilgi sahibi
Srifi billah عارف بالله Allah (cc) tanıyan mür-şid, ermiş kişi, Allah'ı (c.c.) isim ve sıfatlarıyla üstün derecede bilen ve tanıyan
arif-i münevver
akıl ve kalbi iman ve doğru bilgi ile aydınlanmış (nurlanmış).
Arabice عربيه : Arablardaki kabule göre
Allah'ı (c.c.) gereğince bilen ve tanıyan
2.Arabçaya göre.
arifane عارفانه: månevi gerçekleri bilen ve an-
rifinifler, Allah'ı (c.c.) ve manevi
gerçekleri gereğince bilen ve tanıyanlar
Arabiyy-ül ibare عربي العبارة Arabça yanı
parçalayan kişi gibi
Arafat عرفات : Mekke'nin 25 km. kadar doğu tarafında bulunan ve hacıların Arefe günü hazır bulunup dua ettikleri kutsal yer
aram آرام : durma, dinlenme, yerleşme, rahat
etme
aramgah آرامگاه : dinlenme yeri, durulacak yer
aramgah - lezzet آرامگاه لزت : zevkli dinlenme yeri
aramsız آرام : durmadan ve dinlenmeden
Ararat Dağ آرارات طاغی : Agn Dag
araz عرض : varlığı kendinden olmayıp başka bir varlığa bağlı olan, asıl ve temel olmayan
arazi عرضی : araz olana ait, varlığı kendinden olmayıp başka bir varlığa bağı olanla ilgili
araziyet عرضیت : araz olma hali, varlığı ken-dinden olmayıp başka bir varlığa bağlı olma durumu
araziyer toprak
ardi آردی : servigillerden, kışın yapraklarını dökmeyen, yemişleri olan bir ağaç türü
arefe (arife( 1 : عرف bayramdan bir gün önce-si 2.belirli bir günden önceki gün veya belirli güne yakın günler
ari-misal آری مثال : an gibi
arinmak 1 : آرينمق.temizle
Aristo أرسطو : )Aristoteles) (m.0.384-322) Eski Yunan filozoflarının en ünlülerinden ve en bü yüklerinden biri. Eski Çağ'ın en ünlü filozofu Eflatun'un (Platon m.0.429-347) yanında eği tim gördü, öğrencilik yaptı. Aristo, o zamanki Makedonya kralınım oğlu iken sonra ünlü hü-kümdar olan İskender in özel öğretmeni odu. Onu gençlik yıllarında yetiştirdi.
Aristo zamanında felsefe ile ilimler birbirin-den ayrılmadığı için Aristo, felsefe adı altın-da mantık, metafizik ve ahlâk felsefesi (etik), siyaset (politika), devlet ve yönetim tarzları, hukuk, iktisat, eğitim, pskoloji, san'at, biyo-loji, fizik, astronomi gibi hemen her konuda araştırmalar yaptı, çağın bilgilerini topladı, üzerinde düşündü ve eserlerini yazdı. Aristo, hocası Eflatun'nun Atina'da kurduğu "Aka-demia" (Akademi) adıyla bilinen ünlü felsefe okulunun bir benzeri olan felsefe okulunu, "Lykeion" (Lise) adı ile bir fesefe kulunu kur-du. Bu okulda derslerini öğrencilerine, hocası Eflatun gibi oturarak değil de, bir yukarı bir aşağı gezinerek verdiği için okuluna "Peripa-tos" ("Gezinmeciler) okulu da denmiştir. Bu
im Arabçaya "Meşşaiyye" olarak tercüme Idiği için Aristocu (Aristo'nun görüşlerine
41
YanıtlaSilantikalık
antikalık antika olma durumu. (mec.) benzerine az rastlanır ve hayret verici olma håli
and عند : inatçı
anudane عنودانه : inatla, inatçılıkla
apartman آپارتمانbirka katlı ve her katında mek r veya bir kaç daire bulunan yapı, bina bir
apartman-ı İlahi آپارتمان إلهى : Allah (c.c.) yapısı şan yerler ve gökler, bütün varlık dünyası olu-
apaşikar آب آشکار : açıkça
apolet آبولت : askeri elbisede omuz kısmına takılan rütbe işareti
aptal آبدال : akılsız, düşüncesiz
år عار : utanma
ara آراء : reyler, kanaatler, görüşler
Arabi عربی : Arabça
Arabice 1 : عربسيجه.Arablardaki kabule göre 2. Arabçaya göre.
Arabiyy-ül ibare عربي العبارة : Arabça yazılı parça
Arafat عرفات : Mekke'nin 25 km. kadar doğu tarafında bulunan ve hacıların Arefe günü hazır bulunup dua ettikleri kutsal yer
aram آرام : durma, dinlenme, yerleşme, rahat
etme
aramgah آرامگاه : dinlenme yeri, durulacak yer
aramgah- lezzet آرامگاه لزت : zevkli dinlenme yeri
aramsız آرامز : durmadan ve dinlenmeden
Ararat Dağı آرارات طاغی : Ağrı Dağı
araz عرض : varlığı kendinden olmayıp başka bir varlığa bağlı olan, asıl ve temel olmayan
arazi عرضی : araz olana ait, varlığı kendinden olmayıp başka bir varlığa bağlı olanla ilgili
araziyet عرضیت : araz olma hali, varlığı ken-dinden olmayıp başka bir varlığa bağlı olma durumu
arazi أراضي : yer, toprak
ardıç آرديج : servigillerden, kışın yapraklarını dökmeyen, yemişleri olan bir ağaç türü
arefe (arife( عرفه : .bayramdan bir gün önce-si 2.belirli bir günden önceki gün veya belirli güne yakın günler
ari-misal آری مثال : arı gibi
arınmak 1 : آرينمق.temizlenmek, saf ve duru
Aristo
hale gelmek 2.günah ve kötülükleri terk ile kendini düzeltmek
ariz عارض : gelen, sonradan ortaya çıkan
arız olmak عارض اولمق : sonradan ortaya çık mak, sonradan gelip çatmak, sonradan gel-
ariza عارضه : aksaklık
arızi 1 : عارضی gelip geçici 2 sonradan meydana gelmiş 3.öze ait olmayan
ari عاری : arınmış (olumsuz şeylerden) uzak; pak, kusursuz
aric عارج : yükselen
arif عارف : bilen, tanıyan, derin bilgi sahibi
arif-i billah عارف بالله Allah (cc) tanıyan mür-şid, ermiş kişi; Allah'ı (c.c.) isim ve sıfatlarıyla üstün derecede bilen ve tanıyan
arif-i münevver عارف منور : akıl ve kalbi iman ve doğru bilgi ile aydınlanmış (nurlanmış), Allahgtc.c.) gereğince bilen ve tanıyan
arifane عارفانه : mânevî gerçekleri bilen ve an-
layan kişi gibi
arifin عارفين : arifler, Allah'ı (c.c.) ve manevi gerçekleri gereğince bilen ve tanıyanlar
Aristo ارسطو : )Aristoteles) (m.0.384-322) Eski Yunan filozoflarının en ünlülerinden ve en bü-yüklerinden biri. Eski Çağ'ın en ünlü filozofu Eflatun'un (Platon m.ö.429-347) yanında eği-tim gördü, öğrencilik yaptı. Aristo, o zamanki Makedonya kralının oğlu iken sonra ünlü hü-kümdar olan İskender'in özel öğretmeni odu. Onu gençlik yıllarında yetiştirdi.
Aristo zamanında felsefe ile ilimler birbirin-den ayrılmadığı için Aristo, felsefe adı altın-da mantık, metafizik ve ahlâk felsefesi (etik), siyaset (politika), devlet ve yönetim tarzları, hukuk, iktisat, eğitim, pskoloji, san'at, biyo-loji, fizik, astronomi gibi hemen her konuda araştırmalar yaptı, çağın bilgilerini topladı, üzerinde düşündü ve eserlerini yazdı. Aristo, hocası Eflatun'nun Atina'da kurduğu "Aka-demia" (Akademi) adıyla bilinen ünlü felsefe okulunun bir benzeri olan felsefe okulunu, "Lykeion" (Lise) adı ile bir fesefe kulunu kur-du. Bu okulda derslerini öğrencilerine, hocası Eflatun gibi oturarak değil de, bir yukarı bir aşağı gezinerek verdiği için okuluna "Peripa-tos" ("Gezinmeciler") okulu da denmiştir. Bu isim Arabçaya "Meşşaiyye" olarak tercüme edildiği için Aristocu (Aristo'nun görüşlerine
24
YanıtlaSilİSLAM TARİHİ MEDİNE DEVRİ XI
Ha. Aişe der ki «Peygamber Aleyhisselâmın hastalığı ağırlaşıp ta, ağrısı şiddetlendiği zaman, benim evimde bakılmak üzre zevcelerinden tzin istedi. Onlar da, izin verdiler.
Bunun üzerine, Peygamber Aleyhisselâm, bir tarafında Abbas, diğer tarafında da, başka biri (Hz. All) olduğu halde, ayakları yer-de sürünerek çıktı. (82)
Peygamber Aleyhisselâmın, benim evimde kalacağını işitince, acele kalkıp evime çekildim.
O sırada, bir hizmetcim de, bulunmuyordu.
Peygamber Aleyhisselâm, için yastığının içi Izhır otundan doldu-rulmuş bir döşek serdim. (İmam-ı Azam Ebû Hanife-Müsned s. 36)
Peygamber Aleyhisselâm, eve girip te, ağrısı şiddetlendikten son-ra (83):
(Muhtelif yedi kuyu suyundan (84), üzerime, ağız bağları çözül-medik yedi Kırba su dökünüz!
Böylelikle, vücudumda biraz hafiflik bulup belki, halka vasiyette buluna bilirim.) buyurdu.
Bunun üzerine, Peygamber Aleyhisselâm, Zevcesi Hafsa'nın malı olan bir leğen içine oturtuldu.
Sonra, o kırbaların suyunu, üzerine dökmeğe başladık. Nihayet (Artık, yetişir!) diye bize işaret buyurdu (85)
Peygamberimizin Hastalığının Ne Zaman Başladığı ve Ne Kadar Sürdüğü?
Peygamberimizin hastalığı, safer ayının son gecesinde (86), çar-şamba günü (87) Bakiulgarkad kabristanına gidip evine döndükten sonra (88) başlamış (89), on üç gün sürmüştür. (90)
(82) 1hn-1 Sa'd Buhari Tabakat c. 2, s. 232, Ahmed b. Hanbel Sahih c. 1, s. 57 Müsned c. 6, s. 34, 38,
(83) İbn-i Sa'd Buhari Tabakat c. 2, s. 232, Ahmed b. Hanbel Sahih c. 1, s. 57 Müsned c. 6, s. 34, 38,
(81) İbn-i İshak, İbn-i Hişam Sire c. 4, s. 299, Daremî Sünen c. 1, s. 39
(85) Abdürrezzak Musannef c. 5, s. 430, İbn-i Sa'd b. Hanbel Müsned c. 6, s. 151, 228, Buhari Sünen c. 1, s. 39 Tabakat c. 2, s. 232, Ahmed Sahih c. 1, s. 57, Darimi
(86) İbn-i İshak, İbn-i Hişam Sire c. 4, s. 291
(87) İbn-i Sa'd Tabakat c. 2, s. 206
(88) İbn-i İshak, İbn-i Hişam Sire c. 4, s. 291
(89) İbn-i İshak, İbn-i Hişam
Sire c. 4, s. 291, İbn-i Sa'd Tabakat c. 2, s. 206
10) İbn-i Sa'd Tabakat c. 2, s. 206. Belâzüri Ensabüleşraf c. 1, s. 559, 568
PEYGAMBERİMİZİN VEFATI
YanıtlaSilPeygamberimizin Tutulduğu Hastalıklar Nelerdi?
Peygamberimizin tutulduğu hastalıklar:
1. Zehirlenme,
2. Humma (Şiddetli ısıtma)
3. Buhha (Nefes borusunun tıkanıp sesinin kalınlaşması ve bo-ğuklaşması) idi.
Hz. Aişe, Peygamberimizin, hastalığı sırasında «Ey Aişe! Hayber-de tatmış olduğum zehirli etin acısını zaman zaman duyuyorum.
Şu anda, kalbimin damarının koptuğunu duymaktayımdır!» bu-yurduğunu söyler.
Enes b. Målik te «Resûlullahın küçük dili üzerinde bu zehirin izi-ni ve tesirini görür dururdum!» demiştir. (91)
Ümmü Bişr b. Berâ der ki «Resûlullâh Aleyhisselâm, vefatlarile so-nuçlanan hastalığa tutuldukları zaman, yanına varmıştım.
Kendisi, Humma nöbeti geçiriyordu.
Alnına, elimle dokundum.
(Yâ Resûlallah! Seni, hiç bir kimsenin tutulmadığı Hummaya tu-tulmuş görüyorum!?) dedim.
Resûlullah (Bize verilecek ecir ve mükâfat, kat kat olduğu gibi, ib-tilalar da, bize, böyle kat kat olur!) buyurdu.
(Halk, hastalığıma ne diyor?) diye sordu.
Halk (Resûlullâh'daki hastalık, Zâtülcenb'dir) diyorlar, dedim,
Resûlullah (Allâh, bana, o hastalığı musallat kılmış değildir.
Bu, ancak, Şeytan'ın bir telkın ve vesvesesidir!) buyurdu. (92)
(Ya Resûlallah! Sen, bu hastalığın, neden ileri geldiğini sanıyor-sun?
Ben, oğlumun ölümünün, ancak, Hayberde Seninle birlikte yemiş olduğu zehirli koyun kebabından ileri geldiğini sanıyorum.) dedim.
Resûlullah (Ey Ümmü Bişr! Ben de, bu hastalığımın, ancak on-dan ileri geldiğini sanıyorum. (93)
Hayberde oğlunla tatmış olduğum zehirli etin acısından şu anda kalb damarımın koptuğunu duymaktayımdır! (94)
Zaman zaman onun ağrısını ve sızısını duyuyorum idi.) buyur-du.» (95)
(91) Buhari Sahih c. 5, s. 137
(92) Vakıdt Megazi c. 2, s. 679, İbn-i Sa'd Tabakat c. 8, s. 314
(93) Ebû Davud Sünen c. 4, s. 175, Süheyli Müstedrek c. 3, s. 219 Ravdulünf c. 6, s. 572, Hâkim
(94) İbn-i İshak, İbn-i Hişam Sîre c. 3, s. 353, Vakıdî Megazi c. 2, s. 679, Ibn-f Sa'd Tabakat c. 8, s. 314
(95) Vakıdî Megazi c. 2, s. 679, İbn-i Sa'd Tabakat c. 8, s. 314, İbn-i Kayyım Zadülmaad c. 2, s. 155
25
Bedenle ilgili işaretlerden so men-n sonuç çıkarmakta mahir olan Mudlic kabilesi supları, Peygamberimizin ayak ak izinin Hz. İbrahim'in ayak izi ile -ki o iz Kabe be'deki aktaydı- aynı olduğunu, yani onun İbrahim A nakamında bulunmakta Aley-
YanıtlaSil2024 B
TARİHTE BUGÜN
1909-Bediüzzaman'ın
31 Mart Vak'asına karıştığı iddiasıyla tevkif edildiği haberi Cerîde-i Sôfiyye'de yer aldı.
2016-Son Şahitler'den Kemal Ural vefat etti.
Emek ve Dayanışma Günü
Yunus Emre Sanat ve Kültür haftası.
1
ÇARŞAMBA WEDNESDAY
MAYIS MAY
BİR AYET
"Eğer Allah'a iman ettiyseniz ve Ona ihlås ile teslim olmuş Müslümanlar iseniz, Ona tevekkül edin."
Yunus Suresi: 84
BİR HADİS
Genişlik ânında da, sıkıntı ânında da Allah'tan kork.
Ebu Kurretü'z-Zebîdî
Ey mağrur nefis! Sen öyle bir zaafiyet, acz, fakirlik; miskinlik gibi hallere mahalsin ki, ciğerlerine yapışan ve çok defa büyülttükten sonra ancak görülebilen bir mikroba mukavemet edemezsin.
Mesnevî-i Nûriye
HİCRİ: 22 ŞEVVAL 1445 - RUMI: 18 NİSAN 1440
KASIM: 176 - GÜN: 122 KALAN: 244 - GÜN, UZ.: 2 DK
(use) aftрэшце
YanıtlaSil2025 BEDIUZZAMAN TAKVIMI
TARİHTE BUGÜN
1495-Kanunî Sultan Süleyman'ın doğumu. (ö. 1566)
1909-II. Abdülhamid tahttan indirildi; yerine V. Mehmed Reşad tahta geçti.
NİSAN
27 PAZAR
29
1446
ŞEVVAL
RUMI: 14 NİSAN 1441 KASIM: 171
BİR AYET
Nefislerinizi temize çıkarmayın.
(Necm: 32)
BİR HADİS
Cehennem nefse hoş gelen şeylerle, Cennet ise nefsin hoşuna gitmeyen şeylerle kuşatılmıştır.
(C. Sağîr, No: 1950)
İnsan, cibilliyeti ve fıtratı hasebiyle nefsini sever. Belki, evvelâ ve bizzat yalnız zâtını sever; başka her şeyi nefsine fedâ eder. Mabuda lâyık bir tarzda nefsini medheder. Sözler
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
502 1 Ey tüccar cemaati, bu alış verişe manasız söz ve yemin karışır, muamelenize sadaka da girsin. Hz. Kays İbni Ebu Gazve (r.a.)
502 2 Ey delikanlılar topluluğu, sizden kim evlenmek elinden geliyorsa evlensin. Zira bu, gözü haramdan korur ve ırz için de en iyi muhafazadır. Kimin de gücü yetmezse oruç tutsun. Zira bu onun için enemedir. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
502 3 Ey mü'minlerin kadınları, tehlil, tesbih ve takdis'e devam edin. Gaflet etmeyin ki rahmeti unutursunuz. Parmaklarınızla sayın. Bunlar sorguya çekileceklerdir ve tesbihe şehadet edeceklerdir. Hz. Hani İbni Osman (r.a.)
502 4 Ey kara haberciler, ey kara haberciler, ey kara haberciler. Sizin üzerinize korktuğum şeylerin en korkuncu riya ve gizli şehvettir. Hz. Abdullah İbni Zeyd (r.a.)
502 5 Ya Vabisa, geldin Bana iyilik ve günahtan soruyorsun. Neyi yapmandan için rahat oluyorsa o iyidir. Ne ki nefsinde tereddüt ve ihtilaç uyandırıyor o günahtır; sana insanlar fetva verse de. Hz. Vabisa (r.a.)
502 6 Ya Vasiba (r.a.), kalbinden fetva al. İyilik, kalbin mutmain olduğu ve nefsin itminan bulduğu şeydir. Günah ise, nefsini tırmalayan ve kalbe tereddüd uyandıran şeydir. İnsanlar sana fetva verse de "o doğrudur" deseler de. Hz. Vabisa (r.a.)
502 7 Ey yahudi, insan hepsinden, her ikisinin menisinden yaratılır. Erkek menisi kalındır. Ondan kemik ve sinir yaratılır. Kadının mutfesi ince nutfedir. Ondan et ve kan yaratılır. Hz. İbni Mes'ud (r.a.)
502 8 Adam keşke doğduğu yerin dışında, garib olarak ölseydi. Zira bir adam garib ölürse, o öldüğü yerle memleketi arasındaki mesafe Cennette ölçülür. (Kendine ona göre yer verilir.) Hz. İbni Amr (r.a.)
502 9 İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, adam malın kendisine nereden geldiğine, helaldan mı, haramdan mı geldiğine aldırmayacak. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
502 10 İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, ümmetim ihtilafı sırasında Benim sünnetime tutunan eliyle ateş tutan bir kimse gibi olacaktır. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
502 11 İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki, onların yüzleri insan yüzü, kalbleri şeytan kalbidir. Kan dökücülerdir. Çirkin hareketlerden kaçmazlar. Eğer sen onlara tabi olursan seni gözetirler. Eğer onlara güvenirsen sana ihanet ederler. Onların çocukları ahlaksız, gençleri arsız olur. Yaşlıları ise marufu emretmez, münkeri nehyetmez olur. Sünnet aralarında bid'at, bid'at ise aralarında sünnet gibidir. İdarecileri sapıktır. İşte bu zamanda Allah onlara şerlilerini musallat kılar. Hayırlıları dua eder, fakat duaları kabul olmaz. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
472 1 Ümmetimden bir taife, Allahın emrile hareket etmekte devam eder. Onlar hak üzerinde oldukları halde, kıyamet kopana kadar kendilerini terk eden ve muhalefet eden kimsenin onlara bir zararı dokunmaz. Taki Allahın emri gelinceye kadar onlar insanlara galibtirler. Hz. Muaviye (r.a.)
472 2 Ümmetimden bir taife, kendilerine düşmanlık edenlere galip oldukları halde, Hak üzerine mücadelede devam ederler. Hatta onların sonuncusu mesihüd deccal ile harp eder. Hz. İmran (r.a.)
472 3 Ümmetimden bir taife, kıyamet kopuncaya kadar yardım görmekte devam eder. Kendilerini terkedenlerin ayrılmaları da onlara bir zarar vermez. Hz. Muaviye İbni Kırra (r.a.)
472 4 Ümmetim dininde basiretli olmakta devam eder. Taki yahudiler gibi, akşam namazı için yıldız çıkmasını beklemedikçe, nasraniler gibi de sabahda yıldızların kaybolmasını beklemedikçe ve cenazeyi de sahiplerine bırakmadıkça. (Cenazeyi teşyi etmeyi bırakmadıkça) Hz. Hars İbni Vehb r.a
472 5 Hilafet beni Ümeyyede deva eder, bir defa ellerinden (Abbasilerce) süratle çakilip alınıncya kadar. Onlardan çıkınca da hayattan hayır yoktur. Hz. Sevban (r.a.)
472 6 "La ilahe illallah" kelimesi halktan gadabı men etmekte devam eder, dünyaları düzelip de dinden gideni ehemmiyetsiz görmedikçe. O zaman bu kelimeyi söylediklerinde kendilerine "Yalan söylüyorsunuz. Siz onun ehli değilsiniz" denilir. Hz. Zeyd İbni Erkam (r.a.)
472 7 Ümmet şeriatı hasene üzerine devam eder, aralarında şu üç hal zahir olmadıkça; İlim kendilerniden alınmadıkça, aralarında habis veled çoğalmadıkça, "Sakkarun" aralarında zahir olmadıkça, Dediler ki: "Sakkarun nedir?" Buyurdu ki, bunlar içmeden sarhoş olanlardır. Ahir zamanda gelirler, birbirlerile karşılaştıklarında aralarındaki selamları lanetleşmektir. Hz. Muaz İbni Enes (r.a.)
472 8 Kıyamet gününde şu beş şeyden hesap vermedikçe Adem oğlunun ayakları Rabbının huzurundan ayrılmaz: Ömrünü nerede ifna etti. Gençliğini nasıl geçirdi. Malını nasıl kazandı. Malını nereye harcadı. İlmi ile nasıl amel etti. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
472 9 Kulun ayakları ayrılmaz, şu dört şeyden sual olmadıkça: Ömrünü nerede ifna etti. İlmi ile nasıl amel etti. Malını nerede kazandı, nasıl harcadı. Cismini nerede çürüttü. Hz. Berze (r.a.)
472 10 Bir adama karısını niye dövüyor diye sorma. Kime itimad ediyor kime itimad etmiyor diye de sorma. Vitri kılmadan da uyuma Hz. Ömer r.a
iple eu
YanıtlaSilSI
Inpa ijun 16asein eleшеѕ ре
BİR AYET
TARINTE BUGÜN
-1885-Anadolu'nun ilk lisesi (Idadisi) Kastamonu Abdurrahmanpaşa Lisesi temeli törenle atıldı.
1984- Bediüzzaman'ın talebelerinden Molla Hamid (Ekinci) vefat etti.
2
PERŞEMBE THURSDAY
MAYIS
MAY
De ki: Ona isyan edecek olursam hiç kimse beni Allah'ın azabından kurtaramaz; Ondan başka sığınacak birisi de bulamam.
Cin Suresi: 22
BİR HADİS
Nerede olursan ol, Allah'tan kork. Kötülüğün peşinden iyilik yap ki, onu silsin. İnsanlarla da iyi geçin.
Tirmizî, Birr: 55
Ey vesveseli arkadaş! Gel, bu azîm sarayın nakışlarına dikkat et ve bütün bu şehrin zînetlerine bak ve bütün bu memleketin tanzîmâtını gör ve bütün bu âlemin sanatlarını tefekkür et.
Sözler
HİCRİ: 23 ŞEVVAL 1445 - RUMI: 19 NİSAN 1440
KASIM: 177-GÜN: 123 KALAN: 243 - GÜN. UZ.: 2 DK
śijab einynz sle.
YanıtlaSil2025 BEDIUZZAMAN TAKVIMI
TARİHTE BUGÜN
1915-Çanakkale'de I. Kirte zaferi.
1960 - Türkiye'de ilk anarşik hadiseler.
NİSAN 28 PAZARTESİ
30 1446 ŞEVVAL
RUMI: 15 NİSAN 1441 KASIM: 172
BİR AYET
Sana her ne iyilik erişirse Allah'tandır. Sana her ne kötülük gelirse, o da kendi kusurun sebebiyledir.
(Nisâ: 79)
BİR HADİS
Ne kötü kuldur o kul ki sonsuz büyüklük ve yücelik sahibi olan Allah'ı unutur da kendinde bir şeref var sanıp kibirlenir.
(C. Sağîr, No: 1725)
İmanın o derece kesretli hakikatleri var ki, binbir esma-i İlâhiye ve sair erkân-ı imaniyenin kâinat hakikatleriyle alakadar çok hakikatleri var. Emirdağ Lahikası
1-0
Windi
eam Vatu
Abdülmuttalib, yaşı ilerleyip dunyadan ayrılma ihtimali arttıkça Nur Torununa daha çok bağlanıyordu. Hatta son zamanlarında, başlangıçta temenni hâlindeki, "onun peygamberliğine kadar yaşama" isteği giderek ask
YanıtlaSilTARİHTE BUGÜN
1481-Yedinci Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmed vefat etti.
- 1951-Demokrat Parti meclis grubunda din eğitiminin genişletilmesi istendi.
1978-Tarihte ilk kez bir bilgisayar ağı üzerinden yığın mesaj gönderildi.
3 CUMA FRIDAY
MAYIS MAY
BIR AYET
Iman edip güzel İşler yapanları, muhakkak ki Allah, altından ırmaklar akan Cennetlere koyar. Şüphesiz Allah dilediğini yapar.
Hac Suresi: 14
BİR HADİS
Haramlardan sakın ki, insanların en çok ibadet edeni olasın.
Tirmizî, Zühd: 2
Namazda ruhun ve kalbin büyük bir rahatı vardır. Hem cisme de o kadar ağır bir iş değildir. Hem namaz kılanın diğer mübah dünyevî amelleri, güzel bir niyet ile ibadet hükmünü alır.
Sözler
HİCRİ: 24 ŞEVVAL 1445 - RUMI: 20 NİSAN 1440
KASIM: 178-GÜN: 124 KALAN: 242 - GÜN, UZ.: 3 DK
Imenk
Günes
Öğle
İkindi
Akşam Yatsı
Imsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam Yatsı
05 10 12:00 16 50 20:01 21.31
Su mucize-i taamiye ve mucize-i mâiye ise, mucizeden ziyade bir keramettir; belki kerametten ziyade bir ikramdır; belki ikramdan ziyade, ihtiyaca binaen hir ziyafet-i Rahmaniyedir. Onun için, çendan dâvâ-yı nübüvvete delildir ve kalmış, bir çekirdekten bin batman hur-Hama
YanıtlaSil(asm)
Muciza
2025 BEDIU MAN TAKVIM
TARİHTE BUGÜN
1919 - İtalyanların Antalya'yı işgali.
-1945-Nazi lideri Adolf Hitler'in tabancayla intiharı.
NİSAN
29 SALI
1 1446 ZİLKA'DE
RUMI: 16 NİSAN 1441 KASIM: 173
BİR AYET
Nefsini günahlardan arındıran kurtuluşa ermiştir. (Şems: 9)
BİR HADİS
En faziletli cihad, kişinin nefsiyle ve gayr-ı meşrů istekleriyle cihad etmesidir.
(C. Sağır, No: 725)
Bu asırda en büyük tehlike benlikten ve hodfüruşluktan ileri geldiğinden, ehl-i hak ve hakikat, mahviyetkârâne daima kusurunu görmek ve nefsini itham etmek gerektir. Emirdağ Lahikası
Imsak
Günes
Ögle
İkindi
Akşam
Yatsı
Imsak Güneş
Öğle
İkindi
Akşam Yatsı
103 21 19
alabilenler na gelenle dendi KabeYIYIkm çalışan Habeş komutan ve ordusunu ak oldukları azap cinslerini kimse inkâr edemiyordu zaten. Bütün bu müstehak unlar ler, daha kısa bir süre önce gerçekleşmemiş miydi? Geçmiş kavimle inancı ile birleşince hesaptan çekinen Abdülmuttalib için Nur Torunu ahiret in bir sığına aktı. Onun yüzü suyu hürmetine Allah'ın kendisini de bağışlayac acağına tasıyordu. erin
YanıtlaSilTARİHTE BUGÜN
-672-Eyüp Sultan Hazretlerinin vefatı.
-1421-Sultan Çelebi Mehmed'in vefatı.
1920-Maarif Vekâleti
(Milli Eğitim Bakanlığı) kuruldu.
4
CUMARTESİ
SATURDAY
MAYIS
MAY
BİR AYET
Dileyen ondan öğüt alır.
Ancak Allah dilemedikçe onlar öğüt alamazlar.
Müddessir Suresi: 55-56
BİR HADİS
Allah'ın takdir ettiği rızka razı ol ki, insanların en zengini olasın.
Tirmizî, Zühd: 2
Hem peder ve valideyi şefkatle teçhiz eden ve seni onların merhametli elleriyle terbiye ettiren hikmet ve rahmet hesabına onlara hürmet ve muhabbet, Cenâb-ı Hakk'ın muhabbetine aittir.
Sözler
HİCRİ: 25 ŞEVVAL 1445 - RUMI: 21 NİSAN 1440
KASIM: 179-GÜN: 125 KALAN: 241 - GÜN. UZ.: 2 DK
fate su sir içindir ki, mucize i taamiye hanin-i ciz' derecesine çıkmıyor. Fakat liyet itibarıyla, hanîn-i ciz' gibi müteva o iki mucizenin cinsleri ve nevileri, kül evatir ve kesretlidir. Hem taamin bereketini rından suyun akmasını herkes göremiyor, yalnız eserlerini görüyor. Onun için fazla intişar etti.
YanıtlaSilTARİHTE BUGÜN
1909-Bediüzzaman Said Nursî 31 Mart Vak'asına karıştığı iddiasıyla tevkif edildi, Divan-ı Harb-i Örfi'de yargılandı ve beraat etti.
2016 - Son Şahitler'den Ali Çakmak vefat etti.
2019-Son Şahitler'den Kezban Tokpınar vefat etti.
NİSAN 30 ÇARŞAMBA
1446
ZİLKA'DE
RUMI: 17 NİSAN 1441
KASIM: 174
BİR AYET
Bu dünya hayatı bir oyun ve oyalanmadan başka bir şey değildir. Asıl hayata mazhar olan ise âhiret yurdudur. (Ankebût: 64)
BİR HADİS
Dünyada garip veya yolcu gibi ol. Kendini kabre girmişlerden say.
(C. Sağır, No: 3052)
Aklı başında olan insan, ne dünya umurundan kazandığına mesrur ve ne de kaybettiği şeye mahzun olmaz. Zira dünya durmuyor, gidiyor. İnsan da beraber gidiyor. Sen de yolcusun.
Mesnevî-i Nuriye
Imsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Imsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
0410 OF E7
12:04
16 56
20:06
21 38
ISPARTA
04 25 05 56
13.00
16
46
19 54
21.19
Ehl-i Sünnetin Peygamberimizin (asm) ana-babasının Imanları hususunda ortak kanaati Cennet ehlinden olduklarıdır. Çünkü onlar fetret devrinin insanların-dandı. Öylelere azap edilmeyeceği, İsra Suresinin 15. ayetinde belirtilmekteydi. Fetret döneminde yaşıyor olmakla birlikte, onlara kadar ulaşan şekli ile Hz. İb-rahim'in (as) tebliğine tâbi idiler, yani Haniflerdendiler. Ayrıca Peygamberimiz ba ların soyundan, temiz anaların rahminden naklo-
YanıtlaSilTARİHTE BUGÜN
-2000-Anayasa Mahkemesi başkanı Ahmet Necdet Sezer, Türkiye Cumhuriyeti'nin 10. cumhurbaşkanı seçildi.
5 PAZAR SUNDAY
MAYIS
MAY
BİR AYET
Rabbiniz sizi en iyi bilendir. Dilerse size merhamet eder, dilerse azap verir.
İsra Suresi: 54
BİR HADİS
Biri sana dil uzatır ve sende olmayan bir kusurla seni ayıplarsa, sen onu sahip olduğu kusurla dahi
ayıplama.
Müslim, Birr: 144
Her şey her şeyle bağlıdır. Bir şey her şeysiz yapılmaz. Bir şeyi halk eden, her şeyi halk etmiştir.
Öyleyse, bir şeyi yapan Vâhid, Ehad, Ferd, Samed olmak zaruridir.
Mesnevî-i Nuriye
Nasıl ki insan gider, disten nakleder; mesele-i şer'iye müftüden haber alınır, ve ha-mühendi bir ilaca muhtaç olsa, bir tabibe gider, hendese için muhendis
YanıtlaSilÖyle de Sahabe içinde, ehâdis-i Nebeviyeyi gelecek asırlara ders ver-anen muvazzaf idiler, bütün kuv-
TARİHTE BUGÜN
1909-Bediüzzaman'ın
31 Mart Vak'asına karıştığı iddiasıyla tevkif edildiği haberi Cerîde-i Sôfiyye'de yer aldı.
-2016-Son Şahitler'den Kemal Ural vefat etti.
Emek ve Dayanışma Günü
Yunus Emre Sanat ve Kültür haftası.
MAYIS
01 PERŞEMBE
314 1446
ZİLKA'DE
RUMI: 18 NİSAN 1441 KASIM: 175
BİR AYET
Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et...
(Tâhâ: 132)
BİR HADİS
Allah beni kullarına karşı katı ve güçlük çıkaran olarak değil, öğretici ve kolaylaştırıcı olarak gönderdi.
(C. Sağîr, No: 1018)
İbadet, yaratılışın ücreti ve neticesidir.
İşaratü'l-İ'caz
DİNÎ VAZİFENİN GEREKTİRDİĞİ
YanıtlaSilBAZI VASIFLAR
TENKİT DÜŞÜNCESİNE SAHİP OLMAK
Bilgilerin iyi bir şekilde kullanılması, düşünce ka-biliyetinin gelişmiş olmasına bağlıdır. Umumiyetle insanlar düşünme zahmetine katlanmak istemez-ler. Herhangi bir özelliğ ile sivrilmiş olanlara tâbi olmayı tercih ederler. Bu durumda vazifeleri baş-kalarına yol göstermek olan kimseler, gerçekten doğru, tarafsız ve geniş düşünmeye, basiretli ve sağ duyulu olmaya mecburdurlar. Aksi halde dar ve sathî mantıklar içinde kalınarak yanlış hüküm-ler verilir. Büyük ve karışık problemler karşısında kalan geri ve yetersiz düşünce sahipleri durumla-rını korumak için çok defa asabîleşirler, tedhişe başvururlar veya riyaya sığınarak çeşitli maskeler kullanırlar.
★
HİKMETLİ SÖZLER
Edebin başı kişinin kendi haddini bilmesidir.
Gerçeğini idrak edemediğin şeyi inkâr etme.
Bir şey sınırını aşınca zıddına döner.
Bilginin meyvesi, bilinen şeye uygun yaşamaktır.
YanıtlaSil
Yuksel9 Mayıs 2025 05:59
Ey gönül! Kendini veznetmeye kantar ara, bul! Yürü kantarına, halis ayar ara, bul!
Ne kazandın bu mülkü fâni fenâya geleli? Serseri gezme boşa, zikr ile settar ara, bul! Saltanat, mülki konak birgün elinden gidecek, Sana bâkiyde bir ev yapacak mimar ara, bul! Seni bu nefs bir gün, dosta düşman edecek, Yürü; dil mülküne bir ehli-kumandan ara, bul! Aldanma, azizim, bu dünyanın nakşına, nakkaşına; Hazreti Adem gibi girsen hezaran yaşına, Åkıbet gelirsin bir gün şu musalla taşına, Kapatırlar seni bir hali haraba yalınız, O karanlık gecede kendine bir dost ara, bul! Ummete farz olunan; savmı, salât, haccı-zekât, Ol şefaat şerefi Ahmedi muhtar ara, bul!
Ey Cevahi; Ara gör derdine ilaç, Kevserin sâkisi olan Haydarı-Kerrar ara bul!
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
104 1 Bir müslüman, lâyıkı ile abdest aldığında ve namazını da lâyıkı ile kıldığında, namazdan çıkarken annesinden yeni doğmuş gibi çıkar. (Bütün günahları dökülür.) Hz. Osman (r.a.)
104 2 Kulun uykusunda ruhu kabzolur. Ve geri verilib verilmeyeceğini de bilmez. Vitir namazını kılıp yatması onun için daha hayırlıdır. Ayda üç gün oruç tutan, ayın hepsini oruçlu geçirmiş gibi olur. Çünkü Allah bire on sevab verir. Kul, kendisinden her "Sülâmâ"sının bir zekâtı olduğu halde sabahlar. "Sülâmâ nedir? Ya Resulallah" denildi. Buyurdu ki: "Ceseddeki her kemiğin mafsalıdır. Eğer o kul, dört secde ile iki rek'at namaz kılarsa (İşrak veya duha namazı) cesedinin zekâtını ödemiş olur. Hz. Ebud Derda (r.a.)
104 3 Kul namaza durduğunda, ona Cennet kapıları ve Rabbi ile arasında bulunan perdeler açılır. Huriler ona karşı bulunurlar, tükürmedikçe ve sümkürmedikçe. Hz. Ebû Ümâme (r.a.)
104 4 Kul bir çok zamanlar, bir çok zamanlar, bir çok zamanlar müslüman yaşar. Fakat sonunda Allah'ın gazabına uğrayabilir. Yine, ömrünü hep küfürle geçirir. Fakat sonunda Allah'ın Rahmetine uğrayabilir. Kim ki herkese gıybet ederek ve fena lâkap takarak ölürse, kıyamette, burnu ile iki dudağı arasına damga vurulur. Hz. İbni Amr (r.a.)
104 5 Kul, her harcadığından me'cur olur. Yalnız binaya harcadığından olmaz.(Fazlasına giderse) Hz. Habbab (r.a.)
104 6 Kulun, eğer azmi, meramı (tasası) dünya olursa, Allah onun meşgalesini, ihtiyacını açar, yayar. Ve ihtiyacını iki gözü arasına koyar. Akşam yatar fakir, sabah kalkar fakir. Eğer, azmi ve meramı ahiret olursa, Allah onun meşgalesini toplar. İhtiyacını kaldırır. Zenginliği kalbine verir. Zengin yatar zengin kalkar. Hz. Enes (r.a.)
104 7 Kul hasta olur, kalbi rikkat kesbeder. Günahlarını hatırlar, sinek kadar yaş döker. Bunun yüzü suyu hürmetine kendisine mağfiret olunur. Eğer kalkarsa günahlarından sıyrılıp kalkar. Ölürse mağfiret olunur. Hz. Enes (r.a.)
104 8 Kula, duadan üç şeyden biri şaşmaz; Ya günahı affolunur, ya hayrı çoğaltılır. Veyahutta işlenmiş amel ecri alır. Hz. Enes (r.a.)
104 9 Kul zulme uğradığında, intikam alamamış, yardımcı da bulamamış olduğu halde, ellerini göğe kaldırmış dua ederse, Allah ona; "Lebbeyk kulum: Ben sana dünyada ve ahirette yardım edeceğim." buyurur. Hz. Ebud Derda (r.a.)
104 10 Kul namaza durduğunda sağa sola bakarsa, ona Rabbi buyurur ki: "Ey kulum, Ben senin iltifat ettiğin şeylerden hayırlıyım." 2'inci ve 3'üncü defa bakarsa yine aynı şekilde buyurur. 4'üncü defa bakarsa ondan yüz çevirir. Hz. Huzeyfe (r.a.)
104 11 Kul bir yalan söyler ki, melek onun ağız kokusundan bir mil öteye kaçar. Hz. İbni Ömer (r.anhüma
Allah Teâlâ buyuruyor:
YanıtlaSil"DİNLERİNE UYMADIKÇA YAHUDİLER DE HIRİSTİYANLAR DA ASLA SENDEN RÂZI OLMAYACAKLARDIR.
De ki: <<Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır."
(el-Bakara, 120)
MAHINUR AYDIN
YanıtlaSilTARİHTE BU AY
1 Mart 2021 Pazartesi/ 17 Receb 1442 Hendek Gazvesi 11-24 Mart 677 "Istiklal Marşı'nın, Meclis'te Ilk Kez Okunman (1921)/ Yeşilay (Hilal-Abdarim Kurulması (1920)
2 Mart Salı/18 Receb Şah 1 Nak sibend Hazretleri'nin Vefatı (1389)/Emir Sultan'ın Vefatı (1430)/Imam Buhari'nin Vefatı (869)
3 Mart Çaryamba/19 Receb-Halife-in Kaldırılması (1724)/Diyanet Is leri Başkanlığı'nım Kurulması (19241/Tevhid i Tedrisät Kanunu'nun Çıka rılması (1924/ Vakıflar Genel MO-dürlüğü'nlin Kurulması (1924)
4 Mart Perşembe/20 Receb-Sela haddin Eyyübi'nin Vefatı (1193)/Os-manlı Hanedanı'nın Sürgüne Gön derilişi (1924) M. Es'ad Erbili Efen di'nin Wefit (1931)
5 Mart Cuma/21 Receb BM'nin, Bosna'ya Türk Askeri Gönderilme sini Kabul Edişi (1994)
6 Mart Cumartesi/22 Receb-Piri Reisin Vefatı (1554)/ Omer Seyfed-din'in Vefatı (1920)/ Imam-Hatip Okulları'nın Açılışı (1951)/ Üçüncü Cemre'nin (Toprağal Düşüşü
7 Mart Pazar/23 Receb-Artvin'in Düşman Işgalinden Kurtuluşu (1921 Istiklal Mahkemeleri'nin Kaldımlışı (1927)
Mart Pazartesi/24 Receb Pey gomberimizin Arafat'ta Veda Hutbe-si'ni Iradı (6321/Yıldırım Bayezidin Vefati (14031/Dünya Kadınlar Günü
9 Mart Salt/25 Receb- Laleli CA-mii'nin İbadete Açılması (1764)
10 Mart Çarşamba/26 Receb- Mi tac Kandili/Imam Cafer-i Sadık Haz-
retleri'nin Vefatı (765)/ Telefonun Icadı (1876)/ Bekir Topaloğlu'nun Veflith (2016)
11 Mart Perşembe/27 Receb- Tür kiye'nin IMF'ye Katılışı (1947)/ Bos-narda Sırp Katliamının Başlaması (1992)/ Kocakarı Soğukları'nın Baş-laması (11-17 Mart)
12 Mart Cuma/28 Receb- İstiklal Marşı'nın Kabulü (1921)/ 12 Mart Muhtırası (1971)
13 Mart Cumartesi/29 Receb-Sela-nik'in Fethi (1430)/ Rümi Yılın Son
14 Mart Pazar/1 Şaban-Bedir Gaz-vesi (624)/ Rümi Yılbaşı, Rümi Tak vimin Kullanılmaya Başlanması (1840)/Tıp Bayramı
15 Mart Pazartesi/2Şaban-Molla Fenari'nin Vefatı (1431)/Dünya Tüke ticiler Günü/Suriye'de Iç Savaş Baş ladı (2011)
16 Mart Salı/3Şaban-İtiläf Devier-leri'nin İstanbul'u İşgali (1920)
17 Mart Çarşamba/4Şaban-Ibn-i Haldun'un Vefatı (1406)/ Niyazi-1 Mısri'nin Vefatı (1694)/ Konya'nın Kurtuluşu (1920)
18 Mart Perşembe /5 Şaban Ça-nakkale Deniz Zaferi (1915)/ Uzay-da lik Yürüyüş (1965)
19 Mart Cuma/6Şaban-Süveyş Ka nalı'nın Açılması (1866)/L. Osmanlı Mebüsän Meclisi'nin Açılışı (1877)/Hasan Celal Güzel'in Vefatı (2018)
20 Mart Cumartesi/7Şaban-Ada-na'da Deprem (1945)/ABD'nin Irak İşgalinin Başlaması (2003)/ Ham-sin'in Sonu
21 Mart Pazar/ 8 Şaban- Nevruz (likbaharın Başlangıcı Halepçe Katliamı (1988)/ Gece ile Gündü zün Eşit Olması
22 Mart Pazartesi/9 Şaban-Çaldı-ran Zaferi (1514)
23 Mart Salı/10 Şaban- Uhud Gaz-vesi (625)/ Bediüzzaman Said Nur-si'nin Vefatı (1960)/ Pakistan Cum-huriyeti'nin Kurulması (1956)
24 Mart Çarşamba/11 Şaban-Ab-basi Halifesi Harun Reşidin Vefa t: (809)/ Verem Mikrobunun Keş fi (1882)
25 Mart Perşembe/12 Şaban Av rupa Topluluğu'nun (AT) Kuruluşu (1957)/ Muhsin Yazıcıoğlu'nun Ve fatı (2009)
26 Mart Cuma/13Şaban-Hallac-Mansur'un Vefatı (922)/ Edirne'nin İşgali (1913)/ Kral Faysal'ın Öldürül mesi (1975)/Mısır-İsrail Barış Anlaş ması (1979)
27 Mart Cumartesi/14 Şaban-Be-rat Kandili/Ingiltere-Rusya Arasın-da Kırım Savaşı (1854)/Gediz Depre-mi-1086 kişinin vefatı (1970)
28 Mart Pazar/15 Şaban- Gazian tep Müdafaası ve Şahin Bey'in Şehä deti (1920)
29 Mart Pazartesi/16 Şaban- Hu neyn Gazvesi (630)/ Fahreddin er-Râzi'nin Vefatı (1210)
30 Mart Salı/17Şaban-Fatih Sultan Mehmed'in Doğumu (1432)/Mithat Cemal Kuntay'ın Vefatı (1956)
31 Mart Çarşamba/18 Şaban-Hu-deyblye Antlaşması (628)/Eyfel Ku lesi'nin Yapılışı (1889)
MART
2021
Allah Teâlâ buyuruyor:
YanıtlaSil"Ey îman edenler! Kendi dışınızdakileri sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten aslâ geri durmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler.
Gerçekten, kin ve düşmanlıkları ağızlarından (dökülen sözlerinden) belli olmaktadır. Kalplerinde sakladıkları (düşmanlıkları) ise daha büyüktür. Eğer düşünüp anlıyorsanız, âyetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz.
İşte siz öyle kimselersiniz ki, onlar sizi sevmedikleri hâlde siz onları seversiniz. Siz, bütün kitaplara inanırsınız; onlar ise, sizinle karşılaştıklarında «İnandık!>>> derler; kendi başlarına kaldıklarında da, size olan kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar.
De ki: <>> Şüphesiz Allah kalplerin içindekini hakkıyla bilmektedir.
Size bir iyilik dokunsa, bu onları tasalandırır; başınıza bir musibet gelse, buna da sevinirler. Eğer sabreder ve takva sahibi olursanız, onların hilesi size hiçbir zarar vermez. Şüphesiz Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır."
(A1-1 Imran, 118-120)
Dünya hayatı bir rüyadan ibarettir.
YanıtlaSilDünyada servet ve makam sahibi olmak, rüyada define bulmaya benzer.
Dünya malı, nesilden nesle aktarılır, yine dünyada kalır. Esas meziyet; malı, canı ve makamı doğru kullanmayı bilip âhiret sermayesi yapabilmektir.
24
YanıtlaSil
Yuksel11 Mayıs 2025 08:36
Sebnem
that 6. Sap 26 - Nuan 2007
Kadın ve Aile Dergisi
YanıtlaSil
Yuksel11 Mayıs 2025 08:38
Sebnem
Aylık Kadın ve Aile Dergisi Yıl 6 • Sayı 26
www.sebnem.org
Sahibi: Altınoluk Yay. San.
Mam Sesli ve Gör Yay
Şüphe doğruları bulmak için koşmaktır.
YanıtlaSilBir Şair
M. Esad COŞAN
Akra Fm.
Günün Sohbeti
YanıtlaSil
Yuksel11 Mayıs 2025 08:56
em almak gerekir.
Şüphe, insanı rahat koymaz ama çok tehlikeden kurtarır.
Şüphe, insanı huzursuz ve rahatsız eder. Ancak şüphe saye-sinde bazı tehlikeler ve kötü olaylar önceden tespit edilebi-lir. Bu nedenle bazen şüphe çok yararlı olur.
Benzeri: Korkulu rüya görmektense uyanık kalmak yeğdir.
Şüpheli pazar mideyi bozar.
İnsan bir alışveriş sırasında dürüst ve açık olmalıdır. Alışverişte dürüst olunmazsa arkadaşlık ve dostluklar bozu-lur, zarar görür.
YanıtlaSil
Yuksel11 Mayıs 2025 08:57
ATASÖZLERİ VE DEYİMLER SÖZLÜĞÜ
Atasözleri Sözlüğü
Mehmet HENGİRMEN
"Sizi boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzûrumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?"
YanıtlaSil(el-Mü'minûn, 115)
***
"Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık. Onları sadece gerçek bir sebeple yarattık. Fakat onların (yani insanların) çoğu (gafletlerinden dolayı) bilmiyorlar." (ed-Duhân, 38-39)
YanıtlaSil
Yuksel15 Mayıs 2025 08:55
Rivâyete göre bir gün Hazret-i Îsâ -aleyhisselâm-:
"-Ölülerle oturmaktan sakının, zira kalpleriniz ölür!" buyurdu.
Kendisine: "-Ölüler kimlerdir?" diye sorulunca da, şu karşılığı verdi:
"-Ölüler, dünyaya dalanlardır. (Yani canlı cenâzelerdir.)"
(Ebû Tâlib el-Mekki, Kütü'l-Kulüb, Beyrut 1426, c. I, sf, 176)
YanıtlaSil
Yuksel15 Mayıs 2025 08:58
Oruç, nâil olduğumuz sayısız nîmetlerin kadrini bildiren, o nîmetleri lutfeden Allah'a karşı şükran hisleri uyandıran, nefsânî arzu ve temâyülleri bertarâf eden, gönlü maddenin esâretinden kurtarıp "sabır" denilen en yüksek ahlâkî meziyete eriştiren bir ibâdettir.
YanıtlaSil
Yuksel15 Mayıs 2025 09:01
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
"(Yapacağınız hayırlar), kendilerini Allah yoluna adamış, bu sebeple yeryüzünde kazanç için dolaşamayan fakirler için olsun. Bilmeyen kimseler, iffetlerinden dolayı, onları zengin zanneder. Sen, onları sîmâlarından tanırsın. Çünkü onlar, yüzsüzlük ederek istemezler. Yaptığınız her hayrı, muhakkak Allah bilir." (Bakara, 273)
AYDAKİ EZAN SESİ!
YanıtlaSilBazen, ilml bir gerçek, Bazen, kısa bir ayet
ve bazen de bu ayetlerdeki ve sayılardaki muhteşem Ahenk. Bunların herbiri, çeşitli milletlerin mensubu olan birçok bahtiya-rın kalbini yumuşatmış ve onların İslâmiyetle şereflenmesine sebep olmuştur.
Işte Kaptan Cousteau, işte Cat Stevens, Roger Garaudy ve diğerleri.
Ve şimdi de Neil Armstrong.
Onun İslâmiyetle şereflenmesinin sebebi ise bambaşka ve tüyler Ürpertici.
Ay'a ilk defa ayak basan insan olmakla şereflenen bu astronot'un kalbini derinden derine gelen bir ezan sesi yumuşatacak ve onu gerçek mânâdaki yükselişe ulaştıracaktır.
Araştırma ve tercüme:
Yük. Müh. Hasan PEKŞEN
Yıl 1969 Temmuz'un 16'sı Saat 9:31
Florida'nın sıcak ve boğucu havasına rağmen 55 ülkeden 3493 muhabir ve 1 milyona yakın Insan, birkaç kilometre ötedeki za rif bir füzenin kalkışını beklemekte-
Apollo 11'in guçlü satürn motorlarından fış-kıran alev ve dumanlar, aya ilk defa ayak basa-cak olan astronotların (N.Armstrong, E.Aldrin ve M.Colins) bulunduğu füzeyi dünyadan ayırıyor.
dir. Ancak meraklılar sadece on lardan ibaret değildir ve yeryüzu nün değişik bölgelerindeki yüzmıl yonlarca insanın dikkati, o füzeye yönelmiştir
Bu kadar büyuk bir heyecana sebep olan ve belki de yaratıldığın dan beri dünyada en fazla ilgi top-layan bu hadise nedir?
Sorunun cevabını, füzelerin Ustadı olarak bilinen Wernher Von Brown'dan dinleyelim.
Şimdiye kadar ay'a yapti ğımız insansız uçuşlar, bize epеусе bilgi sağlamıştır Ancak Neil Armstrong'un aydaki ilk adımları. insanlığın yükselişinde yeni basa maklar teşkil edecektir.
YanıtlaSil
Yuksel16 Mayıs 2025 05:14
ZAFER
İLİM - ARAŞTIRMA DERGİSİ
HAZİRAN 1983 SAYI: 78
Aydaki
YanıtlaSilDâvet !