Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla anlamına gelen "Bismillahirrah- nânirrahîm" âyetinin adıdır. Besmeleye 'Allah'ın adını anmak" anlamına gelen 'tesmiye" de denir. Besmele, Neml sûre- sinin 30. âyetinin bir bölümü ve Fâtiha sûresinin ilk âyetidir. Tevbe sûresi hâriç diğer sûrelerin başında besmele yazıl- mıştır. Sûre başlarındaki besmeleler, müstakil birer âyettir. Ancak o sûreye dahil değildir.
Peygamberimiz (a.s.) her hayırlı işe besmele ile başlanmasını tavsiye etmiş ve "Besmele ile başlanmayan her iş be- reketsiz ve sonu güdüktür" buyurmuştur (Aclûni, Keşfü'l-Hafa, II,174). Kur'ân okumaya, bir şey yiyip içmeye ve bir işe başlanır- ken besmele çekilir. Kur'ân'da Allah'ın adı anılmadan kesilen hayvanların etleri- nin yenmeyeceği bildirilmiştir (En'âm, 6/121).
Besmele çeken insan; başka bir var- lık adına değil sadece Allah adına, O'nun rızası için ve O'nun izniyle başlı- yorum, demiş olur. Besmelede Yüce Ya-
YANITLASİL
yuksel22 Mayıs 2024 13:52 ratıcının üç ismi geçmektedir: Allah, Rahman ve Rahim. Besmele çeken Kur'ân okumuş ve Allah'ı anmış olur,
Ben nefs-i emmareyi İngilizce'ye 'zalim' (tyrannical) olarak tercüme ettim. Bu bize zulmeden nefistir. İlginçtir; Mevlana nefs-i emmareden firavun olarak bahseder. Nefs-i emmareyi İngilizce'ye çevirmeye kalkıştığımda endişelenmiştim. Ben kimdim ki, kısır Kur'an ve Arapça bilgimle Kur'ani bir kavramı tercüme etmeye kalkışıyordum! Mevlana'nın kitabını okuduktan sonra, 'Elhamdülillah, tercümem o kadar da fena değilmiş' dedim, çünkü orada nefs-i emmare Firavun olarak tasvir ediliyor.
YANITLASİL
yuksel27 Mayıs 2024 06:20 Ekim 2003 Sayı: 212 Şaban 1424-4.250.000 TL. (KDV dan
Vasiyeti terkeylemek; dünyada ayıp, ahirette de ateş ve lekedir. Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 250 / No: 6 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel6 Ağustos 2024 00:02 Dünyayı terketmek, sabırdan daha acıdır. Fi sebilillah kılıç vurmaktan da şiddetlidir. Bir adam bunu yaparsa, Allah ona şehid sevabı verir. Dünyayı terketmek; az yemek ve doymayı azaltmak ve insanların senasından hoşlanmamaktır. Zira kim insanların övmesinden hoşlanırsa, dünyayı ve nimetlerini sevmiş olur. Kimin de Cennetin ebedi nimetleri hoşuna giderse, dünyayı ve insanların kendini övmesinden hoşlanmayı terketsin. Ravi: Hz. İbni Mes'ud (r.a.) Sayfa: 250 / No: 9 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel6 Ağustos 2024 00:03 Size, tutunduğunuz vakit, asla dalalete düşmeyeceğiniz şeyi bıraktım: Allahın kitabı Kur'an ve Ehli Beytim. Ravi: Hz. Câbir (r.a.) Sayfa: 250 / No: 8 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel6 Ağustos 2024 00:06 Bu iş (din), gece ve gündüzün ulaştığı yerlerde mertebesini bulacak. Allah (z.c.hz.) ne bir kerpiç ev, ne de keçe bir çadır bırakmayacak, bu dini içerisine sokacak. Bununla azizi aziz, zelili zelil edecek. Allah'ın kendisi ile aziz edeceği izzet islamdır. Kendisi ile zelil edeceği zül de küfürdür. Ravi: Hz. Temim ed Dari (r.a.) Sayfa: 361 / No: 4 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel6 Ağustos 2024 00:07 Cennete girmeden evvel ihvanıma havzda kevser şarabı sunduğumu bir görseydim. Dediler ki: "Ya Resulallah biz senin ihvanın değil miyiz?" Buyurdu ki: "Hayır, siz Benim ashabımsınız. Benim ihvanım, Beni görmeden iman edenlerdir. Ben Rabbimin gözümü, sizinle ve Beni görmediği halde Bana inananlarla ruşen etmesini diledim. Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma) Sayfa: 361 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel6 Ağustos 2024 00:08 İman temenni ile değil, tahalli (kılık-kıyafetle) de değildir. İman kalbte takdis edilen bir sırdır ki, onu ef'al ve hareket tasdik eder. İlim de iki türlüdür. Lisan ilmi, kalb ilmi. Faydalı olan kalb ilmidir. Lisan ilmi ise Allah (z.c.hz)'nin insan aleyhindeki hüccetidir. (ikincisi ise amelidir.) Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 361 / No: 10 Ramuz El-Ehadis
Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı, dirildi; Zulmün ki, zeval aklına gelmezdi, geberdi! Alemlere rahmetti, evet, Şer'-i mübîni, Şehbâlini adl isteyenin yurduna gerdi.
Dünya neye sahipse, onun vergisidir hep; Medyun ona cemiyyeti, medyun ona ferdi. Medyundur o masuma bütün bir beşeriyyet... Ya Rab, bizi mahşerde bu ikrar ile haşr et!"
"Rabbim seni yaratmayı diledi Yarattı ve sonra 'Habibim' dedi Alemlere rahmet için gönderdi Allah tarafından seçilmiş insan, Muhammed Mustafa yoluna kurban
Canlar feda, nur nübüvvet tacına Mevla'ya yükselen o miracına, Emanet ettiğin veda haccına, Melekût, kâinat olmuştu hayran. Muhammed Mustafa yoluna kurban
Ey Resûl, bize kapıları aç Nurunla aydınlat, rahmetini saç Şimdi dünya sana, daha çok muhtaç Sen olmasan elbet olmazdı cihan Muhammed Mustafa yoluna kurban
Sevginle ruhumu karmak isterim Onunla cismimi sarmak isterim Ravzana bir daha varmak isterim Nasip eder ise o yüce Rahman, Muhammed Mustafa yoluna kurban
Çok günah işledik, yaptıksa isyan Tevbekâr olduk ve hem de pişman Sığınmışız sana ey şefaat-kân Tek kurtuluş yolu mübarek Kuran, Muhammed Mustafa yoluna kurban.
Yollar eğri büğrü, yanlış giderken Canavar insanlar, insanı yerken Halimiz arz etsek kime, sen varken Muhtacız ey Nebi, ey derde derman Muhammed Mustafa yoluna kurban."
kem Ki Resûlullah beni cezalandıracağını Fakat bilmezler mi ki, affin onun katında sone yokmuş
Biraz bana firsat ver, ey Kur'an ayetleri kendine inen Ki onda bir çok nasihat ve tafsilat vardır Bundan dolayı söylerken beni eşsiz bir heybet kaphyor Zira, sen bir hesaba çekilecek, sorgulanacaksın deniyor sence bilinen
Peygamber, kendisiyle nurlanılan eşsiz bir nurdur Ve. Allah'ın çekilmiş keskin bir kılıcı olarak durur."
Abdullah bin Revaha (ra)'yı biz hem Peygam- ber Efendimiz (sav)'i şiirleriyle koruması ve öv mesinden ve hem de muazzam Mute seferinde komutan olarak şehit oluşundan tanınız Nite kim onun, İslâmiyet'in meşhur ve büyük i-kinci kaynağı olan Sahih-i Buhari'de bulunan güzel bir şinni buraya almadan geçemezdik,
Ne mutlu bizlere ki, Peygamber Efendimiz (sav) anımızda bulunuyor ve Kitabını bize okuyor K bu sırada fecir de tulû etmiş bulunmaktadır.
O, bize bir körlükten sonra doğru yolu göstermiştir.
Bizim kalplerimiz de şeksiz, şüphesiz onun getirdiklerine kanaat etmiştir.
O, yanı döşeğinden uzak olarak bizimle beraber sabahlamıştır.
Halbuki, bu sırada müşrikler uykularının en derin yerinde, yataklarında devrilip yatmaktadırlar."
Yine çok meşhur bir eserin sahibi ve bazı has- talara şifa niyetiyle okunması asırlardan beri adet haline gelmiş olan İmam Bûsayri'nin bü yük Kasîde-i Bürde'sinden az bir parçayı buraya kaydediyoruz:
"Eğer ben günahla gelir, yani günah işlersem, kâinatın övünç kaynağı olan Peygamber Efen- dimiz (sav)'le olan ahd ü vefam bozulmaz ve onunla aramdaki bağ kesilmez."
"Zira kâinatın övünç kaynağı Peygamber Efen- dimiz (sav) tarafından benim için bir eman özel bir koruma vardır. Zaten Peygamber Efendimiz (sav) ahde sadakat bakımından insanların en üstünü ve vefalısıdır."
"Yaratılmışların kendisiyle övündüğü Efen- dimiz ahirette benim elimi tutmaz ve şefaatçi olmazsa; o zaman bana söyle, ey ayağı kaymış biçare, o zaman senin halin ne olur?"
"Ey halkın en keremlisi, en cömerdi ve en üs- tünü, hani insanlar için en belalı gün olan ölüm günü var ya, işte o gün senden başka insanlardan iltica edecek kimse yoktur."
Günümüzde Yemen ülkesinden, eserlerinin çoğu Peygamber Efendimiz (sav)'in övgüsün- den ibaret olan şair Abdurrahim el- Berî'yi de burada yad etmek münasip olacaktır;
"Ey Mudar kabilesinin eşsiz efendiler efendisi Sen medeniyetin de bedeviyetin de rahmetisin Ey Efendim, ey Peygamber, ey tek ümidim Ey kurtuluşum, sığınağım; o karşılaşma gününde Yüksek makamınla bana yardım et, zilletimi sundum Kerem et, şefaatinle mizanım hafif gelmesin Çağrımı işit, hastalıktan, hüzünden azat et, şiddetlerden koru
Hazreti Mevlâna Celaleddin Rumi Hazretleri şöyle der;
"Ben yaşadıkça Kur'an-ı Kerim'in kölesiyim
Ben, Peygamber Efendimiz (sav)'in ayağının toprağının kölesiyim Bir kimse benden bunun haricinde bir şey naklederse, Ben ondan da, onun sözünden de bıkmışım usanmışım."
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 360 1 Hacer-i Esved'e cahiliyet zamanı adamlarının manevi pislikleri bulaşmasaydı, ona dokunup da iyi olmıyan dertli kalmazdı. (Yeryüzünde yegane Cennet eşyasıdır.) Hz. İbni Amr (ra) 360 2 Bu parçaların başına bir ümmet olsaydı, hepsini tamamlamayı emrederdim. Koyu siyah kişileri öldürün. Hiç bir beyt ehli yok ki, evde köpek bağlasın da her gün sevabından bir kıratın eksilmesinin. Ancak av ve bekçi veya koyun köpekleri hariç. Hz. Abdullah İbni Makil (ra) 360 3 Köpekler, ümmetlerden bir ümmet biriktirir, onu siyah olanını öldürmeyi emrederdim. Lakin özelliklerinden siyah olup da gözünün üstünde çukurluk olanı öldürün. Zira onlar, cinlerin lanetlenmiş olanlarındandır. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 360 4 Adil hakime, kıyamet günü öyle bir sıra gelir ki: "Keşke iki adam arasındaki bir hurma davasını dahi görmeseydim." diye temennide bulunur. Hz. Âişe (r.anha) 360 5 İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, kalpleri acem kalbi olacaklar. Denildi ki: "Acem kalbi nedir?" Buyurdu ki: "Kalblerinde dünya muhabbeti, adetleri bedevi adeti gibi. Kendilerine rızık verilmiş mi hayvanlarını çoğaltır, gazayı zarar adder ve zekatı cereme sayarlar. Hz. İbni Ömer (r.anhüma) 360 6 İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, gökten yere bir taş düşse, ya bir facire kadına veya bir münafıka rastlayacak. Hz. Enes (ra) 360 7 İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, adamın malı nereden alındığına ehemmiyet vermiyecek. Helal den mi haramdan mı? Hz. Ebû Hüreyre (ra) 360 8 İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, yetiştirilen riba yemiyen hiç kimse kalmayacak. Yemese bile hiç olmazsa kendisine toz isabet ettirecek. Hz. Ebû Hüreyre (ra) 360 9 İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, onların şef önderleri hakim olacak. Şerlilerini bir geçirecekler. Onlar da elbette hayırlıların sevgisini izhar edecekler. Namaz vaktinden sonra bırakacaklar. Kim bu zamana yetişirse reis olmasın. Memur olmasın. Vergi memuru olmanın. Maliyeci de olmasın. Hz. Ebû Said (ra) 360 10 Kıyamet günü adam ailesinin elini elinde bulunduran, isteyen ki Cennete götürün. Ateş elleri kesecek ve nida olacak ki: "Âziz ve Celil olan Allah ona müşrike Cenneti haram kılmıştır." Bunun üzerine o , yine vereceği ki: "Yarabbi babasıdır. Yarabbi babasıdır. Yarabbi babasıdır." Onun üzerine babası çirkin bir suret ve kokmuş bir hale gelecek de artık o da babasına sahip olmayacak. Hz. Ebû Said (ra
1 Hacer-Eavede cahillyet zamanı adamlarının manevi pislikleri bu- Iasmasitydı, ona dokunup da iyi olmayan derdli kalmazdı. (Yeryüzünde yegane Cennet eşyasıdır.)
Hz. ibni Amr ra.
2. Bu köpekler başlı başına bir ümmet olmasaydı, hepsini öldürmeyi emrederdim. Koyu siyah olanları öldürün. Hiç bir beyt ehli yok ki, evde köpek bağlasın da her gün sevabından bir kırat eksilmesin. Ancak av. bekci veya koyun köpekleri hariç.
Hz. Abdullah ibni Makil ra
3 Köpekler, ümmetlerden bir ummet olmasaydı, her siyah olanını öldür- meyi emrederdim. Lákin köpeklerden siyah olup da gözünün üstünde çukurluk olanını öldürün. Zira onlar, cinlerin lanetlenmiş olanların- dandır.
Hz. Ibni Abbas r.a.
4 Adil hakime, kıyamet günü öyle bir sıra gelir ki, "Keşke iki adam arasındaki bir hurma davasını dahi görmeseydim." diye temennide bu- lunur.
Hz. Aişe r.a.
5 Insanlar üzerine bir zaman gelecek ki, kalbleri acem kalbli olacaklar. Denildi ki: "Acem kalbi nedir?" Buyurdu ki, kalblerinde dünya mu- habbeti, adetleri bedevi adeti gibi. Kendilerine rızık verildimi hayvan- larını çoğaltır, gazayı zarar addeder ve zekâtı cereme sayarlar.
Hz. ibni Omer r.a.
6 Insanlar üzerine bir zaman gelecek ki, gökten yere bir taş düşse, ya bir facire kadına veya bir münafıka rast gelecektir. Hz. Enes r.a.
7 Insanlar üzerine bir zaman gelecek ki, adam malı nereden aldığına ehemmiyet vermiyecek. Helûlden mi, haramdan mı? Hz. Ebu Hureеуге г.а.
8 Insanlar üzerine bir zaman gelecek ki, onlardan riba yemiyen hiç kimse kalmıyacak. Yemese bile hiç olmazsa kendisine tozu isabet edecek..
Hz. Ebu Hureyre r.a.
9 Insanlar üzerine bir zaman gelecek ki, onlara sefih önderler hakim olacak. Şerlilerini öne geçirecekler. Onlar da sureta hayırlıların sevgisi- ni izhar edecekler. Namazı vaktinden sonraya bırakacaklardır. Kim bu zamana yetişirse reis olmasın. Memur olmasın. Vergi memuru olmasın. Maliyeci de olmasın.
Hz. Ebu Said r..
10 Kıyamet günü adam babasının elini tutacak, istiyecek ki Cennete götürsün. Ateş ellerini kesecek ve nida olacak ki, "Aziz ve Celil olan Allah her müşrike Cenneti haram kılmıştır." Bunun üzerine o, yine diyecek ki. "Yarabbi babamdır. Yarabbi babamdır. Yarabb, babamdır." Onun üzerine babası çirkin bir suret ve kokmuş bir hale döndürülecek de artık o da babasına sahip olmayacak.
Ehli Sünnet itikadı, bize önce lazım olan Edile-i erbaadır, Hakkı batıdan ayınan Bid'atleri din bilenin akibeti gayet vahim Miftahımız olmalı Bismilahir-Rahmanir-Rahim
ASRIN MÜCEDDİDİNİ AÇIKLIYORUZ
1400, YILA GİRDİK:
Muharrem ayı ile başlayan müslümanla- rın yeni yılını, bu sene 15. asırda idrak ediyo- ruz. Bütün müslümanların yeni yıl ve yeni asrı birlik, beraberlik ve bereket içinde geçir- melerini Allahü teâlâ'dan niyaz ederiz.
HİCRİ YIL NEDİR:
Hicri yıl, Peygamber aleyhisselâmın, Mek- ke'den Medine'ye hicreti ile başlar. (Miladi 621 senesinin Temmuz ayının 16. Cuma gü- nü)
Hicri ay yılı 354, 367 gün, güneş yılı ise 365,242 gün sürer. Yani güneş yılı ay yılın- dan 10,875 gün fazladır. Bu fazlalık, 32,5 yıl- da ay yılının güneş yılına göre bir sene daha fazla olmasını sağlar. Ramazan ayı da en kısa günden en uzun güne kadar yılın her günü- nü dolaşır.
Muharrem ayının birinci günü müslü- manların yılbaşısıdır Kafirler kendi yılbaşı günlerinde käfirliklerini fazlalaştırırlar. Müs- lümanlar da kendi yılbaşılarında daha çok iyi- lik etmelidirler. Müsafaha edip tebrikleşmeli, hediyeleşmeli, yeni yılın hayırlı olması için dua etmeli, büyükleri, âlimleri, akrabayı, ar- kadaşları ziyaret ederek dualarını almalıdır.
14. ASRI NASIL GEÇİRDİK:
Çok karanlık içinde geçti. Asrın müced- didini görüp tanımak, bu koyu zulmet içinde ancak çok az kimselere nasip oldu. Halifelik
yıkıldı. Müslümanlar başsız kaldı. Ehl-i sün- net dışı cereyanlar hakim olmaya başladı. Su- udi Arabistan'da vehhabilik şiddetini artırdı. Dünya müslümanlarının arasına sızmağa baş- ladı. Libya, Suriye, Cezayir gibi Arap Ülkele- rinde sosyalistlik felaketi başgösterdi. İran' daki rafizilik Humeyni ile daha tehlikeli ol- maya başladı. Sahipsiz kalan müslümanların hamisi olmak onları kurtarmak için, dinde yenileme yapmak için birçok dinde reformcu kimseler müslümanların itikadını bozmağa çalıştılar. Selefilik ve mezhepsizlik hızla ya- yıldı.
Bütün bu menfi cereyanlara rağmen, as- rın müceddidinin bereketiyle bid'at fırkaları- nın bir dereceye kadar hızları kesildi. Bazı devletlerce Vehhabilik Ehl-i sünnet dışı oldu- ğu resmen kabul edildi. Ehl-i sünnet büyük- lerine ait kitapların dünyanın her tarafına yayılması ile müslümanlarda bir uyanma ha- reketi görülmeğe başladı.
MÜCEDDİD NEDİR:
Ehl-i sünnet mezhebinin derin âlimlerine MÜCEDDİD denir. Müceddidler cahiller, sa- pıklar ve din düşmanları tarafından müslü- manlar arasına sokulan hurafeleri, bid'atleri düzeltirler, Eshâb-ı kirâmın doğru imanı olan Ehl-i sünnet itikadını meydana çıkarırlar. Kendiliklerinden dine bir şey ilave etmedikle- ri gibi, dinden de bir şey çıkarmazlar. İslâmi- yete hizmet eden bu müceddid âlimlerin gele-
(Aşağıdaki sözler muteber kaynaklardan alın- miştir.)
Sizden evvel helök olanlara şu üç şey sebep olmuştur: Fazla konuşmak, fazla yemek ve fazla uyumak
Sözü çok olanın hatası çok olur, hatası çok olanın hayası az olur, hayåsı az olanın Iffeti az olur, Ifteti az olanın da kalbi ölmüştür.
Yeşilliğe ve akarsuya bakmak gözü aydınlatır. Tuzlu yemek ve başa sıcak su dökmek aydınlığı azaltır.
Kim amelinin, hizmetinin sevabına karşılık dun- yada veya õhirette bir mükafaat beklerse, kulluk vastının dışına çıkmıstır, ona sevap yoktur. Zira kulluk ancak riza-l ilahi icin olmalıdır.
Başınızdaki emir (rels) münker ile emretmediği müddetce ona itaat etmeniz vacibdir.
Sırrını saklayabilenler kendine hakim olur.
Sır verip korku ile yaşamaktansa, saklayıp ra- hot etmek lyl değil midir?
Sırrını sırdaşına söyleme, sırrın faş olur.
Sen sana sirdaş değilsen el nice sırdaş olur.
Seven odur ki, sevdiğinin rızasını her şeyin üs tünde tutor.
Sıkıntıların sıkıntısı, insanın zıtlarıyla düşüp
kalkmasıdır, Söylenecek yerde susmak, susulacak yerde söy-
lemek akla uymaz. Seher vaktinde uyuyanın salihlik Iddiası nasıl doğru olabilir?
Sevgili kulun alåmeti, kelőmı az, istiğfarı ise çok olur.
Seninle, nefsi arzuların arasında demirden bir duvar olmadığı müddetce, yaptığın İbadetlerin ta- dını bulamazsın.
Salih kimse tonrak gibidir, her fena sey onun Üstüne atılabilir. Fakat ondon sadece güzel şeyler cıkar.
Solih kimse, isi sözüne sözü İsine uvon kim- sedir. Yani olduğu gibi görünen veya göründüğü gi bl olan kimsedir.
Salih olabilmek için altı kapıdan geçmek gerek
Nimet peşinde koşmayı bırakıp sıkıntıya alış mak. 2- Azameti bırakıp tevazu sahibi olmak. 3-
1 Zenginlik ihtirasından vazgeçip Hakkın vergisine rå- zı olmak. 4- Tembelliği terk edip çalışmağa de vam etmek. 5 Emelleri bırakıp amellere sarılmak 6- Uykuyu terkedip ekseri vakitleri
uyanık geçir. mek.
Sana gelen bir dünyalık, o ilmin, o vazifen olma.
sa da yine geleceğine inanırsan o dünyalık sayıl maz. Aksi halde dinini dünya ile değişiyorsun de mektir.
En büyük sabır. Allahü teâlânın emir ve yasok larına karşı sabretmektir.
Sizden birinizin, din kardesinin Ihtiyacını põr mek, derdine ortak olmak veva kendisine havır dua- da bulunmak gibi maksatlar dısında ona NASILSI.
NIZ diye sorması münafıklık alâmetidir.
Bir kimse arkadaşına NASILSIN der de ihtiyacı
nı sormaz veya gücü yettiği halde, muhtaç olduğu şeyi ona vermezse, nasılsın sözü bir alay olur.
Söz ok gibidir, senden çıktı mı artik sen ona de, ğil, o sana hakim olur.
Sükût, õlim için bir zinet, câhile de bir perde-
dir.
Selef-i salihin, kullanmak için komşudan aldığı tencereyi, Içi dolu olarak teslim ederdi. Bazan da tencere sahibi, äriyet olarak isteyene boş olarak vermeyi bile hoş görmez, dolu olarak verirdi.
Bir İslâm büyüğü, verdiği silgiyi kendisine lade edene «Biz verdiğimizi geri almayıza buyurmuştu.
Bir büyüğe az yemesinin sebebini soranlara «At yükünü hafifletirse daha fazla menzil alır. derdi.
Allahü teâlâyı gafletle anmak, bir annenin çocu ğunu uyutmak için zikir okumasına benzer.
Ayıpsız dost arayan dostsuz kalır. Allahü teâlő bir kuluna hayır murad ettiği za
man onun amel kapısını açıp cedel ve çekisme ka pılarını kapatır. Şayet ser murad ederse, o zaman da amel kapılarını kapatıp cedel
kapısını açar. Hadis-i şerifte buyruldu: «Bir zaman gelecek ki, ümmetimden birisi dışa
rı çıkıp da birisiyle konuşacak olsa, o kimse onun Imanını çalar. İşte o zamanlar, müslüman olan kim- se zaruret olmadıkça dışarı çıkmasın, başkaları le görüşmesin.
Göz olmadıkça veya gözler kapalı olduğu müd- detçe eşya görülmez. Gözler sağlam ve açık olsa da karanlıkta eşyayı göremez, görebilmesi için ışı ğa ihtiyacı vardır. İşte bu karanlık asırda bizleri an- cak mürşid-l kämiller Allahü teâlânın rızasına ka vuşturur. Mürşid-i kamil olmadan kurtulmak çok zordur.
Hadis-i şerifte buyruldu:
Güzel ahlaklı olmak, geceleri kalm, gündüzle- ri saim olmaktan daha kıymetlidir.>>>
Dünya sevgisinin tevbesi olmaz. Onu kalbden çıkarıp atmak lazımdır. Bu da iki yolla olur: Bir büyüğün sohbetinde bulunmak veya bu mümkün ol- mazsa büyüklerin yazmış oldukları kitapları gece gündüz şevkle okumak ve onların yayılmasına ça- lışmakla,
Büyüklerin nazar ettiği bir taşa rôbita eden ev-
Ilya olur. Bu bakımdan büyükleri görmek veya onla- rı göreni görmek ne büyük saadet....
Büyükleri cok sevmell, zira onlara olan muhab- bet zavi olmaz.
Güleryüzlü, emin ve güvenilir olmak müslü manlığın alametlerindendir.
10 Comilerden (tecvide uygun) güzel sesler kalkar. (Demek ki zamane din görevlilerinin tegan- nileri kıyamet alåmeti oluyor.)
olur. 11 Aşağı kimseler meclislerde söz sahibi
12 Zararından korunmak için insanlara hür- met ve ikramda bulunulur.
13 İpek elbise giyillr.
14 Sofraya yenecek miktardan fazla yemek
ve ekmek getirilir.
15 Oyun ve çalgı aletleri çok kullanılır.
16- Sonra gelenler, önce gelenlere, bilgisiz ve
ahmak derler. (Mezhepsizlerin İmam-ı A'zom, mikro- bu, atomu bilmezdi, Biz dört mezhebin bilgilerini de bildiğimiz için mezhep imamlarından daha bilgiliyiz demelerinin kıyamet alőmeti olduğu anlaşılmakta- dır.)
17- Erkek lle kadınlar arasında harama vâsı- ta olanlar çok olur.
18- Emin kimseler az olur. Öyle ki filân yerde
emin bir kimse varmış denir.
19- Aşağı kimselerin aşağı evlatları, yüksek makamlara geçip insanlar arasında muteber olur.
20- Filân kimse pek akıllı ve nazik kişidir de- diklerinde, kalbinde zerre kadar iman bulunmaz ve böyle kimseler çok olur.
21 Adam öldürmek cok olur.
22- Dünya sıkıntı ve zorluklarından ötürü, In-
sanlar kabristandan geçerken «Keşke şu mezarda
yatan ben olsaydım. derier.
Gençier täsık olur. 23
24 Gençier kadın gibi olur, erkekler yoldan
çıkar. 25- Kadınlar taşkınlık eder şeri'at'ın hududunu aşar. (Fahişelik eder, yeme, içme ve giyimde israf eder, açık saçık gezer, kocasına karşı gelir, dediği
ni yapmaz.)
lir. 28 İbådetler kötü görülür, kötülükler ise iyi
Diğer küçük alámetler:
26- Emr-i ma'rut ve nehy-i münker yapılmaz.
Kötülükler emredilir, ibådetler yasak edi- 27
görülür. 29- Mescitler görünüşte mamur olur, İrşad yö
nünden harab olur.
*30 İbadet eyleyen cemaatın çoğu, câhil ve
gafil olup oluye benzer.
31- Din görevlileri vazifelerini para için yapar- lar. O zamanın alımieri insanların en şerlileridir. Fit-
ne onlardan çıkar.
32- Bid'atier zuhur eder.
33 Sunnetler unutulur.
34 Dini görevler ehli olmayanlara verilir. Deccalın yardımcıları çıkar.
35
36 Zálim ve yalancılar çok olur, mü'minleri yoldan çıkarırlar.
37 Her köşede yankesiciler türer, Insanların mal ve paralarını gasbederier.
38- İslám ádetleri silinir, hak söyleyenler ko- vulur, alimler fâsık, abitler câhil olur, yolculuk sür atli olur.
39 Şeriate ait İşler ayıp sayılarak terk edilir,
müslümanlara gerici denir. 40 Veihâsıl Beni İsrail zamanında görülen
çirkin İşler, kötü hal ve adetler ortaya çıkar.
BÜYÜK ALAMETLER:
Hadis-i şerifte on büyük alâmet belirmedikçe kıyametin kopmayacağı bildirilmiştir. Bunlar: 1-HAZRET-I MEHDİ: Adı Muhammed, babası-
nın adı Abdullah'tır. Hazret-i Fatıma evladındandır.
Adil bir devlet reisidir. Zamanın halifesidir. Mutlak
müctehiddir. Onun zamanında iki kişi ve İki hayvan arasında düşmanlık kalmaz. Her mü'min siddik bir veli olur. Mülhidler muvahhid ve zındıklar siddik olur. İså aleyhisselâm ile bir araya gelirler. 2 İSA ALEYHİSSELÅM: Zımmilerin imana
gelenlerini kabul eder, gelmeyip küfründe israr eden leri öldürür. Gökten iner, evlenir ve bir oğlu olur. 45 yıl yaşar, sonra vefat eder, Peygamber aleyhisselä-
Allahü teâlânın emri ile Sur'a üflendiği zaman ondan çok büyük ses çıkar. Öyle ki yeryüzünde ve gökte olanlar işitip can verirler. Cenâb-ı Hakkın ko- rudukları müstesnadır.
O gün gökler, yıldızlar, yeryüzü ve üstündeki her şey, her madde ve her kuvvet yok olacaktır. Bundan sonra Cenâb-ı Hak tecelli eder ve buyu- rur:
Kâfirler Cehennemden hiç çıkmazlar, azabları hiç hafiflemez ve hiç tükenmez, onlar için ölüm de yoktur.
CENNET:
Cennet, yedi veya sekiz tanedir. Cehennem gi- bi üst üste değildir. Yanyanadır. Enbiyânın, evliyâ- nın ve sülehânın Cennetleri ayrıdır. Herkes ameli cinsinden Cennet bulur, işlemediği amelin Cenneti- ni bulamaz.
Cennette gözlerin görmediği, kulakların işitme- diği, kimsenin hatırına gelmediği ni'met ve saadet- lere Mü'minler kavuşup sonsuz safa içinde orada kalırlar.
SONUÇ:
Dünya ve âhiret saadetine kavuşmak ancak ve yalnız, dünya ve âhiretin efendisi, mahlukların en üstünü ve en kıymetlisi olan Muhammed aleyhisse- lâma uymakla olur.
Muhammed aleyhisselâma uymak demek, ah- kâmı islâmiyyeye, yani şeriata uymak, küfrü ve kâ- firliği yok etmeğe çalışmakla olur. Yani Ehl-i sünnet itikadını öğrenip imanını buna göre düzeltmek, bun- dan sonra fıkıh bilgisini öğrenip onunla amel et- mek, Cenâb-ı Hakkın dostlarını sevmek, düsmanla- řına düşman olmak lazımdır. Ehl-i sünnet itikadını, farzlardan ve haramlardan kendine lâzım olanlarını öğrenmek farz-ı ayndır. Bunları öğrenmemek büyük günahtır.
Bu dünya İmtihan yeridir. Dünyanın görünüsü, yalancı yıldızlarla süslüdür. Nefse hoş gelen ha- ramlar, dışı yaldızlarla kaplı necasetlerdir. Dünva, insanı Allahü teâlâdan uzaklaştıran şeyler. demek- tir. Ahirete faidesi olmayan ilimler ve işler dünya- dır. Akıllı kimse fâni olanı bakî olana tercih etmez. çabuk geçen bir lezzet için kendini felâkete sürükle- mez ve sonsuz ni'metleri kaçırmaz.
Ya Rabbi, bizlere hidâyet verdikten sonra, biz- leri koru. Çünkü küfür ve irtidat karanlığından an- oak son koruyabilirgin (Mutobor kitaplardan dorlon
Aşağıdaki sözler, muteber kaynaklardan alınmıştır. İçlerinde Hadis-i şerifler de var- dır.)
İlmin çoğalması konuşmayı azaltır. Ko- nuşmanın çoğalması da ilmi azaltır.
Açlığa katianan ve emeli kısa olan bir ku- lun kalbine Şeytan giremez.
* Salih kişi, şüphelilerden kaçar, maddi şeyler için yüzsuyu dökmez, mecbur kalma- dıkça kimseden bir şey istemez.
Allahü teâlânın emrini yapıp, nehyinden kaçmağa kerâmet sahipleri muvaffak olur.
Kulun Allahü teâlâdan korktuğunun ala-- meti, terketmediği halde, günahı için ağla- yan değil, günahları terkedendir.
Kulun ümidi korkusuna galip geldiği za- man kalb fesada uğrar.
Küçük günahlara kapını aralama, büyük- ler onu takip eder.
*Kalbinde dünya muhabbeti olduğu hal-
de. Allahü teâlâyı sevdiğini iddia eden yalan-
cıdır.
Kendi avıbını bırakıp, baskasının ayıbı ile meşgul olmak, insanı helake götürür.
*Din kardesimin anlattıklarını bilsem bi- le sanki ilk defa duvuvormus gibi dinlerim. Duvmustum diyerek onu mahcub etmekten korkarım.
Kulun bir saat kendisini kınavıp azarla- ması, vetmiş senelik nafile ibadetten daha ha- yırlıdır.
Bir kimsede voksa külfet O kisivle olur ülfet Yükü hafif ise eğer
Sevgi uzun olur elbet.
* Münakasa ve münazaranın ardından dai- ma husumet gelir.
Mü'min kulun üzerinde bir günah kal- mayıncava kadar, Allahü teâlâ onun üzerin- den belayı eksik etmez.
Manevî nur ve fevz, açlığa katlanmakla elde edilir. Çünkü davulun sesinin kuvvetli ve gür olusu, ancak içi bos olduğu içindir. Doy- gun olanın anlayışı az olur. Şüphe eden varsa denesin.
1- Beláyı Allaháteâlâ göndermişdir, sevgilinin gönderdiği her tatlı olur.
Daha büyük bir bela gönderme- diği için şükr ederim.
3- Allahü teâlâ boş yere, fâidesiz bir göndermez. Belaya karşılık, âhiretde sey mimetler ihsan eder Dünya belâları az, a hiret nimetleri sonsuz olduğundan gelen belalara sevinirim.
Allah rızası için tevazu eden, kendini müslümanlardan üstün görmiyen kimseyi Allahü teâlâ yükseltir. Peygamberler de Aleyhimüsselâm tevazu göstermişlerdir.
Buyurmuşlardır ki, elimizde değil, boş duranı sevemiyoruz. Çalışanı seviyoruz. İslâm âlimlerinin rızası hizmetlerdedir. Peygamberimizin de «sallallahü aleyhi ve sellem rızası bundadır. Çünki, hadis-i şe- rifde buyurulmuşdur ki. (fitne, fasat yayıl- dızı zaman, bir sünneti ortaya çıkarmak, yüz şehid sevabı kazandırır.) Bu zamanda helil, harâm ve îmân unutulmuşdur. Bir de bunu yapmayı düşünün.
İmam-ı Rabbani hazretleri zamanında bid'atler yaygındı, şimdi ise küfr...
Öyle kimseler vardır ki, Allahü teâlâ düalarını red etmez, İslâmım katibi onlar- dandır. Dünyada en güzel sohbet, islâmın katibinin sohbetidir. İslâmin katibini seven
saki elmaz.
Dünyaya öyle dalmışız ki, söylenenler te'sir etmiyor. İncilerin ağırlığı, sağır etmiş kulağı.
Hakka, Hak ehline teslimiyet, insanı saadete kavuşdurur. Nefse uymak ise felâ kete götürür.
Arkadaşında fâni olmıyan, mürşidinde fáni olamaz.
Hubb-i filláh imânın esasıdır.
İnsanı Allahü teâlâya üç şey kavuşdu-
rur: Zikr, råbıta ve sohbet. Bunların faidelisi sohbetdir en
Cömertlik bir ağaçdır, kökü Cennette- dir.
Büyüklere inanıp bağlanan, kısa za manda aklının erişemiyeceği derecede yük- selir. Hazret-i Ebu Bekrin «radiyallahü
anhs bağlandığı gibi bağlananlara müjde ier olsun. Allahü teâlâ, bir mürşidine Cenneti
ihsân etdiği zaman, Ya Rabbi diyecek, bu hizmetleri ben tek başıma yapmadım. Dostlarım, arkadaşlarım vardı. Sonra Alla-
hü teâlâdan izin arlarak, bütün eshåbını teker teker bulup Cennete götürecekdir.
Hep başkalarını tenkid etmekle ilerle mek mümkin değildir. Kendi yolumuzia, Ehl-i sünnet yolunu anlatmalıyız.
Rir şey muhakkak ise onu olmuş bil- mek lazımdır. Ölüm muhakkakdır. O hal- de kendinizi ölmüş bilin, ölmeden önce ölün.
Çoban geliyor, diyor ki:
Hayvanları otlatıyordum, kurtlar
kuzuya saldırdı. O halde Hazret-i Ömer «radiyalla- hü anh» vefat etdi.
Nereden bildiniz efendim?
Onun sağlığında kurtlar kuzulara saldırmazdı da...
Ehl-i sünnet bir müslümâna, dünya iş- lerinde hizmet etmek, yaptığımız farzlar dahil, bütün ibadetlerin sevabından daha efdaldir. Bir de ahiretine hizmet etmegi düşünmek lazım...
Havf ve recåda bulunmak lazımdır. İmânımızın çalınmasından korkmadıkça titremedikçe kurtulamayız.
*Müslüman olmak ne büyük şerefdir Cenâb-ı Hak, Cennetini veriyor. Hele Mu-
hammed aleyhisselâmın ümmeti olmak Ehl-i sünnet olmak ve Hazret-i Ebû Bekr den «radiyallahü anh» gelen, tam parlak- lığı ile devam eden Nakşi Bendi yolunur sâlikleri olmak ne büyük bir şeref olur...
Kerbela hadisesini bahane ederek, şiller, zünniler aleyhine sayısız kitap yazmışlar ve okuyanları răfızi itikadına sürüklemeğe çalış mışlardır. Rafizi tarihçileri yüzünden bir çok müslümanın itikadı bozulmuş, Eshâb-ı kirama kadar dil uzatılmağa başlanmıştır. Bu veha- meti önlemek ve işin doğrusunu meydana çı karmak İçin Hindistan'ın büyük tarih alimi Muhammed Abdüşşekür Mirzápůri konuyu senelerce inceliyerek (ŞEHADET-İ HÜSEYN) isminde bir kitap hazırlamıştır. Bu kitap, (RE FAKAT-İ HÜSEYN) adı ile Farsça'ya terce me edilmiştir. Bu kitapta deniyor ki:
İslâmiyette ilk ortaya çıkarılan, dine çok büyük zararı olan ve milyonlarca müslüma- nın sapıtıp dinden çıkmasına sebep olan råfı- zilik fitnesidir. Rafızilik, hurafeler, hayaller ve uydurmalarla dolu olup müslümanlıkla hiç alakası yoktur. İbni Sebe'nin bozuk sözle rine aldananlar, İslamiyyeti içerden yıkmak ve müslümanları aldatmak için birçok yalan lar uydurarak kitaplar yazmışlar, müslüman ların arasına ayrılık ve bozgunculuk ateşi sok
muşlardır. Bunlar (TAKIYYE) denilen iki yüzlülü- ğü, dinlerinin esası olarak kabül etmişlerdir. Ehl-i Beyte muhabbet perdesi altında takıyye lerini devam ettirmişlerdir.
Şii inancının temelinde Ehl-i Beyt sevgisi olduğu sık sık söylense de, bunların bütün hareketleri kendilerinin Ehl-i Beyt düşmanı olduklarını göstermektedir. Ehl-i Beyti hakiki manasıyla Ehl-i sünnet olanlar sever. Hattå Ehl-i sünnet âlimleri, Ehl-i Beyti sevmenin İmânın bir parçası olduğunu bildirmişlerdir.
Hazret-i Hüseyni kimler şehîd etmiştir? Şiller mi, yoksa sünniler mi? Râfıziler bu işe, Yezid'i ve hatta Hazret-1 Muaviye'yi karıştır mışlardır. Halbuki şii kitapları bile bu iki ha lifenin Hazret-i Hüseyn'in şehadeti ile ilgili olduğu açıkça yazılı Şiilerin Molla Bakir Mec- lisi bile Hazret-i Muaviyenin vefât ederken oğlu Yezid'e yaptığı vasiyyeti şöyle yazmaktadır:
İmam-ı Hüseynin Resûlullaha olan ya kınlığını biliyorsun. Kendisi O hazretin müba
rek bedeninden bir parçadır. O hazretin etin den ve kanından hasıl olmuştur. Anlıyorum ki, Irak ahalisi, onu kendi yanlarına çağırır- lar, fakat, yardım etmeyip, yalnız bırakırlar. Eğer senin eline düşerse O'nun kıymetini bil! Resûlullah'ın (Sallallahü aleyhi ve sellem) O'na olan yakınlığını ve muhabbetini hatır la! O'nun yaptıklarına karşılık verme! O'nun la aramızdaki sağlaın bağları koparma! O'nu incitmekten ve O'nu üzmekten çok sakın!»
Hazret-i Muaviye'nin bu vasiyyeti, şii liderlerinden Muhammed Bakır bin Murtazá Feyzi Horasani tarafından yazılan (Cilaül- uyun) kitabının 321. sayfasında yazılıdır.
Şii ahundlarından Muhammed Taki Han, (Nasih-ut-tevärih) isimli fårīsi kitabında, Hazret-i Muñviye'nin oğlu Yezid'e yazdığı va- siyeti şöyle bildirmektedir:
«Oğlum, nefsine, hevesine uyma! Kendi- ni Hüseynin hakkında çok koru! Yarın Hak- kın huzûruna çıkacağın zaman, Hüseyn bin Ali'nin kanının boynunda bulunmamasına çok dikkat et! Yoksa o gün rahata, huzûra kavuşa mazsın, Sonsuz azablara yakalanırsın!»
Aynı kitabın altıncı cild, yetmiş sekizinci sayfasında şöyle denmektedir:
«Hulása. Hüseyni incitecek bir şey yazma mıştır.»
Aynı kitabın elliyedinci sayfasında anla- tıldığına göre, Halife Muaviye'ye Yemen'den Harac malı göndermişlerdi. Kafile Şam'a gi- derken Medine'ye uğradı. Hazret-i Hüseyn, bu harac mallarının hepsini alıp Hazret-i Muavi ye'ye şöyle bir mektüb yazdı:
«Üzerlerinde bol miktarda mal ve am-
ber yüklü develeri Şam'a götürüyorlardı. Si- ze götürdüklerini gördüm, (Beytül-mal) hazi nesine koyacaklarını anladım Bana lâzım ol duğu için hepsini ellerinden aldım. Vesse lâm!»
Hazret-i Muavive, hazret-i Hüseyne «radi yallahü anhürna şöyle cevab yazdı:
«O deve kâfilesine dokunmasaydın, ba- na getirdikleri zaman, senin nasibini, senden esirgemezdim. Fakat, ey kardeşim, senin mü- dârâ edecek, tabasbus yapacak bir kimse ol- madığını biliyorum. Benim zamanımda, sa- na kimseden bir zarar gelmez. Çünki, senin kıymetini, yüksek dereceni biliyorum. Her yaptığını hoş karşılarım.»
(Aşağıdakı sözler, muteber kaynaklar dan alınmıştır.)
Iman demek malum altı esasa inan mak demektir. Fakat bunların kabulü de iki şarta bağlıdır:
1
Hubbu fillah, buğdufillah. (Sev
diğini Allah için sevmex, sevmediğini Allah
İçin sevmemek).
2 Îmân-ı gaybi.
İmânın şartlarını öğrenmek, bilmek käfi değildir. İnanılması lazım gelen bu şey- leri kalbe yerleştirmek ve ona göre yaşa mak lazımdır. Ancak böyle iman insanı kur tarır. Aksi halde sözde kalır. Mesela kul hakkına inanan Cehennemden korkar, ra- hat uyku uyuyamaz ve üzerinde hiç kim senin hakkı olmamasına dikkat eder. Ona göre yaşar.
Ahiretteki bir müslüman için iyilik yapmak, sadaka vermek, dünyada olana verilen dağlar gibi sadakadan daha çok se vap kazanır.
Dünya şeytanın tuzağıdır,
«İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar
«Kıyamet günü herkes, dört suale ce
vap vermedikçe hesaptan kurtulamıyacak
tır: Ömrünü nasıl geçirdiğine, ilmi ile nasıl
amel ettiğine, malını nereden, nasıl kazan- dığına ve nerelere harcadığına, bedenini ne- relerde yorup hırpaladığına cevap verme- dikçe hesaptan kurtulanuyacaktır.»
«Dünyaya gönül bağlamak günahların başıdır.» (Yani mübah olan şeylere düşkün olmak kalbi dünyaya çevirir. Çok mal top lamak ister, bunu da günah işlemeden ya pamaz. Böylece Allahü teâlâyı unutmağa başlar. Bütün kötülüklerin başı da kalbin Allahü teâlådan gåfil olmasıdır.)
«İbådet on kısımdır, dokuz kısmı halal kazanmaktır.»
«Helâl kazanmak için yorulup evine dönen kimse, günahsız olarak yatar.»
«Allahü teâlâ buyuruyor ki, haramdan kaçınanlara hesap sormağa utanırım.>>>
Dünya düşüncelerinin kalbe yerleşme- si insanı Allahü teâlâdan uzaklaştırır. Fåi- desiz neşriyat lüzumsuz konuşmalar bu dü- şünceleri artırır. Kadın ve kadın resimleri, şarkılar bu düşüncelerinkalbe yerleşmesine
sebep olur, kalb hastalanır. Kalbin hasta ol- ması Allahü teâlâyı unutmasıdır. Allahü teâlânın adeti şöyledir ki, çalış-
Dünya sizin için yaratıldı, siz de ahiret için yaratıldınız.
Yine buyurdu: «Dünyaya burada kala-
cağınız kadar, âhirete de orada kalacağınız kadar çalışınız.>>> Bir kimse fena-i kalb makamına ka-
vuşsa (Yani evliya olsa) öfkeli halde şeytan ona istediğini yaptırır. Fena-i nefs olursa öfke olmaz. Böyle kimse gayret sahibidir bundan şeytan bile korkar.
Kudreti olduğu halde Hazret-i Ömer radiyallahü anhın kıymetli bir hırka giy- meyişinin sebebi. Emrinde yüzlerce våll ve memurlar vardı, O giyseydi väliler de bunu örnek alıp giyerler ve âdet halini alırdı. Halbuki emirlerin böyle şeylere dikkat et- mesi lazımdır. Kumandan bir elma kopa-
rırsa, erat bahçede elma bırakmaz.
Mektûbåt-ı Rabbaninin özü dört cüm- ledir. Onlar da iki cümlede ifade edilebilir:
Şeriata yapışmak, Tâbi olduğu büyüğü Allah rızası 2 için çok sevmek.
1
İbadetleri ihlås ile yapmak şarttır. İn- lås, sırf Allah rızası için yapmak demektir. Hizmet ederken zerre kadar nefsimize pay düşerse kurtulamayız, yanarız.
Ucb, yaptığı İşlerini, ibadetlerini beğen mektir. Bir genç ömründe hiç nefsine tabi olmamış, hep ona muhalefet etmiş hattà Nefsim Cenneti istese ona da muhalefet ederim, Cehennemi isterim. dermiş. Bu söz üzerine Abdulhalık-1 Gocdevani hazret- leri buyuruyorlar ki, böyle istemek bile nef- se tabi olmak demektir. Çünkü biz ne ile emrolunmuşsak onu yapmağa memuruz.
08.04.1973 tarihi itibariyle Bingöl/Genç İlçe Jandarma Komu- tanlığı tarafından faydalanılmıştır. Aynı tarih itibariyle, verdiği bil- gilerin anılan komutanlıkça değerlendirilmesinde güçlük çekildiği gerekçesiyle teşkilatımıza devredilmiştir.
Anılan tarihte Tatvan Bölge Müdürlüğümüz tarafından faydala- nılmaya başlanmıştır.
İbadet. Mükelleflerin (Erginlik çağına eren akıl sahibi insanla nefslerinin arzu ve temayüllerine muhalefetle Rab'larına tazim yapmış oldukları (1), yapılması Sevab olan ve Allah'a yakınlık de eden Hususi täatlarıdır.
On şey nefse gerekli görülmeyince, Vera' tamamlanmaz:
1. Dil, gıybetten korunmak,
2 Kötü sandan sakınmak,
3 Halkla alay etmekten geri durmak,
4. Haramiara bakmamak,
5. Doğru sözlü olmak,
Iman nimetinden dolayı yüce Allah'a minnetdar olmak ve indi kendinį beğenmemek,
7. Malı, hak yolunda harcamak ve batıl yollarda harcamamak, & Yükseklik ve büyüklük dileğinde bulunmamak, 9. Beş vakit namazı vakitlerine, rüků ve secdelerine dikkat ve riyet ederek korumak,
10. Sünnet ve cemaat üzere istikamet etmek. Ebů Músa'l'Eş'ariden rivayet edildiğine göre:
Her şey için bir hadd vardır. Islam'ın hudûdu da Vera', Tevâzu, Sabr ve Şükürdür.
Vera İşlerin kıyam ve sebâtına,
Sabr Cehennem ateşinden kurtuluşa, Şükür de: Cennet'e nail olmağa sebebtir.
Hasari'ul'Basri, Mekke'de, Hz. Ali'nin Oğullarından, arkasını Ka- e dayayıp halka va'z eden bir Genç'e «Din'in sebat ve kıyamına
Kim ki Allah ve Resulunün kendisini sevmesinden hoşlanırsa, doğru söylesin, emanete riayet etsin ve komşusuna eza etmesin. Ravi: Hz. Ensardan biri (r.a.) Sayfa: 397 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
Güney Kıbrıs Rum Kesimi. İçinde 2 İngiliz üssü var. Ağrotur ve Dikelya. ABD ile yaptıkları anlaşma. 9 Eylül 2024’te imzalandı. İkili Savunma İşbirliği Anlaşması. Tarihi bile anlamlı. İzmir’in kurtuluş günü. Türk Ordusu’nun işgalci Yunan askerlerini denize döktüğü gün.
İÇERİĞİ Süreç bir plan dahilinde yürüdü. ABD Rumlara silah ambargosunu kaldırdı. Arkasından anlaşma. Yunanistan’la yapılanın… Hani şu ABD’ye çok sayıda üs verilen… Kritik anlarda Yunanistan’ın tamamını ABD üssü yapan anlaşmanın benzeri. Anlaşma uyarınca… Rumların silahları değiştirilecek. ABD’nin gelişmiş silahları verilecek. Rum ordusunu ABD eğitecek. Gizli olanlar da ayrı.
KARARGAH OLDU Sonrasında yaşananlar… Anlaşma hükümleri hızla hayata geçirildi. Bu arada, İsrail havaalanları ve limanları… Güvenlikleri kalmadı. Onlar da Güney Kıbrıs’ı kullanmaya başladı. Nasrallah’ı şehit eden İsrail F-35’i. Güney Kıbrıs’tan kalktı. Lübnan’a, Suriye’ye yapılan saldırılar… Birçoğu Rum havaalanlarından gerçekleşti. İran’ın füzeleri engellenirken de burası kullanıldı. Güney Kıbrıs şu anda ABD ve İsrail’in karargâhı.
YÜZLERCE TANK KKTC’li bir dostum Rum Kesimi’ne geçti. Gitmeden aramıştı. Etrafı iyi gözlemesini… ABD ve İsrail varlığını incelemesini istemiştim. Dönünce görüştük. Anlattıkları beni dehşete düşürdü. Özetle şu bilgileri verdi: “Güney Kıbrıs ABD, İsrail üssü olmuş. Larnaka Havaalanı’nın 9 km yakını. Tank ve zırhlı araç dolu. Sen de 1000, ben diyeyim 1500. Üstleri örtülmüş. Ama ne olduğu anlaşılıyor. Etrafındaki güvenlik çok sıkı. Kesinlikle fotoğraf çektirmiyorlar. Anında müdahale ediyorlar. Biraz soruşturdum gemilerle getirmişler.
YABANCILAR “Rumlarla konuştuk. Bazıları tedirgin. Bazıları ise mutlu. Açıkça söylemeseler de beklentileri var. Rum arkadaşımla Larnaka’da yürüyoruz. Yolda yabancıları işaret etti. ‘Bu Amerikalı, bu İsrailli’ dedi durdu. Her yerin ajan kaynadığını söyledi. MOSSAD’a vurgu yaptı.”
TANKLAR KİME KARŞI Yığılmış yüzlerce tank. Yüzlerce zırhlı araç. Sorunca İsrail’e gideceği ifade ediliyormuş. Ama ikna edici değil. Tankları getiren Amerikalılar. Gemilerle taşınmış. İsrail’e gidecekse doğrudan Hayfa Limanı’na götürülür. Niyetin başka olduğu anlaşılıyor.
KKTC’YE TEHDİT Bu kadar tank ve zırhlı araç… KKTC’ye karşı kullanılır mı? Olası bir saldırı… ABD, İngiltere, Fransa, İsrail… Rumların arkasında durur mu? Açık destek verir mi? Türkiye sessiz kalamaz. Türkiye ile sıcak çatışma yaşanır mı? Bu soruların yanıtı önemli.
ACİL YAPILMASI GEREKEN Cumhurbaşkanı Erdoğan. Türkiye’ye tehditten söz etti. İsrail doğrudan ülkemize saldıramaz. Aparatlarını kullanacak. Fırat’ın doğusu… Rum Kesimi’ndeki hareketlilik… İçeride terörün tırmandırılması… Uluslararası mafyalaşmış finans kuruluşlarının baskıları… Öne çıkan gelişmeler bunlar. ABD, İsrail, PKK/PYD, FETÖ ittifakı var. Buna bazı Avrupa ülkeleri de ekleniyor. Bu duruma göre konumlanmak şart. “Denge politikası” geçersiz. Bölgesel ittifak acil ihtiyaç. Aksi halde yarın çok geç olabilir.
Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. (Isrů, 17/36)
KÜLTÜREL YOZLAŞMA VE İNANÇ KRİZLERİ
Seküler hayat, insanlığı ve bilhassa gençleri zihnen, kalben ve bedenen meşgul edecek çok fazla seçenek sunmaktadır. İnsanlar arasında, ruhlarını okşayan bu sunumları elinin tersiyle itebilecek pek az kişi vardır. Bilhassa sosyal medya, geniş bir dünya resminin sınırsız zenginliğini, baş döndüren bir özgürlük ilkesiyle servis ederken insanlar da bu rüzgâra kapılıp gitmektedir. Fakat ulaşılan nokta sınırları belli daracık bir alan, bir avuca sığan renkli bir ekrandan başka bir şey değildir. Bu dar alanda sıkışıp kalan birey kendi arafına kapanmıştır. Üstüne bir de sosyal medya kanalıyla yayılan bilgi kirlilikleri eklenince kültürel yozlaşmanın yanında inanç krizleri de baş göstermiş, özellikle gençler ciddi anlamda sosyal medyanın tesiri altında kalmıştır. Bizlere düşen, gençlerimize ve akabinde tüm insanımıza yüreklerinde kök salacak, çiçek açıp meyve verecek bir iman aşılamak, kültürel yozlaşmanın önüne geçerek onları sahih dinî bilgi ile buluşturmaktır.
والعين" الديلمي عن عبد الله بن جراد) 2747. Nazar ve nefes neredeyse kaderi geçecekti. Onun için Allah'a sığının, hem nefesten hem de gözden (nazardan).
٢٧٤٨ - الْعَيْنُ حَقٌّ (خ) م ده حم عن أبي هريرة ، عن عامر بن ربيعة) 2748. Göz (nazar) haktır.
٢٧٤٩ - الْعَيْن تُدْخِلُ الرَّجُلَ الْقَبْرَ وَالْجَمَلَ الْقدْر (عد حل خط عن جابر)
رعيته (ابو الشيخ في العظمة وابو نعيم في الطب عن أبي سعيد وسده والحكيم عن عائشة) 2750- Gözler delildir, iki kulak haber aracıdır. Lisan ise tercümandır. İki el iki kanattır. Ciğer rahmettir. Dalak sevincin, akciğer nefesin, iki böbrek hilenin yeridir. Kalp ise hükümdardır. Hukümdar iyi olursa halk da iyi olur, hükümdar bozuk olursa halk da bozuk olur.
يُطْفَى بِمَا بِحَارٌ مِنْ نَارٍ (هب عن مسلم بن يسار مرسلا)
4587- Allah korkusundan yaşla dolan bir gözün olduğu cesede Allah ateşi haram eder. Oradan yanaklarına bir damla akarsa o yüz siyahlanmaz, zillet de görmez. Ümmet içinde bir adam (Allah korkusundan) ağlarsa, onun sayesinde hepsi esirge- nir. Her şeyin bir miktarı ve mizanı vardır. Göz damlası böyle de- ğil. Onunla ateş denizleri söndürülür.
4588- Kişi ilimden üstün hiçbir şey elde edemez. İlim, sa- hibini doğru yola götürür. Eğri yoldan alıkoyar. Kişinin dini, aklı müstakim olmadıkça ayakta duramaz.
ki sof savoon Duava kaua karşılaştı ise, mutlaka Rahman'ın yedi 4590- Dünya kurulduğundan kıyamete kadar, ne zaman tarafta bulunmuştur. Kuluna yardım etmek istediği kudreti bir
İslâm'da devlet muhterem bir müessesedir. Hz. Pey- gamber'den sonra Devlet Reisine Emîrü'l-mü'minin denil- Emirü'l-mü'minine, ulû'l-emre itâat lâzımdır. Hâkim, kâdı, komutan, hükümdar odur. Bu salâhiyetlerini başka- larına devreder, onları kendi nâmına iş görmekle görev- lendirir. Hükümet maslahata uygun nizamlar vaz'eder, ka- nunlar yapar. Nasıl ki Osmanlılarda Fâtih zamanında Ni- şancı Mehmet Paşa tarafından örf ve âdete göre kanun- nâme yazılmış, sonra Kanuni zamanında bu, tevsi' olun- muştur. Bu kanunnâmeyi şer'a uydurmakta Ebu's-Suud Efendi'nin hizmeti olmuştur.
Devlet Reisi: Halife, Emîrü'l-mü'minin, Sultan, Hü- kümdar, Padişah, Başkan, Hâkan, her ne unvanla anılır- sa anılsın, milletin başıdır. İslâm'da esas olan bir nevi' Cumhuriyet şeklidir. Hükümdar bir nevi' seçimle gelir. Na- sıl ki ilk dört Halîfe devri böyle geçmişti. Sonraları Muâ- viye, verâset usûlüyle saltanat şeklini ihdas etmiştir. "Hi- lifet benden sonra 30 senedir, ondan sonra melik-i adûd gelir." meâlinde bir Hadis-i Şerîf vardır.
Devlet Reisi olacak kimsede bâzı şartlar aranır; âdil olmak başta gelir, ictihad kudretinde, bilgili olmalıdır. Akıl, beden, his bakımından noksanı bulunmamalıdır.
cizye nâmiyle vergi vermeği kabûl etmiştir. Muâmelat hii- kümleri, cezalar onlara da tatbik olunur. Zekât vermezler, fakat cizye ve harac verirler. Dinlerinde câiz olan şeyleri yaparlar. Şarap ve domuz onlarca mal-ı mütekavvimdir. İtlaf eden Müslüman tazmin eder, İslâm'da nikâh düşme- yen kadınlarla, akraba ile evlenmek dinlerince câiz ise onlarla evlenebilirler. Dinlerinde serbesttirler. Medenî hu- kuk bakımından Müslümanlarla müsâvidirler (Lehum mâ lenâ ve aleyhim mâ aleyna). Bizim haklarımız, onların da haklarıdır, bizim vazife ve mükellefiyetimizle onlar da mükelleftirler.
Dâr-ı harbden Dârü'l-İslâm'a iltica edene Müste'min: Âman dileyen kimse denir. Bunlar da bâzı farklarla zim- milerin faydalandığı haklardan faydalanırlar.
Harbi, zimmi, müste'min, ayrı ayrı hukuka sâhip- tirler. Cihad hükümleri arasında bunlardan bahsedilir. Ayrıca sîyer nâmiyle yazılan eserlerde bunlar tafsilâtiyle bildirilir. İmam Muhammed'in Sîyer-i Kebîr ve Siyer-i Sağîr eserleri bu konuda esastır. Sîyer-i Kebîr, Antepli Mehmed Münib Efendi tarafından Türkçeye çevrilmiş ve 1825'te basılmıştır. Devletler hukukuna âit en geniş ma- lûmatı ihtiva eden bu eser, çok mûteberdir¹.
Görüldüğü üzere harb ve devletler hukuku sîyer ve cihad nâmı altındaki bahislerde yer almaktadır. Muâhede hükümlerine riâyet, sulh şartları, ganîmet malları, harb nizamı, zimmî, müste'min, harbi hakları, esirlere âit hü- kümler bunlarda toplanmıştır. Siyaset-i Şer'iye, Ahkâm-1 Sultaniye nâmı verilen eserlerde de bu bahislere yer ve- rilmiştir.
(1) Muhammed b. Hasan'ın Devletler Hukukuna hizmetini takdir eden Avrupalılar, onu, bu hukukun babası sayarlar. Onun adına kürsü bile kurmuşlardır (Dr. Muhammed Yûsuf Müsa, El- Fikhul-İslâmi, S. 113).
Polis ve belediye işleri için, Hisheh ve Intisah dai resi,
Zabıta işleri için Surta teşkilatı,
- Gayr-i müslimlerin masalihini muhafaza için ayrı bir daire vardı.
Sefirleri takdim eden, kacıların hükümlerini ara eden Mabeyn Kâtibine Hacib denirdi.
(Bu hususta Medeniyet-i İslamiye Tarihinde geniş bilgi vardır).
Osmanh Devletinde de Divan-ı Hümâyên, Divân Adliye, Divân-ı Muhasebât vardır. Ayrıca ihtisab ağalığı, ihtisab nezareti kurulmuştu. Ihtisap rüsumu, devletin ge lärinin yarısını teşkil ederdi. Tekâlif-i örfiye denen vergi ler ahnırdı. (İhtisab kelimesi Balkan devletlerinde inti zap şeklinde hâlâ yaşar.)
Beytü'l-mal:
Devlet ve maliye hazinesi demektir. Devletin her türlü gelirleri burada toplanır, Beytü'l-mal gelirlerinin başlıcaları: Zekât, öşür, cizye, harâc, ganimet'tir. Bunlar şer'i vergiler olup tekâlif-i şer'iye denir (Bir de tekålifi örfiye vardır). Bunlar memurlar, tahsildarlar vasıtasiy
(1) Hisbe: Bu teşkilat, örf ve adete göre hüküm verri. Ih tisab rüsümi namiyle vergi toplar. Damga resmi, ölçü, tartı ver gileri, bac-ı pazar ve başka namlarla teklifi örfiye ve rüsum-u Adiye vardır. Mali ve idari işler, ahkam- sultantye adh eserlerde yer almıştır.
Ibn-1 Teymiye'nin de El-Hisbeh fil-Islam adh bir eseri varhr (2) Devlet idaresi ve teşkilatı hakkında en meşhur eser, Ma verdi'nin Ahkam-a Sultaniye'sidir, Mustafa Zihni Paşa, Bolu Mu- tasarifi iken bu eseri terceme etmiş, fakat Abdülhamitin hart yelerinin tazyikiyle korkusundan tercemeyi yakmış. Meşrutiyet devrinde Vellahd Abdülmeckd Efendi'nin emriyle tekrar terceme etmiştir (O. N. Ergin, Mecelle-i Umür- Belediye, 8. 1788).
kabesi devlete ait olup da ondan faydalanma karşılığı verilen bir vergidir.
Harâc usûlü çok eskidir. Kur'ân-ı Kerîm'de zikri ge- çer. Romalılar Mısır'da ve Suriye'de, İranlılar İran'da ve Irak'ta haråc usûlünü kurmuşlardı. Müslümanlar bura- larını fethettikten sonra bu usûl yine devam etti. Fütûhât çoğalınca devletin geliri de arttı.
Harâc, devletin başlıca geliri idi. İmam Ebû Yûsuf, Kitâbü'l-Haracı ile devletin mali işlerini, kaynaklarını tesbit etti. Harâc arazinin tâkatına, verimine göre tâyin edilir. Arâziden mahsûl alınsın alınmasın, harâc vermek lâzımdır. Öşür ise çıkan mahsûlden verilir. Hanefiyeye göre öşür ile harâc bir arada bulunamaz, bir koyundan iki deri alınmaz.
Ganimet:
Harbde ele geçen mallara ganimet malı (Mâl-i Ga- nâim) denir. Bu mallar dört türlüdür:
1 Harb esirleri,
2 Adi esirler,
3 Arâzi,
4 Eşya.
Harb esirleri, savaşta esir alınan askerlerdir. Bunlar fidye vermek sûretiyle esaretten kurtulabilirler. Bu defa onlardan alınan fidye kurtuluş akçesi ganîmet malına katılır.
Adi esirler: Harb sırasında Müslümanların eline ge- çen düşmanın kadın ve çocukları. Bunlar harbe katılma-
(*) Harun Reşid bulutlara şöyle haykırmıştı: "Yağmurunu nereye dökersen dök, harac malı yine bana gelecek."
Zahir-i Rivaye kitabları: İmam Muhammed'in: Mebsût, Cami-i Sağír, Cami-1 Kebir, Styer-1 Sağır, Slyer-i Kebir ve Zlyádat adlı kitablarıdır.
Nevadir ise: Keysäntyyat, Haruniyyat, Cürcântyyat ve Rakkiyyat adlı eserlerdir.
Väkiût ve Nevazil ise: Zahir-i Rivaye ve Nevadirde bulunmayan mes'eleler hakkında sonraki fukahanın verdikleri hükümleri ihtiva edenlerdir.
Dört Metin: Kenzü'd-Dekäik, Muhtar, Vikâye ve Mecma' kitabla- ri Hanefilerce en mûteber tutulur.
Erkan-ı Erbaa: Şafillerin Usül-ü Fıkıhta esas tuttukları dört usûl kitabıdır ki: Bürhân, Müstasfa, Umed ve eserlerdir. Mutemed adlı
Ustûl-4 Hamse: Hanefilerin usûlde esas tuttukları ise şu beş ki- tabdır: Debûsi'nin El-Esrar'ı, Pezdevi'nin Usûl'ü, Serahst'- nin Usül'ü, Sadru'l-İslâm Pezdevi'nin Usûlü, Alâüddin Se- merkandi'nin Mizan'ı.
Hadis'de Usûl-i Hamse: Buhârî, Müslim, Ebû Dâvud, Nesel ve Tir- mizî'nin Hadis kitablarıdır.
Sen usandırma illi, il de usandırmaz seni, Hilekärlık eyleme, kimse dolandırmaz seni; Desti a'dadan soğuk su içme kandırmaz seni, Korkma düşmandan ki ateş olsa yandırmaz seni, MOSTEKIM OL HAZRETİ ALLAH
Bu cihande ev yapıb ukbayi berbåd eyleme. Nefin için zalimi birahma imdad eyleme... Alemi tenkid eden hälätı müted eyleme MOSTEKİM OL HAZRETİ ALLAH
UTANDIRMAZ SENİ.
Hep geçer alemde hiç bir hälete yoktur sükün, Zevin bak, değmez teessüf etmeğe dünyayı dün. Istikamet, Şerri a'dadan seni eyler masin, Hak eder ashabı sıkın hasmını elbet zebün..
MOSTEKİM OL HAZRETİ ALLAH
UTANDIRMAZ SEN
Seyyiät insana nefsi kemter Ininden gelir, Her hacålet ademe si karinin den gelir. Izzet zillet mekana heb mekinin'den gelir, Istikamet, müstakim-ülhale dininden gelir.
Ister isen hifzeder ırzın Hüdayi lem yezel, Irana a'dayı bedhahın bile verme halel.. Tä ezelden söylenir hallen dilinde bu mesel: Celb eder elbette insana mükafatı amel.
MOSTEKİM OL HAZRETİ ALLAH
UTANDIRMAZ SENI
(Deram var)
UTANDIRMAZ SENI
MUSTEKİM OL HAZRETİ ALLAH
UTANDIRMAZ SENI.
Gıralanmaz rūmu ikbálin görüb ehli hired", Her günü bir ğad eder takib, her sebti ehad.
Seyli mevt ettikte berbåd, ömrü baht etmez meded,
Böyle ataş megreb olma, häk olur bir gün cesed, MOSTEKİM OL HAZRETİ ALLAH
1. Destel. 2 A'da dan Müste kim doğru Din. Zebin= mayil, kuvvetsiz Bedhahdisman, femalik isteyen 7. Guralanmar aldanmark Saadet günü. Ehill hired ac kimseler 2 Cad yarım. 11, Sebt Cumartesi 12. Ehad Pazar 11 Hak toprak 14. Abid mimur. 15. Nefi 16. Birahim Insafsız. 17. Seyylat günahlar. 28 Kemter Aciz, baya 19. Hacklet Clanma 20 Súl karin kötü arkadas. 21. Izzet yüksek Zillet aşağık 23. Mekin er. 34. MekBir yerde oturam, ikamet eden 25kmall häl doğruluk üzerinde olam
51 Allahümme salli ve sellim ala menismühü NEZİRÜN (S. A.V.)
Açıklama:
Kur'ân-ı Azimüşşan'da:
يا أَيُّهَا النَّبِي أَنا أَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذِيرًا.
«Yâ eyyühen nebiyyü innå erselnåke şahiden ve mübeşşiren ve nezirâ - Ey peygamber! Seni bir şahit ve bir müjdeci, bir korkutucu olarak gönderdik.» (Ahzab sûresi, âyet: 45) âyet-i kerîmesinde ve başka başka âyetlerde Resûl-i Ekrem Hazretlerine NEZİR denilmiştir. NEZİR, korkutucu mânasınadır. Resûl-i Ekrem (S.A.V.) ümmetin- den Hak Teâlâ Hazretlerinin yüce emrini terkedenleri, Allah'ın neh- yettiklerini işleyenler ve günahkârlık üzerine tevbe ve istiğfar etme- yenleri azap ve ceza ile korkutucu olduğundan ism-i pâkine NEZİ- RÜN denilmiştir.
MÜNZİRÜN
52 Allahümme salli ve sellim alâ menismühü MÜNZİRÜN (S.A.V.)
Açıklama:
MÜNZİR, Peygamber (S.A.V.) in ümmetinden åsi ve fâsık olan- larının kalbine korku getirici mânâsındadır.
NÜRÜN
53 Allahümme salli ve sellim alà menismühü NÜRÜN (S.A.V.)
Açıklama:
Mübeccel Resûlümüz ve Mufaddal Nebimiz (S.A.V.) Hazretleri- nin mübarek vücutlarının kendisi nur olup bütün yaratıkların nuru onun nurundan olduğu için mübarek isimlerine NÜRÜN denildi. Ne-
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla anlamına gelen "Bismillahirrah- nânirrahîm" âyetinin adıdır. Besmeleye 'Allah'ın adını anmak" anlamına gelen 'tesmiye" de denir. Besmele, Neml sûre- sinin 30. âyetinin bir bölümü ve Fâtiha sûresinin ilk âyetidir. Tevbe sûresi hâriç diğer sûrelerin başında besmele yazıl- mıştır. Sûre başlarındaki besmeleler, müstakil birer âyettir. Ancak o sûreye dahil değildir.
YanıtlaSilPeygamberimiz (a.s.) her hayırlı işe besmele ile başlanmasını tavsiye etmiş ve "Besmele ile başlanmayan her iş be- reketsiz ve sonu güdüktür" buyurmuştur (Aclûni, Keşfü'l-Hafa, II,174). Kur'ân okumaya, bir şey yiyip içmeye ve bir işe başlanır- ken besmele çekilir. Kur'ân'da Allah'ın adı anılmadan kesilen hayvanların etleri- nin yenmeyeceği bildirilmiştir (En'âm, 6/121).
Besmele çeken insan; başka bir var- lık adına değil sadece Allah adına, O'nun rızası için ve O'nun izniyle başlı- yorum, demiş olur. Besmelede Yüce Ya-
YANITLASİL
yuksel22 Mayıs 2024 13:52
ratıcının üç ismi geçmektedir: Allah, Rahman ve Rahim. Besmele çeken Kur'ân okumuş ve Allah'ı anmış olur,
.Κ.)
BESİR
Ben nefs-i emmareyi İngilizce'ye 'zalim' (tyrannical) olarak tercüme ettim. Bu bize zulmeden nefistir. İlginçtir; Mevlana nefs-i emmareden firavun olarak bahseder. Nefs-i emmareyi İngilizce'ye çevirmeye kalkıştığımda endişelenmiştim. Ben kimdim ki, kısır Kur'an ve Arapça bilgimle Kur'ani bir kavramı tercüme etmeye kalkışıyordum! Mevlana'nın kitabını okuduktan sonra, 'Elhamdülillah, tercümem o kadar da fena değilmiş' dedim, çünkü orada nefs-i emmare Firavun olarak tasvir ediliyor.
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel27 Mayıs 2024 06:20
Ekim 2003 Sayı: 212 Şaban 1424-4.250.000 TL. (KDV dan
ALTINOLUK
aylık mecmua
Vasiyeti terkeylemek; dünyada ayıp, ahirette de ateş ve lekedir.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 250 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel6 Ağustos 2024 00:02
Dünyayı terketmek, sabırdan daha acıdır. Fi sebilillah kılıç vurmaktan da şiddetlidir. Bir adam bunu yaparsa, Allah ona şehid sevabı verir. Dünyayı terketmek; az yemek ve doymayı azaltmak ve insanların senasından hoşlanmamaktır. Zira kim insanların övmesinden hoşlanırsa, dünyayı ve nimetlerini sevmiş olur. Kimin de Cennetin ebedi nimetleri hoşuna giderse, dünyayı ve insanların kendini övmesinden hoşlanmayı terketsin.
Ravi: Hz. İbni Mes'ud (r.a.)
Sayfa: 250 / No: 9
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel6 Ağustos 2024 00:03
Size, tutunduğunuz vakit, asla dalalete düşmeyeceğiniz şeyi bıraktım: Allahın kitabı Kur'an ve Ehli Beytim.
Ravi: Hz. Câbir (r.a.)
Sayfa: 250 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel6 Ağustos 2024 00:06
Bu iş (din), gece ve gündüzün ulaştığı yerlerde mertebesini bulacak. Allah (z.c.hz.) ne bir kerpiç ev, ne de keçe bir çadır bırakmayacak, bu dini içerisine sokacak. Bununla azizi aziz, zelili zelil edecek. Allah'ın kendisi ile aziz edeceği izzet islamdır. Kendisi ile zelil edeceği zül de küfürdür.
Ravi: Hz. Temim ed Dari (r.a.)
Sayfa: 361 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel6 Ağustos 2024 00:07
Cennete girmeden evvel ihvanıma havzda kevser şarabı sunduğumu bir görseydim. Dediler ki: "Ya Resulallah biz senin ihvanın değil miyiz?" Buyurdu ki: "Hayır, siz Benim ashabımsınız. Benim ihvanım, Beni görmeden iman edenlerdir. Ben Rabbimin gözümü, sizinle ve Beni görmediği halde Bana inananlarla ruşen etmesini diledim.
Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 361 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel6 Ağustos 2024 00:08
İman temenni ile değil, tahalli (kılık-kıyafetle) de değildir. İman kalbte takdis edilen bir sırdır ki, onu ef'al ve hareket tasdik eder. İlim de iki türlüdür. Lisan ilmi, kalb ilmi. Faydalı olan kalb ilmidir. Lisan ilmi ise Allah (z.c.hz)'nin insan aleyhindeki hüccetidir. (ikincisi ise amelidir.)
Ravi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 361 / No: 10
Ramuz El-Ehadis
Kamatım Efendisi Hazreti Muhammed (sav)
YanıtlaSilEFENDİMİZ'E DAİR TÜRKÇE ESERLERDEN BAZILARI
Kainatın Efendisi Hazreti Muhammed (sav)
YanıtlaSilGöçtü Kervan Kaldık Dağlar Başında
ق
"Ah nice bir uyursun uyanmaz mısın? Göçtü kervan kaldık dağlar başında Çağrışır tellallar inanmaz mısın? Göçtü kervan kaldık dağlar başında
Emr-i hac göçeli hayli zamandır Muhammed cümleye dindir, imandır Delilsiz gidilmez yollar yamandır Göçtü kervan kaldık dağlar başında
Yunus sen bu dünyaya niye geldin Gece gündüz Hakkı zikretsin dilin Enbiyaya uğramaz ise yolun Göçtü kervan kaldık dağlar başında."
Yunus Emre
Kainatın Efendisi Hazreti Muhammed (sav)
YanıtlaSilAczin ki, ezilmekti bütün hakkı, dirildi; Zulmün ki, zeval aklına gelmezdi, geberdi! Alemlere rahmetti, evet, Şer'-i mübîni, Şehbâlini adl isteyenin yurduna gerdi.
Dünya neye sahipse, onun vergisidir hep; Medyun ona cemiyyeti, medyun ona ferdi. Medyundur o masuma bütün bir beşeriyyet... Ya Rab, bizi mahşerde bu ikrar ile haşr et!"
M.Akif ERSOY
01
YanıtlaSilKainatın Efendisi Hazreti Muhammed (sav)
Doğmazdı Kalbe İman
"Doğmazdı kalbe iman, inmezdi arza Kur'an, Meçhul olurdu esmâ, Levlâke yâ Muhammed! (Sensiz, cânım Muhammed)
Mâtem tutardı gökler, gülmezdi hiç melekler, Mahzûndur Arş-i alâ, levlâke yâ Muhammed!
Feyzinle güldü âlem, gufrâna erdi âdem, Ağlardı belki hâla, Levlâke yâ Muhammed!
Sayende erdi insan Tevhîde, yoksa putlar, Mâbûd olurdu -hâşâ- Levlâke yâ Muhammed!
Şefkatli annesinden öksüz kalan yetîme, Benzerdi sanki eşyâ, Levlâke yâ Muhammed!
Gün görmeden baharlar, sislerle örtülürdü, Zindan olurdu dünyâ, Levlâke yâ Muhammed!
Kainatın Efendisi Hazreti Muhammed (sav)
YanıtlaSilİnler dururdu sesler, her nağme hıçkırıkdı; Tutmuştu Arşı şevkâ, Levlâke yâ Muhammed!
Dünyâda tek hakîkat uğrunda can verenler, Bulmazdı derde kimyâ, Levlâke yâ Muhammed!
Al kan, figan içinde te'yîd ederdi zulmû; Binlerle kanlı sehpâ, Levlâke yâ Muhammed!"
Ali Ulvi Kurucu
Kainatın Efendısı Hazreti Muhammed (sav)
YanıtlaSilMuhammed Mustafa Yoluna Kurban
"Rabbim seni yaratmayı diledi Yarattı ve sonra 'Habibim' dedi Alemlere rahmet için gönderdi Allah tarafından seçilmiş insan, Muhammed Mustafa yoluna kurban
Canlar feda, nur nübüvvet tacına Mevla'ya yükselen o miracına, Emanet ettiğin veda haccına, Melekût, kâinat olmuştu hayran. Muhammed Mustafa yoluna kurban
Ey Resûl, bize kapıları aç Nurunla aydınlat, rahmetini saç Şimdi dünya sana, daha çok muhtaç Sen olmasan elbet olmazdı cihan Muhammed Mustafa yoluna kurban
Sevginle ruhumu karmak isterim Onunla cismimi sarmak isterim Ravzana bir daha varmak isterim Nasip eder ise o yüce Rahman, Muhammed Mustafa yoluna kurban
Y
YanıtlaSilKainatın Efendisi Hazreti Muhammed (sav)
Çok günah işledik, yaptıksa isyan Tevbekâr olduk ve hem de pişman Sığınmışız sana ey şefaat-kân Tek kurtuluş yolu mübarek Kuran, Muhammed Mustafa yoluna kurban.
Yollar eğri büğrü, yanlış giderken Canavar insanlar, insanı yerken Halimiz arz etsek kime, sen varken Muhtacız ey Nebi, ey derde derman Muhammed Mustafa yoluna kurban."
Seyfeddin Karahocagil
Kanatın Efendisi Hazreti Muhammed (say)
YanıtlaSilOgretmeni talebeye hayır öğüt vermiyor Oz anası yavrusuna helal süt vermiyor Gdenimiz boşa gider, gelen umut vermiyor
lim, irfan, takdir, tenkid hep riyadır, hep riya Br acayip ümmet olduk, ey Resül-ü Kibriya
Dilimizde duayı gör, gözümüzde yaşa bak Kör şeytanı kovmak için attığımız taşa bak Cami, mescit, çeşme, köprü yaptığımız işe bak
Hep riyadır, hep riyadır, hep riyadır, hep riya Kil şefaat, kurtar bizi ey Resül-i Kibriya"
Abdurrahim Karakoç
Kainatın Efendisi Hazreti Muhammed (sav)
YanıtlaSilEğlen Hocam Eğlen Bir Sualim Var
"Eğlen hocam eğlen bir sualim var İz'an nedir erkân nedir yol nedir Seni bana gayet fazıl dediler İçerimde bir yaram var bil nedir
Cennetin kapısını sallallah açar Şeriat işini Muhammed seçer Seksen bin evliya yurdundan göçer
Onları bekleten mutlu kul nedir
Muhammed dinidir taptığım tapı Bozulmaz Mevla'nın yaptığı yapı On iki bahçede kırk sekiz kapı Eşiği bekleyen iki kul nedir
Kıldan ince derler Sırat'ın yolu Önünde Devletlu ardında Ali Üçyüz altmış birdir selvinin dalı Dalında açılan iki gül nedir
Kainatın Efendisi Hazreti Muhammed (sav)
YanıtlaSilBaşına bağlamış al yeşil çember Kokuyor ağzında misk ile amber Seksen bin evliya yüz bin peygamber Önünde gidiyor iki kul nedir
Seyrani der diyar diyar gezmedim Kalem alıp kaşın gözün yazmadım Elim ile bir gemicik düzmedim Gemi nedir, derya nedir, yol nedir."
Seyrani
Kainatın Efendisi Hazreti Muhammed (say)
YanıtlaSil"Canım kurban olsun Senin yoluna Adı güzel, kendi güzel Muhammed Gel şefaat eyle kemter kuluna Adı güzel, kendi güzel Muhammed
Mümin olanların çoktur cefası Ahirette olur zevk ü safası On sekiz bin alemin Mustafa'sı Adı güzel, kendi güzel Muhammed
Yedi kat gökleri seyran eyleyen Kürsi'nin üstünde cevlan eyleyen Miraçta ümmetini dileyen Adı güzel, kendi güzel Muhammed
Aşık Yunus n'eder dünyayı Sensiz Sen Hak Peygambersin şeksiz, gümansız Sana uymayanlar gider imansız Adı güzel, kendi güzel Muhammed."
Yunus Emre
Kamatis Efendisi Hazreti Muhammed (sav)
YanıtlaSilkem Ki Resûlullah beni cezalandıracağını Fakat bilmezler mi ki, affin onun katında sone yokmuş
Biraz bana firsat ver, ey Kur'an ayetleri kendine inen Ki onda bir çok nasihat ve tafsilat vardır Bundan dolayı söylerken beni eşsiz bir heybet kaphyor Zira, sen bir hesaba çekilecek, sorgulanacaksın deniyor sence bilinen
Peygamber, kendisiyle nurlanılan eşsiz bir nurdur Ve. Allah'ın çekilmiş keskin bir kılıcı olarak durur."
Abdullah bin Revaha (ra)'yı biz hem Peygam- ber Efendimiz (sav)'i şiirleriyle koruması ve öv mesinden ve hem de muazzam Mute seferinde komutan olarak şehit oluşundan tanınız Nite kim onun, İslâmiyet'in meşhur ve büyük i-kinci kaynağı olan Sahih-i Buhari'de bulunan güzel bir şinni buraya almadan geçemezdik,
Kamatın Efendisi Hazreti Muhammed (sav)
YanıtlaSilNe mutlu bizlere ki, Peygamber Efendimiz (sav) anımızda bulunuyor ve Kitabını bize okuyor K bu sırada fecir de tulû etmiş bulunmaktadır.
O, bize bir körlükten sonra doğru yolu göstermiştir.
Bizim kalplerimiz de şeksiz, şüphesiz onun getirdiklerine kanaat etmiştir.
O, yanı döşeğinden uzak olarak bizimle beraber sabahlamıştır.
Halbuki, bu sırada müşrikler uykularının en derin yerinde, yataklarında devrilip yatmaktadırlar."
Yine çok meşhur bir eserin sahibi ve bazı has- talara şifa niyetiyle okunması asırlardan beri adet haline gelmiş olan İmam Bûsayri'nin bü yük Kasîde-i Bürde'sinden az bir parçayı buraya kaydediyoruz:
Kainatın Elendısı Hazreti Muhammed (sav)
YanıtlaSil"Eğer ben günahla gelir, yani günah işlersem, kâinatın övünç kaynağı olan Peygamber Efen- dimiz (sav)'le olan ahd ü vefam bozulmaz ve onunla aramdaki bağ kesilmez."
"Zira kâinatın övünç kaynağı Peygamber Efen- dimiz (sav) tarafından benim için bir eman özel bir koruma vardır. Zaten Peygamber Efendimiz (sav) ahde sadakat bakımından insanların en üstünü ve vefalısıdır."
"Yaratılmışların kendisiyle övündüğü Efen- dimiz ahirette benim elimi tutmaz ve şefaatçi olmazsa; o zaman bana söyle, ey ayağı kaymış biçare, o zaman senin halin ne olur?"
"Ey halkın en keremlisi, en cömerdi ve en üs- tünü, hani insanlar için en belalı gün olan ölüm günü var ya, işte o gün senden başka insanlardan iltica edecek kimse yoktur."
Günümüzde Yemen ülkesinden, eserlerinin çoğu Peygamber Efendimiz (sav)'in övgüsün- den ibaret olan şair Abdurrahim el- Berî'yi de burada yad etmek münasip olacaktır;
Kainatın Efendisi Hazreti Muhammed (sav)
YanıtlaSilقة
"Ey Mudar kabilesinin eşsiz efendiler efendisi Sen medeniyetin de bedeviyetin de rahmetisin Ey Efendim, ey Peygamber, ey tek ümidim Ey kurtuluşum, sığınağım; o karşılaşma gününde Yüksek makamınla bana yardım et, zilletimi sundum Kerem et, şefaatinle mizanım hafif gelmesin Çağrımı işit, hastalıktan, hüzünden azat et, şiddetlerden koru
Kainatın Efendisi Hazreti Muhammed (sav)
YanıtlaSilEy sevgili;
"Sanadır teveccüh ey Peygamberlerin hayırlısı Senin yükselişin, onların dahi kabulleridir
Sen onların güneşisin, onlar gök kuşağı Gök kuşağıyla güneş ne kadar farklı
Senin makamın, varlıkların içinde bir sırdır İlâhî takdir başlangıçta böyle istedi
Allah'ımız seni bizlere rahmet olarak isimlendirdi Göklerden gelen Kitap, seni destekler
Aramızda yüksek ahlâkı tamamlayansın Binanın düsturu sana hediye edimişti
Dönüş gününde senin işaretin, hamd sancağıdır Sancak sahibi sensin, bizlere müjdeler olsun
Senin bize şefaatin vaat edilmiştir, bizi parlatacaktır Duadan sonra şefaat, en büyük olandır."
Kinatın Mendin Hazreti Muhammed (sav)
YanıtlaSilEFENDİMİZE DAİR FARSÇA ESERLERDEN BİRİ
Hazreti Mevlâna Celaleddin Rumi Hazretleri şöyle der;
"Ben yaşadıkça Kur'an-ı Kerim'in kölesiyim
Ben, Peygamber Efendimiz (sav)'in ayağının toprağının kölesiyim Bir kimse benden bunun haricinde bir şey naklederse, Ben ondan da, onun sözünden de bıkmışım usanmışım."
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
360 1 Hacer-i Esved'e cahiliyet zamanı adamlarının manevi pislikleri bulaşmasaydı, ona dokunup da iyi olmıyan dertli kalmazdı. (Yeryüzünde yegane Cennet eşyasıdır.) Hz. İbni Amr (ra)
360 2 Bu parçaların başına bir ümmet olsaydı, hepsini tamamlamayı emrederdim. Koyu siyah kişileri öldürün. Hiç bir beyt ehli yok ki, evde köpek bağlasın da her gün sevabından bir kıratın eksilmesinin. Ancak av ve bekçi veya koyun köpekleri hariç. Hz. Abdullah İbni Makil (ra)
360 3 Köpekler, ümmetlerden bir ümmet biriktirir, onu siyah olanını öldürmeyi emrederdim. Lakin özelliklerinden siyah olup da gözünün üstünde çukurluk olanı öldürün. Zira onlar, cinlerin lanetlenmiş olanlarındandır. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
360 4 Adil hakime, kıyamet günü öyle bir sıra gelir ki: "Keşke iki adam arasındaki bir hurma davasını dahi görmeseydim." diye temennide bulunur. Hz. Âişe (r.anha)
360 5 İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, kalpleri acem kalbi olacaklar. Denildi ki: "Acem kalbi nedir?" Buyurdu ki: "Kalblerinde dünya muhabbeti, adetleri bedevi adeti gibi. Kendilerine rızık verilmiş mi hayvanlarını çoğaltır, gazayı zarar adder ve zekatı cereme sayarlar. Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
360 6 İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, gökten yere bir taş düşse, ya bir facire kadına veya bir münafıka rastlayacak. Hz. Enes (ra)
360 7 İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, adamın malı nereden alındığına ehemmiyet vermiyecek. Helal den mi haramdan mı? Hz. Ebû Hüreyre (ra)
360 8 İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, yetiştirilen riba yemiyen hiç kimse kalmayacak. Yemese bile hiç olmazsa kendisine toz isabet ettirecek. Hz. Ebû Hüreyre (ra)
360 9 İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, onların şef önderleri hakim olacak. Şerlilerini bir geçirecekler. Onlar da elbette hayırlıların sevgisini izhar edecekler. Namaz vaktinden sonra bırakacaklar. Kim bu zamana yetişirse reis olmasın. Memur olmasın. Vergi memuru olmanın. Maliyeci de olmasın. Hz. Ebû Said (ra)
360 10 Kıyamet günü adam ailesinin elini elinde bulunduran, isteyen ki Cennete götürün. Ateş elleri kesecek ve nida olacak ki: "Âziz ve Celil olan Allah ona müşrike Cenneti haram kılmıştır." Bunun üzerine o , yine vereceği ki: "Yarabbi babasıdır. Yarabbi babasıdır. Yarabbi babasıdır." Onun üzerine babası çirkin bir suret ve kokmuş bir hale gelecek de artık o da babasına sahip olmayacak. Hz. Ebû Said (ra
SAHIFE 360
YanıtlaSil1 Hacer-Eavede cahillyet zamanı adamlarının manevi pislikleri bu- Iasmasitydı, ona dokunup da iyi olmayan derdli kalmazdı. (Yeryüzünde yegane Cennet eşyasıdır.)
Hz. ibni Amr ra.
2. Bu köpekler başlı başına bir ümmet olmasaydı, hepsini öldürmeyi emrederdim. Koyu siyah olanları öldürün. Hiç bir beyt ehli yok ki, evde köpek bağlasın da her gün sevabından bir kırat eksilmesin. Ancak av. bekci veya koyun köpekleri hariç.
Hz. Abdullah ibni Makil ra
3 Köpekler, ümmetlerden bir ummet olmasaydı, her siyah olanını öldür- meyi emrederdim. Lákin köpeklerden siyah olup da gözünün üstünde çukurluk olanını öldürün. Zira onlar, cinlerin lanetlenmiş olanların- dandır.
Hz. Ibni Abbas r.a.
4 Adil hakime, kıyamet günü öyle bir sıra gelir ki, "Keşke iki adam arasındaki bir hurma davasını dahi görmeseydim." diye temennide bu- lunur.
Hz. Aişe r.a.
5 Insanlar üzerine bir zaman gelecek ki, kalbleri acem kalbli olacaklar. Denildi ki: "Acem kalbi nedir?" Buyurdu ki, kalblerinde dünya mu- habbeti, adetleri bedevi adeti gibi. Kendilerine rızık verildimi hayvan- larını çoğaltır, gazayı zarar addeder ve zekâtı cereme sayarlar.
Hz. ibni Omer r.a.
6 Insanlar üzerine bir zaman gelecek ki, gökten yere bir taş düşse, ya bir facire kadına veya bir münafıka rast gelecektir. Hz. Enes r.a.
7 Insanlar üzerine bir zaman gelecek ki, adam malı nereden aldığına ehemmiyet vermiyecek. Helûlden mi, haramdan mı? Hz. Ebu Hureеуге г.а.
8 Insanlar üzerine bir zaman gelecek ki, onlardan riba yemiyen hiç kimse kalmıyacak. Yemese bile hiç olmazsa kendisine tozu isabet edecek..
Hz. Ebu Hureyre r.a.
9 Insanlar üzerine bir zaman gelecek ki, onlara sefih önderler hakim olacak. Şerlilerini öne geçirecekler. Onlar da sureta hayırlıların sevgisi- ni izhar edecekler. Namazı vaktinden sonraya bırakacaklardır. Kim bu zamana yetişirse reis olmasın. Memur olmasın. Vergi memuru olmasın. Maliyeci de olmasın.
Hz. Ebu Said r..
10 Kıyamet günü adam babasının elini tutacak, istiyecek ki Cennete götürsün. Ateş ellerini kesecek ve nida olacak ki, "Aziz ve Celil olan Allah her müşrike Cenneti haram kılmıştır." Bunun üzerine o, yine diyecek ki. "Yarabbi babamdır. Yarabbi babamdır. Yarabb, babamdır." Onun üzerine babası çirkin bir suret ve kokmuş bir hale döndürülecek de artık o da babasına sahip olmayacak.
Hz. Ebu Said r.a.
Ehli Sünnet itikadı, bize önce lazım olan Edile-i erbaadır, Hakkı batıdan ayınan Bid'atleri din bilenin akibeti gayet vahim Miftahımız olmalı Bismilahir-Rahmanir-Rahim
YanıtlaSilASRIN MÜCEDDİDİNİ AÇIKLIYORUZ
1400, YILA GİRDİK:
Muharrem ayı ile başlayan müslümanla- rın yeni yılını, bu sene 15. asırda idrak ediyo- ruz. Bütün müslümanların yeni yıl ve yeni asrı birlik, beraberlik ve bereket içinde geçir- melerini Allahü teâlâ'dan niyaz ederiz.
HİCRİ YIL NEDİR:
Hicri yıl, Peygamber aleyhisselâmın, Mek- ke'den Medine'ye hicreti ile başlar. (Miladi 621 senesinin Temmuz ayının 16. Cuma gü- nü)
Hicri ay yılı 354, 367 gün, güneş yılı ise 365,242 gün sürer. Yani güneş yılı ay yılın- dan 10,875 gün fazladır. Bu fazlalık, 32,5 yıl- da ay yılının güneş yılına göre bir sene daha fazla olmasını sağlar. Ramazan ayı da en kısa günden en uzun güne kadar yılın her günü- nü dolaşır.
Muharrem ayının birinci günü müslü- manların yılbaşısıdır Kafirler kendi yılbaşı günlerinde käfirliklerini fazlalaştırırlar. Müs- lümanlar da kendi yılbaşılarında daha çok iyi- lik etmelidirler. Müsafaha edip tebrikleşmeli, hediyeleşmeli, yeni yılın hayırlı olması için dua etmeli, büyükleri, âlimleri, akrabayı, ar- kadaşları ziyaret ederek dualarını almalıdır.
14. ASRI NASIL GEÇİRDİK:
Çok karanlık içinde geçti. Asrın müced- didini görüp tanımak, bu koyu zulmet içinde ancak çok az kimselere nasip oldu. Halifelik
yıkıldı. Müslümanlar başsız kaldı. Ehl-i sün- net dışı cereyanlar hakim olmaya başladı. Su- udi Arabistan'da vehhabilik şiddetini artırdı. Dünya müslümanlarının arasına sızmağa baş- ladı. Libya, Suriye, Cezayir gibi Arap Ülkele- rinde sosyalistlik felaketi başgösterdi. İran' daki rafizilik Humeyni ile daha tehlikeli ol- maya başladı. Sahipsiz kalan müslümanların hamisi olmak onları kurtarmak için, dinde yenileme yapmak için birçok dinde reformcu kimseler müslümanların itikadını bozmağa çalıştılar. Selefilik ve mezhepsizlik hızla ya- yıldı.
Bütün bu menfi cereyanlara rağmen, as- rın müceddidinin bereketiyle bid'at fırkaları- nın bir dereceye kadar hızları kesildi. Bazı devletlerce Vehhabilik Ehl-i sünnet dışı oldu- ğu resmen kabul edildi. Ehl-i sünnet büyük- lerine ait kitapların dünyanın her tarafına yayılması ile müslümanlarda bir uyanma ha- reketi görülmeğe başladı.
MÜCEDDİD NEDİR:
Ehl-i sünnet mezhebinin derin âlimlerine MÜCEDDİD denir. Müceddidler cahiller, sa- pıklar ve din düşmanları tarafından müslü- manlar arasına sokulan hurafeleri, bid'atleri düzeltirler, Eshâb-ı kirâmın doğru imanı olan Ehl-i sünnet itikadını meydana çıkarırlar. Kendiliklerinden dine bir şey ilave etmedikle- ri gibi, dinden de bir şey çıkarmazlar. İslâmi- yete hizmet eden bu müceddid âlimlerin gele-
-1
HA
YanıtlaSilmiler
ikir
Hicri 1400. Yıla Girdik
ASRIN MÜCEDDİDİNİ
AÇIKLIYORUZ
Yıl: 5
Sayı: 57
Aralık 1979
SAYIMI
YanıtlaSilHİKMETLİ SÖZLER
(Aşağıdaki sözler muteber kaynaklardan alın- miştir.)
Sizden evvel helök olanlara şu üç şey sebep olmuştur: Fazla konuşmak, fazla yemek ve fazla uyumak
Sözü çok olanın hatası çok olur, hatası çok olanın hayası az olur, hayåsı az olanın Iffeti az olur, Ifteti az olanın da kalbi ölmüştür.
Yeşilliğe ve akarsuya bakmak gözü aydınlatır. Tuzlu yemek ve başa sıcak su dökmek aydınlığı azaltır.
Kim amelinin, hizmetinin sevabına karşılık dun- yada veya õhirette bir mükafaat beklerse, kulluk vastının dışına çıkmıstır, ona sevap yoktur. Zira kulluk ancak riza-l ilahi icin olmalıdır.
Başınızdaki emir (rels) münker ile emretmediği müddetce ona itaat etmeniz vacibdir.
Sırrını saklayabilenler kendine hakim olur.
Sır verip korku ile yaşamaktansa, saklayıp ra- hot etmek lyl değil midir?
Sırrını sırdaşına söyleme, sırrın faş olur.
Sen sana sirdaş değilsen el nice sırdaş olur.
Seven odur ki, sevdiğinin rızasını her şeyin üs tünde tutor.
Sıkıntıların sıkıntısı, insanın zıtlarıyla düşüp
kalkmasıdır, Söylenecek yerde susmak, susulacak yerde söy-
lemek akla uymaz. Seher vaktinde uyuyanın salihlik Iddiası nasıl doğru olabilir?
Sevgili kulun alåmeti, kelőmı az, istiğfarı ise çok olur.
Seninle, nefsi arzuların arasında demirden bir duvar olmadığı müddetce, yaptığın İbadetlerin ta- dını bulamazsın.
Salih kimse tonrak gibidir, her fena sey onun Üstüne atılabilir. Fakat ondon sadece güzel şeyler cıkar.
Solih kimse, isi sözüne sözü İsine uvon kim- sedir. Yani olduğu gibi görünen veya göründüğü gi bl olan kimsedir.
Salih olabilmek için altı kapıdan geçmek gerek
Nimet peşinde koşmayı bırakıp sıkıntıya alış mak. 2- Azameti bırakıp tevazu sahibi olmak. 3-
1 Zenginlik ihtirasından vazgeçip Hakkın vergisine rå- zı olmak. 4- Tembelliği terk edip çalışmağa de vam etmek. 5 Emelleri bırakıp amellere sarılmak 6- Uykuyu terkedip ekseri vakitleri
uyanık geçir. mek.
Sana gelen bir dünyalık, o ilmin, o vazifen olma.
sa da yine geleceğine inanırsan o dünyalık sayıl maz. Aksi halde dinini dünya ile değişiyorsun de mektir.
En büyük sabır. Allahü teâlânın emir ve yasok larına karşı sabretmektir.
Sizden birinizin, din kardesinin Ihtiyacını põr mek, derdine ortak olmak veva kendisine havır dua- da bulunmak gibi maksatlar dısında ona NASILSI.
NIZ diye sorması münafıklık alâmetidir.
Bir kimse arkadaşına NASILSIN der de ihtiyacı
nı sormaz veya gücü yettiği halde, muhtaç olduğu şeyi ona vermezse, nasılsın sözü bir alay olur.
Söz ok gibidir, senden çıktı mı artik sen ona de, ğil, o sana hakim olur.
Sükût, õlim için bir zinet, câhile de bir perde-
dir.
Selef-i salihin, kullanmak için komşudan aldığı tencereyi, Içi dolu olarak teslim ederdi. Bazan da tencere sahibi, äriyet olarak isteyene boş olarak vermeyi bile hoş görmez, dolu olarak verirdi.
Bir İslâm büyüğü, verdiği silgiyi kendisine lade edene «Biz verdiğimizi geri almayıza buyurmuştu.
Seni, sende olmayanla övebilen kimsenin, seni sende olmayanla kötülemesinden emin olamazsın.
Süfyan-ı Sevri hazretleri İki Yahudi tabip Icin şöyle buyurmuştu: Gıybet olmayacağını bilseydim, tipta biri diğerinden daha ileridedir derdim.
Gayeye ulaştıran ameller: Kendi kusurunu gör mek. Hakkın kudreti karşısında aczini itiraf etmek ve zaaf halini idrak...
Seni mesgul eden bir şey olmazsa nefsinle meş- gul ol, onu sorguya cek.
16
YanıtlaSilBir büyüğe az yemesinin sebebini soranlara «At yükünü hafifletirse daha fazla menzil alır. derdi.
Allahü teâlâyı gafletle anmak, bir annenin çocu ğunu uyutmak için zikir okumasına benzer.
Ayıpsız dost arayan dostsuz kalır. Allahü teâlő bir kuluna hayır murad ettiği za
man onun amel kapısını açıp cedel ve çekisme ka pılarını kapatır. Şayet ser murad ederse, o zaman da amel kapılarını kapatıp cedel
kapısını açar. Hadis-i şerifte buyruldu: «Bir zaman gelecek ki, ümmetimden birisi dışa
rı çıkıp da birisiyle konuşacak olsa, o kimse onun Imanını çalar. İşte o zamanlar, müslüman olan kim- se zaruret olmadıkça dışarı çıkmasın, başkaları le görüşmesin.
Göz olmadıkça veya gözler kapalı olduğu müd- detçe eşya görülmez. Gözler sağlam ve açık olsa da karanlıkta eşyayı göremez, görebilmesi için ışı ğa ihtiyacı vardır. İşte bu karanlık asırda bizleri an- cak mürşid-l kämiller Allahü teâlânın rızasına ka vuşturur. Mürşid-i kamil olmadan kurtulmak çok zordur.
Hadis-i şerifte buyruldu:
Güzel ahlaklı olmak, geceleri kalm, gündüzle- ri saim olmaktan daha kıymetlidir.>>>
Dünya sevgisinin tevbesi olmaz. Onu kalbden çıkarıp atmak lazımdır. Bu da iki yolla olur: Bir büyüğün sohbetinde bulunmak veya bu mümkün ol- mazsa büyüklerin yazmış oldukları kitapları gece gündüz şevkle okumak ve onların yayılmasına ça- lışmakla,
Büyüklerin nazar ettiği bir taşa rôbita eden ev-
Ilya olur. Bu bakımdan büyükleri görmek veya onla- rı göreni görmek ne büyük saadet....
Büyükleri cok sevmell, zira onlara olan muhab- bet zavi olmaz.
Güleryüzlü, emin ve güvenilir olmak müslü manlığın alametlerindendir.
17-
YanıtlaSil
Yuksel31 Ekim 2024 00:11
mier
Bu sayımızda:
İslamiyet Nedir?
Sıla-i Rahim
Mürte - Danto'da duvar yazıları
İmam-ı A'zam Ebu Hanife
Diyaloglar
Hikmetli sözler
islamcı bildiriler hakkında
Bid'at Fırkaları
ibret alınmalıdır
Siirler-Fiskeler-Okuyucu Mektupları
Yıl: 5 Sayı: 59 - 60 şubat -mart - 198
sapık yollarına girmedikleri için tekfir etmeleri kı yamet alåmeti olduğu anlaşılmaktadır.)
YanıtlaSilKIYAMET NE ZAMAN KOPACAK:
A'raf suresi 186. ayet-i kerimisinde kıyametin ne zaman kopacağını ancak Allahu teälänın bildiği buyrulmaktadır.
Kiyemetin ne zaman kopacağına dair hadis-l şeriflerde kucuk ve büyük alömetier bildirilmiştir.
KÜÇÜK ALAMETLER:
Hadis-i şeriflerde bildiriliyor ki:
1- Emın kışı bulunmaz ve aşağı İnsanlar yük- sek tutulur.
2- Fitne çok olur.
3- İlim kalkar, cahillik çok olur.
4 Zina çoğalır.
5- İcki çok içilir.
6 Kadıniar erkeklerden çok olur.
7 Zekât verilmez. (Mezhepsizierin, vergi ve- rilince zekáta, lüzum kalmaz demeleri kıyamet ala- metidir.)
8 Erkekler hanımına uyup annesine isyan ederier.
9 Babalarına eziyet ederler.
10 Comilerden (tecvide uygun) güzel sesler kalkar. (Demek ki zamane din görevlilerinin tegan- nileri kıyamet alåmeti oluyor.)
olur. 11 Aşağı kimseler meclislerde söz sahibi
12 Zararından korunmak için insanlara hür- met ve ikramda bulunulur.
13 İpek elbise giyillr.
14 Sofraya yenecek miktardan fazla yemek
ve ekmek getirilir.
15 Oyun ve çalgı aletleri çok kullanılır.
16- Sonra gelenler, önce gelenlere, bilgisiz ve
ahmak derler. (Mezhepsizlerin İmam-ı A'zom, mikro- bu, atomu bilmezdi, Biz dört mezhebin bilgilerini de bildiğimiz için mezhep imamlarından daha bilgiliyiz demelerinin kıyamet alőmeti olduğu anlaşılmakta- dır.)
17- Erkek lle kadınlar arasında harama vâsı- ta olanlar çok olur.
18- Emin kimseler az olur. Öyle ki filân yerde
emin bir kimse varmış denir.
19- Aşağı kimselerin aşağı evlatları, yüksek makamlara geçip insanlar arasında muteber olur.
20- Filân kimse pek akıllı ve nazik kişidir de- diklerinde, kalbinde zerre kadar iman bulunmaz ve böyle kimseler çok olur.
21 Adam öldürmek cok olur.
22- Dünya sıkıntı ve zorluklarından ötürü, In-
sanlar kabristandan geçerken «Keşke şu mezarda
yatan ben olsaydım. derier.
Gençier täsık olur. 23
24 Gençier kadın gibi olur, erkekler yoldan
çıkar. 25- Kadınlar taşkınlık eder şeri'at'ın hududunu aşar. (Fahişelik eder, yeme, içme ve giyimde israf eder, açık saçık gezer, kocasına karşı gelir, dediği
ni yapmaz.)
lir. 28 İbådetler kötü görülür, kötülükler ise iyi
Diğer küçük alámetler:
26- Emr-i ma'rut ve nehy-i münker yapılmaz.
Kötülükler emredilir, ibådetler yasak edi- 27
görülür. 29- Mescitler görünüşte mamur olur, İrşad yö
nünden harab olur.
*30 İbadet eyleyen cemaatın çoğu, câhil ve
gafil olup oluye benzer.
31- Din görevlileri vazifelerini para için yapar- lar. O zamanın alımieri insanların en şerlileridir. Fit-
ne onlardan çıkar.
32- Bid'atier zuhur eder.
33 Sunnetler unutulur.
34 Dini görevler ehli olmayanlara verilir. Deccalın yardımcıları çıkar.
35
36 Zálim ve yalancılar çok olur, mü'minleri yoldan çıkarırlar.
37 Her köşede yankesiciler türer, Insanların mal ve paralarını gasbederier.
38- İslám ádetleri silinir, hak söyleyenler ko- vulur, alimler fâsık, abitler câhil olur, yolculuk sür atli olur.
39 Şeriate ait İşler ayıp sayılarak terk edilir,
müslümanlara gerici denir. 40 Veihâsıl Beni İsrail zamanında görülen
çirkin İşler, kötü hal ve adetler ortaya çıkar.
BÜYÜK ALAMETLER:
Hadis-i şerifte on büyük alâmet belirmedikçe kıyametin kopmayacağı bildirilmiştir. Bunlar: 1-HAZRET-I MEHDİ: Adı Muhammed, babası-
nın adı Abdullah'tır. Hazret-i Fatıma evladındandır.
Adil bir devlet reisidir. Zamanın halifesidir. Mutlak
müctehiddir. Onun zamanında iki kişi ve İki hayvan arasında düşmanlık kalmaz. Her mü'min siddik bir veli olur. Mülhidler muvahhid ve zındıklar siddik olur. İså aleyhisselâm ile bir araya gelirler. 2 İSA ALEYHİSSELÅM: Zımmilerin imana
gelenlerini kabul eder, gelmeyip küfründe israr eden leri öldürür. Gökten iner, evlenir ve bir oğlu olur. 45 yıl yaşar, sonra vefat eder, Peygamber aleyhisselä-
sine tâbi olmakla olur.
YanıtlaSilKIYAMETİN KOPUŞU :
Hadis-i şerifte buyruldu ki:
<<>>>
Allahü teâlânın emri ile Sur'a üflendiği zaman ondan çok büyük ses çıkar. Öyle ki yeryüzünde ve gökte olanlar işitip can verirler. Cenâb-ı Hakkın ko- rudukları müstesnadır.
O gün gökler, yıldızlar, yeryüzü ve üstündeki her şey, her madde ve her kuvvet yok olacaktır. Bundan sonra Cenâb-ı Hak tecelli eder ve buyu- rur:
-3-
Kâfirler Cehennemden hiç çıkmazlar, azabları hiç hafiflemez ve hiç tükenmez, onlar için ölüm de yoktur.
YanıtlaSilCENNET:
Cennet, yedi veya sekiz tanedir. Cehennem gi- bi üst üste değildir. Yanyanadır. Enbiyânın, evliyâ- nın ve sülehânın Cennetleri ayrıdır. Herkes ameli cinsinden Cennet bulur, işlemediği amelin Cenneti- ni bulamaz.
Cennette gözlerin görmediği, kulakların işitme- diği, kimsenin hatırına gelmediği ni'met ve saadet- lere Mü'minler kavuşup sonsuz safa içinde orada kalırlar.
SONUÇ:
Dünya ve âhiret saadetine kavuşmak ancak ve yalnız, dünya ve âhiretin efendisi, mahlukların en üstünü ve en kıymetlisi olan Muhammed aleyhisse- lâma uymakla olur.
Muhammed aleyhisselâma uymak demek, ah- kâmı islâmiyyeye, yani şeriata uymak, küfrü ve kâ- firliği yok etmeğe çalışmakla olur. Yani Ehl-i sünnet itikadını öğrenip imanını buna göre düzeltmek, bun- dan sonra fıkıh bilgisini öğrenip onunla amel et- mek, Cenâb-ı Hakkın dostlarını sevmek, düsmanla- řına düşman olmak lazımdır. Ehl-i sünnet itikadını, farzlardan ve haramlardan kendine lâzım olanlarını öğrenmek farz-ı ayndır. Bunları öğrenmemek büyük günahtır.
Bu dünya İmtihan yeridir. Dünyanın görünüsü, yalancı yıldızlarla süslüdür. Nefse hoş gelen ha- ramlar, dışı yaldızlarla kaplı necasetlerdir. Dünva, insanı Allahü teâlâdan uzaklaştıran şeyler. demek- tir. Ahirete faidesi olmayan ilimler ve işler dünya- dır. Akıllı kimse fâni olanı bakî olana tercih etmez. çabuk geçen bir lezzet için kendini felâkete sürükle- mez ve sonsuz ni'metleri kaçırmaz.
Ya Rabbi, bizlere hidâyet verdikten sonra, biz- leri koru. Çünkü küfür ve irtidat karanlığından an- oak son koruyabilirgin (Mutobor kitaplardan dorlon
Hikmetli Sözler
YanıtlaSilAşağıdaki sözler, muteber kaynaklardan alınmıştır. İçlerinde Hadis-i şerifler de var- dır.)
İlmin çoğalması konuşmayı azaltır. Ko- nuşmanın çoğalması da ilmi azaltır.
Açlığa katianan ve emeli kısa olan bir ku- lun kalbine Şeytan giremez.
* Salih kişi, şüphelilerden kaçar, maddi şeyler için yüzsuyu dökmez, mecbur kalma- dıkça kimseden bir şey istemez.
Allahü teâlânın emrini yapıp, nehyinden kaçmağa kerâmet sahipleri muvaffak olur.
Kulun Allahü teâlâdan korktuğunun ala-- meti, terketmediği halde, günahı için ağla- yan değil, günahları terkedendir.
Kulun ümidi korkusuna galip geldiği za- man kalb fesada uğrar.
Küçük günahlara kapını aralama, büyük- ler onu takip eder.
*Kalbinde dünya muhabbeti olduğu hal-
de. Allahü teâlâyı sevdiğini iddia eden yalan-
cıdır.
Kendi avıbını bırakıp, baskasının ayıbı ile meşgul olmak, insanı helake götürür.
*Din kardesimin anlattıklarını bilsem bi- le sanki ilk defa duvuvormus gibi dinlerim. Duvmustum diyerek onu mahcub etmekten korkarım.
Kulun bir saat kendisini kınavıp azarla- ması, vetmiş senelik nafile ibadetten daha ha- yırlıdır.
Bir kimsede voksa külfet O kisivle olur ülfet Yükü hafif ise eğer
Sevgi uzun olur elbet.
* Münakasa ve münazaranın ardından dai- ma husumet gelir.
Mü'min kulun üzerinde bir günah kal- mayıncava kadar, Allahü teâlâ onun üzerin- den belayı eksik etmez.
Manevî nur ve fevz, açlığa katlanmakla elde edilir. Çünkü davulun sesinin kuvvetli ve gür olusu, ancak içi bos olduğu içindir. Doy- gun olanın anlayışı az olur. Şüphe eden varsa denesin.
7-
HİKMETLİ SÖZLER
YanıtlaSilHazret-i Ömer «Radiyallahü buyurdu ki: anh
Bana bir belå gelirse üç bakımdan se- vinirim:
1- Beláyı Allaháteâlâ göndermişdir, sevgilinin gönderdiği her tatlı olur.
Daha büyük bir bela gönderme- diği için şükr ederim.
3- Allahü teâlâ boş yere, fâidesiz bir göndermez. Belaya karşılık, âhiretde sey mimetler ihsan eder Dünya belâları az, a hiret nimetleri sonsuz olduğundan gelen belalara sevinirim.
Allah rızası için tevazu eden, kendini müslümanlardan üstün görmiyen kimseyi Allahü teâlâ yükseltir. Peygamberler de Aleyhimüsselâm tevazu göstermişlerdir.
Buyurmuşlardır ki, elimizde değil, boş duranı sevemiyoruz. Çalışanı seviyoruz. İslâm âlimlerinin rızası hizmetlerdedir. Peygamberimizin de «sallallahü aleyhi ve sellem rızası bundadır. Çünki, hadis-i şe- rifde buyurulmuşdur ki. (fitne, fasat yayıl- dızı zaman, bir sünneti ortaya çıkarmak, yüz şehid sevabı kazandırır.) Bu zamanda helil, harâm ve îmân unutulmuşdur. Bir de bunu yapmayı düşünün.
İmam-ı Rabbani hazretleri zamanında bid'atler yaygındı, şimdi ise küfr...
Öyle kimseler vardır ki, Allahü teâlâ düalarını red etmez, İslâmım katibi onlar- dandır. Dünyada en güzel sohbet, islâmın katibinin sohbetidir. İslâmin katibini seven
saki elmaz.
Dünyaya öyle dalmışız ki, söylenenler te'sir etmiyor. İncilerin ağırlığı, sağır etmiş kulağı.
Hakka, Hak ehline teslimiyet, insanı saadete kavuşdurur. Nefse uymak ise felâ kete götürür.
Arkadaşında fâni olmıyan, mürşidinde fáni olamaz.
Hubb-i filláh imânın esasıdır.
İnsanı Allahü teâlâya üç şey kavuşdu-
rur: Zikr, råbıta ve sohbet. Bunların faidelisi sohbetdir en
Cömertlik bir ağaçdır, kökü Cennette- dir.
Büyüklere inanıp bağlanan, kısa za manda aklının erişemiyeceği derecede yük- selir. Hazret-i Ebu Bekrin «radiyallahü
anhs bağlandığı gibi bağlananlara müjde ier olsun. Allahü teâlâ, bir mürşidine Cenneti
ihsân etdiği zaman, Ya Rabbi diyecek, bu hizmetleri ben tek başıma yapmadım. Dostlarım, arkadaşlarım vardı. Sonra Alla-
hü teâlâdan izin arlarak, bütün eshåbını teker teker bulup Cennete götürecekdir.
Hep başkalarını tenkid etmekle ilerle mek mümkin değildir. Kendi yolumuzia, Ehl-i sünnet yolunu anlatmalıyız.
Rir şey muhakkak ise onu olmuş bil- mek lazımdır. Ölüm muhakkakdır. O hal- de kendinizi ölmüş bilin, ölmeden önce ölün.
Çoban geliyor, diyor ki:
Hayvanları otlatıyordum, kurtlar
kuzuya saldırdı. O halde Hazret-i Ömer «radiyalla- hü anh» vefat etdi.
Nereden bildiniz efendim?
Onun sağlığında kurtlar kuzulara saldırmazdı da...
Ehl-i sünnet bir müslümâna, dünya iş- lerinde hizmet etmek, yaptığımız farzlar dahil, bütün ibadetlerin sevabından daha efdaldir. Bir de ahiretine hizmet etmegi düşünmek lazım...
Havf ve recåda bulunmak lazımdır. İmânımızın çalınmasından korkmadıkça titremedikçe kurtulamayız.
*Müslüman olmak ne büyük şerefdir Cenâb-ı Hak, Cennetini veriyor. Hele Mu-
hammed aleyhisselâmın ümmeti olmak Ehl-i sünnet olmak ve Hazret-i Ebû Bekr den «radiyallahü anh» gelen, tam parlak- lığı ile devam eden Nakşi Bendi yolunur sâlikleri olmak ne büyük bir şeref olur...
25
KERBELA VAK'ASI
YanıtlaSilKerbela hadisesini bahane ederek, şiller, zünniler aleyhine sayısız kitap yazmışlar ve okuyanları răfızi itikadına sürüklemeğe çalış mışlardır. Rafizi tarihçileri yüzünden bir çok müslümanın itikadı bozulmuş, Eshâb-ı kirama kadar dil uzatılmağa başlanmıştır. Bu veha- meti önlemek ve işin doğrusunu meydana çı karmak İçin Hindistan'ın büyük tarih alimi Muhammed Abdüşşekür Mirzápůri konuyu senelerce inceliyerek (ŞEHADET-İ HÜSEYN) isminde bir kitap hazırlamıştır. Bu kitap, (RE FAKAT-İ HÜSEYN) adı ile Farsça'ya terce me edilmiştir. Bu kitapta deniyor ki:
İslâmiyette ilk ortaya çıkarılan, dine çok büyük zararı olan ve milyonlarca müslüma- nın sapıtıp dinden çıkmasına sebep olan råfı- zilik fitnesidir. Rafızilik, hurafeler, hayaller ve uydurmalarla dolu olup müslümanlıkla hiç alakası yoktur. İbni Sebe'nin bozuk sözle rine aldananlar, İslamiyyeti içerden yıkmak ve müslümanları aldatmak için birçok yalan lar uydurarak kitaplar yazmışlar, müslüman ların arasına ayrılık ve bozgunculuk ateşi sok
muşlardır. Bunlar (TAKIYYE) denilen iki yüzlülü- ğü, dinlerinin esası olarak kabül etmişlerdir. Ehl-i Beyte muhabbet perdesi altında takıyye lerini devam ettirmişlerdir.
Şii inancının temelinde Ehl-i Beyt sevgisi olduğu sık sık söylense de, bunların bütün hareketleri kendilerinin Ehl-i Beyt düşmanı olduklarını göstermektedir. Ehl-i Beyti hakiki manasıyla Ehl-i sünnet olanlar sever. Hattå Ehl-i sünnet âlimleri, Ehl-i Beyti sevmenin İmânın bir parçası olduğunu bildirmişlerdir.
Hazret-i Hüseyni kimler şehîd etmiştir? Şiller mi, yoksa sünniler mi? Râfıziler bu işe, Yezid'i ve hatta Hazret-1 Muaviye'yi karıştır mışlardır. Halbuki şii kitapları bile bu iki ha lifenin Hazret-i Hüseyn'in şehadeti ile ilgili olduğu açıkça yazılı Şiilerin Molla Bakir Mec- lisi bile Hazret-i Muaviyenin vefât ederken oğlu Yezid'e yaptığı vasiyyeti şöyle yazmaktadır:
İmam-ı Hüseynin Resûlullaha olan ya kınlığını biliyorsun. Kendisi O hazretin müba
rek bedeninden bir parçadır. O hazretin etin den ve kanından hasıl olmuştur. Anlıyorum ki, Irak ahalisi, onu kendi yanlarına çağırır- lar, fakat, yardım etmeyip, yalnız bırakırlar. Eğer senin eline düşerse O'nun kıymetini bil! Resûlullah'ın (Sallallahü aleyhi ve sellem) O'na olan yakınlığını ve muhabbetini hatır la! O'nun yaptıklarına karşılık verme! O'nun la aramızdaki sağlaın bağları koparma! O'nu incitmekten ve O'nu üzmekten çok sakın!»
Hazret-i Muaviye'nin bu vasiyyeti, şii liderlerinden Muhammed Bakır bin Murtazá Feyzi Horasani tarafından yazılan (Cilaül- uyun) kitabının 321. sayfasında yazılıdır.
Şii ahundlarından Muhammed Taki Han, (Nasih-ut-tevärih) isimli fårīsi kitabında, Hazret-i Muñviye'nin oğlu Yezid'e yazdığı va- siyeti şöyle bildirmektedir:
«Oğlum, nefsine, hevesine uyma! Kendi- ni Hüseynin hakkında çok koru! Yarın Hak- kın huzûruna çıkacağın zaman, Hüseyn bin Ali'nin kanının boynunda bulunmamasına çok dikkat et! Yoksa o gün rahata, huzûra kavuşa mazsın, Sonsuz azablara yakalanırsın!»
Aynı kitabın altıncı cild, yetmiş sekizinci sayfasında şöyle denmektedir:
«Hulása. Hüseyni incitecek bir şey yazma mıştır.»
Aynı kitabın elliyedinci sayfasında anla- tıldığına göre, Halife Muaviye'ye Yemen'den Harac malı göndermişlerdi. Kafile Şam'a gi- derken Medine'ye uğradı. Hazret-i Hüseyn, bu harac mallarının hepsini alıp Hazret-i Muavi ye'ye şöyle bir mektüb yazdı:
«Üzerlerinde bol miktarda mal ve am-
ber yüklü develeri Şam'a götürüyorlardı. Si- ze götürdüklerini gördüm, (Beytül-mal) hazi nesine koyacaklarını anladım Bana lâzım ol duğu için hepsini ellerinden aldım. Vesse lâm!»
Hazret-i Muavive, hazret-i Hüseyne «radi yallahü anhürna şöyle cevab yazdı:
«O deve kâfilesine dokunmasaydın, ba- na getirdikleri zaman, senin nasibini, senden esirgemezdim. Fakat, ey kardeşim, senin mü- dârâ edecek, tabasbus yapacak bir kimse ol- madığını biliyorum. Benim zamanımda, sa- na kimseden bir zarar gelmez. Çünki, senin kıymetini, yüksek dereceni biliyorum. Her yaptığını hoş karşılarım.»
7
* HİKMETLİ SÖZLER
YanıtlaSil(Aşağıdakı sözler, muteber kaynaklar dan alınmıştır.)
Iman demek malum altı esasa inan mak demektir. Fakat bunların kabulü de iki şarta bağlıdır:
1
Hubbu fillah, buğdufillah. (Sev
diğini Allah için sevmex, sevmediğini Allah
İçin sevmemek).
2 Îmân-ı gaybi.
İmânın şartlarını öğrenmek, bilmek käfi değildir. İnanılması lazım gelen bu şey- leri kalbe yerleştirmek ve ona göre yaşa mak lazımdır. Ancak böyle iman insanı kur tarır. Aksi halde sözde kalır. Mesela kul hakkına inanan Cehennemden korkar, ra- hat uyku uyuyamaz ve üzerinde hiç kim senin hakkı olmamasına dikkat eder. Ona göre yaşar.
Ahiretteki bir müslüman için iyilik yapmak, sadaka vermek, dünyada olana verilen dağlar gibi sadakadan daha çok se vap kazanır.
Dünya şeytanın tuzağıdır,
«İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar
«Kıyamet günü herkes, dört suale ce
vap vermedikçe hesaptan kurtulamıyacak
tır: Ömrünü nasıl geçirdiğine, ilmi ile nasıl
amel ettiğine, malını nereden, nasıl kazan- dığına ve nerelere harcadığına, bedenini ne- relerde yorup hırpaladığına cevap verme- dikçe hesaptan kurtulanuyacaktır.»
«Dünyaya gönül bağlamak günahların başıdır.» (Yani mübah olan şeylere düşkün olmak kalbi dünyaya çevirir. Çok mal top lamak ister, bunu da günah işlemeden ya pamaz. Böylece Allahü teâlâyı unutmağa başlar. Bütün kötülüklerin başı da kalbin Allahü teâlådan gåfil olmasıdır.)
«İbådet on kısımdır, dokuz kısmı halal kazanmaktır.»
«Helâl kazanmak için yorulup evine dönen kimse, günahsız olarak yatar.»
«Allahü teâlâ buyuruyor ki, haramdan kaçınanlara hesap sormağa utanırım.>>>
Dünya düşüncelerinin kalbe yerleşme- si insanı Allahü teâlâdan uzaklaştırır. Fåi- desiz neşriyat lüzumsuz konuşmalar bu dü- şünceleri artırır. Kadın ve kadın resimleri, şarkılar bu düşüncelerinkalbe yerleşmesine
sebep olur, kalb hastalanır. Kalbin hasta ol- ması Allahü teâlâyı unutmasıdır. Allahü teâlânın adeti şöyledir ki, çalış-
mayan, sıkıntıya katlanmayan, zevklerini şehvetlerini bırakmıyanlara nimetlerini ih- sân etmez.
Dünya sizin için yaratıldı, siz de ahiret için yaratıldınız.
Yine buyurdu: «Dünyaya burada kala-
cağınız kadar, âhirete de orada kalacağınız kadar çalışınız.>>> Bir kimse fena-i kalb makamına ka-
vuşsa (Yani evliya olsa) öfkeli halde şeytan ona istediğini yaptırır. Fena-i nefs olursa öfke olmaz. Böyle kimse gayret sahibidir bundan şeytan bile korkar.
Kudreti olduğu halde Hazret-i Ömer radiyallahü anhın kıymetli bir hırka giy- meyişinin sebebi. Emrinde yüzlerce våll ve memurlar vardı, O giyseydi väliler de bunu örnek alıp giyerler ve âdet halini alırdı. Halbuki emirlerin böyle şeylere dikkat et- mesi lazımdır. Kumandan bir elma kopa-
rırsa, erat bahçede elma bırakmaz.
Mektûbåt-ı Rabbaninin özü dört cüm- ledir. Onlar da iki cümlede ifade edilebilir:
Şeriata yapışmak, Tâbi olduğu büyüğü Allah rızası 2 için çok sevmek.
1
İbadetleri ihlås ile yapmak şarttır. İn- lås, sırf Allah rızası için yapmak demektir. Hizmet ederken zerre kadar nefsimize pay düşerse kurtulamayız, yanarız.
Ucb, yaptığı İşlerini, ibadetlerini beğen mektir. Bir genç ömründe hiç nefsine tabi olmamış, hep ona muhalefet etmiş hattà Nefsim Cenneti istese ona da muhalefet ederim, Cehennemi isterim. dermiş. Bu söz üzerine Abdulhalık-1 Gocdevani hazret- leri buyuruyorlar ki, böyle istemek bile nef- se tabi olmak demektir. Çünkü biz ne ile emrolunmuşsak onu yapmağa memuruz.
YEOKILAT STIMDARAY
YanıtlaSilMİT YEŞİL'İ ANLATIYOR
Gerçek Adı: Mahmut Yıldırım
Kod Adı: Ahmet Yeşil-Mehmet Kırmızı
Tire-Sakallı-Terminatör
Salih-Derdi oğlu, Bingöl/Solhan 1953 doğumludur.
08.04.1973 tarihi itibariyle Bingöl/Genç İlçe Jandarma Komu- tanlığı tarafından faydalanılmıştır. Aynı tarih itibariyle, verdiği bil- gilerin anılan komutanlıkça değerlendirilmesinde güçlük çekildiği gerekçesiyle teşkilatımıza devredilmiştir.
Anılan tarihte Tatvan Bölge Müdürlüğümüz tarafından faydala- nılmaya başlanmıştır.
YEŞİL
YanıtlaSilTEKİN YILMAZ
IBÅDET VE PEYGAMBERİMİZİN NAFİLE İBADETLERİ
YanıtlaSilThadet ve Hikmetleri:
İbadet. Mükelleflerin (Erginlik çağına eren akıl sahibi insanla nefslerinin arzu ve temayüllerine muhalefetle Rab'larına tazim yapmış oldukları (1), yapılması Sevab olan ve Allah'a yakınlık de eden Hususi täatlarıdır.
That'ın aslı: Vera'dır.
Verk'ın aslı Takvådır.
Takvä'nın aslı Nefs muhasebesidir.
Nefs muhasebesinin aslı Allah'ın azabından sakınmak, nimetini
maktır (2)
On şey nefse gerekli görülmeyince, Vera' tamamlanmaz:
1. Dil, gıybetten korunmak,
2 Kötü sandan sakınmak,
3 Halkla alay etmekten geri durmak,
4. Haramiara bakmamak,
5. Doğru sözlü olmak,
Iman nimetinden dolayı yüce Allah'a minnetdar olmak ve indi kendinį beğenmemek,
7. Malı, hak yolunda harcamak ve batıl yollarda harcamamak, & Yükseklik ve büyüklük dileğinde bulunmamak, 9. Beş vakit namazı vakitlerine, rüků ve secdelerine dikkat ve riyet ederek korumak,
10. Sünnet ve cemaat üzere istikamet etmek. Ebů Músa'l'Eş'ariden rivayet edildiğine göre:
Her şey için bir hadd vardır. Islam'ın hudûdu da Vera', Tevâzu, Sabr ve Şükürdür.
Vera İşlerin kıyam ve sebâtına,
Sabr Cehennem ateşinden kurtuluşa, Şükür de: Cennet'e nail olmağa sebebtir.
Hasari'ul'Basri, Mekke'de, Hz. Ali'nin Oğullarından, arkasını Ka- e dayayıp halka va'z eden bir Genç'e «Din'in sebat ve kıyamına
shep olan şey nedir?» diye sordu.
Seyyid Serlf-Tarifat s. 97 rambl Erridye s. 52-53
İSLÂM TARİHİ
YanıtlaSilHz. MUHAMMED (A.S.) ve İSLÂMİYET
MEDİNE DEVRİ 11
Yazan:
M. ASIM KÖKSAL
(Diyanet İşleri Başkanlığı Müşavere ve Dinl Eserleri İnceleme Kurulu Asa Muavinliğinden emekli)
MISVAK
Neşriyat ve Dağıtım Işlatmaal
Kim ki Allah ve Resulunün kendisini sevmesinden hoşlanırsa, doğru söylesin, emanete riayet etsin ve komşusuna eza etmesin.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ensardan biri (r.a.)
Sayfa: 397 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
Güney Kıbrıs Rum Kesimi.
YanıtlaSilİçinde 2 İngiliz üssü var.
Ağrotur ve Dikelya.
ABD ile yaptıkları anlaşma.
9 Eylül 2024’te imzalandı.
İkili Savunma İşbirliği Anlaşması.
Tarihi bile anlamlı.
İzmir’in kurtuluş günü.
Türk Ordusu’nun işgalci Yunan askerlerini denize döktüğü gün.
İÇERİĞİ
Süreç bir plan dahilinde yürüdü.
ABD Rumlara silah ambargosunu kaldırdı.
Arkasından anlaşma.
Yunanistan’la yapılanın…
Hani şu ABD’ye çok sayıda üs verilen…
Kritik anlarda Yunanistan’ın tamamını ABD üssü yapan anlaşmanın benzeri.
Anlaşma uyarınca…
Rumların silahları değiştirilecek.
ABD’nin gelişmiş silahları verilecek.
Rum ordusunu ABD eğitecek.
Gizli olanlar da ayrı.
KARARGAH OLDU
Sonrasında yaşananlar…
Anlaşma hükümleri hızla hayata geçirildi.
Bu arada, İsrail havaalanları ve limanları…
Güvenlikleri kalmadı.
Onlar da Güney Kıbrıs’ı kullanmaya başladı.
Nasrallah’ı şehit eden İsrail F-35’i.
Güney Kıbrıs’tan kalktı.
Lübnan’a, Suriye’ye yapılan saldırılar…
Birçoğu Rum havaalanlarından gerçekleşti.
İran’ın füzeleri engellenirken de burası kullanıldı.
Güney Kıbrıs şu anda ABD ve İsrail’in karargâhı.
YÜZLERCE TANK
KKTC’li bir dostum Rum Kesimi’ne geçti.
Gitmeden aramıştı.
Etrafı iyi gözlemesini…
ABD ve İsrail varlığını incelemesini istemiştim.
Dönünce görüştük.
Anlattıkları beni dehşete düşürdü.
Özetle şu bilgileri verdi:
“Güney Kıbrıs ABD, İsrail üssü olmuş.
Larnaka Havaalanı’nın 9 km yakını.
Tank ve zırhlı araç dolu.
Sen de 1000, ben diyeyim 1500.
Üstleri örtülmüş.
Ama ne olduğu anlaşılıyor.
Etrafındaki güvenlik çok sıkı.
Kesinlikle fotoğraf çektirmiyorlar.
Anında müdahale ediyorlar.
Biraz soruşturdum gemilerle getirmişler.
YABANCILAR
“Rumlarla konuştuk.
Bazıları tedirgin.
Bazıları ise mutlu.
Açıkça söylemeseler de beklentileri var.
Rum arkadaşımla Larnaka’da yürüyoruz.
Yolda yabancıları işaret etti.
‘Bu Amerikalı, bu İsrailli’ dedi durdu.
Her yerin ajan kaynadığını söyledi.
MOSSAD’a vurgu yaptı.”
TANKLAR KİME KARŞI
Yığılmış yüzlerce tank.
Yüzlerce zırhlı araç.
Sorunca İsrail’e gideceği ifade ediliyormuş.
Ama ikna edici değil.
Tankları getiren Amerikalılar.
Gemilerle taşınmış.
İsrail’e gidecekse doğrudan Hayfa Limanı’na götürülür.
Niyetin başka olduğu anlaşılıyor.
KKTC’YE TEHDİT
Bu kadar tank ve zırhlı araç…
KKTC’ye karşı kullanılır mı?
Olası bir saldırı…
ABD, İngiltere, Fransa, İsrail…
Rumların arkasında durur mu?
Açık destek verir mi?
Türkiye sessiz kalamaz.
Türkiye ile sıcak çatışma yaşanır mı?
Bu soruların yanıtı önemli.
ACİL YAPILMASI GEREKEN
Cumhurbaşkanı Erdoğan.
Türkiye’ye tehditten söz etti.
İsrail doğrudan ülkemize saldıramaz.
Aparatlarını kullanacak.
Fırat’ın doğusu…
Rum Kesimi’ndeki hareketlilik…
İçeride terörün tırmandırılması…
Uluslararası mafyalaşmış finans kuruluşlarının baskıları…
Öne çıkan gelişmeler bunlar.
ABD, İsrail, PKK/PYD, FETÖ ittifakı var.
Buna bazı Avrupa ülkeleri de ekleniyor.
Bu duruma göre konumlanmak şart.
“Denge politikası” geçersiz.
Bölgesel ittifak acil ihtiyaç.
Aksi halde yarın çok geç olabilir.
305
YanıtlaSilBİR AYET
Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. (Isrů, 17/36)
KÜLTÜREL YOZLAŞMA VE İNANÇ KRİZLERİ
Seküler hayat, insanlığı ve bilhassa gençleri zihnen, kalben ve bedenen meşgul edecek çok fazla seçenek sunmaktadır. İnsanlar arasında, ruhlarını okşayan bu sunumları elinin tersiyle itebilecek pek az kişi vardır. Bilhassa sosyal medya, geniş bir dünya resminin sınırsız zenginliğini, baş döndüren bir özgürlük ilkesiyle servis ederken insanlar da bu rüzgâra kapılıp gitmektedir. Fakat ulaşılan nokta sınırları belli daracık bir alan, bir avuca sığan renkli bir ekrandan başka bir şey değildir. Bu dar alanda sıkışıp kalan birey kendi arafına kapanmıştır. Üstüne bir de sosyal medya kanalıyla yayılan bilgi kirlilikleri eklenince kültürel yozlaşmanın yanında inanç krizleri de baş göstermiş, özellikle gençler ciddi anlamda sosyal medyanın tesiri altında kalmıştır. Bizlere düşen, gençlerimize ve akabinde tüm insanımıza yüreklerinde kök salacak, çiçek açıp meyve verecek bir iman aşılamak, kültürel yozlaşmanın önüne geçerek onları sahih dinî bilgi ile buluşturmaktır.
والعين" الديلمي عن عبد الله بن جراد) 2747. Nazar ve nefes neredeyse kaderi geçecekti. Onun için Allah'a sığının, hem nefesten hem de gözden (nazardan).
YanıtlaSil٢٧٤٨ - الْعَيْنُ حَقٌّ (خ) م ده حم عن أبي هريرة ، عن عامر بن ربيعة) 2748. Göz (nazar) haktır.
٢٧٤٩ - الْعَيْن تُدْخِلُ الرَّجُلَ الْقَبْرَ وَالْجَمَلَ الْقدْر (عد حل خط عن جابر)
2749- Göz, insanı kabre, deveyi de kazana sokar.
٢٧٥٠ - العينان دليلان والأَذْنَانِ قِمْعَانٌ وَاللَّسَانُ تَرْجُمَانَ وَالْيَدَانِ جناحان وَالْكَبَدُ رَحْمَةٌ وَالطَّحَالُ ضَحَكَ وَالرَّيَّةُ نَفَسٌ وَالْكِلْيَتَان مَكْر وَالْقَلْبُ مَلِكٌ فَإِذَا صَلَحَ الْمَلِكُ صَلَحَتْ رَعِيَّتُهُ وَإِذَا فَسَدَ الْمَلِكُ فَسَدَتْ
رعيته (ابو الشيخ في العظمة وابو نعيم في الطب عن أبي سعيد وسده والحكيم عن عائشة) 2750- Gözler delildir, iki kulak haber aracıdır. Lisan ise tercümandır. İki el iki kanattır. Ciğer rahmettir. Dalak sevincin, akciğer nefesin, iki böbrek hilenin yeridir. Kalp ise hükümdardır. Hukümdar iyi olursa halk da iyi olur, hükümdar bozuk olursa halk da bozuk olur.
- العينان تزنيان وَالْيَدَانِ تَرْنيَانِ وَالرَّجُلانِ تَرْتَيَانِ وَالْفَرْجُ يَرْني یزنی ٢٧٥١
رحم طب عن ابن مسعود)
2751- İki göz zına yapar, iki el zina yapar, iki ayak zina yapar, ferç de (tenasül uzvu) zina yapar.
٢٧٥٢ - الْعُدُو وَالرَّوَاحُ فِى تَعْلِيمِ الْعِلْمِ أَفْضَلُ عِنْدَ اللَّهِ مِنَ الْجِهَادِ فِى
سبيل الله (ابو مسعود وابن النجار عن ابن عباس)
2752. İlim öğrenmek için gidip gelmek, Allah katında, Allah yolunda cihaddan efdaldir.
٢٧٥٣ - الْغَازِي فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَالْحَاجُ إِلَى بَيْتِ اللَّهِ وَالْمُعْتَمِرُ وَقْدُ اللَّهِ عَزَّ
٤٥٨٧ - مَا أَغْرَوْرَقَتْ عَيْنٌ بِمَائِهَا إِلَّا حَرَّمَ اللَّهُ سَائِرَ ذَلِكَ الْجَسَدِ عَلَى النَّارِ وَلَا سَالَتْ قَطْرَةٌ عَلَى خَدِهَا فَيَرْهَقُ ذَلِكَ الْوَجْهَ قَتَرٌ وَلَا ذِلَّةٌ وَلَوْ أَنَّ بَاكِي بَكَى فِي أُمَّةٍ مِنَ الْأُمَمِ رُحِمُوا وَمَا مِنْ شَيْءٍ إِلا لَهُ مِقْدَامٌ وَمِيزَانٌ إِلَّا السَّمَ
YanıtlaSilيُطْفَى بِمَا بِحَارٌ مِنْ نَارٍ (هب عن مسلم بن يسار مرسلا)
4587- Allah korkusundan yaşla dolan bir gözün olduğu cesede Allah ateşi haram eder. Oradan yanaklarına bir damla akarsa o yüz siyahlanmaz, zillet de görmez. Ümmet içinde bir adam (Allah korkusundan) ağlarsa, onun sayesinde hepsi esirge- nir. Her şeyin bir miktarı ve mizanı vardır. Göz damlası böyle de- ğil. Onunla ateş denizleri söndürülür.
٤٥٨٨ - مَا اكْتَسَبَ مُكْتَسِبٌ مِثْلَ فَضْلِ عِلْمٍ يَهْدِي صَاحِبَهُ إِلَى هُدًى أَوْ
يَرُدُّهُ عَنْ رَدِي وَلَا اسْتِقَامَ دِينَهُ حَتَّى يَسْتَقِيمَ عَقْلُهُ (طس عن عمر)
4588- Kişi ilimden üstün hiçbir şey elde edemez. İlim, sa- hibini doğru yola götürür. Eğri yoldan alıkoyar. Kişinin dini, aklı müstakim olmadıkça ayakta duramaz.
٤٥٨٩ - مَا أَكَلَ أَحَدٌ طَعَامًا قَطُّ خَيْرًا مِنْ أَنْ يَأْكُلَ مِنْ عَمَلِ يَدِهِ وَأَنَّ نَبِيَّ
اللهِ دَاوُدَ كَانَ يَأْكُلُ مِنْ عَمَلِ يَدِهِ (حم) هب خ عن المقدام بن معدي كرب)
4589- Hiç kimse, elinin emeğinin mahsulü olan yemek- ten daha hayırlısını yememiştir. Allah'ın Nebi'si Davud da, elinin emeğini yerdi.
٤٥٩٠ - مَا الْتَقَى صَفَّانِ مُنْذُ كَانَتْ أَنَّ الدُّنْيَا إِلَى أَنْ تَقُومَ السَّاعَةُ الأَكَانَ
يَدُ الرَّحْمَانِ بَيْنَهُمَا فَإِذَا أَرَادَ نَصْرَ عَبْدٍ قَالَ بِيَدِهِ هَكَذَا فَيَنْهَزِمُونَ كَطَرْفِ
الْعَيْنِ (الديلمي عن ابي امامة)
ki sof savoon Duava kaua karşılaştı ise, mutlaka Rahman'ın yedi 4590- Dünya kurulduğundan kıyamete kadar, ne zaman tarafta bulunmuştur. Kuluna yardım etmek istediği kudreti bir
DEVLET HUKUKU
YanıtlaSilDEVLET TEŞKİLATI
Devlet Reisi, Divanlar:
İslâm'da devlet muhterem bir müessesedir. Hz. Pey- gamber'den sonra Devlet Reisine Emîrü'l-mü'minin denil- Emirü'l-mü'minine, ulû'l-emre itâat lâzımdır. Hâkim, kâdı, komutan, hükümdar odur. Bu salâhiyetlerini başka- larına devreder, onları kendi nâmına iş görmekle görev- lendirir. Hükümet maslahata uygun nizamlar vaz'eder, ka- nunlar yapar. Nasıl ki Osmanlılarda Fâtih zamanında Ni- şancı Mehmet Paşa tarafından örf ve âdete göre kanun- nâme yazılmış, sonra Kanuni zamanında bu, tevsi' olun- muştur. Bu kanunnâmeyi şer'a uydurmakta Ebu's-Suud Efendi'nin hizmeti olmuştur.
Devlet Reisi: Halife, Emîrü'l-mü'minin, Sultan, Hü- kümdar, Padişah, Başkan, Hâkan, her ne unvanla anılır- sa anılsın, milletin başıdır. İslâm'da esas olan bir nevi' Cumhuriyet şeklidir. Hükümdar bir nevi' seçimle gelir. Na- sıl ki ilk dört Halîfe devri böyle geçmişti. Sonraları Muâ- viye, verâset usûlüyle saltanat şeklini ihdas etmiştir. "Hi- lifet benden sonra 30 senedir, ondan sonra melik-i adûd gelir." meâlinde bir Hadis-i Şerîf vardır.
Devlet Reisi olacak kimsede bâzı şartlar aranır; âdil olmak başta gelir, ictihad kudretinde, bilgili olmalıdır. Akıl, beden, his bakımından noksanı bulunmamalıdır.
299
cizye nâmiyle vergi vermeği kabûl etmiştir. Muâmelat hii- kümleri, cezalar onlara da tatbik olunur. Zekât vermezler, fakat cizye ve harac verirler. Dinlerinde câiz olan şeyleri yaparlar. Şarap ve domuz onlarca mal-ı mütekavvimdir. İtlaf eden Müslüman tazmin eder, İslâm'da nikâh düşme- yen kadınlarla, akraba ile evlenmek dinlerince câiz ise onlarla evlenebilirler. Dinlerinde serbesttirler. Medenî hu- kuk bakımından Müslümanlarla müsâvidirler (Lehum mâ lenâ ve aleyhim mâ aleyna). Bizim haklarımız, onların da haklarıdır, bizim vazife ve mükellefiyetimizle onlar da mükelleftirler.
YanıtlaSilDâr-ı harbden Dârü'l-İslâm'a iltica edene Müste'min: Âman dileyen kimse denir. Bunlar da bâzı farklarla zim- milerin faydalandığı haklardan faydalanırlar.
Harbi, zimmi, müste'min, ayrı ayrı hukuka sâhip- tirler. Cihad hükümleri arasında bunlardan bahsedilir. Ayrıca sîyer nâmiyle yazılan eserlerde bunlar tafsilâtiyle bildirilir. İmam Muhammed'in Sîyer-i Kebîr ve Siyer-i Sağîr eserleri bu konuda esastır. Sîyer-i Kebîr, Antepli Mehmed Münib Efendi tarafından Türkçeye çevrilmiş ve 1825'te basılmıştır. Devletler hukukuna âit en geniş ma- lûmatı ihtiva eden bu eser, çok mûteberdir¹.
Görüldüğü üzere harb ve devletler hukuku sîyer ve cihad nâmı altındaki bahislerde yer almaktadır. Muâhede hükümlerine riâyet, sulh şartları, ganîmet malları, harb nizamı, zimmî, müste'min, harbi hakları, esirlere âit hü- kümler bunlarda toplanmıştır. Siyaset-i Şer'iye, Ahkâm-1 Sultaniye nâmı verilen eserlerde de bu bahislere yer ve- rilmiştir.
(1) Muhammed b. Hasan'ın Devletler Hukukuna hizmetini takdir eden Avrupalılar, onu, bu hukukun babası sayarlar. Onun adına kürsü bile kurmuşlardır (Dr. Muhammed Yûsuf Müsa, El- Fikhul-İslâmi, S. 113).
301
Polis ve belediye işleri için, Hisheh ve Intisah dai resi,
YanıtlaSilZabıta işleri için Surta teşkilatı,
- Gayr-i müslimlerin masalihini muhafaza için ayrı bir daire vardı.
Sefirleri takdim eden, kacıların hükümlerini ara eden Mabeyn Kâtibine Hacib denirdi.
(Bu hususta Medeniyet-i İslamiye Tarihinde geniş bilgi vardır).
Osmanh Devletinde de Divan-ı Hümâyên, Divân Adliye, Divân-ı Muhasebât vardır. Ayrıca ihtisab ağalığı, ihtisab nezareti kurulmuştu. Ihtisap rüsumu, devletin ge lärinin yarısını teşkil ederdi. Tekâlif-i örfiye denen vergi ler ahnırdı. (İhtisab kelimesi Balkan devletlerinde inti zap şeklinde hâlâ yaşar.)
Beytü'l-mal:
Devlet ve maliye hazinesi demektir. Devletin her türlü gelirleri burada toplanır, Beytü'l-mal gelirlerinin başlıcaları: Zekât, öşür, cizye, harâc, ganimet'tir. Bunlar şer'i vergiler olup tekâlif-i şer'iye denir (Bir de tekålifi örfiye vardır). Bunlar memurlar, tahsildarlar vasıtasiy
(1) Hisbe: Bu teşkilat, örf ve adete göre hüküm verri. Ih tisab rüsümi namiyle vergi toplar. Damga resmi, ölçü, tartı ver gileri, bac-ı pazar ve başka namlarla teklifi örfiye ve rüsum-u Adiye vardır. Mali ve idari işler, ahkam- sultantye adh eserlerde yer almıştır.
Ibn-1 Teymiye'nin de El-Hisbeh fil-Islam adh bir eseri varhr (2) Devlet idaresi ve teşkilatı hakkında en meşhur eser, Ma verdi'nin Ahkam-a Sultaniye'sidir, Mustafa Zihni Paşa, Bolu Mu- tasarifi iken bu eseri terceme etmiş, fakat Abdülhamitin hart yelerinin tazyikiyle korkusundan tercemeyi yakmış. Meşrutiyet devrinde Vellahd Abdülmeckd Efendi'nin emriyle tekrar terceme etmiştir (O. N. Ergin, Mecelle-i Umür- Belediye, 8. 1788).
303
kabesi devlete ait olup da ondan faydalanma karşılığı verilen bir vergidir.
YanıtlaSilHarâc usûlü çok eskidir. Kur'ân-ı Kerîm'de zikri ge- çer. Romalılar Mısır'da ve Suriye'de, İranlılar İran'da ve Irak'ta haråc usûlünü kurmuşlardı. Müslümanlar bura- larını fethettikten sonra bu usûl yine devam etti. Fütûhât çoğalınca devletin geliri de arttı.
Harâc, devletin başlıca geliri idi. İmam Ebû Yûsuf, Kitâbü'l-Haracı ile devletin mali işlerini, kaynaklarını tesbit etti. Harâc arazinin tâkatına, verimine göre tâyin edilir. Arâziden mahsûl alınsın alınmasın, harâc vermek lâzımdır. Öşür ise çıkan mahsûlden verilir. Hanefiyeye göre öşür ile harâc bir arada bulunamaz, bir koyundan iki deri alınmaz.
Ganimet:
Harbde ele geçen mallara ganimet malı (Mâl-i Ga- nâim) denir. Bu mallar dört türlüdür:
1 Harb esirleri,
2 Adi esirler,
3 Arâzi,
4 Eşya.
Harb esirleri, savaşta esir alınan askerlerdir. Bunlar fidye vermek sûretiyle esaretten kurtulabilirler. Bu defa onlardan alınan fidye kurtuluş akçesi ganîmet malına katılır.
Adi esirler: Harb sırasında Müslümanların eline ge- çen düşmanın kadın ve çocukları. Bunlar harbe katılma-
(*) Harun Reşid bulutlara şöyle haykırmıştı: "Yağmurunu nereye dökersen dök, harac malı yine bana gelecek."
306
Zahir-i Rivaye kitabları: İmam Muhammed'in: Mebsût, Cami-i Sağír, Cami-1 Kebir, Styer-1 Sağır, Slyer-i Kebir ve Zlyádat adlı kitablarıdır.
YanıtlaSilNevadir ise: Keysäntyyat, Haruniyyat, Cürcântyyat ve Rakkiyyat adlı eserlerdir.
Väkiût ve Nevazil ise: Zahir-i Rivaye ve Nevadirde bulunmayan mes'eleler hakkında sonraki fukahanın verdikleri hükümleri ihtiva edenlerdir.
Dört Metin: Kenzü'd-Dekäik, Muhtar, Vikâye ve Mecma' kitabla- ri Hanefilerce en mûteber tutulur.
Erkan-ı Erbaa: Şafillerin Usül-ü Fıkıhta esas tuttukları dört usûl kitabıdır ki: Bürhân, Müstasfa, Umed ve eserlerdir. Mutemed adlı
Ustûl-4 Hamse: Hanefilerin usûlde esas tuttukları ise şu beş ki- tabdır: Debûsi'nin El-Esrar'ı, Pezdevi'nin Usûl'ü, Serahst'- nin Usül'ü, Sadru'l-İslâm Pezdevi'nin Usûlü, Alâüddin Se- merkandi'nin Mizan'ı.
Hadis'de Usûl-i Hamse: Buhârî, Müslim, Ebû Dâvud, Nesel ve Tir- mizî'nin Hadis kitablarıdır.
310
KAYNAKLAR
YanıtlaSilAbdülazis Çaviş: El-İslamu Dinü'l-Fitra.
Abdü'l-Hay Leknevi: El-Feväidü'l-Behlyye.
Abdü'l-Latif Sübki ve arkadaşları: Tarihu't-Teşrii'l-İslâmi.
Abdurrahman Münib: Hukuk-ı Aile,
Abdü'l-Vehhab Hallaf: İlmü Usûli'l-Fakh,
Ahmed Emin: Fecrü'l-İslâm,
: Duha'l-İslâm,
: Zuhru'l-İslâm.
Ansay, Sabri Şakir: Hukuk Tarihinde İslâm Hukuku.
Berki, Alf Himmet: Miras Tatbikâtı; Vakıf.
Bürhanüddin Ali Merginanî: El-Hidaye.
Ebu'l-Berekât Hafızuddin Nesefi: Keşfü'l-Esrår. Ebü İshak Şirazí: Tabakâtü'l-Fukaha.
Hayreddin Zirikli: El-A'lâm, 10. cild, yeni baskı.
Ina Ibn-1 Abdüsselâm: Kavâidü'l-Ahkam fi Masalihi'l-Enâm.
Ibn-1 Abidin: Reddü'l-Muhtar şerhi Dürri'l-Muhtar.
Ibn-1 Hallikan: Vefeyâtü'l-A'yan.
İbnü'l-Kayyım Cevziyye: İ'lâmü'l-Muvakkıîn.
İbn-i Kudâme: El-Mugnî.
Ibn-1 Nedim: El-Fihrist.
Ibn-i Nüceym: El-Eşbâh ve'n-Nezair, Bahr-i Raik.
Ibn-1 Receb: Tabakâtü'l-Hanbellyye.
İbn-i Rüşd: Bidayetü'l-Müctehid, Nihayetü'l-Muktesid.
İsaf Neşaşibi: El-İslâmu's-Sahih.
İsmail Hakkı İzmirli: İlm-i Hilaf.
İsmail Paşa: Hidayetü'l-Arifin fi Esmai'l-Müellifin. Kâmil Miras: Tarih-i flm-1 Fikh.
Kasim b. Kutlu Boga: Tabakâtü'l-Hanefiyye.
Kagani: Bedâyiu's-Sanayi fi Tertibi'ş-Şerâyi.
Katip Çelebi: Keşfü'z-Zünün.
Kemal İbn-i Hümâm: Fethu'l-Kadir.
311
OSMAN KESKİOĞLU
YanıtlaSilFIKIH
TARİHİ
ve
İSLÂM HUKUKU
MÜFTÜOĞLU YAYINLARI
MÜSTEKÎM OL!..
YanıtlaSilSen usandırma illi, il de usandırmaz seni, Hilekärlık eyleme, kimse dolandırmaz seni; Desti a'dadan soğuk su içme kandırmaz seni, Korkma düşmandan ki ateş olsa yandırmaz seni, MOSTEKIM OL HAZRETİ ALLAH
Bu cihande ev yapıb ukbayi berbåd eyleme. Nefin için zalimi birahma imdad eyleme... Alemi tenkid eden hälätı müted eyleme MOSTEKİM OL HAZRETİ ALLAH
UTANDIRMAZ SENİ.
Hep geçer alemde hiç bir hälete yoktur sükün, Zevin bak, değmez teessüf etmeğe dünyayı dün. Istikamet, Şerri a'dadan seni eyler masin, Hak eder ashabı sıkın hasmını elbet zebün..
MOSTEKİM OL HAZRETİ ALLAH
UTANDIRMAZ SEN
Seyyiät insana nefsi kemter Ininden gelir, Her hacålet ademe si karinin den gelir. Izzet zillet mekana heb mekinin'den gelir, Istikamet, müstakim-ülhale dininden gelir.
Ister isen hifzeder ırzın Hüdayi lem yezel, Irana a'dayı bedhahın bile verme halel.. Tä ezelden söylenir hallen dilinde bu mesel: Celb eder elbette insana mükafatı amel.
MOSTEKİM OL HAZRETİ ALLAH
UTANDIRMAZ SENI
(Deram var)
UTANDIRMAZ SENI
MUSTEKİM OL HAZRETİ ALLAH
UTANDIRMAZ SENI.
Gıralanmaz rūmu ikbálin görüb ehli hired", Her günü bir ğad eder takib, her sebti ehad.
Seyli mevt ettikte berbåd, ömrü baht etmez meded,
Böyle ataş megreb olma, häk olur bir gün cesed, MOSTEKİM OL HAZRETİ ALLAH
1. Destel. 2 A'da dan Müste kim doğru Din. Zebin= mayil, kuvvetsiz Bedhahdisman, femalik isteyen 7. Guralanmar aldanmark Saadet günü. Ehill hired ac kimseler 2 Cad yarım. 11, Sebt Cumartesi 12. Ehad Pazar 11 Hak toprak 14. Abid mimur. 15. Nefi 16. Birahim Insafsız. 17. Seyylat günahlar. 28 Kemter Aciz, baya 19. Hacklet Clanma 20 Súl karin kötü arkadas. 21. Izzet yüksek Zillet aşağık 23. Mekin er. 34. MekBir yerde oturam, ikamet eden 25kmall häl doğruluk üzerinde olam
UTANDIRMAZ SENI
Halkı tahrib eyleyib de kendin abad eyleme,
126
YanıtlaSilŞERH-1 DELAİLÜ'L- HAYRAT VE ŞEVÄRIKI'L - ENVĀR
NEZİRÜN
51 Allahümme salli ve sellim ala menismühü NEZİRÜN (S. A.V.)
Açıklama:
Kur'ân-ı Azimüşşan'da:
يا أَيُّهَا النَّبِي أَنا أَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذِيرًا.
«Yâ eyyühen nebiyyü innå erselnåke şahiden ve mübeşşiren ve nezirâ - Ey peygamber! Seni bir şahit ve bir müjdeci, bir korkutucu olarak gönderdik.» (Ahzab sûresi, âyet: 45) âyet-i kerîmesinde ve başka başka âyetlerde Resûl-i Ekrem Hazretlerine NEZİR denilmiştir. NEZİR, korkutucu mânasınadır. Resûl-i Ekrem (S.A.V.) ümmetin- den Hak Teâlâ Hazretlerinin yüce emrini terkedenleri, Allah'ın neh- yettiklerini işleyenler ve günahkârlık üzerine tevbe ve istiğfar etme- yenleri azap ve ceza ile korkutucu olduğundan ism-i pâkine NEZİ- RÜN denilmiştir.
MÜNZİRÜN
52 Allahümme salli ve sellim alâ menismühü MÜNZİRÜN (S.A.V.)
Açıklama:
MÜNZİR, Peygamber (S.A.V.) in ümmetinden åsi ve fâsık olan- larının kalbine korku getirici mânâsındadır.
NÜRÜN
53 Allahümme salli ve sellim alà menismühü NÜRÜN (S.A.V.)
Açıklama:
Mübeccel Resûlümüz ve Mufaddal Nebimiz (S.A.V.) Hazretleri- nin mübarek vücutlarının kendisi nur olup bütün yaratıkların nuru onun nurundan olduğu için mübarek isimlerine NÜRÜN denildi. Ne-