Allah'ın insanlar içerisinde hiç sevmediği üç kişi vardır: 1- Haremin hürmetine riayet etmiyen. 2- İslam'da cahiliyet adetlerini ihya etmeye kalkışan. 3-Haksız yere bir kimsenin kanının akıtılmasına yol arayanlar. Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 8 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
Kafir dahi olsa, mazlumun duasından sakınınız. Zira mazlumun duası ile Aziz ve Celil olan Allah arasında perde yoktur. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 173 / No: 8 Ramuz El-Ehadis
358- Ümmetim şu beş şeyi helal sayarsa o zaman felakete uğrar: Aralarında lanetleşmek, erkeklerin ipekli elbise giymeyi adet edinmesi, (fuhuş dostları) metresler, çalgıcı ve oyuncu kadınlar edinmek, içki içmek, erkeklerin erkeklerle, kadınların da kadınlarla cinsî ilişkiler kurup yetinmeleridir.
بِمَا عَصَوْا وَكَانُوا يَعْتَدُونَ (الديلمي عن انس)
360- Kadınlar kadınlarla, erkekler erkeklerle (cinsî ilişkiler
kurup fuhuş yaparak hem cinsiyle) yetindiği zaman, onları doğudan çıkacak kızıl bir rüzgarla müjdele (tehdit et). O rüzgar onların aşırı davranarak isyan etmeleri yüzünden, kimini kör edecek, kimini de yerlebir edecektir.
İnsanları acizlik içinde bırakmaktan sakının, Sizden birisi Emir veya Amil olur da kendisine dul kadın, yetim veya fakir bir kimse işi için gelir. Ona "Sen otur, işine bakılacaktır" denir. Böylece onlar acizlik içinde terkedilirler. İhtiyaçları görülmez ve onlar için bir emir de verilmez. Onlar da dağılıp giderler. Halbuki, zengin eşraftan biri gelince, Emir onu yanına oturtur. Sonra da "İşiniz nedir" der. Adam da "İşim şöyle şöyledir" der. Bunun üzerine Emir "Bunun ihtiyacını yerine getirin ve acelede edin" der. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 173 / No: 6 Ramuz El-Ehadis
Kainat haşir esas, 1. mesele Kainalla herbir varlik bir lisan olup Allah'ı tesbih ediyor. (Mh)
11:1. makale 1. mukaddime
Kainattaki herşey Allah'ı tesbih eder. (S.) 113:11. Söz Kainattaki herşey bir elden çıkmıştır. (M.) 380:29. Mektup, 1.
kıs. 4. nükte
Käinatta hüsn-ü sanat vardır. (S.) 211:18. Söz, 3. nokta
Kainatı idare etmek Allah'a çok kolaydır. (M.N. 160:Zerre, sonu Käinata iman gözü ile bakılmazsa matemhane olur. (M.N.) 21: Reşhalar, 5. reşha; (Ş.): 5. Şua, 56, 57.
Kainatın insana hizmet ettirilmesinin hikmeti. (S.) 296:23. Söz,
2. mebhas 4. nükte
Kainat insanın hendesesine göre yaratılmamıştır. (M.N.) 67:
Katrenin zeyli Käinat insan için yaratılmıştır. (L.) 345:30. Lem'a 6. nükte, 5.
ONUN ĀDETA KÄINATI ÇEVRELEYEN DUVARLARINA, NELER ASILMADI Kİ? MUALLEKAT-I SEB'A ADI VERİLEN VE ONLARIN ÜZERİNDE BİR KELÄM BULUNAMAYACAĞI KABUL EDİLEN ŞİİRLER.
VE İSLAMİYETİ YOK ETMEK İÇİN ALINAN KARARLARIN YAZILDIĞI KAĞITLAR... BU DUVARLARA ALTIN HARFLERLE İŞLENMİŞ OLAN O ŞİİRLER, İLK KUR'AN AYETLERİ NAZİL OLUR OLMAZ DEĞERLERİNİ KAYBEDEREK BİZZAT ŞAİRLERİ VEYA YAKINLARI TARAFINDAN ORTADAN KALDIRILDI.
BİR GÜNEŞ GİBİ PARLAYAN İSLAMİYETİ SÖNDÜRMEK İÇİN ASILAN ANLAŞMALAR İSE, O GÜNEŞİN HARARETİYLE KAVRULUP GİTTİ. ŞİMDİ O DUVARLARDA, EN BÜYÜK MUCİZE OLAN KUR'ANIN AYETLERİ YER ALIYOR.
ONLARA BİR ZARAR VERMEK, KİMİN HADDİNE? ZİRA O AYETLERDE, "KUR'ANI BİZ İNDİRDİK, BİZ MUHAFAZA EDERİZ" buyuruluyor
Son yıllarda "Kur'an'daki 19 sırn" herkesin ilgisini çekti. An- cak TV.'deki sohbetinizde de kı- saca temas ettiğiniz Velid Bin Mugiyrey'le ilgili kısmı biraz daha açabilir misiniz?
Bilindiği gibi Kur'anın ilk âyet- leri akıllara durgunluk veren bir ihtişam içinde nazil olmaya başla- mıştı. 14 asır önce onu ilk dinle- yenler, ilâhi mesajın ahengi, ritmi ve akılalmaz mânâsı karşısında bambaşka âlemlerin sırrını yaşı yordu.
Efendimiz ilk gelen âyetleri çe- şitli topluluklara erişilmez mânâ sırrı içinde okuyup onları hayran bırakıyordu. Ancak guruplar ha- linde İslâma iltihaklar bir türlü gerçekleşmiyordu. Bunun çeşitli sebepleri arasında en önemlisi, Arab halkının kabile hayatı içinde şartlanması ve önemli kararlan daima Kureyşin ileri gelenlerine bırakmalan idi. Ve bir gün Efen- dimiz bir toplulukta, yine Alâk sûresinin ilk beş âyetini okuyor- du.
Ve bu beş âyet, Arabça met- ninde 19 kelimeden kurulu idi.
Dinleyenler arasında arabların en akıllısı olarak kabul edilen Ve- lid Bin Mugiyre vardı. Mugiyre öylesine akıllı idi ki, uzun yolcu- luklarda deve üstünde tablasız satranç oynardı. Korkunç bir ma- tematik zekâsı vardı.
Velid Bin Mugiyre bu beş âye-
ti dinledikten sonra:
Ben bu kadar muhte-
şem söz işitmedim dedi. Ne - redeyse müslüman olacaktı. Ο müslüman olunca belki de on- binlerce insan bir anda müslu- man olacak ve böylelikle tarihin seyri değişecekti.
Değerli yazarımız Dr.Halük Nurbal ay muntazaman devam edeceğimiz bu çalışacaktır.
Ancak Ebusüfyan ve Ebu Ce- hil, durumu haber alarak hemen Velidi buldular. Daha Velid bir şey söylemeden onu öylesine medhedip gururlandırdılar ki, Velid'in gerçeği sezen kalbi taş- laşdı dondu. Hatta Ebu Cehil, ona Arablaın başına bile geçme- sini teklif etti. Bu hileli tuzak için- de bağlanıp kalan Velid'e bu se- fer Ebu Süfyan,
Sen bugün âyetleri dinle- mişsin, nasıl buldun? dedi, Velid,
Evet gerçekten çok nefisti, dedi. Fakat beşer sözüydü.
İşte o anda Efendimize Müd- desir suresinin ilk otuz âyeti inzal oldu.
Bu otuz âyet, önce Velid'e ne kadar büyük nimetler verildiğini sayıyor sonra da,
"- Kahrolası ne biçim he- sap yaptı, beşer sözü dedi." diye tekrar tekrar onun hesap bi- çimini eliştiriyordu.
Acaba âyet neden ne biçim düşündü demiyorda ne biçim he- sap yaptı diyordu? Çünkü Allah (C.C) Alâk sûresinin ilk 5 âyetin- de 19 kelime içinde ayrıca harf sistemleriyle de 19'un sırrını ser- gilemiş bunu korkunç bir mate- matik hafızaya sahib olan f Velid'den bilmesini istemişti. En N enteresanı o anda inzal olan 30 b âyetin otuzuncusu şöyle bitiyor- b du.
Biz onun üzerine 19'u mu- sallat ettik, deniyordu.
Muddessir suresinin ilk otuz ayeti bir seferde inzal olmuş ka- lan âyetler ise, daha sonra ta-
mamlanmıştı.
C
Nitekim Kur'an peyderpey k inzal oldukça Velid bu 19 sırrını sezdi. Ancak îman et- mesini şeytani gururu engelle- di ve perişanlık içinde ölüp gitti...
baki bundan böyle yeni açtığımız ve her u köşede, sorularınızı cevaplandırmaya
İzmir/Karşıyaka'dan Derya Bilir:
Çeşitli dünya dillerine çevrilen ve en nihayet Türkiye'de de neş redilen ve "YARINI BİLEN ADAM NOSTRADAMUS" adlı kitap ve yazan hakkında aydınla tıcı bilgi verir misiniz?
Kitap başta "Le Point" olmak Üzere Fransa'nın ünlü gazete ve dergilerinde de tenkide uğramış "Korku Tacirliği" yapılıyor diye aleyhinde yazılar neşredilmiştir. Ancak bizde meseleyi tek taraflı vermek âdettir.
Şu, kesinlikle bilinmelidir ve âyeti kerime ile de sabittir ki, "Geleceği ve gaybı Allah'tan başka kimse bilemez" Ancak büyük ve derin âlimlerimiz bu ya. sağa saygı duyarak İslâmi bir me- todla, yani harf hesabı dediğimiz EBCEB ile geçmiş ve gelecek hakkında bazı tahminler yapmış- lar ve bunda çok defa isabet kay- dettikleri de görülmüştür.
İşte Muhyiddin Arabî Hazret- leri de bunlardan biridir. (Is- panya'da doğduğu için Endülus ve yakınındaki Fransa'da sonra- dan tesirleri görülmüştür.) Onun "İstihraç" adlı eserini tamamen fakat beceriksizce kopye eden NOSTRADAMUS'dan veya bir- başkasından bizim öğreneceğimiz birşey yoktur.
Geleceği öğrenmek isteyen bi- rinin, yanlış haberine değil, Aziz bir elçi olan Peygamber Efendi- mizin (A.S.M.) hakiki istikbalimiz İçin söylediği şaşmaz ve dosdoğ- ru sözlerine kulak vermelidir. O'nun haber verdiği gerçekler karşısında bütün beşer fikirleri sö- nük kalır.
llerde bu konuyu tekrar bir makale halinde işleyeceğiz... Sevgiler. Π
Once ruh kelimesindeki mana kanşıklığını açıklayalım. Gerek günlük konuşmalarda, gerekse psikoloji ve psikiyatri- de kullanılan manasıyla ruh; zihni hadiseler ve insanın go- rülebilen faaliyetleridir.
Halbuki dinimizde ruh, bey- nin üstündeki kuvvete verilen addır. Yani beyni idare eden güçle, beynin fonksiyonlarına aynı ad verildiğinden karışıklık doğmaktadır. Bu yüzden psi- kolojide kullanılan, "ruha zi- hin v.s. gibi bir kelime densey- di karışmayacaklardı.
Bizim bahsedeceğimiz bey- ni hareket ettiren ve Cenab-ı Allah in Kur'an-ı Kerim' de mea- len: "Sana ruhdan soracaklar, de ki o Allah'ın bir emridir ve insanlar ondan pek az şey bi- leceklerdir." buyurduğu "ruh"dur. Şimdiye kadar ilim adamları bu ruhu kabul etmi- yorlar ve insanı beynin maddi eseri olarak görüyorlardı. Fa- kat beyin aydınlandıkça "ruh"a inanmanın şart olduğu- nu anlamaya başladılar.
1963 yılında sinapslar (yani sinir hücrelerinin birbiriyle İlişki kurdukları noktalar) üze- rindeki çalışmalarıyla fizyolojik-tıp dalında Nobel
ödülünü kazanan Sir John Ecc- les, ruhu savunanların öncülu- ğünü yapmaktadır. Bu ilim adamı, herbirimizde, ana kar- nındayken fiziki beynimize gi-b ren, maddi olmayan ve idrak eden bir "benlik" olduğunu söylemektedir. Bu "benlik" bi- zi insan kılan şeydir: İnsan ol ma niteliklerimizin hepsi (şuur, irade, şahsi kimlik, yete- nek, hatta sevgi, korku, nefret gibi duygular) hep onun eseri- dir. Maddi olmayan bu benliği- miz aracısı olan beyni yönetir, tıpkı bir sürücünün bir otomo- bili veya bir programcının bir bilgisayarı yönettiği gibi. İnsa-v
SIR VOHN ECCLES: 1963 Nobel Fizyoloji mükafatı. Bugün maddi olmayan ve ölümsüz bir "benlik" görüşünü savunuyor.
nın bu hayaletimsi varlığı, Ecc- les'e göre, bilgisayara benze- yen beyin üzerine çok küçük, belli belirsiz bir fiziki etkide bulunur; nöronlardan (sinir hücreleri) bazılarını harekete geçmeye, "ateşlemeye" bazı- larını da sessiz durmaya götü recek kadar bir etki. Üstelik Eccles bu maddi olmayan ben- liğin, fizikî beynin ölmesinden sonra da yaşamasını sürdürdü- ğünü savunmaktadır...
Eccles, ölümsüz bir ruh ko- nusundaki insanı sağlam, ilmi bulgulardan yola çıkarak açıklı yor. İnsanın irsi yapısında 30
bin gen olduğunu söyluyor. Buna göre Insanın tek benliği- nin olması, belirli yapıda bir bedene sahip olmaktan ibaret olsaydı, bu irsi yapı 1010000 (1'in yanına on bin sıfır kona- cak) tane farklı benliğin müm- kün olabileceği bir kapasiteye sahip bulunurduk. Şöyle diyor Eccles: "Benim benliğimin tek oluşu, beynimi kuran irsi tekli- ġe (bir oluşa) bağlı olsaydı, kendimde duyduğum biricik benliğimin varolabilme ihti- mali 1010000 de 1 olurdu. Bu ise gerçekten imkânsız sayılabile- cek bir ihtimaldir.
Eccles, kendi şahsi benliği- nin böylesine zayıf bir pamuk ipliğine bağlı olduğuna inan- mayı reddetmektedir. Tam tersine, kendinin tek olan ben- liğinin, dünyaya birçok farklı irsi yapının içinde gelebilmesi- ni daha muhtemel sayıyor: "Ben, bambaşka bedenî ve zih- ni özelliklerle doğmuş olabilir- dim, kadın olabilirdim, çok farklı niteliklerim olabilirdi, ama yine aynı ben olurdum." Buradan şaşırtıcı bir sonuca varıyor: İnsan benliği İrsî yapı- da çıkmıyorsa, sonradan da kazanılmıyorsa nereden gell- yor.? Benim cevabım şu: Yara- tılmıştır. Her benlik Allah'ın bir yaratığıdır.
Eccles'in çok güçlü bir müttefiki var: Sir Karl Popper. Eccles ile birlikte bir de kitap yazmış olan, çağımızın bu en ünlü bilim felsefecisi Eccles'in çoğu temel görüşlerine katıl- maktadır.
Eccles ve Popper'in görüşle- ri bilim dünyasının çeşitli yer- lerinden tepkilere uğruyor. Ünlü bir bilgisayar uzmanına göre; "bilimde bilinen hiçbir veri, bu görüşleri çürütmüyor ama bu yeterli değil."
Şaşırtcı bir nokta da, Eccles ve Popper'i eleştiren bir çok nöroloji uzmanının kendileri de; beyin-beden sorunu konu- sunda, onlara çok benzer gö- rüşlere sahip olmaları. Meselâ bunlardan biri, şuurlu benlik ile fizikî beyin arasındaki ilişki- yi, bir matematik denklemi ile bir bilgisayar arasındaki ilişki- ye benzetiyor. Nasıl bir denk- lem, fiziki olmayan birşey ol- duğu halde, bilgisayarın işlem- lerini bir anda belirleyebiliyor- sa, benlik de beynin fiziki işle- yişini belirliyor: Kısacası bu ilim adamı, "ruh"u reddede- miyor, insani denklem olarak tarif ediyor. Beyin ölse bile, bunun varlığını sürdüreceği düşüncesini mantığa uygun buluyor.
Önümüzdeki kış gecesinin gelişi gibi, ölüm önlenemez. Kış gecesine hazırla- nıyoruz da, niçin ölüme hazırlanmıyo- ruz? Ölüme biricik hazırlanış gerçekler- le dolu bir hayat yaşamaktır. Hayat ne kadar faziletlerle doldurulursa ölüm korkusu! o kadar düşer, böylece o artık bir korku da teşkil etmez. Bu insanlar için ölüm yoktur.
Cenab-ı Hak'kin şu gayr-ı mütenahi fezada çok alemleri vardır.
Yüce Kitabımız Kur'ân. Kaina a ait butun sırları akıllara gunluk veren bir sistem içinde açıklamıştır. Konunun asıl muhteşem yönü, bu açıkla maları yaparken 14 asır ön- cesinin insanında şaşkınlık yaratmamasıdır. Kur'ân, ger- çeklere ait açıklamaları ya- parken, satırların üzerini âdeta Ince tülle örtmüş ve zamanı gelmedikçe bu hik- metler anlaşılamamıştır.
Şimdi fizik Ilmindeki en önemli konuların, Kur'ân'da nasıl apaçıkça bildirildiğini özetleyeceğiz. Ayetleri Ilim adamı dürüstlüğü içinde in- celediğimizde, bunları hay- ret ve başyetle sezeceksiniz.
Bu âyetlerdeki fiziki ger- durçekler son derece nettir ve hiçbir insaf sahibinin ten- kid edecek bir tek noktayı bile bulabilmesi mümkün değildir.
Çağımızın fiziği için ente- resan olan 4 önemli konu vardır:
1. Kâinattaki kara delik- ler.
2. Gravidasyon (cazibe) ve jiroskobik hareket.
3. Parite (zīdeşler).
4. Zaman kavramı.
Kur'ân henüz yeni yeni ay- dınlanan bu 4 konuda da apaçık kâideler getirmiş ve tarifler yapmıştır.
Bir gece, yüz tabakalık irtifada, bir katran ağacı- nın başındaki yuvada, semanın yıldızlarla yaldızlan- mış güzel yüzüne baktım; Kur'ân-ı Hakîm'in:
"Felâ uksimu bilhunnasi, el cevaril künnasi" kaseminde ulvi bir nûr-u l'caz ve parlak bir sırr-ı belägat gördüm. Evet, seyyar yıldızlara ve istitar ve intişarlarına işaret eden şu âyet, gayet âli bir nakş-ı san'at ve âli bir levha-i ib- ret, nazar-ı temaşaya gösteriyor. Evet şu seyyareler, kumandanları olan güneşin dairesinden çıkıyorlar, sa- bit yıldızlar dairesine girerek semada yeni yeni na- kışları ve san'atları gösteriyorlar. Bazan kendileri gibi parlak bir yıldıza omuz omuza verir güzel bir vaziyet gösteriyorlar. Bâzan küçük yıldızlar içine girip bir ku- mandan suretini gösteriyorlar. Hususiyle bu mevsim- de, akşamdan sonra, ufukta Zühre yıldızı ve fecirden evvel diğer parlak bir arkadaşı, gayet şirin ve güzel bir vaziyet gösteriyorlar. Sonra vazife-i teftişiyelerini ve nakş-ı san'atta mekiklik hizmetini îfâdan sonra yine dönüp sultanları olan güneşin şa'şaalı dairesine girip gizleniyorlar. Şimdi şu "Hunnes, Künnes" tâbir edilen seyyarelerle şu zeminimizi kâinat fezasında birer gemi birer tayyare suretinde kemal-i intizamla döndü- ren ve seyr ü seyahat ettiren Zât'ın haşmet-i rubûbiye- tini ve şa'şaa-i saltanat-ı ulûhiyetini güneş gibi parlak- lığıyla gösteriyorlar. Bak bir saltanatın haşmetine ki, gemileri ve tayyareleri içinde öyleleri var ki bin defa küre-i arz kadar bir cesamette ve bir saniyede sekiz saat mesafeyi kat'eden sür'attedir.
İşte böyle bir Sultan'a ubûdiyet ve îmânla intisab et- mek ve şu dünyada ona misafir olmak, ne kadar âli bir saâdet; ne derece büyük bir şeref olduğunu kıyâs et.
Gazetelerin İslâmiyetle, öteki dinler arasındaki fark nedir? Sorusuna, Garaudy şu karşılığı vermişti:
"Bak yavrum. Fark şu'dur?
Bana göre İslam, çağları arka- sında sürükleyen bir dindir. Diğer dinler ise çağların arkasında sürüklendi. Yani İslam dışındaki bütün dinler, zamana uyduruldu. Reforma tabi tutuldu. Mukaddes kitaplar, çağlara göre tahrif edildi. Kur'ân ise indirildiği günden beri hep zamana hükmetti. O zamanı değil, zaman onu takip etti. Zaman yaşlandıkça O gençleşti. İşte ara- daki fark budur. Bu çağlarüstü bir olaydır. Bugüne kadar bunca savaşların bıraktığı korkunç sos- yal, siyasî ve ekonomik sarsıntılar dan daha büyük bir olaydır bu.
"Biri insanı devlete kar- şesir eder. Diğeri ise, sermayeye karşı. Yani Marksizm ile Kapitaliz- min ikisi de insanı sömü- ren sistemlerden demek istiyorum. Ama İslâm bunlara karşı, insana prestijini iade eden bir sistemdir."
Benim en çok peşinde olduğum şey, akıl ile vicdanın bütünleştiği ve buluştuğu noktaya ulaşmaktır. Üstün sanat ve şiirle toplum hakkındaki inançlarımı dile getirmek istiyor- dum. Allah'a şükürler olsun ki, İslâm sayesinde, onları birleş- tirme imkânı bana nasib oldu.
Bir Fransız filozofun "komünizme ait bütün eserler, bütün fikirler yok olsa, GARAUDY yeniden yazar” dediği bu zât, Kuveyt'te çıkan El-Ümme dergisinin bir yandan sorularını cevaplarken, bir yandan da resmî olarak İslâmiyeti kabul ediş belgesini gösteriyordu.
Kim inmiş denizin dibine, kim koymuş balığın adını? Kim dolaşmış gökleri kat kat, kim koymuş kartalın, Anka'nın, hürriyetin adını?
Hangi kanatlarla kim uçmuş yıldızdan yıldıza, kim koymuş Terazinin, Merih'in Zühre'nin adını? Hangi ayaklarla, hangi adımlarla ve hangi kılavuzun peşinden, kim dolaşmış
ayın girintilerinde, kim koymuş dağlarının vâdilerinin adını? Kim Promete demiş ateş hırsızına, kim koymuş alevin, dumanın adını?
Kim gidebilmiş tarihi aşıp daha gerilere, kim koymuş Taş Devrinin, Tunç devrinin adını? Ve kim ayırabilmiş birini ötekinden, kim koymuş mad-
denin, kim koymuş kuvvetin adını?
Kimin dalına konmuş saadet, hangi dal çekebilmiş saadeti ve hangi dil koy-
muş saadetin adını? Hangi ömür, hangi ölçü, hangi parmak sayabilmiş sayıları sonuna kadar ve kim koymuş trilyonun, kentrilyonun adını? Kim girebilmiş insanoğlunun içine, kim koymuş gönlün, ruhun, vicdanın adını? Zamanın şeridini kim kırpmış, uzunlu kısalı kim koymuş şubatın, martın adını?
ben?
Kim tartabilmiş renkleri terazide, kim mora mor, maviye mavi demiş, kim koymuş akın, karanın adını?
Kim koymuş taşının, toprağının adını? ve kim demiş sana "sen",
Kim inmiş denizin dibine, kim koymuş balığın adını?
Kur'an dillyle yaradılış mucizesi. Anne karnındaki hikayemiz. Hilkatin muhteşem mucizesi...
Ve bu harikalar harikası san'atı yıllarca görmezlikten gelen ateist Ilim? İlim adına gerçekten yürekler acısı bir se- naryo. Ancak her alanda olduğu gibi biyoloji alanındaki gerçekler de artık görülüyor. Şim- di limin en yeni gerçeklerinin ışığı altında, ra- himdeki yaradılış hikayemizi sunacağım.
Dr. Halûk NURBAKİ
En muhteşem mûcize olan Kur'an, ilmin bu konuda henüz ulaşabildiği gerçekleri, 14 asır öncesinden apaçık bildiriyor.
İşte 41. sûrenın 47. âyeti
Allah'ın izni olma- dan hiç bir dişi gebe kala- maz, hiç bir gebe doğura- maz.
Ve 39. sûrenin 6. âyeti
Sizi annenizin kar- nında, üç türlü karanlık için- de, yaratılıştan yaratılışa ge- çirerek yaratmıştır. İşte bu, Rabbimiz olan Allah'dır."
Hikâyemize, yumurta hücresi- nin hazırlanışı ile başlıyoruz: Yumurtalıkta çok ince biyolo jik sentezlerle hazırlanan yumurta hücresi, yumurtalıktan karın boş luğuna atılır.
Ve sonra rahimin üst köşele- rinden uzanan borular (Fallop Boruları) bir çiçek gibi açık olan uçları ile karın boşluğunu tarar, yumurta hücresini yakalar ve içi- ne alır. Yumurta hücresi boru- nun rahime en uzak ucunda döl- lenmek üzere bekler. Bu faaliye- tin sebebi, yumurta hücresinin biyolojik açıdan fevkâlade hassas yapısı dolayısıyla, diğer organ ve dokulardan korunmasıdır.
Döllenme bölgesinin kanalın ucunda takdir edilmesiyle, akılal-
maz biyolojik hadiselerin bir kö- şede meydana gelmesi sağlan- mıştır.
İLKAH OLAYI: (Dişi ve er- kek genlerin birleşmesi):
Anne karnından fallop borusu- na alınan yumurta hücresi, anne- deki yapı istidatlarının yarısını ta- şımaktadır. İstidatlar genetik şif- reler halinde bir şeritte yazılıdır. Bu şeridin eni 3,5, boyu ise, 25- 150 angstrom arasındadır.
Bu genetik şifreler, kromozom dediğimiz vagonlara bindirilir.
Insanda ana çizgilerle 60.000 civarında temel istidat (yapı özelliği) vardır. Ve bunlar sa- dece 46 kromozoma bindi- rilmiştir. Başlangıçta bu va- gonlarda (kromozomlarda) sabit özelliklerin taşındığı sanılmıştır. Erkekte mevcut
8 (*) Angstrom: 10 cm. (Santi- metrenin yüzmilyonda biri.)
Bir başka doğuşun başlangıç anı. Esrar dolu âlemlere açılan ve mutlaka geçilmesi gere- ken bir kapı.
Acaba insan, hayat perdesine düşen geçici bir gölge mi?
Yoksa rüyalarında dünyayı yaşayan, sonsuzluk ülkesinin bir misafiri mi?
Ve ölüm, bütün güzelliklerin, sevgilerin ve umutların sonu mu? Bu soruların cevabını, İç dünyanıza çekilerek arayınız. İçinizdeki bir sesin "Allahın varlığını anlayan, ebedî olduğunu da anlar” dediğini duyacaksı-
Her bir molekülü harika olan taş parçaları, böylesine muhteşem yapılarıyla kendilerini yaratan sanatkârı gösterirken, acaba kendilerine "cansız" dediğimiz için bizlere güceniyorlar mı dersiniz!
"Biz Kur'ân'ı müminlere şifa ve rahmet olsun diye indirdik."
İsra Sûresi: Ayet: 82
Görüldügü gibi Hattat Hamid'in yazdığı bu meşhur tevafuklu
K.Kerim'de Allah (c.c) lâfızları olduğu gibi Kur'ân ibareleri de alt alta gelerek tevafuk etmektedir. K.Kerim'de yine İsra Suresindeki Ayet: 41 ve 46'da Furkan Suresi ayet 30-32 de ve yine Kamer Suresi Ayet: 17-22 de olmak üzere 5 ayrı yerde tevafukun olması pek manidar olup Halk arasındaki söylenegelen: "Kur'ân Arabistan'a indi. Mısır'da okundu. Türkiye'de yazıldı.” Sözünü güzel ve enteresan bir şekilde teyid
Bana iman etmeyen Allah'a da iman etmemiştir... dhe Handel, Monsned. V. 1
ATEİZM KISKACINDA İNSANLIK
Rabbimiz, Hz. Adem'den itibaren, insanlığın doğru yolu bulması için peygamberler göndermiş ve neye, nasıl inanılması gerektiği konusunda in sanları bilgilendirmiştir. Gönderilen her elçi, inanç esaslarına dair önceki peygamberlerin mesajlarını aynen aktarmıştır. İslam, insanların hiçbir baskı altında kalmaksızın, kendi özgür iradeleriyle inanmasını bir ilke olarak kabul etmiştir. Peygamberlerin her dönemde insanlığa yaptığı uyarılarına rağmen, din kortusunda yanlış yol ve tutum benimseyenler hep var olmuştur. Ancak inanmayanların, İslamiyet'in Allah inancını diğer dinlerin tanrı inancıyla ka- rıştırmaması gerekir. Hristiyanlığın Peygamberlik kurumunu tahrif etmesinin oluşturduğu travmanın faturasını tümden dine kesmek yanlıştır. Dindarların yanlış tutumu dine mal edilemez. Ateizm, zihni ve kalbi tembellikten ibaret- tir. Oysa gönül frekansını kapatmamış, Allah'ın boyası olan fıtrata ve varoluş mayası bozulmamış akla sahip insan için bizzat kainat iman vesilesidir.
Bir kimse halk kızdığı halde Allah rızasını isterse Allah ondan razı olur. Sonra halkı da ondan razı eder. Kim de Allah'ı gadab ettirerek insanların rızasını isterse, Allah ona gadab eder ve halkı da ona hasım kılar. Ravi: Hz. Âişe (r.anha) Sayfa: 409 / No: 10 Ramuz El-Ehadis
Bir kimse halk kızdığı halde Allah'ın rızasını isterse, Allah halktan gelen şer ve fitneye karşı onu korur ve ona yeter. Kim de Allahı gazablandırarak insanların rızasını isterse, onu halka bırakır ve bir şeyine karşımaz. Ravi: Hz. Âişe (r.anha) Sayfa: 409 / No: 11 Ramuz El-Ehadis
Bir kimse halk sena etsin diye, Allah'a isyan teşkil eden işler yaparsa, insanlardan evvelce kendisini öven, sonra da zem eden bir kimse olur. Ravi: Hz. Âişe (r.anha) Sayfa: 409 / No: 12 Ramuz El-Ehadis
Bir kimse haramdan bir lokma yerse, kırk gün namazı kabul olunmaz ve kırk sabah duası kabul olmaz. Haramın bitirdiği et Cehenneme daha layıktır ve haramın bir lokması da et bitirir. Ravi: Hz. İbni Mes'ud (r.a.) Sayfa: 409 / No: 4 Ramuz El-Ehadis
با ما ننَا أُولَئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فَهَا خَالِدُونَ من الايراني
mazlar dedik اذْكُرُوا نِعْمَنِى إِلَى تَمَتُ عَلَيْكُمْ وَأَوْفُوا بِعَدَ اون عِندِ 38- "Hepiniz oradan inin. Sonra Ben- den size bir hidayet gelir de kim Be- nim hidayetime uyarsa, artık onlara korku yoktur, onlar mahzun da ol-
39. Küfre saplanan ve âyetlerimizi yalanlayanlar ise ateşin yaranıdırlar ve orada ebedi kalıcıdırlar.
rulayıcı olarak indirdiğime (Kur'ân'a) iman edin. O'nu (Kur'ân'ı) inkâr edenlerin ilki siz olmayın ve Benim âyetlerimi az bir para karşılığında sat- mayın ve ancak Benden sakının ن
43- Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve ruku edenlerle beraber ruku' edin. Siz insanlara iyiliği emreder de +
kendinizi unutuyor musunuz? Hal-
buki kitap da okuyorsunuz. Hālā aklınızı başınıza almayacak mısınız? sanlardan başkasına ağır gelir. Sabır ve namazla (Allahtan) yardım isteyiniz. Muhakkak bu (namaz), huşu sahibi in- Onlar (huşu sahibi olanlar) gerçekten Rablerine kavuşacaklarını ve ona döneceklerini
bilirler. Ey İsrail oğullanı! Size verdiğim nimetlerimi ve sizi âlemlere üstün kıldığımı hatırlayın.
Öyle bir günden korkun ki, o günde kimse bir diğeri adına bir şey ödeyemez. Kimseden izinsiz) şefaat kabul olunmaz ondan bedel alınmaz ve onlara yardım da yapılmaz.
38- Biz (onlara): "Hepiniz oradan (cennetten) inin. Eğer benden size be (peygamber/kitap) gelir de, kim o rehberime täbi olursa, ank onlara hiçbir endişe yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir" dedik
rehber 39- O küfre sapanlar ve âyetlerimizi yalan sayanlar var ya, işte onlarce hennemliktirler. Onlar orada sürekli kalacaklardır.' 40- Ey İsrailoğullan, size verdiğim nimeti hatırlayın (sükredin; bana iman ve itaat hususunda) verdiğiniz sözü yerine getirin ki, ben de size ver diğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun (ahdinizi bozma yın).
41- Yanınızdaki (Tevrat'ın aslını tasdik edici olarak indirdiğim (Kur'an a îman edin, ona inanmayanların ilki siz olmayın; benim âyetlerimi az bir paha (olan dünya menfaati) ile satmayın ve ancak "benim emn-
me uygun yaşayın'. 42- Hakkı (gerçeği) bâtıla sokup bulamayın ve bilip dururken hakkı giz-
lemeyin. 43- Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve rükü eden (mü'minlerle bir- likte rükû edin.
44- Siz Kitabı okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup da (diğer) in- sanlara iyilik yapmalarını (ve takvayı) mı emrediyorsunuz? (Bunun çirkin olduğunu) hiç düşünmüyor musunuz?
45- (Ey müslümanlar) sabır ve namazla Allah'tan yardım isteyin. Gerpi bu (nefislere) ağır gelirse de, ancak Allah'a içten saygı duyanlara gö
re böyle değildir. 46- Onlar ki, mutlaka Rablerine kavuşacaklanını ve O'na döneceklerini
bilirler (de namazlaını yüksünmeden kılarlar). 47- Ey İsrailoğullanı! Size bağışladığım (bunca) nimetimi ve (bir zaman)
insanlardan sizi tercih ettiğimi hatırlayın. 48- Öyle bir günden korkun ki, (o günde) azaptan kurtulmak için hiçbir kimse, bir başkası yerine bir şey ödeyemez. (Allah'ın izni olmadıkça) hiç kimseden şefaat kabul olunmaz, hiç kimseden bedel de alınmaz ve o (inanmayan)lara yardım da edilmez.
1
2
Κτη 7/24-35,20/123
Phanı yapılama hak anlaşılmaz ve insanlar da haktan saptırılmış olur. Diğer taraflan ba bâtılı da hakla süslemeyin" bert Kerme de once anderkekti" tekrar "rükü edenlerie
Beriko odin buyurulmamaz kılın" buyurulduğu halde tekrar delalet vardır. (Biz Beydavi, Tefsiri Kebar Tasunda namazin cemaatle kilimmit Erbaa 1/405-4063
Şu on alâmet olmadan kıyamet gelmez: Duhan, Dabbetül arz, Deccal, Güneşin garbtan doğuşu, Üç yerde yere batış, Şark, Garb ve Ceziretül Arab'da, İsa ibni Meryem'in inmesi, Ye'cüc ve Mec'ücün çıkması ve Aden içinden bir ateş çıkması ve insanları mahşere (Şam'a) sürmesi ve yanlarından ayrılmaması. Öyle ki onla geceleyince o ateş de geceler. Kaylûle yaptıklarında o da yanlarında bekler. (Yanlarından ayrılmaz.) (Bu on alâmet oluş sırasına göre değildir.) Ravi: Hz. Ebû Tufeyl (r.a.) Sayfa: 100 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
Mes'ud kimse, Fitnelerden uzaklaştırılmış kimsedir. Fitneye düşmüşte sabretmiş, ne güzel şey, ne güzel şey, ne güzel şey. Fitneyi yayanların ise, vay haline, vay haline, vay haline. Ravi: Hz. Mikdad İbni Esved (r.a.) Sayfa: 100 / No: 6 Ramuz El-Ehadis
Selâm, Allah'ın isimlerinden bir isimdir. Arza sunulmuştur. Aranızda Selâmı ifşa ediniz. Bir adam bir kavme selâm verdiğinde, alırlarsa verenin kazancı, alanlardan daha fazla olur. Şayet o Selâmı almazlarsa onu daha hayırlı bir kavim alır. (Melekler) Ravi: Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma) Sayfa: 100 / No: 10 Ramuz El-Ehadis
Cennet binalarının bir tuğlası altın, bir tuğlası gümüş, harcı misk, çakılı inci ve yakut ve toprağı da safrandır. Oraya giren kimseye nimetler ihtiyaç olmaksızın gelir. Orada ebedi olarak yaşar. Ölmez, elbisesi eskimez ve gençliği de gitmez. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 200 / No: 6 Ramuz El-Ehadis
Cin taifesi üç kısımdır. Üçte birinin kanadı vardır. Havada uçarlar. Üçte biri yılanlar, köpekler tavrındadır. Üçte biri de göçebe olup, insanlarla beraber dolaşırlar. Ravi: Hz .Ebu Salebe (r.a.) Sayfa: 200 / No: 17 Ramuz El-Ehadis
Benden sonra fitneler olur. Birisi de "Ahlas" fitnesidir.(deve çulu fitnesi, yani milletin boynunda temelli kalır.) Harpler, hicretler olur. Sonra daha şiddetli bir fitne olur. Ha bitti denir, daha da devam eder. O derece ki, fitnenin kendisine dokunmadığı ev ve müslüman kalmaz. Bu hal ehli beytimden bir müslüman(Mehdi a.s.) çıkıncaya kadar devam eder. Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.) Sayfa: 300 / No: 3 Ramuz El-Ehadis
Yakında başınıza bazı emirler gelecek , rızıklarınıza el atacak, sizi yalanlarla avutacaklar. İş yapacaklar lakin yaptıkları fena olacak. En fena tarafları da kötülüklerini siz güzel görmedikçe ve yalanlarını tasdik etmedikçe sizden razı olmayacaklar. O zaman (yalnız) emirlik haklarını tanıyın. Sizi de tecavüzle kendilerine uydurmaya çalıştıklarında onlarla mukatele edin. kim bu yolda öldürülürse o şehiddir. Ravi: Hz. Ebû Sülale (r.a.) Sayfa: 300 / No: 2 Ramuz El-Ehadis
ALLAH'dan dünya ve ahirette af, afiyet ve yakîn isteyin. Zira yakînden sonra kula, afiyet kadar hayırlı bir şey verilmedi. Ravi: Hz. Ebû Bekir (r.a.) Sayfa: 300 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
Bakara suresinde bir ayet vardır ki, Kur'an ayetlerinin seyyididir. Bir yerde okundu mu şeytan orada tutunamayıp mutlaka çıkar. Bu "ayetül kürsi" dir. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 300 / No: 9 Ramuz El-Ehadis
Benden sonra yakında bir kavim gelecek, benim hadisimden soracaklar. Onlara ancak ezberlediklerinizi söyleyiniz. Kim kasten bana yalan isnad ederse cehennemde yerine hazırlansın. Ravi: Hz. Ebû Mûsa (r.a.) Sayfa: 300 / No: 12 Ramuz El-Ehadis
Bir kimse halka, kendisinde bulunan Allah korkusundan fazla bir korku (varmış gibi) gösterirse, o kimse münafıktır. Ravi: Hz. Ebû Zerr (r.a.) Sayfa: 400 / No: 11 Ramuz El-Ehadis
Bir kimse nefsini hor görürse dinini kıymetlendirmiş, nefsini aziz görürse dinini hor etmiş olur. Din ise aziz olması lazım gelen bir şeydir. Bir kimse nefsini beslerse dinini zayıflatmış olur. Kim de dinini beslerse, dini de nefsi de beslenmiş olur. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 400 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
Ya Aişe (r.a) dinlerini tefrikaya verip, bölük olanlar, bunlar bu ümmetin bid'at ehlidir. Ehli heva ve ehli delalettir. Ya Aişe, muhakkak ki her günah sahibi için tevbe vardır. Ancak heva ve bid'at ashabı hariç. Ben onlardan beriyim, onlar da Benden beridir. Ravi: Hz. Ömer (r.a.) Sayfa: 500 / No: 2 Ramuz El-Ehadis
Ya Aişe (r.a) sana Allah'ın takvası ve rıfk gerekir. Zira herhangi bir şeyde rıfk olursa onu ancak, ziynetlendirmiş olur. Bir şeyde de rıfk olmazsa onu çirkinleştirir. Ravi: Hz. Âişe (r.anha) Sayfa: 500 / No: 10 Ramuz El-Ehadis
Ya Fatma (r.a) kalk kurbanının yanında hazır bulun. Zira damlayan ilk damla ile işlemiş olduğun her günah af olunur. Ve şöyle söyle "İnne salatî ve nüsukî ve mahyâye ve memâtî Lillahi Rabbil alemîn. Lâ şerikeleh ve bi zâlike ümirtü ve ene evvelül-müslimîn" (Benim namazım vesair ibadetim, dinim, hayatım ve ölümüm Rabbil Alemin olan Allah içindir. Onun şeriki yoktur. Ben bu tevhid ile emrolundum ben müslümanlardanım) Denildi ki; "Ya Resulallah, bu Sana ve ehli Beytine mi mahsustur?" Buyurdu ki, hayır bilakis bütün müslümanlara aittir. Ravi: Hz. Umran İbni Hüseyin (r.a.) Sayfa: 500 / No: 11 Ramuz El-Ehadis
Ya Aişe (r.a) yazık yine yazık o kimseye ki, bu yüze bakmaktan mahrum oldu. Mü'min olsun, kafir olsun hiç kimse yoktur ki, Benim yüzüme bakmaktan memnun olacak olmasın. Ravi: Hz. Âişe (r.anha) Sayfa: 500 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
Kıyamet günü Cennetin kapısına, açtırmak için geleceğim. Kapıcı Hâzin sorar: "Sen Kimsin?" Ben de: "Muhammed (s.a.s.)'im" derim. Kapıyı açar ve: "Senden önce hiç bir kimseye açmamakla, ancak sana açmakla emrolundum" der. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 3 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse cennete giremez. (Muslim, Iman, 147)
RAHMAN'IN HAS KULU OLMAK İSTERSEN
Allah Teālā, tevazu sahibi kişileri Kur'an-ı Hakim'inde "Rahman'ın has kul- ları" nitelemesiyle övmektedir. Mütevazı kişi Rabbini tanıyan ve haddini bilendir. Hak Tealā'nın göklerin ve yerin hükümranı olduğunun, her şeye gücü yettiğinin ve her şeyi hakkıyla bilen olduğunun idrakindedir. Bu şuurla kainatın yaratıcısının sonsuz kudreti karşısında acziyet ve mahfiyet içinde boyun eğip teslim olarak kulluğunu izhar eder. Rahman'ın yarattıklarına karşı büyüklenmez. Ayırım gözetmeden herkese barış ve esenlikle muka- belede bulunur ve böylece Rahman'ın has kulu olarak ayet-i kerimede işaret buyrulan rahmetle sarmalanır. Tevazuun zıddı kibirdir. Kibirli insan sahip olduğu her ne varsa bunlara kendi çaba ve gayretiyle sahip olduğu vehmine kapılır. Rabbinin nimetlerine nankörlük eder ve şükretmez. Nimetin asıl sahibini unutmak hakkı inkâr etmektir. Bu sebeple kibir kötü huyların en tehlikelisi olarak görülmüştür.
ZAFER: Savaşta kazanılan başarı. Birçok emek ve tehlikeli uğraşmalar pahasına erişilen mutlu sonuç, yengi, utku. Bir yarışma veya uğraşıda çaba harcayarak elde edilen başarı. Amaca ulaşma.
(Kaynakça; TDK)
Zafer, zafer benimdir, diyebilenlerindir. / Mustafa Kemal Atatürk
Gerçek zaferler kan dökülmeden kazanılandır. / Pittacus
Zaferde kendini yenen iki kere yener. / Publilius Syrus
Zaferlerimiz ancak yenilen düşmanlarımızın zaaf ve eksiklerinden kaçınabilirsek amacına ulaşacaktır. / Büyük İskender
Hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez. / Jean de La Fontaine
Hiçbir zafer umulanı getirmez, hiçbir bozgun mutlak değildir. / Cemil Meriç
Keyif zaferde değil; asıl mücadele, girişim ve çekilen ıstıraptadır. / Mohandas Gandi
Zafer ve yenilgi, her birinin bedeli aynıdır. / Thomas Jefferson
Bir zafer daha umuyorum. Hatta zaferi kendime vaat ediyorum. / Kanuni Sultan Süleyman
Eski zaferlerden çok bahsediliyorsa, artık yeni zafer ümitleri kal-
mamış demektir. / Kemal Tahir
Zafer, isteklisi çok olan bir metadır. / Heinrich Heine
Hiçbir zafer kazanmamışımdır ki, bana kalbimden akan kanlara mal olmamış olsun. / Heinrich Heine
Zafer, sulhun en kısa yoludur. / Falih Rıfkı Atay
Hayatında binlerce defa zafer kazanmış olan kimse, ölümünde de
muzaffer olmasını bilir! / Kleist
Zaferin büyüklüğü, savaşın çetinliğiyle ölçülür. / Grillparzer
Her zafer zafer değildir, her yenilgide yenilgi. / Napolyon Bona- part
Zaferin sorunları yenilginin sorunlarından daha makbuldür ama daha az zorlu değildir. / Winston Churchill
Zafer gayreti sever. / Catallus
İşgal altındaki topraklarımız anavatana ateşli protestolarla değil,
kılıcın indirdiği zafer darbeleriyle katılabilir. / Adolf Hitler
Zafer zafer değildir; Yenilen düşman yenilgiyi kabul etmedikçe. / Claudianus
Yalan söyleyenlerin güçlü bir belleğe ihtiyaçları vardır. / Corneille
Bana yalan söylemiş olman değil, artık sana inanmamam sarsıyor beni. / Friedrich Nietzsche
Kendime yalan söylemeye başladığımdan beri, kimseye inanmı yorum. / Oscar Wilde
Voltaire İnanılmayacak şeylere inanıyorum demek yalan söylemektir. I Su yabancı "İdealler" sözcüğünü
sözcüğümüz var: "Yalanlar." / Henrik Ibsen unut. Eski ve yerli daha iyi bir üyalancılık; meslek dalı olarak ilan edilmeli artık, çünkü çok fazla ustası var. / Honore de Balzac
Kimse öfkeli insan kadar çok yalan söyleyemez. / Friedrich Ni- etzsche
Yıkmak düzeltmekten, yalan söylemek ispatlamaktan daha kolay- dır. / Arthur Schopenhauer
Nasıl ki bir ülkenin barışı ve refahı için gerektiğinde silahlanması ahlakla çelişmiyorsa, aynı şekilde, insanların gerektiğinde yalana başvur- maları ahlakla çelişmemektedir. / Arthur Schopenhauer
Az yalan söylenemez, yalan söyleyen her yalanı söyler. / Victor
Hugo
Birinin yalan söylemesine kızmam da yalan söylerken yakalana- cak kadar salak bir insanın beni kandırmaya çalışmasına kızarım. / Sig- mund Freud
Üç türlü yalan vardır: Basit yalan, kuyruklu yalan ve istatistik. / Benjamin Disraeli
Özür, yalandan daha korkunç, daha kötüdür; üstü örtülmüş bir
yalandır çünkü. / Alexander Pope
Mal sahibi mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi? Malda yalan mülk-
te yalan, al birazda sen oyalan. / Yunus Emre
İşitecek kimse olmadığı yerde yalan söyleyen olmaz. / İngiliz Atasözü Yarım hakikat çoğu kere muazzam bir yalandır. / Benjamin Franklin
Aslını gizleyemez insan, giydiği kaftanlarla. Bilmez ama kendini kandırır, söylediği yalanlarla! / Mehmet Akif Ersoy
Eğer ortalama bir insandan yaşam yalanını alırsanız, onun mutlu- luğunu da almış olursunuz. / Henrik İbsen
İyileştiren bir yalan, yaralayan bir gerçekten daha iyidir. / Çek
Hiç kimse, kızgın bir kişi kadar gözü pek yalan söylemez. / Fried- Atasözü
Hoşumuza giden yalanları avuç dolusu yutarız da, acı gerçekleri rich Nietzsche yudum yudum içeriz. / Denis Diderot
Ah! Nice üstün görünümler altında yalan dolan vardır. / William Shakespeare
Prarsiz yeminlere kendini alıştırma, en iyisi yemin ettirmeyecek doğru komlayanlar tarafından söylenen bir doğrudan daha kötü hiç kadar doğru konuş. / Dale Carnegie
bir yalan yoktur. / William James Bana bir yalancı göster, san bir hırsız göstereyim. / George Herbert Yalancının cezası, kimsenin kendisine inanmayışı değil, kendisi-
nin kimseye inanmayışıdır. / Bertnard Shaw Yalancılar, yemin etmeye herkesten çok heveslidirler. / İtalyan
Atasözü
Yalancılar ve ikiyüzlüler her şeyi sözle yapan yani hiçbir şey yap- mayan kişilerdir. / Demokritos
Doğru söylediğin zaman kimse inanmayacak. İşte, yalan söyle-
menin cezası budur. / Talmud
Yalan zekâ işidir, dürüstlük cesaret, Eğer zekân yetmiyorsa yalan söyleme, Cesaretini kullanıp dürüst olmayı dene. / Victor Hugo
Yalan kartopuna benzer, yuvarlandıkça büyür. / Martin Luther
Yalancı; bacaları karartan is gibi, insanın içini de karartır. / Alek- sandr Sergeyeviç Puşkin
Doğru pabucunu giymeden, yalan dünyayı dolaşır. / Mark Twain Özür, yalandan daha korkunç, daha kötüdür; üstü örtülmüş bir
yalandır çünkü. / Alexander Pope
Yalancının belleğinin çok iyi olması gerekir. / Ouintilianus
Bana kâfir demiş müftü efendi, Tutalım ben diyem ona Müslü- man, Vardıkta yarın rûz-ı cezaya, İkimiz de çıkarız onda yalan. / Nefi
TECRÜBE (Deneyim): Bir konuda zamanla elde edilen bilgi biri- kimidir. Bilimsel bir gerçeği göstermek, bir yasayı doğrulamak, bir v biri- yımı kanıtlamak amacıyla yapılan işlem.
(Kaynakça; TDK)
Tecrübe bütün öğretmenlerin en iyisidir. / Publilius Cyrus
Tecrübe bir gözlüktür, onun sayesinde daha iyi görürüz. / Henrik
Tecrübe çok pahalıya alınmışsa iyidir. / Thomas Fuller
Ibsen
Bu dünyada ilerleyen kişiler, istedikleri şartlar arayan, bulamaz- larsa da kolları sıvayıp yaratanlardır. / Bernard Shaw
Tecrübe, budalaların hocasıdır. / Titus Livius Livy
Tecrübe, yaptığımız hataların bileşkesidir. / Oscar Wilde
İnsanlar hayatla ilgili belirli ölçüde tecrübeleri, yaşantı olmadıkça okudukları kitapları anlamazlar veya hiç bir insan içindekilerden hiç ol- mazsa bir parçasını gözleriyle görmedikçe veya bizzat yaşamadıkça derin bir kitabı anlayamaz. / Ezra Pound
Her şeyde en iyi mihenk taşı tecrübedir. / Platon (Eflatun)
Tecrübe, bir insanın başından geçenler değil, başından geçenlerin raktığı izlerdir. / Aldous Leonard Huxley Tecrübe çok zalim bir öğretmendir, insanı önce sınavdan geçirir,
sonra dersini öğretir. Tecrübeler en iyi öğretmenlerdir, Yalnız okul masrafları biraz oktur. / Brandi M. Carliyle
/ Spuitems
Tecrübe herkesin kendi hatalarına verdiği addır. / Oscar Wilde Tecrübe okulunda öğrenim ücreti yüksektir; ama akılsızlara bir pleröğretebilen başka okul da yoktur. / Jonathan Swift
Gençlerin, kendi kendilerine kazandıkları tecrübeler kendilerinin iyi yardımcılarıdır. / Gebiel
Tecrübe, okulların en gelişmişidir. O okulda aptallar bile bir şey- ler öğrenirler. / Benjamin Franklin
Tecrübe insanın başına gelen şey değildir! O insanın o başına ge-
Jenle ne yaptığıdır. / Aldous Leonard Huxley Tecrübelerimizle biliyoruz ki kimse tecrübelerden ders almıyor. / Bernard Shaw
Atı nasıl süreceğinizi bilmek yeterli değildir, nasıl düşmek gerek- tiğini de bilmelisiniz. / Meksika Atasözü
Bir insanın tecrübesini başından ne geçtiği değil; başından geçen- lerden nasıl yararlandığı gösterir. / Aldous Leonard Huxley
Tecrübe bilginin anasıdır. / Miguel de Cervantes
Sadece tecrübe sayesinde bir şeyler öğrenebiliriz ve hiçbir zaman olayı akıl yoluyla tamamen kavrayamayız. / Friedrich Avon Hayek
bir Damdan düşenin halini, damdan düşen bilir. / Nasrettin Hoca
Deneyiniz, deneyiniz, denemeden hiç bir şeye inanmayınız. / Yeni şeyler denemediğiniz sürece, yeni şeyler öğrenemezsiniz. / Francis Bacon Brown
Hiç kimse, denemeden neler yapılacağını bilemez. / George Mc Jackson Donald
Açılmamış kanatların büyüklüğü bilinmez. / Andre Gide Bir şeyi deneyinceye kadar, yapamayacaklarınızı bilemezsiniz. /
Henry James Geçirilen en kötü tecrübeler, en faydalı olanlardır. / Thomas Wilder Her şeyi kaybetseniz bile tecrübeleriniz size kalır. / Macaulay Car-
son Culkin İnsanların kazandıkları tecrübeler, ölçü ile yapılan giysilere ben- er, kim kazanmışsa yalnız ona uyarlar. / Carlo Levi
Tecrübe çok zalim bir öğretmendir, insanı önce sınavdan geçirir, sonra dersini öğretir. / Spuitems
Tecrübe herkesin kendi hatalarına verdiği addır. / Oscar Wilde
Tecrübe okulunda öğrenim ücreti yüksektir; ama akılsızlara bir
kyler öğretebilen başka okul da yoktur. / Jonathan Swift • Tecrübe, okulların en gelişmişidir. O okulda aptallar bile bir şey- ler öğrenirler. / Benjamin Franklin
• Tecrübe bütün öğretmenlerin en iyisidir. / Publilius Cyrus
• Tecrübe çok pahalıya alınmışsa iyidir. / Thomas Fuller
• Tecrübe, budalaların hocasıdır. / Titus Livius Livy
Her şeyde en iyi mihenk taşı tecrübedir. / Platon (Eflatun)
masıdır Tecrübenin bir değeri varsa, o da acı karşılığında elde edilmiş ol-
. / Andre Maurois
Ustayı tecrübe yapar. / Gottfried Keller
Yaşlanarak değil, yaşanarak tecrübe kazanılır. / Peyami Safa
Deney, aklın babası, hafızanın anasıdır. / Thomas Fuller
İnsanlar tecrübeleri nispetinde değil, tecrübelerinden aldıkları
dersler nispetinde olgundurlar. / Bernard Shaw
Deney kazanmak, acıların özetidir. / Arthur Helps
1 Deney, birçok insanın hazine çıkardığı zengin bir maden kuyusu-
Birçok insan için deneyim, geminin kıç feneri gibidir, yalnızca ge ride kalanı aydınlatır. / Calvin Coleridge
Geçirilen en kötü tecrübeler, en faydalı olanlardır. / Thomas Wilder Gençlerin, kendi kendilerine kazandıkları tecrübeler kendilerinin en iyi yardımcılarıdır. / Manu e Gabrie
Tecrübe insanın başına gelen şey değildir! O insanın o başına ge bilmek yeterli değildir, nasıl lenle ne yaptığıdır. / Aldous Huxley
Atı nasıl süreceğinizi tiğini de bilmelisiniz. / Meksika Atasözü düşmek gerek.
Tecrübe bilginin anasıdır. / Miguel de Cervantes
Yeninin deneneceği yerde birinci olma, eskinin atılacağı yerde ise sonuncu. / Alexander Pope
culdece tecrübe sayesinde bir şeyler öğrenebiliriz ve hiçbir zaman
bir olayı akıl yoluyla tamamen kavrayamayız. / Friedrich Avon Hayek Tecrübe, bir insanın başından geçenler değil, başından geçenler den çıkarttığı derslerdir. / Aldous Huxley
Düşünmedim, deney yaptım. / Wilhelm Conrad Röntgen.
Bütün sahip olduğumuz bilginin tecrübe ile başladığına şüphe yoktur. / Immanuel Kant
Matematiksel güzelliği olan bir teorinin, bazı deneysel verilere uyan çirkin bir teoriden doğru olma olasılığı daha yüksektir. / Paul Dirac
Acının ödülü tecrübedir. / Eshilos
Wilhelm Conrad Röntgen (1845-1923), Alman asıllı fizikçi. Kendi adıyla da anılan X ışınlarını (Röntgen ışınları) bulması ile tanı- nır.
27 Mart 1845'te O zamanlar Prusya'ya ait Ren Bölgesi'nin parçası olan küçük bir kasabada, Lennep'de doğdu. Babası Friedrich Conrad Röntgen, kumaş imalatçısı ve tekstil tüccarıydı. Annesi Charlotte Constanze'in (kızlık soyadı Frowein) ailesi aynı iş kolundaydı ve Lennep'li olmakla beraber Hollanda'da yaşıyordu. 1848'de oğulları üç yaşındayken aile Hol landa'ya, yaklaşık yüz elli kilometre ötedeki Apeldoorn'a taşındı. Böyleana artık Prusya değil Hollanda vatandaşı olmuşlardı. Wilhelm ilkokuldan
Haber ajanslarına olağan üstü bir şeylerin olduğu bil- gisi düşüyordu. İstanbul'da Boğaziçi ve Fatih Sultan Meh- met Köprülerinin Anadolu-Avrupa geçişi askerî araçlar ve tanklar tarafından kapatılıyor. F16'lar alçak uçuş yapıyor. Helikopterler devletin en kritik kurumlarına inip tekrar ha- valanıyor. Eli silahlı askerlerin sayısı sokaklarda her geçen dakika hızla artıyor.
Saatler ilerledikçe gelen bilgiler ve görüntüler durumun vahametini gözler önüne sermeye başlıyordu.
Çengelköy ve Saraçhane'de sivil halkın üzerine ateş açı- lıyor. Ankara Özel Harekât Eğitim Merkezi bombalanıyor. Atatürk Havalimanı uçuş trafiği durduruluyor. Genelkur- may karargâhı önünde helikopterler halka ateş ediyor. An- kara'da Millî İstihbarat Teşkilatının binası saldırıya uğruyor. TRT spikerine silah zoruyla darbe bildirisi okutuluyor. Tüm camilerimizden eş zamanlı olarak salâ sesleri yüksel- meye başlıyordu.
Salalar, bu kadim medeniyetin evlatları için ölümün ha- bercisi olsa da, vatan hainlerinden gelen ihanet kokusunun etrafı sardığı o gecede, adeta bir milletin dirilişinin, yeniden doğuşunun bir ilanı, zalime başkaldırışının bir çığlığına dö- nüşüyordu.
Bu toprakların çocuklarının, şerefli ölümlere bakışını Üstat Necip Fazıl şöyle özetler;
"Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber...
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?
Öleceğiz müjdeler olsun, müjdeler olsun.
Ölümü de öldüren Rabbe secdeler olsun..."
Evet, ölüm bizim için bir yok oluş değil. Yeniden doğuş- tu. Yeniden başlamaktı. İlâhi kelâmda zikredildiği üzere çok iyi biliyorduk ki: Allah yolunda, iman yolunda, mukadde rat ve mukaddesat yolunda ölenlere ölüler denmez. Çünkü onlar diriydiler.
Hiç şüphe etmedik, hiç yeise düşmedik.
O uzun, karanlık gecede bu aziz ve asil milletin tarih boyunca gördüğü en büyük felâketlerden biri yaşanıyordu. Kolay değildi baş etmek.
Ancak milletin beklediği o ses çok geçmeden her yerde yankılanmaya başlıyordu: "Milletimi illerimizin mey- danlarına davet ediyorum, hava limanlarına davet ediyorum. Halkın gücünün üstünde bir güç tanımadım ben bu zamana kadar..."
Başkomutan Recep Tayyip Erdoğan
İşte, kutlu yürüyüşün ilk ayak sesleriydi adeta bu cüm- leler.
Ve hiç tereddüt etmeden verilen talimatı yerine getirdi bu fedakâr ve cefakâr millet.
Çünkü kolay kazanılmamıştı bu topraklar. Emperyalist açakların, Siyonist köpeklerin talimatıyla girişilen bu işgal hareketine sessiz kalınamazdı.
O gün günlerden Pasinler'di, Malazgirt'ti, Miryakefa. lon'du, Koyunhisar'dı, Çanakkale'ydi, Kût'ül-Amare'ydi .
Ümmet ve millet şuurunu yüreğinde hisseden, ilmin irfanın ve hikmetin birleşmesiyle yeşeren, fazilet ve bilgiy- le donanmış, Millî Şairimiz Mehmet Akif'in Asım'ın nesli diyerek tarif ettiği o genç yiğitler akın akın sokaklara çıklı yordu. Şairin yıllar önce kaleme aldığı günleri anlatır gibiydi. o satırlar sanki bu
Ey ki hergiz kılmayup endişe rûz-ı Haşrden Seyyiât-ı mahzdır peyveste efâlin senin Ol zaman kim Mustafa hasm ola hâkim Girdigâr Sen dahi bîşek bilirsün ki, n'olur hâlin senin..
Ey o Mahşer gününden asla korku duymayan Ancak günahtır senin yaptığın işler her an!
O zaman ki, Mustafa davacı olur, Allah hâkim Sen de bilirsin elbet hâlin n'olur o zaman!
T ürkiye, 15 Temmuz 2016 gecesi, ülke ve millet varlığımızı imha etmeyi amaçlayan derin emperyalist odakların işbirlikçi hainleri harekete geçirerek yaptıkları kanlı bir darbe girişimi ile sarsıldı. Tank- la, uçakla, helikopterle yapılan silahlı saldırıya 'darbe' dememiz, sadece genel adlandırma çerçevesinde kalmak içindir. Yoksa yapılan darbenin çok ötesinde doğrudan bir işgal girişimi, Haçlı zihniyeti ve taktiğiyle yapılmış düşmanca bir saldırıdır. Doğal olarak içinde her türlü yalanı, caniliği, hunharlığı, hainliği, ihaneti barındıran bu saldırı, sadece iktidarı değil, doğrudan milleti ve devleti yok etmeyi amaçlamıştır.
15 Temmuz, tarihi, kültürel sorumlulukla ileri hedeflere hamle yapan Türkiye'nin, açılım ve atılımını engellemek, durdurmak isteyen güçlerle giriştiği mücadelenin en önemli kırılma anlarından biridir. 15 Temmuz ihanetine direnişimiz, benliğimizi şehitlerin ölümsüz ruhuyla yeniden canlandırmıştır. Bu canlı bilinç, tarihî süreklilikle nesilden nesile aka- cak, aktarılacaktır. Uzak yakın tarihimizin her biri hazine kıymetindeki iftihar tablolarında olduğu gibi, bu son istiklâl ve istikbal mücadelemiz- de de birbirinden kıymetli müstesna hikâyeler, müstesna yaşanmışlıklar vardır. O gece Genç Memur-sen'in yürekli, yiğit temsilci ve üyeleri, mu- azzam bir çabuklukla bütün Türkiye'de organize olmuş, alanlara çıkarak insanımıza öncü olmak gibi tarihî sorumluluğunu yerine getirmiştir. Memur-Sen'in tüm başkan ve üyeleri ile birlikte Genç Memur-Sen ve diğer sivil toplum örgütlerinin o gece müşterek ve ölümüne karşı koy- maları, darbecileri püskürtmüş, onları kullanarak kıtalar ötesinden ül- kemize operasyon kurgulayanların hesaplarını fena bozmuştur. Genç Memur-Sen'imizin imanlı heyecanları olarak o gün sağımıza solumuza bakmadan, hiçbir dünyevî hesap yapmadan alanlara çıktık. O gece tered- dütsüz alanlara çıkmak vatan savunmasında sıcak cephe hattına çıkmak- tı. Milletimiz ve milletimize öncülük eden gençliğimiz bu kutlu davada coşkun, cesur samimiyetini kanıtlamıştır. O gece her bir Memur-sen'li- nin unutulmaz hikâyeleri vardır. Her birimizin yaşadığı direniş hikâye- leri, ülkemizin diriliş hikâyesini oluşturmaktadır.
Size müjdeler olsun. Ancak Allah'a yemin ederim ki, sizin için (dünyalık) bir şeyin azlığından ziyade çokluğundan korkarım. Yine Allah'a yemin ederim ki, bu hal (Allah ve dinine hizmet) sizde, İran, Rum ve Yemen toprakları feth edilinceye ve siz Şam, Irak ve Yemen'de birer bölük olmak üzere üç bölük oluncaya ve birinize yüz altın (dinar) verildiğinde onu az görerek kendinde öfkelenme hali doğuncaya kadar devam eder. Ravi: Hz. Abdullah İbni Havale (r.a.) Sayfa: 7 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
Müjdeleniniz ve sizden sonrakilere de müjdeleyiniz ki, her kim sıdk ile Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet ederse Cennete girer. Ravi: Hz. Ebû Mûsa (r.a.) Sayfa: 7 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
Ey Muhacirinin fıkara topluluğu! Kıyamet gününde tam bir nura mazhar olmakla müjdelenin. Siz Cennete halkın zenginlerinden (kıyamet günüyle), yarım gün evvel gireceksiniz ki, bu dünya senesi ile beşyüz senedir. Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.) Sayfa: 7 / No: 6 Ramuz El-Ehadis
Mehdi ile müjdelenin. O Kureyş'ten ve Ehlibeytimden bir kişidir. O insanların ihtilaf ve içtimai sarsıntılar içinde bulundukları bir sırada çıkar. O yeryüzünü, kendinden önce zulüm ve baskı ile doldurulduğu gibi, adalet ve insaf ile doldurur. Ondan yer ve gök ehli razıdır. Ve O malı "Sahâhan" olarak taksim eder. Dediler ki: "Sahâhan nedir?". Buyurdu ki: "Seviye üzere" demektir. Ve ümmeti Muhammed (s.a.s.)'in kalblerini zenginlikle doldurur ve adaleti onları ihata eder. O kadar ki bir munadiye: "Kimin ihtiyacı varsa bana gelsin" diye nida etmesi emrolunduğunda, bir kişiden başka kimse gelmez. O kimse istekte bulunur. O da "Sâdin'e (hazinedara) git, sana versin" der. O da gider ve: "Ben Mehdi tarafından kendisine istediği verilmesi için gönderilen kimseyim" dediğinde hazinedar: "Al " der. O da alır. Fakat aldığını taşımaya gücü yetmez. Bunun üzerine taşıyabileceğini alır, fazlasını geri bırakır. O malla çıkar ama sonra pişman olur ve: "Ümmeti Muhammed'den (s.a.s.) nefis cihetinden en aç gözlüsü herhalde benim. Onların hepsi de bu mala davet olundukları halde benden başkası buna icabet etmedi" diyerek aldığı malı iade etmek ister. Hazinedar da: " Biz verdiğimizi katiyyen geri almayız" der. Bu devir altı, yedi, sekiz veya dokuz sene devam eder. Bundan sonraki hayatta ise hayır yoktur. Ravi: Hz. Ebû Said el Hudri. (r.a.) Sayfa: 7 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
Mü'mine hastalık gelip, Allah onu iyi ettiğinde, bu müminin günahlarına kefaret ve ilerisi için ders olur. Münafık ise, hasta olup iyi olduğunda, bağlanıp salıverilen deva gibi kalkar. O niçin bağlandığını ve niçin salıverildiğini bilmez. Ravi: Hz. Amir (r.a.) Sayfa: 107 / No: 2 Ramuz El-Ehadis
Allah uğrunda birbirlerini sevenler, Arşı Alânın gölgesinden başka gölge olmayan bir zamanda (kıyamette) onun altında gölgelenir. Diğer insanlar korkar, onlar korkmazlar. Diğer insanlar dehşette kalır, onlar kalmazlar. Ravi: Hz. Muaz (r.a.) Sayfa: 107 / No: 4 Ramuz El-Ehadis
Allah'dan ötürü birbirlerine sevgisi olanlar, kırmızı yakuttan bir kule üzerinde bulunurlar. O kulenin üzerinde 70,000 köşk mevcuttur. Onlar yukarıdan Cennete baktıklarında yüzlerinin ışığı, güneşin dünyaya verdiği ışık gibi olur. Cennet ehli "Haydi onları seyredelim" diye seyre çıkarlar. Onların üzerlerinde yeşil sündüsten elbiseler ve alınlarında da: "bunlar Allah uğrunda birbirini sevenlerdir" diye yazılır. Ravi: Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma) Sayfa: 107 / No: 3 Ramuz El-Ehadis
Kocasından her ne suretle olursa olsun boşanmak isteyen kadınlar, münafıktırlar. Onlara Cennetin kokusu bile haram olur. Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma) Sayfa: 107 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
Kadın şeytan suretinde gelir ve şeytan suretinde gider. Sizlerden biriniz bir kadını beğendiğinde, gelsin hanımının yanına, nefsindeki geçer. Ravi: Hz. Câbir (r.a.) Sayfa: 107 / No: 9 Ramuz El-Ehadis
Kadın, şeytanın oklarından bir oktur. Kim ki bir güzel kadın görür de, Allah rızası için ona gözünü kaparsa, bunun hemen akabinde, Allah o kimseye öyle bir ibadet lütfeder ki, zevkini ona duyurur. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 107 / No: 10 Ramuz El-Ehadis
Allah yolunda gözcülük eden kimse, bir ay gündüzlerini oruçlu, gecelerini ibadetle geçirmeye hazırlanmış kimseden daha sevaplı bir iş yapmış olur. Ravi: Hz. Ebû Ümâme (r.a.) Sayfa: 107 / No: 11 Ramuz El-Ehadis
Bir kimse yalnız şu üç halde istekte bulunabilir: (Diyet verecek) bir kan sahibi için, şiddetli borç, şiddetli ihtiyaç. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 107 / No: 12 Ramuz El-Ehadis
(Cennette) oyma inciden yapılmış öyle çadırlar vardır ki, semadaki yükseklikleri altmış mildir. Ve o çadırların her bir köşesinde mü'minin bir hanımı bulunur ve onlar birbirlerini görmezler. Ravi: Hz. Ebû Mûsa (r.a.) babasından Sayfa: 207 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
Dua ile Allah teala arasında perde vardır. Bunu ancak Hz. Muhammed (s.a.v) ve aline selat-ü selam kaldırır. Ravi: Hz. Ali (r.a.) Sayfa: 207 / No: 11 Ramuz El-Ehadis
Dua, Allah tealanın bir icra kuvvetidir. Kazayı karşılar. Kaza tam geldiği anda bile yetişir. Ravi: Hz. Ebû Mûsa (r.a.) Sayfa: 207 / No: 12 Ramuz El-Ehadis
Dua, inenden de inmiyenden de faydalıdır. (Yani dua nerede olsa yetişir ve iş görür) Öyle ise ey Allah'ın kulları! Duaya mülazemet edin. Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma) Sayfa: 207 / No: 14 Ramuz El-Ehadis
Dua rahmetin anahtarıdır. Abdest namazın anahtarıdır. Namaz da Cennetin anahtarıdır. Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 207 / No: 15 Ramuz El-Ehadis
Nuh (a.s.) Ramazan ve Kurban Bayramı günleri hariç, bütün sene oruç tuttu. Davut (a.s.) her aydan üç gün oruç tuttu. Diğer zamanını ister oruçlu geçirsin ister geçirmesin. (Böyle yapardı.) Ravi: Hz. İbni Amr (r.a.) Sayfa: 307 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
Kadir gecesi sabahı güneş şuasız olarak doğar. Yükselinceye kadar sanki büyük bir tabak gibidir. Ravi: Hz. Ubey İbni Kaab (r.a.) Sayfa: 307 / No: 2 Ramuz El-Ehadis
Allah'ın Nebilerine ve Resullerine selat-ü Selam getirin. Zira Allah Beni baas buyurduğu gibi onları da mürsel olarak göndermiştir. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 307 / No: 13 Ramuz El-Ehadis
Beni andığınızda diğer Peygamberlere de selat-ü Selam getirin. Zira onlar da Benim baas olunduğum gibi Baas olunmuşlardır. Ravi: Hz. Vail İbni Hucur (r.a.) Sayfa: 307 / No: 14 Ramuz El-Ehadis
Bir kimse nâçar kalmış birine yardım ederse, kendisine yetmiş üç mağfiret yazılır. Birisi dünya işlerinin hepsini ıslah eder, yetmiş ikisi ise kıyamet günü Allah yanında ona derece olur. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 407 / No: 2 Ramuz El-Ehadis
Bir kimse fakirlere ve ehli hacete kapısını kaparsa, Allah da onun fakirlik ve ihtiyacına gök kapısını kapar. Ravi: Hz. Ebû Meryem (r.a.) Sayfa: 407 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
Bir kimse Cuma günü gusl ederse, Allah onu günahlarından çıkarır ve ona denir ki: "Ameline yeniden başla." Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma) Sayfa: 407 / No: 6 Ramuz El-Ehadis
Bir kimsenin yanında din kardeşi gıybet edilir de, yardıma muktedirken ona yardım etmezse, Allah o kimseyi dünya ve ahirette hor eder. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 407 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
Bir kimse hacet ehlinin, fakirin ve miskinlerin üzerine kapısını kaparsa, Allah onun fakirliği, haceti, yoksulluğu ve meskeneti durumundaki şikayeti sırasında kendisine gök kapılarını kapatır. Ravi: Hz. Amr İbni Mürre (r.a.) Sayfa: 407 / No: 8 Ramuz El-Ehadis
Bir kimse müslüman olup ta müşriklerin yanında kalırsa ondan zimmet sakıt alır. (Kanı, malı taarruza uğrarsa müslüman devletten yardım isteyemez) Ravi: Hz. Cerir (r.a.) Sayfa: 407 / No: 13 Ramuz El-Ehadis
Zaman yakınlaşır ve ilim kalkar, hasislik ortaya bırakılır, fitneler zahir olur ve herc çoğalır. Denildi ki: "Herc nedir Ya Resulallah?" Buyurdu ki, katildir. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 507 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
Bir cemaat gelir, sünneti öldürürler ve dine "telbis"i, halisliğini bozacak şeyleri sokarlar. Allah'ın, lanet edicilerin, meleklerin ve bütün halkın laneti onların üzerine olsun. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 507 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
İnsanlar, düşük çocuktan şeyhi faniye kadar, otuz üç yaşındaki oğullar olarak, Adem (a.s.) yaradılışında ve Yusuf (r.a.) güzelliğinde, Eyyüb (a.s.) ahlakında sürmeli ve süslü olarak haşrolur (Ve öyle Cennete girerler.) Ravi: Hz. Mikdat İbni el Esved (r.a.) Sayfa: 507 / No: 6 Ramuz El-Ehadis
Deccal çıkar ve beraberinde bir nehir ve bir de ateş hendeği bulunur. Kim onun nehrine girerse, günahı sabit olur, ecrini ise kaybeder. Kim ki ateş hendeğine girerse, ecri sabit olur, günahı ise sükut eder. Bundan sonra, işte o kıyamet saatidir. Ravi: Hz. Huzeyfe (r.a.) Sayfa: 507 / No: 10 Ramuz El-Ehadis
Şarkta başı tıraşlı bir cemaat çıkar. Onlar Kur'an'ı okurlar, hançerlerini geçmez. Onları öldürenlere ve onlar tarafından öldürülenlere ne mutlu. Ravi: Hz. Ömer (r.a.) Sayfa: 507 / No: 11 Ramuz El-Ehadis
Ahir zamanda cahil reisler topluluğu çıkar. İnsanları fitneye düşürürler, hem dalâlete düşerler, hem de dalâlete düşürürler. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 507 / No: 12 Ramuz El-Ehadis
Türkiye, 15 Temmuz 2016 gecesi, ülke ve millet varlığımızı imha etmeyi amaçlayan derin emperyalist odakların işbirlikçi hainleri harekete geçirerek yaptıkları kanlı bir darbe girişimi ile sarsıldı. Tank- la, uçakla, helikopterle yapılan silahlı saldırıya 'darbe' dememiz, sadece genel adlandırma çerçevesinde kalmak içindir. Yoksa yapılan darbenin çok ötesinde doğrudan bir işgal girişimi, Haçlı zihniyeti ve taktiğiyle yapılmış düşmanca bir saldırıdır. Doğal olarak içinde her türlü yalanı, caniliği, hunharlığı, hainliği, ihaneti barındıran bu saldırı, sadece iktidarı değil, doğrudan milleti ve devleti yok etmeyi amaçlamıştır.
Ahir zamanda cahil reisler topluluğu çıkar. İnsanları fitneye düşürürler, hem dalâlete düşerler, hem de dalâlete düşürürler. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 507 / No: 12 Ramuz El-Ehadis
Bozguncu, cimri ve yaptığı iyiliği başa kakan kimse cennete giremez.r
BİR MARKAYI İZİNSİZ KULLANMAK, TİCARETİNİ YAPMAK CAİZ MİDİR?
Başkasının emeğini gasp anlamına gelecek her iş, tutum ve davranış, kul hakkı sorumluluğunu gerektirir. Bu sorumluluk ise, söz konusu hak sahibine iade edilmedikçe veya helallik alınmadıkça ortadan kalkmaz. İslam eme- ğe büyük önem verir, haksız kazanca karşı çıkar. Kur'an-ı Kerim'de, "Insan için ancak çalıştığı vardır." (Necm, 539 buyrulur. Hz. Peygamber de eme- ğin hakkının verilmesini değişik hadisleriyle ifade etmişlerdir. Bunlardan birinde. "Hiçbir kimse, elinin emeği ile kazandığını yemekten daha hayırlı bir kazanç yememiştir. Allah'ın Peygamberi Dâvûd da kendi elinin emeğini yerdi." (Buhart. Baya, 15 buyurmuşlardır. Bu itibarla, emek ve gayret sarf ederek toplum nezdinde itibar gören bir firmanın kendi markasının izinsiz olarak başkaları tarafından kullanılması kul hakkı ihlaline ve müşterilerinin al- datılmasına sebep olacağından dolayı İslam ahlakıyla bağdaşmamaktadır. Ayrıca bu yolla haksız kazanç sağlamak da dinen caiz değildir.
A- İNSANLIK TARİHİ VE BUGÜNKÜ DÜNYANIN ANATOMİSİ B- HAK VE BATIL MÜCADELESİ..
I. HAK...
Hak Ne Demektir? Batıl Ne Demektir?. Bu Kainat Niçin Yaratıldı?.. İnsan Niçin Yaratıldı?. İnsan Bu Dünyada Neden İmtihan Ediliyor?. İnsan Dünyada Nasıl İmtihan Oluyor?. İnsanların İyiliği ve Saadeti Nasıl Gerçekleşir?. "İslam" Nedir? "Kur'an" Nedir?... Müslüman Olmak Demek Ne Demektir?.
II.BATIL..
Nefsine Esir Olup Şeytan'a Tabi Olarak Bütün İnsanlığı Hükümleri Altına Alıp Onları Sömürmek ve Köle Olarak Kullanmak için Çalışanlar. Kimdir Bunlar ve Nasıl Çalışıyorlar?..
Tevrat Nasıl Tahrif Edildi?.
Değiştirilmiş Tevrat'taki Çelişkiler.......
Değiştirilmiş Tevrat'ta Siyonizm ve Üstün Irk İnancı.
Camp David Antlaşması. Iran-Irak Savaşı, Kardeş Kavgaları..... Yahudi Petrol Şirketleri: Siyon'un Kızları Körfez'de Savaş Oyunu Mason Saddam Hüseyin. Cezayir'de Masonik Darbe Ortadoğu'da Son Durum
VI. TÜRKİYE'DE SİYONİZM
Ahlak Dejenerasyonu.... Anarşı, Terör ve Bölücülük.. İçkı ve Uyuşturucu Türk Ekonomisinde Yahudiler.... 1989 Mason Kurultayı ve Türkiye Masonların Değişmez Yöntemi: Komplo Çetin Yıldırımakın Adında Bir Mason 500. Yıl Vakfı Masonluk- 500. Yıl Vakfı İşbirliği. B'nal B'rith'in Türkiye Organizatörű: Tura Turizm Sayısız Genelevin Sahibi: Matild Manukyan. Tura Turizm'in Sahibi: Çetin Saraç. Güneydoğu'da Tehlike Çanları..... MOSSAD'ın Paravan Turizm Şirketleri Yahudi Dönmeleri. Hak Dini Dejenere Etme Çabaları.. Sahte Peygamber Sapkın Tarikat... Yahudi Morgenthau'nun Yalanı: "Ermeni Katliamı" Yahudiler ve Ermenistan
Hakkında 60 binden fazla kitap yazılmış olmasına rağmen masonluğun orta ya çıkışı, hedefleri ve hayatımızdaki rolü toplumumuz tarafındariyeteri kadar an- laşılmış değildir.
Beynelmilel bir kuruluş olan masonluğun (kitabın ileriki bölümlerinde detaylı olarak ispatının yapıldığı gibi) yahudilikle çok yakın alakası vardır. Bu sebeble muharref Tevrat inananlarının gayelerini, hedeflerini, dünyaya bakış açılarını an latmadan masonluğun tarifini yapmak çok güç olmaktadır.
Yahudiler hakkında ise bilinenler, yalnızca bir kaç roman veya filmin konu- suyla sınırlıdır. Bunların da çoğunun yazar veya yönetmeni yahudi olduğundan, topluma bu kaynaklardan aktanılan bilgiler sıhhatli olmamaktadır.
Bu gibi sebeplerder hareketle, kitapta birinci bölüm resimli olarak, anaoku- lundaki çocuktan devlet erkânına kadar İsrail halkının ve diğer devletlerde ki yahudilerin, dinlerine bağlılıklarının tanıtılmasına ayrılmıştır. İkinci bölüm ise ma- sonluk ve bunun yahudilikle alakasını ortaya koymaktadır. Aynca, masonlann kabul ettirmeye çalıştıkları evrim teorisi, dinlerin dejenerasyonu gibi mühim me
YAHUDĪLİK ve MASONLUK seleler (okurların dımağında bir şüphe uyandırmaması maksadıyla) son bölüm- de ele alınmıştır. Görünüşte, bu son iki kısım birbirinden ayrı konular gibi gö zukse de, evrim teorisi gibi modern çağın bilimsel gerçekleriyle bağdaşmayan iddialar, masonik esasların geniş halk kitleleri tartından benimsenmesinde şim- diye kadar maalesef çok etkili olmuştur. Ümid ederiz ki, bu mevzuda ki gerçek- lerin ortaya çıkması, masonların cemiyet üzerindeki etkisini tesirsız hale getire
cektir.
Bu araştırma sadece belgelere dayanarak hazırlanmış, zayıf kaynaklar nazar-ı dikkate alınmamıştır. Kitapta, yahudilik meselesine ırkçı bir düşünceyle yaklaşıl mamasına rağmen, muharref Tevrat'tan kaynaklanan ırkçı siyonist ideolojinin bü tün açıklığıyla gözler önüne serilmesinden de kaçınılmamıştır. Nasıl ki, Panhele- nistik fikirlerden tüm Yunan halkı sorumlu tutulamazsa, aynı şekilde barışçı bir tuturn içinde olan Musevi cemaatler de Sionizmi benimsemekle suçlanamaz. Aynı hususu masonluk içinde söyleyebiliriz. Basit menfaatler için masonluğa üye olanlara gerçek mason gözü ile bakmak hatalıdır. Nitekim, ilk derecelerde- ki bu masonlar "çırak" adını almakla, üstad masonlar tarafından "yontulmaya hazır ham taş olarak değerlendirilmektedir. Bu ilk masonik dereceler, aralann- dan "yapıcı faaliyet gösterebilecek kapasitede olanların seçilmesi için uygun
bir zemin teşkil etmekte, aynı zamanda masonluğun gerçek yüzüyle tanınması-
na, paravan vazifesi görecek şahısları bünyesinde tutmaktadır.
Okuyucunun, yukarıda ki izahlar kapsamına giren şahısları ölçü alarak, ma- sonluk meselesine dar bir açıyla bakması halinde, bu konuyu yeterince anlaya- mayacağını ifade etmek isteriz. Bu eserin hayatımızda önemli yeri olan gerçek- lerin kavranmasında bir bilgi ve düşünce aracı olmasını dilemekteyiz.
Masonluk, bugün dünya üzerinde çok büyük etki ve yönlendirmeye sahip olan gizli bir örgüttür. Binlerce yıldır fiilen var olmakla birlikte, resmi olarak kurul duğu 1717 yılından bu yana Avrupa vrupa ve dünya tarihinde büyük etki yaratmıştır. Avrupa Bünyesi içine aldığı devlet adamları, politikacılar, düşünürler, sanatçılar, yazarlar, Masonluğa, içinde bulunduğu ülkenin siyasetini ve toplum yapısını kendi ideolojisi- ne uygun olarak yönlendirme imkanı vermişlerdir.
Bu güç ve etkiyi Masonlar, dışarıya karşı sürekli olarak inkar ederler. Masonlu- ğun yalnızca bir hayır kurumu, arkadaş kulübü olduğunu söylerler. Fakat gelişen olaylar ve Masonların kendi kaynakları incelendiğinde, yakın geçmişte ve günü- müzde Masonluğun dünya üzerindeki faaliyetlerinin ne denli geniş çaplı ve güçlü olduğu görülmektedir. Sayısız ihtilalin, ideolojinin, ekonomik ve sosyal doktrinlerin
ve bunların uygulamasının ardında Masonluk vardır. Kapitalizm ise, bugün dünyanın tamamına hakim olan sistemdir. "Kapita- lizm"den kastedilen, kelimenin ekonomik terim olarak taşıdığı anlamın ötesinde, günümüzde dünyanın geneline hakim olan, maddeye dayalı sosyal, ahlaki ve felse- fi sistemdir.
Kapitalizm, tamamen materyalist bir düşüncedir. Kapitalist düşünce insana de- ğil maddeye değer verir, hayatın amacının diğer insanlarla mücadele olduğunu sa- vunur.
Bu düşünce sisteminin dünyaya getirdiği sonuç dinsiz, inançsız, yalnızca kendi isteklerini tatmin etmek için yaşayan, cahil, egoist, insan sevgisinden uzak, derin ve geniş düşünemeyen toplumlar olmuştur. Dünya üzerinde sürmekte olan savaş- ların, çatışmaların, ahlak dejenerasyonunun temelinde bu ideoloji yatmaktadır. Her bireyin diğerini ezerek yükselme çabasında olduğu bir toplumda, huzur, sevgi ve barışın oluşması mümkün değildir.
Masonluk felsefesi ile kapitalizm karşılaştırıldığında aralarında bü- yük bir benzerlik olduğu görülür. Kapitalist teorinin temeli olan materyalist düşünce ve evrim teorisi, masonlar tarafından a kabul edilmektedir:
aynen "Masonluk maddeciler gibi Darwin kurgusunu kanun benimsemiş- tir." (Gerçek Yüzüyle Masonluk, sf. 97, Üstad Mason Enver Egeran)
Kapitalist düşüncenin dünyaya getirdiği
en büyük sonuç, din ve
ahlak kavramı-
nın yok edilmesi ve tamamen dejenere olmuş toplumlar meydana gelmesidir.
Bu-
tün dini ve ahlaki sınırlamaları çiğneyen ve yalnızca insan isteklerinin tatminine
dayanan kapitalist ideoloji, Masonlar tarafından aynen desteklenmektedir. "Özgürlüğün engelleri şu birkaç sözcükte saklıdır: günah, ayıp, ya- zık, haram" (Mason Dergisi, sayı 28, sf. 10)
Bu kitabın bütününde, Masonluğun, kapitalist ve maddeci görüşün yayılması konusunda gösterdiği çaba incelenmiştir. Cinsel sapıklıktan, uyuşturucuya kadar her türlü dejenerasyon malzemesinin Masonlar tarafından nasıl teşvik edildiği ve nasıl yaygınlaştırıldığı anlatılmıştır.
Bu tablo bizlere Masonluğun, kapitalist ahlakın adeta bir örgütü, partisi, kuru- mu olduğunu göstemektedir. Kapitalist ahlak numundadır. ve ideoloji ise Masonluğun dini ko-
Bu iki gücün, yani Masonluk ve kapitalizmin arasındaki bağlantı biz-
leri ikisinin de aynı kaynaktan geldiği sonucuna ulaştırmaktır.
Masonluğun kaynağı araştırıldığında, bu teşkilatın Yahudi çıkar ve menfaatleri- ni korumak için kurulan bir maşa örgüt olduğu görülür. Aşağıda, Mason ritüelle- rinden alınmış olan ifadeler, bu gerçeği açıkça gözler önüne sermektedir:
İsrailoğulları esarettedir. Biz onların kurtulmaları maksadını takip ediyoruz. Lakin kardeşlerimiz bizim bu projemizi anlamayacakkin ediyabikini engelleyeceklerdir...Kardeşlerim nizam vaziyeti alalım, Yar hudi diyarının kurtarıcısını selamlayalım." (15. Derece Çalışma Rehber st.9-33)
adiliğin, bu sistemin doğmasında, Kapitalist ahlak yapısı incelendiğinde Yahudiliğin, lişmesinde ve yayılmasında dünya çapında rol oynadığı görülür. Materyalist lege lişme skuruculan Yahudi düşünürleridir. Yahudi kontrolündeki iletişim araçları ile telkin ve propagandası yapılan bu sistem yine aynı gücün kontrolündeki sektörler telkin teklenin Bunlar arasında içki ve uyuşturucu sektörü, dinsizlik, fuhuş ve por
nografi gibi kapitalist ahlakın temel unsurlarını sayabiliriz. Bu nedenle bu iki güçün, Masonluk ve kapitalizmin, arkasında tek bir güç vardır: YAHUDİLİK.
gulayısıyla kitabımızda, Yahudiliğin ve Yahudi ırkçılığı olan Siyonizm'in dün- ya üzerindeki planlan ve faaliyetleri de yer almıştır. Masonluğu ve kapitalist ahlakı ba silah olarak kullanan Siyonizmin amacı, Yahudilerin kutsal kitabı olan De- ğiştirilmiş Tevraťta şöyle açıklanmıştır:
Bak İsrail, bugün milletler tler üzerine ve ülkeler üzerine kökünden sökmek ve yıkmak için, helak etmek ve yoketmek için seni koydum." (Yeremya Bölümü, 1/10)
Hahamlar tarafından değiştirilen Tevrat'ın içerdiği bu felsefe, dünyada sürmek- te olan karışıklığın ve huzursuzluğun temelini oluşturmaktadır.
Ayrıca bu kitapta tamamen tarafsız ve objektif verilere dayanarak Siyonist ideoloji ve dünya üzerindeki gücü anlatılmıştır. Hiçbir spekülasyona meydan ver- memek için Yahudi ve Masonların kendi kaynakları kullanılmıştır. Tevrat ayetlerin- de ya da Masonların kendi üyelerine has olarak çıkardıkları Mason Dergisi, Mi- mar Sinan Dergisi, Şakül Gibi, Türk Mason Dergisi, Büyük Şark gibi ya- yınlardan yapılan alıntılarda hiçbir değişiklik yapılmamıştır.
Şimdiye dek alışılmış ölçülerden oldukça farklı olan bu kitap, son derece geniş bir araştırmanın ürünüdür. Sayısız yerli ve yabancı kaynaktan derlenmiş olan tarihi
belge ve yorumların yanı sıra, en kaliteli görüntülerin elde edildiği, ileri teknolojik sistemlerle gerçekleştirilen enfrarujlu gizli video kamera çe- kimlerini, son derece net stereo ses kayıtlarını, uzun süreli takip ve operas-
yonları da içermektedir. Bu kitapta, Masonluk ve, Yahudiliğin çarpık felsefesi ve eylemleriyle sürekli fikir
mücadelesi içinde olan BİLİM ARAŞTIRMA VAKFIhı etkisiz kılma çabasındaki Masonik bazı kurum ve kuruluşların gerçek yüzleri de ortaya konmuştur. Bazı res- mi makamları ve Emniyet görevlilerini sahte ihbarlarla yanıltarak B.A.V.'ın faali- yetlerini gayri ru göstermeye, kamuoyunda yanlış meşru ve olumsuz bir izlenim ya- ratmaya çalışan kuruluşların, bunlarla bağlantılı çalışan şahısların gerçek kişilikleri ve gayri meşru eylemleri de gün ışığına çıkartılmıştır.
Bu tür Siyonist ve Masonik çevrelerin öncekilere oranla daha gelişmiş, daha kapsamlı ve daha titiz planlanmış bir komplo hazırlığı içinde bulunduklarını öğren- miş bulunmaktayız. Bu tür girişimlerde bulunacak kimselerin ya da çevrelerin, ne derece ustaca olursa olsun, hazırladıkları tuzakların bozulup kendilerine hukuki yollardan gerekli cevabın verileceğini burada belirtmek isteriz. Allah, inananlara karşı düzenlenen hile ve tuzakların boşa çıkacağını Kuran'ın pek çok yerinde be- lirtmiştir:
"Gerçek şu ki, onlar hileli-düzenler kurdular. Oysa onların düzenle- ri, dağları yerlerinden oynatacak da olsa, Allah katında onlara hazır- lanmış düzen (kötü bir karşılık) vardır." (İbrahim Suresi, Ayet 46)
Hani o küfre sapanlar, seni tutuklamak ya da öldürmek veya sür- gün etmek amacıyla, tuzak kuruyorlardı. Onlar bu tuzağı tasarlıyorlar- ken, Allah da bir düzen (bir karşılık) kuruyordu. Allah, düzen kurucula- rın (tuzaklarına karşılık verenlerin) hayırlısıdır." (Enfal Suresi, Ayet 30)
Bir yandan topluma kendilerini namus bekçisi olarak göstermeye çalışırken, di ger yandan namuslu, dürüst, dindar insanlan komplo, iftira gibi yöntemlerle kara lamaya çalışan benzeri kuruluşlann, çevrelerin ve kişilerin rezaletlerini, sahtekar lıklarını bundan böyle de halkımıza tanıtmaya devam edeceğiz.
Bunlarla ilgili yaptığımız uzun süreli takip ve araştırmalar sonucu elde ettiğimiz bilgilerin, görüntülerin, bant deşifrelerinin bu kitapta yalnızca bir bölümünü yayın ladık. Geri kalan kısmını ise yakında basılacak olan "Masonluk ve Sırları" isimli kitabımızda okuyucularımızın bilgilerine sunacağız. Ayrıca Amerika'da Master ya pan 21 arkadaşımızın 8 aydan beri Amerika'daki Siyonist ve Masonik faaliyetler hakkında yaptıkları araştırmalan "Amerika'da Siyonizm ve Masonluk" adlı ki tapta yayınlayacağız.
Gözden kaçırılmaması gereken önemli bir nokta da, yapılan eleştirilerin Ma- sonluğun ya da Yahudiliğin felsefesine yönelik olduğudur. Eleştirilen, bu iki gücün düşünce yapısı ve eylemleridir. Hiçbir şahıs hedef alınmamıştır. Bazı kişi ve kuru- luşlanın üzerinde özellikle durulmuş olmasının nedeni, onların şahsında eylem ve felsefelerini eleştirmek, benzeri yanlışların başkalan tarafından da tekrar edilmesini engellemektir.
Insanı değerli ya da tehlikeli yapan şey, sahip olduğu düşüncedir. Çevresi ve mensup olduğu ırkı yüzünden kimse suçlanamaz. Bu nedenle Yahudi olup da Si yonist hedefleri benimsemeyen, sokaktaki masum vatandaşlar ya da Masonların içyüzünü bilmeden bu tarikata katılmış olanlar, bu eleştirilerin dışındadır. Amacı mız Yahudi ya da Mason düşmanlığı yapmak değil, bu iki gücün insanlığa verdiği zararlan belgelemek ve elbette onlann da gerçekleri görerek Siyonist ideolojiden
ve sapkın inançlardan kurtulmalarını sağlamaktır. glamakthr Kur'an, Değiştirilmiş Tevrat gibi "milletleri helak etmeyi" değil, kötülükle mü cadele etmeyi, insanlara iyiliği ve doğruluğu göstermeyi emreder. Bu prensip doğ rultusunda, Siyonizm ve Masonluğun çarpık felsefesine ve uyguladıkları zulme kar
şı her şeyi göze alarak başlattığımız mücadeleyi sürdüreceğiz. Bu demokratik ve bilimsel fikir mücadelesinde, Kuran'ın gösterdiği "ölürsek şehit, kalırsak gaziyiz" düsturu bizler için gerekli ve yeterli teminatı sağlamakta- dır.
De ki: "Siz bizim için iki güzellikten (şehitlik veya zaferden) birinin dışında başkasını mı beklemektesiniz? Oysa biz de, Allah'ın ya kendi katından eya bizim elimizle bir size azap dokunduracağını beklemek- teyiz. Öyleyse siz bekleyedurun, kuşkusuz biz de sizlerle bekleyenle- riz."(Tövbe Suresi, Ayet 52)
Karşımızdakilerin bizleri etkisiz hale getirebilmek için her türlü baskı, zulüm, hi- le ve düzeni deneyeceklerini biliyoruz. Ancak hiç bir tuzak bizleri caydırmada etkili olamayacaktır. Zira inananlara karşı hazırlanan tuzakların akıbeti Kur'an'da açık- ça bildirilmiştir:
"Onlar, hileli bir düzen kurdu, biz de (onların hilesine karşı) onların farkında olmadığı bir düzen kurduk. Artık sen, onların kurdukları hileli düzenin uğradığı sona bir bak." (Neml Suresi, Ayet 50-51)
Şu gerçek gayet iyi bilinmelidir ki, Yahudilerin, Masonların, müşrik ve münafıkların tüm oyunlarına rağmen sonunda hak galip gelecek, bir din din büyüğu- büy müzün ifadesiyle "Şu inkılabat-ı azime içinde, istikbalde en yüksek ve gür seda İslam'ın sedası olacaktır." sedasi
"Allah içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara vaad etmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl güç ve iktidar sahibi kıldıysa, onları da yeryüzünde "güç ve iktidar sahibi kılacak, kendileri İçin seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar yalnızca bana ibadet ederler Ayet 55) ve bana hiç bir şeyi ortak koşmazlar..." (Nur Suresi,
İNSANLIK TARİHİ VE BUGÜNKÜ DÜNYA HAK VE BATIL MÜCADELESİ
BUGÜNKÜ DÜNYANIN ANATOMİSİ
2. Cihan harbinden sonra BM. Dünya Bankası, IMF kuruldu. • Kuvvet zoruyla Filistin'e bir huzur, barış ve saadete kavuşacaktı. "İsrail" yerleştirildi. Sözde insanlık
Halbuki ne oldu?
1989'da komünizmin iflası ve Sovyetlerin dağılmasına kadar soğuk harp devam etti.
Dünya'da Ekonomik bakımdan; fakir ülkeler daha fakir, zengin ülkeler daha zengin oldu. Gerek ülkeler arasında, gerekse ülkelerin içinde gelir dağılımları gittikce bozuldu. Açların, işsizlerin sayısı gittikçe arttı. Milyonlarca insan enflasyon ve pahalılıktan dolayı her geçen gün artan geçim sıkıntısı ile ızdırap çekti.
Siyasi bakımdan Filistin, Keşmir, Kore, Vietnam başta olmak üzere sürekli harpler ve silahlı çatışmalar devam etti.
İnsanlığın üzerine bir kabus gibi çöken bu devir esnasında Batılılar hep: "Biz insanlığa saadet getireceğiz ama ne yazık ki bir komünizm var, Sovyetler var, soğuk harp var, bundan dolayı hizmetimizi yapamıyoruz" dediler, dediler, durdular. Nihayet 1989'da komünizm iflas etti ve Sovyetler dağıldı. O günden bu güne kadar altı yıl geçti.
Bu son dönemde bir yandan ekonomik alanda geri kalmış ülkelerin dış borçları ve bunun için ödedikleri faizler korkunç seviyelere ulaştı. Diğer yandan başta müslüman körfez ülkeleri olmak üzere harpler dolayısıyla bir çok ülkenin ekonomileri büsbütün bozuldu.
Siyasi alanda ise, yeryüzüne barış geleceğine tam tersine sıcak çatışmalar gittikce arttı ve yeryüzünün her yanına yayıldı.
İran-Irak savaşı çıkartıldı, Körfez savaşı körüklendi, Somali'de yerli halkı ezmek için Somali işgal edildi. Bosna, Çeçenistan ve Azerbaycan'da tarihin görmediği katliamlar yapıldı ve birçok müslüman ülkeye haksız
ambargolar konuldu. Adım adım bütün Dünya sömürüldü ve köle haline getirildi. Itaat etmeye mecbur hâle getirildi. Böylece "Yeni Dünya Düzeni" adı altındaki tek kutuplu bir tahakküm ve sömürü düzeni gerçekleştirilmeye çalışıldı.
İşte olaylar bütün açıklığıyla gözler önünde cereyan ediyor. Ve insanlığa bir türlü barış, huzur, saadet gelmiyor.!!!
NİÇİN ?
Bunun gerçek sebebini anlayabilmek için, yeryüzünde olayların tesadüfen cereyan etmediğini idrak etmek gerekir. Yeryüzünde yaşayan bütün insanlık üzerinde kendi hakimiyetini kurmak, bütün insanları köle yapmak ve kendine tâbi kılmak ve sömürmek isteyen bir gücün varlığını görmek gerekir. Bu gücün gayelerini, metodlarını, nasıl çalıştığını, bütün Dünya'yı nasıl avucunun içine almak istediğini ve bunun için asırlardan beri gelişerek bugün artık nasıl organize bir güç haline geldiğini bilmek gerekir. Bu gücün asırlardan beri olayları kendi gayeleri doğrultusunda plânlayan ve bu plânları uygulayan bir güç olduğunu idrak etmek gerekir.
Bunları görebilmek için de "Bugünkü Dünya'nın Anatomisi" ni tanımak gerekir. Bundan kasıt şudur:
Malum olduğu üzere, insanların hastalıklarını teşhis ve tedavi edebilmek için doktor olmak gerekir. Doktor olabilmek için de öğrenilmesi gereken ilimlerin başında ANATOMİ yani insanın vucut yapısı ilmi gelmektedir.
İnsan vucudu dışardan bakıldığı zaman bir deri ile kaplanmıştır. Ancak, bu deriyi kaldırıp altına baktığımız zaman, kemik, adele, damar, sinir sistemi başta olmak üzere vücudun içinde bir çok organların çeşitli sistem- lerin, çeşitli fonksiyonların cereyan ettiğini görürüz. Alttaki bu yapıyı bilmeden ne teşhis, ne de tedavi olur.
Tıpkı bunun gibi, bugünkü dünya olaylarının doğru bir teşhisini ve buna dayanarak da doğru bir tedavisini yapabilmek için, aynı şekilde "Bugünkü Dünya'nın Anatomisi" ni bilmekte çok büyük hatta kaçınılmaz bir zorunluluk vardır.
Bugün yeryüzünde herhangi bir kimsenin bir yerden bir yere gidebil- mek için alacağı uçak bileti IATA'nın kontrolundadır. Ve bilet ücretinin takriben % 9'unu IATA'ya vermesi gerekmektedir. Yoksa bir yerden bir yere gidilemez. Uçağın herhangi bir havaalanına inmesi dahi mümkün olamaz. IATA ise her ne kadar zahiren uluslararası bir kuruluş gibi görünse de, genellikle bütün uluslararası kuruluşlarda olduğu gibi, dünyayı kontrol eden GDD (Gizli Dünya Devleti)'nin kontrolundadır ve bu (IATA payı) sonunda GDD'ye gider.
Ve yine bugün bir kimse dünyanın bir yerinden diğer bir yerine bir para göndermek isterse bu paranın oraya gidebilmesi için önce ABD'de Amerikan Expres Bank veya Chase Manhatten Bank veya herhangi bir benzer banka üzerinden gitmesi mecburiyeti vardır. Bu bankalar ise GDD'nin bankalarıdır. Her gönderilen paranın % 1 - 5'i arasında komisyon alınır. Bu komisyon da sonuda GDD'ye gider. Böylece GDD'ye böyle bir pay ödenmeden bugün dünyanın bir yerinden diğer bir yerine para göndermek bile mümkün değildir.
Bir geminin denizlerde sefere çıkabilmesi için, önce seyrusefere salih olduğunu belgeleyebilmesi lazımdır. Bunun içinde LYOD'dan belge almak mecburiyetindedir. Halbuki LYOD'da GDD'nin kontrolu altındaki bir kuruluştur.
Devletler borç para almak istedikleri zaman Dünya Bankası ve IMF'ye başvurmak mecburiyetinde kalmaktadırlar. Bunlar ise GDD'nin elindeki büyük paraların devlet garantisi altında faizle geliştirilmesi için GDD tarafından kurulmuş, dünya ekonomisini kontrol eden kuruluşlardır.
Dünyadaki bütün büyük krediler ve müesseseler ve ülkelerin kredi almabilme kabiliyetlerini test eden not veren kuruluşlar da GDD'nin konturolü altındadır.
Bu olayları böyle bir bir hatta saatlerce saymak mümkündür. Spordan tiyatroya, sanattan üniversitelere, sanayiden ticarete, hukuktan istihbarat teşkilatlarına kadar pek çok şey, GDD'nin kontrolü altındadır.
İşte dünya olaylarını kavrayabilmek için önce "Bugünkü Dünya Anatomisi" ni bilmek, bunun için herşeyin önünde gelmektedir.
Bununla birlikte ayrıca dünya bugünkü hale başlangıçtan beri asırlar boyunca hangi değişikliklerle nasıl geldi, neden geldi, bütün bunların çok açık bir şekilde bilinmesinde zaruret vardır.
Bunun için meseleye temelinden bir bakış yapmak herşeyden daha mühimdir.
300'e yakın Batılı İlim Adamı'nın yapmış olduğu dünya çapındaki çok geniş ve ciddi araştırma-
ları sonucu kaleme aldıkları rapor, makale ve eserlerinden yararlanarak, hazırlamış olduğumuz bu eser, yeryüzünde yaşayan altı milyarı aşkın insanı yakından ilgilendiriyor. Çünkü bu eser; Korkunç bir kâbus gibi insanlığı kıskıvrak yakalamakta olan büyük bir tehlikeyi haber veriyor.
• Zulüm ve sömürü düzeni ile insanların kanını emen gizli bir teşkilatı gün yüzüne çıkarıyor. • Gözlerini madde hırsı bürümüş olan bir avuç insan tarafından kurulan ve ülkeleri tahakkümü al- tına almaya çalışan "Gizli Dünya Devleti'nin" korkunç planlarını ortaya koyuyor.
• Ülkelerin iktisadi, askerî ve siyasî açıdan çöküşlerine sebep olmaktan büyük zevk alan sinsi dü- şünceli insanların; beyinlerini yıkayarak yeryüzüne dağıttıkları ve faaliyetlerini yakın takibe aldık- ları temsilcilerinin isim ve ünvanlarını açıklıyor.
• Dünya hakimiyetini tesis etmeye çalışan bu güçlerin, iğrenç emellerini, gerçekleştirirken şeyta- na bile taş çıkartacak şekilde nasıl planlı ve örgün çalıştığını belgeleriyle açıklıyor.
• Korkunç planlarını uygularken, perde arkasından sahnedeki oyuncuyu yönlendiren süflör misa- li bazı devlet adamlarını ve bürokratları nasıl sevk ve idare ettiğini bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
• ABD'ye borç para verip karşılığında astronomik ölçüde faiz almak suretiyle Amerikan halkını dahi sömüren, süper devletlerin de üstünde yer alan "Gizli Dünya Devleti"nin dünya çapında nasıl
örgütlendiğini anlatıyor.
Elinizdeki bu eserin her sayfasını okudukça şaşkınlık ve ürpertiniz kat kat artacak, eserin önemi-
ni daha da yakından kavrayacaksınız.
Bu eseri dikkatle okumanızı, sonra da eşinize, çocuklarınıza, torunlarınıza, yakınlarınıza ve çev-
renizdeki insanlara mutlaka ama mutlaka okutmanızı tavsiye ediyoruz.
Zaman, istikbalin nesillerine aktarılmaya layık olmayan ne varsa, onları karanlıklara iter ve gerçekten büyük olan hareketleri ebedileştirir.
Voltaire "Insan her nefesini mezardan uzaklaşmak için alır ama her nefes alışında ömründen bir nefeslik zaman azalır. / Namık Kemal Harcamaktan keyif aldığınız zaman boşa harcanmış zaman değil.
dir./Bertrand Russell . Şimdi her günümü, sanki gördüğüm ilk gün ve göreceğim son günmüş gibi yaşıyorum. / William Lyon Phelps . Zaman öyle bir ilaçtır ki, bütün yaraları iyi eder. / William Sha
kespeare Yaşamaya zaman ayırın, zira zaman bunun için yaratılmıştır. /
John Wolfgang Van Goethe . Yeterli zamanımız hep vardır, yeter ki doğru kullanalım. / John Wolfgang Van Goethe
Zaman gizli olan her ne olursa olsun onu ışığa kavuşturur, o or- tüyü kaldırır ve şu an ihtişam içinde parıldayanı yok eder. / Horatius
Quintus Horatius Flaccus (MÖ 658), Romalı şair. Augustus dönemi Latin edebiyatının önde gelen üç büyük (diğerleri Vergilius, Ovidius) şairlerinden ve yergi ustalarından biridir.
MO 65'te o dönemki ismiyle Venosa ya da Venusia isimli Apulia ve Lucania arasındaki küçük bir kasabada doğdu. Azat edilmiş bir kölenin oğludur. Babasının küçük bir memur olmasına karşın bir soylu gibi büyü tülmüştür. Öğrenimi için önce Roma'ya daha sonra da Atina'ya gönderil di. Atina'da bulunduğu sırada Antonius ve Octavianus'a karşı kendilerini savunmak için bir ordu toplamaya çalışan Sezar'ın katillerinden Bru- tus'un ordusuna katıldı. Brutus Philippoi Savaş'ını kaybedince Augustus, kendisine karşı savaşanlara karşı genel af ilan ettikten sonra İtalya'ya geri döndü. Bu dönüşünde, babası tahminen ölmüştü ve sahip oldukları da başkalarının eline geçmişti. Horatius'un tanımına göre fakirliğe düşmüş tü. Geçimini sağlamak için kåtiplik yaptı. Bu arada yazdığı hiciv şiirleriyle büyük bir şöhrete ulaştı. Bu arada Satires'ler (Yergiler), Sermones'ler ve
İnsanların akidlerini bozduklarını, emanetleri hafife aldıklarını, ve -parmaklarını birbirine geçirip- böyle olduklarını gördüğün zaman evini tercih et, lisanına sahip ol, maruf olanı al, münkeri bırak, kendi işinle meşgul ol ve ammenin işlerini kendilerine bırak. Ravi: Hz. Abdullah İbni Amr (r.a.) Sayfa: 46 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
السني عن ابن عباس 2738- Sarıklar arabın taçlarıdır. Sarıkları terk ettikleri zaman Allah da onların izzet ve şerefini terkeder (hiçbir şeye muvaffak kılmaz).
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 203 1 Hased imanı bozar. Sabr (müshil ilacı)nın balı bozduğu gibi. Hz. Ebû Hakim (r.a.) 203 2 Hak bununla beraberdir. Hak bununla beraberdir. (Hz. Ali r.a işaret ederek ilerideki fitneler için buyurmuştur) Hz. Ebû Said (r.a.) 203 3 Benden sonra hak, nerede olsa, Ömer İbni Hattab'ladır. Hz. Fadl İbni Abbas (r.a.) 203 4 Hikmet on cüzdür. Dokuzu halktan kendini çekmekte, biri susmaktadır. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 203 5 Halim olan adam, dünya ve ahirette seyyiddir. Hz. Enes (r.a.) 203 6 Nimete hamd etmek, o nimetin gitmesine karşı emandır. Hz. Ömer (r.a.) 203 7 Hamd olsun O Allaha, ümmetimden öyle kimseler yarattı ki, onlarla birlikte (zikrederek) sabretmeyi isterdim. (Şu mealdeki ayetin nüzulu üzerine bu hadisi şerif varid olmuştur. "Nefsimi, akşam ve sabah, sırf Onun rızasını murad ederek Rablerine dua edenlerle sabırlı kıl.") Hz. Selman (r.a.) 203 8 O Allah'a hamd olsun ki yedirir yedirilmez ve bize ihsanda bulunur, bize hidayet eder. Ve bizi doyurur, içirir ve bizi tatlı belalarla imtihan eder. Arası kesilmeyen nimetlerinin karşılığı ödenemiyecek olan, kendisine karşı nankörlük yapılamayacak olan ve kendisine muhtaç olmamaya imkan bulunmayan Allah'a hamd ederim. O Allah'a hamd olsun ki, bize yiyeceklerden yedirdi, içeceklerden içirdi. Çıplaklıktan giydirdi. Ve dalaletten hidayete erdirdi. Ve körlükten görür hale getirdi. Mahlukatının çoğuna da bizi üstün kıldı. Hamd, Alemlerin Rabbı olan Allah'a muhsustur. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 203 9 O Allaha Hamd ederim ki, Resulullahın gönderdiği adama, onun istediği şekilde hareket nasib etti. Ve tevfik ihsan etti. Hz. Muaz (r.a.) 203 10 Fatiha yedi ayettir. Birincisi Besmeledir. Fatiha Sebül mesanidir. (tekrar edilen yedi ayettir) Kur'anı azimdir. Ümmül Kur'andır. Ve Fatihatül Kitaptır. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 203 11 Ey Allahın düşmanı, seni zelil eden Allah'a hamd olsun. Bu ümmetin, bu firavunu idi. (Bedirde Ebu Cehilin başı getirildiğinde) Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma) 203 12 Ümmetim içinde seni bu şekilde yaratan Allaha hamd ederim. (Hz. Salim (r.a) için) Hz. Âişe (r. anha) 203 13 O Allah'a Hamd olsun ki, avretimi örtebileceğim bir elbise ile beni giydirdi. Ve hayatımda onunla beni güzelleştirdi. Beni Hak ile gönderene yemin ederim ki, hiçbir müslüman kul yoktur ki, Allah (z.c.hz) leri onu yeni bir elbise ile giydirdi de o da eskisini fakir bir müslümana verdi ise, o kimse diri veya ölü de olsa o elbisenin bir ipliği kalıncaya kadar Allah'ın hıfzında ve emanında olmasın. Hz. Ömer (r.a.) 203 14 Hamd olsun Rabbıma ki Beni senin gibi leîm kılmadı. (Ebu Cehili kasdederek) Hz. Ali (r.a.) 203 15 Humma günahları döker. Ağacın yapraklarının dökülmesi gibi. Hz. Abdullahil Kasrinin babasından 203 16 Humma, Cehennem ateşinin şiddetindendir. Onu su ile serinleşirin. (Bir rivayette zemzemle) Hz. Ömer (r.a.) 203 17 Humma, Cehennem körüklerinden bir körüktür. Ve mü'minin Cehennemden payıdır. Hz. Ebû Reyhâne
Eğer bir solminin (Insan) kalikasan hakkarylediğin sende
Bir adam karuna arabanın kapsasin
ya arabası yenidir, ya da karısı / Albert Cattus
Dein, nadir bulunan arkaya sahip insanlar yalnızca yararl bir işe girmeye zorlandıklarında en güzel resimlerle siden sonra de mustak kalı olarak kullanılan değerli bir vazoya benzer / Arthur Scho penhauer
Bazen toprakta olduğu gibi insanlarda da, sahibinin bümediği bir altın damarına rastlanır. / Jonathan Swift
• Insanların çoğu, kendileri değil başkalarıdır, düşünceleri başkala
nmın düşünceleridir, yaşamları başkalarını taklittir ve tutkuları ise alıntı
lardır./Oscar Wilde
Bir insanım ilk işi nedir? Cevap açık, kendisi olmak. / Tevfik Fikret
Insanlar akıl ve kalbi olgunlaştırmaktan bin kat daha fazla, kendi leri için zenginlik biriktirmeye uğraşırlar. Oysa mutluluk için, şüphesiz ki insanın elindeki şeylerden daha ziyade, insanın içindeki şeyler önemlidir. Arthur Schopenhauer
Insanı köle yapmak, onu öldürmektir. / Pierre-Joseph Proudhon
.
• Her insanda, insanlığın bütün halleri vardır. / Michel de Montaigne . Sığ insanlar şansa inanır. Güçlü insanlar ise 'sebep ve sonuçili
Insanlara inanmalı ve güvenmelisiniz, yoksa hayat çekilmez bir
hal alır. / Anton Pavloviç Çehov
Biz zavallı insanlar, kalplerimizin elinde birer oyuncaktan başka bir şey değiliz./Halide Edib Adivar
kisine/Ralph Waldo Emerson Insanlar birbirlerine egemen olmak isterler ama kendi kendileri
nin bile efendisi değillerdir. / Maksim Gorki Bizi yok edecekler şunlardır. İlkesiz siyaset, vicdanı sollayan eğ
.
lence, çalışmadan zenginlik, bilgili ama karaktersiz insanlar, ahlikten
yoksun bir iş dünyası, insan sevgisini alt plana itmiş bilim, özveriden yok sun bir din anlayışı. / Mohandas Gandi Belki yağmura da gerek kalmazdı, insanlar bu kadar kirli olma saydı./Turgut Uyar
.
Öyle insanlar vardır ki, onlarla yaşamak kolay değildir ama onları
terk etmek de mümkun değildir. / Thomas Mann
Insan bir şeyi menfaatine, karakterine, zevkine, ihtiraslarına göre
. Hakkında kötü düşünulmeyecek, kötü şeyler söylenmeyecek hiç ba msan yoktur, hakkında iyi düşünülmeyecek, iyi şey söylenmeyecek hiçbir insan da yoktur. / Alain (Filozof)
. . Tarçına benzer insan, dövülüp ezildikçe değerlenir. / John Webster Bazı insanlar, ev köpekleri gibi, yamandıkları kapıdan ayrılmaz lar./Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
Insanlar çoklukla nankör, değişken, içten pazarlıklı, ürkek ve doymak bilmez yaratıklardır. / Machiavelli Insanlar herhangi bir kimseyi kötüleyen sözlere inanmaya gere
.
ğinden fazla hazırdırlar. / David Herbert Lawrence . Insanlığa kimlerse tahakküm hevesinde, yok yerleri artık bu cihan
çevresinde. / Faruk Nafiz Çamlıbel . Dilersen çevrene bak, güç değil mi ün almak; en zor gelen insana, insan olmak!/Cavidan Tümerkan
. Insanın daima kendinden yukardakilere köpek dalkavukluğu, kendinden aşağıdakilere aslan guru ile muamele etmesi, hemen hemen umumi bir kaide halindedir. / Ahmed Mithat Efendi,
. Ayrı ayrı birer ahlaksız yaratık olan insanlar, toplu oldukları za- man namuslu kişiler olurlar. / Montesquieu
Insanlar parlayanı karartmaktan, yükseleni yere serip toza bula-
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
. Insan ne kadar yakını olursa olsun yanı başındakini, halini bir kıl
maktan hoşlanırlar. / Friedrich von Schiller Basit bir insan, karmaşık bir insandan daha korku vericidir. /
ucu kadar göremez, anlayamaz. / Mevlana Dünyada üç grup insan oluşur: Bir şeyi ortaya çıkaran ve yapan
.
küçük bir seçkin grup; Bir şeyin yapılmasını seyreden daha büyükçe başka bir grup Ve neyin olup bittiğini bilmeden yaşayan muazzam bir kalabalık.
Nicholas Murray Butler
. olan Önemli olan yaşamak değildir, başarmak hiç değildir. Önemli
insan kalmayı bilmektir. / George Orwell
İnsan dilinin altında gizlidir. / Hz. Muhammet
Insan, alet kullanan hayvandır. / Thomas Carlyle
Insanlar hayvanları öldürüp yedikçe, dünya üzerinden cinayet, kan dökme ve savaşlar kalkmayacaktır. / Pisagor
En çok hoşumuza giden insan, kendimize benzettiğimiz insandır. Michel de Montaigne
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 503 1 İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki, yanında altın ve gümüşü olmayan rahat etmez. Hz. Mikdam (r.a.) 503 2 İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, mü'min o zaman müminlere dua edecek te Allah (z.c.hz.) şöyle buyuracak: "Kendi nefsine dua et sana icabet edeyim, umuma gelince Ben onlara gazablıyım." Hz. Enes (r.a.) 503 3 Sizin üzerinize bir zaman gelir ki, boğulmaya maruz adam gibi dua etmeyen yakayı kurtaramaz. Hz. Huzeyfe (r.a.) 503 4 İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki, Camilerde halka halinde toplanırlar, gayeleri dünyevi olur. Allah'ın onlara ihtiyacı yoktur. Bunların arasına girmeyin. Hz. Enes (r.a.) 503 5 İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki o zamanki halkın efdali "hafifül haz" olanıdır. Denildi ki; "Ya Resulallah hafifül haz nedir?" Buyurdu ki, çoluk çocuğu az olanlardır. Hz. Huzeyfe (r.a.) 503 6 İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki, bir saat düşünürlerde kendilerine namaz kıldıracak imam bulamazlar. Hz. Selame binti Hür (r.a.) 503 7 İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki, o zaman da onlar riba yerler, yemeyene de tozu bulaşır. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 503 8 İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki, zenginler tenezzüh için, orta halliler ticaret için, onların kur'aları riya ve gösteriş için, fakirler ise dilenmek için hac ederler. Hz. Enes (r.a.) 503 9 Ümmetim üzerine bir zaman gelir ki fukaha bir birini çekemez. Tekelerin birbirlerini kıskandığı gibi, birbirlerini kıskanırlar. Hz. İbni Ömer (r.anhüma) 503 10 Sizin üzerinize bir zaman gelir ki, adam acizlikle facirlik arasında muhayyer kalır. Kim bu zamana ulaşırsa aczi, fücura tercih etsin. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 503 11 İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki, adamın imanı soyulur da haberi olmaz. Halbuki o gömleğinin soyulduğu gibi soyulmuştur. Hz. Ebud Derda (r.a.) 503 12 İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki onda ulema, köpekler öldürülür gibi öldürülür. Keşke o zaman ulema birlik olsaydı. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Ahir zamanda ümmetim üzerine şiddetli bir bela zuhur eder. Bundan ancak iki sınıf kurulur: Biri Allah'ın dinini tanır ve onun için lisan ve kalbi ile mücadele eder. İkinci ise dinini anlamış, dinlemiş ve tasdik etmiştir. (Yani cahil kalanlar bu belada tehlikededir) Ravi: Hz. Ömer (r.a.) Sayfa: 141 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel21 Ekim 2024 22:03 Kim Allah'ın dininde ilim sahibi olursa, Allah onun "hem" minin define ve ummadığı yerden rızıklanmasına kafi gelir. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 414 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
131. Allahım! Şüphesiz ben fakirlikten, zatından başka birine zelil olmaktan, senden başkasından korkmaktan, ya- lan söylemekten, bütün günah çeşit- lerini işlemekten ve senin affına alda- nip gururlanarak günaha dalmaktan, düşmanların şamatasından, dermansız dertlerden,
YanıtlaSil
yuksel21 Ekim 2024 22:19 ümidin boşa gitmesinden, nimeti kay- betmekten, belânın ansızın gelmesin- den sana sığınırım.
132. Allahım! Habibin, Efendimiz Muhammed'i lâyık olduğu şekilde mükafatlandır, ona salât ve selâm eyle
133. Allahım! Dostun, Efendimiz İbrahim lâyık olduğu şekilde, mükafatlandır. On salât ve selâm eyle.
AKBAŞ, A. Vahap. Mehmet Akif'ten Nükteler, Beyan Yay, İst-2010 ALKAN, Erdoğan, Aşık Veysel'den Nükteler, Pencere Yay, Ist-2001
ALTINKAYNAK, Hikmet. Nükte ve Fıkralarıyla Ahmet Rasim, Ist-2004
ARIDORU, Abdullah, Meşhurlardan Espriler, Nesil Basım Yay, İst-2000 BAYAT, Ali Haydar, Keçecizade Mehmed Fuat Paşa'nın Nesirleri, Şiirleri,
Nükteleri, Türk Düny. Araş. Vakfı, İst-1988
BULUT, Süleyman, Ünlü Nükteler... Ünlü Nükteciler Nüktedan, İst-2003 CEM, Hasan, Osmanlı Dönemi Padişah Sadrazam Vezir ve Devlet Adamla- rından Fıkralar, Milliyet Yay.
ÇALIK, Etem, Şair ve Yazarlarımızdan Nükteler, Ötüken Neş, İst-1993 ÇETİNDAĞ, Yusuf, Geçmiş Zaman Nükteleri, Kaynak Yay, İst. 2003
bords. (178) sekilčiak ve kaidecilik, beorandan çok sert ve herelmez olas Islame lar, yenileşmede hiçbir hareke zöttern.lye: iardi. Bu yüzdan bagokian Türk çülüğe karşı da dirsek çevirdiler. (79) Türçülük A. b a başka milliyetek hareketleri de slam birliğini bozacağı korkusuyla lenkit et weydiler. Wakat Türkçülüğe karşı, Osmanlıcı görüşün teplisini ondan ayamalar. Mesela, Ebűzziya «Mecmuasında Türkçülük ve Tatarcılık cereyaninth Osmanlı bütün lüğüne aykırı olduğunu yazıyordu. (180) Nitekim ayı yazar, baska bir yazama- da Arap Türk gerginliğinin de Osmanlı ve İslam birliği içir, zararlı olğunu ileri sürüyordu. (181) «İçtihad»da yazan Süleyman Nazif, Takçülere hücum ederken buna benzer bir dil kullanmaktaydı. (182) Türkçülerin, İslama zarar vermiş Cengiz gibi paganist hükümdarları kendilerine lider gibi göstermeleri de bu hücumların sebepler arasındaydı. (Yusuf Akçura'nın Türk Yurdus C. I de çıkan Cengiz tefrikası (1909) bu tartışmaya kapı açmıştı). İslamcılar kanunların uygulanmasında sert kaideci görüşlerini şiddetle sa vunmaktaydılar: Şeriata uygun olmayan kanunların kaldırılmasını istiyorlar dı. (183) Bu hücumun sön temsilcilerinden Mustafa Sabri (mütareke devrinin şeyhülislâmı) Mısır'daki sürgün hayatında yazdığı Arapça ba eserin giris kis mında şöyle diyordu: «Kanun bakımından dünya ikiye ayrıhyor: Dår Islam, Dâr-1 Harp. Birincisinde İslâmi kanun käkimdir, İkincisinde değildir. Onları yo
la getirmek için İslâm âlemi 'cihad' halindedir. Türkler medeni kanunu aldık-
ları zamandan beri bu ikinci kısma girdikleri için, İslâm âlezni onlarla barp
halinde demektir⟫, (184) Kadınların örtünmesi dini kanun gereğidir, ona uyma-
mak kanuna uymamaktır. (185) Çok evlenme de nesil üretme ve iffet kaidele-
rine uygun olarak caiz ve lazımdır. (186) İslamcılar batılaşma hareketinin
doğurduğu bir çok yeni iktisadi, bedii ve fikri hareketlere hücum ettiler, bu
hususta fetvalar aldılar. «Tiyatro ahlaksızlık yuvasıdır ve kadınlar sahneye
(
178) G. Hanotaux'ya karşı mücadeleye giren Abdüh El-lsjóm ve'n-Nasraniyes, το του kiye'deki İslamcılara cesaret vermied. Fakat batının ahlak
Tarih yazılmıştır Kaderler yazılmıştır Levh-i Mahfuz'da, zaman durmaz, saat durmaz, işte bu saat herkesin ölüm zamanını da, dünya ninda, kâinat inda kıyameti kopardı gi Bir cum'a günü akşam namazı sularında işte o zaman Cennet, Cehennem e girecek olanların gerçek hayatın başlama zamanının gösterdiği sonsuz lugun başlangıcıdır.
Mustafa Kemal maskesinin yırtılma vakti gelmedi mi?
Özlem DOĞAN
ARA Harp K Okulu San-Acak Devir Teslim ve Mezuni-yet Töreni sonra-sında kamuoyuna yansıyan görüntü-lerin ardından başlatılan idari ve disiplin soruştur-maları kapsamın-dogan@matgtzutesi.com da; Milli Savun-ma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu tarafından sı-ralı 3 disiplin amirine, Kara Kuvvetle-ri Yüksek Disiplin Kurulu tarafından 5 teğmene Türk Silahlı Kuvvetleri Di-siplin Kanunu ve Türk Silahlı Kuvvet-leri Yüksek Disiplin Kurulları Yönet-meliği amir hükümleri ile diğer mez-kûr mevzuat gereğince "Silahlı Kuv-
vetlerden Ayırma Cezası" verilmiştir. Önceliği müesses disiplinin muhafa-zası ve idamesi olan Türk Silahlı Kuv-vetlerimizde; disipline aykırı hiçbir eylem, olay ve duruma müsamaha gösterilmeyeceğinden en ufak bir şüphe duyulmamalıdır.
Açıklama böyleydi... Kendilerini 'Mustafa Kemal'in askerleri' olarak tanımlayan birkaç teğmen, izin veril-memesine rağmen kılıçlarını millete döndürerek tehdit savurdular. Biz bu filmi 1923'ten beri izliyoruz. Müslü man Türk milletinin inançlarıyla mü-cadele eden tek parti rejimi de idam sehpaları kurmadı mı? Hatta başba-kan asmadı mı? Ya sonrası... 28 Şu-bat sürecinde İsrail'e hizmet eden rütbelilerin Müslümanlara yaptığı zu-lümleri unutacak değiliz!
Abdülhamid Han'ı deviren ittihat-çıların da içinde olduğu Sabatay Ya-hudi ve masonların 1923'ten beri (öncesi de var) bu millete yaptıkları-nın bir tezahürüdür "Mustafa Ke-mal'in askerleriyiz" diyerek Müslü-man Türk milletini tehdit etmek...
nın bir tezahürüdür "Mustafa Ke mal'in askerleriyiz" diyerek Müs10-man Türk milletini tehdit etmek...
ASLINDA BUNLAR BAŞKASI!
Darbe heveslisi teğmenlere sahip Çıkan Yılmaz Özdil aklı sıra vatanse verlik dersi veriyor. Oysa kendisi çok beğendiği rakı mezeleri için Kıbrıs'ı Rumlara veresi geldiğini yazan bir gazetecidir. Rakı mezesine Türk top-rağını Rumlara verecek kadar vatan-sever(1)dir. Bir de 'sınırlarımızda laik yapısını bildiğimiz PKK/PYD olsun' diyen ve terörist Mihraç Ural'la aile fotoğrafı bulunan asker eskisi Türker Ertürk var. Bunlar mı vatansever? Bunlar mı Müslüman Türk milletinin askeri, gazetecisi? Defalarca yazdım; Türker Ertürk'ün görev başındayken yaptığı tüm faaliyetler en ince ayrıntı-sına kadar araştırılmalıl
MUSTAFA KEMAL'İ İSTİSMAR!
Bu ülkede darbeler, soygunlar ve daha nice rezaletler Mustafa Kemal maskesi takılarak örtbas edildi. CHP zihniyetinin en büyük avantajı çok kullanışlı Mustafa Kemal maskesini her türlü skandallarında çıkarıp yüzle-rine takmak ve kitlesini bu maskeyle uyutmaktır. Bu maskenin yırtılma za-manı geldi de geçiyor bile! Fakat be-nim anlamlandıramadığım bir nokta da muhafazakârların hâlâ CHP zihni-yetine yaranmak için 'biz de Atatürk-çüyüz paylaşımları ve söylemleri yapmalarıdır. İnandırıcı da olmuyor-lar. Ben kendi adıma; CHP'nin ilk ge-nel başkanı olan Mustafa Kemal'in as-keri değilim! Tek parti dönemi siya-setçilerinin CHP tarihçilerine yazdır-dığı ve 1923'ten beri okullarda okutu-lan yalan tarihe de inanmıyorum. Ay-rıca benim ortak değerim filan değil, ben ve benim gibi düşünenler adına konuşmayın! O sadece CHP zihniye-tinin değeri! Bu ülkenin başındaki en büyük bela CHP zihniyetinin ve Ya-hudi ürünü "izm"lerin yok olması için 5816 sayılı kanunun kaldırılması ge-rekiyor. Zira bu çağ dışı uygulamanın dünyada bir benzeri daha yok...
Bu "derin devlet" denen şey hâlâ varlığını sür-dürüyor. Bu işler geri dönülmez noktaya geldi, ama iş bitmiş değil.. Kozmik odaya girilmediği gibi, mer-kez komite de, ülke geneline yayılmış tetikçiler de dışandalar.
İçeridekiler onun için susmayı tercih ediyor..
İşin kötü yanı, yeni bir derin yapı oluşuyor. İkti-dar ve servetle tanışanlar bir şekilde kendi aralann-da kayıtdışı bir birlik oluşturuyorlar. Zaten onun bir adım ötesi ya MAFİA'laşmak, ya da derin bir yapıya dönüşmektir. Bu defa derin yapıda namaz kılanların sayısı artacak sanırım..
Tutuklananlar arasında, sanki, derin yapının İçinde karar vericiler arasında da olmayan, tetikçilik de yapmayan bir sürü adam var.. Birileri kurunun yanında yaş da yanar hesabı onları da listeve dahil etmış gozuküyor.. Bu işler, bu adamları oraya so-kup, işin ciddiyetini sulandırmak isteyenlerin de işi olabilir ya da kendilerine rakip ve tehdit olarak gör-düklerini, kurunun yanında da yaş da yanar hesabı kendi cehennemlerine çekmek isteyenlerin işi de olabilir..
Hatta öteki tarafta olup da, dışarıdakiler, birile-rini kendi yanlarına çekmek için de o kişilerin içeri girmesine göz yummuş olabilirler. Böylece adam kazanacaklar..
Adamlar kendilerinden çok eminler, "biz gide-riz ötekiler gelir, arma sonuçta bu düzen böyle de-vam eder" anlayışına sahipler. Başka türlü olmaya-cağını düşünüyorlar. Yaşanan bazı olaylar da onları haklı çıkartır gibi aslında..,
İktidar ve servet dönüştürücü bir güce sahip, ilk olarak da bu güç, kendine sahip olmak isteyenleri dönüştürüyor..
Bir gün bu Balyoz ve Ergenekon davası sonuç-lanacak ve göreceksiniz, başka davalar, başka tar-tışmalar başlayacak.. Bu dava sürecinde yaşanan örtülü hesaplaşmaların davası ayrıca, görülecek..
Yarın sıra 28 Şubat'a gelirse, iMuhsin Yazıcıoğ-lu suikastı ile ilgili tutuklamalar da başlayınca, daha yüzlerce kişi hapse tıkılacak.. İnanın bunların tümü-nü mahkemeye çağırsanız yargılayacak yer ve adam bulamazsınız, bunları hapsedecek hapishane de yok.. O kadar çoklar.. Onun için bir gün genel af-la bu işlerin üzerinin örtüleneceği hesabını yapıyor-lar..
Sanki iktidar da bu işi daha fazla dağıtmamak Ister gibl.
MIT ve Emniyet niye elindeki bilgileri açıklamı-yor? Jandarma İçişleri Bakanlığı'na bağlı değil mi, niye bu işin üzerine gidilmiyor? Jandarma İstihbara-tının bilmediği bir şey mi var?
Yani birileri gerçekten Muhsin Yazıcıoğlu su-ikastı ile ilgili bilgiye sahip değiller mi?
Bana kalırsa NATO ülkeleri de biliyor, ayrıca ve özellikle İsrail de, ABD ve tabii bizimkiler de..
Bana kalırsa şu şike işini biraz eşeleyin, bakın bakalım bu işin arkasından ne çıkar.. Sakın Ergene-kon çıkmasın..
İşe bakar mısınız, durup dururken bir şike ya-sası çıkardılar, daha yaşanın mürekkebi kurumadan bir daha değiştirdiler. Önce 2 yıllık cezayı beş yıia, ardından da beş yıllık cezayı bir yıla indirdiler.. Peki bu nasıl oldu.. Bu konuda söyleyecek sözü olan var mı? Ayıp ya hu, insaf yahu!
Bir ülkede ne kadar çok yasa varsa o ülkede özgürlükler o kadar az ve baskı altındadır demek-tir.. Yasa ile düzenlediğiniz her alanda bürokrasinin borusu öter. Hani şu "bürokratik oligarşi" var ya o!
Bana sorarsanız şike yasası tam bir ŞİKE oldu! Benim adalet duygularım incindi..
Demokrasi, böyle işlerle örselenirse, demagoji-ye dönüşür.. Üzerinde yükseldiğimiz zemini tahrip etmiş oluruz.. Yasa dediğiniz şeyin saygınlığı, cay-dıncılığı kalmaz, yaz-boz tahtasına döner..
Bana kalırsa bu yasa değişikliği ŞİKE'cilen kur-tarmaya yetmez.. Bu işi bir adım öteye götürürse-niz, çete olayı ile birleşir..
Yıldırım benim gözümde simdi daha çok Habe-ral'a benziyor.. Bu işe ecinnilerin karıştığını düşünü-yorum.. Birileri bu durumu savunmak yerine sussa-lar daha iyi ederler.. Çünki mızrak çuvala sığmıyor.. Bir de bu işin Dalan bağlantısı var. İşin ucu Ergene-kona kadar gidiyor..
Sahi şu 28 Şubatçılara sıra ne zaman gelecek? Ben Ergenekona da karşıyım, Balyozcuiara da, kayıtdışı ekonomiye de, yım. Bunu yapan bizden ya da onlardan olabilir. kayıtdışı siyasete de karşı-Halka karşı ihanet planı yapanlar, devleti ele geçirip topluma İlahilik ve Rabilik taslayanlar, eğer bu Sazgeçmeyeceklerse cehenneme! ve dua ile.. işten
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 121 1 Kıyametin önü sıra yalancılar vardır. Onlardan sakının. Hz. Câbir İbni Semure (r.a.) 121 2 Kıyametin önü sıra hilekâr seneler vardır. O zamanlarda emin adamlara töhmet, haine emniyet edilir. Ve emin susturulur. Yalancıya emin nazarı ile bakılır. Ve "Rüveybida" söz sahibi olur. "Rüveybida kimdir?" diye soruldu. Ammenin işleri hakkında söz sahibi olan sefih kimsedir." buyuruldu. Hz. Avf İbni Malik (r.a.) 121 3 Kıyametin önü sıra deccal ve onun önü sıra da 30 kadar veya daha fazla yalancı gelir. Bu yalancıların alâmetleri soruldu. Buyuruldu ki: "Onlar sizde olmayan adetler getirirler ve diyanetinizi o âdetlerle değiştirirler. Bunları gördüğünüzde onlardan sakının ve onlara düşman olun. Hz. İbni Ömer (r.anhüma) 121 4 Kıyametin önü sıra tanıdık kimselere selâm vermek âdet olur. Ticaret meydan alır, o derecede ki, kadın erkeğine yardımcı olur. Akraba yoklamaları kalkar ve yalancı şahidler çıkar, gerçek şahidlik gizlenir, muharrirler ise çoğalır. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma) 121 5 Kıyametin önü sıra karanlık geceler gibi fitneler vardır. O fitne devrinde adam sabah mü'min, akşam kâfir olur. Ve akşam mü'min sabah ise kâfir olur. O zaman oturan, ayakta durandan hayırlıdır. Ayakta duran yürüyenden hayırlıdır, yürüyen ise koşandan hayırlıdır. O devirde okların yayını kırın, kirişlerini koparın, kılıcınızı da taşa vurun, evinize çekilin. Birinizin evine girilse ve üzerinize varılsa o zaman Adem (a.s.)'ın iki oğlundan hayırlısı gibi olun. (Yani öldürülen gibi.) Hz. Ebû Mûsa (r.a.) 121 6 Yeryüzünde Allah'ın evleri mescidlerdir. Ve oraya gelene ikramda bulunmak Allah'ın kendi üzerine aldığı bir haktır. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma) 121 7 Cebrail (a.s.) Benî Ademin ihtiyaçlarını yerine getirmeye memur edilmiştir. Kâfir dua ettiğinde Allah buyurur: "Bunun isteğini vererek ağzını kapatın. Duasını işitmek istemiyorum." Hz. Câbir (r.a.) 121 8 Rabbim Tebareke ve Teala hazretleri Kur'an'ı Bana bir vecihle okumak üzere gönderdi. Ben de ümmetime kolaylık olması için iade ettim. İki vecih yapıp gönderdi. Ben yine, ümmetime kolaylık olması için, tekrar iade ettim. Bunun üzerine yedi vecihle okunmak üzere tekrar gönderdi ve: "Reddin için istiyeceğin üç dilek vardır" buyurdu. İki defa, "Allahümmeğfir li ümmetî" dedim. Üçüncüyü ise öyle bir güne bıraktım ki o gün bütün halk ve hatta İbrahim (a.s.) bile Bana gıpta eder. Hz. Ubey İbni Kaab (
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 122 1 Cebrail (a.s.) firavunun ağzına toprak tıkıyordu. "Lâ ilâhe illallah" deyip de mağfiret görmesin diye. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 122 2 Allah (z.c.hz.) üzerine, dünyaya ait yükselttiği şeyi düşürmek haktır. Hz. Enes (r.a.) 122 3 Tabiinin en hayırlısı, öyle bir Üveysi (Veysel Karani) vardır ki, o annesine sadıktır. Allah'a and verse Allah onun andını geri çevirmez. Onun elinde bir beyazlık vardır. Ona rastlarsanız sizin için istiğfar etmesini isteyin. Hz. Ömer (r.a.) 122 4 Tedavide kullandığınız şeylerin en hayırlıları Ledûd (ağız ağrılarında), enfiye, hacamat, müshil ve ismit (sürme)''. İsmit gözü açar ve kirpikleri besler. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 122 5 Bir adamın din kardeşi için gıyabında yaptığı dua müstecab olur. Ve dua edenin başında bir melek "amin" der. Ve "Sana da bir o kadar" diye söyler. (Diğer bir hadiste, Meleğin "amini" geri dönmez buyurulmaktadır) Hz. Ebud Derda (r.a.) 122 6 Allah (z.c.hz.) ile mahlûku arasında nurani veya zulmani yetmiş bin hicab vardır. Kim bu hicabı aşan bir şey hissederse mahv olur. Hz. İbni Ömer (r.anhüma) 122 7 Allah (z.c.hz.)'nin zikri şifa, insanların zikri ise derttir. Hz. Mekhul (r.a.) 122 8 Aklın başı insanlarla sevgi tesis etmektir. Sakalının hafif olması insan için saadettendir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 122 9 Allah (z.c.hz.) kulunun: "Rabbiğfirlî zünûbî" demesinden hoşlanır. Ve buyurur ki: "Kulum Benden başkasının günahlarını afv edemiyeceğini biliyor." Hz. Ali (r.a.) 122 10 Rabbınız Celle Şânuhû Rahimdir. Kim ki bir iyilik yapmak ister de yapamaz ise ona bir sevap yazılır. Yaparsa, 10 ilâ 700 misli veya daha fazla sevab yazılır. Kim bir kötülük yapmak ister de yapmaz ise bir sevab, yaparsa bir günah yazılır. Allah isterse onu da affeder. Allah'ın muamelesinde helâk olacak adam, mahvolmaya lâyık olan adamdır. Hz. İbni Abbas (r.anhüma
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 213 1 Sahur berekettir. Öyle ise, bir yudum su içmekle de olsa, onu bırakmayın. Zira Allah ve melekleri sahur yiyene selat ederler. Hz. Ebû Said (r.a.) 213 2 Cömertlik, Ulu Mevlanın huyudur. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 213 3 Cömertlik, cennet ağaçlarından bir ağaçtır. Dalları dünyaya sarkmıştır. Kim bu dallardan birine tutunuyorsa, bu dal onu Cennete götürür. Hasislik te Cehennem ağaçlarından bir ağaçtır. Dalları dünyaya sarkmıştır. Kim de bu dallardan birine yapışırsa, o dal da onu Cehenneme çeker. Hz. Ali (r.a.) 213 4 Cömertlik, Cennette biten bir ağaçtır. Cömertliğin gireceği yer, ancak Cennetir. Hasislik ise Cehennemde yetişen bir ağaçtır. Hasisin gireceğin yer ise Cehennemdir. Hz. Abdullah İbni Ci(r.a.)d (r.a.) 213 5 Cömert Allah'a, insanlara ve Cennete yakındır. Cehennemden de uzaktır. Cimri ise Allah'dan, insanlardan ve Cennetten uzaktır ve Cehenneme yakındır. Cahil cömert, Allah (z.c.hz)'lerine hasis abidden daha sevimlidir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 213 6 Cömert, ancak Allah'a hüsnü zannı olduğundan cömertlik yapar. Hasis ise ancak Allah'a sui zannı sebebiyle cimrilik yapar. Hz. Ebû Ümâme (r.a.) 213 7 Cahil cömert Allah'a, alim olan bahilden daha sevgilidir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 213 8 Yürüyüşte sürat müminin kıymetini giderir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 213 9 Gizli aşikareden efdaldır. Ancak, örnek olmayı ümid ederse aşikarelik gizliden efdaldir. (Sadaka ve ibadet hususlarında) Hz. İbni Ömer (r.anhüma) 213 10 Bütün saadet, Allah'ın ibadetinde ömür uzunluğudur. Hz. İbni Ömer (r.a.) 213 11 Sefer, azabdan bir kısımdır. Sizden birinin yemeğine, içmesine ve uykusuna mani olur. Onun için biriniz yola gidip hacetini görünce evine avdetini tacil etsin. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 213 12 Sultan, yeryüzünde Allah'ın gölgesidir. Kim ona ikram ederse Allah da ona ikram eder. Kim de ona ihanet ederse Allah da ona ihanet eder. Hz. Ebû Bekir (r.a.) 213 13 Sultan, yeryüzünde Allah'ın gölgesi ve kuvvetidir. Kim ki, sultana hayırhahlık ve dua ederse, hidayet bulur. Kim de beddua eder ve hayırhahlıkta bulunmazsa, dalalete düşer. Hz. Enes (r.a.) 213 14 Sultan, yeryüzünde Allah'ın gölgesidir. Sizden biri kendisinde sultan olmıyan bir beldeye vardığında, orada katiyyen oturmasın. Hz. Enes (r.a.) 213 15 Adil ve mütevazi Sultan, Allah'ın yeryüzünde gölgesi ve mızrağıdır. Böyle adil ve mütevazi bir Sultan (veya vali) için her gündüz ve gecede, hepsi abid ve müçtehid olan altmış sıddık ameli yazılır. Hz. Ebû Bekir (r.a.) 213 16 Sultan, yeryüzünde Allah'ın gölgesidir ki, Allah'ın kullarından her mazlum ona iltica eder. Adalet yaparsa ona ecir, diğerine şükür, zulmederse ona vebal ve tebaaya da sabır düşer. Valiler zulm ederlerse kıtlık olur. Zekat verilmezse davarlar ölür, zina meydan alırsa, meskenet ve fakirlik zahir olur. Ve ehli zimmete zulm edilirse kuffar baş kaldırır. (Galebe çalar) Hz. İbni Ömer (r.anhüma
772) «Allah'a karşı takva sahibi olmalısın; çünkü o cümle hayrın toplanıdır..
Sana CİHAD düşer; çünkü o, müslümanların RUHBAN'lık-(12.. Allah'ı zikretmeli, Allah'ın kitabını okumalısın; çünkü o, yer yüzünde senin için nur.. Gök yüzünde senin için zikirdir.. Hayır işler hariç, DİLİNİ GİZLE; çünkü sen muhakkak şey-tanı böylelikle mağlup edersin..>>>
İslâm dininde bir köşeye çekilip sadece ibadet yoktur.. Bunun adı; diğer batıl dinlerde RUBAN'lıktır.. Dinimizde hem ibadet vardır.. Hem de çalışmak.. İyiliği yaymak.. Müslümanlıkta bunun adı: CİHAD'dır.. DİLİNİ GİZLE: Yani rastgele konuşma.. Her yerde ağzını açma, manalarına alınmalıdır..
**
Ravi: EBU SAID'den r.a. naklen EBU YA'LA.. Menkıbeleri, 65. ve 121. Hadis-i Şeriflerde..
EBUBEKİR: b. EBU MUSA EL-EŞ'ARI.. Tabiinden ve orta tabaka-ya mensup bir muhaddistir.. Esas adı, AMIR'dir.. Hicretin 106. tarihinde vefat etmiştir.. Allah ondan razı olsun..
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 467 1 Kendisinde can olan mahluku hedef edinmeyin. (Nişan için) Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 467 2 Camileri yol edinmeyin, meğer zikir veya namaz için ola. Hz. İbni Ömer ra 467 3 Evlerinizi kabir edinmeyin, evde de namaz kılın. Zira şeytan Bakara suresinin okunduğu evden kaçar. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 467 4 Evinizde uyuyacağınız zaman ateşi kapatın ve söndürün. Hz. Salim (r.a.) 467 5 Namazı kasden terketmeyin, ey kadın. Kim namazı kasden terkederse, Allah ve Peygamberin zimmetinden çıkar. Hz. Ümmü Eymen (r.a.) 467 6 Düşmanla karşılaşmayı istemeyin. Allah'dan afiyet isteyin. Onlarla karşılaşınca da Allah'ı çok zikredin. Eğer onlar direnir, gürültü ve şamata yaparlarsa siz sükut edin. Hz. İbni Amr (r.a.) 467 7 Düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyin. Allah'dan afiyet isteyin. Zira siz onlarla beraber neyin imtihan edildiğini bilmezsiniz. Onlarla karşılaşınca "Allahümme ente Rabbına ve Rübbühüm ve mevasına vemevasihim bi yedike ve inneme taktülühüm etne." deyin ve yere çökün. Ne vakit üzerinize yürürlerse kalkın ve tekbir alın. Hz. Câbir (r.a.) 467 8 Bevlettiğiniz helada abdest almayın. Zira Mü'minin abdest suyu hasenatı ile beraber mizana girer. Hz. Enes (r.a.) 467 9 Kur'anla mücadele etmeyin. Allahın kitabının bazı kısımlarını bazısına yalanlatmayın (tezat aramayın) Vallahi; mü'min onunla mücadele ederse yenilir. Münafık onunla mücadele ederse, galip geldiğiniz zannetse bile mahkum olur. (Galebesi necat sebebi olmaz) Hz. Abdurrahman ibni Cubeyr (r.a.) 467 10 Evlerinizi kabir etmeyin. Hiç şüphe yok ki şeytan, sure-i Bakara okunan evden çıkar gider. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 467 11 Benim kabrimi bayramlık etmeyin (sık gidin) Evinizi de kabir yapmayın. Nedere olursanız olun olduğunuz yerde selatü selam getirin. Sizin selatü selamınız Bana ulaşır. Hz. Hüseyin (r.a.) 467 12 Şu namazı, öğle namazının ilk ve son sünneti gibi yapmayın. Sünneti ile farzı arasını aralayın. (Sabah namazını sünneti ile farzını biraz aralayın) Hz. Abdullah İbni Büceyne r.a 467 13 Beni yolcunun (su kabı) gibi yapmayın. Yolcu kabını su ile doldurur. İhtiyacı olursa onu içer, icap etmezse içmez döker. Beni sözünüzün başında, ortasında ve sonunda anın. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
Bir kimse nin iki babasi varmis Nesep babası, manevi babası (ahirete Hazırlayan, manevi hayatın) babası. Bunlar dan 1.si. yani neseb babası ulvi alemden sufli aleme gelmesini sağlar. 2.si yani manevi babası, Peygamber efendimiz sav Sufli alemden Ulvi aleme çıkarır. 2.sinin yani manevi baba nin "؛" " ؛
Bir kimse nin iki babasi varmis Nesep babası, manevi babası (ahirete Hazırlayan, manevi hayatın) babası. Bunlar dan 1.si. yani neseb babası ulvi alemden sufli aleme gelmesini sağlar. 2.si yani manevi babası, Peygamber efendimiz sav Sufli alemden Ulvi aleme çıkarır. 2.sinin yani manevi baba nin "؛" " ؛
YanıtlaSil
Yuksel19 Nisan 2025 08:13 hakkı ödenmez. Hz. Muhammed S.A.V.in.hakki odenmez.
"YA RABBİ! SEN'İ BULAN NEYİ KAYBETTİ? SEN'İ KAYBEDEN NEYİ BULDU?.." DEDİĞİ GİBİ, HAKİKİ ÎMÂNA SAHİP BİR GÖNÜL, HER AN ALLAH İLE BERABERLİĞİN HUZURU İÇİNDEDİR. BU HUZUR SAYESİNDE FÂNÎ VE GELGEÇ MUSIBETLER ONUN NAZARINDA KÜÇÜLMÜŞ, EHEMMİYETİNİ KAYBETMİŞTİR.
BUGÜN MADDÎ REFAHIN ZİRVESİNDEKİ BATI'DA PSİKOLOJİK BUHRANLAR HATTA İNTİHARLAR GÖRÜLÜRKEN, EN AĞIR ZULÜMLERE MARUZ KALAN GAZZELİ MÜMİNLERDE BU TÜR VAKALARIN GÖRÜLMEYİŞİ, SON DERECE MÂNİDARDIR.
Heyet İçinde Zürâre b. Amr (Kays), b. Haris, b. IdA (Idy) de bu-lunuyordu. (6) Kendisi, daha önce, Hıristiyandı, (7)
Züråre b. Amr'm Yolda Gördüğü Rüyayı Peygamberimize Anlatması ve Yordurması:
Züråre b. Amr «YA Resûlallah! Yolda, bir rüya gördüm, beni korkuttu. dedi. Peygamberimiz «Nedir o?» diye sordu. Züråre b. Amr «Gördüm ki: Evimde bırakmış olduğum dişi eşek, çil, kara-kızıl bir oğlak doğurmuş!
Yerden bir ateşin çıkıp benimle oğlumun arasına gerildiğini de, gördüm ki, o ateş: (Dumanlı ateş! Dumanlı ateş! Gözlüsü, gözsüzü (8) bana, yiyecek yediriniz!
Ben, sizi, ev halkınızı ve malınızı yerim!) (9) diyordu.» dedi.
Peygamberimiz «Sen, evinde, hamli gizli bir cariye bıraktın mı?» diye sordu.
Züråre b. Amr «Evet!» dedi.
Peygamberimiz İşte, o cariye, bir oğlan doğurmuştur. O, senin oğlundur! buyurdu.
Zürâre b. Amr «Ben, onun, çil, kara-kızıl olmasının sebebini an-layamadım? dedi.
Peygamberimiz «Yakınıma gel!» buyurdu.
Zürâre b. Amr, yaklaşınca «Sende, gizli tutup kimseye açıklama-dığın bir Baras (Alacalık) var mı? diye sordu.
Bunun üzerine, Züråre b. Amr «Seni, hak Peygamber olarak gön-deren Allah'a yemin ederim ki onu, Senden önce, hiç kimse bilmi-yordu! dedi.
(6) İbn-i Sa'd Tabakat, c. I, s. 346, İbn-i Kayyım Zadülmaad, c. 3, s. 70, Ibn-1 Seyyid Uyunüleser, c. 2, s. 258, Halebt İnsanüluyun, с. 3, s. 279 (7) İbn-i Sa'd Tabakat, c. I, s. 346, İbn-i Esir Üsdülgabe, c. 2, в. 255
(8) İbn-i Abd-1 Rabbih Ikdülferid, c. I, s. 134, 135, İbn-i Abdulber İstiab, c. 2, a. 517, İbn-i Eair Üsdülgabe, c. 2, s. 254, İbn-i Seyyid Uyunüleser, c. 2, s. 259, Ibn-i Hacer İsabe, c. I, s. 548, Halebi İnsanüluyun, c. 3, s. 279
(9) İbn-i Abd-i Rabbih Ikdülferid, c. I, s. 135, İbn-1 Kayyım Zadülmaad, c. 3, 8. 70, İbn-i Seyyid Uyun, c. 2, s. 259, İbn-i Hacer İsabe, c. I, s. 548, Ha-lebt İnsan, c. 3, s. 279
(10) İbn-1 Abd-1 Rabbih Ikdülferid, c. 1, s. 134, İbn-i Abdulber İstiab, c. 2, *. 517-518, İbn-i Fair Üsdülgabe, c. 2, s. 254, İbn-i Kayyım c. 3, s. 70, Ibn-1 Seyyid Uyun, c. 2, s. 258-259, İbn-i Hacer Zadülmaad, İsabe, c. I, s. 548
YanıtlaSil
Yuksel20 Nisan 2025 01:42 BENI NAHA' HEYETİNİN MEDİNE'YE GELİŞİ
Gördüğün ateşe gelince: o, benden sonra kopacak fitnedir! (11) O, âhir zamanda da, kopacaktır!» buyurdu. (12)
Zürâre b. Amr «Yâ Resûlallah! Kopacak fitne nedir?» diye sordu.
Peygamberimiz Mü'minin kanını dökmek, Mü'mine, baldan, su-dan tatlı gelecek, kötülük yapan, kendini iyilik yapıyor sanacaktır!
(13)
Sen, ölürsen, bu hali, oğlun görecektir!
Oğlun ölürse, sen, göreceksin!» buyurdu.
Zürâre b. Amr «Yâ Resûlallah! Allah'a düa et te, onu, ben görme-yeyim! dedi. (14)
Peygamberimiz de «Ey Allâhım! O fitneyi, buna gösterme!» diye-rek (15) düa etti. (16)
Zürâre b. Amr «Yâ Resûlallah! Nûman b. Münziri de, kulaklarına küpeler, kollarına pazubendler ve bilezikler takınmış gördüm? dedi.
Peygamberimiz «Bu, Arap hâkimiyetinin, zînet ve süse dönüşe-ceğine işarettir!» buyurdu.
Zürâre b. Amr «Yâ Resûlallah! Yerden, kır saçlı bir koca karının çıktığını da, gördüm?» dedi.
Peygamberimiz «O da, dünyadan arta kalandır!» buyurdu. (17)
Zürâre b. Amr, oğlundan önce vefat etti.
Zürâre b. Amr'ın oğlu, Hz. Osman'ı hal' edenler arasında idi.
Bir tek ayet olup yüz on dört defa tekrar edi-len Bismillahirrahmanirrahîm cümlesi [...] Arşı ferşe bağlayan ve kâinatı ışıklandıran ve her dakika herkes ona muhtaç olan öyle bir haki-kattir ki, milyonlar defa tekrar edilse yine ihtiyaç vardır. Değil yalnız ekmek gibi her gün, belki hava ve ziya gibi her dakika ona ihtiyaç ve iştiyak vardır.
5Kasımı 6 Kasıma bağlayan gece Ata’nın “Ne olur ne olmaz”dan fazlası olarak Hasan Rıza Soyaç’a yazdırdığı vasiyet mektubunun 28 Kasım 1938’te açılıp okunduğu gün başlamıştı belki de bu “Geride salt bir veraset mektubu mu bıraktı?” tartışması. Öyle ya; Kurtuluş Savaşı ile başlayan ihtilal safhası ve ardından -hala konuşarak altını doldurduğumuz ya da oyduğumuz- son safhası ile koca bir inkılap tasarlanmışken nasıl olur da sadece veraset meselesi olmaktan öteye geçemez bu mimarın vasiyeti? Rivayet odur ki diye başlamaktan usansak da, işte rivayet odur ki o gece iki mektup yazdırmıştır Paşa. Biri ölümün ardından hemen okunacak olan miras paylaşımını içeren bugün bildiğimiz 6 maddelik mektup, diğeri ise ölümünden tam 50 yıl sonra okunması planlanan Türkiye iç ve dış siyasetine dair bir ikinci mektup… Mektubun tekrar gün yüzü gördüğü zamanlar 1988 yılına yani Kenan Evren’li yıllara denk gelmektedir. Sonuç olarak mektubun Kenan Evren, hatta Turgut Özal tarafından okunduğu ve Türkiye’nin mektubun içeriğine hazır olmadığına karar verildiği söylenir. Kenan Evren tam tarih olarak 25 yıl sonrayı işaret etmiştir; fark ettiğiniz üzere 10 Kasım 2013’ü… Bu süre içerisinde konu birçok kez gündeme gelmiş, hatta Meriç Tumluer eliyle yargıya taşınmış, çıkan takipsizlik kararları ile de AİHM’ye götürülmüştür. Elinde bu vasiyetin bir kopyası olduğunu ileri süren Tumluer; bu kopyayı, Atatürk’ün Jandarma İstihbarat subaylarından Teşkilat-ı Mahsusa (MİT) kurucusu ve Türk Polis Teşkilatının da kurucusu olan Mehmet Rıfat Efendi (yani dedesi) aracılığı ile elde etmiş.
Meriç Tumluer'in vasiyete ait olduğunu iddia ettiği kopya Meriç Tumluer’in vasiyete ait olduğunu iddia ettiği kopya
2005 yılında Tumluer bu konuyu dava sürecine taşıdığında, işin peşine ANAP Milletvekili Emin Şirin düşüyor bir de. Böylece Emin Şirin ile birlikte biz de Milli Savunma Bakanlığı tarafından, “Bahsedilen ’tutanak dökümü ile Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünden 50 yıl sonra açılması öngörülen vasiyetnamesi’ MSB arşivlerinde bulunmamaktadır” yanıtını alıyoruz. En son AKP İstanbul milletvekili Erol Kaya’nın 17 Aralık 2012 tarihli önergesi ile de mecliste ya da şu ana kadar aranan herhangi bir devlet dairesinde bu vasiyete rastlanmadığı reel bir veri olarak kalıyor elimizde. İşin buradan sonrasını tahminler, yorumlar ve tabi hırçın tartışmalar dolduruyor. En sert tepkiler de mektubun merkezinde yer aldığı söylenen ‘halifelik’ meselesi ile başlıyor kuşkusuz.
Vasiyetten yola çıkan Tumluer, mesela Türk- İslam birliği için mevcut olacak bir halifelikten bahsederken; bu konu üzerine çalışmış Aytunç Altındal da Atatürk’ün Nutuk’ta belirttiği bir proje olduğunu söyler. Projeye göre, hilafet babadan oğula intikal eden bir hilafet olmayacak. Projede Müslüman ülkelerin kendi aralarında oluşturacağı bir şura ve bu doğrultuda kendi içlerinden seçecekleri daimi 5 yönetici ülke ve bu ülkelerin meclislerinin rotasyon usulüyle hilafet makamını temsil etmesi söz konusudur. Böyle bir mektubun var olmadığını belirten Eriş Ülger ise, Altındal’ın “Nutuk’un yalancısıyım” tutumunu çelişkili ve yanlış bulduğunu belirtmektedir. Mustafa Armağan’ın yorumu da Nutuk’ta övülen ve öngörülen değil, ‘ti’ye alınan bir hilafet kavramı olduğu yönündedir. Bu şekilde uzayıp giden tartışma listesine 10 Kasım 2013’ü “21 Aralık” çılgınlığına döndürenleri görünce son veriyor insan ve Eriş Ülger’in çağrı niteliğindeki ifadesi ile soruyor: ‘İlber Ortaylı ne demiş sahi?’ ve tabi net bir tarihçi yorumu: “Gizli siyasi vasiyetler hakkında fikir beyan etmemeyi tarihçiliğin gereği olarak görüyorum. Kahve sohbetinden öteye bir değeri olmadığı çok açık bunun…” Böylece konunun sahiden bir kahve içimi miktarı yer tuttuğunu fark ediyor, bırakıyoruz fincanı. Kalan hatır da Ata’ya…
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 188 1 İhsan, Allah'a, Onu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen onu görmezsen de O seni görür. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 188 2 Günah, kalblerin heyecanıdır. Hiç bir bakış (kadınlara) yoktur ki, onda şeytanın tamaı olmasın. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma) 188 3 En büyük ecir, Mescide en uzak yerden gelenindir. Sonra uzaklık sırası ile. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 188 4 Kötülükten korunmak iki türlüdür. Birisi nikahla, diğeri iffetli olmakla. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 188 5 Namazda (secdede) eli (dirsekleri) bögre koymak, Cehennem ehlinin dinlenmesidir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 188 6 Ezan, on dokuz sözdür. Kamet ise on yedi sözdür. Hz. Ebû Mahzure (r.a.) 188 7 Ruhlar, (muhtelif neviden) toplanmış askerlerdir. Onlardan Allah için tanışanlar, kaynaşırlar . Allah yolunda tanışmıyanlar, ihtilaf ederler. Söz açığa çıkınca, amel mahfuz olunca, lisanlar uyuşup, kalbler birbirine buğz edince ve her akraba sıla-i rahmi kesince, işte o zaman Allah onlara lanet eder ve sonra da onların kulaklarını sağır ve gözlerini görmez eder. Hz. Selman (r.a.) 188 8 Sarkıtmak, entari, gömlek ve sarıkta olur. Kim onlardan birini, böbürlenme veya kibir için yaparsa, Allah Teala kıyamet gününde o kimseye nazar etmez. Hz. İbni Ömer (r.anhüma) 188 9 "İstînâs" kendilerine selam verilen ev halkı, izin verinceye kadar hizmetçiyi çağırmandır. Hz. Ebû Eyyub (r.a.) 188 10 "İstînâs", ev halkına geldiğini bildirmek için, bir kimsenin "Subhanellah", Allahuekber, veya Elhamdülillah" demesi veyahutta "öksürmesi" demektir. Hz Ebu Eyyub (r.a.) 188 11 İslamda üç tip ev vardır. Yüksek olmayan, yüksek ve ğurfe (köşk). Yüksek olmayan eve bütün müslümanlar, sorulduğunda ancak "Ben müslümanım" diyerek girerler. Yüksek olanına ise bir kısım müslümanlar, amellerinin diğerlerinkinden daha faziletli olması sebebiyle, girerler. Ğurfe kısmına giriş sebebi ise, Allah yolunda cihaddır. Oraya girmeye, en faziletli mü'minler nail olurlar. Hz. Fadâle İbni Abid (r.a.)
FUZÛLÎ
YanıtlaSilHADİKATÜ'S SÜEDA ERMİŞLERİN BAHÇESİ
KERBELÂ ŞEHİTLERİ
Bir kimse Allahı çok zikrederse münafıklıktan kurtulur.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 408 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
Allah'ın insanlar içerisinde hiç sevmediği üç kişi vardır: 1- Haremin hürmetine riayet etmiyen. 2- İslam'da cahiliyet adetlerini ihya etmeye kalkışan. 3-Haksız yere bir kimsenin kanının akıtılmasına yol arayanlar.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 8 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
Kafir dahi olsa, mazlumun duasından sakınınız. Zira mazlumun duası ile Aziz ve Celil olan Allah arasında perde yoktur.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 173 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
İçinde resim veya heykel gibi bir şey olan eve melaike girmez.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 470 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
۲۷۰۹ - الْعِرَافَةُ اَوَّلُهَا مُلَامَنَةٌ وَآخِرُهَا نَدَامَةٌ وَالْعَذَابُ يَوْمَ الْقِيَمَةِ ( في
YanıtlaSilعن ابي هريرة) 2709- Reisliğin önü kınanmadır. Sonu pişmanlıktır, kıyamette
de azaptır.
٣٥٨ - إِذَا اسْتَحَلَّتْ أُمَّتِي خَمْسًا فَعَلَيْهِمُ الدَّمَارُ إِذَا ظَهَرَ فِيهِمُ التَّلاعِنُ وَلَبِسُوا الحَرِيرَ وَاتَّخَذُوا الْفَتَيَاتَ وَشَرِبُوا الْحُمُورَ وَاكْتَفَى الرِّجَالُ
YanıtlaSilعن انس) والنساء هب من طريقين
358- Ümmetim şu beş şeyi helal sayarsa o zaman felakete uğrar: Aralarında lanetleşmek, erkeklerin ipekli elbise giymeyi adet edinmesi, (fuhuş dostları) metresler, çalgıcı ve oyuncu kadınlar edinmek, içki içmek, erkeklerin erkeklerle, kadınların da kadınlarla cinsî ilişkiler kurup yetinmeleridir.
G
٣٥٩ - إِذا اسْتَشاط السلطان تَسَلَّطَ الشَّيْطَانُ (حم طب عن عروة بن محمد بن
YanıtlaSilعطية السعدى عن ابيه عن جده 359- Sultan öfkeden kıpkırımızı olduğu zaman, şeytan ong
musallat olur.
وَالرِّجَالُ بِالرِّجَالِ فَبَشِّرْهُمْ ٣٦٠ - إِذَا اسْتَغْنَى النِّسَاءُ بِالنِّسَاءِ
بِرِيحِ حَمْرَاءَ تَخْرُجُ مِنْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ فَيَمْسَحُ بَعْضُهُمْ وَيَحْسَفُ بِبَعْضٍ ذَلِكَ
بِمَا عَصَوْا وَكَانُوا يَعْتَدُونَ (الديلمي عن انس)
360- Kadınlar kadınlarla, erkekler erkeklerle (cinsî ilişkiler
kurup fuhuş yaparak hem cinsiyle) yetindiği zaman, onları doğudan çıkacak kızıl bir rüzgarla müjdele (tehdit et). O rüzgar onların aşırı davranarak isyan etmeleri yüzünden, kimini kör edecek, kimini de yerlebir edecektir.
İnsanları acizlik içinde bırakmaktan sakının, Sizden birisi Emir veya Amil olur da kendisine dul kadın, yetim veya fakir bir kimse işi için gelir. Ona "Sen otur, işine bakılacaktır" denir. Böylece onlar acizlik içinde terkedilirler. İhtiyaçları görülmez ve onlar için bir emir de verilmez. Onlar da dağılıp giderler. Halbuki, zengin eşraftan biri gelince, Emir onu yanına oturtur. Sonra da "İşiniz nedir" der. Adam da "İşim şöyle şöyledir" der. Bunun üzerine Emir "Bunun ihtiyacını yerine getirin ve acelede edin" der.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 173 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
29. Sâlih el-Merkadî'nin, bir diyardan geçtiği ve şöyle dediği rivâyet edilmektedir:
YanıtlaSil"Ey diyar! Nerede önceki ahalin? Nerede seni imar etmiş olan insanlar? Nerede en eski sakinlerin?" Gaipten bir ses şöyle fısıldadı:
17
YanıtlaSil
yuksel13 Ekim 2024 00:07
MÜNEBBİHAT &
"İzleri kayboldu, bedenleri toprak altında çürüdü, ge- riye amelleri, boyunlarında asılı olarak kaldı."
20
***
YanıtlaSil
yuksel13 Ekim 2024 00:07
Tasavvuf Klasikleri
ibn Hacer El-Askalanî
MÜNEBBİHAT
UYARILAR
Kainattaki hadiselerle kuşlar da alakadardır. (E.L.) 1:87. sabahıyla gözünü açacaktır. (S.) 489:29. Söz, 4.
YanıtlaSilKainat haşir esas, 1. mesele Kainalla herbir varlik bir lisan olup Allah'ı tesbih ediyor. (Mh)
11:1. makale 1. mukaddime
Kainattaki herşey Allah'ı tesbih eder. (S.) 113:11. Söz Kainattaki herşey bir elden çıkmıştır. (M.) 380:29. Mektup, 1.
kıs. 4. nükte
Käinatta hüsn-ü sanat vardır. (S.) 211:18. Söz, 3. nokta
Kainatı idare etmek Allah'a çok kolaydır. (M.N. 160:Zerre, sonu Käinata iman gözü ile bakılmazsa matemhane olur. (M.N.) 21: Reşhalar, 5. reşha; (Ş.): 5. Şua, 56, 57.
Kainatın insana hizmet ettirilmesinin hikmeti. (S.) 296:23. Söz,
2. mebhas 4. nükte
Kainat insanın hendesesine göre yaratılmamıştır. (M.N.) 67:
Katrenin zeyli Käinat insan için yaratılmıştır. (L.) 345:30. Lem'a 6. nükte, 5.
şua, 2. mesele Kainattakı intizam. (S.) 58:10. Söz; (S.) 551, 552:32. Söz, 1. mevkıfın zeyli
Kainatta israf yoktur. (L.) 303:30. Lem'a 2. nükte; (1.1.) 56, 155. Käinat kitabı. (Nok. İç. R.) 1:99-105; (S.) 61:10. Söz, muk.;
Käinat kitabı Allah'ın varlık ve birliğine delildir. (Nok. İç. R.) 1:99
Käinat kitabındaki harfler. (M.N.) 165:Şemme Käinat kitabının bazı satırlanı, arkasındaki sanat ve hikmeti tef-
(S.) 77:10. Söz, 7. hakikat, hâşiye
sir eder. (Mh.) 117:3. makale 1. maksat Kainat kitabı her satırda Allah'ı gösteriyor. (L.) 305:30. Lem's 3. nükte, 1. nokta
Kainata Kur'ân dürbünüyle bakmak. (S.) 117:7. Şua; ($.) 213: 11. Şua, 10. mesele, hâtime
FIHRIST/372
Kainat haşir sabahıyla gözünü açacaktır. (S.) 489:29. Söz , 4. 1:87.
YanıtlaSilesas, 1. mesele
İŞTE KĀBE...
YanıtlaSilONUN ĀDETA KÄINATI ÇEVRELEYEN DUVARLARINA, NELER ASILMADI Kİ? MUALLEKAT-I SEB'A ADI VERİLEN VE ONLARIN ÜZERİNDE BİR KELÄM BULUNAMAYACAĞI KABUL EDİLEN ŞİİRLER.
VE İSLAMİYETİ YOK ETMEK İÇİN ALINAN KARARLARIN YAZILDIĞI KAĞITLAR... BU DUVARLARA ALTIN HARFLERLE İŞLENMİŞ OLAN O ŞİİRLER, İLK KUR'AN AYETLERİ NAZİL OLUR OLMAZ DEĞERLERİNİ KAYBEDEREK BİZZAT ŞAİRLERİ VEYA YAKINLARI TARAFINDAN ORTADAN KALDIRILDI.
BİR GÜNEŞ GİBİ PARLAYAN İSLAMİYETİ SÖNDÜRMEK İÇİN ASILAN ANLAŞMALAR İSE, O GÜNEŞİN HARARETİYLE KAVRULUP GİTTİ. ŞİMDİ O DUVARLARDA, EN BÜYÜK MUCİZE OLAN KUR'ANIN AYETLERİ YER ALIYOR.
ONLARA BİR ZARAR VERMEK, KİMİN HADDİNE? ZİRA O AYETLERDE, "KUR'ANI BİZ İNDİRDİK, BİZ MUHAFAZA EDERİZ" buyuruluyor
zafer
YanıtlaSilİLİM-ARAŞTIRMA DERGİSİ / EYLÜL 1985 SAYI: 105
İstanbul'dan Ataklı
YanıtlaSilNeslihan
Son yıllarda "Kur'an'daki 19 sırn" herkesin ilgisini çekti. An- cak TV.'deki sohbetinizde de kı- saca temas ettiğiniz Velid Bin Mugiyrey'le ilgili kısmı biraz daha açabilir misiniz?
Bilindiği gibi Kur'anın ilk âyet- leri akıllara durgunluk veren bir ihtişam içinde nazil olmaya başla- mıştı. 14 asır önce onu ilk dinle- yenler, ilâhi mesajın ahengi, ritmi ve akılalmaz mânâsı karşısında bambaşka âlemlerin sırrını yaşı yordu.
Efendimiz ilk gelen âyetleri çe- şitli topluluklara erişilmez mânâ sırrı içinde okuyup onları hayran bırakıyordu. Ancak guruplar ha- linde İslâma iltihaklar bir türlü gerçekleşmiyordu. Bunun çeşitli sebepleri arasında en önemlisi, Arab halkının kabile hayatı içinde şartlanması ve önemli kararlan daima Kureyşin ileri gelenlerine bırakmalan idi. Ve bir gün Efen- dimiz bir toplulukta, yine Alâk sûresinin ilk beş âyetini okuyor- du.
Ve bu beş âyet, Arabça met- ninde 19 kelimeden kurulu idi.
Dinleyenler arasında arabların en akıllısı olarak kabul edilen Ve- lid Bin Mugiyre vardı. Mugiyre öylesine akıllı idi ki, uzun yolcu- luklarda deve üstünde tablasız satranç oynardı. Korkunç bir ma- tematik zekâsı vardı.
Velid Bin Mugiyre bu beş âye-
ti dinledikten sonra:
Ben bu kadar muhte-
şem söz işitmedim dedi. Ne - redeyse müslüman olacaktı. Ο müslüman olunca belki de on- binlerce insan bir anda müslu- man olacak ve böylelikle tarihin seyri değişecekti.
NURBARI S
YanıtlaSilDeğerli yazarımız Dr.Halük Nurbal ay muntazaman devam edeceğimiz bu çalışacaktır.
Ancak Ebusüfyan ve Ebu Ce- hil, durumu haber alarak hemen Velidi buldular. Daha Velid bir şey söylemeden onu öylesine medhedip gururlandırdılar ki, Velid'in gerçeği sezen kalbi taş- laşdı dondu. Hatta Ebu Cehil, ona Arablaın başına bile geçme- sini teklif etti. Bu hileli tuzak için- de bağlanıp kalan Velid'e bu se- fer Ebu Süfyan,
Sen bugün âyetleri dinle- mişsin, nasıl buldun? dedi, Velid,
Evet gerçekten çok nefisti, dedi. Fakat beşer sözüydü.
İşte o anda Efendimize Müd- desir suresinin ilk otuz âyeti inzal oldu.
Bu otuz âyet, önce Velid'e ne kadar büyük nimetler verildiğini sayıyor sonra da,
"- Kahrolası ne biçim he- sap yaptı, beşer sözü dedi." diye tekrar tekrar onun hesap bi- çimini eliştiriyordu.
Acaba âyet neden ne biçim düşündü demiyorda ne biçim he- sap yaptı diyordu? Çünkü Allah (C.C) Alâk sûresinin ilk 5 âyetin- de 19 kelime içinde ayrıca harf sistemleriyle de 19'un sırrını ser- gilemiş bunu korkunç bir mate- matik hafızaya sahib olan f Velid'den bilmesini istemişti. En N enteresanı o anda inzal olan 30 b âyetin otuzuncusu şöyle bitiyor- b du.
Biz onun üzerine 19'u mu- sallat ettik, deniyordu.
Muddessir suresinin ilk otuz ayeti bir seferde inzal olmuş ka- lan âyetler ise, daha sonra ta-
mamlanmıştı.
C
Nitekim Kur'an peyderpey k inzal oldukça Velid bu 19 sırrını sezdi. Ancak îman et- mesini şeytani gururu engelle- di ve perişanlık içinde ölüp gitti...
n
SİZLERLE
YanıtlaSilbaki bundan böyle yeni açtığımız ve her u köşede, sorularınızı cevaplandırmaya
İzmir/Karşıyaka'dan Derya Bilir:
Çeşitli dünya dillerine çevrilen ve en nihayet Türkiye'de de neş redilen ve "YARINI BİLEN ADAM NOSTRADAMUS" adlı kitap ve yazan hakkında aydınla tıcı bilgi verir misiniz?
Kitap başta "Le Point" olmak Üzere Fransa'nın ünlü gazete ve dergilerinde de tenkide uğramış "Korku Tacirliği" yapılıyor diye aleyhinde yazılar neşredilmiştir. Ancak bizde meseleyi tek taraflı vermek âdettir.
Şu, kesinlikle bilinmelidir ve âyeti kerime ile de sabittir ki, "Geleceği ve gaybı Allah'tan başka kimse bilemez" Ancak büyük ve derin âlimlerimiz bu ya. sağa saygı duyarak İslâmi bir me- todla, yani harf hesabı dediğimiz EBCEB ile geçmiş ve gelecek hakkında bazı tahminler yapmış- lar ve bunda çok defa isabet kay- dettikleri de görülmüştür.
İşte Muhyiddin Arabî Hazret- leri de bunlardan biridir. (Is- panya'da doğduğu için Endülus ve yakınındaki Fransa'da sonra- dan tesirleri görülmüştür.) Onun "İstihraç" adlı eserini tamamen fakat beceriksizce kopye eden NOSTRADAMUS'dan veya bir- başkasından bizim öğreneceğimiz birşey yoktur.
Geleceği öğrenmek isteyen bi- rinin, yanlış haberine değil, Aziz bir elçi olan Peygamber Efendi- mizin (A.S.M.) hakiki istikbalimiz İçin söylediği şaşmaz ve dosdoğ- ru sözlerine kulak vermelidir. O'nun haber verdiği gerçekler karşısında bütün beşer fikirleri sö- nük kalır.
llerde bu konuyu tekrar bir makale halinde işleyeceğiz... Sevgiler. Π
zafer
YanıtlaSilİLİM - ARAŞTIRMA DERGİSİ / MAYIS 1984 SAYI: 89
19 MUCT
777188819
HARAM GIDA İLE BESLENEN BİR VÜCUD, CENNETE GİREMEZ.
YanıtlaSilHadis-i Şerif
ZAFER 11
zafer
YanıtlaSilİLİM-ARAŞTIRMA DERGİSİ / EYLÜL 1985 SAYI: 105
Dr. Sela SAYGILI
YanıtlaSilOnce ruh kelimesindeki mana kanşıklığını açıklayalım. Gerek günlük konuşmalarda, gerekse psikoloji ve psikiyatri- de kullanılan manasıyla ruh; zihni hadiseler ve insanın go- rülebilen faaliyetleridir.
Halbuki dinimizde ruh, bey- nin üstündeki kuvvete verilen addır. Yani beyni idare eden güçle, beynin fonksiyonlarına aynı ad verildiğinden karışıklık doğmaktadır. Bu yüzden psi- kolojide kullanılan, "ruha zi- hin v.s. gibi bir kelime densey- di karışmayacaklardı.
Bizim bahsedeceğimiz bey- ni hareket ettiren ve Cenab-ı Allah in Kur'an-ı Kerim' de mea- len: "Sana ruhdan soracaklar, de ki o Allah'ın bir emridir ve insanlar ondan pek az şey bi- leceklerdir." buyurduğu "ruh"dur. Şimdiye kadar ilim adamları bu ruhu kabul etmi- yorlar ve insanı beynin maddi eseri olarak görüyorlardı. Fa- kat beyin aydınlandıkça "ruh"a inanmanın şart olduğu- nu anlamaya başladılar.
1963 yılında sinapslar (yani sinir hücrelerinin birbiriyle İlişki kurdukları noktalar) üze- rindeki çalışmalarıyla fizyolojik-tıp dalında Nobel
SAYFA: 16
oydukça Kur'an
YanıtlaSilgençleşiy
ödülünü kazanan Sir John Ecc- les, ruhu savunanların öncülu- ğünü yapmaktadır. Bu ilim adamı, herbirimizde, ana kar- nındayken fiziki beynimize gi-b ren, maddi olmayan ve idrak eden bir "benlik" olduğunu söylemektedir. Bu "benlik" bi- zi insan kılan şeydir: İnsan ol ma niteliklerimizin hepsi (şuur, irade, şahsi kimlik, yete- nek, hatta sevgi, korku, nefret gibi duygular) hep onun eseri- dir. Maddi olmayan bu benliği- miz aracısı olan beyni yönetir, tıpkı bir sürücünün bir otomo- bili veya bir programcının bir bilgisayarı yönettiği gibi. İnsa-v
la
E
S 05
SIR VOHN ECCLES: 1963 Nobel Fizyoloji mükafatı. Bugün maddi olmayan ve ölümsüz bir "benlik" görüşünü savunuyor.
YanıtlaSilnın bu hayaletimsi varlığı, Ecc- les'e göre, bilgisayara benze- yen beyin üzerine çok küçük, belli belirsiz bir fiziki etkide bulunur; nöronlardan (sinir hücreleri) bazılarını harekete geçmeye, "ateşlemeye" bazı- larını da sessiz durmaya götü recek kadar bir etki. Üstelik Eccles bu maddi olmayan ben- liğin, fizikî beynin ölmesinden sonra da yaşamasını sürdürdü- ğünü savunmaktadır...
Eccles, ölümsüz bir ruh ko- nusundaki insanı sağlam, ilmi bulgulardan yola çıkarak açıklı yor. İnsanın irsi yapısında 30
bin gen olduğunu söyluyor. Buna göre Insanın tek benliği- nin olması, belirli yapıda bir bedene sahip olmaktan ibaret olsaydı, bu irsi yapı 1010000 (1'in yanına on bin sıfır kona- cak) tane farklı benliğin müm- kün olabileceği bir kapasiteye sahip bulunurduk. Şöyle diyor Eccles: "Benim benliğimin tek oluşu, beynimi kuran irsi tekli- ġe (bir oluşa) bağlı olsaydı, kendimde duyduğum biricik benliğimin varolabilme ihti- mali 1010000 de 1 olurdu. Bu ise gerçekten imkânsız sayılabile- cek bir ihtimaldir.
YanıtlaSilEccles, kendi şahsi benliği- nin böylesine zayıf bir pamuk ipliğine bağlı olduğuna inan- mayı reddetmektedir. Tam tersine, kendinin tek olan ben- liğinin, dünyaya birçok farklı irsi yapının içinde gelebilmesi- ni daha muhtemel sayıyor: "Ben, bambaşka bedenî ve zih- ni özelliklerle doğmuş olabilir- dim, kadın olabilirdim, çok farklı niteliklerim olabilirdi, ama yine aynı ben olurdum." Buradan şaşırtıcı bir sonuca varıyor: İnsan benliği İrsî yapı- da çıkmıyorsa, sonradan da kazanılmıyorsa nereden gell- yor.? Benim cevabım şu: Yara- tılmıştır. Her benlik Allah'ın bir yaratığıdır.
Eccles'in çok güçlü bir müttefiki var: Sir Karl Popper. Eccles ile birlikte bir de kitap yazmış olan, çağımızın bu en ünlü bilim felsefecisi Eccles'in çoğu temel görüşlerine katıl- maktadır.
ZAFER
RUH KAT'İYYEN BAKİDİR
YanıtlaSilSÖZLER
Eccles ve Popper'in görüşle- ri bilim dünyasının çeşitli yer- lerinden tepkilere uğruyor. Ünlü bir bilgisayar uzmanına göre; "bilimde bilinen hiçbir veri, bu görüşleri çürütmüyor ama bu yeterli değil."
Şaşırtcı bir nokta da, Eccles ve Popper'i eleştiren bir çok nöroloji uzmanının kendileri de; beyin-beden sorunu konu- sunda, onlara çok benzer gö- rüşlere sahip olmaları. Meselâ bunlardan biri, şuurlu benlik ile fizikî beyin arasındaki ilişki- yi, bir matematik denklemi ile bir bilgisayar arasındaki ilişki- ye benzetiyor. Nasıl bir denk- lem, fiziki olmayan birşey ol- duğu halde, bilgisayarın işlem- lerini bir anda belirleyebiliyor- sa, benlik de beynin fiziki işle- yişini belirliyor: Kısacası bu ilim adamı, "ruh"u reddede- miyor, insani denklem olarak tarif ediyor. Beyin ölse bile, bunun varlığını sürdüreceği düşüncesini mantığa uygun buluyor.
zafer
YanıtlaSilİLİM - ARAŞTIRMA DERGİSİ / AĞUSTOS 1984 SAYI: 92
Önümüzdeki kış gecesinin gelişi gibi, ölüm önlenemez. Kış gecesine hazırla- nıyoruz da, niçin ölüme hazırlanmıyo- ruz? Ölüme biricik hazırlanış gerçekler- le dolu bir hayat yaşamaktır. Hayat ne kadar faziletlerle doldurulursa ölüm korkusu! o kadar düşer, böylece o artık bir korku da teşkil etmez. Bu insanlar için ölüm yoktur.
YanıtlaSilTOLSTOY
KUR'AN DERS VERİYOR!
YanıtlaSilDr. Halûk NURBAKİ
Cenab-ı Hak'kin şu gayr-ı mütenahi fezada çok alemleri vardır.
Yüce Kitabımız Kur'ân. Kaina a ait butun sırları akıllara gunluk veren bir sistem içinde açıklamıştır. Konunun asıl muhteşem yönü, bu açıkla maları yaparken 14 asır ön- cesinin insanında şaşkınlık yaratmamasıdır. Kur'ân, ger- çeklere ait açıklamaları ya- parken, satırların üzerini âdeta Ince tülle örtmüş ve zamanı gelmedikçe bu hik- metler anlaşılamamıştır.
Şimdi fizik Ilmindeki en önemli konuların, Kur'ân'da nasıl apaçıkça bildirildiğini özetleyeceğiz. Ayetleri Ilim adamı dürüstlüğü içinde in- celediğimizde, bunları hay- ret ve başyetle sezeceksiniz.
Bu âyetlerdeki fiziki ger- durçekler son derece nettir ve hiçbir insaf sahibinin ten- kid edecek bir tek noktayı bile bulabilmesi mümkün değildir.
Çağımızın fiziği için ente- resan olan 4 önemli konu vardır:
1. Kâinattaki kara delik- ler.
2. Gravidasyon (cazibe) ve jiroskobik hareket.
3. Parite (zīdeşler).
4. Zaman kavramı.
Kur'ân henüz yeni yeni ay- dınlanan bu 4 konuda da apaçık kâideler getirmiş ve tarifler yapmıştır.
Bir gece, yüz tabakalık irtifada, bir katran ağacı- nın başındaki yuvada, semanın yıldızlarla yaldızlan- mış güzel yüzüne baktım; Kur'ân-ı Hakîm'in:
YanıtlaSil"Felâ uksimu bilhunnasi, el cevaril künnasi" kaseminde ulvi bir nûr-u l'caz ve parlak bir sırr-ı belägat gördüm. Evet, seyyar yıldızlara ve istitar ve intişarlarına işaret eden şu âyet, gayet âli bir nakş-ı san'at ve âli bir levha-i ib- ret, nazar-ı temaşaya gösteriyor. Evet şu seyyareler, kumandanları olan güneşin dairesinden çıkıyorlar, sa- bit yıldızlar dairesine girerek semada yeni yeni na- kışları ve san'atları gösteriyorlar. Bazan kendileri gibi parlak bir yıldıza omuz omuza verir güzel bir vaziyet gösteriyorlar. Bâzan küçük yıldızlar içine girip bir ku- mandan suretini gösteriyorlar. Hususiyle bu mevsim- de, akşamdan sonra, ufukta Zühre yıldızı ve fecirden evvel diğer parlak bir arkadaşı, gayet şirin ve güzel bir vaziyet gösteriyorlar. Sonra vazife-i teftişiyelerini ve nakş-ı san'atta mekiklik hizmetini îfâdan sonra yine dönüp sultanları olan güneşin şa'şaalı dairesine girip gizleniyorlar. Şimdi şu "Hunnes, Künnes" tâbir edilen seyyarelerle şu zeminimizi kâinat fezasında birer gemi birer tayyare suretinde kemal-i intizamla döndü- ren ve seyr ü seyahat ettiren Zât'ın haşmet-i rubûbiye- tini ve şa'şaa-i saltanat-ı ulûhiyetini güneş gibi parlak- lığıyla gösteriyorlar. Bak bir saltanatın haşmetine ki, gemileri ve tayyareleri içinde öyleleri var ki bin defa küre-i arz kadar bir cesamette ve bir saniyede sekiz saat mesafeyi kat'eden sür'attedir.
İşte böyle bir Sultan'a ubûdiyet ve îmânla intisab et- mek ve şu dünyada ona misafir olmak, ne kadar âli bir saâdet; ne derece büyük bir şeref olduğunu kıyâs et.
MEKTUBAT
ZAFER
YanıtlaSilİLİM-ARAŞTIRMA DERGİSİ
ARALIK 1983 SAYI: 84
FİZİK DERS ALIYOR
Gazetelerin İslâmiyetle, öteki dinler arasındaki fark nedir? Sorusuna, Garaudy şu karşılığı vermişti:
YanıtlaSil"Bak yavrum. Fark şu'dur?
Bana göre İslam, çağları arka- sında sürükleyen bir dindir. Diğer dinler ise çağların arkasında sürüklendi. Yani İslam dışındaki bütün dinler, zamana uyduruldu. Reforma tabi tutuldu. Mukaddes kitaplar, çağlara göre tahrif edildi. Kur'ân ise indirildiği günden beri hep zamana hükmetti. O zamanı değil, zaman onu takip etti. Zaman yaşlandıkça O gençleşti. İşte ara- daki fark budur. Bu çağlarüstü bir olaydır. Bugüne kadar bunca savaşların bıraktığı korkunç sos- yal, siyasî ve ekonomik sarsıntılar dan daha büyük bir olaydır bu.
"Biri insanı devlete kar- şesir eder. Diğeri ise, sermayeye karşı. Yani Marksizm ile Kapitaliz- min ikisi de insanı sömü- ren sistemlerden demek istiyorum. Ama İslâm bunlara karşı, insana prestijini iade eden bir sistemdir."
YanıtlaSilBenim en çok peşinde olduğum şey, akıl ile vicdanın bütünleştiği ve buluştuğu noktaya ulaşmaktır. Üstün sanat ve şiirle toplum hakkındaki inançlarımı dile getirmek istiyor- dum. Allah'a şükürler olsun ki, İslâm sayesinde, onları birleş- tirme imkânı bana nasib oldu.
YanıtlaSilSAYFA: 13
asi
YanıtlaSilap
0
ca
Bir Fransız filozofun "komünizme ait bütün eserler, bütün fikirler yok olsa, GARAUDY yeniden yazar” dediği bu zât, Kuveyt'te çıkan El-Ümme dergisinin bir yandan sorularını cevaplarken, bir yandan da resmî olarak İslâmiyeti kabul ediş belgesini gösteriyordu.
ZAFER
ZAFER
YanıtlaSilİLİM - ARAŞTIRMA DERGİSİ
EYLÜL 1983 SAYI: 81
"DÜNYEVİ DOSTLAR VE RÜTBELER, KABİR KAPISINA KADARDIR..."
YanıtlaSilzater
YanıtlaSilİLİM ARAŞTIRMA DERGİSİ / KASIM 1984 SAYI: 95
16AB
5037
SAFETY FILM 5037
Bildiğini bilenin arkasından gidiniz.
YanıtlaSilBildiğini bilmeyeni uyandırınız.
Bilmediğini bileni öğretiniz.
Bilmediğini bilmeyenden kaçınız.
KONFÜÇYUS
zafer
YanıtlaSilİLİM - ARAŞTIRMA DERGİSİ / OCAK 1984 SAYI: 85
TEKRAR YAŞANAN MUCİZE!
Kim?
YanıtlaSilKim inmiş denizin dibine, kim koymuş balığın adını? Kim dolaşmış gökleri kat kat, kim koymuş kartalın, Anka'nın, hürriyetin adını?
Hangi kanatlarla kim uçmuş yıldızdan yıldıza, kim koymuş Terazinin, Merih'in Zühre'nin adını? Hangi ayaklarla, hangi adımlarla ve hangi kılavuzun peşinden, kim dolaşmış
ayın girintilerinde, kim koymuş dağlarının vâdilerinin adını? Kim Promete demiş ateş hırsızına, kim koymuş alevin, dumanın adını?
Kim gidebilmiş tarihi aşıp daha gerilere, kim koymuş Taş Devrinin, Tunç devrinin adını? Ve kim ayırabilmiş birini ötekinden, kim koymuş mad-
denin, kim koymuş kuvvetin adını?
Kimin dalına konmuş saadet, hangi dal çekebilmiş saadeti ve hangi dil koy-
muş saadetin adını? Hangi ömür, hangi ölçü, hangi parmak sayabilmiş sayıları sonuna kadar ve kim koymuş trilyonun, kentrilyonun adını? Kim girebilmiş insanoğlunun içine, kim koymuş gönlün, ruhun, vicdanın adını? Zamanın şeridini kim kırpmış, uzunlu kısalı kim koymuş şubatın, martın adını?
ben?
Kim tartabilmiş renkleri terazide, kim mora mor, maviye mavi demiş, kim koymuş akın, karanın adını?
Kim koymuş taşının, toprağının adını? ve kim demiş sana "sen",
Kim inmiş denizin dibine, kim koymuş balığın adını?
Sıra biyolojide
YanıtlaSilKur'an dillyle yaradılış mucizesi. Anne karnındaki hikayemiz. Hilkatin muhteşem mucizesi...
Ve bu harikalar harikası san'atı yıllarca görmezlikten gelen ateist Ilim? İlim adına gerçekten yürekler acısı bir se- naryo. Ancak her alanda olduğu gibi biyoloji alanındaki gerçekler de artık görülüyor. Şim- di limin en yeni gerçeklerinin ışığı altında, ra- himdeki yaradılış hikayemizi sunacağım.
Dr. Halûk NURBAKİ
En muhteşem mûcize olan Kur'an, ilmin bu konuda henüz ulaşabildiği gerçekleri, 14 asır öncesinden apaçık bildiriyor.
İşte 41. sûrenın 47. âyeti
Allah'ın izni olma- dan hiç bir dişi gebe kala- maz, hiç bir gebe doğura- maz.
Ve 39. sûrenin 6. âyeti
Sizi annenizin kar- nında, üç türlü karanlık için- de, yaratılıştan yaratılışa ge- çirerek yaratmıştır. İşte bu, Rabbimiz olan Allah'dır."
Hikâyemize, yumurta hücresi- nin hazırlanışı ile başlıyoruz: Yumurtalıkta çok ince biyolo jik sentezlerle hazırlanan yumurta hücresi, yumurtalıktan karın boş luğuna atılır.
Ve sonra rahimin üst köşele- rinden uzanan borular (Fallop Boruları) bir çiçek gibi açık olan uçları ile karın boşluğunu tarar, yumurta hücresini yakalar ve içi- ne alır. Yumurta hücresi boru- nun rahime en uzak ucunda döl- lenmek üzere bekler. Bu faaliye- tin sebebi, yumurta hücresinin biyolojik açıdan fevkâlade hassas yapısı dolayısıyla, diğer organ ve dokulardan korunmasıdır.
Döllenme bölgesinin kanalın ucunda takdir edilmesiyle, akılal-
maz biyolojik hadiselerin bir kö- şede meydana gelmesi sağlan- mıştır.
İLKAH OLAYI: (Dişi ve er- kek genlerin birleşmesi):
Anne karnından fallop borusu- na alınan yumurta hücresi, anne- deki yapı istidatlarının yarısını ta- şımaktadır. İstidatlar genetik şif- reler halinde bir şeritte yazılıdır. Bu şeridin eni 3,5, boyu ise, 25- 150 angstrom arasındadır.
Bu genetik şifreler, kromozom dediğimiz vagonlara bindirilir.
Insanda ana çizgilerle 60.000 civarında temel istidat (yapı özelliği) vardır. Ve bunlar sa- dece 46 kromozoma bindi- rilmiştir. Başlangıçta bu va- gonlarda (kromozomlarda) sabit özelliklerin taşındığı sanılmıştır. Erkekte mevcut
8 (*) Angstrom: 10 cm. (Santi- metrenin yüzmilyonda biri.)
SAYFA: 3
zafer
YanıtlaSilİLİM - ARAŞTIRMA DERGİSİ
MART 1984 SAYI: 87
Dr.Halûk NURBAKİ
YanıtlaSilÖLÜM...
Bir başka doğuşun başlangıç anı. Esrar dolu âlemlere açılan ve mutlaka geçilmesi gere- ken bir kapı.
Acaba insan, hayat perdesine düşen geçici bir gölge mi?
Yoksa rüyalarında dünyayı yaşayan, sonsuzluk ülkesinin bir misafiri mi?
Ve ölüm, bütün güzelliklerin, sevgilerin ve umutların sonu mu? Bu soruların cevabını, İç dünyanıza çekilerek arayınız. İçinizdeki bir sesin "Allahın varlığını anlayan, ebedî olduğunu da anlar” dediğini duyacaksı-
nız.
zafer
YanıtlaSilİLİM - ARAŞTIRMA DERGİSİ / NİSAN 1984 SAYI: 88
Bir Baska Dogus
ALLAH'TAN KULA İHTAR...
YanıtlaSilALLAH İSMİ ANAHTAR!..
Necip Fazıl Kısakürek
SAYFA: 7
Taşlar konuşuyor!
YanıtlaSilOnkolog Dr. Halûk Nur BAKİ
Her bir molekülü harika olan taş parçaları, böylesine muhteşem yapılarıyla kendilerini yaratan sanatkârı gösterirken, acaba kendilerine "cansız" dediğimiz için bizlere güceniyorlar mı dersiniz!
zafer
YanıtlaSilİLİM - ARAŞTIRMA DERGİSİ / EYLÜL 1984 SAYI: 93
"Biz Kur'ân'ı müminlere şifa ve rahmet olsun diye indirdik."
YanıtlaSilİsra Sûresi: Ayet: 82
Görüldügü gibi Hattat Hamid'in yazdığı bu meşhur tevafuklu
K.Kerim'de Allah (c.c) lâfızları olduğu gibi Kur'ân ibareleri de alt alta gelerek tevafuk etmektedir. K.Kerim'de yine İsra Suresindeki Ayet: 41 ve 46'da Furkan Suresi ayet 30-32 de ve yine Kamer Suresi Ayet: 17-22 de olmak üzere 5 ayrı yerde tevafukun olması pek manidar olup Halk arasındaki söylenegelen: "Kur'ân Arabistan'a indi. Mısır'da okundu. Türkiye'de yazıldı.” Sözünü güzel ve enteresan bir şekilde teyid
etmektedir.
zafer
YanıtlaSilİLİM - ARAŞTIRMA DERGİSİ/ARALIK 1984 SAYI: 96
BİR DERS DAHA!
Bana iman etmeyen Allah'a da iman etmemiştir... dhe Handel, Monsned. V. 1
YanıtlaSilATEİZM KISKACINDA İNSANLIK
Rabbimiz, Hz. Adem'den itibaren, insanlığın doğru yolu bulması için peygamberler göndermiş ve neye, nasıl inanılması gerektiği konusunda in sanları bilgilendirmiştir. Gönderilen her elçi, inanç esaslarına dair önceki peygamberlerin mesajlarını aynen aktarmıştır. İslam, insanların hiçbir baskı altında kalmaksızın, kendi özgür iradeleriyle inanmasını bir ilke olarak kabul etmiştir. Peygamberlerin her dönemde insanlığa yaptığı uyarılarına rağmen, din kortusunda yanlış yol ve tutum benimseyenler hep var olmuştur. Ancak inanmayanların, İslamiyet'in Allah inancını diğer dinlerin tanrı inancıyla ka- rıştırmaması gerekir. Hristiyanlığın Peygamberlik kurumunu tahrif etmesinin oluşturduğu travmanın faturasını tümden dine kesmek yanlıştır. Dindarların yanlış tutumu dine mal edilemez. Ateizm, zihni ve kalbi tembellikten ibaret- tir. Oysa gönül frekansını kapatmamış, Allah'ın boyası olan fıtrata ve varoluş mayası bozulmamış akla sahip insan için bizzat kainat iman vesilesidir.
Bir kimse halk kızdığı halde Allah rızasını isterse Allah ondan razı olur. Sonra halkı da ondan razı eder. Kim de Allah'ı gadab ettirerek insanların rızasını isterse, Allah ona gadab eder ve halkı da ona hasım kılar.
YanıtlaSilRavi: Hz. Âişe (r.anha)
Sayfa: 409 / No: 10
Ramuz El-Ehadis
Bir kimse halk kızdığı halde Allah'ın rızasını isterse, Allah halktan gelen şer ve fitneye karşı onu korur ve ona yeter. Kim de Allahı gazablandırarak insanların rızasını isterse, onu halka bırakır ve bir şeyine karşımaz.
YanıtlaSilRavi: Hz. Âişe (r.anha)
Sayfa: 409 / No: 11
Ramuz El-Ehadis
Bir kimse halk sena etsin diye, Allah'a isyan teşkil eden işler yaparsa, insanlardan evvelce kendisini öven, sonra da zem eden bir kimse olur.
YanıtlaSilRavi: Hz. Âişe (r.anha)
Sayfa: 409 / No: 12
Ramuz El-Ehadis
Haya örtüsünü atanı gıybet etmekten mes'uliyet yoktur.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 409 / No: 13
Ramuz El-Ehadis
Bir kimse haramdan bir lokma yerse, kırk gün namazı kabul olunmaz ve kırk sabah duası kabul olmaz. Haramın bitirdiği et Cehenneme daha layıktır ve haramın bir lokması da et bitirir.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Mes'ud (r.a.)
Sayfa: 409 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
Süre 2/ Bakara
YanıtlaSilSavfa 6
فلنا البطو اينها جميعا نا مَا يَا بتنكر مني هُدًى من بيع مداى
فَلا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ تَجْرَبُونَ وَالَّذِينَ كَفَرُوا وَكي
با ما ننَا أُولَئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فَهَا خَالِدُونَ من الايراني
mazlar dedik اذْكُرُوا نِعْمَنِى إِلَى تَمَتُ عَلَيْكُمْ وَأَوْفُوا بِعَدَ اون عِندِ 38- "Hepiniz oradan inin. Sonra Ben- den size bir hidayet gelir de kim Be- nim hidayetime uyarsa, artık onlara korku yoktur, onlar mahzun da ol-
39. Küfre saplanan ve âyetlerimizi yalanlayanlar ise ateşin yaranıdırlar ve orada ebedi kalıcıdırlar.
وآيايَ فَارْهَبُدُونِ إِن وَأَمِنُوا بِمَا أَزَلْتُ مُصَدِّهْةِ المَا تَنكُمْ
40 وَلَا تَكُونُو آأَوَّلَ كَافِرِيهِ وَلَا تَشْرَدُرُ بِايَانِ مَنَّا قِيلًا وَإِأَدَ - Ey Israil oğulları, size bağışladı فَانْتَونِنِ وَلَا تَلْبِسُرُوا الْحَقِّ بِالْمَسَاطِيلِ وَتَكْكُمُ الْحَقِّ وَأَنْتُمْ rine getirin ki, Ben de ahdinizi yerine 41 - Beraberinizde ki (Tevrat'ı) doğ ğım nimetimi hatırlayın ve ahdimi ye- getireyim ve ancak Benden korkun.
تَسْلُونَ وَابْتِمُوا الصَّلُوةَ وَاوُا الزَّكُوةَ وَارْكَمُوانَعَ
rulayıcı olarak indirdiğime (Kur'ân'a) iman edin. O'nu (Kur'ân'ı) inkâr edenlerin ilki siz olmayın ve Benim âyetlerimi az bir para karşılığında sat- mayın ve ancak Benden sakının ن
التراكمين انا مُرُونَ النَّاسَ بِالْبِرِّ وَ تَونَ الْفُكُمْ وَانتُهُ
تلُونَ الْكِتَابَ فَلَا تَعْقِلُونَ وَاسْتَعِينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلوةَ وَإِنَّهَا لَكَبَرَةِ الأَ عَلَى الْحَاشِمِينَ الَّذِي يَطْنُونَ أنهم مُلَا قَوَارَبِّهِمْ وَأَنَّهُمْ إِلَيْهِ رَاجِعُونَ باي ايران
hakki gizlemeyin
أذكروا نعمتى التى انعمَتُ عَلَيْكُمْ وَإِنِّي فَضَّلْتُكُمْ عَلَى العَالَمِينَ
وَالمَنُوا يَوْمًا لَا تَجْرِي نَفْسٌ عَنْ نَفَيْسَ شَيْئًا وَلَا يُقْتَانِهَا شَفَاعَةٌ وَلَا يُؤْحَدُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ )
42-Hakkı batıla kanştınp da bile bile
43- Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve ruku edenlerle beraber ruku' edin. Siz insanlara iyiliği emreder de +
kendinizi unutuyor musunuz? Hal-
buki kitap da okuyorsunuz. Hālā aklınızı başınıza almayacak mısınız? sanlardan başkasına ağır gelir. Sabır ve namazla (Allahtan) yardım isteyiniz. Muhakkak bu (namaz), huşu sahibi in- Onlar (huşu sahibi olanlar) gerçekten Rablerine kavuşacaklarını ve ona döneceklerini
bilirler. Ey İsrail oğullanı! Size verdiğim nimetlerimi ve sizi âlemlere üstün kıldığımı hatırlayın.
Öyle bir günden korkun ki, o günde kimse bir diğeri adına bir şey ödeyemez. Kimseden izinsiz) şefaat kabul olunmaz ondan bedel alınmaz ve onlara yardım da yapılmaz.
Cüz: 1
YanıtlaSilBAKARA SÜRESİ
38- Biz (onlara): "Hepiniz oradan (cennetten) inin. Eğer benden size be (peygamber/kitap) gelir de, kim o rehberime täbi olursa, ank onlara hiçbir endişe yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir" dedik
rehber 39- O küfre sapanlar ve âyetlerimizi yalan sayanlar var ya, işte onlarce hennemliktirler. Onlar orada sürekli kalacaklardır.' 40- Ey İsrailoğullan, size verdiğim nimeti hatırlayın (sükredin; bana iman ve itaat hususunda) verdiğiniz sözü yerine getirin ki, ben de size ver diğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun (ahdinizi bozma yın).
41- Yanınızdaki (Tevrat'ın aslını tasdik edici olarak indirdiğim (Kur'an a îman edin, ona inanmayanların ilki siz olmayın; benim âyetlerimi az bir paha (olan dünya menfaati) ile satmayın ve ancak "benim emn-
me uygun yaşayın'. 42- Hakkı (gerçeği) bâtıla sokup bulamayın ve bilip dururken hakkı giz-
lemeyin. 43- Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve rükü eden (mü'minlerle bir- likte rükû edin.
44- Siz Kitabı okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup da (diğer) in- sanlara iyilik yapmalarını (ve takvayı) mı emrediyorsunuz? (Bunun çirkin olduğunu) hiç düşünmüyor musunuz?
45- (Ey müslümanlar) sabır ve namazla Allah'tan yardım isteyin. Gerpi bu (nefislere) ağır gelirse de, ancak Allah'a içten saygı duyanlara gö
re böyle değildir. 46- Onlar ki, mutlaka Rablerine kavuşacaklanını ve O'na döneceklerini
bilirler (de namazlaını yüksünmeden kılarlar). 47- Ey İsrailoğullanı! Size bağışladığım (bunca) nimetimi ve (bir zaman)
insanlardan sizi tercih ettiğimi hatırlayın. 48- Öyle bir günden korkun ki, (o günde) azaptan kurtulmak için hiçbir kimse, bir başkası yerine bir şey ödeyemez. (Allah'ın izni olmadıkça) hiç kimseden şefaat kabul olunmaz, hiç kimseden bedel de alınmaz ve o (inanmayan)lara yardım da edilmez.
1
2
Κτη 7/24-35,20/123
Phanı yapılama hak anlaşılmaz ve insanlar da haktan saptırılmış olur. Diğer taraflan ba bâtılı da hakla süslemeyin" bert Kerme de once anderkekti" tekrar "rükü edenlerie
Beriko odin buyurulmamaz kılın" buyurulduğu halde tekrar delalet vardır. (Biz Beydavi, Tefsiri Kebar Tasunda namazin cemaatle kilimmit Erbaa 1/405-4063
ER
1 Krş.7/24-35;20/123
YanıtlaSil2 Böyle yapılırsa hak anlaşılmaz ve insanlar da haktan saptırılmış olur. Diğer taraftan bu "bâtılı da hakla süslemeyin" demektir.
3 Ayet-i Kerîme'de "önce namaz kılın" buyurulduğu halde tekrar "rükü edenlerle berma ber rükû edin" buyurulmasında namazın cemaatle kılınmasına delalet vardır. (Biz. Beydavi, Tefsir-i Kebir Terc, 2/475, Hazin c.1/43, Mezahhib-i Erbaa c.1/405-406)
KU
KE
Feyzu'l-Furkan
YanıtlaSilKur'ân Meali
Hasan Tahsin Feyizli
akit
KUR'AN-I KERİM VE TÜRKÇE MEÂLİ
YanıtlaSilMAHMUT TOPTAŞ
Milli Gençlik Vakfı'nın Hediyesidir
Güzel ahlak, ancak hayız veya zina mahsulu olandan soyulup alınır.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 205 / No: 12
Ramuz El-Ehadis
2735. İlim benim mirasımdır. Benden önceki peygamberlerin mirasıdır. Kim bana varis olursa o cennette benimledir.
YanıtlaSilde ٢٧٣٦ - الْعِلْمُ لَا يَحِلُّ مَنْعُهُ" (الديلمي عن أبي هريرة وعن ابن عمر) (helal değildır).
2736. İlmin men'i ۲۷۳۷ - الْعَمَائِمُ تِيجَانُ الْعَرَبِ وَالْإِحْتِبَاءُ حِيطَانِهَا وَجُلُوسُ الْمُؤْمِنِ فِى
helal olmaz
الْمَسْجِدِ رَبَاطُهُ ابو نعيم عن ابن عباس القضاعي عن على 2737. Sarıklar arabın taçlarıdır. Dizlerini dikip ellerini
birleştirerek oturmaları ise duvara dayandıkları gibi onlara destektir. Mu'minin mescide oturması da Allah yolundaki sabır tahammülüdür. ve
۲۷۳۸ - الْعَمَائِمُ تِيجَانُ الْعَرَبِ فَإِذَا وَضَعُوا الْعَمَائِمَ وَضَعَ اللَّهُ عِزَّهُمْ (اين
السني عن ابن عباس)
2738- Sarıklar arabın taçlarıdır. Sarıkları terk ettikleri zaman Allah da onların izzet ve şerefini terkeder (hiçbir şeye muvaffak kılmaz).
۲۷۳۹ - الْعِمَامَةُ عَلَى الْقَلَنْسُوَة فَصْلٌ مَا بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْمُشْرِكِينَ يُعْطَى بِكُلِّ
كَوْرَةٍ يَدُورُهَا عَلَى رَأْسِهِ نُورًا" (الباوردى عن ركانة)
2739. Takke üzerine sarık sarmak, bizimle müşrikler arasındaki farkı belirtir. Başına sardığı her kıvrımına bir nur verilecektir.
٢٧٤٠ - الْعُمْرَةُ إِلَى الْعُمْرَة كَفَّارَةٌ لِمَا بَيْنَهُمَا وَالْحَجُّ الْمَبْرُورُ لَيْسَ لَهُ
جَزَاء إِلا الْجَنَّةُ (حم خ م ت ن ه حب عن ابي هريرة)
2740- Umre, bir önceki umre ile kendi arasında geçen günahlara keffarettir. Kabul olunan haccın mükâfatı ancak cennettir.
٢٧٤١ - الْعُمْرَى جَائِزَةٌ لأَهْلِهَا ( ع حم خ م حب ن عن جابر حسم خ م د تـ عن
أبي هريرة حم طب عن معوية حم دقت عن سمرة)
2741- Sağlığında mal bağışında bulunmak, ehline caizdir
654
Şu on alâmet olmadan kıyamet gelmez: Duhan, Dabbetül arz, Deccal, Güneşin garbtan doğuşu, Üç yerde yere batış, Şark, Garb ve Ceziretül Arab'da, İsa ibni Meryem'in inmesi, Ye'cüc ve Mec'ücün çıkması ve Aden içinden bir ateş çıkması ve insanları mahşere (Şam'a) sürmesi ve yanlarından ayrılmaması. Öyle ki onla geceleyince o ateş de geceler. Kaylûle yaptıklarında o da yanlarında bekler. (Yanlarından ayrılmaz.) (Bu on alâmet oluş sırasına göre değildir.)
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Tufeyl (r.a.)
Sayfa: 100 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
Mes'ud kimse, Fitnelerden uzaklaştırılmış kimsedir. Fitneye düşmüşte sabretmiş, ne güzel şey, ne güzel şey, ne güzel şey. Fitneyi yayanların ise, vay haline, vay haline, vay haline.
YanıtlaSilRavi: Hz. Mikdad İbni Esved (r.a.)
Sayfa: 100 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
Selâm, Allah'ın isimlerinden bir isimdir. Arza sunulmuştur. Aranızda Selâmı ifşa ediniz. Bir adam bir kavme selâm verdiğinde, alırlarsa verenin kazancı, alanlardan daha fazla olur. Şayet o Selâmı almazlarsa onu daha hayırlı bir kavim alır. (Melekler)
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
Sayfa: 100 / No: 10
Ramuz El-Ehadis
Cennet binalarının bir tuğlası altın, bir tuğlası gümüş, harcı misk, çakılı inci ve yakut ve toprağı da safrandır. Oraya giren kimseye nimetler ihtiyaç olmaksızın gelir. Orada ebedi olarak yaşar. Ölmez, elbisesi eskimez ve gençliği de gitmez.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 200 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
Cennet anaların ayakları altındadır.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 200 / No: 16
Ramuz El-Ehadis
Cin taifesi üç kısımdır. Üçte birinin kanadı vardır. Havada uçarlar. Üçte biri yılanlar, köpekler tavrındadır. Üçte biri de göçebe olup, insanlarla beraber dolaşırlar.
YanıtlaSilRavi: Hz .Ebu Salebe (r.a.)
Sayfa: 200 / No: 17
Ramuz El-Ehadis
Benden sonra fitneler olur. Birisi de "Ahlas" fitnesidir.(deve çulu fitnesi, yani milletin boynunda temelli kalır.) Harpler, hicretler olur. Sonra daha şiddetli bir fitne olur. Ha bitti denir, daha da devam eder. O derece ki, fitnenin kendisine dokunmadığı ev ve müslüman kalmaz. Bu hal ehli beytimden bir müslüman(Mehdi a.s.) çıkıncaya kadar devam eder.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Said (r.a.)
Sayfa: 300 / No: 3
Ramuz El-Ehadis
Yakında başınıza bazı emirler gelecek , rızıklarınıza el atacak, sizi yalanlarla avutacaklar. İş yapacaklar lakin yaptıkları fena olacak. En fena tarafları da kötülüklerini siz güzel görmedikçe ve yalanlarını tasdik etmedikçe sizden razı olmayacaklar. O zaman (yalnız) emirlik haklarını tanıyın. Sizi de tecavüzle kendilerine uydurmaya çalıştıklarında onlarla mukatele edin. kim bu yolda öldürülürse o şehiddir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Sülale (r.a.)
Sayfa: 300 / No: 2
Ramuz El-Ehadis
Yakında dört fitne olacak. Kanın mübah sayıldığı fitne ,kanın mübah ve malın helal sayıldığı fitne, kanın mübah malın ve namusun helal sayıldığı fitne (dördüncüsü Deccal fitnesidir)
YanıtlaSilRavi: Hz. İmran (r.a.)
Sayfa: 300 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
Allah'dan ilm-i nâfi isteyin ve faide vermeyen ilimden Allah'a sığının.
YanıtlaSilRavi: Hz. Câbir (r.a.)
Sayfa: 300 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
ALLAH'dan dünya ve ahirette af, afiyet ve yakîn isteyin. Zira yakînden sonra kula, afiyet kadar hayırlı bir şey verilmedi.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Bekir (r.a.)
Sayfa: 300 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
Allah'ın fazlından isteyin. Zira O istenmekten bıkmaz. İbadetin efdali de gamm ve hemmden kurtuluşu beklemektir.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
Sayfa: 300 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
Bakara suresinde bir ayet vardır ki, Kur'an ayetlerinin seyyididir. Bir yerde okundu mu şeytan orada tutunamayıp mutlaka çıkar. Bu "ayetül kürsi" dir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 300 / No: 9
Ramuz El-Ehadis
Benden sonra yakında bir kavim gelecek, benim hadisimden soracaklar. Onlara ancak ezberlediklerinizi söyleyiniz. Kim kasten bana yalan isnad ederse cehennemde yerine hazırlansın.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Mûsa (r.a.)
Sayfa: 300 / No: 12
Ramuz El-Ehadis
Bir kimse halka, kendisinde bulunan Allah korkusundan fazla bir korku (varmış gibi) gösterirse, o kimse münafıktır.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Zerr (r.a.)
Sayfa: 400 / No: 11
Ramuz El-Ehadis
Bir kimse nefsini hor görürse dinini kıymetlendirmiş, nefsini aziz görürse dinini hor etmiş olur. Din ise aziz olması lazım gelen bir şeydir. Bir kimse nefsini beslerse dinini zayıflatmış olur. Kim de dinini beslerse, dini de nefsi de beslenmiş olur.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 400 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
Ya Aişe (r.a) dinlerini tefrikaya verip, bölük olanlar, bunlar bu ümmetin bid'at ehlidir. Ehli heva ve ehli delalettir. Ya Aişe, muhakkak ki her günah sahibi için tevbe vardır. Ancak heva ve bid'at ashabı hariç. Ben onlardan beriyim, onlar da Benden beridir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ömer (r.a.)
Sayfa: 500 / No: 2
Ramuz El-Ehadis
Ya Aişe (r.a) sana Allah'ın takvası ve rıfk gerekir. Zira herhangi bir şeyde rıfk olursa onu ancak, ziynetlendirmiş olur. Bir şeyde de rıfk olmazsa onu çirkinleştirir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Âişe (r.anha)
Sayfa: 500 / No: 10
Ramuz El-Ehadis
Ya Fatma (r.a) kalk kurbanının yanında hazır bulun. Zira damlayan ilk damla ile işlemiş olduğun her günah af olunur. Ve şöyle söyle "İnne salatî ve nüsukî ve mahyâye ve memâtî Lillahi Rabbil alemîn. Lâ şerikeleh ve bi zâlike ümirtü ve ene evvelül-müslimîn" (Benim namazım vesair ibadetim, dinim, hayatım ve ölümüm Rabbil Alemin olan Allah içindir. Onun şeriki yoktur. Ben bu tevhid ile emrolundum ben müslümanlardanım) Denildi ki; "Ya Resulallah, bu Sana ve ehli Beytine mi mahsustur?" Buyurdu ki, hayır bilakis bütün müslümanlara aittir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Umran İbni Hüseyin (r.a.)
Sayfa: 500 / No: 11
Ramuz El-Ehadis
Ya Aişe (r.a) yazık yine yazık o kimseye ki, bu yüze bakmaktan mahrum oldu. Mü'min olsun, kafir olsun hiç kimse yoktur ki, Benim yüzüme bakmaktan memnun olacak olmasın.
YanıtlaSilRavi: Hz. Âişe (r.anha)
Sayfa: 500 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
Kıyamet günü Cennetin kapısına, açtırmak için geleceğim. Kapıcı Hâzin sorar: "Sen Kimsin?" Ben de: "Muhammed (s.a.s.)'im" derim. Kapıyı açar ve: "Senden önce hiç bir kimseye açmamakla, ancak sana açmakla emrolundum" der.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 3 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
288
YanıtlaSilBİR HADİS
Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse cennete giremez. (Muslim, Iman, 147)
RAHMAN'IN HAS KULU OLMAK İSTERSEN
Allah Teālā, tevazu sahibi kişileri Kur'an-ı Hakim'inde "Rahman'ın has kul- ları" nitelemesiyle övmektedir. Mütevazı kişi Rabbini tanıyan ve haddini bilendir. Hak Tealā'nın göklerin ve yerin hükümranı olduğunun, her şeye gücü yettiğinin ve her şeyi hakkıyla bilen olduğunun idrakindedir. Bu şuurla kainatın yaratıcısının sonsuz kudreti karşısında acziyet ve mahfiyet içinde boyun eğip teslim olarak kulluğunu izhar eder. Rahman'ın yarattıklarına karşı büyüklenmez. Ayırım gözetmeden herkese barış ve esenlikle muka- belede bulunur ve böylece Rahman'ın has kulu olarak ayet-i kerimede işaret buyrulan rahmetle sarmalanır. Tevazuun zıddı kibirdir. Kibirli insan sahip olduğu her ne varsa bunlara kendi çaba ve gayretiyle sahip olduğu vehmine kapılır. Rabbinin nimetlerine nankörlük eder ve şükretmez. Nimetin asıl sahibini unutmak hakkı inkâr etmektir. Bu sebeple kibir kötü huyların en tehlikelisi olarak görülmüştür.
910 | Özlü Sözler ve Yaşam Öyküleri
YanıtlaSilZAFER: Savaşta kazanılan başarı. Birçok emek ve tehlikeli uğraşmalar pahasına erişilen mutlu sonuç, yengi, utku. Bir yarışma veya uğraşıda çaba harcayarak elde edilen başarı. Amaca ulaşma.
(Kaynakça; TDK)
Zafer, zafer benimdir, diyebilenlerindir. / Mustafa Kemal Atatürk
Gerçek zaferler kan dökülmeden kazanılandır. / Pittacus
Zaferde kendini yenen iki kere yener. / Publilius Syrus
Zaferlerimiz ancak yenilen düşmanlarımızın zaaf ve eksiklerinden kaçınabilirsek amacına ulaşacaktır. / Büyük İskender
Hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez. / Jean de La Fontaine
Hiçbir zafer umulanı getirmez, hiçbir bozgun mutlak değildir. / Cemil Meriç
Keyif zaferde değil; asıl mücadele, girişim ve çekilen ıstıraptadır. / Mohandas Gandi
Zafer ve yenilgi, her birinin bedeli aynıdır. / Thomas Jefferson
Bir zafer daha umuyorum. Hatta zaferi kendime vaat ediyorum. / Kanuni Sultan Süleyman
Eski zaferlerden çok bahsediliyorsa, artık yeni zafer ümitleri kal-
mamış demektir. / Kemal Tahir
Zafer, isteklisi çok olan bir metadır. / Heinrich Heine
Hiçbir zafer kazanmamışımdır ki, bana kalbimden akan kanlara mal olmamış olsun. / Heinrich Heine
Zafer, sulhun en kısa yoludur. / Falih Rıfkı Atay
Hayatında binlerce defa zafer kazanmış olan kimse, ölümünde de
muzaffer olmasını bilir! / Kleist
Zaferin büyüklüğü, savaşın çetinliğiyle ölçülür. / Grillparzer
Her zafer zafer değildir, her yenilgide yenilgi. / Napolyon Bona- part
Zaferin sorunları yenilginin sorunlarından daha makbuldür ama daha az zorlu değildir. / Winston Churchill
Zafer gayreti sever. / Catallus
İşgal altındaki topraklarımız anavatana ateşli protestolarla değil,
kılıcın indirdiği zafer darbeleriyle katılabilir. / Adolf Hitler
Zafer zafer değildir; Yenilen düşman yenilgiyi kabul etmedikçe. / Claudianus
YALAN: Doğru olmayan, gerçekle ilgisi bulunmayan söz.
YanıtlaSilYALANCI: Yalan söylemeyi huy edinmiş olan kimse.
(Kaynakça; TDK)
Yalan kadar insanı alçaltan bir şey yoktur. / Anton Pavloviç Çehov Yalan pek tatlı bir şey olmalı ki, bu günahı dilimizle işleriz. / Refik
Halit Karay
En zalim yalanlar, genellikle sessizlik içinde söylenir. / Robert Lo-
uis Stevenson
Yalana borçlu olduğumuz mutluluk, gerçek mutluluk değildir. /
Heinrich Heine
AAD
YanıtlaSil800 |
Özlü Sözler ve Yaşam Öyküleri
Yalan söyleyenlerin güçlü bir belleğe ihtiyaçları vardır. / Corneille
Bana yalan söylemiş olman değil, artık sana inanmamam sarsıyor beni. / Friedrich Nietzsche
Kendime yalan söylemeye başladığımdan beri, kimseye inanmı yorum. / Oscar Wilde
Voltaire İnanılmayacak şeylere inanıyorum demek yalan söylemektir. I Su yabancı "İdealler" sözcüğünü
sözcüğümüz var: "Yalanlar." / Henrik Ibsen unut. Eski ve yerli daha iyi bir üyalancılık; meslek dalı olarak ilan edilmeli artık, çünkü çok fazla ustası var. / Honore de Balzac
Kimse öfkeli insan kadar çok yalan söyleyemez. / Friedrich Ni- etzsche
Yıkmak düzeltmekten, yalan söylemek ispatlamaktan daha kolay- dır. / Arthur Schopenhauer
Nasıl ki bir ülkenin barışı ve refahı için gerektiğinde silahlanması ahlakla çelişmiyorsa, aynı şekilde, insanların gerektiğinde yalana başvur- maları ahlakla çelişmemektedir. / Arthur Schopenhauer
Az yalan söylenemez, yalan söyleyen her yalanı söyler. / Victor
Hugo
Birinin yalan söylemesine kızmam da yalan söylerken yakalana- cak kadar salak bir insanın beni kandırmaya çalışmasına kızarım. / Sig- mund Freud
Üç türlü yalan vardır: Basit yalan, kuyruklu yalan ve istatistik. / Benjamin Disraeli
Özür, yalandan daha korkunç, daha kötüdür; üstü örtülmüş bir
yalandır çünkü. / Alexander Pope
Mal sahibi mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi? Malda yalan mülk-
te yalan, al birazda sen oyalan. / Yunus Emre
İşitecek kimse olmadığı yerde yalan söyleyen olmaz. / İngiliz Atasözü Yarım hakikat çoğu kere muazzam bir yalandır. / Benjamin Franklin
Aslını gizleyemez insan, giydiği kaftanlarla. Bilmez ama kendini kandırır, söylediği yalanlarla! / Mehmet Akif Ersoy
Eğer ortalama bir insandan yaşam yalanını alırsanız, onun mutlu- luğunu da almış olursunuz. / Henrik İbsen
Dider
inanı
Ken
izle
ho
Cengiz YL DIN SHALK KUT / Denis
YanıtlaSilYalanın yararı bir kere içindir, gerçeğin ise sozdur.
Yeterince büyük bir yalan söyleyip yeterincek tekrarlarsanız! Diderot manalır. / Adolf Hitler Bir yalan ne kadar hızlı olursa olsun, hakikat ond
yetişirgeçerl
Kenya Atasözü Her şeyden öte kendine dürüst ol, sonra tıpkı gecenin gündüzü lediği gibi, başka kimseye de yalan söyleyemezsin. / William Shakspeare
Yemin yalanın teminatıdır. / Ziya Doğan Yalan kadar insanı alçaltan bir şey yoktur. / Anton Pavloviç Çe-
hov Bir olayda gerçeği anlatmak ve kaçmak, yalan söylemeye ve yaka- lanmaya nazaran daha iyidir. / William Hunter
.
Güler yüzle söylenen yalanı; bir anda yutturduğumuz halde; acı
gerçeği ancak damla damla yutarız. / Denis Diderot . Dikkat ediniz, yalan söyleyen daima saygılı davranır. / Rıfat Nec- det Evrimer
Bir kez yalan söyleyenler ikincisini de söyleyebilirler. / Henry Fi- elding
. İnsanları yalan söylediklerinde dinlemeyi severim. Çünkü olmak istedikleri ama olamadıkları insanları anlatırlar. / Lev Nikolayeviç Tolstoy
Devirmek düzeltmekten, yalanlamak ispat etmekten daha kolay- dır. /Arthur Schopenhauer
. Yalan söyleyebilen bir kimse insan sayılmaya, susmayı bilmeyen bir kimse de baş olmaya layık değildir. / Fenelon
İşe yalan karıştırmak altın ve gümüş paralar için bir halita kul- lanmaya benzer. Halita madene sağlamlık verir ama değerini de düşürür. Francis Bacon
Bir kez yalan söyleyenler ikincisini de söyleyebilirler. / Henry Fielding
Beni öyle bir yalana inandır ki, ömrümce sürsün doğruluğu. / Özdemir Asaf
. Hangi kaçık olsa doğruyu söyleyebilir. Ama yalan söylemesini
bilmek, az çok aklı başında olan insan işidir. / Samuel Butler
Yalan çiçek açar ama meyve vermez. / Afrika Atasözü
Yalanlar gerçekle bağdaşmadığı gibi, genellikle kendi aralarında da çatışırlar. / Daniel Webster
802 | Özlü Sözler ve Yaşam Öyküleri
YanıtlaSilİyileştiren bir yalan, yaralayan bir gerçekten daha iyidir. / Çek
Hiç kimse, kızgın bir kişi kadar gözü pek yalan söylemez. / Fried- Atasözü
Hoşumuza giden yalanları avuç dolusu yutarız da, acı gerçekleri rich Nietzsche yudum yudum içeriz. / Denis Diderot
Ah! Nice üstün görünümler altında yalan dolan vardır. / William Shakespeare
Prarsiz yeminlere kendini alıştırma, en iyisi yemin ettirmeyecek doğru komlayanlar tarafından söylenen bir doğrudan daha kötü hiç kadar doğru konuş. / Dale Carnegie
bir yalan yoktur. / William James Bana bir yalancı göster, san bir hırsız göstereyim. / George Herbert Yalancının cezası, kimsenin kendisine inanmayışı değil, kendisi-
nin kimseye inanmayışıdır. / Bertnard Shaw Yalancılar, yemin etmeye herkesten çok heveslidirler. / İtalyan
Atasözü
Yalancılar ve ikiyüzlüler her şeyi sözle yapan yani hiçbir şey yap- mayan kişilerdir. / Demokritos
Doğru söylediğin zaman kimse inanmayacak. İşte, yalan söyle-
menin cezası budur. / Talmud
Yalan zekâ işidir, dürüstlük cesaret, Eğer zekân yetmiyorsa yalan söyleme, Cesaretini kullanıp dürüst olmayı dene. / Victor Hugo
Yalan kartopuna benzer, yuvarlandıkça büyür. / Martin Luther
Yalancı; bacaları karartan is gibi, insanın içini de karartır. / Alek- sandr Sergeyeviç Puşkin
Doğru pabucunu giymeden, yalan dünyayı dolaşır. / Mark Twain Özür, yalandan daha korkunç, daha kötüdür; üstü örtülmüş bir
yalandır çünkü. / Alexander Pope
Yalancının belleğinin çok iyi olması gerekir. / Ouintilianus
Bana kâfir demiş müftü efendi, Tutalım ben diyem ona Müslü- man, Vardıkta yarın rûz-ı cezaya, İkimiz de çıkarız onda yalan. / Nefi
fıkraları bütün dünya dillerine çevrilmiştir.
YanıtlaSilTECRÜBE (Deneyim): Bir konuda zamanla elde edilen bilgi biri- kimidir. Bilimsel bir gerçeği göstermek, bir yasayı doğrulamak, bir v biri- yımı kanıtlamak amacıyla yapılan işlem.
(Kaynakça; TDK)
Tecrübe bütün öğretmenlerin en iyisidir. / Publilius Cyrus
Tecrübe bir gözlüktür, onun sayesinde daha iyi görürüz. / Henrik
Tecrübe çok pahalıya alınmışsa iyidir. / Thomas Fuller
Ibsen
Bu dünyada ilerleyen kişiler, istedikleri şartlar arayan, bulamaz- larsa da kolları sıvayıp yaratanlardır. / Bernard Shaw
Tecrübe, budalaların hocasıdır. / Titus Livius Livy
Tecrübe, yaptığımız hataların bileşkesidir. / Oscar Wilde
İnsanlar hayatla ilgili belirli ölçüde tecrübeleri, yaşantı olmadıkça okudukları kitapları anlamazlar veya hiç bir insan içindekilerden hiç ol- mazsa bir parçasını gözleriyle görmedikçe veya bizzat yaşamadıkça derin bir kitabı anlayamaz. / Ezra Pound
Her şeyde en iyi mihenk taşı tecrübedir. / Platon (Eflatun)
670
YanıtlaSil| Özlü Sözler ve Yaşam Öyküleri
Tecrübenin bir değeri varsa, o da acı karşılığında elde edilmis masıdır. / Andre Maurois
Ustayı tecrübe yapar. / Gottfried Keller
Kendi tecrübenin avantajı büsbütün kesinliğe sahip olmandır
Arthur Schopenhauer
Hiçbir insanın bilgisi, edindiği tecrübenin ötesine geçemez./John . tecrübe
Locke
kazanılır. / Peyami Safa Yaşlanarak değil, yaşanarak Tecrübe bilginin anasıdır. / Miguel de Cervantes
Tecrübe, yumuşak kuştüyü yastıkta yatılarak kazanılmaz. / Oscar
Wilde
Pratik, bütün öğretmenlerin en iyisidir. / Publilius Cyrus
Ne yazık ki, birisi tecrübe kazandıkça, gençliğini kaybediyor. /
Van Gogh
Benemedikçe ne yapacağını hiç kimse bilemez. / Publilius Cyrus Deney, aklın babası, hafızanın anasıdır. / Thomas Fuller
Deney, öğretmenlerin en iyisidir; yalnız okul masrafı ağırdır. / Thomas Carliyle
Tecrübe herkesin hatalarına verdiği addır. / Oscar Wilde
İnsanlar tecrübeleri nispetinde değil, tecrübelerinden aldıklan dersler nispetinde olgundurlar. / Bernard Shaw
Tanrı maymundan hayal kırıklığına uğradığı için insanı yarattı. Bundan sonra ise daha başka deneye girmekten kaçındı. / Mark Twain
Başkalarının deneylerinden yararlanmayı bilecek kadar akıllı kimse var mıdır şu dünyada? / Voltaire
Deney kazanmak, acıların özetidir. / Arthur Helps
Deney, birçok insanın hazine çıkardığı zengin bir maden kuyusu-
dur. / Petofi
Duydum; unuttum, gördüm; hatırladım, yaptım; öğrendim. /
Konfüçyüs
Birçok insan için deneyim, geminin kıç feneri gibidir, yalnızca ge-
ride kalanı aydınlatır. / Calvin Coleridge Her deneyden ders alınsaydı, kaldırım taşları en akıllıdan daha bilgili olurlardı. / Bernard Shaw
Geçirilen en kötü tecrübeler, en faydalı olanlardır. / Thomas Wilder Her şeyi kaybetseniz bile tecrübeleriniz size kalır. / Macaulay
Cengiz YILDIRIM | 671
YanıtlaSilTecrübe, bir insanın başından geçenler değil, başından geçenlerin raktığı izlerdir. / Aldous Leonard Huxley Tecrübe çok zalim bir öğretmendir, insanı önce sınavdan geçirir,
sonra dersini öğretir. Tecrübeler en iyi öğretmenlerdir, Yalnız okul masrafları biraz oktur. / Brandi M. Carliyle
/ Spuitems
Tecrübe herkesin kendi hatalarına verdiği addır. / Oscar Wilde Tecrübe okulunda öğrenim ücreti yüksektir; ama akılsızlara bir pleröğretebilen başka okul da yoktur. / Jonathan Swift
Gençlerin, kendi kendilerine kazandıkları tecrübeler kendilerinin iyi yardımcılarıdır. / Gebiel
Tecrübe, okulların en gelişmişidir. O okulda aptallar bile bir şey- ler öğrenirler. / Benjamin Franklin
Tecrübe insanın başına gelen şey değildir! O insanın o başına ge-
Jenle ne yaptığıdır. / Aldous Leonard Huxley Tecrübelerimizle biliyoruz ki kimse tecrübelerden ders almıyor. / Bernard Shaw
Atı nasıl süreceğinizi bilmek yeterli değildir, nasıl düşmek gerek- tiğini de bilmelisiniz. / Meksika Atasözü
Bir insanın tecrübesini başından ne geçtiği değil; başından geçen- lerden nasıl yararlandığı gösterir. / Aldous Leonard Huxley
Tecrübe bilginin anasıdır. / Miguel de Cervantes
Sadece tecrübe sayesinde bir şeyler öğrenebiliriz ve hiçbir zaman olayı akıl yoluyla tamamen kavrayamayız. / Friedrich Avon Hayek
bir Damdan düşenin halini, damdan düşen bilir. / Nasrettin Hoca
Yapamayacağınıza inandığınız şeyleri yapmayı denemelisiniz. / Eleanor Roosevelt
. Yaptıklarınızdan utanıp sıkılmayın. Hayat sadece bir deneydir. / Ralph Waldo Emerson
Deney bir gözlüktür, onun sayesinde daha iyi görürüz. / Henrik
Ibsen
Kişiyi uzman yapan, deneylerdir. / Aeskhylos
Deney, okulların en gelişmişidir, o okulda aptallar bile bir şeyler Öğrenir. / Benjamin Franklin
Penjanin Franklinlarının deneylerin den yararlanmayı bilecek kadar akıllıdır. / Voltaire
672 | Özlü Sözler ve Yaşam Öyküleri
YanıtlaSilama budalalığımızı azaltmaz. / Deney aklımıza katkılar yapar
Voltaire
Deneyim, hiçbir şey yapmadan elde edemeyeceğin bir şeydir. /
Oscar Wilde
Hiç kimsenin elden düşme deneyden, yararlanmayacağına inana- bilirsiniz. / Honore de Balzac
Hayat ya cesur bir deneyimdir, ya da hiçbir şey değildir. / Helen
Keller
Deneyler, en iyi öğretmenlerdir; yalnız okul masrafları biraz çok. tur. / Thomas Carlyle
Dünün hataları, yarının deneyimleridir. / Roberto Baggio
Aptalların deneylerini çok severim! Öyle ki, kendim de, hep yapa- rım! / Charles Robert Darwin
Denemedikçe, ne yapacağını hiç kimse bilmez. / Publilius Syrus
Son yıllarda deneyimlerimizin yüksek miktarda genişlemesi basit mekanik görüşlerimizin yetersizliğini aydınlattı ve sonuç olarak gesi basit
alışılmış yorumlanışını zemininden sarstı. / Niels Henrik David Bohr Yaşamda, denemekten daha önemli bir şey yoktur. / Erol Anar
İnsanlar gibi uluslarda, deneylerle güçlenirler. / Samuel Smiles
Yaşamın çeşitli dönemlerine hep taptaze geliriz ve yaşamımız ne olursa olsun, çoğu kez deneyimden yoksun oluruz. / Francois de La Roc- hefoucauld
Yaşamı, onurla ve cesaretle karşılayan kişiler, deneyimleri sonu- cunda gelişir. Karakter de böyle oluşur. / Eleanor Roosevelt
Aptal gibi başlarız ama deneyimlerle akıllanırız. / Tanzanya Atasözü
Öğrendiklerinden ziyade deneyimlerine danış. / Arap Atasözü
Deneme kesinliğin anasıdır, bilgi kesinliktir. / Leonardo da Vinci
En kötü öğretmen deneyimdir. Hep önce sınav yapar, sonra öğre- tir. / Benjamin Franklin
Denemeyi bilene imkânsız yoktur. / Büyük İskender Ahlak konusunda en önemli dersler kitaplardan değil, yaşanan
deneyimlerden alınır. / Mark Twain
Deneyim düşüncenin, düşünce ise eylemin çocuğudur. / David E.
Disraeli
Deneyim: En acımasız öğretmen odur. Fakat en iyi öğretmende odur. / Clive Staples Lewis
Keskin bıçak olmak için, çok çekiç yemek gerek. / Türk Atasözü
1
1
1
Cengiz YILDIRIM | 673
YanıtlaSilDeneyiniz, deneyiniz, denemeden hiç bir şeye inanmayınız. / Yeni şeyler denemediğiniz sürece, yeni şeyler öğrenemezsiniz. / Francis Bacon Brown
Hiç kimse, denemeden neler yapılacağını bilemez. / George Mc Jackson Donald
Açılmamış kanatların büyüklüğü bilinmez. / Andre Gide Bir şeyi deneyinceye kadar, yapamayacaklarınızı bilemezsiniz. /
Henry James Geçirilen en kötü tecrübeler, en faydalı olanlardır. / Thomas Wilder Her şeyi kaybetseniz bile tecrübeleriniz size kalır. / Macaulay Car-
son Culkin İnsanların kazandıkları tecrübeler, ölçü ile yapılan giysilere ben- er, kim kazanmışsa yalnız ona uyarlar. / Carlo Levi
Tecrübe çok zalim bir öğretmendir, insanı önce sınavdan geçirir, sonra dersini öğretir. / Spuitems
Tecrübe herkesin kendi hatalarına verdiği addır. / Oscar Wilde
Tecrübe okulunda öğrenim ücreti yüksektir; ama akılsızlara bir
kyler öğretebilen başka okul da yoktur. / Jonathan Swift • Tecrübe, okulların en gelişmişidir. O okulda aptallar bile bir şey- ler öğrenirler. / Benjamin Franklin
• Tecrübe bütün öğretmenlerin en iyisidir. / Publilius Cyrus
• Tecrübe çok pahalıya alınmışsa iyidir. / Thomas Fuller
• Tecrübe, budalaların hocasıdır. / Titus Livius Livy
Her şeyde en iyi mihenk taşı tecrübedir. / Platon (Eflatun)
masıdır Tecrübenin bir değeri varsa, o da acı karşılığında elde edilmiş ol-
. / Andre Maurois
Ustayı tecrübe yapar. / Gottfried Keller
Yaşlanarak değil, yaşanarak tecrübe kazanılır. / Peyami Safa
Deney, aklın babası, hafızanın anasıdır. / Thomas Fuller
İnsanlar tecrübeleri nispetinde değil, tecrübelerinden aldıkları
dersler nispetinde olgundurlar. / Bernard Shaw
Deney kazanmak, acıların özetidir. / Arthur Helps
1 Deney, birçok insanın hazine çıkardığı zengin bir maden kuyusu-
dur./Sandor Petofi
Duydum; unuttum, gördüm; hatırladım, yaptım; öğrendim. / Konfüçyüs
674| Özlü Sözler ve Yaşam Öyküleri
YanıtlaSilBirçok insan için deneyim, geminin kıç feneri gibidir, yalnızca ge ride kalanı aydınlatır. / Calvin Coleridge
Geçirilen en kötü tecrübeler, en faydalı olanlardır. / Thomas Wilder Gençlerin, kendi kendilerine kazandıkları tecrübeler kendilerinin en iyi yardımcılarıdır. / Manu e Gabrie
Tecrübe insanın başına gelen şey değildir! O insanın o başına ge bilmek yeterli değildir, nasıl lenle ne yaptığıdır. / Aldous Huxley
Atı nasıl süreceğinizi tiğini de bilmelisiniz. / Meksika Atasözü düşmek gerek.
Tecrübe bilginin anasıdır. / Miguel de Cervantes
Yeninin deneneceği yerde birinci olma, eskinin atılacağı yerde ise sonuncu. / Alexander Pope
culdece tecrübe sayesinde bir şeyler öğrenebiliriz ve hiçbir zaman
bir olayı akıl yoluyla tamamen kavrayamayız. / Friedrich Avon Hayek Tecrübe, bir insanın başından geçenler değil, başından geçenler den çıkarttığı derslerdir. / Aldous Huxley
Düşünmedim, deney yaptım. / Wilhelm Conrad Röntgen.
Bütün sahip olduğumuz bilginin tecrübe ile başladığına şüphe yoktur. / Immanuel Kant
Matematiksel güzelliği olan bir teorinin, bazı deneysel verilere uyan çirkin bir teoriden doğru olma olasılığı daha yüksektir. / Paul Dirac
Acının ödülü tecrübedir. / Eshilos
Wilhelm Conrad Röntgen (1845-1923), Alman asıllı fizikçi. Kendi adıyla da anılan X ışınlarını (Röntgen ışınları) bulması ile tanı- nır.
27 Mart 1845'te O zamanlar Prusya'ya ait Ren Bölgesi'nin parçası olan küçük bir kasabada, Lennep'de doğdu. Babası Friedrich Conrad Röntgen, kumaş imalatçısı ve tekstil tüccarıydı. Annesi Charlotte Constanze'in (kızlık soyadı Frowein) ailesi aynı iş kolundaydı ve Lennep'li olmakla beraber Hollanda'da yaşıyordu. 1848'de oğulları üç yaşındayken aile Hol landa'ya, yaklaşık yüz elli kilometre ötedeki Apeldoorn'a taşındı. Böyleana artık Prusya değil Hollanda vatandaşı olmuşlardı. Wilhelm ilkokuldan
HOMEROS'TAN YAŞAR KEMAL'E
YanıtlaSilÖZLÜ SÖZLER VE
YAŞAM ÖYKÜLERİ
ワー
CENGİZ YILDIRIM IL CİL
2. BASKI
元
gece
İMKÂNI OLANLARA KARŞI İMANIN ZAFERİ
YanıtlaSil0
Tarih: 15 Temmuz 2016
Günlerden Cuma.
Haber ajanslarına olağan üstü bir şeylerin olduğu bil- gisi düşüyordu. İstanbul'da Boğaziçi ve Fatih Sultan Meh- met Köprülerinin Anadolu-Avrupa geçişi askerî araçlar ve tanklar tarafından kapatılıyor. F16'lar alçak uçuş yapıyor. Helikopterler devletin en kritik kurumlarına inip tekrar ha- valanıyor. Eli silahlı askerlerin sayısı sokaklarda her geçen dakika hızla artıyor.
Saatler ilerledikçe gelen bilgiler ve görüntüler durumun vahametini gözler önüne sermeye başlıyordu.
Çengelköy ve Saraçhane'de sivil halkın üzerine ateş açı- lıyor. Ankara Özel Harekât Eğitim Merkezi bombalanıyor. Atatürk Havalimanı uçuş trafiği durduruluyor. Genelkur- may karargâhı önünde helikopterler halka ateş ediyor. An- kara'da Millî İstihbarat Teşkilatının binası saldırıya uğruyor. TRT spikerine silah zoruyla darbe bildirisi okutuluyor. Tüm camilerimizden eş zamanlı olarak salâ sesleri yüksel- meye başlıyordu.
Salalar, bu kadim medeniyetin evlatları için ölümün ha- bercisi olsa da, vatan hainlerinden gelen ihanet kokusunun etrafı sardığı o gecede, adeta bir milletin dirilişinin, yeniden doğuşunun bir ilanı, zalime başkaldırışının bir çığlığına dö- nüşüyordu.
1414
Bu toprakların çocuklarının, şerefli ölümlere bakışını Üstat Necip Fazıl şöyle özetler;
YanıtlaSil"Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber...
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?
Öleceğiz müjdeler olsun, müjdeler olsun.
Ölümü de öldüren Rabbe secdeler olsun..."
Evet, ölüm bizim için bir yok oluş değil. Yeniden doğuş- tu. Yeniden başlamaktı. İlâhi kelâmda zikredildiği üzere çok iyi biliyorduk ki: Allah yolunda, iman yolunda, mukadde rat ve mukaddesat yolunda ölenlere ölüler denmez. Çünkü onlar diriydiler.
Hiç şüphe etmedik, hiç yeise düşmedik.
O uzun, karanlık gecede bu aziz ve asil milletin tarih boyunca gördüğü en büyük felâketlerden biri yaşanıyordu. Kolay değildi baş etmek.
Ancak milletin beklediği o ses çok geçmeden her yerde yankılanmaya başlıyordu: "Milletimi illerimizin mey- danlarına davet ediyorum, hava limanlarına davet ediyorum. Halkın gücünün üstünde bir güç tanımadım ben bu zamana kadar..."
Başkomutan Recep Tayyip Erdoğan
İşte, kutlu yürüyüşün ilk ayak sesleriydi adeta bu cüm- leler.
Ve hiç tereddüt etmeden verilen talimatı yerine getirdi bu fedakâr ve cefakâr millet.
Çünkü kolay kazanılmamıştı bu topraklar. Emperyalist açakların, Siyonist köpeklerin talimatıyla girişilen bu işgal hareketine sessiz kalınamazdı.
Kalınmadı...
İMANIN VE İNANCIN ZAFERİ 15 TEMMUZ DESTANI
YanıtlaSilO gün günlerden Pasinler'di, Malazgirt'ti, Miryakefa. lon'du, Koyunhisar'dı, Çanakkale'ydi, Kût'ül-Amare'ydi .
Ümmet ve millet şuurunu yüreğinde hisseden, ilmin irfanın ve hikmetin birleşmesiyle yeşeren, fazilet ve bilgiy- le donanmış, Millî Şairimiz Mehmet Akif'in Asım'ın nesli diyerek tarif ettiği o genç yiğitler akın akın sokaklara çıklı yordu. Şairin yıllar önce kaleme aldığı günleri anlatır gibiydi. o satırlar sanki bu
"Asım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek: İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek," Çiğnetmedik, zelil etmedik, boyun eğmedik. Dilenmedik, direndik.
Çünkü biliyorduk ki "Zafer ancak inananlarındı."
Biz biliyorduk ki bu sadece bir darbe girişimi değil, Ana- dolu topraklarını bir işgal harekâtıydı.
Biz biliyorduk ki bu bir bağımsızlık meselesiydi.
Biz biliyorduk ki bu bir vatan meselesiydi.
Biz biliyorduk ki bu bir hürriyet meselesiydi.
Biz biliyorduk ki bu kavga; Hira Dağının mertleriyle Olympos Dağının namertlerinin bilek güreşiydi.
Ve biz yine çok iyi biliyorduk ki bu Türk milleti özelinde ümmetle, tüm İslâm âlemiyle hesaplaşma hareketiydi.
1400 yıllık kapanmayan hesabın, adavet içinde ödetilme harekâtı. Son kalenin ele geçirilme operasyonuydu.
Hz. Adem'den beridir devam eden ve kıyamete kadar devam edecek olan Hak ve batıl mücadelesinin bizim payt- mıza düşen kısmıydı.
Ya devletin yanında olacaktık ya da devletin yolunda ölecektik.
YanıtlaSilBaşka çıkar yolumuz yoktu.
Mesele sadece Türkiye meselesi değildi.
Saraybosna'nın, Bakü'nün, Beyrut'un, Kahire'nin, Üs- küpün, Bağdat'ın, Şam'ın, Gazze'nin, Ramallah'ın, Mek- ke'nin ve Medine'nin kısacası mazlum, mahzun mağdur ve insanların meselesiydi.
F16 bombalarına, tank paletlerine, üç metreden sıkılan kurşunlara kafa tutan yiğitlerin, birbirlerinin kulaklarına fı- sıldadığı tek bir cümle vardı.
La Tahzen! İnnallahe-l meana!
Üzülme Allah bizimle beraberdir!
Selam olsun 240 şehidimize.
Selam olsun Ömer Halisdemir'leri bağrında yetiştiren bu topraklara.
Selam olsun 1535 gazimize.
Selâm olsun 81 ilde günlerce meydanlarda nöbet tutan Genç-Memur-Sen'in yiğit neferlerine.
Selâm olsun sizleri yetiştiren, büyüten analara babalara.
Selam olsun namusunu çiğnetmeyen bu şerefli millete.
Mahmud Sami ÖCÜT Kocaeli Genç-Memur-Sen İl Teşkilatlanma Başkanı
İMANIN VE İNANCIN ZAFERİ 15 TEMMUZ DESTANI
YanıtlaSil81 İlde 15 Temmuz Genç Memur-Sen Temsilcilik Günlükleri
singin yakında verilmesi kararlaşmışt
YanıtlaSilEy ki hergiz kılmayup endişe rûz-ı Haşrden Seyyiât-ı mahzdır peyveste efâlin senin Ol zaman kim Mustafa hasm ola hâkim Girdigâr Sen dahi bîşek bilirsün ki, n'olur hâlin senin..
Ey o Mahşer gününden asla korku duymayan Ancak günahtır senin yaptığın işler her an!
O zaman ki, Mustafa davacı olur, Allah hâkim Sen de bilirsin elbet hâlin n'olur o zaman!
FUZÜLT
YanıtlaSilHADÎKATÜ'S SÜEDA ERMİŞLERİN BAHÇESİ
KERBELA ŞEHİTLERİ
T ürkiye, 15 Temmuz 2016 gecesi, ülke ve millet varlığımızı imha etmeyi amaçlayan derin emperyalist odakların işbirlikçi hainleri harekete geçirerek yaptıkları kanlı bir darbe girişimi ile sarsıldı. Tank- la, uçakla, helikopterle yapılan silahlı saldırıya 'darbe' dememiz, sadece genel adlandırma çerçevesinde kalmak içindir. Yoksa yapılan darbenin çok ötesinde doğrudan bir işgal girişimi, Haçlı zihniyeti ve taktiğiyle yapılmış düşmanca bir saldırıdır. Doğal olarak içinde her türlü yalanı, caniliği, hunharlığı, hainliği, ihaneti barındıran bu saldırı, sadece iktidarı değil, doğrudan milleti ve devleti yok etmeyi amaçlamıştır.
YanıtlaSil15 Temmuz, tarihi, kültürel sorumlulukla ileri hedeflere hamle yapan Türkiye'nin, açılım ve atılımını engellemek, durdurmak isteyen güçlerle giriştiği mücadelenin en önemli kırılma anlarından biridir. 15 Temmuz ihanetine direnişimiz, benliğimizi şehitlerin ölümsüz ruhuyla yeniden canlandırmıştır. Bu canlı bilinç, tarihî süreklilikle nesilden nesile aka- cak, aktarılacaktır. Uzak yakın tarihimizin her biri hazine kıymetindeki iftihar tablolarında olduğu gibi, bu son istiklâl ve istikbal mücadelemiz- de de birbirinden kıymetli müstesna hikâyeler, müstesna yaşanmışlıklar vardır. O gece Genç Memur-sen'in yürekli, yiğit temsilci ve üyeleri, mu- azzam bir çabuklukla bütün Türkiye'de organize olmuş, alanlara çıkarak insanımıza öncü olmak gibi tarihî sorumluluğunu yerine getirmiştir. Memur-Sen'in tüm başkan ve üyeleri ile birlikte Genç Memur-Sen ve diğer sivil toplum örgütlerinin o gece müşterek ve ölümüne karşı koy- maları, darbecileri püskürtmüş, onları kullanarak kıtalar ötesinden ül- kemize operasyon kurgulayanların hesaplarını fena bozmuştur. Genç Memur-Sen'imizin imanlı heyecanları olarak o gün sağımıza solumuza bakmadan, hiçbir dünyevî hesap yapmadan alanlara çıktık. O gece tered- dütsüz alanlara çıkmak vatan savunmasında sıcak cephe hattına çıkmak- tı. Milletimiz ve milletimize öncülük eden gençliğimiz bu kutlu davada coşkun, cesur samimiyetini kanıtlamıştır. O gece her bir Memur-sen'li- nin unutulmaz hikâyeleri vardır. Her birimizin yaşadığı direniş hikâye- leri, ülkemizin diriliş hikâyesini oluşturmaktadır.
Eyüp BEYHAN
Genç Memur-Sen Genel Başkanı
İMANIN VE İNANCIN ZAFERİ 15 TEMMUZ DESTANI
YanıtlaSil81 İlde 15 Temmuz Genç Memur-Sen Temsilcilik Günlükleri
Size müjdeler olsun. Ancak Allah'a yemin ederim ki, sizin için (dünyalık) bir şeyin azlığından ziyade çokluğundan korkarım. Yine Allah'a yemin ederim ki, bu hal (Allah ve dinine hizmet) sizde, İran, Rum ve Yemen toprakları feth edilinceye ve siz Şam, Irak ve Yemen'de birer bölük olmak üzere üç bölük oluncaya ve birinize yüz altın (dinar) verildiğinde onu az görerek kendinde öfkelenme hali doğuncaya kadar devam eder.
YanıtlaSilRavi: Hz. Abdullah İbni Havale (r.a.)
Sayfa: 7 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
Müjdeleniniz ve sizden sonrakilere de müjdeleyiniz ki, her kim sıdk ile Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet ederse Cennete girer.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Mûsa (r.a.)
Sayfa: 7 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
Ey Muhacirinin fıkara topluluğu! Kıyamet gününde tam bir nura mazhar olmakla müjdelenin. Siz Cennete halkın zenginlerinden (kıyamet günüyle), yarım gün evvel gireceksiniz ki, bu dünya senesi ile beşyüz senedir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Said (r.a.)
Sayfa: 7 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
Mehdi ile müjdelenin. O Kureyş'ten ve Ehlibeytimden bir kişidir. O insanların ihtilaf ve içtimai sarsıntılar içinde bulundukları bir sırada çıkar. O yeryüzünü, kendinden önce zulüm ve baskı ile doldurulduğu gibi, adalet ve insaf ile doldurur. Ondan yer ve gök ehli razıdır. Ve O malı "Sahâhan" olarak taksim eder. Dediler ki: "Sahâhan nedir?". Buyurdu ki: "Seviye üzere" demektir. Ve ümmeti Muhammed (s.a.s.)'in kalblerini zenginlikle doldurur ve adaleti onları ihata eder. O kadar ki bir munadiye: "Kimin ihtiyacı varsa bana gelsin" diye nida etmesi emrolunduğunda, bir kişiden başka kimse gelmez. O kimse istekte bulunur. O da "Sâdin'e (hazinedara) git, sana versin" der. O da gider ve: "Ben Mehdi tarafından kendisine istediği verilmesi için gönderilen kimseyim" dediğinde hazinedar: "Al " der. O da alır. Fakat aldığını taşımaya gücü yetmez. Bunun üzerine taşıyabileceğini alır, fazlasını geri bırakır. O malla çıkar ama sonra pişman olur ve: "Ümmeti Muhammed'den (s.a.s.) nefis cihetinden en aç gözlüsü herhalde benim. Onların hepsi de bu mala davet olundukları halde benden başkası buna icabet etmedi" diyerek aldığı malı iade etmek ister. Hazinedar da: " Biz verdiğimizi katiyyen geri almayız" der. Bu devir altı, yedi, sekiz veya dokuz sene devam eder. Bundan sonraki hayatta ise hayır yoktur.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Said el Hudri. (r.a.)
Sayfa: 7 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
Mü'min necis olmaz.
YanıtlaSilRavi: Hz. Huzeyfe (r.a.)
Sayfa: 107 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
Mü'mine hastalık gelip, Allah onu iyi ettiğinde, bu müminin günahlarına kefaret ve ilerisi için ders olur. Münafık ise, hasta olup iyi olduğunda, bağlanıp salıverilen deva gibi kalkar. O niçin bağlandığını ve niçin salıverildiğini bilmez.
YanıtlaSilRavi: Hz. Amir (r.a.)
Sayfa: 107 / No: 2
Ramuz El-Ehadis
Allah uğrunda birbirlerini sevenler, Arşı Alânın gölgesinden başka gölge olmayan bir zamanda (kıyamette) onun altında gölgelenir. Diğer insanlar korkar, onlar korkmazlar. Diğer insanlar dehşette kalır, onlar kalmazlar.
YanıtlaSilRavi: Hz. Muaz (r.a.)
Sayfa: 107 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
Allah'dan ötürü birbirlerine sevgisi olanlar, kırmızı yakuttan bir kule üzerinde bulunurlar. O kulenin üzerinde 70,000 köşk mevcuttur. Onlar yukarıdan Cennete baktıklarında yüzlerinin ışığı, güneşin dünyaya verdiği ışık gibi olur. Cennet ehli "Haydi onları seyredelim" diye seyre çıkarlar. Onların üzerlerinde yeşil sündüsten elbiseler ve alınlarında da: "bunlar Allah uğrunda birbirini sevenlerdir" diye yazılır.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
Sayfa: 107 / No: 3
Ramuz El-Ehadis
Kocasından her ne suretle olursa olsun boşanmak isteyen kadınlar, münafıktırlar. Onlara Cennetin kokusu bile haram olur.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 107 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
Kadın, dini, malı ve güzelliği için nikâhlanır. Bak din sahibine, elin toprak olası.
YanıtlaSilRavi: Hz. Câbir (r.a.)
Sayfa: 107 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
Kadın kaburgadan yaratılmıştır. "Doğrultayım" dersen kırarsın. (Müdâra et ki geçinesin, uyarına git.)
YanıtlaSilRavi: Hz. Semure (r.a.)
Sayfa: 107 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
Kadın şeytan suretinde gelir ve şeytan suretinde gider. Sizlerden biriniz bir kadını beğendiğinde, gelsin hanımının yanına, nefsindeki geçer.
YanıtlaSilRavi: Hz. Câbir (r.a.)
Sayfa: 107 / No: 9
Ramuz El-Ehadis
Kadın, şeytanın oklarından bir oktur. Kim ki bir güzel kadın görür de, Allah rızası için ona gözünü kaparsa, bunun hemen akabinde, Allah o kimseye öyle bir ibadet lütfeder ki, zevkini ona duyurur.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 107 / No: 10
Ramuz El-Ehadis
Allah yolunda gözcülük eden kimse, bir ay gündüzlerini oruçlu, gecelerini ibadetle geçirmeye hazırlanmış kimseden daha sevaplı bir iş yapmış olur.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Ümâme (r.a.)
Sayfa: 107 / No: 11
Ramuz El-Ehadis
Bir kimse yalnız şu üç halde istekte bulunabilir: (Diyet verecek) bir kan sahibi için, şiddetli borç, şiddetli ihtiyaç.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 107 / No: 12
Ramuz El-Ehadis
(Cennette) oyma inciden yapılmış öyle çadırlar vardır ki, semadaki yükseklikleri altmış mildir. Ve o çadırların her bir köşesinde mü'minin bir hanımı bulunur ve onlar birbirlerini görmezler.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Mûsa (r.a.) babasından
Sayfa: 207 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
Hayra delalet eden onu yapan gibidir. Allah, naçar kalana yardım etmeyi sever.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 207 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
Dua kazayı karşılar. İyilik te rızkı artırır. Kul, isyanından dolayı rızkını kaybedebilir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Sevban (r.a.)
Sayfa: 207 / No: 10
Ramuz El-Ehadis
Dua ile Allah teala arasında perde vardır. Bunu ancak Hz. Muhammed (s.a.v) ve aline selat-ü selam kaldırır.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ali (r.a.)
Sayfa: 207 / No: 11
Ramuz El-Ehadis
Dua, Allah tealanın bir icra kuvvetidir. Kazayı karşılar. Kaza tam geldiği anda bile yetişir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Mûsa (r.a.)
Sayfa: 207 / No: 12
Ramuz El-Ehadis
Dua, inenden de inmiyenden de faydalıdır. (Yani dua nerede olsa yetişir ve iş görür) Öyle ise ey Allah'ın kulları! Duaya mülazemet edin.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 207 / No: 14
Ramuz El-Ehadis
Dua rahmetin anahtarıdır. Abdest namazın anahtarıdır. Namaz da Cennetin anahtarıdır.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 207 / No: 15
Ramuz El-Ehadis
Nuh (a.s.) Ramazan ve Kurban Bayramı günleri hariç, bütün sene oruç tuttu. Davut (a.s.) her aydan üç gün oruç tuttu. Diğer zamanını ister oruçlu geçirsin ister geçirmesin. (Böyle yapardı.)
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Amr (r.a.)
Sayfa: 307 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
Kadir gecesi sabahı güneş şuasız olarak doğar. Yükselinceye kadar sanki büyük bir tabak gibidir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ubey İbni Kaab (r.a.)
Sayfa: 307 / No: 2
Ramuz El-Ehadis
Akrabayı yoklamak malı çoğaltır, ailede muhabbeti artırır ve ömrü uzatır.
YanıtlaSilRavi: Hz. Amr İbni Sehl (r.a.)
Sayfa: 307 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
Allah'ın Nebilerine ve Resullerine selat-ü Selam getirin. Zira Allah Beni baas buyurduğu gibi onları da mürsel olarak göndermiştir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 307 / No: 13
Ramuz El-Ehadis
Beni andığınızda diğer Peygamberlere de selat-ü Selam getirin. Zira onlar da Benim baas olunduğum gibi Baas olunmuşlardır.
YanıtlaSilRavi: Hz. Vail İbni Hucur (r.a.)
Sayfa: 307 / No: 14
Ramuz El-Ehadis
Bir kimse nâçar kalmış birine yardım ederse, kendisine yetmiş üç mağfiret yazılır. Birisi dünya işlerinin hepsini ıslah eder, yetmiş ikisi ise kıyamet günü Allah yanında ona derece olur.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 407 / No: 2
Ramuz El-Ehadis
Bir kimse fakirlere ve ehli hacete kapısını kaparsa, Allah da onun fakirlik ve ihtiyacına gök kapısını kapar.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Meryem (r.a.)
Sayfa: 407 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
Bir kimse Cuma günü gusl ederse, Allah onu günahlarından çıkarır ve ona denir ki: "Ameline yeniden başla."
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 407 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
Bir kimsenin yanında din kardeşi gıybet edilir de, yardıma muktedirken ona yardım etmezse, Allah o kimseyi dünya ve ahirette hor eder.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 407 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
Bir kimse hacet ehlinin, fakirin ve miskinlerin üzerine kapısını kaparsa, Allah onun fakirliği, haceti, yoksulluğu ve meskeneti durumundaki şikayeti sırasında kendisine gök kapılarını kapatır.
YanıtlaSilRavi: Hz. Amr İbni Mürre (r.a.)
Sayfa: 407 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
Kim halka ilmi olmaksızın fetva verirse, yerin göğün melekleri ona lanet eder.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ali (r.a.)
Sayfa: 407 / No: 10
Ramuz El-Ehadis
Bir kimse müslüman olup ta müşriklerin yanında kalırsa ondan zimmet sakıt alır. (Kanı, malı taarruza uğrarsa müslüman devletten yardım isteyemez)
YanıtlaSilRavi: Hz. Cerir (r.a.)
Sayfa: 407 / No: 13
Ramuz El-Ehadis
Zaman yakınlaşır ve ilim kalkar, hasislik ortaya bırakılır, fitneler zahir olur ve herc çoğalır. Denildi ki: "Herc nedir Ya Resulallah?" Buyurdu ki, katildir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 507 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
Bir cemaat gelir, sünneti öldürürler ve dine "telbis"i, halisliğini bozacak şeyleri sokarlar. Allah'ın, lanet edicilerin, meleklerin ve bütün halkın laneti onların üzerine olsun.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 507 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
İnsanlar, düşük çocuktan şeyhi faniye kadar, otuz üç yaşındaki oğullar olarak, Adem (a.s.) yaradılışında ve Yusuf (r.a.) güzelliğinde, Eyyüb (a.s.) ahlakında sürmeli ve süslü olarak haşrolur (Ve öyle Cennete girerler.)
YanıtlaSilRavi: Hz. Mikdat İbni el Esved (r.a.)
Sayfa: 507 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
Deccal çıkar ve beraberinde bir nehir ve bir de ateş hendeği bulunur. Kim onun nehrine girerse, günahı sabit olur, ecrini ise kaybeder. Kim ki ateş hendeğine girerse, ecri sabit olur, günahı ise sükut eder. Bundan sonra, işte o kıyamet saatidir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Huzeyfe (r.a.)
Sayfa: 507 / No: 10
Ramuz El-Ehadis
Şarkta başı tıraşlı bir cemaat çıkar. Onlar Kur'an'ı okurlar, hançerlerini geçmez. Onları öldürenlere ve onlar tarafından öldürülenlere ne mutlu.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ömer (r.a.)
Sayfa: 507 / No: 11
Ramuz El-Ehadis
Ahir zamanda cahil reisler topluluğu çıkar. İnsanları fitneye düşürürler, hem dalâlete düşerler, hem de dalâlete düşürürler.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 507 / No: 12
Ramuz El-Ehadis
Türkiye, 15 Temmuz 2016 gecesi, ülke ve millet varlığımızı imha etmeyi amaçlayan derin emperyalist odakların işbirlikçi hainleri harekete geçirerek yaptıkları kanlı bir darbe girişimi ile sarsıldı. Tank- la, uçakla, helikopterle yapılan silahlı saldırıya 'darbe' dememiz, sadece genel adlandırma çerçevesinde kalmak içindir. Yoksa yapılan darbenin çok ötesinde doğrudan bir işgal girişimi, Haçlı zihniyeti ve taktiğiyle yapılmış düşmanca bir saldırıdır. Doğal olarak içinde her türlü yalanı, caniliği, hunharlığı, hainliği, ihaneti barındıran bu saldırı, sadece iktidarı değil, doğrudan milleti ve devleti yok etmeyi amaçlamıştır.
YanıtlaSilAhir zamanda cahil reisler topluluğu çıkar. İnsanları fitneye düşürürler, hem dalâlete düşerler, hem de dalâlete düşürürler.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 507 / No: 12
Ramuz El-Ehadis
BİR HADIS
YanıtlaSilBozguncu, cimri ve yaptığı iyiliği başa kakan kimse cennete giremez.r
BİR MARKAYI İZİNSİZ KULLANMAK, TİCARETİNİ YAPMAK CAİZ MİDİR?
Başkasının emeğini gasp anlamına gelecek her iş, tutum ve davranış, kul hakkı sorumluluğunu gerektirir. Bu sorumluluk ise, söz konusu hak sahibine iade edilmedikçe veya helallik alınmadıkça ortadan kalkmaz. İslam eme- ğe büyük önem verir, haksız kazanca karşı çıkar. Kur'an-ı Kerim'de, "Insan için ancak çalıştığı vardır." (Necm, 539 buyrulur. Hz. Peygamber de eme- ğin hakkının verilmesini değişik hadisleriyle ifade etmişlerdir. Bunlardan birinde. "Hiçbir kimse, elinin emeği ile kazandığını yemekten daha hayırlı bir kazanç yememiştir. Allah'ın Peygamberi Dâvûd da kendi elinin emeğini yerdi." (Buhart. Baya, 15 buyurmuşlardır. Bu itibarla, emek ve gayret sarf ederek toplum nezdinde itibar gören bir firmanın kendi markasının izinsiz olarak başkaları tarafından kullanılması kul hakkı ihlaline ve müşterilerinin al- datılmasına sebep olacağından dolayı İslam ahlakıyla bağdaşmamaktadır. Ayrıca bu yolla haksız kazanç sağlamak da dinen caiz değildir.
Eser
YanıtlaSil: GİZLİ DÜNYA DEVLETİ (Dünyayı Kimler Yönetiyor)
Tercümeye Esas Alınan Eser : DIE INSIDER (Baumelster Der "Neuen Welt-Ordnung")
Ana Kaynak Eserin Özgün Adı: NONE DARE CALL IT CONSPIRACY (Hiç Kimse Buna Entrika Diyemez)
Tercümeye Esas Alınan Eserin Yazarı
: Gary ALLEN
Almanca'dan Tercüme
: Hakkı YAVUZ - İbrahim AKÇA
Yayına Hazırlayan
: Bayram ALTAN (Araştırmacı - Yazar)
Dağıtım
Kapak Tasarımı
: Bayram ALTAN - Mustafa YAVUZ
: MİLLİ GAZETE
Yıl
: 1996
İÇİNDEKİLER
YanıtlaSilSUNUŞ.
A- İNSANLIK TARİHİ VE BUGÜNKÜ DÜNYANIN ANATOMİSİ B- HAK VE BATIL MÜCADELESİ..
I. HAK...
Hak Ne Demektir? Batıl Ne Demektir?. Bu Kainat Niçin Yaratıldı?.. İnsan Niçin Yaratıldı?. İnsan Bu Dünyada Neden İmtihan Ediliyor?. İnsan Dünyada Nasıl İmtihan Oluyor?. İnsanların İyiliği ve Saadeti Nasıl Gerçekleşir?. "İslam" Nedir? "Kur'an" Nedir?... Müslüman Olmak Demek Ne Demektir?.
II.BATIL..
Nefsine Esir Olup Şeytan'a Tabi Olarak Bütün İnsanlığı Hükümleri Altına Alıp Onları Sömürmek ve Köle Olarak Kullanmak için Çalışanlar. Kimdir Bunlar ve Nasıl Çalışıyorlar?..
Tevrat Nasıl Tahrif Edildi?.
Değiştirilmiş Tevrat'taki Çelişkiler.......
Değiştirilmiş Tevrat'ta Siyonizm ve Üstün Irk İnancı.
Değiştirilmiş Tevrat'ta Allah İnancı...
Değiştirilmiş Tevrat'ta Gayri Ahlâki Görüşler...
Tevrat'taki Tahrifler Nasıl Yapılmıştır?.
Hahamlar.
Kabbala..
Talmud..
Siyonistlerin İdealleri.
Kutsal (Vadedilmiş) Topraklar ve Dünya Krallığı.
Kin ve Nefret..
Vahşet..
Yakma.
Kan İçme..
Mikrop Harbi.
Sonuç...
3000 Yıllık Gelişme.
III. GDD (GİZLİ DÜNYA DEVLETİ).
YanıtlaSilGDD Dünyayı Nasıl Kontrol Ediyor... Dolar Üzerindeki Pramitin Her Bir Basamağı Ne Ifade Ediyor Üçgen İçindeki Göz
RT
Sanhedrin...
B'nai Birith.....
Bilderberg Grup..........
Önemli Alt Kuruluşlar..... ......
AB: Avrupa Birliği
CFR (Dış İlişkiler Konseyi)
CFR II. Dünya Savaşında Perde Arkasındaydı.... Siyonizmin Kontrolündeki Gizli Servis: CIA
Business Round Table
AIPAC (Amerikan-İsrail Halkla İlişkiler Komitesi)
Trilateral..........
Trilateral Amerikan Başkanlarını Masonik Idealler Doğrultusunda Seçmiştir
Amerikan Dış Politikasını da Trilateral Yönlendirir.
Sonuç...........
ABD Cumhurbaşkanlarını GDD Seçmektedir...
GDD DÜNYAYI NASIL YÖNETİYOR?.........
Dolar Milyarderlerinin Efsanevi Zenginlikleri.....
Rockefeller Efsanevi Servet Sahibidir ve Bütün Dünya
Ekonomisini Kontrol Etmektedir.
Gizli Dünya Devleti.......
Ülkelerin Merkez Bankaları ile Dünyayı Kontrol Ediyor ve
Sömürüyor...........
GDD'nin ABD Merkez Bankasını Kurmak İçin Yaptığı
Mücadele....
Yeşil Kağıt Dolar.
Ekonomik Krizler ve Borsa Dalgalanması..
Uluslararası Bankalar,
Uluslararası Sanayi Kuruluşları, Petrol Şirketleri,
Ticaret Şirketleri......
Harp Sanayi.............
Diğer Uluslararası Mekanizmalar.
Merkez Bankaları Vasıtasıyla Devlet Hazinesine Alınan
Borçların Faizleri......
Dolar Yeşil Kağıt, Tahviller=Sarı Kağıt,
Rezevler Beyaz Kağıt.........
Ekonomik Krizler ve Borsa Dalgalanmaları....
Uluslararası Bankalar....
Uluslararası Dev Sanayi Kuruluşları, Petrol ve
Ticaret Şirketleri...........
L
Harp Sanayi.......... Diğer Uluslararası Mekanizmalar....... GİZLİ DÜNYA DEVLETİNİN GENEL ŞEMASI..
YanıtlaSilŞER MAKSADI İÇİN DÜZEN KURANLAR.
GİRİŞ.
BİRİNCİ BÖLÜM POLITAKADA HİÇBİR ŞEY TESADÜFİ DEĞİLDİR.
İKİNCİ BÖLÜM SÜPER ZENGİNLERİ İKTİDARA GÖTÜREN EMİN YOL: SOSYALİZM!...
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM DÖVİZ KRİZLERİ ZENGİNLERİ DAHA DA ZENGİN EDİYOR....
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM EZİLMİŞ KİTLELER MASALI..
BEŞİNCİ BÖLÜM GÖRÜNÜRDE DEĞİŞİKLİĞİN FAZLA OLMASI, ASLINDA AZ OLDUĞUNU GÖSTERİR.
ALTINCI BÖLÜM MOSKOVA'YA KALKINMA YARDIMI; KARLI BİR İŞ!..
YEDİNCİ BÖLÜM 1984 BAŞLADI MI?.
SON SÖZ.
MASONLUK
YanıtlaSilVE KAPİTALİZM
İÇİNDEKİLER
YanıtlaSilYANIN FRA SEPESININ TEMELI
Shenam ve Osade Thais
Texet ve Oreal SATA
DIN DEVLEN ISRAL
Cassettes Yapraklar ve Danya Krelliğ
Taxpatta Nin ve Netrel
Nath me
WOBA WINLY AN
SİYONIZMIN EMIR-KOMUTA ZİNCİRİ......
Üç Kabballist ve Sanhedrin
Sikoterg
Beyazh ar Og Masonluk
Masentuk Yaho
Senkollete Yahedilik ve Masonluk Bağlantısı
Masentuna Derece Satem Maseniluk ve Di
Mason Mabe
Prolacy ve Lions Nokliplern
IV. SİYONİZMİN SİLANLARI
loki ve Uyuşturvie
Avrupa Topluluğa
Anarşi ve Terd
Yahudi Felselecter
V. DÜNYA'DA SİYONIZM
İÇİNDEKİLER
YanıtlaSilYAHUDİ FELSEFESİNİN TEMELİ
Değiştirilmiş Tevrat..........
Değiştirilmiş Tevrat'ın Yazarları: Hahamlar.
Slyonizm ve Üstün Irk İnancı.
Tevrat'ta Allah İnancı..
Tevrat ve Cinsel Sapıklık.
Talmud.
II. DIN DEVLETİ İSRAİL..
İsrail'de Yaşam...
İsrail'de Eğitim
Israll Ordusu
Vaadedilmiş Topraklar ve Dünya Krallığı.
Tevrat'ta Kin ve Nefret.
Tevrat'ın Emrettiği Vahşet
Israil Vahşeti.
Yakma
Kan İçme..
Kara Ölüm: Veba...
Kur'an'da Yahudiler...
III. SİYONİZMİN EMİR-KOMUTA ZİNCİRİ
Üç Kabbalist ve Sanhedrin.
B'nai B'rith
Bilderberg
Masonluk
İkiyüzlü Bir Örgüt: Masonluk Masonluk Yahudilik İlişkisi.
Sembolizm
Sembollerle Yahudilik ve Masonluk Bağlantısı.
Masonlukta Derece Sistemi
Masonluk ve Din....
Mason Mabedi..
Rotary ve Lions Kulüpleri
IV. SİYONİZMİN SİLAHLARI
Basın...
İçki ve Uyuşturucu
Avrupa Topluluğu
Komünizm.
Anarşi ve Terör
Yahudi Felsefeciler.
V. DÜNYA'DA SİYONİZM
İkinci İsrall: ABD......
1.
Bol Figüranlı Ortadoğu Senaryosu.
YanıtlaSilArap-Israil Savaşları........
Camp David Antlaşması. Iran-Irak Savaşı, Kardeş Kavgaları..... Yahudi Petrol Şirketleri: Siyon'un Kızları Körfez'de Savaş Oyunu Mason Saddam Hüseyin. Cezayir'de Masonik Darbe Ortadoğu'da Son Durum
VI. TÜRKİYE'DE SİYONİZM
Ahlak Dejenerasyonu.... Anarşı, Terör ve Bölücülük.. İçkı ve Uyuşturucu Türk Ekonomisinde Yahudiler.... 1989 Mason Kurultayı ve Türkiye Masonların Değişmez Yöntemi: Komplo Çetin Yıldırımakın Adında Bir Mason 500. Yıl Vakfı Masonluk- 500. Yıl Vakfı İşbirliği. B'nal B'rith'in Türkiye Organizatörű: Tura Turizm Sayısız Genelevin Sahibi: Matild Manukyan. Tura Turizm'in Sahibi: Çetin Saraç. Güneydoğu'da Tehlike Çanları..... MOSSAD'ın Paravan Turizm Şirketleri Yahudi Dönmeleri. Hak Dini Dejenere Etme Çabaları.. Sahte Peygamber Sapkın Tarikat... Yahudi Morgenthau'nun Yalanı: "Ermeni Katliamı" Yahudiler ve Ermenistan
VII. TARİHTEKİ GERÇEKLER
Hitler: "Beni Yahudiler Finanse Ettl"
Gamalı Haç, NAZİ ve SS Yahudi Sembolleridir..
Mussolini: "Ben Bir Siyonistim"
Savaşın Gerçek Suçluları
Atom Bombası
Kennedy Sulkastı
VIII. EVRİM ÇÖKTÜ
IX. YAHUDİ VE MASONLARIN ORTAK SIRRI: KABBALİZM
X. TEVRAT, KUR'AN VE GERÇEK DİN.
Kur'an ve Bilim
Kur'an'da Müminler.
Müminlerin Başlarına Gelen Zorluklar..
XI. MASON LİSTELERİ.
YAHUDİLİK ve MASONLUK
YanıtlaSilÖNSÖZ
YanıtlaSilHakkında 60 binden fazla kitap yazılmış olmasına rağmen masonluğun orta ya çıkışı, hedefleri ve hayatımızdaki rolü toplumumuz tarafındariyeteri kadar an- laşılmış değildir.
Beynelmilel bir kuruluş olan masonluğun (kitabın ileriki bölümlerinde detaylı olarak ispatının yapıldığı gibi) yahudilikle çok yakın alakası vardır. Bu sebeble muharref Tevrat inananlarının gayelerini, hedeflerini, dünyaya bakış açılarını an latmadan masonluğun tarifini yapmak çok güç olmaktadır.
Yahudiler hakkında ise bilinenler, yalnızca bir kaç roman veya filmin konu- suyla sınırlıdır. Bunların da çoğunun yazar veya yönetmeni yahudi olduğundan, topluma bu kaynaklardan aktanılan bilgiler sıhhatli olmamaktadır.
Bu gibi sebeplerder hareketle, kitapta birinci bölüm resimli olarak, anaoku- lundaki çocuktan devlet erkânına kadar İsrail halkının ve diğer devletlerde ki yahudilerin, dinlerine bağlılıklarının tanıtılmasına ayrılmıştır. İkinci bölüm ise ma- sonluk ve bunun yahudilikle alakasını ortaya koymaktadır. Aynca, masonlann kabul ettirmeye çalıştıkları evrim teorisi, dinlerin dejenerasyonu gibi mühim me
YAHUDĪLİK ve MASONLUK seleler (okurların dımağında bir şüphe uyandırmaması maksadıyla) son bölüm- de ele alınmıştır. Görünüşte, bu son iki kısım birbirinden ayrı konular gibi gö zukse de, evrim teorisi gibi modern çağın bilimsel gerçekleriyle bağdaşmayan iddialar, masonik esasların geniş halk kitleleri tartından benimsenmesinde şim- diye kadar maalesef çok etkili olmuştur. Ümid ederiz ki, bu mevzuda ki gerçek- lerin ortaya çıkması, masonların cemiyet üzerindeki etkisini tesirsız hale getire
YanıtlaSilcektir.
Bu araştırma sadece belgelere dayanarak hazırlanmış, zayıf kaynaklar nazar-ı dikkate alınmamıştır. Kitapta, yahudilik meselesine ırkçı bir düşünceyle yaklaşıl mamasına rağmen, muharref Tevrat'tan kaynaklanan ırkçı siyonist ideolojinin bü tün açıklığıyla gözler önüne serilmesinden de kaçınılmamıştır. Nasıl ki, Panhele- nistik fikirlerden tüm Yunan halkı sorumlu tutulamazsa, aynı şekilde barışçı bir tuturn içinde olan Musevi cemaatler de Sionizmi benimsemekle suçlanamaz. Aynı hususu masonluk içinde söyleyebiliriz. Basit menfaatler için masonluğa üye olanlara gerçek mason gözü ile bakmak hatalıdır. Nitekim, ilk derecelerde- ki bu masonlar "çırak" adını almakla, üstad masonlar tarafından "yontulmaya hazır ham taş olarak değerlendirilmektedir. Bu ilk masonik dereceler, aralann- dan "yapıcı faaliyet gösterebilecek kapasitede olanların seçilmesi için uygun
bir zemin teşkil etmekte, aynı zamanda masonluğun gerçek yüzüyle tanınması-
na, paravan vazifesi görecek şahısları bünyesinde tutmaktadır.
Okuyucunun, yukarıda ki izahlar kapsamına giren şahısları ölçü alarak, ma- sonluk meselesine dar bir açıyla bakması halinde, bu konuyu yeterince anlaya- mayacağını ifade etmek isteriz. Bu eserin hayatımızda önemli yeri olan gerçek- lerin kavranmasında bir bilgi ve düşünce aracı olmasını dilemekteyiz.
Bilim Araştırma Grubu
İstanbul
YAHUDILIK ve
YATENTE
Zele
23.12.1986
ÖNSÖZ
YanıtlaSilMasonluk, bugün dünya üzerinde çok büyük etki ve yönlendirmeye sahip olan gizli bir örgüttür. Binlerce yıldır fiilen var olmakla birlikte, resmi olarak kurul duğu 1717 yılından bu yana Avrupa vrupa ve dünya tarihinde büyük etki yaratmıştır. Avrupa Bünyesi içine aldığı devlet adamları, politikacılar, düşünürler, sanatçılar, yazarlar, Masonluğa, içinde bulunduğu ülkenin siyasetini ve toplum yapısını kendi ideolojisi- ne uygun olarak yönlendirme imkanı vermişlerdir.
Bu güç ve etkiyi Masonlar, dışarıya karşı sürekli olarak inkar ederler. Masonlu- ğun yalnızca bir hayır kurumu, arkadaş kulübü olduğunu söylerler. Fakat gelişen olaylar ve Masonların kendi kaynakları incelendiğinde, yakın geçmişte ve günü- müzde Masonluğun dünya üzerindeki faaliyetlerinin ne denli geniş çaplı ve güçlü olduğu görülmektedir. Sayısız ihtilalin, ideolojinin, ekonomik ve sosyal doktrinlerin
ve bunların uygulamasının ardında Masonluk vardır. Kapitalizm ise, bugün dünyanın tamamına hakim olan sistemdir. "Kapita- lizm"den kastedilen, kelimenin ekonomik terim olarak taşıdığı anlamın ötesinde, günümüzde dünyanın geneline hakim olan, maddeye dayalı sosyal, ahlaki ve felse- fi sistemdir.
Kapitalizm, tamamen materyalist bir düşüncedir. Kapitalist düşünce insana de- ğil maddeye değer verir, hayatın amacının diğer insanlarla mücadele olduğunu sa- vunur.
Bu düşünce sisteminin dünyaya getirdiği sonuç dinsiz, inançsız, yalnızca kendi isteklerini tatmin etmek için yaşayan, cahil, egoist, insan sevgisinden uzak, derin ve geniş düşünemeyen toplumlar olmuştur. Dünya üzerinde sürmekte olan savaş- ların, çatışmaların, ahlak dejenerasyonunun temelinde bu ideoloji yatmaktadır. Her bireyin diğerini ezerek yükselme çabasında olduğu bir toplumda, huzur, sevgi ve barışın oluşması mümkün değildir.
Masonluk felsefesi ile kapitalizm karşılaştırıldığında aralarında bü- yük bir benzerlik olduğu görülür. Kapitalist teorinin temeli olan materyalist düşünce ve evrim teorisi, masonlar tarafından a kabul edilmektedir:
aynen "Masonluk maddeciler gibi Darwin kurgusunu kanun benimsemiş- tir." (Gerçek Yüzüyle Masonluk, sf. 97, Üstad Mason Enver Egeran)
Kapitalist düşüncenin dünyaya getirdiği
en büyük sonuç, din ve
ahlak kavramı-
nın yok edilmesi ve tamamen dejenere olmuş toplumlar meydana gelmesidir.
Bu-
tün dini ve ahlaki sınırlamaları çiğneyen ve yalnızca insan isteklerinin tatminine
dayanan kapitalist ideoloji, Masonlar tarafından aynen desteklenmektedir. "Özgürlüğün engelleri şu birkaç sözcükte saklıdır: günah, ayıp, ya- zık, haram" (Mason Dergisi, sayı 28, sf. 10)
Bu kitabın bütününde, Masonluğun, kapitalist ve maddeci görüşün yayılması konusunda gösterdiği çaba incelenmiştir. Cinsel sapıklıktan, uyuşturucuya kadar her türlü dejenerasyon malzemesinin Masonlar tarafından nasıl teşvik edildiği ve nasıl yaygınlaştırıldığı anlatılmıştır.
Bu tablo bizlere Masonluğun, kapitalist ahlakın adeta bir örgütü, partisi, kuru- mu olduğunu göstemektedir. Kapitalist ahlak numundadır. ve ideoloji ise Masonluğun dini ko-
Bu iki gücün, yani Masonluk ve kapitalizmin arasındaki bağlantı biz-
leri ikisinin de aynı kaynaktan geldiği sonucuna ulaştırmaktır.
Masonluğun kaynağı araştırıldığında, bu teşkilatın Yahudi çıkar ve menfaatleri- ni korumak için kurulan bir maşa örgüt olduğu görülür. Aşağıda, Mason ritüelle- rinden alınmış olan ifadeler, bu gerçeği açıkça gözler önüne sermektedir:
İsrailoğulları esarettedir. Biz onların kurtulmaları maksadını takip ediyoruz. Lakin kardeşlerimiz bizim bu projemizi anlamayacakkin ediyabikini engelleyeceklerdir...Kardeşlerim nizam vaziyeti alalım, Yar hudi diyarının kurtarıcısını selamlayalım." (15. Derece Çalışma Rehber st.9-33)
YanıtlaSiladiliğin, bu sistemin doğmasında, Kapitalist ahlak yapısı incelendiğinde Yahudiliğin, lişmesinde ve yayılmasında dünya çapında rol oynadığı görülür. Materyalist lege lişme skuruculan Yahudi düşünürleridir. Yahudi kontrolündeki iletişim araçları ile telkin ve propagandası yapılan bu sistem yine aynı gücün kontrolündeki sektörler telkin teklenin Bunlar arasında içki ve uyuşturucu sektörü, dinsizlik, fuhuş ve por
nografi gibi kapitalist ahlakın temel unsurlarını sayabiliriz. Bu nedenle bu iki güçün, Masonluk ve kapitalizmin, arkasında tek bir güç vardır: YAHUDİLİK.
gulayısıyla kitabımızda, Yahudiliğin ve Yahudi ırkçılığı olan Siyonizm'in dün- ya üzerindeki planlan ve faaliyetleri de yer almıştır. Masonluğu ve kapitalist ahlakı ba silah olarak kullanan Siyonizmin amacı, Yahudilerin kutsal kitabı olan De- ğiştirilmiş Tevraťta şöyle açıklanmıştır:
Bak İsrail, bugün milletler tler üzerine ve ülkeler üzerine kökünden sökmek ve yıkmak için, helak etmek ve yoketmek için seni koydum." (Yeremya Bölümü, 1/10)
Hahamlar tarafından değiştirilen Tevrat'ın içerdiği bu felsefe, dünyada sürmek- te olan karışıklığın ve huzursuzluğun temelini oluşturmaktadır.
Ayrıca bu kitapta tamamen tarafsız ve objektif verilere dayanarak Siyonist ideoloji ve dünya üzerindeki gücü anlatılmıştır. Hiçbir spekülasyona meydan ver- memek için Yahudi ve Masonların kendi kaynakları kullanılmıştır. Tevrat ayetlerin- de ya da Masonların kendi üyelerine has olarak çıkardıkları Mason Dergisi, Mi- mar Sinan Dergisi, Şakül Gibi, Türk Mason Dergisi, Büyük Şark gibi ya- yınlardan yapılan alıntılarda hiçbir değişiklik yapılmamıştır.
Şimdiye dek alışılmış ölçülerden oldukça farklı olan bu kitap, son derece geniş bir araştırmanın ürünüdür. Sayısız yerli ve yabancı kaynaktan derlenmiş olan tarihi
belge ve yorumların yanı sıra, en kaliteli görüntülerin elde edildiği, ileri teknolojik sistemlerle gerçekleştirilen enfrarujlu gizli video kamera çe- kimlerini, son derece net stereo ses kayıtlarını, uzun süreli takip ve operas-
yonları da içermektedir. Bu kitapta, Masonluk ve, Yahudiliğin çarpık felsefesi ve eylemleriyle sürekli fikir
mücadelesi içinde olan BİLİM ARAŞTIRMA VAKFIhı etkisiz kılma çabasındaki Masonik bazı kurum ve kuruluşların gerçek yüzleri de ortaya konmuştur. Bazı res- mi makamları ve Emniyet görevlilerini sahte ihbarlarla yanıltarak B.A.V.'ın faali- yetlerini gayri ru göstermeye, kamuoyunda yanlış meşru ve olumsuz bir izlenim ya- ratmaya çalışan kuruluşların, bunlarla bağlantılı çalışan şahısların gerçek kişilikleri ve gayri meşru eylemleri de gün ışığına çıkartılmıştır.
Bu tür Siyonist ve Masonik çevrelerin öncekilere oranla daha gelişmiş, daha kapsamlı ve daha titiz planlanmış bir komplo hazırlığı içinde bulunduklarını öğren- miş bulunmaktayız. Bu tür girişimlerde bulunacak kimselerin ya da çevrelerin, ne derece ustaca olursa olsun, hazırladıkları tuzakların bozulup kendilerine hukuki yollardan gerekli cevabın verileceğini burada belirtmek isteriz. Allah, inananlara karşı düzenlenen hile ve tuzakların boşa çıkacağını Kuran'ın pek çok yerinde be- lirtmiştir:
"Kafirlerin hileli düzeni boşa çıkmakta olandan başkası değildir." (Mümin Suresi, Ayet 25)
"Gerçek şu ki, onlar hileli-düzenler kurdular. Oysa onların düzenle- ri, dağları yerlerinden oynatacak da olsa, Allah katında onlara hazır- lanmış düzen (kötü bir karşılık) vardır." (İbrahim Suresi, Ayet 46)
Hani o küfre sapanlar, seni tutuklamak ya da öldürmek veya sür- gün etmek amacıyla, tuzak kuruyorlardı. Onlar bu tuzağı tasarlıyorlar- ken, Allah da bir düzen (bir karşılık) kuruyordu. Allah, düzen kurucula- rın (tuzaklarına karşılık verenlerin) hayırlısıdır." (Enfal Suresi, Ayet 30)
Bir yandan topluma kendilerini namus bekçisi olarak göstermeye çalışırken, di ger yandan namuslu, dürüst, dindar insanlan komplo, iftira gibi yöntemlerle kara lamaya çalışan benzeri kuruluşlann, çevrelerin ve kişilerin rezaletlerini, sahtekar lıklarını bundan böyle de halkımıza tanıtmaya devam edeceğiz.
YanıtlaSilBunlarla ilgili yaptığımız uzun süreli takip ve araştırmalar sonucu elde ettiğimiz bilgilerin, görüntülerin, bant deşifrelerinin bu kitapta yalnızca bir bölümünü yayın ladık. Geri kalan kısmını ise yakında basılacak olan "Masonluk ve Sırları" isimli kitabımızda okuyucularımızın bilgilerine sunacağız. Ayrıca Amerika'da Master ya pan 21 arkadaşımızın 8 aydan beri Amerika'daki Siyonist ve Masonik faaliyetler hakkında yaptıkları araştırmalan "Amerika'da Siyonizm ve Masonluk" adlı ki tapta yayınlayacağız.
Gözden kaçırılmaması gereken önemli bir nokta da, yapılan eleştirilerin Ma- sonluğun ya da Yahudiliğin felsefesine yönelik olduğudur. Eleştirilen, bu iki gücün düşünce yapısı ve eylemleridir. Hiçbir şahıs hedef alınmamıştır. Bazı kişi ve kuru- luşlanın üzerinde özellikle durulmuş olmasının nedeni, onların şahsında eylem ve felsefelerini eleştirmek, benzeri yanlışların başkalan tarafından da tekrar edilmesini engellemektir.
Insanı değerli ya da tehlikeli yapan şey, sahip olduğu düşüncedir. Çevresi ve mensup olduğu ırkı yüzünden kimse suçlanamaz. Bu nedenle Yahudi olup da Si yonist hedefleri benimsemeyen, sokaktaki masum vatandaşlar ya da Masonların içyüzünü bilmeden bu tarikata katılmış olanlar, bu eleştirilerin dışındadır. Amacı mız Yahudi ya da Mason düşmanlığı yapmak değil, bu iki gücün insanlığa verdiği zararlan belgelemek ve elbette onlann da gerçekleri görerek Siyonist ideolojiden
ve sapkın inançlardan kurtulmalarını sağlamaktır. glamakthr Kur'an, Değiştirilmiş Tevrat gibi "milletleri helak etmeyi" değil, kötülükle mü cadele etmeyi, insanlara iyiliği ve doğruluğu göstermeyi emreder. Bu prensip doğ rultusunda, Siyonizm ve Masonluğun çarpık felsefesine ve uyguladıkları zulme kar
şı her şeyi göze alarak başlattığımız mücadeleyi sürdüreceğiz. Bu demokratik ve bilimsel fikir mücadelesinde, Kuran'ın gösterdiği "ölürsek şehit, kalırsak gaziyiz" düsturu bizler için gerekli ve yeterli teminatı sağlamakta- dır.
De ki: "Siz bizim için iki güzellikten (şehitlik veya zaferden) birinin dışında başkasını mı beklemektesiniz? Oysa biz de, Allah'ın ya kendi katından eya bizim elimizle bir size azap dokunduracağını beklemek- teyiz. Öyleyse siz bekleyedurun, kuşkusuz biz de sizlerle bekleyenle- riz."(Tövbe Suresi, Ayet 52)
Karşımızdakilerin bizleri etkisiz hale getirebilmek için her türlü baskı, zulüm, hi- le ve düzeni deneyeceklerini biliyoruz. Ancak hiç bir tuzak bizleri caydırmada etkili olamayacaktır. Zira inananlara karşı hazırlanan tuzakların akıbeti Kur'an'da açık- ça bildirilmiştir:
"Onlar, hileli bir düzen kurdu, biz de (onların hilesine karşı) onların farkında olmadığı bir düzen kurduk. Artık sen, onların kurdukları hileli düzenin uğradığı sona bir bak." (Neml Suresi, Ayet 50-51)
Şu gerçek gayet iyi bilinmelidir ki, Yahudilerin, Masonların, müşrik ve münafıkların tüm oyunlarına rağmen sonunda hak galip gelecek, bir din din büyüğu- büy müzün ifadesiyle "Şu inkılabat-ı azime içinde, istikbalde en yüksek ve gür seda İslam'ın sedası olacaktır." sedasi
"Allah içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara vaad etmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl güç ve iktidar sahibi kıldıysa, onları da yeryüzünde "güç ve iktidar sahibi kılacak, kendileri İçin seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar yalnızca bana ibadet ederler Ayet 55) ve bana hiç bir şeyi ortak koşmazlar..." (Nur Suresi,
SUNUŞ
YanıtlaSilİNSANLIK TARİHİ VE BUGÜNKÜ DÜNYA HAK VE BATIL MÜCADELESİ
BUGÜNKÜ DÜNYANIN ANATOMİSİ
2. Cihan harbinden sonra BM. Dünya Bankası, IMF kuruldu. • Kuvvet zoruyla Filistin'e bir huzur, barış ve saadete kavuşacaktı. "İsrail" yerleştirildi. Sözde insanlık
Halbuki ne oldu?
1989'da komünizmin iflası ve Sovyetlerin dağılmasına kadar soğuk harp devam etti.
Dünya'da Ekonomik bakımdan; fakir ülkeler daha fakir, zengin ülkeler daha zengin oldu. Gerek ülkeler arasında, gerekse ülkelerin içinde gelir dağılımları gittikce bozuldu. Açların, işsizlerin sayısı gittikçe arttı. Milyonlarca insan enflasyon ve pahalılıktan dolayı her geçen gün artan geçim sıkıntısı ile ızdırap çekti.
Siyasi bakımdan Filistin, Keşmir, Kore, Vietnam başta olmak üzere sürekli harpler ve silahlı çatışmalar devam etti.
İnsanlığın üzerine bir kabus gibi çöken bu devir esnasında Batılılar hep: "Biz insanlığa saadet getireceğiz ama ne yazık ki bir komünizm var, Sovyetler var, soğuk harp var, bundan dolayı hizmetimizi yapamıyoruz" dediler, dediler, durdular. Nihayet 1989'da komünizm iflas etti ve Sovyetler dağıldı. O günden bu güne kadar altı yıl geçti.
Bu son dönemde bir yandan ekonomik alanda geri kalmış ülkelerin dış borçları ve bunun için ödedikleri faizler korkunç seviyelere ulaştı. Diğer yandan başta müslüman körfez ülkeleri olmak üzere harpler dolayısıyla bir çok ülkenin ekonomileri büsbütün bozuldu.
Siyasi alanda ise, yeryüzüne barış geleceğine tam tersine sıcak çatışmalar gittikce arttı ve yeryüzünün her yanına yayıldı.
İran-Irak savaşı çıkartıldı, Körfez savaşı körüklendi, Somali'de yerli halkı ezmek için Somali işgal edildi. Bosna, Çeçenistan ve Azerbaycan'da tarihin görmediği katliamlar yapıldı ve birçok müslüman ülkeye haksız
BUGÜNKÜ DÜNYANIN ANATOMISI
YanıtlaSilambargolar konuldu. Adım adım bütün Dünya sömürüldü ve köle haline getirildi. Itaat etmeye mecbur hâle getirildi. Böylece "Yeni Dünya Düzeni" adı altındaki tek kutuplu bir tahakküm ve sömürü düzeni gerçekleştirilmeye çalışıldı.
İşte olaylar bütün açıklığıyla gözler önünde cereyan ediyor. Ve insanlığa bir türlü barış, huzur, saadet gelmiyor.!!!
NİÇİN ?
Bunun gerçek sebebini anlayabilmek için, yeryüzünde olayların tesadüfen cereyan etmediğini idrak etmek gerekir. Yeryüzünde yaşayan bütün insanlık üzerinde kendi hakimiyetini kurmak, bütün insanları köle yapmak ve kendine tâbi kılmak ve sömürmek isteyen bir gücün varlığını görmek gerekir. Bu gücün gayelerini, metodlarını, nasıl çalıştığını, bütün Dünya'yı nasıl avucunun içine almak istediğini ve bunun için asırlardan beri gelişerek bugün artık nasıl organize bir güç haline geldiğini bilmek gerekir. Bu gücün asırlardan beri olayları kendi gayeleri doğrultusunda plânlayan ve bu plânları uygulayan bir güç olduğunu idrak etmek gerekir.
Bunları görebilmek için de "Bugünkü Dünya'nın Anatomisi" ni tanımak gerekir. Bundan kasıt şudur:
Malum olduğu üzere, insanların hastalıklarını teşhis ve tedavi edebilmek için doktor olmak gerekir. Doktor olabilmek için de öğrenilmesi gereken ilimlerin başında ANATOMİ yani insanın vucut yapısı ilmi gelmektedir.
İnsan vucudu dışardan bakıldığı zaman bir deri ile kaplanmıştır. Ancak, bu deriyi kaldırıp altına baktığımız zaman, kemik, adele, damar, sinir sistemi başta olmak üzere vücudun içinde bir çok organların çeşitli sistem- lerin, çeşitli fonksiyonların cereyan ettiğini görürüz. Alttaki bu yapıyı bilmeden ne teşhis, ne de tedavi olur.
Tıpkı bunun gibi, bugünkü dünya olaylarının doğru bir teşhisini ve buna dayanarak da doğru bir tedavisini yapabilmek için, aynı şekilde "Bugünkü Dünya'nın Anatomisi" ni bilmekte çok büyük hatta kaçınılmaz bir zorunluluk vardır.
Bugün yeryüzünde herhangi bir kimsenin bir yerden bir yere gidebil- mek için alacağı uçak bileti IATA'nın kontrolundadır. Ve bilet ücretinin takriben % 9'unu IATA'ya vermesi gerekmektedir. Yoksa bir yerden bir yere gidilemez. Uçağın herhangi bir havaalanına inmesi dahi mümkün olamaz. IATA ise her ne kadar zahiren uluslararası bir kuruluş gibi görünse de, genellikle bütün uluslararası kuruluşlarda olduğu gibi, dünyayı kontrol eden GDD (Gizli Dünya Devleti)'nin kontrolundadır ve bu (IATA payı) sonunda GDD'ye gider.
BUGÜNKÜ DÜNYANIN ANATOMİSİ
YanıtlaSilIX
Ve yine bugün bir kimse dünyanın bir yerinden diğer bir yerine bir para göndermek isterse bu paranın oraya gidebilmesi için önce ABD'de Amerikan Expres Bank veya Chase Manhatten Bank veya herhangi bir benzer banka üzerinden gitmesi mecburiyeti vardır. Bu bankalar ise GDD'nin bankalarıdır. Her gönderilen paranın % 1 - 5'i arasında komisyon alınır. Bu komisyon da sonuda GDD'ye gider. Böylece GDD'ye böyle bir pay ödenmeden bugün dünyanın bir yerinden diğer bir yerine para göndermek bile mümkün değildir.
Bir geminin denizlerde sefere çıkabilmesi için, önce seyrusefere salih olduğunu belgeleyebilmesi lazımdır. Bunun içinde LYOD'dan belge almak mecburiyetindedir. Halbuki LYOD'da GDD'nin kontrolu altındaki bir kuruluştur.
Devletler borç para almak istedikleri zaman Dünya Bankası ve IMF'ye başvurmak mecburiyetinde kalmaktadırlar. Bunlar ise GDD'nin elindeki büyük paraların devlet garantisi altında faizle geliştirilmesi için GDD tarafından kurulmuş, dünya ekonomisini kontrol eden kuruluşlardır.
Dünyadaki bütün büyük krediler ve müesseseler ve ülkelerin kredi almabilme kabiliyetlerini test eden not veren kuruluşlar da GDD'nin konturolü altındadır.
Bu olayları böyle bir bir hatta saatlerce saymak mümkündür. Spordan tiyatroya, sanattan üniversitelere, sanayiden ticarete, hukuktan istihbarat teşkilatlarına kadar pek çok şey, GDD'nin kontrolü altındadır.
İşte dünya olaylarını kavrayabilmek için önce "Bugünkü Dünya Anatomisi" ni bilmek, bunun için herşeyin önünde gelmektedir.
Bununla birlikte ayrıca dünya bugünkü hale başlangıçtan beri asırlar boyunca hangi değişikliklerle nasıl geldi, neden geldi, bütün bunların çok açık bir şekilde bilinmesinde zaruret vardır.
Bunun için meseleye temelinden bir bakış yapmak herşeyden daha mühimdir.
EKLER
YanıtlaSilBÖLÜMLERİN DİPNOTLARI...
BİBLİYOGRAFYA...
ALFABETIK INDEX.
"BILDERBERG GRUBUNUN ÜYELERİ....
CFR "DIŞ İLİŞKİLER KONSEYİ"NİN ÜYELERİ.
SEMBOLLER..
MÜRŞİTLER AYDINLATICILAR (1776-1876).
MÜRŞİTLER AYDINLATICILAR (1876-1986)..
GÖRÜNMEYEN KNOW-HOW A.G.
R.BUCKMINSTER FULLER.
YENİ DÜNYA DÜZENİ.
ŞEYTANIN YEDİ HAMLESİ.
SÜPER ZENGİNLER İÇİN BİR POLİT BÜRO MU?.
CFR "DIŞ İLİŞKİLER KONSEYİ"NE BAĞLI ORGANİZASYONLAR.
ALMAN DIŞ POLİTİKA KURUMU (BONN-1981)...
ALMAN DIŞ POLİTİKA KURUMU (1992)......
"ROCKEFELLER"İN ÜÇ AYAKLI KOMİSYONU...
DOLAR MİLYARDERLERİNİN EFSANEVİ ZENGİNLİKLERİ.
BILDERBERG TOPLANTISININ ÇEŞİTLİ ÜLKELERDEKİ TEMSİLCİLERİ. DIE INSIDER (GİZLİ DÜNYA DEVLETİ 2. CİLT KİTAP TANITIMI)..
İKTİBASLAR
SEMBOLIZM.
SİYONİZMİN (MASONLUĞUN) EMİR-KOMUTA ZİNCİRİ.
ÜÇ KABBALİST VE SAHNEDRİN.
SİYONİZMİN ΒΕΥΝΙ: Β΄ΝAI BRITH..
TEVRAT VE CİNSEL SAPIKLIK.
BILDERBERG.
CFR ÜYELERİ..
CIA...
MASONLUKTA YÜKSEK DERECELER.
MASONLUĞUN 33 DERECESİNİN ADLARI.
İKİNCİ İSRAİL: AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ. AMERİKA'NIN İÇ YÜZÜNÜ AÇIKLAYAN ESERLER...
AMERIKA POLİTİKASINI YÖNLENDİREN YAHUDI ORGANİZASYONLAR.
ABD EKONOMİSİNDE YAHUDİLER..
AMERİKA'DA EĞİTİM VE YAHUDİLER.
ABD BAŞKANLARI..
BUSINESS ROUND TABLE.
NATO.
DÜNYA SİLAH SANAYİ GDD KONTROLÜNDE.
TRILATERAL....
RUS İHTİLALI...
MASONİK SÖZLÜK.
300'e yakın Batılı İlim Adamı'nın yapmış olduğu dünya çapındaki çok geniş ve ciddi araştırma-
YanıtlaSilları sonucu kaleme aldıkları rapor, makale ve eserlerinden yararlanarak, hazırlamış olduğumuz bu eser, yeryüzünde yaşayan altı milyarı aşkın insanı yakından ilgilendiriyor. Çünkü bu eser; Korkunç bir kâbus gibi insanlığı kıskıvrak yakalamakta olan büyük bir tehlikeyi haber veriyor.
• Zulüm ve sömürü düzeni ile insanların kanını emen gizli bir teşkilatı gün yüzüne çıkarıyor. • Gözlerini madde hırsı bürümüş olan bir avuç insan tarafından kurulan ve ülkeleri tahakkümü al- tına almaya çalışan "Gizli Dünya Devleti'nin" korkunç planlarını ortaya koyuyor.
• Ülkelerin iktisadi, askerî ve siyasî açıdan çöküşlerine sebep olmaktan büyük zevk alan sinsi dü- şünceli insanların; beyinlerini yıkayarak yeryüzüne dağıttıkları ve faaliyetlerini yakın takibe aldık- ları temsilcilerinin isim ve ünvanlarını açıklıyor.
• Dünya hakimiyetini tesis etmeye çalışan bu güçlerin, iğrenç emellerini, gerçekleştirirken şeyta- na bile taş çıkartacak şekilde nasıl planlı ve örgün çalıştığını belgeleriyle açıklıyor.
• Korkunç planlarını uygularken, perde arkasından sahnedeki oyuncuyu yönlendiren süflör misa- li bazı devlet adamlarını ve bürokratları nasıl sevk ve idare ettiğini bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
• ABD'ye borç para verip karşılığında astronomik ölçüde faiz almak suretiyle Amerikan halkını dahi sömüren, süper devletlerin de üstünde yer alan "Gizli Dünya Devleti"nin dünya çapında nasıl
örgütlendiğini anlatıyor.
Elinizdeki bu eserin her sayfasını okudukça şaşkınlık ve ürpertiniz kat kat artacak, eserin önemi-
ni daha da yakından kavrayacaksınız.
Bu eseri dikkatle okumanızı, sonra da eşinize, çocuklarınıza, torunlarınıza, yakınlarınıza ve çev-
renizdeki insanlara mutlaka ama mutlaka okutmanızı tavsiye ediyoruz.
Saygılarımızla
Editör
15
YanıtlaSil920 Özlü Sözler ve Yaşam Öyküleri
Zaman, istikbalin nesillerine aktarılmaya layık olmayan ne varsa, onları karanlıklara iter ve gerçekten büyük olan hareketleri ebedileştirir.
Voltaire "Insan her nefesini mezardan uzaklaşmak için alır ama her nefes alışında ömründen bir nefeslik zaman azalır. / Namık Kemal Harcamaktan keyif aldığınız zaman boşa harcanmış zaman değil.
dir./Bertrand Russell . Şimdi her günümü, sanki gördüğüm ilk gün ve göreceğim son günmüş gibi yaşıyorum. / William Lyon Phelps . Zaman öyle bir ilaçtır ki, bütün yaraları iyi eder. / William Sha
kespeare Yaşamaya zaman ayırın, zira zaman bunun için yaratılmıştır. /
John Wolfgang Van Goethe . Yeterli zamanımız hep vardır, yeter ki doğru kullanalım. / John Wolfgang Van Goethe
Zaman gizli olan her ne olursa olsun onu ışığa kavuşturur, o or- tüyü kaldırır ve şu an ihtişam içinde parıldayanı yok eder. / Horatius
Quintus Horatius Flaccus (MÖ 658), Romalı şair. Augustus dönemi Latin edebiyatının önde gelen üç büyük (diğerleri Vergilius, Ovidius) şairlerinden ve yergi ustalarından biridir.
MO 65'te o dönemki ismiyle Venosa ya da Venusia isimli Apulia ve Lucania arasındaki küçük bir kasabada doğdu. Azat edilmiş bir kölenin oğludur. Babasının küçük bir memur olmasına karşın bir soylu gibi büyü tülmüştür. Öğrenimi için önce Roma'ya daha sonra da Atina'ya gönderil di. Atina'da bulunduğu sırada Antonius ve Octavianus'a karşı kendilerini savunmak için bir ordu toplamaya çalışan Sezar'ın katillerinden Bru- tus'un ordusuna katıldı. Brutus Philippoi Savaş'ını kaybedince Augustus, kendisine karşı savaşanlara karşı genel af ilan ettikten sonra İtalya'ya geri döndü. Bu dönüşünde, babası tahminen ölmüştü ve sahip oldukları da başkalarının eline geçmişti. Horatius'un tanımına göre fakirliğe düşmüş tü. Geçimini sağlamak için kåtiplik yaptı. Bu arada yazdığı hiciv şiirleriyle büyük bir şöhrete ulaştı. Bu arada Satires'ler (Yergiler), Sermones'ler ve
HOMEROS'TAN YAŞAR KEMAL'E ÖZLÜ SÖZLER
YanıtlaSilVE YAŞAM ÖYKÜLERİ
2. BASKI
CENGİZ YILDIRIM
gece kitaplığı
II. CİLT
İnsanların akidlerini bozduklarını, emanetleri hafife aldıklarını, ve -parmaklarını birbirine geçirip- böyle olduklarını gördüğün zaman evini tercih et, lisanına sahip ol, maruf olanı al, münkeri bırak, kendi işinle meşgul ol ve ammenin işlerini kendilerine bırak.
YanıtlaSilRavi: Hz. Abdullah İbni Amr (r.a.)
Sayfa: 46 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
2735. İlim benim mirasımdır. Benden önceki peygamberlerin de mirasıdır. Kim bana varis olursa o cennette benimledir.
YanıtlaSil٢٧٣٦ - الْعِلْمُ لَا يَحِلُّ مَنْعُهُ" (الديلمي عن أبي هريرة وعن ابن عمر)
2736- İlmin men'i helal olmaz (helâl değildır).
۲۷۳۷ - الْعَمَائِمُ تِيجَانُ الْعَرَبِ وَالإِحْتِبَاءُ حِيطَانِهَا وَجُلُوسُ الْمُؤْمِنِ فِــي
الْمَسْجِدِ رباطه" (ابو نعيم عن ابن عباس القضاعي عن على)
2737- Sarıklar arabın taçlandır. Dizlerini dikip ellerini
birleştirerek oturmaları ise duvara dayandıkları gibi onlara destektir.
Mü'minin mescide oturması da Allah yolundaki sabır tahammülüdür. ve
۲۷۳۸ - الْعَمَائِمُ تِيجَانُ الْعَرَبِ فَإِذَا وَضَعُوا الْعَمَائِمَ وَضَعَ اللَّهُ عَزَّهُمْ رَايس
السني عن ابن عباس 2738- Sarıklar arabın taçlarıdır. Sarıkları terk ettikleri zaman Allah da onların izzet ve şerefini terkeder (hiçbir şeye muvaffak kılmaz).
٢٧٣٩ - الْعِمَامَةُ عَلَى الْقَلَيْسُوَة فَصْلٌ مَا بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْمُشْرِكِينَ يُعْطَى بِكُلِّ
كورة يَدُورُهَا عَلَى رَأْسِهِ نُوراً (الباوردى عن ركانة)
2739- Takke üzerine sarık sarmak, bizimle müşrikler arasındaki farkı belirtir. Başına sardığı her kıvrımına bir nur verilecektir.
٢٧٤٠ - الْعُمْرَةُ إِلَى الْعُمْرَةِ كَفَّارَةٌ لِمَا بَيْنَهُمَا وَالْحَجُّ الْمَبْرُورُ لَيْسَ لَهُ
جَزَاء إِلا الْجَنَّةُ (حم ح م ت ن ه حب عن ابي هريرة)
2740. Umre, bir önceki umre ile kendi arasında geçen
günahlara keffarettir. Kabul olunan haccin mukafatı ancak cennettir. ٢٧٤١ - الْعُمْرَى جَائِزَة لأهلها ط ع حم خ م حب ن عن جابر حسم ج م دت
عن ابي هريرة
حم طب عن معوية حم دقت عن سمرة) 2741- Sağlığında mal bağışında bulunmak, ehline caizdir.
AHMED ZİYAÜDDİN GÜMÜŞHANEVİ
YanıtlaSilراموز الاحاديث
RAMUZ'ÜL EHADİS
HADİS ANSİKLOPEDİSİ
1. CİLD
PAMUK YAYINCILIK
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
203 1 Hased imanı bozar. Sabr (müshil ilacı)nın balı bozduğu gibi. Hz. Ebû Hakim (r.a.)
203 2 Hak bununla beraberdir. Hak bununla beraberdir. (Hz. Ali r.a işaret ederek ilerideki fitneler için buyurmuştur) Hz. Ebû Said (r.a.)
203 3 Benden sonra hak, nerede olsa, Ömer İbni Hattab'ladır. Hz. Fadl İbni Abbas (r.a.)
203 4 Hikmet on cüzdür. Dokuzu halktan kendini çekmekte, biri susmaktadır. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
203 5 Halim olan adam, dünya ve ahirette seyyiddir. Hz. Enes (r.a.)
203 6 Nimete hamd etmek, o nimetin gitmesine karşı emandır. Hz. Ömer (r.a.)
203 7 Hamd olsun O Allaha, ümmetimden öyle kimseler yarattı ki, onlarla birlikte (zikrederek) sabretmeyi isterdim. (Şu mealdeki ayetin nüzulu üzerine bu hadisi şerif varid olmuştur. "Nefsimi, akşam ve sabah, sırf Onun rızasını murad ederek Rablerine dua edenlerle sabırlı kıl.") Hz. Selman (r.a.)
203 8 O Allah'a hamd olsun ki yedirir yedirilmez ve bize ihsanda bulunur, bize hidayet eder. Ve bizi doyurur, içirir ve bizi tatlı belalarla imtihan eder. Arası kesilmeyen nimetlerinin karşılığı ödenemiyecek olan, kendisine karşı nankörlük yapılamayacak olan ve kendisine muhtaç olmamaya imkan bulunmayan Allah'a hamd ederim. O Allah'a hamd olsun ki, bize yiyeceklerden yedirdi, içeceklerden içirdi. Çıplaklıktan giydirdi. Ve dalaletten hidayete erdirdi. Ve körlükten görür hale getirdi. Mahlukatının çoğuna da bizi üstün kıldı. Hamd, Alemlerin Rabbı olan Allah'a muhsustur. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
203 9 O Allaha Hamd ederim ki, Resulullahın gönderdiği adama, onun istediği şekilde hareket nasib etti. Ve tevfik ihsan etti. Hz. Muaz (r.a.)
203 10 Fatiha yedi ayettir. Birincisi Besmeledir. Fatiha Sebül mesanidir. (tekrar edilen yedi ayettir) Kur'anı azimdir. Ümmül Kur'andır. Ve Fatihatül Kitaptır. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
203 11 Ey Allahın düşmanı, seni zelil eden Allah'a hamd olsun. Bu ümmetin, bu firavunu idi. (Bedirde Ebu Cehilin başı getirildiğinde) Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
203 12 Ümmetim içinde seni bu şekilde yaratan Allaha hamd ederim. (Hz. Salim (r.a) için) Hz. Âişe (r. anha)
203 13 O Allah'a Hamd olsun ki, avretimi örtebileceğim bir elbise ile beni giydirdi. Ve hayatımda onunla beni güzelleştirdi. Beni Hak ile gönderene yemin ederim ki, hiçbir müslüman kul yoktur ki, Allah (z.c.hz) leri onu yeni bir elbise ile giydirdi de o da eskisini fakir bir müslümana verdi ise, o kimse diri veya ölü de olsa o elbisenin bir ipliği kalıncaya kadar Allah'ın hıfzında ve emanında olmasın. Hz. Ömer (r.a.)
203 14 Hamd olsun Rabbıma ki Beni senin gibi leîm kılmadı. (Ebu Cehili kasdederek) Hz. Ali (r.a.)
203 15 Humma günahları döker. Ağacın yapraklarının dökülmesi gibi. Hz. Abdullahil Kasrinin babasından
203 16 Humma, Cehennem ateşinin şiddetindendir. Onu su ile serinleşirin. (Bir rivayette zemzemle) Hz. Ömer (r.a.)
203 17 Humma, Cehennem körüklerinden bir körüktür. Ve mü'minin Cehennemden payıdır. Hz. Ebû Reyhâne
Eğer bir solminin (Insan) kalikasan hakkarylediğin sende
YanıtlaSilBir adam karuna arabanın kapsasin
ya arabası yenidir, ya da karısı / Albert Cattus
Dein, nadir bulunan arkaya sahip insanlar yalnızca yararl bir işe girmeye zorlandıklarında en güzel resimlerle siden sonra de mustak kalı olarak kullanılan değerli bir vazoya benzer / Arthur Scho penhauer
Bazen toprakta olduğu gibi insanlarda da, sahibinin bümediği bir altın damarına rastlanır. / Jonathan Swift
• Insanların çoğu, kendileri değil başkalarıdır, düşünceleri başkala
nmın düşünceleridir, yaşamları başkalarını taklittir ve tutkuları ise alıntı
lardır./Oscar Wilde
Bir insanım ilk işi nedir? Cevap açık, kendisi olmak. / Tevfik Fikret
Insanlar akıl ve kalbi olgunlaştırmaktan bin kat daha fazla, kendi leri için zenginlik biriktirmeye uğraşırlar. Oysa mutluluk için, şüphesiz ki insanın elindeki şeylerden daha ziyade, insanın içindeki şeyler önemlidir. Arthur Schopenhauer
Insanı köle yapmak, onu öldürmektir. / Pierre-Joseph Proudhon
.
• Her insanda, insanlığın bütün halleri vardır. / Michel de Montaigne . Sığ insanlar şansa inanır. Güçlü insanlar ise 'sebep ve sonuçili
Insanlara inanmalı ve güvenmelisiniz, yoksa hayat çekilmez bir
hal alır. / Anton Pavloviç Çehov
Biz zavallı insanlar, kalplerimizin elinde birer oyuncaktan başka bir şey değiliz./Halide Edib Adivar
kisine/Ralph Waldo Emerson Insanlar birbirlerine egemen olmak isterler ama kendi kendileri
nin bile efendisi değillerdir. / Maksim Gorki Bizi yok edecekler şunlardır. İlkesiz siyaset, vicdanı sollayan eğ
.
lence, çalışmadan zenginlik, bilgili ama karaktersiz insanlar, ahlikten
yoksun bir iş dünyası, insan sevgisini alt plana itmiş bilim, özveriden yok sun bir din anlayışı. / Mohandas Gandi Belki yağmura da gerek kalmazdı, insanlar bu kadar kirli olma saydı./Turgut Uyar
.
Öyle insanlar vardır ki, onlarla yaşamak kolay değildir ama onları
terk etmek de mümkun değildir. / Thomas Mann
Insan bir şeyi menfaatine, karakterine, zevkine, ihtiraslarına göre
ya şqırır, ya küçültür / Denis Diderot
Cengiz YILDIRIM 61
YanıtlaSil. Hakkında kötü düşünulmeyecek, kötü şeyler söylenmeyecek hiç ba msan yoktur, hakkında iyi düşünülmeyecek, iyi şey söylenmeyecek hiçbir insan da yoktur. / Alain (Filozof)
. . Tarçına benzer insan, dövülüp ezildikçe değerlenir. / John Webster Bazı insanlar, ev köpekleri gibi, yamandıkları kapıdan ayrılmaz lar./Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
Insanlar çoklukla nankör, değişken, içten pazarlıklı, ürkek ve doymak bilmez yaratıklardır. / Machiavelli Insanlar herhangi bir kimseyi kötüleyen sözlere inanmaya gere
.
ğinden fazla hazırdırlar. / David Herbert Lawrence . Insanlığa kimlerse tahakküm hevesinde, yok yerleri artık bu cihan
çevresinde. / Faruk Nafiz Çamlıbel . Dilersen çevrene bak, güç değil mi ün almak; en zor gelen insana, insan olmak!/Cavidan Tümerkan
. Insanın daima kendinden yukardakilere köpek dalkavukluğu, kendinden aşağıdakilere aslan guru ile muamele etmesi, hemen hemen umumi bir kaide halindedir. / Ahmed Mithat Efendi,
. Ayrı ayrı birer ahlaksız yaratık olan insanlar, toplu oldukları za- man namuslu kişiler olurlar. / Montesquieu
Insanlar parlayanı karartmaktan, yükseleni yere serip toza bula-
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
. Insan ne kadar yakını olursa olsun yanı başındakini, halini bir kıl
maktan hoşlanırlar. / Friedrich von Schiller Basit bir insan, karmaşık bir insandan daha korku vericidir. /
ucu kadar göremez, anlayamaz. / Mevlana Dünyada üç grup insan oluşur: Bir şeyi ortaya çıkaran ve yapan
.
küçük bir seçkin grup; Bir şeyin yapılmasını seyreden daha büyükçe başka bir grup Ve neyin olup bittiğini bilmeden yaşayan muazzam bir kalabalık.
Nicholas Murray Butler
. olan Önemli olan yaşamak değildir, başarmak hiç değildir. Önemli
insan kalmayı bilmektir. / George Orwell
İnsan dilinin altında gizlidir. / Hz. Muhammet
Insan, alet kullanan hayvandır. / Thomas Carlyle
Insanlar hayvanları öldürüp yedikçe, dünya üzerinden cinayet, kan dökme ve savaşlar kalkmayacaktır. / Pisagor
En çok hoşumuza giden insan, kendimize benzettiğimiz insandır. Michel de Montaigne
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
503 1 İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki, yanında altın ve gümüşü olmayan rahat etmez. Hz. Mikdam (r.a.)
503 2 İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, mü'min o zaman müminlere dua edecek te Allah (z.c.hz.) şöyle buyuracak: "Kendi nefsine dua et sana icabet edeyim, umuma gelince Ben onlara gazablıyım." Hz. Enes (r.a.)
503 3 Sizin üzerinize bir zaman gelir ki, boğulmaya maruz adam gibi dua etmeyen yakayı kurtaramaz. Hz. Huzeyfe (r.a.)
503 4 İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki, Camilerde halka halinde toplanırlar, gayeleri dünyevi olur. Allah'ın onlara ihtiyacı yoktur. Bunların arasına girmeyin. Hz. Enes (r.a.)
503 5 İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki o zamanki halkın efdali "hafifül haz" olanıdır. Denildi ki; "Ya Resulallah hafifül haz nedir?" Buyurdu ki, çoluk çocuğu az olanlardır. Hz. Huzeyfe (r.a.)
503 6 İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki, bir saat düşünürlerde kendilerine namaz kıldıracak imam bulamazlar. Hz. Selame binti Hür (r.a.)
503 7 İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki, o zaman da onlar riba yerler, yemeyene de tozu bulaşır. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
503 8 İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki, zenginler tenezzüh için, orta halliler ticaret için, onların kur'aları riya ve gösteriş için, fakirler ise dilenmek için hac ederler. Hz. Enes (r.a.)
503 9 Ümmetim üzerine bir zaman gelir ki fukaha bir birini çekemez. Tekelerin birbirlerini kıskandığı gibi, birbirlerini kıskanırlar. Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
503 10 Sizin üzerinize bir zaman gelir ki, adam acizlikle facirlik arasında muhayyer kalır. Kim bu zamana ulaşırsa aczi, fücura tercih etsin. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
503 11 İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki, adamın imanı soyulur da haberi olmaz. Halbuki o gömleğinin soyulduğu gibi soyulmuştur. Hz. Ebud Derda (r.a.)
503 12 İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki onda ulema, köpekler öldürülür gibi öldürülür. Keşke o zaman ulema birlik olsaydı. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Ahir zamanda ümmetim üzerine şiddetli bir bela zuhur eder. Bundan ancak iki sınıf kurulur: Biri Allah'ın dinini tanır ve onun için lisan ve kalbi ile mücadele eder. İkinci ise dinini anlamış, dinlemiş ve tasdik etmiştir. (Yani cahil kalanlar bu belada tehlikededir)
YanıtlaSilRavi: Hz. Ömer (r.a.)
Sayfa: 141 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel21 Ekim 2024 22:03
Kim Allah'ın dininde ilim sahibi olursa, Allah onun "hem" minin define ve ummadığı yerden rızıklanmasına kafi gelir.
Ravi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 414 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
131. Allahım! Şüphesiz ben fakirlikten, zatından başka birine zelil olmaktan, senden başkasından korkmaktan, ya- lan söylemekten, bütün günah çeşit- lerini işlemekten ve senin affına alda- nip gururlanarak günaha dalmaktan, düşmanların şamatasından, dermansız dertlerden,
YanıtlaSilYanıtlaSil
yuksel21 Ekim 2024 22:19
ümidin boşa gitmesinden, nimeti kay- betmekten, belânın ansızın gelmesin- den sana sığınırım.
132. Allahım! Habibin, Efendimiz Muhammed'i lâyık olduğu şekilde mükafatlandır, ona salât ve selâm eyle
133. Allahım! Dostun, Efendimiz İbrahim lâyık olduğu şekilde, mükafatlandır. On salât ve selâm eyle.
YanıtlaSil
yuksel21 Ekim 2024 22:20
AÇIKLAMALI
DELAİLÜ'L-HAYRAT
Salavat-ı Şerifeler
Süleyman el-Cezûli (k.s)
Kaynaklar
YanıtlaSilAKBAŞ, A. Vahap. Mehmet Akif'ten Nükteler, Beyan Yay, İst-2010 ALKAN, Erdoğan, Aşık Veysel'den Nükteler, Pencere Yay, Ist-2001
ALTINKAYNAK, Hikmet. Nükte ve Fıkralarıyla Ahmet Rasim, Ist-2004
ARIDORU, Abdullah, Meşhurlardan Espriler, Nesil Basım Yay, İst-2000 BAYAT, Ali Haydar, Keçecizade Mehmed Fuat Paşa'nın Nesirleri, Şiirleri,
Nükteleri, Türk Düny. Araş. Vakfı, İst-1988
BULUT, Süleyman, Ünlü Nükteler... Ünlü Nükteciler Nüktedan, İst-2003 CEM, Hasan, Osmanlı Dönemi Padişah Sadrazam Vezir ve Devlet Adamla- rından Fıkralar, Milliyet Yay.
ÇALIK, Etem, Şair ve Yazarlarımızdan Nükteler, Ötüken Neş, İst-1993 ÇETİNDAĞ, Yusuf, Geçmiş Zaman Nükteleri, Kaynak Yay, İst. 2003
DİKMEN, Mehmet, Nükteler, Türdav Yay, Istanbul-2004
.......... İslam Büyüklerinden Latifeler, Cihan Yay, İstanbul
DÖLEK, Sulhi, Yergi Nükte ve Fıkralarıyla Yusuf Ziya Ortaç, Milliyet Yay, Ist-1984
DUMAN, Mahir, Espri Dükkanı Seçme Espriler-1, Meneviş Yay, Anka-
ra-2008 ...., Gülümseyen Sözler Seçme Nükteler-II, Meneviş Yay, Ankara-2006 ENER, Mümtaz, Meşhurların Fıkraları, Varlık Yay, İst-1957
EREN, Şadi, Kur'andan Nükteler, Zafer Yay, İstanbul-1996
ERCAN, Enver, Türk ve Dünya Edebiyatından Fıkralar, Alfa Yay, 2. Baskı, İstanbul-2002
FAİK, Reşad, Geçmişten Günümüze Latifeler Nükteler, Timaş Yay, İstan- bul-1997
HİSAR, Abdülhak Şinasi, Geçmiş Zaman Fıkraları, Bağlam Yay, İst-1997 HÜB, Ramazan, Resülullah'ın Nükteleri, Reşha Yay, İst-2010
İbni Abdirrabih, Nükteler ve Mizahi Öyküler, Bordosiyah Yay, İst-2003 KIRKINCI, Mehmed, Nükteler, Zafer Yayınları, İstanbul-2001
MUALLIMOĞLU, Nejat, Politikada Nükte, Avcıol Yay, İst-1997 NACİ, Elif, Anılardan Damlalar, Karacan Yay, İst-1981
ÖNGÖREN, F., Cumhuriyet Dönemi Türk Mizahı ve Hicvi (1923-1983) Tür-
kiye İş Bankası Kültür Yay, Ankara-1983
SÖZTUTAN, Cevdet, Bir Deste Nükte, Babıali Yay, İst-2000
SUBAŞI, R. Kemal, Ferman Padişahındır, Çınaraltı Yay, İst-2010,
URAL, Yalvaç, Yergi, Nükte ve Fıkralarıyla Süleyman Nazif, Milliyet Yay, Ist-1983
YARDIM, M. Nuri, Edebiyatımızın Güleryüzü, Çatı Yay, İst-2002
YALIM, Özcan, Fıkralar ve Nükteler Antolojisi, Papirüs Yay, İst-1993
YAVUZ, Hilmi, Gülen Düşünce, Zaman Gazetesi, 28.11.1999
YENER, Kamil, İlim Deryasında Nükteler, Bereket Yay,
YÜCEABA, H., Türk Mizahçıları, Nüktedanlar ve Şairler, L&M Yay, Ist-
2004
bords. (178) sekilčiak ve kaidecilik, beorandan çok sert ve herelmez olas Islame lar, yenileşmede hiçbir hareke zöttern.lye: iardi. Bu yüzdan bagokian Türk çülüğe karşı da dirsek çevirdiler. (79) Türçülük A. b a başka milliyetek hareketleri de slam birliğini bozacağı korkusuyla lenkit et weydiler. Wakat Türkçülüğe karşı, Osmanlıcı görüşün teplisini ondan ayamalar. Mesela, Ebűzziya «Mecmuasında Türkçülük ve Tatarcılık cereyaninth Osmanlı bütün lüğüne aykırı olduğunu yazıyordu. (180) Nitekim ayı yazar, baska bir yazama- da Arap Türk gerginliğinin de Osmanlı ve İslam birliği içir, zararlı olğunu ileri sürüyordu. (181) «İçtihad»da yazan Süleyman Nazif, Takçülere hücum ederken buna benzer bir dil kullanmaktaydı. (182) Türkçülerin, İslama zarar vermiş Cengiz gibi paganist hükümdarları kendilerine lider gibi göstermeleri de bu hücumların sebepler arasındaydı. (Yusuf Akçura'nın Türk Yurdus C. I de çıkan Cengiz tefrikası (1909) bu tartışmaya kapı açmıştı). İslamcılar kanunların uygulanmasında sert kaideci görüşlerini şiddetle sa vunmaktaydılar: Şeriata uygun olmayan kanunların kaldırılmasını istiyorlar dı. (183) Bu hücumun sön temsilcilerinden Mustafa Sabri (mütareke devrinin şeyhülislâmı) Mısır'daki sürgün hayatında yazdığı Arapça ba eserin giris kis mında şöyle diyordu: «Kanun bakımından dünya ikiye ayrıhyor: Dår Islam, Dâr-1 Harp. Birincisinde İslâmi kanun käkimdir, İkincisinde değildir. Onları yo
YanıtlaSilla getirmek için İslâm âlemi 'cihad' halindedir. Türkler medeni kanunu aldık-
ları zamandan beri bu ikinci kısma girdikleri için, İslâm âlezni onlarla barp
halinde demektir⟫, (184) Kadınların örtünmesi dini kanun gereğidir, ona uyma-
mak kanuna uymamaktır. (185) Çok evlenme de nesil üretme ve iffet kaidele-
rine uygun olarak caiz ve lazımdır. (186) İslamcılar batılaşma hareketinin
doğurduğu bir çok yeni iktisadi, bedii ve fikri hareketlere hücum ettiler, bu
hususta fetvalar aldılar. «Tiyatro ahlaksızlık yuvasıdır ve kadınlar sahneye
(
178) G. Hanotaux'ya karşı mücadeleye giren Abdüh El-lsjóm ve'n-Nasraniyes, το του kiye'deki İslamcılara cesaret vermied. Fakat batının ahlak
Şehbenderzåde Ahmed
Sell
Tarih yazılmıştır
YanıtlaSilKaderler yazılmıştır
Levh-i Mahfuz'da,
zaman durmaz,
saat durmaz,
işte bu saat herkesin ölüm
zamanını da,
dünya ninda,
kâinat inda
kıyameti kopardı gi
Bir cum'a günü
akşam namazı sularında
işte o zaman Cennet, Cehennem e girecek olanların gerçek hayatın başlama zamanının gösterdiği sonsuz lugun başlangıcıdır.
Mustafa Kemal maskesinin yırtılma vakti gelmedi mi?
YanıtlaSilÖzlem DOĞAN
ARA Harp K Okulu San-Acak Devir Teslim ve Mezuni-yet Töreni sonra-sında kamuoyuna yansıyan görüntü-lerin ardından başlatılan idari ve disiplin soruştur-maları kapsamın-dogan@matgtzutesi.com da; Milli Savun-ma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu tarafından sı-ralı 3 disiplin amirine, Kara Kuvvetle-ri Yüksek Disiplin Kurulu tarafından 5 teğmene Türk Silahlı Kuvvetleri Di-siplin Kanunu ve Türk Silahlı Kuvvet-leri Yüksek Disiplin Kurulları Yönet-meliği amir hükümleri ile diğer mez-kûr mevzuat gereğince "Silahlı Kuv-
vetlerden Ayırma Cezası" verilmiştir. Önceliği müesses disiplinin muhafa-zası ve idamesi olan Türk Silahlı Kuv-vetlerimizde; disipline aykırı hiçbir eylem, olay ve duruma müsamaha gösterilmeyeceğinden en ufak bir şüphe duyulmamalıdır.
Açıklama böyleydi... Kendilerini 'Mustafa Kemal'in askerleri' olarak tanımlayan birkaç teğmen, izin veril-memesine rağmen kılıçlarını millete döndürerek tehdit savurdular. Biz bu filmi 1923'ten beri izliyoruz. Müslü man Türk milletinin inançlarıyla mü-cadele eden tek parti rejimi de idam sehpaları kurmadı mı? Hatta başba-kan asmadı mı? Ya sonrası... 28 Şu-bat sürecinde İsrail'e hizmet eden rütbelilerin Müslümanlara yaptığı zu-lümleri unutacak değiliz!
Abdülhamid Han'ı deviren ittihat-çıların da içinde olduğu Sabatay Ya-hudi ve masonların 1923'ten beri (öncesi de var) bu millete yaptıkları-nın bir tezahürüdür "Mustafa Ke-mal'in askerleriyiz" diyerek Müslü-man Türk milletini tehdit etmek...
ASLINDA BUNLAR BAŞKASI!
nın bir tezahürüdür "Mustafa Ke mal'in askerleriyiz" diyerek Müs10-man Türk milletini tehdit etmek...
YanıtlaSilASLINDA BUNLAR BAŞKASI!
Darbe heveslisi teğmenlere sahip Çıkan Yılmaz Özdil aklı sıra vatanse verlik dersi veriyor. Oysa kendisi çok beğendiği rakı mezeleri için Kıbrıs'ı Rumlara veresi geldiğini yazan bir gazetecidir. Rakı mezesine Türk top-rağını Rumlara verecek kadar vatan-sever(1)dir. Bir de 'sınırlarımızda laik yapısını bildiğimiz PKK/PYD olsun' diyen ve terörist Mihraç Ural'la aile fotoğrafı bulunan asker eskisi Türker Ertürk var. Bunlar mı vatansever? Bunlar mı Müslüman Türk milletinin askeri, gazetecisi? Defalarca yazdım; Türker Ertürk'ün görev başındayken yaptığı tüm faaliyetler en ince ayrıntı-sına kadar araştırılmalıl
MUSTAFA KEMAL'İ İSTİSMAR!
Bu ülkede darbeler, soygunlar ve daha nice rezaletler Mustafa Kemal maskesi takılarak örtbas edildi. CHP zihniyetinin en büyük avantajı çok kullanışlı Mustafa Kemal maskesini her türlü skandallarında çıkarıp yüzle-rine takmak ve kitlesini bu maskeyle uyutmaktır. Bu maskenin yırtılma za-manı geldi de geçiyor bile! Fakat be-nim anlamlandıramadığım bir nokta da muhafazakârların hâlâ CHP zihni-yetine yaranmak için 'biz de Atatürk-çüyüz paylaşımları ve söylemleri yapmalarıdır. İnandırıcı da olmuyor-lar. Ben kendi adıma; CHP'nin ilk ge-nel başkanı olan Mustafa Kemal'in as-keri değilim! Tek parti dönemi siya-setçilerinin CHP tarihçilerine yazdır-dığı ve 1923'ten beri okullarda okutu-lan yalan tarihe de inanmıyorum. Ay-rıca benim ortak değerim filan değil, ben ve benim gibi düşünenler adına konuşmayın! O sadece CHP zihniye-tinin değeri! Bu ülkenin başındaki en büyük bela CHP zihniyetinin ve Ya-hudi ürünü "izm"lerin yok olması için 5816 sayılı kanunun kaldırılması ge-rekiyor. Zira bu çağ dışı uygulamanın dünyada bir benzeri daha yok...
Abdurrahman DİLİPAK
YanıtlaSilabdurrahmandilipak@yeniakit.com
Derin yapı
Bu "derin devlet" denen şey hâlâ varlığını sür-dürüyor. Bu işler geri dönülmez noktaya geldi, ama iş bitmiş değil.. Kozmik odaya girilmediği gibi, mer-kez komite de, ülke geneline yayılmış tetikçiler de dışandalar.
İçeridekiler onun için susmayı tercih ediyor..
İşin kötü yanı, yeni bir derin yapı oluşuyor. İkti-dar ve servetle tanışanlar bir şekilde kendi aralann-da kayıtdışı bir birlik oluşturuyorlar. Zaten onun bir adım ötesi ya MAFİA'laşmak, ya da derin bir yapıya dönüşmektir. Bu defa derin yapıda namaz kılanların sayısı artacak sanırım..
Tutuklananlar arasında, sanki, derin yapının İçinde karar vericiler arasında da olmayan, tetikçilik de yapmayan bir sürü adam var.. Birileri kurunun yanında yaş da yanar hesabı onları da listeve dahil etmış gozuküyor.. Bu işler, bu adamları oraya so-kup, işin ciddiyetini sulandırmak isteyenlerin de işi olabilir ya da kendilerine rakip ve tehdit olarak gör-düklerini, kurunun yanında da yaş da yanar hesabı kendi cehennemlerine çekmek isteyenlerin işi de olabilir..
Hatta öteki tarafta olup da, dışarıdakiler, birile-rini kendi yanlarına çekmek için de o kişilerin içeri girmesine göz yummuş olabilirler. Böylece adam kazanacaklar..
Adamlar kendilerinden çok eminler, "biz gide-riz ötekiler gelir, arma sonuçta bu düzen böyle de-vam eder" anlayışına sahipler. Başka türlü olmaya-cağını düşünüyorlar. Yaşanan bazı olaylar da onları haklı çıkartır gibi aslında..,
İktidar ve servet dönüştürücü bir güce sahip, ilk olarak da bu güç, kendine sahip olmak isteyenleri dönüştürüyor..
Bir gün bu Balyoz ve Ergenekon davası sonuç-lanacak ve göreceksiniz, başka davalar, başka tar-tışmalar başlayacak.. Bu dava sürecinde yaşanan örtülü hesaplaşmaların davası ayrıca, görülecek..
Yarın sıra 28 Şubat'a gelirse, iMuhsin Yazıcıoğ-lu suikastı ile ilgili tutuklamalar da başlayınca, daha yüzlerce kişi hapse tıkılacak.. İnanın bunların tümü-nü mahkemeye çağırsanız yargılayacak yer ve adam bulamazsınız, bunları hapsedecek hapishane de yok.. O kadar çoklar.. Onun için bir gün genel af-la bu işlerin üzerinin örtüleneceği hesabını yapıyor-lar..
Sanki iktidar da bu işi daha fazla dağıtmamak Ister gibl.
YanıtlaSilMIT ve Emniyet niye elindeki bilgileri açıklamı-yor? Jandarma İçişleri Bakanlığı'na bağlı değil mi, niye bu işin üzerine gidilmiyor? Jandarma İstihbara-tının bilmediği bir şey mi var?
Yani birileri gerçekten Muhsin Yazıcıoğlu su-ikastı ile ilgili bilgiye sahip değiller mi?
Bana kalırsa NATO ülkeleri de biliyor, ayrıca ve özellikle İsrail de, ABD ve tabii bizimkiler de..
Bana kalırsa şu şike işini biraz eşeleyin, bakın bakalım bu işin arkasından ne çıkar.. Sakın Ergene-kon çıkmasın..
İşe bakar mısınız, durup dururken bir şike ya-sası çıkardılar, daha yaşanın mürekkebi kurumadan bir daha değiştirdiler. Önce 2 yıllık cezayı beş yıia, ardından da beş yıllık cezayı bir yıla indirdiler.. Peki bu nasıl oldu.. Bu konuda söyleyecek sözü olan var mı? Ayıp ya hu, insaf yahu!
Bir ülkede ne kadar çok yasa varsa o ülkede özgürlükler o kadar az ve baskı altındadır demek-tir.. Yasa ile düzenlediğiniz her alanda bürokrasinin borusu öter. Hani şu "bürokratik oligarşi" var ya o!
Bana sorarsanız şike yasası tam bir ŞİKE oldu! Benim adalet duygularım incindi..
Demokrasi, böyle işlerle örselenirse, demagoji-ye dönüşür.. Üzerinde yükseldiğimiz zemini tahrip etmiş oluruz.. Yasa dediğiniz şeyin saygınlığı, cay-dıncılığı kalmaz, yaz-boz tahtasına döner..
Bana kalırsa bu yasa değişikliği ŞİKE'cilen kur-tarmaya yetmez.. Bu işi bir adım öteye götürürse-niz, çete olayı ile birleşir..
Yıldırım benim gözümde simdi daha çok Habe-ral'a benziyor.. Bu işe ecinnilerin karıştığını düşünü-yorum.. Birileri bu durumu savunmak yerine sussa-lar daha iyi ederler.. Çünki mızrak çuvala sığmıyor.. Bir de bu işin Dalan bağlantısı var. İşin ucu Ergene-kona kadar gidiyor..
Sahi şu 28 Şubatçılara sıra ne zaman gelecek? Ben Ergenekona da karşıyım, Balyozcuiara da, kayıtdışı ekonomiye de, yım. Bunu yapan bizden ya da onlardan olabilir. kayıtdışı siyasete de karşı-Halka karşı ihanet planı yapanlar, devleti ele geçirip topluma İlahilik ve Rabilik taslayanlar, eğer bu Sazgeçmeyeceklerse cehenneme! ve dua ile.. işten
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
121 1 Kıyametin önü sıra yalancılar vardır. Onlardan sakının. Hz. Câbir İbni Semure (r.a.)
121 2 Kıyametin önü sıra hilekâr seneler vardır. O zamanlarda emin adamlara töhmet, haine emniyet edilir. Ve emin susturulur. Yalancıya emin nazarı ile bakılır. Ve "Rüveybida" söz sahibi olur. "Rüveybida kimdir?" diye soruldu. Ammenin işleri hakkında söz sahibi olan sefih kimsedir." buyuruldu. Hz. Avf İbni Malik (r.a.)
121 3 Kıyametin önü sıra deccal ve onun önü sıra da 30 kadar veya daha fazla yalancı gelir. Bu yalancıların alâmetleri soruldu. Buyuruldu ki: "Onlar sizde olmayan adetler getirirler ve diyanetinizi o âdetlerle değiştirirler. Bunları gördüğünüzde onlardan sakının ve onlara düşman olun. Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
121 4 Kıyametin önü sıra tanıdık kimselere selâm vermek âdet olur. Ticaret meydan alır, o derecede ki, kadın erkeğine yardımcı olur. Akraba yoklamaları kalkar ve yalancı şahidler çıkar, gerçek şahidlik gizlenir, muharrirler ise çoğalır. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
121 5 Kıyametin önü sıra karanlık geceler gibi fitneler vardır. O fitne devrinde adam sabah mü'min, akşam kâfir olur. Ve akşam mü'min sabah ise kâfir olur. O zaman oturan, ayakta durandan hayırlıdır. Ayakta duran yürüyenden hayırlıdır, yürüyen ise koşandan hayırlıdır. O devirde okların yayını kırın, kirişlerini koparın, kılıcınızı da taşa vurun, evinize çekilin. Birinizin evine girilse ve üzerinize varılsa o zaman Adem (a.s.)'ın iki oğlundan hayırlısı gibi olun. (Yani öldürülen gibi.) Hz. Ebû Mûsa (r.a.)
121 6 Yeryüzünde Allah'ın evleri mescidlerdir. Ve oraya gelene ikramda bulunmak Allah'ın kendi üzerine aldığı bir haktır. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
121 7 Cebrail (a.s.) Benî Ademin ihtiyaçlarını yerine getirmeye memur edilmiştir. Kâfir dua ettiğinde Allah buyurur: "Bunun isteğini vererek ağzını kapatın. Duasını işitmek istemiyorum." Hz. Câbir (r.a.)
121 8 Rabbim Tebareke ve Teala hazretleri Kur'an'ı Bana bir vecihle okumak üzere gönderdi. Ben de ümmetime kolaylık olması için iade ettim. İki vecih yapıp gönderdi. Ben yine, ümmetime kolaylık olması için, tekrar iade ettim. Bunun üzerine yedi vecihle okunmak üzere tekrar gönderdi ve: "Reddin için istiyeceğin üç dilek vardır" buyurdu. İki defa, "Allahümmeğfir li ümmetî" dedim. Üçüncüyü ise öyle bir güne bıraktım ki o gün bütün halk ve hatta İbrahim (a.s.) bile Bana gıpta eder. Hz. Ubey İbni Kaab (
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
YanıtlaSil122 1 Cebrail (a.s.) firavunun ağzına toprak tıkıyordu. "Lâ ilâhe illallah" deyip de mağfiret görmesin diye. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
122 2 Allah (z.c.hz.) üzerine, dünyaya ait yükselttiği şeyi düşürmek haktır. Hz. Enes (r.a.)
122 3 Tabiinin en hayırlısı, öyle bir Üveysi (Veysel Karani) vardır ki, o annesine sadıktır. Allah'a and verse Allah onun andını geri çevirmez. Onun elinde bir beyazlık vardır. Ona rastlarsanız sizin için istiğfar etmesini isteyin. Hz. Ömer (r.a.)
122 4 Tedavide kullandığınız şeylerin en hayırlıları Ledûd (ağız ağrılarında), enfiye, hacamat, müshil ve ismit (sürme)''. İsmit gözü açar ve kirpikleri besler. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
122 5 Bir adamın din kardeşi için gıyabında yaptığı dua müstecab olur. Ve dua edenin başında bir melek "amin" der. Ve "Sana da bir o kadar" diye söyler. (Diğer bir hadiste, Meleğin "amini" geri dönmez buyurulmaktadır) Hz. Ebud Derda (r.a.)
122 6 Allah (z.c.hz.) ile mahlûku arasında nurani veya zulmani yetmiş bin hicab vardır. Kim bu hicabı aşan bir şey hissederse mahv olur. Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
122 7 Allah (z.c.hz.)'nin zikri şifa, insanların zikri ise derttir. Hz. Mekhul (r.a.)
122 8 Aklın başı insanlarla sevgi tesis etmektir. Sakalının hafif olması insan için saadettendir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
122 9 Allah (z.c.hz.) kulunun: "Rabbiğfirlî zünûbî" demesinden hoşlanır. Ve buyurur ki: "Kulum Benden başkasının günahlarını afv edemiyeceğini biliyor." Hz. Ali (r.a.)
122 10 Rabbınız Celle Şânuhû Rahimdir. Kim ki bir iyilik yapmak ister de yapamaz ise ona bir sevap yazılır. Yaparsa, 10 ilâ 700 misli veya daha fazla sevab yazılır. Kim bir kötülük yapmak ister de yapmaz ise bir sevab, yaparsa bir günah yazılır. Allah isterse onu da affeder. Allah'ın muamelesinde helâk olacak adam, mahvolmaya lâyık olan adamdır. Hz. İbni Abbas (r.anhüma
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
213 1 Sahur berekettir. Öyle ise, bir yudum su içmekle de olsa, onu bırakmayın. Zira Allah ve melekleri sahur yiyene selat ederler. Hz. Ebû Said (r.a.)
213 2 Cömertlik, Ulu Mevlanın huyudur. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
213 3 Cömertlik, cennet ağaçlarından bir ağaçtır. Dalları dünyaya sarkmıştır. Kim bu dallardan birine tutunuyorsa, bu dal onu Cennete götürür. Hasislik te Cehennem ağaçlarından bir ağaçtır. Dalları dünyaya sarkmıştır. Kim de bu dallardan birine yapışırsa, o dal da onu Cehenneme çeker. Hz. Ali (r.a.)
213 4 Cömertlik, Cennette biten bir ağaçtır. Cömertliğin gireceği yer, ancak Cennetir. Hasislik ise Cehennemde yetişen bir ağaçtır. Hasisin gireceğin yer ise Cehennemdir. Hz. Abdullah İbni Ci(r.a.)d (r.a.)
213 5 Cömert Allah'a, insanlara ve Cennete yakındır. Cehennemden de uzaktır. Cimri ise Allah'dan, insanlardan ve Cennetten uzaktır ve Cehenneme yakındır. Cahil cömert, Allah (z.c.hz)'lerine hasis abidden daha sevimlidir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
213 6 Cömert, ancak Allah'a hüsnü zannı olduğundan cömertlik yapar. Hasis ise ancak Allah'a sui zannı sebebiyle cimrilik yapar. Hz. Ebû Ümâme (r.a.)
213 7 Cahil cömert Allah'a, alim olan bahilden daha sevgilidir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
213 8 Yürüyüşte sürat müminin kıymetini giderir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
213 9 Gizli aşikareden efdaldır. Ancak, örnek olmayı ümid ederse aşikarelik gizliden efdaldir. (Sadaka ve ibadet hususlarında) Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
213 10 Bütün saadet, Allah'ın ibadetinde ömür uzunluğudur. Hz. İbni Ömer (r.a.)
213 11 Sefer, azabdan bir kısımdır. Sizden birinin yemeğine, içmesine ve uykusuna mani olur. Onun için biriniz yola gidip hacetini görünce evine avdetini tacil etsin. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
213 12 Sultan, yeryüzünde Allah'ın gölgesidir. Kim ona ikram ederse Allah da ona ikram eder. Kim de ona ihanet ederse Allah da ona ihanet eder. Hz. Ebû Bekir (r.a.)
213 13 Sultan, yeryüzünde Allah'ın gölgesi ve kuvvetidir. Kim ki, sultana hayırhahlık ve dua ederse, hidayet bulur. Kim de beddua eder ve hayırhahlıkta bulunmazsa, dalalete düşer. Hz. Enes (r.a.)
213 14 Sultan, yeryüzünde Allah'ın gölgesidir. Sizden biri kendisinde sultan olmıyan bir beldeye vardığında, orada katiyyen oturmasın. Hz. Enes (r.a.)
213 15 Adil ve mütevazi Sultan, Allah'ın yeryüzünde gölgesi ve mızrağıdır. Böyle adil ve mütevazi bir Sultan (veya vali) için her gündüz ve gecede, hepsi abid ve müçtehid olan altmış sıddık ameli yazılır. Hz. Ebû Bekir (r.a.)
213 16 Sultan, yeryüzünde Allah'ın gölgesidir ki, Allah'ın kullarından her mazlum ona iltica eder. Adalet yaparsa ona ecir, diğerine şükür, zulmederse ona vebal ve tebaaya da sabır düşer. Valiler zulm ederlerse kıtlık olur. Zekat verilmezse davarlar ölür, zina meydan alırsa, meskenet ve fakirlik zahir olur. Ve ehli zimmete zulm edilirse kuffar baş kaldırır. (Galebe çalar) Hz. İbni Ömer (r.anhüma
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil419
**
771) «Cennet ameli doğruluktur.. Kul doğru olunca iyi olur.. İyi olun-ca-tam- mümin olur.. -Tam- mümin olunca da cen-nete girer..
Cehennem ameli yalandır.. Kul, yalan söyleyince facir olur.. Facir olunca, küfre gider.. Küfre gidince de, cehenneme girer.>>>
** Yani: Cennet ehlini ameli doğru sözlü olmaktır.. Cehennem ehlinin ameli ise, yalandır, küfürdür..
Ravi: IBN-İ ÖMER'den r.a. naklen İMAM-I AHMED.. Menkibeleri, 1. ve 7. Hadis-i şerifte..
۷۷۲ عَلَيْكَ بِتَقْوَى اللهِ فَإِنَّهَا جَمَاعُ كُلُّ خَيْرٍ ، وَعَلَيْكَ بِالْجِهَادِ ، فَإِنَّهُ رَهْبَانِيُّهُ المُسْلِمِينَ ، وَعَلَيْكَ بِذِكْرِ اللَّهِ وَتِلَاوَةِ كِتَابِ اللَّهِ ، فَإِنَّهُ نُورٌ لَكَ فِي الْأَرْضِ، وَذِكْرٌ لَكَ فِي السَّمَاءِ ، وَاخْزِنْ لِسَانَكَ إِلَّا مِنْ خَيْرٍ ، فَإِنَّكَ بِذَلِكَ تَغْلِبُ ( رواه أبو يعلى عن أبي سعيد ) الشيطان
772) «Allah'a karşı takva sahibi olmalısın; çünkü o cümle hayrın toplanıdır..
Sana CİHAD düşer; çünkü o, müslümanların RUHBAN'lık-(12.. Allah'ı zikretmeli, Allah'ın kitabını okumalısın; çünkü o, yer yüzünde senin için nur.. Gök yüzünde senin için zikirdir.. Hayır işler hariç, DİLİNİ GİZLE; çünkü sen muhakkak şey-tanı böylelikle mağlup edersin..>>>
İslâm dininde bir köşeye çekilip sadece ibadet yoktur.. Bunun adı; diğer batıl dinlerde RUBAN'lıktır.. Dinimizde hem ibadet vardır.. Hem de çalışmak.. İyiliği yaymak.. Müslümanlıkta bunun adı: CİHAD'dır.. DİLİNİ GİZLE: Yani rastgele konuşma.. Her yerde ağzını açma, manalarına alınmalıdır..
**
Ravi: EBU SAID'den r.a. naklen EBU YA'LA.. Menkıbeleri, 65. ve 121. Hadis-i Şeriflerde..
422
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
SIDDIK: Her halinde ve her isinde; doğru, dürüst ve şerefli kimse-dir.. KEZZAB ise; tam bunun aksine.. İşi gücü, yalan, dolan olan kimse..
Ravi: BUHARI.. Menkıbesi, 2. Hadis-i Şerifte..
۷۷۷ عَلَيْكُم بِالصِّدِّقِ فَإِنَّهُ بَاب مِنْ أَبْوَابِ الْجَنَّةِ ، وَإِيَّاكُمْ وَالكَذِبَ فَإِنَّهُ ( رواه الخطيب عن أبي بكر ) بَابٌ مِنْ أَبْوَابِ النَّارِ .
777) «Size SIDK lâzımdır.. Çünkü o, cennet kapılarından bir ka-pıdır..
Bilhassa KEZİB'ten sakınınız.. Çünkü o, cehennem kapıların. dan bir kapıdır..>>>
SIDK: Doğru söz ve doğru iş.. KEZİB: Yalan söz.. İşte cennetin kapısı ve işte cehennemin kapısı..
Ravi: EBUBEKİR'den r.a. naklen HATİP.. Menkıbesi, 64. Hadis-i Şerifte..
EBUBEKİR: b. EBU MUSA EL-EŞ'ARI.. Tabiinden ve orta tabaka-ya mensup bir muhaddistir.. Esas adı, AMIR'dir.. Hicretin 106. tarihinde vefat etmiştir.. Allah ondan razı olsun..
۷۷۸ عَلَيْكُمُ بِقِيَامِ اللَّيْلِ ، فَإِنَّهُ دَابُ الصَّالِحِينَ قَبْلَكُمُ ، وَقُرْبَةٌ إِلَى اللَّهِ تَعَالَى وَمَنْهَاةٌ عَنْ الإِثْمِ ، وَتَكفير لِلسَّيِّئَاتِ ، وَمَطْرَدَةٌ لِلدَّاء عَنِ الْجَدِ .
( رواه أحمد عن بلال )
778) «Gece namazına kalkmalısınız.. Çünkü bu, sizden evvelki salih-lerin âdeti idi.. Allah'a bir yakınlıktır.. Günahtan alır.. Hatala-ra kefaret olur.. Cesetten hastalığı atar..>>>
**
Burada gecenin son üçte birinde kılınması Peygamber S.A. efendi-mize farz, bize mutlak sünnet olan teheccüd namazına işaret edilmekte dir..
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
467 1 Kendisinde can olan mahluku hedef edinmeyin. (Nişan için) Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
467 2 Camileri yol edinmeyin, meğer zikir veya namaz için ola. Hz. İbni Ömer ra
467 3 Evlerinizi kabir edinmeyin, evde de namaz kılın. Zira şeytan Bakara suresinin okunduğu evden kaçar. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
467 4 Evinizde uyuyacağınız zaman ateşi kapatın ve söndürün. Hz. Salim (r.a.)
467 5 Namazı kasden terketmeyin, ey kadın. Kim namazı kasden terkederse, Allah ve Peygamberin zimmetinden çıkar. Hz. Ümmü Eymen (r.a.)
467 6 Düşmanla karşılaşmayı istemeyin. Allah'dan afiyet isteyin. Onlarla karşılaşınca da Allah'ı çok zikredin. Eğer onlar direnir, gürültü ve şamata yaparlarsa siz sükut edin. Hz. İbni Amr (r.a.)
467 7 Düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyin. Allah'dan afiyet isteyin. Zira siz onlarla beraber neyin imtihan edildiğini bilmezsiniz. Onlarla karşılaşınca "Allahümme ente Rabbına ve Rübbühüm ve mevasına vemevasihim bi yedike ve inneme taktülühüm etne." deyin ve yere çökün. Ne vakit üzerinize yürürlerse kalkın ve tekbir alın. Hz. Câbir (r.a.)
467 8 Bevlettiğiniz helada abdest almayın. Zira Mü'minin abdest suyu hasenatı ile beraber mizana girer. Hz. Enes (r.a.)
467 9 Kur'anla mücadele etmeyin. Allahın kitabının bazı kısımlarını bazısına yalanlatmayın (tezat aramayın) Vallahi; mü'min onunla mücadele ederse yenilir. Münafık onunla mücadele ederse, galip geldiğiniz zannetse bile mahkum olur. (Galebesi necat sebebi olmaz) Hz. Abdurrahman ibni Cubeyr (r.a.)
467 10 Evlerinizi kabir etmeyin. Hiç şüphe yok ki şeytan, sure-i Bakara okunan evden çıkar gider. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
467 11 Benim kabrimi bayramlık etmeyin (sık gidin) Evinizi de kabir yapmayın. Nedere olursanız olun olduğunuz yerde selatü selam getirin. Sizin selatü selamınız Bana ulaşır. Hz. Hüseyin (r.a.)
467 12 Şu namazı, öğle namazının ilk ve son sünneti gibi yapmayın. Sünneti ile farzı arasını aralayın. (Sabah namazını sünneti ile farzını biraz aralayın) Hz. Abdullah İbni Büceyne r.a
467 13 Beni yolcunun (su kabı) gibi yapmayın. Yolcu kabını su ile doldurur. İhtiyacı olursa onu içer, icap etmezse içmez döker. Beni sözünüzün başında, ortasında ve sonunda anın. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
Bir kimse nin iki babasi varmis
YanıtlaSilNesep babası,
manevi babası (ahirete Hazırlayan, manevi hayatın) babası.
Bunlar dan 1.si.
yani neseb babası
ulvi alemden sufli aleme gelmesini sağlar.
2.si yani manevi babası,
Peygamber efendimiz sav
Sufli alemden Ulvi aleme çıkarır.
2.sinin yani manevi baba nin "؛" "
؛
hakkı ödenmez
YanıtlaSilMesnevi Şerif
Mevlana
Lâlegül T. V.
Bir kimse nin iki babasi varmis
YanıtlaSilNesep babası,
manevi babası (ahirete Hazırlayan, manevi hayatın) babası.
Bunlar dan 1.si.
yani neseb babası
ulvi alemden sufli aleme gelmesini sağlar.
2.si yani manevi babası,
Peygamber efendimiz sav
Sufli alemden Ulvi aleme çıkarır.
2.sinin yani manevi baba nin "؛" "
؛
YanıtlaSil
Yuksel19 Nisan 2025 08:13
hakkı ödenmez. Hz. Muhammed S.A.V.in.hakki odenmez.
Mesnevi Şerif
Mevlana
Lâlegül T. V.
ATAULLAH EL-İSKENDERİ;
YanıtlaSil"YA RABBİ! SEN'İ BULAN NEYİ KAYBETTİ? SEN'İ KAYBEDEN NEYİ BULDU?.." DEDİĞİ GİBİ, HAKİKİ ÎMÂNA SAHİP BİR GÖNÜL, HER AN ALLAH İLE BERABERLİĞİN HUZURU İÇİNDEDİR. BU HUZUR SAYESİNDE FÂNÎ VE GELGEÇ MUSIBETLER ONUN NAZARINDA KÜÇÜLMÜŞ, EHEMMİYETİNİ KAYBETMİŞTİR.
BUGÜN MADDÎ REFAHIN ZİRVESİNDEKİ BATI'DA PSİKOLOJİK BUHRANLAR HATTA İNTİHARLAR GÖRÜLÜRKEN, EN AĞIR ZULÜMLERE MARUZ KALAN GAZZELİ MÜMİNLERDE BU TÜR VAKALARIN GÖRÜLMEYİŞİ, SON DERECE MÂNİDARDIR.
İSLAM TARİHİ MEDİNG DEVRİ XI
YanıtlaSilHeyet İçinde Zürâre b. Amr (Kays), b. Haris, b. IdA (Idy) de bu-lunuyordu. (6) Kendisi, daha önce, Hıristiyandı, (7)
Züråre b. Amr'm Yolda Gördüğü Rüyayı Peygamberimize Anlatması ve Yordurması:
Züråre b. Amr «YA Resûlallah! Yolda, bir rüya gördüm, beni korkuttu. dedi. Peygamberimiz «Nedir o?» diye sordu. Züråre b. Amr «Gördüm ki: Evimde bırakmış olduğum dişi eşek, çil, kara-kızıl bir oğlak doğurmuş!
Yerden bir ateşin çıkıp benimle oğlumun arasına gerildiğini de, gördüm ki, o ateş: (Dumanlı ateş! Dumanlı ateş! Gözlüsü, gözsüzü (8) bana, yiyecek yediriniz!
Ben, sizi, ev halkınızı ve malınızı yerim!) (9) diyordu.» dedi.
Peygamberimiz «Sen, evinde, hamli gizli bir cariye bıraktın mı?» diye sordu.
Züråre b. Amr «Evet!» dedi.
Peygamberimiz İşte, o cariye, bir oğlan doğurmuştur. O, senin oğlundur! buyurdu.
Zürâre b. Amr «Ben, onun, çil, kara-kızıl olmasının sebebini an-layamadım? dedi.
Peygamberimiz «Yakınıma gel!» buyurdu.
Zürâre b. Amr, yaklaşınca «Sende, gizli tutup kimseye açıklama-dığın bir Baras (Alacalık) var mı? diye sordu.
Bunun üzerine, Züråre b. Amr «Seni, hak Peygamber olarak gön-deren Allah'a yemin ederim ki onu, Senden önce, hiç kimse bilmi-yordu! dedi.
Peygamberimiz «Gördüğün çil, kara-kızıllık, işte, odur! (10)
(6) İbn-i Sa'd Tabakat, c. I, s. 346, İbn-i Kayyım Zadülmaad, c. 3, s. 70, Ibn-1 Seyyid Uyunüleser, c. 2, s. 258, Halebt İnsanüluyun, с. 3, s. 279 (7) İbn-i Sa'd Tabakat, c. I, s. 346, İbn-i Esir Üsdülgabe, c. 2, в. 255
(8) İbn-i Abd-1 Rabbih Ikdülferid, c. I, s. 134, 135, İbn-i Abdulber İstiab, c. 2, a. 517, İbn-i Eair Üsdülgabe, c. 2, s. 254, İbn-i Seyyid Uyunüleser, c. 2, s. 259, Ibn-i Hacer İsabe, c. I, s. 548, Halebi İnsanüluyun, c. 3, s. 279
(9) İbn-i Abd-i Rabbih Ikdülferid, c. I, s. 135, İbn-1 Kayyım Zadülmaad, c. 3, 8. 70, İbn-i Seyyid Uyun, c. 2, s. 259, İbn-i Hacer İsabe, c. I, s. 548, Ha-lebt İnsan, c. 3, s. 279
(10) İbn-1 Abd-1 Rabbih Ikdülferid, c. 1, s. 134, İbn-i Abdulber İstiab, c. 2, *. 517-518, İbn-i Fair Üsdülgabe, c. 2, s. 254, İbn-i Kayyım c. 3, s. 70, Ibn-1 Seyyid Uyun, c. 2, s. 258-259, İbn-i Hacer Zadülmaad, İsabe, c. I, s. 548
YanıtlaSil
Yuksel20 Nisan 2025 01:42
BENI NAHA' HEYETİNİN MEDİNE'YE GELİŞİ
Gördüğün ateşe gelince: o, benden sonra kopacak fitnedir! (11) O, âhir zamanda da, kopacaktır!» buyurdu. (12)
Zürâre b. Amr «Yâ Resûlallah! Kopacak fitne nedir?» diye sordu.
Peygamberimiz Mü'minin kanını dökmek, Mü'mine, baldan, su-dan tatlı gelecek, kötülük yapan, kendini iyilik yapıyor sanacaktır!
(13)
Sen, ölürsen, bu hali, oğlun görecektir!
Oğlun ölürse, sen, göreceksin!» buyurdu.
Zürâre b. Amr «Yâ Resûlallah! Allah'a düa et te, onu, ben görme-yeyim! dedi. (14)
Peygamberimiz de «Ey Allâhım! O fitneyi, buna gösterme!» diye-rek (15) düa etti. (16)
Zürâre b. Amr «Yâ Resûlallah! Nûman b. Münziri de, kulaklarına küpeler, kollarına pazubendler ve bilezikler takınmış gördüm? dedi.
Peygamberimiz «Bu, Arap hâkimiyetinin, zînet ve süse dönüşe-ceğine işarettir!» buyurdu.
Zürâre b. Amr «Yâ Resûlallah! Yerden, kır saçlı bir koca karının çıktığını da, gördüm?» dedi.
Peygamberimiz «O da, dünyadan arta kalandır!» buyurdu. (17)
Zürâre b. Amr, oğlundan önce vefat etti.
Zürâre b. Amr'ın oğlu, Hz. Osman'ı hal' edenler arasında idi.
Vecize
YanıtlaSilBir tek ayet olup yüz on dört defa tekrar edi-len Bismillahirrahmanirrahîm cümlesi [...] Arşı ferşe bağlayan ve kâinatı ışıklandıran ve her dakika herkes ona muhtaç olan öyle bir haki-kattir ki, milyonlar defa tekrar edilse yine ihtiyaç vardır. Değil yalnız ekmek gibi her gün, belki hava ve ziya gibi her dakika ona ihtiyaç ve iştiyak vardır.
Sözler, Yirmi Beşinci Söz.
Atatürkeriş ülgergizli vasiyethalifelikhatır
YanıtlaSil5Kasımı 6 Kasıma bağlayan gece Ata’nın “Ne olur ne olmaz”dan fazlası olarak Hasan Rıza Soyaç’a yazdırdığı vasiyet mektubunun 28 Kasım 1938’te açılıp okunduğu gün başlamıştı belki de bu “Geride salt bir veraset mektubu mu bıraktı?” tartışması. Öyle ya; Kurtuluş Savaşı ile başlayan ihtilal safhası ve ardından -hala konuşarak altını doldurduğumuz ya da oyduğumuz- son safhası ile koca bir inkılap tasarlanmışken nasıl olur da sadece veraset meselesi olmaktan öteye geçemez bu mimarın vasiyeti? Rivayet odur ki diye başlamaktan usansak da, işte rivayet odur ki o gece iki mektup yazdırmıştır Paşa. Biri ölümün ardından hemen okunacak olan miras paylaşımını içeren bugün bildiğimiz 6 maddelik mektup, diğeri ise ölümünden tam 50 yıl sonra okunması planlanan Türkiye iç ve dış siyasetine dair bir ikinci mektup… Mektubun tekrar gün yüzü gördüğü zamanlar 1988 yılına yani Kenan Evren’li yıllara denk gelmektedir. Sonuç olarak mektubun Kenan Evren, hatta Turgut Özal tarafından okunduğu ve Türkiye’nin mektubun içeriğine hazır olmadığına karar verildiği söylenir. Kenan Evren tam tarih olarak 25 yıl sonrayı işaret etmiştir; fark ettiğiniz üzere 10 Kasım 2013’ü… Bu süre içerisinde konu birçok kez gündeme gelmiş, hatta Meriç Tumluer eliyle yargıya taşınmış, çıkan takipsizlik kararları ile de AİHM’ye götürülmüştür. Elinde bu vasiyetin bir kopyası olduğunu ileri süren Tumluer; bu kopyayı, Atatürk’ün Jandarma İstihbarat subaylarından Teşkilat-ı Mahsusa (MİT) kurucusu ve Türk Polis Teşkilatının da kurucusu olan Mehmet Rıfat Efendi (yani dedesi) aracılığı ile elde etmiş.
Meriç Tumluer'in vasiyete ait olduğunu iddia ettiği kopya
Meriç Tumluer’in vasiyete ait olduğunu iddia ettiği kopya
2005 yılında Tumluer bu konuyu dava sürecine taşıdığında, işin peşine ANAP Milletvekili Emin Şirin düşüyor bir de. Böylece Emin Şirin ile birlikte biz de Milli Savunma Bakanlığı tarafından, “Bahsedilen ’tutanak dökümü ile Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünden 50 yıl sonra açılması öngörülen vasiyetnamesi’ MSB arşivlerinde bulunmamaktadır” yanıtını alıyoruz. En son AKP İstanbul milletvekili Erol Kaya’nın 17 Aralık 2012 tarihli önergesi ile de mecliste ya da şu ana kadar aranan herhangi bir devlet dairesinde bu vasiyete rastlanmadığı reel bir veri olarak kalıyor elimizde. İşin buradan sonrasını tahminler, yorumlar ve tabi hırçın tartışmalar dolduruyor. En sert tepkiler de mektubun merkezinde yer aldığı söylenen ‘halifelik’ meselesi ile başlıyor kuşkusuz.
Vasiyetten yola çıkan Tumluer, mesela Türk- İslam birliği için mevcut olacak bir halifelikten bahsederken; bu konu üzerine çalışmış Aytunç Altındal da Atatürk’ün Nutuk’ta belirttiği bir proje olduğunu söyler. Projeye göre, hilafet babadan oğula intikal eden bir hilafet olmayacak. Projede Müslüman ülkelerin kendi aralarında oluşturacağı bir şura ve bu doğrultuda kendi içlerinden seçecekleri daimi 5 yönetici ülke ve bu ülkelerin meclislerinin rotasyon usulüyle hilafet makamını temsil etmesi söz konusudur. Böyle bir mektubun var olmadığını belirten Eriş Ülger ise, Altındal’ın “Nutuk’un yalancısıyım” tutumunu çelişkili ve yanlış bulduğunu belirtmektedir. Mustafa Armağan’ın yorumu da Nutuk’ta övülen ve öngörülen değil, ‘ti’ye alınan bir hilafet kavramı olduğu yönündedir. Bu şekilde uzayıp giden tartışma listesine 10 Kasım 2013’ü “21 Aralık” çılgınlığına döndürenleri görünce son veriyor insan ve Eriş Ülger’in çağrı niteliğindeki ifadesi ile soruyor: ‘İlber Ortaylı ne demiş sahi?’ ve tabi net bir tarihçi yorumu: “Gizli siyasi vasiyetler hakkında fikir beyan etmemeyi tarihçiliğin gereği olarak görüyorum. Kahve sohbetinden öteye bir değeri olmadığı çok açık bunun…” Böylece konunun sahiden bir kahve içimi miktarı yer tuttuğunu fark ediyor, bırakıyoruz fincanı. Kalan hatır da Ata’ya…
YanıtlaSil
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
188 1 İhsan, Allah'a, Onu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen onu görmezsen de O seni görür. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
188 2 Günah, kalblerin heyecanıdır. Hiç bir bakış (kadınlara) yoktur ki, onda şeytanın tamaı olmasın. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
188 3 En büyük ecir, Mescide en uzak yerden gelenindir. Sonra uzaklık sırası ile. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
188 4 Kötülükten korunmak iki türlüdür. Birisi nikahla, diğeri iffetli olmakla. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
188 5 Namazda (secdede) eli (dirsekleri) bögre koymak, Cehennem ehlinin dinlenmesidir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
188 6 Ezan, on dokuz sözdür. Kamet ise on yedi sözdür. Hz. Ebû Mahzure (r.a.)
188 7 Ruhlar, (muhtelif neviden) toplanmış askerlerdir. Onlardan Allah için tanışanlar, kaynaşırlar . Allah yolunda tanışmıyanlar, ihtilaf ederler. Söz açığa çıkınca, amel mahfuz olunca, lisanlar uyuşup, kalbler birbirine buğz edince ve her akraba sıla-i rahmi kesince, işte o zaman Allah onlara lanet eder ve sonra da onların kulaklarını sağır ve gözlerini görmez eder. Hz. Selman (r.a.)
188 8 Sarkıtmak, entari, gömlek ve sarıkta olur. Kim onlardan birini, böbürlenme veya kibir için yaparsa, Allah Teala kıyamet gününde o kimseye nazar etmez. Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
188 9 "İstînâs" kendilerine selam verilen ev halkı, izin verinceye kadar hizmetçiyi çağırmandır. Hz. Ebû Eyyub (r.a.)
188 10 "İstînâs", ev halkına geldiğini bildirmek için, bir kimsenin "Subhanellah", Allahuekber, veya Elhamdülillah" demesi veyahutta "öksürmesi" demektir. Hz Ebu Eyyub (r.a.)
188 11 İslamda üç tip ev vardır. Yüksek olmayan, yüksek ve ğurfe (köşk). Yüksek olmayan eve bütün müslümanlar, sorulduğunda ancak "Ben müslümanım" diyerek girerler. Yüksek olanına ise bir kısım müslümanlar, amellerinin diğerlerinkinden daha faziletli olması sebebiyle, girerler. Ğurfe kısmına giriş sebebi ise, Allah yolunda cihaddır. Oraya girmeye, en faziletli mü'minler nail olurlar. Hz. Fadâle İbni Abid (r.a.)