Allah'ı sevmenin yolu Resûlullaha (a.s.m.) tabi ol- maktan; söz, hål ve hareketlerimizde onu ölçü almak- tan geçer.
Resûlullahın (a.s.m.) hadislerinin herbiri ise karan- lıkta kalanlara bir ışık, yolunu şaşıranlara bir rehber, ölünceye kadar doğru yolda tutan bir kılavuzdur.
Resûlullahın (a.s.m.) hadisleri ahiret yolcusu olan insanlar için en sağlam birer ölçü, esas ve hayat pren- sipleridir. Bilhassa bunalımda olan çağımız insanlarına bir kurtuluş simidi, huzur ve saadet yollarını gösteren hatasız bir programdır. Hayata hayat, ruh ve nurdur.
Günümüzün insanının onun emir, yasak ve öğütle- rinden istifade edecekleri çok şeyler var. Ruh, kalp ve vicdanlar, onlara gıda, hava ve su kadar muhtaçtır.
***
Camiü's-Sağir, 10,000 civarında hadis-i şerifi ihtiva eden meşhur hadis kitaplarından biridir. Uyanıkken yetmiş defa Resûlullahı (a.s.m.) gören Celaleddin es-Suyuti (1445-1505) tarafından tasnif edilmiştir. Elinizdeki cildlerde, bu eserin, Feyzü'l-Kadir isimli şer- hi esas alınarak günümüze bakan 4000 civarında hadis ele alınmış, bazılarının açıklamaları yapılmıştır.
Evet sabıkan bahsi geçmiş: Avucunda küçük taşların zikir ve tesbih etmesi; "Vema ra meyte iz raheyte sırrıyla aynı avucunda, küçücük taş ve toprak, düşmana top ve gülle hük münde onları inhizama sevketmesi; "Ven şakke'l kamer" nassı ile aynı avucunun parmağıy la Kamer'i iki parça etmesi; ve aynı el, çeşme gibi on parmağından suyun akması ve bir or- duya içirmesi; ve aynı el, hastalara ve yaralılara şifa olması, elbette o mübarek el, ne kadar harika bir mu cize-i kudret-i İlahiye olduğunu gösterir. Güya ahbab içinde o elin avucu küçük bir zikirhane-i Sübhanîdir ki, küçücük taşlar dahi içine girse, zikir ve tesbih ederler. Ve a'da- ya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur. Ve yaralılar ve hastalara karşı küçücük bir eczahane-i Rahmanîdir ki, hangi derde temas et- se derman olur. Ve celal ile kalktığı vakit, Kamer'i parçalayıp Kab-ı Kavseyn şeklini verir; ve cemal ile döndüğü vakit, âb-ı kevser akıtan on musluklu bir çeşme-i rahmet hükmüne girer. Acaba böyle bir zâtın bir tek eli, böyle acib mu'cizata mazhar ve medar olsa; o zâtın Hâlık-ı Kainat yanında ne kadar makbul olduğu ve davasında ne kadar sadık bulunduğu ve o el ile bi- at edenler, ne kadar bahtiyar olacakları, bedahet derecesinde anlaşılmaz mı?..
Cismanî ihtiyaç gibi, manevî hâcât dahi muhteliftir. Bazısına insan her vakit muhtaç olur. Cis- me hava, ruha "Hû" gibi. Bazısına her saat: "Bismillah" gibi. Ve hâkeza.
(Nurun İlk Kapısı)
Bismillahirrahmanirrahîm ferşi Arşa bağlar. İnsanî arşa çıkmaya bir yol olur.
(Lem'alar)
"Bismillahirrahmanirrahîm" cümlesi, Arşı ferşe bağlayan ve kâinatı ışıklandıran ve her daki- ka herkes ona muhtaç olan öyle bir hakikattir ki, milyonlar defa tekrar edilse yine ihtiyaç vardır. Değil yalnız ekmek gibi her gün, belki hava ve ziya gibi her dakika ona ihtiyaç ve iştiyak vardır.
(Şuâlar)
Hazine-i rahmetin en kıymettar pırlantası ve kapıcısı Zât-ı Ahmediye (a.s.m.) olduğu gibi en birinci anahtarı dahi "Bismillahirrahmanirrahîm" dir. (Lem'alar)
Sö- mürge kültürünün suladığı topraklarda yaşayan üst sınıflar İslama karşı oldukları kadar diyelim ki Hıristiyanlığa karşı değildirler. Yani İslama karşı oldukları kadar bir başka din'e karşı değildirler.
retler vardır. Günümüz dünyasında Müslumanları doğrudan ilgilendiren pek çok gelişme bulunmak tadır. Bütün bu gelişmelere athinlerimizi ve yürek lerimizi açmamız Rabbimizin bir buyruğudur bize. Bütün bu gelişmeleri takip ederek, bunlardan ala- cağımız derslerle Şeytan'a ve şeytani olana alet ol maktan, dünya müstekbirliğinin emellerine alet olmaktan korunmuş bulunacağız. Allaha gereği g bi kulluk etmenin en önemli şartlarından biri de bilindiği gibi tağut'tan ve tağuti olan her şeyden sakınmaktır.
Muvahhidler aldıkları her soluğu büyük bir imkan ve fırsat bilerek, tevhidi gerçekliğin sapma kabul etmez temsilcileri olduklarını göstermelidir ler. Tevhidin berrak sularına inenler, orada Allah' in sonsuz bağışlarıyla karşılaşacaklardır. Tevhidi düşünceyi ve tavrı nokta nokta bütün bir sinesi ne nakşedenler için kurtuluş yolları açılmaktadır.
Dünyamız bir gün değişecekse ki değişecektir, bunu bütünüyle tevhidin rengine bürünmüş mu vahhidler değiştireceklerdir.
Her şeyin en güzelini, en güzel şekliyle bilen alemlerin Rabbi Allah'a hamdolsun.
1 Bela kelimesi, Arapça "Evet, peki, hayhay" anlamlarına gelir. Belî diye de okunur. Son har- fi Arapça "Y" harfidir. Son harfi "Elif" olursa "gam, keder, musibet, afet, ceza " anlamları- na gelir. Yazılışları farklı olsa da okunuşları aynıdır. Kabir suallerinde "- Ne zamandan beri Müslümansın?" sorusuna karşılık "- Kalu belâ (Evet dediler)dan beri," diye cevap verilme- si gerektiği söylenir. Çünkü "Kalu bela", Alemlerin Rabbinin ruhları yarattığı zaman onlara "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" diye sorduğunda ruhların verdiği cevaptır ki, ruhlar hep birden "Evet, Sen bizim rabbimizsin," anlamında o soruya olumlu cevap vermişlerdir. Bundan sonra Allah, ruhlara ten elbisesi giydirip imtihan için dünyaya gönderdi ki, sözünde duran vefa ehli ile durmayıp sözünden dönen ihanet ehli birbirinden ayrılsın diye. Bu durumda bir kişi, dünyada bir musibete maruz kaldığı zaman eğer "Ya Rabbi, bu musibet hiç şüphesiz sen- den geldi. Bu musibeti ya benim nefsime uyup yanlış bir iş yaptığım için bana ceza, kefaret ve nedamet olmak, o yanlıştan dönmemi sağlamak için rahmetinden verdin, ya da benim yalnız sana sığınıp yalnız senden yardım isteyip istemeyeceğimi denemek için verdin. Her iki hal- de de ben yalnız sana sığınır, yalnız senden yardım isterim," diye düşünürse ilk sözünde du- ran vefa ehlinden olduğunu kanıtlamış olur. Bu takdirde o bela, keder verici olmaktan çıkıp mutluluk sebebi olur. Aksi halde musibeti nefsinin bir hatasından veya Rabbinin imtihanından bilmeyip zahirdeki başka bir sebepten bilirse imtihanı kaybetmiş, Rabbini tanımamış, ezelde verdiği söze ihanet etmiş olur. (H.Y.)
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 203 1 Hased imanı bozar. Sabr (müshil ilacı)nın balı bozduğu gibi. Hz. Ebû Hakim (r.a.) 203 2 Hak bununla beraberdir. Hak bununla beraberdir. (Hz. Ali r.a işaret ederek ilerideki fitneler için buyurmuştur) Hz. Ebû Said (r.a.) 203 3 Benden sonra hak, nerede olsa, Ömer İbni Hattab'ladır. Hz. Fadl İbni Abbas (r.a.) 203 4 Hikmet on cüzdür. Dokuzu halktan kendini çekmekte, biri susmaktadır. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 203 5 Halim olan adam, dünya ve ahirette seyyiddir. Hz. Enes (r.a.) 203 6 Nimete hamd etmek, o nimetin gitmesine karşı emandır. Hz. Ömer (r.a.) 203 7 Hamd olsun O Allaha, ümmetimden öyle kimseler yarattı ki, onlarla birlikte (zikrederek) sabretmeyi isterdim. (Şu mealdeki ayetin nüzulu üzerine bu hadisi şerif varid olmuştur. "Nefsimi, akşam ve sabah, sırf Onun rızasını murad ederek Rablerine dua edenlerle sabırlı kıl.") Hz. Selman (r.a.) 203 8 O Allah'a hamd olsun ki yedirir yedirilmez ve bize ihsanda bulunur, bize hidayet eder. Ve bizi doyurur, içirir ve bizi tatlı belalarla imtihan eder. Arası kesilmeyen nimetlerinin karşılığı ödenemiyecek olan, kendisine karşı nankörlük yapılamayacak olan ve kendisine muhtaç olmamaya imkan bulunmayan Allah'a hamd ederim. O Allah'a hamd olsun ki, bize yiyeceklerden yedirdi, içeceklerden içirdi. Çıplaklıktan giydirdi. Ve dalaletten hidayete erdirdi. Ve körlükten görür hale getirdi. Mahlukatının çoğuna da bizi üstün kıldı. Hamd, Alemlerin Rabbı olan Allah'a muhsustur. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 203 9 O Allaha Hamd ederim ki, Resulullahın gönderdiği adama, onun istediği şekilde hareket nasib etti. Ve tevfik ihsan etti. Hz. Muaz (r.a.) 203 10 Fatiha yedi ayettir. Birincisi Besmeledir. Fatiha Sebül mesanidir. (tekrar edilen yedi ayettir) Kur'anı azimdir. Ümmül Kur'andır. Ve Fatihatül Kitaptır. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 203 11 Ey Allahın düşmanı, seni zelil eden Allah'a hamd olsun. Bu ümmetin, bu firavunu idi. (Bedirde Ebu Cehilin başı getirildiğinde) Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma) 203 12 Ümmetim içinde seni bu şekilde yaratan Allaha hamd ederim. (Hz. Salim (r.a) için) Hz. Âişe (r. anha) 203 13 O Allah'a Hamd olsun ki, avretimi örtebileceğim bir elbise ile beni giydirdi. Ve hayatımda onunla beni güzelleştirdi. Beni Hak ile gönderene yemin ederim ki, hiçbir müslüman kul yoktur ki, Allah (z.c.hz) leri onu yeni bir elbise ile giydirdi de o da eskisini fakir bir müslümana verdi ise, o kimse diri veya ölü de olsa o elbisenin bir ipliği kalıncaya kadar Allah'ın hıfzında ve emanında olmasın. Hz. Ömer (r.a.) 203 14 Hamd olsun Rabbıma ki Beni senin gibi leîm kılmadı. (Ebu Cehili kasdederek) Hz. Ali (r.a.) 203 15 Humma günahları döker. Ağacın yapraklarının dökülmesi gibi. Hz. Abdullahil Kasrinin babasından 203 16 Humma, Cehennem ateşinin şiddetindendir. Onu su ile serinleşirin. (Bir rivayette zemzemle) Hz. Ömer (r.a.) 203 17 Humma, Cehennem körüklerinden bir körüktür. Ve mü'minin Cehennemden payıdır. Hz. Ebû Reyhâne
Her kim Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsa ya hayır söylesin ya da sus- sun... (Buhari, Rikák, 23)
DEĞİŞİM DİL İLE BAŞLAR
Dil; dinin, kimliğin, geleneğin, kültürün taşıyıcısıdır. Bizi biz yapan şeydir. Başkasının kelimeleriyle kendimizi inşa edemeyiz. Kimin ekmeğini yiyorsan onun kılıcını çalarsın sözüne karşılık şunu söyleyebiliriz: Kimin kelimeleriyle konuşuyorsan onun kelimeleriyle düşünmeye başlarsın. Bize ait olmayan kelime veya kavramlarla yerli düşünce gerçekleşmez. Bir süre sonra ken- dimize yabancılaşmaya başlarız. Yabancılaşmak, benliğinden, kimliğinden uzaklaşmak demektir. Mazi ile bağımız koptuğunda öz duruştan söz etmemiz de imkânsızlaşır. Değişim dil ile başlar, sonra hayatın bütününe sirayet eder. Milli ve manevi değerler onunla örselenir ve zamanla her şey normal gel- meye başlar. Bu normalleşme geçmişle bağımızı koparır. O bağ koptuğunda bizi biz yapan milli ve manevi değerlerle bağımızı da koparmış oluruz. Bu açıdan milletlerin kaderleri dilleriyle doğru orantılıdır. Dili yaşayan milletler hayatlarını sürdürmüş, dili ölmüş toplumların varlığı ise nihayete ermiştir.
ISLAM, DÜNYANIN CEFASINA DA SAFASINA DA ALDIRMAYIP ÂHİRETİNİ KURTARABİLME GAYRETİNDE OLAN FEDAKAR MÜ'MİNLERLE KITALARA YAYILDI.
1. MURAD HAN, YEMYEŞİL BURSA'NIN RAHATINI BIRAKIP ŞEHİD OLMAK PAHASINA KOSOVA'YI FETHETTİ. BUGÜN HĀLĀ KOSOVA'DA OKUNAN EZANLARDAN MURAD HAN'A SADAKA-I CÂRİYELER GELMEYE DEVAM EDİYOR.
FATİH SULTAN MEHMED; "BEN İSTANBUL'U FETHETTİM, PEYGAMBER EFENDİMİZ'İN MÜJDESİNE NAİL OLDUM." DİYE OTURUP KALMADI. BÜTÜN ÇİLE VE MEŞAKKATLERİNE KATLANARAK TRABZON RUM İMPARATORLUĞU'NU, BOSNAYI, İŞKODRAYI VE DAHA NİCE YERLERİ FETHETTİ. BUGÜN ORALARDAN DA KENDİSİNE SADAKA-İ CÂRİYELER GELİYOR.
CANLARIYLA VE MALLARIYLA KENDİLERİNİ ALLAH YOLUNA ADAYANLAR, FANĪ HAYATLARINDAN SONRA DA GÖNÜLLERDE YAŞAMAYA VE GELECEK NESİLLERE ÖRNEK OLMAYA DEVAM EDİYORLAR.
Arz üzerinde iki eman sebebi vardır. Ben emanım ve istiğfar da emandır. Ben kalmıyacağım ama istiğfar emanı kalacak. Şu halde her günah ve kusurda istiğfara devam edin. Ravi: Hz. Osman İbni Ebi As (r.a.) Sayfa: 325 / No: 14 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yuksel6 Aralık 2024 22:21 Sineğin bir kanadında derd, bir kanadında şifa vardır. Bir kaba tek kanadla düşerse öbür kanadını da batırın. Şifası derdini giderir. Ravi: Hz. Ali (r.a.) Sayfa: 325 / No: 10 Ramuz El-Ehadis
Gadab şeytandandır. Şeytan da ateşten yaratılmıştır. Su ise ateşi söndürür. Öyle ise biriniz gadablanınca hemen yıkansın. Ravi: Hz. Muaviye (r.a.) Sayfa: 225 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yuksel6 Aralık 2024 22:36 Şarkı, oyun ve eğlence kalbde nifakı büyütür. Nasıl ki su otu büyütüyorsa. Nefsim Yed-i kudretinde olan Allah'a kasem ederim ki, Kur'an ve zikir kalbde imanı büyütür, tıpkı suyun otu büyütmesi gibi. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 225 / No: 13 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yuksel6 Aralık 2024 22:38 Cennette altından bir direk ve üzerinde zebercedden şehirler vardır ki, onlar Cennete yıldızlar gibi ışık verirler. Ve bunlar Allah rızası için birbirlerine muhabbet edenler içindir. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 125 / No: 6 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yuksel6 Aralık 2024 22:39 Allah Teala bir kulu sevdiğinde, onu kendisini ittihaz eder (Kulu kendisi ile meşgul eder.), zevce ve çocukları ile meşgul etmez. Ravi: Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma) Sayfa: 25 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yuksel6 Aralık 2024 22:40 Allah Teala bir kulu sevdiğinde, onu dünyadan korur; sizden birinizin hastasını sudan koruması gibi. Ravi: Hz. Katade ibni Numen (r.a.) Sayfa: 25 / No: 2 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yuksel6 Aralık 2024 22:40 Allah Teala bir kulu sevdiğinde ona dünya işlerini kapar, ahiret işlerini ise açar. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 25 / No: 3 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yuksel6 Aralık 2024 22:42 Sizden biriniz, müslümanlık görevini güzel yaptığı zaman, amel ettiği her hasene için, kendisine on mislinden yedi yüz katına kadar sevap yazılır. Yaptığı her bir seyyie için ise misli kadar yazılır. Allah'a kavuşuncaya kadar bu böyledir. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 25 / No: 12 Ramuz El-Ehadis
Bölgenin stratejik şal ÇOK zor ve tehlikeli bir yola girdiklerinin far- kındaydılar. Ama gene de Allah Rasûlüne (s.a.v.) "tüm bunları yapınca karşılığında bize ne var?" diye sordular. Burası çok masumane ve insanca bir soruydu. Kim- se ne kazanıp ne kaybedeceğini bilmeden bir yola çıkmak istemezdi. O da "cennet var" deyince buna razı oldular. Peşin olanı verip, veresiye olanı almaya talip olmak, Cennete yatırım yapmak da onları özel kılan bir imandı.
Şehrin önüne kazılan ve herkesin sı- rayla içinde ateş yanan hendeklere atıl- dığı bir ortamda hala imanını muhafaza edebilmek, kucağındaki bebeğin sesine kulak vererek imandan taviz vermemek de Ashab-ı Uhdud'a ait güzel bir örnek- tir. Bedel gerekiyorsa gözünü kırpmadan onu ödeyebilmek imanın asıl rüknüdür.
Ancak her zaman böylesi büyük be- deller istenmez. Bazen de hayatın için daha küçük iman testleri bekler bizi. Bunu da şu hadisi şerifte görmek müm- kündür. Bera b. Azib (r.a.) naklediyor, "Biz Resulullah'ın (s.a.v) yanında oturu- yorduk. Bir ara bize: "İmanın en sağlam kulpu nedir bilir misiniz?” diye sordu.
Sahabe'den biri: "Namaz" dedi. Hz. Pey- gamber (s.a.v.): "Namaz güzeldir. Fakat o değildir!" dedi. Bunun üzerine başka bir sahabî: "Ramazan orucu!" dedi. Hz. Pey- gamber (s.a.v.): "O güzeldir. Fakat o değil- dir!" buyurdu. Bu sefer başka bir sahabî: "O halde cihaddır!" dedi. Hz. Peygamber (s.a.v): "O da güzeldir. Fakat o da değil- dir!" dedi. Sonra kendisi cevap olarak şöyle buyurdu: "İmanın en sağlam kulpu, Allah için sevmek ve yine Allah için buğ- zetmektir." (Ahmed b. Hanbel)
Müreffeh bir hayatı yaşadığımız bu ülkede imanımızı kavi kılacak ve imanla yaşamamızı sağlayacak ölçü de bu olsa gerek. Bu, dostla düşmanın karıştığı, mu- habbet ve buğzun adresini şaşırdığı gün- lerde imanı kavi kılacak özel bir yöntemdir.
İMAN EDEBİLMEK İÇİN AKLINI ÖN PLANDA TUTAN VE AKLINA YATMASI HALİNDE İMAN EDECEĞİNİ SÖYLEYENLER ÇOĞUNLUKLA BU İŞİ BECEREMEMİŞTİR. HZ. ALİ (R.A.) EVİNDE BÜYÜDÜĞÜ AMCASI ALLAH RASÛLÜ'NÜ (S.A.V.) NAMAZ KILARKEN GÖRDÜ VE SONUNDA İMAN ETTİ. DUYDUĞU BİRKAÇ CÜMLEYLE YENİ DİNE AKLININ YATMIŞ OLMASI, İKNA EDİLMİŞ BİR SEVİYEYE ERMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR. ZİRA TESLİM OLMAK AKLIN DEĞİL KALBİN İŞİDİR.
Kur'an'a göre ilâhi vahyin insanla buluşma noktası kalbdir. İnsanın idrak, duygu ve amel gibi fonksiyonları kalb merkezlidir. Îman, nifak ve inkâr gibi itikâdî yönelişler; sevgi, merhamet ve korku gibi ahlâkî ve psikolojik değerler, hep kalbe nisbet edilmiştir. İnsanı Hak katında mükerrem kılan "takva"nın mahalli kalb olduğu gibi kıyamet gününde kişinin değer ölçüsü de kalbdir. Bu sebepledir ki o, "nazargâh-ı ilâhî" olarak tavsif edilmiştir. Hz. Peygamberin -sallallâhü aleyhi ve sellem- "Dikkat edin cesette bir et parçası vardır ki o iyi olursa bütün beden iyi olur; o bozuk olursa bütün beden de bozulur; işte bu et parçası kalbdir" (Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsākât, 107 Mâce, Fiten, 14.) Sözleri ise kalbin insanda en önemli bir merkez olduğunu açıkça vurgular mâhiyettedir.
İşte bu kitap, müslümânın, emanet edilen ömrü, "kalbî hayat" diye özetlenebilecek bir derinlikte yaşamaktan başka yolu olmadığını açıklıyor.
Şimdi elinizde, hem Kur'an ve Sünnet'in ölçülerini belirlediği "kalbi hayat" konusunda sağlam bir müracaat kitabı, hem de dost ortamlarında gönül huzuru içinde paylaşılacak bir sohbet kitabı vardır.
Sözler var; zindanları saray yapar, ölümü sevgili, kabri gül bahçesi gibi sevdirir, darağacında asılmayı bekleyen bir çaresizi ebedi idamdan kurtarır, fani ve fakir bir adama dünya kadar ebedî bir mülkü kazandırır, ebedi hayatın levazımatını buldurur. Yeterki insan kulağını tıkamasın, gönül kapılarındaki kilitleri kırsın, ölüden daha ölü olanları dirilten, maddesiyle manasıyla iflas etmiş zavallıları sultan yapan sözler var.
"Nerede o sözler, hani?" diyorsanız, gözlerinizi yüreğinizle birlikte açın, basiretinizde yanınızda bulunsun ve elinizdeki kitabın sayfalarını çevirmeye başlayın.
Bir kimse ilim talebi için giderse, melaike ona dua eder, maişeti mübarek kılınır, maişetinden sıkıntı görmez ve kendi de mübarek olur. Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.) Sayfa: 431 / No: 8 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yuksel20 Şubat 2025 22:01 Bir kimse: "Rabbimin Allah olduğuna, dinimin İslam olduğuna, Peygamberimin (ve Resulumun) Hz. Muhammed (s.a.s.) olduğuna razı oldum" derse, Cennet ona vacib olur. Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.) Sayfa: 432 / No: 12 Ramuz El-Ehadis
Sen kendini büyük görürsün! Sen eğer koçla toslaşırsan az zamanda alnının parçalandığını görürsün.
İnsanları ısıran ve halka ızdırap veren hacılara benim tarafımdan de ki: Sen hacı değilsin. Asıl hacı, devedir. Çünkü zavallı hayvan, hem yük taşır, hem diken yer.
Bir câhil için en iyi şey susmaktır. Ne var ki, bunu bilseydi zaten câhil olmazdı.
Germicilerin şöyle bir şarkısı vardır: Dağlara yağmur yağmazsa hepsi bir yılda kurur.
Halkın, Käbe örtüsünü öptüğünü görürsün. O, ipek böceğinin kozasından yapıldığı için şöhret bulmadı. Birkaç gün bir mukaddesle bir arada bulundu da azîz oldu. Yani birkaç gün o örtü, Kâbe duvarına asıldı.
Kerem (cömertlik) ağacı nerede kök salarsa boyu ve dalları gökleri tutar. Eğer "başa kakma" testeresini gövdesine vurursan meyvesini yemekten ümidini kes.
Sarhoşlarla bir arada bulunmak îman ehli için kâfî bir zindan azabıdır.
Yalnız ibâdet neye yarar? İbadetin yanında kerem ve ihsân da lazımdır. Allâh yolunda bir altın vermeleri lâzım gelse çamura batmış merkep gibi acizleşiyorlar. Ama fatiha okumaya gelince yüz defa okurlar.
Arab atı koşarak iki saat gider; deve ise, ağır ağır gider ama gece-gündüz yol alır.
1) Allah-ü Taâlâ şöyle buyurdu: lah- Tuala suara Allah'a dininde ihlas erbabı ve muvahhid ola rak ibadet etmelerinden, namaz kılmalarından ve zekât verme rinden başka bir şey emri verilmemişti.. İşte doğru bir din..>>>>
**
Bu Ayet-i Kerime Kur'an-ı Kerimin 98. suresi olan EEYYİNE S resinin 5. âyetidir.
قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : إنما الأعمال بالنيات ، وإنما لكل أمرى مَا نَوَى ، فَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ ، فَهَجْرَتُهُ إِلَى اللَّهِ ورسوله ، وَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ إِلَى دُنْيَا يُصِيبُهَا أَوِ امْرَأَةٍ يَنْكِحُهَا فَهِجْرَتُهُ إلى ما هاجر إليه . ) رواه الشيخان عن عمر )
2) Peygamber S.A. efendimiz şöyle buyurdu: <>
* **
Bu Hadis-i Şerif, bize niyetin önemini anlatmaktadır. Bakalım: yetimiz bizi hangi yola çekiyor..
* **
Ravi: Hz. Ömer'den r.a. naklen BUHARI ve MUSLIM.. Menkabal 2. 5. ve 41. Hadis-i Şerifte..
إنَّ الله تَعَالَى لا يَنظُرُ إلى أجامِكُمْ وَلَا صُورِكُمْ ، وَلَكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قلوبكم وأما لكم . ( رواه مسلم عن أبي هريرة )
4) «Allah-ü Taâlâ iyilikleri de yazdı, kötülükleri de.. Sonra bunları kitabında beyan etti.
Her kim, bir iyilik kasdeder, yapamazsa; Allah, katında onu tam bir sevab yazar.. Şayet kasdettiği o iyiliği yaparsa; Allah, katında onu on kattan yediyüz kata kadar sevab yazar.. Hatta daha fazla-sı ile..
Her kim, bir kötülük kasdeder de yapmazsa; Allah, katında tam bir sevab yazar.. Şayet o kötülüğü kasdeder de yaparsa; Allah onu bir günah yazar..>>>
**
Bilhassa yapılan işlerin niyet şekline dikkat edilmelidir. Daha zi-yade ihlasa.. Çünkü sevablar ona göre verilir..
** Ravi: IBN-I ABBAS'tan r.a. naklen BUHARI ve MUSLIM... Menka-beleri, 2. 5. ve 42. Hadis-i Şerifte..
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 113 1 Ümmetim üzerine en korktuğum kimseler, ilimleri dillerinde olan münafıklardır. (Dili âlim) Hz. Ömer (r.a.) 113 2 Ümmetim üzerine korktuklarımın en korkuncu; âlimin hatası, münafığın Kur'anla mücadelesi, kendisine fetholunacak dünya. (Yani dünya rahata mübtelâ edip, insana fedakârlığı unutturur. Dinin temeli ise fedakârlık üzerine kaimdir.) Hz. Muaz (r.a.) 113 3 Ümmetim üzerine korktuğumun en korkuncu, ya namazın vaktini geciktirmeleri veya vaktinden evvel kılarak acele etmeleridir. (İlk cemaati kaçırmamak efdaldir.) Hz. Enes (r.a.) 113 4 Ümmetim üzerine korkmakta olduklarımın en korkuncu, mudil insanlar (önderler)dir. (Mudil, şaşırtıcı, istikamet kaybettirici demektir) Hz. Ebud Derda (r.a.) 113 5 Ümmetim üzerine korkmakta olduklarımın en korkuncu kavmi Lut'un hareketidir. Hz. Câbir (r.a.) 113 6 Ahir zamanda, ümmetim üzerine en korktuğum üç şey; Müneccimlik ve müneccimlere inanmak, kaderi tekzib ve sultanın zulmüdür. Hz. Ebû Ümâme (r.a.) 113 7 (Dini hususlarda) riyanın en azı dahi şirktir. Ve en iyi kulluk, mütteki olmak ve ittikasında gizli olmaktır. Bu gizlilik, bir merhalede bulunmayınca aranmamak ve bulununca da nazarı dikkati çekmemektir. Bunlar hidayet rehberi ve ilim kandilidirler. Hz. İbni Ömer (r.a.) 113 8 Ehli Cennet'in en aşağı dereceli olanının Cennetteki mülkünü temaşası ikibin sene sürer ve bu mülkün en uzak kısmını en yakını gibi görür. Bunlar zevceleri, hizmetçileri, kürsüleri, bahçeleri vs.dir. Efdal dereceli olanı ise, Allah (z.c.hz.)'nin Cemalini günde iki defa temaşa eder. Hz. İbni Ömer (r.a.) 113 9 Fisebilillâh mücahid olanlar en ufak bir zorlama ile bir senelik oruç bedeli ve bir senelik gece ibadeti hak ederler. Soruldu: "En ufak zorlama nedir?" Buyuruldu ki: "Meselâ böyle bir mücahid gece giderken hayvan üzerinde uyuklar ve kamçısını düşürür, inip bunu alması en ufak zorlamalardandır." Hz. Sabit İbni Ebu Asım (r.a.) 113 10 Ehli Cennetin derecesi en aşağı olanının bahçelerine, kürsülerine, zevcelerine bakışı bin sene sürer. En efdali ise günde iki kere, sabah, akşam Allah (z.c.hz.)'ni temaşa eder buyurup şu ayeti okudular: "Vücûhün yevme izin nâdiretün ilâ Rabbihâ nâzıra." Hz. İbni Ömer (r.anhüma) 113 11 Mü'minlerin ruhları yedinci kat göktedir. Ve oradan Cennetteki makamlarına bakarlar. (Muellif hazretleri şu 7 sıfat dolayısıyla makamına varamaz buyurmuşlardır: Gıybet, tefahur, kibir, ucub (yaptığı ibadetten dolayı kendini beğenme), hased, merhametsizlik ve riya.) Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Bu "derin devlet" denen şey hâlâ varlığını sür-dürüyor. Bu işler geri dönülmez noktaya geldi, ama iş bitmiş değil.. Kozmik odaya girilmediği gibi, mer-kez komite de, ülke geneline yayılmış tetikçiler de dışandalar.
İçeridekiler onun için susmayı tercih ediyor..
İşin kötü yanı, yeni bir derin yapı oluşuyor. İkti-dar ve servetle tanışanlar bir şekilde kendi aralann-da kayıtdışı bir birlik oluşturuyorlar. Zaten onun bir adım ötesi ya MAFİA'laşmak, ya da derin bir yapıya dönüşmektir. Bu defa derin yapıda namaz kılanların sayısı artacak sanırım..
Tutuklananlar arasında, sanki, derin yapının İçinde karar vericiler arasında da olmayan, tetikçilik de yapmayan bir sürü adam var.. Birileri kurunun yanında yaş da yanar hesabı onları da listeve dahil etmış gozuküyor.. Bu işler, bu adamları oraya so-kup, işin ciddiyetini sulandırmak isteyenlerin de işi olabilir ya da kendilerine rakip ve tehdit olarak gör-düklerini, kurunun yanında da yaş da yanar hesabı kendi cehennemlerine çekmek isteyenlerin işi de olabilir..
Hatta öteki tarafta olup da, dışarıdakiler, birile-rini kendi yanlarına çekmek için de o kişilerin içeri girmesine göz yummuş olabilirler. Böylece adam kazanacaklar..
Adamlar kendilerinden çok eminler, "biz gide-riz ötekiler gelir, arma sonuçta bu düzen böyle de-vam eder" anlayışına sahipler. Başka türlü olmaya-cağını düşünüyorlar. Yaşanan bazı olaylar da onları haklı çıkartır gibi aslında..,
İktidar ve servet dönüştürücü bir güce sahip, ilk olarak da bu güç, kendine sahip olmak isteyenleri dönüştürüyor..
Bir gün bu Balyoz ve Ergenekon davası sonuç-lanacak ve göreceksiniz, başka davalar, başka tar-tışmalar başlayacak.. Bu dava sürecinde yaşanan örtülü hesaplaşmaların davası ayrıca, görülecek..
Yarın sıra 28 Şubat'a gelirse, iMuhsin Yazıcıoğ-lu suikastı ile ilgili tutuklamalar da başlayınca, daha yüzlerce kişi hapse tıkılacak.. İnanın bunların tümü-nü mahkemeye çağırsanız yargılayacak yer ve adam bulamazsınız, bunları hapsedecek hapishane de yok.. O kadar çoklar.. Onun için bir gün genel af-la bu işlerin üzerinin örtüleneceği hesabını yapıyor-lar..
Sanki iktidar da bu işi daha fazla dağıtmamak Ister gibl.
MIT ve Emniyet niye elindeki bilgileri açıklamı-yor? Jandarma İçişleri Bakanlığı'na bağlı değil mi, niye bu işin üzerine gidilmiyor? Jandarma İstihbara-tının bilmediği bir şey mi var?
Yani birileri gerçekten Muhsin Yazıcıoğlu su-ikastı ile ilgili bilgiye sahip değiller mi?
Bana kalırsa NATO ülkeleri de biliyor, ayrıca ve özellikle İsrail de, ABD ve tabii bizimkiler de..
Bana kalırsa şu şike işini biraz eşeleyin, bakın bakalım bu işin arkasından ne çıkar.. Sakın Ergene-kon çıkmasın..
İşe bakar mısınız, durup dururken bir şike ya-sası çıkardılar, daha yaşanın mürekkebi kurumadan bir daha değiştirdiler. Önce 2 yıllık cezayı beş yıia, ardından da beş yıllık cezayı bir yıla indirdiler.. Peki bu nasıl oldu.. Bu konuda söyleyecek sözü olan var mı? Ayıp ya hu, insaf yahu!
Bir ülkede ne kadar çok yasa varsa o ülkede özgürlükler o kadar az ve baskı altındadır demek-tir.. Yasa ile düzenlediğiniz her alanda bürokrasinin borusu öter. Hani şu "bürokratik oligarşi" var ya o!
Bana sorarsanız şike yasası tam bir ŞİKE oldu! Benim adalet duygularım incindi..
Demokrasi, böyle işlerle örselenirse, demagoji-ye dönüşür.. Üzerinde yükseldiğimiz zemini tahrip etmiş oluruz.. Yasa dediğiniz şeyin saygınlığı, cay-dıncılığı kalmaz, yaz-boz tahtasına döner..
Bana kalırsa bu yasa değişikliği ŞİKE'cilen kur-tarmaya yetmez.. Bu işi bir adım öteye götürürse-niz, çete olayı ile birleşir..
Yıldırım benim gözümde simdi daha çok Habe-ral'a benziyor.. Bu işe ecinnilerin karıştığını düşünü-yorum.. Birileri bu durumu savunmak yerine sussa-lar daha iyi ederler.. Çünki mızrak çuvala sığmıyor.. Bir de bu işin Dalan bağlantısı var. İşin ucu Ergene-kona kadar gidiyor..
Sahi şu 28 Şubatçılara sıra ne zaman gelecek? Ben Ergenekona da karşıyım, Balyozcuiara da, kayıtdışı ekonomiye de, yım. Bunu yapan bizden ya da onlardan olabilir. kayıtdışı siyasete de karşı-Halka karşı ihanet planı yapanlar, devleti ele geçirip topluma İlahilik ve Rabilik taslayanlar, eğer bu Sazgeçmeyeceklerse cehenneme! ve dua ile.. işten
Allah'a masiyet olan yerde kimseye itaat yoktur. İtaat ancak meşru yerdedir. Ravi: Hz. Ali (r.a.) Sayfa: 481 / No: 8 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yuksel13 Mart 2025 02:13 Allah (z.c.hz.)ne isyan mahiyetinde olan yerde, mahluka itaat yoktur. Ravi: Hz. İmran (r.a.) Sayfa: 481 / No: 9 Ramuz El-Ehadis
Büyük zatlar; kendilerini yanlarında ihtiyar olan ana ve babası-nın hizmetine vermiştir. Bunların başında VEYS'EL-KARANI Hz. ge-liyor. O Peygamber S.A. efendimizin zamanına kavuştu. Sırf anasına hizmet ettiği için gidip görüşemedi.. Bir defasında izin aldı; ve Peygam-ber S.A. efendimizin ziyaretine gitti..
Evde yoksa arama, dön:
Emrini almıştı.. Efendimiz S.A. evde yoktu.. Selâm bıraktı; göreme-den döndü.. Bu ne bağlılıktır..
Hicretin 155. yılında Kûfede vefat eden MU'SİR b. KİDAM isminde büyük bir veli vardır.. İmam-ı Şa'ranî onun anasına saygısını şöyle an-latır:
«Bir gece anası, içmek için su istedi.. Dışarı çıktı; testiyi alıp geldi. ği zaman, anasını uyumuş buldu.. Elinde testi, sabaha kadar uyanması-nı bekledi..>
İşte büyük insanların saygısı... Allah-ü Taâlâ cümlemize iyi hal ve güzel ahlâk nasib eylesin... Amin!..
Bu Hadis-i Şerifin ravisi, İBN-İ EBİ BEKRE'dir. Taberani ondan eserine almıştır. Oradan da bu esere alınmış, biz de Allah nasib ettiği için, tercümesini yapıyoruz.
TABERANI Hz. ni 9. Hadis-i şerifte anlattığımız için, onu geçip esas raviden bir parça bahsedeceğiz.
IBN-1 EBI BEKRE: Yani, EBUBEKRE'NİN OĞLU.. Tercümemize esas aldığımız bu eserde, ravinin ismi sarih olarak belli değildir. Ama biz, ABDURRAHMAN olduğunu tahmin ediyoruz. Çünkü EBUBEKRE'nin en çok kendini ilme veren oğlu budur. Yalnız babasından öğrendiğiyle kalmamış, birçok sahabe ile de buluşmuş ve onlardan Hadis-i şerif öğren-miştir.. O öğrendiklerinden biri de bu Hadis-i şeriftir.
Babası Taif'in fethinde müslüman olmuştur. Esas adı da, EBUBEK-RE değil, NEFİ b. HARS'tir. Taifin fethine tekaddüm eden günlerde bir sabah yanında bir arkadaşla, küffardan kaçıp Peygamber S.A. efendi-mize sığınmıştır. Bunun üzerine Efendimiz S.A. bir nevi erkenci mâna-sına gelen EBUBEKRE ismini vermiştir. Bu hadiseyi bizzat kendisi an-latıyor ve şöyle diyor:
Insanlar ne derse desin, ben geldim ve Peygamber S.A. efendi-mizin kölesi oldum.. Ama o beni o anda hemen azad etti. Ismimi de EBU-BEKRE koydu..
Hz. Hasan R.A. diyor ki:
Basra'ya yerleşen ashab arasında, Imran b. Husayn ve EBUBEK-RE'den daha faziletlisi yoktu..
Hakikaten bu sat, tam bir ahlâk ve fazilet sahibi idi. Ashab arasın-da beliren hiçbir ihtilafa karışmadı ve taraf tutmadı.. Çocuklarını da kendisi gibi yetiştirmişti... Hepsi birer ahlâk ve fazilet örneği idi.. Hele bu Hads-i Serifin ravisi, hepsinden daha başkaydı.. Allah onlardan razı olsun..
اجْتَنِبُوا الكِبَرَ ، فَإِنَّ الْعَبْدَ لَا يَزَالُ يَتَكَبَرُ حَتى يَقُولَ اللهُ تعالى لِمَلَائِكَتِهِ : ( ا كَتَبُوا عَبْدِي هَذَا فِي الجبارين ) . (رواه ابن عدى عن أبي أمامة) ۳۰
30) «Kibirden kaçımınız. Kul, kibri bırakmadığı takdirde, Allah-ŭ Та-âlâ meleklerine şu emri verir:
Şu kulumu, azgınlar arasına yazınız..»
Kibrin lügattaki månası; büyüklük satmaktır. Istilah mânası da; kendini büyük, başkalarını küçük görmektir.
Kibirli, hiç kimsenin üstünlüğünü istemez.. Böyle kötü bir huya ka-pılan kimse, bir türlü halk hizasına girmez..
Kibirli öfkelidir..
Kibirli hilekardır..
Kibirli düzenbazdır..
Nasihat edilse, nasihati kabul etmez:
O kim ki, bana nasihat ede...
Der. Çeşitli ayıplarını bulmaya çalışır.. İftira eder. Bühtan atar. Kimi kendisinden üstün görse, onu çeşitli hile yoluyla ezmek, yok etmek ister..
Kibir çeşitli belalar getirir.. İnsanın dertsiz başını derde sokar. Us-tün kalmak için, yapılmayan hilekârlık kalmaz.. Bütün bu sayılan düşük haller bir araya geldiği için; kibirli, halkın en bayağısı haline gelir.
Din adamı, olmak da, bu kötü huydan insanı alamaz. Ulema, âbid, zahid kimseler arasında da, bu huya kapılanlar vardır.. Bunlrı; çevre-lerini saran topluluk yanıltır. Topluluğa hitab etmek, vazife icabı ön saf-ta bulunmak; onlara büyük oldukları kanısını verir..
Bu çaresiz bir illettir.. İnsanı yer, bitirir.. Kibirli bir hatip, dinleyi-cisi azalınca, kendini öldürmek ister..
Kbirli için hiçbir tehdid olmasa dahi:
«Allah kibirlileri sevmez...>>
Ayet-i Kerimesi yeter.. Ve:
>
Hadis-i Şerifi de, kibirlinin perişan halini anlatmaya kâfi gelir..
Kibir, büyük bir manevi hastalıktır.. Tedavisi için, Allah-ü Taâlânın azametini düşünmelidir. Allah-ü Taâlâ dilerse, bir sineğe dahi gücünün yetmeyeceğini bilmelidir..
İnsan, aslını düşünmeli.. Bir de, sonunun ne olacağını idrâk etmelidir.. Daha sonra da, kalbinde kibri yeşerten suyu kesmeli ve bu kötü huyu kurutmalıdır..
Allah yardımcımız olsun... Amin!..
Bu Hadis-i Şerifi, ADİYY, EBU ÜMAME'nin nakline dayanarak ri-vayet eder.. 7. ve 22. Hadis-i Şeriflerde bu zatların kısa bir menkıbesi geçtiği için, burada tekrar etmiyoruz..
Evimizde bir ibadet yeri olmalıdır. Küçük yavrular ve cemaate git-meleri mümkün olmayanlarla birlikte evimizde namaz kılmalıyız.. Yav-rularımız alışsın; cemaate gitmesi mümkün olmayanları da sevindirmiş oluruz. Böylece, evlerimize manevi bir hayat gelsin ve ilâhî nur dolsun.. İbadet edilmeyen ev, ölüler evine benzer. İbadet manevî hayat verir.
Bu Hadis-i şerifte kılınması bildirilen namaz, daha çok nafile na-mazdır. Yani, sünnet olan kısım.. Farzları mümkün olduğu kadar, ce-maatle kılmalıyız..
Bilhassa, sabah namazına giderken, sünneti evde kılıp gitmeliyiz. Bunun pek çok fazileti vardır.
Eve hayır, bereket dolar.
Rahmet-i ilâhî iner..
Melekler gelir, şeytan kaçar..
**
Tercümemize esas aldığımız esere göre, bu Hadis-i Şerif BUHARI-den alınmıştır.. Ramuz Şerhindeki yaptığımız inceleme sonunda, esas ra-vinin EBU HÜREYRE r.a. olduğunu görüyoruz.
2. Hadis-i Şerifte BUHARÎ Hz. ni, 5. Hadis-i Şerifte de EBU HÜ-REYRE r.a. Hz. ni kısaca anlatmış bulunuyoruz. Artık burada tekrar etmiyoruz.
3) Haklı durum hariç; Allah, haram kıldığı halde adam öldür-mek..
4) Faiz yemek..
5) Yetim malı yemek..
6) Muharebe meydanından kaçmak..
7) Olup bitenden habersiz, namuslu kadına iftira etmek..>>>
**
Bu Hadis-i Şerifte yedi hatalı hal sayıldı. Bunların yedisi de günah-v kebairdir.. Yani, sonu küfre varan büyük günah... Bunlardan mutlak surette korunmamız gerekir.. Bu sebeple, teker teker aşağıya alıp, bu huyları izah etmemiz yerinde olacaktır...
* **
ALLAH'A ŞİRK: Bunun iki şekli vardır.. Gizli ve açık.. Açık şirk,.
bilindiği gibi, putlara tapmak veya İslâm inancına aykırı, Allah'ın kemâl sıfatlarına zıd inanç beslemek... Oğlu vardır, karısı vardır yorulunca bir yere dayanır... Semada kürsüsü vardır, üzerine oturur... gibi çeşitli laflar... Bunların hepsi, İslâm dininin kurduğu TEVHID esasına aykırı-dır. Küfrün bir başka yüzüdür.. Sadece fark; kâfir hiçbir şeye inanmaz, müşrik manevi bir varlığa inanır, ama İslâm esasına uymadığı için yine hiç olur...
Gizli şirke gelince; o iman sahiplerinde bulunur.. Büyük zatların an-lattığına göre; Allah'ın kuvveti ve kudreti karşısında, sebeplerin tesirini görmek şirktir.. Bayezid-i Bistamî Hz. nin şu kısa hikâyesi; bize gizli şirki daha iyi anlatır:
Büyü küfür yoluyla elde edilir. Büyü yapmak için önce kâfir olmak garttır.
Büyünün Arapçası sihirdir. Sihir bölümüne, kehanet, simya, gayb. den haber verme gibi işler de girer...
İslâm dini, İçtimai bir dindir. Düzeni bozan herşeyi reddeder. Bü. yü de, cemiyetin düzenini bozacağı için kabul etmez.. Kehanet, çalışma-yı yıkar. Gaybden haber de aynıdır. Hele simya ilmi; yani bakır v.b. şey. lerden altın yapmak da aynı. Bu da çalışma hayatını sekteye uğratır. Bedava kazanç varken kim çalışır?. Bu gibi işlerle uğraşanlar, bir nevi hayal pilavı pişirenlerdir.. Herşey Cenab-ı Hakkın kudreti ve kuvveti da-hilindedir. Belki bu gibi işlerle uğraşanların milyon veya milyarda bi-rini muvaffak eder; ama, son nefesinde iman nasib etmezse, kâfir olarak gider.. Yeri, ebedi cehennem olur.
**
ADAM ÖLDÜRMEK: Allah'ın süsleyip yarattığı bir cana kıymak
kadar, hatalı, yanlış bir hareket yoktur. Hele iman sahibine hiç yakış-maz. Allah isteyip yaratmıştır; o da kendisi gibi yaşayacaktır. Kasden öldürülen, bir mümin olduğu takdirde, öldürenin yeri ebedi cehennemdir.
Ancak, kısas, müdafaai nefis bu emrin dışındadır.. Bu da çok dikkat ister. Kısas işini bağışlayana bol ecir vermeyi Allah-ü Taalâ:
<<Affeder, iyilik yoluna giderse, onun ecri Allah'a kalır.»
Ayet-i Kerimesiyle vaad ediyor..
YETİM MALI YEMEK: Yetim bir zavallıdır. Ancak, sığındığı kim-se ona bakar. Babadan kalma malı varsa, yanında kaldığı kimse, ona da kendi malı gibi sahib olur.. Yetimi ezmeye, malını da heba etmeye hakkı yoktur..
Yetime bakmaya mecbur olan; muhtaç durumdaysa, ihtiyacı kadar malından harcayabilir.. Yetim onbeş yaşına vardığı zaman, malına sahib olacak kabiliyette ise, artık ona bakmak mecburiyeti klmaz ve rızası ol-madan malını harcayamaz.. Aksi halde, yetimi bir köle gibi kullanmak ve malını idare edecek yaşa gelse dahi malı kaçırmamak için serbest bırak-mamak, zulümdür.. Allah saklasın; zulmün sonu ise, şirke ve küfre va-rır...
** *
FAİZ YEMEK: Faiz dilimizde, Arapça ribanın karşılığıdır.. Daha açık mânası, fazla ve artan, olur.
Faizin fıkıh kitaplarında çok çeşitli tarifi vardır. Biz burada çok kısa alacağız ve faizi şöyle tarif edeceğiz:
Aynı cins şeyi, az verip fazla almak.. Meselâ yüz lira verip, yüz-beş lira almak... Daha azı da, daha çoğu da aynıdır.. Çünkü İslâm dini, bir santim faizi dahi kabul etmez..
Faiz bir cemiyet için daima felâkettir. İçtimaî yardımı kaldırır. Böy-le olunca fakirler ezilir, zenginler kabarır.. Sonunda, aralarına kin duy-gusu girer.. Zengin, fakire acımaz.. Fakir, zengine saygı göstermez.. Si-nıf kavgaları başlar.. Cemiyet temelinden sarsılır.. Faiz yiyenin sonu da İyi gelmez.. Birçok faiz yiyenlerin sonunda imansız gittikleri RAMUZ-ÜL'EHADİS ŞERHİ'nde açıkça anlatılır ve:
Bu denenmiştir...
Denir.. Allah korusun..
MUHAREBE MEYDANINDAN KAÇMAK İman sahibi harbe gi-derken:
Ya şehid olurum, ya da gazi...
Diyerek gider.. Aksini düşünerek giden pek azdır. Ama o sıkışık an-da bir tanenin dahi zararı vardır. Bir kişinin cepheden firarı, umumi boz-guna ve mağlûbiyete sebep olabilir. Neticede, İslâm cemaati, küffara esir olur; İslâm ülkesi de küffar eline düşer.. Buna sebeb olan bir kimsenin cezası dünyada pek ağırdır.. Ahirette ise, yeri elbette kâfirlerin arasıdır.. Hatta azap olarak onlardan daha zorlusuna uğrar..
NAMUSLU KADINA İFTİRA: Kadınlar, cemiyetin en kıymetli var-lığıdır. Bu sebeple, dinimiz onların temiz ve pâk kalmasına çok önem ve-rir.. Onlar cemiyetin anasıdır. Ana kadar kıymetli ne var ki?.. Hele te-miz, ibadetinde, evinin, çocuklarının hizmetinde bulunan bir İslâm ha-nımı anayı düşünün.. Bunun kıymetine paha mı biçilir?.. İyi nesli bu ana yetiştirir. Allah sevgisini yavrusuna aşılar.. Ninni söylerken, şehid ba-basını yavruya o hatırlatır. Canıyla büyüttüğü yavruyu daha beşiktey-ken, Allah'a adayan, şehidlik duygusunu o yavruya aşılayan anadan da-ha kıymetli ne olabilir?..
Böyle bir anaya iftira atanı düşünelim. En büyük cezaya nasıl lå-yık olmaz.. Bu gibi müfteriler cemiyetin mikrobudur.. Allah cümlemizi böylelerinden korusun..
Bu Hadis-i Şerif, BUHARI ve MÜSLİM'den alınmıştır.. BUHARI 2., MÜSLİM de 5. Hadis-i Şerifin sonunda anlatıldı.. Arzu edildiği takdirde bakılabilir..
33) «Allah katında, amellerin en sevimlisi, en devamlısıdır... İster. se az olsun...»
Yapılan ameller, kemiyetle değil, keyfiyetle ölçülür.. Yani, değer bi. çilirken;
Ne kadar amel yaptı;
Denmez,
Nasıl yaptı ve niçin yaptı; niyeti neydi?..
Denir.. Niyet bozuk olduktan sonra yapılan amele riya karışır. Ni-yet bozuk olunca, yapılan amel hiç olur.. Niyet tam olduktan sonra; az da olsa, faydalı olur ve yapana ecir getirir, iki cihanda da sahibinin yü-zünü ak eder..
Buradaki devamlılık, daha ziyade nafile ibadetlere göre söylenmiş-tir. Farz ibadetlerin azı veya çoğu yoktur.. Onların vakti, zamanı ve mik-darı bellidir.. Yeri gelince yapılır.. Dolayısıyla nafile ibadetlerimize dik-kat etmeliyiz.
Nafile ibadetlerin çok çeşidi vardır. Haliyle insan, hepsini yapmak gücüne sahip değildir. Onların ancak bir miktarını belli zamanlarda ya-pabiliriz.. En çok dikkat edilecek nokta da burasıdır. Yapmaya başlaya-cağımız bir virdi seçerken; zamanımızı, vaktimizi hesaba katmalıyız. Yüklü bir ibadete başladıktan sonra yarıda bırakmak, veyahut hiç yap-mamak hatalıdır... Sonu bu şekilde bitecek bir ibadete hiç başlamamak daha iyidir. Çünkü bir Ayet-i Kerimede bu husus işaret edilir ve iyi ol-madığı zımnen anlatılır:
(Onlar, kendi kendilerine birtakım ibadet usulleri koydular; ne yazık ki, hakkından gelemediler..)
Bu Ayet-i Kerime, hikâye yollu bir emir sayılır ki, Hadid sûresinin 27. âyetinde beniisrailin hali anlatılır.. Sonra bir başka Ayet-i Kerime ile:
(Amellerinizi iptal etmeyiniz.)
Buyrulur... Bozulan ibadetler; daha çok kötü niyet veya maddi te-sirler yüzünden bozulur.. İhlas sahibine o düşer ki, niyetini tam tuta ve maddi tesirler yüzünden manevî halini bozmaya..
Cenab-ı Hak cümlemizi sevdiği işleri yapmaya muvaffak eylesin..
Bu Hadis-i Şerifi, Hz. Aişe r.a. rivayet etmiştir.. Ondan da ŞEYHAN tabiri ile anlatılan BUHARI ve MÜSLİM'e raviler silsilesiyle gelmiş... Onlar da eserlerine almıştır.
Hz. Aişe r.a. 8., BUHARI 2., MÜSLİM de 5. Hadis-i şerifte anlatıl-dığı için burada tekrar etmiyoruz..
Allah hepsinden razı olsun... Ve bol bol rahmetini ihsan eylesin..
أحَبُّ الأَعْمَالِ إلى اللهِ أَنْ تَمُوتَ وَلِسَانَكَ رَطْبٌ مِنْ ذِكْرِ اللَّهِ . ( رواه البيهقي عن معاذ ) ٣٤
34) «Allah katında, yapılan amellerin en sevimlisi; öldüğün zaman, dilin Allah zikriyle yaş ola...»
Burada çok önemli birşeye işaret ediliyor; yani zikre.. Allah-ü Taala-yı daima anmaya.. Yapılan bütün ibadetlerden gaye, bu zikre ermektir. Bir Ayet-i Kerimede şöyle buyurulur:
-(Ey iman edenler; Allahı çok çok zikrediniz ve akşam, sabah onu tesbih ediniz...)
Meâlen arzettiğimiz bu Ayet-i Kerime zikrin gerekli olduğunu bize açık bir şekilde anlatır. Bu Ayet-i Kerimenin tefsirini yaparken, İbn-i Ab-bas r.a. şöyle buyurur:
Yani hiç unutmamak..
Bir başka Ayet-i Kerimede: (Allahı zikretmek en büyük iştir..)
Buyurulmuş ve zikrin değeri anlatılmıştır..
Zikrin zıddı gaflettir. Her kötülüğün anası da gaflettir. İnsan gaf-letten kurtuldu mu, zikre geçer. Bu hale ermek için büyük zatlar ciltler dolusu eser yazmıştır; bize ışık tutmuştur..
Cenab-ı Hak cümlemize iyi hal nasib eylesin.. Büyük zatlar dille zikri
pek makbul saymazlar.. Onların en makbul saydığı zikir, kalbi zikirdir.. Bunu bulduktan sonra, ötesi kendiliğinden gelir.. Çünkü kalb, bütün duy-guların sultanıdır.. O iyi olursa, öbürleri de iyi olur.. O fesad olunca, öbür duygular çok çabuk fesad olur.. Allah saklasın..
Bu Hadis-i Şerifin esas ravisi, Maaz b. Cebeldir. Raviler yoluyla, on-dan BEYHEKÎ almıştır..
BEYHEKÎ Hz. ni 12. Hadis-i Şerifin sonunda anlattığımız için, bura-da tekrar etmiyoruz. **
MAAZ b. CEBEL: Bu zat, ashabın ileri gelenleri arasındadır ve Pey-gamber S.A. efendimizin hususi iltifatına nail olmuştur.. Efendimiz S.A. onda üstün istidat bulmuş ve çok dua etmiştir.
Peygamber S.A. efendimizin ebedi âleme göçünden önce, Kur'ans Kerimi toplamış ve ezberlemiştir.. Efendimiz 8.A. onun bu halini takdirle karşılamış ve:
«Kur'am Maaz b. Cebel'den alınız.»
Buyurmuştur.
Fikih ilmine çok vakıftı. Helal ve haramı çok iyi seçerdi. Çok genç yaşında iken, Peygamber S.A. efendimiz onu Yemen'e kadı olarak yolladı Zühdü, takvası ve cömertliği sonsuzdu..
Hicretten yirmi yıl önce doğmuştu.. Ürdün civarında bir taun oldu... O taunda vefat etti..
35) «Allah'a en sevimli gelen namaz, yendir. Davud'un namazına benze-Ve... Allah'a en sevimli gelen oruç, Davud'unki gibi tutulan oruçtur... O, gecenin ilk kısmında uyurdu.. Sonra kalkar, üçte bir kadarı-nı ibadetle geçirirdi.. Daha sonra kalan altıda bir kadarını yine uyurdu..>>>
Davud a.s., peygamberliği Kur'an ve Hadis-i Şeriflerle sabit olan bir peygamberdir. Ayrıca, dört kitaptan ZEBUR'un ona inmesi, şerefini da-
ha çok artırmış ve ön sırada görülen peygamberler safına geçmiştir.. Onun sayılamayacak kadar çok mucizesi vardı.. Allah-ü Taalâ ona çok büyük inam ve ihsanlarda bulunmuştu..
Çok güzel sesi vardı. ZEBUR'u okumaya başladığı zaman, akan su-lar dururdu. Kurtlar, kuşlar başına üşüşürdü.. Çok tesirli hitabeti vardı. İmam-ı GAZALÎ Hz. nin anlattığına göre;
Davud a.s. kırk bin kişiyle sahra ibadetine çıksa, ancak otuz bi-niyle dönerdi. On bini ölürdü.
Allah bu şekilde yüce kıldığı bir peygambere; elbette, namazın da, orucun da en güzelini öğretmiştir..
İnsanlar yaratılış itibariyle, geçmişe daha bağlıdırlar.. Onun için, Peygamber S.A. efendimiz;
Şeklinde anlatıyor.. Hal böyle iken, kendileri en güzelini yapardı.. Bütün ibadetlerin tekâmül etmiş şekli onda tecelli etmişti.. Ama o, teva-zuun son haddine erdiği için;
En iyi ibadet şekli benim yaptığım..
Demezdi...
Davud'un yaptığı...
Derdi.. Ve:
Ben orucumu kardeşim DAVUD gibi bir gün yer, bir gün tu-
tarım.>
Buyururdu...
Bu Hadis-i Şerifte işaret edilen bir husus da; ibadeti adet haline ge-tjrmekten sakınmaktır. İnsan bir şeye alışırsa, âdet halini alır. İbadetin tadını bulamaz.
Cenab-ı Hak cümlemizi; ibadeti âdet değil, hal edenlerden eylesin.. Amin!..
Bu Hadis-i Şerif, Müslim'den alınmıştır.. Buna dair kısa bir malû-mat, 5. Hadis-i Şerifin sonunda verilmiştir.
36) «Allah'ın en çok sevdiği kelâm; insanın söyleyeceği şu cüm-ledir:
ALLAH SUBHANDIR VE HAMD ONA MAHSUSTUR.>>>
***
Bu Hadis-i şerifte işaret edilen husus, Cenab-ı Hakkı tesbihtir. Ve ona hamd etmektir. SUBHAN kelimesi, TESBİH mânasını taşır. Rabuz'-un şehrinde böyle geçer.
TESBİH ve HAMD iki Arapça kelimedir. Bunların, Türkçemizde tek kelimeyle karşılığı yoktur. Gerek tarifat kitapları, gerekse lügat kitap-ları bunları bize daima birkaç cümle halinde anlatmaktadır.
Bir tarifat kitabını açıyoruz; TESBİH kelimesini:
TESBİH: Hak Taalâyı bütün noksan sıfatlardan beri bilmek... Ona noksan vasfını isnad etmemek ve varlığının zarurî olduğuna inan-mak..
Diye tarif ettiğini görüyoruz.. Lügat kitaplarına baktığımız zaman da a şöyle anlatıldığını görmekteyiz:
67 kendine yontmak doğru olmaz; testere gibi olup, hem kendisine, hem de başkasına yontmalıdır.
Cenab-ı Hakkın rahmeti cemaat üzerine iner.. Ayrılık ve bencillik hem yapana, hem de aralarında yaşadığı insanlar için bir azaptır..
Müminlerin bir vücut olduğunu anlatan, komşusunu düşünmeyen mümin değildir, mânasına gelen bircok Hadis-i Serif vardır.. Mevzuumuz olan Hadis-i Serif ise, onların en mühimidir.
Cenab-ı Hak, cümlemizi işitip amel eden kullarından eylesin..
Bu Hadis-i şerif, BUHARÎ'den alınmıştır.. BUHARI ve müellifi hak-kında, kısa da olsa öz malûmatı, 2. Hadis-i Şerifin sonunda vermiş bulu-nuyoruz. Allah ondan razı olsun..
38) «Babanım, sevgi bağını devam ettir; kesme... Aksi halde Allah-ü Taâlâ nurunu söndürür...>>>>
Bu Hadis-i Şerif, bize baba dostlarını terk etmemeyi emreder.. Bir-çok Hadis şarihleri bu fikirdedir.
Baba dostlarını; birçok ilim adamları, akraba meyanında saymıştır. Akrabanın hakkı da, birçok yerde geçti..
Bir dal, daima köke bağlı kaldıkça yetişir. Aksi halde, hemen kurur. Bir akraba gibi olan baba dostlarını muhafaza etmek; insanı geleneğine bağlı gösterir. Geleneğine bağlı olan ise, halk arasında daima sevilir ve sayılır.. Aksi halde kökünden ayrılmış bir dal gibi kurur, kaybolur..
Bu Hadis-i Şerif, BUHARI'den alınmıştır. Bu eser ve müellifi İMAM-I BUHARÎ hakkında 2. Hadis-i Şerifin sonunda az da olsa malûmat veril-miştir.. Bakılırsa, iyi olur..
أحَبُّ الكلام إلى اللهِ تَعَالَى أَرْبَعُ : سُبْحَانَ اللَّهِ ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ ، وَلَا إِلَهَ إِلا اللَّهَ وَاللَّهُ أَكْبَرُ لَا يَضُرُكَ بِأَبِّهِنَّ بدأت . (رواه أحمد عن سمرة بن جندب )
39) «Allah katında sözlerin en güzeli, şu dört cümledir:
SÜBHANELLAH
EL-HAMDÜ LİLLAH
LA İLÄHE İLLALLAH
ALLAHU EKBER
Sözüne, bunlarım hangisiyle başlamak istersen başla; sana zarar gelmez.>>>
** *
Herbiri bir ecir kaynağı olan, bu Hadis-i şerifte geçen cümlelerin, kısaca mânaları şöyledir:
SUBHANELLAH Allah sübhandır. Noksan sıfatlardan beri, kemal sıfatları ile muttasıftır. Ona hiçbir noksanlık isnadı yapılamaz..
ELHAMDULILLAH: Hamd Allah'a mahsustur. Yalnız o öğülür.
LÄILÄHEILLALLAH: Allah'tan başka ilah yoktur.
ALLAHU EKBER: Allah en büyüktür.
Ramuz'ül Ahadis sarihi, bu Hadis-i Şerifi açıklarken özetle şöyle der:
Ey söze başlayan, sevab mı almak istiyorsun; o halde, sözüne ve işine bu cümlelerin biriyle başla.. Hemen hemen hepsi aynı mânayı taşır.. Hepsini söylersen, daha başka olur..
O cümleler; zikir, tevhid ve tenzih mânalarını camidir. Hamdin ve senanın, bütün kısımlarını toplamıştır. Sonra, Allah-ü Taâlâ'nın güzel isimlerine de işaret edilmektedir.>>>
***
Tesbih ve hamde dair daha başka mânalar; 36. Hadis-i Şerifin açık-laması sırasında anlatılmıştır. Bakılırsa, faydalı olur..
Bu Hadis-i Şerifin ravisi SEMÜRE b. CÜNDÜB'dür. Ondan da İmam-ı Ahmed almıştır. İMAM-I AHMED'i 1. Hadis-i Şerifin sonunda anlatmış bulunuyoruz. Onun için burada esas raviden bir parça bahsedeceğiz.
***
SEMÜRE 6. CÜNDÜB: Bu zat, ashabın meşhurlarından.. Kendisi KALAR Kabilesindendir. Ve daima Ansar-ı Kiram'ın müttefiki olmuştur.
40) «Allah katında evlerinizin en sevimlisi, o evdir ki: içinde ikram olunan bir yetim ola...>>>>
Gerek bu Hadis-i Şerifte, gerekse diğer Hadis-i Şeriflerde geçen:
Allah'a en sevimli gelen...
Allah'ın en çok sevdiği...
Veya:
Allah'ın sevmediği...
Şeklinde geçen cümleler, biraz tefsir ister.. Hemen arz edelim ki; bu sevilen veya sevilmeyen şeyler, bize göredir..
Birşey için:
Bu Allah'ın sevdiği şeydir.
Buyuruluyorsa, o şeyin bize yararlı olduğu anlatılıyor..
Ve birşey için de:
Bu da Allah'ın sevmediği şeydir..
Buyuruluyorsa, onun da bize zararlı olduğu belirtiliyor.
**
İnsanlar; ebedi bir saadetin namzedi olarak yaratıldı.. Aynı zamanda ebedî şakavetin.. Bu iki durum için insanlara akıl verildi.. Cenab-ı Hak-kın verdiği bu aklı; iyiye kullandıkları takdirde iyiye götürebilir... Aksi halde en güç azaplar onları bekliyor..
Bir rivayete göre; bir kulun hem cennette, hem de cehennemde yeri vardır. Aklını, iradesini hangi yolda kullanırsa, o yolun sonucunu bulur.. İyi ise, iyi; kötü ise, kötü...
Cenab-ı Hak kullarını daima, iyiye gitmeye teşvik eder. Peygam be-rini bunun için yolladı.. Kitabı bunun için indirdi.. Peygamber S.A. efen-dimizin de, bize karşı şefkatle dolu olduğunda şüphe yoktur.. İşte onun şefkatinden bir tanesi de bu Hadis-i Şeriftir.. Bu Hadis-i Şerifte, yetim-lere şefkat gösterilmesi ve ikram edilmesi isteniyor.. Çünkü himaye edil-meye, sevilmeye şefkat eliyle başı okşanmaya en çok muhtaç olan, bir yetimdir.. Onun yüzünü güldürmek, bir insan için ne saadettir... Ve bir evde onun bülbül gibi şakıyan sesi duyulursa, o ev mübarektir.. Çünkü:
«Allah katında evlerinizin en sevimlisi odur ki; içinde ikram edi-len bir yetim ola...>>
Buyurulur.. Cenab-ı Hak cümlemize hayırlı işlerde başarı ihsan ey-lesin.. Amin!.. *
**
Bu Hadis-i Şerifin ravisi; HAZRET-İ ÖMER'dir. BEYHEKI ondan
Çerkez Oradan otomobillere binilerek Vize ve Kırklareli üzerinden Edirne'ye vâsıl ol-
duk. Bu dolaşma esnasında ben, merhum Salih Bozok ile daima bir otomobilde bulunuyordum. Gayet hoş hikâye-leri ve söylediği memleket türküleri ile bana seyahat yor-gunluğunu kat'iyyen hissettirmemiş olan Salih Bey'den ayrıca Atatürk'ün çocukluğuna ve gençliğine dair de pek çok hâtıra dinledim. Bu arada Atatürk'ün bütün çocukluk arkadaşlarından biraz daha yaşlı oldufğunu da söylemişti. Salih Bey'in ifadesine nazaran Atatrük'ün doğum tarihi 1880 değil, daha evvel imiş. Merhum, Atatürk'ün vefatı-na takaddüm eden günlerde de bu bilgisini tekrar eder durur ve hiç olmazsa iki, üç yaş daha büyük olması lá-
zım geldiğini söylerdi. Bunun tahkiki benim selahiyetim ve kudretim dahilinde değil. Atatürk'ün hayatına ait bu mühim noktanın tenvirini selâhiyetli zâtlar üzerlerine alırlarsa çok isabetli bir iş görmüş olurlar. İşte bu gezinti esnasında Salih Bey'den Atatürk'ün her zaman çok sağ-lam bünyeli ve hastalıklardan masun olarak yaşamış ol-duğunu da öğrenmiştim. 1925 senesindeki hastalığı müna-sebetiyle temasımdan sonraki hadiselerde vâki müşahede-lerim de bunu teyid eder mahiyette idi. Herkesin başına gelebilecek bazı ufak tefek, sıhhi arızalar dışında herhan-gi büyük bir hastalık geçirdiğine dair bir emare mevcut değildi.
Peygamber S.A. efendimizin; cennetle müjdelediği on kişinin başın. da geliyordu..
Allah-ü Taala'ya karşı tam bir ittika sahibiydi.. Bir gün, ona biri:
Allah'tan kork, ya Ömer, Dedi.. At üstündeydi. Hemen indi.. Yüzünü toprağa sürdü, ağlama ğa başladı ve şöyle dedi:
Demek ben Allah'tan korkmuyor muyum..
Hicretten kırk yıl evvel doğdu ve Hicretin 23. yılında şehid edildi.. Allah ondan razı olsun..
أَحَبُّ اللَّهُ تَعَالَى عَبْدًا ، سَمْحا(1) إِذَا بَاعَ ، وَسَمْعًا إِذَا اشْتَرَى ، وَسَمْعًا إِذَا ( رواه البيهقي عن أبي هريرة) قضى ، وَسَمْحًا إِذَا اقْتَضَى . (۱) سمحا : صفة مشبهة تدل على الثبوت أى سهلا - وقضى أي : أدى ما عليه من الدين - واقتضى : أى طلب ماله برفق ولين .
41) «Allah-ü Taâlâ şu kulunu sever, ki o:
Satarken kolaylık gösterir... Alırken kolaylık gösterir.. Borç ödediği zaman, kolay öder.. Kendisine ödenecek borç için de kolaylık gösterir..>>>
Bu Hadis-i şerifte işaret edilen vasıflar; her müminde bulunması gereken vasıflardır. Gerek alış veriş, gerekse borç alıp verme, içinde bu-lunduğumuz hayat için kaçınılması güç işlerdir.
Alış veriş yapmadan, çarşı pazar faslına girmeden yaşayan, bu âlemde azdır.. Bilmem ki; borçsuz, ya da alacaksız kimse var mıdır?. Hele işin içine bir de ticaret karışırsa..
Ticari hayatta kolaylığın ne demek olduğunu, içinde yaşayanlar bilir..
Namerde muhtac olup, borç içinde kıvranmanın da ne demek oldu-ğunu yine içine düşenler bilir..
Ya aldığı borcu bir türlü ödemesini bilmeyip, alacaklıyı kıvrandıran-lara ne demell?..
Öyle sanıyoruz ki, bugünkü ticari ahlâkın içinden çıkılmaz hale gel-mesinin sebebi, bu Hadis-i şerifte belirtilen vasfa riayetsizliktir.
Cenab-ı Hak, herşeyde olduğu gibi, ticari işlerimizde de cümlemize İyi ahlâk versin..
Bu Hadis-i Şerifin esas ravisi EBU HUREYRE r.a. dır. Ondan nak-len BEYHEKİ Hz. almıştır. Bunların kısa hal tercümesi 5. ve 12. Hadis-i Şeriflerde geçti..
42) «Allah katında en çok sevileniniz; yemek cihetinden en az ve be-deni en hafif olanınızdır.>>>
Bu Hadis-i Şerif çok büyük bir şeye işaret ediyor.. Az yemek ve az yemenin sonucu, hafif olmak..
Az yemek üzerine büyüklerin menkıbesi pek çoktur. Hangi veliyi ele alırsanız alınız, mutlaka az yediğini görürsünüz..
Taa.. Peygamber S.A. efendimizden tut; asrıhazırda yaşayan büyük zatlara kadar getir. Onlar semirmemiş ve enseleri yağ bağlamamıştır.. Efendimizin ve ashabın günlerce aç kaldığı olmuştur.. Bazan yemek için birşey bulamamışlardır, bazan da bulmuş, diğer kardeşlerine vermiş-lerdir.
Evliyanın hayatı daha başkadır. Menakıb kitapları onların aç, susuz yaşayışlarını saymakla bitiremiyor. Biz onlar gibi olamayız. Meselâ İmam-ı Şa'ranî Hz. nin anlattığına göre İmam-ı Buharî günde ya bir hur-ma, ya da bir badem yerdi.
Riyazet bahsinde İMAM-I GAZALÎ yemek içmek halini şöyle anla-tıyor:
«Bil... Az yeme halinin en iyisi, Allah'ı anmaya mâni olmayacak ka-darıdır. Yememek hali haddi aşmamalı; aşarsa ibadetten yaya kalınır. Yeyip içmemede haddi aşmak ancak, şehevî arzularına zebun olan için biraz makul olursa da, yine dikkat gerek. Böyle bir tehlike olmadığı tak-dirde (işin hayırlısı orta hallisidir) kaidesine uymak icab eder.>>
43) «Üç şey için Arab'ı seviniz.. Çünkü ben Arab'ım.. Kur'an Arab'. cadır. Ve... Ehli cennetin cennetteki konuşma dili Arabca ola-caktır.>>>
Bu Hadis-i şerifte en çok üzerinde duracağımız konu, milliyetçilik-tir. Yani kavmiyetçilik... Bugünkü tâbiriyle ırkçılık. İslâmiyet: Allah katında en iyiniz, en çok takvaya sarılanınızdır.»
Emri ilâhîsiyle, ırkçılığı ve kavmiyetçiliği men etmiştir. Bir kavmi veya bir ırkı, ismiyle değil; yaptığı hizmetiyle sevmek zorundayız.. İs. lâm dinine kim daha fazla hizmet etmişse, onu daha çok severiz.. Peygam-ber S.A. efendimiz de bu Hadis-i Şerifiyle bunu anlatmak istiyor.. Ve:
Arabı, Arab olduğu için değil; Peygamberiniz Arab olduğu için, Kur'an o dilde nazil olduğu için, Cennet ehlinin konuşması o dille olaca-ğı için seviniz.
Şeklinde anlatmak istiyor. Herşey din ve ahlâkla ölçülür.. Bir ahlâk-sız cihanın en üstün ırkına mensub olsa, birşey değişmez.. Ama, iyi, dü-rüst bir kimse hangi millete mensub olursa olsun; daima iyidir ve bulun-duğu topluluk için sevgi, saygı toplar.
Bu Hadis-i Şerifi BEYHEKİ Hz. rivayet etmiştir. Bu zatı, 12. Ha-dis-i Şerifin sonunda anlatmış bulunuyoruz.
Tercümemize esas aldığımız eserde BEYHEKÎ ve BAŞKASI den-mekte ise de, BAŞKASI'nın kimler olduğu tasrih edilmemiştir.
Kötülükler, önce bir zanla fısıltı halinde doğar; sonra büyür.. Et-rafa yayıldığı zaman, onu artık önlemek çok güçleşir. Onun için, önce suizannı doğuracak şeyleri bırakmalı.. Hatta bir ihtimal dahilinde dahi olsa..
73 Halkın dili tutulmaz. Öyle kötüler vardır ki; yaptıkları telkinlerle ivileri de inandırırlar.. Mümkün olduğu kadar onlara fırsat vermemeli-dir. Ufak bir sivilceyi, o kötü kişiler kaşıya kaşıya kansere çevirebilirler.. Bir kötü zan ve yersiz şüphe yüzünden çok ocakların söndüğü; hayli yu vaların yıkıldığı malûmdur.. Bunları düşünmeli; halkın diline düşecek uygunsuz hareketlere uygunsuz yerlere gitmemeli..
Bilhassa cemiyet içinde sivrilmiş kimseler bu hususta çok dikkat et-melidir.. Bilhassa din adamları... Çünkü din adamları için yapılacak it-ham, doğrudan doğruya dine dokunur..
Bu Hadis-i Şerif İMAM-I AHMED ve BEYHEKİ'den alınmıştır.. Bu zatlar 1. ve 12. Hadis-i şerifte anlatılmıştır. Allah ikisinden de razı olsun.
45) «Sevdiğin kimseyle, günün birinde; dargın düşebileceğini hesa-ba kat, öyle sev.. Ve buğzettiğin kimseyle günün birinde ahbab olabileceğini düşün, öyle buğzet...>>>
**
Bu Hadis-i Şerif; bizi müfrit davranmaktan alıkoymak ister.. İfrat daima zararlıdır. Her işte orta halli hareket; daima iyidir.
İnsanın hayatta sevdiği kimseleri olabilir ve olmalıdır. Fakat, se-vince hemen; bütün varlığıyla bağlanmamalıdır. Günün birinde ayrılmak İcabederse, güç olur. Daha başka zararları da vardır. Bazan öyle hatalar olur ki; mutlak surette ayrılmak icab eder; haliyle çok sevdiği ve bağlan-dığı için ayrılamaz..
Buğzedilen kimselere karşı da aşırı hakarette ve aleyhte bulunmak doğru olmaz. Haliyle, bu âlemin geçici şeyleri yüzünden meydana gelen dargınlık alevi söner, geçer.. Ama geçmişte yapılan aşırı hareketler, bir anlaşmaya mâni olur.. Hele sözlü hakaretlerden çok sakınmalıdır. Ata-larımız:
Sopanın yeri iyileşir; ama, sözün yarası iyileşmez..
Demişler. En iyisi, daima orta halli hareket etmektir. Çünkü bir baş-ka Hadis-i Şerifte:
«İşlerin hayırlısı orta halli olanıdır.>>>
Buyurulur.. Onun için sevdiğimizle hep dost kalacağımızı sanmaya-cağımız gibi; düşmanımızla da hep düşman kalmayacağımızı hesaba katalım..
Bu Hadis-i Şerif, JAMAM-I TİRMİzi'den alınmıştır. 13. Hadis-i Se-rifin sonunda bu zattan kısaca bahsetmiş bulunuyoruz.. Allah ona rah. met eylesin..
٤٦
أخشى مَا خَشِيتُ عَلَى أُمَّتِي : كِبَرُ الْبَطْنِ ، وَمُدَاوَمَةُ النَّوْمِ وَالْكَسَلُ ( رواه الدار قطني عن جابر ) وَضَعْفُ الْيَقِينِ
46) «Ümmetim için korktuklarım arasında en kötüsü şunlardır:
Koca göbekli olmak...
Devamlı uyku...
Tenbellik...
Ve YAKÎN halimde zayıflık...>>
**
Koca göbekli olmak, fazla yemekten hâsıl olur.. Bunun sonu haliyle uykudur. Tenbellik bundan sonra gelir ve artık tam bir iman hali olan YAKIN zayıflar...
Bir mümin ve müslüman kimsenin zamanı doludur. Tenbel değil; bilakis çalışkandır.. Çünkü bu âlemde bir yolcu olduğunu bilir.. Allah-ü Taalâ ona böyle emretmiştir; bu emirlere baş eğmiştir. Çünkü gerçeğin böyle olduğunu bilir..
Bu Hadis-i şerifte üzerinde duracağımız bir kelime de YAKIN'dir. YAKIN hali imandan da öte bir imandır.
YAKIN hali aynı zamanda tasavvuf ehlinin de son mertebesidir. İs-tılâhta ayrı mânaları vardır.
YAKIN; lügatta şudur:
Kendisiyle birlikte şek taşımayan bir bilgi..
İstılah mânası da şöyledir:
Zuhur eden hâdiselerin de yardımıyla; aynı zamanda birşeyin yalnız inandığı gibi olacağını bilip inanmak...
YAKÎN hali aynı zamanda tasavvuf ehlinin de son mertebesidir. İs-mail Hakkı Bursevî YAKÎN halini şöyle anlatır:
Bu Hadis-i Şerifin esas ravisi CABİR r.a. Hz. dir. DAREKUTNI on-dan naklen eserine almıştır. CABİR r.a. Hz. ni 12. Hadis-i Şerifin sonun-da anlattığımız için burada anlatmayacağız..
DAREKUTNI: Bu zat, büyük hadis imamlarındandır ve esas adı EBULHASAN ALl'dir. Babasının adı da ÖMER.. Asrında yetişen lim adamları dahi bu zatı takdirle karşılamış ve övmüştür..
Hatib-i Bağdadi bu zat için:
Asrının en üstün ilim adamı...
Der.. Taberani ise:
O hadis ilminde EMİR'UL-MUMIN'dir
Der..
Hakim Nişaburi ise, DAREKUTNİ'yi ilim, takva, zühd işinde eşsiz adam kabul eder ve:
Asrında Kur'an ilmine onun kadar aşina kimse yoktu.
Diye över..
Hicretin 306. yılında doğmuş, 385 yılı Zilkade ayında vefat etmiştir. Kabri Bağdad'dadır..
Bunların bu şekilde dallı mütalan edilmeleri, haklarından gelen Ayet-i Kerimelerin sarahatı ile zımnen anlatılması, Hadis-i Şeriflerin açık beyanı veya kapalı geçilmesidir.. Ve müştehid imamların bunlara daya-narak çıkardığı ahkâmdır.
Her iki bölüm sekiz eder ki, bunlara şer'i dilde, EF'AL-İ MÜKELLE-FIN tâbiri kullanılır.. Yani bülûğ çağına eren kimsenin, yapmak veya yapmamakla yükümlü olduğu görevler demektir..
Elbette farzları yapan, insanların en âbidi; haramdan kaçan ise, in-sanların en çok verâ haline sahip olanıdır.
Verâ hali; haram şöyle dursun, şüphe izine dahi basmayan büyük zatlara mahsus üstün bir vasıftır.
Farzı eda eden, elbette haramdan kaçar. Haramdan kaçan.. Böyle olan bir kimse, tam mümindir. Ve kanaat sahibidir. İhtirası yoktur. Ve gani gönüllüdür.
Allah cümlemize bu hali nasip eylesin, ki, farzı eda eden, haramdan kaçan kullardan olalım.
**
Bu Hadis-i Şerifi; IBN-İ MESUD'un rivayetine dayanarak, İBN-1 ADİYY rivayet ediyor.. Geçen Hadis-i Şeriflerde bu zatlar hakkında ma-lûmat vermediğimiz için, burada bir parça vereceğiz. Her ikisine de Al-lah'tan rıza ve rahmet dileriz..
**
IBN-1 MESUD: Esas adı ABÜLLAH.. Babası, MES'UD.. Künyesi, EBU ABDURRAHMAN.. İslâm dini ile altıncı olarak müşerref olmuş-tur.
Bedir ve Uhud cengi dahil, bütün gazalara iştirak etmiştir.
Bünyesi zayıf, nahifti. Bacakları da çok inceydi. Bazı sahabe ona ba-kar gülümserdi. Bunu gören Peygamber S.A. efendimiz şöyle buyururdu:
- «Siz onun zayıflığına bakmayın, mizanda hepinizden ağır gele-cektir..>>
Hicretin 32. yılında vefat eyledi. Altmış yaşındaydı. Bazıları, alt-mışı geçkin olduğunu söyler..
Allah ondan razı olsun..
** *
IBN-1 ADİYY: Ramuz Şerhi, bu zatı özetle şöyle tarif eder: Hafız Abdüllah. ADIYY.. El-
Bu öyle bir erdir ki, uzun yıllar yastığa baş koymadı.. Uyanık gün-ler geçirdi... Adet olan bütün şeyleri bıraktı.. Bunları hep ilim uğruna yaptı..»
Ibn-i Asakir ise bu zatı özetle şöyle anlatır:
Gilvenilir bir musanniftir. Hicretin 65. yılında vefat etti. 88 ya-şındaydı...
48) «Çocuklarınızı, şu üç huya sahip yetiştiriniz:
1 Peygamberinizin sevgisi...
2 Ehl-i Beytinin sevgisi...
3 Bilhassa Kur'an okumak...
Çünkü Kur'an hamilleri, Allah'ın vereceği gölgede sayeban ola-caklardır. Ki o gün, onun gölgesinden başka gölge yoktur. En-biya ve esfiya arkadaşlarıdır. **
Çocuklarımızı, tıpkı bir İslâm bayrağını taşıyıcı bilmeli ve öyle ye-tiştirmeliyiz.. Onları Allah, Peygamber ve Peygamberin S.A. bize emanet ettiği varlıkların sevgisi ile dopdolu kılmalıyız.. Onlar da; bizden gör-düklerini, kendi çocuklarına tatbik edeceklerdir.
Bilhassa, Hz. Ali'nin r.a. buyurduğu:
- Çocuklarınızı gelecek zaman için yetiştiriniz..
Şeklinde kelâmı kibarı bu konuda önemlidir..
Bu Hadis-i Şerif'in esas ravisi, Hz. ALİ'dir. Ondan da DEYLEMI almıştır.
DEYLEMI: 4. Hadis-i Şerifin sonunda anlatıldı.. Burada Hz. ALI'-den bir parça bahsetmeyi uygun buluyoruz.
Hz. ALI: Peygamber S.A. efendimizin amcası, Ebu Talib'in dördün-cü oğludur.
Cennetle, müjde alanların ve hulefa-i raşidinin de dördüncüsü.. Al-i aba namıyla anılan, ehlibeytin birincisi..
Peygamber S.A. efendimize risalet verilişinin ikinci günü iman etti. Henüz on yaşındaydı..
Bütün gazalara katıldı; küffara karşı arslanlar gibi savaştı. Yara al-dığı da oldu... Yalnız Uhud cenginde on altı yara aldığı tespit edildi.
Hicretten 23 yıl evel doğdu.
Hicretin 40. yılı, Ramazan ayının onuncu günü, namazını kılarken,
cağı her olağanüstülüğe kendini hazırlamıştı. Ama ogulcuğu Sa'd ogullan yurdunda, otlakta yaşadıkları daha derin anlamlar ifade ediyor olmalıydı. Gece boyu bunu çözmek için düşündü de düşündü... Belli bir noktayı yakalamıştı. Oğlu Allah katında çok yüce bir değere sahipti. Onun bütün kötülüklerden ko-
TARİHTE BUGÜN
1944-Bediüzzaman'ın talebelerinden Hafız Ali Ağabey (Ergün) vefat etti. • 1960-Bediüzzaman, iki günlüğüne Isparta'dan Emirdağ'a geçti.
17
PAZAR
SUNDAY
MART
MARCH
BİR AYET
"Rabbimiz bizi zalimler topluluğuyla birlikte kılma!" derler. A'raf Suresi: 47
BİR HADİS
Abdesti güzelce almak imanın yarısıdır. Müsned, 1: 287
Karanlık gece şeklinde olan istikbal Kur'ân'ın ziyasıyla tenevvür eder. Cennetin bostanları şekline girer. Mesnevî-i Nuriye
ü. Oğlu Allah katında çok yüce bir değere sahipti.
iç dünyası, manevi hayatı da korunmalıydı. Bu açıdan
eni korunacağı gibi iç düny
ise tâ Adem'den (as) beri bilinen en berrak
olabi-
TARİHTE BUGÜN
• 1909-Bediüzzaman'ın "Yaşasın Şeriat-ı Ahmedî" isimli makalesi Volkan gazetesinde yayınlandı.
• 1915 - Çanakkale Zaferi.
• 1925 - Bediüzzaman'ın Şeyh Said Hadisesi ile ilgisi olmadığına dair Van Valiliği rapor verdi.
• 1949 - NATO kuruldu.
• 1960-Bediüzzaman Emirdağ'da şiddetli bir hastalığa yakalandı.
18
PAZARTESİ
MONDAY
MART
MARCH
BİR AYET
Ona ibadet et ve Ona tevekkül et. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir. Hûd Suresi: 123
BİR HADİS
"Elhamdülillah" terâzinin sevap kefesini doldurur. "Sübhanallah" ve "Allâhü ekber'in sevabı göklerle yeri doldurur.
Müsned, 1: 287
Şükret, hayrâtın en hâlisinin kapısını sana açan, hastalıktır. Hastalık mütemâdiyen hastaya ve lillah için hastaya bakıcılara sevap kazandırmakla beraber, duânın makbuliyetine en mühim meseledir. Lem'alar
düşündüğü de önemlidir ve derinlemesine bir araştırma için çeşitli dillerde ve konularda diyalog için çeşitli iletişim (blog, sohbet vb.) yöntemleri kullanılmaktadır. İstihbarat Araştırma Merkezi (IARPA) ise sosyal medya takibinde dil problemlerini çözmek için yeni bir program geliştirmektedir.
Etki Ajanları
Enfluans ajanları diyebileceğimiz etki ajanları, yalnız olayların seyrini belli bir istikamette değiştirmek amacıyla değil, hedef top-lumun istikrarını bozmak için de kışkırtıcılık yaparlar. Etki ajanları genellikle; gazeteci, devlet memuru, diplomatlar, milletvekilleri, sivil toplum örgütü lideri, ticaret odası başkanı, politikacılar veya gizli servis mensupları gibi çok çeşitli çevrelerden olabilir. Amerikan lite-ratüründe diğer ajan türleri ile birlikte etki ajanlarının: yardakçı da denilmektedir) temin edilmesi başta gelen örtülü faaliyet türlerin-den biridir. Yardakçıların saptanması çok dikkatli ve gizli bir incele-me neticesinde olur. Bir insanın ABD'ye yardakçı olmasını sağlayan özelliklerin başında devlet, ordu, iş ya da medya içinde önemli bir kişi olması veya bağlantılarının iyi olması aranır. En yaygın yardakçı çeşidi; örtülü operasyon sırasında yardımcı olabilecek tek
bir kişidir. Bu kişi bir gazeteci, editör, paralı asker, gümrük me-muru, bankacı, işletmeci, başkan yardımcısı ya da bu tarz başka bi-risi olabilir. Etki ajanlarının yetiştirilmesinde dış kaynaklı burslar önemli roller oynamaktadır.
Amerikan üniversitelerine ve okullarına giden kişiler, dünyayı Amerikan tarzıyla görmeyi öğrenirler ve bu şekilde Amerika'yla, Amerika'nın kendi halkından daha iyi özdeşleşmiş üst sınıf bir aracı kesim ortaya çıkar. Bu şartlar altında, yabancıların Amerikan yar-dakçısı olmaya hevesli olmaları çok doğaldır.
Etki ajanları 21. yüzyıl ile birlikte daha da belirginleşmekte ve kü-resel elit tabaka içinde kamufle olmaktadırlar. İngilizcesi akıcı olan ve bu dili iş yürütmek için kullanan yeni küresel elit tabaka uluslara-rası iş kurumu ya da finansal anonim ortaklığı olan işyerlerinde daha çok görülmektedir. Üst düzey politikacılar, finansal sermayenin önde gelen işadamları, tüccarlar, medya patronları, akademik dünyanın ağır topları ve hatta rock yıldızlarından oluşan elit tabaka giderek artan ölçüde kendi çıkar ve dostluk anlayışları ile kimliklerini gös-termektedirler. Bu elit tabaka, sözde istikrarda, refahta ve demokra-side küresel bir topluluğun ortaya çıkışını desteklemektedir. Toplum mühendisi olarak etki ajanlarının temel rolü propaganda operatörü olmaktır. Propaganda operatörleri, halkın zihnini denetim altında tutabilmek için "imaj" tasarımı üzerinde çalışırlar. Bu amaçla hal-kın haber alma aracı olan basın ve görüntülü yayının denetim altına alınması gereklidir.
Özellikle basın dünyasında dış bağlantıları ile güdümlü, görüş yayıcı ve görüş oluşturucu işlevi bulunan gazete ve televizyonlarda ihaleci ve getirim peşindeki holding sahiplerinin egemen olmasıyla seçkin köşe yazarları; yükseltilen ücretlerle, gazetecilik kimliğinden ayrılmadan etki ajanı olarak yönlendirici eleman konumuna getiril-mişlerdir. Bu sürece dış ülkelere uzun süreli geziler, içeride yabancı vakıfların parasal katkılarıyla gerçekleştirilen yatılı-yemekli semi-nerler, iyi otellerin iyi salonlarında yapılan gösterişli konferanslar eşlik etmektedir.
أدْعُو اللَّهَ وَأَنْتُمْ مُوقِنُونَ بِالإِجَابَةِ ، وَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ تَعَالَى لَا يَسْتَجِيبُ ) رواه الترمذي عن أبي هريرة) دُعَاءِ مِنْ قَلْبِ غَافِلِ لا . .
٤٩
**
49) «Allah'a dua ediniz; fakat, kabul olacağına inanarak.. Biliniz ki, Allah-ü Taâlâ, gafil olan ve faydasız şeyle oyalanan kalbin duasımı kabul buyurmaz..>>
Dua bir ibadettir. Çünkü bir Ayet-i Kerimede şöyle buyrulur:
«Duanız olmasa, Rabbım sizi ne edecek?..>>
Duanın da diğer ibadetlerimiz gibi edebi erkânı vardır.
Duaya başlarken; temiz olmak, abdestli bulunmak, mübarek gün ve saatleri gözetmek gerekir...
Duaya başlarken ve bitirirken, Peygamberimize Salavat-ı Şerife oku-mayı unutmamak da duanın kabulüne bir sebep olabilir.. Unutmamalı..
Bu Hadis-i Şerifin esas ravisi, EBU HÜREYRE'dir.. Bu esere de İMAM-I TİRMİZİ'den alınmıştır.
EBU HUREYRE, 5., İMAM-I TİRMİZİ ise 13. Hadis-i Şerifin sonun-da anlatılmıştır..
Allah ikisinden de razı olsun..
إذَا آتَاكَ اللهُ مَالاً فَلْيُرَ أَثَرُ نِعْمَةِ اللَّهِ عَلَيْكَ وَكَرَامَتِهِ . ( رواه الحاكم عن والد أبي الأحوص ) ۵۰
50) «Allah sana bir ihsanda bulunursa, onu Allah'ın bir nimeti bilme-lisin ve eseri üzerinde görülmeli..>>>
Bu Hadis-i Şerif; dünya malı içinde yüzerken, pintiliği paçasından akanlara ithaf olunur. Belki bu ithafı yaparken hata ediyoruz; ama baş-ka çaremiz de yok..
Zengin odur ki, hem yiye, hem de yedire.. Malının bėkçiliğini yapan, dece bir bekçidir, o kadar; yazık..
51) «Namaza çıktığınız zaman, vekarlı ve sakin bir şekilde yürüme-lisiniz..
Yetiştiğiniz kadarını kılınız; yetişemediğiniz kısmı da tamamlar-sınız.>>
Namaza huzur ve sükûnla gidilir. Telâş yakışmaz. İnsan telâşe ile giderse, belki de yolda bir hata işleyebilir. Meselâ, tanıdık bir mümin kardeş görülür, selâmsız geçilir; bu yüzden bir kırgınlık hasıl olur. Da-ha başka şeyler de olabilir.
Yavaş, ağır ve dikkatli olmalı.. Kavuşulan, cemaatle kılınır, ka-vuşulmayan kısım ise, imam selâm verdikten sonra itmam edilir.
Namaza çabuk gidenler ve diğer işlerde telâş gösterenler için bir şair şöyle demiş:
Bir kişiyi görürsen, çabuk gider ey civan; ya delidir, ya müezzindir ya da imam..
Bu Hadis-i Şerif, hem BUHARÎ'de, hem de MÜSLİM'de geçer. Bu esere de onlardan alınmıştır. 2. ve 5. Hadis-i Şeriflerin sonunda, her iki-sine dair az ve öz malûmat verilmiştir. Bilgi için bakılırsa, faydalı olur.
Allah ikisinden de razı olsun ve bol rahmetine nail eylesin.
52) «Allah bir kulunu severse, onu herhangi bir şeyle müptela kılar. Ta ki onun tazarruunu duya..>>
İnsan hayatta bazı iptilālara uğrar ve bazı musibetlere düçar olur. Başa gelen her musibet, bir felâket değildir. İmtihan yollu bir iptila ola bilir.. Cenab-ı Hak, verdiği musibetle kulunu denemek ister. Ama hatalı kullar, dikkatli olmalı..
Başa gelen iptilaların hepsi bir felaket olsaydı; en büyük iptilâya peygamberler uğramazdı.. Kaldı ki, bir kadsî hadiste şöyle buyrulur:
«Günahkarların bana varan iniltisi, tesbih okuyanların sesinden daha sevimlidir.>>
Bu Hadis-i Şerifin esas ravîsi EBU HÜREYRE'dir. BEYHEKI on-dan almıştır. 5. ve 12. Hadis-i Şeriflerin sonunda, bu zatlar hakkında kısa bir bilgi verilmiştir..
Bedenî ibadetlerimizin en önemlisi namazdır. Maddi hayatın sıkın-tısı ağır bastıkça, namazın önemi daha iyi anlaşılıyor. Hiç olmazsa, gün-de birkaç saat, bütün sıkıntılardan kurtulmak nasib oluyor.. Kalbe de bir ferahlık geliyor. Haliyle bu ferahlığın gelişi; namaz, namaz olduğu takdirdedir. Aksi halde, hayır..
Allah cümlemize, tam namaz kılmayı nasib eylesin. Amin!.
Bu Hadis-i Şerifin esas ravisi UBBADE b. SAMİT'tir. Ondan nak-len TAYALİSİ Hz. ne geliyor.. Oradan da bu esere.. TAYALİSİ Hz. ni 17. Hadis-i Şerifin sonunda anlatmış bulunuyoruz. Burada esas raviyi bir parça anlatacağız..
UBBADE b. SAMIT: Sahabedendir. Hem de ileri gelenlerinden... Bedir cenginde şehid oldu, diyenler varsa da aslı yoktur. Taa Muaviye r.a. devrine kadar yaşadı. Hemen bütün gazalara iştirak etmiştir.
Peygamber S.A. efendimiz hayatta iken, Kur'an-ı Kerimin âyetle-rini bir araya getirenlerin biri de bu zattır.
Ibn-i Saad'ın anlattığına göre, Filistin'e tâyin edilen ilk İslâm vali-si bu sahabedir.
Uzun boylu, yakışıklı bir kimseydi. Hicretin 34. yılında, Remle'de vefat etti.
54) «Cuma günü, müezzin ezan okumaya başladı mı, dünya işi yap-mak haram olur.>>> **
İslâm dininde günlerin önemi vardır. Hele cuma günü... günlerin efendisidir.
Ayet-i Kerime, Hadis-i Şerif ve birçok büyük zatların işaretine göre o günü ve gecesini ibadetle geçirmek en iyisidir. Hiç olmazsa cuma nama-zını kılmalıdır. Çünkü cuma namazını kaçıran, öğle namazını cemaatle kılmak faziletinden mahrum olur.
Bilindiği gibi cuma namazını kılmayanlar, öğle namazını kılmak için bir cemaat teşkil edemezler. Bu, cuma namazını özürsüz kaçıranlar için, en büyük bir cezadır. Allah saklasın..
**
Bu Hadis-i Şerif DEYLEMÎ'den alınmıştır. 4. Hadis-i Şerifin sonun-da bu zata dair kısa bir malûmat verilmiştir. Hadis-1 Şerifler, F: 6
Bu Hadis-i Şerif, hem BUHARÎ hem MÜSLİM'de geçer. Buraya on-lardan alınmıştır. 2. ve 5. Hadis-i Şeriflerin sonunda bu zatlar hakkında malûmat verilmiştir..
إِذَا أَرَادَ اللَّهُ بِعَبْدِ خَيْرًا جَعَلَ غِنَاهُ فِي نَفْسِهِ ، وَتُقَاهُ فِي قَلْبِهِ، وَإِذَا أَرَادَ ( رواه الحاكم عن أبي هريرة ) اللهُ بِعَبْدِ شَرًّا جَعَلَ فَقَرَهُ بَيْنَ عَيْنَيْهِ .
56) «Allah-ü Taâlâ bir kula hayır murad ederse, özüne zenginlik duy-gusu yerleştirir. Kalbine ittika duygusunu koyar.. Ama, bir kula da şer murad etti mi, fakirlik duygusunu gözü önünde tutar..>>>>
Cenab-ı Hak hiçbir kuluna zulmetmez. Bir Ayet-i Kerimede:
Bir kavim; kendi nefislerinde bir tağyir yapmadıkça, Allah on-ları tağyir etmez..>>
Buyrulur.. Bu ilâhî kelâma göre, önce insanlar, kanaatı bırakırsa, Al-lah onlara fakirlik korkusu verir. Milyonları üstüste desteleseler, yine içlerini fakir düşme korkusundan alamazlar.
Ama, bir kulda ki, kanaat duygusu bulunur; o da gani gönüllüdür.. Ve kalbi takva haliyle çarpar. Hırsı yoktur..
Allah cümlemizi kanaat sahibi kullarından eylesin.. Amin!.
Bu Hadis-i Şerif, HAKİM'indir; EBU HUREYRE'den almıştır. 5. ve 22. Hadis-i Şeriflerin sonunda bu zatlara dair malûmat verilmiştir.
Allah onlardan razı olsun ve rahmetine nail eylesin.
yavrunun Allah katındaki değerini bilecek, ölçüp tartacak bir ademoğlu bulun-
d
her yönüyle Allah'a teslim olduğundan süphem yok
TARİHTE BUGÜN
• 1866- Osmanlı Hükümeti, Süveyş Kanalı'nın açılması konusunda izin verdi.
• 1405 - İmparator Timur'un (Timurlenk) ölümü.
• 1406 - Tarihçi İbni Haldun'un vefatı.
1960-Bediüzzaman çok hasta bir vaziyette Emirdağ'dan Isparta'ya döndü.
19
SALI
TUESDAY
MART
MARCH
BİR AYET
Yeyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.
A'raf Suresi: 31
BİR HADİS
Misvak kullanın, temizlenin. İbni Ebu Şeybe
Ey ehl-i imân! Bu müthiş düşmanlarınıza karşı zırhınız, Kur'ân tezgâhında yapılan takvadır. Ve siperiniz, Resul-i Ekrem'in (asm) Sünnet-i Seniyyesidir. Ve silahınız, istiâze ve istiğfar ve hıfz-ı İlâhiyeye ilticadır. Lem'alar
Siz öyle bir zamanda bulunuyorsunuz ki, fukahası çok, hutebası az, istiyeni az, vereni çok, işte böyle zamanda amel ilimden hayırlıdır. Size öyle bir zaman gelecektir ki, fukahası az, hatibleri çok, istiyeni çok, vereni az. O zamanda ise ilim amelden hayırlıdır. Ravi: Hz. Abdullah İbni Said (r.a.) Sayfa: 135 / No: 8 Ramuz El-Ehadis
İmanın en şereflisi, insanların senden emin olması, İslâm'ın en şereflisi elinden, dilinden başkalarına zarar gelmemesi, hicretin en şereflisi günahları terk, cihadın en şereflisi, hem kendinin, hem hayvanının vurulması, zühdün en şereflisi ise kalbinin nasibinle tatmin edilmiş olmasıdır. Allah'tan istenilecek en şerefli dilek de; din, deünya ve ahiret için âfiyettir. Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma) Sayfa: 72 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
Kâfirler bunlara çok işkence etti. Anası Ebu Cehil'in süngüsü ile ük İslâm şehidi oldu.. Babası Yasir'i de, Ebu Cehil sopa ile öldürdü.. AMMAR kurtuldu..
Hayatta kaldığı müddet, bütün İslâm savaşlarında bulundu..
Uzun boylu, buğday renkli idi.. Ve ak sakallı olmuştu.. 94 yaşınday-di, Siffin'de şehid oldu.. Hicri yıl, 37 tdi..
59) «Allah bir kulu için hayır dilerse, kalb kilidini açar.. İçine yakîn ve sadakat koyar..
Saliki bulunduğu yolun güzelliğini alsın diye, onu bir kab kı-lar..
Ve o kulun kalbini selim kılar..
Ahlâkını dürüst eyler..
Kulağını işiten eyler, gözünü de gören..>>>
Burada; kulağın işiten olması, gözün de gören olması, önemli bir ko-nudur.. Aynı zamanda, İŞİTEN ve GÖREN kelimeleri Arapça aslına gö-re, sıfatı muşebbehe bilfiil tarıkıyla gelir ki, cidden önemlidir.
Kısaca mâna şudur:
Yani bizzat işiten ve bizzat gören..
Burada, daha ziyade; kulumun, gören gözü, duyan kulağı olurum; benimle duyar ve benimle görür.. Hadis-i Kudsî'sine işaret vardır.
Ne büyük nimet.. Cenab-ı Hak o nimeti bizlerden esirgemesin.
Elimizdeki esere göre bu Hadis-i Şerifin esas ravisi, EBUZER-1 GI-FARÎ'dir. 16. Hadis-i Şerifin sonunda, bu güzide sahabeye dair kısa bir bilgi verildi. Allah ondan razı olsun.
ŞEYH : Ikinci ravi.. Tetkik sonunda anladığımıza göre, bu ravi ŞEYH değil, EBÜSŞEYH namı ile maruftur. Ramuz da böyle..
Ramuz şarihi, bu zatın kimliğini pek kestiremiyor ve iki kişiden biri olma ihtimali üzerinde duruyor. Biri SAID b. IBRAHIM ki, bunun kim-liğini meçhül sayıyor. Öbürünü de, EBU HATEM olarak kabul ediyor;
Itimat edilir ve güvenilir bir hadis imamı sayıyor. Bu zat hakkında, bu kadarla yetinir; ona, Allah'tan bol rahmet di. Zeria.
61) «Bir işi yapmayı istediğin zaman, sonunu düşün.. Hayırlı ise, im-zala. Şerli ise bırak..>>>
Tedbir ve takdir, dinimizde çok önem taşıyan ve üzerinde çok duru-lan iki konudur.. Bu yüzden çeşitli görüşler ileri sürülmüş; Peygamber ve ashabın görüşüne aykırı yol tutulduğu olmuştur. Tafsiline girsek, çok uzun olur.. Bizim için en iyisi;
62) «Bir işi yapacağın zaman, sana teenni ve sabır gerek.. Taa Ce-nab-ı Hak sana, ondan bir kurtuluş yolu gösterinceye kadar..>>>
İnsana başladığı işte sabır düşer. İşin ters olacağı tam belli oluncaya kadar bırakmak doğru olmaz. Hafif bir zorluk karşısında, başlanan işi yarıda bırakmak çoğu zaman insanın zararına olduğu vâkidir.
- Sabit olan yetişir...
Cümlesi, ayrıca bu Hadis-i şerifin tefsiri mahiyetindedir.
Cenab-ı Hak işlerimizde, sabır ihsan eylesin.. Amin!.
Bu Hadis-i Şerif, BUHARÎ'den alınmıştır. Kısa bir menkıbesini 2 Hadis-i Şerifin sonunda anlatmış bulunuyoruz.
63) «Başkalarına ait ayıpları anlatacağın zaman, nefsine ait ayıpları hatırla..>
Kusursuz insan olmaz... Herkesin kendine göre, bir ve birçok hatam bulunur. Insan odur ki, karşısındaki kimsenin ayıplarını anlatmaktan ziyade, onu hatadan kurtarma yoluna gide.. Bir çamura düşeni anlatıp gülmek marifet değildir. Asıl marifet, onu o yoldan alabilmektir.
İmam-ı Gazali Hz. diyor ki:
Kusursuz insan olmaz. Ancak bakmalı; bir kimsenin iyi tarafı, kötü tarafından fazla ise onu iyi kabul etmeli..
Ne kadar güzel..
Bu Hadis-i Şerif RAFII'den alınmıştır..
***
RAFII: Bu zatın esas adı, ABDÜLKERİM'dir. RAFII lakabıdır..
Kazvin'lidir ve vefatı orada vuku bulmuştur..
Bazı rivayetlere göre, vefat tarihi, Miladi 1227 yılında olmuştur.. Bu, Hicri tarihe göre 625 olur.
Büyükler bu zatı, İslâmi ilimlerde bir deniz kabul ederler..
ŞERH'I MÜSNED-I ŞAFII namında bir de eseri vardır..
64) «Dilersen ki, Allah seni sevsin, dünyaya buğzet.. Ve dilersen ki, insanlar seni sevsin; yanında bulunan fazla dün-yalığı onlara dağıt..>>>>
** *
88
İnsan, kalbinin adamıdır; dünyanın değil.. Dünya, asli vatana dö-nüşte temin edilecek saadet için bir vesiledir.. Bunu unutmamak ve dün-yalık işlere ancak gereği kadar sarılmak icab eder..
89 Abdülkadir Geylânî ve İmam-ı Gazali gibi büyük zatlar dünyayı söyle tarif ederler:
Seni Allah'ı anmaktan ne alıyorsa, o senin için dünyadır.. Gerçekten budur...
Dünyalık mal; elde ve cepte olmalı, ama kalbde olmamalıdır. Elde olmalı ki, dağıtıla ve içtimai yardımlaşma hasıl ola.. Kalbe giren dünya-lık çıkar mı hiç?.
Bu Hadis-i Şerifin ravisi, REBİİ b. HIRAŞ'tır. Ondan HATİB'e geç-miştir.
REBII b. HIRAŞ: Asbi lakabı ile anılır. Küfelidir. Tabiin devrinde yaşayan en güçlü bir hadis bilginidir. Hicretin, 100. yılında vefat eyle-miştir.. Allah ondan razı olsun.
**
HATIB: Künyesi şöyledir: EL-HAFIZ AHMED b. SABIT.. Lâkabı EBUBEKİR.. Bağdad'ıdır.
Büyük bir fıkıh âlimi olup, elliden fazla eseri vardır. Şafiî mezhebi salikidir.
Hicretin 392. yılında dünyaya gelmiştir..
Hicretin 463. yılında da vefat eylemiştir. Kabri Bağdaddadır. Allah ondan razı olsun..
إِذَا اسْتَيْقَظَ الرَّجُلُ مِنَ اللَّيْلِ وَأَيْقَظَ أَهْلَهُ ، وَصَلْيَا رَكْعَتَيْنِ كُتِبَا مِنَ ) رواه حبان عن أبي سعيد ) الذَّاكِرِينَ اللهَ كَثِيراً وَالذَّاكِرَات . ٦٥
65) «İnsan, gecenin bir kısmında uyanır, sonra ehlini de uyarır ve iki rikât namaz kılarlarsa; Allah'ı, çok zikreden erkekler ve çok rikreden kadınlardan yazılırlar..>
**
Bu Hadis-i Şerifte teheccüd namazı kasdediliyor. Teheccüd namazı Peygamber S.A. efendimize farzdı; bize sünnet..
Büyüklerin hiçbiri teheccüd namazını bırakmadı.. Sabaha kadar iba-det edenler pek çoktur. Böyle yapan erkekler olduğu gibi hanımlar da vardır..
Anlatıldığı gibi yapıp onların safına katılana ne mutlu..
* **
Bu Hadis-i Şerifin esas ravisi EBU SAİD'dir. Ondan da IBN-İ HİB-BAN'a raviler yoluyla ulaşmıştır..
EBU SAID: Tercümemizde esas tuttuğumuz eserde, sadece EBU SAID denmekte ise de, tetkik neticesinde, onun EBU SAID-I HUDRI ol duğunu anlamış bulunuyoruz.
Bu zat, ashabın en mümtaz simalarından biridir. Peygamber S.A. efendimizden tam 1170 Hadis-i şerif rivayet etmiştir. 86 yil yaşamış ve uzun müddet fetva makamında kalmıştır.
Hicretin 72. yılında, Medine-i Münevvere'de vefat eylemiştir. Allah ondan razı olsun..
IBN-1 HIBBAN: Adı Muhammed.. Babası Hibban.. Şafii mezhebine mensup büyük âlim.. Semerkand kadılığı yaptı. Fıkıh, tip, felsefe ve ni cum ilimlerine aşina...
Zındıklık isnadını yaptılar.. Katli için emir çıktı ve Semerkand'dan sürdüler.
Hicretin 354. yılında vefat etti.. Allah rahmet eylesin.
66) «Sizden biri uykusundan uyanınca şu duâyı yapsın: Ruhumu bana gönderen Allah'a hamd olsun. Bedenime âfi-yet ihsan eyledi. Kendisini anmama izin verdi..>>>
Uyku ölümün kardeşidir. Elbet uyanınca, tekrar hayata kavuştuğu için iman sahibi, Allah'a hamd eder.
Dünya hergün heniden kurulur. Bu yeni kuruluş ameliyesine katıl-mak için Allah'tan yardım istemek, yine iman sahibinin vazifesidir.
Bu Hadis-i Şerifte birinci ravi EBU HÜREYRE Hz. dir. Allah ondan razı olsun.. 5. Hadis-i Şerifin sonunda kısaca menkıbesini anlattık.. Bu esere de IBN-ÜSSÜNÎ'den alınmıştır..
**
IBN-USSUNI: Esas adı AHMED.. Babasının adı İSHAK.. Daha zi-yade EBU BEKİR künyesi ile biliniyor.
Birçok eser verdi.. ELMÜÇTEBA isimli eseri meşhurdur..
67) «Bir yerinden şikâyetçi olduğun zaman, elini o yere koy ve şu duayı oku:
-(Allah'ın adı ile... Duyduğum bu acımın şerrinden Allah'ın izzetine ve kudretine sığınırım..)
Sonra elini oradan al ve bir daha, bir daha koy.. Tekrarla, yal-nız sonunu tekle bitir..>>>
İnancımıza göre, cümle hayır ve şer Allah'ın takdiri ile olmaktadır. Onun için, her daraldığımız zaman ona sığınmak ve yalvarmak vazife-mizdir..
Yalnız sebeplere tevessülü de unutmamalı.. Ahlâka ve imana zararı olmayan her çareye başvurmak mubah'tır. Ancak, sebeplere tevessül ederken; şifayı onlardan değil, Allah'tan bilmelidir..
Duaların tekrarı halinde tekle bitirilmesi hikmetine gelince:
Allah tektir, teki sever..>
Cümlesindeki mâna hikmeti olsa gerek..
Bu Hadis-i Şerifin esas ravisi ENES'tir.. Bu esere de İMAM-I TIR-MİZİ'den alınmıştır.. 1. ve 13. Hadis-i Şeriflerde her ikisi hakkında da kısa bir malûmat verilmiştir.. Allah ikisinden de razı olsun..
68) «İçinizden biri, bir musibete uğrarsa şöyle desin: Biz Allah içiniz. Ve ona dönücüyüz.. Allahım musibetime sabrediyorum; onu bana sevap eyle.. Ve bana, ondan daha hayır-lısını ver..>>
Memleketimizde ve bütün İslam ülkelerinde, bu Hadis-i Şerifin meà. line göre amel edilir. Bir mümin kulun başına, ölüm veya başka türlü bir åfet gelince, bu duadan başka ne yapabilir ki?.
Musibetzede kullara Allah'tan sabırlar dileriz..
**
Bu Hadis-i Serifin esas ravisi EBU SELEME'dir. Bu esere ise, IBN-1 MACE'den alınmıştır..
Burada ravi, her ne kadar EBU SELEME r.a. olarak geçmekte ise de. RAMUZ ŞERHI'nde ÜMMÜ SELEME diye geçer..
Esas ravi hangisi olursa olsun; önemli değildir. Çünkü ikisi de sa-habedir..
UMMU SELEME: Peygamber S.A. efendimizin zevcesidir.. Hakkın-da 107. Hadis-i şerifte biraz daha bilgi verilmiştir..
EBU SELEME: Sahabedir.. Artık bir ravi sahabe olduktan sonra, rivayetini canü gönülden kabul etmek gerekir..
Allah hepsinden razı olsun..
IBN-1 MACE: Mace, babasının adıdır.. Esas adı MUHAMMED.. Alth Sahih Hadis kitabından biri de bu zatın tasnifidir.....
Tasnif ettiği eser, EBU CER'A'ya arzedildiği zaman şöyle dedi.
- Bu eser halkın eline geçtiği takdirde, diğer tasnif edilen eser-lerin hiç olacağım samyorum..
Hicretin 202. yılında doğdu ve 272. yılında vefat etti. Yetmiş yıl yaşadı.. Allah ondan razı olsun ve rahmet eylesin.
Dinimiz çok üstündür. Yaptığımız ibadetlere, herşeyin üstünde zikir ve fikir hâkimdir. Bu zikrin tam şekli namazdadır. Namazda tam zikir haline geçebilmemiz için, sair zamanlarımızda da zikrimiz devam etmeli.
93 Bütün zikirlerin sonunda elde edilecek en önemli hal, zikri daimdir. Yatarken, kalkarken, zikrimizi fikrimizi ivi devam ettirirsek, Cenab-1 Hak bize zikr-i daimi nasib eder.. Bütün bu dua telkin eden Hadis-i Serif-ler bizi ona götürmektedir..
Bu Hadis-i Şerifi, IBN-1 MACE, raviler yoluyla, EBU HUREYRE'-ştır. 5. ve 68. Hadis-i Şeriflerde bu zatlardan kısaca bahis vardır. den almıştır. Allah ikisinden de razı olsun.. Ve rahmet eylesin..
70) «Yatağına girdiğin zaman, şu duayı oku: Allah'ım kitaplarındaki kelimelerin tam mâna yardımı ile; gazabından, ikabından, yarattığı kulların şerrinden, şeytanım iğ-vasından ve çevremde bulunanların şerrinden Allah'a sığını-rim..»
**
**
*
Bu Hadis-i Şerif de, diğerleri gibi dua telkin etmektedir. Tarif edil-diği gibi yapmakta elbette çok fayda vardır..
Bu Hadis-i Şerifin ravisi Hz. Ömer'dir. Ondan da Ebu Nasr-1 SEN-CERİ'ye ulaşmıştır.
Hz. Ömer'i 41. Hadis-i Şerifin sonunda bir parça anlatmışmış bulu-nuyoruz. Allah ondan razı olsun..
EBU NASR-I SENCERİ: Bu zatın esas adı, Muhammed b. ISHAK'-tır. Her ne kadar, halk arasında pek bilinmemekte ise de, ulema onu ta-nar. Değerli bir Hadis bilginidir.
Allah ona rahmet eylesin..
إذا أُعْطِيتَ شَيْئًا مِنْ غَيْرِ أَنْ تَسْأَلَ فَكُلِّ وَتَصَدَّق
( رواه النسائي عن ابن عمر )
71) «İstemeden sana birşey verilirse; hem ye, hem de dağıt..>>
• 1916-Albert Einstein "İzafiyet Teorisi"ni yayınladı.
• 1960-Bediüzzaman, talebeleriyle birlikte Isparta'dan Urfa'ya doğru yola çıktı.
nevi açıdan
20
ÇARŞAMBA
WEDNESDAY
MART
MARCH
BİR AYET
Göğü Allah yükseltti ve mîzanı (dengeyi) O koydu.
Rahman Suresi: 7
BİR HADİS
İyiliği neticelendirmek ona başlamaktan daha
faziletlidir.
Taberanî
Mâdem ölüm öldürülmüyor, kabir kapanmıyor, dünya misafirhanesinde yolcular gayet sür'at ve telâşla, kafile kafile arkasında toprak arkasına girip kayboluyorlar; elbette pek yakında birbirimizden ayrılacağız. Lem'alar
lalam dininde dilencilik yasaktır. Ama gelen bir şeyi red de doğru olmaz. Geleni bir hediye olarak kabul etmeli. Eğer imkânı varsa, daha iyi bir şekilde karşılığına hediye vermelidir. Karşılığında verecek bir şeyi olmayan da, hiç olmansa bir teşekkür etmelidir. İmam-ı Gazåll Hz. Din
buyurduğu gibi: Kullara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmesini bilmez..
ஃ
Bu Hadis-i Şerifi Hz. Ömer r.a. rivayet eder. Raviler yoluyla, ondan naklen NESET'ye gelmiştir.
Hz. ÖMER 41. Hadis-i Şerifte anlatıldı...
NESEI ise, 13. Hadis-i Şerifte anlatıldı.
إذا أَفطَرَ أَحَدُكُمْ فَلْيُفْطِرُ على كمر فإنه تركة ، فإن لم يجد تمراً ( رواه الإمام أحمد ) فَلْيُفْطِرْ عَلَى المَاءِ فَإِنَّهُ طَهُورٌ . ۷۲
72) «Sizden biri iftar edeceği zaman, hurma ile etsin.. Çünkü o be-rekettir. Hurma bulamazsa, su ile iftar etsin.. Bu da pâktır..>>
Hurmayı mübarek bir meyve olarak biliriz; öyledir de... Öyle oldu-ğu için o, Hadis-i Şerifte:
Diye anlatılıyor. Bilhassa, hurmanın, bir hususiyeti de; bolca yen-diği takdirde bıktırmaz, ekmeği ve yemeği aratmaz. Bu denenmiştir.
Elimizdeki esere göre, bu Hadis-i Şerif 1MAM-I AHMED'den alın-mıştır... 1. Hadis-i Şerifin sonunda bu zata dair bir malûmat verildi.. Al-lah ondan razı olsun..
إِذا أَقَلَّ الرَّجُلُ الطَّعْمَ مُلِي، جَوْفُهُ نُوراً . ( رواه الديلمي عن أبي هريرة )
73) «İnsan, yemek işini azalttıkça içine nur dolar..>>>
İnsanın iki cephesi vardır: Maddi ve månevi.. Hangisine daha fazla önem verilirse, gelişir.. Kalan taraf çöker... Ten besleyince elbette can kısmı eksik olur. Yani ruhani tarafı..
Yemek işini azaltan, özüne nur dolmasını isterse, ibadetini yapa-cak... Aksi halde açlığı yanına kalır.
Bu Hadis-i Şerifi DEYLEMI, EEBU HUREYRE'den naklen almıştır..
4. ve 5. Hadis-i Şeriflerin sonunda, bunların kısaca menkıbesi geçti.. Allah, ikisinden de razı olsun ve rahmetine nail eylesin..
) رواه الشيخان )
إذا أقيمت الصَّلَاةُ وَحَضَرَ العشاء فايده وا بالعشاء .
٧٤
74) «Akşam namazı vakti girdikte, yemek hazırsa, önce yemeğe başlayınız..>>
İşe önce yemekten başlanmasını bildiren bu Hadis-i Şerif, bir çok hik-metli mâna taşır.
Namaz, her şeyden evvel, huzurla olacaktır. İnsan fazla açsa, nama-1 huzurla kılamaz. Sonra namazı beklemeyecek durumda çocuk ve yaş-blar da olabilir.
Bu durum; yalnız akşam namazı için bildirilmekte ise de, diğer na-mazlarda da hemen hemen aynıdır..
Yemek işi, namaz zamanlarına sıkıştırılmazsa çok iyi olur..
Bu Hadis-i Şerif, hem BUHARÎ'de hem de MÜSLİM'de geçer.. Bun-ların kısaca menkıbesi, 2. ve 5. Hadis-i Şerifin sonunda anlatıldı. Her ikisine de Hak Taâlâ'nın rızasını ve rahmetini dileriz.
إذا أَكَلَ أَحَدُكُمْ طَعَامًا فَلْيَدُ كُرِ اسْمَ اللَّهِ تَعَالَى، فَإِنْ نَسِيَ أَنْ يَذْكُرَ اسم الله في أَوَّلِهِ فَلْيَقُلْ : « بِسْمِ اللَّهِ عَلَى أَوَّلِهِ وَآخِرِهِ » . ۷۰
( رواه الترمذى )
75) «Biriniz yemeğe başlayacağı zaman, Allah'ın adını ansın... Şa-yet yemekten önce Allah'ın adını anmayı unutursa, hatırına ge-
lir gelmez hemen şöyle desin:
Evveline âhirine bismillah..>>>
Bu Hadis-i Şerifte, biriniz denmesi sadece bir kişi yapsın; öbürleri kalsın; mânasına gelmez.. Yemeğe başlayan herkes besmele ile başla-malıdır.
Yemeğe besmele ile başlamak, bitince el açıp dua ederek verdiği ni-metler için, Allah'a hamd etmek, bereket dilemek, en güzel âdetlerimiz-dendir.
76) «Biriniz yemek yiyeceği zaman, sağ eli ile yesin. Suyunu sağ eli ile içsin. Bir şeyi alırken sağ eli ile alsın, verirken de sağ eli ile versin..>>>
İslâmî terbiyemize göre, önemli işlerde daima sağ eli kullanırız. Sol el rasgele kullanıldığı için, bilhassa yemek işinde kullanılmaz.
Sağ el, daimâ hayır, bereket ve uğur sembolü olmuştur dinimizde.. Kıyamet günü, amelimiz ak olursa, defterimiz sağdan verilecektir..
**
Elimizdeki esere göre, bu Hadis-i Şerifin ravisi HASAN b. SÜF-YAN'dır.. Hadis imamlarından biridir.. İtimad edilir. Allah rahmet eyle-sin...
77) «İçinizden biri insanlara imam olduğu takdirde, uzatma yolunu tutmasın.. Onların içinde, çocuğu vardır, büyüğü vardır. Zayıfı da bulunur, hastası da. Önemli işi olanlar da bulunur..>>>
Bu Hadis-i Şerif, imam efendilerin dikkatini çekmektedir. Peygam-ber S.A. efendimiz bu hususa çok önem verirdi. Hatta bir sabah nama-zını çok kısa âyetlerle kıldırmıştı da, sebebini sordular:
97 Zamanın şartlarını nazara alarak, bilhassa cuma namazı hutbelerini uzatmamak da imam efendilere düşer.. Cuma namazında sünnet olan, hut-benin kısa olmasıdır.
**
Bu Hadis-i Şerifi, TİRMİZİ, EBU HÜREYRE'den naklen almıştır. 5. ve 13. Hadis-i Şerifte kısaca menkıbeleri geçti. Onlara, Allah'tan rıza ve rahmet dileriz.
78) «Kadın, kocası evinden ifsatçı olmamak şartı ile sadaka ve-rirse:
a) Kendisine sadaka verdiği için,
b) Kocasına da, onu kazandığı için,
Ecir yazılır.. Bekçisi de aynı ecri alır.
Bunlardan birine verilen ecir, diğerinin ecrini eksiltmez..>>>>
***
Ramuz şerhinde «İfsatçı kelimesi israf mânasına alınmıştır ve tef-siri:
Ne az, ne de çok, orta halli veren..
Şeklinde geçmiştir..
Yine aynı eserde verilecek şeyin; yenecek bir şey olması, para ol-maması şart koşulmuştur. Para işi için, kocasının önceden haberli olması lâzımgeldiği anlatılmıştır.
Yine aynı eserde; bekçinin, müslüman olması halinde sevap alacağı yazılıdır.
**
Bu Hadis-i Şerif, BUHARÎ ve MÜSLİM'de vardır. Ve esas ravisi Hz. AİŞE'dir. 2. 5. 8. Hadis-i Şeriflerde kısaca menkıbeleri yazıldı.
Hepsine de Allah'tan rıza ve rahmet dileriz.
إِذَا تَتَابَ أَحَدُكُمْ فَلْيَضَعَ يَدَهُ عَلَى فِيهِ ، وَلَا يَعْوى ، فَإِنَّ الشَّيْطَانَ ( رواه ابن ماجه عن أبي هريرة ) يَضْحَكُ مِنْهُ .
۷۹
79) «Sizden biri esnediği zaman; elini ağzına kapasın.. Ulur gibi bir ses çıkarmasın; şeytan onun bu haline güler..>>>
Esnemek, daha ziyade maddi kesafeti çok kimselerde görülür. Esnemek; Peygamberlerde olmayan bir haldir. Büyük velilerde de pek görülmez.
İslâmî âdetlerimize göre, esnerken sağ elin tersi ağıza kapanır.. Za-ruret halinde sol da olabilir. Şir'a ve benzeri eserlerde böyle geçer..
Ravi EBU HUREYRE'dir. Allah ondan razı olsun.. Ondan naklen IBN-I MACE almıştır.
Bunların, 5. ve 68. Hadis-i Şeriflerde kısa menkıbeleri yazılıdır.. إذا تَمَّ فَجُورُ الْعَبْدِ مَلَكَ عَيْنَيْهِ فَبَكَى بِهِمَا مَتَى شَاء . ) رواه ابن عدى عن عقبة من عامر ) ۸۰
80) «Kulun fısku fücur işleri son bulduğu vakit, gözlerine hâkim olur ve onları dilediği kadar ağlatır.>>>>
**
Hatalar, sarhoş edici maddeler gibidir. İnsan onlara daldıkça ken-dini kaybeder. Ancak hatalardan ayıldığı zaman kendine gelir. O zaman, yaptıklarını hatırlar ve ağlar..
**
UKBE b. AMIR r.a. bu Hadis-i Şerifin ravisidir. Ondan naklen IBN-İ ADİYY almıştır.
IBN-İ ADİYY, 47. Hadis-i Şerifin sonunda anlatıldı.
**
UKBE b. AMIR: b. KAYS EL-CUHENI olarak tanınır.. Ashabın en mümtaz simalarından biridir. Kur'an'ı ezber etmiş ve yazmıştır. Zehebi: yerini bildirmemekle beraber, bu sahabenin el yazması mushafının mev-cut olduğunu söylüyor.
Siffin'de Muaviye r.a. tarafım tutmuştur. Sonra Mısır'a vali tâyin edilmiş ve Hicretin 58. yılında orada vefat etmiştir.
Hayırlı bir çocuk, öbür âleme göç eden ana ve babasının hasenat-1 cariyeleri arasındadır. Hasenat-1 cariye; öldükten sonra kendisine sevab yazdıran hayırlı iş, mânasına gelir.
Dinî âdetlerimize göre, her cuma ve her pazartesi akşamları ana ba-ba ve diğer geçmiş akraba için dualar okunur ve hayırlar yapılır..
Bu Hadis-i Şerif, DEYLEMİ'den alınmıştır. Kısaca menkıbesini 4. Hadis-i Şerifin sonunda yazmış bulunuyoruz.. Allah ondan razı olsun..
82) «Herhangi biriniz, hanımı ile cima ettiği zaman; kendi işinin bit-mesini istediği gibi, onun da işinin bitmesini beklesin, hemen ay-rılmasın..>>>
**
Karı koca arasında, diğer işlerde imtizaç arandığı kadar cinsî işler-de de aranır. Erkek kadar kadın da tatmin edilmek ister. Onun da hakkı vardır. Kadının hissiyatını nazara almayan erkek yanlış yoldadır.
Bazı tıp bilginlerine göre, kadınlarda cinsî tatminsizlik, onlarda sinir bozukluğuna yol açabilir.
***
Bu Hadis-i Şerif, İBN-İ ADİYY'den alınmıştır. Kısaca menkıbesi 47. Hadis-i Şerifin sonuna alınmıştır.
Esas ravi ise TALK r.a. dır.
* **
TALK: Bu zat sahabedir. Gerek, IBN-I HACER-1 ASKALANI'nin ISABE adlı eserinde, gerekse, IMAM-I KURTUBİ'nin ISTIAB adlı eserin de, sahabe olduğu kesin olarak belirtilmektedir.
83) «Ölülerinizin yanında bulunursanız; gözünü kapatınız. Çünkü göz, ruhun peşinden gidecektir. Sonra orada hayır konuşunuz. Çünkü melekler; ölünün yakın ları ne derse ona AMIN! derler..>>>>
Bu Hadis-i Şerif gereğince, ölüleriniz can verir vermez gözlerini ka. patınız. Hikmeti ise, anlatıldığı gibi ruhun peşinden gitmesini temindir. Sonra, ölüleriniz için hayır konuşunuz» Hadis-i Şerifinin, bununla bir nevi tefsiri yapılmaktadır.
Bu Hadis-i Şerif, IMAM-I AHMED'den alınmıştır. Esas ravisi ise, ŞEDDAD b. EVS r.a. dir. İMAM-I AHMED, 1. Hadis-i Şerifte anlatıl-dı.. Allah razı olsun.
ŞEDDAD b. EVS: Ashabın ön safında olanların biridir. İlim, amel, hilim ve takva bakımından çok üstündü.
Peygamberimizin meşhur şairi Hassan b. Sabit'in kardeşinin oğludur.
Şamın ve Beyt-i Makdis'in İslâm ülkeleri arasına katılacağım ve kendisinin de oraya vali olacağını Peygamber S.A. efendimiz bu zata müjdelemişti ve oldu..
Vefat tarihi, ihtilaflıdır. Bize göre en sağlamı; Ebu Naim ve Ibn-i Hibban'ın birbirini tutan ifadeleridir. Bunlara göre Beyt-i Makdis'te vefat etmiş ve oraya defnedilmiştir. Hicretin 58. yılı idi. Tahmini yaşı da yet-miş beş...
Zira, şer'i ahkama göre hüküm vermeyen, bazı Ayet-i Kerimelerin delaletine göre; ya käfirdir, ya fasiktir, ya da zalim.. Allah korusun..
Bu Hadis-i Şerif, BUHARI ve MÜSLİM'den alınmıştır. 2. ve 5. Ha-dis-i Şerifin sonunda bunlara dair malûmat verilmiştir.
إِذَا خَتَمَ الْعَبْدُ القُرْآنَ صَلَّى عَلَيْهِ عِنْدَ خَتْمِهِ سِبُّونَ أَلْفَ مَلك . ) رواه الديلمي عن عمرو بن شعيب )
۸۰
85) «Kul, Kur'an-ı Kerimi hatmettiği zaman, hatim duası- esna-sında altmış bin melek, ona bağış talebinde bulunur.>>>
**
Kur'an-ı Kerimin hatmi için aşağıdaki şekilde hareket sünnettir:
a) Sabah veya akşam üzeri hatmetmek. b) Mümkün olursa namaz-
da hatmetmek. c) Olmazsa, cuma günü veya gecesi hatmetmek. an-ı Kerim hatmedilince, hemen yeniden başlamak ve o hatim gününü oruçlu geçirmek.
d) Kur'-
Bunlar Ramuz şerhinde geçer..
Bu Hadis-i Şerif, DEYLEMİ'den alınmıştır.. O da AMR b. ŞUAYB'-den..
DEYLEMI, 4. Hadis-i Şerif sonunda anlatılmıştır.
AMR b. ŞUAYB: Tabiindendir.. Itimada şayan olduğu; Zehebi ve birçok hadis bilginleri tarafından tasrih edilmiştir. Sülâlesi, ashaptan AMR b. AS'a dayanır.
Daha ziyade Mekke'de ikamet etti.. Hicretin 118. yılında da ebedi aleme intikal etti.
Allah ondan razı olsun ve rahmet eylesin..
إِذَا خَرَجَ أَحَدُكُمْ إِلَى سَفَرٍ فَلْيُوَدِّعُ إِخْوَانَهُ ، فَإِنَّ اللَّهَ جَاعِلٌ فِي دُعَائِهِمْ ( رواه ابن عساكر عن زيد بن أرقم ) البركة .
٨٦
86) «Sizin biriniz, bir sefere çıkacağı zaman, -din- kardeşleri ile vedalaşsın.. Allah-ü Taâlâ onların duası sayesinde seferini be-reketli kılar..>>>
Bir sefere çıkarken, uzun veya kısalığını nazara almadan tanıdık. larla vedalaşıp gitmelidir. Helallık almalıdır. Dualarını talep etmelidir. Atalarımızın dediği gibi:
Gidip de gelmemek, gelip de görmemek var.
Bu hadis-i Şerifin esas ravisi, ZEYD b. ERKAM'dır. Ondan da ravi. ler yolu ile IBN-I ASAKİR'e gelmiştir.
ZEYD b. ERKAM: Sahabe.. Ansardan.. Hazreç kabilesinden.. Uhud gazasına yaşı küçük olduğu için katılamamıştır.. Ondan sonra, hemen bil. tün gazalarda Peygamber S.A. efendimizle birlikte savaşmıştır. Tahmi nen 17 savaşta.. Efendimizden S.A. 70 Hadis-i Şerif rivayet etmiştir.
Peygamber S.A. efendimizden sonra Küfe'de yerleşmiştir. Hicretin 66. veya 68. yılında vefat etmiştir.. Allah ondan razı olsun..
IBN-1 ASAKİR: Şamlı.. Adı Ali.. Künyesi Ebülkasım.. Babasının adı Hilseyin..
Bağdad ve diğer İslâm ülkelerini gezdi.. Bin üç yüzden fazla kadın ve erkekten Hadis-i şerif topladı.. Kendisinden de sayısız Hadis-i şerif rivayet edildi.
DIMEŞK TARİHİ yazarıdır.
Hicretin 499. yılında doğmuş, 571. yılında vefat etmiştir.. Allah rahmet eylesin..
87) «İçinizden biri, topluluk arasına katıldığında, kendisine bir yer açılırsa oraya otursun.. Kendisi için açılan o yer, Allah tarafın-dan bir ihsandır; bu sebeple müslüman kardeşleri kendisine ik-ram etti..
Şayet bir yer açılmazsa, baksın; neresi daha açıksa oraya otur-sun..>>
**
Bu Hadis-i Şerif; bize topluluk arasına katılınca, nasıl hareket et memiz gerektiğini anlatıyor..
Oturulacak yer, aralarına katıldığımız topluluğun temayüllüne göre olmalıdır.. Girer girmez, ne üst başa geçip oturmak, ne de, hemen kapı ardına çökmek yaraşır. Duruma göre ikisinden de insanı kaldırabilirler.. Imam-ı Gazali Hz. nin buyurduğu gibi: İnsan, kaldırılacağı yere otur-mamalı..
Her halde, tevazu ve vekar esastır.
Bu Hadis-i Şerifin esas ravisi, EBU ŞEYBE-1 HUDRI'dir. Raviler yoluyla ondan naklen EL-HARIS'e geçmiştir.
Kısaca menkıbeleri aşağıya alınmıştır.
EBU ŞEYBE-1 HUDRI: Bu Hadis-i Şerifin ravisi.. Sahabe.. Ansar-dan, Ebu Said-i Hudri'nin r.a. kardeşi..
Muaviye r.a. devrinde, Istanbul'un fethi için gelenlere katılmış; uza-yan muhasara günlerinin birinde, Hisar kenarında vefat etmiştir.. Vefat ederken de arkadaşlarına şöyle hitap etmiştir:
Ben Peygamberin S.A. arkadaşı EBU ŞEYBE.. Ondan duydum ki; LA ILAHE ILLALLAH... - ALLAH'tan başka ILAH yoktur diyen cennete girecektir. Ama, sakının buna dayanmaktan.. Amel etmeye ba-kın..
Allah ondan razı olsun..
**
EL-HARIS: EL-MUHASİBİ.. Büyük sofilerden biri.. Hem de usul alimi.. Usul-ü Fıkıh.. Usul-ü Hadis v.b.. ilimler.. Hepsine âşina..
Vaizdi; hem de konuşmaları ile dinleyicilerini ağlatan vaizlerden..
Zamanında yaşayan Bağdad alimlerinden çoğunun üstadı idi..
Basra'da dünyaya geldi; orada yetişti.. Ve Hicretin, 243. yılında Bağ-dad'da vefat etti..
88) «Misafir; bir topluluğa geldiği zaman, rızkı ile gelir.. Ayrılıp git-tiği zaman da; onlara ait günahların bağışlanmasına sebep olur.>>
**
Misafire hürmet ve saygı, sünnettir. Bu Hadis-i Şerif bilhassa mi-safiri ağırlamayı, onun gelişini bir yük saymamayı emreder. Bir başka rivayette ise, misafir on rızıkla gelir, birini yer, dokuzunu bırakır...
1779-Osmanlı Devleti ile Rusya arasında Aynalıkavak Antlaşması imzalandı.
• 1937-Tunceli'de Dersim Hadisesi başladı.
• 1960-Bediüzzaman, sabah erken saatlerde Gaziantep'ten geçerek Urfa'ya geldi. İpek Palas Oteli'nin 27 numaralı odasına yerleşti.
• Nevruz Bayramı
21
PERŞEMBE THURSDAY
MART
MARCH
BİR AYET
Gerçek bir dost olarak Allah yeter, bir yardımcı olarak da Allah kâfidir.
Nisa Suresi: 45
BİR HADİS
Kadınları, malınızın en temizi ile nikâhlayarak kendinize helâl kılınız.
Ebu Davud, Nikâh: 39
Şefkat halistir, mukabele istemiyor, safi ve ivazsızdır. Hatta en âdi mertebede olan hayvanatın yavrularına karşı fedakârane, ivazsız şefkatleri buna delildir. Halbuki aşk ücret ister ve mukabele talep eder. Mektûbât
Ya Nur oğlu, sütannesini unutacak miydi? Elbette bu mümkün değildi. O, insanlığa ör örnek bir vefa du 'ydı (asm). zaman peygamberi Muhammed Mustafa Juygusuna sahip ahir-de unutacak değildi.
TARİHTE BUGÜN
-1956-Pakistan, ilk İslâm cumhuriyeti oldu.
• 1960-Bediüzzaman Said Nursî Urfa'da İpek Palas Oteli'nde Hakk'ın rahmetine kavuştu. (Hicri: 25 Ramazan 1379)
• 23-30 Mart Risale-i Nur Enstitüsü tarafından Bediüzzaman Haftası olarak ilân edildi.
23
CUMARTESİ
SATURDAY
MART
MARCH
BİR AYET
Allah, düşünüp ibret almanız için size böyle öğütler verir.
Nahl Suresi: 90
BİR HADİS
Akıllı kimseden nasihat isteyin ki, doğru yolu bulasınız.
Belki Batı'nın en önemli özelliği, yüzyıllarca gözümüzün önünden ka-çırılmıştı pervasızca; taklit medeniyeti oluşu. Evet, hırsız içeride olunca, kapıya kilit dayanmamıştı...
Peki idrakimizi mahpus kılan hakikat neydi? Meşhur Fransız fizikçi Pierre Curie, Orta Çağ karanlığını güneş gibi parlatan Müslüman âlimlere hayran lığını şöyle dile getirmişti:
"Müslüman Endülüs'ten bize otuz kitap kaldı, atomu parçaladık. Şayet yakılan milyonlarca kitabın yarısı kal-saydı, çoktan galaksiler arası seyahat ediyor olacaktık."
Fakat Batılı bilim adamları ve mü tefekkirler nedense yelkenlerini 'Do-ğululaşmak gibi bir tabire ve gayrete indirmemişlerdi. 'İlim insanlığın ortak hazinesidir düsturunu gerçeğini bizden iyi kavramışlardı.
Biz neden onların ilerleyiş şeklini kavramaktan acizdik? Acaba asıl sebep, Batı'nın Türk kimliğiyle devlet kade melerini işgal ettirdiği maskeli piyon-larını göremeyişimiz miydi?
Osmanlı 18. yüzyıldan itibaren Batılı ülkelere peyderpey verdiği ticari ta-vizler neticesinde büyük bir yıkıma doğru gidiyordu.
Türk Edebiyatı tarihçiliğinin önemli
isimlerinden Kenan Akyüz 'Modern Türk Edebiyatı'nın Ana Çizgileri' kitabı var. O eserde Akyüz, 19. yüzyıla ge-lindiğinde, II. Mahmud Han devriyle beraber ete kemiğe bürünen ve Ab-dülmecid Han devrinde coşkun şela-leler gibi süratlenen Batılılaşmayı coş-kuyla servis ediyor; diğer taraftan eko-nominin çöküşünden dert yanıyor ve sonra bir hakikati nasıl gözden kaçır-dığımızı ise belki de itiraf ediyordu:
"Ancak, Batı medeniyetine göste-rilen rağbet ve hayranlık bazen çok aşırı ve lüzumsuz bir seviyeye yük-seldiği için zamanla, Türk halkının bütün milli gelenek ve değerlerinin ortadan kalkması ve yozlaşma teh-likesi baş göstermiş ve bu yüzden... Ziya Paşa bile;
"Milliyeti nisyan ederek her işimizde,
Efkâr-ı Frenk'e tebaiyet yeni çıktı." (Millî benliğimizi unutarak, her işi-mizde/Batılıların fikirlerine tabi olmak [uymak] yeni çıktı) anlamındaki mis-raını yazmıştır (s. 21)
Sadece Bâb-ı Ali'nin tercüme oda-larında Fransız roman ve tiyatrola-rını çeviren bir enkaz yığınından başka bir netice beklemek mümkün müydü?
"Yahudi'nin dünyaya hakim olma plan ve politikasına siyonizm denir.
Siyonizmi bir timsaha benzetirsek, bu timsahın üst çenesi Komünizm, alt çenesi Kapitalizm'dir. Bütün hayvan-ların alt çenesi hareket ettiği halde, timsahın üst çenesi hareketli olduğu için onu misal veriyoruz- Bu iki çenenin (Komünizm ve Kapitalizm) çarpışır gö-rünmeleri düşmanlıklarından değil, aralarına giren avlarını ezmek ve göv-deyi (Siyonizm'i) beslemek içindir."
Bugün artık Komünizm tamamen if-
ÖZLÜ SÖZLER
Hayır ve belanın sırrını bilen mümin sab-
reder.
(Mevlana)
las etmiş ve çökmüş. Kapitalizm de İçinden çürümüş ve yakında çökmeye ve çözülmeye mahkum hale gelmiştir. Nato ve Varşova Paktları, İslam'a karşı yeni bir Haçlı orduları şeklinde birleş-miştir.
Dünyayı ezen sömürü canavarının kalbi Siyonizm, beyni Haçlı Avrupa, sağ kolu Amerika, sol kolu Rusya'dır.
Asrımızdaki zulümlerin baş sorumlu-su olan Siyonizm ve küfür cephesi de gelişmiş ve güçlenmiştir."
Gizli Dünya Devletini kurmuşlar ve yürütmektedirler. (G.D.D)
"Ey iman edenler! Eğer küfrü imana ter-cih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşle-rinizi (bile) veli edinmeyin. Sizden kim on-ları dost edinirse, işte onlar zalimlerin tâ kendileridir."
Ne biçim Türkleriz ki bizim ideolojimizi bir Yahudi yazıyor! Zira Yahudi Moiz Kohen (Munis Tekinalp) Kemalizmin ideologudur Tıpkı Agop Dilaçar'ın Türk Dil Kurumu'nun başuzmanı ve Ermeni olması gibi
MÜSLÜMANLARIN YAHUDİLERLE DOST OLMAKTAN MEN EDİLMELERİ
Müslümanlarından bazıları, komşuları ve müttefikleri olan bazı Yahudiler ile aralarında dostluk kurmuşlardı.
Yüce Allah, indirdiği ayetlerle, müslümanları bundan menetti ve şöyle uyardı: "Ey iman edenler! Siz kendi din kardeş-lerinizden başkasını dost, sır-daş edirnmeyin. Onlar size fe-nalık etmekten asla geri kal-mazlar. Hep sıkıntıya düşme-nizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık or-
taya çıkmıştır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyük-tür. Eğer düşünürseniz size âyetleri açıkladık.
İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz halde sizi sevmezler. Onlar si-zinle karşılaştıkları zaman "inandık" derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı par-maklarını ısırırlar. De ki: "Öf-kenizden ölün!" şüphesiz Al-lah, göğüslerin özünü (kalp-lerde olanı) bilir."(Al-i imran, 118-119)
Moiz Kohen ya da bilinen adıyla Tekin Alp: Yerli ve milli siyonist... 1909'daki Dünya Siyonist Kong-resi'ne katılır ve orada "Bütün Yahudiler Anadolu'ya gelsin, İs-rail'i Türkiye topraklarında ku-ralım" teklifi yapar... 12'DE
"Andolsun, "Allah, moğlu Mesih'dir", diyenler kesinlikle kâfir oldular. De ki: "Şâyet Allah, Meryemoğlu Mesih'i, onun anasını ve yer-yüzünde olanların hepsini yok etmek istese, Allah'a karşı kim ne yapabilir? Gökle-rin, yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hüküm-ranlığı Allah'ındır. Dilediğini yaratır. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir." (Mai-de, 17)
Yahudiler ve hıristiyanlar, "Biz Allah'ın oğulları ve
gili kullarıyız" dediler. De ki: "Öyleyse (Allah) size neden Merye-günahlarınız sebebiyle azap ediyor? Hayır, siz de onun ya-rattıklarından bir beşersiniz." (Allah) dilediğini bağışlar, di-lediğine azap eder. Göklerin, yerin ve bunların arasında bu-lunanların da hükümranlığı Allah'ındır. Dönüş de ancak onadır. (Maide, 18)
İbrahim, ne Yahudi idi ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah'ı bir tanıyan, hakka yö-nelen) bir müslümandı. Al-lah'a ortak koşanlardan da sev-değildi. (Ali İmran, 67)
eseriyle yahudi devletini kurma fikrini ortaya attı. İsviç-re'nin Basel şehrinde 1897'de I. Siyonist Kongresi yapıl-dı. 17 devletten gelen delegeler bir yığın kararlar aldılar. Ama bunlardan en önemlileri şunlardır:
▲ Yahudi Devleti kurulacak.
▲ Bunu temin için Filistin'den Türk ve Arap olanların kovulması gereklidir.
▲ İlk önce bâzı Araplara dost görünüp, Türkler aleyhi-ne isyana teşvik edilecek.
İkinci Sultan Abdülamid Hân tahttan indirilecek.
Osmanlı Devletini yıkmak için, bir Cihan Savaşı çıka-rılacak ve gerekli şartlar sağlanamazsa, II. bir Cihan Sa-vaşı'nın tohumları atılacak.
▲ 100 yıl sonra 1997'de Nil'den Fırat'a Büyük İsrail gerçekleşecektir.
Alınan 6 kararın 5'i gerçekleşmiştir. Şıra 6'ncı maddeye
Moiz 9'uncu Dünya Siyonist Kongresi'ne (Hamburg-1909) Sela-nik delegesi olarak katılır. Peşkeşe hak-kı varmış gibi İsrail'in Türk illerinde kurul-masını teklif eder.
otz, 1883 Serez doğumlu bir
M Rumeli Musevisadir. Cemaat içinde Kohenler farkh tutu lurlar, bunlar daha ziyade ra hip ruhban oluriar. Moiz'in babası Izhak Kohen hahamdır, oğlunu da haham olarak hazırlar. Nitekim ilk eğitimini Yahudi mek tebi Meldar'da alır, sonra Selänik'te fitne ocağı Alliance Israelite Univer selle'ye yollanır. Cemaatin okulla rında öğretmenlik yaparken Selanik Hukuk'a yazılı (1907) Hush ve çalış kandır, Asır gazetesine takılır, Mithat Şükrü, Omer Naci, İsmail Canbolat, Ali Canip ve Aka Günduz'le tanışır.
Fransızca, Almanca ve İspanyolcaya häkimiyeti sayesinde Tuccar Kulü bü'nde kätiplik, Ticaret Mahkemesin de tercümanlık yapar.
Hukuk tahsilini Istanbul'da tamam lar, avukatlığa başlar. Vilayet Meclisi azalığı ve umum kätipliğini de yürü tür bu arada
Selänik Yunan işgaline uğrayınca (1912) Viyana'ya gider, sonra İstan bul'a gelir. Darülfunun'da Prof. Flek'in tercümanlığını yaparken münhal derslere de girer çıkar.
Avram Galanti'nin tavsiyesiyle cemi yete katılır, Ittihad ve Terakki mecmua-sına yazmaya başlar.
Bu arada Duhan ve Herman Spierer şirketleri bunyesinde tütün ihracatı yapar. İktisat Vekäletinin düzenlediği Tütün Kongresi'ni deruhte eder (1936). Türk Tütüncüler Birliğinin katibi olur. 1945-50 arası İstanbul Belediye Mecli sine alınır. Pastörize süt tesisi bahanesi ile Fransa'yı turlar.
Jacob
Nandau
TEKİNALP Bir Türk yurtseveri (1883-1961)
KEMALIZM TERIN ALL
RÜZGARA YELKEN
Moiz iktidar kimdeyse ona yanaşır ki onceleri Osmanlıcıdır "Gençliği ve tecrübesizliğine rağmen,
ait olduğu Yahudi toplumu için Osman a Imparatorluğu'nun nasıl hayati bir onem taşıdıjhrun farkındadır. Selänikin an elden çıkması er veya geç Yahudilerin ba de tasfiyesina de beraberinde getirecek tar tir." (LIZ Behmoaras: Bir Kimlik Arayışı nun Hikayesi)
Meşrutiyet gelir, "devrisaadet" diyecek kadar bağlanır, o furya geçer masonlara sığınır
Moiz'e göre Yahudiler çölü andıran Filistin'i değil. Asya'daki gümrah ve sulak Turk topraklarını vatan tutma hdır, saha zaten harap ve insansızdır La Epoca ve Tasviri Efkär'da bu me yanda yazılar yazar. Selänik delegesi olarak katıldığı 9. Dünya Siyonist Kongresi'nde (Hamburg 1909) peş keşe hakkı varmış gibi siyonistleri Türk'un yurduna çağırır.
Faaliyetlerini Yakın Dostlar Kulübu çatısı altında yurütür. Paravan olarak Osmanlılaşma Derneği (1910) ve Va tanseverler Birliğini (1911) kullanır. Balkan Savaşının ardından imzalan
nu "Tekin Alp" ya da "Munis Tekinalp" diye atar. Ziya Gokalp'le birlikte Yeni Hayat'ta kalen oynatırlar.
Rumeli ve Zaman gazetelerinin yanı sura Mercure de France mecmuasında "P. Risal" müstear ismiyle yazar, Frenk lere Turancılık satar. Yusuf Akçura bunları "Turkler Bir Ruh-1 Milli Anyor lar" başlığıyla Türk Yurdu dergisinde yayınlayacaktır daha sonra.
Moiz'e göre savaş öncesi fatih ve asli unsur sayılan Türkler, imparatorluğun yükünu omuzlamış, yorulmuş, milli şu urdan uzaklaşmışlardır. Artık İslamcılık ve Osmanlıcılık aleyhtarıdır açıkça
Moiz'in İttihatçılar arasında ağırlığı yoktur, bir Emanuel Karasu olamaz asla (Jacob M. Landau)
KRALDAN ÇOK KRALCI
Moiz Harb-i Umumi (Dünya Savaşı) öncesi Alman İngiliz rekabeti hakkında kitap yazar. "Türkler Bu Muharebede Ne Kazanabilirler?"
Açıkça savaş naralan atar, sanki Turancahk dersi vermek ona kalmıştır. Satır aralarında Turklerin İslam öncesi İnanışından söz açar.
Eser, Ziya Gökalp ve Mehmet Emin Yurdakul'un methine mazhar olur. Ona göre Asya'da yaşayan elli milyon Türk, kurtuluşu Pantürkizm'de aramalıdır.
Alman Genel Kurmayı kitabı "Tur-kismus und Panturkismus" şeklinde çevirir. İngiliz Gizli Servisi "The Turkish and Panturkish Ideal" adıyla basar su-baylarına dağıtır. Churcill, bizi oradan tanır mesela.
Bu arada Ziya Gökalp'le milli iktisat ve solidarizm (tesanütçülük, dayanış macılık) hususunda kafa yorar. Tanm, hayvancılık, demir yollan, limanlar, kooperatifler, özel şirketler, bankalar... Allamedirler haza, her mevzuda derya.
Mütareke Dönemi'nde ise Yeni Osmanlı fikrini savunur. Zekeriya Ser-tel'in çıkardığı Büyük Mecmua'da köşe kapar. Ömer Seyfettin, Ali Canip, Falih Rıfkı, Faruk Nafiz, M. Emin Yurdakul, Reşat Nuri de orada yazar
Milli Mücadele'ye katılmadığı gibi yazı da yazmaz "bekleyip görmeyi" tercih eder, bakalım ipler kimin elinde kalacak?
Cumhuriyetin ilanından sonra ateşli bir Kemalist olur, saldırganlaşır. İki parti değiştiren siyasetçilere siyasetcilere halk ara sında "finidak" deniyor, Moiz kırk yere döner, hem de dün övdüğüne, bugün sövecek kadar.
Lozan'da azınlıklara kendi cemaat hu-kuklarını kullanma hakkı tanınır. Ancak Yahudi cemaati, T.C. kanunlarına tabi olur, feragat eder kendi rızasıyla.
YIKAMA YAĞLAMA
Tekinalp rejime yaranmak için hemen bir kitap yazar, adını "Türkleş-tirme" koyar. Haşa Tevrat'ı taklit eden bir üslupla "Evamir-i Aşere (On Emir)" yayınlar. "Türk adı al, Türkçe konuş, - Türkçe dua, çocuğunu devlet okuluna yolla, cemaat ruhunu sök at, Türklerle düş kalk, milli iktisat sahasında vazife-i mahsusanı yap..."
Türkleştirme kitabı Yunus Nadi, Celâl Sahir vs tarafından takdirle karşılansa da ekseriyet ihtiyatla karşılar. Zikzak-lan o kadar keskindir ki samimiyeti su götürür bu saatten sonra. Yarın bir darbe olsa muhalifleri alkışlayabilir rahatlıkla.
El Tiempo başyazarı David Fresko, "Evamir-i Aşere"yi mahzurlu bulur. Hahambaşı Becerano ise "Tevrat İbra-
niceden başka bir dilde okunmaz" der tavrını koyar.
Onlar ibadetlerini İbranice yapa-dursun, Türkçe ezan ve Türkçe hutbe (devam ediyor hâlā) sardırılır Müs-lüman'ın başına. Mehmet Akif ken-disine yazdırılan mealin namazlarda okutulacağını hisseder ve ortadan kaldırtır son anda.
Derken Moiz "Vatandaş Türkçe Ko nuş" kampanyasıyla öne çıkar. Yahudi Nissim Masliyah ve Dr. Samuel Abre vaya ile birlikte "Milli Hars Birliği"ni, Hanri Soriano ve Marcel Franco ile "Türk Kültür Cemiyeti'ni kurar. Ziya Gö kalp'i (haşa) "Türkçülüğün peygamberi, mübeşşiri, üstadı" gibi sunar.
1934'te Prag'da verdiği konferansta. Kemalizm'i parlatır, aferin alır. O hızla "Kemalizm" kitabını yazar (1936). CHP bütün nüshaları satın alır, halkevlerin de dağıtır. Cumhuriyet gazetesi, Fran-sa'da bastınır aynca.
Kısacası yeni rejimin ideoloğu kesilir. Ona göre Kemalizm bir ihtilal hareketi-dir, önceki ıslahatlara benzemez asla.
MÜŞRİK VE KÜFÜRBAZ
Methederken ölçüyü kaçını, haşa birilerini tanrılaştırır. Safi kod adıyla "Türk'ün Yeni Amentüsü" gibi saçmalıklara imza atar. Göz göre göre şirke sapar. Böyle bir metnin Hâkimi-yet-i Milliye Matbaasında basılması yakışık almaz. Rejim kendi bacağına sıkar.
Moiz 1942'de çıkarılan 'varlık vergisi'ni ödeyemediği için, bir süre Demirkapı Kampında kalır sureta.
Akranları Erzurum Aşkale'de kar, buz kürerken o "Türk Ruhu" adlı kitabını kaleme alır.
CHP devletçiliğinin tenkide uğradığı, kıtlık, karaborsa, kayır-ma günlerinde bile inatla icraatı savunur. 1954 ve 1957'de mebus adayı olur ama kendi cemaatinden bile rey alamaz.
Emekli olunca Fransa'ya (Nice) yer-leşir. T.C. Fahri Konsolosluğu için müra-caat etse de sakıncalı bulunur, artık DP vardır iktidarda.
Nice'da ölür, Yahudi maşatlığına gömülür, vatan toprağından uzaklarda (1961).
Yalanım büyüğüne herkes inanu! şeklinde bu soz vardır. Hele bu yalan lat kille haberleşme araçları ve pro paganda vastalarını ellerinde tutarak bünün dünyanın göz, kiziak ve zihinie rine hükmedenler tarahından telkin ediliyorsa!
2 Dünya Harbinde "A Milyon Ya hudi 'nin Katledildia YALANI, insan hk Alemindeki yalanların en büyüğüdür
Yahudi kendini maalum gösterebil mek ve dünyaya şantaj yapabilmek için bir Hitler'e ve Ain milyon Yahu dinin katledildiği masalına ihtiyaç duymuştur
Macar asili yanar Lous Marschalko rarafindan kaleme alinan ve Türkçe ye "Cihani Yatmaya Hazırlanan Sin al Canavar: Yahudi adıyla tercüme eserin bir bölümünden kısaltarak al-dığımız aşağıdakı yazıyı hayret ve dikkat nanarlarınıza sunuyoruz.
İkinci Dünya Harbi'nde kendisi ni muharip bir parti olarak ilân eden "Yahudilik", büyük kayıp-lardan muzdaripti. Diğer millet-ler, ölüleri için yas tutuyor, äbide-ler dikiyor ve onların hatıralarına yıldönümleri düzenliyorlardı. Ya-hudiler ise ölülerini "dünya häki-miyetine" doğru basamak olarak kullandılar. Onlara, siyasi bir ya-tırım ve kuvvet kazanmada tesirli bir älet gözü ile bakıyorlardı. Di-ğer ülkelerin kahramanlarına ait mezarlarda çiçekler açarken, Ya-hudi mezarlarında bugün bile propaganda nutukları atılmakta-dir
Hollywood, onlar sayesinde muazzam iş yapmış ve yabancılar, Yahudi mezarlarının başında kor-
18
Altı Milyon Talatinin öldürüldüğü
YAHUDİCE BİR YALAN
ku ve suçluluk duyarak titremiş lerdir. Harpten kurtulan Yahudi ler, dünyanın merhametini kazas dıkları gibi, intikam ve "Dünya Hakimiyeti" hakkırı da elde etti ler! Ve en büyük sahtekärıklar dan birini daha gerçekleştirdiler.
2. Dünya Savaşında yer alan bu çok ülkenin kayıpları, Yahudile rinkinden fazlaydı. Ukraynadaki altı milyon insan, Kremlin plänia-rından dolayı açlıktan ölmüştü Ama Dünya, Ukrayna'yı imtiyaz larla mükafatlandırmadı. Katyn Ormanları'ndaki müşterek mezar lara kitle hålinde gömülen kur banların yakınlarına, çift tayın ve rilmedi. Brno ölüm yürüyüşünden kurtulanlar, tazminat alamadı. Bromberg, Prag veya Yugoslavya
Toplam 40 milyon kişinin öldü-ğü 2. Dünya Savaşında Yahudiler-den başka kimsenin sesi çıkma-dı. Ve onların yönettiği radyo is-tasyonları, gazeteler, film şirket-leri ve Nüremberg Mahkemesi-nin acımasız hakimleri "6 milyon şehid" yaygaralarıyla bütün dün-yarın başını yıllar boyu şişirdi.
Altı milyonl.. Yahudi olmayan-lar korku ile büzülmüşken, bir tek kimse bile bu sahte rakam hak-kında ortaya çıkıp bir şey söyle meye cesaret edemedi!
Nüremberg başsavcısı General Taylor'a, bu altı milyon rakamını nereden çıkardığı sorulduğunda, bunun S.S. Generali Ohllendorf-un itirafından elde edildiğini söy-lemişti. Daha sonra Amerikan Ya-hudilerinin bu "itirafı Ohllen-dorfa işkence yaparak aldığı mey-dana çıktı! Yahudi "Şehidleri" (!) nin bu yüksek rakamını destekle-mek için, sahte vesikalar da kul-lanılıyordu.
Dünya, altı milyon Yahudinin katledildiği masalına nasıl inandı veya inandırıldı? Todesmühle (Ölüm Değirmeni) adlı propagan-da filmindeki gaz odası sahnele-ri ve cesedler, nerelerde filme alındı?
1945 senesinin sonunda, Dav-hau temerküz kampında yeni mi-safirler görüldü. Fakat bunlar Ya-hudi değil, mağlûb Alman halkı-nın bir kısmı, yani "harb suçluları" idi. Mevcut binalara en kısa zamanda yeni ilaveler yapıl-ması emri verildi. Fakat herşey-den önce, kampların bahçe gü-zellikleri bozulmalıydı. Çünkü sıksık sinemaya giden Amerika-lıları, hele bir korku filmi seyre-deceklerini düşündükleri sırada, Yahudilerin bu güzel binalarda ve
bahçelerde ızdırap çektiklerine inandırmak bir hayli güç olacak-tı. Bahçeler, harap bir vaziyete getirildikten sonra Alman esirle-re bir kan çukuru kazmaları emri verilerek bu çukurdan, kanı bo-şaltacak kanalların açılması isten-di. Böylelikle dünya Yahudi kanı-nın dereler gibi akıtıldığına daha kolay inandırılabilecekti. Bunlara ilaveten gaz odaları gibi görünen
banyolar, giyinme odaları ve ka bul salonian inşa edildi. Bu görü naja verebilmek için, betundan avri be bima yapıldı ve duvarlara afak delikler açıldı. Bu sahte bi nalar, bugün bile teşhit edilmek te ve ziyaretçilere, öldürücü "ölüm gan" in bu deliklerden ve rildiği anlatılmaktadır! Esit Al man işçilere, ayrıca "kurbanların enselerinden kurşunlandıkları bir idam sahası inşa etmeleri için de emit verilmişti
Bavyera Hukümeti'nin Devlet Bakam yardımcısı ve ayu zaman da da temerküz kamplarından çı kan Alman Yahudilerinin başı olan Philip Auerbach, kampta bir "idam ağacı "run bulunması fikri-ni ortaya attı. Parktaki bir çam ağacı yerinden sökülerek oraya nakledildi. Bu ağacın yatay olarak usunan bir dalı bulunmaktaydı. Bu dalın ucu kesildi ve geri kalan kasmu, ipler yardımıyla aşındırıldı Sonunda oldukça parlayan bu dal, günde yüzlerce Yahudının asıldığını ispat eden" bir "delil" haline geldi!
Yahudiler, planladıkları senar yo gereğince bu kampı bir işken-ce salonuna çevirmişler ve kapı-sına da, orada 238.000 Yahudinin öldürüldüğünü yazan bir tabelá asnmuşlardı. Fakat ceset yakma fi-rınlarının sadece iki bölümü var-di 238.000 cesedin yakılması için, bu fırınların hiç durmaksızın üç sene çalıştırılması gerekiyor ve bu takdirde de 530 ton insan kü-lünün nakledilmesi meselesi or-taya çıkıyordu.
Peki, bu kültür nereye atılmıştır?
20
Pekçok Amerikan Yahudisi ve C.I.C. vazifelisi, kampın sebze bahçesine kadar heryeri didik di dik kazmalarına rağmen, netice-de ne kül, ne de Yahudi cesedi bulabildiler. (1949) Bu kişiler, kamptaki birçok binanın ve acıklı zulüm senaryosunun, Todesmuh-le filminin çekimi için hazırlanmış olduğunu, daha sonra anladılar.
Amerikan Yahudileri, savaş suçlusu olarak itham ettikleri bir subaya, bir Alman şehrinin fotoğ rafını göstermişler ve şöyle de-mişlerdi "Anladığımıza göre, ce-setleri bu resimde de görülebilen 20.000 Yahudinin öldürülmesini siz emretmişsiniz!
Fotoğraf, bir çukura doldurul muş ve parça parça olmuş ceset-len gösteriyordu. Alman subay, kısaca cevap verdi: "Bunlar Ya-hudilerin cesetleri değil, hava ha cumlarında ölen bu şehrin sakin-leridir. Yani bunların hepsi Al-mandır. Aklıma gelmişken şunu da söyliyeyim, polis kuvvetlerinin şefi iken, bu resmin çekilmesini de ben emretmiştim."
Yahudi propagandacıları, film prodüktörleri, gazetecileri ve C.1.C. vazifelilerinin şişirip yay dıkları altı milyon katledilmiş Ya-hudi masalı ile alakalı olarak du-ha binlerce "delil" gösterilebilir.
6 MİLYON RAKAMI DOĞRU MUDUR?
1933'te Sovyetler Birliği'n dekiler hariç, Avrupa Yahudileri nin toplam sayısı 5.600.000 idi. Amerikan Yahudi Meclisi bu ra-kamı, 11 Ocak 1945 tarihli "New-York Times" Gazetesinde yayın lanan istatistiklerden çok iyi bilir. Bu 5,600.000 Yahudi'den en az bir milyonu, 21 Haziran 1941 tarihine kadar hiçbir vak'anın olmadığı Doğu Polonya'daki Molotov Ribbent-rop bölgesinde yaşıyordu. "Base-
ler Nachrichten" istatistiklerine göre, Sovyet Rusya'dakiler hariç, Avrupa'da 5 milyon Yahudi yaşı yordu. Fakat bu 5 milyonun için-den tarafsız memleketlerde otu-ranlar çıkarılmalıdır. Çünkü onla ra savaş sırasında birşey olmamış-tır. 1942 Dünya Yıllığı'nın istatis-tik rakamlarına göre ise, Cebeli-tarık'ta, İngiltere Adaları'nda, Portekiz, İspanya, İsviçre, İrlanda
ve Türkiye'de yaşayan Yahudile-rin sayısı 420.000 idi.
Netice olarak, Nasyonal Sosya-lizmin ulaşabildiği Yahudilerin sa-yısı, asla 4.500.000'den fazla değil-di. Yine aynı tarafsız haber kayna-ğı "Baseler Nachrichten", 1933 ve 1945 yılları arasında hazırlanan Yahudi istatistik bilgilerine daya-narak İngiltere, İsveç, İspanya, Portekiz, Avustralya, Çin, Hindis-tan ve Filistin'e göç eden 1.500.000 Yahudinin Almanya, Avustralya, Polonya veya Çekos-lavakya pasaportu taşıyanların yüzde seksenini teşkil ettiğini be-lirtiyordu. Baseler Nachrichten'-in raporuna göre ayrıca yarım milyon Yahudi, Hitlerin Rusya'ya karşı harekete geçmesinden ön-ce Sibirya'ya kaçmışlardı. Yâni Hitler'in zulmedebileceği Yahudi sayısı, iki buçuk milyonu geçmi-yordu. Peki, bu iki bucuk milyon Yahudinin hepsi öldürülmüş müy-dü? Hayır. Çünkü 1946 yılında, yâ-ni Hitlerin ölümünden ve 2. Dün-ya Harbi'nin bitiminden 1 yıl son-ra yapılan sayımlarda, Rusya ha-riç olmak üzere Avrupada 1.559.600 Yahudinin yaşadığı an-laşılmıştı.
Mâkül olan azamî Yahudi kur-banlarının sayısı, bir ilâ bir buçuk milyon olabilir, çünkü Hitler ve Himmler'in ulaşabildiği yerlerde bundan fazla Yahudi yoktu. An-cak hemen kaydetmeliyiz ki, Ya-hudilerin hakiki kayıpları bu raka-mın çok altındaydı.
Amerikalı bazı yetkililer, temer-küz kamplarında kat'î olarak kaç kişinin kaybolduğunu meydana çıkarmak gayesi ile harpten son-ra bir araştırma yaptılar. 1951'de
yayınlanan raporlarına göre bu kamplarda 1,2 milyon insan öl-müştür. Ancak bu sayı, Yahudile-ri, Çingeneleri, Ukraynalıları ve bunların dışındaki milletleri içine almaktadır. Buna göre kaybolan Yahudilerin sayısı 500.000 veya 600.000'i geçmez.
Almanya'nın kayıpları acaba ne kadardır? Üç milyon altı yüz bin, Alman askeri, Dünya Yahudileri tarafından harpte öldürülmüştü. Bir milyon ikiyüz bin sivil bom-bardıman sırasında, iki milyon dörtyüz bin Doğu Almanyalı, al-tıyüz bin Sudeten Almanı ve iki-yüzbin Alman tabiiyetli yabancı ise, harp sonrasında katledilerek öldürüldüler. Bir milyon dörtyüz bin Alman hapishanelerde, P.D.W. kamplarında veya Mütte-fikler ile Sovyetlerin temerküz kamplarında can verdiler!
Bugün şu bir hakikattir ki, Al-man halkı Yahudi kamplarının varlığını bile bilmiyordu. Öyley-se Almanların (Nazilerin), Prag meydanlarında yapılanlar dere-cesinde bir katliam yapmış olma-sı düşünülemez. Çünkü bütün Al-man kuvvetlerine denk muazzam bir Yahudi topluluğunun bir ara-ya gelmesi imkânsız görünmekte-dir. Yani Almanlar cephane, yiye-cek ve petrol nakletmelerinin bi-le güçleştiği bir devrede, hep Ya-hudi mi katlettiler? Milyonların kitle halinde imhâsının gizli kal-mış olacağı akla yatkın mıdır?
Böyle bir hadise olsaydı Rus Rad-yosu veya Batı propagandacıları susar mıydı? Alman Genel Kur-mayının ve Nasyonel Sosyalist 22
Partisinin en mahrem sırlarının bi-le casuslar tarafından öğrenildiği bir ortamda, bu "katliamların gizli kalması mümkün müydü? Bu vahşetlerden NEDEN SAVAS SONRASINDA BAHSEDİLMEYE BAŞLANDI?
Altı milyon Yahudinin katli ile alakalı hakikati, "Demir Perde". nin ve Amerikan politikacılarının mor kadife perdelerinin arkasın-da aramak gerekir!
Yahudilerin hayali filimlerine konu olan temerküz kamplarında bulunanların isimlerini ihtiva eden listeler, bugün Federal Al. man Hükümetinin arşivlerinde-dir. Almanlar bunları neden bas-mağa cesaret edememişlerdir? Çünkü böyle yapsalardı, Alman-ya'nın kalkınması, Yahudiler tara fından engellenecekti.
Bu propaganda rakamı Dünya-nın sempatisini kazanmak için ge-rekli idi. Kurbanların sayısını art-tırmakla Dünya zaferi tekrarlana-cak ve Yahudi olmayanlara daha fazla eziyet etme imkânı doğa-caktır!
(Louis Marschalko Cihanı Yutma-ya Hazırlanan Sinsi Canavar
YAHUDİ.)
NOT: Bu propagandanın ne derece tesirli olduğunu daha iyi anlamak için, bir kaç yıl sonra (14 Mayıs 1948) Filistinde kurulacak olan İsrail Devletinin ortaya çılışını hatır lamak gerekir.
II. Dünya Savaşı ve akabindeki kargaşa sadece Yahudinin işine yarayacak bir mal zeme bırakmış milyonlarca masum insan yurtlarından ite kaka çıkarılıp şimdiki top raklar zorla ele geçirilmiştir. Tarihin her devrinde ve her hadisenin altında boy gös teren Yahudinin zulmü ve sahtekârlığı el bette devam etmeyecektir. Zalimi birgün gelip yine kendi zulmü yıkacaktır.
İsrail'de 1982 yılında neşredilen "PROFESSIONAL PHOTOGRAPHERS AND ILLUSTRATORS IN ISRAEL" adlı kitabın 27. sayfasından alınan yukarı-daki fotoğraf, tipik bir Yahudi genci-ni gösteriyor.
Şu günlerde asker kıyafeti altında orfalığı kan gölüne çeviren bu kadın kılıklılar, manikürlü parmaklarının hır-palanmaması için çocuk yaştaki Filis-tinlilerin kol ve bacaklarını taş kulla-narak kırıyor ve onları derin çukurla-ra atıp, dozerler yardımıyla canlı canlı toprağa gömüyorlar.
HİTLER'İ SEVDİRDİLER!
Tahrif ettikleri Tevrat ve Talmud'un nefret kusan doktrinlerinin kinli göz-leriyle bakan yahudi, bütün insanlığa hasımdır.
Dünyayı fitne ve fesada boğan ne ka-dar ideoloji, felsefe, izm, keşif ve icat varsa, ardında hep bu lânetli milleti görmek, bir tesadüf değildir. Asırlar-dır bu ırk, bütün zekâ, gayret ve ser-vetini hakk'a ve hakikate, güzel ve iyi-ye giden yollara hâin pusular kurmak-ta kullanmıştır!
Marks, Adam Smith, Lenin, Trotsky, Freud, Darwin, Einstein, Nietzsche, Durkheim, Herbert Marcuse, Jean Pa-ul Sartre.. ve daha niceleri hep YAHU-Dİ'dir!
Zālimlerin en kana susamışları olduk-ları halde, dünyaya hükmeden "Gö-rünmeyen İmparatorlukları," sayesin-de, "mazlum ırk" oldukları yalanını propaganda etmeyi yazık ki başarmış-lardır!
Bu nankör, gaddar ve hilekâr mille-tin hakiki çehresi; müslüman yavruları diri diri toprağa gömüp, gerçek maz-lum Filistinli kardeşlerimizin taşlarla kemiklerini kırarken bütün iğrençli-ğiyle ortaya çıkmaktadır!
Siyonizm bütün insanlığın düş-manıdır!
Bakalım insanlık, bunu ne vakit idrak
edecek?..
Mehmed Salah
İsrail ordusunda eğitim komutu:
"Muhammed'e ateş!”
EL-AVIV, (AP)- İsrail ordusunda atış 1 eğitimlerinin Hz. Muhammed'i tem-sil eden hedefler üzerine yapıldığı açıklandı.
Solcu Israil milletvekillerinden Elazar
Granot'nun yaptığı açıklamaya göre, as-kere alınan gençler atış eğitimlerini kefi-yelı nişan tahtaları üzerine yapıyorlar. Su bayların "Muhammed'e ateş!" komutu uzerine tetiği çekiyorlar.
89) «Erkek, karısını yatağına çağırdığında gelmezse ve bu yüzden karısına dargın yatarsa; taa sabaha kadar, melekler o kadına lânet okur..>>>
Bu Hadis-i Şerifin mâna gelişinden anlaşıldığı gibi; kadının bu gibi bir itaba maruz kalışı, kocasının cinsî münasebet için dâvetini reddi se-bebiyledir. Özürsüz zamanlarının hiçbirinde, kadın kocasının bu arzusu-nu yerine getirmemekte direnemez..
EBU HÜREYRE r.a. bu Hadis-i Şerifin esas ravisidir. Ondan nak-len de, İMAM-I AHMED'e gelmiştir. Bunlara dair malûmat, 1. ve 5. Ha-dis-i Şeriflerin sonundadır. Allah ikisinden de razı olsun.
92) «Ramazan ayı girdiği zaman, sema kapıları açılır.. Cehennem kapıları kapanır.. Şeytan zincire vurulur..>>>
***
Ramazan-ı Şerif, bir rahmet ve bereket ayıdır.. Burada saymakla faziletini anlatıp bitiremeyiz. Kadir gecesinin onda oluşu, Kur'an azi-müşşanın o ayda Peygamber S.A. efendimize gelmeye başlamış olması büyük faziletini idrake bir vesile olabilir.
BUHARI ve MÜSLİM bu Hadis-i Şerifi eserierine aimıştır. ŞEYHAN bu iki eserin sahibi zat demektir. Menkıbeleri 2. ve 5. Hadis-i Şerifin so-nundadır.
۹۳
إِذَا رَأَى أَحَدُكُمُ الرُّؤْيَا يَكْرَهُهَا فَلْيَبْصُ عَنْ يَسَارِهِ ثَلَاثًا ، وَلْيَسْتَعِدُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ ثَلَاثًا ، وَلْيَتَحَوَّلْ عَنْ جَنْبِهِ الَّذِي كَانَ عَلَيْهِ . ( رواه مسلم عن جابر )
93) «Sizden biri, sevmediği bir rüya görecek olursa; uyanınca, sol ta-rafıma üç defa tükürsün.. Üç defa şeytandan Allah'a sığınsın.. Ve o anda yattığı taraftan öbürüne dönsün..>>>
Rüyaların, insan hayatına etkisi vardır.. Rüyalar insanın manevi durumunu, şekline göre sarsar veya takviye eder. Her nekadar, rüya-ların tesiri altında kalmamak icab ederse de, insan zayıf yaratılışlıdır. Bazı rüyalar onu sarsabilir.
Kötü rüyalar şeytanî'dir. Bu sebeple onun şerrinden Allah'a sığın-mak sünnet oluyor..
Bu Hadis-i Serifi: MUSLIM, CABIR'den r.a. almıştır. 5. ve 12. На-dis-i Şeriflerin sonunda kısa hal tercümeleri yazılıdır.
٩٤
**
إذا رَأَى أَحَدُ كُمُ الرُّؤْيَا يُحِبُّها فَإِنَّمَا هِيَ مِنَ اللَّهِ فَلْيَحْمِدِ اللَّهَ عَلَيْهَا وَلْيُحدث بها ، وإذا رأى غَيْرَ ذَلِكَ بِما يَكْرَهَهُ فَإِنَّمَا هِيَ مِنَ الشَّيْطَانِ ، فَلْيَسْتَعِذْ بِاللهِ ، وَلَا يَذْكُرَهَا لأَحَدٍ فَإِنَّهَا لَا تَضُرُّهُ .
) رواه البخاري عن أبي سعيد )
94) «Sizden biri, seveceği bir rüya görürse; o ancak Allah'tandır.. Onun için, Allah'a hamd etsin.. Ve onu anlatsın.. Ancak bundan başka, sevmeyeceği bir rüya görürse, o da şeytan-dandır; Allah'a sığınsın; kimseye de söylemesin.. Böylece o za-rarsız hale gelir..>>>
Bu da bir evvelki Hadis-i Şerifin, bir başka vesile le söylenen, bir başka şekli ve daha şümüllüsüdür..
Hikmetini S.A. efendimize havale edip, gereği ile amel edile..
Bu Hadis-i Şerifi; BUHARI, EBU SAID-1 HUDRÎ'den alır. Bunla-rın kısa hal tercümesi 2. ve 65. Hadis-i Şerifin sonundadır.
95) «Herhangi bir ramazan ayında, şark tarafından kırmızı, direk şeklinde uzayan bir sütun görürseniz, o senelik ihtiyacınızı yığı-nız. Zira o yıl, kıtlık yılı olacaktır..>>>
Ramuz şerhinde, bu şekilde bir azık yığmanın tevekküle mâni olma-yacağı yazılıdır..
Yine aynı eserde belirtildiğine göre, bu şekilde bir işaret ve kıtlık, Ehl-i Hicaza hastır. Orası, iklim itibariyle, açlık tehlikesine mâruz bir bölgedir..
Ayrıca, umuma şamil bir emir olacağı da yazılıdır..
Bu Hadis-i Şerif, 9. Hadis-i Şerifin sonunda kısa bir menkibesi an-latılan, TABERANI'den alınmıştır.
إذَا رَأى أحد كم جَنَازَة إن لم يكن مَاشِياً معها فليقم حتى يحبها ( رواه البخاري ومسلم ) أوْ تُخَلَّفَهُ ، أَوْ تُوضَعَ مِنْ قَبْلِ أَنْ تُخَلَّفَهُ .
٩٦
96) «Biriniz, bir cenaze gördükte; onunla beraber yürümeyecekse, ayağa kalksın.. Ta cenaze onu, ya da o cenazeyi geçene kadar.. Cenaze geçip gitmeyecekse, yere konuncaya kadar ayakta dur-sun..»
Burada, bildirilen emir, cenazeden çok, onun ruhunu kabzedene Bay-gıdır. Bir rivayete göre Peygamber S.A. efendimiz, Yahudi ölüsüne bile kalkmıştır.
Imam-ı Azam ve Şafii Hz. ne göre, gayr-ı müslim cenazesine kalkmak yasaktır. Bu zatların içtihadına göre, Peygamber S.A. efendimiz, ilk za-manlarda kalkmışsa da, sonraları kalkmayı bırakmıştır..
**
Bu Hadis-i Şerif, BUHARI ve MÜSLİM'den alınmıştır ki, 2. ve 5. Hadis-i Şerifte menkıbeleri geçti.
إذا رَأَى أَحَدُكُمُ امْرَأَةً حَسَنَاء فَأَعْجَبَتْهُ فَلْيَأْتِ أَهْلَهُ، فَإِنَّ الْبَضْعَ وَاحِدٌ ، ) رواه الخطيب عن عمر ) وَمَعَهَا مِثْلُ الَّذِي مَعَهَا .
۹۷
97) «Herhangi biriniz, güzel bir kadın görür hoşuna giderse, hemen nikâhlı hanımına gitsin.. Et parçası aynıdır; onda olanın benze-ri, kendi hanımında da vardır...>>>
Bu Hadis-i Şerif, bilhassa zamanımızda tatbiki elzem bir reçete gl-bidir. Fazla izaha lüzum yok.. Yanlış yola sapmaktan Allah-ü Taâlâ cüm-lemizi korusun..
Bu Hadis-i Şerif HATİB-İ BAĞDADÎ Hz. den alınmıştır.. Ona da Hz. ÖMER'den. Allah ondan razı olsun.. Menkıbeleri 41. ve 64. Hadis-i Şe-riflerin sonunda geçti.
98) «Herhangi biriniz, bir din kardeşini belâya düçar görürse; Al. lah'a hamd etsin.. Ama -kalbinden ona duyurmasın..>>>>
Cenab-ı Hak dilediğini çeşitli hikmetine mebni, bazı belalara düçar eyler.. Bir Hadis-i Şerifin delâletine göre, onun lütfu da hoş, kahrı da ama.. En iyisi afiyet istemektir..
Bir felakete, belâya uğrayanın yanında; duyacağı şekilde, o belâya kendisi düçar olmadığı için, hamd etmek yakışmaz. Duyarsa üzülür ve kalbi kırılabilir..
Bu Hadis-i Şerifin ravisi; IBN-I NECCAR ve CABIR r.a. dır.
** CABIR r.a. 12. Hadis-i Şerifin sonunda kısaca anlatıldı.. IBN-1 NECCAR: Adı, MUHAMMED.. Babası AHMED.. Hambell mezhebine bağlı.. Hicretin, 972. yılında vefat etti..
99) «Bir kişiyi; mescidlere devamı itiyat haline getirmiş görür-seniz; onun imanına şahadet ediniz..>>>
Bu Hadis-i Şerifin bir mânası; devamlı mescide bağlı kalmaktır. Di-ğer bir mânası da; her cemaatten çıktıkta, tekrar kavuşmak için kalbini oraya bağlı kılmaktır. Ramuz şerhinde böyle geçer.. Said b. Müseyyeb ise şöyle diyor:
-Bir kimse, mescidde oturuyorsa, o Rabbı ile münacaat ediyor. Hakkında yalnız hayır söylemeli..
**
Bu Hadis-i Şerifi BEYHEKİ, EBU SAID-1 HUDRÎ'den r.a. naklen rivayet ediyor. 12. ve 65. Hadis-i Şeriflerin sonunda bunlar hakkında kısa bir malûmat verilmiştir..
إذا رأيتم الحَرِيق فَكَبَرُوا ، فإنَّ التكبير يُطفته .
( رواه ابن عساكر )
100) «Yangın görürseniz, tekbir getiriniz, zira tekbir onu söndü-rür..>>>
Duaların çok tesiri vardır. Sonra, cansız birşey olmadığına göre can-ü gönülden tekbir getirilirse, yangın elbette söner. Ama Hakkın aza-met ve kudretini, o anda tam ilan edecek ağız gerek.. Tıpkı Muhiddin-i Arabi Hz. nin bir vesile lle ateş mangalını tabiyyundan bir zümrenin kuca-ğına boşalttığı gibi.. Ateşi onların kucağına döktü, ama yakmadı.. Ağzına ateg dolduran dervişleri de burada anarız...
Bu Hadis-i Şerif, IBN-1 ASAKIR'den alınmıştır. Kısa hal tercilme-si 86. Hadis-i Şerifin sonunda geçti..
إِذَا أَرَادَ اللَّهُ بِقَوْمٍ سُوءًا جَعَلَ أَمْرَهُم إلى متر فيهم . ( رواه الديلمي ) ۱۰۱
101) «Allah-ü Taâlâ bir topluluk için, kötülük dilerse işlerini azgın-larına bırakır..>>>
İnsanlar azdıkça; idare şekillerini tâyinde kusur etmeye başlarlar.. Her çeşit günah sarhoşluğuna dalar, idarecilerini seçemezler. Meydanı boş bulan azgın kişiler de, gelir başlarına oturur.. Ayıkırlar; ama iş işten geçmiş olur.
Bu Hadis-i Şerif, DEYLEMİ'den alınmıştır. Kısaca menkıbesi 4. На-dis-i Şerifin sonundadır..
102) «Allah-ü Taâlâya bir dilekte bulunacağınız zaman, avuç içleri-nizle isteyiniz; dışları ile değil.. -Duadan sonra, ellerinizin içini -Dua esnasında yüzü-nüze sürmeden indirmeyiniz. Çünkü Allah-ü Taâlâ onlara be-reket ihsan eder..>>>
Bu Hadis-i Şerif, bize dua usulünü talim eder. Dualarda sünnet olan; avuç içlerinin semaya doğru açılmasıdır. Avuçlar ve parmak araları nor-mal açılır. İki elin arası dört parmak mesafeli bırakılır.
Bu Hadis-i Şerif EBU DAVUD'dan alınmıştır. Menkibesi 11. Hadis-1 Şerifin sonundadır.
۱۰۳
إِذا سَأَلَ أَحَدُكُمْ رَبَّهُ مَسْأَلَةٌ فَتَعَرَّفَ الإِجَابَةَ فَلْيَقُل « الْحَمْدُ لِلَّهِ الذي بنعمته تتم الصَّالِحَاتُ ، وَمَنْ أَبْطَأَ عَنْهُ ذَلِكَ فَلْيَقُل « الْحَمْدُ لِلَّهِ عَلَى كُلِّ ( رواه البيهقي عن أبي هريرة ) حال .
103) «İçinizden biri, Rabbına bir dilekte bulunduğu zaman, hemen kabul edildiğini anlarsa, şöyle desin: Nimetleri sayesinde, iyilikler tamam olan Allah'a hamd ol-sun..
Kabulün ertelendiğini anlayan da şöyle desin:
Her halde Allah'a hamd olsun..>>>
Dua, kulun vazifesidir. İmam-ı Gazali Hz. der ki:
Kul dua etmelidir. Kabul olmayan dua yoktur. Burada olursa bir nimettir.. Ahirete kalırsa; göç edince dua sebebiyle, amel defterinde se-vap bulur.
**
Bu Hadis-i Şerifi BEYHEKİ, EBU HÜREYRE'den r.a. naklen riva. yet eder. 5. ve 12. Hadis-i Şeriflerde menkıbeleri kısaca yazılıdır.
إذا سَرَّتْكَ حَلَتُكَ ، وَسَاءَتْكَ سَيِّمَتُكَ فَأَنْتَ مُؤْمِنٌ » ( رواه الضياء عن أبي أمامة ) ١٠٤
104) «İyiliğin seni sevindiriyor, kötülüğün de üzüyorsa, artık sen bir müminsin..>>>
*
**
Şu hikâye bu Hadis-i Şerifin bir şerhi gibidir: İmam-ı Şarani anlatıyor:
- Şibli'de, rh. birinin bir dirhemlik hakkı kalmıştı. O bir dirheme karşılık bin misli sadaka dağıtmıştı.. Yine de şöyle diyordu:
Bu Hadis-i Şerifi ZİYA, 22. Hadis-i şerifte kısa bir menkıbesini an-lattığımız EBU ÜMAME'den naklen anlatıyor..
ZIYA: Elimizdeki eserde, bu zat sadece, ZIYA diye geçiyor. Dola-yısiyle bu zat hakkında esaslı bir malûmat veremiyeceğiz.. Ancak HAY-REDDİN ZERKELİ'nin, EL-ALAM adlı eserinde, ZIYA-U MAKDİSİ adında biri var. Adı MUHAMMED.. 643. Hicri yılda vefat etmiştir..
Büyük bir muhaddis olan IBN-1 ZIYA olması da kuvvetle muhtemel-dir. Bu da, Hicri; 789. 854. yılları arasında yaşamıştır..
إذا سَمَّيْتُمُ الْوَلَدَ محمداً فَأَكْرِمُوهُ ، وَأَوْسِعُوا لَهُ فِي الْمَجْلِسِ وَلَا تَقَبَّحُوالَهُ ( رواه الخطيب عن على ) وجها (1) . ١٠٥
(1) أى لا تقولوا له قبح الله وجهك ولا تنسبوه إلى القبح ضد الحسن في شيء عن أقواله وأفعاله
105) «Yavruya, MUHAMMED ismini verdikten sonra, ona ikram ediniz.. Mecliste ona yer veriniz ve hiçbir şekilde takbih etme-yiniz..>
Tercümemizde esas tuttuğumuz eserin dip notu şöyledir:
Ona; Allah yüzünü kara etsin, demeyiniz. Ayıp isnad etmeyiniz. Sözünde veya işinde onu tahkir etmeyiniz..
Ona yapılacak bütün bu saygı hareketleri, Peygamber S.A. efendi-mizin mübarek ismini taşıdığı içindir.. Ki elzemdir..
Bu Hadis-i Şerifi HATİB, Hz. ALİ'den r.a. naklen rivayet eder. 48. ve 64. Hadis-i Şeriflerin sonunda menkıbeleri yazılıdır.
Tercümemize esas aldığımız eserin dip notu şöyledir:
Yasak edilen şekilde su içmek; aynı zamanda böbrek ve ciğer hastalıklarına da sebep olur.
Su, normal miktarda, yavaş yavaş ve üç defada içilir. Başlarken bes. mele okunur, bitirirken, Allah'a hamd edilir..
Yasak edilen şekilde su içmek; adabı muaşeret kaidelerine de aykı-rıdır..
Ravi; DEYLEMİ'dir. Kısaca menkıbesi, 4. Hadis-i Şerifin sonunda geçti..
إذا صَلَّى أَحَدُكُمْ فَلْيُصَلُ صَلَاةَ مُوَدَّعٍ صَلَاةَ مَنْ لَا يَظُنُّ أَنَّهُ يَرْجِعُ ( رواه الديلمي عن أم سلمة ) إليها أبدًا ۱۰۷
107) «Sizden biri; namaz kıldığı zaman, veda eder gibi kılsın... Şu kimsenin namazı gibi ki; o bir daha o namaza- kavuşa-cağını sanmaz..>>
İnsanın nefesleri sayılıdır. Ecel gelince, tehiri kabil değildir. Namaz ise, kulun öbür âleme göndereceği en büyük hayrıdır. Onun için namaza çok itina göstermelidir. Edebine, erkânına riayet edilmelidir.
Burada ravi; 4. Hadis-i Şerifin sonunda kısa bir menkıbesi geçen DEYLEMİ'dir. O da ÜMMÜ SELEME'den naklen alıyor.
**
ÜMMÜ SELEME: Esas adı HIND.. Ezvac-ı tahirattan.. Mü'minlerin anası..
Derin bilgisi, vukufu ve fazilet bakımından üstünlüğü ile, Hz. AlŞE'-den sonra gelir.. Doksan sene yaşadı. Hicretin 62. yılında vefat etti. Kab-ri Baki'de...
Bir İslâm hanımı için, bu sayılan dini vazifeleri yapmak kadar fa-siletli bir iş yoktur..
Kocaya itaat işinde dikkat gerek.. Çünkü kocanın meşrů olmayan teklifine kadın itaat edemez.. Ama meşrů olan bir emrini de yerine ge tirmezse; en büyük günahlardan birini işlemiş olur..
Burada esas ravi 1. Hadis-i şerifte kısa menkıbesi geçen, ENES ra, dir. Ondan da BEZZAR alıyor..
BEZZAR: Adı, Ahmed.. Lâkabı, Hafız Ebubekir.. Babasının adı, Amr.. Dedesi, Abdülhalik.. Basra'lı..
Meşhur eseri, El-Müsned'ül-Kebir'dir.. Taberani gibi büyük zatlar-dan ders almıştır.. Darekutni ondan sitayişle bahseder. Allah rahmet ey-lesin..
إذا ضيعت الأمانة وانتظر السَّاعَةَ ، قال : كَيْفَ إِضَاعَتُها يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟ ( رواه البخاري ) قال : إذا أسند الأمر إلى غَيْرِ أَهْلِهِ ، فَانتَظِرِ السَّاعَةَ . ۱۰۹
109) «Emanet zay olunca, kıyameti bekle..>> Ya Resulullah o nasıl zay olur?..
Diye sorunca şöyle buyurdu:
«İş ehli olmayana tevdi edildiği zaman... Kıyameti bekle..>>>>
Bu Hadis-i Şerif; ashaptan birinin:
Kıyamet ne zaman kopacak?..
Suâline cevaben buyrulmuştur.
Kıyametin ne zaman kopacağını yalnız Allah bilir. Ama onun bazı
alâmetleri var. Başta insanların fesad olması.. Emanet hissinin yok ol-ması ve ehli olmayan kimselerin iş başına geçmesidir..
Bu Hadis-i Şerif BUHARÎ'den alınmıştır. 2. Hadis-i Şerifin sonun-da kısa bir menkıbesini yazdık..
( رواه البخاري )
إذا ضَرَبَ أَحَدُ كُمْ فَلَيَجْتَدِبُ الْوَجْهَ . ۱۱۰
110) «Herhangi biriniz, -dövme esnasında yüze -vurmaktan-sakınsın..>>>
111) «Süreyya yıldızı doğduğu zaman; ekin sahibi afetten emin ola. bilir.>>>>
Buradaki mâna, biraz kapalıdır.. Bazı muhaddislere göre: Süreyya adı verilen ülker yıldızı görülünce..
Demektir ki, o zaman hava açık olur.. Yağış ve âfet tehlikesi azalır.. En doğrusunu Allah bilir..
Burada mehaz; TABERANÎ'dir. 9. Hadis-i Şerifin sonunda kısaca menkıbesi anlatıldı..
۱۱۲ إِذَا طَنَّتْ أُذُنَ أَحَدِكُمْ فَلْيذْ كُرْنِي ، وَلْيُصَلِّ عَلَى ، وَلْيَقُلْ ذَكَرَ اللَّهُ ( رواه ابن عدى عن أبي رافع ) من ذكر تي بخير .
112) «Birinizin kulağı çınlarsa; beni hatırlasın ve bana salavat ge-tirsin.. Sonra da şöyle desin: Beni-hayırla- ananı, Allah hayırla ansım..»
Kulak çınlaması, ruhanî bir hâdisedir. Peygamberlere gelen vahiy-lerin pek çoğu öyle bir çınlama şeklinde gelirdi. İnsan daha ziyade, ru-hanî bir taharet anında o hali duyabilir.
Ramuz şerhinde böyle.. O anda daima hayır beklemeli.. Ve hayrı an-malı..
Burada iki ravi var.. EBU RAFİ, ki bu, esas ravi.. Bir de IBN-1 ADİYY.. Ki bunu da 47. Hadis-i Şerifte anlattık..
EBU RAFI: Esas adı ESLEM.. Sahabe.. Peygamber S.A. efendimb zin azadlı kölelerinden.. Uhud dahil hemen bütün İslâm savaşlarında ha-zır oldu.. Mısır'ın fethine de gitmiştir..
Hz. ALľ'nin r.a. hilafete geçişinin ilk günlerinde vefat etti..
115) «Ümmetim dünyaya tazim ederse, ondan İslâm heybeti kalkar.. Emr-i maruf ve nehy-i münkeri terkettiği zaman ise; vahyin bereketi ona haram olur..»
**
**
Dünyaya tazim etmek; âhireti unutup, varsa yoksa, dünya diye sa. rılmaktır.
Emr-i maruf, nehy-i münker ise, farzdır.. Mânası: Yerine göre, dille, elle, iyiliği söyleyip, kötülüğü yasak kılmaktır. Hiç olmazsa, kötülük ede ni kalben sevmemektir. Vahyin bereketi Kur'an mânasınadır..
Ravi: Kısaca 13. Hadis-i Şerifin sonunda menkıbesi geçen İMAM-I TİRMİZİ'dir. Ona Allah'tan rahmet dileriz.
İmam-ı Gazalî Hz. cuma hutbelerinin okunmasını farz kabul eder.. Okunması farz olunca dinlenmesi de farz olur.. Sonra onu dinlemek iba-dettir. Konuşmak, onun faziletini haleldar eder.. O anda konuşan bir mü'min kardeşe, sus, demek dahi konuşmak sayılır.. En iyisi işaretle anlatmaktır..
** **
Bu Hadis-i Şerif BUHARÎ'den alınmıştır. Menkıbesi, 2. Hadis-i Şe-rifin sonunda..
Allah-ü Taâlâ, daima kulunun yalvarmasını, yakarmasını duyar; ca-nü gönülden yaptığı her duayı kabul eder.. Sonra; insan, her yaptığı du-ayl Cenab-ı Hakkın işittiğine, kabul edeceğine inanarak yapmalı...
Bu Hadis-i Şerifi İBN-1 EBUDDÜNYA, Hz. AİŞE r.a. validemizden rivayet eder; kısaca menkıbesini 8. Hadis-i Şerifte anlattık..
IBN-1 EBUDDUNYA: Esas adı MUHAMMED 6. EBUDDÜNYA..
Büyük fıkıh âlimlerinden biri.. Aynı zamanda usulcü ve muhaddis.. TRABLUSGARB'da dünyaya geldi.. Hicretin 684. yılında vefat et-
miştir..
Allah rahmet eylesin..
إِذَا قَامَ الْعَبْدُ فِي صَلَاتِهِ ذَرَ الْبِرُّ عَلَى رَأْسِهِ حَتَّى يَرْكَعَ ، فَإِذَا رَكَعَ عَلَيْهُ رحمة الله حتى يَسْجُدَ ، وَالسَّاجِدُ يَسْجُدُ عَلَى قَدَمَى اللَّهِ تَعَالَى ، فَلْيَسْأَلُ ( رواه سعيد بن منصور عن أبي عمار مرسلا ) وليرغب . ۱۱۸
EBU AMMAR: El-FAIŞI lakabı ile mâruftur. Birçok sahabeden dis-i Şerif rivayet etmiştir. Sahabe olması muhtemeldir. Ha-
Ismi: Ibn-i Saad'ın tabakatında geçer.. Doğum ve ölüm tarihi belli değildir.. Allah ondan razı olsun..
SAID b. MANSUR: Tabiindendir. Esas kilnyesi EBU OSMAN.. Ibn-i Saad tabakatında: Bu zat itimada şayandır.. Ve Hicretin 229. yılında Mekke'de ve. fat etmiştir; diye yazar.. Allah'tan rıza ve rahmet dileriz
۱۹
إذا قَرَأ ابْنُ آدَمَ السَّجِدَةَ ، فَسَجَدَ ، اعْتَزَلَ الشَّيْطَانُ يَبكي يَقُولُ : يا وَيْلَهُ أَمرَ ابْنُ آدَمَ بِالسُّجُودِ فَسَجَدَ فَلَهُ الْجَنَّةِ، وَأُمِرْتُ بِالسُّجُودِ فَعَصَيْتُ ( رواه مسلم عن أبي هريرة ) فَلِي النَّارُ .
119) «Âdemoğlu, secde âyetini okuyup secde edince; şeytan, yanı-dan ağlayarak uzaklaşır ve şöyle der: Yazık bana... Ademoğlu secde ile emrolundu; secde etti, cennetlik oldu. Halbuki ben secde ile emrolundum; asi geldim, ateşlik oldum..>>>
**
Ramuz şarihi bu Hadis-i Şerifin şerhinde der ki:
İşte bu Hadis-i Şerifin delâleti iledir ki, Hanefî mezhebine göre, secde âyeti okununca, secde etmek vacib oldu...
**
Ravi EBU HUREYRE.. (r.a.) alındığı eser, MÜSLİM.. Kısaca men-kıbeleri 5. Hadis-i Şerifte geçti..
122) «Herhangi birinize, taamı getirildiği zaman, ayağında da ayak. kabısı varsa, çıkarsın.. Çünkü bu hal, ayakları dinlendirir..>>
Bu Hadis-i şerifin ravisi; yemekte ayakkabı çıkarmayı sünnet ola-rak kaydeder..
Sünnete riayet edilen mübarek evlerde bu hususlara oldukça dikkat edilir. Çünkü bunlar; yiyip içmekten gayenin ne olduğunu bilirler..
Ravisi ENES r.a. dır. Ondan da EBU YA'LA'ya ulaşmış.. Sonra da bu esere.. ENES r.a. 1. Hadis-i Şerifin sonunda geçti..
EBU YA'LA: Adı, AHMED.. Babasının adı; ALI... ET-TEMİMİ.. Meşhur muhaddis.. El-Müsned adlı eseri ulema beyninde bilinenidir. Hicretin 307. yılında Musul'da vefat etti. Allah rahmet eylesin..
123) «Kulun günahları çoğalınca, amel olarak onlara kefaret ola-cak bir şeyi de bulunmazsa; Allah-ü Taâlâ o kulu, hüzne müp-telâ kılar.. Ta ki, yaptıklarına kefaret olsun...>>
**
Tercümemize esas olarak aldığımız eserin, şöyle bir dip notu vardır: - Kederlerin, yani üzüntülerin pek çoğu, taatta yapılan kusurdan ileri gelir..
İşte bu yüzdendir ki, büyükler, her hangi bir keder veren hal karşı-sında derhal-istiğfar etmişlerdir. Fahreddin-i Razî Hz. diyor ki:
Kimde bana karşı bir aşık yüz görsem; istiğfar ederim, geçer..
***
Hz. AİŞE'den rivayet.. Buraya da İMAM-I AHMED'den alınmış... Menkıbeleri, 1. ve 8. Hadis-i Şeriflerin sonunda.. Allah ikisinden de razı olsun..
124) «Ahir zaman oldukta; insanların din kıvamı ve dünya düzen-leri, altın ve gümüşe bağlı olacaktır..>>
Bu Hadis-i Şerif iki mânaya alınabilir.
Biri şu ki: İnsanlar faziletten yoksun, mâneviyatsız olacak; sadeçe maddeye tapacaklar..
Diğeri de şu ki: İnsanlar şimdi dinlerini kolayca kılıçla müdafaa edi-yor ve faziletlerini koruyorlar, zamanla bu kolaylık kalkacak.. Müdafaa silahları pahah olacak, dolayısı ile işlerini altın ve gümüşle halledecekler..
Şöyle bir hikâye anlatılır; yeri gelmişken anlatalım..
Eskilerden birinin bir oğlu ölür.. Pesinden çok ağlar ve nihayet rüyada görür.. Yamna çağırır.. Aralarında bir çamur deryası meydana gelir, çocuk gelemez.. Adam hikmetini sorar; çocuk anlatır:
Bunlar çokça akıttığın göz yaşlarından meydana geldi...
Adam uyanır ve artık ağlamaz... Bir zaman sonra yine rüyada görür.. Çamur deryası kurumuştur...
Oğlu ile kolayca buluşur..
Esas ravi; EBU MUSA'dır. Ondan naklen de; 13. Hadis-i Şerifin so-nunda kısa bir menkıbesi geçen İMAM-I TİRMİZİ'dir..
EBU MUSA: EL-EŞ'ARI lakabıyla meşhur sahabedir. Esas adı; AB-DULLAH.. Baba adı, KAYS.. Fakih, zahid bir sahabe..
Hicretten evvel, Mekke'ye; kabilesi ve kardeşleri ile gelip müslil-man oldu.. Fazileti ve zühdü sayesinde, Peygamber S.A. efendimizin te-veccühünü kazanmıştı. Dolayısiyle, Zebid-Aden taraflarına vali tâ-yin edildi..
Hz. Ömer zamanında Basra valisi oldu.. Sonra askeri kumandan ol-du; Ehvaz ve Isfahan'ı fethetti.
Hz. Osman zamanında Kûfe valisi oldu..
Kur'an-ı Kerim'i çok güzel okurdu.. Dinleyenleri mest ederdi.
Hicretin 50. yılında Kudüs'te vefat etti. 60 yıl yaşamıştı.
إِذَا نَزَلَ بِكُمْ كَرْب . أَوْ جَهْدٌ . او بلاه . فَقُولُوا : ( الله ربنا ) رواه البيهقي عن ابن عباس ) الا شريك له . .
127) «Size; keder, sıkıntı veya belâ gibi bir felâket gelirse şöyle de-
yiniz: - Allah Rabbımızdır; onun şeriki yoktur..»
Darlık ve sıkıntılı haller, Cenab-ı Hakkın takdiri ile olmaktadır.. Ama sebebi, ekseriya insanların yaptığı hatalar olmaktadır.. Onun için, kıtlık âfet ve benzeri haller zuhur edince, toplu halde istiğfar yolunu tutmalı-dır.. Allah-ü Taâlâ'ya yalvarmalıdır..
Ravi: IIBN-1 ABBAS.. (r.a.). Ondan naklen de BEYHEKİ.. 4. ve 12. Hadis-i Şeriflerin sonunda kısaca menkıbeleri yazıldı..
onu tavara götürüyor, çarşı pazarda geziyorlardı. Nur evladin arkadaşları da vardı elbette. En çok amcası Hamza ve halası Safiye Ile oynamaktan hoşlanıyordu
TARİHTE BUGÜN
1909-Bediüzzaman'ın "Dağ Meyvesi Acı da Olsa Devadır" başlıklı makalesinin 2. bölümü Volkan gazetesinde yayınlandı.
• 1960 - Midyat'ta binlerce insanın iştirakiyle Bediüzzaman'ın gıyabî cenaze namazı kılındı.
25
PAZARTESİ
MONDAY
MART
MARCH
BİR AYET
Rızkı kısan da, bollaştıran da Allah'tır. Dönüşünüz Onadır.
Bakara Suresi: 245
BİR HADİS
Ölüm gelmeden önce ölüme hazırlanın.
Taberanî
İmana gel, mükedder olma. (Allah) seni senden daha ziyade düşünür.
Fahrettin Paşa, Mustafa Kemal'in komutanlarından bir tanesi olup yaşı doksanı geçmiş ve hâlà yaşamaktadır, 185 Bu hatıratlarda Fahrettin Paşa, Mustafa Kemal'i milli bir kahraman ilan etmek istemiştir.
"On Yıl Savaş ve Sonrası" adlı hatıratında bu paşa (diğer övü. cüler gibi) Mustafa Kemal'in gerçek yüzünü, en azılı düşmanının dahi kabul edemeyeceği bir şekilde göstermeye çalışmıştır. On bir gün boyunca Çankaya'da Mustafa Kemal'e misafir kalmış bu paşa, Mustafa Kemal'in sofrasında sunulan yemekleri dahi yaz-mış olduğu hatıratlarında, üstünü örtmeye çalışmasına rağmen işlenen rezaleti gizlemeyi başaramamıştır:
"Atatürk, dansa, Fransız büyükelçinin kızıyla başladı. Çünkü he-nüz büyükelçinin karısı orada değildi. Kızın güzelliği, herkesin aklı nı almıştı. Hemen sahneyi dans edenler doldurdu. Atatürk, benden, kendi kızlarından 186 biriyle dans etmemi istedi. Danstan sonra, bazı sanatçılar, çıplak bedenleriyle Rıfat Süreyya'ya bazı danslar sergile-diler.
Sevinçli bir şekilde orada burada herkese nazik davranıyordu. Bazen gösteriyi izlemek için otururdu. Fransız büyükelçisi ise, kızını almış kendini hiç kimseye göstermeden partiden ayrılmıştı... Sabah vakti yaklaşmış davetliler teker teker partiyi terk ediyordu. Saat sa-bah dört olunca bana: "Haydi gidelim" dedi. Beraber çıktık. Arabada beni yanına oturttu. Araba hareket edince başını göğsüme koydu ve uyudu. Dağılmış altın sarısı saçları göğsümün üzerindeydi. Kalbim-deki en güçlü hisleri harekete geçiriyordu. Saçlarını öpüyor ve kok-luyordum. İlk defa Atatürk'ün bu kadar sarhoş olduğunu gördüm.
1-Beş vakit namazı camide kılan Bismillahirrahmanirrahim demiş gibidir. 2-Ümmetim yıldızlara gidesiye kadar kıyamet kopmayacaktır. Hadis-i Şerif
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel16 Şubat 2020 08:31
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
Bismillahirrahmanirrahim
Elhamdülillah
Allahuekber
Subhanallah
Allahümmesallialaseyyidinamuhammed
Sallaahualeyhivesellem
Estagfirullah
CAMIÜ'S-SAĞIR
YanıtlaSilMUHTASARI, TERCÜME VE ŞERHİ
Allah'ı sevmenin yolu Resûlullaha (a.s.m.) tabi ol- maktan; söz, hål ve hareketlerimizde onu ölçü almak- tan geçer.
Resûlullahın (a.s.m.) hadislerinin herbiri ise karan- lıkta kalanlara bir ışık, yolunu şaşıranlara bir rehber, ölünceye kadar doğru yolda tutan bir kılavuzdur.
Resûlullahın (a.s.m.) hadisleri ahiret yolcusu olan insanlar için en sağlam birer ölçü, esas ve hayat pren- sipleridir. Bilhassa bunalımda olan çağımız insanlarına bir kurtuluş simidi, huzur ve saadet yollarını gösteren hatasız bir programdır. Hayata hayat, ruh ve nurdur.
Günümüzün insanının onun emir, yasak ve öğütle- rinden istifade edecekleri çok şeyler var. Ruh, kalp ve vicdanlar, onlara gıda, hava ve su kadar muhtaçtır.
***
Camiü's-Sağir, 10,000 civarında hadis-i şerifi ihtiva eden meşhur hadis kitaplarından biridir. Uyanıkken yetmiş defa Resûlullahı (a.s.m.) gören Celaleddin es-Suyuti (1445-1505) tarafından tasnif edilmiştir. Elinizdeki cildlerde, bu eserin, Feyzü'l-Kadir isimli şer- hi esas alınarak günümüze bakan 4000 civarında hadis ele alınmış, bazılarının açıklamaları yapılmıştır.
YA NE
Evet sabıkan bahsi geçmiş: Avucunda küçük taşların zikir ve tesbih etmesi; "Vema ra meyte iz raheyte sırrıyla aynı avucunda, küçücük taş ve toprak, düşmana top ve gülle hük münde onları inhizama sevketmesi; "Ven şakke'l kamer" nassı ile aynı avucunun parmağıy la Kamer'i iki parça etmesi; ve aynı el, çeşme gibi on parmağından suyun akması ve bir or- duya içirmesi; ve aynı el, hastalara ve yaralılara şifa olması, elbette o mübarek el, ne kadar harika bir mu cize-i kudret-i İlahiye olduğunu gösterir. Güya ahbab içinde o elin avucu küçük bir zikirhane-i Sübhanîdir ki, küçücük taşlar dahi içine girse, zikir ve tesbih ederler. Ve a'da- ya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur. Ve yaralılar ve hastalara karşı küçücük bir eczahane-i Rahmanîdir ki, hangi derde temas et- se derman olur. Ve celal ile kalktığı vakit, Kamer'i parçalayıp Kab-ı Kavseyn şeklini verir; ve cemal ile döndüğü vakit, âb-ı kevser akıtan on musluklu bir çeşme-i rahmet hükmüne girer. Acaba böyle bir zâtın bir tek eli, böyle acib mu'cizata mazhar ve medar olsa; o zâtın Hâlık-ı Kainat yanında ne kadar makbul olduğu ve davasında ne kadar sadık bulunduğu ve o el ile bi- at edenler, ne kadar bahtiyar olacakları, bedahet derecesinde anlaşılmaz mı?..
YanıtlaSilO, bütün resullerin sevuid
mukarrob
Risale-i Nur'dan
YanıtlaSilSeçilmiş Vecizeler Halil Dülgâr
MORALITE
RİSALE-İ NUR DAN SEÇİLMİŞ VECİZELER
YanıtlaSilCismanî ihtiyaç gibi, manevî hâcât dahi muhteliftir. Bazısına insan her vakit muhtaç olur. Cis- me hava, ruha "Hû" gibi. Bazısına her saat: "Bismillah" gibi. Ve hâkeza.
(Nurun İlk Kapısı)
Bismillahirrahmanirrahîm ferşi Arşa bağlar. İnsanî arşa çıkmaya bir yol olur.
(Lem'alar)
"Bismillahirrahmanirrahîm" cümlesi, Arşı ferşe bağlayan ve kâinatı ışıklandıran ve her daki- ka herkes ona muhtaç olan öyle bir hakikattir ki, milyonlar defa tekrar edilse yine ihtiyaç vardır. Değil yalnız ekmek gibi her gün, belki hava ve ziya gibi her dakika ona ihtiyaç ve iştiyak vardır.
(Şuâlar)
Hazine-i rahmetin en kıymettar pırlantası ve kapıcısı Zât-ı Ahmediye (a.s.m.) olduğu gibi en birinci anahtarı dahi "Bismillahirrahmanirrahîm" dir. (Lem'alar)
Sö- mürge kültürünün suladığı topraklarda yaşayan üst sınıflar İslama karşı oldukları kadar diyelim ki Hıristiyanlığa karşı değildirler. Yani İslama karşı oldukları kadar bir başka din'e karşı değildirler.
YanıtlaSilretler vardır. Günümüz dünyasında Müslumanları doğrudan ilgilendiren pek çok gelişme bulunmak tadır. Bütün bu gelişmelere athinlerimizi ve yürek lerimizi açmamız Rabbimizin bir buyruğudur bize. Bütün bu gelişmeleri takip ederek, bunlardan ala- cağımız derslerle Şeytan'a ve şeytani olana alet ol maktan, dünya müstekbirliğinin emellerine alet olmaktan korunmuş bulunacağız. Allaha gereği g bi kulluk etmenin en önemli şartlarından biri de bilindiği gibi tağut'tan ve tağuti olan her şeyden sakınmaktır.
YanıtlaSilMuvahhidler aldıkları her soluğu büyük bir imkan ve fırsat bilerek, tevhidi gerçekliğin sapma kabul etmez temsilcileri olduklarını göstermelidir ler. Tevhidin berrak sularına inenler, orada Allah' in sonsuz bağışlarıyla karşılaşacaklardır. Tevhidi düşünceyi ve tavrı nokta nokta bütün bir sinesi ne nakşedenler için kurtuluş yolları açılmaktadır.
Dünyamız bir gün değişecekse ki değişecektir, bunu bütünüyle tevhidin rengine bürünmüş mu vahhidler değiştireceklerdir.
Her şeyin en güzelini, en güzel şekliyle bilen alemlerin Rabbi Allah'a hamdolsun.
elde eylemiş kimselerdır.
YanıtlaSil1 Bela kelimesi, Arapça "Evet, peki, hayhay" anlamlarına gelir. Belî diye de okunur. Son har- fi Arapça "Y" harfidir. Son harfi "Elif" olursa "gam, keder, musibet, afet, ceza " anlamları- na gelir. Yazılışları farklı olsa da okunuşları aynıdır. Kabir suallerinde "- Ne zamandan beri Müslümansın?" sorusuna karşılık "- Kalu belâ (Evet dediler)dan beri," diye cevap verilme- si gerektiği söylenir. Çünkü "Kalu bela", Alemlerin Rabbinin ruhları yarattığı zaman onlara "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" diye sorduğunda ruhların verdiği cevaptır ki, ruhlar hep birden "Evet, Sen bizim rabbimizsin," anlamında o soruya olumlu cevap vermişlerdir. Bundan sonra Allah, ruhlara ten elbisesi giydirip imtihan için dünyaya gönderdi ki, sözünde duran vefa ehli ile durmayıp sözünden dönen ihanet ehli birbirinden ayrılsın diye. Bu durumda bir kişi, dünyada bir musibete maruz kaldığı zaman eğer "Ya Rabbi, bu musibet hiç şüphesiz sen- den geldi. Bu musibeti ya benim nefsime uyup yanlış bir iş yaptığım için bana ceza, kefaret ve nedamet olmak, o yanlıştan dönmemi sağlamak için rahmetinden verdin, ya da benim yalnız sana sığınıp yalnız senden yardım isteyip istemeyeceğimi denemek için verdin. Her iki hal- de de ben yalnız sana sığınır, yalnız senden yardım isterim," diye düşünürse ilk sözünde du- ran vefa ehlinden olduğunu kanıtlamış olur. Bu takdirde o bela, keder verici olmaktan çıkıp mutluluk sebebi olur. Aksi halde musibeti nefsinin bir hatasından veya Rabbinin imtihanından bilmeyip zahirdeki başka bir sebepten bilirse imtihanı kaybetmiş, Rabbini tanımamış, ezelde verdiği söze ihanet etmiş olur. (H.Y.)
YanıtlaSil
Yuksel12 Ekim 2024 02:26
FUZÛLÎ
HADİKATÜ'S SÜEDA ERMİŞLERİN BAHÇESİ
KERBELÂ ŞEHİTLERİ
Güzel ahlak, ancak hayız veya zina mahsulu olandan soyulup alınır.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 205 / No: 12
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
203 1 Hased imanı bozar. Sabr (müshil ilacı)nın balı bozduğu gibi. Hz. Ebû Hakim (r.a.)
203 2 Hak bununla beraberdir. Hak bununla beraberdir. (Hz. Ali r.a işaret ederek ilerideki fitneler için buyurmuştur) Hz. Ebû Said (r.a.)
203 3 Benden sonra hak, nerede olsa, Ömer İbni Hattab'ladır. Hz. Fadl İbni Abbas (r.a.)
203 4 Hikmet on cüzdür. Dokuzu halktan kendini çekmekte, biri susmaktadır. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
203 5 Halim olan adam, dünya ve ahirette seyyiddir. Hz. Enes (r.a.)
203 6 Nimete hamd etmek, o nimetin gitmesine karşı emandır. Hz. Ömer (r.a.)
203 7 Hamd olsun O Allaha, ümmetimden öyle kimseler yarattı ki, onlarla birlikte (zikrederek) sabretmeyi isterdim. (Şu mealdeki ayetin nüzulu üzerine bu hadisi şerif varid olmuştur. "Nefsimi, akşam ve sabah, sırf Onun rızasını murad ederek Rablerine dua edenlerle sabırlı kıl.") Hz. Selman (r.a.)
203 8 O Allah'a hamd olsun ki yedirir yedirilmez ve bize ihsanda bulunur, bize hidayet eder. Ve bizi doyurur, içirir ve bizi tatlı belalarla imtihan eder. Arası kesilmeyen nimetlerinin karşılığı ödenemiyecek olan, kendisine karşı nankörlük yapılamayacak olan ve kendisine muhtaç olmamaya imkan bulunmayan Allah'a hamd ederim. O Allah'a hamd olsun ki, bize yiyeceklerden yedirdi, içeceklerden içirdi. Çıplaklıktan giydirdi. Ve dalaletten hidayete erdirdi. Ve körlükten görür hale getirdi. Mahlukatının çoğuna da bizi üstün kıldı. Hamd, Alemlerin Rabbı olan Allah'a muhsustur. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
203 9 O Allaha Hamd ederim ki, Resulullahın gönderdiği adama, onun istediği şekilde hareket nasib etti. Ve tevfik ihsan etti. Hz. Muaz (r.a.)
203 10 Fatiha yedi ayettir. Birincisi Besmeledir. Fatiha Sebül mesanidir. (tekrar edilen yedi ayettir) Kur'anı azimdir. Ümmül Kur'andır. Ve Fatihatül Kitaptır. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
203 11 Ey Allahın düşmanı, seni zelil eden Allah'a hamd olsun. Bu ümmetin, bu firavunu idi. (Bedirde Ebu Cehilin başı getirildiğinde) Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
203 12 Ümmetim içinde seni bu şekilde yaratan Allaha hamd ederim. (Hz. Salim (r.a) için) Hz. Âişe (r. anha)
203 13 O Allah'a Hamd olsun ki, avretimi örtebileceğim bir elbise ile beni giydirdi. Ve hayatımda onunla beni güzelleştirdi. Beni Hak ile gönderene yemin ederim ki, hiçbir müslüman kul yoktur ki, Allah (z.c.hz) leri onu yeni bir elbise ile giydirdi de o da eskisini fakir bir müslümana verdi ise, o kimse diri veya ölü de olsa o elbisenin bir ipliği kalıncaya kadar Allah'ın hıfzında ve emanında olmasın. Hz. Ömer (r.a.)
203 14 Hamd olsun Rabbıma ki Beni senin gibi leîm kılmadı. (Ebu Cehili kasdederek) Hz. Ali (r.a.)
203 15 Humma günahları döker. Ağacın yapraklarının dökülmesi gibi. Hz. Abdullahil Kasrinin babasından
203 16 Humma, Cehennem ateşinin şiddetindendir. Onu su ile serinleşirin. (Bir rivayette zemzemle) Hz. Ömer (r.a.)
203 17 Humma, Cehennem körüklerinden bir körüktür. Ve mü'minin Cehennemden payıdır. Hz. Ebû Reyhâne
BİR HADİS
YanıtlaSilHer kim Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsa ya hayır söylesin ya da sus- sun... (Buhari, Rikák, 23)
DEĞİŞİM DİL İLE BAŞLAR
Dil; dinin, kimliğin, geleneğin, kültürün taşıyıcısıdır. Bizi biz yapan şeydir. Başkasının kelimeleriyle kendimizi inşa edemeyiz. Kimin ekmeğini yiyorsan onun kılıcını çalarsın sözüne karşılık şunu söyleyebiliriz: Kimin kelimeleriyle konuşuyorsan onun kelimeleriyle düşünmeye başlarsın. Bize ait olmayan kelime veya kavramlarla yerli düşünce gerçekleşmez. Bir süre sonra ken- dimize yabancılaşmaya başlarız. Yabancılaşmak, benliğinden, kimliğinden uzaklaşmak demektir. Mazi ile bağımız koptuğunda öz duruştan söz etmemiz de imkânsızlaşır. Değişim dil ile başlar, sonra hayatın bütününe sirayet eder. Milli ve manevi değerler onunla örselenir ve zamanla her şey normal gel- meye başlar. Bu normalleşme geçmişle bağımızı koparır. O bağ koptuğunda bizi biz yapan milli ve manevi değerlerle bağımızı da koparmış oluruz. Bu açıdan milletlerin kaderleri dilleriyle doğru orantılıdır. Dili yaşayan milletler hayatlarını sürdürmüş, dili ölmüş toplumların varlığı ise nihayete ermiştir.
en yu
YanıtlaSildırılır. Ona da:
ISLAM, DÜNYANIN CEFASINA DA SAFASINA DA ALDIRMAYIP ÂHİRETİNİ KURTARABİLME GAYRETİNDE OLAN FEDAKAR MÜ'MİNLERLE KITALARA YAYILDI.
1. MURAD HAN, YEMYEŞİL BURSA'NIN RAHATINI BIRAKIP ŞEHİD OLMAK PAHASINA KOSOVA'YI FETHETTİ. BUGÜN HĀLĀ KOSOVA'DA OKUNAN EZANLARDAN MURAD HAN'A SADAKA-I CÂRİYELER GELMEYE DEVAM EDİYOR.
FATİH SULTAN MEHMED; "BEN İSTANBUL'U FETHETTİM, PEYGAMBER EFENDİMİZ'İN MÜJDESİNE NAİL OLDUM." DİYE OTURUP KALMADI. BÜTÜN ÇİLE VE MEŞAKKATLERİNE KATLANARAK TRABZON RUM İMPARATORLUĞU'NU, BOSNAYI, İŞKODRAYI VE DAHA NİCE YERLERİ FETHETTİ. BUGÜN ORALARDAN DA KENDİSİNE SADAKA-İ CÂRİYELER GELİYOR.
CANLARIYLA VE MALLARIYLA KENDİLERİNİ ALLAH YOLUNA ADAYANLAR, FANĪ HAYATLARINDAN SONRA DA GÖNÜLLERDE YAŞAMAYA VE GELECEK NESİLLERE ÖRNEK OLMAYA DEVAM EDİYORLAR.
ALTINOLUK 41
Arz üzerinde iki eman sebebi vardır. Ben emanım ve istiğfar da emandır. Ben kalmıyacağım ama istiğfar emanı kalacak. Şu halde her günah ve kusurda istiğfara devam edin.
YanıtlaSilRavi: Hz. Osman İbni Ebi As (r.a.)
Sayfa: 325 / No: 14
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yuksel6 Aralık 2024 22:21
Sineğin bir kanadında derd, bir kanadında şifa vardır. Bir kaba tek kanadla düşerse öbür kanadını da batırın. Şifası derdini giderir.
Ravi: Hz. Ali (r.a.)
Sayfa: 325 / No: 10
Ramuz El-Ehadis
Gadab şeytandandır. Şeytan da ateşten yaratılmıştır. Su ise ateşi söndürür. Öyle ise biriniz gadablanınca hemen yıkansın.
YanıtlaSilRavi: Hz. Muaviye (r.a.)
Sayfa: 225 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yuksel6 Aralık 2024 22:36
Şarkı, oyun ve eğlence kalbde nifakı büyütür. Nasıl ki su otu büyütüyorsa. Nefsim Yed-i kudretinde olan Allah'a kasem ederim ki, Kur'an ve zikir kalbde imanı büyütür, tıpkı suyun otu büyütmesi gibi.
Ravi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 225 / No: 13
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yuksel6 Aralık 2024 22:38
Cennette altından bir direk ve üzerinde zebercedden şehirler vardır ki, onlar Cennete yıldızlar gibi ışık verirler. Ve bunlar Allah rızası için birbirlerine muhabbet edenler içindir.
Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 125 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yuksel6 Aralık 2024 22:39
Allah Teala bir kulu sevdiğinde, onu kendisini ittihaz eder (Kulu kendisi ile meşgul eder.), zevce ve çocukları ile meşgul etmez.
Ravi: Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
Sayfa: 25 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yuksel6 Aralık 2024 22:40
Allah Teala bir kulu sevdiğinde, onu dünyadan korur; sizden birinizin hastasını sudan koruması gibi.
Ravi: Hz. Katade ibni Numen (r.a.)
Sayfa: 25 / No: 2
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yuksel6 Aralık 2024 22:40
Allah Teala bir kulu sevdiğinde ona dünya işlerini kapar, ahiret işlerini ise açar.
Ravi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 25 / No: 3
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yuksel6 Aralık 2024 22:42
Sizden biriniz, müslümanlık görevini güzel yaptığı zaman, amel ettiği her hasene için, kendisine on mislinden yedi yüz katına kadar sevap yazılır. Yaptığı her bir seyyie için ise misli kadar yazılır. Allah'a kavuşuncaya kadar bu böyledir.
Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 25 / No: 12
Ramuz El-Ehadis
Med
YanıtlaSilYA DE
Bölgenin stratejik şal ÇOK zor ve tehlikeli bir yola girdiklerinin far- kındaydılar. Ama gene de Allah Rasûlüne (s.a.v.) "tüm bunları yapınca karşılığında bize ne var?" diye sordular. Burası çok masumane ve insanca bir soruydu. Kim- se ne kazanıp ne kaybedeceğini bilmeden bir yola çıkmak istemezdi. O da "cennet var" deyince buna razı oldular. Peşin olanı verip, veresiye olanı almaya talip olmak, Cennete yatırım yapmak da onları özel kılan bir imandı.
Şehrin önüne kazılan ve herkesin sı- rayla içinde ateş yanan hendeklere atıl- dığı bir ortamda hala imanını muhafaza edebilmek, kucağındaki bebeğin sesine kulak vererek imandan taviz vermemek de Ashab-ı Uhdud'a ait güzel bir örnek- tir. Bedel gerekiyorsa gözünü kırpmadan onu ödeyebilmek imanın asıl rüknüdür.
Ancak her zaman böylesi büyük be- deller istenmez. Bazen de hayatın için daha küçük iman testleri bekler bizi. Bunu da şu hadisi şerifte görmek müm- kündür. Bera b. Azib (r.a.) naklediyor, "Biz Resulullah'ın (s.a.v) yanında oturu- yorduk. Bir ara bize: "İmanın en sağlam kulpu nedir bilir misiniz?” diye sordu.
Sahabe'den biri: "Namaz" dedi. Hz. Pey- gamber (s.a.v.): "Namaz güzeldir. Fakat o değildir!" dedi. Bunun üzerine başka bir sahabî: "Ramazan orucu!" dedi. Hz. Pey- gamber (s.a.v.): "O güzeldir. Fakat o değil- dir!" buyurdu. Bu sefer başka bir sahabî: "O halde cihaddır!" dedi. Hz. Peygamber (s.a.v): "O da güzeldir. Fakat o da değil- dir!" dedi. Sonra kendisi cevap olarak şöyle buyurdu: "İmanın en sağlam kulpu, Allah için sevmek ve yine Allah için buğ- zetmektir." (Ahmed b. Hanbel)
YanıtlaSilMüreffeh bir hayatı yaşadığımız bu ülkede imanımızı kavi kılacak ve imanla yaşamamızı sağlayacak ölçü de bu olsa gerek. Bu, dostla düşmanın karıştığı, mu- habbet ve buğzun adresini şaşırdığı gün- lerde imanı kavi kılacak özel bir yöntemdir.
LURIN OKLINI ÖN PLANDA TUT
İMAN EDEBİLMEK İÇİN AKLINI ÖN PLANDA TUTAN VE AKLINA YATMASI HALİNDE İMAN EDECEĞİNİ SÖYLEYENLER ÇOĞUNLUKLA BU İŞİ BECEREMEMİŞTİR. HZ. ALİ (R.A.) EVİNDE BÜYÜDÜĞÜ AMCASI ALLAH RASÛLÜ'NÜ (S.A.V.) NAMAZ KILARKEN GÖRDÜ VE SONUNDA İMAN ETTİ. DUYDUĞU BİRKAÇ CÜMLEYLE YENİ DİNE AKLININ YATMIŞ OLMASI, İKNA EDİLMİŞ BİR SEVİYEYE ERMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR. ZİRA TESLİM OLMAK AKLIN DEĞİL KALBİN İŞİDİR.
YanıtlaSilYASET BİTER
YanıtlaSil12
Aralık 2024 / C.Ahir 1446 www.altinoluk.com. Sayı: 466 130.00৳
Kur'an ve Sünnet'te KALBİ HAYAT
YanıtlaSilKur'an'a göre ilâhi vahyin insanla buluşma noktası kalbdir. İnsanın idrak, duygu ve amel gibi fonksiyonları kalb merkezlidir. Îman, nifak ve inkâr gibi itikâdî yönelişler; sevgi, merhamet ve korku gibi ahlâkî ve psikolojik değerler, hep kalbe nisbet edilmiştir. İnsanı Hak katında mükerrem kılan "takva"nın mahalli kalb olduğu gibi kıyamet gününde kişinin değer ölçüsü de kalbdir. Bu sebepledir ki o, "nazargâh-ı ilâhî" olarak tavsif edilmiştir. Hz. Peygamberin -sallallâhü aleyhi ve sellem- "Dikkat edin cesette bir et parçası vardır ki o iyi olursa bütün beden iyi olur; o bozuk olursa bütün beden de bozulur; işte bu et parçası kalbdir" (Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsākât, 107 Mâce, Fiten, 14.) Sözleri ise kalbin insanda en önemli bir merkez olduğunu açıkça vurgular mâhiyettedir.
İşte bu kitap, müslümânın, emanet edilen ömrü, "kalbî hayat" diye özetlenebilecek bir derinlikte yaşamaktan başka yolu olmadığını açıklıyor.
Şimdi elinizde, hem Kur'an ve Sünnet'in ölçülerini belirlediği "kalbi hayat" konusunda sağlam bir müracaat kitabı, hem de dost ortamlarında gönül huzuru içinde paylaşılacak bir sohbet kitabı vardır.
Risale-i Nur dan
YanıtlaSilSeçilmiş Vecizeler
Sözler var; zindanları saray yapar, ölümü sevgili, kabri gül bahçesi gibi sevdirir, darağacında asılmayı bekleyen bir çaresizi ebedi idamdan kurtarır, fani ve fakir bir adama dünya kadar ebedî bir mülkü kazandırır, ebedi hayatın levazımatını buldurur. Yeterki insan kulağını tıkamasın, gönül kapılarındaki kilitleri kırsın, ölüden daha ölü olanları dirilten, maddesiyle manasıyla iflas etmiş zavallıları sultan yapan sözler var.
"Nerede o sözler, hani?" diyorsanız, gözlerinizi yüreğinizle birlikte açın, basiretinizde yanınızda bulunsun ve elinizdeki kitabın sayfalarını çevirmeye başlayın.
Bir kimse ilim talebi için giderse, melaike ona dua eder, maişeti mübarek kılınır, maişetinden sıkıntı görmez ve kendi de mübarek olur.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Said (r.a.)
Sayfa: 431 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yuksel20 Şubat 2025 22:01
Bir kimse: "Rabbimin Allah olduğuna, dinimin İslam olduğuna, Peygamberimin (ve Resulumun) Hz. Muhammed (s.a.s.) olduğuna razı oldum" derse, Cennet ona vacib olur.
Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.)
Sayfa: 432 / No: 12
Ramuz El-Ehadis
Yâ Rasûlallâh, eğer Sen, gelmeseydin âleme, Güller açmaz, bülbül ötmez, meçhûl esmâ Adem'e Varlığın mânâsı kalmaz, garkolurdu mâteme!..
YanıtlaSil"De ki: İbadetiniz (duânız, kulluğunuz) olmasa Rabbim size ne diye değer versin?.."
YanıtlaSil(Furkan Süresi, 77. âyet)
Nedâmet ateşiyle dolu bir gönülle, nemli gözlerle tevbe et! Zîrâ çiçekler güneşli ve ıslak yerlerde açarlar.
Mevlânâ
Ruhum sana âşık, sana hayrandır Efendim Bir ben değil âlem sana kurbandır Efendim
YanıtlaSilAli Ulvi Kurucu
Sen, ey ilkbahar güzelliğine karşı dudak ısıran, hayran olan kimse! Bir de sonbaharın sararmış hâline ve soğukluğuna bak!
YanıtlaSilŞafak vaktinde güzel güneşin doğuşunu görünce; gurûb zamanı, onun ölümü demek olan batışını hatırla!
Mehtâblı bir gecede bedir hâlindeki Ay'ın letâfetini görürsün... O'nun, bir de ay sonlarında uğradığı zaaf ve Ay'ın ondördündeki hâline olan
hasretini düşün!"
İnsan da aynı bu mâcerâyı yaşar! Olgunluğu ve ten güzelliğini...
Ancak zevâle mahkûmdur!..
Güzel bir çocuk düşün... Güzelliği ile halkın sevgilisi olmuştur. Bir müddet sonra, ihtiyar bir bunak haline gelir de, eski hâline hasretle
bakar!"
***
Fânîliği rûhunda hisset de, aynadaki yalana aldanma!...
Hazret-i Mevlânâ
Gönüllere Gıdalar
YanıtlaSilHuri SEZEN
Sen kendini büyük görürsün! Sen eğer koçla toslaşırsan az zamanda alnının parçalandığını görürsün.
İnsanları ısıran ve halka ızdırap veren hacılara benim tarafımdan de ki: Sen hacı değilsin. Asıl hacı, devedir. Çünkü zavallı hayvan, hem yük taşır, hem diken yer.
Bir câhil için en iyi şey susmaktır. Ne var ki, bunu bilseydi zaten câhil olmazdı.
Germicilerin şöyle bir şarkısı vardır: Dağlara yağmur yağmazsa hepsi bir yılda kurur.
Halkın, Käbe örtüsünü öptüğünü görürsün. O, ipek böceğinin kozasından yapıldığı için şöhret bulmadı. Birkaç gün bir mukaddesle bir arada bulundu da azîz oldu. Yani birkaç gün o örtü, Kâbe duvarına asıldı.
Kerem (cömertlik) ağacı nerede kök salarsa boyu ve dalları gökleri tutar. Eğer "başa kakma" testeresini gövdesine vurursan meyvesini yemekten ümidini kes.
Sarhoşlarla bir arada bulunmak îman ehli için kâfî bir zindan azabıdır.
Yalnız ibâdet neye yarar? İbadetin yanında kerem ve ihsân da lazımdır. Allâh yolunda bir altın vermeleri lâzım gelse çamura batmış merkep gibi acizleşiyorlar. Ama fatiha okumaya gelince yüz defa okurlar.
Arab atı koşarak iki saat gider; deve ise, ağır ağır gider ama gece-gündüz yol alır.
SEBNEM
YanıtlaSilYIL 3 SAYI 11 OCAK-ŞUBAT-MART 2005. ALTINOLUK'UN ÜCRETSİZ EKİDİR
YanıtlaSil
Yuksel21 Şubat 2025 06:59
SEBNEM
YanıtlaSil
Yuksel21 Şubat 2025 06:59
SEBNEM
YIL 4 SAYI 14 EKİM-KASIM-ARALIK 2005 ALTINOLUK'UN ÜCRETSİZ EKİDİR
Milliyet fikriyle uyanmış bir Ermeninin himmeti mecmu-u mil-lettir. (Mn.) 99.
YanıtlaSilNur talebeleri millet ve memleketin menfati için çalışıyorlar. (T.H.) 578:İsp. hayatı
Risale-i Nur millete her gün ekmek gibi lâzımdır. (E.L.) 1:166.
Risale-i Nurlar milletin selâmetinedir. (S.T.) 7.
Ruhunu milletin selâmetine fedâ edenler. (Mn.) 41.
Yeis milletlerin en dehşetli hastalığıdır. (H.Ş.) 50:2. kelime.
MİLLET MECLİSİ
Dünya bir meclis hükmüne geçti. (Mh.) 38.
Eskiden bir adam devleti idâre ediyordu. Ama şimdi ancak bir
meclis idâre edebilir. (D.H.Ö.) 85.
Hıristiyan ve Yahudilerin meclise girmesi. (Mn.) 41.
İslâm âlemi, millet-i insaniyede ve Adem kavminde, mukaddes bir meclis hükmüne geçecektir. (Mn.) 121.
İslâma göre meclisin kanun çıkarma yetkisi. (Mn.) 42.
Mecliste grup kararı alınmamalı. (Mn.) 41.
Meclistekiler ya taklid ya tenkid edilir. (M.N.) 87:Hubâb
Milletin kalbi hükmündeki meclis. (D.H.Ö.) 85.
Mustafa Kemâl Bediüzzaman'ı meclise çağırıyor. ($.) 455:14. Şua
Bediüzzaman'ın millet meclisine verdiği beyanname. (M.N.) 85-87:Hubâb; (T.H.) 125.
MİLLETVEKİLİ
Bediüzzaman'ın Ankara'da milletvekillerine hitâben neşrettiği beyannâme. (M.N.) 85-87:Hubâb; (T.H.) 125.
Bediüzzaman'ın Ayasofya Câiminde milletvekillerine hitaben yaptığı konuşma. (D.H.Ö.) 24; (Т.Н.) 61.
Bediüzzaman'ın dindar milletvekillerinden isteği. (T.H.) 590: Afyon hayatı
FİHRİST/463
3
YanıtlaSilHADİS-İ ŞERİFLER
650
بينما نَحْنُ جُلُوسٌ عِندَ رسول الله صلى الله عليه وسلم إِذْ طَلَعَ عَلَيْنَا رَجُلٌ قدِيدُ بَيَاضِ الثَّيَابِ ، شَدِيدُ سَوَادِ الشَّعْرِ لَا يُرَى عَلَيْهِ أَثَرُ السَّفَرِ، وَلَا يَعْرِفُهُ مِنَّا أَحَدٌ حَتَّى جَلَسَ إلى النبي صلى الله عليه وسلم ، فَأَسْنَدَ رُكْبَتَيْهِ إِلَى رُكْبَتَيْهِ، وَوَضَعَ كَفَيْه عَلَى فَخَدَيْهِ ، وَقَالَ يَا مُحَمَّدُ : أَخْبِرْنِي عَنْ الإِسْلَام؟ فقالَ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم : الإِسْلَامُ أَنْ تَشْهَدَ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ ، وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ الله وَتُقِيمَ الصَّلَاةَ ، وَتَوْلِيَ الزَّكَاةَ وَتَصُومَ رَمَضَانَ ، وَتَحُجَ الْبَيْتَ إِنْ اسْتَطَعْتُ إِلَيْهِ سَبِيلاً ، قال : صَدَقْتَ ، فَعَجِبْنَا لَهُ ، يَسْأَلُهُ وَيُصَدِّقَهُ .
قالَ : فَأَخْبِرْنِي عَنِ الإيمان ؟ قَالَ : أَنْ تُؤْمِنَ بِاللَّهِ وَمَلَائِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ ، وَالْيَوْمِ الْآخِرِ ، وَتُؤْمِنَ بِالْقَدَرِ ، خَيْرِهِ وَشَرِّهِ ، قَالَ صَدَقْتَ.
قالَ : فَأَخْبِرْنِي عَنِ الإِحْسَانِ ؟ قَالَ : أَنْ تَعْبُدَ اللَّهَ كَانَكَ تَرَاهُ فَإِنْ لَمْ تكُن تَرَاهُ فَإِنَّهُ يَرَاكَ .
قال : فَأَخْبِرْنِي عَنِ السَّاعَةِ . قَالَ مَا الْمَسْئُولُ عَنْهَا بأَعْلَمَ مِنَ السائل .
قالَ فَأَخْبِرْنِي عَنْ أَمارَاتِهَا ؟ قال أَنْ تَلِدَ الأُمَةُ رَبَّنَهَا ، وَأَنْ تَرَى الْحَفَاةَ المُرَاةَ الْعَالَةَ رِعاءَ الشَّاءِ يَتَطَاوَلُونَ فِي الْبُنْيَانِ، ثُمَّ انْطَلَقَ فَلَبِنْتُ مَلِيًّا ، ثُمَّ قَالَ يَا عُمَرُ أَتَدْرِي مَنِ السَّائِلُ ؟ قُلْتُ : اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ ، قَالَ : فَإِنَّهُ جِبْرِيلُ أَناكُمْ يُعَلِّمُكُمْ دِينَكُمْ . ( رواه مسلم عن عمر )
2) Bir ara biz Peygamber S.A. efendimizin yanında oturuyorduk.. Aniden bize bir adam göründü..
Elbisesi çok beyazdı; saçı da pek siyah..
Kendisinde bir yolculuk eseri görülmüyordu.. Onu bizden tamyon da olmadı..
Gitti; Peygamber S.A. efendimizin önüne oturdu.. Dizlerini dizle rine dayadı; ellerini de dizleri üzerine koydu... ve konuştu:
Ya Muhanımed, bana İslam'ı anlat..
Peygamber S.A. efendimiz anlattı:
<<İslâm: Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed cum
۲
652
YanıtlaSilHADIS-I SERİFLER
الدرس الثاني في فضل الإخلاص وتحريم الرياء
قال الله تعالى: وَمَا أُمِرُوا إِلَّا لِيَعْبُدُوا اللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ حُلَفَاء وَيُقِيمُوا الصَّلاةَ وَيُؤْتُوا الزَّكَاةَ ، وَذَلِكَ دِينُ الْقَيِّمَةِ .
İKİNCİ DERS
İHLASIN FAZİLETİ VE RİYANIN HARAM OLUŞU
1) Allah-ü Taâlâ şöyle buyurdu: lah- Tuala suara Allah'a dininde ihlas erbabı ve muvahhid ola rak ibadet etmelerinden, namaz kılmalarından ve zekât verme rinden başka bir şey emri verilmemişti.. İşte doğru bir din..>>>>
**
Bu Ayet-i Kerime Kur'an-ı Kerimin 98. suresi olan EEYYİNE S resinin 5. âyetidir.
قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : إنما الأعمال بالنيات ، وإنما لكل أمرى مَا نَوَى ، فَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ ، فَهَجْرَتُهُ إِلَى اللَّهِ ورسوله ، وَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ إِلَى دُنْيَا يُصِيبُهَا أَوِ امْرَأَةٍ يَنْكِحُهَا فَهِجْرَتُهُ إلى ما هاجر إليه . ) رواه الشيخان عن عمر )
2) Peygamber S.A. efendimiz şöyle buyurdu: <>
* **
Bu Hadis-i Şerif, bize niyetin önemini anlatmaktadır. Bakalım: yetimiz bizi hangi yola çekiyor..
* **
Ravi: Hz. Ömer'den r.a. naklen BUHARI ve MUSLIM.. Menkabal 2. 5. ve 41. Hadis-i Şerifte..
إنَّ الله تَعَالَى لا يَنظُرُ إلى أجامِكُمْ وَلَا صُورِكُمْ ، وَلَكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قلوبكم وأما لكم . ( رواه مسلم عن أبي هريرة )
VE VAAZ ÖRNEKLERI
YanıtlaSil653
3) Muhakkak Allah-ü Taâlâ sizin cisimlerinize ve şekillerinize bak-maz. Kalblerinize ve amellerinize bakar..>>
Kalb bozuk, yapılan işler fesadçılık olduktan sonra, maddi güzelli-ğin ne önemi kalır..
*
Ravi: EBU HUREYRE'den ra. naklen MÜSLİM. Menkubeleri, 5. Hadis-i Şerifte..
في كِتَابِهِ ، فَمَنْ إنَّ اللهَ كَتَبَ الْحَسَنَاتِ وَالسَّيِّئَاتِ ، ثُمَّ بَيْنَ ذَلِكَ فِي بِحَسَنَةٍ فَلَمْ يَعْمَلُها كَتَبَهَا اللهُ عِندَهُ حَسَنَةٌ كَامِلَةً ، فَإِنْ هُم بِهَا فَعَمِلَها كنها اللَّهُ عِنْدَهُ عَشْرَ حَسَنَاتِ إِلَى سُبْمِائَةِ ضِعْفٍ إِلى أَضْعَافِ كَثِيرَةٍ ، وَمَنْ هُمْ بسيئة فَلَمْ يَعْمَلُهَا كَتَبَهَا اللهُ عِندَهُ حَسَنَةٌ كَامِلَةٌ ، وَإِنْ هُوَ هَمَّ بِهَا فَعَلم ( رواه الشيخان عن ابن عباس ) كتبها الله سيئة واحدة .
4) «Allah-ü Taâlâ iyilikleri de yazdı, kötülükleri de.. Sonra bunları kitabında beyan etti.
Her kim, bir iyilik kasdeder, yapamazsa; Allah, katında onu tam bir sevab yazar.. Şayet kasdettiği o iyiliği yaparsa; Allah, katında onu on kattan yediyüz kata kadar sevab yazar.. Hatta daha fazla-sı ile..
Her kim, bir kötülük kasdeder de yapmazsa; Allah, katında tam bir sevab yazar.. Şayet o kötülüğü kasdeder de yaparsa; Allah onu bir günah yazar..>>>
**
Bilhassa yapılan işlerin niyet şekline dikkat edilmelidir. Daha zi-yade ihlasa.. Çünkü sevablar ona göre verilir..
** Ravi: IBN-I ABBAS'tan r.a. naklen BUHARI ve MUSLIM... Menka-beleri, 2. 5. ve 42. Hadis-i Şerifte..
( رواه الشيخان )
مَن سَمعَ سَمَعَ اللهُ بِهِ ، وَمَنْ يُرَانِى يُرَاثى اللَّهُ بِهِ .
5) «Her kim, işitsinler diye bir iş yaparsa; Allah da ona yapar.. Ve her kinı, görsünler diye bir iş yaparsa; Allah da ona ya-par..>>
Demek olur ki, öbür Alemde: İçinde beslediği kötü niyeti açığa çıka rir; mahger halkına rüsvay eder.
٤
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
113 1 Ümmetim üzerine en korktuğum kimseler, ilimleri dillerinde olan münafıklardır. (Dili âlim) Hz. Ömer (r.a.)
113 2 Ümmetim üzerine korktuklarımın en korkuncu; âlimin hatası, münafığın Kur'anla mücadelesi, kendisine fetholunacak dünya. (Yani dünya rahata mübtelâ edip, insana fedakârlığı unutturur. Dinin temeli ise fedakârlık üzerine kaimdir.) Hz. Muaz (r.a.)
113 3 Ümmetim üzerine korktuğumun en korkuncu, ya namazın vaktini geciktirmeleri veya vaktinden evvel kılarak acele etmeleridir. (İlk cemaati kaçırmamak efdaldir.) Hz. Enes (r.a.)
113 4 Ümmetim üzerine korkmakta olduklarımın en korkuncu, mudil insanlar (önderler)dir. (Mudil, şaşırtıcı, istikamet kaybettirici demektir) Hz. Ebud Derda (r.a.)
113 5 Ümmetim üzerine korkmakta olduklarımın en korkuncu kavmi Lut'un hareketidir. Hz. Câbir (r.a.)
113 6 Ahir zamanda, ümmetim üzerine en korktuğum üç şey; Müneccimlik ve müneccimlere inanmak, kaderi tekzib ve sultanın zulmüdür. Hz. Ebû Ümâme (r.a.)
113 7 (Dini hususlarda) riyanın en azı dahi şirktir. Ve en iyi kulluk, mütteki olmak ve ittikasında gizli olmaktır. Bu gizlilik, bir merhalede bulunmayınca aranmamak ve bulununca da nazarı dikkati çekmemektir. Bunlar hidayet rehberi ve ilim kandilidirler. Hz. İbni Ömer (r.a.)
113 8 Ehli Cennet'in en aşağı dereceli olanının Cennetteki mülkünü temaşası ikibin sene sürer ve bu mülkün en uzak kısmını en yakını gibi görür. Bunlar zevceleri, hizmetçileri, kürsüleri, bahçeleri vs.dir. Efdal dereceli olanı ise, Allah (z.c.hz.)'nin Cemalini günde iki defa temaşa eder. Hz. İbni Ömer (r.a.)
113 9 Fisebilillâh mücahid olanlar en ufak bir zorlama ile bir senelik oruç bedeli ve bir senelik gece ibadeti hak ederler. Soruldu: "En ufak zorlama nedir?" Buyuruldu ki: "Meselâ böyle bir mücahid gece giderken hayvan üzerinde uyuklar ve kamçısını düşürür, inip bunu alması en ufak zorlamalardandır." Hz. Sabit İbni Ebu Asım (r.a.)
113 10 Ehli Cennetin derecesi en aşağı olanının bahçelerine, kürsülerine, zevcelerine bakışı bin sene sürer. En efdali ise günde iki kere, sabah, akşam Allah (z.c.hz.)'ni temaşa eder buyurup şu ayeti okudular: "Vücûhün yevme izin nâdiretün ilâ Rabbihâ nâzıra." Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
113 11 Mü'minlerin ruhları yedinci kat göktedir. Ve oradan Cennetteki makamlarına bakarlar. (Muellif hazretleri şu 7 sıfat dolayısıyla makamına varamaz buyurmuşlardır: Gıybet, tefahur, kibir, ucub (yaptığı ibadetten dolayı kendini beğenme), hased, merhametsizlik ve riya.) Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Abdurrahman DİLİPAK
YanıtlaSilabdurrahmandilipak@yeniakit.com
Derin yapı
Bu "derin devlet" denen şey hâlâ varlığını sür-dürüyor. Bu işler geri dönülmez noktaya geldi, ama iş bitmiş değil.. Kozmik odaya girilmediği gibi, mer-kez komite de, ülke geneline yayılmış tetikçiler de dışandalar.
İçeridekiler onun için susmayı tercih ediyor..
İşin kötü yanı, yeni bir derin yapı oluşuyor. İkti-dar ve servetle tanışanlar bir şekilde kendi aralann-da kayıtdışı bir birlik oluşturuyorlar. Zaten onun bir adım ötesi ya MAFİA'laşmak, ya da derin bir yapıya dönüşmektir. Bu defa derin yapıda namaz kılanların sayısı artacak sanırım..
Tutuklananlar arasında, sanki, derin yapının İçinde karar vericiler arasında da olmayan, tetikçilik de yapmayan bir sürü adam var.. Birileri kurunun yanında yaş da yanar hesabı onları da listeve dahil etmış gozuküyor.. Bu işler, bu adamları oraya so-kup, işin ciddiyetini sulandırmak isteyenlerin de işi olabilir ya da kendilerine rakip ve tehdit olarak gör-düklerini, kurunun yanında da yaş da yanar hesabı kendi cehennemlerine çekmek isteyenlerin işi de olabilir..
Hatta öteki tarafta olup da, dışarıdakiler, birile-rini kendi yanlarına çekmek için de o kişilerin içeri girmesine göz yummuş olabilirler. Böylece adam kazanacaklar..
Adamlar kendilerinden çok eminler, "biz gide-riz ötekiler gelir, arma sonuçta bu düzen böyle de-vam eder" anlayışına sahipler. Başka türlü olmaya-cağını düşünüyorlar. Yaşanan bazı olaylar da onları haklı çıkartır gibi aslında..,
İktidar ve servet dönüştürücü bir güce sahip, ilk olarak da bu güç, kendine sahip olmak isteyenleri dönüştürüyor..
Bir gün bu Balyoz ve Ergenekon davası sonuç-lanacak ve göreceksiniz, başka davalar, başka tar-tışmalar başlayacak.. Bu dava sürecinde yaşanan örtülü hesaplaşmaların davası ayrıca, görülecek..
Yarın sıra 28 Şubat'a gelirse, iMuhsin Yazıcıoğ-lu suikastı ile ilgili tutuklamalar da başlayınca, daha yüzlerce kişi hapse tıkılacak.. İnanın bunların tümü-nü mahkemeye çağırsanız yargılayacak yer ve adam bulamazsınız, bunları hapsedecek hapishane de yok.. O kadar çoklar.. Onun için bir gün genel af-la bu işlerin üzerinin örtüleneceği hesabını yapıyor-lar..
Sanki iktidar da bu işi daha fazla dağıtmamak Ister gibl.
YanıtlaSilMIT ve Emniyet niye elindeki bilgileri açıklamı-yor? Jandarma İçişleri Bakanlığı'na bağlı değil mi, niye bu işin üzerine gidilmiyor? Jandarma İstihbara-tının bilmediği bir şey mi var?
Yani birileri gerçekten Muhsin Yazıcıoğlu su-ikastı ile ilgili bilgiye sahip değiller mi?
Bana kalırsa NATO ülkeleri de biliyor, ayrıca ve özellikle İsrail de, ABD ve tabii bizimkiler de..
Bana kalırsa şu şike işini biraz eşeleyin, bakın bakalım bu işin arkasından ne çıkar.. Sakın Ergene-kon çıkmasın..
İşe bakar mısınız, durup dururken bir şike ya-sası çıkardılar, daha yaşanın mürekkebi kurumadan bir daha değiştirdiler. Önce 2 yıllık cezayı beş yıia, ardından da beş yıllık cezayı bir yıla indirdiler.. Peki bu nasıl oldu.. Bu konuda söyleyecek sözü olan var mı? Ayıp ya hu, insaf yahu!
Bir ülkede ne kadar çok yasa varsa o ülkede özgürlükler o kadar az ve baskı altındadır demek-tir.. Yasa ile düzenlediğiniz her alanda bürokrasinin borusu öter. Hani şu "bürokratik oligarşi" var ya o!
Bana sorarsanız şike yasası tam bir ŞİKE oldu! Benim adalet duygularım incindi..
Demokrasi, böyle işlerle örselenirse, demagoji-ye dönüşür.. Üzerinde yükseldiğimiz zemini tahrip etmiş oluruz.. Yasa dediğiniz şeyin saygınlığı, cay-dıncılığı kalmaz, yaz-boz tahtasına döner..
Bana kalırsa bu yasa değişikliği ŞİKE'cilen kur-tarmaya yetmez.. Bu işi bir adım öteye götürürse-niz, çete olayı ile birleşir..
Yıldırım benim gözümde simdi daha çok Habe-ral'a benziyor.. Bu işe ecinnilerin karıştığını düşünü-yorum.. Birileri bu durumu savunmak yerine sussa-lar daha iyi ederler.. Çünki mızrak çuvala sığmıyor.. Bir de bu işin Dalan bağlantısı var. İşin ucu Ergene-kona kadar gidiyor..
Sahi şu 28 Şubatçılara sıra ne zaman gelecek? Ben Ergenekona da karşıyım, Balyozcuiara da, kayıtdışı ekonomiye de, yım. Bunu yapan bizden ya da onlardan olabilir. kayıtdışı siyasete de karşı-Halka karşı ihanet planı yapanlar, devleti ele geçirip topluma İlahilik ve Rabilik taslayanlar, eğer bu Sazgeçmeyeceklerse cehenneme! ve dua ile.. işten
Allah'a masiyet olan yerde kimseye itaat yoktur. İtaat ancak meşru yerdedir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ali (r.a.)
Sayfa: 481 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yuksel13 Mart 2025 02:13
Allah (z.c.hz.)ne isyan mahiyetinde olan yerde, mahluka itaat yoktur.
Ravi: Hz. İmran (r.a.)
Sayfa: 481 / No: 9
Ramuz El-Ehadis
TARİHTE BUGÜN
YanıtlaSil1827-II. Mahmud döneminde, Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane kuruldu.
• 1909- Bediüzzaman'ın "Yaşasın Şeriat-ı Garra" isimli makalesi Volkan gazetesinde yayınlandı.
• 1944-Bediüzzaman'ın talebelerinden Hafız Ali Ağabey hastaneye kaldırıldı.
RUMİ YILBAŞI
14
PERŞEMBE
THURSDAY
MART
MARCH
BİR AYET
Onun sözü haktır. Sur'a üfürüldüğü gün, mülk O'nundur.
En'am Suresi: 73
BİR HADİS
Dünyaya önem verme ki, Allah seni sevsin. İnsanların elindekine göz dikme ki, insanlar seni sevsin.
İbni Mâce, Zühd: 1
Kuvvet haktadır ve ihlåstadır. Haksızlar dahi, haksızlıkları içinde gösterdikleri ihlās ve samimiyet yüzünden kuvvet kazanıyorlar. Lem'alar
HİCRI: 4 RAMAZAN 1445 - RUMI: 1 MART 1440
KASIM: 128-GÜN: 74 KALAN: 292 - GÜN, UZ.: 2 DK
Imsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
İmsak Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
İSTANBUL
05.46
07.10
13.18
16.37
19.16
20.36
ESKİŞEHİR
05:41 07 04
13 12
16 32
10 10
20 29
56
YanıtlaSilHADIS-1 ŞERİFLER
Büyük zatlar; kendilerini yanlarında ihtiyar olan ana ve babası-nın hizmetine vermiştir. Bunların başında VEYS'EL-KARANI Hz. ge-liyor. O Peygamber S.A. efendimizin zamanına kavuştu. Sırf anasına hizmet ettiği için gidip görüşemedi.. Bir defasında izin aldı; ve Peygam-ber S.A. efendimizin ziyaretine gitti..
Evde yoksa arama, dön:
Emrini almıştı.. Efendimiz S.A. evde yoktu.. Selâm bıraktı; göreme-den döndü.. Bu ne bağlılıktır..
Hicretin 155. yılında Kûfede vefat eden MU'SİR b. KİDAM isminde büyük bir veli vardır.. İmam-ı Şa'ranî onun anasına saygısını şöyle an-latır:
«Bir gece anası, içmek için su istedi.. Dışarı çıktı; testiyi alıp geldi. ği zaman, anasını uyumuş buldu.. Elinde testi, sabaha kadar uyanması-nı bekledi..>
İşte büyük insanların saygısı... Allah-ü Taâlâ cümlemize iyi hal ve güzel ahlâk nasib eylesin... Amin!..
Bu Hadis-i Şerifin ravisi, İBN-İ EBİ BEKRE'dir. Taberani ondan eserine almıştır. Oradan da bu esere alınmış, biz de Allah nasib ettiği için, tercümesini yapıyoruz.
TABERANI Hz. ni 9. Hadis-i şerifte anlattığımız için, onu geçip esas raviden bir parça bahsedeceğiz.
IBN-1 EBI BEKRE: Yani, EBUBEKRE'NİN OĞLU.. Tercümemize esas aldığımız bu eserde, ravinin ismi sarih olarak belli değildir. Ama biz, ABDURRAHMAN olduğunu tahmin ediyoruz. Çünkü EBUBEKRE'nin en çok kendini ilme veren oğlu budur. Yalnız babasından öğrendiğiyle kalmamış, birçok sahabe ile de buluşmuş ve onlardan Hadis-i şerif öğren-miştir.. O öğrendiklerinden biri de bu Hadis-i şeriftir.
Babası Taif'in fethinde müslüman olmuştur. Esas adı da, EBUBEK-RE değil, NEFİ b. HARS'tir. Taifin fethine tekaddüm eden günlerde bir sabah yanında bir arkadaşla, küffardan kaçıp Peygamber S.A. efendi-mize sığınmıştır. Bunun üzerine Efendimiz S.A. bir nevi erkenci mâna-sına gelen EBUBEKRE ismini vermiştir. Bu hadiseyi bizzat kendisi an-latıyor ve şöyle diyor:
Insanlar ne derse desin, ben geldim ve Peygamber S.A. efendi-mizin kölesi oldum.. Ama o beni o anda hemen azad etti. Ismimi de EBU-BEKRE koydu..
Hz. Hasan R.A. diyor ki:
Basra'ya yerleşen ashab arasında, Imran b. Husayn ve EBUBEK-RE'den daha faziletlisi yoktu..
VE VAAZ ÖRNEKLERI
YanıtlaSil57
Hakikaten bu sat, tam bir ahlâk ve fazilet sahibi idi. Ashab arasın-da beliren hiçbir ihtilafa karışmadı ve taraf tutmadı.. Çocuklarını da kendisi gibi yetiştirmişti... Hepsi birer ahlâk ve fazilet örneği idi.. Hele bu Hads-i Serifin ravisi, hepsinden daha başkaydı.. Allah onlardan razı olsun..
اجْتَنِبُوا الكِبَرَ ، فَإِنَّ الْعَبْدَ لَا يَزَالُ يَتَكَبَرُ حَتى يَقُولَ اللهُ تعالى لِمَلَائِكَتِهِ : ( ا كَتَبُوا عَبْدِي هَذَا فِي الجبارين ) . (رواه ابن عدى عن أبي أمامة) ۳۰
30) «Kibirden kaçımınız. Kul, kibri bırakmadığı takdirde, Allah-ŭ Та-âlâ meleklerine şu emri verir:
Şu kulumu, azgınlar arasına yazınız..»
Kibrin lügattaki månası; büyüklük satmaktır. Istilah mânası da; kendini büyük, başkalarını küçük görmektir.
Kibirli, hiç kimsenin üstünlüğünü istemez.. Böyle kötü bir huya ka-pılan kimse, bir türlü halk hizasına girmez..
Kibirli öfkelidir..
Kibirli hilekardır..
Kibirli düzenbazdır..
Nasihat edilse, nasihati kabul etmez:
O kim ki, bana nasihat ede...
Der. Çeşitli ayıplarını bulmaya çalışır.. İftira eder. Bühtan atar. Kimi kendisinden üstün görse, onu çeşitli hile yoluyla ezmek, yok etmek ister..
Kibir çeşitli belalar getirir.. İnsanın dertsiz başını derde sokar. Us-tün kalmak için, yapılmayan hilekârlık kalmaz.. Bütün bu sayılan düşük haller bir araya geldiği için; kibirli, halkın en bayağısı haline gelir.
Din adamı, olmak da, bu kötü huydan insanı alamaz. Ulema, âbid, zahid kimseler arasında da, bu huya kapılanlar vardır.. Bunlrı; çevre-lerini saran topluluk yanıltır. Topluluğa hitab etmek, vazife icabı ön saf-ta bulunmak; onlara büyük oldukları kanısını verir..
Bu çaresiz bir illettir.. İnsanı yer, bitirir.. Kibirli bir hatip, dinleyi-cisi azalınca, kendini öldürmek ister..
Kbirli için hiçbir tehdid olmasa dahi:
«Allah kibirlileri sevmez...>>
Ayet-i Kerimesi yeter.. Ve:
>
Hadis-i Şerifi de, kibirlinin perişan halini anlatmaya kâfi gelir..
58
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
Kibir, büyük bir manevi hastalıktır.. Tedavisi için, Allah-ü Taâlânın azametini düşünmelidir. Allah-ü Taâlâ dilerse, bir sineğe dahi gücünün yetmeyeceğini bilmelidir..
İnsan, aslını düşünmeli.. Bir de, sonunun ne olacağını idrâk etmelidir.. Daha sonra da, kalbinde kibri yeşerten suyu kesmeli ve bu kötü huyu kurutmalıdır..
Allah yardımcımız olsun... Amin!..
Bu Hadis-i Şerifi, ADİYY, EBU ÜMAME'nin nakline dayanarak ri-vayet eder.. 7. ve 22. Hadis-i Şeriflerde bu zatların kısa bir menkıbesi geçtiği için, burada tekrar etmiyoruz..
Allah onlardan razı olsun..
اجْعَلُوا مِنْ صَلَاتِكُمْ فِي بُيُوتِكُمُ ، وَلا تَتَّخِذُوها قبوراً . (رواه البخاري)
۳۱
31) «Nafile namazlarınızı evlerinizde kılınız. Oraları ölülerin yattığı kabirlere benzetmeyiniz.>>>
**
Evimizde bir ibadet yeri olmalıdır. Küçük yavrular ve cemaate git-meleri mümkün olmayanlarla birlikte evimizde namaz kılmalıyız.. Yav-rularımız alışsın; cemaate gitmesi mümkün olmayanları da sevindirmiş oluruz. Böylece, evlerimize manevi bir hayat gelsin ve ilâhî nur dolsun.. İbadet edilmeyen ev, ölüler evine benzer. İbadet manevî hayat verir.
Bu Hadis-i şerifte kılınması bildirilen namaz, daha çok nafile na-mazdır. Yani, sünnet olan kısım.. Farzları mümkün olduğu kadar, ce-maatle kılmalıyız..
Bilhassa, sabah namazına giderken, sünneti evde kılıp gitmeliyiz. Bunun pek çok fazileti vardır.
Eve hayır, bereket dolar.
Rahmet-i ilâhî iner..
Melekler gelir, şeytan kaçar..
**
Tercümemize esas aldığımız esere göre, bu Hadis-i Şerif BUHARI-den alınmıştır.. Ramuz Şerhindeki yaptığımız inceleme sonunda, esas ra-vinin EBU HÜREYRE r.a. olduğunu görüyoruz.
2. Hadis-i Şerifte BUHARÎ Hz. ni, 5. Hadis-i Şerifte de EBU HÜ-REYRE r.a. Hz. ni kısaca anlatmış bulunuyoruz. Artık burada tekrar etmiyoruz.
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil59
۳۲
اجْتَنِبُوا السَّبْعَ الْمُو بِقَاتِ : الشَّرْكَ بِاللَّهِ ، وَالسُّحْرَ ، وَقَتْلَ النَّفْسِ الَّتِي حرَّمَ اللهُ إِلا بِالْحَقِّ ، وَأكل الربا، وأكل مال اليتيم ، وَالتَّوَلَى يَوْمَ ( رواه الشيخان ) الزحف ، وَقَذَفَ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ .
32) «Sayılacak yedi yıkıcı hareketten kaçınınız:
1) Allah'a şirk..
2) Büyü..
3) Haklı durum hariç; Allah, haram kıldığı halde adam öldür-mek..
4) Faiz yemek..
5) Yetim malı yemek..
6) Muharebe meydanından kaçmak..
7) Olup bitenden habersiz, namuslu kadına iftira etmek..>>>
**
Bu Hadis-i Şerifte yedi hatalı hal sayıldı. Bunların yedisi de günah-v kebairdir.. Yani, sonu küfre varan büyük günah... Bunlardan mutlak surette korunmamız gerekir.. Bu sebeple, teker teker aşağıya alıp, bu huyları izah etmemiz yerinde olacaktır...
* **
ALLAH'A ŞİRK: Bunun iki şekli vardır.. Gizli ve açık.. Açık şirk,.
bilindiği gibi, putlara tapmak veya İslâm inancına aykırı, Allah'ın kemâl sıfatlarına zıd inanç beslemek... Oğlu vardır, karısı vardır yorulunca bir yere dayanır... Semada kürsüsü vardır, üzerine oturur... gibi çeşitli laflar... Bunların hepsi, İslâm dininin kurduğu TEVHID esasına aykırı-dır. Küfrün bir başka yüzüdür.. Sadece fark; kâfir hiçbir şeye inanmaz, müşrik manevi bir varlığa inanır, ama İslâm esasına uymadığı için yine hiç olur...
Gizli şirke gelince; o iman sahiplerinde bulunur.. Büyük zatların an-lattığına göre; Allah'ın kuvveti ve kudreti karşısında, sebeplerin tesirini görmek şirktir.. Bayezid-i Bistamî Hz. nin şu kısa hikâyesi; bize gizli şirki daha iyi anlatır:
>>
* **
BÜYÜ : Bunun kısaca tarifi şudur:
60
YanıtlaSilHADIS-1 ŞERİFLER
Batıl birşeyi, hak gösterip toplumu yanıltmak... Bir nevi hik met-i ilahi'yi kurcalayıp Allah-ü Taalanın saklı kalmasını dilediği şey. leri açığa çıkarmaya yeltenmek..
Büyü küfür yoluyla elde edilir. Büyü yapmak için önce kâfir olmak garttır.
Büyünün Arapçası sihirdir. Sihir bölümüne, kehanet, simya, gayb. den haber verme gibi işler de girer...
İslâm dini, İçtimai bir dindir. Düzeni bozan herşeyi reddeder. Bü. yü de, cemiyetin düzenini bozacağı için kabul etmez.. Kehanet, çalışma-yı yıkar. Gaybden haber de aynıdır. Hele simya ilmi; yani bakır v.b. şey. lerden altın yapmak da aynı. Bu da çalışma hayatını sekteye uğratır. Bedava kazanç varken kim çalışır?. Bu gibi işlerle uğraşanlar, bir nevi hayal pilavı pişirenlerdir.. Herşey Cenab-ı Hakkın kudreti ve kuvveti da-hilindedir. Belki bu gibi işlerle uğraşanların milyon veya milyarda bi-rini muvaffak eder; ama, son nefesinde iman nasib etmezse, kâfir olarak gider.. Yeri, ebedi cehennem olur.
**
ADAM ÖLDÜRMEK: Allah'ın süsleyip yarattığı bir cana kıymak
kadar, hatalı, yanlış bir hareket yoktur. Hele iman sahibine hiç yakış-maz. Allah isteyip yaratmıştır; o da kendisi gibi yaşayacaktır. Kasden öldürülen, bir mümin olduğu takdirde, öldürenin yeri ebedi cehennemdir.
Ancak, kısas, müdafaai nefis bu emrin dışındadır.. Bu da çok dikkat ister. Kısas işini bağışlayana bol ecir vermeyi Allah-ü Taalâ:
<<Affeder, iyilik yoluna giderse, onun ecri Allah'a kalır.»
Ayet-i Kerimesiyle vaad ediyor..
YETİM MALI YEMEK: Yetim bir zavallıdır. Ancak, sığındığı kim-se ona bakar. Babadan kalma malı varsa, yanında kaldığı kimse, ona da kendi malı gibi sahib olur.. Yetimi ezmeye, malını da heba etmeye hakkı yoktur..
Yetime bakmaya mecbur olan; muhtaç durumdaysa, ihtiyacı kadar malından harcayabilir.. Yetim onbeş yaşına vardığı zaman, malına sahib olacak kabiliyette ise, artık ona bakmak mecburiyeti klmaz ve rızası ol-madan malını harcayamaz.. Aksi halde, yetimi bir köle gibi kullanmak ve malını idare edecek yaşa gelse dahi malı kaçırmamak için serbest bırak-mamak, zulümdür.. Allah saklasın; zulmün sonu ise, şirke ve küfre va-rır...
** *
FAİZ YEMEK: Faiz dilimizde, Arapça ribanın karşılığıdır.. Daha açık mânası, fazla ve artan, olur.
VE VAAZ ÖRNEKLERI
YanıtlaSilFaizin fıkıh kitaplarında çok çeşitli tarifi vardır. Biz burada çok kısa alacağız ve faizi şöyle tarif edeceğiz:
Aynı cins şeyi, az verip fazla almak.. Meselâ yüz lira verip, yüz-beş lira almak... Daha azı da, daha çoğu da aynıdır.. Çünkü İslâm dini, bir santim faizi dahi kabul etmez..
Faiz bir cemiyet için daima felâkettir. İçtimaî yardımı kaldırır. Böy-le olunca fakirler ezilir, zenginler kabarır.. Sonunda, aralarına kin duy-gusu girer.. Zengin, fakire acımaz.. Fakir, zengine saygı göstermez.. Si-nıf kavgaları başlar.. Cemiyet temelinden sarsılır.. Faiz yiyenin sonu da İyi gelmez.. Birçok faiz yiyenlerin sonunda imansız gittikleri RAMUZ-ÜL'EHADİS ŞERHİ'nde açıkça anlatılır ve:
Bu denenmiştir...
Denir.. Allah korusun..
MUHAREBE MEYDANINDAN KAÇMAK İman sahibi harbe gi-derken:
Ya şehid olurum, ya da gazi...
Diyerek gider.. Aksini düşünerek giden pek azdır. Ama o sıkışık an-da bir tanenin dahi zararı vardır. Bir kişinin cepheden firarı, umumi boz-guna ve mağlûbiyete sebep olabilir. Neticede, İslâm cemaati, küffara esir olur; İslâm ülkesi de küffar eline düşer.. Buna sebeb olan bir kimsenin cezası dünyada pek ağırdır.. Ahirette ise, yeri elbette kâfirlerin arasıdır.. Hatta azap olarak onlardan daha zorlusuna uğrar..
NAMUSLU KADINA İFTİRA: Kadınlar, cemiyetin en kıymetli var-lığıdır. Bu sebeple, dinimiz onların temiz ve pâk kalmasına çok önem ve-rir.. Onlar cemiyetin anasıdır. Ana kadar kıymetli ne var ki?.. Hele te-miz, ibadetinde, evinin, çocuklarının hizmetinde bulunan bir İslâm ha-nımı anayı düşünün.. Bunun kıymetine paha mı biçilir?.. İyi nesli bu ana yetiştirir. Allah sevgisini yavrusuna aşılar.. Ninni söylerken, şehid ba-basını yavruya o hatırlatır. Canıyla büyüttüğü yavruyu daha beşiktey-ken, Allah'a adayan, şehidlik duygusunu o yavruya aşılayan anadan da-ha kıymetli ne olabilir?..
Böyle bir anaya iftira atanı düşünelim. En büyük cezaya nasıl lå-yık olmaz.. Bu gibi müfteriler cemiyetin mikrobudur.. Allah cümlemizi böylelerinden korusun..
Bu Hadis-i Şerif, BUHARI ve MÜSLİM'den alınmıştır.. BUHARI 2., MÜSLİM de 5. Hadis-i Şerifin sonunda anlatıldı.. Arzu edildiği takdirde bakılabilir..
61
62
YanıtlaSilHADIS-1 ŞERİFLER
( رواه الشيخان عن عائشة )
أحب الأعْمَالِ إِلى اللهِ أَدْوَمُهَا وَ إِنْ قَلَّ .
۳۳
33) «Allah katında, amellerin en sevimlisi, en devamlısıdır... İster. se az olsun...»
Yapılan ameller, kemiyetle değil, keyfiyetle ölçülür.. Yani, değer bi. çilirken;
Ne kadar amel yaptı;
Denmez,
Nasıl yaptı ve niçin yaptı; niyeti neydi?..
Denir.. Niyet bozuk olduktan sonra yapılan amele riya karışır. Ni-yet bozuk olunca, yapılan amel hiç olur.. Niyet tam olduktan sonra; az da olsa, faydalı olur ve yapana ecir getirir, iki cihanda da sahibinin yü-zünü ak eder..
Buradaki devamlılık, daha ziyade nafile ibadetlere göre söylenmiş-tir. Farz ibadetlerin azı veya çoğu yoktur.. Onların vakti, zamanı ve mik-darı bellidir.. Yeri gelince yapılır.. Dolayısıyla nafile ibadetlerimize dik-kat etmeliyiz.
Nafile ibadetlerin çok çeşidi vardır. Haliyle insan, hepsini yapmak gücüne sahip değildir. Onların ancak bir miktarını belli zamanlarda ya-pabiliriz.. En çok dikkat edilecek nokta da burasıdır. Yapmaya başlaya-cağımız bir virdi seçerken; zamanımızı, vaktimizi hesaba katmalıyız. Yüklü bir ibadete başladıktan sonra yarıda bırakmak, veyahut hiç yap-mamak hatalıdır... Sonu bu şekilde bitecek bir ibadete hiç başlamamak daha iyidir. Çünkü bir Ayet-i Kerimede bu husus işaret edilir ve iyi ol-madığı zımnen anlatılır:
(Onlar, kendi kendilerine birtakım ibadet usulleri koydular; ne yazık ki, hakkından gelemediler..)
Bu Ayet-i Kerime, hikâye yollu bir emir sayılır ki, Hadid sûresinin 27. âyetinde beniisrailin hali anlatılır.. Sonra bir başka Ayet-i Kerime ile:
(Amellerinizi iptal etmeyiniz.)
Buyrulur... Bozulan ibadetler; daha çok kötü niyet veya maddi te-sirler yüzünden bozulur.. İhlas sahibine o düşer ki, niyetini tam tuta ve maddi tesirler yüzünden manevî halini bozmaya..
Cenab-ı Hak cümlemizi sevdiği işleri yapmaya muvaffak eylesin..
Bu Hadis-i Şerifi, Hz. Aişe r.a. rivayet etmiştir.. Ondan da ŞEYHAN tabiri ile anlatılan BUHARI ve MÜSLİM'e raviler silsilesiyle gelmiş... Onlar da eserlerine almıştır.
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil63
Hz. Aişe r.a. 8., BUHARI 2., MÜSLİM de 5. Hadis-i şerifte anlatıl-dığı için burada tekrar etmiyoruz..
Allah hepsinden razı olsun... Ve bol bol rahmetini ihsan eylesin..
أحَبُّ الأَعْمَالِ إلى اللهِ أَنْ تَمُوتَ وَلِسَانَكَ رَطْبٌ مِنْ ذِكْرِ اللَّهِ . ( رواه البيهقي عن معاذ ) ٣٤
34) «Allah katında, yapılan amellerin en sevimlisi; öldüğün zaman, dilin Allah zikriyle yaş ola...»
Burada çok önemli birşeye işaret ediliyor; yani zikre.. Allah-ü Taala-yı daima anmaya.. Yapılan bütün ibadetlerden gaye, bu zikre ermektir. Bir Ayet-i Kerimede şöyle buyurulur:
-(Ey iman edenler; Allahı çok çok zikrediniz ve akşam, sabah onu tesbih ediniz...)
Meâlen arzettiğimiz bu Ayet-i Kerime zikrin gerekli olduğunu bize açık bir şekilde anlatır. Bu Ayet-i Kerimenin tefsirini yaparken, İbn-i Ab-bas r.a. şöyle buyurur:
Yani hiç unutmamak..
Bir başka Ayet-i Kerimede: (Allahı zikretmek en büyük iştir..)
Buyurulmuş ve zikrin değeri anlatılmıştır..
Zikrin zıddı gaflettir. Her kötülüğün anası da gaflettir. İnsan gaf-letten kurtuldu mu, zikre geçer. Bu hale ermek için büyük zatlar ciltler dolusu eser yazmıştır; bize ışık tutmuştur..
Cenab-ı Hak cümlemize iyi hal nasib eylesin.. Büyük zatlar dille zikri
pek makbul saymazlar.. Onların en makbul saydığı zikir, kalbi zikirdir.. Bunu bulduktan sonra, ötesi kendiliğinden gelir.. Çünkü kalb, bütün duy-guların sultanıdır.. O iyi olursa, öbürleri de iyi olur.. O fesad olunca, öbür duygular çok çabuk fesad olur.. Allah saklasın..
Bu Hadis-i Şerifin esas ravisi, Maaz b. Cebeldir. Raviler yoluyla, on-dan BEYHEKÎ almıştır..
BEYHEKÎ Hz. ni 12. Hadis-i Şerifin sonunda anlattığımız için, bura-da tekrar etmiyoruz. **
MAAZ b. CEBEL: Bu zat, ashabın ileri gelenleri arasındadır ve Pey-gamber S.A. efendimizin hususi iltifatına nail olmuştur.. Efendimiz S.A. onda üstün istidat bulmuş ve çok dua etmiştir.
*
64
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
Peygamber S.A. efendimizin ebedi âleme göçünden önce, Kur'ans Kerimi toplamış ve ezberlemiştir.. Efendimiz 8.A. onun bu halini takdirle karşılamış ve:
«Kur'am Maaz b. Cebel'den alınız.»
Buyurmuştur.
Fikih ilmine çok vakıftı. Helal ve haramı çok iyi seçerdi. Çok genç yaşında iken, Peygamber S.A. efendimiz onu Yemen'e kadı olarak yolladı Zühdü, takvası ve cömertliği sonsuzdu..
Hicretten yirmi yıl önce doğmuştu.. Ürdün civarında bir taun oldu... O taunda vefat etti..
Henüz otuz yaşındaydı.. Allah ondan razı olsun..
أحبُّ الصَّلاةِ إلى اللهِ تَعَالَى صَلَاةُ دَاوُدَ ، وَأَحَبُّ الصَّيَامِ إِلى اللهِ صِيَامُ داوُدَ ، وَكَانَ يَنَامُ نِصْفَ اللَّيْلِ ، وَيَقُومَ تُلْتَهُ ، وَيَنَامُ سُدُسَهُ وَيَصُومُ يَوْمًا ، ( رواه مسلم ) وَيُفْطِرُ يَوْماً .
35) «Allah'a en sevimli gelen namaz, yendir. Davud'un namazına benze-Ve... Allah'a en sevimli gelen oruç, Davud'unki gibi tutulan oruçtur... O, gecenin ilk kısmında uyurdu.. Sonra kalkar, üçte bir kadarı-nı ibadetle geçirirdi.. Daha sonra kalan altıda bir kadarını yine uyurdu..>>>
Davud a.s., peygamberliği Kur'an ve Hadis-i Şeriflerle sabit olan bir peygamberdir. Ayrıca, dört kitaptan ZEBUR'un ona inmesi, şerefini da-
ha çok artırmış ve ön sırada görülen peygamberler safına geçmiştir.. Onun sayılamayacak kadar çok mucizesi vardı.. Allah-ü Taalâ ona çok büyük inam ve ihsanlarda bulunmuştu..
Çok güzel sesi vardı. ZEBUR'u okumaya başladığı zaman, akan su-lar dururdu. Kurtlar, kuşlar başına üşüşürdü.. Çok tesirli hitabeti vardı. İmam-ı GAZALÎ Hz. nin anlattığına göre;
Davud a.s. kırk bin kişiyle sahra ibadetine çıksa, ancak otuz bi-niyle dönerdi. On bini ölürdü.
Allah bu şekilde yüce kıldığı bir peygambere; elbette, namazın da, orucun da en güzelini öğretmiştir..
İnsanlar yaratılış itibariyle, geçmişe daha bağlıdırlar.. Onun için, Peygamber S.A. efendimiz;
**
VE VAAZ ÖRNEKLERI
YanıtlaSilAllah'a en sevimli namaz, DAVUD'un namazı...>
Şeklinde anlatıyor.. Hal böyle iken, kendileri en güzelini yapardı.. Bütün ibadetlerin tekâmül etmiş şekli onda tecelli etmişti.. Ama o, teva-zuun son haddine erdiği için;
En iyi ibadet şekli benim yaptığım..
Demezdi...
Davud'un yaptığı...
Derdi.. Ve:
Ben orucumu kardeşim DAVUD gibi bir gün yer, bir gün tu-
tarım.>
Buyururdu...
Bu Hadis-i Şerifte işaret edilen bir husus da; ibadeti adet haline ge-tjrmekten sakınmaktır. İnsan bir şeye alışırsa, âdet halini alır. İbadetin tadını bulamaz.
Cenab-ı Hak cümlemizi; ibadeti âdet değil, hal edenlerden eylesin.. Amin!..
Bu Hadis-i Şerif, Müslim'den alınmıştır.. Buna dair kısa bir malû-mat, 5. Hadis-i Şerifin sonunda verilmiştir.
أَحَبُّ الكلام إِلَى اللهِ أَنْ يَقُولَ الْعَبْدُ « سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ » .
( رواه الترمذي عن أبي ذر )
٣٦
36) «Allah'ın en çok sevdiği kelâm; insanın söyleyeceği şu cüm-ledir:
ALLAH SUBHANDIR VE HAMD ONA MAHSUSTUR.>>>
***
Bu Hadis-i şerifte işaret edilen husus, Cenab-ı Hakkı tesbihtir. Ve ona hamd etmektir. SUBHAN kelimesi, TESBİH mânasını taşır. Rabuz'-un şehrinde böyle geçer.
TESBİH ve HAMD iki Arapça kelimedir. Bunların, Türkçemizde tek kelimeyle karşılığı yoktur. Gerek tarifat kitapları, gerekse lügat kitap-ları bunları bize daima birkaç cümle halinde anlatmaktadır.
Bir tarifat kitabını açıyoruz; TESBİH kelimesini:
TESBİH: Hak Taalâyı bütün noksan sıfatlardan beri bilmek... Ona noksan vasfını isnad etmemek ve varlığının zarurî olduğuna inan-mak..
Diye tarif ettiğini görüyoruz.. Lügat kitaplarına baktığımız zaman da a şöyle anlatıldığını görmekteyiz:
Hadis-i Şerifler, F: 5
65
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil67 kendine yontmak doğru olmaz; testere gibi olup, hem kendisine, hem de başkasına yontmalıdır.
Cenab-ı Hakkın rahmeti cemaat üzerine iner.. Ayrılık ve bencillik hem yapana, hem de aralarında yaşadığı insanlar için bir azaptır..
Müminlerin bir vücut olduğunu anlatan, komşusunu düşünmeyen mümin değildir, mânasına gelen bircok Hadis-i Serif vardır.. Mevzuumuz olan Hadis-i Serif ise, onların en mühimidir.
Cenab-ı Hak, cümlemizi işitip amel eden kullarından eylesin..
Bu Hadis-i şerif, BUHARÎ'den alınmıştır.. BUHARI ve müellifi hak-kında, kısa da olsa öz malûmatı, 2. Hadis-i Şerifin sonunda vermiş bulu-nuyoruz. Allah ondan razı olsun..
( رواه البخاري )
احْفَظُ وِدْ أَبِيكَ لَا تَقْطَعُهُ فَيُطْفِي اللَّهُ نُورَكَ .
۳۸
38) «Babanım, sevgi bağını devam ettir; kesme... Aksi halde Allah-ü Taâlâ nurunu söndürür...>>>>
Bu Hadis-i Şerif, bize baba dostlarını terk etmemeyi emreder.. Bir-çok Hadis şarihleri bu fikirdedir.
Baba dostlarını; birçok ilim adamları, akraba meyanında saymıştır. Akrabanın hakkı da, birçok yerde geçti..
Bir dal, daima köke bağlı kaldıkça yetişir. Aksi halde, hemen kurur. Bir akraba gibi olan baba dostlarını muhafaza etmek; insanı geleneğine bağlı gösterir. Geleneğine bağlı olan ise, halk arasında daima sevilir ve sayılır.. Aksi halde kökünden ayrılmış bir dal gibi kurur, kaybolur..
Bu Hadis-i Şerif, BUHARI'den alınmıştır. Bu eser ve müellifi İMAM-I BUHARÎ hakkında 2. Hadis-i Şerifin sonunda az da olsa malûmat veril-miştir.. Bakılırsa, iyi olur..
أحَبُّ الكلام إلى اللهِ تَعَالَى أَرْبَعُ : سُبْحَانَ اللَّهِ ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ ، وَلَا إِلَهَ إِلا اللَّهَ وَاللَّهُ أَكْبَرُ لَا يَضُرُكَ بِأَبِّهِنَّ بدأت . (رواه أحمد عن سمرة بن جندب )
۳۹
68
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
39) «Allah katında sözlerin en güzeli, şu dört cümledir:
SÜBHANELLAH
EL-HAMDÜ LİLLAH
LA İLÄHE İLLALLAH
ALLAHU EKBER
Sözüne, bunlarım hangisiyle başlamak istersen başla; sana zarar gelmez.>>>
** *
Herbiri bir ecir kaynağı olan, bu Hadis-i şerifte geçen cümlelerin, kısaca mânaları şöyledir:
SUBHANELLAH Allah sübhandır. Noksan sıfatlardan beri, kemal sıfatları ile muttasıftır. Ona hiçbir noksanlık isnadı yapılamaz..
ELHAMDULILLAH: Hamd Allah'a mahsustur. Yalnız o öğülür.
LÄILÄHEILLALLAH: Allah'tan başka ilah yoktur.
ALLAHU EKBER: Allah en büyüktür.
Ramuz'ül Ahadis sarihi, bu Hadis-i Şerifi açıklarken özetle şöyle der:
Ey söze başlayan, sevab mı almak istiyorsun; o halde, sözüne ve işine bu cümlelerin biriyle başla.. Hemen hemen hepsi aynı mânayı taşır.. Hepsini söylersen, daha başka olur..
O cümleler; zikir, tevhid ve tenzih mânalarını camidir. Hamdin ve senanın, bütün kısımlarını toplamıştır. Sonra, Allah-ü Taâlâ'nın güzel isimlerine de işaret edilmektedir.>>>
***
Tesbih ve hamde dair daha başka mânalar; 36. Hadis-i Şerifin açık-laması sırasında anlatılmıştır. Bakılırsa, faydalı olur..
Bu Hadis-i Şerifin ravisi SEMÜRE b. CÜNDÜB'dür. Ondan da İmam-ı Ahmed almıştır. İMAM-I AHMED'i 1. Hadis-i Şerifin sonunda anlatmış bulunuyoruz. Onun için burada esas raviden bir parça bahsedeceğiz.
***
SEMÜRE 6. CÜNDÜB: Bu zat, ashabın meşhurlarından.. Kendisi KALAR Kabilesindendir. Ve daima Ansar-ı Kiram'ın müttefiki olmuştur.
Hicretin 58. yılında Basra'da vefat etmiştir.
Allah ondan razı olsun..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil٤٠
أَحَبُّ بُيُوتِكُمْ إِلَى اللَّهِ بَيْتُ فِيهِ يَتِيم مكرم
69
. (رواه البيهقي عن عمر )
40) «Allah katında evlerinizin en sevimlisi, o evdir ki: içinde ikram olunan bir yetim ola...>>>>
Gerek bu Hadis-i Şerifte, gerekse diğer Hadis-i Şeriflerde geçen:
Allah'a en sevimli gelen...
Allah'ın en çok sevdiği...
Veya:
Allah'ın sevmediği...
Şeklinde geçen cümleler, biraz tefsir ister.. Hemen arz edelim ki; bu sevilen veya sevilmeyen şeyler, bize göredir..
Birşey için:
Bu Allah'ın sevdiği şeydir.
Buyuruluyorsa, o şeyin bize yararlı olduğu anlatılıyor..
Ve birşey için de:
Bu da Allah'ın sevmediği şeydir..
Buyuruluyorsa, onun da bize zararlı olduğu belirtiliyor.
**
İnsanlar; ebedi bir saadetin namzedi olarak yaratıldı.. Aynı zamanda ebedî şakavetin.. Bu iki durum için insanlara akıl verildi.. Cenab-ı Hak-kın verdiği bu aklı; iyiye kullandıkları takdirde iyiye götürebilir... Aksi halde en güç azaplar onları bekliyor..
Bir rivayete göre; bir kulun hem cennette, hem de cehennemde yeri vardır. Aklını, iradesini hangi yolda kullanırsa, o yolun sonucunu bulur.. İyi ise, iyi; kötü ise, kötü...
Cenab-ı Hak kullarını daima, iyiye gitmeye teşvik eder. Peygam be-rini bunun için yolladı.. Kitabı bunun için indirdi.. Peygamber S.A. efen-dimizin de, bize karşı şefkatle dolu olduğunda şüphe yoktur.. İşte onun şefkatinden bir tanesi de bu Hadis-i Şeriftir.. Bu Hadis-i Şerifte, yetim-lere şefkat gösterilmesi ve ikram edilmesi isteniyor.. Çünkü himaye edil-meye, sevilmeye şefkat eliyle başı okşanmaya en çok muhtaç olan, bir yetimdir.. Onun yüzünü güldürmek, bir insan için ne saadettir... Ve bir evde onun bülbül gibi şakıyan sesi duyulursa, o ev mübarektir.. Çünkü:
«Allah katında evlerinizin en sevimlisi odur ki; içinde ikram edi-len bir yetim ola...>>
Buyurulur.. Cenab-ı Hak cümlemize hayırlı işlerde başarı ihsan ey-lesin.. Amin!.. *
**
Bu Hadis-i Şerifin ravisi; HAZRET-İ ÖMER'dir. BEYHEKI ondan
ar
nuo ipuis yes
YanıtlaSilTARİHTE BUGÜN
• 1920 - İngilizler, İstanbul'da yüz elli Osmanlı aydınını tutukladı.
15
CUMA
FRIDAY
MART
MARCH
BİR AYET
Allah'tan yardım isteyin ve sabredin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah'ındır. A'raf Suresi: 128
BİR HADİS
Alime karşı en ihtiyaçsız davranan, aile fertleri ve komşularıdır. Ebu Nuaym
Hem kanaat vasıtasıyla insanlardan istiğna etmek cihetinde, teveccühlerini aramaz. İhlas kapısı açılır, riyā kapısı kapanır. Lem'alar
HİCRI: 5 RAMAZAN 1445-RUMI: 2 MART 1440
Imsak Güneş
Öğle
İkindi Akşam Yatsı
KASIM: 129 - GÜN: 75 KALAN: 291 - GÜN. UZ.: 3 DK
İmsak Günes
Öğle
İkindi Akşam Yatsı
Halim
YanıtlaSilmiyorum. Ve bu beni korkutuyor...
olayın ne anlama geldiğini bir türlü çözemiyorum.
ned'ciğinin otlakta süt kardeşiyle yaşadıklarını anlattı.
di sözü bitince, kararını ver-
2024
TARİHTE BUGÜN
• 1920 - İtilaf Devletleri, İstanbul'u işgal etti.
• 1924-Tevhid-i Tedrisat Kanununun (3 Mart) kabulünden sonra medreseler kapatıldı.
16 CUMARTESİ
SATURDAY
MART
MARCH
BİR AYET
O gün tartı haktır. Kimin tartıları ağır basarsa, işte kurtulanlar onlardır.
A'raf Suresi: 8
BİR HADİS
Peygamberlere karşı en ihtiyaçsızmış gibi davranan ve onlara en fazla sıkıntı veren akrabalarıdır.
İbni Asakir
Allah'ı tanımayanın, dünya dolusu belâ başında vardır.
Lem'alar
HİCRI: 6 RAMAZAN 1445 - RUMI: 3 MART 1440
İmsak Güneş
Öğle
İkindi Akşam Yatsı
OF 10.07.07 13 10 14 20 10 10 20 20
KASIM: 130-GÜN: 76 KALAN: 290 - GÜN. UZ.: 3 DK
İmsak Güneş
Öğle
İkindi Akşam
Yatsı
05 29 07 01 12 12 14 22 10 12 20 20
cevicculp
Çerkez Oradan otomobillere binilerek Vize ve Kırklareli üzerinden Edirne'ye vâsıl ol-
YanıtlaSilduk. Bu dolaşma esnasında ben, merhum Salih Bozok ile daima bir otomobilde bulunuyordum. Gayet hoş hikâye-leri ve söylediği memleket türküleri ile bana seyahat yor-gunluğunu kat'iyyen hissettirmemiş olan Salih Bey'den ayrıca Atatürk'ün çocukluğuna ve gençliğine dair de pek çok hâtıra dinledim. Bu arada Atatürk'ün bütün çocukluk arkadaşlarından biraz daha yaşlı oldufğunu da söylemişti. Salih Bey'in ifadesine nazaran Atatrük'ün doğum tarihi 1880 değil, daha evvel imiş. Merhum, Atatürk'ün vefatı-na takaddüm eden günlerde de bu bilgisini tekrar eder durur ve hiç olmazsa iki, üç yaş daha büyük olması lá-
13
YanıtlaSilzım geldiğini söylerdi. Bunun tahkiki benim selahiyetim ve kudretim dahilinde değil. Atatürk'ün hayatına ait bu mühim noktanın tenvirini selâhiyetli zâtlar üzerlerine alırlarsa çok isabetli bir iş görmüş olurlar. İşte bu gezinti esnasında Salih Bey'den Atatürk'ün her zaman çok sağ-lam bünyeli ve hastalıklardan masun olarak yaşamış ol-duğunu da öğrenmiştim. 1925 senesindeki hastalığı müna-sebetiyle temasımdan sonraki hadiselerde vâki müşahede-lerim de bunu teyid eder mahiyette idi. Herkesin başına gelebilecek bazı ufak tefek, sıhhi arızalar dışında herhan-gi büyük bir hastalık geçirdiğine dair bir emare mevcut değildi.
Son Günlerinde ATATÜRK
YanıtlaSilDr. Asım ARAR'ın HATIRALARI
Selek Yayınları
YanıtlaSilHADİS-I ŞERİFLER
YanıtlaSil70
naklen alıyor.. BEYHEKI Hz. ni 12. Hadis-i şerifte anlattığımız için, bu-rada HAZRET-İ ÖMER'İ anlatacağız..
HAZRET-I OMER: Her adı anıldığı zaman, adaleti, insafı ve Pey-gamber S.A. efendimize sadakati akla gelir..
11 seneye yakın bir zaman hilafette kaldı.. Bu devrede cihan onun adaletiyle doldu..
Hazret-i Ebubekir'den r.a. sonra; Peygamber S.A. efendimizin ikin-oi halifesi oldu.
Dokuzuncu göbekte; nesebi, Peygamber S.A. efendimizle birleşi yordu..
Peygamber S.A. efendimizin; cennetle müjdelediği on kişinin başın. da geliyordu..
Allah-ü Taala'ya karşı tam bir ittika sahibiydi.. Bir gün, ona biri:
Allah'tan kork, ya Ömer, Dedi.. At üstündeydi. Hemen indi.. Yüzünü toprağa sürdü, ağlama ğa başladı ve şöyle dedi:
Demek ben Allah'tan korkmuyor muyum..
Hicretten kırk yıl evvel doğdu ve Hicretin 23. yılında şehid edildi.. Allah ondan razı olsun..
أَحَبُّ اللَّهُ تَعَالَى عَبْدًا ، سَمْحا(1) إِذَا بَاعَ ، وَسَمْعًا إِذَا اشْتَرَى ، وَسَمْعًا إِذَا ( رواه البيهقي عن أبي هريرة) قضى ، وَسَمْحًا إِذَا اقْتَضَى . (۱) سمحا : صفة مشبهة تدل على الثبوت أى سهلا - وقضى أي : أدى ما عليه من الدين - واقتضى : أى طلب ماله برفق ولين .
41) «Allah-ü Taâlâ şu kulunu sever, ki o:
Satarken kolaylık gösterir... Alırken kolaylık gösterir.. Borç ödediği zaman, kolay öder.. Kendisine ödenecek borç için de kolaylık gösterir..>>>
Bu Hadis-i şerifte işaret edilen vasıflar; her müminde bulunması gereken vasıflardır. Gerek alış veriş, gerekse borç alıp verme, içinde bu-lunduğumuz hayat için kaçınılması güç işlerdir.
Alış veriş yapmadan, çarşı pazar faslına girmeden yaşayan, bu âlemde azdır.. Bilmem ki; borçsuz, ya da alacaksız kimse var mıdır?. Hele işin içine bir de ticaret karışırsa..
Ticari hayatta kolaylığın ne demek olduğunu, içinde yaşayanlar bilir..
٤١
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil71
Namerde muhtac olup, borç içinde kıvranmanın da ne demek oldu-ğunu yine içine düşenler bilir..
Ya aldığı borcu bir türlü ödemesini bilmeyip, alacaklıyı kıvrandıran-lara ne demell?..
Öyle sanıyoruz ki, bugünkü ticari ahlâkın içinden çıkılmaz hale gel-mesinin sebebi, bu Hadis-i şerifte belirtilen vasfa riayetsizliktir.
Cenab-ı Hak, herşeyde olduğu gibi, ticari işlerimizde de cümlemize İyi ahlâk versin..
Bu Hadis-i Şerifin esas ravisi EBU HUREYRE r.a. dır. Ondan nak-len BEYHEKİ Hz. almıştır. Bunların kısa hal tercümesi 5. ve 12. Hadis-i Şeriflerde geçti..
أحبُّكُم إِلى اللهِ أَفَلَكُمْ طُعْمَاً ، وَأَخَفُكُمْ بَدَنَا . ٤٢
) رواه الديلمي عن ابن عباس
42) «Allah katında en çok sevileniniz; yemek cihetinden en az ve be-deni en hafif olanınızdır.>>>
Bu Hadis-i Şerif çok büyük bir şeye işaret ediyor.. Az yemek ve az yemenin sonucu, hafif olmak..
Az yemek üzerine büyüklerin menkıbesi pek çoktur. Hangi veliyi ele alırsanız alınız, mutlaka az yediğini görürsünüz..
Taa.. Peygamber S.A. efendimizden tut; asrıhazırda yaşayan büyük zatlara kadar getir. Onlar semirmemiş ve enseleri yağ bağlamamıştır.. Efendimizin ve ashabın günlerce aç kaldığı olmuştur.. Bazan yemek için birşey bulamamışlardır, bazan da bulmuş, diğer kardeşlerine vermiş-lerdir.
Evliyanın hayatı daha başkadır. Menakıb kitapları onların aç, susuz yaşayışlarını saymakla bitiremiyor. Biz onlar gibi olamayız. Meselâ İmam-ı Şa'ranî Hz. nin anlattığına göre İmam-ı Buharî günde ya bir hur-ma, ya da bir badem yerdi.
Riyazet bahsinde İMAM-I GAZALÎ yemek içmek halini şöyle anla-tıyor:
«Bil... Az yeme halinin en iyisi, Allah'ı anmaya mâni olmayacak ka-darıdır. Yememek hali haddi aşmamalı; aşarsa ibadetten yaya kalınır. Yeyip içmemede haddi aşmak ancak, şehevî arzularına zebun olan için biraz makul olursa da, yine dikkat gerek. Böyle bir tehlike olmadığı tak-dirde (işin hayırlısı orta hallisidir) kaidesine uymak icab eder.>>
HADIS-İ ŞERİFLER
YanıtlaSil72
Bu Hadis-i Serifi DEYLEMİ, İBN-I ABBAS'tan rivayet etmiştir. Her ikisi de 4. Hadis-i Şerifin sonunda anlatılmıştır.. Allah ikisinden de razı olsun.
أحِبُّوا الْعَرَبَ الثَلَاثِ : لِأَنَّ عَرَبِي ، وَالْقُرْآنُ عَرَبِيٌّ ، وَكَلامُ أَهْلِ ( رواه الطبراني وغيره ) الْجَنَّةِ فِي الْجَنَّةِ عَرَبِي .
٤٣
43) «Üç şey için Arab'ı seviniz.. Çünkü ben Arab'ım.. Kur'an Arab'. cadır. Ve... Ehli cennetin cennetteki konuşma dili Arabca ola-caktır.>>>
Bu Hadis-i şerifte en çok üzerinde duracağımız konu, milliyetçilik-tir. Yani kavmiyetçilik... Bugünkü tâbiriyle ırkçılık. İslâmiyet: Allah katında en iyiniz, en çok takvaya sarılanınızdır.»
Emri ilâhîsiyle, ırkçılığı ve kavmiyetçiliği men etmiştir. Bir kavmi veya bir ırkı, ismiyle değil; yaptığı hizmetiyle sevmek zorundayız.. İs. lâm dinine kim daha fazla hizmet etmişse, onu daha çok severiz.. Peygam-ber S.A. efendimiz de bu Hadis-i Şerifiyle bunu anlatmak istiyor.. Ve:
Arabı, Arab olduğu için değil; Peygamberiniz Arab olduğu için, Kur'an o dilde nazil olduğu için, Cennet ehlinin konuşması o dille olaca-ğı için seviniz.
Şeklinde anlatmak istiyor. Herşey din ve ahlâkla ölçülür.. Bir ahlâk-sız cihanın en üstün ırkına mensub olsa, birşey değişmez.. Ama, iyi, dü-rüst bir kimse hangi millete mensub olursa olsun; daima iyidir ve bulun-duğu topluluk için sevgi, saygı toplar.
Bu Hadis-i Şerifi BEYHEKİ Hz. rivayet etmiştir. Bu zatı, 12. Ha-dis-i Şerifin sonunda anlatmış bulunuyoruz.
Tercümemize esas aldığımız eserde BEYHEKÎ ve BAŞKASI den-mekte ise de, BAŞKASI'nın kimler olduğu tasrih edilmemiştir.
( رواه أحمد والبيهقي )
احْتَرِ سُوا مِنَ النَّاسِ بِسُوا الظَّنَّ .
٤٤
44) «Suizannı doğuracak şeylerde; kendinizi insanlardan koruyu-nuz.»
Kötülükler, önce bir zanla fısıltı halinde doğar; sonra büyür.. Et-rafa yayıldığı zaman, onu artık önlemek çok güçleşir. Onun için, önce suizannı doğuracak şeyleri bırakmalı.. Hatta bir ihtimal dahilinde dahi olsa..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil73 Halkın dili tutulmaz. Öyle kötüler vardır ki; yaptıkları telkinlerle ivileri de inandırırlar.. Mümkün olduğu kadar onlara fırsat vermemeli-dir. Ufak bir sivilceyi, o kötü kişiler kaşıya kaşıya kansere çevirebilirler.. Bir kötü zan ve yersiz şüphe yüzünden çok ocakların söndüğü; hayli yu vaların yıkıldığı malûmdur.. Bunları düşünmeli; halkın diline düşecek uygunsuz hareketlere uygunsuz yerlere gitmemeli..
Bilhassa cemiyet içinde sivrilmiş kimseler bu hususta çok dikkat et-melidir.. Bilhassa din adamları... Çünkü din adamları için yapılacak it-ham, doğrudan doğruya dine dokunur..
Bu Hadis-i Şerif İMAM-I AHMED ve BEYHEKİ'den alınmıştır.. Bu zatlar 1. ve 12. Hadis-i şerifte anlatılmıştır. Allah ikisinden de razı olsun.
أَحْبِبْ حَبِيبَكَ هَوْنَا مَا ، عَسَى أَنْ يَكُونَ بَغِيضَكَ يَوْمًا مَّا . وَأَبْغِضُ ( رواه الترمذى ) بَغِيضَكَ هَوْنَا مَا ، عَسَى أَنْ يَكُونَ حَبِيبَكَ يَوْماً ما .
٤٥
45) «Sevdiğin kimseyle, günün birinde; dargın düşebileceğini hesa-ba kat, öyle sev.. Ve buğzettiğin kimseyle günün birinde ahbab olabileceğini düşün, öyle buğzet...>>>
**
Bu Hadis-i Şerif; bizi müfrit davranmaktan alıkoymak ister.. İfrat daima zararlıdır. Her işte orta halli hareket; daima iyidir.
İnsanın hayatta sevdiği kimseleri olabilir ve olmalıdır. Fakat, se-vince hemen; bütün varlığıyla bağlanmamalıdır. Günün birinde ayrılmak İcabederse, güç olur. Daha başka zararları da vardır. Bazan öyle hatalar olur ki; mutlak surette ayrılmak icab eder; haliyle çok sevdiği ve bağlan-dığı için ayrılamaz..
Buğzedilen kimselere karşı da aşırı hakarette ve aleyhte bulunmak doğru olmaz. Haliyle, bu âlemin geçici şeyleri yüzünden meydana gelen dargınlık alevi söner, geçer.. Ama geçmişte yapılan aşırı hareketler, bir anlaşmaya mâni olur.. Hele sözlü hakaretlerden çok sakınmalıdır. Ata-larımız:
Sopanın yeri iyileşir; ama, sözün yarası iyileşmez..
Demişler. En iyisi, daima orta halli hareket etmektir. Çünkü bir baş-ka Hadis-i Şerifte:
«İşlerin hayırlısı orta halli olanıdır.>>>
Buyurulur.. Onun için sevdiğimizle hep dost kalacağımızı sanmaya-cağımız gibi; düşmanımızla da hep düşman kalmayacağımızı hesaba katalım..
HADIS-1 ŞERİFLER
YanıtlaSil74
Bu Hadis-i Şerif, JAMAM-I TİRMİzi'den alınmıştır. 13. Hadis-i Se-rifin sonunda bu zattan kısaca bahsetmiş bulunuyoruz.. Allah ona rah. met eylesin..
٤٦
أخشى مَا خَشِيتُ عَلَى أُمَّتِي : كِبَرُ الْبَطْنِ ، وَمُدَاوَمَةُ النَّوْمِ وَالْكَسَلُ ( رواه الدار قطني عن جابر ) وَضَعْفُ الْيَقِينِ
46) «Ümmetim için korktuklarım arasında en kötüsü şunlardır:
Koca göbekli olmak...
Devamlı uyku...
Tenbellik...
Ve YAKÎN halimde zayıflık...>>
**
Koca göbekli olmak, fazla yemekten hâsıl olur.. Bunun sonu haliyle uykudur. Tenbellik bundan sonra gelir ve artık tam bir iman hali olan YAKIN zayıflar...
Bir mümin ve müslüman kimsenin zamanı doludur. Tenbel değil; bilakis çalışkandır.. Çünkü bu âlemde bir yolcu olduğunu bilir.. Allah-ü Taalâ ona böyle emretmiştir; bu emirlere baş eğmiştir. Çünkü gerçeğin böyle olduğunu bilir..
Bu Hadis-i şerifte üzerinde duracağımız bir kelime de YAKIN'dir. YAKIN hali imandan da öte bir imandır.
YAKIN hali aynı zamanda tasavvuf ehlinin de son mertebesidir. İs-tılâhta ayrı mânaları vardır.
YAKIN; lügatta şudur:
Kendisiyle birlikte şek taşımayan bir bilgi..
İstılah mânası da şöyledir:
Zuhur eden hâdiselerin de yardımıyla; aynı zamanda birşeyin yalnız inandığı gibi olacağını bilip inanmak...
YAKÎN hali aynı zamanda tasavvuf ehlinin de son mertebesidir. İs-mail Hakkı Bursevî YAKÎN halini şöyle anlatır:
<>>
Cenab-ı Hak bizlere bu imanı nasib eylesin..
VE VAAZ ÖRNEKLERI
YanıtlaSil75
Bu Hadis-i Şerifin esas ravisi CABİR r.a. Hz. dir. DAREKUTNI on-dan naklen eserine almıştır. CABİR r.a. Hz. ni 12. Hadis-i Şerifin sonun-da anlattığımız için burada anlatmayacağız..
DAREKUTNI: Bu zat, büyük hadis imamlarındandır ve esas adı EBULHASAN ALl'dir. Babasının adı da ÖMER.. Asrında yetişen lim adamları dahi bu zatı takdirle karşılamış ve övmüştür..
Hatib-i Bağdadi bu zat için:
Asrının en üstün ilim adamı...
Der.. Taberani ise:
O hadis ilminde EMİR'UL-MUMIN'dir
Der..
Hakim Nişaburi ise, DAREKUTNİ'yi ilim, takva, zühd işinde eşsiz adam kabul eder ve:
Asrında Kur'an ilmine onun kadar aşina kimse yoktu.
Diye över..
Hicretin 306. yılında doğmuş, 385 yılı Zilkade ayında vefat etmiştir. Kabri Bağdad'dadır..
Allah rahmet eylesin..
أدما افْتَرَضَ اللَّهُ عَلَيْكَ تَكُن مِنْ أَعْبَدِ النَّاسِ ، وَاجْتَنِبُ مَا حَرَّمَ اللَّهُ علَيْكَ تَكُنْ أَوْرَعَ النَّاسِ . وَارْضَ بِمَا قَسَمَ اللَّهُ لَكَ تَكُن مِنْ أَغْنَى النَّاسِ . ) رواه ابن عدى عن ابن مسعود ) ٤٧
47) «Allah'ın sana farz kıldığı ibadetleri eda et ki, insanların en âbidi olasın..
Allah'ın sana haram kıldığı şeylerden kaçın ki, insanların verâ haline en çok sahip olanı olasın..
Allah'ın sana taksim ettiğine razı ol ki, insanların en zengini olasın.>>>
* **
Dünya hayatında, dinî bakımdan bizi ilgilendiren iki emir vardır. Onların biri FARZ, öbürü de HARAM'dır.
Gerek FARZ, gerekse HARAM kendi açılarında birkaç derecede mü-talâa edilirler.. Ve yaptıkları islâh ve ifsad derecesine göre ad alırlar..
Meselâ, FARZ BÖLÜMÜ: Farz, vacip, sünnet, müstahap, mübah ola-rak mütalâa edilir.
Meselâ, HARAM BÖLÜMÜ: Haram, mekruh, müfsid olarak mütalâa edilir.
HADIS-1 ŞERİFLER
YanıtlaSil76
Bunların bu şekilde dallı mütalan edilmeleri, haklarından gelen Ayet-i Kerimelerin sarahatı ile zımnen anlatılması, Hadis-i Şeriflerin açık beyanı veya kapalı geçilmesidir.. Ve müştehid imamların bunlara daya-narak çıkardığı ahkâmdır.
Her iki bölüm sekiz eder ki, bunlara şer'i dilde, EF'AL-İ MÜKELLE-FIN tâbiri kullanılır.. Yani bülûğ çağına eren kimsenin, yapmak veya yapmamakla yükümlü olduğu görevler demektir..
Elbette farzları yapan, insanların en âbidi; haramdan kaçan ise, in-sanların en çok verâ haline sahip olanıdır.
Verâ hali; haram şöyle dursun, şüphe izine dahi basmayan büyük zatlara mahsus üstün bir vasıftır.
Farzı eda eden, elbette haramdan kaçar. Haramdan kaçan.. Böyle olan bir kimse, tam mümindir. Ve kanaat sahibidir. İhtirası yoktur. Ve gani gönüllüdür.
Allah cümlemize bu hali nasip eylesin, ki, farzı eda eden, haramdan kaçan kullardan olalım.
**
Bu Hadis-i Şerifi; IBN-İ MESUD'un rivayetine dayanarak, İBN-1 ADİYY rivayet ediyor.. Geçen Hadis-i Şeriflerde bu zatlar hakkında ma-lûmat vermediğimiz için, burada bir parça vereceğiz. Her ikisine de Al-lah'tan rıza ve rahmet dileriz..
**
IBN-1 MESUD: Esas adı ABÜLLAH.. Babası, MES'UD.. Künyesi, EBU ABDURRAHMAN.. İslâm dini ile altıncı olarak müşerref olmuş-tur.
Bedir ve Uhud cengi dahil, bütün gazalara iştirak etmiştir.
Bünyesi zayıf, nahifti. Bacakları da çok inceydi. Bazı sahabe ona ba-kar gülümserdi. Bunu gören Peygamber S.A. efendimiz şöyle buyururdu:
- «Siz onun zayıflığına bakmayın, mizanda hepinizden ağır gele-cektir..>>
Hicretin 32. yılında vefat eyledi. Altmış yaşındaydı. Bazıları, alt-mışı geçkin olduğunu söyler..
Allah ondan razı olsun..
** *
IBN-1 ADİYY: Ramuz Şerhi, bu zatı özetle şöyle tarif eder: Hafız Abdüllah. ADIYY.. El-
Bu öyle bir erdir ki, uzun yıllar yastığa baş koymadı.. Uyanık gün-ler geçirdi... Adet olan bütün şeyleri bıraktı.. Bunları hep ilim uğruna yaptı..»
Ibn-i Asakir ise bu zatı özetle şöyle anlatır:
Gilvenilir bir musanniftir. Hicretin 65. yılında vefat etti. 88 ya-şındaydı...
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil٤٨
أَدَّبُوا أَوْلادَكُم عَلى ثَلَاثِ خِصَالٍ : حُبِّ نَبِيِّكُمْ ، وَحُبِّ أَهْلِ بَيْنِهِ ، وَقِرَاء وَ الْقُرْآنِ ، فَإِنَّ حَمَلَةَ الْقُرْآنِ فِي ظِلَّ اللَّهِ ، يَوْمَ لَا ظِلَّ إِلَّا ظِلَّهُ مَعَ ) رواه الديلمي عن على ) أَنْبِيَائِهِ وَأَصْفِياتِهِ .
48) «Çocuklarınızı, şu üç huya sahip yetiştiriniz:
1 Peygamberinizin sevgisi...
2 Ehl-i Beytinin sevgisi...
3 Bilhassa Kur'an okumak...
Çünkü Kur'an hamilleri, Allah'ın vereceği gölgede sayeban ola-caklardır. Ki o gün, onun gölgesinden başka gölge yoktur. En-biya ve esfiya arkadaşlarıdır. **
Çocuklarımızı, tıpkı bir İslâm bayrağını taşıyıcı bilmeli ve öyle ye-tiştirmeliyiz.. Onları Allah, Peygamber ve Peygamberin S.A. bize emanet ettiği varlıkların sevgisi ile dopdolu kılmalıyız.. Onlar da; bizden gör-düklerini, kendi çocuklarına tatbik edeceklerdir.
Bilhassa, Hz. Ali'nin r.a. buyurduğu:
- Çocuklarınızı gelecek zaman için yetiştiriniz..
Şeklinde kelâmı kibarı bu konuda önemlidir..
Bu Hadis-i Şerif'in esas ravisi, Hz. ALİ'dir. Ondan da DEYLEMI almıştır.
DEYLEMI: 4. Hadis-i Şerifin sonunda anlatıldı.. Burada Hz. ALI'-den bir parça bahsetmeyi uygun buluyoruz.
Hz. ALI: Peygamber S.A. efendimizin amcası, Ebu Talib'in dördün-cü oğludur.
Cennetle, müjde alanların ve hulefa-i raşidinin de dördüncüsü.. Al-i aba namıyla anılan, ehlibeytin birincisi..
Peygamber S.A. efendimize risalet verilişinin ikinci günü iman etti. Henüz on yaşındaydı..
Bütün gazalara katıldı; küffara karşı arslanlar gibi savaştı. Yara al-dığı da oldu... Yalnız Uhud cenginde on altı yara aldığı tespit edildi.
Hicretten 23 yıl evel doğdu.
Hicretin 40. yılı, Ramazan ayının onuncu günü, namazını kılarken,
başına kılıç vurularak şehid edildi.
Kabrinin Necefte olduğu kuvvetle muhtemeldir.
Allah ondan razı olsun..
TT
cağı her olağanüstülüğe kendini hazırlamıştı. Ama ogulcuğu Sa'd ogullan yurdunda, otlakta yaşadıkları daha derin anlamlar ifade ediyor olmalıydı. Gece boyu bunu çözmek için düşündü de düşündü... Belli bir noktayı yakalamıştı. Oğlu Allah katında çok yüce bir değere sahipti. Onun bütün kötülüklerden ko-
YanıtlaSilTARİHTE BUGÜN
1944-Bediüzzaman'ın talebelerinden Hafız Ali Ağabey (Ergün) vefat etti. • 1960-Bediüzzaman, iki günlüğüne Isparta'dan Emirdağ'a geçti.
17
PAZAR
SUNDAY
MART
MARCH
BİR AYET
"Rabbimiz bizi zalimler topluluğuyla birlikte kılma!" derler. A'raf Suresi: 47
BİR HADİS
Abdesti güzelce almak imanın yarısıdır. Müsned, 1: 287
Karanlık gece şeklinde olan istikbal Kur'ân'ın ziyasıyla tenevvür eder. Cennetin bostanları şekline girer. Mesnevî-i Nuriye
HİCRİ: 7 RAMAZAN 1445-RUMI: 4 MART 1440
Imsak Güneş Öğle
İkindi Akşam Yatsı
KASIM: 131-GÜN: 77
KALAN: 289 - GÜN. UZ.: 3 DK
İmsak Güneş Öğle
İkindi Akşam Yatsı
düşündü
YanıtlaSilLayatr
ü. Oğlu Allah katında çok yüce bir değere sahipti.
iç dünyası, manevi hayatı da korunmalıydı. Bu açıdan
eni korunacağı gibi iç düny
ise tâ Adem'den (as) beri bilinen en berrak
olabi-
TARİHTE BUGÜN
• 1909-Bediüzzaman'ın "Yaşasın Şeriat-ı Ahmedî" isimli makalesi Volkan gazetesinde yayınlandı.
• 1915 - Çanakkale Zaferi.
• 1925 - Bediüzzaman'ın Şeyh Said Hadisesi ile ilgisi olmadığına dair Van Valiliği rapor verdi.
• 1949 - NATO kuruldu.
• 1960-Bediüzzaman Emirdağ'da şiddetli bir hastalığa yakalandı.
18
PAZARTESİ
MONDAY
MART
MARCH
BİR AYET
Ona ibadet et ve Ona tevekkül et. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir. Hûd Suresi: 123
BİR HADİS
"Elhamdülillah" terâzinin sevap kefesini doldurur. "Sübhanallah" ve "Allâhü ekber'in sevabı göklerle yeri doldurur.
Müsned, 1: 287
Şükret, hayrâtın en hâlisinin kapısını sana açan, hastalıktır. Hastalık mütemâdiyen hastaya ve lillah için hastaya bakıcılara sevap kazandırmakla beraber, duânın makbuliyetine en mühim meseledir. Lem'alar
İstihbarat Örgütleri
YanıtlaSildüşündüğü de önemlidir ve derinlemesine bir araştırma için çeşitli dillerde ve konularda diyalog için çeşitli iletişim (blog, sohbet vb.) yöntemleri kullanılmaktadır. İstihbarat Araştırma Merkezi (IARPA) ise sosyal medya takibinde dil problemlerini çözmek için yeni bir program geliştirmektedir.
Etki Ajanları
Enfluans ajanları diyebileceğimiz etki ajanları, yalnız olayların seyrini belli bir istikamette değiştirmek amacıyla değil, hedef top-lumun istikrarını bozmak için de kışkırtıcılık yaparlar. Etki ajanları genellikle; gazeteci, devlet memuru, diplomatlar, milletvekilleri, sivil toplum örgütü lideri, ticaret odası başkanı, politikacılar veya gizli servis mensupları gibi çok çeşitli çevrelerden olabilir. Amerikan lite-ratüründe diğer ajan türleri ile birlikte etki ajanlarının: yardakçı da denilmektedir) temin edilmesi başta gelen örtülü faaliyet türlerin-den biridir. Yardakçıların saptanması çok dikkatli ve gizli bir incele-me neticesinde olur. Bir insanın ABD'ye yardakçı olmasını sağlayan özelliklerin başında devlet, ordu, iş ya da medya içinde önemli bir kişi olması veya bağlantılarının iyi olması aranır. En yaygın yardakçı çeşidi; örtülü operasyon sırasında yardımcı olabilecek tek
bir kişidir. Bu kişi bir gazeteci, editör, paralı asker, gümrük me-muru, bankacı, işletmeci, başkan yardımcısı ya da bu tarz başka bi-risi olabilir. Etki ajanlarının yetiştirilmesinde dış kaynaklı burslar önemli roller oynamaktadır.
Amerikan üniversitelerine ve okullarına giden kişiler, dünyayı Amerikan tarzıyla görmeyi öğrenirler ve bu şekilde Amerika'yla, Amerika'nın kendi halkından daha iyi özdeşleşmiş üst sınıf bir aracı kesim ortaya çıkar. Bu şartlar altında, yabancıların Amerikan yar-dakçısı olmaya hevesli olmaları çok doğaldır.
İstihbarat Örgütleri
YanıtlaSil283
Etki ajanları 21. yüzyıl ile birlikte daha da belirginleşmekte ve kü-resel elit tabaka içinde kamufle olmaktadırlar. İngilizcesi akıcı olan ve bu dili iş yürütmek için kullanan yeni küresel elit tabaka uluslara-rası iş kurumu ya da finansal anonim ortaklığı olan işyerlerinde daha çok görülmektedir. Üst düzey politikacılar, finansal sermayenin önde gelen işadamları, tüccarlar, medya patronları, akademik dünyanın ağır topları ve hatta rock yıldızlarından oluşan elit tabaka giderek artan ölçüde kendi çıkar ve dostluk anlayışları ile kimliklerini gös-termektedirler. Bu elit tabaka, sözde istikrarda, refahta ve demokra-side küresel bir topluluğun ortaya çıkışını desteklemektedir. Toplum mühendisi olarak etki ajanlarının temel rolü propaganda operatörü olmaktır. Propaganda operatörleri, halkın zihnini denetim altında tutabilmek için "imaj" tasarımı üzerinde çalışırlar. Bu amaçla hal-kın haber alma aracı olan basın ve görüntülü yayının denetim altına alınması gereklidir.
Özellikle basın dünyasında dış bağlantıları ile güdümlü, görüş yayıcı ve görüş oluşturucu işlevi bulunan gazete ve televizyonlarda ihaleci ve getirim peşindeki holding sahiplerinin egemen olmasıyla seçkin köşe yazarları; yükseltilen ücretlerle, gazetecilik kimliğinden ayrılmadan etki ajanı olarak yönlendirici eleman konumuna getiril-mişlerdir. Bu sürece dış ülkelere uzun süreli geziler, içeride yabancı vakıfların parasal katkılarıyla gerçekleştirilen yatılı-yemekli semi-nerler, iyi otellerin iyi salonlarında yapılan gösterişli konferanslar eşlik etmektedir.
HADIS-1 ŞERİFLER
YanıtlaSil78
أدْعُو اللَّهَ وَأَنْتُمْ مُوقِنُونَ بِالإِجَابَةِ ، وَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ تَعَالَى لَا يَسْتَجِيبُ ) رواه الترمذي عن أبي هريرة) دُعَاءِ مِنْ قَلْبِ غَافِلِ لا . .
٤٩
**
49) «Allah'a dua ediniz; fakat, kabul olacağına inanarak.. Biliniz ki, Allah-ü Taâlâ, gafil olan ve faydasız şeyle oyalanan kalbin duasımı kabul buyurmaz..>>
Dua bir ibadettir. Çünkü bir Ayet-i Kerimede şöyle buyrulur:
«Duanız olmasa, Rabbım sizi ne edecek?..>>
Duanın da diğer ibadetlerimiz gibi edebi erkânı vardır.
Duaya başlarken; temiz olmak, abdestli bulunmak, mübarek gün ve saatleri gözetmek gerekir...
Duaya başlarken ve bitirirken, Peygamberimize Salavat-ı Şerife oku-mayı unutmamak da duanın kabulüne bir sebep olabilir.. Unutmamalı..
Bu Hadis-i Şerifin esas ravisi, EBU HÜREYRE'dir.. Bu esere de İMAM-I TİRMİZİ'den alınmıştır.
EBU HUREYRE, 5., İMAM-I TİRMİZİ ise 13. Hadis-i Şerifin sonun-da anlatılmıştır..
Allah ikisinden de razı olsun..
إذَا آتَاكَ اللهُ مَالاً فَلْيُرَ أَثَرُ نِعْمَةِ اللَّهِ عَلَيْكَ وَكَرَامَتِهِ . ( رواه الحاكم عن والد أبي الأحوص ) ۵۰
50) «Allah sana bir ihsanda bulunursa, onu Allah'ın bir nimeti bilme-lisin ve eseri üzerinde görülmeli..>>>
Bu Hadis-i Şerif; dünya malı içinde yüzerken, pintiliği paçasından akanlara ithaf olunur. Belki bu ithafı yaparken hata ediyoruz; ama baş-ka çaremiz de yok..
Zengin odur ki, hem yiye, hem de yedire.. Malının bėkçiliğini yapan, dece bir bekçidir, o kadar; yazık..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil79 Bu Hadis-i Serifi, VALID b. EBU AHVAS rivayet etmiştir. Ondan da HAKIM..
HAKIM hakkında, 22. Hadis-i Serifin sonunda kısa da olsa bir ma-tůmat verilmiştir.
VALID b. EBU AHVAS: Esas adı Hasan. Hicretin 700. yılına doğ-ru vefat etti, EBU AHVAS kiünyesidir.
Endülüslüdür. Büyük bir muhadistir. Fetvalarını Maliki mezhebi üzerine verirdi.
TIBYAN FI AHKAMIL-KUR'AN adı bilinen eseri vardır. Meşhur olmayan daha başka bir çok eseri mevcuttur..
إِذَا أَتَيْتُمُ الصَّلاةَ فَعَلَيْكُم بِالسَّكِينَةِ ، فَمَا أَدْرَكْتُمْ فَصَلُّوا وَمَا فَاتَكُمْ ( رواه الشيخان ) فا نموا .
51) «Namaza çıktığınız zaman, vekarlı ve sakin bir şekilde yürüme-lisiniz..
Yetiştiğiniz kadarını kılınız; yetişemediğiniz kısmı da tamamlar-sınız.>>
Namaza huzur ve sükûnla gidilir. Telâş yakışmaz. İnsan telâşe ile giderse, belki de yolda bir hata işleyebilir. Meselâ, tanıdık bir mümin kardeş görülür, selâmsız geçilir; bu yüzden bir kırgınlık hasıl olur. Da-ha başka şeyler de olabilir.
Yavaş, ağır ve dikkatli olmalı.. Kavuşulan, cemaatle kılınır, ka-vuşulmayan kısım ise, imam selâm verdikten sonra itmam edilir.
Namaza çabuk gidenler ve diğer işlerde telâş gösterenler için bir şair şöyle demiş:
Bir kişiyi görürsen, çabuk gider ey civan; ya delidir, ya müezzindir ya da imam..
Bu Hadis-i Şerif, hem BUHARÎ'de, hem de MÜSLİM'de geçer. Bu esere de onlardan alınmıştır. 2. ve 5. Hadis-i Şeriflerin sonunda, her iki-sine dair az ve öz malûmat verilmiştir. Bilgi için bakılırsa, faydalı olur.
Allah ikisinden de razı olsun ve bol rahmetine nail eylesin.
**
HADIS-I ŞERİFLER
YanıtlaSilإِذَا أَحَبَّ اللَّهُ عَبْدًا أَبْتَلَاهُ لِيَسْمَعَ تَضَرُّعَهُ .
80
٥٢
( رواه البيهقي عن أبي هريرة )
52) «Allah bir kulunu severse, onu herhangi bir şeyle müptela kılar. Ta ki onun tazarruunu duya..>>
İnsan hayatta bazı iptilālara uğrar ve bazı musibetlere düçar olur. Başa gelen her musibet, bir felâket değildir. İmtihan yollu bir iptila ola bilir.. Cenab-ı Hak, verdiği musibetle kulunu denemek ister. Ama hatalı kullar, dikkatli olmalı..
Başa gelen iptilaların hepsi bir felaket olsaydı; en büyük iptilâya peygamberler uğramazdı.. Kaldı ki, bir kadsî hadiste şöyle buyrulur:
«Günahkarların bana varan iniltisi, tesbih okuyanların sesinden daha sevimlidir.>>
Bu Hadis-i Şerifin esas ravîsi EBU HÜREYRE'dir. BEYHEKI on-dan almıştır. 5. ve 12. Hadis-i Şeriflerin sonunda, bu zatlar hakkında kısa bir bilgi verilmiştir..
Allah'tan rıza ve rahmet dileriz..
ه إِذَا أَحْسَنَ الرَّجُلُ الصَّلَاةَ فَأَتَمَّ رُكُوعَهَا وَسُجُودَهَا قَالَتِ الصَّلَاةُ حَفِظَكَ الله كما حفظتنِي ، فَتَرْفَعُ ، وَإِذَ أَسَاءِ الصَّلاةَ فَلَمْ يَتِمَّ رُكُوعَهَا وَسُجُودَهَا قَالَتِ الصَّلَاةُ : ضَيَّعَكَ اللهُ كَما ضَيَّعْتَنِي، فَتُلَفُ لَا يُلَفُ النَّوْبُ الْخَلَقُ (1) فَيُضْرَبُ ) رواه الطيالسي عن عبادة بن الصامت ) بِهَا وَجْهُهُ
(۱) الخلق - بفتح اللام - : البلى .
53) «İnsan, namazını güzel kılar; rükû ve secdelerini tam yaparsa, namaz ona şöyle der:
Sen beni nasıl koruduysan, Allah da seni korusun..
Sonra yükselir..
Şayet namazı kötü kılar; rükû ve secdelerini eksik yaparsa, bu sefer namaz ona şöyle der:
- Sen beni nasıl boşa giderdiysen, Allah da seni öyle yapsım.. Sonra o namaz eski bir paçavra gibi dürülür ve kılanın yüzüne vurulur..>>>
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil81
Bedenî ibadetlerimizin en önemlisi namazdır. Maddi hayatın sıkın-tısı ağır bastıkça, namazın önemi daha iyi anlaşılıyor. Hiç olmazsa, gün-de birkaç saat, bütün sıkıntılardan kurtulmak nasib oluyor.. Kalbe de bir ferahlık geliyor. Haliyle bu ferahlığın gelişi; namaz, namaz olduğu takdirdedir. Aksi halde, hayır..
Allah cümlemize, tam namaz kılmayı nasib eylesin. Amin!.
Bu Hadis-i Şerifin esas ravisi UBBADE b. SAMİT'tir. Ondan nak-len TAYALİSİ Hz. ne geliyor.. Oradan da bu esere.. TAYALİSİ Hz. ni 17. Hadis-i Şerifin sonunda anlatmış bulunuyoruz. Burada esas raviyi bir parça anlatacağız..
UBBADE b. SAMIT: Sahabedendir. Hem de ileri gelenlerinden... Bedir cenginde şehid oldu, diyenler varsa da aslı yoktur. Taa Muaviye r.a. devrine kadar yaşadı. Hemen bütün gazalara iştirak etmiştir.
Peygamber S.A. efendimiz hayatta iken, Kur'an-ı Kerimin âyetle-rini bir araya getirenlerin biri de bu zattır.
Ibn-i Saad'ın anlattığına göre, Filistin'e tâyin edilen ilk İslâm vali-si bu sahabedir.
Uzun boylu, yakışıklı bir kimseydi. Hicretin 34. yılında, Remle'de vefat etti.
Allah ondan razı olsun..
( رواه الديلمي )
إِذَا أَذَّنَ الْمُؤذِنُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ حَرُمَ العَمَلُ . ٥٤
54) «Cuma günü, müezzin ezan okumaya başladı mı, dünya işi yap-mak haram olur.>>> **
İslâm dininde günlerin önemi vardır. Hele cuma günü... günlerin efendisidir.
Ayet-i Kerime, Hadis-i Şerif ve birçok büyük zatların işaretine göre o günü ve gecesini ibadetle geçirmek en iyisidir. Hiç olmazsa cuma nama-zını kılmalıdır. Çünkü cuma namazını kaçıran, öğle namazını cemaatle kılmak faziletinden mahrum olur.
Bilindiği gibi cuma namazını kılmayanlar, öğle namazını kılmak için bir cemaat teşkil edemezler. Bu, cuma namazını özürsüz kaçıranlar için, en büyük bir cezadır. Allah saklasın..
**
Bu Hadis-i Şerif DEYLEMÎ'den alınmıştır. 4. Hadis-i Şerifin sonun-da bu zata dair kısa bir malûmat verilmiştir. Hadis-1 Şerifler, F: 6
82
YanıtlaSilHADİS-İ ŞERİFLER
إِذَا أَتَيْتَ مَضْجَعَكَ فَتَوَضَّأْ وُضُوكَ لِلصَّلَاةِ ، ثُمَّ اضْطَجِيعَ عَلَى شِفْكَ الأيمن، ثمَّ قُلْ : «اللَّهُمَّ أَسْلَمْتُ وَجْهِي إِلَيْكَ ، وَفَوَّضْتُ أَمْرِي إِلَيْكَ، وَأَلْجَاتُ ظَهْرِي إِلَيْكَ ، رَغْبَةً وَرَهْبَةً إِلَيْكَ ، لَا مَلْجَأَ ولا مَنْجَى مِنْكَ إِلَّا إِلَيْكَ ، اللهم آمنت بكتابك الذي أَنزَلْتَ ، وَ نَبِيَّكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ .
( رواه البخاري ومسلم )
55) «Yatakhanene gittiğin zaman, namazaymış gibi bir abdest al.. Yatacağım zaman da, sağ yanına yat ve şu duayı oku:
- Allahım, yüzümü sana döndürdüm.. İşimi sana ısmarladım. Arkamı sana yasladım. Bunları, hem severek hem de azabından korkarak yapıyorum..
Sana sığınmaktan başka çare olmadığı gibi, kurtuluş da yoktur. Varsa , ancak senden sanadır.
Allahım, gönderdiğin peygambere iman ettim; yolladığın kita-ba da inandım.>>>>
**
Mümin kulların günleri ve geceleri doludur.
Gece olunca ya ibadet edecektir; ya da yatıp uyuyacaktır.
Gündüz olunca da öyle.. Ya bir dinî vazifesi vardır; ya da geçim derdi..
Gecenin rahat geçmesi, gündüzün getirdiği huzura, gündüz yapıla-cak işlerin de yerinde yapılması için, geceden temin edilecek istirahata bağlıdır.
Gecesini sağda solda geçirmiş kimse, gündüz işine huzurla gidemi-yeceği gibi; gündüzünü, hayu huyla geçiren de gece huzur bulamaz..
Bilhassa, gündüz yapılacak işlerde, gece hayatının çok rolü vardır. Gecesini rahat geçirmeyen memur masasında, tüccar ise, kasası başında uyuklar..
Cenab-ı Hak, hapimizi, gecesini gece, gündüzünü de gündüz yapan-lardan eylesin... Amin!..
* **
Bu Hadis-i Şerif, hem BUHARÎ hem MÜSLİM'de geçer. Buraya on-lardan alınmıştır. 2. ve 5. Hadis-i Şeriflerin sonunda bu zatlar hakkında malûmat verilmiştir..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil٥٦
**
إِذَا أَرَادَ اللَّهُ بِعَبْدِ خَيْرًا جَعَلَ غِنَاهُ فِي نَفْسِهِ ، وَتُقَاهُ فِي قَلْبِهِ، وَإِذَا أَرَادَ ( رواه الحاكم عن أبي هريرة ) اللهُ بِعَبْدِ شَرًّا جَعَلَ فَقَرَهُ بَيْنَ عَيْنَيْهِ .
56) «Allah-ü Taâlâ bir kula hayır murad ederse, özüne zenginlik duy-gusu yerleştirir. Kalbine ittika duygusunu koyar.. Ama, bir kula da şer murad etti mi, fakirlik duygusunu gözü önünde tutar..>>>>
Cenab-ı Hak hiçbir kuluna zulmetmez. Bir Ayet-i Kerimede:
Bir kavim; kendi nefislerinde bir tağyir yapmadıkça, Allah on-ları tağyir etmez..>>
Buyrulur.. Bu ilâhî kelâma göre, önce insanlar, kanaatı bırakırsa, Al-lah onlara fakirlik korkusu verir. Milyonları üstüste desteleseler, yine içlerini fakir düşme korkusundan alamazlar.
Ama, bir kulda ki, kanaat duygusu bulunur; o da gani gönüllüdür.. Ve kalbi takva haliyle çarpar. Hırsı yoktur..
Allah cümlemizi kanaat sahibi kullarından eylesin.. Amin!.
Bu Hadis-i Şerif, HAKİM'indir; EBU HUREYRE'den almıştır. 5. ve 22. Hadis-i Şeriflerin sonunda bu zatlara dair malûmat verilmiştir.
Allah onlardan razı olsun ve rahmetine nail eylesin.
إِذَا أَرَادَ اللهُ بِعَبْدِ خَيْراً فَقَهَهُ فِي الدِّينِ ، وَزَهْدَهُ فِي الدُّنْيَا ، وَبَصَرَهُ ( رواه البيهقي عن أنس )
عُيُوبَه .
٥٧
83
57) «Allah bir kula hayır murad ederse, onu dinde fakih kılar.. Dünyaya karşı zahid eyler..
Ayıplarını görecek basirete sahip kılar..>>>
Fakih olmak, zahid olmak bir de basiret sahibi olmak.. Bunlar ne büyük hasletler..
Fakih; hayrını şerrini bilene denir..
Zahid; dünyaya karşı hırsı olmayan, gani gönüllü kimsenin adıdır..
Basiret sahibi ise; imanın gerçek tadını alan kimsedeki kalbin gözü-dür.. Dünyaya karşı, zühdü, İmam-ı Gazali Hz. şöyle tarif ediyor:
Dünyaya karşı zühd odur ki, ona yani dünyaya karşı, özlü
pana, bu
YanıtlaSiltecrübelerim bana, bu
Vebilecek durumda degilim. Ancak yaşadıklarım
yavrunun Allah katındaki değerini bilecek, ölçüp tartacak bir ademoğlu bulun-
d
her yönüyle Allah'a teslim olduğundan süphem yok
TARİHTE BUGÜN
• 1866- Osmanlı Hükümeti, Süveyş Kanalı'nın açılması konusunda izin verdi.
• 1405 - İmparator Timur'un (Timurlenk) ölümü.
• 1406 - Tarihçi İbni Haldun'un vefatı.
1960-Bediüzzaman çok hasta bir vaziyette Emirdağ'dan Isparta'ya döndü.
19
SALI
TUESDAY
MART
MARCH
BİR AYET
Yeyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.
A'raf Suresi: 31
BİR HADİS
Misvak kullanın, temizlenin. İbni Ebu Şeybe
Ey ehl-i imân! Bu müthiş düşmanlarınıza karşı zırhınız, Kur'ân tezgâhında yapılan takvadır. Ve siperiniz, Resul-i Ekrem'in (asm) Sünnet-i Seniyyesidir. Ve silahınız, istiâze ve istiğfar ve hıfz-ı İlâhiyeye ilticadır. Lem'alar
HİCRĪ: 9 RAMAZAN 1445 - RUMI: 6 MART 1440
KASIM: 133-GÜN: 79 KALAN: 287 - GÜN. UZ.: 3 DK
Siz öyle bir zamanda bulunuyorsunuz ki, fukahası çok, hutebası az, istiyeni az, vereni çok, işte böyle zamanda amel ilimden hayırlıdır. Size öyle bir zaman gelecektir ki, fukahası az, hatibleri çok, istiyeni çok, vereni az. O zamanda ise ilim amelden hayırlıdır.
YanıtlaSilRavi: Hz. Abdullah İbni Said (r.a.)
Sayfa: 135 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
Her hastalığın başı, karnı fazla doldurmaktır.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 72 / No: 10
Ramuz El-Ehadis
Her hastalığın başı, karnı fazla doldurmaktır.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebud Derda (r.a.)
Sayfa: 72 / No: 11
Ramuz El-Ehadis
İmanın en şereflisi, insanların senden emin olması, İslâm'ın en şereflisi elinden, dilinden başkalarına zarar gelmemesi, hicretin en şereflisi günahları terk, cihadın en şereflisi, hem kendinin, hem hayvanının vurulması, zühdün en şereflisi ise kalbinin nasibinle tatmin edilmiş olmasıdır. Allah'tan istenilecek en şerefli dilek de; din, deünya ve ahiret için âfiyettir.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 72 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
HADIS-I ŞERİFLER
YanıtlaSil84
bir gayret sarfetmeyesin. Onu kazurat nevinden bir şey sayasın ve kerih göresin.. Ve kalbinde ona karşı bir arzu ve istek kalmaya..
Ne kadar güzel tarif.. Ramuz serhinde böyle geçer.. Cenab-ı Hak cümlemizi haklarında hayır dilediği kimselerden eylesin.. Amin!..
Bu Hadis-i Serifin esas ravisi ENES'tir. Ondan naklen BEYHEKI almıştır.
Bunlardan ENES r.a. 1. Hadis-i Serifte, BEYHEKI r.a. ise, 12. Hadis-i Şerifin sonunda anlatılmıştır..
إذَا أَرَادَ اللَّهُ بِعَبْدِهِ الخَيْرَ عَجَلَ لَهُ الْعُقُوبَةَ فِي الدُّنْيَا ، وَإِذَا أَرَادَ اللَّهُ بِعَبْدِهِ الشَّرِّ أَمْسَكَ عَنْهُ بِذَنْبِهِ ، حَتَّى يُوَافَى بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ .
۰۸
) رواه الطبراني عن عمار بن ياسر )
58) «Allah-ü Taâlâ bir kuluna hayır murad ederse, onun cezasını dünyada verir..
Ama bir kuluna da şer murad ederse, günahını ondan tutar; ta ki, kıyamet günü cezasını tam vere...>>>
Bu Hadis-i Şerifte geçen, günahını ondan tutar, cümlesi Ramuz şer-hinde şöyle tefsir ediliyor:
Yani; günahın icab ettirdiği cezayı tutar.. Ta ki, dünya azabın-dan daha çetin ve devamlı olan azabı tatdıra..
Cezasını dünyada verir, bölümü ise, yine Ramuz şerhinde şöyle ge-cer:
Ta ki, dünyadan günahsız çıka.. Ve âhirette hesaba çekilmeye..
Her iki halde de azap çetindir. Allah-ü Taâlâ hatalarımızı bağışla-sın.. Ne dünyada, ne de âhirette azaba uğratsın..
Buna hak kazanmak için de tevbe gerek..
Bu Hadis-i Şerifin esas ravisi, AMMAR b. YASİR'dir. Ondan naklen TABERANI almıştır.. Oradan da buraya geçmiştir..
TABERANI 9. Hadis-i Şerifin sonunda anlatılmıştır.. Burada bir parça AMMAR b. YASİR'i anlatacağız..
AMMAR b. YASIR: Islâm dinine ilk girenlerdendir. Ana ve babası da onun tavsiyesi üzerine İslâma girdi..
**
YanıtlaSilVE VAAZ ÖRNEKLERİ
85
Kâfirler bunlara çok işkence etti. Anası Ebu Cehil'in süngüsü ile ük İslâm şehidi oldu.. Babası Yasir'i de, Ebu Cehil sopa ile öldürdü.. AMMAR kurtuldu..
Hayatta kaldığı müddet, bütün İslâm savaşlarında bulundu..
Uzun boylu, buğday renkli idi.. Ve ak sakallı olmuştu.. 94 yaşınday-di, Siffin'de şehid oldu.. Hicri yıl, 37 tdi..
Allah ondan razı olsun.
إِذَا أَرَادَ اللهُ بِعَبْدِهِ خَيْراً فَتَحَ لَهُ فَفْلَ قَلْبِهِ ، وَجَعَلَ فِيهِ الْيَقِينَ والصَّدْقَ ، وَجَعَلَ قَلْبَهُ وَاعِياً لِمَا سَلَكَ فِيهِ ، وَجَعَلَ قَلْبَهُ سَلِيماً ، وَلِسَانَهُ صَادِقاً ، وَخَلِيفَتَهُ مُسْتَقِيمَةٌ ، وَجَعَلَ أَذْنَهُ سَمِيمَةٌ ، وَعَيْنَهُ بَصِيرَةٌ
۵۹
( رواه الشيخ عن أبي ذر )
59) «Allah bir kulu için hayır dilerse, kalb kilidini açar.. İçine yakîn ve sadakat koyar..
Saliki bulunduğu yolun güzelliğini alsın diye, onu bir kab kı-lar..
Ve o kulun kalbini selim kılar..
Ahlâkını dürüst eyler..
Kulağını işiten eyler, gözünü de gören..>>>
Burada; kulağın işiten olması, gözün de gören olması, önemli bir ko-nudur.. Aynı zamanda, İŞİTEN ve GÖREN kelimeleri Arapça aslına gö-re, sıfatı muşebbehe bilfiil tarıkıyla gelir ki, cidden önemlidir.
Kısaca mâna şudur:
Yani bizzat işiten ve bizzat gören..
Burada, daha ziyade; kulumun, gören gözü, duyan kulağı olurum; benimle duyar ve benimle görür.. Hadis-i Kudsî'sine işaret vardır.
Ne büyük nimet.. Cenab-ı Hak o nimeti bizlerden esirgemesin.
Elimizdeki esere göre bu Hadis-i Şerifin esas ravisi, EBUZER-1 GI-FARÎ'dir. 16. Hadis-i Şerifin sonunda, bu güzide sahabeye dair kısa bir bilgi verildi. Allah ondan razı olsun.
ŞEYH : Ikinci ravi.. Tetkik sonunda anladığımıza göre, bu ravi ŞEYH değil, EBÜSŞEYH namı ile maruftur. Ramuz da böyle..
86
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
Ramuz şarihi, bu zatın kimliğini pek kestiremiyor ve iki kişiden biri olma ihtimali üzerinde duruyor. Biri SAID b. IBRAHIM ki, bunun kim-liğini meçhül sayıyor. Öbürünü de, EBU HATEM olarak kabul ediyor;
Itimat edilir ve güvenilir bir hadis imamı sayıyor. Bu zat hakkında, bu kadarla yetinir; ona, Allah'tan bol rahmet di. Zeria.
إِذَا أَرَادَ اللهُ إِنْفَاذَ قَضَاتِهِ وَقَدْرِهِ ، سَلَبَ ذَوِي الْعُقُولِ عُقُولَهُمْ ، حَتَّى يَنْفُذَ فِيهِمْ قَضَاؤُهُ وَقَدْرُهُ ، فَإِذَا قَضَى أَمْرَهُ رَدَّ عُقُولَهُمْ ، وَوَقَعَتِ النَّدَامَةُ ) رواه الديلمي عن أنس )
٦٠
60) >
Takdir-i İlâhi karşısında kimse duramaz. O bir şeyin yapılmasını di-ledi mi, o mutlaka yapılır.
Kader gelince göz görmez olur.
Hadis-i Şerifi de bunun ayrı bir tefsiridir. Cenab-ı Hak hayır işleri cümlemize takdir buyursun.. Amin!.
Bu Hadis-i Şerifin esas ravisi, ENES'tir. İltincisi de DEYLEMİ.. 1. ve 4. Hadis-i Şeriflerin sonunda bunlara dair malûmat var..
İkisine de Allah'tan rıza ve rahmet dileriz.
إِذَا أَرَدْتَ أَنْ تَفْعَلَ أَمْراً فَتَدَبَّرْ عَاقِبَتَهُ ، فَإِنْ كَانَ خَيْرًا فَأَمْضِ ، وَإِنْ ( رواه ابن المبارك ) كانَ شَرًّا فَانْتَه .
٦١
61) «Bir işi yapmayı istediğin zaman, sonunu düşün.. Hayırlı ise, im-zala. Şerli ise bırak..>>>
Tedbir ve takdir, dinimizde çok önem taşıyan ve üzerinde çok duru-lan iki konudur.. Bu yüzden çeşitli görüşler ileri sürülmüş; Peygamber ve ashabın görüşüne aykırı yol tutulduğu olmuştur. Tafsiline girsek, çok uzun olur.. Bizim için en iyisi;
Deveni bağla, sonra takdire havale et..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSilMeälini taşıyan Hadis-i Şerifin işaretine uymaktır. Allah halk eder, kul kesbeder..
Şeklinde geçen ehl-i sünnet lıdır.. kaidesi de, ayrı bir düsturumuz olma-
İşin önü ve sonu iyi düşünüldükten sonra, öteyi tasa yasaktır. İşte o zaman; marifetname sahibi İbrahim Hakkı Hz. nin şu tavsiyesine uy-mak gerekir..
Tedbirini terk eyle, takdir hüdanındır..
Elimizdeki esere göre bu Hadis-i Şerifin ravisi ABDULLAH b. MU-BAREK'tir.
** ABDULLAH b.-MÜBAREK: Tercümesini yaptığımız eserde IBN-1 MÜBAREK diye geçer..
Bu zatı İMAM-I ŞARANİ şöyle anlatıyor.
Asrının âlimleriyle yaptığı sohbet toplantılarında, hep sahabe ve tabiini izlerdi. Hep onlar gibi davranırdı..
Süfyan-ı Sevri ise, onu şöyle anlatıyor:
IBN-1 MÜBAREK'in öyle bir hali vardı ki.. Onun bütün yu ta-kib ettiği hareketi, biz üç gün bile devam ettiremeyiz.
Hicretin 118. yılında doğmuş ve 181. yılında vefat etmiştir. Allah ondan razı olsun..
إِذَا أَرَدْتَ أَمْراً فَعَلَيْكَ بِالتَّودَّةِ ، حَتَّى يُرِيكَ اللهُ مِنْهُ المَخْرَجَ . ( رواه البخاري )
٦٢
87
62) «Bir işi yapacağın zaman, sana teenni ve sabır gerek.. Taa Ce-nab-ı Hak sana, ondan bir kurtuluş yolu gösterinceye kadar..>>>
İnsana başladığı işte sabır düşer. İşin ters olacağı tam belli oluncaya kadar bırakmak doğru olmaz. Hafif bir zorluk karşısında, başlanan işi yarıda bırakmak çoğu zaman insanın zararına olduğu vâkidir.
- Sabit olan yetişir...
Cümlesi, ayrıca bu Hadis-i şerifin tefsiri mahiyetindedir.
Cenab-ı Hak işlerimizde, sabır ihsan eylesin.. Amin!.
Bu Hadis-i Şerif, BUHARÎ'den alınmıştır. Kısa bir menkıbesini 2 Hadis-i Şerifin sonunda anlatmış bulunuyoruz.
HADIS-I ŞERİFLER
YanıtlaSilإِذَا أَرَدْتَ أَنْ تَذْكُرَ عُيُوبَ غَيْرِكَ فَاذْكُرْ عُيُوبَ فيكَ
٦٣
( رواه الرافعي )
63) «Başkalarına ait ayıpları anlatacağın zaman, nefsine ait ayıpları hatırla..>
Kusursuz insan olmaz... Herkesin kendine göre, bir ve birçok hatam bulunur. Insan odur ki, karşısındaki kimsenin ayıplarını anlatmaktan ziyade, onu hatadan kurtarma yoluna gide.. Bir çamura düşeni anlatıp gülmek marifet değildir. Asıl marifet, onu o yoldan alabilmektir.
İmam-ı Gazali Hz. diyor ki:
Kusursuz insan olmaz. Ancak bakmalı; bir kimsenin iyi tarafı, kötü tarafından fazla ise onu iyi kabul etmeli..
Ne kadar güzel..
Bu Hadis-i Şerif RAFII'den alınmıştır..
***
RAFII: Bu zatın esas adı, ABDÜLKERİM'dir. RAFII lakabıdır..
Kazvin'lidir ve vefatı orada vuku bulmuştur..
Bazı rivayetlere göre, vefat tarihi, Miladi 1227 yılında olmuştur.. Bu, Hicri tarihe göre 625 olur.
Büyükler bu zatı, İslâmi ilimlerde bir deniz kabul ederler..
ŞERH'I MÜSNED-I ŞAFII namında bir de eseri vardır..
Allah rahmet eylesin..
إِذَا أَرَدْتَ أَنْ يُحِبَّكَ اللهُ فَأَبْغِضِ الدُّنْيَا ، وَإِذَا أَرَدْتَ أَنْ يُحِبُّكَ النَّاسُ فَمَا كَانَ عِنْدَكَ مِنْ فَضُولِهَا فَانْبِذُهُ إِلَيْهِمْ ٦٤
) رواه الخطيب عن ربعي بن خراش مرسلا )
64) «Dilersen ki, Allah seni sevsin, dünyaya buğzet.. Ve dilersen ki, insanlar seni sevsin; yanında bulunan fazla dün-yalığı onlara dağıt..>>>>
** *
88
İnsan, kalbinin adamıdır; dünyanın değil.. Dünya, asli vatana dö-nüşte temin edilecek saadet için bir vesiledir.. Bunu unutmamak ve dün-yalık işlere ancak gereği kadar sarılmak icab eder..
VE VAAZ ÖRNEKLERI
YanıtlaSil89 Abdülkadir Geylânî ve İmam-ı Gazali gibi büyük zatlar dünyayı söyle tarif ederler:
Seni Allah'ı anmaktan ne alıyorsa, o senin için dünyadır.. Gerçekten budur...
Dünyalık mal; elde ve cepte olmalı, ama kalbde olmamalıdır. Elde olmalı ki, dağıtıla ve içtimai yardımlaşma hasıl ola.. Kalbe giren dünya-lık çıkar mı hiç?.
Bu Hadis-i Şerifin ravisi, REBİİ b. HIRAŞ'tır. Ondan HATİB'e geç-miştir.
REBII b. HIRAŞ: Asbi lakabı ile anılır. Küfelidir. Tabiin devrinde yaşayan en güçlü bir hadis bilginidir. Hicretin, 100. yılında vefat eyle-miştir.. Allah ondan razı olsun.
**
HATIB: Künyesi şöyledir: EL-HAFIZ AHMED b. SABIT.. Lâkabı EBUBEKİR.. Bağdad'ıdır.
Büyük bir fıkıh âlimi olup, elliden fazla eseri vardır. Şafiî mezhebi salikidir.
Hicretin 392. yılında dünyaya gelmiştir..
Hicretin 463. yılında da vefat eylemiştir. Kabri Bağdaddadır. Allah ondan razı olsun..
إِذَا اسْتَيْقَظَ الرَّجُلُ مِنَ اللَّيْلِ وَأَيْقَظَ أَهْلَهُ ، وَصَلْيَا رَكْعَتَيْنِ كُتِبَا مِنَ ) رواه حبان عن أبي سعيد ) الذَّاكِرِينَ اللهَ كَثِيراً وَالذَّاكِرَات . ٦٥
65) «İnsan, gecenin bir kısmında uyanır, sonra ehlini de uyarır ve iki rikât namaz kılarlarsa; Allah'ı, çok zikreden erkekler ve çok rikreden kadınlardan yazılırlar..>
**
Bu Hadis-i Şerifte teheccüd namazı kasdediliyor. Teheccüd namazı Peygamber S.A. efendimize farzdı; bize sünnet..
Büyüklerin hiçbiri teheccüd namazını bırakmadı.. Sabaha kadar iba-det edenler pek çoktur. Böyle yapan erkekler olduğu gibi hanımlar da vardır..
Anlatıldığı gibi yapıp onların safına katılana ne mutlu..
* **
Bu Hadis-i Şerifin esas ravisi EBU SAİD'dir. Ondan da IBN-İ HİB-BAN'a raviler yoluyla ulaşmıştır..
90
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
EBU SAID: Tercümemizde esas tuttuğumuz eserde, sadece EBU SAID denmekte ise de, tetkik neticesinde, onun EBU SAID-I HUDRI ol duğunu anlamış bulunuyoruz.
Bu zat, ashabın en mümtaz simalarından biridir. Peygamber S.A. efendimizden tam 1170 Hadis-i şerif rivayet etmiştir. 86 yil yaşamış ve uzun müddet fetva makamında kalmıştır.
Hicretin 72. yılında, Medine-i Münevvere'de vefat eylemiştir. Allah ondan razı olsun..
IBN-1 HIBBAN: Adı Muhammed.. Babası Hibban.. Şafii mezhebine mensup büyük âlim.. Semerkand kadılığı yaptı. Fıkıh, tip, felsefe ve ni cum ilimlerine aşina...
Zındıklık isnadını yaptılar.. Katli için emir çıktı ve Semerkand'dan sürdüler.
Hicretin 354. yılında vefat etti.. Allah rahmet eylesin.
إِذَا اسْتَيْقَظَ أَحَدُ كُمْ مِنْ مَنَامِهِ فَلْيَقُلْ : « الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي رَدَّ عَلَى رُوحِي وعافاني فِي جَسَدِي ، وَأَذِنَ لِي بِذِكْرِهِ » . ٦٦
) رواه ابن السني عن أبى هريرة )
66) «Sizden biri uykusundan uyanınca şu duâyı yapsın: Ruhumu bana gönderen Allah'a hamd olsun. Bedenime âfi-yet ihsan eyledi. Kendisini anmama izin verdi..>>>
Uyku ölümün kardeşidir. Elbet uyanınca, tekrar hayata kavuştuğu için iman sahibi, Allah'a hamd eder.
Dünya hergün heniden kurulur. Bu yeni kuruluş ameliyesine katıl-mak için Allah'tan yardım istemek, yine iman sahibinin vazifesidir.
Bu Hadis-i Şerifte birinci ravi EBU HÜREYRE Hz. dir. Allah ondan razı olsun.. 5. Hadis-i Şerifin sonunda kısaca menkıbesini anlattık.. Bu esere de IBN-ÜSSÜNÎ'den alınmıştır..
**
IBN-USSUNI: Esas adı AHMED.. Babasının adı İSHAK.. Daha zi-yade EBU BEKİR künyesi ile biliniyor.
Birçok eser verdi.. ELMÜÇTEBA isimli eseri meşhurdur..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSilHicretin 364. yılında vefat etti. Seksen küsur yıl yaşamıştı.. Allah rahmet eylesin..
٦٧
إِذَا اشْتَكَيْتَ فَضَعَ يَدَكَ حَيْثُ تَشْتَكِي ، ثُمَّ قُلْ : « بِسْمِ اللهِ ، أَعُوذُ بِعِزَّةِ اللَّهِ وَقَدْرَتِهِ مِنْ شَرِّ مَا أَجِدُ مِنْ وَجَعِي هَذَا ، ثُمَّ ارْفَعْ يَدَكَ ثُمَّ أَعِدَ ( رواه الترمذي عن أنس ) ذلك وتراً .
67) «Bir yerinden şikâyetçi olduğun zaman, elini o yere koy ve şu duayı oku:
-(Allah'ın adı ile... Duyduğum bu acımın şerrinden Allah'ın izzetine ve kudretine sığınırım..)
Sonra elini oradan al ve bir daha, bir daha koy.. Tekrarla, yal-nız sonunu tekle bitir..>>>
İnancımıza göre, cümle hayır ve şer Allah'ın takdiri ile olmaktadır. Onun için, her daraldığımız zaman ona sığınmak ve yalvarmak vazife-mizdir..
Yalnız sebeplere tevessülü de unutmamalı.. Ahlâka ve imana zararı olmayan her çareye başvurmak mubah'tır. Ancak, sebeplere tevessül ederken; şifayı onlardan değil, Allah'tan bilmelidir..
Duaların tekrarı halinde tekle bitirilmesi hikmetine gelince:
Allah tektir, teki sever..>
Cümlesindeki mâna hikmeti olsa gerek..
Bu Hadis-i Şerifin esas ravisi ENES'tir.. Bu esere de İMAM-I TIR-MİZİ'den alınmıştır.. 1. ve 13. Hadis-i Şeriflerde her ikisi hakkında da kısa bir malûmat verilmiştir.. Allah ikisinden de razı olsun..
إِذَا أَصَابَ أَحَدَكُمْ مُصِيبَةٌ فَلْيَقُلْ : « إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ ، اللَّهُمَّ عِندَكَ احْتَسِبُ مُصِيبَتِي فَأَجُرْنِي فِيهَا ، وأبْدِلْنِي بِهَا خَيْراً مِنْهَا .
٦٨
01
( رواه ابن ماجه عن أبي سلمة )
68) «İçinizden biri, bir musibete uğrarsa şöyle desin: Biz Allah içiniz. Ve ona dönücüyüz.. Allahım musibetime sabrediyorum; onu bana sevap eyle.. Ve bana, ondan daha hayır-lısını ver..>>
HADIS-I ŞERİFLER
YanıtlaSil92
Memleketimizde ve bütün İslam ülkelerinde, bu Hadis-i Şerifin meà. line göre amel edilir. Bir mümin kulun başına, ölüm veya başka türlü bir åfet gelince, bu duadan başka ne yapabilir ki?.
Musibetzede kullara Allah'tan sabırlar dileriz..
**
Bu Hadis-i Serifin esas ravisi EBU SELEME'dir. Bu esere ise, IBN-1 MACE'den alınmıştır..
Burada ravi, her ne kadar EBU SELEME r.a. olarak geçmekte ise de. RAMUZ ŞERHI'nde ÜMMÜ SELEME diye geçer..
Esas ravi hangisi olursa olsun; önemli değildir. Çünkü ikisi de sa-habedir..
UMMU SELEME: Peygamber S.A. efendimizin zevcesidir.. Hakkın-da 107. Hadis-i şerifte biraz daha bilgi verilmiştir..
EBU SELEME: Sahabedir.. Artık bir ravi sahabe olduktan sonra, rivayetini canü gönülden kabul etmek gerekir..
Allah hepsinden razı olsun..
IBN-1 MACE: Mace, babasının adıdır.. Esas adı MUHAMMED.. Alth Sahih Hadis kitabından biri de bu zatın tasnifidir.....
Tasnif ettiği eser, EBU CER'A'ya arzedildiği zaman şöyle dedi.
- Bu eser halkın eline geçtiği takdirde, diğer tasnif edilen eser-lerin hiç olacağım samyorum..
Hicretin 202. yılında doğdu ve 272. yılında vefat etti. Yetmiş yıl yaşadı.. Allah ondan razı olsun ve rahmet eylesin.
إِذَا أَصْبَحْتُمْ فَقُولُوا : « اللَّهُمَّ بِكَ أَصْبَحْنَا ، وَبِكَ أَمْسَيْنَا ، وَبِكَ نَحْيَا ، ( رواه ابن ماجة عن أبي هريرة ) وبِكَ نَمُوتُ ، وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ » . ٦٩
69) «Sabaha çıktığınız zaman, şu duayı yapınız:
Allahım, seninle sabahladım.. Akşamı seninle yaptım.. Se-ninle dirildim, seninle öleceğim.. Dönüş sanadır..>>
***
Dinimiz çok üstündür. Yaptığımız ibadetlere, herşeyin üstünde zikir ve fikir hâkimdir. Bu zikrin tam şekli namazdadır. Namazda tam zikir haline geçebilmemiz için, sair zamanlarımızda da zikrimiz devam etmeli.
VE VAAZ ÖRNEKLERI
YanıtlaSil93 Bütün zikirlerin sonunda elde edilecek en önemli hal, zikri daimdir. Yatarken, kalkarken, zikrimizi fikrimizi ivi devam ettirirsek, Cenab-1 Hak bize zikr-i daimi nasib eder.. Bütün bu dua telkin eden Hadis-i Serif-ler bizi ona götürmektedir..
Bu Hadis-i Şerifi, IBN-1 MACE, raviler yoluyla, EBU HUREYRE'-ştır. 5. ve 68. Hadis-i Şeriflerde bu zatlardan kısaca bahis vardır. den almıştır. Allah ikisinden de razı olsun.. Ve rahmet eylesin..
إِذَا أَضْطَجَمْتَ فَقُلْ : « أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّةِ مِنْ غَضَبِهِ وَعِقَا بِهِ ، وَمِنْ شَرِّ عِبَادِهِ ، وَمِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ وَأَنْ تَحْضُرُونِ ) . ۷۰
) رواه أبو نصر السنجرى عن عمر )
70) «Yatağına girdiğin zaman, şu duayı oku: Allah'ım kitaplarındaki kelimelerin tam mâna yardımı ile; gazabından, ikabından, yarattığı kulların şerrinden, şeytanım iğ-vasından ve çevremde bulunanların şerrinden Allah'a sığını-rim..»
**
**
*
Bu Hadis-i Şerif de, diğerleri gibi dua telkin etmektedir. Tarif edil-diği gibi yapmakta elbette çok fayda vardır..
Bu Hadis-i Şerifin ravisi Hz. Ömer'dir. Ondan da Ebu Nasr-1 SEN-CERİ'ye ulaşmıştır.
Hz. Ömer'i 41. Hadis-i Şerifin sonunda bir parça anlatmışmış bulu-nuyoruz. Allah ondan razı olsun..
EBU NASR-I SENCERİ: Bu zatın esas adı, Muhammed b. ISHAK'-tır. Her ne kadar, halk arasında pek bilinmemekte ise de, ulema onu ta-nar. Değerli bir Hadis bilginidir.
Allah ona rahmet eylesin..
إذا أُعْطِيتَ شَيْئًا مِنْ غَيْرِ أَنْ تَسْأَلَ فَكُلِّ وَتَصَدَّق
( رواه النسائي عن ابن عمر )
71) «İstemeden sana birşey verilirse; hem ye, hem de dağıt..>>
۷۱
ширелец еlump 'iuiseup 5 useәри
YanıtlaSil2024 B
TARİHTE BUGÜN
• 1916-Albert Einstein "İzafiyet Teorisi"ni yayınladı.
• 1960-Bediüzzaman, talebeleriyle birlikte Isparta'dan Urfa'ya doğru yola çıktı.
nevi açıdan
20
ÇARŞAMBA
WEDNESDAY
MART
MARCH
BİR AYET
Göğü Allah yükseltti ve mîzanı (dengeyi) O koydu.
Rahman Suresi: 7
BİR HADİS
İyiliği neticelendirmek ona başlamaktan daha
faziletlidir.
Taberanî
Mâdem ölüm öldürülmüyor, kabir kapanmıyor, dünya misafirhanesinde yolcular gayet sür'at ve telâşla, kafile kafile arkasında toprak arkasına girip kayboluyorlar; elbette pek yakında birbirimizden ayrılacağız. Lem'alar
HİCRI: 10 RAMAZAN 1445 - RUMI: 7 MART 1440
KASIM: 134-GÜN: 80 KALAN: 286 - GÜN. UZ.: 2 DK
HADIS-I ŞERİFLER
YanıtlaSillalam dininde dilencilik yasaktır. Ama gelen bir şeyi red de doğru olmaz. Geleni bir hediye olarak kabul etmeli. Eğer imkânı varsa, daha iyi bir şekilde karşılığına hediye vermelidir. Karşılığında verecek bir şeyi olmayan da, hiç olmansa bir teşekkür etmelidir. İmam-ı Gazåll Hz. Din
buyurduğu gibi: Kullara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmesini bilmez..
ஃ
Bu Hadis-i Şerifi Hz. Ömer r.a. rivayet eder. Raviler yoluyla, ondan naklen NESET'ye gelmiştir.
Hz. ÖMER 41. Hadis-i Şerifte anlatıldı...
NESEI ise, 13. Hadis-i Şerifte anlatıldı.
إذا أَفطَرَ أَحَدُكُمْ فَلْيُفْطِرُ على كمر فإنه تركة ، فإن لم يجد تمراً ( رواه الإمام أحمد ) فَلْيُفْطِرْ عَلَى المَاءِ فَإِنَّهُ طَهُورٌ . ۷۲
72) «Sizden biri iftar edeceği zaman, hurma ile etsin.. Çünkü o be-rekettir. Hurma bulamazsa, su ile iftar etsin.. Bu da pâktır..>>
Hurmayı mübarek bir meyve olarak biliriz; öyledir de... Öyle oldu-ğu için o, Hadis-i Şerifte:
Diye anlatılıyor. Bilhassa, hurmanın, bir hususiyeti de; bolca yen-diği takdirde bıktırmaz, ekmeği ve yemeği aratmaz. Bu denenmiştir.
Elimizdeki esere göre, bu Hadis-i Şerif 1MAM-I AHMED'den alın-mıştır... 1. Hadis-i Şerifin sonunda bu zata dair bir malûmat verildi.. Al-lah ondan razı olsun..
إِذا أَقَلَّ الرَّجُلُ الطَّعْمَ مُلِي، جَوْفُهُ نُوراً . ( رواه الديلمي عن أبي هريرة )
73) «İnsan, yemek işini azalttıkça içine nur dolar..>>>
İnsanın iki cephesi vardır: Maddi ve månevi.. Hangisine daha fazla önem verilirse, gelişir.. Kalan taraf çöker... Ten besleyince elbette can kısmı eksik olur. Yani ruhani tarafı..
Yemek işini azaltan, özüne nur dolmasını isterse, ibadetini yapa-cak... Aksi halde açlığı yanına kalır.
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil95
Bu Hadis-i Şerifi DEYLEMI, EEBU HUREYRE'den naklen almıştır..
4. ve 5. Hadis-i Şeriflerin sonunda, bunların kısaca menkıbesi geçti.. Allah, ikisinden de razı olsun ve rahmetine nail eylesin..
) رواه الشيخان )
إذا أقيمت الصَّلَاةُ وَحَضَرَ العشاء فايده وا بالعشاء .
٧٤
74) «Akşam namazı vakti girdikte, yemek hazırsa, önce yemeğe başlayınız..>>
İşe önce yemekten başlanmasını bildiren bu Hadis-i Şerif, bir çok hik-metli mâna taşır.
Namaz, her şeyden evvel, huzurla olacaktır. İnsan fazla açsa, nama-1 huzurla kılamaz. Sonra namazı beklemeyecek durumda çocuk ve yaş-blar da olabilir.
Bu durum; yalnız akşam namazı için bildirilmekte ise de, diğer na-mazlarda da hemen hemen aynıdır..
Yemek işi, namaz zamanlarına sıkıştırılmazsa çok iyi olur..
Bu Hadis-i Şerif, hem BUHARÎ'de hem de MÜSLİM'de geçer.. Bun-ların kısaca menkıbesi, 2. ve 5. Hadis-i Şerifin sonunda anlatıldı. Her ikisine de Hak Taâlâ'nın rızasını ve rahmetini dileriz.
إذا أَكَلَ أَحَدُكُمْ طَعَامًا فَلْيَدُ كُرِ اسْمَ اللَّهِ تَعَالَى، فَإِنْ نَسِيَ أَنْ يَذْكُرَ اسم الله في أَوَّلِهِ فَلْيَقُلْ : « بِسْمِ اللَّهِ عَلَى أَوَّلِهِ وَآخِرِهِ » . ۷۰
( رواه الترمذى )
75) «Biriniz yemeğe başlayacağı zaman, Allah'ın adını ansın... Şa-yet yemekten önce Allah'ın adını anmayı unutursa, hatırına ge-
lir gelmez hemen şöyle desin:
Evveline âhirine bismillah..>>>
Bu Hadis-i Şerifte, biriniz denmesi sadece bir kişi yapsın; öbürleri kalsın; mânasına gelmez.. Yemeğe başlayan herkes besmele ile başla-malıdır.
Yemeğe besmele ile başlamak, bitince el açıp dua ederek verdiği ni-metler için, Allah'a hamd etmek, bereket dilemek, en güzel âdetlerimiz-dendir.
HADIS-1 ŞERİFLER
YanıtlaSil96
Bu Hadis-i Şerif İMAM-I TİRMİZİ'den alınmıştır. Kısa bir menkibe. si 13. Hadis-i Şerifin sonundadır.
Allah ondan razı olsun.
إِذَا أَكَلَ أَحَدُكُمْ فَلْيَأْكُلْ بِيَمِينِهِ ، وَلَيَشْرَبُ بِيَمِينِهِ ، وَلْيَأْخَذْ ) رواه الحسن بن سفيان ) بِيَمِينِهِ ، وَلْيُعْطِ بِيَمِينِهِ .
٧٦
76) «Biriniz yemek yiyeceği zaman, sağ eli ile yesin. Suyunu sağ eli ile içsin. Bir şeyi alırken sağ eli ile alsın, verirken de sağ eli ile versin..>>>
İslâmî terbiyemize göre, önemli işlerde daima sağ eli kullanırız. Sol el rasgele kullanıldığı için, bilhassa yemek işinde kullanılmaz.
Sağ el, daimâ hayır, bereket ve uğur sembolü olmuştur dinimizde.. Kıyamet günü, amelimiz ak olursa, defterimiz sağdan verilecektir..
**
Elimizdeki esere göre, bu Hadis-i Şerifin ravisi HASAN b. SÜF-YAN'dır.. Hadis imamlarından biridir.. İtimad edilir. Allah rahmet eyle-sin...
إِذَا أَمَّ أَحَدُ كُمُ النَّاسِ فَلْيُخَفِّفَ ، فَإِنَّ فِيهِمُ الصَّغِيرَ والكَبِيرَ والضَّعِيفَ وَالمَرِيضِ وَذَا الْحَاجَةِ ، وَإِذَا صَلَّى لِنَفْسِهِ فَلْيُطَوَّلَ مَا شَاءَ .
VV
( رواه الترمذي عن أبي هريرة )
77) «İçinizden biri insanlara imam olduğu takdirde, uzatma yolunu tutmasın.. Onların içinde, çocuğu vardır, büyüğü vardır. Zayıfı da bulunur, hastası da. Önemli işi olanlar da bulunur..>>>
Bu Hadis-i Şerif, imam efendilerin dikkatini çekmektedir. Peygam-ber S.A. efendimiz bu hususa çok önem verirdi. Hatta bir sabah nama-zını çok kısa âyetlerle kıldırmıştı da, sebebini sordular:
<>
Cevabını verdi.
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil97 Zamanın şartlarını nazara alarak, bilhassa cuma namazı hutbelerini uzatmamak da imam efendilere düşer.. Cuma namazında sünnet olan, hut-benin kısa olmasıdır.
**
Bu Hadis-i Şerifi, TİRMİZİ, EBU HÜREYRE'den naklen almıştır. 5. ve 13. Hadis-i Şerifte kısaca menkıbeleri geçti. Onlara, Allah'tan rıza ve rahmet dileriz.
إِذا أَنفَقَتِ الْمَرْأَةُ مِنْ بَيْتِ زَوْجِهَا غَيْرَ مُفْسِدَةٍ كَانَ لَهَا أَجْرُهَا بِمَا انفَقَتْ وَ لِزَوْجِهَا أَجْرَهُ بِمَا كَسَبَ والْخَازِنِ مِثْلُ ذَلِكَ ، لَا يَنْقُصُ بَعْضُهُمْ ) رواه الشيخان عن عائشة ) مِنْ أَجْرِ بَعْضٍ شَيْئًا . ۷۸
78) «Kadın, kocası evinden ifsatçı olmamak şartı ile sadaka ve-rirse:
a) Kendisine sadaka verdiği için,
b) Kocasına da, onu kazandığı için,
Ecir yazılır.. Bekçisi de aynı ecri alır.
Bunlardan birine verilen ecir, diğerinin ecrini eksiltmez..>>>>
***
Ramuz şerhinde «İfsatçı kelimesi israf mânasına alınmıştır ve tef-siri:
Ne az, ne de çok, orta halli veren..
Şeklinde geçmiştir..
Yine aynı eserde verilecek şeyin; yenecek bir şey olması, para ol-maması şart koşulmuştur. Para işi için, kocasının önceden haberli olması lâzımgeldiği anlatılmıştır.
Yine aynı eserde; bekçinin, müslüman olması halinde sevap alacağı yazılıdır.
**
Bu Hadis-i Şerif, BUHARÎ ve MÜSLİM'de vardır. Ve esas ravisi Hz. AİŞE'dir. 2. 5. 8. Hadis-i Şeriflerde kısaca menkıbeleri yazıldı.
Hepsine de Allah'tan rıza ve rahmet dileriz.
إِذَا تَتَابَ أَحَدُكُمْ فَلْيَضَعَ يَدَهُ عَلَى فِيهِ ، وَلَا يَعْوى ، فَإِنَّ الشَّيْطَانَ ( رواه ابن ماجه عن أبي هريرة ) يَضْحَكُ مِنْهُ .
۷۹
79) «Sizden biri esnediği zaman; elini ağzına kapasın.. Ulur gibi bir ses çıkarmasın; şeytan onun bu haline güler..>>>
Hadis-1 Şerifler, F: 7
HADIS-1 ŞERİFLER
YanıtlaSil98
Esnemek, daha ziyade maddi kesafeti çok kimselerde görülür. Esnemek; Peygamberlerde olmayan bir haldir. Büyük velilerde de pek görülmez.
İslâmî âdetlerimize göre, esnerken sağ elin tersi ağıza kapanır.. Za-ruret halinde sol da olabilir. Şir'a ve benzeri eserlerde böyle geçer..
Ravi EBU HUREYRE'dir. Allah ondan razı olsun.. Ondan naklen IBN-I MACE almıştır.
Bunların, 5. ve 68. Hadis-i Şeriflerde kısa menkıbeleri yazılıdır.. إذا تَمَّ فَجُورُ الْعَبْدِ مَلَكَ عَيْنَيْهِ فَبَكَى بِهِمَا مَتَى شَاء . ) رواه ابن عدى عن عقبة من عامر ) ۸۰
80) «Kulun fısku fücur işleri son bulduğu vakit, gözlerine hâkim olur ve onları dilediği kadar ağlatır.>>>>
**
Hatalar, sarhoş edici maddeler gibidir. İnsan onlara daldıkça ken-dini kaybeder. Ancak hatalardan ayıldığı zaman kendine gelir. O zaman, yaptıklarını hatırlar ve ağlar..
**
UKBE b. AMIR r.a. bu Hadis-i Şerifin ravisidir. Ondan naklen IBN-İ ADİYY almıştır.
IBN-İ ADİYY, 47. Hadis-i Şerifin sonunda anlatıldı.
**
UKBE b. AMIR: b. KAYS EL-CUHENI olarak tanınır.. Ashabın en mümtaz simalarından biridir. Kur'an'ı ezber etmiş ve yazmıştır. Zehebi: yerini bildirmemekle beraber, bu sahabenin el yazması mushafının mev-cut olduğunu söylüyor.
Siffin'de Muaviye r.a. tarafım tutmuştur. Sonra Mısır'a vali tâyin edilmiş ve Hicretin 58. yılında orada vefat etmiştir.
Allah ondan razı olsun..
إِذَا تَرَكَ الْعَبْدُ الدُّعَاءِ لِلْوَالِدَيْنِ فَإِنَّهُ يَنْقَطِعُ عَنْهُ الرَّزْقُ . ۸۱
( رواه الديلمي )
81) «Muhakkak kuldan rızık kesilir; ana ve babasına duayı terket-tiği vakit..>>>
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil99
Hayırlı bir çocuk, öbür âleme göç eden ana ve babasının hasenat-1 cariyeleri arasındadır. Hasenat-1 cariye; öldükten sonra kendisine sevab yazdıran hayırlı iş, mânasına gelir.
Dinî âdetlerimize göre, her cuma ve her pazartesi akşamları ana ba-ba ve diğer geçmiş akraba için dualar okunur ve hayırlar yapılır..
Bu Hadis-i Şerif, DEYLEMİ'den alınmıştır. Kısaca menkıbesini 4. Hadis-i Şerifin sonunda yazmış bulunuyoruz.. Allah ondan razı olsun..
إِذَا جَامَعَ أَحَدُكُمْ امْرَأَتَهُ فَلا يَتَنَحَى حَتَّى تَقْضِي حَاجَتَهَا كَمَا يُحِبُّ أَنْ ) رواه ابن عدى عن طلق ) يَقْضِي حَاجَتَهُ
۸۲
82) «Herhangi biriniz, hanımı ile cima ettiği zaman; kendi işinin bit-mesini istediği gibi, onun da işinin bitmesini beklesin, hemen ay-rılmasın..>>>
**
Karı koca arasında, diğer işlerde imtizaç arandığı kadar cinsî işler-de de aranır. Erkek kadar kadın da tatmin edilmek ister. Onun da hakkı vardır. Kadının hissiyatını nazara almayan erkek yanlış yoldadır.
Bazı tıp bilginlerine göre, kadınlarda cinsî tatminsizlik, onlarda sinir bozukluğuna yol açabilir.
***
Bu Hadis-i Şerif, İBN-İ ADİYY'den alınmıştır. Kısaca menkıbesi 47. Hadis-i Şerifin sonuna alınmıştır.
Esas ravi ise TALK r.a. dır.
* **
TALK: Bu zat sahabedir. Gerek, IBN-I HACER-1 ASKALANI'nin ISABE adlı eserinde, gerekse, IMAM-I KURTUBİ'nin ISTIAB adlı eserin de, sahabe olduğu kesin olarak belirtilmektedir.
Allah ondan razı olsun..
إِذَا حَضَرْتُمْ مَوْتَاكُمْ فَأَغْمِضُوا البَصَرَ ، فَإِنَّ البَصَرَ يَتْبَعُ الرُّوحَ وَقُولُوا خيراً فَإِنَّ المَلائِكَة تُؤمِّنُ عَلَى مَا يَقُولُ أَهْلُ الْمَيِّتِ .
۸۳
( رواه أحمد عن شداد بن أوس )
100
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
83) «Ölülerinizin yanında bulunursanız; gözünü kapatınız. Çünkü göz, ruhun peşinden gidecektir. Sonra orada hayır konuşunuz. Çünkü melekler; ölünün yakın ları ne derse ona AMIN! derler..>>>>
Bu Hadis-i Şerif gereğince, ölüleriniz can verir vermez gözlerini ka. patınız. Hikmeti ise, anlatıldığı gibi ruhun peşinden gitmesini temindir. Sonra, ölüleriniz için hayır konuşunuz» Hadis-i Şerifinin, bununla bir nevi tefsiri yapılmaktadır.
Bu Hadis-i Şerif, IMAM-I AHMED'den alınmıştır. Esas ravisi ise, ŞEDDAD b. EVS r.a. dir. İMAM-I AHMED, 1. Hadis-i Şerifte anlatıl-dı.. Allah razı olsun.
ŞEDDAD b. EVS: Ashabın ön safında olanların biridir. İlim, amel, hilim ve takva bakımından çok üstündü.
Peygamberimizin meşhur şairi Hassan b. Sabit'in kardeşinin oğludur.
Şamın ve Beyt-i Makdis'in İslâm ülkeleri arasına katılacağım ve kendisinin de oraya vali olacağını Peygamber S.A. efendimiz bu zata müjdelemişti ve oldu..
Vefat tarihi, ihtilaflıdır. Bize göre en sağlamı; Ebu Naim ve Ibn-i Hibban'ın birbirini tutan ifadeleridir. Bunlara göre Beyt-i Makdis'te vefat etmiş ve oraya defnedilmiştir. Hicretin 58. yılı idi. Tahmini yaşı da yet-miş beş...
إِذَا حَكَمَ الْحَارِكُمُ فَاجْتَهَدَ فَأَصَابَ فَلَهُ أَجْرَانِ ؛ وَإِذَا حَكَمَ فَأَخْطَأَ فَلَهُ
٨٤
( رواه البخاري ومسلم )
أجر واحد .
84) «Hakim, hükmedeceği zaman; içtihad eder, kararında- isa-bet ederse iki ecir alır..
Şayet, vereceği hükümde yanılır; hata ederse, bir ecri vardır..>>>
Bazı hadis şarihleri, bu Hadis-i şerifteki hakimi müçtehid mânası-na almışlardır.
Bazıları da kadı olarak almışlardır. Ve sevab alması için verdiği hük-"şer'i ahkâma göre olmasını şart koşmuşlardır..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil101
Zira, şer'i ahkama göre hüküm vermeyen, bazı Ayet-i Kerimelerin delaletine göre; ya käfirdir, ya fasiktir, ya da zalim.. Allah korusun..
Bu Hadis-i Şerif, BUHARI ve MÜSLİM'den alınmıştır. 2. ve 5. Ha-dis-i Şerifin sonunda bunlara dair malûmat verilmiştir.
إِذَا خَتَمَ الْعَبْدُ القُرْآنَ صَلَّى عَلَيْهِ عِنْدَ خَتْمِهِ سِبُّونَ أَلْفَ مَلك . ) رواه الديلمي عن عمرو بن شعيب )
۸۰
85) «Kul, Kur'an-ı Kerimi hatmettiği zaman, hatim duası- esna-sında altmış bin melek, ona bağış talebinde bulunur.>>>
**
Kur'an-ı Kerimin hatmi için aşağıdaki şekilde hareket sünnettir:
a) Sabah veya akşam üzeri hatmetmek. b) Mümkün olursa namaz-
da hatmetmek. c) Olmazsa, cuma günü veya gecesi hatmetmek. an-ı Kerim hatmedilince, hemen yeniden başlamak ve o hatim gününü oruçlu geçirmek.
d) Kur'-
Bunlar Ramuz şerhinde geçer..
Bu Hadis-i Şerif, DEYLEMİ'den alınmıştır.. O da AMR b. ŞUAYB'-den..
DEYLEMI, 4. Hadis-i Şerif sonunda anlatılmıştır.
AMR b. ŞUAYB: Tabiindendir.. Itimada şayan olduğu; Zehebi ve birçok hadis bilginleri tarafından tasrih edilmiştir. Sülâlesi, ashaptan AMR b. AS'a dayanır.
Daha ziyade Mekke'de ikamet etti.. Hicretin 118. yılında da ebedi aleme intikal etti.
Allah ondan razı olsun ve rahmet eylesin..
إِذَا خَرَجَ أَحَدُكُمْ إِلَى سَفَرٍ فَلْيُوَدِّعُ إِخْوَانَهُ ، فَإِنَّ اللَّهَ جَاعِلٌ فِي دُعَائِهِمْ ( رواه ابن عساكر عن زيد بن أرقم ) البركة .
٨٦
86) «Sizin biriniz, bir sefere çıkacağı zaman, -din- kardeşleri ile vedalaşsın.. Allah-ü Taâlâ onların duası sayesinde seferini be-reketli kılar..>>>
102
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
Bir sefere çıkarken, uzun veya kısalığını nazara almadan tanıdık. larla vedalaşıp gitmelidir. Helallık almalıdır. Dualarını talep etmelidir. Atalarımızın dediği gibi:
Gidip de gelmemek, gelip de görmemek var.
Bu hadis-i Şerifin esas ravisi, ZEYD b. ERKAM'dır. Ondan da ravi. ler yolu ile IBN-I ASAKİR'e gelmiştir.
ZEYD b. ERKAM: Sahabe.. Ansardan.. Hazreç kabilesinden.. Uhud gazasına yaşı küçük olduğu için katılamamıştır.. Ondan sonra, hemen bil. tün gazalarda Peygamber S.A. efendimizle birlikte savaşmıştır. Tahmi nen 17 savaşta.. Efendimizden S.A. 70 Hadis-i Şerif rivayet etmiştir.
Peygamber S.A. efendimizden sonra Küfe'de yerleşmiştir. Hicretin 66. veya 68. yılında vefat etmiştir.. Allah ondan razı olsun..
IBN-1 ASAKİR: Şamlı.. Adı Ali.. Künyesi Ebülkasım.. Babasının adı Hilseyin..
Bağdad ve diğer İslâm ülkelerini gezdi.. Bin üç yüzden fazla kadın ve erkekten Hadis-i şerif topladı.. Kendisinden de sayısız Hadis-i şerif rivayet edildi.
DIMEŞK TARİHİ yazarıdır.
Hicretin 499. yılında doğmuş, 571. yılında vefat etmiştir.. Allah rahmet eylesin..
إِذَا دَخَلَ أَحَدُكُمْ إِلَى القَوْمِ فَأُوسِعَ لَهُ فَلْيَجْلِسْ ؛ فَإِنَّمَا هِيَ كَرَامَةٌ مِنَ اللَّهِ أَكْرَمَهُ يَا أَخُوهُ الْمُسْلِمُ . فَإِنْ لَّمْ يُوسَعْ لَهُ فَلْيَنْظُرْ أَوْسَعَهَا مَكَانًا ( رواه الحارث عن أبى شيبة الخدرى ) فَلْيَجْلِسْ فِيهِ . ۸۷
87) «İçinizden biri, topluluk arasına katıldığında, kendisine bir yer açılırsa oraya otursun.. Kendisi için açılan o yer, Allah tarafın-dan bir ihsandır; bu sebeple müslüman kardeşleri kendisine ik-ram etti..
Şayet bir yer açılmazsa, baksın; neresi daha açıksa oraya otur-sun..>>
**
Bu Hadis-i Şerif; bize topluluk arasına katılınca, nasıl hareket et memiz gerektiğini anlatıyor..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil103
Oturulacak yer, aralarına katıldığımız topluluğun temayüllüne göre olmalıdır.. Girer girmez, ne üst başa geçip oturmak, ne de, hemen kapı ardına çökmek yaraşır. Duruma göre ikisinden de insanı kaldırabilirler.. Imam-ı Gazali Hz. nin buyurduğu gibi: İnsan, kaldırılacağı yere otur-mamalı..
Her halde, tevazu ve vekar esastır.
Bu Hadis-i Şerifin esas ravisi, EBU ŞEYBE-1 HUDRI'dir. Raviler yoluyla ondan naklen EL-HARIS'e geçmiştir.
Kısaca menkıbeleri aşağıya alınmıştır.
EBU ŞEYBE-1 HUDRI: Bu Hadis-i Şerifin ravisi.. Sahabe.. Ansar-dan, Ebu Said-i Hudri'nin r.a. kardeşi..
Muaviye r.a. devrinde, Istanbul'un fethi için gelenlere katılmış; uza-yan muhasara günlerinin birinde, Hisar kenarında vefat etmiştir.. Vefat ederken de arkadaşlarına şöyle hitap etmiştir:
Ben Peygamberin S.A. arkadaşı EBU ŞEYBE.. Ondan duydum ki; LA ILAHE ILLALLAH... - ALLAH'tan başka ILAH yoktur diyen cennete girecektir. Ama, sakının buna dayanmaktan.. Amel etmeye ba-kın..
Allah ondan razı olsun..
**
EL-HARIS: EL-MUHASİBİ.. Büyük sofilerden biri.. Hem de usul alimi.. Usul-ü Fıkıh.. Usul-ü Hadis v.b.. ilimler.. Hepsine âşina..
Vaizdi; hem de konuşmaları ile dinleyicilerini ağlatan vaizlerden..
Zamanında yaşayan Bağdad alimlerinden çoğunun üstadı idi..
Basra'da dünyaya geldi; orada yetişti.. Ve Hicretin, 243. yılında Bağ-dad'da vefat etti..
Allah rahmet eylesin..
إِذَا دَخَلَ الضَّيْفُ عَلَى القَوْمِ دَخَلَ بِرِزْقِهِ ، وَإِذَا خَرَجَ خَرَجَ بِمَغْفِرَةِ ( رواه الديلمي عن أنس ) ذُنُوبِهِمْ .
۸۸
88) «Misafir; bir topluluğa geldiği zaman, rızkı ile gelir.. Ayrılıp git-tiği zaman da; onlara ait günahların bağışlanmasına sebep olur.>>
**
Misafire hürmet ve saygı, sünnettir. Bu Hadis-i Şerif bilhassa mi-safiri ağırlamayı, onun gelişini bir yük saymamayı emreder. Bir başka rivayette ise, misafir on rızıkla gelir, birini yer, dokuzunu bırakır...
-ed ues
YanıtlaSil2024 BEDIUZZAMAN TAKVIMI
TARİHTE BUGÜN
1779-Osmanlı Devleti ile Rusya arasında Aynalıkavak Antlaşması imzalandı.
• 1937-Tunceli'de Dersim Hadisesi başladı.
• 1960-Bediüzzaman, sabah erken saatlerde Gaziantep'ten geçerek Urfa'ya geldi. İpek Palas Oteli'nin 27 numaralı odasına yerleşti.
• Nevruz Bayramı
21
PERŞEMBE THURSDAY
MART
MARCH
BİR AYET
Gerçek bir dost olarak Allah yeter, bir yardımcı olarak da Allah kâfidir.
Nisa Suresi: 45
BİR HADİS
Kadınları, malınızın en temizi ile nikâhlayarak kendinize helâl kılınız.
Ebu Davud, Nikâh: 39
Şefkat halistir, mukabele istemiyor, safi ve ivazsızdır. Hatta en âdi mertebede olan hayvanatın yavrularına karşı fedakârane, ivazsız şefkatleri buna delildir. Halbuki aşk ücret ister ve mukabele talep eder. Mektûbât
HİCRĪ: 11 RAMAZAN 1445 - RUMI: 8 MART 1440
KASIM: 135-GÜN: 81 KALAN: 285 - GÜN. UZ.: 4 DK
İSTANBUL
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Imsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
05 33 06 50 13 16 16 41 19 24 20 44
Ya Nur oğlu, sütannesini unutacak miydi? Elbette bu mümkün değildi. O, insanlığa ör örnek bir vefa du 'ydı (asm). zaman peygamberi Muhammed Mustafa Juygusuna sahip ahir-de unutacak değildi.
YanıtlaSilTARİHTE BUGÜN
-1956-Pakistan, ilk İslâm cumhuriyeti oldu.
• 1960-Bediüzzaman Said Nursî Urfa'da İpek Palas Oteli'nde Hakk'ın rahmetine kavuştu. (Hicri: 25 Ramazan 1379)
• 23-30 Mart Risale-i Nur Enstitüsü tarafından Bediüzzaman Haftası olarak ilân edildi.
23
CUMARTESİ
SATURDAY
MART
MARCH
BİR AYET
Allah, düşünüp ibret almanız için size böyle öğütler verir.
Nahl Suresi: 90
BİR HADİS
Akıllı kimseden nasihat isteyin ki, doğru yolu bulasınız.
Hatib
Mevt (ölüm) ile cesed dağılır, ruh bâkî kalır.
İşaratü'l-ĺ'caz
HİCRİ: 13 RAMAZAN 1445-RUMI: 10 MART 1440
KASIM: 137-GÜN: 83 KALAN: 283 - GÜN. UZ.: 2 DK
Imeak Güner Önle İkindi Aksam Yatsı
Imsak Günes Öğle İkindi Aksam Yatsı
Yetenekli kalemler
YanıtlaSilOkuyucularımızın kültür, tarih, edebiyat yazıları
iletişim: yeteneklikalemler@tg.com.tr
Devşirilen zihniyet! 1-
Belki Batı'nın en önemli özelliği, yüzyıllarca gözümüzün önünden ka-çırılmıştı pervasızca; taklit medeniyeti oluşu. Evet, hırsız içeride olunca, kapıya kilit dayanmamıştı...
Peki idrakimizi mahpus kılan hakikat neydi? Meşhur Fransız fizikçi Pierre Curie, Orta Çağ karanlığını güneş gibi parlatan Müslüman âlimlere hayran lığını şöyle dile getirmişti:
"Müslüman Endülüs'ten bize otuz kitap kaldı, atomu parçaladık. Şayet yakılan milyonlarca kitabın yarısı kal-saydı, çoktan galaksiler arası seyahat ediyor olacaktık."
Fakat Batılı bilim adamları ve mü tefekkirler nedense yelkenlerini 'Do-ğululaşmak gibi bir tabire ve gayrete indirmemişlerdi. 'İlim insanlığın ortak hazinesidir düsturunu gerçeğini bizden iyi kavramışlardı.
Biz neden onların ilerleyiş şeklini kavramaktan acizdik? Acaba asıl sebep, Batı'nın Türk kimliğiyle devlet kade melerini işgal ettirdiği maskeli piyon-larını göremeyişimiz miydi?
Osmanlı 18. yüzyıldan itibaren Batılı ülkelere peyderpey verdiği ticari ta-vizler neticesinde büyük bir yıkıma doğru gidiyordu.
Türk Edebiyatı tarihçiliğinin önemli
isimlerinden Kenan Akyüz 'Modern Türk Edebiyatı'nın Ana Çizgileri' kitabı var. O eserde Akyüz, 19. yüzyıla ge-lindiğinde, II. Mahmud Han devriyle beraber ete kemiğe bürünen ve Ab-dülmecid Han devrinde coşkun şela-leler gibi süratlenen Batılılaşmayı coş-kuyla servis ediyor; diğer taraftan eko-nominin çöküşünden dert yanıyor ve sonra bir hakikati nasıl gözden kaçır-dığımızı ise belki de itiraf ediyordu:
"Ancak, Batı medeniyetine göste-rilen rağbet ve hayranlık bazen çok aşırı ve lüzumsuz bir seviyeye yük-seldiği için zamanla, Türk halkının bütün milli gelenek ve değerlerinin ortadan kalkması ve yozlaşma teh-likesi baş göstermiş ve bu yüzden... Ziya Paşa bile;
"Milliyeti nisyan ederek her işimizde,
Efkâr-ı Frenk'e tebaiyet yeni çıktı." (Millî benliğimizi unutarak, her işi-mizde/Batılıların fikirlerine tabi olmak [uymak] yeni çıktı) anlamındaki mis-raını yazmıştır (s. 21)
Sadece Bâb-ı Ali'nin tercüme oda-larında Fransız roman ve tiyatrola-rını çeviren bir enkaz yığınından başka bir netice beklemek mümkün müydü?
Cüneyt Akçatepe
SİYONİZM
YanıtlaSil"Yahudi'nin dünyaya hakim olma plan ve politikasına siyonizm denir.
Siyonizmi bir timsaha benzetirsek, bu timsahın üst çenesi Komünizm, alt çenesi Kapitalizm'dir. Bütün hayvan-ların alt çenesi hareket ettiği halde, timsahın üst çenesi hareketli olduğu için onu misal veriyoruz- Bu iki çenenin (Komünizm ve Kapitalizm) çarpışır gö-rünmeleri düşmanlıklarından değil, aralarına giren avlarını ezmek ve göv-deyi (Siyonizm'i) beslemek içindir."
Bugün artık Komünizm tamamen if-
ÖZLÜ SÖZLER
Hayır ve belanın sırrını bilen mümin sab-
reder.
(Mevlana)
las etmiş ve çökmüş. Kapitalizm de İçinden çürümüş ve yakında çökmeye ve çözülmeye mahkum hale gelmiştir. Nato ve Varşova Paktları, İslam'a karşı yeni bir Haçlı orduları şeklinde birleş-miştir.
Dünyayı ezen sömürü canavarının kalbi Siyonizm, beyni Haçlı Avrupa, sağ kolu Amerika, sol kolu Rusya'dır.
Asrımızdaki zulümlerin baş sorumlu-su olan Siyonizm ve küfür cephesi de gelişmiş ve güçlenmiştir."
Gizli Dünya Devletini kurmuşlar ve yürütmektedirler. (G.D.D)
"Ey iman edenler! Eğer küfrü imana ter-cih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşle-rinizi (bile) veli edinmeyin. Sizden kim on-ları dost edinirse, işte onlar zalimlerin tâ kendileridir."
(Tevbe - 23)
TARİH HANGİ KANUN NEREDEN ALINDI ...
YanıtlaSil✔Medeni Kanun 1926-İsviçre
✓Borçlar Kanunu - 1926 - İsviçre
✓Ceza Kanunu - 1926 - İtalya
✓Ticaret Kanunu - 1926 - Almanya
✓Ceza Mahkemeleri Kanunu - 1929 - Almanya
✔Deniz Ticaret Kanunu 1929 - Almanya
Vidare Hukuku 1929 Fransa
İcra ve İflas Kanunu - 1932 - İsviçre
Ne biçim Türkleriz ki bizim ideolojimizi bir Yahudi yazıyor! Zira Yahudi Moiz Kohen (Munis Tekinalp) Kemalizmin ideologudur Tıpkı Agop Dilaçar'ın Türk Dil Kurumu'nun başuzmanı ve Ermeni olması gibi
Alev Alatla
MÜSLÜMANLARIN YAHUDİLERLE DOST OLMAKTAN MEN EDİLMELERİ
YanıtlaSilMüslümanlarından bazıları, komşuları ve müttefikleri olan bazı Yahudiler ile aralarında dostluk kurmuşlardı.
Yüce Allah, indirdiği ayetlerle, müslümanları bundan menetti ve şöyle uyardı: "Ey iman edenler! Siz kendi din kardeş-lerinizden başkasını dost, sır-daş edirnmeyin. Onlar size fe-nalık etmekten asla geri kal-mazlar. Hep sıkıntıya düşme-nizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık or-
taya çıkmıştır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyük-tür. Eğer düşünürseniz size âyetleri açıkladık.
İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz halde sizi sevmezler. Onlar si-zinle karşılaştıkları zaman "inandık" derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı par-maklarını ısırırlar. De ki: "Öf-kenizden ölün!" şüphesiz Al-lah, göğüslerin özünü (kalp-lerde olanı) bilir."(Al-i imran, 118-119)
İSRAİL'İ TÜRKİYE'de kurmayı teklif etmişti
YanıtlaSilMoiz Kohen ya da bilinen adıyla Tekin Alp: Yerli ve milli siyonist... 1909'daki Dünya Siyonist Kong-resi'ne katılır ve orada "Bütün Yahudiler Anadolu'ya gelsin, İs-rail'i Türkiye topraklarında ku-ralım" teklifi yapar... 12'DE
İREAN ÖZEATURA/TAVAN ARASI
YAHUDİ VE HRISTİYANLAR HAKKINDA
YanıtlaSil"Andolsun, "Allah, moğlu Mesih'dir", diyenler kesinlikle kâfir oldular. De ki: "Şâyet Allah, Meryemoğlu Mesih'i, onun anasını ve yer-yüzünde olanların hepsini yok etmek istese, Allah'a karşı kim ne yapabilir? Gökle-rin, yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hüküm-ranlığı Allah'ındır. Dilediğini yaratır. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir." (Mai-de, 17)
Yahudiler ve hıristiyanlar, "Biz Allah'ın oğulları ve
gili kullarıyız" dediler. De ki: "Öyleyse (Allah) size neden Merye-günahlarınız sebebiyle azap ediyor? Hayır, siz de onun ya-rattıklarından bir beşersiniz." (Allah) dilediğini bağışlar, di-lediğine azap eder. Göklerin, yerin ve bunların arasında bu-lunanların da hükümranlığı Allah'ındır. Dönüş de ancak onadır. (Maide, 18)
İbrahim, ne Yahudi idi ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah'ı bir tanıyan, hakka yö-nelen) bir müslümandı. Al-lah'a ortak koşanlardan da sev-değildi. (Ali İmran, 67)
TARİH
YanıtlaSilOSMANLIYI YIKMA PLANI
Bundan 200 sene önce Siyonizm Teşkilatı'nın hazırladığı 22 maddelik bir broşürde, Osmanlı Devleti'ni yıkma plân-larından bâzı maddeler:
• Genç nesilleri ahlâk dışı yollara teşvik etmeli,
• Aile hayatını yıkmalı,
Sanatı ve edebiyatı müstehcen hâle sokmalı,
Mânevî değerlere saygıyı yıkmalı,
Saygıyla anılanlara, rezil ve alçakca hikâye uydurmalı,
Sınırsız bir lüks, çılgınca harcamayı teşvik etmeli,
Oyun ve eğlence teşvik edilmeli, düşünmekten alıkonmalı,
Servet sahipleri ile işçilerin arasını bozmalı,
Terbiyeden mahrum kimseleri başa geçirmeli,
• Devlete âit sırları ifşa etmeli,
• Siyasi ve ekonomik bunalım çıkarmalı...
Prof. Dr. İsmet Miroğlu Türkiye (2.2.1992)
MAKALE
YanıtlaSilYAHUDİLERİN HEDEFLERİ
1896'da Yahudi Theodore Herzıl "Uder Juden Tart"
eseriyle yahudi devletini kurma fikrini ortaya attı. İsviç-re'nin Basel şehrinde 1897'de I. Siyonist Kongresi yapıl-dı. 17 devletten gelen delegeler bir yığın kararlar aldılar. Ama bunlardan en önemlileri şunlardır:
▲ Yahudi Devleti kurulacak.
▲ Bunu temin için Filistin'den Türk ve Arap olanların kovulması gereklidir.
▲ İlk önce bâzı Araplara dost görünüp, Türkler aleyhi-ne isyana teşvik edilecek.
İkinci Sultan Abdülamid Hân tahttan indirilecek.
Osmanlı Devletini yıkmak için, bir Cihan Savaşı çıka-rılacak ve gerekli şartlar sağlanamazsa, II. bir Cihan Sa-vaşı'nın tohumları atılacak.
▲ 100 yıl sonra 1997'de Nil'den Fırat'a Büyük İsrail gerçekleşecektir.
Alınan 6 kararın 5'i gerçekleşmiştir. Şıra 6'ncı maddeye
gelmiştir.
Mustafa
Necati
Özfatura
vürkiye
★ Kendi görüşünü beğenen kimse, doğruyu bulamaz. Hazret-i Ali "Radıyallahü anh"
YanıtlaSilcm
YanıtlaSil30 cm
20 cm
M Kaz: Mepare Yemek Suto con
SEVİZADE PARSLAN YASA
4
iz HEN
- bir adam...
Tarih
Moiz Kohen
Moiz 9'uncu Dünya Siyonist Kongresi'ne (Hamburg-1909) Sela-nik delegesi olarak katılır. Peşkeşe hak-kı varmış gibi İsrail'in Türk illerinde kurul-masını teklif eder.
otz, 1883 Serez doğumlu bir
M Rumeli Musevisadir. Cemaat içinde Kohenler farkh tutu lurlar, bunlar daha ziyade ra hip ruhban oluriar. Moiz'in babası Izhak Kohen hahamdır, oğlunu da haham olarak hazırlar. Nitekim ilk eğitimini Yahudi mek tebi Meldar'da alır, sonra Selänik'te fitne ocağı Alliance Israelite Univer selle'ye yollanır. Cemaatin okulla rında öğretmenlik yaparken Selanik Hukuk'a yazılı (1907) Hush ve çalış kandır, Asır gazetesine takılır, Mithat Şükrü, Omer Naci, İsmail Canbolat, Ali Canip ve Aka Günduz'le tanışır.
Fransızca, Almanca ve İspanyolcaya häkimiyeti sayesinde Tuccar Kulü bü'nde kätiplik, Ticaret Mahkemesin de tercümanlık yapar.
Hukuk tahsilini Istanbul'da tamam lar, avukatlığa başlar. Vilayet Meclisi azalığı ve umum kätipliğini de yürü tür bu arada
Selänik Yunan işgaline uğrayınca (1912) Viyana'ya gider, sonra İstan bul'a gelir. Darülfunun'da Prof. Flek'in tercümanlığını yaparken münhal derslere de girer çıkar.
Avram Galanti'nin tavsiyesiyle cemi yete katılır, Ittihad ve Terakki mecmua-sına yazmaya başlar.
Bu arada Duhan ve Herman Spierer şirketleri bunyesinde tütün ihracatı yapar. İktisat Vekäletinin düzenlediği Tütün Kongresi'ni deruhte eder (1936). Türk Tütüncüler Birliğinin katibi olur. 1945-50 arası İstanbul Belediye Mecli sine alınır. Pastörize süt tesisi bahanesi ile Fransa'yı turlar.
Jacob
Nandau
TEKİNALP Bir Türk yurtseveri (1883-1961)
KEMALIZM TERIN ALL
RÜZGARA YELKEN
Moiz iktidar kimdeyse ona yanaşır ki onceleri Osmanlıcıdır "Gençliği ve tecrübesizliğine rağmen,
ait olduğu Yahudi toplumu için Osman a Imparatorluğu'nun nasıl hayati bir onem taşıdıjhrun farkındadır. Selänikin an elden çıkması er veya geç Yahudilerin ba de tasfiyesina de beraberinde getirecek tar tir." (LIZ Behmoaras: Bir Kimlik Arayışı nun Hikayesi)
Meşrutiyet gelir, "devrisaadet" diyecek kadar bağlanır, o furya geçer masonlara sığınır
Moiz'e göre Yahudiler çölü andıran Filistin'i değil. Asya'daki gümrah ve sulak Turk topraklarını vatan tutma hdır, saha zaten harap ve insansızdır La Epoca ve Tasviri Efkär'da bu me yanda yazılar yazar. Selänik delegesi olarak katıldığı 9. Dünya Siyonist Kongresi'nde (Hamburg 1909) peş keşe hakkı varmış gibi siyonistleri Türk'un yurduna çağırır.
Faaliyetlerini Yakın Dostlar Kulübu çatısı altında yurütür. Paravan olarak Osmanlılaşma Derneği (1910) ve Va tanseverler Birliğini (1911) kullanır. Balkan Savaşının ardından imzalan
nu "Tekin Alp" ya da "Munis Tekinalp" diye atar. Ziya Gokalp'le birlikte Yeni Hayat'ta kalen oynatırlar.
Rumeli ve Zaman gazetelerinin yanı sura Mercure de France mecmuasında "P. Risal" müstear ismiyle yazar, Frenk lere Turancılık satar. Yusuf Akçura bunları "Turkler Bir Ruh-1 Milli Anyor lar" başlığıyla Türk Yurdu dergisinde yayınlayacaktır daha sonra.
Moiz'e göre savaş öncesi fatih ve asli unsur sayılan Türkler, imparatorluğun yükünu omuzlamış, yorulmuş, milli şu urdan uzaklaşmışlardır. Artık İslamcılık ve Osmanlıcılık aleyhtarıdır açıkça
Moiz'in İttihatçılar arasında ağırlığı yoktur, bir Emanuel Karasu olamaz asla (Jacob M. Landau)
KRALDAN ÇOK KRALCI
Moiz Harb-i Umumi (Dünya Savaşı) öncesi Alman İngiliz rekabeti hakkında kitap yazar. "Türkler Bu Muharebede Ne Kazanabilirler?"
Açıkça savaş naralan atar, sanki Turancahk dersi vermek ona kalmıştır. Satır aralarında Turklerin İslam öncesi İnanışından söz açar.
A
RK
YanıtlaSilMunis, Tekin, Alp, Safi, P. Risal... Moiz müstear isimlerin ardına gizlenir.
Eser, Ziya Gökalp ve Mehmet Emin Yurdakul'un methine mazhar olur. Ona göre Asya'da yaşayan elli milyon Türk, kurtuluşu Pantürkizm'de aramalıdır.
Alman Genel Kurmayı kitabı "Tur-kismus und Panturkismus" şeklinde çevirir. İngiliz Gizli Servisi "The Turkish and Panturkish Ideal" adıyla basar su-baylarına dağıtır. Churcill, bizi oradan tanır mesela.
Bu arada Ziya Gökalp'le milli iktisat ve solidarizm (tesanütçülük, dayanış macılık) hususunda kafa yorar. Tanm, hayvancılık, demir yollan, limanlar, kooperatifler, özel şirketler, bankalar... Allamedirler haza, her mevzuda derya.
Mütareke Dönemi'nde ise Yeni Osmanlı fikrini savunur. Zekeriya Ser-tel'in çıkardığı Büyük Mecmua'da köşe kapar. Ömer Seyfettin, Ali Canip, Falih Rıfkı, Faruk Nafiz, M. Emin Yurdakul, Reşat Nuri de orada yazar
Milli Mücadele'ye katılmadığı gibi yazı da yazmaz "bekleyip görmeyi" tercih eder, bakalım ipler kimin elinde kalacak?
Cumhuriyetin ilanından sonra ateşli bir Kemalist olur, saldırganlaşır. İki parti değiştiren siyasetçilere siyasetcilere halk ara sında "finidak" deniyor, Moiz kırk yere döner, hem de dün övdüğüne, bugün sövecek kadar.
Lozan'da azınlıklara kendi cemaat hu-kuklarını kullanma hakkı tanınır. Ancak Yahudi cemaati, T.C. kanunlarına tabi olur, feragat eder kendi rızasıyla.
YIKAMA YAĞLAMA
Tekinalp rejime yaranmak için hemen bir kitap yazar, adını "Türkleş-tirme" koyar. Haşa Tevrat'ı taklit eden bir üslupla "Evamir-i Aşere (On Emir)" yayınlar. "Türk adı al, Türkçe konuş, - Türkçe dua, çocuğunu devlet okuluna yolla, cemaat ruhunu sök at, Türklerle düş kalk, milli iktisat sahasında vazife-i mahsusanı yap..."
Türkleştirme kitabı Yunus Nadi, Celâl Sahir vs tarafından takdirle karşılansa da ekseriyet ihtiyatla karşılar. Zikzak-lan o kadar keskindir ki samimiyeti su götürür bu saatten sonra. Yarın bir darbe olsa muhalifleri alkışlayabilir rahatlıkla.
El Tiempo başyazarı David Fresko, "Evamir-i Aşere"yi mahzurlu bulur. Hahambaşı Becerano ise "Tevrat İbra-
niceden başka bir dilde okunmaz" der tavrını koyar.
Onlar ibadetlerini İbranice yapa-dursun, Türkçe ezan ve Türkçe hutbe (devam ediyor hâlā) sardırılır Müs-lüman'ın başına. Mehmet Akif ken-disine yazdırılan mealin namazlarda okutulacağını hisseder ve ortadan kaldırtır son anda.
Derken Moiz "Vatandaş Türkçe Ko nuş" kampanyasıyla öne çıkar. Yahudi Nissim Masliyah ve Dr. Samuel Abre vaya ile birlikte "Milli Hars Birliği"ni, Hanri Soriano ve Marcel Franco ile "Türk Kültür Cemiyeti'ni kurar. Ziya Gö kalp'i (haşa) "Türkçülüğün peygamberi, mübeşşiri, üstadı" gibi sunar.
1934'te Prag'da verdiği konferansta. Kemalizm'i parlatır, aferin alır. O hızla "Kemalizm" kitabını yazar (1936). CHP bütün nüshaları satın alır, halkevlerin de dağıtır. Cumhuriyet gazetesi, Fran-sa'da bastınır aynca.
Kısacası yeni rejimin ideoloğu kesilir. Ona göre Kemalizm bir ihtilal hareketi-dir, önceki ıslahatlara benzemez asla.
MÜŞRİK VE KÜFÜRBAZ
Methederken ölçüyü kaçını, haşa birilerini tanrılaştırır. Safi kod adıyla "Türk'ün Yeni Amentüsü" gibi saçmalıklara imza atar. Göz göre göre şirke sapar. Böyle bir metnin Hâkimi-yet-i Milliye Matbaasında basılması yakışık almaz. Rejim kendi bacağına sıkar.
Moiz 1942'de çıkarılan 'varlık vergisi'ni ödeyemediği için, bir süre Demirkapı Kampında kalır sureta.
Akranları Erzurum Aşkale'de kar, buz kürerken o "Türk Ruhu" adlı kitabını kaleme alır.
CHP devletçiliğinin tenkide uğradığı, kıtlık, karaborsa, kayır-ma günlerinde bile inatla icraatı savunur. 1954 ve 1957'de mebus adayı olur ama kendi cemaatinden bile rey alamaz.
Emekli olunca Fransa'ya (Nice) yer-leşir. T.C. Fahri Konsolosluğu için müra-caat etse de sakıncalı bulunur, artık DP vardır iktidarda.
Nice'da ölür, Yahudi maşatlığına gömülür, vatan toprağından uzaklarda (1961).
E
Yalanım büyüğüne herkes inanu! şeklinde bu soz vardır. Hele bu yalan lat kille haberleşme araçları ve pro paganda vastalarını ellerinde tutarak bünün dünyanın göz, kiziak ve zihinie rine hükmedenler tarahından telkin ediliyorsa!
YanıtlaSil2 Dünya Harbinde "A Milyon Ya hudi 'nin Katledildia YALANI, insan hk Alemindeki yalanların en büyüğüdür
Yahudi kendini maalum gösterebil mek ve dünyaya şantaj yapabilmek için bir Hitler'e ve Ain milyon Yahu dinin katledildiği masalına ihtiyaç duymuştur
Macar asili yanar Lous Marschalko rarafindan kaleme alinan ve Türkçe ye "Cihani Yatmaya Hazırlanan Sin al Canavar: Yahudi adıyla tercüme eserin bir bölümünden kısaltarak al-dığımız aşağıdakı yazıyı hayret ve dikkat nanarlarınıza sunuyoruz.
İkinci Dünya Harbi'nde kendisi ni muharip bir parti olarak ilân eden "Yahudilik", büyük kayıp-lardan muzdaripti. Diğer millet-ler, ölüleri için yas tutuyor, äbide-ler dikiyor ve onların hatıralarına yıldönümleri düzenliyorlardı. Ya-hudiler ise ölülerini "dünya häki-miyetine" doğru basamak olarak kullandılar. Onlara, siyasi bir ya-tırım ve kuvvet kazanmada tesirli bir älet gözü ile bakıyorlardı. Di-ğer ülkelerin kahramanlarına ait mezarlarda çiçekler açarken, Ya-hudi mezarlarında bugün bile propaganda nutukları atılmakta-dir
Hollywood, onlar sayesinde muazzam iş yapmış ve yabancılar, Yahudi mezarlarının başında kor-
18
Altı Milyon Talatinin öldürüldüğü
YAHUDİCE BİR YALAN
ku ve suçluluk duyarak titremiş lerdir. Harpten kurtulan Yahudi ler, dünyanın merhametini kazas dıkları gibi, intikam ve "Dünya Hakimiyeti" hakkırı da elde etti ler! Ve en büyük sahtekärıklar dan birini daha gerçekleştirdiler.
2. Dünya Savaşında yer alan bu çok ülkenin kayıpları, Yahudile rinkinden fazlaydı. Ukraynadaki altı milyon insan, Kremlin plänia-rından dolayı açlıktan ölmüştü Ama Dünya, Ukrayna'yı imtiyaz larla mükafatlandırmadı. Katyn Ormanları'ndaki müşterek mezar lara kitle hålinde gömülen kur banların yakınlarına, çift tayın ve rilmedi. Brno ölüm yürüyüşünden kurtulanlar, tazminat alamadı. Bromberg, Prag veya Yugoslavya
katliamlarının suçluları, Nürem-berg'te asılmadılar!
Toplam 40 milyon kişinin öldü-ğü 2. Dünya Savaşında Yahudiler-den başka kimsenin sesi çıkma-dı. Ve onların yönettiği radyo is-tasyonları, gazeteler, film şirket-leri ve Nüremberg Mahkemesi-nin acımasız hakimleri "6 milyon şehid" yaygaralarıyla bütün dün-yarın başını yıllar boyu şişirdi.
Altı milyonl.. Yahudi olmayan-lar korku ile büzülmüşken, bir tek kimse bile bu sahte rakam hak-kında ortaya çıkıp bir şey söyle meye cesaret edemedi!
Acaba bu altı milyon kurban neredeydi?
Nüremberg başsavcısı General Taylor'a, bu altı milyon rakamını nereden çıkardığı sorulduğunda, bunun S.S. Generali Ohllendorf-un itirafından elde edildiğini söy-lemişti. Daha sonra Amerikan Ya-hudilerinin bu "itirafı Ohllen-dorfa işkence yaparak aldığı mey-dana çıktı! Yahudi "Şehidleri" (!) nin bu yüksek rakamını destekle-mek için, sahte vesikalar da kul-lanılıyordu.
YanıtlaSilDünya, altı milyon Yahudinin katledildiği masalına nasıl inandı veya inandırıldı? Todesmühle (Ölüm Değirmeni) adlı propagan-da filmindeki gaz odası sahnele-ri ve cesedler, nerelerde filme alındı?
1945 senesinin sonunda, Dav-hau temerküz kampında yeni mi-safirler görüldü. Fakat bunlar Ya-hudi değil, mağlûb Alman halkı-nın bir kısmı, yani "harb suçluları" idi. Mevcut binalara en kısa zamanda yeni ilaveler yapıl-ması emri verildi. Fakat herşey-den önce, kampların bahçe gü-zellikleri bozulmalıydı. Çünkü sıksık sinemaya giden Amerika-lıları, hele bir korku filmi seyre-deceklerini düşündükleri sırada, Yahudilerin bu güzel binalarda ve
bahçelerde ızdırap çektiklerine inandırmak bir hayli güç olacak-tı. Bahçeler, harap bir vaziyete getirildikten sonra Alman esirle-re bir kan çukuru kazmaları emri verilerek bu çukurdan, kanı bo-şaltacak kanalların açılması isten-di. Böylelikle dünya Yahudi kanı-nın dereler gibi akıtıldığına daha kolay inandırılabilecekti. Bunlara ilaveten gaz odaları gibi görünen
19
KUR
YanıtlaSilMUSTAFA ÖZTÜRK
banyolar, giyinme odaları ve ka bul salonian inşa edildi. Bu görü naja verebilmek için, betundan avri be bima yapıldı ve duvarlara afak delikler açıldı. Bu sahte bi nalar, bugün bile teşhit edilmek te ve ziyaretçilere, öldürücü "ölüm gan" in bu deliklerden ve rildiği anlatılmaktadır! Esit Al man işçilere, ayrıca "kurbanların enselerinden kurşunlandıkları bir idam sahası inşa etmeleri için de emit verilmişti
Bavyera Hukümeti'nin Devlet Bakam yardımcısı ve ayu zaman da da temerküz kamplarından çı kan Alman Yahudilerinin başı olan Philip Auerbach, kampta bir "idam ağacı "run bulunması fikri-ni ortaya attı. Parktaki bir çam ağacı yerinden sökülerek oraya nakledildi. Bu ağacın yatay olarak usunan bir dalı bulunmaktaydı. Bu dalın ucu kesildi ve geri kalan kasmu, ipler yardımıyla aşındırıldı Sonunda oldukça parlayan bu dal, günde yüzlerce Yahudının asıldığını ispat eden" bir "delil" haline geldi!
Yahudiler, planladıkları senar yo gereğince bu kampı bir işken-ce salonuna çevirmişler ve kapı-sına da, orada 238.000 Yahudinin öldürüldüğünü yazan bir tabelá asnmuşlardı. Fakat ceset yakma fi-rınlarının sadece iki bölümü var-di 238.000 cesedin yakılması için, bu fırınların hiç durmaksızın üç sene çalıştırılması gerekiyor ve bu takdirde de 530 ton insan kü-lünün nakledilmesi meselesi or-taya çıkıyordu.
Peki, bu kültür nereye atılmıştır?
20
Pekçok Amerikan Yahudisi ve C.I.C. vazifelisi, kampın sebze bahçesine kadar heryeri didik di dik kazmalarına rağmen, netice-de ne kül, ne de Yahudi cesedi bulabildiler. (1949) Bu kişiler, kamptaki birçok binanın ve acıklı zulüm senaryosunun, Todesmuh-le filminin çekimi için hazırlanmış olduğunu, daha sonra anladılar.
Amerikan Yahudileri, savaş suçlusu olarak itham ettikleri bir subaya, bir Alman şehrinin fotoğ rafını göstermişler ve şöyle de-mişlerdi "Anladığımıza göre, ce-setleri bu resimde de görülebilen 20.000 Yahudinin öldürülmesini siz emretmişsiniz!
Fotoğraf, bir çukura doldurul muş ve parça parça olmuş ceset-len gösteriyordu. Alman subay, kısaca cevap verdi: "Bunlar Ya-hudilerin cesetleri değil, hava ha cumlarında ölen bu şehrin sakin-leridir. Yani bunların hepsi Al-mandır. Aklıma gelmişken şunu da söyliyeyim, polis kuvvetlerinin şefi iken, bu resmin çekilmesini de ben emretmiştim."
Yahudi propagandacıları, film prodüktörleri, gazetecileri ve C.1.C. vazifelilerinin şişirip yay dıkları altı milyon katledilmiş Ya-hudi masalı ile alakalı olarak du-ha binlerce "delil" gösterilebilir.
6 MİLYON RAKAMI DOĞRU MUDUR?
1933'te Sovyetler Birliği'n dekiler hariç, Avrupa Yahudileri nin toplam sayısı 5.600.000 idi. Amerikan Yahudi Meclisi bu ra-kamı, 11 Ocak 1945 tarihli "New-York Times" Gazetesinde yayın lanan istatistiklerden çok iyi bilir. Bu 5,600.000 Yahudi'den en az bir milyonu, 21 Haziran 1941 tarihine kadar hiçbir vak'anın olmadığı Doğu Polonya'daki Molotov Ribbent-rop bölgesinde yaşıyordu. "Base-
ler Nachrichten" istatistiklerine göre, Sovyet Rusya'dakiler hariç, Avrupa'da 5 milyon Yahudi yaşı yordu. Fakat bu 5 milyonun için-den tarafsız memleketlerde otu-ranlar çıkarılmalıdır. Çünkü onla ra savaş sırasında birşey olmamış-tır. 1942 Dünya Yıllığı'nın istatis-tik rakamlarına göre ise, Cebeli-tarık'ta, İngiltere Adaları'nda, Portekiz, İspanya, İsviçre, İrlanda
ve Türkiye'de yaşayan Yahudile-rin sayısı 420.000 idi.
YanıtlaSilNetice olarak, Nasyonal Sosya-lizmin ulaşabildiği Yahudilerin sa-yısı, asla 4.500.000'den fazla değil-di. Yine aynı tarafsız haber kayna-ğı "Baseler Nachrichten", 1933 ve 1945 yılları arasında hazırlanan Yahudi istatistik bilgilerine daya-narak İngiltere, İsveç, İspanya, Portekiz, Avustralya, Çin, Hindis-tan ve Filistin'e göç eden 1.500.000 Yahudinin Almanya, Avustralya, Polonya veya Çekos-lavakya pasaportu taşıyanların yüzde seksenini teşkil ettiğini be-lirtiyordu. Baseler Nachrichten'-in raporuna göre ayrıca yarım milyon Yahudi, Hitlerin Rusya'ya karşı harekete geçmesinden ön-ce Sibirya'ya kaçmışlardı. Yâni Hitler'in zulmedebileceği Yahudi sayısı, iki buçuk milyonu geçmi-yordu. Peki, bu iki bucuk milyon Yahudinin hepsi öldürülmüş müy-dü? Hayır. Çünkü 1946 yılında, yâ-ni Hitlerin ölümünden ve 2. Dün-ya Harbi'nin bitiminden 1 yıl son-ra yapılan sayımlarda, Rusya ha-riç olmak üzere Avrupada 1.559.600 Yahudinin yaşadığı an-laşılmıştı.
Mâkül olan azamî Yahudi kur-banlarının sayısı, bir ilâ bir buçuk milyon olabilir, çünkü Hitler ve Himmler'in ulaşabildiği yerlerde bundan fazla Yahudi yoktu. An-cak hemen kaydetmeliyiz ki, Ya-hudilerin hakiki kayıpları bu raka-mın çok altındaydı.
Amerikalı bazı yetkililer, temer-küz kamplarında kat'î olarak kaç kişinin kaybolduğunu meydana çıkarmak gayesi ile harpten son-ra bir araştırma yaptılar. 1951'de
21
yayınlanan raporlarına göre bu kamplarda 1,2 milyon insan öl-müştür. Ancak bu sayı, Yahudile-ri, Çingeneleri, Ukraynalıları ve bunların dışındaki milletleri içine almaktadır. Buna göre kaybolan Yahudilerin sayısı 500.000 veya 600.000'i geçmez.
YanıtlaSilAlmanya'nın kayıpları acaba ne kadardır? Üç milyon altı yüz bin, Alman askeri, Dünya Yahudileri tarafından harpte öldürülmüştü. Bir milyon ikiyüz bin sivil bom-bardıman sırasında, iki milyon dörtyüz bin Doğu Almanyalı, al-tıyüz bin Sudeten Almanı ve iki-yüzbin Alman tabiiyetli yabancı ise, harp sonrasında katledilerek öldürüldüler. Bir milyon dörtyüz bin Alman hapishanelerde, P.D.W. kamplarında veya Mütte-fikler ile Sovyetlerin temerküz kamplarında can verdiler!
Bugün şu bir hakikattir ki, Al-man halkı Yahudi kamplarının varlığını bile bilmiyordu. Öyley-se Almanların (Nazilerin), Prag meydanlarında yapılanlar dere-cesinde bir katliam yapmış olma-sı düşünülemez. Çünkü bütün Al-man kuvvetlerine denk muazzam bir Yahudi topluluğunun bir ara-ya gelmesi imkânsız görünmekte-dir. Yani Almanlar cephane, yiye-cek ve petrol nakletmelerinin bi-le güçleştiği bir devrede, hep Ya-hudi mi katlettiler? Milyonların kitle halinde imhâsının gizli kal-mış olacağı akla yatkın mıdır?
Böyle bir hadise olsaydı Rus Rad-yosu veya Batı propagandacıları susar mıydı? Alman Genel Kur-mayının ve Nasyonel Sosyalist 22
Partisinin en mahrem sırlarının bi-le casuslar tarafından öğrenildiği bir ortamda, bu "katliamların gizli kalması mümkün müydü? Bu vahşetlerden NEDEN SAVAS SONRASINDA BAHSEDİLMEYE BAŞLANDI?
Altı milyon Yahudinin katli ile alakalı hakikati, "Demir Perde". nin ve Amerikan politikacılarının mor kadife perdelerinin arkasın-da aramak gerekir!
Yahudilerin hayali filimlerine konu olan temerküz kamplarında bulunanların isimlerini ihtiva eden listeler, bugün Federal Al. man Hükümetinin arşivlerinde-dir. Almanlar bunları neden bas-mağa cesaret edememişlerdir? Çünkü böyle yapsalardı, Alman-ya'nın kalkınması, Yahudiler tara fından engellenecekti.
Bu propaganda rakamı Dünya-nın sempatisini kazanmak için ge-rekli idi. Kurbanların sayısını art-tırmakla Dünya zaferi tekrarlana-cak ve Yahudi olmayanlara daha fazla eziyet etme imkânı doğa-caktır!
(Louis Marschalko Cihanı Yutma-ya Hazırlanan Sinsi Canavar
YAHUDİ.)
NOT: Bu propagandanın ne derece tesirli olduğunu daha iyi anlamak için, bir kaç yıl sonra (14 Mayıs 1948) Filistinde kurulacak olan İsrail Devletinin ortaya çılışını hatır lamak gerekir.
II. Dünya Savaşı ve akabindeki kargaşa sadece Yahudinin işine yarayacak bir mal zeme bırakmış milyonlarca masum insan yurtlarından ite kaka çıkarılıp şimdiki top raklar zorla ele geçirilmiştir. Tarihin her devrinde ve her hadisenin altında boy gös teren Yahudinin zulmü ve sahtekârlığı el bette devam etmeyecektir. Zalimi birgün gelip yine kendi zulmü yıkacaktır.
İsrail'de 1982 yılında neşredilen "PROFESSIONAL PHOTOGRAPHERS AND ILLUSTRATORS IN ISRAEL" adlı kitabın 27. sayfasından alınan yukarı-daki fotoğraf, tipik bir Yahudi genci-ni gösteriyor.
YanıtlaSilŞu günlerde asker kıyafeti altında orfalığı kan gölüne çeviren bu kadın kılıklılar, manikürlü parmaklarının hır-palanmaması için çocuk yaştaki Filis-tinlilerin kol ve bacaklarını taş kulla-narak kırıyor ve onları derin çukurla-ra atıp, dozerler yardımıyla canlı canlı toprağa gömüyorlar.
HİTLER'İ SEVDİRDİLER!
Tahrif ettikleri Tevrat ve Talmud'un nefret kusan doktrinlerinin kinli göz-leriyle bakan yahudi, bütün insanlığa hasımdır.
Dünyayı fitne ve fesada boğan ne ka-dar ideoloji, felsefe, izm, keşif ve icat varsa, ardında hep bu lânetli milleti görmek, bir tesadüf değildir. Asırlar-dır bu ırk, bütün zekâ, gayret ve ser-vetini hakk'a ve hakikate, güzel ve iyi-ye giden yollara hâin pusular kurmak-ta kullanmıştır!
Marks, Adam Smith, Lenin, Trotsky, Freud, Darwin, Einstein, Nietzsche, Durkheim, Herbert Marcuse, Jean Pa-ul Sartre.. ve daha niceleri hep YAHU-Dİ'dir!
Zālimlerin en kana susamışları olduk-ları halde, dünyaya hükmeden "Gö-rünmeyen İmparatorlukları," sayesin-de, "mazlum ırk" oldukları yalanını propaganda etmeyi yazık ki başarmış-lardır!
Bu nankör, gaddar ve hilekâr mille-tin hakiki çehresi; müslüman yavruları diri diri toprağa gömüp, gerçek maz-lum Filistinli kardeşlerimizin taşlarla kemiklerini kırarken bütün iğrençli-ğiyle ortaya çıkmaktadır!
Siyonizm bütün insanlığın düş-manıdır!
Bakalım insanlık, bunu ne vakit idrak
edecek?..
Mehmed Salah
İsrail ordusunda eğitim komutu:
"Muhammed'e ateş!”
EL-AVIV, (AP)- İsrail ordusunda atış 1 eğitimlerinin Hz. Muhammed'i tem-sil eden hedefler üzerine yapıldığı açıklandı.
Solcu Israil milletvekillerinden Elazar
Granot'nun yaptığı açıklamaya göre, as-kere alınan gençler atış eğitimlerini kefi-yelı nişan tahtaları üzerine yapıyorlar. Su bayların "Muhammed'e ateş!" komutu uzerine tetiği çekiyorlar.
Atatürk'ün Hayatındaki Kadınlar
YanıtlaSilALTAN DELİORMAN
104
YanıtlaSilHADIS-1 ŞERİFLER
Bu Hadis-i şerifi; DEYLEMİ, ENES'ten r.a. naklen anlatıyor. 1. ve 4. Hadis-i Şeriflerin sonunda bunlara dair malûmat verildi..
إِذَا دَعَا الرَّجُلُ امْرَأَتَهُ إِلَى فِرَاشِهِ فَأَبَتْ ، فَبَاتَ وَهُوَ غَضْبَانٌ عَلَيْهَا آمَنَتَهَا
۸۹
( رواه أحمد عن أبي هريرة )
المَلائِكَةُ حَتَّى تُصْبِحَ .
89) «Erkek, karısını yatağına çağırdığında gelmezse ve bu yüzden karısına dargın yatarsa; taa sabaha kadar, melekler o kadına lânet okur..>>>
Bu Hadis-i Şerifin mâna gelişinden anlaşıldığı gibi; kadının bu gibi bir itaba maruz kalışı, kocasının cinsî münasebet için dâvetini reddi se-bebiyledir. Özürsüz zamanlarının hiçbirinde, kadın kocasının bu arzusu-nu yerine getirmemekte direnemez..
EBU HÜREYRE r.a. bu Hadis-i Şerifin esas ravisidir. Ondan nak-len de, İMAM-I AHMED'e gelmiştir. Bunlara dair malûmat, 1. ve 5. Ha-dis-i Şeriflerin sonundadır. Allah ikisinden de razı olsun.
( رواه البخاري ومسلم )
إِذَا دُعِيَ أَحَدُكُمْ إِلَى الْوَلِيمَةِ فَلْيَأْتِهَا .
۹۰
90) «Biriniz ziyafete çağrılırsa gitsin..>>>
Buradaki ziyafet, düğün vb. dâvetlerdir. Şer'î ölçüler dışında hare-keti bulunmayan her dâvete icabet vaciptir.
**
Bu Hadis-i Şerif hem BUHARI, hem de MÜSLİM'de vardır. 2. ve 5. Hadis-i Şeriflerin sonunda bunlara dair kısa bir malûmat verilmiştir.
إذا دَخلَ أَحَدُكُمُ المَسْجِدَ فَلْيَرْكَمْ رَكْعَتَيْنِ قَبْلَ أَنْ يَجْلِين .
۹۱
( رواه الجماعة )
91) «Sizden biri, mescide girdiği zaman; oturmadan önce iki rikât namaz kılsın...>>
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil105
Bu namazın adı, tahiyyat-1 mescittir. Vakt-i kerahete rastlamadığı ve iftitah tekbirini kaçırma korkusu olmadığı hallerde kılınması süin-nettir.
Bu Hadis-i Şerifin sıhhati üzerinde, bir çok Hadis imamları ittifak etmiş, hemen hepsi eserlerine almıştır.. Cemaatten murad Hadis imamlarıdır.
إِذَا دَخَلَ شَهْرَ رَمَضَانَ فَتِحَتْ أَبْوَابُ السَّمَاءِ ، وَغَلَقَتْ أَبْوَابَ جَهَنَّمَ ، ( رواه الشيخان ) وَسُلْسِلَتْ الشَّيَاطِينُ .
۹۲
92) «Ramazan ayı girdiği zaman, sema kapıları açılır.. Cehennem kapıları kapanır.. Şeytan zincire vurulur..>>>
***
Ramazan-ı Şerif, bir rahmet ve bereket ayıdır.. Burada saymakla faziletini anlatıp bitiremeyiz. Kadir gecesinin onda oluşu, Kur'an azi-müşşanın o ayda Peygamber S.A. efendimize gelmeye başlamış olması büyük faziletini idrake bir vesile olabilir.
BUHARI ve MÜSLİM bu Hadis-i Şerifi eserierine aimıştır. ŞEYHAN bu iki eserin sahibi zat demektir. Menkıbeleri 2. ve 5. Hadis-i Şerifin so-nundadır.
۹۳
إِذَا رَأَى أَحَدُكُمُ الرُّؤْيَا يَكْرَهُهَا فَلْيَبْصُ عَنْ يَسَارِهِ ثَلَاثًا ، وَلْيَسْتَعِدُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ ثَلَاثًا ، وَلْيَتَحَوَّلْ عَنْ جَنْبِهِ الَّذِي كَانَ عَلَيْهِ . ( رواه مسلم عن جابر )
93) «Sizden biri, sevmediği bir rüya görecek olursa; uyanınca, sol ta-rafıma üç defa tükürsün.. Üç defa şeytandan Allah'a sığınsın.. Ve o anda yattığı taraftan öbürüne dönsün..>>>
Rüyaların, insan hayatına etkisi vardır.. Rüyalar insanın manevi durumunu, şekline göre sarsar veya takviye eder. Her nekadar, rüya-ların tesiri altında kalmamak icab ederse de, insan zayıf yaratılışlıdır. Bazı rüyalar onu sarsabilir.
Kötü rüyalar şeytanî'dir. Bu sebeple onun şerrinden Allah'a sığın-mak sünnet oluyor..
100
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
Bu Hadis-i Serifi: MUSLIM, CABIR'den r.a. almıştır. 5. ve 12. На-dis-i Şeriflerin sonunda kısa hal tercümeleri yazılıdır.
٩٤
**
إذا رَأَى أَحَدُ كُمُ الرُّؤْيَا يُحِبُّها فَإِنَّمَا هِيَ مِنَ اللَّهِ فَلْيَحْمِدِ اللَّهَ عَلَيْهَا وَلْيُحدث بها ، وإذا رأى غَيْرَ ذَلِكَ بِما يَكْرَهَهُ فَإِنَّمَا هِيَ مِنَ الشَّيْطَانِ ، فَلْيَسْتَعِذْ بِاللهِ ، وَلَا يَذْكُرَهَا لأَحَدٍ فَإِنَّهَا لَا تَضُرُّهُ .
) رواه البخاري عن أبي سعيد )
94) «Sizden biri, seveceği bir rüya görürse; o ancak Allah'tandır.. Onun için, Allah'a hamd etsin.. Ve onu anlatsın.. Ancak bundan başka, sevmeyeceği bir rüya görürse, o da şeytan-dandır; Allah'a sığınsın; kimseye de söylemesin.. Böylece o za-rarsız hale gelir..>>>
Bu da bir evvelki Hadis-i Şerifin, bir başka vesile le söylenen, bir başka şekli ve daha şümüllüsüdür..
Hikmetini S.A. efendimize havale edip, gereği ile amel edile..
Bu Hadis-i Şerifi; BUHARI, EBU SAID-1 HUDRÎ'den alır. Bunla-rın kısa hal tercümesi 2. ve 65. Hadis-i Şerifin sonundadır.
إِذا رَأَيْتُمْ عَمُوداً أَحْمَرَ مِن قِبَلِ المَشْرِقِ فِي شَهْرِ رَمَضَانَ فَادَّخِرُوا طَعَامَ ( رواه الطبراني ) سَنَتِكُمْ فَانَّهَا سَنَةُ جُوع . ۹۵
95) «Herhangi bir ramazan ayında, şark tarafından kırmızı, direk şeklinde uzayan bir sütun görürseniz, o senelik ihtiyacınızı yığı-nız. Zira o yıl, kıtlık yılı olacaktır..>>>
Ramuz şerhinde, bu şekilde bir azık yığmanın tevekküle mâni olma-yacağı yazılıdır..
Yine aynı eserde belirtildiğine göre, bu şekilde bir işaret ve kıtlık, Ehl-i Hicaza hastır. Orası, iklim itibariyle, açlık tehlikesine mâruz bir bölgedir..
Ayrıca, umuma şamil bir emir olacağı da yazılıdır..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil107
Bu Hadis-i Şerif, 9. Hadis-i Şerifin sonunda kısa bir menkibesi an-latılan, TABERANI'den alınmıştır.
إذَا رَأى أحد كم جَنَازَة إن لم يكن مَاشِياً معها فليقم حتى يحبها ( رواه البخاري ومسلم ) أوْ تُخَلَّفَهُ ، أَوْ تُوضَعَ مِنْ قَبْلِ أَنْ تُخَلَّفَهُ .
٩٦
96) «Biriniz, bir cenaze gördükte; onunla beraber yürümeyecekse, ayağa kalksın.. Ta cenaze onu, ya da o cenazeyi geçene kadar.. Cenaze geçip gitmeyecekse, yere konuncaya kadar ayakta dur-sun..»
Burada, bildirilen emir, cenazeden çok, onun ruhunu kabzedene Bay-gıdır. Bir rivayete göre Peygamber S.A. efendimiz, Yahudi ölüsüne bile kalkmıştır.
Imam-ı Azam ve Şafii Hz. ne göre, gayr-ı müslim cenazesine kalkmak yasaktır. Bu zatların içtihadına göre, Peygamber S.A. efendimiz, ilk za-manlarda kalkmışsa da, sonraları kalkmayı bırakmıştır..
**
Bu Hadis-i Şerif, BUHARI ve MÜSLİM'den alınmıştır ki, 2. ve 5. Hadis-i Şerifte menkıbeleri geçti.
إذا رَأَى أَحَدُكُمُ امْرَأَةً حَسَنَاء فَأَعْجَبَتْهُ فَلْيَأْتِ أَهْلَهُ، فَإِنَّ الْبَضْعَ وَاحِدٌ ، ) رواه الخطيب عن عمر ) وَمَعَهَا مِثْلُ الَّذِي مَعَهَا .
۹۷
97) «Herhangi biriniz, güzel bir kadın görür hoşuna giderse, hemen nikâhlı hanımına gitsin.. Et parçası aynıdır; onda olanın benze-ri, kendi hanımında da vardır...>>>
Bu Hadis-i Şerif, bilhassa zamanımızda tatbiki elzem bir reçete gl-bidir. Fazla izaha lüzum yok.. Yanlış yola sapmaktan Allah-ü Taâlâ cüm-lemizi korusun..
Bu Hadis-i Şerif HATİB-İ BAĞDADÎ Hz. den alınmıştır.. Ona da Hz. ÖMER'den. Allah ondan razı olsun.. Menkıbeleri 41. ve 64. Hadis-i Şe-riflerin sonunda geçti.
إِذَا رَأَى أَحَدُ كُمْ بِأَخِيهِ بَلاء فَلْيَحْمَدَ اللهَ وَلا يُسْمِعُهُ ذَلِكَ .
( رواه ابن النجار عن جار )
۹۸
108
YanıtlaSil98) «Herhangi biriniz, bir din kardeşini belâya düçar görürse; Al. lah'a hamd etsin.. Ama -kalbinden ona duyurmasın..>>>>
Cenab-ı Hak dilediğini çeşitli hikmetine mebni, bazı belalara düçar eyler.. Bir Hadis-i Şerifin delâletine göre, onun lütfu da hoş, kahrı da ama.. En iyisi afiyet istemektir..
Bir felakete, belâya uğrayanın yanında; duyacağı şekilde, o belâya kendisi düçar olmadığı için, hamd etmek yakışmaz. Duyarsa üzülür ve kalbi kırılabilir..
Bu Hadis-i Şerifin ravisi; IBN-I NECCAR ve CABIR r.a. dır.
** CABIR r.a. 12. Hadis-i Şerifin sonunda kısaca anlatıldı.. IBN-1 NECCAR: Adı, MUHAMMED.. Babası AHMED.. Hambell mezhebine bağlı.. Hicretin, 972. yılında vefat etti..
إِذَا رَأَيْتُمُ الرَّجُلَ يَعْتَادُ الْمَسَاجِدَ فَاشْهَدُوا لَهُ بالإيمان .
) رواه البيهقي عن أبي سعيد )
99) «Bir kişiyi; mescidlere devamı itiyat haline getirmiş görür-seniz; onun imanına şahadet ediniz..>>>
Bu Hadis-i Şerifin bir mânası; devamlı mescide bağlı kalmaktır. Di-ğer bir mânası da; her cemaatten çıktıkta, tekrar kavuşmak için kalbini oraya bağlı kılmaktır. Ramuz şerhinde böyle geçer.. Said b. Müseyyeb ise şöyle diyor:
-Bir kimse, mescidde oturuyorsa, o Rabbı ile münacaat ediyor. Hakkında yalnız hayır söylemeli..
**
Bu Hadis-i Şerifi BEYHEKİ, EBU SAID-1 HUDRÎ'den r.a. naklen rivayet ediyor. 12. ve 65. Hadis-i Şeriflerin sonunda bunlar hakkında kısa bir malûmat verilmiştir..
إذا رأيتم الحَرِيق فَكَبَرُوا ، فإنَّ التكبير يُطفته .
( رواه ابن عساكر )
100) «Yangın görürseniz, tekbir getiriniz, zira tekbir onu söndü-rür..>>>
۱۰۰
۹۹
VE VAAZ ÖRNEKLERI
YanıtlaSil100
AL
Car da
ya Ve
Duaların çok tesiri vardır. Sonra, cansız birşey olmadığına göre can-ü gönülden tekbir getirilirse, yangın elbette söner. Ama Hakkın aza-met ve kudretini, o anda tam ilan edecek ağız gerek.. Tıpkı Muhiddin-i Arabi Hz. nin bir vesile lle ateş mangalını tabiyyundan bir zümrenin kuca-ğına boşalttığı gibi.. Ateşi onların kucağına döktü, ama yakmadı.. Ağzına ateg dolduran dervişleri de burada anarız...
Bu Hadis-i Şerif, IBN-1 ASAKIR'den alınmıştır. Kısa hal tercilme-si 86. Hadis-i Şerifin sonunda geçti..
إِذَا أَرَادَ اللَّهُ بِقَوْمٍ سُوءًا جَعَلَ أَمْرَهُم إلى متر فيهم . ( رواه الديلمي ) ۱۰۱
101) «Allah-ü Taâlâ bir topluluk için, kötülük dilerse işlerini azgın-larına bırakır..>>>
İnsanlar azdıkça; idare şekillerini tâyinde kusur etmeye başlarlar.. Her çeşit günah sarhoşluğuna dalar, idarecilerini seçemezler. Meydanı boş bulan azgın kişiler de, gelir başlarına oturur.. Ayıkırlar; ama iş işten geçmiş olur.
Bu Hadis-i Şerif, DEYLEMİ'den alınmıştır. Kısaca menkıbesi 4. На-dis-i Şerifin sonundadır..
إِذَا سَأَلْتُمُ اللَّهَ تَعَالَى فَاسْأَلُوهُ بِبِطُونِ أَكُفَّكُمْ وَلَا تَسْأَلُوهُ بِظُهُورِها ثمَّ لَا تَردُّوها حتى تتحوا بها وُجُوهَكُمْ ، فَإِنَّ اللَّهَ جَاعِلٌ فِيها بركة . ۱۰۲
( رواه أبو داود )
102) «Allah-ü Taâlâya bir dilekte bulunacağınız zaman, avuç içleri-nizle isteyiniz; dışları ile değil.. -Duadan sonra, ellerinizin içini -Dua esnasında yüzü-nüze sürmeden indirmeyiniz. Çünkü Allah-ü Taâlâ onlara be-reket ihsan eder..>>>
Bu Hadis-i Şerif, bize dua usulünü talim eder. Dualarda sünnet olan; avuç içlerinin semaya doğru açılmasıdır. Avuçlar ve parmak araları nor-mal açılır. İki elin arası dört parmak mesafeli bırakılır.
110
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
Bu Hadis-i Şerif EBU DAVUD'dan alınmıştır. Menkibesi 11. Hadis-1 Şerifin sonundadır.
۱۰۳
إِذا سَأَلَ أَحَدُكُمْ رَبَّهُ مَسْأَلَةٌ فَتَعَرَّفَ الإِجَابَةَ فَلْيَقُل « الْحَمْدُ لِلَّهِ الذي بنعمته تتم الصَّالِحَاتُ ، وَمَنْ أَبْطَأَ عَنْهُ ذَلِكَ فَلْيَقُل « الْحَمْدُ لِلَّهِ عَلَى كُلِّ ( رواه البيهقي عن أبي هريرة ) حال .
103) «İçinizden biri, Rabbına bir dilekte bulunduğu zaman, hemen kabul edildiğini anlarsa, şöyle desin: Nimetleri sayesinde, iyilikler tamam olan Allah'a hamd ol-sun..
Kabulün ertelendiğini anlayan da şöyle desin:
Her halde Allah'a hamd olsun..>>>
Dua, kulun vazifesidir. İmam-ı Gazali Hz. der ki:
Kul dua etmelidir. Kabul olmayan dua yoktur. Burada olursa bir nimettir.. Ahirete kalırsa; göç edince dua sebebiyle, amel defterinde se-vap bulur.
**
Bu Hadis-i Şerifi BEYHEKİ, EBU HÜREYRE'den r.a. naklen riva. yet eder. 5. ve 12. Hadis-i Şeriflerde menkıbeleri kısaca yazılıdır.
إذا سَرَّتْكَ حَلَتُكَ ، وَسَاءَتْكَ سَيِّمَتُكَ فَأَنْتَ مُؤْمِنٌ » ( رواه الضياء عن أبي أمامة ) ١٠٤
104) «İyiliğin seni sevindiriyor, kötülüğün de üzüyorsa, artık sen bir müminsin..>>>
*
**
Şu hikâye bu Hadis-i Şerifin bir şerhi gibidir: İmam-ı Şarani anlatıyor:
- Şibli'de, rh. birinin bir dirhemlik hakkı kalmıştı. O bir dirheme karşılık bin misli sadaka dağıtmıştı.. Yine de şöyle diyordu:
Kalbimde taşıdığım en büyük günah budur..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil111
Bu Hadis-i Şerifi ZİYA, 22. Hadis-i şerifte kısa bir menkıbesini an-lattığımız EBU ÜMAME'den naklen anlatıyor..
ZIYA: Elimizdeki eserde, bu zat sadece, ZIYA diye geçiyor. Dola-yısiyle bu zat hakkında esaslı bir malûmat veremiyeceğiz.. Ancak HAY-REDDİN ZERKELİ'nin, EL-ALAM adlı eserinde, ZIYA-U MAKDİSİ adında biri var. Adı MUHAMMED.. 643. Hicri yılda vefat etmiştir..
Büyük bir muhaddis olan IBN-1 ZIYA olması da kuvvetle muhtemel-dir. Bu da, Hicri; 789. 854. yılları arasında yaşamıştır..
إذا سَمَّيْتُمُ الْوَلَدَ محمداً فَأَكْرِمُوهُ ، وَأَوْسِعُوا لَهُ فِي الْمَجْلِسِ وَلَا تَقَبَّحُوالَهُ ( رواه الخطيب عن على ) وجها (1) . ١٠٥
(1) أى لا تقولوا له قبح الله وجهك ولا تنسبوه إلى القبح ضد الحسن في شيء عن أقواله وأفعاله
105) «Yavruya, MUHAMMED ismini verdikten sonra, ona ikram ediniz.. Mecliste ona yer veriniz ve hiçbir şekilde takbih etme-yiniz..>
Tercümemizde esas tuttuğumuz eserin dip notu şöyledir:
Ona; Allah yüzünü kara etsin, demeyiniz. Ayıp isnad etmeyiniz. Sözünde veya işinde onu tahkir etmeyiniz..
Ona yapılacak bütün bu saygı hareketleri, Peygamber S.A. efendi-mizin mübarek ismini taşıdığı içindir.. Ki elzemdir..
Bu Hadis-i Şerifi HATİB, Hz. ALİ'den r.a. naklen rivayet eder. 48. ve 64. Hadis-i Şeriflerin sonunda menkıbeleri yazılıdır.
إذا شَرِبْتُمُ الْمَاء فَاشْرَبُوهُ مَمَّا ، وَلا تَشْرَبُوهُ عَبَّا : فَإِنَّ الْعَبَّ يُورِثُ ( رواه الديلمي ) الكباد (1). ١٠٦
(۱) مرض الكبد والكلى والطحال
106) «Su içtiğiniz zaman, süzerek içiniz. Lakır lakır içmeyiniz; çün-kü bu şekilde içmek, ciğer hastalığı verir..>>
112
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
Tercümemize esas aldığımız eserin dip notu şöyledir:
Yasak edilen şekilde su içmek; aynı zamanda böbrek ve ciğer hastalıklarına da sebep olur.
Su, normal miktarda, yavaş yavaş ve üç defada içilir. Başlarken bes. mele okunur, bitirirken, Allah'a hamd edilir..
Yasak edilen şekilde su içmek; adabı muaşeret kaidelerine de aykı-rıdır..
Ravi; DEYLEMİ'dir. Kısaca menkıbesi, 4. Hadis-i Şerifin sonunda geçti..
إذا صَلَّى أَحَدُكُمْ فَلْيُصَلُ صَلَاةَ مُوَدَّعٍ صَلَاةَ مَنْ لَا يَظُنُّ أَنَّهُ يَرْجِعُ ( رواه الديلمي عن أم سلمة ) إليها أبدًا ۱۰۷
107) «Sizden biri; namaz kıldığı zaman, veda eder gibi kılsın... Şu kimsenin namazı gibi ki; o bir daha o namaza- kavuşa-cağını sanmaz..>>
İnsanın nefesleri sayılıdır. Ecel gelince, tehiri kabil değildir. Namaz ise, kulun öbür âleme göndereceği en büyük hayrıdır. Onun için namaza çok itina göstermelidir. Edebine, erkânına riayet edilmelidir.
Burada ravi; 4. Hadis-i Şerifin sonunda kısa bir menkıbesi geçen DEYLEMİ'dir. O da ÜMMÜ SELEME'den naklen alıyor.
**
ÜMMÜ SELEME: Esas adı HIND.. Ezvac-ı tahirattan.. Mü'minlerin anası..
Derin bilgisi, vukufu ve fazilet bakımından üstünlüğü ile, Hz. AlŞE'-den sonra gelir.. Doksan sene yaşadı. Hicretin 62. yılında vefat etti. Kab-ri Baki'de...
Allah ondan razı olsun.
إذا صَلَتِ الْمَرْأَةُ خَمْسَهَا ، وَصَامَتْ شهرها ، وَحَفِظَتْ فَرْجَهَا ، وأَطاعَتْ ( رواه البزار عن أنس ) زَوْجَهَا دَخَلَتِ الْجَنَّةَ ۱۰۸
108) «Kadın, beş vakit namazını kılarsa... Ramazan orucunu tutar-sa... Namusunu korur; kocasına da itaat ederse... Cennete gir-di demektir..>>>
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil113
Bir İslâm hanımı için, bu sayılan dini vazifeleri yapmak kadar fa-siletli bir iş yoktur..
Kocaya itaat işinde dikkat gerek.. Çünkü kocanın meşrů olmayan teklifine kadın itaat edemez.. Ama meşrů olan bir emrini de yerine ge tirmezse; en büyük günahlardan birini işlemiş olur..
Burada esas ravi 1. Hadis-i şerifte kısa menkıbesi geçen, ENES ra, dir. Ondan da BEZZAR alıyor..
BEZZAR: Adı, Ahmed.. Lâkabı, Hafız Ebubekir.. Babasının adı, Amr.. Dedesi, Abdülhalik.. Basra'lı..
Meşhur eseri, El-Müsned'ül-Kebir'dir.. Taberani gibi büyük zatlar-dan ders almıştır.. Darekutni ondan sitayişle bahseder. Allah rahmet ey-lesin..
إذا ضيعت الأمانة وانتظر السَّاعَةَ ، قال : كَيْفَ إِضَاعَتُها يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟ ( رواه البخاري ) قال : إذا أسند الأمر إلى غَيْرِ أَهْلِهِ ، فَانتَظِرِ السَّاعَةَ . ۱۰۹
109) «Emanet zay olunca, kıyameti bekle..>> Ya Resulullah o nasıl zay olur?..
Diye sorunca şöyle buyurdu:
«İş ehli olmayana tevdi edildiği zaman... Kıyameti bekle..>>>>
Bu Hadis-i Şerif; ashaptan birinin:
Kıyamet ne zaman kopacak?..
Suâline cevaben buyrulmuştur.
Kıyametin ne zaman kopacağını yalnız Allah bilir. Ama onun bazı
alâmetleri var. Başta insanların fesad olması.. Emanet hissinin yok ol-ması ve ehli olmayan kimselerin iş başına geçmesidir..
Bu Hadis-i Şerif BUHARÎ'den alınmıştır. 2. Hadis-i Şerifin sonun-da kısa bir menkıbesini yazdık..
( رواه البخاري )
إذا ضَرَبَ أَحَدُ كُمْ فَلَيَجْتَدِبُ الْوَجْهَ . ۱۱۰
110) «Herhangi biriniz, -dövme esnasında yüze -vurmaktan-sakınsın..>>>
Hadis-i Şerifler, F: 8
целен (use) izunoquelad
YanıtlaSil2024 BEDI
KVIMI
BİR AYET
O, kullarının üstünde her türlü tasarrufa sahiptir.
En'am Suresi: 18
TARİHTE BUGÜN
-1394-Timurlenk Diyarbakır'ı işgal etti.
-1909-Bediüzzaman'ın "Dağ Meyvesi Acı da Olsa Devadır" başlıklı makalesinin 1. bölümü Volkan gazetesinde yayınlandı.
1960-Bediüzzaman Said Nursî Urfa Halilürrahman Camii avlusundaki kabrine defnedildi.
24
PAZAR
SUNDAY
MART
MARCH
BİR HADİS
Allah'ın kendisini övdüğü ve medhettiği Fatiha ve İhlas Sureleriyle şifa isteyiniz.
İbni Kâni
Şükür, nimette in'amı görmek demektir.
Mesnevî-i Nuriye
HİCRİ: 14 RAMAZAN 1445 - RUMI: 11 MART 1440
KASIM: 138-GÜN: 84 KALAN: 282 - GÜN, UZ.: 3 DK
Imsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
İmsak
Güneş Öğle İkindi
Akşam Yatsı
00.00
114
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
Buradaki dövme, daha ziyade terbiye kasdı ile olan dövmelerde olsa gerek.. O zaman yüze vurmaktan sakınmalı.. Cünkü o, Cenab-ı Hakkın
birçok nimetleriyle süslüdür.. Mehaz BUHARI'dir. 2. Hadis-i şerifte kısaca menkıbesi geçti.
( رواه الطبراني ) ۱۱۱ إِذَا طَلَعَتِ الثَّرَيَّا أَمِنَ الزَّارِعُ مِنَ الْعَاهَةِ .
111) «Süreyya yıldızı doğduğu zaman; ekin sahibi afetten emin ola. bilir.>>>>
Buradaki mâna, biraz kapalıdır.. Bazı muhaddislere göre: Süreyya adı verilen ülker yıldızı görülünce..
Demektir ki, o zaman hava açık olur.. Yağış ve âfet tehlikesi azalır.. En doğrusunu Allah bilir..
Burada mehaz; TABERANÎ'dir. 9. Hadis-i Şerifin sonunda kısaca menkıbesi anlatıldı..
۱۱۲ إِذَا طَنَّتْ أُذُنَ أَحَدِكُمْ فَلْيذْ كُرْنِي ، وَلْيُصَلِّ عَلَى ، وَلْيَقُلْ ذَكَرَ اللَّهُ ( رواه ابن عدى عن أبي رافع ) من ذكر تي بخير .
112) «Birinizin kulağı çınlarsa; beni hatırlasın ve bana salavat ge-tirsin.. Sonra da şöyle desin: Beni-hayırla- ananı, Allah hayırla ansım..»
Kulak çınlaması, ruhanî bir hâdisedir. Peygamberlere gelen vahiy-lerin pek çoğu öyle bir çınlama şeklinde gelirdi. İnsan daha ziyade, ru-hanî bir taharet anında o hali duyabilir.
Ramuz şerhinde böyle.. O anda daima hayır beklemeli.. Ve hayrı an-malı..
Burada iki ravi var.. EBU RAFİ, ki bu, esas ravi.. Bir de IBN-1 ADİYY.. Ki bunu da 47. Hadis-i Şerifte anlattık..
EBU RAFI: Esas adı ESLEM.. Sahabe.. Peygamber S.A. efendimb zin azadlı kölelerinden.. Uhud dahil hemen bütün İslâm savaşlarında ha-zır oldu.. Mısır'ın fethine de gitmiştir..
Hz. ALľ'nin r.a. hilafete geçişinin ilk günlerinde vefat etti..
Allah ondan razı olsun..
**
**
V VAAZ ÖRNEKLERI
YanıtlaSil115
۱۱۳ إِذَا عَطَسَ أَحدكم فليقل « الْحَمْدُ لله رب العالمين » وليقل له أخوه أَوْ صَاحِبُهُ ، يَرْحَمُكَ اللهُ ، فَإِذَا قَالَ لَهُ يَرْحَمُكَ اللهُ فَلْيَقُلْ هَدِيكُمُ اللهُ ( رواه أبو داود والنسائي ) ويصلح بالكم .
113) «İçinizden biri aksırımca; şöyle desin:
Alemlerin Rabbı Allah'a hamd olsun..
Buna karşılık yanında bulunan kardeşi, ya da arkadaşı, şöyle
desin:
Allah, sana merhamet etsin..
Bunun üzerine aksıran, kendisine rahmet dileğinde bulunanla-
ra şu duayı yapsın:
Allah sizi hidayete erdirsin ve kalbinize iyi hal versin..>>>
Aksırma zamanlarında yapılan dualar pek çoktur. Neseî'nin bir baş-ka rivayetine göre Hz. Ali r.a. aksırınca şu duayı yapmıştır:
Her halde Allah'a hamd olsun..
**
*
**
Mehaz: EBU DAVUD ve NESEÎ'dir. 11. ve 13. Hadislerin sonunda bunlara dair kısa bir malûmat vardır. Her ikisine de, Allah rahmet ey-lesin..
١١٤ إِذَا عَرَفَ الْغُلَامُ يَمِينَهُ مِنْ شِمَالِهِ فَمُرُوه بالصَّلاةِ .
( رواه أبو داود )
114) «Çocuk; sağını solundan ayırd edecek duruma gelince, ona na-maz emri veriniz..>>>
Ağaç yaşken eğilir. Çocukların safiyet hali fazladır. İlk zamanda nasıl alışırlarsa, sonu öyle gelir. İmam-ı Gazali Hz. diyor ki:
Çocuklara küçükken iyi telkin yapmalı, çünkü onlar ilk çağda; söyleneni delilsiz kabul ederler. Ama büyüyünce durum değişir.
Buradá ravi; EBU DAVUD'dur. Kısaca tercüme-i hali 11. Hadis-i Şerifte geçti..
116
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
۱۱۵
إِذَا عَظَمَتْ أُمَّ الدُّنْيَا نُزِعَتْ مِنْهَا الْإِسْلامِ ، وَإِذَا تَرَكَتِ الأَمْرَ بِالْمَعْرُوفِ وَالنَّهَى عَنِ الْمُنْكَرِ حَرِمَتْ بَرَكة الوحى . ( رواه الترمذى )
115) «Ümmetim dünyaya tazim ederse, ondan İslâm heybeti kalkar.. Emr-i maruf ve nehy-i münkeri terkettiği zaman ise; vahyin bereketi ona haram olur..»
**
**
Dünyaya tazim etmek; âhireti unutup, varsa yoksa, dünya diye sa. rılmaktır.
Emr-i maruf, nehy-i münker ise, farzdır.. Mânası: Yerine göre, dille, elle, iyiliği söyleyip, kötülüğü yasak kılmaktır. Hiç olmazsa, kötülük ede ni kalben sevmemektir. Vahyin bereketi Kur'an mânasınadır..
Ravi: Kısaca 13. Hadis-i Şerifin sonunda menkıbesi geçen İMAM-I TİRMİZİ'dir. Ona Allah'tan rahmet dileriz.
إِذَا قُلْتَ لِصَاحِبِكَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ أَنْصِتُ - والإِمَامُ يَخْطُبُ - فَقَدْ لَمَوْتَ . ( رواه البخاري ) ١١٦
116) «Cuma günü, imam hutbe okurken, kardeşine:
Sus!.
Dersen, yersiz lâf etmiş olursun..>>>
İmam-ı Gazalî Hz. cuma hutbelerinin okunmasını farz kabul eder.. Okunması farz olunca dinlenmesi de farz olur.. Sonra onu dinlemek iba-dettir. Konuşmak, onun faziletini haleldar eder.. O anda konuşan bir mü'min kardeşe, sus, demek dahi konuşmak sayılır.. En iyisi işaretle anlatmaktır..
** **
Bu Hadis-i Şerif BUHARÎ'den alınmıştır. Menkıbesi, 2. Hadis-i Şe-rifin sonunda..
۱۱۷ إِذَا قَالَ الْعَبْدُ ( يَارَبِّ يَارَبِّ ، قَالَ اللهُ : لَبَّيْكَ عَبْدِي ، سَلْ تُعط . ) رواه ابن أبي الدنياء
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil117
117) «Kul;
- Rabbim, Rabbim.
Dediği zaman, Allah-ü Taâlâ ona şöyle buyurur:
Lebbeyk kulum; iste, sana ihsan olacak..>>
Allah-ü Taâlâ, daima kulunun yalvarmasını, yakarmasını duyar; ca-nü gönülden yaptığı her duayı kabul eder.. Sonra; insan, her yaptığı du-ayl Cenab-ı Hakkın işittiğine, kabul edeceğine inanarak yapmalı...
Bu Hadis-i Şerifi İBN-1 EBUDDÜNYA, Hz. AİŞE r.a. validemizden rivayet eder; kısaca menkıbesini 8. Hadis-i Şerifte anlattık..
IBN-1 EBUDDUNYA: Esas adı MUHAMMED 6. EBUDDÜNYA..
Büyük fıkıh âlimlerinden biri.. Aynı zamanda usulcü ve muhaddis.. TRABLUSGARB'da dünyaya geldi.. Hicretin 684. yılında vefat et-
miştir..
Allah rahmet eylesin..
إِذَا قَامَ الْعَبْدُ فِي صَلَاتِهِ ذَرَ الْبِرُّ عَلَى رَأْسِهِ حَتَّى يَرْكَعَ ، فَإِذَا رَكَعَ عَلَيْهُ رحمة الله حتى يَسْجُدَ ، وَالسَّاجِدُ يَسْجُدُ عَلَى قَدَمَى اللَّهِ تَعَالَى ، فَلْيَسْأَلُ ( رواه سعيد بن منصور عن أبي عمار مرسلا ) وليرغب . ۱۱۸
118) «Kul, namaza başlayınca; başına rahmet saçılır.. Taa Rükûa varıncaya kadar..
Rükûa varınca, Allah'ın rahmeti, onu yükseltir; taa secde edin-ceye kadar..
Secde eden ise; Allah'ın iki kademi üzerine secde eder..
O anda istesin, hem de canü gönülden..>>>
**
Bu Hadis-i Şerifin ledünnî bir mânası var.. Bilhassa secde haline ge-çişi anlatış tarzı şahanedir.
Secde hali... Ah secde hali... İsmini şu anda hatırlayamadığım bir büyük velî'nin anlattığı gibi:
O an, Hakkın rahmet denizine dalıştır. Kul, o denizin serinliğini alnında hissetmeli..
* **
Bu Hadis-i Şerifin esas ravisi: EBU AMMAR olup, ondan da SAID b MANSUR almıştır.
118
YanıtlaSilHADIS-1 ŞERİFLER
EBU AMMAR: El-FAIŞI lakabı ile mâruftur. Birçok sahabeden dis-i Şerif rivayet etmiştir. Sahabe olması muhtemeldir. Ha-
Ismi: Ibn-i Saad'ın tabakatında geçer.. Doğum ve ölüm tarihi belli değildir.. Allah ondan razı olsun..
SAID b. MANSUR: Tabiindendir. Esas kilnyesi EBU OSMAN.. Ibn-i Saad tabakatında: Bu zat itimada şayandır.. Ve Hicretin 229. yılında Mekke'de ve. fat etmiştir; diye yazar.. Allah'tan rıza ve rahmet dileriz
۱۹
إذا قَرَأ ابْنُ آدَمَ السَّجِدَةَ ، فَسَجَدَ ، اعْتَزَلَ الشَّيْطَانُ يَبكي يَقُولُ : يا وَيْلَهُ أَمرَ ابْنُ آدَمَ بِالسُّجُودِ فَسَجَدَ فَلَهُ الْجَنَّةِ، وَأُمِرْتُ بِالسُّجُودِ فَعَصَيْتُ ( رواه مسلم عن أبي هريرة ) فَلِي النَّارُ .
119) «Âdemoğlu, secde âyetini okuyup secde edince; şeytan, yanı-dan ağlayarak uzaklaşır ve şöyle der: Yazık bana... Ademoğlu secde ile emrolundu; secde etti, cennetlik oldu. Halbuki ben secde ile emrolundum; asi geldim, ateşlik oldum..>>>
**
Ramuz şarihi bu Hadis-i Şerifin şerhinde der ki:
İşte bu Hadis-i Şerifin delâleti iledir ki, Hanefî mezhebine göre, secde âyeti okununca, secde etmek vacib oldu...
**
Ravi EBU HUREYRE.. (r.a.) alındığı eser, MÜSLİM.. Kısaca men-kıbeleri 5. Hadis-i Şerifte geçti..
۱۲۰
إِذَا أُقِيمَتِ الصَّلاةُ فَلا تَأْتُوهَا وَأَنتُمْ تَسْعُونَ ، وَأَتُوهَا وَأَنتُم تَمْشُونَ ، وعَلَيْكُمُ السَّكِينَةُ ، فَما أَدْرَكْتُمْ فَصَلُّوا ، وما فَاتَكُمْ فَأَتموا . ( رواه البخاري ومسلم )
120) «Namaza kalkıldığı zaman, koşarak gitmeyiniz. Yürüyerek gi-diniz.. Sâkin olmalısınız.. Yetiştiğiniz kadarını kılınız; kalanı sonra tamamlayınız..»
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSilBen Ha
belli
119
Bu mevzuda bir Hadis-i Serif daha evvel geçti. Maksad: huzurun bo-sulmamasıdır. Telaş gösterip başkalarının da huzurunu bozmamak..
Mehaz: BUHARI ve MUSLIM'dir. Kısaca menkıbeleri 2. ve 5. На-dis-i Şeriflerin sonunda geçti..
۱۲۱ إذا أُقِيمَتِ الصَّلَاةُ فَكَبَر ، ثمَّ اقْرَأَ مَا تَبَسَّرَ مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ثُمَّ ارْكَعْ حتى تَطْمَئِنَّ رَا كما ، ثمَّ ارْفَعْ حَتى تَعْتَدِل قائما ، ثم اسجد حتى تَطْمَن ساجداً ، ثم ارفع حتى تطمئن جَالِسًا ، ثمَّ اسْجُدْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ سَاجِداً ، ثم افْعَلْ ذَلِكَ فِي صَلَاتِكَ كلها
( رواه البخاري ومسلم )
121) «Namaza kalkıldığı zaman tekbirini al.. Ve Kur'andan ezberin-de kolayına gelen âyeti oku.. Sonra rükûa var.. Tam sükûnet buluncaya kadar kal..
Sonra doğrul; tam bir şekilde dikil..
Sonra secde et ve sükûnet buluncaya kadar kal.. Sonra, başını kaldır ve itminan gelinceye kadar otur.. Sonra tekrar secde et ve itminanı bul..
İşte bütün namazını böyle kıl..>>
Namazda itminan ki, bunu sükûn diye de alabiliriz.. Çok önemlidir. Büyüklerin tarifine göre şöyledir:
Seni ayakta gören, duruşunu yadırgamayacak.. Secdede gören,
taa ezelden beri secdede sanacak.. Rükûda bulan, onda bir acemilik çek-tiğini sezmeyecek..
**
Mehaz; BUHARÎ ve MÜSLİM.. Kısaca menkıbeleri 2. ve 5. Hadis-1 Şerifin sonunda..
۱۲۲ إِذَا قَرَّبَ إلى أحَدِكُمُ طَعَامُهُ وفى رِجْلَيْهِ تَعْلَانِ فَلْيَنْزِعُ نَعْلَيهِ ، فَإِنَّهَ أرْوَحُ لِلقَدَمَيْنِ : وَهُوَ مِنَ السُّنَّةِ .
( رواه أبو يعلى عن أنس )
ve-
**
120
YanıtlaSilHADİS-İ ŞERİFLER
122) «Herhangi birinize, taamı getirildiği zaman, ayağında da ayak. kabısı varsa, çıkarsın.. Çünkü bu hal, ayakları dinlendirir..>>
Bu Hadis-i şerifin ravisi; yemekte ayakkabı çıkarmayı sünnet ola-rak kaydeder..
Sünnete riayet edilen mübarek evlerde bu hususlara oldukça dikkat edilir. Çünkü bunlar; yiyip içmekten gayenin ne olduğunu bilirler..
Ravisi ENES r.a. dır. Ondan da EBU YA'LA'ya ulaşmış.. Sonra da bu esere.. ENES r.a. 1. Hadis-i Şerifin sonunda geçti..
EBU YA'LA: Adı, AHMED.. Babasının adı; ALI... ET-TEMİMİ.. Meşhur muhaddis.. El-Müsned adlı eseri ulema beyninde bilinenidir. Hicretin 307. yılında Musul'da vefat etti. Allah rahmet eylesin..
۱۲۳ إِذَا كَثُرَتْ ذُنُوبُ الْعَبْدِ فَلَمْ يَكُنْ لَهُ مِنَ الْعَمَلِ مَا يَكْفُرُهَا ابْتَلَاهُ اللَّهُ بِالْحُزْنِ لِيُكْفَرَهَا عَنْهُ (1) .
( رواه أحمد عن عائشة )
(۱) فغالب ما يحصل من الهموم من التقصير في الطاعة
123) «Kulun günahları çoğalınca, amel olarak onlara kefaret ola-cak bir şeyi de bulunmazsa; Allah-ü Taâlâ o kulu, hüzne müp-telâ kılar.. Ta ki, yaptıklarına kefaret olsun...>>
**
Tercümemize esas olarak aldığımız eserin, şöyle bir dip notu vardır: - Kederlerin, yani üzüntülerin pek çoğu, taatta yapılan kusurdan ileri gelir..
İşte bu yüzdendir ki, büyükler, her hangi bir keder veren hal karşı-sında derhal-istiğfar etmişlerdir. Fahreddin-i Razî Hz. diyor ki:
Kimde bana karşı bir aşık yüz görsem; istiğfar ederim, geçer..
***
Hz. AİŞE'den rivayet.. Buraya da İMAM-I AHMED'den alınmış... Menkıbeleri, 1. ve 8. Hadis-i Şeriflerin sonunda.. Allah ikisinden de razı olsun..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil121
إِذَا كَانَ آخِرُ الزَّمَانِ كَانَ قِوَامُ دِينِ النَّاسِ وَدُنْيَاهُمُ الدَّرَاهِمَ وَالدَّنَا نِير . ( رواه الطبراني ) ١٢٤
124) «Ahir zaman oldukta; insanların din kıvamı ve dünya düzen-leri, altın ve gümüşe bağlı olacaktır..>>
Bu Hadis-i Şerif iki mânaya alınabilir.
Biri şu ki: İnsanlar faziletten yoksun, mâneviyatsız olacak; sadeçe maddeye tapacaklar..
Diğeri de şu ki: İnsanlar şimdi dinlerini kolayca kılıçla müdafaa edi-yor ve faziletlerini koruyorlar, zamanla bu kolaylık kalkacak.. Müdafaa silahları pahah olacak, dolayısı ile işlerini altın ve gümüşle halledecekler..
Ravi: TABERANÎ'dir. Menkıbesi, 9. Hadis-i Şerifin sonunda...
١٢٥
إذا مَاتَ وَلَدُ الْعَبْدِ قَالَ اللهُ تَعَالَى لِمَلائِكَتِهِ : « قَبَضْتُمْ وَلَدَ عَبْدِي ) فَيَقُولُونَ : نَعَمْ ، فَيَقُولُ : ( قَبَضَتُمْ تَمَرَةَ فَؤَادِهِ ، فَيَقُولُونَ : نَعَمْ ، فَيَقُولُ : ماذَا قَالَ عَبْدِي ؟ فَيَقُولُونَ حَمِدَكَ وَاسْتَرْجَعَ ، فَيَقُولُ اللهُ تَعَالَى : ( ابْنُوا لِعَبْدِي بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ وَسَمُوهُ بَيْتَ الْحَمْدِ » . ( رواه الترمذي عن أبي موسى )
125) «Kulun yavrusu ölünce, Allah-ü Taâlâ meleklerine şöyle buyu-rur:
- Kulumun yavrusunun ruhunu- kabzettiniz?..
Onlar da:
Evet..
Derler.. Tekrar Hak Taâlâ:
Onun gönül meyvesini aldınız?..
Buyurur.. Melekler buna da:
Evet..
Derler.. Cenab-ı Hak tekrar:
- Peki kulum ne dedi?..
Buyurur.. Bu soruya karşılık melekler şöyle anlatır: Sana hamd etti.. Ve istirca duasını okudu..
Bunun üzerine Allah-ü Taâlâ şöyle buyurur:
O kuluma cennette bir ev yapınız.. Adını da: Hamd ev komuz..>>
122
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
Şöyle bir hikâye anlatılır; yeri gelmişken anlatalım..
Eskilerden birinin bir oğlu ölür.. Pesinden çok ağlar ve nihayet rüyada görür.. Yamna çağırır.. Aralarında bir çamur deryası meydana gelir, çocuk gelemez.. Adam hikmetini sorar; çocuk anlatır:
Bunlar çokça akıttığın göz yaşlarından meydana geldi...
Adam uyanır ve artık ağlamaz... Bir zaman sonra yine rüyada görür.. Çamur deryası kurumuştur...
Oğlu ile kolayca buluşur..
Esas ravi; EBU MUSA'dır. Ondan naklen de; 13. Hadis-i Şerifin so-nunda kısa bir menkıbesi geçen İMAM-I TİRMİZİ'dir..
EBU MUSA: EL-EŞ'ARI lakabıyla meşhur sahabedir. Esas adı; AB-DULLAH.. Baba adı, KAYS.. Fakih, zahid bir sahabe..
Hicretten evvel, Mekke'ye; kabilesi ve kardeşleri ile gelip müslil-man oldu.. Fazileti ve zühdü sayesinde, Peygamber S.A. efendimizin te-veccühünü kazanmıştı. Dolayısiyle, Zebid-Aden taraflarına vali tâ-yin edildi..
Hz. Ömer zamanında Basra valisi oldu.. Sonra askeri kumandan ol-du; Ehvaz ve Isfahan'ı fethetti.
Hz. Osman zamanında Kûfe valisi oldu..
Kur'an-ı Kerim'i çok güzel okurdu.. Dinleyenleri mest ederdi.
Hicretin 50. yılında Kudüs'te vefat etti. 60 yıl yaşamıştı.
Allah ondan razı olsun..
إذا مَاتَ الإِنْسَانُ انْقَطَعَ عَمَلُهُ إِلَّا مِنْ ثَلَاثَ : صَدَقَةٍ جَارِيَةٍ أَوْ عِلم ( رواه مسلم ) ينتفع بهِ ، أَوْ وَلَدٍ صَالِحٍ يَدْعُولُهُ . ١٢٦
126) «İnsan öldükten sonra ameli kesilir.. Ancak şu üç şeyden de-ğil..
a) Cari sadaka..
b) Faydalı olan bir ilim..
c) Ya da kendisine dua edecek bir çocuk..>>
Cari sadaka bölümüne; bilcümle hayır müesseseleri dahildir..
Bu sayılan hayırlı işlerin aksine olarak, zararlı ilim bırakan ve kö-tü evlâd yetiştiren ölüp gitse dahi defterine günah yazılır..
Allah saklasın..
*
Bu Hadis-i Şerif MÜSLİM'den alınmıştır.. Kısa bir menkıbesi, 5. Hadis-i Şerifin sonunda..
**
**
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil123
۱۲۷
إِذَا نَزَلَ بِكُمْ كَرْب . أَوْ جَهْدٌ . او بلاه . فَقُولُوا : ( الله ربنا ) رواه البيهقي عن ابن عباس ) الا شريك له . .
127) «Size; keder, sıkıntı veya belâ gibi bir felâket gelirse şöyle de-
yiniz: - Allah Rabbımızdır; onun şeriki yoktur..»
Darlık ve sıkıntılı haller, Cenab-ı Hakkın takdiri ile olmaktadır.. Ama sebebi, ekseriya insanların yaptığı hatalar olmaktadır.. Onun için, kıtlık âfet ve benzeri haller zuhur edince, toplu halde istiğfar yolunu tutmalı-dır.. Allah-ü Taâlâ'ya yalvarmalıdır..
Ravi: IIBN-1 ABBAS.. (r.a.). Ondan naklen de BEYHEKİ.. 4. ve 12. Hadis-i Şeriflerin sonunda kısaca menkıbeleri yazıldı..
إِذَا نَظَرَ أَحَدُكُمْ إِلى مَنْ فَضَّلَ عَلَيْهِ فِي الْمَالِ وَالْخَلْقِ فَلْيَنْظُرْ إِلى مَنْ هُوَ ( رواه الشيخان عن أبي هريرة ) ۱۲۸ أسْفَلُ مِنْهُ .
128) «Herhangi biriniz, yaratılış ve mal itibariyle, kendisinden fazla olanı göreceğine, daha altını görsün..>>>
Böyle yapılmasının yegâne sebebi, Allah'ın ihsan buyurduğu nimeti küçümseme yolunun tutulmamasıdır.
Cenab-ı Kakkın nimetleri çeşitlidir. Herkese yarayanı verir.. Sonra herkese zenginlik gelir mi?.. Dünyalığı artanların, azıp kuduranları az mıdır?..
İmam-ı Gazali Hz. bu mevzuda şöyle buyurur:
«Şeytanın âdetidir. Dünya işinde insana; daima kendisinden üst olanı gösterir.. Ta ki hırsa kaptıra..
Din işinde ise; kendisinden altı gösterir.. Bilhassa amelsiz âlimleri.. Hak yolunda mücahide düşer ki, şeytanı kova..>
Ne güzel buyurmuş... Cenab-ı Hak ondan razı olsun ve sırrını tak-dis eylesin...
** Ravi; EBU HUREYRE'dir.. Hem BUHARİ'de hem de MÜSLİM'de geçer.. 2. ve 5. Hadis-i Şeriflerin sonunda kısaca menkıbeleri geçti..
Allah onlardan razı olsun..
onu tavara götürüyor, çarşı pazarda geziyorlardı. Nur evladin arkadaşları da vardı elbette. En çok amcası Hamza ve halası Safiye Ile oynamaktan hoşlanıyordu
YanıtlaSilTARİHTE BUGÜN
1909-Bediüzzaman'ın "Dağ Meyvesi Acı da Olsa Devadır" başlıklı makalesinin 2. bölümü Volkan gazetesinde yayınlandı.
• 1960 - Midyat'ta binlerce insanın iştirakiyle Bediüzzaman'ın gıyabî cenaze namazı kılındı.
25
PAZARTESİ
MONDAY
MART
MARCH
BİR AYET
Rızkı kısan da, bollaştıran da Allah'tır. Dönüşünüz Onadır.
Bakara Suresi: 245
BİR HADİS
Ölüm gelmeden önce ölüme hazırlanın.
Taberanî
İmana gel, mükedder olma. (Allah) seni senden daha ziyade düşünür.
Mesnevî-i Nuriye
HİCRĪ: 15 RAMAZAN 1445 - RUMI: 12 MART 1440
اة
KASIM: 139-GÜN: 85 KALAN: 281 - GÜN. UZ.: 3 DK
пелен (use) IZIL
YanıtlaSil2024 BEDİÜZZAMAN TAKVİMİ
TARİHTE BUGÜN
1909-Bediüzzaman'ın
"Sadā-yı Hakikat" isimli makalesi Volkan gazetesinde yayınlandı.
• 1923 - Milletvekili, gazeteci ve Hubab Risalesini kendi matbasında bastırmış olan Ali Şükrü Bey katledildi.
• 1970-Gediz Depremi.
27
ÇARŞAMBA
WEDNESDAY
MART
MARCH
BİR AYET
Allah, iyilik yapanın mükafatını daha güzeliyle verir.
Bakara Suresi: 267
BİR HADİS
İstek duyulmaması gereken şeye karşı aşırı istekten Allah'a sığınınız.
Müsned, 5: 232
Allah için işleyiniz, Allah için görüşünüz, Allah için çalışınız.
Lem'alar
HİCRİ: 17 RAMAZAN 1445 - RUMI: 14 MART 1440
Incak Güne
Öğle
İkindi
Aksam Yatsı
KASIM: 141-GÜN: 87 KALAN: 279 - GÜN. UZ.: 3 DK
Imsak
Günes
Öğle
İkindi
Aksam Yatsı
Eski Bir Türk Subayı
YanıtlaSilFahrettin Paşa, Mustafa Kemal'in komutanlarından bir tanesi olup yaşı doksanı geçmiş ve hâlà yaşamaktadır, 185 Bu hatıratlarda Fahrettin Paşa, Mustafa Kemal'i milli bir kahraman ilan etmek istemiştir.
"On Yıl Savaş ve Sonrası" adlı hatıratında bu paşa (diğer övü. cüler gibi) Mustafa Kemal'in gerçek yüzünü, en azılı düşmanının dahi kabul edemeyeceği bir şekilde göstermeye çalışmıştır. On bir gün boyunca Çankaya'da Mustafa Kemal'e misafir kalmış bu paşa, Mustafa Kemal'in sofrasında sunulan yemekleri dahi yaz-mış olduğu hatıratlarında, üstünü örtmeye çalışmasına rağmen işlenen rezaleti gizlemeyi başaramamıştır:
"Atatürk, dansa, Fransız büyükelçinin kızıyla başladı. Çünkü he-nüz büyükelçinin karısı orada değildi. Kızın güzelliği, herkesin aklı nı almıştı. Hemen sahneyi dans edenler doldurdu. Atatürk, benden, kendi kızlarından 186 biriyle dans etmemi istedi. Danstan sonra, bazı sanatçılar, çıplak bedenleriyle Rıfat Süreyya'ya bazı danslar sergile-diler.
Sevinçli bir şekilde orada burada herkese nazik davranıyordu. Bazen gösteriyi izlemek için otururdu. Fransız büyükelçisi ise, kızını almış kendini hiç kimseye göstermeden partiden ayrılmıştı... Sabah vakti yaklaşmış davetliler teker teker partiyi terk ediyordu. Saat sa-bah dört olunca bana: "Haydi gidelim" dedi. Beraber çıktık. Arabada beni yanına oturttu. Araba hareket edince başını göğsüme koydu ve uyudu. Dağılmış altın sarısı saçları göğsümün üzerindeydi. Kalbim-deki en güçlü hisleri harekete geçiriyordu. Saçlarını öpüyor ve kok-luyordum. İlk defa Atatürk'ün bu kadar sarhoş olduğunu gördüm.
185 Bu kitabın yazılı