Allah'ı sevmenin yolu Resûlullaha (a.s.m.) tabi ol- maktan; söz, hål ve hareketlerimizde onu ölçü almak- tan geçer.
Resûlullahın (a.s.m.) hadislerinin herbiri ise karan- lıkta kalanlara bir ışık, yolunu şaşıranlara bir rehber, ölünceye kadar doğru yolda tutan bir kılavuzdur.
Resûlullahın (a.s.m.) hadisleri ahiret yolcusu olan insanlar için en sağlam birer ölçü, esas ve hayat pren- sipleridir. Bilhassa bunalımda olan çağımız insanlarına bir kurtuluş simidi, huzur ve saadet yollarını gösteren hatasız bir programdır. Hayata hayat, ruh ve nurdur.
Günümüzün insanının onun emir, yasak ve öğütle- rinden istifade edecekleri çok şeyler var. Ruh, kalp ve vicdanlar, onlara gıda, hava ve su kadar muhtaçtır.
***
Camiü's-Sağir, 10,000 civarında hadis-i şerifi ihtiva eden meşhur hadis kitaplarından biridir. Uyanıkken yetmiş defa Resûlullahı (a.s.m.) gören Celaleddin es-Suyuti (1445-1505) tarafından tasnif edilmiştir. Elinizdeki cildlerde, bu eserin, Feyzü'l-Kadir isimli şer- hi esas alınarak günümüze bakan 4000 civarında hadis ele alınmış, bazılarının açıklamaları yapılmıştır.
Evet sabıkan bahsi geçmiş: Avucunda küçük taşların zikir ve tesbih etmesi; "Vema ra meyte iz raheyte sırrıyla aynı avucunda, küçücük taş ve toprak, düşmana top ve gülle hük münde onları inhizama sevketmesi; "Ven şakke'l kamer" nassı ile aynı avucunun parmağıy la Kamer'i iki parça etmesi; ve aynı el, çeşme gibi on parmağından suyun akması ve bir or- duya içirmesi; ve aynı el, hastalara ve yaralılara şifa olması, elbette o mübarek el, ne kadar harika bir mu cize-i kudret-i İlahiye olduğunu gösterir. Güya ahbab içinde o elin avucu küçük bir zikirhane-i Sübhanîdir ki, küçücük taşlar dahi içine girse, zikir ve tesbih ederler. Ve a'da- ya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur. Ve yaralılar ve hastalara karşı küçücük bir eczahane-i Rahmanîdir ki, hangi derde temas et- se derman olur. Ve celal ile kalktığı vakit, Kamer'i parçalayıp Kab-ı Kavseyn şeklini verir; ve cemal ile döndüğü vakit, âb-ı kevser akıtan on musluklu bir çeşme-i rahmet hükmüne girer. Acaba böyle bir zâtın bir tek eli, böyle acib mu'cizata mazhar ve medar olsa; o zâtın Hâlık-ı Kainat yanında ne kadar makbul olduğu ve davasında ne kadar sadık bulunduğu ve o el ile bi- at edenler, ne kadar bahtiyar olacakları, bedahet derecesinde anlaşılmaz mı?..
İnsanların akidlerini bozduklarını, emanetleri hafife aldıklarını, ve -parmaklarını birbirine geçirip- böyle olduklarını gördüğün zaman evini tercih et, lisanına sahip ol, maruf olanı al, münkeri bırak, kendi işinle meşgul ol ve ammenin işlerini kendilerine bırak. Ravi: Hz. Abdullah İbni Amr (r.a.) Sayfa: 46 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 203 1 Hased imanı bozar. Sabr (müshil ilacı)nın balı bozduğu gibi. Hz. Ebû Hakim (r.a.) 203 2 Hak bununla beraberdir. Hak bununla beraberdir. (Hz. Ali r.a işaret ederek ilerideki fitneler için buyurmuştur) Hz. Ebû Said (r.a.) 203 3 Benden sonra hak, nerede olsa, Ömer İbni Hattab'ladır. Hz. Fadl İbni Abbas (r.a.) 203 4 Hikmet on cüzdür. Dokuzu halktan kendini çekmekte, biri susmaktadır. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 203 5 Halim olan adam, dünya ve ahirette seyyiddir. Hz. Enes (r.a.) 203 6 Nimete hamd etmek, o nimetin gitmesine karşı emandır. Hz. Ömer (r.a.) 203 7 Hamd olsun O Allaha, ümmetimden öyle kimseler yarattı ki, onlarla birlikte (zikrederek) sabretmeyi isterdim. (Şu mealdeki ayetin nüzulu üzerine bu hadisi şerif varid olmuştur. "Nefsimi, akşam ve sabah, sırf Onun rızasını murad ederek Rablerine dua edenlerle sabırlı kıl.") Hz. Selman (r.a.) 203 8 O Allah'a hamd olsun ki yedirir yedirilmez ve bize ihsanda bulunur, bize hidayet eder. Ve bizi doyurur, içirir ve bizi tatlı belalarla imtihan eder. Arası kesilmeyen nimetlerinin karşılığı ödenemiyecek olan, kendisine karşı nankörlük yapılamayacak olan ve kendisine muhtaç olmamaya imkan bulunmayan Allah'a hamd ederim. O Allah'a hamd olsun ki, bize yiyeceklerden yedirdi, içeceklerden içirdi. Çıplaklıktan giydirdi. Ve dalaletten hidayete erdirdi. Ve körlükten görür hale getirdi. Mahlukatının çoğuna da bizi üstün kıldı. Hamd, Alemlerin Rabbı olan Allah'a muhsustur. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 203 9 O Allaha Hamd ederim ki, Resulullahın gönderdiği adama, onun istediği şekilde hareket nasib etti. Ve tevfik ihsan etti. Hz. Muaz (r.a.) 203 10 Fatiha yedi ayettir. Birincisi Besmeledir. Fatiha Sebül mesanidir. (tekrar edilen yedi ayettir) Kur'anı azimdir. Ümmül Kur'andır. Ve Fatihatül Kitaptır. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 203 11 Ey Allahın düşmanı, seni zelil eden Allah'a hamd olsun. Bu ümmetin, bu firavunu idi. (Bedirde Ebu Cehilin başı getirildiğinde) Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma) 203 12 Ümmetim içinde seni bu şekilde yaratan Allaha hamd ederim. (Hz. Salim (r.a) için) Hz. Âişe (r. anha) 203 13 O Allah'a Hamd olsun ki, avretimi örtebileceğim bir elbise ile beni giydirdi. Ve hayatımda onunla beni güzelleştirdi. Beni Hak ile gönderene yemin ederim ki, hiçbir müslüman kul yoktur ki, Allah (z.c.hz) leri onu yeni bir elbise ile giydirdi de o da eskisini fakir bir müslümana verdi ise, o kimse diri veya ölü de olsa o elbisenin bir ipliği kalıncaya kadar Allah'ın hıfzında ve emanında olmasın. Hz. Ömer (r.a.) 203 14 Hamd olsun Rabbıma ki Beni senin gibi leîm kılmadı. (Ebu Cehili kasdederek) Hz. Ali (r.a.) 203 15 Humma günahları döker. Ağacın yapraklarının dökülmesi gibi. Hz. Abdullahil Kasrinin babasından 203 16 Humma, Cehennem ateşinin şiddetindendir. Onu su ile serinleşirin. (Bir rivayette zemzemle) Hz. Ömer (r.a.) 203 17 Humma, Cehennem körüklerinden bir körüktür. Ve mü'minin Cehennemden payıdır. Hz. Ebû Reyhâne
verendir." (FATIR/34) قَاطِرَ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ أَنْتَ تَحْكُمُ بَيْنَ عِبَادِكَ فِي مَا كَانُوا فِيهِ يَخْتَلِفُونَ "Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan, gaybı da, görünen âlemi de bilen Allah'ım! Ayrılığa düştükleri şeyler " (ZÜMER/46)
konusunda kulların arasında sen hükmedersin. رَبعْتَ كُلَّ شَيْءٍ رَحْمَةً وَعِلْمًا فَاغْفِرْ لِلَّذِينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَبِيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ "Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O hâlde tövbe eden ve senin yoluna uyanlan
bağışla ve onları cehennem azabından koru." (MÜ'MİN/7) وَأَدْخِلُهُمْ جَنَّاتِ عَدْنٍ الَّتِي وَعَدْتَهُمْ وَمَنْ صَلَحَ مِنْ آبَائِهِمْ وَأَزْوَاجِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْ إِنَّكَ أَنْتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ Ey Rabbimiz! Onları da, onların babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da, kendilerine vaad "
Adn cennetlerine koy. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin." (MÜ'MİN/8) أَنَا
الَّذِيْنِ أَضَلَّانَا مِنَ الْجِنِّ وَالْإِنْسِ نَجْعَلْهُمَا تَحْتَ أَقْدَامِنَا لِيَكُونَا مِنَ الْأَسْفَلِينَ "Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster de onları ayaklarımızın altına alalım ki en aşağılıklardan olsunlar." (FUSSİLET/29)
- اكشِفْ عَنَّا الْعَذَابَ إِنَّا مُؤْمِنُونَ
"Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz". (DUHAN/12)
غْفِرْ لَنَا وَلِإِخْوَانِنَا الَّذِينَ سَبَقُونَا بِالْإِيمَانِ وَلَا تَجْعَلْ فِي قُلُوبِنَا غِلَّا لِلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا إِنَّكَ رَؤُفٌ رَحِيمٌ "Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere ka hiçbir kin tutturma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin." (HAŞR/10)
"Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz". (DUHAN/12)
اكْشِفْ عَنَّا الْعَذَابَ إِنَّا مُؤْمِنُونَ
اغْفِرْ لَنَا وَلِإِخْوَانِنَا الَّذِينَ سَبَقُونَا بِالْإِيمَانِ وَلَا تَجْعَلْ فِي قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا إِنَّكَ رَؤُفٌ رَحِيمٌ "Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin tutturmal Ey Rabbimizi Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin." (HAŞR/10)
"Ey Rabbimizi Bizi, inkâr edenlerin zulmüne uğratma. Bizi bağışla. Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin." (MÜMTEHİNE/5) أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا بَّنَا
وَاغْفِرْ لَنَا إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ "Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter".
(TAHRIM/8)
"Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz). Şüphesiz biz zalim kimseler imişiz". (KALEM/29)
بْحَانَ رَبِّنَا إِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ
Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. (SAFFAT/180)
بْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ
(Bütün) Peygamberlere selâm olsun. (SAFFÄT/181)
سَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ
Ve Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. (SAFFÂT/182)
Hiç şüphe yok ki Allah, sadece kendi rızasını kazanma niyetiyle yapılan samimi amelleri kabul eder. (Nesai, Cihad, 24)
ÇAĞIN İHTİYACI: SAMİMİYET
Dinimiz İslam'da iman, ibadet ve güzel davranışların kabulü; halis niyet ve samimiyete bağlıdır. Niyet, her işin başı, kulluğun sırrıdır. Cenab-ı Hakk'ın rızasını kazanma arzusudur. Samimiyet ise inancın ve amelin yalnızca Al- lah'a has kılınmasıdır. İnsanın içiyle dışının, kalbiyle hâlinin bir olmasıdır. Niyet ve amel, birbirini tamamlayan ruh ve beden gibidir. Namazı fiziksel hareketten, orucu aç ve susuz kalmaktan, hac ve umreyi seyahatten ayıran niyettir. Mümin, imanında samimidir: Yalnızca Allah'a kulluk eder ve sadece O'ndan yardım ister. İbadetlerinde samimidir: Diliyle, bedeniyle ve gön- lüyle Rabbinin nimetlerine şükreder. Çevresine karşı samimidir: Ailesiyle, akrabasıyla, komşularıyla iyi ilişkiler kurar. Ameller, niyetlere göre kıymet kazanır. Samimiyetsiz işlerin Allah katında hiçbir değeri yoktur. Unutmayalım ki imanın lezzetine, ibadetin huşûuna, salih amelin huzuruna ve Cenab-ı Hakk'ın rızasına ancak halis bir niyet ve samimiyetle varılır.
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 305 1 Ümmetimin şerlileri, çok konuşan, düşüncesizce konuşan ve azametle konuşanlardır. Ümmetimin cumaları ise, ahlakça en güzel olanlardır. Hz. Ebû Hüreyre (ra) 305 2 Ümmetimin şerlileri, hem hakim mevkiini işgal eder, hem de şüpheli işlerle herkesle karşılaşırmısınız. Hükmünde isabet ederse kibirlenir. Gazablanınca da şiddet görülüyor. Kötülük yayan da onu işliyen gibidir. Hz. Ebû Hüreyre (ra) 305 3 Ümmetimin şerlileri, kendine mümtaz mevki veren, kendinin dince mevkiini beğenen ve amelinde mürailik yapan, hüccetinde muhhasama eden kimselerdir. Riyanın az da şirktir. Hz. Abdurrahman İbni Sabit (ra) 305 4 insanların şerlilerindendir o fasık ki, Allah kitabını okudu ve dini olarak, fıkhı da bilgi sahibi mevkiindeki fasıka dalkavuk oldu. Ve o adam bunun okuyuşu ile keyf etti. Allah (bunların her şeyin de) söylenmesinin de, dinliyenin de kalbini mühürler. Hz. İbni Ömer (ra) 305 5 Ümmetimin şerlileri ve Cehenneme sevk edileceklerin ilki, ümmetimden, yemeklerden doymıyan ve toplananklarından kanmıyan aç gözlülerdir. Hz. Ali (ra) 305 6 Şerlisi üç sınıftır: "Ana-babaya karşı kibirli olup, onları tahkir eden adam. İnsanlar arasında yalanla münaferet etmiş ve onları birbirine buğz edip birbirinden uzaklaşıncaya kadar fesad için koşan adam. Erkekle ailesi arasında yalan sözlerle koşup, kadının haksız yere kırgınlığı ve sonra arasını ayırıp sonrasında kadına kendi sahip olan adamdır. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 305 7 En fena yemek, kendisine zenginlerin çağırılıp fikaraların çağrılmadığı düğün yemeğidir. Kim ki davete icabet etmezse Allah ve Peygambere asi olmuş olur. Hz. Ebû Hüreyre (ra) 305 8 Evlerin en şerlisi hamamıdır. Orada sesler yükselir, avretler açılır. Denildi ki: "Hamamda tedavi uygulanıyor ve kirler gidiyor." Buyurdu ki: "Girecek olan ancak örtülü girsin." Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 305 9 Kıyamet menzili (derece) bakımından insanların en şerlisi, dilinden ve şerrinden korkulan kimsedir. Hz. Enes (ra) 305 10 Dünya şerefi zenginlik, ahiretin şerefi ise takvadır. Erkek ve dişiden kraliçelerin sizin şerefiniz müstağni olmanız, kereminizin takvası, hasebiniz ahlakınız, nesebiniz de amellerinizdir. Hz Ömer (ra) 305 11 Mü'minin alameti, gece namazının kılınması ve izzeti de insanların elindekinden müstağni olması. Hz. Ebû Hüreyre (ra) 305 12 Mü'minlerin kıyamette sırat üzerindeki alametleri: "Ya Rabbi Sellim, Sellim" sözüdür. (Selamete er.) Hz. Miğire İbni Şu'be (ra)
1. Ey insanlar! Rabbinizden korkun! Çünkü kıyamet vaktinin depremi müthiş bir şeydir!
2. Onu gördüğünüz gün, her emzikli kadın emzirdiği çocuğu unutur, her gebe kadın çocuğunu düşürür. İnsanları da sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allah'ın azabı çok dehşet- lidir!
3. Insanlardan, bilgisi olmaksızın Allah hakkında tar- tışmaya giren ve her inatçı şeytana uyan birtakım kimseler vardır.
4. Onun (şeytan) hakkında şöyle yazılmıştır: Kim onu yoldaş edinirse bilsin ki (şeytan) kendisini saptırau cak ve alevii ateşin azabına sürükleyecektir.
"Ey insanlar! Rabbinizden korkun!" yani işlerinizin maliki ve siz Herbiye eden Rabbiniz'e itaat ederek O'nun ceza ve azabından salo Lerbiye eden klydmet vaktinin deprete delalet eligaudir kelimesi, harflerinin tekrar edilmesinin de delalet ettiği üzere, pes pese badensiddetli sarsıntı demektir. Çünkü zelzele fiili, "zelle f murahdır "الساعة" kıyamet demektir. el-Müfredat'ta kayamet gününde hesap çabuk görüleceği için ona bu isim verilmiştir. belirtildiği üze
Ålimler bu depremin vakti hakkında ihtilaf etmişlerdir. Kims bunun, dinyada güneşin batıdan doğmasından az önce meydana gele ceğini söylemiştir. Bu görüşe göre emzikli kadınların çocuğunu ume ması, gebelerin çocuğunu düşürmesi gerçek anlamında olur. Bazılanma göre ise bu deprem kıyamet gününde olur. Bu durumda emzikli kade lanın çocuğunu unutması ve gebelerin çocuğunu düşürmesi, bir temsi olduğu yorumu yapılır. En äşikâr olanı ise İbn Abbas (r.anhümalme زلزلة الساعة kıyametin kopmasıdır." sözleridir. Bu durumda bu ifade mânăsı şöyle olur: Kıyamet koptuğunda meydana gelecek olan deprem büyük bir şeydir. Onu vasfetmek imkânsızdır. Şu halde azabdan kurti mak için takvaya sarılmak lazımdır.
Ey insanlar! Kadınların haklarına riayet ediniz! Onlara şefkat ve sevgi ile muamele ediniz! Onlar hakkında Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim...
147
FERASET SAHİBİ BİR EŞ: ÜMMÜ SELEME
Peygamberimizin evlilik gerçekleştirdiği hanımlardan birisi de kabile bağlarının oldukça güçlü olduğu bir yapıda Hz. Peygamber'e düşmanlıkta en ileri gitmiş Mahzüm kabilesine mensup olan Ümmü Seleme'dir. Kabile- sinin İslam nefretine rağmen İslam'a girmenin en zor olduğu bir dönemde İslam'ı ilk seçenler içinde yer alışıyla, dönemin seyahat imkanlarının tüm zorluklarına rağmen inancı adına Habeşistan gibi deniz aşırı bir yere hicret edişiyle, Hz. Peygamber'in davetine itaatin bir yansıması olan Medine'ye hicreti küçücük çocuğuyla yapmayı göze alan cesaretiyle ilk dönem İslam toplumu içinde müstesna bir yer edinmiştir. Keskin zekası sayesinde ver- diği isabetli fetvalarıyla, Hz. Peygamber'i ikna eden konuşmalarıyla, fitne dönemlerinde geriye çekilme basiretiyle dikkat çekmiştir. Ümmü Seleme, şür bilgisi ve okuma-yazma becerisi ile İslam toplumunda donanımlı kadın profilini çok iyi yansıtan örneklerden biri olmuştur.
talıktır. Beşeriyetin yaratılış hikmeti gereğince bu hastalıklara her de- virde her yerde rastlanır. Ancak çerçevesi dar, gücü zayıftır. Fakat, anla- şılan o ki, kıyameti zaruri kılan bir hal olarak, bunlar, hem yaygınlık, kökleşeceklerdir. a- de fevkalåde kesafet kazanarak cemiyetin bünyesinde Beşeriyeti bir bütün olarak bir uzva, bir heyet-i içti- maiyeye benzetecek olursak, bu büyük beşerî uzviyet tıpkı münferid bir insan gibi, bünyesine yerleşen bu kadar ağır hastalıklara dayanarak, on beş çeşit hastalıkla, ağır hasta yatan tedavisiz bir beden gibi, ölüm ona daha hayırlı ve belki de bir kurtuluş olacaktır. Kıyamet bir bakıma onul- maz şekilde içtimâî marazlarla alude olmuş beşeriyetin ölümüdür. Anla- şılacağı üzere bu külli ölümü, beşeriyet, şeriat-ı İlahiyeyi dinlemeyerek kendi eliyle hazırlamaktadır. Hadiste sayılan on beş marazın herbiri di- nin yasak ettiği bir haramdır. Dikkat edersek insanlığın, kendi eliyle ördüğü teknik çerçevenin sağladığı kolaylık ve imkanların da yardımıyla, rihu'l-hamra vetiresinde her geçen gün daha da artan bir sür'atle yol aldığını görürüz.
2- Hadisin anlaşılması için, kapalı olan bazı tabirlerin yanına paran- tez içerisinde açıklayıcı ilavelerde bulunduk. Burada sonradan gelen ne- sillerin önceden gelenlere (yani halefin selefe) hakareti meselesi ile ilgili bir açıklamayı kaydedeceğiz. Tibî der ki: "Bundan maksad, halefin (arka- dan gelenlerin) selefi (Sahabe, Tabiin ve Etbau't-tabiin gibi Resulullah'ın senasına mazhar olan nesilleri) ta'n etmesi onlara birkısım kusurlar izafe etmesi, salih amellerde onlara ihtida etmemesidir. Bu davranışlar onlar hakkında lanet gibidir." Aliyyu'l-Kârî te'vile kaçmaya gerek olma- dan, selefe lanet eden zümrelerin varlığına dikkat çekerek "Bunlar kâfir veya mecnundur, ama lanet edici bir zümredir" der ve ilave eder: "Bu zümre sadece lanetle de yetinmeyip, selefi tekdir de ediyor. Bu cinayeti işlerken dayanakları fasid olan hevaları, kısır olan efkârlarıdır. Böyleleri mesela Hz. Ebu Bekr, Hz. Ömer, Hz. Osman radıyallahu anhüm ec- main'in, (Resulullah'tan sonra) hilafeti haksız olarak ele geçirdiğini, aslında hilafetin Hz. Ali'nin hakkı olduğunu iddia ederler. Gerçek şu ki, bu iddia batıldır ve bu hususta selef ve halef bütün ümmet icma etmiştir. Bu icmaya karşı çıkan münkirlerin iddialarının hiçbir değeri yoktur. Kur'an ve sünnette hilafetin Resulullah'tan sonra Hz. Ali'ye ait olduğuna dair hiçbir delil, hiçbir nass mevcut değildir."
5047 ١٤- وعن ابن عمرو بن العاص رضي الله عنهما قال : [ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ : أَوَّلُ الآياتِ خُروجاً طُلُوعِ الشَّمْسِ مِنْ مَغْرِبِهَا، وَخُرُوجُ الدَّابَّةِ عَلَى النَّاسِ ضُحى،
Cumhuriyet hükümeti kuvvetlidir. (D.H.O.) 81. Emånet layık olanlara verilmelidir. (Mn.) 133. Her hükümette muhalefet bulunur. (T.H.) 575:1sp. hayatı Hiçbir hükümet månevi kuvvetinin kaynağını yasak etmez. (
T.H.) 199:Esk. hayatı
Hikmet-i hükümet. (S.) 54:10. Söz bakar, kalbe bakmak hakkı yoktur. (T.H.) 196:Esk hay.
Hükümet ele Hükümet, halkına vesâyete muhtaç çocuk nazarıyla bakmamal
dır. (Mn.) 132.
Hükümete hasenat seyyiat noktasından bakmak gerektir. (Mn.) 51. Hükümetler bir tek siyasi kanaata sahip olamaz. (T.H.) 205
Esk, hayatı Hükümet her milletin dillerini ve âdetini muhafaza için teşeb
büse geçmelidir. (Νι. İç. R.) 2:255.
Hükümet içinde hükümet zararlıdır. (H.Ş.) 115:Cemi. Th. Mahsus
Hükümeti ikaz. (Mk. İç. R.) 2:279.
Hükümet hizmetkarlıktır. (Mn.) 42, 79.
Hükümet Kur'ân dersleri ve dinî dersler verilmesi için emir ver- miş (E.L.) 1:230.
Hükümet-i meşrůtânin timsal-i nûrânisi, "Hepiniz çobansınız ve idareniz altındakilerden mes'ulsünüz" hadisini esas alır.
(Mn.) 27.
Hükümetin istibdadı. (Mn.) 26.
Hükümetin istibdadı küçük istibdatların pederidir. (Mn.) 33.
Hükümet memurları birden değiştirmemelidir. (D.H.O.) 86. Hükümet millete zararlı fikirleri yasaklayabilir. (T.H.) 213:Esk. hay Hükümet milletle barışmalıdır. (T.H.) 211:Esk, hayan Hükümet raiyeti olmayanlara kanununu tatbik edemez. (M)
417:29. Mektup, 6. kısmın zeyli, 5. si
Hükümetin sü-i istimālinin zararı. (Mn.) 133.
Hürriyeti lafızdan ibaret olan bir hükümetin en rahat yeri hapis
Hangi bir davetçi ki, bir dalalete çağırıb da peşine de adam düştü ise, peşine düşenlerin her birinin günahı kadar günah da ona yazılır. Ve bu, diğerlerinin günahından bir şey eksiltmez. Herhangi bir davetçi de hidayete çağırdı da ona uyuldu ise, uyanların sevabı kadar da ona yazılır ki, bu da diğerlerinin ecrinden hiç bir şey eksiltmez. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 178 / No: 3 Ramuz El-Ehadis
nsanoğlu hayal kurar, planlar yapar to bu işleri yapar, çok güzel şeyleri lardan daha güzel de yapıp birçok güzellemeleri sırala- may da becerebilir. Ancak dan Allah de amellerine ve ihlasına bakar.
Insanoğlu her arzu ettiğini ve hayalini kurduğu güzellikleri nihai olarak yaşayamayabilir. Çok niyet ettiği halde başaramadıkları da olur. Ancak karınca misali "tara- fim belli olsun" diye söndüreme- yeceğini bildiği halde Firavun'un ateşine su taşımayı ahmaklık ve beyhude uğraş olarak görmez.
Selman (r.a) der ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöy- le buyurmuştur: "Bir toplumda sözler öne çıkıp ameller geri kal- dığında, dil sevdiğini söylerken kalpler buğz ettiğinde, akrabalar
konuşur, birbirleriyle ilişkilerini kestiğinde Yüce Allah onları lanetler, kulak yapanlarını sağır, gözlerini de kör eder." edebiyat (El Mu'cemu'l-Kebir Taberání)
İslam'la şereflenmiş ve ahiret kagisi olan her kisi eva tave mun Allah'ın rızasını kazanma onun ebedi nimetlerine ulaşma gibi hedefleri vardır. Bu iş zanne- dildiği kadar da zor ve imkânsız değildir. Yani Allah, Kaf dağının arkasında duran Zümrüd-ü Anka kuşu gibi olmayacak hayali şeyle ri istememiştir.
Yukarıdaki Selman-ı Farisi'nin (r.a) rivayet ettiği hadisi şerifte bizden üç ana noktada dikkat ve rikkati istiyor.
1. Söze değil amele sarılmak gerek. Çaylar, kahveler eşliğin de bol muhabbetle kulluk, cihat, tebliğ vb. güzel içerikli konuşma
f
lar ve hayata geçmeyen planiar yerine ayağa kalkıp iş yapmak la zumi a Herkes konuşur. Ama k şanlar değil de az da olsa devam lılıkla hayra devam edenler yol dışımıza bakmaz. O komme konuşup g zelliklere güzel övgüler dizenleri değil de bunu hayata geçirenleri önemser ve mükafatlandırıt
2. Söz ile kalp arasında uyum olacak. Konjonktüre uysun diye
önünde yüzüne gülücükler dağ tırken arkasından ileri geri konuş malar Müslümanca bir tavır de ğildir. Müslümanın Müslümanca bir duruşu olur. Sevdiklerine kary bunu gizlemeden izhar ederken sevmediklerine ve buğz etmesi gerekenlere de mesafesini ko yar. Ona sevmediğini söyleyeme se bile hiç olmazsa yüzüne kary methiyeler sıralamaz. Bu durum
Ebü Hüreyre'den (ra) rivayet edildi- ğine göre bir adaden
- Ya Rasûlallah! Benim akrabam var Ben kendilerini ziyaret ediyorum, on- lar bana gelip gitmiyorlar. Ben onlara İyilik ediyorum, onlar bana kötülük ediyorlar. Ben onlara anlayışlı davranı- yorum, onlarsa bana kaba davranıyor- lar, dedi.
bir Müslümana çevresindeki insanlara karşı kabalaşma ve kırıcı olma hakkını vermez. Karşısındakı şahsın hatası- m hem de toplum içinde en kaba ve yersiz biçimde söyleme ve onun anu- runu rencide etmesini istemez. "Ben doğruları söylerim" diye kalp kırmak da Müslúmana yakışmaz. Özü ve sözü bir olan, kırmadan ve kırılmadan çev resiyle uyumlu Müslüman tipi her za- man makbul insan tipidir. Kaldı ki ba- zen bizim hata olarak gördüğümüz du rum, onda başka icbarı hal de olabilir.
şöyle buyurdu:
Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (s.a.v)
"Eğer dediğin gibi isen, onlara sıcak kül yutturmuş oluyorsun. Sen böyle davrandıkça, Allah'ın yardımı seninledir." (Müslim, Birr 22) Yani sıla-i ra- him ibadetinin tek taraflı devamı çok mümkün olmasa da bu konuda gayret gösterenler de boşta kalmayacaklar. Onları bekleyen Allah'ın yardımı gibi büyük bir nimet var.
Bu üç önemli uyarıya kulakların ti-
3. Akrabalar aralarında ilişkiyi kesmeyecek. Sila-i rahim dediğimiz, İslam'ın kardeşlik ve vahdet anlayışına destek olacak uygulama çok önemli dir. Münafiklar da kendilerini ve inanç değerlerini yeryüzüne häkim kılmak isteyeceklerdir. Onların da çok güzel ve gayet süslü planları olacaktır. Ken dilerinin reklamını yapacaklar ve in- sanları o daireye davet edeceklerdir. Ama Rabbimiz onların planlarını ve ağızlarından çıkan sözlerinden daha farklı olarak gerçekleşecek uygulama- larını haber veriyor. "Ey münafıklar! Demek fırsatını bulup iş başına ge- çecek olsanız, yeryüzünde bozgun- culuk yapacak ve akrabalık bağlarını keseceksiniz, öyle mi?" (Muhammed, 22) Yeryüzünde bozgunculuk yapmanın bir münafıklık olduğunu bilir ve kabul
ederiz. Ama ya akrabalarla ilişkiyi kes-
mek?
Tavsiye edilen bu davranışların ilk
ikisi bireyseldir. Yani kişinin kendi se- çım ve gayretine bağlı olarak devam edilebilir. Ancak üçüncü maddede yer alan ve akrabalarla ilişkileri kesmeme konusundaki emir bireysel olarak ve tek taraflı yaşanabilecek bir durum da değildir. Burada karşılıklı olarak ve ortak bir hassasiyetle devam edecek bir durum söz konusudur. Bazen sizin bu konudaki hissiyat adımlarınız karşı tarafta aynı şekilde makes bulmaya billir, Birinin bu konuda dikkatli olma şı yetmeyebilir. Zira akrabalık ilişkileri tek yönlü sürdürülebilecek bir ibadet değildir.
kandığını ve gereken hassasiyetin gös- terilmediğini hepimiz biliyoruz. Böy- lesi emredilmiş güzelliklerin yaşan- mamasında; ferdi bir hayat yaşamak, değişen şartlar, şehir hayatı, modern çağın çıkmazları vb. birçok nedeni say- mak mümkündür. Böylesine aymaz, bencil, ikiyüzlü ve samimiyetten uzak bir hayat; Allah'ın lanetini gerektire- cek bir durum olarak işaret ediliyor. Kulakların sağır olması ve gözlerin kör olmasından herkesin kafasındaki göz ve kulaklarını kaybedeceğini anlamak çok basitlik olur.
Bu hadisi şerif hem dünyayı hem de ahireti mamur edecek üç maddelik bir hazırlığa işaret ediyor. Zor günler için herkes bir azık hazırlar. Biz de hazırla- nacağız... Hakkı duyamamak, Allah'ın ayetlerini görememek, bu konuda ya- pılan uyarı ve ikazlar karşısında kör ve sağır davranmak herkese verilecek bir azap ve ceza değildir. Dünya hayatın- daki nimetlerin çokluğu, göreceli de olsa yaşadığı mutlu hayat bizi aldat- mamalı. Asıl ceza; rıza-i ilahiden uzak kalmak ve gazabı hak edecek fillere dalmaktır.
Cimrilikten sakının. Zira sizden öncekiler ancak cimrilikleri yüzünden helak oldu. Onlar cimrilikle emrettiler de diğer kimseler de cimri oldular. Onlar sılai rahimi kesmekle emrettiler, diğerlerini de kestiler. Ve onlar facirlikle emrettiler, öbürleri de facir oldular. Ravi: Hz. Abdullah İbni Amr (r.a.) Sayfa: 176 / No: 2 Ramuz El-Ehadis
Hanginiz bir ağrı hissederse, sağ elini onun üzerine koysun ve üç defa "Allah'ın adını" zikretsin. Ve yedi defa şöyle desin: "Euzu bi izzetillahi ve kudretihi min şerri ma ecidü ve uhaziru." (Hissettiğim ve çekindiğim hastalığın şerrinden Allah Teala'nın izzet ve kudretine sığınırım) Ravi: Hz. Osman İbni Ebul Asi (r.a.) Sayfa: 177 / No: 8 Ramuz El-Ehadis
Her bastalık Müslüman'a bir şifadır. Bazı nefsini temizler, bazısı da günahlarını." Hazret-i Ebû Bekr (Radıyallahu Anh)
"Söz ilaç gibidir, gereği kadar sarf edilirse fayda verir. Gereğinden fazlası ise zarara sebep olur." Amr ibni'l-As (Radryallabu Anh)
"Ey Ademoğlu! Ecelinin peşinden nasıl ilerlediğini görseydin, emellerinin seni nasıl aldattığına kızardın." Hasen-i Basri (Radıyallahu Anh)
"Bilmek gerekir ki kalp göze tabidir. Göz baramlara kapatılmadıkça kalbi korumak zor olur."
Imam- Rabbant (Kuddise Sirrubi) Hazretleri
YanıtlaSil
Yuksel27 Kasım 2024 05:31 Hasen- Bari
"Bilmek gerekir ki kalp göze täbidir. Göz haramlara kapatılmadıkça kalbi korumak zor olur."
Imam-ı Rabbani (Kuddise Sirrubů) Hazretleri
"Medreseler Allah-u Te'ala'nın himayesindedir ama Allah-u Te'ala'nın emri yaşatıldıkça! Tekkeler Allah-u Te'ala'nın himâyesindedir, orada zikredenler şeriat üzere olurlarsa."
Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhů) Hazretleri
"Ihlas, Allah-u Te'ala ile kul arasında bir sırdır. Onu melek bilemez ki yazsın, şeytan bilemez ki bozsun, nefis farkedemez ki saptırsın."
Cuneyd-i Bağdadi (Kuddise Sirrubů) Hazretleri
"Sabırsızlığın olduğu yerde sıkıntı ve musibetler birer ceza, sabrın bulunduğu yerde ise birer nimettir." Abdülkadir-i Geylani (Kuddise Sırruhů) Hazretler
YanıtlaSil
Yuksel27 Kasım 2024 05:32 Gazze'nin Kurtuluşu İçin Hacet Namazları Kılmayı ve Duâlar Yapmayı İhmål Etmeyelim!
Qalegtu
Aylık İlim, Kültür ve Fikir Dergisi
回
QR Kod ile Abone olabilir veya yenileme yapmak için okutabilirsiniz
Lâlegül Dergisi Yıl:12 Sayı: 142 Cemâziyelahır 1446 Aralık 2024 120
Meryem, Îsâ’yı dünyaya getirdikten sonra kavminin yanına döner. Kavmi, bâkire Meryem’i kucağında çocukla görünce çocuğun gayri meşrû bir ilişkinin ürünü olduğunu sanarak, “Ey Meryem! Gerçekten sen iğrenç bir şey yaptın. Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir insan değildi, annen de iffetsiz değildi” derler (Meryem 19/27-28). Bunun üzerine beşikteki Îsâ şunları söyler: “Ben Allah’ın kuluyum. O bana kitabı verdi ve beni peygamber yaptı. Nerede olursam olayım O beni mübarek kıldı; yaşadığım sürece bana namazı ve zekâtı emretti. Beni anneme saygılı kıldı; beni bedbaht bir zorba yapmadı. Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kabirden kaldırılacağım gün esenlik banadır” (Meryem 19/27-33; Sa‘lebî, s. 383-386). Kur’ân-ı Kerîm’de Îsâ’nın doğumundan itibaren tebliğ faaliyetine kadar geçen dönemle ilgili olarak sadece Meryem ve oğlunun iskâna elverişli, suyu bulunan bir tepeye yerleştirildikleri bildirilmektedir (el-Mü’minûn 23/50).
Diğer İslâmî kaynaklarda Meryem’in yanında amcasının oğlu Yûsuf b. Ya‘kūb’dan da söz edilir. Meryem’in hamile olduğunu anlayan Yûsuf bunu iyi karşılamaz, fakat daha sonra durumu anlayınca Meryem’in işlerini de kendisi yapar. Doğum yaklaşınca Allah’ın emriyle Yûsuf, Meryem’i oradan uzaklaştırır ve bir hurma ağacının altında Îsâ dünyaya gelir. Bu esnada bütün putlar yüzüstü düşer. Durumdan endişe eden şeytanlar İblîs’e haber verirler, o da Îsâ’nın doğduğu yere gelir; fakat melekler her taraftan Îsâ’yı kuşattıkları için bir türlü ona yaklaşamaz (Taberî, Târîḫ, I, 593-595; Sa‘lebî, s. 381-384).
Kur’an’a göre Allah, Îsâ’ya kitap vermiş ve onu mübarek kılmıştır (el-Mâide 5/75; Meryem 19/30-31). O İsrâiloğulları’na gönderilen bir peygamberdir (Âl-i İmrân 3/49; en-Nisâ 4/171). Bir olan Allah’a kulluğa çağırmış (el-Mâide 5/117), Tevrat’ı tasdik etmiş, bazı hususlarda onu neshetmiş (Âl-i İmrân 3/50; el-Mâide 5/46), kavmine namazı ve zekâtı emretmiştir (Meryem 19/31).
Aphtartolâtres) göre Hz. Îsâ’nın ıstırap çekmesi ve çarmıha gerilip öldürülmesi sadece görüntüdedir; aslında onun yerine bir benzeri, belki de Kirinuslu Simun çarmıha gerilmiştir. İslâmî kaynaklarda konunun ayrıntısına dair farklı rivayetler bulunmaktadır (Taberî, Târîḫ, I, 601-605; İbnü’l-Esîr, I, 226-227).
Hz. Îsâ’nın yahudiler tarafından öldürülmediği ve asılmadığı Kur’an’da açıkça belirtilmekle birlikte âkıbeti, ölüp ölmediği ve semaya ref‘inin nasıl olduğu konusu hem müslümanlarla hıristiyanlar arasında hem de müslümanların kendi aralarında tartışmalıdır. Îsâ’nın dünyevî hayatının sonuyla ilgili âyetlerde yer alan iki kavram büyük önem taşımaktadır. Bunlar “teveffî” ve “ref‘” kavramlarıdır. Âl-i İmrân sûresinde (3/55) Allah, “Ey Îsâ! Seni vefat ettireceğim (müteveffîke), seni nezdime yükselteceğim (râfiuke), seni inkâr edenlerden arındıracağım ve sana uyanları kıyamete kadar kâfirlerden üstün kılacağım” demektedir. Mâide sûresinde ise Allah Îsâ’ya, “Beni ve annemi Allah’tan başka iki tanrı bilin diye sen mi dedin?” diye sorduğunda Îsâ, “Ben onlara ancak bana emrettiğini söyledim. Benim de rabbim, sizin de rabbiniz olan Allah’a kulluk edin dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onları kontrol ediyordum. Beni vefat ettirince artık onların üzerine gözetleyici yalnız sen oldun” diye cevap vermektedir (el-Mâide 5/116-117). Bu âyetlerden, önce teveffînin ve ardından ref‘ hadisesinin olacağı anlaşılmaktadır. Nisâ sûresinde yahudilerin Îsâ’yı öldüremedikleri, asamadıkları, bilakis Allah’ın onu kendi nezdine aldığı belirtilmektedir (4/157-158). Buradan ve nüzûl-i Îsâ ile ilgili hadislerden hareketle genelde Îsâ Mesîh’in “ruh maa’l-cesed” Allah katına ref‘ olunduğu, kıyametten önce tekrar geleceği ve o zaman ruhunun kabzedileceği kabul edilmektedir. Bu görüşü benimseyenlere göre Îsâ yahudiler tarafından öldürülmemiş, Îsâ’ya benzer bir kişi çarmıha gerilmiş veya Îsâ’nın çarmıha gerildiği zannedilmiş, Îsâ semaya ref‘ edilmiştir; kıyamette tabii olarak ölecek ve genel dirilişle o da dirilecektir. Diğer taraftan Îsâ’nın öldürülmekten ve çarmıha gerilmekten kurtulduğu, fakat, “Seni vefat ettireceğim, seni nezdime yükselteceğim” (Âl-i İmrân 3/55) âyeti gereği dünyevî ömrünü tamamlayıp vefat ettiği, ruhunun Allah katına yükseltildiği görüşü de ileri sürülmektedir. Ahmediyye’ye (Kādiyânîlik) göre haç üzerindeki zâhirî ölümü ve dirilişinden sonra Hz. Îsâ İncil’i tebliğ etmek üzere Keşmir’e gitmiş, orada 120 yıl yaşamıştır. Kabri Srinagar’dadır (EI2 [Fr.], IV, 88).
Rûhulkudüs ile Teyit Edilmesi. Hz. Îsâ, hem doğumu sırasında hem İsrâiloğulları arasında görev yaparken Rûhulkudüs ile desteklenmiştir. Rûhulkudüs ile desteklenme ifadesi Kur’an’da sadece Hz. Îsâ için kullanılmaktadır (el-Bakara 2/87, 253; el-Mâide 5/110). e) Hz. Muhammed’i Müjdelemesi. Kur’an’a göre Hz. Muhammed’in geleceği İncil’de yazılıdır (el-A‘râf 7/157). Îsâ, kendisinden sonra gelecek Ahmed adındaki peygamberi müjdelemiştir (es-Saf 61/6). Bu müjdenin bugünkü İnciller’de de bulunduğu, Yuhanna İncili’ndeki Paraklet’in (14/16; 15/26; 16/7) Ahmed anlamına geldiği müslümanlarca ileri sürülmektedir (bk. FARAKLİT).
Kur’an’a göre Îsâ bütün üstün özelliklerine rağmen bir insan ve bir kuldur (en-Nisâ 4/172; el-Mâide 5/17, 75; Meryem 19/30; ez-Zuhruf 43/59). Hiçbir zaman kendisinin tanrı edinilmesini söylememiş ve yalnız Allah’a kulluğu öğütlemiştir (el-Mâide 5/116-117). Kur’an teslîsi açıkça reddetmekte, temel prensip olarak tevhidi ortaya koymaktadır (en-Nisâ 4/171; bk. TESLÎS).
Hadislerde de Îsâ’dan bahsedilmektedir. Her doğana şeytanın mutlaka dokunduğu, ancak Hz. Îsâ’ya şeytanın doğrudan değil perde arkasından dokunabildiği, onun beşikte iken konuşan üç kişiden biri olduğu, Hz. Peygamber’in onunla mi‘rac gecesi ikinci kat semada karşılaştığı, kıyamette Îsâ’nın şefaat için kendisine gelenleri Hz. Muhammed’e göndereceği belirtilmektedir. Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in onun kulu ve resulü, Îsâ’nın da Allah’ın kulu ve elçisi olup Allah’ın Meryem’e ilkāh ettiği kelimesi ve Allah’tan bir ruh olduğuna inanan kimsenin cennete gireceği, Meryem oğlu Îsâ’ya en yakın kimsenin Hz. Muhammed olduğu yine hadislerde açıklanmaktadır. Ayrıca Resûl-i Ekrem, hıristiyanların Meryem oğlu Îsâ’yı methettikleri gibi kendisinin methedilmesini yasaklamıştır. Diğer taraftan Hz. Îsâ’nın şemâili de hadislerde yer almaktadır. Buna göre Îsâ kırmızı benizli, kıvırcık saçlı, geniş göğüslüdür (Buhârî, “Ṣalât”, 1, “Enbiyâʾ”, 5, 24, 43, 47, 48, “Bedʾü’l-ḫalḳ”, 6, “Menâḳıbü’l-enṣâr”, 7, 11, 42, 53, “Tefsîr”, 2/1, 17/5, “Tevḥîd”, 19, “Riḳāḳ”, 51, “Ḥudûd”, 31, “Taʿbîrü’r-rüʾyâ”, 32, “Fiten”, 26).
Atatürk Beyoğlu'ndaki Vedatas Mason Locasına nasıl götürüldü? Orada neler yaptı?
Atatük'e kimler, ne zaman 33. derece Masonluğu teklif ettiler?
Kimler Atatürk'ün birçok fikir ve davranışlarının Masonluğa uygun olduğundan bahsetmiştir.
Atatürk'ün hizmetçisi Cemal Grada ve eski Van Milletvekili İbrahim Arvas, Atatürk ve Masonlar konusunda hatıralarında neler anlattılar?
Atatürk "Mason olmuştum" dedi mi?
Masonlar tarafından Atatürk'e "fahri başkanlık" önerildi mi?
"Bir gün bir arkadaşım beni alıp, Beyoğlu'ndaki Mason cemiyetine götürdü. Daha ne olduğunu bile anlayamadan kendimi cemiyetin içinde buldum. Mermer merdivenlerden büyük bir salona indik. Orada yüzlerini göremediğim bir takım kişiler vardı. Bizi buyur edip oturttular, kahveler sundular, hal hatır sordular. Orada fazla kalmadık, tekrar merdivenlerle daha da aşağıya indik. Bir öncekinden daha geniş bir salonda bulduk kendimizi. Salonda büyük bir kalabalık toplanmış. kılıçlı bir tören yapılıyordu.
Bu işleri daha önceden bildiğini anlatıyordu. Kılıçların arasından geçip, kutsal bir kitaba el bastık. Bütün bunlar olup bittikten sonra dışarı çıktık..." Atatürk bu olayı ne zaman yaşadı?
Ataturk gerçekten rodonaldu? Yoksa organ cnayete tibbi yollarla haarlanan bir yok etme planinam kutue gomigo? Turkiye Cumhuriyeti'nin kurveusu Attik pere saran suikast planiandan habersia, olabileceklere karp terve myd?
Ataturk Noaill Olduruldu? Mustafa Kemal'in oumunun ardindakı sır perdesni araliyar Kitap belgeler eşliğinde Ataturk'un yaşamı ve olumüne dair bugune dek gun yuzune çıkmamış gerçeklerle yuzleştinyor okuru Bir Ataturk kronalaja alarak da okunabilecek ecerde asirlik tanhi bilgiler gunumuz pen cereainden sorgulayar Kitapta yanıtını bulacağınız sorular ve ilginç kanu başlıklanından bazılan şunlar
• Ataturk alkolik miydi?
• Ataturk ün gerçek hastalığı neydi?
• Uygulanan yanlış tedavi, kullanılan ilaçlar ve yan tesirlennin sorumlulan kim?
Ataturk u oldürmək niçin zordu?
• Onu kimler, neden ilaç yoluyla zehirlemek istediler?
Ataturk u oldürmek için uluslararası organize olmuş, sistemli ve gizemli bir organizasyon nasıl oluşturuldu? Bu organizasyona Kimler dahildi?
- Cumhuriyetin ilk yıllannda Ataturk'un Yahudiler ile ilişkisi masıldı?
- Ataturk Sabetayoı mıydı?
Atatürk'un Turkçe din fiknnin gerçek yuzunu biliyor muyuz?
Gerçek bir dindar olarak Ataturk'u nasıl tanımlamak gerekir? Yahudilenn Cumhuriyet dönemindeki labicilik faaliyetlen
elerdi?
"Kimse Ataturk kadar guzel 'Allah!' diyemez" sozleri kime ait?
Bir kimse bir mü'mini sevindirirse Beni sevindirmiş olur. Kim Beni sevindirirse, Allah indinde bir ahid almış demektir. Kim de Allah'dan bir ahid alırsa, ateş ona asla dokunmayacaktır. Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 399 / No: 2 Ramuz El-Ehadis
Arz üzerinde iki eman sebebi vardır. Ben emanım ve istiğfar da emandır. Ben kalmıyacağım ama istiğfar emanı kalacak. Şu halde her günah ve kusurda istiğfara devam edin. Ravi: Hz. Osman İbni Ebi As (r.a.) Sayfa: 325 / No: 14 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yuksel6 Aralık 2024 22:21 Sineğin bir kanadında derd, bir kanadında şifa vardır. Bir kaba tek kanadla düşerse öbür kanadını da batırın. Şifası derdini giderir. Ravi: Hz. Ali (r.a.) Sayfa: 325 / No: 10 Ramuz El-Ehadis
Kur'an'a göre ilâhi vahyin insanla buluşma noktası kalbdir. İnsanın idrak, duygu ve amel gibi fonksiyonları kalb merkezlidir. Îman, nifak ve inkâr gibi itikâdî yönelişler; sevgi, merhamet ve korku gibi ahlâkî ve psikolojik değerler, hep kalbe nisbet edilmiştir. İnsanı Hak katında mükerrem kılan "takva"nın mahalli kalb olduğu gibi kıyamet gününde kişinin değer ölçüsü de kalbdir. Bu sebepledir ki o, "nazargâh-ı ilâhî" olarak tavsif edilmiştir. Hz. Peygamberin -sallallâhü aleyhi ve sellem- "Dikkat edin cesette bir et parçası vardır ki o iyi olursa bütün beden iyi olur; o bozuk olursa bütün beden de bozulur; işte bu et parçası kalbdir" (Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsākât, 107 Mâce, Fiten, 14.) Sözleri ise kalbin insanda en önemli bir merkez olduğunu açıkça vurgular mâhiyettedir.
İşte bu kitap, müslümânın, emanet edilen ömrü, "kalbî hayat" diye özetlenebilecek bir derinlikte yaşamaktan başka yolu olmadığını açıklıyor.
Şimdi elinizde, hem Kur'an ve Sünnet'in ölçülerini belirlediği "kalbi hayat" konusunda sağlam bir müracaat kitabı, hem de dost ortamlarında gönül huzuru içinde paylaşılacak bir sohbet kitabı vardır.
Türkçe Oruç demek olan Savm, aslında mutlak İmsåk, yani tut
mak alıkoymak demektir. (1) Savm, sözden veya yürümekten tutmak yerinde de, kullanılır. (2)
Savm'ın Şeriat Dilindeki Manası:
Şeriat dilinde Savm, Mükellef olan kimsenin, sabahtan, yani tanyeri ağarmağa başladıktan güneş batıncaya, akşam oluncaya ka dar nefsi, ibadet niyetile, yemekten, içmekten ve cinsi ilişkilerden
tutması, alıkoyması demektir. (3)
Orucun Çeşidleri ve Teşriindeki Hikmet:
Oruç: Farz, Vacib ve Nåfile olmak üzre üçe ayrılır.
Orucun teşriinde bir çok hikmetler vardır.
Bu cümleden olarak:
1. Oruç, nimete şükür vesilesidir.
Nefs; yemekten, içmekten ve cinsi ilişkilerden, nimete şükr için bir müddet ahkonulur.
Nitekim, Rabbül'älemin olan yüce Allah, oruç åyetinde ... Olur ki, şükr edersiniz. (Bakare: 185)» diyerek buna işaret buyurmuştur.
2. Neís, oruç sayesinde Takvå mertebesine erer.
Yani, yüce Allah'ın haram kıldığı şeylerden oruçla korunulur. Nitekim, oruç hakkındaki Ey iman edenler! Sizden öncekilere
yazıldığı, farz kılındığı gibi, size de, oruç, yazıldı, farz kılındı.
Olur ki, korunursunuz. (Bakare: 183)» âyetinin sonundaki (Le alleküm tettekun) ile buna işåret buyrulmuştur.
Ebû Bekir (RA); (Babam, Anam, Sana fedă olsun ya Resülallah! Bir kirase için, bu kapıların hepsinden çağırılmak, mümkinmidir? Bir kimsenin, bu kapıların hepsinden çağırıldığı olabilir mi?) diye
Senin de, onlardan olmanı umarım!) buyurdu. (25) Yine, Peygamberimiz «Kıyamet günü, oruç ve Kur'ân, kullar için
Oruç (Ya Rab! Ben, bunu, gündüzün yemekten ve şehvetlerden men ettim. Bunun hakkında, beni, Şefäateı kill) diyecek. Kur'ân da (Bunu, geceleyin uykudan men ettim. Bunun hakkın-
da, beni, Şefäatcı kıl!) diyecek. Her ikisi de, şefâat edeceklerdir. buyurmuştur. (26)
Peygamberimizin İftar Düaları:
Peygamberimiz, iftar edeceği, orucunu açacağı zaman (Allâhüm me leke sumtü ve alâ rızkuke eftartü Allah'ım! Senin için oruç tut tum ve Senin verdiğin rızıkla da, iftar ettim, orucumu açtım.) (27)
(Elhamdü lillähillezi eâneni fesumtü ve rezakani fe eftariü
Hamd, Allah'a mahsustur ki, O, bana yardım etti de, oruç tuttum. Ba- na nak verdi de, iftar ettim, orucumu açtım.)
(Allahümme leke sumna ve alá rızkıke eftarnă fe tekabbelbü min- al inneke entessemiül'alim Allah'ım! Senin için oruç tuttuk ve Se- nin verdiğin rızıkla da, iftar ettik, orucumuzu açtık.
Sen, oruçlarımızı kabul buyurl Çünki, yapılan düaları işiten ve tutulan oruçları bilen Sensin Ben!) diyerek düa ederdi. (Ebû Bekir Ahmed b. Muhammed-Amelül-
yevm velleyle s. 179-180) Peygamberimiz, Hz. All'ye de «Ey All! Ramazan ayında oruç tut- luğunda, orucunu açtıktan sonra (Allâhümme leke sumtü ve aleyke levekkeltü ve alá rızkıke eftartü Allah'ım! Senin için oruç tuttum. Bana tevekkül ettim. Senin verdiğin rimkla da, iftar ettim, orucuma tum) dels buyurmuştur. (İbn-i Hacer-Metallbül'aliye c. 1, s. 290-291)
Buhart - Sahih c. 2, s. 227, Tirmizi - Sünen e 5, s. 614, Nesal - Sünen c. 4. 180 Ahmed b. Hanbel Müsned e. 2, s. 174
Sözler var; zindanları saray yapar, ölümü sevgili, kabri gül bahçesi gibi sevdirir, darağacında asılmayı bekleyen bir çaresizi ebedi idamdan kurtarır, fani ve fakir bir adama dünya kadar ebedî bir mülkü kazandırır, ebedi hayatın levazımatını buldurur. Yeterki insan kulağını tıkamasın, gönül kapılarındaki kilitleri kırsın, ölüden daha ölü olanları dirilten, maddesiyle manasıyla iflas etmiş zavallıları sultan yapan sözler var.
"Nerede o sözler, hani?" diyorsanız, gözlerinizi yüreğinizle birlikte açın, basiretinizde yanınızda bulunsun ve elinizdeki kitabın sayfalarını çevirmeye başlayın.
On yıl su bulamasa da temiz toprak Müslüman'ın temizlenme aracıdır, suyu bulunca tenini ona değdirsin. (Tirmizi, Taharet. 92)
MANEVİ BİR ABDEST ÇEŞİDİ OLAN TEYEMMÜM
Teyemmüm, büyük veya küçük kirliliği gidermek niyetiyle ellerin içini toprak cinsinden temiz bir şeye vurup önce yüze sürmek, sonra tekrar vurup her elin içiyle karşı kolu meshetmektir. Cünüplükten temizlenmek için yapılan teyem- müm hem gusül hem de abdest yerine geçer. Sembolik ve manevi temizlenme yolu olan teyemmüm, kişiyi manevi ve psikolojik olarak temizlenme duygu- suna kavuşturur ve kendisini Allah'a ibadet için hazırlıklı hissetmesine imkân sağlar. Bunlar insanların gücünün üstünde olan işler değildir. Dinde insanların yapamayacağı hiçbir yükümlülük yoktur. İstisnai durumlarda ise özel kolaylık- lar (ruhsat) getirilmiştir. Abdest ve gusül, bedeni mikroplardan koruyucu bir temizlik olduğu gibi manevi olarak da insanı Allah'a yaklaştıran ve onun ibadet için kendisini hazır hissetmesini sağlayan bir iç temizliğidir. Teyemmüm de bir manevi temizliktir. Hz. Peygamber; "Temizlik imanın yarısıdır" buyurarak gusül, abdest ve teyemmümün de dindeki önemine işaret etmişlerdir.
Bu evin her yıl Rebîülevvel ayının 12. günü Mek- ke'de bulunanlarca ziyaret edilmesi adettendi Os- manlı Sultanı II. Mustafa, burada Ramazan'ın 27. gecesinde Hz. Peygamber'in nübüvvetini ta'zim ve Rebîülevvel'in 12. gecesinde Resûl-i Ekrem'in doğu- munu kutlamak amacıyla mevlit törenleri düzen- lenmesini emretmiş ve bunun için tahsisat ayırmış- tır. Daha sonra bu kutlamalar sadece 12 Rebîülev- vel'de sürdürülmüştür.
Bugün Safâ ve Merve tepeleri arasındaki sa'y yerinin tam karşısında, Mina ve Azîziye'ye giden tünelin gi- rişine yakın yerde mevcut olan bu ev, 1379 (1959) yılından beri Mekke Kütüphanesi olarak hizmet ver- mektedir.
Aişe Validemiz'in annelerimiz arasındaki konumu çok farklıdır; zira o, din adına hizmet etmeye ihtiyaç duyulan Medîne yıllarında, Resûlullah'ın yanında yer alan husûsî bir vezir- dir ve bu yönüyle o, Medîne döneminde akla gelen ilk isimdir. Husûsî bir donanıma sahiptir ve Allah ona, misyonunu edâ adına müthiş bir zekâ lütfetmiştir. Duyduğunu olduğu gibi ka- bullenmeyen, onu Kur'ân ve Sünnet'in kıstas- larına göre sorgulayan bir fıtratı vardır. Kulağı vahiyde, gözü ise istikbâldedir. Ayaklarını sapasağlam bastığı yerde o, Saâdet Asrı ile is- tikbali birbirine bağlayan muhteşem bir köprü gibi durmaktadır.
Onun bulunduğu yerde ayrı bir canlılık vardır; atmosferine girenler, vahyin insibāğıyla bo- yandıklarını hisseder, Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) ziyaret etmişçesine bir heyecan ve canlı- lıkla geri dönerlerdi.
Dün olduğu gibi bugün de yerini belirleye- meyenlerin Annemiz üzerinden dine dil uzat- maya çalıştığı bir dönemi, maalesef yine yaşı- yoruz. Zihinlerin kirli, bakışların bulanık ve kit- lelerin de muhakemesizliğin kurbanı olduğu böyle bir dönemde "Aişe Validemiz", ehl-i insaf ve vicdanı yeniden sırât-ı müstakîme davet edi- yor. Elinizdeki bu kitabın, sözü edilen davette
İ stiklal Şain Mehmet Akif Ersoy, bu milletin zihninde gönlunde taht kurmuş, hafızasında ve ruhunda derin iz bırakmıştır Akıf, kuvvetli kalemı, eserleri ve maneviyatı kendini aziz milletine adamış, gerek hissiyatı ve fikriyatı gerekse önculuğuyle Mili Mucadele'nın adeta manevi onderl rinden olmuştur. Anadolu insanınin yeniden dirilişine ve kull inden doğan bir milletin şahsiyet inşasına bayraklık eden Ak her zaman Müsluman duruşunu ilke edinmış, "Gerçek bir müm asaleti nasıl olmalıdır?" sorusunun en güzel cevabını varlığıyla v eserleriyle ortaya koymuştur
Vatanını, milletini ve tarihini seven, haksızlığa ve zulme asla ta hammülü olmayan asıl duruşunu hiçbir zaman bozmamış, he zaman milletini bir arada tutma, ayrılık ve çatışmalan bertara etme gayretini göstermiş, sadece milletin değil ümmetin de bir- lik ve beraberliğinin en buyük savunucusu olmuştur. Yüce Allah' bağlılığını, kendı milletine güvenını ve bağımsızlığa olan inancın kaleme almakla kalmamış, adeta bütün dünyaya haykırmıştır Sadece eserlenyle değil, örnek hayatıyla da çağlar aşan bir etki alanına sahip olan Akıf duruşuyla, eserlenyle, hayatıyla gonuller- de ve zihinlerde hiçbir boşluk bırakmayacak şekilde yaşadı ve 27 Aralık 1936'da sessizce Hakk'a yurüdu. Ruhu şad olsun.
Milli Şair Mehmet Akif in vefatının 88, seneideviyesinde okurla- nmıza takdim etmek istediğimiz eser, Türkiye Diyanet Vakfı Ya- yınlan arasında yerini alan ve Mehmet Nezir Gul'un kaleminden, Duruşunu Bozmayan Adam. Mehmet Akif Ersoy Gul, eserin ön sözünde yer alan, Akif'ı tanımamız gerekiyor. Hakkında binler- ce kitap ve makale yazılmış bir insan olmasına rağmen yine de onu yeterince tanıdığımızı söyleyemeyız... Milletimizın, özellikle gençlerimizin onu tanıması, örnek alması gerekiyor. Bu bizim içın dini, milli, tarihi ve edebi bir görevdir" ifadeleriyle kıtabın yazılış amacını özetliyor Yazar, Mehmet Akif'i ve eserlenni bütün yön leniyle inceleyen çalışmasını dört bölümde ele alıyor. Eserin g riş kısmında şairin portresini çizmeye çalışırken onun yokluk ve hasretle geçen hayatına değiniyor. "Örnek Kışılığı başlıklı ilk bo- lümde şairin doğruluğu, dürustlüğu, sözünde duruşu, nezaketi. samimiyeti, dinine ve milletine olan bağlılığı, mizahı, musıkıyı ve sporu seven yapısı gibi karakteristik özelliklerinı anlatıyor İkin- ci bölum, "Sosyal ve Mucadelecı Kışılığı başlığıyla genel olarak Akif in "aksiyoner" tarafını ele alırken "Fikir Dunyası" başlık üçüncə bölum ise şairlığı, hikâyecılığı, vatan ve millet sevgis kültür ve medeniyet anlayışı gibi şairin fikri yonunu inceliyor San böllum, Safahar, İstiklal Marşı ve Çanakkale Şehitlerine eserlen başta olmak üzere Akif in pek çok kiymetli eserini içenyor Mel tupian, tercome çalışmalan ve yarim kalan yaz glen de dant Mahnmet Akif kronolojisi, hakkında söylenenler, parlerinde b saçeve kaynakça kesimlanıyla eser son buluyor
Bu "derin devlet" denen şey hâlâ varlığını sür-dürüyor. Bu işler geri dönülmez noktaya geldi, ama iş bitmiş değil.. Kozmik odaya girilmediği gibi, mer-kez komite de, ülke geneline yayılmış tetikçiler de dışandalar.
İçeridekiler onun için susmayı tercih ediyor..
İşin kötü yanı, yeni bir derin yapı oluşuyor. İkti-dar ve servetle tanışanlar bir şekilde kendi aralann-da kayıtdışı bir birlik oluşturuyorlar. Zaten onun bir adım ötesi ya MAFİA'laşmak, ya da derin bir yapıya dönüşmektir. Bu defa derin yapıda namaz kılanların sayısı artacak sanırım..
Tutuklananlar arasında, sanki, derin yapının İçinde karar vericiler arasında da olmayan, tetikçilik de yapmayan bir sürü adam var.. Birileri kurunun yanında yaş da yanar hesabı onları da listeve dahil etmış gozuküyor.. Bu işler, bu adamları oraya so-kup, işin ciddiyetini sulandırmak isteyenlerin de işi olabilir ya da kendilerine rakip ve tehdit olarak gör-düklerini, kurunun yanında da yaş da yanar hesabı kendi cehennemlerine çekmek isteyenlerin işi de olabilir..
Hatta öteki tarafta olup da, dışarıdakiler, birile-rini kendi yanlarına çekmek için de o kişilerin içeri girmesine göz yummuş olabilirler. Böylece adam kazanacaklar..
Adamlar kendilerinden çok eminler, "biz gide-riz ötekiler gelir, arma sonuçta bu düzen böyle de-vam eder" anlayışına sahipler. Başka türlü olmaya-cağını düşünüyorlar. Yaşanan bazı olaylar da onları haklı çıkartır gibi aslında..,
İktidar ve servet dönüştürücü bir güce sahip, ilk olarak da bu güç, kendine sahip olmak isteyenleri dönüştürüyor..
Bir gün bu Balyoz ve Ergenekon davası sonuç-lanacak ve göreceksiniz, başka davalar, başka tar-tışmalar başlayacak.. Bu dava sürecinde yaşanan örtülü hesaplaşmaların davası ayrıca, görülecek..
Yarın sıra 28 Şubat'a gelirse, iMuhsin Yazıcıoğ-lu suikastı ile ilgili tutuklamalar da başlayınca, daha yüzlerce kişi hapse tıkılacak.. İnanın bunların tümü-nü mahkemeye çağırsanız yargılayacak yer ve adam bulamazsınız, bunları hapsedecek hapishane de yok.. O kadar çoklar.. Onun için bir gün genel af-la bu işlerin üzerinin örtüleneceği hesabını yapıyor-lar..
Sanki iktidar da bu işi daha fazla dağıtmamak Ister gibl.
MIT ve Emniyet niye elindeki bilgileri açıklamı-yor? Jandarma İçişleri Bakanlığı'na bağlı değil mi, niye bu işin üzerine gidilmiyor? Jandarma İstihbara-tının bilmediği bir şey mi var?
Yani birileri gerçekten Muhsin Yazıcıoğlu su-ikastı ile ilgili bilgiye sahip değiller mi?
Bana kalırsa NATO ülkeleri de biliyor, ayrıca ve özellikle İsrail de, ABD ve tabii bizimkiler de..
Bana kalırsa şu şike işini biraz eşeleyin, bakın bakalım bu işin arkasından ne çıkar.. Sakın Ergene-kon çıkmasın..
İşe bakar mısınız, durup dururken bir şike ya-sası çıkardılar, daha yaşanın mürekkebi kurumadan bir daha değiştirdiler. Önce 2 yıllık cezayı beş yıia, ardından da beş yıllık cezayı bir yıla indirdiler.. Peki bu nasıl oldu.. Bu konuda söyleyecek sözü olan var mı? Ayıp ya hu, insaf yahu!
Bir ülkede ne kadar çok yasa varsa o ülkede özgürlükler o kadar az ve baskı altındadır demek-tir.. Yasa ile düzenlediğiniz her alanda bürokrasinin borusu öter. Hani şu "bürokratik oligarşi" var ya o!
Bana sorarsanız şike yasası tam bir ŞİKE oldu! Benim adalet duygularım incindi..
Demokrasi, böyle işlerle örselenirse, demagoji-ye dönüşür.. Üzerinde yükseldiğimiz zemini tahrip etmiş oluruz.. Yasa dediğiniz şeyin saygınlığı, cay-dıncılığı kalmaz, yaz-boz tahtasına döner..
Bana kalırsa bu yasa değişikliği ŞİKE'cilen kur-tarmaya yetmez.. Bu işi bir adım öteye götürürse-niz, çete olayı ile birleşir..
Yıldırım benim gözümde simdi daha çok Habe-ral'a benziyor.. Bu işe ecinnilerin karıştığını düşünü-yorum.. Birileri bu durumu savunmak yerine sussa-lar daha iyi ederler.. Çünki mızrak çuvala sığmıyor.. Bir de bu işin Dalan bağlantısı var. İşin ucu Ergene-kona kadar gidiyor..
Sahi şu 28 Şubatçılara sıra ne zaman gelecek? Ben Ergenekona da karşıyım, Balyozcuiara da, kayıtdışı ekonomiye de, yım. Bunu yapan bizden ya da onlardan olabilir. kayıtdışı siyasete de karşı-Halka karşı ihanet planı yapanlar, devleti ele geçirip topluma İlahilik ve Rabilik taslayanlar, eğer bu Sazgeçmeyeceklerse cehenneme! ve dua ile.. işten
BEDİÜZZAMAN, “İttihad-1 İslâm hakikatinde olan İttihad-ı Muhammedinin (asm) cihetü'l-vahdeti tevhid-i İlâhîdir. [...] Müntesibîni umum mü'minlerdir. Nizamnamesi Sünen-i Ahmediyedir (asm). [...] Farzda riya yoktur. Bu zamanın en büyük farz vazifesi ittihad-1 İslâmdır" demişti.
İSTİKRAR İÇİN TEK YOL BİRLİK OLMAK
EL Ezher Şeyhi Ahmed Tayyib, Müslümanların istikrar ve kalkınmalarının tek yolunun birlik olmalarından geçtiğini belirtti. Şeyh Tayyib, şunları kaydetti. "İslâm ümmetinin birliği, kimsenin bir çivi dahi çakmaya güç yetiremeyeceği sağlam bir duvardır."
>> HABERİ 4'TE
YanıtlaSil
Yuksel1 Mart 2025 03:59 A ba S Si
BEDİÜZZAMAN'IN "BU ZAMANIN FARZ VAZİFESİ İTTİHAD-I İSLÂMDIR" SÖZÜNE EL EZHER ŞEYHİNDEN DESTEK GELDİ.
YanıtlaSil
Yuksel1 Mart 2025 04:00 Hiç kimse kendi başına kalkınamaz
TAYYİB, şunları kaydetti: "İslâm ümmetinin birliği, kimsenin bir çivi dahi çakmaya güç ye-tiremeyeceği sağlam bir duvardır, bu birlik ol-madan da hiç kimse kendi başına kalkınamaz. İslâm dünyasında gerçek bir birlik olsaydı Gaz-ze'deki olaylar yaşanmayacaktı."Anlaşmazlığa düşmenin diyalog ve birlikle tedavi edilmesi
MISIR'DAKİ Ezher Kurumu Şeyhi ve Müslüman Bilgeler Konseyi Baş-kanı olan Ezher Şeyhi Tayyib, Bah-reyn'in başkenti Manama'da düzenlenen “İslâm dünyasının diya-loğu” konulu konferans çerçeve sinde Malezya Başbakanı Enver İbrahim ile bir araya geldi. Yaklaşık 16 ay boyunca İsrail bombardıma-
nına maruz kalan Gazze Şeri-di'ndeki gelişmelere dikkati çeken Şeyh Tayyib, Müslümanların istikrar ve kalkınmalarının tek yolunun bir-lik olmalarından geçtiğini belirtti. Şeyh Tayyib, Müslümanların birlik olmalarıyla öz güvenlerini geri ka-zanacakları ve krizleri kendi başla-rına çözebileceklerini dile getirdi.
Kuvve-i akliye-i melekiye, nef've za rarı, iyi ve kötüyü birbirinden temyiz eder. Idråk, anlama ve tefekkür äleti olan kuvve-i akliye, insana has düşün me ve eşyanın sebeplerini yakalama ve esmå lisânı ile tanıma melekesidir. Kuvve-i akliyenin üç mertebesi vardır, vasat mertebesi hikmet ve istikametli olmak, terfit mertebesi gabavet, ifrat (aşırı) mertebesi ise cerbezedir.
GABAVET
Kuvve-i akliyenin tefrit' mertebesi ga bavet ve geri zekalılıktır. Yani "hiçbir şey den haberi olmaz.
Gabavet, ahmaklık, anlayışsızlık, ga bilik olarak bilinir. Hayatı ve yaratılış hikmetlerini nazara almadan bir hayat yaşamak, hiçbir şeyden haberi olma mak, bir nevi akıl kuvvesinin en aşağı mertebesini yaşayan insanlar için kul-lanılan bir kavramdır.
Kuvve-i akliyenin 'tefrit' mertebesi olan gabavet; halk-ı ef'al meselesinde İtizal (Mutezile) mezhebinin te'siri in-sana vermesi, itikadda teşbih (benzet-me) yapılması, ahläkta tezellül ve ta-basbus göstermesi, âhirete imanda âhireti tasdik edip fakat inandığı gibi yaşamayan ehl-i sefehat ve dalalet mi sal olarak verilebilir.
CERBEZE
Kuvve-i akliyenin ifrat mertebesi cer bezedir. Şaşırtıcı cerbezekârlık ve demo-gojidir ki; akı kara, karayı ak göstermek gibi işlerin mantık dışı ve ma'nasızlıkla rıyla uğraşan ve bulaşan bir zekâdır. Bu mertebede kişi "Hakkı båtıl, bâtılı hak su retinde gösterecek kadar aldatıcı bir ze kâya malik olur.
Cerbeze insafsızca, aldatıcı ve muvâ-zene etmeden hüküm vermektir. Böy lece cerbeze ile yapılan mugalâtalar inhilal-i anåsırı netice vermektedir. "Hem de, cerbezeyle, insan adalet ya parken zulme düşüyor. Zira insan ku-sursuz olmaz. Fakat uzun zamanda ve efrad-ı kesîre içinde ve tahallül-i me-hasinle (güzelliklerin bozulmasıyla) ta-dil olunan müteferrik kusurları, cerbe-ze ile cem edip, bir zaman-ı vahitte bir şahsı vahitten sudûrunu tevehhüm ederek şedit cezaya müstahak görür. Halbuki bu tarz, bir zulm-i şedittir.
Gabavet ve cerbeze
CERBEZE, ENVA'IYLA GARÄİBİN MAKİNASIDIR
Hem de insan nazarı tenkid ile, bir cer beze ile binler mehasin içinde, nazarında hatiat tevehhüm edilen onbeş-yirmi nokta ile bütün o mehasini setrettirecek ve hükümden iskåd edecek ve yalnız o, onbeş-yirmi nokta ona hedef-i maksüd yapacak bir vaziyet alır. Böylece o nazar-I tenkid ve cerbeze ile ittihamkârâne ileri sürdüğü garazkâr håli muhatabına isnåd edebilir. Cerbezenin tavrı acibi; zaman ve mekanda müteferrik şeyleri toplar, bir yapar. O siyah perde ile her şeyi temaşa eder. Hakikaten cerbeze, envaiyla garai-bin makinasıdır.
Müteferrik büyük işlerde yalnız kusur lan görmek cerbezeliktir; aldanır ve alda-tır. Cerbezenin şe'ni, bir seyyieyi sümbül-lendirerek hasenåta galip etmektir.
CERBEZE, DAİMA ZĀLİMDİR
Evet, "hakikat-bin göz aldanmaz; hak-perest kalb aldatmaz" sırrınca aldanmaz bir göz ve hakperest ve aldatmaz bir kalb için Kur'ân'a, Sünnet-i Peygambe-riye (asm) ve onların hakîkî bir tefsiri ve månevi bir dersi olan Risale-i Nur'a sa-rılmalıyız ki "Cerbeze"nin aklı yanıltma-sından, akıl tutulmasından ve cerbeze-nin zulmünden korumuş olalım. Çünkü "Sebeb-i ihtiläf, hâkim-i zâlim olan cer-bezedir. Fikr-i tenkit ve bedbinliğe isti-nad eden cerbeze, daima zālimdir." bil-meliyiz. Hakikat-bin ve hakperest olan adam: "Cerbeze bir hâkimdir." bilmeli. "Yalnız seyyiat tarafını konuşturmamalı; onun hasmı olan hasenâtı da dinlemeli, sonra muvazene edip, mizan-ı haşirdeki hükm-ü ädiläne gibi råcih gelene mu-habbetle hak vermelidir."
Öyleyse bütün himmetimizi kuvve-i akliyenin vasat mertebesi olan adl ve adalete vermeliyiz. Bu mertebe hikmettir ki; "Kime hikmet verilmişse işte ona pek çok hayır verilmiştir. ayeti, onun måhi-yetini beyan ve tefsir eyler. İnsan hikmet mertebesinde "Hakkı hak bilir, imtisal eder; batılı batıl bilir, içtinap eder.
إِذَا هُمْ أَحَدُكُمْ بِالأمْرِ فَلْيَرْ كَمْ رَكْعَتَيْنِ مِنْ غَيْرِ الْفَرِيضَةِ، ثُمَّ لِيَقُلْ : اللهُمَّ إِلَى اسْتَخِيرُكَ بِيَاتِكَ، وَاسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ ، وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ فإنك تقدر ولا أقدرُ ، وَتَعلم ولا أعلم ، وأنتَ عَلامُ الْغُيُوبِ ، اللهم إن كنت تعلم أن هذا الأمرُ خَيْرٌ لي في ديني ومَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي ؟ فَاقْدُرْهُ لِي ويسره لي ، ثم بارك لي فيه .
وإن كنت تعلم أن هذا الأمر شر لي في ديني ومعاشي وعاقبة أمرى فَاصْرِفْهُ عَلَى، وَاصْرِفْنِي عَنهُ ، وَاقْدُ عَلَى الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ ، ثُمَّ أَرْضِينِي بِهِ، ) رواه البخاري ) قال : وَيُسمى حاجته .
129) «İçinizden biri, bir işi yapmayı arzuladığı zaman, farz namaz-dan ayrı iki rikât namaz kılsın.. Sonra şu duayı yapsım..
İnsanlar, toplu halde yaşamaya mecburdurlar.. Ayrı yaşayamazlar.. Bu arada görülecek işleri de pek çoktur.. Ancak onlar emin ellerde görü-lürse; birbirlerine daha sıkı bağlanır, içtimaî bir dayanışma meydana ge-tirirler.. İşleri hain ellerde görülmeye başlayınca, birbirlerinden soğurlar. Birbirlerini suçlarlar.. Dolayısı ile dayanışmaları bozulur.. Durum bu olunca dünyanın tadı kalmaz.. Herkes, yaşamayı değil, ölmeyi ister.. Bir başka Hadis-i şerifte belirtildiği gibi, toprağın altı üstünden hayırlı olur.
**
Bu Hadis-i Şerif BUHARI'den alınmıştır. Kısa bir menkıbesi 5. Ha-dis-i Şerifin sonunda geçti..
۱۳۲ إِذَا وُقِعَ فِي الرَّجُلِ وَأَنْتَ فِي مَلا فَكُنْ لِلرَّجُلِ نَاصِيرًا ، وَلِلْقَوْمِ ) رواه ابن أبي الدنيا في ذم الغيبة عن أنس ) زاجِراً ، وَقُمْ عَنْهُمْ .
132) «Bir topluluk içinde malum bir kimsenin gaybeti yapıldığı za-man; gaybeti yapılana yardımcı ol.. Gaybet eden cemaata da mâni olmaya çalış.. Ve aralarından çık git..>>
Gaybet mutlaka ki, kötü huyların başında gelir. Acaba ayıptan beri kimse var mı?.
Mutlaka yapılan gaybetlere engel olmak icabeder.. Mâni olmak ka-bil olmadığı takdirde, aralarından çıkıp gitmelidir. Çünkü gaybetçiler ara-sında durmak, onların yaptığına ortak olmak sayılır.. Ramuz şerhinde böyle geçer..
Acaba bu dil, insana; onu bunu çekiştirsin diye mi verildi?. İmam-ı Gazali'yi dinleyelim:
Bu duygular sende Allah'ın birer emanetidir. Sakın onları kötü işlerde kullanmayasın.. Kur'an oku.. Hadis oku.. Hikmet dinle..
Ne güzel buyurmuş... Allah ondan razı olsun..
Bu Hadis-i Şerifi İBN-I EBUDDÜNYA, ENES'ten (r.a.) naklen ri-vayet ediyor. Eserinin GAYBET bâbında geçer.
1. ve 117. Hadis-i Şeriflerde bunların kısaca menkıbesi yazılıdır.
133) «Allah-ü Taâlâ bir emire hayır murad ederse, ona sadık bir vezir verir.. Şöyle ki: Unutunca hatırlatır.. Yapmayı hatırladı-ğı bir işte de, yardım eder.. Allah-ü Taâlâ ona, bunun aksini dilerse; kötü bir vezir verir.. Şöyle ki: Unutunca hatırlatmaz.. Yapmayı düşündüğü işte de
134) «Herhangi biriniz bir toplulukla -yemek yediği zaman do-yunca hemen elini çekmesin.. Taa cemaat çekinceye kadar.. Sofradan çabucak elini çeken kimse, birlikte oturduğu arka-daşını utandırmış olur..>>>
Bu hareket, adab-ı muaşeret kaideleri arasında sayılır.. Yeni ta-biri ile görgü..
136) «Ölülerinizi hayırla yad ediniz.. Kötülüklerinden geçiniz..>>>
Ölen, ölüp gitmiştir.. Artık hatası ve sevabı ile başbaşadır.. Kud-ret âleminde yaptıklarının hesabını bir bir verecektir.. Cümle işi Allah-ü Taala'ya kalmıştır.. O dilerse, bağışlar.. Onun bağışladığı bir kulu, bi-zim çekiştirmeniz yerinde olmaz.
Ancak, bu hadis-i Şerif müslümanlar hakkındadır. Küfür ehlinin yaptığı fenalıkları anlatmakta, bilakis fayda vardır.. Bunu da herkesin dilinden değil; dürüst tarihçilerin dilinden veya kaleminden dinlemeli-dir.. Ama ibret almak için..
En doğrusunu Cenab-ı Hak bilir..
Ravi: ABDULLAH b. ÖMER'dir. Ondan naklen TİRMİZİ almıştır. Menkıbeleri 7. ve 13. Hadis-i Şerifin sonunda..
137) «Yediğinizi Allah'ın zikri ile eritiniz. Yer yemez uyumayınız; sonra kalbinizi kasvet basar..>>>
Yemekten kalkar kalkmaz; hemen uyumak doğru olmaz.. Böyle bir hareketin doğru olmadığı tıbben de sabittir..
her.
80.
Kalbinize kasvet gelir.»
Cümlesini şöyle şerh ederler:
Katılaşır.. Şiddet kasbeder. Zulmete boğulur.. İlâhî nura karşı perdelenir.
Hasılı, öyle bir hale gelir ki, taş kesilir.. Artık ona ne vaaz tesir eder; ne de öğüt..
Ramuz şerhinde böyle geçer..
İmam-ı Gazali der ki:
Yemekten sonra hemen uyumamak mustahaptır. Hiç olmazsa, iki veya dört rikât namaz kılmalı.. Ya da bir köşeye çekilip Allah'ı zik-retmeli..
Ne güzel büyurmuş; Allah ondan razı olsun..
Esas ravi: Hz. AİŞE'dir (r.a.) EBU NUAYM'de eserinin tıp bölü-münde zikretmiştir. 8. ve 10. Hadis-i Şeriflerin sonunda bunların kısaca menkıbeleri yazılıdır..
Burada duası makbul olduğu bildirilen, hastanın müslüman olmam şarttır.
Keza kardesin de müslüman olması sarttır. Duanın giyaben yapıl. ması şart değildir. Esas şart, dua edilen kimseye duayı duyurmamaktır.
Şöyle bir hikâye anlatılır:
Bir gün Cenab-ı Hak Musa'ya (a.s.) şöyle buyurur:
yim. Ya Musa, bana günah işlemediğin ağızla dua et ki, kabul ede.
Bunun üzerine Musa (a.s.) o ağızı nereden bulacağını, kendi ağzı ile çok hata işlediğini arz eder.. Bunun üzerine Cenab-ı Hak emreder: Bu ağız, bir mümin kardeşinin ağızıdır. Sen onun ağzı ile günah İşlemedin.. Ona iyilik yap ki; sana dua etsin..
Burada esas ravi İBN-1 ABBAS'dır. Allah ondan razı olsun.. On-dan naklen DEYLEMİ almıştır. Her ikisinin de kısaca menkıbeleri; 4. Hadis-i Şerifin sonunda geçti..
139) «Dört şey var; onlar, her kimde bulunursa... O halis bir müna-fıktır.
O dört huydan herhangi biri, bir kimsede varsa; onda bir mü-nafıklık huyu var demektir.. Taa o huyu bırakıncaya kadar, bu leke onda kalır..
Sırası ile o huylar şöyledir:
a) Konuştuğu zaman, sözüne yalan katar..
b) Vaadinden döner..
c) Ahdini bozar..
d) Bozuşunca işi edepsizliğe döker..>>>
**
Nifaka dair daha başka Hadis-i Şerifler mevcuttur.. Hem de pek çok.. İslâmiyette; nifak küfürden fenadır.. Münafıkın cehennemdeki yeri, en alt tabakadar..
Sayılan bu huyların hepsi güzel.. Hepsi değerli... Okumak ve yaz-mak kolay.. Asıl zor olan tatbikidir.. Cenab-ı Hak onu, yani okuyup ta amel etmeyi nasip eylesin..
Bu Hadis-i Şerifin ravisi, NEVADİR adlı eserin musannifi, HA-KİM'dir.. Kısaca bir menkıbi 22. Hadis-i Şerifin sonunda geçti.. Allah rahmet eylesin..
١٤١ أَرْبَعُ : مَنْ أَعْطِيَهُنَّ فَقَدْ أَعْطِيَ خَيْرَ الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ : لِسَانُ ذَاكِرٌ ، وَقَلْبٌ شَاكِرٌ ، وَبَدَنْ عَلَى الْبَلاء صَابِرُ ، وَزَوْجَةٌ لَا تَبْغِيهِ خَوْفًا فِي نَفْسِهَا ) رواه الطبراني عن ابن عباس ) ولا ماله .
141) «Dört şey var.. Onlar bir kimseye verilirse; muhakkak ona, dün. ya ve âhiretin hayrı verilmiştir:
a) Zikreden dil..
b) Şükreden kalb..
c) Belâya sabreden beden..
d) Ve bir kadın ki, nefsinde ve kocasının malında, hiyanet ar-zusu olmaya...»
** *
Bu Hadis-i Şerifte, en çok üzerinde durulması gereken, d) Kısmı-dır, yani zevce..
tir. Gerçekten iyi bir hanım, dünyada insana verilen en büyük nimet-
Kazî İyaz, kadını anlatırken şöyle der:
Sâlihe bir hanım, Altından daha faydalıdır. Altın ancak elden çıkınca fayda sağlar, halbuki kadın elde kaldıkça faydalı olur..
**
Bu Hadis-i Şerif, TABERANÎ'den alınmıştır; o da raviler yolu ile, IBNI ABBAS'dan.. 9. ve 42. Hadis-i şeriflerin sonunda, kısaca menakı-beleri yazılıdır.
Fahrettin Paşa, Mustafa Kemal'in komutanlarından bir tanesi olup yaşı doksanı geçmiş ve hâlà yaşamaktadır, 185 Bu hatıratlarda Fahrettin Paşa, Mustafa Kemal'i milli bir kahraman ilan etmek istemiştir.
"On Yıl Savaş ve Sonrası" adlı hatıratında bu paşa (diğer övü. cüler gibi) Mustafa Kemal'in gerçek yüzünü, en azılı düşmanının dahi kabul edemeyeceği bir şekilde göstermeye çalışmıştır. On bir gün boyunca Çankaya'da Mustafa Kemal'e misafir kalmış bu paşa, Mustafa Kemal'in sofrasında sunulan yemekleri dahi yaz-mış olduğu hatıratlarında, üstünü örtmeye çalışmasına rağmen işlenen rezaleti gizlemeyi başaramamıştır:
"Atatürk, dansa, Fransız büyükelçinin kızıyla başladı. Çünkü he-nüz büyükelçinin karısı orada değildi. Kızın güzelliği, herkesin aklı nı almıştı. Hemen sahneyi dans edenler doldurdu. Atatürk, benden, kendi kızlarından 186 biriyle dans etmemi istedi. Danstan sonra, bazı sanatçılar, çıplak bedenleriyle Rıfat Süreyya'ya bazı danslar sergile-diler.
Sevinçli bir şekilde orada burada herkese nazik davranıyordu. Bazen gösteriyi izlemek için otururdu. Fransız büyükelçisi ise, kızını almış kendini hiç kimseye göstermeden partiden ayrılmıştı... Sabah vakti yaklaşmış davetliler teker teker partiyi terk ediyordu. Saat sa-bah dört olunca bana: "Haydi gidelim" dedi. Beraber çıktık. Arabada beni yanına oturttu. Araba hareket edince başını göğsüme koydu ve uyudu. Dağılmış altın sarısı saçları göğsümün üzerindeydi. Kalbim-deki en güçlü hisleri harekete geçiriyordu. Saçlarını öpüyor ve kok-luyordum. İlk defa Atatürk'ün bu kadar sarhoş olduğunu gördüm.
Maddi ve fani şeylerin temini hususunda; Allah adına yemin et-mek, doğru değildir. Hatta İmam-ı Gazali Hz. nerede olursa olsun; ister-se haklı bir şeyde olsun, Allah adına yemin etmeyi İyi bulmaz..
Zina gençler için de bir felakettir.. Ama ihtiyarlar için daha büyük bir felaket.. Bir başka Hadis-i Şerifin işaretine göre, zina yapılan yerde aglik ve sefalet artar.
Haccac misullu zalim sultanın şerrinden de Allah müslümanları ko-rusun.. Amin!..
Burada ravi, EBU HUREYRE'dir Ondan NESEÎ almıştır. Kısaca menkıbeleri 5. ve 13. Hadis-i Şeriflerin sonunda geçti..
Allah ondan razı olsun ve rahmet eylesin..
(1) Böyle denmesi; kibirli oluşu, nefsini ve kendini beğenişi sebebi iledir.
أربع مِنَ الشَّقاء : جُنُودُ الْمَيْنِ ، وَقَسْوَةُ الْقَلْبِ ، وَالْحِرْصِ ، وَطُولُ ( رواه أبو نعيم عن أنس ) الأمل . ١٤٦
146) «Şu dört şey şekavete alâmettir:
a) İki gözün kuru olması..
b) Kalbin katı olması..
c) Hırs..
d) Uzun emel..>>>
**
Bu dört şeyin dördü de kötüdür.. Ve birbirine bağlıdır.. Birin bu-lunduğu yerde; mutlaka diğerleri de mevcuttur..
Hele kalbin katılığı... Ancak merhametsiz kalb katı olur.. Katı bir kalbe sahip olanın gözünden yaş akar mı?.. Hiç hırslı olmaz mı?..
Ve nihayet, dünya durdukça yaşasa; yine nail olamıyacağı emeller peşine düşmez mi?..
Bu Hadis-i Şerifin esas ravisi, ENES'tir.. Ondan naklen EBU NU-AYM'e gelmiştir.. Kısaca menkıbeleri, 1. ve 10. Hadis-i Şeriflerin sonun-da geçti..
(1) أى لا توجد وتجمع في إنسان في آن واحد إلا على وجه عجيب قل أن يجمع اهـ مؤلف ، والظاهر في معنى الحديث لا يصاب بسوء من اتصف بهن إلا لأمر عجيب لها المصحح
147) «Şu dört şey bir kimseye isabet etmez.. Ancak isabet eder. se taaccüp yollu bir şey olur:
a) Sükût.. Ki bu ibadetin başlangıcıdır..
b) Tevazu sahibi olmak..
c) Allah'ı zikir..
d) Az şeyle yetinmek..>>>
***
Tercümemize esas aldığımız eserde, bu Hadis-i Şerif için iki mânalı bir haşiye var.. Biri müellife, biri de musahhihe ait..
Müellif şöyle diyor:
Demek olur ki; bu dört huy, bir insanda, an-1 vahidde bulun-maz.. Böyle bir şey olursa, takdire sezadır.. Sonra böyle olan da az bu-lunur..
Müsahhih ise şöyle diyor:
Bu huylarla kim muttesif olursa; ona hiçbir kötülük isabet et-mez.. Şayet isabet edecek olursa, şaşılacak bir şey olur..
Ravi: ENES'tir.. Allah ondan razı olsun.. Raviler yoluyla, TABE-RANİ'ye ulaşmıştır. Allah rahmet eylesin. Bunların kısaca menkıbesi,
Haliyle bunun sebepleri de vardır.. Başlıcası; âlimin yakınları ile pek alakadar olmayışıdır.. İşte bundandır ki, Peygamber S.A. efendimize önce yakınlarını imana getirmesi için, emir verilmiştir..
**
Bu Hadis-i Şerifin esas ravisi, CABIR'dir. Allah ondan razı olsun.. IBN-1 ADİYY ise ondan naklen rivayet ediyor.. Menkıbeleri 12. ve 47. Hadis-i Şeriflerin sonunda yazılıdır..
Bu Hadis-i Şerif mana itibariyle, biri diğerini şerh eden cümleler-den ibarettir.. Bu sayılan işlerin birini yapan haliyle diğerlerini de ya-par..
Ölümü düşünen kimse, dünyalığı hiç yığar mı?. Çalışır, kazanır, yer içer, fazlasını hayır yollarına dağıtır.. Böyle yapan bir kimse, el-bette âhirete inanmıştır, ve oranın; bu fani dünyadan hayırlı olduğunu bilir..
Dolayısı ile böyle bir kimse, aç gözlü değil tok gözlüdür.. Ve insan-ların en zahididir..
Elimizdeki esere göre; bu Hadis-i Şerif mürseldir.. Kısaca mürse-lin manası, ravileri tamamen tesbit edilememiş demektir..
**
Bu Hadis-i Şerif, BEYHEKÎ'den buraya alınmıştır.. O da DAH-HAK'tan..
BEYHEKİ'yi 12. Hadis-i Şerifin sonunda anlatmış bulunuyoruz..
**
DAHHAK: Tabiinden. Yani ashabı görenlerden.. Derler ki:
- Ana rahminde iki yıl kaldı.. Sonra gülerek doğru.. Bunun için DAHHAK deniyor.. Hicretin, 105. yılında vefat etti.. Allah rahmet eyle-sin..
١٥٥ إِسْبَاغُ الْوُضُوءِ شَطْرُ الإِيمَانِ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ لَا الْمِيزانَ ، وَالتسبيح وَالتَّكْبِيرُ يَمْلَانِ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ ، وَالصَّلَاةُ نُورٌ وَالزَّكَاةَ بُرْهَانَ وَالصَّبْرُ ضِيَاء ، وَالْقُرْآنُ حُجَّةٌ لَكَ أَوْ عَلَيْكَ - كُلُّ النَّاسِ يَعْدُو (1) فَبَائِعُ نَفْسَهُ (۲) فَمُعْتَقَهَا، ) رواه ابن حبان عن أبي مالك الأشعرى ) أو موبقها .
(1) يغدو أي يسكر ساعياً في مطالبه
(۲) ضائع نفسه لربه أى يبذلها في رضاه ، والشيطان يبذلها في هواه
155) «Güzel abdest almak, imanın yarısıdır..
Allah'a hamd etmek, mizanı doldurur..
Tesbih ve tekbir; yeri ve semaları doldururlar..
Namaz bir nurdur; zekât bir bürhandır..
Sabır aydınlıktır..
Kur'an-ı Kerim, ya lehinde ya da aleyhinde bir hüccettir..
Bütün insanlar, sabahlar; fakat, ya kendisini azad edene satar..
Ya da köle kılıp helâk edene..>>
**
Elimizdeki eserin, son cümle için şöyle bir haşiyesi var..
Diyor ki:
İnsanlar, sabaha çıktıkları zaman arzuları peşinde koşarlar.. Ama ne yaparlar?.. Onu da şöyle anlatıyor:
«Bir kısmı, Rabbının rızası uğruna can atar.. Onun yoluna va-rını harcar.>>>
Diğer bir kısmı ise, şeytan yoluna koşar.. Nefsin atına biner, neyi varsa şeytan için harcar..
Dolayısı ile öbürü nefsin elinden kurtulup hür olurken, bu mahvo-
lup gider..
Allah korusun..
* **
Bu Hadis-i Şerifi, İBN-İ HİBBAN, EBU MALİK b. EŞ'ARI'den naklen rivayet eder.. Kısaca menakıbi, 65. Hadis-i Şerifin sonunda geç-ti.. Allah ona rahmet eylesin..
EBU MALIK b. ES'ARI: Sahabe.. Yemen de meshur, Es'ar kabile. sine mensuptur.. O kabile halkı ile birlikte Peygamber S.A. efendimiza gelip Islâmiyeti kabul etmiştir..
Hz. Ömer'in r.a. hilajeti devrinde bir taun vakasında vefat etmiştir... Allah ondan razı olsun..
156) «Hakiki utanma ile Allah'tan utanınız.. Hakiki utanma ile Al-lah'tan utanan kimse, başını ve ona bağlı şeyleri korusun.. Batnını ve onun ihtiva ettiği şeyleri korusun..
Ölümü ve çürüyüp gitmeyi düşünsün.. Ve bir kimse, âhireti arzu ediyorsa, dünya zinetini terk eder..
Kim bunları yaparsa, hakikî utanma ile Allah'tan utanmış sa-yılır..>>>
*
Burada utanma, diyerek tercüme etmeye çalıştığımız kelimenin Arapça aslı HAYA'dır..
Haya insanlara verilen en büyük hasletlerden biridir..
Haya o kadar önemlidir ki; bir başka Hadis-i şerifte Peygamber S.A. efendimiz:
«HAYA imandandır..>>
Buyurmuştur.. Yani, HAYA bir iman inşanıdır.. Yani, bir kimse HAYASIZ mı, onun imanından şüphe edilir..
Haliyle HAYA'nın çeşitli yönleri var.. Bu Hadis-i şerifte gerçek, yani hakiki hayaya işaret ediliyor..
Allah gereği ile amel etme nasip eylesin..
* **
Burada esas ravi, İBN-1 MESUD'dur.. Sahabedir. Allah ondan razı olsun.. Kısaca menakıbi, 47. Hadis-i Şerifin sonunda geçti.. Ondan nak-len de, İMAM-I TİRMİZİ'ye gelmiştir.. Onun menkıbesi de, 13. Hadis-i Şerifin sonunda.. Allah ondan da razı olsun..
RAHMAN.. Daha ziyade Medine'de kaldı.. Kurra idi. Hicretin 170. yılın. da vefat etti..
Allah rahmet cylesin.
۱۵۸ اسْتَعِينُوا عَلَى إِنْجَاحِ الْحَوَائج بِالكِثْمَانِ ، فَإِنَّ كُلَّ ذِي نِعْمَةٍ مَحْسُودٌ . ( رواه أبو نعيم عن معاذ بن جبل )
158) «İşleri gizli tutmakla, vâdesinde bitmesine yardım arayınız.. Çünkü her nimet sahibine hased edilir..>>
**
Bu Hadis-i Şerif; zahirde, her nekadar, müşavere usulünü kaldı-rır gibi görünüyorsa da, değildir.. Bilakis, müşavereye işaret ediliyor..
Acizane anladığımız mana kısaca şudur:
Müşavere ediniz.. Müşavere ettiğiniz kimselerin fikrini alınız. Kararınızı veriniz. Ama gizli.. O müşavere ettiğiniz kimseler elbette görüşlerinin doğruluğuna inanır.. Siz onlara kararınızı açarsanız, bir şüphe ile sizi ikna edip caydırabilirler.. Ve siz, hayırla bitmesi muhte-
mel bir işten geri kalırsınız.. Bir bakıma bu Hadis-i Şerif:
-(Bir şeye azmettin mi, artık Allah'a tevekkül et..)
Meâline gelen Ayet-i Kerimenin de tefsiridir.
Bu Hadis-i Şerif, EBU NUAYM'den alınmıştır.. Esas ravisi MAAZ b. CEBEL'dir. Allah razı olsun..
Kısaca menkıbeleri, 10. ve 34. Hadis-i Şeriflerin sonundadır..
159) «Kadınların az giyiminde yardım arayınız. Sebebine gelince: Onlardan birinin giyeceği çok olur; bir de güzel süslenirse so-kağa çıkmayı ister..>>>
**
İslâm dininde kadınların, aşırı bir şekilde süslenip dışarı çıkmaları yasaktır.. Kadınlar vücut hatlarını belli etmeyecek kadar kapalı ve sade giyimli olarak dışarı çıkmalıdır..
Şer'i hüküm budur.. Kadın bütün süsünü ve zinetini erkeği için taka-caktır.. Dışarı çıkıp, ona buna gösterip, kendisini teşhir etmek için de-ğil... Erkek, kadında bir teşhir arzusu sezdiği takdirde, dikkat edecek; lüzumsuz bir giyecek almayacaktır..
Burada ravi, ENES'tir.. Allah ondan razı olsun.. Ondan da IBN-1 ADIYY almıştır.. Ona da Allah'tan rahmet dileriz.. Menakıbleri, 1. ve 7. Hadis-i Şerifin sonunda..
١٦٠ استقيمُوا : وَنِعماً أن استقمة : (٢) وَخَيْرُ أعمالكم الصَّلاَةُ ، وأن يحافظ على ( رواه ابن ماجه عن أبي أمامة ) الْوُضُوءِ إِلا كلُّ مُؤْمِن . (۳) أن استقمتم يفتح الهمزة ، أو نعم شيء استقامتكم
160) «İstikamet sahibi olunuz.. İstikamet sahibi olursanız ne güzel olur.
Amellerinizin hayırlısı namazdır.. Elbette abdestini, ancak -imanı bütün mümin devam et-tirir..>>
Burada üç şeye işaret edilir.. İstikamet, namaz ve abdest..
İstikamet, en büyük fazilettir.. Dürüst olmak, doğru olmak.. Ya da böyle olmanın yollarını aramak..
Namaz nasıl güzel olmasın ki.. Efendimiz S.A.:
Namaz gözümün nurudur..
Buyurdu.. Onun göz nuru olan bir ibadet, nasıl amellerin hayırlısı ol-maz ki...
Abdeste gelince:
O mümin silâhıdır..
Buyurulmuştur.. Yani şeytana karşı silahı.. Şeytan, insanın düşma-nıdır.. İnsan hiç düşmana karşı silahsız durur mu?..
Büyüklerin hiçbiri abdestsiz gezmemiştir. Menakıb kitapları hep ya-zar..
Burada ravi; İBN-İ MACE'dir.. EBU ÜMAME'den almıştır.. 22. ve 68. Hadis-i Şeriflerin sonunda kısaca menkıbeleri geçti.. Allah onlardan razı olsun ve rahmet eylesin..
161) «İnsanlardan, lehine dua edecekleri artırmaya bak.. Kul bilmez ki, hangi ağızdan müstecap bir dua alacak.. Ya da, o dua sebe-bi ile merhamet olunacak..>>>
3575- Kendilerine ilham verilen arifleri bırakın. (Meczuplar kasd ediliyor.) Cennete de, cehenneme de kondurmayın. Sahibine bırakın. Tô ki Allah kıyamet gününde onlar hakkındaki hükmünü
نَهَيْتُكُمْ عَنْ شَيْءٍ فَدُعُوهُ" (الشافعي حم م ن ه عن ابي هريرة)
3576- Size anlattıklarımla yetinin, size anlatmadıklarımı bırakın. Çünkü sizden öncekiler çok sual sormaları yüzünden, peygamberlerine karşı gelmelerinden ötürü helâk oldular. Size bir şey emrettiğim zaman, gücünüz yettiği nisbette onu yapın. Size bir şey yasak ettiğim zaman da ondan kaçının.
Yıl Çevir Miladi Hicri Rumi Gün 4 10 4 Ay Şubat Zi'l-ka'de Şubat Yıl 2001 1421 1417 Önceki Pazar Sonraki "Tarih Çevirici" Cuneyt KURT tarafından özgün olarak hazırlanmıştır
Muhsin Yazıcıoğlu'nun şüpheli ölümünden önceki sırrını açıklamıştık. Ancak, şüpheler ve sırlar bu kadarla sınırlı değil Mahmut Esad Coşan da Barnabas Incili'ne ilgi duymuş ve Yazıcıoğlu gibi şüpheli bir kazada hayatını kaybetmişti.
Olaylar dizisi son derece ilginç... Muhsin Yazıcıoğlu'nun, Barnabas Incili ile ilgili çalışmaları çok eskiye dayanıyor. Ge. lişmeler, bu konuyu Nakşibendi Tarikatı'nın İskenderpaşa Ce-maati Lideri Mahmut Esad Coşan'la da görüştüğünü gösteri yor. Çünkü Muhsin Yazıcıoğlu, Ankara'da Seda Pastanesi'nde arkadaşları ile yaptığı "Barnabas Toplantısı"nda Esad Coşan' dan da bahsediyor. Aynen şu ifadeleri kullanıyor; 'Esad Hoca (Coşan) da bu işi çok araştırdı. O da bu konunun açıklığa ka vuşmasını çok istiyordu. Ancak, ömrü vefa etmedi.'
Neden? Çünkü Esad Coşan da Muhsin Yazıcıoğlu ile aynı kaderi paylaştı. 28 Şubat sürecinin ardından Avustralya'da (kuşkulu) bir 'kazada' hayatını kaybetti.
Esad Coşan, 4 Şubat 2001'de, Sidney'in 500 kilometre ba-tısındaki Dubbo Kenti'nin girişinde, içinde bulunduğu araca bir kamyonun çarpması sonucu damadı Prof. Dr. Ali Yücel Uyarel ile birlikte vefat etti.
Cemaatin büyük bölümü, olayın kaza olduğuna inanmadı. Hep, 'Esad Hoca trafik kazası süsü verilerek öldürüldü iddiala-rı ortalıkta dolaştı. Bu konuda pek çok yazı yazıldı. İlginçtir, olay mahalli, profesyonel kişiler yerine orada hiç bulunmaması gerekenler tarafından temizlendi.
Bütün deliller yok edildi. Durum bu olunca, iddialara rağmen 'kaza' ile ilgili olarak ciddi bir araştırma yapılamadı. Esad Coşan'ın, Türkiye'ye getirilen naaşı da 9 Şubat 2001'de Eyüp Sultan Mezarlığı'nda toprağa verildi. Olay, sadece 'ölümlü bir trafik kazası' olarak kayıtlara geçti. Şüphelerin hiç biri gideri-lemedi.
Lütfü Şahsuvaroğlu, 1970'li yıllardan bu yana Muhsin Ya zıcıoğlu'nun birlikte olduğu isimlerden biri. Yıllar boyunca nemli sırları paylaştılar...
Dün kendisi ile görüştüm, 'Biz Muhsin Başkan'la Barnabas Incili'ni, 2000'li yıllarda, Genelkurmay'ın elinde olduğu tartışılır ken konuşmuştuk bilgisini verdi.
Ben kendisine bu konuyu çok önemsediğimi söylemiştim. Hatta Incil'in Genelkurmay'ın elinde bulunduğu haberleri ile il gill olarak da 'Bu Türkiye'nin batıya karşı en önemli kozlarin-dan biri değerlendirmesini yapmıştım.
Ardından ekledi: "İslam'ın dalga dalga yayılacağını çok ön-ceden ortaya koyan otantik Incil'in ortaya çıkmasının batıyı na-sil etkileyeceğini düşünebiliyor musunuz?'
Şahsuvaroğlu ile birlikte kendisine çok yakın isimlerin de belirttiği gibi, Yazıcıoğlu, yıllardır Barnabas Incili üzerine kafa yoruyor ve çalışmalar yapıyordu. Tam ciddi adımlar atacaktı ki, bir helikopter kazasında hayatını kaybetti.
Bamabas İncili'nin akıbeti ise tam bir muamma... Kitabın 1981'de bir mağarada bulunmasının ardından, akıllara durgun-Juk verecek ve film senaryolarına konu olacak gelişmeler ya-şandı: İncil, köylülerden korucu başlarının eline geçti. Tam eski bir milletvekiline satılacakken, jandarma tarafından alındı. İncil-1 bir süre elinde tutan jandarma, daha sonra Genelkurmay Özel Harp Dairesi'ne gönderdi.
İncil, kimseye gösterilmedi ve herkesten saklandı. Eski Baş-bakanlardan Turgut Özal'ın devreye girmesiyle tercüme çalış-malarına başlanabildi. Ancak, bu çalışma da uzun sürmedi; bir türlü sonuçlandırılamadı. Konuya ilişkin kitaplar yazıldı. Pek çok önemli isim, Barnabas İncili üzerine ciddi çalışmalar yaptı. Bu arada, iddialar, rivayetler, dedikodular birbirini kovaladı...
Üstelik Incil'in bugün nerede olduğuna dair de net ve kesin bir bilgi yok. Kimse kamuoyunun karşısına geçip tatmin edici bir açıklamada bulunmuyor. Kimi, 'Halen Genelkurmay'da ko-ruma altında' diyor. Kimisi, 'Barnabas İncili'ni Vatikan'da gör düğünü iddia ediyor. Kimi de 'Kozmik Oda'da yapılan arama sırasında yok edildi' değerlendirmesini yapıyor. Barnabas In-cili, sırrını koruyor!"
9 Genelkurmay Başkanlığı komuta kademesindeki gizli ve hizmete özel evrakların bulunduğu 'Kozmik Oda' 2009 yılında dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast yapılacağı iddiası üze rine başlatılan bir soruşturma kapsamında ilgili Cumhuriyet Savcı-ları tarafından incelenmişti.
Yazıcıoğlu, cezaevinden çıktıktan sonra, mağdur olmuş ül-kücülere ve onların ailelerine yardım amacıyla kurulan Sosyal Güvenlik ve Eğitim Vakfı'nın başkanlığını yürüttü.
Muhsin Yazıcıoğlu 1987'de arkadaşları ile birlikte Genel Başkanlığını Alparslan Türkeş'in yaptığı Milliyetçi Çalışma Par-tisi'nde siyasete girdi. MÇP'de Genel Sekreter Yardımcılığı gö-revinde bulundu.
Incetahtacı, aykırı bir isimdi. Sadece Susurluk skandalı değil sivil-asker ilişkileri gibi hassas konulara "çuvaldız" batırmayı se-viyordu.
TBMM Genel Kurulu'nun 28 Temmuz 1998 Salı yapılan 129. birleşiminin beşinci oturumunda Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması-na Dair Kanun Tasarısı üzerinde söz alan Incetahtacı, bu tasarı-nın yeterlilik derecesi, sicil ortalaması, yeterlilik notu gibi asker-lerin bir üst rütbeye yükselmeleriyle ilgili yönetmelik değişikliği-ne imkân verdiğini hatırlatarak, terfi ve atama sisteminin yeniden ele alınmasını önerdi.
TSK içindeki atamalarda TBMM'nin daha etkili olması ge-rektiğini savunan İncetahtacı, örnek olarak ABD'deki uygulama-ları gösterdi:
"Biliyorsunuz Türkiye'nin müttefiki olan ülkelerden birisi de ABD'dir. ABD'de, subay ve generallerin bir üst rütbeye yüksel-meleri konusunda değişik bir tatbikat bulunmaktadır. Bu tatbi-kat nedir? Öncelikle; Temsilciler Meclisi'ne mensup her üye, her sene beş öğrencinin harp okullarına gitmesini sağlamaktadır ve böylelikle öğrenciler daha harp okullarına girdikleri günden iti-baren Meclis'in yani yasamanın kontrolündeki askerî görevleri-ni ifa ettiklerinin bilincinde olmaktadırlar. Değerli milletvekilleri, daha sonraki dönemlerde de bir subayın veya bir astsubayın veya bir generalin bir üst rütbeye yükselebilmesi için, kendi iç bün-yelerindeki sicil meselelerini hallettikten sonra onayı Temsilciler Meclisi'nden almaktadırlar. "
Türkiye'de Meclis'in askerî atamalarda etkili olması gerektiğini belirten İncetahtacı, ABD'deki model uymuyorsa başka bir alter-natif bulunabileceğini ifade ettikten sonra şöyle devam etti:
"... bu, tam manasıyla Türkiye'nin şartlarına mutabakat sağ-lamaz; sağlamaya da bilir ama ben, bizim önümüzde birçok al-
ternatifin olması gerektiğini, Türkiye'deki kurumların "atamız-dan, dedemizden, geçmişimizden böyle gördük, aynı şekilde, aynı üslup üzerinde devam etmesi gerektiği" şeklindeki bir dü-şünceye mecbur olmadığımızı belirtmek için bunları söylüyo-rum. Biz, her türlü yeniliğe, her türlü terakkiye, her türlü iyi şeye açık olmalıyız; bu, Amerika'da da olabilir, Avustralya'da da olabi-lir, Japonya'da da olabilir.
Bizim bir hedefimiz var: Türk Ordusu'nu, hedeflerini tahak-kuk ettirecek şekilde, bugüne kadar olduğu gibi, başarılı kılmaktır; bu, bizim sorumluluğumuzdadır. Biz isteriz ki bugüne kadar oldu-ğu gibi, girdiği bütün problemleri, kendisine verilen, memleketi-mizi düşmanlara karşı koruma meselesinde, en başarılı görevi ifa-ya devam etsin çünkü Türk Ordusu'nun bir tek görevi vardır; en önemli görevidir. Bu, Türk vatanını düşmanlara karşı korumaktır."
Neden MOSSAD?
Sanıyorum, İncetahtacı'ya yönelik suikast girişimi şüphesini doğuran en önemli unsur, İtalya'da "Temiz Eller" operasyonunu baltalayan ve terörle bağlantısı ortaya çıkarılan P2 Mason Loca-sı hakkındaki açıklamaları ve Türkiye'deki tüm mason localarının mercek altına alınması önerisiydi.
Özellikle RP/Fazilet/Saadet tabanında, İncetahtacı'nın, ma-son localarının girişimleriyle İsrail gizli servisi MOSSAD tarafın-dan öldürüldüğü iddiası çok yaygındır. Saadet Partisi'nin Fatih İlçe Başkanlığı'nın internet sitesinde, bu iddiaya çok açık bir şe-kilde yer verildi. Sitedeki yorum aynen şöyle:
"Olaylar karşısında her zaman net bir tavır sergilerdi. Hiçbir zaman tavırsız olmazdı. Nitekim son gün yine davası adına tavrı-nı sergilemek üzere Almanya'ya doğru gidiyordu. Ama çok şükür ki MOSSAD tarafından planlanan bir suikast sonrası şehit oldu."
İddia, çok önemliydi.
Şimdi, İncetahtacı'nın P2 Mason Locası hakkındaki sözleri-ne bakalım. Bu örgütle ilgili iddialarını Meclis kürsüsünde bile
dile getirmekten çekinmeyen Incetahtacı, Susurluk Raporu nun değerlendirildiği gün TBMM Genel Kurulu'nda, şöyle diyordu
"Bakınız bir misal arz etmek istiyorum. Italya'da Gladio hadi sesinin üzerine gidilmiş ve Gladio hadisesi çözülmüş, arkasında P2 Mason Locası'nın olduğu tespit edilmiştir. Peki, şu anda belli bir takım insanlar da içeriye alındıktan sonra, acaba, Italya'da bu mesele kökten halledilmis midir? Bunun cevabı, son araştırma larda da ortaya çıktığı gibi, hayırdır; çünkü bugün dünyanın içe risinde bulunmuş olduğu konum, devletlerin, hukuk dışı yollara başvurmasını tabii görmektedir.
İşte, milletimize asıl olarak bu noktalar anlatılmalı ve insanla rımız bu noktalar üzerinde durmalı ve neden dünyada maalesef ülkemizde olduğu gibi bu istenmeyen hadiselerin meydana gel-diğini bilmelidir. Değerli milletvekilleri yoksa, demin arz ettiğim gibi, birkaç isim üzerinde durarak bunları kurban edelim veya bunları cezalandıralım veya daha birkaç ismi bu işin içine katalım zihniyetiyle meseleyi halletmemiz mümkün değildir.
Bir tarafta terör var, bir tarafta kumarhane var, bir tarafta çe-teler var. Bunlar ilk baktığınızda birbirinden bağımsız olarak gö-rülüyor. Bunlar bence bağımsız değil, bunlar bir merkezden yō-netiliyor. Acaba bu hangi merkez? Biz İtalya'daki Gladio hadi-sesini incelediğimizde karşımıza P2 Mason Locası çıktı. Acaba Türkiye'deki mason locaları, masum mu, yoksa bu işle alakalı mı?
İşte bu nedenle masonların da aklanması için, hele bazı ma-sonlar bizi telefonla arayarak, 'Biz üçüncü, beşinci derecede ma-sonuz, böyle şeyle alakamız yok' demektedirler. Ben onlara inanı-yorum. Onların da üstatlarına inanabilmesi için Türkiye'deki bü-tün mason locaları hakkında araştırma yapılması gerekmektedir. Susurluk Komisyonu olarak bu öneriyi raporumuzda belirttik."
Açıkça görüldüğü gibi, İncetahtacı, Susurluk sırlarının çö zülmesi için Türkiye'deki tüm mason localarının mercek altına alınması ve tüm faaliyetlerinin incelenmesi gerektiğini söylüyor-du. Hatta önerisi, Susurluk Komisyonu Raporu'na bile girmiş
ti. Ona göre, Italya'daki P2 Mason Locası örneğinde olduğu gibi Türkiye'deki "terör-kumarhane-çete" organizasyonlarının arka-sında mason localarının çıkma ihtimali söz konusuydu.
P2 Mason Locası'nın Kirli İşleri
İncetahtacı'nın sıkça sözünü ettiği bu P2 Mason Locası neyin nesiydi? Türkiye'de pek fazla bilinmeyen bu locanın Susurluk'la bağlantısı var mıydı?
P2 skandalı, İtalya'nın kanayan yarasıydı.
1980 öncesine kadar uzanan bu locayla ilgili iddiaların en yo-ğun biçimde tartışıldığı ve arınma sürecinin tetiklendiği dönem, 1992-1995 yılları arasıydı. Bunun en önemli nedeni ise Avrupa'da soğuk savaş döneminden kalma Gladio tipi karanlık yapıların bertaraf edilmesi yönünde oluşan kararlılıktı.
Dolayısıyla bu dönemde bazı belge ve bilgilere daha kolay ula-şıldı, gizli arşivler açıldı, bu sinerjiden yargı da etkilendi, geçmişe göre daha cesaretle olayların üzerine gitme iradesi oluştu.
P2 Mason Locası'nın tüm itibarını yerle bir eden gelişme ise, Ambrosiana Bankası'nın Genel Müdürü Roberto Calvi'nin, 1982 yılında Blackfriairs Köprüsü'nde P2 Mason Locası başkanı Licio Gelli'nin emriyle öldürüldüğü iddiasıyla tetiklendi.
Türkiye'deki Susurluk skandalından kısa süre önce İtalya'da patlayan iddiaya göre; Ambrosiana Bankası, hem P2 Mason Lo-cası hem Vatikan Bankası Başkanı Amerikan asıllı Kardinal Paul Marcinkus ile kirli para işleri çeviriyordu.
"Locaya ihanet" ettiği gerekçesiyle mason törelerine göre öl-dürülen Banker Calvi'nin İngiltere'deki infazının ardında Yahu-di sermayedar Rothschild vardı. Ayrıca, İtalya eski Başbakanı ve Sosyalist Parti Lideri Bettino Craxi de P2 Mason Locası ile birlik-te yolsuzluk yapmak ve rüşvet almakla suçlanmıştı.
Kamuoyunda "Adnan Hoca" olarak bilinen Adnan Oktar'ın "Harun Yahya" müstear ismiyle kaleme aldığı, "Terörün Perde
Duamn maddi ve manevi hayatımında çok önemi vardır.. ken.. Kendimia daima dua ederiz. Yemeğe otururken., Yemekten kalkar.
Bir mumin olarak, duama hiçbir işimiz yoktur.. Çünkü insanlar mayıf yaratılışıdır.. Daima bir kuvvete ve desteğe muhtaçtır..
Yalma dua yapmakla kalmamalı; dua almaya da bakmalıyız.. Bil. hassa duam makbul zatlardandan..
Haliyle başta ana, babamız.. Ellerini öpüp, dualarını almalıyız..
Esas ravi; EBU HUREYRE.. Allah ondan razı olsun.. Ravileri yo. luyla ondan nakten de HATIB-I BAĞDADľ'ye ulaşmıştır.. 5. ve 64. Ha dis-i Şeriflerin sonunda menkıbeleri kısaca yazılıdır..
١٦٢ اسْتَكْثِرُوا مِنْ قَوْلِ ( لا حَوْلَ وَلا قُوَّةَ إِلَّا بِاللهِ ، فإنها تَدْفَعُ يَسْمَة
Cümlesini çok çok okuyunuz.. Çünkü o, doksan zarar kapısını kapar.. O zararlarım en azı, kederdir..>>>
Çok çok okunması emredilen bu cümlenin adı, fıkıh dilinde, HAV-LEKA'dir... O cümlenin Türkçe manası da şudur:
Bütün güç ve kuvvet Allah'ımdır..
Bu duayı okuyan kimse, bütün gücü ve kuvveti Allah'a veriyor.. Inanıyor.
Onun gücüne ve kuvvetine Inanan, ona güvenir.. Tevekkül eder.. Bundan sonra:
Allah tevekkül edenleri sever...
Meâline gelen Ayet-i Kerimenin manası tecelli eder..
En önemli iş, onun sevgisini kazanmak değil mi?.. Bunu kazanan başka ne istiyor..
Ravi CABIR'dir.. Kısaca menakıbi, 12. Hadis-i Şerifin sonundadır.. Allah ondan razı olsun.. Ondan naklen de UKAYLİ alıyor..
UKAYLI: Esas künyesi şöyledir. IBN-1 HALID b. UKAYLİ EYLE-MI.. Önce Medine'de kalmıştır.. Sonra Şam'a, daha sonra da Mısır'a gitmiştir. Hicretin 141. yılında vefat etmiştir.. Tabiinden olma ihtimali vardır.. Allah ondan razı olsun.
163) «Kadınlara hayrı tavsiye ediniz. Gerçekten kadın, en eğri kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Ka-burga kemiğinin en eğrisine gelince: En yukarıdakidir.. Onu düzeltmeye kalkarsan, kırarsın.. Haline bırakırsan, oldu-ğu eğrilikte kalır..
-Ne olursa olsun kadınlara hayrı tavsiye ediniz..>>
Kadınlar, ince ruhludur.. Her bakımdan nazik yaratılmıştır.. Hiçbir zaman, haline bırakılamaz..
Çok hassas oldukları için, sert çıkışmaya pek gelmezler.. Onlara yapılacak tavsiye daima, yaratılış durumları nazara
alına-rak yapılmalıdır.. Bu hdis-i şerifte dha ziyade bu manaya işaret edil-mektedir.. Esas ravi EBU HUREYRE'dir. Allah ondan razı olsun.. Aynı za-**
manda BUHARI ve MÜSLİM'de geçer.. 2. ve 5. Hadis-i Şeriflerin so-nunda menkıbeleri yazıldı..
١٦٤ أَسْرِعُوا بِالْجَنَازَةِ ، فَإِنْ تَكُ صَالِحَةً فَخَيْرٌ تُقَدِّمُونَهَا إِلَيْهِ ، وَإِنْ تَكُ سوى ذلكَ فَشَرَةٌ تَضَمُونَهُ عَنْ رِقَابِكُمْ . ( رواه الشيخان عن أبي هريرة )
164) <Cenaze işinde seri davranınız.. İyi bir kimse ise, hayra kavuş turmuş olursunuz..
Şayet şerli bir kimse ise, bir şerri omuzunuzdan indirmiş olur-sunuz..» ** *
Cenazeyi defin işinde, acele etmek iyidir.. Bir an evvel yerine ulag-tırmak sünnettir.. Bazı yerlerde âdet olduğu gibi günlerce bekletmek doğru değildir..
Bazan, akraba, eş dost beklenir... Hatta uzak illerden gelenler bile.. Bu uğurda da bir çok masraf edilir. Mecburî bir durum yoksa, bu mas-
raf israftır. İsrafın hükmü ise, haramdır.. Sonra gelip de ne yapacak?.. Dua yapacaksa, bulunduğu yerden yapsın; ulaşır..
**
Ravi: EBU HUREYRE'dir.. Allah ondan razı olsun. BUHARI ve MÜSLİM'de geçer.. 2. ve 5. Hadis-i Şeriflerin sonunda kısaca menkibe-leri yazılıdır..
١٦٥ اسْمُ اللَّهِ الْأَعْظَمُ الَّذِي إِذَا دُعِيَ بِهِ أَجَابَ ، وَإِذَا سُئِلَ بِهِ أَعْطَى دَعْوَهُ ) رواه ابن جرير عن سعد ) يُونُسَ بْنِ مَى :
165) «Allah-ü Taâlâ'nın ism-i azamı odur ki, onunla dua edilince, makbul olur.. Bir şey istenince de verilir.. Ki o dua; Yunus b. Metta'nın duasıdır..>>>>
Bu Hadis-i Serifte ismi geçen Yunus b. Matta, Yunus a. s. Pey-gamberdir.. Yaptığı dua ise:
-Senden başka ilah yoktur. Subhansın.. Ben zalimlerden oldum.. Onun hikâyesi uzundur. Denize düştü; balık onu yuttu... Ve zikri geçen duayı okudu.. Allah-ü Taâlâ'da onu kurtardı..
**
Bu Hadis-i Şerif, IBN-1 CERİR'den alınmıştır. O da SAAD'den..
*
** IBN-1 CERIR: Esas adı MUHAMMED TABERİ'dir.. Büyük müç-tehidlerden biridir. Ramuz şerhinde; ilmi kudrete sahip bir müçtehid olduğu anlatılır..
Allah rahmet eylesin..
**
SAAD: b. UBBADE.. Meşhur sahabe.. Daha geniş menkıbesi 677. Hadis-i şerifte geçti... Allah ondan razı olsun..
Allah dilediğini, dilediği renkte yaratmıştır. Ona Itiraz hiç kimse-nin hakkı değildir..
Bu Hadis-i Serif BUHARI'den alınmıştır.. Kısaca menakıbı, 2. На-dis-i Şerifin sonundadır..
١٦٧ اشْتَدَّ غَضَبُ اللَّهِ عَلَى مَنْ ظَلَمَ مَنْ لَا يَجِدُ نَاصِيرًا غَيْرَ اللَّهِ . ( رواه الديلمي عن على )
167) «Allah'tan başka yardımcısı olmayana zulmeden için Allah'ın gazabı şiddetlidir..>>>
**
Dinimizde zulmün bütün çeşidi yasaktır.. Yapılan zulüm, bir de bir zavallıya olursa, daha fena olur..
Onda, vicdan namına bir şey kalmamıştır ki, bir zavallıya zulmet-meye kalkar..
**
Esas ravi Hz. ALİ'dir.. Allah ondan razı olsun.. Ondan naklen DEYLEMİ'ye gelmiştir.. Menakıbleri, 4. ve 48. Hadis-i Şeriflerin sonla-rında geçti..
أَشَدُّ النَّاسِ عَذَاباً لِلنَّاسِ فِي الدُّنْيَا أَشَدُّ النَّاسِ عَذَابًا عِندَ اللَّهِ يَوْمَ ١٦٨ أحد القيامة ( رواه أحمد عن خالد بن الوليد )
168) «Dünyada, insanlara en çetin azab ile işkence edenler; kıyamet günü Allah katında, en çetin azaba uğrayacaklardır..>>>
* **
Allah-ü Taâlâ'nın bir sıfatı da ADİL'dir. Kimsenin hakkını kimsede bırakmaz..
Dünyada arzuladıkları gibi vurup tozutan, hane yıkıp harman ya-kanlar, elbette en çetin azaba düçar olacaklardır..
Burada yaptıkları kötülük kadar, orada azap göreceklerdir..
** *
Burada ravi, HALID b. VELİD'dir. Allah ondan razı olsun.. Bura-ya da 1. Hadis-i Şerifte kısa bir menkıbesi geçen İMAM-İ AHMED b. HANBEL'den alınmıştır..
* **
HALID b. VELID: Önceleri Kureyşin eşrafı arasında.. Sonra, ünlü, kahraman bir sahabe oldu. Hudeybiye musalahasından sonra, İslâmiye-ti kabul etmiştir. Ömrü savaş meydanlarında geçti.. Çok yara almıştır..
169) «İnsanların belâ yönünden, en eşeddine uğrayan Peygamber-lerdir. Sonra sırası ile..
İnsan; dinî kudretine göre iptilâya uğrar.. Dininde kavi olanın belâsı o nisbette şiddetli olur.. Kalanları da buna kıyasla..
İnancı zayıf olanın da, iptilâsı ona göre az olur..
Kul, yeryüzünde yürüdüğü müddet, belâ onunla beraberdir..
Sonra üzerinde bir hata kaldığı müddet, peşini bırakmaz..»
**
İslâm tarihi, bu Hadis-i Şerif'in açık şahididir.. Hangi peygamber, bu âlemde bela'dan azande olmuş ki.. Sonra, hangi abid, hangi zahid, bu âlemde beladan kurtulmuş?.. Var mı böyle bir kimse?..
Bir şair, şu iki satırlık beyti ile bu durumu ne kadar güzel izah et-miş:
Acaba bu dünyada gamden kim azadedür; Herkesin bir derdi var, madem adem zadedür..
**
Bu Hadis-i Şerif BUHARÎ'den alınmıştır.. Esas ravi SAAD'dır.. Menkıbeleri, 2. ve 165. Hadis-i Şerifin sonunda..
a) Bir kimsedir ki, İlim öğrenmek ona mümkün oldu.. Ama öğ renmek istemedi..
b) Bir kimsedir ki; bir ilim öğrendi, kendisini dinleyen ondan faydalandı... Ama kendisi kaldı..>
Okuma, öğrenme imkânlarını bulup okumayanlara.. Bir de okuyup Alim olduktan sonra, ilmi ile amil olmayanlara, işbu Hadis-i Şerif, oku-yup ibret almaları için tavsiye olunur..
1. ve 86. Hadis-i Şeriflerin sonunda kısaca menkıbeleri geçen ENES r.a. ve IBN-I ASAKIR bu Hadis-i Şerifin de ravisidir.. Allah onlardan razı olsun..
171) «Benden sonra gelecek ümmetimin, bana en çok iştiyak hissi ile dolu olanı o kavimdir ki; onların her biri: ehli ve malı feda olsun ister; yeter ki beni görsün..>>>>
Her müslüman, Peygamberini S.A. ehlinden ve malından, hatta ca-nından ziyade sever..
Tam bir iman sahibi olmak için bu şarttır..
Bütün ashap, Peygamber S.A. efendimizi böyle bir sevgi ile sever-di..
Kureyş kafirleri Peygamber S.A. efendimizi öldürmek için karar almışlardı.. Aynı gece efendimize hicret emri geldi..
Efendimiz yola çıkacaktı.. Fakat bu durumu küffara sezdirmemek için yatağında birinin yatması icab ediyordu.. Bu, aynı zamanda bir fe-dai olacaktı.. Öyle ya, küffar aniden hucum edip, orada yatanı şehid edebilirdi..
İşte o Peygamber fedaisi Hz. Ali oldu..
İşte ona sevginin bariz bir örneği..
Allah ondan razı olsun..
***
Ravi: EBUZER ve İMAM-I AHMED'dir.. Kısaca menkıbeleri, 1. ve
172) «Kıyamet günü, Allah katında en şiddetli azaba uğrayacaklar, -yaptıklarını Allah'ın yarattıklarına benzetmeye çalışan lardır..>
Bu Hadis-i şerifte, daha ziyade; surete, yani heykele ve resme işa-ret edilmektedir. Ramuz şerhi bu Hadis-i Şerif için şöyle bir şerh koy-
muş: Canlılara benzeyen herhangi bir şeyi icad edip, kendisine ibadet ettirmeye çalışan.. Ki bu, küfürdür.. Bundan başka bir niyetle yapan-lar 'fasik olur..
Bu, çola ihtilaflı bir konudur. Yapılan resimleri veya heykelleri Allah-ü Taala'yı unutturacak kadar tazim kasdi için yapmamalıdır. So-nu küfre kadar varır.
**
Bu Hadis-i Şerif, hem BUHARÎ'de hem de MÜSLİM'de vardır.. Kısaca menkıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i Şeriflerin sonundadır..
173) «Dünyanızı islâha çalışınız.. Ahiret için de amel ediniz.. -Her iki halde de yarın ölecekmiş gibi davranınız..>
Bu Hadis-i şerifte bilhassa, dünya için âhireti, âhiret için de dün-yayı bırakmamaya işaret vardır.. Zaten bir mümin, daima ikisini bir yürütür.. Sonra bir Ayet-i Kerimede:
>
Diye bir işaret de vardır.. Yalnız dünyada çalışırken iyi niyetle ça-lışmaya gayret etmelidir..
Çünkü, her işte niyet önemlidir..
Ravi, ENES'tir. Allah ondan razı olsun.. DEYLEMI ondan naklen ri-vayet eder.. Kısaca menkıbeleri 1. ve 4. Hadis-i Şerifin sonundan geçti..
174) «Ehil olana da, olmayana da iyilikte bulun.. - Yaptığınız iyiliği - ehline ehlin isabet ettirirsen, yerini bulmuş olursun.. Şayet isabet ettiremezsen, sen iyilik ehli olursun..>>
**
İyilik etmek, insana yakışan bir huydur.. Cenab-ı Hak müminleri tavsif ederken:
(Onlar, yetimi, miskini ve esiri Allah'ı sevdikleri için doyurur-lar.)
Burada esir, anladığımıza göre kâfir güruhudur.. Demek oluyor ki, küffara da iyilik caizdir..
Bu konuda şu ata sözü ne kadar güzeldir: İyilik et, at deryaya; balık bilmezse, halik bilir..
Esas ravi: IBN-İ ÖMER'dir. Ondan naklen HATİB-İ BAĞDADI al-mıştır.. Kısaca menkıbeleri 7. ve 64. Hadis-i Şerifin sonunda geçti.. Allah onlardan razı olsun..
175) «Altı şey için namınıza bana söz verin; size cennet için kefil ola-yım:
a) Konuştuğunuz zaman, doğru söyleyiniz..
b) Vaadinizi tutunuz..
c) Size tevdi edilen emaneti, eda ediniz..
d) Edep yerlerinizi -haramdan- koruyunuz..
e) Gözlerinizi -harama karşı kapayınız..
f) Ellerinizi -harama uzanmaktan alınız..>>
*
Her iman sahibi, bu altı vazifeyi yapmakla mükelleftir.. Yapmaya-nın imanı tehlikededir.. Allah saklasın sonu nifaka kadar varır.. Çünkü bir başka Hadis-i şerifte nifakın alâmeti sayılırken; söze yalan katmak,
emanete hiyanet etmek, diye geçer.. Yalan söyleyen, hain olan bir mü-nafık, diğerlerini haydi haydi yapar..
Cenab-ı Hak cümlemizi bu gibi kötü huylardan korusun.. Amin!.
Ravi ashaptan UBBADE b. SAMIT'tir.. Allah ondan Ondan naklen de BEYHEKİ almıştır.. Kısaca menkıbeleri, 12 ve 53. Ha-dis-i Şerifin sonunda yazılıdır.. razı olsun..
176) «Cennete muttali oldum. Gördüm ki, içindekilerin pek çoğu fa-kirler.. Cehenneme muttali oldum; gördüm ki, içindekilerin pek çoğu kadınlar..>>>
**
Bu Hadis-i Şerif BUHARÎ'den alınmıştır.. 2. Hadis-i şerifte kısaca menkıbesini yazarken de anlattığımız gibi, yaptığı rivayetlerin sıhhatın-da en ufak bir şüphe izi yoktur..
Bu sebeple, hanımlara ve zeginlere dikkatli olmalarını tavsiye ede-riz.
Şu kati bilinmelidir ki, yapılan hayasızlıkların pek çoğunda, ya bir kadının paramağı vardır; ya da paranın..
أطب الْكَلَامَ ، وَأَفْسُ السَّلَامَ وَصِلِ الْأَرْحَامَ ، وَصَلِّ بِاللَّيْلِ وَالنَّاسُ ) رواه ابن حبان عن أبي هريرة ) نيام ، ثُمَّ ادْخُلِ الْجَنَّةَ بِسَلَام .
۱۷۷
177) «Tatlı konuş.. Açıktan selâm ver.. Akrabaları ziyaret et.. Gece insanlar uykuda iken, namaz kıl.. Sonra.. Selâmetle cennete gir..>>>
**
Bu sayılan huylar, iman sahibinin öz vasıflarıdır..
Mümin, her gördüğü mümin kardeşine selâm verir..
Mümin, yalnız akrabalarını değil; bütün müslüman kardeşlerini zi-yaret eder..
Ve nihayet mümin, gece namazı da kılar.. İnsanlar uykuda iken kal-kar, Hakka ibadet eder..
Bu âlemde ömrü hitam bulup gidince de yeri cennet olur.. Mübarek olsun..
178) «Müminlerin ölen yavruları cennet dağındadır.. Onlara İbrahim ve hanımı Sare bakar.. Taa, kıyamet gününe kadar.. O zaman, babalarına teslim edilirler..>>>
Ramuz şerhinde; bu dağın cennetin İçinde olduğu yazılıdır.. Sonra İbrahim a.s. ve hanımı Sare için:
Onlar, ne güzel ana babadır..
Tabiri var.. Yavrusu bu âlemden göçüp gidenlere ne güzel müjde.. Ib-rahim a.s. Peygambere teslim ediliyor.
Ne güzel..
Bir rivayete göre: Sare hatun, İbrahim'in a.s. amcası kızıdır.. Bir başka rivayete göre de; kardeşi kızı.. Kardeş kızı ile evlenmek onların şeriatında caizdi..
Ramuz şerhinde böyle geçer..
Ravi, BEYHEKÎ'dir. EBU HÜREYRE'den alıyor.. Allah razı olsun.. Menkıbeleri, 5. ve 12. Hadis-i Şerifin sonundadır..
أَطْلُبُوا الْحَوَائِجِ بِعِزَّةِ الْأَنْفُسِ ، فَإِنَّ الْأُمُورَ تَجْرِي بِالْمَقَادِيرِ . ) رواه ابن عساكر عن عبد الله بن بسر ) ۱۷۹
179) «Kendinizi aziz -bilerek- ihtiyaçlarınızı isteyiniz.. Şu kati-dir ki; işler, takdir-i ilâhî gereğince cereyan eder..>>>>
**
İşbu Hadis-i Şerif dalkavukluğu yasak kılar..
Ona buna yüz suyu dökmek ve yakarmak caiz değildir..
Herhangi bir yerden, her hangi bir şeyin talebi yapılacaksa, bunun
karşılığı haysiyet ve şeref olmamalıdır..
Bir mümin için en şerefli şey şerefidir.. O hiçbir şeye feda edilemez..
**
Burada ravi İBN-İ ASAKİR'dir.. Menkıbesi, 86. Hadis-i Şerifin sо-nunda geçti.. O da, ABDULLAH b. BESR'den alıyor..
se, kıyamet günü boynuna ateşten tasma takılacaktır." ha-dis-i şerifi ve; "Kendilerine ilim ve hidayet verdiğimiz kimseler, ilimlerini insanlardan saklar-larsa, Allah'ın ve lanet edenlerin lanetleri bunların üzerine ol-sun!" mealindeki Bakara suresi 159. ayet-i kerimesi müdahene etmenin haram olduğunu gös-termektedir. Müdahenenin zıddı, karşılığı, "Gayret" ve salabettir. Ayet-i kerimede; "Allah yolunda cihat ederler, kötülenmekten korkmazlar." buyuruldu. Dinde, gayret ve salabeti olanların; mal-ları, canları, sözleri ve kalemleri ile Allah rızası için cihat etmeleri lazım olduğu, bu ayet-i kerimede bildirilmektedir. Hadis-i şerifte; - "Çok acı olsa da hakkı söyle-- yiniz." buyuruldu. Bir zahit, Mer-van halifenin yanında çalgı ça-lanları görünce çalgı aletlerini kır-- dı. Mervan, bunun, arslanların arasına bırakılmasını emretti. Ars-- lanların yanında, hemen namaza durdu. Arslanlar, bunu, yalamaya ■ başladılar. Sabah olunca bunu ■arslanların yanından alıp halifeye getirdiler." Arslanlardan korkmadın mı?" dedi. "Hayır, onlardan korku, hatırıma gelmedi. Bütün geceyi - düşünceli geçirdim." dedi. "Ne , düşündün?" dedi. "Arslanlar beni yalayınca tükürükleri temiz midir,
necis midir? Allahü teala, naта-zımı kabul etti mi, etmedi mi? diye düşündüm." dedi.
Kendisine veya başkalarına zarar gelmek korkusundan dolayı iyiliği emretmek ve harami me-netmek mümkün olmazsa, böyle fitneye mâni olmak için susmaya, müdara etmek denir. Kalbi, ha-rami menetmek istediği halde müdara yapmak caizdir. Hatta. sadaka sevabı hasıl olur. Müdara ederken, tatlı dilli ve güler yüzlü olmak lazımdır. Talebeye ders verirken de müdara yapılır İmam-ı Gazalî buyurdu ki: "In-sanlar, üç kısımdır. Bir kısmı gıda gibidir. Herkese, her zaman lazımdır, ikinci kısmı, ilaç gibi-dirler, ihtiyaç zamanında lazım olurlar. Üçüncü kısmı, hastalık gibidir. Bunlara ihtiyaç olmaz. Fakat kendileri insanlara musallat olurlar, bulaşırlar. Bunlardan kur-tulmak için, müdara etmek la-zımdır." Müdara, caizdir. Bazen de müstehap olur.
geldi. "İçeri alınız! O, kötü bir insandır." buyurdu. İçeri girince onunla tatlı ve neşeli konuştu. Gidince yumuşak konuşmasının sebebi soruldukta: "Kıvan en kötü verd
181) «İyiliği, ümmetimin merhametli olanlarından isteyiniz; onlarım çevresinde yaşayınız.. Onu, kalbleri katı olanlardan istemeyi-niz.. Çünkü bunlara lânet yağar... Ya Ali, Allah-ü Taâlâ, iyiliği yarattığı zaman, ona ehil olanı da yarattı.. Ve iyilik yapmayı onlara sevdirdi.. İyilik isteyenle-rin yönünü onlara çevirdi..
Tıpkı, ihya etmek için, suyun yönünü kurak yere çevirdiği gibi..
Dünyada iyilik ehli olanlar, âhirette de iyilik ehlidir..>>>>
Bu Hadis-i Şerif, bizi iyilerden olmaya teşvik eder.. Ve herhangi bir talebimiz olursa, onu kalbi yumuşak ve merhametli kimselerden isteme-ye teşvik ediyor..
İyiliği daima iyi insanlardan beklemelidir..
Bu Hadis-i Şerif HAKİM'den alınmıştır. Esas ravisi Hz. ALİ'dir.. Allah ondan razı olsun..
Kısaca menkıbeleri; 22. ve 48. Hadis-i Şeriflerin sonundadır..
182) «İlim Çin'de dahi olsa, talibi olunuz.. Her müslümana ilim ta-lebi farzdır.. Melekler, ilim talibi olarak yola çıkandan o kadar hoşla-nırlar ki, yoluna- kanatlarını sererler..>>>>
(Allah'tan ancak, âlim kulları korkar..)
İlim, İslâm dininde önemli bir yer tutar.. Ama ilim olacak.. İlim sa-hibi olan: Sonra, Yunus'un bir şiirinde işaret edildiği gibi: İlim, başta insanın kendisini bilmesidir..
Ayet-i Kerimesi ile tarif edilen zümreden olmalıdır..
**
Ravi, IBN-İ ABDÜLBERR'dir..
**
IBN-1 ABDULBERR: Esas adı, Cemaleddin.. Hafız derecesinde mahir, kâmil bir muhaddis.. Hioretin 463. yılında vefat etti..
Allah ondan razı olsun..
( رواه الديلمي عن أم سلمة )
أَظْهِرُوا النِّكَاحَ وَأَخْفُوا الْخِطْبَة .
۱۸۳
183) «Nikâhı, açıktan yapınız.. Ama nişanı gizli tutunuz..>>
Nikahın açık, nişanın gizli yapılmasında, ne gibi hikmetler bulun-duğunu ancak, Allah-ü Taâlâ bilir.. Su da var ki, nişan bir nevi deneme devresi gibidir.. Taraflar birbirinden hoşlanmayabilirler.. Bu sebeple ayrılmaları da mümkün.. İş gizli tutulursa, dönüş kolay olur.. Ve her iki taraf da kısmetlerini başka yerden arayabilirler.. Ve dedi kodusu da az olur..
Nikâh ise, aşikâr olmalı ki, kimin kiminle evlendiği bilinsin..
***
Ravi DEYLEMİ'dir. ÜMMÜ SELEME'den rivayet ediyor.. Allah razı olsun..
Kısaca menkıbeleri, 4. ve 107. Hadis-i Şeriflerin sonunda yazılıdır..
فَلَوْ تَعْلَمُونَ مَا فِيهَا لَا تَيْتُمُوهُا وَلَوْ حَبْوا (٢). (رواه الطبراني عن أبي الدرداء)
(۲) حبوا : أي زحفا على الإست
(1) فاشهد عما : أى احضر جماعتهما .
184) «Allah'a ibadet et.. Sanki onu görüyorsun gibi.. Kendini ölü-ler arasında say..
Bilhassa mazlumun bedduasını almaktan sakın.. Çünkü onlara icabet olunur..
Sabah ve yatsı namazlarına mutlaka hazır ol.. Bunlarda olan
-iyiliği bilseniz, sürünerek dahi olsa gidersiniz..>>
Bu Hadis-i şerifte; huzura, zulumden kaçınmaya ve cemaatla na-maz kılmaya işaret vardır.. Bilhassa sabah namazı ile yatsı namazında.. Hepsinin başı huzur.. Yani, Cenab-ı Hakkı her hal ve hareketimize vakıf bilmek..
Dua edelim; çalışalım ki, nasip etsin..
**
Ravi TABERANÎ'dir.. Güzide bir sahabe olan EBUDDERDA'dan rivayet ediyor; Allah ondan razı olsun.. Kısaca menkıbeleri, 9. Hadis-i Şerifin sonunda yazılıdır..
185) «Allah'ı görür gibi ibadet et.. Sen onu görmesen de o seni gö-rür.. Kendini ölülerden say.. Mazlumun bedduasından sakın.. Çünkü ona icabet olunur..>>>
Bu Hadis-1 Şerif, 184. Hadis-i Şerifin bir başka zamanda söylenmiş şeklidir.. Bilhassa:
Kendini ölülerden say..>>
Cümlesi, insanın kötülüklerden korunması için bir çaredir.. Öyle ya, ölü kötülük yapabilir mi?..
İşte insanın karşısına bir kötülük çıkınca öyle olmalı..
Ravi EBU NUAYM'dir. Ama esas ravisi ashap'tan ZEYD b. ER-KAM.. Allah onlardan razı olsun..
Kısaca menkıbeleri, 10. ve 86. Hadis-i Şeriflerin sonundadır..
Bu Hadis-i Şerifte bize, namazı kılarken edebine, eskânına riayet emri veriliyor.. İlmihallerde yazılı usule göre namaz kılmaya dikkat etmek elzemdir.
Ravi: BUHARI'dir. Monkıbesi, 2. Hadis-i Şerifin sonunda yazıldı...
۱۸۸ أَعْدَى عَدُوكَ زَوْجَتُك التي تُضَاجِعُكَ وَمَا مَلَكَتْ يَمِنكَ . ) رواه الديلمي عن أبي مالك الأشعري )
188) «En büyük düşmanın, yatak arkadaşın olan zevcendir. Bir de köle ve cariyelerin..>>>
**
Bu düşmanlık elbette onların hakkına riayet edilmediği takdirde olacaktır..
Yatağında yatırdığı kadını idare etmesini bilmezse, kölelerini, ca-riyelerini Allah'ın emrettiği gibi kullanmazsa, elbet düşman olurlar..
Köleler ve cariyeler, bölümüne insanın yanında çalıştırdığı işçiler de girer.. Onların hakkını ödemezse, günün birinde en büyük düşmanı olmakta gecikmezler..
Ravi: DEYLEMİ'dir.. EBU MALİK b. EŞ'ARÎ'den ra. alıyor.. Kısaca menkıbeleri, 4. ve 155. Hadis-i Şerifin sonunda geçti..
أَعْطُوا أَعْيُنَكُمْ حَظِهَا مِنْ الْعِبَادَةِ ، النَّظَرَ فِي الْمُصْحَفِ ، وَالتَّفَكَّرَ ( رواه الحاكم عن أبي سعيد ) فِيهِ وَالاعْتِبَارَ عِنْدَ عَجَائِبِهِ
۱۸۹
189) «Şu ibadet işinde gözlerinizin hazzını veriniz.. Mushafa baka-rak okumak.. Onda tefekkür.. Acaibatını okurken de ibret al-mak..>>
** *
Bu Hadis-i şerifte, Kur'an okuma adabına da işaret vardır..
Bakarak okunursa, göz de hazzını alır. Hatta sağ elin şahadet par-mağı da okunan satırı izlemelidir..
Haliyle, Kur'an okumaya oturmadan evvel, abdest almak mutlaka lâzımdır..
190) «Bana beş şey verildi.. Ki onlar, benden evvelki Peygamberle-rin hiç birine verilmedi..
a) Bir aylık yoldan korku ile yardımcı kılındım..
b) Yerin anahtarları bana verildi..
c) Yer benim için temiz bir mescid oldu..
d) Ümmetim, ümmetlerin hayırlısı oldu..
e) Bana şefaat hakkı tanımdı..
Önceki Peygamberler, yalnız bir kavme gönderilmişti.. Halbu-ki ben, bütün insanlara Peygamber olarak gönderildim..>>>
Burada sayılan beş şey Peygamber (S.A.) efendimizin mucizeleri arasındadır.. Siyer kitaplarında da yazıldığı gibi: Daha bir aylık uzun mesafeden, yola çıkan düşman, efendimizden korkar, titremeye başlar-dı..
Cebrail ona, yerin hazine anahtarlarını getirmişti; kabul etmedi.. Ahireti istedi. Rabbını istedi..
Hele şefaat bahsi daha başka.. Son cümleden de anlaşıldığı gibi, o bütün insanlara şefaatçi olacaktır..
Allah-ü Taâlâ'dan ona salat ve selâm dileriz..
Ravi: BUHARİ ve MÜSLİM'dir.. Menkıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i Şe-riflerin sonunda geçti..
۱۹۱
أُعْطِيتُ سَبْعِينَ أَلْفًا مِنْ أُمَّتِي ، يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ بِغَيْرِ حِسَابٍ ، وُجُوهُهُمْ كَالْقَمَرِ لَيْلَةَ الْبَدْرِ ، وَقُلُوبُهُمْ عَلَى قَلْبِ رَجُلٍ وَاحِدٍ ، فَاسْتَزَدْتُ رَبِّي عَزَّ وَجَلٌ فَزَادَى مَعَ كُلُّ وَاحِدٍ سَبْعِينَ ألفا . ( رواه أحمد عن أبي بكر )
Esas ravi: IBN-I ABBAS'tır.. Allah ondan razı olsun.. Kısaca men-kıbesi 42. Hadis-i Şerifin sonundadır.. 1BN-İ MÜRDEVEYH ondan nak-len rivayet ediyor..
IBN-1 MÜRDEVEYH: Esas adı AHMED.. Babasının adı, MUSA.. Isfahanlı.. Meşhur muhaddislerden.. Hicretin 323. yılında doğmuş, 416.
193) «İşçinin ücretini, teri kurumadan ödeyiniz.. Ve işe başladı-ğı zaman, alacağı ücreti kendisine bildiriniz..>>> *
İşbu Hadis-i Şerif zamanımızın hak yiyen göbekli patronlarına, iş-çilerin haklarını ödemek için, eşik döğdüren zalimlere, okumaları için tavsiye olunur..
Haklarının korunması yolunda, solak olmaya heveslenen de, İslâmiyetin, içtimaf cephesini anlamak için okumalıdırlar.. işçiler
**
BEYHEKÎ ravidir. Kısaca menkıbesi, 12. Hadis-i Şerifin sonunda-
dır..
١٩٤ أَعْظَمُ النَّاسِ هَمَّا : الْمُؤْمِنُ يَهْتَمَّ بِأَمْرِ دُنْيَاهُ وَأَمْرُ آخِرَتِهِ ( رواه ابن ماجه عن أنس )
194) «İnsanların en çok sıkıntı içinde olanı; hem dünya işini, hem de âhiret işini düşünendir..>>
Ne güzel teşhis buyrulmuş.. Bilhassa bu yaşadığımız zamanda.. Bir başka Hadis-i şerifte de işaret edildiği gibi, imanı saklamak, avuçta bir ateş koru saklamak kadar zor..
Bıraksan söner.. Elde dursa el yanar.. Allah yardımcımız olsun..
***
Ravi: IBN-I MACE'dir. ENES'ten alıyor.. Allah ondan razı olsun.. Kısaca menkıbeleri, 1. ve 68. Hadis-i Şeriflerin sonunda yazılıdır..
«Kur'an-ı Kerim'de en çok azamet beyan eden Avet: AYETÜL 197) «Ku KÜRSİ'dir..
En çok adaleti beyan eden âyet ise şudur: (Muhakkak Allah insanlara adaleti ve ihsanı emreder...)
En çok korkutan âyet ise şudur: (Bir kimse zerre miktar hayır yapsa -karşılığını göre cektir.. Ve bir kimse, zerre miktar şer işlese yine karşılığı n görecektir..)
En çok ümit veren âyet ise şudur: (Ey nefislerinde haddi aşan kullarım, Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyiniz.. Allah bütün günahları bağışlar..)»
**
Bu Hadis-i şerifte belirtilen Ayet-ül Kürsî, Bakara suresinin 255.
âyetidir.. Diğer âyetler sırası ile, Nahl suresinin 90. Zilzal suresinin, 7-8 ve Zümer suresinin 53. âyetleridir..
Daha geniş malûmat için tefsirlere bakmakta faya vardır.
** *
Esas ravi İBN-İ MESUD'dur.. Kısa bir menkıbesi. 47. Hadis-i Şe-rifin sonunda yazılıdır.. Allah ondan razı olsun.. Ondan naklen aşağıda kısaca menkıbesini anlatacağımız, ŞİRAZİ almıştır..
***
ŞİRAZİ Lâkabı EBU ISHAK FIRUZABADİ.. 393-476 Hicri yılları arasında yaşamıştır.. Büyük bir fıkıh âlimi olup Bağdadda Nizamiye medresini kurmuştur.. Allah rahmet eylesin..
198) «İçinizde tek kişi yoktur ki; varisinin malını, kendi malından daha ziyade sevmesin..
Malın odur ki, senden evvel gönderirsin..
Varisin malı odur ki, sonraya bırakırsın..>>
**
Bu Hadis-i Şerif, bizi sadaka vermeye teşvik eder.. İnsan sevmediği bir şeyin başını niçin beklesin?.. Bekleyince beraber mi götürecek?.. Hayır.. Varisine kalacak.. Kendisi ile beraber giden sadakasıdır..
Burada bize daha çok şu mana anlatılmak isteniyor:
Dünyada bıraktığınız âhirete götürdüğünüzden çoktur..
Onun ümmetinden olma sak o ahlâkı yaşamalı değil ka İstiyor-şerefine kavuşmuş bizler, iki cihan saadeti is miyiz? İnsanlığa layık bir medeniyet kurmayı arzu mızı haykırmalı, fiillerimiz o ahlâkı sergilemelidir. Sair miz imanımız
Izin (asm) Hayatı
Peygan
2024 BEDİÜZZAMAN TA TAKVİMİ
TARİHTE BUGÜN
-1842-İlk kez bir
ameliyatta anestezi uygulandı.
30
CUMARTESİ
SATURDAY
MART
MARCH
BİR AYET
Allah dilediğini doğru yola iletir.
Bakara Suresi: 213
BİR HADİS
Gündüz oruç tutmak için sahur yemeğinden; gece kalkıp ibadet etmek için öğlen uykusundan yardım isteyiniz.
Müsned, 5: 393
Kimin himmeti yalnız nefsi ise o insan değil. Çünkü insanın fıtratı medenîdir, ebnâ-yı cinsini mülahazaya mecburdur. Hayat-ı içtimaiyesi ile, hayat-ı şahsiyesi devam edilir. Hutbe-i Şâmiye
Ravi: IBN-I MESUD'dur.. NESEÎ ondan naklen rivayet ediyor.. Menkibeleri, 13. ve 47. Hadis-i Şeriflerin sonunda yazılıdır. Allah on. lardan razı olsun..
Daima tedbirli olmalıyız.. Ne gençlik daimidir, ne de servet.. Hele gençlik.. Sıhhatın, servetin ve gençliğin kadrini bilmeli. Bunlar birer talih kusudur.. Bir uçunca bir daha konması güç olur..
Esas ravi İBN-İ ABBAS'tır. Allah ondan razı olsun.. BEYHEKİ ondan rivayet ediyor.. Kısaca menkıbeleri, 12. ve 42. Hadis-i Şeriflerin sonunda yazılıdır..
Süsleniniz, temiz olunuz.. Çünkü Beniisrail bunları yapmazdı; kadınları süslenirdi..>>
Dinimiz daima temizliği emreder.. Hatta bir başka Hadis-i şerifte: **
Temizlik imandandır..>>
Buyrulmak sureti ile, temizliğin önemi belirtilmiştir. Burada:
Kıllarınızı alınız..>
Cümlesine, temizlenmesi gerekli bütün kıllar dahildir.. Saçın, saka-lın, bıyığın fazlası, koltuk altı, edep yerleri temizlenmelidir. Ramuz şer-hinde, burun içindeki kılların koparılması için dahi emir vardır.. Bu arada tırnak temizliğini de unutmamalı.. Mümkün olduğu kadar, uzat-maktan kaçınmalıdır..
Ravi: Hz. ALİ'dir.. Allah ondan razı olsun.. IBN-İ ASAKİR ondan naklen alır.. 48. ve 86. Hadis-i Şeriflerin sonunda menkıbeleri yazılıdır..
203) «Er davran... Ya öğreten ol, ya öğrenen, ya da dinleyen.. -Hiç olmazsa bunları seven.. Beşinci olma, helâk olursun..>>
* **
Şüphesiz, beşincisi cahildir.. Tercümemize esas aldığımız eserin dip notu da beşinciyi cahil olarak şerh eder..
Doğru, insan; öğreten, öğrenen, dinleyen ya da bunları seven olma-yınca n'olur?.. Şüphesiz cahil olur.. Allah korusun.. Cehaletin yolu ce-henneme çıkar..
205) «En faziletli dua: Rabbından, dünya ve âhiret işleri için, af ve afiyet istemendir.. Bu iki ihsan dünyada sana yapılırsa, sonra âhirete gidince de verilirse, artık iflâh oldun..>>>
**
Evet, Cenab-ı Haktan istenecek en faziletli şey af'tır ve âfiyettir.. Keşşaf (RH.) diyor ki: Af odur ki, insan günahtan temizlene.. Afiyet odur ki, insan çe-şitli hastalık ve belâlardan salim kala..
** *
Esas ravi, ENES'tir.. İBN-1 MACE ondan nakleder.. Kısaca men-kıbeleri, 1. ve 68. Hadis-i Şeriflerin sonundadır.. Allah razı olsun ve rahmet eylesin..
** Affetmek, dostluk eli uzatmak.. Gelmeyen akrabaları aramak, sor mak.. Bunlar hep tevazu alâmetidir.. Bir başka Hadis-i Şerifin delâle-tine göre, tevazu sahibi olanı Allah yükseltir..
*
Ravi: TABERANÎ'dir. MAAZ'dan alıyor.. Allah ondan razı olsun.. Menkıbeleri 9. ve 34. Hadis-i Şeriflerin sonundadır..
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Hayırlı akşamlar, Sabit ve Değişken'e hos gel-diniz. Bu akşamki programımızda da her zaman olduğu gibi önemli bir kavram üzerinde konuşacağız. Ele alacağımız, değerlendireceği miz, farklı boyutlarıyla inceleyeceğimiz bu akşamki kavramımız fit-ne kavrami. Kur'an-ı Kerim'de birçok yerde onlarca defa kullanılan bir kavram. Gerek fitne olarak gerek türevleri şeklinde karşımıza çıkmakta ve farklı anlamlarda kullanılmakta. Fakat bu kavram ta-rih içerisinde değişik dönemlerde bazı önemli anlamlarının ön plana çıkmasıyla dikkat çekiyor. Tüm bu boyutlarıyla bu kavramı bu akşam programımızda ele almaya çalışacağız. Gerek Kur'an'daki kullanı mıyla gerekse tarih içerisindeki semantik dönüşümü ve bugün bize bu kavramın ne söylediğiyle ilgili bir sohbet yapmaya çalışacağız. İki değerli konuğum var. Kavramın önce semantik ve etimolojik tahlili ile başlayalım, nereden geldiği ve Kur'an'da nasıl kullanıldığına dair bir girizgâh yapalım. İlyas Bey sizinle başlayabiliriz.
PROF. DR. İLYAS ÇELEBİ Bildiğiniz gibi kavramlar önce sözlük anlam-lar içeriyorlar. Bu sözlük anlamlarına bağlı olarak onlara yeni istila-hi anlamlar yüklenmek suretiyle de yeni bir veçheye kavuşuyorlar. Fitne kelimesinin sözlükte zengin anlamları var. Bir defa denemek, sınamak, imtihan etmek anlamlarında kullanılıyor. Bu anlamlarıyla hem olumlu çağrışım hem de olumsuz çağrışım yapıyor. Kavram, sıkıntı, toplumların başına gelen felaketler, musibetler anlamlarına da geliyor. Ayrıca sözlük anlamıyla irtibatlı olarak Araplar feten ifa-desini altın ve gümüşü veyahut da kıymetli madenleri birbirinden ayrıştırmak için ateşe atıp, eritip saf ile sahteyi birbirinden ayırma için de kullanıyorlar. Bu kökten türemiş olduğundun kuyumculara da Arapçada fettan yani madenleri birbirinden ayıran deniyor.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Ya da sahte mi gerçek mi olup olmadığını kontrol eden anlamında kullanılıyor.
PROF. DR. İLYAS ÇELEBİ Evet, ayıran kişi anlamında kullanılıyor. Hatta bazen böyle çok işveli ve erkeklerin kalbini çelen hanımlara da fettan tabiri kullanılıyor. Bizim literatürümüzde bu kelime iki farklı konum-da kullanılıyor. Bir, ahlak kavramı olarak kullanılıyor. Burada genel-likle negatif, olumsuz davranışları içeren ve bir toplumdaki tefrikayı, karışıklığı, kavgayı, insanların birbirine düşmesini, savaşmasını veya toplumun başına birtakım felaketlerin gelmesini ifade ediyor. Bir de
hadis literatüründe ve oradan da akait kitaplarına geçen anlamı var. Oradaki anlamı da gelecekte veya daha ileri götürürseniz kıyamete doğru toplumlarda ortaya çıkacak ve bir nevi o toplumun felakete, inkiraza doğru gittiğine işaret eden olayları, davranışları, musibetleri savaşları içeriyor. Bu anlamları içerme babında hadislerde daha çok kelime çoğul, fiten ve melahim şekliyle bir arada kullanılıyor.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Oraya geleceğiz. İsterseniz Adnan Bey bu konuda girizgâh kısmını da sizden dinleyelim. Bu kavramın etimolo-jisine dair sizin ilave etmek istedikleriniz var mı? Buradan bir geçiş yapmak için tarih içerisinde İslam kültüründe kavramın geçirdiği for-mel değişikliğin de söz konusu olduğunu düşünerek oraya da bağla-yabiliriz belki bu etimolojiden hareketle.
PROF. DR. ADNAN DEMİRCAN Kavramın kazandığı anlamlar aslında sözlük anlamıyla ilgili. Hocam ifade ettiler, kuyumcunun değerli ma-denleri eritmesi, ayrıştırması anlamındaki fetene kökünden geliyor. Daha sonra kazandığı anlamlar da bu anlamla ilişkili anlamlar neti-ce itibariyle. Bir kavram tarihî süreç içerisinde gelişiyorsa, geçmişle mutlaka bir bağ kurularak zihin içerisine giriyor.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Şöyle bir bağlantı mı kurmalıyız? Kuyumcu ateş ile o madeni sınıyor gerçek mi, değil mi diye.
PROF. DR. ADNAN DEMİRCAN Evet, o maddeyi sınıyor. İnsanlar da
fitneyle sınanıyor. Bir anlamda öyle bir şeyi var. Kur'an-ı Kerim'de fitne kavramı olumsuz anlamda kullanılıyor, ama fitneye tabi tutma açısından bakıldığında farklı bir değerlendirme yapmak mümkün. Mesela, Müslümanlar ilk dönemlerde dinleriyle imtihana tabi tutul-muşlar, sınanmışlar. Bu bir eleştiri konusu olarak Kur'an-ı Kerim'de yer alıyor, ama aynı zamanda insan Allah tarafından sınanıyor. Al-lah'ın insana verdiği mal ve evlat da bir fitne olarak nitelendiriliyor. İnsanın itaatkârlığını, Allah'a karşı mümin olarak tavrının sınanması anlamında buna da fitneyle imtihan edilme deniyor.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Yani insan hayırla da şerle de imtihan ediliyor.
PROF. DR. ADNAN DEMİRCAN İmtihan edilebiliyor. İmtihan eden Allah olabileceği gibi, başka vasıtalar, başka aracılar üzerinden de imti-han söz konusu olabilir. Mesela, Müslümanlar Mekke döneminde bir
baskıya maruz kalmışlar ve o baskı içerisinde dinlerini değiştirmeye kadar bazıları gidebilmiş.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Tekrar putperestlige dönmeye kadar.
PROF. DR. ADNAN DEMİRCAN Tekrar putperestlige dönmek ya da peygamberi reddetmek şeklinde ciddi bir baskıya maruz kalmışlar. Bu da fitne olarak niteleniyor. Kur'an-ı Kerim'in, "El fitnetü eşeddü minel katl" ifadesi müşriklerin Müslümanlara yönelik fitnesi, baskısı anlamında kullanılmış. Üçüncü aşamada kavramın anlamında, ha-dislerde daha çok Müslümanların kaotik bir tarihsel süreç içerisinde girdikleri döneme ilişkin bir anlam değişimi söz konusu olmuştur.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Yani dinî, içtimai, toplumsal ve siyasi bir kar-gaşa ifade ediyor bu anlamıyla.
PROF. DR. ADNAN DEMİRCAN Evet.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Peki, bu anlamda kullanıldığı yerler var mı Kur'an-ı Kerim'de?
PROF. DR. ADNAN DEMİRCAN Tabii, hadislerde var.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Hadislerde değil, Kur'an-ı Kerim'de bu ma-nada kullanılıyor mu?
PROF. DR. ADNAN DEMİRCAN Kur'an-ı Kerim'de takriben 30'dan fazla fitne anlamında kullanılıyor, 20'den fazla da türevleriyle zikrediliyor.
PROF. DR. İLYAS ÇELEBİ Kur'an-ı Kerim şöyle bir hedef koyuyor: Diyor ki, "Yeryüzünde fitne ortadan kalkıncaya kadar çalışın, cihat edin, savaşın." Fitne tabiri aslında biraz mücmel bir tabirdir. Toplumda-ki önceliklere göre Müslümanlar fitne tabirini tevhide aykırı düşün-celer şeklinde anlamışlar. Bazen bunun yerine zulüm, toplumdaki anarşinin geçtiği olmuş. Kavram bizim içinde bulunduğumuz ortam ve psikolojiye göre farklı şekillerde anlaşılmaya müsait bir kavram. Kur'an-ı Kerim'de fitne hep negatif anlamda kullanılmıyor. Hocam biraz önce ifade etti, evlatla, mallarla insanın fitnesi, denenmesi olumsuz anlamda değildir.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Rızıkla ve nimetle de bir imtihan söz konusu.
PROF. DR. İLYAS ÇELEBİ Evet, bir imtihandır, İmtihanı başarırsanız fit-ne sizin için olumlu bir şey olarak karşınıza çıkar. Ama başaramaz ve olumsuz netice verirse o zaman da negatif anlamı söz konusu olur.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Peki, Peygamberimizin mücadelesini Mek-ke ve Medine olarak ayırdığımız takdirde bu iki dönemde fitnenin kullanılması, anlaşılması bir farklılık yaratıyor mu? Böyle bir ayrım yapmak mümkün mü?
PROF. DR. İLYAS ÇELEBİ Tabii, Peygamberimizin Mekke'de yaşadığı ortamla Müslümanların gördükleri muamele Medine'dekinden fark-lidir. Biraz önce hocam söyledi, Kur'an'da, "El fitnetü eşeddü minel katl, ekberü minel katl" şeklinde ifade ediliyor. Müslümanların Mek-ke'deki fitnesi bireysel olarak müşriklerce yakalanıp İslam Dininden caydırılma, vazgeçirilme, eza, cefa, işkenceye maruz bırakma şeklin-de tezahür ediyor. Fitneyle savaşın denilince Mekke'deki Müslüman-ların kardeşlerine yapılan zulümleri ve baskıları önlemeleri, engelle-meleri gibi bir anlam ifade ediyor. Medine'ye gidildiği zaman orada malum birçok kurumlar oluşuyor, devlet kuruluyor. Özellikle Resul-i Ekrem sonrasında ashap arasında birtakım ihtilaflar çıkıyor. Zaman zaman gerginlikler oluşuyor. Bu defa fitne burada Müslümanların birbirleriyle ihtilafa düşüp kavga etmelerini, birbirlerine kötülük yap-malarını ve dolayısıyla bir iç kargaşayı ifade ediyor.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Kısaca şöyle özetleyebilir miyiz? Mekke dö-neminde Müslümanlar kendi dışındaki şeylerle imtihan edilirken, Medine'de kendi kendileriyle imtihana tabi oluyor ya da karşı karşıya geliyorlar.
PROF. DR. İLYAS ÇELEBİ Evet. Medine'nin Resul-ü Ekrem'den sonraki dönemiyle ilgili şöyle bir olay hatırlıyorum: İbn-i Zübeyr hadisesi var. Emeviler devrinde isyan edip Mekke'de bir nevi bağımsızlığını ilan ediyor. Ve sonra da Haccac gelip Mekke'yi işgal ediyor, Kâbe'yi yıkı-yor, çok feci olaylar yaşanıyor. Bu esnada Abdullah bin Ömer -Hazret-¡ Ömer'in oğlu- Mekke'deyken Müslümanlara kötülükler yapıldığında çok aktif, onları engellemek için gayret gösterebilecek biri olmasına karşın evinden dışarı çıkmıyor. Bunun üzerine ona diyorlar ki, "Fit-neyle mücadele etmeyi bize telkin eden sen değil miydin? Fitneyi engellemek için uğraşalım diyordun, şimdi niçin dışarı çıkmıyorsun?"
Verdiği güzel bir cevap var, diyor ki, "Benim size söylediğim müşrik lerin elinden Müslüman kardeşlerinizi kurtarmak ve onların iman-larını devam ettirmek yani Müslümanların sayısını artırmak içindi Simdi ise Mekke'de ölen de öldüren de Müslüman, Ben şimdi gidip olayların içine karışsam, daha önce yaptığım gibi bir Müslüman'ı bir müşrikin karşısında korumuş olmayacağım. İki taraftan kimi öldü rürsem öldüreyim bir Müslüman'ı öldürmüş olacağım. Dolayısıyla Kur'an'daki bizim fitneyle mücadele etmemizi emreden ayet bugü nü değil, müşriklerle Müslümanlar arasındaki mücadelenin olduğu dönemi ifade ediyor." Buradan anlıyoruz ki fitne kavramına ilk dō-nemde Müslümanların yüklediği anlamla zaman içinde bu kavrama yüklenen anlam arasında farklılık oluşuyor. Müslümanların önceliği-ne göre kavram zamanla böyle bir anlam farklığına kavuşuyor.
PROF. DR. ADNAN DEMİRCAN Daha çok Mekke döneminde Müslü
manların fitneye maruz kalması bireysel olarak inançlarıyla sınan-masıdır. Orada zaten Müslüman sayısı oldukça az. Bireysel olarak bir baskıya maruz kalıyorlar. Çünkü Müslümanlar Mekke'de bir ümmet oluşturma imkânına sahip olamamışlar henüz. Herkes ferdi olarak hareket etmek durumunda kalıyor. Bir araya geldikleri ortak nokta-ları oluşturmaya çalışıyor Allah Resulü (s.s.a.). İşte Dar'ül Erkam'da toplanıp yaptığı gibi. Netice itibariyle hareketleri fevridir, maruz kal-dıkları baskılarla o imtihan da yani fitne de bireyseldir. Herkes kendi fitnesiyle baş başa kalmış oluyor. Medine döneminde Müslüman-lar artık ümmet olmuşlardır. Bir ortak bilinç oluşmuş, ortak hareket etme imkânları var. Orada da şöyle bir durum var: münafık diye bir karakter ortaya çıkmış. Nifak da bir fitnedir, fitne olarak isimlendiri-liyor. O anlamda bireylerin ferdi olarak imtihanı söz konusu olabilir. Medine'de Müslümanların imtihanı Resulullah'la birlikte hareket edip etmeme açısından daha çok öne çıkıyor. Mesela, bir savaşa gi-dileceği zaman o savaşta Allah Resulü'nün talimatına uygun olarak hareket edilip edilmemesi Müslümanlar açısından bir fitnedir. Yine Müslümanların bazı savaşlarda elde ettikleri zafer, sahip oldukları güç, o gücü doğru yerde kullanmaları yahut Müslümanların sayısıyla iftihar etmeleri ve bunun sonucunda bir rehavete maruz kalmala-rı tüm bunlar fitne kavramı içerisinde değerlendirilebilir. Hocamın vurguladığı husus önemli. Müslümanların daha sonraki dönemlerde fitne kavramına yükledikleri anlam toplumsal bir krizi ifade ediyor.
Nerede duracağınızı tam olarak bilemiyorsunuz, bilemediğiniz nok-talar oluyor. Karşınızdaki iki taraf da Müslüman, Siffin Savaşı'nda Müslümanlar birlikte toplanıp Kur'an okuyorlar, ama bir süre sonra karşı karşıya gelip savaşıyorlar. Bunların önemli bir kısmı akraba, bir-birlerini tanıyorlar. Birtakım iddialar var ve bu iddialarda kimin haklı kimin haksız olduğu konusunda da kesin bir fikre sahip olamıyorlar o anda. Bir görüş karmaşası söz konusu.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Siyahla beyaz yok.
PROF. DR. ADNAN DEMİRCAN Orada gri alanın daha çok yayıldığı bir dönem var. O dönemde Müslüman toplumun maruz kaldığı durum fitne olarak nitelenmiştir ki, bu herhalde doğru bir nitelemedir. Müs-lümanların fitne ortamında nasıl bir tutum takınacakları konusunda da görüş ayrılıkları ortaya çıkmış, ama sevad-ı azam dediğimiz grup bu tür durumlarda fitneden uzak kalmayı daha temkinli bir tavır ola-rak görür.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Bir hadisi şerif var malumunuz: "Fitne zama-nında oturan ayakta durandan, ayakta duran yürüyenden, yürüyen koşandan hayırlıdır."
PROF. DR. ADNAN DEMİRCAN Hariciler yolda karşılaşınca Abdullah bin Eret'in oğluna soruyorlar. Kendisi Hazret-i Ali'nin Medain amili. Muh-temelen bu hadisi babasından rivayet ettiğini duymuşlar. Babandan bize nakledeceğin bir şey var mı diye sorunca o, bu hadisi naklediyor. Tabii, bu aynı zamanda siyasi mesaj taşıyan bir hadis onlar açısın-dan. Çünkü kendi iddiaları fitneyi bertaraf etmeye matuf. Diyorlar ki, "Allah böyle demiyor, Allah fitneyi yeryüzünden kaldırıncaya kadar savaşın diyor, senin baban farklı bir şey söylüyor." Aslında iki farklı anlamda kullanılan bir kavram.
PROF. DR. İLYAS ÇELEBİ Şöyle bir şey de var, bunu da belirtmek gere-kiyor: İki Müslüman topluluk birbiriyle kavga edebilir, çünkü nihayet insandırlar. Nasıl farklı milletler birbiriyle savaştığında belli kurallara uymaları gerekiyorsa, hukuk kuralları, savaş kuralları varsa Müslü-manların da birbirleriyle niza hâline düştükleri anda belli kuralara uymaları gerekiyor. Kur'an-ı Kerim'de sanki Hucurât Suresi Müslü-manların birbirleriyle kavga ettikleri zaman nasıl davranmaları gere-kiyoru bildiriyor. Sure bir taraftan Müslümanların kardeş olduğunu
vurguluyor, sonra kardeşler birbirleriyle kavga edecek olurlarsa ara larını bulun, islah edin buyuruyor. Eğer birisi diğerine haksızlık ya-par, islaha yanaşmaz, kardeşine taşkınlık yapmaya devam ederse bu defa Kur'an-ı Kerim, adaletin gerçekleşmesi için, o taşkınlık yapanin Allah'ın emrine dönmesi için onunla mücadele edilmesini emredi-yor. İslam'da asıl olan muhakkak ki adaletin sağlanması.
PROF. DR. ADNAN DEMİRCAN Önce ıslahı emrediyor.
PROF. DR. İLYAS CELEBİ Tabii, önce islah sonra adalet. Biz Imam Ebu Hanife gibi veya İmam-ı Gazali gibi âlimlere baktığımız zaman onlar-da şöyle bir tavrı görüyoruz. Diyorlar ki islah esastir, nasihat esastır. Yani insanlar yanlış yapabilir, aralarını bulmaya veya nasihat etmeye çalışacaksınız veyahut da yeni bir fitneye sebep olmadan düzeltmek mümkünse düzeltecekseniz. Ama diyorsan ki ben de dâhil olursam fitneyi bir kat daha artırırım, o zaman yani fitne zamanı oturan ayak-ta durandan, yatan oturandan daha faziletli oluyor. Ebu Hanife bu-nun formülünü şöyle buluyor: Diyor ki, fitnenin çıktığı yerde eğer onu islah etme, düzeltme şansın, imkânın yoksa o zaman orayı terk et.
PROF. DR. ADNAN DEMİRCAN Hicreti tavsiye ediyor.
PROF. DR. İLYAS ÇELEBİ Evet, hicreti tavsiye ediyor. Tabii ki Müslü manların hayatını sürdürmeleri, bir arada beraberce İslam'ın emret-tiği kardeşlik hukukuna riayet ederek yaşamaları gerekiyor. Burada adalet en önemli kıstastır. Yine Hucurât Suresi'nde çok enteresan bir şey var. Kur'an gayet tabi bir şey olarak görüyor insanların ihtilafını. Kur'an diyor ki kavga ettiğin kimseyi tezyif etmeyeceksin, küçüm-semeyeceksin, lakap takmayacaksın, gizliliklerini araştırmayacaksın. Her insanın bir mahrem alanı var, o mahrem alanına saygı göstere-ceksin. Biliyorsunuz bu mahrem alana tecavüz dolayısıyla Kur'an'da özel ayetler inmiştir. İnsanların evlerinin dikizlenmemesi, evlerinin içinde olup bitenlerin araştırılmaması için Kur'an-ı Kerim'de ayetler inmiştir. Hatta yine bu bapta hatırladığım kadarıyla Hazret-i Ömer döneminde bu kurala uymadığı için Medine'den sürgün edilen bir zat var. Hazret-i Ömer tarafından sürgün ediliyor, sen niye Müslü-manların özeline, mahremiyetine bu kadar tecessüs ediyorsun, bu kadar ilgi duyuyorsun diye. Şunu ifade etmek lazım: Asıl olan islahtır, kardeşliktir, kardeşlik hukuku içinde yaşamaktır. Bunlar olmuyorsa
düşmanımız bile olsa, kâfirler bile olsa Allah'ın bizim için koyduğu hukuk içinde ve Allah'ın emirlerini çiğnemeden onlara muamele et-memiz gerekiyor. Yoksa böyle her türlü hareketi yapmayı uygun gör-mek, ne İmam-ı Azam'in ne diğer imamların ne de sahabe-i kiramin tavsiye ettiği bir şey değildir.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Her ikiniz de fitne katl'den daha beterdir ayetini okudunuz. Bu ayeti kerime indiği dönemde nasıl anlaşılıyor ve nasıl farklı yorumlara tabi tutuluyor? Nasıl anlamalıyız bu ayeti?
PROF. DR. ADNAN DEMİRCAN Ayeti kerime müşriklerin Müslümanlara yönelik tavrını eleştiri bağlamında nazil olmuş. Kur'an-ı Kerim'de iki farklı yerde geçiyor. Abdullah bin Cahş Seriyyesi akabinde nazil ol-muş. Abdullah bin Cahş Seriyyesinde haram aylarda bir müşrik öldü-rülünce müşrikler Müslümanların kutsal değerlere gereken hürmeti göstermediklerini ifade ederek Müslümanlar aleyhinde propaganda yapıyorlar. Evet, haram aylarda insan öldürmek kötüdür, ama insan-ları yurdundan alıkoymak, onları ibadetten alıkoymak, memleketin-den çıkarmak daha büyük bir günahtır. Fitne ise adam öldürmekten daha beterdir, mealindeki bu ayet iniyor. Müslümanların ilk dönem-lerde karşı karşıya kaldıkları önemli bir kriz var. Birinci fitne dönemi diye tabir edebileceğimiz Hazret-i Osman'ın şahadetiyle başlayan dönem. Takriben Peygamber Efendimizden çeyrek asır sonra İslam dünyasında siyasi ayrılma söz konusu olmuş. Hicri 35'te meydana geliyor Hazret-i Osman'ın şahadeti. İslam toplumu fitne kavramı ko-nusunda kendisini nasıl konumlandırmıştır? Üç ana gruba ayrıldık-larını görüyoruz. Bir grubu yeni seçilen halifeyi destekliyor. Hazret-i Osman'ın şahadetine karşı olanlar ve onun kanını yerde bırakmak istemeyenler ise çok farklı unsurlardan oluşuyor. Ama toplumda Osman taraftarları diye nitelendirebileceğimiz bir grup var. Bir de bunların dışında kalan, bunu bir fitne olarak gören bir grup var. Ho-cam ona değindi. Müslümanlar burada ıslah taraftarı olmalı. Neyin islah olduğu noktasında Müslümanlar içerisinde tereddüdü olanlar da üçüncü bir yolu izlemişler. Mesela, Sad bin Ebi Vakkas öyledir. Usame bin Zeyd, Haşimoğullarının mevlası olmasına rağmen Haz-ret-i Ali'ye biat etmemiş ve tarafsız kalmayı tercih etmiş, bunu bir fitne olarak görmüş. Müslümanların bir imtihanı olarak gördüğü için tarafsız kalmayı tercih etmiş. İ'tizal etmiş oluyorlar, siyaset çekişme-
sinin dışında kaldıkları için. Tabii, bu tarafsızlık da ne kadar tarafsız-lıktır, tartışılabilir. Seçilmiş bir halifenin yanında durmak mi gerekirdi, tarafsız olmak mı? Bu o günkü Müslüman açısından bir tavırdı. Müs-lümanlar o dönemde önemli üç büyük ve birçok küçük savaşla karşı karşıya kalmışlardır. Islah edemedikleri noktada birbirlerini ne yazık ki kılıçla düzeltme yoluna gitmişlerdir. Burada Kur'an'ın belirlediği o ölçüleri en iyi uygulayan ve daha sonra İslam hukukunda baği hu-kuku için kaynak olarak kullanılan Hazret-i Ali'nin uygulamalarıdır. Onun uygulamalarına baktığımız zaman ilke olarak şöyle bir duruşu-nu görüyoruz. Hazret-i Ali meşhur bir halifedir. Halife olarak ümmet tarafından kabul edilmiştir. Onun halifeliğine çeşitli saiklerle karşı çı kanlar var. Bunlarla eğer karşı karşıya gelmişse askerlerine şunu em-rediyor: "Savaş sırasında hedefiniz öldürmek olmamalı, etkisiz hâle getirmek olmalı. Ellerini kaldırdıkları anda duracaksınız yani teslim oldukları anda öldürmeyeceksiniz. Savaş alanını terk etmek üzere dönüp gittiklerinde peşlerinden gitmeyeceksiniz. Savaş gereçleri dı-şında, savaşta kullandıkları silahlar dışında mallarına el koymaya-caksınız." Bu bir hukuk oluşturuyor, kardeşlik hukuku devam ediyor.
PROF. DR. İLYAS ÇELEBİ Sıffin Savaşı'nda bir tarafta Muaviye askerle-ri bir tarafta da Hazret-i Ali'nin askerleri var malum. Hazret-i Ali'ye şöyle bir teklif getiriyorlar. Diyorlar ki, askerleri motive etmek için karşıdakilerin kâfir olduğunu söyle, bizim asker onlarla daha işti-yakla savaşsın. Fakat Hazret-i Ali'nin gerçekten tarihî bir ifadesi var. Diyor ki, "Onlar bizim kardeşlerimizdir ama bize isyan eden ve asi olan kişilerdir." Belki savaşı bitireceği, olayı tümüyle sonlandıracağı bir anda bile Hazret-i Ali soğukkanlılığını bırakmıyor ve duygularıyla hareket etmiyor. İlkelerle, prensiplerle, inançlarıyla hareket ediyor. Belki de diyebiliriz ki insanlık tarihinde Müslümanlara çok büyük bir ufuk açan bir şeydir. Savaştığında, karşılıklı birbirinizi öldüreceğiniz anda bile sen duygusal davranıp onun eğer mümkünse inancıyla oy-namayacaksın. Bu çok önemli bir şey Hazret-i Ali açısından.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI İlk fitne olaylarından bahsettik, sonrasında da herhalde bunlar devam ediyor, değil mi İslam tarihinde baktığı-mız zaman?
PROF. DR. ADNAN DEMİRCAN İslam tarihinde ilk önemli fitne olarak malumunuz Hazret-i Osman'ın şahadetiyle başlayan süreçtir görülür
takriben bu 5 vil devam etmiştir. Aslında Müslümanların ilk defa karşı karşıya geldikleri olay bu değil. Hazret-i Ebu Bekir zamanında tidad ve irtica hareketleri var. Fakat ümmet bunu bir fitne olarak değerlendirmedi, çünkü saflar belli orada. Bunun fitne olmaması-sebebi tarafların Müslüman olması. Halbuki Hazret-i Ebu Bekir döneminde peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkanlar var. Zaten onlar dinden çıktıkları için durum belli. Bir de zekât vermeyi reddeden-jer var. Onlar her ne kadar Müslüman olsalar da bir İslami hükmü reddediyor, İslami görevi yapmamış oluyorlardı. Hazret-i Osman'ı öldürenler Müslüman olduklarını iddia eden kimselerdi. Hatta Haz-ret-i Osman'in evini muhasarada iken bu asiler Hazret-i Osman'in arkasinda namaz kılan insanlardı. Sonra gidip onu katlettiler. Haz-ret-i Hasan ile Muaviye arasında Küfe'de barış sağlanıncaya kadar devam eden bir iç savaş durumu var. Hazret-i Ali'nin ordusunda ya da diğer orduda bulunup da karşı taraftaki insanları tekfir eden, uç yaklaşımları olanlar da yok değil. Evet, Hazret-i Ali'nin tavrı haki-katen hocamın dediği gibidir. Haricileri mesela, Hazret-i Ali'ye so-ruyorlar, benzer bir ifadeyi onlar için de kullanıyor; bize karşı hata eden kardeşlerimizdir, diyor. Hem onları kardeşi olarak, Müslüman olarak görüyor, yeri geldiğinde de onlarla savaşmak durumunda ka-Iyor. Hazret-i Ali'ye Cemel Savaşı sonunda gelip diyorlar ki, burada esir ettiğimiz insanları aramızda köle olarak dağıt. Çünkü bunu talep edenler onları kâfir olarak görüyorlar. Hazret-i Ali diyor ki, bunlar bizim kardeşlerimiz, biz bunu yapamayız. Israr edilince de, "Sizden hanginiz payına müminlerin annesinin düşmesini ister? Bundan Al-lah'a sığınırız. Çünkü o müminlerin annesi, hepimizin annesidir, o zaman böyle bir şey talep etmeyeceksiniz." diyor. İnsanları, yaralıları akrabalarına teslim ediyor ve onlara kâfirlerle yapılan savaşlarda-ki hukuku uygulamıyor. Müslümanlar arasında büyük bir fitne de Emeviler döneminde Kerbela süreciyle başlıyor. Bu da ikinci büyük fitne olarak nitelendiriliyor. Hazret-i Hüseyin ve akrabalarının Küfe yakınlarındaki Kerbela'da elim bir şekilde katledilmesi Müslümanları uzen, hálá da üzmeye devam eden önemli hadiselerden bir tane-sidir. Onun akabinde Medine'de Harre olayı yine Yezid döneminde meydana gelmiş olan bir hadisedir. Emevi ordusunun Medine'ye gir-mesi ve orada bazı şeylerin serbest kilinması meselesi var. Her ne kadar rivayetlerde biraz abartılı ifadeler varsa da bazı taşkınlıkların olduğu da anlaşılıyor. Yine Yezid döneminde I. Mekke Muhasarasi
oluyor. Daha sonra II. Mekke Muhasarası Abdülmelik bin Mervan za-manında meydana geliyor. Bu ikinci fitnede de tekrar Müslümanlar karşı karşıya gelmişler, birbirleriyle savaşmışlar ne yazık ki. Tarihçiler üçüncü bir fitne olarak da Emeviler Devleti'nin yıkılış sürecini, Velld bin Yezid'in hanedan mücadelesi çerçevesinde öldürülmesini göste riyorlar. Tabii ki, tarihte bunların dışında Müslümanların birbirleriyle savaşmalarına sebep olan iç siyasi mücadeleler çerçevesinde ortaya çıkmış birçok fitne var. Bu fitnelerin daha çok siyasi, bir anlamda da ekonomik boyutu olduğunu, dinin daha sonra bu fitnelerin yedeğine alınarak bunlara uygun bir kılıf yapıldığını söylemek mümkün. Haz-ret-i Osman'ı katledenler daha sonra Hazret-i Osman'ı katletmenin dini gerekçesini bulmak zorunda hissetmişler kendilerini. Bunun için Hazret-i Osman'ın büyük günah işleyen bin insan olarak kafir olduğunu, tövbe etmediği için de onu katletmenin hak olduğunu düşünmüşler. Hazret-i Ali'yi katleden Hariciler de benzer bir yakla-şımla tahkimi kabul ettiği için Hazret-i Ali'yi tekfir etmişler. Dinî bir kılıf uydurarak onu tekfir etmek suretiyle davranışlarına dinî bir şey biçmeye çalışmışlar.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Bütün bu konuştuklarımız tarihte vuku bul-muş olaylar. Bir de bunların dışında bir fitne literatürü, bir fitne edebiyatı var. Sizin konuşmanızın hemen başında değindiniz fiten ve melahim bölümleri var hadis kitaplarında. Hatta bu başlıklarla müstakil eserler de var öyle değil mi?
PROF. DR. İLYAS ÇELEBİ Evet.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Bunların varlığı neye işaret ediyor? Neden böyle özel bölümler tanzim edilmiş? İleride olacaklara dair biraz da belki gaibi alana girme pahasına bu kadar fazla işaret edilmiş? Biraz bu kısmından da bahsedebilir miyiz?
PROF. DR. İLYAS ÇELEBİ Tabii. Fiten ve melahim hakikaten bizim kitap-larımızda belli bir yer işgal ediyor. Genelde fiten ve melahimle ilgili rivayetler akait kitaplarında, hadis kitaplarında kıyametin yaklaştı-ğının işaretleri, alametleri olarak görülür. Fiten ve melahim tabirini ayrı ayrı ele aldığımız zaman her ne kadar ikisi bir arada zikredili-yor ise de şöyle bir şey çıkıyor karşımıza: Mesela, fiten bağlamında ifade edilen rivayetler sanki Resul-ü Ekrem'in, kendisinden sonra
Muslumanların maruz kalabileceği birtakım hadiselerle, olaylarla (gili uyarı niteliği taşıyor. Onun için fitenle ilgili rivayetlerin büyük kismi dini tabirle icmali ifadelerdir. Bir tehlikeye karşı bize uyarıda bulunuyor. Mesela, Peygamberimiz diyor ki, "Gün gelecek Medine'de Öyle fitne çıkacak ki gökten yağmur tanelerinin düşüşü gibi evlerin damlarının üzerine fitneler yağacak." Bu Hazret-i Peygamber'in Müs-lumanlara bir uyarısıdır. Biraz önce Adnan hoca işaret etti, Hazret-i Osman döneminde, Harre olayıyla Medine yağma ediliyor değil mi? Tam da Hazret-i Peygamber'in işaret ettiğine uyuyor bu. Melahim de daha çok Müslümanların birbirleriyle savaşmalarıyla, kan dökmele-riyle ilgili. Tabii ki, bu rivayetler içinde bir de çok somut bazı şeyler var. Diyelim falan kişinin başına şu gelecek. Hazret-i Hüseyin'le ilgi-li, Hazret-i Ayşe ile ilgili bu tarz şeyler var. Hadis tekniği açısından baktığımız zaman olay somutlaştıkça rivayette problemler artmaya başlıyor. Mesela, Hazret-i Peygamber'in fetihlerle ilgili haberleri var, müjdeleri var. İşte, Şam'ın, Bağdat'ın fethiyle, Konstantin'in fethiyle ilgili. Bu haberler de hedef gösterme tarzındadır. Bugün olsaydı biz vizyon diye ifade edecektik. Resul-ü Ekrem Müslümanlara böyle ileri bir hedef koyuyor ve hedefiniz bu olmalıdır diyor. Tarihte Müslüman-ların çok sıkıntılara düştüğü anlar, oradan kurtulup çok refah düzey-lerinin yükseldiği, çok mutlu oldukları anlar var. Dolayısıyla bu tür rivayetler sanki biraz da ravilerin içinde bulunduğu haleti ruhiyeyi ak-tarıyor. Mevkuf rivayet diye bir şey var. Mevkuf rivayette ilk ravi saha-be olabilir, tabiinden olabilir, rivayet direkt onun ağzından çıkar. Ama biz diyoruz ki, bir sahabe bir şey söylediyse onu Resul-ü Ekrem'den duymuş ve söylemiştir. Fitenle ilgili rivayetlerin ben ravilerinin ka-ramsarlıklarını ve psikolojilerini biraz yansıtıyor diye düşünüyorum. Baktığımız zaman bu tür rivayetlerin ilk kaynağı olan böyle dört beş tane zat, sahabe var, rivayetler bunlardan geliyor. Dolayısıyla bunları biraz da böyle anlamak lazım.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Fiten ve melahim bölümlerini olası tehlike-lere, fitnelere karşı dikkat çekmek üzere iliştirilmiş bölümler olarak anlamak lazım.
PROF. DR. İLYAS CELEBİ Tabii ki, Resul-ü Ekrem'in uyarıları arasında kıyamet, kıyamet öncesi ve kıyamet alametleri olarak ifade edilen hadisleri de var. Bunlar bizim akait kitaplarımızda kıyamet alame-
değerlendirsin, diyemiyorlar. Böyle bir zaafımızın olduğunu söyle-mek mümkün.
PROF. DR. İLYAS ÇELEBİ Ben şunu ifade edeyim: Hazret-i Hasan bili-yorsunuz kısa bir süre halifelik yaptı, sonra Muaviye ile anlaştılar ve vazifeyi ona devretti. Aslında hırsını, ihtirasını, beklentilerini yenip elindeki halifeliği devretmesi acayip bir şey, büyük bir şey. Başka açıdan baktığımız zaman bugünkü insanlar önlerine bir hedef koyu-yor, onu gerçekleştirmek için, o hedefe ulaşmak için elinden gelen her şeyi yapıyor. Halbuki biz her davranışımızda, her hareketimiz-de ahlaki olmak, İslami olmak zorundayız. Allah bize şu hedefi niye gerçekleştirmedin diye sormaz ama niye ahlaki davranmadın, niye İslami davranmadın yani Allah'ın koyduğu kurallara niye uymadın diye sorumlu tutar. Eskiden tûl-i emel güzel bir şey değildir derlerdi. Bu tür insanı kontrolden çıkaracak yanlışa sevk edecek duygulardan sıyrılmak gerekir diye düşünüyorum.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Çok teşekkür ediyorum. Değerli seyirciler bu programda fitne kavramını konuştuk. Gelecek programda görüşmek üzere. Hayırlı akşamlar.
210) «İmandan sonra, en güzel amel: İnsanlara sevgi dolu olmak. fir...
Once Allah'a iman... Sonra onun yarattığı kulları sevmek.. Ama bu sevgi, Allah'ın emri, Peygamberin S.A. gösterdiği yoldan olacak.. Yan-lış anlaşılmasın..
Ravi: TABERANİdir.. Kısaca menkıbesi, 9. Hadis-i Şerifin sonun-da yazılıdır..
211) «Bir İslam olarak, müminlerin, en faziletlisi: Müslümanların elinden, dilinden emin olduğu kimsedir..
Müminlerin, iman bakımından en faziletlisi: En güzel huya sa-hip olan kimsedir..
Mühacirlerin en faziletlisi: Allah'ın yasak ettiği şeyden kaçan-dır..
Cihadın en faziletlisi, Aziz ve Celil olan Allah için nefsi ile ci-had edeninkidir..>>
Burada bize anlatılmak istenen mana şudur:
Müminin elinden kimseye zarar gelmez.. Mümin en güzel huya sahiptir.. Allah'ın yasak kıldığı şeyden kaçan mühacirdir.. En güçlü mücahid ise, nefsi ile cihad edendir..
Allah cümlemizi bu huylarla mücehhez kılsın..
Ravi: TABERANI'dir. İBN-İ ÖMER'den alıyor.. Allah ondan razı olsun..
Kısaca menkibeleri, 7. ve 9. Hadis-i Şeriflerin sonunda yazılıdır..
212) «Bir mümin olarak, insanların en faziletlisi odur ki;
a) Allah yolunda, nefsi ile, malı ile cihad eder..
b) Sonra o mümindir ki, dağlardan birinin kuytusuna çekilir.. Hem Allah'a karşı ittika sahibi olur.. Hem de insanları şerrin-den uzaklaştırmış olur..>>>
Burada zikri geçen inziva; halk içinde nefsine hakim olamayanlar içindir..
Sonra burada;
Dağlardan birinin kuytusuna..>>
Cümlesindeki dağ, manasına gelen kelimenin Arapça aslı ŞAAB'-dir.. Bu kelime KABİLE manasına da alınabilir.. O zaman son cümlenin tercümesi şöyle olur :
«Kabilelerden büyük bir kabile içinde yaşayan bir mümin ki: Allah'a karşı ittika sahibidir.. İnsanlara şerri dokunmaz..>>
En doğrusunu Allah bilir..
Esas ravi, EBU SAID'dir.. Ondan naklen BUHARÎ alıyor.. 2. ve 65. Hadis-i Şeriflerde menkıbeleri yazılıdır.. Allah onlardan razı olsun..
۲۱۳ اقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ ، وَلَا يَزْدَادُ النَّاسُ عَلَى الدُّنْيَا إِلَّا حِرْصاً ، وَلَا يَزْدَادُونَ ( رواه الحاكم عن ابن مسعود ) مِنَ اللهِ إلا بعداً .
213) «Kıyamet yaklaştı.. Halbuki insanlar; yalnız dünyaya karşı hıir-sı çoğaltmakta ve yalnız Allah'tan uzaklık kazanmaktalar..>>>
**
Beş şey var ki, onların vuku anını tam olarak, ancak Allah-ü Taâlâ bilir.. O beş şeyin biri de kıyametin ne zaman kopacağıdır.. Ancak bazı işaretler onun yaklaşmakta olduğunu gösteriyor.. Derler ki:
Kıyametin kopmasına az kaldığına en bariz alâmet Peygamber (S.A.) efendimizin zuhurudur..
Bize gereken, kıyametin kopacağı günü bilmekten çok, ona hazırlık yapmaktır. Burada anlatılan mana bu olsa gerek..
Esas ravi, IBN-I MESUD.. Ondan naklen de HAKİM.. Menkibeleri, 22. ve 47. Hadis-i Seriflerin sonunda yazılı.. Allah onlardan razı olsun..
اقْرَ، وا الْقُرْآنَ وَابْتَغُوا بِهِ وَجْهَ اللَّهِ تَعَالَى مِنْ قَبْلِ أَنْ يَأْتِيَ قَوْمٍ يُقِيمُونَهُ إقامة القِدْحِ يَتَمَجَلُونَهُ ، وَلَا يَتَأَجَلُونَهُ . ( رواه أبو داود عن جابر ) ٢١٤
214) «Kur'an okuyunuz.. Ve onunla Allah-ü Taâlânım rızasını iste yiniz. O kavim gelmeden; ki onlar: Hedefine varacak ok gibi okurlar.. Ahiretlik değil, dünyalık teminine çalışırlar..>>
Bu Hadis-i Şerif bir mucize-i peygamberî'dir. Anadolu'da kapı kapı gezip günde yirmi otuz cüz okuyan hafızlar, bu Hadis-i Şerifin tehdidi altındadır.
* **
Ravi: EBU DAVUD.. CABİR'den alıyor.. Allah ondan razı olsun.. Kısaca menkıbeleri, 11. ve 12. Hadis-i Şeriflerin sonundadır..
( رواه أحمد )
۲۱۵ اقروا عَلَى مَوْتَاكُمُ سُورَةَ بس .
215) «Ölülerinize YASİN sûresini okuyunuz..>>>
**
Bilhassa, perşembe ile cumayı, pazarla pazartesiyi birbirine bağla yan gecelerde YASİN suresini okumalıdır..
۲۱۷ أكبر الكبائر الإشراك باللهِ ، وَقَتْلُ النفس ، وَعَقوق الوالدين ، ) رواه البخاري ) وَقَوْلُ الزَّور .
217) «Büyük günahlarım en büyüğü: Adam öldürmek.. Ana babaya asi olmak.. Bir de yalan söylemektir..>>>
* **
Canı sen mi verdin ki, öldürürsün.. Dişinden tırnağından artırarak seni besleyen, büyüten ana babaya nasıl asi olursun.. Munafık mısın ki yalan söylersin..
۲۱۸ أَكْثِرُوا ذِكْرَ الْمَوْتِ ، فَإِنَّهُ يُمَحِّصَ الذَّنُوبَ ، وَيُزَهْدُ فِي الدُّنْيَا فَإِنْ ذَكَرْتُمُوهُ عِنْدَ الْغَنَى هَدَمَهُ ، وَإِنْ ذَكَرْتُمُوهُ عِنْدَ الْفَقْرِ أَرْضَاكُمُ بَعَيْشِكُمُ . ( رواه ابن أبي الدنيا عن أنس )
218) «Ölümü çok çok hatırlayımız.. Zira ölüm: Günahların erime-sine sebep olur.. Ve sizi dünyaya karşı zahid eyler.. Sonra ölümü; zenginlik anınızda hatırlarsanız, onun zararını yı-kar.. Fakirlik halinizde hatırlarsanız, halinize razı kılar..>>>>
Öllümü düşünen günah işleyemez; yaptıklarına da tevbe eder.. Dün-ya işlerinde gani gönüllü olur.. Ve haline razı olur.. Kimsenin dünyalı-ğına göz dikmez..
Ravi: IBN-I EBUDDÜNYA ve ENES (R.A.).. menkıbeleri, 1. ve 117. Hadis-i Şeriflerin sonunda..
219) «Cuma günü ve gecesi, bana çok çok salavat getiriniz.. Kim bu-nu yaparsa, kıyamet günü onun iyi amellerine- şahid olur, şefaat ederim..>>
* **
Cuma günü malûm.. Fakat cuma gecesini, yeni nesil yanlış anlıyor.. Asıl cuma gecesi, perşembeyi cumaya bağlayan gece olduğu halde, cu-mayı cumartesiye bağlayan gece sanıyor..
220) «Bana çok salavat getiriniz, bana salavatınız, günahınızın bağışlanmasıma sebep olur.. Derece ve vesile isteyiniz. Çünkü Rabbım katında benim vesilem, sizin için şefaattir..>>
Salavat-ı Şerifelerin çok çeşidi vardır.. Dua kitaplarına bakmalı.. Kolay geleni ezber edip, boş zamanlarda hep okumalıdır..
Ravi: IBN-I ASAKIR.. Menkıbesi 86. Hadis-i Şerifin sonundadır.. Ama esas ravi Hz. HASAN.. Allah ondan razı olsun..
**
Hz. HASAN: Künyesi EBU Muhammed.. Peygamber (8.4) efen dimizin sevgili torunu.. Hz. ALİ'nin (R.A.) sevgili oğlu..
Ibn-i Abdülberr onun için şöyle diyor:
- O halim selim bir zattı.. Takva ve fazilet sahibi idi..
Imam-ı Şa'rani Hz. onun için şöyle diyor:
Doğunca, Peygamber (S.A.) efendimiz kulağına ezan okudu ve adım HASAN koydu..
Babasından sonra hilafeti aldı.. Yedi ay kadar halife oldu..
Fazileti saymakla bitmez.. 48 yıl kadar yaşadı.. Hicretin 3. yılında doğdu, 51 yılında vefat etti..
224) «HAZM odur ki, görüşü tam biri ile müşavere edesin.. Sonra ona uyasın..>>
* **
HAZM'ın lügat manası: İyi rey sahibi olmak, ve tedbirli hareket-tir.. Böyle olmak için müşavere yolu en iyisidir.. Müşavere edilen kim-seler, müşavere mevzuu olan işin ehli olmalıdırlar..
Cümlesinden murad ise, niyetleri olsa gerek. Mallarını ne niyetle topladılar.. Sonra, hangi gaye ile İslâm'a girdiler.. Şüphesiz bunları an-cak Allah-ü Taala bilir.. Ve hesabını da o soracaktır..
** *
Ravi: BUHARI ve MÜSLİM'dir.. EBU HÜREYRE'den alıyorlar.. Menkibeleri, 2. ve 5. Hadis-i Şeriflerin sonundadır.. Allah onlardan razı olsun..
231) «Allahım kalbime nur ver.. Dilime nur ver.. Gözümde nur of sun... Kulağımda nur olsun.. Sağıından nur, solumdan nur gel-sin.. Altum nur, üstüm nur olsun.. Benim için nuru büyüt...
Dualar, daha ziyade aslından yapılmalıdır.. Yani Peygamber (S.A) efendimizden rivayet edildiği gibi..
Anlayacağınız gibi aşağıda birkaç tane daha dua meali vardır.. Bunların asılları da tercümesini yaptığımız eserdedir. Numaralarına gö re bulmak mümkündür...
Ravi: BUHARI ve MÜSLİM'dir Menkıbeleri 2. ve 5. Hadis-i Şerif. lerin sonundadır..
233) «Allahım, bildiğim veya bilmediğim, hayrım hepsini senden di-liyorum.. Bildiğim, bilmediğim bilcümle şerden sana sığınıyorum..>>
*
Ne güzel dua.. TABERANI rivayet ediyor.. Henkıbesi 9. Hadis-i Şerifte.. Ama esas ravi; CABİR b. SEMÜRE'dir.. Bu zat sahabedir. La-kabı, Ebu Abdüllah ve Ebü Halid'dir. Hicretin, 66. yılında Kûfede ve-fat etmiştir.
234) «Allahım, beni iyilik ettikleri zaman, sevinç duyan; bir kötülük edince de, istiğfar eden kimselerden eyle..>>>
Hepimiz nefis sahibiyiz.. Elimizden hata çıkabilir.. Derhal istiğfar gerektiği bu Hadis-i Şerifte işaret buyruluyor.. Sonra iyilik anındaki sevinç kibre varmamalı.. Buna da dikkat gerek..
Ravi: Hz. AİŞE (R.A.).. IBN-I MACE ondan alıyor.. Menkibeleri, 8. ve 68. Hadis-i Şeriflerin sonundadır..
235) «Allahım, huşuu olmayan kalbden, duyulmayan duadan, doy-mayan nefisten, faydasız ilimden sana sığınırım.. Bu dört şeyin tümünden sana sığınırım..>>>
**
Bilhassa içinde huşu, huzur namına bir şey olmayan kalbden..
** *
**
TİRMİZİ rivayet ediyor.. İBN-İ ÖMER'den almıştır.. Menkıbeleri, 7. ve 13. Hadis-i Şeriflerdin sonunda..
236) «Allahım, bana sevgini nasip eyle.. Katında, sevgisi bana fay-dalı olanın sevgisini de nasip eyle.. Allahım, sevdiğim bir şeyi bana nasip edersen, sevdiğin şeyde bana bir kuvvet olsun..
Allahım, sevdiğim bir şeyi benden alırsan, bu alış da- sev-diğin şeyle olmaya benim için bir vesile olsun..>>
Bu da Peygamber (S.A.) efendimizin bir başka güzel duasıdır.. İMAM-I TİRMİZİ'den alınmıştır.. Menkıbesi, 13. Hadis-i Şerifin sonun-dadır..
Hz. Amine, gunlerini, Nur Yavrusuna yetimlik hüznünü, o hüznün iç burukluğu te geçiriyordu. Gücünün yetmediği işler, istekler oldu-
2024 BEDIUZZA TAKVIMI
TARİHTE BUGÜN
-1727-Isaac Newton'un ölumu.
1909-Bediüzzamanın "Reddü-I-Evham" isimli makalesinin birinci bölümü Volkan gazetesinde yayınlandı.
31
PAZAR
SUNDAY
MART
MARCH
BİR AYET
Kendiniz için ne hayır işlerseniz, Allah katında onu bulursunuz.
Bakara Suresi: 110
BİR HADİS
Rızkınızın bollaşması için sadaka vererek Allah'tan yardım isteyin.
Deylemi
İnsan küçük bir âlem olduğu gibi, âlem dahi büyük bir insandır. Bu küçük insan o büyük insanın bir fihristesi ve hülåsasıdır. İnsanda bulunan numunelerin büyük asılları, insan-ı ekberde bulunacaktır. Lem'alar
İlmin kaldırılması, cehlin artması, zinanın alenileşmesi, içkilerin meydan alması, erkeklerin gidip kadınların kalması, hatta elli kadına bakan bir erkek kalıncaya kadar erkeklerin azalması, kıyamet alametlerindendir. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 132 / No: 6 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yuksel26 Mart 2025 01:47 Erkekler kadınlara itaat ettiklerinde mahvoldular. Ravi: Hz. Ebû Bekre (r.a.) Sayfa: 455 / No: 4 Ramuz El-Ehadis
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 132 1 Camilere çocukların musallat oluşu Allah'ın gadabının alametidir. Nehyedilseler bile onlar musallat olacaklardır. Hz. İbni Abbas (r.anhüma) 132 2 Allah'ın yarattıklarına benzetenler (canlı resmi ve heykeli yapanlar) kıyamet gününde en şiddetli azaba uğrıyacak kimselerden olurlar. Hz. Âişe (r. anha) 132 3 Hıyanetin en büyüğü, bir valinin kendi râiyesinde ticaret yapmasıdır. (Mevkiini kazanç vesilesi yapması) Hz. Ebul Esvedin dedesi (r.a.) 132 4 Hırsızların hırsızı, Emirin lisanını çalan kimsedir. (Emire nüfuz edip onun yularını eline alma) Hataların en büyüğü, bir müslüman malını haksız yere almaktır. Hasta ziyareti güzel işlerdendir. Ziyaretin tamamlanması da elini onun üzerine koyman ve nasıl olduğunu sormandır. Şefaatin efdali ise dargın evlilerin arasını bulmaktır. Dondan önce gömleği giymek (uzun gömlek olmalı) Peygamber giyimindendir. Dua ederken aksırmak ise duanın kabulunun işaretlerindendir. Hz. Ebû (r.a.)hen (r.a.) 132 5 Malın meydan alması, katiplerin artması, ticaretin çoğalması, cehlin yayılması, insanın ticareti, "Falan kimselerden izin almadıkça olmaz" şeklinde yapması, müstakil bir mahalde katib bulunmaması (ticaretin çokluğundan yazmıya vakti olan adam bulunmaz) kıyamet alametlerindendir. Hz. Amr İbni Tuğlabe (r.a.) 132 6 İlmin kaldırılması, cehlin artması, zinanın alenileşmesi, içkilerin meydan alması, erkeklerin gidip kadınların kalması, hatta elli kadına bakan bir erkek kalıncaya kadar erkeklerin azalması, kıyamet alametlerindendir. Hz. Enes (r.a.) 132 7 Mamur yerlerin harabe olması, harabe yerlerin imar edilmesi, cihadın terki, devenin pervasızca otlaması gibi bir adamın da elindeki emanetten faydalanması, kıyamet alametlerindendir. Hz. Atiyye (r.a.) 132 8 Kişinin nerede olursa olsun. Allah'ı unutmaması imanının efdal olmasıdır. Hz. Ubâde İbni Samid (r.a.) 132 9 Cennetten bir kamçılık yer dünya ve içindekilerden hayırlıdır. Hz. Enes (r.a.) 132 10 Cin taifesinin mü'minlerine de sevap vardır. Denildi ki: "Sevabları nedir?" Buyurdu ki: Onlar Â'rafta olurlar Cennette olmıyacaklar, "Â'raf nedir?" diye soruldu. Buyurdu ki, Cennet duvarıdır. Orada nehirler akar, ağaç ve meyvalar biter. Hz. Kays (r.a.)
Shein (asm) daha küçük yaşlardaki üstün özellikleri, mazhar oldu-per plağanüstü håller dikkat çekmişti. Sıradan insanlar, günlük işlerin etkisiy-ahl-i kitaptan onu takip edenler, Mekke halkı içinde de dikkatini çekmekte ve onu
ZEEL CARnyy Hayatı
TARİHTE BUGÜN
2024 BEL
1909-Bediüzzaman'ın "Reddü'l-Evham" isimli makalesinin ikinci bölümü Volkan'da yayınlandı.
• 1949-Türkiye İnsan Hakları Evrensel Beyannamesine katıldı.
• 1950-BM, Kudüs'ün ikiye bölünmesi planını kabul etti.
1
PAZARTESİ
MONDAY
NİSAN
APRIL
C
BİR AYET
Allah, "Ben ve
peygamberlerim elbette üstün geliriz" diye takdir buyurmuştur.
Mücadele Suresi: 21
BİR HADİS
Müslüman kardeşinde şunları gördüğünde ondan hayır bekle: Hayâ, emanete riayet ve doğruluk.
İbni Adiyy
İmâna ait bilgilerden sonra en lâzım ve en mühim a'mâl-i sâlihadır. Salih amel ise, maddî ve mânevî hukuk-u ibâda tecavüz etmemekle hukükullahı da bihakkın îfâ etmekten ibârettir.
1-Beş vakit namazı camide kılan Bismillahirrahmanirrahim demiş gibidir. 2-Ümmetim yıldızlara gidesiye kadar kıyamet kopmayacaktır. Hadis-i Şerif
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel16 Şubat 2020 08:31
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
Bismillahirrahmanirrahim
Elhamdülillah
Allahuekber
Subhanallah
Allahümmesallialaseyyidinamuhammed
Sallaahualeyhivesellem
Estagfirullah
CAMIÜ'S-SAĞIR
YanıtlaSilMUHTASARI, TERCÜME VE ŞERHİ
Allah'ı sevmenin yolu Resûlullaha (a.s.m.) tabi ol- maktan; söz, hål ve hareketlerimizde onu ölçü almak- tan geçer.
Resûlullahın (a.s.m.) hadislerinin herbiri ise karan- lıkta kalanlara bir ışık, yolunu şaşıranlara bir rehber, ölünceye kadar doğru yolda tutan bir kılavuzdur.
Resûlullahın (a.s.m.) hadisleri ahiret yolcusu olan insanlar için en sağlam birer ölçü, esas ve hayat pren- sipleridir. Bilhassa bunalımda olan çağımız insanlarına bir kurtuluş simidi, huzur ve saadet yollarını gösteren hatasız bir programdır. Hayata hayat, ruh ve nurdur.
Günümüzün insanının onun emir, yasak ve öğütle- rinden istifade edecekleri çok şeyler var. Ruh, kalp ve vicdanlar, onlara gıda, hava ve su kadar muhtaçtır.
***
Camiü's-Sağir, 10,000 civarında hadis-i şerifi ihtiva eden meşhur hadis kitaplarından biridir. Uyanıkken yetmiş defa Resûlullahı (a.s.m.) gören Celaleddin es-Suyuti (1445-1505) tarafından tasnif edilmiştir. Elinizdeki cildlerde, bu eserin, Feyzü'l-Kadir isimli şer- hi esas alınarak günümüze bakan 4000 civarında hadis ele alınmış, bazılarının açıklamaları yapılmıştır.
YA NE
Evet sabıkan bahsi geçmiş: Avucunda küçük taşların zikir ve tesbih etmesi; "Vema ra meyte iz raheyte sırrıyla aynı avucunda, küçücük taş ve toprak, düşmana top ve gülle hük münde onları inhizama sevketmesi; "Ven şakke'l kamer" nassı ile aynı avucunun parmağıy la Kamer'i iki parça etmesi; ve aynı el, çeşme gibi on parmağından suyun akması ve bir or- duya içirmesi; ve aynı el, hastalara ve yaralılara şifa olması, elbette o mübarek el, ne kadar harika bir mu cize-i kudret-i İlahiye olduğunu gösterir. Güya ahbab içinde o elin avucu küçük bir zikirhane-i Sübhanîdir ki, küçücük taşlar dahi içine girse, zikir ve tesbih ederler. Ve a'da- ya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur. Ve yaralılar ve hastalara karşı küçücük bir eczahane-i Rahmanîdir ki, hangi derde temas et- se derman olur. Ve celal ile kalktığı vakit, Kamer'i parçalayıp Kab-ı Kavseyn şeklini verir; ve cemal ile döndüğü vakit, âb-ı kevser akıtan on musluklu bir çeşme-i rahmet hükmüne girer. Acaba böyle bir zâtın bir tek eli, böyle acib mu'cizata mazhar ve medar olsa; o zâtın Hâlık-ı Kainat yanında ne kadar makbul olduğu ve davasında ne kadar sadık bulunduğu ve o el ile bi- at edenler, ne kadar bahtiyar olacakları, bedahet derecesinde anlaşılmaz mı?..
YanıtlaSilO, bütün resullerin sevuid
mukarrob
Güzel ahlak, ancak hayız veya zina mahsulu olandan soyulup alınır.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 205 / No: 12
Ramuz El-Ehadis
İnsanların akidlerini bozduklarını, emanetleri hafife aldıklarını, ve -parmaklarını birbirine geçirip- böyle olduklarını gördüğün zaman evini tercih et, lisanına sahip ol, maruf olanı al, münkeri bırak, kendi işinle meşgul ol ve ammenin işlerini kendilerine bırak.
YanıtlaSilRavi: Hz. Abdullah İbni Amr (r.a.)
Sayfa: 46 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
203 1 Hased imanı bozar. Sabr (müshil ilacı)nın balı bozduğu gibi. Hz. Ebû Hakim (r.a.)
203 2 Hak bununla beraberdir. Hak bununla beraberdir. (Hz. Ali r.a işaret ederek ilerideki fitneler için buyurmuştur) Hz. Ebû Said (r.a.)
203 3 Benden sonra hak, nerede olsa, Ömer İbni Hattab'ladır. Hz. Fadl İbni Abbas (r.a.)
203 4 Hikmet on cüzdür. Dokuzu halktan kendini çekmekte, biri susmaktadır. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
203 5 Halim olan adam, dünya ve ahirette seyyiddir. Hz. Enes (r.a.)
203 6 Nimete hamd etmek, o nimetin gitmesine karşı emandır. Hz. Ömer (r.a.)
203 7 Hamd olsun O Allaha, ümmetimden öyle kimseler yarattı ki, onlarla birlikte (zikrederek) sabretmeyi isterdim. (Şu mealdeki ayetin nüzulu üzerine bu hadisi şerif varid olmuştur. "Nefsimi, akşam ve sabah, sırf Onun rızasını murad ederek Rablerine dua edenlerle sabırlı kıl.") Hz. Selman (r.a.)
203 8 O Allah'a hamd olsun ki yedirir yedirilmez ve bize ihsanda bulunur, bize hidayet eder. Ve bizi doyurur, içirir ve bizi tatlı belalarla imtihan eder. Arası kesilmeyen nimetlerinin karşılığı ödenemiyecek olan, kendisine karşı nankörlük yapılamayacak olan ve kendisine muhtaç olmamaya imkan bulunmayan Allah'a hamd ederim. O Allah'a hamd olsun ki, bize yiyeceklerden yedirdi, içeceklerden içirdi. Çıplaklıktan giydirdi. Ve dalaletten hidayete erdirdi. Ve körlükten görür hale getirdi. Mahlukatının çoğuna da bizi üstün kıldı. Hamd, Alemlerin Rabbı olan Allah'a muhsustur. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
203 9 O Allaha Hamd ederim ki, Resulullahın gönderdiği adama, onun istediği şekilde hareket nasib etti. Ve tevfik ihsan etti. Hz. Muaz (r.a.)
203 10 Fatiha yedi ayettir. Birincisi Besmeledir. Fatiha Sebül mesanidir. (tekrar edilen yedi ayettir) Kur'anı azimdir. Ümmül Kur'andır. Ve Fatihatül Kitaptır. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
203 11 Ey Allahın düşmanı, seni zelil eden Allah'a hamd olsun. Bu ümmetin, bu firavunu idi. (Bedirde Ebu Cehilin başı getirildiğinde) Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
203 12 Ümmetim içinde seni bu şekilde yaratan Allaha hamd ederim. (Hz. Salim (r.a) için) Hz. Âişe (r. anha)
203 13 O Allah'a Hamd olsun ki, avretimi örtebileceğim bir elbise ile beni giydirdi. Ve hayatımda onunla beni güzelleştirdi. Beni Hak ile gönderene yemin ederim ki, hiçbir müslüman kul yoktur ki, Allah (z.c.hz) leri onu yeni bir elbise ile giydirdi de o da eskisini fakir bir müslümana verdi ise, o kimse diri veya ölü de olsa o elbisenin bir ipliği kalıncaya kadar Allah'ın hıfzında ve emanında olmasın. Hz. Ömer (r.a.)
203 14 Hamd olsun Rabbıma ki Beni senin gibi leîm kılmadı. (Ebu Cehili kasdederek) Hz. Ali (r.a.)
203 15 Humma günahları döker. Ağacın yapraklarının dökülmesi gibi. Hz. Abdullahil Kasrinin babasından
203 16 Humma, Cehennem ateşinin şiddetindendir. Onu su ile serinleşirin. (Bir rivayette zemzemle) Hz. Ömer (r.a.)
203 17 Humma, Cehennem körüklerinden bir körüktür. Ve mü'minin Cehennemden payıdır. Hz. Ebû Reyhâne
بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
YanıtlaSilليو الى اذهب عَنَّا الْحَزَنَ إِنَّ رَبَّنَا لَغَفُورٌ شَكُورٌ Hamd, bizden hüznü gideren Allah'a mahsustur. Şüphesiz Rabbimiz çok bağışlayandır, şükrün karşılığ "
verendir." (FATIR/34) قَاطِرَ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ أَنْتَ تَحْكُمُ بَيْنَ عِبَادِكَ فِي مَا كَانُوا فِيهِ يَخْتَلِفُونَ "Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan, gaybı da, görünen âlemi de bilen Allah'ım! Ayrılığa düştükleri şeyler " (ZÜMER/46)
konusunda kulların arasında sen hükmedersin. رَبعْتَ كُلَّ شَيْءٍ رَحْمَةً وَعِلْمًا فَاغْفِرْ لِلَّذِينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَبِيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ "Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O hâlde tövbe eden ve senin yoluna uyanlan
bağışla ve onları cehennem azabından koru." (MÜ'MİN/7) وَأَدْخِلُهُمْ جَنَّاتِ عَدْنٍ الَّتِي وَعَدْتَهُمْ وَمَنْ صَلَحَ مِنْ آبَائِهِمْ وَأَزْوَاجِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْ إِنَّكَ أَنْتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ Ey Rabbimiz! Onları da, onların babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da, kendilerine vaad "
Adn cennetlerine koy. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin." (MÜ'MİN/8) أَنَا
الَّذِيْنِ أَضَلَّانَا مِنَ الْجِنِّ وَالْإِنْسِ نَجْعَلْهُمَا تَحْتَ أَقْدَامِنَا لِيَكُونَا مِنَ الْأَسْفَلِينَ "Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster de onları ayaklarımızın altına alalım ki en aşağılıklardan olsunlar." (FUSSİLET/29)
- اكشِفْ عَنَّا الْعَذَابَ إِنَّا مُؤْمِنُونَ
"Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz". (DUHAN/12)
غْفِرْ لَنَا وَلِإِخْوَانِنَا الَّذِينَ سَبَقُونَا بِالْإِيمَانِ وَلَا تَجْعَلْ فِي قُلُوبِنَا غِلَّا لِلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا إِنَّكَ رَؤُفٌ رَحِيمٌ "Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere ka hiçbir kin tutturma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin." (HAŞR/10)
"Ey Rabbimiz! Ancak sana dayandik ist
تَرَكَلْنَا وَالَيْكَ آتَيْنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ
)
YanıtlaSil"Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz". (DUHAN/12)
اكْشِفْ عَنَّا الْعَذَابَ إِنَّا مُؤْمِنُونَ
اغْفِرْ لَنَا وَلِإِخْوَانِنَا الَّذِينَ سَبَقُونَا بِالْإِيمَانِ وَلَا تَجْعَلْ فِي قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا إِنَّكَ رَؤُفٌ رَحِيمٌ "Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin tutturmal Ey Rabbimizi Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin." (HAŞR/10)
نَا عَلَيْكَ تَوَكَّلْنَا وَإِلَيْكَ أَنَبْنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ
"Ey Rabbimiz! Ancak sana dayandık, içtenlikle yalnız sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır." (MÜMTEHİNE/4)
بنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِلَّذِينَ كَفَرُوا وَاغْفِرْ لَنَا رَبَّنَا إِنَّكَ أَنْتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
"Ey Rabbimizi Bizi, inkâr edenlerin zulmüne uğratma. Bizi bağışla. Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin." (MÜMTEHİNE/5) أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا بَّنَا
وَاغْفِرْ لَنَا إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ "Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter".
(TAHRIM/8)
"Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz). Şüphesiz biz zalim kimseler imişiz". (KALEM/29)
بْحَانَ رَبِّنَا إِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ
Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. (SAFFAT/180)
بْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ
(Bütün) Peygamberlere selâm olsun. (SAFFÄT/181)
سَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ
Ve Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. (SAFFÂT/182)
لْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
HADİS
YanıtlaSilHiç şüphe yok ki Allah, sadece kendi rızasını kazanma niyetiyle yapılan samimi amelleri kabul eder. (Nesai, Cihad, 24)
ÇAĞIN İHTİYACI: SAMİMİYET
Dinimiz İslam'da iman, ibadet ve güzel davranışların kabulü; halis niyet ve samimiyete bağlıdır. Niyet, her işin başı, kulluğun sırrıdır. Cenab-ı Hakk'ın rızasını kazanma arzusudur. Samimiyet ise inancın ve amelin yalnızca Al- lah'a has kılınmasıdır. İnsanın içiyle dışının, kalbiyle hâlinin bir olmasıdır. Niyet ve amel, birbirini tamamlayan ruh ve beden gibidir. Namazı fiziksel hareketten, orucu aç ve susuz kalmaktan, hac ve umreyi seyahatten ayıran niyettir. Mümin, imanında samimidir: Yalnızca Allah'a kulluk eder ve sadece O'ndan yardım ister. İbadetlerinde samimidir: Diliyle, bedeniyle ve gön- lüyle Rabbinin nimetlerine şükreder. Çevresine karşı samimidir: Ailesiyle, akrabasıyla, komşularıyla iyi ilişkiler kurar. Ameller, niyetlere göre kıymet kazanır. Samimiyetsiz işlerin Allah katında hiçbir değeri yoktur. Unutmayalım ki imanın lezzetine, ibadetin huşûuna, salih amelin huzuruna ve Cenab-ı Hakk'ın rızasına ancak halis bir niyet ve samimiyetle varılır.
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
305 1 Ümmetimin şerlileri, çok konuşan, düşüncesizce konuşan ve azametle konuşanlardır. Ümmetimin cumaları ise, ahlakça en güzel olanlardır. Hz. Ebû Hüreyre (ra)
305 2 Ümmetimin şerlileri, hem hakim mevkiini işgal eder, hem de şüpheli işlerle herkesle karşılaşırmısınız. Hükmünde isabet ederse kibirlenir. Gazablanınca da şiddet görülüyor. Kötülük yayan da onu işliyen gibidir. Hz. Ebû Hüreyre (ra)
305 3 Ümmetimin şerlileri, kendine mümtaz mevki veren, kendinin dince mevkiini beğenen ve amelinde mürailik yapan, hüccetinde muhhasama eden kimselerdir. Riyanın az da şirktir. Hz. Abdurrahman İbni Sabit (ra)
305 4 insanların şerlilerindendir o fasık ki, Allah kitabını okudu ve dini olarak, fıkhı da bilgi sahibi mevkiindeki fasıka dalkavuk oldu. Ve o adam bunun okuyuşu ile keyf etti. Allah (bunların her şeyin de) söylenmesinin de, dinliyenin de kalbini mühürler. Hz. İbni Ömer (ra)
305 5 Ümmetimin şerlileri ve Cehenneme sevk edileceklerin ilki, ümmetimden, yemeklerden doymıyan ve toplananklarından kanmıyan aç gözlülerdir. Hz. Ali (ra)
305 6 Şerlisi üç sınıftır: "Ana-babaya karşı kibirli olup, onları tahkir eden adam. İnsanlar arasında yalanla münaferet etmiş ve onları birbirine buğz edip birbirinden uzaklaşıncaya kadar fesad için koşan adam. Erkekle ailesi arasında yalan sözlerle koşup, kadının haksız yere kırgınlığı ve sonra arasını ayırıp sonrasında kadına kendi sahip olan adamdır. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
305 7 En fena yemek, kendisine zenginlerin çağırılıp fikaraların çağrılmadığı düğün yemeğidir. Kim ki davete icabet etmezse Allah ve Peygambere asi olmuş olur. Hz. Ebû Hüreyre (ra)
305 8 Evlerin en şerlisi hamamıdır. Orada sesler yükselir, avretler açılır. Denildi ki: "Hamamda tedavi uygulanıyor ve kirler gidiyor." Buyurdu ki: "Girecek olan ancak örtülü girsin." Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
305 9 Kıyamet menzili (derece) bakımından insanların en şerlisi, dilinden ve şerrinden korkulan kimsedir. Hz. Enes (ra)
305 10 Dünya şerefi zenginlik, ahiretin şerefi ise takvadır. Erkek ve dişiden kraliçelerin sizin şerefiniz müstağni olmanız, kereminizin takvası, hasebiniz ahlakınız, nesebiniz de amellerinizdir. Hz Ömer (ra)
305 11 Mü'minin alameti, gece namazının kılınması ve izzeti de insanların elindekinden müstağni olması. Hz. Ebû Hüreyre (ra)
305 12 Mü'minlerin kıyamette sırat üzerindeki alametleri: "Ya Rabbi Sellim, Sellim" sözüdür. (Selamete er.) Hz. Miğire İbni Şu'be (ra)
Ve keza Bediüzzaman Hazretleri de aynı mânâda Risale-i Nur esasatının kurtuluş için yegane çare olduğunu beyan ederken şöyle der:
YanıtlaSil"Bu memlekette, bu asırda, milleti anarşilikten, tereddî ve tedennî-i mutlakadan kurtaracak yegâne çaresi, Risale-i Nur'un esasatıdır. " (Kastamonu Lâhikası s:131)
Esasat-ı Nuriye
Cüz: 17
YanıtlaSilRahu'l-Beyân
7
KIYAMET DEPREMİ
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ إِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَيْءٌ عَظِيمٌ ﴿۱﴾ يَوْمَ تَرَوْنَهَا تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّا أَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وَتَرَى النَّاسَ سُكَارَى وَمَا هُمْ بِسُكَارَى وَلَكِنَّ عَذَابَ اللَّهِ شدِيدٌ (۲) وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُجَادِلُ فِي اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّبِعُ كُلَّ
شَيْطَانٍ مَرِيدٍ (۳) كُتِبَ عَلَيْهِ أَنَّهُ مَنْ تَوَلَّاهُ فَإِنَّهُ يُضِلُّهُ وَيَهْدِيهِ إِلَى
عَذَابِ الشعير (٤)
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla
1. Ey insanlar! Rabbinizden korkun! Çünkü kıyamet vaktinin depremi müthiş bir şeydir!
2. Onu gördüğünüz gün, her emzikli kadın emzirdiği çocuğu unutur, her gebe kadın çocuğunu düşürür. İnsanları da sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allah'ın azabı çok dehşet- lidir!
22. Hac Sûresi
YanıtlaSilAyet: 1-2
3. Insanlardan, bilgisi olmaksızın Allah hakkında tar- tışmaya giren ve her inatçı şeytana uyan birtakım kimseler vardır.
4. Onun (şeytan) hakkında şöyle yazılmıştır: Kim onu yoldaş edinirse bilsin ki (şeytan) kendisini saptırau cak ve alevii ateşin azabına sürükleyecektir.
"Ey insanlar! Rabbinizden korkun!" yani işlerinizin maliki ve siz Herbiye eden Rabbiniz'e itaat ederek O'nun ceza ve azabından salo Lerbiye eden klydmet vaktinin deprete delalet eligaudir kelimesi, harflerinin tekrar edilmesinin de delalet ettiği üzere, pes pese badensiddetli sarsıntı demektir. Çünkü zelzele fiili, "zelle f murahdır "الساعة" kıyamet demektir. el-Müfredat'ta kayamet gününde hesap çabuk görüleceği için ona bu isim verilmiştir. belirtildiği üze
Ålimler bu depremin vakti hakkında ihtilaf etmişlerdir. Kims bunun, dinyada güneşin batıdan doğmasından az önce meydana gele ceğini söylemiştir. Bu görüşe göre emzikli kadınların çocuğunu ume ması, gebelerin çocuğunu düşürmesi gerçek anlamında olur. Bazılanma göre ise bu deprem kıyamet gününde olur. Bu durumda emzikli kade lanın çocuğunu unutması ve gebelerin çocuğunu düşürmesi, bir temsi olduğu yorumu yapılır. En äşikâr olanı ise İbn Abbas (r.anhümalme زلزلة الساعة kıyametin kopmasıdır." sözleridir. Bu durumda bu ifade mânăsı şöyle olur: Kıyamet koptuğunda meydana gelecek olan deprem büyük bir şeydir. Onu vasfetmek imkânsızdır. Şu halde azabdan kurti mak için takvaya sarılmak lazımdır.
يَوْمَ تَرَوْنَهَا تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّا أَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ
حَمْلٍ حَمْلَهَا وَتَرَى النَّاسَ سُكَارَى وَمَا هُمْ بِسُكَارَى وَلَكِنْ
عَذَابَ اللَّهِ شَدِيدٌ (۲)
2. Onu gördüğünüz gün, her emzikli kadın emzirdiği Çocuğu unutur, her gebe kadın çocuğunu düşürür.
RANS
YanıtlaSilEy insanlar! Kadınların haklarına riayet ediniz! Onlara şefkat ve sevgi ile muamele ediniz! Onlar hakkında Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim...
147
FERASET SAHİBİ BİR EŞ: ÜMMÜ SELEME
Peygamberimizin evlilik gerçekleştirdiği hanımlardan birisi de kabile bağlarının oldukça güçlü olduğu bir yapıda Hz. Peygamber'e düşmanlıkta en ileri gitmiş Mahzüm kabilesine mensup olan Ümmü Seleme'dir. Kabile- sinin İslam nefretine rağmen İslam'a girmenin en zor olduğu bir dönemde İslam'ı ilk seçenler içinde yer alışıyla, dönemin seyahat imkanlarının tüm zorluklarına rağmen inancı adına Habeşistan gibi deniz aşırı bir yere hicret edişiyle, Hz. Peygamber'in davetine itaatin bir yansıması olan Medine'ye hicreti küçücük çocuğuyla yapmayı göze alan cesaretiyle ilk dönem İslam toplumu içinde müstesna bir yer edinmiştir. Keskin zekası sayesinde ver- diği isabetli fetvalarıyla, Hz. Peygamber'i ikna eden konuşmalarıyla, fitne dönemlerinde geriye çekilme basiretiyle dikkat çekmiştir. Ümmü Seleme, şür bilgisi ve okuma-yazma becerisi ile İslam toplumunda donanımlı kadın profilini çok iyi yansıtan örneklerden biri olmuştur.
KUR'AN-I KERİM MEAL VE TEFSİRİ
YanıtlaSilProf. Dr. TALAT KOÇYİĞİT
LS
14. CİLT
YanıtlaSilKIYAMET ALAMETLERİ
143
talıktır. Beşeriyetin yaratılış hikmeti gereğince bu hastalıklara her de- virde her yerde rastlanır. Ancak çerçevesi dar, gücü zayıftır. Fakat, anla- şılan o ki, kıyameti zaruri kılan bir hal olarak, bunlar, hem yaygınlık, kökleşeceklerdir. a- de fevkalåde kesafet kazanarak cemiyetin bünyesinde Beşeriyeti bir bütün olarak bir uzva, bir heyet-i içti- maiyeye benzetecek olursak, bu büyük beşerî uzviyet tıpkı münferid bir insan gibi, bünyesine yerleşen bu kadar ağır hastalıklara dayanarak, on beş çeşit hastalıkla, ağır hasta yatan tedavisiz bir beden gibi, ölüm ona daha hayırlı ve belki de bir kurtuluş olacaktır. Kıyamet bir bakıma onul- maz şekilde içtimâî marazlarla alude olmuş beşeriyetin ölümüdür. Anla- şılacağı üzere bu külli ölümü, beşeriyet, şeriat-ı İlahiyeyi dinlemeyerek kendi eliyle hazırlamaktadır. Hadiste sayılan on beş marazın herbiri di- nin yasak ettiği bir haramdır. Dikkat edersek insanlığın, kendi eliyle ördüğü teknik çerçevenin sağladığı kolaylık ve imkanların da yardımıyla, rihu'l-hamra vetiresinde her geçen gün daha da artan bir sür'atle yol aldığını görürüz.
2- Hadisin anlaşılması için, kapalı olan bazı tabirlerin yanına paran- tez içerisinde açıklayıcı ilavelerde bulunduk. Burada sonradan gelen ne- sillerin önceden gelenlere (yani halefin selefe) hakareti meselesi ile ilgili bir açıklamayı kaydedeceğiz. Tibî der ki: "Bundan maksad, halefin (arka- dan gelenlerin) selefi (Sahabe, Tabiin ve Etbau't-tabiin gibi Resulullah'ın senasına mazhar olan nesilleri) ta'n etmesi onlara birkısım kusurlar izafe etmesi, salih amellerde onlara ihtida etmemesidir. Bu davranışlar onlar hakkında lanet gibidir." Aliyyu'l-Kârî te'vile kaçmaya gerek olma- dan, selefe lanet eden zümrelerin varlığına dikkat çekerek "Bunlar kâfir veya mecnundur, ama lanet edici bir zümredir" der ve ilave eder: "Bu zümre sadece lanetle de yetinmeyip, selefi tekdir de ediyor. Bu cinayeti işlerken dayanakları fasid olan hevaları, kısır olan efkârlarıdır. Böyleleri mesela Hz. Ebu Bekr, Hz. Ömer, Hz. Osman radıyallahu anhüm ec- main'in, (Resulullah'tan sonra) hilafeti haksız olarak ele geçirdiğini, aslında hilafetin Hz. Ali'nin hakkı olduğunu iddia ederler. Gerçek şu ki, bu iddia batıldır ve bu hususta selef ve halef bütün ümmet icma etmiştir. Bu icmaya karşı çıkan münkirlerin iddialarının hiçbir değeri yoktur. Kur'an ve sünnette hilafetin Resulullah'tan sonra Hz. Ali'ye ait olduğuna dair hiçbir delil, hiçbir nass mevcut değildir."
5047 ١٤- وعن ابن عمرو بن العاص رضي الله عنهما قال : [ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ : أَوَّلُ الآياتِ خُروجاً طُلُوعِ الشَّمْسِ مِنْ مَغْرِبِهَا، وَخُرُوجُ الدَّابَّةِ عَلَى النَّاسِ ضُحى،
HULÜL NAZARİYESİ
YanıtlaSilVäcip mümküne hulül edemez. (Mh.) 118:3. makale
HURAFE
Hıristiyanlık hurafättan sıyrılacak. (H.Ş.) 34; (E.L.) 2:118. Hurafatı arkasına takar. (Mh.) 21.
Hurâfat doğru şeyin kuvvetini bitirir. (Mh.) 21:1. maka. 4. muk. Mecaz ilmin elinden cehlin eline düşse hakikate dönüşür ve hu- rafata kapı açar. (Mh.) 22:1. makale. 5. mukaddime Teşbih ilmin elinden cehlin eline düşse hakikate dönüşür ve hu- rafata kapı açar. (Mh.) 22:1. makale, 5. mukaddime Yaratılışta olan güzellik, azamet ve ulviyete kanaat etmemek hurafatı netice verir. (Mh.) 43:1. makale 12. mukaddime
HUSÛMET (Bak:adâvet)
HUTBE
Hutbenin Türkçe okunması. (M.N.) 78: Hubâb; (S.) 445:27. Söz 3. sü
HÜKÜMET
Allah'ın indirdiği ile hükmetmemek. (Mn.) 124. Asımızın hükümetleri ilme dayandığından hızırvari bir ömre mazhardır. (Mn.) 33.
Bediüzzaman Meşrûtiyetten önce hükümete muteriz olduğu hal- de, hükümete itiraz edenlere de itiraz ederdi. (Mn.) 123.
Bediüzzaman eski hükümetleri tenkit etti. (T.H.) 578: Afy. hayatı Bediüzzaman hükümetin manevî şahsını ithamdan kurtarmaya
çalıştı. (T.H.) 211:Esk. hayatı Bir hükümet tamamıyla mâsum olamaz. (Mn.) 39, 51.
Cumhuriyet hükümetinin çifte sıtandardı. (T.H.) 353, 361:Den. hay. Cumhuriyet hükümeti ilim hürriyetini yasaklayamaz. (T.H.) 197:
Eskişehir hayatı
FİHRIST/273
Cumhuriyet hükümeti kuvvetlidir. (D.H.O.) 81. Emånet layık olanlara verilmelidir. (Mn.) 133. Her hükümette muhalefet bulunur. (T.H.) 575:1sp. hayatı Hiçbir hükümet månevi kuvvetinin kaynağını yasak etmez. (
YanıtlaSilT.H.) 199:Esk. hayatı
Hikmet-i hükümet. (S.) 54:10. Söz bakar, kalbe bakmak hakkı yoktur. (T.H.) 196:Esk hay.
Hükümet ele Hükümet, halkına vesâyete muhtaç çocuk nazarıyla bakmamal
dır. (Mn.) 132.
Hükümete hasenat seyyiat noktasından bakmak gerektir. (Mn.) 51. Hükümetler bir tek siyasi kanaata sahip olamaz. (T.H.) 205
Esk, hayatı Hükümet her milletin dillerini ve âdetini muhafaza için teşeb
büse geçmelidir. (Νι. İç. R.) 2:255.
Hükümet içinde hükümet zararlıdır. (H.Ş.) 115:Cemi. Th. Mahsus
Hükümeti ikaz. (Mk. İç. R.) 2:279.
Hükümet hizmetkarlıktır. (Mn.) 42, 79.
Hükümet Kur'ân dersleri ve dinî dersler verilmesi için emir ver- miş (E.L.) 1:230.
Hükümet-i meşrůtânin timsal-i nûrânisi, "Hepiniz çobansınız ve idareniz altındakilerden mes'ulsünüz" hadisini esas alır.
(Mn.) 27.
Hükümetin istibdadı. (Mn.) 26.
Hükümetin istibdadı küçük istibdatların pederidir. (Mn.) 33.
Hükümet memurları birden değiştirmemelidir. (D.H.O.) 86. Hükümet millete zararlı fikirleri yasaklayabilir. (T.H.) 213:Esk. hay Hükümet milletle barışmalıdır. (T.H.) 211:Esk, hayan Hükümet raiyeti olmayanlara kanununu tatbik edemez. (M)
417:29. Mektup, 6. kısmın zeyli, 5. si
Hükümetin sü-i istimālinin zararı. (Mn.) 133.
Hürriyeti lafızdan ibaret olan bir hükümetin en rahat yeri hapis
hane olsa gerektir. (D.H.Ö.) 20, (T.H.) 59.
FIHRIST/274
Hangi bir davetçi ki, bir dalalete çağırıb da peşine de adam düştü ise, peşine düşenlerin her birinin günahı kadar günah da ona yazılır. Ve bu, diğerlerinin günahından bir şey eksiltmez. Herhangi bir davetçi de hidayete çağırdı da ona uyuldu ise, uyanların sevabı kadar da ona yazılır ki, bu da diğerlerinin ecrinden hiç bir şey eksiltmez.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 178 / No: 3
Ramuz El-Ehadis
ÇAYLAR, KAHVELER EŞLİĞİNDE BOL MUHABBETLE KULLUK, CİHAT, TEBLİĞ VB.
YanıtlaSilGÜZEL İÇERİKLİ
KONUŞMALAR VE
HAYATA GEÇMEYEN PLANLAR YERİNE AYAĞA KALKIP İŞ YAPMAK LAZIM.
HERKES KONUŞUR.
AMA KONUŞANLAR DEĞİL DE AZ DA OLSA DEVAMLILIKLA HAYRA DEVAM EDENLER YOL ALIRLAR. ALLAH BİZİM SÖZLERİMİZE
VE DIŞIMIZA
BAKMAZ. O KONUŞUP
GÜZELLİKLERE GÜZEL
ÖVGÜLER DİZENLERİ
DEĞİL DE BUNU
HAYATA GEÇİRENLERİ ÖNEMSER VE MÜKAFATLANDIRIR.
A
YanıtlaSilHAŞİM AKIN
nsanoğlu hayal kurar, planlar yapar to bu işleri yapar, çok güzel şeyleri lardan daha güzel de yapıp birçok güzellemeleri sırala- may da becerebilir. Ancak dan Allah de amellerine ve ihlasına bakar.
Insanoğlu her arzu ettiğini ve hayalini kurduğu güzellikleri nihai olarak yaşayamayabilir. Çok niyet ettiği halde başaramadıkları da olur. Ancak karınca misali "tara- fim belli olsun" diye söndüreme- yeceğini bildiği halde Firavun'un ateşine su taşımayı ahmaklık ve beyhude uğraş olarak görmez.
Selman (r.a) der ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöy- le buyurmuştur: "Bir toplumda sözler öne çıkıp ameller geri kal- dığında, dil sevdiğini söylerken kalpler buğz ettiğinde, akrabalar
konuşur, birbirleriyle ilişkilerini kestiğinde Yüce Allah onları lanetler, kulak yapanlarını sağır, gözlerini de kör eder." edebiyat (El Mu'cemu'l-Kebir Taberání)
İslam'la şereflenmiş ve ahiret kagisi olan her kisi eva tave mun Allah'ın rızasını kazanma onun ebedi nimetlerine ulaşma gibi hedefleri vardır. Bu iş zanne- dildiği kadar da zor ve imkânsız değildir. Yani Allah, Kaf dağının arkasında duran Zümrüd-ü Anka kuşu gibi olmayacak hayali şeyle ri istememiştir.
Yukarıdaki Selman-ı Farisi'nin (r.a) rivayet ettiği hadisi şerifte bizden üç ana noktada dikkat ve rikkati istiyor.
1. Söze değil amele sarılmak gerek. Çaylar, kahveler eşliğin de bol muhabbetle kulluk, cihat, tebliğ vb. güzel içerikli konuşma
f
lar ve hayata geçmeyen planiar yerine ayağa kalkıp iş yapmak la zumi a Herkes konuşur. Ama k şanlar değil de az da olsa devam lılıkla hayra devam edenler yol dışımıza bakmaz. O komme konuşup g zelliklere güzel övgüler dizenleri değil de bunu hayata geçirenleri önemser ve mükafatlandırıt
2. Söz ile kalp arasında uyum olacak. Konjonktüre uysun diye
önünde yüzüne gülücükler dağ tırken arkasından ileri geri konuş malar Müslümanca bir tavır de ğildir. Müslümanın Müslümanca bir duruşu olur. Sevdiklerine kary bunu gizlemeden izhar ederken sevmediklerine ve buğz etmesi gerekenlere de mesafesini ko yar. Ona sevmediğini söyleyeme se bile hiç olmazsa yüzüne kary methiyeler sıralamaz. Bu durum
36 ALTINOLUK
Ebü Hüreyre'den (ra) rivayet edildi- ğine göre bir adaden
YanıtlaSil- Ya Rasûlallah! Benim akrabam var Ben kendilerini ziyaret ediyorum, on- lar bana gelip gitmiyorlar. Ben onlara İyilik ediyorum, onlar bana kötülük ediyorlar. Ben onlara anlayışlı davranı- yorum, onlarsa bana kaba davranıyor- lar, dedi.
bir Müslümana çevresindeki insanlara karşı kabalaşma ve kırıcı olma hakkını vermez. Karşısındakı şahsın hatası- m hem de toplum içinde en kaba ve yersiz biçimde söyleme ve onun anu- runu rencide etmesini istemez. "Ben doğruları söylerim" diye kalp kırmak da Müslúmana yakışmaz. Özü ve sözü bir olan, kırmadan ve kırılmadan çev resiyle uyumlu Müslüman tipi her za- man makbul insan tipidir. Kaldı ki ba- zen bizim hata olarak gördüğümüz du rum, onda başka icbarı hal de olabilir.
şöyle buyurdu:
Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (s.a.v)
"Eğer dediğin gibi isen, onlara sıcak kül yutturmuş oluyorsun. Sen böyle davrandıkça, Allah'ın yardımı seninledir." (Müslim, Birr 22) Yani sıla-i ra- him ibadetinin tek taraflı devamı çok mümkün olmasa da bu konuda gayret gösterenler de boşta kalmayacaklar. Onları bekleyen Allah'ın yardımı gibi büyük bir nimet var.
Bu üç önemli uyarıya kulakların ti-
3. Akrabalar aralarında ilişkiyi kesmeyecek. Sila-i rahim dediğimiz, İslam'ın kardeşlik ve vahdet anlayışına destek olacak uygulama çok önemli dir. Münafiklar da kendilerini ve inanç değerlerini yeryüzüne häkim kılmak isteyeceklerdir. Onların da çok güzel ve gayet süslü planları olacaktır. Ken dilerinin reklamını yapacaklar ve in- sanları o daireye davet edeceklerdir. Ama Rabbimiz onların planlarını ve ağızlarından çıkan sözlerinden daha farklı olarak gerçekleşecek uygulama- larını haber veriyor. "Ey münafıklar! Demek fırsatını bulup iş başına ge- çecek olsanız, yeryüzünde bozgun- culuk yapacak ve akrabalık bağlarını keseceksiniz, öyle mi?" (Muhammed, 22) Yeryüzünde bozgunculuk yapmanın bir münafıklık olduğunu bilir ve kabul
ederiz. Ama ya akrabalarla ilişkiyi kes-
mek?
Tavsiye edilen bu davranışların ilk
ikisi bireyseldir. Yani kişinin kendi se- çım ve gayretine bağlı olarak devam edilebilir. Ancak üçüncü maddede yer alan ve akrabalarla ilişkileri kesmeme konusundaki emir bireysel olarak ve tek taraflı yaşanabilecek bir durum da değildir. Burada karşılıklı olarak ve ortak bir hassasiyetle devam edecek bir durum söz konusudur. Bazen sizin bu konudaki hissiyat adımlarınız karşı tarafta aynı şekilde makes bulmaya billir, Birinin bu konuda dikkatli olma şı yetmeyebilir. Zira akrabalık ilişkileri tek yönlü sürdürülebilecek bir ibadet değildir.
kandığını ve gereken hassasiyetin gös- terilmediğini hepimiz biliyoruz. Böy- lesi emredilmiş güzelliklerin yaşan- mamasında; ferdi bir hayat yaşamak, değişen şartlar, şehir hayatı, modern çağın çıkmazları vb. birçok nedeni say- mak mümkündür. Böylesine aymaz, bencil, ikiyüzlü ve samimiyetten uzak bir hayat; Allah'ın lanetini gerektire- cek bir durum olarak işaret ediliyor. Kulakların sağır olması ve gözlerin kör olmasından herkesin kafasındaki göz ve kulaklarını kaybedeceğini anlamak çok basitlik olur.
Bu hadisi şerif hem dünyayı hem de ahireti mamur edecek üç maddelik bir hazırlığa işaret ediyor. Zor günler için herkes bir azık hazırlar. Biz de hazırla- nacağız... Hakkı duyamamak, Allah'ın ayetlerini görememek, bu konuda ya- pılan uyarı ve ikazlar karşısında kör ve sağır davranmak herkese verilecek bir azap ve ceza değildir. Dünya hayatın- daki nimetlerin çokluğu, göreceli de olsa yaşadığı mutlu hayat bizi aldat- mamalı. Asıl ceza; rıza-i ilahiden uzak kalmak ve gazabı hak edecek fillere dalmaktır.
RABBİM BENİ VE NESLİMİ NAMAZ KILANLARDAN EYLE
YanıtlaSil10
Ekim 2024 / R.Ahir 1446 www.altinoluk.com. Sayı: 464-130.00
Cimrilikten sakının. Zira sizden öncekiler ancak cimrilikleri yüzünden helak oldu. Onlar cimrilikle emrettiler de diğer kimseler de cimri oldular. Onlar sılai rahimi kesmekle emrettiler, diğerlerini de kestiler. Ve onlar facirlikle emrettiler, öbürleri de facir oldular.
YanıtlaSilRavi: Hz. Abdullah İbni Amr (r.a.)
Sayfa: 176 / No: 2
Ramuz El-Ehadis
Fitnelerden sakının. Zira, lisanla fitneye düşmek kılıç çalmak gibidir.(Kılıcın tesiri gibidir)
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 176 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
İhtilal, zekâtın ölmesinden ve faizden çıkmış.(S.) 649:Lemaat.
YanıtlaSilBir Hazinenin Anahtarı RİSALE-İ NUR KÜLLİYATI FİHRİST VE İNDEKSİ
İsmail Mutlu
sy. 292.
Hanginiz bir ağrı hissederse, sağ elini onun üzerine koysun ve üç defa "Allah'ın adını" zikretsin. Ve yedi defa şöyle desin: "Euzu bi izzetillahi ve kudretihi min şerri ma ecidü ve uhaziru." (Hissettiğim ve çekindiğim hastalığın şerrinden Allah Teala'nın izzet ve kudretine sığınırım)
YanıtlaSilRavi: Hz. Osman İbni Ebul Asi (r.a.)
Sayfa: 177 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
Her bastalık Müslüman'a bir şifadır. Bazı nefsini temizler, bazısı da günahlarını." Hazret-i Ebû Bekr (Radıyallahu Anh)
YanıtlaSil"Söz ilaç gibidir, gereği kadar sarf edilirse fayda verir. Gereğinden fazlası ise zarara sebep olur." Amr ibni'l-As (Radryallabu Anh)
"Ey Ademoğlu! Ecelinin peşinden nasıl ilerlediğini görseydin, emellerinin seni nasıl aldattığına kızardın." Hasen-i Basri (Radıyallahu Anh)
"Bilmek gerekir ki kalp göze tabidir. Göz baramlara kapatılmadıkça kalbi korumak zor olur."
Imam- Rabbant (Kuddise Sirrubi) Hazretleri
YanıtlaSil
Yuksel27 Kasım 2024 05:31
Hasen- Bari
"Bilmek gerekir ki kalp göze täbidir. Göz haramlara kapatılmadıkça kalbi korumak zor olur."
Imam-ı Rabbani (Kuddise Sirrubů) Hazretleri
"Medreseler Allah-u Te'ala'nın himayesindedir ama Allah-u Te'ala'nın emri yaşatıldıkça! Tekkeler Allah-u Te'ala'nın himâyesindedir, orada zikredenler şeriat üzere olurlarsa."
Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhů) Hazretleri
"Ihlas, Allah-u Te'ala ile kul arasında bir sırdır. Onu melek bilemez ki yazsın, şeytan bilemez ki bozsun, nefis farkedemez ki saptırsın."
Cuneyd-i Bağdadi (Kuddise Sirrubů) Hazretleri
"Sabırsızlığın olduğu yerde sıkıntı ve musibetler birer ceza, sabrın bulunduğu yerde ise birer nimettir." Abdülkadir-i Geylani (Kuddise Sırruhů) Hazretler
YanıtlaSil
Yuksel27 Kasım 2024 05:32
Gazze'nin Kurtuluşu İçin Hacet Namazları Kılmayı ve Duâlar Yapmayı İhmål Etmeyelim!
Qalegtu
Aylık İlim, Kültür ve Fikir Dergisi
回
QR Kod ile Abone olabilir veya yenileme yapmak için okutabilirsiniz
Lâlegül Dergisi Yıl:12 Sayı: 142 Cemâziyelahır 1446 Aralık 2024 120
Röporta
YanıtlaSilÖzgüven dediğimiz şey aslında iyi bir şeydir ama bu özgüvenin sınırları diğer insanlarla, içtimâî hayatla uyumumuzu bozacak kerteye varmamalıdır.
Mustafa Kemal Atatürk
YanıtlaSilİsa a. s. soyundan veya havarilerinin veya akrabalarının soyundan gelmiş olma ihtimali var.
Y.
C.
Meryem, Îsâ’yı dünyaya getirdikten sonra kavminin yanına döner. Kavmi, bâkire Meryem’i kucağında çocukla görünce çocuğun gayri meşrû bir ilişkinin ürünü olduğunu sanarak, “Ey Meryem! Gerçekten sen iğrenç bir şey yaptın. Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir insan değildi, annen de iffetsiz değildi” derler (Meryem 19/27-28). Bunun üzerine beşikteki Îsâ şunları söyler: “Ben Allah’ın kuluyum. O bana kitabı verdi ve beni peygamber yaptı. Nerede olursam olayım O beni mübarek kıldı; yaşadığım sürece bana namazı ve zekâtı emretti. Beni anneme saygılı kıldı; beni bedbaht bir zorba yapmadı. Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kabirden kaldırılacağım gün esenlik banadır” (Meryem 19/27-33; Sa‘lebî, s. 383-386). Kur’ân-ı Kerîm’de Îsâ’nın doğumundan itibaren tebliğ faaliyetine kadar geçen dönemle ilgili olarak sadece Meryem ve oğlunun iskâna elverişli, suyu bulunan bir tepeye yerleştirildikleri bildirilmektedir (el-Mü’minûn 23/50).
YanıtlaSilDiğer İslâmî kaynaklarda Meryem’in yanında amcasının oğlu Yûsuf b. Ya‘kūb’dan da söz edilir. Meryem’in hamile olduğunu anlayan Yûsuf bunu iyi karşılamaz, fakat daha sonra durumu anlayınca Meryem’in işlerini de kendisi yapar. Doğum yaklaşınca Allah’ın emriyle Yûsuf, Meryem’i oradan uzaklaştırır ve bir hurma ağacının altında Îsâ dünyaya gelir. Bu esnada bütün putlar yüzüstü düşer. Durumdan endişe eden şeytanlar İblîs’e haber verirler, o da Îsâ’nın doğduğu yere gelir; fakat melekler her taraftan Îsâ’yı kuşattıkları için bir türlü ona yaklaşamaz (Taberî, Târîḫ, I, 593-595; Sa‘lebî, s. 381-384).
Kur’an’a göre Allah, Îsâ’ya kitap vermiş ve onu mübarek kılmıştır (el-Mâide 5/75; Meryem 19/30-31). O İsrâiloğulları’na gönderilen bir peygamberdir (Âl-i İmrân 3/49; en-Nisâ 4/171). Bir olan Allah’a kulluğa çağırmış (el-Mâide 5/117), Tevrat’ı tasdik etmiş, bazı hususlarda onu neshetmiş (Âl-i İmrân 3/50; el-Mâide 5/46), kavmine namazı ve zekâtı emretmiştir (Meryem 19/31).
Aphtartolâtres) göre Hz. Îsâ’nın ıstırap çekmesi ve çarmıha gerilip öldürülmesi sadece görüntüdedir; aslında onun yerine bir benzeri, belki de Kirinuslu Simun çarmıha gerilmiştir. İslâmî kaynaklarda konunun ayrıntısına dair farklı rivayetler bulunmaktadır (Taberî, Târîḫ, I, 601-605; İbnü’l-Esîr, I, 226-227).
YanıtlaSilHz. Îsâ’nın yahudiler tarafından öldürülmediği ve asılmadığı Kur’an’da açıkça belirtilmekle birlikte âkıbeti, ölüp ölmediği ve semaya ref‘inin nasıl olduğu konusu hem müslümanlarla hıristiyanlar arasında hem de müslümanların kendi aralarında tartışmalıdır. Îsâ’nın dünyevî hayatının sonuyla ilgili âyetlerde yer alan iki kavram büyük önem taşımaktadır. Bunlar “teveffî” ve “ref‘” kavramlarıdır. Âl-i İmrân sûresinde (3/55) Allah, “Ey Îsâ! Seni vefat ettireceğim (müteveffîke), seni nezdime yükselteceğim (râfiuke), seni inkâr edenlerden arındıracağım ve sana uyanları kıyamete kadar kâfirlerden üstün kılacağım” demektedir. Mâide sûresinde ise Allah Îsâ’ya, “Beni ve annemi Allah’tan başka iki tanrı bilin diye sen mi dedin?” diye sorduğunda Îsâ, “Ben onlara ancak bana emrettiğini söyledim. Benim de rabbim, sizin de rabbiniz olan Allah’a kulluk edin dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onları kontrol ediyordum. Beni vefat ettirince artık onların üzerine gözetleyici yalnız sen oldun” diye cevap vermektedir (el-Mâide 5/116-117). Bu âyetlerden, önce teveffînin ve ardından ref‘ hadisesinin olacağı anlaşılmaktadır. Nisâ sûresinde yahudilerin Îsâ’yı öldüremedikleri, asamadıkları, bilakis Allah’ın onu kendi nezdine aldığı belirtilmektedir (4/157-158). Buradan ve nüzûl-i Îsâ ile ilgili hadislerden hareketle genelde Îsâ Mesîh’in “ruh maa’l-cesed” Allah katına ref‘ olunduğu, kıyametten önce tekrar geleceği ve o zaman ruhunun kabzedileceği kabul edilmektedir. Bu görüşü benimseyenlere göre Îsâ yahudiler tarafından öldürülmemiş, Îsâ’ya benzer bir kişi çarmıha gerilmiş veya Îsâ’nın çarmıha gerildiği zannedilmiş, Îsâ semaya ref‘ edilmiştir; kıyamette tabii olarak ölecek ve genel dirilişle o da dirilecektir. Diğer taraftan Îsâ’nın öldürülmekten ve çarmıha gerilmekten kurtulduğu, fakat, “Seni vefat ettireceğim, seni nezdime yükselteceğim” (Âl-i İmrân 3/55) âyeti gereği dünyevî ömrünü tamamlayıp vefat ettiği, ruhunun Allah katına yükseltildiği görüşü de ileri sürülmektedir. Ahmediyye’ye (Kādiyânîlik) göre haç üzerindeki zâhirî ölümü ve dirilişinden sonra Hz. Îsâ İncil’i tebliğ etmek üzere Keşmir’e gitmiş, orada 120 yıl yaşamıştır. Kabri Srinagar’dadır (EI2 [Fr.], IV, 88).
Rûhulkudüs ile Teyit Edilmesi. Hz. Îsâ, hem doğumu sırasında hem İsrâiloğulları arasında görev yaparken Rûhulkudüs ile desteklenmiştir. Rûhulkudüs ile desteklenme ifadesi Kur’an’da sadece Hz. Îsâ için kullanılmaktadır (el-Bakara 2/87, 253; el-Mâide 5/110). e) Hz. Muhammed’i Müjdelemesi. Kur’an’a göre Hz. Muhammed’in geleceği İncil’de yazılıdır (el-A‘râf 7/157). Îsâ, kendisinden sonra gelecek Ahmed adındaki peygamberi müjdelemiştir (es-Saf 61/6). Bu müjdenin bugünkü İnciller’de de bulunduğu, Yuhanna İncili’ndeki Paraklet’in (14/16; 15/26; 16/7) Ahmed anlamına geldiği müslümanlarca ileri sürülmektedir (bk. FARAKLİT).
YanıtlaSilKur’an’a göre Îsâ bütün üstün özelliklerine rağmen bir insan ve bir kuldur (en-Nisâ 4/172; el-Mâide 5/17, 75; Meryem 19/30; ez-Zuhruf 43/59). Hiçbir zaman kendisinin tanrı edinilmesini söylememiş ve yalnız Allah’a kulluğu öğütlemiştir (el-Mâide 5/116-117). Kur’an teslîsi açıkça reddetmekte, temel prensip olarak tevhidi ortaya koymaktadır (en-Nisâ 4/171; bk. TESLÎS).
Hadislerde de Îsâ’dan bahsedilmektedir. Her doğana şeytanın mutlaka dokunduğu, ancak Hz. Îsâ’ya şeytanın doğrudan değil perde arkasından dokunabildiği, onun beşikte iken konuşan üç kişiden biri olduğu, Hz. Peygamber’in onunla mi‘rac gecesi ikinci kat semada karşılaştığı, kıyamette Îsâ’nın şefaat için kendisine gelenleri Hz. Muhammed’e göndereceği belirtilmektedir. Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in onun kulu ve resulü, Îsâ’nın da Allah’ın kulu ve elçisi olup Allah’ın Meryem’e ilkāh ettiği kelimesi ve Allah’tan bir ruh olduğuna inanan kimsenin cennete gireceği, Meryem oğlu Îsâ’ya en yakın kimsenin Hz. Muhammed olduğu yine hadislerde açıklanmaktadır. Ayrıca Resûl-i Ekrem, hıristiyanların Meryem oğlu Îsâ’yı methettikleri gibi kendisinin methedilmesini yasaklamıştır. Diğer taraftan Hz. Îsâ’nın şemâili de hadislerde yer almaktadır. Buna göre Îsâ kırmızı benizli, kıvırcık saçlı, geniş göğüslüdür (Buhârî, “Ṣalât”, 1, “Enbiyâʾ”, 5, 24, 43, 47, 48, “Bedʾü’l-ḫalḳ”, 6, “Menâḳıbü’l-enṣâr”, 7, 11, 42, 53, “Tefsîr”, 2/1, 17/5, “Tevḥîd”, 19, “Riḳāḳ”, 51, “Ḥudûd”, 31, “Taʿbîrü’r-rüʾyâ”, 32, “Fiten”, 26).
ATATÜRK MASON MUYDU?
YanıtlaSilAtatürk Beyoğlu'ndaki Vedatas Mason Locasına nasıl götürüldü? Orada neler yaptı?
Atatük'e kimler, ne zaman 33. derece Masonluğu teklif ettiler?
Kimler Atatürk'ün birçok fikir ve davranışlarının Masonluğa uygun olduğundan bahsetmiştir.
Atatürk'ün hizmetçisi Cemal Grada ve eski Van Milletvekili İbrahim Arvas, Atatürk ve Masonlar konusunda hatıralarında neler anlattılar?
Atatürk "Mason olmuştum" dedi mi?
Masonlar tarafından Atatürk'e "fahri başkanlık" önerildi mi?
"Bir gün bir arkadaşım beni alıp, Beyoğlu'ndaki Mason cemiyetine götürdü. Daha ne olduğunu bile anlayamadan kendimi cemiyetin içinde buldum. Mermer merdivenlerden büyük bir salona indik. Orada yüzlerini göremediğim bir takım kişiler vardı. Bizi buyur edip oturttular, kahveler sundular, hal hatır sordular. Orada fazla kalmadık, tekrar merdivenlerle daha da aşağıya indik. Bir öncekinden daha geniş bir salonda bulduk kendimizi. Salonda büyük bir kalabalık toplanmış. kılıçlı bir tören yapılıyordu.
Bu işleri daha önceden bildiğini anlatıyordu. Kılıçların arasından geçip, kutsal bir kitaba el bastık. Bütün bunlar olup bittikten sonra dışarı çıktık..." Atatürk bu olayı ne zaman yaşadı?
www.kalipso.com.tr
Ataturk gerçekten rodonaldu? Yoksa organ cnayete tibbi yollarla haarlanan bir yok etme planinam kutue gomigo? Turkiye Cumhuriyeti'nin kurveusu Attik pere saran suikast planiandan habersia, olabileceklere karp terve myd?
YanıtlaSilAtaturk Noaill Olduruldu? Mustafa Kemal'in oumunun ardindakı sır perdesni araliyar Kitap belgeler eşliğinde Ataturk'un yaşamı ve olumüne dair bugune dek gun yuzune çıkmamış gerçeklerle yuzleştinyor okuru Bir Ataturk kronalaja alarak da okunabilecek ecerde asirlik tanhi bilgiler gunumuz pen cereainden sorgulayar Kitapta yanıtını bulacağınız sorular ve ilginç kanu başlıklanından bazılan şunlar
• Ataturk alkolik miydi?
• Ataturk ün gerçek hastalığı neydi?
• Uygulanan yanlış tedavi, kullanılan ilaçlar ve yan tesirlennin sorumlulan kim?
Ataturk u oldürmək niçin zordu?
• Onu kimler, neden ilaç yoluyla zehirlemek istediler?
Ataturk u oldürmek için uluslararası organize olmuş, sistemli ve gizemli bir organizasyon nasıl oluşturuldu? Bu organizasyona Kimler dahildi?
- Cumhuriyetin ilk yıllannda Ataturk'un Yahudiler ile ilişkisi masıldı?
- Ataturk Sabetayoı mıydı?
Atatürk'un Turkçe din fiknnin gerçek yuzunu biliyor muyuz?
Gerçek bir dindar olarak Ataturk'u nasıl tanımlamak gerekir? Yahudilenn Cumhuriyet dönemindeki labicilik faaliyetlen
elerdi?
"Kimse Ataturk kadar guzel 'Allah!' diyemez" sozleri kime ait?
Bir adam malının zekatını öderse, malın şerri ondan gider.
YanıtlaSilRavi: Hz. Câbir (r.a.)
Sayfa: 399 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
Bir kimse bir mü'mini sevindirirse Beni sevindirmiş olur. Kim Beni sevindirirse, Allah indinde bir ahid almış demektir. Kim de Allah'dan bir ahid alırsa, ateş ona asla dokunmayacaktır.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 399 / No: 2
Ramuz El-Ehadis
Arz üzerinde iki eman sebebi vardır. Ben emanım ve istiğfar da emandır. Ben kalmıyacağım ama istiğfar emanı kalacak. Şu halde her günah ve kusurda istiğfara devam edin.
YanıtlaSilRavi: Hz. Osman İbni Ebi As (r.a.)
Sayfa: 325 / No: 14
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yuksel6 Aralık 2024 22:21
Sineğin bir kanadında derd, bir kanadında şifa vardır. Bir kaba tek kanadla düşerse öbür kanadını da batırın. Şifası derdini giderir.
Ravi: Hz. Ali (r.a.)
Sayfa: 325 / No: 10
Ramuz El-Ehadis
Kur'an ve Sünnet'te KALBİ HAYAT
YanıtlaSilKur'an'a göre ilâhi vahyin insanla buluşma noktası kalbdir. İnsanın idrak, duygu ve amel gibi fonksiyonları kalb merkezlidir. Îman, nifak ve inkâr gibi itikâdî yönelişler; sevgi, merhamet ve korku gibi ahlâkî ve psikolojik değerler, hep kalbe nisbet edilmiştir. İnsanı Hak katında mükerrem kılan "takva"nın mahalli kalb olduğu gibi kıyamet gününde kişinin değer ölçüsü de kalbdir. Bu sebepledir ki o, "nazargâh-ı ilâhî" olarak tavsif edilmiştir. Hz. Peygamberin -sallallâhü aleyhi ve sellem- "Dikkat edin cesette bir et parçası vardır ki o iyi olursa bütün beden iyi olur; o bozuk olursa bütün beden de bozulur; işte bu et parçası kalbdir" (Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsākât, 107 Mâce, Fiten, 14.) Sözleri ise kalbin insanda en önemli bir merkez olduğunu açıkça vurgular mâhiyettedir.
İşte bu kitap, müslümânın, emanet edilen ömrü, "kalbî hayat" diye özetlenebilecek bir derinlikte yaşamaktan başka yolu olmadığını açıklıyor.
Şimdi elinizde, hem Kur'an ve Sünnet'in ölçülerini belirlediği "kalbi hayat" konusunda sağlam bir müracaat kitabı, hem de dost ortamlarında gönül huzuru içinde paylaşılacak bir sohbet kitabı vardır.
SAVM (ORUÇ) ve PEYGAMBERİMİZİN NAFİLE ORUÇ TUTUŞU
YanıtlaSilSavm'ın Lügat Manası:
Türkçe Oruç demek olan Savm, aslında mutlak İmsåk, yani tut
mak alıkoymak demektir. (1) Savm, sözden veya yürümekten tutmak yerinde de, kullanılır. (2)
Savm'ın Şeriat Dilindeki Manası:
Şeriat dilinde Savm, Mükellef olan kimsenin, sabahtan, yani tanyeri ağarmağa başladıktan güneş batıncaya, akşam oluncaya ka dar nefsi, ibadet niyetile, yemekten, içmekten ve cinsi ilişkilerden
tutması, alıkoyması demektir. (3)
Orucun Çeşidleri ve Teşriindeki Hikmet:
Oruç: Farz, Vacib ve Nåfile olmak üzre üçe ayrılır.
Orucun teşriinde bir çok hikmetler vardır.
Bu cümleden olarak:
1. Oruç, nimete şükür vesilesidir.
Nefs; yemekten, içmekten ve cinsi ilişkilerden, nimete şükr için bir müddet ahkonulur.
Nitekim, Rabbül'älemin olan yüce Allah, oruç åyetinde ... Olur ki, şükr edersiniz. (Bakare: 185)» diyerek buna işaret buyurmuştur.
2. Neís, oruç sayesinde Takvå mertebesine erer.
Yani, yüce Allah'ın haram kıldığı şeylerden oruçla korunulur. Nitekim, oruç hakkındaki Ey iman edenler! Sizden öncekilere
yazıldığı, farz kılındığı gibi, size de, oruç, yazıldı, farz kılındı.
Olur ki, korunursunuz. (Bakare: 183)» âyetinin sonundaki (Le alleküm tettekun) ile buna işåret buyrulmuştur.
3. Oruç sâyesinde mizaca, tabiata galebe şehvet kırılır. çalınıp hâkim olunur,
Çunki, nefs, doyduğu zaman, şehvet arzuları artar, çoğalır. Fakat, acıktığı zaman, nefsin bu arzularından korunulur.
Oruç, mâsiyetlerden korunmağa bir vesiledir. (4)
1) Rämb - Müfredatülkur'an s. 291, Seyyid Şerif - Tarifat s. 91
( (2) Rågb Müfredätülkur'an s. 291
(3) Rägib - Müfredatülkur'an a 291, Seyyid Şerif - Tarifat s. 91 (4) Käsini Bedäylussanayi e. 2, s. 75-76
SAVM (ORUC) VE PEYGAMBERİMİZİN ORUÇ TUTU
YanıtlaSilMücahidler, Cihad kapısından, oruçlular, Heyyan kapuundan, Sadaks sahipleri de, Sadaka (Zekát) kapısından çağırılırığından, yurdu
Ebû Bekir (RA); (Babam, Anam, Sana fedă olsun ya Resülallah! Bir kirase için, bu kapıların hepsinden çağırılmak, mümkinmidir? Bir kimsenin, bu kapıların hepsinden çağırıldığı olabilir mi?) diye
sordu.
Resûlullah Aleyhisselâm (Evet! Hepsinden çağırıla bilir
Şefaatci olacaklardır.
Senin de, onlardan olmanı umarım!) buyurdu. (25) Yine, Peygamberimiz «Kıyamet günü, oruç ve Kur'ân, kullar için
Oruç (Ya Rab! Ben, bunu, gündüzün yemekten ve şehvetlerden men ettim. Bunun hakkında, beni, Şefäateı kill) diyecek. Kur'ân da (Bunu, geceleyin uykudan men ettim. Bunun hakkın-
da, beni, Şefäatcı kıl!) diyecek. Her ikisi de, şefâat edeceklerdir. buyurmuştur. (26)
Peygamberimizin İftar Düaları:
Peygamberimiz, iftar edeceği, orucunu açacağı zaman (Allâhüm me leke sumtü ve alâ rızkuke eftartü Allah'ım! Senin için oruç tut tum ve Senin verdiğin rızıkla da, iftar ettim, orucumu açtım.) (27)
(Elhamdü lillähillezi eâneni fesumtü ve rezakani fe eftariü
Hamd, Allah'a mahsustur ki, O, bana yardım etti de, oruç tuttum. Ba- na nak verdi de, iftar ettim, orucumu açtım.)
(Allahümme leke sumna ve alá rızkıke eftarnă fe tekabbelbü min- al inneke entessemiül'alim Allah'ım! Senin için oruç tuttuk ve Se- nin verdiğin rızıkla da, iftar ettik, orucumuzu açtık.
Sen, oruçlarımızı kabul buyurl Çünki, yapılan düaları işiten ve tutulan oruçları bilen Sensin Ben!) diyerek düa ederdi. (Ebû Bekir Ahmed b. Muhammed-Amelül-
yevm velleyle s. 179-180) Peygamberimiz, Hz. All'ye de «Ey All! Ramazan ayında oruç tut- luğunda, orucunu açtıktan sonra (Allâhümme leke sumtü ve aleyke levekkeltü ve alá rızkıke eftartü Allah'ım! Senin için oruç tuttum. Bana tevekkül ettim. Senin verdiğin rimkla da, iftar ettim, orucuma tum) dels buyurmuştur. (İbn-i Hacer-Metallbül'aliye c. 1, s. 290-291)
Buhart - Sahih c. 2, s. 227, Tirmizi - Sünen e 5, s. 614, Nesal - Sünen c. 4. 180 Ahmed b. Hanbel Müsned e. 2, s. 174
(27) Ebû Davud Sünen c. 2, s. 300
Risale-i Nur dan
YanıtlaSilSeçilmiş Vecizeler
Sözler var; zindanları saray yapar, ölümü sevgili, kabri gül bahçesi gibi sevdirir, darağacında asılmayı bekleyen bir çaresizi ebedi idamdan kurtarır, fani ve fakir bir adama dünya kadar ebedî bir mülkü kazandırır, ebedi hayatın levazımatını buldurur. Yeterki insan kulağını tıkamasın, gönül kapılarındaki kilitleri kırsın, ölüden daha ölü olanları dirilten, maddesiyle manasıyla iflas etmiş zavallıları sultan yapan sözler var.
"Nerede o sözler, hani?" diyorsanız, gözlerinizi yüreğinizle birlikte açın, basiretinizde yanınızda bulunsun ve elinizdeki kitabın sayfalarını çevirmeye başlayın.
144
YanıtlaSilBİR HADİS
On yıl su bulamasa da temiz toprak Müslüman'ın temizlenme aracıdır, suyu bulunca tenini ona değdirsin. (Tirmizi, Taharet. 92)
MANEVİ BİR ABDEST ÇEŞİDİ OLAN TEYEMMÜM
Teyemmüm, büyük veya küçük kirliliği gidermek niyetiyle ellerin içini toprak cinsinden temiz bir şeye vurup önce yüze sürmek, sonra tekrar vurup her elin içiyle karşı kolu meshetmektir. Cünüplükten temizlenmek için yapılan teyem- müm hem gusül hem de abdest yerine geçer. Sembolik ve manevi temizlenme yolu olan teyemmüm, kişiyi manevi ve psikolojik olarak temizlenme duygu- suna kavuşturur ve kendisini Allah'a ibadet için hazırlıklı hissetmesine imkân sağlar. Bunlar insanların gücünün üstünde olan işler değildir. Dinde insanların yapamayacağı hiçbir yükümlülük yoktur. İstisnai durumlarda ise özel kolaylık- lar (ruhsat) getirilmiştir. Abdest ve gusül, bedeni mikroplardan koruyucu bir temizlik olduğu gibi manevi olarak da insanı Allah'a yaklaştıran ve onun ibadet için kendisini hazır hissetmesini sağlayan bir iç temizliğidir. Teyemmüm de bir manevi temizliktir. Hz. Peygamber; "Temizlik imanın yarısıdır" buyurarak gusül, abdest ve teyemmümün de dindeki önemine işaret etmişlerdir.
Kütüphanesi'nin içinden bir görünüş
YanıtlaSilBu evin her yıl Rebîülevvel ayının 12. günü Mek- ke'de bulunanlarca ziyaret edilmesi adettendi Os- manlı Sultanı II. Mustafa, burada Ramazan'ın 27. gecesinde Hz. Peygamber'in nübüvvetini ta'zim ve Rebîülevvel'in 12. gecesinde Resûl-i Ekrem'in doğu- munu kutlamak amacıyla mevlit törenleri düzen- lenmesini emretmiş ve bunun için tahsisat ayırmış- tır. Daha sonra bu kutlamalar sadece 12 Rebîülev- vel'de sürdürülmüştür.
Bugün Safâ ve Merve tepeleri arasındaki sa'y yerinin tam karşısında, Mina ve Azîziye'ye giden tünelin gi- rişine yakın yerde mevcut olan bu ev, 1379 (1959) yılından beri Mekke Kütüphanesi olarak hizmet ver- mektedir.
YanıtlaSil
Yuksel14 Aralık 2024 09:05
HİCAZ ALBÜMÜ
Fotoğraflarla Kutsal
Topraklar
Aişe Validemiz'in annelerimiz arasındaki konumu çok farklıdır; zira o, din adına hizmet etmeye ihtiyaç duyulan Medîne yıllarında, Resûlullah'ın yanında yer alan husûsî bir vezir- dir ve bu yönüyle o, Medîne döneminde akla gelen ilk isimdir. Husûsî bir donanıma sahiptir ve Allah ona, misyonunu edâ adına müthiş bir zekâ lütfetmiştir. Duyduğunu olduğu gibi ka- bullenmeyen, onu Kur'ân ve Sünnet'in kıstas- larına göre sorgulayan bir fıtratı vardır. Kulağı vahiyde, gözü ise istikbâldedir. Ayaklarını sapasağlam bastığı yerde o, Saâdet Asrı ile is- tikbali birbirine bağlayan muhteşem bir köprü gibi durmaktadır.
YanıtlaSilOnun bulunduğu yerde ayrı bir canlılık vardır; atmosferine girenler, vahyin insibāğıyla bo- yandıklarını hisseder, Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) ziyaret etmişçesine bir heyecan ve canlı- lıkla geri dönerlerdi.
Dün olduğu gibi bugün de yerini belirleye- meyenlerin Annemiz üzerinden dine dil uzat- maya çalıştığı bir dönemi, maalesef yine yaşı- yoruz. Zihinlerin kirli, bakışların bulanık ve kit- lelerin de muhakemesizliğin kurbanı olduğu böyle bir dönemde "Aişe Validemiz", ehl-i insaf ve vicdanı yeniden sırât-ı müstakîme davet edi- yor. Elinizdeki bu kitabın, sözü edilen davette
DURUŞUNU BOZMAYAN ADAM EHMET AKİF ERSOY
YanıtlaSilMustafa Mirza DEMİRİ
MEHMET AKİF ERSOY
İ stiklal Şain Mehmet Akif Ersoy, bu milletin zihninde gönlunde taht kurmuş, hafızasında ve ruhunda derin iz bırakmıştır Akıf, kuvvetli kalemı, eserleri ve maneviyatı kendini aziz milletine adamış, gerek hissiyatı ve fikriyatı gerekse önculuğuyle Mili Mucadele'nın adeta manevi onderl rinden olmuştur. Anadolu insanınin yeniden dirilişine ve kull inden doğan bir milletin şahsiyet inşasına bayraklık eden Ak her zaman Müsluman duruşunu ilke edinmış, "Gerçek bir müm asaleti nasıl olmalıdır?" sorusunun en güzel cevabını varlığıyla v eserleriyle ortaya koymuştur
Vatanını, milletini ve tarihini seven, haksızlığa ve zulme asla ta hammülü olmayan asıl duruşunu hiçbir zaman bozmamış, he zaman milletini bir arada tutma, ayrılık ve çatışmalan bertara etme gayretini göstermiş, sadece milletin değil ümmetin de bir- lik ve beraberliğinin en buyük savunucusu olmuştur. Yüce Allah' bağlılığını, kendı milletine güvenını ve bağımsızlığa olan inancın kaleme almakla kalmamış, adeta bütün dünyaya haykırmıştır Sadece eserlenyle değil, örnek hayatıyla da çağlar aşan bir etki alanına sahip olan Akıf duruşuyla, eserlenyle, hayatıyla gonuller- de ve zihinlerde hiçbir boşluk bırakmayacak şekilde yaşadı ve 27 Aralık 1936'da sessizce Hakk'a yurüdu. Ruhu şad olsun.
Milli Şair Mehmet Akif in vefatının 88, seneideviyesinde okurla- nmıza takdim etmek istediğimiz eser, Türkiye Diyanet Vakfı Ya- yınlan arasında yerini alan ve Mehmet Nezir Gul'un kaleminden, Duruşunu Bozmayan Adam. Mehmet Akif Ersoy Gul, eserin ön sözünde yer alan, Akif'ı tanımamız gerekiyor. Hakkında binler- ce kitap ve makale yazılmış bir insan olmasına rağmen yine de onu yeterince tanıdığımızı söyleyemeyız... Milletimizın, özellikle gençlerimizin onu tanıması, örnek alması gerekiyor. Bu bizim içın dini, milli, tarihi ve edebi bir görevdir" ifadeleriyle kıtabın yazılış amacını özetliyor Yazar, Mehmet Akif'i ve eserlenni bütün yön leniyle inceleyen çalışmasını dört bölümde ele alıyor. Eserin g riş kısmında şairin portresini çizmeye çalışırken onun yokluk ve hasretle geçen hayatına değiniyor. "Örnek Kışılığı başlıklı ilk bo- lümde şairin doğruluğu, dürustlüğu, sözünde duruşu, nezaketi. samimiyeti, dinine ve milletine olan bağlılığı, mizahı, musıkıyı ve sporu seven yapısı gibi karakteristik özelliklerinı anlatıyor İkin- ci bölum, "Sosyal ve Mucadelecı Kışılığı başlığıyla genel olarak Akif in "aksiyoner" tarafını ele alırken "Fikir Dunyası" başlık üçüncə bölum ise şairlığı, hikâyecılığı, vatan ve millet sevgis kültür ve medeniyet anlayışı gibi şairin fikri yonunu inceliyor San böllum, Safahar, İstiklal Marşı ve Çanakkale Şehitlerine eserlen başta olmak üzere Akif in pek çok kiymetli eserini içenyor Mel tupian, tercome çalışmalan ve yarim kalan yaz glen de dant Mahnmet Akif kronolojisi, hakkında söylenenler, parlerinde b saçeve kaynakça kesimlanıyla eser son buluyor
Abdurrahman DİLİPAK
YanıtlaSilabdurrahmandilipak@yeniakit.com
Derin yapı
Bu "derin devlet" denen şey hâlâ varlığını sür-dürüyor. Bu işler geri dönülmez noktaya geldi, ama iş bitmiş değil.. Kozmik odaya girilmediği gibi, mer-kez komite de, ülke geneline yayılmış tetikçiler de dışandalar.
İçeridekiler onun için susmayı tercih ediyor..
İşin kötü yanı, yeni bir derin yapı oluşuyor. İkti-dar ve servetle tanışanlar bir şekilde kendi aralann-da kayıtdışı bir birlik oluşturuyorlar. Zaten onun bir adım ötesi ya MAFİA'laşmak, ya da derin bir yapıya dönüşmektir. Bu defa derin yapıda namaz kılanların sayısı artacak sanırım..
Tutuklananlar arasında, sanki, derin yapının İçinde karar vericiler arasında da olmayan, tetikçilik de yapmayan bir sürü adam var.. Birileri kurunun yanında yaş da yanar hesabı onları da listeve dahil etmış gozuküyor.. Bu işler, bu adamları oraya so-kup, işin ciddiyetini sulandırmak isteyenlerin de işi olabilir ya da kendilerine rakip ve tehdit olarak gör-düklerini, kurunun yanında da yaş da yanar hesabı kendi cehennemlerine çekmek isteyenlerin işi de olabilir..
Hatta öteki tarafta olup da, dışarıdakiler, birile-rini kendi yanlarına çekmek için de o kişilerin içeri girmesine göz yummuş olabilirler. Böylece adam kazanacaklar..
Adamlar kendilerinden çok eminler, "biz gide-riz ötekiler gelir, arma sonuçta bu düzen böyle de-vam eder" anlayışına sahipler. Başka türlü olmaya-cağını düşünüyorlar. Yaşanan bazı olaylar da onları haklı çıkartır gibi aslında..,
İktidar ve servet dönüştürücü bir güce sahip, ilk olarak da bu güç, kendine sahip olmak isteyenleri dönüştürüyor..
Bir gün bu Balyoz ve Ergenekon davası sonuç-lanacak ve göreceksiniz, başka davalar, başka tar-tışmalar başlayacak.. Bu dava sürecinde yaşanan örtülü hesaplaşmaların davası ayrıca, görülecek..
Yarın sıra 28 Şubat'a gelirse, iMuhsin Yazıcıoğ-lu suikastı ile ilgili tutuklamalar da başlayınca, daha yüzlerce kişi hapse tıkılacak.. İnanın bunların tümü-nü mahkemeye çağırsanız yargılayacak yer ve adam bulamazsınız, bunları hapsedecek hapishane de yok.. O kadar çoklar.. Onun için bir gün genel af-la bu işlerin üzerinin örtüleneceği hesabını yapıyor-lar..
Sanki iktidar da bu işi daha fazla dağıtmamak Ister gibl.
YanıtlaSilMIT ve Emniyet niye elindeki bilgileri açıklamı-yor? Jandarma İçişleri Bakanlığı'na bağlı değil mi, niye bu işin üzerine gidilmiyor? Jandarma İstihbara-tının bilmediği bir şey mi var?
Yani birileri gerçekten Muhsin Yazıcıoğlu su-ikastı ile ilgili bilgiye sahip değiller mi?
Bana kalırsa NATO ülkeleri de biliyor, ayrıca ve özellikle İsrail de, ABD ve tabii bizimkiler de..
Bana kalırsa şu şike işini biraz eşeleyin, bakın bakalım bu işin arkasından ne çıkar.. Sakın Ergene-kon çıkmasın..
İşe bakar mısınız, durup dururken bir şike ya-sası çıkardılar, daha yaşanın mürekkebi kurumadan bir daha değiştirdiler. Önce 2 yıllık cezayı beş yıia, ardından da beş yıllık cezayı bir yıla indirdiler.. Peki bu nasıl oldu.. Bu konuda söyleyecek sözü olan var mı? Ayıp ya hu, insaf yahu!
Bir ülkede ne kadar çok yasa varsa o ülkede özgürlükler o kadar az ve baskı altındadır demek-tir.. Yasa ile düzenlediğiniz her alanda bürokrasinin borusu öter. Hani şu "bürokratik oligarşi" var ya o!
Bana sorarsanız şike yasası tam bir ŞİKE oldu! Benim adalet duygularım incindi..
Demokrasi, böyle işlerle örselenirse, demagoji-ye dönüşür.. Üzerinde yükseldiğimiz zemini tahrip etmiş oluruz.. Yasa dediğiniz şeyin saygınlığı, cay-dıncılığı kalmaz, yaz-boz tahtasına döner..
Bana kalırsa bu yasa değişikliği ŞİKE'cilen kur-tarmaya yetmez.. Bu işi bir adım öteye götürürse-niz, çete olayı ile birleşir..
Yıldırım benim gözümde simdi daha çok Habe-ral'a benziyor.. Bu işe ecinnilerin karıştığını düşünü-yorum.. Birileri bu durumu savunmak yerine sussa-lar daha iyi ederler.. Çünki mızrak çuvala sığmıyor.. Bir de bu işin Dalan bağlantısı var. İşin ucu Ergene-kona kadar gidiyor..
Sahi şu 28 Şubatçılara sıra ne zaman gelecek? Ben Ergenekona da karşıyım, Balyozcuiara da, kayıtdışı ekonomiye de, yım. Bunu yapan bizden ya da onlardan olabilir. kayıtdışı siyasete de karşı-Halka karşı ihanet planı yapanlar, devleti ele geçirip topluma İlahilik ve Rabilik taslayanlar, eğer bu Sazgeçmeyeceklerse cehenneme! ve dua ile.. işten
BU ZAMANIN EN BÜYÜK FARZ VAZİFESİ
YanıtlaSilBEDİÜZZAMAN, “İttihad-1 İslâm hakikatinde olan İttihad-ı Muhammedinin (asm) cihetü'l-vahdeti tevhid-i İlâhîdir. [...] Müntesibîni umum mü'minlerdir. Nizamnamesi Sünen-i Ahmediyedir (asm). [...] Farzda riya yoktur. Bu zamanın en büyük farz vazifesi ittihad-1 İslâmdır" demişti.
İSTİKRAR İÇİN TEK YOL BİRLİK OLMAK
EL Ezher Şeyhi Ahmed Tayyib, Müslümanların istikrar ve kalkınmalarının tek yolunun birlik olmalarından geçtiğini belirtti. Şeyh Tayyib, şunları kaydetti. "İslâm ümmetinin birliği, kimsenin bir çivi dahi çakmaya güç yetiremeyeceği sağlam bir duvardır."
>> HABERİ 4'TE
YanıtlaSil
Yuksel1 Mart 2025 03:59
A ba S Si
BEDİÜZZAMAN'IN "BU ZAMANIN FARZ VAZİFESİ İTTİHAD-I İSLÂMDIR" SÖZÜNE EL EZHER ŞEYHİNDEN DESTEK GELDİ.
YanıtlaSil
Yuksel1 Mart 2025 04:00
Hiç kimse kendi başına kalkınamaz
TAYYİB, şunları kaydetti: "İslâm ümmetinin birliği, kimsenin bir çivi dahi çakmaya güç ye-tiremeyeceği sağlam bir duvardır, bu birlik ol-madan da hiç kimse kendi başına kalkınamaz. İslâm dünyasında gerçek bir birlik olsaydı Gaz-ze'deki olaylar yaşanmayacaktı."Anlaşmazlığa düşmenin diyalog ve birlikle tedavi edilmesi
gereken bir hastalık olduğunun altını çizer
Şeyh Tayyib, "Filistin davası ve Gazze mesele-
sinden de bir ders çıkarabiliriz. Müslümanların
gerçek birliği olsaydı, 16 aydan fazla süredi
masum insanlar ve çocuklar öldürülmezdi ve
yahut Filistinlilerin topraklarından tehcir planla
yapılmazdı" ifadelerini kullandı. İstanbul - aa
YanıtlaSil
Yuksel1 Mart 2025 04:01
3
OLMADAN DA H
MISIR'DAKİ Ezher Kurumu Şeyhi ve Müslüman Bilgeler Konseyi Baş-kanı olan Ezher Şeyhi Tayyib, Bah-reyn'in başkenti Manama'da düzenlenen “İslâm dünyasının diya-loğu” konulu konferans çerçeve sinde Malezya Başbakanı Enver İbrahim ile bir araya geldi. Yaklaşık 16 ay boyunca İsrail bombardıma-
nına maruz kalan Gazze Şeri-di'ndeki gelişmelere dikkati çeken Şeyh Tayyib, Müslümanların istikrar ve kalkınmalarının tek yolunun bir-lik olmalarından geçtiğini belirtti. Şeyh Tayyib, Müslümanların birlik olmalarıyla öz güvenlerini geri ka-zanacakları ve krizleri kendi başla-rına çözebileceklerini dile getirdi.
Feyzinur
YanıtlaSilKapanmasa
gereken kapılar -63
ABDULBAKİ ÇİMİÇ
bkicimic@hotmail.com
Kuvve-i akliye-i melekiye, nef've za rarı, iyi ve kötüyü birbirinden temyiz eder. Idråk, anlama ve tefekkür äleti olan kuvve-i akliye, insana has düşün me ve eşyanın sebeplerini yakalama ve esmå lisânı ile tanıma melekesidir. Kuvve-i akliyenin üç mertebesi vardır, vasat mertebesi hikmet ve istikametli olmak, terfit mertebesi gabavet, ifrat (aşırı) mertebesi ise cerbezedir.
GABAVET
Kuvve-i akliyenin tefrit' mertebesi ga bavet ve geri zekalılıktır. Yani "hiçbir şey den haberi olmaz.
Gabavet, ahmaklık, anlayışsızlık, ga bilik olarak bilinir. Hayatı ve yaratılış hikmetlerini nazara almadan bir hayat yaşamak, hiçbir şeyden haberi olma mak, bir nevi akıl kuvvesinin en aşağı mertebesini yaşayan insanlar için kul-lanılan bir kavramdır.
Kuvve-i akliyenin 'tefrit' mertebesi olan gabavet; halk-ı ef'al meselesinde İtizal (Mutezile) mezhebinin te'siri in-sana vermesi, itikadda teşbih (benzet-me) yapılması, ahläkta tezellül ve ta-basbus göstermesi, âhirete imanda âhireti tasdik edip fakat inandığı gibi yaşamayan ehl-i sefehat ve dalalet mi sal olarak verilebilir.
CERBEZE
Kuvve-i akliyenin ifrat mertebesi cer bezedir. Şaşırtıcı cerbezekârlık ve demo-gojidir ki; akı kara, karayı ak göstermek gibi işlerin mantık dışı ve ma'nasızlıkla rıyla uğraşan ve bulaşan bir zekâdır. Bu mertebede kişi "Hakkı båtıl, bâtılı hak su retinde gösterecek kadar aldatıcı bir ze kâya malik olur.
Cerbeze insafsızca, aldatıcı ve muvâ-zene etmeden hüküm vermektir. Böy lece cerbeze ile yapılan mugalâtalar inhilal-i anåsırı netice vermektedir. "Hem de, cerbezeyle, insan adalet ya parken zulme düşüyor. Zira insan ku-sursuz olmaz. Fakat uzun zamanda ve efrad-ı kesîre içinde ve tahallül-i me-hasinle (güzelliklerin bozulmasıyla) ta-dil olunan müteferrik kusurları, cerbe-ze ile cem edip, bir zaman-ı vahitte bir şahsı vahitten sudûrunu tevehhüm ederek şedit cezaya müstahak görür. Halbuki bu tarz, bir zulm-i şedittir.
Gabavet ve cerbeze
CERBEZE, ENVA'IYLA GARÄİBİN MAKİNASIDIR
Hem de insan nazarı tenkid ile, bir cer beze ile binler mehasin içinde, nazarında hatiat tevehhüm edilen onbeş-yirmi nokta ile bütün o mehasini setrettirecek ve hükümden iskåd edecek ve yalnız o, onbeş-yirmi nokta ona hedef-i maksüd yapacak bir vaziyet alır. Böylece o nazar-I tenkid ve cerbeze ile ittihamkârâne ileri sürdüğü garazkâr håli muhatabına isnåd edebilir. Cerbezenin tavrı acibi; zaman ve mekanda müteferrik şeyleri toplar, bir yapar. O siyah perde ile her şeyi temaşa eder. Hakikaten cerbeze, envaiyla garai-bin makinasıdır.
Müteferrik büyük işlerde yalnız kusur lan görmek cerbezeliktir; aldanır ve alda-tır. Cerbezenin şe'ni, bir seyyieyi sümbül-lendirerek hasenåta galip etmektir.
CERBEZE, DAİMA ZĀLİMDİR
Evet, "hakikat-bin göz aldanmaz; hak-perest kalb aldatmaz" sırrınca aldanmaz bir göz ve hakperest ve aldatmaz bir kalb için Kur'ân'a, Sünnet-i Peygambe-riye (asm) ve onların hakîkî bir tefsiri ve månevi bir dersi olan Risale-i Nur'a sa-rılmalıyız ki "Cerbeze"nin aklı yanıltma-sından, akıl tutulmasından ve cerbeze-nin zulmünden korumuş olalım. Çünkü "Sebeb-i ihtiläf, hâkim-i zâlim olan cer-bezedir. Fikr-i tenkit ve bedbinliğe isti-nad eden cerbeze, daima zālimdir." bil-meliyiz. Hakikat-bin ve hakperest olan adam: "Cerbeze bir hâkimdir." bilmeli. "Yalnız seyyiat tarafını konuşturmamalı; onun hasmı olan hasenâtı da dinlemeli, sonra muvazene edip, mizan-ı haşirdeki hükm-ü ädiläne gibi råcih gelene mu-habbetle hak vermelidir."
Öyleyse bütün himmetimizi kuvve-i akliyenin vasat mertebesi olan adl ve adalete vermeliyiz. Bu mertebe hikmettir ki; "Kime hikmet verilmişse işte ona pek çok hayır verilmiştir. ayeti, onun måhi-yetini beyan ve tefsir eyler. İnsan hikmet mertebesinde "Hakkı hak bilir, imtisal eder; batılı batıl bilir, içtinap eder.
Dipnotlar:
1- İşărâtü'l-leaz, s. 46; 2- Age, s. 23.
3- ESDE, Divan-s Harb-i Orfi, s. 120.
4- ESDE, Münazarat, s. 249.
5- ESDE, Tuluat, s. 570.; 6- Age, s. 572.
7-Age, s. 572.: 8- Bakara Suresi: 269.
124
YanıtlaSilHADIS-I SERİFLER
۱۳۹
إِذَا هُمْ أَحَدُكُمْ بِالأمْرِ فَلْيَرْ كَمْ رَكْعَتَيْنِ مِنْ غَيْرِ الْفَرِيضَةِ، ثُمَّ لِيَقُلْ : اللهُمَّ إِلَى اسْتَخِيرُكَ بِيَاتِكَ، وَاسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ ، وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ فإنك تقدر ولا أقدرُ ، وَتَعلم ولا أعلم ، وأنتَ عَلامُ الْغُيُوبِ ، اللهم إن كنت تعلم أن هذا الأمرُ خَيْرٌ لي في ديني ومَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي ؟ فَاقْدُرْهُ لِي ويسره لي ، ثم بارك لي فيه .
وإن كنت تعلم أن هذا الأمر شر لي في ديني ومعاشي وعاقبة أمرى فَاصْرِفْهُ عَلَى، وَاصْرِفْنِي عَنهُ ، وَاقْدُ عَلَى الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ ، ثُمَّ أَرْضِينِي بِهِ، ) رواه البخاري ) قال : وَيُسمى حاجته .
129) «İçinizden biri, bir işi yapmayı arzuladığı zaman, farz namaz-dan ayrı iki rikât namaz kılsın.. Sonra şu duayı yapsım..
Allahım ilmine sığınarak senden hayır taleb ediyo-rum.. Kudretine güvenerek- senden güç istiyorum. Azim fazlından istiyorum..
Sen güçlüsün; benim gücüm yetmez.. Sen bilirsin; ben bilemem.. Gizlileri tam mânası ile sen bilirsin..
Allahım, ilm-i ezelinde; bu işi, dinim için, dünyam için gelece-ğim için hayırlı ise, bana nasib et.. Kolaylık ihsan eyle... Sonra, mübarek kıl..
Şayet ilm-i ezclinde; bu iş, dinim için, dünyam için, geleceğim için şerli ise, beni ondan ayır..
Nerede olursa olsun; bana hayır takdir eyle.. Ve ben onunla razı olayım.>>>>
Bu duanın adı istihare duasıdır. Ayrıca Peygamber S.A. efendimizin: Bu iş, derken; neyi arzu ediyorsa, onu söyler..
Buyurduğunu, ravi Hadis-i Şerifin sonuna eklemiştir..
Bu Hadis-i Şerif BUHARI'den alınmıştır. Kısa bir menkıbesi 5. На-
dis-i Şerifin sonunda geçti..
Allah ondan razı olsun..
۱۲۹
YanıtlaSilVE VAAZ ÖRNEKLERİ
125
إذَا وُضِعَت الجنازة واحتملها الرجالُ عَلَى أعناقهم ، فإن كانت صالحة
۱۳۰
قالَتْ : قدمونى ، وَإِنْ كَانَتْ غَيْرَ صالحة قَالَتْ : ياويلها ! أين تذهبون بها ، يَسْمَعُ صَوْتَهَا كُلُّ شَيْهِ إِلَّا الْإِنْسَانَ ، وَلَوْ سَمِعَهُ لَصَقَ .
( رواه البخاري )
130) Cenaze, tabuta- konup da, adamlar omuzladığı zaman, şayet bir iyi kimse ise:
- Beni çabuk götürün!..
Der.. Aksi halde bir kötü kimse ise.. O zaman da:
Vay halime... Beni nereye götürüyorsunuz?..
Diye sızlanır.. Feryad eder.. Onun bu feryadını herşey duyar; ancak insan hariç.. O da duyacak olsaydı; cansız düşerdi..>>
***
Onun bu halini, insanlığını tam bulan anlar. Hatta duyar da. Ama insanlığını bulmuş olacak.
Büyükler ölenlerle konuşurlar.. Çektikleri azabı bilirler.. Şayet cen-nete gitti ise onu da sezerler..
Asıl mesele kalb temizliğini ve tam safiyeti bulmakta..
**
Bu Hadis-i Şerif BUHARÎ'den alınmıştır. Menkıbesi 5. Hadis-i Şeri-fin sonunda..
( رواه البخاري )
۱۳۱ إِذَا وُسدَ الأَمْرُ إِلَى غَيْرِ أَهْلِهِ فَانْتَظِرِ السَّاعَةَ .
131) «İşler ehli olmayana bırakılınca; kıyameti gözle..>>>
İnsanlar, toplu halde yaşamaya mecburdurlar.. Ayrı yaşayamazlar.. Bu arada görülecek işleri de pek çoktur.. Ancak onlar emin ellerde görü-lürse; birbirlerine daha sıkı bağlanır, içtimaî bir dayanışma meydana ge-tirirler.. İşleri hain ellerde görülmeye başlayınca, birbirlerinden soğurlar. Birbirlerini suçlarlar.. Dolayısı ile dayanışmaları bozulur.. Durum bu olunca dünyanın tadı kalmaz.. Herkes, yaşamayı değil, ölmeyi ister.. Bir başka Hadis-i şerifte belirtildiği gibi, toprağın altı üstünden hayırlı olur.
**
Bu Hadis-i Şerif BUHARI'den alınmıştır. Kısa bir menkıbesi 5. Ha-dis-i Şerifin sonunda geçti..
126
YanıtlaSilHADİS-I ŞERİFLER
۱۳۲ إِذَا وُقِعَ فِي الرَّجُلِ وَأَنْتَ فِي مَلا فَكُنْ لِلرَّجُلِ نَاصِيرًا ، وَلِلْقَوْمِ ) رواه ابن أبي الدنيا في ذم الغيبة عن أنس ) زاجِراً ، وَقُمْ عَنْهُمْ .
132) «Bir topluluk içinde malum bir kimsenin gaybeti yapıldığı za-man; gaybeti yapılana yardımcı ol.. Gaybet eden cemaata da mâni olmaya çalış.. Ve aralarından çık git..>>
Gaybet mutlaka ki, kötü huyların başında gelir. Acaba ayıptan beri kimse var mı?.
Mutlaka yapılan gaybetlere engel olmak icabeder.. Mâni olmak ka-bil olmadığı takdirde, aralarından çıkıp gitmelidir. Çünkü gaybetçiler ara-sında durmak, onların yaptığına ortak olmak sayılır.. Ramuz şerhinde böyle geçer..
Acaba bu dil, insana; onu bunu çekiştirsin diye mi verildi?. İmam-ı Gazali'yi dinleyelim:
Bu duygular sende Allah'ın birer emanetidir. Sakın onları kötü işlerde kullanmayasın.. Kur'an oku.. Hadis oku.. Hikmet dinle..
Ne güzel buyurmuş... Allah ondan razı olsun..
Bu Hadis-i Şerifi İBN-I EBUDDÜNYA, ENES'ten (r.a.) naklen ri-vayet ediyor. Eserinin GAYBET bâbında geçer.
1. ve 117. Hadis-i Şeriflerde bunların kısaca menkıbesi yazılıdır.
۱۳۳ إِذَا أَرَادَ اللهُ بالأميرِ خَيْرًا جَعَلَ لَهُ وَزِيرَ صِدْقٍ ، إِنْ نَسِيَ ذَكَرَهُ وَإِنْ ذَكَرَ أَعَانَهُ ، وَإِذَا أَرَادَ اللهُ بِهِ غَيْرَ ذَلِكَ ، جَعَلَ لَهُ وَزِيرَ سُوءٍ إِنْ نَسِي ( رواه النسائي ) لَمْ يُذْكُرْهُ وَإِنْ ذَكَرَ لَمْ يُعِنْهُ .
133) «Allah-ü Taâlâ bir emire hayır murad ederse, ona sadık bir vezir verir.. Şöyle ki: Unutunca hatırlatır.. Yapmayı hatırladı-ğı bir işte de, yardım eder.. Allah-ü Taâlâ ona, bunun aksini dilerse; kötü bir vezir verir.. Şöyle ki: Unutunca hatırlatmaz.. Yapmayı düşündüğü işte de
yardımcı olmaz..>>>
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil127
Burada zikri geçen emir, şüphesiz bır devlet başkanıdır. Vezir de onun başvekili sayılır.. Bu, onun en büyük yardımcısıdır.
Kendisi iyi olursa, Allah-ü Taala'ya dua eder ve nasibine iyi bir yardımcı vezir düşer..
Dinî işlerde yanılınca, o iyi veziri düzeltir.. Dinî bir emrin gereğini yapmak isteyince de o iyi veziri yardımcısı olur.
Bu, bu kadar iyi iken, aksi de o kadar kötüdür..
IHYẦU ULUM'da İMAM-I GAZALI Hz. der ki:
Bir vali için, sözde iyi; fakat işte iyi olmayan bir arkadaştan veya vezirden daha yıkıcısı yoktur..
Allah saklasın..
**
Ravi: Neseî'dir.. Kısaca menkıbesi 13. Hadis-i şerifte geçti..
إِذَا أَكُلَّ أَحَدُكُمْ مَعَ جَمَاعَةٍ وَشَبِعَ ، فَلَا يَرْفَعْ يَدَهُ حَتَّى يَرْفَعَ الْقَوْمُ ( رواه البيهقي ) فَإِنَّهُ يُحْجِلُ جَلِيهُ ١٣٤
134) «Herhangi biriniz bir toplulukla -yemek yediği zaman do-yunca hemen elini çekmesin.. Taa cemaat çekinceye kadar.. Sofradan çabucak elini çeken kimse, birlikte oturduğu arka-daşını utandırmış olur..>>>
Bu hareket, adab-ı muaşeret kaideleri arasında sayılır.. Yeni ta-biri ile görgü..
Her işin başı edeptir.. Dikkat étmeli..
Ravi: BEYHEKÎ'dir.. Menakıbi 9. Hadis-i Şerifin sonunda..
١٣٥ إِذَا حَجَّ الرَّجُلُ بِمَالٍ حَرَامِ ، فَقَالَ لَبَّيْكَ ! قَالَ لَهُ عَزَّ وَجَلَّ : ( رواه الديلمي ) ه لا لَبَّيْكَ وَلَا سَعْدَيْكَ ) .
135) «İnsan, haram malla hac yapmaya gidip ve: LEBBEYK Demeye başladı mı, Cenab-ı Hak ona şöyle buyurur:
Senin ne LEBBEYK'in makbul, ne de SADEYK'in..>>>
128
YanıtlaSilHADIS-İ ŞERİFLER
Diğer Hadis-i Şeriflerde geçtiği ve geçeciği gibi, hacca gidip ha. cı olmak için baş şart haram maldan arınmaktır..
Hacca gidenin üzerinde kul hakkı olmamalı... Zulmettiği kimsele. rin gönlünü almalı..
LEBBEYK ve SADEYK kelimeleri, hac esnasında söylenen iki ke-limedir. aşağı yukarı şu manalara gelir:
-Allahım, emrine geldim.. Hükmüne razıyım.. Canım, malım her. şeyim uğruna feda!.
Ravi: DEYLEMİ'dir. Kısaca tercüme-i hali, 4. Hadis-i Şerifin so-nunda geçti...
١٣٦ أَذْ كُرُوا مَحَاسِنَ مَوْنَا كُمْ ، وَكُفُّوا عَنْ مَسَاوِيهِمْ .
) رواه الترمذي عن ابن عمر )
136) «Ölülerinizi hayırla yad ediniz.. Kötülüklerinden geçiniz..>>>
Ölen, ölüp gitmiştir.. Artık hatası ve sevabı ile başbaşadır.. Kud-ret âleminde yaptıklarının hesabını bir bir verecektir.. Cümle işi Allah-ü Taala'ya kalmıştır.. O dilerse, bağışlar.. Onun bağışladığı bir kulu, bi-zim çekiştirmeniz yerinde olmaz.
Ancak, bu hadis-i Şerif müslümanlar hakkındadır. Küfür ehlinin yaptığı fenalıkları anlatmakta, bilakis fayda vardır.. Bunu da herkesin dilinden değil; dürüst tarihçilerin dilinden veya kaleminden dinlemeli-dir.. Ama ibret almak için..
En doğrusunu Cenab-ı Hak bilir..
Ravi: ABDULLAH b. ÖMER'dir. Ondan naklen TİRMİZİ almıştır. Menkıbeleri 7. ve 13. Hadis-i Şerifin sonunda..
Allah ikisinden de razı olsun ve rahmet eylesin..
۱۳۷ أَذِيبُوا طَعَامَكُمْ بِذِكْرِ اللَّهِ وَالصَّلَاةِ، وَلَا تَنَامُوا عَلَيْهِ فَنَفْسُوا قُلُوبُكُمْ.
( رواه أبو نعيم في الطب عن عائشة )
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil129
137) «Yediğinizi Allah'ın zikri ile eritiniz. Yer yemez uyumayınız; sonra kalbinizi kasvet basar..>>>
Yemekten kalkar kalkmaz; hemen uyumak doğru olmaz.. Böyle bir hareketin doğru olmadığı tıbben de sabittir..
her.
80.
Kalbinize kasvet gelir.»
Cümlesini şöyle şerh ederler:
Katılaşır.. Şiddet kasbeder. Zulmete boğulur.. İlâhî nura karşı perdelenir.
Hasılı, öyle bir hale gelir ki, taş kesilir.. Artık ona ne vaaz tesir eder; ne de öğüt..
Ramuz şerhinde böyle geçer..
İmam-ı Gazali der ki:
Yemekten sonra hemen uyumamak mustahaptır. Hiç olmazsa, iki veya dört rikât namaz kılmalı.. Ya da bir köşeye çekilip Allah'ı zik-retmeli..
Ne güzel büyurmuş; Allah ondan razı olsun..
Esas ravi: Hz. AİŞE'dir (r.a.) EBU NUAYM'de eserinin tıp bölü-münde zikretmiştir. 8. ve 10. Hadis-i Şeriflerin sonunda bunların kısaca menkıbeleri yazılıdır..
۱۳۸ أَرْبَعُ دَعَوَاتٍ لا تُرَدُّ : دَعْوَةُ الْحَاجَ حَتَّى يَرْجِعَ، وَدَعْوَةُ الْغَازِي حَتَّى يَصْدُرَ ، وَدَعْوَةُ المَرِيضِ حَتَّى يَبْرَأ ، وَدَعْوَةُ الْأَخِ لِأَخِيهِ بِظَهْرُ الْغَيْبِ وَأَسْرَعُ مَوْلاءِ الدَّعَوَاتِ إِجَابَةٌ دَعْوَةُ الأَخِ لِأَخِيهِ بِظَهْرِ الْغَيْبِ .
( رواه الديلمي عن ابن عباس )
138)
«Dört dua var ki, reddolunmaz.. Onlar sırası ile:
1) Hacı'nın duası... Taa dönünceye kadar..
2) Gazi'nin duası... Taa gelip evine oturuncaya kadar..
3) Hasta'nın duası... Taa hastalığından kurtuluncaya kadar..
4) Gıyapta; kardeşin kardeşine yaptığı dua..
Bu dualar arasında, icabet bakımından en seri olanı, gıyapta kardeşin kardeşe yapacağı duadır..>>
Hadis-i Şerifler, F: 9
130
YanıtlaSilHADİS-1 ŞERİFLER
Burada duası makbul olduğu bildirilen, hastanın müslüman olmam şarttır.
Keza kardesin de müslüman olması sarttır. Duanın giyaben yapıl. ması şart değildir. Esas şart, dua edilen kimseye duayı duyurmamaktır.
Şöyle bir hikâye anlatılır:
Bir gün Cenab-ı Hak Musa'ya (a.s.) şöyle buyurur:
yim. Ya Musa, bana günah işlemediğin ağızla dua et ki, kabul ede.
Bunun üzerine Musa (a.s.) o ağızı nereden bulacağını, kendi ağzı ile çok hata işlediğini arz eder.. Bunun üzerine Cenab-ı Hak emreder: Bu ağız, bir mümin kardeşinin ağızıdır. Sen onun ağzı ile günah İşlemedin.. Ona iyilik yap ki; sana dua etsin..
Burada esas ravi İBN-1 ABBAS'dır. Allah ondan razı olsun.. On-dan naklen DEYLEMİ almıştır. Her ikisinin de kısaca menkıbeleri; 4. Hadis-i Şerifin sonunda geçti..
۱۳۹ أَرْبَعُ مَنْ كُنْ فِيهِ كَانَ مُنَافِقَا خَالِصًا ، وَمَنْ كَانَتْ فِيهِ خَصْلَةٌ مِنْهَنَّ كانَتْ فِيهِ خَصْلَةٌ مِنَ النَّفَاقِ حَتَّى يَدَعَهَا : إِذَا حَدَّثَ كَذَبَ « وَإِذَا وَعَدَ أَخْلَفَ ، وَإِذَا عَاهَدَ غَدَرَ ، وَإِذَا خَاصَمَ فَجَرَ .
( رواه الشيخان عن ابن عمر )
139) «Dört şey var; onlar, her kimde bulunursa... O halis bir müna-fıktır.
O dört huydan herhangi biri, bir kimsede varsa; onda bir mü-nafıklık huyu var demektir.. Taa o huyu bırakıncaya kadar, bu leke onda kalır..
Sırası ile o huylar şöyledir:
a) Konuştuğu zaman, sözüne yalan katar..
b) Vaadinden döner..
c) Ahdini bozar..
d) Bozuşunca işi edepsizliğe döker..>>>
**
Nifaka dair daha başka Hadis-i Şerifler mevcuttur.. Hem de pek çok.. İslâmiyette; nifak küfürden fenadır.. Münafıkın cehennemdeki yeri, en alt tabakadar..
**
VE VAAZ ÖRNEKLERI
YanıtlaSil131
Ibn-i Hacer-i Askalāni; nifakı şöyle tarif eder:
Nifak; için ayrı, dışın ayrı olmasıdır.. İki şekli vardır:
a) Nifak-ı Küfür.. Bu itikatta iki yüzlülük olursa..
b) Nifak-1 Amel.. Bu da amelde iki yüzlülük olursa..
Ravi: 1BN-İ ÖMER'dir. Hem BUHARI hem de MÜSLİM geçer.. 2. 5. ve 7. Hadis-i şeriflerin sonlarında, ayrı ayrı kısa gecer.. geçti..
Allah onlardan razı olsun ve rahmet eylesin..
١٤٠
أَرْبَعُ مَنْ كُنْ فِيهِ حَرَّمَهُ اللَّهُ تَعَالَى عَلَى النَّارِ ، وَعَصَمَهُ مِنَ الشَّيْطَانِ : مَنْ مَلَكَ نَفْسَهُ حِينَ يَرْغَبُ ، وَحِينَ يَرْهَبُ ، وَحِينَ يَسْتَهى، وَحِينَ يَغْضَبُ وَأَرْبَعُ مَنْ كُنَّ فِيهِ نَشَرَ اللَّهُ تَعَالَى عَلَيْهِ رَحْمَتَهُ ، وَأَدْخَلَهُ جَنَّتَهُ : مَنْ آوَى مِسْكِينَا ، وَرَحِمَ الضَّعِيفَ ، وَرَفَقَ بِالْمَمْلُوكِ ، وَأَنْفَقَ عَلَى الْوَالِدَيْنِ . ( رواه الحاكم )
140) >>
** *
Sayılan bu huyların hepsi güzel.. Hepsi değerli... Okumak ve yaz-mak kolay.. Asıl zor olan tatbikidir.. Cenab-ı Hak onu, yani okuyup ta amel etmeyi nasip eylesin..
132
YanıtlaSilHADIS-1 ŞERİFLER
Bu Hadis-i Şerifin ravisi, NEVADİR adlı eserin musannifi, HA-KİM'dir.. Kısaca bir menkıbi 22. Hadis-i Şerifin sonunda geçti.. Allah rahmet eylesin..
١٤١ أَرْبَعُ : مَنْ أَعْطِيَهُنَّ فَقَدْ أَعْطِيَ خَيْرَ الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ : لِسَانُ ذَاكِرٌ ، وَقَلْبٌ شَاكِرٌ ، وَبَدَنْ عَلَى الْبَلاء صَابِرُ ، وَزَوْجَةٌ لَا تَبْغِيهِ خَوْفًا فِي نَفْسِهَا ) رواه الطبراني عن ابن عباس ) ولا ماله .
141) «Dört şey var.. Onlar bir kimseye verilirse; muhakkak ona, dün. ya ve âhiretin hayrı verilmiştir:
a) Zikreden dil..
b) Şükreden kalb..
c) Belâya sabreden beden..
d) Ve bir kadın ki, nefsinde ve kocasının malında, hiyanet ar-zusu olmaya...»
** *
Bu Hadis-i Şerifte, en çok üzerinde durulması gereken, d) Kısmı-dır, yani zevce..
tir. Gerçekten iyi bir hanım, dünyada insana verilen en büyük nimet-
Kazî İyaz, kadını anlatırken şöyle der:
Sâlihe bir hanım, Altından daha faydalıdır. Altın ancak elden çıkınca fayda sağlar, halbuki kadın elde kaldıkça faydalı olur..
**
Bu Hadis-i Şerif, TABERANÎ'den alınmıştır; o da raviler yolu ile, IBNI ABBAS'dan.. 9. ve 42. Hadis-i şeriflerin sonunda, kısaca menakı-beleri yazılıdır.
Allah onlardan razı olsun ve rahmet eylesin..
أَرْبَعُ : حَقٌّ عَلَى اللَّهِ أَنْ لَا يُدْخِلَهُمُ الْجَنَّةَ ، وَلَا يُذِيقَهُمْ نَعِيمَهَا : مُؤْمِنُ خَمْرٍ ، وَاكِلُ الرِّبا ، وَآكِلُ مَالِ الْيَتِيمِ بِغَيْرِ حَقٌّ ، وَالْعَاقِ لِوَالِدَيْهِ .
١٤٢
( رواه الحاكم )
VE VAAZ ÖRNEKLERI
YanıtlaSil133
142) «Dört zümre var ki: onları cennete sokmamak ve nimetini tat-tırmamak Allah'a bir haktır:
a) -Alkollü içkiye devam eden..
b) Faiz yiyen..
c) Haksız yere yetim malı yiyen..
d) Ana ve babasına asi olan..>>>
İslâm dini içtimaî bir dindir.
İnsan, yaşadığı bir cemiyette, sadece o cemiyetin malı olduğunu bilmelidir.
Bir insana, içki sofrasında vakit geçirmek yakışmayacağı gibi; ta-mamen yasak olan faiz geliri ile geçinmek de yakışmaz..
Yetim, cemiyet içinde bir zavallıdır; onun malını yemek değil; ko-rumak gerekir..
Elimizdeki esere göre; bu Hadis-i Şerif HAKİM'den alınmıştır. Kı-saca menakıbi, 22. Hadis-i Şerifin sonunda geçti.
Allah rahmet eylesin..
أَرْبَعُ لَا يَشْبَيْنَ مِنْ أَرْبَعِ : أَرْضِ مِنْ مَطَرَ ، وَأَنَّى مِنْ ذَكَرٍ ، وَعَيْن ( رواه الحاكم ) مِنْ نَظَرِ ، وَعَالِمٌ مِنْ عِلْمٍ . ١٤٣
143) «Dört şey var ki; dört şeyden doymaz:
a) Yer, yağmurdan..
b) Kadın, erkekten..
c) Göz, bakmaktan..
d) Alim, ilimden..>>>
Hele ilim.. Bir âlim için ilimden daha tatlı ne var ki..
Dünya ve âhirette âlimden daha değerli kim var ki, böyle olmasay-dı; Cenab-ı Hak:
-(Bilenlerle, bilmiyenler hiç bir olur mu?..)
Buyurur muydu?.. Ve:
(Ancak Allah'tan ulema kulları korkar..)
Der miydi?..
Cenab-ı Hak cümlemize hakiki ilmi nasip etsin..
Burada ravi: 22. Hadis-i Şerifin sonunda menkıbesi geçen HAKİM'-dir..
Allah rahmet eylesin..
пелен (use) IZIL
YanıtlaSil2024 BEDİÜZZAMAN TAKVİMİ
TARİHTE BUGÜN
1909-Bediüzzaman'ın
"Sadā-yı Hakikat" isimli makalesi Volkan gazetesinde yayınlandı.
• 1923 - Milletvekili, gazeteci ve Hubab Risalesini kendi matbasında bastırmış olan Ali Şükrü Bey katledildi.
• 1970-Gediz Depremi.
27
ÇARŞAMBA
WEDNESDAY
MART
MARCH
BİR AYET
Allah, iyilik yapanın mükafatını daha güzeliyle verir.
Bakara Suresi: 267
BİR HADİS
İstek duyulmaması gereken şeye karşı aşırı istekten Allah'a sığınınız.
Müsned, 5: 232
Allah için işleyiniz, Allah için görüşünüz, Allah için çalışınız.
Lem'alar
HİCRİ: 17 RAMAZAN 1445 - RUMI: 14 MART 1440
Incak Güne
Öğle
İkindi
Aksam Yatsı
KASIM: 141-GÜN: 87 KALAN: 279 - GÜN. UZ.: 3 DK
Imsak
Günes
Öğle
İkindi
Aksam Yatsı
Eski Bir Türk Subayı
YanıtlaSilFahrettin Paşa, Mustafa Kemal'in komutanlarından bir tanesi olup yaşı doksanı geçmiş ve hâlà yaşamaktadır, 185 Bu hatıratlarda Fahrettin Paşa, Mustafa Kemal'i milli bir kahraman ilan etmek istemiştir.
"On Yıl Savaş ve Sonrası" adlı hatıratında bu paşa (diğer övü. cüler gibi) Mustafa Kemal'in gerçek yüzünü, en azılı düşmanının dahi kabul edemeyeceği bir şekilde göstermeye çalışmıştır. On bir gün boyunca Çankaya'da Mustafa Kemal'e misafir kalmış bu paşa, Mustafa Kemal'in sofrasında sunulan yemekleri dahi yaz-mış olduğu hatıratlarında, üstünü örtmeye çalışmasına rağmen işlenen rezaleti gizlemeyi başaramamıştır:
"Atatürk, dansa, Fransız büyükelçinin kızıyla başladı. Çünkü he-nüz büyükelçinin karısı orada değildi. Kızın güzelliği, herkesin aklı nı almıştı. Hemen sahneyi dans edenler doldurdu. Atatürk, benden, kendi kızlarından 186 biriyle dans etmemi istedi. Danstan sonra, bazı sanatçılar, çıplak bedenleriyle Rıfat Süreyya'ya bazı danslar sergile-diler.
Sevinçli bir şekilde orada burada herkese nazik davranıyordu. Bazen gösteriyi izlemek için otururdu. Fransız büyükelçisi ise, kızını almış kendini hiç kimseye göstermeden partiden ayrılmıştı... Sabah vakti yaklaşmış davetliler teker teker partiyi terk ediyordu. Saat sa-bah dört olunca bana: "Haydi gidelim" dedi. Beraber çıktık. Arabada beni yanına oturttu. Araba hareket edince başını göğsüme koydu ve uyudu. Dağılmış altın sarısı saçları göğsümün üzerindeydi. Kalbim-deki en güçlü hisleri harekete geçiriyordu. Saçlarını öpüyor ve kok-luyordum. İlk defa Atatürk'ün bu kadar sarhoş olduğunu gördüm.
185 Bu kitabın yazılı
134
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
أَرْبَعُ : مِنْ سَعَادَةِ المره: أَنْ تَكُونَ زَوْجَتُهُ صَالِحةً، وَأَوْلَادُهُ أَبْرَاراً )
١٤٤
وَخُلطَاؤُهُ صَالِحِينَ ، وَأَنْ يَكُونَ رِزْقُهُ فِي بَلَدِهِ .
( رواه الديلمي عن على )
(1) إنما سموا أبراراً : لأنهم كانوا بيرون الوالدين .
144)
«Aşağıda sayılan dört şey, insanın saadetine alâmet sayılır:
a) İyi bir hanıma sahip bulunması..
b) Çocuklarının iyilik yapar olmaları.. (1)
c) Aralarında bulunduğu kimselerin salihler olması..
d) Rızkını beldesinde temin eder olması..>>>
Gerçekten yukarıda sayılan dört şey, bir insanın saadet alâmetidir. Bilhassa İslâmî ahlakın bozulduğu şu zamanda..
Bu zamanda; iyi huylu bir hanım sahibi bulunmak, yollarında ha-yat tüketip yetiştirdiği çocuklarından iyilik görmek bir insan için şans eseridir..
Uzun mesafeler kat etmeden oturduğu yerde rızkını temin etmenin tadını ise, ancak tadanlar bilir...
Burada esas ravi; Hz. ALİ'dir.. Allah ondan razı olsun.. Ondan da DEYLEMİ almıştır..
4. ve 48. Hadis-i Şeriflerin sonunda kısaca menkıbeleri geçti..
(1) Onlara İyi denmesi, ana ve babalarına İyilik ettikleri içindir..
أَرْبَعَةٌ : يُبْغِضُهُمُ اللهُ تعالى : البَيَّاعُ الخَلافُ، وَالْفَقِيرُ الْمُخْتَالُ ) وَالشَّيْحُ الزاني ، والإمام الجائر .
١٤٥
( رواه النسائي عن أبي هريرة )
(۲) المختال : المتكبر المعجب بنفسه .
145) «Şu dört kimseye Allah buğzeder:
a) Yemin üstüne yemin ederek -mal- satmaya çabalayan..
b) Yalnız kendini gören fakir.. (1)
c) Zina yapan ihtiyar..
d) Zalim sultan..>>>>
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil135
Maddi ve fani şeylerin temini hususunda; Allah adına yemin et-mek, doğru değildir. Hatta İmam-ı Gazali Hz. nerede olursa olsun; ister-se haklı bir şeyde olsun, Allah adına yemin etmeyi İyi bulmaz..
Zina gençler için de bir felakettir.. Ama ihtiyarlar için daha büyük bir felaket.. Bir başka Hadis-i Şerifin işaretine göre, zina yapılan yerde aglik ve sefalet artar.
Haccac misullu zalim sultanın şerrinden de Allah müslümanları ko-rusun.. Amin!..
Burada ravi, EBU HUREYRE'dir Ondan NESEÎ almıştır. Kısaca menkıbeleri 5. ve 13. Hadis-i Şeriflerin sonunda geçti..
Allah ondan razı olsun ve rahmet eylesin..
(1) Böyle denmesi; kibirli oluşu, nefsini ve kendini beğenişi sebebi iledir.
أربع مِنَ الشَّقاء : جُنُودُ الْمَيْنِ ، وَقَسْوَةُ الْقَلْبِ ، وَالْحِرْصِ ، وَطُولُ ( رواه أبو نعيم عن أنس ) الأمل . ١٤٦
146) «Şu dört şey şekavete alâmettir:
a) İki gözün kuru olması..
b) Kalbin katı olması..
c) Hırs..
d) Uzun emel..>>>
**
Bu dört şeyin dördü de kötüdür.. Ve birbirine bağlıdır.. Birin bu-lunduğu yerde; mutlaka diğerleri de mevcuttur..
Hele kalbin katılığı... Ancak merhametsiz kalb katı olur.. Katı bir kalbe sahip olanın gözünden yaş akar mı?.. Hiç hırslı olmaz mı?..
Ve nihayet, dünya durdukça yaşasa; yine nail olamıyacağı emeller peşine düşmez mi?..
Bu Hadis-i Şerifin esas ravisi, ENES'tir.. Ondan naklen EBU NU-AYM'e gelmiştir.. Kısaca menkıbeleri, 1. ve 10. Hadis-i Şeriflerin sonun-da geçti..
Allah ikisinden de razı olsun ve rahmet eylesin..
136
YanıtlaSilHADİS-İ ŞERİFLER
أرْبَعُ : لَا يُمِينَ إِلَّا بِعَجَب (۱) : الصَّمْتُ ، وَهُوَ أَوَّلُ الْعِبَادَةِ وَالتَّوَاضُعُ ) رواه الطبراني عن أنس ) وَذِكْرُ اللَّهِ ، وَقِلَّةُ الشيء . ١٤٧
(1) أى لا توجد وتجمع في إنسان في آن واحد إلا على وجه عجيب قل أن يجمع اهـ مؤلف ، والظاهر في معنى الحديث لا يصاب بسوء من اتصف بهن إلا لأمر عجيب لها المصحح
147) «Şu dört şey bir kimseye isabet etmez.. Ancak isabet eder. se taaccüp yollu bir şey olur:
a) Sükût.. Ki bu ibadetin başlangıcıdır..
b) Tevazu sahibi olmak..
c) Allah'ı zikir..
d) Az şeyle yetinmek..>>>
***
Tercümemize esas aldığımız eserde, bu Hadis-i Şerif için iki mânalı bir haşiye var.. Biri müellife, biri de musahhihe ait..
Müellif şöyle diyor:
Demek olur ki; bu dört huy, bir insanda, an-1 vahidde bulun-maz.. Böyle bir şey olursa, takdire sezadır.. Sonra böyle olan da az bu-lunur..
Müsahhih ise şöyle diyor:
Bu huylarla kim muttesif olursa; ona hiçbir kötülük isabet et-mez.. Şayet isabet edecek olursa, şaşılacak bir şey olur..
Ravi: ENES'tir.. Allah ondan razı olsun.. Raviler yoluyla, TABE-RANİ'ye ulaşmıştır. Allah rahmet eylesin. Bunların kısaca menkıbesi,
1. ve 9. Hadis-i Şerifin sonunda yazıldı..
١٤٨ أَرْبَعَةٌ تَجْرِى عَلَيْهِمْ أُجُورُهُمْ بَعْدَ الْمَوْتِ : مَنْ مَاتَ مُرَابطًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ، وَمَنْ عَلَّمَ عِلْمًا أَجْرِيَ لَهُ عَمَلُهُ مَا عُمِلَ بِهِ ، وَمَنْ تَصَدَّقَ بِصَدَقَةٍ فَأَجْرُهَا يَجْرِي لَهُ ما وُجِدَتْ ، وَرَجُلٌ تَرَكَ وَلَداً صالحاً فَهُوَ يَدْعُوله . ( رواه الطبراني عن أبي أمامة )
148) «Dört zümre var ki, ölümden sonra iyilikleri devam eder: a) Allah yolunda nöbet beklerken ölen..
b) Bir ilim öğreten.. Öğrettiği ile amel edildiği müddet, ken-
disine de ecir gelir...
c) Bir tasaddukta bulunan.. O tasadduk ettiği şey devam etti-
ği müddet, ona sevap yazıhır..
d) Bir salih çocuk yetiştiren.. Ki o çocuk, daima ona dua eder..>>
140
YanıtlaSilHADIS-1 ŞERİFLER
Haliyle bunun sebepleri de vardır.. Başlıcası; âlimin yakınları ile pek alakadar olmayışıdır.. İşte bundandır ki, Peygamber S.A. efendimize önce yakınlarını imana getirmesi için, emir verilmiştir..
**
Bu Hadis-i Şerifin esas ravisi, CABIR'dir. Allah ondan razı olsun.. IBN-1 ADİYY ise ondan naklen rivayet ediyor.. Menkıbeleri 12. ve 47. Hadis-i Şeriflerin sonunda yazılıdır..
أَزْهَدُ النَّاسِ مَنْ لَمْ يَنْسِ الْقَبْرَ وَالْبَلَى (٢) وَتَرَكَ أَفْضَلَ زِينَةِ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا، وآثر ما يَبْقَى عَلَى مَا يَفْنَى ، وَلَم يَعدُ غَدًا مِنْ أَيَّامِهِ وَعَدَّ نَفْسَهُ فِي الْمَوْتَى . ١٥٤
) رواه البيهقي عن الضحاك مرسلا )
(۳) البلى بالكسر والقصر : الفناء والاضمحلال
154) «İnsanların en zahidi odur ki:
a) Kabri ve onda çürüyüp gitmeyi unutmaya..
b) Dünya zinetinin pek fazlasını bıraka..
c) Baki olanı, fani olana tercih ede..
d) Yarını, yaşayacağı günler arasına katmaya..
e) Ve nefsini ölülerden saya..>>
Bu Hadis-i Şerif mana itibariyle, biri diğerini şerh eden cümleler-den ibarettir.. Bu sayılan işlerin birini yapan haliyle diğerlerini de ya-par..
Ölümü düşünen kimse, dünyalığı hiç yığar mı?. Çalışır, kazanır, yer içer, fazlasını hayır yollarına dağıtır.. Böyle yapan bir kimse, el-bette âhirete inanmıştır, ve oranın; bu fani dünyadan hayırlı olduğunu bilir..
Dolayısı ile böyle bir kimse, aç gözlü değil tok gözlüdür.. Ve insan-ların en zahididir..
Elimizdeki esere göre; bu Hadis-i Şerif mürseldir.. Kısaca mürse-lin manası, ravileri tamamen tesbit edilememiş demektir..
**
Bu Hadis-i Şerif, BEYHEKÎ'den buraya alınmıştır.. O da DAH-HAK'tan..
BEYHEKİ'yi 12. Hadis-i Şerifin sonunda anlatmış bulunuyoruz..
**
DAHHAK: Tabiinden. Yani ashabı görenlerden.. Derler ki:
- Ana rahminde iki yıl kaldı.. Sonra gülerek doğru.. Bunun için DAHHAK deniyor.. Hicretin, 105. yılında vefat etti.. Allah rahmet eyle-sin..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil141
١٥٥ إِسْبَاغُ الْوُضُوءِ شَطْرُ الإِيمَانِ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ لَا الْمِيزانَ ، وَالتسبيح وَالتَّكْبِيرُ يَمْلَانِ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ ، وَالصَّلَاةُ نُورٌ وَالزَّكَاةَ بُرْهَانَ وَالصَّبْرُ ضِيَاء ، وَالْقُرْآنُ حُجَّةٌ لَكَ أَوْ عَلَيْكَ - كُلُّ النَّاسِ يَعْدُو (1) فَبَائِعُ نَفْسَهُ (۲) فَمُعْتَقَهَا، ) رواه ابن حبان عن أبي مالك الأشعرى ) أو موبقها .
(1) يغدو أي يسكر ساعياً في مطالبه
(۲) ضائع نفسه لربه أى يبذلها في رضاه ، والشيطان يبذلها في هواه
155) «Güzel abdest almak, imanın yarısıdır..
Allah'a hamd etmek, mizanı doldurur..
Tesbih ve tekbir; yeri ve semaları doldururlar..
Namaz bir nurdur; zekât bir bürhandır..
Sabır aydınlıktır..
Kur'an-ı Kerim, ya lehinde ya da aleyhinde bir hüccettir..
Bütün insanlar, sabahlar; fakat, ya kendisini azad edene satar..
Ya da köle kılıp helâk edene..>>
**
Elimizdeki eserin, son cümle için şöyle bir haşiyesi var..
Diyor ki:
İnsanlar, sabaha çıktıkları zaman arzuları peşinde koşarlar.. Ama ne yaparlar?.. Onu da şöyle anlatıyor:
«Bir kısmı, Rabbının rızası uğruna can atar.. Onun yoluna va-rını harcar.>>>
Diğer bir kısmı ise, şeytan yoluna koşar.. Nefsin atına biner, neyi varsa şeytan için harcar..
Dolayısı ile öbürü nefsin elinden kurtulup hür olurken, bu mahvo-
lup gider..
Allah korusun..
* **
Bu Hadis-i Şerifi, İBN-İ HİBBAN, EBU MALİK b. EŞ'ARI'den naklen rivayet eder.. Kısaca menakıbi, 65. Hadis-i Şerifin sonunda geç-ti.. Allah ona rahmet eylesin..
142
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
EBU MALIK b. ES'ARI: Sahabe.. Yemen de meshur, Es'ar kabile. sine mensuptur.. O kabile halkı ile birlikte Peygamber S.A. efendimiza gelip Islâmiyeti kabul etmiştir..
Hz. Ömer'in r.a. hilajeti devrinde bir taun vakasında vefat etmiştir... Allah ondan razı olsun..
١٥٦ اسْتَحْيُوا مِنَ اللهِ حَقَّ الْحَيَاء ، مَنِ اسْتَحْيَا مِنَ اللَّهِ حَقَّ الْحَيَاء فَلْيَحْفَظ الرأس وَمَا وَعَى ، وَلْيَحْفَظُ الْبَطْنَ وَمَا حَوَى ، وَلْيَذْكُرِ الْمَوْتَ وَالْبَلَى ، وَمَنْ أراد الآخِرَةَ تَرَكَ زِينَةَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا ، فَمَنْ فَعَلَ ذَلِكَ فَقَدِ اسْتَحْيَا مِنَ اللَّهِ ) رواه الترمذي عن ابن مسعود ) حَقَّ الْحَيَاء .
156) «Hakiki utanma ile Allah'tan utanınız.. Hakiki utanma ile Al-lah'tan utanan kimse, başını ve ona bağlı şeyleri korusun.. Batnını ve onun ihtiva ettiği şeyleri korusun..
Ölümü ve çürüyüp gitmeyi düşünsün.. Ve bir kimse, âhireti arzu ediyorsa, dünya zinetini terk eder..
Kim bunları yaparsa, hakikî utanma ile Allah'tan utanmış sa-yılır..>>>
*
Burada utanma, diyerek tercüme etmeye çalıştığımız kelimenin Arapça aslı HAYA'dır..
Haya insanlara verilen en büyük hasletlerden biridir..
Haya o kadar önemlidir ki; bir başka Hadis-i şerifte Peygamber S.A. efendimiz:
«HAYA imandandır..>>
Buyurmuştur.. Yani, HAYA bir iman inşanıdır.. Yani, bir kimse HAYASIZ mı, onun imanından şüphe edilir..
Haliyle HAYA'nın çeşitli yönleri var.. Bu Hadis-i şerifte gerçek, yani hakiki hayaya işaret ediliyor..
Allah gereği ile amel etme nasip eylesin..
* **
Burada esas ravi, İBN-1 MESUD'dur.. Sahabedir. Allah ondan razı olsun.. Kısaca menakıbi, 47. Hadis-i Şerifin sonunda geçti.. Ondan nak-len de, İMAM-I TİRMİZİ'ye gelmiştir.. Onun menkıbesi de, 13. Hadis-i Şerifin sonunda.. Allah ondan da razı olsun..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil143
-
١٥٧ اسْتَشنُوا بِمَا حَمِدَ اللهُ تَعَالَى بِهِ نَفسَهُ قَبْلَ أَنْ تَحْمِدَهُ خَلْقُهُ ، وبِمَا مَدَحَ الله تَعَالَى بِهِ نَفسه « الحَمْدُ لِلَّهِ » و « قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ ، فَمَنْ لَمْ يَشْفِهِ ) رواه ابن نافع عن رجاء الغنوى ) الْقُرْآنُ فَلَا شَفَاهُ أَحَدٌ .
157) «Daha halkı ona hamd etmeden; Allah-ü Taila zatma nasıl hamd etti ise, siz de o hamde sığmarak hamd ediniz; şifa taleb ediniz.
Ve zatını övdüğü şeyle övünüz.. Şifa isteyiniz..
Ki onlar:
a) ELHAMDÜ LİLLAH
b) KUL HÜVALLAHÜ EHAD
Cümleleridir..
Bir kimseye Kur'an şifa vermiyorsa, ona kimse şifa veremez..>>
a) Hamd, Allah'a mahsustur..
b) De ki, o Allah tektir..
Anladığınız gibi bu iki satır, yukarıdaki Arapçasını anlatabilmek için yazdığımız iki satırın manasıdır..
Bu Hadis-i Şerifte de belirtildiği gibi, Kur'an bir şifa kaynağıdır.. Ama o bir eczahane değildir.. Çok dikkat etmelidir..
Allah-ü Taâlâ, Kur'an'da daima şifa yollarını tarif eder.. Ama hiç-
bir zaman:
- Şu Ayet-i Kerimeyi okuyunuz, şifa bulursunuz?..
Buyurmadı. Yollarını tarif etti.. Sebeplerini bildirdi..
Bize düşen de bu sebeplere tevessüldür.. Ama Allah'a hamdi unut-madan.. Onun tekliğini akıldan hiç çıkarmadan..
İşte bu Hadis-i Şerifte daha ziyade bu manaya işaret edilmektedir..
Allah gereği ile amel etmeyi nasip eylesin.. Amin!..
Ravi: RECA-I GANEVÎ'dir. İBN-İ NAFI ondan naklen rivayet eder..
***
RECA-I GANEVI: Ebu Hatem'in kesin rivayetine göre sahabedir. Ayrıca Ibn-i Hibban, bu zatı över ve tabiinden sayar.. Allah ondan razı olsun..
** *
IBN-1 NAFI: Esas adı, RUVEYM.. LEYSI.. Babasının adı, ABDUR-
144
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
RAHMAN.. Daha ziyade Medine'de kaldı.. Kurra idi. Hicretin 170. yılın. da vefat etti..
Allah rahmet cylesin.
۱۵۸ اسْتَعِينُوا عَلَى إِنْجَاحِ الْحَوَائج بِالكِثْمَانِ ، فَإِنَّ كُلَّ ذِي نِعْمَةٍ مَحْسُودٌ . ( رواه أبو نعيم عن معاذ بن جبل )
158) «İşleri gizli tutmakla, vâdesinde bitmesine yardım arayınız.. Çünkü her nimet sahibine hased edilir..>>
**
Bu Hadis-i Şerif; zahirde, her nekadar, müşavere usulünü kaldı-rır gibi görünüyorsa da, değildir.. Bilakis, müşavereye işaret ediliyor..
Acizane anladığımız mana kısaca şudur:
Müşavere ediniz.. Müşavere ettiğiniz kimselerin fikrini alınız. Kararınızı veriniz. Ama gizli.. O müşavere ettiğiniz kimseler elbette görüşlerinin doğruluğuna inanır.. Siz onlara kararınızı açarsanız, bir şüphe ile sizi ikna edip caydırabilirler.. Ve siz, hayırla bitmesi muhte-
mel bir işten geri kalırsınız.. Bir bakıma bu Hadis-i Şerif:
-(Bir şeye azmettin mi, artık Allah'a tevekkül et..)
Meâline gelen Ayet-i Kerimenin de tefsiridir.
Bu Hadis-i Şerif, EBU NUAYM'den alınmıştır.. Esas ravisi MAAZ b. CEBEL'dir. Allah razı olsun..
Kısaca menkıbeleri, 10. ve 34. Hadis-i Şeriflerin sonundadır..
١٥٩ اسْتَعِينُوا عَلَى النِّسَاءِ بِالْعُرْيِ، فَإِنَّ إحْدَاهُنَّ إِذَا كَثرَتْ ثِيَابُهَا وَأَحْسَنَتْ
) رواه ابن عدى عن أنس )
زينتها أَعْجَبَهَا الْخُرُوج .
159) «Kadınların az giyiminde yardım arayınız. Sebebine gelince: Onlardan birinin giyeceği çok olur; bir de güzel süslenirse so-kağa çıkmayı ister..>>>
**
İslâm dininde kadınların, aşırı bir şekilde süslenip dışarı çıkmaları yasaktır.. Kadınlar vücut hatlarını belli etmeyecek kadar kapalı ve sade giyimli olarak dışarı çıkmalıdır..
Şer'i hüküm budur.. Kadın bütün süsünü ve zinetini erkeği için taka-caktır.. Dışarı çıkıp, ona buna gösterip, kendisini teşhir etmek için de-ğil... Erkek, kadında bir teşhir arzusu sezdiği takdirde, dikkat edecek; lüzumsuz bir giyecek almayacaktır..
VE VAAZ ÖRNEKLERI
YanıtlaSil145
Burada ravi, ENES'tir.. Allah ondan razı olsun.. Ondan da IBN-1 ADIYY almıştır.. Ona da Allah'tan rahmet dileriz.. Menakıbleri, 1. ve 7. Hadis-i Şerifin sonunda..
١٦٠ استقيمُوا : وَنِعماً أن استقمة : (٢) وَخَيْرُ أعمالكم الصَّلاَةُ ، وأن يحافظ على ( رواه ابن ماجه عن أبي أمامة ) الْوُضُوءِ إِلا كلُّ مُؤْمِن . (۳) أن استقمتم يفتح الهمزة ، أو نعم شيء استقامتكم
160) «İstikamet sahibi olunuz.. İstikamet sahibi olursanız ne güzel olur.
Amellerinizin hayırlısı namazdır.. Elbette abdestini, ancak -imanı bütün mümin devam et-tirir..>>
Burada üç şeye işaret edilir.. İstikamet, namaz ve abdest..
İstikamet, en büyük fazilettir.. Dürüst olmak, doğru olmak.. Ya da böyle olmanın yollarını aramak..
Namaz nasıl güzel olmasın ki.. Efendimiz S.A.:
Namaz gözümün nurudur..
Buyurdu.. Onun göz nuru olan bir ibadet, nasıl amellerin hayırlısı ol-maz ki...
Abdeste gelince:
O mümin silâhıdır..
Buyurulmuştur.. Yani şeytana karşı silahı.. Şeytan, insanın düşma-nıdır.. İnsan hiç düşmana karşı silahsız durur mu?..
Büyüklerin hiçbiri abdestsiz gezmemiştir. Menakıb kitapları hep ya-zar..
Burada ravi; İBN-İ MACE'dir.. EBU ÜMAME'den almıştır.. 22. ve 68. Hadis-i Şeriflerin sonunda kısaca menkıbeleri geçti.. Allah onlardan razı olsun ve rahmet eylesin..
١٦١ استكَيْرْ مِنَ النَّاسِ مِنْ دُعَاءِ الْخَيْرِ لَكَ ، فَإِنَّ الْعَبْدَ لَا يَدْرِي عَلَى لِسَانِ ) رواه الخطيب عن أبي هريرة ) مَنْ يُسْتَجَابُ لَهُ أَوْ يُرْحَمُ ؟ .
161) «İnsanlardan, lehine dua edecekleri artırmaya bak.. Kul bilmez ki, hangi ağızdan müstecap bir dua alacak.. Ya da, o dua sebe-bi ile merhamet olunacak..>>>
Hadis-i Şerifler, F: 10
целен (шse)
YanıtlaSil2024 BEL
AN TAKVIMI
TARİHTE BUGÜN
1910-Fransız Henri Fabre, tekerlekleri olmayan ve su üzerinde seyredebilen bir uçak geliştirerek ilk deniz uçağını icat etti.
• 1918-Erzurum'un Olur ilçesinden Rus ve Ermeni birlikleri geri çekildi.
• 1944 - Adapazarı ve civarında 2831 kişinin öldüğü bir deprem oldu.
28
PERŞEMBE
THURSDAY
MART
MARCH
BİR AYET
Allah, dilediği kimseye, yaptığı iyiliğin karşılığını verir.
Bakara Suresi: 261
BİR HADİS
Nazardan Allah'a sığınınız. Çünkü nazar haktır.
İbni Mâce, Tib: 32
Kendini başıboş zannetme. Zira, şu misafirhane-i dünyada, nazar-ı hikmetle baksan, hiçbir şeyi nizamsız, gayesiz göremezsin.
Sözler
HİCRĪ: 18 RAMAZAN 1445 - RUMI: 15 MART 1440
KASIM: 142-GÜN: 88 KALAN: 278 - GÜN. UZ.: 3 DK
İmsak
Günes
Öğle
İkindi
Aksam
Yatsı
Imsak
Günes
Öğle
İkindi
Meam
Vater
Siz arzın şark ve garbını feth edeceksiniz. O zaman memuriyet yapanlar Cehennemliktir. Allah'tan korkanlar müstesna.
YanıtlaSilRavi: Meharib'den bir kimseden.
Sayfa: 142 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
٣٥٧٥ - ذَرُوا الْعَارِفِينَ الْمُحَدِّثِينَ مِنْ أُمَّتِي لَا تُنْزِلُوهُمُ الْجَنَّةَ وَلَا النَّارَ حَتَّى يَكُونَ اللَّهُ الَّذِي يَقْضِي فِيهِمْ يَوْمَ الْقِيَمَةِ" (خط عن على)
YanıtlaSil3575- Kendilerine ilham verilen arifleri bırakın. (Meczuplar kasd ediliyor.) Cennete de, cehenneme de kondurmayın. Sahibine bırakın. Tô ki Allah kıyamet gününde onlar hakkındaki hükmünü
versin.
٣٥٧٦- ذَرُونِي مَا تَرَكْتُكُمْ فَإِنَّمَا هَلَكَ مَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ بِكَثْرَةِ مُوَالِهِمْ وَاخْتِلَافِهِمْ عَلَى أَنْبِيَائِهِمْ فَإِذَا أَمَرْتُكُمْ بِشَيْء فَأْتُوا مِنْهُ مَا اسْتَطَعْتُمْ وَإِذَا
نَهَيْتُكُمْ عَنْ شَيْءٍ فَدُعُوهُ" (الشافعي حم م ن ه عن ابي هريرة)
3576- Size anlattıklarımla yetinin, size anlatmadıklarımı bırakın. Çünkü sizden öncekiler çok sual sormaları yüzünden, peygamberlerine karşı gelmelerinden ötürü helâk oldular. Size bir şey emrettiğim zaman, gücünüz yettiği nisbette onu yapın. Size bir şey yasak ettiğim zaman da ondan kaçının.
٣٥٧٧
Kan toprağa düştü, akıl ortadan kalktı.
YanıtlaSilArap Atasözü.
Numan Kurtulmuş
TARİH ÇEVİRİCİ
YanıtlaSilMiladi TarihHicri TarihRumi Tarih
1
Mart
Yıl
Çevir
Miladi Hicri Rumi
Gün 4 10 4
Ay Şubat Zi'l-ka'de Şubat
Yıl 2001 1421 1417
Önceki
Pazar
Sonraki
"Tarih Çevirici" Cuneyt KURT tarafından özgün olarak hazırlanmıştır
RAM
YanıtlaSilMuhsin Yazıcıoğlu'nun şüpheli ölümünden önceki sırrını açıklamıştık. Ancak, şüpheler ve sırlar bu kadarla sınırlı değil Mahmut Esad Coşan da Barnabas Incili'ne ilgi duymuş ve Yazıcıoğlu gibi şüpheli bir kazada hayatını kaybetmişti.
Olaylar dizisi son derece ilginç... Muhsin Yazıcıoğlu'nun, Barnabas Incili ile ilgili çalışmaları çok eskiye dayanıyor. Ge. lişmeler, bu konuyu Nakşibendi Tarikatı'nın İskenderpaşa Ce-maati Lideri Mahmut Esad Coşan'la da görüştüğünü gösteri yor. Çünkü Muhsin Yazıcıoğlu, Ankara'da Seda Pastanesi'nde arkadaşları ile yaptığı "Barnabas Toplantısı"nda Esad Coşan' dan da bahsediyor. Aynen şu ifadeleri kullanıyor; 'Esad Hoca (Coşan) da bu işi çok araştırdı. O da bu konunun açıklığa ka vuşmasını çok istiyordu. Ancak, ömrü vefa etmedi.'
Neden? Çünkü Esad Coşan da Muhsin Yazıcıoğlu ile aynı kaderi paylaştı. 28 Şubat sürecinin ardından Avustralya'da (kuşkulu) bir 'kazada' hayatını kaybetti.
Esad Coşan, 4 Şubat 2001'de, Sidney'in 500 kilometre ba-tısındaki Dubbo Kenti'nin girişinde, içinde bulunduğu araca bir kamyonun çarpması sonucu damadı Prof. Dr. Ali Yücel Uyarel ile birlikte vefat etti.
Cemaatin büyük bölümü, olayın kaza olduğuna inanmadı. Hep, 'Esad Hoca trafik kazası süsü verilerek öldürüldü iddiala-rı ortalıkta dolaştı. Bu konuda pek çok yazı yazıldı. İlginçtir, olay mahalli, profesyonel kişiler yerine orada hiç bulunmaması gerekenler tarafından temizlendi.
Bütün deliller yok edildi. Durum bu olunca, iddialara rağmen 'kaza' ile ilgili olarak ciddi bir araştırma yapılamadı. Esad Coşan'ın, Türkiye'ye getirilen naaşı da 9 Şubat 2001'de Eyüp Sultan Mezarlığı'nda toprağa verildi. Olay, sadece 'ölümlü bir trafik kazası' olarak kayıtlara geçti. Şüphelerin hiç biri gideri-lemedi.
76
Son Olkdedyo kim Öldürdü?
YanıtlaSilLütfü Şahsuvaroğlu, 1970'li yıllardan bu yana Muhsin Ya zıcıoğlu'nun birlikte olduğu isimlerden biri. Yıllar boyunca nemli sırları paylaştılar...
Dün kendisi ile görüştüm, 'Biz Muhsin Başkan'la Barnabas Incili'ni, 2000'li yıllarda, Genelkurmay'ın elinde olduğu tartışılır ken konuşmuştuk bilgisini verdi.
Ben kendisine bu konuyu çok önemsediğimi söylemiştim. Hatta Incil'in Genelkurmay'ın elinde bulunduğu haberleri ile il gill olarak da 'Bu Türkiye'nin batıya karşı en önemli kozlarin-dan biri değerlendirmesini yapmıştım.
Ardından ekledi: "İslam'ın dalga dalga yayılacağını çok ön-ceden ortaya koyan otantik Incil'in ortaya çıkmasının batıyı na-sil etkileyeceğini düşünebiliyor musunuz?'
Şahsuvaroğlu ile birlikte kendisine çok yakın isimlerin de belirttiği gibi, Yazıcıoğlu, yıllardır Barnabas Incili üzerine kafa yoruyor ve çalışmalar yapıyordu. Tam ciddi adımlar atacaktı ki, bir helikopter kazasında hayatını kaybetti.
Bamabas İncili'nin akıbeti ise tam bir muamma... Kitabın 1981'de bir mağarada bulunmasının ardından, akıllara durgun-Juk verecek ve film senaryolarına konu olacak gelişmeler ya-şandı: İncil, köylülerden korucu başlarının eline geçti. Tam eski bir milletvekiline satılacakken, jandarma tarafından alındı. İncil-1 bir süre elinde tutan jandarma, daha sonra Genelkurmay Özel Harp Dairesi'ne gönderdi.
İncil, kimseye gösterilmedi ve herkesten saklandı. Eski Baş-bakanlardan Turgut Özal'ın devreye girmesiyle tercüme çalış-malarına başlanabildi. Ancak, bu çalışma da uzun sürmedi; bir türlü sonuçlandırılamadı. Konuya ilişkin kitaplar yazıldı. Pek çok önemli isim, Barnabas İncili üzerine ciddi çalışmalar yaptı. Bu arada, iddialar, rivayetler, dedikodular birbirini kovaladı...
77
www.tutkuyayınevi.com
YanıtlaSilÜstelik Incil'in bugün nerede olduğuna dair de net ve kesin bir bilgi yok. Kimse kamuoyunun karşısına geçip tatmin edici bir açıklamada bulunmuyor. Kimi, 'Halen Genelkurmay'da ko-ruma altında' diyor. Kimisi, 'Barnabas İncili'ni Vatikan'da gör düğünü iddia ediyor. Kimi de 'Kozmik Oda'da yapılan arama sırasında yok edildi' değerlendirmesini yapıyor. Barnabas In-cili, sırrını koruyor!"
9 Genelkurmay Başkanlığı komuta kademesindeki gizli ve hizmete özel evrakların bulunduğu 'Kozmik Oda' 2009 yılında dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast yapılacağı iddiası üze rine başlatılan bir soruşturma kapsamında ilgili Cumhuriyet Savcı-ları tarafından incelenmişti.
78
Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır
YanıtlaSilUzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgâr gibi süzülüyorum
Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında Ruhumu dinlemek istiyorum Zikre dalmış her şey
Güne gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum
Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
350
www.tutkuyayinevi.com
YanıtlaSilEy sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın
Beton çok soğuk, üşüyorum...
Yazıcıoğlu, cezaevinden çıktıktan sonra, mağdur olmuş ül-kücülere ve onların ailelerine yardım amacıyla kurulan Sosyal Güvenlik ve Eğitim Vakfı'nın başkanlığını yürüttü.
Muhsin Yazıcıoğlu 1987'de arkadaşları ile birlikte Genel Başkanlığını Alparslan Türkeş'in yaptığı Milliyetçi Çalışma Par-tisi'nde siyasete girdi. MÇP'de Genel Sekreter Yardımcılığı gö-revinde bulundu.
Son Ülkücüyü Kim Öldürdü?
YanıtlaSilTUTKU YAYINEVİ
Editör
: Füsun Dikmen
Kapak Tasarımı: Faruk Erşahin
Baskı
: Ayrıntı Matbaası
Yay. Sertifika No : 15304
ISBN
: 978-605-4756-52-0
1. Basım: Kasım 2013
TUTKU YAYINEVİ
Hilal Mah. Aleksander Dupçek Cd.
No:16/1 Çankaya - Ankara
Tel: (312) 442 73 95 - Faks: (312) 442 73 97
DAĞITIM
Dost Dağıtım: (312) 430 48 95
Alfa Dağıtım: (212) 511 53 03
TEMSİLCİLİKLERİMİZ
Izmir
: Pan Kitabevi, Aykut Yenersu, Tel: (232) 369 11 99
Bursa
: Bursa Kültür Merkezi, Tel: (224) 225 52 52
Adana : Kitapsan, Tel: (322) 239 06 22
Trabzon Yolcu Kitabevi, Tel: (462) 326 83 13
Diyarbakır: Eğitim Kitabevi, Murat Aburşu, Tel: (412) 229 13 17
Elazığ
: Batı Kitabevi, Hanifi Batı, Tel: (424) 237 69 71
2013 Tutku Yayınevi
Eserin tüm yayın hakları Tutku Yayınevi'ne aittir.
Yazılı izin olmadan kısmen veya tamamen hiçbir yolla kopya edilemez, çoğaltılamaz ve dağıtılamaz.
www.tutkuyayinevi.com
PUSU
YanıtlaSilOrduda Terfi Sisteminin Değiştirilmesini İstedi
Incetahtacı, aykırı bir isimdi. Sadece Susurluk skandalı değil sivil-asker ilişkileri gibi hassas konulara "çuvaldız" batırmayı se-viyordu.
TBMM Genel Kurulu'nun 28 Temmuz 1998 Salı yapılan 129. birleşiminin beşinci oturumunda Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması-na Dair Kanun Tasarısı üzerinde söz alan Incetahtacı, bu tasarı-nın yeterlilik derecesi, sicil ortalaması, yeterlilik notu gibi asker-lerin bir üst rütbeye yükselmeleriyle ilgili yönetmelik değişikliği-ne imkân verdiğini hatırlatarak, terfi ve atama sisteminin yeniden ele alınmasını önerdi.
TSK içindeki atamalarda TBMM'nin daha etkili olması ge-rektiğini savunan İncetahtacı, örnek olarak ABD'deki uygulama-ları gösterdi:
"Biliyorsunuz Türkiye'nin müttefiki olan ülkelerden birisi de ABD'dir. ABD'de, subay ve generallerin bir üst rütbeye yüksel-meleri konusunda değişik bir tatbikat bulunmaktadır. Bu tatbi-kat nedir? Öncelikle; Temsilciler Meclisi'ne mensup her üye, her sene beş öğrencinin harp okullarına gitmesini sağlamaktadır ve böylelikle öğrenciler daha harp okullarına girdikleri günden iti-baren Meclis'in yani yasamanın kontrolündeki askerî görevleri-ni ifa ettiklerinin bilincinde olmaktadırlar. Değerli milletvekilleri, daha sonraki dönemlerde de bir subayın veya bir astsubayın veya bir generalin bir üst rütbeye yükselebilmesi için, kendi iç bün-yelerindeki sicil meselelerini hallettikten sonra onayı Temsilciler Meclisi'nden almaktadırlar. "
Türkiye'de Meclis'in askerî atamalarda etkili olması gerektiğini belirten İncetahtacı, ABD'deki model uymuyorsa başka bir alter-natif bulunabileceğini ifade ettikten sonra şöyle devam etti:
"... bu, tam manasıyla Türkiye'nin şartlarına mutabakat sağ-lamaz; sağlamaya da bilir ama ben, bizim önümüzde birçok al-
MOSSAD ŞEHİDİ Mİ?
YanıtlaSil181
ternatifin olması gerektiğini, Türkiye'deki kurumların "atamız-dan, dedemizden, geçmişimizden böyle gördük, aynı şekilde, aynı üslup üzerinde devam etmesi gerektiği" şeklindeki bir dü-şünceye mecbur olmadığımızı belirtmek için bunları söylüyo-rum. Biz, her türlü yeniliğe, her türlü terakkiye, her türlü iyi şeye açık olmalıyız; bu, Amerika'da da olabilir, Avustralya'da da olabi-lir, Japonya'da da olabilir.
Bizim bir hedefimiz var: Türk Ordusu'nu, hedeflerini tahak-kuk ettirecek şekilde, bugüne kadar olduğu gibi, başarılı kılmaktır; bu, bizim sorumluluğumuzdadır. Biz isteriz ki bugüne kadar oldu-ğu gibi, girdiği bütün problemleri, kendisine verilen, memleketi-mizi düşmanlara karşı koruma meselesinde, en başarılı görevi ifa-ya devam etsin çünkü Türk Ordusu'nun bir tek görevi vardır; en önemli görevidir. Bu, Türk vatanını düşmanlara karşı korumaktır."
Neden MOSSAD?
Sanıyorum, İncetahtacı'ya yönelik suikast girişimi şüphesini doğuran en önemli unsur, İtalya'da "Temiz Eller" operasyonunu baltalayan ve terörle bağlantısı ortaya çıkarılan P2 Mason Loca-sı hakkındaki açıklamaları ve Türkiye'deki tüm mason localarının mercek altına alınması önerisiydi.
Özellikle RP/Fazilet/Saadet tabanında, İncetahtacı'nın, ma-son localarının girişimleriyle İsrail gizli servisi MOSSAD tarafın-dan öldürüldüğü iddiası çok yaygındır. Saadet Partisi'nin Fatih İlçe Başkanlığı'nın internet sitesinde, bu iddiaya çok açık bir şe-kilde yer verildi. Sitedeki yorum aynen şöyle:
"Olaylar karşısında her zaman net bir tavır sergilerdi. Hiçbir zaman tavırsız olmazdı. Nitekim son gün yine davası adına tavrı-nı sergilemek üzere Almanya'ya doğru gidiyordu. Ama çok şükür ki MOSSAD tarafından planlanan bir suikast sonrası şehit oldu."
İddia, çok önemliydi.
Şimdi, İncetahtacı'nın P2 Mason Locası hakkındaki sözleri-ne bakalım. Bu örgütle ilgili iddialarını Meclis kürsüsünde bile
182
YanıtlaSilPUSU
dile getirmekten çekinmeyen Incetahtacı, Susurluk Raporu nun değerlendirildiği gün TBMM Genel Kurulu'nda, şöyle diyordu
"Bakınız bir misal arz etmek istiyorum. Italya'da Gladio hadi sesinin üzerine gidilmiş ve Gladio hadisesi çözülmüş, arkasında P2 Mason Locası'nın olduğu tespit edilmiştir. Peki, şu anda belli bir takım insanlar da içeriye alındıktan sonra, acaba, Italya'da bu mesele kökten halledilmis midir? Bunun cevabı, son araştırma larda da ortaya çıktığı gibi, hayırdır; çünkü bugün dünyanın içe risinde bulunmuş olduğu konum, devletlerin, hukuk dışı yollara başvurmasını tabii görmektedir.
İşte, milletimize asıl olarak bu noktalar anlatılmalı ve insanla rımız bu noktalar üzerinde durmalı ve neden dünyada maalesef ülkemizde olduğu gibi bu istenmeyen hadiselerin meydana gel-diğini bilmelidir. Değerli milletvekilleri yoksa, demin arz ettiğim gibi, birkaç isim üzerinde durarak bunları kurban edelim veya bunları cezalandıralım veya daha birkaç ismi bu işin içine katalım zihniyetiyle meseleyi halletmemiz mümkün değildir.
Bir tarafta terör var, bir tarafta kumarhane var, bir tarafta çe-teler var. Bunlar ilk baktığınızda birbirinden bağımsız olarak gö-rülüyor. Bunlar bence bağımsız değil, bunlar bir merkezden yō-netiliyor. Acaba bu hangi merkez? Biz İtalya'daki Gladio hadi-sesini incelediğimizde karşımıza P2 Mason Locası çıktı. Acaba Türkiye'deki mason locaları, masum mu, yoksa bu işle alakalı mı?
İşte bu nedenle masonların da aklanması için, hele bazı ma-sonlar bizi telefonla arayarak, 'Biz üçüncü, beşinci derecede ma-sonuz, böyle şeyle alakamız yok' demektedirler. Ben onlara inanı-yorum. Onların da üstatlarına inanabilmesi için Türkiye'deki bü-tün mason locaları hakkında araştırma yapılması gerekmektedir. Susurluk Komisyonu olarak bu öneriyi raporumuzda belirttik."
Açıkça görüldüğü gibi, İncetahtacı, Susurluk sırlarının çö zülmesi için Türkiye'deki tüm mason localarının mercek altına alınması ve tüm faaliyetlerinin incelenmesi gerektiğini söylüyor-du. Hatta önerisi, Susurluk Komisyonu Raporu'na bile girmiş
MART
Iner
MOSSAD ŞEHİDİ Mİ?
YanıtlaSil183
ti. Ona göre, Italya'daki P2 Mason Locası örneğinde olduğu gibi Türkiye'deki "terör-kumarhane-çete" organizasyonlarının arka-sında mason localarının çıkma ihtimali söz konusuydu.
P2 Mason Locası'nın Kirli İşleri
İncetahtacı'nın sıkça sözünü ettiği bu P2 Mason Locası neyin nesiydi? Türkiye'de pek fazla bilinmeyen bu locanın Susurluk'la bağlantısı var mıydı?
P2 skandalı, İtalya'nın kanayan yarasıydı.
1980 öncesine kadar uzanan bu locayla ilgili iddiaların en yo-ğun biçimde tartışıldığı ve arınma sürecinin tetiklendiği dönem, 1992-1995 yılları arasıydı. Bunun en önemli nedeni ise Avrupa'da soğuk savaş döneminden kalma Gladio tipi karanlık yapıların bertaraf edilmesi yönünde oluşan kararlılıktı.
Dolayısıyla bu dönemde bazı belge ve bilgilere daha kolay ula-şıldı, gizli arşivler açıldı, bu sinerjiden yargı da etkilendi, geçmişe göre daha cesaretle olayların üzerine gitme iradesi oluştu.
P2 Mason Locası'nın tüm itibarını yerle bir eden gelişme ise, Ambrosiana Bankası'nın Genel Müdürü Roberto Calvi'nin, 1982 yılında Blackfriairs Köprüsü'nde P2 Mason Locası başkanı Licio Gelli'nin emriyle öldürüldüğü iddiasıyla tetiklendi.
Türkiye'deki Susurluk skandalından kısa süre önce İtalya'da patlayan iddiaya göre; Ambrosiana Bankası, hem P2 Mason Lo-cası hem Vatikan Bankası Başkanı Amerikan asıllı Kardinal Paul Marcinkus ile kirli para işleri çeviriyordu.
"Locaya ihanet" ettiği gerekçesiyle mason törelerine göre öl-dürülen Banker Calvi'nin İngiltere'deki infazının ardında Yahu-di sermayedar Rothschild vardı. Ayrıca, İtalya eski Başbakanı ve Sosyalist Parti Lideri Bettino Craxi de P2 Mason Locası ile birlik-te yolsuzluk yapmak ve rüşvet almakla suçlanmıştı.
Kamuoyunda "Adnan Hoca" olarak bilinen Adnan Oktar'ın "Harun Yahya" müstear ismiyle kaleme aldığı, "Terörün Perde
liler
Istanbul
İMSAK GÜNEŞ
551 7 15
ÖĞLE
13 19
İKİNDİ
demiz (ra) onun ahlakını, "Siz hiç Kur'an e Valldem ku'l-habbi ve'n-neva" [Dan neleri çatlatan, onlara neşv Nur çocuğun ruhuna "Fâliku
YanıtlaSilfindan ekilen o tohumlar,
ü nema veren] Rabbi tarafında
Kur'ân nuru ile sulanıp neşv
TARİHTE BUGÜN
- 1430-Osmanlı orduları Selanik ve lyonya'yı fethetti.
• 1960-Bediüzzaman'ın vefatı Hüradam gazetesinde "İslâmın Büyük Kaybı" başlığıyla yayınlandı.
• 1968 - Türkiye'de ilk böbrek nakli, İstanbul'da Doktor Atıf Taykurt ve ekibi tarafından gerçekleştirildi.
okumadınız mi?" sorusu ile Eşi olma bahtiyarlığına erişen Ayşe anlatmıştı.
2024 DE
29
CUMA
FRIDAY
BİR AYET
Allah Teâlâ ki, Ondan başka ibadete lâyık hiçbir ilah yoktur.
Bakara Suresi: 255
BİR HADİS
MART
MARCH
Fakir olduğunuz halde kalabalık aileden, zulmetmekten veya zulme uğramaktan Allah'a sığınınız.
Taberanî
Dünyayı ve ondaki mahlukatı mana-i harfiyle sev, mana-i ismiyle sevme.
Sözler
HİCRÍ: 19 RAMAZAN 1445-RUMI: 16 MART 1440
Imsak
Günes
Öğle
İkindi
Aksam
Yatsı
KASIM: 143 - GÜN: 89 KALAN: 277 - GÜN. UZ.: 3 DK
İmsak Günes
Öğle
İkindi
Aksam Yatsı
140
YanıtlaSilHADIN-RIFLER
Duamn maddi ve manevi hayatımında çok önemi vardır.. ken.. Kendimia daima dua ederiz. Yemeğe otururken., Yemekten kalkar.
Bir mumin olarak, duama hiçbir işimiz yoktur.. Çünkü insanlar mayıf yaratılışıdır.. Daima bir kuvvete ve desteğe muhtaçtır..
Yalma dua yapmakla kalmamalı; dua almaya da bakmalıyız.. Bil. hassa duam makbul zatlardandan..
Haliyle başta ana, babamız.. Ellerini öpüp, dualarını almalıyız..
Esas ravi; EBU HUREYRE.. Allah ondan razı olsun.. Ravileri yo. luyla ondan nakten de HATIB-I BAĞDADľ'ye ulaşmıştır.. 5. ve 64. Ha dis-i Şeriflerin sonunda menkıbeleri kısaca yazılıdır..
١٦٢ اسْتَكْثِرُوا مِنْ قَوْلِ ( لا حَوْلَ وَلا قُوَّةَ إِلَّا بِاللهِ ، فإنها تَدْفَعُ يَسْمَة
) رواه العقيلي عن جابر )
وَيُسْمِينَ بابا مِنَ الضُّرَّ أَدْنَاهَا الْهُم .
162) <- LÀ HAVLE VELA KUVVETE İLLA BİLLAH..
Cümlesini çok çok okuyunuz.. Çünkü o, doksan zarar kapısını kapar.. O zararlarım en azı, kederdir..>>>
Çok çok okunması emredilen bu cümlenin adı, fıkıh dilinde, HAV-LEKA'dir... O cümlenin Türkçe manası da şudur:
Bütün güç ve kuvvet Allah'ımdır..
Bu duayı okuyan kimse, bütün gücü ve kuvveti Allah'a veriyor.. Inanıyor.
Onun gücüne ve kuvvetine Inanan, ona güvenir.. Tevekkül eder.. Bundan sonra:
Allah tevekkül edenleri sever...
Meâline gelen Ayet-i Kerimenin manası tecelli eder..
En önemli iş, onun sevgisini kazanmak değil mi?.. Bunu kazanan başka ne istiyor..
Ravi CABIR'dir.. Kısaca menakıbi, 12. Hadis-i Şerifin sonundadır.. Allah ondan razı olsun.. Ondan naklen de UKAYLİ alıyor..
UKAYLI: Esas künyesi şöyledir. IBN-1 HALID b. UKAYLİ EYLE-MI.. Önce Medine'de kalmıştır.. Sonra Şam'a, daha sonra da Mısır'a gitmiştir. Hicretin 141. yılında vefat etmiştir.. Tabiinden olma ihtimali vardır.. Allah ondan razı olsun.
VE VAAZ ÖRNEKLERI
YanıtlaSil147
١٦٣ اسْتَوْصُوا بِالنِّسَاءِ خَيْرًا فَإِنَّ الْمَرْأَةَ خُلِقَتْ مِنْ ضِلْعِ أَعْوَجَ ، وَإِنْ أَعْوَجَ شَيء في الصلع أَعْلاهُ ، فَإِنْ ذَهَبْتَ تُقِيمُهُ كَرْتَهُ ، وَإِنْ تَرَكْتُهُ ( رواه الشيخان عن أبي هريرة ) لَمْ يَزَلْ أَعْوَجَ فَاسْتَوْصُوا بِالنِّسَاءِ خَيْراً .
163) «Kadınlara hayrı tavsiye ediniz. Gerçekten kadın, en eğri kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Ka-burga kemiğinin en eğrisine gelince: En yukarıdakidir.. Onu düzeltmeye kalkarsan, kırarsın.. Haline bırakırsan, oldu-ğu eğrilikte kalır..
-Ne olursa olsun kadınlara hayrı tavsiye ediniz..>>
Kadınlar, ince ruhludur.. Her bakımdan nazik yaratılmıştır.. Hiçbir zaman, haline bırakılamaz..
Çok hassas oldukları için, sert çıkışmaya pek gelmezler.. Onlara yapılacak tavsiye daima, yaratılış durumları nazara
alına-rak yapılmalıdır.. Bu hdis-i şerifte dha ziyade bu manaya işaret edil-mektedir.. Esas ravi EBU HUREYRE'dir. Allah ondan razı olsun.. Aynı za-**
manda BUHARI ve MÜSLİM'de geçer.. 2. ve 5. Hadis-i Şeriflerin so-nunda menkıbeleri yazıldı..
١٦٤ أَسْرِعُوا بِالْجَنَازَةِ ، فَإِنْ تَكُ صَالِحَةً فَخَيْرٌ تُقَدِّمُونَهَا إِلَيْهِ ، وَإِنْ تَكُ سوى ذلكَ فَشَرَةٌ تَضَمُونَهُ عَنْ رِقَابِكُمْ . ( رواه الشيخان عن أبي هريرة )
164) <Cenaze işinde seri davranınız.. İyi bir kimse ise, hayra kavuş turmuş olursunuz..
Şayet şerli bir kimse ise, bir şerri omuzunuzdan indirmiş olur-sunuz..» ** *
Cenazeyi defin işinde, acele etmek iyidir.. Bir an evvel yerine ulag-tırmak sünnettir.. Bazı yerlerde âdet olduğu gibi günlerce bekletmek doğru değildir..
Bazan, akraba, eş dost beklenir... Hatta uzak illerden gelenler bile.. Bu uğurda da bir çok masraf edilir. Mecburî bir durum yoksa, bu mas-
raf israftır. İsrafın hükmü ise, haramdır.. Sonra gelip de ne yapacak?.. Dua yapacaksa, bulunduğu yerden yapsın; ulaşır..
**
Ravi: EBU HUREYRE'dir.. Allah ondan razı olsun. BUHARI ve MÜSLİM'de geçer.. 2. ve 5. Hadis-i Şeriflerin sonunda kısaca menkibe-leri yazılıdır..
148
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
١٦٥ اسْمُ اللَّهِ الْأَعْظَمُ الَّذِي إِذَا دُعِيَ بِهِ أَجَابَ ، وَإِذَا سُئِلَ بِهِ أَعْطَى دَعْوَهُ ) رواه ابن جرير عن سعد ) يُونُسَ بْنِ مَى :
165) «Allah-ü Taâlâ'nın ism-i azamı odur ki, onunla dua edilince, makbul olur.. Bir şey istenince de verilir.. Ki o dua; Yunus b. Metta'nın duasıdır..>>>>
Bu Hadis-i Serifte ismi geçen Yunus b. Matta, Yunus a. s. Pey-gamberdir.. Yaptığı dua ise:
-Senden başka ilah yoktur. Subhansın.. Ben zalimlerden oldum.. Onun hikâyesi uzundur. Denize düştü; balık onu yuttu... Ve zikri geçen duayı okudu.. Allah-ü Taâlâ'da onu kurtardı..
**
Bu Hadis-i Şerif, IBN-1 CERİR'den alınmıştır. O da SAAD'den..
*
** IBN-1 CERIR: Esas adı MUHAMMED TABERİ'dir.. Büyük müç-tehidlerden biridir. Ramuz şerhinde; ilmi kudrete sahip bir müçtehid olduğu anlatılır..
Allah rahmet eylesin..
**
SAAD: b. UBBADE.. Meşhur sahabe.. Daha geniş menkıbesi 677. Hadis-i şerifte geçti... Allah ondan razı olsun..
١٦٦ اسْتَمَعُوا وَأَطِيعُوا ، وَإِنِ اسْتَعْمِلَ عَلَيْكُمْ عَبْدٌ حَبَشِي كَأَنَّ رَأْسَهُ زَبِيبَةٌ .
( رواه البخاري )
166) «Dinleyiniz ve itaat ediniz.. İsterse başınıza gelen, kuru üzüm kafalı bir habeşî köle olsun..>>>>
İslâm dininde itaat, esastır.. Ama, Allah için olacak.. Çünkü, bir başka Hadis-i Şerifte:
Halika masiyet yollu bir işte, mahluka itaat olamaz..
Buyrulmuştur.. Başa gelene itaat edilmesi için, âlim, abid ve fa-
ziletli olması şarttır.. Bunlardari daha büyük bir şart vardır ki, Allah'ın emrini yerine getirmek için itaat istemesidir.
Emir vb. sayılan faziletlerle mücehhez olduktan sonra, milliyeti ve rengi önemli değildir.
VE VAAZ ÖRNEKLERI
YanıtlaSil149
Allah dilediğini, dilediği renkte yaratmıştır. Ona Itiraz hiç kimse-nin hakkı değildir..
Bu Hadis-i Serif BUHARI'den alınmıştır.. Kısaca menakıbı, 2. На-dis-i Şerifin sonundadır..
١٦٧ اشْتَدَّ غَضَبُ اللَّهِ عَلَى مَنْ ظَلَمَ مَنْ لَا يَجِدُ نَاصِيرًا غَيْرَ اللَّهِ . ( رواه الديلمي عن على )
167) «Allah'tan başka yardımcısı olmayana zulmeden için Allah'ın gazabı şiddetlidir..>>>
**
Dinimizde zulmün bütün çeşidi yasaktır.. Yapılan zulüm, bir de bir zavallıya olursa, daha fena olur..
Onda, vicdan namına bir şey kalmamıştır ki, bir zavallıya zulmet-meye kalkar..
**
Esas ravi Hz. ALİ'dir.. Allah ondan razı olsun.. Ondan naklen DEYLEMİ'ye gelmiştir.. Menakıbleri, 4. ve 48. Hadis-i Şeriflerin sonla-rında geçti..
أَشَدُّ النَّاسِ عَذَاباً لِلنَّاسِ فِي الدُّنْيَا أَشَدُّ النَّاسِ عَذَابًا عِندَ اللَّهِ يَوْمَ ١٦٨ أحد القيامة ( رواه أحمد عن خالد بن الوليد )
168) «Dünyada, insanlara en çetin azab ile işkence edenler; kıyamet günü Allah katında, en çetin azaba uğrayacaklardır..>>>
* **
Allah-ü Taâlâ'nın bir sıfatı da ADİL'dir. Kimsenin hakkını kimsede bırakmaz..
Dünyada arzuladıkları gibi vurup tozutan, hane yıkıp harman ya-kanlar, elbette en çetin azaba düçar olacaklardır..
Burada yaptıkları kötülük kadar, orada azap göreceklerdir..
** *
Burada ravi, HALID b. VELİD'dir. Allah ondan razı olsun.. Bura-ya da 1. Hadis-i Şerifte kısa bir menkıbesi geçen İMAM-İ AHMED b. HANBEL'den alınmıştır..
* **
HALID b. VELID: Önceleri Kureyşin eşrafı arasında.. Sonra, ünlü, kahraman bir sahabe oldu. Hudeybiye musalahasından sonra, İslâmiye-ti kabul etmiştir. Ömrü savaş meydanlarında geçti.. Çok yara almıştır..
150
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
Ama her savaştan gazi olarak avdet etmiştir..
Hicretin 21. yılında yatağında vefat edereken: Neden savaş meydanında, Allah için şehid düşmedim.. Diyerek ağlamıştır.. Allah ondan razı olsun..
أشَدُّ النَّاسِ بَلَاءِ الْأَنبِيَاء ثُمَّ الْأَمْثَلُ فَالْأَمْثَلُ يُبْتَلَى الرَّجُلُ عَلَى حَسَبِ دِينِهِ : كانَ فِي دِينِهِ صُلْبَا اشْتَدَّ بَلَاؤُهُ ، وَإِنْ كَانَ فِي دِينِهِ رِقَةً ابْتُلِي عَلَى قَدْرِ ١٦٩ فإن دينِهِ ، فَمَا يَبْرَحُ الْبَلَاءِ بِالْعَبْدِ حَتَّى يَتْرُكَهُ يَمْشِي عَلَى الْأَرْضِ ، وَمَا عَلَيْهِ ( رواه البخاري عن سعد ) خطيئة .
169) «İnsanların belâ yönünden, en eşeddine uğrayan Peygamber-lerdir. Sonra sırası ile..
İnsan; dinî kudretine göre iptilâya uğrar.. Dininde kavi olanın belâsı o nisbette şiddetli olur.. Kalanları da buna kıyasla..
İnancı zayıf olanın da, iptilâsı ona göre az olur..
Kul, yeryüzünde yürüdüğü müddet, belâ onunla beraberdir..
Sonra üzerinde bir hata kaldığı müddet, peşini bırakmaz..»
**
İslâm tarihi, bu Hadis-i Şerif'in açık şahididir.. Hangi peygamber, bu âlemde bela'dan azande olmuş ki.. Sonra, hangi abid, hangi zahid, bu âlemde beladan kurtulmuş?.. Var mı böyle bir kimse?..
Bir şair, şu iki satırlık beyti ile bu durumu ne kadar güzel izah et-miş:
Acaba bu dünyada gamden kim azadedür; Herkesin bir derdi var, madem adem zadedür..
**
Bu Hadis-i Şerif BUHARÎ'den alınmıştır.. Esas ravi SAAD'dır.. Menkıbeleri, 2. ve 165. Hadis-i Şerifin sonunda..
۱۷۰ أَشَدُّ النَّاسِ حَسْرَةً يَوْمَ الْقِيَامَةِ رَجُلٌ أَمْكَنَهُ طَلَبُ الْعِلْمِ فِي الدُّنْيَا فَلَمْ يَطْلُبُهُ ، وَرَجُلٌ عَلَّمَ عِلْمًا فَانْتَفَعَ بِهِ مَنْ سَمِعَهُ مِنْهُ دُونَهُ . ( رواه ابن عساكر عن أنس )
VE VAAZ ÖRNEKLERI
YanıtlaSil151
«Kıyamet günü, insanların en çok hasret duyanı:
170)
a) Bir kimsedir ki, İlim öğrenmek ona mümkün oldu.. Ama öğ renmek istemedi..
b) Bir kimsedir ki; bir ilim öğrendi, kendisini dinleyen ondan faydalandı... Ama kendisi kaldı..>
Okuma, öğrenme imkânlarını bulup okumayanlara.. Bir de okuyup Alim olduktan sonra, ilmi ile amil olmayanlara, işbu Hadis-i Şerif, oku-yup ibret almaları için tavsiye olunur..
1. ve 86. Hadis-i Şeriflerin sonunda kısaca menkıbeleri geçen ENES r.a. ve IBN-I ASAKIR bu Hadis-i Şerifin de ravisidir.. Allah onlardan razı olsun..
۱۷۱ أَشَدُّ أُمَّتِي لِي حُبًّا قَوْمٌ يَكُونُونَ بَعْدِي ، يَوَدُّ أَحَدُهُمْ أَنَّهُ فَقَدَ أَهْلَهُ
( رواه أحمد عن أبي ذر )
وَمَالَهُ وَأَنَّهُ رالي .
171) «Benden sonra gelecek ümmetimin, bana en çok iştiyak hissi ile dolu olanı o kavimdir ki; onların her biri: ehli ve malı feda olsun ister; yeter ki beni görsün..>>>>
Her müslüman, Peygamberini S.A. ehlinden ve malından, hatta ca-nından ziyade sever..
Tam bir iman sahibi olmak için bu şarttır..
Bütün ashap, Peygamber S.A. efendimizi böyle bir sevgi ile sever-di..
Kureyş kafirleri Peygamber S.A. efendimizi öldürmek için karar almışlardı.. Aynı gece efendimize hicret emri geldi..
Efendimiz yola çıkacaktı.. Fakat bu durumu küffara sezdirmemek için yatağında birinin yatması icab ediyordu.. Bu, aynı zamanda bir fe-dai olacaktı.. Öyle ya, küffar aniden hucum edip, orada yatanı şehid edebilirdi..
İşte o Peygamber fedaisi Hz. Ali oldu..
İşte ona sevginin bariz bir örneği..
Allah ondan razı olsun..
***
Ravi: EBUZER ve İMAM-I AHMED'dir.. Kısaca menkıbeleri, 1. ve
16. Hadis-i Şeriflerin sonunda geçti..
Allah ikisinden de razı olsun..
152
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
۱۷۲ أَشَدُّ النَّاسِ عَذَابًا عِنْدَ اللَّهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ الَّذِينَ يُضَاهُونَ بِخَانِ اللَّهِ . ( رواه البخاري ومسلم )
172) «Kıyamet günü, Allah katında en şiddetli azaba uğrayacaklar, -yaptıklarını Allah'ın yarattıklarına benzetmeye çalışan lardır..>
Bu Hadis-i şerifte, daha ziyade; surete, yani heykele ve resme işa-ret edilmektedir. Ramuz şerhi bu Hadis-i Şerif için şöyle bir şerh koy-
muş: Canlılara benzeyen herhangi bir şeyi icad edip, kendisine ibadet ettirmeye çalışan.. Ki bu, küfürdür.. Bundan başka bir niyetle yapan-lar 'fasik olur..
Bu, çola ihtilaflı bir konudur. Yapılan resimleri veya heykelleri Allah-ü Taala'yı unutturacak kadar tazim kasdi için yapmamalıdır. So-nu küfre kadar varır.
**
Bu Hadis-i Şerif, hem BUHARÎ'de hem de MÜSLİM'de vardır.. Kısaca menkıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i Şeriflerin sonundadır..
۱۷۳ أَصْلِحُوا دُنْيَا كُمْ ، وَاعْمَلُوا لَآخِرَتِكُمْ ، كَأَنَّكُمْ تَمُوتُونَ غَداً . ( رواه الديلمي عن أنس )
173) «Dünyanızı islâha çalışınız.. Ahiret için de amel ediniz.. -Her iki halde de yarın ölecekmiş gibi davranınız..>
Bu Hadis-i şerifte bilhassa, dünya için âhireti, âhiret için de dün-yayı bırakmamaya işaret vardır.. Zaten bir mümin, daima ikisini bir yürütür.. Sonra bir Ayet-i Kerimede:
>
Diye bir işaret de vardır.. Yalnız dünyada çalışırken iyi niyetle ça-lışmaya gayret etmelidir..
Çünkü, her işte niyet önemlidir..
Ravi, ENES'tir. Allah ondan razı olsun.. DEYLEMI ondan naklen ri-vayet eder.. Kısaca menkıbeleri 1. ve 4. Hadis-i Şerifin sonundan geçti..
**
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil153
١٧٤ إِصْنَعْ المَعْرُوفَ إِلَى مَنْ هُوَ أَهْلُهُ ، وَإِلَى غَيْرِ أَهْلِهِ ، فَإِنْ أَصَبْتَ أَهْلَهُ أَصَبْتَ أَهْلَهُ ، وَإِن لَمْ تُصِبْ أَهْلَهُ كُنْتَ أَنتَ أَهْلَهُ .
) رواه الخطيب عن ابن عمر )
174) «Ehil olana da, olmayana da iyilikte bulun.. - Yaptığınız iyiliği - ehline ehlin isabet ettirirsen, yerini bulmuş olursun.. Şayet isabet ettiremezsen, sen iyilik ehli olursun..>>
**
İyilik etmek, insana yakışan bir huydur.. Cenab-ı Hak müminleri tavsif ederken:
(Onlar, yetimi, miskini ve esiri Allah'ı sevdikleri için doyurur-lar.)
Burada esir, anladığımıza göre kâfir güruhudur.. Demek oluyor ki, küffara da iyilik caizdir..
Bu konuda şu ata sözü ne kadar güzeldir: İyilik et, at deryaya; balık bilmezse, halik bilir..
Esas ravi: IBN-İ ÖMER'dir. Ondan naklen HATİB-İ BAĞDADI al-mıştır.. Kısaca menkıbeleri 7. ve 64. Hadis-i Şerifin sonunda geçti.. Allah onlardan razı olsun..
۱۷۰
اضْمَنُوا لِي سِئًا مِنْ أَنْفُسِكُمْ أَضْمَنْ لَكُمُ الْجَنَّةَ ، أَصْدُقُوا إِذَا حَدَّثْتُمْ ، وَأَوْفُوا إِذَا وَعَدْتُمْ ، وَأَدُّوا إِذَا الْتَمِنْتُمْ ، وَاحْفَظُوا فُرُوجَكُمْ وَغَضُوا ) رواه البيهقي عن عبادة بن الصامت ) أَبْصَارَكُمْ ، وَكُفُّوا أَيْدِيَكُمْ
175) «Altı şey için namınıza bana söz verin; size cennet için kefil ola-yım:
a) Konuştuğunuz zaman, doğru söyleyiniz..
b) Vaadinizi tutunuz..
c) Size tevdi edilen emaneti, eda ediniz..
d) Edep yerlerinizi -haramdan- koruyunuz..
e) Gözlerinizi -harama karşı kapayınız..
f) Ellerinizi -harama uzanmaktan alınız..>>
*
Her iman sahibi, bu altı vazifeyi yapmakla mükelleftir.. Yapmaya-nın imanı tehlikededir.. Allah saklasın sonu nifaka kadar varır.. Çünkü bir başka Hadis-i şerifte nifakın alâmeti sayılırken; söze yalan katmak,
154
YanıtlaSilHADIS-1 ŞERİFLER
emanete hiyanet etmek, diye geçer.. Yalan söyleyen, hain olan bir mü-nafık, diğerlerini haydi haydi yapar..
Cenab-ı Hak cümlemizi bu gibi kötü huylardan korusun.. Amin!.
Ravi ashaptan UBBADE b. SAMIT'tir.. Allah ondan Ondan naklen de BEYHEKİ almıştır.. Kısaca menkıbeleri, 12 ve 53. Ha-dis-i Şerifin sonunda yazılıdır.. razı olsun..
اطلَعْتُ عَلَى الْجَنَّةِ فَوَجَدْتُ أَكْثَرَ أَهْلِهَا الْفُقَرَاءِ وَاطْلَمْتُ عَلَى النَّارِ ( رواه البخاري ) ١٧٦ فَوَجَدْتُ أَكْثرَ أَهْلِهَا النِّسَاءِ .
176) «Cennete muttali oldum. Gördüm ki, içindekilerin pek çoğu fa-kirler.. Cehenneme muttali oldum; gördüm ki, içindekilerin pek çoğu kadınlar..>>>
**
Bu Hadis-i Şerif BUHARÎ'den alınmıştır.. 2. Hadis-i şerifte kısaca menkıbesini yazarken de anlattığımız gibi, yaptığı rivayetlerin sıhhatın-da en ufak bir şüphe izi yoktur..
Bu sebeple, hanımlara ve zeginlere dikkatli olmalarını tavsiye ede-riz.
Şu kati bilinmelidir ki, yapılan hayasızlıkların pek çoğunda, ya bir kadının paramağı vardır; ya da paranın..
أطب الْكَلَامَ ، وَأَفْسُ السَّلَامَ وَصِلِ الْأَرْحَامَ ، وَصَلِّ بِاللَّيْلِ وَالنَّاسُ ) رواه ابن حبان عن أبي هريرة ) نيام ، ثُمَّ ادْخُلِ الْجَنَّةَ بِسَلَام .
۱۷۷
177) «Tatlı konuş.. Açıktan selâm ver.. Akrabaları ziyaret et.. Gece insanlar uykuda iken, namaz kıl.. Sonra.. Selâmetle cennete gir..>>>
**
Bu sayılan huylar, iman sahibinin öz vasıflarıdır..
Mümin, her gördüğü mümin kardeşine selâm verir..
Mümin, yalnız akrabalarını değil; bütün müslüman kardeşlerini zi-yaret eder..
Ve nihayet mümin, gece namazı da kılar.. İnsanlar uykuda iken kal-kar, Hakka ibadet eder..
Bu âlemde ömrü hitam bulup gidince de yeri cennet olur.. Mübarek olsun..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil155
Ravi: IBN-İ HİBBAN'dır.. O da, EBU HUREYRE'den alıyor.. Al-lah razı olsun. Menkıbeleri, 5. ve 65. Hadis-i Şeriflerin sonunda yazılıdır..
۱۷۸ اطفالُ الْمُؤْمِنِينَ فِي جَبَلِ الْجَنَّةَ ، يَكْفُلُهُمْ إِبْرَاهِيمُ وَسَارَّةٌ ، حَتَّى ( رواه البيهقي عن أبي هريرة ) يَرُدَّهُمْ إِلَى آبَائِهِمْ يَوْمُ الْقِيَامَةِ .
178) «Müminlerin ölen yavruları cennet dağındadır.. Onlara İbrahim ve hanımı Sare bakar.. Taa, kıyamet gününe kadar.. O zaman, babalarına teslim edilirler..>>>
Ramuz şerhinde; bu dağın cennetin İçinde olduğu yazılıdır.. Sonra İbrahim a.s. ve hanımı Sare için:
Onlar, ne güzel ana babadır..
Tabiri var.. Yavrusu bu âlemden göçüp gidenlere ne güzel müjde.. Ib-rahim a.s. Peygambere teslim ediliyor.
Ne güzel..
Bir rivayete göre: Sare hatun, İbrahim'in a.s. amcası kızıdır.. Bir başka rivayete göre de; kardeşi kızı.. Kardeş kızı ile evlenmek onların şeriatında caizdi..
Ramuz şerhinde böyle geçer..
Ravi, BEYHEKÎ'dir. EBU HÜREYRE'den alıyor.. Allah razı olsun.. Menkıbeleri, 5. ve 12. Hadis-i Şerifin sonundadır..
أَطْلُبُوا الْحَوَائِجِ بِعِزَّةِ الْأَنْفُسِ ، فَإِنَّ الْأُمُورَ تَجْرِي بِالْمَقَادِيرِ . ) رواه ابن عساكر عن عبد الله بن بسر ) ۱۷۹
179) «Kendinizi aziz -bilerek- ihtiyaçlarınızı isteyiniz.. Şu kati-dir ki; işler, takdir-i ilâhî gereğince cereyan eder..>>>>
**
İşbu Hadis-i Şerif dalkavukluğu yasak kılar..
Ona buna yüz suyu dökmek ve yakarmak caiz değildir..
Herhangi bir yerden, her hangi bir şeyin talebi yapılacaksa, bunun
karşılığı haysiyet ve şeref olmamalıdır..
Bir mümin için en şerefli şey şerefidir.. O hiçbir şeye feda edilemez..
**
Burada ravi İBN-İ ASAKİR'dir.. Menkıbesi, 86. Hadis-i Şerifin sо-nunda geçti.. O da, ABDULLAH b. BESR'den alıyor..
n -a -
YanıtlaSil-
se, kıyamet günü boynuna ateşten tasma takılacaktır." ha-dis-i şerifi ve; "Kendilerine ilim ve hidayet verdiğimiz kimseler, ilimlerini insanlardan saklar-larsa, Allah'ın ve lanet edenlerin lanetleri bunların üzerine ol-sun!" mealindeki Bakara suresi 159. ayet-i kerimesi müdahene etmenin haram olduğunu gös-termektedir. Müdahenenin zıddı, karşılığı, "Gayret" ve salabettir. Ayet-i kerimede; "Allah yolunda cihat ederler, kötülenmekten korkmazlar." buyuruldu. Dinde, gayret ve salabeti olanların; mal-ları, canları, sözleri ve kalemleri ile Allah rızası için cihat etmeleri lazım olduğu, bu ayet-i kerimede bildirilmektedir. Hadis-i şerifte; - "Çok acı olsa da hakkı söyle-- yiniz." buyuruldu. Bir zahit, Mer-van halifenin yanında çalgı ça-lanları görünce çalgı aletlerini kır-- dı. Mervan, bunun, arslanların arasına bırakılmasını emretti. Ars-- lanların yanında, hemen namaza durdu. Arslanlar, bunu, yalamaya ■ başladılar. Sabah olunca bunu ■arslanların yanından alıp halifeye getirdiler." Arslanlardan korkmadın mı?" dedi. "Hayır, onlardan korku, hatırıma gelmedi. Bütün geceyi - düşünceli geçirdim." dedi. "Ne , düşündün?" dedi. "Arslanlar beni yalayınca tükürükleri temiz midir,
necis midir? Allahü teala, naта-zımı kabul etti mi, etmedi mi? diye düşündüm." dedi.
Kendisine veya başkalarına zarar gelmek korkusundan dolayı iyiliği emretmek ve harami me-netmek mümkün olmazsa, böyle fitneye mâni olmak için susmaya, müdara etmek denir. Kalbi, ha-rami menetmek istediği halde müdara yapmak caizdir. Hatta. sadaka sevabı hasıl olur. Müdara ederken, tatlı dilli ve güler yüzlü olmak lazımdır. Talebeye ders verirken de müdara yapılır İmam-ı Gazalî buyurdu ki: "In-sanlar, üç kısımdır. Bir kısmı gıda gibidir. Herkese, her zaman lazımdır, ikinci kısmı, ilaç gibi-dirler, ihtiyaç zamanında lazım olurlar. Üçüncü kısmı, hastalık gibidir. Bunlara ihtiyaç olmaz. Fakat kendileri insanlara musallat olurlar, bulaşırlar. Bunlardan kur-tulmak için, müdara etmek la-zımdır." Müdara, caizdir. Bazen de müstehap olur.
Evinde, zevceye müdara et-meyen kimsenin rahatı, huzuru kalmaz. Resulullah'a bir misafir
geldi. "İçeri alınız! O, kötü bir insandır." buyurdu. İçeri girince onunla tatlı ve neşeli konuştu. Gidince yumuşak konuşmasının sebebi soruldukta: "Kıvan en kötü verd
156
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
ABDULLAH b. BESR: EL MÜZENI.. Sahabe.. Daha küçük yaşta iken iman etmiştir.. Hem de, anası, babası ve hemsiresi ile.. Daha kible tahvil olmadan..
Peygamber S.A. efedimiz, bu sahabenin başını sığamış ve dua et. miştir.. Şöyle buyurduğu da sahih rivayetler arasındadır:
Bu genç, bir asır yaşar..
Gerçekten yüz yıl yaşamıştır.. Humusa yerleşmiş ve Hicretin 108. yılında vefat etmiştir..
Allah ondan razı olsun..
( رواه الطبراني )
أطلبُوا الرِّزْقَ فِي خَبَايَا الْأَرْضِ .
۱۸۰
180) «Rızkınızı yer derinliklerinde arayınız..>>
dir..
Bu Hadis-i Şerifte, bilhassa ziraata, meyveciliğe işaret edilmekte-
Ayrıca madenciliğin de önemine işaret vardır.. Dikkat buyrula..
TABANI'den alınmıştır.. Kısaca menkıbesi, 9. Hadis-i Şerifin so-nunda yazılıdır.. Allah rahmet eylesin..
۱۸۱
أطْلُبُوا الْمَعْرُوفِ مِنْ رُحَمَاء أُمَّتِي تَعِيدُوا فِي أَكْنَافِهِمْ ، وَلَا تَطْلُبُوهُ مِنَ الْقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمْ ؛ فَإِنَّ اللَّعْنَةَ تَنْزِلُ عَلَيْهِمْ - يَا عَلِيُّ : إِنَّ اللَّهُ تَعَالَى خَلَقَ الْمَعْرُوفَ ، وَخَلَقَ لَهُ أَهْلاً ، فَحَبَّبَهُ إِلَيْهِمْ ، وَحَبَّبَ إِلَيْهِمْ فِعَا لَهُ ، وَوَجْهَ إِلَيْهِمْ طَلابَهُ ، كَمَا وَجَّهَ الْمَاءِ إِلَى الْأَرْضِ الْجَدْبَةِ لِتَحْيَا بِهِ أَهْلُهَا ، إِنَّ أَهْلَ الْمَعْرُوفِ فِي الدُّنْيَا هُمْ أَهْلُ الْمَعْرُوفِ فِي الْآخِرَةِ .
( رواه الحاكم عن على )
181) «İyiliği, ümmetimin merhametli olanlarından isteyiniz; onlarım çevresinde yaşayınız.. Onu, kalbleri katı olanlardan istemeyi-niz.. Çünkü bunlara lânet yağar... Ya Ali, Allah-ü Taâlâ, iyiliği yarattığı zaman, ona ehil olanı da yarattı.. Ve iyilik yapmayı onlara sevdirdi.. İyilik isteyenle-rin yönünü onlara çevirdi..
Tıpkı, ihya etmek için, suyun yönünü kurak yere çevirdiği gibi..
Dünyada iyilik ehli olanlar, âhirette de iyilik ehlidir..>>>>
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil157
Bu Hadis-i Şerif, bizi iyilerden olmaya teşvik eder.. Ve herhangi bir talebimiz olursa, onu kalbi yumuşak ve merhametli kimselerden isteme-ye teşvik ediyor..
İyiliği daima iyi insanlardan beklemelidir..
Bu Hadis-i Şerif HAKİM'den alınmıştır. Esas ravisi Hz. ALİ'dir.. Allah ondan razı olsun..
Kısaca menkıbeleri; 22. ve 48. Hadis-i Şeriflerin sonundadır..
أَطْلُبُوا الْعِلْمَ وَلَوْ بِالصَّينِ ؛ فَإِنَّ طَلَبَ الْعِلْمِ فَرِيضَةً عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ ، ۱۸۲ إِنَّ الْمَلَائِكَةَ تَضَعُ أَجْنِحَتَهَا إِطَالِبِ الْعِلْمِ رِضاءَ بِمَا يَطْلُبُ .
( رواه ابن عبد البر )
182) «İlim Çin'de dahi olsa, talibi olunuz.. Her müslümana ilim ta-lebi farzdır.. Melekler, ilim talibi olarak yola çıkandan o kadar hoşla-nırlar ki, yoluna- kanatlarını sererler..>>>>
(Allah'tan ancak, âlim kulları korkar..)
İlim, İslâm dininde önemli bir yer tutar.. Ama ilim olacak.. İlim sa-hibi olan: Sonra, Yunus'un bir şiirinde işaret edildiği gibi: İlim, başta insanın kendisini bilmesidir..
Ayet-i Kerimesi ile tarif edilen zümreden olmalıdır..
**
Ravi, IBN-İ ABDÜLBERR'dir..
**
IBN-1 ABDULBERR: Esas adı, Cemaleddin.. Hafız derecesinde mahir, kâmil bir muhaddis.. Hioretin 463. yılında vefat etti..
Allah ondan razı olsun..
( رواه الديلمي عن أم سلمة )
أَظْهِرُوا النِّكَاحَ وَأَخْفُوا الْخِطْبَة .
۱۸۳
183) «Nikâhı, açıktan yapınız.. Ama nişanı gizli tutunuz..>>
158
YanıtlaSilHADIS-1 ŞERİFLER
Nikahın açık, nişanın gizli yapılmasında, ne gibi hikmetler bulun-duğunu ancak, Allah-ü Taâlâ bilir.. Su da var ki, nişan bir nevi deneme devresi gibidir.. Taraflar birbirinden hoşlanmayabilirler.. Bu sebeple ayrılmaları da mümkün.. İş gizli tutulursa, dönüş kolay olur.. Ve her iki taraf da kısmetlerini başka yerden arayabilirler.. Ve dedi kodusu da az olur..
Nikâh ise, aşikâr olmalı ki, kimin kiminle evlendiği bilinsin..
***
Ravi DEYLEMİ'dir. ÜMMÜ SELEME'den rivayet ediyor.. Allah razı olsun..
Kısaca menkıbeleri, 4. ve 107. Hadis-i Şeriflerin sonunda yazılıdır..
١٨٤ أعْبُدِ الله كَأَنَّكَ تَرَاهُ ، وَعُدَّ نَفْسَكَ فِي الْمَوْتَى ، وَإِيَّاكَ وَدَعَواتِ المظلوم ، فَإِنَّهُنَّ مُجَابَاتٌ ، وَعَلَيْكَ بِصَلَاةِ الْغَدَاةِ ، وَصَلَاةِ الْعِشَاءِ فَأَشْهَدْهُمَا (۱)
فَلَوْ تَعْلَمُونَ مَا فِيهَا لَا تَيْتُمُوهُا وَلَوْ حَبْوا (٢). (رواه الطبراني عن أبي الدرداء)
(۲) حبوا : أي زحفا على الإست
(1) فاشهد عما : أى احضر جماعتهما .
184) «Allah'a ibadet et.. Sanki onu görüyorsun gibi.. Kendini ölü-ler arasında say..
Bilhassa mazlumun bedduasını almaktan sakın.. Çünkü onlara icabet olunur..
Sabah ve yatsı namazlarına mutlaka hazır ol.. Bunlarda olan
-iyiliği bilseniz, sürünerek dahi olsa gidersiniz..>>
Bu Hadis-i şerifte; huzura, zulumden kaçınmaya ve cemaatla na-maz kılmaya işaret vardır.. Bilhassa sabah namazı ile yatsı namazında.. Hepsinin başı huzur.. Yani, Cenab-ı Hakkı her hal ve hareketimize vakıf bilmek..
Dua edelim; çalışalım ki, nasip etsin..
**
Ravi TABERANÎ'dir.. Güzide bir sahabe olan EBUDDERDA'dan rivayet ediyor; Allah ondan razı olsun.. Kısaca menkıbeleri, 9. Hadis-i Şerifin sonunda yazılıdır..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil159
أَعْبُدِ اللَّهَ كَأَنَّكَ تَرَاهُ ، فَإِنْ لَمْ تَكُنْ تَرَاهُ فَإِنَّهُ يَرَاكَ ، وَأَحْسَبْ ۱۸۰ نَفْسَكَ مَعَ الْمَوْنَ ، وَاتَّقِ دَعْوَةَ المَظْلُومِ ، فَإِنهَا مُسْتَجَابَةٌ .
( رواه أبو نعيم عن زيد بن أرقم )
a
185) «Allah'ı görür gibi ibadet et.. Sen onu görmesen de o seni gö-rür.. Kendini ölülerden say.. Mazlumun bedduasından sakın.. Çünkü ona icabet olunur..>>>
Bu Hadis-1 Şerif, 184. Hadis-i Şerifin bir başka zamanda söylenmiş şeklidir.. Bilhassa:
Kendini ölülerden say..>>
Cümlesi, insanın kötülüklerden korunması için bir çaredir.. Öyle ya, ölü kötülük yapabilir mi?..
İşte insanın karşısına bir kötülük çıkınca öyle olmalı..
Ravi EBU NUAYM'dir. Ama esas ravisi ashap'tan ZEYD b. ER-KAM.. Allah onlardan razı olsun..
Kısaca menkıbeleri, 10. ve 86. Hadis-i Şeriflerin sonundadır..
١٨٦ اعْبُدُوا الرَّحْمَنَ ، وَأَطْعِمُوا الطَّعَامَ ، وَأَفْشُوا السَّلَامَ ، تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ ( رواه الترمذي عن أبي هريرة ) بسلام .
186) «Rahmana ibadet ediniz. Taam yediriniz.. Açıktan selâm veri-niz.. Cennete girersiniz..>>>
** *
Burada bize cennetin yolu gösteriliyor.. Kendini o yola bırakana ne mutlu..
* **
Ravi: TİRMİZİ ve EBU HÜREYRE.. Allah onlardan razı olsun.. Menkıbeleri, 5. ve 13. Hadis-i Şerifin sonunda..
۱۸۷ اعْتَدِلُوا فِي السُّجُودِ وَلَا يَبْسُطُ أَحَدُكُمْ ذِرَاعَيْهِ أَنبِسَاطَ الْكَلْبِ
( رواه البخاري )
187) «Secdelerde itidali muhafaza ediniz.. Hiç biriniz, dirseklerini kelp misali yere sermesin..>>>
160
YanıtlaSilHADIS-1 ŞERİFLER
Bu Hadis-i Şerifte bize, namazı kılarken edebine, eskânına riayet emri veriliyor.. İlmihallerde yazılı usule göre namaz kılmaya dikkat etmek elzemdir.
Ravi: BUHARI'dir. Monkıbesi, 2. Hadis-i Şerifin sonunda yazıldı...
۱۸۸ أَعْدَى عَدُوكَ زَوْجَتُك التي تُضَاجِعُكَ وَمَا مَلَكَتْ يَمِنكَ . ) رواه الديلمي عن أبي مالك الأشعري )
188) «En büyük düşmanın, yatak arkadaşın olan zevcendir. Bir de köle ve cariyelerin..>>>
**
Bu düşmanlık elbette onların hakkına riayet edilmediği takdirde olacaktır..
Yatağında yatırdığı kadını idare etmesini bilmezse, kölelerini, ca-riyelerini Allah'ın emrettiği gibi kullanmazsa, elbet düşman olurlar..
Köleler ve cariyeler, bölümüne insanın yanında çalıştırdığı işçiler de girer.. Onların hakkını ödemezse, günün birinde en büyük düşmanı olmakta gecikmezler..
Ravi: DEYLEMİ'dir.. EBU MALİK b. EŞ'ARÎ'den ra. alıyor.. Kısaca menkıbeleri, 4. ve 155. Hadis-i Şerifin sonunda geçti..
أَعْطُوا أَعْيُنَكُمْ حَظِهَا مِنْ الْعِبَادَةِ ، النَّظَرَ فِي الْمُصْحَفِ ، وَالتَّفَكَّرَ ( رواه الحاكم عن أبي سعيد ) فِيهِ وَالاعْتِبَارَ عِنْدَ عَجَائِبِهِ
۱۸۹
189) «Şu ibadet işinde gözlerinizin hazzını veriniz.. Mushafa baka-rak okumak.. Onda tefekkür.. Acaibatını okurken de ibret al-mak..>>
** *
Bu Hadis-i şerifte, Kur'an okuma adabına da işaret vardır..
Bakarak okunursa, göz de hazzını alır. Hatta sağ elin şahadet par-mağı da okunan satırı izlemelidir..
Haliyle, Kur'an okumaya oturmadan evvel, abdest almak mutlaka lâzımdır..
VE VAAZ ÖRNEKLERI
YanıtlaSil161
Ravi, HAKİM'dir.. EBU SAID'den rivayet ediyor. 22. ve 65. Ha-dis-i Şeriflerin sonunda kısaca menkıbeleri geçti..
Allah onlardan razı olsun ve rahmet eylesin..
أَعْطِيتُ خَمَا لَمْ يُعْطَهُنَّ أَحَدٌ مِنَ الْأَنْبِيَاءِ قَبْلِي : نُصِرْتُ بِالرُّعْبِ مَسِيرَةَ شَهْرٍ وَأُعْطِيتُ مَفَاتِيحَ الْأَرْضِ ، وَجُعِلَتْ لِي الْأَرْضِ مَسْجِداً ۱۹۰ وَطَهُوراً ، وَجُعِلَتْ أُمِّنِي خَيْرَ الأمم ، وَأَعْطِيتُ الشَّفَاعَةَ ، وَكَانَ النَّبِيُّ يُبْعَثُ ( رواه البخاري ومسلم ) إلَى قَوْمِهِ خَاصَّةً ، وَيُمِثْتُ إِلَى النَّاسِ عَامَّةً .
190) «Bana beş şey verildi.. Ki onlar, benden evvelki Peygamberle-rin hiç birine verilmedi..
a) Bir aylık yoldan korku ile yardımcı kılındım..
b) Yerin anahtarları bana verildi..
c) Yer benim için temiz bir mescid oldu..
d) Ümmetim, ümmetlerin hayırlısı oldu..
e) Bana şefaat hakkı tanımdı..
Önceki Peygamberler, yalnız bir kavme gönderilmişti.. Halbu-ki ben, bütün insanlara Peygamber olarak gönderildim..>>>
Burada sayılan beş şey Peygamber (S.A.) efendimizin mucizeleri arasındadır.. Siyer kitaplarında da yazıldığı gibi: Daha bir aylık uzun mesafeden, yola çıkan düşman, efendimizden korkar, titremeye başlar-dı..
Cebrail ona, yerin hazine anahtarlarını getirmişti; kabul etmedi.. Ahireti istedi. Rabbını istedi..
Hele şefaat bahsi daha başka.. Son cümleden de anlaşıldığı gibi, o bütün insanlara şefaatçi olacaktır..
Allah-ü Taâlâ'dan ona salat ve selâm dileriz..
Ravi: BUHARİ ve MÜSLİM'dir.. Menkıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i Şe-riflerin sonunda geçti..
۱۹۱
أُعْطِيتُ سَبْعِينَ أَلْفًا مِنْ أُمَّتِي ، يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ بِغَيْرِ حِسَابٍ ، وُجُوهُهُمْ كَالْقَمَرِ لَيْلَةَ الْبَدْرِ ، وَقُلُوبُهُمْ عَلَى قَلْبِ رَجُلٍ وَاحِدٍ ، فَاسْتَزَدْتُ رَبِّي عَزَّ وَجَلٌ فَزَادَى مَعَ كُلُّ وَاحِدٍ سَبْعِينَ ألفا . ( رواه أحمد عن أبي بكر )
Hadis-i Şerifler, F: 11
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil163
Esas ravi: IBN-I ABBAS'tır.. Allah ondan razı olsun.. Kısaca men-kıbesi 42. Hadis-i Şerifin sonundadır.. 1BN-İ MÜRDEVEYH ondan nak-len rivayet ediyor..
IBN-1 MÜRDEVEYH: Esas adı AHMED.. Babasının adı, MUSA.. Isfahanlı.. Meşhur muhaddislerden.. Hicretin 323. yılında doğmuş, 416.
yılında vefat etmiştir. Allah rahmet eylesin..
أعْطُوا الْأَجِيرَ أَجْرَهُ قَبْلَ أَنْ يَجِفُ عَرَقَهُ ، وَأَعْلِمُوا أَجْرَهُ وَهُوَ فِي ( رواه البيهقي ) عمله .
۱۹۳
**
193) «İşçinin ücretini, teri kurumadan ödeyiniz.. Ve işe başladı-ğı zaman, alacağı ücreti kendisine bildiriniz..>>> *
İşbu Hadis-i Şerif zamanımızın hak yiyen göbekli patronlarına, iş-çilerin haklarını ödemek için, eşik döğdüren zalimlere, okumaları için tavsiye olunur..
Haklarının korunması yolunda, solak olmaya heveslenen de, İslâmiyetin, içtimaf cephesini anlamak için okumalıdırlar.. işçiler
**
BEYHEKÎ ravidir. Kısaca menkıbesi, 12. Hadis-i Şerifin sonunda-
dır..
١٩٤ أَعْظَمُ النَّاسِ هَمَّا : الْمُؤْمِنُ يَهْتَمَّ بِأَمْرِ دُنْيَاهُ وَأَمْرُ آخِرَتِهِ ( رواه ابن ماجه عن أنس )
194) «İnsanların en çok sıkıntı içinde olanı; hem dünya işini, hem de âhiret işini düşünendir..>>
Ne güzel teşhis buyrulmuş.. Bilhassa bu yaşadığımız zamanda.. Bir başka Hadis-i şerifte de işaret edildiği gibi, imanı saklamak, avuçta bir ateş koru saklamak kadar zor..
Bıraksan söner.. Elde dursa el yanar.. Allah yardımcımız olsun..
***
Ravi: IBN-I MACE'dir. ENES'ten alıyor.. Allah ondan razı olsun.. Kısaca menkıbeleri, 1. ve 68. Hadis-i Şeriflerin sonunda yazılıdır..
164
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
أعْظَمُ النَّاسِ حَقًّا عَلَى الْمَرْأَةِ زَوْجُهَا ؛ وَأَعْظَمُ النَّاسِ حَقًّا عَلَى الرَّجُلِ أُمَّهُ ( رواه الحاكم عن عائشة )
۱۹۵
195) «Bir kadın üzerinde, en çok hakkı olan insan, kocasıdır.. Bir erkek üzerinde, en çok hakkı olan insan, anasıdır..>>
tir..
Bir insan, ana babasına olduğu kadar hiç kimseye borçlu değildir.. Bir kadın, kocasına olduğu kadar hiçbir kimseye borçlu değildir...
Müstesna haller, hariç, her kadın kocasına mutlaka itaat edecek-
Müstesna haller hariç, herkes ana babasına itaata mecburdur..
Ravi: HAKİM.. Hz. AİŞE'den alıyor.. Allah ondan razı olsun.. 8. ve 22. Hadis-i Seriflerin sonunda kısaca menkıbeleri yazılıdır..
( رواه أحمد عن عائشة )
أعْظَمُ النَّسَاءِ بَرَكَةٌ أَبْسَرُهُنَّ مَؤوَنَةٌ .
١٩٦
196) «En bereketli kadın, ağırlığı en az olandır..>>>>
***
Bu Hadis-i Şerifte bilhassa kadınların israfçı olmamalarına dikkat çekilir.. Çünkü müsrif kadınlara tahammül edilmez..
**
Bu Hadis-i Şerifi IAMAM-I AHMED, Hz. AİŞE'den r.a. rivayet eder.. Menkıbeleri, 1. ve 8. Hadis-i Şerifin sonunda yazılıdır..
۱۹۷ أَعْظَمُ آيَةٍ فِي الْقُرْآنِ : آيَةُ الكُرْسِيُّ ، وَأَعْدَلُ آيَةٍ فِي الْقُرْآنِ :
إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالإِحْسَانِ » ، وَأَخْوَفُ آيَةٍ فِي الْقُرْآنِ : « فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَةٍ خَيْراً يَرَهُ ، وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ ) ، وَأَرْجَى آيَةٍ فِي الْقُرْآنِ : ( يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنْفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا
مِنْ رَحْمَةِ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا » .
( رواه الشيرازي عن ابن مسعود )
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil165
«Kur'an-ı Kerim'de en çok azamet beyan eden Avet: AYETÜL 197) «Ku KÜRSİ'dir..
En çok adaleti beyan eden âyet ise şudur: (Muhakkak Allah insanlara adaleti ve ihsanı emreder...)
En çok korkutan âyet ise şudur: (Bir kimse zerre miktar hayır yapsa -karşılığını göre cektir.. Ve bir kimse, zerre miktar şer işlese yine karşılığı n görecektir..)
En çok ümit veren âyet ise şudur: (Ey nefislerinde haddi aşan kullarım, Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyiniz.. Allah bütün günahları bağışlar..)»
**
Bu Hadis-i şerifte belirtilen Ayet-ül Kürsî, Bakara suresinin 255.
âyetidir.. Diğer âyetler sırası ile, Nahl suresinin 90. Zilzal suresinin, 7-8 ve Zümer suresinin 53. âyetleridir..
Daha geniş malûmat için tefsirlere bakmakta faya vardır.
** *
Esas ravi İBN-İ MESUD'dur.. Kısa bir menkıbesi. 47. Hadis-i Şe-rifin sonunda yazılıdır.. Allah ondan razı olsun.. Ondan naklen aşağıda kısaca menkıbesini anlatacağımız, ŞİRAZİ almıştır..
***
ŞİRAZİ Lâkabı EBU ISHAK FIRUZABADİ.. 393-476 Hicri yılları arasında yaşamıştır.. Büyük bir fıkıh âlimi olup Bağdadda Nizamiye medresini kurmuştur.. Allah rahmet eylesin..
۱۹۸ أَعْلَمُوا أَنَّهُ لَيْسَ مِنْكُمْ مِنْ أَحَدٍ إِلَّا مَالُ وَارِثِهِ أَحَبُّ إِلَيْهِ مِنْ مَالِهِ مَالُكَ ( رواه النسائي عن ابن مسعود ) مَا قَدَّمْتَ ، وَمَالُ وَارِئِكَ مَا أَخَّرْتَ .
198) «İçinizde tek kişi yoktur ki; varisinin malını, kendi malından daha ziyade sevmesin..
Malın odur ki, senden evvel gönderirsin..
Varisin malı odur ki, sonraya bırakırsın..>>
**
Bu Hadis-i Şerif, bizi sadaka vermeye teşvik eder.. İnsan sevmediği bir şeyin başını niçin beklesin?.. Bekleyince beraber mi götürecek?.. Hayır.. Varisine kalacak.. Kendisi ile beraber giden sadakasıdır..
Burada bize daha çok şu mana anlatılmak isteniyor:
Dünyada bıraktığınız âhirete götürdüğünüzden çoktur..
Onun ümmetinden olma sak o ahlâkı yaşamalı değil ka İstiyor-şerefine kavuşmuş bizler, iki cihan saadeti is miyiz? İnsanlığa layık bir medeniyet kurmayı arzu mızı haykırmalı, fiillerimiz o ahlâkı sergilemelidir. Sair miz imanımız
YanıtlaSilIzin (asm) Hayatı
Peygan
2024 BEDİÜZZAMAN TA TAKVİMİ
TARİHTE BUGÜN
-1842-İlk kez bir
ameliyatta anestezi uygulandı.
30
CUMARTESİ
SATURDAY
MART
MARCH
BİR AYET
Allah dilediğini doğru yola iletir.
Bakara Suresi: 213
BİR HADİS
Gündüz oruç tutmak için sahur yemeğinden; gece kalkıp ibadet etmek için öğlen uykusundan yardım isteyiniz.
Müsned, 5: 393
Kimin himmeti yalnız nefsi ise o insan değil. Çünkü insanın fıtratı medenîdir, ebnâ-yı cinsini mülahazaya mecburdur. Hayat-ı içtimaiyesi ile, hayat-ı şahsiyesi devam edilir. Hutbe-i Şâmiye
HİCRİ: 20 RAMAZAN 1445 - RUMI: 17 MART 1440
KASIM: 144-GÜN: 90 KALAN: 276 – GÜN. UZ.: 2 DK
166
YanıtlaSilHADIS-1 ŞERİFLER
Ravi: IBN-I MESUD'dur.. NESEÎ ondan naklen rivayet ediyor.. Menkibeleri, 13. ve 47. Hadis-i Şeriflerin sonunda yazılıdır. Allah on. lardan razı olsun..
۱۹۹ أَعْلِنُوا هُذَا النِّكَاحَ ، وَاجْعَلُوهُ فِي الْمَسَاجِدِ ، وَأَضْرِبُوا بِالدُّفُوفِ (۱) .
(1) الدفوف : جمع دف ، وهو الطار أبو جلاجل . ( رواه الترمذي عن عائشة )
199) «Nikâhı ilân ediniz ve camilerde kıyımız.. Sonra defler çalımız.»
** *
Maksad nikâhın, evlenme merasiminin açıktan yapılmasıdır.. Şer't hududu aşmamak şartı ile çalgı çalınabilir.. Buradaki «DEF» kelimesi-ni «DAVUL> olarak alanlar da vardır..
* **
Ravi: Hz. AİŞE'dir. Ondan TİRMİZİ alır.. 8. ve 13. Hadis-i Şerif-lerin sonunda kısaca menkıbeleri yazılıdır.. Allah onlardan razı olsun..
۲۰۰ اعْمَلْ لِدُنْيَاكَ كَأَنَّكَ تَعِيسُ أَبَداً وَاعْمَلْ لَآخِرَتِكَ كَأَنَّكَ تَمُوتُ غَداً . ( رواه ابن عساكر )
200) «Dünyan için çalış, sanki hiç ölmeyeceksin.. Ahiretin için de çalış; sanki yarın öleceksin..>>>>
*
İşbu Hadis-i Şerif, bize tenbelliği yasak kılar.. Dinimizin ilerleme-ye mani olduğu düşüncesini savunanlara bir cevaptır..
* **
Ravi İBN-I ASAKİR'dir. Menkibesi, 86. Hadis-i Şerifin sonunda..
۲۰۱ اغْتَنِمْ خَمْسًا قَبْلَ خمسٍ ، حَيَانَكَ قَبْلَ مَوْتِكَ ، وَصِحْتَكَ قَبْلَ سُقْمِكَ ،
وَفَرَاغَكَ قَبْلَ شُغْلِكَ ، وَشَبَابَكَ قَبْلَ هَرَمِكَ ، وَعِنَاكَ قَبْلَ فَقْرِكَ .
) رواه البيهقي عن ابن عباس )
201) «Beş şey gelmeden evvel, beş şeyin kadrini bilin:
a) Ölmeden evvel hayatın..
b) Hastalıktan önce sıhhatin..
c) Meşguliyet başlamadan, boş zamanın..
d) İhtiyarlamadan gençliğin..
e) Fakir olmadan, zenginliğin..>>
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil167
Daima tedbirli olmalıyız.. Ne gençlik daimidir, ne de servet.. Hele gençlik.. Sıhhatın, servetin ve gençliğin kadrini bilmeli. Bunlar birer talih kusudur.. Bir uçunca bir daha konması güç olur..
Esas ravi İBN-İ ABBAS'tır. Allah ondan razı olsun.. BEYHEKİ ondan rivayet ediyor.. Kısaca menkıbeleri, 12. ve 42. Hadis-i Şeriflerin sonunda yazılıdır..
۲۰۲ اغْسِلُوا ثِيَابَكُمْ ، وَخُذُوا مِنْ شَعْرِكُمْ ، وَاسْتَاكُوا ، وَتَزَيَّنُوا وَتَنفُوا ، فَإِنَّ بَنِي إِسْرَائِيلَ لَم يَكُونُوا يَفْعَلُونَ ذَلِكَ ، فَزَنَتْ نِسَاؤُهُمْ .
( رواه ابن عساكر عن على )
202) «Elbiselerinizi yıkayınız. Kıllarımızı alınız. Misvak kullanınız.
Süsleniniz, temiz olunuz.. Çünkü Beniisrail bunları yapmazdı; kadınları süslenirdi..>>
Dinimiz daima temizliği emreder.. Hatta bir başka Hadis-i şerifte: **
Temizlik imandandır..>>
Buyrulmak sureti ile, temizliğin önemi belirtilmiştir. Burada:
Kıllarınızı alınız..>
Cümlesine, temizlenmesi gerekli bütün kıllar dahildir.. Saçın, saka-lın, bıyığın fazlası, koltuk altı, edep yerleri temizlenmelidir. Ramuz şer-hinde, burun içindeki kılların koparılması için dahi emir vardır.. Bu arada tırnak temizliğini de unutmamalı.. Mümkün olduğu kadar, uzat-maktan kaçınmalıdır..
Ravi: Hz. ALİ'dir.. Allah ondan razı olsun.. IBN-İ ASAKİR ondan naklen alır.. 48. ve 86. Hadis-i Şeriflerin sonunda menkıbeleri yazılıdır..
۲۰۳ أغدُ عَالِماً ، أَوْ مُتَعَلَّما ، أَوْ مُسْتَمِعاً ، أَوْ يُحِبًا ، وَلَا تَكُنِ الْخَامِس (۲) فتهلك .
( رواه البيهقي )
(۲) هو الجاهل .
203) «Er davran... Ya öğreten ol, ya öğrenen, ya da dinleyen.. -Hiç olmazsa bunları seven.. Beşinci olma, helâk olursun..>>
* **
Şüphesiz, beşincisi cahildir.. Tercümemize esas aldığımız eserin dip notu da beşinciyi cahil olarak şerh eder..
Doğru, insan; öğreten, öğrenen, dinleyen ya da bunları seven olma-yınca n'olur?.. Şüphesiz cahil olur.. Allah korusun.. Cehaletin yolu ce-henneme çıkar..
* **
Ravi: BEYHEKİ. Menkıbesi, 12. Hadis-i Şerifin sonunda..
168
YanıtlaSilHADİS-I ŞERİFLER
٢٠٤ أفضل الإيمان أن تعلم أنَّ اللهَ مَعَكَ حَيْثُ مَا كُنتَ
( رواه الطبراني )
204) «En faziletli iman: Bilesin ki, Allah seninledir.. Nerede olursan ol...»
İşte iman burda.. Bilesin ki..
Demek, kalben bilmeye işarettir.. Yani huzur.. Yani bu huzuru hal edinmek.. Bu eili tevhidin imanıdır.. Cenab-ı Hak cümlemize nasib ey. lesin.. Amin!.
Ravi: TABERANI'dir.. Menkıbesi, 9. Hadis-i Şerifin sonundadır..
٢٠٥ أَفْضَلُ الدُّعَاءِ أَنْ تَسْأَلَ رَبَّكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَة فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ ؛ فَإِنَّكَ إِذَا أعْطِيتَهُما فِي الدُّنْيا ؛ ثُمَّ أَعْطِيتَهُمَا فِي الْآخِرَةِ فَقَدْ أَفْلَحْتَ .
) رواه ابن ماجه عن أنس )
205) «En faziletli dua: Rabbından, dünya ve âhiret işleri için, af ve afiyet istemendir.. Bu iki ihsan dünyada sana yapılırsa, sonra âhirete gidince de verilirse, artık iflâh oldun..>>>
**
Evet, Cenab-ı Haktan istenecek en faziletli şey af'tır ve âfiyettir.. Keşşaf (RH.) diyor ki: Af odur ki, insan günahtan temizlene.. Afiyet odur ki, insan çe-şitli hastalık ve belâlardan salim kala..
** *
Esas ravi, ENES'tir.. İBN-1 MACE ondan nakleder.. Kısaca men-kıbeleri, 1. ve 68. Hadis-i Şeriflerin sonundadır.. Allah razı olsun ve rahmet eylesin..
( رواه البيهقي عن أنس )
٢٠٦ أَفْضَلُ الصَّدَقَةِ أَنْ تُشْبِعَ كَبَدًا جَائِعاً .
206) «En faziletli sadaka odur ki: Aç bir karnı doyurasın..>>>
**
Ah o açlık.. Aç kalıp da kimseden bir şey isteyemeyene sormalı. Ondan hasıl olacak sevabı da mana gözü açık olanlara sormalı..
* **
Ravi: ENES'tir.. Allah ondan razı olsun.. Ondan naklen de BEY HEKİ... Menkıbeleri, 1. ve 12. Hadis-i Şeriflerin sonundadır..
VE VAAZ ÖRNEKLERI
YanıtlaSil169
۲۰۷ أَفْضَلُ الصَّدَقَةِ أَنْ يَتَعَلَّمُ المَرْءِ المُسْلِمُ عِلْمًا ، ثُمَّ يُعَلِّمُهُ أَخَاهُ الْمُسْلِمَ . ( رواه ابن ماجه )
207) «En faziletli sadaka, insanım bir ilim öğrenmesi; sonra onu bir müslüman kardeşine öğretmesidir..>>>
Her müslüman; bildiğini bilmeyene öğretmekle mükelleftir.. Seva-bına gelince,onu Hadis-i Şerif gayet açık anlatıyor.. İzaha lüzum yok..
Ravi: IBN-1 MACE'dir. Menkibesi, 68. Hadis-i Şerifin sonundadır. Allah rahmet eylesin...
۲۰۸ أَفْضَلُ الْعِيَادَةِ أَجْرًا سُرْعَةُ الْقِيَامِ مِنْ عِنْدَ المريض . ( رواه الديلمي عن جابر )
208) «En faziletli hasta ziyareti, hastanın yanından çabuk kalkmak-tır.>>>
Hastanın yanında fazla oturmak doğru olmaz.. Ziyaretçilerden saklı yapılması gereken bir çok işler vardır..
Ravi: DEYLEMİ'dir.. Esas ravi CABİR'den naklediyor.. Allah on-lardan razı olsun.. Menkıbeleri, 4. ve 12. Hadis-i Şeriflerin sonundadır..
۲۰۹ أفْضَلُ الْفَضَائِلِ أَنْ تَصِلَ مَنْ قَطَعَكَ ، وَتُعْطِيَ مَنْ حَرَمَكَ ؛ وَتَصْفَحَ ( رواه الطبراني عن معاذ ) عمن ظلمك .
209) «Faziletlerin fazileti odur ki;
a) Senden kesilene gidesin..
b) Seni mahrum edene veresin..
c) Sana zulmedenden geçesin..>>>
** Affetmek, dostluk eli uzatmak.. Gelmeyen akrabaları aramak, sor mak.. Bunlar hep tevazu alâmetidir.. Bir başka Hadis-i Şerifin delâle-tine göre, tevazu sahibi olanı Allah yükseltir..
*
Ravi: TABERANÎ'dir. MAAZ'dan alıyor.. Allah ondan razı olsun.. Menkıbeleri 9. ve 34. Hadis-i Şeriflerin sonundadır..
*
**
SABİT VE DEĞİŞKEN
YanıtlaSilBÖLÜM -28-
"FİTNE"
Prof. Dr. İlyas Çelebi
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Adnan Demircan
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Hayırlı akşamlar, Sabit ve Değişken'e hos gel-diniz. Bu akşamki programımızda da her zaman olduğu gibi önemli bir kavram üzerinde konuşacağız. Ele alacağımız, değerlendireceği miz, farklı boyutlarıyla inceleyeceğimiz bu akşamki kavramımız fit-ne kavrami. Kur'an-ı Kerim'de birçok yerde onlarca defa kullanılan bir kavram. Gerek fitne olarak gerek türevleri şeklinde karşımıza çıkmakta ve farklı anlamlarda kullanılmakta. Fakat bu kavram ta-rih içerisinde değişik dönemlerde bazı önemli anlamlarının ön plana çıkmasıyla dikkat çekiyor. Tüm bu boyutlarıyla bu kavramı bu akşam programımızda ele almaya çalışacağız. Gerek Kur'an'daki kullanı mıyla gerekse tarih içerisindeki semantik dönüşümü ve bugün bize bu kavramın ne söylediğiyle ilgili bir sohbet yapmaya çalışacağız. İki değerli konuğum var. Kavramın önce semantik ve etimolojik tahlili ile başlayalım, nereden geldiği ve Kur'an'da nasıl kullanıldığına dair bir girizgâh yapalım. İlyas Bey sizinle başlayabiliriz.
YanıtlaSilPROF. DR. İLYAS ÇELEBİ Bildiğiniz gibi kavramlar önce sözlük anlam-lar içeriyorlar. Bu sözlük anlamlarına bağlı olarak onlara yeni istila-hi anlamlar yüklenmek suretiyle de yeni bir veçheye kavuşuyorlar. Fitne kelimesinin sözlükte zengin anlamları var. Bir defa denemek, sınamak, imtihan etmek anlamlarında kullanılıyor. Bu anlamlarıyla hem olumlu çağrışım hem de olumsuz çağrışım yapıyor. Kavram, sıkıntı, toplumların başına gelen felaketler, musibetler anlamlarına da geliyor. Ayrıca sözlük anlamıyla irtibatlı olarak Araplar feten ifa-desini altın ve gümüşü veyahut da kıymetli madenleri birbirinden ayrıştırmak için ateşe atıp, eritip saf ile sahteyi birbirinden ayırma için de kullanıyorlar. Bu kökten türemiş olduğundun kuyumculara da Arapçada fettan yani madenleri birbirinden ayıran deniyor.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Ya da sahte mi gerçek mi olup olmadığını kontrol eden anlamında kullanılıyor.
PROF. DR. İLYAS ÇELEBİ Evet, ayıran kişi anlamında kullanılıyor. Hatta bazen böyle çok işveli ve erkeklerin kalbini çelen hanımlara da fettan tabiri kullanılıyor. Bizim literatürümüzde bu kelime iki farklı konum-da kullanılıyor. Bir, ahlak kavramı olarak kullanılıyor. Burada genel-likle negatif, olumsuz davranışları içeren ve bir toplumdaki tefrikayı, karışıklığı, kavgayı, insanların birbirine düşmesini, savaşmasını veya toplumun başına birtakım felaketlerin gelmesini ifade ediyor. Bir de
hadis literatüründe ve oradan da akait kitaplarına geçen anlamı var. Oradaki anlamı da gelecekte veya daha ileri götürürseniz kıyamete doğru toplumlarda ortaya çıkacak ve bir nevi o toplumun felakete, inkiraza doğru gittiğine işaret eden olayları, davranışları, musibetleri savaşları içeriyor. Bu anlamları içerme babında hadislerde daha çok kelime çoğul, fiten ve melahim şekliyle bir arada kullanılıyor.
YanıtlaSilDOÇ. DR. ENES KABAKCI Oraya geleceğiz. İsterseniz Adnan Bey bu konuda girizgâh kısmını da sizden dinleyelim. Bu kavramın etimolo-jisine dair sizin ilave etmek istedikleriniz var mı? Buradan bir geçiş yapmak için tarih içerisinde İslam kültüründe kavramın geçirdiği for-mel değişikliğin de söz konusu olduğunu düşünerek oraya da bağla-yabiliriz belki bu etimolojiden hareketle.
PROF. DR. ADNAN DEMİRCAN Kavramın kazandığı anlamlar aslında sözlük anlamıyla ilgili. Hocam ifade ettiler, kuyumcunun değerli ma-denleri eritmesi, ayrıştırması anlamındaki fetene kökünden geliyor. Daha sonra kazandığı anlamlar da bu anlamla ilişkili anlamlar neti-ce itibariyle. Bir kavram tarihî süreç içerisinde gelişiyorsa, geçmişle mutlaka bir bağ kurularak zihin içerisine giriyor.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Şöyle bir bağlantı mı kurmalıyız? Kuyumcu ateş ile o madeni sınıyor gerçek mi, değil mi diye.
PROF. DR. ADNAN DEMİRCAN Evet, o maddeyi sınıyor. İnsanlar da
fitneyle sınanıyor. Bir anlamda öyle bir şeyi var. Kur'an-ı Kerim'de fitne kavramı olumsuz anlamda kullanılıyor, ama fitneye tabi tutma açısından bakıldığında farklı bir değerlendirme yapmak mümkün. Mesela, Müslümanlar ilk dönemlerde dinleriyle imtihana tabi tutul-muşlar, sınanmışlar. Bu bir eleştiri konusu olarak Kur'an-ı Kerim'de yer alıyor, ama aynı zamanda insan Allah tarafından sınanıyor. Al-lah'ın insana verdiği mal ve evlat da bir fitne olarak nitelendiriliyor. İnsanın itaatkârlığını, Allah'a karşı mümin olarak tavrının sınanması anlamında buna da fitneyle imtihan edilme deniyor.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Yani insan hayırla da şerle de imtihan ediliyor.
PROF. DR. ADNAN DEMİRCAN İmtihan edilebiliyor. İmtihan eden Allah olabileceği gibi, başka vasıtalar, başka aracılar üzerinden de imti-han söz konusu olabilir. Mesela, Müslümanlar Mekke döneminde bir
baskıya maruz kalmışlar ve o baskı içerisinde dinlerini değiştirmeye kadar bazıları gidebilmiş.
YanıtlaSilDOÇ. DR. ENES KABAKCI Tekrar putperestlige dönmeye kadar.
PROF. DR. ADNAN DEMİRCAN Tekrar putperestlige dönmek ya da peygamberi reddetmek şeklinde ciddi bir baskıya maruz kalmışlar. Bu da fitne olarak niteleniyor. Kur'an-ı Kerim'in, "El fitnetü eşeddü minel katl" ifadesi müşriklerin Müslümanlara yönelik fitnesi, baskısı anlamında kullanılmış. Üçüncü aşamada kavramın anlamında, ha-dislerde daha çok Müslümanların kaotik bir tarihsel süreç içerisinde girdikleri döneme ilişkin bir anlam değişimi söz konusu olmuştur.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Yani dinî, içtimai, toplumsal ve siyasi bir kar-gaşa ifade ediyor bu anlamıyla.
PROF. DR. ADNAN DEMİRCAN Evet.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Peki, bu anlamda kullanıldığı yerler var mı Kur'an-ı Kerim'de?
PROF. DR. ADNAN DEMİRCAN Tabii, hadislerde var.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Hadislerde değil, Kur'an-ı Kerim'de bu ma-nada kullanılıyor mu?
PROF. DR. ADNAN DEMİRCAN Kur'an-ı Kerim'de takriben 30'dan fazla fitne anlamında kullanılıyor, 20'den fazla da türevleriyle zikrediliyor.
PROF. DR. İLYAS ÇELEBİ Kur'an-ı Kerim şöyle bir hedef koyuyor: Diyor ki, "Yeryüzünde fitne ortadan kalkıncaya kadar çalışın, cihat edin, savaşın." Fitne tabiri aslında biraz mücmel bir tabirdir. Toplumda-ki önceliklere göre Müslümanlar fitne tabirini tevhide aykırı düşün-celer şeklinde anlamışlar. Bazen bunun yerine zulüm, toplumdaki anarşinin geçtiği olmuş. Kavram bizim içinde bulunduğumuz ortam ve psikolojiye göre farklı şekillerde anlaşılmaya müsait bir kavram. Kur'an-ı Kerim'de fitne hep negatif anlamda kullanılmıyor. Hocam biraz önce ifade etti, evlatla, mallarla insanın fitnesi, denenmesi olumsuz anlamda değildir.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Rızıkla ve nimetle de bir imtihan söz konusu.
FITNE
YanıtlaSilPROF. DR. İLYAS ÇELEBİ Evet, bir imtihandır, İmtihanı başarırsanız fit-ne sizin için olumlu bir şey olarak karşınıza çıkar. Ama başaramaz ve olumsuz netice verirse o zaman da negatif anlamı söz konusu olur.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Peki, Peygamberimizin mücadelesini Mek-ke ve Medine olarak ayırdığımız takdirde bu iki dönemde fitnenin kullanılması, anlaşılması bir farklılık yaratıyor mu? Böyle bir ayrım yapmak mümkün mü?
PROF. DR. İLYAS ÇELEBİ Tabii, Peygamberimizin Mekke'de yaşadığı ortamla Müslümanların gördükleri muamele Medine'dekinden fark-lidir. Biraz önce hocam söyledi, Kur'an'da, "El fitnetü eşeddü minel katl, ekberü minel katl" şeklinde ifade ediliyor. Müslümanların Mek-ke'deki fitnesi bireysel olarak müşriklerce yakalanıp İslam Dininden caydırılma, vazgeçirilme, eza, cefa, işkenceye maruz bırakma şeklin-de tezahür ediyor. Fitneyle savaşın denilince Mekke'deki Müslüman-ların kardeşlerine yapılan zulümleri ve baskıları önlemeleri, engelle-meleri gibi bir anlam ifade ediyor. Medine'ye gidildiği zaman orada malum birçok kurumlar oluşuyor, devlet kuruluyor. Özellikle Resul-i Ekrem sonrasında ashap arasında birtakım ihtilaflar çıkıyor. Zaman zaman gerginlikler oluşuyor. Bu defa fitne burada Müslümanların birbirleriyle ihtilafa düşüp kavga etmelerini, birbirlerine kötülük yap-malarını ve dolayısıyla bir iç kargaşayı ifade ediyor.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Kısaca şöyle özetleyebilir miyiz? Mekke dö-neminde Müslümanlar kendi dışındaki şeylerle imtihan edilirken, Medine'de kendi kendileriyle imtihana tabi oluyor ya da karşı karşıya geliyorlar.
PROF. DR. İLYAS ÇELEBİ Evet. Medine'nin Resul-ü Ekrem'den sonraki dönemiyle ilgili şöyle bir olay hatırlıyorum: İbn-i Zübeyr hadisesi var. Emeviler devrinde isyan edip Mekke'de bir nevi bağımsızlığını ilan ediyor. Ve sonra da Haccac gelip Mekke'yi işgal ediyor, Kâbe'yi yıkı-yor, çok feci olaylar yaşanıyor. Bu esnada Abdullah bin Ömer -Hazret-¡ Ömer'in oğlu- Mekke'deyken Müslümanlara kötülükler yapıldığında çok aktif, onları engellemek için gayret gösterebilecek biri olmasına karşın evinden dışarı çıkmıyor. Bunun üzerine ona diyorlar ki, "Fit-neyle mücadele etmeyi bize telkin eden sen değil miydin? Fitneyi engellemek için uğraşalım diyordun, şimdi niçin dışarı çıkmıyorsun?"
Verdiği güzel bir cevap var, diyor ki, "Benim size söylediğim müşrik lerin elinden Müslüman kardeşlerinizi kurtarmak ve onların iman-larını devam ettirmek yani Müslümanların sayısını artırmak içindi Simdi ise Mekke'de ölen de öldüren de Müslüman, Ben şimdi gidip olayların içine karışsam, daha önce yaptığım gibi bir Müslüman'ı bir müşrikin karşısında korumuş olmayacağım. İki taraftan kimi öldü rürsem öldüreyim bir Müslüman'ı öldürmüş olacağım. Dolayısıyla Kur'an'daki bizim fitneyle mücadele etmemizi emreden ayet bugü nü değil, müşriklerle Müslümanlar arasındaki mücadelenin olduğu dönemi ifade ediyor." Buradan anlıyoruz ki fitne kavramına ilk dō-nemde Müslümanların yüklediği anlamla zaman içinde bu kavrama yüklenen anlam arasında farklılık oluşuyor. Müslümanların önceliği-ne göre kavram zamanla böyle bir anlam farklığına kavuşuyor.
YanıtlaSilPROF. DR. ADNAN DEMİRCAN Daha çok Mekke döneminde Müslü
manların fitneye maruz kalması bireysel olarak inançlarıyla sınan-masıdır. Orada zaten Müslüman sayısı oldukça az. Bireysel olarak bir baskıya maruz kalıyorlar. Çünkü Müslümanlar Mekke'de bir ümmet oluşturma imkânına sahip olamamışlar henüz. Herkes ferdi olarak hareket etmek durumunda kalıyor. Bir araya geldikleri ortak nokta-ları oluşturmaya çalışıyor Allah Resulü (s.s.a.). İşte Dar'ül Erkam'da toplanıp yaptığı gibi. Netice itibariyle hareketleri fevridir, maruz kal-dıkları baskılarla o imtihan da yani fitne de bireyseldir. Herkes kendi fitnesiyle baş başa kalmış oluyor. Medine döneminde Müslüman-lar artık ümmet olmuşlardır. Bir ortak bilinç oluşmuş, ortak hareket etme imkânları var. Orada da şöyle bir durum var: münafık diye bir karakter ortaya çıkmış. Nifak da bir fitnedir, fitne olarak isimlendiri-liyor. O anlamda bireylerin ferdi olarak imtihanı söz konusu olabilir. Medine'de Müslümanların imtihanı Resulullah'la birlikte hareket edip etmeme açısından daha çok öne çıkıyor. Mesela, bir savaşa gi-dileceği zaman o savaşta Allah Resulü'nün talimatına uygun olarak hareket edilip edilmemesi Müslümanlar açısından bir fitnedir. Yine Müslümanların bazı savaşlarda elde ettikleri zafer, sahip oldukları güç, o gücü doğru yerde kullanmaları yahut Müslümanların sayısıyla iftihar etmeleri ve bunun sonucunda bir rehavete maruz kalmala-rı tüm bunlar fitne kavramı içerisinde değerlendirilebilir. Hocamın vurguladığı husus önemli. Müslümanların daha sonraki dönemlerde fitne kavramına yükledikleri anlam toplumsal bir krizi ifade ediyor.
Nerede duracağınızı tam olarak bilemiyorsunuz, bilemediğiniz nok-talar oluyor. Karşınızdaki iki taraf da Müslüman, Siffin Savaşı'nda Müslümanlar birlikte toplanıp Kur'an okuyorlar, ama bir süre sonra karşı karşıya gelip savaşıyorlar. Bunların önemli bir kısmı akraba, bir-birlerini tanıyorlar. Birtakım iddialar var ve bu iddialarda kimin haklı kimin haksız olduğu konusunda da kesin bir fikre sahip olamıyorlar o anda. Bir görüş karmaşası söz konusu.
YanıtlaSilDOÇ. DR. ENES KABAKCI Siyahla beyaz yok.
PROF. DR. ADNAN DEMİRCAN Orada gri alanın daha çok yayıldığı bir dönem var. O dönemde Müslüman toplumun maruz kaldığı durum fitne olarak nitelenmiştir ki, bu herhalde doğru bir nitelemedir. Müs-lümanların fitne ortamında nasıl bir tutum takınacakları konusunda da görüş ayrılıkları ortaya çıkmış, ama sevad-ı azam dediğimiz grup bu tür durumlarda fitneden uzak kalmayı daha temkinli bir tavır ola-rak görür.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Bir hadisi şerif var malumunuz: "Fitne zama-nında oturan ayakta durandan, ayakta duran yürüyenden, yürüyen koşandan hayırlıdır."
PROF. DR. ADNAN DEMİRCAN Hariciler yolda karşılaşınca Abdullah bin Eret'in oğluna soruyorlar. Kendisi Hazret-i Ali'nin Medain amili. Muh-temelen bu hadisi babasından rivayet ettiğini duymuşlar. Babandan bize nakledeceğin bir şey var mı diye sorunca o, bu hadisi naklediyor. Tabii, bu aynı zamanda siyasi mesaj taşıyan bir hadis onlar açısın-dan. Çünkü kendi iddiaları fitneyi bertaraf etmeye matuf. Diyorlar ki, "Allah böyle demiyor, Allah fitneyi yeryüzünden kaldırıncaya kadar savaşın diyor, senin baban farklı bir şey söylüyor." Aslında iki farklı anlamda kullanılan bir kavram.
PROF. DR. İLYAS ÇELEBİ Şöyle bir şey de var, bunu da belirtmek gere-kiyor: İki Müslüman topluluk birbiriyle kavga edebilir, çünkü nihayet insandırlar. Nasıl farklı milletler birbiriyle savaştığında belli kurallara uymaları gerekiyorsa, hukuk kuralları, savaş kuralları varsa Müslü-manların da birbirleriyle niza hâline düştükleri anda belli kuralara uymaları gerekiyor. Kur'an-ı Kerim'de sanki Hucurât Suresi Müslü-manların birbirleriyle kavga ettikleri zaman nasıl davranmaları gere-kiyoru bildiriyor. Sure bir taraftan Müslümanların kardeş olduğunu
vurguluyor, sonra kardeşler birbirleriyle kavga edecek olurlarsa ara larını bulun, islah edin buyuruyor. Eğer birisi diğerine haksızlık ya-par, islaha yanaşmaz, kardeşine taşkınlık yapmaya devam ederse bu defa Kur'an-ı Kerim, adaletin gerçekleşmesi için, o taşkınlık yapanin Allah'ın emrine dönmesi için onunla mücadele edilmesini emredi-yor. İslam'da asıl olan muhakkak ki adaletin sağlanması.
YanıtlaSilPROF. DR. ADNAN DEMİRCAN Önce ıslahı emrediyor.
PROF. DR. İLYAS CELEBİ Tabii, önce islah sonra adalet. Biz Imam Ebu Hanife gibi veya İmam-ı Gazali gibi âlimlere baktığımız zaman onlar-da şöyle bir tavrı görüyoruz. Diyorlar ki islah esastir, nasihat esastır. Yani insanlar yanlış yapabilir, aralarını bulmaya veya nasihat etmeye çalışacaksınız veyahut da yeni bir fitneye sebep olmadan düzeltmek mümkünse düzeltecekseniz. Ama diyorsan ki ben de dâhil olursam fitneyi bir kat daha artırırım, o zaman yani fitne zamanı oturan ayak-ta durandan, yatan oturandan daha faziletli oluyor. Ebu Hanife bu-nun formülünü şöyle buluyor: Diyor ki, fitnenin çıktığı yerde eğer onu islah etme, düzeltme şansın, imkânın yoksa o zaman orayı terk et.
PROF. DR. ADNAN DEMİRCAN Hicreti tavsiye ediyor.
PROF. DR. İLYAS ÇELEBİ Evet, hicreti tavsiye ediyor. Tabii ki Müslü manların hayatını sürdürmeleri, bir arada beraberce İslam'ın emret-tiği kardeşlik hukukuna riayet ederek yaşamaları gerekiyor. Burada adalet en önemli kıstastır. Yine Hucurât Suresi'nde çok enteresan bir şey var. Kur'an gayet tabi bir şey olarak görüyor insanların ihtilafını. Kur'an diyor ki kavga ettiğin kimseyi tezyif etmeyeceksin, küçüm-semeyeceksin, lakap takmayacaksın, gizliliklerini araştırmayacaksın. Her insanın bir mahrem alanı var, o mahrem alanına saygı göstere-ceksin. Biliyorsunuz bu mahrem alana tecavüz dolayısıyla Kur'an'da özel ayetler inmiştir. İnsanların evlerinin dikizlenmemesi, evlerinin içinde olup bitenlerin araştırılmaması için Kur'an-ı Kerim'de ayetler inmiştir. Hatta yine bu bapta hatırladığım kadarıyla Hazret-i Ömer döneminde bu kurala uymadığı için Medine'den sürgün edilen bir zat var. Hazret-i Ömer tarafından sürgün ediliyor, sen niye Müslü-manların özeline, mahremiyetine bu kadar tecessüs ediyorsun, bu kadar ilgi duyuyorsun diye. Şunu ifade etmek lazım: Asıl olan islahtır, kardeşliktir, kardeşlik hukuku içinde yaşamaktır. Bunlar olmuyorsa
düşmanımız bile olsa, kâfirler bile olsa Allah'ın bizim için koyduğu hukuk içinde ve Allah'ın emirlerini çiğnemeden onlara muamele et-memiz gerekiyor. Yoksa böyle her türlü hareketi yapmayı uygun gör-mek, ne İmam-ı Azam'in ne diğer imamların ne de sahabe-i kiramin tavsiye ettiği bir şey değildir.
YanıtlaSilDOÇ. DR. ENES KABAKCI Her ikiniz de fitne katl'den daha beterdir ayetini okudunuz. Bu ayeti kerime indiği dönemde nasıl anlaşılıyor ve nasıl farklı yorumlara tabi tutuluyor? Nasıl anlamalıyız bu ayeti?
PROF. DR. ADNAN DEMİRCAN Ayeti kerime müşriklerin Müslümanlara yönelik tavrını eleştiri bağlamında nazil olmuş. Kur'an-ı Kerim'de iki farklı yerde geçiyor. Abdullah bin Cahş Seriyyesi akabinde nazil ol-muş. Abdullah bin Cahş Seriyyesinde haram aylarda bir müşrik öldü-rülünce müşrikler Müslümanların kutsal değerlere gereken hürmeti göstermediklerini ifade ederek Müslümanlar aleyhinde propaganda yapıyorlar. Evet, haram aylarda insan öldürmek kötüdür, ama insan-ları yurdundan alıkoymak, onları ibadetten alıkoymak, memleketin-den çıkarmak daha büyük bir günahtır. Fitne ise adam öldürmekten daha beterdir, mealindeki bu ayet iniyor. Müslümanların ilk dönem-lerde karşı karşıya kaldıkları önemli bir kriz var. Birinci fitne dönemi diye tabir edebileceğimiz Hazret-i Osman'ın şahadetiyle başlayan dönem. Takriben Peygamber Efendimizden çeyrek asır sonra İslam dünyasında siyasi ayrılma söz konusu olmuş. Hicri 35'te meydana geliyor Hazret-i Osman'ın şahadeti. İslam toplumu fitne kavramı ko-nusunda kendisini nasıl konumlandırmıştır? Üç ana gruba ayrıldık-larını görüyoruz. Bir grubu yeni seçilen halifeyi destekliyor. Hazret-i Osman'ın şahadetine karşı olanlar ve onun kanını yerde bırakmak istemeyenler ise çok farklı unsurlardan oluşuyor. Ama toplumda Osman taraftarları diye nitelendirebileceğimiz bir grup var. Bir de bunların dışında kalan, bunu bir fitne olarak gören bir grup var. Ho-cam ona değindi. Müslümanlar burada ıslah taraftarı olmalı. Neyin islah olduğu noktasında Müslümanlar içerisinde tereddüdü olanlar da üçüncü bir yolu izlemişler. Mesela, Sad bin Ebi Vakkas öyledir. Usame bin Zeyd, Haşimoğullarının mevlası olmasına rağmen Haz-ret-i Ali'ye biat etmemiş ve tarafsız kalmayı tercih etmiş, bunu bir fitne olarak görmüş. Müslümanların bir imtihanı olarak gördüğü için tarafsız kalmayı tercih etmiş. İ'tizal etmiş oluyorlar, siyaset çekişme-
sinin dışında kaldıkları için. Tabii, bu tarafsızlık da ne kadar tarafsız-lıktır, tartışılabilir. Seçilmiş bir halifenin yanında durmak mi gerekirdi, tarafsız olmak mı? Bu o günkü Müslüman açısından bir tavırdı. Müs-lümanlar o dönemde önemli üç büyük ve birçok küçük savaşla karşı karşıya kalmışlardır. Islah edemedikleri noktada birbirlerini ne yazık ki kılıçla düzeltme yoluna gitmişlerdir. Burada Kur'an'ın belirlediği o ölçüleri en iyi uygulayan ve daha sonra İslam hukukunda baği hu-kuku için kaynak olarak kullanılan Hazret-i Ali'nin uygulamalarıdır. Onun uygulamalarına baktığımız zaman ilke olarak şöyle bir duruşu-nu görüyoruz. Hazret-i Ali meşhur bir halifedir. Halife olarak ümmet tarafından kabul edilmiştir. Onun halifeliğine çeşitli saiklerle karşı çı kanlar var. Bunlarla eğer karşı karşıya gelmişse askerlerine şunu em-rediyor: "Savaş sırasında hedefiniz öldürmek olmamalı, etkisiz hâle getirmek olmalı. Ellerini kaldırdıkları anda duracaksınız yani teslim oldukları anda öldürmeyeceksiniz. Savaş alanını terk etmek üzere dönüp gittiklerinde peşlerinden gitmeyeceksiniz. Savaş gereçleri dı-şında, savaşta kullandıkları silahlar dışında mallarına el koymaya-caksınız." Bu bir hukuk oluşturuyor, kardeşlik hukuku devam ediyor.
YanıtlaSilPROF. DR. İLYAS ÇELEBİ Sıffin Savaşı'nda bir tarafta Muaviye askerle-ri bir tarafta da Hazret-i Ali'nin askerleri var malum. Hazret-i Ali'ye şöyle bir teklif getiriyorlar. Diyorlar ki, askerleri motive etmek için karşıdakilerin kâfir olduğunu söyle, bizim asker onlarla daha işti-yakla savaşsın. Fakat Hazret-i Ali'nin gerçekten tarihî bir ifadesi var. Diyor ki, "Onlar bizim kardeşlerimizdir ama bize isyan eden ve asi olan kişilerdir." Belki savaşı bitireceği, olayı tümüyle sonlandıracağı bir anda bile Hazret-i Ali soğukkanlılığını bırakmıyor ve duygularıyla hareket etmiyor. İlkelerle, prensiplerle, inançlarıyla hareket ediyor. Belki de diyebiliriz ki insanlık tarihinde Müslümanlara çok büyük bir ufuk açan bir şeydir. Savaştığında, karşılıklı birbirinizi öldüreceğiniz anda bile sen duygusal davranıp onun eğer mümkünse inancıyla oy-namayacaksın. Bu çok önemli bir şey Hazret-i Ali açısından.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI İlk fitne olaylarından bahsettik, sonrasında da herhalde bunlar devam ediyor, değil mi İslam tarihinde baktığı-mız zaman?
PROF. DR. ADNAN DEMİRCAN İslam tarihinde ilk önemli fitne olarak malumunuz Hazret-i Osman'ın şahadetiyle başlayan süreçtir görülür
takriben bu 5 vil devam etmiştir. Aslında Müslümanların ilk defa karşı karşıya geldikleri olay bu değil. Hazret-i Ebu Bekir zamanında tidad ve irtica hareketleri var. Fakat ümmet bunu bir fitne olarak değerlendirmedi, çünkü saflar belli orada. Bunun fitne olmaması-sebebi tarafların Müslüman olması. Halbuki Hazret-i Ebu Bekir döneminde peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkanlar var. Zaten onlar dinden çıktıkları için durum belli. Bir de zekât vermeyi reddeden-jer var. Onlar her ne kadar Müslüman olsalar da bir İslami hükmü reddediyor, İslami görevi yapmamış oluyorlardı. Hazret-i Osman'ı öldürenler Müslüman olduklarını iddia eden kimselerdi. Hatta Haz-ret-i Osman'in evini muhasarada iken bu asiler Hazret-i Osman'in arkasinda namaz kılan insanlardı. Sonra gidip onu katlettiler. Haz-ret-i Hasan ile Muaviye arasında Küfe'de barış sağlanıncaya kadar devam eden bir iç savaş durumu var. Hazret-i Ali'nin ordusunda ya da diğer orduda bulunup da karşı taraftaki insanları tekfir eden, uç yaklaşımları olanlar da yok değil. Evet, Hazret-i Ali'nin tavrı haki-katen hocamın dediği gibidir. Haricileri mesela, Hazret-i Ali'ye so-ruyorlar, benzer bir ifadeyi onlar için de kullanıyor; bize karşı hata eden kardeşlerimizdir, diyor. Hem onları kardeşi olarak, Müslüman olarak görüyor, yeri geldiğinde de onlarla savaşmak durumunda ka-Iyor. Hazret-i Ali'ye Cemel Savaşı sonunda gelip diyorlar ki, burada esir ettiğimiz insanları aramızda köle olarak dağıt. Çünkü bunu talep edenler onları kâfir olarak görüyorlar. Hazret-i Ali diyor ki, bunlar bizim kardeşlerimiz, biz bunu yapamayız. Israr edilince de, "Sizden hanginiz payına müminlerin annesinin düşmesini ister? Bundan Al-lah'a sığınırız. Çünkü o müminlerin annesi, hepimizin annesidir, o zaman böyle bir şey talep etmeyeceksiniz." diyor. İnsanları, yaralıları akrabalarına teslim ediyor ve onlara kâfirlerle yapılan savaşlarda-ki hukuku uygulamıyor. Müslümanlar arasında büyük bir fitne de Emeviler döneminde Kerbela süreciyle başlıyor. Bu da ikinci büyük fitne olarak nitelendiriliyor. Hazret-i Hüseyin ve akrabalarının Küfe yakınlarındaki Kerbela'da elim bir şekilde katledilmesi Müslümanları uzen, hálá da üzmeye devam eden önemli hadiselerden bir tane-sidir. Onun akabinde Medine'de Harre olayı yine Yezid döneminde meydana gelmiş olan bir hadisedir. Emevi ordusunun Medine'ye gir-mesi ve orada bazı şeylerin serbest kilinması meselesi var. Her ne kadar rivayetlerde biraz abartılı ifadeler varsa da bazı taşkınlıkların olduğu da anlaşılıyor. Yine Yezid döneminde I. Mekke Muhasarasi
YanıtlaSil120
YanıtlaSilSABİT VE DEĞİŞKEN
oluyor. Daha sonra II. Mekke Muhasarası Abdülmelik bin Mervan za-manında meydana geliyor. Bu ikinci fitnede de tekrar Müslümanlar karşı karşıya gelmişler, birbirleriyle savaşmışlar ne yazık ki. Tarihçiler üçüncü bir fitne olarak da Emeviler Devleti'nin yıkılış sürecini, Velld bin Yezid'in hanedan mücadelesi çerçevesinde öldürülmesini göste riyorlar. Tabii ki, tarihte bunların dışında Müslümanların birbirleriyle savaşmalarına sebep olan iç siyasi mücadeleler çerçevesinde ortaya çıkmış birçok fitne var. Bu fitnelerin daha çok siyasi, bir anlamda da ekonomik boyutu olduğunu, dinin daha sonra bu fitnelerin yedeğine alınarak bunlara uygun bir kılıf yapıldığını söylemek mümkün. Haz-ret-i Osman'ı katledenler daha sonra Hazret-i Osman'ı katletmenin dini gerekçesini bulmak zorunda hissetmişler kendilerini. Bunun için Hazret-i Osman'ın büyük günah işleyen bin insan olarak kafir olduğunu, tövbe etmediği için de onu katletmenin hak olduğunu düşünmüşler. Hazret-i Ali'yi katleden Hariciler de benzer bir yakla-şımla tahkimi kabul ettiği için Hazret-i Ali'yi tekfir etmişler. Dinî bir kılıf uydurarak onu tekfir etmek suretiyle davranışlarına dinî bir şey biçmeye çalışmışlar.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Bütün bu konuştuklarımız tarihte vuku bul-muş olaylar. Bir de bunların dışında bir fitne literatürü, bir fitne edebiyatı var. Sizin konuşmanızın hemen başında değindiniz fiten ve melahim bölümleri var hadis kitaplarında. Hatta bu başlıklarla müstakil eserler de var öyle değil mi?
PROF. DR. İLYAS ÇELEBİ Evet.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Bunların varlığı neye işaret ediyor? Neden böyle özel bölümler tanzim edilmiş? İleride olacaklara dair biraz da belki gaibi alana girme pahasına bu kadar fazla işaret edilmiş? Biraz bu kısmından da bahsedebilir miyiz?
PROF. DR. İLYAS ÇELEBİ Tabii. Fiten ve melahim hakikaten bizim kitap-larımızda belli bir yer işgal ediyor. Genelde fiten ve melahimle ilgili rivayetler akait kitaplarında, hadis kitaplarında kıyametin yaklaştı-ğının işaretleri, alametleri olarak görülür. Fiten ve melahim tabirini ayrı ayrı ele aldığımız zaman her ne kadar ikisi bir arada zikredili-yor ise de şöyle bir şey çıkıyor karşımıza: Mesela, fiten bağlamında ifade edilen rivayetler sanki Resul-ü Ekrem'in, kendisinden sonra
Muslumanların maruz kalabileceği birtakım hadiselerle, olaylarla (gili uyarı niteliği taşıyor. Onun için fitenle ilgili rivayetlerin büyük kismi dini tabirle icmali ifadelerdir. Bir tehlikeye karşı bize uyarıda bulunuyor. Mesela, Peygamberimiz diyor ki, "Gün gelecek Medine'de Öyle fitne çıkacak ki gökten yağmur tanelerinin düşüşü gibi evlerin damlarının üzerine fitneler yağacak." Bu Hazret-i Peygamber'in Müs-lumanlara bir uyarısıdır. Biraz önce Adnan hoca işaret etti, Hazret-i Osman döneminde, Harre olayıyla Medine yağma ediliyor değil mi? Tam da Hazret-i Peygamber'in işaret ettiğine uyuyor bu. Melahim de daha çok Müslümanların birbirleriyle savaşmalarıyla, kan dökmele-riyle ilgili. Tabii ki, bu rivayetler içinde bir de çok somut bazı şeyler var. Diyelim falan kişinin başına şu gelecek. Hazret-i Hüseyin'le ilgi-li, Hazret-i Ayşe ile ilgili bu tarz şeyler var. Hadis tekniği açısından baktığımız zaman olay somutlaştıkça rivayette problemler artmaya başlıyor. Mesela, Hazret-i Peygamber'in fetihlerle ilgili haberleri var, müjdeleri var. İşte, Şam'ın, Bağdat'ın fethiyle, Konstantin'in fethiyle ilgili. Bu haberler de hedef gösterme tarzındadır. Bugün olsaydı biz vizyon diye ifade edecektik. Resul-ü Ekrem Müslümanlara böyle ileri bir hedef koyuyor ve hedefiniz bu olmalıdır diyor. Tarihte Müslüman-ların çok sıkıntılara düştüğü anlar, oradan kurtulup çok refah düzey-lerinin yükseldiği, çok mutlu oldukları anlar var. Dolayısıyla bu tür rivayetler sanki biraz da ravilerin içinde bulunduğu haleti ruhiyeyi ak-tarıyor. Mevkuf rivayet diye bir şey var. Mevkuf rivayette ilk ravi saha-be olabilir, tabiinden olabilir, rivayet direkt onun ağzından çıkar. Ama biz diyoruz ki, bir sahabe bir şey söylediyse onu Resul-ü Ekrem'den duymuş ve söylemiştir. Fitenle ilgili rivayetlerin ben ravilerinin ka-ramsarlıklarını ve psikolojilerini biraz yansıtıyor diye düşünüyorum. Baktığımız zaman bu tür rivayetlerin ilk kaynağı olan böyle dört beş tane zat, sahabe var, rivayetler bunlardan geliyor. Dolayısıyla bunları biraz da böyle anlamak lazım.
YanıtlaSilDOÇ. DR. ENES KABAKCI Fiten ve melahim bölümlerini olası tehlike-lere, fitnelere karşı dikkat çekmek üzere iliştirilmiş bölümler olarak anlamak lazım.
PROF. DR. İLYAS CELEBİ Tabii ki, Resul-ü Ekrem'in uyarıları arasında kıyamet, kıyamet öncesi ve kıyamet alametleri olarak ifade edilen hadisleri de var. Bunlar bizim akait kitaplarımızda kıyamet alame-
FITNE
YanıtlaSildeğerlendirsin, diyemiyorlar. Böyle bir zaafımızın olduğunu söyle-mek mümkün.
PROF. DR. İLYAS ÇELEBİ Ben şunu ifade edeyim: Hazret-i Hasan bili-yorsunuz kısa bir süre halifelik yaptı, sonra Muaviye ile anlaştılar ve vazifeyi ona devretti. Aslında hırsını, ihtirasını, beklentilerini yenip elindeki halifeliği devretmesi acayip bir şey, büyük bir şey. Başka açıdan baktığımız zaman bugünkü insanlar önlerine bir hedef koyu-yor, onu gerçekleştirmek için, o hedefe ulaşmak için elinden gelen her şeyi yapıyor. Halbuki biz her davranışımızda, her hareketimiz-de ahlaki olmak, İslami olmak zorundayız. Allah bize şu hedefi niye gerçekleştirmedin diye sormaz ama niye ahlaki davranmadın, niye İslami davranmadın yani Allah'ın koyduğu kurallara niye uymadın diye sorumlu tutar. Eskiden tûl-i emel güzel bir şey değildir derlerdi. Bu tür insanı kontrolden çıkaracak yanlışa sevk edecek duygulardan sıyrılmak gerekir diye düşünüyorum.
DOÇ. DR. ENES KABAKCI Çok teşekkür ediyorum. Değerli seyirciler bu programda fitne kavramını konuştuk. Gelecek programda görüşmek üzere. Hayırlı akşamlar.
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI YAYINLARI-1045
YanıtlaSilTV KİTAPLARI-03
Genel Koordinator
Prof. Dr. Mehmet Emin ÖZAFŞAR
Yayın Yönetmeni Dr. Yüksel SALMAN
Koordinasyon Yunus AKKAYA
Grafik & Tasarım
Emre YILDIZ Mücella TEKİN
Redaksiyon & Tashih Ramazan ÖZALPDEMİR
2. Baskı, İstanbul 2015
ISBN 978-975-19-6256-0
2015-34-Y-0003-1045
Sertifika No: 12930
Baskı
ACAR Basım ve Cilt San. Tic. A.Ş.
Tel: (0 212) 422 18 34
Eser Inceleme Komisyonu Kararı: 15.07.2014/36
Diyanet İşleri Başkanlığı
İletişim Dini Yayınlar Genel Müdürlüğü Basılı Yayınlar Daire Başkanlığı Faks: (0312) 284 72 88
Tel: (0312) 295 72 93-94
e-posta: diniyayinlar@diyanet.gov.tr
Dağıtım ve Satış
Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü Tel: (0.312) 295 71 53-295 71 56 e-posta: dosim@diyanet.gov.tr
Faks: (0.312) 285 18 54
170
YanıtlaSilHADIS-1 ŞERİFLER
۲۱۰ أَفْضَلُ الأَعْمَالِ بَعْدَ الإِيمَانِ بِاللَّهِ : التَّوَدُّدُ إِلَى النَّاسِ . ( رواه الطبراني )
210) «İmandan sonra, en güzel amel: İnsanlara sevgi dolu olmak. fir...
Once Allah'a iman... Sonra onun yarattığı kulları sevmek.. Ama bu sevgi, Allah'ın emri, Peygamberin S.A. gösterdiği yoldan olacak.. Yan-lış anlaşılmasın..
Ravi: TABERANİdir.. Kısaca menkıbesi, 9. Hadis-i Şerifin sonun-da yazılıdır..
۲۱۱ أَفْضَلُ الْمُؤْمِنِينَ إِسْلَامًا مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ ؛ وَأَفْضَلُ الْمُؤْمِنِينَ إِيمَانًا أَحْسَنُهُمْ خُلُقًا ؛ وَأَفْضَلُ الْمُهَاجِرِينَ مَنْ هَجَرَ مَا تَعَى اللَّهُ عَنْهُ ، وَأَفْضَلُ الْجِهَادِ مَنْ جَاهَدَ نَفْسَهُ فِي اللَّهِ عَزَّ وَجَلٌ
( رواه الطبراني عن ابن عمر )
211) «Bir İslam olarak, müminlerin, en faziletlisi: Müslümanların elinden, dilinden emin olduğu kimsedir..
Müminlerin, iman bakımından en faziletlisi: En güzel huya sa-hip olan kimsedir..
Mühacirlerin en faziletlisi: Allah'ın yasak ettiği şeyden kaçan-dır..
Cihadın en faziletlisi, Aziz ve Celil olan Allah için nefsi ile ci-had edeninkidir..>>
Burada bize anlatılmak istenen mana şudur:
Müminin elinden kimseye zarar gelmez.. Mümin en güzel huya sahiptir.. Allah'ın yasak kıldığı şeyden kaçan mühacirdir.. En güçlü mücahid ise, nefsi ile cihad edendir..
Allah cümlemizi bu huylarla mücehhez kılsın..
Ravi: TABERANI'dir. İBN-İ ÖMER'den alıyor.. Allah ondan razı olsun..
Kısaca menkibeleri, 7. ve 9. Hadis-i Şeriflerin sonunda yazılıdır..
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil171
٣١٢ أَفْضَلُ النَّاسِ مُؤْمِنٌ يُجَاهِدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ بِنَفْسِهِ وَمَالِهِ ، ثُمَّ مُؤْمِنٌ فِي شَعبٍ مِنَ الشَّعَابِ يَتَّقِي اللَّهَ وَيَدَعُ النَّاسَ مِنْ شَرِّهِ .
( رواه البخاري عن أبي سعيد )
212) «Bir mümin olarak, insanların en faziletlisi odur ki;
a) Allah yolunda, nefsi ile, malı ile cihad eder..
b) Sonra o mümindir ki, dağlardan birinin kuytusuna çekilir.. Hem Allah'a karşı ittika sahibi olur.. Hem de insanları şerrin-den uzaklaştırmış olur..>>>
Burada zikri geçen inziva; halk içinde nefsine hakim olamayanlar içindir..
Sonra burada;
Dağlardan birinin kuytusuna..>>
Cümlesindeki dağ, manasına gelen kelimenin Arapça aslı ŞAAB'-dir.. Bu kelime KABİLE manasına da alınabilir.. O zaman son cümlenin tercümesi şöyle olur :
«Kabilelerden büyük bir kabile içinde yaşayan bir mümin ki: Allah'a karşı ittika sahibidir.. İnsanlara şerri dokunmaz..>>
En doğrusunu Allah bilir..
Esas ravi, EBU SAID'dir.. Ondan naklen BUHARÎ alıyor.. 2. ve 65. Hadis-i Şeriflerde menkıbeleri yazılıdır.. Allah onlardan razı olsun..
۲۱۳ اقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ ، وَلَا يَزْدَادُ النَّاسُ عَلَى الدُّنْيَا إِلَّا حِرْصاً ، وَلَا يَزْدَادُونَ ( رواه الحاكم عن ابن مسعود ) مِنَ اللهِ إلا بعداً .
213) «Kıyamet yaklaştı.. Halbuki insanlar; yalnız dünyaya karşı hıir-sı çoğaltmakta ve yalnız Allah'tan uzaklık kazanmaktalar..>>>
**
Beş şey var ki, onların vuku anını tam olarak, ancak Allah-ü Taâlâ bilir.. O beş şeyin biri de kıyametin ne zaman kopacağıdır.. Ancak bazı işaretler onun yaklaşmakta olduğunu gösteriyor.. Derler ki:
Kıyametin kopmasına az kaldığına en bariz alâmet Peygamber (S.A.) efendimizin zuhurudur..
Bize gereken, kıyametin kopacağı günü bilmekten çok, ona hazırlık yapmaktır. Burada anlatılan mana bu olsa gerek..
172
YanıtlaSilHADIS-1 ŞERİFLER
Esas ravi, IBN-I MESUD.. Ondan naklen de HAKİM.. Menkibeleri, 22. ve 47. Hadis-i Seriflerin sonunda yazılı.. Allah onlardan razı olsun..
اقْرَ، وا الْقُرْآنَ وَابْتَغُوا بِهِ وَجْهَ اللَّهِ تَعَالَى مِنْ قَبْلِ أَنْ يَأْتِيَ قَوْمٍ يُقِيمُونَهُ إقامة القِدْحِ يَتَمَجَلُونَهُ ، وَلَا يَتَأَجَلُونَهُ . ( رواه أبو داود عن جابر ) ٢١٤
214) «Kur'an okuyunuz.. Ve onunla Allah-ü Taâlânım rızasını iste yiniz. O kavim gelmeden; ki onlar: Hedefine varacak ok gibi okurlar.. Ahiretlik değil, dünyalık teminine çalışırlar..>>
Bu Hadis-i Şerif bir mucize-i peygamberî'dir. Anadolu'da kapı kapı gezip günde yirmi otuz cüz okuyan hafızlar, bu Hadis-i Şerifin tehdidi altındadır.
* **
Ravi: EBU DAVUD.. CABİR'den alıyor.. Allah ondan razı olsun.. Kısaca menkıbeleri, 11. ve 12. Hadis-i Şeriflerin sonundadır..
( رواه أحمد )
۲۱۵ اقروا عَلَى مَوْتَاكُمُ سُورَةَ بس .
215) «Ölülerinize YASİN sûresini okuyunuz..>>>
**
Bilhassa, perşembe ile cumayı, pazarla pazartesiyi birbirine bağla yan gecelerde YASİN suresini okumalıdır..
* **
Ravi: İMAM-I AHMED'dir.. Menkıbesi, 1. Hadis-i Şerifin sonunda..
٢١٦ أَقَلُّ مَا يُوجَدُ فِي آخِرِ الزَّمَانِ دِرْهَمْ حَلَالٌ أَوْ أَخٌ يُوتَقُ بِهِ .
) رواه ابن عساكر عن ابن عمر )
216) «Son zamanlarda, en az bulunan şey: Helâl paradır; bir de, ken-disine itimad edilir bir kardeş..>>>
** *
Bunların güçlüğünü anlıyoruz; doğru değil mi?.. Demek ki ahir za-man olmuş..
** *
Ravi: İBN-İ ASAKİR.. İBN-İ ÖMER'den alıyor.. Allah ondan razı olsun.. Menkıbeleri, 7. ve 86. Hadis-i Şeriflerin sonundadır..
VE VAAZ ÖRNEKLERI
YanıtlaSil173
۲۱۷ أكبر الكبائر الإشراك باللهِ ، وَقَتْلُ النفس ، وَعَقوق الوالدين ، ) رواه البخاري ) وَقَوْلُ الزَّور .
217) «Büyük günahlarım en büyüğü: Adam öldürmek.. Ana babaya asi olmak.. Bir de yalan söylemektir..>>>
* **
Canı sen mi verdin ki, öldürürsün.. Dişinden tırnağından artırarak seni besleyen, büyüten ana babaya nasıl asi olursun.. Munafık mısın ki yalan söylersin..
**
BUHARI'den alınmıştır.. Menkıbesi, 2. Hadis-i Şerifin sonundadır..
۲۱۸ أَكْثِرُوا ذِكْرَ الْمَوْتِ ، فَإِنَّهُ يُمَحِّصَ الذَّنُوبَ ، وَيُزَهْدُ فِي الدُّنْيَا فَإِنْ ذَكَرْتُمُوهُ عِنْدَ الْغَنَى هَدَمَهُ ، وَإِنْ ذَكَرْتُمُوهُ عِنْدَ الْفَقْرِ أَرْضَاكُمُ بَعَيْشِكُمُ . ( رواه ابن أبي الدنيا عن أنس )
218) «Ölümü çok çok hatırlayımız.. Zira ölüm: Günahların erime-sine sebep olur.. Ve sizi dünyaya karşı zahid eyler.. Sonra ölümü; zenginlik anınızda hatırlarsanız, onun zararını yı-kar.. Fakirlik halinizde hatırlarsanız, halinize razı kılar..>>>>
Öllümü düşünen günah işleyemez; yaptıklarına da tevbe eder.. Dün-ya işlerinde gani gönüllü olur.. Ve haline razı olur.. Kimsenin dünyalı-ğına göz dikmez..
Ravi: IBN-I EBUDDÜNYA ve ENES (R.A.).. menkıbeleri, 1. ve 117. Hadis-i Şeriflerin sonunda..
٢١٩ أكْثِرُوا مِنَ الصَّلَاةِ عَلَى فِي يَوْمِ الْجُمُعَةِ وَلَيْلَةِ الْجُمُعَةِ ، فَمَنْ فَعَلَ ذَلِكَ كُنْتُ لَهُ شَهِيداً وَشَافِعًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ .
( رواه البيهقي عن أنس )
219) «Cuma günü ve gecesi, bana çok çok salavat getiriniz.. Kim bu-nu yaparsa, kıyamet günü onun iyi amellerine- şahid olur, şefaat ederim..>>
* **
Cuma günü malûm.. Fakat cuma gecesini, yeni nesil yanlış anlıyor.. Asıl cuma gecesi, perşembeyi cumaya bağlayan gece olduğu halde, cu-mayı cumartesiye bağlayan gece sanıyor..
174
YanıtlaSilHADIS-I BERİFLER
Ravi: BEYHEKİ ve ENES.. (R.A.) menkıbeleri, 1. ve 12. Hadis-t Şeriflerin sonunda..
٢٢٠ أَكْثِرُوا مِنَ الصَّلَاةِ عَلَى ، فَإِنَّ صَلَاتَكُمْ عَلَى مَغْفِرَةٌ لِذُنُوبِكُمْ ، وَاطْلُبُوا لي الدرجة وَالوَسِيلَةَ ، فَإِنْ وَسِيلَي عِنْدَ رَبِّي شَفَاعَةٌ لَكُم .
) رواه ابن عساكر عن الحسن بن على )
220) «Bana çok salavat getiriniz, bana salavatınız, günahınızın bağışlanmasıma sebep olur.. Derece ve vesile isteyiniz. Çünkü Rabbım katında benim vesilem, sizin için şefaattir..>>
Salavat-ı Şerifelerin çok çeşidi vardır.. Dua kitaplarına bakmalı.. Kolay geleni ezber edip, boş zamanlarda hep okumalıdır..
Ravi: IBN-I ASAKIR.. Menkıbesi 86. Hadis-i Şerifin sonundadır.. Ama esas ravi Hz. HASAN.. Allah ondan razı olsun..
**
Hz. HASAN: Künyesi EBU Muhammed.. Peygamber (8.4) efen dimizin sevgili torunu.. Hz. ALİ'nin (R.A.) sevgili oğlu..
Ibn-i Abdülberr onun için şöyle diyor:
- O halim selim bir zattı.. Takva ve fazilet sahibi idi..
Imam-ı Şa'rani Hz. onun için şöyle diyor:
Doğunca, Peygamber (S.A.) efendimiz kulağına ezan okudu ve adım HASAN koydu..
Babasından sonra hilafeti aldı.. Yedi ay kadar halife oldu..
Fazileti saymakla bitmez.. 48 yıl kadar yaşadı.. Hicretin 3. yılında doğdu, 51 yılında vefat etti..
Allah ondan razı olsun..
٢٢١ أكْثِرُوا مِنْ تِلاوَةِ الْقُرْآنِ فِي بُيُوتِكُمْ ، فَإِنَّ الْبَيْتَ الَّذِي لَا يُقْرَأُ فِيهِ الْقُرْآنُ يَقِلُّ خَيْرُهُ وَيَكْثُرُ شَرَّهُ ، وَيَضِيقُ عَلَى أَهْلِهِ .
) رواه الدارقطني عن أنس )
221) «Evlerinizde Kur'an okumayı artırınız.. Bir ev ki, onda Kur'an okunmaz; onun hayrı azalır.. Şerri de çoğalır.. Ehline darlık gelir..>>>
Ramuz şerhinde denir ki:
Melekler bir eve üç şey için gelir: Okunan Kur'an.. Kılınan na-maz.. Bir de Peygamber (S.A.) efendimize salāvat..
VE VAAZ ÖRNEKLERI
YanıtlaSil175
şeytan dolar.. Bereket de kalkar.. bereket olur.. Onlar gelmeyince
**
Ravi: ENES (R.A.) ve DAREKUTNI.. Menkıbeleri, 1. ve 46. Ha-dis-i Şerifte.
۲۲۲ اكْرِمُوا العلماء ، فَإِنَّهُمْ وَرَبَّةُ الْأَنْبِيَاءِ ، فَمَنْ أَكْرَمَهُمْ فَقَدْ أَكْرَمَ اللَّهَ
) رواه الخطيب عن جابر )
وَرَسُولَهُ .
222) «Alimlere iyilik ediniz.. Çünkü onlar, Peygamberlerin varisle-ridir. Onlara ikram eden, Allah'a ve Resulüne ikram etmiş olur..>>>
**
Ama hangi alimlere?.. Allah'ın rızasına götüren alimlere..
Ravi: CABIR (R.A.) ve HATİB.. Menkıbeleri, 12. ve 64. Hadis-i Şeriflerin sonundadır..
( رواه البخاري ومسلم )
۲۲۳ أكْرَمُ النَّاسِ أَتْقَاهُمْ .
223) «İnsanların en kerimi, en muttakisidir..>>>
* **
Yazıcı oğlu, takva: İkilik etmemektir, diye tarif eder..
Ravi: BUHARÎ ve MÜSLİM.. Menkıbeleri, 2. ve 5. Hadis-i Şerif-te..
( رواه أبو داود )
٢٢٤ الْحَزْمُ أَنْ تُشَاوِرَ ذَا رَأَي ثُمَّ تُطِيعَهُ .
224) «HAZM odur ki, görüşü tam biri ile müşavere edesin.. Sonra ona uyasın..>>
* **
HAZM'ın lügat manası: İyi rey sahibi olmak, ve tedbirli hareket-tir.. Böyle olmak için müşavere yolu en iyisidir.. Müşavere edilen kim-seler, müşavere mevzuu olan işin ehli olmalıdırlar..
**
Ravi: EBU DAVUD menkibesi 11. Hadis-i Şerifte..
176
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
٢٢٥ الإسلام نظيف ، فَتَنظُفُوا ؛ فَإِنَّهُ لَا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ إِلا نظيف .
( رواه الديلمي )
225) «İslâm temizdir; temiz olmaya çok çalışınız. Sonra, cennete yal-nız temiz olan girecektir..>>>
**
Dinimiz temizlik dinidir; dikkatli olmalıyız..
Ravi: DEYLEMI.. Menkıbesi, 4. Hadis-i Şerifin sonunda..
( رواه البيهقي )
الأكْبَرُ مِنَ الإِخْوَةِ بِمَنْزِلَةِ الأب .
٢٢٦
226) «Kardeşlerin en büyüğü, baba mevkiindedir..>
**
Küçük bir cemiyet olan aile bağının düzeni böyle sağlanmış olur..
**
Ravi: BEYHEKİ.. Menkıbesi 12. Hadis-i Şerifin sonunda..
( رواه الديلمي )
۲۲۷ الأمَانَةُ تَجْلِبُ الرِّزْقَ ، وَالحْيَانَةُ تَجْلِبُ الْفَقْرَ .
227) «Emin olmak, rızık getirir.. Hiyanet de, fakirlik getirir..>>>>
***
Şu ata sözü bu Hadis-i Şerifin şerhi gibidir: Doğruyu aç görmedim.. Eğriyi de tok..
**
Ravi: DEYLEMİ.. Menkıbesi, 4. Hadis-i Şerifin sonunda..
۲۲۸ أُمِرْتُ أَنْ أَقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَشْهَدُوا أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ
اللهِ ، وَيُقِيمُوا الصَّلاةَ ، وَيُؤْتُوا الزَّكَاةَ فَإِذَا فَعَلُوا ذَلِكَ عَصَمُوا مِنِّي دِمَاءَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ إِلا بِحَقِّ الإِسْلامِ ، وَحِسَابُهُمْ عَلَى اللهِ .
( رواه البخاري ومسلم عن أبي هريرة )
228) «Emrolundum ki, insanlarla mukatele edeyim.. Taa onlar:
a) Allah'tan başka ilâh olmadığına şahadet getireler..
b) Namaz kılalar..
c) Zekât vereler..
Bunları yaptıktan sonra, kanlarını ve mallarını, benden koru-muş olurlar. Ancak İslâm Hakkı hariç... Hesapları da Allah'a kalır..>>
VE VAAZ ÖRNEKLERI
YanıtlaSil177
Burada:
İslâm Hakkı..>
Cümlesinden murad, kisas vb. ahkamın icrasıdır..
Hesapları Allah'a kalır..>
Cümlesinden murad ise, niyetleri olsa gerek. Mallarını ne niyetle topladılar.. Sonra, hangi gaye ile İslâm'a girdiler.. Şüphesiz bunları an-cak Allah-ü Taala bilir.. Ve hesabını da o soracaktır..
** *
Ravi: BUHARI ve MÜSLİM'dir.. EBU HÜREYRE'den alıyorlar.. Menkibeleri, 2. ve 5. Hadis-i Şeriflerin sonundadır.. Allah onlardan razı olsun..
) رواه البخاري )
۲۲۹ أميط الأذى عَنِ الطَّرِيقِ فَإِنَّهُ لَكَ صَدَقَةٌ .
229) «Eza veren şeyi yoldan at.. Bu senin için bir sadaka olur..>>>
*
Bu hareketin, bir başka Hadis-i şerifte, imandan bir bölüm olduğu yazılıdır..
**
Ravi: EUHARÎ'dir.. Menkıbesi, 2. Hadis-i Şerifin sonundadır..
۲۳۰ اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عِلْمٍ لَا يَنْفَعُ ، وَعَمَلٍ لَا يُرْفَعُ ، وَدُعَاهِ ( رواه الحكيم عن أنس ) لا يُسْتَجَابُ .
230) «Allahım, faydasız ilimden, yükselmeyen amelden, -kabul-icabet görmeyen duadan sana sığınırım..>>>>
* **
Bu bir duadır.. Ama ona yalnız dua gözü ile bakmamalı.. İşaret et-tiği noktalara dikkat etmelidir..
Ravi: HAKİM... IMAM-I TIRMIZI ENES'ten (R.A.) alıyor.. Menkıbeleri, 1. ve 13. Hadis-i Şerifin sonundadır..
۲۳۱ اللَّهُمَّ اجْعَلْ فِي قَلْبِي نُوراً ، وَفِي لِسَانِى نُوراً ، وَفِي بَصَرِي نُوراً ، وَفِي سَعِي نوراً ، وَعَنْ يَمِينِي نُوراً ، وَعَنْ يَسَارِي نُوراً ، وَمِنْ فَوْقِ نُوراً ، وَمِنْ تَحْتِي نُوراً ، وَمِنْ أَمَامِي نُوراً ، وَمِنْ خَلْفِي نُوراً ، وَاجْعَلْ لِي فِي نَفْسِي نُوراً ، وَأَعْظِمْ لِي
( رواه البخاري ومسلم )
نوراً .
Hadis-i şerifler, F: 12
178
YanıtlaSilHADIS-I ŞERİFLER
231) «Allahım kalbime nur ver.. Dilime nur ver.. Gözümde nur of sun... Kulağımda nur olsun.. Sağıından nur, solumdan nur gel-sin.. Altum nur, üstüm nur olsun.. Benim için nuru büyüt...
Dualar, daha ziyade aslından yapılmalıdır.. Yani Peygamber (S.A) efendimizden rivayet edildiği gibi..
Anlayacağınız gibi aşağıda birkaç tane daha dua meali vardır.. Bunların asılları da tercümesini yaptığımız eserdedir. Numaralarına gö re bulmak mümkündür...
Ravi: BUHARI ve MÜSLİM'dir Menkıbeleri 2. ve 5. Hadis-i Şerif. lerin sonundadır..
( رواه البخاري ) ۲۳۲ اللهُمَّ اغْفِرْ لِي ، وَارْحَمْنِي وَالحِقْنِي بِالرَّفِيقِ الْأَعْلَى .
232) «Allahım beni bağışla.. Rahmet et ve refik-i alâ'ya yükselt..>
**
İmam-ı Gazali Hz. nin anlattığına göre, bu, Peygamber (S.A.) efen-dimizin, son demlerinde çok çok okuduğu duadır..
Ravi: BUHARI.. Menkıbesi, 2. Hadis-i Şerifin sonunda..
٢٣٣ اللهُمَّ إِلى أَسأَلُكَ مِنَ الخَيْرِ كُلِّهِ مَا عَلِمْتُ مِنْهُ وَمَا لَمْ أَعْلَمْ ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الشَّرِّ كُلِّهِ ، مَا عَلِمْتُ مِنْهُ وَمَالَمْ أَعلم . ( رواه الطبراني عن جابر بن سمرة )
233) «Allahım, bildiğim veya bilmediğim, hayrım hepsini senden di-liyorum.. Bildiğim, bilmediğim bilcümle şerden sana sığınıyorum..>>
*
Ne güzel dua.. TABERANI rivayet ediyor.. Henkıbesi 9. Hadis-i Şerifte.. Ama esas ravi; CABİR b. SEMÜRE'dir.. Bu zat sahabedir. La-kabı, Ebu Abdüllah ve Ebü Halid'dir. Hicretin, 66. yılında Kûfede ve-fat etmiştir.
Allah ondan razı olsun..
٢٣٤ اللَّهُمَّ اجْعَلْنِي مِنَ الَّذِينَ إِذَا أَحْسَنُوا اسْتَبْشَرُوا ، وَإِذَا أَسَاءُوا اسْتَغْفَرُوا .
( رواه ابن ماجه عن عائشة )
VE VAAZ ÖRNEKLERİ
YanıtlaSil179
234) «Allahım, beni iyilik ettikleri zaman, sevinç duyan; bir kötülük edince de, istiğfar eden kimselerden eyle..>>>
Hepimiz nefis sahibiyiz.. Elimizden hata çıkabilir.. Derhal istiğfar gerektiği bu Hadis-i Şerifte işaret buyruluyor.. Sonra iyilik anındaki sevinç kibre varmamalı.. Buna da dikkat gerek..
Ravi: Hz. AİŞE (R.A.).. IBN-I MACE ondan alıyor.. Menkibeleri, 8. ve 68. Hadis-i Şeriflerin sonundadır..
٢٣٥ اللهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ قَلْبِ لَا يَخْتَعُ ، وَمِنْ دُعَاهُ لَا يُسْمَعُ ، وَمِنْ نَفْسٍ لا تَشْبَعُ ، وَمِنْ عِلْمٍ لَا يَنْفَعُ ، أَعُوذُ بِكَ مِنَ هَؤُلَاءِ الأَرْبَعِ .
) رواه الترمذي عن ابن عمر )
235) «Allahım, huşuu olmayan kalbden, duyulmayan duadan, doy-mayan nefisten, faydasız ilimden sana sığınırım.. Bu dört şeyin tümünden sana sığınırım..>>>
**
Bilhassa içinde huşu, huzur namına bir şey olmayan kalbden..
** *
**
TİRMİZİ rivayet ediyor.. İBN-İ ÖMER'den almıştır.. Menkıbeleri, 7. ve 13. Hadis-i Şeriflerdin sonunda..
٢٣٦ اللَّهُمَّ ارْزُقْنِي حُبِّكَ ، وَحُبُّ مَنْ يَنْفَعُنِي حُبَّهُ عِنْدَكَ ، اللَّهُمَّ مَا رَزَقْتَنِي يما أحب ، فَاجْعَلْهُ قُوَّةَ لِي فِيمَا تُحِبُّ ، اللَّهُمَّ وَمَا زَوَيْتَ عَنِّى بِمَا أُحِبُّ ، ( رواه الترمذى ) فَاجْعَلْهُ فَرَاعًا لِي فِيمَا تُحِبُّ .
236) «Allahım, bana sevgini nasip eyle.. Katında, sevgisi bana fay-dalı olanın sevgisini de nasip eyle.. Allahım, sevdiğim bir şeyi bana nasip edersen, sevdiğin şeyde bana bir kuvvet olsun..
Allahım, sevdiğim bir şeyi benden alırsan, bu alış da- sev-diğin şeyle olmaya benim için bir vesile olsun..>>
Bu da Peygamber (S.A.) efendimizin bir başka güzel duasıdır.. İMAM-I TİRMİZİ'den alınmıştır.. Menkıbesi, 13. Hadis-i Şerifin sonun-dadır..
Hz. Amine, gunlerini, Nur Yavrusuna yetimlik hüznünü, o hüznün iç burukluğu te geçiriyordu. Gücünün yetmediği işler, istekler oldu-
YanıtlaSil2024 BEDIUZZA TAKVIMI
TARİHTE BUGÜN
-1727-Isaac Newton'un ölumu.
1909-Bediüzzamanın "Reddü-I-Evham" isimli makalesinin birinci bölümü Volkan gazetesinde yayınlandı.
31
PAZAR
SUNDAY
MART
MARCH
BİR AYET
Kendiniz için ne hayır işlerseniz, Allah katında onu bulursunuz.
Bakara Suresi: 110
BİR HADİS
Rızkınızın bollaşması için sadaka vererek Allah'tan yardım isteyin.
Deylemi
İnsan küçük bir âlem olduğu gibi, âlem dahi büyük bir insandır. Bu küçük insan o büyük insanın bir fihristesi ve hülåsasıdır. İnsanda bulunan numunelerin büyük asılları, insan-ı ekberde bulunacaktır. Lem'alar
HICRÍ: 21 RAMAZAN 1445-RUMI: 18 MART 1440
KASIM: 145-GÜN: 91 KALAN: 275 - GÜN. UZ.: 3 DK
İlmin kaldırılması, cehlin artması, zinanın alenileşmesi, içkilerin meydan alması, erkeklerin gidip kadınların kalması, hatta elli kadına bakan bir erkek kalıncaya kadar erkeklerin azalması, kıyamet alametlerindendir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 132 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yuksel26 Mart 2025 01:47
Erkekler kadınlara itaat ettiklerinde mahvoldular.
Ravi: Hz. Ebû Bekre (r.a.)
Sayfa: 455 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
132 1 Camilere çocukların musallat oluşu Allah'ın gadabının alametidir. Nehyedilseler bile onlar musallat olacaklardır. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
132 2 Allah'ın yarattıklarına benzetenler (canlı resmi ve heykeli yapanlar) kıyamet gününde en şiddetli azaba uğrıyacak kimselerden olurlar. Hz. Âişe (r. anha)
132 3 Hıyanetin en büyüğü, bir valinin kendi râiyesinde ticaret yapmasıdır. (Mevkiini kazanç vesilesi yapması) Hz. Ebul Esvedin dedesi (r.a.)
132 4 Hırsızların hırsızı, Emirin lisanını çalan kimsedir. (Emire nüfuz edip onun yularını eline alma) Hataların en büyüğü, bir müslüman malını haksız yere almaktır. Hasta ziyareti güzel işlerdendir. Ziyaretin tamamlanması da elini onun üzerine koyman ve nasıl olduğunu sormandır. Şefaatin efdali ise dargın evlilerin arasını bulmaktır. Dondan önce gömleği giymek (uzun gömlek olmalı) Peygamber giyimindendir. Dua ederken aksırmak ise duanın kabulunun işaretlerindendir. Hz. Ebû (r.a.)hen (r.a.)
132 5 Malın meydan alması, katiplerin artması, ticaretin çoğalması, cehlin yayılması, insanın ticareti, "Falan kimselerden izin almadıkça olmaz" şeklinde yapması, müstakil bir mahalde katib bulunmaması (ticaretin çokluğundan yazmıya vakti olan adam bulunmaz) kıyamet alametlerindendir. Hz. Amr İbni Tuğlabe (r.a.)
132 6 İlmin kaldırılması, cehlin artması, zinanın alenileşmesi, içkilerin meydan alması, erkeklerin gidip kadınların kalması, hatta elli kadına bakan bir erkek kalıncaya kadar erkeklerin azalması, kıyamet alametlerindendir. Hz. Enes (r.a.)
132 7 Mamur yerlerin harabe olması, harabe yerlerin imar edilmesi, cihadın terki, devenin pervasızca otlaması gibi bir adamın da elindeki emanetten faydalanması, kıyamet alametlerindendir. Hz. Atiyye (r.a.)
132 8 Kişinin nerede olursa olsun. Allah'ı unutmaması imanının efdal olmasıdır. Hz. Ubâde İbni Samid (r.a.)
132 9 Cennetten bir kamçılık yer dünya ve içindekilerden hayırlıdır. Hz. Enes (r.a.)
132 10 Cin taifesinin mü'minlerine de sevap vardır. Denildi ki: "Sevabları nedir?" Buyurdu ki: Onlar Â'rafta olurlar Cennette olmıyacaklar, "Â'raf nedir?" diye soruldu. Buyurdu ki, Cennet duvarıdır. Orada nehirler akar, ağaç ve meyvalar biter. Hz. Kays (r.a.)
Shein (asm) daha küçük yaşlardaki üstün özellikleri, mazhar oldu-per plağanüstü håller dikkat çekmişti. Sıradan insanlar, günlük işlerin etkisiy-ahl-i kitaptan onu takip edenler, Mekke halkı içinde de dikkatini çekmekte ve onu
YanıtlaSilZEEL CARnyy Hayatı
TARİHTE BUGÜN
2024 BEL
1909-Bediüzzaman'ın "Reddü'l-Evham" isimli makalesinin ikinci bölümü Volkan'da yayınlandı.
• 1949-Türkiye İnsan Hakları Evrensel Beyannamesine katıldı.
• 1950-BM, Kudüs'ün ikiye bölünmesi planını kabul etti.
1
PAZARTESİ
MONDAY
NİSAN
APRIL
C
BİR AYET
Allah, "Ben ve
peygamberlerim elbette üstün geliriz" diye takdir buyurmuştur.
Mücadele Suresi: 21
BİR HADİS
Müslüman kardeşinde şunları gördüğünde ondan hayır bekle: Hayâ, emanete riayet ve doğruluk.
İbni Adiyy
İmâna ait bilgilerden sonra en lâzım ve en mühim a'mâl-i sâlihadır. Salih amel ise, maddî ve mânevî hukuk-u ibâda tecavüz etmemekle hukükullahı da bihakkın îfâ etmekten ibârettir.
Mesnevî-i Nûriye
HİCRİ: 22 RAMAZAN 1445 - RUMI: 19 MART 1440
KASIM: 146 - GÜN: 92 KALAN: 274 - GÜN. UZ.: 3 DK
Imsak Günes Öğle İkindi Aksam Yatsı
Imsak Günes Öğle İkindi Aksam Yatsi