İLİM

Yorumlar

  1. 1-Beş vakit namazı camide kılan Bismillahirrahmanirrahim demiş gibidir. 2-Ümmetim yıldızlara gidesiye kadar kıyamet kopmayacaktır. Hadis-i Şerif

    YANITLASİL

    yuksel16 Şubat 2020 08:31
    بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
    Bismillahirrahmanirrahim
    Elhamdülillah
    Allahuekber
    Subhanallah
    Allahümmesallialaseyyidinamuhammed
    Sallaahualeyhivesellem
    Estagfirullah

    YanıtlaSil
  2. CAMIÜ'S-SAĞIR

    MUHTASARI, TERCÜME VE ŞERHİ

    Allah'ı sevmenin yolu Resûlullaha (a.s.m.) tabi ol- maktan; söz, hål ve hareketlerimizde onu ölçü almak- tan geçer.

    Resûlullahın (a.s.m.) hadislerinin herbiri ise karan- lıkta kalanlara bir ışık, yolunu şaşıranlara bir rehber, ölünceye kadar doğru yolda tutan bir kılavuzdur.

    Resûlullahın (a.s.m.) hadisleri ahiret yolcusu olan insanlar için en sağlam birer ölçü, esas ve hayat pren- sipleridir. Bilhassa bunalımda olan çağımız insanlarına bir kurtuluş simidi, huzur ve saadet yollarını gösteren hatasız bir programdır. Hayata hayat, ruh ve nurdur.

    Günümüzün insanının onun emir, yasak ve öğütle- rinden istifade edecekleri çok şeyler var. Ruh, kalp ve vicdanlar, onlara gıda, hava ve su kadar muhtaçtır.

    ***

    Camiü's-Sağir, 10,000 civarında hadis-i şerifi ihtiva eden meşhur hadis kitaplarından biridir. Uyanıkken yetmiş defa Resûlullahı (a.s.m.) gören Celaleddin es-Suyuti (1445-1505) tarafından tasnif edilmiştir. Elinizdeki cildlerde, bu eserin, Feyzü'l-Kadir isimli şer- hi esas alınarak günümüze bakan 4000 civarında hadis ele alınmış, bazılarının açıklamaları yapılmıştır.

    YA NE

    YanıtlaSil
  3. Evet sabıkan bahsi geçmiş: Avucunda küçük taşların zikir ve tesbih etmesi; "Vema ra meyte iz raheyte sırrıyla aynı avucunda, küçücük taş ve toprak, düşmana top ve gülle hük münde onları inhizama sevketmesi; "Ven şakke'l kamer" nassı ile aynı avucunun parmağıy la Kamer'i iki parça etmesi; ve aynı el, çeşme gibi on parmağından suyun akması ve bir or- duya içirmesi; ve aynı el, hastalara ve yaralılara şifa olması, elbette o mübarek el, ne kadar harika bir mu cize-i kudret-i İlahiye olduğunu gösterir. Güya ahbab içinde o elin avucu küçük bir zikirhane-i Sübhanîdir ki, küçücük taşlar dahi içine girse, zikir ve tesbih ederler. Ve a'da- ya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur. Ve yaralılar ve hastalara karşı küçücük bir eczahane-i Rahmanîdir ki, hangi derde temas et- se derman olur. Ve celal ile kalktığı vakit, Kamer'i parçalayıp Kab-ı Kavseyn şeklini verir; ve cemal ile döndüğü vakit, âb-ı kevser akıtan on musluklu bir çeşme-i rahmet hükmüne girer. Acaba böyle bir zâtın bir tek eli, böyle acib mu'cizata mazhar ve medar olsa; o zâtın Hâlık-ı Kainat yanında ne kadar makbul olduğu ve davasında ne kadar sadık bulunduğu ve o el ile bi- at edenler, ne kadar bahtiyar olacakları, bedahet derecesinde anlaşılmaz mı?..

    O, bütün resullerin sevuid

    mukarrob

    YanıtlaSil
  4. 29. Sâlih el-Merkadî'nin, bir diyardan geçtiği ve şöyle dediği rivâyet edilmektedir:

    "Ey diyar! Nerede önceki ahalin? Nerede seni imar etmiş olan insanlar? Nerede en eski sakinlerin?" Gaipten bir ses şöyle fısıldadı:

    17

    YanıtlaSil

    yuksel13 Ekim 2024 00:07
    MÜNEBBİHAT &

    "İzleri kayboldu, bedenleri toprak altında çürüdü, ge- riye amelleri, boyunlarında asılı olarak kaldı."

    20

    ***

    YanıtlaSil

    yuksel13 Ekim 2024 00:07
    Tasavvuf Klasikleri

    ibn Hacer El-Askalanî

    MÜNEBBİHAT

    UYARILAR

    YanıtlaSil
  5. Güzel ahlak, ancak hayız veya zina mahsulu olandan soyulup alınır.
    Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
    Sayfa: 205 / No: 12
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  6. İnsanların akidlerini bozduklarını, emanetleri hafife aldıklarını, ve -parmaklarını birbirine geçirip- böyle olduklarını gördüğün zaman evini tercih et, lisanına sahip ol, maruf olanı al, münkeri bırak, kendi işinle meşgul ol ve ammenin işlerini kendilerine bırak.
    Ravi: Hz. Abdullah İbni Amr (r.a.)
    Sayfa: 46 / No: 7
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil

  7. Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
    203 1 Hased imanı bozar. Sabr (müshil ilacı)nın balı bozduğu gibi. Hz. Ebû Hakim (r.a.)
    203 2 Hak bununla beraberdir. Hak bununla beraberdir. (Hz. Ali r.a işaret ederek ilerideki fitneler için buyurmuştur) Hz. Ebû Said (r.a.)
    203 3 Benden sonra hak, nerede olsa, Ömer İbni Hattab'ladır. Hz. Fadl İbni Abbas (r.a.)
    203 4 Hikmet on cüzdür. Dokuzu halktan kendini çekmekte, biri susmaktadır. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
    203 5 Halim olan adam, dünya ve ahirette seyyiddir. Hz. Enes (r.a.)
    203 6 Nimete hamd etmek, o nimetin gitmesine karşı emandır. Hz. Ömer (r.a.)
    203 7 Hamd olsun O Allaha, ümmetimden öyle kimseler yarattı ki, onlarla birlikte (zikrederek) sabretmeyi isterdim. (Şu mealdeki ayetin nüzulu üzerine bu hadisi şerif varid olmuştur. "Nefsimi, akşam ve sabah, sırf Onun rızasını murad ederek Rablerine dua edenlerle sabırlı kıl.") Hz. Selman (r.a.)
    203 8 O Allah'a hamd olsun ki yedirir yedirilmez ve bize ihsanda bulunur, bize hidayet eder. Ve bizi doyurur, içirir ve bizi tatlı belalarla imtihan eder. Arası kesilmeyen nimetlerinin karşılığı ödenemiyecek olan, kendisine karşı nankörlük yapılamayacak olan ve kendisine muhtaç olmamaya imkan bulunmayan Allah'a hamd ederim. O Allah'a hamd olsun ki, bize yiyeceklerden yedirdi, içeceklerden içirdi. Çıplaklıktan giydirdi. Ve dalaletten hidayete erdirdi. Ve körlükten görür hale getirdi. Mahlukatının çoğuna da bizi üstün kıldı. Hamd, Alemlerin Rabbı olan Allah'a muhsustur. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
    203 9 O Allaha Hamd ederim ki, Resulullahın gönderdiği adama, onun istediği şekilde hareket nasib etti. Ve tevfik ihsan etti. Hz. Muaz (r.a.)
    203 10 Fatiha yedi ayettir. Birincisi Besmeledir. Fatiha Sebül mesanidir. (tekrar edilen yedi ayettir) Kur'anı azimdir. Ümmül Kur'andır. Ve Fatihatül Kitaptır. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
    203 11 Ey Allahın düşmanı, seni zelil eden Allah'a hamd olsun. Bu ümmetin, bu firavunu idi. (Bedirde Ebu Cehilin başı getirildiğinde) Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
    203 12 Ümmetim içinde seni bu şekilde yaratan Allaha hamd ederim. (Hz. Salim (r.a) için) Hz. Âişe (r. anha)
    203 13 O Allah'a Hamd olsun ki, avretimi örtebileceğim bir elbise ile beni giydirdi. Ve hayatımda onunla beni güzelleştirdi. Beni Hak ile gönderene yemin ederim ki, hiçbir müslüman kul yoktur ki, Allah (z.c.hz) leri onu yeni bir elbise ile giydirdi de o da eskisini fakir bir müslümana verdi ise, o kimse diri veya ölü de olsa o elbisenin bir ipliği kalıncaya kadar Allah'ın hıfzında ve emanında olmasın. Hz. Ömer (r.a.)
    203 14 Hamd olsun Rabbıma ki Beni senin gibi leîm kılmadı. (Ebu Cehili kasdederek) Hz. Ali (r.a.)
    203 15 Humma günahları döker. Ağacın yapraklarının dökülmesi gibi. Hz. Abdullahil Kasrinin babasından
    203 16 Humma, Cehennem ateşinin şiddetindendir. Onu su ile serinleşirin. (Bir rivayette zemzemle) Hz. Ömer (r.a.)
    203 17 Humma, Cehennem körüklerinden bir körüktür. Ve mü'minin Cehennemden payıdır. Hz. Ebû Reyhâne

    YanıtlaSil
  8. BİR HADİS

    Her kim Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsa ya hayır söylesin ya da sus- sun... (Buhari, Rikák, 23)

    DEĞİŞİM DİL İLE BAŞLAR

    Dil; dinin, kimliğin, geleneğin, kültürün taşıyıcısıdır. Bizi biz yapan şeydir. Başkasının kelimeleriyle kendimizi inşa edemeyiz. Kimin ekmeğini yiyorsan onun kılıcını çalarsın sözüne karşılık şunu söyleyebiliriz: Kimin kelimeleriyle konuşuyorsan onun kelimeleriyle düşünmeye başlarsın. Bize ait olmayan kelime veya kavramlarla yerli düşünce gerçekleşmez. Bir süre sonra ken- dimize yabancılaşmaya başlarız. Yabancılaşmak, benliğinden, kimliğinden uzaklaşmak demektir. Mazi ile bağımız koptuğunda öz duruştan söz etmemiz de imkânsızlaşır. Değişim dil ile başlar, sonra hayatın bütününe sirayet eder. Milli ve manevi değerler onunla örselenir ve zamanla her şey normal gel- meye başlar. Bu normalleşme geçmişle bağımızı koparır. O bağ koptuğunda bizi biz yapan milli ve manevi değerlerle bağımızı da koparmış oluruz. Bu açıdan milletlerin kaderleri dilleriyle doğru orantılıdır. Dili yaşayan milletler hayatlarını sürdürmüş, dili ölmüş toplumların varlığı ise nihayete ermiştir.

    YanıtlaSil
  9. du

    Ey الْكَافِرِينَ أقدامنا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu käfir kavme karşı bize yardım et." BAKARA/250)

    سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ pittik ve itaat ettik. Ey Rabbimizi Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır." (BAKARA/285)

    رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا إِنْ نَسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا أَنْتَ مَوْلَيْنَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutmal" "Ey Rabbimizi Bize, bizden öncekilere yüklediğin Ey bi ağır yük yükleme". "Ey Rabbimizi Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yüklemel" "Bizi affet, bizi bağışla, bize "! "Sen bizim Mevla'mızsın. Käfirler topluluğuna karşı bize yardım et." (BAKARA/286)

    رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنْتَ الْوَهَّابُ

    Rabbimizi Bizi ak bahsedensin ." (ALI IMRAN/8)

    hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen

    رَبَّنَا إِنَّكَ جَامِعُ النَّاسِ لِيَوْمٍ لَا رَيْبَ فِيهِ إِنَّ اللَّهَ لَا يُخْلِفُ الْمِيعَادَ

    Rabbimiz! Şüphesiz sen, hakkında şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın. Şüphesiz Allah va'dinden

    önmez." (ALI IMRAN/9)

    رَبَّنَا إِنَّنَا آمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

    اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشَاءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَاءُ وَتُعِزُّ مَنْ تَشَاءُ وَتُذِلُّ مَنْ

    labbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru". (ALI IMRAN/16)

    تَشَاءُ بِيَدِكَ الْخَيْرُ إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

    y mülkün sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini iz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin."

    IMRAN/26)

    رَبَّنَا آمَنَّا بِمَا أَنْزَلْتَ وَاتَّبَعْنَا الرَّسُولَ فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِدِينَ

    (ALI IMRAN/53)

    abbimiz! Senin indirdiğine iman ettik ve Peygamber'e uyduk. Artık bizi (hakikate) şahitlik edenlerle beraber

    YanıtlaSil
  10. KUR'ÂN-I KERİM ' DEN

    أعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّحِيمِ بِسْمِ اللَّهِ

    الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ ا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ ayaklarimiz s (yolunda):

    ن هذا بَاطِلًا سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ topluma karşı bize yardım

    " Rabbimizi Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla et". (ALİ IMRAN/147)

    "Rabbimiz! Bunu (Gökleri ve Yeri) boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. B

    koru". (ALI IMRAN/191) " يُدْخِلِ النَّارَ فَقَدْ أَخْزَيْتَهُ وَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ أَنْصَارٍ

    Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan, onu rezil etmişsindir, Zalimlerin hiç yardımc (ALI IMRAN/192)

    ها مُنَادِيًا يُنَادِى لِلْإِيمَانِ أَنْ آمِنُوا بِرَبِّكُمْ فَآمَنَّا رَبَّنَا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا

    معَ الْأَبْرَارِ "Rabbimiz! Biz, 'Rabbinize iman edin' diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik Günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört. Canımızı iyilerle beraber al." (ALI IMRAN/193)

    عدتَنَا عَلَى رُسُلِكَ وَلَا تُخْزِنَا يَوْمَ الْقِيمَةِ إِنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْمِيعَادَ

    va'dinden dönmezsin." (ALI IMRÂN/194)

    "Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı ile bize va'dettiklerini ver bize. Kıyamet günü bizi rezil etm

    "Ey Rabbimiz

    ! Katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver". (NİSA/75)

    مِنْ لَدُنْكَ وَلِيًّا وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ نَصِيرًا

    مع الشاهدين

    (MAIDE/83) "Ey Rabbimizi İnandık. Artık bizi (hakikate) şahitlik edenler (Muhammed'in ümmeti) ile berab

    اقْنَا وَأَنْتَ خَيْرُ الرَّازِقِينَ

    YanıtlaSil
  11. Günahlarımızı bağışla, Kötülükler

    Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı vadinden dönmezsin." (ALI IMRAN/194) ile bize va'dettiklerini ver bize. Kıyamet gunü bizi rezil etme S وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ نَصِيرًا

    يوم القيمَةِ إِنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْمِيعَادَ

    مِن لَدُنْكَ وَلِيًّا Rabbimizi Katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver. (NISA/75) "Ey

    ا لنا من

    تَيْنَا مَعَ الشَّاهِدِينَ Rabimiz inandic Artık bizi (hakikate) şahitlik edenler (Muhammed'in ümmeti) ile beraber

    "Ey قَالَ عَلَيْنَا مَائِدَةً مِنَ السَّمَاءِ تَكُونُ لَنَا عِيدًا لِأَوَّلِنَا وَآخِرِنَا وَآيَةً مِنْكَ وَارْزُقْنَا وَأَنْ غَيْر الا الله MAIDE/83) ( Bize gökten bir sofra bir mucizesizdaki dind

    Alaham Ey Alah geleceklerimize bir bayram ve senden (gelen) bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Senz

    en hayırlısısın" (MAIDE/114)

    لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ الفُسَنَا وَإِنْ لَمْ تَغْفِرْ "Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan ede (A'RAF/23)

    ا مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ

    "Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma". (A'RAF/47)

    عَيْنَا صَبْرًا وَتَوَفَّنَا مُسْلِمِينَ

    "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve Müslüman olarak bizim canımızı al." (A'RAF/126)

    في هذه الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ إِنَّا هُدْنَا إِلَيْكَ "Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz, ahirette de. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik" (

    وكننَا رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِلْقَوْمِ الظَّالِمِينَ

    "Biz yalnız Allah'a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz, bizi zalimler topluluğunun baskı ve şiddetine mar

    YanıtlaSil
  12. Hesap görülecek günde, beni, ana babamı ve inananları bağışla." (İBRAHİM/41)

    رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ

    Senin çağrına uyalım ve peygamberlerin izinden gidelim". (İBRAHİM/44)

    رَبَّنَا نُجِبْ دَعْوَتَكَ وَنَتَّبِعِ الرُّسُلَ

    رَبَّنَا آتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا

    Kolaylaştır". (KEHF/10)

    رَبَّنَا غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْوَتُنَا وَكُنَّا قَوْمًا ضَالِّينَ met Biz azgınlığımıza yenik düştük ve sapık bir toplum olduk." (MO'MINON/106

    رَبَّنَا أَخْرِجْنَا مِنْهَا فَإِنْ عُدْنَا فَإِنَّا ظَالِمُونَ miz Bizi buradan çıkar. Eğer (tekrar günaha) dönersek şüphesiz kendimize zulmetmiş oluruz. MINON/107)

    رَبَّنَا آمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَأَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ miz! Biz inandık, bizi bağışla, bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın".

    رَبَّنَا اصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَ إِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًا

    bbmiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır, gerçekten onun azabı sürekli bir heläktiri" (FURKAN/65)

    MINON/109)

    رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا

    mizi Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder

    TURKAN/74)

    M. Uzuncaalan

    YanıtlaSil
  13. İsmail Hakkı BURSEVÎ

    RÛHU'L - BEYÂN

    -

    Kur'an Meâli ve Tefsiri

    13. Cilt

    ERKAM YAYINLARI

    YanıtlaSil
  14. سُورَةُ الْحَجِّ

    22-HAC SÛRESİ

    Yetmiş sekiz âyettir. 19-24. âyet- ler hâriç Mekke'de nazil olmuştur. Bu sûrede, hac farizasının daha önce Hz. İbrahim tarafından başla- tıldığından ve Hz. Muhammed (s.a.) tarafından da devam ettirildiğinden bahsedildiği için sûreye «Hac Sûresi>>>> denilmiştir.

    YanıtlaSil
  15. بسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ إِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَيْءٌ عَظِيمٌ ﴿١﴾ يَوْمَ تَرَوْنَهَا تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّا أَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وَتَرَى النَّاسَ سُكَارَى وَمَا هُمْ بِسُكَارَى وَلَكِنَّ عَذَابَ اللَّهِ شديدٌ (۲) وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُجَادِلُ فِي اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَشْعُ كُلُّ شَيْطَانٍ مَرِيدٍ (۳) كُتِبَ عَلَيْهِ أَنَّهُ مَنْ تَوَلَّاهُ فَأَنَّهُ يُضِلُّهُ وَيَهْدِيهِ إِلَى

    عَذَابِ الشعير (٤)

    YanıtlaSil
  16. Cüz: 17

    Rahu'l-Beyân

    7

    KIYAMET DEPREMİ

    بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ إِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَيْءٌ عَظِيمٌ ﴿۱﴾ يَوْمَ تَرَوْنَهَا تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّا أَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وَتَرَى النَّاسَ سُكَارَى وَمَا هُمْ بِسُكَارَى وَلَكِنَّ عَذَابَ اللَّهِ شدِيدٌ (۲) وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُجَادِلُ فِي اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّبِعُ كُلَّ

    شَيْطَانٍ مَرِيدٍ (۳) كُتِبَ عَلَيْهِ أَنَّهُ مَنْ تَوَلَّاهُ فَإِنَّهُ يُضِلُّهُ وَيَهْدِيهِ إِلَى

    عَذَابِ الشعير (٤)

    Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla

    1. Ey insanlar! Rabbinizden korkun! Çünkü kıyamet vaktinin depremi müthiş bir şeydir!

    2. Onu gördüğünüz gün, her emzikli kadın emzirdiği çocuğu unutur, her gebe kadın çocuğunu düşürür. İnsanları da sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allah'ın azabı çok dehşet- lidir!

    YanıtlaSil
  17. Cüz: 17

    Rahu'l-Beyân

    İnsanları da sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allah'ın azabı çok dehşet- lidir!

    "Onu gördüğünüz gün," yani o zelzeleyi gördüğünüz vakit "her emzikli kadın emzirdiği çocuğu unutur,"

    "الذهول" kişinin dehşete kapılıp meşgul olduğu işi unutmasıdır. "الْمُرْضِعَةُ" bilfiil emziren kadın demektir. " الْمُرْضِعُ " ise emzirme fii- lini o anda yapmasa da emzikli kadın demektir. "Haiz (hayız görmek ådeti olan kadın)" ve "Haiza (bilfiil hayız gören)" kelimeleri de böyledir. Çocuğun (canlı varlıklar için olan( "من" ile değil de cansız varlıklar için olan( "ما" ile ifade edilmesi, unutmanın ne kadar fazla olduğunu ve annenin çocuğunun ne olduğunun bile hatırına gelmediğini belirtmek içindir. Yani anne, korkusundan ve kendi derdine düştüğü için, göğüs- lerini ağzına vererek emzirmekte olduğu çocuğunu şaşkınlık içinde unu- tur. Yani dünya hayatında böyle bir şey olsa süt emziren kadın, daha emmesini tamamlamamış bile olsa emzirdiği çocuğu unutur.

    "her gebe kadın çocuğunu düşürür." Yani kendisini kaplayan sıkıntının şiddetinden dolayı müddeti tamam olmadığı halde karnındaki cenini atar ve düşürür.

    الْحَمْلُ", karında veya ağacın başında olan şey demektir. "الْحِمْلُ ise sırtta olan şey (yük) anlamındadır.

    et-Te'vilâtü'n-Necmiyye'de der ki: "Burada eşyanın asıllarına işaret edilmektedir. Her şeyin bir maddesi, asıl unsuru vardır. Bu onun melekûtudur ki o yavrusunu/bebeğini mülk âleminden emzirir. Onu unutması, emzirme istîdadının yok olmasıdır. "ذَاتُ حَمْل )gebe)", heyûla (ilk madde/ilk cevher) adı verilen şeydir. Çünkü o süretleri taşır. Buna göre âyetteki ifadenin işârî mânâsı, heyûlā mülkleri, şehadet âlemi ile ilgili taşıdığı süretleri düşürür/doğurur, demek olur.

    "İnsanları da" mahşerde bekleyenleri de "sarhoş" yani sanki onlar sarhoşmuş gibi "bir halde görürsün."

    تَرَوْنَهَا )gördüğünüz)" ifadesinde hitap çoğul olarak geldikten sonra burada "ترى )görürsün)" şeklinde müfred/tekil olarak gelmiştir. Çünkü deprem insanlar için farklı bir şey olduğundan herkes onu görür.

    9

    YanıtlaSil
  18. Cüz: 17

    Rühu'l-Beyân

    13

    yesi ile anılır. Şüphesiz Adem (a.s.) beşeriyetin babası olduğu gibi Hz. Peygamber (a.s.) ruhların babasıdır."

    وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُجَادِلُ فِي اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّبِعُ كُلَّ شَيْطَانٍ مَرِيدٍ (۳)

    3. İnsanlardan, bilgisi olmaksızın Allah hakkında tar- tışmaya giren ve her inatçı şeytana uyan birtakım kimseler vardır.

    "İnsanlardan, bilgisi" ilmi, ma'rifeti, delil ve hucceti "olmaksızın" olmadığı halde "Allah hakkında tartışmaya giren" Allah hakkında hiç hayı olmayan batıl sözler söyleyen "ve" tartışmasında, bütün hallerinde "her inatçı sırf fesâd ile uğraşan ve hayırlardan soyunmuş "şeytana uyan birtakım kimseler vardır." Âyette bahsedilen Nadr b. Hâris'tir. O, cedelleşmek üzere "Melekler Allah'ın kızlarıdır", "Kur'an öncekilerin masallarıdır" ve "Öldükten sonra tekrar diriltme yoktur" derdi.

    الجدال" münakaşa ve vuruşma yoluyla karşı karşıya gelmektir. Asli جَدَلْتُ الْحَبْلَ )İpi sağlamca büktüm)" sözünden gelmektedir. Birbiriyle tartışan iki kimseden her biri de diğerini görüşünden büker/ uzaklaştırır.

    Âyet, delile dayanmadan ve cehalet ile Allah'ın zâtı ve sıfatları hakkında tartışmaya giren her kâfir hakkında geçerlidir. et-Te'vilâtü'n- Necmiyye'de der ki: "İşaret etmektedir ki Allah hakkında tartışmaya giren kimsenin Allah'la ilgili ilmi ve ma'rifeti yoktur. Aksi halde O'nun hakkında tartışmaya girmez ve O'na teslim olurdu. Allah hakkında tar- tışmaya giren kimse ancak şeytana uyduğu için böyle yapar. Nitekim âyette böyle buyrulmuştur."

    "Her inatçı şeytana uyan", kendilerinden aşağıda bulunanları inkâra çağıran kafirlerdir ya da İblis ve askerleridir. Bir şey benzerlerine göre haddi aştığı zaman "مَرْدَ الشَّيْءُ" denir. Asıl anlamı boş ve sıyrıl- mış olmaktır. Tüysüz oğlana "غُلَامٌ أَمْرَدُ"yapraksız dala ise "غُصْنٌ امرد" denir. Rivayete göre "Cennet ehli sakalsızdırlar. "3 Bu hadis,

    3. Tirmizi, Cennet 8,12; Darimi, Rikak 104; Müsned, II, 295, 343; V, 323, 240 243

    YanıtlaSil
  19. RANS

    Ey insanlar! Kadınların haklarına riayet ediniz! Onlara şefkat ve sevgi ile muamele ediniz! Onlar hakkında Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim...

    147

    FERASET SAHİBİ BİR EŞ: ÜMMÜ SELEME

    Peygamberimizin evlilik gerçekleştirdiği hanımlardan birisi de kabile bağlarının oldukça güçlü olduğu bir yapıda Hz. Peygamber'e düşmanlıkta en ileri gitmiş Mahzüm kabilesine mensup olan Ümmü Seleme'dir. Kabile- sinin İslam nefretine rağmen İslam'a girmenin en zor olduğu bir dönemde İslam'ı ilk seçenler içinde yer alışıyla, dönemin seyahat imkanlarının tüm zorluklarına rağmen inancı adına Habeşistan gibi deniz aşırı bir yere hicret edişiyle, Hz. Peygamber'in davetine itaatin bir yansıması olan Medine'ye hicreti küçücük çocuğuyla yapmayı göze alan cesaretiyle ilk dönem İslam toplumu içinde müstesna bir yer edinmiştir. Keskin zekası sayesinde ver- diği isabetli fetvalarıyla, Hz. Peygamber'i ikna eden konuşmalarıyla, fitne dönemlerinde geriye çekilme basiretiyle dikkat çekmiştir. Ümmü Seleme, şür bilgisi ve okuma-yazma becerisi ile İslam toplumunda donanımlı kadın profilini çok iyi yansıtan örneklerden biri olmuştur.

    YanıtlaSil

  20. Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
    54 1 İsrail oğullarında görülen şeyler sizin aranızda da zuhur ettiği zaman, şöyle ki; Kötü eşyalarınızda, mülk tasarruflarınızda, küçüklerinizde, ilim de en rezillerinizde olduğu zaman. (Bu hadisi şerif Peygamberimiz (sas)'e şöyle soru vardı: "Ya Resulallah biz marufla emri ve münkerden nehyi ne zaman terkediniz?" Diğer bir rivayette ise şöyle buyurulmuştur: "Hayırlarınız arasında medihçilir (iki yüzlülük) şerlileriniz arasında fuhuş, küçükleriniz arasında Mülke tasarruf ve rezil kimseler arasında fıkıh meydandan alınanda.) Hz. Enes (ra)
    54 2 Arz üzerinde bir yerde kötü yayıldığında, onların arasında salihler bulunsa da, Allah o yer halkına azabını indirir. İnsanlara gelen azab o salihlere de isabet eder. Lakin daha sonra onlarda Allah'ın rahmetine ve Onun mağfiretine kavuşurlar. Hz. Ümmü Seleme (r.anhüma)
    54 3 Bir yerde bir kötü zuhur ettiğinde o kötü erkeklerin olmaması ise, Allah azabını o kavme indirir. Denildi ki: "Onlar arasında salihler bulunsa da mı?" Buyurdu ki: Evet, onlara isabet eden o salihlere de isabet eder. Lakin, daha sonra o salihler Allah'ın mağfiretine ve O'nun rahmetine ulaşırlar. Resulü Ekremin azadlısından
    54 4 Yalan sözleri ve davalar meydanda alındığında, ameller gizlenip bozulduğunda, dilde ülfet olduğu halde kalbler birbirlerine buğz istediklerinde, akrabanın akrabası ile saklanmayı kestiğinde, işte o zaman, Allah o kavme lanet eder ve onların kulaklarını sağır ve gözlerini de görmez yapar. Hz. Selman (ra)
    54 5 Fuhuş yayıldığında zelzeleler ve fitneler çoğalır. İdareciler zulmettiğinde yağmuru azalttı. Zimmet ehline gadrın dağılımı ise düşman galebe çalar. Hz. İbni Ömer (ra)
    54 6 Ümmetimde masiyetler zuhur ettiğinde, Allah Teala kendi ininden onlara umimi bir azab verir. Denildi ki: "O gün insanların içinde salih kişiler yok mudur?" Buyurdu ki: "Evet vardır. Ancak insanların isabet eden şeyleri onlara da isabet eder. Fakat daha sonra onlar Allah'ın mağfiret ve rızasına tırnak olurlar." Hz. Ümmü Seleme (r.anhüma)
    54 7 Evde yılanların gösterildiğinde ona şöyle diyorsunuz: "Nuh (as) ve Davud oğlu Süleyman (as)'ın senden gönderilmesi ahde dayanarak bize eza vermemeni istiyoruz." Buna rağmen yine de boyuta yönelirse onu hemen öldürün. Hz. Ebû Leyla (ra)
    54 8 Bid'atler yayıldığı ve bu ümmetin sonra gelenleri öncekilere lanet ettiği zaman, kendinde ilim sahipleri onu yaysın. Zira böyle zamanda ilmini gizleyen kimse, Allah'ın Muhammed (sas)'e indirdiğini gizleyen kimse gibidir. Hz. Muaz (ra)
    54 9 Ümmetim arasında bid'atler zuhur ettiğinde ve ashabım hakkında kötü sözler söylendiğinde, alim ilmini açığa çıkarsın. Eğer böyle olmazsa onun üzerine Allah'ın laneti olsun. Hz. Muaz (ra)
    54 10 Adem kardeşine hasta ziyaretinde bulunduğu veya onu mutlaka Allah'ın rızası için ziyaret ettiğinde, Allah o kimse için şöyle buyurur: "Pek güzel ettin. Gidişin de güzel oldu. Cennette de kendine bir menzil hazırlanmış oldun." Hz. Ebû Hüreyre (ra)
    54 11 Rebia kabilesi izzet bulduğu zaman İslam zillete düçar olur. Oysa Mudar ve Yemen kabileleri izzetinin bulunduğu süre boyunca Allah Teala İslam'a ve ehline izzet vermekte, şirki ve ehlini ise noksanlaştırmakta devam edecek. H. Şeddad İbni Evs (ra)
    54 12 Bir beldede zina ve riba meydan alırsa, onlar (o belde halkı) Allah'ın azabına hak kazanırlar. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
    54 13 Şu beş şey zuhur ederse helak ümmetim üzerine hak olur: Birbirleriyle lanetleşme, içki içme, ipekli giyme, çalgılar ve yaştaki erkeklerle, kadınların kadınlarla iktifa edilmeleri. Hz. Enes (ra)

    YanıtlaSil
  21. 61

    ALIMRAN

    200 Ey iman edenler! Sabredin; tahammül gösterin; müteyakkız olun ve Allah'tan sa- kının ki kurtuluşa eresiniz.

    200 İnsanoğlunun dünyada kaldığı ve hayat- ta olduğu sürece başına gelmesi muhtemel pek çok acı ve üzüntü verici olay vardır. Hastalık, fa- kirlik, kavga, dövüş, savaş, sel, yangın, deprem ve buna benzer diğer felaketler insan için dai- ma bir korku kaynağı olmuş, bunlara karşı ken- disini koruyabilmek için az veya çok elinden ge- len gayreti göstermiş, buna rağmen yine de za- man zaman bu felaketlerden birinin veya bir ka- çının pençesine düşmekten kurtulamamıştır. O hâlde bu gibi hadiseler karşısında insana düşen bir takım görevler vardır ki karşılaşılan hadisele- rin acısını en aza indirmek için bu görevleri mut- laka yerine getirmek gerekir. İşte bu ayet-i ke- rimede Allah Teâlâ, bu gibi hadiseler karşısında mü'minlere düşen görevleri hatırlatarak bunların yerine getirilmesini emretmiştir. Allah Teâla'nın mü'minlere emri sırasıyla şöyledir:

    1. Ey mu'minler! Sabredin. Başınıza gelen fela- ket ne olursa olsun ve bu felaketin acısı hangi de receye ulaşırsa ulaşsın bunlara sabredin. Zira fe- laketler karşısında ci

    YanıtlaSil
  22. disini koruy len gayreti göstermiş, buna rağmen yine de za- man zaman bu felaketlerden birının veya bır ka- çının pençesine düşmekten kurtulamamıştır. O hålde bu gibi hadiseler karşısında insana düşen bir takım görevler vardır ki karşılaşılan hadisele- rin acısını en aza indirmek için bu görevleri mut- laka yerine getirmek gerekir. İşte bu ayet-i ke- rimede Allah Teâlâ, bu gibi hadiseler karşısında mü'minlere düşen görevleri hatırlatarak bunların yerine getirilmesini emretmiştir. Allah Teâlâ'nın mü'minlere emri sırasıyla şöyledir:

    1. Ey mü'minler! Sabredin. Başınıza gelen fela- ket ne olursa olsun ve bu felaketin acısı hangi de- receye ulaşırsa ulaşsın bunlara sabredin. Zira fe- laketler karşısında ezilip yok olmamanın başlıca çaresi sabırdır. Sabırsızlık teslimiyete, teslimiyet de insanı helake götürür.

    2. Başkalarından size gelebilecek güçlük veya eziyetlere tahammül gösterin. Bu güçlük ve ezi- yet, size komşularınızdan yahut düşmanlarınız- dan gelebilir. Siz de bunlara karşı mukavemetini- zi artırmak ve onlara galip gelmek için onlardan göreceğiniz her çeşit eza ve cefaya tahammül et- mek zorundasınız. Aksi halde tahammülsüzlük teslimiyete, teslimiyet de mağlubiyete ve dolayı-

    sıyla düşmanın hakimiyetine yol açar. 3. Müteyakkız ve uyanık olun, size galip gelmek isteyen düşman karşısında daima hazırlıklı bulu- nun. Bu manada Allah Teâlâ, Enfal suresinin 60. ayetinde şöyle buyurmuştur: "Onlara karşı gucu-

    nüzun yettiği kadar kuvvet ve bağlanıp beslenen atlar

    YanıtlaSil
  23. hazırlayın. Bununla hem Allah düşmanını, hem ken- di duşmanınızı, hem de bunlar dışında sizin bilmedi- ğiniz, fakat Allah'ın bildiği diğer düşmanları korkutur- sunuz." Bu ayet-i kerime, düşman karşısında hem müteyakkız olmak, hem de düşmana mağlup ol- mamak için, en azından düşmanın sahip olduğu si- lah gücüne denk bir güce sahip bulunmak gerekti- ğini açıkça göstermektedir. Gaye düşman karşısın- da mağlup olmak değil, ona galıp gelmektir. Galibi- yet ise nükleer silahlara sahip düşmana av tüfeğiyle değil, yine onun sahip olduğu silahlarla karşı çıkıla- rak elde edilir. Bu sebepledir kı Müslümanların ka- ra, deniz ve hava kuvvetlerini en modern silahlar- la teçhiz etmeleri ve düşmanlarından asla geri kal- mamaları gerekir. Bu, Allah Teâlâ'nın emridır ve bü- tün Müslümanların bu emre uymaları vaciptir.

    4. Allah'tan da sakının. Şunu unutmamak ge- rekir ki bir milletin silahlı kuvvetleri ne kadar güçlü olursa olsun, Allah'a güvenip dayanmayı, O'nun rızasını kazanıp gazabından da sakınmayı ihmal etmemesi gerekir. Zira zaferin ve kurtulu- şa ermenin şartı, ancak ittika ile yani Allah'ın ga- zabından, hışımından ve ukubetinden sakınmak- la tamamlanır. Bu ise Allah'ı bilmekle mümkün olur. Allah'ı bilmeden, dolayısıyla O'nun rızasını kazandıracak, gazabından, hışmından ve ukube- unden sakındıracak şeylere tam manasıyla vakıf olmadan Allah'tan sakınmak elbette mumkun değildir Butun bunlar da Kur'an'ı iyi anlamak ve

    Hazreti Peygamber in sunnetunia hil

    dilebude

    YanıtlaSil
  24. KUR'AN-I KERİM MEAL VE TEFSİRİ

    Prof. Dr. TALAT KOÇYİĞİT

    LS

    YanıtlaSil
  25. 142

    KÜTÜB-İ SİTTE

    14. CILT

    وه القينات ، جمع قينة، وهي المغنية.

    13. (5046)- Hz. Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhis. salátu vesselâm) (bir gün):

    "Ümmetim on beş şeyi yapmaya başlayınca ona büyük belanın gelme. si vacib olur!" buyurmuşlardı. (Yanındakiler): "Ey Allah'ın Resulü! Bun. lar nelerdir?" diye sordular. Aleyhissalātu vesselām saydı:

    ★ Ganimet (yani milli servet, fakir fukaraya uğramadan sadece zengin ve tedavül eden bir meta haline

    * Emanet (edilen şeyleri emanet alan kimseler, sorumlu ve yetkililer, ment Empat (edile (malı yerini tutup, yağmalayıp nefislerine helal) ku dıkları zaman.

    ★ Zekat (ödemeyi ibadet bilmeyip bir angarya ve) ceza telakki ettikle ri zaman.

    ★ Kişi annesinin hukukuna riayet etmeyip, kadınına itaat ettiği;

    ★ Babasından uzaklaşıp ahbabına yaklaştığı;

    * Mescidlerde (rıza-yı İlahi gözetmeyen husumet, alış-veriş, eğlence ve siyasata vs. müteallik) sesler yükseldiği zaman.

    ★ Kaume, onların en alçağı (erzel) reis olduğu;

    ★(Devlet otoritesinin yetersizliği sebebiyle tedhiş ve zulümle insan- ları sindiren zorba) kişiye zararı dokunmasın diye hürmet ettiği;

    ★ İpek (haram bilinmeyip erkekler tarafından) giyildiği;

    (San'at, bale, konser gibi çeşitli adlar altında; bar, gazino, dan sing ve salonlarda ve hatta televizyon ve filim gibi çeşitli vasıtalarla yay- gın şekilde) şarkıcı kadınlar ve çalgı aletleri edinildiği;

    ★ Bu ümmetin sonradan gelen nesilleri, önceden gelip geçenlere (çeşitli ithamlar ve bahanelerle) hakaret ettiği zaman artık kızıl rüzgârı, [zelzeleyi], yere batışı (hasfı) veya suret değiştirmeyi (meshi) [veya gökten taş yağmasını, (kazfi)] bekleyin." [Tirmizî, Fiten 39, (2211).]

    AÇIKLAMA:

    1- Bu hadisi, ümmet umumiyetle, kızıl rüzgar hâdisi olarak bilir. Ha diste, Aleyhissalâtu vesselâm, kıyamete yakın İslam ümmetinin ictima hayatında hakim duruma gelecek pekçok içtimâî marazları nazar-ı dik kate arzetmektedir. Bu sayılanlardan herbiri hakikaten içtimâî bir has

    YanıtlaSil
  26. 14. CİLT

    KIYAMET ALAMETLERİ

    143

    talıktır. Beşeriyetin yaratılış hikmeti gereğince bu hastalıklara her de- virde her yerde rastlanır. Ancak çerçevesi dar, gücü zayıftır. Fakat, anla- şılan o ki, kıyameti zaruri kılan bir hal olarak, bunlar, hem yaygınlık, kökleşeceklerdir. a- de fevkalåde kesafet kazanarak cemiyetin bünyesinde Beşeriyeti bir bütün olarak bir uzva, bir heyet-i içti- maiyeye benzetecek olursak, bu büyük beşerî uzviyet tıpkı münferid bir insan gibi, bünyesine yerleşen bu kadar ağır hastalıklara dayanarak, on beş çeşit hastalıkla, ağır hasta yatan tedavisiz bir beden gibi, ölüm ona daha hayırlı ve belki de bir kurtuluş olacaktır. Kıyamet bir bakıma onul- maz şekilde içtimâî marazlarla alude olmuş beşeriyetin ölümüdür. Anla- şılacağı üzere bu külli ölümü, beşeriyet, şeriat-ı İlahiyeyi dinlemeyerek kendi eliyle hazırlamaktadır. Hadiste sayılan on beş marazın herbiri di- nin yasak ettiği bir haramdır. Dikkat edersek insanlığın, kendi eliyle ördüğü teknik çerçevenin sağladığı kolaylık ve imkanların da yardımıyla, rihu'l-hamra vetiresinde her geçen gün daha da artan bir sür'atle yol aldığını görürüz.

    2- Hadisin anlaşılması için, kapalı olan bazı tabirlerin yanına paran- tez içerisinde açıklayıcı ilavelerde bulunduk. Burada sonradan gelen ne- sillerin önceden gelenlere (yani halefin selefe) hakareti meselesi ile ilgili bir açıklamayı kaydedeceğiz. Tibî der ki: "Bundan maksad, halefin (arka- dan gelenlerin) selefi (Sahabe, Tabiin ve Etbau't-tabiin gibi Resulullah'ın senasına mazhar olan nesilleri) ta'n etmesi onlara birkısım kusurlar izafe etmesi, salih amellerde onlara ihtida etmemesidir. Bu davranışlar onlar hakkında lanet gibidir." Aliyyu'l-Kârî te'vile kaçmaya gerek olma- dan, selefe lanet eden zümrelerin varlığına dikkat çekerek "Bunlar kâfir veya mecnundur, ama lanet edici bir zümredir" der ve ilave eder: "Bu zümre sadece lanetle de yetinmeyip, selefi tekdir de ediyor. Bu cinayeti işlerken dayanakları fasid olan hevaları, kısır olan efkârlarıdır. Böyleleri mesela Hz. Ebu Bekr, Hz. Ömer, Hz. Osman radıyallahu anhüm ec- main'in, (Resulullah'tan sonra) hilafeti haksız olarak ele geçirdiğini, aslında hilafetin Hz. Ali'nin hakkı olduğunu iddia ederler. Gerçek şu ki, bu iddia batıldır ve bu hususta selef ve halef bütün ümmet icma etmiştir. Bu icmaya karşı çıkan münkirlerin iddialarının hiçbir değeri yoktur. Kur'an ve sünnette hilafetin Resulullah'tan sonra Hz. Ali'ye ait olduğuna dair hiçbir delil, hiçbir nass mevcut değildir."

    5047 ١٤- وعن ابن عمرو بن العاص رضي الله عنهما قال : [ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ : أَوَّلُ الآياتِ خُروجاً طُلُوعِ الشَّمْسِ مِنْ مَغْرِبِهَا، وَخُرُوجُ الدَّابَّةِ عَلَى النَّاسِ ضُحى،

    YanıtlaSil
  27. 130

    KÜTÜB-I SİTTE MU

    Kıyamet alåmetlerinden Duhân: 4,235-37.

    Dinî işler, ehli olmayanın eline geçince kıyamet kopar: 14,332-33.

    Ehliyetsiz kişiler işbaşına gelecektir: 14,330-31. "Emanet koybolunca kıyameti bekleyin": 2,372.

    Kur'an ve (Dinle ilgili) ilimlerin yok olması: 17,548.

    Fırattan çıkan altınlara sahip olmak için savaşılmadan kıyamet kopmaz:

    14,335-36.

    Hilafet merkezi, Medine'den Şam'a taşınması kıyamet alâmetlerindendir

    14,339.

    Fırat nehri kuruyup, altın hazineleri çıkmadan kıyamet kopmaz: 14,335.

    Kahtan'dan, insanları değneği ile idare eden bir adam çıkmadıkça

    kıyamet kopmaz:

    14,334.

    Kişi mü'min olarak sabahlar, kâfir olarak akşamlar: 14,314.

    Melhame hadisesi: 14,344-45.

    Tekrar puta tapılır: 14,330.

    Zaman yakınlaşmadıkça kıyamet kopmaz: 14,337.

    Zaman yakınlaştıkça mü'minin rüyası yalan söylemeyecek: 4,510-13.

    Müslümanlardan iki grup birbirleriyle savaşmadıkça kıyamet kopmaz:

    14,312.

    Kıyamete yakın, müslümanlar yahudilerle savaşacak ve herşey onları

    müslümanlara haber verecek: 14,312.

    Herkesin ölümü kendisi için bir kıyamettir: 14,321.

    Kıyamet öncesi fitneler: 14,305; 17,552.

    Kıyamet sadece şerir insanların üzerine kopacaktır: 14,337-38.

    Kıyametin kopma vaktini Allah'tan başkası bilemez: 17,555.

    Kıyamet kopmadan önce bir rüzgar gelip bütün mü'minlerin ruhunu alır: 14,337-38; 17,556

    Müslümanlar şu onbeş şeyi yapmaya başlayınca kıyametin kopması

    vacip olur. 14,340-41.

    Kıyamet cuma günü kopacaktır: 17,50.

    Kıyamet günü güneş ve ayın sarılması: 6,386.

    Kıyamet günü yeniden yaratılış kuyruk sokumundan başlayacaktır:

    14,349.

    Kıyamette bütün insanlar babalarına nisbetle çağrılacaktır: 12,333-34.

    Kıyamet günü ilk çağrılacak olan Hz.Adem (a.s.)'dır: 14,463.

    Kıyamet günü en kötü mertebeye sahip olan kimse: 17,529.

    Kıyamet günü hesaba ilk çağrılacak olanlar: 7,307-308.

    Kıyametin dehşetli olması: 13,73.

    Kıyamet günü hesab verme esnasında insanların halleri: 14,365-67;

    17,556.

    Kıyamet günü insanlar üç sınıf olarak haşrolunurlar: 14,362-63.

    Kıyamet günü ağlamaktan müstesna olan gözler: 10,229. Kıyamet

    günü insanlar üç kere Allah'a arz edilirler: 14,385; 17,602. Her kul Allah'ın huzuruna getirilecek ve birer birer hesab vereceklerdir: 14,386-87.

    Allah, Kıyamet gününe has teraziler yaratacaktır: 14,388.

    Kıyamet günü ası mü'minler iki kısım olur: 14,386-87.

    YanıtlaSil
  28. HULÜL NAZARİYESİ

    Väcip mümküne hulül edemez. (Mh.) 118:3. makale

    HURAFE

    Hıristiyanlık hurafättan sıyrılacak. (H.Ş.) 34; (E.L.) 2:118. Hurafatı arkasına takar. (Mh.) 21.

    Hurâfat doğru şeyin kuvvetini bitirir. (Mh.) 21:1. maka. 4. muk. Mecaz ilmin elinden cehlin eline düşse hakikate dönüşür ve hu- rafata kapı açar. (Mh.) 22:1. makale. 5. mukaddime Teşbih ilmin elinden cehlin eline düşse hakikate dönüşür ve hu- rafata kapı açar. (Mh.) 22:1. makale, 5. mukaddime Yaratılışta olan güzellik, azamet ve ulviyete kanaat etmemek hurafatı netice verir. (Mh.) 43:1. makale 12. mukaddime

    HUSÛMET (Bak:adâvet)

    HUTBE

    Hutbenin Türkçe okunması. (M.N.) 78: Hubâb; (S.) 445:27. Söz 3. sü

    HÜKÜMET

    Allah'ın indirdiği ile hükmetmemek. (Mn.) 124. Asımızın hükümetleri ilme dayandığından hızırvari bir ömre mazhardır. (Mn.) 33.

    Bediüzzaman Meşrûtiyetten önce hükümete muteriz olduğu hal- de, hükümete itiraz edenlere de itiraz ederdi. (Mn.) 123.

    Bediüzzaman eski hükümetleri tenkit etti. (T.H.) 578: Afy. hayatı Bediüzzaman hükümetin manevî şahsını ithamdan kurtarmaya

    çalıştı. (T.H.) 211:Esk. hayatı Bir hükümet tamamıyla mâsum olamaz. (Mn.) 39, 51.

    Cumhuriyet hükümetinin çifte sıtandardı. (T.H.) 353, 361:Den. hay. Cumhuriyet hükümeti ilim hürriyetini yasaklayamaz. (T.H.) 197:

    Eskişehir hayatı

    FİHRIST/273

    YanıtlaSil
  29. Cumhuriyet hükümeti kuvvetlidir. (D.H.O.) 81. Emånet layık olanlara verilmelidir. (Mn.) 133. Her hükümette muhalefet bulunur. (T.H.) 575:1sp. hayatı Hiçbir hükümet månevi kuvvetinin kaynağını yasak etmez. (

    T.H.) 199:Esk. hayatı

    Hikmet-i hükümet. (S.) 54:10. Söz bakar, kalbe bakmak hakkı yoktur. (T.H.) 196:Esk hay.

    Hükümet ele Hükümet, halkına vesâyete muhtaç çocuk nazarıyla bakmamal

    dır. (Mn.) 132.

    Hükümete hasenat seyyiat noktasından bakmak gerektir. (Mn.) 51. Hükümetler bir tek siyasi kanaata sahip olamaz. (T.H.) 205

    Esk, hayatı Hükümet her milletin dillerini ve âdetini muhafaza için teşeb

    büse geçmelidir. (Νι. İç. R.) 2:255.

    Hükümet içinde hükümet zararlıdır. (H.Ş.) 115:Cemi. Th. Mahsus

    Hükümeti ikaz. (Mk. İç. R.) 2:279.

    Hükümet hizmetkarlıktır. (Mn.) 42, 79.

    Hükümet Kur'ân dersleri ve dinî dersler verilmesi için emir ver- miş (E.L.) 1:230.

    Hükümet-i meşrůtânin timsal-i nûrânisi, "Hepiniz çobansınız ve idareniz altındakilerden mes'ulsünüz" hadisini esas alır.

    (Mn.) 27.

    Hükümetin istibdadı. (Mn.) 26.

    Hükümetin istibdadı küçük istibdatların pederidir. (Mn.) 33.

    Hükümet memurları birden değiştirmemelidir. (D.H.O.) 86. Hükümet millete zararlı fikirleri yasaklayabilir. (T.H.) 213:Esk. hay Hükümet milletle barışmalıdır. (T.H.) 211:Esk, hayan Hükümet raiyeti olmayanlara kanununu tatbik edemez. (M)

    417:29. Mektup, 6. kısmın zeyli, 5. si

    Hükümetin sü-i istimālinin zararı. (Mn.) 133.

    Hürriyeti lafızdan ibaret olan bir hükümetin en rahat yeri hapis

    hane olsa gerektir. (D.H.Ö.) 20, (T.H.) 59.

    FIHRIST/274

    YanıtlaSil
  30. Kuvvete dayanan ortaçağ hükümetleri yıkılmaya mahkumdur. (Mn.) 33.

    Meşrütiyete dayanan hükümet gittikçe kuvvetlenir. (Mn.) 28. Meşrütiyet hükümete düştüğü vakit, hürriyet fikri meşrůtiyeti her vecihle uyandınr. (Mn.) 31. Millet hastadır, hükümet hekimdir. (NL İç. R.) 2:263; (Μπ.) 24.

    Nevåmis-i hikmet desatir-i hükümetten müstağni değildir. (Mh.) 126:3. makale, vehim ve tenbih

    Osmanlı hükümetinin anayasasında "Bu devletin dini İslamdır" yazılıydı. (Mn.) 53. Saadetini yalnız hükümetin cebinde zannedenler, kalp ve akıl-

    lanını hükümetin kesesinde hayal edenler. (Mn.) 47. Şahsın riyasetinin aleyhinde olan Bediüzzaman, "Reisimiz an

    cak hükümettir" diyordu. (Nt. İç. Reç.) 2:264.

    Sosyal hayatı idare eden en mühim bir esas kuvvet ve merha- mettir. (K.L.) 107.

    HÜRRİYET

    HÜRMET

    Alemdeki terazinin hürriyet gözü ağır gelmiştir. (Mn.) 63. Asayiş ve emniyete dokunmamak şartıyla hiç kimse vicdanıyla kabul ettiği bir fikirden dolayı mes'ul olmaz. (T.H.) 575:İsp.

    hay.; (Ş.) 299:14. Şua

    Bediüzzaman'a göre hürriyet İslâmî terbiye ile terbiye olmazsa ölecek ve yerine mutlak bir istibdat çıkacak. (Mn.) 150.

    Bediüzzaman'ın fikir hürriyetine verdiği ehemmiyet. (B.L.) 107.

    haber verdi. (T.H. İç. R.) 1:27.

    Bediüzzaman, Hürriyet hareketlerinin Rusya'yı parçalayacağını

    Bediüzzaman, hürriyet diplomasını almaları için Kürtlere nasi-

    hat etti. (D.H.Ö.) 59, 60.

    FIHRIST/275

    YanıtlaSil
  31. Bir Hazinenin Anahtarı RİSALE-İ NUR KÜLLİYATI FİHRİST VE İNDEKSİ

    İSMAİL MUTLU

    İKİNCİ BASKI

    YanıtlaSil
  32. Hangi bir davetçi ki, bir dalalete çağırıb da peşine de adam düştü ise, peşine düşenlerin her birinin günahı kadar günah da ona yazılır. Ve bu, diğerlerinin günahından bir şey eksiltmez. Herhangi bir davetçi de hidayete çağırdı da ona uyuldu ise, uyanların sevabı kadar da ona yazılır ki, bu da diğerlerinin ecrinden hiç bir şey eksiltmez.
    Ravi: Hz. Enes (r.a.)
    Sayfa: 178 / No: 3
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  33. Dinin temeli marefetullahtir.
    Dinin esası faydalı akil
    aklı selim
    ahirete hazirlanmaktir.
    Prof. Dr. Mahmud Esad COŞAN
    Akra Fm

    YanıtlaSil
  34. A

    HAŞİM AKIN

    nsanoğlu hayal kurar, planlar yapar to bu işleri yapar, çok güzel şeyleri lardan daha güzel de yapıp birçok güzellemeleri sırala- may da becerebilir. Ancak dan Allah de amellerine ve ihlasına bakar.

    Insanoğlu her arzu ettiğini ve hayalini kurduğu güzellikleri nihai olarak yaşayamayabilir. Çok niyet ettiği halde başaramadıkları da olur. Ancak karınca misali "tara- fim belli olsun" diye söndüreme- yeceğini bildiği halde Firavun'un ateşine su taşımayı ahmaklık ve beyhude uğraş olarak görmez.

    Selman (r.a) der ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöy- le buyurmuştur: "Bir toplumda sözler öne çıkıp ameller geri kal- dığında, dil sevdiğini söylerken kalpler buğz ettiğinde, akrabalar

    konuşur, birbirleriyle ilişkilerini kestiğinde Yüce Allah onları lanetler, kulak yapanlarını sağır, gözlerini de kör eder." edebiyat (El Mu'cemu'l-Kebir Taberání)

    İslam'la şereflenmiş ve ahiret kagisi olan her kisi eva tave mun Allah'ın rızasını kazanma onun ebedi nimetlerine ulaşma gibi hedefleri vardır. Bu iş zanne- dildiği kadar da zor ve imkânsız değildir. Yani Allah, Kaf dağının arkasında duran Zümrüd-ü Anka kuşu gibi olmayacak hayali şeyle ri istememiştir.

    Yukarıdaki Selman-ı Farisi'nin (r.a) rivayet ettiği hadisi şerifte bizden üç ana noktada dikkat ve rikkati istiyor.

    1. Söze değil amele sarılmak gerek. Çaylar, kahveler eşliğin de bol muhabbetle kulluk, cihat, tebliğ vb. güzel içerikli konuşma

    f

    lar ve hayata geçmeyen planiar yerine ayağa kalkıp iş yapmak la zumi a Herkes konuşur. Ama k şanlar değil de az da olsa devam lılıkla hayra devam edenler yol dışımıza bakmaz. O komme konuşup g zelliklere güzel övgüler dizenleri değil de bunu hayata geçirenleri önemser ve mükafatlandırıt

    2. Söz ile kalp arasında uyum olacak. Konjonktüre uysun diye

    önünde yüzüne gülücükler dağ tırken arkasından ileri geri konuş malar Müslümanca bir tavır de ğildir. Müslümanın Müslümanca bir duruşu olur. Sevdiklerine kary bunu gizlemeden izhar ederken sevmediklerine ve buğz etmesi gerekenlere de mesafesini ko yar. Ona sevmediğini söyleyeme se bile hiç olmazsa yüzüne kary methiyeler sıralamaz. Bu durum

    36 ALTINOLUK

    YanıtlaSil
  35. Ebü Hüreyre'den (ra) rivayet edildi- ğine göre bir adaden

    - Ya Rasûlallah! Benim akrabam var Ben kendilerini ziyaret ediyorum, on- lar bana gelip gitmiyorlar. Ben onlara İyilik ediyorum, onlar bana kötülük ediyorlar. Ben onlara anlayışlı davranı- yorum, onlarsa bana kaba davranıyor- lar, dedi.

    bir Müslümana çevresindeki insanlara karşı kabalaşma ve kırıcı olma hakkını vermez. Karşısındakı şahsın hatası- m hem de toplum içinde en kaba ve yersiz biçimde söyleme ve onun anu- runu rencide etmesini istemez. "Ben doğruları söylerim" diye kalp kırmak da Müslúmana yakışmaz. Özü ve sözü bir olan, kırmadan ve kırılmadan çev resiyle uyumlu Müslüman tipi her za- man makbul insan tipidir. Kaldı ki ba- zen bizim hata olarak gördüğümüz du rum, onda başka icbarı hal de olabilir.

    şöyle buyurdu:

    Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (s.a.v)

    "Eğer dediğin gibi isen, onlara sıcak kül yutturmuş oluyorsun. Sen böyle davrandıkça, Allah'ın yardımı seninledir." (Müslim, Birr 22) Yani sıla-i ra- him ibadetinin tek taraflı devamı çok mümkün olmasa da bu konuda gayret gösterenler de boşta kalmayacaklar. Onları bekleyen Allah'ın yardımı gibi büyük bir nimet var.

    Bu üç önemli uyarıya kulakların ti-

    3. Akrabalar aralarında ilişkiyi kesmeyecek. Sila-i rahim dediğimiz, İslam'ın kardeşlik ve vahdet anlayışına destek olacak uygulama çok önemli dir. Münafiklar da kendilerini ve inanç değerlerini yeryüzüne häkim kılmak isteyeceklerdir. Onların da çok güzel ve gayet süslü planları olacaktır. Ken dilerinin reklamını yapacaklar ve in- sanları o daireye davet edeceklerdir. Ama Rabbimiz onların planlarını ve ağızlarından çıkan sözlerinden daha farklı olarak gerçekleşecek uygulama- larını haber veriyor. "Ey münafıklar! Demek fırsatını bulup iş başına ge- çecek olsanız, yeryüzünde bozgun- culuk yapacak ve akrabalık bağlarını keseceksiniz, öyle mi?" (Muhammed, 22) Yeryüzünde bozgunculuk yapmanın bir münafıklık olduğunu bilir ve kabul

    ederiz. Ama ya akrabalarla ilişkiyi kes-

    mek?

    Tavsiye edilen bu davranışların ilk

    ikisi bireyseldir. Yani kişinin kendi se- çım ve gayretine bağlı olarak devam edilebilir. Ancak üçüncü maddede yer alan ve akrabalarla ilişkileri kesmeme konusundaki emir bireysel olarak ve tek taraflı yaşanabilecek bir durum da değildir. Burada karşılıklı olarak ve ortak bir hassasiyetle devam edecek bir durum söz konusudur. Bazen sizin bu konudaki hissiyat adımlarınız karşı tarafta aynı şekilde makes bulmaya billir, Birinin bu konuda dikkatli olma şı yetmeyebilir. Zira akrabalık ilişkileri tek yönlü sürdürülebilecek bir ibadet değildir.

    kandığını ve gereken hassasiyetin gös- terilmediğini hepimiz biliyoruz. Böy- lesi emredilmiş güzelliklerin yaşan- mamasında; ferdi bir hayat yaşamak, değişen şartlar, şehir hayatı, modern çağın çıkmazları vb. birçok nedeni say- mak mümkündür. Böylesine aymaz, bencil, ikiyüzlü ve samimiyetten uzak bir hayat; Allah'ın lanetini gerektire- cek bir durum olarak işaret ediliyor. Kulakların sağır olması ve gözlerin kör olmasından herkesin kafasındaki göz ve kulaklarını kaybedeceğini anlamak çok basitlik olur.

    Bu hadisi şerif hem dünyayı hem de ahireti mamur edecek üç maddelik bir hazırlığa işaret ediyor. Zor günler için herkes bir azık hazırlar. Biz de hazırla- nacağız... Hakkı duyamamak, Allah'ın ayetlerini görememek, bu konuda ya- pılan uyarı ve ikazlar karşısında kör ve sağır davranmak herkese verilecek bir azap ve ceza değildir. Dünya hayatın- daki nimetlerin çokluğu, göreceli de olsa yaşadığı mutlu hayat bizi aldat- mamalı. Asıl ceza; rıza-i ilahiden uzak kalmak ve gazabı hak edecek fillere dalmaktır.

    YanıtlaSil
  36. Cimrilikten sakının. Zira sizden öncekiler ancak cimrilikleri yüzünden helak oldu. Onlar cimrilikle emrettiler de diğer kimseler de cimri oldular. Onlar sılai rahimi kesmekle emrettiler, diğerlerini de kestiler. Ve onlar facirlikle emrettiler, öbürleri de facir oldular.
    Ravi: Hz. Abdullah İbni Amr (r.a.)
    Sayfa: 176 / No: 2
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  37. Yalandan sakının. Zira yalan fücura götürür. Fücur ise ateşe görürür. Muhakkak ki adam yalan söyler ve yalan söylemekte devam ederse Allah indinde "çok yalancı" olarak yazılır. Size doğruluğu tavsiye ederim. Zira doğruluk iyiliğe götürür. Ve iyilik de Cennete götürür. Muhakkak ki adam doğru konuşur ve doğruluğa devam ederse Allah indinde "Sıddık" diye yazılır.
    Ravi: Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
    Sayfa: 176 / No: 5
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  38. Fitnelerden sakının. Zira, lisanla fitneye düşmek kılıç çalmak gibidir.(Kılıcın tesiri gibidir)
    Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
    Sayfa: 176 / No: 4
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  39. Deccal müminlerin ihtilafından istifade edecek. (M.) 260:22.

    Mektup, 1. mebhas, 5. vecih Ehl-i dalâletin ittifaklarının; ehl-i hakkın ihtilaflarının sebeple ri. (L.) 153, 155:20. Lem'a 2. ve 3. sebepler

    Fen ve sanat silahıyla îlây-ı kelimetullahın en müthiş düşmanı olan cehil, fakr ve ihtilaf-ı efkara karşı cihad edeceğiz. (D.H.O.) 64; (Τ.Η.) 64.

    İhtilaf, üç mühim düşmandan biridir. (Mk.. İç. R.) 295, 297.

    İhtilaftan bazan istifade olunur. (Mn.) 35.

    İhtilafa karşı ittifak kılıncını elimize almalıyız. (Mk. İç. R.) 295, 297. İhtilafa karşı ittihatla cihad edeceğiz. (Mk. İç. R.) 2:273.

    İhtilaf nasıl rahmete sebep olur? (M.) 258:22. Mektup, 5. vecih İhtilaftan sakınmak. (K.L.) 84.

    İslâm âleminin ihtilafını gidermenin çaresi. (Tl. İç. R.)1: 195. Madem gaye ve maksat haktır, delil ve vesilelerdeki zıtlık ihti- lafa sebep olmamalıdır. (Tl. İç. R.) 1:189.

    Müsbet ihtilafın faydası. (M.) 259:22. Mektup, 5. vecih Müslümanların düşmanı cehalet, zarûret, ihtilafur. (D.H.O.) 23; (Τ.Η.) 60.

    Tarafgirlik hissi ihtilafla ihtilal çıkarır. (Mh.) 32:1. maka 8. muk. Yaratılışta olan güzellik, azamet ve ulviyete kanaat etmemek ih-

    tilafatı ika' eder. (Mh.) 43:1. makale, 12. mukaddime

    Yavuz Sultan Selim'in ihtilafla ilgili şiiri. (D.H.Ö.) 29; (Τ.Η.) 63.

    İHTİLAL

    Fransız İhtilali bize ömek olamaz. (M.) 421, 422:29. Mektup, 7. kıs.

    İhtilale kaynak olan iki kelime. (M.) 264:22. Mektup 2. meb. (1.1.) 49; (S.) 373:25. Söz, 3. şua, 2. cilve; (S.) 649:Lemaat İhtilal, zekâtın ölmesinden ve fäizden çıkmış. (S.) 649:Lemaat Kur'ân ihtilal-i beşere ne nazarla bakıyor. (S.) 685: Lemaat Kur'an ihtilalleri önler. (S.) 372:25. Söz, 3. şua, 2. cilve

    Tarafgirlik hissi ihtilafla ihtilal çıkarır. (Mh.) 32:1. maka 8. muk FIHRIST/292

    YanıtlaSil
  40. İhtilal, zekâtın ölmesinden ve faizden çıkmış.(S.) 649:Lemaat.
    Bir Hazinenin Anahtarı RİSALE-İ NUR KÜLLİYATI FİHRİST VE İNDEKSİ
    İsmail Mutlu
    sy. 292.

    YanıtlaSil
  41. Her bastalık Müslüman'a bir şifadır. Bazı nefsini temizler, bazısı da günahlarını." Hazret-i Ebû Bekr (Radıyallahu Anh)

    "Söz ilaç gibidir, gereği kadar sarf edilirse fayda verir. Gereğinden fazlası ise zarara sebep olur." Amr ibni'l-As (Radryallabu Anh)

    "Ey Ademoğlu! Ecelinin peşinden nasıl ilerlediğini görseydin, emellerinin seni nasıl aldattığına kızardın." Hasen-i Basri (Radıyallahu Anh)

    "Bilmek gerekir ki kalp göze tabidir. Göz baramlara kapatılmadıkça kalbi korumak zor olur."

    Imam- Rabbant (Kuddise Sirrubi) Hazretleri

    YanıtlaSil

    Yuksel27 Kasım 2024 05:31
    Hasen- Bari

    "Bilmek gerekir ki kalp göze täbidir. Göz haramlara kapatılmadıkça kalbi korumak zor olur."

    Imam-ı Rabbani (Kuddise Sirrubů) Hazretleri

    "Medreseler Allah-u Te'ala'nın himayesindedir ama Allah-u Te'ala'nın emri yaşatıldıkça! Tekkeler Allah-u Te'ala'nın himâyesindedir, orada zikredenler şeriat üzere olurlarsa."

    Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhů) Hazretleri

    "Ihlas, Allah-u Te'ala ile kul arasında bir sırdır. Onu melek bilemez ki yazsın, şeytan bilemez ki bozsun, nefis farkedemez ki saptırsın."

    Cuneyd-i Bağdadi (Kuddise Sirrubů) Hazretleri

    "Sabırsızlığın olduğu yerde sıkıntı ve musibetler birer ceza, sabrın bulunduğu yerde ise birer nimettir." Abdülkadir-i Geylani (Kuddise Sırruhů) Hazretler

    YanıtlaSil

    Yuksel27 Kasım 2024 05:32
    Gazze'nin Kurtuluşu İçin Hacet Namazları Kılmayı ve Duâlar Yapmayı İhmål Etmeyelim!

    Qalegtu

    Aylık İlim, Kültür ve Fikir Dergisi



    QR Kod ile Abone olabilir veya yenileme yapmak için okutabilirsiniz

    Lâlegül Dergisi Yıl:12 Sayı: 142 Cemâziyelahır 1446 Aralık 2024 120

    YanıtlaSil
  42. Fuat Sezgin'in coğrafya tarihine ilişkin araştırmalans 42 da dikkat çeken diğer bir konu Amerika'nın Müslüman tarafından Kristof Kolomb'dan (ö.1506) önce keşfedilm olduğu bulgusudur. Buna göre Bartolomeo Diaz (8.1500 Vasco da Gama (ö.1524) Müslümanların harita Ümit Burnu'na ulaşıp Hint Okyanusu'na yönelmi, ayus kilde Kristof Kolomb ve Ferdinand Macellan (ö.1521) Amerika'ya Müslümanların haritalarıyla varmışlardır.

    ELA

    YanıtlaSil

    Yuksel27 Kasım 2024 23:10
    Halife Me'mun'un yaptırdığı dünya haritası (Kaynak: Fuat Sezgin, İslam'da Bilim ve Teknik, s. 9)

    37 Fuat Sezgin, İslâm Bilim Tarihi Üzerine Konferanslar (İstanbul: TIMAS, s. 35-36.

    YanıtlaSil

    Yuksel27 Kasım 2024 23:11
    Babamın tek rehberi gerçekti, sadece gerçeğin peşindeydi o."3

    YanıtlaSil

    Yuksel27 Kasım 2024 23:13
    FUAT SEZGİN

    ESRA GÖZELER

    YanıtlaSil
  43. 25 Cennyel Ivel 1446

    332

    BİR HADİS

    Sözlerin en doğrusu Allah'ın Kitabı; rehberliğin en güzeli ise Muham- med'in (sas) rehberliğidir. (Nesai, Îdeyn, 22)

    SON VAHİY: KUR'AN

    Kur'an-ı Kerim, Cenab-ı Hakk'ın bütün insanlığa gönderdiği son ilahi me- sajdır. İndirildiği zamandan Kıyamet'e kadar bütün insanlık için kutsal bir metindir. Dinî, hukuki ve ahlaki alanda ilahi bir rehberdir. Yüce Allah'ın kullarına duyduğu engin şefkat ve merhametin en büyük tecellisidir. Kela- mullah (Allah'ın sözü) ve Kitabullah (Allah'ın Kitabı) olan Kur'an, sözlerin en güzelidir (zümer, 39/23). İnananlardan hep birlikte ona sımsıkı sarılması is- tenir (Al-Imran, 3/103). O, insanları en doğru yola ileten (İsrā, 17/9) bir şifa kaynağı, bir hidayet rehberi ve rahmet vesilesidir (Yūnus, 10/57). Kur'an-ı Kerim, bütün insanlığı hidayete ve ebedî kurtuluşa davet eder. Rabbimize, çevremize ve bütün kâinata karşı görev ve sorumluluklarımızı bize öğretir. İslam'ın hayat veren hükümlerini açıklar. Bilgi ve hikmetin, iyilik ve güzelliğin yollarını gösterir. Barış ve huzurun, adalet ve birlikte yaşamanın ilkelerini bildirir. İnsan onur ve haysiyetini, hak ve hürriyetini mukaddes bilmeyi emreder.

    YanıtlaSil
  44. Kendisinden çocuk peydah olacak meniyi, kayanın üstüne döksen, Allah (z.c.hz.) yaratacağını yaratır ve hiç şüphe yok ki Allah yaratacağı canı yaratır.
    Ravi: Hz. Sumame (r.a.)
    Sayfa: 354 / No: 14
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil

    Yuksel29 Kasım 2024 20:51

    Kutsal Kase
    banner
    Anasayfa
    Kampanyalar
    Ara
    Favorilerim
    Sepetim
    Teşkilat-ı Mahsusa Philip H. Stoddard SELENGE YAYINLARI
    Kutsal Kase
    Ali Kuzu | KARİYER YAYINCILIK
    4 yorum
    Kitapyurdu Fiyatı:
    192,00TL
    Kutsal Kase
    Kutsal Kase
    Kitapyurdu Fiyatı:
    192,00TL
    Kazanacağınız Puan: 136
    Platin Üyelere Özel Fiyat:
    172,80TL
    24 Saatte Kargoda
    Stokta 1 ürün var
    İç Sayfalara Gözat
    Favorilerime Ekle
    119 kişi
    Alışveriş Listeme Ekle
    Fiyat Alarmına Ekle
    Ürün Fiyat Geçmişi
    Hakkında
    Yabancı istihbarat kuruluşlarının Kutsal Kase’si Türkiye’dir. Kutsal Kase Türkiye, çok acıdır ama bir casus cennetidir. ABD, İsrail, Almanya, İngiltere, Fransa, İran ve benzeri ülkelerin casusları Türkiye söz konusu olduğunda, almış oldukları eğitimlerinin “gizlilik” gibi teknik düzeydeki temel hususları bir kenara bırakarak, pervasızca “icra-i faaliyet” gösterebilmektedirler.

    “CIA ve KGB kızdıkları bazı ülkelerde, doğruluğu hakkında kesin bilgilere sahip olunmayan belgeleri, o ülkelerde tiraji yüksek olmayan gazetelere ulaştırırlar ve ülkeyi birbirine katarlar. Belge gercekmiş, değilmiş kimse üzerinde durmazdı önceleri... Bu belgeyi alanlar da ‘Bu belgeyi bana neden verdiler? Amaçları nedir?’ diye en ufak bir sorgulama yapmadan yazar... O ülkelerde bunlar hep oldu...” Ali Kuzu’nun kaleminden yabancılar için Kutsal Kase olarak görülen ülkemiz üzerinde oynanan tüm oyunlardan haberdar olacaksınız.

    YanıtlaSil
  45. ZİKİR VE PEYGAMBERİMİZİN ALLAHI ZIKA EDİŞİ

    дупе bulunmayan İlahi İsimler de, qunlardır: Firmisinin Sünen'inde sıralananlara göre Ibn-i Mace'nin Sunen'-

    1 (Kuddûs) ul- Gaffår) ül-

    ( 3 (Kahhar) ül-

    (Fettah) ul-

    4

    5 . (Hakem) ül

    (Adl) ül-

    1. (Aliyy) ül- (Kebir) ül

    9. (Hafiz) ul-

    10.

    (Mukit) ül

    11. (Hasib) ür

    12.

    (Rakib) ül

    13.

    (Vasi) ul-

    14.

    (Hamid) ül-

    15.

    (Muhayy) ül

    16.

    (Vähid) ül

    17.

    (Muktedir) ül

    18.

    (Mukaddim) ül

    19.

    (Muahhir) ül

    20.

    (Berr) ül-

    21.

    (Malikülmülk) üz

    22.

    (Zülcciāli veilkram) -

    23.

    (Muğni) yyül

    24.

    (Bedi) tür-

    25. (Resid) 0.

    Zar'ın Eldal ve Üstün Evrådından Bazıları:

    Cabir b. Abdullah'ın, Peygamberimizden rivayetine göre Zikr'in efdal ve üstünü (Lå lähe illälläh), Düanın efdal ve üs tünü de, (Elhamdü lillah) dır.» (105)

    Ebû Hüreyre:



    Resûlullah Aleyhisselâm (Bir kul, thlåslı olarak La llâhe Illälläh dme, büyük günahlardan sakındığı müddetçe, gök kapıları kendisi- se sçılır ve o Kelime-i tevhid Arşa ulaşır!) buyurdu.» (106)

    Muaz b. Cebel de Resûlullah Aleyhisselâm, bana (Là ilahe illal lah şehadeti, Cennet'in Anahtarlarıdır!) buyurdu. demiştir. (107)

    Ebû Zerrül'gıfåri der ki (Ya Resülallah! Bana, bir tavsiyede bu- Im?) dedim.

    Resûlullah (Bir günah iş işlediğin zaman, arkasından bir Hasene yetiştir ki, onu, yok etsin!) buyurdu.

    dum (Ya Resûlallah! La ilahe illallah, Hasenåttanmıdır?) diye sor-

    D) Tirmizi - Sünen c. 5, s. 462, İbn-i Mice Sünene 2, s. 1249 g) Tirmizi Sünen e. 5,

    s. 575 7) Ahmed b. Hanbel Mümed c. 5, s. 242

    YanıtlaSil
  46. 222-

    BASMAKALELER

    manların en tabit haklarının çiğnenmesi, ibadet ve taatlerini dahi ya- pamama durumuna düsülmesi sonucunu doğurabilir (Başörtüsü, Cu- ma namazı, faiz, Ayasofya vs. konularında olduğu gibi). Müslümanla rin seçimlere katılmamaları, siyasetle ilgilenmemeleri, devlete talip ve sahip olmamaları, yönetime iştirak etmemeleri, pasif kalmaları, içteki azınlıkların, dıştaki emperyalist güçlerin arzusudur.

    Çünkü müslüman halkların uyanmaları, haklarını istemeleri, yō- netimi elde etmeleri, onların asırlardır süren mücadelede yenik düs- meleri, istila ve istismarlarının sona ermesi demek olacaktır.

    Emperyalistler, sosyal bünyesi zayıf, halkları cahil ve şuursuz, ilim ve teknikte geri ülkeleri ya doğrudan doğruya istila ederek sömürün ler ya da kendi yandaşları ve ajanlarını iktidara getirerek, onlan kul- lanarak yönetirler, o milletin kendi öz vatansever evlatları -ezkaza- herhangi bir yolla iktidarı elde ederlerse hemen onları ihtilallerle, iç ve dış gailelerle bertaraf etmeye çalışırlar. Bu bakımdan dünyanın her yerindeki müslümanların çok uyanık olmaları, oyuna gelmemeleri, si- yaset ve yönetimin dinî ve milli menfaatlere uygun yönde çalışması için çalışmanın, hem en büyük ve en temelli hakları, hem de en cid- di ve önemli görevleri olduğunu asla unutmamaları gerekir.

    O halde sizler de temiz siyasetle çok yakından ilgilenmelisiniz. Bu sahayı, beceriksizlerin, ahlaksızların, hayalperestlerin, yalancıların, inatçıların, istismarcıların, sahtekârların, düzenbazların, muhterisle- rin, rüşvetçilerin, hırsızların, ajanların, hainlerin eline terk etmeyin. Parçalanıp dağılmayın; sevgi ve saygıyla, karşılıklı anlayış ve hoşgörü ile hareket edip birlik ve beraberliği, galibiyet ve ekseriyeti mutlaka sağlayın. İyi bilin ki hizipçiliğe ve inatçılığa devam ederseniz yönetim çok kötü ellere geçebilir. Bu tehlikeleri gördükçe içim yanıyor; bu ha- yati gerçekleri görmeyen, sorumsuzca hareket eden fanatik, dar kafa- lı partili ve particilere çok şaşıyor ve çok teessüf ediyorum.

    Maddi ve mânevî benliğimizi kaybetmeden, haklarımızı çiğnetme- den, yurt zenginliklerimizi, ekonomik ve kültürel varlıklarımızı yağ- malatmadan, hürriyet ve istiklalimizi elden kaçırmadan, vatanı böl- dürımeden, her tür varlığımızı daha da geliştirmeye, genişletmeye,

    YanıtlaSil
  47. ISLAM DERGİSİ MAKALELERI

    223

    yükseltmeye çalışmalıyız; çok dikkatli, çok műteyakkız, çok olumlu, pok sevimli, çok bilgili, çok çalışkan, çok verimli, çok vefakar, cumlu, dakar, çok vatansever, yani özetle "çok derviş" olmalıyız. Bir taraftan pok dürüst ve idealist, diğer yönden de fevkalade pratik ve pragmatan omanmuz gerekiyor. Birlik ve beraberliğe engel olan her şeyi, her ne pahasına olursa olsun aşabilmeli, her müşkülü halledebilmeliyiz, kü çük pürüzlere takılıp kalmamalıyız.

    Taşlaşmış taraftarlık duygularıyla, lüzumsuz sevgi ve haksız bağlı- lıklarla, yersiz düşmanlık ve asılsız çekişme ve çatışmalarla birlik ve beraberliği sabote etmek isteyenlere alet olmadan, ulvi gayemize doğ- ru sarsılmaz adımlarla ilerlemeliyiz.

    Çünkü bizim güçlü, kuvvetli ve sağlıklı olmamız tüm insanlık için elzemdir; herkes bizden medet umuyor, tüm dış Türkler'in, cümle ls- lâm âleminin gözbebeği ve en büyük ümidiyiz, bütün soydaşlarımız ve dindaşlarımız bize bel bağlamış, bizi gözlüyor, bizden işaret ve be- şaret bekliyor.

    Bizim salahımız, felahımız ve muvaffakiyetimiz, Doğulu Batılı, ka- fir mü'min cümle insanlığın, dünya ve âhiret saadet ve selametiyle bir-

    çok yönden ve çok yakından bağlantılıdır.

    Tevfik Allah'tandır.

    Allah (celle celâlüh) yardımcımız olsun!

    YanıtlaSil
  48. YENİ CEP

    Lügar

    ENVÂR NEŞRİYAT

    YanıtlaSil

  49. Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
    448 1 Bir kimsenin din kardeşinin evin sonuna kadar konulanı yememesi cefadandır. Bir adama yolda arkadaş olup ta küçük ve babasının miktarını sormaması cefadandır ve ailesi ile münasebetten önceki latife yapması da cefadandır. Hz. Ali (ra)
    448 2 İnsanın bir din kardeşinin konuşması susması mürüvvettendir ve arkadaşının nalını kopunca onun da bulunduğu, hüsnü muaşeret güzelliğindendir. Hz. Enes (ra)
    448 3 Bir Müslümanın mutluluğu içine sokmak, gamını gidermek, borçlarını ödemek veya onu açlıktan doyurmak, Allah (zchz.)'ne en sevgili amellerdendir. Hz. Ebû Şureyk (ra)
    448 4 Arabın helak olması kıyamet alametidir. Hz. Talha İbni Malik (ra)
    448 5 Bina kıyamet alametindendir. Bir adamın camiden geçememesi, iki rek'at kılmaması, makinesinden başkasına selam vermemesi ve çocuğun yaşlı bir kişinin işe koşması da kıyamet alametlerindendir. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
    448 6 Kıyamet alametlerindendir, haine itimadlar, emine ihamet edilmesi. Hz. İbni Amr (ra)
    448 7 Kıyamet alametidir, komşuluğun kötüleşmesi, akrabanın yok olması, cihadın kalkması, dünyanın dininin bozulması. Hz. Ebû Hüreyre (ra)
    448 8 Kıyamet alametlerindendir; öfkeli öfkeli, yağmurun hararetli olması, şerlerin tasdiki, doğrunun yalanlanması, haine güvenilmesi, emine ihanet, münafıkların kabileye efendi olması, çarşıya münafıkların hakim oluşu, mihrapların süslenmesi, kalblerin harap edilmesi, erkeklerin kadınlarla, kadınlarınla ​​yetinmesi, dünyanın mamur kısmı harab, harap kısmının mamur olması, şüphenin ve faizin aşık olması, çalmasının ve eğlence aletlerin alenileşmesi, içkinin içilmesi, zaptiyenin, gammazların ve gıybetçilerin çoğalması. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
    448 9 Kula dünyada verilenin efdalindendir afiyet; ahiret için de verilenin efdalidir mağfiret. Kula nefsi tarafından verilenlerin efdali ise, bir kavimden neş'ed eden hayırdan adamların ders alması. Hz. Ebû Hüreyre (ra)
    448 10 Kıyametin yaklaşmasındandır minberlerin, hatiplerin çoğalması, ulemanın süslere meyledip haramı helal, helali haramlar ve insanların istediği gibi fetva vermeleri, altın ve gümüşlerinizi helal saymayı öğütlemeleri ve Kur'an'ı ticaret metaı kazanmaları. Hz. Ali (ra

    YanıtlaSil
  50. Eûzü-Besmele'nin mesajı

    havemizde bule nan ve fakat da

    de velas-tevmelerdir, yani

    أعوذ بالله من الشيطان الرحيم

    الله الحمد الحمد

    Allah'ın rahmetinden kovulup länetlenen şeytanın kötülüklerinden Rabb'ime sığınıyorum; rahmeti sonsuz, merhamet sinirsiz olan Yüce Rabb'imin adıyla işlerime başlıyorum.

    "Allen rammetiden kovulup netienen şeytanın adtuliklerinden Rabbime siitiyorum rahmeti samus, merhameti smiruz elan Yüce Rabbimin adiyla işlerime tagliyonam

    Her daim dliden düşürülmemesi gereken bu kiymet

    dum ve önemi büyüktür. Çünkü her hayır higin sayangıcı eûzi-besmele'ye dayanıyor. Tum Hayin işlerin arka giánında bu dua bulunuyor Billyar muyuz nedir elüzü-brunele'nin önemi?

    Eüzü besmele, her anne-babanın yeni konuşmaya baglayan biricik ciferparesine öğretmesi gereken kdır Her müslüman anne-baba, evlatları "an ne-baba" diyecek kivema geldiklerinde onlara önce "Allte, blymillah' dedirtme hassasiyetini gösterme Idiner

    Eüzü besmele, Yüce Yaratıcı'nın reddetmeyeceği her işe başlarken o işin başarılı ve hayırlı olmasını stemektir (k) Cihan Peygamberi, her hayırlı işe bermele ile başlanmasını tavsiye etmekle beraber, başlanan işlerin başarı, hayır ve kazançla neticeleneceğini ifade buyurur

    Eüzü besmele, g

    enerjik yapısım doğruya yön lendiren, gençliğe yon verere onun kaynayan kanını, Ade andığı vüce Zát' levgi ve irådesine teslim eden sihirb sözdür. Nitekim Hak destla rindan biri. Hiς κάτι π besmele çekerek ginah geye mez." buyurarak bu gerçeği se

    güzel ifade etmiştir.

    Eüzü besmele, Hazret-i Nüh'un gemiye biterian inananlara tavsiye ettiği kurtuluşa dahil oluş ifade sidir.

    Eüzü besmele, Hazreti Süleyman'ın Sehe hüküm darı Belkis'a gönderdiği İslam'a davet mektubuman ilk cümlesinde yer alan ilähi bir azamet ve kudret nişanesidir.

    Eüzü besmele, Vüce Rasül'ün İslâm'a davet etmek için yazdırdığı mektupların ilk satırını süsleyen ne bevi bir tatbikattır

    Eüzü besmele, oldukça ağır ve yorucu geçen Täit Seferi dönüşünde Şanlı Peygamber'e bir salkim üzüm ikram eden bahtiyar köle Addas' in hidayetine vesile olan yüce bir kelämdır. Şanlı Elçi, undesine tevdi edilen mukaddes vazifeyl, yäni tebliği içi Taif şehrine gitmiş, ancak Taif halkı Yüce Nebly taşlayarak incitmiş ve kendisini son derece samüş lerdir. Dönüşü esnasında oldukça yorgun ve bitkin düşen Son Elçi, bir bahçenin kenarında dinlenirken Addas adında siyäni bir köle kendisine acıyarak bir salkım üzüm getirmiş, Allah Rasûlü, üzüm saneler

    YanıtlaSil
  51. Öz Hazinemizden

    mübarek dudakianine demeden Ence Tamil mattandem, un man merak Bahel kõleye Yuce Peygamber hi mesaj anlatmis ve

    veuese ve günahanan açık kan

    Eûzü besmele, bütil karlane ka

    anta kille lulama peretiennytir Sambel bir geniille vegage beumele, mis valtasiyet ve zafer için yapan numan sidikten sonra katıldığı hiçbir savaşta ye mardan Haid bin vejid'in en anemis lahat mele urmuştur. Çünki bu yine state en En Göçse dayanıyor: Và Ah Bumn, Aliano Ex Ber" diyeres yalnız Ondan yarm stieris Oyle

    yorduk Vice Rake'imiz, semål ordutatını ana yardım

    hayırtı ve güzel sursa diğerleri de av ekilde Pays ve gider our Ginki Bir ynas baparsa yle biter üzü besmele, vederea, temiz, de mize mand katan, pa birer ibadetine getiren ve kesan bir adetimizdir. Onun için yice ofy sumber geny Brien'e yeme-içme bathöğretirken Enes Beumele çek, önünden ye book ama to fadesiyle Vice Nabi, tüin Enes'teri ütmez bir Aut hediye etmişti

    etmesi için seferber ediyordu Eüzü besmele, Türstendiği mukaldes strdür. Buyle mukaddes bir kale harbinde Seyyid Ça

    bariyerek 27 kluky gun ağrına me picine mazhariyetine vesile olan bir

    Eüzü besmele, megrü içiler İçerisinde hayırlı evlile ne meydana gelmesi için her müstüman anne-babame Ardi ki, yismemesi halinde besmelesiz nesillerin koyabilmeydana prieceli ve o nesilerden din, îmån, vatan ve milletin hayır görmeyeceği bir gerçektir.

    Eüzü besmele, eğitim-öğretim, iş versaire bután haya kigatan falliyetlerdeki birçok zorluklarda nice kap

    lan açan altın bir analitarie Eüzü besmele, her an Yüte Varatıcı ile irtibata geç

    melk, O'na güvenmek, O'na dayanmak ve O'na sığınmak demektir.

    Eüzü besmele, tüm çirkinlik, kötülük, tembellik, şey

    Zemherîde yaz

    Mahmud Alpir

    Öyleyse eüzü besmele, her an istifade etmemiz için yu s Rabbimizin bize ikram ettiği husüsi bir armağan, iş lerimizde başarıya kapmamız için muhkem bir basa- mak, sanıldığımızda kopması mümkün olmayan sağlam bir kulp, onunla başlandığında sonu mutlaka hayırta biten makbul bir duadir.

    Sevginin sırrına erince insan, Nefse çile gelen gönle haz gelir. Bu zevki tärife äcizdir lisan, Zemheride kışlar bile yaz gelir...

    Velhasil eûzü besmele deyin geçmemek lazım

    Sevgi ile coşar cânda nağmeler, Yär deyince bütün hücreler titrer, Yanar perde, bir görünür gök ve yer, Kulun Rabbe yakarışı naz gelir...

    Zaman durur, yıl yaşanır dillerde, Kaya gider, kum direnir sellerde, Hak güle yönelip gurbet ellerde, Bülbülsen, vuslattan imtiyaz gelir...

    YanıtlaSil
  52. Oz Hazinemizden

    ل

    aires thataklarıma değdirmeden босе "Bismita towatemarorvantin demiş, bunun toånasım merak eden hahti kõleve Vice Peygamber ilahi mesajı anlatınış m o anila kate Islänvia geretlenmiştir.

    Samimi bir günulle ve aşkla çekilen eûzu besmele, o vaffak vet ve zafer için yapılan ilk hamledir. Bunun için maslúman olduktan sonra katıhhığı hiçbir savaşta ye almeyen ve "Allah'ın kilici diye meşhur olan genç ku mandan Hälld bin Velid'in en önemli silals eûzo bes mele almuştur. Çünkü o, bu yüce süzle Güçlülerin En. Guçlüsi'ne dayanıyor: "Ya Allah, Bismillah, Allahü Ek Ber" diyerek yalnız O'nidan yardım istiyordu. Öyle isti yordu ki Yüce Rabb'insiz, semävi ordularını ona yardım etmesi için seferber ediyordu.

    Eüzü besmele, Türk milletinin destan yazdığı Çanak kale harbinde Seyyid Çavuş'un: "Bismillahi Allahü Ek ber diyerek 276 kiloluk gülley topun ağzına koyabil me gücüne mazhariyetine vesile olan ilahi bir tılsımdır.

    Eüzü besmele, eğitim-öğretim, iş vesaire bütün haya ti kuşatan faaliyetlerdeki birçok zorluklarda nice kapi lan açan altın bir anahtardır.

    Eüzü besmele, her an Yüce Yaratıcı ile irtibata geç mek, O'na güvenmek, O'na dayanmak ve O'na sığınmak demektir.

    Eüzü besmele, tüm çirkinlik, kötülük, tembellik, şey

    tani enne ve gunatifardari kaçış, lyilik, gaighamk İlahi güzetik, dünya ve firet kazancına kтрон

    Eüzü besmele, bütün bayofanın ilk adimadir. He adian hayırlı ve güzel olürsa diğertert de aynı şekilde nazirli ve güzel otur Çank Bir iş nasıl başlara öyle ter

    Eüzü besmele, yedikleriotze, içtiklerimize, giydikleri

    mize mãoå katan, onlar birer ibadet haline getiren ve akü mazlite olan bir adetimizdir. Onun on yoce pry gamber genç Enese yeme igne adätımı öğretirken Enesi Besnele çek, onländen ze buyunnas, bu kisa ama az ifadesiyle Yüce Nell, tum Eres'lerine ölmez bir

    öğüt hediye etmiştir

    Eüzü besmele, meşrű ölçüler içerisinde hayırlı nesitte

    ein meydana gelmesi için her müslüman anne kabanin söylediği mukaddes bir sözdür. Bu öyle mukaddes bir sözdür ki, söylenmemesi halinde besmelesiz nesillerin meydana geleceği ve o nesillerden din, Iman, satan ve milletin hayır görmeyeceği bir gerçektir.

    Öyleyse eüzü-besmele, her an istifade etmemiz için yü ce Rabbimizin bize ikram ettiği husüç bir armağan, is lerimizde başanya koymamız için muhkem bir hasa mak, sarıldığımızda kopması mümkün olmayan sağlam bir kulp, onunla başlandığında sonu mutlaka hayırla biten makbul bir duadır.

    Velhasıl eûzü besmele deyip geçmemek lazım.

    YanıtlaSil
  53. asıl eûzü besmele deyip geçmemek lazım.

    Sevginin sırrına erince insan, Nefse çile gelen gönle haz gelir. Bu zevki târife âcizdir lisan, Zemherîde kışlar bile yaz gelir...

    Sevgi ile coşar cânda nağmeler, Yâr deyince bütün hücreler titrer, Yanar perde, bir görünür gök ve yer, Kulun Rabbe yakarışı naz gelir...

    Zaman durur, yıl yaşanır dillerde, Kaya gider, kum direnir sellerde, Hak güle yönelip gurbet ellerde, Bülbülsen, vuslattan imtiyaz gelir...

    Mayıs-Haziran-Temmuz 2003

    Söz Ola

    21

    YanıtlaSil
  54. Cennete girip cehennemden kurtulmak, nimetin tamamındandır.
    Ravi: Hz. Muaz (r.a.)
    Sayfa: 449 / No: 6
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  55. Röporta

    Özgüven dediğimiz şey aslında iyi bir şeydir ama bu özgüvenin sınırları diğer insanlarla, içtimâî hayatla uyumumuzu bozacak kerteye varmamalıdır.

    YanıtlaSil
  56. Özgüven meselesinde târih şuûru çok önemlidir.

    Gençleri hayatın anlamından mahrum bıraktığınız zaman, yolunu şaşırmış karınca sürüsü gibi olurlar. Gencin "Ben bu dünyada varım!" diyebilmesi için geriye dönüp târihini görebilmesi

    gerekir.

    YanıtlaSil
  57. Söz Ola

    3 ayda bir yayınlanır.

    Yıl: 1-2 Sayı: 4 Kasım-Aralık-Ocak 2003-04

    YanıtlaSil
  58. Genel Kısaltmalar
    Transkripsiyon İşaretleri
    Arama Kılavuzu
    Duyurular
    TDV İslâm Ansiklopedisi
    Hakkında
    Görüntü Ayarları


    TDV İslâm Ansiklopedisi'nde ara...
    En Çok Okunan
    ÎSÂ
    عيسى
    Kur’an’da adı geçen ve kendisine kutsal kitap İncil verilen peygamber.
    Bölümler İçin Önizleme
    İlişkili Maddeler
    PEYGAMBER
    Allah’tan vahiy yoluyla aldığı bilgileri ve emirleri tebliğ etmek, muhataplarını hak dine çağırmakla görevlendirilen yüksek vasıflı kimse.
    ÜLÜ’l-AZM
    Kur’ân-ı Kerîm’de bazı peygamberler için kullanılan bir tabir.




    1/3
    Müellif: ÖMER FARUK HARMAN
    Hz. Îsâ Kur’ân-ı Kerîm’de Îsâ, İbn Meryem ve Mesîh şeklinde zikredilen, kendisine İncil’in verildiği, Hz. Muhammed’i müjdelediği bildirilen, “Allah’tan bir ruh ve kelime” olarak tavsif edilen, ancak kul olduğu vurgulanan peygamberdir. Hıristiyanlık’ta ise Îsâ Mesîh Tanrı’nın oğlu, dolayısıyla tanrı kabul edilmektedir.
    Îsâ, gerek Hıristiyanlık’ta gerek İslâm’da hem Îsâ hem de Mesîh olarak adlandırılmaktadır. İnciller’de yer aldığı şekliyle Îsâ ismi ona, meleğin Yûsuf’a (Matta, 1/21) ve Meryem’e (Luka, 1/31) tâlimatı doğrultusunda verilmiştir. Batı dillerinde Îsâ karşılığında kullanılan Jesus isminin aslı “Yahve kurtuluştur, Yahve kurtarır” anlamındaki İbrânîce Yehôşûa’nın kısaltılmış şekli olan Yeşua’dır. Kelime Iesous şeklinde Grekçe’ye, oradan da Iesus biçiminde Latince’ye geçmiştir. Îsâ’nın ismi İnciller’de ve Pavlus’un mektuplarında Iesous olarak geçmektedir. Ahd-i Atîk’in Yunanca tercümesinde Yoşua (Çıkış, 17/10), Yehôşûa (Zekarya, 3/1) ve Yeşua (Nehemya, 7/7; 8/7, 17) kelimeleri hep Iesous olarak kaydedilmiştir. Matta (1/21), Îsâ kelimesine “kurtarıcı” anlamı vermektedir. Arapça konuşan hıristiyanlar İbrânîce Yeşua’nın Süryânîce’deki şekli olan Yeşu‘u Yesu‘ diye telaffuz etmekte (EI2 [Fr.], IV, 85), Kur’ân-ı Kerîm’de ve İslâmî literatürde ise Îsâ ismi kullanılmaktadır. Bazı Batılı yazarlar, kelimenin Îsâ şeklinin Hz. Muhammed’e bizzat yahudiler tarafından empoze edildiğini ileri sürerler. Buna göre yahudiler, Hz. Ya‘kūb’un oğlu olan ve Tevrat’ta pek tasvip edilmeyen Esaü’nün ruhunu taşıdığı iddiasıyla Hz. Îsâ’ya Esaü adını vermişlerdir, Îsâ kelimesi de buradan gelmektedir (a.g.e., IV, 85). Ancak Îsâ sonrasının en önemli yahudi dinî literatürü olan Talmud’da Îsâ’nın hiçbir zaman Esaü ile mukayese edilmemiş olması bu iddiayı geçersiz kılmaktadır (Parrinder, s. 17).

    YanıtlaSil
  59. Îsâ kelimesinin Arapça olduğunu kabul edenler ise “donuk, beyaz renkte olmak” anlamında ‘ayes kökünden geldiğini ve rengi beyaz olduğu için onun bu adı aldığını ileri sürerler. Kelimenin “yönetmek, idare etmek” anlamındaki ‘avs kökünden türediğini söyleyenler de vardır. Buna göre Hz. Îsâ nefsini taatle, kalbini muhabbetle ve ümmetini Allah’a davetle eğittiği için kendisine bu ad verilmiştir (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “ʿays” md.; Mustafavî, VIII, 272; Fîrûzâbâdî, VI, 111; Jeffery, s. 219). Ancak müslüman dilciler genellikle kelimenin İbrânîce veya Süryânîce’den geldiğini kabul etmektedir (Lisânü’l-ʿArab, “ʿavs”, “ʿays” md.leri; Fîrûzâbâdî, VI, 111; Mevhûb b. Ahmed el-Cevâlîkī, s. 452).

    Mesîh sıfatına gelince, Batı dillerinde Christ şeklinde ifade edilen bu kelimenin aslı Grekçe Hristos’tur (Christos). Îsâ ad, Mesîh ise unvandır. Mesîh sıfatı erken dönemlerden itibaren özel isim gibi kullanılmaya başlanmıştır. Yeni Ahid’de Îsâ, Mesîh sıfatı yanında rab, kurtarıcı, Allah’ın oğlu, Allah’ın kulu, insanoğlu, iyi çoban, yol, gerçek, hayat gibi unvanlar da taşımaktadır.

    YanıtlaSil
  60. Mustafa Kemal Atatürk
    İsa a. s. soyundan veya havarilerinin veya akrabalarının soyundan gelmiş olma ihtimali var.
    Y.
    C.

    YanıtlaSil
  61. Yabancı istihbarat kuruluşlarının Kutsal Kase’si Türkiye’dir. Kutsal Kase Türkiye, çok acıdır ama bir casus cennetidir. ABD, İsrail, Almanya, İngiltere, Fransa, İran ve benzeri ülkelerin casusları Türkiye söz konusu olduğunda, almış oldukları eğitimlerinin “gizlilik” gibi teknik düzeydeki temel hususları bir kenara bırakarak, pervasızca “icra-i faaliyet” gösterebilmektedirler.

    “CIA ve KGB kızdıkları bazı ülkelerde, doğruluğu hakkında kesin bilgilere sahip olunmayan belgeleri, o ülkelerde tiraji yüksek olmayan gazetelere ulaştırırlar ve ülkeyi birbirine katarlar. Belge gercekmiş, değilmiş kimse üzerinde durmazdı önceleri... Bu belgeyi alanlar da ‘Bu belgeyi bana neden verdiler? Amaçları nedir?’ diye en ufak bir sorgulama yapmadan yazar... O ülkelerde bunlar hep oldu...” Ali Kuzu’nun kaleminden yabancılar için Kutsal Kase olarak görülen ülkemiz üzerinde oynanan tüm oyunlardan haberdar olacaksınız.

    YanıtlaSil
  62. İslâm’a Göre Îsâ. Kur’ân-ı Kerîm’e göre Hz. Îsâ, resullerin en büyükleri olan beş “ülü’l-azm” peygamberden biridir. On beş sûrede doksan üç âyette ismi veya bir sıfatı ile zikredilmekte, ağırlıklı olarak Âl-i İmrân, Mâide ve Meryem sûrelerinde doğumunun müjdelenmesi, dünyaya gelişi, tebliği, mûcizeleri, dünyevî hayatının sonu ve Allah katına yükseltilişiyle ilgili olarak bilgi verilmektedir.

    Kur’an’da hem Îsâ hem İbn Meryem hem de Mesîh olarak adlandırıldığı gibi başka isimlerle de anılmakta, ayrıca kendisine çok sayıda unvan verilmekte, yirmi beş defa Îsâ, on altısı Îsâ kelimesiyle birlikte olmak üzere yirmi üç defa İbn Meryem şeklinde geçmektedir. Mesîh kelimesi ya tek başına (en-Nisâ 4/172; el-Mâide 5/72; et-Tevbe 9/30) veya Mesîh İbn Meryem (el-Mâide 5/17, 72, 75; et-Tevbe 9/31) ya da Mesîh Îsâ b. Meryem (Âl-i İmrân 3/45; en-Nisâ 4/157, 171) şeklinde on bir yerde geçmektedir. Ancak Kur’an’daki mesîh kelimesi hıristiyanların bu kelimeye yüklediği anlamda değildir. Îsâ Mesîh diğer peygamberler gibi yaratılmıştır, bir kuldur. Ona ulûhiyyet nisbet etmek, onu rab edinmek kesinlikle doğru değildir (et-Tevbe 9/30-31). Mesîh diye nitelendirilmesinin birçok izahı yapılmaktadır (bk. MESÎH). Hz. Îsâ’ya verilen diğer isim ve unvanları şu şekilde sıralamak mümkündür: Müeyyed (el-Bakara 2/87), rûhullah (en-Nisâ 4/171), kelime (Âl-i İmrân 3/39), vecîh (Âl-i İmrân 3/45), sâlih (Âl-i İmrân 3/46), resûl (Âl-i İmrân 3/49), mübeşşir (es-Saf 61/6), münebbi’ (Âl-i İmrân 3/49), musaddık (Âl-i İmrân 3/50), âyet (el-Mü’minûn 23/50; Meryem 19/21), merfû‘ (en-Nisâ 4/158), temizlenmiş (Âl-i İmrân 3/55), göz aydınlığı (Meryem 19/26), abd (Meryem 19/30), nebî (Meryem 19/30), mübârek (Meryem 19/31), ilim veya alem (ez-Zuhruf 43/61), rahmet (Meryem 19/21).

    YanıtlaSil
  63. Meryem, Îsâ’yı dünyaya getirdikten sonra kavminin yanına döner. Kavmi, bâkire Meryem’i kucağında çocukla görünce çocuğun gayri meşrû bir ilişkinin ürünü olduğunu sanarak, “Ey Meryem! Gerçekten sen iğrenç bir şey yaptın. Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir insan değildi, annen de iffetsiz değildi” derler (Meryem 19/27-28). Bunun üzerine beşikteki Îsâ şunları söyler: “Ben Allah’ın kuluyum. O bana kitabı verdi ve beni peygamber yaptı. Nerede olursam olayım O beni mübarek kıldı; yaşadığım sürece bana namazı ve zekâtı emretti. Beni anneme saygılı kıldı; beni bedbaht bir zorba yapmadı. Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kabirden kaldırılacağım gün esenlik banadır” (Meryem 19/27-33; Sa‘lebî, s. 383-386). Kur’ân-ı Kerîm’de Îsâ’nın doğumundan itibaren tebliğ faaliyetine kadar geçen dönemle ilgili olarak sadece Meryem ve oğlunun iskâna elverişli, suyu bulunan bir tepeye yerleştirildikleri bildirilmektedir (el-Mü’minûn 23/50).

    Diğer İslâmî kaynaklarda Meryem’in yanında amcasının oğlu Yûsuf b. Ya‘kūb’dan da söz edilir. Meryem’in hamile olduğunu anlayan Yûsuf bunu iyi karşılamaz, fakat daha sonra durumu anlayınca Meryem’in işlerini de kendisi yapar. Doğum yaklaşınca Allah’ın emriyle Yûsuf, Meryem’i oradan uzaklaştırır ve bir hurma ağacının altında Îsâ dünyaya gelir. Bu esnada bütün putlar yüzüstü düşer. Durumdan endişe eden şeytanlar İblîs’e haber verirler, o da Îsâ’nın doğduğu yere gelir; fakat melekler her taraftan Îsâ’yı kuşattıkları için bir türlü ona yaklaşamaz (Taberî, Târîḫ, I, 593-595; Sa‘lebî, s. 381-384).

    Kur’an’a göre Allah, Îsâ’ya kitap vermiş ve onu mübarek kılmıştır (el-Mâide 5/75; Meryem 19/30-31). O İsrâiloğulları’na gönderilen bir peygamberdir (Âl-i İmrân 3/49; en-Nisâ 4/171). Bir olan Allah’a kulluğa çağırmış (el-Mâide 5/117), Tevrat’ı tasdik etmiş, bazı hususlarda onu neshetmiş (Âl-i İmrân 3/50; el-Mâide 5/46), kavmine namazı ve zekâtı emretmiştir (Meryem 19/31).

    YanıtlaSil
  64. Kur’an’da Hz. Îsâ’nın doğduğundan, öleceğinden ve tekrar hayata döneceğinden söz edilir (Meryem 19/33). Ancak genel İslâmî telakkiye göre onun bu dirilişi, Hıristiyanlık’taki gibi çarmıha gerildikten sonraki diriliş değil kıyamet sonrası diriliştir. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’e göre Îsâ çarmıha gerilmemiştir. Yahudiler, Îsâ’nın tebliğ ettiği mesajdan hoşlanmamışlar ve onu öldürmek için tuzak kurmuşlardır (Âl-i İmrân 3/54). “Allah elçisi Meryem oğlu Îsâ’yı öldürdük demeleri yüzünden onları lânetledik. Halbuki onu ne öldürdüler ne de astılar, fakat öldürdükleri onlara Îsâ gibi gösterildi. Onun hakkında ihtilâfa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedir; bu hususta zanna uymak dışında hiçbir sağlam bilgileri yoktur. Kesin olarak onu öldürmediler, bilakis Allah onu kendi nezdine kaldırmıştır. Allah izzet ve hikmet sahibidir” (en-Nisâ 4/157-158). Böylece Hıristiyanlık’ta önemli bir dinî inanç olan, insanların günahına kefâret olmak üzere Îsâ’nın çarmıha gerilmesi hadisesinin İslâm’da kabul edilmediği görülmektedir.

    Kur’an’da Hz. Îsâ’nın öldürülmediğini ve çarmıha gerilmediğini bildiren âyette yer alan “şübbihe lehüm” ifadesi çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. Bu ifadenin şekillendirdiği İslâm geleneğine göre çarmıh ve çarmıha gerilen bir kişi vardır, fakat bu Îsâ değildir. İslâmî rivayetlere göre çarmıha gerilen kişi, Îsâ’nın yerini yahudilere ve Roma makamlarına gösteren Yahuda İskaryot’tur. Hain Yahuda tam Îsâ’yı ele vereceği sırada Îsâ’nın sûretine büründürülmüş ve Îsâ yerine çarmıha kendisi gerilmiştir. Diğer bir rivayete göre ise çarmıha gerilen kişi haçı taşıması için görevlendirilen Kirinuslu Simun’dur (Simon le Cyreneen). Bu kişinin Îsâ’nın tıpatıp benzeri olan başka bir şahıs olduğunu söyleyenler de vardır. Buna benzer bir yorum hıristiyan dünyasında da yapılmıştır. Docetler’e (Docetes =

    YanıtlaSil
  65. Aphtartolâtres) göre Hz. Îsâ’nın ıstırap çekmesi ve çarmıha gerilip öldürülmesi sadece görüntüdedir; aslında onun yerine bir benzeri, belki de Kirinuslu Simun çarmıha gerilmiştir. İslâmî kaynaklarda konunun ayrıntısına dair farklı rivayetler bulunmaktadır (Taberî, Târîḫ, I, 601-605; İbnü’l-Esîr, I, 226-227).

    Hz. Îsâ’nın yahudiler tarafından öldürülmediği ve asılmadığı Kur’an’da açıkça belirtilmekle birlikte âkıbeti, ölüp ölmediği ve semaya ref‘inin nasıl olduğu konusu hem müslümanlarla hıristiyanlar arasında hem de müslümanların kendi aralarında tartışmalıdır. Îsâ’nın dünyevî hayatının sonuyla ilgili âyetlerde yer alan iki kavram büyük önem taşımaktadır. Bunlar “teveffî” ve “ref‘” kavramlarıdır. Âl-i İmrân sûresinde (3/55) Allah, “Ey Îsâ! Seni vefat ettireceğim (müteveffîke), seni nezdime yükselteceğim (râfiuke), seni inkâr edenlerden arındıracağım ve sana uyanları kıyamete kadar kâfirlerden üstün kılacağım” demektedir. Mâide sûresinde ise Allah Îsâ’ya, “Beni ve annemi Allah’tan başka iki tanrı bilin diye sen mi dedin?” diye sorduğunda Îsâ, “Ben onlara ancak bana emrettiğini söyledim. Benim de rabbim, sizin de rabbiniz olan Allah’a kulluk edin dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onları kontrol ediyordum. Beni vefat ettirince artık onların üzerine gözetleyici yalnız sen oldun” diye cevap vermektedir (el-Mâide 5/116-117). Bu âyetlerden, önce teveffînin ve ardından ref‘ hadisesinin olacağı anlaşılmaktadır. Nisâ sûresinde yahudilerin Îsâ’yı öldüremedikleri, asamadıkları, bilakis Allah’ın onu kendi nezdine aldığı belirtilmektedir (4/157-158). Buradan ve nüzûl-i Îsâ ile ilgili hadislerden hareketle genelde Îsâ Mesîh’in “ruh maa’l-cesed” Allah katına ref‘ olunduğu, kıyametten önce tekrar geleceği ve o zaman ruhunun kabzedileceği kabul edilmektedir. Bu görüşü benimseyenlere göre Îsâ yahudiler tarafından öldürülmemiş, Îsâ’ya benzer bir kişi çarmıha gerilmiş veya Îsâ’nın çarmıha gerildiği zannedilmiş, Îsâ semaya ref‘ edilmiştir; kıyamette tabii olarak ölecek ve genel dirilişle o da dirilecektir. Diğer taraftan Îsâ’nın öldürülmekten ve çarmıha gerilmekten kurtulduğu, fakat, “Seni vefat ettireceğim, seni nezdime yükselteceğim” (Âl-i İmrân 3/55) âyeti gereği dünyevî ömrünü tamamlayıp vefat ettiği, ruhunun Allah katına yükseltildiği görüşü de ileri sürülmektedir. Ahmediyye’ye (Kādiyânîlik) göre haç üzerindeki zâhirî ölümü ve dirilişinden sonra Hz. Îsâ İncil’i tebliğ etmek üzere Keşmir’e gitmiş, orada 120 yıl yaşamıştır. Kabri Srinagar’dadır (EI2 [Fr.], IV, 88).

    YanıtlaSil
  66. Nitelikleri. a) Allah’tan Bir Kelime Oluşu. Üç âyette Hz. Îsâ’nın “Allah’tan bir kelime” olduğu ifade edilmektedir (Âl-i İmrân 3/39, 45; en-Nisâ 4/171). Îsâ’nın Allah’tan bir kelime oluşu Allah’ın “ol” emrinin gerçekleşmesi ve onun peygamberliği gibi çeşitli şekillerde açıklanmaktadır (bk. KELİME). b) Allah’tan Bir Ruh Oluşu. Kur’an’da Hz. Îsâ’dan “Allah’tan bir ruh” olarak da bahsedilmekte (en-Nisâ 4/171), Meryem’e ruhtan üflendiği (el-Enbiyâ 21/91; et-Tahrîm 66/12), böylece Îsâ’nın hayat bulduğu belirtilmektedir. Buradaki ruh kelimesi “Allah’ın emri, üflemesi, rahmet ve hayat” şeklinde yorumlanmaktadır (Taberî, Câmiʿu’l-beyân, VI, 24-25). c) Peygamberliği ve Mûcizeleri. İslâm inancına göre Hz. Îsâ, ne hıristiyanların iddia ettikleri gibi bir tanrı veya Tanrı’nın oğlu ne de yahudilerin iddia ettikleri gibi sıradan bir insandır, o Allah’ın gönderdiği bir nebî (Meryem 19/30) ve resuldür (en-Nisâ 4/157, 171; el-Mâide 5/75; es-Saf 61/6), İsrâiloğulları’na gönderilmiş bir peygamberdir (Âl-i İmrân 3/49; es-Saf 61/6), kendisine İncil verilmiştir (el-Mâide 5/46). Tevrat’ı tasdik etmiş, bazı hususlarda onu neshetmiştir (Âl-i İmrân 3/50; el-Mâide 5/46). Îsâ, “Muhakkak ki Allah benim de rabbim sizin de rabbinizdir. Öyleyse O’na kulluk ediniz. İşte doğru yol budur” (Âl-i İmrân 3/51; Meryem 19/36) diyerek İsrâiloğulları’nı bir olan Allah’a kulluğa davet etmiş (el-Mâide 5/72), Allah’ın kulu olduğunu belirtmiş (en-Nisâ 4/172; Meryem 19/30), birçok mûcize göstermiştir. Mâbede adanmış, itaat ve ibadetle meşgul olmuş, Allah tarafından rızıklandırılmış, iffet sembolü olarak yetişmiş olan Meryem’den (Âl-i İmrân 3/37, 42-43) babasız dünyaya gelmiş (Âl-i İmrân 3/45-47; Meryem 19/17-22), böylece hem anne hem oğul ilâhî kudrete bir alâmet kılınmıştır (el-Mü’minûn 23/50). Hz. Îsâ’nın gösterdiği mûcizeler Kur’an’da şu şekilde belirtilmektedir: Beşikte iken ve olgun bir insan tavrıyla konuşmuştur (Meryem 19/30; el-Mâide 5/110; Âl-i İmrân 3/46). Çamurdan yaptığı kuş şekline üfleyip onu canlandırmıştır (Âl-i İmrân 3/49; el-Mâide 5/110). Anadan doğma körü ve alacalıyı iyileştirmiştir (Âl-i İmrân 3/49; el-Mâide 5/110). Ölüleri diriltmiştir (Âl-i İmrân 3/49; el-Mâide 5/110). Evlerde yenilen ve biriktirilen şeyleri haber vermiştir (Âl-i İmrân 3/49). Semadan sofra indirilmiştir (el-Mâide 5/112-115). Bazı hıristiyanlar, semadan sofra indirilmesi mûcizesinin İncil’de geçen son akşam yemeği veya Petrus’un vizyonunda belirtilen şey olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bunun, Hz. Îsâ’nın az miktardaki ekmek ve balıkla çok kişiyi doyurmasına (Matta, 14/17) işaret olduğunu söyleyenler de vardır. d)

    YanıtlaSil
  67. ATATÜRK MASON MUYDU?

    Atatürk Beyoğlu'ndaki Vedatas Mason Locasına nasıl götürüldü? Orada neler yaptı?

    Atatük'e kimler, ne zaman 33. derece Masonluğu teklif ettiler?

    Kimler Atatürk'ün birçok fikir ve davranışlarının Masonluğa uygun olduğundan bahsetmiştir.

    Atatürk'ün hizmetçisi Cemal Grada ve eski Van Milletvekili İbrahim Arvas, Atatürk ve Masonlar konusunda hatıralarında neler anlattılar?

    Atatürk "Mason olmuştum" dedi mi?

    Masonlar tarafından Atatürk'e "fahri başkanlık" önerildi mi?

    "Bir gün bir arkadaşım beni alıp, Beyoğlu'ndaki Mason cemiyetine götürdü. Daha ne olduğunu bile anlayamadan kendimi cemiyetin içinde buldum. Mermer merdivenlerden büyük bir salona indik. Orada yüzlerini göremediğim bir takım kişiler vardı. Bizi buyur edip oturttular, kahveler sundular, hal hatır sordular. Orada fazla kalmadık, tekrar merdivenlerle daha da aşağıya indik. Bir öncekinden daha geniş bir salonda bulduk kendimizi. Salonda büyük bir kalabalık toplanmış. kılıçlı bir tören yapılıyordu.

    Bu işleri daha önceden bildiğini anlatıyordu. Kılıçların arasından geçip, kutsal bir kitaba el bastık. Bütün bunlar olup bittikten sonra dışarı çıktık..." Atatürk bu olayı ne zaman yaşadı?

    www.kalipso.com.tr

    YanıtlaSil
  68. Atstuk perpeliten rozdan my oldu? Yoksa organize br onajere nobi yollarla haarlanan bir yok etme planina mi kurban. pomos? Turkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Ataturk çevresini saran sukast planlanan habersiz olabileceklere karp tedbiroz mya?

    Ataturk Nasil Olduruldu? Mustafa Kemal'in ölumünün ardindaki or perdesini araliyor. Kitap, belgeler eşiğinde Ataturk un yapamı ve olumine dar bugune dek gun yuzune pkmomo gerçeklerle yuzleştiriyor okuru. Bir Ataturk kronolojisi albrak do okunabilecek ecerde asrik tonhi bilgiler günumuz pen ceresinden sorgulamyor Kitapta yanıtın bulacağına sorular ve ginç konu başlıklarından bazan sunlar

    YanıtlaSil
  69. Ataturk gerçekten rodonaldu? Yoksa organ cnayete tibbi yollarla haarlanan bir yok etme planinam kutue gomigo? Turkiye Cumhuriyeti'nin kurveusu Attik pere saran suikast planiandan habersia, olabileceklere karp terve myd?

    Ataturk Noaill Olduruldu? Mustafa Kemal'in oumunun ardindakı sır perdesni araliyar Kitap belgeler eşliğinde Ataturk'un yaşamı ve olumüne dair bugune dek gun yuzune çıkmamış gerçeklerle yuzleştinyor okuru Bir Ataturk kronalaja alarak da okunabilecek ecerde asirlik tanhi bilgiler gunumuz pen cereainden sorgulayar Kitapta yanıtını bulacağınız sorular ve ilginç kanu başlıklanından bazılan şunlar

    • Ataturk alkolik miydi?

    • Ataturk ün gerçek hastalığı neydi?

    • Uygulanan yanlış tedavi, kullanılan ilaçlar ve yan tesirlennin sorumlulan kim?

    Ataturk u oldürmək niçin zordu?

    • Onu kimler, neden ilaç yoluyla zehirlemek istediler?

    Ataturk u oldürmek için uluslararası organize olmuş, sistemli ve gizemli bir organizasyon nasıl oluşturuldu? Bu organizasyona Kimler dahildi?

    - Cumhuriyetin ilk yıllannda Ataturk'un Yahudiler ile ilişkisi masıldı?

    - Ataturk Sabetayoı mıydı?

    Atatürk'un Turkçe din fiknnin gerçek yuzunu biliyor muyuz?

    Gerçek bir dindar olarak Ataturk'u nasıl tanımlamak gerekir? Yahudilenn Cumhuriyet dönemindeki labicilik faaliyetlen

    elerdi?

    "Kimse Ataturk kadar guzel 'Allah!' diyemez" sozleri kime ait?

    YanıtlaSil
  70. INLAM TARİHİ MEDİNE DEVRİ XI

    453

    Hz. Ebd Bekir Babam, anam Sana feda olsun! Hod sürettis deşleri ne demektir?s diye sordu, reygamberimiz Vakia, Karia, Seele Bailün, Amme İreşşemad küvviret süreleridir! buyurdu. (37) yetek

    Abstullah b. Abbas «Resûlullah Aleyhisselâm'a, bütün Kurk Jery Alside su (Festakin kema ümarte del dan dung met et!) (Hüd: 112) Ayetinden daha şiddetli, daha güç bir miştir. Ayet

    Bunun için (Had, vakıa sürelerile kardeşleri olan süreler, ağarttı, kocalttı!) buyurdu. demiştir. (38) Imam Kuşeyri (376-465) nin, Ebû Abdurrahman üssülemul'den tiğine göre: Ebû Aliyyüşşebevi demiştir ki «Resûlullah Aleyhisselam

    rüyada gördüm. Kendisine (Yå Resülallah! Senden rivayet olunuyor ki: (Hid resi, beni ihtiyariattı!) buyurmuşsun. Seni ihtiyarlatan, Hüd süresinde

    anlatılan Peygamberlerin kas ları ve ümmetlerin heläk edilmelerimidir?) diye sordum. Resûlullah (Hayır! Fakat, yüce Allah'ın (Festakım kemå me

    te Emr olunduğun gibi, istikamet et!) sözüdür.) buyurdu. (39) Peygamberimiz, Kendisine uyanlarla birlikte, İslamiyetin gereken ne göre amel'e ve ona davete devam etmek, bütün emir ve nehiylerds İstikårnet üzere bulunmakla emr olunmuştu. (40)

    İstikametin Månåları ve Dereceleri:

    İstikamet, täatla måsiyetlerden sakınmayı birleştirmektir. Hakikat chline göre İstikamet; bütün kulluk ahdlerini yerine ge

    İstikamet, itidalı olmak demektir. (41)

    tirmek. Her şeyde: Yemede, içmede, giyinmede kuşanmada, dini, dünye

    vi her işde itidal haddini gözeterek Sırât-ı müstakımde yürümeğe de vam etmektir.

    Bu Suât-ı müstakını, Ahiretteki Sırât-ı müstakım gibidir. Bunun için, Peygamber Aleyhisselâm (Hüd süresi, beni, ihtiyarlat

    ta!) buyurmuştur. (42) miram Kuşeyri «Istikamet, bir derece olup her şeyin kemali ve ta mamı, onunladır.

    (37) - Sa'd Tabakat n. 1, 435-436 (2) Zemaligeri Kenyaf e. 2, s. 205

    ( 9) Imam Kugeyrt Risålevälkuşeyriye c. 2, s. 441 40) Hanin Tefsir e. 2, a. 351-352

    11) Firuabidi

    ( (42) Seyyid Serif Tarifata. 11

    ofa

    ( Kamarulmuhit c. 4, a. 170

    YanıtlaSil
  71. ANLAK, PITHAMBRI

    meydana gelmesi ve dingina

    ve davranışında istikameti olmayan kini gider

    Aktükten sonra skip (Nahi: 92) buyurmuştur. (43)

    met'in üç dereceni vardır: Takvim,

    Ev Aliyyüddakkak (Rh.) dan işittimur

    1 ikamet, Istikamet.

    tasfiye edip saf håle getirmektir.

    Takvim: Nefsleri Samet Kaibleri terbiye etmektir.

    bikamet Hakikat sırlarına yaklaştırmak, yaklaştırılmaktır)

    Deniliyor ki:

    bikamet, Sözlerde Gıybeti, bırakmakla, Işlerde, Bid'atı,

    Hallerde de, Hakk'ın, kalbe tecellisine engel olacak şeyleri yok et- mile olur.

    Visti'ye göre İstikamet, öyle bir haslettir ki, bütün güzellikler, mia kemal bulur. O'nun yokluğu ile de, çirkinleşir. (44) Surit, Cehennem'in üzerine uzatılmış, kıldan ince, kılıçtan kes- hir Köprüdür.

    Bu Alemde, Bırât-ı müstakim üzerinde bulunan ve istikamet eden Ahiret Sırtını kolaylıkla geçip kurtuluşa erer. Fakat, dünyada istikametten ayrılan ve isyania, kazandığı günah

    bra artımın yükünü ağırlaştıran kişi ise, daha ilk adımda Sırattan sayar ve Cehenneme düşer! (45) Pastakam hemå ümirte. Sen, malyyetindeki tevbe edenlerle tellite emr olunduğun gibi istikamet et!

    Aan gitmeyinia!

    Çünki, Allah, ne yaparsanus, hepsini hakkıyla görücüdür (46) mına gire, yalnız Peygamberimizin değil, Peygamberimale bir

    Mamanların da, istikamet ve itidal üzere hareket etmeleri ge

    17. Medine Devci X1/F

    YanıtlaSil
  72. Bir adam malının zekatını öderse, malın şerri ondan gider.
    Ravi: Hz. Câbir (r.a.)
    Sayfa: 399 / No: 1
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  73. ki Allah her bak

    BIR

    ŞÜKÜR

    Şükür, derin bir saygıyla nimet sahibinin iyiliğini anmak, ona karşı edep ve saygısını dile getirmektir. Kul, verdiği nimetlerden dolayı Allah'a minnettar- lık duyar. Bu duyguyu sözleri ve amelleriyle göstermesi şükürdür. Şükür, her nimeti, Allah'ın razı olacağı şekilde değerlendirmek, maddi ve manevi bütün nimetlerin asıl sahibinin Allah Teâlâ olduğunu idrak etmektir. Kur'an'da şükür. kulluğun gereği olarak değerlendirilmiş, Allah'ın nimetlerine mazhar oldukları halde şükretmeyenler kınanmıştır (A'raf 7/10). Hz. Peygamber de yaptığı ibadetleri Allah'ın verdiği nimetlere bir şükran ifadesi olarak değerlendirmiştir Bubor Teheccud, 6). Kulun dilinde daim olan şükür, Allah'a gönülden itaat edip günah- lardan uzak durmak suretiyle, nimete minnettar olmaktır. En büyük teşekkür Yüce Allah'a itaat edip günah işlemekten uzak durmak suretiyle yapılandır. Şükrün zıddı ise nankörlüktür. Mümin zihnini, kalbini, dilini, bedenini şükür nimetinden mahrum bırakmaz. Ömrünü, şükürle bereketlendirir.

    YanıtlaSil
  74. Bir kimse bir mü'mini sevindirirse Beni sevindirmiş olur. Kim Beni sevindirirse, Allah indinde bir ahid almış demektir. Kim de Allah'dan bir ahid alırsa, ateş ona asla dokunmayacaktır.
    Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
    Sayfa: 399 / No: 2
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  75. ŞAFİİYE GÖRE HÜKÜMLERİN DELİLLERİ

    27-ŞAFİİYE GÖRE HÜKÜMLERİN KAYNAKLARI VE BUNLARIN

    MERTEBELERİ

    ONDÖRDÜNCÜ FASIL

    KİTAP (KUR'AN-I KERİM)

    128-ŞAFİL, İSTİDLAL HUSUSUNDA KİTAP İLE SÜNNETE AYNI MERTEBEDE ITİBAR EDER

    129-ŞAFİİ'NİN MAKSADINI DOĞRU ANLAMAK İÇİN ÜÇ NOKTANIN G

    ÖNÜNDE TUTULMASI

    130-KU'AN'IN ARAPÇA OLDUĞU

    KUR'AN'DAKİ ÂMM VE HASS KELİMELER

    131-MANTIKÇILARA VE USÜLCÜLERE GÖRE AMM VE HÄSS NEDİR?...

    132-KUR'AN'DAKİ AMM LAFIZLARININ ÜÇ KISMA AYRILMASI

    133-FARZ-1 KİFAYE HAKKINDA

    134-UMUM MURAD OLUNAN VE HUSUSİLİK DE BULUNAN AMM VE

    FARZ-I KİFAYE

    135-BU KONUDA ŞATIBİ'NİN DEDİKLERİ.

    136-HASS, BİR MANA

    YanıtlaSil
  76. İMAM ŞAFİÎ

    Muhammed Ebû ZEHRA

    Yazan

    Terceme Eden

    Osman KESKİOĞLU

    Din İşleri Yüksek Kurulu Eski Üyesi

    YanıtlaSil
  77. Arz üzerinde iki eman sebebi vardır. Ben emanım ve istiğfar da emandır. Ben kalmıyacağım ama istiğfar emanı kalacak. Şu halde her günah ve kusurda istiğfara devam edin.
    Ravi: Hz. Osman İbni Ebi As (r.a.)
    Sayfa: 325 / No: 14
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil

    Yuksel6 Aralık 2024 22:21
    Sineğin bir kanadında derd, bir kanadında şifa vardır. Bir kaba tek kanadla düşerse öbür kanadını da batırın. Şifası derdini giderir.
    Ravi: Hz. Ali (r.a.)
    Sayfa: 325 / No: 10
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  78. Gadab şeytandandır. Şeytan da ateşten yaratılmıştır. Su ise ateşi söndürür. Öyle ise biriniz gadablanınca hemen yıkansın.
    Ravi: Hz. Muaviye (r.a.)
    Sayfa: 225 / No: 5
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil

    Yuksel6 Aralık 2024 22:36
    Şarkı, oyun ve eğlence kalbde nifakı büyütür. Nasıl ki su otu büyütüyorsa. Nefsim Yed-i kudretinde olan Allah'a kasem ederim ki, Kur'an ve zikir kalbde imanı büyütür, tıpkı suyun otu büyütmesi gibi.
    Ravi: Hz. Enes (r.a.)
    Sayfa: 225 / No: 13
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil

    Yuksel6 Aralık 2024 22:38
    Cennette altından bir direk ve üzerinde zebercedden şehirler vardır ki, onlar Cennete yıldızlar gibi ışık verirler. Ve bunlar Allah rızası için birbirlerine muhabbet edenler içindir.
    Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
    Sayfa: 125 / No: 6
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil

    Yuksel6 Aralık 2024 22:39
    Allah Teala bir kulu sevdiğinde, onu kendisini ittihaz eder (Kulu kendisi ile meşgul eder.), zevce ve çocukları ile meşgul etmez.
    Ravi: Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
    Sayfa: 25 / No: 1
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil

    Yuksel6 Aralık 2024 22:40
    Allah Teala bir kulu sevdiğinde, onu dünyadan korur; sizden birinizin hastasını sudan koruması gibi.
    Ravi: Hz. Katade ibni Numen (r.a.)
    Sayfa: 25 / No: 2
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil

    Yuksel6 Aralık 2024 22:40
    Allah Teala bir kulu sevdiğinde ona dünya işlerini kapar, ahiret işlerini ise açar.
    Ravi: Hz. Enes (r.a.)
    Sayfa: 25 / No: 3
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil

    Yuksel6 Aralık 2024 22:42
    Sizden biriniz, müslümanlık görevini güzel yaptığı zaman, amel ettiği her hasene için, kendisine on mislinden yedi yüz katına kadar sevap yazılır. Yaptığı her bir seyyie için ise misli kadar yazılır. Allah'a kavuşuncaya kadar bu böyledir.
    Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
    Sayfa: 25 / No: 12
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  79. I

    ONALTINCI FASIL

    NESİH

    161-NESHİN TARİFİ, NESİH HER DINDE VARDIR

    162-NESHİN HİKMET VE SEBEBİ...

    163-NESİH HANGİ HÜKÜMLERDE CEREYAN EDER?

    164-ŞAFİİ ER-RİSALE'SİNDE NESHİ NASIL ANLATIYOR?

    165-KİTABIN KİTAPLA, SÜNNETİN SÜNNETLE NESHİ (EBÜ MÜSLİM İSFAHANİ NESHİ KABUL ETMEZ)..........

    166-ŞAFİİYE GÖRE KİTAP ANCAK KİTAPLA NESHOLUNUR, SÜNNET KİTABI NESHEDEMEZ. VARİSE VASİYET, MİRAS AYETLERİYLE Mİ

    NESHOLUNDU?

    SÜNNETİN NESHİ

    167-ŞAFİİYE GÖRE SÜNNET SÜNNETLE NESHOLUNUR, KİTAPLA SÜNNET NESHOLUNMAZ...

    168-BAZI USŪLCÜLER, ŞAFİİYE MUHALEFET EDEREK SÜNNETİN KİTAPLA NESHOLUNDUĞUNU SÖYLERLER...

    169-SÜNNETİN KİTAPLA NESHOLUNDUĞUNA DELİLLER

    170-ŞAFİİ, MUTLAKI TAKYİDİ, TAHSİSİ NESİHDEN SAYMAZ. ONA GỒ

    NESHIN MANASI......

    ONYEDİNCİ FASIL

    ICMA

    171-ICMAIN HÜCCET OLDUĞU VE DELİLLER ARASINDAKİ YERİ, ASH ICMAI

    172-ŞAFİİ ER-RISALE DE ICMAI ANLATIYOR VE HÚCCET OLDUĞUNU KİTAPTAN, SÜNNETTEN DELİLLERLE İSPAT EDİYOR.

    173-İCMA MÜÇTEHİTLERİN İTTİFAKİYLE OLUR.

    174-EHL-1 MEDİNE'NİN AMELİ, ŞAFİİYE GÖRE İCMA DEĞİLDİR.

    175-ŞAFİİ, MEDİNE HALKININ AMELİNİ HÜÇGET TANDY

    YanıtlaSil
  80. Kur'an ve Sünnet'te KALBİ HAYAT

    Kur'an'a göre ilâhi vahyin insanla buluşma noktası kalbdir. İnsanın idrak, duygu ve amel gibi fonksiyonları kalb merkezlidir. Îman, nifak ve inkâr gibi itikâdî yönelişler; sevgi, merhamet ve korku gibi ahlâkî ve psikolojik değerler, hep kalbe nisbet edilmiştir. İnsanı Hak katında mükerrem kılan "takva"nın mahalli kalb olduğu gibi kıyamet gününde kişinin değer ölçüsü de kalbdir. Bu sebepledir ki o, "nazargâh-ı ilâhî" olarak tavsif edilmiştir. Hz. Peygamberin -sallallâhü aleyhi ve sellem- "Dikkat edin cesette bir et parçası vardır ki o iyi olursa bütün beden iyi olur; o bozuk olursa bütün beden de bozulur; işte bu et parçası kalbdir" (Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsākât, 107 Mâce, Fiten, 14.) Sözleri ise kalbin insanda en önemli bir merkez olduğunu açıkça vurgular mâhiyettedir.

    İşte bu kitap, müslümânın, emanet edilen ömrü, "kalbî hayat" diye özetlenebilecek bir derinlikte yaşamaktan başka yolu olmadığını açıklıyor.

    Şimdi elinizde, hem Kur'an ve Sünnet'in ölçülerini belirlediği "kalbi hayat" konusunda sağlam bir müracaat kitabı, hem de dost ortamlarında gönül huzuru içinde paylaşılacak bir sohbet kitabı vardır.

    YanıtlaSil
  81. Allah'a masiyet olan yerde kimseye itaat yoktur. İtaat ancak meşru yerdedir.
    Ravi: Hz. Ali (r.a.)
    Sayfa: 481 / No: 8
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  82. SAVM (ORUÇ) ve PEYGAMBERİMİZİN NAFİLE ORUÇ TUTUŞU

    Savm'ın Lügat Manası:

    Türkçe Oruç demek olan Savm, aslında mutlak İmsåk, yani tut

    mak alıkoymak demektir. (1) Savm, sözden veya yürümekten tutmak yerinde de, kullanılır. (2)

    Savm'ın Şeriat Dilindeki Manası:

    Şeriat dilinde Savm, Mükellef olan kimsenin, sabahtan, yani tanyeri ağarmağa başladıktan güneş batıncaya, akşam oluncaya ka dar nefsi, ibadet niyetile, yemekten, içmekten ve cinsi ilişkilerden

    tutması, alıkoyması demektir. (3)

    Orucun Çeşidleri ve Teşriindeki Hikmet:

    Oruç: Farz, Vacib ve Nåfile olmak üzre üçe ayrılır.

    Orucun teşriinde bir çok hikmetler vardır.

    Bu cümleden olarak:

    1. Oruç, nimete şükür vesilesidir.

    Nefs; yemekten, içmekten ve cinsi ilişkilerden, nimete şükr için bir müddet ahkonulur.

    Nitekim, Rabbül'älemin olan yüce Allah, oruç åyetinde ... Olur ki, şükr edersiniz. (Bakare: 185)» diyerek buna işaret buyurmuştur.

    2. Neís, oruç sayesinde Takvå mertebesine erer.

    Yani, yüce Allah'ın haram kıldığı şeylerden oruçla korunulur. Nitekim, oruç hakkındaki Ey iman edenler! Sizden öncekilere

    yazıldığı, farz kılındığı gibi, size de, oruç, yazıldı, farz kılındı.

    Olur ki, korunursunuz. (Bakare: 183)» âyetinin sonundaki (Le alleküm tettekun) ile buna işåret buyrulmuştur.

    3. Oruç sâyesinde mizaca, tabiata galebe şehvet kırılır. çalınıp hâkim olunur,

    Çunki, nefs, doyduğu zaman, şehvet arzuları artar, çoğalır. Fakat, acıktığı zaman, nefsin bu arzularından korunulur.

    Oruç, mâsiyetlerden korunmağa bir vesiledir. (4)

    1) Rämb - Müfredatülkur'an s. 291, Seyyid Şerif - Tarifat s. 91

    ( (2) Rågb Müfredätülkur'an s. 291

    (3) Rägib - Müfredatülkur'an a 291, Seyyid Şerif - Tarifat s. 91 (4) Käsini Bedäylussanayi e. 2, s. 75-76

    YanıtlaSil
  83. SAVM (ORUC) VE PEYGAMBERİMİZİN ORUÇ TUTU

    Mücahidler, Cihad kapısından, oruçlular, Heyyan kapuundan, Sadaks sahipleri de, Sadaka (Zekát) kapısından çağırılırığından, yurdu

    Ebû Bekir (RA); (Babam, Anam, Sana fedă olsun ya Resülallah! Bir kirase için, bu kapıların hepsinden çağırılmak, mümkinmidir? Bir kimsenin, bu kapıların hepsinden çağırıldığı olabilir mi?) diye

    sordu.

    Resûlullah Aleyhisselâm (Evet! Hepsinden çağırıla bilir

    Şefaatci olacaklardır.

    Senin de, onlardan olmanı umarım!) buyurdu. (25) Yine, Peygamberimiz «Kıyamet günü, oruç ve Kur'ân, kullar için

    Oruç (Ya Rab! Ben, bunu, gündüzün yemekten ve şehvetlerden men ettim. Bunun hakkında, beni, Şefäateı kill) diyecek. Kur'ân da (Bunu, geceleyin uykudan men ettim. Bunun hakkın-

    da, beni, Şefäatcı kıl!) diyecek. Her ikisi de, şefâat edeceklerdir. buyurmuştur. (26)

    Peygamberimizin İftar Düaları:

    Peygamberimiz, iftar edeceği, orucunu açacağı zaman (Allâhüm me leke sumtü ve alâ rızkuke eftartü Allah'ım! Senin için oruç tut tum ve Senin verdiğin rızıkla da, iftar ettim, orucumu açtım.) (27)

    (Elhamdü lillähillezi eâneni fesumtü ve rezakani fe eftariü

    Hamd, Allah'a mahsustur ki, O, bana yardım etti de, oruç tuttum. Ba- na nak verdi de, iftar ettim, orucumu açtım.)

    (Allahümme leke sumna ve alá rızkıke eftarnă fe tekabbelbü min- al inneke entessemiül'alim Allah'ım! Senin için oruç tuttuk ve Se- nin verdiğin rızıkla da, iftar ettik, orucumuzu açtık.

    Sen, oruçlarımızı kabul buyurl Çünki, yapılan düaları işiten ve tutulan oruçları bilen Sensin Ben!) diyerek düa ederdi. (Ebû Bekir Ahmed b. Muhammed-Amelül-

    yevm velleyle s. 179-180) Peygamberimiz, Hz. All'ye de «Ey All! Ramazan ayında oruç tut- luğunda, orucunu açtıktan sonra (Allâhümme leke sumtü ve aleyke levekkeltü ve alá rızkıke eftartü Allah'ım! Senin için oruç tuttum. Bana tevekkül ettim. Senin verdiğin rimkla da, iftar ettim, orucuma tum) dels buyurmuştur. (İbn-i Hacer-Metallbül'aliye c. 1, s. 290-291)

    Buhart - Sahih c. 2, s. 227, Tirmizi - Sünen e 5, s. 614, Nesal - Sünen c. 4. 180 Ahmed b. Hanbel Müsned e. 2, s. 174

    (27) Ebû Davud Sünen c. 2, s. 300

    YanıtlaSil
  84. İSLÂM TARİHİ

    Hz. MUHAMMED (A.S.) ve İSLÂMİYET

    MEDİNE DEVRI

    11

    Yazan:

    M. ASIM KÖKSAL

    (Diyanet İşleri Başkanlığı Müşavere ve Dint Eserleri İnceleme Kurulu Asa Muavinliğinden amekli)

    MISVAK

    Neşriyat ve Dağıtım İşletmonl

    YanıtlaSil
  85. Ey insanlar kendinizi hoş tutun. Zira iş sağır ve gaibe dua etmiyorsunuz. Siz, sizi işiten ve her yerde yakın ve beraber olan Allah'a dua ediyorsunuz.
    Ravi: Hz. Ebû Mûsa (r.a.)
    Sayfa: 495 / No: 1
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  86. 4. Nisa Süresi

    Ayet: 26-27-28

    6

    ye "Ve sizi, sizden öncekilerin", geçmiş peygamberlerin ve salih koll nin "yollarına iletmek ve günahlarınızı bağışlamak", sizi içinde bulun duğunuz Allah'a karşı gelme durumundan tevbe etmeye muvaffak ke rak kendisine isyandan itäata döndürmek "ister". Burada hitap, butin mükelleflere değildir ki, Allah'ın bu iradesi tevbe etmeyenler hakkında geçerli olmasın. Bilakis bu hitap böyle bir tevbeyi eden muayyen bir grup içindir.

    "Allah" sizi "hakkıyle bilendir", sizin için istediği şeylerde de "ye gåne hikmet sahibidir."

    وَ اللَّهُ يُرِيدُ أَنْ يَتُوبَ عَلَيْكُمْ وَ يُرِيدُ الَّذِينَ يَتَّبِعُونَ الشَّهَوَاتِ أَنْ تَجِيلُوا

    ميلاً عَظِيمًا (٢٧)

    27- Allah sizin tevbenizi kabul etmek ister; şehvetlerine uyanlar (kötü arzuların esiri olanlar) ise büsbütün yoldan çıkmanızı isterler.

    "Allah sizin teubenizi kabul etmek ister" ifadesi, Allah Teälä'nın istediği şeyin son derece faydalı, günahkarlanın istedığı şeyin ise son de rece zararlı olduğunu beyan etmektedir. Önceki ayet ise Allah Teälä nan onları tevbesini kabül etmek istediğini beyan etmekteydi. Şu halde bir tekrar söz konusu değildir

    "Sehvetlerine uyanlar ise", bunlardan maksat günahkarlardır. Çun vlerine uymak, onlara boyun eğmek demektır. Arzularını ser Meridie car gördüğü ruhsat verdiği çerçevede yerine getirenler ise şehvet lanne değil, yeri şerife uymuş olurlar

    un ve kiz kardeslerviti kızlarıyla evlenmeyi helal saydıklan için Allah Demadi bu meciale, baba bir kız kardeşleri ile erkek kardeşler eventeenment haram olduğu halde hala kun ve tova Ta de belal sorun Ouleuse erkek kardes ve fiz ka

    YanıtlaSil
  87. MALI VE CANI MUHAFAZA,

    يا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لا تَأْكُلُوا أَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ إِلا أَن تَكُونَ تِجَارَةٌ عَنْ تَرَاضٍ مِنْكُمْ وَ لَا تَقْتُلُوا الْفُسَكُمْ إِنَّ اللَّهَ كَانَ بِكُمْ رَحِيمًا ) وَ مَنْ يَفْعَلْ ذَلِكَ عُدْوَانًا وَظُلْمًا فَسَوْفَ تُصْلِيهِ نَارًا وَ كَانَ ذلك على الله يسيرًا (٢٠) إِن تَجْتَنِبُوا كَبَائِرَ مَا تُنْهَوْنَ عَنْهُ تكفر عَنكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ وَ تُدْخِلُكُمْ مُدْخَلاً كَرِيمًا (٢٠)

    29- Ey iman edenler! Aranızda karşılıklı rızaya dayanan ticaret olması hali müstesnå, mallarınızı, bâtıl (hak- sız ve haram yollar) ile aranızda (alıp vererek) ye- meyin. Ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah si- ze karşı çok merhametlidir.

    30- Kim düşmanlık ve zulüm ile bunu (haram yemeyi veya öldürmeyi) yaparsa (bilsin ki, onu ateşe so- kacağız, bu ise Allah'a çok kolaydır.

    31- Eğer yasaklandığınız büyük günahlardan kaçınırsa mız sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere sokarız.

    YanıtlaSil
  88. Erkekler kadınlara itaat ettiklerinde mahvoldular.
    Ravi: Hz. Ebû Bekre (r.a.)
    Sayfa: 455 / No: 4
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  89. Risale-i Nur dan

    Seçilmiş Vecizeler

    Sözler var; zindanları saray yapar, ölümü sevgili, kabri gül bahçesi gibi sevdirir, darağacında asılmayı bekleyen bir çaresizi ebedi idamdan kurtarır, fani ve fakir bir adama dünya kadar ebedî bir mülkü kazandırır, ebedi hayatın levazımatını buldurur. Yeterki insan kulağını tıkamasın, gönül kapılarındaki kilitleri kırsın, ölüden daha ölü olanları dirilten, maddesiyle manasıyla iflas etmiş zavallıları sultan yapan sözler var.

    "Nerede o sözler, hani?" diyorsanız, gözlerinizi yüreğinizle birlikte açın, basiretinizde yanınızda bulunsun ve elinizdeki kitabın sayfalarını çevirmeye başlayın.

    YanıtlaSil
  90. Kütüphanesi'nin içinden bir görünüş

    Bu evin her yıl Rebîülevvel ayının 12. günü Mek- ke'de bulunanlarca ziyaret edilmesi adettendi Os- manlı Sultanı II. Mustafa, burada Ramazan'ın 27. gecesinde Hz. Peygamber'in nübüvvetini ta'zim ve Rebîülevvel'in 12. gecesinde Resûl-i Ekrem'in doğu- munu kutlamak amacıyla mevlit törenleri düzen- lenmesini emretmiş ve bunun için tahsisat ayırmış- tır. Daha sonra bu kutlamalar sadece 12 Rebîülev- vel'de sürdürülmüştür.

    Bugün Safâ ve Merve tepeleri arasındaki sa'y yerinin tam karşısında, Mina ve Azîziye'ye giden tünelin gi- rişine yakın yerde mevcut olan bu ev, 1379 (1959) yılından beri Mekke Kütüphanesi olarak hizmet ver- mektedir.

    YanıtlaSil

    Yuksel14 Aralık 2024 09:05
    HİCAZ ALBÜMÜ

    Fotoğraflarla Kutsal

    Topraklar

    YanıtlaSil
  91. GENC

    ebeti genç Dergisi

    YIL:16

    SAYI: 181

    EKİM 2021

    www.gencdergisi.com

    YanıtlaSil
  92. ez-ZÜMER SÜRESİ

    Cüz: 23

    Sûre: 39

    11- (Rasûlüm! Ümmetini iman ve takvâya teşvik etmek için) de ki:

    "Şüphesiz ben(im gibi peygamberlerin en üstünü olan bir kişi bile), dini (ve ibadeti, şirk ve riya gibi se- vapları iptal eden her türlü günahtan arındırıp) Allah'a halis kılan biri olarak O'na ibadet etmemle emro- lundum!

    12- Ben (şeref ve mertebe bakımından) Müslüman- ların ilki olmam için (bu ihlasla) memur kılındım! (Zira dinde öncülük, ihlás nispetinde elde edilir.)"

    13- (Habibim! Seni atalarının dinine çağıran Kureyş kâfirlerine) de ki: "Muhakkak ki ben, (faraza size uya- rak) Rabbime isyan edecek olursam; pek büyük bir günün azabından korkarım!"

    14- De ki: "Ben, dinimi Kendisine tahsis edici biri olarak ancak Allah'a ibadet ederim!

    15- Artık siz O'nun dışında dilediklerinize tapın (da belânızı bulun)!" (Habibim! Sana: "Atalarının dinine uymazsan büyük zarara uğrarsın" diyenlere) de ki: "Şüphesiz o (zarar çeşitlerinin hepsini kendilerinde toplayarak tam manasıyla) hüsrâna uğramış olan- lar, (dünyada Allah için yerini yurdunu terk edenler değil,) asıl kıyamet gününde kendilerini ve ailele- rini (cennetten mahrum bırakıp, cehenneme sokarak) zarara uğratmış olanlardır.

    İşte sana! Haberin olsun ki; ancak bu, pek açık hüsrân (ve telafisi olmayan sonsuz bir ziyân)ın ta kendisidir!

    16- Üzerlerinden doğru o (üst üste binmiş) ateş- ten birçok gölgelikler; altlarından da (yatak ve döşek gibi kendilerini saran) birçok tabakalar onlara aittir.

    İşte sana! Bu (feci azap) ki, Allah kullarını ancak bununla korkutmaktadır.

    Ey Benim kullarım! Öyleyse Benden hakkıyla sa- kının (da gazabımı celbedecek günahlara bulaşmayın)!

    YanıtlaSil
  93. KUR'ÂN-I MECID ve TEFSİRLİ MEÂL-İ ALİSİ

    HAZIRLAYANLAR

    MAHMUD USTAOSMANOĞLU Riyâsetinde ilmî bir heyet

    İSTANBUL-2014

    YanıtlaSil
  94. Kin tutmaktan sakının. Zira o, helak edicidir.
    Ravi: Hz Ebu Hureyre (r.a.)
    Sayfa: 177 / No: 3
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  95. Aişe Validemiz'in annelerimiz arasındaki konumu çok farklıdır; zira o, din adına hizmet etmeye ihtiyaç duyulan Medîne yıllarında, Resûlullah'ın yanında yer alan husûsî bir vezir- dir ve bu yönüyle o, Medîne döneminde akla gelen ilk isimdir. Husûsî bir donanıma sahiptir ve Allah ona, misyonunu edâ adına müthiş bir zekâ lütfetmiştir. Duyduğunu olduğu gibi ka- bullenmeyen, onu Kur'ân ve Sünnet'in kıstas- larına göre sorgulayan bir fıtratı vardır. Kulağı vahiyde, gözü ise istikbâldedir. Ayaklarını sapasağlam bastığı yerde o, Saâdet Asrı ile is- tikbali birbirine bağlayan muhteşem bir köprü gibi durmaktadır.

    Onun bulunduğu yerde ayrı bir canlılık vardır; atmosferine girenler, vahyin insibāğıyla bo- yandıklarını hisseder, Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) ziyaret etmişçesine bir heyecan ve canlı- lıkla geri dönerlerdi.

    Dün olduğu gibi bugün de yerini belirleye- meyenlerin Annemiz üzerinden dine dil uzat- maya çalıştığı bir dönemi, maalesef yine yaşı- yoruz. Zihinlerin kirli, bakışların bulanık ve kit- lelerin de muhakemesizliğin kurbanı olduğu böyle bir dönemde "Aişe Validemiz", ehl-i insaf ve vicdanı yeniden sırât-ı müstakîme davet edi- yor. Elinizdeki bu kitabın, sözü edilen davette

    YanıtlaSil
  96. İHTİLAFLAR BÖLÜMÜ: 13,353, 17,518.

    Fitne bir kere çıktı mı sonu gelmez: 13,450-51.

    Fitnede gençler rol oynar: 13,462-63.

    Fitnede herkese ferdi olarak terettüp edecek vazifeler: 13,375.

    Fitnede müdafa- nefis: 13,386,387.

    Fitnede sabır: 13,375.

    Fitnede sahabenin tutumu: 13,520.

    Fitnede tesebbüt (Dikkatli, sabırlı olma): 17,5628.

    Fitneden kimler salim olabilir. 17,532.

    Fitne, fikri gruplaşımadır. 13,452.

    Fitne hadiselerini sahabeler çıkarmadı: 13,520-21-22.

    Fitne hususunda islamın fetvası: 13,441.

    Fitne-irşad münasebeti: 3,381.

    Fitneye karşı fiili ve tatbiki plåndaki tedbirler: 1,435-36. Fitnenin çeşitleri: 13,394-95.

    Fitne-isyan: 6,198.

    Fitne Hz. Osman (r.a.)'ın hilafetiyle başladı: 17,156.

    YanıtlaSil

    Yuksel17 Aralık 2024 21:37
    18. CİLT

    MEFHUMLAR FİHRİSTİ

    Fitne patlak verince yapılacak tavsiye: 13,365-66.

    Fitne sebebiyle zamanın fenalaşması: 17,545.

    Fitnenin geldiği cihet ve fitnelerin çıktığı kimseler: 13,471-72-73.

    Fitnenin girmediği ev kalmaz: 13,466-67.

    Fitnenin vasıfları: 13,447-48.

    Fitne sırasında müslümanların takib edeceği siyaset: 13,373,

    Fitne yavaş gelişir. 13,448-49.

    Fitne zamanında cimrilik artar, asiller öldürülür, meydan adillere kalır: 13,461.

    Fitneye karışmanın yasak olması: 13,370-71.

    Fitneye karışan sahâbeler: 13,527-28.

    Fitneyi ihbar: 13,360.

    Fitne zamanında dilini tutmak: 13,390-91; 17,529.

    Fitne zamanında din lafta kalır: 13,456-57.

    Fitne zamanında eve çekilmek, dağa çekilmek: 13,378-79-80.

    Fitne zamanında herkes kendi görüşünü beğenir, cehalet artar ve şaşkınlık olur: 13,454-55.

    Fitne zamanında irtidat artar. 13,459-60.

    Fitne zamanında kerahet: 13,391.

    Fitne zamanı katı vak'aları artar: 13,463-64.

    Fitne zamanında kişinin kendiyle meşgul olması, başkasının sapıklığı ona zarar vermememesi: 13,366.

    Fitne zamanında öldürmektense ölmeyi tercih etmek: 13,383-84.

    Fitne zamanında ölüm aranır, ganimet (devlet malı) helal addedilir: 13,466.

    Fitne zamanında silah edinmemek: 13,392-93.

    Fitne zamanında terk-i diyår etmek: 13,380-81.

    Fitne zamanında yalan artar: 13,452.

    Fitne zamanında zenginlik artar. 13,460-61.

    Fitnecileri yalnız bırakmak: 13,377-78.

    Allah'a karşı sıdk içinde olana fitne zarar vermez: 14,238-39-42.

    Demirbaş fitne: 13,395.

    Dört büyük fitne: 13,419.

    İctimai kargaşa olarak fitne: 13,356-57.

    Ismen zikredilen fitneler: 13,398-99.

    Ismen zikredilmeyen fitneler: 13,418. Kıyamete kadar hakim olacak fitne: 13,426.

    Medine'ye fitnenin çokca yağması: 13,428.

    Resulüllah (s.a.v.) bizleri dahili fitneye karşı uyarmıştır. 15,422-23.

    Resulüllah (s.a.v.) kıyamete kadar gelecek olan fitne başlarını haber

    vermiştir: 15,428-29. Sahâbe ve fitne hareketleri: 13,519-20.

    Sahâbe ve Tabiin arasında çıkan kavga ve ihtilaf: 13,482-83-84.

    Ümmeti helak edecek bela, fitnedir. 15,422.

    Zamanla vukua' gelecek fitne ve hevalardan zikredilenler: 13,394-95-96.

    Fiyat kızıştırmaya dair. 3,62.

    Fiyat söylerken yüksek değil satmak istenilen fiat söylemelidir. 17,252.

    Fıkıh olmayan ibadette hayır yoktur. 15,185.

    71

    YanıtlaSil


    Yorum Gönder
    Bu blogdaki popüler yayınlar
    Ruhu l beyan
    Ekim 23, 2024
    Devamı
    Nefis
    Aralık 07, 2024
    Devamı
    Tarih
    Ekim 23, 2024
    Devamı
    Blogger tarafından desteklenmektedir
    Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır

    Yuksel
    Profili ziyaret edin
    Arşivleme
    Kötüye Kullanım Bildir

    YanıtlaSil
  97. HAZRETI ISA'NIN BİR AHMAKTAN KAÇMA KISSASI

    KISSA: 12

    HAZRETİ İsa dağa doğru, hızla gidiyordu. Bir kimse, bu hali görünce :

    - Hayrola Ya Isát... Arkandan, seni kim kovalıyor? Kimden kaçıyorsun? dedi. Hazreti İsa, o adama cevap vermedi. O adam:

    Ya Ruhullah!... Allah aşkına biraz dur, Bu kadar hızlı olmaktaki hikmet nedir? deyince: İså Aleyhisselâm:

    Bir ahmaktan kaçıyorum; Kendimi onunla konuş- maktan kurtarıyorum. Git!.. Bana ayak bağı olma, dedi. O kimse:

    Ya Nebiyyallah!.. Sen o Mesih değilmisin ki? Se- nin duânla bunca körler görür oldu. Bunca mevtalar di- rildi, hastalar şifa buldu, dedi. Îså Aleyhisselâm:

    Evet, ben o mesihim!.. O kimse :

    Madem ki, her dediğini Cenab-ı Hak kabul ediyor; Şu halde neden kaçıyorsun? deyince; Îsâ Aleyhisselâm:

    Hak Teâlânın zâtı pâkine kasem ederim ki, ben İsmi Azam'ı bir ölüye okudum, ölü dirildi. O İsmi Azam'ı ahmağın kalbine binlerce okuduğum halde, aslâ tesir et- medi!... Yine hilkatı hamakatinde kaldı. Ve o ahmak, ka- ra taş gibi kara huyundan asla vaz geçmedi, dedi. O kim- se:

    Yâ Ruhullah!.. Hikmet nedir ki; O ismi mukadde- sin bir yerde tesiri görülsün de, diğer mahalde tesiri gö- rülmesin? dedi. Îsâ Aleyhisselâm :

    Ey insan!.. Bil ki, ahmaklık illeti kahrı hüdâdır. Fakat körlük, sağırlık illeti kahrı hüdâ değildir. Muhab- beti ilahiyeden dolayı iptilâ ve imtihandır. Emrazı cisma- niye bir çiledir ki, Cenab-ı Rahmandan rahmet getirir;

    19

    YanıtlaSil
  98. am Rahiminə yetirir, Ahmaklık in MADAMALLANO ALA KULUBIHIM VE ALA SEMTHIN VALA ERSARINIM GESAVE TÜN VE LEHUM AZABUR kettle kaha hüdadır. Yani Allah o kalket mestre mohor vurmuştur. Kulakları de perdeler vars demektir. O mührü Hüday bounaya kimse mokrede değildir. Bunun çaresi yoktur, Gam qucesi ondan kaçmaktin, dedi.

    by nanda, Kolakların hakikatı dinlemekten, ağızla in bakitan sakmekten, kalbleri hakikatı sevmekten zevi mayandırda kaçım. Çünkü, onların kasaveti ruhlye si, salere çökorda, siz de ebediyen o hastalığa mübtelä asuna, Bandanda ki, İså Aleyhisselâm Havarilerine:

    -Sini kabul etmeyen, sizi dinlemeyen olursa, gidi sin. Gikokon, ayakkabılarınızın tozunu siliniz buyur UNSHIL

    Masnovi ba hikkyeyi söylerken, «ahmaklardan kaçın! Candel ish lagi. Pra, ahmağım sohbeti bir çok kanlar ditais dye, ba sen hikmeti beyan eder. Buna binaen Sharon Nobi Aleyhisselâm'da:

    AKR, DOSTUM, AHMAK, DÜŞMANIM.» buyurmuş

    khmaları sohbeti kargalar gibi bir les etrafında planin. Meclisleri meclist fesattır. Sohbetleri, grybel. Wilina, anelleet kan dökmektir. Ey iman). Ehli dil ol, ehli dilin meclisleri gül, sob

    beuki muhabbetilt, amelleri İyiğe müteveccihtir. Insank, billik meyetini ancak, bu gibilerin yanın

    Wille vir olmak, almaktan kaçmak insanı iki ciha solametine er

    YanıtlaSil
  99. DAVET

    Makam-ı âlâda Asrın Vekili Felâha çağırıyor, duyanlar gelsin. Koymuş teşhisini mana hekimi Kalbi İslâm için vuranlar gelsin.

    Hillet kulesine çekmiş sancağın, Benlik dağlarını aşanlar gelsin. İhtilaf yolundan çekip ayağın, Bu hizmette vücut bulanlar gelsin.

    İslâm'a yapılan sinsi hileyi, Açılmak istenen menhus yareyi, Dine indirilen dessas darbeyi, Şahsında hissedip şahlanan gelsin.

    Unutup şahsını "nahnü" isteyen, Şahs-ı maneviye uyanlar gelsin. Bu yolda "ene"yi feda eyleyen, İttihat havzına atanlar gelsin.

    144

    YanıtlaSil

    Yuksel21 Aralık 2024 02:58
    Zübeyir Gündüzalp

    Rıza-i Hak için hizmet eyleyen, Medihten, senadan kaçanlar gelsin. Hakkı tutup daim hakkı söyleyen, Mertler boy göstersin, sıddıklar gelsin.

    Şarktaki mü'mine batan dikeni, Garptan hisseyleyip duyanlar gelsin. Din için boynuna takıp kefeni, Malından canından geçenler gelsin.

    İslâm ruhtur, fertler vücut olmalı. Bir iğne sokulsa, hepsi duymalı. İrtibat kesmeyip hayat bulmalı. Bu birlikte vücut bulanlar gelsin.

    Meslek Haliliye, meşrep hillettir. Nur'un ölçüsü bu, uymak gerektir. İhlâsla gidene bu bir ahenktir. Bura merdan yeri, ser veren gelsin.

    Kardeş tövbe ile abdest al, pak ol. Seni selâmete çıkarır bu yol. Husumeti bırak, muhabbetle dol, Uhuvvet bahrine dalanlar gelsin.

    B din Bunu bir kardeş gör

    YanıtlaSil

    Yuksel21 Aralık 2024 02:59
    İHSAN ATASOY

    Nur'un Büyük Kumandanı

    Zübeyir Gündüzalp

    YanıtlaSil
  100. DÜNYA VE MEY YIT MEKANI

    Ölüm yok oluşmudur, yoksa ikinci bir doğum mu?

    (Bu yazı, Diziler ve âlemler, yazısından sonra okunmalıdır.)

    Mehmet DÜZCEVİ

    YanıtlaSil
  101. keskin görür», derler.

    (Kâf, 22)

    Cahiller ve materyalistler ölümde, bedenin erimesiyle insan kaybolup, yok oluyor sanırlar. Bunu Einstein dahi fizik ilmiyle redetmiştirki (E=mc²) madde özelliğini kaybedip enerji ha- line dönüşebilir. Sonra tekrar madde haline gel- mek imkânı vardır. Yani madde, enerjinin (kuv- vetin) belirli bir halidir.

    Ölüm tabii bir halden başka bir hale geçiş- tir. Tabiri caizse boyut değişikliğidir. Nasıl ki Dünya âleminin kendine has hayat ve çevre şartları vardır. Kabir hayatınında böyle özel şart- ları bulunur. Diğer bir âlemde başka şartlar. Bir diğerinde daha başka... Ömer bin Abdül aziz rahmetullahi aleyh» yerinde söylemiştir. «Siz- ler ancak ebediyyet (sonsuzluk) için yaratıldınız! Lakin bir evden bir eve göç edersiniz>> Öyle iki evki tuğlaları, çimentosu şekli, içindeki malze- mesi, eşyası tamame birbirinin zıddı. İçene giril- meden yakin anlaşılamıyor.

    İnsanlara en yakın mekân cinlerin yaşadığı mekândır. Zira özellik bakımından birbirine ben- zer. Onlardada doğma büyüme ve ölme vardır. İnsanların üzerinde yaşadığı mekân,ve gerekse cinni mekân olsun, Dünyadandır. Dünya âlemi- ne en yakın âlem ise kabir âlemidir. Çünkü bur- dan çıkılıp ona girilir. Bu dahi kalınıcı yer de- ğildir. Daha birçok âlemlere girip çıkılarak ahi- ret âleminin son safhası cennet» ve cehen- nem yurdur gelinir. Kişi dünyada nasıl bir mekân özelliği kazanmışsa o hal üzere uygun mekända ikamet eder.

    Sual: Cinlerin varlığı (ortalama insanların

    YanıtlaSil
  102. on katıl, yaşadıkları, yiyip içtikleri) bildiriliyor. Neden göremiyoruz? Kabir hayatında bahis edi liyor ama, açılan bir çok mezarda bir şey görüle miyor?

    Bir önceki bahiate cismin ve cismin tabi olduğu məkanın fizik ve kimya özelliklerinden söz etmiştik. Cevap olarak şöyle kabaca bir mi sal verebiliriz:

    Atomun kendi bünyesin de elektron çapının 100.000 katına varan boşluk bulunmaktaydı. Atomlarda elektriksel çekim gücüyle gruplaşarak molekülleri, moleküller cismi meydana getiri yor. Yani madde muazzam boşluklara havi. Ken- di mekânımızı oluşturan atomlar kimyasal bağa girerek dünyayı, şekillendiriyorlar, (anlaşılabil mesi için şekilde dünya otomlarını siyah ola rak gösterelim. Cinnin bulunduğu mekân atom- larıda beyaz olsun.) Her iki atom türü kendi ara- larında ilgi kurarak, eşya ve canlı şartları tama men farklı iki âlem oluşturuyorlar. Aslında bu iki âlem içiçedir. Yanı birinin bulunduğu yerde diğeride vardır. Fakat siyah atomların kendi ne vileriyle ilgisi olduğundan yanlız siyah atom äle -mi var, diğeri yokmuş gibi hal alır. Beyaz atom- lar âlemi de kendi mekânlarını kurarak, kendi âlemini var, siyah atom alemini yok gösterir. Böylece her iki alem canlıları birbirlerinden ha bersiz yaşarlar. Eğer geçiş şartları sağlanabilir- se irtibat kurulabilir. Fakat bu insanlar için zor dor. Zira insan cesedi sabit bir varlıktır. Hare keti yavaştır. Ginnin lee cesedi hava molekülle ri bulunduğundan elastiki yapıya sahiptir. Kendi seklinde çok geniş sahaya yayılır. Veya mele kotlerini topliyarak çeşitli süratlere gireki bu dunya mekanında gözükmesidir (Insan süretine girebileceği gibi kedi, köpek veya eava süretin de bulunabilir) kabir Alemi bu iki alemden de aniaartmaz. Çönkü verlik sartian daha başkade.

    YanıtlaSil

  103. Anasayfa
    Yazarlar
    Foto Galeri
    Video Galeri
    Canlı Yayın
    Gazeteler
    Son Dakika
    Gündem
    Hava Durumu
    Toplum
    Kadın
    Sağlık
    Eğitim
    Emek
    Ekonomi
    Hayatın İçinden
    Gezi
    Dünya
    Kültür Sanat
    Özgürlük Meydanı
    Magazin
    TV-Dizi-Eğlence
    Tarih
    Spor
    Yerel Haberler
    Bilim ve Teknoloji
    Şans Oyunları
    Şans Oyunları Sonuçları
    Resmi İlanlar
    Namaz Vakitleri
    Çerez Politikası
    e-Aydınlık
    Hakkımızda
    Künye
    İletişim
    Aydınlatma Metni
    Ticari Elektronik İleti Onay Metni
    Kişisel Verilerin Korunması
    Uygulamayı Edinin
    App Store'dan Edinin
    Google Play'dan Edinin
    Huawei Store'dan Edinin

    Haberler
    Yazarlar
    İsmet Özçelik
    Partilerde sızıntı artıyor
    23 Aralık 2024, 00:00
    İsmet Özçelik
    İsmet Özçelik
    Gazete Yazarı
    Tüm Yazıları
    Seçimler yapılalı 1,5 yıl oldu.

    Yeni seçim için daha süre çok.

    Normalde bu süreç sakin geçerdi.

    Ancak bir gariplik var.

    AK Parti, CHP, MHP, İYİ Parti…

    Hepsinin içi kaynıyor.

    Bütün partilerde gruplaşmalar…

    Bel altı vuruşlar yaşanıyor.

    SIZINTI
    Partilerde kim ne yapıyor?

    Hangi ihaleyi kim almış?

    Kimin yakını devleti dolandırıyor?

    Yasa dışı işler yapıyor.

    Hangi bankadan nasıl kredi almış?

    Ne kadarının üstüne yatmış?

    Belediyelerde dönen dolaplar…

    İddialar belgeleriyle servis ediliyor.

    A partisi, B partisi, C partisi fark etmiyor.

    Bütün partilerde durum aynı.

    Ciddi “sızıntı” yaşanıyor.

    SERVİS
    İş biraz karışık.

    İktidar içindeki olaylar…

    Muhalif basına…

    Muhalefet belediyelerindeki yolsuzluklar…

    İktidara yakın basına servis ediliyor.

    Kaynak deşifre olmasın isteniyor.

    Bunun için de taktikler geliştirilmiş.

    Hedef şaşırtma…

    Küçük yanlış bilgiler…

    Daha bir sürü yöntemler…

    ÇOK KONUŞANLAR
    Bütün önlemler alınsa da…

    Kusursuz iş olmuyor.

    Özellikle çok konuşanlar açık veriyor.

    Bu nedenle basın kulisleri hareketli.

    Kimin kimle arası iyi.

    Kim kimden bilgi alıyor.

    Çok sayıda iddia dolaşıyor.

    Buna Külliyedekiler de dahil.

    FARKINDALAR
    Konuyu merak ettim.

    İktidar ve muhalefetten isimlerle konuştum.

    Onlar da durumun farkında.

    Sızıntıların kaynağını araştırıyorlar.

    İki büyük partiden iki isim.

    Sanki anlaşmış gibiydiler.

    Özetle şunları söylediler:

    “Genel Başkan partiye güvenmiyor.

    Parti organlarında konuşulan özel bilgiler…

    Toplantı sonrasında ortalıkta.

    Bu nedenle önlem aldı.

    MYK’ya bile ayrıntılı bilgi vermiyor.

    Ciddi bir güvensizlik var.”

    Çok garip ama aynı şeyleri aktardılar.

    İÇ MYK
    Partilerdeki kıdemli isimler.

    Onlarla süreci değerlendirdik.

    Her şeyi görüyorlar.

    Daha çok nedenlerini üzerinde durdular.

    Özetle şu tespitleri yaptılar:

    “Partilerin organları…

    Parti Meclisi,

    Merkez Karar Yönetim Kurulları…

    Merkez Yürütme Kurulları...

    Siyasi Partiler Yasası açık.

    Partiler buralardan yönetilir.

    Ama şu anda durum farklı.

    ‘İç MYK’lar’ oluşmuş.

    Kararlar buralarda alınıyor.

    Diğer organlara tebliğ ediliyor.

    Onlar da gereğini yerine getiriyor.

    DAHA VAHİMİ
    Bazı partilerde iş daha da vahim.

    Kararlar deftere yazılıyor.

    Bir görevli imza için dolaştırıyor.

    Seçilmişler ne yazdığını okumadan…

    Doğru mu yanlış mı sorgulamadan imzalıyor.”

    NE OLUR
    Manzara böyle.

    Peki bu durum ne kadar sürer?

    Onu da sordum, şöyle dediler:

    “Bütün partilerde sıkıntı var.

    Genel başkanlar partiye hakim değil.

    Hepsi gelişmeleri izliyor.

    Daha çok beklemedeler.

    Buna AK Parti de dahil.

    Ama sonsuza kadar devam eder mi?

    Kestirmek zor.

    Partilerde bağlar zayıfladı.

    Kopan karşı partiye geçebiliyor.

    Kimsenin kaybetme lüksü yok.

    Cumhurbaşkanlığı sisteminin sonucu.

    Kimse ne yaşanacağını kestiremiyor.”

    Durum esas olarak böyle, izliyoruz…

    YanıtlaSil
  104. Her salih ve facir kimsenin arkasında namaz kılın. Her salih ve facirin cenaze namazını kılın. Her salih ve facir amirle de cihad edin. ( Facir hem müslüman, hem günahkar kimse)
    Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
    Sayfa: 308 / No: 5
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  105. DURUŞUNU BOZMAYAN ADAM EHMET AKİF ERSOY

    Mustafa Mirza DEMİRİ

    MEHMET AKİF ERSOY

    İ stiklal Şain Mehmet Akif Ersoy, bu milletin zihninde gönlunde taht kurmuş, hafızasında ve ruhunda derin iz bırakmıştır Akıf, kuvvetli kalemı, eserleri ve maneviyatı kendini aziz milletine adamış, gerek hissiyatı ve fikriyatı gerekse önculuğuyle Mili Mucadele'nın adeta manevi onderl rinden olmuştur. Anadolu insanınin yeniden dirilişine ve kull inden doğan bir milletin şahsiyet inşasına bayraklık eden Ak her zaman Müsluman duruşunu ilke edinmış, "Gerçek bir müm asaleti nasıl olmalıdır?" sorusunun en güzel cevabını varlığıyla v eserleriyle ortaya koymuştur

    Vatanını, milletini ve tarihini seven, haksızlığa ve zulme asla ta hammülü olmayan asıl duruşunu hiçbir zaman bozmamış, he zaman milletini bir arada tutma, ayrılık ve çatışmalan bertara etme gayretini göstermiş, sadece milletin değil ümmetin de bir- lik ve beraberliğinin en buyük savunucusu olmuştur. Yüce Allah' bağlılığını, kendı milletine güvenını ve bağımsızlığa olan inancın kaleme almakla kalmamış, adeta bütün dünyaya haykırmıştır Sadece eserlenyle değil, örnek hayatıyla da çağlar aşan bir etki alanına sahip olan Akıf duruşuyla, eserlenyle, hayatıyla gonuller- de ve zihinlerde hiçbir boşluk bırakmayacak şekilde yaşadı ve 27 Aralık 1936'da sessizce Hakk'a yurüdu. Ruhu şad olsun.

    Milli Şair Mehmet Akif in vefatının 88, seneideviyesinde okurla- nmıza takdim etmek istediğimiz eser, Türkiye Diyanet Vakfı Ya- yınlan arasında yerini alan ve Mehmet Nezir Gul'un kaleminden, Duruşunu Bozmayan Adam. Mehmet Akif Ersoy Gul, eserin ön sözünde yer alan, Akif'ı tanımamız gerekiyor. Hakkında binler- ce kitap ve makale yazılmış bir insan olmasına rağmen yine de onu yeterince tanıdığımızı söyleyemeyız... Milletimizın, özellikle gençlerimizin onu tanıması, örnek alması gerekiyor. Bu bizim içın dini, milli, tarihi ve edebi bir görevdir" ifadeleriyle kıtabın yazılış amacını özetliyor Yazar, Mehmet Akif'i ve eserlenni bütün yön leniyle inceleyen çalışmasını dört bölümde ele alıyor. Eserin g riş kısmında şairin portresini çizmeye çalışırken onun yokluk ve hasretle geçen hayatına değiniyor. "Örnek Kışılığı başlıklı ilk bo- lümde şairin doğruluğu, dürustlüğu, sözünde duruşu, nezaketi. samimiyeti, dinine ve milletine olan bağlılığı, mizahı, musıkıyı ve sporu seven yapısı gibi karakteristik özelliklerinı anlatıyor İkin- ci bölum, "Sosyal ve Mucadelecı Kışılığı başlığıyla genel olarak Akif in "aksiyoner" tarafını ele alırken "Fikir Dunyası" başlık üçüncə bölum ise şairlığı, hikâyecılığı, vatan ve millet sevgis kültür ve medeniyet anlayışı gibi şairin fikri yonunu inceliyor San böllum, Safahar, İstiklal Marşı ve Çanakkale Şehitlerine eserlen başta olmak üzere Akif in pek çok kiymetli eserini içenyor Mel tupian, tercome çalışmalan ve yarim kalan yaz glen de dant Mahnmet Akif kronolojisi, hakkında söylenenler, parlerinde b saçeve kaynakça kesimlanıyla eser son buluyor

    YanıtlaSil
  106. 90

    Cumhur

    Bir matematikçi sanmaz, fakat bilir; inandırmaya çalışmaz çünküst Güveninizi beklemez, belki dikkat etmenizi ister.

    Henri Poincar

    Bir memleketin nasıl yönetildiğini anlamakmı istiyorsunuz, onun muz kulak veriniz. Nerede güzel eserlerden oluşmuş uyum varsa, orada adalet erdem hüküm sürer.

    Konfüçylis

    Bir memleketin yükselmesi, ev ve alle muhabbetine bağlıdır.

    Charles Dickens

    Bir metre iş yapmayı, bir kilometre söz vermeye değişmem.

    James Howell

    Bir miktar karşı düşünme ve karşı koyma, insanın en büyük yardımcısıdır.

    John Neal

    Bir millet hiçbir zaman bir diğerinin taklitçisi olmamalıdır. Aksi takdirde ne taklit ettiği millete benzeyebilir, ne de kendi öz varlığını koruyabilir. Bunun sonucu da şüphesiz hüsrandır.

    Mustafa Kemal Atatürk

    Bir millet ordusunu kaybedebilir, bağımsızlığını da kaybedebilir; fakat dilini sakladıkça o millet yaşıyor demektir.

    Nihal Atsız

    Bir millet, savaş meydaniannda ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak, kültür ordusuyla mümkündür.

    Mustafa Kemal Atatürk

    Bir milleti tutsak etmek isterseniz, onun müziğini çürütün.

    Konfüçyüs

    Bir milletin ahlakı dişleri gibidir. Çürüdüğü nispette acısını hisseder.

    Bernard Shaw

    Bir milletin büyüklüğü nüfusunun çokluğu ile değil, akıllı ve fazilet sahibi adamlarının sayısı ile belli olur.

    Bir enalletin ideallerini, reklamlara bakarak anlayamazsınız.

    Victor Hugo

    Norman Douglas

    YanıtlaSil
  107. BİR HADİS

    Insan öldüğünde amel defteri kapanır ancak şu üç durum hariç: Faydası devam eden sadaka, istifade edilen ilim De anne-babasına dua eden hayırla eulat. (Masile, Vasiyye. 14)

    AMEL DEFTERİMİZ

    İnsanın dünyada benimsediği inanç ve işlediği bütün fiiller Kıyamet gününde bir kitap halinde kendisine sunulacak, okuma bilen ve bilmeyen herkesten kendi kitabını okuması istenecektir. İşte bu kitaba amel defteri denir. Dünya hayatın- da herkes amel defterini kendisi yazacaktır; hayır işleyen hayır, şer işleyen şer yazacaktır. Cennete girecekler amel defterlerini sağ taraflarından yüzleri parlak bir halde, cehenneme gireceklerse sol taraflarından yüzleri kapkara bir hålde alacaklardır. İyi kulların amel defterleri illiyyînde, günahkarlarınki ise siccinde bulunacaktır. Amel defterimiz, Kiramen Kätibîn melekleri tarafından 7/24 kayıt yapan bir sistem misali hiçbir husus geride bırakılmaksızın kaydedilmektedir. Bu sebeple Müslüman'ın otokontrol mekanizmasına sahip olması gerekir. Cibril hadisinde geçtiği üzere Müslüman'a ihsan şuuru yaraşır ki o da şudur: Allah'ı gö- rüyormuşçasına kulluk etmektir, her ne kadar biz O'nu bu dünyada göremesek de O bizi her daim görmekte ve gözetlemektedir.

    YanıtlaSil
  108. BIR HADIS

    Benim şu mescidinde kalman bir vakit namaz Mescid-i Haram dışındaki diğer mescitlerde kalınacak bin vakit namazdan hayırlıdır. (Bhart fmescall Melde vel Medine". I

    PEYGAMBER EMANETİ: MESCİD-İ NEBEVİ

    Hz. Peygamber'in (sas) Mekke'den Medine'ye hicreti yalnızca İslam tarihi için değil insanlık tarihi için de bir dönüm noktasıdır. Bir mekân değişikliğinden çok daha öte anlamları olan hicret, dünyevi hiçbir çıkar gözetmeksizin sırf Allah rızası şuuruyla fedakârlık ve gayretten kaçınmayan muhacir ve ensarın simasında, İslam'ın bireysel boyuttan toplumsal boyuta geçmesi bakımından varoluş mücadelesinin simgesi, Müslüman kimliğinin miladıdır. Müslümanların hak, hakikat ve medeniyet yolculuğu Medine'de, şehrin kimliğini inşa eden Mescid-i Nebevi'nin gölgesinde başlamıştır. Zira Mescid-i Haram ve Mescid-i Aksa Kur'an'ın teyit ettiği kadim mekânlarken Mescid-i Nebevi, Hatemü'l-en- biya'nın emanet ettiği mukaddes mekândır. Vahyin nüzulüne en çok şahit olan, İslam kardeşliğinin tesis edildiği, Peygamber emaneti şehre ve mescide salat-ü selam ile giren, bütün varlığıyla kendisini Hz. Peygamber'in huzurunda hisseden Müslümanlar, Mescid-i Nebevi'de huşu ile ibadet etmektedir.

    YanıtlaSil
  109. Evet säbikan bahsi geçmiş: Avucunda küçük taşların zikir ve tesbih etmesi; "Verma ra meye iz raheyte sırrıyla ayni avucunda, küçücük taş ve toprak, düşmana top ve gülle hue münde onları inhizama sevketmesi; "Ven şakke'l kamer" nassı ile aynı avucunun parmağy la Kamer'i iki parça etmesi; ve aynı el, çeşme gibi on parmağından suyun akması ve bir pr duya içirmesi; ve aynı el, hastalara ve yaralılara şifa olması, elbette o mübarek el, ne kadar harika bir mu'cize-i kudret-i İlahiye olduğunu gösterir. Güya ahbab içinde o elin avucu kucu bir zikirhane-i Sübhanîdir ki, küçücük taşlar dahi içine girse, zikir ve tesbih ederler. Ve a'da ya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur Ve yaralılar ve hastalara karşı küçücük bir eczahane-i Rahmanîdir ki, hangi derde temas et se derman olur. Ve celal ile kalktığı vakit, Kamer'i parçalayıp Kab-ı Kavseyn şeklini verir, ve cemal ile döndüğü vakit, âb-ı kevser akıtan on musluklu bir çeşme-i rahmet hükmüne girer. Acaba böyle bir zâtın bir tek eli, böyle acib mucizata mazhar ve medar olsa; o zâtın Hälik Käinat yanında ne kadar makbul olduğu ve davasında ne kadar sadık bulunduğu ve o el ile biat edenler, ne kadar bahtiyar olacakları, bedahet derecesinde anlaşılmaz mı?..

    O, bütün resullerin seyyididir

    YanıtlaSil

    Yuksel29 Aralık 2024 21:16
    Risale-i Nur'dan

    Seçilmiş Vecizeler

    Halil Dülgâr

    YanıtlaSil
  110. müşlerdir ki, bu hükümet onların hepsinden güçlü bir manç ve programla iktidara gelmiş ve sür'atli ve köklü eformları; Türkiye'yi daha uzun bir süre başsız bırak- mak ve buhranlara sürüklemek, anarşi'nin tahribatına göz yummak için çeşitli engellemeler yapan bir muha- efete rağmen, gerçekleştirmek için olanca gücüyle ça- ışmıştır.

    Şurasını bilhassa belirtmek gerekir ki, Demirel ve partisi tek başlarına iktidara gelseydi, hiçbir şey değil- di ve hiçbir şey yapamazdı.

    *

    GİZLİ DEVLET

    Bir defa daha belirtelim:

    Masonluk, biribirlerine gizli yeminlerle bağlı bir takım kişilerin meydana getirdiği topluluktur.

    Masonluk, gerçekleri halktan gizleyenlerin mey- dana getirdiği bir kuruluştur.

    Masonluğun gizli gâyelerine, sâdece imtiyazlı üye- ler vakıf olurlar.

    Hakiki gayelerini ustalıkla gizleyen Üstadlarının elinde, masonluk bir takım yan kuruluşlarıyla (Lions, Rotary, Diners Kulüpler v.s. gibi) Siyonizmin maşasın- dan başka bir şey değildir.

    Her mason locasında bir Yahudi vardır. Bu Ya- hudi'nin muvafakatı olmadan «Mason>>> olmak müm- kün değildir.

    <<<> iktisaden dünyayı saran «gizli dev- let>>in adıdır.

    Büyük sermaye sahipleri ile nüfuzlu kişileri bün- yesine toplayan Masonluk, Yahudi tarafından kontrol edilir, güçlü sermaye'nin emrindedir.

    Burada Yahudi'nin, ister sosyalist yahut Komü- nist, ister anarşist olsun; yine Yahudi olduğunu unut- mamak lazımdır.

    Hatta, bir Yahudi din değiştirse bile «müslüman,

    239

    YanıtlaSil
  111. Cemâl ANADOL

    siyonizmin OYUNLARI

    KAHAL

    (YAHUDİNİN CİHAN HAKİMİYETİ ÜLKÜSÜ

    KİTABI MUKADDES



    B'NEI BREIT

    MOSSAD

    YAHUDI

    SINBET

    MASON

    SİYON PROTOKOLLARI

    TEVRAT

    TALMUT

    DÖNME

    SİYONİST

    LIONS

    ROTARY

    • İTTİHAT ve TERAKKİ

    AMAN.

    ALLIANCE D'ISRAELİTE • SUP

    YanıtlaSil
  112. Abdurrahman DİLİPAK

    abdurrahmandilipak@yeniakit.com

    Derin yapı

    Bu "derin devlet" denen şey hâlâ varlığını sür-dürüyor. Bu işler geri dönülmez noktaya geldi, ama iş bitmiş değil.. Kozmik odaya girilmediği gibi, mer-kez komite de, ülke geneline yayılmış tetikçiler de dışandalar.

    İçeridekiler onun için susmayı tercih ediyor..

    İşin kötü yanı, yeni bir derin yapı oluşuyor. İkti-dar ve servetle tanışanlar bir şekilde kendi aralann-da kayıtdışı bir birlik oluşturuyorlar. Zaten onun bir adım ötesi ya MAFİA'laşmak, ya da derin bir yapıya dönüşmektir. Bu defa derin yapıda namaz kılanların sayısı artacak sanırım..

    Tutuklananlar arasında, sanki, derin yapının İçinde karar vericiler arasında da olmayan, tetikçilik de yapmayan bir sürü adam var.. Birileri kurunun yanında yaş da yanar hesabı onları da listeve dahil etmış gozuküyor.. Bu işler, bu adamları oraya so-kup, işin ciddiyetini sulandırmak isteyenlerin de işi olabilir ya da kendilerine rakip ve tehdit olarak gör-düklerini, kurunun yanında da yaş da yanar hesabı kendi cehennemlerine çekmek isteyenlerin işi de olabilir..

    Hatta öteki tarafta olup da, dışarıdakiler, birile-rini kendi yanlarına çekmek için de o kişilerin içeri girmesine göz yummuş olabilirler. Böylece adam kazanacaklar..

    Adamlar kendilerinden çok eminler, "biz gide-riz ötekiler gelir, arma sonuçta bu düzen böyle de-vam eder" anlayışına sahipler. Başka türlü olmaya-cağını düşünüyorlar. Yaşanan bazı olaylar da onları haklı çıkartır gibi aslında..,

    İktidar ve servet dönüştürücü bir güce sahip, ilk olarak da bu güç, kendine sahip olmak isteyenleri dönüştürüyor..

    Bir gün bu Balyoz ve Ergenekon davası sonuç-lanacak ve göreceksiniz, başka davalar, başka tar-tışmalar başlayacak.. Bu dava sürecinde yaşanan örtülü hesaplaşmaların davası ayrıca, görülecek..

    Yarın sıra 28 Şubat'a gelirse, iMuhsin Yazıcıoğ-lu suikastı ile ilgili tutuklamalar da başlayınca, daha yüzlerce kişi hapse tıkılacak.. İnanın bunların tümü-nü mahkemeye çağırsanız yargılayacak yer ve adam bulamazsınız, bunları hapsedecek hapishane de yok.. O kadar çoklar.. Onun için bir gün genel af-la bu işlerin üzerinin örtüleneceği hesabını yapıyor-lar..

    YanıtlaSil
  113. Sanki iktidar da bu işi daha fazla dağıtmamak Ister gibl.

    MIT ve Emniyet niye elindeki bilgileri açıklamı-yor? Jandarma İçişleri Bakanlığı'na bağlı değil mi, niye bu işin üzerine gidilmiyor? Jandarma İstihbara-tının bilmediği bir şey mi var?

    Yani birileri gerçekten Muhsin Yazıcıoğlu su-ikastı ile ilgili bilgiye sahip değiller mi?

    Bana kalırsa NATO ülkeleri de biliyor, ayrıca ve özellikle İsrail de, ABD ve tabii bizimkiler de..

    Bana kalırsa şu şike işini biraz eşeleyin, bakın bakalım bu işin arkasından ne çıkar.. Sakın Ergene-kon çıkmasın..

    İşe bakar mısınız, durup dururken bir şike ya-sası çıkardılar, daha yaşanın mürekkebi kurumadan bir daha değiştirdiler. Önce 2 yıllık cezayı beş yıia, ardından da beş yıllık cezayı bir yıla indirdiler.. Peki bu nasıl oldu.. Bu konuda söyleyecek sözü olan var mı? Ayıp ya hu, insaf yahu!

    Bir ülkede ne kadar çok yasa varsa o ülkede özgürlükler o kadar az ve baskı altındadır demek-tir.. Yasa ile düzenlediğiniz her alanda bürokrasinin borusu öter. Hani şu "bürokratik oligarşi" var ya o!

    Bana sorarsanız şike yasası tam bir ŞİKE oldu! Benim adalet duygularım incindi..

    Demokrasi, böyle işlerle örselenirse, demagoji-ye dönüşür.. Üzerinde yükseldiğimiz zemini tahrip etmiş oluruz.. Yasa dediğiniz şeyin saygınlığı, cay-dıncılığı kalmaz, yaz-boz tahtasına döner..

    Bana kalırsa bu yasa değişikliği ŞİKE'cilen kur-tarmaya yetmez.. Bu işi bir adım öteye götürürse-niz, çete olayı ile birleşir..

    Yıldırım benim gözümde simdi daha çok Habe-ral'a benziyor.. Bu işe ecinnilerin karıştığını düşünü-yorum.. Birileri bu durumu savunmak yerine sussa-lar daha iyi ederler.. Çünki mızrak çuvala sığmıyor.. Bir de bu işin Dalan bağlantısı var. İşin ucu Ergene-kona kadar gidiyor..

    Sahi şu 28 Şubatçılara sıra ne zaman gelecek? Ben Ergenekona da karşıyım, Balyozcuiara da, kayıtdışı ekonomiye de, yım. Bunu yapan bizden ya da onlardan olabilir. kayıtdışı siyasete de karşı-Halka karşı ihanet planı yapanlar, devleti ele geçirip topluma İlahilik ve Rabilik taslayanlar, eğer bu Sazgeçmeyeceklerse cehenneme! ve dua ile.. işten

    YanıtlaSil
  114. Elif ile t birleşecek
    dünyaya meydan okuyacak.

    YanıtlaSil
  115. 728

    Muhammed (a.s.m.)

    -Muhammed (as.m.( ..محمدع Soyu :

    Hz. Muhammed, Mekke'nin büyuk ailelerin -den, Kureyş kabilesinin kollarından biri olan "Haşimoğulları" ndandır.

    Babası Abdullah, annesi Amine' dir. Dedesi s Abdülmuttalip, Mekke' nin ileri gelenlerin dendir.

    Doğumu ve Çocukluğu:

    571 yılında Mekke 'de dünyaya gelmiştir.

    Doğumundan önce babası Abdullah, Altı ya şında Annesi vefat etmiştir.

    Annesinin ölümüyle sekiz yaşına kadar de-desi Abdülmuttalib'in, sonra da amcası "Ebu Talip" in yanında yaşamını sürdürmüştür.

    Amcası Ebu Talip'in yanında ticareti öğren-miş, Arabistan dışında Suriye, Yemen bölge lerini tanımıştır.

    Gençliği:

    Hz.Muhammed, putlara tapmaz, doğru-luktan ayrılmaz, yalan söylemez, kimseyi kırmaz özellikleriyle, akıllı ve olgun davra nışlarıyla, doğru sözlülüğü ve güvenilirliğiyle Kureyşliler arasında saygınlık kazanmıştır. Bundan dolayı "Muhammedül Emin" (Güve nilir Muhammed) denilmiştir.

    Ticaret işleriyle uğraşan, Kureyş'in saygın ve zengin hanımlarından olan Hz. Hatice'nin yanında çalışmaya başlamış, bir dönem sonra onunla evlenmiştir.

    Kabe'nin onarımından sonra kutsal sayılan "Hacer ül Esved" in yerine konulması sıra sında, Kabilelerin anlaşamamaları üzerine çözüm için Hz.Muhammed'e başvurmaları, onun saygı duyulan, sorunları çözebilecek güce sahip, uzlaştırıcı, kişilik özelliklerini gösterir.

    Peygamber oluşu:

    Tek yaratıcı olduğunu düşünen Hz. Muham med, zaman zaman Mekke yakınlarındaki Hira Mağarasına giderek, burada düşüncele riyle başbaşa kalmıştır.

    +610 yılının Ramazan ayının 27. gecesi Cebrail aracılığıyla ilk vahiy kendisine ulaştırılmıştır.

    İlk Müslümanlar :

    Hz. Muhammed'in İslamiyet'e çağrısı ile ona ilk inananlara ilk Müslümanlar denilir.

    Bunlar: Hz. Hatice, Hz. Ali, Hz. Ebubekir, Zeyd'dir.

    Muhammed (a.s.m.)

    Mekke Döneminde Meydana Gelen Olaylar: Islamiyet'in giderek yayılmaya başlaması

    729

    üzerine Mekkeliler, Müslümanlar üzerindeki r baskı ve işkencelerini art artırdılar. Bunun üze rine Hz. Muhammed, Müslümanlardan iste-yenlerin Habesistan'a göç etmesine izin verdi. Hıristiyan Habeş hükümdarının kendileri gibi tek flah inancını benimsemesi ve Müslüman-lara iyi davranacağım düşünmesi Hz. Muham-med'in bu kararı almasında etkili olmuştur.

    Mekkeliler, Müslümanlarla her türlü ilişki-lerini kesmişler. Bu durum üç yıl sürmüştür. Ticari ilişki ve akrabalık bağları gibi neden-lerle boykot kaldırıldı.

    Hz.Muhammed'in eşi Hatice ve amcası Ebu Talip'ın aynı yıl içinde ölmelerinden sonra Mekkelilerin Müslümanlar üzerindeki baskı-ları artmış, bunun üzerine Hz. Muhammed, hem İslamiyet'i yaymak hem de güvenilir bir yer bulmak amacıyla Taif kentine gitmiştir. Ancak Taif'liler Hz. Muhammed'e iyi davran-mamışlardır.

    Akabe Biatları (Bağlılık):

    Medine'deki Hazreç kabilesinden altı kişi, Hac için Mekke'ye geldiklerinde Hz. Muhammed'le görüşmeleri sonucu, İslamiyeti kabul etmişler, dönüşlerinde Medine'de İslamiyet'i yaymaya başlamışlardır. Bunun sonucunda 621 'de bir gurup Medine'li, Akabe'de Hz. Muhammed'le görüşmüş, ona bağlı kalacaklarına ve sözle-rini tutacaklarına söz vermişlerdir. Bu olaya "L.Akabe Biatı denilir."

    622'de bir gurup Medine'li daha, Hz. Muhammed'le Akabe'de yeniden görüşmüş İslamiyet'in buyruklarını yerine getirecekle rine, Hz. Muhammed'i koruyacaklarına söz vermişler ve onu Medine'ye davet etmişler dir. Bu olaya da II.Akabe Biatları denilir.

    Akabe Biatları, Müslümanların Mekke'den Medine'ye göçüne, Hicret'e yol açmıştır.

    Hicret(622-Eylül):

    Hz. Muhammed'in, Müslümanlarla birlikt Mekke'den Medine'ye göç olayına "Hicre denilir.

    Mekke'den Medineye göç edenlere "M hacir, Medine'de onları karşılayıp yardı edenlere "Ensar" denilir.

    Sonuçları:

    Hicret olayı ile İslamiyet'in yayılışı hızland

    Hz. Muhammed ve Müslümanlar, Mekkelil

    YanıtlaSil
  116. 729

    Muhammed (a.s.m.)

    rin baskısından kurtuldu.

    Medine Emirnamesi (Anayasası) hazırlana-rak uygulamaya koyuldu

    Hz. Muhammed, Medine'deki Arap ve Yahu--di kabileleriyle görüşerek toplumsal barışı sağladı.

    -İslam Devletinin temelleri atıldı.

    Hicri takvime başlangıç olmuştur.

    Hz. Muhammed'in Siyasi ve Askeri Etkinlik-

    leri:

    a. BEDİR SAVAŞI (624):

    Nedeni:

    Mekkelilerin, Medinelilere ekonomik baskı - yapması üzerine, Hz.Muhammed'in Suri--ye'den Mekke'ye dönen bir Kureyş kervanını - ele geçirmek istemesi.

    -Gelişme: Mekkeli'ler yenilgiye uğratıldılar. Bazı Mekkeliler esir alındılar. Zengin olanlar - fidye karşılığı, okuma yazma bilenler on kişi-ye okuma-yazma öğretmeleri karşılığı, bazı-ları da karşılıksız serbest bırakıldılar.

    Sonuçları:

    Müslümanların ilk büyük savaşı ve başarısı-dır.

    - Hz.Muhammed'in dini ve siyasi gücü art-mıştır.

    Putperest kalan Medineliler de İslamiyet'i ☐ kabul etmişlerdir.

    Hz.Muhammed'in esirler, yaralı düşman as-kerlerinin durumu ve ganimet'le ilgili uygu-lamaları, İslam Savaş Hukukuna temel oluş-turmuştur.

    b.UHUT SAVAŞI (625):

    Nedeni:

    - Mekkelilerin, Bedir savaşı yenilgisinin öcü-nü almak ve kervan yolları güvenliğini sağla-mak istemesi.

    1

    Gelişme: Medine yakınlarındaki Uhud dağı eteğinde yapılan savaşta, okçuların yerlerini terk etmeleri üzerine Müslümanlar yenilgiye uğradılar. Hz.Muhammed yaralanmış, amca-sı Hz.Hamza şehit olmuştur.

    - Sonuç:

    Müslümanların yenilmesinin temel sebebi, askerlerden bir bölümünün ganimet payla-şımına yönelerek, yerlerini terk etmeleridir.

    Mekkeliler, yenilgiye uğratmalarına rağmen, Müslümanları yok edememişlerdir.

    N

    YanıtlaSil
  117. Muhammed (a.s.m.)

    c. HENDEK SAVAŞI (627):

    Nedení:

    Hayber'de bulunan Yahudilerin, Mekkeliler ve çevre kabilelerle ittifak oluşturarak, Müs-lümanları yok etmek istemeleri.

    Gelişme: Uhud savaşından ders alan Müs-lümanlar, savunma savaşı yapmaya karar verdiler. İran'ı bir müslüman olan Selman-i Farisi'nin önerisiyle, Medine'nin saldırıya açık olan yerlerine, insanların geçemeyeceği genişlikte Hendek kazıldı.

    Sonuç:

    Aralarında tam bir anlaşma ve birlik bulun-mayan Mekke ordusu istediğini elde edeme-yeceğini anlamış ve geri çekilmiştir.

    Mekkelilerin saldırı gücü tükenmiş ve sa-vunmaya çekilmişlerdir.

    Müslümanların son savunma savaşıdır.Sal-dırı sırası Müslümanlara geçmiştir.

    4.HUDEYBİYE ANTLAŞMASI (628):

    Hz. Muhammed, Müslümanlarla birlikte Ka-be'yi ziyaret etmek üzere yola çıkmış, ancak Kureyşliler kuvvet göndererek, Müslümanla rın Mekke'ye girişine engel olmuşlardır. Bu-nun üzerine Hudeybiye denilen yerde, taraf-lar arasındaki görüşmelerden sonra antlaşma imzalanmıştır.

    Maddeleri:

    Müslümanlar Kabe'yi ertesi yıl ziyaret ede bilecekler ve üç günden fazla kalmayacaklar.

    Mekke'li bir kimse İslamiyet'i kabul edip, Hz.Muhammed'in yanına sığınırsa, velisinin isteği üzerine geri verilecek, fakat bir Müslü man Mekke'ye sığınırsa geri verilmeyecek.

    Taraflardan her ikisi de istedikleri kabileler-le anlaşma yapabilecekler, fakat askeri yar dım yapmayacaklar.

    İki taraf birbirleriyle on yıl savaşmayacaklar dı.

    Önemi:

    Mekkeliler, Müslümanların siyasi varlığını resmen kabul ettiler.

    Barış ortamının oluşması İslamiyet'e geçişi hızlandırdı.

    Mekke'nin fethi kolaylaştı.

    d.HAYBER'İN FETHİ (629):

    Nedeni: Medine'nin kuzeyinde, Şam ticaret yolu üzerinde bulunan Hayber, Yahudilerin

    730

    Muhammed (a.s.m.)

    elindeydi. Yahudiler Müslümanlar için teh-like oluşturuyorlardı. Buranın alınması aynı zamanda, Sam ticaret yolu'nun ele geçirilme sini ve güvenliğini sağlayacaktı.

    Gelişme: Hz. Muhammed, Hayberlilerin sa vunma yapmasına fırsat vermeden hızlı ha-reket etmiş, Hayber'i kuşatarak almıştır.

    Önemi:

    Yahudi sorunu çözümlenmiş

    Şam ticaret yolunun güvenliği sağlanmıştır.

    Not: Yahudilere, ödeyecekleri vergi karşılığı (Tarımdan elde ettikleri ürünün yarısı) top-raklarında oturma hakkı tanındı.

    e.MUTE SAVAŞI (629):

    Nedeni: Bir Müslüman elçisinin, Bizans'a bağlı Gassaniler tarafından şehit edilmesi.

    Gelişme ve Sonuç: Hz. Muhammed Zeyd bin Harise(azatlısı) komutasındaki bir or duyu, Gassaniler üzerine göndermiş, Mute yakınlarında; Bizans-Gassani-Arap kuvvet-lerinden oluşan orduyla yapılan savaşı Müs-lümanlar kaybederek geri çekilmek zorunda kalmışlardır. (Zeyd ve ondan sonraki iki ordu komutanı şehit olmuş, bunun üzerine yönetimi eline alan Halid Bin Velid, Müslü-manları daha fazla kayba uğratmamak için geri çekmiştir.)

    Önemi: Müslümanların Bizans'la yaptıkları ilk savaştır.

    f.MEKKE'NİN FETHİ(630):

    Nedeni:

    Kureyşliler, Hudeybiye antlaşması koşulla rını, kendi taraflarında olan bir kabileyi des-tekleyerek bozdular.

    Kureyşlilerin Müslümanlar aleyhindeki et-kinliklerinin sona erdirilmek istenmesi.

    Kabe'nin putlardan temizlenmek istenmesi.

    Gelişme: Hz.Muhammed kalabalık bir or duyla, Mekke' yi her yönden kuşatmış, dire nemeyeceklerini anlayan Mekkeliler teslim olmuşlardır.

    Önemi:

    İslamiyet'in yayılmasını hızlandırmıştır.

    Arap yarımadasının fethine ortam hazırla mıştır.

    Kabe, putlardan temizlenmiştir.

    YanıtlaSil
  118. Muhammed-i Arabi (a.s.m.)

    731

    Muhammedilik

    g.HUNEYN SAVAŞI (630):

    Nedeni: Mekke'nin fethi üzerine, İslamiyeti kabul etmeyen Arap kabilelerinin, Taiflilerin de desteğiyle bir ordu hazırlayıp, müslüman lara saldırmak istemesi.

    Gelişme ve Sonuç: Mekke yakınlarındaki Hu-neyn vadisinde yapılan savaşı, Hz. Muhammed komutasındaki Müslümanlar kazandılar. Ka-çanlar Taife sığındı.

    h.TAİF'İN KUŞATILMASI (630):

    Huneyn savaşından sonra, Hz. Muhammed, Taifi kuşatmış, ancak burasının savunmaya elverişli konumundan dolayı başarılı olama mış, kuşatmayı kaldırmak zorunda kalmıştır. Taifliler bir yıl sonra kendileri İslamiyet'i ka-bul etmişlerdir.

    1.TEBÜK SEFERİ (631):

    Nedeni:

    Bizans İmparatoru Herakleios' un, İslamiye-tin yayılmasını engellemek amacıyla, büyük bir orduyla Arap Yarımadası üzerine sefere çıktığı haberlerinin (söylenti) alınması.

    Bunun üzerine Hz.Muhammed' in, Mute yenilgisinin olumsuz etkilerini silmek ve Bi-zanslıların Arabistan'a girmesine engel ol-mak istemesi.

    Önemi:

    Hz. Muhammed'in son seferidir.

    Hz.Muhammed döneminde Müslümanlar en geniş sınırlara ulaşmışlardır.

    Hz. Muhammed'in Son Zamanları ve Vefatı:

    a. VEDA HACCI VE VEDA HUTBESİ:

    Hicret'in onuncu yılında Hz. Muhammed Mekke' ye Hacca gitmiştir. Bu Onun son zi-yareti olduğu için Veda Haccı (Haccü'l Veda) olarak, burada Müslümanlara yaptığı konuş ma da "Veda Hutbesi" olarak adlandırılmıştır.

    Veda Hutbesi'nde Hz. Muhammed; bütün insanların eşit olduğunu, Müslümanların kardeş olduğunu, birbirlerinin canlarına ve mallarına kastetmemelerini, kötü alışkanlık lardan vazgeçilmesini, kadınlara iyi davranıl -masını, istemiştir.

    b.HZ.MUHAMMED'İN VEFATI (632)

    Hz. Muhammed, Veda Haccı'ndan sonra Me-dine'ye dönmüş, Bizans'a karşı yeni bir sefer hazırlığındayken hastalanarak, 8 Haziran 632 tarihinde altmış üç yaşında vefat etmiştir

    Muhammed-i Arabi (asm( محمد عربی : soyca Arab milletinden olan Muhammed (a.s.m.)

    Muhammed-i Haşimi (a.s.m.( محمد هاشمی (Kureyş sülalesinin bir kolu olan) Haşimo-ğulları soyundan gelen Muhammed (a.s.m.)

    Muhammed-i Kureyşi (a.s.m.( محمد قریشی :

    reyş sülalesinden olan Muhammed(a.s.m.)

    Muhammed-i Muhtar (as.m.( محمد مختار : Al lah (c.c.) tarafından seçilmiş (muhtar) pey-gamber Hz. Muhammed (a.s.m.). (Muham-med Mustafa, Muhammed Mücteba isimleri de aynı månadadır.)

    Muhammed-ül Emin (a.s.m.( محمد الامين herkesin kendisine inanıp güven duyduğu Muhammed (a.s.m.). (Bu sıfat, Hz. Muham-med'e (a.s.m.) peygamberliğinden önce ve ilk gençlik yıllarında Mekke'liler tarafından verilmişti. Bunun da sebebi, hiçbir yalan sö-zün ağzından çıkmamış olması, hiçbir zaman sözünde durmamazlık etmemiş olması, ken-dine emanet edilen bir şeyin gereğini daima yerine getirmiş olması ve herkesin tam güve-

    nini kazanmış olmasıydı.)

    Muhammed-ül Haşimi (a.s.m.( محمد الهاشمي (bk. Muhammed-i Haşimi)

    Muhammed-ün Nebi (asm( محمد النبي : Pey gamber Muhammed (a.s.m.)

    Muhammeden-il Mustafa (a.s.m.( محمداً المصطفى : Allah (cc.) tarafından seçilmiş pey-gamber Muhammed (a.s.m.) (bk. Muham-med-i Muhtar) Muhammedün-il Mustafa (a.s.m.): (bk. Muhammeden-il Mustafa)

    Muhammederresulullah (as.m.( محمداً رسول الله : "Muhammed Allah'ın (c.c.) resuludur. "(a.s.m.)

    Muhammedün Resulullah (a.s.m.( محمد رسول الله : "Muhammed Allah'ın (c.c.) resuludur. (a.s.m.)

    Muhammed-ür Resulullah (a.s.m.( محمد الرسول الله : "Muhammed Allah'ın (c.c.) resuludur." (a.s.m.)

    Muhammedürresulullah (as.m.( محمد الرسول الله : )bk. Muhammed-ür Resulullah(

    Muhammedi 1: محمدى.Muhammed'in (a.s.m.) getirdiği dine bağlı olan, Müslüman 2.Hz. Muhammed'e (a.s.m.) ait, Hz. Muham-med'le (a.s.m.) ilgili olan

    Muhammedilik محمديلك : Hz. Muhammed'in (a.s.m.) getirdiği din, Müslümanlık

    YanıtlaSil
  119. A

    abd-i gubar

    abd-gubar عبد غبار : ayak altındaki toz gibi de ğersiz kul

    abdi habib عبد حبيب : )Allah c.c. tarafından( sevilen kul

    abd-i has عبد خاص : seçkin kul

    abd-i hasta عبد حسه : hasta kul

    abd-i Hudabin عبد خدابین : Yaradan's (Allah'ı c.c.) gerçek månada tanıyan (Hudabin) kul

    abdi külli عبد كلى : ibadeti kulli olan kul; bu-tün varlıkların ibadetlerini, kulluklarını ken di ibadetinde, kendi kulluğunda temsil eden kul

    abd-i mahbub ve merhum عبد محبوب و مرحوم Allah (c.c.) tarafından sevilen (mahbub) ve O'nun merhametine eren (merhum) kul

    abdi mahsus عبد مخصوص : Allah c.c. tarafın-dan) özel olarak seçilmiş ve farklı månevi özellilerle donatılmış kul

    abd-i mahz عبد محض : tam anlamiyle kul

    abd-i memur عبد مامور : Allah'ın (c.c.) emri al-tına girmiş ve ona bağlı kalarak yaşayan kul

    abd-i misafir عبد مسافر : dünyada misafir oldu ğunu bilerek yaşayan kul

    abd-i mü'min عبد مؤمن : imanlı kul

    abd-i mükerrem عبد مکزم : Allah'ın (c.c.) üstun kıldığı kul, Allah'ın (c.c.) büyük ikramına er-miş kul

    abd-i pür-kusur عبد يرقصور: cok kusurlu kul

    abd-i pür-taksir عبد پر تقصیر : çok kusurları bu lunan kul

    abd-i resül عبد رسول : kul (abd) ve peygamber (resul), peygamberlikle görevli kul

    abd-i sacid عبد ساجد : Allah'a (c.c.) boyun eğen ve secde eden kul

    abdal ابدال : bkz.ebdal) "ebdal" denilen ma-nevi dereceleri ve nurları çok yüksek Allah'ın (c.c.) aşkıyla dopdolu dünya hayatına değer vermiyen bir gurup evliya (ermiş kişiler) (bkz: evliya-i ebdaliye)

    abdiyet عبدیت : Allah'a (c.c.) kulluk etmek, ibadet ve itaatte bulunmak

    abdullah عبد الله : Allah'ın kulu

    Abdullah Çavuş (Yavaser( )1892-1960( عبد الله چاروش : Bediüzzaman'ın Barla'daki komşusu.

    Yıllarca onun en yakın hizmetinde bulunan birkaç kişiden birisi. Denizli hapsinde de Be-diüzzaman ile birlikte yattı. Bediüzzaman'ın mektuplarında Abdullah Çavuş ile ilgili ifade

    10

    Abdullah Yeğin

    şekilde Said Nursi'ye yakınlığının bulunduğu anlaşılmaktadır

    Abdullah Dehlevi عبدالله دهلوی : Nakşibendi ta rikatının Halidiyye kolunun kurucusu Halid Bağdadi'nin şeyhidir.

    1743 yılında Pencap'ta doğdu. Rüyasında gor düğů Hz. Ali, doğacak çocuğuna kendi adını koymasını istediğinden, babası ona Ali adı nı verdi. Büyüme çağına gelince Gulamu Ali adını aldı. Fakat daha sonra rüyasında Hz. Peygamberin kendisine "Abdullah" diye hitap etmesi üzerine bu iki isimle tanındı.

    Dini ilimleri küçük yaşta öğrenmeye başladı Daha sonra Delhi'ye giderek Abdulaziz Deh levi'den Sahih-i Buhari okudu. Tefsir, hadis ve fıkıh ilimlerinde kısa zamanda oldukça ileri bir seviyeye ulaştı. Ayrıca fen ilimlerini de öğrendi.

    Nakşibendiliğin Hälidiyye kolunun kurucusu Mevlână Hälid-i Bağdadi de (Hz. Peygamber den ruyada aldığı emir üzerine) Hindistan'a giderek Şeyh Abdullah Dehlevi'nin müridi oldu. Dehlevi, Kasım 1824'de Delhi'deki závi yesinde vefat etti.

    Abdullah Yeğin عبدالله بگین : Abdullah Yegin, he nüz bir ortaokul talebesi iken Bediüzzaman Said Nursi'yi ziyaret edip elini öpmüş ve ta lebesi olmuştu.

    Ustad Bediüzzaman, 1936-1943 yılları ara-sında, Kastamonu'da mecburi ikamete tabi tutulmuştu. Bu yıllarda İnebolu, Taşköprü, Daday ve Araç gibi ilçelerden gelip Ustad'ı ziyaret edenlerden birisi de, o dönemde Kas-tamonu Lisesi orta kısım ikinci sınıfta oku-makta olan Abdullah Yeğin idi.

    Abdullah Yeğin, arkadaşlarıyla gerçekleştirdi-ği bir ziyaretinde, Üstad Bediüzzaman'a "Mu-allimlerimiz Allah'tan bahsetmiyor. Bize Hå-lıkımızı tanıttır" demişti. Daha sonra bu soru ve cevap Meyve Risalesinin Altıncı Meselesi olarak risalelere dahil edilmiştir.

    Üstad Bediüzzaman'ın mektuplarında "Araçlı Abdullah" olarak da adı geçen Abdullah Ye ğin, Risale-i Nur hizmetinde bulunmasından dolayı hakkında en çok dava açılan Nur tale-belerinden birisiydi.

    Sonraki dönemlerde, askerlik hariç, Urfa'da sekiz sene kaldı. Üstad Bediüzzaman'ın vefa-tından birkaç gün öncesi Urfa'ya geldiği sıra-da bu şehirde ikamet ediyor, Kadıoğlu Camii-

    YanıtlaSil
  120. Beyinden İlham Alan Çipler

    Intel Loihi

    Intel'in geliştirdiği Loihi çipi, biyolojik sinir ağlarını taklit eden asenkron dikenli sinir ağlarını kullanıyor. Loihi, öğrenme ve adaptasyon yetenekleriyle özellikle robotik ve otonom sistemlerde tercih ediliyor. Çip, 128 nöromorfik çekirdekten oluşuyor ve enerji verimliliği ile öne çıkıyor.

    No New

    Nö daha Bus bir dal

    YanıtlaSil
  121. Cüz: 22

    Rûhu'l-Beyân

    285 hakimiyeti olmayan kimse, zâhirde kendisine itaat edilen birisi de olsa hakikatte zelil olur.

    et-Te'vilâtü'n-Necmiyye'de der ki: "Kulların bize yaklaşmak için yaptığı her şeyi apaçık bir kitapta yazmışızdır. Yani onun eserlerini/izlerini ve nurlarını sevdiklerimizin kalblerinin levh-i mahfūzunda sabit kılmışızdır."

    Bilesin ki insân-ı kâmilin kalbi, açık bir kitap (imâm-ı mübîn) ve ilâhi bir levh-i mahfuzdur. O kalpte idraki beşer sınırında olan ve keşfi külli aklın kudretinde bulunan nice melekût nurları nakşedilmiş ve ceberût sırları yerleştirilmiştir. Bu durum kalbde her iki cihana âid zerre kadar bir sûret kalmayacak şekilde kalbin tasfiye ve temizlenmesinden sonra hâsıl olur. Tasfiyenin mânâsı, varlığı hakîkî olanın (mütehakkak) ortaya çıkması için vehmedileni (mütevehhemi) izāle etmektir. Mütevehhem ve mütehakkakı bilip birbirinden ayırmayan mütehakkaktan mahrum olur.

    Molla Câmî der ki:

    Bir köpek ağzında kemik gidiyordu. Yolu bir akarsuya vardı. Su son derece saf ve berraktı. Kemiğin aksi o suda göründü. Zavallı köpek zannetti ki Suda bir başka kemik var. Ağzını açıp da ona koşunca, Ağzındaki kemik suya düştü. Yok olanı var zannetti,

    Bu yüzden olan var olan, kaybetti.

    Akıllı olana lâzım olan hakîkatin sûretinin, varlığın hakikatinin görü-nüp ortaya çıkması, ıyan ve şuhûd (müşâhede) kemål üzere hâsıl olması için kalb aynasını cilâlamaktır. Yüce Allah'tan bizi saf ve temiz kul-larından kılmasını, bulanıklıklardan ve sürçmelerden korumasını niyaz ederiz. Çünkü her ilim ve amelden maksûdun gayesi ve emelin nihâyeti O'dur.

    YanıtlaSil

  122. Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
    250 1 Yerin her tarafı kıyamette mahvolur. Yalnız, namaz kılınıp, secde edilen yerler hariç. Ve bu yerler de birbirine eklenir. (Üzerinde namaz kılanlara şefaat edecekler, vazifesi bitince, Cennete intikal ederler.) Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
    250 2 Cennetin kokusu beşyüz yıllık yerden duyulur. Bunu; yaptığını başa kakan, anaya-babaya asi olan ve içkiye idmanlı (devamlı) olan duyamaz. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
    250 3 Müminleri merhamet, muhabbet ve yardımlaşmada tek bir vücud gibi görürsün. Nasıl bir aza rahatsız olunca diğerlerini ateş ve uykusuzluk alırsa, bu da öyledir. Hz. Numan İbni Beşir (r.a.)
    250 4 Siz Bana kıyamette, abdest azaları nurlu bir halde geleceksiniz. Bu hal, yalnız ümmetimde görülür ve onların dışında hiçbir ümmete nasib olmaz. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
    250 5 Bir evde çöp olursa, o evde bereket kaldırılır. Hz. Enes (r.a.)
    250 6 Vasiyeti terkeylemek; dünyada ayıp, ahirette de ateş ve lekedir. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
    250 7 Âmâya (âmâdır diye) selam vermemek, hıyanettir. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
    250 8 Size, tutunduğunuz vakit, asla dalalete düşmeyeceğiniz şeyi bıraktım: Allahın kitabı Kur'an ve Ehli Beytim. Hz. Câbir (r.a.)
    250 9 Dünyayı terketmek, sabırdan daha acıdır. Fi sebilillah kılıç vurmaktan da şiddetlidir. Bir adam bunu yaparsa, Allah ona şehid sevabı verir. Dünyayı terketmek; az yemek ve doymayı azaltmak ve insanların senasından hoşlanmamaktır. Zira kim insanların övmesinden hoşlanırsa, dünyayı ve nimetlerini sevmiş olur. Kimin de Cennetin ebedi nimetleri hoşuna giderse, dünyayı ve insanların kendini övmesinden hoşlanmayı terketsin. Hz. İbni Mes'ud (r.a.)
    250 10 Evlen. İffetine iffet katarsın. Ancak, şu beş türlü kadını alma; "Şehbere, Lehbere, Nehbere, Haydere ve Lefut." Ey Allah'ın Resulü! Söylediğinden bir şey anlamadım" dendi. Buyurdu ki: Siz Arablar değilmisiniz? Şehbere, zayıf uzun boylu, Lehbere yüzsüz çakır, Nehbere hoşa gitmiyecek kadar kısa, Heydere koca karı, ve Lefut ise, senden başkasından çocuğu olan kadındır. Hz. Zeyd İbni Haris (r.a.)
    250 11 Mehir olarak, demirden bir yüzük mukabilinde olsa da yine evlen. Hz. Sehl İbni Saad (r.a.)
    250 12 Kadınlarla evlenin. Zira onlar mal getirir. (Nikah kısmet açar) Hz. Âişe (r. anha)
    250 13 Kız-oğlan-kız alınız. Onların ağızları tatlıdır. Çok çocuk yaparlar, aza da kanaat ederler. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
    250 14 Evlenin. Ben sizin çokluğunuzla diğer ümmetlere karşı iftihar ederim. Hristiyanların rahipleri gibi olmayın. Hz. Ebû Ümâme (r.a.)

    YanıtlaSil
  123. Toprağa Verme ve Hilafet Sorunu/929

    güç ve imkân bulunmamaktadır. Bugün benim yerime bu işi daha iyi yerine getirebi-lecek birinin görevlendirilmesini isterdim."

    1943. Böylece Allah'ın lütfu ve yardımı sayesinde, Resulullah (as) için büyük anlam ifade eden bazı dilek ve temenniler gerçekleşmiş oldu.

    1944. Gerçekten de o şöyle bir açıklamada bulunmuştu:

    "Biz, kamuya ait bir görevi, ona talip olan kimselere vermeyiz."738 Resulullah (as)'la çok yakın ilişkileri olan ve İslâm öğretisini en güzel bir şekilde tem-sil eden şahsiyetlerin, asgarî düzeyde de olsa parlaklıklarından bir şey yitirmemeleri gerekirdi. Daha önce de gördüğümüz gibi, sahabenin önde gelenlerinden bazıları, Ha-lifeliği kendileri için istemişler, bir kısmı ise asla böyle bir şeyi arzu etmemişlerdi. 1945. Resulullah (as), aynı zamanda bütün ırklar arasında mükemmel bir eşitlik bulundu-ğunu açıklayarak, bireyler arasındaki yegâne üstünlüğün ise sadece takva konusunda söz konusu olabileceğini açıklamıştı.79 En yetenekli kimselerden biri olsa bile, hali-feliğe Resulullah (as)'ın yakın bir akrabasının seçilmesi, yerleştirilmeye çalışılan bu yeni anlayışa gölge düşürecekti. Şunu hatırlatalım ki, Ebû Bekir, kuşkusuz Kureyşli-lere mensup olmakla birlikte, kabilesi olan Benû Teym, Kusay'ın soyundan gelme-diği için onlara soğuk duran, hatta Kureyş'in pek itibar etmediği 40 bir aileye mensup idi. Daha sonraları Müslümanlar, kölelikten yeni azât edilmiş ve Mısır'da Memluk, Hindistan'da Gulâmân gibi hanedanların kurucusu olan hükümdarlara en küçük bir tereddüt göstermeksizin itaat etmişlerdir. Resulullah (as) gerçekçi biri idi ve sürekli olarak yenilenmeyi tercih ediyordu. Belâzurî'ye göre741 Resulullah (as), Medine'den askeri seferler amacıyla 25 kez çıkmış ve sürekli aynı kişi olmamak üzere, yokluğu boyunca kendi yerine bir naip görevlendirmişti. Bunlar arasında, aslen Güney Arabis-tanlı olan Medine'deki Hazreçliler, Evsliler, Mekkeliler, Gıfârlılar, henüz azat edilmiş köleler ve hattâ âmâlar bulunmaktaydı. Resulullah (as)'ın akrabalarından geçici ola-rak ona vekâlet edenlere ise oldukça enderdir. Kölelerden (Kuzey Arabistan'ın) Kelb kabilesine mensup azatlı Zeyd ibn Harise'yi sayabiliriz. Âmâ bir sahabe olan İbn Ümmü Mektûm ise, bu göreve oldukça geç bir dönemde, yani H. 10. yılın sonlarına doğru, Resulullah (as)'ın vefatından sadece üç ay önce tayin edilmişti. Biz, Resulullah'ın: "Başkanlar Kureyş'tendir" şeklindeki meşhur hadisini hangi amaçla ve kimler için

    738 Ebû Dâvûd, 23: 2; Buhârî, 37: 1, No: 2 vd.

    739 Hucurât: 49/13.

    740 Bir şair, bu kabile hakkında alay yollu şöyle söylemekteydi: "İşler özellikle Teymlerin yokken karara bağ-lanır, onlar orada bulunsalar bile, onların görüşleri alınmaz," (bk. Mecelletu'l-Hac, Mekke 1378 H., XII, 10, s. 605).

    741 Ensab, 1, § 648-767.

    YanıtlaSil

  124. MAHMUT SAMİ KİRAZO

    Mâzîyi bir hatırla; Evvelsi günler ve dün, Sanmayasın ki bitmez, Elbet bitecek, birgün!

    Yaşantını sorgula, Doğru mu çok, yalan mı? Farkında mısın acep, Biten mi çok, kalan mı?

    Yarınla oyalanma, Giden gün, geri dönmez! Bugünü değerlendir, Belki yarın da gelmez!

    "Gönlünün sessiz sesi", Çok zaman gelmez dile! Tabii ki anlayamaz, Dost görünenler bile!

    Sabrın sonu selâmet, Çekmek kolay mı çile? Kibirliden fayda yok, Emek verme nâfile!

    Hâlis ses; Arş'a çıkar, Dertsiz olan inlemez! Halden anlamak; Erdem! Gönül ferman dinlemez!

    YanıtlaSil

    Yuksel3 Haziran 2025 11:05
    IRAZOĞLU

    Hakikati unutup, Nefsine uymayasın! Dil yâresi onulmaz, "Kul Hakkı" almayasın!

    mı?

    Elin dizin dosdoğru, Yüzün gözün pir olsun, Mânân maddene hâkim, Özün sözün bir olsun!

    z!

    !

    İki peşpeşe "Ah"a Hayatı bağlayana, Kendine çelme takıp, Düşünce ağlayana!

    "Keşke"lerle "tühler"le, Hep ömrü geçenlere! "Hak" dururken bâtılı, Çok yazık seçenlere!

    Sahtelerin lâfıyla, Tevâzûdan sıyrılma, Rabbin'e ilticâ et, Doğru yoldan ayrılma!

    En şerefli mahlûksun, Sen gerçekten kul isen! Dostunu Emin'den seç, Kıymetli bir çul isen!

    Helâl kazan ve harca! Tâc edilirsin başa, Mevlâ'ya teslim olup, Hizmet aşkıyla yaşa!

    Hamd edip şükr ederek, Rıza'ya erebilmek, Mutluluğun zirvesi: Cemâl'i görebilmek!

    *Âmîn Âmîn Yâ Muîn... Velhamdü Lillâhi Rabbilâlemîn...

    &R

    YanıtlaSil
  125. Avrupa Devletleri ve ABD Çöküyor
    10 Eylül 2025

    Print Friendly and PDF
    Batı dünyası, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurduğu o görkemli sömürü düzeninin son demlerini yaşıyor. Laiklik maskesi altında dini dışlayıp Haçlı ruhunu koruyan Avrupa devletleri ve ABD merkezli bu sistem, artık siyaseten tükenmiş, ahlaken çökmüş, ekonomik olarak iflas etmiş bir enkaz durumunda.

    Üretim, inovasyon, teknoloji, savaş sanayi, kültür ve aile yapısı gibi her alanda çatırdıyor. 7 Ekim 2023’teki Aksa Tufanı ve ardından İsrail’in Gazze’deki soykırımına verilen destek ile utanç verici sessizlik, bu çöküşün en net aynası.

    Siyasi Çöküş

    Batı’nın siyasi sahnesi, kaosun pençesinde. Avrupa Birliği, bir zamanlar barış ve refahın sembolüydü; şimdi ise iç çekişmelerle dağılıyor. Almanya’da AfD gibi aşırı sağ partiler yükseliyor, Fransa’da Macron’un otoriter yönetimi halkı sokaklara döküyor, İngiltere ise Brexit sonrası ekonomik ve siyasi istikrarsızlıkla boğuşuyor.

    ABD deseniz, 2024 seçimleriyle iyice kutuplaştı; Trump’ın dönüşü, Demokratların zayıflığı ve Kongre’nin çaresizliği, sistemin çarklarını durdurdu. Liderler, halkın değil, silah ve finans lobilerinin kuklası. Batı demokrasisinin aslında, bir avuç küresel zenginin tiyatrosu olduğuna dair görüşler giderek daha fazla karşılık buluyor.

    Ahlaki İflas

    Batı’nın ahlaki çöküşü, Gazze’deki soykırım karşısında zirve yaptı. Öncesinde de zaten ahlaklı değillerdi ama imaj ve söylem gücünü kullanarak bu ahlaksızlığı gizleyebiliyorlardı. Artık gizleyemiyorlar.

    Bugün ABD’yi, tecavüz suçundan dolayı 85 Milyon Dolar cezaya çarptırılmış ve çocuk tecavüzünden ceza alması beklenen bir sapık yönetiyor. Fransa hakeza..

    7 Ekim 2023’te Hamas’ın Aksa Tufanı operasyonu, yıllardır süren İsrail işgaline ve aynı zamanda arkasındaki devletlere bir isyandı. Hamas’ın arkasındaki güç, bu operasyonla Müslümanları birleştirmeyi ve küresel Siyonizm’i de yıkmayı hedefledi. Bu istikamette büyük bir ilerleme sağlandı.

    Peki Batı ne yaptı? ABD, İsrail’e 2023’ten 2025’e dek 20 milyar doları aşan silah yardımı gönderdi; Avrupa ise ya destekledi ya da sustu. Gazze’de on binlerce masum sivil katledildi. Hastaneler, okullar bombalandı, açlık ve hastalık kol gezdi. ABD, veto yetkisini kullanarak BM Güvenlik Konseyi’nde ateşkes tekliflerini bile sürekli engelledi; Almanya ve İngiltere, İsrail’e silah sevkiyatını sürdürdü. Ama Avrupa Parlamentosu’nda Filistin bayrağı açılmasına bile müsaade etmediler. Bu iğrenç tutum, Batı’nın “insan hakları” masalını bitirdi. Haçlı ruhu, Siyonizm’e destekle hortladı.

    YanıtlaSil
  126. Ekonomi İflas Ediyor

    ABD’nin kamu borcu, 2025’te 36 trilyon doları geçti; faiz ödemeleri yıllık 1 trilyon dolara yaklaştı. Avrupa’da enerji krizi bitmedi; Almanya ve Fransa’da enflasyon, halkı marketlerde bile zorluyor.

    Eurostat’a göre, 2024’te AB’de yoksulluk riski altındaki nüfus %22’ye ulaştı. Üretim deseniz, Asya’ya kaptırıldı. Avrupa’da fabrikalar kapanıyor, Çin imalat sanayinde lider.

    İşsizlik, özellikle gençler arasında, umutsuzluğu körüklüyor; İspanya ve İtalya’da %20’yi aşan oranlar, geleceği karartıyor.

    İnovasyon ve Teknolojide Gerileme

    Batı, bir zamanlar teknolojinin kalesiydi. Ama 2025’te manzara farklı. Çin, yapay zeka ve 5G/6G teknolojilerinde lider; Huawei ve Tencent, Batı’yı geride bıraktı. Silikon Vadisi, hala güçlü görünse de, inovasyon hızı yavaşladı. Avrupa ise GDPR gibi regülasyonlarla kendi teknolojik gelişimini boğuyor.

    ABD ve Avrupa, yapay zeka etiğini tartışırken Çin üretime geçti. Batıdaki bu gerileme, ekonomik ve askeri üstünlüğü de tehdit ediyor.

    Savaş Sanayi ve Stratejik Zayıflık

    Batı’nın savaş sanayi, hala devasa görünse de Ukrayna savaşından yeterince ders alınmadı; 2022-2025 arası ABD ve NATO’nun silah stokları eridi. İsrail’e gönderilen F-35’ler ve Patriot’lar, bu açığı kapatamıyor.

    Kültürel ve Ailevi Yozlaşma

    Batı kültürü, bireyciliği kutsarken toplumu unuttu. Hollywood’un sahte özgürlük masalları, sosyal medya bağımlılığıyla birleşti; gençler yalnızlaştı, aileler dağıldı. Avrupa’da doğum oranları 2024’te 1.5’in altına düştü; yaşlanan nüfus, göçmen karşıtlığını körüklüyor. ABD’de, aşırı doz uyuşturucu yani opioid krizi, sadece 2023’te 100 binden fazla can aldı; aileler çöküyor.

    Batının ürettiği “özgürlük” insanlara “yalnızlık” getirdi. Cinsiyetsiz toplum dayatmaları, geleneksel değerleri yok ederken, tepki olarak aşırı sağ yükseliyor. Bu kültürel boşluk, Batı’yı ruhsuz bir kabuğa çevirdi.

    YanıtlaSil
  127. Aksa Tufanı ve Soykırımın Gölgesi

    7 Ekim 2023, Batı’nın maskesini düşürdü. Hamas’ın operasyonu, İsrail’in Gazze’ye vahşetini tetikledi. Bombardımanlarda, UNRWA verilerine göre 1.9 milyon Filistinli yerinden edildi, 16 binden fazla çocuk öldü. Batı, bu soykırıma ya açıktan destek verdi ya da sustu ve gözlerini kapattı.

    ABD, İsrail’e koşulsuz silah ve fon sağlarken, Avrupa’daki liderler “İsrail’in kendini savunma hakkı” yalanını mütemadiyen tekrarladı.

    Batı’nın Çöküşü, Kendi Eseri.

    Küreselleşme tuzağı, finans kapitalizmi ve ahlaksız hegemonya, sistemi kemirdi. Siyasi liderler güvenilmez, ahlak iflas etmiş, ekonomi batık. Üretim Asya’ya kaydı, inovasyon geriledi, savaş sanayi tökezliyor. Kültür ve aile, bireycilikle eridi. Gazze’deki soykırım desteği, Batı’nın sonunu hızlandırdı; halklar uyanıyor, BRICS güçleniyor.

    ABD Gaziler İdaresi'nin (VA) raporlarına göre günlük ortalama 18 kişi intihar ediyor. Günlük intihar sayısının günde 22 olduğuna dair ciddi iddialar da var.

    Savaşlar Artık Batının Kalbinde

    Geçmişte savaşlar ya Müslüman ülkelerde ya da Asya, Afrika ve Güney Amerika’da olur, Avrupa ve ABD ise bu savaşlardan keyifle istifade ederdi. Ukrayna Savaşı ile 2022’den itibaren sıcak savaşlar artık Avrupa’nın göbeğinde. ABD iç savaş tehlikesi ile karşı karşıya. Federal idare ile bazı önemli eyaletler arasındaki siyasi dil son derece düşmanca.

    ABD, dikkatleri Karayipler ve Venezüella’ya odaklayarak Ortadoğu ve Asya’dan sessizce çekilmeye başladı.

    Fransa, Afrika’nın tamamından tekme tokat kovuldu. Cumhurbaşkanı Macron 12.5 yıllık görevi döneminde 7. Başbakanı görevlendirdi. Ülkede artık siyaset dikiş tutmuyor.

    Son gelişmelere bakılacak olursa Rusya-Ukrayna Savaşı, Polonya’ya da sıçrayacak gibi.

    AB üyesi Macaristan’ın başbakanı Victor Orban “Ukrayna 3’e bölünecek, AB dağılacak” diyor.

    ABD, Avrupalı “dostlarını” adam yerine koymuyor. Yarım düzine Avrupa liderini karşısına dizip talimatlar veriyor ve aşağılıyor. Aynı muameleyi Afrikalı liderlere de yapmıştı. ABD ve Avrupa ülkeleri korkunç bir güven ve güvenlik krizi yaşıyor. Bunun telafi edilebileceğine dair ne bir işaret var ne de siyasi bir potansiyel. Çöküş mukadder görünüyor.



    “Onlar toplu olarak sizinle savaşamazlar; ancak müstahkem kaleler içinde veya siperlerin arkasından korka korka savaşırlar. Kendi aralarındaki çatışmaları ise çok şiddetlidir. Sen onları dışarıdan birlik içinde sanırsın; halbuki kalpleri darmadağınıktır. Çünkü onlar, akıllarını kullanamayan bir gürûhtur.”

    Haşr Sûresi 14. Ayet.

    YanıtlaSil
  128. Batı, kendi mezarını kazdı; tarih bunu böyle yazacak ve bu çöküş durdurulamayacak. Yeni bir dünya doğuyor, ama Batı bu dünyanın “kurucu” unsurları arasında olmayacak.

    Fransa Genelkurmay Başkanı Thierry Burkhard bunu açıkça ifade etti. Komutan “Avrupalıları tehdit eden şey Rus tanklarından ziyade, Batı dışı alternatif bir düzenin kurulması ihtimalidir” dedikten sonra şöyle devam etti: “Bazı Avrupa ülkeleri güvenlik risklerini inkar etmeyi bırakmazlarsa Avrupa av olmaktan kurtulamayacak. Zayıflayan bir Avrupa, Batı'nın 200 yıldır damga vurduğu bir dönemden sonra yarın avlanan bir hayvan konumunda bulabilir.”

    Son söz olarak şunu söyleyelim... Bundan böyle, günümüze kadar sömürülenlerin, ezilenlerin, mazlumların hesap soracağı, zalimlerin yargılanıp bedel ödeyeceği farklı bir döneme giriyoruz.

    Kutlu olsun.



    Alper TAN

    10 Eylül 2025

    YanıtlaSil
  129. 542

    DELAL I HAYRAT SERHI

    -Allahun, BURAK'a binen sata saldt eyle.

    BÜRAK, Mirae gecesi Resulüllah SA. efendimizin bineği olmuş gitmiştir. Kıyamet gunt, BURAK üzerinde ümmetine gefaat edecek tur. Mirac gecesi, Mescidi Haram dan Mescidi Aksa'ya kadar onunla

    tin Şanı mil sübhan olan Hak o günde Resulüllah 8.A. efendimizi BURAK Us. tünde cemal nurunu görüp şefaatı ile cümlemiat mesrur eylesin. Amin!

    Allahun, yedi kat semaları yaran sata salat eyle.

    Resulüllah SA, efendimiz, bu hale MIRAC gecesi nail olmuştur. Uyanık halde, yedi kat semaları yarıp MIRAC'a çıkmıştır.

    KIRK ÜÇÜNCÜ SALAVATI ŞERİFE:

    - Allahın, bütün insanlara şefaat eden sata salat eyle.

    Kıyamet günü, bütün yaratılmışlar bir yerde toplanacaklardır.

    Orada dehşetleri ve şiddetleri büyük olur. Bunun için, meşhur pey gamberlerden Hazret-i Adem, Nuh, Ibrahim, Musa ve İsa'dan şefaat taleb ederler. Allah, onların cümlesine salât eylesin. Onların bu tale

    bine karşılık, her biri bir özür beyan eder: Ancak, Resulüllah S.A. efendimiz, onlara şefaat eder.

    Derler. Bunun üzerine, Resulüllah S.A. efendimizin zatından şe faat taleb ederler.

    Onların talepleri üzerine, onları o dehşetli ve şiddetli halden ha las edip hesaplarının görülmesi için, Resulüllah S.A. efendimiz şefaat eder.

    İşbu mana icabı olarak:

    - İnsanlara şefaat eden..

    Denildi. Allah-ü Tašla ona salat ve selam eylesin.

    YEMEKLERİN TESBİH EDİŞİ

    Allahım, elinde yemeğin tesbih ettiği sata salât eyle.

    Burada anlatılan yemeğin tesbih ettiğine dair bir rivayeti, Buha-ri, Tirmizi ve Beyhaki Delalll'inde İbn-i Mes'ud'dan rivayet edildiğini çıkarıp anlattılar.

    Bunu, Ibn-i Mes'ud r.a. şöyle anlatmıştır:

    nen yemeğin, Resulüllah S.A. efendimizin elinde tesbih ettiğini işiti-Resulüllah S.A. efendimizle yemek yiyorduk. Bu esnada, o ye-yorduk.

    sından naklen şöyle dediğini anlattı: Kadi Iyaz Şira'sında, Cafer b. Muhammed'den, o da kendi baba-

    Resulüllah S.A. efendimiz hasta olduğunda, Cebrail, bir tabak İçinde nar ve tase ze üzümü yediği zaman, elinde tesbih ettiler. ta

    YanıtlaSil
  130. KARA DAVUD

    عَلَى مُخترق السبع الطباق ١٣ اللهم صل عَلَى الشَّفيع في جميع الأنام اللهُمَّ صَلِّ عَلَى من تحَ فِي كَةُ الطَّعَامُ اللهُمَّ صَلِّ عَلَى مَنْ بَكَى إِلَيْهِ الْجِذْعُ وَجِنَّ لِفِرَاقِهِ اللَّهُمَّ صَل عَلَى مَنْ تَوَسَلَ بِهِ طَيْرُ الْفَلَاةِ اللَّهُمَّ صَلِ عَلَى مَنْ سَتَحَتْ فِي كَمِنْهُ الحَيَاةُ اللَّهُمَّ صَل عَلَى مَنْ تَتَفَعَ اللَّيْهِ النَّبِي بِاحَ كَلام الله صَلِّ عَلَى مَنْ كَلَمَهُ الضَّبْ فِي مَجْلِسِهِ مَعَ اصْحَابِهِ الأَعْلامِ ،، اللهُمَّ صَلِّ عَلَى البَي النَّذِيرِ اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى السراج المنير اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مَنْ شَكَى إِلَيْهِ البَعِيرُ الله صلِّ عَلَى مَنْ تَفَجَرَ مِن بَيْنِ أَصَابِعِهِ الْمَاءِ النَّمير اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى الطَّاهِرِ الْمُطَّهِّرِ اللَّهُمَّ صَل

    543

    ala muhterık'is-seb'it-tıbakı.

    43. Allahümme salli aleş şefii ficemiil-enami. Allahümme salli alâ men sebbeha fikeffih'it-taamü. Alla-hümme salli alâ men bekä ileyh'il-ciz'u ve hanne lifirakahi. Allahüm me salli alâ men tevessele bihi tayr'-ül-felati. Allahümme salli alâ men sebbehat fi keffihil-hasatü. Allahüm-me salli alâ men teşeffaa ileyh'iz-zabyü biefsahi kelâmin. Allahümme salli alâ men kelleneh'üd-dabbü fi-meclisihi maa ashabihil-a'lami. Alla-Allahümme salli alel-beşir'in-neziri. Allahümme salli ales-sirac'il-müniri. Allahümme salli alâ men şekâ ileyh'-il-bairü. Allahümme salli alå men te feccera min beyni esabiihil-maün-ne-mirü. Allahümme salli alet-tahir'il-mutahhari. Allahümme salli

    43. Allahım, bütün insanlara şefaat eden zata salát eyle. Allahıra, elinde yemeğin tesbih ettiği zata salát eyle. Allahım, ayrılığından dolayı, hurma ağacı-nın inleyip ağladığı zata salát eyle. Allahım, sahra kuşlarının kendisine sığındığı zata salât eyle. Allahım, ufak çakıl taşlarının, elinde tesbih ettiği zata salát eyle. Allahım, en fasih kelâmla geyiğin, gelip kendisinden şefaat dileğinde bulunduğu zata salát eyle. Allahım, o zata salát eyle ki, meclisinde alâm ashabı ile sohbet halinde iken; keler kendisi ile konuştu.

    44. Allahım, beşir ve enzir zata salât eyle. Allahım, aydınlatıcı kandil zata salát eyle. Allahım, deve kendisine halinden şikâyet ettiği zata salát eyle. Allahım parmaklarının arasından tatlı su akan zata salát eyle. Allahım, tahir ve mutahhar zata salát eyle. Allahışı. nurların nuru zata salât eyle.

    **

    (Devamı: 555. Saylada)

    YanıtlaSil
  131. 93

    1

    2824. Delicesiz buğday olmaz.

    2825. Deliceyi kökünden çıkarmalı.

    2826. Dikenli ağaçta gül olur.

    2827. Dilencinin torbası dolmaz.

    2828. Dilsizin dili, yalancının dilinden iyidir.

    2829. Dişi aslan tek doğurur, ama aslan doğurur.

    2830. Domuz karnını doyurunca, yediği kabı devirir.

    2831. Domuz, kavunla kabağı ayırt etmez.

    2832. Domuzdan kurban olmaz.

    2833. Dostun şamarından korkma, düşmanın nüvazişinden kork!

    2834. Durgun akan ırmak, güçlü tepeleri devirir.

    2835. Düşmanınla görüşen dostundan kork!

    2836. Ebe çok olunca, çocuk sakat doğar.

    2837. Efendinin nazarı, ata tımardır. (Gospodarevo oko, konja tovi.)

    2838. Eğri otur, doğru söyle. (Krivo sjedi, pravo reci. Değişke: Krivo sjedi, pravo sudi.)

    2839. Elinde ekmeğin varsa, neden boğaça istersin?

    2840. Erken kalkmak, işin yarısını bitirmek, demektir.

    2841. Eski dostla eski şaraba doyum olmaz.

    2842. Esmersek de çingene değiliz.

    2843. Eşeğin gücü var, diye iki kişi birden yükletmemeli.

    2844. Eşeğin sesi, semaya çıkmaz.

    2845. Eşek baş olunca, işin sonu hayır olmaz.

    2846. Eşek, Kudüs'e gitmekle, hacı olmaz.

    2847. Eşek, kulağına su girmeyince, yüzmez.

    2848. Ev yanmış, ama borç bacadan kaçmış.

    2849. Evi ev eden kadındır. (Kuçu zena kuçom gradi.)

    2850. Evini sat, hocaya ver; o dua eder. Allah sana geri verir.

    2851. Evli adam, gailesiz olmaz.

    2852. Evvel nazar, sonra pazar.

    2853. Geç yetişen armut dayanır.

    2854. Gergin ip, çabuk kopar.

    2855. Gök çok gürleyince, yağmur az yağar.

    2856. Gök gürledikçe, kişi kendi için korkar.

    2857. Gömlek, cübbeden daha yakındır!

    2858. Göz iki, kulak iki, ağız tek; çok görüp, çok işitip, az söylemek gerek!

    2859. Gün kısa ise, yıl uzun!

    YanıtlaSil
  132. 2835. Düşmanınla görüşen dostundan kork!

    YanıtlaSil
  133. 92

    2789. Alet işler, usta övünür. (Türkçe karşılığı: Alet işler, er (el) övünür.)

    2790. Altın anahtar, kale kapılarını açar.

    2791. Altın ateşte, insan mihnette belli olur.

    2792. Altın, kuyumcusunu bulur. (Kerkük Türkmenlerinde: Altını altıncı tanır. )

    2793. Anadan doğmayınca, kardeş sayılmaz.

    2794. Ardında yüz köpek (havlamayan) kurt sayılmaz.

    2795. Asker, kısrağın kuşanmasını beklemez.

    2796. At iyi olunca, ya topal olur, ya kör.

    2797. Ata nal çakıldığını görmüş de kurbağa ayağını uzatmış.

    2798. Ateşle su hizmetkâr iken ne kadar iyi ise, efendiyken o kadar kötüdür.

    2799. Atı eşekle bir tutmamalı!

    2800. Atı suratıyla değil, süratiyle överler.

    2801. Atın iyisi, yolu kısaltır.

    2802. Atla yola giden eşeğin vay haline!

    2803. Ayı, bala düşmüş.

    2804. Ayıkken düşündüğünü, sarhoşken söyler.

    2805. Bağ dua değil, çapa ister.

    2806. Balık, kuyruğundan avlanmaz.

    2807. Başkasının sözünden çok, kendi gözüne inan!

    2808. Bir çiçekle yaz olmaz.

    2809. Bir deliği olan sıçan, çabuk tutulur.

    2810. Bir ziyan, bir bühtan (karaçalma)!

    2811. Borç üzerine borç eden, yalan söylemek zorunda kalır.

    2812. Boş başak, dik durur.

    2813. Boşuna vaat, deliyi memnun eder.

    2814. Budalaya (deliye) her gün bayram.

    2815. Büyük balık, ufağını yutar.

    2816. Çalışmak, ibadetin yarısıdır.

    2817. Çay kıyısında kuyu kazmak.

    2818. Çok havlayan köpek ısırmaz.

    2819. Çok işlere girişen, hiçbirini gereği gibi yapamaz.

    2820. Çok süren ikbal, ak kargaya benzer.

    2821. Çorbaya kıl düştü!

    vay çömleğin haline! 2822. Çömlek taşa dokunursa, vay çömleğin haline! Taş çömleğe dokunursa, gene

    2823. Davetsiz gelen, ruhsatsız gider.

    YanıtlaSil
  134. 91

    BENGAL ATASÖZLERİ

    2764. Aslanın bulunmadığı ormanda çakal racadır.

    2765. Bir çocuk, ana için, sonsuza dek kaygı kaynağıdır

    2766. Bir gözüyle yaş döker, ötekiyle göz kırpar.

    2767. Büyük istek, büyük düş kırıklığı, demektir

    2768. Çalmayı öğrenen kimse, darağacında sallanmayı da öğrenir.

    2769. Dilsizin düşmanı yoktur.

    2770. Doğru söze, yalnızca ahmak kızar.

    2771. Gereksinme, insanın özyapısını bile değiştirir.

    1772. Hiçbir limonu tatklaştıramazsın.

    2773. Karga da kendisinin akıllı olduğunu sanır.

    2774. Küçük belalar bizi gevşetir, büyükleriyse bizi granitleştirir.

    2775. Öfkeye kapılanın ne gözü, ne de kulağı vardır.

    2776. Para harcamak güzeldir, kötü olan bozuklukları saymaktır.

    2777. Talihli adamın karısı ölür, talihsiz adamın sığırı. (Karın ölürse, bir başka karı alırsın; ama büyükbaş hayvanların elden giderse, kimse sana yenilerini bedava vermez.)

    2778. Tanrı, yalnız sözde merhametlidir, gerçekte değil.

    2779. Topal kurdu, her köpek ısırır.

    2780. Vakit geçer, söylenti kakı.

    2781. Yiğitlikle dolu kayık batmaz.

    2782. Zamanı elinle yakalayamazsın.

    BEYAZ-RUS ATASÖZLERİ

    2783. Bilim, insanın gözlerini açar.

    2784. Geçim yapar, geçimsizlik yıkar.

    2785. İyi bir ün insan toplar, kötü ünse insan kovar.

    2786. Oğulun parmağı acısa, ananın yüreği yanar.

    BOLİVYA ATASÖZÜ

    2787. Sevmek keman çalmak gibidir; bilmeyen kötü sesler çıkarır.

    BOŞNAK ATASÖZLERİ

    2788. Akıllının ayıp saydığı ile ahmak övünür.

    YanıtlaSil
  135. 90

    2728. Gerçek sevgi, ayrılıkta unutulmaz.

    2729. Gerçek yaralar.

    2730. Gezmeyen, bir şey bilmez.

    2731. Güler yüz altın anahtardır; sonradan görmeden, Tanrı korusun!

    2732. Her gömlekçi, kendi gömleğini över.

    2733. Herkes, kendi günahım taşır.

    2734. Heykeltraş, mermerden olmaz.

    2735. Hırsızı soyan hırsız beğenilir.

    2736. Hırsızlar kavga eder, hırsızlık ortaya çıkar.

    2737. Irmağı izleyen, denizi bulur.

    2738. İlk giden, önde gider.

    2739. İnanmayana tansık (mucize) yoktur.

    2740. İneği yitirdinse, kuyruğunu kurtar.

    2741. İyi şeyin değeri, yitirilince bilinir.

    2742. Kafası mum olan, ateşe yanaşmamalı.

    2743. Keçi, bağlandığı yerde otlar.

    2744. Kendi başına akıllı olmaktansa, herkes gibi akılsız ol.

    2745. Kendi kanadınla uç.

    2746. Kıskanç ölür, kıskançlık ölmez..

    2747. Kış güneşine, kadın gülüşüne inan olmaz.

    2748. Koyunları sayarsan, kurt kapar.

    2749. Köpeğin önünde gidersen, seni ısırmaz.

    2750. Kör bile, görelim, der.

    2751. Kötü haber getiren, tez gelir.

    2752. Kötü insandan iyilik beklenmez.

    2753. Kötü malın kelepiri olmaz.

    2754. Kralın kazını yiyen, kırk yıl sonra tüy döker.

    2755. Mecliste bulunmayan, hep haksızdır.

    2756. Nişan almak yeterli değil, hedefi bulmalı.

    2757. Öküz susamamışsa, dereye götürmenin yararı yok.

    2758. Susuz öküz yürür.

    2759. Tatlı vaat, aptalı mutlu kılar.

    2760. Tek kuzusu olanın kuzusu, şişman olur.

    2761. Ya sükūtu muhafaza et, ya da ondan daha iyi bir şey söyle!

    2762. Yazgıya hiç bir şey etki edemez.

    2763. Zarardayken, tecimenin yüzü gülmez.

    ...

    YanıtlaSil
  136. vap alır. Kim öğleden sonra mescide bir hayır öğrenmeye yahut öğretmeye giderse, o da tam bir hac yapmış kimse gibi sevap a-lır.

    ٥٣٨٠ - مَنْ غَدًا إِلَى الْمَسْجِد أَوْ رَاحَ أَعَدَّ اللهُ لَهُ نُزُلاً مِنَ الجَنَّة كُلَّمَا غَدا او راح (حم خ م حب عن ابي هريرة)

    5380- Kim mescide devam ederse, Allah ona her gidip geldikçe, cennette bir konak hazırlar.

    ٥٣٨١ - مَنْ غَدًا يَطْلُبُ عِلْمًا كَانَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ حَتَّى يَرْجِعَ وَإِنَّ الْمَلَئِكَةَ لَتَضَعُ أَجْنِحَتَهَا لِطَّالِبِ الْعِلْمِ" (طب عن صفوان)

    5381- Kim sabahleyin ilim öğrenmek için erkenden çı karsa, dönünceye kadar o kişi Allah yolunda olur. Şüphe yok ki melekler ilim talep edene kanatlarını gererler.

    ٥٣٨٢ - مَنْ غَدًا يَطْلُبُ الْعِلْمَ صَلَّتْ عَلَيْهِ الْمَلَائِكَةُ وَبُورِكَ لَهُ فِي مَعِيشَتِهِ وَلَمْ يَنْتَقِصُ مِنْ رِزْقِهِ وَكَانَ مُبَارَكًا عَلَيْهِ (عق عن ابي سعيد)

    5382- İlim talep etmek için kim yola koyulursa, melekler ona dua ederler, geçimi bereketli olur, rızkından hiçbir şey ek-silmez, onun için o bilakis bereketli olur.

    ٥٣٨٣ - مَنْ غَسَلَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَاغْتَسَلَ ثُمَّ بَكَرَ وَابْتَكَرَ وَمَشَى وَلَمْ يَرْكَبْ وَدَنَا مِنَ الإِمَامِ وَاسْتَمَعَ وَانْصَتَ وَلَمْ يَلْعُ كَانَ لَهُ بِكُلِّ خَطْوَةٍ يَخْطُوهَا مِنْ بَيْتِهِ إِلَى الْمَسْجِدِ عَمَلُ سَنَةٍ أَجْرُ صِيَامِهَا وَقِيَامِهَا" (ط حم ش د ن ه ع حب طب ك عق ض ت وتسعة عن ابي بكر طب عن شداد

    5383- Kim cuma günü elbisesini yıkar, kendisi de yıkanır (boy abdesti) alır, erkenden bir şeye binmeden camiye yürüyerek gider, hutbeye yetişir, sonra imama yaklaşarak hutbeyi sükut için-de, konuşmadan dinlerse, evinden camiye kadar attığı her adım başında bir senelik oruç ve gece ibadeti sevabı alır.

    1256-

    YanıtlaSil
  137. ٥٣٨٤ - مَنْ عَشَ اُمَّى فَعَلَيْهِ لَعْنَةُ الله وَالْمَلَئكة والناس اجمعين قالوا ، رَسُولَ اللهِ وَمَا الغَشِ قَالَ أَنْ يَبْتَدَعَ لَهُمْ بِدْعَةً فَيَعْمَلُ بها قط عن الس)

    5384- Kim ümmetimi aldatırsa, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti üzerine olsun. "Ey Allah'ın Rasulül Aldat-mak nasıl olur?" diye sordular. "Onlara yapacakları bir bidat ih-das etmekle olur." buyurdu.

    ٥٣٨٥ - مَنْ فَاتَتْهُ الْجُمُعَةَ فَلْيَتَصَدَّق بدينار فإن لم يجد فينصف دينار (حم) ع حب طب ض عن سمرة)

    5385- Cumayı kaçıran kişi, bir dinar sadaka versin, bu-lamazsa yarım dinar versin.

    ٥٣٨٦ - مَنْ فَارَقَ الدُّنْيَا عَلَى الإِخْلاصِ اللَّهِ وَحْدَهُ وَعِبَادَتِهِ لَا شَرِيكَ لَهُ وَإِقَامِ الصَّلَاةِ وَإِيتَاءِ الزَّكَاةِ مَاتَ وَاللهُ عَنْهُ رَاضِ (هـ ع ك هب ض عن الس)

    5386- Kim dünyadan, Allah'ın birliğine iman etmiş, ona hiçbir ortak koşmamış, namaz kılmış, zekât vermiş bir halde ayrı-lırsa, Allah ondan razı olmuş bir şekilde ayrılmış olur.

    ٥٣٨٧ - مَنْ فَارَقَ الرُّوحُ جَسَدَهُ وَهُوَ بَرِى مِنْ ثَلَاثٍ دَخَلَ الْجَنَّةَ الْكِبْرُ وَالدَّيْنُ وَالْغُلُولُ " (حم ت ن ه ع حب ك ق ض وثلاث عن ثوبان)

    5387- Kim ruhu cesedinden ayrılırken şu üç şeyden beri ise cennete girer: Kibir, borç ve hıyanet.

    ٥٣٨٨ - مَنْ فَارَقَ الْجَمَاعَةَ فَهُوَ فِي النَّارِ عَلَى وَجْهِهِ لأَنَّ اللَّهَ تَعَالَى يَقُولُ أَمَّنْ يُجِيبُ الْمُضْطَرَّ إِذَا دَعَاهُ وَيَكْشِفُ السُّوءَ وَيَجْعَلُكُمْ خُلَفَاءَ الْأَرْضِ فَالْخِلافَةُ مِنَ اللهِ فَإِنْ كَانَ خَيْراً فَهُوَ يَذْهَبُ بِهِ وَإِنْ كَانَ شَرًّا فَهُوَ يَأْخُذُ بِهِ عَلَيْكَ أَنْتَ بِالطَّاعَةِ فِيمَا اَمَرَكَ اللهُ تَعَالَى بِهِ (طب عن ابن سعد بن جنادة)

    5388- Kim cemaatten (müslüman topluluğundan) ayrılır-sa, o ateştedir. Çünkü Allah: "Yoksa bunalmışa, kendisine dua ve iltica ettiği zaman icabet eden, fenalığı gideren, sizi yeryüzü-

    1257

    YanıtlaSil
  138. ٥٣٨٤ - مَنْ غَشَ اُمَّتِي فَعَلَيْهِ لَعْنَةُ اللهِ وَالْمَلَئِكَةِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَا الْغَشُ قَالَ اَنْ يَبْتَدِعَ لَهُمْ بِدْعَةً فَيَعْمَلُ بِهَا (قط عن انس)

    5384- Kim ümmetimi aldatırsa, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti üzerine olsun. "Ey Allah'ın Rasulü! Aldat-mak nasıl olur?" diye sordular. "Onlara yapacakları bir bidat ih-das etmekle olur." buyurdu.

    YanıtlaSil
  139. ISLAM TARDI MEDINE DEVRİ XI

    Bunlar, oturulup konuşulacak kimseler mi sanki?!

    Allah'ın, aramızdan, kendilerine hidayet ve ihsanda bulunduğu, bunlar ha?! diyerek konuştular. (223)

    Ya Muhammed! Sen, kavmından vaz geçtin de, bunlara mi râzı oldun?! (224)

    Allah'ın, aranızdan kendilerine hidayet ve ihsanda bulunduğu kimseler, bunlar mı?!

    Biz, bunların arkasından mı gideceğiz?!

    Sen, onları, yanından koğ!

    Eğer, onları, koğarsan, belki, sana tabi oluruz.

    Eğer, onları, yanından koğacak olursan, biz, muhakkak, senin başında toplanır, senin meclisinde bulunuruz.

    Biz, senin, bizimle oturum yapmanı arzu ederiz.

    Amma, yanına Arap kabilelerinin Elçileri gelirse, gelecek Arap-ların, bizi, şu kölelerle birlikte görmelerinden utanırız!

    Biz, senin yanına geldiğimiz zaman, onlar, hemen kalkıp yanı-muzdan uzaklaşsınlar.

    Biz, seninle oturumumuzu, konuşmamızı bitirip dağıldığımız za-man, istersen, onlarla otura bilirsin! dediler. (225)

    Buna rağmen, Peygamberimiz, fakirlerle birlikte otururdu. (226)

    di. (227) Köleler, arpa ekmeğine bile dåvet etseler, dåvetlerine icåbet eder-

    Dullar, zaifler ve zügürtlerle birlikte yürümekten, onların hacet ve dileklerini yerine getirmekten arlanmaz ve onurlanmazdı. (228)

    Enes b. Malik'in bildirdiğine göre bir kadın, Peygamber Aley-hisselama gelip Benim, Seninle bitecek bir hacetim var?» demişti.

    Peygamber Aleyhisselâm Medine yollarından hangisinde otur-mak istersen, otur. Ben, senin yanına varır, hâcetini görürüm.» bu-yurmuştur. (229)

    *

    Peygamberimiz, ne kapalı kapılar ardına çekilir, perdeler arka-sında dikilir, ne de, Kendisinin önüne tabaklarla yemekler taşınırdı.

    Peygamberimiz, toprak üzerinde oturur, yemeğini de, yerde yerdi. «Ben, kulun oturduğu gibi oturur, kulun yediği gibi yerim.

    (223) Belâzüri Ensabüleşraf c. 1, s. 197

    (224) Ahmed b. Hanbel Müsned c. 1, s. 420, Taberî Tefsir c. 7, s. 200

    (2:5) Taberi Tefsir c. 7, s. 200-201

    226) Kadı Iyaz Şifa c. 1, s. 96, İbn-i Seyyid Uyunüleser c. 2, s. 333

    ( (277) Taberâni'den naklen Heysemi Mecmauzzevaid c. 9, s. 20

    (228) Darimi Sünen c. 1, s. 37, Taberáni Mücemüssagir c. 1, s. 144-145, Heysemi-

    Mecmauzzevaid e. 9, s. 20, Ebülferee ĺbnülcevzi Vefå c. 2, s. 437

    (229) Tirmizi Şemail s. 55

    YanıtlaSil
  140. AHLAK, PEYGAMBERİMİZİN ÜSTÜN AHLAKI

    Ben, ancak, bir kul'um! buyururdu (230) Ebû Ümâme der ki

    Erkeklerle çirkin sözler konuşmaktan utan-maa bir kadın vardı.

    Bir tag üzerine oturup tirid yerken, Peygamber Aleyhisselama rastladı.

    (Bakınız Şuna! Kulun oturduğu gibi oturuyor, kulun, yemek yo-diği gibi, yemek yiyor!?) dedi.

    Peygamber Aleyhisselâm (Benden daha lyi hangi kul var?) bu-yurdu.

    Kadın (Sadece Kendisi yiyor, bana yedirmeyor!) dedi.

    Peygamber Aleyhisselâm (Gel, sen de, yel) buyurdu.

    Kadın (Kendi elinle ver!) dedi.

    Peygamber Aleyhisselâm, elile verince, kadın (Bana, ağzındakı lokmayı verl) dedi.

    Peygamber Aleyhisselâm, ağzından çıkardığını, verip kadın, ye-yince, Haya, utanma duygusu, kendisine galebe çaldı.

    Ölünceye kadar bir daha hiç kimse ile kötü, çirkin söz konuşma-dil (231)

    Bir gün, bir adam, Peygamberimizin huzuruna gelince, Peygam-berlik heybetinden, titremeğe başlamıştı.

    Peygamberimiz «Kendine gel! Ben, bir Hükümdar değilim!

    Ben, ancak, Kureyş kabilesinden, kurumuş et yiyen bir kadın'ın oğluyum! buyurmuştur. (232)

    Peygamberimiz, Mekke'yi fetha giden ordusunun başında, deve-sinin üzerinde yüce Allah'a karşı başını önüne o derece Tevâzu ile eğmişti ki, sakalının ucları, neredeyse, devenin Semerine değmekte (233) ve «Ey Allah'ım! Hayat, ancak, Åhiret hayatıdır! diye düa et-mekte idi. (234)

    (230) Abdurrezzak Musannef c. 10, a. 415, İbn-i Sa'd Tabakat c. 1, s. 371-372 (231) Taberâni'den naklen Heysemi Mecmauzzevaid e. 9, s. 21

    (232) İbn-1 Mace Sünen c. 2, s. 1100-1101, Taberåni'den naklen Heysemi Mee-mauzzevaid c. 9, s. 20, İmam Gazzali İhyâu'ulomiddin e. 2, s. 483-484, Kadı Iyaz ŞHA c. 1, s. 99-100, Ebülferec İbnüleevzi Vefß c. 2, . 437

    (233) İbn-i İshak, İbn-i Hişam Sire c. 4, s. 48, Väkıdi. Megazi c. 2, s. 824, Ibn-1 Esir Kâmil c. 2, s. 246-247, Ebülfida Sire c. 3, s. 555

    (234) Vakıdi Megazi c. 2, 8. 824, Halebi Mevâhibülledünniye Şerhi c. 2, s. 321 İnsanüluyun c. 3, s. 27, Zürkant

    YanıtlaSil
  141. ٢٦٢

    سورة نفره (٢٧-٢٤)

    ) در ویکی نکنه) ارشادك نام و نافع اوله سنك برخی شرطى جماعتك استعداد نه كوره اول لازمدر جماعت عوام عوام اس حقائقی ملاقہ اولارق کو فی انچ او نارجہ معاور و مألوف اسلوب والله التنده كوره برای بونك كوندركه قرآن كريم، لوكان حقائقی مشاهدات دينا تشبهاى مثاللي استعاره لرله تصور الدود جمهوره، یعنی عوام ناسك مهماری

    يا قينلا شدير مشدر.

    وكذا قرآن كريم، تكمل اتمه من عوام باسل الهالكه لى غلطاره دوشمه می ایجون)، حس ظاهری ایله کورد کاری و اعتقاد ایتد قاری کونسه و ارحم کی مثله کرده اجمال و ابهام ایتمشدر فقط، بینه

    حقيقتهاده اشارتاً بعض اواره لر وقرين الى وضع ايتمشور.

    بو نکته لری عقلی که قوید قد من موکره، شو که فذلکه به دقت است. شریعت اسلامیه، عقابی بر ها نار اوزرینه موتور. بو شریعت علوم اساسية تك حياتي نقطه الديني تمامي لن تضمن

    ایتمنه اولان علوم و فنوند نه متخصدر.

    اوت، تهذيب الروح، رياضة القلب، تربية الوجدان، تدبير الجد، تدوير المنزل، سياسة المدنية نظامات العالم، حقوق، معاملات، آداب اجتماعيه وسائره و سائره كي علوم و فنونك

    احتوا ابتد فكرى اساساتك فهرسته سی

    شریعت اسلامیه در

    و عین زمانده، لزوم کوروله مسئله کرده احتیاجه کوره ایخدا مانده بولو مشد لزومهای او میانه بر كرده و يا ذهنهارك استعدادي او لما يان مشمال الرده، و یا خود زمانك قابليتي اولمايان نقطه الرده، بر فذلکه ایله الجمال انت شد. یعنی اساسارى وضع المشدد. فقط او اس اسلم دن آلینا جعه حکماری و یا اساساته بنا ايديله جك فروعاتي عقلاده حواله ايتمشدر.

    بویله بر شريعتك احتوا ایتدیگی فنارك او جده بری بیل، شو زمان ترقيده، ان مدنی بر بوده،

    ان ذكي بر انسانده بولو ناماز .

    YanıtlaSil
  142. أذكي الختامية

    Adab-ı ictimaiye: Toplum içinde dikkat edilen ådåblar

    عوكم ناش

    Avam-1 nas: Sıradan insanlar

    جنهور

    Cumhur: Çoğunluk, toplu-luk

    فية

    Fehim: Anlama, anlayış

    فروعات

    Füruat: Asıl olmayanlar

    LE

    Galat: Hata

    حسين ظاهری

    Hiss-i zahiri: Dış duyular

    إنماء İbham: Kapalı bırakma

    استعاره

    İstiare: Bir varlığa asıl adım değil de benzediği başka bir varlığın adını verme san'ati

    قرينة

    Karine: İpucu

    معاملات

    Muamelat: Ticári muameleler

    موشن

    Miüesses: Te'sis edilmiş, kurulmuş

    ملخص

    Milahhas: Özetlenmiş, kısaltılmış

    متشابهات

    Mütesabihat: Ma'nası açık olmayan åyet ve hadisler

    نافع

    Nafi : Faydalı

    نظامات العالم

    Nizamatü'l-alem: Uluslararası hukuk

    رياضَتُ الْقَلْبُ

    Riyazetü'l-kalb: Kalb terbiyesi

    سیاست

    Siyasetü'l-medeniye: Toplum

    المدنية

    siyaseti

    تصوير

    Tasvir: Resmederek ta'rif etme

    تَضَتُنْ

    Tazammun: İçine alma

    تدبير الجن

    Tedbiru'l-cesed: Beden sağlığı

    تدوير المنزل

    Tedviru'l-menzil: Ev idaresi

    تهذيب الروح

    Tehzibur-rüh: Psikoloji, ruh terbiyesi

    تقبية

    Tesbih: Benzetme

    YanıtlaSil
  143. Dardane Nakter Isadim tam ve nafi olmasın birinci sarte, cemaatin isti'dadına göre olmau Hamdu Cemaat avamdır Avam ise, hakaiki çıplak olarak göremez. Ancak onlarca ma'lim ve me'laf üslüb ve elbise altında görebilirler. Bunun içindir ki, Kur'ân-ı Kerim, yüksek hakäikı mütesäbihát denilen tesbihler, misäller, istiärelerle tasvir edip, cumhura, yani avâm 1 nåsım fehimlerine yakınlaştırmıştır

    Ve kezi Kur'ân-ı Kerim, tekemmül etmeyen avâm-näsm tehlikeli galatlara düşmemesi için, hiss-i zahiri ile gördükleri ve itikad ettikleri güneş ve arz gibi mes'elelerde icmal ve ibhâm etmiştir. Fakat, yine hakikatlere işareten bazı emareler ve karineler vaz' etmiştir.

    Bu nükteleri aklına koyduktan sonra, su gelen fezlekeye dikkat et. Şeriat-ı İslamiye, akli burhanlar üzerine müessestir. Bu şeriat, ulüm-u esåsiyenin hayati noktalarını tamamıyla tazammun etmiş olan ulům ve fünündan mülahhastır.

    Evet, tehzibü'r-rüh, riyazetü'l-kalb, terbiyetü'l-vicdân, tedbirü'l-cesed, tedvirü'l-menzil, siyasetü'l-medeniye, nizámátü'l-alem, hukuk, muamelát, ådâb-ı ictimaiye vesaire vesaire gibi ulům ve fününun ihtivä ettikleri esásâtın fihristesi, şeriat-ı İslamiyedir.

    Ve aynı zamanda, lüzüm görülen mes'elelerde, ihtiyaca göre îzähätta bulunmuştur. Lüzümlu olmayan yerlerde veya zihinlerin isti'dådı olmayan mes'elelerde veyahud zamanın kabiliyeti olmayan noktalarda, bir fezleke ile icmål etmiştir. Yani esasları vaz etmiştir. Fakat o esaslardan alınacak hükümleri veya esâsâta bina edilecek fürûátı akıllara havåle etmiştir.

    Böyle bir şeriatın ihtivä ettiği fenlerin üçte biri bile, şu zaman-ı terakkide, en medeni yerlerde, en zeki bir insanda bulunamaz.

    YanıtlaSil
  144. Dördüncü Bölüm: LÜGATÇE

    313

    Havale (a): Görneği önleyen, mâni, engel, håil (tahta perde, duvar v.s.). bir işi, bir şeyi birine bırakma, bir şeyin, bir işin yapılmasını biri-ne ısmarlama.

    Havås (a): lleri gelenler, multterem ve yüksek kimseler.

    Havi (a): Kerku, korkma.

    Havf recă (a): Korku ve dilek, korkma ve dileme, korku ve umut ara-sında bulunma.

    Harsala (a) Anlayış, akıl, zihin: tahammül.

    Havva (a): Yaratılan ilk kadın, Hz. Adem'in zevci.

    Havz (a): Havuz, su biriktirmeye mahsus üstü açık, etrafı duvarlı yer.

    Hay: Haydi (hitep, nidá).

    Hayran (a): Şaşırmış, şaşkın.

    Hayvan (a): Canlı, yaratık, hayat taşıyan.

    Hayy (a): Daima diri olan, ölmek ihtimalinden uzak bulunan (Allah).

    Hazret (a): Büyüklere saygı için kullanılan unvan.

    Hece (a): Ağızdan bir hareketle çıkan ses topluluğu, söz.

    Hece: Mezartaşı.

    Helal (a): Kullanılması şer'an câiz olan, haram olmayan; nikâhlı kadın.

    Hemân (1): Aynı şekilde, öylece, derhal.

    Hemişe (1): Dâima, boyuna, hep, devamlı şekilde.

    Hemrah (f): Yoldaş, aynı yolda giden, yol arkadaşı.

    Hemráz (f): Srdaş, sır arkadaşı.

    Her-dem (1): Dâima, her zaman.

    Hergiz (0): Asla.

    Heva (a): Heves, istek, arzu; nefse ait şeylere istek, düşkünlük.

    Hevâset: Nefse uymak, kötülük, hevâ vú hevesine kapılma (a. hevesâtdan).

    Hevl (a): Korku

    Hezár, hezárán (f): Bin; binler, binlerce.

    Hezár-destan (f): Bülbül.

    Hikd (a): Kin tutma, öç almak için fırsat kollama.

    Hırman, lurmen (f): Harman.

    Hızır: Ebedi hayatın sembolü, Mûsa şeriatına bağlı bir peygamber veya eren. Ab-1 hayat içtiği için ölmezliğe ermiştir. Kullar sıkıştığı za-man yardına yetişir.

    Hicab (a): Örtü, perde, hail; utanma, sıkılma.

    Hleran (a): Ayrılık.

    Hidayet (a): Doğru yolu, hak yolunu bulma.

    Hikmet (a): Bir işteki sebep, gizli yön.

    Hilaf (a): Yalan, zıd, karşı.

    Hil'at (a): Eskiden devlet büyüklerinin ihsan ettikleri süslü elbise, kaftan.

    YanıtlaSil
  145. 312

    YUNUS EMRE

    Idil (a): Sadık, samimi dost. (Esmå-i hüsnådandır. Hz. Peygamber için de kullanıır.) Hz. İbrahim (a.s.)

    Hális (a): Karışık değil, såf; temiz yürekli, özü sözü doğru.

    Halk (a): Yaratma; insanlar, yaratıklar, ahali.

    Halk etmek: Yaratmak.

    Hallic (a): Pamuk işiyle uğraşan, pamuk atan.

    Hallac-ı Mansür: «Ene'l-Hak dediği için asılan ünlü sofi. Bk. Mansur.

    Halvet (a): Yalnızlık.

    Hámán: Hz. Mūsa zamanındaki Fir'avn'un veziri.

    Hanur, hamr (a): Şarap, içki.

    Hàmûş (1): Susan, susmuş, sessiz.

    Hamza: Hz. Muhammed'in kuvvetiyle tanınmış ve Uhud Savaşında şehid olmuş amcasıdır

    Handân (f): Gülen, güler, gülücü.

    Hanedan (f): Kökten asil ve büyük aile: soy sop, aile, ocak.

    Hånende (f): Okuyucu, şarkı okuyan.

    Hànümân (f): Ev bark, ocak.

    Hår (f): Hakir, aşağı, hor, zelil, bayağı.

    Haram (a): Dince yapılması yasak edilmiş şey, helal olmayan.

    Harami (a): Yul kesen, hırsız, oğru, (haram yiyen).

    Harcı: Láyık olduğu, lâyığı, uygunu, elverişlisi.

    Harekat (a): Hareketler (kımıldanmalar, yer değiştirmeler).

    Harif (a): Kimse, adam; iş eri, san'at sahibi: san'at arkadaşı, meslektaş. Harir (a): İpek.

    Hârut, Marut: Iki melek adı. Büyü ile uğraştıkları için kıyamete kadar kalmak üzere Babil'de bir kuyuya baş aşağı asılmışlardır.

    Hàs (a): Husůsi, ózel; ileri gelenler; tasavvufta varlığından geçip gerçeğe ulaşan.

    Hâs u âm: Herkes. ileri gelenler ve halk.

    Has-ül hás: En güzel, en hås, håssın hâssı: Tasavvufta maddi varlıktan tamamiyle kurtulup ilahi varlığa erişen, gerçeğe tam ulaşan. Haslet (a): İyi ve güzel huy, mizaç, tabiat.

    Håss-ı havås (a): Hasların hassı, gerçeğe ulaşan, Allah varlığıyla var olan.

    Haşă (a): Aslá, hiçbir vakit, katiyyen (tenzih ve inkâr eki). Hâşa lillah, Allah için bu iş, bu şey olmaz; Allah göstermesin, aslå.

    Haşr, haşir (a): Toplanma, kalabalık håle gelme; ölülerin dirilip bir ara-gelmesi, mahşer, kıyamet.

    Haşr ü neşr, haşir-neşir (a): Kıyamette ölülerin bir araya toplanması. sonra Cennet ve Cehenneme dağılması.

    Hatar (a): Tehlike.

    Hat, hatt (a): Çizgi, yol; yazı, satır.

    Hattab (a): Oduncu (Hz. Ömer'in läkabı).

    YanıtlaSil
  146. isnadsız

    458

    da bulunma, karalamalar

    isnadsız إستادسر : )gr.) öznesiz, işi yaparu belir tisiz, dayanaksız

    Ispanya ايسپانيه : bir tarafı Akdeniz'le diger tarafı Atlas Okyanusu ile çevrili yarımada şeklinde, Afrika'dan Cebel-i Tarık Boğazı ile ayrılan Batı Avrupa ülkesi, konuşulan dili la panyolcadır

    Ispanyol 1 : اسپانيول.lspanya'lı 2 İspanyalılara ait

    Ispirtizma اسپرتیرمہ : )ispritizma ve spritizma( yaşayan insanlarla ölmüşlerin ruhları ara sında haberleşme ve ilişki kurma iddiasında olan ve ölmüşlerinin ruhlarının yeniden do ğacak bebeklerin bedenlerine geçip tekrar dünyaya gelebildiklerini ileri sürdükleri batıl görüş ve bu maksatlarla yapılan sözde deney ler ve araştırmalar

    Ispirtizmaci اسپرتز ماجی : )ispritizmacı) ispritiz macılığa inanan ve bu alanda deney ve araş tırmalar yapan kimse

    isr 1 : إسر.yol 2 hareket tarzı

    isra إسراء : gece yolculuğu (sure-i isra: Hz. Mu-hammed'in (a.s.m.) Mi'raç mucizesinin anla tıldığı Kur'an'daki 17. sure)

    israf 1: إسراف.bosyere harcama, savurganlık, tutumsuzluk 2. aşırılık, ölçüsüzlük, normalden sapma

    israf- cesedi إسراف حدى : beden gücünün boşa harcanması

    Israfi kelam إسراف كلام : mubalaga, abartma, boş yere konuşma, gereksiz söz söyleme

    israfat إسرافات : israflar, boş yere harcamalar; aşırılıklar, ölçüsüzlükler

    Israfil (as( . إسرائيل ع : kıyamet günü ve öl müşlerin diriliş zamanında Sur'u üflemekle

    görevli melek (Kur'an, 39: 68; 36: 51, 53; 27: 87; 69: 13, 16; 78: 18, 19)

    Israfil-misal إسرافيل مثال : Israfil gibi

    Israfil-vari إسرافيل وارى : Israfil gibi

    israfli إسرافلی : israfçı, boş yere harcama yapan, aşırılığa sapan, ölçüsüz

    israfsız إسرافسز : boşuna olmayan, gerekli, ye rinde, ölçülü

    israfsızlık إسرافزلق : israfi olmama, boş yere harcamama, ölçülülük, sonuca en kolay yol-dan varma

    Israil 1: إسرائيل.Hz. Yakub'un (a.s.) bir laka-1

    YanıtlaSil
  147. 60

    istahr abad

    bu 2. Hz. Yakub'un soyundan gelenler, laval

    oğulları, Yahudiler

    ralliyat إسرائيليات :Yahudiler arasında söyle ne gelen ve çoğu yanlış veya anılsız haberler, hikayeler, yalan yanlış bilgiler

    Israiliye إسرائيليه : yahudi 2 yahudilere ait (beni İsrailiyye İsrail oğullarından, İsrail oğullarına mensup, yahudi)

    istahrabad ستحر آباد : )stahr. abad) istabu şeh ri, ortaçağda Iran Sasani devletinin kutsal

    başşehri. Bu şehir Güney Iran'ın Farnistan bölgesinde, Şiraz şehrinin kuzey doğusunda ki Bulvar vadisinde, şimdi yıkıntıları bulunan eski Persepolis şehrinin kuzeyinde bir saatlik uzaklıkta kurulmuştu, bu şehrin Sasaniler sebebi Zerdüşt için kutsal ve ünlü olmasının seb (Mecusi, yani ateşe tapma) dinince kutsal sayılan ve yıllarca hiç söndürülmeyen ateşin bulunduğu tapınağın burada olmasıdır. Sa sani İmparatorluğunun kurucusu olan Arda şir'in dedesi, bu tapınağın başrahibi idi. Bu tapınak rahiplerinin, hükümdarların başa ge tirilişlerinde önemli rolleri olmuştur. İstahr, Sasani imparatorluğu'nun hem dini merkezi ve hem de resmi başşehri olmakla beraber hükümdar ve saray erkanı, Dicle nehri kena rında bulunan medayin (Ktesiphon) şehrinde otururlardı. Denilebilir ki İstahr (stahr), Sa sani İmparatorluğu'nun dini başşehri, Meda yin ise fiili başşehri idi. Sasani paralarındaki (st) harfleri, istahr kelimesinin kısaltılmış şekliydi. İstahr'ın bulunduğu bölge, dağlık ve ulaşıma elverişsizdi. Ülke idaresi ve ordunun harekatı bakımından elverişli yerde bulunan Medayin, devletin fiili başkenti haline gel-mişti. Hz. Muhammed'in (a.s.m.) doğduğu gece, İstahr'daki ateş mabedinde sürekli ya kılan ateş, herkesi hayrete düşürecek şekilde sönmüştü istahr-abad, Hz. Ömer'in halifeliği zamanında fethedilmiştir. (hic. 23, mi. 643). İran'ın baştan başa fethedilmesi için yedi böl-ge tayin edilmiş ve her bölgenin fethi görev ve sorumluluğu bir komutana verilmişti. İs-tahr'ın yer aldığı Farsistan bölgesinin fethine Osman ibn-i ibn-i ebi' ebi'l-as es-Sakafi ve yardımcı, destek kuvvetleri komutanı olarak da o za-manın Basra valiliği görevinde bulunan Ebu Musa el-Eş'ari memur edilmişlerdi. İslam or-duları bu bölgeyi, bu iki komutanın idaresi al-tından fethetmiştir. İstahr-abad'ın fethinden birkaç yıl sonra bu şehrin halkı ayaklanmış ve kendilerini idare eden valiyi de öldürmüşler-fathe

    YanıtlaSil
  148. Istanbul

    di o zaman ki basta valisi Abdullah bin Amr fethedilmiştir. (hic. 28. 29. mi. 648. 649). Sağ isyanı bastırmış ve böylece şehir ikinci defa lam kaleleriyle ünlü İstahr, zamanla önemini kaybetmiş ve bir harabe haline gelmiştir. Bu-gün şehrin bazı kalıntıları mevcuttur

    Istanbul استانبول : Roma ve Bizans imparator-

    Juğu zamanında Byzantion ve Konstanti nopolis adlarıyla da anılan İstanbul, Bizans imparatorluğu'nun merkezi olmuş. Fatih Sultan Mehmet Han tarafından 1453 yılın-da fethedildikten sonra da Osmanlı İmpara torluğu'nun başşehri olmuştur. Bu tarihten sonra İstanbul, dersaadet (mutluluk şehri), Daru-ul hilafe (halifelik merkezi), Deraliye (yüce şehir), Asitane (ibadet ve zikir merkezi dergah, saltanat merkezi), gibi sıfatlarla da anılmıştır. Bugün (2007 yılı) on beş milyonu aşan nüfusu ile Türkiye'nin en büyük ticaret, endüstri ve kültür merkezidir

    459

    Hz. Peygamber'in (a.s.m.) İstanbul'un İslam ordusu tarafından fethedileceğini bildirdiği hadisinde, bu ordunun komutanı ve askerleri övülmüş ve günahlarının affedileceği müjde-sini vermişti. bu affa erişebilmek için Hz. Os-man (r.a.) zamanından beri fetih için seferler düzenlenmiş, fakat şehir fethedilememiştir

    Muaviye'nin Suriye valiliği zamanında kuru-lan İslam donanması İstanbul'un fethi için yola çıkmış ve Abdullah ibn-i Serh kuman-dasındaki İslam donanması Fenike kıyıların-da bizans donanması ile karşılaşmış ve "Zat el-Savari" adı verilen bu deniz savaşını kaza-narak Bizans donanmasını yok etmiştir (mi. 655). Hz. Muaviye, Emevi devleti hükümdarı olduktan sonra da İstanbul'un fethi için bu sefer karadan büyük bir ordu göndermiş ve bu ordu İstanbul'u kuşatmıştır (mi. 669). Bu orduya Ebu Eyyub Halid bin Zeyd el- Esari ile birlikte bir çok sahabe katılmıştı. Hz. Halid (r.a.) bu muharebede hastalanarak vefat et-miştir. Türbesi Eyüp Camii'nin yanındadır (halk arasında Hz. Halid, Hz. Eyüp olarak bilinmektedir ve Eyüp Sultan Hazretleri de-nilmektedir. Ebu Eyyub, Eyyub'un babası demektir). Muaviye devrinde İstanbul'a kar-şı tekrar bir donanma ile sefer düzenlenmiş ve donanma İstanbul önlerine gelmiştir (mi. 674). Yedi yıl aralıklı olarak devam eden bu savaşta, Bizanslılar'ın kullandığı "Rum ate-şi" denilen ve suda da yanan bir silaha karşı İslam donanması başarı elde edemeyip geri

    YanıtlaSil
  149. 459

    İstiaze

    çekilmek zorunda kalmıştır. Abbasiler zama-nında da seferlere devam edilmiştir. Fakat Is-tanbul'un fethi ancak Sultan Mehmed'e nasip olmuş ve "Fatih" ünvanını almıştır

    istasyon 1 : استاسیون radyo veya televizyon ya-yın merkezi veya kuruluşu 2 trenin yük veya yolcu için durduğu yer, tren durağı 3.belli ko-nulardaki araştırma veya hizmet kuruluşu

    istatistik استانستيق : tekrarlanan olayları ma-

    tematik değerlerle ifade etmeye ve meydana geliş sebep ve sonuçları hakkında daha sağ-lam tahminler yapmaya çalışan ilim dalı

    İstatistikçi إستاتيستيقجی : istatistik ilmi ile uğra-şan, istatistik uzmanı

    İstatistikli استانستيقلی : istatistik ile elde edilen bilgilere yer veren (bk. istatistik)

    istiab 1 : إستيعاب.içine alma 2.kapsama 3.sığ-dırma

    istianat إستعانات : )Allah'a (c.c.) dua ile yapılan(

    istianeler, yalvarışlar, yardım isteyişler istiane 1 : إستعانه.Allah'a (c.c.) dua edip yardım

    isteme 2.ihtiyacı için yardım isteme

    istiarat (istiarat( إستعارات : istiareler (bk. istia-re)

    istiarat kesire إستعارات كثيره : çok sayıda istia-reler, bir çok istiare (bk. istiare)

    istiare 1 : إستعاره.ödünç alma, ödünç alıp kul-

    lanma 2.(edb.) bir varlığın ismini veya sıfatını (niteliğini) yahut durumunu gerçek anlamda kullanmayıp buna benzeyen bir başka varlığı anlatmak için kullanma. (örnek: "aslanları-mız düşmanı perişan ettiler" sözünde "aslan" ismi gerçek manasında değil "cesur asker" manasında kullanılmıştır). istiare, benzeyen ve benzetilenin belirtilmesiyle yapılan ben-zetmenin (teşbihin) bir çeşit kısaltılmışıdır. istiarede benzeyen ve benzetilenden biri söy-lenmez

    istiare-i bedia إستعارة بديعه : benzeri olmayan,

    çok güzel ve şaşırtıcı istiare (bk. istiare, md. 2)

    istiare-i bediiye إستعارة بديعيه : eşsiz ve benzersiz

    güzel istiare (bk. istiare, md. 2)

    istiare-i temsiliye إستعارة تمثيليه : temsili istiare,

    bir olayı örnek alıp esas fikri anlatan istiare (bk. istiare, md. 2)

    istiareten 1 : إستعارة.ödünç olarak 2.istiare yo-

    luyla istiaze 1 : إستعاذه.Allah'a (c.c.) sığınma 2."euzu

    billahi..." deyip Allah'a (c.c.) sığınma

    YanıtlaSil
  150. SER ÜÇGENİ

    MUHSİN AKIL

    Muhsin AKIL, Türkiye'de gündeme oturmuş olayları ilk duyuran gazeteci oldu. Uzmanlık sahası istihbarat, psikolojik harp, derin devlet, terör ve dış politika. Sayısız ölüm tehditleri aldı. İstanbul'daki İşyeri kundaklandı/bombalandı! Uzun süre hastanelerde tedavi gördü. Bir kolunu kaybetmek üzere iken serçe parmağını feda ederek mucizevi bir şekilde hayatta kaldı.

    ABD'ye yönelik 11 Eylül Terörü'nü, 1983'te Ankara Esenboğa Hava Alanı'ndaki Ermeni Terörü'nü ilk yazan gazeteci. Ergenekon operasyonlarını daha başlamadan Anayurt Gazetesinde 7 ay öncesinden yazdı. Daha ortada bir şey yokken Balyoz operasyonların yapılacağını ilk kez o duyurdu. Ergenekon operasyonlarındaki usulsüzlükler, hukuksuzluklar ve haksızlıkları yazılarında dile getirdi. Gizli Tanık AKDENİZ'in verdiği ifadeler doğrultusunda Ergenekon kapsamı içine alındı! CHP'de DEPREM başlığı ile Deniz Baykal'ın istifa edip yerine Kemal Kılıçdaroğlu'nun geleceğini 2 ay öncesinden yazdı. Reha Muhtar bu konuyu gündeme taşıdı ve günlerce bu olay medyada yazılıp-çizildi ve tartışıldı.

    Son olarak Başbakan R. Tayyip Erdoğan'ın 12 Haziran 2011 Seçim Beyannamesi'ni açıklarken bahsetmiş olduğu ve sahiplendiği "2023 PROJESİ'nin kendisinin de içinde bulunduğu bir ekibe ait olduğunu iddia ederek yine Türkiye gündemini sarstı.

    Muhsin Akıl'ın yıllar süren araştırmaları sonucu hazırladığı elinizdeki ŞER ÜÇGENİ İsimli kitap, Ortadoğu'dan Kuzey Afrikaya uzanan İsyanların içyüzünü, Derin Dünya Devletinin Türkiyeyi bölmek ve parçalamak için hazırladığı 100 yıllık projenin içeriğini ayrıntılı bi

    Eskişehir II Halk Kütüphanesi

    6454 91

    327 ΑΚΙ 2011

    2010

    20

    25.00

    YanıtlaSil
  151. MEDENİYETLER

    ÇATIŞMASI ve

    SAMUEL P. HUNTINGTON

    1648'de imzalanan ve modern uluslararası sistemin başlangıcı olarak kabul edilen Vestfalya Barışı'ndan itibaren sırasıyla kral-lar, uluslar ve ideolojiler arasında meydana gelen mücadeleler uluslararası politikanın odak noktası hâline gelmiştir. Bütün bu mücadelelerin ardından şimdi sıra medeniyetler arasındaki mücadeleye gelmiştir. Huntington'a göre demokratik Batı ile komünist Doğu'nun siyasi çatışması olarak nitelenen Soğuk Savaş'tan sonraki dönemde sorunların ve çatışmaların temel kaynağını ideoloji ve siyasi görüşler değil, din ve kültürdeki fark-lılıklar oluşturacaktır.

    'Medeniyetler Çatışması' tezine göre Soğuk Savaş sonrası dünya-da çatışması en muhtemel olan iki medeniyet, askerî ve ekono-mik anlamda diğerlerinden daha üstün olduğu kabul gören Batı medeniyeti ile onun askerî üstünlüğüne meydan okumak için işbirliği yapması ihtimal dâhilinde olan Konfüçyüs ve İslâm medeniyetleridir.

    Huntington'ın Batı ve İslâm medeniyetleri arasındaki çatışmaya ilişkin bu tezleri, 11 Eylül sonrasında ABD'nin İslâm'a karşı açtığı savaş ve bu kapsamda İslâm coğrafyasında gerçekleştirdiği işgal-ler sonucunda daha fazla gündeme gelmeye başlamıştır.

    Murat Yılmaz'ın hazırladığı elinizdeki derleme, Huntington'ın tezini ayrıntılarıyla açıkladığı bir makale ve üç mülakatının yanı sıra, bu öneriyi birçok bakımdan enine boyuna tartışan ve önemli eleştiriler getiren yazılardan oluşmaktadır.

    VaDi

    DHL

    Eskişehir İl Halk Kütüpha

    1040001 60609

    YanıtlaSil
  152. STRATEJİK DÜŞÜNCE VE GÜVENLİK

    Uluslararası ilişkiler disiplininin alt çalışma dallarından olan strateji ve güvenlik konuları, uluslararası sistemin bugün içinde bulunduğu sıra dışı koşullar da göz önüne alındığında, gerek akademik gerekse popüler kültür çevrelerinde üzerinde en çok konuşulan konuların başında gelmektedir. Gerçekte her iki konu-nun da geçmişi insanlık tarihi kadar eski olsa da strateji ve güvenlik çalışmalarının ülkemiz akademik çevrelerinde tartışılmaya başlan-ması son birkaç yılda artmıştır.

    Bu bağlamda elinizdeki kitap özellikle Soğuk Savaş sonrası dönem-de konuya dahil tüm temel kavramları, kuramsal yaklaşımları, aktörleri ve bunların günümüzde nasıl bir değişim göstererek, yeniden tanımlandıklarını anlatmayı hedeflemiştir.

    28 DHI

    yeditepey

    /yeditap

    /yeditepe

    /yeditepe

    Eskişehir İl Halk Kütüpha

    1040001 74523

    ΓΕΡΕ

    YanıtlaSil
  153. 62

    Ebedî Yol Haritası İSLÂM

    "-Kızım! Rasûlullah'ın yeme-içme ve giyimde hâli nasıldı?" diye sordu.

    -Kifayet miktarı (ancak yetecek kadar) idi." cevabını alınca, Hazret-i Ömer sözüne şöyle devam etti:

    *-İki dost (Rasûlullah, Efendimiz, Ebû Bekir) ve ben, aynı yolda giden üç yolcuya benzeriz. Birincimiz makamına vardı. Diğeri aynı yoldan giderek birinciye kavuştu. Üçüncü olarak ben de arkadaşlarıma ulaşmak isterim. Eğer fazla yükle gidersem, onlara yetişemem! Yoksa sen, bu yolun üçüncüsü olmamı istemez misin?" dedi. (Bkz. Ahmed, Zühd, s. 125; Süyūti, Târīhu'l-Hulefâ, s. 128; Şehbenderzåde Ahmed Hilmi, Tarih-i İslâm, 1, 367)

    Ebû Kursafe Rasûlullah Efendimiz'in hâl ve davranış güzel-liklerinden bir kısmını şöyle nakleder:

    Ben, annem ve teyzem, Rasûlullah Efendimiz'e bey'at edip yanın-dan ayrıldığımızda, annem ve teyzem bana:

    "-Yavrucuğum, bu zât gibisini hiç görmedik! Yüzü ondan daha güzel, elbiseleri daha temiz ve sözü daha yumuşak başka birini bilmiyoruz. Sanki mübarek ağzından nur saçılıyordu." dediler. (Heysemi, VIII, 279-280)

    Ashâb-ı kiram da Peygamber Efendimiz'in bu güzelliğini, nezaketini ve zarâfetini kendi hayatlarına tatbik etmenin gayreti içinde olmuşlardır.

    Sahåbeden Ebu'd-Derda'nın hanımı Ümmü'd-Derda şöyle anlatır:

    "Ebu'd-Derdå, bir söz söylediğinde muhakkak tebessüm ederdi. Bir

    gün ona:

    -İnsanların seni ayıplamasından korkuyorum!>> dedim. O ise:

    <<-Rasûlullah bir söz söylediğinde muhakkak tebessüm ederdi.>>> dedi." (Ahmed, V, 198, 199)

    Ashâbın gönül dokusunu ahlâkî güzelliklerle işleyen Rasûlullah bir gün:

    Oradaki sahâbiler: "-Sizden biri, Ebû Damdam gibi olmaktan âciz midir?" diye sordu.

    şöyle buyurdu: "-Ebû Damdam kimdir?" diye sordular. Peygamber Efendimiz de

    YanıtlaSil
  154. Takriz

    -Sizden önceki kavimlerden birine mensup idi. «Bana hakaret eden ve dil uzatarak gıybetimi yapan kimselere hakkımı helal ediyorum." derdi." (Ebu Dâvûd, Edeb, 36/4887)

    Ne güzel bir gönül kıvamı...

    Kendisi aleyhine yapılacak dedikodu, gıybet, hakåret gibi hazmedil-mesi çok zor hataları peşinen affettiğini Allah'a arz ediyor. Bunu da Cenâb-ı Hakk'a duyduğu engin ve nihayetsiz muhabbet sebebiyle yapıyor. Allah'ın kullarının, kendisi yüzünden hesap gününde zor duruma düşmesini istemi-yor. Günahkår bile olsalar, Allah'ın kullarını rahatlatmanın Yüce Rabb'imizi hoşnud edeceğini düşünüyor. İnsanlığın hodgâm, egoist ve "ben" merkezli bir hayata sürüklendiği günümüzde, toplum olarak bu ahlâktan hisse almaya ne kadar da muhtacız...

    İncitmemek, incinmemek ve affedebilmek, İslâm ahlâkının fårik vasıf-larındandır. Kendine yapılan haksızlık ve cefâları Allah için unutup onların üzerine bir şal atabilmek, Cenâb-ı Hakk'ın rızasını, rahmetini, af ve mağfire-tini celbeden en kıymetli davranış güzellikleridir.

    Nitekim Cenâb-ı Hak, affedebilmenin faziletini ifâde sadedinde âyet-i kerimede şöyle buyurmaktadır:

    "...Allah'ın sizi bağışlamasını arzulamaz mısınız? Allah çok bağış-layıcıdır, çok merhametlidir." (en-Nür, 22)

    Affın gerçek sahibi, Allah -celle celâlühű-'dur. Dolayısıyla mü'min, affe-de affede Allah'ın affına lâyık hale gelmenin gayreti içinde olmalıdır. Rühun gerçek zaferi, şahsına karşı işlenen hata ve kusurları affetmektir. Kendisinde affetme irådesini gösterememiş mefluç bir ruh, hangi yüzle ilâhî af ve mağ-fireti dileyebilir?!

    İslâm ahlâkıyla olgunlaşan bir mü'minin gönlünde kin ve intikam duygu-larına yer kalmaz. Bilákis îman muhabbetiyle çarpan yüreğindeki Cenâb-ı Hakk'ın sevgisi ve O'nun affına vuslat arzusunun şiddeti nisbetinde Allah'ın kullarına dâimâ affetme fazîletini tevzi eder.

    Nitekim arif ve âşık gönüllerde müstesnâ bir yeri olan Hallâc-ı Mansur taşlanırken:

    "Ya Rabbil Benden evvel beni taşlayanları affet!" diye yalvararak büyük bir gönül îsârı sergilemiştir.

    6

    YanıtlaSil
  155. İmândan İhsana Tasavvuf

    Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî -kuddise sirruh-

    (ν. 1826)

    Sana Allah'a tâati ve takvä üzere bulunmanı, nerede olursan ol insan-lara eză ve cefâ vermemeni, özellikle Harameyn-i Şerifeyn'de daha fazla titiz davranmanı tavsiye ederim.

    Gıybetini yapsalar dahi sen kimsenin gıybetini yapma. Hiç kimsenin dünya malından bir şey alma. Şeriatın alınmasını helal kıldığını al ve onu hayır yollarda harca. Mümin kardeşlerin aç ve yoksul durumda bulunur-ken, şehvetin için harcama yaparak lezzetlenme. Kesinlikle yalan söyle-me. Hiç kimseyi hakir görme. Hiç kimseden nefsinin üstün olduğunu dü-şünme. Kalbi ve bedenî ibâdetlerde tüm kuvvetini sarfet. Bunun yanında nefsine "Hiçbir zaman makbul olacak hayır işlemedim." düşüncesini kabul ettir. Çünkü ibadetlerin rûhu niyettir. Niyet ise ancak ihlås ile mümkündür. Senden daha büyük olanlara ihlås gerekirse sana nasıl gerekmesin. Allah Teâlâ'ya yemin ederim ki; annem beni doğurduktan bugüne kadar, Allah katında makbül ve müteber olup hesabı sorulmayacak bir tek hayır işledi-ğime inanmıyorum.

    Eğer kendi nefsini bütün hayır işlerde iflas etmiş olarak görmüyorsan bu, cehåletin en son noktasıdır. Eğer iflas etmiş olarak biliyorsan Allah'ın rahmetinden de ümitsiz olma.

    *

    Mûsâ Efendi -kuddise sirruh-

    (d. 1918, v. 1999)

    Bir müminin gönül âlemi ve kemâli, davranışlarında sergilenir. Bu gü-zelliklerin en başta gelenlerinden birkaçı şöyledir:

    Daimi olarak alçak gönüllü olması, zamanlarının ve nefeslerinin kıy-metini bilip israf etmemesi, Allah'ın kullarını sevip onlarla çekişmemesi, muhatablarına dinî seviyesine göre muâmele etmesi, kabahat örtücü ol-ması, haram ve helâle dikkat etmesi ve herkesin küçük gördüğü masiyet-leri dahi büyük görmesidir. Zīrā günahını küçük gören -hâşâ- Cenâb-ı Hak-kı küçük görmüş olur.

    Mevlâmızın rızası yolunda, seher vakitlerini namaz, zikir, duālarla zî-netlendirelim. Başta äile efrâdımızın ve aile büyüklerimizin hizmetinde bu-lunalım. Dünyacılarla ülfeti azaltıp, salihlerle oturup kalkalım. Diğer akra-

    4)

    YanıtlaSil
  156. Hak Dostlarından Nasihatler

    palarımız ile muhtaçların hizmetinde olup, gerek lisänen gerek maddeten yardımda bulunalım. En önemlisi haram ve helale titizlik gösterelim. Ayrı-ca çarşı-pazar işlerinde de dikkatli davranalım ki, kulluktan fire vermiş ol mayalım.

    Bütün hatalar, nisyanlar, bocalamalar; zikirden gâfil olduğumuz anlar-da husûle gelir. Zikrin manevi halini devam ettirenlerde dünya kederi, üzüntüsü, hatta lüzümundan fazla dünyevi neş'e dahi bulunmaz. Dâimi huzur, sehävet ve mahlūkāta şefkatli olmak, o boşluğun yerini doldurur. Yani sevgi, daimâ sevgi... Allah Teâlâ Hazretleri, kendisini seven kulunu sevgi deryasına daldırır. Artık o kimse Cenâb-ı Hakk'ın sevdirdiği nisbette sevilmeye layık olanları sever.

    Bir insan mensüb olduğu cemiyete, rıza-yı ilâhî için güzelce hizmet et-meyi pek kıymetli bir vazife bilmelidir. Bir cemiyetin hayatına, intizamına, refahına hizmet eden kimse, o cemiyet arasında pek kıymetli bir varlık sa-hibi demektir. Binâenaleyh onun ecir ve mükâfâtı da o nisbette büyüktür.

    Hadis-i şerifte:

    سَيِّدُ الْقَوْمِ خَادِمُهُمْ

    "Bir kavme hizmet eden kimse, (ecir ve mükâfâta näiliyet itibariyle) on-ların en büyüğüdür" (Deylemi, Müsned, II, 324) buyurulmaktadır.

    Birçok kimseler, ibådet ve tâate çokça yöneldikleri hâlde, Cenâb-ı Hakk'ın sıfatı olan "settâru'l-uyûb", yâni ayıpları örtücülük ve kusurları af-fedicilik hasletine lâkayd kalıyorlar. Bu sebeple de tam istenildiği gibi terak-kî edemiyorlar. Halbuki bağışlamak ve kusur örtmek, güzel ahlâkın en ehemmiyetlilerinden biridir. Allâh Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri biz kulları-nın sayısız kusur ve hatalarını örtüp affettiği gibi, biz de affedici olmalıyız. Zirâ Allâh sevgisine sahip olanlar, affetmeyi bilirler.

    Bütün hüner, bu dünya hengâmesinde ve binbir türlü meşgale içinde Hak'la beraber olabilmektir. Bu öyle hoş bir hâldir ki, Cenâb-ı Hakk'ın ku-luna bir atiyyesi, yâni hediyesidir. Bu pek ulvi vazifeyi teemmül edebilirsek, dünyanın gel-geç oyuncaklarına aldanmaktan da kurtuluruz.

    Cenâb-ı Hakk'ın, bir kuluna en büyük nîmetlerinden biri, o kuluna ac-zini bildirmesidir. Bu mâneviyat yolunda kazandığım belki de en büyük nî-met, hatalarımı görmem oldu. Rabbime karşı müflisliğimi idrāk ettim. Böy-

    YanıtlaSil
  157. TARINTE BUGÜN

    -680-Kerbela Hadisesi. Hz. Hüseyin'in şehit edilmesi.

    1523 - Oruç Reis'in şehadeti.

    Ahilik Kültür Haftası

    Dünya Ruh Sağlığı Günü

    EKİM

    10

    CUMA

    18 1447 R.AHİR

    HIZIR: 158

    RUMI: 27 EYLÜL 1441

    Imsak Günes Öğle İkindi Akşam Yatsı

    07.03

    12.56

    16.05

    18.39

    19.58

    19.42

    KARABÜK

    Imsak Güneş

    Öğle

    ISPARTA

    05.34

    05.24 06.49

    12.42

    06.54

    12.50

    İkindi

    16.02

    18.35

    15.50

    18.25

    19.44

    Aksam

    Yatsı

    19.50

    ISTANBUL

    OE 04

    06:47

    17 41

    18.25

    BIR AYET

    Allah pek büyük lütuf ve

    ihsan sahibidir.

    Bakara Suresi: 105

    BİR HADİS

    Çocuklarınızı şu üç haslet

    Peygamberinizin sevgisi, onun Ehl-i Beytinin sevgisi ve Kur'ân okumak.

    Deylemi

    üzere terbiye ediniz:

    Mahlukatın en mükerremi, belki en âlâsı olan insan, eğer bozulsa, bozuk hayvandan daha ziyade bozuk olur.

    Lem'alar

    05.39

    15.51

    YanıtlaSil
  158. 2026 BEDİÜZZAMAN TAKVİMİ

    TARİHTE BUGÜN

    1923-Bediüzzaman, Büyük Millet Meclisinde 10 maddelik beyanname neşretti.

    2007 - Gazeteci Hrant Dink uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü.

    OCAK

    19 PAZARTESİ

    30 1447 RECEB

    RUMI: 6 K. SANİ 1441 KASIM: 73

    BİR AYET Ona ibadet et ve Ona tevek-kül et. Rabbin, yaptıklarınız-dan habersiz değildir.

    Hûd Suresi: 123

    BİR HADİS

    İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.

    Ey ehl-i imân! Bu müthiş düşmanlarınıza karşı zırhınız, Kur'ân tezgâhında yapılan takvadır. Ve siperiniz, Resul-i Ekrem'in (asm) Sünnet-i Seniyyesidir. Ve silahınız, istiâze ve istiğfar ve hifz-ı

    İlâhiyeye ilticadır. Lem'alar

    YanıtlaSil
  159. BA, :aziwipue, wallas en lydaje nyelel es yelininsey

    imiz salla Resûlullah Efendin allah hi ve sellem

    buyurdular: "(Hakîkî) âlimlere ikram ediniz (tazim ve hürmette bulununuz). Muhakkak onlar, peygamberlerin vârisleridir. Kim onlara ikram ederse Allâh'a ve Resûlü'ne hürmet etmiş olur."

    (Süyûtî, el-Câmiu's-Sağîr)

    Hicrî: 23 ŞABAN 1447 - Rûmî: 29 Kânûn-i Sânî 1441 - Kasım 96

    İSTANBUL

    İmsak.

    6.16

    Sabah

    6.36

    Güneş

    7.56

    Öğle

    13.28

    İkindi

    16.19

    Akşam.....

    18.42

    Yatsı.......

    20.11

    Kıble S.........

    11.38

    Bartın

    11

    ŞUBAT

    2026

    Çarşamba

    Ay Doğuş...

    3.49

    Ay Batış.....

    12.33

    İmsak

    Sabah

    Güneş

    Öğle

    İkindi

    Akşam

    Yatsı

    Kıble S

    Ankara

    6.00

    6.20

    7.38

    13.13

    16.06

    18.28

    19.56

    11.55

    6.02

    6.22

    7.43

    13.15

    16.04

    18.27

    19.57

    11.57

    6.11

    6.31

    7.50

    13.24

    16.17

    18.39

    20.08

    11.40

    6.05

    6.25

    7.44

    13.18 16.09

    18.32

    20.01

    11.51

    Bilecik

    Bolu

    Çankırı 5.57 6.17

    7.37

    13.10

    16.01

    18.23

    19.52

    12.01

    Çorum

    5.52

    6.12

    7.31

    13.04

    15.56

    18.18

    19.47

    12.08

    Düzce 6.07

    6.27

    7.47

    13.20

    16.11

    18.33

    20.02

    11.49

    Eskişehir 6.09

    6.29

    7.47

    13.22

    16.15

    18.38

    20.05 11.42

    Karabük

    6.01

    6.21 7.41

    13.14

    16.04

    18.27

    19.57

    11.57

    Kastamonu

    5.56

    6.16

    7.37

    13.09

    15.59

    18.22

    19.52

    12.03

    Kırıkkale

    5.57

    6.17

    7.36

    13.10

    16.03

    18.25

    19.53

    11.59

    Zonguldak

    6.04

    6.24

    7.45

    13.17

    16.07

    18.30

    20.00

    11.53

    ABD-Ingiltere ve Rusya'nın Yalta Konferansı (4-11 Şubat 1945)

    Şiddetli soğuklar - Fırtına

    Gün: 42. Hafta: 7.2. Ay: 28 Gün FAZİLET TAKVİMİ. Gün. uz. 3 dk.

    YanıtlaSil
  160. ILIM VE ALIM

    T İlim öğrenen kimse, ilme, âlimlere ve hocasına hürmet etmelidir. Yoksa ilim öğrenemez ve öğrense de ilimden hakiki manada istifade edemez. Hikmet ehli bir zât şöyle demiştir: "İlimden bir şey elde eden, ona ancak hürmetle kavuşmuştur; kaybeden de hürmet ve edebi terk ettiği İçin kaybetmiştir."

    Hocaya hürmet, ilme hürmet demektir. Hazret-i Ali (k.v.), "Bana bir harf öğretenin kölesi olurum." buyurmuşlardır. Ålimlerden biri şöyle demiştir:

    "Evladının âlim olmasını isteyen kimse âlimleri gözetsin, onlara ikram ve hürmet etsin, yardımda bulunsun. Evladı âlim olmazsa torunu âlim olur."

    Hocanın önünden yürümemek, izni olmadan söze başlamamak, onun yerine oturmamak, huzurunda fazla konuşmamak, hürmettendir.

    Talebe, hocasının rızasını kazanmaya gayret etmeli, onu üzmemeli, dine uygun olan emirlerini derhål yerine getirmelidir.

    Kitaplara hürmet, ilme hürmet demektir. İlim talebesi, hürmet icap eden kitapları, abdestsiz tutmamalıdır. Ayaklarını kitaplara doğru uzatmamak, (Kur'ân-ı Kerîm'i ve) tefsir kitaplarını, diğer kitapların en üstüne koymak ve bunların üzerine hiçbir şey koymamak da yine ilme (ve mukaddesâta) hürmettir.

    Beraber ilim tahsil ettiği arkadaşlarına saygılı olmak da ilme hürmettir.

    İlim ve hikmeti, tazim ve hürmetle, dikkat ve ciddiyetle dinlemelidir. Her ne kadar bir meseleyi, bin defa bile dinlese yine dikkatle dinlemelidir.

    Hocasının, kendisi hakkında tavsiyelerine uymalı, kötü ahlâktan sakınmalıdır. Zira kötü ahlâk, âdetâ yırtıcı bir hayvan gibi tehlikelidir.

    Kâdî Imâm Fahreddin (rah.), zamanının âlimlerinin önde gelenlerinden idi. Sultan da kendisine gayet hürmet gösterirdi. Kendisi hürmetle alakalı şöyle buyurmuştur: "Ben, elde ettiğim bu makama, hocama hürmetim sayesinde kavuştum."

    YanıtlaSil
  161. ng

    2022 BEDIOZZAMAN TAKVİMİ

    TARİHTE BUGÜN

    1916-Albert Einstein "İzafiyet Teorisi"ni

    yayınladı.

    1960 - Bediüzzaman, talebeleriyle birlikte Isparta'dan Urfa'ya doğru yola çıktı.

    20

    PAZAR

    SUNDAY

    MART

    MARCH

    BİR AYET

    Her şeyi O yaratmıştır; her şeyi hakkıyla bilen de Odur.

    En'am Suresi: 101

    BİR HADİS

    Ben ilmin şehriyim. Ali ise ilmin kapısıdır. Kim ilim öğrenmek istiyorsa ilmin kapısına gelsin.

    Bazân bir saat tefekkür, bir sene ibadetten daha hayırlı olur.

    Asa-yı Musa

    KAS 123 GÜN 70 KALAN-286-GÜN UZA: 3 DK

    YanıtlaSil
  162. YAĞMA

    yağma Hasan'ın böreği hakkı olmayan kişilerin

    bile üşüşüp yararlandıkları şey: Bu şirket yağ-ma Hasan'ın böreği mi? Her gelen istediği gibi kullanıyor...

    YAĞMUR

    yağmurdan kaçarken doluya tutulmak güç bir durumdan kurtulayım derken daha kötüsüyle karşılaşmak: Sınavdan kaçıp gittiğimiz sinema-da müdüre yakalandık; kısacası, yağmurdan kaçarken doluya tutulduk.

    YAKA

    yaka silkmek bıkıp usanmak: Yeni müdür huysuz çıktı, üç günde yaka silktirdi bize!

    yakasını bırakmamak istediğini alıncaya dek ıs-rar etmek: Belalar yakamı bırakmıyor bir türlü!

    yakasını kaptırmak kendisini kurtaramamak: Ya-kasını kaptırmış bir kere, kurtulamıyor bir türlü!

    yakayı ele vermek yakalanmak: Şanslı değildiler; kısa sürede yakayı ele verdiler.

    YAKIŞIK

    yakışık almak (/almamak) yerinde ve doğru ol-mak (olmamak); uygun düşmek (düşmemek):

    387

    YanıtlaSil
  163. YA

    ya sabır çekmek bir sıkıntıya, üzücü bir duruma tepki göstermemeye çalışmak: Dedem, densiz-liklerime hep "Ya sabır!" çekerdi.

    YAĞ

    yağ çekmek çıkar için pohpohlamak: Durmadan birilerine yağ çekenlerden hoşlanmam!

    YAĞLAMA

    yağlama yıkama yapmak çıkarı için birine güzel şeyler söylemek: Yönetmene yağlama yıkama yaparsan, başrol senin.

    YAĞLI

    yağlı ballı olmak biriyle iyi anlaşmak: Ooo, bakı-yorum barışmış, yağlı ballı olmuşsunuz!

    yağlı kapı çalıştırdığı kişilere çok para veren aile ya da kuruluş: Adam yağlı kapıyı bulmuş, köyü-ne döner mi artık?

    yağlı müşteri çok para harcayan müşteri: Adam neredeyse göbek atacak; tabii yağlı müşteriyi buldu ya!

    386

    YanıtlaSil
  164. İnsan ve Kâinat

    İ. SEYDA DURGUN

    i.seyda.d@gmail.com

    Ölçüm yapmak, sistemi bozar -3

    Modern bilimdeki kuantum mekani-ğinin temel taşlarından biri olan Hei-senberg Belirsizlik İlkesine göre, bir parçacığın konumu ve hızı aynı anda tam kesinlikle bilinemez. Siz birini ölçmeye çalıştığınızda, diğe-ri kaçınılmaz olarak belirsiz-leşir.¹

    Buradaki kritik nokta şu-dur: Ölçüm yapmak, siste-mi bozar. Yani gözlemci, ister istemez ölçtüğü şeye dahil olur. Bu etki ölçümün fi-ziksel yapısından kaynaklansa bile sonuç değişmez: Gözlemci oyunun dışına çıkarılamaz. Bu durum, mikro öl çekte evreni anlamanın, gözlemciyi he saba katmadan mümkün olmadığın gösterir. Kuantumdaki bazı yorumla bilincin rolüne işaret etmektedir. Gö lomci etkisi bilincin maddeve hükm

    fi

    YanıtlaSil
  165. Ilkesine göre, bir parçacığın konumu ve hızı aynı anda tam kesinlikle bilinemez. Siz birini ölçmeye çalıştığınızda, diğe-ri kaçınılmaz olarak belirsiz-leşir.¹

    Buradaki kritik nokta şu-dur: Ölçüm yapmak, siste-mi bozar. Yani gözlemci, ister istemez ölçtüğü şeye dahil olur. Bu etki ölçümün fi-ziksel yapısından kaynaklansa bile sonuç değişmez: Gözlemci oyunun dışına çıkarılamaz. Bu durum, mikro öl-çekte evreni anlamanın, gözlemciyi he-saba katmadan mümkün olmadığını gösterir.2 Kuantumdaki bazı yorumlar, bilincin rolüne işaret etmektedir. Göz-lemci etkisi, bilincin maddeye hükme-debileceğine dair güçlü bir fizikî metafor sunar.

    PSİKOLOJİDE GÖZLEM ETKİSİ -HAWTHORNE MİSALİ

    Benzer bir etki, sadece atom altı dün-yada değil, insan davranışlarında da

    İBRAHİM GÜNAYDIN

    YanıtlaSil
  166. gözlemlenir. Sosyal bilimlerde bu du-rum "Hawthorne Etkisi"3 olarak bilinir. Yapılan araştırmalarda görüldüğü gibi insanlar gözlendiklerini bildiklerinde davranışlarını değiştirirler. Mesela bir fabrikada, çalışma şartları iyileştirildi-ğinde verimlilik artmış; ancak şartlar es-ki haline getirildiğinde de verimlilik yine artmaya devam etmiştir. Sebep ne makineler ne ışık ne de ortamdır. Asıl sebep şudur: İnsanlar izlendiklerinin farkındadır.4

    Burada belirleyici olan fizikî şartlar değil, bilinç ve bek-lentidir. Gözlen-me hali, kişinin iç dünyasında bir motivas-yon oluşturur ve bu, dış dav-ranışa yansır. Böylece gerçeklik, sadece şartlarla de-ğil, bakışla ve farkındalık-la şekillenmiş olur.

    r C C

    KALP MERKEZLİ BİLİNÇ -HATH ARAŞTIRMALARI

    unda yapı

    YanıtlaSil
  167. bilinç ve bek-lentidir. Gözlen-me hali, kişinin iç dünyasında bir motivas-yon oluşturur ve bu, dış dav-ranışa yansır. Böylece gerçeklik, sadece şartlarla de-ğil, bakışla ve farkındalık-la şekillenmiş olur.

    KALP MERKEZLİ BİLİNÇ -HEARTMATH ARAŞTIRMALARI

    Son yıllarda nörobilim alanında yapı-lan çalışmalar, bilinci yalnızca beyne in-dirgemekle yetinmememiz gerektiğini gösteriyor. Özellikle HeartMath Enstitü-sü tarafından yürütülen araştırmalar, kalbin yalnızca bir pompa değil, beyin-le sürekli iletişim halinde çalışan aktif bir merkez olduğunu ortaya koymuş-tur. Bu çalışmalara göre kalbin elektrik

    tir "İste bu, inkârınız sebebiyle size va'd

    YanıtlaSil
  168. aleyen, feryad eden.

    kârâne: pişmanlık duyarak

    ülcelâl: sonsuz büyüklük sahibi, her şeyi sanatla

    Allah.

    alanı, beyninkinden yaklaşık 60 kat, manyetik alanı ise 5000 kat daha güçlü-dür. Bu elektromanyetik alanın birkaç metre çapında çevreye yayıldığı ve baş-ka insanların fizyolojik verilerinde dahi ölçülebildiği tespit edilmiştir.

    Daha da ilginci, kalp ritminin doğru-dan duygularla ilişkili olmasıdır. Sevgi, şefkat, şükür gibi olumlu duygular, kalpte uyumlu ritimler oluştururken; korku, öfke ve stres kaotik bir ritim mey-dana getirir. Bilim insanları bu duruma "kalp-beyin uyumu" adını verir. Bu uyum hali yalnızca kişinin kendi bede-nini dengelemekle kalmaz; çevresine de etki eder. Böylece niyet ve duygu, sa-dece içte bir hal olmaktan çıkar; dışarı-da ölçülebilir bir etki alanı da üretir.5

    Dipnotlar:

    1- Przhiyalkovskiy, Y. V. (2024). The generalized uncertainty principle within the ordinary framework of quantum mechanics (arXiv:2407.09123). arXiv e-Drint

    YanıtlaSil
  169. "kalp-beyin uyumu" adını verir. Bu uyum hali yalnızca kişinin kendi bede-nini dengelemekle kalmaz; çevresine de etki eder. Böylece niyet ve duygu, sa-dece içte bir hal olmaktan çıkar; dışarı-da ölçülebilir bir etki alanı da üretir.5

    Dipnotlar:

    1- Przhiyalkovskiy, Y. V. (2024). The generalized uncertainty principle within the ordinary framework of quantum mechanics (arXiv:2407.09123). arXiv e-print.

    2- Rosenblum, B., & Kuttner, F. (2011). Quantum enigma: Physics encounters consciousness (2nd ed.). Oxford University Press.

    3- Hawthorne etkisi, bir katılımcının davranışının bir müdahale sonucu değil, gözlemlenmesi sonucu değişmesi durumunda ortaya çıkar. Başka bir deyiş-le, gruplar veya kişiler gözlemlendiklerini fark ettik-lerinde davranışlarını değiştirebilirler. Bu değişiklik, araştırma bağlamına bağlı olarak olumlu veya olumsuz olabilir.

    4- McCarney, R., Warner, J., Iliffe, S., van Haselen, R., & Griffin, M. (2007). The Hawthorne Effect: A randomized controlled trial. BMC Medical Research Methodology, 7(1), 30.

    5- McCraty, R. (2015). Science of the heart: Explo-ring the role of the heart in human performance (Vol. 2). HeartMath Institute.

    tan ve deccal putlarına yenik düşerse, Eğer insan enâniyet, nefis, kibir, şey-

    YanıtlaSil

Yorum Gönder