yuksel3 Haziran 2024 05:18 Benden sonra ümmetim üzerine şu üç şeyden korkarım. Devlet reisi ve vekillerinin zulmünden korku duyulması (Hükümde tesir altında kalmak), yıldızların (tesirine) itikad ve kaderi tekzib etme. Ravi: Hz. İbni Muhaccir (r.a.) Sayfa: 19 / No: 9 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Haziran 2024 05:06 Sizin üzerinize şu altı şeyden korkarım. Sefihlerin amirliğinden, kan dökmekten, hükmü satmaktan, sıla-i rahmi kesmekten, Kur'an'ı musiki eğlencesine vesile yapmaktan ve askerlerin çoğalmasından. Ravi: Hz. Avf ibni Malik (r.a.) Sayfa: 19 / No: 10 Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Haziran 2024 05:08 Benden sonra ümmetim üzerine şu üç dalaletten korkarım. Hevalara uymak, karın ve şehvetlere uymak ve marifetten sonra gaflete düşmek. Ravi: Hz. Eflah (r.a.) Sayfa: 19 / No: 8 Ramuz El-Ehadis
Evet sabıkan bahsi geçmiş: Avucunda küçük taşların zikir ve tesbih etmesi; "Vema ra meyte iz raheyte sırrıyla aynı avucunda, küçücük taş ve toprak, düşmana top ve gülle hük münde onları inhizama sevketmesi; "Ven şakke'l kamer" nassı ile aynı avucunun parmağıy la Kamer'i iki parça etmesi; ve aynı el, çeşme gibi on parmağından suyun akması ve bir or- duya içirmesi; ve aynı el, hastalara ve yaralılara şifa olması, elbette o mübarek el, ne kadar harika bir mu cize-i kudret-i İlahiye olduğunu gösterir. Güya ahbab içinde o elin avucu küçük bir zikirhane-i Sübhanîdir ki, küçücük taşlar dahi içine girse, zikir ve tesbih ederler. Ve a'da- ya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur. Ve yaralılar ve hastalara karşı küçücük bir eczahane-i Rahmanîdir ki, hangi derde temas et- se derman olur. Ve celal ile kalktığı vakit, Kamer'i parçalayıp Kab-ı Kavseyn şeklini verir; ve cemal ile döndüğü vakit, âb-ı kevser akıtan on musluklu bir çeşme-i rahmet hükmüne girer. Acaba böyle bir zâtın bir tek eli, böyle acib mu'cizata mazhar ve medar olsa; o zâtın Hâlık-ı Kainat yanında ne kadar makbul olduğu ve davasında ne kadar sadık bulunduğu ve o el ile bi- at edenler, ne kadar bahtiyar olacakları, bedahet derecesinde anlaşılmaz mı?..
Cismanî ihtiyaç gibi, manevî hâcât dahi muhteliftir. Bazısına insan her vakit muhtaç olur. Cis- me hava, ruha "Hû" gibi. Bazısına her saat: "Bismillah" gibi. Ve hâkeza.
(Nurun İlk Kapısı)
Bismillahirrahmanirrahîm ferşi Arşa bağlar. İnsanî arşa çıkmaya bir yol olur.
(Lem'alar)
"Bismillahirrahmanirrahîm" cümlesi, Arşı ferşe bağlayan ve kâinatı ışıklandıran ve her daki- ka herkes ona muhtaç olan öyle bir hakikattir ki, milyonlar defa tekrar edilse yine ihtiyaç vardır. Değil yalnız ekmek gibi her gün, belki hava ve ziya gibi her dakika ona ihtiyaç ve iştiyak vardır.
(Şuâlar)
Hazine-i rahmetin en kıymettar pırlantası ve kapıcısı Zât-ı Ahmediye (a.s.m.) olduğu gibi en birinci anahtarı dahi "Bismillahirrahmanirrahîm" dir. (Lem'alar)
Batı'nın toplum yapısı, başlangıcından Fransız İhtilali'ne kadar kölelik müessesine dayanır. Batı için, insan haysiyeti diye bir mu- kaddes yoktur. İsa'nın dini, uğradıkları zilletle- ri bir uhrevi saådet hayaliyle unutmak isteyen kölelerin dinidir. Bir kavga silahı değil, bir tes- limiyet ideolojisi... Krallıkla birleşen kilise, Hı- ristiyanlığı, halk yâni en yoksul ve en kalaba- lık sınıf için, hakikî bir afyon haline getirir. Üçüncü sınıf-başka bir tabirle Burjuvazi- zin- cirlerini kırmak için nassa değil, akla dayan- mak zorundadır. Ahlâk, aldatmacadan ibådettir, burjuva devrimcilerine göre... Burju- vazi, insanlararası münasebetlerde fazilete değil, gerçeğe önem verir. Gerçeğe, yâni çıp- lak ve sefil menfaatlara... Liberalizmin üç sü- tunu: Akıl (yâni çıkarların iyi hesaplanması), ferdiyetçilik (yäni egoizm), hürriyet (yani hür bir kümeste, hür bir tilki).
Bu yırtıcı dünya görüşünün ana kaynakla- rından biri de Kalvinizm. Bir ahlâk düzeni de- ğil, bir abesler silsilesi. "Kader, biz doğmadan önce taayyün etmiş. Ya ebedi azaplara mahkûmuz, yahut ilâhî mağfirete mazharız. Amel, fazilet, dua beyhûdedir. İnsan böyle korkunç bir mahkûmiyətə uğrayıp uğramadı- ğını nasıl anlayacak? Hayattaki başarılarıyla. Başarının ölçüsü nedir? Para. Rabb'in sevgili kulları, kazandıkça kazananlardır. "Kapitaliz- min her cinayet ve şenâatına icazet veren bu ahlâksızlığa ahlâk diyor Max Weber. Halıka da, mahlūka da bundan büyük bühtan olur mu? Avrupalı'ya göre medeniyet, bu insan dı- şı temel üzerinde yükselmektedir.
İslâmiyet'e gelince: İnanan bütün insanla- ra eşit haklar tanıyan ve mü'mine kendi kade- rini amelleriyle inşa etmek inancını telkin eden o din-i mübinə görə eşref-i mahlükat olan insan, hem dünyevi, hem uhrevi saadete lâyıktır. Mü'minin tek rehberi vardır: Şeriat. Savaş bile İ'lā-yı Kellmetullah için yapılır.
uneş avizesine neden bakamıyorlar, takdir ve istih-
mil-
an edemiyorlar?
KES LUTER BEN USKUMRU.. NSSIZLIK
BUNA RAĞMEN
İnsanın sofrasıyla kedinin sofra- sını mukayese ediniz. Buna rağ- men ikincisi büyük bir memnuni- yet gösterirken, birincisi isyan etmekte...
CİHÂD-I EKBER NEDİR?
İnsanın kendi nefsiyle mücadelesine büyük cihad (cihâd-ı ekber), düşmanla çar- pışmasına ise küçük cihad (cihâd-ı asgar) deniliyor. Bunun bir sebebi şudur: İnsan haricî düşmanla çarpışırken ölürse, şehit olup cennete gidiyor. Nef- siyile çarpışırken mağlup oldu- Miyor. Yani insanın Qunikinci cihadı mutlaka kazan- ması lazım. ğundaysa, ebedî hayatını kay-
애 SOK SÜKÜR
muzaffer olmak için de, önce dâhildeki harbi kazan- Diğer taraftan haricî düşmanla yapılacak cihadda mak icab ediyor. Ancak nefsiyle yaptıkları cihadda Muzaffer olan kimseler, düşman karşısında arslanlar Qoçarpışmaya muvaffak oluyorlar.
Terazinin bir kefesine deve olmakla yük taşımak, diğer kefesine de insan olmakla ibadet etmek konulsa ve seç- me şansı bize verilmiş olsay- dı hangisini seçecektik? El- betteki insanlığı...
O halde, neden deve yükünü taşırken, biz ibadetimizi yap- mıyoruz?
YUMURTA VE CİVCİV
Yumurta içindeki civcivin kâinattan habersiz olma- sı gibi, biz de kâinat yumurtası içinde âhiretin keyfiyet ve mahiyetinden bîhaber yaşıyoruz. Ölümle bu yu- murtanın kabuğunu delmiş olacağız.
NEDEN BAKAMIYORLAR?
Dolmabahçe Sarayı'ndaki dörtbuçuk tonluk tarihî bir âvizeyi hayranlıkla temâşâ eden insanlar, bu ışık- sız cisme sırf tarihi oluşu ve san'at değeri itibariyle büyük ehemmiyet verdikleri halde dünyadan bir mil- yon defadan ziyade büyük olan dünya tavanındaki güneş âvizesine neden bakamıyorlar, takdir ve istih- san edemiyorlar?
Hak'tan aldığını Halka vermek düsturu Peygamberlerin, mücahidlerin, alimlerin ve tüm mü'minlerin temel vasfıdır. Her eğriyi, her arızalıyı, her noksanı müsbet yönden düzeltmeye yönelik bir hizmet yapısı, bu dinin ruhunda olan bir vakıadır. Merhamet ve şefkat silahı ile en azılı düşmanı bile yola getirmenin usulünü Kur'an'dan alan her mü'min, sıfatı İslam'da bulunan bir değerdir.
İnsan vücuduna düştüğünde, elbisesine bulaştığında namazına mani olan kan, Allah yolunda müslümanın vücudundan akınca misk kokusundan daha kıymetli ve itibarlıdır. Dış görünüşü ile insana bir korku ve sevgisiz ge- len kılınç, İslam adına icraata alet edildiğinde adaleti, eşitliği, intizamı, sosyal dengeyi tem- sil eden bir kıymettir.
Ömrünün sermayesini Allah'ın yolunda ve O'nun nizamını hakim kılmakta geçiren her mü'minin bir elinde Kur'anı ve diğer elinde kılıncını tutmasının sebebi, yine inandığı. İslam'dan kaynaklanır.
Mevcut sistemlerin harp ve baskınlarını, insan hayatına verdikleri önemsizliği ölçü ka- bul eden zihniyetin sahipleri, İslam'ı kan akıtan, insan öldüren, asan, kesen bir din ola- rak kabul etmişlerdir. Halbuki mazimizdeki tat- bikatı ile hiç bağdaşmayacak olan bu fikir, an- cak fikirleri İslâmlaşmamış olanlara münasip olan bir fikirdir.
Her müslüman şuna inanır ki, dünyanın sevk ve idaresi meşru olarak müslümanlara ve- rilmiştir. Müslümanlar bu meşru haklarını kul- lanırken iki temel esasa ve iki temel silaha baş vururlar. Bunlar: Kur'an ve Kılınçtır.
Gücü, kuvveti olmayan bir din, müslümanların dini olamaz. İslam gibi cihan şümul olan bir dinin güç ve kuvvetinin temsil- ciliğini ise kılınç yapmaktadır. Sadece son çare olarak bu güç ve kuvvet, hemencecik baş ucunda bekleyen Kur'ana göre harekete geçer. Bir kafirin boynu alınacaksa, nefis adına değil, İslam adına alınır. Ve kılınç sadece İslam'a alet olur. Nefislere, heva ve arzulara menfaat ve çıkarlara hiç bir zaman alet olamaz.
Dünyayı bir zamanlar beşik gibi sallayan Roma, elindeki gücünü sorumsuzca kullanmış ve zalim olmuştur. Zamanla mazlum olanlar za- limden hakkını almıştır.
Tevrat ve İncil gibi iki semavi kitaba inandığını söyleyen Amerika ve yandaşları el- lerindeki güç ve kuvvetini yine sorumsuzca kullanmaktadırlar. Ezenlerin başı durumunda olan bu devlet ve yan kuruluşları, zamanla so- rumsuzca kullandıkları bu güçlerinin hesabını vereceklerdir.
Tarihin hiç bir bölümünde Müslümanların elinde bulunan ve İslam devletinin gücünü tem- sil eden kılınç ise, hep İslâm adına ve in- sanlığın hayrına kullanılmıştır. Sezar adına, Mao adına, Stalin adına, falan adına, filan adına, kullanılan güç ve kuvvet ancak sermaye faturasını hazırlar. İslam'da ise sadece Allah adına iş yapılır. O iş ise meşrudur. Meşru olan amellerde ise zulüm kokusu bulunamaz.
Kapaktaki görüntü, işte bu yazının muh- tevasını anlatmak istemektedir..
Katlı Otopark üstü Mevlâna Çarşısı Kat:2 No: 206 KONYA (33) 12 33 65
Sahibi ve
Yazı İşleri Müdür
Abdullah BÜYÜK
Yillik Abone
7.500 TL
Talebe
5.000
Yurtdışı
25 DM
Fiat:
700 TL
(KDV. Dahil)
Posta Çeki
334847
Posta çekine göndersken, nol Asmina niçin gönderildiyi ayrıca yazışmalarda, isim, seyism ve ad resin açık olarak belirtmesi gereke Dergide yayınlanması için gönderilen yazılar yayınlansın veya yayınlanmasın geri iade edilmez Dergimizden Abbas yapmak sor bestte
Meligin yurdu olarak çizilmeye çally tür alş verişe rağmen, kültür ve teknoloji alışveri şine rağmen bu tasnif ortadan kaldırılamamakta- dir. Bu tasnifi ortadan kaldırmak bir yana, zorun- lu bir tasnif haline getirmek istemektedirler. Bati tanımının yaptığı çağrışımla, Doğu tanımının yap- tığı çağrışım çok farklı izler bırakıyor. Bat'lılar hangi etiketi uygun görüyorlarsa halklara bu eti- ketler kullanılıyor. Bütün bu yapılanlar, Allahın arzını çeşitli kategorilere göre sınıflandırmalar, hep İslam ve Müslümanlar nedeniyle yapılıyor. Sö- mürge kültürünün suladığı topraklarda yaşayan üst sınıflar İslama karşı oldukları kadar diyelim ki Hıristiyanlığa karşı değildirler. Yani İslama karşı oldukları kadar bir başka din'e karşı değildirler.
Kapak Aycan Grafik'te hazırlatıldı, kapak baskısı Orhan Ofset'te, dizgi baskı ve cüt işleri ise Bayrak Yayımcılık Matbaacılık Tesislerinde yap- tırıldı.
Sö- mürge kültürünün suladığı topraklarda yaşayan üst sınıflar İslama karşı oldukları kadar diyelim ki Hıristiyanlığa karşı değildirler. Yani İslama karşı oldukları kadar bir başka din'e karşı değildirler.
retler vardır. Günümüz dünyasında Müslumanları doğrudan ilgilendiren pek çok gelişme bulunmak tadır. Bütün bu gelişmelere athinlerimizi ve yürek lerimizi açmamız Rabbimizin bir buyruğudur bize. Bütün bu gelişmeleri takip ederek, bunlardan ala- cağımız derslerle Şeytan'a ve şeytani olana alet ol maktan, dünya müstekbirliğinin emellerine alet olmaktan korunmuş bulunacağız. Allaha gereği g bi kulluk etmenin en önemli şartlarından biri de bilindiği gibi tağut'tan ve tağuti olan her şeyden sakınmaktır.
Muvahhidler aldıkları her soluğu büyük bir imkan ve fırsat bilerek, tevhidi gerçekliğin sapma kabul etmez temsilcileri olduklarını göstermelidir ler. Tevhidin berrak sularına inenler, orada Allah' in sonsuz bağışlarıyla karşılaşacaklardır. Tevhidi düşünceyi ve tavrı nokta nokta bütün bir sinesi ne nakşedenler için kurtuluş yolları açılmaktadır.
Dünyamız bir gün değişecekse ki değişecektir, bunu bütünüyle tevhidin rengine bürünmüş mu vahhidler değiştireceklerdir.
Her şeyin en güzelini, en güzel şekliyle bilen alemlerin Rabbi Allah'a hamdolsun.
dini, onlarla duyurur kendini. Bir surdur mutluluk insanı ko- ruyan, karaduygulardan, karabasanlardan.
Umutsuzluğa düşen yalnızlığa düşmektedir. Yalnızlık da
umutsuzluk da çürütmektedir insanı. Yalnıza ve umutsuza bütün kapılar kapanmıştır. Çağdaş insan, mutluluğu duy- madan göçecektir dünyadan. Onun için mutluluk bir anlık bir şeydir. Bırakıp giden bir şeydir. Özlenen bir şeydir. Ki mı zaman ve kimi olaylar karşısında duyduğu yapay bir duygudur bu. Kimi zaman göstermelik bir sahte avunma- dır, kimi zaman gösteriye dayalı bir tesellidir. Boş bir tesel- lisidir bu, bugünkü insanın. Onun bildiği mutluluk, sözcük- lerde bir mutluluktur, dileklerde bir mutluluktur.
Mü'minin kendisi bir mutluluktur. O beşikten mezara kadar yalnız bırakılmamıştır. Yalnız kalmak istese bile, yalnız bı- rakılmamaktadır. Mü'min bunu hep bir güvence sayar. Yal- nızlığa düştüğünde kendini toplumun dost sıcaklığında bu- lur. Hakikatin sunduğu her şey ne de güzeldir. Bu güzellik- leri duyan kurtulmuştur, düşünen kurtulmuştur, kuşanan kurtulmuştur, yayan kurtulmuştur. Mü'min bir yapı içinde kopma yoktur, ayrı düşme yoktur. Nitekim Peygamberimiz larve günahları
tında tutulmaktadır. Kutlu Belde'de talipeng miş zamanlarda bile az rastlanabilecek bir saltanat kurulmuştur. Butun biz Arsالساما sadece bir kabilenin adıyla amimaktadır. Bu k bile Allah'ın yurdunu, kendi yurtlanya diledikleri gibi ve diledikleri yolda degetengila bir delxlebe ve ihtişam içerisinde kullanmaktadırlar. Müslümanlar için günümüzde Arabistan'a gitmek Sovyet Rusya'ya gitmekten daha zor bir hale geli rilmiştir.
Müslümanlar, Arabistan Yarımadasında ege men kabile Şeflerinin izni dışında bir yerden bir yere gitme özgürlüğüne sahip değildirler. Mij manlar bu özgürlüğe sahip değildir ancak Ameri kalı ortakları diledikleri yere, diledikleri şekilde girme özgürlüğüne sahiptirler. Mekke Sultanları nın müşavirliğini üstlenen binlerce Amerikalı Kutlu Belde'de Amerikanci politikalar üretiyor- lar. Mekke fiilen Amerikanci politikaların gall altındadır ve fakat buna rağmen Arabistan lela mi yönetim biçiminin uygulandığı bir ülke olarak anılmaktadır. Dünyanın pek çok yerinden Mekke ya da Medine'ye muhaceret eden yüzlerce falám alimi bu işgali büyük bir kayıtsızlıkla karşıla maktadırlar. Amerika Arabistan yönetimini böl gede ortaya çıkabilecek siyasi ve tevhidi boyutlu İslami hareketlere karşı korumakta ve bu çizgi deki gelişmeleri bastırmak için Arabistan'ı bir merkez olarak kullanmaktadır. Buna ilaveten Ara- bistan yönetiminin lüks ve ihtişam içindeki yaşa yışı dillere destan olmuştur. Ancak binbirgece ma sallarına konu teşkil edebilecek çaptaki sefahati dünyada duymayan kalmamış ve fakat her naal sa bütün dünyanın bildiği bu iğrenç gerçekler hor
yu Hacen giden yığınların bilgisi dışında tutula bilmiştir
miştir bütün kavmi olguları bünyesinde eriten bir inleti hüviyeti içerisindedirlerkabel län yönlere bakar, bütün yönlere ışık verir, bütün hepimizin yurdudur, hepimizin evidir. Ancak bu ek şimdilerde sadece bu satırlarda kalmakta ger Kabe Arabistan Sultanlarının yurdu ve evi daline getirilmiştir. Hiç birimis dilediğimiz za man, dilediğimiz gibi Kabe'yi ziyaret etme hak kına sahip bulunmamaktayız. Hac'da İbadetler bi le sıkı bir denetim altında yerine getirilebilmekte dir. Hac'da Müslümanlar kafirleri kınama hakkı na sahip değildirler. Hac'da Müslümanlar Ameri ka'yı, İsrail'i, Rusya'yı kınadıklarında kırbaçtan geçirilmektedirler. Arabistan yönetimi milyonla rın hiç bir şeyin ayırımına varmadan, hiç bir şe yin hesabını sormadan, İslâmi gerçeklerin gerek. lerini yerine getirmeden bir sürü halinde Mekke ve Medine'ye gidip gelmesini arzulamaktadırlar. Kåbe ki bütün bir dünyevi ayrılıklara rağmen bi- zi etrafında topluyor, bizi etrafında toplamaya muvaffak oluyor tek bir duygu yumağı halinde, bizim de Kabe'ye özgü bütün anlamları özenle ko- rumamız gerekiyor. Kâbe ki her şeyin merkezidir, tevhidin merkezidir, imanın ve hayatın merkezi- dir, oraya yönelen bütün dikkatler Allah'tan kar şılıklar alırlar.
Hac bir kez olsun gerçek anlamı doğrultusun da gerçekleştirilmiş bulunsaydı, Mekke kurtula- caktı, Kudüs kurtulacaktı. Ne yazık ki müslüman- lar üzerinde yoğunlaştırılan baskılar Müslüman
2699. Alim, ilim, amel cennettedir. Alim bildiği ile amel etmezse, ilimle amel cennette olur, amelsiz alım ise cehennemi bogmel ٢٧٠٠ - العالم إذا أراد بعلمه وجه الله هَابَهُ كُلُّ شَيْى وَإِذَا اراد به ان يُكر
الكلور هاب من كل شيئ الديملي عن انس)
2700. Alim, ilmi ile Allah'ın rızasını kasdederse her şey ondan korkar, eğer onunla menfaatini kasdederse, o herşeyden korkar.
يشترى به ثمنا وعالم طلب بعلمه الدُّنْيا واشْتَرَى بِهِ ثَمَنًا وَاحَدٌ عَلَيْهِ طمعا بخل به على عباد الله يُلْحِمُهُ اللهُ يَوْمَ الْقِيمَةِ بِلِجَامِ مِنْ نَارٍ فَيُنَادِي عَلَيْهِ مَلَكَ من الملكة الا ان هذا فُلان بن فلان أَتَاهُ اللَّهُ فِي دَارِ الدُّنْيَا عِلْمًا فَاشْتَرى به ثمنا واخذ عَلَيْهِ طَمَعًا فَلا يَزَالُ يُنَادِى عَلَيْهِ حَتَّى يَفْرُعَ مِنَ النَّاسِ ثُمَّ
يصنع الله به ما احب الديلمي عن ابن عباس)
onu 2701- Alım ikidir: Alim vardır ki, ilmi ile yalnız Allah'ın rızasını kasdetmiştir. Kimseye esirgememiş, onu hiçbir para ile değiştirmemiştir. Bir alim de vardır ki, ilmi ile yalnız dünyayı kasdetmiştir. Onu paraya değiştirmiştir, tamahkâr davranıp onu Allah'ın kullarından esirgemiştir. İşte bu tip alimi Allah kıyamet gününde ateşten dizgine vuracaktır. Meleklerden bir melek ustünden şöyle bağıracaktır: "İşte bu, falanoğlu falandır. Allah ona dunya hayatında ilim vermiştir de o bunu paraya değiştirmiştir. Tamahkâr davranmıştır. Allah, ona dünya hayatında ilim vermiştir de o bunu paraya değiştirmiştir. Tamahkâr davranmıştır." Allah, ona sevdiğini kaybettirip insanlardan ayırıncaya kadar, o melek böyle bağırıp duracaktır.
ansırın, oldu-bittiye getirildi, diyor diye nakletmiş. Bunun üzerine Hz. Omer:
.-Allah'ın izni ile akşamleyin, herkesin içinde bunların hakkını yı yen bu cemaate hesap soracağım dedi. Ben ise,
-Ey mü'minlerin emiri! Bundan vazgeç. Çünkü bu mevsimde bu raya her türlü insan gelir, kavga gürültü çıkabilir. Sen kalkıp konuşur ken üzerine yürüyenler olur. Onları kızdıracak bir söz söylemenden kor kuyorum. Onlar, senin sözlerini anlayıp değerlendirebilecek durumda de ğildirler. Fakat, Resülüllah'ın şehri ve hicret yurdumuz olan Medine'ye varalım. Ulemă ve eşraf ile başbaşa kalarak rahatlıkla istediğini konuşa bilirsin. Hem sözlerine itibar edilir, hem de dediğin anlaşılır dedim. Bunun üzerine Hz. Omers
-Sağ salim, Medine'ye varırsam, ilk toplantıda bunları anlataca ğım dedi. Zilhicce ayının sonlarına doğru, bir cuma günü Medine'ye ha reket ettik. Ben gece gündüz, soğuk sıcak demeden yoluma devam ettim. Medine'ye vardım. Benden önce gelen, Mescidde Minberin sağ direğinin dibinde oturan Said b. Zeyd'i buldum. Onunla diz dize gelecek şekilde oturdum. Hz. Omer'den önce gelmiştim. Zeyd'es
Hz. Omer, bu akşam, bu minberde, şimdiye kadar kimsenin söy lemediği sözler söyliyecek dedim. Said buna inanmıyaraks
Kimsenin söylemediği sözler söyliyeceğini sanmıyorum.. diye karşılık verdi. Biraz sonra Hz. Ömer gelerek Minbere oturdu. Müezzin
ezanı bitirince, ayağa kalktı. Allah'a hamd ve sena ettikten sonras
-Ey insanlar, bundan sonra fazla yaşayıp, yaşamıyacağımı bilmi
yorum. Size hatırınızdan çıkmaması gereken bazı şeyler söyliyeceğim. Bu sörlerin manasını kavrayanlar, bunları hatırlarında tutanlar her gittikle ri yerde söylesinler, anlatsınlar. Bunları hatırlarında tutamıyanların be nim adıma bazı şeyler uydurarak anlatmalarına müsaade etmiyorum. Allah, Muhammed (sav) i hak, din ile göndermiştir. Ona kitab indirmiş tir. Allah'ın indirdiği şeyler arasında recm hyeti vardı. Bu ayeti okuduk, ezberledik ve üzerinde düşündük. Resülüllah suçluları recm etti. Ondan sonra bir de recmettik. Zamanla, bazılarının, biz Kur'an'da recm byetini bulamıyoruz, diyerek, Allah'ın indirdiği emri terkedip, dalšlete düşmele rinden korkuyorum. Evli bir kadın veya erkeğin zina etmesi halinde, detil ikáme edilir, veya zinadan mütevellit kadının çocuğa kaldığı tesbit edilir, yahut tina edenlerin itirafı halinde, zina edenlere Kur'andaki reem bye tinin tatbiki farzdır. Ve yine biz, Kur'an da: Öz babalarınızın dışında kileri baba kabul etmeyin. Başkalarını baba kabul etmekle kendiald
Reem: Zina rury işleyen evli erkek ve kadına, verilen cazador. Suslu kelins ke dar toprağa gömüldükten song, herkes tarafından taglanarak Bildwater
inkâr etmiş olursunuz." âyetini okuyorduk. Ve yine biz Resûlüllah'ın: Meryem'in oğlu İsa (a.s) nın ilâhlık derecesine çıkarıldığı gibi, beni de medihte fazla ileri gitmeyin. Ben sadece bir kulum. Bana, Allah'ın kulu ve Resûlü deyin.» buyurduğunu biliyoruz. Sizden birinizin şöyle dediği kulağıma geldi: Ömer ölürse falan'a biat edeceğim. Kimse, Ebû Bekr'e (r.a) yapılan biat, ansızın, oldu bittiye getirildi, diyerek, ileri geri konu- şup fitne çıkarmasın. Evet, Ebû Bekre (r.a) yapılan biat ansızın oldu. Ama Allah, bu sebeple doğacak bir çok fitneye fırsat verdirmedi. Ayrıca da, bu gün dahî içinizde herkesin itaat edeceği Ebû Bekr (r.a) gibisi var mı? Resûlüllah'ın Rabbime kavuştuğu gün All (r.a), Zübeyr (r.a) ve bera- berindekiler, Resûlüllah'ın kızı Fatıma'nın evinde bulunuyorlardı. Ensa- rın hepsi de, Beni Sâide sakifesinde toplanmışlardı, Muhacirler de, Ebû Bekr'in yanına geldiler. Ben kendisine:
-Ya Ebå Bekr! Haydi, kardeşlerimiz Ensarın yanına gidelim.>> dedim. Onların bulunduğu yere müteveccihen yola çıktık. Yolda bize, sözlerine itimat edilir, iki kişi rastgeldi. Bize:
<<<- Böyle nereye, ey Muhacirler?» dediler. Ben:
Kardeşlerimiz Ensarın bulunduğu yere.» dedim.
-Onların yanlarına varılacak zaman değil. Kendi işinize bakın
ey muhacirler!» dediler. Ben:
<< - Vallahi onların yanına gideceğiz. dedim. Yolumuza devam ede- rek, Benî Sâide sakîfesinde Ensarın yanına vardık. Bir de baktık ki, on-
lar toplanmışlar, aralarında da her tarafı örtülü yatan biri var.
<<<- Bu kim?» diye sordum.
-Sa'd b. Ubade.» dediler.
<< - Nesi var?» dedim.
-Hasta. dediler.
Oturduğumuz zaman içlerinden biri kalkarak, Allah'a hamd ve sena ettikten sonra :
<-Biz, Allah'ın, «yardımcılar» ismini verdiği kimseleriz. İslâmın
ordusuyuz. Sizse ey muhacirler! Peygamberimizin yakınlarısınız. İçiniz-
den bir gurup gelip bizim devletimizi ellerine geçirip gaspetmek istedi- ler.» dedi. Ebû Bekr (r.a) sesini çıkarmayınca, ben cevap vermek istedim. Kafamda güzel bir cevap hazırladım. Hiddetimi gizleyerek, Ebû Bekr'in yanında tam söze başlıyacaktım ki, Ebû Bekr:
-Hele dur, ya Ömer. dedi. Ben de onu kızdırmak istemedim. Ebû Bekr (r.a) konuştu. Ebû Bekr daha soğukkanlı ve daha veciz konu- şurdu. Benim düşündüklerimin hepsini büyük bir bedâhetle konuştu. Ve şöyle devam etti:
Hangi Emir ki, ümetimden bir zümreye sahib oldu, onlara (din ve dünya hususunda) nasihat etmez ve kendi işi için çalıştığı gibi onlar için de çalışmazsa, Allah ona kıyamet gününde yüzü koyun Cehenneme atar. Ravi: Hz. Makul (r.a.) Sayfa: 181 / No: 4 Ramuz El-Ehadis
Hangi kadın ki velisinin izni olmadan evlenmişse, nikahı batıldır. Nikahı batıldır. Nikahı batıldır. Zifaf olmuşsa kadın için mehir hakkı vardır. Bir kadın ki velisi yoktur. Velisi sultandır. Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 181 / No: 8 Ramuz El-Ehadis
Hangi adam ki bağışlaması ile, Allah'ın hadlerinden birinin tatbikini önlemiş (veya hafifletmiş ise) o işten geri dönünceye kadar Allah'ın gadabında kalır. Hangi bir adam da bilmediği bir husumet hakkında bir müslümana karşı öfkesini (şiddetlendirip sürdürürse) o adam, Allah'ın emrine karşı inadlık etmiş olur ve kıyamete kadar Allah'ın laneti onun üzerine olur. Hangi bir adam da bir müslüman aleyhinde, onda olmıyan bir şaiya çıkarır ve iftira ile o müslümanı küçük düşürürse, o kimse söylediğinden vaz geçinceye (nedamet duyuncaya) kadar, Allah onu Cehenneme yaklaştırır. Ravi: Hz. Ebud Derda (r.a.) Sayfa: 181 / No: 9 Ramuz El-Ehadis
İsra olayında Resûlullah'a üç şey verilmiştir: Beş vakit namaz ve Bakara suresinin son ayetleri verilmiş, ümmetinden Allah'a şirk koşmayanların büyük günahları mağfiret olunmuştur. (Muslim, Iman, 279)
UZAKLARIN EN YAKINI MESCİD-İ AKSA
Yeryüzünün ilk mabedi Mescid-i Haram'a mesafesi sebebiyle uzak ola- rak adlandırılan Mescid-i Aksa, içinde insanların Allah'a ibadet etmeleri amacıyla yapılan yeryüzünün ikinci mabedidir. (Müslim, Mesacid. 1. 2) Mescid-i Aksa'nın çevresi Allah tarafından mübarek kılınmıştır. (Isra, 17/1) Zira onda dinin ve dünyanın bereketi birleşir: Üzüm asmaları, hurma, incir ve zeytin ağaçlarıyla, onları sulayan ırmaklarla bezeli mukaddes toprakları (Maide, 5/21) nice peygamberlerin nübüvvet ve ibadet mahalli olmuş, yeri ve göğü vahyin nüzulüne şahitlik etmiştir. Mescid-i Aksa, İslam'ın tarihi hakikatinin bir şiarı olarak yeryüzünde yükselmiştir; yüklendiği bu misyonla Müslümanların ilk kıblesidir. Mukaddes toprakların kalbi olarak uzakları kendine yakın ey- lemiştir. Hz. Peygamber'in Mescid-i Haram'dan başlayan İsra'sı, Mescid-i Aksa'da nihayet bulmuş, Mescid-i Aksa'dan sidretü'l-münteha'ya Mirac'ı ile de ilahi tecellilere mazhar olmuştur.
RABBİNİN HUZURUNDA BELİNİ BÜKMEYEN BİR KİŞİNİN, KÜFRÜN BELİNİ KIRMASI MÜMKÜN MÜ? DEĞİL. KÜFRÜN BELİNİ, ŞEYTANIN BACAĞINI KIRACAK OLAN, DOSDOĞRU KILINACAK OLAN NAMAZLARIMIZDIR. BUNDAN DOLAYI OLSA GEREK, İSLAM SAVAŞ ORTAMINDA BİLE İLLA NAMAZ DİYOR. SAVAŞLA NAMAZ İÇ İÇE. SAVAŞTA BİLE NAMAZ VAZGEÇİLMEZ İKEN, BARIŞTA NAMAZSIZLIĞIN NE DEHŞETLİ BİR FELÂKET OLDUĞUNU TEFEKKÜR ETMEMİZ LAZIM.
NAMAZ NİZAMDIR. GECEMİZE, GÜNDÜZÜMÜZE ÇEKİ-DÜZEN VERMİŞ OLUYORUZ. NAMAZLA KENDİMİZİ İNŞA EDER, ARZIN ISLAHINA VE İMARINA TALİP OLURUZ. EVET, BİZ NAMAZI İKAME ETTİKÇE, NAMAZ DA BİZİ İNŞA EDECEKTİR. HİÇ KUŞKUSUZ, NAMAZ BİZİ İNSAN KILACAKTIR. ÇÜNKÜ NAMAZ RAYINDAN
ÇIKAN HAYATI MECRASINA OTURTMAKTIR. DAHA DOĞRUSU ROTAYI CENNETE
358- Ümmetim şu beş şeyi helal sayarsa o zaman felakete uğrar: Aralarında lanetleşmek, erkeklerin ipekli elbise giymeyi adet edinmesi, (fuhuş dostları) metresler, çalgıcı ve oyuncu kadınlar edinmek, içki içmek, erkeklerin erkeklerle, kadınların da kadınlarla cinsî ilişkiler kurup yetinmeleridir.
G
YanıtlaSil
yuksel13 Ekim 2024 00:00 ٣٥٩ - إِذا اسْتَشاط السلطان تَسَلَّطَ الشَّيْطَانُ (حم طب عن عروة بن محمد بن
عطية السعدى عن ابيه عن جده 359- Sultan öfkeden kıpkırımızı olduğu zaman, şeytan ong
بِمَا عَصَوْا وَكَانُوا يَعْتَدُونَ (الديلمي عن انس)
360- Kadınlar kadınlarla, erkekler erkeklerle (cinsî ilişkiler
kurup fuhuş yaparak hem cinsiyle) yetindiği zaman, onları doğudan çıkacak kızıl bir rüzgarla müjdele (tehdit et). O rüzgar onların aşırı davranarak isyan etmeleri yüzünden, kimini kör edecek, kimini de yerlebir edecektir.
YanıtlaSil
yuksel13 Ekim 2024 00:04 İnsanları acizlik içinde bırakmaktan sakının, Sizden birisi Emir veya Amil olur da kendisine dul kadın, yetim veya fakir bir kimse işi için gelir. Ona "Sen otur, işine bakılacaktır" denir. Böylece onlar acizlik içinde terkedilirler. İhtiyaçları görülmez ve onlar için bir emir de verilmez. Onlar da dağılıp giderler. Halbuki, zengin eşraftan biri gelince, Emir onu yanına oturtur. Sonra da "İşiniz nedir" der. Adam da "İşim şöyle şöyledir" der. Bunun üzerine Emir "Bunun ihtiyacını yerine getirin ve acelede edin" der. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 173 / No: 6 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel13 Ekim 2024 00:08 29. Sâlih el-Merkadî'nin, bir diyardan geçtiği ve şöyle dediği rivâyet edilmektedir:
"Ey diyar! Nerede önceki ahalin? Nerede seni imar etmiş olan insanlar? Nerede en eski sakinlerin?" Gaipten bir ses şöyle fısıldadı:
17
YanıtlaSil
yuksel13 Ekim 2024 00:07 MÜNEBBİHAT &
"İzleri kayboldu, bedenleri toprak altında çürüdü, ge- riye amelleri, boyunlarında asılı olarak kaldı."
Bir kimse halk kızdığı halde Allah rızasını isterse Allah ondan razı olur. Sonra halkı da ondan razı eder. Kim de Allah'ı gadab ettirerek insanların rızasını isterse, Allah ona gadab eder ve halkı da ona hasım kılar. Ravi: Hz. Âişe (r.anha) Sayfa: 409 / No: 10 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel13 Ekim 2024 22:01 Bir kimse halk kızdığı halde Allah'ın rızasını isterse, Allah halktan gelen şer ve fitneye karşı onu korur ve ona yeter. Kim de Allahı gazablandırarak insanların rızasını isterse, onu halka bırakır ve bir şeyine karşımaz. Ravi: Hz. Âişe (r.anha) Sayfa: 409 / No: 11 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel13 Ekim 2024 22:02 Bir kimse halk sena etsin diye, Allah'a isyan teşkil eden işler yaparsa, insanlardan evvelce kendisini öven, sonra da zem eden bir kimse olur. Ravi: Hz. Âişe (r.anha) Sayfa: 409 / No: 12 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel13 Ekim 2024 22:03 Haya örtüsünü atanı gıybet etmekten mes'uliyet yoktur. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 409 / No: 13 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel13 Ekim 2024 22:04 Bir kimse haramdan bir lokma yerse, kırk gün namazı kabul olunmaz ve kırk sabah duası kabul olmaz. Haramın bitirdiği et Cehenneme daha layıktır ve haramın bir lokması da et bitirir. Ravi: Hz. İbni Mes'ud (r.a.) Sayfa: 409 / No: 4 Ramuz El-Ehadis
Türkiye, 15 Temmuz 2016 gecesi, ülke ve millet varlığımızı imha etmeyi amaçlayan derin emperyalist odakların işbirlikçi hainleri harekete geçirerek yaptıkları kanlı bir darbe girişimi ile sarsıldı. Tank- la, uçakla, helikopterle yapılan silahlı saldırıya 'darbe' dememiz, sadece genel adlandırma çerçevesinde kalmak içindir. Yoksa yapılan darbenin çok ötesinde doğrudan bir işgal girişimi, Haçlı zihniyeti ve taktiğiyle yapılmış düşmanca bir saldırıdır. Doğal olarak içinde her türlü yalanı, caniliği, hunharlığı, hainliği, ihaneti barındıran bu saldırı, sadece iktidarı değil, doğrudan milleti ve devleti yok etmeyi amaçlamıştır.
YanıtlaSil
yuksel16 Ekim 2024 21:57 Ahir zamanda cahil reisler topluluğu çıkar. İnsanları fitneye düşürürler, hem dalâlete düşerler, hem de dalâlete düşürürler. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 507 / No: 12 Ramuz El-Ehadis
Asırlardanberi kendisine her yerde beynelmile bir tips olarak rastlanan Yahudis bu sahte görüntü arkam da tatbik edegeldiği müstesna bir ifeat ve istismar progra mu sayesinde, bütün milletlerin siyasi ve iktlandi faaliyet lerini mutlak bir murakabe alima alabilmiştir, Asrımızın insanını, yahudi patronlar hesabına çalışan bir estr mevkiine sokan bu dehşetli istismar ve tahakkümü müdel. lel bir şekilde ispatıyan bu eserin yazarı, Louis Marschal ko, Macar asılıdır. Komünizm aleyhtarı görüşlerinden dolayı 1945 senesinden beri sürgündedir. Herhangi bir partinin mensubu olmamasına rağmen, Macaristan Ko münist Partisi Louis Marschalko'yu bir harp suçlusu ilan etmesi İçin Amerika Birleşik Devletleri'ne başvurmuştur.
Macaristan komünist olmadan, Marschalko parlak bir romaner, plyes yazarı ve şairdi. A. Suranyi tarafından yapılmış İngilizce tercümesinden Türkçe'ye çevirdiğimiz bu eserinde yazar, muzaffer milletlerin idaresi altındaki milyonlarca köle Avrupalımın acı ve nefretlerini dile getir- mektedir, Alman boyunduruğunu atmağa zorlanarak bun- ların nasıl Sovyet peykleri haline getirildiğini anlatmakta- dır. Ayrıca, harbin asıl suçlularını da açıklamaktadır. De- mir perde ardında çekilen acıların korkunç tasvirlerini vermekte ve kölelik sisteminin Batı Dünyasına nasıl kay- dırılmak istendiğini izah etmektedir. İngilizce tercümesi- nin adı «The World Conquerors>> yani «Dünya Hâkimleri» veya «Fâtihleri olan bu eserl, mevzuunu daha sarih bir surette takdim ettiği clhetle «Cihanı yutmaya hazırlanan sinal canavar Yahudi» ismiyle takdim edlyoruz.
Cüneyd Emiroğlu'nun temiz türkçesi ve kıvrak üslü buyla dilimize kazandırdığı bu eserin, sinsî düşman yahu buna anlaşılması istikametinde yeni bir görüş ufku aça. cağı kanaatindeyiz. O yahudi ki, Filistine sahip olmak hu susundaki asırdide emeline sed çektiği için muazzam Os manlı Devleti'ni yıkarak ondan her türlü ünvan ve sıfatı yolunmuş ve iktisadi kaynaklardan mahrum kılınmış bu günkü «Lâlk Türkiyeyi çıkaran siyasî hâdiseleri tertip ve tanzim etmiş olduğu artık anlaşılmıştır. Bu yüzden, «Ya hudi»yi her milletten ziyade tanımaya muhtaç bulunduğu- muz muhakkaktır.
Birçok güvellir kaynaklara müsteniden kaleme alın- mış bulunan la değerli eser, sizde <<<>nin bütün Dünyayı şamil iktisadî ve siyasî kudretiyle artık başa çıkılamışacağı zannını tevlid ederek ciddi bir ümit- sizliğe meydn vermemelidir. Zira, Yahudi'nin «Isra- il>> teşekkül etmeden evvel tâbir caizse «cin soyundan>>> görünmezve fakat bütün cihana şâmil bir «devlet>>i vardı. Bu sebepe, bütün milletlere karşı icrâ eylediği korkunç is- tismardan doğan aksülâmeller, ekseriya müşahhas bir muhataj bulamıyor ve şurada burada küçük fiilî toplu luklara teveccüh ediyordu. Pek tabiidir ki, bu da onun is- tismarı ile mukayese kabul etmeyen cüz'î ve nisbî bir mu kabele olmaktan ileriye gitmiyordu.
Hal böyleyken, cihanşumül bir «gizli devlet>> mevkiin- den müşahhas bir «İsrail Devleti>>> haline gelen Yahudi'nin slyasî ve iktisadî varlığı, artık eskisinden daha fazla ve daha müessir aksülâmellerc muhatap olmak üzere müşah has ve fiilî bir mevcudiyet iktisap etmiştir.
Takriben ikibin yıldan beri <<>i ele geçirmek ve burada siyasî bir varlık halinde ortaya çık mak hususundaki Yahudi emelinin ütopik ve fanatik te- siriyledir ki, «Cihan Hakimiyetinden <<<Fi listin Hakimiyetine dönüşün ifade ettiği âși- kâr zaaf ve ric'at, Yahudi ileri gelenlernin dikkat ve basi retlerinden kaçmıştır. Görünmeyen ve âlemşumül bir hâ kimiyetten tamamen feragat mânâsına gelmemekle bera-
ber, bu Filistin arazisindeki siyasî mevcudiyet, daha ku ruluşundan itibaren âmil olduğu ih tilaf ve çatışmalar se. bebiyle, Yahudi'nin asırlardan beri sürdürdüğü istismar ve hıyanetlerin anlaşılmasına ve safha safha şumüllenerek bütün milletlerin her gün biraz daha hışımla ona karşı çıkmasına mebde teşkil edecek bir merhaledir. Zira bun. dan evvel daima perde arkasında kalarak hıyanet ve istis. marlarının hesabını milletlerin zayıf karakterli ve siyon tesirlerine kapılmış kimselerine çektiren Yahudiler, artık, «İsrail Devletinin kuruluşuyla tarihte ilk de- fa düşmanlarına ciddi bir hedef göstermek ve üstelik bu hedefin zoraki teessüs esbabından doğan ihtilaflar yüzün den daha fazla perde önüne çıkarak hakiki mahiyetini or- taya koymak mevkiine gelmiştir.
Ayrıca gitgide dehhâmeleşen Yahudi istismar ve nü- fuzunun tarihen birçok defalar müşahade edildiği gibi, ciddi aksülâmellerle karşılaşması da yakın görünmekte- dir. Üstelik bu defaki aksülâmellerin âlemşumül bir mâ- hiyet arzedeceğini tahmin etmek de güç değildir.
Esasen bütün semâvî dinlere ve hassaten kainatın <<> ka. dar imtidad eden araziye müteallik Yahudi âmâli belki yakın bir istikbalde tahakkuk edecek ve bu durum hiç
şüphesiz bir Türk - Yahudi fiili çatışmasına da sebep ola- caktır. Filhakika Yahudiler bu müstakbel Türk Yahudi mücadelesinin «soğuk harp» safhasını bugün fiilen de ic râ etmektedirler. Türkiye'de nüfusun artmasını önlemek üzere icra edilen «Doğum Kontrolü amellye- si için dünyaca meşhur «Rockefeller Yahudi Vakfının Türkiye'de yatırım yapmakta bulunduğu artık gizlenme- mektedir.
Her ne olursa olsun ve Yahudiler için melhúz veya gayrî melhûz ne çeşit muvaffakiyetler tahakkuk ederse etsin, aklen ve dinen onlar için fecî bir «son» mukadder- dir. İhtimal ki, asırlardan beri kaydettikleri irtifâ mutlak bir helâki temin etmek üzere daha yüksekten düşmeğe bâis olmak gibi bir «muradı ilâhiye mütevakkıftır. Bi- zim müslüman olarak bildiğimiz ve nandığımız bir husus vardır ki, o da, «zulmün pâyidâr olmayacağıdır,
Ekserisi müfessirlerin <<<Fatiha Sûresi »nde- ki «Gayrılmağdûbi aleyhim» lâfz-i celîli'nin mazınununda Yahudilerin murad edilmiş olduğu hususunu ifade etmiş bulundukları da hatırlanırsa, yukarıdaki tahminimizin ta- hakkukundan şüphe edilmese gerekir.
İslâm Peygamberi gibi Hıristiyanlığın Peygamberine karşı da vâkî olan <<<Yahudi Mezalimi » yü- zündendir ki, asırlardan beri Hıristiyanlığın bütün mez heplerinde Yahudilik «tel'in» edilmektedir. Gerçi cihan si- yonizmi, siyasî ve iktisadî mahfiller kadar kiliseye de hâ kim olmanın ve bu suretle Yahudi tel'inini ortadan kal- dırmanın imkânını aramış ve bu maksatla Hıristiyanlığı Yahudi menfaatlerine uygun bir tefsire tâbi kılmak üzere <<Yahova Şehitliği» cereyanını başlatmıştır. Fakat buna rağmen hemen hemen bütün Hıristiyânî mezheplerde mev- cut olan Yahudi aleyhtarlığı yüzünden «İslâm Hılâfeti»ni yıkarak arzın bir yarısı üzerindeki emelini gerçekleştirmiş
bulunan cihan siyonizmi, bu defa «Papalık»ı da yıkmak
üzere plânlar kurmak mevsimine gelmiştir. Bu durumda Dünyanın büyük enternasyonallerinden biri olan Hıristi yanlıkla siyonizmi büyük ölçüde çatışması an be an yak- laşmaktadır. İhtimal ki bu mücadele de, Yahudiliğin so- nunu getirecek ciddi müessirlerden biri olmağa namzet. tir.
Esasında bu küçük son sözde yer alan bu gerçekle- rin bütün delil ve tafsilâtıyle izahı yeniden böyle bir eser telifini gerektireceği cihetle biz sadece okuyucunun ümit sizliğe kapılmasını önleyecek birkaç ehemmiyetli noktaya parmak basmakla iktifâ ediyoruz.
tü. Kendisinin de Roma'da yapılacak olan zafer şenliklerine götürüleceği- ni anlayınca MÕ 29 Ağustos 30'da intihar ederek yaşamına son verdi. Böylece Mısır bir Roma eyaleti haline geldi. Kleopatra'nın kendisini bir kobraya sokturarak intihar ettiği rivayet edilir. Ama son zamanlarda zehir İçerek öldüğü anlaşılmıştır. Kolay yapılan bu zehir, acı çektirmeden bir- kaç saat içinde öldürüyordu. Öldüğünde 39 yaşındaydı.
ZAMAN: Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte
olduğu süre, vakit.
(Kaynakça; TDK)
Zaman büyük bir öğretmendir, ama ne yazık ki tüm öğrencilerini öldürür./ Benjamin Franklin Zaman, tohumların birleşmesinden, yumurtanın açılmasından başlayıp ölüme kadar devam eden, bizdeki değişmelerden başka bir şey değildir. / Alexis Carrel
Zamanı öldürmekten söz ederiz; ama bizi öldüren zamandır. /
Alphonse Allais Zaman geçerken, kendisine bağlı olan her şeyi de sürüklüyor. /
. Zaman her şeyi alır ve her şeyi verir. / Giordano Bruno
Andre Gide
. Hepimiz kaybettiğimiz ya da ulaşamadığımız her şey için zamanı suçlarız. Oysa unutma ki; Zaman konuşacak olsa, hepimiz utanırız. / Lev Nikolayeviç Tolstoy
Insanın kendini berbat hissetmesi, mutlu olup olmadığına önem verecek kadar boş zamanı olmasından ileri gelir. / George Bernard Shaw
Dün bugündür aslında, değişen tek şey zamandır. / Ahmet Ham-
di Tanpınar
Zaman en değerli varlığındır ve asla geri dönmez. / Epiktetos
Hikmet
İçimde mis kokulu kızıl bir gül gibi duruyor zaman. / Nazım
tesinden gelmenizi sağlayan şey, zamandır. / Nelson Mandela
. İnsanlar iyi ve ya kötü şeyler yaşayabilir. Ancak yaşadıklarının üs-
Zaman, doğru olanı yapmak için daima doğrudur. / Martin Lut-
Cengiz YILDIRIM | 917
Ya zamanla birlikte yaşar ölürsün, ya daha yüce bir yaşam uğruna King manın dışına çıkarsın. / Albert Camus
• Zaman en iyi yazardır. Her zaman mükemmel sonu yazar.
Zaman! Ah Zaman insanları değil armutları
Chaplin Darlie zaman! Hem dost hem düşman. / Fuzuli olgunlaştırır. / Necip Fazıl Kısakürek
Peki, zaman nedir? Kimse sormazsa, ne olduğunu bilirim. Sorana aklamak istesem hiç bilmem. / Augustinus Zaman, bir bakıma geçici hadiseler ırmağıdır ve akıntısı da pek perludur. / Antonius
Her işin başı zamanlamadır, bir işin ne zaman yapılacağı, nasıl rapılacağı kadar • önemlidir. / Arnold H. Glassow Uygarlığın en ileri adımı, boş zamanlan bilinçli olarak doldura- bilmektir. / • Arnold Toynbee Herhangi
bir insan, vaktini nasıl geçireceğini; üstün bir insan ise heyhat zaman durur, geçen biziz. / Aus-
raktini nasıl tasarruf edeceğini düşünür. / Arthur Schopenhauer Zaman geçer derler; fakat tin Dobson
Hayatınızı seviyorsanız, zamanınızı boşa geçirmeyiniz; çünkü zaman hayatın ta kendisidir. / Benjamin Franklin . Erken yatmak, erken kalkmak, bir insanı sıhhatli, zengin ve bece
nikli yapar. / Benjamin Franklin Her şeyin yerli yanılmışım. Zaman değil yürek
Benjamin Franklin Unutmak yerinde olsun; işinin her kısmı vaktinde yapılsın./
zaman ister demiştim, istiyormuş. O da sende kaldı. / Yılmaz Güney Zamanı öldüren, işi de öldürür. / Bertie Charles Forbes
çarpma bile onun yanında; küçük kalır. / Bob Talbert dece bir Zaman; ne çıkarır ne de böler, fakat öyle bir ölçüde toplar ki Hayat bir .
bozuk para gibidir, dilediğinizce kez. / Miguel de Cervantes
Zaman büyük bir öğretmendir, ne yazık ki bütün öğrencilerini öldürür./
şevkinizi bugünün zamanda uçuyor, yeri bir daha doldurulamaz olan za
Dale Carnegie Ama aynı
.
Alighieri
Yarınlar için hazırlanmanın en iyi yolu, bütün zekânızı, bütün işini en mükemmel şekilde yapmaya hasretmektir. / Publius Vergilius Maro kaybolduğunu bilenler, en çok acı çekenlerdir. / Dante man uçmakta. / Zamanın
Bugünün değerini anlamadan yarını bekleyen bu insanlar, dünün geçtiğini ve yarının belki de hiç gelmeyeceğini düşünemiyorlar. / Douglas
Burton . Geçmişte yaptıklarımızın çok büyük görünmesi, bugün fazla bir
şey yapmadığımızın göstergesidir. / Elbert Hubberd . Zaman, sahip olabildiğimiz şeylerden birisidir. / Ernest He- mingway
. İçine doldurulacak çok şey olduğu zaman, günün yüzlerce cebi vardır. / Friedrich Nietzsche
Siz zamanı değil, zaman sizi harcar. / Gene Fowler Bugün halledemediğiniz bir sorunun nedeni, dün onu doğru yapmak için zaman ayırmamış olmanızdır. / Harrington
Pek çok insanın, diğerlerinin boşa harcadığı zamanı kullanarak, öne geçtiğini gözlemledim. / Henry Ford . Uygun ölçümü gözlemleyin, doğru zamanlama her şeyde en önemli unsurdur. / Hesiodos
Bugün saatle yaşıyoruz, böylece günün sekiz saatini para kazan- maya, sekiz saatini kazandığımızın yüzde yüz ellisini harcamaya ve son
olarak da geriye kalan sekiz saatin büyük kısmını uykumuzun neden kaç-
tığını, düşünmeye harcıyoruz. / Hugh Allen Zaman, sessiz bir testeredir. / Immanuel Kant
Üzüntüler zamanın kanatlarında uçar gider. / Jean de La Fontaine Bugün için yaşa, yarın için hayal kur, dünden öğren. / Japon Atasözü
Sonsuzluk, zamanın sonsuz bir akışı değildir; fakat zaman uzun
bir dönemin içinde, kısa bir parantezdir. / John Donne
Zamanlarını en kötü şekilde kullananlar, en çok zamanın kısalı-
ğından şikâyet ederler. / Jean de La Bruyere
Bugün dediğimiz şey, sonsuz geçmiş ve gelecek okyanusunda kü-
hayatın kısalığından söz ederiz de boş geçen zamanımı- i bilemeyiz. / Lucius Annaeus Seneca Hepimiz, değerlendireceğimizi bilge olandır, çünkü her şeyi aydınlatır. / Thales öfke ve şiddetin yapabileceğinden çok daha
shaşarır./Jeande Lal Fontaine
Jaman, en Sabir ve zaman, ani Echo Zamana verdiğimiz değer , başarı veya
Son dakika olmasaydı, çoğu işler yapılamazdı. / Michael S. Tarilor Bütün başarımı, işlerimi zamanında yapmaya borçluyum. / Nel-
başarısızlığımızı belirler. /
Mandela Hayatta bütün başarılarım; her zaman ve her işte zamanından bir saat önce, harekete geçmeme borçluyum. / Oscar Wilde
• Bugün, dünün öğrencisidir. / Publilius Cyrus
yoktur. / Miche- angelo Buonarroti . Boş zaman yoktur; boşa geçen zaman vardır. / Rabindranath Tagore
.
ek Boşa geçmiş zamandan daha büyük bir fenalık
Zaman, kolay elde edilen ve ucuz olan şeyleri siler. / Roy Chanslor
Zamanın değerlendirilerek kullanılması, insanın kendi kendisini zeliştirerek ve karakterini sağlamlaştırarak, daha kültürlü bir insan haline
petirmesini sağlar. / Samuel Smiles En güç üç şey vardır: Bir sırrı saklamak, bir yarayı unutmak, boş .
zamanı iyi kullanmak. / Şeyh Sadi . Zaman, ondan yararlanılabilecek kadar uzundur. / Voltaire
Russel
Zamanın önemsizliğini anlamak bilgeliğin kapısıdır. / Bernard
. Bekleyen biri için, zamandan daha ağır, zevklenen biri için ondan daha çabuk
bir şey yoktur
. . / Voltaire Insan zaman selinde kaybolmaya mahkûmdur, ama aklı bu son-
suzlukta bir yıldız gibi parlayacaktır. / Ahmet Zaman bazen bir kuş
ser. Insan Hamdi Tanpınarı gibi uçar, bazen de bir tırtıl yavaşlığıyla ge zamabaren bir kuş gibi mi geçtiğini fark etmiyorsa mutludur./ Ivan Sergeyeviç Turgenyev
.
Zaman, büyüklüğu ile sonsuzluğa kadar uzanır; küçükluğü ile sonsuz parçalara bölünebilir. / Voltaire
Zaman, istikbalin nesillerine aktarılmaya layık olmayan ne varsa, onları karanlıklara iter ve gerçekten büyük olan hareketleri ebedileştirir.
Voltaire "Insan her nefesini mezardan uzaklaşmak için alır ama her nefes alışında ömründen bir nefeslik zaman azalır. / Namık Kemal Harcamaktan keyif aldığınız zaman boşa harcanmış zaman değil.
dir./Bertrand Russell . Şimdi her günümü, sanki gördüğüm ilk gün ve göreceğim son günmüş gibi yaşıyorum. / William Lyon Phelps . Zaman öyle bir ilaçtır ki, bütün yaraları iyi eder. / William Sha
kespeare Yaşamaya zaman ayırın, zira zaman bunun için yaratılmıştır. /
John Wolfgang Van Goethe . Yeterli zamanımız hep vardır, yeter ki doğru kullanalım. / John Wolfgang Van Goethe
Zaman gizli olan her ne olursa olsun onu ışığa kavuşturur, o or- tüyü kaldırır ve şu an ihtişam içinde parıldayanı yok eder. / Horatius
Quintus Horatius Flaccus (MÖ 658), Romalı şair. Augustus dönemi Latin edebiyatının önde gelen üç büyük (diğerleri Vergilius, Ovidius) şairlerinden ve yergi ustalarından biridir.
MO 65'te o dönemki ismiyle Venosa ya da Venusia isimli Apulia ve Lucania arasındaki küçük bir kasabada doğdu. Azat edilmiş bir kölenin oğludur. Babasının küçük bir memur olmasına karşın bir soylu gibi büyü tülmüştür. Öğrenimi için önce Roma'ya daha sonra da Atina'ya gönderil di. Atina'da bulunduğu sırada Antonius ve Octavianus'a karşı kendilerini savunmak için bir ordu toplamaya çalışan Sezar'ın katillerinden Bru- tus'un ordusuna katıldı. Brutus Philippoi Savaş'ını kaybedince Augustus, kendisine karşı savaşanlara karşı genel af ilan ettikten sonra İtalya'ya geri döndü. Bu dönüşünde, babası tahminen ölmüştü ve sahip oldukları da başkalarının eline geçmişti. Horatius'un tanımına göre fakirliğe düşmüş tü. Geçimini sağlamak için kåtiplik yaptı. Bu arada yazdığı hiciv şiirleriyle büyük bir şöhrete ulaştı. Bu arada Satires'ler (Yergiler), Sermones'ler ve
Medya İmparatorluğu, 11 yılı aşkın titiz bir medya taraması sonucunda hazırlanan, alanında ilk kabul edilebilecek özelliklere sahip tarihsel bir çalışmadır. Yaklaşık 500 somut örnekle medyayı tüm yönleriyle sorgulayan Medya İmparatorluğu, ortaya çok çarpıcı sonuçlar çıkarmış ve akıllarda soru işareti bırakan bir çok konuya gazetecilerin dilinden gereken
cevapları vermiştir:
-Liderler arasında kuryelik yapan gazeteci kim?
- Ağır iddia: Her gazetede bir ajan var! Haberlerle üç darbe nasıl hazırlandı?
- Medyanın 28 Şubat sürecinde aldığı rol neydi?
Eski istihbaratçı Bülent Orakoğlu'na göre 28 Şubat'ın
gerçek sebepleri...
- 28 Şubat'ın kilit isimlerinden Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya'nın varisleri tartışmalı
- Reyting uğruna evlere pompalanan şiddet ne tür
trajedilere yol açtı?
işadami Korkmaz Yigit'i nasıl anlattı? Basın gücü hangi ihaleleri kazandırdı?
Alemlerin Rabbı tarafından, KISSALARIN EN GOZELİ olarak tavsif buyurulan Hazreti YOSUF Kıssası, insanlara büyük hisse ver- mektedir.
Bir INSAN'ın tå doğumundan, çocukluğundan; gençliğine ve ihtiyarlığına değin, başından geçen veya geçmesi muhtemel olan hâ- dise ve vakıaların hiçbiri yoktur ki, YOSUF KISSASI'ndakilerin bi- rine benzememiş olsun. Ve ondan istifade käbiliyyetine sahip olan için, ibret alıp hisseyâp bulunmasın!...
INSANLIK tarihinde en çok faydalanılacak yol, NEBILER, yā- ni HAK ELÇİLERİ yoludur. Aklı zinde, şuûru yerinde bir INSAN'- ın aradığı HAK, HAYAT, HUZUR ve SAADET'in, ancak bu yol- la bulunduğu tarihen såbittir.
Evvelce de, bugün de, yarın da, yaradılmışların en mükemme- li ve şereflisi olan ADEMOĞLU'nun, BİLMEK istediği, ERMEK istediği, OLMAK istediği HAKIKAT'ın ta kendisine näiliyet, HAK ELÇİLERİ vasıtasıyle mümkün oluyor.
SAN'lar vardır ki, vakıf oldukları İLİM, yaşadıkları AHLAK, mey- Slakteri SAN'AT eserleri susiedler üzünü ziynede mişler, insanlık izzet ve şerefini arşa yükseltmişlerdir. Bunlar bese- riyyetin yüz akı'dırlar.
貴
HAK ELÇİLERİ'ni inkâr edip, onların yolundan sapanlar, nef- sâní haris emeller taşıyanlar, kendilerini ve tâbî'lerini husrâna dü çår etmişler; karşı koyanları ise zulme, gâdre uğratmışlardır. Ab- laksızlıkları ile ILMİ ve SAN'ATI' şerre âlet ederek İNSANLIK iz- zet ve şerefini ayaklar altına almışlardır.
ISTIKAMET, HÖRMET, SADAKAT ve NAMUS gibi güzel huylar ve duygular gönüllerinden silinmiş, zulümleri hayatlarınca sürmüş ve nihayet hepsi läʼnetlenmişlerdir. Bunlarda beşeriyyetin yüz karasıdırlar...
Dünya, iyi ile kötü
HAK ile haksız mücadelesidir.
Imdi:
Haksızı tehdit için Hak kuvvetli olmalı. Kuvvetin gölgesinde, Halk da huzur bulmalı!..
Onun için PEYGAMBER: «Cennet de Kılıçların Gölgesi altında-..» Der...
Hak ehlinin hâmisi Bizzat Cenabı HAK dır. Ona dayanan bir kul, Mutlak kurtulacaktır.
İnsanların akidlerini bozduklarını, emanetleri hafife aldıklarını, ve -parmaklarını birbirine geçirip- böyle olduklarını gördüğün zaman evini tercih et, lisanına sahip ol, maruf olanı al, münkeri bırak, kendi işinle meşgul ol ve ammenin işlerini kendilerine bırak. Ravi: Hz. Abdullah İbni Amr (r.a.) Sayfa: 46 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
السني عن ابن عباس 2738- Sarıklar arabın taçlarıdır. Sarıkları terk ettikleri zaman Allah da onların izzet ve şerefini terkeder (hiçbir şeye muvaffak kılmaz).
فِي هِبَتِهِ كَالْعَائِدِ فِي قَيْنِهِ (حم ن عن ابن عباس) 2742. Sağlığında mal bağışında bulunmak, bunu kime yaptı ev veya arazi bağışında) ise onun için caizdir. Rukba (sağlığında bulunmak da bunu kime yaptı ise onun için caizdir. Verdiği hibesinden donen, kustuğunu yalayan kişi gibidir.
2746. Goz değmesi haktır. Bir şeyın kaderi geçmesi mümkün olsaydı onu göz (nazdeğmesi haksizden gusletmeniz istenirse gusledin (Şayet biri size geloor) geçerdi, Sizdenyağını yıkayıp suyunu ver derse versin.)
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 203 1 Hased imanı bozar. Sabr (müshil ilacı)nın balı bozduğu gibi. Hz. Ebû Hakim (r.a.) 203 2 Hak bununla beraberdir. Hak bununla beraberdir. (Hz. Ali r.a işaret ederek ilerideki fitneler için buyurmuştur) Hz. Ebû Said (r.a.) 203 3 Benden sonra hak, nerede olsa, Ömer İbni Hattab'ladır. Hz. Fadl İbni Abbas (r.a.) 203 4 Hikmet on cüzdür. Dokuzu halktan kendini çekmekte, biri susmaktadır. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 203 5 Halim olan adam, dünya ve ahirette seyyiddir. Hz. Enes (r.a.) 203 6 Nimete hamd etmek, o nimetin gitmesine karşı emandır. Hz. Ömer (r.a.) 203 7 Hamd olsun O Allaha, ümmetimden öyle kimseler yarattı ki, onlarla birlikte (zikrederek) sabretmeyi isterdim. (Şu mealdeki ayetin nüzulu üzerine bu hadisi şerif varid olmuştur. "Nefsimi, akşam ve sabah, sırf Onun rızasını murad ederek Rablerine dua edenlerle sabırlı kıl.") Hz. Selman (r.a.) 203 8 O Allah'a hamd olsun ki yedirir yedirilmez ve bize ihsanda bulunur, bize hidayet eder. Ve bizi doyurur, içirir ve bizi tatlı belalarla imtihan eder. Arası kesilmeyen nimetlerinin karşılığı ödenemiyecek olan, kendisine karşı nankörlük yapılamayacak olan ve kendisine muhtaç olmamaya imkan bulunmayan Allah'a hamd ederim. O Allah'a hamd olsun ki, bize yiyeceklerden yedirdi, içeceklerden içirdi. Çıplaklıktan giydirdi. Ve dalaletten hidayete erdirdi. Ve körlükten görür hale getirdi. Mahlukatının çoğuna da bizi üstün kıldı. Hamd, Alemlerin Rabbı olan Allah'a muhsustur. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 203 9 O Allaha Hamd ederim ki, Resulullahın gönderdiği adama, onun istediği şekilde hareket nasib etti. Ve tevfik ihsan etti. Hz. Muaz (r.a.) 203 10 Fatiha yedi ayettir. Birincisi Besmeledir. Fatiha Sebül mesanidir. (tekrar edilen yedi ayettir) Kur'anı azimdir. Ümmül Kur'andır. Ve Fatihatül Kitaptır. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 203 11 Ey Allahın düşmanı, seni zelil eden Allah'a hamd olsun. Bu ümmetin, bu firavunu idi. (Bedirde Ebu Cehilin başı getirildiğinde) Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma) 203 12 Ümmetim içinde seni bu şekilde yaratan Allaha hamd ederim. (Hz. Salim (r.a) için) Hz. Âişe (r. anha) 203 13 O Allah'a Hamd olsun ki, avretimi örtebileceğim bir elbise ile beni giydirdi. Ve hayatımda onunla beni güzelleştirdi. Beni Hak ile gönderene yemin ederim ki, hiçbir müslüman kul yoktur ki, Allah (z.c.hz) leri onu yeni bir elbise ile giydirdi de o da eskisini fakir bir müslümana verdi ise, o kimse diri veya ölü de olsa o elbisenin bir ipliği kalıncaya kadar Allah'ın hıfzında ve emanında olmasın. Hz. Ömer (r.a.) 203 14 Hamd olsun Rabbıma ki Beni senin gibi leîm kılmadı. (Ebu Cehili kasdederek) Hz. Ali (r.a.) 203 15 Humma günahları döker. Ağacın yapraklarının dökülmesi gibi. Hz. Abdullahil Kasrinin babasından 203 16 Humma, Cehennem ateşinin şiddetindendir. Onu su ile serinleşirin. (Bir rivayette zemzemle) Hz. Ömer (r.a.) 203 17 Humma, Cehennem körüklerinden bir körüktür. Ve mü'minin Cehennemden payıdır. Hz. Ebû Reyhâne
Peygamberimizin getirdiği din hayata ne vermiş? (S.) 685:Lemaat Risale-i Nurlar yüze yakın din tılsımlarını hal ve keşfetmiştir. (S.T.)159:Parlak fıkralar
Risale-i Nurlar dinin en yüksek ve has kısmı olan imandan bah- seder. (T.H.) 206:Esk. hayatı
Risale-i Nurlar dinin geniş dâiresinden bahsetmez. (T.H.) 206:Esk. hayatı
Rusya dinsiz kalamaz. (E.L.) 2:71.
Salih amel imanın ikinci cüz'üdür. (Ş.) 240:12. Şua
Siyaseti dinsizliğe âlet ettiler. (H.Ş.) 52:3. kelime, hâşiye
Siyaseti dinsizliğe âlet yapanlar, kabahatlerini örtmek için baş- kasını irtica ile ve dinini siyasete âlet yapmakla itham ederler. (D.H.Ö.) 20; (T.H.) 59.
Şarklıların kalbinde din hissi hâkimdir. (H.Ş.) 70:zeyl; (Sn.) 49. Ulemâ-i sû'nun dine zararı. (Mh.) 29:1. makale, 7. mukaddime Uyanık olan beşer dinsiz olamaz. (Mn.) 86.
Vicdanımızın dinden başka âmir ve müşevviki yoktur. (Mk. İç. R.) 2:278.
Yüz senede bir Cenâb-ı Hak bir din yenileyicisi gönderiyor.
(K.L.) 119.
Zaruriyât-ı diniyeyi, üzerinde ihtilaf edilen ve cüz'i olan fer'î meselelere tâbi kılmak zararlıdır. (Sn.) 46.
DİPLOMAT
Diplomatların koku alma duyuları kuvvetli olmalıdır. (Mh.) 83.
DOĞRULUK (Bak:yalan)
Bir tane doğru bir milyon yalanı yakar. (S.) 651:Lemaat Bu zamanda doğruluk ve yalanın arası çok yakın. (Mh.) 131:3.
Doğruluğu içimizde diriltmeliyiz. (H.Ş.) 51:3. kelime Doğruluğun siyasî hayatta ölmesi bizi geri bıraktı. (H.Ş.) 27. Herşeyden önce bize lazım olan doğruluktur. (Mn.) 104.
Her söylediğini doğru olmalı, fakat her doğruyu söylemek doğru değil. (H.Ş.) 56:3. kel.; (M.) 256:22. Mektup 4. vecih; (S.)
652:Lemaat Her sözün doğru olsun, her hükmün hak olsun. (S.) 651:Lemaat Hile, hileyi terk etmek ve doğruluktur. (H. Şua 9. Veh.) 107. Imanın esası doğruluktur. (1.1) 93; (H.Ş.) 51:3. kelime İslâmiyetin esası sıdktır. (1.1.) 93; (H.Ş.) 51:3. kelime Kurtuluş yalnız sıdktadır. (H.Ş.) 55:3. kelime
Müsemmây-ı meşrûtiyet, hak, sıdk, muhabbet ve imtiyazsızlık üzere bekā bulacaktır. (D.H.Ö.) 41; (T.H.) 68. Peygamberimizin sıdkı. (Mh.) 133, 138:3. makale
Yol ikidir. Ya doğru söylemek, ya susmak. (H.Ş.) 56:3. kelime
DOKTOR
Bediüzzaman oruç tutmayan doktora muayene olmadı. (S.T.)
135:Parlak fıkralar Bediüzzaman'ın tımarhanede doktorla olan konuşması (D.H.Ö. Iç, R.) 1:66.
Bir hasta doktora karşı üç vaziyette bulunur. (Nt. İç. R.) 2:262. Doktorların fehmi hasta. (D.H.Ö. İç. R.) 1:72. Doktorluk mesleği. (M.) 49:12. Mektup, 3. suâl
Gafil doktorlar hakikat noktasında herkesten daha çok hastadır. (K.L.) 57.
Hastalığa ehemmiyet vermek doktoru müstebid bir hakim yapar. (E.L.) 1:239.
Kadının erkek doktora muayene olması. (L.) 59:11. Lem'a 7. nük. Kur'ân tıb ilmine teşvik ediyor. (S.) 232:20. Söz 2. makam Merhametsiz ve insafsız hekimler. (L.) 219:219:25. Lem'a, 20 deva FBIRIST/170
INSAN (Adem. Adam) Toplans halde bir kültür çevresinde ya dipanme ve konuşma yeteneği olan, evrent butün olarak kavraya bulguları sonucunda değqtirebilen ve biçimlendirebilen canlı
(Kaynakça TDK)
Bir insan yaptıkların toplamudie/Mohandas Gandi
Insan iki ucundan yanan bir mum gibi elmah/Rosa Luxemburg
Yetkin insonda düşüncenin gücü, iradenin gücü ve kalbin gücü olmahhr/Ludwig Andreas Feuerbach
.
. Gerçek insan, başkasının yüzünde patlayan tokadı kendi suratın- da duyabilen insandır./Jose Marti
Insan kendi içindeki sessiz gürültüyü bastırmak için kalabalığa karışır/Rabindranath Tagore
. Insamın değeri ulaştıklarıyla değil, ulaşmayı arzu ettikleri şeylerle bilinir/Halil Cibran
Insan, özgür olduğu sürece insandır. / Turan Dursun
Insan, ancak onu düşünen hiç kimse kalmadığı zaman gerçekten olur/Bertolt Brecht
. Insan insanın kurdudur. / Thomas Hobbes Insan kendine ne ka- dar değer verirse, o kadardır. / François Rabelais
.
Kendine iyi bak çünkü älemin özüsün sen. Varlıkların gözbebeği
elan insanoğlusun sen/Şeyh Galip . Insanlar değerli olmayı unuttular, önemli olmaya çalışıyorlar. / Çetin Alian
. Insan, tarihte dünyayı değiştirebilecek tek etkin öğedir. / Georges Politzer
. Sahi biz, Insan olduğumuz için mi hep yenildik? / Yılmaz Güney
. Insan en cesur hayvandır, cesaretiyle yenmiştir her hayvanı zafer çığlıklarıyla yenmiştir her acıyı ama insanın acısı en derin acıdır. / Fried
rich Nietzsche . Insan doğası itibariyle ahlak sistemini iyileştirmek yerine yozlaştı
nr./Auguste Comte Yazık! Insanlar neden niteliklerini hayvanlarda görülenlerden üs
tün tutup böbürlenirler, bu onları sadece daha bağımlı varlıklar yapar.
Güdülerimiz yalnızca açık, susuzluk ve arzusuyla sınırlı olsaydı, hemen hemen özgür olabilirdik. / Mary Wollstonecraft
. Hiç kimse ne ise o olarak kabul edilmez, başkaları onu ne yaptıysa o öyle bilinir, öyle kabul edilir. / Arthur Schopenhauer . Bir gün sokak ortasında, Adamlar! Adamlar diye bağırmaya baş lar. Halk etrafına toplanır. Diyojen, Ben adamları çağırıyorum diye sopau ile onları kovar. / Diogenes (Diyojen)
. Her insan kendi görüş sahasının sınırlarını dünyanın sınırları ola rak kabul eder. / Arthur Schopenhauer
İnsanın ileriye dönük kararlar alması, hesabının olmadığı bir
. bankadan para çekmesine benzer. / Oscar Wilde
Insan dediğin insanların uğruna canını feda etmeli, edemedi mi. kalabalık etmemeli dünyamıza! / Orhan Kemal
İnsanı sadece bilim ve sanat yüceltebilir. / Ludwig van Beethoven İnsanlar çok değişti, dikkat etmek lazım. Biriyle el sıkıştıktan son . ra beşi de yerinde mi diye parmaklarını saymak zorundasın. / Lev Nikola
yeviç Tolstoy
Dehri arasan binde bir adem bulamazsın. Adem görünen harlan ådem mi sanırsın. / Ziya Paşa
. İki mükemmel insan asla birlikte olamaz. Çünkü mükemmel ka dın birinci seferde evet demez, Mükemmel erkekse 2. şansı vermez. İki mükemmel insan asla birlikte olamaz. Çünkü mükemmel kadın birinci seferde evet demez, Mükemmel erkekse 2. şansı vermez. / Anton Pavloviç
Çehov
.
. çalışmak için harcanmış bir çabadır. / Arthur Schopenhauer
Insan pazarlık yapan hayvandır. / Adam Smith Insanın hayatı, yenileceğinden hiç şüphe etmeksizin, var olmaya
. Henüz insan aşamasına ulaşmış değiliz, yalnızca insanlığa giden yolun üzerindeyiz. / Hermann Hesse
. Bir insan söyledikleri kadar söylemedikleriyle de insanlaşır. / Al-
kimseyi suçlamayan olgun insandır. / Epiktetos . Insanlar göründükleri gibi olmalıdır. Eğer değillerse hiç görün mesinler daha iyi. / William Shakspeare
. Adem'in ademliği: akıl, hayâ ve ilim iledir. / Hacı Bektaş Veli Insanların çoğu hayatlarının sonunda geriye dönüp baktıklarında idealarda yaşadıklarını görürler. Takdir etme geriye donu badan ge Schopenyin aslında hayatları olduğunu gördüklerinde şaşırırlar. / Arthur Schopenhauer
Eğer bir solminin (Insan) kalikasan hakkarylediğin sende
Bir adam karuna arabanın kapsasin
ya arabası yenidir, ya da karısı / Albert Cattus
Dein, nadir bulunan arkaya sahip insanlar yalnızca yararl bir işe girmeye zorlandıklarında en güzel resimlerle siden sonra de mustak kalı olarak kullanılan değerli bir vazoya benzer / Arthur Scho penhauer
Bazen toprakta olduğu gibi insanlarda da, sahibinin bümediği bir altın damarına rastlanır. / Jonathan Swift
• Insanların çoğu, kendileri değil başkalarıdır, düşünceleri başkala
nmın düşünceleridir, yaşamları başkalarını taklittir ve tutkuları ise alıntı
lardır./Oscar Wilde
Bir insanım ilk işi nedir? Cevap açık, kendisi olmak. / Tevfik Fikret
Insanlar akıl ve kalbi olgunlaştırmaktan bin kat daha fazla, kendi leri için zenginlik biriktirmeye uğraşırlar. Oysa mutluluk için, şüphesiz ki insanın elindeki şeylerden daha ziyade, insanın içindeki şeyler önemlidir. Arthur Schopenhauer
Insanı köle yapmak, onu öldürmektir. / Pierre-Joseph Proudhon
.
• Her insanda, insanlığın bütün halleri vardır. / Michel de Montaigne . Sığ insanlar şansa inanır. Güçlü insanlar ise 'sebep ve sonuçili
Insanlara inanmalı ve güvenmelisiniz, yoksa hayat çekilmez bir
hal alır. / Anton Pavloviç Çehov
Biz zavallı insanlar, kalplerimizin elinde birer oyuncaktan başka bir şey değiliz./Halide Edib Adivar
kisine/Ralph Waldo Emerson Insanlar birbirlerine egemen olmak isterler ama kendi kendileri
nin bile efendisi değillerdir. / Maksim Gorki Bizi yok edecekler şunlardır. İlkesiz siyaset, vicdanı sollayan eğ
.
lence, çalışmadan zenginlik, bilgili ama karaktersiz insanlar, ahlikten
yoksun bir iş dünyası, insan sevgisini alt plana itmiş bilim, özveriden yok sun bir din anlayışı. / Mohandas Gandi Belki yağmura da gerek kalmazdı, insanlar bu kadar kirli olma saydı./Turgut Uyar
.
Öyle insanlar vardır ki, onlarla yaşamak kolay değildir ama onları
terk etmek de mümkun değildir. / Thomas Mann
Insan bir şeyi menfaatine, karakterine, zevkine, ihtiraslarına göre
dindardırlar, kütüphaneler birer cami, kilise, havra olur, bıçak ancak
lem yontmak için kullanılır. / Muhsin Ertuğrul
. Insan olmak bir sanattır. / Novalis
. Başkaldıran insan, hayır diyen insandır. /
Albert Camus Insan şişirilmiş tulum gibidir, ağzı açılınca söner. | Kat Mahmud
. Insan dediğin, beyaz kadınla sarı altın karşısında belli olur. mal Tahir
Her şey eşyanın halika elinden çıkarken iyidir, her şey elinde soysuzlaşır. / Jean-Jacques Rousseau.
insan Başlıca üç çeşit insan vardır. Bilgi sever, ün sever ve para sever Platon (Eflatun)
.
. Insan, kendi kendisinden saklamaya çalıştığı yanını sevemez Albert Camus
Üstünde durulduktan sonra bir pūf yanı bulunmayacak
yoktur./Moliere
. Insan, tebessümle gözyaşı arasında gidip gelen bir sarkaçtır. Ge
orge Gordon Byron
. Insan sahip olduklarının toplamı değil, fakat henüz gerçekleşe remediklerinin toplamıdır. / Jean-Paul Sartre
. Mükemmel düşünen insan, gören insandır. / Novalis
Her şey incelikten, yalnız, insanlar kabalıktan kırılırlar. / Ibrahim Olcaytu
Insanlar rakamlara benzerler. durumlarına göre değer kazanı / Napoleon Bonapart . İnsan iyi doğar, tabiaten iyidir, onu kötü yapan cemiyetir. / guel de Unamuno
.
. Kimlere meydan okumaz insan, tek başına düşündüğü zamun Jean de La Fontaine
ang kemmel insanın aksayan tarafları daha çok belli olur. / Joha Wolfgang Von Goethe .
.
Dünyada en guc şey insanları memnun etmektir. / Rifat Neder Evrimer
Insanlara çok defa en yüksek baha, en zavallı bir durumda olu ları zaman biçilir. / John Webster
. Hakkında kötü düşünulmeyecek, kötü şeyler söylenmeyecek hiç ba msan yoktur, hakkında iyi düşünülmeyecek, iyi şey söylenmeyecek hiçbir insan da yoktur. / Alain (Filozof)
. . Tarçına benzer insan, dövülüp ezildikçe değerlenir. / John Webster Bazı insanlar, ev köpekleri gibi, yamandıkları kapıdan ayrılmaz lar./Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
Insanlar çoklukla nankör, değişken, içten pazarlıklı, ürkek ve doymak bilmez yaratıklardır. / Machiavelli Insanlar herhangi bir kimseyi kötüleyen sözlere inanmaya gere
.
ğinden fazla hazırdırlar. / David Herbert Lawrence . Insanlığa kimlerse tahakküm hevesinde, yok yerleri artık bu cihan
çevresinde. / Faruk Nafiz Çamlıbel . Dilersen çevrene bak, güç değil mi ün almak; en zor gelen insana, insan olmak!/Cavidan Tümerkan
. Insanın daima kendinden yukardakilere köpek dalkavukluğu, kendinden aşağıdakilere aslan guru ile muamele etmesi, hemen hemen umumi bir kaide halindedir. / Ahmed Mithat Efendi,
. Ayrı ayrı birer ahlaksız yaratık olan insanlar, toplu oldukları za- man namuslu kişiler olurlar. / Montesquieu
Insanlar parlayanı karartmaktan, yükseleni yere serip toza bula-
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
. Insan ne kadar yakını olursa olsun yanı başındakini, halini bir kıl
maktan hoşlanırlar. / Friedrich von Schiller Basit bir insan, karmaşık bir insandan daha korku vericidir. /
ucu kadar göremez, anlayamaz. / Mevlana Dünyada üç grup insan oluşur: Bir şeyi ortaya çıkaran ve yapan
.
küçük bir seçkin grup; Bir şeyin yapılmasını seyreden daha büyükçe başka bir grup Ve neyin olup bittiğini bilmeden yaşayan muazzam bir kalabalık.
Nicholas Murray Butler
. olan Önemli olan yaşamak değildir, başarmak hiç değildir. Önemli
insan kalmayı bilmektir. / George Orwell
İnsan dilinin altında gizlidir. / Hz. Muhammet
Insan, alet kullanan hayvandır. / Thomas Carlyle
Insanlar hayvanları öldürüp yedikçe, dünya üzerinden cinayet, kan dökme ve savaşlar kalkmayacaktır. / Pisagor
En çok hoşumuza giden insan, kendimize benzettiğimiz insandır. Michel de Montaigne
"Hani o güzel ve parlak yüzlü olanlar, gençlik ve zindeliklerine güvenenler? O gençlik ve güzellik bugün toprak olmuş, sevdikleri, zevk ve safa duydukları şeyler onlar için hasret ve pişmanlık olmuştur."
Asr-1 Saadet'te Peygamberimiz'in (sav) en yakın dostları olan ve hayatta ken cennetle müjdelendiği rivayet edilen on mübarek insana islamı literaturde "Aşere-i Mübeşşere" denilmektedir.
Sahabeler içerisinde sağlığında cennetle müjdelenen birçok bahtiyar insan vardır. Bunlar arasında bulunan on kişiye "Aşere-i Mübeşşere" denir. Aşere-i Mübeşşere şunlardır:
1. Hazret-i Ebû Bekir,
2. Hazret-i Ömer,
3. Hazret-i Osman,
4. Hazret-i Ali,
5. Hazret-i Abdurrahman bin Avf,
6. Hazret-i Ubeyde bin Cerrah,
7. Hazret-i Said bin Zeyd,
8. Hazret-1 Sa'd bin Ebi Vakkas,
9. Hazret-i Ubeydullah bin Talha,
10. Hazret-i Zübeyır bin Avvâm'dır. (Radıyallahü anhüm ve ecmain)
Aşere-1 Mübeşşere hakkında bize kadar ulaşan birçok rivayetler vardır. Bilındığı üzere Peygamberlerden sonra insanoğlunun en faziletlileri Pemgamberim'in (sav) dostlan olan sahabelerdir. Dünyada iken cennetle müjdelenmiş olsa da, olmasa
AŞERE-i MÜBEŞŞERE العشرة المبشّرة Hz. Peygamber tarafından cennete girecekleri daha hayatta iken kendilerine müjdelenen on sahâbî.
Müellif: ABDULLAH AYDINLI, İSMAİL LÜTFİ ÇAKAN Kaynaklarda “el-aşeretü’l-mübeşşere”, “el-mübeşşerûn bi’l-cenne”, “el-aşeretü’l-meşhûdü lehüm bi’l-cenne” gibi ifadelerle anılan bu on sahâbî Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali, Talha b. Ubeydullah, Zübeyr b. Avvâm, Abdurrahman b. Avf, Sa‘d b. Ebû Vakkās, Ebû Ubeyde b. Cerrâh ve Saîd b. Zeyd’dir. Ashaptan Saîd b. Zeyd’in bir rivayetinde bu on kişiden Ebû Ubeyde b. Cerrâh yerine Abdullah b. Mes‘ûd zikredilmiştir (İbn Abdülber, II, 318). Abîde es-Selmânî’den gelen benzer bir rivayeti de Zehebî kaydetmektedir (Maʿrifetü’l-ḳurrâʾ, I, 34). Ancak Zehebî’nin bu eserinin 1969’da Kahire’de yapılan baskısında yer alan bu rivayetin, gerek 1404’te yapılan Beyrut baskısında gerekse incelenen Paris, Berlin ve İstanbul kütüphanelerindeki yazma nüshalarında eksik olarak yer aldığı, İbn Mes‘ûd’un cennetle müjdelendiği belirtildikten sonra Ebû Ubeyde yerine aşere-i mübeşşere içinde onun bulunduğundan söz edilmediği görülmüştür. Rivayetteki bu değişikliğin, eserin Kahire baskısında esas alınan ve inceleme imkânı bulunamayan Kahire (Dârü’l-kütübi’l-kavmiyye Ktp.) nüshasında yer aldığı anlaşılmaktadır. Hadislerde cennetlik oldukları topluca haber verilen bu sahâbîlerden başka Hz. Hatice, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Selâm gibi münferit olarak cennetle müjdelenenler de vardır.
Aşere-i mübeşşerenin bazı ortak vasıfları şunlardır: 1. Tamamı ilk müslümanlardan olan bu on sahâbî Hz. Peygamber’e ve İslâm’a büyük yardımlarda bulunmuşlardır. 2. Kureyş kabilesine mensup olup nesepleri Hz. Peygamber’in nesebiyle birleşmektedir. Bu sebeple, “aşere-i mübeşşere” ifadesini “Kureyş’ten cennetle müjdelenmiş on kişi” olarak anlamak daha doğru olacaktır. Nitekim konuya ait rivayetlerde de “aşeretün min Kureyşin fi’l-cenne” kayıtlarına rastlanmaktadır. 3. Bedir Savaşı’na ve Bey‘atürrıdvân’a katılmışlardır. Bey‘atürrıdvân’da bulunamayan Hz. Osman adına bizzat Hz. Peygamber iki elini birbirine kavuşturarak biat etmiş, onu da biata katılanlardan saymıştır. 4. Allah’ı ve resulünü sevdikleri bizzat Hz. Peygamber tarafından açıklanmıştır. 5. Allah yolunda yakınlarına karşı savaşmaktan çekinmemişlerdir. Nitekim Mücâdile sûresinin, “Allah’a ve âhiret gününe inanan bir toplumun babaları, oğulları, kardeşleri, akrabaları bile olsa, Allah’a ve Peygamber’e karşı gelenlere sevgi beslediklerini göremezsin” meâlindeki 22. âyetinin aşere-i mübeşşereye dahil ashap hakkında nâzil olduğuna dair bazı rivayet ve yorumlar bulunmaktadır.
Aşere-i mübeşşerenin İslâmiyet’teki seçkin yerini dikkate alan İslâm bilginleri, ilmî tasnif ve değerlendirmelerde ilk sırayı hemen daima bunlara ayırmışlardır. Ahmed b. Hanbel el-Müsned’ine aşere-i mübeşşerenin rivayet ettiği hadislerle başlamıştır. Taberânî’nin el-Muʿcemü’l-kebîr ve Ebû Nuaym el-İsfahânî’nin Ḥilyetü’l-evliyâʾ adlı eserlerinde de aynı sıralama görülmektedir. Aşere-i mübeşşerenin hepsiyle görüşüp onlardan hadis rivayet edenler tâbiîlerin birinci tabakası olarak kabul edilmiştir. Aşere-i mübeşşere, İslâmî literatürde sahâbîlere ait eserlerin dışında müstakil eserlere de konu teşkil etmiştir. Muhibbüddin et-Taberî’nin, İstanbul kütüphanelerinde birçok yazma nüshası bulunan ve ayrıca basılmış da olan (I-II, Kahire 1327; I-IV, Beyrut 1405/1984) er-Riyâżü’n-naḍire fî menâḳıbi’l-ʿaşere’si, Hâkim en-Nîsâbûrî’nin Feżâʾilü’l-ʿaşere’si, Burhâneddin İbrâhim b. Abdurrahman el-Fezârî’nin Feżâʾilü’l-ʿaşereti’l-mübeşşere’si ve Zeynüddin İbnü’ş-Şemmâ‘ın ed-Dürerü’l-mülteḳāt’ı aşere-i mübeşşereye dair yazılmış müstakil eserlerdir.
HZ. PEYGAMBER'İN GÜZİDE ASHABININ HAYATINDAN TABLOLAR
İslami anlayışta peygamberlerden sonra insan- oğlunun en faziletlileri Pemgamberimiz'in (sav) dostları olan sahabeler olarak kabul edilmiştir. Bunun için sahabelerin mertebesine hiçbir şekilde ulaşılamaz. Çünkü onlar, Peygamber Efendimiz'i (sav) görmüş, iman etmiş ve sohbeti ile şeref- lenmişlerdir. Peygamber sohbeti Sahabe efendileri- mize diğer insanların senelerle seyr ü sülükla elde ettikleri feyze ve nûra, "bir dakikada" ulaştıran bir mertebe ve yükseliş kazandırmıştır.
Sahabeler arasında bazı derecelendirmeler vardır ve on sahabe diğerlerinden umumi derece bakı- mından yüksek görülmüştür. Ayşe Çokçevik, İslami literatürde "Aşere-i Mübeşşere" diye isimlendirilen bu mübarek insanları "Asr-1 Saader'ten On Örnek İnsan" isimli bu eserinde akıcı üslubuyla yeniden kaleme aldı ve okuyucuların istifadesine sundu.
"Aşere-i Mübeşşere" olarak isimlendirilen bu on örnek insan şunlardır: 1. Hazret-i Ebû Bekir, 2. Hazret-i Ömer, 3. Hazret-i Osman, 4. Hazret-i Ali, 5. Hazret-i Abdurrahman bin Avf, 6. Hazret-i Ubeyde bin Cerrah, 7. Hazret-i Said bin Zeyd, 8. Hazret-i Sa'd bin Ebt Vakkas, 9. Hazret-i Ubeydullah bin Talha, 10. Hazret-i Zübeyir bin Avvâm'dır. (Radiyallahü anhüm ve ecmain)
Bütün çağların bu on örnek insandan öğreneceği çok şey vardır ve elinizdeki kitap bunun için iyi bir
da, sahabelerin mertebesine hiçbir şekilde yetişilmez. Çünkü onlar, Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı dünya gözüyle "Peygamber" olarak görmüş, iman etmiş ve "sohbeti" ile müşerref olmuşlardır. Peygamber sohbeti onlara, diğer evliyânın senelerle seyr ü sülûkla elde ettikleri feyze ve nûra, "bir dakikada" ulaştıran bir mertebe ve yükseliş vermiştir
Cebrail (a.s.) yanımdan kalktı da Bana anlattı ki, Hüseyin (r.a.) Fırat kenarında katlonulacak ve sonra şöyle dedi: "İster misin onun toprağından sana koklatayım" Dedim, evet. Bunun üzerine elini uzattı, o topraktan bir avuç aldı ve onu Bana verdi. Ben de kendimi tutamadım, gözlerimden yaşlar boşandı. Ravi: Hz. Ali (r.a.) Sayfa: 333 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
Müslümanı Katl küfür, sövmek fısktır ve kardeşini üç günden fazla terketmek (dargınlık) müslümana helal olmaz. Ravi: Hz. Saad (r.a.) Sayfa: 333 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
Ben sizin: "Maşallah ve Hz. Muhammed (s.a.s.) diledi" demenizi zaten hoş görmüyordum. Siz önce "Maşallah (Allah diledi)" deyin, sonra da "Hz. Muhammed (s.a.s.) diledi" deyin. Ravi: Hz. Huzeyfe (r.a.) Sayfa: 333 / No: 6 Ramuz El-Ehadis
Bu kadın, çocuklarına olan şefkatinden dolayı Allah (z.c.hz.)'nin merhametine mazhar oldu. (İki çocuğu ile bir kadın gelmişti. Kendisine üç hurma verildi. Çocuklar hurmalarını yedikten sonra annelerininkine gözlerini diktiler de o da elindekini bölüp onlara verdi. Bunun üzerine bu hadis varid oldu.) Ravi: Hz. Hasan (r.a.) Sayfa: 333 / No: 9 Ramuz El-Ehadis
Her Peygambere bir dilek "atiyye" verildi. Onlar da bunu dünyada harcadı, Ben ise ahirette ümmetime şefaat için bıraktım. Ümmetimden öyle adam olacak ki, çok büyük bir topluluğa şefaat edecek de onlarda o yüzden Cennete girecekler. Öyle bir adam olacak ki, bir kabileye şefaat edecek. Yine bir adam olacak ki, ailesine şefaat edecek. Hatta üç kişiye, iki kişiye, bir kişiye şefaat edecek kimseler olacaktır. Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.) Sayfa: 333 / No: 10 Ramuz El-Ehadis
Kalbini iman için halis eden iflah oldu. Yine kalbini selim, lisanını sadık, nefsini mutmain, ahlakını mustakim, kulağını dinler, gözünü de görür eden de iflah oldu. Kulak, işittiğini kalbe götüren bir alet gibidir. Göz de kalbin muhafaza edeceği şeyin tesbit vasıtasıdır. İflah oldu o kimse ki, Allah onun kalbini hıfz edici kıldı. Ravi: Hz. Ebû Zerr (r.a.) Sayfa: 333 / No: 12 Ramuz El-Ehadis
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 503 1 İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki, yanında altın ve gümüşü olmayan rahat etmez. Hz. Mikdam (r.a.) 503 2 İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, mü'min o zaman müminlere dua edecek te Allah (z.c.hz.) şöyle buyuracak: "Kendi nefsine dua et sana icabet edeyim, umuma gelince Ben onlara gazablıyım." Hz. Enes (r.a.) 503 3 Sizin üzerinize bir zaman gelir ki, boğulmaya maruz adam gibi dua etmeyen yakayı kurtaramaz. Hz. Huzeyfe (r.a.) 503 4 İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki, Camilerde halka halinde toplanırlar, gayeleri dünyevi olur. Allah'ın onlara ihtiyacı yoktur. Bunların arasına girmeyin. Hz. Enes (r.a.) 503 5 İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki o zamanki halkın efdali "hafifül haz" olanıdır. Denildi ki; "Ya Resulallah hafifül haz nedir?" Buyurdu ki, çoluk çocuğu az olanlardır. Hz. Huzeyfe (r.a.) 503 6 İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki, bir saat düşünürlerde kendilerine namaz kıldıracak imam bulamazlar. Hz. Selame binti Hür (r.a.) 503 7 İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki, o zaman da onlar riba yerler, yemeyene de tozu bulaşır. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 503 8 İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki, zenginler tenezzüh için, orta halliler ticaret için, onların kur'aları riya ve gösteriş için, fakirler ise dilenmek için hac ederler. Hz. Enes (r.a.) 503 9 Ümmetim üzerine bir zaman gelir ki fukaha bir birini çekemez. Tekelerin birbirlerini kıskandığı gibi, birbirlerini kıskanırlar. Hz. İbni Ömer (r.anhüma) 503 10 Sizin üzerinize bir zaman gelir ki, adam acizlikle facirlik arasında muhayyer kalır. Kim bu zamana ulaşırsa aczi, fücura tercih etsin. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 503 11 İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki, adamın imanı soyulur da haberi olmaz. Halbuki o gömleğinin soyulduğu gibi soyulmuştur. Hz. Ebud Derda (r.a.) 503 12 İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki onda ulema, köpekler öldürülür gibi öldürülür. Keşke o zaman ulema birlik olsaydı. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
"Dünye Sevgi ve hurt butun ha abome yang içinde mengene beygi thay sebebida toner dururlar tetecekle ye Suyuran Allah Raslekleri için kendilerine hiçbir sallallahu aleyhi ve sellem,preter olmaz. Tutuşturulmays dünyalk vilde etmek olartan ha devam edilen ateş gibi tutuşturulan pole tard ediyor. "Em emel arzulan önmek bilmez Sahibi de indece dianya olurio, Allah onun çevreyi de, dünyayı da yakar, dunya aleyhine darmadağın ederer cehenneme çevirir
kendi Fakiria korkutunuk ka araw na yerleştir Dünyadan kazada ları da sadece kaderinde yazilan landan ibaret olur Kimin de hede fi ahiret olursa Allah onun dağınık ni derleyip toplar Zenginliği kal Bome verdesivic Her şeye rağmen dunyadaki nasibi ana ulaşır" (Tema Kiyamet 30 Olume, ebedi hayatı unutanlar, yüzü sadece dünyaya dönük bir ha yat yaşayanlar dağınık, stresli ve te lylı bir hayat yaşarlar. Arzulan sen
nesız olduğu için dünyanın sınırlı
imkanlarıyla tatmin olmazlar. Köge
Dünyamio cehenneme çeviren ler sadece dunya ve dünyalikları he defleyenlerdir. Kendileri doymadik lan ve mutlu olmadiklan gibi başka lanının huzur ve mutluluklanna da engel olurtar Tuzaklardaki yemlere tamah eden aç kuşlar gibi kendile nini hellke sürüklerler Mü'minlerin kanaat, tevekkül ve iç huzurların dan mahrumdurlar. Yüzmesini bil- meden denize dalan, çırpındikça ba tan acemiler gibi kendi acı sonlan
hazırlarlar. Yüzmenin birinci ku rali telaşsız olarak kendini suya be
rakmaktic
Boğulan insanın cesedi a ne çıkar. Çünkü telaş ver bitmiştir. Tevekkul, gre tiktan sonra teslim olmal, Ale takdirine boyun em nin nuki da ecelli de belidir l ve acelecilikle bunlar d mümkün değildir olanlanın eline yorgunluktar b bir şey geçmez. Bunlar Mevlü tesbihiyle kuşun gligesin ka an nedip avlamak için neffes naffee is sup ok atan sersem avo glidirle Ahir ömürlerinde bir gige pişmanlıkla her şeyleri olan dine dan hiçbir şey elde edemeden an Iırlar. Bunlar hem dünyan hen de ahireti kaybederler "te apa
yıp budur." (Har, 11)
Dünyalık için ahiretlerin sata rin acı akıbeti şöyle haber verl "Inkår edip de käfir olarak min dünya dolusu altını (amptan tulmak için) fidye olarak verein
onların hiçbirinden asla kabul edilmek durumundadır. Bu insan olmanın ge reğidir.
bille meyecektir." (Al Imran, 911
Onurlu bir hayat sürmek, başkalarına faydalı olmalı, alıcı değil verici olmak için çalışanlar için, dünya ebedi hayat kazan maya vesiledir. Ahiretin tarlası olarak dü şünüldüğünde, gaye değil vasıta olarak görülduğunde dünya, asıl hedefe ulaştı ran güzel bir binektir. O binek bizi taşı diği ve bizim sırtımıza binmediği zaman nimettir, aksi halde çekilmez bir külfettir.
Akıllı kimse geçici olanın değil kalı o olanın peşinden koşar. "Mal ve çoluk çocuk dünya hayatının süsüdür. Bäki kalacak salih ameller (yapılan işler) ise Rabbinin katında hem sevap bakımın dan daha hayırlıdır hem de ümit bakı mından daha hayırlıdır" (Kehf, 46)
Asıl ve daimi hayat ahiret hayatıdır. Ahiret hayatı olmasa bu dünyanın, var ik ve hayatın hiçbir anlamı olmaz. Fäniyi anlamlı kılan bäki olandır. Sonu yokluk olan varlık yok hükmündedir.
Ölümle yok olmayan, daimi olan bir
hayat asıl hedef olmalıdır. Dünyadaki
bütün hesap ve planlar bu hedefe var- mak için yapılmalıdır. Beşer olarak bi- zim ve bütün insanlığın rehberi olan Hz. Peygamber (s.a.v), Abdullah b. Mesud (ra)'in bildirdiğine göre şöyle buyurmuş tur: "Kim ki gam ve tasalarını bire indirir ve sadece ahiret tasasına gönlünde yer verirse, Allah onun dünyevi tasalarını da ortadan kaldırır. Kim de gom ve tasala
nnı dünyanın hallerine göre çeşitlendi-
rirse, Allah onun vadilerden hangisinde
helák olacağına aldırış etmez" (İbn Mace,
Mukaddime 23)
Ahireti, ebedi hayatı hedeflemeyen bir hayat akıllılar için sonuç itibariyle bir azap ve işkencedir. Ölüm ve ötesinde ki aydınlığı göremeyenlerin dünyası ka- ranlıktır. Böyleleri idam sehpasını seyre- den bir mahküm gibi hep kötü ve acı so- nu düşünür. Böylece bütün sevinçler ke dere, bütün zevkler acıya dönüşür. Yok olmanın, kaybetmenin ve kaybolmanın acısından daha büyük bir acı ve felaket düşünmez. Akılsızlık hayvanlar bir nimet- tir. Biraz sonra mezbahada kesileceğini bilse bir sığır ot derdine düşer mi? Akıllı insanlar geçmişi, hali ve geleceği düşün
Ana gayeye odaklanmayıp detaylar peşinde koşanların iç ve diş dünyaların da ahenk ve bütünlük yoktur Dağınık ve telaşlı bir hayat süren böyleleri huzurlu ve mutlu bir hayat süremezler. Çeşitli ar zu ve hedeflerin peşinde şaşkın bir ha yat sürerler. Pek çok efendiye köle olan kimse gibi kime hizmet edeceğini, kimi memnun edeceğini bilemez. Tek Allah'a kul olmayıp çeşitli putlara tapanların ha li de böyledir. "Allah şöyle bir örnek veri- yor: Bir adam var ki, onun birbiriyle çeli şen birçok ortak efendisi var. Bir adam- da var ki bir tek efendiye bağlıdır. Şimdi bu iki adamın durumları eşit olabilir mi" (Zümer 29)
Bir olan Allah'a iman, düşünce, ga- ye ve harekette birliği doğurur. Asıl he def onun rızasını kazanmak, onun çizdiği yoldan yürümektir. "Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşüp parçalanan ve kuş- ların kapıştığı yahut rüzgârın tenha bir yere sürüklediği nesnelerden farksızdır." (Нас: 31)
İman ve gayede bütünlüğe ereme- yenler, çeşitli arzu ve heveslerin sağa sola savurduğu, nereye gittiğini, ne ya- pacağını bilemeyen şaşkın kimselerdir. Böyleleri kendileri içinde, toplum için- de zararlı kimselerdir. İmanın tevekkülle teslimiyetin verdiği huzur ve mutluluktan mahküm olanlar başkaları içinde mutsuz- luk kaynağıdır.
Allah'ın rızasını, ebedi saadeti he- deflemeyenler geçici arzu ve hevesle- rin oyuncağı olurlar. Doyumsuzdurlar, gözleri gönülleri daima açtır. Aç gözlu- lükleri onları saldırgan ve saygısız ya par. Kazanmak için her yolu mubah gö rürler, haram-heläl, hak-hukuk tanımaz- lar. Dünyanın huzurunu kaçıranlar, kazan- mak için başkalarının kaybetmesini bek- leyenler, canavarlaşanlar bunlardır.
Nefislerinin, bayağı arzularının kölesi olmayanlar hem kendileri hem de baş kaları için huzur kaynağıdırlar. "Bunlar, iman edenler ve Allah'ı anarak gönülle- ri huzura kavuşanlardır. Bilesiniz ki gö- nüller ancak Allah'ı zikrederek huzura kavuşur." (Rad 28)
Ahir zamanda ümmetim üzerine şiddetli bir bela zuhur eder. Bundan ancak iki sınıf kurulur: Biri Allah'ın dinini tanır ve onun için lisan ve kalbi ile mücadele eder. İkinci ise dinini anlamış, dinlemiş ve tasdik etmiştir. (Yani cahil kalanlar bu belada tehlikededir) Ravi: Hz. Ömer (r.a.) Sayfa: 141 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
Kim Allah'ın dininde ilim sahibi olursa, Allah onun "hem" minin define ve ummadığı yerden rızıklanmasına kafi gelir. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 414 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
131. Allahım! Şüphesiz ben fakirlikten, zatından başka birine zelil olmaktan, senden başkasından korkmaktan, ya- lan söylemekten, bütün günah çeşit- lerini işlemekten ve senin affına alda- nip gururlanarak günaha dalmaktan, düşmanların şamatasından, dermansız dertlerden,
Solcular L. Oktem için «Heykeli dikilecek adama diyorlar,
20. Asrın Pullarından
BU KITAP...
Dünya dönüyor! Devirler değişiyor! Asırlar başkala şıyor. Değişmeyen, sabit kalan tek hakikat var, o da: Her şeyin ilahi bir ızâm'a tabi olduğu düsturu... Bun- dan binlerce sene evvel de bu dünyada insanlar vardı. Ay- m mücadele hüküm sürüyordu Inananlarla inanmışanlar arasındaki (ezell husûmet) o devirde de bugünkünden fark- sızdı. O zaman da inanmıyanların putları vardı. Tapıyor lardı. Karşı çıkanlar muahaze ediliyordu.... Ve, o zaman laron imantdarı da yılmadan mücahade ediyorlardı Bu günkü gibi... Her şey ilahi nizama täbis idi.
Kitabı mübinimizin açık hükmü: «INANIYORSA- NIZ, MUHAKKAK USTUNSUNUZ. Eskiden de ög
Solcular L. Öktem için «Heykeli dikilecek adama diyorlar,
20. Asrın Putlarından
BU KITAP...
Dünya dönüyor! Devirler değişiyor! Asırlar başkala- şıyor. Değişmeyen, sabit kalan tek hakikat var; o da: Her şeyin ilahi bir nizám'a tabi olduğu düsturu... Bun- dan binlerce sene evvel de bu dünyada insanlar vardı. Ay m mücadele hüküm sürüyordu: Inananlarla inanmıyanlar arasındaki (ezeli husumet) o devirde de bugünkünden fark- sızdı. O zaman da inanmıyanların putları vardı. Tapiyor- lardı. Karşı çıkanlar muahaze ediliyordu... Ve, o zaman- ların imanlıları da yılmadan mücahade ediyorlardı. Bu günkü gibi... Her şey ilahi nizama tabı idi.
Kitab-ı mübinimizin açık hükmü; «INANIYORSA- NIZ, MUHAKKAK USTUNSUNUZ» Eskiden de öy
bords. (178) sekilčiak ve kaidecilik, beorandan çok sert ve herelmez olas Islame lar, yenileşmede hiçbir hareke zöttern.lye: iardi. Bu yüzdan bagokian Türk çülüğe karşı da dirsek çevirdiler. (79) Türçülük A. b a başka milliyetek hareketleri de slam birliğini bozacağı korkusuyla lenkit et weydiler. Wakat Türkçülüğe karşı, Osmanlıcı görüşün teplisini ondan ayamalar. Mesela, Ebűzziya «Mecmuasında Türkçülük ve Tatarcılık cereyaninth Osmanlı bütün lüğüne aykırı olduğunu yazıyordu. (180) Nitekim ayı yazar, baska bir yazama- da Arap Türk gerginliğinin de Osmanlı ve İslam birliği içir, zararlı olğunu ileri sürüyordu. (181) «İçtihad»da yazan Süleyman Nazif, Takçülere hücum ederken buna benzer bir dil kullanmaktaydı. (182) Türkçülerin, İslama zarar vermiş Cengiz gibi paganist hükümdarları kendilerine lider gibi göstermeleri de bu hücumların sebepler arasındaydı. (Yusuf Akçura'nın Türk Yurdus C. I de çıkan Cengiz tefrikası (1909) bu tartışmaya kapı açmıştı). İslamcılar kanunların uygulanmasında sert kaideci görüşlerini şiddetle sa vunmaktaydılar: Şeriata uygun olmayan kanunların kaldırılmasını istiyorlar dı. (183) Bu hücumun sön temsilcilerinden Mustafa Sabri (mütareke devrinin şeyhülislâmı) Mısır'daki sürgün hayatında yazdığı Arapça ba eserin giris kis mında şöyle diyordu: «Kanun bakımından dünya ikiye ayrıhyor: Dår Islam, Dâr-1 Harp. Birincisinde İslâmi kanun käkimdir, İkincisinde değildir. Onları yo
la getirmek için İslâm âlemi 'cihad' halindedir. Türkler medeni kanunu aldık-
ları zamandan beri bu ikinci kısma girdikleri için, İslâm âlezni onlarla barp
halinde demektir⟫, (184) Kadınların örtünmesi dini kanun gereğidir, ona uyma-
mak kanuna uymamaktır. (185) Çok evlenme de nesil üretme ve iffet kaidele-
rine uygun olarak caiz ve lazımdır. (186) İslamcılar batılaşma hareketinin
doğurduğu bir çok yeni iktisadi, bedii ve fikri hareketlere hücum ettiler, bu
hususta fetvalar aldılar. «Tiyatro ahlaksızlık yuvasıdır ve kadınlar sahneye
(
178) G. Hanotaux'ya karşı mücadeleye giren Abdüh El-lsjóm ve'n-Nasraniyes, το του kiye'deki İslamcılara cesaret vermied. Fakat batının ahlak
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 508 1 İçki müptelası adam kabrinden çıkar, iki gözü arasında şöyle yazılır: "Allah'ın mağfiretinden mahrumdur." Riba yiyen de kabrinden iki gözü arasında: "Allah'ın yanında hücceti yoktur" diye yazılı olarak kalkar. Muhtekir de kabrinden iki gözü arasında: "Ya kafir patlamanın yerine hazırlanır" diye yazılan olarak kalkar. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma) 508 2 Deccal, Horasan denilen yerden çıkar, ona bir kavim tabi olur ki yüzleri meşindir. Hz. Ebû Bekir (ra) 508 3 Şark başları traşlı bir kavim çıkar. Kur'an'ı dilleri ile okurlar lakin hançerelerini geçmez. Onlar dinden, okunduğu yaydan çıktığı gibi çıkarırlar. Hz. Sehl İbni Hüneyf (ra) 508 4 Horasandan siyah bayraklılar çıkar ve İlyaya (Kudüsü şerife) kadar önlerine bir şey tutunamaz. Hz. Ebû Hüreyre (ra) 508 5 Şark tarafından bir cemaat meydana gelir. Kur'an okurlarının hançerelerinden aşağı geçiş. Onlardan bir taife inkıraz bulsa, diğer taife zuhur eder. Son partileri çıkartma ile beraber olurlar Hz. İbni Amr (ra) 508 6 Şarktan bir cemaat çıkarıyor, Mehdinin saltanatına yardım ediyorlar. Hz. Abdullah İbni Amr (ra) 508 7 Ümmetimin sonunda Mehdi (as) çıkar, Allah (zchz.) ona rahmetini indirir. Arz ona nebatını çıkarır. Mal sahih olarak verilir ve müsavaat şeklinde taksim edilir. Davar çok olur. Cariyeler bile saygı duyar. Yedi veya sekiz yıl yaşar. (Yedi veya sekiz rakamında ravi tereddüd etmişti.) Hz. Ebû Said (ra) 508 8 Ümmetimin içinden Mehdi (as) çıkar. Beş veya yedi veya dokuz (sene) kalır. (Ravi sayıda tereddüd etmiş) Sonra üzerlerine bol Rahmet gönderilir. Arz nebatatından bir şey saklamaz bitirir. Mal hakir olur. Bir adam ona gelir ve şöyle der: "Ya Mehdi bana ver, bana ver." Ona elbisesinin taşıyabileceği kadar verir. Hz. Ebû Said (ra) 508 9 Bu ümmetten bir kavim çıkar ki, yanlarında sığır kuyrukları gibi kamçılar vardır. Sabah Allah'ın gadabında gider, akşam Allah'ın gadabında dönerler. Hz Ebu Ümame (ra) 508 10 Ehli Beytimden bir adam çıkar, ismi ismime, ahlakı ahlakıma mutabık olur. Dünyayı ahlak ve nesafetle doldurmanız gerekir. Evvelce zulm ve cevr ile dolduğu gibi Hz. İbni Mes'ud (ra) 508 11 Allah'ın eli müezzinin başı üstündedir, ezanını bitirinceye kadar, Sesinin uzadığı kadar da mağfiret olunur. Hz. Enes (ra) 508 12 Cennette hiç bir ev ve oda ehli kalır ki, bir adama şöyle demesinler: "Merhaba, merhaba, bize buyurun." İşte o adam sensin ya Ebu Bekir. Hz. İbni Abbas (r.anhüma
Bu "derin devlet" denen şey hâlâ varlığını sür-dürüyor. Bu işler geri dönülmez noktaya geldi, ama iş bitmiş değil.. Kozmik odaya girilmediği gibi, mer-kez komite de, ülke geneline yayılmış tetikçiler de dışandalar.
İçeridekiler onun için susmayı tercih ediyor..
İşin kötü yanı, yeni bir derin yapı oluşuyor. İkti-dar ve servetle tanışanlar bir şekilde kendi aralann-da kayıtdışı bir birlik oluşturuyorlar. Zaten onun bir adım ötesi ya MAFİA'laşmak, ya da derin bir yapıya dönüşmektir. Bu defa derin yapıda namaz kılanların sayısı artacak sanırım..
Tutuklananlar arasında, sanki, derin yapının İçinde karar vericiler arasında da olmayan, tetikçilik de yapmayan bir sürü adam var.. Birileri kurunun yanında yaş da yanar hesabı onları da listeve dahil etmış gozuküyor.. Bu işler, bu adamları oraya so-kup, işin ciddiyetini sulandırmak isteyenlerin de işi olabilir ya da kendilerine rakip ve tehdit olarak gör-düklerini, kurunun yanında da yaş da yanar hesabı kendi cehennemlerine çekmek isteyenlerin işi de olabilir..
Hatta öteki tarafta olup da, dışarıdakiler, birile-rini kendi yanlarına çekmek için de o kişilerin içeri girmesine göz yummuş olabilirler. Böylece adam kazanacaklar..
Adamlar kendilerinden çok eminler, "biz gide-riz ötekiler gelir, arma sonuçta bu düzen böyle de-vam eder" anlayışına sahipler. Başka türlü olmaya-cağını düşünüyorlar. Yaşanan bazı olaylar da onları haklı çıkartır gibi aslında..,
İktidar ve servet dönüştürücü bir güce sahip, ilk olarak da bu güç, kendine sahip olmak isteyenleri dönüştürüyor..
Bir gün bu Balyoz ve Ergenekon davası sonuç-lanacak ve göreceksiniz, başka davalar, başka tar-tışmalar başlayacak.. Bu dava sürecinde yaşanan örtülü hesaplaşmaların davası ayrıca, görülecek..
Yarın sıra 28 Şubat'a gelirse, iMuhsin Yazıcıoğ-lu suikastı ile ilgili tutuklamalar da başlayınca, daha yüzlerce kişi hapse tıkılacak.. İnanın bunların tümü-nü mahkemeye çağırsanız yargılayacak yer ve adam bulamazsınız, bunları hapsedecek hapishane de yok.. O kadar çoklar.. Onun için bir gün genel af-la bu işlerin üzerinin örtüleneceği hesabını yapıyor-lar..
Sanki iktidar da bu işi daha fazla dağıtmamak Ister gibl.
MIT ve Emniyet niye elindeki bilgileri açıklamı-yor? Jandarma İçişleri Bakanlığı'na bağlı değil mi, niye bu işin üzerine gidilmiyor? Jandarma İstihbara-tının bilmediği bir şey mi var?
Yani birileri gerçekten Muhsin Yazıcıoğlu su-ikastı ile ilgili bilgiye sahip değiller mi?
Bana kalırsa NATO ülkeleri de biliyor, ayrıca ve özellikle İsrail de, ABD ve tabii bizimkiler de..
Bana kalırsa şu şike işini biraz eşeleyin, bakın bakalım bu işin arkasından ne çıkar.. Sakın Ergene-kon çıkmasın..
İşe bakar mısınız, durup dururken bir şike ya-sası çıkardılar, daha yaşanın mürekkebi kurumadan bir daha değiştirdiler. Önce 2 yıllık cezayı beş yıia, ardından da beş yıllık cezayı bir yıla indirdiler.. Peki bu nasıl oldu.. Bu konuda söyleyecek sözü olan var mı? Ayıp ya hu, insaf yahu!
Bir ülkede ne kadar çok yasa varsa o ülkede özgürlükler o kadar az ve baskı altındadır demek-tir.. Yasa ile düzenlediğiniz her alanda bürokrasinin borusu öter. Hani şu "bürokratik oligarşi" var ya o!
Bana sorarsanız şike yasası tam bir ŞİKE oldu! Benim adalet duygularım incindi..
Demokrasi, böyle işlerle örselenirse, demagoji-ye dönüşür.. Üzerinde yükseldiğimiz zemini tahrip etmiş oluruz.. Yasa dediğiniz şeyin saygınlığı, cay-dıncılığı kalmaz, yaz-boz tahtasına döner..
Bana kalırsa bu yasa değişikliği ŞİKE'cilen kur-tarmaya yetmez.. Bu işi bir adım öteye götürürse-niz, çete olayı ile birleşir..
Yıldırım benim gözümde simdi daha çok Habe-ral'a benziyor.. Bu işe ecinnilerin karıştığını düşünü-yorum.. Birileri bu durumu savunmak yerine sussa-lar daha iyi ederler.. Çünki mızrak çuvala sığmıyor.. Bir de bu işin Dalan bağlantısı var. İşin ucu Ergene-kona kadar gidiyor..
Sahi şu 28 Şubatçılara sıra ne zaman gelecek? Ben Ergenekona da karşıyım, Balyozcuiara da, kayıtdışı ekonomiye de, yım. Bunu yapan bizden ya da onlardan olabilir. kayıtdışı siyasete de karşı-Halka karşı ihanet planı yapanlar, devleti ele geçirip topluma İlahilik ve Rabilik taslayanlar, eğer bu Sazgeçmeyeceklerse cehenneme! ve dua ile.. işten
Değerli DSS ve DAĞITIM KOMİTELERİ ÜYELERİ; Sabetaycı Yapılanmaya Karşı Bilinç ve Tercihli Alışveriş
Insiyatifi Başkanı Sn. Mehmet Emre Güreli'nin TURKIYEDEKI SABETAYCI YAPILANMA ile ilgili ilginç ve mutlaka okunması gereken dosyayı ilginize sunuyoruz.
Sabetaycı Yapılanma -1
Bundan dört ay önce (Ocak 2003) internet aracılığıyla başlatmış olduğumuz Sabetaycı Yapılanmaya Karşı Bilinç ve Tercihli Alışveriş Insiyatifi (S.B.T.A.I.) önemli .T.A.I.) önemli mesafe aldı ve katılımlarla bir sivil toplum hareketi haline geldi. Bu hareketi başlatan yazımızın yenilenmiş halini aşağıda bilginize sunuyor, sizi vatandaşlık sorumluluğunuz adına kendiniz ve ülkeniz için bilinçli olmaya ve çevrenizi bilinçlendirmeye çağırıyorum.
Bu yaziyi "derin devlet/derin irade", laiklik, 28 Subat ve basörtüsü konularinin temelindeki gerçek olgunun aydinlanmasina katkida bulunmak, Mehmet Şevket Eygi, Yalçın Küçük ve Abdullah Muradoğlu'nun kapilarini açtīgi ancak bilgisizlik ve bazi çekincelerle daha fazla üstüne gidemedikleri müslüman kimlikli yahudilik (sabetaycilik) konusunu devlet, özel sektör ve sivil toplum örgütleri bazindaki yapilanmalari açiklayip isimler vererek (yazimin amaci insanlari desifre etmek degil bir yapiyi ortaya koymaktir, sadece bazi örnekler vermekle yetinecegim)
anlatmak amaciyla yaziyorum. Amacim bir cadi avi baslatmak degil Türkiye'nin özgür
iradesi adina halkin bilinçlenmesi ve 'tercihli alışveriş insiyatifi'ne katılmasıdır. Bu emailin ardından alacağınız İkinci email sabetaycılıkla ilgili bazı yazılar ve sabetaycıların isim ve soyadlarini násil seçtiklerini gösteren bilimsel bir çalismadan (bu çalisma internette bir çok sitede yayinlandi, çalismada da belirtildigi gibi buradaki bazi soyisimlerine sahip müslüman Türk aileler oldugu gibi soyadi bu çalismada verilmemis sabetayci aileler de vardir; buna göre okuyunuz) olusmaktadır.
sonunda ünlü sabetayci yazar Orhan Bu yazinin sonun Pamuk'un New York'ta bir özel sohbette "Bizim bir devlete ihtiyacimiz vardi. Once Müslüman olduk ve uzun maceralardan sonra Türkiye'yi elimize elimiz geçirdik" diyerek neyi kastettigini, Okan Bayülgen in Istanbul köke olmayan insanları neden hor gördüğünü, Yalçın Küçük'ün neden 'Türkiye Israil'in rezerv devletidir ve 'bu ülkede bir yere gelebilmek için sabetayci olmak gereklidir! dedigini anlayacaksiniz (Buna bir ekleme eklem de ben yapayim: sabetayçi degilseniz bir yere gelebilmek için mason olmak çok fayda sağlar). Her din ve etnik kimlikten Türk vatandasi bunların derinligine bilincine varmadigi sürece Türkiye'nin mutlu ve basarili basarili insanlarin özgür iradelerince yasadigi adil bir ülke olabilecegini sanmiyorum.
Her seyden önce cemaatin maatin bir bir mensubu olarak "sabetayci" ve "sabetaycilik" isimlerini sevmedigimi, bunlari anlami çarpitan yapma isimler isim olarak gördügümü Indian Bogra kelimeryahudi asil belirtmek zorundayim neticede Sabetaycilik bir Yahudi tarikatidir; bu olmalidir, derimi de kullanacagim. yüzden bu yazida vecibeler eskisi kadar yerine yerine getirilmiyor Günümüzde dini vecib olsa da inançlar muhafaza ediliyor ve irko da Sevi Selanik'e 350 yil önce bozulmamistir (Sabetay Sevil Selaesine kadar evlilikler sürülmüs olabilir ancak tamamen cemaat içinden yapilmistir. Halen de cemaat İçinden evlenenler müslümanlarla evlenenlerden çok Inancimiza göre bir müslümanla evlenmek daha fazladir. Inancimiza gör dinsizlik ve kirlenmişliktir). Dini vecibeleri farkli ölçülerde yerine getirenler hala önemli sayida olsa da Ilgaz Zorlu'nun ifade ettigi i elitist elitist ve ve ezengin zengin sabetayčilarin sabetayçi olmayi bir 'farklilik' anlamina indirgedigini ve
laikligin bir din haline gelmekte oldugunu oldugun kabul ediyorum; bu ikinci olgu da museviliğe tepkiden çok islama ve müslümanliga karsitliktan kaynaklaniyor. lama kausumagribikahudiyasi kisilerin yapilanmalarini, kurumlar bažinda açıklayacagim. UNIVERSITE: Ulkemizin hemen bütün önemli Üniversitelerinin rektörleri yahudi asillidir. Bu da basörtüsünün neden siyasal islamin simgesi oldugu aldatmacasiyla çarpitildigini, rektörlerin neden yeni hükümete böylesine sasirtici bir çikista bulunduklarini açikliyor zannederim. YOK baskani Kemal Gürüz, Istanbul Üniv. rektörü Kemal Alemdaroglu ve medyatik yardimcisi Nur Serter, Koç üniv. rektörü Seha Tiniç, Galatasaray Üniv. rektörü Erdogan Teziç, Bilgi üniv rektörü Lale Duruiz ve eski rektor Ilter Turan, Bogaziçi üniv. rektörü Sabih Tansal ve eski rektör Üstün Ergüder, Isik üniv. rektörü B.SS. B. S. Yarman, Marmara üniv. rektörü Tunç Erem sabetayci (yahudi asilli)dır.
Medyada çok görülen ve kanaat önderi olarak sunulan Asaf Savas Akat ve esi Nilüfer Göle, Eser Karakas, Ahmet Insel, Taner Berksoy, Kenan Mortan gibi hocalar ve medyada ismi çok geçen hukuk profesörlerinin çogunlugu sabetaycidir. Nasil Sisli Terakki ve Feyziye Isik Mektepleri cemaatin ortaögrenim okullariysa Isik ve Bilgi Üniversiteleri de yüksekögrenim kurumlaridir. ORDU: 28 Şubat'ın mimarı olan ve laiklik ve Atatürkçülük konusunu sasirtici üsluplarda dile getiren Çevik Bir, Dogu Aktulga, Dogu Silahçioglu (Sultanbeyli ilçesine dindar çogunluga nişpet olsun diye izinsiz Atatürk heykeli diktiren pasa) ve Yalcin Isimer (GATA'nin acilisinda
'belleyecegiz' konusmasini yapan pasa) yahudi asillidir. Yalçın Pasa aynı zamanda masondurülük Atatürkçülük açık ara bir numarali istismar
Ulkemizde Atatu 1930'larin dünyasinda Atatürk'ün cumhuriyet konusudur. 1930 geregi yaptigi bazi yönetimini oturtmak ve reélpolitik geregi köseli uygulamalar gerçek ilkeleriyle leriyle sanatli bir biçimde karistirilip retorikle süslenerek 'dogru budur' diye sunuluyor. Her kurumun içinden cemaatimiz mensubu birileri dezislamizasyonu rasyonalize etme, çikar saglama çok sahiplenir görünüp ve temayüz etme adina onu daha çok müslüman Türkler de onlardan istismar ederken bazi saf müslüm hissedeceklerinden veya Rurumlarinda ilerleyemeyeceklerinden dolayı bu oyuna bilinçsizce katilmaktadirlar; Türkiye'nin içinde bulundugu İllüzyonun sebebi budur. Ordu, cemaatin disisleri kadar olmasa da oldukça güçlü çesitli dönemlerde genelkurmay bir kurumdur, çesitli döne oldugu bir baskanina kadar her düzeyde pasalarimiz oldu. Halen de Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman cemaatimiz mensubu her seviyede seviyede bir çok general ve kurmay subaylarimiz bulunuyor. Terfilerde ve atamalarda cemaat mensuplari gözetilir, harp okullari ve sinif okullarina mutlaka yeterli sayida ögretmen her zaman gönderilmesine dikkat gösterilir. ASAL'da her birileri bulundurulur; eğer ayni yüksek gelir düzeyine sahip aileler arasinda bir arastirma ya bir arastirma yapilsa sabetaycı olanlarin müslüman Türklere göre çok daha rahat yerlerde askerlik yaptiklari görecektirirdigervektan askeri alimlardir: ordunun alim yaptigi ekipman tüccarlari/aracilarin önemli bir bölümü sabetayci yada sabetayci baglasigidir.
Ordu içindeki sabetaycı yapılanmanın gücüne örnek olarak Oyak şirketi olan Renault MAIŞ'ın son üç genel müdürü Ateş Unal Erzen, Onur Baytok ve Ibrahim Aybar'ın ve Aselsan'ın genel müdürü Necip Kemal Berkman'ın sabetaycı olduğu örneğini verebilirim. Oyak grubu sabetaycıların yoğunlukta olduğu ve terfilerin Çoğunlukla lukla cemaat içinden gerçekleştiği bir gruptur.
SIYASET: Tansu Çiller ve eşi Ozer Uçuran, Rahsan Ecevit (her iktidar döneminde ve özellikle 1974'te cemaatin devlet içinde güçlenmesini saglamis çok önemli bir isimdir), Erdal Inönü'nün esi al Inönü'nün esi Sevinç Inönü (Sohtorik'lerden), DTP'nin basina geçirilen Mehmet Ali erinden biri hahamdir), Kemal Bayar, Ismail Cem (dedelerinden Dervis, Sükrü Sina Gürel, Bülent ent Tanla, Tanla, Sefa Se Sirmen, Hüsamettin Özkan'in dünürü Erdogan Alkin, Cem Uzan'in esi Alara Koçibey, Altan Oymen, eskilerden Haluk Bayülgen, Barlas Küntay, Hayrettin Erkmen, Ahmet Isvan yahudi asillidir. Ayrica komünizmin Türkiye'deki ilk öncüsü Mustafa Suphi, 80 öncesi komünist liderlerden Mehmet Ali Aybar ve Behice Boran, günümüzden Ercan Karakas da sabetaycidir. Osmanli imparatorlugunun çöküşüne sebep olmus Ittihat ve Terakki'nin önde gelenleri ve birer mason olan Cavit bey ve Dr. Nazim sabetaycidir (Talat ve Cemal pasalar da masondur, masonluk Osmanli
devletinde Selanik merkezli yayilmistir. II. Abdülhamit'i deviren Hareket Ordusu da Selanik'ten yola çikmistir.). Adnan Menderes'in başbakanlık müsteşarı Ahmet Salih Ilkorur sabetaycıdır ve döneminin maşrık-ı azamıdır; locaların Atatürk tarafından kapatılmasından
sonra masonluğun Türkiye'deki ikinci doğuşunu gerçekleştirmiş kişidir. 27 Mayıs ihtilali de esasında bir arakaş-Kapani çekişmesinin sonucudur. ur Bu çekişme de Yakubilerin tarafsız kalmadığı bir ortamda günümüzde devam etmiş ve Ismail Cem'in cumhurbaşkanlığı adayı sırasında iyice belirginleşmiştir. Cemaatte kendinden menkul bir mesih bozuntusu' olarak
görülen Ilgaz Zorlu bu çekişmede Kapancılar adına Çalışmaktadır (Zorlu'nun tüm ifşaatlarına rağmen men hala öldürülmemiş olmasının bir sebebi bu, diğeri de de ölümünün kamuoyunun ilgisini tamamen sabetaycılık konusu üzerine yoğunlaştıracak olması tehlikesidir). Cem uzerine YTP'si basarisizlíga ugramis birer sabetayci insiyatiftir. Ismail Cem ve Mehmet Ali Bayar'in siyasi çizgilerinin farkli olmasina ragmen seçim öncesi ittifak kurma düsüncelerine kimliklerinden dolayi sasirmamalidir. Cemaatin önde gelen işadamları 1970'lerde grevleri körükleyen solculara karşı ve 1990'lardan itibaren Refah partisinin büyümesini önlemek adına MHP'yi parasal olarak desteklemeyi bir politika olarak benimsemiştir (MHP sabetaycı bir parti değildir sadece cemaat çıkarları MHP'nin desteklenmesini
gerektirmiştir.) DISISLERI: Disisleri cemaatin isdünyasiyla birlikte en güçlü oldugu alandir.
Disisleri bakanlarimizin ve diplomatlarimizin önemli bir kismi yahudi asillidir. Ismail Cem, Sükrü Sina Gürel, Ilter Türkmen, Emre Gönensay, Coskun Kirca, Onur Oymen, Kaya Toperi, Zeki Kuneralp, Ozden Sanberk, Yalim Eralp, Filiz Dinçmen yahudi asillidir. Bu diplomatlar emekliliklerinden sonra medya tarafından uzman ve kanaat önderi olarak sunulmaktadır.
DIGER BÜROKRASI: Yargitay Cumhuriyet Bassavcisi Sabih Kanadoglu, Merkez Bankasi eski baskani Gazi Erçel, simdiki Hazine Müstesari Faik Oztrak, Cumhurbaskanligi sekreteri Tacan Ildem yahudi asilli bürokratlardir. MIT müsteşarı olmanın şartı sabetaycı yada mason olmaktır. Knedisi de mason olan Şenkal Atasagun'un (babası bir generaldi) selefleri olan Ziya Şelışık, Fuat Doğu ve Sönmez Köksal vs. masondurlar. Hiram Abas da masondur. 12 Eylül yönetimi tarafından kendisine MDP'nin kurdurulduğu orgeneral Turgut Sunalp 80 öncesinin kontrgerilä örgütü Ergenekon'un başıdır ve aileden masondur.
SIVIL TOPLUM ORGÜTLERI: ÇYDD ve ÇEV tamamen sabetayci insiyatifle kurulmus sivil toplum örgütleridir. ADD (Atatürkçü Düsünce Dernegi) Atatürk'ün bir araç olarak kullanilmasi amaciyla cemaat tarafindan kurulmustur. Uç onur kurucusundan biri undan biri Kapancilar kolundan Münci Kapani'dir ki diger iki onur kurucusundan da en az birinin cemaatten oldugunu saniyorum, ayrica dernegin 1. numarali kurucusu kayitlarda Hifzi Veldet Velidedeoglu olarak geçer ki kendisi sabetaycıdır. Gazeteciler Cemiyetinin son iki baskani Nezih Demirkent ve Nail Güreli yahudi asillidir. TUSIAD IAD da yari yahudi-insiyatifli bir kurumdur. YASED baskani Faruk Yöneyman da sabetaycidir. Cemaatin en güçlü ve kamuoyunu yönlendirmede en çok umut baglanan sivil toplum örgütü TESEV'dir ki 16 yönetim kurulu üyesinden benim tanidigim su isimler Yahudi asillidir: Ozden Sanberk, Yilmaz Arqüden, Can Paker, Ustün Ergüder, Ilter Turan,
Ilter Türkmen, Ersin Kalaycioglu. Ayrica yahudi olan Ishak Alaton da (Ishak bey'in digerlerinin aksine nüfus kagidinda da sabetayci degildir) biridir. Bu tür vakfin yönetim kurulu üyelerinden biridir. toplum örgütleri kuruluronomeadam bu Cerken ne olur ne olmaz diyerek kadronun tamamen sabetayci olmamasina özen gösterilir. Diger üyeler mason larinin sabetayci olmayan üyelerinden, aparat calar baglasiklardan ve ve sempatik isimlerden diyebilecegimiz bagla seçilir. Ahmet Salih Ilkorur gibi Hür ve Kabul Edilmis Masonlar Büyük Locasi'nin merhum büyük üstadi Sahir Talat Akev de sabetayciydi (yerine geçen Demir Savascin kendisi gibi sabetayci olan Can Atakli'nin kayinbiraderidir) Mimar Sinan Locasi'nin eski üstadi muhteremi Resat Atabek, yine üstadi azamlardan Cumhur Ferman da sabetaycilardandir. Masonluk bugün cemaatin organize olmasinda çok önemli önemli bir islev görürken sivil toplum örgütlerimiz de medyayla birlikte kamuoyunun istenildigi yönde olusturulmasina hizmet hizmet etmektedir.
BASIN: Cumhuriyetin kurulusundan beri Türkiye'de basin sabetayci güdümlü olmustur. Ahmet Emin Yalman, Sedat Simavi, Haldun Simavi, Abdi Ipekçi, Zekeriya Sertel yahudi asillidir. Sabah ve ATV'nin sahibi Dinç Bilgin yahudi asillidir. Bu grubun hemen bütün önemli işimleri yahudi ahudi asillidir; Güngör Mengi, Ruhat Mengi, merhum Gülçin Telci, Murat Birsel, Birsel, Okay Gönensin, Levent Tüzemen, Ilker Sarier, Sedat Sertoglu, Ercan Arikli vs. NTV'nin sahibi Ferit Sáhenk (Dogus grubu) yahudi asillidir (NTV bugün cemaatin Can Paker ve TESEV güdümlü programlarla kamuoyunu yönlendirdigi en önemli TV'dur). Dünya gazetesinin kurucusu Nezih Demirkent ve genel yayin yönetmeni Osman Arolat sabetaycidir. Milliyet, Hürriyet, Radikal, Posta, Kanal D ve CNNTürk'ün
sahibi Dogan grubu ve Aksam, Show TV ve Cumhuriyet'in
% 40 hisse sahibi Çukurova gruplari da Isdünyasi
bölümünde anlattigim gibi cemaat baglasigidir. Vatan
gazetesi eski Sabah çalisanlari tarafindan çikarilmaktadir,
sabetaycıdırlar. Medyamizin önemli simalari olan Nuri
Colakoglu, Güneri Civaoglu, Mehmet Ali Birand, Can Atakli, akli, Ali's Ali Sirmen, Gülgün Feyman, Feyman, Umur Talu, Aziz Ustel, Nazli İlicak, Cengiz Çandar, Ilnur Çevik yahudi asillidir. Mehmet Barlas da esi Canan Barlas (Can Paker'in kardesi) dolayisiyla cemaatle akraba ve kraldan fazla kralcidir. Murat Belge sabetaycı. Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun yeğenidir. İletişim yayınlarını kurarken arkasındaki finansör sabetaycı Osman Kavala'ydı. Hep basındaki şabetaycı yazarlardan bahsedilir ama Zeynep Göğüş ve Mehmet Altan gibi eşleri sabetaycı olan yazarlar unutuluyor. Gazeteler ve
televizyonlarda toplumu yönlendirmek için kanaat önderi olarak sunulan kimseler arasında sabetaycılar ağırlıktadır ve is dünyasinin genelinde oldugu gibi sabetaycı birilerini çalistirmak bir medya kurumunun basarisi için olmazsa õlmaz bir parametredir.
IS DUNYASI: Koç Grubu ve Çukurova Gubunun üzerinde hem büyüklükleri hem de yapilarinin ilginçligi sebebiyle özellikle duracagim. Akkök grubunun sahibi Dinçkök'ler, Sahenk'ler (Dogus grubunun sahibi olan bu ailenin Ayhan Sahenk vakfi'nin logosu Davud yildizinin stilize edilmis halidir), Eczacibasilar, Koçman'lar, Cem Boyner, Tekfen'in sahiplerinden Févvaz Berker, Feyyaz Tokar,
Bezmen'ler, Edin'ler, Ozgörkey'ler, Atabek'ler, Kurttepeli'ler, Sahap Dedeman'lar, Merzeciler, Kurtteet Kabalu, Kozanoglu, All Kocatopçu, Ömer Çavusoglu Ahmaruren, Ustay, Arman Kirimli, Alp Yalman, Yalman, Süren, Nur Üstünkaya, YKM'nin sahibi Tan allesi, Akgerman, Mehmet Üstekakin Ongor, Feyyaz Tokar, Tokar, Ibrahim Betil, Betil, Akin Ongör, Kahraman Sadikoglu, Henkel'in yönetim yönetim kurulu Baskani Can Paker, Siemens'in yönetim kurulu baskani baskani Zafer Incecik, STFA'nin kurucularinin manevi oglu oglu Eser Tümen (CNNTürk'te çalisan kizi Esra Tümen Raif Dinçkök'le evlenmek üzere) ve ve torunlari Taskent'ler yahudi asillidir. Işdünyasinin önemli aileleri içinde güçlenmek, baglasik olusturmak ve güvenlik sübabi kabilinden çocuklarini sabetayci ailelerin çocuklariyla evlendirmek, sabetayci ve oneller çalistirmak (uluslararası sirketlerde mason profesyoneller dahi masonluk ve sabetaycilik yükselmede etkilidir) çok önemlidir: Koç'u Koç'u büyüten buuten sadamligindan çok yahudiler ve
butsadamasıdır. olmasidir. sabetaycılaria baglasik kurmusdamasugu gibi Cemaat mensuplari her kurunda birbirlerine iş verir, isdünyasinda da birbirlerini t birbirlerinden alisveris eder (otomobil bayisinden insan kaynaklari danismanina kadar), cemaat arasindan çikan sunar, arasitlaka bir yetenekli gençlere çesitli imkanlar mubasin yerlere getirir, örnegin Can Paker'i Henkel'in basina geçiren Alber Bilen'dir, Ugur Bayar'in Ozellestirme Idaresinin basina geçirilmesi, Ismail Cem'in 80 ön öncesi TRT genel müdürlugüne atanmasi bu türden nepotizm, kayirma ve kadrolasmalarin siyasetteki izdüsümlerine örnektir. Talat Halman'in Erendiz Atasü'yü İtelemesi dahi
bu tür bir pazarlama örnegidir. Bir ilginç not: bugün Türkiye'nin neredeyse bütün büyük müteaahhit sirketlerinin sahipleri yahudi asillidir yada akrabaliklari vardir. Sadece bir kaç örnek: Alarko'nun sahiplerinin yahudi oldugunu herkes biliyor. Tekfen (Feyyaz Berker), Enka (Sarik bey yahudi asilli degil bildigim kadariyla ama Sisli Terakki mezunudur ve kizi Zeynep Keyman bir sabetayciyla evlidir), STFA (Eser Tümen ve torun Taskent'ler sabetaycidir ki bunlardan Nur Taskent, yakin zamana kadar sabetayci Dedeman'lardan Özlem Önal'la evliydi).
Gazetelerde çikan ve Hazine yada BDDK tarafindan dogrulanan Isviçre bankalarinda Türklere ait 65 milyar dolar oldugu haberini size biraz açayim: isin içinde oldugum için biliyorum ki bu paralarin büyük
kismi cemaatimiz mensuplarinindir. Bu topraklarda yapilan ticaretle ele geçen paranin çesitli yollarla bu topragin disina kaçırmanin güdüsü de güven yada ekonomik istikrarsizliga tepkiden tepkiden öte öte Tu Türkiye'li degil Türkiye'de yasayan bir sabetayist' hissetmekten ileri geliyor. Ekonomi istedigi kadar iyiye gitsin, o servet buraya gelmez.
KOÇ Grubu: Vehbi Koç müslüman Türk'tür. Peki acaba sirketlerinin üst düzey yöneticilerinin çogunluk çogunluk yahudi asilli olmasinin (örnegin şimdiki Koç Holding'in CEO'su Bülent Özaydınlı -orgeral Irfan Özaydınlı'nın oğludur-, Mehmet Ali Berkman, Tugrul Kutadgobilik, Arçelik'in genel müdürü Nedim Esgin, Hasan Bengü Mehmet Ali Neyzi, Mehmet Barmanbek yahudi asillidir, Tofas'in eski CEO'su Jan Nahum ise Ishak Alaton gibi 'resmen'
yahudidir. Sabetavci Orhan Pamuk'un babasi Gündüz Pamuk da
Koç'ta çalismis ve Aygaz'in genel müdürlügünü yapmistir) inlattigim baglasik mantigi midir? tek sebebi yukarida apisina bakalım. Bu örneği sabetayci
Simdi Koç ailesin alik ilískilerine güzel bir örnek olmasindan ailelerin akrabalik geniş tutacagim. Bir baska güzel örnek için dolayı biraz gelişkilerini anlatan kitabi okuyabilirsiniz. Cem'in Ismall Cerun esi Sadberk hanim, Vehbi bey'in teyzesinin Vehbi Koç'un kizdir. Sadberk hanim'in baba tarafindan kuzeni Hürriyet'i kuran Sedat Sedat Simavi'dir. Sedat Simavi, Hürriyet'i kurarken sermayeyi Koç'un ortagi Ell Burla saglamistir bütün sermayeyi (Aydin'in Dogan'in Milliyet'i Ercüment Karaca Karačan'dan almasina aracilik eden de yine Koç olmustur). Sadberk almasin Sadullah-Nadire Aktar çiftinin ikinci çocugudur. hanim, Birinci çocuklari Adile Hanim, Akfil'in kurucusu Ihsan Mermerci'yle evlenmistir. Ogul Rahmi Koç Cigdem Meserretçioglu'yla evlenmis, bu evlilikten Mustafa, Ömer ve Ali Koç dogmustur. Çigdem Meserretçioglu yine Izmir'in eski çok zengin ailelerinden sanaviči vé armatör Avni Meserretçioglu ile esi Suat hanim'in kizidir. Cigdem hanim, Rahmi Koç'tan sonra Erol Simavi'nin oglu Gunaydin'in sahibi Haldun Simavi'yle evlendi. Mustafa Koç, İzmir'in ünlü zenginlerinden Izmir Yün Mensucat'in sahibi olan Giraud'larin kizi Caroline ile evlidir. Suat hanim ünlü armatör Kemal Sadikoglu'nun kizkardesidir. Amatör Sadikogullari'nin kizlarindan Varlik hanim, Alp Armator Saderogharim Bilderbergi Feyaz Tokarla Rabia hanim Çapamarka'nin sahibi Vecdi Cap Capa'yla, Esin hanim ise Milliyet Gazetesi yazarlarindan Yilmaz Çetiner'le evlenmistir. Meserretçioglu çiftinin Çigdem Hanim'in disindaki diger iki çocugundan biri olan Güldem hanim da, Ipragaz'ın sahibi Yücel Kurttepeli'yle evlidir (Koc.net sirketi Ali Koç'un Emre Kurttepeli'nin kurdugu Forsnet'i satinalmasiyľa kurulmustur, Kurttepeli daha sonra Mynet'i
kurdu). Dolayısıyla Koç ailesinin bugünkü üçüncü neslinde hem anne hem hem baba baba tarafindan tarafindan yah yahudi kani vardir. Bir yanlis anlamaya sebep olmamak için Rahmi beyin cuma namazlarina giden bir müslūman oldugunu söylemeliyim; bunun takiyye olmadigini düşünüyorum. Ogullari da yahudi inancinda olmayabilirler ancak kanbagindan ve aile geleneginden dolayi şabetayçi etkisi ve baglasikligi
hayatlarinda her zaman önemli bir parametredir. Koç da tarafindan büyütülen Aydin Dogan da bu baglasik mantigini uygulayarak büyümüstür, en önemli tepe yöneticisi Imre Barmanbek de sabetaycidir. CUKUROVA Grubu: Karamehmet ailesi müslüman
Türk'tür. Ancak eger benim bildigim Eliyesil'lerle ayni aile ise esinin gelmekte oldugu aile yahudi udi asillidir. asillidir. Agabey Samsa Karamehmet'in kīzi Show TV'nin genel müdürü Zeynep Karamehmet de bir sabetayci olan Firat Gönenç'le evlidir. Çukurova Holding'in yönetim kurulunun aile disindaki üyeleri üç kisi haricinde sürekli degisir: Osman Berkmen, Sezer Birgili ve Sadi Gücüm. Bu üç kisi de sabetaycıdır.. Grubun çok sayidaki sabetayci profesyonelleri arasinda Nejat Yalim, Bülent Ergin ve Melih Araz'i da saymaliyim. Çukurova'nin Turkcell'deki ortaklari Murat Vargi ve Kavala ailesi de sabetaycidir. Turkcell'in eski genel müdürü Cüneyt Türktan, finans müdürü Tokay'lardan Ekrem Tokay ve Digiturk genel müdürü Ertan Ozerdem de sabetaycidir. Cukurova'nin borclarina karsilik (Isvicre'deki paralari
borcunu ödemeye yeter de artar bile) devlete degerinin 25 katina kakalamaya çalistigi A-tel'deki ortagi ise (Sabah'in sahibi ve ortági Çukurova gibi banka hortumcusu) sabetaycı Bilgin ailesidir. Çukurova grubunda da Koç grubu gibi sabetayci étki çok güçlüdür. Bu grup 80 öncesinde altın kaçakçiligi, sonrasinda da yedek parça kaçakçiligi, lisanssiz Caterpillar parçasi üretimi (Mehmet Emin Karamehmet bu nedenlerle iki kez yurtdisina kaçmak zorunda kaldi), banka hortumlamak, yurtdisina para kaçırmak, Isviçre'deki sirketleri araciligiyla vergi vermemek (KDV'den bahsetmiyorum) -ki isdunyamiza bu Isviçre manevralarini sevdiren o oldu-gibi hukuksuz eylemleriyle isdünyamizin yolsuzluktaki öncüsüdür. Karamehmet son 15 yildir devletle işlerini Günes Taner araciligiyla yürütürdü. Turkcell'in degerinin bu kadar artmasina sebep olan GSM ihalesinin iki yil geciktirilmesinin altinda Taner'in imzasi vardir. Bilin bakalim Günes Taner'in kimligi nedir? Bildiniz; sabetaycıdır.
CEMIYET HAYATI: Istanbul sosyetesinin motoru ve trend belirleyicisi sabetayci zenginlerdir: trendy yerler (Ayse Kapanci ve Ayla Sevand'in açtigi yerlerin her zaman tutulmasi), alisveris mekanlari Akmerkez'in bu kadar popüler olmasi), antikacilik (Rafi Portakal ve Tuncay Artam'in elindedir), emlak geliştirme (Alkent, Edin'lerin Kemer Country'si) vs.. Cemaat, tutmasini istedigi isletme için mutlaka gerekli sirkülasyonu saglar ve çekim merkezi yapar. Cem Boyner'in banka sahibi olmamasına rağmen Advantage Card'ı tutundurmayı başarmasının sebebi budur. (Ilgaz Zorlu cemaatin iyice asimile oldugundan sikayet etmede haksizdir; en azindan benim bildigim son 20 yil içinde elitist ve zengin zumrede cemaat ve dayanišmasi gücünden hiç bir sey yitirmedi. Fakat halka cemaat için dediklerini bir parça kabul edebilirim.) Bugün Alem dergisi'nin herhangi bir sayisini elinize alirsaniz içindeki isimlerden belki yarisinin sabetayci oldugunu görürsünüz.
Bu dergiyi çikaran sabetay baglasigi Çukurova grubunun Show TV'de Ipek Tenolcay ve Cemil İpekçi gibi sabetayci ünlülere yaptirdigi programlara yer vermesi, toplum ahlakina zarar veren Televole'yi yayinlaması, 900'lü hatlari reklam etmesi (toplum ahlakini bozan 900'lü hatlari Türkiye'ye getiren sabetayci Oguz Ozerden'dir ki Sabah'in sahibi Bilgin grubunun himayesinde olup bu isten kazandigi paralarla cemaatin, Bilgi üniversitesini kurmustur), BBG'yi ilk kez Türkiye'ye getirip yayınlamasi, Yasar Nuri Öztürk-Zekeriya Beyaz'li tartisma ve sohbet programlari dezislamizasyon-dejenerasyon politikasinin bir yandan da para getiren enstrümanlaridir. (Bu politika çerçevesinde halen reformist islami yorumlari olan ilahiyatçilar desteklenmekte, ilahiyat fakültelerinde bu tür kisilerin önü açilmaktadir. Yüzyil basinda da mevlevi ve
bektasi dergahlarina adam sokulurmus.) Sabetaycıların tamamı 1924 mübadili değildir; Eczacıbaşı ailesi gibi. Selanik gibi Milas, Tarsus ve Izmir de önemli sabetaycı merkezlerdir.
Cemaatin eskiden Nişantaşı-Teşvikiye Şişli üçgeninde yoğunlaşan yerleşimi son yıllarda Etiler e ve özellikle Alkent ve çevresine kaymıştır.
Bülbülderesi sabetaycıların gömüldüğü tek mezarlık değildir. Feriköy ve Karacaahmet (özellikle 8. ada) de
sabetaycıların gömüldüğü yerlerdir. Saniyorum derin devlet yada derin irade denen seyin ne
olduğunu, bazi kimselerin laiklik anlayisinin neden ötesine geçtigini, basörtüsü sorununun gerçek rasyonelin Çevik Bir'in 28 Subat çikisini ve sonrasinda nedenini, neden Sabah Sabah gazetesince cumhurbaskani adayi olarak lanse edildig edildigini, genelkurmaydaki Hasan Tahsin Harekat neden bu adin kondugunu (Hasan Tahsin -Odasina neden n Nevres- bir sabetayciydi ve düsmana ilk kursunu Osman onun attigi attigi sabetayci basin tarafindan uydurulmustur ancak bunun gerçekdisiligi sonradan kanitlanmistir), eski disisleri bakani bakanı Coşkun Kirca'nin açik islam karsitligi ve hakkindaki çirkin söylemininin altinda din egitimi hak yatanlari, Can Can Paker'in neden protestan bir islam talep Mina Urgan'in kitabinda neden Necip Fazil ve ettigini, Mina, Urgan'l Kemal'den asagilamayla sözettigini, özünde bir Yahya Kemal'den asagilama sabétayci hareket olan Yeni Türkiye Partisi'nin kurulus asamasinda Asaf Savas Akad ve Bülent Eczacibasi gibi insanlarin medyatik desteklerini, rektörlerin ve bazíaskerlerin kökeni Atatürk'e baglilikmis gibi görünen anlasilmaz çikislarinin gerçek sebebini biraz olsun anladiniz; tek bir cevap: bu kisiler yahudi asillidir ve cemaatin elitlerinin (hayati kurumlardaki organizasyon gücünden mütesekkil) derin iradesi uyarincă Türkiye'yi fedricen dez-islamize etmek istemektedirler. Cemaat geçen yüzyıl içinde asimile olurken mason localari karar mercilerimiz haline geldi; bugünkü ana stratejisi de "dezislamizasyon-dejenerasyon" (bir dostumun esprili bir dille ifade ettigi gibi "gavurlastir, güdüklestir")'dur. ")'dur. 500 yil boyunca baska dindaslarimizin hiç bir ülkede bulamadigi İyilik ve rahatligi bize saglamis muslüman Türk halkinı parya görmek (keske mason localarinda konusulanlarin kayıtlari tutulsa, Yalçin pasanin söylevinin istimini nereden aldigi anlasilirdi), sömürmek, 'gütmeye' çalismak, başörtüsüyle egitim gibi en temel hak ve Özgürlüklerinin önüne Atatürkçülügü çarpitan anti-rasyonel anlamlar yükleyerek türbanin (bu kelime başörtüsü yerine bilerek seçilmiştir), siyasal islamin simgesi oldugu safsatalariyla set çekmek ahlaksizliktir, insatsizliktir. Bu Bu tutum son tahlilde Türkiye'ye de zarar
vermektedir. Müslüman Türk halka buradan bir çagrim olacak. Bu sebekemsi yapi içinde sizin hiçkimsenin elinizden alamayacagi iki özgürlügünüz bulunuyor; kime oy vereceginiz ve parănizi nereye harcayacaginiz; bunlari
dogru kullanirsaniz ülkenizde bir seyleri degistirebilirsiniz. Kurtulus savasi sürerken Istanbul'daki müslüman halk aliskanlikla Türk bakkallardan degil Rum bakkallardan alisveris ederdi; cebinden çikan paranin Yunan ordusuna bir biçimde yardim olarak silah almakta verilecegini düsünmeden. Bir yandan sikayet edip bir yandan da bu düzeni yöneten muhteris sabetayistlere itibar ederek ve ürünlerini kullanarak destek olamazsiniz. Hepinizi Sabetaycı Yapılanmaya karşı durmaya, yakın çevrenizi sabetaycılık hakkında bilgilendirmeye ve 'Tercihli Alışveriş' yapmaya çağırıyorum. Bu çağrı antisemitik değil antisiyonisttir ve vatandaşlık sorumluluğudur. Kendimden bir örnek vereyim; yazdiklarimdan orta-dindar bir musevi oldugumu ama siyonizm karsiti oldugumu çikarabilirsiniz; benim evime Marks&Spencer, Timberland (orjinal marka) vs. airemez, esim ricam üzerine Revlon vada Estee
Lauder kullanmaz; sahipleri siyonisttir çün bu addederim; sirketlerin, ben de onlari beslemeyi zul adde zarar siyonistlerden gelmiştir. yahudilere en büyük zarar siyonist Pekala siz de Superonline yerine ttnet kullanabilirsiniz,
Henkel'in temizlik ürünlerini kullanmayabilir, Sabah Orhan Pamuk okumayabilir, Turkcell yerine, almayabilir, Orhan Pamuk oku kullanabilir, Garanti bankasi yerine baska Aria bir bankayla cellisablinagaran çalisabilir, Migros, Tansas, bar Akmerkez'den Henkel (Yayla, Persil, Tursil, Vernel), alisveris etmeyebilir, Henkel (Yayla, P Eczacıbaşı (Vitra, Artema, Ipana, Selpak, Solo) Artema Ipana, Selpadillerin gruplarının tüketim ürünleri yerine paranızla sabetaycı sömürücüleri sömürücüleri beslemeyi alarak ve seyrettiklerinizi bırakabilirsiniz. Medyada okudugunuz ve sey yazan yada söyleyenin kim ve ne oldugunu ve ne oldugunu düşünerek değerlendirebilir, yönlendirmelere karşı kendinizi koruyabilirsiniz. Kalite ve fiyat eşitleri arasında arasında asında seçim seç yaparken tercih yaparak sabetaycı ve bağlaşık grupların ürünlerini almayınız. Işe cep telefonunuzľa başlayıp Turkcell yada Telsim hattınız varsa iptal ettirmenizi ve Aria yada Aycell kullanmaya başlayınız.
Sabetaycılık konusunda benim verdiğim bilgilerin dışında çalışma yapmak isterseniz en emin kaynaklar Yalçın Küçük ve Abdullah Muradoğlu'na ait olanlardır. Asıl önemli çalışmaları internette bulabilirsiniz. Ilgaz Zorlu'nun röportajlarından verdiği bilgiler doğrudur fakat Siyaset bölümünde açıkladığım nedenler ve yanar-döner kişiliği sebebiyle muteber bir kimse değil, ayrıca dindar bir yahudi olarak Türkiye'deki sabeťaycıların yahudiliğe dönmesi gibi hedefleri bulunuyor.
Bu konuda bütün Türkiye'nin bilinçlenmeye ve tutum takınmaya ihtiyacı vardır; bu bir vatandaşlık sorumluluğudur. Sabetaycı medyanın bu konuyu yoksayması ve türlü engellere karşın biz muhafazakar, ve sosyalist, liberal, Türk, Kürt, sünní, aley sünní, alevi her türlü kesitten bu konuda bütün Türkiye'yi n Türkiye'yi bilinçlendirmeye ahdetmiş bir grup insan olarak élimizden geleni yapıyoruz.
Kimsenin bu yazdiklarimdan dolayi sabetaycı siradan vatandaslara bir ayrimcilik yapacagini sanmiyorum; antisemitizm bu topraklarda hiç bir zaman görülmedi, bu topraklar yahudiler için hep bir 'Eden' olmuştur.. Cemaatimizin içinde ülkesini seven insanlar çogunluktadir, cemaatimiz Halide Edip, Haldun Dormen, Sertap Erener, Mustafa Denizli gibi degerli insanlar yetiştirmistir, isadamlarimiz da bir çok insana istihdam sagliyorlar, vergi ödüyorlar. Bir grup muhteris elitist yüzünden cemaatimizin adi karalanamaz; S.B.Τ.Α.Ι. ólarak tepkimiz de bu grubadır.
Kendimi bir müslüman Türk kadar Türk hissederim, dostlarimin arasinda çok sevdigim müslüman kardeslerim var, bugüne kadar da hiç birinden kimligimden ötürü en küçük bir incitici tavir görmedim. Isyanim cemaatimizin adini kötüye çikaran, Türkiye'yi sömüren muhteris elitistleredir. Türkiye yahudilerin huzurla yasadigi bir ülke olmustur; müslüman Jüman halkin halkin 500 yillik hosgörüsüne ihanetle onu Orhan Pamuk'un sözlerinde ifadesini buldugu bir yahudi devleti haline getirmeye kalkmak
ihanettir, seytanliktir. Atatürk'u dillerinden düsürmeyen ve aslinda onu bu sekilde istismar eden muhteris sabetayci rektör, asker, medva ve derneklerin kim ve ne olduklarini, mevcut
yapilanmalarinin ne oldugunu, medyanin bizi nasil yönlendirdigini, bu insanların gerçek niyetlerini asla unutmayalim. Bu yüzyilin basında üç basinda üç milyon evladini sehit veren, üstünde yasadigimiz topragi kaniyla kaniyla haketmis yetmis milyon insanın nasil yasamasi gerektigine kendi özgür iradeleri karar vermelidir, müslüman kimlikli bir
avuç elitist yahudi degil. Sabétaycı Yapılanma-2
Sabetayci yapilanmayla ilgili bilgiler vermeye devam ediyorum. Bu yazida bize gelen sorularin bir kismina da
cevap vermis olacagim. BBG YARISMALARI: Bu programin yapimcisi olan Senkron
TV'nin nin sahiplerinden sabetayci abetayci Levent Altinay 4 yil önce Telekulak skandalina bulasmisti. Altinay bir çok ünlünün telefonunu dinletip para sizdirmis, ayrica Gökkafes projesine karsi çikan Oktay Ekinci ve By Ekinci ve Perihan Magden'in telefonlarini dinleterek Mustafa Süzer'e taseronluk yapmistir.
BBG yarismasi 'ayarlanmis' bir yarismadir. Düzenlenen 5 yarismanin galipleri Sabetaycilar ye Ermenilerdir. Bu programi sunan Öykü Serter, Doğa ve yarışma rışmacı iken daha sonra program kadrosuna dahil edilen Kaan, edilen Kaan, Idil ve Cüneyt de sabetaycıdır. Yarışmada sabetaycilarin kazandirilmasinin üzerinde uzun boylu durmak herhalde gereksiz, ben Ermenilerin neden kazandirildigini anlatayim. BBG, toplum üzerindeki etkisi nedeniyle "Türkiye'yi halka müslüman bir ülke olmaktan çok bir kültür mozaigi olarak benimsetme" (Osmanli devletinin kalbi olan Vefa-Süleymaniye arasindaki mezbele yerine rum ve musevilerin yasamis oldugu Fener ve Balát'in restorasyonunun ve Ayasofya'da düzenlenen konserin sebebi budur) fikrinin in güzel güzel bir uygulamasi olarak kaçirilmaması gereken bir firsatti (halkin iki Ermeni'yi aydin, çagdas, örnek insanlar olarak seçip kazandirmasi) aycı Senkron TV bunun için ayrimlarda bayandan yönetimine Ingiliz locasindan bir kaç işadami tarafindan her bir yarisma icin 800 biner $ mertebesinde
"sübvansiyon"(!)lar verildi. Buna benzeri bir "ayarlanmis" yarismanin sabetayci Keriman Halis'i dünya güzeli seçmek İçin yapildigi söylenir (Henry Ford antisemitist ve egzantrik kisiliginden kisiliginden ötürü ciddiye alinmamissa da yazilarinda saldirdigi International Jew bir hayal degildi. İsrail'in varligi ve bu üst yapinin kimliginin Avrupaliligini yitirip Amerikanlasmasi disinda günümüzde degisen bir sey yoktur)
Programin ilk iki yarismasi bilindigi gibi sabetay baglasigi Karamehmet'lerin Show TV'sinde yapilmisti; bú qrupla ilgili olarak önceki yazimda bilgi vermistim. Son uç yarismanin yapildigi Star TV'nin sahibi Cem Uzan'ın ilk esi sabetayci Feyyaz Berker'in, ikinci esi sabetayci Renç Koçibey'in kizidir; her ne kadar sevilmese de bir bağlasiktir (sabetayci oldugunu söyleyen de var) ve telekulakçı ve ve sabetaycı Senkron TV ile işbirligi yapmistir. Sabetaycí Can Atakli'nin Star'a alinmasinin sebebi de geçen yazimda belirttigim gibi masrik-i azam Demir Savasçin'la akrabaligidir. Ayarlanmislik derken Kral TV'nin müzik listelerinde bir zamanlar Yesim Salkim'in (Hakan Uzan'dan bosanmadan önce elbette) nedense haftalarca
birinci oldugu zamanlari hatirlatirim. ECZACIBASI AILESI: Eczacibasi ailesi 1924 mübadelesi öncesi verlesik sabetavcilardandir. Nejat Eczacibasi'nin
esi Beyhan Eczacibasi'nin babasi Ittihat ve Terakki'nin beyni ve 33. dereceye yükselmis bir mason olan Rahmi bey de sabetayciydi. Bülent Eczacibasi'nin esi Oya hanım ve kardesi Faruk Eczacibasi'nin esi Füsun hanım da sabetayçidir. Akpinin kuruldugu günlerdk Tayyip görüsme buyük sermaye adina Erdogan'la evinde yaptigi görusme buyük degil cemaat adina Erdogan'ı tartmak için yapilmisti. Erdoganartenka Erdogan bu toplantidan sonra Amerika'da lobilerini "niyetinin zararsizligina" rarsizligina" ikna etmek zorunda kaldi ve bunu yapamasa da kapasitesizligi ile çekinilmemesi gereken bir hasim oldugunu cemaate kanıtladı gerçekten de AKP kimliginden öte suçluluk duygusu içine düşürülmüs ve bir eylemsizlik içerisinde 'kolay saldirilabilir görünmektedir). Bu aileden Sakir Eczacibasi da katildigi programlar (NTV'deki Kültür ve Kimlik, sabetaycı Talat Halman'ın TRT2'deki programı gibi söylesiler vs.), Ayasofya konserine önayak olmak gibi
etkinlikleriyle kültür manipülasyonuna hizmet etmektedir. ENFLASYON LOBISI: Enflasyondan kim kim istifade eder? siyla bankada yüklü Elbette artan reel faiz oranlari dolayisiyla parasi olanlar. Öyleyse sabetaycı Çiller in bir zamanlar basini çektigi enflasyon lobisine bu Sobisine bu açıdan bakin ve bu dikkat edin; cogu parali insanlarin kimliklerine dikkat edin; çogu eduyurney Savunarak büyümeyi, sabetaycilardir ve enflasyondan buy intendan (dolayisiyla 70 milyonun) dünyanın hiç bir yerinde görülmeyed görülmeyecek net meyecek net mevduat getirileri elde yicilik yapanlar disinda bildigim hiç bir
etmektedirler. Sanavichayanan varligindan şikayet etsin. sabetayci yoktur ki enflasyonun SIYASET VIZYONU: Cemaatin su anki siyaset vizyonu Dervis CHP'nin başina geçirmek basina geçirmek ve ANAP ile DYP'yi liderliginde birlestirmektir. Bu sekilde bir yandan Agar in yandan sagi bölmek (AKP'den Dervis'e oynanirken güçlü bir DYP'ye oy kaymasiyla) hesaplaniyor. KINLIK VE PANIK: 1. Zorlu, A. Muradoglu, Y. Küçük
Sygibi arastirmacıların yayınlarıyla sabetaycilik ve S. gerçeginin ortaya cikmasi localar (Türkiyelde masonluk Bir sabetayci masonlugudur, bir sabetaycilik kurumu ve ve diger cemaat çevrelerinde naat çevrelerinde saskinlik ve panige yolaçtiysa da disardan birinin daigiardan yapılanmayı detaylyla oldugu ve bu gerçeklesse de ögrenmesinin çok zor oldugu ve bu gerçeklesse kimsenin yapılanmayi açikča ortaya koymaya ce cesaret edemeyeceği çünkü davalara muhatap olmaktan korkacagi dusünülerek ve toplumun himbil yapisi da gözönüne alınarak konunun zamanla tazeligini yitirecegi görüsünde birlesildi. Mehmet Barlas'in, esinin sabetayciligi sorusunu geçiştirmesinin, Can Paker'in ifsa edilmisligin ve Ilgaz Zorlu'yla davasinin heyecanini atip "Gölge Kabine"yle NTV'de "göreve" dönmesinin sebebi budur (Paker bir yandan bu programin tek daimi konugu olarak ülke çapinda görünürlük ve taninirligini artirirken bir yandan da sabetayci insiyatif TESEV'In baskani olarak güya sivil toplumu ve sivil toplum kuruluslarini temsil ediyor oldugunu(?) tekrar ile kafalara yerlestirmeyi planliyor). Ayrica adi geçen arastirmacilarin "marjinal" kisiler olarak karalanip ustaca yalnizlastirilmasi vé
sayginsizlastirilmasi yolu izleniyor. Böyle bir konunun üzerine gidebilecek Ahmet Hakan da bu've arti nedenlerle sabetayci Dinç Bilgin'in Sabah'inda ise alininca bu kisi de etkisizlestirilmis, ayrica kendi İzleyici tabani gözünde güvensizlestirilmis oldu. Tüm bunlara ragmen vapilanma ortava cikartilirsa bunu
haklarinda açılacak davalarla sindirilecek, yapanlar ha kullanılarak antisemitizmle itham edilecek, medya gücü kulla duruma göre "radikal dinci, terörist mihraklarin bölücülük çabası" olarak karalanacak. ISIMLEND LENDIRME: 20. yüzyilda Türkiye'den baska hiç bir
ülke bu kadar fazla yeni insan ismi üretmemistir. Bunun kaynagi Türk adlari yaninda cemaatimizdiri müsliman kadar Osmanli devletinde kullanilmayan Orta Asya isimleri ve ni yapma isimler üretmenin bunlarin türevleri yaninda yeni yapma isim dezislamizasyon ve "kültürel soyutlama ve enjeksiyon"un İyi bir yolu oldugu görülmüs ve uygulanmistir. gulanmistir. Isim ve Soyadlarda yahudi isim ve soyadlarla benzerlik ve kosutlugun özenle korundugu daha önce gönderdigim "sabetaycilik-ek" yazisinda ayrintilariyla anlatiliyordu (yazinin son kisminda listelenen soyad oyadlari, bu soyadlarina sahip herkes sabetaycidir manasina gelmiyo sabetaycilarin bu soyadlari kullandigini ifade ediyor). Iki örnek de burada verelim. Ornegin sözkonusu yapma isimlerden "Okan", Karakas'larin din adamlari olan Ögan'dan (hahamin karsiligi sayılabilir) türetilmistir. Bu ismin günümüzde müslüman Türklercé de kullanildigini ve topluma iyice yerlestigini görüyoruz. Büyüklerimiz ordudaki bazı rütbe isimlerinin de (al-bay, teg-men vs.)
benzer enzeri sekilde olusturulduğunu söylerlerdi. Isimlendirme cemaatin "benzeme-benzet" prensibinin güzel bir arac araci olmustur. DEZENFORMASYON: Sabetaycilik konusunun
arastirilmasinin cemaat çevrelerinde yarattigi saskinlik, kaynagini benim de bilmedigim dezenformasyonlara yolaçmis görünüyor: Ozal, Bülent Arinç ve Mésut Yilmaz'in sabetayci Mehmet Agar, Mesut Barzani, Musa Anter ve Ihsan Dogramaci'nin crypto yahudi oldugu vs... Bu iddialardan sadece Dogramaci ciddiye alinabilir; o, tipki Selahattin Beyazit gibi olaganüstü baglantili antili bir "derin" adamdir. Özal kardesler sabetayci degildir ama Turgut Özal'in esi esi Semra Sen (Yeginmen) hanim sabetaycidir,
Muharrem Berk'in yegenidir, kardesi Mehmet Yeginmen
de sabetayci Kavala grubunun adami olmus ve savunma ihalelerinde yolsuzluklara bulasmistir. Mesut Yilmaz'in kendisi degil (akrabasi Mehmet Kutman'in sabetayci oldugunu geçen yazimda belirtmistim) ama esi Berna (Müren) haním cemaat çevrelerinde sayilan (Semra hanim cemaat çevrelerinde görgüsüzlügü ve kabaligi yüzünden küçümsenir) bir sabetaycidir ve 1995'te Refah'la koalisyon yapmasi durumunda esini bosanmayla tehdit etmis oldugu için cemaatte takdir görmüstür. Semra Ozal'in Anap'in muhafazakar kanadina hasmane tavir almasinin ve 1991'deki Anap genel baskanlik yarisinda Akbulut'a karsi siddetle Mesut Yilmaz'i
destekleyip esini Yilmaz'a üstü örtülü destek vermeye zorlamasinin sebebi iste bu sabetaycilik bagidir. Ozalizm sabetayci yapilanmanin çok güçlenmesini saglamis olsa
da Turgut Ozal baglasik degildi. ANADOLU YERLESTIRIMLERI: 1924 mübadelesinde
ülkeye gelen 1,5 milyon dolayinda insanin 20,000'i sabetaycidir ve bu insanlar diger mübadiller gibi Anadolu'nun çesitli yerlerine yerlestirilmistir. Bu yerlesimleri ve mübadele öncesi yerlesim yerlerini biliyoruz dolayisiyla Rahsan Ecevit'in "Sebinkarahisar' liyiz", Tansu Çiller'in "Muglaliyiz" Sahenklerin "Nigdeli'yiz", 1924 öncesi verlesik bazi sabetaycilarin "biz 150 vildir
Izmir'liyiz"," "Selanik'li degil Kavala'liyiz" vs. sözlerine sadece gülüyoruz. Çikip açıkça "sabetayci degiliz diyebiliyorlar mi, dediler mi?
Susuyorlar yada Çevik Bir'in "bir tarafim Selanik, diger tarafım Makedon" cevabi gibi kaypak bir cevaplá bırakıyorlar.
SABETAYCI MÜSLÜMAN OLUR MU? Mübadele sonrasi Anadoludaya olanlar vardestirmelerde gercek manasida müslüman bunca bunca Istanbul'da ben bunun çok az örnegini gördüm; genellikle ya inançli bir sabetayci olunuyor yada din (müslümanlik yada musevilik) mefhumu olmayan hatta ateist bireyler eyler çikiyor. (Takiyye için soranlara 'elhamdülillah müslümanim" denir. Yine takiyye yada nostaljik zevk için Ramazan'da bir iki
gün oruç tutanlar elbette yok degil) SABETAYCILARIN MUSEVILIGE GEÇEMEMELERI:
Müslüman kimlikli yahudiler olan sabetaycilarin resmen musevilige geçmesi Israil Sefarad ve Askenaz hahambasiliklari tarafindan reddedilmektedir. Bunun sebebi buna izin verildigi takdirde müslüman Türk halkin durumu görüp uyanmašindan ve Yalçin Küçük'ün sözünde ifadesini bulan "Türkiye'nin İsrail'in rezerv devleti olma" durumunun degişmesinden korkulmasidir; dolayisiyla kararin temeli dini degil tamamen politiktir. Böyle bir izin verilirse de cemaatimizden buna talep fazla olmaz çünkü böyle bir şey Türkiye'de kurulu hegemonyaya zarar verirdi.
*
BASORTUSU: 28 Subat'i ordu icinde sabetayci Cevik Bir'in basini çektigi bir sabetayci kligin yaptigini dolayisiyla sabetavci irade takdiri başörtüsüyle egitim yasaginin bir sabetayci i oldugunu geçen yazimda anlatmistim. Bugünlerde Tarhan Erdem'e yaptirilan anket mevzu oldugundan bir ekleme yapmak
istiyorum: bundan 15 yil önce dindarlik artmaya baslayinca bir başkasına böyle bir anket yaptirilmis ama sonuçlari içeride kalmisti. Tarhan Erdem egitim seviyesi arttikça basörtülü oraninin azaldigini söylüyor ama bir seyi atliyor; 15 yil önce egitimliler arasinda basörtülü orani çok daha düsüktü, dolayisiyla yaptigi çikarim aslinda yanlistir. Basörtüsünün "türban" olarak adlandirilmasinin ve esasinda türban kelimesinin terminolojik kullaniminin sebebi halkin vicdanini direkt olarak karsiya almamak içindi. Basörtüsüyle egitimin yasaklanmasiyla baslayan bu bir çesit "containment" politikasi halk arasinda dindarligin artmasinin önüne geçilemedigini görünce seçilmistir; "kantiteye etki edemiyorsan kaliteyi etkile". Bu ve bunun gibi bahsettigim irade ve kararlar hiç bir zaman tek bir toplanti yada bir toplanti dizisinde alinmaz; süregelen fikir süreçlerinin ürünüdür.
NTV: 15-22 Haziran haftasi bir ögle haberinde sabetayci Dinç Bilgin'in ATV'sinde Isik Lisesi'nin mezuniyet töreni haber olarak olarak verildi, verildi, NTV'de de Banu Güven Terakki Okulları'nda yapilan bir gençlik gösterisini uzun bir VTR ile haber yapti. Yüzlerce özel okuldan bunlar haber
yapiliyor; Türkler'in hala uyanamamasina hayret ediyorum. NTV, cemaatin derin iradesinin en önemli kamuoyu yönlendirme araci olarak 'Türkiye'yi halka müslüman bir ülke olmaktan çok bir kültür mozaigi olarak benimsetme' stra stratejisini en yogun uygulayan televizvondur(Ferit Sahenk'in bu asirilik ve temkinsizligine
yasasaydı babası izin vermezdi; Ixir ve Tansas fiyaskolarina simdi bir de bunu ekleyecek. Buna bir örnek de sabetay baglasigi Karamehmet'lerin Yapi Kredi Kültür'ünden vereyim; Isin basindaki Indaki Enis Batur ana afindan sabetaycidir ve yahudi Bilge Karasu'nun (II sabetarted Abdülhamid'e tahttan indirildigini teblig eden gruptaki Emmanuel Karasu'nun oglu) comezidir. Bu kurumun
birimlerine adini veren Kazim Taskent, Vedat Nedim Tör ve Sermet Çifter sabetaycidir. MUSTAFA DENIZLI: Yogun sorularin geldigi bir baska kişi de Denizli'dir.
Denizli'yi Altay'dan GS'a getiren kisi sabetayci Alp Yalman dir. Denizli'nin her iki esi de sabetayciydi; kizi karsi çıkmasinin Selin'in İlhan Mansiz'la görüşmesine bars degil sabetayci sebebi Mar Mansiz'in kilik kiyafeti kisiliga degensabeta olmamasidir. Çok dindar bir sabetayci olan Denizli'nin kötüsü de kizlari göreceksiniz ya birer sabetayciyla, en ya birer sabetayciyla Denizli'nin baglasik ailelerden birileriyle evlenecektir Vestel'e yaninda götürdügü yar yardimcisi Ali Gültiken'in esi de sabetaycidir; Denizli'yle Gültiken'i birlestiren aslında bu bagdir. (Vestel'in sahibi sahibi Zorlu'lar Zorlu'lar sabetayci degildir.) OZAL'IN PRENSLERI: 80'lerde "Özal'in "Oza prensleri" olarak Ozalin prensie lanse edilip önemli görevlere tepeden tepeden inm inme getirilen usoy (Oyak'in CEO'su Amerika egitimli gençler Coskun Ulusoy Coskun Ulusoy (Oyak'in olarak yaptigi sabetayci atamalarla dikkat çekti ki ki Onur Baytok'u-sabetaycidir- Renault MAIS'ten istifa ettirmesi gibi yaptigi diger tasarruflar da genellikle profesyonel sebeplerden degildir), Bülent Semiler ve Engin Civan (esi Amerikali yahudidir, rüsvet alip isini görmedigi Selim Edes de kendisi gibi sabetaycidir) sabetaycidir.
TARIH: II. Abdülhamid'l deviren Hareket Ordusu'nun bir sabetayci insiyatif oldugu (Ittihat ve Terakki Selanik'li atalarimizca beslenip büyütülmüstür) ve ordunun çogunlugunun gayrímüslimlerden olustugu dogrudur incak yapilan bir yanlis var: Mahmut Sevket Pasa sabetayci deg degildir. Talat Pasa (33. dereceye yükselmis bir zamdir) ve Cemal Pasa masondur. masrik-i azamdir) azamdir ve
bir soru da Osmanli musevileri ile Çok sorulan bir soru sabetaycilarin iliskisi ve karsilastirilmasi oluyor. Hemen hiç bir iliski olmadigini söyleyebilirim.
Her seyden önce sabetaycilar dini gerekcelerle museviler tarafindan reddedilmis bir topluluktur. Sabetaycilarin son bir asirdir "üzerlerinde Alliance Israilite etkisi tamam olmus yahudiler" oldugunu söyleyebilirim.
Basit bir örnek bunu güzel açiklar: 1. Dünya Savasi'nda Osmanli devletinin en sadik tebasi musevilerdi; oysa Osmanli'yi yikan i yikan da Ittihat ve Terakki'yi kurdurup Osmanli için bir Frankenstein haline getirten de Selanik'li' sabetaycilardir. Bununla beraber Israil'e yapilan göçlerden sonra bugünkü musevilerin de üç nesil önceki atalariyla pek bir benzerligi kalmadigi da dogrudur (genç nesilde Ladino bilen neredeyse kimse yok) ve zamanimizda dindar sabetaycilar ve museviler birbirlerine yaklasmistir. Ornegin Ishak Alaton'un ve (Uzeyir Garih'in) cemaatte büyük sayginligi, etkisi ve gücü vardir (Alkent bosuna bu kadar basarili olmadi). Sayin Alaton cemaatimizin yurtdisindaki musevi lobileri ve Israil
nezdinde büyükükelçisi gibidir. Kapancilar geçmisten beri çesitli sebeplerle Karakas'lari küçümserler, iki grup da birbirini pek sevmez (bu öyle bir sev ki Kapancilar Avrupa, Karakas'lar Anadolu'da
yasiyoruz), Kapancillarin orduda, Karakas'larin politika ve basinda guclu oldugu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin son 60 yilki parádoksu Kapanci-Karakas çekismesinin yarattigi komplikasyonlardir Bu konuyu önceki yazimda anlatmistim, Yakubi'lerin bu çekismedeki tutumlari dönemsel olarak degisir. Cemaat kolları arasında son 15 yıldır eskiye oranla bir kaynaşma gözlüyorum.
MHP'YE DESTEK: Türkçülügü dezislamizasyonun bir araci olarak gören cemaatimiz bir yandan Tekin Alp (Moiz Kohen), Reha Oguz Türkkan gibi kisilerle isin teorisine etkide bulunmaya calisirken işadamlarimiz ve baglasiklari (Has'lar, Dinçkök, Berker, Karamehmet, vs) araciligiyla da bir kalkan ve "böl-yönet" aracı gördükleri MHP'yi finanse etmislerdir. (Tunca Toskay hariç MHP'nin tepe kadrosunun sabetaycilikla ilgisi yoktur, olmalari gerekmedigi gibi kendilerine yapilan bagislarin asil sebebini bilmeleri de gerekmiyordu).
DIGER: Ilgaz Zorlu'nun Can Paker'le olan davasindaki savunmasında belirttigi Sisli Terakki'nin bodrumunun sinagog oldugu iddiası dogrudur. Alkent'te de bunun gibi bir sinagog var ve buraya sadece Alkent'ten degil bütün Etiler civarından gelinirdi. Gazeteci Leyla Umar'in (mekanik özürlüdür ve kaprisleriyle hepimizi bezdirir) sosyeteyle olan yakinligi kendisinin de sabetayci olmasindan dolayidir. Mekan isletmecisi Çapa'lar da sabetaycidir.
Orhan Pamuk'un kitaplarinda kabala mistizmi oldugu dogrudur. Popçu Emre Altug sabetaycidir ycidir ve geçen pazarlama örneklerinden biridir. Benzeri bir pazarlama bugünlerde sabetayci (ve escinsel) Murathan Munganin, yenu kitabi isin yapili or kelderberg "touch&go"dur; hiç bir alinmaz, gelecek vaadedenlerin tanitimi ve daha önce üst düzeydé alinmis derin kararlarin "tercüme!" edilmis kararlarin uluslarararasi dengeye edilmis tebligidir. Demirel'in mason oldugu dogrudur (AP'nin basina geçirilmesinin sebebi budur)
ama 33. dereceye kadar çikmis oldugu 27 Mayis Anap iktidari arasindaki basbakanlardan S. H. Urgüplü, N. Talu, N. Erim ve B. Ulusu sabetayci ve masondurlar. Ecevit mason yada sabetayci degildir fakat esi Rahsan hanim sabetayci olmasi dolayisiyla iktidar dönemlerinde yapılanmaya büyük hizmeti geçmis bir kişidir. Cemaatin bugünkü nüfusu konusunda basinda çok rakam telaffuz ediliyor; biz yaklasik 150,000 oldugunu tahmin ediyoruz (1924 mübadelesi ön mübadelesi öncesi yerlesik sabetayci nüfusu da hesaba katarak). Bu rakamin
çogunlugu orta tabakaya pakaya mensuptur, büyük bölümü asímile olmustur. Elitist sabetaycilar daha önceki yazimda belirttigim gibi baglarini siki sikiya korumaktadirlar ve kendi nüfuslarinin 4 bin, çevrelerindeki sabetayci kesimle birlikte nüfuslarinin 25,000 civarinda oldugunu tahmin ediyoruz.
S.B.T.A.I. BIRINCI SEMINERI: Alti ay önce 200'ü askin siyasetçi, gazeteci ve sivil toplum kurulusuna ve 7,000'in üzerinde sıradan vatandasa gönderdigimiz bir açik email Ile baslayip zamanla bir sivil toplum hareketine dönüsen S.B.T.A.I. (Sabetayci Yapilanmaya Karsi Bilinç ve Alisveris Insiyatifi) ilk seminerini 28 Haziran ve Tercihli ran günü gerçeklestirdi. Soru-cevapli bir prezentasyon ile ardindan yapilan workshop çalismalarindan olusan bu seminerin cok verimli aectiaini gördük. Toplantiva katilan 62
üyemizin herbirine ve özellikle Istanbul disindan katilanlara burada bir kez daha tesekkür ediyorum katilanlara bura Katilamayan üyelerimizi Eylül ayinda, yapacagimiz ikinci vermut ediyoruz. Özellikle son 2.5 ayda seminerde görmeyi sek yogunlasan üyelik taleplerinin büyük kismini kabul Çok édemedigimiz için üzüntülüyüz ancak böyle bir konuda selektif ve üye kompozisyonunda dikkatli olma zorunlulugumuzu saniriz herkes kabul edecektir. Çalismalarimiz hakkinda bir fikir edinebilmeniz için Seminer sonrasinda yaptigimiz icra kurulu toplantisinin karar metninin bir özetini asagida veriyorum.
1) S.B.T.A.I. bünyesinde Arastirma, Iletisim ve Organizasyon olmak üzere üç grup kurulmasina, grup baskanliklarinin icra kurulu üyeleri arasindan belirlenmesinin ardindan her bölümün kendi iç isleyis prosedürlerinin 15 Temmuz'a kadar hazirlanarak icra kurulunun onayina sunulmasina,
2) Uye alim/azl yetkisinin ve arastirma ve genel giderlerde kullanilmak üzere sayin M. Emre Güreli'nin baslangiç için tahsis etmis oldugu 25.000 $'in kullanim yetkisinin yetkisinin sayin sayi sayin Gür Güreli'den icra kuruluna ve fonun sorumlulugunun muhasip üyeye devrine,
3) Sayin M. Emre Güreli'nin icra kurulu baskanligi yanisira organizasyon grup baskanligini üstlenmesine, organizasyon grubunun "sosyal kesim-cografi bölge" yapisinda çalismasina,
4) Yurtdisi arastirma gezilerinin Selanik ve Atina devreden çikarilarak tamamen Israil'e yöneltilmesine, ibranice bilen profesyonel arastirmaci akademisyenlerin istihdamina,
5) Yurtiçi yapilanmaya, yerel gazetelere ulasmak ve üyelerin bireysel iletisimleri yoluyla halkin bilgilendirilmesi çalismalarina agirlik verilmesine, karar verilmistir.
Halka sesleniyorum. Bu sebekemsi yapi içinde sizin hiçkimsenin elinizden alamayacagi iki özgürlügünüz bulunuyor; kime oy vereceginiz ve paranizi nereye harcayacaginiz; bunlari doğru kullanirsaniz ve sabetayçı yapılanmaya karşı uyanık olursanız ülkenizde bir seyleri degistirebilirsiniz! Kurtulus savasi sürerken Istanbul'daki müslüman halk aliskanlikla Türk bakkallardan degil Rum bakkallardan alisveris ederdi; cebinden çikan paranin Yunan ordusuna bir biçimde yardim olarak silah almakta verilecegini düsünmeden.
meden. Bir yandan şikayet edip bir yandan da bu düzeni yöneten muhteris sabetayistlere itibar ederek ve ürünlerini kullanarak destek olamazsiniz.
Hepinizi Sabetayci Yapilanmaya karsi durmaya, yakin çevrenizi sabetaycilik hakkinda bilgilendirmeye ve "Tercihli Alisveris" yapmaya çagiriyorum. Bu çagri antisemitik degil antisiyonisttir ve vatandaslik sorumlulugudur.
Kendimden bir örnek vereyim; yazdiklarimdan orta-dindar bir musevi oldugumu ama siyonizm karsiti oldugumu cikarabilirsiniz; benim evime Marks&Spencer, Timberland
vs. esim üzerine Revlon (ordinal marka) ys, iremezas sahipleri siyonisttir çünkü Lauder kullanmaz; bu adar sirketlerin, ben de onlari beslemeyi zul addederim; yahudilere en büyük zarar siyonistlerden gelmiştir. Pekala siz de Superonline yerine ttnet kullanabilirsiniz, Henkel'in temizlik ürünlerini kullanmayabilir, Sabah Sal ve Vatan almayabilir, ATV ve NTV izlemeyebilir, Orhan Pamuk okumayabilir, Turkcell Turkcell ve Telsim yerine Aria yada Aycell kullanabilir, Garanti bankasi yerine baska bir bankayla çalisabilir, Migros, Tansas, Akmerkez'den Persil Tursil, Vernel), alisveris etmeyebilir, Henkel (Yayla, Persil, Selpak, Solo) Selpak, Eczacibasi Artema, Ipana, Selpa gruplarinin tüketim ürünleri yerine muadillerini alarak sabetayci sömürücüleri beslemeyi Baranzia sabetaedyada okudugunuzu yazanin ve birakabilirsiniz. Medyada okudugunuzuldugunu seyrettiklerinizi söyleyenin kim ve ne endirebiliyoendirmelere karsi kendinizi degerlendirebilir, yönlendirmelere düsünerek koruyabilirsiniz. Kalite ve fiyat esitleri arasinda seçim yaparken tercih yaparak sabetayçi ve baglasik gruplarin ürünlerini almayiniz. Ise cep telefonunuzľa baslayip Turkcell yada Telsim hattiniz varsa iptal ettirip Aria-Aycell kullanmakla baslayiniz. Sizi sömüren, degerlerinizi manipüle etmeye çalisan bu yapiyi beslemeyiniz ve yakin cevrenizi bu konuda bilinclendirip bu yapiyi sorgulamaya
yönlendiriniz. Bu konuda bütün Türkiye'nin bilinçlenmeye ve tutum takinmaya ihtiyaci vardır; bu bir vatandaslik sorumlulugudur. Her din ve etnik kimlikten Türk vatandasi bunlarin derinligine bilincine varmadigi sürece Türkiye'nin mutlu ve basarili insanlarin özgür iradelerince yasadigi adil bir ülke olabilecegini sanmiyorum. Sabetayci ve baglasik medyanin bu konuyu yoksaymasi ve türlü engellere karsin biz muhafazakar, sosyalist, liberal, Türk, Kürt, sünni, alevi, sabetayci her tür kesimden bir grup insan bu konuda bütün Türkiye'yi bütün Türkiye'yi bilinçlendirmek için B.T.A.I. olarak elimizden geleni yapiyoruz. Yaptigimiz S.B.T. sey tekrar ediyorum antisemitizm degil (bu kendini inkar olurdu; S.B S.B.T.A.I.'nin icra kurulunun yarisi, üyelerinin dörtte biri sabetaycidir) Türkiye'yi sömüren, kimliginden ve degerlerinden siyirip dezislamize ve dejenere etmeye çalisan müslüman kimlikli bir avuç elitist yahudiyi ifsa etmek ve halki bilinçlendirmektir. Açik toplum kavraminin ve seffafligin önem kazandigi zamanimizda Türkiye'nin
insanlarinin bunlari ögrenmeye hakki vardir.
S.B.T.A.I. olarak büyümeyi, çalismalarimizi
derinlestirmeyi, halki aydınlatmayi sürdürecegiz.
Verdigimiz bútün isimler ve iliskiler dogrudur; (zaten
büyük bölümü metinde zikrettigimiz arastirmacilarin
eserleri ve yazilarinda ortaya çıkarilmisti) dolayisiyla bu
kisilerin Ilgaz Zorlu'nun ifsa ettigi Can Paker, Ismail Cem,
Mehmet Barlas örneklerinde oldugu gibi sükut yoluyla
ikrar yerine (kimsenin rezil olmayı göze alip yalanlamaya
cesaret edebilecek kadar ileri gidecegini sanmiyoruz)
kalkip dürüstçe açıklama yapmalarini bekleriz. Bizim
istegimiz verdigimiz isim ve ilişkilerin aynen kabul
edilmesi degil toplumda tartisilmasi, halkin
aydinlanmasidir. Ayrica fellik fellik kim oldugumuzu
arayan bazi muhteris elitistlere ve özellikle Ingiliz
Locasi'na bir sözüm olacak: "Kendi görkeminize hizmet etmekten baska bir yönelimi olmavan "vanilsamali dogru"nuzda ilerlemeve devam edin
ama müslüman Türk halki sömürüp onu parya görerek, hayatini manipule etmeye çalisarak elitist kalabileceginizi insanlik onurunuzu yitirdiginizi bilin! Dogu Anadolu'da yada Ege'de herhangi bir dag köyündeki fakir ve cahil bir yasli kadin dahi Türkiye'yi yöneten yahudi asilli hegemonyayi isim isim iliskileriyle beraber bilmeden çalismalarimizin hizini kesmemeye ahdettik. Haydi
bakalim!" Mehmet Emre Güreli
Sabetaycı Yapılanmaya Karşı Bilinç ve Tercihli Alışveriş
Insiyatifi Başkanı
ÖZEL BÜRO
Messages in this topic (1)
Reply (via web post) |
Start a new topic
Messages
Files |
Photos |
Links |
Calendar
Turk Guvenlik ve Istihbarat Grubu (DSS)
Gruptaki yazıların sorumluluğu ilgili yazının yazarına aittir. Grup kurucusu, moderatörler ve diğer üyeler sorumlu tutulamazlar. Gruba üye olanlar üye olduklarında yazılarından sadece kendilerinin sorumlu olduklarını kabul etmiş olurlar. Bu ifadeler her mesajın altında yer almaktadır. Bu nedenle üyeler bu koşulların varlığından haberdar olmadıklarını iddia edemezler.
DSS
Change settings via the Web (Yahoo! ID required)
Change settings via email: Switch delivery to Daily Digest | Switch format to Traditional
Visit Your Group |
Yahoo! Groups Terms of Use |
Unsubscribe
Talk is cheap. Use Yahoo! Messenger to make PC-to-Phone calls. Great
ama müslüman Türk halki sömürüp onu parya görerek, hayatini manipule etmeye çalisarak elitist kalabileceginizi ancak Insanlik onurunuzu yitirdiginizi bilin! Dogu Anadolu'da yada Ege'de herhangi bir dag köyündeki fakir ve cahil bir yasli kadin dahi Türkiye'yi yöneten yahudi asilli hegemonyayi isim isim iliskileriyle beraber bilmeden çalismalarimizin hizini kesmemeye ahdettik. Haydi bakalim!" Mehmet Emre Güreli Sabetaycı Yapılanmaya Karşı Bilinç ve Tercihli Alışveriş Insiyatifi Başkanı ÖZEL BÜRO
Messages in this topic (1)
Reply (via web post) |
Start a new topic
Messages Files | Photos | Unks | Calender
Turk Guvenlik ve Istihbarat Grubu (DSS)
Gruptaki yazıların sorumluluğu ilgili yazının yazarına aittir, Grup kurucusu, moderatörler ve diğer üyeler sorumlu tutulamazlar. Gruba üye olanlar üye olduklarında yazılarından sadece kendilerinin sorumlu olduklarını kabul etmiş olurlar. Bu ifadeler her mesajın altında yer almaktadır. Bu nedenle üyeler bu koşulların varlığından haberdar olmadıklarını iddia edemezler.
DSS
Change settings via the Web (Yahoo! ID required)
Change settings via email: Switch delivery to Daily Digest Switch format to Traditional
Visit
Your Group | Yahoo! Groups Terms of Use |
Unsubscribe
RECENT ACTIVITY
New Members
16
Visit Your Group
SPONSORED LINKG
Intelligence
Promes
Gps gprs
Yahool News
World News Get the lates world news now
Yahoo! Mail
Drag & drop With the all-new Yahoo! Mail Beta
Y! GeoCities
Share More
Create a blog web site and more
Talk is cheap. Use Yahoo! Messenger to make PC-to-Phone calls Great rates starting at 14 min
TDV İslâm Ansiklopedisi'nde ara... SABATAY SEVİ (ö. 1087/1676) Mesihlik iddia ederek en büyük mesihçilik hareketlerinden birine yol açan ve müslüman olduktan sonra dönme cemaatini kuran yahudi mistik. İlişkili Maddeler DÖNME Osmanlı tebaasından olup dinî ve siyasî ideallerine daha rahat ulaşabilmek için İslâm’ı kabul etmiş görünen bir yahudi cemaati. YAHUDİLİK Hz. Mûsâ’nın peygamberi olduğu ilâhî din.
Müellif: CENGİZ ŞİŞMAN 1626’da İzmir’de büyük ihtimalle İspanyol kökenli (Sefarad) bir yahudi ailesinin oğlu olarak dünyaya geldi. Doğduğu ev halen İzmir’in eski yahudi mahallesinde bulunur. Küçük yaştan itibaren dinî ve mistik konularda eğitim gördü, şehrin en tanınmış hahamlarından Yosef Escapa’dan ders okudu. On sekiz yaşında iken hahamlık icâzeti aldı; ancak hahamlık yapmadı ve kendini mistik konulara adadı. Okuduklarının etkisiyle kendisinin yahudilerin yüzyıllardır beklediği mesîh olduğuna inandı ve 1648’de İzmir’de mesihliğini ilân etti. Aynı yıllarda Doğu Avrupa’nın pek çok yerinde büyük katliamlara mâruz kalan yahudiler derin bir hayal kırıklığı ve ümitsizlik yaşamış, aralarında mesîh beklentisi güçlenmişti. Ancak kurtarıcı olduğunu düşünen ve garip davranışlar sergileyen Sabatay Sevi (Şabtay Svi) yahudi cemaati tarafından eleştirilere mâruz kaldı, bir süre sonra da İzmir’den uzaklaştırıldı. Böylece neredeyse ölümüne kadar sürecek olan seyahatlerine başlamış oldu. Selânik, İstanbul, Halep, Kudüs ve Kahire gibi şehirlerde yaşayarak buralardaki mistiklerle görüştü. Bu arada üç defa evlendi; ancak rivayete göre hiçbir eşiyle ilişkiye girmemiştir. Kudüslü fakir yahudiler için para toplamak amacıyla sık sık Kahire’ye gitti ve yahudi cemaatinin ileri gelenleriyle yakın ilişkiler kurdu. Kahire Darphânesi’nden sorumlu olan yahudi Rafael Çelebi bir süre sonra onun hem müridi hem hâmisi oldu. Rafael Çelebi aynı zamanda Sabatay’ın, Doğu Avrupa kökenli olup mesîhle evleneceğine dair rüya gördüğünü söyleyerek Amsterdam’dan Kahire’ye gelen Sara adlı bir hanımla evlenmesine aracılık etti. Kudüs’te özellikle mistiklerle iyi ilişkiler içinde bulunan Sabatay’a Kabala’nın “teozofik” (teorik) Lurianik ekolüne mensup Gazzeli Nathan ev sahipliği yaptı ve kendisine derin bir sevgi duydu.
Lurianik Kabala, Safedli Isaac Luria (ö. 1576) tarafından, yahudilerin altın çağ dedikleri İspanya tecrübesinin kötü bir şekilde sonuçlanmasının yarattığı derin hayal kırıklığı içinde ortaya atılmış bir Kabala yorumudur. Bu inanışa göre mistik bir kimsenin yapması gereken şey Tanrı’nın emirlerine harfiyen uymak, böylece şeytanî dünyaya hapsolmuş olan ilâhî nurları birer birer kurtararak ilâhî planın bir parçası olan kötülüğü tamamen yok etme sürecine yardım etmektir. Fakat büyük bir nur parçası öylesine güçlü bir şeytanî kabuk içine sıkışmıştır ki bunu kurtarmaya sıradan bir mistiğin gücü yetmez, bu görevi ancak bir mesîh başarabilir. Kabala’nın en büyük âlimlerinden olan Gershom Scholem’e göre bu inanış Sabatay hareketinin arkasındaki temel sebeptir. Fakat daha sonraki çalışmalar göstermiştir ki Sabatay, hem teozofik Lurianik geleneği hem Doğu ve Bizans yahudi kabalistlerinin mensup olduğu pratik Kabala’yı kendi düşüncesinde birleştirmiştir. Nitekim Nathan, 1665 yılında Sabatay’ın beklenen gerçek mesîh olduğunu iddia edip “onun peygamberliği görevini” üstlendiğinde bu haber yahudiler arasında hızla yayıldı. Özellikle İspanya sürgününden sonraki dönemlerde siyasal ve ekonomik durumları dünyanın her yerinde kötüye giden yahudilerin böyle bir kurtarıcı haberine inanması zor değildi.
Sabatay Sevi 1665 sonbaharında tekrar İzmir’e döndü; bu dönüş taraftarlarınca sevinçle karşılanırken hahamların büyük tepkisine yol açtı. Sabatay birkaç ay inzivâda kaldıktan sonra dışarı çıkarak taraftarlarıyla sokaklarda dolaşmaya başladı. Bu davranışından dolayı bazı modern tarihçiler Sabatay’ın “manik-depresif” olduğuna hükmetmiştir. İzmir başhahamı Haim Benveniste yahudileri Sabatay’a karşı uyardıysa da netice fazla değişmedi ve cemaat ikiye bölündü. Bir tartışma sonunda kaçıp Portekiz sinagoguna sığınan Benveniste’yi Sabatay ve taraftarları takip etti, sinagogun kapılarını kırarak içeri girdi. Sabatay kürsüye çıkıp vaaz verdi, daha sonra da yahudi hukukunca yasak kabul edilmesine rağmen kadınları kürsüye çıkartarak Tevrat okuttu. Buna benzer davranışları devam etti. Domuz yağı yemek, iki defa inşa edilen yahudi mâbedinin yıkıldığı gün olan 9 Temmuz’u kendi doğum günü sayıp bu günde üzüntüyü sevince çevirmek suretiyle yahudilerce hassas kabul edilen pek çok kuralı ihlâl etti.
Kısa bir süre içinde Sabatay’ın ünü Osmanlı topraklarını aşarak Yemen’den İsfahan’a, Fas’tan Selânik’e, Moskova’dan Londra’ya, hatta Amerika’da Boston’a kadar yayıldı. Osmanlı yöneticilerinin yahudi cemaati içinde kargaşaya yol açan bu gelişmeleri takip ettiği muhakkaktır. Sabatay Sevi’nin şöhretinin zirveye ulaştığı 1666 yılı yahudilerden ziyade hıristiyanlar için önemlidir; çünkü bu tarihin hıristiyan Mesîh’inin (Îsâ) ikinci defa geleceği tarih olduğuna inanılıyordu. Fakat hıristiyanlara göre Mesîh’ten önce deccâlin gelmesi gerekiyordu ve bu gelen yahudi mesîh deccâlin ta kendisiydi, yani o ikinci defa gelecek olan Îsâ’nın habercisiydi. Ayrıca inanışa göre Osmanlı topraklarından çıkan bir deccâl Osmanlı Devleti’nin sonunu getirecek, Kudüs’ün kapılarını yahudilere ve neticede hıristiyanlara açacaktı. Bu sebeple Sabatay hakkındaki haberler, Osmanlı yahudilerinden ziyade Avrupalı hıristiyanlar ve yahudiler arasında heyecan uyandırdı. Nihayet gerek Osmanlı yahudilerinin gerekse ticaretleri sekteye uğrayan bazı Avrupa devletlerinin şikâyeti üzerine Osmanlı yönetimi, Sabatay Sevi’yi İzmir’den İstanbul’a getirterek Vezîriâzam Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa’nın da içinde bulunduğu bir mecliste sorguladı. Bir süre sonra Çanakkale Boğazı’nda bugünkü Kilitbahir Kalesi’ne hapsedildi. Osmanlı Devleti’nin nisbeten güvenli bir dönemde bulunması dolayısıyla Sabatay’ın sadece hapis cezasına çarptırıldığı söylenir. Diğer bir görüşe göre ise Fâzıl Ahmed Paşa’nın malî danışmanlığını yapan Judah ben Mordehay Kohen’in araya girmesi onun cezasını hafifletmiştir. Sabatay’ın hapsedilmesi taraftarları arasında büyük heyecana yol açtı; Osmanlı toprakları dışından gelenlerle beraber harekete katılanların sayısı hızla arttı ve olaylar kontrolden çıkmaya başladı. Bunun üzerine Sabatay, Edirne’ye getirilerek 17 Eylül 1666 tarihinde padişahın gözetiminde padişahın hocası Vanî Mehmed Efendi ve Şeyhülislâm Minkārîzâde Yahyâ Efendi tarafından sorgulandı ve sonuçta kendisinden İslâm’ı benimsemesi istendi. Yahudi hukukunda yer alan hayatın ölüme tercih edilmesi prensibinden hareketle Sabatay müslüman olmayı kabul etti ve Aziz Mehmed adını aldı. Sorgulama sırasında dışarıda bekleyen büyük taraftar kitlesi, Sabatay’ın padişahı ikna ederek Osmanlı orduları önünde Yahudiliğin asıl düşmanı Edom’a (Hıristiyanlık) karşı savaş açacağını düşünürken onu sarıklı bir müslüman olarak görünce büyük hayal kırıklığına uğradı. Kalabalığın önemli bir kısmı Sabatay’ı yalancılıkla itham edip geri dönerken küçük bir grup yanılmazlığı kabul edilen mesîhi takip ederek müslüman oldu ve daha sonra “dönme cemaati” denilen grubun temelini teşkil etti. Diğer küçük bir grup da Sabatay’ın mesîh olduğuna inanmaya devam ederek yahudi Sabatayistler adını aldı. Vanî Mehmed
Efendi’nin gözetiminde sarayda İslâmî eğitime tâbi tutulan Aziz Mehmed Efendi bu eğitim sırasında hem şeriat hem tarikat bilgisi aldı ve Edirne’de bulunan Bektaşî tekkelerini ziyaret etti. Zamanla Kabala ve Sûfîliğin karışımı olan yeni bir teoloji oluşturup mesîhliğinin yeni bir aşamaya geldiğine inanmaya başladı. Vanî Mehmed Efendi ile padişahın gayri müslimleri İslâmlaştırma politikaları çerçevesinde sinagoglara gönderilen Aziz Mehmed Efendi kısa zamanda pek çok yahudinin müslüman olmasına vesile oldu.
1673 yılında Kuruçeşme’de bir evde yaptığı âyin sırasında Aziz Mehmed Efendi’nin bir elinde Kur’an, bir elinde Tevrat olduğu halde görülmesi kendisinin ve taraftarlarının tam müslüman olmadıkları kanaati uyandırdığından Mehmed Efendi bir defa daha yargılandı ve bugünkü Karadağ sınırları içinde bulunan Ülgün’e sürgün edildi. Bu defa da ölüm cezasından kurtulması, Vanî Mehmed Efendi ve padişahın annesi Turhan Sultan ile olan dostluğuna bağlanmaktadır. Mehmed Efendi’nin taraftarları Selânik’te toplanarak sürekli onun ziyaretine gittiler. Selânik’te onun koyduğu prensipler doğrultusunda bir cemaat oluştu, bu cemaat eski hahamlardan Filozofos etrafında teşkilâtlanmaya başladı. Sabatay dördüncü eşi Sara 1671 yılında ölünce Filozofos’un kızı Ayşe ile evlendi, bu evlilik Filozofos ailesini doğal lider yaptı. Üç yıl sürgünde yaşayan Mehmed Efendi hayatının sonlarına doğru eski dinine daha fazla ilgi göstermeye başladı ve Selânik’e gönderdiği son mektuplarının birinde yahudi dua kitabı istedi. Ölümünden önce kendisini ziyarete gelen bir müridine, “Artık herkes evine dönsün” dediği rivayet edilir. Sabatay Sevi 1676 yılında öldü. Bazı taraftarlarına göre ise deniz kıyısında bir mağaraya girerek gözden kaybolmuş, bundan dolayı onun ölmediğine, Hıristiyanlık’ta veya Şîa’da olduğu gibi misyonunu tamamlamak üzere geri geleceğine inanılmıştır. Mezarının Arnavutluk’taki Berat kasabasında olduğu söylenirse de büyük ihtimalle Ülgün’de 1900’lü yıllara kadar Aziz Mehmed Efendi’ye nisbet edilen bir türbededir. Diğer bir görüşe göre mezarı doğum yeri olan İzmir’e nakledilmiştir. Ölümünden sonra Sabatay Sevi’nin mirası devam etmiş, daha çok Selânik’te toplanan inananları eşi Ayşe’nin kardeşi Yâkub Çelebi etrafında birleşmiştir. Ancak daha sonra liderlik kavgası yüzünden önce ikiye, ardından üçe ayrılarak Ya‘kūbîler, Karakaşlar ve Kapancılar adını almışlar ve dönmeler, avdetîler, Selânikliler diye anılagelmişlerdir. XVII. yüzyılın sonlarında yaklaşık 1000 kişi olan cemaat XIX. yüzyılda 10.000 kişiye ulaşmıştır. Modernleşmenin etkisiyle cemaatin geleneksel dinî yapısı bozulmaya başlamış, 1924 yılında Türkiye ile Yunanistan arasında gerçekleşen nüfus mübadelesinde cemaat mensuplarının neredeyse tamamı Türkiye’ye göç ederek varlığını dinî olmaktan ziyade sosyolojik bir cemaat şeklinde sürdürmeye başlamıştır (bk. DÖNME).
BİBLİYOGRAFYA P. Rycaut, The Present State of the Ottoman Empire, London 1668, s. 128-134.
J. Sasportas, Tsitsat Novel Tsevi, Jerusalem 1954.
A. Galland, İstanbul’a Ait Günlük Hâtıralar: 1672-1673 (ed. Ch. Schefer, trc. Nahit Sırrı Örik), Ankara 1949, s. 22-28, 210-211.
H. Graetz, Geschichte der Juden von den ältesten zeiten bis auf die gegenwart, Aus den quellen neu bearb, Leipzig 1897.
M. Attias, Shirot ve Tishbahot shel ha-Shabta’im, Tel Aviv 1948, Önsöz: Yitshak Ben-Zwi.
G. Scholem, Sabbatai Sevi: The Mystical Messiah: 1626-1676 (trc. R. J. Zwi Werblowsky), London 1973.
M. Idel, Kabbala: New Perspectives, New Haven 1988.
Cengiz Şişman, A Jewish Messiah in the Ottoman Court: Sabbatai Sevi and the Emergence of a Judeo-Islamic Community (doktora tezi, 2004), Harvard University.
Günümüzde de bir dönme cemaatinden söz edilmekte, ancak sayıları ve kimlikleri kesin olarak ortaya konulmamaktadır. Dönmeler Türkiye genelinde 30-40.000 kişi civarında tahmin edilmektedir. Bunlar daha çok Edirne, İstanbul, İzmir, Ankara ve Bursa’da yaşamaktadırlar. Yoğun olarak bulundukları yer Selânik olduğu için dönmelere “Selânik dönmesi” de denilmektedir. Bundan dolayı mübadele sonrasında Türkiye’nin çeşitli şehirlerine gelip yerleşen dönmelerden doğum yerleri Selânik olanlar Selânik ismini değiştirmişlerdir. Kapalı bir cemaat hayatı yaşadıkları için dönmeler sır vermemeye özen göstermişler, eskiden olduğu gibi bugün de Türkler’in yanında Türk isimlerini, kendi aralarında ise yahudi isimlerini kullanagelmişlerdir.
Dışişleri, maliye, eğitim, basın-yayın ve üniversiteler başta olmak üzere çeşitli alanlarda görev yapanların yanında özellikle ticaret ve sanayide önemli başarılar elde eden dönmeler de vardır. Bugün Türkiye’nin en etkili aydınları, gazete sahipleri ve köşe yazarları arasında dönmelerin de bulunduğu iddia edilmektedir.
Horasan erlerinden Karaca Ahmed, on dördüncü asırda aşi retiyle birlikte Anadolu'ya geldi. Orhan Gazi'nin ordusunda gaza-lara katıldı. Anadolu'yu mesken tuttu, halkın gönlünde taht kurdu.
Üsküdar'da bugün Karacaah-met ismiyle mâruf semte yerle-şerek talebe yetiştirdi, halkı ir-şåd etti.
Karaca Ahmed, husůsen akıl hastalarını tedavi ederdi.
Karaca Ahmed ulu velî, Uslu olur gelen deli.
sözü buna işarettir.
Karaca Ahmed, on dördüncü asrın sonlarında vefât etti. Muh-telif yerlerde türbeleri ve makam ları bulunmaktadır.
Karaca Ahmed Horasan'dan gelmiş. (Afyon) Karahisar Tez-hüyük civarına yerleşmiş. Orada ki köyde oturan Bey, kâhyasına;
"-Git gör bakalım, şu karşıda çadır kuran yörük mü nedir? Hay-vanları falan da var, anla, kimler-miş görelim." demiş. Kâhya gitmiş. Mevsim baharmış. Bir su kenarın-da aşiret reisi Karaca Ahmed'in söğüt ağacından elma kopardığını hayretle görmüş. Kâhya ona;
"-Bey'im sizi davet eder." de-miş. O da;
"-Bey'e boş gidilmez." diye rek bir mendile elma doldurmuş. Bey'in yanına vardıklarında, Bey; evvelâ vaziyetinden korkmuş, si-hir ve efsun zannederek elmala rı kabul etmek istememiş. Hattå Karaca Ahmed'i kovmaya hazır-lanırken, Bey'in yanında oturan, çoktan beri rühen hasta olan ve bu sebeple feryat-figān içinde ağ layan-çırpınan kızı, Karaca Ah-med'i görünce birden susmuş, sükûnet bulmuş. Bey, Karaca Ah-med'e hayretle bakarak nereli ol-duğunu sormuş,
"-Horasan erlerinden..." ce-vabını alınca, kızına bir nefes ve himmet rica etmiş. Karaca Ah-
YUZAK
MAYIS 20
다
18 ba di
med kıza duâ etmiş. Bey'in kona-ğında birkaç gün misafir kalarak kızı tedavi etmiş. Biricik kızının iyileştiğini gören Bey; minnet, şükran ve sevinç içinde bu meç-hul hekime nasıl ihsan edeceğini şaşırmış. Mukabil olarak;
"-Develerin ve sığırların ara-zimizde serbestçe yayılsın, akşama kadar istedikleri yerde dolaşsınlar. Nereye kadar giderse oradan sınır kesilsin. O yerler senin ve evlâtla-rının olsun." diyerek birçok ara-ziyi Karaca Ahmed'e terk etmiş. O da -şimdi Afyon-Kütahya sını-rında yer alan Karaca Ahmed kö-yüne- ehli ve aşiretiyle yerleşmiş ve yerli köylülerle kaynaşmışlə (Edib Ali BAKI, Karaca Ahmed ve De' Tedavi Yurdu, s. 7-9)
Rabbimiz, biz kullarını kendisi ile baş başa mülā-kat için günde beş vakit huzúruna davet ediyor. İlahi huzúruna da, sadece bu büyük nimete näiliyet için can atan gönülleri kabul buyuruyor. Sonra günde en az lark defa Fatiha Süresi'ni okutmak süretiyle, o müstesnä gönüllere şu duäyı tekrar ettiriyor:
"(Rabbimiz! Bizleri) kendilerine lütuf ve ikram-da bulunduğun kimselerin yoluna (ilet). Gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil!" (el Fati ha. 7)
Peki, niçin?
Çünkü kul, bu fäni dünyanın bir imtihan älemi olduğunu unutmasın. Nasıl ki, her imtihanın kazanan ve kaybedeni varsa, burada da kazanan ve kaybe denlerin olacağını daima hatırlasın. Sayılı nefeslerini bunun idrakiyle tüketsin. Şu üç günlük fäni dünya dan, ebedi olan ahiret yurduna; "Cennetime girl" (el-Fecr, 30) iltifatına mazhar bir sürette çıkabilmenin gayretinde olsun.
Cenab-ı Hak, diğer bir ayet-i kerimede ise, ken-dilerine lütuf ve ikramlarda bulunduğu o pek nasipli kullarını şöyle bildiriyor:
"Kim Allah'a ve Rasûl'e itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine lütuflarda bulunduğu pey-gamberler, sıddīklar, şehidler ve sälih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!" (er-Nisak, 6/7
Elbette ki, Cenab-ı Hakk'ın kendilerine lütuflar-da bulunduğu bu kullanını zikretmesi boşuna değil! Çünkü Rabbimiz mü'minlerden, bu güzide kulların hålleriyle hällenip nzăsı yolunda mesafe kat etmele rini arzu ediyor.
Dolayısıyla;
Kul, evvelä peygamberlerde bulunan sıfatlardan bir hisse alacak.
Mesela sıdk. Insan, Elest Bezmi'nde verdiği sözüne sadık olacak. Doğruluktan asla ayrılmaya-cak. İnsanlar arası münasebetlerde sadåkat vasfını taşıyacak. Kendisi için; "Bu insan sadıktır, sözü gibi özü de güzeldir, yalanı yoktur!" denecek. Çünkü dil, kalbin tercümanıdır. Onun doğruluğu ve eğriliği, di ğer uzuvların hål ve hareketlerine tesir eder. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur:
"Kalbi dürüst olmadıkça kulun îmânı doğru ol maz. Dili doğru olmadıkça da kalbi doğru olmaz." (Ahmed bin Hanbel, Müaned, II, 198)
Peygamberlerde bulunan bir diğer vasıf emânet Mü'min emin insandır. Nitekim Rasûlullah Efendi-miz hakkında söylenen «Muhammedü'l-Emin tabi ri müşriklerin de dillerinden düşmezdi. Hatta onlar emånetlerini kendi yandaşlarına değil. Rasûlullah 'e teslim ederlerdi. Nitekim Hazret-i Peygamber
hot edeceği zaman dahi üzerinde müşriklerin bir anananetleri vardı. Ve ölüm tehlikesine rağmen All Mekke'de bırakıp onlan sahiplerine settirmişti.
Miamin, bu hayatın insana sunulmuş en kıymetli enleet olduğu şuuruyla nefeslerini daima hayırda ecek, serden kaçacak. Yine İslam nimetinin, Rudah Elendimiz den bizlere bir emänet oldu-unutmayacak. Bu din emänetini iyi muha edebilmenin. Peygamber Efendimiz'e olan mu toenmain, dolayısıyla Allah a itaatimizin seviye-gösteren bir ölçü olduğunu daima hatırlayacak.
Diğer bir vasıf ise, fetånet Mü'min; akıllı, bilgi Lade yanık ve firåset sahibi olacak. Aklını, Kur'an Sünnet çerçevesinde kullanacak. Hiçbir zaman ve şeytanın peşinde koşmayacak. Muhatabı cho seviyesinde hitap etmeyi bilecek. Bu hal ise, obem merhaleler kat etmekle mümkün olur.
Br diğer vasıf, ismet. Yani gizli açık her türlü aba düşmekten uzakta kalabilmek, masumluk. Pik bizler måsiyetlerden kendimizi ne kadar ko onuz? Zira herkes, her an ahiret kamesini dumakta. Ahirete nasıl bir yükle gideceğiz? Bu-nikerahat ve yanlışlıklardan ne kaçıyo Ramen bejeansliklardan ne kadaaz, oruç, hagibi zahiri farzların ifasında sergilediğimiz běti farzlar olan merhamet, şefkat, teväzü,
ihlas, sabır, hava, adalet, tefekkür vb. hususlarda da sergileyebiliyor muyuz?
Veya kumar, içki, zinā, hırsızlık gibi zahiri ha-ramlardan kaçındığımız kadar, gurur-kibir, haset, riya, cimrilik, israf, tecessüs, grybet, yalan vb. batıni haramlardan da ictinäb edebiliyor muyuz?
Peygamberlerde bulunan diğer bir vasıf ise tebliğ Mü'min, daima emri bil-mărüf, nehy-i ani'l-münker üzere yaşayacak. Rabbinin lütfuyla gönlünde doğan iman nûrunu, karanlıkta kalmış bü tün gönüllere ulaştırabilmenin gayretiyle çırpınacak. Dili ile tebliğ edecek. Häli ile tebliğ edecek. Ticaretiy le tebliğ edecek. Tebessümüyle tebliğ edecek.
Ayet-i kerimede kendilerine nimet verilen kimse-ler olarak zikredilen bir diğer grup ise «Sıddiklardır. Hazret-i Ebû Bekir Efendimiz sıddıkların başıydı. Onun hayatına baktığımızda, her an Efendimiz'e olan derin bir sadakat ve muhabbet görmekteyiz. Ni-tekim Rasûlullah Efendimiz, onun bu sadakati se-bebiyle Ebû Bekir 'ın dışında hiç kimseden malının tamamını infak etme isteğini kabul etmiyor. Yalnız onunkini kabul ediyor. Hatta bir defasında:
"Ebû Bekir'in malından istifade ettiğim ka dar başka hiçbir kimsenin malından faydalanma dım..." buyurması üzerine. Hazret-i Ebû Bekir gözyaşları içinde:
"Ben ve malım, yalnızca Sen'in için değil miyiz ya Rasülállah?!." demek süretiyle kendisini her şeyiyle beraber Hazret-i Peygamber'e adadığını ve O'nda fani olduğunu göstermiştir.
Yine bir defasında Allah Rasûlü:
"-Çoluk çocuğuna ne bıraktın ya Ebá Bekir?"
diye sual edince de büyük bir îman vecdiyle:
"-Allah ve Rasûlü'nü (bıraktım yå Rasûlallah)!.."
cevabını vermiştir. (Tirmizi, Menākıb, 16/3675)
İşte fedakarlık... İşte aşk ve muhabbet... İşte sıd-dikıyet...
Bizler de bu sadakat, muhabbet ve teslimiyetten hisseler almalıyız.
Ayet-i kerîmede ilāhī lūtuf ve ikramlara nail olduk-ları bildirilen bir diğer zümre ise şehidler"... Şehid-ler. Allah'ın adını yüceltmek için canlarını feda eden kimselerdir. Rabbimiz, bu fedakârlıkları dolayısıyla åyet-i kerîmede onlar hakkında;
"Allah mü'minlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine (verilecek) Cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler..." (et-Tevbe, 111) buyur-muştur. Bizlerin de fedakâr bir mü'min olmamızı arzu ediyor, Cenâb-ı Hak.
Yine âyet-i kerîmede ilâhî nîmetlere nail olan zümrelerden biri olarak "sâlihler» buyruluyor. De-mek ki sälih veya saliha olmamız şart. Rabbimiz kul-larından salih amelleri kabul buyuruyor. Amelleri en güzel kıvamda istiyor kullarından.
Bir düşünelim:
Hakikaten yaptığımız her işi, her gayreti Allah'ın rızasını tahsil niyetiyle mi îfâ ediyoruz? Yoksa in-sanların teveccühlerini üzerimize çekmek, dünyalık bir mevki kazanmak için mi yapıyoruz? Dini, yalnız Allah'a has kılabiliyor muyuz? Amellerimizde bir riyā kokusu var mı? Buna dikkat etmemiz lazım.
Diğer taraftan insan, kendisine ihsan edilen ni metleri, rızası yolunda sarf ederek kalben Allah'a yaklaşır. Lakin nefsânî arzularına dalanların, heva ve heveslerini ilah haline getirdikleri için gazaba uğramış olanların peşine düştükçe de Rabbinden uzaklaşır.
Şu an esir maddesiyle ilgili bir buluş yapıldı Statrajik (Cok önemli) bir buluş yapıldı stratejik sürpriz yapılabilir. esir.Uzay boşluğunu dolduran madde.
TEK DEĞERLİ BİR ŞEY VARDIR. ALLAH C. C.. VE ONUN RIZASI NI KAZANABILMEK. O NU KAYBEDEN NEYİ KAZANMIŞTIR O NU KAZANAN NEYİ KAYBETMİŞTİR. ÇÜNKÜ HERŞEY O NUNDUR.
Peşin hüküm ve hareket bir nevi tembelliktir. Araştırma zahmetine katlanmayanlar, sonunda pek çok zahmetlere katlanmak zorunda kalırlar. İnsanları ufak-tefek hatalarına, kılık-kıyafetlerine bakarak değerlendirmek de son derece yanlıştır.
Olaylar ve şahıslar başkalarının sözü ve gözüyle değerlendiren nice yöneticiler çok büyük zulümlerin, cinayet ve felaketlerin aleti olmuşlar, çoğu zaman bu yüzden kendileri de feci akibetlere uğramışlardır. Altınoluk Şubat 2012 Sayı. 312. R.evvel.1433.
Olaylar ve sahışlar sırf başkalarının sözü ve gözüyle
YanıtlaSil
Yuksel18 Mayıs 2025 09:52 değerlendiren nice yöneticiler çok büyük zülümlerin, ci-nayet ve felaketlerin âleti olmuşlar, çoğu zaman bu yüz-den kendileri de feci akibetlere uğramışlardır.
Sayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi 97 1 Böğür sancısı, böbrekteki damardandır. Bu ayaklandığı zaman bunun ilâcı sıcak bal şerbetidir. Hz. Âişe (r.anha) 97 2 Habâisin (kötülüklerin) hepsi bir odaya konup kapısı kapandı, kilitlendi. Anahtarı içki oldu. Kim ki içki içer, o kapıyı açar ve içine düşer. Hz. Muammer (r.a.) 97 3 Hızır yerde ve İlyas denizdedir.Onlar her gece Zülkarneny'in insanlar ile Ye'cûc-Me'cuc arasında yaptığı set üzerinde birleşirler. Senede bir kere de Hac ve Umre yaparlar ve zemzem içerler. O zemzem, bunlara bir sene yeter. Hz. Enes (r.a.) 97 4 Fena ahlâk, sirkenin balı bozduğu gibi, ameli bozar. Hz. Ali (r.a.) 97 5 Hiç şüphe yok, deccal çıkacaktır. Onun sol gözü kördür. Ve üzerinde beyaz bir ben vardır. Gözsüzleri ve abraşı iyi eder. Ölüleri diriltir. Ve "ben rabbinizim" der. Kim onu tasdik ederse fitneyi deccale düştü. Kim de "Rabbim Allah" der ve böyle ölürse o zaman deccalın fitnesine düşmemiş olur ve ona bir daha fitne ve azab yoktur. Deccal yerde Allah'ın dilediği kadar kalır. Sonra İsa (a.s.) gelir. O Bana vekil ve Benim dinim üzerine gelir. Deccalı öldürür. Ondan sonra kıyamet kopar. Hz. Sumre (r.a.) 97 6 Deccalın sol gözü kör ve alnında "Kafir" diye yazılıdır. Gözlerinin üzerinde de kalın bir perde vardır. Hz. Enes (r.a.) 97 7 Deccal şarktan, Horasan'dan çıkar. Ve ona "kalkan yüzlüler" tabi olur.(Yahudiler ve Horasan Türkleri deccalın yardımcıları olacaklar.) Hz. Ebû Bekir (r.a.) 97 8 Deccal her yere varır, yalnız dört mescidin bulunduğu yere varamaz. Mescidi Haram, Mescidi Medine, Mescidi Aksa ve Mescidi Turi Sina. Hz. Recul (r.a.) 97 9 Dünya mel'undur ve onda bulunan şeyler de mel'undur. Yalnız Zikrullah, Allah'ın sevdiği iyi amel, Âlim ve müteallim haricdir. Beni İsrail'in ilk fitnesi kadınlardan olmuştur. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) 97 10 Duanın, nazil olan ve olmayan belâya da faidesi vardır. Ey Allah'ın kulları! Duaya sarılın. (Allah'a çok yalvarın.) Hz. İbni Ömer (r.anhüma) 97 11 Din nasihattir, din nasihattir, din nasihattir. Soruldu: "Kimin için Ya Resulallah?" Buyurdu ki: "Allah için, Kitabı için, Resulü için, ümera için ve bütün müslümanlar için. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sizi iki sarhoşluk gaşyetti. Hayatı sevmek sarhoşluğu ve cehle razı olmak. Bu sarhoşluğa düştüğünüzde, "emr-i bil ma'ruf" ve "nehy-i anil münkeri" terk edersiniz. O zaman sünnet ve kitaba sahip olanlar, muhacir ve ensardan "sabikûnel- evvelîn" gibidir. (Yani ashab derecesindendir.) Ravi: Hz. Âişe (r.a.) Sayfa: 321 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yuksel30 Haziran 2025 01:41 Allah (z.c.hz.)'leri toprağı Cumartesi günü, dağları Pazar günü, ağaçları Pazartesi günü, hoşa gitmiyen şeyleri Salı günü, nuru da Çarşamba günü yarattı. O toprakta hayvanatı Perşembe günü yaydı. Adem (a.s.)'ı ise Cuma günü ikindiden sonra son mahluk olarak yarattı. Cuma'nın son saatinde ikindi ile akşam arasında. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 278 / No: 9 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yuksel30 Haziran 2025 01:43 Allah imanı müsamaha ve haya içinde yarattı. Küfrü de hasislik ve emel içinde yarattı. Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 278 / No: 3 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yuksel30 Haziran 2025 01:43 Allah (z.c.hz.)'leri Adem (a.s.)'ı yeryüzünün her tarafından aldırdığı toprakla yarattı. Zürriyeti de ona göre meydana geldi. Bu sebeble onlardan bazıları siyah, beyaz, esmer, kırmızı, bazısı da bunların arasında, bazısı yumuşak, bazısı sert bazısı ise halis ve temiz oldu. Ravi: Hz. Ebû Mûsa (r.a.) Sayfa: 278 / No: 4 Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yuksel30 Haziran 2025 01:44 Allah (z.c.hz.)'leri Mekke'yi yarattı ve onu nefse ağır gelen şeylerle ve derecatla bezedi. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 278 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
17 Bir beldede zina ve riba meydan alırsa, onlar (o belde halkı) Allah'ın azabına hak kazanmış olurlar
Hz. ibni Abbas r.a.
18 Şu beş şey zuhur ederse helâk ümmetim üzerine hak olur: Birbirlerile lanetleşme, içki içme, ipekli giyme, çalgılar ve erkeklerin erkeklerle, kadınların kadınlarla iktifa etmeleri.
Kim, ileri gelenlerin izni olmaksızın bir kavmin başına geçerse, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olur. Kıyamet gününde de onun ne farzı, ne de nafilesi kabul olunur. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 415 / No: 4 Ramuz El-Ehadis
1-Beş vakit namazı camide kılan Bismillahirrahmanirrahim demiş gibidir. 2-Ümmetim yıldızlara gidesiye kadar kıyamet kopmayacaktır. Hadis-i Şerif
YanıtlaSilYANITLASİL
yuksel16 Şubat 2020 08:31
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
Bismillahirrahmanirrahim
Elhamdülillah
Allahuekber
Subhanallah
Allahümmesallialaseyyidinamuhammed
Sallaahualeyhivesellem
Estagfirullah
YanıtlaSil
yuksel3 Haziran 2024 05:18
Benden sonra ümmetim üzerine şu üç şeyden korkarım. Devlet reisi ve vekillerinin zulmünden korku duyulması (Hükümde tesir altında kalmak), yıldızların (tesirine) itikad ve kaderi tekzib etme.
Ravi: Hz. İbni Muhaccir (r.a.)
Sayfa: 19 / No: 9
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Haziran 2024 05:06
Sizin üzerinize şu altı şeyden korkarım. Sefihlerin amirliğinden, kan dökmekten, hükmü satmaktan, sıla-i rahmi kesmekten, Kur'an'ı musiki eğlencesine vesile yapmaktan ve askerlerin çoğalmasından.
Ravi: Hz. Avf ibni Malik (r.a.)
Sayfa: 19 / No: 10
Ramuz El-Ehadis
YANITLASİL
yuksel3 Haziran 2024 05:08
Benden sonra ümmetim üzerine şu üç dalaletten korkarım. Hevalara uymak, karın ve şehvetlere uymak ve marifetten sonra gaflete düşmek.
Ravi: Hz. Eflah (r.a.)
Sayfa: 19 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
Evet sabıkan bahsi geçmiş: Avucunda küçük taşların zikir ve tesbih etmesi; "Vema ra meyte iz raheyte sırrıyla aynı avucunda, küçücük taş ve toprak, düşmana top ve gülle hük münde onları inhizama sevketmesi; "Ven şakke'l kamer" nassı ile aynı avucunun parmağıy la Kamer'i iki parça etmesi; ve aynı el, çeşme gibi on parmağından suyun akması ve bir or- duya içirmesi; ve aynı el, hastalara ve yaralılara şifa olması, elbette o mübarek el, ne kadar harika bir mu cize-i kudret-i İlahiye olduğunu gösterir. Güya ahbab içinde o elin avucu küçük bir zikirhane-i Sübhanîdir ki, küçücük taşlar dahi içine girse, zikir ve tesbih ederler. Ve a'da- ya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur. Ve yaralılar ve hastalara karşı küçücük bir eczahane-i Rahmanîdir ki, hangi derde temas et- se derman olur. Ve celal ile kalktığı vakit, Kamer'i parçalayıp Kab-ı Kavseyn şeklini verir; ve cemal ile döndüğü vakit, âb-ı kevser akıtan on musluklu bir çeşme-i rahmet hükmüne girer. Acaba böyle bir zâtın bir tek eli, böyle acib mu'cizata mazhar ve medar olsa; o zâtın Hâlık-ı Kainat yanında ne kadar makbul olduğu ve davasında ne kadar sadık bulunduğu ve o el ile bi- at edenler, ne kadar bahtiyar olacakları, bedahet derecesinde anlaşılmaz mı?..
YanıtlaSilO, bütün resullerin sevuid
mukarrob
Risale-i Nur'dan
YanıtlaSilSeçilmiş Vecizeler Halil Dülgâr
MORALITE
RİSALE-İ NUR DAN SEÇİLMİŞ VECİZELER
YanıtlaSilCismanî ihtiyaç gibi, manevî hâcât dahi muhteliftir. Bazısına insan her vakit muhtaç olur. Cis- me hava, ruha "Hû" gibi. Bazısına her saat: "Bismillah" gibi. Ve hâkeza.
(Nurun İlk Kapısı)
Bismillahirrahmanirrahîm ferşi Arşa bağlar. İnsanî arşa çıkmaya bir yol olur.
(Lem'alar)
"Bismillahirrahmanirrahîm" cümlesi, Arşı ferşe bağlayan ve kâinatı ışıklandıran ve her daki- ka herkes ona muhtaç olan öyle bir hakikattir ki, milyonlar defa tekrar edilse yine ihtiyaç vardır. Değil yalnız ekmek gibi her gün, belki hava ve ziya gibi her dakika ona ihtiyaç ve iştiyak vardır.
(Şuâlar)
Hazine-i rahmetin en kıymettar pırlantası ve kapıcısı Zât-ı Ahmediye (a.s.m.) olduğu gibi en birinci anahtarı dahi "Bismillahirrahmanirrahîm" dir. (Lem'alar)
YORUM
YanıtlaSil"Batı İçin İnsan Haysiyeti Yoktur!"
Batı'nın toplum yapısı, başlangıcından Fransız İhtilali'ne kadar kölelik müessesine dayanır. Batı için, insan haysiyeti diye bir mu- kaddes yoktur. İsa'nın dini, uğradıkları zilletle- ri bir uhrevi saådet hayaliyle unutmak isteyen kölelerin dinidir. Bir kavga silahı değil, bir tes- limiyet ideolojisi... Krallıkla birleşen kilise, Hı- ristiyanlığı, halk yâni en yoksul ve en kalaba- lık sınıf için, hakikî bir afyon haline getirir. Üçüncü sınıf-başka bir tabirle Burjuvazi- zin- cirlerini kırmak için nassa değil, akla dayan- mak zorundadır. Ahlâk, aldatmacadan ibådettir, burjuva devrimcilerine göre... Burju- vazi, insanlararası münasebetlerde fazilete değil, gerçeğe önem verir. Gerçeğe, yâni çıp- lak ve sefil menfaatlara... Liberalizmin üç sü- tunu: Akıl (yâni çıkarların iyi hesaplanması), ferdiyetçilik (yäni egoizm), hürriyet (yani hür bir kümeste, hür bir tilki).
Bu yırtıcı dünya görüşünün ana kaynakla- rından biri de Kalvinizm. Bir ahlâk düzeni de- ğil, bir abesler silsilesi. "Kader, biz doğmadan önce taayyün etmiş. Ya ebedi azaplara mahkûmuz, yahut ilâhî mağfirete mazharız. Amel, fazilet, dua beyhûdedir. İnsan böyle korkunç bir mahkûmiyətə uğrayıp uğramadı- ğını nasıl anlayacak? Hayattaki başarılarıyla. Başarının ölçüsü nedir? Para. Rabb'in sevgili kulları, kazandıkça kazananlardır. "Kapitaliz- min her cinayet ve şenâatına icazet veren bu ahlâksızlığa ahlâk diyor Max Weber. Halıka da, mahlūka da bundan büyük bühtan olur mu? Avrupalı'ya göre medeniyet, bu insan dı- şı temel üzerinde yükselmektedir.
İslâmiyet'e gelince: İnanan bütün insanla- ra eşit haklar tanıyan ve mü'mine kendi kade- rini amelleriyle inşa etmek inancını telkin eden o din-i mübinə görə eşref-i mahlükat olan insan, hem dünyevi, hem uhrevi saadete lâyıktır. Mü'minin tek rehberi vardır: Şeriat. Savaş bile İ'lā-yı Kellmetullah için yapılır.
• Cemil MERİÇ
CISI
YanıtlaSilon defadan ziyade büyük olan dünya tavanındaki
Nyük ehemmiye
uneş avizesine neden bakamıyorlar, takdir ve istih-
mil-
an edemiyorlar?
KES LUTER BEN USKUMRU.. NSSIZLIK
BUNA RAĞMEN
İnsanın sofrasıyla kedinin sofra- sını mukayese ediniz. Buna rağ- men ikincisi büyük bir memnuni- yet gösterirken, birincisi isyan etmekte...
CİHÂD-I EKBER NEDİR?
İnsanın kendi nefsiyle mücadelesine büyük cihad (cihâd-ı ekber), düşmanla çar- pışmasına ise küçük cihad (cihâd-ı asgar) deniliyor. Bunun bir sebebi şudur: İnsan haricî düşmanla çarpışırken ölürse, şehit olup cennete gidiyor. Nef- siyile çarpışırken mağlup oldu- Miyor. Yani insanın Qunikinci cihadı mutlaka kazan- ması lazım. ğundaysa, ebedî hayatını kay-
애 SOK SÜKÜR
muzaffer olmak için de, önce dâhildeki harbi kazan- Diğer taraftan haricî düşmanla yapılacak cihadda mak icab ediyor. Ancak nefsiyle yaptıkları cihadda Muzaffer olan kimseler, düşman karşısında arslanlar Qoçarpışmaya muvaffak oluyorlar.
•Mehmet KIRKINCI
YINE NAMAZ VAKTI GELDI.. FEKILMIYOR POGRUSU..
YanıtlaSilİNSAN VE YÜKÜ
Terazinin bir kefesine deve olmakla yük taşımak, diğer kefesine de insan olmakla ibadet etmek konulsa ve seç- me şansı bize verilmiş olsay- dı hangisini seçecektik? El- betteki insanlığı...
O halde, neden deve yükünü taşırken, biz ibadetimizi yap- mıyoruz?
YUMURTA VE CİVCİV
Yumurta içindeki civcivin kâinattan habersiz olma- sı gibi, biz de kâinat yumurtası içinde âhiretin keyfiyet ve mahiyetinden bîhaber yaşıyoruz. Ölümle bu yu- murtanın kabuğunu delmiş olacağız.
NEDEN BAKAMIYORLAR?
Dolmabahçe Sarayı'ndaki dörtbuçuk tonluk tarihî bir âvizeyi hayranlıkla temâşâ eden insanlar, bu ışık- sız cisme sırf tarihi oluşu ve san'at değeri itibariyle büyük ehemmiyet verdikleri halde dünyadan bir mil- yon defadan ziyade büyük olan dünya tavanındaki güneş âvizesine neden bakamıyorlar, takdir ve istih- san edemiyorlar?
HER
YES
ER KES LIFE
SUR
YanıtlaSilSayı: 193
Nisan 1992
8.000.-TL.
TOR DAV
MÜSLÜMANIN İSLAMİYETE ZARARI OLUR MU?
Son Fravun
• Manevi Deprem ve Sonu
Sende mi Sezaryan?
Fatih'in Ayak İzleri
• Çocuklar Üzerine Oynanan Kumar
• İstanbul Efendileri
Söz Meydanı
YanıtlaSilMidesini dolduran kimse, melekût âlemine yükselemez.
Hz. Muhammed (sav)
Suçludan öc almak adalet, onu bağışlamaksa fazilettir.
Molla Câmî
Ağlamak, kadının tuzağıdır.
Mevlânâ
Bir adamın sual sormasından, onun ne derece akıllı ol- duğu anlaşılır.
Hz. Ömer (ra)
Az anlamak, ters anlamaktan iyidir.
Anatole France
Ya başlamamalı, ya da bitirmeli.
Ovidius
Her bildiğini söyleme, fakat her söylediğini bil!
Marcel Lenoir
Zaman, cemaat zamanıdır.
Bediüzzaman
Devletleri yıkan bütün hataların altında, nice gurûrun gafleti vardır.
Yavuz Sultan Selim
Konuşmak bir ihtiyaç ise, dinlemek bir san'attır.
Geothe
MÜSLÜMAN KADINLARIN DİKKATİNE!
YanıtlaSilKADIN HAKKINDA KUR'AN-I KERİMDE GECEN AYETLER AŞAĞIYA ÇIKARILMIŞTIR.
(Sureler nüzul sıralamasına göre tanzim edilmiştir)
Suresi Adı / Avetler
Suresi Adı / Ayetler
1. Tebbet Suresi, 3,5
28. Kehf Suresi, 80,83
2 Tekvir Suresi, 8,9
29. Nahl Suresi, 57,58,59,72,78,97
3. Leyl Suresi, 1,3
30. Nuh Suresi, 28
4. Felak Suresi, 4
5. Necm Suresi, 32
31. İbrahim Suresi, 41
32. Enbiya Suresi, 90,91
6. Abese Suresi, 34,37
33. Mü'minun Suresi, 5,6,50
7. Buruc Suresi, 10
74. Kıyame Suresi, 39,40
8. Tarık Suresi, 5,8
9. A'raf Suresi, 19,83,189,190
10. Furkan Suresi, 54,74
10 a Şuara Suresi, 165, 166
11. Fatır Suresi, 11
12. Meryem Suresi, 8,14, (16-34)
13. Taha Suresi, 9,10,38,39,40,121
14. Neml Suresi, 19,23,24,29,30, 42,44,55,57
15. Kasas Suresi, 7,9,12,23,26,27,28
16. Isra Suresi, 23,24,32
17. Yusuf Suresi, 21,23,24,25,33, 50,52
18. Hud S. (16 a) 71,73,78,79,81
18.a Hicr Suresi, 59,60,71,72
19. En'am Suresi, 100,101,139
20 Saffat Suresi, 22
21 Lokman Suresi, 14,15
22 Zümer Suresi, 6,15
23 Gafir Suresi, 8,40
24. Fussilet Suresi, 47,
25. Şura Suresi, 11,49,50
26. Zuhruf Suresi, 17,18
27. Ahkaf Suresi, 27
27. a Zariyat Suresi,
34. Maric Suresi, 11,12,29,31
35. Ankebut Suresi, 8
36. Bakara Suresi, 35,36,49,83,102, 178,180,197,215,221,222,223,227, 228, (229-237) arası) 240,241,
282.
37. A. İmran Suresi, 14, (35-37), 40,42,43,47,61,195.
38. Hadid Suresi, 12,13,18
39. Mümtehine Suresi, 10,11,12.
40. Ahzab Suresi, 4,6 (28-37), (49-53), 55,58,59,73
41. Nisa Suresi, 1,3,4,7,11,12,15,19, 21,23,24,25,34,35,43,92,98,117, 124,127,128,129,130,176.
42. Muhammed Suresi, 19.
43. Ra'd Suresi, 8,23,38.
44. Talak Suresi, 1,2,4,6,7.
45. Nur Suresi, (2-6), 9,12,23,26, (31-33) 58,60,61.
46. Hac Suresi, 2.
47. Mücadele Suresi, 1,4.
48. Hucurat Suresi, 11,13.
49. Teğabün Suresi, 14,15.
50. Fetih Suresi, 5,6.
51. Maide Suresi, 5,6,38,39,75
52. Tevbe Suresi, 67,68,71,72.
NOT:1:35 Suresi, 28,30 Mekkede: 30-52 nunua sureler ise Medine'de Nazil olmuştur. 29
Serviati ya
İSLÂM KAN VE KILINÇ DEĞİLDİR!...
YanıtlaSilHak'tan aldığını Halka vermek düsturu Peygamberlerin, mücahidlerin, alimlerin ve tüm mü'minlerin temel vasfıdır. Her eğriyi, her arızalıyı, her noksanı müsbet yönden düzeltmeye yönelik bir hizmet yapısı, bu dinin ruhunda olan bir vakıadır. Merhamet ve şefkat silahı ile en azılı düşmanı bile yola getirmenin usulünü Kur'an'dan alan her mü'min, sıfatı İslam'da bulunan bir değerdir.
İnsan vücuduna düştüğünde, elbisesine bulaştığında namazına mani olan kan, Allah yolunda müslümanın vücudundan akınca misk kokusundan daha kıymetli ve itibarlıdır. Dış görünüşü ile insana bir korku ve sevgisiz ge- len kılınç, İslam adına icraata alet edildiğinde adaleti, eşitliği, intizamı, sosyal dengeyi tem- sil eden bir kıymettir.
Ömrünün sermayesini Allah'ın yolunda ve O'nun nizamını hakim kılmakta geçiren her mü'minin bir elinde Kur'anı ve diğer elinde kılıncını tutmasının sebebi, yine inandığı. İslam'dan kaynaklanır.
Mevcut sistemlerin harp ve baskınlarını, insan hayatına verdikleri önemsizliği ölçü ka- bul eden zihniyetin sahipleri, İslam'ı kan akıtan, insan öldüren, asan, kesen bir din ola- rak kabul etmişlerdir. Halbuki mazimizdeki tat- bikatı ile hiç bağdaşmayacak olan bu fikir, an- cak fikirleri İslâmlaşmamış olanlara münasip olan bir fikirdir.
Her müslüman şuna inanır ki, dünyanın sevk ve idaresi meşru olarak müslümanlara ve- rilmiştir. Müslümanlar bu meşru haklarını kul- lanırken iki temel esasa ve iki temel silaha baş vururlar. Bunlar: Kur'an ve Kılınçtır.
Gücü, kuvveti olmayan bir din, müslümanların dini olamaz. İslam gibi cihan şümul olan bir dinin güç ve kuvvetinin temsil- ciliğini ise kılınç yapmaktadır. Sadece son çare olarak bu güç ve kuvvet, hemencecik baş ucunda bekleyen Kur'ana göre harekete geçer. Bir kafirin boynu alınacaksa, nefis adına değil, İslam adına alınır. Ve kılınç sadece İslam'a alet olur. Nefislere, heva ve arzulara menfaat ve çıkarlara hiç bir zaman alet olamaz.
Dünyayı bir zamanlar beşik gibi sallayan Roma, elindeki gücünü sorumsuzca kullanmış ve zalim olmuştur. Zamanla mazlum olanlar za- limden hakkını almıştır.
Tevrat ve İncil gibi iki semavi kitaba inandığını söyleyen Amerika ve yandaşları el- lerindeki güç ve kuvvetini yine sorumsuzca kullanmaktadırlar. Ezenlerin başı durumunda olan bu devlet ve yan kuruluşları, zamanla so- rumsuzca kullandıkları bu güçlerinin hesabını vereceklerdir.
Tarihin hiç bir bölümünde Müslümanların elinde bulunan ve İslam devletinin gücünü tem- sil eden kılınç ise, hep İslâm adına ve in- sanlığın hayrına kullanılmıştır. Sezar adına, Mao adına, Stalin adına, falan adına, filan adına, kullanılan güç ve kuvvet ancak sermaye faturasını hazırlar. İslam'da ise sadece Allah adına iş yapılır. O iş ise meşrudur. Meşru olan amellerde ise zulüm kokusu bulunamaz.
Kapaktaki görüntü, işte bu yazının muh- tevasını anlatmak istemektedir..
RIBAT
ÖLEN: MÜNAF
YanıtlaSilRIBAT ayna talami stergi
Yıl: 7-Sayı: 83
Kasım. 1989 Hicri 1410, Reblulähir
Yazışma Adresi:
Katlı Otopark üstü Mevlâna Çarşısı Kat:2 No: 206 KONYA (33) 12 33 65
Sahibi ve
Yazı İşleri Müdür
Abdullah BÜYÜK
Yillik Abone
7.500 TL
Talebe
5.000
Yurtdışı
25 DM
Fiat:
700 TL
(KDV. Dahil)
Posta Çeki
334847
Posta çekine göndersken, nol Asmina niçin gönderildiyi ayrıca yazışmalarda, isim, seyism ve ad resin açık olarak belirtmesi gereke Dergide yayınlanması için gönderilen yazılar yayınlansın veya yayınlanmasın geri iade edilmez Dergimizden Abbas yapmak sor bestte
BASKI
SEBAT OFSET
Matbaacılar sitesi 75 11 88 64 KONYA
LÜMAN KADIN
YanıtlaSilKADIN HAKKINDA KUR'AN-I
ASAĞIYA CIS
(Sureler nüzul sıralamasın
Suresi Adı / Avetler
1. Tebbet Suresi, 3,5
2. Tekvir Suresi, 8,9
3. Leyl Suresi, 1,3
4. Felak Suresi, 4
5. Necm Suresi, 32
6. Abese Suresi, 34,37
7. Büruc Suresi, 10
7a. Kıyame Suresi, 39,40
8. Tarık Suresi, 5,8
9. A'raf Suresi, 19,83,189,190
10. Furkan Suresi, 54,74
10.a Şuara Suresi, 165, 166
11. Fatır Suresi, 11
12. Meryem Suresi, 8,14, (16-34)
13. Taha Suresi, 9,10,38,39,40,121
14. Neml Suresi, 19,23,24,29,30, 42,44,55,57
15. Kasas Suresi, 7,9,12,23,26,27,28
16. İsra Suresi, 23,24,32
17. Yusuf Suresi, 21,23,24,25,33,
50,52
18. Hud S. (16 a) 71,73,78,79,81
18.a Hicr Suresi, 59,60,71,72
19. En'am Suresi, 100,101,139
20. Saffat Suresi, 22
21. Lokman Suresi, 14,15
22. Zümer Suresi, 6,15
23. Gafir Suresi, 8,40
24. Fussilet Suresi, 47.
25. Şura Suresi, 11,49,50
26. Zuhruf Suresi, 17,18
27. Ahkaf Suresi, 27
27.a Zariyat Suresi, 28,30
NOT: 1-35 numaralı sureler Mekkede, olmuştur.
LARIN DİKKATİNE!
YanıtlaSilKERİMDE GECEN AYETLER CARILMIŞTIR.
a göre tanzim edilmiştir)
Suresi Adı / Ayetler
28. Kehf Suresi, 80,83
29. Nahl Suresi, 57,58,59,72,78,97
30. Nuh Suresi, 28
31. İbrahim Suresi, 41
32. Enbiya Suresi, 90,91
33. Mü'minun Suresi, 5,6,50
34. Maric Suresi, 11,12,29,31
35. Ankebut Suresi, 8
36. Bakara Suresi, 35,36,49,83,102, 178,180,197,215,221,222,223,227, 228, (229-237) arası) 240,241, 282.
37. A. İmran Suresi, 14, (35-37), 40,42,43,47,61,195.
38. Hadid Suresi, 12,13,18
39. Mümtehine Suresi, 10,11,12.
40. Ahzab Suresi, 4,6 (28-37), (49-53), 55,58,59,73
41. Nisa Suresi, 1,3,4,7,11,12,15,19, 21,23,24,25,34,35,43,92,98,117, 124,127,128,129,130,176.
42. Muhammed Suresi, 19.
43. Ra'd Suresi, 8,23,38.
44. Talak Suresi, 1,2,4,6,7.
45. Nur Suresi, (2-6), 9,12,23,26, (31-33) 58,60,61.
46. Hac Suresi, 2.
47. Mücadele Suresi, 1,4.
48. Hucurat Suresi, 11,13.
49. Teğabün Suresi, 14,15.
50. Fetih Suresi, 5,6.
51. Maide Suresi, 5,6,38,39,75
52. Tevbe Suresi, 67,68,71,72.
36-51 numaralı sureler ise Medine'de Nazil
29
NOT: 1-35 numaralı sureler Mekkede; 36-51 numaralı sureler ise Medine'de Nazil olmuştur.
YanıtlaSil29
MÜSLÜMAN KADINLARIN DİKKATİNE!
YanıtlaSilKADIN HAKKINDA KUR'AN-I KERİMDE GEÇEN AYETLER AŞAĞIYA ÇIKARILMIŞTIR.
(Sureler nüzul sıralamasına göre tanzim edilmiştir)
Meligin yurdu olarak çizilmeye çally tür alş verişe rağmen, kültür ve teknoloji alışveri şine rağmen bu tasnif ortadan kaldırılamamakta- dir. Bu tasnifi ortadan kaldırmak bir yana, zorun- lu bir tasnif haline getirmek istemektedirler. Bati tanımının yaptığı çağrışımla, Doğu tanımının yap- tığı çağrışım çok farklı izler bırakıyor. Bat'lılar hangi etiketi uygun görüyorlarsa halklara bu eti- ketler kullanılıyor. Bütün bu yapılanlar, Allahın arzını çeşitli kategorilere göre sınıflandırmalar, hep İslam ve Müslümanlar nedeniyle yapılıyor. Sö- mürge kültürünün suladığı topraklarda yaşayan üst sınıflar İslama karşı oldukları kadar diyelim ki Hıristiyanlığa karşı değildirler. Yani İslama karşı oldukları kadar bir başka din'e karşı değildirler.
YanıtlaSildinidin Qulit
Çünkü Hıristiyanlık modern Batı toplumlon
TEVHİDİ GERÇEKLİĞİN IŞIĞINDA
YanıtlaSilatasoy müftüoğlu
Nehir
nehir yayınları 14 düşünce dizisi : 3
YanıtlaSilKapak Aycan Grafik'te hazırlatıldı, kapak baskısı Orhan Ofset'te, dizgi baskı ve cüt işleri ise Bayrak Yayımcılık Matbaacılık Tesislerinde yap- tırıldı.
Nehir Yayınları
İstanbul
1986
Sö- mürge kültürünün suladığı topraklarda yaşayan üst sınıflar İslama karşı oldukları kadar diyelim ki Hıristiyanlığa karşı değildirler. Yani İslama karşı oldukları kadar bir başka din'e karşı değildirler.
YanıtlaSilretler vardır. Günümüz dünyasında Müslumanları doğrudan ilgilendiren pek çok gelişme bulunmak tadır. Bütün bu gelişmelere athinlerimizi ve yürek lerimizi açmamız Rabbimizin bir buyruğudur bize. Bütün bu gelişmeleri takip ederek, bunlardan ala- cağımız derslerle Şeytan'a ve şeytani olana alet ol maktan, dünya müstekbirliğinin emellerine alet olmaktan korunmuş bulunacağız. Allaha gereği g bi kulluk etmenin en önemli şartlarından biri de bilindiği gibi tağut'tan ve tağuti olan her şeyden sakınmaktır.
YanıtlaSilMuvahhidler aldıkları her soluğu büyük bir imkan ve fırsat bilerek, tevhidi gerçekliğin sapma kabul etmez temsilcileri olduklarını göstermelidir ler. Tevhidin berrak sularına inenler, orada Allah' in sonsuz bağışlarıyla karşılaşacaklardır. Tevhidi düşünceyi ve tavrı nokta nokta bütün bir sinesi ne nakşedenler için kurtuluş yolları açılmaktadır.
Dünyamız bir gün değişecekse ki değişecektir, bunu bütünüyle tevhidin rengine bürünmüş mu vahhidler değiştireceklerdir.
Her şeyin en güzelini, en güzel şekliyle bilen alemlerin Rabbi Allah'a hamdolsun.
dini, onlarla duyurur kendini. Bir surdur mutluluk insanı ko- ruyan, karaduygulardan, karabasanlardan.
YanıtlaSilUmutsuzluğa düşen yalnızlığa düşmektedir. Yalnızlık da
umutsuzluk da çürütmektedir insanı. Yalnıza ve umutsuza bütün kapılar kapanmıştır. Çağdaş insan, mutluluğu duy- madan göçecektir dünyadan. Onun için mutluluk bir anlık bir şeydir. Bırakıp giden bir şeydir. Özlenen bir şeydir. Ki mı zaman ve kimi olaylar karşısında duyduğu yapay bir duygudur bu. Kimi zaman göstermelik bir sahte avunma- dır, kimi zaman gösteriye dayalı bir tesellidir. Boş bir tesel- lisidir bu, bugünkü insanın. Onun bildiği mutluluk, sözcük- lerde bir mutluluktur, dileklerde bir mutluluktur.
Mü'minin kendisi bir mutluluktur. O beşikten mezara kadar yalnız bırakılmamıştır. Yalnız kalmak istese bile, yalnız bı- rakılmamaktadır. Mü'min bunu hep bir güvence sayar. Yal- nızlığa düştüğünde kendini toplumun dost sıcaklığında bu- lur. Hakikatin sunduğu her şey ne de güzeldir. Bu güzellik- leri duyan kurtulmuştur, düşünen kurtulmuştur, kuşanan kurtulmuştur, yayan kurtulmuştur. Mü'min bir yapı içinde kopma yoktur, ayrı düşme yoktur. Nitekim Peygamberimiz larve günahları
Hakikatin sunduğu her şey ne de güzeldir. Bu güzellik- leri duyan kurtulmuştur, düşünen kurtulmuştur, kuşanan kurtulmuştur, yayan kurtulmuştur.
YanıtlaSilVAKTİ KUŞANMAK
YanıtlaSilAtasoy Müftüoğlu
Denemeler
Akabe Yayınlan 1902
1982
YanıtlaSiltında tutulmaktadır. Kutlu Belde'de talipeng miş zamanlarda bile az rastlanabilecek bir saltanat kurulmuştur. Butun biz Arsالساما sadece bir kabilenin adıyla amimaktadır. Bu k bile Allah'ın yurdunu, kendi yurtlanya diledikleri gibi ve diledikleri yolda degetengila bir delxlebe ve ihtişam içerisinde kullanmaktadırlar. Müslümanlar için günümüzde Arabistan'a gitmek Sovyet Rusya'ya gitmekten daha zor bir hale geli rilmiştir.
YanıtlaSilMüslümanlar, Arabistan Yarımadasında ege men kabile Şeflerinin izni dışında bir yerden bir yere gitme özgürlüğüne sahip değildirler. Mij manlar bu özgürlüğe sahip değildir ancak Ameri kalı ortakları diledikleri yere, diledikleri şekilde girme özgürlüğüne sahiptirler. Mekke Sultanları nın müşavirliğini üstlenen binlerce Amerikalı Kutlu Belde'de Amerikanci politikalar üretiyor- lar. Mekke fiilen Amerikanci politikaların gall altındadır ve fakat buna rağmen Arabistan lela mi yönetim biçiminin uygulandığı bir ülke olarak anılmaktadır. Dünyanın pek çok yerinden Mekke ya da Medine'ye muhaceret eden yüzlerce falám alimi bu işgali büyük bir kayıtsızlıkla karşıla maktadırlar. Amerika Arabistan yönetimini böl gede ortaya çıkabilecek siyasi ve tevhidi boyutlu İslami hareketlere karşı korumakta ve bu çizgi deki gelişmeleri bastırmak için Arabistan'ı bir merkez olarak kullanmaktadır. Buna ilaveten Ara- bistan yönetiminin lüks ve ihtişam içindeki yaşa yışı dillere destan olmuştur. Ancak binbirgece ma sallarına konu teşkil edebilecek çaptaki sefahati dünyada duymayan kalmamış ve fakat her naal sa bütün dünyanın bildiği bu iğrenç gerçekler hor
47
yu Hacen giden yığınların bilgisi dışında tutula bilmiştir
YanıtlaSilmiştir bütün kavmi olguları bünyesinde eriten bir inleti hüviyeti içerisindedirlerkabel län yönlere bakar, bütün yönlere ışık verir, bütün hepimizin yurdudur, hepimizin evidir. Ancak bu ek şimdilerde sadece bu satırlarda kalmakta ger Kabe Arabistan Sultanlarının yurdu ve evi daline getirilmiştir. Hiç birimis dilediğimiz za man, dilediğimiz gibi Kabe'yi ziyaret etme hak kına sahip bulunmamaktayız. Hac'da İbadetler bi le sıkı bir denetim altında yerine getirilebilmekte dir. Hac'da Müslümanlar kafirleri kınama hakkı na sahip değildirler. Hac'da Müslümanlar Ameri ka'yı, İsrail'i, Rusya'yı kınadıklarında kırbaçtan geçirilmektedirler. Arabistan yönetimi milyonla rın hiç bir şeyin ayırımına varmadan, hiç bir şe yin hesabını sormadan, İslâmi gerçeklerin gerek. lerini yerine getirmeden bir sürü halinde Mekke ve Medine'ye gidip gelmesini arzulamaktadırlar. Kåbe ki bütün bir dünyevi ayrılıklara rağmen bi- zi etrafında topluyor, bizi etrafında toplamaya muvaffak oluyor tek bir duygu yumağı halinde, bizim de Kabe'ye özgü bütün anlamları özenle ko- rumamız gerekiyor. Kâbe ki her şeyin merkezidir, tevhidin merkezidir, imanın ve hayatın merkezi- dir, oraya yönelen bütün dikkatler Allah'tan kar şılıklar alırlar.
Hac bir kez olsun gerçek anlamı doğrultusun da gerçekleştirilmiş bulunsaydı, Mekke kurtula- caktı, Kudüs kurtulacaktı. Ne yazık ki müslüman- lar üzerinde yoğunlaştırılan baskılar Müslüman
48
2699. Alim, ilim, amel cennettedir. Alim bildiği ile amel etmezse, ilimle amel cennette olur, amelsiz alım ise cehennemi bogmel ٢٧٠٠ - العالم إذا أراد بعلمه وجه الله هَابَهُ كُلُّ شَيْى وَإِذَا اراد به ان يُكر
YanıtlaSilالكلور هاب من كل شيئ الديملي عن انس)
2700. Alim, ilmi ile Allah'ın rızasını kasdederse her şey ondan korkar, eğer onunla menfaatini kasdederse, o herşeyden korkar.
۲۷۰۱ - الْعَالِمُ عَالِمَانِ عَالِمٌ طَلَبَ بِعِلْمِهِ اللَّهُ لَمْ يَأْخُذُ عَلَيْهِ طَمَعًا وَلَمْ
يشترى به ثمنا وعالم طلب بعلمه الدُّنْيا واشْتَرَى بِهِ ثَمَنًا وَاحَدٌ عَلَيْهِ طمعا بخل به على عباد الله يُلْحِمُهُ اللهُ يَوْمَ الْقِيمَةِ بِلِجَامِ مِنْ نَارٍ فَيُنَادِي عَلَيْهِ مَلَكَ من الملكة الا ان هذا فُلان بن فلان أَتَاهُ اللَّهُ فِي دَارِ الدُّنْيَا عِلْمًا فَاشْتَرى به ثمنا واخذ عَلَيْهِ طَمَعًا فَلا يَزَالُ يُنَادِى عَلَيْهِ حَتَّى يَفْرُعَ مِنَ النَّاسِ ثُمَّ
يصنع الله به ما احب الديلمي عن ابن عباس)
onu 2701- Alım ikidir: Alim vardır ki, ilmi ile yalnız Allah'ın rızasını kasdetmiştir. Kimseye esirgememiş, onu hiçbir para ile değiştirmemiştir. Bir alim de vardır ki, ilmi ile yalnız dünyayı kasdetmiştir. Onu paraya değiştirmiştir, tamahkâr davranıp onu Allah'ın kullarından esirgemiştir. İşte bu tip alimi Allah kıyamet gününde ateşten dizgine vuracaktır. Meleklerden bir melek ustünden şöyle bağıracaktır: "İşte bu, falanoğlu falandır. Allah ona dunya hayatında ilim vermiştir de o bunu paraya değiştirmiştir. Tamahkâr davranmıştır. Allah, ona dünya hayatında ilim vermiştir de o bunu paraya değiştirmiştir. Tamahkâr davranmıştır." Allah, ona sevdiğini kaybettirip insanlardan ayırıncaya kadar, o melek böyle bağırıp duracaktır.
۲۷۰۲ - لِعَارِيَةٍ مُؤَدَّاتٌ وَالْمِنْحَةُ مَرْدُودَةً وَالدَّيْنُ يُقْضَى وَالرَّحِيمُ غَارِمٌ
عب ط م د ت ن ه طب ق قط ض عن ابي امامة)
2702. Kullanmak için alınan geri verilir, hediyenin de karşılığı verilir, borç ödenır, kefil ödeyıcıdir
647-
Devlet Idaresi 600
YanıtlaSilansırın, oldu-bittiye getirildi, diyor diye nakletmiş. Bunun üzerine Hz. Omer:
.-Allah'ın izni ile akşamleyin, herkesin içinde bunların hakkını yı yen bu cemaate hesap soracağım dedi. Ben ise,
-Ey mü'minlerin emiri! Bundan vazgeç. Çünkü bu mevsimde bu raya her türlü insan gelir, kavga gürültü çıkabilir. Sen kalkıp konuşur ken üzerine yürüyenler olur. Onları kızdıracak bir söz söylemenden kor kuyorum. Onlar, senin sözlerini anlayıp değerlendirebilecek durumda de ğildirler. Fakat, Resülüllah'ın şehri ve hicret yurdumuz olan Medine'ye varalım. Ulemă ve eşraf ile başbaşa kalarak rahatlıkla istediğini konuşa bilirsin. Hem sözlerine itibar edilir, hem de dediğin anlaşılır dedim. Bunun üzerine Hz. Omers
-Sağ salim, Medine'ye varırsam, ilk toplantıda bunları anlataca ğım dedi. Zilhicce ayının sonlarına doğru, bir cuma günü Medine'ye ha reket ettik. Ben gece gündüz, soğuk sıcak demeden yoluma devam ettim. Medine'ye vardım. Benden önce gelen, Mescidde Minberin sağ direğinin dibinde oturan Said b. Zeyd'i buldum. Onunla diz dize gelecek şekilde oturdum. Hz. Omer'den önce gelmiştim. Zeyd'es
Hz. Omer, bu akşam, bu minberde, şimdiye kadar kimsenin söy lemediği sözler söyliyecek dedim. Said buna inanmıyaraks
Kimsenin söylemediği sözler söyliyeceğini sanmıyorum.. diye karşılık verdi. Biraz sonra Hz. Ömer gelerek Minbere oturdu. Müezzin
ezanı bitirince, ayağa kalktı. Allah'a hamd ve sena ettikten sonras
-Ey insanlar, bundan sonra fazla yaşayıp, yaşamıyacağımı bilmi
yorum. Size hatırınızdan çıkmaması gereken bazı şeyler söyliyeceğim. Bu sörlerin manasını kavrayanlar, bunları hatırlarında tutanlar her gittikle ri yerde söylesinler, anlatsınlar. Bunları hatırlarında tutamıyanların be nim adıma bazı şeyler uydurarak anlatmalarına müsaade etmiyorum. Allah, Muhammed (sav) i hak, din ile göndermiştir. Ona kitab indirmiş tir. Allah'ın indirdiği şeyler arasında recm hyeti vardı. Bu ayeti okuduk, ezberledik ve üzerinde düşündük. Resülüllah suçluları recm etti. Ondan sonra bir de recmettik. Zamanla, bazılarının, biz Kur'an'da recm byetini bulamıyoruz, diyerek, Allah'ın indirdiği emri terkedip, dalšlete düşmele rinden korkuyorum. Evli bir kadın veya erkeğin zina etmesi halinde, detil ikáme edilir, veya zinadan mütevellit kadının çocuğa kaldığı tesbit edilir, yahut tina edenlerin itirafı halinde, zina edenlere Kur'andaki reem bye tinin tatbiki farzdır. Ve yine biz, Kur'an da: Öz babalarınızın dışında kileri baba kabul etmeyin. Başkalarını baba kabul etmekle kendiald
Reem: Zina rury işleyen evli erkek ve kadına, verilen cazador. Suslu kelins ke dar toprağa gömüldükten song, herkes tarafından taglanarak Bildwater
F39
610 Müslümanlık
YanıtlaSilinkâr etmiş olursunuz." âyetini okuyorduk. Ve yine biz Resûlüllah'ın: Meryem'in oğlu İsa (a.s) nın ilâhlık derecesine çıkarıldığı gibi, beni de medihte fazla ileri gitmeyin. Ben sadece bir kulum. Bana, Allah'ın kulu ve Resûlü deyin.» buyurduğunu biliyoruz. Sizden birinizin şöyle dediği kulağıma geldi: Ömer ölürse falan'a biat edeceğim. Kimse, Ebû Bekr'e (r.a) yapılan biat, ansızın, oldu bittiye getirildi, diyerek, ileri geri konu- şup fitne çıkarmasın. Evet, Ebû Bekre (r.a) yapılan biat ansızın oldu. Ama Allah, bu sebeple doğacak bir çok fitneye fırsat verdirmedi. Ayrıca da, bu gün dahî içinizde herkesin itaat edeceği Ebû Bekr (r.a) gibisi var mı? Resûlüllah'ın Rabbime kavuştuğu gün All (r.a), Zübeyr (r.a) ve bera- berindekiler, Resûlüllah'ın kızı Fatıma'nın evinde bulunuyorlardı. Ensa- rın hepsi de, Beni Sâide sakifesinde toplanmışlardı, Muhacirler de, Ebû Bekr'in yanına geldiler. Ben kendisine:
-Ya Ebå Bekr! Haydi, kardeşlerimiz Ensarın yanına gidelim.>> dedim. Onların bulunduğu yere müteveccihen yola çıktık. Yolda bize, sözlerine itimat edilir, iki kişi rastgeldi. Bize:
<<<- Böyle nereye, ey Muhacirler?» dediler. Ben:
Kardeşlerimiz Ensarın bulunduğu yere.» dedim.
-Onların yanlarına varılacak zaman değil. Kendi işinize bakın
ey muhacirler!» dediler. Ben:
<< - Vallahi onların yanına gideceğiz. dedim. Yolumuza devam ede- rek, Benî Sâide sakîfesinde Ensarın yanına vardık. Bir de baktık ki, on-
lar toplanmışlar, aralarında da her tarafı örtülü yatan biri var.
<<<- Bu kim?» diye sordum.
-Sa'd b. Ubade.» dediler.
<< - Nesi var?» dedim.
-Hasta. dediler.
Oturduğumuz zaman içlerinden biri kalkarak, Allah'a hamd ve sena ettikten sonra :
<-Biz, Allah'ın, «yardımcılar» ismini verdiği kimseleriz. İslâmın
ordusuyuz. Sizse ey muhacirler! Peygamberimizin yakınlarısınız. İçiniz-
den bir gurup gelip bizim devletimizi ellerine geçirip gaspetmek istedi- ler.» dedi. Ebû Bekr (r.a) sesini çıkarmayınca, ben cevap vermek istedim. Kafamda güzel bir cevap hazırladım. Hiddetimi gizleyerek, Ebû Bekr'in yanında tam söze başlıyacaktım ki, Ebû Bekr:
-Hele dur, ya Ömer. dedi. Ben de onu kızdırmak istemedim. Ebû Bekr (r.a) konuştu. Ebû Bekr daha soğukkanlı ve daha veciz konu- şurdu. Benim düşündüklerimin hepsini büyük bir bedâhetle konuştu. Ve şöyle devam etti:
Bu âyet mensuhtur.
ma mair.
YanıtlaSilZaten zaman ve zemine göre, mensuh olan bir ayetin hükmü yeniden geçerlilik kazanabilir. Nitekim günümüzde, reddetmeye güç bulamayacak-
111
RÛHU'L - FURKĀN
YanıtlaSilTEFSİRİ
Cild: 11
HAZIRLAYANLAR: Hazrat-ü Mevlânâ eş-Şeyh Mahmud en-Nakşibendî el-Müceddidi el-Hâlidî el-Ûfî (Kuddise Sirruhû) Riyasetinde ilmi bir heyet
Ahıska yayınevi
İSTANBUL - 2011 2. BASKI
RÛHU'L - FURKĀN
YanıtlaSilTEFSİRİ
Cild: 11
HAZIRLAYANLAR: Hazrat-ü Mevlânâ eş-Şeyh Mahmud en-Nakşibendî el-Müceddidi el-Hâlidî el-Ûfî (Kuddise Sirruhû) Riyasetinde ilmi bir heyet
Ahıska yayınevi
İSTANBUL - 2011 2. BASKI
Hangi Emir ki, ümetimden bir zümreye sahib oldu, onlara (din ve dünya hususunda) nasihat etmez ve kendi işi için çalıştığı gibi onlar için de çalışmazsa, Allah ona kıyamet gününde yüzü koyun Cehenneme atar.
YanıtlaSilRavi: Hz. Makul (r.a.)
Sayfa: 181 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
Hangi kadın ki velisinin izni olmadan evlenmişse, nikahı batıldır. Nikahı batıldır. Nikahı batıldır. Zifaf olmuşsa kadın için mehir hakkı vardır. Bir kadın ki velisi yoktur. Velisi sultandır.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 181 / No: 8
Ramuz El-Ehadis
Hangi adam ki bağışlaması ile, Allah'ın hadlerinden birinin tatbikini önlemiş (veya hafifletmiş ise) o işten geri dönünceye kadar Allah'ın gadabında kalır. Hangi bir adam da bilmediği bir husumet hakkında bir müslümana karşı öfkesini (şiddetlendirip sürdürürse) o adam, Allah'ın emrine karşı inadlık etmiş olur ve kıyamete kadar Allah'ın laneti onun üzerine olur. Hangi bir adam da bir müslüman aleyhinde, onda olmıyan bir şaiya çıkarır ve iftira ile o müslümanı küçük düşürürse, o kimse söylediğinden vaz geçinceye (nedamet duyuncaya) kadar, Allah onu Cehenneme yaklaştırır.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebud Derda (r.a.)
Sayfa: 181 / No: 9
Ramuz El-Ehadis
284
YanıtlaSilBIR HADIS
İsra olayında Resûlullah'a üç şey verilmiştir: Beş vakit namaz ve Bakara suresinin son ayetleri verilmiş, ümmetinden Allah'a şirk koşmayanların büyük günahları mağfiret olunmuştur. (Muslim, Iman, 279)
UZAKLARIN EN YAKINI MESCİD-İ AKSA
Yeryüzünün ilk mabedi Mescid-i Haram'a mesafesi sebebiyle uzak ola- rak adlandırılan Mescid-i Aksa, içinde insanların Allah'a ibadet etmeleri amacıyla yapılan yeryüzünün ikinci mabedidir. (Müslim, Mesacid. 1. 2) Mescid-i Aksa'nın çevresi Allah tarafından mübarek kılınmıştır. (Isra, 17/1) Zira onda dinin ve dünyanın bereketi birleşir: Üzüm asmaları, hurma, incir ve zeytin ağaçlarıyla, onları sulayan ırmaklarla bezeli mukaddes toprakları (Maide, 5/21) nice peygamberlerin nübüvvet ve ibadet mahalli olmuş, yeri ve göğü vahyin nüzulüne şahitlik etmiştir. Mescid-i Aksa, İslam'ın tarihi hakikatinin bir şiarı olarak yeryüzünde yükselmiştir; yüklendiği bu misyonla Müslümanların ilk kıblesidir. Mukaddes toprakların kalbi olarak uzakları kendine yakın ey- lemiştir. Hz. Peygamber'in Mescid-i Haram'dan başlayan İsra'sı, Mescid-i Aksa'da nihayet bulmuş, Mescid-i Aksa'dan sidretü'l-münteha'ya Mirac'ı ile de ilahi tecellilere mazhar olmuştur.
6
YanıtlaSilNAMAZA DURMAK, TEVHİDİ ANLAYIŞ VE DAVRANIŞ BİÇİMLERİ DIŞINDA HİÇBİR ŞEYE İTİBAR ETMEMEKTİR. NAMAZ, HAYATIN RABBANÎ BİR ROTAYA OTURMASIDIR. BU PUSLU, BULANIK DÜNYADA BİZİ HAKİKATE YÖNLENDİRECEK GERÇEKÇİ PUSULA KUŞKUSUZ NAMAZDIR. ÖYLE BİR NAMAZ Kİ; ŞEYTANI KAHREDEN. ŞERLERİ DEFEDEN. MÜNKERİ NEHYEDEN. FAHŞAYI TARDEDEN. ŞEHVETİ REFEDEN BİR NAMAZ.
RABBİNİN HUZURUNDA BELİNİ BÜKMEYEN BİR KİŞİNİN, KÜFRÜN BELİNİ KIRMASI MÜMKÜN MÜ? DEĞİL. KÜFRÜN BELİNİ, ŞEYTANIN BACAĞINI KIRACAK OLAN, DOSDOĞRU KILINACAK OLAN NAMAZLARIMIZDIR. BUNDAN DOLAYI OLSA GEREK, İSLAM SAVAŞ ORTAMINDA BİLE İLLA NAMAZ DİYOR. SAVAŞLA NAMAZ İÇ İÇE. SAVAŞTA BİLE NAMAZ VAZGEÇİLMEZ İKEN, BARIŞTA NAMAZSIZLIĞIN NE DEHŞETLİ BİR FELÂKET OLDUĞUNU TEFEKKÜR ETMEMİZ LAZIM.
YanıtlaSil99
bilir
YanıtlaSilNAMAZ NİZAMDIR. GECEMİZE, GÜNDÜZÜMÜZE ÇEKİ-DÜZEN VERMİŞ OLUYORUZ. NAMAZLA KENDİMİZİ İNŞA EDER, ARZIN ISLAHINA VE İMARINA TALİP OLURUZ. EVET, BİZ NAMAZI İKAME ETTİKÇE, NAMAZ DA BİZİ İNŞA EDECEKTİR. HİÇ KUŞKUSUZ, NAMAZ BİZİ İNSAN KILACAKTIR. ÇÜNKÜ NAMAZ RAYINDAN
ÇIKAN HAYATI MECRASINA OTURTMAKTIR. DAHA DOĞRUSU ROTAYI CENNETE
DOĞRULTMAKTIR.
14. ALTINOLUK
RABBİM BENİ VE NESLİMİ NAMAZ KILANLARDAN EYLE
YanıtlaSil10
771302 531004
Ekim 2024 / R. Ahir 1446 www.altinoluk.com Sayı: 464.130.000
FUZÛLÎ
YanıtlaSilHADİKATÜ'S SÜEDA ERMİŞLERİN BAHÇESİ
KERBELÂ ŞEHİTLERİ
٣٥٨ - إِذَا اسْتَحَلَّتْ أُمَّتِي خَمْسًا فَعَلَيْهِمُ الدَّمَارُ إِذَا ظَهَرَ فِيهِمُ التَّلاعِنُ وَلَبِسُوا الحَرِيرَ وَاتَّخَذُوا الْفَتَيَاتَ وَشَرِبُوا الْحُمُورَ وَاكْتَفَى الرِّجَالُ
YanıtlaSilعن انس) والنساء هب من طريقين
358- Ümmetim şu beş şeyi helal sayarsa o zaman felakete uğrar: Aralarında lanetleşmek, erkeklerin ipekli elbise giymeyi adet edinmesi, (fuhuş dostları) metresler, çalgıcı ve oyuncu kadınlar edinmek, içki içmek, erkeklerin erkeklerle, kadınların da kadınlarla cinsî ilişkiler kurup yetinmeleridir.
G
YanıtlaSil
yuksel13 Ekim 2024 00:00
٣٥٩ - إِذا اسْتَشاط السلطان تَسَلَّطَ الشَّيْطَانُ (حم طب عن عروة بن محمد بن
عطية السعدى عن ابيه عن جده 359- Sultan öfkeden kıpkırımızı olduğu zaman, şeytan ong
musallat olur.
وَالرِّجَالُ بِالرِّجَالِ فَبَشِّرْهُمْ ٣٦٠ - إِذَا اسْتَغْنَى النِّسَاءُ بِالنِّسَاءِ
بِرِيحِ حَمْرَاءَ تَخْرُجُ مِنْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ فَيَمْسَحُ بَعْضُهُمْ وَيَحْسَفُ بِبَعْضٍ ذَلِكَ
بِمَا عَصَوْا وَكَانُوا يَعْتَدُونَ (الديلمي عن انس)
360- Kadınlar kadınlarla, erkekler erkeklerle (cinsî ilişkiler
kurup fuhuş yaparak hem cinsiyle) yetindiği zaman, onları doğudan çıkacak kızıl bir rüzgarla müjdele (tehdit et). O rüzgar onların aşırı davranarak isyan etmeleri yüzünden, kimini kör edecek, kimini de yerlebir edecektir.
YanıtlaSil
yuksel13 Ekim 2024 00:04
İnsanları acizlik içinde bırakmaktan sakının, Sizden birisi Emir veya Amil olur da kendisine dul kadın, yetim veya fakir bir kimse işi için gelir. Ona "Sen otur, işine bakılacaktır" denir. Böylece onlar acizlik içinde terkedilirler. İhtiyaçları görülmez ve onlar için bir emir de verilmez. Onlar da dağılıp giderler. Halbuki, zengin eşraftan biri gelince, Emir onu yanına oturtur. Sonra da "İşiniz nedir" der. Adam da "İşim şöyle şöyledir" der. Bunun üzerine Emir "Bunun ihtiyacını yerine getirin ve acelede edin" der.
Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 173 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel13 Ekim 2024 00:08
29. Sâlih el-Merkadî'nin, bir diyardan geçtiği ve şöyle dediği rivâyet edilmektedir:
"Ey diyar! Nerede önceki ahalin? Nerede seni imar etmiş olan insanlar? Nerede en eski sakinlerin?" Gaipten bir ses şöyle fısıldadı:
17
YanıtlaSil
yuksel13 Ekim 2024 00:07
MÜNEBBİHAT &
"İzleri kayboldu, bedenleri toprak altında çürüdü, ge- riye amelleri, boyunlarında asılı olarak kaldı."
20
***
YanıtlaSil
yuksel13 Ekim 2024 00:07
Tasavvuf Klasikleri
ibn Hacer El-Askalanî
MÜNEBBİHAT
UYARILAR
Bir kimse halk kızdığı halde Allah rızasını isterse Allah ondan razı olur. Sonra halkı da ondan razı eder. Kim de Allah'ı gadab ettirerek insanların rızasını isterse, Allah ona gadab eder ve halkı da ona hasım kılar.
YanıtlaSilRavi: Hz. Âişe (r.anha)
Sayfa: 409 / No: 10
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel13 Ekim 2024 22:01
Bir kimse halk kızdığı halde Allah'ın rızasını isterse, Allah halktan gelen şer ve fitneye karşı onu korur ve ona yeter. Kim de Allahı gazablandırarak insanların rızasını isterse, onu halka bırakır ve bir şeyine karşımaz.
Ravi: Hz. Âişe (r.anha)
Sayfa: 409 / No: 11
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel13 Ekim 2024 22:02
Bir kimse halk sena etsin diye, Allah'a isyan teşkil eden işler yaparsa, insanlardan evvelce kendisini öven, sonra da zem eden bir kimse olur.
Ravi: Hz. Âişe (r.anha)
Sayfa: 409 / No: 12
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel13 Ekim 2024 22:03
Haya örtüsünü atanı gıybet etmekten mes'uliyet yoktur.
Ravi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 409 / No: 13
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
yuksel13 Ekim 2024 22:04
Bir kimse haramdan bir lokma yerse, kırk gün namazı kabul olunmaz ve kırk sabah duası kabul olmaz. Haramın bitirdiği et Cehenneme daha layıktır ve haramın bir lokması da et bitirir.
Ravi: Hz. İbni Mes'ud (r.a.)
Sayfa: 409 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
Güzel ahlak, ancak hayız veya zina mahsulu olandan soyulup alınır.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 205 / No: 12
Ramuz El-Ehadis
Türkiye, 15 Temmuz 2016 gecesi, ülke ve millet varlığımızı imha etmeyi amaçlayan derin emperyalist odakların işbirlikçi hainleri harekete geçirerek yaptıkları kanlı bir darbe girişimi ile sarsıldı. Tank- la, uçakla, helikopterle yapılan silahlı saldırıya 'darbe' dememiz, sadece genel adlandırma çerçevesinde kalmak içindir. Yoksa yapılan darbenin çok ötesinde doğrudan bir işgal girişimi, Haçlı zihniyeti ve taktiğiyle yapılmış düşmanca bir saldırıdır. Doğal olarak içinde her türlü yalanı, caniliği, hunharlığı, hainliği, ihaneti barındıran bu saldırı, sadece iktidarı değil, doğrudan milleti ve devleti yok etmeyi amaçlamıştır.
YanıtlaSilYanıtlaSil
yuksel16 Ekim 2024 21:57
Ahir zamanda cahil reisler topluluğu çıkar. İnsanları fitneye düşürürler, hem dalâlete düşerler, hem de dalâlete düşürürler.
Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 507 / No: 12
Ramuz El-Ehadis
Louis Marschalko
YanıtlaSilCİHANI YUTMAYA HAZIRLANAN SİNSİ CANAVAR
YAHUDL
YAHUDİ KATLİAMI
EFSANEDİR
BOLŞEVİKLERİN ARKASINDAKİ
MİLYARDER YAHUDİLER
HİTLER'İ
ZORLAYAN AMİLLER
GERÇEK HARP MÜCRİMLERİ
YAHUDİLER
YAHUDILERİN MİLLETLERİ MANEN VE İKTİSADEN
YOK ETME PLANLARI
NUREMBERG MAHKEMESİNİN
2. BASKI
YAHUDİLERİN HEM RUSYA'YA
YanıtlaSilVE HEM DE AMERİKA'YA HAKİM OLDUKLARININ ISPATI
SİYON PROTOKOLLERİNİN KORKUNÇ TATBİKATI
YAHUDİ IRKÇILIĞININ ÜÇ MERHALEDE DÜNYA HAKİMİYETİ PROGRAMI
YAHUD
Bu Bir Sebil Yayınıdır
ONBEŞ LİRA
LOUIS MARSCHALKO
YanıtlaSilCİHANI YUTMAYA HAZIRLANAN SİNSİ CANAVAR
YAHUDI
İngilizceden çeviren: CÜNEYD EMİROĞLU
(İkinci Baskı)
SEBİL YAYINEVİ
Vilayet Han Kat 2, Nu. 206
Cağaloğlu İstanbul
Telefon: 26 38 96
TAKDİM
YanıtlaSilAsırlardanberi kendisine her yerde beynelmile bir tips olarak rastlanan Yahudis bu sahte görüntü arkam da tatbik edegeldiği müstesna bir ifeat ve istismar progra mu sayesinde, bütün milletlerin siyasi ve iktlandi faaliyet lerini mutlak bir murakabe alima alabilmiştir, Asrımızın insanını, yahudi patronlar hesabına çalışan bir estr mevkiine sokan bu dehşetli istismar ve tahakkümü müdel. lel bir şekilde ispatıyan bu eserin yazarı, Louis Marschal ko, Macar asılıdır. Komünizm aleyhtarı görüşlerinden dolayı 1945 senesinden beri sürgündedir. Herhangi bir partinin mensubu olmamasına rağmen, Macaristan Ko münist Partisi Louis Marschalko'yu bir harp suçlusu ilan etmesi İçin Amerika Birleşik Devletleri'ne başvurmuştur.
Macaristan komünist olmadan, Marschalko parlak bir romaner, plyes yazarı ve şairdi. A. Suranyi tarafından yapılmış İngilizce tercümesinden Türkçe'ye çevirdiğimiz bu eserinde yazar, muzaffer milletlerin idaresi altındaki milyonlarca köle Avrupalımın acı ve nefretlerini dile getir- mektedir, Alman boyunduruğunu atmağa zorlanarak bun- ların nasıl Sovyet peykleri haline getirildiğini anlatmakta- dır. Ayrıca, harbin asıl suçlularını da açıklamaktadır. De- mir perde ardında çekilen acıların korkunç tasvirlerini vermekte ve kölelik sisteminin Batı Dünyasına nasıl kay- dırılmak istendiğini izah etmektedir. İngilizce tercümesi- nin adı «The World Conquerors>> yani «Dünya Hâkimleri» veya «Fâtihleri olan bu eserl, mevzuunu daha sarih bir surette takdim ettiği clhetle «Cihanı yutmaya hazırlanan sinal canavar Yahudi» ismiyle takdim edlyoruz.
LOUIS MARSCHALKO
YanıtlaSil6
Cüneyd Emiroğlu'nun temiz türkçesi ve kıvrak üslü buyla dilimize kazandırdığı bu eserin, sinsî düşman yahu buna anlaşılması istikametinde yeni bir görüş ufku aça. cağı kanaatindeyiz. O yahudi ki, Filistine sahip olmak hu susundaki asırdide emeline sed çektiği için muazzam Os manlı Devleti'ni yıkarak ondan her türlü ünvan ve sıfatı yolunmuş ve iktisadi kaynaklardan mahrum kılınmış bu günkü «Lâlk Türkiyeyi çıkaran siyasî hâdiseleri tertip ve tanzim etmiş olduğu artık anlaşılmıştır. Bu yüzden, «Ya hudi»yi her milletten ziyade tanımaya muhtaç bulunduğu- muz muhakkaktır.
SEBİL YAYINEVİ
SONSÖZ
YanıtlaSilDeğerli okuyги,
Birçok güvellir kaynaklara müsteniden kaleme alın- mış bulunan la değerli eser, sizde <<<>nin bütün Dünyayı şamil iktisadî ve siyasî kudretiyle artık başa çıkılamışacağı zannını tevlid ederek ciddi bir ümit- sizliğe meydn vermemelidir. Zira, Yahudi'nin «Isra- il>> teşekkül etmeden evvel tâbir caizse «cin soyundan>>> görünmezve fakat bütün cihana şâmil bir «devlet>>i vardı. Bu sebepe, bütün milletlere karşı icrâ eylediği korkunç is- tismardan doğan aksülâmeller, ekseriya müşahhas bir muhataj bulamıyor ve şurada burada küçük fiilî toplu luklara teveccüh ediyordu. Pek tabiidir ki, bu da onun is- tismarı ile mukayese kabul etmeyen cüz'î ve nisbî bir mu kabele olmaktan ileriye gitmiyordu.
Hal böyleyken, cihanşumül bir «gizli devlet>> mevkiin- den müşahhas bir «İsrail Devleti>>> haline gelen Yahudi'nin slyasî ve iktisadî varlığı, artık eskisinden daha fazla ve daha müessir aksülâmellerc muhatap olmak üzere müşah has ve fiilî bir mevcudiyet iktisap etmiştir.
Takriben ikibin yıldan beri <<>i ele geçirmek ve burada siyasî bir varlık halinde ortaya çık mak hususundaki Yahudi emelinin ütopik ve fanatik te- siriyledir ki, «Cihan Hakimiyetinden <<<Fi listin Hakimiyetine dönüşün ifade ettiği âși- kâr zaaf ve ric'at, Yahudi ileri gelenlernin dikkat ve basi retlerinden kaçmıştır. Görünmeyen ve âlemşumül bir hâ kimiyetten tamamen feragat mânâsına gelmemekle bera-
334
YanıtlaSilLOUIS MARSO HALKO
ber, bu Filistin arazisindeki siyasî mevcudiyet, daha ku ruluşundan itibaren âmil olduğu ih tilaf ve çatışmalar se. bebiyle, Yahudi'nin asırlardan beri sürdürdüğü istismar ve hıyanetlerin anlaşılmasına ve safha safha şumüllenerek bütün milletlerin her gün biraz daha hışımla ona karşı çıkmasına mebde teşkil edecek bir merhaledir. Zira bun. dan evvel daima perde arkasında kalarak hıyanet ve istis. marlarının hesabını milletlerin zayıf karakterli ve siyon tesirlerine kapılmış kimselerine çektiren Yahudiler, artık, «İsrail Devletinin kuruluşuyla tarihte ilk de- fa düşmanlarına ciddi bir hedef göstermek ve üstelik bu hedefin zoraki teessüs esbabından doğan ihtilaflar yüzün den daha fazla perde önüne çıkarak hakiki mahiyetini or- taya koymak mevkiine gelmiştir.
Ayrıca gitgide dehhâmeleşen Yahudi istismar ve nü- fuzunun tarihen birçok defalar müşahade edildiği gibi, ciddi aksülâmellerle karşılaşması da yakın görünmekte- dir. Üstelik bu defaki aksülâmellerin âlemşumül bir mâ- hiyet arzedeceğini tahmin etmek de güç değildir.
Esasen bütün semâvî dinlere ve hassaten kainatın <<> ka. dar imtidad eden araziye müteallik Yahudi âmâli belki yakın bir istikbalde tahakkuk edecek ve bu durum hiç
YAHUDİLER
YanıtlaSil335
şüphesiz bir Türk - Yahudi fiili çatışmasına da sebep ola- caktır. Filhakika Yahudiler bu müstakbel Türk Yahudi mücadelesinin «soğuk harp» safhasını bugün fiilen de ic râ etmektedirler. Türkiye'de nüfusun artmasını önlemek üzere icra edilen «Doğum Kontrolü amellye- si için dünyaca meşhur «Rockefeller Yahudi Vakfının Türkiye'de yatırım yapmakta bulunduğu artık gizlenme- mektedir.
Her ne olursa olsun ve Yahudiler için melhúz veya gayrî melhûz ne çeşit muvaffakiyetler tahakkuk ederse etsin, aklen ve dinen onlar için fecî bir «son» mukadder- dir. İhtimal ki, asırlardan beri kaydettikleri irtifâ mutlak bir helâki temin etmek üzere daha yüksekten düşmeğe bâis olmak gibi bir «muradı ilâhiye mütevakkıftır. Bi- zim müslüman olarak bildiğimiz ve nandığımız bir husus vardır ki, o da, «zulmün pâyidâr olmayacağıdır,
Ekserisi müfessirlerin <<<Fatiha Sûresi »nde- ki «Gayrılmağdûbi aleyhim» lâfz-i celîli'nin mazınununda Yahudilerin murad edilmiş olduğu hususunu ifade etmiş bulundukları da hatırlanırsa, yukarıdaki tahminimizin ta- hakkukundan şüphe edilmese gerekir.
İslâm Peygamberi gibi Hıristiyanlığın Peygamberine karşı da vâkî olan <<<Yahudi Mezalimi » yü- zündendir ki, asırlardan beri Hıristiyanlığın bütün mez heplerinde Yahudilik «tel'in» edilmektedir. Gerçi cihan si- yonizmi, siyasî ve iktisadî mahfiller kadar kiliseye de hâ kim olmanın ve bu suretle Yahudi tel'inini ortadan kal- dırmanın imkânını aramış ve bu maksatla Hıristiyanlığı Yahudi menfaatlerine uygun bir tefsire tâbi kılmak üzere <<Yahova Şehitliği» cereyanını başlatmıştır. Fakat buna rağmen hemen hemen bütün Hıristiyânî mezheplerde mev- cut olan Yahudi aleyhtarlığı yüzünden «İslâm Hılâfeti»ni yıkarak arzın bir yarısı üzerindeki emelini gerçekleştirmiş
bulunan cihan siyonizmi, bu defa «Papalık»ı da yıkmak
336
YanıtlaSilLOUİS MARSCHALKO
üzere plânlar kurmak mevsimine gelmiştir. Bu durumda Dünyanın büyük enternasyonallerinden biri olan Hıristi yanlıkla siyonizmi büyük ölçüde çatışması an be an yak- laşmaktadır. İhtimal ki bu mücadele de, Yahudiliğin so- nunu getirecek ciddi müessirlerden biri olmağa namzet. tir.
Esasında bu küçük son sözde yer alan bu gerçekle- rin bütün delil ve tafsilâtıyle izahı yeniden böyle bir eser telifini gerektireceği cihetle biz sadece okuyucunun ümit sizliğe kapılmasını önleyecek birkaç ehemmiyetli noktaya parmak basmakla iktifâ ediyoruz.
Görelim Mevlâ neyler Neylerse güzel eyler.
Mütercim
916 Özlü Sözler ve Yaşam Öyküleri
YanıtlaSiltü. Kendisinin de Roma'da yapılacak olan zafer şenliklerine götürüleceği- ni anlayınca MÕ 29 Ağustos 30'da intihar ederek yaşamına son verdi. Böylece Mısır bir Roma eyaleti haline geldi. Kleopatra'nın kendisini bir kobraya sokturarak intihar ettiği rivayet edilir. Ama son zamanlarda zehir İçerek öldüğü anlaşılmıştır. Kolay yapılan bu zehir, acı çektirmeden bir- kaç saat içinde öldürüyordu. Öldüğünde 39 yaşındaydı.
ZAMAN: Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte
olduğu süre, vakit.
(Kaynakça; TDK)
Zaman büyük bir öğretmendir, ama ne yazık ki tüm öğrencilerini öldürür./ Benjamin Franklin Zaman, tohumların birleşmesinden, yumurtanın açılmasından başlayıp ölüme kadar devam eden, bizdeki değişmelerden başka bir şey değildir. / Alexis Carrel
Zamanı öldürmekten söz ederiz; ama bizi öldüren zamandır. /
Alphonse Allais Zaman geçerken, kendisine bağlı olan her şeyi de sürüklüyor. /
. Zaman her şeyi alır ve her şeyi verir. / Giordano Bruno
Andre Gide
. Hepimiz kaybettiğimiz ya da ulaşamadığımız her şey için zamanı suçlarız. Oysa unutma ki; Zaman konuşacak olsa, hepimiz utanırız. / Lev Nikolayeviç Tolstoy
Insanın kendini berbat hissetmesi, mutlu olup olmadığına önem verecek kadar boş zamanı olmasından ileri gelir. / George Bernard Shaw
Dün bugündür aslında, değişen tek şey zamandır. / Ahmet Ham-
di Tanpınar
Zaman en değerli varlığındır ve asla geri dönmez. / Epiktetos
Hikmet
İçimde mis kokulu kızıl bir gül gibi duruyor zaman. / Nazım
tesinden gelmenizi sağlayan şey, zamandır. / Nelson Mandela
. İnsanlar iyi ve ya kötü şeyler yaşayabilir. Ancak yaşadıklarının üs-
Zaman, doğru olanı yapmak için daima doğrudur. / Martin Lut-
YanıtlaSilCengiz YILDIRIM | 917
Ya zamanla birlikte yaşar ölürsün, ya daha yüce bir yaşam uğruna King manın dışına çıkarsın. / Albert Camus
• Zaman en iyi yazardır. Her zaman mükemmel sonu yazar.
Zaman! Ah Zaman insanları değil armutları
Chaplin Darlie zaman! Hem dost hem düşman. / Fuzuli olgunlaştırır. / Necip Fazıl Kısakürek
Peki, zaman nedir? Kimse sormazsa, ne olduğunu bilirim. Sorana aklamak istesem hiç bilmem. / Augustinus Zaman, bir bakıma geçici hadiseler ırmağıdır ve akıntısı da pek perludur. / Antonius
Her işin başı zamanlamadır, bir işin ne zaman yapılacağı, nasıl rapılacağı kadar • önemlidir. / Arnold H. Glassow Uygarlığın en ileri adımı, boş zamanlan bilinçli olarak doldura- bilmektir. / • Arnold Toynbee Herhangi
bir insan, vaktini nasıl geçireceğini; üstün bir insan ise heyhat zaman durur, geçen biziz. / Aus-
raktini nasıl tasarruf edeceğini düşünür. / Arthur Schopenhauer Zaman geçer derler; fakat tin Dobson
Hayatınızı seviyorsanız, zamanınızı boşa geçirmeyiniz; çünkü zaman hayatın ta kendisidir. / Benjamin Franklin . Erken yatmak, erken kalkmak, bir insanı sıhhatli, zengin ve bece
nikli yapar. / Benjamin Franklin Her şeyin yerli yanılmışım. Zaman değil yürek
Benjamin Franklin Unutmak yerinde olsun; işinin her kısmı vaktinde yapılsın./
zaman ister demiştim, istiyormuş. O da sende kaldı. / Yılmaz Güney Zamanı öldüren, işi de öldürür. / Bertie Charles Forbes
çarpma bile onun yanında; küçük kalır. / Bob Talbert dece bir Zaman; ne çıkarır ne de böler, fakat öyle bir ölçüde toplar ki Hayat bir .
bozuk para gibidir, dilediğinizce kez. / Miguel de Cervantes
Zaman büyük bir öğretmendir, ne yazık ki bütün öğrencilerini öldürür./
harcayabilirsiniz; ama sa- Curt Goetz
918 | Özlü Sözler ve Yaşam Öyküleri
YanıtlaSilşevkinizi bugünün zamanda uçuyor, yeri bir daha doldurulamaz olan za
Dale Carnegie Ama aynı
.
Alighieri
Yarınlar için hazırlanmanın en iyi yolu, bütün zekânızı, bütün işini en mükemmel şekilde yapmaya hasretmektir. / Publius Vergilius Maro kaybolduğunu bilenler, en çok acı çekenlerdir. / Dante man uçmakta. / Zamanın
Kar, yaza kalmaz ; yeşil, güze kalmaz. / Dede Korkut
Bugünün değerini anlamadan yarını bekleyen bu insanlar, dünün geçtiğini ve yarının belki de hiç gelmeyeceğini düşünemiyorlar. / Douglas
Burton . Geçmişte yaptıklarımızın çok büyük görünmesi, bugün fazla bir
şey yapmadığımızın göstergesidir. / Elbert Hubberd . Zaman, sahip olabildiğimiz şeylerden birisidir. / Ernest He- mingway
. İçine doldurulacak çok şey olduğu zaman, günün yüzlerce cebi vardır. / Friedrich Nietzsche
Siz zamanı değil, zaman sizi harcar. / Gene Fowler Bugün halledemediğiniz bir sorunun nedeni, dün onu doğru yapmak için zaman ayırmamış olmanızdır. / Harrington
Pek çok insanın, diğerlerinin boşa harcadığı zamanı kullanarak, öne geçtiğini gözlemledim. / Henry Ford . Uygun ölçümü gözlemleyin, doğru zamanlama her şeyde en önemli unsurdur. / Hesiodos
Bugün saatle yaşıyoruz, böylece günün sekiz saatini para kazan- maya, sekiz saatini kazandığımızın yüzde yüz ellisini harcamaya ve son
olarak da geriye kalan sekiz saatin büyük kısmını uykumuzun neden kaç-
tığını, düşünmeye harcıyoruz. / Hugh Allen Zaman, sessiz bir testeredir. / Immanuel Kant
Üzüntüler zamanın kanatlarında uçar gider. / Jean de La Fontaine Bugün için yaşa, yarın için hayal kur, dünden öğren. / Japon Atasözü
Sonsuzluk, zamanın sonsuz bir akışı değildir; fakat zaman uzun
bir dönemin içinde, kısa bir parantezdir. / John Donne
Zamanlarını en kötü şekilde kullananlar, en çok zamanın kısalı-
ğından şikâyet ederler. / Jean de La Bruyere
Bugün dediğimiz şey, sonsuz geçmiş ve gelecek okyanusunda kü-
çücük bir zaman damlasıdır. / Juan Ramon Jimenez
VL
Cengiz YILDIRIM 919
YanıtlaSilhayatın kısalığından söz ederiz de boş geçen zamanımı- i bilemeyiz. / Lucius Annaeus Seneca Hepimiz, değerlendireceğimizi bilge olandır, çünkü her şeyi aydınlatır. / Thales öfke ve şiddetin yapabileceğinden çok daha
shaşarır./Jeande Lal Fontaine
Jaman, en Sabir ve zaman, ani Echo Zamana verdiğimiz değer , başarı veya
sanatıdır./Liverpool gelmek, ötekinin gecikmesini yüzüne
Son dakika olmasaydı, çoğu işler yapılamazdı. / Michael S. Tarilor Bütün başarımı, işlerimi zamanında yapmaya borçluyum. / Nel-
başarısızlığımızı belirler. /
Mandela Hayatta bütün başarılarım; her zaman ve her işte zamanından bir saat önce, harekete geçmeme borçluyum. / Oscar Wilde
• Bugün, dünün öğrencisidir. / Publilius Cyrus
yoktur. / Miche- angelo Buonarroti . Boş zaman yoktur; boşa geçen zaman vardır. / Rabindranath Tagore
.
ek Boşa geçmiş zamandan daha büyük bir fenalık
Zaman, kolay elde edilen ve ucuz olan şeyleri siler. / Roy Chanslor
Zamanın değerlendirilerek kullanılması, insanın kendi kendisini zeliştirerek ve karakterini sağlamlaştırarak, daha kültürlü bir insan haline
petirmesini sağlar. / Samuel Smiles En güç üç şey vardır: Bir sırrı saklamak, bir yarayı unutmak, boş .
zamanı iyi kullanmak. / Şeyh Sadi . Zaman, ondan yararlanılabilecek kadar uzundur. / Voltaire
Russel
Zamanın önemsizliğini anlamak bilgeliğin kapısıdır. / Bernard
. Bekleyen biri için, zamandan daha ağır, zevklenen biri için ondan daha çabuk
bir şey yoktur
. . / Voltaire Insan zaman selinde kaybolmaya mahkûmdur, ama aklı bu son-
suzlukta bir yıldız gibi parlayacaktır. / Ahmet Zaman bazen bir kuş
ser. Insan Hamdi Tanpınarı gibi uçar, bazen de bir tırtıl yavaşlığıyla ge zamabaren bir kuş gibi mi geçtiğini fark etmiyorsa mutludur./ Ivan Sergeyeviç Turgenyev
.
Zaman, büyüklüğu ile sonsuzluğa kadar uzanır; küçükluğü ile sonsuz parçalara bölünebilir. / Voltaire
vr
Y
M
100
get
15
YanıtlaSil920 Özlü Sözler ve Yaşam Öyküleri
Zaman, istikbalin nesillerine aktarılmaya layık olmayan ne varsa, onları karanlıklara iter ve gerçekten büyük olan hareketleri ebedileştirir.
Voltaire "Insan her nefesini mezardan uzaklaşmak için alır ama her nefes alışında ömründen bir nefeslik zaman azalır. / Namık Kemal Harcamaktan keyif aldığınız zaman boşa harcanmış zaman değil.
dir./Bertrand Russell . Şimdi her günümü, sanki gördüğüm ilk gün ve göreceğim son günmüş gibi yaşıyorum. / William Lyon Phelps . Zaman öyle bir ilaçtır ki, bütün yaraları iyi eder. / William Sha
kespeare Yaşamaya zaman ayırın, zira zaman bunun için yaratılmıştır. /
John Wolfgang Van Goethe . Yeterli zamanımız hep vardır, yeter ki doğru kullanalım. / John Wolfgang Van Goethe
Zaman gizli olan her ne olursa olsun onu ışığa kavuşturur, o or- tüyü kaldırır ve şu an ihtişam içinde parıldayanı yok eder. / Horatius
Quintus Horatius Flaccus (MÖ 658), Romalı şair. Augustus dönemi Latin edebiyatının önde gelen üç büyük (diğerleri Vergilius, Ovidius) şairlerinden ve yergi ustalarından biridir.
MO 65'te o dönemki ismiyle Venosa ya da Venusia isimli Apulia ve Lucania arasındaki küçük bir kasabada doğdu. Azat edilmiş bir kölenin oğludur. Babasının küçük bir memur olmasına karşın bir soylu gibi büyü tülmüştür. Öğrenimi için önce Roma'ya daha sonra da Atina'ya gönderil di. Atina'da bulunduğu sırada Antonius ve Octavianus'a karşı kendilerini savunmak için bir ordu toplamaya çalışan Sezar'ın katillerinden Bru- tus'un ordusuna katıldı. Brutus Philippoi Savaş'ını kaybedince Augustus, kendisine karşı savaşanlara karşı genel af ilan ettikten sonra İtalya'ya geri döndü. Bu dönüşünde, babası tahminen ölmüştü ve sahip oldukları da başkalarının eline geçmişti. Horatius'un tanımına göre fakirliğe düşmüş tü. Geçimini sağlamak için kåtiplik yaptı. Bu arada yazdığı hiciv şiirleriyle büyük bir şöhrete ulaştı. Bu arada Satires'ler (Yergiler), Sermones'ler ve
HOMEROS'TAN YAŞAR KEMAL'E ÖZLÜ SÖZLER
YanıtlaSilVE YAŞAM ÖYKÜLERİ
2. BASKI
CENGİZ YILDIRIM
gece kitaplığı
II. CİLT
Islam Dunyasi
YanıtlaSilSahibi ve bay muharriri: M. RAIF OGAN
"Berat Kandili,, llavemizi művezzilerden isteyiniz Dergi ile beraber verilir - Parasızdır ayrıca satılmaz
Sayı:
16/5/1952
Cuma
Fiyatı her yerde
Kuruştur
Dolmabahçes camil (Bahriye Müzesi)
ISBN 975-6237-32-5
YanıtlaSil9799756 237327
yenisayfa
medya imparatorluğu
YanıtlaSilHamit Karak
Medya İmparatorluğu, 11 yılı aşkın titiz bir medya taraması sonucunda hazırlanan, alanında ilk kabul edilebilecek özelliklere sahip tarihsel bir çalışmadır. Yaklaşık 500 somut örnekle medyayı tüm yönleriyle sorgulayan Medya İmparatorluğu, ortaya çok çarpıcı sonuçlar çıkarmış ve akıllarda soru işareti bırakan bir çok konuya gazetecilerin dilinden gereken
cevapları vermiştir:
-Liderler arasında kuryelik yapan gazeteci kim?
- Ağır iddia: Her gazetede bir ajan var! Haberlerle üç darbe nasıl hazırlandı?
- Medyanın 28 Şubat sürecinde aldığı rol neydi?
Eski istihbaratçı Bülent Orakoğlu'na göre 28 Şubat'ın
gerçek sebepleri...
- 28 Şubat'ın kilit isimlerinden Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya'nın varisleri tartışmalı
- Reyting uğruna evlere pompalanan şiddet ne tür
trajedilere yol açtı?
işadami Korkmaz Yigit'i nasıl anlattı? Basın gücü hangi ihaleleri kazandırdı?
- Habercinin zorbalığı ve sönen hayatlar...
ISBN 975-6237-32-5
9799756 237327
yenisayfa.com.tr
www.truvayayinlari.com
15.000.000 TL/15 YTL
MEDYA İMPARATORLUĞU
YanıtlaSilİhtilaller, thaleler ve 28 Şubat'ın Kutsal İttifakı
TRUVA YAYINLARI
«KİM ALLAH'DAN İTTİKA EDERSE, ALLAH ONA KURTULUŞ KAPISI AÇAR VE ONU HİÇ UMMADIĞI YERDEN RIZIKLANDIRIR.»
YanıtlaSil(Talak süresi, âyet 2)
<<>>
(Bakara süresi, âyet 165)
EMROLUNDUĞUN GİBİ DOSDOĞRU OL!
(Hûd süresi, âyet 112)
«BİZ ADEM OĞLUNU MÜKERREM KILDIK
YanıtlaSil(Jara adresi, 70)
«SİZİN ALLAH İNDİNDE EN MÜKERREMINIZ, EN MÜTTAKİ OLANINIZDIR.>>>>
(Hueurât süresi, 13)
«UĞRUMUZDA CİHAD EDENLERI, BIZ DOGRU YOLLARIMIZA ELBETTE ERDIRECEGIZI VE MUHAKKAK ALLAH, IVILIK EDENLERLE BERABERDİR.>>>
(Ankebut sûresi, 60)
135
İYİLİK
YanıtlaSilİÇİNDEKİLER
YanıtlaSilTakdim
İnsan, yetişmesi, dereceleri
Fatiha süresi tefsiri
Süre-i Yūsuf'un başlangıcı
Kıssaların en güzeli
Hz. Yūsuf'un rüyası
Hz. Yūsuf'un kuyuya atılması.......
Sabr-ı Cemil
Hz. Yūsuf'un kuyudan çıkarılışı
Hz. Yūsuf'un satılması
Hz. Yūsuf ile Zeliha
Zeliha'nın Mısır kadınlarını imtihanı
Hz. Yūsuf'un zindana atılması............
Hz. Yūsuf'un zindandakilerin rüyalarını tabir etmesi
Hz. Yūsuf'un Mısır Melikinin rüyasını tabiri........
Hz. Yūsuf'un berâati
Nefsi tebrie etmemek (Kendi nefsine yan çıkmamak) ve zevce sinin hâyâsını korumak
Hz. Yūsuf'un zindandan çıkışı ve Mısır'a hazine nazırı oluşu
8
S
YanıtlaSilMelik Katfir'in vefatı ve Zeliha'nın fakr u zarurete düşmesi
Hz. Yūsuf ile Zeliha'nın tekrar buluşması
7 senelik kıtlık başlaması
Hz. Yūsuf'un kardeşlerinin zahire istemek için Mısır'a gelmeleri
Hz. Yakub'un Bünyamin'i de göndermesi
DAİMA ALLAH'IN HÜKMÜ CÂRİDİR
Hz. Yūsuf ile Bünyamin'.in buluşması
Bünyamin'in alıkonulması
SABR-I CEMİL
ALLAH'IN RAHMETİNDEN ÜMİD KESİLMEZ
Yūsuf'un kardeşlerinin tekrar Mısır'a gelişleri BEN YUSUF'UM
Hz. Yūsuf'un kardeşlerini bağışlaması
Hz. Yūsuf'un gömleğini babasına göndermesi
Hz. Yakub'un gözlerinin açılması
Hz. Yakub ile Hz. Yūsuf'un buluşması ...
Hz. Yûsuf'un duası
...
HAZRETİ
YanıtlaSilYUSUF
ALEYHİSSELAM
Masud Nakks
Alemlerin Rabbı tarafından, KISSALARIN EN GOZELİ olarak tavsif buyurulan Hazreti YOSUF Kıssası, insanlara büyük hisse ver- mektedir.
YanıtlaSilBir INSAN'ın tå doğumundan, çocukluğundan; gençliğine ve ihtiyarlığına değin, başından geçen veya geçmesi muhtemel olan hâ- dise ve vakıaların hiçbiri yoktur ki, YOSUF KISSASI'ndakilerin bi- rine benzememiş olsun. Ve ondan istifade käbiliyyetine sahip olan için, ibret alıp hisseyâp bulunmasın!...
INSANLIK tarihinde en çok faydalanılacak yol, NEBILER, yā- ni HAK ELÇİLERİ yoludur. Aklı zinde, şuûru yerinde bir INSAN'- ın aradığı HAK, HAYAT, HUZUR ve SAADET'in, ancak bu yol- la bulunduğu tarihen såbittir.
Evvelce de, bugün de, yarın da, yaradılmışların en mükemme- li ve şereflisi olan ADEMOĞLU'nun, BİLMEK istediği, ERMEK istediği, OLMAK istediği HAKIKAT'ın ta kendisine näiliyet, HAK ELÇİLERİ vasıtasıyle mümkün oluyor.
ALLAH'a îmanı, ILIM'le yükselmeyi, AHLAK'la mes'ud yaşamayı,
SAN'AT'la huzûr ve devamlılığı sağlamayı onlardan öğrenmişizdir.
HAK ELÇİLERİ'ne inanıp; onların yolunda giden nice IN-
5
SAN'lar vardır ki, vakıf oldukları İLİM, yaşadıkları AHLAK, mey- Slakteri SAN'AT eserleri susiedler üzünü ziynede mişler, insanlık izzet ve şerefini arşa yükseltmişlerdir. Bunlar bese- riyyetin yüz akı'dırlar.
YanıtlaSil貴
HAK ELÇİLERİ'ni inkâr edip, onların yolundan sapanlar, nef- sâní haris emeller taşıyanlar, kendilerini ve tâbî'lerini husrâna dü çår etmişler; karşı koyanları ise zulme, gâdre uğratmışlardır. Ab- laksızlıkları ile ILMİ ve SAN'ATI' şerre âlet ederek İNSANLIK iz- zet ve şerefini ayaklar altına almışlardır.
ISTIKAMET, HÖRMET, SADAKAT ve NAMUS gibi güzel huylar ve duygular gönüllerinden silinmiş, zulümleri hayatlarınca sürmüş ve nihayet hepsi läʼnetlenmişlerdir. Bunlarda beşeriyyetin yüz karasıdırlar...
Dünya, iyi ile kötü
HAK ile haksız mücadelesidir.
Imdi:
Haksızı tehdit için Hak kuvvetli olmalı. Kuvvetin gölgesinde, Halk da huzur bulmalı!..
Onun için PEYGAMBER: «Cennet de Kılıçların Gölgesi altında-..» Der...
Hak ehlinin hâmisi Bizzat Cenabı HAK dır. Ona dayanan bir kul, Mutlak kurtulacaktır.
Hicreti esnasında HABIB-i KIBRIYA da Yâr-i gâriyle SEVİR dağına çıkmışlardı.
YanıtlaSilDüşmanları, peşlerin ta'kib ederek geldi.. Onlarda hemencecik bir Mağaraya girdi
<<<Gar içinde saklanan Hakk'ın sevgililerin Käfirlerin gözleri körler gibi görmedi.
Mağaranın önüne Güvercin ve Örümcek, Yuva yapup, ağ gerdi; sakladı zi keremi.
SIDK ile SIDDIK hem mağarada dururken, Käfirler birbirine: «Burada yoklar!» dedi.
ALLAH, hifzettiğini, istiğnâya erdirir; Ne yüksek kal'a ister, ne de kat kat çevşeni.»(*)
HAKKAni hizmetlere
Kendini veren INSAN, Yanlış anlaşılmaktan, Yolları kesilmekten Mağaraya girmekten Kuyuya atılmaktan Azmini gevşetemez;
Korku ve hüzün bilmez, Ye'se de asla düşmez!..
NEBILER e baksan'a!:
Herbiri neler çekmiş?:
(*) 4 heyit Kaside-i bürde den tercümədir.
7
<<<NUH» denize açılmış,
«YONUS»u balık yutmuş,
YanıtlaSil«EYYOB»a dert verilmiş,
<<i Nemrutlar, Ateşlere atmışlar...
<<>ya Firavinler Durmadan sataşmışlar,
«ISA>> Peygamberi de Yerinden oynatmışlar, Sebeb-i hilkatimiz, Kainatın seyyidi,
Son NEBİMİZE bizim,
Neler neler etmişler!.. Hiç biri de azminden Dönmemiş, sebât etmiş...
Büyük badirelerde, HAKK'a ilticâ etmiş; Hepsi de nâm-ı Baki Bırakmışlar Dünyada...
Salât, selam onlara HAKK'a dayanmış onlar; Hikmetini gözetmiş. Sabrı iltizam etmiş...
A'māli saliha da
Azim ve sebât etmiş, ZAFER müyesser
Huzurlara erminl
olmue
Karşı koyanlar ise, Hâk ile yeksân olmuş... NEBİler den örnek al Ey İNSAN oğlu İNSAN!
YanıtlaSilUyan derin uykudan!
Derin uykudan uyan!
HAK KUR'AN ına dayan
O KUR'AN dan bir sûre;
Hıssaların hıssası, Ve en güzel bir töre, Hazreti YUSUF kıssası,
21 Şevval 1395
ÖMER KİRAZLI
İnsanların akidlerini bozduklarını, emanetleri hafife aldıklarını, ve -parmaklarını birbirine geçirip- böyle olduklarını gördüğün zaman evini tercih et, lisanına sahip ol, maruf olanı al, münkeri bırak, kendi işinle meşgul ol ve ammenin işlerini kendilerine bırak.
YanıtlaSilRavi: Hz. Abdullah İbni Amr (r.a.)
Sayfa: 46 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
2735. İlim benim mirasımdır. Benden önceki peygamberlerin de mirasıdır. Kim bana varis olursa o cennette benimledir.
YanıtlaSil٢٧٣٦ - الْعِلْمُ لَا يَحِلُّ مَنْعُهُ" (الديلمي عن أبي هريرة وعن ابن عمر)
2736- İlmin men'i helal olmaz (helâl değildır).
۲۷۳۷ - الْعَمَائِمُ تِيجَانُ الْعَرَبِ وَالإِحْتِبَاءُ حِيطَانِهَا وَجُلُوسُ الْمُؤْمِنِ فِــي
الْمَسْجِدِ رباطه" (ابو نعيم عن ابن عباس القضاعي عن على)
2737- Sarıklar arabın taçlandır. Dizlerini dikip ellerini
birleştirerek oturmaları ise duvara dayandıkları gibi onlara destektir.
Mü'minin mescide oturması da Allah yolundaki sabır tahammülüdür. ve
۲۷۳۸ - الْعَمَائِمُ تِيجَانُ الْعَرَبِ فَإِذَا وَضَعُوا الْعَمَائِمَ وَضَعَ اللَّهُ عَزَّهُمْ رَايس
السني عن ابن عباس 2738- Sarıklar arabın taçlarıdır. Sarıkları terk ettikleri zaman Allah da onların izzet ve şerefini terkeder (hiçbir şeye muvaffak kılmaz).
٢٧٣٩ - الْعِمَامَةُ عَلَى الْقَلَيْسُوَة فَصْلٌ مَا بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْمُشْرِكِينَ يُعْطَى بِكُلِّ
كورة يَدُورُهَا عَلَى رَأْسِهِ نُوراً (الباوردى عن ركانة)
2739- Takke üzerine sarık sarmak, bizimle müşrikler arasındaki farkı belirtir. Başına sardığı her kıvrımına bir nur verilecektir.
٢٧٤٠ - الْعُمْرَةُ إِلَى الْعُمْرَةِ كَفَّارَةٌ لِمَا بَيْنَهُمَا وَالْحَجُّ الْمَبْرُورُ لَيْسَ لَهُ
جَزَاء إِلا الْجَنَّةُ (حم ح م ت ن ه حب عن ابي هريرة)
2740. Umre, bir önceki umre ile kendi arasında geçen
günahlara keffarettir. Kabul olunan haccin mukafatı ancak cennettir. ٢٧٤١ - الْعُمْرَى جَائِزَة لأهلها ط ع حم خ م حب ن عن جابر حسم ج م دت
عن ابي هريرة
حم طب عن معوية حم دقت عن سمرة) 2741- Sağlığında mal bağışında bulunmak, ehline caizdir.
٢٧٤٢ - الْعُمْرَى جَائِزَةٌ لِمَنْ أَعْمَرَهَا وَالرُّقْبَى جَائِزَةٌ لِمَنْ أَرْفَيهَا وَالْعَائِد
YanıtlaSilفِي هِبَتِهِ كَالْعَائِدِ فِي قَيْنِهِ (حم ن عن ابن عباس) 2742. Sağlığında mal bağışında bulunmak, bunu kime yaptı ev veya arazi bağışında) ise onun için caizdir. Rukba (sağlığında bulunmak da bunu kime yaptı ise onun için caizdir. Verdiği hibesinden donen, kustuğunu yalayan kişi gibidir.
٢٧٤٣ - الْعَهْدُ الَّذِي بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمُ الصَّلَوةُ فَمَنْ تَرَكَهَا فَقَدْ كَفَرْ" ( حمات
حسن صحيح غريب ن : ع حب ك ق ض عن بريدة
2743. Onlarla (münalıklarla) aramızdaki ahit namazdır. Kim onu terk ederse kufre girmiş olur.
٢٧٤٤ - الْعِيدَانِ وَاحِبَانَ عَلَى كُلِّ حَالِمِ مِنْ ذكر وأنثى الديلمي عن ابس
عباس وفيه عن عمر بن شمر) 2744. Her iki bayram namazı da, erkek, kadın her baliğ
olana vaciptir.
٢٧٤٥ - العينُ تَدْمَعُ والقَلْبُ يَحْرُنُ وَلا تَقُولُ إِنْ شَاءَ اللَّهُ الَّا مَا يَرْضَى
ربنا وإِنَّا بِكَ يَا ابْرَاهِيمُ لَمَحْرُونُونَ (ابن عساكر عن عمران بن حصين)
2745- Göz yaşarır, kalp üzülür. İnşaallah Rabbimızın rızası dışında hiçbir şey söylemeyiz. Ey İbrahim! Biz senin ölümünle hiç şüphe
yok ki üzgünüz.
٢٧٤٦ - الْعَيْنُ حَقٌّ وَلَوْ كَانَ شَيْئً سَابَقَ الْقَدَرِ سَبَقَتْهُ الْعَيْنُ وَإِذَا اسْتَغْسَلْتُمْ
فاغسلوا رحم م والحكيم حب عن ابن عباس)
2746. Goz değmesi haktır. Bir şeyın kaderi geçmesi mümkün olsaydı onu göz (nazdeğmesi haksizden gusletmeniz istenirse gusledin (Şayet biri size geloor) geçerdi, Sizdenyağını yıkayıp suyunu ver derse versin.)
٢٧٤٧ - الْعَيْنُ وَالنَّفْسُ كَادًا يَسْقَانَ الْقَدَرَ فَتَعَوَّذُوا بِاللَّهِ مِنَ النَّفس
655
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
203 1 Hased imanı bozar. Sabr (müshil ilacı)nın balı bozduğu gibi. Hz. Ebû Hakim (r.a.)
203 2 Hak bununla beraberdir. Hak bununla beraberdir. (Hz. Ali r.a işaret ederek ilerideki fitneler için buyurmuştur) Hz. Ebû Said (r.a.)
203 3 Benden sonra hak, nerede olsa, Ömer İbni Hattab'ladır. Hz. Fadl İbni Abbas (r.a.)
203 4 Hikmet on cüzdür. Dokuzu halktan kendini çekmekte, biri susmaktadır. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
203 5 Halim olan adam, dünya ve ahirette seyyiddir. Hz. Enes (r.a.)
203 6 Nimete hamd etmek, o nimetin gitmesine karşı emandır. Hz. Ömer (r.a.)
203 7 Hamd olsun O Allaha, ümmetimden öyle kimseler yarattı ki, onlarla birlikte (zikrederek) sabretmeyi isterdim. (Şu mealdeki ayetin nüzulu üzerine bu hadisi şerif varid olmuştur. "Nefsimi, akşam ve sabah, sırf Onun rızasını murad ederek Rablerine dua edenlerle sabırlı kıl.") Hz. Selman (r.a.)
203 8 O Allah'a hamd olsun ki yedirir yedirilmez ve bize ihsanda bulunur, bize hidayet eder. Ve bizi doyurur, içirir ve bizi tatlı belalarla imtihan eder. Arası kesilmeyen nimetlerinin karşılığı ödenemiyecek olan, kendisine karşı nankörlük yapılamayacak olan ve kendisine muhtaç olmamaya imkan bulunmayan Allah'a hamd ederim. O Allah'a hamd olsun ki, bize yiyeceklerden yedirdi, içeceklerden içirdi. Çıplaklıktan giydirdi. Ve dalaletten hidayete erdirdi. Ve körlükten görür hale getirdi. Mahlukatının çoğuna da bizi üstün kıldı. Hamd, Alemlerin Rabbı olan Allah'a muhsustur. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
203 9 O Allaha Hamd ederim ki, Resulullahın gönderdiği adama, onun istediği şekilde hareket nasib etti. Ve tevfik ihsan etti. Hz. Muaz (r.a.)
203 10 Fatiha yedi ayettir. Birincisi Besmeledir. Fatiha Sebül mesanidir. (tekrar edilen yedi ayettir) Kur'anı azimdir. Ümmül Kur'andır. Ve Fatihatül Kitaptır. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
203 11 Ey Allahın düşmanı, seni zelil eden Allah'a hamd olsun. Bu ümmetin, bu firavunu idi. (Bedirde Ebu Cehilin başı getirildiğinde) Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
203 12 Ümmetim içinde seni bu şekilde yaratan Allaha hamd ederim. (Hz. Salim (r.a) için) Hz. Âişe (r. anha)
203 13 O Allah'a Hamd olsun ki, avretimi örtebileceğim bir elbise ile beni giydirdi. Ve hayatımda onunla beni güzelleştirdi. Beni Hak ile gönderene yemin ederim ki, hiçbir müslüman kul yoktur ki, Allah (z.c.hz) leri onu yeni bir elbise ile giydirdi de o da eskisini fakir bir müslümana verdi ise, o kimse diri veya ölü de olsa o elbisenin bir ipliği kalıncaya kadar Allah'ın hıfzında ve emanında olmasın. Hz. Ömer (r.a.)
203 14 Hamd olsun Rabbıma ki Beni senin gibi leîm kılmadı. (Ebu Cehili kasdederek) Hz. Ali (r.a.)
203 15 Humma günahları döker. Ağacın yapraklarının dökülmesi gibi. Hz. Abdullahil Kasrinin babasından
203 16 Humma, Cehennem ateşinin şiddetindendir. Onu su ile serinleşirin. (Bir rivayette zemzemle) Hz. Ömer (r.a.)
203 17 Humma, Cehennem körüklerinden bir körüktür. Ve mü'minin Cehennemden payıdır. Hz. Ebû Reyhâne
Peygamberimizin getirdiği din hayata ne vermiş? (S.) 685:Lemaat Risale-i Nurlar yüze yakın din tılsımlarını hal ve keşfetmiştir. (S.T.)159:Parlak fıkralar
YanıtlaSilRisale-i Nurlar dinin en yüksek ve has kısmı olan imandan bah- seder. (T.H.) 206:Esk. hayatı
Risale-i Nurlar dinin geniş dâiresinden bahsetmez. (T.H.) 206:Esk. hayatı
Rusya dinsiz kalamaz. (E.L.) 2:71.
Salih amel imanın ikinci cüz'üdür. (Ş.) 240:12. Şua
Siyaseti dinsizliğe âlet ettiler. (H.Ş.) 52:3. kelime, hâşiye
Siyaseti dinsizliğe âlet yapanlar, kabahatlerini örtmek için baş- kasını irtica ile ve dinini siyasete âlet yapmakla itham ederler. (D.H.Ö.) 20; (T.H.) 59.
Şarklıların kalbinde din hissi hâkimdir. (H.Ş.) 70:zeyl; (Sn.) 49. Ulemâ-i sû'nun dine zararı. (Mh.) 29:1. makale, 7. mukaddime Uyanık olan beşer dinsiz olamaz. (Mn.) 86.
Vicdanımızın dinden başka âmir ve müşevviki yoktur. (Mk. İç. R.) 2:278.
Yüz senede bir Cenâb-ı Hak bir din yenileyicisi gönderiyor.
(K.L.) 119.
Zaruriyât-ı diniyeyi, üzerinde ihtilaf edilen ve cüz'i olan fer'î meselelere tâbi kılmak zararlıdır. (Sn.) 46.
DİPLOMAT
Diplomatların koku alma duyuları kuvvetli olmalıdır. (Mh.) 83.
DOĞRULUK (Bak:yalan)
Bir tane doğru bir milyon yalanı yakar. (S.) 651:Lemaat Bu zamanda doğruluk ve yalanın arası çok yakın. (Mh.) 131:3.
maka; (S.) 451, 452:27. Söz, zeyl, 2. sebep; (H.Ş.) 53:3. keli. Doğruluğun faydaları. (1.1..) 93.
FIHRIST/169
Doğruluğu içimizde diriltmeliyiz. (H.Ş.) 51:3. kelime Doğruluğun siyasî hayatta ölmesi bizi geri bıraktı. (H.Ş.) 27. Herşeyden önce bize lazım olan doğruluktur. (Mn.) 104.
YanıtlaSilHer söylediğini doğru olmalı, fakat her doğruyu söylemek doğru değil. (H.Ş.) 56:3. kel.; (M.) 256:22. Mektup 4. vecih; (S.)
652:Lemaat Her sözün doğru olsun, her hükmün hak olsun. (S.) 651:Lemaat Hile, hileyi terk etmek ve doğruluktur. (H. Şua 9. Veh.) 107. Imanın esası doğruluktur. (1.1) 93; (H.Ş.) 51:3. kelime İslâmiyetin esası sıdktır. (1.1.) 93; (H.Ş.) 51:3. kelime Kurtuluş yalnız sıdktadır. (H.Ş.) 55:3. kelime
Müsemmây-ı meşrûtiyet, hak, sıdk, muhabbet ve imtiyazsızlık üzere bekā bulacaktır. (D.H.Ö.) 41; (T.H.) 68. Peygamberimizin sıdkı. (Mh.) 133, 138:3. makale
Yol ikidir. Ya doğru söylemek, ya susmak. (H.Ş.) 56:3. kelime
DOKTOR
Bediüzzaman oruç tutmayan doktora muayene olmadı. (S.T.)
135:Parlak fıkralar Bediüzzaman'ın tımarhanede doktorla olan konuşması (D.H.Ö. Iç, R.) 1:66.
Bir hasta doktora karşı üç vaziyette bulunur. (Nt. İç. R.) 2:262. Doktorların fehmi hasta. (D.H.Ö. İç. R.) 1:72. Doktorluk mesleği. (M.) 49:12. Mektup, 3. suâl
Gafil doktorlar hakikat noktasında herkesten daha çok hastadır. (K.L.) 57.
Hastalığa ehemmiyet vermek doktoru müstebid bir hakim yapar. (E.L.) 1:239.
Kadının erkek doktora muayene olması. (L.) 59:11. Lem'a 7. nük. Kur'ân tıb ilmine teşvik ediyor. (S.) 232:20. Söz 2. makam Merhametsiz ve insafsız hekimler. (L.) 219:219:25. Lem'a, 20 deva FBIRIST/170
Bir Hazinenin Anahtarı RİSALE-İ NUR KÜLLİYATI FİHRİST VE İNDEKSİ
YanıtlaSilİSMAİL MUTLU
İKİNCİ BASKI
Congle VILDIRIM/33
YanıtlaSilINSAN (Adem. Adam) Toplans halde bir kültür çevresinde ya dipanme ve konuşma yeteneği olan, evrent butün olarak kavraya bulguları sonucunda değqtirebilen ve biçimlendirebilen canlı
(Kaynakça TDK)
Bir insan yaptıkların toplamudie/Mohandas Gandi
Insan iki ucundan yanan bir mum gibi elmah/Rosa Luxemburg
Yetkin insonda düşüncenin gücü, iradenin gücü ve kalbin gücü olmahhr/Ludwig Andreas Feuerbach
.
. Gerçek insan, başkasının yüzünde patlayan tokadı kendi suratın- da duyabilen insandır./Jose Marti
Insan kendi içindeki sessiz gürültüyü bastırmak için kalabalığa karışır/Rabindranath Tagore
. Insamın değeri ulaştıklarıyla değil, ulaşmayı arzu ettikleri şeylerle bilinir/Halil Cibran
Insan, özgür olduğu sürece insandır. / Turan Dursun
Insan, ancak onu düşünen hiç kimse kalmadığı zaman gerçekten olur/Bertolt Brecht
. Insan insanın kurdudur. / Thomas Hobbes Insan kendine ne ka- dar değer verirse, o kadardır. / François Rabelais
.
Kendine iyi bak çünkü älemin özüsün sen. Varlıkların gözbebeği
elan insanoğlusun sen/Şeyh Galip . Insanlar değerli olmayı unuttular, önemli olmaya çalışıyorlar. / Çetin Alian
. Insan, tarihte dünyayı değiştirebilecek tek etkin öğedir. / Georges Politzer
. Sahi biz, Insan olduğumuz için mi hep yenildik? / Yılmaz Güney
. Insan en cesur hayvandır, cesaretiyle yenmiştir her hayvanı zafer çığlıklarıyla yenmiştir her acıyı ama insanın acısı en derin acıdır. / Fried
rich Nietzsche . Insan doğası itibariyle ahlak sistemini iyileştirmek yerine yozlaştı
nr./Auguste Comte Yazık! Insanlar neden niteliklerini hayvanlarda görülenlerden üs
tün tutup böbürlenirler, bu onları sadece daha bağımlı varlıklar yapar.
Güdülerimiz yalnızca açık, susuzluk ve arzusuyla sınırlı olsaydı, hemen hemen özgür olabilirdik. / Mary Wollstonecraft
56 | Özlü Sözler ve Yaşam Öyküleri
YanıtlaSil. Hiç kimse ne ise o olarak kabul edilmez, başkaları onu ne yaptıysa o öyle bilinir, öyle kabul edilir. / Arthur Schopenhauer . Bir gün sokak ortasında, Adamlar! Adamlar diye bağırmaya baş lar. Halk etrafına toplanır. Diyojen, Ben adamları çağırıyorum diye sopau ile onları kovar. / Diogenes (Diyojen)
. Her insan kendi görüş sahasının sınırlarını dünyanın sınırları ola rak kabul eder. / Arthur Schopenhauer
İnsanın ileriye dönük kararlar alması, hesabının olmadığı bir
. bankadan para çekmesine benzer. / Oscar Wilde
Insan dediğin insanların uğruna canını feda etmeli, edemedi mi. kalabalık etmemeli dünyamıza! / Orhan Kemal
İnsanı sadece bilim ve sanat yüceltebilir. / Ludwig van Beethoven İnsanlar çok değişti, dikkat etmek lazım. Biriyle el sıkıştıktan son . ra beşi de yerinde mi diye parmaklarını saymak zorundasın. / Lev Nikola
yeviç Tolstoy
Dehri arasan binde bir adem bulamazsın. Adem görünen harlan ådem mi sanırsın. / Ziya Paşa
. İki mükemmel insan asla birlikte olamaz. Çünkü mükemmel ka dın birinci seferde evet demez, Mükemmel erkekse 2. şansı vermez. İki mükemmel insan asla birlikte olamaz. Çünkü mükemmel kadın birinci seferde evet demez, Mükemmel erkekse 2. şansı vermez. / Anton Pavloviç
Çehov
.
. çalışmak için harcanmış bir çabadır. / Arthur Schopenhauer
Insan pazarlık yapan hayvandır. / Adam Smith Insanın hayatı, yenileceğinden hiç şüphe etmeksizin, var olmaya
. Henüz insan aşamasına ulaşmış değiliz, yalnızca insanlığa giden yolun üzerindeyiz. / Hermann Hesse
. Bir insan söyledikleri kadar söylemedikleriyle de insanlaşır. / Al-
bert Camus . Kimseyi övmeyen, kimseyi kötülemeyen, kimseden yakınmayan.
kimseyi suçlamayan olgun insandır. / Epiktetos . Insanlar göründükleri gibi olmalıdır. Eğer değillerse hiç görün mesinler daha iyi. / William Shakspeare
. Adem'in ademliği: akıl, hayâ ve ilim iledir. / Hacı Bektaş Veli Insanların çoğu hayatlarının sonunda geriye dönüp baktıklarında idealarda yaşadıklarını görürler. Takdir etme geriye donu badan ge Schopenyin aslında hayatları olduğunu gördüklerinde şaşırırlar. / Arthur Schopenhauer
Eğer bir solminin (Insan) kalikasan hakkarylediğin sende
YanıtlaSilBir adam karuna arabanın kapsasin
ya arabası yenidir, ya da karısı / Albert Cattus
Dein, nadir bulunan arkaya sahip insanlar yalnızca yararl bir işe girmeye zorlandıklarında en güzel resimlerle siden sonra de mustak kalı olarak kullanılan değerli bir vazoya benzer / Arthur Scho penhauer
Bazen toprakta olduğu gibi insanlarda da, sahibinin bümediği bir altın damarına rastlanır. / Jonathan Swift
• Insanların çoğu, kendileri değil başkalarıdır, düşünceleri başkala
nmın düşünceleridir, yaşamları başkalarını taklittir ve tutkuları ise alıntı
lardır./Oscar Wilde
Bir insanım ilk işi nedir? Cevap açık, kendisi olmak. / Tevfik Fikret
Insanlar akıl ve kalbi olgunlaştırmaktan bin kat daha fazla, kendi leri için zenginlik biriktirmeye uğraşırlar. Oysa mutluluk için, şüphesiz ki insanın elindeki şeylerden daha ziyade, insanın içindeki şeyler önemlidir. Arthur Schopenhauer
Insanı köle yapmak, onu öldürmektir. / Pierre-Joseph Proudhon
.
• Her insanda, insanlığın bütün halleri vardır. / Michel de Montaigne . Sığ insanlar şansa inanır. Güçlü insanlar ise 'sebep ve sonuçili
Insanlara inanmalı ve güvenmelisiniz, yoksa hayat çekilmez bir
hal alır. / Anton Pavloviç Çehov
Biz zavallı insanlar, kalplerimizin elinde birer oyuncaktan başka bir şey değiliz./Halide Edib Adivar
kisine/Ralph Waldo Emerson Insanlar birbirlerine egemen olmak isterler ama kendi kendileri
nin bile efendisi değillerdir. / Maksim Gorki Bizi yok edecekler şunlardır. İlkesiz siyaset, vicdanı sollayan eğ
.
lence, çalışmadan zenginlik, bilgili ama karaktersiz insanlar, ahlikten
yoksun bir iş dünyası, insan sevgisini alt plana itmiş bilim, özveriden yok sun bir din anlayışı. / Mohandas Gandi Belki yağmura da gerek kalmazdı, insanlar bu kadar kirli olma saydı./Turgut Uyar
.
Öyle insanlar vardır ki, onlarla yaşamak kolay değildir ama onları
terk etmek de mümkun değildir. / Thomas Mann
Insan bir şeyi menfaatine, karakterine, zevkine, ihtiraslarına göre
ya şqırır, ya küçültür / Denis Diderot
60/ Özlü Sözler ve Yaşam Öyküleri
YanıtlaSildindardırlar, kütüphaneler birer cami, kilise, havra olur, bıçak ancak
lem yontmak için kullanılır. / Muhsin Ertuğrul
. Insan olmak bir sanattır. / Novalis
. Başkaldıran insan, hayır diyen insandır. /
Albert Camus Insan şişirilmiş tulum gibidir, ağzı açılınca söner. | Kat Mahmud
. Insan dediğin, beyaz kadınla sarı altın karşısında belli olur. mal Tahir
Her şey eşyanın halika elinden çıkarken iyidir, her şey elinde soysuzlaşır. / Jean-Jacques Rousseau.
insan Başlıca üç çeşit insan vardır. Bilgi sever, ün sever ve para sever Platon (Eflatun)
.
. Insan, kendi kendisinden saklamaya çalıştığı yanını sevemez Albert Camus
Üstünde durulduktan sonra bir pūf yanı bulunmayacak
yoktur./Moliere
. Insan, tebessümle gözyaşı arasında gidip gelen bir sarkaçtır. Ge
orge Gordon Byron
. Insan sahip olduklarının toplamı değil, fakat henüz gerçekleşe remediklerinin toplamıdır. / Jean-Paul Sartre
. Mükemmel düşünen insan, gören insandır. / Novalis
Her şey incelikten, yalnız, insanlar kabalıktan kırılırlar. / Ibrahim Olcaytu
Insanlar rakamlara benzerler. durumlarına göre değer kazanı / Napoleon Bonapart . İnsan iyi doğar, tabiaten iyidir, onu kötü yapan cemiyetir. / guel de Unamuno
.
. Kimlere meydan okumaz insan, tek başına düşündüğü zamun Jean de La Fontaine
ang kemmel insanın aksayan tarafları daha çok belli olur. / Joha Wolfgang Von Goethe .
.
Dünyada en guc şey insanları memnun etmektir. / Rifat Neder Evrimer
Insanlara çok defa en yüksek baha, en zavallı bir durumda olu ları zaman biçilir. / John Webster
.
Cengiz YILDIRIM 61
YanıtlaSil. Hakkında kötü düşünulmeyecek, kötü şeyler söylenmeyecek hiç ba msan yoktur, hakkında iyi düşünülmeyecek, iyi şey söylenmeyecek hiçbir insan da yoktur. / Alain (Filozof)
. . Tarçına benzer insan, dövülüp ezildikçe değerlenir. / John Webster Bazı insanlar, ev köpekleri gibi, yamandıkları kapıdan ayrılmaz lar./Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
Insanlar çoklukla nankör, değişken, içten pazarlıklı, ürkek ve doymak bilmez yaratıklardır. / Machiavelli Insanlar herhangi bir kimseyi kötüleyen sözlere inanmaya gere
.
ğinden fazla hazırdırlar. / David Herbert Lawrence . Insanlığa kimlerse tahakküm hevesinde, yok yerleri artık bu cihan
çevresinde. / Faruk Nafiz Çamlıbel . Dilersen çevrene bak, güç değil mi ün almak; en zor gelen insana, insan olmak!/Cavidan Tümerkan
. Insanın daima kendinden yukardakilere köpek dalkavukluğu, kendinden aşağıdakilere aslan guru ile muamele etmesi, hemen hemen umumi bir kaide halindedir. / Ahmed Mithat Efendi,
. Ayrı ayrı birer ahlaksız yaratık olan insanlar, toplu oldukları za- man namuslu kişiler olurlar. / Montesquieu
Insanlar parlayanı karartmaktan, yükseleni yere serip toza bula-
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
. Insan ne kadar yakını olursa olsun yanı başındakini, halini bir kıl
maktan hoşlanırlar. / Friedrich von Schiller Basit bir insan, karmaşık bir insandan daha korku vericidir. /
ucu kadar göremez, anlayamaz. / Mevlana Dünyada üç grup insan oluşur: Bir şeyi ortaya çıkaran ve yapan
.
küçük bir seçkin grup; Bir şeyin yapılmasını seyreden daha büyükçe başka bir grup Ve neyin olup bittiğini bilmeden yaşayan muazzam bir kalabalık.
Nicholas Murray Butler
. olan Önemli olan yaşamak değildir, başarmak hiç değildir. Önemli
insan kalmayı bilmektir. / George Orwell
İnsan dilinin altında gizlidir. / Hz. Muhammet
Insan, alet kullanan hayvandır. / Thomas Carlyle
Insanlar hayvanları öldürüp yedikçe, dünya üzerinden cinayet, kan dökme ve savaşlar kalkmayacaktır. / Pisagor
En çok hoşumuza giden insan, kendimize benzettiğimiz insandır. Michel de Montaigne
"Ey Allah'ın kulları, sizden evvel ölen kimselerden ibret alınız. Onların halini düşününüz. Dün sizinleydiler, bugün neredeler™
YanıtlaSilençlik ve aindeliklerine güver
YanıtlaSil"Hani o güzel ve parlak yüzlü olanlar, gençlik ve zindeliklerine güvenenler? O gençlik ve güzellik bugün toprak olmuş, sevdikleri, zevk ve safa duydukları şeyler onlar için hasret ve pişmanlık olmuştur."
HZ. PEYGAMBER'IN GUZIDE ASHABININ HAYATINDAN TABLOLAR
YanıtlaSilASR-I SAADET'TEN 10 ÖRNEK İNSAN
AYŞE ÇOKÇEVİK
BILGE
AŞERE-İ MÜBEŞŞERE KİMDİR?
YanıtlaSilAsr-1 Saadet'te Peygamberimiz'in (sav) en yakın dostları olan ve hayatta ken cennetle müjdelendiği rivayet edilen on mübarek insana islamı literaturde "Aşere-i Mübeşşere" denilmektedir.
Sahabeler içerisinde sağlığında cennetle müjdelenen birçok bahtiyar insan vardır. Bunlar arasında bulunan on kişiye "Aşere-i Mübeşşere" denir. Aşere-i Mübeşşere şunlardır:
1. Hazret-i Ebû Bekir,
2. Hazret-i Ömer,
3. Hazret-i Osman,
4. Hazret-i Ali,
5. Hazret-i Abdurrahman bin Avf,
6. Hazret-i Ubeyde bin Cerrah,
7. Hazret-i Said bin Zeyd,
8. Hazret-1 Sa'd bin Ebi Vakkas,
9. Hazret-i Ubeydullah bin Talha,
10. Hazret-i Zübeyır bin Avvâm'dır. (Radıyallahü anhüm ve ecmain)
Aşere-1 Mübeşşere hakkında bize kadar ulaşan birçok rivayetler vardır. Bilındığı üzere Peygamberlerden sonra insanoğlunun en faziletlileri Pemgamberim'in (sav) dostlan olan sahabelerdir. Dünyada iken cennetle müjdelenmiş olsa da, olmasa
AŞERE-i MÜBEŞŞERE
YanıtlaSilالعشرة المبشّرة
Hz. Peygamber tarafından cennete girecekleri daha hayatta iken kendilerine müjdelenen on sahâbî.
Müellif: ABDULLAH AYDINLI, İSMAİL LÜTFİ ÇAKAN
Kaynaklarda “el-aşeretü’l-mübeşşere”, “el-mübeşşerûn bi’l-cenne”, “el-aşeretü’l-meşhûdü lehüm bi’l-cenne” gibi ifadelerle anılan bu on sahâbî Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali, Talha b. Ubeydullah, Zübeyr b. Avvâm, Abdurrahman b. Avf, Sa‘d b. Ebû Vakkās, Ebû Ubeyde b. Cerrâh ve Saîd b. Zeyd’dir. Ashaptan Saîd b. Zeyd’in bir rivayetinde bu on kişiden Ebû Ubeyde b. Cerrâh yerine Abdullah b. Mes‘ûd zikredilmiştir (İbn Abdülber, II, 318). Abîde es-Selmânî’den gelen benzer bir rivayeti de Zehebî kaydetmektedir (Maʿrifetü’l-ḳurrâʾ, I, 34). Ancak Zehebî’nin bu eserinin 1969’da Kahire’de yapılan baskısında yer alan bu rivayetin, gerek 1404’te yapılan Beyrut baskısında gerekse incelenen Paris, Berlin ve İstanbul kütüphanelerindeki yazma nüshalarında eksik olarak yer aldığı, İbn Mes‘ûd’un cennetle müjdelendiği belirtildikten sonra Ebû Ubeyde yerine aşere-i mübeşşere içinde onun bulunduğundan söz edilmediği görülmüştür. Rivayetteki bu değişikliğin, eserin Kahire baskısında esas alınan ve inceleme imkânı bulunamayan Kahire (Dârü’l-kütübi’l-kavmiyye Ktp.) nüshasında yer aldığı anlaşılmaktadır. Hadislerde cennetlik oldukları topluca haber verilen bu sahâbîlerden başka Hz. Hatice, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Selâm gibi münferit olarak cennetle müjdelenenler de vardır.
Aşere-i mübeşşerenin bazı ortak vasıfları şunlardır: 1. Tamamı ilk müslümanlardan olan bu on sahâbî Hz. Peygamber’e ve İslâm’a büyük yardımlarda bulunmuşlardır. 2. Kureyş kabilesine mensup olup nesepleri Hz. Peygamber’in nesebiyle birleşmektedir. Bu sebeple, “aşere-i mübeşşere” ifadesini “Kureyş’ten cennetle müjdelenmiş on kişi” olarak anlamak daha doğru olacaktır. Nitekim konuya ait rivayetlerde de “aşeretün min Kureyşin fi’l-cenne” kayıtlarına rastlanmaktadır. 3. Bedir Savaşı’na ve Bey‘atürrıdvân’a katılmışlardır. Bey‘atürrıdvân’da bulunamayan Hz. Osman adına bizzat Hz. Peygamber iki elini birbirine kavuşturarak biat etmiş, onu da biata katılanlardan saymıştır. 4. Allah’ı ve resulünü sevdikleri bizzat Hz. Peygamber tarafından açıklanmıştır. 5. Allah yolunda yakınlarına karşı savaşmaktan çekinmemişlerdir. Nitekim Mücâdile sûresinin, “Allah’a ve âhiret gününe inanan bir toplumun babaları, oğulları, kardeşleri, akrabaları bile olsa, Allah’a ve Peygamber’e karşı gelenlere sevgi beslediklerini göremezsin” meâlindeki 22. âyetinin aşere-i mübeşşereye dahil ashap hakkında nâzil olduğuna dair bazı rivayet ve yorumlar bulunmaktadır.
YanıtlaSilAşere-i mübeşşerenin İslâmiyet’teki seçkin yerini dikkate alan İslâm bilginleri, ilmî tasnif ve değerlendirmelerde ilk sırayı hemen daima bunlara ayırmışlardır. Ahmed b. Hanbel el-Müsned’ine aşere-i mübeşşerenin rivayet ettiği hadislerle başlamıştır. Taberânî’nin el-Muʿcemü’l-kebîr ve Ebû Nuaym el-İsfahânî’nin Ḥilyetü’l-evliyâʾ adlı eserlerinde de aynı sıralama görülmektedir. Aşere-i mübeşşerenin hepsiyle görüşüp onlardan hadis rivayet edenler tâbiîlerin birinci tabakası olarak kabul edilmiştir. Aşere-i mübeşşere, İslâmî literatürde sahâbîlere ait eserlerin dışında müstakil eserlere de konu teşkil etmiştir. Muhibbüddin et-Taberî’nin, İstanbul kütüphanelerinde birçok yazma nüshası bulunan ve ayrıca basılmış da olan (I-II, Kahire 1327; I-IV, Beyrut 1405/1984) er-Riyâżü’n-naḍire fî menâḳıbi’l-ʿaşere’si, Hâkim en-Nîsâbûrî’nin Feżâʾilü’l-ʿaşere’si, Burhâneddin İbrâhim b. Abdurrahman el-Fezârî’nin Feżâʾilü’l-ʿaşereti’l-mübeşşere’si ve Zeynüddin İbnü’ş-Şemmâ‘ın ed-Dürerü’l-mülteḳāt’ı aşere-i mübeşşereye dair yazılmış müstakil eserlerdir.
YanıtlaSilASR-ISAADET'TEN ON ÖRNEK İNSAN
YanıtlaSilHZ. PEYGAMBER'İN GÜZİDE ASHABININ HAYATINDAN TABLOLAR
İslami anlayışta peygamberlerden sonra insan- oğlunun en faziletlileri Pemgamberimiz'in (sav) dostları olan sahabeler olarak kabul edilmiştir. Bunun için sahabelerin mertebesine hiçbir şekilde ulaşılamaz. Çünkü onlar, Peygamber Efendimiz'i (sav) görmüş, iman etmiş ve sohbeti ile şeref- lenmişlerdir. Peygamber sohbeti Sahabe efendileri- mize diğer insanların senelerle seyr ü sülükla elde ettikleri feyze ve nûra, "bir dakikada" ulaştıran bir mertebe ve yükseliş kazandırmıştır.
Sahabeler arasında bazı derecelendirmeler vardır ve on sahabe diğerlerinden umumi derece bakı- mından yüksek görülmüştür. Ayşe Çokçevik, İslami literatürde "Aşere-i Mübeşşere" diye isimlendirilen bu mübarek insanları "Asr-1 Saader'ten On Örnek İnsan" isimli bu eserinde akıcı üslubuyla yeniden kaleme aldı ve okuyucuların istifadesine sundu.
"Aşere-i Mübeşşere" olarak isimlendirilen bu on örnek insan şunlardır: 1. Hazret-i Ebû Bekir, 2. Hazret-i Ömer, 3. Hazret-i Osman, 4. Hazret-i Ali, 5. Hazret-i Abdurrahman bin Avf, 6. Hazret-i Ubeyde bin Cerrah, 7. Hazret-i Said bin Zeyd, 8. Hazret-i Sa'd bin Ebt Vakkas, 9. Hazret-i Ubeydullah bin Talha, 10. Hazret-i Zübeyir bin Avvâm'dır. (Radiyallahü anhüm ve ecmain)
Bütün çağların bu on örnek insandan öğreneceği çok şey vardır ve elinizdeki kitap bunun için iyi bir
başvuru kaynağıdır.
9759789139308
12 ASR-I SAADET'TEN ON ÖRNEK İNSAN
YanıtlaSilda, sahabelerin mertebesine hiçbir şekilde yetişilmez. Çünkü onlar, Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı dünya gözüyle "Peygamber" olarak görmüş, iman etmiş ve "sohbeti" ile müşerref olmuşlardır. Peygamber sohbeti onlara, diğer evliyânın senelerle seyr ü sülûkla elde ettikleri feyze ve nûra, "bir dakikada" ulaştıran bir mertebe ve yükseliş vermiştir
Cebrail (a.s.) yanımdan kalktı da Bana anlattı ki, Hüseyin (r.a.) Fırat kenarında katlonulacak ve sonra şöyle dedi: "İster misin onun toprağından sana koklatayım" Dedim, evet. Bunun üzerine elini uzattı, o topraktan bir avuç aldı ve onu Bana verdi. Ben de kendimi tutamadım, gözlerimden yaşlar boşandı.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ali (r.a.)
Sayfa: 333 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
Müslümanın öpmesi musafahadır.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 333 / No: 3
Ramuz El-Ehadis
Bir mü'minin öldürülmesi, Allah'ın indinde, dünyanın yıkılmasından daha büyüktür.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
Sayfa: 333 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
Müslümanı Katl küfür, sövmek fısktır ve kardeşini üç günden fazla terketmek (dargınlık) müslümana helal olmaz.
YanıtlaSilRavi: Hz. Saad (r.a.)
Sayfa: 333 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
Ben sizin: "Maşallah ve Hz. Muhammed (s.a.s.) diledi" demenizi zaten hoş görmüyordum. Siz önce "Maşallah (Allah diledi)" deyin, sonra da "Hz. Muhammed (s.a.s.) diledi" deyin.
YanıtlaSilRavi: Hz. Huzeyfe (r.a.)
Sayfa: 333 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
Bu kadın, çocuklarına olan şefkatinden dolayı Allah (z.c.hz.)'nin merhametine mazhar oldu. (İki çocuğu ile bir kadın gelmişti. Kendisine üç hurma verildi. Çocuklar hurmalarını yedikten sonra annelerininkine gözlerini diktiler de o da elindekini bölüp onlara verdi. Bunun üzerine bu hadis varid oldu.)
YanıtlaSilRavi: Hz. Hasan (r.a.)
Sayfa: 333 / No: 9
Ramuz El-Ehadis
Her Peygambere bir dilek "atiyye" verildi. Onlar da bunu dünyada harcadı, Ben ise ahirette ümmetime şefaat için bıraktım. Ümmetimden öyle adam olacak ki, çok büyük bir topluluğa şefaat edecek de onlarda o yüzden Cennete girecekler. Öyle bir adam olacak ki, bir kabileye şefaat edecek. Yine bir adam olacak ki, ailesine şefaat edecek. Hatta üç kişiye, iki kişiye, bir kişiye şefaat edecek kimseler olacaktır.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Said (r.a.)
Sayfa: 333 / No: 10
Ramuz El-Ehadis
Kalbini iman için halis eden iflah oldu. Yine kalbini selim, lisanını sadık, nefsini mutmain, ahlakını mustakim, kulağını dinler, gözünü de görür eden de iflah oldu. Kulak, işittiğini kalbe götüren bir alet gibidir. Göz de kalbin muhafaza edeceği şeyin tesbit vasıtasıdır. İflah oldu o kimse ki, Allah onun kalbini hıfz edici kıldı.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Zerr (r.a.)
Sayfa: 333 / No: 12
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
503 1 İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki, yanında altın ve gümüşü olmayan rahat etmez. Hz. Mikdam (r.a.)
503 2 İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, mü'min o zaman müminlere dua edecek te Allah (z.c.hz.) şöyle buyuracak: "Kendi nefsine dua et sana icabet edeyim, umuma gelince Ben onlara gazablıyım." Hz. Enes (r.a.)
503 3 Sizin üzerinize bir zaman gelir ki, boğulmaya maruz adam gibi dua etmeyen yakayı kurtaramaz. Hz. Huzeyfe (r.a.)
503 4 İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki, Camilerde halka halinde toplanırlar, gayeleri dünyevi olur. Allah'ın onlara ihtiyacı yoktur. Bunların arasına girmeyin. Hz. Enes (r.a.)
503 5 İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki o zamanki halkın efdali "hafifül haz" olanıdır. Denildi ki; "Ya Resulallah hafifül haz nedir?" Buyurdu ki, çoluk çocuğu az olanlardır. Hz. Huzeyfe (r.a.)
503 6 İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki, bir saat düşünürlerde kendilerine namaz kıldıracak imam bulamazlar. Hz. Selame binti Hür (r.a.)
503 7 İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki, o zaman da onlar riba yerler, yemeyene de tozu bulaşır. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
503 8 İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki, zenginler tenezzüh için, orta halliler ticaret için, onların kur'aları riya ve gösteriş için, fakirler ise dilenmek için hac ederler. Hz. Enes (r.a.)
503 9 Ümmetim üzerine bir zaman gelir ki fukaha bir birini çekemez. Tekelerin birbirlerini kıskandığı gibi, birbirlerini kıskanırlar. Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
503 10 Sizin üzerinize bir zaman gelir ki, adam acizlikle facirlik arasında muhayyer kalır. Kim bu zamana ulaşırsa aczi, fücura tercih etsin. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
503 11 İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki, adamın imanı soyulur da haberi olmaz. Halbuki o gömleğinin soyulduğu gibi soyulmuştur. Hz. Ebud Derda (r.a.)
503 12 İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki onda ulema, köpekler öldürülür gibi öldürülür. Keşke o zaman ulema birlik olsaydı. Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
DÜNYANIN HUZURUNU KAÇIRANLAR KİMLER?
YanıtlaSilALINIZATEMEL
"Dünye Sevgi ve hurt butun ha abome yang içinde mengene beygi thay sebebida toner dururlar tetecekle ye Suyuran Allah Raslekleri için kendilerine hiçbir sallallahu aleyhi ve sellem,preter olmaz. Tutuşturulmays dünyalk vilde etmek olartan ha devam edilen ateş gibi tutuşturulan pole tard ediyor. "Em emel arzulan önmek bilmez Sahibi de indece dianya olurio, Allah onun çevreyi de, dünyayı da yakar, dunya aleyhine darmadağın ederer cehenneme çevirir
kendi Fakiria korkutunuk ka araw na yerleştir Dünyadan kazada ları da sadece kaderinde yazilan landan ibaret olur Kimin de hede fi ahiret olursa Allah onun dağınık ni derleyip toplar Zenginliği kal Bome verdesivic Her şeye rağmen dunyadaki nasibi ana ulaşır" (Tema Kiyamet 30 Olume, ebedi hayatı unutanlar, yüzü sadece dünyaya dönük bir ha yat yaşayanlar dağınık, stresli ve te lylı bir hayat yaşarlar. Arzulan sen
nesız olduğu için dünyanın sınırlı
imkanlarıyla tatmin olmazlar. Köge
Dünyamio cehenneme çeviren ler sadece dunya ve dünyalikları he defleyenlerdir. Kendileri doymadik lan ve mutlu olmadiklan gibi başka lanının huzur ve mutluluklanna da engel olurtar Tuzaklardaki yemlere tamah eden aç kuşlar gibi kendile nini hellke sürüklerler Mü'minlerin kanaat, tevekkül ve iç huzurların dan mahrumdurlar. Yüzmesini bil- meden denize dalan, çırpındikça ba tan acemiler gibi kendi acı sonlan
hazırlarlar. Yüzmenin birinci ku rali telaşsız olarak kendini suya be
rakmaktic
Boğulan insanın cesedi a ne çıkar. Çünkü telaş ver bitmiştir. Tevekkul, gre tiktan sonra teslim olmal, Ale takdirine boyun em nin nuki da ecelli de belidir l ve acelecilikle bunlar d mümkün değildir olanlanın eline yorgunluktar b bir şey geçmez. Bunlar Mevlü tesbihiyle kuşun gligesin ka an nedip avlamak için neffes naffee is sup ok atan sersem avo glidirle Ahir ömürlerinde bir gige pişmanlıkla her şeyleri olan dine dan hiçbir şey elde edemeden an Iırlar. Bunlar hem dünyan hen de ahireti kaybederler "te apa
yıp budur." (Har, 11)
Dünyalık için ahiretlerin sata rin acı akıbeti şöyle haber verl "Inkår edip de käfir olarak min dünya dolusu altını (amptan tulmak için) fidye olarak verein
onların hiçbirinden asla kabul edilmek durumundadır. Bu insan olmanın ge reğidir.
YanıtlaSilbille meyecektir." (Al Imran, 911
Onurlu bir hayat sürmek, başkalarına faydalı olmalı, alıcı değil verici olmak için çalışanlar için, dünya ebedi hayat kazan maya vesiledir. Ahiretin tarlası olarak dü şünüldüğünde, gaye değil vasıta olarak görülduğunde dünya, asıl hedefe ulaştı ran güzel bir binektir. O binek bizi taşı diği ve bizim sırtımıza binmediği zaman nimettir, aksi halde çekilmez bir külfettir.
Akıllı kimse geçici olanın değil kalı o olanın peşinden koşar. "Mal ve çoluk çocuk dünya hayatının süsüdür. Bäki kalacak salih ameller (yapılan işler) ise Rabbinin katında hem sevap bakımın dan daha hayırlıdır hem de ümit bakı mından daha hayırlıdır" (Kehf, 46)
Asıl ve daimi hayat ahiret hayatıdır. Ahiret hayatı olmasa bu dünyanın, var ik ve hayatın hiçbir anlamı olmaz. Fäniyi anlamlı kılan bäki olandır. Sonu yokluk olan varlık yok hükmündedir.
Ölümle yok olmayan, daimi olan bir
hayat asıl hedef olmalıdır. Dünyadaki
bütün hesap ve planlar bu hedefe var- mak için yapılmalıdır. Beşer olarak bi- zim ve bütün insanlığın rehberi olan Hz. Peygamber (s.a.v), Abdullah b. Mesud (ra)'in bildirdiğine göre şöyle buyurmuş tur: "Kim ki gam ve tasalarını bire indirir ve sadece ahiret tasasına gönlünde yer verirse, Allah onun dünyevi tasalarını da ortadan kaldırır. Kim de gom ve tasala
nnı dünyanın hallerine göre çeşitlendi-
rirse, Allah onun vadilerden hangisinde
helák olacağına aldırış etmez" (İbn Mace,
Mukaddime 23)
Ahireti, ebedi hayatı hedeflemeyen bir hayat akıllılar için sonuç itibariyle bir azap ve işkencedir. Ölüm ve ötesinde ki aydınlığı göremeyenlerin dünyası ka- ranlıktır. Böyleleri idam sehpasını seyre- den bir mahküm gibi hep kötü ve acı so- nu düşünür. Böylece bütün sevinçler ke dere, bütün zevkler acıya dönüşür. Yok olmanın, kaybetmenin ve kaybolmanın acısından daha büyük bir acı ve felaket düşünmez. Akılsızlık hayvanlar bir nimet- tir. Biraz sonra mezbahada kesileceğini bilse bir sığır ot derdine düşer mi? Akıllı insanlar geçmişi, hali ve geleceği düşün
Ana gayeye odaklanmayıp detaylar peşinde koşanların iç ve diş dünyaların da ahenk ve bütünlük yoktur Dağınık ve telaşlı bir hayat süren böyleleri huzurlu ve mutlu bir hayat süremezler. Çeşitli ar zu ve hedeflerin peşinde şaşkın bir ha yat sürerler. Pek çok efendiye köle olan kimse gibi kime hizmet edeceğini, kimi memnun edeceğini bilemez. Tek Allah'a kul olmayıp çeşitli putlara tapanların ha li de böyledir. "Allah şöyle bir örnek veri- yor: Bir adam var ki, onun birbiriyle çeli şen birçok ortak efendisi var. Bir adam- da var ki bir tek efendiye bağlıdır. Şimdi bu iki adamın durumları eşit olabilir mi" (Zümer 29)
Bir olan Allah'a iman, düşünce, ga- ye ve harekette birliği doğurur. Asıl he def onun rızasını kazanmak, onun çizdiği yoldan yürümektir. "Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşüp parçalanan ve kuş- ların kapıştığı yahut rüzgârın tenha bir yere sürüklediği nesnelerden farksızdır." (Нас: 31)
İman ve gayede bütünlüğe ereme- yenler, çeşitli arzu ve heveslerin sağa sola savurduğu, nereye gittiğini, ne ya- pacağını bilemeyen şaşkın kimselerdir. Böyleleri kendileri içinde, toplum için- de zararlı kimselerdir. İmanın tevekkülle teslimiyetin verdiği huzur ve mutluluktan mahküm olanlar başkaları içinde mutsuz- luk kaynağıdır.
Allah'ın rızasını, ebedi saadeti he- deflemeyenler geçici arzu ve hevesle- rin oyuncağı olurlar. Doyumsuzdurlar, gözleri gönülleri daima açtır. Aç gözlu- lükleri onları saldırgan ve saygısız ya par. Kazanmak için her yolu mubah gö rürler, haram-heläl, hak-hukuk tanımaz- lar. Dünyanın huzurunu kaçıranlar, kazan- mak için başkalarının kaybetmesini bek- leyenler, canavarlaşanlar bunlardır.
Nefislerinin, bayağı arzularının kölesi olmayanlar hem kendileri hem de baş kaları için huzur kaynağıdırlar. "Bunlar, iman edenler ve Allah'ı anarak gönülle- ri huzura kavuşanlardır. Bilesiniz ki gö- nüller ancak Allah'ı zikrederek huzura kavuşur." (Rad 28)
ALLAH'IN RIZASINI,
YanıtlaSilEBEDİ SAADETİ
HEDEFLEMEYENLER
GEÇİCİ ARZU VE
HEVESLERİN
OYUNCAĞI OLURLAR.
DOYUMSUZDURLAR,
GÖZLERİ GÖNÜLLERİ
DAİMA AÇTIR. AÇ
GÖZLÜLÜKLERİ
ONLARI SALDIRGAN
VE SAYGISIZ YAPAR.
KAZANMAK İÇİN
HER YOLU MUBAH
GÖRÜRLER, HARAM-
HELAL, HAK-HUKUK
TANIMAZLAR.
DÜNYANIN
HUZURUNU
KAÇIRANLAR,
KAZANMAK İÇİN
BAŞKALARININ
KAYBETMESİNİ
BEKLEYENLER, CANAVARLAŞANLAR
BUNLARDIR.
ALTINOLUK 27
ISSN 1302 317
YanıtlaSilALTINOLUK
"De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi älemlerin Rabbi Allah içindir." (Enam 162)
ALLAH İCİN GÖNÜLLÜYÜZ
Aziz Mahmud Hüdai Hz.
Haziran 2024/Zilhicce 1445 www.altinoluk com Sayı: 460-100 0
Ahir zamanda ümmetim üzerine şiddetli bir bela zuhur eder. Bundan ancak iki sınıf kurulur: Biri Allah'ın dinini tanır ve onun için lisan ve kalbi ile mücadele eder. İkinci ise dinini anlamış, dinlemiş ve tasdik etmiştir. (Yani cahil kalanlar bu belada tehlikededir)
YanıtlaSilRavi: Hz. Ömer (r.a.)
Sayfa: 141 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
Kim Allah'ın dininde ilim sahibi olursa, Allah onun "hem" minin define ve ummadığı yerden rızıklanmasına kafi gelir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 414 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
131. Allahım! Şüphesiz ben fakirlikten, zatından başka birine zelil olmaktan, senden başkasından korkmaktan, ya- lan söylemekten, bütün günah çeşit- lerini işlemekten ve senin affına alda- nip gururlanarak günaha dalmaktan, düşmanların şamatasından, dermansız dertlerden,
YanıtlaSilümidin boşa gitmesinden, nimeti kay- betmekten, belânın ansızın gelmesin- den sana sığınırım.
YanıtlaSil132. Allahım! Habibin, Efendimiz Muhammed'i lâyık olduğu şekilde mükafatlandır, ona salât ve selâm eyle
133. Allahım! Dostun, Efendimiz İbrahim lâyık olduğu şekilde, mükafatlandır. On salât ve selâm eyle.
AÇIKLAMALI
YanıtlaSilDELAİLÜ'L-HAYRAT
Salavat-ı Şerifeler
Süleyman el-Cezûli (k.s)
NURCULUK
YanıtlaSilSolcular L. Oktem için «Heykeli dikilecek adama diyorlar,
YanıtlaSil20. Asrın Pullarından
BU KITAP...
Dünya dönüyor! Devirler değişiyor! Asırlar başkala şıyor. Değişmeyen, sabit kalan tek hakikat var, o da: Her şeyin ilahi bir ızâm'a tabi olduğu düsturu... Bun- dan binlerce sene evvel de bu dünyada insanlar vardı. Ay- m mücadele hüküm sürüyordu Inananlarla inanmışanlar arasındaki (ezell husûmet) o devirde de bugünkünden fark- sızdı. O zaman da inanmıyanların putları vardı. Tapıyor lardı. Karşı çıkanlar muahaze ediliyordu.... Ve, o zaman laron imantdarı da yılmadan mücahade ediyorlardı Bu günkü gibi... Her şey ilahi nizama täbis idi.
Kitabı mübinimizin açık hükmü: «INANIYORSA- NIZ, MUHAKKAK USTUNSUNUZ. Eskiden de ög
Solcular L. Öktem için «Heykeli dikilecek adama diyorlar,
YanıtlaSil20. Asrın Putlarından
BU KITAP...
Dünya dönüyor! Devirler değişiyor! Asırlar başkala- şıyor. Değişmeyen, sabit kalan tek hakikat var; o da: Her şeyin ilahi bir nizám'a tabi olduğu düsturu... Bun- dan binlerce sene evvel de bu dünyada insanlar vardı. Ay m mücadele hüküm sürüyordu: Inananlarla inanmıyanlar arasındaki (ezeli husumet) o devirde de bugünkünden fark- sızdı. O zaman da inanmıyanların putları vardı. Tapiyor- lardı. Karşı çıkanlar muahaze ediliyordu... Ve, o zaman- ların imanlıları da yılmadan mücahade ediyorlardı. Bu günkü gibi... Her şey ilahi nizama tabı idi.
Kitab-ı mübinimizin açık hükmü; «INANIYORSA- NIZ, MUHAKKAK USTUNSUNUZ» Eskiden de öy
Mecelle
YanıtlaSilbords. (178) sekilčiak ve kaidecilik, beorandan çok sert ve herelmez olas Islame lar, yenileşmede hiçbir hareke zöttern.lye: iardi. Bu yüzdan bagokian Türk çülüğe karşı da dirsek çevirdiler. (79) Türçülük A. b a başka milliyetek hareketleri de slam birliğini bozacağı korkusuyla lenkit et weydiler. Wakat Türkçülüğe karşı, Osmanlıcı görüşün teplisini ondan ayamalar. Mesela, Ebűzziya «Mecmuasında Türkçülük ve Tatarcılık cereyaninth Osmanlı bütün lüğüne aykırı olduğunu yazıyordu. (180) Nitekim ayı yazar, baska bir yazama- da Arap Türk gerginliğinin de Osmanlı ve İslam birliği içir, zararlı olğunu ileri sürüyordu. (181) «İçtihad»da yazan Süleyman Nazif, Takçülere hücum ederken buna benzer bir dil kullanmaktaydı. (182) Türkçülerin, İslama zarar vermiş Cengiz gibi paganist hükümdarları kendilerine lider gibi göstermeleri de bu hücumların sebepler arasındaydı. (Yusuf Akçura'nın Türk Yurdus C. I de çıkan Cengiz tefrikası (1909) bu tartışmaya kapı açmıştı). İslamcılar kanunların uygulanmasında sert kaideci görüşlerini şiddetle sa vunmaktaydılar: Şeriata uygun olmayan kanunların kaldırılmasını istiyorlar dı. (183) Bu hücumun sön temsilcilerinden Mustafa Sabri (mütareke devrinin şeyhülislâmı) Mısır'daki sürgün hayatında yazdığı Arapça ba eserin giris kis mında şöyle diyordu: «Kanun bakımından dünya ikiye ayrıhyor: Dår Islam, Dâr-1 Harp. Birincisinde İslâmi kanun käkimdir, İkincisinde değildir. Onları yo
YanıtlaSilla getirmek için İslâm âlemi 'cihad' halindedir. Türkler medeni kanunu aldık-
ları zamandan beri bu ikinci kısma girdikleri için, İslâm âlezni onlarla barp
halinde demektir⟫, (184) Kadınların örtünmesi dini kanun gereğidir, ona uyma-
mak kanuna uymamaktır. (185) Çok evlenme de nesil üretme ve iffet kaidele-
rine uygun olarak caiz ve lazımdır. (186) İslamcılar batılaşma hareketinin
doğurduğu bir çok yeni iktisadi, bedii ve fikri hareketlere hücum ettiler, bu
hususta fetvalar aldılar. «Tiyatro ahlaksızlık yuvasıdır ve kadınlar sahneye
(
178) G. Hanotaux'ya karşı mücadeleye giren Abdüh El-lsjóm ve'n-Nasraniyes, το του kiye'deki İslamcılara cesaret vermied. Fakat batının ahlak
Şehbenderzåde Ahmed
Sell
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
508 1 İçki müptelası adam kabrinden çıkar, iki gözü arasında şöyle yazılır: "Allah'ın mağfiretinden mahrumdur." Riba yiyen de kabrinden iki gözü arasında: "Allah'ın yanında hücceti yoktur" diye yazılı olarak kalkar. Muhtekir de kabrinden iki gözü arasında: "Ya kafir patlamanın yerine hazırlanır" diye yazılan olarak kalkar. Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
508 2 Deccal, Horasan denilen yerden çıkar, ona bir kavim tabi olur ki yüzleri meşindir. Hz. Ebû Bekir (ra)
508 3 Şark başları traşlı bir kavim çıkar. Kur'an'ı dilleri ile okurlar lakin hançerelerini geçmez. Onlar dinden, okunduğu yaydan çıktığı gibi çıkarırlar. Hz. Sehl İbni Hüneyf (ra)
508 4 Horasandan siyah bayraklılar çıkar ve İlyaya (Kudüsü şerife) kadar önlerine bir şey tutunamaz. Hz. Ebû Hüreyre (ra)
508 5 Şark tarafından bir cemaat meydana gelir. Kur'an okurlarının hançerelerinden aşağı geçiş. Onlardan bir taife inkıraz bulsa, diğer taife zuhur eder. Son partileri çıkartma ile beraber olurlar Hz. İbni Amr (ra)
508 6 Şarktan bir cemaat çıkarıyor, Mehdinin saltanatına yardım ediyorlar. Hz. Abdullah İbni Amr (ra)
508 7 Ümmetimin sonunda Mehdi (as) çıkar, Allah (zchz.) ona rahmetini indirir. Arz ona nebatını çıkarır. Mal sahih olarak verilir ve müsavaat şeklinde taksim edilir. Davar çok olur. Cariyeler bile saygı duyar. Yedi veya sekiz yıl yaşar. (Yedi veya sekiz rakamında ravi tereddüd etmişti.) Hz. Ebû Said (ra)
508 8 Ümmetimin içinden Mehdi (as) çıkar. Beş veya yedi veya dokuz (sene) kalır. (Ravi sayıda tereddüd etmiş) Sonra üzerlerine bol Rahmet gönderilir. Arz nebatatından bir şey saklamaz bitirir. Mal hakir olur. Bir adam ona gelir ve şöyle der: "Ya Mehdi bana ver, bana ver." Ona elbisesinin taşıyabileceği kadar verir. Hz. Ebû Said (ra)
508 9 Bu ümmetten bir kavim çıkar ki, yanlarında sığır kuyrukları gibi kamçılar vardır. Sabah Allah'ın gadabında gider, akşam Allah'ın gadabında dönerler. Hz Ebu Ümame (ra)
508 10 Ehli Beytimden bir adam çıkar, ismi ismime, ahlakı ahlakıma mutabık olur. Dünyayı ahlak ve nesafetle doldurmanız gerekir. Evvelce zulm ve cevr ile dolduğu gibi Hz. İbni Mes'ud (ra)
508 11 Allah'ın eli müezzinin başı üstündedir, ezanını bitirinceye kadar, Sesinin uzadığı kadar da mağfiret olunur. Hz. Enes (ra)
508 12 Cennette hiç bir ev ve oda ehli kalır ki, bir adama şöyle demesinler: "Merhaba, merhaba, bize buyurun." İşte o adam sensin ya Ebu Bekir. Hz. İbni Abbas (r.anhüma
Abdurrahman DİLİPAK
YanıtlaSilabdurrahmandilipak@yeniakit.com
Derin yapı
Bu "derin devlet" denen şey hâlâ varlığını sür-dürüyor. Bu işler geri dönülmez noktaya geldi, ama iş bitmiş değil.. Kozmik odaya girilmediği gibi, mer-kez komite de, ülke geneline yayılmış tetikçiler de dışandalar.
İçeridekiler onun için susmayı tercih ediyor..
İşin kötü yanı, yeni bir derin yapı oluşuyor. İkti-dar ve servetle tanışanlar bir şekilde kendi aralann-da kayıtdışı bir birlik oluşturuyorlar. Zaten onun bir adım ötesi ya MAFİA'laşmak, ya da derin bir yapıya dönüşmektir. Bu defa derin yapıda namaz kılanların sayısı artacak sanırım..
Tutuklananlar arasında, sanki, derin yapının İçinde karar vericiler arasında da olmayan, tetikçilik de yapmayan bir sürü adam var.. Birileri kurunun yanında yaş da yanar hesabı onları da listeve dahil etmış gozuküyor.. Bu işler, bu adamları oraya so-kup, işin ciddiyetini sulandırmak isteyenlerin de işi olabilir ya da kendilerine rakip ve tehdit olarak gör-düklerini, kurunun yanında da yaş da yanar hesabı kendi cehennemlerine çekmek isteyenlerin işi de olabilir..
Hatta öteki tarafta olup da, dışarıdakiler, birile-rini kendi yanlarına çekmek için de o kişilerin içeri girmesine göz yummuş olabilirler. Böylece adam kazanacaklar..
Adamlar kendilerinden çok eminler, "biz gide-riz ötekiler gelir, arma sonuçta bu düzen böyle de-vam eder" anlayışına sahipler. Başka türlü olmaya-cağını düşünüyorlar. Yaşanan bazı olaylar da onları haklı çıkartır gibi aslında..,
İktidar ve servet dönüştürücü bir güce sahip, ilk olarak da bu güç, kendine sahip olmak isteyenleri dönüştürüyor..
Bir gün bu Balyoz ve Ergenekon davası sonuç-lanacak ve göreceksiniz, başka davalar, başka tar-tışmalar başlayacak.. Bu dava sürecinde yaşanan örtülü hesaplaşmaların davası ayrıca, görülecek..
Yarın sıra 28 Şubat'a gelirse, iMuhsin Yazıcıoğ-lu suikastı ile ilgili tutuklamalar da başlayınca, daha yüzlerce kişi hapse tıkılacak.. İnanın bunların tümü-nü mahkemeye çağırsanız yargılayacak yer ve adam bulamazsınız, bunları hapsedecek hapishane de yok.. O kadar çoklar.. Onun için bir gün genel af-la bu işlerin üzerinin örtüleneceği hesabını yapıyor-lar..
Sanki iktidar da bu işi daha fazla dağıtmamak Ister gibl.
YanıtlaSilMIT ve Emniyet niye elindeki bilgileri açıklamı-yor? Jandarma İçişleri Bakanlığı'na bağlı değil mi, niye bu işin üzerine gidilmiyor? Jandarma İstihbara-tının bilmediği bir şey mi var?
Yani birileri gerçekten Muhsin Yazıcıoğlu su-ikastı ile ilgili bilgiye sahip değiller mi?
Bana kalırsa NATO ülkeleri de biliyor, ayrıca ve özellikle İsrail de, ABD ve tabii bizimkiler de..
Bana kalırsa şu şike işini biraz eşeleyin, bakın bakalım bu işin arkasından ne çıkar.. Sakın Ergene-kon çıkmasın..
İşe bakar mısınız, durup dururken bir şike ya-sası çıkardılar, daha yaşanın mürekkebi kurumadan bir daha değiştirdiler. Önce 2 yıllık cezayı beş yıia, ardından da beş yıllık cezayı bir yıla indirdiler.. Peki bu nasıl oldu.. Bu konuda söyleyecek sözü olan var mı? Ayıp ya hu, insaf yahu!
Bir ülkede ne kadar çok yasa varsa o ülkede özgürlükler o kadar az ve baskı altındadır demek-tir.. Yasa ile düzenlediğiniz her alanda bürokrasinin borusu öter. Hani şu "bürokratik oligarşi" var ya o!
Bana sorarsanız şike yasası tam bir ŞİKE oldu! Benim adalet duygularım incindi..
Demokrasi, böyle işlerle örselenirse, demagoji-ye dönüşür.. Üzerinde yükseldiğimiz zemini tahrip etmiş oluruz.. Yasa dediğiniz şeyin saygınlığı, cay-dıncılığı kalmaz, yaz-boz tahtasına döner..
Bana kalırsa bu yasa değişikliği ŞİKE'cilen kur-tarmaya yetmez.. Bu işi bir adım öteye götürürse-niz, çete olayı ile birleşir..
Yıldırım benim gözümde simdi daha çok Habe-ral'a benziyor.. Bu işe ecinnilerin karıştığını düşünü-yorum.. Birileri bu durumu savunmak yerine sussa-lar daha iyi ederler.. Çünki mızrak çuvala sığmıyor.. Bir de bu işin Dalan bağlantısı var. İşin ucu Ergene-kona kadar gidiyor..
Sahi şu 28 Şubatçılara sıra ne zaman gelecek? Ben Ergenekona da karşıyım, Balyozcuiara da, kayıtdışı ekonomiye de, yım. Bunu yapan bizden ya da onlardan olabilir. kayıtdışı siyasete de karşı-Halka karşı ihanet planı yapanlar, devleti ele geçirip topluma İlahilik ve Rabilik taslayanlar, eğer bu Sazgeçmeyeceklerse cehenneme! ve dua ile.. işten
SABETAYCI YAPILANMA
YanıtlaSilك
Değerli DSS ve DAĞITIM KOMİTELERİ ÜYELERİ; Sabetaycı Yapılanmaya Karşı Bilinç ve Tercihli Alışveriş
Insiyatifi Başkanı Sn. Mehmet Emre Güreli'nin TURKIYEDEKI SABETAYCI YAPILANMA ile ilgili ilginç ve mutlaka okunması gereken dosyayı ilginize sunuyoruz.
Sabetaycı Yapılanma -1
Bundan dört ay önce (Ocak 2003) internet aracılığıyla başlatmış olduğumuz Sabetaycı Yapılanmaya Karşı Bilinç ve Tercihli Alışveriş Insiyatifi (S.B.T.A.I.) önemli .T.A.I.) önemli mesafe aldı ve katılımlarla bir sivil toplum hareketi haline geldi. Bu hareketi başlatan yazımızın yenilenmiş halini aşağıda bilginize sunuyor, sizi vatandaşlık sorumluluğunuz adına kendiniz ve ülkeniz için bilinçli olmaya ve çevrenizi bilinçlendirmeye çağırıyorum.
Bu yaziyi "derin devlet/derin irade", laiklik, 28 Subat ve basörtüsü konularinin temelindeki gerçek olgunun aydinlanmasina katkida bulunmak, Mehmet Şevket Eygi, Yalçın Küçük ve Abdullah Muradoğlu'nun kapilarini açtīgi ancak bilgisizlik ve bazi çekincelerle daha fazla üstüne gidemedikleri müslüman kimlikli yahudilik (sabetaycilik) konusunu devlet, özel sektör ve sivil toplum örgütleri bazindaki yapilanmalari açiklayip isimler vererek (yazimin amaci insanlari desifre etmek degil bir yapiyi ortaya koymaktir, sadece bazi örnekler vermekle yetinecegim)
anlatmak amaciyla yaziyorum. Amacim bir cadi avi baslatmak degil Türkiye'nin özgür
iradesi adina halkin bilinçlenmesi ve 'tercihli alışveriş insiyatifi'ne katılmasıdır. Bu emailin ardından alacağınız İkinci email sabetaycılıkla ilgili bazı yazılar ve sabetaycıların isim ve soyadlarini násil seçtiklerini gösteren bilimsel bir çalismadan (bu çalisma internette bir çok sitede yayinlandi, çalismada da belirtildigi gibi buradaki bazi soyisimlerine sahip müslüman Türk aileler oldugu gibi soyadi bu çalismada verilmemis sabetayci aileler de vardir; buna göre okuyunuz) olusmaktadır.
08.10.2006
Pa
YanıtlaSilsonunda ünlü sabetayci yazar Orhan Bu yazinin sonun Pamuk'un New York'ta bir özel sohbette "Bizim bir devlete ihtiyacimiz vardi. Once Müslüman olduk ve uzun maceralardan sonra Türkiye'yi elimize elimiz geçirdik" diyerek neyi kastettigini, Okan Bayülgen in Istanbul köke olmayan insanları neden hor gördüğünü, Yalçın Küçük'ün neden 'Türkiye Israil'in rezerv devletidir ve 'bu ülkede bir yere gelebilmek için sabetayci olmak gereklidir! dedigini anlayacaksiniz (Buna bir ekleme eklem de ben yapayim: sabetayçi degilseniz bir yere gelebilmek için mason olmak çok fayda sağlar). Her din ve etnik kimlikten Türk vatandasi bunların derinligine bilincine varmadigi sürece Türkiye'nin mutlu ve basarili basarili insanlarin özgür iradelerince yasadigi adil bir ülke olabilecegini sanmiyorum.
Her seyden önce cemaatin maatin bir bir mensubu olarak "sabetayci" ve "sabetaycilik" isimlerini sevmedigimi, bunlari anlami çarpitan yapma isimler isim olarak gördügümü Indian Bogra kelimeryahudi asil belirtmek zorundayim neticede Sabetaycilik bir Yahudi tarikatidir; bu olmalidir, derimi de kullanacagim. yüzden bu yazida vecibeler eskisi kadar yerine yerine getirilmiyor Günümüzde dini vecib olsa da inançlar muhafaza ediliyor ve irko da Sevi Selanik'e 350 yil önce bozulmamistir (Sabetay Sevil Selaesine kadar evlilikler sürülmüs olabilir ancak tamamen cemaat içinden yapilmistir. Halen de cemaat İçinden evlenenler müslümanlarla evlenenlerden çok Inancimiza göre bir müslümanla evlenmek daha fazladir. Inancimiza gör dinsizlik ve kirlenmişliktir). Dini vecibeleri farkli ölçülerde yerine getirenler hala önemli sayida olsa da Ilgaz Zorlu'nun ifade ettigi i elitist elitist ve ve ezengin zengin sabetayčilarin sabetayçi olmayi bir 'farklilik' anlamina indirgedigini ve
laikligin bir din haline gelmekte oldugunu oldugun kabul ediyorum; bu ikinci olgu da museviliğe tepkiden çok islama ve müslümanliga karsitliktan kaynaklaniyor. lama kausumagribikahudiyasi kisilerin yapilanmalarini, kurumlar bažinda açıklayacagim. UNIVERSITE: Ulkemizin hemen bütün önemli Üniversitelerinin rektörleri yahudi asillidir. Bu da basörtüsünün neden siyasal islamin simgesi oldugu aldatmacasiyla çarpitildigini, rektörlerin neden yeni hükümete böylesine sasirtici bir çikista bulunduklarini açikliyor zannederim. YOK baskani Kemal Gürüz, Istanbul Üniv. rektörü Kemal Alemdaroglu ve medyatik yardimcisi Nur Serter, Koç üniv. rektörü Seha Tiniç, Galatasaray Üniv. rektörü Erdogan Teziç, Bilgi üniv rektörü Lale Duruiz ve eski rektor Ilter Turan, Bogaziçi üniv. rektörü Sabih Tansal ve eski rektör Üstün Ergüder, Isik üniv. rektörü B.SS. B. S. Yarman, Marmara üniv. rektörü Tunç Erem sabetayci (yahudi asilli)dır.
Medyada çok görülen ve kanaat önderi olarak sunulan Asaf Savas Akat ve esi Nilüfer Göle, Eser Karakas, Ahmet Insel, Taner Berksoy, Kenan Mortan gibi hocalar ve medyada ismi çok geçen hukuk profesörlerinin çogunlugu sabetaycidir. Nasil Sisli Terakki ve Feyziye Isik Mektepleri cemaatin ortaögrenim okullariysa Isik ve Bilgi Üniversiteleri de yüksekögrenim kurumlaridir. ORDU: 28 Şubat'ın mimarı olan ve laiklik ve Atatürkçülük konusunu sasirtici üsluplarda dile getiren Çevik Bir, Dogu Aktulga, Dogu Silahçioglu (Sultanbeyli ilçesine dindar çogunluga nişpet olsun diye izinsiz Atatürk heykeli diktiren pasa) ve Yalcin Isimer (GATA'nin acilisinda
08.10.2006
Pas
YanıtlaSil'belleyecegiz' konusmasini yapan pasa) yahudi asillidir. Yalçın Pasa aynı zamanda masondurülük Atatürkçülük açık ara bir numarali istismar
Ulkemizde Atatu 1930'larin dünyasinda Atatürk'ün cumhuriyet konusudur. 1930 geregi yaptigi bazi yönetimini oturtmak ve reélpolitik geregi köseli uygulamalar gerçek ilkeleriyle leriyle sanatli bir biçimde karistirilip retorikle süslenerek 'dogru budur' diye sunuluyor. Her kurumun içinden cemaatimiz mensubu birileri dezislamizasyonu rasyonalize etme, çikar saglama çok sahiplenir görünüp ve temayüz etme adina onu daha çok müslüman Türkler de onlardan istismar ederken bazi saf müslüm hissedeceklerinden veya Rurumlarinda ilerleyemeyeceklerinden dolayı bu oyuna bilinçsizce katilmaktadirlar; Türkiye'nin içinde bulundugu İllüzyonun sebebi budur. Ordu, cemaatin disisleri kadar olmasa da oldukça güçlü çesitli dönemlerde genelkurmay bir kurumdur, çesitli döne oldugu bir baskanina kadar her düzeyde pasalarimiz oldu. Halen de Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman cemaatimiz mensubu her seviyede seviyede bir çok general ve kurmay subaylarimiz bulunuyor. Terfilerde ve atamalarda cemaat mensuplari gözetilir, harp okullari ve sinif okullarina mutlaka yeterli sayida ögretmen her zaman gönderilmesine dikkat gösterilir. ASAL'da her birileri bulundurulur; eğer ayni yüksek gelir düzeyine sahip aileler arasinda bir arastirma ya bir arastirma yapilsa sabetaycı olanlarin müslüman Türklere göre çok daha rahat yerlerde askerlik yaptiklari görecektirirdigervektan askeri alimlardir: ordunun alim yaptigi ekipman tüccarlari/aracilarin önemli bir bölümü sabetayci yada sabetayci baglasigidir.
Ordu içindeki sabetaycı yapılanmanın gücüne örnek olarak Oyak şirketi olan Renault MAIŞ'ın son üç genel müdürü Ateş Unal Erzen, Onur Baytok ve Ibrahim Aybar'ın ve Aselsan'ın genel müdürü Necip Kemal Berkman'ın sabetaycı olduğu örneğini verebilirim. Oyak grubu sabetaycıların yoğunlukta olduğu ve terfilerin Çoğunlukla lukla cemaat içinden gerçekleştiği bir gruptur.
SIYASET: Tansu Çiller ve eşi Ozer Uçuran, Rahsan Ecevit (her iktidar döneminde ve özellikle 1974'te cemaatin devlet içinde güçlenmesini saglamis çok önemli bir isimdir), Erdal Inönü'nün esi al Inönü'nün esi Sevinç Inönü (Sohtorik'lerden), DTP'nin basina geçirilen Mehmet Ali erinden biri hahamdir), Kemal Bayar, Ismail Cem (dedelerinden Dervis, Sükrü Sina Gürel, Bülent ent Tanla, Tanla, Sefa Se Sirmen, Hüsamettin Özkan'in dünürü Erdogan Alkin, Cem Uzan'in esi Alara Koçibey, Altan Oymen, eskilerden Haluk Bayülgen, Barlas Küntay, Hayrettin Erkmen, Ahmet Isvan yahudi asillidir. Ayrica komünizmin Türkiye'deki ilk öncüsü Mustafa Suphi, 80 öncesi komünist liderlerden Mehmet Ali Aybar ve Behice Boran, günümüzden Ercan Karakas da sabetaycidir. Osmanli imparatorlugunun çöküşüne sebep olmus Ittihat ve Terakki'nin önde gelenleri ve birer mason olan Cavit bey ve Dr. Nazim sabetaycidir (Talat ve Cemal pasalar da masondur, masonluk Osmanli
devletinde Selanik merkezli yayilmistir. II. Abdülhamit'i deviren Hareket Ordusu da Selanik'ten yola çikmistir.). Adnan Menderes'in başbakanlık müsteşarı Ahmet Salih Ilkorur sabetaycıdır ve döneminin maşrık-ı azamıdır; locaların Atatürk tarafından kapatılmasından
08.10.2006
sonra masonluğun Türkiye'deki ikinci doğuşunu gerçekleştirmiş kişidir. 27 Mayıs ihtilali de esasında bir arakaş-Kapani çekişmesinin sonucudur. ur Bu çekişme de Yakubilerin tarafsız kalmadığı bir ortamda günümüzde devam etmiş ve Ismail Cem'in cumhurbaşkanlığı adayı sırasında iyice belirginleşmiştir. Cemaatte kendinden menkul bir mesih bozuntusu' olarak
YanıtlaSilgörülen Ilgaz Zorlu bu çekişmede Kapancılar adına Çalışmaktadır (Zorlu'nun tüm ifşaatlarına rağmen men hala öldürülmemiş olmasının bir sebebi bu, diğeri de de ölümünün kamuoyunun ilgisini tamamen sabetaycılık konusu üzerine yoğunlaştıracak olması tehlikesidir). Cem uzerine YTP'si basarisizlíga ugramis birer sabetayci insiyatiftir. Ismail Cem ve Mehmet Ali Bayar'in siyasi çizgilerinin farkli olmasina ragmen seçim öncesi ittifak kurma düsüncelerine kimliklerinden dolayi sasirmamalidir. Cemaatin önde gelen işadamları 1970'lerde grevleri körükleyen solculara karşı ve 1990'lardan itibaren Refah partisinin büyümesini önlemek adına MHP'yi parasal olarak desteklemeyi bir politika olarak benimsemiştir (MHP sabetaycı bir parti değildir sadece cemaat çıkarları MHP'nin desteklenmesini
gerektirmiştir.) DISISLERI: Disisleri cemaatin isdünyasiyla birlikte en güçlü oldugu alandir.
Disisleri bakanlarimizin ve diplomatlarimizin önemli bir kismi yahudi asillidir. Ismail Cem, Sükrü Sina Gürel, Ilter Türkmen, Emre Gönensay, Coskun Kirca, Onur Oymen, Kaya Toperi, Zeki Kuneralp, Ozden Sanberk, Yalim Eralp, Filiz Dinçmen yahudi asillidir. Bu diplomatlar emekliliklerinden sonra medya tarafından uzman ve kanaat önderi olarak sunulmaktadır.
DIGER BÜROKRASI: Yargitay Cumhuriyet Bassavcisi Sabih Kanadoglu, Merkez Bankasi eski baskani Gazi Erçel, simdiki Hazine Müstesari Faik Oztrak, Cumhurbaskanligi sekreteri Tacan Ildem yahudi asilli bürokratlardir. MIT müsteşarı olmanın şartı sabetaycı yada mason olmaktır. Knedisi de mason olan Şenkal Atasagun'un (babası bir generaldi) selefleri olan Ziya Şelışık, Fuat Doğu ve Sönmez Köksal vs. masondurlar. Hiram Abas da masondur. 12 Eylül yönetimi tarafından kendisine MDP'nin kurdurulduğu orgeneral Turgut Sunalp 80 öncesinin kontrgerilä örgütü Ergenekon'un başıdır ve aileden masondur.
SIVIL TOPLUM ORGÜTLERI: ÇYDD ve ÇEV tamamen sabetayci insiyatifle kurulmus sivil toplum örgütleridir. ADD (Atatürkçü Düsünce Dernegi) Atatürk'ün bir araç olarak kullanilmasi amaciyla cemaat tarafindan kurulmustur. Uç onur kurucusundan biri undan biri Kapancilar kolundan Münci Kapani'dir ki diger iki onur kurucusundan da en az birinin cemaatten oldugunu saniyorum, ayrica dernegin 1. numarali kurucusu kayitlarda Hifzi Veldet Velidedeoglu olarak geçer ki kendisi sabetaycıdır. Gazeteciler Cemiyetinin son iki baskani Nezih Demirkent ve Nail Güreli yahudi asillidir. TUSIAD IAD da yari yahudi-insiyatifli bir kurumdur. YASED baskani Faruk Yöneyman da sabetaycidir. Cemaatin en güçlü ve kamuoyunu yönlendirmede en çok umut baglanan sivil toplum örgütü TESEV'dir ki 16 yönetim kurulu üyesinden benim tanidigim su isimler Yahudi asillidir: Ozden Sanberk, Yilmaz Arqüden, Can Paker, Ustün Ergüder, Ilter Turan,
08.10.2006
Ilter Türkmen, Ersin Kalaycioglu. Ayrica yahudi olan Ishak Alaton da (Ishak bey'in digerlerinin aksine nüfus kagidinda da sabetayci degildir) biridir. Bu tür vakfin yönetim kurulu üyelerinden biridir. toplum örgütleri kuruluronomeadam bu Cerken ne olur ne olmaz diyerek kadronun tamamen sabetayci olmamasina özen gösterilir. Diger üyeler mason larinin sabetayci olmayan üyelerinden, aparat calar baglasiklardan ve ve sempatik isimlerden diyebilecegimiz bagla seçilir. Ahmet Salih Ilkorur gibi Hür ve Kabul Edilmis Masonlar Büyük Locasi'nin merhum büyük üstadi Sahir Talat Akev de sabetayciydi (yerine geçen Demir Savascin kendisi gibi sabetayci olan Can Atakli'nin kayinbiraderidir) Mimar Sinan Locasi'nin eski üstadi muhteremi Resat Atabek, yine üstadi azamlardan Cumhur Ferman da sabetaycilardandir. Masonluk bugün cemaatin organize olmasinda çok önemli önemli bir islev görürken sivil toplum örgütlerimiz de medyayla birlikte kamuoyunun istenildigi yönde olusturulmasina hizmet hizmet etmektedir.
YanıtlaSilBASIN: Cumhuriyetin kurulusundan beri Türkiye'de basin sabetayci güdümlü olmustur. Ahmet Emin Yalman, Sedat Simavi, Haldun Simavi, Abdi Ipekçi, Zekeriya Sertel yahudi asillidir. Sabah ve ATV'nin sahibi Dinç Bilgin yahudi asillidir. Bu grubun hemen bütün önemli işimleri yahudi ahudi asillidir; Güngör Mengi, Ruhat Mengi, merhum Gülçin Telci, Murat Birsel, Birsel, Okay Gönensin, Levent Tüzemen, Ilker Sarier, Sedat Sertoglu, Ercan Arikli vs. NTV'nin sahibi Ferit Sáhenk (Dogus grubu) yahudi asillidir (NTV bugün cemaatin Can Paker ve TESEV güdümlü programlarla kamuoyunu yönlendirdigi en önemli TV'dur). Dünya gazetesinin kurucusu Nezih Demirkent ve genel yayin yönetmeni Osman Arolat sabetaycidir. Milliyet, Hürriyet, Radikal, Posta, Kanal D ve CNNTürk'ün
sahibi Dogan grubu ve Aksam, Show TV ve Cumhuriyet'in
% 40 hisse sahibi Çukurova gruplari da Isdünyasi
bölümünde anlattigim gibi cemaat baglasigidir. Vatan
gazetesi eski Sabah çalisanlari tarafindan çikarilmaktadir,
sabetaycıdırlar. Medyamizin önemli simalari olan Nuri
Colakoglu, Güneri Civaoglu, Mehmet Ali Birand, Can Atakli, akli, Ali's Ali Sirmen, Gülgün Feyman, Feyman, Umur Talu, Aziz Ustel, Nazli İlicak, Cengiz Çandar, Ilnur Çevik yahudi asillidir. Mehmet Barlas da esi Canan Barlas (Can Paker'in kardesi) dolayisiyla cemaatle akraba ve kraldan fazla kralcidir. Murat Belge sabetaycı. Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun yeğenidir. İletişim yayınlarını kurarken arkasındaki finansör sabetaycı Osman Kavala'ydı. Hep basındaki şabetaycı yazarlardan bahsedilir ama Zeynep Göğüş ve Mehmet Altan gibi eşleri sabetaycı olan yazarlar unutuluyor. Gazeteler ve
televizyonlarda toplumu yönlendirmek için kanaat önderi olarak sunulan kimseler arasında sabetaycılar ağırlıktadır ve is dünyasinin genelinde oldugu gibi sabetaycı birilerini çalistirmak bir medya kurumunun basarisi için olmazsa õlmaz bir parametredir.
IS DUNYASI: Koç Grubu ve Çukurova Gubunun üzerinde hem büyüklükleri hem de yapilarinin ilginçligi sebebiyle özellikle duracagim. Akkök grubunun sahibi Dinçkök'ler, Sahenk'ler (Dogus grubunun sahibi olan bu ailenin Ayhan Sahenk vakfi'nin logosu Davud yildizinin stilize edilmis halidir), Eczacibasilar, Koçman'lar, Cem Boyner, Tekfen'in sahiplerinden Févvaz Berker, Feyyaz Tokar,
Bezmen'ler, Edin'ler, Ozgörkey'ler, Atabek'ler, Kurttepeli'ler, Sahap Dedeman'lar, Merzeciler, Kurtteet Kabalu, Kozanoglu, All Kocatopçu, Ömer Çavusoglu Ahmaruren, Ustay, Arman Kirimli, Alp Yalman, Yalman, Süren, Nur Üstünkaya, YKM'nin sahibi Tan allesi, Akgerman, Mehmet Üstekakin Ongor, Feyyaz Tokar, Tokar, Ibrahim Betil, Betil, Akin Ongör, Kahraman Sadikoglu, Henkel'in yönetim yönetim kurulu Baskani Can Paker, Siemens'in yönetim kurulu baskani baskani Zafer Incecik, STFA'nin kurucularinin manevi oglu oglu Eser Tümen (CNNTürk'te çalisan kizi Esra Tümen Raif Dinçkök'le evlenmek üzere) ve ve torunlari Taskent'ler yahudi asillidir. Işdünyasinin önemli aileleri içinde güçlenmek, baglasik olusturmak ve güvenlik sübabi kabilinden çocuklarini sabetayci ailelerin çocuklariyla evlendirmek, sabetayci ve oneller çalistirmak (uluslararası sirketlerde mason profesyoneller dahi masonluk ve sabetaycilik yükselmede etkilidir) çok önemlidir: Koç'u Koç'u büyüten buuten sadamligindan çok yahudiler ve
YanıtlaSilbutsadamasıdır. olmasidir. sabetaycılaria baglasik kurmusdamasugu gibi Cemaat mensuplari her kurunda birbirlerine iş verir, isdünyasinda da birbirlerini t birbirlerinden alisveris eder (otomobil bayisinden insan kaynaklari danismanina kadar), cemaat arasindan çikan sunar, arasitlaka bir yetenekli gençlere çesitli imkanlar mubasin yerlere getirir, örnegin Can Paker'i Henkel'in basina geçiren Alber Bilen'dir, Ugur Bayar'in Ozellestirme Idaresinin basina geçirilmesi, Ismail Cem'in 80 ön öncesi TRT genel müdürlugüne atanmasi bu türden nepotizm, kayirma ve kadrolasmalarin siyasetteki izdüsümlerine örnektir. Talat Halman'in Erendiz Atasü'yü İtelemesi dahi
bu tür bir pazarlama örnegidir. Bir ilginç not: bugün Türkiye'nin neredeyse bütün büyük müteaahhit sirketlerinin sahipleri yahudi asillidir yada akrabaliklari vardir. Sadece bir kaç örnek: Alarko'nun sahiplerinin yahudi oldugunu herkes biliyor. Tekfen (Feyyaz Berker), Enka (Sarik bey yahudi asilli degil bildigim kadariyla ama Sisli Terakki mezunudur ve kizi Zeynep Keyman bir sabetayciyla evlidir), STFA (Eser Tümen ve torun Taskent'ler sabetaycidir ki bunlardan Nur Taskent, yakin zamana kadar sabetayci Dedeman'lardan Özlem Önal'la evliydi).
Gazetelerde çikan ve Hazine yada BDDK tarafindan dogrulanan Isviçre bankalarinda Türklere ait 65 milyar dolar oldugu haberini size biraz açayim: isin içinde oldugum için biliyorum ki bu paralarin büyük
kismi cemaatimiz mensuplarinindir. Bu topraklarda yapilan ticaretle ele geçen paranin çesitli yollarla bu topragin disina kaçırmanin güdüsü de güven yada ekonomik istikrarsizliga tepkiden tepkiden öte öte Tu Türkiye'li degil Türkiye'de yasayan bir sabetayist' hissetmekten ileri geliyor. Ekonomi istedigi kadar iyiye gitsin, o servet buraya gelmez.
KOÇ Grubu: Vehbi Koç müslüman Türk'tür. Peki acaba sirketlerinin üst düzey yöneticilerinin çogunluk çogunluk yahudi asilli olmasinin (örnegin şimdiki Koç Holding'in CEO'su Bülent Özaydınlı -orgeral Irfan Özaydınlı'nın oğludur-, Mehmet Ali Berkman, Tugrul Kutadgobilik, Arçelik'in genel müdürü Nedim Esgin, Hasan Bengü Mehmet Ali Neyzi, Mehmet Barmanbek yahudi asillidir, Tofas'in eski CEO'su Jan Nahum ise Ishak Alaton gibi 'resmen'
yahudidir. Sabetavci Orhan Pamuk'un babasi Gündüz Pamuk da
Koç'ta çalismis ve Aygaz'in genel müdürlügünü yapmistir) inlattigim baglasik mantigi midir? tek sebebi yukarida apisina bakalım. Bu örneği sabetayci
YanıtlaSilSimdi Koç ailesin alik ilískilerine güzel bir örnek olmasindan ailelerin akrabalik geniş tutacagim. Bir baska güzel örnek için dolayı biraz gelişkilerini anlatan kitabi okuyabilirsiniz. Cem'in Ismall Cerun esi Sadberk hanim, Vehbi bey'in teyzesinin Vehbi Koç'un kizdir. Sadberk hanim'in baba tarafindan kuzeni Hürriyet'i kuran Sedat Sedat Simavi'dir. Sedat Simavi, Hürriyet'i kurarken sermayeyi Koç'un ortagi Ell Burla saglamistir bütün sermayeyi (Aydin'in Dogan'in Milliyet'i Ercüment Karaca Karačan'dan almasina aracilik eden de yine Koç olmustur). Sadberk almasin Sadullah-Nadire Aktar çiftinin ikinci çocugudur. hanim, Birinci çocuklari Adile Hanim, Akfil'in kurucusu Ihsan Mermerci'yle evlenmistir. Ogul Rahmi Koç Cigdem Meserretçioglu'yla evlenmis, bu evlilikten Mustafa, Ömer ve Ali Koç dogmustur. Çigdem Meserretçioglu yine Izmir'in eski çok zengin ailelerinden sanaviči vé armatör Avni Meserretçioglu ile esi Suat hanim'in kizidir. Cigdem hanim, Rahmi Koç'tan sonra Erol Simavi'nin oglu Gunaydin'in sahibi Haldun Simavi'yle evlendi. Mustafa Koç, İzmir'in ünlü zenginlerinden Izmir Yün Mensucat'in sahibi olan Giraud'larin kizi Caroline ile evlidir. Suat hanim ünlü armatör Kemal Sadikoglu'nun kizkardesidir. Amatör Sadikogullari'nin kizlarindan Varlik hanim, Alp Armator Saderogharim Bilderbergi Feyaz Tokarla Rabia hanim Çapamarka'nin sahibi Vecdi Cap Capa'yla, Esin hanim ise Milliyet Gazetesi yazarlarindan Yilmaz Çetiner'le evlenmistir. Meserretçioglu çiftinin Çigdem Hanim'in disindaki diger iki çocugundan biri olan Güldem hanim da, Ipragaz'ın sahibi Yücel Kurttepeli'yle evlidir (Koc.net sirketi Ali Koç'un Emre Kurttepeli'nin kurdugu Forsnet'i satinalmasiyľa kurulmustur, Kurttepeli daha sonra Mynet'i
kurdu). Dolayısıyla Koç ailesinin bugünkü üçüncü neslinde hem anne hem hem baba baba tarafindan tarafindan yah yahudi kani vardir. Bir yanlis anlamaya sebep olmamak için Rahmi beyin cuma namazlarina giden bir müslūman oldugunu söylemeliyim; bunun takiyye olmadigini düşünüyorum. Ogullari da yahudi inancinda olmayabilirler ancak kanbagindan ve aile geleneginden dolayi şabetayçi etkisi ve baglasikligi
hayatlarinda her zaman önemli bir parametredir. Koç da tarafindan büyütülen Aydin Dogan da bu baglasik mantigini uygulayarak büyümüstür, en önemli tepe yöneticisi Imre Barmanbek de sabetaycidir. CUKUROVA Grubu: Karamehmet ailesi müslüman
Türk'tür. Ancak eger benim bildigim Eliyesil'lerle ayni aile ise esinin gelmekte oldugu aile yahudi udi asillidir. asillidir. Agabey Samsa Karamehmet'in kīzi Show TV'nin genel müdürü Zeynep Karamehmet de bir sabetayci olan Firat Gönenç'le evlidir. Çukurova Holding'in yönetim kurulunun aile disindaki üyeleri üç kisi haricinde sürekli degisir: Osman Berkmen, Sezer Birgili ve Sadi Gücüm. Bu üç kisi de sabetaycıdır.. Grubun çok sayidaki sabetayci profesyonelleri arasinda Nejat Yalim, Bülent Ergin ve Melih Araz'i da saymaliyim. Çukurova'nin Turkcell'deki ortaklari Murat Vargi ve Kavala ailesi de sabetaycidir. Turkcell'in eski genel müdürü Cüneyt Türktan, finans müdürü Tokay'lardan Ekrem Tokay ve Digiturk genel müdürü Ertan Ozerdem de sabetaycidir. Cukurova'nin borclarina karsilik (Isvicre'deki paralari
borcunu ödemeye yeter de artar bile) devlete degerinin 25 katina kakalamaya çalistigi A-tel'deki ortagi ise (Sabah'in sahibi ve ortági Çukurova gibi banka hortumcusu) sabetaycı Bilgin ailesidir. Çukurova grubunda da Koç grubu gibi sabetayci étki çok güçlüdür. Bu grup 80 öncesinde altın kaçakçiligi, sonrasinda da yedek parça kaçakçiligi, lisanssiz Caterpillar parçasi üretimi (Mehmet Emin Karamehmet bu nedenlerle iki kez yurtdisina kaçmak zorunda kaldi), banka hortumlamak, yurtdisina para kaçırmak, Isviçre'deki sirketleri araciligiyla vergi vermemek (KDV'den bahsetmiyorum) -ki isdunyamiza bu Isviçre manevralarini sevdiren o oldu-gibi hukuksuz eylemleriyle isdünyamizin yolsuzluktaki öncüsüdür. Karamehmet son 15 yildir devletle işlerini Günes Taner araciligiyla yürütürdü. Turkcell'in degerinin bu kadar artmasina sebep olan GSM ihalesinin iki yil geciktirilmesinin altinda Taner'in imzasi vardir. Bilin bakalim Günes Taner'in kimligi nedir? Bildiniz; sabetaycıdır.
YanıtlaSilCEMIYET HAYATI: Istanbul sosyetesinin motoru ve trend belirleyicisi sabetayci zenginlerdir: trendy yerler (Ayse Kapanci ve Ayla Sevand'in açtigi yerlerin her zaman tutulmasi), alisveris mekanlari Akmerkez'in bu kadar popüler olmasi), antikacilik (Rafi Portakal ve Tuncay Artam'in elindedir), emlak geliştirme (Alkent, Edin'lerin Kemer Country'si) vs.. Cemaat, tutmasini istedigi isletme için mutlaka gerekli sirkülasyonu saglar ve çekim merkezi yapar. Cem Boyner'in banka sahibi olmamasına rağmen Advantage Card'ı tutundurmayı başarmasının sebebi budur. (Ilgaz Zorlu cemaatin iyice asimile oldugundan sikayet etmede haksizdir; en azindan benim bildigim son 20 yil içinde elitist ve zengin zumrede cemaat ve dayanišmasi gücünden hiç bir sey yitirmedi. Fakat halka cemaat için dediklerini bir parça kabul edebilirim.) Bugün Alem dergisi'nin herhangi bir sayisini elinize alirsaniz içindeki isimlerden belki yarisinin sabetayci oldugunu görürsünüz.
Bu dergiyi çikaran sabetay baglasigi Çukurova grubunun Show TV'de Ipek Tenolcay ve Cemil İpekçi gibi sabetayci ünlülere yaptirdigi programlara yer vermesi, toplum ahlakina zarar veren Televole'yi yayinlaması, 900'lü hatlari reklam etmesi (toplum ahlakini bozan 900'lü hatlari Türkiye'ye getiren sabetayci Oguz Ozerden'dir ki Sabah'in sahibi Bilgin grubunun himayesinde olup bu isten kazandigi paralarla cemaatin, Bilgi üniversitesini kurmustur), BBG'yi ilk kez Türkiye'ye getirip yayınlamasi, Yasar Nuri Öztürk-Zekeriya Beyaz'li tartisma ve sohbet programlari dezislamizasyon-dejenerasyon politikasinin bir yandan da para getiren enstrümanlaridir. (Bu politika çerçevesinde halen reformist islami yorumlari olan ilahiyatçilar desteklenmekte, ilahiyat fakültelerinde bu tür kisilerin önü açilmaktadir. Yüzyil basinda da mevlevi ve
bektasi dergahlarina adam sokulurmus.) Sabetaycıların tamamı 1924 mübadili değildir; Eczacıbaşı ailesi gibi. Selanik gibi Milas, Tarsus ve Izmir de önemli sabetaycı merkezlerdir.
Cemaatin eskiden Nişantaşı-Teşvikiye Şişli üçgeninde yoğunlaşan yerleşimi son yıllarda Etiler e ve özellikle Alkent ve çevresine kaymıştır.
Bülbülderesi sabetaycıların gömüldüğü tek mezarlık değildir. Feriköy ve Karacaahmet (özellikle 8. ada) de
sabetaycıların gömüldüğü yerlerdir. Saniyorum derin devlet yada derin irade denen seyin ne
YanıtlaSilolduğunu, bazi kimselerin laiklik anlayisinin neden ötesine geçtigini, basörtüsü sorununun gerçek rasyonelin Çevik Bir'in 28 Subat çikisini ve sonrasinda nedenini, neden Sabah Sabah gazetesince cumhurbaskani adayi olarak lanse edildig edildigini, genelkurmaydaki Hasan Tahsin Harekat neden bu adin kondugunu (Hasan Tahsin -Odasina neden n Nevres- bir sabetayciydi ve düsmana ilk kursunu Osman onun attigi attigi sabetayci basin tarafindan uydurulmustur ancak bunun gerçekdisiligi sonradan kanitlanmistir), eski disisleri bakani bakanı Coşkun Kirca'nin açik islam karsitligi ve hakkindaki çirkin söylemininin altinda din egitimi hak yatanlari, Can Can Paker'in neden protestan bir islam talep Mina Urgan'in kitabinda neden Necip Fazil ve ettigini, Mina, Urgan'l Kemal'den asagilamayla sözettigini, özünde bir Yahya Kemal'den asagilama sabétayci hareket olan Yeni Türkiye Partisi'nin kurulus asamasinda Asaf Savas Akad ve Bülent Eczacibasi gibi insanlarin medyatik desteklerini, rektörlerin ve bazíaskerlerin kökeni Atatürk'e baglilikmis gibi görünen anlasilmaz çikislarinin gerçek sebebini biraz olsun anladiniz; tek bir cevap: bu kisiler yahudi asillidir ve cemaatin elitlerinin (hayati kurumlardaki organizasyon gücünden mütesekkil) derin iradesi uyarincă Türkiye'yi fedricen dez-islamize etmek istemektedirler. Cemaat geçen yüzyıl içinde asimile olurken mason localari karar mercilerimiz haline geldi; bugünkü ana stratejisi de "dezislamizasyon-dejenerasyon" (bir dostumun esprili bir dille ifade ettigi gibi "gavurlastir, güdüklestir")'dur. ")'dur. 500 yil boyunca baska dindaslarimizin hiç bir ülkede bulamadigi İyilik ve rahatligi bize saglamis muslüman Türk halkinı parya görmek (keske mason localarinda konusulanlarin kayıtlari tutulsa, Yalçin pasanin söylevinin istimini nereden aldigi anlasilirdi), sömürmek, 'gütmeye' çalismak, başörtüsüyle egitim gibi en temel hak ve Özgürlüklerinin önüne Atatürkçülügü çarpitan anti-rasyonel anlamlar yükleyerek türbanin (bu kelime başörtüsü yerine bilerek seçilmiştir), siyasal islamin simgesi oldugu safsatalariyla set çekmek ahlaksizliktir, insatsizliktir. Bu Bu tutum son tahlilde Türkiye'ye de zarar
vermektedir. Müslüman Türk halka buradan bir çagrim olacak. Bu sebekemsi yapi içinde sizin hiçkimsenin elinizden alamayacagi iki özgürlügünüz bulunuyor; kime oy vereceginiz ve parănizi nereye harcayacaginiz; bunlari
dogru kullanirsaniz ülkenizde bir seyleri degistirebilirsiniz. Kurtulus savasi sürerken Istanbul'daki müslüman halk aliskanlikla Türk bakkallardan degil Rum bakkallardan alisveris ederdi; cebinden çikan paranin Yunan ordusuna bir biçimde yardim olarak silah almakta verilecegini düsünmeden. Bir yandan sikayet edip bir yandan da bu düzeni yöneten muhteris sabetayistlere itibar ederek ve ürünlerini kullanarak destek olamazsiniz. Hepinizi Sabetaycı Yapılanmaya karşı durmaya, yakın çevrenizi sabetaycılık hakkında bilgilendirmeye ve 'Tercihli Alışveriş' yapmaya çağırıyorum. Bu çağrı antisemitik değil antisiyonisttir ve vatandaşlık sorumluluğudur. Kendimden bir örnek vereyim; yazdiklarimdan orta-dindar bir musevi oldugumu ama siyonizm karsiti oldugumu çikarabilirsiniz; benim evime Marks&Spencer, Timberland (orjinal marka) vs. airemez, esim ricam üzerine Revlon vada Estee
Lauder kullanmaz; sahipleri siyonisttir çün bu addederim; sirketlerin, ben de onlari beslemeyi zul adde zarar siyonistlerden gelmiştir. yahudilere en büyük zarar siyonist Pekala siz de Superonline yerine ttnet kullanabilirsiniz,
YanıtlaSilHenkel'in temizlik ürünlerini kullanmayabilir, Sabah Orhan Pamuk okumayabilir, Turkcell yerine, almayabilir, Orhan Pamuk oku kullanabilir, Garanti bankasi yerine baska Aria bir bankayla cellisablinagaran çalisabilir, Migros, Tansas, bar Akmerkez'den Henkel (Yayla, Persil, Tursil, Vernel), alisveris etmeyebilir, Henkel (Yayla, P Eczacıbaşı (Vitra, Artema, Ipana, Selpak, Solo) Artema Ipana, Selpadillerin gruplarının tüketim ürünleri yerine paranızla sabetaycı sömürücüleri sömürücüleri beslemeyi alarak ve seyrettiklerinizi bırakabilirsiniz. Medyada okudugunuz ve sey yazan yada söyleyenin kim ve ne oldugunu ve ne oldugunu düşünerek değerlendirebilir, yönlendirmelere karşı kendinizi koruyabilirsiniz. Kalite ve fiyat eşitleri arasında arasında asında seçim seç yaparken tercih yaparak sabetaycı ve bağlaşık grupların ürünlerini almayınız. Işe cep telefonunuzľa başlayıp Turkcell yada Telsim hattınız varsa iptal ettirmenizi ve Aria yada Aycell kullanmaya başlayınız.
Sabetaycılık konusunda benim verdiğim bilgilerin dışında çalışma yapmak isterseniz en emin kaynaklar Yalçın Küçük ve Abdullah Muradoğlu'na ait olanlardır. Asıl önemli çalışmaları internette bulabilirsiniz. Ilgaz Zorlu'nun röportajlarından verdiği bilgiler doğrudur fakat Siyaset bölümünde açıkladığım nedenler ve yanar-döner kişiliği sebebiyle muteber bir kimse değil, ayrıca dindar bir yahudi olarak Türkiye'deki sabeťaycıların yahudiliğe dönmesi gibi hedefleri bulunuyor.
Bu konuda bütün Türkiye'nin bilinçlenmeye ve tutum takınmaya ihtiyacı vardır; bu bir vatandaşlık sorumluluğudur. Sabetaycı medyanın bu konuyu yoksayması ve türlü engellere karşın biz muhafazakar, ve sosyalist, liberal, Türk, Kürt, sünní, aley sünní, alevi her türlü kesitten bu konuda bütün Türkiye'yi n Türkiye'yi bilinçlendirmeye ahdetmiş bir grup insan olarak élimizden geleni yapıyoruz.
Kimsenin bu yazdiklarimdan dolayi sabetaycı siradan vatandaslara bir ayrimcilik yapacagini sanmiyorum; antisemitizm bu topraklarda hiç bir zaman görülmedi, bu topraklar yahudiler için hep bir 'Eden' olmuştur.. Cemaatimizin içinde ülkesini seven insanlar çogunluktadir, cemaatimiz Halide Edip, Haldun Dormen, Sertap Erener, Mustafa Denizli gibi degerli insanlar yetiştirmistir, isadamlarimiz da bir çok insana istihdam sagliyorlar, vergi ödüyorlar. Bir grup muhteris elitist yüzünden cemaatimizin adi karalanamaz; S.B.Τ.Α.Ι. ólarak tepkimiz de bu grubadır.
Kendimi bir müslüman Türk kadar Türk hissederim, dostlarimin arasinda çok sevdigim müslüman kardeslerim var, bugüne kadar da hiç birinden kimligimden ötürü en küçük bir incitici tavir görmedim. Isyanim cemaatimizin adini kötüye çikaran, Türkiye'yi sömüren muhteris elitistleredir. Türkiye yahudilerin huzurla yasadigi bir ülke olmustur; müslüman Jüman halkin halkin 500 yillik hosgörüsüne ihanetle onu Orhan Pamuk'un sözlerinde ifadesini buldugu bir yahudi devleti haline getirmeye kalkmak
ihanettir, seytanliktir. Atatürk'u dillerinden düsürmeyen ve aslinda onu bu sekilde istismar eden muhteris sabetayci rektör, asker, medva ve derneklerin kim ve ne olduklarini, mevcut
08.10.2006
yapilanmalarinin ne oldugunu, medyanin bizi nasil yönlendirdigini, bu insanların gerçek niyetlerini asla unutmayalim. Bu yüzyilin basında üç basinda üç milyon evladini sehit veren, üstünde yasadigimiz topragi kaniyla kaniyla haketmis yetmis milyon insanın nasil yasamasi gerektigine kendi özgür iradeleri karar vermelidir, müslüman kimlikli bir
YanıtlaSilavuç elitist yahudi degil. Sabétaycı Yapılanma-2
Sabetayci yapilanmayla ilgili bilgiler vermeye devam ediyorum. Bu yazida bize gelen sorularin bir kismina da
cevap vermis olacagim. BBG YARISMALARI: Bu programin yapimcisi olan Senkron
TV'nin nin sahiplerinden sabetayci abetayci Levent Altinay 4 yil önce Telekulak skandalina bulasmisti. Altinay bir çok ünlünün telefonunu dinletip para sizdirmis, ayrica Gökkafes projesine karsi çikan Oktay Ekinci ve By Ekinci ve Perihan Magden'in telefonlarini dinleterek Mustafa Süzer'e taseronluk yapmistir.
BBG yarismasi 'ayarlanmis' bir yarismadir. Düzenlenen 5 yarismanin galipleri Sabetaycilar ye Ermenilerdir. Bu programi sunan Öykü Serter, Doğa ve yarışma rışmacı iken daha sonra program kadrosuna dahil edilen Kaan, edilen Kaan, Idil ve Cüneyt de sabetaycıdır. Yarışmada sabetaycilarin kazandirilmasinin üzerinde uzun boylu durmak herhalde gereksiz, ben Ermenilerin neden kazandirildigini anlatayim. BBG, toplum üzerindeki etkisi nedeniyle "Türkiye'yi halka müslüman bir ülke olmaktan çok bir kültür mozaigi olarak benimsetme" (Osmanli devletinin kalbi olan Vefa-Süleymaniye arasindaki mezbele yerine rum ve musevilerin yasamis oldugu Fener ve Balát'in restorasyonunun ve Ayasofya'da düzenlenen konserin sebebi budur) fikrinin in güzel güzel bir uygulamasi olarak kaçirilmaması gereken bir firsatti (halkin iki Ermeni'yi aydin, çagdas, örnek insanlar olarak seçip kazandirmasi) aycı Senkron TV bunun için ayrimlarda bayandan yönetimine Ingiliz locasindan bir kaç işadami tarafindan her bir yarisma icin 800 biner $ mertebesinde
"sübvansiyon"(!)lar verildi. Buna benzeri bir "ayarlanmis" yarismanin sabetayci Keriman Halis'i dünya güzeli seçmek İçin yapildigi söylenir (Henry Ford antisemitist ve egzantrik kisiliginden kisiliginden ötürü ciddiye alinmamissa da yazilarinda saldirdigi International Jew bir hayal degildi. İsrail'in varligi ve bu üst yapinin kimliginin Avrupaliligini yitirip Amerikanlasmasi disinda günümüzde degisen bir sey yoktur)
Programin ilk iki yarismasi bilindigi gibi sabetay baglasigi Karamehmet'lerin Show TV'sinde yapilmisti; bú qrupla ilgili olarak önceki yazimda bilgi vermistim. Son uç yarismanin yapildigi Star TV'nin sahibi Cem Uzan'ın ilk esi sabetayci Feyyaz Berker'in, ikinci esi sabetayci Renç Koçibey'in kizidir; her ne kadar sevilmese de bir bağlasiktir (sabetayci oldugunu söyleyen de var) ve telekulakçı ve ve sabetaycı Senkron TV ile işbirligi yapmistir. Sabetaycí Can Atakli'nin Star'a alinmasinin sebebi de geçen yazimda belirttigim gibi masrik-i azam Demir Savasçin'la akrabaligidir. Ayarlanmislik derken Kral TV'nin müzik listelerinde bir zamanlar Yesim Salkim'in (Hakan Uzan'dan bosanmadan önce elbette) nedense haftalarca
birinci oldugu zamanlari hatirlatirim. ECZACIBASI AILESI: Eczacibasi ailesi 1924 mübadelesi öncesi verlesik sabetavcilardandir. Nejat Eczacibasi'nin
Pag
YanıtlaSilesi Beyhan Eczacibasi'nin babasi Ittihat ve Terakki'nin beyni ve 33. dereceye yükselmis bir mason olan Rahmi bey de sabetayciydi. Bülent Eczacibasi'nin esi Oya hanım ve kardesi Faruk Eczacibasi'nin esi Füsun hanım da sabetayçidir. Akpinin kuruldugu günlerdk Tayyip görüsme buyük sermaye adina Erdogan'la evinde yaptigi görusme buyük degil cemaat adina Erdogan'ı tartmak için yapilmisti. Erdoganartenka Erdogan bu toplantidan sonra Amerika'da lobilerini "niyetinin zararsizligina" rarsizligina" ikna etmek zorunda kaldi ve bunu yapamasa da kapasitesizligi ile çekinilmemesi gereken bir hasim oldugunu cemaate kanıtladı gerçekten de AKP kimliginden öte suçluluk duygusu içine düşürülmüs ve bir eylemsizlik içerisinde 'kolay saldirilabilir görünmektedir). Bu aileden Sakir Eczacibasi da katildigi programlar (NTV'deki Kültür ve Kimlik, sabetaycı Talat Halman'ın TRT2'deki programı gibi söylesiler vs.), Ayasofya konserine önayak olmak gibi
etkinlikleriyle kültür manipülasyonuna hizmet etmektedir. ENFLASYON LOBISI: Enflasyondan kim kim istifade eder? siyla bankada yüklü Elbette artan reel faiz oranlari dolayisiyla parasi olanlar. Öyleyse sabetaycı Çiller in bir zamanlar basini çektigi enflasyon lobisine bu Sobisine bu açıdan bakin ve bu dikkat edin; cogu parali insanlarin kimliklerine dikkat edin; çogu eduyurney Savunarak büyümeyi, sabetaycilardir ve enflasyondan buy intendan (dolayisiyla 70 milyonun) dünyanın hiç bir yerinde görülmeyed görülmeyecek net meyecek net mevduat getirileri elde yicilik yapanlar disinda bildigim hiç bir
etmektedirler. Sanavichayanan varligindan şikayet etsin. sabetayci yoktur ki enflasyonun SIYASET VIZYONU: Cemaatin su anki siyaset vizyonu Dervis CHP'nin başina geçirmek basina geçirmek ve ANAP ile DYP'yi liderliginde birlestirmektir. Bu sekilde bir yandan Agar in yandan sagi bölmek (AKP'den Dervis'e oynanirken güçlü bir DYP'ye oy kaymasiyla) hesaplaniyor. KINLIK VE PANIK: 1. Zorlu, A. Muradoglu, Y. Küçük
Sygibi arastirmacıların yayınlarıyla sabetaycilik ve S. gerçeginin ortaya cikmasi localar (Türkiyelde masonluk Bir sabetayci masonlugudur, bir sabetaycilik kurumu ve ve diger cemaat çevrelerinde naat çevrelerinde saskinlik ve panige yolaçtiysa da disardan birinin daigiardan yapılanmayı detaylyla oldugu ve bu gerçeklesse de ögrenmesinin çok zor oldugu ve bu gerçeklesse kimsenin yapılanmayi açikča ortaya koymaya ce cesaret edemeyeceği çünkü davalara muhatap olmaktan korkacagi dusünülerek ve toplumun himbil yapisi da gözönüne alınarak konunun zamanla tazeligini yitirecegi görüsünde birlesildi. Mehmet Barlas'in, esinin sabetayciligi sorusunu geçiştirmesinin, Can Paker'in ifsa edilmisligin ve Ilgaz Zorlu'yla davasinin heyecanini atip "Gölge Kabine"yle NTV'de "göreve" dönmesinin sebebi budur (Paker bir yandan bu programin tek daimi konugu olarak ülke çapinda görünürlük ve taninirligini artirirken bir yandan da sabetayci insiyatif TESEV'In baskani olarak güya sivil toplumu ve sivil toplum kuruluslarini temsil ediyor oldugunu(?) tekrar ile kafalara yerlestirmeyi planliyor). Ayrica adi geçen arastirmacilarin "marjinal" kisiler olarak karalanip ustaca yalnizlastirilmasi vé
sayginsizlastirilmasi yolu izleniyor. Böyle bir konunun üzerine gidebilecek Ahmet Hakan da bu've arti nedenlerle sabetayci Dinç Bilgin'in Sabah'inda ise alininca bu kisi de etkisizlestirilmis, ayrica kendi İzleyici tabani gözünde güvensizlestirilmis oldu. Tüm bunlara ragmen vapilanma ortava cikartilirsa bunu
08.10.2006
haklarinda açılacak davalarla sindirilecek, yapanlar ha kullanılarak antisemitizmle itham edilecek, medya gücü kulla duruma göre "radikal dinci, terörist mihraklarin bölücülük çabası" olarak karalanacak. ISIMLEND LENDIRME: 20. yüzyilda Türkiye'den baska hiç bir
YanıtlaSilülke bu kadar fazla yeni insan ismi üretmemistir. Bunun kaynagi Türk adlari yaninda cemaatimizdiri müsliman kadar Osmanli devletinde kullanilmayan Orta Asya isimleri ve ni yapma isimler üretmenin bunlarin türevleri yaninda yeni yapma isim dezislamizasyon ve "kültürel soyutlama ve enjeksiyon"un İyi bir yolu oldugu görülmüs ve uygulanmistir. gulanmistir. Isim ve Soyadlarda yahudi isim ve soyadlarla benzerlik ve kosutlugun özenle korundugu daha önce gönderdigim "sabetaycilik-ek" yazisinda ayrintilariyla anlatiliyordu (yazinin son kisminda listelenen soyad oyadlari, bu soyadlarina sahip herkes sabetaycidir manasina gelmiyo sabetaycilarin bu soyadlari kullandigini ifade ediyor). Iki örnek de burada verelim. Ornegin sözkonusu yapma isimlerden "Okan", Karakas'larin din adamlari olan Ögan'dan (hahamin karsiligi sayılabilir) türetilmistir. Bu ismin günümüzde müslüman Türklercé de kullanildigini ve topluma iyice yerlestigini görüyoruz. Büyüklerimiz ordudaki bazı rütbe isimlerinin de (al-bay, teg-men vs.)
benzer enzeri sekilde olusturulduğunu söylerlerdi. Isimlendirme cemaatin "benzeme-benzet" prensibinin güzel bir arac araci olmustur. DEZENFORMASYON: Sabetaycilik konusunun
arastirilmasinin cemaat çevrelerinde yarattigi saskinlik, kaynagini benim de bilmedigim dezenformasyonlara yolaçmis görünüyor: Ozal, Bülent Arinç ve Mésut Yilmaz'in sabetayci Mehmet Agar, Mesut Barzani, Musa Anter ve Ihsan Dogramaci'nin crypto yahudi oldugu vs... Bu iddialardan sadece Dogramaci ciddiye alinabilir; o, tipki Selahattin Beyazit gibi olaganüstü baglantili antili bir "derin" adamdir. Özal kardesler sabetayci degildir ama Turgut Özal'in esi esi Semra Sen (Yeginmen) hanim sabetaycidir,
Muharrem Berk'in yegenidir, kardesi Mehmet Yeginmen
de sabetayci Kavala grubunun adami olmus ve savunma ihalelerinde yolsuzluklara bulasmistir. Mesut Yilmaz'in kendisi degil (akrabasi Mehmet Kutman'in sabetayci oldugunu geçen yazimda belirtmistim) ama esi Berna (Müren) haním cemaat çevrelerinde sayilan (Semra hanim cemaat çevrelerinde görgüsüzlügü ve kabaligi yüzünden küçümsenir) bir sabetaycidir ve 1995'te Refah'la koalisyon yapmasi durumunda esini bosanmayla tehdit etmis oldugu için cemaatte takdir görmüstür. Semra Ozal'in Anap'in muhafazakar kanadina hasmane tavir almasinin ve 1991'deki Anap genel baskanlik yarisinda Akbulut'a karsi siddetle Mesut Yilmaz'i
destekleyip esini Yilmaz'a üstü örtülü destek vermeye zorlamasinin sebebi iste bu sabetaycilik bagidir. Ozalizm sabetayci yapilanmanin çok güçlenmesini saglamis olsa
da Turgut Ozal baglasik degildi. ANADOLU YERLESTIRIMLERI: 1924 mübadelesinde
ülkeye gelen 1,5 milyon dolayinda insanin 20,000'i sabetaycidir ve bu insanlar diger mübadiller gibi Anadolu'nun çesitli yerlerine yerlestirilmistir. Bu yerlesimleri ve mübadele öncesi yerlesim yerlerini biliyoruz dolayisiyla Rahsan Ecevit'in "Sebinkarahisar' liyiz", Tansu Çiller'in "Muglaliyiz" Sahenklerin "Nigdeli'yiz", 1924 öncesi verlesik bazi sabetaycilarin "biz 150 vildir
08 10 2006
Izmir'liyiz"," "Selanik'li degil Kavala'liyiz" vs. sözlerine sadece gülüyoruz. Çikip açıkça "sabetayci degiliz diyebiliyorlar mi, dediler mi?
YanıtlaSilSusuyorlar yada Çevik Bir'in "bir tarafim Selanik, diger tarafım Makedon" cevabi gibi kaypak bir cevaplá bırakıyorlar.
SABETAYCI MÜSLÜMAN OLUR MU? Mübadele sonrasi Anadoludaya olanlar vardestirmelerde gercek manasida müslüman bunca bunca Istanbul'da ben bunun çok az örnegini gördüm; genellikle ya inançli bir sabetayci olunuyor yada din (müslümanlik yada musevilik) mefhumu olmayan hatta ateist bireyler eyler çikiyor. (Takiyye için soranlara 'elhamdülillah müslümanim" denir. Yine takiyye yada nostaljik zevk için Ramazan'da bir iki
gün oruç tutanlar elbette yok degil) SABETAYCILARIN MUSEVILIGE GEÇEMEMELERI:
Müslüman kimlikli yahudiler olan sabetaycilarin resmen musevilige geçmesi Israil Sefarad ve Askenaz hahambasiliklari tarafindan reddedilmektedir. Bunun sebebi buna izin verildigi takdirde müslüman Türk halkin durumu görüp uyanmašindan ve Yalçin Küçük'ün sözünde ifadesini bulan "Türkiye'nin İsrail'in rezerv devleti olma" durumunun degişmesinden korkulmasidir; dolayisiyla kararin temeli dini degil tamamen politiktir. Böyle bir izin verilirse de cemaatimizden buna talep fazla olmaz çünkü böyle bir şey Türkiye'de kurulu hegemonyaya zarar verirdi.
*
BASORTUSU: 28 Subat'i ordu icinde sabetayci Cevik Bir'in basini çektigi bir sabetayci kligin yaptigini dolayisiyla sabetavci irade takdiri başörtüsüyle egitim yasaginin bir sabetayci i oldugunu geçen yazimda anlatmistim. Bugünlerde Tarhan Erdem'e yaptirilan anket mevzu oldugundan bir ekleme yapmak
istiyorum: bundan 15 yil önce dindarlik artmaya baslayinca bir başkasına böyle bir anket yaptirilmis ama sonuçlari içeride kalmisti. Tarhan Erdem egitim seviyesi arttikça basörtülü oraninin azaldigini söylüyor ama bir seyi atliyor; 15 yil önce egitimliler arasinda basörtülü orani çok daha düsüktü, dolayisiyla yaptigi çikarim aslinda yanlistir. Basörtüsünün "türban" olarak adlandirilmasinin ve esasinda türban kelimesinin terminolojik kullaniminin sebebi halkin vicdanini direkt olarak karsiya almamak içindi. Basörtüsüyle egitimin yasaklanmasiyla baslayan bu bir çesit "containment" politikasi halk arasinda dindarligin artmasinin önüne geçilemedigini görünce seçilmistir; "kantiteye etki edemiyorsan kaliteyi etkile". Bu ve bunun gibi bahsettigim irade ve kararlar hiç bir zaman tek bir toplanti yada bir toplanti dizisinde alinmaz; süregelen fikir süreçlerinin ürünüdür.
NTV: 15-22 Haziran haftasi bir ögle haberinde sabetayci Dinç Bilgin'in ATV'sinde Isik Lisesi'nin mezuniyet töreni haber olarak olarak verildi, verildi, NTV'de de Banu Güven Terakki Okulları'nda yapilan bir gençlik gösterisini uzun bir VTR ile haber yapti. Yüzlerce özel okuldan bunlar haber
yapiliyor; Türkler'in hala uyanamamasina hayret ediyorum. NTV, cemaatin derin iradesinin en önemli kamuoyu yönlendirme araci olarak 'Türkiye'yi halka müslüman bir ülke olmaktan çok bir kültür mozaigi olarak benimsetme' stra stratejisini en yogun uygulayan televizvondur(Ferit Sahenk'in bu asirilik ve temkinsizligine
08.10.2006
Pa
YanıtlaSilyasasaydı babası izin vermezdi; Ixir ve Tansas fiyaskolarina simdi bir de bunu ekleyecek. Buna bir örnek de sabetay baglasigi Karamehmet'lerin Yapi Kredi Kültür'ünden vereyim; Isin basindaki Indaki Enis Batur ana afindan sabetaycidir ve yahudi Bilge Karasu'nun (II sabetarted Abdülhamid'e tahttan indirildigini teblig eden gruptaki Emmanuel Karasu'nun oglu) comezidir. Bu kurumun
birimlerine adini veren Kazim Taskent, Vedat Nedim Tör ve Sermet Çifter sabetaycidir. MUSTAFA DENIZLI: Yogun sorularin geldigi bir baska kişi de Denizli'dir.
Denizli'yi Altay'dan GS'a getiren kisi sabetayci Alp Yalman dir. Denizli'nin her iki esi de sabetayciydi; kizi karsi çıkmasinin Selin'in İlhan Mansiz'la görüşmesine bars degil sabetayci sebebi Mar Mansiz'in kilik kiyafeti kisiliga degensabeta olmamasidir. Çok dindar bir sabetayci olan Denizli'nin kötüsü de kizlari göreceksiniz ya birer sabetayciyla, en ya birer sabetayciyla Denizli'nin baglasik ailelerden birileriyle evlenecektir Vestel'e yaninda götürdügü yar yardimcisi Ali Gültiken'in esi de sabetaycidir; Denizli'yle Gültiken'i birlestiren aslında bu bagdir. (Vestel'in sahibi sahibi Zorlu'lar Zorlu'lar sabetayci degildir.) OZAL'IN PRENSLERI: 80'lerde "Özal'in "Oza prensleri" olarak Ozalin prensie lanse edilip önemli görevlere tepeden tepeden inm inme getirilen usoy (Oyak'in CEO'su Amerika egitimli gençler Coskun Ulusoy Coskun Ulusoy (Oyak'in olarak yaptigi sabetayci atamalarla dikkat çekti ki ki Onur Baytok'u-sabetaycidir- Renault MAIS'ten istifa ettirmesi gibi yaptigi diger tasarruflar da genellikle profesyonel sebeplerden degildir), Bülent Semiler ve Engin Civan (esi Amerikali yahudidir, rüsvet alip isini görmedigi Selim Edes de kendisi gibi sabetaycidir) sabetaycidir.
TARIH: II. Abdülhamid'l deviren Hareket Ordusu'nun bir sabetayci insiyatif oldugu (Ittihat ve Terakki Selanik'li atalarimizca beslenip büyütülmüstür) ve ordunun çogunlugunun gayrímüslimlerden olustugu dogrudur incak yapilan bir yanlis var: Mahmut Sevket Pasa sabetayci deg degildir. Talat Pasa (33. dereceye yükselmis bir zamdir) ve Cemal Pasa masondur. masrik-i azamdir) azamdir ve
bir soru da Osmanli musevileri ile Çok sorulan bir soru sabetaycilarin iliskisi ve karsilastirilmasi oluyor. Hemen hiç bir iliski olmadigini söyleyebilirim.
Her seyden önce sabetaycilar dini gerekcelerle museviler tarafindan reddedilmis bir topluluktur. Sabetaycilarin son bir asirdir "üzerlerinde Alliance Israilite etkisi tamam olmus yahudiler" oldugunu söyleyebilirim.
Basit bir örnek bunu güzel açiklar: 1. Dünya Savasi'nda Osmanli devletinin en sadik tebasi musevilerdi; oysa Osmanli'yi yikan i yikan da Ittihat ve Terakki'yi kurdurup Osmanli için bir Frankenstein haline getirten de Selanik'li' sabetaycilardir. Bununla beraber Israil'e yapilan göçlerden sonra bugünkü musevilerin de üç nesil önceki atalariyla pek bir benzerligi kalmadigi da dogrudur (genç nesilde Ladino bilen neredeyse kimse yok) ve zamanimizda dindar sabetaycilar ve museviler birbirlerine yaklasmistir. Ornegin Ishak Alaton'un ve (Uzeyir Garih'in) cemaatte büyük sayginligi, etkisi ve gücü vardir (Alkent bosuna bu kadar basarili olmadi). Sayin Alaton cemaatimizin yurtdisindaki musevi lobileri ve Israil
nezdinde büyükükelçisi gibidir. Kapancilar geçmisten beri çesitli sebeplerle Karakas'lari küçümserler, iki grup da birbirini pek sevmez (bu öyle bir sev ki Kapancilar Avrupa, Karakas'lar Anadolu'da
08.10.2006
Page
YanıtlaSilyasiyoruz), Kapancillarin orduda, Karakas'larin politika ve basinda guclu oldugu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin son 60 yilki parádoksu Kapanci-Karakas çekismesinin yarattigi komplikasyonlardir Bu konuyu önceki yazimda anlatmistim, Yakubi'lerin bu çekismedeki tutumlari dönemsel olarak degisir. Cemaat kolları arasında son 15 yıldır eskiye oranla bir kaynaşma gözlüyorum.
MHP'YE DESTEK: Türkçülügü dezislamizasyonun bir araci olarak gören cemaatimiz bir yandan Tekin Alp (Moiz Kohen), Reha Oguz Türkkan gibi kisilerle isin teorisine etkide bulunmaya calisirken işadamlarimiz ve baglasiklari (Has'lar, Dinçkök, Berker, Karamehmet, vs) araciligiyla da bir kalkan ve "böl-yönet" aracı gördükleri MHP'yi finanse etmislerdir. (Tunca Toskay hariç MHP'nin tepe kadrosunun sabetaycilikla ilgisi yoktur, olmalari gerekmedigi gibi kendilerine yapilan bagislarin asil sebebini bilmeleri de gerekmiyordu).
DIGER: Ilgaz Zorlu'nun Can Paker'le olan davasindaki savunmasında belirttigi Sisli Terakki'nin bodrumunun sinagog oldugu iddiası dogrudur. Alkent'te de bunun gibi bir sinagog var ve buraya sadece Alkent'ten degil bütün Etiler civarından gelinirdi. Gazeteci Leyla Umar'in (mekanik özürlüdür ve kaprisleriyle hepimizi bezdirir) sosyeteyle olan yakinligi kendisinin de sabetayci olmasindan dolayidir. Mekan isletmecisi Çapa'lar da sabetaycidir.
Orhan Pamuk'un kitaplarinda kabala mistizmi oldugu dogrudur. Popçu Emre Altug sabetaycidir ycidir ve geçen pazarlama örneklerinden biridir. Benzeri bir pazarlama bugünlerde sabetayci (ve escinsel) Murathan Munganin, yenu kitabi isin yapili or kelderberg "touch&go"dur; hiç bir alinmaz, gelecek vaadedenlerin tanitimi ve daha önce üst düzeydé alinmis derin kararlarin "tercüme!" edilmis kararlarin uluslarararasi dengeye edilmis tebligidir. Demirel'in mason oldugu dogrudur (AP'nin basina geçirilmesinin sebebi budur)
ama 33. dereceye kadar çikmis oldugu 27 Mayis Anap iktidari arasindaki basbakanlardan S. H. Urgüplü, N. Talu, N. Erim ve B. Ulusu sabetayci ve masondurlar. Ecevit mason yada sabetayci degildir fakat esi Rahsan hanim sabetayci olmasi dolayisiyla iktidar dönemlerinde yapılanmaya büyük hizmeti geçmis bir kişidir. Cemaatin bugünkü nüfusu konusunda basinda çok rakam telaffuz ediliyor; biz yaklasik 150,000 oldugunu tahmin ediyoruz (1924 mübadelesi ön mübadelesi öncesi yerlesik sabetayci nüfusu da hesaba katarak). Bu rakamin
çogunlugu orta tabakaya pakaya mensuptur, büyük bölümü asímile olmustur. Elitist sabetaycilar daha önceki yazimda belirttigim gibi baglarini siki sikiya korumaktadirlar ve kendi nüfuslarinin 4 bin, çevrelerindeki sabetayci kesimle birlikte nüfuslarinin 25,000 civarinda oldugunu tahmin ediyoruz.
S.B.T.A.I. BIRINCI SEMINERI: Alti ay önce 200'ü askin siyasetçi, gazeteci ve sivil toplum kurulusuna ve 7,000'in üzerinde sıradan vatandasa gönderdigimiz bir açik email Ile baslayip zamanla bir sivil toplum hareketine dönüsen S.B.T.A.I. (Sabetayci Yapilanmaya Karsi Bilinç ve Alisveris Insiyatifi) ilk seminerini 28 Haziran ve Tercihli ran günü gerçeklestirdi. Soru-cevapli bir prezentasyon ile ardindan yapilan workshop çalismalarindan olusan bu seminerin cok verimli aectiaini gördük. Toplantiva katilan 62
08.10.2006
Pa
YanıtlaSilüyemizin herbirine ve özellikle Istanbul disindan katilanlara burada bir kez daha tesekkür ediyorum katilanlara bura Katilamayan üyelerimizi Eylül ayinda, yapacagimiz ikinci vermut ediyoruz. Özellikle son 2.5 ayda seminerde görmeyi sek yogunlasan üyelik taleplerinin büyük kismini kabul Çok édemedigimiz için üzüntülüyüz ancak böyle bir konuda selektif ve üye kompozisyonunda dikkatli olma zorunlulugumuzu saniriz herkes kabul edecektir. Çalismalarimiz hakkinda bir fikir edinebilmeniz için Seminer sonrasinda yaptigimiz icra kurulu toplantisinin karar metninin bir özetini asagida veriyorum.
1) S.B.T.A.I. bünyesinde Arastirma, Iletisim ve Organizasyon olmak üzere üç grup kurulmasina, grup baskanliklarinin icra kurulu üyeleri arasindan belirlenmesinin ardindan her bölümün kendi iç isleyis prosedürlerinin 15 Temmuz'a kadar hazirlanarak icra kurulunun onayina sunulmasina,
2) Uye alim/azl yetkisinin ve arastirma ve genel giderlerde kullanilmak üzere sayin M. Emre Güreli'nin baslangiç için tahsis etmis oldugu 25.000 $'in kullanim yetkisinin yetkisinin sayin sayi sayin Gür Güreli'den icra kuruluna ve fonun sorumlulugunun muhasip üyeye devrine,
3) Sayin M. Emre Güreli'nin icra kurulu baskanligi yanisira organizasyon grup baskanligini üstlenmesine, organizasyon grubunun "sosyal kesim-cografi bölge" yapisinda çalismasina,
4) Yurtdisi arastirma gezilerinin Selanik ve Atina devreden çikarilarak tamamen Israil'e yöneltilmesine, ibranice bilen profesyonel arastirmaci akademisyenlerin istihdamina,
5) Yurtiçi yapilanmaya, yerel gazetelere ulasmak ve üyelerin bireysel iletisimleri yoluyla halkin bilgilendirilmesi çalismalarina agirlik verilmesine, karar verilmistir.
Halka sesleniyorum. Bu sebekemsi yapi içinde sizin hiçkimsenin elinizden alamayacagi iki özgürlügünüz bulunuyor; kime oy vereceginiz ve paranizi nereye harcayacaginiz; bunlari doğru kullanirsaniz ve sabetayçı yapılanmaya karşı uyanık olursanız ülkenizde bir seyleri degistirebilirsiniz! Kurtulus savasi sürerken Istanbul'daki müslüman halk aliskanlikla Türk bakkallardan degil Rum bakkallardan alisveris ederdi; cebinden çikan paranin Yunan ordusuna bir biçimde yardim olarak silah almakta verilecegini düsünmeden.
meden. Bir yandan şikayet edip bir yandan da bu düzeni yöneten muhteris sabetayistlere itibar ederek ve ürünlerini kullanarak destek olamazsiniz.
Hepinizi Sabetayci Yapilanmaya karsi durmaya, yakin çevrenizi sabetaycilik hakkinda bilgilendirmeye ve "Tercihli Alisveris" yapmaya çagiriyorum. Bu çagri antisemitik degil antisiyonisttir ve vatandaslik sorumlulugudur.
Kendimden bir örnek vereyim; yazdiklarimdan orta-dindar bir musevi oldugumu ama siyonizm karsiti oldugumu cikarabilirsiniz; benim evime Marks&Spencer, Timberland
Pag
YanıtlaSilvs. esim üzerine Revlon (ordinal marka) ys, iremezas sahipleri siyonisttir çünkü Lauder kullanmaz; bu adar sirketlerin, ben de onlari beslemeyi zul addederim; yahudilere en büyük zarar siyonistlerden gelmiştir. Pekala siz de Superonline yerine ttnet kullanabilirsiniz, Henkel'in temizlik ürünlerini kullanmayabilir, Sabah Sal ve Vatan almayabilir, ATV ve NTV izlemeyebilir, Orhan Pamuk okumayabilir, Turkcell Turkcell ve Telsim yerine Aria yada Aycell kullanabilir, Garanti bankasi yerine baska bir bankayla çalisabilir, Migros, Tansas, Akmerkez'den Persil Tursil, Vernel), alisveris etmeyebilir, Henkel (Yayla, Persil, Selpak, Solo) Selpak, Eczacibasi Artema, Ipana, Selpa gruplarinin tüketim ürünleri yerine muadillerini alarak sabetayci sömürücüleri beslemeyi Baranzia sabetaedyada okudugunuzu yazanin ve birakabilirsiniz. Medyada okudugunuzuldugunu seyrettiklerinizi söyleyenin kim ve ne endirebiliyoendirmelere karsi kendinizi degerlendirebilir, yönlendirmelere düsünerek koruyabilirsiniz. Kalite ve fiyat esitleri arasinda seçim yaparken tercih yaparak sabetayçi ve baglasik gruplarin ürünlerini almayiniz. Ise cep telefonunuzľa baslayip Turkcell yada Telsim hattiniz varsa iptal ettirip Aria-Aycell kullanmakla baslayiniz. Sizi sömüren, degerlerinizi manipüle etmeye çalisan bu yapiyi beslemeyiniz ve yakin cevrenizi bu konuda bilinclendirip bu yapiyi sorgulamaya
yönlendiriniz. Bu konuda bütün Türkiye'nin bilinçlenmeye ve tutum takinmaya ihtiyaci vardır; bu bir vatandaslik sorumlulugudur. Her din ve etnik kimlikten Türk vatandasi bunlarin derinligine bilincine varmadigi sürece Türkiye'nin mutlu ve basarili insanlarin özgür iradelerince yasadigi adil bir ülke olabilecegini sanmiyorum. Sabetayci ve baglasik medyanin bu konuyu yoksaymasi ve türlü engellere karsin biz muhafazakar, sosyalist, liberal, Türk, Kürt, sünni, alevi, sabetayci her tür kesimden bir grup insan bu konuda bütün Türkiye'yi bütün Türkiye'yi bilinçlendirmek için B.T.A.I. olarak elimizden geleni yapiyoruz. Yaptigimiz S.B.T. sey tekrar ediyorum antisemitizm degil (bu kendini inkar olurdu; S.B S.B.T.A.I.'nin icra kurulunun yarisi, üyelerinin dörtte biri sabetaycidir) Türkiye'yi sömüren, kimliginden ve degerlerinden siyirip dezislamize ve dejenere etmeye çalisan müslüman kimlikli bir avuç elitist yahudiyi ifsa etmek ve halki bilinçlendirmektir. Açik toplum kavraminin ve seffafligin önem kazandigi zamanimizda Türkiye'nin
insanlarinin bunlari ögrenmeye hakki vardir.
S.B.T.A.I. olarak büyümeyi, çalismalarimizi
derinlestirmeyi, halki aydınlatmayi sürdürecegiz.
Verdigimiz bútün isimler ve iliskiler dogrudur; (zaten
büyük bölümü metinde zikrettigimiz arastirmacilarin
eserleri ve yazilarinda ortaya çıkarilmisti) dolayisiyla bu
kisilerin Ilgaz Zorlu'nun ifsa ettigi Can Paker, Ismail Cem,
Mehmet Barlas örneklerinde oldugu gibi sükut yoluyla
ikrar yerine (kimsenin rezil olmayı göze alip yalanlamaya
cesaret edebilecek kadar ileri gidecegini sanmiyoruz)
kalkip dürüstçe açıklama yapmalarini bekleriz. Bizim
istegimiz verdigimiz isim ve ilişkilerin aynen kabul
edilmesi degil toplumda tartisilmasi, halkin
aydinlanmasidir. Ayrica fellik fellik kim oldugumuzu
arayan bazi muhteris elitistlere ve özellikle Ingiliz
Locasi'na bir sözüm olacak: "Kendi görkeminize hizmet etmekten baska bir yönelimi olmavan "vanilsamali dogru"nuzda ilerlemeve devam edin
ama müslüman Türk halki sömürüp onu parya görerek, hayatini manipule etmeye çalisarak elitist kalabileceginizi insanlik onurunuzu yitirdiginizi bilin! Dogu Anadolu'da yada Ege'de herhangi bir dag köyündeki fakir ve cahil bir yasli kadin dahi Türkiye'yi yöneten yahudi asilli hegemonyayi isim isim iliskileriyle beraber bilmeden çalismalarimizin hizini kesmemeye ahdettik. Haydi
YanıtlaSilbakalim!" Mehmet Emre Güreli
Sabetaycı Yapılanmaya Karşı Bilinç ve Tercihli Alışveriş
Insiyatifi Başkanı
ÖZEL BÜRO
Messages in this topic (1)
Reply (via web post) |
Start a new topic
Messages
Files |
Photos |
Links |
Calendar
Turk Guvenlik ve Istihbarat Grubu (DSS)
Gruptaki yazıların sorumluluğu ilgili yazının yazarına aittir. Grup kurucusu, moderatörler ve diğer üyeler sorumlu tutulamazlar. Gruba üye olanlar üye olduklarında yazılarından sadece kendilerinin sorumlu olduklarını kabul etmiş olurlar. Bu ifadeler her mesajın altında yer almaktadır. Bu nedenle üyeler bu koşulların varlığından haberdar olmadıklarını iddia edemezler.
DSS
Change settings via the Web (Yahoo! ID required)
Change settings via email: Switch delivery to Daily Digest | Switch format to Traditional
Visit Your Group |
Yahoo! Groups Terms of Use |
Unsubscribe
Talk is cheap. Use Yahoo! Messenger to make PC-to-Phone calls. Great
Mehmet Öngel
YanıtlaSilPage 1 of 19
From:
Yalçın Yavuz
Sent:
Pazar 08 Ekim 2006 05:07
To:
Mehmet Öngel
Subject: FW: [OZEL BURO ISTIHBARAT GRUBUJ ÖNEMLİ **TÜRKİYEDEKİ
SABETAYCI YAPILANMA
x
Page 19 of 19
YanıtlaSilama müslüman Türk halki sömürüp onu parya görerek, hayatini manipule etmeye çalisarak elitist kalabileceginizi ancak Insanlik onurunuzu yitirdiginizi bilin! Dogu Anadolu'da yada Ege'de herhangi bir dag köyündeki fakir ve cahil bir yasli kadin dahi Türkiye'yi yöneten yahudi asilli hegemonyayi isim isim iliskileriyle beraber bilmeden çalismalarimizin hizini kesmemeye ahdettik. Haydi bakalim!" Mehmet Emre Güreli Sabetaycı Yapılanmaya Karşı Bilinç ve Tercihli Alışveriş Insiyatifi Başkanı ÖZEL BÜRO
Messages in this topic (1)
Reply (via web post) |
Start a new topic
Messages Files | Photos | Unks | Calender
Turk Guvenlik ve Istihbarat Grubu (DSS)
Gruptaki yazıların sorumluluğu ilgili yazının yazarına aittir, Grup kurucusu, moderatörler ve diğer üyeler sorumlu tutulamazlar. Gruba üye olanlar üye olduklarında yazılarından sadece kendilerinin sorumlu olduklarını kabul etmiş olurlar. Bu ifadeler her mesajın altında yer almaktadır. Bu nedenle üyeler bu koşulların varlığından haberdar olmadıklarını iddia edemezler.
DSS
Change settings via the Web (Yahoo! ID required)
Change settings via email: Switch delivery to Daily Digest Switch format to Traditional
Visit
Your Group | Yahoo! Groups Terms of Use |
Unsubscribe
RECENT ACTIVITY
New Members
16
Visit Your Group
SPONSORED LINKG
Intelligence
Promes
Gps gprs
Yahool News
World News Get the lates world news now
Yahoo! Mail
Drag & drop With the all-new Yahoo! Mail Beta
Y! GeoCities
Share More
Create a blog web site and more
Talk is cheap. Use Yahoo! Messenger to make PC-to-Phone calls Great rates starting at 14 min
YanıtlaSilTDV İslâm Ansiklopedisi'nde ara...
SABATAY SEVİ
(ö. 1087/1676)
Mesihlik iddia ederek en büyük mesihçilik hareketlerinden birine yol açan ve müslüman olduktan sonra dönme cemaatini kuran yahudi mistik.
İlişkili Maddeler
DÖNME
Osmanlı tebaasından olup dinî ve siyasî ideallerine daha rahat ulaşabilmek için İslâm’ı kabul etmiş görünen bir yahudi cemaati.
YAHUDİLİK
Hz. Mûsâ’nın peygamberi olduğu ilâhî din.
Müellif: CENGİZ ŞİŞMAN
1626’da İzmir’de büyük ihtimalle İspanyol kökenli (Sefarad) bir yahudi ailesinin oğlu olarak dünyaya geldi. Doğduğu ev halen İzmir’in eski yahudi mahallesinde bulunur. Küçük yaştan itibaren dinî ve mistik konularda eğitim gördü, şehrin en tanınmış hahamlarından Yosef Escapa’dan ders okudu. On sekiz yaşında iken hahamlık icâzeti aldı; ancak hahamlık yapmadı ve kendini mistik konulara adadı. Okuduklarının etkisiyle kendisinin yahudilerin yüzyıllardır beklediği mesîh olduğuna inandı ve 1648’de İzmir’de mesihliğini ilân etti. Aynı yıllarda Doğu Avrupa’nın pek çok yerinde büyük katliamlara mâruz kalan yahudiler derin bir hayal kırıklığı ve ümitsizlik yaşamış, aralarında mesîh beklentisi güçlenmişti. Ancak kurtarıcı olduğunu düşünen ve garip davranışlar sergileyen Sabatay Sevi (Şabtay Svi) yahudi cemaati tarafından eleştirilere mâruz kaldı, bir süre sonra da İzmir’den uzaklaştırıldı. Böylece neredeyse ölümüne kadar sürecek olan seyahatlerine başlamış oldu. Selânik, İstanbul, Halep, Kudüs ve Kahire gibi şehirlerde yaşayarak buralardaki mistiklerle görüştü. Bu arada üç defa evlendi; ancak rivayete göre hiçbir eşiyle ilişkiye girmemiştir. Kudüslü fakir yahudiler için para toplamak amacıyla sık sık Kahire’ye gitti ve yahudi cemaatinin ileri gelenleriyle yakın ilişkiler kurdu. Kahire Darphânesi’nden sorumlu olan yahudi Rafael Çelebi bir süre sonra onun hem müridi hem hâmisi oldu. Rafael Çelebi aynı zamanda Sabatay’ın, Doğu Avrupa kökenli olup mesîhle evleneceğine dair rüya gördüğünü söyleyerek Amsterdam’dan Kahire’ye gelen Sara adlı bir hanımla evlenmesine aracılık etti. Kudüs’te özellikle mistiklerle iyi ilişkiler içinde bulunan Sabatay’a Kabala’nın “teozofik” (teorik) Lurianik ekolüne mensup Gazzeli Nathan ev sahipliği yaptı ve kendisine derin bir sevgi duydu.
Lurianik Kabala, Safedli Isaac Luria (ö. 1576) tarafından, yahudilerin altın çağ dedikleri İspanya tecrübesinin kötü bir şekilde sonuçlanmasının yarattığı derin hayal kırıklığı içinde ortaya atılmış bir Kabala yorumudur. Bu inanışa göre mistik bir kimsenin yapması gereken şey Tanrı’nın emirlerine harfiyen uymak, böylece şeytanî dünyaya hapsolmuş olan ilâhî nurları birer birer kurtararak ilâhî planın bir parçası olan kötülüğü tamamen yok etme sürecine yardım etmektir. Fakat büyük bir nur parçası öylesine güçlü bir şeytanî kabuk içine sıkışmıştır ki bunu kurtarmaya sıradan bir mistiğin gücü yetmez, bu görevi ancak bir mesîh başarabilir. Kabala’nın en büyük âlimlerinden olan Gershom Scholem’e göre bu inanış Sabatay hareketinin arkasındaki temel sebeptir. Fakat daha sonraki çalışmalar göstermiştir ki Sabatay, hem teozofik Lurianik geleneği hem Doğu ve Bizans yahudi kabalistlerinin mensup olduğu pratik Kabala’yı kendi düşüncesinde birleştirmiştir. Nitekim Nathan, 1665 yılında Sabatay’ın beklenen gerçek mesîh olduğunu iddia edip “onun peygamberliği görevini” üstlendiğinde bu haber yahudiler arasında hızla yayıldı. Özellikle İspanya sürgününden sonraki dönemlerde siyasal ve ekonomik durumları dünyanın her yerinde kötüye giden yahudilerin böyle bir kurtarıcı haberine inanması zor değildi.
YanıtlaSilSabatay Sevi 1665 sonbaharında tekrar İzmir’e döndü; bu dönüş taraftarlarınca sevinçle karşılanırken hahamların büyük tepkisine yol açtı. Sabatay birkaç ay inzivâda kaldıktan sonra dışarı çıkarak taraftarlarıyla sokaklarda dolaşmaya başladı. Bu davranışından dolayı bazı modern tarihçiler Sabatay’ın “manik-depresif” olduğuna hükmetmiştir. İzmir başhahamı Haim Benveniste yahudileri Sabatay’a karşı uyardıysa da netice fazla değişmedi ve cemaat ikiye bölündü. Bir tartışma sonunda kaçıp Portekiz sinagoguna sığınan Benveniste’yi Sabatay ve taraftarları takip etti, sinagogun kapılarını kırarak içeri girdi. Sabatay kürsüye çıkıp vaaz verdi, daha sonra da yahudi hukukunca yasak kabul edilmesine rağmen kadınları kürsüye çıkartarak Tevrat okuttu. Buna benzer davranışları devam etti. Domuz yağı yemek, iki defa inşa edilen yahudi mâbedinin yıkıldığı gün olan 9 Temmuz’u kendi doğum günü sayıp bu günde üzüntüyü sevince çevirmek suretiyle yahudilerce hassas kabul edilen pek çok kuralı ihlâl etti.
Kısa bir süre içinde Sabatay’ın ünü Osmanlı topraklarını aşarak Yemen’den İsfahan’a, Fas’tan Selânik’e, Moskova’dan Londra’ya, hatta Amerika’da Boston’a kadar yayıldı. Osmanlı yöneticilerinin yahudi cemaati içinde kargaşaya yol açan bu gelişmeleri takip ettiği muhakkaktır. Sabatay Sevi’nin şöhretinin zirveye ulaştığı 1666 yılı yahudilerden ziyade hıristiyanlar için önemlidir; çünkü bu tarihin hıristiyan Mesîh’inin (Îsâ) ikinci defa geleceği tarih olduğuna inanılıyordu. Fakat hıristiyanlara göre Mesîh’ten önce deccâlin gelmesi gerekiyordu ve bu gelen yahudi mesîh deccâlin ta kendisiydi, yani o ikinci defa gelecek olan Îsâ’nın habercisiydi. Ayrıca inanışa göre Osmanlı topraklarından çıkan bir deccâl Osmanlı Devleti’nin sonunu getirecek, Kudüs’ün kapılarını yahudilere ve neticede hıristiyanlara açacaktı. Bu sebeple Sabatay hakkındaki haberler, Osmanlı yahudilerinden ziyade Avrupalı hıristiyanlar ve yahudiler arasında heyecan uyandırdı. Nihayet gerek Osmanlı yahudilerinin gerekse ticaretleri sekteye uğrayan bazı Avrupa devletlerinin şikâyeti üzerine Osmanlı yönetimi, Sabatay Sevi’yi İzmir’den İstanbul’a getirterek Vezîriâzam Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa’nın da içinde bulunduğu bir mecliste sorguladı. Bir süre sonra Çanakkale Boğazı’nda bugünkü Kilitbahir Kalesi’ne hapsedildi. Osmanlı Devleti’nin nisbeten güvenli bir dönemde bulunması dolayısıyla Sabatay’ın sadece hapis cezasına çarptırıldığı söylenir. Diğer bir görüşe göre ise Fâzıl Ahmed Paşa’nın malî danışmanlığını yapan Judah ben Mordehay Kohen’in araya girmesi onun cezasını hafifletmiştir. Sabatay’ın hapsedilmesi taraftarları arasında büyük heyecana yol açtı; Osmanlı toprakları dışından gelenlerle beraber harekete katılanların sayısı hızla arttı ve olaylar kontrolden çıkmaya başladı. Bunun üzerine Sabatay, Edirne’ye getirilerek 17 Eylül 1666 tarihinde padişahın gözetiminde padişahın hocası Vanî Mehmed Efendi ve Şeyhülislâm Minkārîzâde Yahyâ Efendi tarafından sorgulandı ve sonuçta kendisinden İslâm’ı benimsemesi istendi. Yahudi hukukunda yer alan hayatın ölüme tercih edilmesi prensibinden hareketle Sabatay müslüman olmayı kabul etti ve Aziz Mehmed adını aldı. Sorgulama sırasında dışarıda bekleyen büyük taraftar kitlesi, Sabatay’ın padişahı ikna ederek Osmanlı orduları önünde Yahudiliğin asıl düşmanı Edom’a (Hıristiyanlık) karşı savaş açacağını düşünürken onu sarıklı bir müslüman olarak görünce büyük hayal kırıklığına uğradı. Kalabalığın önemli bir kısmı Sabatay’ı yalancılıkla itham edip geri dönerken küçük bir grup yanılmazlığı kabul edilen mesîhi takip ederek müslüman oldu ve daha sonra “dönme cemaati” denilen grubun temelini teşkil etti. Diğer küçük bir grup da Sabatay’ın mesîh olduğuna inanmaya devam ederek yahudi Sabatayistler adını aldı. Vanî Mehmed
YanıtlaSilEfendi’nin gözetiminde sarayda İslâmî eğitime tâbi tutulan Aziz Mehmed Efendi bu eğitim sırasında hem şeriat hem tarikat bilgisi aldı ve Edirne’de bulunan Bektaşî tekkelerini ziyaret etti. Zamanla Kabala ve Sûfîliğin karışımı olan yeni bir teoloji oluşturup mesîhliğinin yeni bir aşamaya geldiğine inanmaya başladı. Vanî Mehmed Efendi ile padişahın gayri müslimleri İslâmlaştırma politikaları çerçevesinde sinagoglara gönderilen Aziz Mehmed Efendi kısa zamanda pek çok yahudinin müslüman olmasına vesile oldu.
YanıtlaSil1673 yılında Kuruçeşme’de bir evde yaptığı âyin sırasında Aziz Mehmed Efendi’nin bir elinde Kur’an, bir elinde Tevrat olduğu halde görülmesi kendisinin ve taraftarlarının tam müslüman olmadıkları kanaati uyandırdığından Mehmed Efendi bir defa daha yargılandı ve bugünkü Karadağ sınırları içinde bulunan Ülgün’e sürgün edildi. Bu defa da ölüm cezasından kurtulması, Vanî Mehmed Efendi ve padişahın annesi Turhan Sultan ile olan dostluğuna bağlanmaktadır. Mehmed Efendi’nin taraftarları Selânik’te toplanarak sürekli onun ziyaretine gittiler. Selânik’te onun koyduğu prensipler doğrultusunda bir cemaat oluştu, bu cemaat eski hahamlardan Filozofos etrafında teşkilâtlanmaya başladı. Sabatay dördüncü eşi Sara 1671 yılında ölünce Filozofos’un kızı Ayşe ile evlendi, bu evlilik Filozofos ailesini doğal lider yaptı. Üç yıl sürgünde yaşayan Mehmed Efendi hayatının sonlarına doğru eski dinine daha fazla ilgi göstermeye başladı ve Selânik’e gönderdiği son mektuplarının birinde yahudi dua kitabı istedi. Ölümünden önce kendisini ziyarete gelen bir müridine, “Artık herkes evine dönsün” dediği rivayet edilir. Sabatay Sevi 1676 yılında öldü. Bazı taraftarlarına göre ise deniz kıyısında bir mağaraya girerek gözden kaybolmuş, bundan dolayı onun ölmediğine, Hıristiyanlık’ta veya Şîa’da olduğu gibi misyonunu tamamlamak üzere geri geleceğine inanılmıştır. Mezarının Arnavutluk’taki Berat kasabasında olduğu söylenirse de büyük ihtimalle Ülgün’de 1900’lü yıllara kadar Aziz Mehmed Efendi’ye nisbet edilen bir türbededir. Diğer bir görüşe göre mezarı doğum yeri olan İzmir’e nakledilmiştir. Ölümünden sonra Sabatay Sevi’nin mirası devam etmiş, daha çok Selânik’te toplanan inananları eşi Ayşe’nin kardeşi Yâkub Çelebi etrafında birleşmiştir. Ancak daha sonra liderlik kavgası yüzünden önce ikiye, ardından üçe ayrılarak Ya‘kūbîler, Karakaşlar ve Kapancılar adını almışlar ve dönmeler, avdetîler, Selânikliler diye anılagelmişlerdir. XVII. yüzyılın sonlarında yaklaşık 1000 kişi olan cemaat XIX. yüzyılda 10.000 kişiye ulaşmıştır. Modernleşmenin etkisiyle cemaatin geleneksel dinî yapısı bozulmaya başlamış, 1924 yılında Türkiye ile Yunanistan arasında gerçekleşen nüfus mübadelesinde cemaat mensuplarının neredeyse tamamı Türkiye’ye göç ederek varlığını dinî olmaktan ziyade sosyolojik bir cemaat şeklinde sürdürmeye başlamıştır (bk. DÖNME).
BİBLİYOGRAFYA
YanıtlaSilP. Rycaut, The Present State of the Ottoman Empire, London 1668, s. 128-134.
J. Sasportas, Tsitsat Novel Tsevi, Jerusalem 1954.
A. Galland, İstanbul’a Ait Günlük Hâtıralar: 1672-1673 (ed. Ch. Schefer, trc. Nahit Sırrı Örik), Ankara 1949, s. 22-28, 210-211.
H. Graetz, Geschichte der Juden von den ältesten zeiten bis auf die gegenwart, Aus den quellen neu bearb, Leipzig 1897.
M. Attias, Shirot ve Tishbahot shel ha-Shabta’im, Tel Aviv 1948, Önsöz: Yitshak Ben-Zwi.
G. Scholem, Sabbatai Sevi: The Mystical Messiah: 1626-1676 (trc. R. J. Zwi Werblowsky), London 1973.
M. Idel, Kabbala: New Perspectives, New Haven 1988.
Cengiz Şişman, A Jewish Messiah in the Ottoman Court: Sabbatai Sevi and the Emergence of a Judeo-Islamic Community (doktora tezi, 2004), Harvard University.
Günümüzde de bir dönme cemaatinden söz edilmekte, ancak sayıları ve kimlikleri kesin olarak ortaya konulmamaktadır. Dönmeler Türkiye genelinde 30-40.000 kişi civarında tahmin edilmektedir. Bunlar daha çok Edirne, İstanbul, İzmir, Ankara ve Bursa’da yaşamaktadırlar. Yoğun olarak bulundukları yer Selânik olduğu için dönmelere “Selânik dönmesi” de denilmektedir. Bundan dolayı mübadele sonrasında Türkiye’nin çeşitli şehirlerine gelip yerleşen dönmelerden doğum yerleri Selânik olanlar Selânik ismini değiştirmişlerdir. Kapalı bir cemaat hayatı yaşadıkları için dönmeler sır vermemeye özen göstermişler, eskiden olduğu gibi bugün de Türkler’in yanında Türk isimlerini, kendi aralarında ise yahudi isimlerini kullanagelmişlerdir.
YanıtlaSilDışişleri, maliye, eğitim, basın-yayın ve üniversiteler başta olmak üzere çeşitli alanlarda görev yapanların yanında özellikle ticaret ve sanayide önemli başarılar elde eden dönmeler de vardır. Bugün Türkiye’nin en etkili aydınları, gazete sahipleri ve köşe yazarları arasında dönmelerin de bulunduğu iddia edilmektedir.
ALP, EREN, HEKİM KARACA AHMED
YanıtlaSilHorasan erlerinden Karaca Ahmed, on dördüncü asırda aşi retiyle birlikte Anadolu'ya geldi. Orhan Gazi'nin ordusunda gaza-lara katıldı. Anadolu'yu mesken tuttu, halkın gönlünde taht kurdu.
Üsküdar'da bugün Karacaah-met ismiyle mâruf semte yerle-şerek talebe yetiştirdi, halkı ir-şåd etti.
Karaca Ahmed, husůsen akıl hastalarını tedavi ederdi.
Karaca Ahmed ulu velî, Uslu olur gelen deli.
sözü buna işarettir.
Karaca Ahmed, on dördüncü asrın sonlarında vefât etti. Muh-telif yerlerde türbeleri ve makam ları bulunmaktadır.
Karaca Ahmed Horasan'dan gelmiş. (Afyon) Karahisar Tez-hüyük civarına yerleşmiş. Orada ki köyde oturan Bey, kâhyasına;
"-Git gör bakalım, şu karşıda çadır kuran yörük mü nedir? Hay-vanları falan da var, anla, kimler-miş görelim." demiş. Kâhya gitmiş. Mevsim baharmış. Bir su kenarın-da aşiret reisi Karaca Ahmed'in söğüt ağacından elma kopardığını hayretle görmüş. Kâhya ona;
"-Bey'im sizi davet eder." de-miş. O da;
"-Bey'e boş gidilmez." diye rek bir mendile elma doldurmuş. Bey'in yanına vardıklarında, Bey; evvelâ vaziyetinden korkmuş, si-hir ve efsun zannederek elmala rı kabul etmek istememiş. Hattå Karaca Ahmed'i kovmaya hazır-lanırken, Bey'in yanında oturan, çoktan beri rühen hasta olan ve bu sebeple feryat-figān içinde ağ layan-çırpınan kızı, Karaca Ah-med'i görünce birden susmuş, sükûnet bulmuş. Bey, Karaca Ah-med'e hayretle bakarak nereli ol-duğunu sormuş,
"-Horasan erlerinden..." ce-vabını alınca, kızına bir nefes ve himmet rica etmiş. Karaca Ah-
YUZAK
MAYIS 20
다
18 ba di
med kıza duâ etmiş. Bey'in kona-ğında birkaç gün misafir kalarak kızı tedavi etmiş. Biricik kızının iyileştiğini gören Bey; minnet, şükran ve sevinç içinde bu meç-hul hekime nasıl ihsan edeceğini şaşırmış. Mukabil olarak;
"-Develerin ve sığırların ara-zimizde serbestçe yayılsın, akşama kadar istedikleri yerde dolaşsınlar. Nereye kadar giderse oradan sınır kesilsin. O yerler senin ve evlâtla-rının olsun." diyerek birçok ara-ziyi Karaca Ahmed'e terk etmiş. O da -şimdi Afyon-Kütahya sını-rında yer alan Karaca Ahmed kö-yüne- ehli ve aşiretiyle yerleşmiş ve yerli köylülerle kaynaşmışlə (Edib Ali BAKI, Karaca Ahmed ve De' Tedavi Yurdu, s. 7-9)
Muhteşem Bir Máziden İhtişamlı Yaunlara...
YanıtlaSilYUZAKI
YIL 21 MAYIS 2025
Fecre andolsun!.. (Fecr, 1)
YLIK EDEBİYAT, KÜLTÜR - SANAT, TARİH ve TOPLUM DERGİSİ
RAMAZAN DA GİDİLİRSE DAHA İYİ OLUR KARACA AHMED'E.
YanıtlaSil***
YanıtlaSilOsman Nûri TOPBAŞ
Gonul Aravinden Incider
FATİHA'DANA BİRKAÇ TALİMAT
Rabbimiz, biz kullarını kendisi ile baş başa mülā-kat için günde beş vakit huzúruna davet ediyor. İlahi huzúruna da, sadece bu büyük nimete näiliyet için can atan gönülleri kabul buyuruyor. Sonra günde en az lark defa Fatiha Süresi'ni okutmak süretiyle, o müstesnä gönüllere şu duäyı tekrar ettiriyor:
صراطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ
"(Rabbimiz! Bizleri) kendilerine lütuf ve ikram-da bulunduğun kimselerin yoluna (ilet). Gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil!" (el Fati ha. 7)
Peki, niçin?
Çünkü kul, bu fäni dünyanın bir imtihan älemi olduğunu unutmasın. Nasıl ki, her imtihanın kazanan ve kaybedeni varsa, burada da kazanan ve kaybe denlerin olacağını daima hatırlasın. Sayılı nefeslerini bunun idrakiyle tüketsin. Şu üç günlük fäni dünya dan, ebedi olan ahiret yurduna; "Cennetime girl" (el-Fecr, 30) iltifatına mazhar bir sürette çıkabilmenin gayretinde olsun.
Cenab-ı Hak, diğer bir ayet-i kerimede ise, ken-dilerine lütuf ve ikramlarda bulunduğu o pek nasipli kullarını şöyle bildiriyor:
وَمَنْ يُطِعِ اللَّهَ وَالرَّسُولَ فَأُولَئِكَ مَعَ الَّذِينَ أَنْعَمَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبيِّنَ وَالصَّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَاء والصالحينَ وَحَسُنَ أُولَئِكَ رَفِيقًا
"Kim Allah'a ve Rasûl'e itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine lütuflarda bulunduğu pey-gamberler, sıddīklar, şehidler ve sälih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!" (er-Nisak, 6/7
Elbette ki, Cenab-ı Hakk'ın kendilerine lütuflar-da bulunduğu bu kullanını zikretmesi boşuna değil! Çünkü Rabbimiz mü'minlerden, bu güzide kulların hålleriyle hällenip nzăsı yolunda mesafe kat etmele rini arzu ediyor.
Dolayısıyla;
Kul, evvelä peygamberlerde bulunan sıfatlardan bir hisse alacak.
Mesela sıdk. Insan, Elest Bezmi'nde verdiği sözüne sadık olacak. Doğruluktan asla ayrılmaya-cak. İnsanlar arası münasebetlerde sadåkat vasfını taşıyacak. Kendisi için; "Bu insan sadıktır, sözü gibi özü de güzeldir, yalanı yoktur!" denecek. Çünkü dil, kalbin tercümanıdır. Onun doğruluğu ve eğriliği, di ğer uzuvların hål ve hareketlerine tesir eder. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur:
"Kalbi dürüst olmadıkça kulun îmânı doğru ol maz. Dili doğru olmadıkça da kalbi doğru olmaz." (Ahmed bin Hanbel, Müaned, II, 198)
Peygamberlerde bulunan bir diğer vasıf emânet Mü'min emin insandır. Nitekim Rasûlullah Efendi-miz hakkında söylenen «Muhammedü'l-Emin tabi ri müşriklerin de dillerinden düşmezdi. Hatta onlar emånetlerini kendi yandaşlarına değil. Rasûlullah 'e teslim ederlerdi. Nitekim Hazret-i Peygamber
20
Sebocin Niste 2018
hot edeceği zaman dahi üzerinde müşriklerin bir anananetleri vardı. Ve ölüm tehlikesine rağmen All Mekke'de bırakıp onlan sahiplerine settirmişti.
YanıtlaSilMiamin, bu hayatın insana sunulmuş en kıymetli enleet olduğu şuuruyla nefeslerini daima hayırda ecek, serden kaçacak. Yine İslam nimetinin, Rudah Elendimiz den bizlere bir emänet oldu-unutmayacak. Bu din emänetini iyi muha edebilmenin. Peygamber Efendimiz'e olan mu toenmain, dolayısıyla Allah a itaatimizin seviye-gösteren bir ölçü olduğunu daima hatırlayacak.
Diğer bir vasıf ise, fetånet Mü'min; akıllı, bilgi Lade yanık ve firåset sahibi olacak. Aklını, Kur'an Sünnet çerçevesinde kullanacak. Hiçbir zaman ve şeytanın peşinde koşmayacak. Muhatabı cho seviyesinde hitap etmeyi bilecek. Bu hal ise, obem merhaleler kat etmekle mümkün olur.
Br diğer vasıf, ismet. Yani gizli açık her türlü aba düşmekten uzakta kalabilmek, masumluk. Pik bizler måsiyetlerden kendimizi ne kadar ko onuz? Zira herkes, her an ahiret kamesini dumakta. Ahirete nasıl bir yükle gideceğiz? Bu-nikerahat ve yanlışlıklardan ne kaçıyo Ramen bejeansliklardan ne kadaaz, oruç, hagibi zahiri farzların ifasında sergilediğimiz běti farzlar olan merhamet, şefkat, teväzü,
ihlas, sabır, hava, adalet, tefekkür vb. hususlarda da sergileyebiliyor muyuz?
Veya kumar, içki, zinā, hırsızlık gibi zahiri ha-ramlardan kaçındığımız kadar, gurur-kibir, haset, riya, cimrilik, israf, tecessüs, grybet, yalan vb. batıni haramlardan da ictinäb edebiliyor muyuz?
Peygamberlerde bulunan diğer bir vasıf ise tebliğ Mü'min, daima emri bil-mărüf, nehy-i ani'l-münker üzere yaşayacak. Rabbinin lütfuyla gönlünde doğan iman nûrunu, karanlıkta kalmış bü tün gönüllere ulaştırabilmenin gayretiyle çırpınacak. Dili ile tebliğ edecek. Häli ile tebliğ edecek. Ticaretiy le tebliğ edecek. Tebessümüyle tebliğ edecek.
Ayet-i kerimede kendilerine nimet verilen kimse-ler olarak zikredilen bir diğer grup ise «Sıddiklardır. Hazret-i Ebû Bekir Efendimiz sıddıkların başıydı. Onun hayatına baktığımızda, her an Efendimiz'e olan derin bir sadakat ve muhabbet görmekteyiz. Ni-tekim Rasûlullah Efendimiz, onun bu sadakati se-bebiyle Ebû Bekir 'ın dışında hiç kimseden malının tamamını infak etme isteğini kabul etmiyor. Yalnız onunkini kabul ediyor. Hatta bir defasında:
"Ebû Bekir'in malından istifade ettiğim ka dar başka hiçbir kimsenin malından faydalanma dım..." buyurması üzerine. Hazret-i Ebû Bekir gözyaşları içinde:
"Ben ve malım, yalnızca Sen'in için değil miyiz ya Rasülállah?!." demek süretiyle kendisini her şeyiyle beraber Hazret-i Peygamber'e adadığını ve O'nda fani olduğunu göstermiştir.
YanıtlaSilYine bir defasında Allah Rasûlü:
"-Çoluk çocuğuna ne bıraktın ya Ebá Bekir?"
diye sual edince de büyük bir îman vecdiyle:
"-Allah ve Rasûlü'nü (bıraktım yå Rasûlallah)!.."
cevabını vermiştir. (Tirmizi, Menākıb, 16/3675)
İşte fedakarlık... İşte aşk ve muhabbet... İşte sıd-dikıyet...
Bizler de bu sadakat, muhabbet ve teslimiyetten hisseler almalıyız.
Ayet-i kerîmede ilāhī lūtuf ve ikramlara nail olduk-ları bildirilen bir diğer zümre ise şehidler"... Şehid-ler. Allah'ın adını yüceltmek için canlarını feda eden kimselerdir. Rabbimiz, bu fedakârlıkları dolayısıyla åyet-i kerîmede onlar hakkında;
"Allah mü'minlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine (verilecek) Cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler..." (et-Tevbe, 111) buyur-muştur. Bizlerin de fedakâr bir mü'min olmamızı arzu ediyor, Cenâb-ı Hak.
Yine âyet-i kerîmede ilâhî nîmetlere nail olan zümrelerden biri olarak "sâlihler» buyruluyor. De-mek ki sälih veya saliha olmamız şart. Rabbimiz kul-larından salih amelleri kabul buyuruyor. Amelleri en güzel kıvamda istiyor kullarından.
Bir düşünelim:
Hakikaten yaptığımız her işi, her gayreti Allah'ın rızasını tahsil niyetiyle mi îfâ ediyoruz? Yoksa in-sanların teveccühlerini üzerimize çekmek, dünyalık bir mevki kazanmak için mi yapıyoruz? Dini, yalnız Allah'a has kılabiliyor muyuz? Amellerimizde bir riyā kokusu var mı? Buna dikkat etmemiz lazım.
Diğer taraftan insan, kendisine ihsan edilen ni metleri, rızası yolunda sarf ederek kalben Allah'a yaklaşır. Lakin nefsânî arzularına dalanların, heva ve heveslerini ilah haline getirdikleri için gazaba uğramış olanların peşine düştükçe de Rabbinden uzaklaşır.
Cenâb-ı Hak, Fâtiha Süresi'nin son âyetinde;
غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ
"...Gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna
değil!" (el-Fatiha, 7) buyurarak bizleri gayr-i müslimlere benzemekten sakındırıyor.
Şu an esir maddesiyle ilgili bir buluş yapıldı
YanıtlaSilStatrajik (Cok önemli) bir buluş yapıldı
stratejik sürpriz yapılabilir.
esir.Uzay boşluğunu dolduran madde.
TEK DEĞERLİ BİR ŞEY VARDIR.
YanıtlaSilALLAH C. C..
VE ONUN RIZASI NI KAZANABILMEK.
O NU KAYBEDEN NEYİ KAZANMIŞTIR
O NU KAZANAN NEYİ KAYBETMİŞTİR.
ÇÜNKÜ HERŞEY O NUNDUR.
a
YanıtlaSilPeşin hüküm ve hareket bir nevi tembelliktir. Araştırma zahmetine katlanmayanlar, sonunda pek çok zahmetlere katlanmak zorunda kalırlar. İnsanları ufak-tefek hatalarına, kılık-kıyafetlerine bakarak değerlendirmek de son derece yanlıştır.
in-
k m f-
ke'
zi
Olaylar ve şahıslar başkalarının sözü ve gözüyle değerlendiren nice yöneticiler çok büyük zulümlerin, cinayet ve felaketlerin aleti olmuşlar, çoğu zaman bu yüzden kendileri de feci akibetlere uğramışlardır.
YanıtlaSilAltınoluk Şubat 2012 Sayı. 312.
R.evvel.1433.
Olaylar ve sahışlar sırf başkalarının sözü ve gözüyle
YanıtlaSilYanıtlaSil
Yuksel18 Mayıs 2025 09:52
değerlendiren nice yöneticiler çok büyük zülümlerin, ci-nayet ve felaketlerin âleti olmuşlar, çoğu zaman bu yüz-den kendileri de feci akibetlere uğramışlardır.
YanıtlaSilSayfa Sıra Hadis-i Şerif Ravi
97 1 Böğür sancısı, böbrekteki damardandır. Bu ayaklandığı zaman bunun ilâcı sıcak bal şerbetidir. Hz. Âişe (r.anha)
97 2 Habâisin (kötülüklerin) hepsi bir odaya konup kapısı kapandı, kilitlendi. Anahtarı içki oldu. Kim ki içki içer, o kapıyı açar ve içine düşer. Hz. Muammer (r.a.)
97 3 Hızır yerde ve İlyas denizdedir.Onlar her gece Zülkarneny'in insanlar ile Ye'cûc-Me'cuc arasında yaptığı set üzerinde birleşirler. Senede bir kere de Hac ve Umre yaparlar ve zemzem içerler. O zemzem, bunlara bir sene yeter. Hz. Enes (r.a.)
97 4 Fena ahlâk, sirkenin balı bozduğu gibi, ameli bozar. Hz. Ali (r.a.)
97 5 Hiç şüphe yok, deccal çıkacaktır. Onun sol gözü kördür. Ve üzerinde beyaz bir ben vardır. Gözsüzleri ve abraşı iyi eder. Ölüleri diriltir. Ve "ben rabbinizim" der. Kim onu tasdik ederse fitneyi deccale düştü. Kim de "Rabbim Allah" der ve böyle ölürse o zaman deccalın fitnesine düşmemiş olur ve ona bir daha fitne ve azab yoktur. Deccal yerde Allah'ın dilediği kadar kalır. Sonra İsa (a.s.) gelir. O Bana vekil ve Benim dinim üzerine gelir. Deccalı öldürür. Ondan sonra kıyamet kopar. Hz. Sumre (r.a.)
97 6 Deccalın sol gözü kör ve alnında "Kafir" diye yazılıdır. Gözlerinin üzerinde de kalın bir perde vardır. Hz. Enes (r.a.)
97 7 Deccal şarktan, Horasan'dan çıkar. Ve ona "kalkan yüzlüler" tabi olur.(Yahudiler ve Horasan Türkleri deccalın yardımcıları olacaklar.) Hz. Ebû Bekir (r.a.)
97 8 Deccal her yere varır, yalnız dört mescidin bulunduğu yere varamaz. Mescidi Haram, Mescidi Medine, Mescidi Aksa ve Mescidi Turi Sina. Hz. Recul (r.a.)
97 9 Dünya mel'undur ve onda bulunan şeyler de mel'undur. Yalnız Zikrullah, Allah'ın sevdiği iyi amel, Âlim ve müteallim haricdir. Beni İsrail'in ilk fitnesi kadınlardan olmuştur. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
97 10 Duanın, nazil olan ve olmayan belâya da faidesi vardır. Ey Allah'ın kulları! Duaya sarılın. (Allah'a çok yalvarın.) Hz. İbni Ömer (r.anhüma)
97 11 Din nasihattir, din nasihattir, din nasihattir. Soruldu: "Kimin için Ya Resulallah?" Buyurdu ki: "Allah için, Kitabı için, Resulü için, ümera için ve bütün müslümanlar için. Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
rurken, orta büyüklükteki bay
YanıtlaSilgörmek mümkun olma
OMU
MAYIS
1st Iz
2025
20
Hicri: 22 Zilka'de 1446
Rumi: 7 Mayıs 1441
SALI
Hızır: 15
Genç Osman'ın şehadeti (1622), THY'nin kuruluşu (1933)
Namaz kılan yaşlıyı severim M
ama namaz kılan M
Te
gence aşığım. Us (Hz. Ömer) Yal
Sizi iki sarhoşluk gaşyetti. Hayatı sevmek sarhoşluğu ve cehle razı olmak. Bu sarhoşluğa düştüğünüzde, "emr-i bil ma'ruf" ve "nehy-i anil münkeri" terk edersiniz. O zaman sünnet ve kitaba sahip olanlar, muhacir ve ensardan "sabikûnel- evvelîn" gibidir. (Yani ashab derecesindendir.)
YanıtlaSilRavi: Hz. Âişe (r.a.)
Sayfa: 321 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yuksel30 Haziran 2025 01:41
Allah (z.c.hz.)'leri toprağı Cumartesi günü, dağları Pazar günü, ağaçları Pazartesi günü, hoşa gitmiyen şeyleri Salı günü, nuru da Çarşamba günü yarattı. O toprakta hayvanatı Perşembe günü yaydı. Adem (a.s.)'ı ise Cuma günü ikindiden sonra son mahluk olarak yarattı. Cuma'nın son saatinde ikindi ile akşam arasında.
Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 278 / No: 9
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yuksel30 Haziran 2025 01:43
Allah imanı müsamaha ve haya içinde yarattı. Küfrü de hasislik ve emel içinde yarattı.
Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 278 / No: 3
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yuksel30 Haziran 2025 01:43
Allah (z.c.hz.)'leri Adem (a.s.)'ı yeryüzünün her tarafından aldırdığı toprakla yarattı. Zürriyeti de ona göre meydana geldi. Bu sebeble onlardan bazıları siyah, beyaz, esmer, kırmızı, bazısı da bunların arasında, bazısı yumuşak, bazısı sert bazısı ise halis ve temiz oldu.
Ravi: Hz. Ebû Mûsa (r.a.)
Sayfa: 278 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
YanıtlaSil
Yuksel30 Haziran 2025 01:44
Allah (z.c.hz.)'leri Mekke'yi yarattı ve onu nefse ağır gelen şeylerle ve derecatla bezedi.
Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 278 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
17 Bir beldede zina ve riba meydan alırsa, onlar (o belde halkı) Allah'ın azabına hak kazanmış olurlar
YanıtlaSilHz. ibni Abbas r.a.
18 Şu beş şey zuhur ederse helâk ümmetim üzerine hak olur: Birbirlerile lanetleşme, içki içme, ipekli giyme, çalgılar ve erkeklerin erkeklerle, kadınların kadınlarla iktifa etmeleri.
Hz. Enes r.a.
Ramuz El-Ehadis sy. 53.
Kim, ileri gelenlerin izni olmaksızın bir kavmin başına geçerse, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olur. Kıyamet gününde de onun ne farzı, ne de nafilesi kabul olunur.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 415 / No: 4
Ramuz El-Ehadis