BEŞ VAKİT NAMAZI CAMİDE KILAN BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM DEMİŞ
GİBİDİR
ÜMMETİM YILDIZLARA GİDESİYE KADAR KIYAMET KOPMAYACAKTIR
HADİS İ ŞERİF
YanıtlaSil
yuksel4 Şubat 2026 23:14 Nefsin isteklerine uymak merhametsizliği netice verir. (ML)
YanıtlaSil
yuksel4 Şubat 2026 23:10 Bir Hazinenin Anahtarı
RİSALE-İ NUR KÜLLİYATI
FİHRİST VE İNDEKSİ
İSMAİL MUTLU
İKİNCİ BASKI
YanıtlaSil
yuksel6 Mart 2026 18:57 -1929-Arapça ve Farsça dersleri okullardan kaldırıldı.
1939-Almanya'nın Polonya'ya saldırması Üzerine, II. Dunya Savaşı başlamış oldu.
1947-TBMM, Amerikan yardım anlaşmasını oy birliği ile kabul etti.
EYLUL
01
PAZARTESİ
9 1447 R.EVVEL
RUMI: 19 AĞUSTOS 1441
HIZIR: 119
tevekkül ettim
Hud Suresi: 56
BİR HADİS
Misvak kabuğu ile de olsa karnınızı doyurabilecek-seniz insanlardan bir şey istemeyin.
Taberani
İnsan küçük bir âlem olduğu gibi, âlem dahi büyük bir insandır. Bu küçük insan o büyük insanın bir fihristesi ve hülāsasıdır. İnsanda bulunan numunelerin büyük asılları, insan-ekberde
Bu sayılanları vesile bilerek; Kerim Rahim satından tasarru w niyas edip dileklerimi arz ederim.
Devam edelim:
Halkından hiç kimsenin muttali olmadığı, giali saklı isimler hürmetine senden isterim.
Demək olur ki:
Allahım, bu isimlerin hürmetine; matlubuma, dilek ve murad larıma kavuşmak sureti ile bermurad olmamı niyaa edip isterim.
Devam edelim:
-Keza o ismin hürmetine ki, onu gece üzerine bırakınca, ka-ranlık etti. Gündüz üzerine bıraktın; aydınlattı. Semalar üzerine koy dun; yükseldi. Yerüzerine bıraktın; istikrar buldu. Denizler üzerine bıraktın; coştu. Kaynaklara bıraktın; kaynadı. Bulutlar üzerine bırak tım; yağmur yağdırdı.
İşte.. bütün bu işleri meydana getiren İsm- A'zamın hürmetine..
Devam edelim:
Tekrar o isimlerin hürmetine zatına niyaz edip isterim ki: Cibril'in alnına yazılmıştır. Ona selâm..
Bazı nüshada, üstteki cümle şöyle gelmiştir:
Cibril'in ve Mikail'in alnına yazılmıştır. Onlara selâm.
Devam edelim:
O isimler hürmetine ki: İsrafil'in alnına yazılmıştır. Ona se lám.. Keza, bütün meleklerine de..
Yani: Bütün meleklere de selâm..
Ve o isimler hürmetine isterim ki: Arşın çevresine yazılmıştır.
O isimler hürmetine ki: Kürsi'nin çevresine yazılmıştır.
Tekrar senden isterim..
Ey merhametliler merhametlisi, ey keremliler keremlisi.. Sen Ra-uf, Rahim Mevlâ'ya; ben aciz, zelil kulun, acz ve iftikar ile tazarru ve niyaz edip isterim:
Yani: Azamet ve celâlette; sair büyük isimlerine nazaran azamet ve celâleti daha üstün olan ismin hürmetine isterim.
- Şöyleki: Yüce zatını onunla isimlendirdin.
Yani: Bu, en büyük ismin hürmeti ve kasemi ile lütf u keremin-den rica edip isterim.
Ve, senden isterim; tüm isimlerin hakkı için ki: Onlar, ister bildiğim olsun; isterse bilmediğim..
Yani: Sen Kerim Rahim zatın bildirmesi sureti ile, şanlı Resul ünün öğretmesi sonunda bildiğim büyük isimlerin hürmetine ve bunlardan başka bilmediğim büyük isimlerin hürmetine niyaz edip isterim.
Senden isterim..
Rahman zatından ben zelil alil kulun niyaz edip isterim. Ey dualara icabet eden, ihtiyaçları ihsan edip veren sen Rahim
havl'el-kürsiyyi ve es'elüke bismikel. azim'il-a'zamillezi semmeyte bihi nef seke ve es'elüke bihakkı esmaike kül lihą maalimtü minha ve ma lem a'lem ve es'elüke bil-esmailleti deåke biha Ademü aleyhisselâmü ve bil-esmailleti deáke biha Nuhün aleyhisselármű ve bil-esmailleti deåke biha Salihün aley hisselâmü ve bil-esmailleti deåke biha Yunüsü aleyhisselânü ve bil-esmaille-ti deáke biha Musa aleyhisselâmü ve bil-esmailleti deáke biha Harunü aley-hisselâmü ve bil-esmailleti deåke bi ha Şuaybün aleyhisselâmü ve bil-esma-illeti deâke biha İbrahimü aleyhisse-lâmü ve bil-esmailleti deåke biha İs-mailü aleyhisselâmü
ve bil-esmailleti deåke biha Davudü aleyhisselâmü ve bil-esmailleti deâke biha Süleymanü aleyhisselâmü ve bil-esmailleti deåke biha Zekeriyya aley-hisselâmü ve bil-esmailleti deâke biha Yuşau aleyhisselâmü ve bil-esmailleti deâke bihel-Hadıru aleyhisselâmü ve bil-esmailleti deâke biha İlyasü aley-hisselâmü ve bil-esmailleti deåke biha Elyesau aleyhisselâmü ve bil-esmaille-ti denke biha Zülkifli aleyhisselâmű ve bil-esmailleti deåke biha İsa aley-hisselâmü ve bil-esmailleti deâke biha Muhammedün sallallahü aleyhi ve sel-leme nebiyyüke ve resulüke ve habibü-ke ve safiyyüke.
Ya men kale ve kavlüh'ül-hakku:
Vellahü halakaküm ve mata'-
melune.
Ve lâyasduru
Şu isimler hürmetine ki, Davud a.s. onlarla sana duâ etti.
Şu isimler hürmetine ki, Süleyman a.s. onlarla sana dua etti.
Şu isimler hürmetine ki, Zekeriya a.s. onlarla sana duâ etti.
Şu isimler hürmetine ki, Yuşa' a.s. onlarla sana duâ etti.
Su isimler hürmetine ki, Hızır a.s. onlarla sana duâ etti.
Su isimler hürmetine ki, İlyas, a.s. onlarla sana duâ etti.
Su isimler hürmetine ki, Elyesa' a.s. onlarla sana duâ etti.
Şu isimler hürmetine ki, Zülkifli a.s. onlarla sana duâ etti.
Şu isimler bürmetine ki, İsa a.s. onlarla sana dua etti.
Şu (büyük) isimlerin hürmetine ki, Muhammed onlarla sana dua etti. Allah-i
Ja ona salát eylesin; selâm eylesin.
O senin nebindir, resulündür. O senin habibindir, safiyindir.
kendi söyler kendi dinler: Ne söylediği anlaşılmaz veya söyledig şeylere önem verilmez.
kendi yağıyla kavrulmak: Olanıyla geçinip kimseye muhtaç olma mak.
kendinde olmamak: Bilinci, aklı yerinde olmamak.
kendinde toplamak: Kendi üzerinde bulundurmak, kendi varlığı ipis de yer almasını sağlamak.
kendisinden geçmek: Bilinci işlemez olmak, kendini kaybetmek, ba yılmak.
kendine... süsü vermek: Kendini... gibi göstermek.
kendine gelmek: Ayılmak.
kendine mal etmek: Benimsemek veya saymak.
kendine yedirememek (veya onuruna yedirememek): Başkasının kendisine yaptığı işi, onur kırıcı sayarak tepki ile karşılamak; kendi sinin başkasına yapması söz konusu olan işi, kişiliği için onur kıncı saydığından yapmamak.
kendine yontmak: Çıkan bir fırsattan yararlanarak, başkalarını hiç düşünmeyerek hep kendi çıkarını sağlamak.
kendini (kapıp) koyuvermek: Kendine özen göstermemek, kötüm-ser olmak.
kendini alamamak: İstemeyerek bir işi yapma duruma girmek, ken-dini tutamamak.
kendini ateşe atmak: Bile bile tehlikeli bir işe girmek.
kendini atmak (bir yere): Vakit geçirmeden hemen gitmek.
kandini bir yerde bulmak: Farkında olmadan bir yere ulaşmış olmak.
kendini dar atmak (bir yere): Sıkıntı veren bir yer veya durumdan güçlükle kurtulmak.
kandini dev aynasında görmek: Kendini olduğundan çok üstün gör mek
a mah mal olmaz, kendin kazanmak gerek: Atadan kalan miras
sa sürede biter gider. Bu mirasa güvenmemeliyiz. Kendimiz çalışıp azanmaya bakmalıyız.
At binenin, kılıç kuşananın: Ata binneyi bilmeyen bir insanın atı ol-masının; kılıç kullanmayı bilmeyen bir insanın kılıcı olmasının; kendi-Sine hiçbir yararı yoktur. Bu yüzden kullanmasını bilmediğimiz araç Dizim değil, onu kullanan kimse, onun sayılır.
At bulunur meydan bulunmaz, meydan bulunur at bulunmaz: Bir şin olmayacağı varsa olmaz. Şöyle ki: Gerekli malzeme bulunur ama koşullar uygun değildir, iş yapılamaz. Koşullar uygundur ama elde malzeme yoktur, iş yine yapılamaz.
At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır: Ölen bir atı, sahibinden
başka kimse pek hatırlamaz. Ama bir yiğit ölürse, onun yaptığı tüm İyilik ve güzellikler hep söylenir durur.
Ateş düştüğü yeri yakar: Acı bir olay herkesi üzer ama acıyı yaşa-yanı çok daha fazla üzer.
Ateş olmayan yerden duman çıkmaz: Ateş olmayan yerden duman
çıkmayacağı gibi, ortada bir olay yokken, belirti de söylenti de çıkmaz. Eğer ortada birtakım belirtiler varsa, olay da vardır.
Atılan ok geri dönmez: 1) Bir işe başladıktan sonra geri dönmek zor-
dur. Ayrıca para ve zaman kaybına neden olur. Bir işe başlarken çok İyi düşünmek ve plan yapmak gerekir. 2) Ağzımızdan çıkan söz, bir daha geri dönmez. Bu yüzden düşünerek konuşmak gerekir.
hibi de olsa, onu tekmeler. It, canı yanınca, canını yakanı ısırır. Bunun gibi, canı çok yanan bir kimse, kendini korumak için canını yakana saldırır. Bu nedenle "Bu yakınımızdır, bundan bir zarar gelmez," diye düşünmek yanlıştır. Zarar görmek istemiyorsak dikkatli olmalı ve kim-seye zarar vermemeliyiz.
Atına bakan ardına bakmaz: Atına iyi bakan kişi, yolda kalırım diye az. Görevini gerektiği şekilde yapan kişi de huzur içinde olur.
Aşık her zaman bey oturmaz: Isiniz her zaman iyi gitmeyebilir. Bu nu bilmeli, böyle durumlara karşı hazırlıklı olmalıyız.
Aşk olmayınca meşk olmaz: Öğrenmek için büyük bir istek duyma.
yan kişi, o işi öğrenemez.
Aş taşınca kepçeye paha olmaz: Değersiz bulduğumuz bir aracın aslında ne kadar gerekli oldugu, ona ihtiyaç duyduğumuz zaman an-
laşılır. Aş tuz ile tuz oran ile: Tuzsuz yemeğin lezzeti olmaz. Çok tuzlu
yemek de yenmez. Bunun gibi, beğenilecek bir ürünü ortaya çıka rabilmek için yalnız uygun malzeme kullanmak yetmez, malzemenin oranına da dikkat etmek gerekir.
Aşure yemeye giden kaşığını yanında taşır: Herhangi bir iş veya
durumdan yararlanmak isteyen kişi, o işten yararlanabileceği araç ge-reci yanında bulundurmalıdır.
Ata arpa, yiğide pilav: Her hayvanın beslendiği yiyecek farklıdır. Ya-
rarlandığımız hayvanı buna göre beslersek sağlıklı olur ve daha çok işe yarar. Bunun gibi, yanımızda çalışan kişinin de iyi beslenmesini sağlamalıyız ki iyi çalışsın ve verimli olsun.
Ata binen nalını, mıhını arar: İnsan, alacağı bir şeyin, önce eksiği gediği olup olmadığına bakmalı ancak ondan sonra almalıdır.
At adımına göre değil, adamına göre yürür: Ata iyi binmek için ce-sur ve yetenekli olmak gerekir. Bunun gibi, bir işin de doğal yönetile-bilmesi için o işin başındaki kişinin cesur, bilgili ve ileri görüşlü olması gerekir.
Ata dostu oğula mirastır: Bir insanın çocuğuna bırakabileceği en iyi miras, sağlığında kazandığı dostlarıdır. Çünkü bu dostlar, ondan geri-ye kalan çocuğa sahip çıkar ve onu koruyup gözetirler.
Ata øyer gerek, eyere er gerek: Bir İşte başarıya ulaşmak için ye-terince araç gereç, yeteri sayıda kalifiye işçi ve de iyi bir yönetici ge-reklidir.
Arkadaşını söyle, kim olduğunu söyleyeyim: Bir insan, huyu suyu
kendisine benzeyen insanlarla arkadaşlık eder. Bu nedenle bir insa nın nasıl biri olduğu, arkadaşlarına bakarak anlaşılabilir.
Armut dibine düşer: 1) Bir insan, çok yakınında bulunan kimseler-den etkilenir ve onlar gibi olmaya çalışır. 2) Çalışan, normal bir insanın faydası, önce yakınlarına dokunur.
Arpacıya borç eden ahırını tez satar: Herkesten ve her iş için borg
almak doğru değildir. Gereksiz yere borçlanan insan, bu borcu ödeye-bilmek için kendine gerekli olan bazı varlıklarını satmak zorunda kalır.
Arpa eken buğday biçmez: İyilik yapan İyilik, kötülük yapan kötülük bulur. Kötülük yapan, bunun karşılığı olarak iyilik görmez.
Arpa samaniyla, kömür dumanıyla: Her yararlı her nesnenin az ya da çok zararlı bir yanı da vardır.
Arpa unundan kadayıf olmaz: Bir işte kullanılacak malzemenin, ya-
pılacak o işe uygun olması gerekir. Malzeme uygun olmazsa o işten İyi sonuç alınamaz.
Arpa verilmeyen at, kamçı zoruyla yürümez: Gerekli olanaklar sağ-
lanmadan ve emeğinin karşılığı verilmeden, bir kimseye zorla iş yaptı-rılmaya kalkışılırsa, o kişi bu işte yeterince başarılı olamaz.
Arpayı buğdayı taşlı yerden, kızı kardeşli yerden: Arpa ve buğday taşlı tarlada daha iyi yetişir. Kardeşi olan kız, kardeşsiz kıza göre ev İşlerini daha iyi öğrenir. Tarla ya da kız alınırken, bu ilkeye göre dav-ranmak gerekir.
Aslan kocayınca sıçan deliği gözetir: İnsan genç ve güçlüyken, ko-
layca yapabildiği bazı şeyleri, yaşlanınca yapamaz. Daha basit işleri yapmakla yetinir. Eskisine göre de daha kanaatkâr olur.
Aslania gezen taşa, kurtla gezen leşe konar: Erdemli insanla arka-daşlık edən kişi, bunun yararını görür ve başı derde girmez. Cahil ve kaba insanla arkadaşlık eden kişi, kötü işlere bulaşır ve zarar görür.
Aslan yatağından belli olur: Bir insanın nasıl biri olduğu, yaşadığı yerin dindan belli olur.
Ana gibi yar olmaz, Bağdat gibi diyar olmaz: Bir insanın kendisi-ne annesinden daha yakın olan hiç kimse yoktur. Bir insan kendisine anası kadar candan bağlı olacak bir başka sevgili bulamaz.
Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az: Anlayışlı in-san, bir sözü hemen anlar, anlayışsız insan ise en ince ayrıntıları ile anlatsan bile anlamaz.
Araba devrildikten sonra yol gösteren çok olur: Olumsuz sonuçla-nan işlerden sonra, "onu böyle yaptınız da şöyle yapmadınız", diyen çok olur. Ama bu sözlerin artık hiçbir yararı yoktur.
Arabanın ön tekerleği nereden geçerse art tekerleği de oradan geçer: Çocuk birçok şeyi, büyüklerini izleyerek, onlara özenerek öğ-renir. Büyüklerin dikkatli olması ve buna göre davranması gerekir.
Arayan Mevla'sını da bulur, belasını da: İyilik isteyen ve bunun için uğraşan, iyilik bulur. Kötü işlerle uğraşan ise kötülük bulur.
Ar dünyası değil kâr dünyası: Gelişen teknoloji, yeni yeni buluşlarla yaşamı kolaylaştırmakta ama aynı zamanda ihtiyaçlarımızı da çoğalt-maktadır. İhtiyaçlar çoğaldığı için de daha çok çalışmak gerekmekte-dir. Bu yüzden, "bu iş bana yakışmıyor, bu iş tahsilimle bağdaşmıyor," diye ar etmemeliyiz. Yapabileceğimiz ve yasal olan her işi yapmalıyız.
An, bal alacak çiçeği bilir: 1) Açıkgöz insan, nereden neyi nasıl ala-cağını iyi bilię. 2) İşinin ehli olan, nerede ne var, nereden ve kimden nasıl yararlanılır, bunu çok iyi bilir.
Arı, bey olan kovana üşer: Bir topluluğu oluşturan bireylerin her biri, kendisini yönetebileceğine inandığı liderin peşine düşer.
An gibi eri olanın dağ kadar yeri olur: Arı çok çalışkan bir hay-vandır. Çalışkan insanlardan oluşan topluluk ve toplumlar gelişir ve zenginleşirler.
An, kızdıranı sokar: Insan, kendisine zarar veren insana zarar ver-meye çalışır.
Arife tarif gerekmez: Arif olan insana, birşeyi uzun uzun anlatmaya gerek yoktur. Arif olan kişi, leb demeden leblebiyi anlar.
Autan umut kesilmez: Her yokuşun bir inişi olduğu gibi, her der-anse her peyin de bir çaresi vardır. Bu yüzden iyimser olmalı ve hiçbir zanan umudumuzu yilmemeliyiz
Ava nazhumun ahımı, çıkar aheste aheste: Mazlumun ahını alan ay, er geç bunun cezasını çeker.
Ahn aşk, gümüş eşiğe muhtaç olur: Durumumuzun parlaklığına
atang kimseyi küçümsememeliyiz. Dünyada her şey gelip geçicidir. Be pin gelir, konumumuz değişebilir ve hiç beklemediğimiz kimselere nuttaş duruma düşebiliriz.
Aben kiymeti azlığındandır. Çok bulunan ve kolay elde edilen şe e değer az, az bulunan ve zor elde edilen şeyin ise değeri çok olur.
Kinn kymetini sarraf bilir: Herhangi bir şeyin kıymetini, o şey ko-susunda derin bilgi sahibi olan insan daha iyi bilir.
Altın kapeğe muhtaç: Altın değerli bir madendir ama parlatılmak için pekle ovulur. Değerli olmak, muhtaç olmamak anlamına gelmez. Opatrenin öğrenciye, ustanın çırağa, komutanın askere ihtiyacı var-
Aleğenin kan kusana ne faydası var: Ölmek üzere olan bir insa-bir şeyin (zenginlik, mevki, bilgi) hiçbir yararı olmaz.
At pas tutmaz: Altın nasıl pas tutmazsa, değerli insan da yalan ve fire le gladen düşürülemez.
Ahin yerde paslanmaz, taş yağmurdan ıslanmaz: Değerli şey ve kumauz koşullarda da değerlerinden bir şey kaybetmez.
A yere düşmekle pul olmaz: Değerli insan, her türlü ortamda bu liği korur, değişmez.
Amar diyune khiç kalkımaz: Yaptığı yanlışı fark edip pişmanlık du-bir dileyen insanın üzerine gidilmez.
Anca baba yarer. Ancanın yeğenini oğlu gibi sevmesi ve ilgilen-mes, yeğenin de amcasını babası gibi sevmesi ve sayması gerekir.
Ancan, dayom, herkasten aldı payım: Yakınlarından beklediği ilgi yardım göremeyen bekimse, bundan sonra onlardan hiçbir dilekto hazmaysages slatmak kon böyle söyler.
lçak yerde tepecik kendini dağ sanır: Cahillerin çoğunlukta oldu-u yerde, azıcık bilgisi olan kimse, kendini âlim sanır.
Alet İşler, el övünür: Bazı işler, gerekli aletler olmadan yapılamaz Ama aletleri kullanmak da ustalık ister. Ortaya bir iş çıkınca alet unu. ulur, usta övünür.
I gömlek gizlenmez: Olağan veya yasa dışı olarak yapılan bir işi gizlemek olanaksızdır. Mutlaka bir şekilde duyulur ya da görülür.
Al malın İyisini çekme kaygısını: Ucuz diye, kalitesinden emin ol-madığımız bir mal alırsak; ha bozuldu ha bozulacak diye kaygılanırız. Kaygılanmak istemiyorsak malın iyisini almalıyız.
Ålim unutmuş, kalem unutmamış: Her şeyi aklımızda tutamayız.
Bazı şeyleri unutabiliriz. Ama bunları bir yere yazarsak, unutsak bile bakar gerekeni yaparız.
Allah bile kulunun karasını yüzüne vurmamış: Hatasız kul olmaz,
herkes hata yapar. Bir kimsenin yanlışını toplum içinde yüzüne vur-mamak gerekir. Eğer yanlışını söyleyeceksek, bunu onunla baş başa iken ve uygun bir dille söylemeliyiz.
Allah bir kapıyı kaparsa bir kapıyı açar: Yapılan her iş başarı ile so-
nuçlanmaz. Bu durumdan yılmamak ve başka işler denemek gerekir. Çünkü herkesin yapabileceği bir iş vardır.
Allah dağına göre kar verir: Allah herkese dayanabileceği kadar dert ve sıkıntı verir.
Allah herkesin gönlüne göre verir: Allah, gönlü zengin olup baş-kasının iyiliğini isteyene iyilik; başkalarının kötülüğünü isteyene de kötülük verir.
Allah sabırlı kullarını sever: Acı, yoksulluk, haksızlık gibi üzücü du-rumlar karşısında ses çıkarmadan, onların geçmesini bekleyen insan, sabırlı insandır. Böyle insanı Allah sever.
Allah kardeşi kardeş yaratmış, kesesini ayrı yaratmış: Günümüz koşullarında geçinmek kolay değildir. Bu yüzden kimsenin kimseye yük olmaması gerekir.
lan her işte hata yapma tehlikesi vardır. Yanlış bir işi düzeltmek de in-sanı yorar. Bu yorgunluk, akılsız başın cezasıdır. 2) Yöneticinin aldığı yanlış kararların zararını, kendisi değil yönetilenler çeker.
Akıl yaşta değil başta baştadır: Aklın yaşla ilgisi yoktur, kafa ile il-
gilidir. Akıl düşünme, kavrama ve anlama gücü olup doğuştan gelen bir özelliktir.
Aklına geleni işleme, her ağacı taşlama: Düşünüp taşınmadan, ak-
lımıza gelen her şeyi yapmaya kalkmak doğru değildir. Böyle yapılan İşler başarısızlıkla sonuçlanır. Tanımadığımız kişilere şaka yapmak doğru değildir. Çünkü insanın başı derde girebilir.
Alacakla borç ödenmez: Alacaklı olmak, başka birine olan borcumu-zu ortadan kaldırmaz. Alacaklarımızı alamasak da borcumuzu öde-memiz gerekir.
Ala keçi, her vakit püsküllü oğlak doğurmaz: Kendisi değerli olan bir şeyden, zaman zaman değerli bir şey elde edilmeyebilir.
Alçak uçan yüce konar, yüce uçan alçak konar: Ekonomik, toplum-sal ve kültürel bakımdan iyi bir konumda olduğu hâlde, çevresindeki insanlara tepeden bakmayan, onlarla diyolog kurabilen insan, toplum-da sevilip sayılır.
Alçak yerde yatma sel alır, yüksek yerde yatma yel alır: Olanak-lanımızın üstünde veya altındaki bir yaşam tarzı, insanı pek çok sıkın-bya sokar. Bu nedenle yaşayışımızı, olanaklarımıza göre ayarlamalı ve biçimlendirmeliyiz.
Ağrısız baş mezarda gerek: Isi, mevkisi ve yaşı ne olursa olsun, her. kesin kendine göre bir derdi vardır. Bu dertlerin bazıları ancak ölümle sona erer.
Ağustosta beyni kaynayanın zəmheride kazanı kaynar: Sıcak so ğuk demeyip çalışarak geleceğe hazırlanan insan, ileride sıkıntı çek. mez ve rahat eder.
Ağustosta gölge kovan, zemheride karın ovar: Yazın sıcak diye çalışmayıp gölgede dinlenen insan, o kışı çok zor geçirir.
Ağzın karnından büyük olmasın: Gücümüzü ve boyumuzu aşan iş. leri yapmaya kalkışmamak gerekir.
Ahall isterse padişahı tahttan İndirir: Halk ister ve örgütlenirse mevcut yönetimi değiştirir.
Ak akçe kara gün İçindir: Sağlıklı ve iyi günlerde kazandıklarımızın bir kısmını, çalışamayacağımız günleri düşünerek bir kenara koyma-lıyız (biriktirmeliyiz).
Akan çay her zaman kütük getirmez: Çalışmadan para kazanmak
ender rastlanır bir durumdur. Çok az kimseye nasip olur. Esas olan çalışmaktır. Çalışmadan para kazanılmaz.
Akarsu çukurunu kendi kazar: Akarsu akacağı yolu nasıl kendisi kazarsa, bir iş yapmak isteyen insan da bu işi yapabilmenin bir yo-lunu bulur.
Akıl akıldan üstündür. Bir insanın her şeyi bilmesi, her konuda doğ-ru düşünebilmesi mümkün değildir. Bu yüzden önemli işlerde, karar vermeden önce güvendiğimiz kimselere danışmak, gerekirse onlarla tartışmak, sonra karar almak gerekir. Her derdin bir çaresi vardır. Aklı-mızın ermediği bir şeyi, bir başkası hemencecik çözümleyebilir.
Akıl kişiye sermayedir: Bir iş yapabilmek için belli bir para (sermaye) gerekir. Ama sermaye tek başına iş yapmaya yetmez. Akıl, en iyi ve bitmez bir sermayedir. Kişi yalnız aklını kullanarak birçok işi başara-bilir.
Ağanın gözü ata timardır: Patronun takibi ve ilgisi, İşçileri İyi ve dü-zenli çatışmaya mecbur eder.
Ağaran baş, ağlayan göz gizlenmez: Yaşlılık da üzüntü de ne ya-parsak yapalım, belli olur ve gizlenemez.
Ağır git ki yol alasın: Acele eden değil, bilgi ile hareket eden yol alır ve amacına ulaşır.
Ağır kazan geç kaynar: 1) Soğukkanlı insan çabucak öfkelenmez. 2) Tembel insan işini çabuk bitiremez.
Ağır otur ki bey desinler: Bir mecliste bulunan insan dinlemeyi bil-
meli, olur olmaz ve bilmediği konularda konuşmamalıdır. Sırası gelin-ce ve bildiği bir konuysa konuşmalıdır. Bunlara dikkat edip davranışla-nını ayarlayan kimse, toplum tarafından sevilir ve sayılır.
Ağır taş yerinden oynamaz: Ağırbaşlı insan, başkalarının sözü ile hareket etmez. Bu yüzden değerini korur.
Ağır yongayı yel kaldırmaz: Ağırbaşlı ve aklı başında olan bir kişiyi, bilinmeyen bir yöne doğru sürüklemek mümkün değildir.
Ağız büzülür, göz süzülür, Ille burun, Ille burun: 1) Bazı kusurları düzeltmek kolaydır. Ancak bazı kusurlar vardır ki bunları düzeltmek pek zordur. 2) Insanı bir iki hareketine göre değil, davranışlarının tü-müne bakarak değerlendirmek gerekir.
Ağlamakla yår ele girmez: Insanın elde etmek istediği şey, sadece istemekle ele geçmez. Onu elde edebilmek için çalışmak gerekir.
Ağlamayan çocuğa meme vermezler: Hakkını istemeyene kolayca hakkını vermezler. Bu yüzden herkes hem hakkını aramalı hem de haksızlıklara karşı çıkmalıdır.
Ağlarsa anam ağlar, gayrisi yalan ağlar: Bir insana anasından daha
yakın bir varlık yoktur. Başımıza kötü bir häl geldiğinde en çok üzülen annemizdir. Acıların paylaşılması adettendir. Acımızı paylaşanların bir kısmı gerçekten bir kısmı ise usulen üzülmüş gibi görünür. Bu acıyı, kişinin kendisi kadar derin hisseden yalnızca annesidir.
Ağlatan gülmez: Başkalarına acı verennin, yaptığı yanına kalmaz. Onu da gün gelir, birileri üzer.
Adam yanıla yanıla, pehlivan yenile yenile: 1) Bir güreşçi, güreşe güreşe ustalaşır ve yenmeyi öğrenir. İnsanlar da bazı şeyleri yanıla yanıla öğrenirler. 2) Başladığımız her işte hemen başarılı olamayabi. liriz. Başarısız olduk diye o işten vazgeçmemeliyiz. Nerede hata yap. tığımızı bulup o işi başarmaya çalışmalıyız. Bazı işler ancak yapıla yapıla öğrenilir.
Ağaca balta vurmuşlar, "sapı bedenimden" demiş: Kötülük, kim-den gelirse gelsin insanı üzer. Ama yakınımız olan birinden gelirse çok daha fazla üzer.
Ağaca dayanma kurur, insana dayanma ölür: Yaşam kavgasında aslolan kendine güvenmektir. Çünkü başkalarının yardım ve desteği bir yere kadardır. Bu yüzden başkalarından bir şey beklememeli ve başımızın çaresine bakmalıyız.
Ağacı kurt, Insanı dert yer: Kurt, ağacı nasıl içinden yiyerek çürütür-se, dert de insanı öyle yorar ve hasta eder. Sonunda da bitirir.
Ağaç ağaç İçinde büyür: İyi insan, iyi insanların bulunduğu bir çevre-de yetişir. Çünkü insan, çevresindeki insanlardan etkilenir.
Ağaç, meyvesi olunca başını aşağı salar: Olgunlaşan bir insan başkalarına tepeden bakmaz. Kadir kıymet bilir. Alçak gönüllüdür. In-sanlara değer verir.
Ağaç ne kadar uzasa göğe eremez: Her şeyin ve her işin ulaşabi-leceği bir son nokta vardır. Bu noktadan ileri gitmek mümkün değildir.
Ağaçtan maşa olmaz: Ağaçtan ateş maşası olmaz, olsa da onun-la ateş tutulmaz. Bilgisiz ve yeteneksiz kişilerden de yönetici olmaz. Olurlarsa başarılı olamazlar.
Ağaç yaprağıyla güzeldir: 1) Yapraksız bir ağaç nasıl güzel görün-mezse, bütün hâlinde yapılmayan işler de güzel görünmez. 2) Başarı da mutluluk da eş dostia paylaşıldıkça daha bir anlam kazanır.
Ağaç yaşken eğilir: Büyük yaştaki insanı eğitmek zor, küçük yaştaki İnsanı eğitmek ise kolaydır.
Ağanın alnı terlemezse irgatın burnu kanamaz: İşveren (ağa) eğer İşini iyi takip etmezse, İşçi de işe yeterince sarılmaz ve verimli olamaz.
Adadığı çok verdiği yok: Bazı insanlar, "yaparım ederim" derler ama -dediklerini yapmazlar.
Mam adama gerek olmasa her biri bir dağ başında olurdu: In-
sanlar toplu halde yaşarlar. Çünkü bir insan her türlü ihtiyacını ken-Malayamaz. Başkalarının ürettiklerinden yararlanarak yaşar Insanih insana ihtiyacı olmasa, belki de herkes tek başına yaşıyor
sabled.
Adem adama gerek olur: Insanlar toplu olarak yaşarlar. Bu yüzden Meanin insana ihtiyacı vardır. Öyle bir an olur ki, hiç tanımadığımız bir Insandan yardım görebiliriz.
Adem adama yük değil, can gövdeye mülk değil: Her canlı son-dur, bir gün gelir ölür. Karşılıklı olarak içten ve dürüst davranılırsa adem adama yük olmaz. Aksine can yoldaşı olur.
Adam adamdan korkmaz: Karşımızdaki kimsenin susması, bizden
kotuğu anlamına gelmez. Belki bir yakınımızın hatırını saydığından, belki edep dışı davranmayı kendine yakıştıramadığından susuyor ola-
Aden adamı bir kere sinar: 1) Bir insanın nasıl bir insan olduğu ilk
snamada anlaşılır. 2) Adam adamı bir kere aldatır. İkinci kez kolay kolay aldatamaz.
Adam adam, pehlivan başka adam: Hep yararlı işlerle uğraşan, hiç
bir ortamda dürüstlüğünü yitirmeyen erdemli ve yiğit kişiler için söy-men bir sözdür.
Alum ahbabından bellidir: Bir kimsenin nasıl biri olduğu, kimlerle
madaşlık ettiğine bakılınca anlaşılır.
Adamın adı çıkacağına canı çıksın: Davranışlarımıza dikkat etmeli-Hakkımızda oluşacak kötü bir izlenimi kolay kolay değiştiremeyiz.
Aylai, iş başında belli olur: Bir insanın İyi ml, kötü mü; başa başarısız mı olduğu iş başında anlaşılır.
Aslan bir söz yeter: lyi ve anlayışlı bir insana fazla söz söyle-meye gerek yoktur, bir defa söylemek yeter.
Açın karnı doyar, gözü doymaz. 1) Uzun zamandan beri aç kalmış
bir insanın karnı doysa da gözü doymaz. Yine aç kalırsam, diye kor-kar. 2) Bazı insanlar, kazandıkları ile yetinmez, hep daha fazlasını isterler.
Açın karnında ekmek durmaz: Yoksul, kazandığını harcamak zorun-da olduğundan birikim yapamaz.
Açın kursağına çörek dayanımaz: bk. Açın karnında ekmek durmaz.
Açın uykusu gelmez: 1) Aç insan zor uyur. 2) Temel ve sosyal ihti-yaçlarını karşılayamayan kişi huzursuz olur. Ancak bu ihtiyaçları kar-şılayabildiğinde huzur bulur.
Aç karın katık istemez. 1) Aç insan bulduğunu yer, daha lezzetlisini aramaz. 2) Elbisesi olmayan, ne bulsa onu giyer. 3) Muhtaç insan bulduğu ile yetinir
Aç kurt aslana saldırır: 1) Kurt, çok aç kalırsa ölümü göze alıp, as-
lana bile saldırır. 2) İhtiyaç içindeki kimse, bu ihtiyacını giderebilmek için çok tehlikeli eylemlerde bulunabilir.
Açma sırrını dostuna, o da söyler dostuna: Sırrımızı verdiğimiz in-
san, bunu bir vesile ile arkadaşlarından birine söylemek zorunda kalır ve söyler. Böylece sır, sır olmaktan çıkar. Bu yüzden, sırrımızı kimse-ye, dostumuza bile söylememeliyiz.
Aç ne yemez, tok ne demez: 1) Aç insan ne bulursa yer, tok insan
ise her yiyeceği kolay kolay beğenmez. 2) Yoksul kimse, ihtiyacını karşılarken bulduğuyla yetinir. Varlıklı kişi ise her şeyi beğenmez ve her şeyin daha iyisini ister.
Aç ölmez, gözü kararır, susuz ölmez benzi sararır: Yoksulluk insa-nı öldürmez ama süründürür.
Aç tavuk kendini buğday ambarında sanır: Yoksul insan, bir gün her şeye kavuşacağının hayali ile avunarak yaşar.
Aç, tokun yüzüne bakmakla doymaz: Bir şeyi elde etmek için o işi yapanlara bakmak ve özenmek yetmez, çalışmak gerekir.
Ada bana, adayım sana: Saygı gösteren, saygı görür, iyilik yapan, İyilik bulur. Insan nasıl davranırsa öyle karşılık görür.
Aç doymam, tok acıkmam sanır: Çok acıkan insan, önüne ne ka-
dar yiyecek konursa konsun doymayacağını sanır. Tok insan ise hiç acıkmayacak gibi rahattır. Yoksul insan, para kazansa da kendini ha-là yoksul sayar, aç gözlülük edip daha fazla para kazanmaya çalışır. Varlıklı kişi, yoksullaşmaya başlasa da bunu hemen fark edemez, hâ-là varlıklıymışcasına yaşamaya devam eder.
Aç elini kara sokar: Aç bir kimse, karnını doyurmak için her tehlikeyi göze alır.
Aç gezmekten tok ölmek yeğdir: Canlılar için ölüm kaçınılmaz bir
sondur. Ama istenen bir durum değildir. Aç gezmek, ölümden beterdir. Bu yüzden tok ölmek, aç gezmeye yeğ tutulur.
Aç gözünü, açarlar gözünü: Bir toplumu oluşturan bireylerin hep-
sinin huyu ve ahlakı aynı değildir. Arlıarsız, hırlı-hırsız, kolay yoldan para kazanmak isteyen, yasa ve kuralları hiçe sayan bir yığın insan vardır. Bu insanlar acımasızdırlar, başkalarına kötülük etmekten çe-kinmezler. Dikkatli olup gözümüzü açmazsak bu tip kişiler bize zarar verebilirler.
Aç it fırın deler: Aç kalan canlı, karnını doyurmaktan başka bir şey düşünmez. Karnını doyurmak için her yolu dener, hatta kötülük bile yapabilir.
Açık kaba it değer: 1) Açık kaptaki yiyeceği kedi, köpek gibi hayvan-
lar yiyebilir. Bu hayvanlar yemese bile sinek konar, toz toprak düşer. 2) Başkalarının bilmemesi gereken durumlar vardır. Bunlar, ulu orta söylenirse, başkaları tarafından aleyhimize kullanılabilir.
Açık yaraya tuz ekilmez: Acılı bir insanın yanında, ona acısını hatır-
latacak şeylerden söz etmek yanlıştır.
Açılan solar, ağlayan güler: Doğadaki her şey değişir. Güzellik, yaş-
lılıkta kaybolur. Bir çiçek ne kadar güzel olursa olsun, bir gün, solar. Acılar da sürekli değildir. Bir gün gelir unutulur.
Açın gözü ekmek teknesinde olur: Insan, neyi çok istiyorsa hep onu düşünür, gözü başka bir şey görmez.
Acikan doymam, susayan kanmam sanır. Uzun süre herhangi bir şeyin yokluğunu çeken kimse, o şeyi elde ettiğinde onun kendisine yetmeyeceğini sanır.
Acıkan ne yemez, acıyan ne demez: Acıkan insan ne bulsa yer. Ca-nı yanan insan da ağzına geleni söyler.
Acıklı başta akıl olmaz: Acılı insanın acısından dolayı aklı başında değildir. Ne söylediğini bilmez.
Acıkmış kudurmuştan beterdir. Çok acıkmış bir kimse, kudurmuş
bir hayvandan daha tehlikeli olabilir. Gereksinimlerini karşılayamayan kişi, bu gereksinimlerini karşılayabilmek için arlı arsız her yolu dener.
Acından kimse õlmemiş: İnsan isterse karnını doyurmanın bir yo-lunu bulur.
Acı patlıcanı kırağı çalmaz: 1) Kırağı sebzeleri dondurup bozar. Acı
patlıcan zaten işe yaramaz. Kırağı çalsa ne olur, çalmasa ne olur? 2) Güçlüklere alışmış kişi, ufak tefek sıkıntılardan etkilenmez.
Acıyan uyumuş, acıkan uyumamış: İnsan her türlü acıya katlanabi-lir ama açlığa uzun süre katlanamaz.
Aça dokuz yorgan örtmüşler, yine uyuyamamış: Açlık, yiyecekler dışındaki nesnelerle giderilemez.
Aça kuru ekmek helva gibi gelir: Aç insan ne bulsa yer ve yediği ona helva gibi tat verir.
Aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez: Aç insan, önce karnını do-
yurmayı düşünür, başka bir şey düşünemez. Çocuk da aklına geleni yapmak ister, söz dinlemez. Oyun zamanı olup olmadığını düşüne-mez.
Aç at yol almaz, aç it av almaz: Aç insan iş yapamaz. Yapsa da verimli olamaz.
Aç ayı oynamaz: bk. Aç at yol almaz, aç it av almaz.
Aç domuz darıdan çıkmaz: Aç olan kişi, önce karnını doyurmayı düşünür. Açlığını gidermek için başkalarına zarar verip vermediğine bakmaksızın her yolu dener.
Abanın kadri yağmurda bilinir: 1) Aba iyen insan yağmurda ıslan-
maz. Bu yüzden, abanın değeri, yağmura yakalanıp ıslanıldığında daha iyi anlaşılır. 2) Bir şeyin değeri, ona ihtiyaç duyulduğu nda daha İyi bilinir.
Aba vakti, yaba, yaba vakti aba: Önemli ihtiyaçlar, zamanından ön-ce ve ucuzken alınmalıdır.
Abdala "Kar yağıyor." demişler, "Titremeye hazırım." demiş: Bazı sıkıntılara alışmış insan, aynı tür sıkıntıları önemsemez.
Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz: Insan fırsat buldukça sevdiği ve zevk aldığı etkinliklere katılır. Bunları yapmaktan usanmaz.
Çocuk da oynamayı çok sever ve fırsat buldukça oynar.
Abdalın dostluğu, köy görünceye kadardır: Çıkarına düşkün insa-nın dostluğu, çıkarları kalmayınca ya da başka bir çıkar kapısı buldu-ğunda hemen biter.
Abdalın karnı doyunca, gözü pabucundadır: Çıkarcı insanın dost-luğu ve arkadaşlığı, işi bitinceye kadardır. İşi görüldükten hemen son-ra ortadan kaybolur.
Acar tazı çullu da belli olur, çulsuz da: Bir insanın değeri, kılık kıya-fetinden değil, davranış ve eylemlerinden anlaşılır.
Acele ile menzil alınmaz: Çok çabuk davranmakla sonuca ulaşıl-maz. Planlı hareket ederek sonuca ulaşılır.
Acele işe şeytan karışır: Bir iş çok çabuk yapılmaya kalkışıldığında, hata yapma olasılığı artar. Yapılacak küçük bir hata, bu işin gecikme-sine neden olur.
Acele yürüyen yolda kalır: Acele yürüyen, çabuk yorulup yolda kalır.
Bir işi yapmak ve başarmak için acele etmeyip planlı hareket etmek gerekir.
Acemi katır, kapı önünde yük indirir: Bir işi, ustasına yaptırmayıp da acemiye yaptıran kişi, o işten zarar eder.
Not: Sözlüğe (TDK) göre deyim olan bazı sözler, diğer sözlüklerde atasözü olarak geçmektedir. Biz bunlara iki bö-lümde de yer verdik. Bu durumda olan sözleri; "deyim midir, atasözü müdür?" diye kendi aranızda tartışırsanız sevinirim...
"Türk dili", dünyanın en zengin dillerinden biridir. Bir ista-tistiğe göre de dünyada en çok konuşulan 6. dildir. Dilimizin zenginliğinin pek çok nedeni vardır. Bunlardan biri de çok fazla sayıda deyime sahip olmasıdır.
Deyimler, Türkçeyi işlek ve kıvrak bir biçimde kullanma-mızı sağlayarak, anlatımın güçlenmesi ve güzelleşmesine kat-kıda bulunurlar.
Bu kitabın amacı, sizlere Türkçeyi bütün zenginlikleri ile öğretip dilimizi güzel kullanabilmenize destek olmaktır. Ama-cımıza ulaşırsak mutlu olacağız.
"Türk dili", dünyanın en zengin dillerinden biridir.
Bir istatistiğe göre de du Dilimizin zenginli konuşulan 6. dildir.
nedeni vardır.
Bunlardan biri de çok fa olmasıdır. Atasözleri ve duy sözü ve deyime sahip çeyi işlek ve kıvrak bir biçimde kullanmamızı sağlayarak, anlatımın güçlenmesi ve güzelleşmesine katkıda bulunurlar. Bu kitabın amacı, sizlere Türkçeyi bütün zenginlikleri ile öğretip dilimizi güzel kullanabilmenize destek olmaktır.
itk adim
Revi
Çakmaklı Mah. Hadımköy Yolu Cad. No 99 Kat: 6 Yıldız Center İş Merkezi
1951 - Bediuzzaman, Bakanlar Kuruluna ve hususan Milli Eğitim Bakanına hitaben "Şark Üniversitesi" hakkında bir mektup kaleme aldırdı.
1977 - Bediüzzaman'ın talebelerinden Hüsrev Altınbaşak vefat etti.
AGUSTOS
20
ÇARŞAMBA
26 1447
RUMI: 7 AĞUSTOS 1441 HIZIR: 107
BIR AYLT
Otakva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar...
Al-i İmran: 134
BİR HADİS İdareci çok öfkelendiğinde şeytan ona galip gelir.
Müsned: 4:226
Eşya ve şeyler arasında öyle münasebetler vardır ki; onları âyine gibi yapıyor. Herbirisi, ötekini gösteriyor. Birisine bakıldığı zaman, ötekisi görünur.
1920-Ingilizler, İstanbul'da yüz elli Osmanlı aydınını tutukladı.
MART
15
PAZAR
25 1447 RAMAZAN
RUMI: 2 MART 1442 KASIM: 128
BİR AYET
Sakınılmaya layık olan da Odur, mağfiret sahibi de Odur.
Müddessir Suresi: 56
BİR HADİS
Kardeşinizi, bereket için dua ederek mükafatlandırınız.
Ähireti inkâr etmek, dünya ve mâfihâyı inkâr etmek demektir. Demek ecel ve kabir insanı beklediği gibi, Cennet ve Cehennem de insanı bekliyor ve gözlüyor.
-1630-Evliya Çelebi, elli yıl sürecek seyahatlerine başladı.
- 1919 - Afganistan
bağımsızlığını kazandı.
1935 - Eskişehir
Mahkemesi kanaat-i
vicdaniye ile Bediüzzaman'a 11 aylık hapis ve Kastamonu'ya sürgün vezası verdi.
Dünya İnsani Yardım Günü
AGUSTOS
19
SALI
25 1447
SAFER
RUMI: 6 AĞUSTOS 1441
HIZIR: 106
BIR AYET Allah güzel davranışta bulunanları sever.
Al-i İmran: 134
BİR HADİS
Müslüman kardeşi tarafından kendisiyle istişare edilen kimse, ona bildiği faydalı şeyi söyleyerek yol
göstersin.
İbni Mâce, Edeb: 37
Madem Kur'ân-ı Hakîm mürşidimizdir, üstadımızdır, imamızdır, her bir âdabda rehberimizdir. O kendini methediyor. Biz de onun dersine ittibâen, onun tefsirini methedeceğiz.
Sebilürreşad mecmuasında "Kürdler ve İslâmiyet" isimli makale neşretti.
1944-Nur Talebelerinden Hafız Ali Ergün vefat etti.
MAN TAKVİMİ
MART
17
SALI
BİR AYET Sabret. Senin sabrın da ancak Allah'ın yardımıyladır.
Nahl Suresi: 127
BİR HADİS
27 1447
RAMAZAN
Yetimlerin malını kendileri namına çalıştırın.
RUMI: 4 MART 1442 KASIM: 130
İnsan zayıftır; belâları çok. Fakirdir; ihtiyacı pek ziyade. Acizdir; hayat yükü pek ağır. Eğer Kadîr-i Zülcelâle dayanıp tevekkül etmezse ve itimad edip teslim olmazsa, vicdanı azap içinde kalır.
- 1909 - Bediüzzaman'ın "Yaşasın Şeriat-ı Ahmedi" isimli makalesi Volkan gazetesinde yayınlandı.
1915 - Çanakkale Deniz Zaferi.
1949 - NATO kuruldu.
IZZAMAN TAKVIMMI
MART
18
ÇARŞAMBA
28 1447 RAMAZAN
RUMI: 5 MART 1442 KASIM: 131
BİR AYET Onların yaptıkları her işi, bıraktıkları her izi yazarız.
Yasin Suresi: 12
BİR HADİS
Yerde sürünecek kadar uzun elbise giymekten sakın.
Şefkat ve hizmete muhabbete en ziyade lâyık ve müstehak olan akrabalar ve akrabaların içinde dahi en hakikî dost, sadık muhib olan peder ve validedir. Mektûbât
hli Hükümeti, Süveyş Kanalı'nın açılması konusunda izin verdi.
- 1405 - İmparator Timur'un (Timurlenk) ölümü.
- 1406 - Tarihçi İbni Haldun'un vefatı.
YARIN RAMAZAN BAYRAMIDIR
MART
19
PERŞEMBE
BIR AYET Iman edip salih amellerde bulunanlar için nimetlerle donatılmış cennetler vardır.
Lokman Suresi: 8
BİR HADİS
Hastayı ziyaret için bir mil de olsa yürü.
29 1447
RAMAZAN
RUMI: 6 MART 1442 KASIM: 132
Lübbü bulmayan, kışır ile meşgul olur. Hakikati tanımayan hayalâta sapar. Sırat-ı müstakimi göremeyen, ifrat ve tefrite düşer. Muvazenesiz ve mizansız olan çok aldanır, aldatır.
BIR AYET (Salih) amellerde bulunan-ların ecri ne güzeldir.
Ankebut Suresi: 58
BİR HADİS
Ahde titizlikle vefa göstermek imandandır.
Mü'minler ibadetlerinde, duâlarında birbirine dayanarak cemaatle kıldıkları namaz ve sair ibâdetlerinde büyük bir sır vardır ki; herbir fert, ibâdetinden kazandığından fazla bir sevap, cemaatten kazanıyor. Mesnevî-i Nuriye
- 1779- Osmanlı Devleti ile Rusya arasında Aynalıkavak Antlaşması imzalandı.
1937 - Tunceli'de Dersim Hadisesi başladı.
RAMAZAN BAYRAMI
2. GÜN
MART
21
CUMARTESİ
BİR AYET
Iman edip güzel işler yapan-lara müjde olsun; dönülecek en güzel yer onlarındır.
Ra'd Suresi: 29
BİR HADİS
21447
ŞEVVAL
RUMI: 8 MART 1442
KASIM: 134
Musafaha yapınız ki, kalplerinizden kin duyguları yok olsun.
Demek, bu diyardan başka diyar vardır. Onda bir mahkeme-i kübrâ, bir ma'dele-i ulya, bir mekreme-i uzmâ vardır ki; tâ şu merhamet ve hikmet ve inâyet ve adâlet tamamen tezahür
1986-Mehmet Ali Ağca, İtalya'da ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
Dünya su günü.
RAMAZAN BAYRAMI
3. GÜN
MART
22
PAZAR
BIR AYET Allah güzel davranışta bulunanlan sever.
Al-i Imran Suresi: 134
BİR HADİS
3 1447 ŞEVVAL
Biriniz bir şey temenni ettiğinde, ne istediğine dikkat etsin.
RUMI: 9 MART 1442
KASIM: 135
Bir kitapta yazılı bir harf bir cihetle kendisini gösterir ve kendisine delâlet eder. Fakat, o harf, katibine çok cihetlerle delalet eder ve nakkâşını tarif eder. Mesnevî-i Nûriye
-1960-Bediüzzaman Said Nursi Urfa'da Ipek Palas Oteli'nde Hakk'ın rahmetine kavuştu.
-23-30 Mart Risale-i
Nur Enstitüsü tarafından Bediüzzaman Haftası olarak ilan edildi.
MART
23
PAZARTESİ
O takva sahiplent both da darlikia da Allah is
Karcarlar
Al-i Imran Suresi: 134
BİR HADİS
4 ŞEVVAL 1447
Nerede olursan ol, Allah'tan kork. Kötülüğün peşinden iyilik yap ki, onu silsin. İnsanlarla da iyi geçin.
RUMI: 10 MART 1442
KASIM: 136
Kur'ân-ı Hakimin her harfinin okunmasıyla öyle bir kıymeti olur ki, bir harf, on, yüz, bin ve binler sevabı ve baki meyve-i uhreviyeyi verecek mahiyettedir. İşârâtü'l-icaz
talebelerinden Emin Çayırlı (Çaycı Emin Ağabey) vefat etti.
1978 - İran'da Şah
rejimine karşı iç savaş başlatıldı.
1999 - Gölcük Depremi.
AGUSTOS
17 PAZAR
23 1447 SAFER
RUMI: 4 AĞUSTOS 1441
HIZIR: 104
(Salih) amellerde bulunanların ecri ne
güzeldir.
Ankebut: 58
BİR HADİS
Biriniz bir işçi tuttuğunda vereceği ücreti kendisine
bildirsin.
Darekutnî
Şu âlem, çendan, fânidir; fakat ebedî bir âlemin levâzımâtını yetiştiriyor. Çendan, zâildir, geçicidir; fakat bâkî meyveler veriyor, bâkî bir Zâtın bâkî esmâsının cilvelerini gösteriyor.
ve en azîmi ve en kerimi ve sesçe en yüksek var. Fakat bütün bülbüllerin en efdali ve en Her bir nevi mevcudatin, hatta yıldızların en ve vasıfça en en parlak ve zikirce ahiri ünevveri ve en bal eşrefi ve en münevve gan bir b0 da bir serzäkiri ve nuretşan
1795-Untu kimyacı Lavosier Fransız İhtilali'ni yapanlar tarafından
giyotinle idam edildi.
1935-Bediüzzaman
ve talebeleri, Isparta'dan Eskişehir hapsine nakledildi.
1945-II. Dünya Savaşının sona ermesi.
8
PAZAR
SUNDAY
MAYIS
MAY
saklasanız da, Allah onu
bilir.
Bakara Suresi: 284
BİR HADİS
Allah'ın en çok sevdiği amel, Allah için sevmek ve Allah için düşmanlık beslemektir.
Dünya seni terk etmeden evvel, sen dünyayı terk et. Zekatü'l-ömrü, ömr-ü sani yolunda sarf eyle. Tarihçe-i Hayat
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
YanıtlaSilELHAMDÜLİLLAH
ALLAHUEKBER
SUBHANALLAH
ALLAHÜMMESALLİALASEYYİDİNAMUHAMMED
ESTAGFİRULLAH
SALLAAHUALEYHİVESELLEM
BEŞ VAKİT NAMAZI CAMİDE KILAN BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM DEMİŞ
GİBİDİR
ÜMMETİM YILDIZLARA GİDESİYE KADAR KIYAMET KOPMAYACAKTIR
HADİS İ ŞERİF
YanıtlaSil
yuksel4 Şubat 2026 23:14
Nefsin isteklerine uymak merhametsizliği netice verir. (ML)
YanıtlaSil
yuksel4 Şubat 2026 23:10
Bir Hazinenin Anahtarı
RİSALE-İ NUR KÜLLİYATI
FİHRİST VE İNDEKSİ
İSMAİL MUTLU
İKİNCİ BASKI
YanıtlaSil
yuksel6 Mart 2026 18:57
-1929-Arapça ve Farsça dersleri okullardan kaldırıldı.
1939-Almanya'nın Polonya'ya saldırması Üzerine, II. Dunya Savaşı başlamış oldu.
1947-TBMM, Amerikan yardım anlaşmasını oy birliği ile kabul etti.
EYLUL
01
PAZARTESİ
9 1447 R.EVVEL
RUMI: 19 AĞUSTOS 1441
HIZIR: 119
tevekkül ettim
Hud Suresi: 56
BİR HADİS
Misvak kabuğu ile de olsa karnınızı doyurabilecek-seniz insanlardan bir şey istemeyin.
Taberani
İnsan küçük bir âlem olduğu gibi, âlem dahi büyük bir insandır. Bu küçük insan o büyük insanın bir fihristesi ve hülāsasıdır. İnsanda bulunan numunelerin büyük asılları, insan-ekberde
bulunacaktır. Lem'alar
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
YanıtlaSilMUSTAFA KEMAL ATATÜRK ÜN GİZLİ VASİYETİ ACİKLANABİLSEYDİ TURKİYE DE Kİ TARİH DEGİSEBİLİRDİ
954
YanıtlaSilDELAIL 1 HAYRAT SERHI
Bu sayılanları vesile bilerek; Kerim Rahim satından tasarru w niyas edip dileklerimi arz ederim.
Devam edelim:
Halkından hiç kimsenin muttali olmadığı, giali saklı isimler hürmetine senden isterim.
Demək olur ki:
Allahım, bu isimlerin hürmetine; matlubuma, dilek ve murad larıma kavuşmak sureti ile bermurad olmamı niyaa edip isterim.
Devam edelim:
-Keza o ismin hürmetine ki, onu gece üzerine bırakınca, ka-ranlık etti. Gündüz üzerine bıraktın; aydınlattı. Semalar üzerine koy dun; yükseldi. Yerüzerine bıraktın; istikrar buldu. Denizler üzerine bıraktın; coştu. Kaynaklara bıraktın; kaynadı. Bulutlar üzerine bırak tım; yağmur yağdırdı.
İşte.. bütün bu işleri meydana getiren İsm- A'zamın hürmetine..
Devam edelim:
Tekrar o isimlerin hürmetine zatına niyaz edip isterim ki: Cibril'in alnına yazılmıştır. Ona selâm..
Bazı nüshada, üstteki cümle şöyle gelmiştir:
Cibril'in ve Mikail'in alnına yazılmıştır. Onlara selâm.
Devam edelim:
O isimler hürmetine ki: İsrafil'in alnına yazılmıştır. Ona se lám.. Keza, bütün meleklerine de..
Yani: Bütün meleklere de selâm..
Ve o isimler hürmetine isterim ki: Arşın çevresine yazılmıştır.
O isimler hürmetine ki: Kürsi'nin çevresine yazılmıştır.
Tekrar senden isterim..
Ey merhametliler merhametlisi, ey keremliler keremlisi.. Sen Ra-uf, Rahim Mevlâ'ya; ben aciz, zelil kulun, acz ve iftikar ile tazarru ve niyaz edip isterim:
Azim-i A'zam ismin hürmetine.. (Azametliler azametlisi.)
Yani: Azamet ve celâlette; sair büyük isimlerine nazaran azamet ve celâleti daha üstün olan ismin hürmetine isterim.
- Şöyleki: Yüce zatını onunla isimlendirdin.
Yani: Bu, en büyük ismin hürmeti ve kasemi ile lütf u keremin-den rica edip isterim.
Ve, senden isterim; tüm isimlerin hakkı için ki: Onlar, ister bildiğim olsun; isterse bilmediğim..
Yani: Sen Kerim Rahim zatın bildirmesi sureti ile, şanlı Resul ünün öğretmesi sonunda bildiğim büyük isimlerin hürmetine ve bunlardan başka bilmediğim büyük isimlerin hürmetine niyaz edip isterim.
Senden isterim..
Rahman zatından ben zelil alil kulun niyaz edip isterim. Ey dualara icabet eden, ihtiyaçları ihsan edip veren sen Rahim
KARA DAVUD
YanıtlaSil955
جول الكُرْنِي وَاتْلُكَ بِاسْمِكَ العَظيمِ الأعظمُ الَّذِي سَمَّيْتَ بِهِ نَفْسَكَ وَاسْتَلِكُ ح اسْمَائِكَ كُلِّهَا مَا عَلَتْ مِنْهَا وَمَا لَمْ أَعْلَم. وَاسْلُكَ بِالاسْمَاءِ التَّ دَعَاكَ بِهَا آدَمُ عَلَيْهِ السَّلَامُ وَبِالْأَسْمَاءِ التِي دَعَاكَ بِهَا نُوحٌ عَلَيْهِ السَّلَامُ وَبِالأَسْمَاءِ التِي دَعَاكَ بِهَا صالِحُ عَلَيْهِ السَّلَامُ وَبِالْأَسْمَاءِ إِلَى دَعَا هَا يُونُسُ عَلَيْهِ السَّلَامُ وَبِالْأَسْمَاءِ النَّيْ دَعَاكَ بهَا مُوسَى عَلَيْهِ السَّلَامُ وَبِالْأَسْمَاءِ التي دعَاكَ بِهَا هُرُونَ عَلَيْهِ السَّلَامُ وَبِالْأَسْمَا لى دَعَاكَ بِهَا شُعَيْبٌ عَلَيْهِ السَّلَامُ وَبَا الاسماءِ الَّتى دَعَاكَ بِهَا إِبْرَاهِيمُ عَلَيْهِ السَّلَامُ وبالأسْمَاءِ التي دَعَاكَ بِهَا اسْمَعِيلَ عَلَيْهِ السَّلام
havl'el-kürsiyyi ve es'elüke bismikel. azim'il-a'zamillezi semmeyte bihi nef seke ve es'elüke bihakkı esmaike kül lihą maalimtü minha ve ma lem a'lem ve es'elüke bil-esmailleti deåke biha Ademü aleyhisselâmü ve bil-esmailleti deáke biha Nuhün aleyhisselármű ve bil-esmailleti deåke biha Salihün aley hisselâmü ve bil-esmailleti deåke biha Yunüsü aleyhisselânü ve bil-esmaille-ti deáke biha Musa aleyhisselâmü ve bil-esmailleti deáke biha Harunü aley-hisselâmü ve bil-esmailleti deåke bi ha Şuaybün aleyhisselâmü ve bil-esma-illeti deâke biha İbrahimü aleyhisse-lâmü ve bil-esmailleti deåke biha İs-mailü aleyhisselâmü
**
Senden isterim: Azametliler azametlisi ismin hürmetine, Şöyleki: Yüce zalı nı onunla isimlendirdin.
Senden isterim: Tüm İsimlerin hakkı için ki; onlar, ister bildiğim olsun, is-terse bilmeliğim.
Su isimler hürmetine senden isterim. Adem a.s. onlarla sana dua etti.
Su isimler hürmetine ki, Nuh a.s. onlarla sana duâ etti.
Şu isimler hürmetine ki, Salih a.s. onlarla sana dua etti.
Şa isimler hürmetine ki, Yunäs a.s. onlarla sana duâ etti.
Şu isimler hürmetine ki, Musa a.s. onlarla sana dua etti.
Su isimler hürmetine ki,
Harun a.s.
onlarla sana duâ etti.
Şa isimler hürmetine ki, Şuayb a.s. onlarla sana duâ etti.
Sa isimler hürmetine ki,
İbrahim a.s.
onlarla sana duâ etti.
Şu isimler hürmetine ki, İsmail a.s. onlarla sana duâ etti.
**
(Devarmı: 957. Sayfada)
050
YanıtlaSilDELAIL I HAYRAT SERID
Devam edelim:
- Su isimler hürmetine isterim: Adem aleyhisselâm onlarla sana
dua etti.
Yant: Bu beger insanların babası Adem.. Ona selam olsun.
Devam edelim:
Senden isterim:
Şu isimler hürmetine ki: Nuh aleyhisselâm, onlarla saria duá
etti.
Salih aleyhisselâm onlarla sana dua Şu isimler hürmetine ki:
etti
Yakub aleyhisselâm onlarla sana duả Şu isimler hürmetine ki:
etti.
Şu isimler hürmetine ki: Yusüf aleyhisselâm onlarla sana duà
etti.
Ekseri nüshalarda metin böyledir. Ancak bazı nüshalarda, Yakub ve Yusüf aleyhisselâm zikredilmemiştir. (Bizim metinde yoktur.)
Devam edelim:
Şu isimler hürmetine ki: Yunüs aleyhisselâm onlarla sana dua
etti.
Bazı nüshalarda bundan sonra, şu cümleler gelmiştir:
Şu isimler hürmetine ki: Eyyub aleyhisselâm sana onlarla dua etmiştir.
Şu isimler hürmetine ki Hud aleyhisselâm onlarla sana dua et-miştir.
Devam edelim:
Şu isimler hürmetine ki: Musa aleyhisselâm onlarla sana duả
etti.
Şu isimler hürmetine ki: Harun aleyhisselâm onlarla sana duâ
etti.
Şu isimler hürmetine ki: Şuayb aleyhisselâm onlarla sana dua
etti.
Şu isimler hürmetine ki İbrahim aleyhisselâm onlarla sana dua
etti.
Şu isimler hürmetine ki: İsmail aleyhisselâm onlarla sana dua
etti.
Şu isimler hürmetine ki: Davud aleyhisselâm onlarla sana dua etti.
etti.
Şu isimler hürmetine ki: Süleyman, aleyhisselâm onlarla sana duâ
etti.
Şu isimler hurmetine ki: Zekeriyya aleyhisselâm onlarla sana duâ
etti.
Şu isimler hürmetine ki: Yahya aleyhisselâm onlarla sana duâ
etti.
etti.
Şu isimler hürmetinė ki: Yuşa aleyhisselâm onlarla sana duâ
etti.
Şu isimler hürmetine ki: Hızır aleyhisselâm onlarla sana duâ
KARA DAVUD
YanıtlaSil957
وبالأَسْمَاءِ إِلَى دَعَاكَ بِهَا دَاوُدُ عَلَيْهِ السَّلَامُ وَبِالْأَسْمَاءِ التِي دَعَاكَ بِهَا سَلَمِنُ عَلَيْهِ السَّلَامُ وَبِالاسْمَاءِ التي دَعَاكَ بِهَا رَكِرْنَا عَلَيْهِ السَّلَامُ وَبِالْأَسْمَاءِ إِلَى دَعَاكَ مَا يُوضَعُ عَلَيْهِ السَّلَامُ وَبِالْأَسْمَاءِ الَّتى دَعَاكَ بِهَا الخَضِرُ عَليه السلام وَبِالْأَسْمَاءِ الَّتِي دَعَاكَ بِهَا إِلْيَاسُ عَلَيْهِ السَّلَامُ وَبِالْأَسْمَاءِ التي دَعَاكَ بِهَا السَّعُ عَلَيْهِ السَّلَامُ وَبِالْأَسْمَاءِ إِلَى دَعَاكَ بِهَا ذُو الْكِفْلِ عَلَيْهِ السَّلَامُ وَبِالا سمَاءِ التي دعاك بها عيسى عَلَيْهِ السَّلَامُ وَبِالْأَسْمَاءِ التي دَعَاكَ بِهَا صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بَيْتِكَ وَرَسُولِكَ وَجَيكَ وَصَفِيكَ يَا مَنْ قَالَ وَقَوْلُهُ الحَقِّ وَاللَّهُ خَلَقَكُمْ وَمَا يَعْمَلُونَ وَلَا يَصْدُرُ
**
ve bil-esmailleti deåke biha Davudü aleyhisselâmü ve bil-esmailleti deâke biha Süleymanü aleyhisselâmü ve bil-esmailleti deåke biha Zekeriyya aley-hisselâmü ve bil-esmailleti deâke biha Yuşau aleyhisselâmü ve bil-esmailleti deâke bihel-Hadıru aleyhisselâmü ve bil-esmailleti deâke biha İlyasü aley-hisselâmü ve bil-esmailleti deåke biha Elyesau aleyhisselâmü ve bil-esmaille-ti denke biha Zülkifli aleyhisselâmű ve bil-esmailleti deåke biha İsa aley-hisselâmü ve bil-esmailleti deâke biha Muhammedün sallallahü aleyhi ve sel-leme nebiyyüke ve resulüke ve habibü-ke ve safiyyüke.
Ya men kale ve kavlüh'ül-hakku:
Vellahü halakaküm ve mata'-
melune.
Ve lâyasduru
Şu isimler hürmetine ki, Davud a.s. onlarla sana duâ etti.
Şu isimler hürmetine ki, Süleyman a.s. onlarla sana dua etti.
Şu isimler hürmetine ki, Zekeriya a.s. onlarla sana duâ etti.
Şu isimler hürmetine ki, Yuşa' a.s. onlarla sana duâ etti.
Su isimler hürmetine ki, Hızır a.s. onlarla sana duâ etti.
Su isimler hürmetine ki, İlyas, a.s. onlarla sana duâ etti.
Su isimler hürmetine ki, Elyesa' a.s. onlarla sana duâ etti.
Şu isimler hürmetine ki, Zülkifli a.s. onlarla sana duâ etti.
Şu isimler bürmetine ki, İsa a.s. onlarla sana dua etti.
Şu (büyük) isimlerin hürmetine ki, Muhammed onlarla sana dua etti. Allah-i
Ja ona salát eylesin; selâm eylesin.
O senin nebindir, resulündür. O senin habibindir, safiyindir.
Ey yüce zat ki, kelâmı hak olarak buyurdu:
«Amellerinizi de, sizi de Allah yarattı.» (37/96)
**
(Devamı: 959. Sayfada)
337
YanıtlaSilDEVIMLER
in dirhem dirhem salmak: Çok nazlı davranmak, ağırdan al
undini ale vermek: Yaptığı bir davranış veya söylediği bir sözle ken suqunu ortaya çıkarmak.
undini fasulye gibi nimetten saymak: fkz. Kendini çok önemli biri bi görmek
tendini naza çekmek: Nazlanmak.
tandini paralamak: Çok çaba ve özen göstermek.
tendini satmak: Kendisinde olmayan iyi nitelikleri varmış gibi gös lermek.
kandini tartmak: Ne durumda olduğunu öğrenmek için kendini yok lamak.
kəndini ylyip bitirmek: bk. Kendi kendini yemek.
kerameti kendinden menkul: Başka bir etkenle kavuştuğu iyi duru mu kendi çabasının verimi veya değerinin karşılığı saymak.
kertesine gelmek: Tam yerini ve zamanını bulmak.
kertesine getirmek: Tam sırasını, en uygun zamanını seçmek.
kervana katılmak: Bir topluluğa karışmak.
kesenin ağzını açmak: Bol para harcamaya başlamak.
kesenin dibi görünmek: Para tükenmek.
kesenize bereket: Maddi katkısı görülen bir kimseye "çok kazan, ka zancın bol olsun" anlamında söylenen teşekkür sözü.
kesesi elvermemek: Bütçesi elverişli olmamak.
kesesine bir şey girmemek: Bir yarar veya çıkar sağlamamak.
kesesine göre: Parasına, mali imkânlarına göre.
kesesini doldurmak: Fırsatlardan yararlanarak para kazanıp zengin olmak.
keseye davranmak: Ödemek istemek.
DEYIMLER
YanıtlaSil236
kendi söyler kendi dinler: Ne söylediği anlaşılmaz veya söyledig şeylere önem verilmez.
kendi yağıyla kavrulmak: Olanıyla geçinip kimseye muhtaç olma mak.
kendinde olmamak: Bilinci, aklı yerinde olmamak.
kendinde toplamak: Kendi üzerinde bulundurmak, kendi varlığı ipis de yer almasını sağlamak.
kendisinden geçmek: Bilinci işlemez olmak, kendini kaybetmek, ba yılmak.
kendine... süsü vermek: Kendini... gibi göstermek.
kendine gelmek: Ayılmak.
kendine mal etmek: Benimsemek veya saymak.
kendine yedirememek (veya onuruna yedirememek): Başkasının kendisine yaptığı işi, onur kırıcı sayarak tepki ile karşılamak; kendi sinin başkasına yapması söz konusu olan işi, kişiliği için onur kıncı saydığından yapmamak.
kendine yontmak: Çıkan bir fırsattan yararlanarak, başkalarını hiç düşünmeyerek hep kendi çıkarını sağlamak.
kendini (kapıp) koyuvermek: Kendine özen göstermemek, kötüm-ser olmak.
kendini alamamak: İstemeyerek bir işi yapma duruma girmek, ken-dini tutamamak.
kendini ateşe atmak: Bile bile tehlikeli bir işe girmek.
kendini atmak (bir yere): Vakit geçirmeden hemen gitmek.
kandini bir yerde bulmak: Farkında olmadan bir yere ulaşmış olmak.
kendini dar atmak (bir yere): Sıkıntı veren bir yer veya durumdan güçlükle kurtulmak.
kandini dev aynasında görmek: Kendini olduğundan çok üstün gör mek
21
YanıtlaSilATASÖZLERİ
a mah mal olmaz, kendin kazanmak gerek: Atadan kalan miras
sa sürede biter gider. Bu mirasa güvenmemeliyiz. Kendimiz çalışıp azanmaya bakmalıyız.
At binenin, kılıç kuşananın: Ata binneyi bilmeyen bir insanın atı ol-masının; kılıç kullanmayı bilmeyen bir insanın kılıcı olmasının; kendi-Sine hiçbir yararı yoktur. Bu yüzden kullanmasını bilmediğimiz araç Dizim değil, onu kullanan kimse, onun sayılır.
At bulunur meydan bulunmaz, meydan bulunur at bulunmaz: Bir şin olmayacağı varsa olmaz. Şöyle ki: Gerekli malzeme bulunur ama koşullar uygun değildir, iş yapılamaz. Koşullar uygundur ama elde malzeme yoktur, iş yine yapılamaz.
At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır: Ölen bir atı, sahibinden
başka kimse pek hatırlamaz. Ama bir yiğit ölürse, onun yaptığı tüm İyilik ve güzellikler hep söylenir durur.
Ateş düştüğü yeri yakar: Acı bir olay herkesi üzer ama acıyı yaşa-yanı çok daha fazla üzer.
Ateş olmayan yerden duman çıkmaz: Ateş olmayan yerden duman
çıkmayacağı gibi, ortada bir olay yokken, belirti de söylenti de çıkmaz. Eğer ortada birtakım belirtiler varsa, olay da vardır.
Atılan ok geri dönmez: 1) Bir işe başladıktan sonra geri dönmek zor-
dur. Ayrıca para ve zaman kaybına neden olur. Bir işe başlarken çok İyi düşünmek ve plan yapmak gerekir. 2) Ağzımızdan çıkan söz, bir daha geri dönmez. Bu yüzden düşünerek konuşmak gerekir.
Atım tepmez, Itim kapmaz deme: At, canı yanınca, canını yakan sa-
hibi de olsa, onu tekmeler. It, canı yanınca, canını yakanı ısırır. Bunun gibi, canı çok yanan bir kimse, kendini korumak için canını yakana saldırır. Bu nedenle "Bu yakınımızdır, bundan bir zarar gelmez," diye düşünmek yanlıştır. Zarar görmek istemiyorsak dikkatli olmalı ve kim-seye zarar vermemeliyiz.
Atına bakan ardına bakmaz: Atına iyi bakan kişi, yolda kalırım diye az. Görevini gerektiği şekilde yapan kişi de huzur içinde olur.
ATASÖZLERİ
YanıtlaSil20
Aşık her zaman bey oturmaz: Isiniz her zaman iyi gitmeyebilir. Bu nu bilmeli, böyle durumlara karşı hazırlıklı olmalıyız.
Aşk olmayınca meşk olmaz: Öğrenmek için büyük bir istek duyma.
yan kişi, o işi öğrenemez.
Aş taşınca kepçeye paha olmaz: Değersiz bulduğumuz bir aracın aslında ne kadar gerekli oldugu, ona ihtiyaç duyduğumuz zaman an-
laşılır. Aş tuz ile tuz oran ile: Tuzsuz yemeğin lezzeti olmaz. Çok tuzlu
yemek de yenmez. Bunun gibi, beğenilecek bir ürünü ortaya çıka rabilmek için yalnız uygun malzeme kullanmak yetmez, malzemenin oranına da dikkat etmek gerekir.
Aşure yemeye giden kaşığını yanında taşır: Herhangi bir iş veya
durumdan yararlanmak isteyen kişi, o işten yararlanabileceği araç ge-reci yanında bulundurmalıdır.
Ata arpa, yiğide pilav: Her hayvanın beslendiği yiyecek farklıdır. Ya-
rarlandığımız hayvanı buna göre beslersek sağlıklı olur ve daha çok işe yarar. Bunun gibi, yanımızda çalışan kişinin de iyi beslenmesini sağlamalıyız ki iyi çalışsın ve verimli olsun.
Ata binen nalını, mıhını arar: İnsan, alacağı bir şeyin, önce eksiği gediği olup olmadığına bakmalı ancak ondan sonra almalıdır.
At adımına göre değil, adamına göre yürür: Ata iyi binmek için ce-sur ve yetenekli olmak gerekir. Bunun gibi, bir işin de doğal yönetile-bilmesi için o işin başındaki kişinin cesur, bilgili ve ileri görüşlü olması gerekir.
Ata dostu oğula mirastır: Bir insanın çocuğuna bırakabileceği en iyi miras, sağlığında kazandığı dostlarıdır. Çünkü bu dostlar, ondan geri-ye kalan çocuğa sahip çıkar ve onu koruyup gözetirler.
Ata øyer gerek, eyere er gerek: Bir İşte başarıya ulaşmak için ye-terince araç gereç, yeteri sayıda kalifiye işçi ve de iyi bir yönetici ge-reklidir.
10
YanıtlaSilATASÖZLERİ
Arkadaşını söyle, kim olduğunu söyleyeyim: Bir insan, huyu suyu
kendisine benzeyen insanlarla arkadaşlık eder. Bu nedenle bir insa nın nasıl biri olduğu, arkadaşlarına bakarak anlaşılabilir.
Armut dibine düşer: 1) Bir insan, çok yakınında bulunan kimseler-den etkilenir ve onlar gibi olmaya çalışır. 2) Çalışan, normal bir insanın faydası, önce yakınlarına dokunur.
Arpacıya borç eden ahırını tez satar: Herkesten ve her iş için borg
almak doğru değildir. Gereksiz yere borçlanan insan, bu borcu ödeye-bilmek için kendine gerekli olan bazı varlıklarını satmak zorunda kalır.
Arpa eken buğday biçmez: İyilik yapan İyilik, kötülük yapan kötülük bulur. Kötülük yapan, bunun karşılığı olarak iyilik görmez.
Arpa samaniyla, kömür dumanıyla: Her yararlı her nesnenin az ya da çok zararlı bir yanı da vardır.
Arpa unundan kadayıf olmaz: Bir işte kullanılacak malzemenin, ya-
pılacak o işe uygun olması gerekir. Malzeme uygun olmazsa o işten İyi sonuç alınamaz.
Arpa verilmeyen at, kamçı zoruyla yürümez: Gerekli olanaklar sağ-
lanmadan ve emeğinin karşılığı verilmeden, bir kimseye zorla iş yaptı-rılmaya kalkışılırsa, o kişi bu işte yeterince başarılı olamaz.
Arpayı buğdayı taşlı yerden, kızı kardeşli yerden: Arpa ve buğday taşlı tarlada daha iyi yetişir. Kardeşi olan kız, kardeşsiz kıza göre ev İşlerini daha iyi öğrenir. Tarla ya da kız alınırken, bu ilkeye göre dav-ranmak gerekir.
Aslan kocayınca sıçan deliği gözetir: İnsan genç ve güçlüyken, ko-
layca yapabildiği bazı şeyleri, yaşlanınca yapamaz. Daha basit işleri yapmakla yetinir. Eskisine göre de daha kanaatkâr olur.
Aslania gezen taşa, kurtla gezen leşe konar: Erdemli insanla arka-daşlık edən kişi, bunun yararını görür ve başı derde girmez. Cahil ve kaba insanla arkadaşlık eden kişi, kötü işlere bulaşır ve zarar görür.
Aslan yatağından belli olur: Bir insanın nasıl biri olduğu, yaşadığı yerin dindan belli olur.
ATASÖZLERİ
YanıtlaSil18
Ana gibi yar olmaz, Bağdat gibi diyar olmaz: Bir insanın kendisi-ne annesinden daha yakın olan hiç kimse yoktur. Bir insan kendisine anası kadar candan bağlı olacak bir başka sevgili bulamaz.
Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az: Anlayışlı in-san, bir sözü hemen anlar, anlayışsız insan ise en ince ayrıntıları ile anlatsan bile anlamaz.
Araba devrildikten sonra yol gösteren çok olur: Olumsuz sonuçla-nan işlerden sonra, "onu böyle yaptınız da şöyle yapmadınız", diyen çok olur. Ama bu sözlerin artık hiçbir yararı yoktur.
Arabanın ön tekerleği nereden geçerse art tekerleği de oradan geçer: Çocuk birçok şeyi, büyüklerini izleyerek, onlara özenerek öğ-renir. Büyüklerin dikkatli olması ve buna göre davranması gerekir.
Arayan Mevla'sını da bulur, belasını da: İyilik isteyen ve bunun için uğraşan, iyilik bulur. Kötü işlerle uğraşan ise kötülük bulur.
Ar dünyası değil kâr dünyası: Gelişen teknoloji, yeni yeni buluşlarla yaşamı kolaylaştırmakta ama aynı zamanda ihtiyaçlarımızı da çoğalt-maktadır. İhtiyaçlar çoğaldığı için de daha çok çalışmak gerekmekte-dir. Bu yüzden, "bu iş bana yakışmıyor, bu iş tahsilimle bağdaşmıyor," diye ar etmemeliyiz. Yapabileceğimiz ve yasal olan her işi yapmalıyız.
An, bal alacak çiçeği bilir: 1) Açıkgöz insan, nereden neyi nasıl ala-cağını iyi bilię. 2) İşinin ehli olan, nerede ne var, nereden ve kimden nasıl yararlanılır, bunu çok iyi bilir.
Arı, bey olan kovana üşer: Bir topluluğu oluşturan bireylerin her biri, kendisini yönetebileceğine inandığı liderin peşine düşer.
An gibi eri olanın dağ kadar yeri olur: Arı çok çalışkan bir hay-vandır. Çalışkan insanlardan oluşan topluluk ve toplumlar gelişir ve zenginleşirler.
An, kızdıranı sokar: Insan, kendisine zarar veren insana zarar ver-meye çalışır.
Arife tarif gerekmez: Arif olan insana, birşeyi uzun uzun anlatmaya gerek yoktur. Arif olan kişi, leb demeden leblebiyi anlar.
ATASÖZLERİ
YanıtlaSil17
Autan umut kesilmez: Her yokuşun bir inişi olduğu gibi, her der-anse her peyin de bir çaresi vardır. Bu yüzden iyimser olmalı ve hiçbir zanan umudumuzu yilmemeliyiz
Ava nazhumun ahımı, çıkar aheste aheste: Mazlumun ahını alan ay, er geç bunun cezasını çeker.
Ahn aşk, gümüş eşiğe muhtaç olur: Durumumuzun parlaklığına
atang kimseyi küçümsememeliyiz. Dünyada her şey gelip geçicidir. Be pin gelir, konumumuz değişebilir ve hiç beklemediğimiz kimselere nuttaş duruma düşebiliriz.
Aben kiymeti azlığındandır. Çok bulunan ve kolay elde edilen şe e değer az, az bulunan ve zor elde edilen şeyin ise değeri çok olur.
Kinn kymetini sarraf bilir: Herhangi bir şeyin kıymetini, o şey ko-susunda derin bilgi sahibi olan insan daha iyi bilir.
Altın kapeğe muhtaç: Altın değerli bir madendir ama parlatılmak için pekle ovulur. Değerli olmak, muhtaç olmamak anlamına gelmez. Opatrenin öğrenciye, ustanın çırağa, komutanın askere ihtiyacı var-
Aleğenin kan kusana ne faydası var: Ölmek üzere olan bir insa-bir şeyin (zenginlik, mevki, bilgi) hiçbir yararı olmaz.
At pas tutmaz: Altın nasıl pas tutmazsa, değerli insan da yalan ve fire le gladen düşürülemez.
Ahin yerde paslanmaz, taş yağmurdan ıslanmaz: Değerli şey ve kumauz koşullarda da değerlerinden bir şey kaybetmez.
A yere düşmekle pul olmaz: Değerli insan, her türlü ortamda bu liği korur, değişmez.
Amar diyune khiç kalkımaz: Yaptığı yanlışı fark edip pişmanlık du-bir dileyen insanın üzerine gidilmez.
Anca baba yarer. Ancanın yeğenini oğlu gibi sevmesi ve ilgilen-mes, yeğenin de amcasını babası gibi sevmesi ve sayması gerekir.
Ancan, dayom, herkasten aldı payım: Yakınlarından beklediği ilgi yardım göremeyen bekimse, bundan sonra onlardan hiçbir dilekto hazmaysages slatmak kon böyle söyler.
TASÖZLERİ
YanıtlaSil16
lçak yerde tepecik kendini dağ sanır: Cahillerin çoğunlukta oldu-u yerde, azıcık bilgisi olan kimse, kendini âlim sanır.
Alet İşler, el övünür: Bazı işler, gerekli aletler olmadan yapılamaz Ama aletleri kullanmak da ustalık ister. Ortaya bir iş çıkınca alet unu. ulur, usta övünür.
I gömlek gizlenmez: Olağan veya yasa dışı olarak yapılan bir işi gizlemek olanaksızdır. Mutlaka bir şekilde duyulur ya da görülür.
Al malın İyisini çekme kaygısını: Ucuz diye, kalitesinden emin ol-madığımız bir mal alırsak; ha bozuldu ha bozulacak diye kaygılanırız. Kaygılanmak istemiyorsak malın iyisini almalıyız.
Ålim unutmuş, kalem unutmamış: Her şeyi aklımızda tutamayız.
Bazı şeyleri unutabiliriz. Ama bunları bir yere yazarsak, unutsak bile bakar gerekeni yaparız.
Allah bile kulunun karasını yüzüne vurmamış: Hatasız kul olmaz,
herkes hata yapar. Bir kimsenin yanlışını toplum içinde yüzüne vur-mamak gerekir. Eğer yanlışını söyleyeceksek, bunu onunla baş başa iken ve uygun bir dille söylemeliyiz.
Allah bir kapıyı kaparsa bir kapıyı açar: Yapılan her iş başarı ile so-
nuçlanmaz. Bu durumdan yılmamak ve başka işler denemek gerekir. Çünkü herkesin yapabileceği bir iş vardır.
Allah dağına göre kar verir: Allah herkese dayanabileceği kadar dert ve sıkıntı verir.
Allah herkesin gönlüne göre verir: Allah, gönlü zengin olup baş-kasının iyiliğini isteyene iyilik; başkalarının kötülüğünü isteyene de kötülük verir.
Allah sabırlı kullarını sever: Acı, yoksulluk, haksızlık gibi üzücü du-rumlar karşısında ses çıkarmadan, onların geçmesini bekleyen insan, sabırlı insandır. Böyle insanı Allah sever.
Allah kardeşi kardeş yaratmış, kesesini ayrı yaratmış: Günümüz koşullarında geçinmek kolay değildir. Bu yüzden kimsenin kimseye yük olmaması gerekir.
15
YanıtlaSilATASÖZLERİ
Akıllı söylemeden düşünür, akılsız düşünmeden söyler: Akılsız
kişi, sonunun nereye varacağını düşünmeden ağzına geleni söyler. Akıllı kişi ise önce düşünür, sonra da karşısındakini incitmeden ge-rekeni söyler.
Akıl para ile satılmaz: Akıl, parayla pulla satılan bir şey değildir. Ya-ratılıştan gelen düşünme, anlama ve kavrama gücüdür.
Akılsız başın cezasını ayaklar çeker: 1) Düşünüp taşınmadan yapı-
lan her işte hata yapma tehlikesi vardır. Yanlış bir işi düzeltmek de in-sanı yorar. Bu yorgunluk, akılsız başın cezasıdır. 2) Yöneticinin aldığı yanlış kararların zararını, kendisi değil yönetilenler çeker.
Akıl yaşta değil başta baştadır: Aklın yaşla ilgisi yoktur, kafa ile il-
gilidir. Akıl düşünme, kavrama ve anlama gücü olup doğuştan gelen bir özelliktir.
Aklına geleni işleme, her ağacı taşlama: Düşünüp taşınmadan, ak-
lımıza gelen her şeyi yapmaya kalkmak doğru değildir. Böyle yapılan İşler başarısızlıkla sonuçlanır. Tanımadığımız kişilere şaka yapmak doğru değildir. Çünkü insanın başı derde girebilir.
Alacakla borç ödenmez: Alacaklı olmak, başka birine olan borcumu-zu ortadan kaldırmaz. Alacaklarımızı alamasak da borcumuzu öde-memiz gerekir.
Ala keçi, her vakit püsküllü oğlak doğurmaz: Kendisi değerli olan bir şeyden, zaman zaman değerli bir şey elde edilmeyebilir.
Alçak uçan yüce konar, yüce uçan alçak konar: Ekonomik, toplum-sal ve kültürel bakımdan iyi bir konumda olduğu hâlde, çevresindeki insanlara tepeden bakmayan, onlarla diyolog kurabilen insan, toplum-da sevilip sayılır.
Alçak yerde yatma sel alır, yüksek yerde yatma yel alır: Olanak-lanımızın üstünde veya altındaki bir yaşam tarzı, insanı pek çok sıkın-bya sokar. Bu nedenle yaşayışımızı, olanaklarımıza göre ayarlamalı ve biçimlendirmeliyiz.
ATASÖZLERİ
YanıtlaSil14
Ağrısız baş mezarda gerek: Isi, mevkisi ve yaşı ne olursa olsun, her. kesin kendine göre bir derdi vardır. Bu dertlerin bazıları ancak ölümle sona erer.
Ağustosta beyni kaynayanın zəmheride kazanı kaynar: Sıcak so ğuk demeyip çalışarak geleceğe hazırlanan insan, ileride sıkıntı çek. mez ve rahat eder.
Ağustosta gölge kovan, zemheride karın ovar: Yazın sıcak diye çalışmayıp gölgede dinlenen insan, o kışı çok zor geçirir.
Ağzın karnından büyük olmasın: Gücümüzü ve boyumuzu aşan iş. leri yapmaya kalkışmamak gerekir.
Ahall isterse padişahı tahttan İndirir: Halk ister ve örgütlenirse mevcut yönetimi değiştirir.
Ak akçe kara gün İçindir: Sağlıklı ve iyi günlerde kazandıklarımızın bir kısmını, çalışamayacağımız günleri düşünerek bir kenara koyma-lıyız (biriktirmeliyiz).
Akan çay her zaman kütük getirmez: Çalışmadan para kazanmak
ender rastlanır bir durumdur. Çok az kimseye nasip olur. Esas olan çalışmaktır. Çalışmadan para kazanılmaz.
Akarsu çukurunu kendi kazar: Akarsu akacağı yolu nasıl kendisi kazarsa, bir iş yapmak isteyen insan da bu işi yapabilmenin bir yo-lunu bulur.
Akıl akıldan üstündür. Bir insanın her şeyi bilmesi, her konuda doğ-ru düşünebilmesi mümkün değildir. Bu yüzden önemli işlerde, karar vermeden önce güvendiğimiz kimselere danışmak, gerekirse onlarla tartışmak, sonra karar almak gerekir. Her derdin bir çaresi vardır. Aklı-mızın ermediği bir şeyi, bir başkası hemencecik çözümleyebilir.
Akıl kişiye sermayedir: Bir iş yapabilmek için belli bir para (sermaye) gerekir. Ama sermaye tek başına iş yapmaya yetmez. Akıl, en iyi ve bitmez bir sermayedir. Kişi yalnız aklını kullanarak birçok işi başara-bilir.
13
YanıtlaSilATASÖZLERİ
Ağanın gözü ata timardır: Patronun takibi ve ilgisi, İşçileri İyi ve dü-zenli çatışmaya mecbur eder.
Ağaran baş, ağlayan göz gizlenmez: Yaşlılık da üzüntü de ne ya-parsak yapalım, belli olur ve gizlenemez.
Ağır git ki yol alasın: Acele eden değil, bilgi ile hareket eden yol alır ve amacına ulaşır.
Ağır kazan geç kaynar: 1) Soğukkanlı insan çabucak öfkelenmez. 2) Tembel insan işini çabuk bitiremez.
Ağır otur ki bey desinler: Bir mecliste bulunan insan dinlemeyi bil-
meli, olur olmaz ve bilmediği konularda konuşmamalıdır. Sırası gelin-ce ve bildiği bir konuysa konuşmalıdır. Bunlara dikkat edip davranışla-nını ayarlayan kimse, toplum tarafından sevilir ve sayılır.
Ağır taş yerinden oynamaz: Ağırbaşlı insan, başkalarının sözü ile hareket etmez. Bu yüzden değerini korur.
Ağır yongayı yel kaldırmaz: Ağırbaşlı ve aklı başında olan bir kişiyi, bilinmeyen bir yöne doğru sürüklemek mümkün değildir.
Ağız büzülür, göz süzülür, Ille burun, Ille burun: 1) Bazı kusurları düzeltmek kolaydır. Ancak bazı kusurlar vardır ki bunları düzeltmek pek zordur. 2) Insanı bir iki hareketine göre değil, davranışlarının tü-müne bakarak değerlendirmek gerekir.
Ağlamakla yår ele girmez: Insanın elde etmek istediği şey, sadece istemekle ele geçmez. Onu elde edebilmek için çalışmak gerekir.
Ağlamayan çocuğa meme vermezler: Hakkını istemeyene kolayca hakkını vermezler. Bu yüzden herkes hem hakkını aramalı hem de haksızlıklara karşı çıkmalıdır.
Ağlarsa anam ağlar, gayrisi yalan ağlar: Bir insana anasından daha
yakın bir varlık yoktur. Başımıza kötü bir häl geldiğinde en çok üzülen annemizdir. Acıların paylaşılması adettendir. Acımızı paylaşanların bir kısmı gerçekten bir kısmı ise usulen üzülmüş gibi görünür. Bu acıyı, kişinin kendisi kadar derin hisseden yalnızca annesidir.
Ağlatan gülmez: Başkalarına acı verennin, yaptığı yanına kalmaz. Onu da gün gelir, birileri üzer.
ATASÖZLERİ
YanıtlaSil12
Adam yanıla yanıla, pehlivan yenile yenile: 1) Bir güreşçi, güreşe güreşe ustalaşır ve yenmeyi öğrenir. İnsanlar da bazı şeyleri yanıla yanıla öğrenirler. 2) Başladığımız her işte hemen başarılı olamayabi. liriz. Başarısız olduk diye o işten vazgeçmemeliyiz. Nerede hata yap. tığımızı bulup o işi başarmaya çalışmalıyız. Bazı işler ancak yapıla yapıla öğrenilir.
Ağaca balta vurmuşlar, "sapı bedenimden" demiş: Kötülük, kim-den gelirse gelsin insanı üzer. Ama yakınımız olan birinden gelirse çok daha fazla üzer.
Ağaca dayanma kurur, insana dayanma ölür: Yaşam kavgasında aslolan kendine güvenmektir. Çünkü başkalarının yardım ve desteği bir yere kadardır. Bu yüzden başkalarından bir şey beklememeli ve başımızın çaresine bakmalıyız.
Ağacı kurt, Insanı dert yer: Kurt, ağacı nasıl içinden yiyerek çürütür-se, dert de insanı öyle yorar ve hasta eder. Sonunda da bitirir.
Ağaç ağaç İçinde büyür: İyi insan, iyi insanların bulunduğu bir çevre-de yetişir. Çünkü insan, çevresindeki insanlardan etkilenir.
Ağaç, meyvesi olunca başını aşağı salar: Olgunlaşan bir insan başkalarına tepeden bakmaz. Kadir kıymet bilir. Alçak gönüllüdür. In-sanlara değer verir.
Ağaç ne kadar uzasa göğe eremez: Her şeyin ve her işin ulaşabi-leceği bir son nokta vardır. Bu noktadan ileri gitmek mümkün değildir.
Ağaçtan maşa olmaz: Ağaçtan ateş maşası olmaz, olsa da onun-la ateş tutulmaz. Bilgisiz ve yeteneksiz kişilerden de yönetici olmaz. Olurlarsa başarılı olamazlar.
Ağaç yaprağıyla güzeldir: 1) Yapraksız bir ağaç nasıl güzel görün-mezse, bütün hâlinde yapılmayan işler de güzel görünmez. 2) Başarı da mutluluk da eş dostia paylaşıldıkça daha bir anlam kazanır.
Ağaç yaşken eğilir: Büyük yaştaki insanı eğitmek zor, küçük yaştaki İnsanı eğitmek ise kolaydır.
Ağanın alnı terlemezse irgatın burnu kanamaz: İşveren (ağa) eğer İşini iyi takip etmezse, İşçi de işe yeterince sarılmaz ve verimli olamaz.
11
YanıtlaSilATASÖZLERİ
Adadığı çok verdiği yok: Bazı insanlar, "yaparım ederim" derler ama -dediklerini yapmazlar.
Mam adama gerek olmasa her biri bir dağ başında olurdu: In-
sanlar toplu halde yaşarlar. Çünkü bir insan her türlü ihtiyacını ken-Malayamaz. Başkalarının ürettiklerinden yararlanarak yaşar Insanih insana ihtiyacı olmasa, belki de herkes tek başına yaşıyor
sabled.
Adem adama gerek olur: Insanlar toplu olarak yaşarlar. Bu yüzden Meanin insana ihtiyacı vardır. Öyle bir an olur ki, hiç tanımadığımız bir Insandan yardım görebiliriz.
Adem adama yük değil, can gövdeye mülk değil: Her canlı son-dur, bir gün gelir ölür. Karşılıklı olarak içten ve dürüst davranılırsa adem adama yük olmaz. Aksine can yoldaşı olur.
Adam adamdan korkmaz: Karşımızdaki kimsenin susması, bizden
kotuğu anlamına gelmez. Belki bir yakınımızın hatırını saydığından, belki edep dışı davranmayı kendine yakıştıramadığından susuyor ola-
Aden adamı bir kere sinar: 1) Bir insanın nasıl bir insan olduğu ilk
snamada anlaşılır. 2) Adam adamı bir kere aldatır. İkinci kez kolay kolay aldatamaz.
Adam adam, pehlivan başka adam: Hep yararlı işlerle uğraşan, hiç
bir ortamda dürüstlüğünü yitirmeyen erdemli ve yiğit kişiler için söy-men bir sözdür.
Alum ahbabından bellidir: Bir kimsenin nasıl biri olduğu, kimlerle
madaşlık ettiğine bakılınca anlaşılır.
Adamın adı çıkacağına canı çıksın: Davranışlarımıza dikkat etmeli-Hakkımızda oluşacak kötü bir izlenimi kolay kolay değiştiremeyiz.
Aylai, iş başında belli olur: Bir insanın İyi ml, kötü mü; başa başarısız mı olduğu iş başında anlaşılır.
Aslan bir söz yeter: lyi ve anlayışlı bir insana fazla söz söyle-meye gerek yoktur, bir defa söylemek yeter.
ATASÖZLERİ
YanıtlaSil10
Açın karnı doyar, gözü doymaz. 1) Uzun zamandan beri aç kalmış
bir insanın karnı doysa da gözü doymaz. Yine aç kalırsam, diye kor-kar. 2) Bazı insanlar, kazandıkları ile yetinmez, hep daha fazlasını isterler.
Açın karnında ekmek durmaz: Yoksul, kazandığını harcamak zorun-da olduğundan birikim yapamaz.
Açın kursağına çörek dayanımaz: bk. Açın karnında ekmek durmaz.
Açın uykusu gelmez: 1) Aç insan zor uyur. 2) Temel ve sosyal ihti-yaçlarını karşılayamayan kişi huzursuz olur. Ancak bu ihtiyaçları kar-şılayabildiğinde huzur bulur.
Aç karın katık istemez. 1) Aç insan bulduğunu yer, daha lezzetlisini aramaz. 2) Elbisesi olmayan, ne bulsa onu giyer. 3) Muhtaç insan bulduğu ile yetinir
Aç kurt aslana saldırır: 1) Kurt, çok aç kalırsa ölümü göze alıp, as-
lana bile saldırır. 2) İhtiyaç içindeki kimse, bu ihtiyacını giderebilmek için çok tehlikeli eylemlerde bulunabilir.
Açma sırrını dostuna, o da söyler dostuna: Sırrımızı verdiğimiz in-
san, bunu bir vesile ile arkadaşlarından birine söylemek zorunda kalır ve söyler. Böylece sır, sır olmaktan çıkar. Bu yüzden, sırrımızı kimse-ye, dostumuza bile söylememeliyiz.
Aç ne yemez, tok ne demez: 1) Aç insan ne bulursa yer, tok insan
ise her yiyeceği kolay kolay beğenmez. 2) Yoksul kimse, ihtiyacını karşılarken bulduğuyla yetinir. Varlıklı kişi ise her şeyi beğenmez ve her şeyin daha iyisini ister.
Aç ölmez, gözü kararır, susuz ölmez benzi sararır: Yoksulluk insa-nı öldürmez ama süründürür.
Aç tavuk kendini buğday ambarında sanır: Yoksul insan, bir gün her şeye kavuşacağının hayali ile avunarak yaşar.
Aç, tokun yüzüne bakmakla doymaz: Bir şeyi elde etmek için o işi yapanlara bakmak ve özenmek yetmez, çalışmak gerekir.
Ada bana, adayım sana: Saygı gösteren, saygı görür, iyilik yapan, İyilik bulur. Insan nasıl davranırsa öyle karşılık görür.
ATASÖZLERİ
YanıtlaSilAç doymam, tok acıkmam sanır: Çok acıkan insan, önüne ne ka-
dar yiyecek konursa konsun doymayacağını sanır. Tok insan ise hiç acıkmayacak gibi rahattır. Yoksul insan, para kazansa da kendini ha-là yoksul sayar, aç gözlülük edip daha fazla para kazanmaya çalışır. Varlıklı kişi, yoksullaşmaya başlasa da bunu hemen fark edemez, hâ-là varlıklıymışcasına yaşamaya devam eder.
Aç elini kara sokar: Aç bir kimse, karnını doyurmak için her tehlikeyi göze alır.
Aç gezmekten tok ölmek yeğdir: Canlılar için ölüm kaçınılmaz bir
sondur. Ama istenen bir durum değildir. Aç gezmek, ölümden beterdir. Bu yüzden tok ölmek, aç gezmeye yeğ tutulur.
Aç gözünü, açarlar gözünü: Bir toplumu oluşturan bireylerin hep-
sinin huyu ve ahlakı aynı değildir. Arlıarsız, hırlı-hırsız, kolay yoldan para kazanmak isteyen, yasa ve kuralları hiçe sayan bir yığın insan vardır. Bu insanlar acımasızdırlar, başkalarına kötülük etmekten çe-kinmezler. Dikkatli olup gözümüzü açmazsak bu tip kişiler bize zarar verebilirler.
Aç it fırın deler: Aç kalan canlı, karnını doyurmaktan başka bir şey düşünmez. Karnını doyurmak için her yolu dener, hatta kötülük bile yapabilir.
Açık kaba it değer: 1) Açık kaptaki yiyeceği kedi, köpek gibi hayvan-
lar yiyebilir. Bu hayvanlar yemese bile sinek konar, toz toprak düşer. 2) Başkalarının bilmemesi gereken durumlar vardır. Bunlar, ulu orta söylenirse, başkaları tarafından aleyhimize kullanılabilir.
Açık yaraya tuz ekilmez: Acılı bir insanın yanında, ona acısını hatır-
latacak şeylerden söz etmek yanlıştır.
Açılan solar, ağlayan güler: Doğadaki her şey değişir. Güzellik, yaş-
lılıkta kaybolur. Bir çiçek ne kadar güzel olursa olsun, bir gün, solar. Acılar da sürekli değildir. Bir gün gelir unutulur.
Açın gözü ekmek teknesinde olur: Insan, neyi çok istiyorsa hep onu düşünür, gözü başka bir şey görmez.
ATASÖZLERİ
YanıtlaSilAcikan doymam, susayan kanmam sanır. Uzun süre herhangi bir şeyin yokluğunu çeken kimse, o şeyi elde ettiğinde onun kendisine yetmeyeceğini sanır.
Acıkan ne yemez, acıyan ne demez: Acıkan insan ne bulsa yer. Ca-nı yanan insan da ağzına geleni söyler.
Acıklı başta akıl olmaz: Acılı insanın acısından dolayı aklı başında değildir. Ne söylediğini bilmez.
Acıkmış kudurmuştan beterdir. Çok acıkmış bir kimse, kudurmuş
bir hayvandan daha tehlikeli olabilir. Gereksinimlerini karşılayamayan kişi, bu gereksinimlerini karşılayabilmek için arlı arsız her yolu dener.
Acından kimse õlmemiş: İnsan isterse karnını doyurmanın bir yo-lunu bulur.
Acı patlıcanı kırağı çalmaz: 1) Kırağı sebzeleri dondurup bozar. Acı
patlıcan zaten işe yaramaz. Kırağı çalsa ne olur, çalmasa ne olur? 2) Güçlüklere alışmış kişi, ufak tefek sıkıntılardan etkilenmez.
Acıyan uyumuş, acıkan uyumamış: İnsan her türlü acıya katlanabi-lir ama açlığa uzun süre katlanamaz.
Aça dokuz yorgan örtmüşler, yine uyuyamamış: Açlık, yiyecekler dışındaki nesnelerle giderilemez.
Aça kuru ekmek helva gibi gelir: Aç insan ne bulsa yer ve yediği ona helva gibi tat verir.
Aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez: Aç insan, önce karnını do-
yurmayı düşünür, başka bir şey düşünemez. Çocuk da aklına geleni yapmak ister, söz dinlemez. Oyun zamanı olup olmadığını düşüne-mez.
Aç at yol almaz, aç it av almaz: Aç insan iş yapamaz. Yapsa da verimli olamaz.
Aç ayı oynamaz: bk. Aç at yol almaz, aç it av almaz.
Aç domuz darıdan çıkmaz: Aç olan kişi, önce karnını doyurmayı düşünür. Açlığını gidermek için başkalarına zarar verip vermediğine bakmaksızın her yolu dener.
A
YanıtlaSilAbanın kadri yağmurda bilinir: 1) Aba iyen insan yağmurda ıslan-
maz. Bu yüzden, abanın değeri, yağmura yakalanıp ıslanıldığında daha iyi anlaşılır. 2) Bir şeyin değeri, ona ihtiyaç duyulduğu nda daha İyi bilinir.
Aba vakti, yaba, yaba vakti aba: Önemli ihtiyaçlar, zamanından ön-ce ve ucuzken alınmalıdır.
Abdala "Kar yağıyor." demişler, "Titremeye hazırım." demiş: Bazı sıkıntılara alışmış insan, aynı tür sıkıntıları önemsemez.
Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz: Insan fırsat buldukça sevdiği ve zevk aldığı etkinliklere katılır. Bunları yapmaktan usanmaz.
Çocuk da oynamayı çok sever ve fırsat buldukça oynar.
Abdalın dostluğu, köy görünceye kadardır: Çıkarına düşkün insa-nın dostluğu, çıkarları kalmayınca ya da başka bir çıkar kapısı buldu-ğunda hemen biter.
Abdalın karnı doyunca, gözü pabucundadır: Çıkarcı insanın dost-luğu ve arkadaşlığı, işi bitinceye kadardır. İşi görüldükten hemen son-ra ortadan kaybolur.
Acar tazı çullu da belli olur, çulsuz da: Bir insanın değeri, kılık kıya-fetinden değil, davranış ve eylemlerinden anlaşılır.
Acele ile menzil alınmaz: Çok çabuk davranmakla sonuca ulaşıl-maz. Planlı hareket ederek sonuca ulaşılır.
Acele işe şeytan karışır: Bir iş çok çabuk yapılmaya kalkışıldığında, hata yapma olasılığı artar. Yapılacak küçük bir hata, bu işin gecikme-sine neden olur.
Acele yürüyen yolda kalır: Acele yürüyen, çabuk yorulup yolda kalır.
Bir işi yapmak ve başarmak için acele etmeyip planlı hareket etmek gerekir.
Acemi katır, kapı önünde yük indirir: Bir işi, ustasına yaptırmayıp da acemiye yaptıran kişi, o işten zarar eder.
KISALTMALAR
YanıtlaSilalay: alay yolu
hlk. halk ağzında
argo: argo söz
kaba.: kaba konuşma
bk.: bakınız
mec. mecaz
bkz.: bakınız
psk.: psikolojik
esk.: eskiden
tkz.: teklifsiz konuşmada
den.: denizcilikte
hrk.: hakaret
Not: Sözlüğe (TDK) göre deyim olan bazı sözler, diğer sözlüklerde atasözü olarak geçmektedir. Biz bunlara iki bö-lümde de yer verdik. Bu durumda olan sözleri; "deyim midir, atasözü müdür?" diye kendi aranızda tartışırsanız sevinirim...
Sabahattin ÖZAFŞAR
ATASÖZLERİ VE DEYİMLERİN BENZER YÖNLERİ
YanıtlaSilKalıplaşmış olmak,
Topluma mal olmuş olmak,
Özlü söz olmak,
Ses, söz ve anlatım sanatlarından yararlanmış olmak,
Sözcükleri genellikle mecaz anlamında kullanmak,
Ustaca ve bilgece söylenmiş olmak, deyimlerle atasözle rinin benzer yönleridir.
ATASÖZLERİ İLE DEYİMLERİN FARKLI YÖNLERİ
Deyimlerin amacı, bir kavramı ya da durumu özel bir ka-lıp içinde ilgi çekici bir biçimde belirtmektir. Deyimler kural ya da yargı bildirmezler.
Atasözlerinin bazıları genel kuralı bildirir, bazıları da yar-gı niteliğindedir.
ATASÖZÜ
YanıtlaSilAtasözleri, uzun deneme ve gözlemlere dayanarak söy-lenmiş ve hallka mal olmuş özlü sözlerdir. Atasözlerinin söyle-yeni belli değildir.
ATASÖZLERİNİN ÖZELLİKLERİ
Atasözleri kalıplaşmış sözlerdir. Bu kalıp asla değiştirile-mez. Atasözünde geçen bir kelimenin yerine eş anlamlısı söy lenemez ve yazılamaz.
Atasözleri bir veya iki cümleden ibarettir.
Atasözleri kısa ve özlü sözlerdir.
Atasözlerinin birçoğu mecaz anlamlıdır.
Atasözleri kesin tavırlı ve inandırıcıdır.
Atasözleri gözleme dayanır.
Bazı atasözleri bir alim söylemişcesine düşündürücüdür
Atasözleri genel kural niteliğindedir.
Atasözlerinin bazıları yol göstericidir.
Atasözlerinin bazıları ahlaklı olmayı önerir.
Atasözlerinin bazıları doğa olayları hakkında bilgi verir.
Bazı atasözleri iki yargılıdır.
Bazı atasözleri birbiri ile çelişebilir.
ÖN SÖZ
YanıtlaSilSevgili öğrenciler,
"Türk dili", dünyanın en zengin dillerinden biridir. Bir ista-tistiğe göre de dünyada en çok konuşulan 6. dildir. Dilimizin zenginliğinin pek çok nedeni vardır. Bunlardan biri de çok fazla sayıda deyime sahip olmasıdır.
Deyimler, Türkçeyi işlek ve kıvrak bir biçimde kullanma-mızı sağlayarak, anlatımın güçlenmesi ve güzelleşmesine kat-kıda bulunurlar.
Bu kitabın amacı, sizlere Türkçeyi bütün zenginlikleri ile öğretip dilimizi güzel kullanabilmenize destek olmaktır. Ama-cımıza ulaşırsak mutlu olacağız.
Kitabımızın sizlere yararlı olacağına içtenlikle inanarak, gönül rahatlığı ile kullanıma sunuyoruz.
Sevgiler, başarılar...
Sabahattin ÖZAFŞAR
Copyright © Ema Ofis Ürün. Kirt. Yay. Ins. Tic ve San. Ltd. Şti
YanıtlaSilA'dan Z'ye TDK'nın Yaptığı Son Değişikliklere Göre Hazırlanmıştır.
Editör
Tûba ÖZTÜRK
Baskı
Sait Matbaacılık
0 212 278 28 03
İstanbul - 2017
Ak adim
Yayınevi
Çakmaklı Mah. Hadımköy Yolu Cad. No: 99/6
Yıldız Center İş Merkezi Büyükçekmece/İstanbul
Tel.: (0212) 886 19 71-72 Faks: (0212) 278 66 14
www.emakitap.com
ATASÖZLERİ SÖZLÜĞÜ
YanıtlaSilHazırlayan
Sabahattin ÖZAFŞAR
abc
YanıtlaSilAtasözleri Deyimler Sözlüğü
A'dan Z'ye TDK'ya uyumlu hazırlanmıştır.
"Türk dili", dünyanın en zengin dillerinden biridir.
YanıtlaSilBir istatistiğe göre de du Dilimizin zenginli konuşulan 6. dildir.
nedeni vardır.
Bunlardan biri de çok fa olmasıdır. Atasözleri ve duy sözü ve deyime sahip çeyi işlek ve kıvrak bir biçimde kullanmamızı sağlayarak, anlatımın güçlenmesi ve güzelleşmesine katkıda bulunurlar. Bu kitabın amacı, sizlere Türkçeyi bütün zenginlikleri ile öğretip dilimizi güzel kullanabilmenize destek olmaktır.
itk adim
Revi
Çakmaklı Mah. Hadımköy Yolu Cad. No 99 Kat: 6 Yıldız Center İş Merkezi
Buyükçekmece/İstanbul
Tel. 0212 800 19 71-72
Faks: 0212 278 66 14
205
YanıtlaSilTESCİL تسجيل : Sicile geçirme, deftere kaydetme. Sağlamlaştırma.
TESELLIتسلى : Avunma. Avutma. Ferahlandırma. Üzüntüyü giderme.
TESELLÜM تسلم : Verileni tekrar geri alma.. Verilen bir şeyi alıp kaydetme. * Teslim olma.
TESELSÜL تسلسل : Zincir leme. Zincir gibi birbirine bitişik kısımlar olma. Silsile peyda etme.
TESEMMÜM تسمم : Zehir lenmek.
TESETTÜR تستر : Kapanıp gizlenme. Örtünme.
TESEUL سئل : Dilenme, di-lencilik etme.
TESEYYÜB تسيب : Üşenme, kayıtsızlık, tembellik.
TESHIL تستهيل : Kolay laştırma. Zorluğa ait şeyleri kaldırma.
TESHİR تسير : Büyüleme, si-hir yapma, aldatma. Esir etmek.
TESHIR تسخیر : itaat ettirme. Zellil etmek. Zaptetme, hakim olma.
TESİR تأثير : İşleme, doku-ma, iz bırakma. işleme. Kederlenme. İçe
TE'SİS تأسيس : Kurma, te-melleştirme, esaslar koy-
ma. Esas koymakla sabit, sağlam ve kararlı kılmak.
TESKIN تسكين : Rahat landırma. Yatıştırma. Sükunet verme. Gr: Bir harfi sakin okuma.
TESLİM : Emâneti verme. Kabul etme. Karşı tarafın hükmü altına girme.
TESLİMİYET تسلیمیت : Ken dini Allah'ın iradesine ter-ketmek, boyun eğmek.
TESLIS تثليث : Üçleme. Hıristiyanların uydurdukları batıl inanç. Bazları İlah Üçdür, bazıları da Üçü bir-dir diyerek, Allah'ı Üç Un-surdur diye tevehhüm et-meleri.
TESMİM تسميم : Zehirlenme. Zehirleme.
TESMİYE İsimlendirme. Ad verme. Besmele çekme.
TESVİYE تسویه : Seviyelen dirme. Düzleme. Beraber etme.
TESABÜH تشابه : Benzeşme. Bir birbirine benzeme.
TEŞAHHUS Şahıslanma, belirlenme. : تشـ Tarif edilebilir hâle geime.
: تشـ TEŞA'UB عب Bölümlenme. Perakende. Bölükler ve şubeler sahibi olma.
264
YanıtlaSilTERFİ ترفع : Yükselme Yuk arı kaldırma. Rütbe alma. rütbe verme.
TERGİB ترغيب : Şevklendirme, Ümidlendirme. Rağbet ver-dirme, İsteklendirme.
TERHİB ترهيب : Korkutmak. Fazla korkutmak.
TERHİS ترخيص : Teskere al-mak. Izin ve ruhsat ver-mek. Serbest bırakmak.
TERIMترم : Istilah tabir.
TERK ترك : Bırakma salıverme, vazgeçme. Ihmal etme.
TERKİB ترکیب : Karışım Birleştirme. Sentez. Birbi-rine karıştırılmış maddeler.
TERÖR ته رور : Fr. Yıldırma, tedhiş, korkutma.
TERSANE 1 : ترسانه. Gemi yapılan ve tamir edilen yer.
TERSİM ترسیم : Resm çizmek. Resmedilmek. Resmini yapmak.
TERTIB ترتیب : Tanzim etme. Dizme, sıralama, düzene koymak. Hile ile aldatma.
TERTİL : Yerli yerinde, güzel, uygun konuşmak. Düşünerek, yavaş yavaş okumak.
TERVIC ترویج : Değerini Müsait arttırmak. karşılamak. Geçerli kılmak.
TERZİL ترذيل : Rezil etme İtibarını kırma.
TESADÜF تصادف : Rast gelme. Bir şey kendi-liğinden olma. Tedbirsiz meydana gelme.
Tesadüfi تصادفی : Rastgele Tesadüf olarak.
TESADÜM تصادم : Vuruşma Şiddetle çarpışma.
TESAHUB تصاحب : Sahip çıkma, benimseme. Koru-ma. Arkadaşlık etme.
Tesakutan تساقطاً : Ardi ardına düşerek. Karşılıklı düşürmek suretiyle.
TESAMUH تسامح : Hos görme. Hoş görürlük. Ko-laylık gösterme.
TESANÜD اند : تمـ Yardımlaşma. Birbirine isti-nad etme.
) : تصاوير TESAVIR تصوير Tasvir. C. Tasvirler.
TESBİH تسبيح : Sübhanallah demek. Allah'ın zâtında, sıfatında ve ef'âlinde bütün kötülüklerden nok-sanlıklardar münezzeh olduğunu ifade etmektir.
تسبيح) : تسبيحات TESBIHAT Tesbih. C.) Allah'ı Sıfatına lâyık ifadelerle yâdetmeler.
TESBİT تثبیت : Sağlam yerleştirme. Yerinden kımıldayamaz hale getirme. *Bir şeyin aslını bulma.
1518 Antep Yavuz Sultan Selim
YanıtlaSilkomutasındaki Osmanlı ordusunca fethedildi.
1951 - Bediuzzaman, Bakanlar Kuruluna ve hususan Milli Eğitim Bakanına hitaben "Şark Üniversitesi" hakkında bir mektup kaleme aldırdı.
1977 - Bediüzzaman'ın talebelerinden Hüsrev Altınbaşak vefat etti.
AGUSTOS
20
ÇARŞAMBA
26 1447
RUMI: 7 AĞUSTOS 1441 HIZIR: 107
BIR AYLT
Otakva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar...
Al-i İmran: 134
BİR HADİS İdareci çok öfkelendiğinde şeytan ona galip gelir.
Müsned: 4:226
Eşya ve şeyler arasında öyle münasebetler vardır ki; onları âyine gibi yapıyor. Herbirisi, ötekini gösteriyor. Birisine bakıldığı zaman, ötekisi görünur.
Imsak
Güneş
Öğle
İkindi Aksam Yatsu
İşaratü'l-İ'câz
Imsak Günes
Ogle
indon
TARİHTE BUGÜN
YanıtlaSil1920-Ingilizler, İstanbul'da yüz elli Osmanlı aydınını tutukladı.
MART
15
PAZAR
25 1447 RAMAZAN
RUMI: 2 MART 1442 KASIM: 128
BİR AYET
Sakınılmaya layık olan da Odur, mağfiret sahibi de Odur.
Müddessir Suresi: 56
BİR HADİS
Kardeşinizi, bereket için dua ederek mükafatlandırınız.
Ähireti inkâr etmek, dünya ve mâfihâyı inkâr etmek demektir. Demek ecel ve kabir insanı beklediği gibi, Cennet ve Cehennem de insanı bekliyor ve gözlüyor.
Haşir Risalesi
T
اسم
TARİHTE BUGÜN
YanıtlaSil1920 Islaf Devletleri, İstanbul'u işgal etti.
1924-Tevhid-i Tedrisat Kanununun (3 Mart)
kabulünden sonra
medreseler kapatıldı.
BİN AYDAN DAHA
HAYIRLI
KADİR GECENİZİ TEBRİK EDERİZ
MART
16
PAZARTESİ
Rahman Suresi 9
BIR RADIS
26 1447 RAMAZAN
İyiliği yap, kötalukten sakin
RUMI: 3 MART 1442 KASIM: 129
Bu zamanda şan, şeref perdesi altında riyakârlık yer aldığından, azami ihlás ile bütün bütün
enaniyeti terk lazımdır.
Emirdağ Lähikası
süku Si lazı zımdır. Veya sidkt Hulasa, yol ikidir: Ya kut emektir sink, seylenden her sozun doğru gema cunku, Islamiyetin
YanıtlaSilFARINTE B 2000 Anayasa Mahkemesi başkanı Ahmet Necdet Sezer, Turkiye Cumhuriyeti nin 10. cumhurbaşkanı seçildi.
5
BIR ATET Gökleri ve yeri tasarrufu altında tutmak Onun kudretine ağır gelmez.
PERŞEMBE
THURSDAY
MAYIS
MAY
Bakara Suresi: 255
BİR HADİS
Ali'yi seven beni sevmiştir. Ali'ye düşmanlık besleyen bana düşmanlık beslemiştir.
Bir şeyden her şeyi yapmak ve her şeyi bir tek şey yapmak, her şeyin halıkına has bir iştir.
Sözler
KASIM: 179 - GÜN: 125 KALAN: 240 -
GUN UZA: 2 DK
TARINTE BUGÜN
YanıtlaSil-1630-Evliya Çelebi, elli yıl sürecek seyahatlerine başladı.
- 1919 - Afganistan
bağımsızlığını kazandı.
1935 - Eskişehir
Mahkemesi kanaat-i
vicdaniye ile Bediüzzaman'a 11 aylık hapis ve Kastamonu'ya sürgün vezası verdi.
Dünya İnsani Yardım Günü
AGUSTOS
19
SALI
25 1447
SAFER
RUMI: 6 AĞUSTOS 1441
HIZIR: 106
BIR AYET Allah güzel davranışta bulunanları sever.
Al-i İmran: 134
BİR HADİS
Müslüman kardeşi tarafından kendisiyle istişare edilen kimse, ona bildiği faydalı şeyi söyleyerek yol
göstersin.
İbni Mâce, Edeb: 37
Madem Kur'ân-ı Hakîm mürşidimizdir, üstadımızdır, imamızdır, her bir âdabda rehberimizdir. O kendini methediyor. Biz de onun dersine ittibâen, onun tefsirini methedeceğiz.
Mektubat
Öğle
İkindi
Aksam
Yatsı
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
TARİHTE BUGÜN
YanıtlaSil- 624 - Bedir Muharebesi.
1920-Bediüzzaman
Sebilürreşad mecmuasında "Kürdler ve İslâmiyet" isimli makale neşretti.
1944-Nur Talebelerinden Hafız Ali Ergün vefat etti.
MAN TAKVİMİ
MART
17
SALI
BİR AYET Sabret. Senin sabrın da ancak Allah'ın yardımıyladır.
Nahl Suresi: 127
BİR HADİS
27 1447
RAMAZAN
Yetimlerin malını kendileri namına çalıştırın.
RUMI: 4 MART 1442 KASIM: 130
İnsan zayıftır; belâları çok. Fakirdir; ihtiyacı pek ziyade. Acizdir; hayat yükü pek ağır. Eğer Kadîr-i Zülcelâle dayanıp tevekkül etmezse ve itimad edip teslim olmazsa, vicdanı azap içinde kalır.
Sözler
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
TARİHTE BUGÜN
YanıtlaSil- 1909 - Bediüzzaman'ın "Yaşasın Şeriat-ı Ahmedi" isimli makalesi Volkan gazetesinde yayınlandı.
1915 - Çanakkale Deniz Zaferi.
1949 - NATO kuruldu.
IZZAMAN TAKVIMMI
MART
18
ÇARŞAMBA
28 1447 RAMAZAN
RUMI: 5 MART 1442 KASIM: 131
BİR AYET Onların yaptıkları her işi, bıraktıkları her izi yazarız.
Yasin Suresi: 12
BİR HADİS
Yerde sürünecek kadar uzun elbise giymekten sakın.
Şefkat ve hizmete muhabbete en ziyade lâyık ve müstehak olan akrabalar ve akrabaların içinde dahi en hakikî dost, sadık muhib olan peder ve validedir. Mektûbât
اية
hli Hükümeti, Süveyş Kanalı'nın açılması konusunda izin verdi.
YanıtlaSil- 1405 - İmparator Timur'un (Timurlenk) ölümü.
- 1406 - Tarihçi İbni Haldun'un vefatı.
YARIN RAMAZAN BAYRAMIDIR
MART
19
PERŞEMBE
BIR AYET Iman edip salih amellerde bulunanlar için nimetlerle donatılmış cennetler vardır.
Lokman Suresi: 8
BİR HADİS
Hastayı ziyaret için bir mil de olsa yürü.
29 1447
RAMAZAN
RUMI: 6 MART 1442 KASIM: 132
Lübbü bulmayan, kışır ile meşgul olur. Hakikati tanımayan hayalâta sapar. Sırat-ı müstakimi göremeyen, ifrat ve tefrite düşer. Muvazenesiz ve mizansız olan çok aldanır, aldatır.
واية
İkindi Necam Yatsı
Muhakemat
İmsak
Günes
Öğle
İkindi
Aksam
Yatsı
TARİHTE BUGÜN
YanıtlaSil1916-Albert Einstein
"Izafiyet Teorisi"ni
yayınladı.
RAMAZAN BAYRAMI
1. GÜN
2026 BEDİÜZZAMAN TAKVIMI
MART
20 CUMA
1 1447 ŞEVVAL
RUMI: 7 MART 1442
KASIM: 133
BIR AYET (Salih) amellerde bulunan-ların ecri ne güzeldir.
Ankebut Suresi: 58
BİR HADİS
Ahde titizlikle vefa göstermek imandandır.
Mü'minler ibadetlerinde, duâlarında birbirine dayanarak cemaatle kıldıkları namaz ve sair ibâdetlerinde büyük bir sır vardır ki; herbir fert, ibâdetinden kazandığından fazla bir sevap, cemaatten kazanıyor. Mesnevî-i Nuriye
TARİHTE BUGÜN
YanıtlaSil- 1779- Osmanlı Devleti ile Rusya arasında Aynalıkavak Antlaşması imzalandı.
1937 - Tunceli'de Dersim Hadisesi başladı.
RAMAZAN BAYRAMI
2. GÜN
MART
21
CUMARTESİ
BİR AYET
Iman edip güzel işler yapan-lara müjde olsun; dönülecek en güzel yer onlarındır.
Ra'd Suresi: 29
BİR HADİS
21447
ŞEVVAL
RUMI: 8 MART 1442
KASIM: 134
Musafaha yapınız ki, kalplerinizden kin duyguları yok olsun.
Demek, bu diyardan başka diyar vardır. Onda bir mahkeme-i kübrâ, bir ma'dele-i ulya, bir mekreme-i uzmâ vardır ki; tâ şu merhamet ve hikmet ve inâyet ve adâlet tamamen tezahür
etsinler. Sözler
TARİHTE BUGÜN
YanıtlaSil1986-Mehmet Ali Ağca, İtalya'da ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
Dünya su günü.
RAMAZAN BAYRAMI
3. GÜN
MART
22
PAZAR
BIR AYET Allah güzel davranışta bulunanlan sever.
Al-i Imran Suresi: 134
BİR HADİS
3 1447 ŞEVVAL
Biriniz bir şey temenni ettiğinde, ne istediğine dikkat etsin.
RUMI: 9 MART 1442
KASIM: 135
Bir kitapta yazılı bir harf bir cihetle kendisini gösterir ve kendisine delâlet eder. Fakat, o harf, katibine çok cihetlerle delalet eder ve nakkâşını tarif eder. Mesnevî-i Nûriye
TARINTE BOCON
YanıtlaSil1956 Pakistan, ilk ki cumhuriyeti oldu.
-1960-Bediüzzaman Said Nursi Urfa'da Ipek Palas Oteli'nde Hakk'ın rahmetine kavuştu.
-23-30 Mart Risale-i
Nur Enstitüsü tarafından Bediüzzaman Haftası olarak ilan edildi.
MART
23
PAZARTESİ
O takva sahiplent both da darlikia da Allah is
Karcarlar
Al-i Imran Suresi: 134
BİR HADİS
4 ŞEVVAL 1447
Nerede olursan ol, Allah'tan kork. Kötülüğün peşinden iyilik yap ki, onu silsin. İnsanlarla da iyi geçin.
RUMI: 10 MART 1442
KASIM: 136
Kur'ân-ı Hakimin her harfinin okunmasıyla öyle bir kıymeti olur ki, bir harf, on, yüz, bin ve binler sevabı ve baki meyve-i uhreviyeyi verecek mahiyettedir. İşârâtü'l-icaz
2026 DE
YanıtlaSilTARINTE BUGÜN
1394-Timurlenk Diyarbakır'ı işgal etti.
- 1960-Bediüzzaman Said Nursi Urfa Halilürrahman Camii avlusundaki kabrine defnedildi.
MART
24
SALI
Rabbine handederek Onsu tesbih et ve Ondan mağfiret
dile.
Nasr Suresi: 3
BİR HADİS
Her şeyin bir zekâtı vardır. Evin zekâtı da misafir ağırlanan odasıdır.
5 1447 ŞEVVAL
RUMI: 11 MART 1442
KASIM: 137
Cenâb-ı Hakk ihâta-i kudret ve azametiyle insanın duâsını işitir, hâcâtını görür; ve semâvât ve arzın tedbîri, o insanı da düşünmeye mâni değildir.
Mesnevî-i Nûriye
İmsak Günes
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
İmsak Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
1951 TE BUGUN Bediuzzaman, Milli Eğitim Bakanı ve Bakanlar Kuruluna hitaben bir mektup kaleme aldı.
YanıtlaSil1952 - İzmir, NATO'nun güneydoğu karargâh merkezi oldu.
AĞUSTOS
18
PAZARTESİ
24 1447
BIR AYET
Iman edip guzel işler yapanlara müjde olsun; dönülecek en güzel yer
onlarındır.
Ra'd: 29
BİR HADİS
Birinize, bir yere girmek için üç defa izin istediği halde izin verilmezse geri dönsün.
Buharî, İsti'zan: 13
RUMI: 5 AĞUSTOS 1441 HIZIR: 105
Hem enbiyâ ve evliyâyı sevmek, Cenâb-ı Hakkın makbul ibâdı olmak cihetiyle, Cenâb-ı Hakkın nâmına, hesabınadır ve o nokta-i nazardan Ona âittir.
Güne
Öğle
İkindi Neam
Yut
Sözler
İmsak
TARINTE BUGÜN
YanıtlaSil1945-Endonezya bağımsızlığını ilan etti.
1967-Bediüzzaman'ın
talebelerinden Emin Çayırlı (Çaycı Emin Ağabey) vefat etti.
1978 - İran'da Şah
rejimine karşı iç savaş başlatıldı.
1999 - Gölcük Depremi.
AGUSTOS
17 PAZAR
23 1447 SAFER
RUMI: 4 AĞUSTOS 1441
HIZIR: 104
(Salih) amellerde bulunanların ecri ne
güzeldir.
Ankebut: 58
BİR HADİS
Biriniz bir işçi tuttuğunda vereceği ücreti kendisine
bildirsin.
Darekutnî
Şu âlem, çendan, fânidir; fakat ebedî bir âlemin levâzımâtını yetiştiriyor. Çendan, zâildir, geçicidir; fakat bâkî meyveler veriyor, bâkî bir Zâtın bâkî esmâsının cilvelerini gösteriyor.
Sözler
emål-j
YanıtlaSilRisaler Alonedbye (asm)
terilir. Ve haşmet-i rububiyet cemâl-i sanat, cemål-i masnuat dahi o âyine-i Ahmed Ism-i Cemil'in bir cilvesi olan bütün cemåller, yani cemål-i zat,
TARINTE BUGÜN
- 1920-Bediüzzamanın "Kur'ân-ı Azīmüşşan'ın Hakimiyet-i Mutlakası" başlıklı makalesi
Sebilürreşâd'da yayınlandı.
Bediüzzaman Said Nursî'nin talebelerinden Binbaşı Asım Önerdem (1935) ve Sıddık Süleyman Kervancı (1965) vefat etti.
6
CUMA
FRIDAY
MAYIS
MAY
BIR AYET Allah'in lütfu geniştir ve ilmi herşeyi kaplar.
Bakara Suresi: 261
BİR HADİS
Ben şu iki zayıfın hakkını yemeyi size haram kılıyorum: yetim ve kadın.
Madem iman gibi hadsiz derecede kıymetdar bir nimet bizde vardır; ihtiyarlık da hoştur, hastalık da hoştur, vefat da hoştur. Lem'alar
zuhurları inkar edilmez ve inkârı kabil olmaz Zati Vacibü'l-Vücud, Hakim, Kerim, Rahim, Cemil Hake
YanıtlaSilRisalet Abmediye (asm)
TARIHTE BUGÜN
-558-Ayasofya'nın kubbesi çöktü.
- 1990 - Türkiye'de ilk özel televizyon kanalı test yayınına başladı.
- 1997 - İstanbul'da
Yenikapı Mevlevihanesi yandı.
2014 - Nakşibendi şeyhi Şeyh Nazım Kıbrısî vefat etti.
7
CUMARTESİ
SATURDAY
MAYIS
MAY
Allah diledigine hakkı hak, bâtılı batıl olarak gösterir.
Bakara Suresi: 269
BİR HADİS
Benden sonra Ehl-i Beytimle imtihan olunacaksınız.
Beşerin şimdiki seyyiat-âlûd hırçın ruhunda, mütebessim küçük cenazeler olan suretlerin rolü ehemmiyetlidir. Mektubat
ve en azîmi ve en kerimi ve sesçe en yüksek var. Fakat bütün bülbüllerin en efdali ve en Her bir nevi mevcudatin, hatta yıldızların en ve vasıfça en en parlak ve zikirce ahiri ünevveri ve en bal eşrefi ve en münevve gan bir b0 da bir serzäkiri ve nuretşan
YanıtlaSil1795-Untu kimyacı Lavosier Fransız İhtilali'ni yapanlar tarafından
giyotinle idam edildi.
1935-Bediüzzaman
ve talebeleri, Isparta'dan Eskişehir hapsine nakledildi.
1945-II. Dünya Savaşının sona ermesi.
8
PAZAR
SUNDAY
MAYIS
MAY
saklasanız da, Allah onu
bilir.
Bakara Suresi: 284
BİR HADİS
Allah'ın en çok sevdiği amel, Allah için sevmek ve Allah için düşmanlık beslemektir.
Dünya seni terk etmeden evvel, sen dünyayı terk et. Zekatü'l-ömrü, ömr-ü sani yolunda sarf eyle. Tarihçe-i Hayat
HICRI-Z SEVVAL 1443 RUMI- 25 NİSAN 1438
KASIM 3 GÜN 128 KALAN: 227 GÜN UZA: DV
eden bü
YanıtlaSilH ucizeleri ve bütün delail-i nübüvveti ve hakka Hazret-i Muhammed Aleyhissalatü Vesselâmın risaletine delalet
Risalet-FAhmediye (asm)
TARİHTE BUGÜN
- 1258-Osmanlı Devleti'nin Kurucusu Osman Bey'in doğumu.
1936 - İtalya, resmen Etiyopya'yı ilhak etti.
1955 - Batı Almanya, NATO'ya katıldı.
Veysel Karanî Hazretlerini Anma Haftası.
9
PAZARTESİ
MONDAY
MAYIS
MAY
C
Biz, hizmetle mükellefiz. Neticeleri ve muvaffakıyet, Cenab-ı Hakk'a aittir.
Kastamonu Lahikası
den, hakikat-i
BIR AYLI Allah'ın kudreti herşeye galiptir ve her işi hikmet
iledir.
Bakara Suresi: 228
BİR HADİS
Beni rüyada gören gerçekte görmüştür. Çünkü şeytan benim suretime giremez.
Akka'da Napolyon
YanıtlaSilBonapart'ın komutasındaki Fransız ordusunu yenilgiye uğrattı.
1868 - Bugünkü adı Danıştay, olan Şura-yı Devlet kuruldu.
1876 - Osmanlı
Devleti'nde, basına sansür uygulaması başlatıldı.
10
SALI
TUESDAY
MAYIS
MAY
Allah esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru
yola iletir.
Yunus Suresi: 25
BİR HADİS
Birbirinizi övmekten sakının.
Çünkü o kişiyi manen boğazlamaktır.
C
Büyük günahları serbest işleyip istiğfar etmemek ve aldırmamak, o İmandan hissesi olmadığına delildir.
Mektubat
HİCRÎ: 9 ŞEVVAL 1443 - RUMI: 27 NİSAN 1438
Jmeak
Güne
Öğle
Aksam
Yatsı
KASIM: 5 - GÜN: 130 KALAN: 235 - GÜN UZA.: 2 DK
İmsak
Günes
Öğle
İkindi
Aksam
Yatsı
İkindi
VIRDI OLMAYANIN ALLAH C. C GELEN İLHAMI OLMAZ.
YanıtlaSil