Bediüzzaman Sa'îd Nursî, Sirr-1 Innâ A'taynâ, Basılmamış Osmanlıca Mustafa Kemal'in 30 Eylül 1911'de Kudüs Kamenitz Oteli'nde yahudi Eliezer B Yehuda'nın oğlu Itamar Ben-Avi ile sohbeti: Mustafa Kemal: "SABETAY SEV soyundan geliyorum. Kendisine hayranım. Keşke bu dünyadaki bütün Yahudile onun mesihliği altında birleşse.."
Hicri 9. yılda Tebuk Seferi dönüşünde Medine'ye gelen Sakif kabilesi elçileri, Medi- ne'de kaldıkları süre içinde mescidde Hz. Peygamberin yakın alakasına mazhar ol- muşlardı. Sonunda müslü- man oldular. İslâm'ı öğrendi- ler. Ancak arkalarında bi- raktiklan kabilelerinin, ken- dilerini anlayışla karşılaya- caklarından kuşkuluydular. Hz. Peygamber'den ilginç is- teklerde bulundular. Bunlar arasında bir-iki tanesi vardı ki gerçekten pek dikkat çeki- ciydi. Dediler ki:
- Bizi namaz kılmaktan muaf tut?.. Hz. Peygamberin cevabı çok kesindi:
-"Namazsız dinde hayır yoktur."
Pek tabii, namazsız din- darlıkta da hayr olmazdı.
- Kabilemiz dışından biri- ni bize âmir tayin etme! dedi- ler. Hz. Peygamber, kabul buyurdu. İçlerinde bulunan ve yaşça en küçükleri olan ve fakat Islam'ı öğrenmekte pek gayretli davranan Osman Bin Ebi'l-As't onlara imam ve vall yaptı.
- Lat putumuza üç yıl do
kunmal dediler. Hz. Peygam
Der kabul etmedi.
Yine kabul etmedi.
- Bir yıl dokunmal dediler, Hz. Peygamber bunu da ka bul etmedi.
- Biz döndükten sonra bir ay olsun bizimle kalsın, dedi ler. Resûl-i Ekrem Efendimiz onu da kabul etmedi. Lata süre tanımadı. Putlara mü samaha olunamayacağını ortaya koydu. Tevhid yur- dunda putun ne işi vardı?... Yeniden şekillenen İslâm yurdunda puta yer yoktu. Efendimizin kararlılığını gö rünce;
- Bäri onu bize, kendi elle- rimizle kırdırtma. Onun yı kım işini sen üstlen dediler
Hz. Peygamber:
- "Olur, ben onu ortadan kaldırtırım" buyurdu.
Elçilerin Medine'den ayrı- hışından iki-üç gün sonra Hz. Peygamber, Ebu Sufyan ile yine bir Sakifli olan Mugire bin Şu'be'yi Lat'ı ortadan kaldırmakla görevlendirdi. Onlar da bunu büyük bir gösteri halinde, bütün Sakif halkının gözü önünde parça- layıp yok ettiler.
20. yüzyıl istihbarat çalışmalarının önemli bir alanı da stratejik sürpriz oldu. 19. yüzyılın sonunda demiryollarının ve buharlı gemilerinin kullanılmaya başlanması kitlesel orduların seferberliğini ve taşınmasını kolaylaştırdı ve dünya savaşları or- taya çıktı. 20. yüzyılda ise teknolojik sürpriz savaş alanlarının en önemli sürpriz şekli oldu. Teknolojik sürprizler iki kategoriye ayrılabilir. Bunlardan ilki atom bombası gibi büyük bir sistemin gizlice geliştirilmesidir. Bunu tespit etmek oldukça zordur. İkinci kategoride ise yeni bir silah sisteminin savaş alanına getirilmesidir. Çok üstünlüğü olan yeni bir tankın durdurulamaması buna bir örnek olabilir. Gele- ceğin savaşlarında da teknolojik sürpriz ve aldatma önemli rol oynayacaktır. 21 yüzyıla kadar stratejik sürpriz için en büyük endişe konusu bir hasım bir devleti- ordularını gizlice mobilize etmesi idi. Bugün teknoloji sayesinde hem birlikleri konsantre hale gelmesi hem de silah sistemlerin konuşlanması çok daha kısa sür de yapılabilir bir hale geldi.
4974- Kim Allah'in gazabını mucip olan hususlarla insanları hoşnut ederse, Allah daima onu onlara muhtaç kılar. Bir kimse de nası gücendirmek pahasına Allah'ı hoşnut ederse insanların kötülüklerine karşı, Allah ona kâfi gelir.
4975- Bir kimse halkı nazar-ı itibara almadan Allah'ı hoşnut ederse, Allah ona kâfi gelir. Allah'ı gücendirerek mahlukatı hoşnut ederse, Allah o mahlukatı kendisine musallat eder.
4976- Kim bidat sahibini korkutursa, Allah onun kalbini emniyet ve iman ile doldurur. Kim bidat sahibini men ederse, Allah onu kıyametin çirkin manzarasından emin kılar. Kim bidat sahibini terslerse, Allah onun cennette bir derecesini yükseltir. Kim de onunla karşılaştığı zaman güler yüz gösterip yumuşak davranırsa, Muhammed'e indirileni istihfaf etmiş (hafife almış) olur. (Bidat sahibine Allah için buğzetmek vaciptir.)
٤٩٧٧ - مَنْ أُريدَ مَالَهُ بِغَيْر حَقَّ فَقَاتَلَ فَقُتِلَ فَهُوَ شَهِيدٌ رعب د ن ق ت صحيح عن ابن عمرو حم ٥ عن ابي هريرة
4977- Kimin malı elinden alınmak istenip de bu uğurda karşı tarafla çarpışırken öldürülürse o şehittir. ٤٩٧٨ - مَنْ اِزْدَادَ عِلْمًا وَلَمْ يَرْدَدْ فِى الدُّنْيَا زُهْدًا لَمْ يَرْدَدْ مِنَ اللَّهِ إِلَّا
بُعْدًا الديلمي عن على)
4978- Kim dünyada ilmini artırıp da zühdünü artırmazsa
Allah'tan daha da uzaklaşır.
-1151- Ramuz ul Ehadis Hadis Ansiklopedisi Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi 2.cilt.sy.1151.
ETÖ kumpasıyla akıl hastanesine yatırılan gazeteci Yüce Katircioğlu, Ankara Bilgi Locası'nda 14, dereceye kadar yükselmiş bir masondu. Örgüte ilişkin birçok gizli bilgiye vakıf olduğu locanın İsrail devleti namına çalıştığımı anladıktan sonra masonlarla mücadele etmeye karar verdi. 21 Kasım 1997'de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Suç duyurusu sümenaltı edilen Katırcıoğlu, sonraki yıllarda, özellikle yargıdaki mason biraderlerin kimler olduğunu yazdığı yazılarla ifşa etti. Yazıda hedef gösterilen kişilerin açtığı dava sonrası FETÖ'cü hakim ve doktorlar, Katırcıoğlu hakkında 'akıl sağlığı yerinde değildir' belgesi düzenledi. Ancak rapor hemen tatbik edilmedi. Katırcıoğlu, sonraki yıllarda bilhassa TSK içerisindeki masonlara dikkat çekip Mart 2015'te Ankara Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'ne suç duyurusunda bulundu. Hakkındaki deli raporu 2018'de raftan indirilen Katırcıoğlu, Eskişehir Şehir Hastanesi'ndeki Yüksek Güvenlikli Adli Psikiyatri Birimi'ne (YGAP) kapatıldı. Önemli bilgilere sahip Katırcıoğlu'nun hayatından endişe ediliyor. Yeni Şafak Gündem 3 Haziran 2020 Çarşamba
Vatan hainlerini putlastirdilar kahramanlastirdilar Mustafa Kemal ve İnönü İslam dini oldurulecek Yahudiler ve masonlar Biz Turkleri savaşarak yenemiyecegiz, ancak İslam dininden çıkartarak yenebiliriz. Haim Naum Mustafa Kemal ve inonuyu dost bulmuş (İslam dinine dusman) ve böylece Turkiye Cumhuriyetin temelleri dinsizlikle....... (Lozan in gizli madde leriyle) istisna olarak Mustafa Kemal Atatürk ün gizli vasiyeti aciklanabilseydi Turkiye de her şey degisebilirdi (İsmet Bozdag 17 Ocak 1988 Nokta Dergisi.... atılmıştır.
Vatan hainlerini putlastirdilar kahramanlastirdilar Mustafa Kemal ve İnönü İslam dini oldurulecek Yahudiler ve masonlar Biz Turkleri savaşarak yenemiyecegiz, ancak İslam dininden çıkartarak yenebiliriz. Haim Naum Mustafa Kemal ve inonuyu dost bulmuş (İslam dinine dusman) ve böylece Turkiye Cumhuriyetin temelleri dinsizlikle....... (Lozan in gizli madde leriyle) istisna olarak Mustafa Kemal Atatürk ün gizli vasiyeti aciklanabilseydi Turkiye de her şey degisebilirdi (İsmet Bozdag 17 Ocak 1988 Nokta Dergisi.... atılmıştır.
Nefsi Emmare: Kötülüğe çok çok teşvik eden nefs demektir. Bu nefsin rengi mavidir. Bu nefsin islâhı için yüz bin kere Lailahe illallah zikrini tekrarlamalıdır.
Nefsi Levvame: Sahibini yaptığı kötülükten dolayı yadırgayan nefs demektir. Bu nefsin rengi sarıdır. Bu nefsin doho iyi duruma gelmesi için yüzbin kere Allah kelimesini zikir olarak tekrarlamalıdır.
Nefsi Mülhime: İyilik yapmak için sahibini zorlayan ve ona ilham veren nefistir. Bu nefsin rengi de kırmızıdır. Bu nets için de doksan bin kere Hû zikri celilinin okunması lâzımdır.
Nefsi Mutmainne: Sükûnete ve huzura kavuşan
nefstir. Bu nefis için de yetmiş bin kere Hayy zikrini tekrarlamalıdır.
Bu nefsin rengi beyazdır.
Nefsi Radiye: Allah'tan razı olan nefis demektir. Ren- gi yeşildir. Bunun için de doksan bin kere Kayyum zikrine devam etmelidir.
Nefsi mardiye: Yüce Allah'ın razı olduğu nefisdir. Bu nefsin rengi siyahtır. Bunun için de yetmiş beş bin kere Rahman ik rini tekrarlamalıdır.
Nefsi kâmile: Her yönde olgunlaşmış ve kemale ermiş nefstir. Bu nefs herkes için iyilik ister; kâfire îman, günahkara, tev be arzular. Bu nefis için de yüzbin kere Rahîm zikrini tekrarlamak gerekir. Bu nefsin belli bir rengi yoktur. Diğer altı rengin bütün kendisinde dalgalar halinde bulundurur. Bu, nefislerin son durağı v asil gaye olanıdır. Bu nefse sahip olan kimse artık halkı İrşad elm görevini üstelenecektir. Yüce Allah Kur'ân-ı Kerimde:
Sizin içinizden size bir peygamber geldi» diye buyurmuştur Bu dereceye erişen kimsenin nefsi artık ruhunun emrine Cami'ul Usul Veliler ve Tarikat larda Usul Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi Pamuk Yayınları sy. 428.
Agah olunuz ki; insana dünyada yakın ve afiyetten daha hayırlı birşey verilmemiştir. Öyle ise Allah'dan o ikisini isteyin. Ravi: Hz. Hasan (r.a.) Sayfa: 169 / No: 2 Ramuz El-Ehadis
yakin. kesin biliş. yakîn, içinde şek, şüphe, kuşku ve zan olmayan kesin bilgidir. ya- kîn, "şekk❞in zıttıdır. üç mertebesi vardır. ilmelyakîn, aynelyakîn, hakkalyakîn. il- melyakin, delilleri inceleyerek elde edilen yakîndir. aynelyakîn, göz ile görmek sûre-
tiyle olan yakîndir. hakkalyakîn, bizzat ya- şayarak elde edilen yakîndir. mesela. du- manı görmekle ateşin varlığını bilmek il- melyakîndir. ateşi uzaktan görmekle elde edilen yakin aynelyakîndir. ateşe dokun- makla yakîn hasıl etmek hakkalyakindir
بو نصر وقال حسن غريب عن جابر وابو نصر عن ابي سعيد)
3912- Kim bilir belki biriniz koltuğuna yaslanmış bir hala beni yalanlayacaktır. Benim hadisim kendisine ulaşınca: "Bunu Allah'ın Rasulü dememiştir. Bırak bunu da ban Kur'an'dan delil getir" diyecektir.
Kıraat'ın mücerred amel için, olduğuna bir delâlet yoktur. Am- elin ise kıraattan alınması şarttır. Bu kabûl olunsa bile şurası uzak tu- tulmamalıdır ki, bu hüküm ûlemâya tahsis edilmiştir. Onun mutla- kiyle başkasının sevab kazanması halinde bir aykırılık sözkonusu ol- maz. Nitekim:
rekât namaz, âlim olmayan kimseden yetmiş rekâttan efdaldir" hadisi bunu teyid etmektedir.
Bir rivâyette ise "Allahı bilen bir âlimden sadır olan bir rekât amaz ;Allahı bilmeyen bir kimseden sadr olan bin rekâttan daha ayırlıdır" denilmektedir. Nitekim; âlim olmayan kimsenin na- azının fazlı hakkında ittifak vardır. Şunu bilmek gerekir ki; kıraat
ya mücerred tilâvet içindir. Veya onun mânâsını anlamak ve onun ahkâmiyle amel etmek içindir. İkincinin, birinci üzerine olan me- ziyyetinde şüphe yoktur.
Hadiste "Ebeveynine tac giydirilecek" ifadesinden zahiren an- laşılan mutlak surette giydirilecektir mânâsınadır. İster onlar için, onun Kur'ân taliminde yani Kur'ân'ın öğretilmesinde ve şer'î bilgi- lerle terbiyesinde etkileri olsun, ister olmasın. Bunda şuna bir tenbih vardır ki, baba veya ana, çocuğunun ibâdetinden yararlanır. İster bu- nunla duâ etsin, ister amelinin sevabını hibe etsin, ister etmesin. Her ne kadar dua ve hibede başka bir meziyyet var ise de bir yanıyle böyle izah edilebilir. Hadiste
Biz burada nebînin umûmî olmadığına kanaat getirmekteyiz. Çünkü, ikisi müteradiftir veya birbirine müsâvîdir.
Başka bir ifade ile deriz ki: Tebeiyyet makamı, risâlet cihetine daha uygun ve daha münâsib olunca, Rasûl takdim olundu. Bir görüştede şöyle demişlerdir. Bazan bir iş peyda olup kaide ve usûldan vazgeçmeyi icab edebilir.
Yine denilmiştir ki: Şiblî oturuyordu. Onun yana bir cemaat
geldi. Onlara dedi ki:
- Siz kimsiniz? Onlar da dediler ki:
- Senin sevenlerininiz! Bunun üzerine o, dönüp onları aşlamaya başladı. Bu arada onlar, kaçmaya başladılar ve o dedi ki:
- Eğer benim sevgimi muhabbetimi iddia ediyorsanız, benim elâma karşı da sabr ediniz. Denilmiştir ki: Allahu Teâlâ İsa (Aleyhi's- lam)'a şöyle vahyetti: "Ben şüphesiz ki, bir kulun kalbine bakıp da dünyâ ve âhiret sevgisini bulmadığım zaman onu benim sev- m ile doldururum." Yahyâ b. Muâz dedi ki: Sevgiden bir hardal rlığı, bana yetmiş sene sevgisiz ibâdetten daha sevimlidir.
Buna karşı: Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve sellem) bir şey îrâd buyurmadı bir şey söylemedi. Bunu müteakib; Allahu Teâlâ işte bu âyeti inzâl buyurdu. "İşte onlar; kendilerine Allah'ın in'âm ettiği peygamberler ve sıddıklarla beraberdirler..."
Sıddîk; çok doğru olan kimselerdir. Bunlar rasûllere tabi olan kişilerdir. Hatta onlara ilhak oldular onlara katıldılar. Yani onların peşlerinden gelenlerdir. Denilmiştir ki: Buradaki sıddîklardan gaye; Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve sellem)'in ashâbının faziletli- eridir. Ebû Bekir (Radiyallahu Anh) gibi. Bu Hâzin 'den nakl olun- du.
Vâhidî'den şöyle nakl olundu: Her bir kimse ki, Allahu Teâlâ'nın emrettiği şeylerin hepsini, içine bir şüphe girmeyecek ekilde tasdik etti, doğruladı ve nebîleri de doğruladı (tastikte bulun- u), o kimse sıddîkdır.
42. Hakkı (gerçeği) batıl ile bulayıp/örtüp de bile bile hakkı gizlemeyin (hak- kın üstüne örttüğünüz batılı hak diye göstermeyin).
İslam'a uygun olmayan söz ve hareketler batıldır. Eğer hak olan batila bulanır, ona karıştırılırsa, hak anlaşılmaz, batılın içinde özelliğini kaybeder ve insanlar da haktan saptırılmış olur. Diğer taraftan bu, "Batılı da hakla süslemeyin, altında hak var diye batılı lid cazip göstermeyin." demektir.2
Yahudiler. Tevrat'taki bazı hükümleri değiştiriyorlar ve kendi uydurdukları batillara
innishra) indysg nhoy ev nisizi 43. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve rükû eden (mü'min)lerle birlikte rükü edin.
"Hak (doğru) bu." diyorlardı.
sid in E Ayet-i kerimede önce "Namaz kılın." denildiği halde tekrar "Rükû edenlerle beraber b rükü edin." buyurulmasında namazın cemaatle kılınmasına ayrıca önem verilmesi ge- d rektiğine işaret vardır.3
Yahudiler ve hıristiyanlar namazlarında, kıyamdan sonra doğrudan secdeye giderlerdi. Bu ifade ile onlardan İslâm'ın öngördüğü gibi namaz kılmaları istenmiş olmaktadır.
94. (Resûlüm! Onlara) de ki: "Eğer âhiret yurdu (cennet, sizin dediğiniz gibi) Allah katında diğer insanlara değil de sadece size mahsus ise ve (bu iddianızın) doğru olduğunu düşünüyor iseniz, haydi ölümü temenni edin (ki cennete çabucak kavuşasınız)!"1 veq insilijte sub nipi izamlag) hai
HallA A shublo ) 19lide 18ini uno (svib 95. Oysa onlar, (daha önce) kendilerinin işledikleri (günahlar) yüzünden asla bunu dilemeyecekler. Allah zalimleri hakkıyla bilendir. Siyorsunuz. Onlar
Çünkü yahudiler, Tevrat'ta değişiklik (tahrifat) yapmışlar ve bazı peygamberlerini öl- 0 dürmüşlerdi,2
96. Andolsun ki onları (yahudileri, bu dünya) hayatına karşı, insanların en düşkünü olarak bulursun, hatta müşriklerden bile (düşkündürler). Onların her biri bin yıl yaşatılmayı ister. Oysa bunca süre yaşatılması onu azaptan zaklaştıracak değildir. Allah onların yapmakta oldukları şeyleri eksiksiz
ISTIARE: Ariyet istemek. Ö- dünç almak. Birinden iğreti bir şey almak. Edb: Bir kelimenin manasını muvakkaten başka månada kullanmak. Bir mânayı anlatmak için o şeye benzeyen başka bir şeyin adını iğreti olarak kullanmak. Müş- terekleri bulunan bir keyfiyyete mebni, i- ki isimden birini diğerine bedelen kelâm- da kullanmaktan hasıl olan mecâz. (Bak: Mecaz).
:Istiare-i mekniye استعارة مكنيه
Tesbihten müşebbehün bih (kendine benzetilen) kal- dırılarak yalnız müşebbeh (benziyenin) söylenmesi ile meydana gelen istîâre.. Me- sela: Müşebbehün bih'in levazımından biri- nin zikrolması şarttır. Merhum Mehmet Akif'in:
Şu karşımızda mahşer kudursa, çıldırsa. Denizler ordu, bulutlar donanma
yağdırsa
Değil mi ortada bir sine çarpıyor, yılmaz Cihan yıkılsa, emin ol bu cephe
sarsılmaz..
Beyitlerinde düşman kalabalığı mahger benzetilerek musarrah bir istiâre yapılmış Sonra o mahger de bir köpeğe tesbih edi
erek fakat müşebbehün bih'i zikredilmeye- ek onun levâzımatından olan; çıldırsa udursa kelimeleri îrâd olunarak bir istia ve -e-i mekniye yapılmıştır..
Istiâre-i
musarraha: Ebd: Bir teşbihten müşebbeh hazf edilip de yalnız müşebbehünbih zikrolunursa hu- sûle gelen istiâreye sarahatli bulunması dolayısı ile istiâre-i musarraha denir. İsti- are-i tasrihiye veya tahkikiye de denir. Bü- yük âlimlere Ayaklı kütüphâne veya yaşlı kimselere hayatının sonbaharında denilme- si gibi.
استعاره مصرحه
Istiare-i mutlaka: (Temlihiye استعاره مطلقه veya tehekkümiye) Edb: Şaka, lâtife veya alayı içine alan bir istiâredir. Meselâ: Til. kinin eşeğe «gelsem olmazmı huzurâ, a be- nim aslanım» demesi gibi... Edb. S.
sla ISTIB'AD: Uzaklaşma. Uzak Srmek, ihtimal vermeyiş, olmayacak san- ak, akıldan uzak görmek. Yakıştırmayış
sha ISTI'BAD: Köle edinmek, e r almak.
استبداء (استبراء
ISTIBDA: (Istibra')
yırmak. Uzak etmek. Küçük abdest boz- luktan sonra, idrardan temizlenmek, sidik serinin tamamen kesilmesini beklemek ⚫ Nikâhla alınan dul bir kadının gebe olma- Sığına kanâat getirmek için, kadın bir adet görünceye kadar beklemek.
sla ISTIBDAD: Başlı başına ol استبداد mak. Keyff idâre sistemi. Zulüm ve ta hakküm. İdaresi altındakilerin istemediği şeyleri yalnız kendi keyfine göre zorla ve zulümle yaptırmaya çalışmak. Kanun ve nizamlara bağlı olmayarak, çok defa da kanun namina kanunsuzluk yaparak, key fi hükmünü icrâ ettirmek. Kimseyi tanı madan kendi dediğini ve keyff emirlerin
kuvvet ve cebir kullanmak suretiyle yap tarmaya çalışmak. Allah'ı ve adaletini unu- tarak dinsizdârâne bir zulümle hüküm ve idare etmek,
:Istibdadkarâne استبدادکاران f. İstibdad idaresi gibi. Kendi kendine, kanunları v kimseyi tanımadan idâre eder sûrette.
J ISTIBDAL: (Bidl, bedel. den Değiştirmek, değiştirilmek. Bir vakfı müll ile mübâdele etmek * Bir şey verip yerine başka şey istemek * Askerliği biten erler tezkere verip yenilerini almak.
Istibdlâ-i müseccel: Lü zumuna hükmolunduğundan dolayı nakz calz olmayan istibdâl.
عن الحسين بن على) 4839- Haramdan vurgun vurup da sonra sadaka veren adamdan bu infakı ancak fuhuş yapan kadının hastalara yaptığı infakı derecesinde kabul edilir.
(Ölüm zamanında melekler, âyette vasıfları belirtilen mü'minlere, zikredilen müjdeleri verecek- lerdir. Dosdoğru yolda yürümek, iman ve onda se- battır. Bunu Hz. Ebû Bekir, söz ve davranışla isti- kamette olmak; Hz. Ömer, münâfıklık etmemek; Hz. Osman, amelde ihlâs; Hz. Ali, farzları edâ şek- linde yorumlamışlardır. Meleklerin, korkmama müj. desi, ölüm sonrası ve geçmiş amellerle ilgilidir. Ta- salanmama, geride bırakılan evlat ve aileyi içine al- maktadır. Çünkü onların yeryüzündeki halefleri me- leklerdir.)
-Ey insanlar, bundan sonra fazla yaşayıp, yaşamıyacağımı bilmi- yorum. Size hatırınızdan çıkmaması gereken bazı şeyler söyliyeceğim. Bu sözlerin mânasını kavrayanlar, bunları hatırlarında tutanlar her gittikle- ri yerde söylesinler, anlatsınlar. Bunları hatırlarında tutamıyanların be- nim adıma bazı şeyler uydurarak anlatmalarına müsaade etmiyorum. Allah, Muhammed (s.a.v) i hak, din ile göndermiştir. Ona kitab indirmiş- tir. Allah'ın indirdiği şeyler arasında recm" âyeti vardı. Bu âyeti okuduk, ezberledik ve üzerinde düşündük. Resûlüllah suçluları recm etti. Ondan sonra biz de recmettik. Zamanla, bazılarının, biz Kur'an'da recm âyetini bulamıyoruz, diyerek, Allah'ın indirdiği emri terkedip, dalâlete düşmele- rinden korkuyorum. Evli bir kadın veya erkeğin zina etmesi hâlinde, delil ikâme edilir, veya zinadan mütevellit kadının çocuğa kaldığı tesbit edilir, yahut zina edenlerin itirafı halinde, zina edenlere Kur'andaki recm âye- tinin tatbiki farzdır. Ve yine biz, Kur'an da: «Öz babalarınızın dışında- kileri baba kabul etmeyin. Başkalarını baba kabul etmekle kendinizi
"Recm: Zina suç işleyen evli erkek ve kadına, verilen cezadır. Suçlu beline ka- dar toprağa gömüldükten sonra, herkes tarafından taşlanarak öldürülür.
Söz akıl suzgecinden geçerse Kalbe kadar gider. Yalnız dilden çıkarsa kulağı bile aşamaz. Çürük tahta çivi tutmaz. Zaten zaman ve zemine göre mensuh olan ayet yeniden geçerlilik kazanabilir. Ruhu'l Furkan Tefsiri cilt 11.sy.111.
Bu zamanın en büyük farz vazifesi İttihadi İslam dır İttihadi islamin zamanı geldi Turkiye siz İttihadi İslam mümkün değil. Bahsedilen üç bin ismin manası şu üç isimde toplanmıştır. BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM KİM bunu öğrenir söylerse Allah c. c. bütün isimlerini söylemiş olur.
- شَهِيدٍ قَتَلُوا فِي سَبِيلِ اللهِ (طس عن ابي هريرة وابن عباس معا)
1707- Bu beş vakit namaza kim cemaatle kılarak dew ederse, Sırat köprüsünden çakan şimşek gibi ilk geçen olur. Allah sabikînden olan ilk zümre içinde haşreder. Devam ettiği her gün gece Allah yolunda öldürülmüş bin şehit ecrini alır.
Dinin dört temel prensibi vardır. 1.Dürüst niyet. Bu ibadetleri İhlas ve samimi niyetle eda etmektir. 2.Ahde vefa. Bu farzları eda etmektir. 3.Yasaklari terk. Bu haramlardan uzak durmaktir 4.Sahih inanç Bu da ehl-i Sünnet akaidine bağlı olmaktır. Şafii fikhi cilt 1.sy.35.
Âli Davud'a nazil olan hikmette ibret vardır. Akıllı olan insan şu dört vakitten başka şeyle nefsini meşgul etmemelidir: Rabbine dua (ve ibadet) edeceği vakit, Nefsini muhasebe edeceği vakit, Kendisi hakkında, kardeşlerini nasihat etmesine ve ayıblarını kendisine haber vermelerine kafi gelecek bir vakit. Kendi nefsinin helal ve temiz ihtiyaçlarına ayıracağı bir vakit. Bu vakitte diğer zamanlar içinde bir yardım vardır ve kalbin istirahatı kafi miktarda varlık iledir. Sonra da akıllı kimse için, diline sahip olması, zamanını bilmesi, işine yönelmesi ve en sağlam dostuna karşı bile ihtiyatlı olması icap eder. Ravi: Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma) Sayfa: 127 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
23- Bir özr için câiz olan şey, ol özrün zevâliyle**
bâtil49 olur.
Zarûret hâli ortadan kalkınca, yasak geri döner ve o işi yapmak caiz olmaktan çıkar.
Meselâ, kiraladığı şeyde bir ayıp ortaya çıkan kiracı, anlaşmayı feshedebilir. Ancak, mülk sahibi bu aybı gide- rirse, artık akid feshedilemez. Çünkü özür ortadan kalkmış- tır.
Çocukluk, akıl hastalığı, bunaklık ehliyete (bir işe ehil
olmaya) engeldir. Bu durum bir zarurettir.
Ancak, çocuk büyüse, deli akıllansa, bunlar tam ehli- yetli hale gelirler. Çünkü bunların ehliyetsizliğini gerektiren özür ortadan kalkmıştır.
Şu demektir ki, aslında yasak olan ama bir özür sebe- biyle ortadan kaldırılan iş; özür sebeblerinin ortadan kalk- masıyla otomatik olarak tekrar yasak hale gelir.
141 68- Bir şeyin umûr-i bâtina¹¹da delîli, ol şeyin m 142 Emina kaim¹ olur.
İşin bâtınını (iç yüzünü) arka planını, perdenin arkasın sin gerçeğini öğrenmenin çok zor olduğu durumlarda, görü müşteki zâhirî delillere göre hareket edilir.
Tasavvur edilen veya kalpten geçen bir kötülüğün de lili, görünen davranış ve hareketlerdir. Fıkıhçılar, açığ vurulmayan bir kasıt için hüküm verilmeyeceği konusunda ittifak etmişlerdir.
Biz, zahir görünüse نَحْنُ نَحْكُمُ بِاظَّوَاهِرِ Bunun için göre hükmederiz" kaidesini koymuşlardır.
Bir kişinin düşmanını kasten öldürdüğü kanıtlanırsa kı- sas gerekir. Fakat kasıt, kalbî bir duygu olup hakikatini isbat çok güçtür.
Katilin kasıt ile davranıp davranmadığı, kullandığı âletin öldürücü olup olmadığından anlaşılır. Kasten adam öldürmenin cezası kısastır. Bunun dışında adam öldürmenin cezası kısas değildir.
Katilin kasdı, tabanca, bıçak, balta gibi öldürücü bir âletle suçu işlemesinden anlaşılır. Küreğin sapı veya sopa ile vurmuş ve adam ölmüşse "katilde öldürme kastı değil, dövme kasdı vardı" denir.
Gizli işler, iç yüzü ile alakalı işler 142 Yerine geçen
İnsanların akidlerini bozduklarını, emanetleri hafife aldıklarını, ve -parmaklarını birbirine geçirip- böyle olduklarını gördüğün zaman evini tercih et, lisanına sahip ol, maruf olanı al, münkeri bırak, kendi işinle meşgul ol ve ammenin işlerini kendilerine bırak. Ravi: Hz. Abdullah İbni Amr (r.a.) Sayfa: 46 / No: 7 Ramuz El-Ehadis
Hayırların içinde sevabı en çabuk gelen sılai rahim, en çabuk cezası gelen de hükümete isyandır. Yalan yere yemin de memleketleri harabeye çevirir. Ravi: Hz. Mekhul (r.a.) Sayfa: 115 / No: 2 Ramuz El-Ehadis
العصا Tefarik-ul-asa : Bir atasözüdür. Bu darb-ı mesel hakkında meşhur Kamus Tercü- mesi'nde hülâsaten şu mâlumat var: "Arab'dan fa- kir bir kadının zaif ve gayet huysuz bir oğlu var- miş. Yaptığı müteaddit kavgalarda meselâ bir defa- sında burnunu, bir defasında kulağını, bir defasın- da dudaklarını kesmişler. Her bir defasında da an- nesi çocuğunun kesilen azalarına bedelen diyet ala- rak zenginleşti. Bu sebeple oğluna: "Sen tefarik-ul- asâdan daha faydalısın." Zira o, asâ ki, bir cins a- ğaç olup, parçalandıkça her bir parçasından yine faydalı şeyler yapılırdı. Onun gibi oğlunun da vü- cud parçaları daha faydalı oldu. Yani, bir (şey) ol- makla beraber, muhtelif fayda cihetleri bulunan şeyler için mecazen bu tabir kullanılır.
ble TEFARÜT: Müsabaka etmek,
JTEFASIL: (Tafsil. C.) Taf-
TEFASIR : (Tefsir. C.) Tefsir- ler, Kur'an-ı Kerimin mânasını anlatan kitablar. pa TEFASSUM: Kırılma. Kesil-
İblis, en şiddetli ve kuvvetli adamlarını malını hayra sarf eden kimseye musallat eder. Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 111 / No: 1 Ramuz El-Ehadis
Birgün Rasûlullah (s.a.v)'in huzurunda bulunduğumuz s rada, elbisesi beyaz mı beyaz, saçları siyah mı siyah, yoldan gel- miş bir hali olmayan ve içimizden kimsenin tanımadığı bir adam çıkageldi. Peygamber Efendimiz'in yanına sokuldu, önüne otur- du, dizlerini Allah Rasûlü'nün dizlerine dayadı, ellerini dizleri- nin üstüne koydu ve:
"-Ey Muhammed, İslâm nedir?" dedi.
Rasûlullah (s.a.v):
"-İslâm, Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kıl- man, zekâtı (tastamam) vermen, Ramazan orucunu (eksiksiz) tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Ka'be'yi zi- yaret (hac) etmendir" buyurdu. Adam:
YANITLASİL
yuksel6 Ekim 2023 23:23 Doğru söyledin." dedi. Onun hem sorup hem de tasdik et- mesi tuhafımıza gitti. Adam:
"-Peki îman nedir?" dedi. Rasûlullah (s.a.v):
"Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret e inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân et- mendir" buyurdu. Adam tekrar:
"-Doğru söyledin." diye tasdik etti ve: “-Peki ihsân nedir, onu da anlat" dedi. Rasûlullah (s.a.v): "-jhsân, Allah'a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. n onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdu. Adam yine:
*-Doğru söyledin" dedi, sonra da:
"-Kiyâmet ne zaman kopacak?" diye sordu. Peygamber
sav):
YANITLASİL
yuksel6 Ekim 2023 23:25 "-Kendisine soru yöneltilen, bu konuda sorandan daha bil- gili değildir" cevabını verdi. Adam:
"-O hâlde alâmetlerini haber ver. dedi. Rasûlullah
(s.a.v):
“-Annelerin, kendilerine câriye muamelesi yapacak çocuklar doğurması, yalın ayak, başı kabak, çıplak koyun çobanlarının, yüksek ve mükemmel binâlar yapma husûsunda birbirleriyle ya- nışmalarıdır" buyurdu.
Adam, (sessizce) çekip gitti. Ben bir süre öylece kalakaldım. Daha sonra Peygamber (s.a.v):
yuksel6 Ekim 2023 23:26 "-Allah ve Rasûlü daha iyi bilir" dedim. Rasûlullah (s.a.v): "-0, Cebrail idi, size dîninizi öğretmeye geldi” buyurdu. (Müslim, Imân 1, 5; Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16; Nesai, Mevâkît 6; İbn Mâce, Mukaddime, 9)
İslâm'ın özü, denebilecek bu hadîs-i şerîf çok mühimdir. Önce îmân, sonra ibâdetler, daha sonra da tasavvufî bir terbiye ile elde edilebilecek olan ihsân kıvâmı... İşte İslâm'ın bir bütün olarak kısaca târifi...
İnsanların, ana-babalarına hürmet etmeyip onlara kötü dav- ranmaları, birbirleriyle dünyalık yarışına girerek her şeyi bu dünyadan ibaret zannetmeleri ise kıyâmet alâmetlerindendir. Hatta, "Bu durum bir toplumun kıyâmetidir" demek bile müm- kündür.■
Ebû Zer, Medine'deki hayatını, Hz. Peygamber son nefe- sini verinceye kadar mütemâdiyen onunla geçirmişti. Bu süre içerisinde onun tavsiyeleri ile ahlakını güzelleştirmeye çalış mıştı. Ebû Zer, Resûlullah'ın kendisine yedi şey tavsiye etti- ğini söyler. Onun ahlakının temellerini oluşturan ve hayatında temel prensipler haline getirdiği bu yedi öğüt şöyledir:
1. Yoksulları sevip onlara yakın olmak,
2. Kendisinden yukarıda olanlara değil aşağıda olan- lara bakmak,
3. Kimseden bir şey istememek,
4. Yakınlarına karşı sıla-i rahimde bulunmak,
5. Aleyhine de olsa gerçeği söylemek,
6. Allah yolunda hiçbir kınayıcının kınamasından kork- mamak,
7. Lå havle ve lâ kuvvete illâ billah: Güç ve kudret an- cak Allah'tandır, sözünü çokça söylemek.
"Rahman" "Onun dengi vardır,' diyeni reddeder; "Rahim", 'O tek eşsiz zattır,' diyeni över.
Besmelenin Dinlemenin Fazileti
“Bismillah..." dediğin zaman, Allah'ın affını orada bulursun.
Burada dinlediğin besmele, okuyan kuldandır; var eden zattan dinle, gör nasıl olur?
Burada besmeleyi dinliyorsun; ama gamdasın. Susamış gönüllere su veren zattan dinlesen gam mı kalır?
Burada, besmeleyi dinlerken, vasıtalı olarak dinliyorsun; onu vasıtasız dinlemeye geç; gör neler olur?
Besmeleyi, şimdi bu aldatıcı dünya evinde dinlemektesin; sonsuz stirur yurdunda dinlemeye gir. Bak; o zaman neler bulursun?
Besmeleyi burada şeytan diyannda dinlemektesin; Rahman'ın yanında
dinle ki, nelere erdiğini göresin. Besmeleyi, şimdi bir zelil kuldan dinliyorsun; Melik ve Celil zattan dinle ki, neler olduğunu anlayasın.
Burada anlatılan, Besmelenin bir haber lezzetidir; onu görme lezzeti nasıl olacak, anla! Burada elde edilen mücahede ile alınan Besmelenin lezzetidir; müşahede
ile alınan besmelenin lezzetinin nasıl olacağını düşün! Burada elde edilen Besmelenin açıklama tadıdır; ya onu gözle görme lezzeti nasıldır!
Burada Besmele, gizliden haber olarak anlatılıyor; karşı karşıya gelince nasıl bir lezzet duyulacağını var hesap eyle!
Besmelenin faziletleri "Bismillah"ı şöyle oku:
"Bismillah"; O, ztlan olmaktan yana şanı yücedir. "Bismillah"; O, dengi olmaktan yana münezzehtir.
"Bismillah"; O, çocuk sahibi olmaktan yana mukaddestir.
"Bismillah"; ;O, nurlan nur eden Zattır. "Bismillah" ile O, iyilere ikram
"Bismillah"; O, kaderi takdir eden, kalpleri ve basiretleri nurlandırandır
.
"Bismillah"; O, seher vakitlerinde iyi zatların kalplerine tecelli eder.
"Bismillah"; O, âşıklara sırlan öğretti. Sonra onlan nurlarla aydınlattı; sırlarını
sevenlere tevdi etti. Onlan, tehlikelerden korudu; yabancılara bağlanmaktan
alıkoydu. Bu halde, onlardan; ağırlığı, yükü, hatalan ve günahları sildi. O Yüce Zat ki, ta ezelden beri ihsan etmek ve fazilet vermekle sıfatlan-
mıştır; istiğfar edenlerin de günahlarını bağışlar. Daima, "Bismillah" diye oku. O öyle bir isimdir ki, ırmaklar onunla akar; ağaçlar onunla biter.
O öyle Yüce Zatın ismidir ki, kullardan itaat ehli kimselerin itaati ile
beldeleri mamur eyler.
Beldelerin, dağlar gibi sütunları vardır. Yer, onlar sayesinde üzerinde
olanlara beşik gibi yayılmıştır. İşte bunları yapan o ismin sahibidir.
Bu yerin dağlar gibi sahipleri "Hayırlı Kırklar" olup, Abdallar ara- sından seçilmiştir.
Bunlar, Yüce Rabbi ortaklan ve benzeri bulunmaktan daima tenzih ederler, Onlar, dünyada iken sultandırlar; âhirette ise kullara şefaatçi olacaklardır. kullara rahmet için yaratmıştır
Allah (cc) onlan, âleme fayda,
Besmele'nin Diğer Faziletleri
lere nur, âşıklara sevinçtir. "Bismillah" ile ruhlar rahata kavuşur. "Bismillah" "Bismillah", zikredenlere bir azık, güçlülere izzet, zayıflara sığınak, seven- ile bedenler necat bulur.
"Bismillah" ile gönüllere nur dolar.
"Bismillah" ile tüm işler düzene girer. "Bismillah", Allah'a güvenenlerin başında bir taçtır.
“Bismillah”, cehennemi düşmanları için bekleyen bir ateş eyleyen
Gunyet'üt-Tall
Zatın adıdır. Yüce Zatını görmeyi dahi sevdikleri için hazırlamıştır. "Bismillah", sayı hesabına göre değil, güç ve kuvvet cihetiyle tek ola
Zatın adıdır.
"Bismillah", bir son düşünülmeden baki olan bir Zatın adıdır. "Bismillah", bir dayanağı olmadan kaim olan bir Zatın adıdır
"Bismillah", her surenin onunla başladığı Zatın ismidir.
"Bismillah", yalnızlıklar, onunla güzel olan; namazlar onunla tamam
bir Zatın adıdır.
Zanlan güzelleştiren yüce Zatın ismidir.
Gözler, kendisi için uykusuz kalan yüce Zatın ismidir.
O, bir şeye, "Kün!" (Ol!) dediği zaman, her şeyi olduran Zatın ismidir.
Bu isim, kendisine dokunulmaktan münezzeh olan Zatın ismidir.
Bu isim, insanlara ihtiyacı olmayan Zatın ismidir.
Bu isim, her hangi bir şeyle kıyas edilemeyecek kadar Yüce Zatın ismidir. "Bismillah"ı harf harf oku; bin bin ecir alırsın. Sel gibi günahlar üzerinden akar gider.
Bir kimse, dili ile besmele okur ise; dünya onun için şahit olur. Bir kimse, kalbi ile besmele okursa; âhiret onun için şahit olur.
olur.
Bir kimse, içten içe sır dili ile Besmele okur ise; onun "Bismillah" öyle bir kelimedir ki, dillere onun tadı gelir. şahidi Yüce Mevlâ
"Bismillah" öyle bir kelimedir ki, onun olduğu yerde gam olmaz. "Bismillah" öyle bir kelimedir ki, onunla nimetler tamam olur. "Bismillah" öyle bir kelimedir ki, onunla sıkıntılar açılır.
"Bismillah" öyle bir kelimedir ki, yalnız bu ümmete mahsustur.
"Bismillah" öyle bir kelimedir ki, onda celâl ve cemal tecelli etmiştir "Bismillah" demek, celal içinde celaldir. "Rahmanirrahim" demek cemal içinde cemal demektir.
Allah'in celalini müşahede eden kişi, su gibi erir gider; ama onun cemalini
Yorum Gönder Bu blogdaki popüler yayınlar İman Mayıs 04, 2023 DEVAMI Meric Tumluer Said Nursi Mayıs 04, 2023 DEVAMI ruhu l furkan tefsiri Şubat 13, 2021 DEVAMI Blogger tarafından desteklenmektedir Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL Vasiyet ve mustafa PROFİLİ ZİYARET EDİN Arşivleme Kötüye Kullanım Bildir
ve iç işlerine karışmadığı yalanını bir bir ortaya çıkarı. yordu,
Hiç bir insana ve zümreye düşman olmadıkları iddiası.
nm palavra olduğunu ortaya koyuyordu, Kendi gayelerine hizmet etmeyen milletlere, şahsiyetlere ve idealler ne kadar korkunç bir kinle saldırdıklarını anla. tiyordu bu eser,
Kendi kahrolası varlıklarını tehdit eden ne kadar tanperver varsa, onları nasıl yok edeceklerini gösteriyordu va. be kitab
Diktatörlüklerini engelleyecek, insanlığı bu korkunç ga. kuru. ve insanlığı yeli tarikatın götüreceği acıklı akibete mani olacak las ve fikir hareketlerini ne şekilde boğacağı tutanaksız bırakarak nasıl eriteceği izah ediliyordu bu ki tabda,
Masonları bütün dünyadaki biraderleriyle nasıl irtibat h bulunduğunu ve bütün milletleri bir ağ gibi nasıl sardık. larım ispatlıyordu. Bir masonun dünyanın öbür ucundaki masona nasıl bağlı olduğunu ve bu bağlılığın milletlere ne. ler hazırladığını açıklıyordu.
Taa 1920 lerde Avrupa Ortak Pazarının neden dolayı planlandığını, bu tarikatın içtimalarında nasıl karara alın- dağanı anlatıyordu,
Bu tarikatın büyükler seviyesindeki içtimalarında suni sağ sol cephelere ayrılarak bütün milletlerin içine nasıl nifak sokulacağının ve iç savaşlara sürükleneceğinin kara ra bağlandığını belirtiyordu.
Din kavramını ortadan kaldırmak için ne gibi plan- lar tesbit edildiğini gösteriyordu. Laiklik et
tirilmeye çalışılacağını ve bu prensibin ne için kullanıla- prensibinin bütün dünya milletlerine kabul caini gösteriyordu bu eser, Milletlerdeki bütün milli vasıfların nasıl yok edilece
gial, kozmopolit tipler meydana getirilerek milletleri na.
sıl Yahudi siyonizminin emrine vereceğini plânlayan içti- maları dile getiriyordu bu kitap.
Milletleri idare eden idari ve iktisadi güçleri ne tarz. da ele geçireceklerini planlayan bu tarikatın bütün bu planlarmı gözler önüne seriyordu.
Bütün dünya üzerindeki madenleri ellerine geçirme- ye karar verdiklerini ve bunu da tahakkuk ettirdiklerini bu eser, gözleri faltaşı ederek gösteriyordu.
Milletlerin içinde yetişen ve yetişecek olan vatanper. ver düşünürleri nasıl avlıyacaklarını veya avladıklarını gösteriyordu. Bütün seçme beyinleri nasıl kullandıklarımı ve kendi gayelerine nasıl alet ettiklerini anlatıyordu.
Muazzam bir iktisadi güç temsil ettiklerini, müthiş bir gizlilik içinde işlerini yürüttüklerini ve bu şekilde bütün dünyaya diktatörlüklerini kabul ettirdiğini anlatıyordu eser. deki vesikalar.
Büyük vatanperverlerin ve gerçek düşünürlerin neden
dolayı bu teşkilata mani olamadıklarını anlatıyor ve bu
teşkilâta neden dolayı boyun eğildiğini dile getiriyordu.
Bu eser gösteriyordu ki, bir insan ne kadar büyük ya- ratılışlı olursa olsun, hangi kaabiliyetlerin sahibi bulunursa bulunsun, şayet bu korkunç teşkilata bağlı değilse, yüksele. mez, hiç bir makam ve mansıb sahibi olamaz.
Yine bu kitabda görülüyordu ki, bu gizli tarikata bağla- nan her kişi, dünyanın en ebleh adamı da olsa büyüyor ve her türlü kudret içinde yüzüyordu.
Fakat bu teşkilata bağlanmayan, hattâ bağlanmamak bir yana, bu teşkilatın insanlık için ne korkunç bir akibet hazırladığını görerek mücadele eden, etmeye teşebbüs eden şahsiyetler ne yaparsa yapsın, ne kadar büyük kaabili. yetler sahibi bulunursa bulunsun sesini duyuramaz, hiç bir makam ve mansıb elde edemez ve her türlü imkânsızlar içinde eriyip gider.
Şayet bu teşkilâta karşı olan kişiler içinde, mali imkânı
ve çok üstün yetenekleri olan kıymetler çıkarsa, onları da vücutlarımı ortadan kaldırarak yok etmeye baktıklarını an. latıyordu bu eser. Bu teşkilat bütün yeryüzünü idare eden resmi teşkilat-
lar sınıfına girmiştir artık, Öyle ki, bu teşkilata taarruz etmek, oyunlarını bozma. ya çalışmak, dünyayı idare eden sistemlere taarruz etmekle esit değerde sayılmaktadır. Kendi gayelerine ulaşmak için buldukları bütün sloganlar, bu sloganların sistemleri artik dokunulmaz birer tabu olarak milletlerin başının üzerinde durmaktadır.
Su anda insanların arkasından koşturulduğu ne kadar sistem varsa, hepsi bu korkunç tarikatı hedefine götürecek birer alettirler. Böyle olmasına rağmen, bu sistemlerden her. hangi birine taarruz etmek, bizzat kanunlara karşı gelmek gibi mitalia edildiğinden, bu taaruzu yapan kişiler kanu- nun sert pençesine havale edilerek yok edilir. Milletler de gözleri önünde cereyan eden bu hadiseyi alkışlar. Bilmez ki, kanunun pençesinde yok edilen o kişi kendi varlığı, ken. di hayatının bakası için kendisini yok etmiştir.
Bilmez ki, vatanperverleri mahkûm eden kanunlar, ken- di varlıklarını mahkum ederek dünyayı eline geçirmeye çalışan Beynelmilel Yahudi Teşkilatı Siyonizmin en büyük aleti olan Masonlara yardım eden kanunlardır,
Hatta bir şey bilmeyen mazlum halk kitlelerine kendi- lerini kurtarmak için ortaya atılan büyük insanları bizzat yok ettirirler. Bütün insanlara bu hareketleri de alkışlattı. rırlar.
Onun için her türlü tehlikeyi göze almadan, bu korkunç teşkilatı karşısına dikilmek mümkün değildir. Bu sebeble de evladı ayal derdine düşen mücadele adamları bu korkunç teşkilatın gayelerini bildiği halde mücadele etmekten kor- kuyor ve bilgilerini kendileriyle birlikte mezara götürmeyi tereih ediyor.
Bu korkunç Yahudi tarikatının bütün oyunlarımı göster. meye çalışanlar çıkmıştır, çıkmıştır ama, herşeyini de kay.
betmiştir. Çoluğu çocuğu elinden alınmuş, karısı kı sokak lara düşürülmüş, kendisi aç ve sefil bırakılarak insanların alaylarına hedef edilmiştir. Bütün bu felaketleri göze alma dan bu tarikat hakkında söz etmek mümkün değildir, Va hut da tam bir serdengeçti olmak lazımdır,
Bu teşkilatla mücadele etmek isteyen kahramanlar, bu tün bu tehlikeleri göze almalıdırlar,
İşte bu eser bütün bunları gözlerini açmaya çalışmaktadır.
anlatmakta ve milletlerin
Bu kitaba «Mason Sözlüğü» diye bir bölüm ilave ettik. Bu sözlük dünyanın en büyük Masonlarından biri tarafın dan kaleme alınmıştır. Sözlüğü hazırlayan halis kan bir Yahudidir.
Bu lugat, masonların bütün işaretlerini, kullandığı koll melerin ne manâlara geldiğini, istilahları altında neler yatmakta olduğunu bir bir göstermektedir. Masonların NIR. larına ışık tutacak olan bu lugat göstermektedir ki, mason teşkilatı beynelmilel Siyonizmin bir aletidir,
Bu lugat göstermektedir ki, masonluk, Yahudi tasay vufu Kabalizmin tatbikatıdır ve siyonizmi hedefine götü ren bir Yahudi teşkilatıdır.
Bu lugatta görülüyor ki masonluk, kendilerine göre an
lattıkları Hazreti Idris'e kadar dayandırılmaktadır.
Taa o zamandan bu yana masonluk teşkilatının fonk siyonunu icra eden teşkilatlar daima vardır.
Fakat daha evvelki teşkilatlar, zamana, zemine ve şart. lara göre isimler alarak zamanımıza kadar gelmişler ve nihai gayelere ulaştıracak masonluğa kalbolmuşlardır,
Okuyuculardan ricamız, bu lugatı çok dikkatlice oku. sunlar. Çünkü mason teşkilatının bütün gizliliği bu lugati anlamakla açığa çıkacaktır.
Bu tarikatın bizim memleketteki durumuna alt bir iki şey söylemek yerinde olacaktır. Memleketimizde kurulduğu zamanlar, bu kuruluşlarda
Padişahlar, prensler, pasalar, tarikat şeyleri (di, bilhas mevleri ve bektaşiler bu teşkilata girdikleri zaman derhal dereceden başlamaktadırlar) ler bulunmakta idi. Imparatorluğun yıkalışında da baş roli 11 ve 18 aynamışlardı. Bu masonlarm listesini kitabın arkasına la ve ettik, Loca ve mahfil kurucularının tam listesini verme ye calistik beyande
Ba durum fa Mustafa Kemal'in zamanına kadar böy lece gelişe gelişe yürüdü, Fakat bildiğimiz kadarıyla Mus tafa Kemal tarafından kökü dışarıda bir teşkilat kurula. myacağı hakkında kanun çıkartılarak mason localart ka patildi, Çinkil besbelliydi ki, bu teşkilatın kökü dışarıda idi Fakat Mustafa Kemal vefat ettikten sonra bu kanun kaldırılmadığı halde Mason locaları tekrar açıldı, Mustafa Kemal devrinde gizlice yürüttükleri faaliyetlerini gene açık ca yürütmeye başladılar. Mustafa Kemal'i en çok istismar edenler bu tarikatın mensuplarıdır. Halbuki, kendilerine en büyük darbeyi vurmaya çalışan bir insan olarak Musta. fa Kemal'i hiç sevmemeleri lazım gelen de bu tarikat men suplarıdır.
Mason locaları hakkında bazı rivayetler neticede bu teş- kiláttan milletin nefret etmesini temin etti. Bu bizde oldu. ğu gibi bütün dünyada da böyledir.
İşte bu sebeblerden ötürü Mason teşkilatının faaliyet. lerini örtmek, onu saklamak için bu teşkilata bağlı başka beynelmilel teşkilatlar ihdas edildi. (Rotary ve Lions kulüb leri gibi).
Bu kulüblerin de kökü dışarıda olmasına rağmen, kökil dışarıda bir teşkilatı yasaklayan kanun maddesi bulunma suna rağmen bu kulübler hükümet kararnamelerinin müsaa desi ile memleketimizde de kurulmuştur.
Mesela, Lions Kulübü, şu anda halkçılık şampiyonu, ik tisadi ve sair bağımsızlıklar havarisi olan CHP, Genel Baş kans Bülent Ecevit'in Çalışma Bakanı olarak üyesi bulun duğu hükümet kararnamesiyle kurulmuştur. Resmi gaze tede neyredilen bu kararnamenin klişesini bu kitabda göre ceksiniz,
Demek ki, bu teşkilatın kuvveti nasıl bir kuvvetse, ka. I bizzat hükümet üyelerine çiğnetiyor ve kendisini bu sekilde zorla kabul ettiriyor.
Halbuki ise, Ecevit «Alt yapı» haklarını savunmakta. he, Bu kökü dışarıdaki örgütler ise, «Ust yapı yı, hemde beynelmilel bir mahiytte temsil etmektedir. Öyleyse, Ana. do halkının kendisi olan «Alt yapı» taraflısı olmak, en anndan dış köklü bu örgütleri geldikleri yerlere sürmekle mkün olacaktır.
Masonların dinsiz olmadıkları kasıtlı bir şekilde rivayet edilmektedir,
Eserin bütününde bu iddianın ne korkunç bir yalan.
olduğunu zaten anlayacaksınız.
Sayet kendi aralarında tertib ettiği konferanslarını din. lesenir ve bu konferansların teksirlerini okusanız tüyleriniz diken diken olur.
Kur'ana ve peygambere yapılan taarruzların menşeini
ayan beyan görürsünüz,
Burada masonların islâmiyet hakkında nasıl bir kanaat sahibi olduklarını göstermek için, Demirel'in Bilgi locasını bir bülteninden parça iktibas ederek sözü bağlamaya baka-
Söyle diyor bültende :
«Kitlede islám medeniyetinden kalma ve onu tekrar o medeniyete bağlamaya sai gizli kuvvetler mevcuttur. Bu mum mevcudiyetini kabul etmekten korkmamak lazım ve onu execek tedbirler düşünmek ve tatbik etmek zaruridir. Aksi halde bu gizli kuvvet Garb medeniyetine intibak tempomuzu gevşeterek bu yoldaki gayretlerimizi firenliyebilir,
Alinacak tedbirlerin neticesini vermesi biraz uzun müd dete ihtiyaç gösterse de intibahı köklü ve verimli olmasım
Aglayacagı için vakit kaybetmeden fiiliyata geçmek lazım. dice (Rua Berke Bilgi Locası Neşriyatı: No: 1, 1960)
Görülüyor ki, bu sözlerde taarruz edilen ne yobaz, ne de mürteci. Ne saltanate, ne şeriate, ne teokrat ve ne de ammetçidir. Burada taarruz doğrudan doğruya islâm mede- niyetine yapılmaktadır. Hem de apaçık bir şekilde. Elbet. te bu sözlerin millet eline geçeceğini hesaba katmadan, ken- di aralarında sarfedilmiş sözler olduğunu söylemeye gerek
Millet huzurunda yaptıkları iş ise, islâm medeniyeti yerine, mürteci, yobaz, teokrat, hilafetçi, şeriatçı; saltanat- çı iddialarımı kullanmaktır. Bunları nasıl olsa kanun dışı haline getirmişlerdir. Daha henüz İslâm medeniyeti sözcü. günü kanuni suç haline getirmemişlerdir. Bunu getirmeme. yi bir kurnazlık saymaktadırlar.
Yukarıdaki taarruzu reddedecek olanlar çıkarsa, onu mahkam etmenin gerekçesi de cümlenin içinde mündemic- dir. Kim İslâm medeniyetini temsil etmeye kalkışırsa, onu Gard medeniyeti düşmanı olarak ilân etmesi için, «Garb medeniyetine ulaşmamızı engelleyebilir» demektedir.
Böylece, müslüman bu fikre itiraz ettiği takdirde suçlu duruma düşürülecek. Çünkü, Garbeılık bir doğma haline ge tirilmiştir. Bu tabuya dokunan herkes ezilir.
Fakat bu locanın devlete oynayan adamları icab etti- ği zaman ağızlarını doldura doldura Cenab-ı Hak'dan, Ce- naba Allah'dan bahsederek milleti kandırmaya bakmakta bir beis görmezler, Görmezler çünkü, bu adamların kafa. sındaki Cenab-ı Hak ve Cenab-ı Allahın ne mânaya geldi- ğini kimse bilmez sanıyorlar. Lugati okuyanlar bunların ne mânaya geldiğini öğreneceklerdir.
Kitabın en son kısmına dünyanın ve memleketimizin en eskiden itibaren büyük masonların listesini ilave ettik. Bu isimleri ve bilhassa mevkilerini gören memleket ev-
Fakat böyle bir hale mahal yoktur. Biz millet olarak, biri millet eden değerler etrafında sımsıkı birleşirsek, kor. kung bir teşkilat olmasına rağmen hayat hakkı bulamaya- rak memleketimizden kendi kendine kaybolur gider.
Yeter ki, milletleri esaretleri altına almanın gayeleri- ni, bu gayeye ulaşmak için kullandıkları metodu iyice kav. rayalam, Bu kavrama onların sonu demektir.
Türk railleti taşıdığı vasıfları yüksekliği ile, bu teş- kilatı mutlaka ölüme mahkum edecektir. Canmı, ruhunu, fikrini ve cebini bu teşkilatın ellerinden kurtaracaktır.
Türk milleti kendisini yok etmeye çalışanları teşhis
edene kadar belki aldatılabilir ama. ya bir de teşhis ederse
ne yapar, bunun bütün tarih şahididir.
Korkmayın, Türk milletini üstün kılan vasıflara iyice sarılarak birleşin, Göreceksiniz ki, kökü dışarıda olan hiç bir teşkilat memleketimizde barınamıyacaktır.
Bu eser «LA DICTATURE DE LA FRANC - MAÇON- NERIE SUR LA FRANCE DOCUMENTS» ismiyle neşre. dilen Fransızca aslından tercüme edilmiştir.
Fransızca aslını neşreden değerli kişi «A. G. MICHEL> dir.
Bu eserin en büyük hususiyeti yazarının hiç bir ilâvesi
olmadan, sadece vesikalardan meydana getirilmiş olması-
dır. Her cümlesi Mason localarının içtimalarından alın.
mıştır ve hangi içtimada ve nerede, hangi gün ve tarihte
olmuş ise bu belirtilmiştir.
Bu vesikaları tam dokuz kişilik bir heyet ele geçirerek bir araya getirmiştir. Bu dokuz kişilik heyette, Generaller, milletvekilleri, rahipler ve gazete drektörleri vardır.
Derleyenlerin şahsiyetlerinden ve vesikaların çarpıcı lığından dolayı neşredildiği zaman Fransa'da kıyametler kopmuştur. Bütün Fransız vatanperverlerini ayağa kaldıran bu eserde neler vardı acaba?
Bütün milletlerin Mason Diktatörlüğü altına alınması. nin planları vardı bu vesikalarda,
Masonların insaniyetçi olduğu söylendiği halde, ne ka- dar vahşice ifna ve yoketme metotları olduğunu gösteriyor- du bu kitap.
Masonların hiç bir inanca, milletlerin siyasî yapılarına
masonluk : din ve millî değerlere kar si olan, sözde açıkladıkları gayelerden başka as gayelerini, görüş ve düşüncelerini, top lantı ve törenlerini gizli tutan, dünya çapında esas yaygın ve birbirleriyle dayanışma içinde olan kapalı ve yarı gizli bir örgüt. Masonlukta giz lilik esastır. Masonluk için uygun üye aday olabilecek kimseler, üyelerin tavsiyesi üze rine, masonluk örgütünün yetkililerince ka rarlaştırılır. Masonluğa giriş gizli bir törenl yapılır. Adaya, sırları gizli tutacağı ve mason luğa sonuna kadar bağlı kalacağına dair ye min ettirilir ve aksi halde başına gelecek fed sonu kendisine hatırlatılır. Masonların kend aralarında rütbe ve dereceleri vardır. En yük sek derece 33 derecedir. Gizli olan törenler den bazılarına sadece belli dereceye gelenle katılabilir. Yalnız yüksek dereceli masonları katıldığı gizli ve çok garip bir törenleri vardır Bu törende, Amerikadaki ırkçı ve tedhişci (te
belki de şeytana yapılan) dua tarzında ezber olarak metinler tekrarlanır. Masonlu- ğun sırları, bulunulan masonluk derecesine göre zamanla bildirilir. Bazı sırlar çok nadir kimselere açıklanabilir. En gizli sırlara ancak Yahudi kökten gelenlerin sahip olabileceği bazı kaynaklarca özellikle belirtilmektedir.
Masonluğun tarihi, milâttan önceki yüzyılla- ra kadar uzandığı rivayet edilmektedir. Bu ri- vayetlerden birine göre masonluğu ilk kuran- lar, Eski Çağda Babil devletinde esir olarak yaşayan Yahudilerdir. Babil kralı Nabukadna- zar tarafından devletleri ve Kudüs'teki kutsal mabetleri yıkılan (M. Ö 587) ve esir olarak Mezopotomya'daki Babil şehrine götürülen Yahudiler, inşaat ve duvarcılık işlerinde ça- lıştırılıyorlardı. Esirlikten kurtuluş için, ken- di aralarında anlaşabilecekleri bazı işaretler oluşturmuşlar ve gizli olarak bir araya geldik- leri bir örgüt kurmuşlar. Masonluğun kelime mânası da duvar işçiliği demektir. Babil'de yetmiş yıl esir yaşayan Yahudiler, eski İran hükümdarı Keyhüsrev'in Babil'i zapt etmesi (M. Ö 539) ve kendilerini serbest bırakması üzerine ülkelerine dönme imkânına kavuşa- bilmişlerdir. Masonluğun kuruluşu ile ilgili, bir başka açıklama şudur: Büyük İskender'in Anadolu'ya geçmesi (M. Ö 334) ve Suriye ile Mısırı hakimiyeti altına almasından (M. Ö 333) sonra başlayan dönemde, Filistin dışına Yahudi göçleri oldu. Daha sonra Romalılar'ın hakimiyeti döneminde, Kudüs'teki kutsal Musevi mâbedinin (Süleyman mâbedi) ikinci defa yıkılışından sonra başlayan yeni göçlerle Yahudiler Afrika, Avrupa ve Asya'ya dağıldı- lar. Gittikleri yerlerde azınlıklar halinde yaşa- maya başlamaları soncu, dinî ve milli kimlik- lerini koruyabilmek, devam ettirebilmek ve birbirlerinden kopmamak için masonluk şek- linde gizli bir örgüt kurmuşlar. Bu rivayetler, yazılı belgelere dayanmadığı için güvenilir olmasa da, şu bir gerçek ki, dünya masonluk örgütü içinde Yahudi'ler ön safta, etkili ve öncü bir yer almışlardır.
Masonluk, son üç yüz yılda İngiltere, Fransa ve Almanya başta olmak üzere, Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde ve Amerika'da gittikçe güç- lenmiştir. Her ülkede çeşitli üst derecede dev- adamları, zenginler, ilim ve fikir adamları,
edebiyat ve sanat adamları masonluğa alına- rak masonluğun toplumda etkili bir rol oyna- masına çalışılmaktadır. Başta Fransız ihtilali (devrimi) ve Rusya'daki komünist devrimi ve değişik ülkelerdeki devrimler, masonlardan geniş ölçüde destek görmüştür. Yahudilik, Si- yonizm ve masonluk faaliyetleri, zamanla iç içe geçmiştir. Esasen masonlukta kullanılan bir çok semboller, işaretler, şekiller, terimler Yahudi kaynaklıdır. Pergel, gönye, tapınak sütunları, yedi kollu şamdan, ayağa kalkmış aslan, altı köşeli yıldız, peştamal (önlük), çe kiç, tokmak gibi. Bunlara Hristiyan kaynaklı bazı semboller ve şekiller de eklenmiştir. Işık yayan üçgen ve üçgen içinde göz gibi. Bu sem- bollerin bir kısmı A. B. D. nin parası olan do- larda da vardır
MM
Zamanımızda masonluk, her ülkede siyaseti, ekonomiyi, kültür ve sanat hayatını kontrol altına almak; din hayatını, hümanizm doğ- rultusunda yorumlamalara konu yapmak ve aslından uzaklaştırıp yozlaştırmak; toplum hayatına, medeni (uygar) ve çağdaş hayat adi altinda maddeci, bencil ve zevk düşkünlüğü (hedonizm) şekline dönüştürmek ve bu yolla daha kolay emellerine âlet etmek amacına yö- nelmiştir. Bunun için etkili şahsiyetleri, basın ve yayın organlarni, sivil toplum kuruluşlarını bulup kullanmaktadır. Masonluğun iç yüzünü bilmeden "hürriyet", "eşitlik", "adalet", "kar- deşlik gibi sloganların etkisiyle bu teşkilata veya bunun yan kuruluşlarına (Liyons, Rotari gibi) girmiş, farlanda olmadan masonluğun gizli emelleri için kullanılmış olanlardan bazı- ları, sonradan bunun farkına vararak bu teşki- lattan ayrıldıkları olmuştur ve olmaktadır. Bu cesareti gösterenler, masonluktan ayrılmakla başlarına gelecek tehlikeleri de göze almakta- dırlar.
Masonluk, sözde "hürriyet", "eşitlik", "ada- let", "kardeşlik gibi sloganları öne çıkarır, fakat sadece güven duydukları bazı üyelerine mevki, makam, şöhret ve kazanç kapıları- nı açar; bu kapıları, kendi emellerine hizmet etmeyenlere sımsıkı kapalı tutar. Hatta ken- dilerine karşı olanlara, güçleri yeterse, hayat hakkı bile tanımaz. Son tahlilde masonluğun, doğrudan veya dolaylı şekilde Yahudi emel- lerine ve Siyonizme hizmet eden bir teşkilat olduğu anlaşılmaktadır. Çok insani gibi gö rünen "hürriyet", "eşitlik", "adalet", "kardeş- lik" sloganları, çeşitli ülkelerde azınlık olarak
hasonluk ve istedikleri yaşayan Yahudilerin ekonomik, siyasi, sosyal alanlarda engele uğramamaları yerlere gelebilmeleri için savunduklan birer araç gibidir. Müslümanlar söz konusu oldu- gunda bu ilkeler, masonların etkili olduğu çevrelerde ve alanlarda geçerli olamaz. Kendi örgütleri içinde bile ayırımcılık vardır. Mason- luğun üyeler arasındaki derecelenmede ve gizli bazı sırların paylaşımında da bu ilkeler geçer sizdir. Bazı masonluk dereceleri ile bazı sırlar Yahudi üyelere açıktır, diğerlerine kapalıdır. Dünya siyasetinde de hiçbir mason; Siyonizm, İsrail Devleti ve Yahudilerin aleyhinde olabile- cek bir gerçeği savunamaz ve söyleyemez. Bir mason her fırsatta, Yahudi, Siyonizm ve Israil aleyhtarlığını (antisemitizm) kırmaya ve lehte kamuoyu oluşturmaya çalışmak mecburiye tindedir. Dikkat çekici bir husus da şudur ki, Batı dünyasında Yahudi alehtarlığı kanunen yasaklanmıştır ve böyle bir ayrıcalık başka bir millete tanınmamıştır. Filistin'in silah zoru ile işgali ve Müslüman halkın sistematik bir şekil de soykırıma tabi tutulması karşısında dünya masonluğu ses çıkarmamış, aksine İsraile tür lü siyasi ve mali desteği sağlamıştır.
Hümanizm, eşitlik, kardeşlik, hürriyet ve hoşgörü gibi değerler; Siyonizm, Yahudilik ve masonluk eleyhinde bir durum söz konusu olursa gündeme gelmez. Dikkate değer bir husus da şudur ki masonluk, Yahudi toplu- mu hariç, diğer toplumların ailevi, milli ve dini değerleri bozucu ve yozlaştırıcı bütün hareketleri, siyasetleri, düşünceleri destek- ler. Zira bu değerler, masonluğun dünya gö- rüşüne ters düşer. Onlara göre din, millet, vatan, milli ahlâk, örf ve âdet gibi kavramlar ve değerler bölücü kavramlar ve değerlerdir. Hür düşünceye de engeldir. Yeri geldikçe, meselâ, her ne kadar "İlah" inancına karşı olmadıklarını söyleyen bazı masonlar varsa da, bu masonların red etmediği "İlah" anla yışı, semavi dinlerin bildirdiği "İlah" anlayışı değildir. Masonluk içindeki bu kesimin İlah anlayışı; gönderilmiş kutsal kitabı, peygam berleri, emir ve yasakları, âhireti, cenneti ve cehennemi olmayan bir İlah anlayışıdır. Ona "İlah" yerine "tabiat" veya "tabiat kanunları" denebilir. O, yoktan var etmez, çünkü ma- sonluğun felsefesinde madde ezelidir ve İlah maddeye şekil veren prensiptir. Eski çağ fi lozofu, Platon (Eflatun)'un dediği gibi, "Käi natın Mimarı"dır, ustasıdır, Demiurgos 'tur, maddenin yaratıcısı değildir. İnsan hayatına
İnsanı yaratıp kendi haline bırak- mıştır. Bu, insanın hür olması demektir. Böy- karışmaz. le bir metafizik İlah anlayışı semavi dinleri dışlar. Sonuçta kâinat, tabiat, madde ve Ilah, masonluğun felsefesinde bir ve aynı şeydir. Buna uymayan din anlayışı kabul görmez. Bu düşünceler, toplantılarında veya yayınların- da dile getirilmektedir
Bizde masonluk Batı'dan ithal edilen bir hare- kettir. Masonluk, 18 yy. dan itibaren Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayan Müslüman ol- n azınlıklar arasında örgütlendi. 19. yy. da ise, Avrupa'da öğrenim görmüş Türk veya mayan Müslüman kimseler arasında, özellikle Jön- türkler ve İttihat ve Terakki Cemiyeti üyeleri arasında itibar gördü ve tutundu. Siyasetin içine girerek siyaseti yönlendirmeye başladı. Cumhuriyet döneminde daha çok yaygınlık kazandı ve çeşitli çevrelerde taraftarlar bul- du, M.Kemal, getirdiği rejimin ve yaptığı in- kılabların masonluğa ihtiyaç bırakmadığı ge- rekçesiyle mason derneklerini kapattı (1935). Ölümünden on sene sonra mason dernekleri tekrar açıldı (1948)
Masonluğun idealinde yer alan tek bir dün- ya devleti ve dünya vatandaşlığı düşüncesi din, millet vatan gibi insanî ve kutsal değeri dışlamaktadır. Dinin dışlanması, lâiklik ilke- si dolayısıyla dinin sadece devlet ve siyaset dışında kalması değildir, toplum hayatından dışlanmasıdır. Masonlukta bu, insanın hür olması, özgürleşmesi anlamına gelir. Ma- sonluğun bütün çabalarına rağmen insanlık dünyasında hak dini arama ve dine dönüş hareketleri gittikçe güç kazanmaktadır. Öyle görünüyor ki gelecekte, insanın dinî, ahlâkî ve mânevi ihtiyacına cevap veremeyen mad- deci ve inkârcı görüşler ve akımlar gibi, batıl veya bozulmuş dinler gibi, masonluğun da devri sona erecek ve sonunda insanlık dün- yası aradığı huzuru, barışı ve mutluluğu hak din olan İslâmiyette bulacaktır. İnşaallah. (bk. farmasonluk)
Şefkat, merhamet, sevgi, saygı, fedakârlık gibi en değerli duygu- larımız, kimi zaman siyasetçiler, kimi zaman ticaretçiler, cemaatçi- ler, kimi zaman da devlet tarafından o kadar yerli yersiz kullanıldı ki, kullanıla kullanıla duygularımız aşındı, yalama oldu!
Bize fedakârlık dersi verenler kendi arzularından hiç fedakarlık etmediler, dünya saltanatından vazgeçmediler, bizim fedakârlıkları-
Sultan Süleyman kaseyi aldı, evirdi çevirdi. Bunu Şahin Bey'e erdiğini hatırlıyordu. Osman'a döndü: "Aldığım hediyelerin en de- rlisi budur, Osman'ım... Hepsine bedeldir. Çünkü bir serhat yiğidinin gane kıymetli malıdır."
Geri uzattı: "Aldım, kabul ettim; fakat bunu tekrar sana hediye diyorum! Padişah hediyesini çevirmek âdet değildir. Şimdi artık sof- ya otur. Hep birlikte taam edelim."
Zorla sofrasına oturttu. Birlikte yemek yediler. Osman Bey müsaade isteyince kucakladı: "Bak a Osman Bey" dedi, "sakatlığı ahaneyle ceng-u cidalden uzak durma. Çabuk iyileş. Serhat boyları bizi bekler. Yine birlikte kılıç sallayacağız!”
Bu söz Osman Bey'i diriltti, canlandırdı, Padişah huzurunda olduğunu dahi unuttu. Bastonunu kılıç gibi havaya kaldırarak gür- ledi: "Birlikte kılıç sallayacağız!"
İhtiyar vezir Pir-i Mehmet Paşa, gördüğü tablo karşısında göz- yaşlarını tutamamış, başını ellerinin arasına alarak, "Bu ne büyük fedakarlık Allah'ım!.." diye diye ağlamaya başlamıştı.
O zamanlar kimse kimsenin fedakârlığı üzerine saltanat inşa etmezdi!
Bizans Neden Yıkıldı?
Batı'da "yıkılış uzmanı" olarak tanınan Frarsız tarihçi Gerard Walter'in, "La mort des empires-İmparatorlukların ölümü” genel başlığı altında 1958 yılında Paris'te yayınladığı serinin "La ruine de Byzance" ismini taşıyan kitabında, Bizans'ın yıkılışının temel sebeplerini irdeler. Özetle:
Bizans Batılılaşmıştı. Bizanslı aydınlar Avrupalıları, özellikle de İtalyanları taklit etmede yarışıyorlardı. Kıyafetleri baş- ta olmak üzere, her şeylerini, hatta konuşma tarzlarını bile İtalyanlara uydurmaya çalışıyorlardı. Bu da Bizans'ı kendi
kimliğinden koparıyor, kimliksizlik kişilik problemleri do ğuruyor, eşcinsellik ve benzeri sapmalar yaygınlaşıyordu.
Devlet israf içinde yüzüyordu. Buna karşılık halk eziliyor, sömürülüyor, kazandığı birkaç kuruş haksız vergi, ya da enflasyon zoruyla elinden alınıyordu. Bu durum önce ticar hayatı çökertti, ardından Bizans ekonomisi krizler döne mine girdi. Ciddi tedbir alınmadığı, kara delikler kapanl madığı için de krizlerin ardı arkası kesilmedi.
İmparatora, rejime ve hükümete karşı başlayan muhalefeti yok etmek için özel mahkemeler kuruldu. Hukuka aykı kanunlar çıkartıldı. Devletten insana baskı ve şiddet arttı. İnsan hakları ayaklar altına alındı.
İşlerin düzelmemesi umutları kırdı.Sonuçta Bizans halkı son derece duyarsızlaştı. Para yegâne değer haline geldi. "Gemisini kurtaran kaptandır" anlayışı yaygınlaştı.
Hükümetin ekonomi politikaları halkı ezdi, bıktırdı. O kadar bıktılar ki, yabancı hakimiyetine hasret çekmeye başladılar.
Halk inim inim inlerken, idareciler görkemli köşkler ve saraylar yaptırıyor, sık sık törenler düzenliyor, şık kıyafet ler içinde boy gösteriyor, lüks ve tantana içinde yaşıyordu. Böylece sefaleti örtbas ettiklerini düşünüyorlardı.
Bir taraftan da, yönetim, limitsiz eğlence, sınırsız sefahat yollarını açıyor, eğlence yerlerinde içki sel gibi akıyor, fuhuş kol geziyordu. Dini duygular zayıflatılmış, ahlâkın yerini zevk, şehvet, servet, şöhret ve şehvet almıştı.
Ruhani sınıf yozlaşmıştı. Onların da ahlâki bozulmuş, dini hem ticarete, hem de siyasete âlet eder olmuşlardı. Ayrıca temsil ettikleri hıristiyanlığın içini boşaltmışlardı: Dinin muhtevasıyla değil, merasimsel boyutları ve ilgiliydiler. Kendini yeniden yapılandıramayan killisenin tar menkıbeleriyle tışmaları da buna paralel gelişiyordu. Meselâ Bizans kuşatm
altındayken, rahiplerin en önemli tartışma konusu melek- lerin cinsiyetiydi: "Melekler erkek mi, dişi mi?" (Ne tesadüf: Osmanlı Devleti yıkılırken de, kendini yeni şartlara göre yapılandıramadığından çağın sorunlarına cevap üretecek in- san yetiştiremeyen medrese de sakal ölçümünü tartışıyordu: "Sakal dudak altından mı ölçülmeli, yoksa çene altından mı?"
Devlete ait makamlar alınıp satılıyor, memuriyette liyakate ba kılmıyor, kim fazla para verirse o memur oluyordu. Bunun so nucu olarak memur sayısı öyle artmıştı ki, onlara yer bulabilmek için, (Mali yapının zararına olduğu biline biline) köyler ilçe, ilçeler il yapılmıştı. (Eski Bizans'dan bahsettiğimizi sakın unutmayın)
Halkın çoğu sefalet içinde yaşarken, vurguncu zenginler tü- remişti. Onlar lüks ve debdebe içinde yaşıyor, halyka adeta nispet yapıyorlardı.
Sanayi, ziraat ve ticaret Cenevizlilerin (henüz IMF yoktu) kontrolüne geçmişti. Karaborsa yüzünden ekmek bulmak bile mesele haline geldiği için bir Mali Polis Teşkilatı bile kurulmuştu, ama o da rüşvet yüzünden görev yapamaz hal- deydi.
Aydınlarda ve zenginlerde din duygusundan eser kalmamış, Hıristiyanlığın anlamı unutulmuş, dindarlar suçlanır olmuş, dindarlık suçluluk kompleksine dönüşmüştü.
Devlet borç batağına sürüklenmişti. Zaruri harcamalar bile
karşılanamıyordu. Ondördüncü yüzyılda, hazinenin tüm
altınları Venedik Senatosu'na rehin verilerek otuz bin Düka
daha borç alınmış, bununla askeri ihtiyaçlar karşılanmıştı.
Siyasi ve ekonomik ahlâk öylesire çökmüştü ki, Sultan İkinci Mehmed'in Bizans'ı kuşatacağı sırada surların tamiri işini alan müteahhitler, parayı aldıkları halde tamiratı yapmamışlardı.
Ne dersiniz, Bizans yaşadığımız dünyaya gerçekten de çok mu uzak?
Çünkü o gün babanız Adem'in vücudu bir araya topland
Sonra şöyle buyurdu:
-Bir kimse cuma günü temizlenir, güzelce abdest alır, sonra cuma name zna gider ise, bu cuma ile gelecek cuma arasındaki günahlanna kafaret dur Ama büyük günahtan kaçınmak şartıyladır."
Bazı Allah dostu zatlar şöyle demişlerdir. "O gün toplanma günutiz Adem'in (as) kalıbı ile ruhu bir araya geldi. Daha önce bir yere alıp krk kalmıştı."
Başka zatlar da şöyle demişlerdir. "Allah (cc) Hawa ya Ademin egem ğinden yarattıktan sonra uzun bir sure aynı kalmışlar, sonra da buluşmuşlard Bunun için cuma denmiştir."
Şöyle de denilmiştir: "Bu güne cuma denmesinin sebebi şudur: O günde
köyden gelenlerle şehirde oturanlar bir araya toplanırlar.
Şöyle diyenler de olmuştur. "Kıyamet o gün kopacağı için bu isim ver miştir. Çünkü kıyamet toplanma günüdür."
Zaten Allah (cc) da şöyle buyuruyor:
يَوْمَ يَجْمَعُكُمْ لِيَوْمِ الْجَمْعِ
"O gün sizi toplanma günü için bir araya getirecektir."
Tevbe, İhlâs, Riyadan kaçınmak
Buraya kadar, namaz, oruç ve diğer oruçlar, kurban naman, zikirler ve daha pek çok konuları anlattık. İnşallah bundan sonra Allah'in (cc) kabul edeceği tevbe, kalp temizliği, amellerde ihlâs, başkalan görsün ve işinde yapılanlan terk etme konularını anlatacağız.
Tevbe
Tevbe konusunu daha önce açıklamıştık. Ama burada biraz daha bl
Çünkü o gün babanız Adem'in vücudu bir araya toplandı.
Sonra şöyle buyurdu:
-Bir kimse cuma günü temizlenir, güzelce abdest alır, sonra cur zna gider ise, bu cuma ile gelecek cura arasındaki günahlanna kee
Ama büyük günahtan kaçınmak şartıyladır."
Baz Allah dostu zatlar şöyle demişlerdir: "O gün toplanma giri Adem'in (as) kalıbı ile ruhu bir araya geldi. Daha önce bir yere atlip kak y
kairrıştı."
Başka zatlar da şöyle demişlerdir: "Allah (cc) Hawa ya Ademin ege kem ğinden yarattıktan sonra uzun bir sure ayn kalmışlar, sonra da buluşmuşander Bunun için cuma denmiştir."
Şöyle de denilmiştir: “Bu güne cuma denmesinin sebebi şudur: O günde köyden gelenlerle şehirde oturanlar bir araya toplanırlar."
Şöyle diyenler de olmuştur: "Kıyamet o gün kopacağı için bu isim ven miştir. Çünkü kıyamet toplanma günüdür.
Zaten Allah (cc) da şöyle buyuruyor:
يَوْمَ يَجْمَعُكُمْ لِيَوْمِ الْجَمْعِ
"O gün sizi toplanma günü için bir araya getirecektir."75
"İslâm sadece mânevî, rûhanî, ve uhrevî bir ayinler ve ibadetler sisteminden ibaret değildir; aynı zamanda maddî, sıhhî, ailevî, içtimaî, beşerî, evrensel, iktisadî, ticarî, askerî, terbiyevî, ilmî ve kültürel... ahkâma sahip, gediksiz, eksiksiz, kusursuz bir sistemdir. Hayattan kopmuş, dünyayla, çevreyle, insanlarla, beşerî faaliyetlerle ilgiyi kesmiş, içine kapanmış bir manastır dini değil; aksine hayata, insana, cemiyete, devlete, beynelmilele yönelmiş, onlar arasındaki münasebetleri tanzime yönelmiş aktif ve dinamik bir nizamdır; tüm hayatı, Allah'ın istediği tarzda yaşama biçimidir; yüce ve asil ilahî yoldur." "
Hiz. Adem (a.s) 'le başlayan İslâm tebliğ tarihi, yâni insanlık tarihi, onun oğulları Habil ve Ka- bil zamanında iki kutba ayrılmış ve bu iki kutup günümüze kadar gelmiş, kıyamete kadar da sürecek- tir. Bu iki kutup, Hakk ile Bâtil
kutuplarıdır.
Habil kutbunda olanlar, daima Hakk'ı yani Allah davasını; Kabil kutbunda olanlar da daima Tagut u ve Allah düşmanlığını savunmuşlar dır. Allah davasını savunanlar daima tebliğ, Tağut davasını güdenler de daima bu tebliğ edenlere işkence yapmışlardır.
Suurlu ve Imanlı Kardeşim: Dünyada üç şeyden titizlikle sakın. a) Paralar: İkiyi ayrılır.
1. Haram Para: Harama uzanan insanın el ve ayaklarma benze Harama uzanan el ve yürüyen ayaklar, sahibinin namina ne kada va rarlıysa, haramdan kazanılan ve halal olmayan yerlerde harcanange ralar da bu kadar zararlıdır. Elleri kesik, ayakları kopak dan naal ellerini harama uzatmaktan ayaklarıyla meyhane gibi haram yerlere gitmekten acizse, parası olmayan bu kişi de haram şeyleri işlemek- ten acizdir.
YANITLASİL
yuksel17 Ekim 2023 10:38 1. Haram Para: Harama uzanan insanın el ve ayaklarına benzer Harama uzanan el ve yürüyen ayaklar, sahibinin namina ne kadar za- rarlıysa, haramdan kazanılan ve halal olmayan yerlerde harcanan pa ralar da bu kadar zararlıdır. Elleri kesik, ayakları kopuk olan nasıl ellerini harama uzatmaktan ayaklarıyla meyhane gibi haram yerlere gitmekten acizse, parası olmayan bu kişi de haram şeyleri işlemek- ten acizdir.
YANITLASİL
yuksel17 Ekim 2023 10:41 Cam
-
105
I ussağır
2. Faydalı Paralar: Helaldan kazılan ve muşru olan yerlere har canılan para, faydalı yerlere koşar ayaklar gibidir. Böyle paralar s hibinin namina sevabı kazandıran ve onu cennet'gibi mükafatlara ka vuşturan değerli sebeblerdir.
b) Şehevi arzular: Bu da iki gruba ayrılır.
1. Zararlı şehevi arzular: Şeriat gemiyle gemlenmiyen sahibini pe şindenkoşutaran ve tehlikeli şeylere kavuşturan kendisine hizmetçi yapan, şeytanla birleşip onun namına çalışan sahibinin ismini kayıt defterine geçirerek asker yaptıran ve uçurumlara sürükleyip Allah'a karşı getiren, iman ve hidayet yolundan saptıran, göl demet- leri gibi şeytan sancaklarını eline veren ve türlü türlü günah rüzgar- larıyla isyan bayraklarını dalgalandıran ve sahibini hakimiyeti altına geçiren haram olan şehvi arzulardır.
2. Faydalı arzular: Ruhumuzu taşıyan vücudumuz bir araca ber zer. Araçlar ne kadar bakılmaya muhtaç ise, vücudumuzunda
YANITLASİL
yuksel17 Ekim 2023 10:45 2. Faydalı arzular: Ruhumuzu taşıyan vücudumuz bir araca ber zer. Araçlar ne kadar bakılmaya muhtaç ise, vücudumuzunda büt arzuları, dinin gösterildiği şekilde yerine getirilmeye ve beslenme- ye muhtaçtır. Yedirilmeyen, içirilip bakılmayan tedavi edilmeyen ve tehlikeli şeylerden korunmayan ve haram olan yerlerde çalıştırılan bir vücut her an için yıpranmaya tehlikelere yuvarlanmaya eğimli dir. Bir ehliyetsizin idaresi altında bulunan ve uçurumlara yuvarla narak parçalanmış olan bir arabaya benzer.
Şuurlu, imanlı ve bilen kişi, ehliyetini bir şöför gibi kendi vücud aracını Hz. Allah'ın haram kıldığı uçurumlara yuvarlanbasından ko rur. Ve böylece vücud aracı ile Allah'a karşı kulluk görevini yapar. Hakikat hedefine ulaşır. İman ve saadet makamı olan cennete varır.
Allah ve dine karşı fitne olan kadınlardır. İslamiyete göre hareket etmeyerek açılıp saçılan ve çıplaklığıyla şeytanın namına çalışantö- tü ahlak hareketleriyle islam hedefine terbiyesizlik kurşunlarını yağ- dıran, erkekleri zina ağına düşürmeye çalışan tehlikeli muhluklar dır. Bütün bunlara karşı uyanık olup haram sayılan her şeyden yüz çeviren, gönülleri yalnız Allah aşkı ile çarpan hakiki aşıklar onlara ne mutlu. Dünyanın zehirli havasını içine çekmeyen şeytan gibi şehe vi arzularını yenerek abedi hapse mahkum edenlere ne mutlu. Sizler çok bahtiyarsınız, Allah sizlere gelecek ayeti celilesinde şöyle bu
"Ben öyle bir Allah'ım ki, benden başka (ibadet edilecek) hiçbir ilah yoktur. Rahmetim gazabımı geçmiştir. Kim Allah'tan başka ibadete layık ve müstehak ilah olmadığına, Muhammed'in ise onun kulu ve rasulü olduğuna yürekten şehadet ederse, cenneti hak etmiştir."
الْقِيَمَةِ مَعَ الصَّدِ يقين (الديلمي عن ابن عباس)
1958- Allah'ın Levh-i Mahfuz'da ilk yazdığı: "Bismillahirrahmanirrahıym"dir. Kim benim kazama boyun eğip de hükmüme rıza göstererek verdiğim belaya sabrederse, onu kıyamet günü siddiklerle beraber haşrederim.
İnsanların, fertlerin alt suurları olduğu gibi milletlerin, insan topluluklarının da alt suurları vardır. Buna kollektif şuur diyoruz. Belki eskilerin ma'seri vicdan dedikleri şey de budur. Bizim İstiklâl Marşımız, Mehmet Akif'in kaleminden volkan gibi fışkıran, bu büyük milletin, bu milletlerin en büyüğünün ma'şerî vicdanı, kollektif alt suurudur. Gene belki onu hissettiği için Âkif, şiirine imza koymamış, verilen mükâfatı kabul etmeyip bir hayır cemiyetine bağışlamıştır. Gene onun için İstiklâl Marşı'nı, şiirlerini topladığı Safahat'a almamıştır. Kahraman ordumuza ithaf etmiştir. O kahraman ordu ki bizzat millettir. O kahraman ordu ki hem kahraman, hem halâskâr, hem milletin her şeyidir. Prof. Dr. Ayhan Songar
İstiklâl Marşımız da İstiklâl Savaşımız kadar muazzam bir eserdir. Birini vatan evlâtları kanlarıyla, canlarıyla; tükenmez emekleriyle, alınterleriyle; diğerini de Milli Şair Mehmet Akif engin kültürü, köklü imanı, sağlam kafası, güçlü kalemiyle yazmışlardır. Milli Marşımızın bütünündeki ifade, bin iki yüz sene önce Bilge Kağan'ın taşa kazınmış şu sözlerinin, başka bir tarihî olay içinde tekrarından başka birşey midir? " Ey Türk milleti, üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe senin elini (yurdunu), töreni (devletini, düzenini) kim bozabilir?" Allah (c.c.) 'ın izniyle kimse bozamaz, ebediyete kadar yaşayacaktır. İstiklal Marşı'nda bir milletin gururu, kendine güveni; haklılığın
haykırışı; haklarını elde edebilme ve elde tutabilme gayretinin
temeli; hür ve müstakil yaşayabilmek için taşıdığı imanın kaynağı; Yüce Allah (c.c.)'a teslimiyetin ve geleceğe uzanan duası vardır. İstiklal Marşı, Müslüman Türk milleti için bir duadır: Devlet-i ebed müddet duası...
YANITLASİL
yuksel19 Ekim 2023 03:53 İstiklal marşı nin Tahlili Yaşar Çağbayır
Lozan Antlaşması imzacı devletler -özellikle İngiltere- tarafından niçin gecikmeli onaylandı? Bunda hilafetin kaldırılmasının etkisi var mıydı?
Lozan Antlaşması'nın 10 Nisan 1924'de İngiliz Avam Ka- marası'nda onaylanması184, Türkiye'de hilafetin ilgasından (3 Mart 1924) sonra gerçekleşmesi, bu onay meselesinin hi- lafetin ilgası ile ilgili olabileceği tartışmalarını doğurmuştur. Tespit edebildiğimiz kadarıyla Lozan Antlaşması, imzalan- masından sonra 2 kez İngiliz Parlamentosu'nda tartışılmıştı. Bunlardan birincisi 2 Ağustos 1923'de Avam Kamarası'nda diğeri de 28 Şubat 1924'de Lordlar Kamarası'nda yapılmış- t1185. Bu arada, İngiliz Kralı V. George, 15 Ocak 1924'de, İngiliz Parlamentosu'nda yaptığı konuşmada, Lozan antlaş- ması onaylandıktan sonra Türkiye ile yeni bir barışçı ilişkiler döneminin açılacağını söyledi. Bu sırada ilk kez İşçi Parti- li bir hükümet kuran Ramsey Mac Donald, ülkenin artan iç sosyal ve ekonomik sorunları ve Avrupa'daki Ruhr sorunuyla uğraşmaktaydı186. Hiç şüphesiz, bunların yanı sıra, dünya- da sahip olduğu Müslüman sömürgeler itibariyle İngiltere için bir tehdit unsuru olan hilafetin ilgasının da bu onayın gerçekleşmesinde etkisi bulunmaktaydı. Diğer taraftan Tür
184 İ. Soysal, Türkiye'nin Siyasal Andlaşmaları,. s. 80, Cemil Bilsel, Lozar II, Sosyal Yayınları, İstanbul tarihsiz, s. 560-561.
185 M. Çufali, a.g.m., s. 587-592.
186 Yeniden patlak veren Ruhr sorunu, Fransa ve Belçika'nın savaş tazmi natı ödemediği gerekçesiyle Almanya'nın Ruhr bölgesini işgal etmesiy le başlamıştı. Bkz., T. Akyol, Bilinmeyen Lozan, s. 309; İsmet İnönü'y göre, bu onay işleminin gecikmesinin sebebi Türkiye'ye karşı gereksi fedakarlıklar yapıldığını düşünen siyasetçiler idi. Bu yüzden onlar acel
kiye, hilafeti kaldırmakla, bir taraftan aynı tarihlerde devam eden Musul Vilayeti görüşmelerinde, bu meselede Islami amaç taşımadığını İngiltere'ye göstermek; diğer taraftan da İngiltere başta olmak üzere Avrupalı devletlere "Avrupal değerlere sahip bir devlet ve toplum olma arzusunu onaya koymak istemişti¹. Atatürk'e göre 1924 yılı, hilafetin ilg sı için en uygun zamandı. Tabiatıyla bunda, İstanbul'da bazı gazetelerin hâlâ ilanı üzerinden yaklaşık 3 ay geçmesine rağ men Cumhuriyet karşıtı düşünceleri dile getirmesi ve hilafer merkezli tartışmalar yapmaya devam etmesi etkili olmuştu.***
Kanaatimizce yukarıda sıraladığımız sebepler karşılıklı ola- rak etkili olmuşsa da hilafetin ilgası, Lozan Antlaşması'nın İngiltere tarafından onaylanması gibi benzeri süreçlerden ba- ğımsız bir olgudur189. Çünkü saltanat ve hilafet gibi kurum- lar, yeni Türkiye'yi inşa etmeye çalışan Atatürk'ün siyasal ütopyasında bulunmamaktadır. Şurası bir gerçek ki, 3 Mart 1924'de hilafet ilga edilmiş ve İngiliz Parlamentosu da 10 Ni- san 1924'de Lozan Antlaşması'nı onaylamıştır.
187 Hilafetin ilgasının İngiltere açısından önemini İngiltere'nin Ankara büyü kelçisi Sir Ronald Lindsay'in 8 Şubat 1926 tarihinde Londra'da gönder- diği raporunda görmek mümkündür: "Laik Türkiye, Müslümanları İngiliz İmparatorluğu için bir tehlikeli olmaktan çıkarmaktadır.", Bkz., O. Kirk- çüoğlu, Türk-İngiliz İlişkileri, s. 305-307.
188 K. Atatürk, Nutuk II, Ankara 1987, s. 945. 189 Bu konuda yazdıkları eserlerle muhafazakar camiayı etkileyen hukuk- çu-tarihçi Kadir Mısıroğlu, farklı düşünmektedir. Ona göre, Lozan Antlaş ması'nın imzalanması ve onaylanması tamamen hilafetin kaldırılmasıyla ilgili olup İngilizlere verilmiş bir taahhüdün sonucudur. Bunda Haham- başı Haim Naum Efendi'nin de rolü bulunmaktadır. Bkz., Lozan Zafer mi Hezimet mi? III, Sebil Yayınevi, İstanbul 1992, s. 202-2017,
190 Atatürk, İsmet Paşa'nın 22 Ocak 1924 tarihli şifre telgrafina verdiği aynı tarihli cevabında bu konudaki kesin kararlılığını ortaya koymuştu: "Halife ve bütün cihan kati olarak bilmek lazımdır ki, mevcut ve mahfuz olan ha- life ve halife makamının hakikatte ne dinen ve ne de siyaseten hiçbir mana ve hikmeti mevcudiyeti yoktur. Türkiye Cumhuriyeti safsatalarla mevcu- diyetini istiklalini tehlikeye maruz bırakamaz. Hilafet makamı bizce en nihayet, tarihi bir hatıra olmaktan fazla bir ehemmiyeti haiz olamaz.", K. Atatürk, Nutuk II, s. 846-847.
B AKAR" öküz, "Bakara" da inek demektir. Musa aleyhisse- lam Tur Dağı'nda iken Yahudiler, Samir'in yaptığı buza- va tapmaya başladı. Durumu öğrenen Musa aleyhisselam: uzağıyı tanrı edinmekle nefislerinize zulmettiniz, hemen be edin, nefislerinizi öldürün" buyurdu (Bakara 51-54).
Peygamberlerin bütünü (La İlahe illallah) Allah'tan başka ri yoktur davasında idi. Çünkü insanların ekserisi menfa-
57
YANITLASİL
yuksel19 Ekim 2023 09:05 atını, makamını ve zevklerini putlaştırır, caninin istedi par. Nefsine uyanları Allah'ın emrine uydurmak, Peygamb rin vazifeleri arasındadır. Yahudiler ise Musa aleyhisse tabi idi. Tevrat da onların kitabıydı. Buna rağmen en k fırsatta buzağıya taptılar.
Buzağı bir semboldür. O zaman çiftçilik öküze ve in yandığından, menfaatini seven Yahudiler, menfaatlerine met eden bu iki hayvana uluhiyet verdiler.
Halbuki Allah, onları Firavunun şerrinden kurtarma A lah'ın nimetleri sayılamayacak kadar çoktur. Öküz, inek ve a rai herşey, diğerleri gibi Allah'ın nimeti değil de nedir? A insanın aldanmaya meyli vardır, haramı sever. Bunun için b lal nimetler dururken, harama kayar, ineği putlaştırır, ona t par. Menfaat, şöhret, makam, kadın, insanın benliğine yerless rildiğinden, her devirdeki insan "içinden gelen itmelerle da den uzaklaşabilir. Bunun için "Kur'an-ı Kerim 2500 sene es velki bir hadiseyi anlatıyor" dememek lazım. Her devit menfaatini ön plana alan vardır. Allah'ın ayetlerini az bir mes faat mukabilinde değiştirenler çok görülmüştür. Onlar hakis bâtılı karıştırır (Bakara 41-42).
Öyle ise Bakara Suresi de diğer sureler gibi her asta bakar her asırda insanlara doğru yolu gösterir, onlan dalaletlerde kurtarır.
Hindistan'da halen ineklere "mukaddes "lik vasfı verilmel tedir. İngilizler burayı istila ettiklerinde, Hintliler'in inanclan na saygı gösterip, ineklere ilişmemişler. Bu arada aziz inekler çok güzel ahırlar yaptıklarını belirtip, onları içeri aldıktan so ra kapalı arabalarla, gemilerle, İngiltere'ye sevk edip, aziz ineklerin etini meze yapıp, Hindliler'in inançlarına kahkaha ile gülmüşler.
Bakara suresinden haberdar olan Müslümanlar ise, taktik hatası yapıp, ineklere kaba davranmışlar. O zaman Hindliler demiş ki: "Sizinle beraber olmaktansa, İngilizlerle olmak da- ha iyidir." Böylece her iki tarafın esareti uzamis
58
YANITLASİL
yuksel19 Ekim 2023 09:05 Inege tapan Hintli bugün füze yapıp, süper güç olmaya so yunurken, bir milyar Müslüman'ın geri kalması acı bir tablo- dur.
İslamiyet kurtarıcı bir dindir, yeter ki onu yaşayan Müslü manlar bulunsun.
Allah'ın sözünde yalan, vaadinde aykırılık ve fiilinde hikmetsizlik bulun- maz. O ne yapıp eylemişse ne söyleyip emretmişse hepsi haktır. O'nun dini, peygamberleri, indirdiği kitapları, emri, işi gibi O'na nispet edilen her şey haktır. Hak Allah olmasa hakikat diye bir şey olmazdı. Evrendeki gerçekliği O'nun varlığını hesaba katmadan anlayabilmek imkânsızdır. Bir şey hakikat olsun da Allah ile bir bağı olmasın, bu imkânsızdır. Hangi zihin ki Allah'tan kopuk çalışır ve ulaştığı hakikatin Allah ile ilişkisini kuramaz, hakkaniyetli bir sistem ve toplum inşa edemez. İşte bu yüzden O'nun 'Hakk'ını vermeyen bilimler bütün içinde anlamlı ve faydalı olabilecek konumlarını bulamayıp tüm varlıklara eziyet veren sonuçlar üretip durmaktadırlar. Çünkü Hakk'- tanımayan hakikatle mutabakat kuramaz. Bu isim bize etrafımızda olup biten her şey hakkında gerçekçi olmamızı her şeye hakkını vermemizi hatırlatır Zira Hakk'a tabi olan, Hakk'ın himayesinde olur.
hlas ve samimiyet, dinin özü, dindarlığın hulasasıdır. İhlas ve samimiyet, inancın, kulluğun ve itaatin sadece ve sadece âlemlerin Rabbi olan Allah'a özgü kılınmasıdır. İhlas ve samimiyet, bütün ibadetlerin, her türlü riya, gösteriş ve çıkar kaygılarından arındırılıp sadece Allah rızası için yapılmasıdır.
İhlas, yaratıcısına gizli-açık hiçbir şeyi ortak koşmadan yapılan samimi imandır. İhlas, dünyevi bir çıkar beklemeden sırf Allah nzası için yapılan kulluktur. İhlas, Allah'a karşı olduğu gibi insanlara, canlı- cansız bütün varlıklara karşı gösterilen samimiyettir. İhlas, nifak ve ikiyüzlülükten uzak bir kalp safiyetidir. İhlas, Allah rızasına göre hareket eden akıl ve kalbin karşılıksız, garazsız amelidir. İhlas, Hz. Mevlâna'nın ifadesiyle, olduğu gibi görünmek ve göründüğü gibi olmaktır.
Önce Allah'ın adını analım, her işi yaparken her kulun yap- ması gereken budur. Allah'ın adını kim işini yapmadan önce anarsa, Allah ona her işinde kolaylık verir. Her işin öncesinde Allah adı anılsa hiçbir zaman eksik, faydasız olmaz o işin sonu. Her soluk aldığında Allah'ın adını söyle hep, her iş ancak Allah adıyla tamamlanır. Gel şimdi aşkla Allah diyelim, dertle gözya- şıyla ah edelim.
Anlamı: (Hz.) Muhammed'in annesi Emine Hatun'dur. O inci tanesi, o sedeften doğdu. O, Abdullah'tan hamile kaldı, hafta ve günler geçip zaman geldi. (Hz.) Muhammed'in doğumu yakınlaştığın- da pek çok belirtiler göründü. Rebiülevvel ayının on ikinci gece- si ki, pazartesi gecesiydi. O gece insanların en hayırlısı doğdu, o anda annesi neler neler gördü. O sevgilinin annesi dedi ki, “Şa- şılacak bir nur gördüm, güneş onun çevresinde dönen bir perva- ne gibiydi. Parlayarak birdenbire evimden çıktı. Göklere kadar dünya nurla doldu. Gökten sıra sıra melekler indi. Evimi Ka'be gibi tavaf ettiler. O sırada melekler havaya sündüs denilen işle-
meli ipek kumaştan, bir yatak yaydılar. Birden duvar yarıldı ve üç huri göründü. Bazıları o ay yüzlü üç güzelden birinin (Firavu- nun karısı) Asiye olduğunu söyler. Birinin (Hz. İsa'nın annesi) Meryem Hatun olduğu belliydi. Biri de cennet kızlarından sev- gili bir güzeldi. O üç ay alınlı, hoşlukla yanıma gelip, bana he- men selam verdiler. Çevreme oturdular, Mustafa'yı birbirlerine müjdelediler. Bana da dediler ki, "Dünya yaratılalı beri oğlun gi- bi bir oğul dünyaya gelmedi. Ey sevgili, sen büyük mutluluğa er- din, o güzel huylu senden doğacak".
Islami idarede başa ehil seçilir Imanlı ve bilgili ahlaklı erkek gelir
Bilenler şura kurup müşavere yaparlar Başkanı tesbit edip ona tabi olurlar Bu sistemde cahile haine firsat olmaz Söz ayağa düşürmez perişanlık olamaz
Işlamda eşitlik yok hak ve adalet vardır
Her insan bir değildir herkes hakkını alır Cemiyetler avamdır toplu yanılabilir İslamın hükümleri hep Allahın emridir
Allahtan korkmayanlar mutlaka nefse uyar Tahsil onu önlemez büyük vurgunlar yapar Demokraside halkı tartmazlar ve sayarlar Cahilin reyi ile alimi bir sayarlar
Faziletli insanlar cemiyette az olur Bazı seçim olurki ehliyetsiz yol bulur
Siz bu gün Rabbınızdan gelen açık beyyine (delil) üzerindesiniz. Marufu emir ve Münkerden nehy ve Allah yolunda cihad ediyorsunuz. Sonraları sizin aranızda iki sarhoşluk zuhru edecek. Cehalet sarhoşluğu ve yaşama sevgisi. Bu sebeble haliniz değişecek ve marufu emretmiyecek ve münkerden nehyetmiyecek ve Allah yolunda cihadda bulunmıyacaksınız. İşte o günde Kitap ve Sünnete tutunanlar için elli sıddık ecri vardır. Dediler ki: "Ey Allah'ın Resulü! Bizden mi yoksa onlardan mı?" Buyurdu ki, hayır, bilakis sizden. Ravi: Hz. Muaz ve Enes (r.a.) Sayfa: 153 / No: 6 Ramuz El-Ehadis
خِصَابُ الْكَافِرِ (طب ك وتعقب عن ابن عمر) 2642- Sarı renk mü'minin boyasıdır, kırmızı renk müslümanın boyasıdır, siyah renkten hazer et (çünkü o) kafirin boyasıdır.
2643- Cemaatle namaz kılmak, yirmi beş namaza denktir. işi insanlardan hali, tadil-i erkana tam manasıyla riayet ederek namaz larsa elli namaz sevabını alır.
Başlıksız Meriç Tumluer'e göre Erdoğan, Atatürk'ün gizlenen vasiyetini biliyor. Hedefimiz, 2023'ün 29 Ekim'inde Türkiye Cumhuriyeti'nin 100'üncü yılında Cumhuriyet ...
VATİKANIN BİLDİĞİ TÜRK HALKININ BİLMEDİĞİ “ATATÜRK’ÜN GİZLENEN VASİYETİ”
ATATÜRK’ÜN GİZLENEN VASİYETİNDE NELER VAR?!
28.KASIM.1938 AÇILAN VASİYETE PAPA BEDİKTUS 28.KASIM 2006’DA ANIT KABİRE GELEREK GÖNDERME Mİ YAPTI?
Atatürk’ün Jandarma İstihbarat subaylarından TEŞKİLAT-I MAHSUSACI ve aynı zamanda “Türk Polis Teşkilatı”nın kurucularından Mehmet Rifat Efendi’nin en büyük mirasıATATÜRK’ÜN GİZLENEN GERÇEK VASİYETİ.
28 Kasım 1938’de yani Atatürk’ün ölümünden 18 gün sonra ikindi vakti saat 15’te Ankara 3. Sulh Hukuk TRK Mahkemesinde açılan bu vasiyetten çıkan iki tane zarf var. Biri herkes tarafından bilinen 6 maddelik vasiyet diğeri ise 50 yıl sonra açılsın diye Ankara/Ulus’taki Ziraat Bankasıkasalarına anahtar uydurulur diye tedbiren kaynakla kapatılan vasiyet!..
Bir aile düşünün 12 Temmuz 1963 yılından itibaren günü geliyor diyerek bu gizli vasiyetin açıklanması için tüm ömürlerini vakfetmişler. Bunlar Alaaddin TUMLUER ve oğlu Meriç TUMLUER... İşin ilginç yanı tıpkı Atatürk’ün GENÇLİĞE HİTABESİ VE NUTUK’da şifrelediği ancak bu vasiyette üzerlerini açtığı sırlar kadar baba-oğul da bir sır küpü.
BU SIRRIN en önemli kaynakları ise Atatürk’ün sıradışı istihbarat subayı MEHMET RİFAT EFENDİ’nin oğlu SELAHADDİN Bey, oğlu ALAADDİN Bey ve torunu MERİÇ Bey
Nefse itimat edilmez. (L.) 91:13. Lem'a 13.işâret 2. nokta Nefis kendini hür ve serbest ister. (M.) 389:29. Mektup, 2. kıs. 4. nük. Nefis kendini serbest bilir. (M.) 443:29. Mektup, zeyl, 3. hatve Nefis kendini unutur. (M.) 389:29. Mektup, 2. kısım 4. nükte
Nefsin kendine yüklenen nimetlerden gururlanmaya hakkı yok- tur. (S.) 209:18. Söz, 1. nokta
Nefis kul olduğunu açlıkla hatırlar. (M.) 389:29. Mektup, 2. kıs. 4. nük Nefsin küçüklüğü büyüklenmenin kaynağıdır. (Sn.) 74. Nefse meşru muhabbetin âhiretteki mükâfatı. (S.) 590:32. Söz
Nefis üzüm ağacına benzer. (S.) 436:26. Söz, hâtime Nefis ve malını Allah'a satmanın kârı. (S.) 30:6. Söz Nefse taraftarlık cihetiyle asılsız evhamı bir asla irca etmek
kendini mazur göstermek. (Mh.) 105:3. makale mukaddime
Ailede Huzur ve Ülfetin Sırrı Akıllı Olmaktır......
Davaya Gençleri Kazanmak Hoşgörülü Bir Üslup Ister Islam Toplumu Ådil ve Merhametli Bir Toplumdur Evlat Terbiyesinde Nezih Bir Uslup Gözetilmelidir................ Insanları Değerlendirmede Sabit Fikirli Olmak Yanlıştır
Üçüncü Bölüm
C. Şahsiyet ve Karakter Tezahüründe Lider Davranışlar
291
293
щный 294
296
......... 297
... 297
Şahsiyeti Oluşturan En Mühim İksir Peygamber Muhabbetidir
İslam'ın ve Makamın İzzeti Korunmalıdır ......
301
302
Hakk'a Kulluk Yalnız O'nun Önünde Eğilmektir..
Makamın Esiri Değil Üstünde Oturan Adam Olmak Önemlidir
1- Zeki ve kabiliyetli talebelerin, İslâmî ilimlerin ders verildiği medreselere değil, çoğunlukla sosyal ve fen bilimlerinin ders verildiği mekteplere (okullara) git- meleri veya gönderilmeleri.
3- Medresede de intizam, tefeyyüz (feyizlenme) ve mahreç (medrese mezunlarının çalışacağı alanlar) bulunmaması.
Evet, vücûdlarından (âlimlerin varlığından) zarar gelmemiş, istediğimiz ulemanın ademinden gel- miştir. Zîrâ zekiler, galiben mektebe gittiler. Zen- ginler, medresenin maîşetine tenezzül etmediler: Medrese de, intizam ve tefeyyüz ve mahrec bulun- madığından, zamana göre ulemâyı yetiştiremedi. Bediüzzaman dan Siyasi ve İçtimai Tespitler Mustafa Topoz sy. 160.
Atatürkün Gizlenen Vasiyeti - Kitap Açıklaması İLK KEZ BU KİTAPTA; - 17. Yıldız vizyonuna ait belgeler - Gazi Paşa’nın emri ile kurulan çok özel bir cemiyete ait orijinal belgeler. - Atatürk’ün özel evrakına ait kasaların açılma süreci. - Atatürk’ün özel evrakını sakladığı kasalarına dair bilinmeyenler. - Gizlenen Vasiyet neden 50 ve neden GİZLİ ibareleri ile kayda geçti? - Atatürk’ün Gizlenen Vasiyeti için açılan mahkeme davalarına dair belgeler. - Gazi Paşa’nın gizli belgeleri için kullandığı özel mührü ve bu mühürle ilişkili bir kuruma ait bilgiler.
Gazi Paşa ve ona gönülden bağlı ekibi, İstiklal Savaşı’nın temelinin atılmaya başlandığı ilk andan itibaren, mücadelenin belgelerini gün gün arşivledi. Arşivleme süreci, Atatürk’ün vefatı olan 10 Kasım’a kadar sürdü. Arşivlenen çok gizli ve tarihe ışık tutacak çok önemli belgeler 105 adet sarı dosya halinde fihristlendi. Atatürk’ün vefatından bir süre sonra Çankaya Köşkü’nde bulunan 105 adet sarı dosya Ziraat Bankası’nın zemin katındaki özel kasalara konuldu ve 50 yıl boyunca açıklanmaması koşuluyla saklandı. Devlet yetkilileri ise 2005 yılına kadar 105 adet dosyanın varlığı hakkında sessiz kalmayı tercih etti. Bu kitapta, Atatürk’ün en yakınında bulunmuş dönemin yetkililerinin anılarında, röportajlarında, meclis tutanaklarında; Atatürk’ün hususi evrakı olan 105 adet dosyanın varlığını doğruladıklarını ilk kez belgeleriyle göreceksiniz.
Allah'ı sevmenin yolu Resûlullaha (a.s.m.) tâbî ol- maktan; söz, hâl ve hareketlerimizde onu ölçü almak- tan geçer.
Resûlullahın (a.s.m.) hadislerinin herbiri ise karan- lıkta kalanlara bir ışık, yolunu şaşıranlara bir rehber, ölünceye kadar doğru yolda tutan bir kılavuzdur.
Resûlullahın (a.s.m.) hadisleri ahiret yolcusu olan insanlar için en sağlam birer ölçü, esas ve hayat pren- sipleridir. Bilhassa bunalımda olan çağımız insanlarına bir kurtuluş simidi, huzur ve saadet yollarını gösteren hatâsız bir programdır. Hayata hayat, ruh ve nurdur.
Günümüzün insanının onun emir, yasak ve öğütle rinden istifade edecekleri çok şeyler var. Ruh, kalp ve vicdanlar, onlara gıda, hava ve su kadar muhtaçtır. ***
Camiü's-Sağır, 10.000 civarında hadis-i şerifi ihtiva eden meşhur hadis kitaplarından biridir. Uyanıkken yetmiş defa Resûlullahı (a.s.m.) gören Celaleddin es-Suyuti (1445-1505) tarafından tasnif edilmiştir. Elinizdeki cildlerde, bu eserin, Feyzü'l-Kadir isimli şer hi esas alınarak günümüze bakan 4000 civarında hadis ele alınmış, bazılarının açıklamaları yapılmıştır.
Kul bir çok zamanlar, bir çok zamanlar, bir çok zamanlar müslüman yaşar. Fakat sonunda Allah'ın gazabına uğrayabilir. Yine, ömrünü hep küfürle geçirir. Fakat sonunda Allah'ın Rahmetine uğrayabilir. Kim ki herkese gıybet ederek ve fena lâkap takarak ölürse, kıyamette, burnu ile iki dudağı arasına damga vurulur. Ravi: Hz. İbni Amr (r.a.) Sayfa: 104 / No: 4 Ramuz El-Ehadis
Evvelki kitab bir bab (lügat nev'i)den bir harf (kıraat) üzere nazil oldu. Kur'an ise yedi bab'dan yedi kıraat üzerine korkutucu, emredici, helal ve haramı bildirici, muhkem ve müteşabih ve kıssaları bildirici olarak nazil oldu. Helalini helal kabul edin. Haramını haram kabul edin. Emrolunduğunuzu yapın, nehy olunduğunuzdan vaz geçin, kıssalarından ibret alın. Muhkemi ile amel edin. Müteşabihine inanın. Ve: "Ona inandık, hepsi Rabbimizin indindedir." deyin. Ravi: Hz. İbni Mes'ud (r.a.) Sayfa: 451 / No: 9 Ramuz El-Ehadis
2674- Kabrin sıkması, mü'minin affedilmemiş olan her günahına keffarettir. Zekeriyya'nın oğlu Yahya'yı kabir arpa ekmeği yemesi sebebi ile sıktıkça sıkmıştır.
٢٦٧٥ - اَلصِّيَافَةُ ثَلاَثَةُ أَيَّامٍ فَمَا زَادَ فَهُوَ صَدَقَةٌ (حم وعبد بن حميد ع عـــن
Zulüm üçtür; Bir zulüm vardır ki Allah onu bırakmaz. Birini mağfiret eder, diğerini ise mağfiret etmez. Mağfiret etmediği zulüm şirktir. Allah onu mağfiret etmez. Allah'ın mağfiret ettiği zulüm ise, kulun kendisi ile Rabbi arasındaki zulümdür. Bırakmadığı zülum ise kısastır. Bazılarının hakkını bazılarından almasıdır. Ravi: Hz. Enes (r.a.) Sayfa: 221 / No: 5 Ramuz El-Ehadis
zina edenlere Allah şiddetle gazap eder. Deylemi. Dünyada en çok eziyet veren, kıyamet günü Allah katında en çok azap görecek olandır. Musned, 3.:403 Kıyamet günü en şiddetli azap görecek olan, zalim idâreci dır. Musned, 3:22.
Arts ve celll Allah Teälä'nın, "Habibim! (Beni İsrail'e şöyle dediğimiz zamanı da Biz onlara şu şehre (Beytülmakdis'e) giriniz ve nimetlerinden dilediğiniz vechile bol bol, çok çok yeyiniz ve tűzim ile eğilerek (şehrin) kapısına giriniz ve, "hitta = yå rab! Şanın günah hamaktır' diyerek istigfar edjiniz ki, hatalarınızı mağfiret edelim. İyilik edenlere ise elbet daha çok ihsan edeceğiz? kavl-i şerifi babı
Ebû Hüreyre radıyallahu anhtan Nebi sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle bu- yurduğu rivayet olunmuştur: (Allah tarafından) Beni İsrail'e, "Beytülmakdis'in kapısından eğilerek (tevazu ile) giriniz ve 'hitta = ya rab! Dileğimiz, günahımızı affetmendir' deyiniz denildi de onlar (tersine) kıçları üzere imekleyerek gir- diler ve (emrolundukları kelimeyi) değiştirip hitta yerine (istihfaf için ( حصة حية في شعرة )mühmel kelimesin)i söylediler." (B4479 Buhari, Tefsir, (Bakara( 5.(
ود قد دخلوا هذه القرية فكلوا منها حيث شه رعنا وَادْخُلُوا النابَ سُجَّدًا وَقُولُوا حِطَّةٌ تَغْفِرْ لَكُمْ خَطَايَاكُمْ وَسَرِيدُ الْمُحْسِنِينَ، رعنا واسع
Yukan unvandaki ayet-i kerime Sahih-i Buhar de Bunade tamam zikrolunduğu için Laman tekstume etti. Ayetteki "ragaden" kelimesini de Buhârî'nin tefsiri vechile "bol bol, çok çok" diye çevirdik. Tarihin her devrinde hirs ile, hiyanetle tanınmış bir millet olan yahudiler vaktiyle
Misi Peygamberin nübüveti zamanında da müşârün ileyhin tebliğ ettiği her emri tersine telakki ederek bu şevketli peygambere de türlü müşkülât göstermişler ve her zaman hakla batılı kanıştırmışlardır. Kur'ân-ı Mübin'de en çok bu milletin tarihinden bahsolunmuştur. Mevzumuz olan Bakara sûresinin buradaki âyetlerinde on bir kadar vakıa bildirilmiştir ki bunlardan biri de yukarıdaki âyetle hadiste işaret olunan vakıadır. Şöyle ki: Senelerden beri Tih sahrasında türlü günahkârlıkla geçirilen bedevî ve serseri hayattan kurtulup medeni bir hayata ermeleri için Kudüs'e hareketleri emrolunup ancak şehre girerken Beytülmakdis'in kapısı önünde dindarane bir tevazu ve huşû ile vaziyet almaları ve kapı önünde "hitta" diyerek tövbe ve istiğfar etmeleri de emrolunmuştu. Benî İsrail bu iki emri de tersine telakki ederek tevazu ile eğilecek yerde kıçın kıçın imekleyerek girmişler ve "hitta" diye istiğfar edecek yerde istihza ve istihfaf ederek "hintatün habbetün fî şaaretin" demişlerdir
Aziz ve cell olan Allah Teâlânın, "Biz bir ayetten herhangi bir kismini (veya tama a) Asteder, yahut ofnun hükmünü ve inzalini tehir ederek, ondan daha hayeris min benzerini ve dengini getiririz. Ey peygamberim! Bilmez misin ki Allah her şeye her zam kadirdir kavl-i şerifinin tefsiri babı
مَا تَنْسَحْ مِنْ آيَةٍ أَوْ نَنْسَاهَا نَأْتِ بِخَيْرٍ مِنْهَا أَوْ مِثْلِهَا أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ اللهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ (2/106 ,el-Bakara Bu âyetin vücûh-ı kıraat cihetiyle en zengin kelimesi تسأها "nense ha dir. "nese" den me hûz olan tu
kelimenin kıraati İbn Kesîr ve Ebû Amr okuyuşudur. Müellif Buhârî Sahihinde tehir mânasına olan kıraati ihtiyar ettiği için biz de bu suretle tercüme ettik. Elimizdeki mushaflardaki Asım kıraati ise ta
"
nünsiha "dır إنساء "insa "dan me'hûzdur. Gönüllerden ve hâfızalardan gidermek månasınadır. Bu kora göre ayetin mânası, "Biz bir âyetten herhangi bir ciheti nesheder, yahut hafızadan silip unutturursa
قوله عز وجل : ما نَحُ مِنْ آيَةٍ أَوْ نَنْسَاهَا تَأْتِ بِخَيْرٍ مِنْهَا أَوْ مِثْلِهَا
Aziz ve celil olan Allah Teâlâ'nın, "Biz bir ayetten herhangi bir kısmını mini) nesheder, yahut onun hükmünü ve inzalini tehir edersek, ondan daha hayritusiya onun benzerini ve dengini getiririz. Ey peygamberim! Bilmez misin ki Allah her şeye her zaman kadirdir"" kavl-i şerifinin tefsiri babı veya tama
وَذَاكَ أَنَّ أَبَيًّا يَقُولُ لَا أَدَعُ شَيْئًا سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ وَقَدْ قَالَ اللَّهُ تَعَالَى مَا نَنْسَخْ مِنْ مَا تَنْسَحْ مِنْ أَيَةٍ أَوْ نَنْسَاهَا نَأْتِ بِخَيْرٍ مِنْهَا أَوْ مِثْلِهَا أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ. (2/106 ,el-Bakara) 9 Bu âyetin vücûh-ı kıraat cihetiyle en zengin kelimesi ننساها "nense "ha "dır. " "nese "den mehúz olan bu
آيَةٍ أَوْ نَنْسَأْهَا .
kelimenin kıraati İbn Kesîr ve Ebû Amr okuyuşudur. Müellif Buhârî Sahîhinde tehir mânasına olan bu kıraati ihtiyar ettiği için biz de bu suretle tercüme ettik. Elimizdeki mushaflardaki Asım kıraati ise "nünsiha"dır إنساء "insa"dan me'hûzdur. Gönüllerden ve hâfızalardan gidermek månasınadır. Bu kıra ta göre âyetin mânası, "Biz bir âyetten herhangi bir ciheti nesheder, yahut hafızadan silip unutturursak demek olur.
Abdullah b. Abbas radıyallahu anhümâdan rivayete göre Ömer radıyallahu anh şöyle demiştir: Bizim en düzgün Kur'an okuyanımız Übey (b. Ka'b')dır. En isabetli hüküm verenimiz de Ali (b. Ebû Talib')dir. Şüphesiz biz, Übey b. Ka'b'ın usûl-i kıraat ve edasından çoğunu unutuyoruz. Bununla beraber Übey, "Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden işittiğim hiçbir şeyi bırakmam ve unutmam" iddiasındadır. Halbuki aziz ve celil olan Allah Teâlâ, "Biz bir âyetten nesheder veya tehir edersek..." buyurmuştur. (B4481 Buhâri, Tefsir, (Bakara) 7.}
İZAHI
Bu hadise göre Übey b. Kâ'b hazretleri Resûl-i Ekrem'den işittiği hiçbir şeyi bırakma- yacağını söyleyerek Kur'an'dan bazı şeylerin nesholunduğunu kabul etmiyordu. Bu cihetle Hazret-i Ömer, ما تنسخ من أية kavl-i şerifiyle onu reddediyor. Çünkü bu âyet, Kur'an'ın bazı âyetleri hakkında neshin sübûtuna delâlet etmektedir.
Nesih lugatta değiştirmek ve bir şeyi kaldırıp yerine başka bir şey koymaktır. Istilahta nesh-i şeriat ve nesh-i âyet olmak üzere iki suretle telakki olunur. Nesh-i şeriat İslâm'ın kendisinden evvelki şeriatları neshetmesidir ki bunda şüphe ve tereddüt yoktur. Nesh-i âyet de bir âyeti okuyarak ibadet etmek veya âyetten müstefad olan hükmü şer'î ile amel etmek ya da ikisinin birden yani hem kıraatla ibadetin, hem de âyet hükmüyle amelin nihayet bulduğunu beyandan ibarettir. Bir âyetin müntehâyı kıraati veya müntehâyı hükmü Allah Teâlâya mâlûm idi. Ancak biz onu istimrarlı ve devamlı sanırken bilâhare nasih ile karşılaşınca nihayete erdiğini o vakit biliyoruz. Bu cihetle usul uleması neshi, beyân-ı teb- dilden saymışlardır ve bu âyetle istidlål ederek ulemânın cumhuru neshin cevazını kabul etmişlerdir. Bazıları nesh-i âyeti inkâr ederek neshi yalnız nesh-i şeriata kasretmişlerdir.
39. O küfre sapanlar ve âyetlerimizi yalanlayanlar var ya, işte onlar cehennemlik olanlardır. Onlar orada sürekli kalacaklardır. [krş. 7/24-35; 20/123]
40. Ey İsrâiloğulları![19] Size verdiğim nimeti hatırlayın (şükredin); bana (iman ve itaat hususunda) verdiğiniz sözü yerine getirin, ki ben de size (cennetle ilgili) vaadettiklerimi vereyim. Yalnız benden korkun!
41. Ve yanınızdaki (Tevrat’ın aslı)nı tasdik edici olarak indirdiğim (Kur’an’)a iman edin, ona inanmayanların ilki siz olmayın; benim âyetlerimi az bir bedele (dünyalık karşılığa) satmayın ve ancak (benim emrime uygun yaşayın) ve yalnız benden (benim azabımdan) korkun!
42. Hakkı (gerçeği) batıl ile bulayıp/örtüp de bile bile hakkı gizlemeyin (hakkın üstüne örttüğünüz batılı hak diye göstermeyin).[20]
43. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve rükû eden (mü’min)lerle birlikte rükû edin.[21]
[20] İslâm’a uygun olmayan söz ve hareketler batıldır. Eğer hak olan batıla bulanır, ona karıştırılırsa, hak anlaşılmaz, batılın içinde özelliğini kaybeder ve insanlar da haktan saptırılmış olur. Diğer taraftan bu, “batılı da hakla süslemeyin, altında hak var diye batılı cazip göstermeyin” demektir (İbni Teymiyye, s. 52; Elmalılı, I, 285). Yahudiler, Tevrat’taki bazı hükümleri değiştiriyorlar ve kendi uydurdukları batıllara “hak (doğru) bu” diyorlardı.
[21] Âyet-i kerîmede önce “namaz kılın” denildiği halde tekrar “rükû edenlerle beraber rükû edin” buyurulmasında namazın cemaatle kılınmasına ayrıca önem verilmesi gerektiğine işaret vardır (Beydâvî; Râzî, II, 475; Hazîn, I, 43; Cezîrî, I, 405-406). Yahudiler ve hıristiyanlar namazlarında, kıyamdan sonra doğrudan secdeye giderlerdi. Bu ifade ile onlardan İslâm’ın öngördüğü gibi namaz kılmaları istenmiş olmaktadır. [bk. 3/71; Elmalılı, I, 337]
: e Katolische Aktion Papalık tarafından çıkarılan ve dünyayı katolikleştirmeyi amaçlıyan hareket
e katolische Kirche : Katolik kilise
katholische Konfession : Katolik dini
katholischer Ordensgeistlicher : Papaz
Katholizismus : Katoliklik, Katolisizm
r Katzenjammer : Vicdan azabı
kauern
: büzülmek
käuflich sein r Keim : vicdanını satmak
: embriyon, nüve
Kenner des Scheriatsrechtes : Fakih
e Kenntnis : bilgi, malûmat
Ketzer
: 1. Bir dini cemaatin, umumen doğ ru kabul edilen itikattan ayrılan mensubu. 2. Katolik kilisenin bir akidesini kabul etmeyen herkes, umumi mânada dinsiz, imansız, Allahsız, Zındık
Ketzerei
: Dini cemaat dahilinde umumen doğru diye kabul edilen itikattan
Zinaya dört şahit getirilmelidir. (B.L.) 148. Zünnar bağlamak. (1.1.) 68.
FISK-FASIK
Fâsığın arkasında namaz kılınır. (K.L.) 187.
Fâsığın cezası. (1.1.) 216.
Fâsığın fıskından arz müteessir olur. (1.1.) 224. Fâsık fıskı isteyerek girmemiştir. (L.) 126:17. Lem'a 7. nota Fâsık hain olduğundan şehadeti reddedilir. (H.Ş.) 151:2. zeylin
2. kısmı; (L.) 125:17. Lem'a 7. nota
Fisk dalâletin kaynağıdır. (1.1.) 224.
Fıskın kaynağı. (İ.İ.) 215.
Fiskta şeytanî menhus bir lezzet bulunabilir. (M.) 65:16. Mek-
tup, 2. nokta.
Fıskın tarifi. (1.1.) 215
Yüz fâsığın idaresi. (L.) 126:17. Lem'a 7. nota
FITRAT-FITRAT KANUNU
Fitrat yalan söylemez. (M.N.) 214:Nokta Sosyal hayatta bir çığır açan, fitrat kanunlarına uygun hareket etmelidir. (L.) 174:22. Lem'a 2.işâret Tesettür fitridir. (L.) 197:24. Lem'a
FİRAK
Dostlardan müfarakat olmasaydı, ölüm ruhlarımıza yol bula- mazdı ki gelsin alsın. (L.) 248:26. Lem'a, 13. ricâ Ebedf ayrılıklar ehl-i dalâlete karanlıklar veriyor. (K.L.) 113. Firakin bir saniyesi bir sene kadar uzundur. (L.) 22:3. Lem'a 3. nükte.
Firak bir tazelenmedir. (L.) 250:26. Lem'a, 13. ricâ
Firaklardan gelen feryatlar beka isteğinden gelen ağlamaların tercümanıdır. (L.) 21:3. Lem'a 3. nükte Firak ve iftiraktan, tahrip ve vefattan gelen hüzün ve gam. (L.) 249:26. Lem'a, 13. ricâ
lade edilmemek üzere zeval nimeti nikmete çevirir. (M.N.) 36: Lasiyyemâlar
fitrat-ı asliye فطرت أصليه asli fıtrat, esas yara- dılış; İslâm dinini yaşamaya elverişli olarak Allah (c.c.) tarafından yaratılan ve doğuştan sonra bozulmaya uğramamış yaradılış
fıtrat-ı beşer (iye(( فطرت بشر : insanın yaradılışı ve temel özelliği, insanın çevrenin kötü etkisi ile bozulmamış ruh yapısı
fitrat-i eşya فطرت أشياء : varlıkların yaradılışı ve temel özellikleri
fıtrat-ı hayat-ı hakiki فطرت حيات حقیقی : ger çek hayatın yaradılış ve temel özelliği
fitrat-i İlahiye فطرت إلهيه : Allah'ın (c.c.) eseri olan yaratılış
fıtrat-ı insan(insaniye فطرت إنسان : insanın ya radılışı ve temel özelliği, biyolojik ve ruhsal yapısı
fıtrat-ı insaniyet فطرت إنساني : insanlığın. yara- dılışındaki temel özellik
fitrat-i selime فطرت سلیمه sağlam ve bozulma-
ya uğramamış yaradılış fitrat-i zatiye فطرت ذاتيه ahsait yaradılış ve temel özellik, yaradılıştaki temel yapı
fitrat-i zişuur فطرت ذیشعور : düşünme ve hisset- me özelliğine sahip
fitratça فطرتجه : yaradılışça, yaradılış özelliği bakımından
fitri (y( 1: فطربيه.yaradılıştan, doğuştan 2.ya- radılışla ilgili 3.yaradılış kanunlarına uygun, yaradılışa uygun
Bana göre, sizin için deccaldan daha ziyade korktuğum şeyi haber vereyim mi? O, gizli şirktir ki, kişinin kalkıp, adamın makamına gösteriş için amel etmesidir. Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.) Sayfa: 163 / No: 6 Ramuz El-Ehadis
Ey kara haberciler, ey kara haberciler, ey kara haberciler. Sizin üzerinize korktuğum şeylerin en korkuncu riya ve gizli şehvettir. Ravi: Hz. Abdullah İbni Zeyd (r.a.) Sayfa: 502 / No: 4 Ramuz El-Ehadis
İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki, onların yüzleri insan yüzü, kalbleri şeytan kalbidir. Kan dökücülerdir. Çirkin hareketlerden kaçmazlar. Eğer sen onlara tabi olursan seni gözetirler. Eğer onlara güvenirsen sana ihanet ederler. Onların çocukları ahlaksız, gençleri arsız olur. Yaşlıları ise marufu emretmez, münkeri nehyetmez olur. Sünnet aralarında bid'at, bid'at ise aralarında sünnet gibidir. İdarecileri sapıktır. İşte bu zamanda Allah onlara şerlilerini musallat kılar. Hayırlıları dua eder, fakat duaları kabul olmaz. Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma) Sayfa: 502 / No: 11 Ramuz El-Ehadis
ketm (Bir sözü, bir sırrı, bir haberi) gizleme, saklama, gizli tutma. "Seferberlikte Seferber ordunun iaşesine muhtas hisse-i öşrü vermemek kastı ile mahsulatını ketm edenler hakkındaki Kararname üzerine Adliye Encümeni Mazbatası." Meclis-i Mebusan 28 Şubat 1336 (1920) tarihli 15'inci Birleşim Tutanak Dergisi, C. 1, S. 265. ketmetmek: (Bir sözü, bir Sırrı, bir haberi) gizlemek, saklamak.
keyfiyet (keyfiyyet) Durum, nitelik. "Şimdi efendim, harcırah ve bakiyei tahsisatlarını alamadıklarından keyfiyetin idare memurlariyle Umuru maliye vekâletinden istizahına dair Malatya mebusu Lütfi Bey ve rufekasının bir takriri var." TBMM 14 Temmuz 1336 (1920) tarihli
YanıtlaSilبِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
Bismillahirrahmanirrahim
Elhamdülillah
Allahuekber
Subhanallah
Allahümmesallialaseyyidinamuhammed
Sallaahualeyhivesellem
Estagfirullah
Beş vakit namazı camide kılan Bismillahirrahmanirrahim demiş gibidir.
Ümmetim yıldızlara gidesiye kadar kıyamet kopmayacaktir
Bediüzzaman Sa'îd Nursî, Sirr-1 Innâ A'taynâ, Basılmamış Osmanlıca Mustafa Kemal'in 30 Eylül 1911'de Kudüs Kamenitz Oteli'nde yahudi Eliezer B Yehuda'nın oğlu Itamar Ben-Avi ile sohbeti: Mustafa Kemal: "SABETAY SEV soyundan geliyorum. Kendisine hayranım. Keşke bu dünyadaki bütün Yahudile onun mesihliği altında birleşse.."
YanıtlaSilSÜNNETTEN ÖLÇÜLER
YanıtlaSilPUTA MÜSAMAHA OLMAZ
Hicri 9. yılda Tebuk Seferi dönüşünde Medine'ye gelen Sakif kabilesi elçileri, Medi- ne'de kaldıkları süre içinde mescidde Hz. Peygamberin yakın alakasına mazhar ol- muşlardı. Sonunda müslü- man oldular. İslâm'ı öğrendi- ler. Ancak arkalarında bi- raktiklan kabilelerinin, ken- dilerini anlayışla karşılaya- caklarından kuşkuluydular. Hz. Peygamber'den ilginç is- teklerde bulundular. Bunlar arasında bir-iki tanesi vardı ki gerçekten pek dikkat çeki- ciydi. Dediler ki:
- Bizi namaz kılmaktan muaf tut?.. Hz. Peygamberin cevabı çok kesindi:
-"Namazsız dinde hayır yoktur."
Pek tabii, namazsız din- darlıkta da hayr olmazdı.
- Kabilemiz dışından biri- ni bize âmir tayin etme! dedi- ler. Hz. Peygamber, kabul buyurdu. İçlerinde bulunan ve yaşça en küçükleri olan ve fakat Islam'ı öğrenmekte pek gayretli davranan Osman Bin Ebi'l-As't onlara imam ve vall yaptı.
- Lat putumuza üç yıl do
kunmal dediler. Hz. Peygam
Der kabul etmedi.
Yine kabul etmedi.
- Bir yıl dokunmal dediler, Hz. Peygamber bunu da ka bul etmedi.
- Biz döndükten sonra bir ay olsun bizimle kalsın, dedi ler. Resûl-i Ekrem Efendimiz onu da kabul etmedi. Lata süre tanımadı. Putlara mü samaha olunamayacağını ortaya koydu. Tevhid yur- dunda putun ne işi vardı?... Yeniden şekillenen İslâm yurdunda puta yer yoktu. Efendimizin kararlılığını gö rünce;
- Bäri onu bize, kendi elle- rimizle kırdırtma. Onun yı kım işini sen üstlen dediler
Hz. Peygamber:
- "Olur, ben onu ortadan kaldırtırım" buyurdu.
Elçilerin Medine'den ayrı- hışından iki-üç gün sonra Hz. Peygamber, Ebu Sufyan ile yine bir Sakifli olan Mugire bin Şu'be'yi Lat'ı ortadan kaldırmakla görevlendirdi. Onlar da bunu büyük bir gösteri halinde, bütün Sakif halkının gözü önünde parça- layıp yok ettiler.
Latların. Uzza'ların sonu
hep aynıydı. Belki sadece gü
no ve saatı farklıydı... (Bk. Ibn
Stratejik Surpriz
YanıtlaSil20. yüzyıl istihbarat çalışmalarının önemli bir alanı da stratejik sürpriz oldu. 19. yüzyılın sonunda demiryollarının ve buharlı gemilerinin kullanılmaya başlanması kitlesel orduların seferberliğini ve taşınmasını kolaylaştırdı ve dünya savaşları or- taya çıktı. 20. yüzyılda ise teknolojik sürpriz savaş alanlarının en önemli sürpriz şekli oldu. Teknolojik sürprizler iki kategoriye ayrılabilir. Bunlardan ilki atom bombası gibi büyük bir sistemin gizlice geliştirilmesidir. Bunu tespit etmek oldukça zordur. İkinci kategoride ise yeni bir silah sisteminin savaş alanına getirilmesidir. Çok üstünlüğü olan yeni bir tankın durdurulamaması buna bir örnek olabilir. Gele- ceğin savaşlarında da teknolojik sürpriz ve aldatma önemli rol oynayacaktır. 21 yüzyıla kadar stratejik sürpriz için en büyük endişe konusu bir hasım bir devleti- ordularını gizlice mobilize etmesi idi. Bugün teknoloji sayesinde hem birlikleri konsantre hale gelmesi hem de silah sistemlerin konuşlanması çok daha kısa sür de yapılabilir bir hale geldi.
Bozdag'a göre Mustafa Kemal Atatürk ün gizli vasiyeti aciklanabilseydi Turkiye de her şey degisebilirdi.
YanıtlaSil17 Ocak 1988 Nokta Dergisi
sy. 26
4974- Kim Allah'in gazabını mucip olan hususlarla insanları hoşnut ederse, Allah daima onu onlara muhtaç kılar. Bir kimse de nası gücendirmek pahasına Allah'ı hoşnut ederse insanların kötülüklerine karşı, Allah ona kâfi gelir.
YanıtlaSil٤٩٧٥ - مَنْ أَرْضَى اللَّهُ بِسَخَطِ الْمَخْلُوقِينَ كَفَاهُ اللَّهُ مُوْنَةَ الْمَخْلُوقِينَ وَمَنْ أَرْضَى الْمَخْلُوقِينَ بِسَخَطِ اللَّه سَلَّطَ اللَّهُ عَلَيْهِ الْمَخْلُوقِينَ" (الخليلي عن عمر وبــــن
شعيب عن أبيه عن جده
4975- Bir kimse halkı nazar-ı itibara almadan Allah'ı hoşnut ederse, Allah ona kâfi gelir. Allah'ı gücendirerek mahlukatı hoşnut ederse, Allah o mahlukatı kendisine musallat eder.
٤٩٧٦ - مَنْ أَرْعَبَ صَاحِبَ بِدْعَةٍ مَلَأَ اللهُ قَلْبَهُ أَمْنًا وَايْمَانَا وَمَنْ انْتَهَرَ صَاحِبَ بِدْعَةٍ آمَنَهُ اللَّهُ مِنَ الْفَزَعِ الأَكْبَرِ وَمَنْ اَهَانَ صَاحِبَ بِدْعَةٍ رَفَعَهُ اللَّهُ فِي الْجَنَّةِ دَرَجَةً وَمَنْ لَآنَ لَهُ اذَا لَقِيَهُ تَبْشِيشًا فَقَدْ اسْتَخَفَّ بِمَا أُنْزِلَ عَلَى
مُحَمَّدٍ (كر عن ابن عمر)
4976- Kim bidat sahibini korkutursa, Allah onun kalbini emniyet ve iman ile doldurur. Kim bidat sahibini men ederse, Allah onu kıyametin çirkin manzarasından emin kılar. Kim bidat sahibini terslerse, Allah onun cennette bir derecesini yükseltir. Kim de onunla karşılaştığı zaman güler yüz gösterip yumuşak davranırsa, Muhammed'e indirileni istihfaf etmiş (hafife almış) olur. (Bidat sahibine Allah için buğzetmek vaciptir.)
٤٩٧٧ - مَنْ أُريدَ مَالَهُ بِغَيْر حَقَّ فَقَاتَلَ فَقُتِلَ فَهُوَ شَهِيدٌ رعب د ن ق ت صحيح عن ابن عمرو حم ٥ عن ابي هريرة
4977- Kimin malı elinden alınmak istenip de bu uğurda karşı tarafla çarpışırken öldürülürse o şehittir. ٤٩٧٨ - مَنْ اِزْدَادَ عِلْمًا وَلَمْ يَرْدَدْ فِى الدُّنْيَا زُهْدًا لَمْ يَرْدَدْ مِنَ اللَّهِ إِلَّا
بُعْدًا الديلمي عن على)
4978- Kim dünyada ilmini artırıp da zühdünü artırmazsa
Allah'tan daha da uzaklaşır.
-1151-
Ramuz ul Ehadis
Hadis Ansiklopedisi
Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi
2.cilt.sy.1151.
ETÖ kumpasıyla akıl hastanesine yatırılan gazeteci Yüce Katircioğlu, Ankara Bilgi Locası'nda 14, dereceye kadar yükselmiş bir masondu. Örgüte ilişkin birçok gizli bilgiye vakıf olduğu locanın İsrail devleti namına çalıştığımı anladıktan sonra masonlarla mücadele etmeye karar verdi. 21 Kasım 1997'de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Suç duyurusu sümenaltı edilen Katırcıoğlu, sonraki yıllarda, özellikle yargıdaki mason biraderlerin kimler olduğunu yazdığı yazılarla ifşa etti. Yazıda hedef gösterilen kişilerin açtığı dava sonrası FETÖ'cü hakim ve doktorlar, Katırcıoğlu hakkında 'akıl sağlığı yerinde değildir' belgesi düzenledi. Ancak rapor hemen tatbik edilmedi. Katırcıoğlu, sonraki yıllarda bilhassa TSK içerisindeki masonlara dikkat çekip Mart 2015'te Ankara Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'ne suç duyurusunda bulundu. Hakkındaki deli raporu 2018'de raftan indirilen Katırcıoğlu, Eskişehir Şehir Hastanesi'ndeki Yüksek Güvenlikli Adli Psikiyatri Birimi'ne (YGAP) kapatıldı. Önemli bilgilere sahip Katırcıoğlu'nun hayatından endişe ediliyor.
YanıtlaSilYeni Şafak
Gündem
3 Haziran 2020 Çarşamba
Vatan hainlerini putlastirdilar
YanıtlaSilkahramanlastirdilar
Mustafa Kemal ve İnönü
İslam dini oldurulecek
Yahudiler ve masonlar
Biz Turkleri savaşarak yenemiyecegiz, ancak İslam dininden çıkartarak yenebiliriz.
Haim Naum
Mustafa Kemal ve inonuyu dost bulmuş (İslam dinine dusman) ve böylece Turkiye Cumhuriyetin temelleri dinsizlikle....... (Lozan in gizli madde leriyle)
istisna olarak Mustafa Kemal Atatürk ün gizli vasiyeti aciklanabilseydi Turkiye de her şey degisebilirdi (İsmet Bozdag
17 Ocak 1988
Nokta Dergisi....
atılmıştır.
Vatan hainlerini putlastirdilar
YanıtlaSilkahramanlastirdilar
Mustafa Kemal ve İnönü
İslam dini oldurulecek
Yahudiler ve masonlar
Biz Turkleri savaşarak yenemiyecegiz, ancak İslam dininden çıkartarak yenebiliriz.
Haim Naum
Mustafa Kemal ve inonuyu dost bulmuş (İslam dinine dusman) ve böylece Turkiye Cumhuriyetin temelleri dinsizlikle....... (Lozan in gizli madde leriyle)
istisna olarak Mustafa Kemal Atatürk ün gizli vasiyeti aciklanabilseydi Turkiye de her şey degisebilirdi (İsmet Bozdag
17 Ocak 1988
Nokta Dergisi....
atılmıştır.
CAMI UL USUL ZEYLI
YanıtlaSil11 Emmare,
2 Levvame,
3 Mülhime.
4 Mutmainne,
5- Radiyye,
6- Mardlyye,
Nefsi Emmare: Kötülüğe çok çok teşvik eden nefs demektir. Bu nefsin rengi mavidir. Bu nefsin islâhı için yüz bin kere Lailahe illallah zikrini tekrarlamalıdır.
Nefsi Levvame: Sahibini yaptığı kötülükten dolayı yadırgayan nefs demektir. Bu nefsin rengi sarıdır. Bu nefsin doho iyi duruma gelmesi için yüzbin kere Allah kelimesini zikir olarak tekrarlamalıdır.
Nefsi Mülhime: İyilik yapmak için sahibini zorlayan ve ona ilham veren nefistir. Bu nefsin rengi de kırmızıdır. Bu nets için de doksan bin kere Hû zikri celilinin okunması lâzımdır.
Nefsi Mutmainne: Sükûnete ve huzura kavuşan
nefstir. Bu nefis için de yetmiş bin kere Hayy zikrini tekrarlamalıdır.
Bu nefsin rengi beyazdır.
Nefsi Radiye: Allah'tan razı olan nefis demektir. Ren- gi yeşildir. Bunun için de doksan bin kere Kayyum zikrine devam etmelidir.
Nefsi mardiye: Yüce Allah'ın razı olduğu nefisdir. Bu nefsin rengi siyahtır. Bunun için de yetmiş beş bin kere Rahman ik rini tekrarlamalıdır.
Nefsi kâmile: Her yönde olgunlaşmış ve kemale ermiş nefstir. Bu nefs herkes için iyilik ister; kâfire îman, günahkara, tev be arzular. Bu nefis için de yüzbin kere Rahîm zikrini tekrarlamak gerekir. Bu nefsin belli bir rengi yoktur. Diğer altı rengin bütün kendisinde dalgalar halinde bulundurur. Bu, nefislerin son durağı v asil gaye olanıdır. Bu nefse sahip olan kimse artık halkı İrşad elm görevini üstelenecektir. Yüce Allah Kur'ân-ı Kerimde:
Sizin içinizden size bir peygamber geldi» diye buyurmuştur Bu dereceye erişen kimsenin nefsi artık ruhunun emrine
Cami'ul Usul
Veliler ve Tarikat larda Usul
Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi
Pamuk Yayınları
sy. 428.
والفقـ صِنْفَانِ مِنْ
YanıtlaSilحل وابن النجار وابن عبد البر عن ابن عباس 3823- Ümmetimin şu iki sınıfı dürüst olursa hepsi dürüst olur: Emirler, fakihler (alimler).
٣٨٢٤ - صِنْفَانِ مِنْ أُمَّتِى لاَ سَهْمَ لَهُمْ فِى الإِسْلاَمِ الْمُرْجِيَّةُ وَالْقَدَرِيَّةُ قِيلَ وَمَا الْمَرْجِنَةُ قَالَ الَّذِينَ يَقُولُونَ الْإِيمَانُ قَوْلٌ لَا عَمَلٌ قِيلَ فَمَا الْقَدَرِيَّةُ قَالَ
الَّذِينَ يَقُولُونَ لَمْ يُقَدَّرُ الشَّرُّ (ق عن ابن عباس)
3824- Ümmetimden şu iki sınıfın İslam'dan nasibi yoktur. Mürcie ve Kaderiyye. "Mürcie nedir?" diye sordular.
"Mürcie, iman sözden ibarettir, amelden değil diyenlerdir." "Kaderiyye nedir?" diye sordular.
"Kaderiyye, şer takdir olunmamıştır diyenlerdir" buyurdu
Agah olunuz ki; insana dünyada yakın ve afiyetten daha hayırlı birşey verilmemiştir. Öyle ise Allah'dan o ikisini isteyin.
YanıtlaSilRavi: Hz. Hasan (r.a.)
Sayfa: 169 / No: 2
Ramuz El-Ehadis
yakin. kesin biliş. yakîn, içinde şek, şüphe, kuşku ve zan olmayan kesin bilgidir. ya- kîn, "şekk❞in zıttıdır. üç mertebesi vardır. ilmelyakîn, aynelyakîn, hakkalyakîn. il- melyakin, delilleri inceleyerek elde edilen yakîndir. aynelyakîn, göz ile görmek sûre-
YanıtlaSiltiyle olan yakîndir. hakkalyakîn, bizzat ya- şayarak elde edilen yakîndir. mesela. du- manı görmekle ateşin varlığını bilmek il- melyakîndir. ateşi uzaktan görmekle elde edilen yakin aynelyakîndir. ateşe dokun- makla yakîn hasıl etmek hakkalyakindir
YanıtlaSil٣٩١٣ - عَسَى اَحَدُكُمْ أَنْ يُكَذِ بَنِي وَهُوَ مُتَكِي عَلَى اَرِيكَتِهِ يَبْلُغُهُ الْحَدِيثُ ني فَيَقُولُ مَا قَالَ ذَا رَسُولُ اللهِ دَعْ هَذَا وَهَاتِ مَا فِي الْقُرْآنِ (ابو يعلى
YanıtlaSilبو نصر وقال حسن غريب عن جابر وابو نصر عن ابي سعيد)
3912- Kim bilir belki biriniz koltuğuna yaslanmış bir hala beni yalanlayacaktır. Benim hadisim kendisine ulaşınca: "Bunu Allah'ın Rasulü dememiştir. Bırak bunu da ban Kur'an'dan delil getir" diyecektir.
Bazı ulema demişlerdir ki Kur'an Kerim de her âyette altmış bin mana vardır.
YanıtlaSilKıraat'ın mücerred amel için, olduğuna bir delâlet yoktur. Am- elin ise kıraattan alınması şarttır. Bu kabûl olunsa bile şurası uzak tu- tulmamalıdır ki, bu hüküm ûlemâya tahsis edilmiştir. Onun mutla- kiyle başkasının sevab kazanması halinde bir aykırılık sözkonusu ol- maz. Nitekim:
YanıtlaSilAlim kimseden iki" رَكْعَتَانِ مِنْ عَالِم أَفْضَلُ مِنْ سَبْعِينَ مِنْ غَيْرِ عَالِمٍ
rekât namaz, âlim olmayan kimseden yetmiş rekâttan efdaldir" hadisi bunu teyid etmektedir.
Bir rivâyette ise "Allahı bilen bir âlimden sadır olan bir rekât amaz ;Allahı bilmeyen bir kimseden sadr olan bin rekâttan daha ayırlıdır" denilmektedir. Nitekim; âlim olmayan kimsenin na- azının fazlı hakkında ittifak vardır. Şunu bilmek gerekir ki; kıraat
158
YanıtlaSilBERİKA -TARİKAT-I MUHAMMEDİYYE ŞERHI
ya mücerred tilâvet içindir. Veya onun mânâsını anlamak ve onun ahkâmiyle amel etmek içindir. İkincinin, birinci üzerine olan me- ziyyetinde şüphe yoktur.
Hadiste "Ebeveynine tac giydirilecek" ifadesinden zahiren an- laşılan mutlak surette giydirilecektir mânâsınadır. İster onlar için, onun Kur'ân taliminde yani Kur'ân'ın öğretilmesinde ve şer'î bilgi- lerle terbiyesinde etkileri olsun, ister olmasın. Bunda şuna bir tenbih vardır ki, baba veya ana, çocuğunun ibâdetinden yararlanır. İster bu- nunla duâ etsin, ister amelinin sevabını hibe etsin, ister etmesin. Her ne kadar dua ve hibede başka bir meziyyet var ise de bir yanıyle böyle izah edilebilir. Hadiste
KİTAP VE SÜNNET
YanıtlaSilBiz burada nebînin umûmî olmadığına kanaat getirmekteyiz. Çünkü, ikisi müteradiftir veya birbirine müsâvîdir.
Başka bir ifade ile deriz ki: Tebeiyyet makamı, risâlet cihetine daha uygun ve daha münâsib olunca, Rasûl takdim olundu. Bir görüştede şöyle demişlerdir. Bazan bir iş peyda olup kaide ve usûldan vazgeçmeyi icab edebilir.
Yine denilmiştir ki: Şiblî oturuyordu. Onun yana bir cemaat
YanıtlaSilgeldi. Onlara dedi ki:
- Siz kimsiniz? Onlar da dediler ki:
- Senin sevenlerininiz! Bunun üzerine o, dönüp onları aşlamaya başladı. Bu arada onlar, kaçmaya başladılar ve o dedi ki:
- Eğer benim sevgimi muhabbetimi iddia ediyorsanız, benim elâma karşı da sabr ediniz. Denilmiştir ki: Allahu Teâlâ İsa (Aleyhi's- lam)'a şöyle vahyetti: "Ben şüphesiz ki, bir kulun kalbine bakıp da dünyâ ve âhiret sevgisini bulmadığım zaman onu benim sev- m ile doldururum." Yahyâ b. Muâz dedi ki: Sevgiden bir hardal rlığı, bana yetmiş sene sevgisiz ibâdetten daha sevimlidir.
Buna karşı: Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve sellem) bir şey îrâd buyurmadı bir şey söylemedi. Bunu müteakib; Allahu Teâlâ işte bu âyeti inzâl buyurdu. "İşte onlar; kendilerine Allah'ın in'âm ettiği peygamberler ve sıddıklarla beraberdirler..."
YanıtlaSilSıddîk; çok doğru olan kimselerdir. Bunlar rasûllere tabi olan kişilerdir. Hatta onlara ilhak oldular onlara katıldılar. Yani onların peşlerinden gelenlerdir. Denilmiştir ki: Buradaki sıddîklardan gaye; Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve sellem)'in ashâbının faziletli- eridir. Ebû Bekir (Radiyallahu Anh) gibi. Bu Hâzin 'den nakl olun- du.
Vâhidî'den şöyle nakl olundu: Her bir kimse ki, Allahu Teâlâ'nın emrettiği şeylerin hepsini, içine bir şüphe girmeyecek ekilde tasdik etti, doğruladı ve nebîleri de doğruladı (tastikte bulun- u), o kimse sıddîkdır.
BERIKA/Tarikat-1 Muhammediyye Şerhi C: 1 F:13
ilmi araştırma ve derin meselelerin çözümü Cihad gibidir.
YanıtlaSilGünahım (o beladan daha büyük olmadığında) yine bir nimettir.
42. Hakkı (gerçeği) batıl ile bulayıp/örtüp de bile bile hakkı gizlemeyin (hak- kın üstüne örttüğünüz batılı hak diye göstermeyin).
YanıtlaSilİslam'a uygun olmayan söz ve hareketler batıldır. Eğer hak olan batila bulanır, ona karıştırılırsa, hak anlaşılmaz, batılın içinde özelliğini kaybeder ve insanlar da haktan saptırılmış olur. Diğer taraftan bu, "Batılı da hakla süslemeyin, altında hak var diye batılı lid cazip göstermeyin." demektir.2
Yahudiler. Tevrat'taki bazı hükümleri değiştiriyorlar ve kendi uydurdukları batillara
innishra) indysg nhoy ev nisizi 43. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve rükû eden (mü'min)lerle birlikte rükü edin.
"Hak (doğru) bu." diyorlardı.
sid in E Ayet-i kerimede önce "Namaz kılın." denildiği halde tekrar "Rükû edenlerle beraber b rükü edin." buyurulmasında namazın cemaatle kılınmasına ayrıca önem verilmesi ge- d rektiğine işaret vardır.3
Yahudiler ve hıristiyanlar namazlarında, kıyamdan sonra doğrudan secdeye giderlerdi. Bu ifade ile onlardan İslâm'ın öngördüğü gibi namaz kılmaları istenmiş olmaktadır.
BAKARA SÛRESİ
YanıtlaSil94. (Resûlüm! Onlara) de ki: "Eğer âhiret yurdu (cennet, sizin dediğiniz gibi) Allah katında diğer insanlara değil de sadece size mahsus ise ve (bu iddianızın) doğru olduğunu düşünüyor iseniz, haydi ölümü temenni edin (ki cennete çabucak kavuşasınız)!"1 veq insilijte sub nipi izamlag) hai
HallA A shublo ) 19lide 18ini uno (svib 95. Oysa onlar, (daha önce) kendilerinin işledikleri (günahlar) yüzünden asla bunu dilemeyecekler. Allah zalimleri hakkıyla bilendir. Siyorsunuz. Onlar
Çünkü yahudiler, Tevrat'ta değişiklik (tahrifat) yapmışlar ve bazı peygamberlerini öl- 0 dürmüşlerdi,2
96. Andolsun ki onları (yahudileri, bu dünya) hayatına karşı, insanların en düşkünü olarak bulursun, hatta müşriklerden bile (düşkündürler). Onların her biri bin yıl yaşatılmayı ister. Oysa bunca süre yaşatılması onu azaptan zaklaştıracak değildir. Allah onların yapmakta oldukları şeyleri eksiksiz
Dogru söylemek eminlik yalan söylemek hainliktir.
YanıtlaSilHz. Ebû Bekir r. a.
ISTIARE: Ariyet istemek. Ö- dünç almak. Birinden iğreti bir şey almak. Edb: Bir kelimenin manasını muvakkaten başka månada kullanmak. Bir mânayı anlatmak için o şeye benzeyen başka bir şeyin adını iğreti olarak kullanmak. Müş- terekleri bulunan bir keyfiyyete mebni, i- ki isimden birini diğerine bedelen kelâm- da kullanmaktan hasıl olan mecâz. (Bak: Mecaz).
YanıtlaSil:Istiare-i mekniye استعارة مكنيه
Tesbihten müşebbehün bih (kendine benzetilen) kal- dırılarak yalnız müşebbeh (benziyenin) söylenmesi ile meydana gelen istîâre.. Me- sela: Müşebbehün bih'in levazımından biri- nin zikrolması şarttır. Merhum Mehmet Akif'in:
Şu karşımızda mahşer kudursa, çıldırsa. Denizler ordu, bulutlar donanma
yağdırsa
Değil mi ortada bir sine çarpıyor, yılmaz Cihan yıkılsa, emin ol bu cephe
sarsılmaz..
Beyitlerinde düşman kalabalığı mahger benzetilerek musarrah bir istiâre yapılmış Sonra o mahger de bir köpeğe tesbih edi
ISTIBDAD
YanıtlaSilerek fakat müşebbehün bih'i zikredilmeye- ek onun levâzımatından olan; çıldırsa udursa kelimeleri îrâd olunarak bir istia ve -e-i mekniye yapılmıştır..
Istiâre-i
musarraha: Ebd: Bir teşbihten müşebbeh hazf edilip de yalnız müşebbehünbih zikrolunursa hu- sûle gelen istiâreye sarahatli bulunması dolayısı ile istiâre-i musarraha denir. İsti- are-i tasrihiye veya tahkikiye de denir. Bü- yük âlimlere Ayaklı kütüphâne veya yaşlı kimselere hayatının sonbaharında denilme- si gibi.
استعاره مصرحه
Istiare-i mutlaka: (Temlihiye استعاره مطلقه veya tehekkümiye) Edb: Şaka, lâtife veya alayı içine alan bir istiâredir. Meselâ: Til. kinin eşeğe «gelsem olmazmı huzurâ, a be- nim aslanım» demesi gibi... Edb. S.
: ISTIAZA استعاضه
ISTIAZA: ivaz olarak bir şey istemek.
Karşılık olarak,
ISTIAZE: «Eüzü besmele» 0- kuyarak Allah'a sığınmak.
sla ISTIB'AD: Uzaklaşma. Uzak Srmek, ihtimal vermeyiş, olmayacak san- ak, akıldan uzak görmek. Yakıştırmayış
YanıtlaSilsha ISTI'BAD: Köle edinmek, e r almak.
استبداء (استبراء
ISTIBDA: (Istibra')
yırmak. Uzak etmek. Küçük abdest boz- luktan sonra, idrardan temizlenmek, sidik serinin tamamen kesilmesini beklemek ⚫ Nikâhla alınan dul bir kadının gebe olma- Sığına kanâat getirmek için, kadın bir adet görünceye kadar beklemek.
sla ISTIBDAD: Başlı başına ol استبداد mak. Keyff idâre sistemi. Zulüm ve ta hakküm. İdaresi altındakilerin istemediği şeyleri yalnız kendi keyfine göre zorla ve zulümle yaptırmaya çalışmak. Kanun ve nizamlara bağlı olmayarak, çok defa da kanun namina kanunsuzluk yaparak, key fi hükmünü icrâ ettirmek. Kimseyi tanı madan kendi dediğini ve keyff emirlerin
Istibdadkârâne
YanıtlaSil2
kuvvet ve cebir kullanmak suretiyle yap tarmaya çalışmak. Allah'ı ve adaletini unu- tarak dinsizdârâne bir zulümle hüküm ve idare etmek,
:Istibdadkarâne استبدادکاران f. İstibdad idaresi gibi. Kendi kendine, kanunları v kimseyi tanımadan idâre eder sûrette.
J ISTIBDAL: (Bidl, bedel. den Değiştirmek, değiştirilmek. Bir vakfı müll ile mübâdele etmek * Bir şey verip yerine başka şey istemek * Askerliği biten erler tezkere verip yenilerini almak.
Istibdlâ-i müseccel: Lü zumuna hükmolunduğundan dolayı nakz calz olmayan istibdâl.
MISTIBKA: Devâmını istemek BAKI ve daim kılmak.
استيكا mayi ister
يَقْبَلْ منْهُ الَّا كَمَا يَتَقَبَّلُ مِنَ الزَّانِيَةِ الَّتِي تَزْنِي ثُمَّ تَصَدَّقُ بِهِ عَلَى الْمَرْضَى
YanıtlaSilعن الحسين بن على) 4839- Haramdan vurgun vurup da sonra sadaka veren adamdan bu infakı ancak fuhuş yapan kadının hastalara yaptığı infakı derecesinde kabul edilir.
٤٨٤٠ - مَثَلُ الْعَابِدِ الَّذِي لاَ يَتَفَقَّهُ كَمَثَلِ الَّذِى يَبْنِى بِاللَّيْلِ وَيَهْدِمُ بِالنَّهَارِ
ابن الى الدنيا والديمى عن عائشة da 4840- Anlamadan ibadet yapan bir abid, gece ev yapıp gündüzün yıkan kişi gibidir.
جابر ا النجار عن انس و تمام عن المقداد
YanıtlaSil4845- Insanları idare etmek bir nevi sadakadir.
-٤٨٤٦ - مُدْمِنُ الْحُمْرِ كَعَابِدِ وتَنِ هب خ فى تاريخه عن ابي هريرة وعن محمد 4846- Devamlı içki içen, puta tapan gidir.
عبيد الله عن ابيه )
(Ölüm zamanında melekler, âyette vasıfları belirtilen mü'minlere, zikredilen müjdeleri verecek- lerdir. Dosdoğru yolda yürümek, iman ve onda se- battır. Bunu Hz. Ebû Bekir, söz ve davranışla isti- kamette olmak; Hz. Ömer, münâfıklık etmemek; Hz. Osman, amelde ihlâs; Hz. Ali, farzları edâ şek- linde yorumlamışlardır. Meleklerin, korkmama müj. desi, ölüm sonrası ve geçmiş amellerle ilgilidir. Ta- salanmama, geride bırakılan evlat ve aileyi içine al- maktadır. Çünkü onların yeryüzündeki halefleri me- leklerdir.)
YanıtlaSilHalkın bozulması devlet adamlarının yüzünden Devlet adamlarının bazulmasi alimlerin yüzündendir.
YanıtlaSilİlim ağaç yerindedir İbadet te onun meyvesi dır.
-Ey insanlar, bundan sonra fazla yaşayıp, yaşamıyacağımı bilmi- yorum. Size hatırınızdan çıkmaması gereken bazı şeyler söyliyeceğim. Bu sözlerin mânasını kavrayanlar, bunları hatırlarında tutanlar her gittikle- ri yerde söylesinler, anlatsınlar. Bunları hatırlarında tutamıyanların be- nim adıma bazı şeyler uydurarak anlatmalarına müsaade etmiyorum. Allah, Muhammed (s.a.v) i hak, din ile göndermiştir. Ona kitab indirmiş- tir. Allah'ın indirdiği şeyler arasında recm" âyeti vardı. Bu âyeti okuduk, ezberledik ve üzerinde düşündük. Resûlüllah suçluları recm etti. Ondan sonra biz de recmettik. Zamanla, bazılarının, biz Kur'an'da recm âyetini bulamıyoruz, diyerek, Allah'ın indirdiği emri terkedip, dalâlete düşmele- rinden korkuyorum. Evli bir kadın veya erkeğin zina etmesi hâlinde, delil ikâme edilir, veya zinadan mütevellit kadının çocuğa kaldığı tesbit edilir, yahut zina edenlerin itirafı halinde, zina edenlere Kur'andaki recm âye- tinin tatbiki farzdır. Ve yine biz, Kur'an da: «Öz babalarınızın dışında- kileri baba kabul etmeyin. Başkalarını baba kabul etmekle kendinizi
YanıtlaSil"Recm: Zina suç işleyen evli erkek ve kadına, verilen cezadır. Suçlu beline ka- dar toprağa gömüldükten sonra, herkes tarafından taşlanarak öldürülür.
F: 39
inkar etmiş olursunuz '"ayetini okuyorduk
YanıtlaSilBu ayet mensuhtur.
Söz akıl suzgecinden geçerse Kalbe kadar gider. Yalnız dilden çıkarsa kulağı bile aşamaz.
YanıtlaSilÇürük tahta çivi tutmaz.
Zaten zaman ve zemine göre mensuh olan ayet yeniden geçerlilik kazanabilir.
Ruhu'l Furkan Tefsiri
cilt 11.sy.111.
Bu zamanın en büyük farz vazifesi İttihadi İslam dır
YanıtlaSilİttihadi islamin zamanı geldi
Turkiye siz İttihadi İslam mümkün değil.
Bahsedilen üç bin ismin manası şu üç isimde toplanmıştır.
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
KİM bunu öğrenir söylerse Allah c. c. bütün isimlerini söylemiş olur.
- ۱۷ - اِن مَنْ حَافظ عَلى هَؤُلاءِ الصَّلَوَاتِ الْخَمْسِ الْمَكْتُوبَات في ـاعَةٍ كَانَ اَوّل مَنْ يَجُوز عَلَى الصَّرَاطِ كَالْبَرَقِ اللامِعِ وَحَشَرَهُ الله فِى ، زُمْرَةٍ مِنَ السَّابِقِينَ وَكَانَ لَهُ فِي كُلِّ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ حَافَظَ عَلَيْهِنَّ كَـارِ
YanıtlaSil- شَهِيدٍ قَتَلُوا فِي سَبِيلِ اللهِ (طس عن ابي هريرة وابن عباس معا)
1707- Bu beş vakit namaza kim cemaatle kılarak dew ederse, Sırat köprüsünden çakan şimşek gibi ilk geçen olur. Allah sabikînden olan ilk zümre içinde haşreder. Devam ettiği her gün gece Allah yolunda öldürülmüş bin şehit ecrini alır.
Yarabbi bildiğin bütün duaları Yarabbi bildiğin bütün isimlerinin hayırlarının, salavât larının hürmetine, bildiğin ilimleri hayırları, nimetleri ezelden ebede muminler in üzerine indiriver yarabbi.
YanıtlaSilDinin dört temel prensibi vardır.
YanıtlaSil1.Dürüst niyet.
Bu ibadetleri İhlas ve samimi niyetle eda etmektir.
2.Ahde vefa.
Bu farzları eda etmektir.
3.Yasaklari terk.
Bu haramlardan uzak durmaktir
4.Sahih inanç
Bu da ehl-i Sünnet akaidine bağlı olmaktır.
Şafii fikhi cilt 1.sy.35.
Âli Davud'a nazil olan hikmette ibret vardır. Akıllı olan insan şu dört vakitten başka şeyle nefsini meşgul etmemelidir: Rabbine dua (ve ibadet) edeceği vakit, Nefsini muhasebe edeceği vakit, Kendisi hakkında, kardeşlerini nasihat etmesine ve ayıblarını kendisine haber vermelerine kafi gelecek bir vakit. Kendi nefsinin helal ve temiz ihtiyaçlarına ayıracağı bir vakit. Bu vakitte diğer zamanlar içinde bir yardım vardır ve kalbin istirahatı kafi miktarda varlık iledir. Sonra da akıllı kimse için, diline sahip olması, zamanını bilmesi, işine yönelmesi ve en sağlam dostuna karşı bile ihtiyatlı olması icap eder.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
Sayfa: 127 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
Ağacın kurdu özünden olur.
YanıtlaSilelma direkten ırak düşmez
Ancak kılıçlı el hükümdar asasını tutabilir.
Ata et, ite ot verilmez.
insaf imanın yarısıdır.
Dünya Atasözleri
Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandir.
YanıtlaSiloktum, mektûme
YanıtlaSilketm'den): 1. ketmolunmuş, gizli, sak- h. 2. hükümetten gizli tutulan. Emvâl-i mektûme: vergiden kaçırılan mallar. Mål-i mektûm: gizli, saklı mal. Nüfûs-i mektûme: kütüğe kaydolunmamış kimse- ler. Vâridât-ı mektûme: deftere geçirilme- yerek şahıs elinde kalan devlet geliri.
tar. Osmanlı
mektüm mühimme: Devleti'nde Bâbıâlî'den gizli olarak yazılan ferman ve hükümlerin kopyaları.
mektümât (a.i. mektûme'nin c.): hükümeten kaçırılarak, gizli tutulan, yazdırılmayan vergi, gelir, nüfus, mal. "mektùmat" evvelce, ekseriyâ me'murlar tarafından "ihtilâsat" mânâsına kullanı-
mekük (f.i.): mekik, dokumacılıkta "ak veya "argaç" denilen ve enine olan iplikleri uzunlamasına olanların arasından Becirmeye yarayan masuralı âlet.
kil J (a.i.c.: me'kûlât): eklolunmuş, yenmiş şey; yiyecek
Çok söz söyleyen hakimden, çok iş gören amire ihtiyacımız vardır
YanıtlaSilHz. Osman.
Kul Allah Teâlâ için neyi terkederse, Allah u Teâlâ ona karşılık daha hayırlısını verir.
YanıtlaSilHarekette birlik olmazsa fikirde birlik faydasızdir.
YanıtlaSilBabanın gizlediği şey
oğulda ortaya çıkar.
Osmanlı da burada hiç bir kuş yüzmeye, hiç bir balık uçmaya zorlanmaz.
YanıtlaSil23- Bir özr için câiz olan şey, ol özrün zevâliyle**
YanıtlaSilbâtil49 olur.
Zarûret hâli ortadan kalkınca, yasak geri döner ve o işi yapmak caiz olmaktan çıkar.
Meselâ, kiraladığı şeyde bir ayıp ortaya çıkan kiracı, anlaşmayı feshedebilir. Ancak, mülk sahibi bu aybı gide- rirse, artık akid feshedilemez. Çünkü özür ortadan kalkmış- tır.
Çocukluk, akıl hastalığı, bunaklık ehliyete (bir işe ehil
olmaya) engeldir. Bu durum bir zarurettir.
Ancak, çocuk büyüse, deli akıllansa, bunlar tam ehli- yetli hale gelirler. Çünkü bunların ehliyetsizliğini gerektiren özür ortadan kalkmıştır.
Şu demektir ki, aslında yasak olan ama bir özür sebe- biyle ortadan kaldırılan iş; özür sebeblerinin ortadan kalk- masıyla otomatik olarak tekrar yasak hale gelir.
Başkalarına zulmeden ve Allah c. c. isyan eden kimselere ihsan, ikram edilmez.
YanıtlaSilÇünkü zalime ihsanda Mazluma haksızlık vardır.
İmam Gazali
Zorluklar manileri ortadan kaldırır
YanıtlaSilKara Davud Dalail-i Hayrat Şerhi
Ankara da gizli İsrail devletimi var
YanıtlaSilHasan Demir
Kendini Güçlük ler karşısında sabretmeye alıştır, Çünkü haksızlık karşısında hak için sabretmek en iyi ahlaktir.
YanıtlaSil٤٢ - لِكُلِّ شَى مِفْتَاحٌ وَمِفْتَاحَ السَّمَوَاتِ قَوْلُ لَا إِلَهَ الا الله إِلَّا ٤٣٤٠ -
YanıtlaSilمعقل بن يسار عن ابى هريرة 4340- Her şeyin bir anahtarı vardır. Göklerin anahtarı "Lâ e illellôh" sözüdür.
٤٣٤١ - لِكُلِّ شَى صَفْوَةً وَصَفْوَةُ الإيمان الصَّلَوةُ وَصَفْوَةُ الصَّلوة التـ
ولى هب عن ابي هريرة)
4341- Her şeyin özü vardır. İmanın özü namazdır. Namazın ü iftitah tekbiridir.
دَليلُ الشَّيْء فِي الْأُمُورِ الْبَاطِنَةِ يَقُومُ مَقامَهُ
YanıtlaSil141 68- Bir şeyin umûr-i bâtina¹¹da delîli, ol şeyin m 142 Emina kaim¹ olur.
İşin bâtınını (iç yüzünü) arka planını, perdenin arkasın sin gerçeğini öğrenmenin çok zor olduğu durumlarda, görü müşteki zâhirî delillere göre hareket edilir.
Tasavvur edilen veya kalpten geçen bir kötülüğün de lili, görünen davranış ve hareketlerdir. Fıkıhçılar, açığ vurulmayan bir kasıt için hüküm verilmeyeceği konusunda ittifak etmişlerdir.
Biz, zahir görünüse نَحْنُ نَحْكُمُ بِاظَّوَاهِرِ Bunun için göre hükmederiz" kaidesini koymuşlardır.
Bir kişinin düşmanını kasten öldürdüğü kanıtlanırsa kı- sas gerekir. Fakat kasıt, kalbî bir duygu olup hakikatini isbat çok güçtür.
Katilin kasıt ile davranıp davranmadığı, kullandığı âletin öldürücü olup olmadığından anlaşılır. Kasten adam öldürmenin cezası kısastır. Bunun dışında adam öldürmenin cezası kısas değildir.
Katilin kasdı, tabanca, bıçak, balta gibi öldürücü bir âletle suçu işlemesinden anlaşılır. Küreğin sapı veya sopa ile vurmuş ve adam ölmüşse "katilde öldürme kastı değil, dövme kasdı vardı" denir.
Gizli işler, iç yüzü ile alakalı işler 142 Yerine geçen
Bu zamanda dünya malı müminin silahidir.
YanıtlaSil131. Allahım! Şüphesiz ben fakirlik- ten, zatından başka birine zelil olmak- tan, senden başkasından korkmaktan, yalan söylemekten, bütün günah çeşit- lerini işlemekten ve senin affına alda- nip gururlanarak günaha dalmaktan, düşmanların şamatasından, dermansız dertlerden, ümidin boşa gitmesinden, nimeti kaybetmekten, belânın ansızın gelmesinden sana sığınırım. 04
YanıtlaSilDini konularda Allah c. c. karşı gelenlere itaat şeytana itaat etmek gibidir.
YanıtlaSilFeyzul Furkan
düştün dünya derdine unuttun kıyâmeti
YanıtlaSilUyanık olun Fakirlerin hallerini amirlere söyleyenler iyi kişilerdir.
YanıtlaSilMeşe ağacının eğilmesi kırılmasına oğlunun banasindan sözünden çıkması ölümüne neden olur.
YanıtlaSilMeşe ağacının eğilmesi kırılmasına oğlunun babasindan sözünden çıkması ölümüne neden olur.
YanıtlaSilAğ Sudan çıkmayınca balığın kendi durumundan haberi olmaz.
YanıtlaSilİnsanların akidlerini bozduklarını, emanetleri hafife aldıklarını, ve -parmaklarını birbirine geçirip- böyle olduklarını gördüğün zaman evini tercih et, lisanına sahip ol, maruf olanı al, münkeri bırak, kendi işinle meşgul ol ve ammenin işlerini kendilerine bırak.
YanıtlaSilRavi: Hz. Abdullah İbni Amr (r.a.)
Sayfa: 46 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
Yalanı söküp atmadan hakikati gerçeği dikmeye çalışma tutmaz.
YanıtlaSilİnsanlar idareciler in yolunda giderler.
YanıtlaSilzaruret ler (zorunlu haller) haramı helâl kılar.
YanıtlaSilHadis Şerif
YanıtlaSilGerçek nerede ise sen orada ol, onun peşi sıra git, HAKTAN hiç ayrılma.
Unutmak felaket hatırlamakta hayır vardir.
YanıtlaSilHayırların içinde sevabı en çabuk gelen sılai rahim, en çabuk cezası gelen de hükümete isyandır. Yalan yere yemin de memleketleri harabeye çevirir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Mekhul (r.a.)
Sayfa: 115 / No: 2
Ramuz El-Ehadis
العصا Tefarik-ul-asa : Bir atasözüdür. Bu darb-ı mesel hakkında meşhur Kamus Tercü- mesi'nde hülâsaten şu mâlumat var: "Arab'dan fa- kir bir kadının zaif ve gayet huysuz bir oğlu var- miş. Yaptığı müteaddit kavgalarda meselâ bir defa- sında burnunu, bir defasında kulağını, bir defasın- da dudaklarını kesmişler. Her bir defasında da an- nesi çocuğunun kesilen azalarına bedelen diyet ala- rak zenginleşti. Bu sebeple oğluna: "Sen tefarik-ul- asâdan daha faydalısın." Zira o, asâ ki, bir cins a- ğaç olup, parçalandıkça her bir parçasından yine faydalı şeyler yapılırdı. Onun gibi oğlunun da vü- cud parçaları daha faydalı oldu. Yani, bir (şey) ol- makla beraber, muhtelif fayda cihetleri bulunan şeyler için mecazen bu tabir kullanılır.
YanıtlaSilble TEFARÜT: Müsabaka etmek,
JTEFASIL: (Tafsil. C.) Taf-
TEFASIR : (Tefsir. C.) Tefsir- ler, Kur'an-ı Kerimin mânasını anlatan kitablar. pa TEFASSUM: Kırılma. Kesil-
Üç şey vefa hazinesidir! Hastalığı gizlemek, musibeti gizlemek, sadakayı gizlemek.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 261 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
Semendun. Hz. Süleyman a. s. in emrinde olan bir yaratık.
YanıtlaSilFiil sözden önce gelir. Sözler
YanıtlaSil9.söz.
Risale-i Nur Kulliyati
Dünya ve ahiret saadetinin anahtarı hidâyet üzere olmaktır.
YanıtlaSilAllah c. c. tan korkandan daha güvenilir kimse yok tur.
YanıtlaSilBir ilacı dozundan fazla kullanmak dert getirir.
YanıtlaSilBediüzzaman Sa'îd Nursî oğlum olsaydı adını Yüksel koyardım
YanıtlaSilTarihini unutmak en büyük hatadır.
YanıtlaSilSAHH: (Sıhhat.
YanıtlaSilresmi yazılara konulan ve "doğrudur, yanlışsızdır
mânasına gelen bir işâretdi. SAHH: Şiddetinden kulaklar tutulan çığlık. Sağlam bir şeyle vurmak. * Cem-
etmek, toplamak.
SAHHA: Kulakları sağır eden
şiddetli bağırış veya çığlık.
SAHHAB SAHHAF: (Sahf. dan) Eski ki-
: Gürültücü, patirtici.
tap alıp satan kimse.
SAHHAKA: Sevici kadın.
SAHIB Yoldaş, yol arkadaşı.
Gözcü. (C.: Sihab-suhban) (Sahib'in C: Sahb-
Sahb'in C: Eshab-Eshab'ın C: Esâhib)
SAHIRE : (C.: Savahir) Top-
raktan yapılmış bir kap.
SAHIT : Dargin, kirgin.
SAHI (Sehiv, den) Hata işle-
بحانه صاحب
سخی
yen.
SAHI Cömert, eli açık, her-
kese iyilik etmek isteyen.
صاحب
صاحب أرض
صاحب خانه
SAHIB (Sohbet. den) Soh-
bet edilen kimse. * Bir şeyi koruyan ve ona mâlik olan. * Bir iş yapmış olan. * Bir vasfı olan.
Sahib-l arz: Devleti temsil e-
den zât.
Sahib-i hâne : Ev sahibi. Sa-
hib-ül beyt.
Sâhib-i hayrât : Câmi, yol,
çeşme vs. gibi hayırlı işler yapıp bırakmış kimse. Hayrat sahibl.
Sahib-i Huruc: f. Isyan edip a-
yaklanarak idareyi ele geçirmiş olan kimse, * Bü- yük kahraman. Şarktan zuhuru beklenen mehdi, Sahib-i imtiyâz : imtiyâz sa-
صاحب خيرات
صاحب خروج
صاحب تخريج
hibi.
JUS Sahib-i kemâl: Kemâl sahibi,
olgun insan.
Sahib-i Nun : (Sâhib-i Zünnun) Hz. Yunus Peygamberin (A.S.) bir námi.
Sahib-i tahric: (Bak: Tahric)
Sahib-ül beyt:Ev såhlbl.
Sahib-ül Hut : Peygarnber Haz ret-i Yunus'un (A.S.) bir námi. (Bak: Yunus) Sahib-ül yed: Mal sahibi, mal
elinde tutan kimse,
Sahib-üs seyf: Kılınç sahibi
İlim bütün iyilikler in anahtarıdır.
YanıtlaSilMeclisler emanettir. Sırrı ifşa edilmez. Üç meclis müstesna: Haram kan akıtılması konuşulan meclis, Haram fercin helal sayıldığı meclis ve helal olmıyan malın helal sayıldığı meclis.
YanıtlaSilRavi: Hz. Câbir (r.a.)
Sayfa: 232 / No: 14
Ramuz El-Ehadis
Kadere iman, tevhidin nizamıdır.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 193 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
İblis, en şiddetli ve kuvvetli adamlarını malını hayra sarf eden kimseye musallat eder.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 111 / No: 1
Ramuz El-Ehadis
Din nasihat tır
YanıtlaSilDin samimiyettir.
Bütün muslmanlara, Allah c. c. karşı Peygamber efendimiz sav Karşı.
Kötülüğü kötülük yapmak için değil, ondan korunmak
YanıtlaSilKim insanlardaki kötülüğü tanımazsa tuzağına düşer
.
Sabır, belânın açılmasının anahtarıdır
YanıtlaSilCennetin anahtarı hidâyet üzere olmaktır.
Tefekkür imanın anahtarıdır
YanıtlaSilAllah c. c. isyanda kula itaat yoktur.
YanıtlaSilYanlış bilgi felaket kaynağıdır
YanıtlaSilKazim Karabekir
Hakikati gerçeği gizlemekte zulümdur.
YanıtlaSilOtorite boşluk kabul etmez.
YanıtlaSilDoğru işi doğru zeminde yapmak,doğru sözü doğru zamanda söylemek çok önemlidir.
YanıtlaSilBirgün Rasûlullah (s.a.v)'in huzurunda bulunduğumuz s rada, elbisesi beyaz mı beyaz, saçları siyah mı siyah, yoldan gel- miş bir hali olmayan ve içimizden kimsenin tanımadığı bir adam çıkageldi. Peygamber Efendimiz'in yanına sokuldu, önüne otur- du, dizlerini Allah Rasûlü'nün dizlerine dayadı, ellerini dizleri- nin üstüne koydu ve:
YanıtlaSil"-Ey Muhammed, İslâm nedir?" dedi.
Rasûlullah (s.a.v):
"-İslâm, Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kıl- man, zekâtı (tastamam) vermen, Ramazan orucunu (eksiksiz) tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Ka'be'yi zi- yaret (hac) etmendir" buyurdu. Adam:
YANITLASİL
yuksel6 Ekim 2023 23:23
Doğru söyledin." dedi. Onun hem sorup hem de tasdik et- mesi tuhafımıza gitti. Adam:
"-Peki îman nedir?" dedi. Rasûlullah (s.a.v):
"Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret e inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân et- mendir" buyurdu. Adam tekrar:
"-Doğru söyledin." diye tasdik etti ve: “-Peki ihsân nedir, onu da anlat" dedi. Rasûlullah (s.a.v): "-jhsân, Allah'a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. n onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdu. Adam yine:
*-Doğru söyledin" dedi, sonra da:
"-Kiyâmet ne zaman kopacak?" diye sordu. Peygamber
sav):
YANITLASİL
yuksel6 Ekim 2023 23:25
"-Kendisine soru yöneltilen, bu konuda sorandan daha bil- gili değildir" cevabını verdi. Adam:
"-O hâlde alâmetlerini haber ver. dedi. Rasûlullah
(s.a.v):
“-Annelerin, kendilerine câriye muamelesi yapacak çocuklar doğurması, yalın ayak, başı kabak, çıplak koyun çobanlarının, yüksek ve mükemmel binâlar yapma husûsunda birbirleriyle ya- nışmalarıdır" buyurdu.
Adam, (sessizce) çekip gitti. Ben bir süre öylece kalakaldım. Daha sonra Peygamber (s.a.v):
"-Ey Ömer, soru soran kimdi, biliyor musun?" buyurdu.
Ben:
YANITLASİL
yuksel6 Ekim 2023 23:26
"-Allah ve Rasûlü daha iyi bilir" dedim. Rasûlullah (s.a.v): "-0, Cebrail idi, size dîninizi öğretmeye geldi” buyurdu. (Müslim, Imân 1, 5; Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16; Nesai, Mevâkît 6; İbn Mâce, Mukaddime, 9)
İslâm'ın özü, denebilecek bu hadîs-i şerîf çok mühimdir. Önce îmân, sonra ibâdetler, daha sonra da tasavvufî bir terbiye ile elde edilebilecek olan ihsân kıvâmı... İşte İslâm'ın bir bütün olarak kısaca târifi...
İnsanların, ana-babalarına hürmet etmeyip onlara kötü dav- ranmaları, birbirleriyle dünyalık yarışına girerek her şeyi bu dünyadan ibaret zannetmeleri ise kıyâmet alâmetlerindendir. Hatta, "Bu durum bir toplumun kıyâmetidir" demek bile müm- kündür.■
Ebû Zer'in Ahlakı, Zühd ve Takvası
YanıtlaSilEbû Zer, Medine'deki hayatını, Hz. Peygamber son nefe- sini verinceye kadar mütemâdiyen onunla geçirmişti. Bu süre içerisinde onun tavsiyeleri ile ahlakını güzelleştirmeye çalış mıştı. Ebû Zer, Resûlullah'ın kendisine yedi şey tavsiye etti- ğini söyler. Onun ahlakının temellerini oluşturan ve hayatında temel prensipler haline getirdiği bu yedi öğüt şöyledir:
1. Yoksulları sevip onlara yakın olmak,
2. Kendisinden yukarıda olanlara değil aşağıda olan- lara bakmak,
3. Kimseden bir şey istememek,
4. Yakınlarına karşı sıla-i rahimde bulunmak,
5. Aleyhine de olsa gerçeği söylemek,
6. Allah yolunda hiçbir kınayıcının kınamasından kork- mamak,
7. Lå havle ve lâ kuvvete illâ billah: Güç ve kudret an- cak Allah'tandır, sözünü çokça söylemek.
350
YanıtlaSilGunyet'üt-Talibin
"Rahman" "Onun dengi vardır,' diyeni reddeder; "Rahim", 'O tek eşsiz zattır,' diyeni över.
Besmelenin Dinlemenin Fazileti
“Bismillah..." dediğin zaman, Allah'ın affını orada bulursun.
Burada dinlediğin besmele, okuyan kuldandır; var eden zattan dinle, gör nasıl olur?
Burada besmeleyi dinliyorsun; ama gamdasın. Susamış gönüllere su veren zattan dinlesen gam mı kalır?
Burada, besmeleyi dinlerken, vasıtalı olarak dinliyorsun; onu vasıtasız dinlemeye geç; gör neler olur?
Besmeleyi, şimdi bu aldatıcı dünya evinde dinlemektesin; sonsuz stirur yurdunda dinlemeye gir. Bak; o zaman neler bulursun?
Besmeleyi burada şeytan diyannda dinlemektesin; Rahman'ın yanında
dinle ki, nelere erdiğini göresin. Besmeleyi, şimdi bir zelil kuldan dinliyorsun; Melik ve Celil zattan dinle ki, neler olduğunu anlayasın.
Burada anlatılan, Besmelenin bir haber lezzetidir; onu görme lezzeti nasıl olacak, anla! Burada elde edilen mücahede ile alınan Besmelenin lezzetidir; müşahede
ile alınan besmelenin lezzetinin nasıl olacağını düşün! Burada elde edilen Besmelenin açıklama tadıdır; ya onu gözle görme lezzeti nasıldır!
Burada Besmele, gizliden haber olarak anlatılıyor; karşı karşıya gelince nasıl bir lezzet duyulacağını var hesap eyle!
Besmelenin faziletleri "Bismillah"ı şöyle oku:
"Bismillah"; O, ztlan olmaktan yana şanı yücedir. "Bismillah"; O, dengi olmaktan yana münezzehtir.
"Bismillah"; O, çocuk sahibi olmaktan yana mukaddestir.
bdülkadir Geylani
YanıtlaSil351
eden Yüce Zattır.
"Bismillah"; ;O, nurlan nur eden Zattır. "Bismillah" ile O, iyilere ikram
"Bismillah"; O, kaderi takdir eden, kalpleri ve basiretleri nurlandırandır
.
"Bismillah"; O, seher vakitlerinde iyi zatların kalplerine tecelli eder.
"Bismillah"; O, âşıklara sırlan öğretti. Sonra onlan nurlarla aydınlattı; sırlarını
sevenlere tevdi etti. Onlan, tehlikelerden korudu; yabancılara bağlanmaktan
alıkoydu. Bu halde, onlardan; ağırlığı, yükü, hatalan ve günahları sildi. O Yüce Zat ki, ta ezelden beri ihsan etmek ve fazilet vermekle sıfatlan-
mıştır; istiğfar edenlerin de günahlarını bağışlar. Daima, "Bismillah" diye oku. O öyle bir isimdir ki, ırmaklar onunla akar; ağaçlar onunla biter.
O öyle Yüce Zatın ismidir ki, kullardan itaat ehli kimselerin itaati ile
beldeleri mamur eyler.
Beldelerin, dağlar gibi sütunları vardır. Yer, onlar sayesinde üzerinde
olanlara beşik gibi yayılmıştır. İşte bunları yapan o ismin sahibidir.
Bu yerin dağlar gibi sahipleri "Hayırlı Kırklar" olup, Abdallar ara- sından seçilmiştir.
Bunlar, Yüce Rabbi ortaklan ve benzeri bulunmaktan daima tenzih ederler, Onlar, dünyada iken sultandırlar; âhirette ise kullara şefaatçi olacaklardır. kullara rahmet için yaratmıştır
Allah (cc) onlan, âleme fayda,
Besmele'nin Diğer Faziletleri
lere nur, âşıklara sevinçtir. "Bismillah" ile ruhlar rahata kavuşur. "Bismillah" "Bismillah", zikredenlere bir azık, güçlülere izzet, zayıflara sığınak, seven- ile bedenler necat bulur.
"Bismillah" ile gönüllere nur dolar.
"Bismillah" ile tüm işler düzene girer. "Bismillah", Allah'a güvenenlerin başında bir taçtır.
"Bismillah", Allah'a ulaşanlann kandilidir. "Bismillah", âşıkların şarkısıdır.
adidir.
"Bismillah", dilediği kulu aziz eden,
dilediği kulu zelil eden bir zatin adıdır.
YanıtlaSil352
YanıtlaSil“Bismillah”, cehennemi düşmanları için bekleyen bir ateş eyleyen
Gunyet'üt-Tall
Zatın adıdır. Yüce Zatını görmeyi dahi sevdikleri için hazırlamıştır. "Bismillah", sayı hesabına göre değil, güç ve kuvvet cihetiyle tek ola
Zatın adıdır.
"Bismillah", bir son düşünülmeden baki olan bir Zatın adıdır. "Bismillah", bir dayanağı olmadan kaim olan bir Zatın adıdır
"Bismillah", her surenin onunla başladığı Zatın ismidir.
"Bismillah", yalnızlıklar, onunla güzel olan; namazlar onunla tamam
bir Zatın adıdır.
Zanlan güzelleştiren yüce Zatın ismidir.
Gözler, kendisi için uykusuz kalan yüce Zatın ismidir.
O, bir şeye, "Kün!" (Ol!) dediği zaman, her şeyi olduran Zatın ismidir.
Bu isim, kendisine dokunulmaktan münezzeh olan Zatın ismidir.
Bu isim, insanlara ihtiyacı olmayan Zatın ismidir.
Bu isim, her hangi bir şeyle kıyas edilemeyecek kadar Yüce Zatın ismidir. "Bismillah"ı harf harf oku; bin bin ecir alırsın. Sel gibi günahlar üzerinden akar gider.
Bir kimse, dili ile besmele okur ise; dünya onun için şahit olur. Bir kimse, kalbi ile besmele okursa; âhiret onun için şahit olur.
olur.
Bir kimse, içten içe sır dili ile Besmele okur ise; onun "Bismillah" öyle bir kelimedir ki, dillere onun tadı gelir. şahidi Yüce Mevlâ
"Bismillah" öyle bir kelimedir ki, onun olduğu yerde gam olmaz. "Bismillah" öyle bir kelimedir ki, onunla nimetler tamam olur. "Bismillah" öyle bir kelimedir ki, onunla sıkıntılar açılır.
"Bismillah" öyle bir kelimedir ki, yalnız bu ümmete mahsustur.
"Bismillah" öyle bir kelimedir ki, onda celâl ve cemal tecelli etmiştir "Bismillah" demek, celal içinde celaldir. "Rahmanirrahim" demek cemal içinde cemal demektir.
Allah'in celalini müşahede eden kişi, su gibi erir gider; ama onun cemalini
müşahede eden yaşar kalır.
ve "Bismillah..." diyene Allah c. c. Rahmet etsin.
YanıtlaSilKonu
YanıtlaSilCild ve Sayfa
İmam yaşça en büyük olmalı..
.IV, 213
Imam, namazı tam kıldırırsa ona ve cemaate sevap vardır.... VII, 621 IV, 167
Imama nerede yetişilirse orada uyulur.
Imama tam olarak uymak gerekir.
VII, 378, 379
İmama uyan kimsenin imamdan önce başını
rükü ve secdeden kaldırmasının haram oluşu... VII, 378-380 Imama uyulduğunda dikkat edilecek hususlar..
VII, 378, 379
İmamdan önce başını kaldıranı bekleyen tehlike. VII, 378, 379
Imamın arkasında kimler durmalıdır?.. İmamların sorumlulukları....
.V, 343
Imamlıkta öncelik hakkı.
VII, 622
.II, 659
Iman amellerin en faziletlisidir.
VI, 74
İman cihaddan önce gelir
VI, 68 III, 551
Iman edenlerle alay edenlerin hali.
I, 150,
Iman edip sâlih amel işleyenlerin mükâfatı.. VII, 73, 76, 793
Iman etmeyen cennete giremez.
IV, 508, 509
Iman etmeyenlere selâm verip almak.
IV, 549, 555
Iman Kur'an okumakla pekişir.. Iman üzere ölenlere cehennemin
1,426
III, 101
Iman ve cihad en üstün ameldir.
haram olduğu
1,561
VI, 14
Iman ve cihad kişiyi azaptan kurtarır.. Iman ve istikamet, İslam'ın kendisidir.
1,464
Iman ve tövbe edenlerin mükâfatı Iman, istikrar sebebidir.......
III, 551
1,270
Imana şirk karıştırılmamalıdır. Imani
II, 261, 262
kuvvetli olanlar için deccâl tehlike değildir.. Imanı mükemmel olan huyu güzel olandır.. Imanın doğruluğu kalbin doğruluğuna bağlıdır..
Imanın en alt şubesi yolu temizlemektir.....
VII, 544,
III, 710
1,468
1,581
YANITLASİL
yuksel10 Ekim 2023 22:40
Riyazu's Salihin
Imam Nevevi
Kampanya Kitaplari
cilt. 8.sy.185.
YANITLASİL
Yorum Gönder
Bu blogdaki popüler yayınlar
İman
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
Meric Tumluer Said Nursi
Mayıs 04, 2023
DEVAMI
ruhu l furkan tefsiri
Şubat 13, 2021
DEVAMI
Blogger tarafından desteklenmektedir
Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır
YUKSEL
Vasiyet ve mustafa
PROFİLİ ZİYARET EDİN
Arşivleme
Kötüye Kullanım Bildir
A. G. Michel
YanıtlaSilMason Diktatörlüğü
Fransızcadan
Çeviren: ESKİ BİR SEFİR
İHYA YAYINLARI
ve iç işlerine karışmadığı yalanını bir bir ortaya çıkarı. yordu,
YanıtlaSilHiç bir insana ve zümreye düşman olmadıkları iddiası.
nm palavra olduğunu ortaya koyuyordu, Kendi gayelerine hizmet etmeyen milletlere, şahsiyetlere ve idealler ne kadar korkunç bir kinle saldırdıklarını anla. tiyordu bu eser,
Kendi kahrolası varlıklarını tehdit eden ne kadar tanperver varsa, onları nasıl yok edeceklerini gösteriyordu va. be kitab
Diktatörlüklerini engelleyecek, insanlığı bu korkunç ga. kuru. ve insanlığı yeli tarikatın götüreceği acıklı akibete mani olacak las ve fikir hareketlerini ne şekilde boğacağı tutanaksız bırakarak nasıl eriteceği izah ediliyordu bu ki tabda,
Masonları bütün dünyadaki biraderleriyle nasıl irtibat h bulunduğunu ve bütün milletleri bir ağ gibi nasıl sardık. larım ispatlıyordu. Bir masonun dünyanın öbür ucundaki masona nasıl bağlı olduğunu ve bu bağlılığın milletlere ne. ler hazırladığını açıklıyordu.
Taa 1920 lerde Avrupa Ortak Pazarının neden dolayı planlandığını, bu tarikatın içtimalarında nasıl karara alın- dağanı anlatıyordu,
Bu tarikatın büyükler seviyesindeki içtimalarında suni sağ sol cephelere ayrılarak bütün milletlerin içine nasıl nifak sokulacağının ve iç savaşlara sürükleneceğinin kara ra bağlandığını belirtiyordu.
Din kavramını ortadan kaldırmak için ne gibi plan- lar tesbit edildiğini gösteriyordu. Laiklik et
tirilmeye çalışılacağını ve bu prensibin ne için kullanıla- prensibinin bütün dünya milletlerine kabul caini gösteriyordu bu eser, Milletlerdeki bütün milli vasıfların nasıl yok edilece
gial, kozmopolit tipler meydana getirilerek milletleri na.
sıl Yahudi siyonizminin emrine vereceğini plânlayan içti- maları dile getiriyordu bu kitap.
YanıtlaSilMilletleri idare eden idari ve iktisadi güçleri ne tarz. da ele geçireceklerini planlayan bu tarikatın bütün bu planlarmı gözler önüne seriyordu.
Bütün dünya üzerindeki madenleri ellerine geçirme- ye karar verdiklerini ve bunu da tahakkuk ettirdiklerini bu eser, gözleri faltaşı ederek gösteriyordu.
Milletlerin içinde yetişen ve yetişecek olan vatanper. ver düşünürleri nasıl avlıyacaklarını veya avladıklarını gösteriyordu. Bütün seçme beyinleri nasıl kullandıklarımı ve kendi gayelerine nasıl alet ettiklerini anlatıyordu.
Muazzam bir iktisadi güç temsil ettiklerini, müthiş bir gizlilik içinde işlerini yürüttüklerini ve bu şekilde bütün dünyaya diktatörlüklerini kabul ettirdiğini anlatıyordu eser. deki vesikalar.
Büyük vatanperverlerin ve gerçek düşünürlerin neden
dolayı bu teşkilata mani olamadıklarını anlatıyor ve bu
teşkilâta neden dolayı boyun eğildiğini dile getiriyordu.
Bu eser gösteriyordu ki, bir insan ne kadar büyük ya- ratılışlı olursa olsun, hangi kaabiliyetlerin sahibi bulunursa bulunsun, şayet bu korkunç teşkilata bağlı değilse, yüksele. mez, hiç bir makam ve mansıb sahibi olamaz.
Yine bu kitabda görülüyordu ki, bu gizli tarikata bağla- nan her kişi, dünyanın en ebleh adamı da olsa büyüyor ve her türlü kudret içinde yüzüyordu.
Fakat bu teşkilata bağlanmayan, hattâ bağlanmamak bir yana, bu teşkilatın insanlık için ne korkunç bir akibet hazırladığını görerek mücadele eden, etmeye teşebbüs eden şahsiyetler ne yaparsa yapsın, ne kadar büyük kaabili. yetler sahibi bulunursa bulunsun sesini duyuramaz, hiç bir makam ve mansıb elde edemez ve her türlü imkânsızlar içinde eriyip gider.
Şayet bu teşkilâta karşı olan kişiler içinde, mali imkânı
-13-
ve çok üstün yetenekleri olan kıymetler çıkarsa, onları da vücutlarımı ortadan kaldırarak yok etmeye baktıklarını an. latıyordu bu eser. Bu teşkilat bütün yeryüzünü idare eden resmi teşkilat-
YanıtlaSillar sınıfına girmiştir artık, Öyle ki, bu teşkilata taarruz etmek, oyunlarını bozma. ya çalışmak, dünyayı idare eden sistemlere taarruz etmekle esit değerde sayılmaktadır. Kendi gayelerine ulaşmak için buldukları bütün sloganlar, bu sloganların sistemleri artik dokunulmaz birer tabu olarak milletlerin başının üzerinde durmaktadır.
Su anda insanların arkasından koşturulduğu ne kadar sistem varsa, hepsi bu korkunç tarikatı hedefine götürecek birer alettirler. Böyle olmasına rağmen, bu sistemlerden her. hangi birine taarruz etmek, bizzat kanunlara karşı gelmek gibi mitalia edildiğinden, bu taaruzu yapan kişiler kanu- nun sert pençesine havale edilerek yok edilir. Milletler de gözleri önünde cereyan eden bu hadiseyi alkışlar. Bilmez ki, kanunun pençesinde yok edilen o kişi kendi varlığı, ken. di hayatının bakası için kendisini yok etmiştir.
Bilmez ki, vatanperverleri mahkûm eden kanunlar, ken- di varlıklarını mahkum ederek dünyayı eline geçirmeye çalışan Beynelmilel Yahudi Teşkilatı Siyonizmin en büyük aleti olan Masonlara yardım eden kanunlardır,
Hatta bir şey bilmeyen mazlum halk kitlelerine kendi- lerini kurtarmak için ortaya atılan büyük insanları bizzat yok ettirirler. Bütün insanlara bu hareketleri de alkışlattı. rırlar.
Onun için her türlü tehlikeyi göze almadan, bu korkunç teşkilatı karşısına dikilmek mümkün değildir. Bu sebeble de evladı ayal derdine düşen mücadele adamları bu korkunç teşkilatın gayelerini bildiği halde mücadele etmekten kor- kuyor ve bilgilerini kendileriyle birlikte mezara götürmeyi tereih ediyor.
Bu korkunç Yahudi tarikatının bütün oyunlarımı göster. meye çalışanlar çıkmıştır, çıkmıştır ama, herşeyini de kay.
-14-
betmiştir. Çoluğu çocuğu elinden alınmuş, karısı kı sokak lara düşürülmüş, kendisi aç ve sefil bırakılarak insanların alaylarına hedef edilmiştir. Bütün bu felaketleri göze alma dan bu tarikat hakkında söz etmek mümkün değildir, Va hut da tam bir serdengeçti olmak lazımdır,
YanıtlaSilBu teşkilatla mücadele etmek isteyen kahramanlar, bu tün bu tehlikeleri göze almalıdırlar,
İşte bu eser bütün bunları gözlerini açmaya çalışmaktadır.
anlatmakta ve milletlerin
Bu kitaba «Mason Sözlüğü» diye bir bölüm ilave ettik. Bu sözlük dünyanın en büyük Masonlarından biri tarafın dan kaleme alınmıştır. Sözlüğü hazırlayan halis kan bir Yahudidir.
Bu lugat, masonların bütün işaretlerini, kullandığı koll melerin ne manâlara geldiğini, istilahları altında neler yatmakta olduğunu bir bir göstermektedir. Masonların NIR. larına ışık tutacak olan bu lugat göstermektedir ki, mason teşkilatı beynelmilel Siyonizmin bir aletidir,
Bu lugat göstermektedir ki, masonluk, Yahudi tasay vufu Kabalizmin tatbikatıdır ve siyonizmi hedefine götü ren bir Yahudi teşkilatıdır.
Bu lugatta görülüyor ki masonluk, kendilerine göre an
lattıkları Hazreti Idris'e kadar dayandırılmaktadır.
Taa o zamandan bu yana masonluk teşkilatının fonk siyonunu icra eden teşkilatlar daima vardır.
Fakat daha evvelki teşkilatlar, zamana, zemine ve şart. lara göre isimler alarak zamanımıza kadar gelmişler ve nihai gayelere ulaştıracak masonluğa kalbolmuşlardır,
Okuyuculardan ricamız, bu lugatı çok dikkatlice oku. sunlar. Çünkü mason teşkilatının bütün gizliliği bu lugati anlamakla açığa çıkacaktır.
Bu tarikatın bizim memleketteki durumuna alt bir iki şey söylemek yerinde olacaktır. Memleketimizde kurulduğu zamanlar, bu kuruluşlarda
15-
Padişahlar, prensler, pasalar, tarikat şeyleri (di, bilhas mevleri ve bektaşiler bu teşkilata girdikleri zaman derhal dereceden başlamaktadırlar) ler bulunmakta idi. Imparatorluğun yıkalışında da baş roli 11 ve 18 aynamışlardı. Bu masonlarm listesini kitabın arkasına la ve ettik, Loca ve mahfil kurucularının tam listesini verme ye calistik beyande
YanıtlaSilBa durum fa Mustafa Kemal'in zamanına kadar böy lece gelişe gelişe yürüdü, Fakat bildiğimiz kadarıyla Mus tafa Kemal tarafından kökü dışarıda bir teşkilat kurula. myacağı hakkında kanun çıkartılarak mason localart ka patildi, Çinkil besbelliydi ki, bu teşkilatın kökü dışarıda idi Fakat Mustafa Kemal vefat ettikten sonra bu kanun kaldırılmadığı halde Mason locaları tekrar açıldı, Mustafa Kemal devrinde gizlice yürüttükleri faaliyetlerini gene açık ca yürütmeye başladılar. Mustafa Kemal'i en çok istismar edenler bu tarikatın mensuplarıdır. Halbuki, kendilerine en büyük darbeyi vurmaya çalışan bir insan olarak Musta. fa Kemal'i hiç sevmemeleri lazım gelen de bu tarikat men suplarıdır.
Mason locaları hakkında bazı rivayetler neticede bu teş- kiláttan milletin nefret etmesini temin etti. Bu bizde oldu. ğu gibi bütün dünyada da böyledir.
İşte bu sebeblerden ötürü Mason teşkilatının faaliyet. lerini örtmek, onu saklamak için bu teşkilata bağlı başka beynelmilel teşkilatlar ihdas edildi. (Rotary ve Lions kulüb leri gibi).
Bu kulüblerin de kökü dışarıda olmasına rağmen, kökil dışarıda bir teşkilatı yasaklayan kanun maddesi bulunma suna rağmen bu kulübler hükümet kararnamelerinin müsaa desi ile memleketimizde de kurulmuştur.
Mesela, Lions Kulübü, şu anda halkçılık şampiyonu, ik tisadi ve sair bağımsızlıklar havarisi olan CHP, Genel Baş kans Bülent Ecevit'in Çalışma Bakanı olarak üyesi bulun duğu hükümet kararnamesiyle kurulmuştur. Resmi gaze tede neyredilen bu kararnamenin klişesini bu kitabda göre ceksiniz,
16-
Demek ki, bu teşkilatın kuvveti nasıl bir kuvvetse, ka. I bizzat hükümet üyelerine çiğnetiyor ve kendisini bu sekilde zorla kabul ettiriyor.
YanıtlaSilHalbuki ise, Ecevit «Alt yapı» haklarını savunmakta. he, Bu kökü dışarıdaki örgütler ise, «Ust yapı yı, hemde beynelmilel bir mahiytte temsil etmektedir. Öyleyse, Ana. do halkının kendisi olan «Alt yapı» taraflısı olmak, en anndan dış köklü bu örgütleri geldikleri yerlere sürmekle mkün olacaktır.
Masonların dinsiz olmadıkları kasıtlı bir şekilde rivayet edilmektedir,
Eserin bütününde bu iddianın ne korkunç bir yalan.
olduğunu zaten anlayacaksınız.
Sayet kendi aralarında tertib ettiği konferanslarını din. lesenir ve bu konferansların teksirlerini okusanız tüyleriniz diken diken olur.
Kur'ana ve peygambere yapılan taarruzların menşeini
ayan beyan görürsünüz,
Burada masonların islâmiyet hakkında nasıl bir kanaat sahibi olduklarını göstermek için, Demirel'in Bilgi locasını bir bülteninden parça iktibas ederek sözü bağlamaya baka-
Söyle diyor bültende :
«Kitlede islám medeniyetinden kalma ve onu tekrar o medeniyete bağlamaya sai gizli kuvvetler mevcuttur. Bu mum mevcudiyetini kabul etmekten korkmamak lazım ve onu execek tedbirler düşünmek ve tatbik etmek zaruridir. Aksi halde bu gizli kuvvet Garb medeniyetine intibak tempomuzu gevşeterek bu yoldaki gayretlerimizi firenliyebilir,
Alinacak tedbirlerin neticesini vermesi biraz uzun müd dete ihtiyaç gösterse de intibahı köklü ve verimli olmasım
-17-
F: 2
Aglayacagı için vakit kaybetmeden fiiliyata geçmek lazım. dice (Rua Berke Bilgi Locası Neşriyatı: No: 1, 1960)
YanıtlaSilGörülüyor ki, bu sözlerde taarruz edilen ne yobaz, ne de mürteci. Ne saltanate, ne şeriate, ne teokrat ve ne de ammetçidir. Burada taarruz doğrudan doğruya islâm mede- niyetine yapılmaktadır. Hem de apaçık bir şekilde. Elbet. te bu sözlerin millet eline geçeceğini hesaba katmadan, ken- di aralarında sarfedilmiş sözler olduğunu söylemeye gerek
Millet huzurunda yaptıkları iş ise, islâm medeniyeti yerine, mürteci, yobaz, teokrat, hilafetçi, şeriatçı; saltanat- çı iddialarımı kullanmaktır. Bunları nasıl olsa kanun dışı haline getirmişlerdir. Daha henüz İslâm medeniyeti sözcü. günü kanuni suç haline getirmemişlerdir. Bunu getirmeme. yi bir kurnazlık saymaktadırlar.
Yukarıdaki taarruzu reddedecek olanlar çıkarsa, onu mahkam etmenin gerekçesi de cümlenin içinde mündemic- dir. Kim İslâm medeniyetini temsil etmeye kalkışırsa, onu Gard medeniyeti düşmanı olarak ilân etmesi için, «Garb medeniyetine ulaşmamızı engelleyebilir» demektedir.
Böylece, müslüman bu fikre itiraz ettiği takdirde suçlu duruma düşürülecek. Çünkü, Garbeılık bir doğma haline ge tirilmiştir. Bu tabuya dokunan herkes ezilir.
Fakat bu locanın devlete oynayan adamları icab etti- ği zaman ağızlarını doldura doldura Cenab-ı Hak'dan, Ce- naba Allah'dan bahsederek milleti kandırmaya bakmakta bir beis görmezler, Görmezler çünkü, bu adamların kafa. sındaki Cenab-ı Hak ve Cenab-ı Allahın ne mânaya geldi- ğini kimse bilmez sanıyorlar. Lugati okuyanlar bunların ne mânaya geldiğini öğreneceklerdir.
Kitabın en son kısmına dünyanın ve memleketimizin en eskiden itibaren büyük masonların listesini ilave ettik. Bu isimleri ve bilhassa mevkilerini gören memleket ev-
Kdi bedbinliğe düşebilir.
-18
Fakat böyle bir hale mahal yoktur. Biz millet olarak, biri millet eden değerler etrafında sımsıkı birleşirsek, kor. kung bir teşkilat olmasına rağmen hayat hakkı bulamaya- rak memleketimizden kendi kendine kaybolur gider.
YanıtlaSilYeter ki, milletleri esaretleri altına almanın gayeleri- ni, bu gayeye ulaşmak için kullandıkları metodu iyice kav. rayalam, Bu kavrama onların sonu demektir.
Türk railleti taşıdığı vasıfları yüksekliği ile, bu teş- kilatı mutlaka ölüme mahkum edecektir. Canmı, ruhunu, fikrini ve cebini bu teşkilatın ellerinden kurtaracaktır.
Türk milleti kendisini yok etmeye çalışanları teşhis
edene kadar belki aldatılabilir ama. ya bir de teşhis ederse
ne yapar, bunun bütün tarih şahididir.
Korkmayın, Türk milletini üstün kılan vasıflara iyice sarılarak birleşin, Göreceksiniz ki, kökü dışarıda olan hiç bir teşkilat memleketimizde barınamıyacaktır.
IHYA YAYINLARI
ESERİ TAKDİM
YanıtlaSilBu eser «LA DICTATURE DE LA FRANC - MAÇON- NERIE SUR LA FRANCE DOCUMENTS» ismiyle neşre. dilen Fransızca aslından tercüme edilmiştir.
Fransızca aslını neşreden değerli kişi «A. G. MICHEL> dir.
Bu eserin en büyük hususiyeti yazarının hiç bir ilâvesi
olmadan, sadece vesikalardan meydana getirilmiş olması-
dır. Her cümlesi Mason localarının içtimalarından alın.
mıştır ve hangi içtimada ve nerede, hangi gün ve tarihte
olmuş ise bu belirtilmiştir.
Bu vesikaları tam dokuz kişilik bir heyet ele geçirerek bir araya getirmiştir. Bu dokuz kişilik heyette, Generaller, milletvekilleri, rahipler ve gazete drektörleri vardır.
Derleyenlerin şahsiyetlerinden ve vesikaların çarpıcı lığından dolayı neşredildiği zaman Fransa'da kıyametler kopmuştur. Bütün Fransız vatanperverlerini ayağa kaldıran bu eserde neler vardı acaba?
Bütün milletlerin Mason Diktatörlüğü altına alınması. nin planları vardı bu vesikalarda,
Masonların insaniyetçi olduğu söylendiği halde, ne ka- dar vahşice ifna ve yoketme metotları olduğunu gösteriyor- du bu kitap.
Masonların hiç bir inanca, milletlerin siyasî yapılarına
11
masonluk : din ve millî değerlere kar si olan, sözde açıkladıkları gayelerden başka as gayelerini, görüş ve düşüncelerini, top lantı ve törenlerini gizli tutan, dünya çapında esas yaygın ve birbirleriyle dayanışma içinde olan kapalı ve yarı gizli bir örgüt. Masonlukta giz lilik esastır. Masonluk için uygun üye aday olabilecek kimseler, üyelerin tavsiyesi üze rine, masonluk örgütünün yetkililerince ka rarlaştırılır. Masonluğa giriş gizli bir törenl yapılır. Adaya, sırları gizli tutacağı ve mason luğa sonuna kadar bağlı kalacağına dair ye min ettirilir ve aksi halde başına gelecek fed sonu kendisine hatırlatılır. Masonların kend aralarında rütbe ve dereceleri vardır. En yük sek derece 33 derecedir. Gizli olan törenler den bazılarına sadece belli dereceye gelenle katılabilir. Yalnız yüksek dereceli masonları katıldığı gizli ve çok garip bir törenleri vardır Bu törende, Amerikadaki ırkçı ve tedhişci (te
YanıtlaSilbelki de şeytana yapılan) dua tarzında ezber olarak metinler tekrarlanır. Masonlu- ğun sırları, bulunulan masonluk derecesine göre zamanla bildirilir. Bazı sırlar çok nadir kimselere açıklanabilir. En gizli sırlara ancak Yahudi kökten gelenlerin sahip olabileceği bazı kaynaklarca özellikle belirtilmektedir.
YanıtlaSilMasonluğun tarihi, milâttan önceki yüzyılla- ra kadar uzandığı rivayet edilmektedir. Bu ri- vayetlerden birine göre masonluğu ilk kuran- lar, Eski Çağda Babil devletinde esir olarak yaşayan Yahudilerdir. Babil kralı Nabukadna- zar tarafından devletleri ve Kudüs'teki kutsal mabetleri yıkılan (M. Ö 587) ve esir olarak Mezopotomya'daki Babil şehrine götürülen Yahudiler, inşaat ve duvarcılık işlerinde ça- lıştırılıyorlardı. Esirlikten kurtuluş için, ken- di aralarında anlaşabilecekleri bazı işaretler oluşturmuşlar ve gizli olarak bir araya geldik- leri bir örgüt kurmuşlar. Masonluğun kelime mânası da duvar işçiliği demektir. Babil'de yetmiş yıl esir yaşayan Yahudiler, eski İran hükümdarı Keyhüsrev'in Babil'i zapt etmesi (M. Ö 539) ve kendilerini serbest bırakması üzerine ülkelerine dönme imkânına kavuşa- bilmişlerdir. Masonluğun kuruluşu ile ilgili, bir başka açıklama şudur: Büyük İskender'in Anadolu'ya geçmesi (M. Ö 334) ve Suriye ile Mısırı hakimiyeti altına almasından (M. Ö 333) sonra başlayan dönemde, Filistin dışına Yahudi göçleri oldu. Daha sonra Romalılar'ın hakimiyeti döneminde, Kudüs'teki kutsal Musevi mâbedinin (Süleyman mâbedi) ikinci defa yıkılışından sonra başlayan yeni göçlerle Yahudiler Afrika, Avrupa ve Asya'ya dağıldı- lar. Gittikleri yerlerde azınlıklar halinde yaşa- maya başlamaları soncu, dinî ve milli kimlik- lerini koruyabilmek, devam ettirebilmek ve birbirlerinden kopmamak için masonluk şek- linde gizli bir örgüt kurmuşlar. Bu rivayetler, yazılı belgelere dayanmadığı için güvenilir olmasa da, şu bir gerçek ki, dünya masonluk örgütü içinde Yahudi'ler ön safta, etkili ve öncü bir yer almışlardır.
Masonluk, son üç yüz yılda İngiltere, Fransa ve Almanya başta olmak üzere, Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde ve Amerika'da gittikçe güç- lenmiştir. Her ülkede çeşitli üst derecede dev- adamları, zenginler, ilim ve fikir adamları,
masonluk
YanıtlaSil608
edebiyat ve sanat adamları masonluğa alına- rak masonluğun toplumda etkili bir rol oyna- masına çalışılmaktadır. Başta Fransız ihtilali (devrimi) ve Rusya'daki komünist devrimi ve değişik ülkelerdeki devrimler, masonlardan geniş ölçüde destek görmüştür. Yahudilik, Si- yonizm ve masonluk faaliyetleri, zamanla iç içe geçmiştir. Esasen masonlukta kullanılan bir çok semboller, işaretler, şekiller, terimler Yahudi kaynaklıdır. Pergel, gönye, tapınak sütunları, yedi kollu şamdan, ayağa kalkmış aslan, altı köşeli yıldız, peştamal (önlük), çe kiç, tokmak gibi. Bunlara Hristiyan kaynaklı bazı semboller ve şekiller de eklenmiştir. Işık yayan üçgen ve üçgen içinde göz gibi. Bu sem- bollerin bir kısmı A. B. D. nin parası olan do- larda da vardır
MM
Zamanımızda masonluk, her ülkede siyaseti, ekonomiyi, kültür ve sanat hayatını kontrol altına almak; din hayatını, hümanizm doğ- rultusunda yorumlamalara konu yapmak ve aslından uzaklaştırıp yozlaştırmak; toplum hayatına, medeni (uygar) ve çağdaş hayat adi altinda maddeci, bencil ve zevk düşkünlüğü (hedonizm) şekline dönüştürmek ve bu yolla daha kolay emellerine âlet etmek amacına yö- nelmiştir. Bunun için etkili şahsiyetleri, basın ve yayın organlarni, sivil toplum kuruluşlarını bulup kullanmaktadır. Masonluğun iç yüzünü bilmeden "hürriyet", "eşitlik", "adalet", "kar- deşlik gibi sloganların etkisiyle bu teşkilata veya bunun yan kuruluşlarına (Liyons, Rotari gibi) girmiş, farlanda olmadan masonluğun gizli emelleri için kullanılmış olanlardan bazı- ları, sonradan bunun farkına vararak bu teşki- lattan ayrıldıkları olmuştur ve olmaktadır. Bu cesareti gösterenler, masonluktan ayrılmakla başlarına gelecek tehlikeleri de göze almakta- dırlar.
Masonluk, sözde "hürriyet", "eşitlik", "ada- let", "kardeşlik gibi sloganları öne çıkarır, fakat sadece güven duydukları bazı üyelerine mevki, makam, şöhret ve kazanç kapıları- nı açar; bu kapıları, kendi emellerine hizmet etmeyenlere sımsıkı kapalı tutar. Hatta ken- dilerine karşı olanlara, güçleri yeterse, hayat hakkı bile tanımaz. Son tahlilde masonluğun, doğrudan veya dolaylı şekilde Yahudi emel- lerine ve Siyonizme hizmet eden bir teşkilat olduğu anlaşılmaktadır. Çok insani gibi gö rünen "hürriyet", "eşitlik", "adalet", "kardeş- lik" sloganları, çeşitli ülkelerde azınlık olarak
08
YanıtlaSilhasonluk ve istedikleri yaşayan Yahudilerin ekonomik, siyasi, sosyal alanlarda engele uğramamaları yerlere gelebilmeleri için savunduklan birer araç gibidir. Müslümanlar söz konusu oldu- gunda bu ilkeler, masonların etkili olduğu çevrelerde ve alanlarda geçerli olamaz. Kendi örgütleri içinde bile ayırımcılık vardır. Mason- luğun üyeler arasındaki derecelenmede ve gizli bazı sırların paylaşımında da bu ilkeler geçer sizdir. Bazı masonluk dereceleri ile bazı sırlar Yahudi üyelere açıktır, diğerlerine kapalıdır. Dünya siyasetinde de hiçbir mason; Siyonizm, İsrail Devleti ve Yahudilerin aleyhinde olabile- cek bir gerçeği savunamaz ve söyleyemez. Bir mason her fırsatta, Yahudi, Siyonizm ve Israil aleyhtarlığını (antisemitizm) kırmaya ve lehte kamuoyu oluşturmaya çalışmak mecburiye tindedir. Dikkat çekici bir husus da şudur ki, Batı dünyasında Yahudi alehtarlığı kanunen yasaklanmıştır ve böyle bir ayrıcalık başka bir millete tanınmamıştır. Filistin'in silah zoru ile işgali ve Müslüman halkın sistematik bir şekil de soykırıma tabi tutulması karşısında dünya masonluğu ses çıkarmamış, aksine İsraile tür lü siyasi ve mali desteği sağlamıştır.
Hümanizm, eşitlik, kardeşlik, hürriyet ve hoşgörü gibi değerler; Siyonizm, Yahudilik ve masonluk eleyhinde bir durum söz konusu olursa gündeme gelmez. Dikkate değer bir husus da şudur ki masonluk, Yahudi toplu- mu hariç, diğer toplumların ailevi, milli ve dini değerleri bozucu ve yozlaştırıcı bütün hareketleri, siyasetleri, düşünceleri destek- ler. Zira bu değerler, masonluğun dünya gö- rüşüne ters düşer. Onlara göre din, millet, vatan, milli ahlâk, örf ve âdet gibi kavramlar ve değerler bölücü kavramlar ve değerlerdir. Hür düşünceye de engeldir. Yeri geldikçe, meselâ, her ne kadar "İlah" inancına karşı olmadıklarını söyleyen bazı masonlar varsa da, bu masonların red etmediği "İlah" anla yışı, semavi dinlerin bildirdiği "İlah" anlayışı değildir. Masonluk içindeki bu kesimin İlah anlayışı; gönderilmiş kutsal kitabı, peygam berleri, emir ve yasakları, âhireti, cenneti ve cehennemi olmayan bir İlah anlayışıdır. Ona "İlah" yerine "tabiat" veya "tabiat kanunları" denebilir. O, yoktan var etmez, çünkü ma- sonluğun felsefesinde madde ezelidir ve İlah maddeye şekil veren prensiptir. Eski çağ fi lozofu, Platon (Eflatun)'un dediği gibi, "Käi natın Mimarı"dır, ustasıdır, Demiurgos 'tur, maddenin yaratıcısı değildir. İnsan hayatına
masraf
YanıtlaSil60
İnsanı yaratıp kendi haline bırak- mıştır. Bu, insanın hür olması demektir. Böy- karışmaz. le bir metafizik İlah anlayışı semavi dinleri dışlar. Sonuçta kâinat, tabiat, madde ve Ilah, masonluğun felsefesinde bir ve aynı şeydir. Buna uymayan din anlayışı kabul görmez. Bu düşünceler, toplantılarında veya yayınların- da dile getirilmektedir
Bizde masonluk Batı'dan ithal edilen bir hare- kettir. Masonluk, 18 yy. dan itibaren Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayan Müslüman ol- n azınlıklar arasında örgütlendi. 19. yy. da ise, Avrupa'da öğrenim görmüş Türk veya mayan Müslüman kimseler arasında, özellikle Jön- türkler ve İttihat ve Terakki Cemiyeti üyeleri arasında itibar gördü ve tutundu. Siyasetin içine girerek siyaseti yönlendirmeye başladı. Cumhuriyet döneminde daha çok yaygınlık kazandı ve çeşitli çevrelerde taraftarlar bul- du, M.Kemal, getirdiği rejimin ve yaptığı in- kılabların masonluğa ihtiyaç bırakmadığı ge- rekçesiyle mason derneklerini kapattı (1935). Ölümünden on sene sonra mason dernekleri tekrar açıldı (1948)
Masonluğun idealinde yer alan tek bir dün- ya devleti ve dünya vatandaşlığı düşüncesi din, millet vatan gibi insanî ve kutsal değeri dışlamaktadır. Dinin dışlanması, lâiklik ilke- si dolayısıyla dinin sadece devlet ve siyaset dışında kalması değildir, toplum hayatından dışlanmasıdır. Masonlukta bu, insanın hür olması, özgürleşmesi anlamına gelir. Ma- sonluğun bütün çabalarına rağmen insanlık dünyasında hak dini arama ve dine dönüş hareketleri gittikçe güç kazanmaktadır. Öyle görünüyor ki gelecekte, insanın dinî, ahlâkî ve mânevi ihtiyacına cevap veremeyen mad- deci ve inkârcı görüşler ve akımlar gibi, batıl veya bozulmuş dinler gibi, masonluğun da devri sona erecek ve sonunda insanlık dün- yası aradığı huzuru, barışı ve mutluluğu hak din olan İslâmiyette bulacaktır. İnşaallah. (bk. farmasonluk)
masraf:
2.pahalı
Fedakârlığımıza ne oldu?
YanıtlaSilŞefkat, merhamet, sevgi, saygı, fedakârlık gibi en değerli duygu- larımız, kimi zaman siyasetçiler, kimi zaman ticaretçiler, cemaatçi- ler, kimi zaman da devlet tarafından o kadar yerli yersiz kullanıldı ki, kullanıla kullanıla duygularımız aşındı, yalama oldu!
Bize fedakârlık dersi verenler kendi arzularından hiç fedakarlık etmediler, dünya saltanatından vazgeçmediler, bizim fedakârlıkları-
80
Sultan Süleyman kaseyi aldı, evirdi çevirdi. Bunu Şahin Bey'e erdiğini hatırlıyordu. Osman'a döndü: "Aldığım hediyelerin en de- rlisi budur, Osman'ım... Hepsine bedeldir. Çünkü bir serhat yiğidinin gane kıymetli malıdır."
YanıtlaSilGeri uzattı: "Aldım, kabul ettim; fakat bunu tekrar sana hediye diyorum! Padişah hediyesini çevirmek âdet değildir. Şimdi artık sof- ya otur. Hep birlikte taam edelim."
Zorla sofrasına oturttu. Birlikte yemek yediler. Osman Bey müsaade isteyince kucakladı: "Bak a Osman Bey" dedi, "sakatlığı ahaneyle ceng-u cidalden uzak durma. Çabuk iyileş. Serhat boyları bizi bekler. Yine birlikte kılıç sallayacağız!”
Bu söz Osman Bey'i diriltti, canlandırdı, Padişah huzurunda olduğunu dahi unuttu. Bastonunu kılıç gibi havaya kaldırarak gür- ledi: "Birlikte kılıç sallayacağız!"
İhtiyar vezir Pir-i Mehmet Paşa, gördüğü tablo karşısında göz- yaşlarını tutamamış, başını ellerinin arasına alarak, "Bu ne büyük fedakarlık Allah'ım!.." diye diye ağlamaya başlamıştı.
O zamanlar kimse kimsenin fedakârlığı üzerine saltanat inşa etmezdi!
Bizans Neden Yıkıldı?
Batı'da "yıkılış uzmanı" olarak tanınan Frarsız tarihçi Gerard Walter'in, "La mort des empires-İmparatorlukların ölümü” genel başlığı altında 1958 yılında Paris'te yayınladığı serinin "La ruine de Byzance" ismini taşıyan kitabında, Bizans'ın yıkılışının temel sebeplerini irdeler. Özetle:
Bizans Batılılaşmıştı. Bizanslı aydınlar Avrupalıları, özellikle de İtalyanları taklit etmede yarışıyorlardı. Kıyafetleri baş- ta olmak üzere, her şeylerini, hatta konuşma tarzlarını bile İtalyanlara uydurmaya çalışıyorlardı. Bu da Bizans'ı kendi
kimliğinden koparıyor, kimliksizlik kişilik problemleri do ğuruyor, eşcinsellik ve benzeri sapmalar yaygınlaşıyordu.
YanıtlaSilDevlet israf içinde yüzüyordu. Buna karşılık halk eziliyor, sömürülüyor, kazandığı birkaç kuruş haksız vergi, ya da enflasyon zoruyla elinden alınıyordu. Bu durum önce ticar hayatı çökertti, ardından Bizans ekonomisi krizler döne mine girdi. Ciddi tedbir alınmadığı, kara delikler kapanl madığı için de krizlerin ardı arkası kesilmedi.
İmparatora, rejime ve hükümete karşı başlayan muhalefeti yok etmek için özel mahkemeler kuruldu. Hukuka aykı kanunlar çıkartıldı. Devletten insana baskı ve şiddet arttı. İnsan hakları ayaklar altına alındı.
İşlerin düzelmemesi umutları kırdı.Sonuçta Bizans halkı son derece duyarsızlaştı. Para yegâne değer haline geldi. "Gemisini kurtaran kaptandır" anlayışı yaygınlaştı.
Hükümetin ekonomi politikaları halkı ezdi, bıktırdı. O kadar bıktılar ki, yabancı hakimiyetine hasret çekmeye başladılar.
Halk inim inim inlerken, idareciler görkemli köşkler ve saraylar yaptırıyor, sık sık törenler düzenliyor, şık kıyafet ler içinde boy gösteriyor, lüks ve tantana içinde yaşıyordu. Böylece sefaleti örtbas ettiklerini düşünüyorlardı.
Bir taraftan da, yönetim, limitsiz eğlence, sınırsız sefahat yollarını açıyor, eğlence yerlerinde içki sel gibi akıyor, fuhuş kol geziyordu. Dini duygular zayıflatılmış, ahlâkın yerini zevk, şehvet, servet, şöhret ve şehvet almıştı.
Ruhani sınıf yozlaşmıştı. Onların da ahlâki bozulmuş, dini hem ticarete, hem de siyasete âlet eder olmuşlardı. Ayrıca temsil ettikleri hıristiyanlığın içini boşaltmışlardı: Dinin muhtevasıyla değil, merasimsel boyutları ve ilgiliydiler. Kendini yeniden yapılandıramayan killisenin tar menkıbeleriyle tışmaları da buna paralel gelişiyordu. Meselâ Bizans kuşatm
altındayken, rahiplerin en önemli tartışma konusu melek- lerin cinsiyetiydi: "Melekler erkek mi, dişi mi?" (Ne tesadüf: Osmanlı Devleti yıkılırken de, kendini yeni şartlara göre yapılandıramadığından çağın sorunlarına cevap üretecek in- san yetiştiremeyen medrese de sakal ölçümünü tartışıyordu: "Sakal dudak altından mı ölçülmeli, yoksa çene altından mı?"
YanıtlaSilDevlete ait makamlar alınıp satılıyor, memuriyette liyakate ba kılmıyor, kim fazla para verirse o memur oluyordu. Bunun so nucu olarak memur sayısı öyle artmıştı ki, onlara yer bulabilmek için, (Mali yapının zararına olduğu biline biline) köyler ilçe, ilçeler il yapılmıştı. (Eski Bizans'dan bahsettiğimizi sakın unutmayın)
Halkın çoğu sefalet içinde yaşarken, vurguncu zenginler tü- remişti. Onlar lüks ve debdebe içinde yaşıyor, halyka adeta nispet yapıyorlardı.
Sanayi, ziraat ve ticaret Cenevizlilerin (henüz IMF yoktu) kontrolüne geçmişti. Karaborsa yüzünden ekmek bulmak bile mesele haline geldiği için bir Mali Polis Teşkilatı bile kurulmuştu, ama o da rüşvet yüzünden görev yapamaz hal- deydi.
Aydınlarda ve zenginlerde din duygusundan eser kalmamış, Hıristiyanlığın anlamı unutulmuş, dindarlar suçlanır olmuş, dindarlık suçluluk kompleksine dönüşmüştü.
Devlet borç batağına sürüklenmişti. Zaruri harcamalar bile
karşılanamıyordu. Ondördüncü yüzyılda, hazinenin tüm
altınları Venedik Senatosu'na rehin verilerek otuz bin Düka
daha borç alınmış, bununla askeri ihtiyaçlar karşılanmıştı.
Siyasi ve ekonomik ahlâk öylesire çökmüştü ki, Sultan İkinci Mehmed'in Bizans'ı kuşatacağı sırada surların tamiri işini alan müteahhitler, parayı aldıkları halde tamiratı yapmamışlardı.
Ne dersiniz, Bizans yaşadığımız dünyaya gerçekten de çok mu uzak?
Tarihin Arka Sayfaları
YanıtlaSilYavuz Bahadıroglu
sy. 80....85.
ensar.
Ümmetimden "Ehli kitabdan" bir cemaat ve "ehli liben" (çöl halkı) helak olacak. Denildi ki: "Ehli kitab kimdir?" Buyurdu ki: "Kitabullahı öğrenip müslümanlarla mücadele edecek bir kavimdir." Denildi ki: "Ehli Liben kimdir?" Buyurdu ki: "Şehvetlerine uyub, namazı terkedecek bir kavimdir."
YanıtlaSilRavi: Hz. Ukbe (r.a.)
Sayfa: 304 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
Cuma Isminin Verilmesi
YanıtlaSilEbu Nasr'ın babasından, onun Selman'dan (ra) haber verdiğine göre
Selman (ra) şöyle dedi:
Resûlullah (sav) bana dedi ki:
Cuma gününe, cuma adının neden verildiğini biliyor musun?
Ben:
764
YanıtlaSilGunyer to Tayton
-Bilmiyorum, deyince, şöyle buyurdu:
Çünkü o gün babanız Adem'in vücudu bir araya topland
Sonra şöyle buyurdu:
-Bir kimse cuma günü temizlenir, güzelce abdest alır, sonra cuma name zna gider ise, bu cuma ile gelecek cuma arasındaki günahlanna kafaret dur Ama büyük günahtan kaçınmak şartıyladır."
Bazı Allah dostu zatlar şöyle demişlerdir. "O gün toplanma günutiz Adem'in (as) kalıbı ile ruhu bir araya geldi. Daha önce bir yere alıp krk kalmıştı."
Başka zatlar da şöyle demişlerdir. "Allah (cc) Hawa ya Ademin egem ğinden yarattıktan sonra uzun bir sure aynı kalmışlar, sonra da buluşmuşlard Bunun için cuma denmiştir."
Şöyle de denilmiştir: "Bu güne cuma denmesinin sebebi şudur: O günde
köyden gelenlerle şehirde oturanlar bir araya toplanırlar.
Şöyle diyenler de olmuştur. "Kıyamet o gün kopacağı için bu isim ver miştir. Çünkü kıyamet toplanma günüdür."
Zaten Allah (cc) da şöyle buyuruyor:
يَوْمَ يَجْمَعُكُمْ لِيَوْمِ الْجَمْعِ
"O gün sizi toplanma günü için bir araya getirecektir."
Tevbe, İhlâs, Riyadan kaçınmak
Buraya kadar, namaz, oruç ve diğer oruçlar, kurban naman, zikirler ve daha pek çok konuları anlattık. İnşallah bundan sonra Allah'in (cc) kabul edeceği tevbe, kalp temizliği, amellerde ihlâs, başkalan görsün ve işinde yapılanlan terk etme konularını anlatacağız.
Tevbe
Tevbe konusunu daha önce açıklamıştık. Ama burada biraz daha bl
ekleyeceğiz.
755 Tegabun Sûresi, 9.
Bilmiyorum, deyince, je buyurdu:
YanıtlaSilÇünkü o gün babanız Adem'in vücudu bir araya toplandı.
Sonra şöyle buyurdu:
-Bir kimse cuma günü temizlenir, güzelce abdest alır, sonra cur zna gider ise, bu cuma ile gelecek cura arasındaki günahlanna kee
Ama büyük günahtan kaçınmak şartıyladır."
Baz Allah dostu zatlar şöyle demişlerdir: "O gün toplanma giri Adem'in (as) kalıbı ile ruhu bir araya geldi. Daha önce bir yere atlip kak y
kairrıştı."
Başka zatlar da şöyle demişlerdir: "Allah (cc) Hawa ya Ademin ege kem ğinden yarattıktan sonra uzun bir sure ayn kalmışlar, sonra da buluşmuşander Bunun için cuma denmiştir."
Şöyle de denilmiştir: “Bu güne cuma denmesinin sebebi şudur: O günde köyden gelenlerle şehirde oturanlar bir araya toplanırlar."
Şöyle diyenler de olmuştur: "Kıyamet o gün kopacağı için bu isim ven miştir. Çünkü kıyamet toplanma günüdür.
Zaten Allah (cc) da şöyle buyuruyor:
يَوْمَ يَجْمَعُكُمْ لِيَوْمِ الْجَمْعِ
"O gün sizi toplanma günü için bir araya getirecektir."75
İSLÂM
YanıtlaSilProf. Dr. M. Es'ad COŞAN
"İslâm sadece mânevî, rûhanî, ve uhrevî bir ayinler ve ibadetler sisteminden ibaret değildir; aynı zamanda maddî, sıhhî, ailevî, içtimaî, beşerî, evrensel, iktisadî, ticarî, askerî, terbiyevî, ilmî ve kültürel... ahkâma sahip, gediksiz, eksiksiz, kusursuz bir sistemdir. Hayattan kopmuş, dünyayla, çevreyle, insanlarla, beşerî faaliyetlerle ilgiyi kesmiş, içine kapanmış bir manastır dini değil; aksine hayata, insana, cemiyete, devlete, beynelmilele yönelmiş, onlar arasındaki münasebetleri tanzime yönelmiş aktif ve dinamik bir nizamdır; tüm hayatı, Allah'ın istediği tarzda yaşama biçimidir; yüce ve asil ilahî yoldur." "
Batil yollar çoktur ama tek çıkar yol İslâm'dır."
Hiz. Adem (a.s) 'le başlayan İslâm tebliğ tarihi, yâni insanlık tarihi, onun oğulları Habil ve Ka- bil zamanında iki kutba ayrılmış ve bu iki kutup günümüze kadar gelmiş, kıyamete kadar da sürecek- tir. Bu iki kutup, Hakk ile Bâtil
YanıtlaSilkutuplarıdır.
Habil kutbunda olanlar, daima Hakk'ı yani Allah davasını; Kabil kutbunda olanlar da daima Tagut u ve Allah düşmanlığını savunmuşlar dır. Allah davasını savunanlar daima tebliğ, Tağut davasını güdenler de daima bu tebliğ edenlere işkence yapmışlardır.
ZARARLI VARLIKLAR
YanıtlaSilSuurlu ve Imanlı Kardeşim: Dünyada üç şeyden titizlikle sakın. a) Paralar: İkiyi ayrılır.
1. Haram Para: Harama uzanan insanın el ve ayaklarma benze Harama uzanan el ve yürüyen ayaklar, sahibinin namina ne kada va rarlıysa, haramdan kazanılan ve halal olmayan yerlerde harcanange ralar da bu kadar zararlıdır. Elleri kesik, ayakları kopak dan naal ellerini harama uzatmaktan ayaklarıyla meyhane gibi haram yerlere gitmekten acizse, parası olmayan bu kişi de haram şeyleri işlemek- ten acizdir.
YANITLASİL
yuksel17 Ekim 2023 10:38
1. Haram Para: Harama uzanan insanın el ve ayaklarına benzer Harama uzanan el ve yürüyen ayaklar, sahibinin namina ne kadar za- rarlıysa, haramdan kazanılan ve halal olmayan yerlerde harcanan pa ralar da bu kadar zararlıdır. Elleri kesik, ayakları kopuk olan nasıl ellerini harama uzatmaktan ayaklarıyla meyhane gibi haram yerlere gitmekten acizse, parası olmayan bu kişi de haram şeyleri işlemek- ten acizdir.
YANITLASİL
yuksel17 Ekim 2023 10:41
Cam
-
105
I ussağır
2. Faydalı Paralar: Helaldan kazılan ve muşru olan yerlere har canılan para, faydalı yerlere koşar ayaklar gibidir. Böyle paralar s hibinin namina sevabı kazandıran ve onu cennet'gibi mükafatlara ka vuşturan değerli sebeblerdir.
b) Şehevi arzular: Bu da iki gruba ayrılır.
1. Zararlı şehevi arzular: Şeriat gemiyle gemlenmiyen sahibini pe şindenkoşutaran ve tehlikeli şeylere kavuşturan kendisine hizmetçi yapan, şeytanla birleşip onun namına çalışan sahibinin ismini kayıt defterine geçirerek asker yaptıran ve uçurumlara sürükleyip Allah'a karşı getiren, iman ve hidayet yolundan saptıran, göl demet- leri gibi şeytan sancaklarını eline veren ve türlü türlü günah rüzgar- larıyla isyan bayraklarını dalgalandıran ve sahibini hakimiyeti altına geçiren haram olan şehvi arzulardır.
2. Faydalı arzular: Ruhumuzu taşıyan vücudumuz bir araca ber zer. Araçlar ne kadar bakılmaya muhtaç ise, vücudumuzunda
YANITLASİL
yuksel17 Ekim 2023 10:45
2. Faydalı arzular: Ruhumuzu taşıyan vücudumuz bir araca ber zer. Araçlar ne kadar bakılmaya muhtaç ise, vücudumuzunda büt arzuları, dinin gösterildiği şekilde yerine getirilmeye ve beslenme- ye muhtaçtır. Yedirilmeyen, içirilip bakılmayan tedavi edilmeyen ve tehlikeli şeylerden korunmayan ve haram olan yerlerde çalıştırılan bir vücut her an için yıpranmaya tehlikelere yuvarlanmaya eğimli dir. Bir ehliyetsizin idaresi altında bulunan ve uçurumlara yuvarla narak parçalanmış olan bir arabaya benzer.
Şuurlu, imanlı ve bilen kişi, ehliyetini bir şöför gibi kendi vücud aracını Hz. Allah'ın haram kıldığı uçurumlara yuvarlanbasından ko rur. Ve böylece vücud aracı ile Allah'a karşı kulluk görevini yapar. Hakikat hedefine ulaşır. İman ve saadet makamı olan cennete varır.
Allah ve dine karşı fitne olan kadınlardır. İslamiyete göre hareket etmeyerek açılıp saçılan ve çıplaklığıyla şeytanın namına çalışantö- tü ahlak hareketleriyle islam hedefine terbiyesizlik kurşunlarını yağ- dıran, erkekleri zina ağına düşürmeye çalışan tehlikeli muhluklar dır. Bütün bunlara karşı uyanık olup haram sayılan her şeyden yüz çeviren, gönülleri yalnız Allah aşkı ile çarpan hakiki aşıklar onlara ne mutlu. Dünyanın zehirli havasını içine çekmeyen şeytan gibi şehe vi arzularını yenerek abedi hapse mahkum edenlere ne mutlu. Sizler çok bahtiyarsınız, Allah sizlere gelecek ayeti celilesinde şöyle bu
KONU: DILIN AFETLERI
YanıtlaSil364
368
368
370
374
.374
375
375
$78
374
37
1. Dilin afetleri
2. Batıl ve günah konuşmak
3. Sözde muhalefet, münakaşa ve müralik
4. Malda husumet,
5. Fuhuş söylemek
6. Lanet etmek
7. Şiir ve nağme
8. Mizah (Şaka)
9. Alay etmek ve gülmek. 10. Yalan yere söz vermek
11. Yalan konuşmak ve yalan yere yemin etmek
12. Gıybet
13. Söz taşımak ve nemmamlık etmek
14. Birbirlerini sevmeyenler arasında iki yüzlülük yapmak. 15. İnsanları övmek ve dünya menfaati için yaranmak
Övülene düşen vazifeler
KONU: ESMAÜL HÜSNA (Allah'ın 99 ismi).
1. Müslümanın Edinmesi Gereken Ahlâkî Erdemler
Sil2. Eğitim Ahlâkı
3. Bir Arada Yaşama Ahlâkı
4. İş ve Meslek Ahlakı
5. Ekonomi Ahlâki
6. Siyaset Ahlâkı
7. Medya Ahlâkı
8. Bilim Ahlâkı
9. Tıp Ahlâkı
10. Sanat Ahlâkı
11. Çevre Ahlâkı
12. Aile Ahlâkı
Bilim Ahlâkı
YanıtlaSilProf Dr. Necdet Durak.
sy. 14.
"Ben öyle bir Allah'ım ki, benden başka (ibadet edilecek) hiçbir ilah yoktur. Rahmetim gazabımı geçmiştir. Kim Allah'tan başka ibadete layık ve müstehak ilah olmadığına, Muhammed'in ise onun kulu ve rasulü olduğuna yürekten şehadet ederse, cenneti hak etmiştir."
YanıtlaSilالله الرَّحْمَنِ بسم ١٩٥٨ - اَوَّلُ شَيْءٍ كَتَبَهُ اللَّهُ تَعَالَى فِى التَّوْحِ الْمَحْفُوظ الرَّحِيمِ إِنَّهُ مَنْ إِسْتَسْلَمَ لِقَضَائِي وَرَضَى بِحُكمِي وَصَبَرَ عَلَى بَلَائِي بَعَثْهُ
الْقِيَمَةِ مَعَ الصَّدِ يقين (الديلمي عن ابن عباس)
1958- Allah'ın Levh-i Mahfuz'da ilk yazdığı: "Bismillahirrahmanirrahıym"dir. Kim benim kazama boyun eğip de hükmüme rıza göstererek verdiğim belaya sabrederse, onu kıyamet günü siddiklerle beraber haşrederim.
İnsanların, fertlerin alt suurları olduğu gibi milletlerin, insan topluluklarının da alt suurları vardır. Buna kollektif şuur diyoruz. Belki eskilerin ma'seri vicdan dedikleri şey de budur. Bizim İstiklâl Marşımız, Mehmet Akif'in kaleminden volkan gibi fışkıran, bu büyük milletin, bu milletlerin en büyüğünün ma'şerî vicdanı, kollektif alt suurudur. Gene belki onu hissettiği için Âkif, şiirine imza koymamış, verilen mükâfatı kabul etmeyip bir hayır cemiyetine bağışlamıştır. Gene onun için İstiklâl Marşı'nı, şiirlerini topladığı Safahat'a almamıştır. Kahraman ordumuza ithaf etmiştir. O kahraman ordu ki bizzat millettir. O kahraman ordu ki hem kahraman, hem halâskâr, hem milletin her şeyidir. Prof. Dr. Ayhan Songar
YanıtlaSilİstiklâl Marşımız da İstiklâl Savaşımız kadar muazzam bir eserdir. Birini vatan evlâtları kanlarıyla, canlarıyla; tükenmez emekleriyle, alınterleriyle; diğerini de Milli Şair Mehmet Akif engin kültürü, köklü imanı, sağlam kafası, güçlü kalemiyle yazmışlardır. Milli Marşımızın bütünündeki ifade, bin iki yüz sene önce Bilge Kağan'ın taşa kazınmış şu sözlerinin, başka bir tarihî olay içinde tekrarından başka birşey midir? " Ey Türk milleti, üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe senin elini (yurdunu), töreni (devletini, düzenini) kim bozabilir?" Allah (c.c.) 'ın izniyle kimse bozamaz, ebediyete kadar yaşayacaktır. İstiklal Marşı'nda bir milletin gururu, kendine güveni; haklılığın
haykırışı; haklarını elde edebilme ve elde tutabilme gayretinin
temeli; hür ve müstakil yaşayabilmek için taşıdığı imanın kaynağı; Yüce Allah (c.c.)'a teslimiyetin ve geleceğe uzanan duası vardır. İstiklal Marşı, Müslüman Türk milleti için bir duadır: Devlet-i ebed müddet duası...
YANITLASİL
yuksel19 Ekim 2023 03:53
İstiklal marşı nin Tahlili
Yaşar Çağbayır
Lozan Antlaşması imzacı devletler -özellikle İngiltere- tarafından niçin gecikmeli onaylandı? Bunda hilafetin kaldırılmasının etkisi var mıydı?
YanıtlaSilLozan Antlaşması'nın 10 Nisan 1924'de İngiliz Avam Ka- marası'nda onaylanması184, Türkiye'de hilafetin ilgasından (3 Mart 1924) sonra gerçekleşmesi, bu onay meselesinin hi- lafetin ilgası ile ilgili olabileceği tartışmalarını doğurmuştur. Tespit edebildiğimiz kadarıyla Lozan Antlaşması, imzalan- masından sonra 2 kez İngiliz Parlamentosu'nda tartışılmıştı. Bunlardan birincisi 2 Ağustos 1923'de Avam Kamarası'nda diğeri de 28 Şubat 1924'de Lordlar Kamarası'nda yapılmış- t1185. Bu arada, İngiliz Kralı V. George, 15 Ocak 1924'de, İngiliz Parlamentosu'nda yaptığı konuşmada, Lozan antlaş- ması onaylandıktan sonra Türkiye ile yeni bir barışçı ilişkiler döneminin açılacağını söyledi. Bu sırada ilk kez İşçi Parti- li bir hükümet kuran Ramsey Mac Donald, ülkenin artan iç sosyal ve ekonomik sorunları ve Avrupa'daki Ruhr sorunuyla uğraşmaktaydı186. Hiç şüphesiz, bunların yanı sıra, dünya- da sahip olduğu Müslüman sömürgeler itibariyle İngiltere için bir tehdit unsuru olan hilafetin ilgasının da bu onayın gerçekleşmesinde etkisi bulunmaktaydı. Diğer taraftan Tür
184 İ. Soysal, Türkiye'nin Siyasal Andlaşmaları,. s. 80, Cemil Bilsel, Lozar II, Sosyal Yayınları, İstanbul tarihsiz, s. 560-561.
185 M. Çufali, a.g.m., s. 587-592.
186 Yeniden patlak veren Ruhr sorunu, Fransa ve Belçika'nın savaş tazmi natı ödemediği gerekçesiyle Almanya'nın Ruhr bölgesini işgal etmesiy le başlamıştı. Bkz., T. Akyol, Bilinmeyen Lozan, s. 309; İsmet İnönü'y göre, bu onay işleminin gecikmesinin sebebi Türkiye'ye karşı gereksi fedakarlıklar yapıldığını düşünen siyasetçiler idi. Bu yüzden onlar acel
THE hayatında ne gibi
kiye, hilafeti kaldırmakla, bir taraftan aynı tarihlerde devam eden Musul Vilayeti görüşmelerinde, bu meselede Islami amaç taşımadığını İngiltere'ye göstermek; diğer taraftan da İngiltere başta olmak üzere Avrupalı devletlere "Avrupal değerlere sahip bir devlet ve toplum olma arzusunu onaya koymak istemişti¹. Atatürk'e göre 1924 yılı, hilafetin ilg sı için en uygun zamandı. Tabiatıyla bunda, İstanbul'da bazı gazetelerin hâlâ ilanı üzerinden yaklaşık 3 ay geçmesine rağ men Cumhuriyet karşıtı düşünceleri dile getirmesi ve hilafer merkezli tartışmalar yapmaya devam etmesi etkili olmuştu.***
YanıtlaSilKanaatimizce yukarıda sıraladığımız sebepler karşılıklı ola- rak etkili olmuşsa da hilafetin ilgası, Lozan Antlaşması'nın İngiltere tarafından onaylanması gibi benzeri süreçlerden ba- ğımsız bir olgudur189. Çünkü saltanat ve hilafet gibi kurum- lar, yeni Türkiye'yi inşa etmeye çalışan Atatürk'ün siyasal ütopyasında bulunmamaktadır. Şurası bir gerçek ki, 3 Mart 1924'de hilafet ilga edilmiş ve İngiliz Parlamentosu da 10 Ni- san 1924'de Lozan Antlaşması'nı onaylamıştır.
187 Hilafetin ilgasının İngiltere açısından önemini İngiltere'nin Ankara büyü kelçisi Sir Ronald Lindsay'in 8 Şubat 1926 tarihinde Londra'da gönder- diği raporunda görmek mümkündür: "Laik Türkiye, Müslümanları İngiliz İmparatorluğu için bir tehlikeli olmaktan çıkarmaktadır.", Bkz., O. Kirk- çüoğlu, Türk-İngiliz İlişkileri, s. 305-307.
188 K. Atatürk, Nutuk II, Ankara 1987, s. 945. 189 Bu konuda yazdıkları eserlerle muhafazakar camiayı etkileyen hukuk- çu-tarihçi Kadir Mısıroğlu, farklı düşünmektedir. Ona göre, Lozan Antlaş ması'nın imzalanması ve onaylanması tamamen hilafetin kaldırılmasıyla ilgili olup İngilizlere verilmiş bir taahhüdün sonucudur. Bunda Haham- başı Haim Naum Efendi'nin de rolü bulunmaktadır. Bkz., Lozan Zafer mi Hezimet mi? III, Sebil Yayınevi, İstanbul 1992, s. 202-2017,
190 Atatürk, İsmet Paşa'nın 22 Ocak 1924 tarihli şifre telgrafina verdiği aynı tarihli cevabında bu konudaki kesin kararlılığını ortaya koymuştu: "Halife ve bütün cihan kati olarak bilmek lazımdır ki, mevcut ve mahfuz olan ha- life ve halife makamının hakikatte ne dinen ve ne de siyaseten hiçbir mana ve hikmeti mevcudiyeti yoktur. Türkiye Cumhuriyeti safsatalarla mevcu- diyetini istiklalini tehlikeye maruz bırakamaz. Hilafet makamı bizce en nihayet, tarihi bir hatıra olmaktan fazla bir ehemmiyeti haiz olamaz.", K. Atatürk, Nutuk II, s. 846-847.
99
YanıtlaSilSoruda
Lozan
Mustafa Budak
sy. 156,157.
İNEĞE MI TAPTILAR, MENFAATLERİNE Mİ?
YanıtlaSilB AKAR" öküz, "Bakara" da inek demektir. Musa aleyhisse- lam Tur Dağı'nda iken Yahudiler, Samir'in yaptığı buza- va tapmaya başladı. Durumu öğrenen Musa aleyhisselam: uzağıyı tanrı edinmekle nefislerinize zulmettiniz, hemen be edin, nefislerinizi öldürün" buyurdu (Bakara 51-54).
Peygamberlerin bütünü (La İlahe illallah) Allah'tan başka ri yoktur davasında idi. Çünkü insanların ekserisi menfa-
57
YANITLASİL
yuksel19 Ekim 2023 09:05
atını, makamını ve zevklerini putlaştırır, caninin istedi par. Nefsine uyanları Allah'ın emrine uydurmak, Peygamb rin vazifeleri arasındadır. Yahudiler ise Musa aleyhisse tabi idi. Tevrat da onların kitabıydı. Buna rağmen en k fırsatta buzağıya taptılar.
Buzağı bir semboldür. O zaman çiftçilik öküze ve in yandığından, menfaatini seven Yahudiler, menfaatlerine met eden bu iki hayvana uluhiyet verdiler.
Halbuki Allah, onları Firavunun şerrinden kurtarma A lah'ın nimetleri sayılamayacak kadar çoktur. Öküz, inek ve a rai herşey, diğerleri gibi Allah'ın nimeti değil de nedir? A insanın aldanmaya meyli vardır, haramı sever. Bunun için b lal nimetler dururken, harama kayar, ineği putlaştırır, ona t par. Menfaat, şöhret, makam, kadın, insanın benliğine yerless rildiğinden, her devirdeki insan "içinden gelen itmelerle da den uzaklaşabilir. Bunun için "Kur'an-ı Kerim 2500 sene es velki bir hadiseyi anlatıyor" dememek lazım. Her devit menfaatini ön plana alan vardır. Allah'ın ayetlerini az bir mes faat mukabilinde değiştirenler çok görülmüştür. Onlar hakis bâtılı karıştırır (Bakara 41-42).
Öyle ise Bakara Suresi de diğer sureler gibi her asta bakar her asırda insanlara doğru yolu gösterir, onlan dalaletlerde kurtarır.
Hindistan'da halen ineklere "mukaddes "lik vasfı verilmel tedir. İngilizler burayı istila ettiklerinde, Hintliler'in inanclan na saygı gösterip, ineklere ilişmemişler. Bu arada aziz inekler çok güzel ahırlar yaptıklarını belirtip, onları içeri aldıktan so ra kapalı arabalarla, gemilerle, İngiltere'ye sevk edip, aziz ineklerin etini meze yapıp, Hindliler'in inançlarına kahkaha ile gülmüşler.
Bakara suresinden haberdar olan Müslümanlar ise, taktik hatası yapıp, ineklere kaba davranmışlar. O zaman Hindliler demiş ki: "Sizinle beraber olmaktansa, İngilizlerle olmak da- ha iyidir." Böylece her iki tarafın esareti uzamis
58
YANITLASİL
yuksel19 Ekim 2023 09:05
Inege tapan Hintli bugün füze yapıp, süper güç olmaya so yunurken, bir milyar Müslüman'ın geri kalması acı bir tablo- dur.
İslamiyet kurtarıcı bir dindir, yeter ki onu yaşayan Müslü manlar bulunsun.
Ümmetim hıyanet etmezse düşman onun karşısında ebediyen duramaz.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Zerr (r.a.)
Sayfa: 149 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
Ümmetim üzerine korktuğumun en korkuncu, ya namazın vaktini geciktirmeleri veya vaktinden evvel kılarak acele etmeleridir. (İlk cemaati kaçırmamak efdaldir.)
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 113 / No: 3
Ramuz El-Ehadis
HAKİKATİN KENDİSİ: EL-HAKK
YanıtlaSilAllah'ın sözünde yalan, vaadinde aykırılık ve fiilinde hikmetsizlik bulun- maz. O ne yapıp eylemişse ne söyleyip emretmişse hepsi haktır. O'nun dini, peygamberleri, indirdiği kitapları, emri, işi gibi O'na nispet edilen her şey haktır. Hak Allah olmasa hakikat diye bir şey olmazdı. Evrendeki gerçekliği O'nun varlığını hesaba katmadan anlayabilmek imkânsızdır. Bir şey hakikat olsun da Allah ile bir bağı olmasın, bu imkânsızdır. Hangi zihin ki Allah'tan kopuk çalışır ve ulaştığı hakikatin Allah ile ilişkisini kuramaz, hakkaniyetli bir sistem ve toplum inşa edemez. İşte bu yüzden O'nun 'Hakk'ını vermeyen bilimler bütün içinde anlamlı ve faydalı olabilecek konumlarını bulamayıp tüm varlıklara eziyet veren sonuçlar üretip durmaktadırlar. Çünkü Hakk'- tanımayan hakikatle mutabakat kuramaz. Bu isim bize etrafımızda olup biten her şey hakkında gerçekçi olmamızı her şeye hakkını vermemizi hatırlatır Zira Hakk'a tabi olan, Hakk'ın himayesinde olur.
hlas ve samimiyet, dinin özü, dindarlığın hulasasıdır. İhlas ve samimiyet, inancın, kulluğun ve itaatin sadece ve sadece âlemlerin Rabbi olan Allah'a özgü kılınmasıdır. İhlas ve samimiyet, bütün ibadetlerin, her türlü riya, gösteriş ve çıkar kaygılarından arındırılıp sadece Allah rızası için yapılmasıdır.
YanıtlaSilİhlas, yaratıcısına gizli-açık hiçbir şeyi ortak koşmadan yapılan samimi imandır. İhlas, dünyevi bir çıkar beklemeden sırf Allah nzası için yapılan kulluktur. İhlas, Allah'a karşı olduğu gibi insanlara, canlı- cansız bütün varlıklara karşı gösterilen samimiyettir. İhlas, nifak ve ikiyüzlülükten uzak bir kalp safiyetidir. İhlas, Allah rızasına göre hareket eden akıl ve kalbin karşılıksız, garazsız amelidir. İhlas, Hz. Mevlâna'nın ifadesiyle, olduğu gibi görünmek ve göründüğü gibi olmaktır.
Önce Allah'ın adını analım, her işi yaparken her kulun yap- ması gereken budur. Allah'ın adını kim işini yapmadan önce anarsa, Allah ona her işinde kolaylık verir. Her işin öncesinde Allah adı anılsa hiçbir zaman eksik, faydasız olmaz o işin sonu. Her soluk aldığında Allah'ın adını söyle hep, her iş ancak Allah adıyla tamamlanır. Gel şimdi aşkla Allah diyelim, dertle gözya- şıyla ah edelim.
YanıtlaSilAnlamı: (Hz.) Muhammed'in annesi Emine Hatun'dur. O inci tanesi, o sedeften doğdu. O, Abdullah'tan hamile kaldı, hafta ve günler geçip zaman geldi. (Hz.) Muhammed'in doğumu yakınlaştığın- da pek çok belirtiler göründü. Rebiülevvel ayının on ikinci gece- si ki, pazartesi gecesiydi. O gece insanların en hayırlısı doğdu, o anda annesi neler neler gördü. O sevgilinin annesi dedi ki, “Şa- şılacak bir nur gördüm, güneş onun çevresinde dönen bir perva- ne gibiydi. Parlayarak birdenbire evimden çıktı. Göklere kadar dünya nurla doldu. Gökten sıra sıra melekler indi. Evimi Ka'be gibi tavaf ettiler. O sırada melekler havaya sündüs denilen işle-
YanıtlaSilmeli ipek kumaştan, bir yatak yaydılar. Birden duvar yarıldı ve üç huri göründü. Bazıları o ay yüzlü üç güzelden birinin (Firavu- nun karısı) Asiye olduğunu söyler. Birinin (Hz. İsa'nın annesi) Meryem Hatun olduğu belliydi. Biri de cennet kızlarından sev- gili bir güzeldi. O üç ay alınlı, hoşlukla yanıma gelip, bana he- men selam verdiler. Çevreme oturdular, Mustafa'yı birbirlerine müjdelediler. Bana da dediler ki, "Dünya yaratılalı beri oğlun gi- bi bir oğul dünyaya gelmedi. Ey sevgili, sen büyük mutluluğa er- din, o güzel huylu senden doğacak".
YanıtlaSilDivan Şiirinden
YanıtlaSilSeçmeler
Günümüz Diline Aktaran Sennur Sezer - Adnan Özyalçıner
sy. 97.99,100.
Islamda Idare
YanıtlaSilIslami idarede başa ehil seçilir Imanlı ve bilgili ahlaklı erkek gelir
Bilenler şura kurup müşavere yaparlar Başkanı tesbit edip ona tabi olurlar Bu sistemde cahile haine firsat olmaz Söz ayağa düşürmez perişanlık olamaz
Işlamda eşitlik yok hak ve adalet vardır
Her insan bir değildir herkes hakkını alır Cemiyetler avamdır toplu yanılabilir İslamın hükümleri hep Allahın emridir
Allahtan korkmayanlar mutlaka nefse uyar Tahsil onu önlemez büyük vurgunlar yapar Demokraside halkı tartmazlar ve sayarlar Cahilin reyi ile alimi bir sayarlar
Faziletli insanlar cemiyette az olur Bazı seçim olurki ehliyetsiz yol bulur
28
SAADET YOLU
YanıtlaSilİslamiyetin Esasları (Bu manzum makaleler bir tebliğnamedir)
(İman, İbadet, Ahlak. İdare, Hukuk, Aile, Ekonomi, Mezhep, Cihad ve Tasavvuf esaslarında Özetlenmiş bir takdimdir.)
Seyfeddin POYRAZOĞLU
İkinci Baskı
Siz bu gün Rabbınızdan gelen açık beyyine (delil) üzerindesiniz. Marufu emir ve Münkerden nehy ve Allah yolunda cihad ediyorsunuz. Sonraları sizin aranızda iki sarhoşluk zuhru edecek. Cehalet sarhoşluğu ve yaşama sevgisi. Bu sebeble haliniz değişecek ve marufu emretmiyecek ve münkerden nehyetmiyecek ve Allah yolunda cihadda bulunmıyacaksınız. İşte o günde Kitap ve Sünnete tutunanlar için elli sıddık ecri vardır. Dediler ki: "Ey Allah'ın Resulü! Bizden mi yoksa onlardan mı?" Buyurdu ki, hayır, bilakis sizden.
YanıtlaSilRavi: Hz. Muaz ve Enes (r.a.)
Sayfa: 153 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
Melâike heykel ve resim olan eve girmez.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Said (r.a.)
Sayfa: 109 / No: 2
Ramuz El-Ehadis
والسواد ٢٦٤٢ - الصَّفْرَةُ خِصَابُ الْمُؤْمِن وَالْحُمْرَةُ خِصَابُ
YanıtlaSilخِصَابُ الْكَافِرِ (طب ك وتعقب عن ابن عمر) 2642- Sarı renk mü'minin boyasıdır, kırmızı renk müslümanın boyasıdır, siyah renkten hazer et (çünkü o) kafirin boyasıdır.
*
٢٦٤٣ - الصَّلاَةُ فِى جَمَاعَةٍ تَعْدُلُ خَمْسًا وَعِشْرِينَ صَلَاةً فَإِذَا صَلاهَا فِي فُلَاة فَاتَمَّ وَكُوعَهَا وَسُجُودَهَا بَلَغَتْ خَمْسِينَ صَلاة (دك عن ابي سعيد)
2643- Cemaatle namaz kılmak, yirmi beş namaza denktir. işi insanlardan hali, tadil-i erkana tam manasıyla riayet ederek namaz larsa elli namaz sevabını alır.
Başlıksız
YanıtlaSilMeriç Tumluer'e göre Erdoğan, Atatürk'ün gizlenen vasiyetini biliyor. Hedefimiz, 2023'ün 29 Ekim'inde Türkiye Cumhuriyeti'nin 100'üncü yılında Cumhuriyet ...
YanıtlaSilVATİKANIN BİLDİĞİ TÜRK HALKININ BİLMEDİĞİ
“ATATÜRK’ÜN GİZLENEN VASİYETİ”
ATATÜRK’ÜN GİZLENEN VASİYETİNDE NELER VAR?!
28.KASIM.1938 AÇILAN VASİYETE PAPA BEDİKTUS 28.KASIM 2006’DA ANIT KABİRE GELEREK GÖNDERME Mİ YAPTI?
Atatürk’ün Jandarma İstihbarat subaylarından TEŞKİLAT-I MAHSUSACI ve aynı zamanda “Türk Polis Teşkilatı”nın kurucularından Mehmet Rifat Efendi’nin en büyük mirasıATATÜRK’ÜN GİZLENEN GERÇEK VASİYETİ.
28 Kasım 1938’de yani Atatürk’ün ölümünden 18 gün sonra ikindi vakti saat 15’te Ankara 3. Sulh Hukuk TRK Mahkemesinde açılan bu vasiyetten çıkan iki tane zarf var. Biri herkes tarafından bilinen 6 maddelik vasiyet diğeri ise 50 yıl sonra açılsın diye Ankara/Ulus’taki Ziraat Bankasıkasalarına anahtar uydurulur diye tedbiren kaynakla kapatılan vasiyet!..
Bir aile düşünün 12 Temmuz 1963 yılından itibaren günü geliyor diyerek bu gizli vasiyetin açıklanması için tüm ömürlerini vakfetmişler. Bunlar Alaaddin TUMLUER ve oğlu Meriç TUMLUER... İşin ilginç yanı tıpkı Atatürk’ün GENÇLİĞE HİTABESİ VE NUTUK’da şifrelediği ancak bu vasiyette üzerlerini açtığı sırlar kadar baba-oğul da bir sır küpü.
BU SIRRIN en önemli kaynakları ise Atatürk’ün sıradışı istihbarat subayı MEHMET RİFAT EFENDİ’nin oğlu SELAHADDİN Bey, oğlu ALAADDİN Bey ve torunu MERİÇ Bey
Nefis deve kuşu gibidir. (M.N.) 154:Zerre Nefsin en büyük arzusu bekadır. (M.N.) 155:Zerre Nefsin esaretinden nasıl kurtulunur? (L.) 13:1. Lem'a
YanıtlaSilNefis gafletle kendini unutur. (M.) 389:29. Mektup, 2. kis. 5. nük. Nefsin gözü kördür. (M.N.) 71:Katrenin zeyli Nefsi ıslahın bir yolu. ($.) 392:14. Şua Nefsini ıslah edemeyen başkasını islah edemez. (S.) 243:21. Söz Nefis insanın cisminde âlemdeki tabiata benzer. (S.) 209:18
Söz, 1. nokta
Nefsin isteklerine uymak merhametsizliği netice verir. (Mh.)
38:1. makale 9. mukaddime Nefis istiklaliyet halinde fânidir. (M.N.) 176:Şemme, 10. risale,
3. hatve
Nefse itimat edilmez. (L.) 91:13. Lem'a 13.işâret 2. nokta Nefis kendini hür ve serbest ister. (M.) 389:29. Mektup, 2. kıs. 4. nük. Nefis kendini serbest bilir. (M.) 443:29. Mektup, zeyl, 3. hatve Nefis kendini unutur. (M.) 389:29. Mektup, 2. kısım 4. nükte
Nefsin kendine yüklenen nimetlerden gururlanmaya hakkı yok- tur. (S.) 209:18. Söz, 1. nokta
Nefis kul olduğunu açlıkla hatırlar. (M.) 389:29. Mektup, 2. kıs. 4. nük Nefsin küçüklüğü büyüklenmenin kaynağıdır. (Sn.) 74. Nefse meşru muhabbetin âhiretteki mükâfatı. (S.) 590:32. Söz
2. mev, 2. meb. 2. işâret
Nefse muhabbet nasıl olur? (S.) 587:32:Söz 3. mev. 2. mcb. 4. nük. Nefsi sevmeye sevkeden sebepler. (M.N) 180: Şemme, 10. risâle
(M.N.) 205; Şu'lenin zeyli
Nefsi susturmak. (K.L.) 176.
Nefis tevekküle yanaşmaz. (M.N.) 104:Habbe
Nefis üzüm ağacına benzer. (S.) 436:26. Söz, hâtime Nefis ve malını Allah'a satmanın kârı. (S.) 30:6. Söz Nefse taraftarlık cihetiyle asılsız evhamı bir asla irca etmek
kendini mazur göstermek. (Mh.) 105:3. makale mukaddime
FIHRIST/500
İÇİNDEKİLER
YanıtlaSilTAKDİM
Birinci Bölüm
17
A. İlim İrfan Ve Hizmet Yolunda
Marifet İltifâta Tâbidir
25
İlim ve Sanat İlgi ve İltifatla İnkişaf Eder
26
27
En Yüksek Rütbe İlim Rütbesidir
28
29
Marifetullah En Yüce Bilgidir
Alimler Benlik Duvarını Aşınca İrfân Bahçesinin Gülü Olurlar
İrfâna Ermek İçin Arayışa Girmek Yeni Kapılar Açar 32
33
İlim Tahsili ve Talimi Ciddiyet İster
İlim Engellere Takılmayanlara Kapı Aralar 34
İlimde Doygunluk Hissi Kişiyi Söndüren Zehirli Bir Duygudur 35
Son Nefese Kadar İlimden Kopmamak Önemlidir 36
Hocanın Saygınlığı Korunursa Tesiri Güçlü Olur 37
Alime Vakar Yakışır 38
İlme ve Alime Hürmet Kişinin Mertebesini Yüceltir 39
Alimin Müstağnî Duruşu Ona İzzet Bahşeder. 40
Dergâha Edeple ve Hiçlikle Giren Kazanır 41
Alim İlmi Arttıkça Tevâzusu Artan Kimsedir
İlim Vasıtalarına Saygı İlme Saygıdır
42
44
Kitap, Ehlinin Elinde Vazgeçilmez Bir Cevherdir 45
İnsana Çok Az Bir İlim Verilmiştir 46
Alim Yetiştiren Hoca Sadece Bilgi Veren Değildir 47
Hoca Olmak Yerine Göre Baba Olmaktır 48
Hocalık Bir Meslek Değil Hakk'ın Memuru Olmaktır 48
Hoca Kendisinden Çok Talebesini Düşünebilen Adamdır 50
Medeniyet Öncülerimizden 365 Lider Davranış
YanıtlaSilMazeret Üretmek Değil Måzeretleri Tüketmek Esastır
Çözülmeyen İråde Büyük İrådedir
Nesil Yetiştiren Hocalar Çilekeş ve Fedakârdır
Mazerete Sığınmadan Şartları Zorlamak Gerekir
Hoca Hoca Olursa Hapishane Mektep Olur
Yeniden İnşå Yeni Bir Ruh Gerektirir
Eğitim İnsanı Diriltmelidir
Bir İnsanı Kurtarmanın Bedeli Yoktur
Bir İnsan Yetiştirmek Büyük İştir
Muhtaç Olduğun Adamı Doğuracaksın
51
53
54
56
57
60
62
65
66
67
68
Bir Gülün Yetişmesi İçin Bin Dikene Su Verilebilir
Yetiştiren İlgi Sürekli ve Nitelikli Olandır
Bir İnsanın Yetişmesi İçin Bin Münafığın Kahrını Çekmek
Nitelikli İnsanın İzini Sürüp Elinden Tutmak Önemlidir
Årifler İnsan Yetiştirmede Ulvi Niyet ve Himmet Ehlidirler
İnsanı Büyütmek Ona Fırsat Vermekle Olur
71
73
75
Hakk'ı Tebliğ İçin Bana Gelsinler Diye Beklenilmez
Baba Olmak Meyvesinin Derdinde Olmaktır
İmân, İmkânsızın İçinde İmkânlar Doğurur
Eğitim Yolunda Aile ve Evlat İlişkisi Önemlidir
Hizmet, İnsanı Efendi Kılar
Hizmet Ehlini Gözetmek Yetiştiren Liderliktir
Hizmetle Görevlendirilene Saygı Gerekir
Hizmet Erbabına Vefâ İhmâle Gelmez Bir Fazilettir
Gönüller Kazanmak İhsan İkram ve Tâzimle Kolaylaşır
Özür Dilemesini Bilmek ve Gönül Almak Büyük Adamlıktır
Bir Dertliye Derman Olmak Büyük Bir Hayırdır
Yüzümüz Ak Olsun İçin Gayretten Geri Kalmamalıdır
Her Nimetin Şükrü Kendi Cinsinden Olur
Dünyada Rahat Arayanlar Ahiret Fukarası Olurlar
Hakikat Cesaret İster
İrşad İçin Korkmadan Her Fırsatı Değerlendirmek Gerekir
77
78
79
80
82
83
85
86
88
88
91
92
95
97
98
98
100
101
Medeniyet Öncülerimizden 365 Lider Davranış
YanıtlaSilMazeretleri Bitiren İman ve Dâvâ Heyecanıdır Bâtıl Karşısında Dik Durmak İzzet Kazandırır
102
Gönüller Heyecanla Dolu Olursa Tepeler Ovaya Dönüşür
102
103
Kalb de Gıda İster
104
Hakk'ın Hatırı Alidir
105
Vazife Liyakat İster Aksi Halde Zulüm Vardır
106
Firåset, Üç Oyun Ötesini Görebilmektir
108
Her Kabiliyeti Yerinde Değerlendirebilmek İrfan ve Firåset İşidir
110
Hayır İşiyle Nefsi Beslemek Yanlıştır
111
Mürebbi Samimiyse Cemâli de Güzel Celâli de
112
Beytülmål Milletin Ortak Hesabıdır
115
Bilmediğini Söyleyebilmek Fazilettir.
117
Dâvâ, Adanmış Ruhlarla Ayakta Durur
118
Hak ve Hakikati Her Seviyede Söyleyebilmek Gerekir
119
Düşenin Elinden Tutmak
120
Yoldan Çıkanı Güzelce Uyarmak Gerekir
121
Hatayı Gönül Kırmadan Düzeltmek Esastır
123
Niyet Farkı Yapılan İşe Farklı Değer Katar
124
Cehennemden Bir Can Kurtarmak
125
Günahkara Şefkat Eli Onu Yeniden İnşâ Eder
125
Günahkâra Gönül Dergâhını Kapatmamalı
127
Günaha Düşmanlık Günahkâra Düşmanlığa Dönüşmemeli
128
Kızarak Değil İknå Ederek Vazgeçirmek Hünerdir
129
Herkesin İrşadı Farklıdır
131
Düşeni İtmek Değil Çekmek Gerekir
133
Üslup Güzelliği Gönülleri Açan Bereketli Bir Anahtardır
134
Radar Gibi Bir Gönle Sahip Olmak
135
Hayra Teşvik Ona Katılmakla Olur
137
Manevi Tuzaklara Düşmemek Firaset Gerektirir
138
Marifet Yolunun Muhafızı Gerçek Alimlerdir
139
Hak Dostlarına Tâzim Gönle Huzur İşlere Bereket Katar
140
Ehl-i Kemål Birbirinin Kadrini İyi Bilir
141
Medeniyet Öncülerimizden 365 Lider Davranış
YanıtlaSilHiçbir Hizmeti Küçük Görmemek Büyüklerin Ådetidir.
Amellerin Kıymeti Kişi, Zaman ve Mekânla İlgilidir
Insana Faydalı Olmak Onu Doğru Tanımakla Başlar
Insanı İhya İçin Samimi Bir Gönle İhtiyaç Vardır
143
143
144
145
148
Mürşidler Çırağını Kıskanan Usta Gibi Olmazlar
Gerçek Alimlerle Arifler Arasında Tam Bir Ülfet Vardır
Merhametin Ziyadeleşmesi Rahman'a Yakınlık Alâmetidir.
149
149
150
152
Iman ve Heyecan Bitmedikçe Cihad Bitmez
Gönül Kazanmak Hizmetle Mümkündür
Eğitim Seviyesi Diploma Almaktan İbaret Olmamalıdır
153
154
155
Kur'an Hizmetinden Emekli Olunmaz
156
İlahi Kelamı Anlamak İçin Rabb'e Yönelmek Zaruridir
156
Körpe Dimağlara Güzel Hedeflerin Tohumu Atılmalıdır
158
Son Nefes Endişesi ...
159
El Karda Gönül Yarda Olmak
161
163
Kötülüğü En Güzel Şekilde Gidermek Esastır
Hak ve Adaleti En Güzel Üslupla Tavsiye Edebilmelidir
Öndekiler Her Alanda Daha Hassas Olmalıdırlar
Tebliğde Gecikme, Kurtarılacak Canları Ateşe Atmaktır
İlähi Hikmete Åşină Olmak Hakk'a Teslimiyet Doğurur
Hizmet Bazen En Önemli Taat Olur
Kendi Derdine Kilitlenmek Dar Gönüllülüktür
164
165
166
167
169
170
Kalhin Sesine Kulak Ver Nefsin Değil
Mahlükáta Hakk'ın Nazarıyla Bakmak
İlahi Kelam'la Gönüllerin Buluşması Farklı Bir Derinlik İster
170
171
Problem Çözmede İlahi Yardıma Yöneliş Kapıları Açar
172
Alan Değil Veren Kazanır.........
Gönüller Dergah Olursa Sığınılacak Yuva Olur
Elimizde Kalan Değil Elimizle Verdiğimiz Bizimdir
Kimsesizlerin Kimsesi Olmak İmkân İşi Değil Gönül İşidir.
174
175
176
177
177
Medeniyet Öncülerimizden 365 Lider Davranış
YanıtlaSilComertlik Kişiliğe Bereket Katar
178
Vermenin Miktarı Değil Vicdanı Önemlidir
179
Misafire İkram Bir Medeniyet Mirasıdır
180
En Çok Sahip Olmamız Gereken Uzuv Dildir
181
Dil Bazen Zehir Üretir.
181
Gönüllere Sürür Vermek Farzlardan Sonra En Güzel Ameldir
183
Son Nefese Kadar Cihadın İçinde Yer Almak
184
Komşu Sorumluluğu Ahiret Sorumluluğudur
185
Niyet Dönüştürür
188
Seher Feyzinden İstifade Hem Besler Hem Muhafaza Eder
189
İkinci Bölüm
B. İdarecilik ve Liderlik Dünyasında
İdarecilik Talep Eden Herkese Verilmez
Dava Yolunda Emir Olmak Nefer Olmak Mesele Olmamalıdır
Yana Yakıla Bir Başlangıcı Olmayanın Parlak Geleceği Olmaz
193
193
195
Liderlik Emredip Geri Durmak Değildir
197
Yapmak Söylemekten Daha Etkindir
197
Lider Duyguları Organize Etmesini Bilendir
199
Lider Problem Üreten Değil Çözendir
201
Liderlik İşin İçinde Bulunmaktır
202
Uzaktan Kumanda İle Liderlik Olmaz
203
Lider Ekibinin Başında, İçinde ve Önünde Olmalıdır
203
Lider Fedakarlıkta da Önde Olan Kimsedir.
205
Başarılı Lider Herkesi Bir Şekilde İdare Eder
207
Lider Ekibini Geliştirmek İçin İnsan Avcısı Olmalıdır
207
Düşmanı Kendi Adamı Kılmak Mahareti Bir Firasettir
209
Lider Dünyevi Tekliflerle Satın Alınamayacak Karakterde Olmalıdır
210
İstişare Doğruya Ulaşma Rehberidir
211
Lider, Ålim ve Ariflerin Görüşlerine Değer Vermelidir.
212
Dirâyetli ve Cesaretli Alimler Liderler İçin Büyük Nimettir 213
Müsteşar, Sırdaş ve Emin Olmalıdır
216
Bir Devlet Güçlü İstihbaratla Ayakta Durabilir.
217
Medeniyet Öncülerimizden 365 Lider Davranış
YanıtlaSilDevlet, Gücü Kadar Muktedir Olur
Devlet İşlerinde Güvenilir Adam Bulmak Zordur.
Vazife Yaşa Göre Değil Dirayet ve Liyakate Göredir
Lideri En Çok Sevindiren Ekibin Sadakatidir.
Lideri Mutlu Eden Başarılı Ekip Elemanıdır
llahi İrådeye Teslimiyet Kişiye Tam Bir Güven Verir.
Bir Adam Bazen Nice Beldelere Bedeldir
Kaliteli İnsan Bir Şekilde Kazanılmalı Zayi Edilmemelidir
Yetiştiren Liderler Kaliteli İnsan Avcısıdırlar
İşi Ehline Vermek Bir Zarûrettir.
Varifeyi Emin Kişilere Vermek Gerekir
Kabiliyetleri Keşfetmek ve Ona Göre Vazifelendirmek Firasettir
Yerine Göre Ketům Davranmak Devlet Adamlığında Önemlidir
218
220
220
221
222
224
... 225
226
229
230
231
232
232
233
Sır Saklamak Liderlik Vasfı
Öndekiler Sonrakilere Hem Tecrübe Hem de Ufuk Verebilmelidir
233
235
İdareci İçin Küçük Şey Yoktur
Vefäkärlık Herkeste Güzeldir Fakat Liderlerlerde Daha Güzeldir
236
Adam Yerine Konulmak Liyakat İster
237
Bir Topluluğun Büyüğüne Hürmet O Topluluğa Hürmettir
238
Fâtihlik Ne Alacağını Bilmektir
239
Davası Derdi Olanlar Kahraman Olurlar
241
Er Meydanı Korkakların Yeri Değildir
Ölümden Korkan Zafere Koşamaz
Liderlik Ekibe Heyecan ve Ruh Üfleyebilmektir
242
242
Kararlı Duruş Etkin Hitåbet Liderliği Pekiştirir
244
Müslüman Önder, Halkının İzzetini Korumalıdır.
244
Zafer Gurur Değil Tevăzu İster
Devlet Adamlığı Taşıdığı Ünvanın İzzetini Koruyabilmektir
245
246
Tevazu İktidar Sahiplerine Daha Çok Yakışır
Zaferler Bazen Fatihleri Nefislerinin Mağlubu Haline Getirir
Iltifat ve Teveccühe Yenilmemek Zor İştir
247
248
248
249
Medeniyet Öncülerimizden 365 Lider Davranış
YanıtlaSilAllah Katında Üstünlük Ölçüsü Takvådır
249
Muktedirken Haddini Bilmek Büyüklüktür
250
Liderlerin Gönlüne Sahip Olup Mütevazı Kalması Zordur
250
Önderler Zaaf Gösterirse Toplumun Direnci Kalmaz
Zafer İçin Samimi Dua ve Niyaza Durmak İlâhî Rahmeti Celbeder
251
253
Liderlikte Basiret ve Firâset Bir Zarûrettir
253
Haramla Beslenen Ordu Harâmî Olur
254
Islah İçin İktidar Şarttır
255
İktidarı Ahiret Sermayesi Haline Dönüştürmek Gerekir
256
Liderlik Gerektiğinde Kahır Çekmektir
258
Bahanelere Sığınıp Mazeret Üretmek Liderlik Değildir
259
Bir Önder İçin Hayati Tavsiyeler
259
Iman ve İslâm, Lideri Latîf Kılar
262
Yetki Devrinde Yeni Lidere Saygı Bir Asâlettir
263
Medeniyet Nâmahrem Eline Düşmemelidir
263
Verimli Toplantı Yapmak Bir Sanattır
264
Liderlik İhtilafları Körüklemek Değildir
266
Dâvå Erine Çok Tuzaklar Kurulur
269
Dâvâyı Satın Alma Girişimi Her Dönem Gündemdedir
270
Elçiye Saygı Gerekir
270
Beytülmål Emaneti Taşıyan Kul Hakkından Titremelidir
271
Devlet Malında İktisâda Riâyet Zarûrîdir
Zerreyi Bile Dikkate Alan Bir İman Hassasiyeti Gerekir
Kaçanı Geri Getirip Safa Katmak Hünerdir
Ümmetin Birliği Adına Ferågat Göstermek Büyüklüktür
Devleti ve İktidarı Ayakta Tutan Adâlettir
272
272
272
273
276
Devlet Başkanı İle Köle Hukuk Karşısında Eşittir
276
Evlatlar Arasında Adâleti Gözetmek Esastır
277
Amire Saygı Herkesin Dikkat Etmesi Gereken Bir Edeptir
278
Lider Ayrıcalık Beklemeyen Kişidir
279
Makam Yükselse de Kulluk Unutulmamalıdır
279
Müslüman Lider Hesap Verebilme Şuuruyla Yaşar
280
Medeniyet Öncülerimizden 365 Lider Davranış
YanıtlaSilMesûliyet Şuuru Liderde Bulunması Gereken Asil Bir Duygudov
281
Her Mesele Liderin İlgi Alam İçindedir..............
Idareciler flim ve Irfan Khlinin Hayır Dualarini himal Hemamaladie
Vazifede Ihmål Kul Hakkıdır.....................
Yetki ve Sorumluluk Yüklemek Önemli Bir Yetiştirme Metodudur Zaferler Çoğu Zaman Fedakârlık ve Çile Üzerine Bina Edilir
285
286
287 20
Insanlara Balik Vermek Değil Balik Tutmayı Ogretmek Hunerdir.
Öncüler Evlatlarını İhmål Etmemelidirler...........
Ailede Huzur ve Ülfetin Sırrı Akıllı Olmaktır......
Davaya Gençleri Kazanmak Hoşgörülü Bir Üslup Ister Islam Toplumu Ådil ve Merhametli Bir Toplumdur Evlat Terbiyesinde Nezih Bir Uslup Gözetilmelidir................ Insanları Değerlendirmede Sabit Fikirli Olmak Yanlıştır
Üçüncü Bölüm
C. Şahsiyet ve Karakter Tezahüründe Lider Davranışlar
291
293
щный 294
296
......... 297
... 297
Şahsiyeti Oluşturan En Mühim İksir Peygamber Muhabbetidir
İslam'ın ve Makamın İzzeti Korunmalıdır ......
301
302
Hakk'a Kulluk Yalnız O'nun Önünde Eğilmektir..
Makamın Esiri Değil Üstünde Oturan Adam Olmak Önemlidir
Şahsiyetin İzzetini Korumak Kibir Değildir
... 304
305
Şahsiyetli Duruş Daima İzzet Getirir
Millet Karakterli Nesillerle Yükselir
Hak ve Hakikatin İzzeti Daima Aziz Tutulmalıdır
306
307
308
Efendilik En Etkin Kişisel Kariyerdir
Kibirliye Anlayacağı Dilden Konuşmak Gerekir
Hesabilik Değil Hasbilik Şeref Getirir
Söze Sadakat Kalite Göstergesidir
Vatan ve Milletin Haysiyeti İzzetle Korunur
Adanmışlık Büyük Bir Güçtür
İnandığı Gibi Yaşayanlar İzzet Görürler
Teväzu Büyüklük Nişanıdır
Sadakat ve Vefa Şahsiyet Kalitesine İşarettir
309
310
311
312
313
314
315
316
318
319
Medeniyet Öncülerimizden 365 Lider Davranış
YanıtlaSilGönlü Göklerde Olan Dünyaya Kanmaz
319
Dürüstlük Maddi-Månevi Bereket Sebebidir
Bana Verilen Herşey Benim Değil Emanettir
Müşteriyi Aldatmamak Dürüstlüktür
320
321
322
Iman Uğruna Can Verilebilecek Bir Değerdir.
324
Hakikatı Savunmak Gerektiğinde Şehadeti Göze Almaktır
325
Herşey Para Değildir
325
Yük Olmak Değil Yük Almak Önemlidir
327
Yar Olup Bår Olmayanlar Her Zaman Buyur Edilirler
328
Gerçek İmân Tam Bir Güven Verir
329
Zafere Götüren Değerlere Sadakattir
331
İffet Gösterip İstemeyeni Allah Zengin Kılar.
332
İffet ve İstiğnå Ne Güzel Bir İnsanlık Zinetidir
333
Göz ve Gönül Tokluğu Kişiye İzzet Verir
334
Helål Lokma Kişiye Karakter Yükler
335
Helal Lokma İçin Vazifeye Sadakat Esastır
336
Lidere Sadakat, Karakter ve Şahsiyet Nişanıdır
337
Dindarlık Dengeli Olmaktır
338
Nöbet Yerini Terketmemek Sadakattir
340
İman ve İslâm Kişiye İzzet ve Güç Katar
342
Kârlı Alış-veriş Fânîyi Verip Bâkî Olanı Almaktır
345
Şefkat ve Merhamet Gönül Seviyesi Kadardır
346
Evlâdı İçin Hicreti Bile Göze Almak Asil Bir Ruhtur
347
Aldatılmayan ve Satın Alınamayan Adam Olmak Önemlidir
349
İzzet Çalışmakla Korunur Atâletle Değil.
Dördüncü Bölüm
D. Edeb ve Fazilet Burcunda Lider Davranışlar
349
Hata ve Günahı İtirafla Af Dilemek Affa Kapı Aralar
353
Günaha Düşmemek İçin Rabbe Sığınmak Zaruridir
353
Zalim Olmaktan İse Mazlum Olmayı Tercih Etmek Gerekir
354
Allah'a Güven Sa'ye Sarıl Yolda Kalmazsın
355
Hakk'a Teslim Olan Selâmet Bulur
356
14
YanıtlaSilHayı Severek Gerçekleştirmek
Muhabbet Hurmet Doğurur........
Barbe Rilyet Eden Lütfa Nail Olur ...
Madencilerimizden 365 Lider Davranış
Affodicilik Derya Gönüllü Olmaktır
Tohmete Vesile Olacak Herşeyden Kaçınmak Gerekir
e ve Sadikat Asalet Nişanıdır.............
Tahin ve Härmet Duygusu Hassas Bir Yürek İşidir
357
358
358
359
360
361
362
Bramı İhsanla Yapmak Büyüklerin Edebidir
363
Insanları Utandırmadan Uyarmak Güzeldir
Herşeye Karşı Nezaket ve Hilm Olgunluk Nişanıdır
Gamle Sürür Göre Aydınlık Veren İyi Yetişmiş Evlattır
363
364
365
Insam Utandırmamak ve Ayıpları Örtmek Büyüklerin Edebidir
365
Saygı Saygı Doğurur
366
Islam Toplumu Gayr-i Müslimler İçin de Bir Rahmettir
367
Ortaklıkta Hukuka Hassasiyet Zaruridir
368
Sir Saklayabilmek Bir Fazilettir
369
Her Gönül Gözetilmeye Değerdir
Hiçbir Kula Tepeden Bakmamalıdır
Merhameti Bütün Varlığa Yaymak Gerekir
370
371
372
Manevi Olgunluk Arttıkça Şefkat de Artar
Zulme Karşı Birlik Olmak İnsaniyet Vicdanıdır
373
373
Kimsesizlere Kol Kanat Germek Müslümanlık Şiârıdır
374
Ahde Vefå Gösterme Adına Şartlar Zorlanmalıdır
375
Sönünde Durmak Fazileti Ayakta Tutmaktır
376
Allah'a Karşı Haya Sahibi Olunmalıdır
Fazilet Ehline ve Büyüklere Hürmet Gerekir
377
Gönül Selámeti Cennet Müjdesidir
Tertip, Düzen ve Güzelliğe Riâyet Huzur Verir
Kendini Büyüklerden Bilmek Küçüklük İşaretidir
378
379
379
Digergamlık Kişilik Kalite Göstergesidir.
Lüzumsuzu Terk Etmek Gönle Huzur Verir
380
381
Başkasını Kendine Tercih Edebilmek Büyük Ruhtur
382
383
Medeniyet Öncülerimizden 365 Lider Davrams
YanıtlaSilKul Hakkı Hassasiyeti Şahsiyeti Etkin Kılar Helalin Temizliğini Korumak Hassasiyet İster
383
Verdiği Söze Sadık Kalmak Kişilik Ölçeğidir
Aleyhine Gibi Görünse de Ahde Vefa Göstermelidir
İhsan Edileni Köleleştirmek Maharet Değildir
384
384
385
385
Aldatmak Müslüman Ahlakı Olamaz
386
Birine Haksız Yere İncitmek Büyuk Günahtır
386
Bir Lokma da Olsa Haram Haramdır
387
Allah Katındaki Ecri Hedefleyerek Yaşamak
389
Hayrın Gizlisi Samimiyet Nişanıdır
392
Yerinde Susmak Düşmanlıkları Bitiren Bir Fazilettir Görünüşe Aldanmamalı Özden Haberdar Olmalı.....
393
393
Hakk'ın Kelämı Karşısında Tazim ve Teslimiyete Bürünmek
394
Bütün Güzellikler Hakk'ın Tecellisidir
394
Kadirşinas Olmak Fazilettir
395
Risk Almadan Muvaffak Olmak Zordur
396
Allah'ın Rızasına Erdirecek Hayır Nerededir Bilinmez
397
Ariflerin Birbirine Saygısı Son Derece Latiftir
397
İnfakın Miktarı Değil İçindeki Samimiyeti Daha Mühimdir
398
Ayıp Örtücülük Olgunluk Nişanıdır
400
Kırık Bir Gönlü Tedavi Etmek Ne Büyük Bir Ameldir
400
Bir Gönül Almak Gönül Ehli İçin Büyük Hazinedir
Muhtacı Görünce Sevinmek Engin Gönül Hüneridir
Dindarlık Kendini Tamamen İbadete Vermek Değildir
Helål Lokma Hassasiyeti Gönül Kapılarını Açar
402
403
403
404
Bütün Tuzaklar Rabbin Muradı Karşısında Sonuçsuz Kalır
405
Zor Zamanda Sarılabilecek Salih Ameller Gerekir
406
Anne Baba Hizmeti Kişiyi Peygamber Komşusu Kılar
408
Misafir Bereket Kapısıdır
Rabbine Karşı Hoştur Bana Sen'den Gelen Diyebilmek
Dâvâsı Uğruna Zorluklara Göğüs Germek Kişiyi Aziz Kılar
410
412
Merhamet Ne Büyük Bir Gönül Sermayesidir
413
414
Medeniyet Öncülerimizden 365 Lider Davramş
YanıtlaSilMüşteride Allah Hatırı Vardır
Kul Hakkı'nın Küçüğü de Büyüktür
Nimeti Görebilmek ve Şükre Yönelmek Diri Bir Gönül İster
İnsanları Birbirine Dost Kılmalı Düşman Değil.
416
417
418
419
Hakk'a Kurbiyyet Arttıkça Mahcûbiyet Artar
419
Her Makamın Bir Edebi Vardır
Selef-i Salihine Saygı Gerekir.
Månevi Uyanıklık Hali Zuhur Edince Hiçlik Hali Galebe Çalar.
420
420
421
Edeb Her Kulun Gönlüne Göre Şekillenir
Allah İçin Olan Ziyaret İlahi Muhabbeti Celbeder
421
422
Edeb Derinleştikçe Latifleşir.
423
Fazilet Hissi Vicdanlardaki Allah Korkusundandır
423
Arkadaşlık Sadakat Gerektirir
424
Dost Kazanmak Zor Kolayca Harcamamalı
425
Hakikat Ortaya Çıktıktan Sonra Yanlışta Isrår Etmemek Büyüklüktür
426
Comertliğin Derecesi Verilene Değil Verene Göredir
427
Söz Bir Kere Verildi mi Artık Gereği Yerine Getirilir
428
Eşlerin Birbirine Firâsetli Davranması Ailede Huzur Sebebidir
428
Aile Mahrem Alandır
429
Şerre Ålet Olmaktan Hakk'a Sığınmalıdır
429
Borcuna ve Sözüne Sadakat Asâlettir
Göz Terbiyesi Gönül Muhafazası İçin Zarûrîdir
430
Eşlerin Birbirine Sadakati İffet ve Ülfet Gereğidir
Ailede Huzur Samimi ve Sevgi Dolu Gönülden Gelir
Herkesin Mesûliyeti Kendi Takati Kadardır
Müşteriye Dürüst Davranmak Kişilik Göstergesidir
İlişkilerde Nezåket Medeniyettir
Allah Rızasının Üstünde Bir Karşılık Olamaz
KİTABİYAT
NOTLAR
431
432
433
434
435
435
436
437
443
Niçin Zamanın Şartlarına Uygun Alim Yetişmiyor?
YanıtlaSilBunun başlıca 3 sebebi şöyle sıralanabilir:
1- Zeki ve kabiliyetli talebelerin, İslâmî ilimlerin ders verildiği medreselere değil, çoğunlukla sosyal ve fen bilimlerinin ders verildiği mekteplere (okullara) git- meleri veya gönderilmeleri.
2- Zenginlerin, medreselerin geçimine ve maddî ihtiyaç- larının karşılanmasına tenezzül etmemeleri.
3- Medresede de intizam, tefeyyüz (feyizlenme) ve mahreç (medrese mezunlarının çalışacağı alanlar) bulunmaması.
Evet, vücûdlarından (âlimlerin varlığından) zarar gelmemiş, istediğimiz ulemanın ademinden gel- miştir. Zîrâ zekiler, galiben mektebe gittiler. Zen- ginler, medresenin maîşetine tenezzül etmediler: Medrese de, intizam ve tefeyyüz ve mahrec bulun- madığından, zamana göre ulemâyı yetiştiremedi.
Bediüzzaman dan
Siyasi ve İçtimai
Tespitler
Mustafa Topoz
sy. 160.
حَلَالًا الْمُسْلِمِينَ الا رحم ق ل د عن ابي هريرة ت حسن صحيح ه ق عن كثير بن عبد الله بن عمرو بن عوف عن ابيه عـــن
YanıtlaSilB
جده كر عنه وزاد على شروطهم الا شرطا حرم حلالا)
2659- Müslümanlar arasında sulh caiz ve mümkündür. Ancak helali haram, haramı helal kılan barış olursa başka. (Caiz olmaz.)
٢٦٦٠ - اَلصَّمْتُ حِكَمٌ وَقَلِيلٌ فَاعِلُهُ وَمَنْ كَثُرَ كَلَامُهُ فِيمَا لَا يَعْنِيهِ كَثُرَتْ
خَطَايَاهُ العسكري عن أبي الدرداء)
2660- Sükut, hikmettir. Onu yapan azdır. Kim kendisini ilgilendirmeyen şeylerde çok konuşursa, çok yanılmalarda bulunur.
*
Atatürkün Gizlenen Vasiyeti - Kitap Açıklaması
YanıtlaSilİLK KEZ BU KİTAPTA;
- 17. Yıldız vizyonuna ait belgeler
- Gazi Paşa’nın emri ile kurulan çok özel bir cemiyete ait orijinal belgeler.
- Atatürk’ün özel evrakına ait kasaların açılma süreci.
- Atatürk’ün özel evrakını sakladığı kasalarına dair bilinmeyenler.
- Gizlenen Vasiyet neden 50 ve neden GİZLİ ibareleri ile kayda geçti?
- Atatürk’ün Gizlenen Vasiyeti için açılan mahkeme davalarına dair belgeler.
- Gazi Paşa’nın gizli belgeleri için kullandığı özel mührü ve bu mühürle ilişkili bir kuruma ait bilgiler.
Gazi Paşa ve ona gönülden bağlı ekibi, İstiklal Savaşı’nın temelinin atılmaya başlandığı ilk andan itibaren, mücadelenin belgelerini gün gün arşivledi. Arşivleme süreci, Atatürk’ün vefatı olan 10 Kasım’a kadar sürdü. Arşivlenen çok gizli ve tarihe ışık tutacak çok önemli belgeler 105 adet sarı dosya halinde fihristlendi.
Atatürk’ün vefatından bir süre sonra Çankaya Köşkü’nde bulunan 105 adet sarı dosya Ziraat Bankası’nın zemin katındaki özel kasalara konuldu ve 50 yıl boyunca açıklanmaması koşuluyla saklandı. Devlet yetkilileri ise 2005 yılına kadar 105 adet dosyanın varlığı hakkında sessiz kalmayı tercih etti.
Bu kitapta, Atatürk’ün en yakınında bulunmuş dönemin yetkililerinin anılarında, röportajlarında, meclis tutanaklarında; Atatürk’ün hususi evrakı olan 105 adet dosyanın varlığını doğruladıklarını ilk kez belgeleriyle göreceksiniz.
CAMIÜ'S-SAĞIR
YanıtlaSilMUHTASARI, TERCÜME VE ŞERHİ
Allah'ı sevmenin yolu Resûlullaha (a.s.m.) tâbî ol- maktan; söz, hâl ve hareketlerimizde onu ölçü almak- tan geçer.
Resûlullahın (a.s.m.) hadislerinin herbiri ise karan- lıkta kalanlara bir ışık, yolunu şaşıranlara bir rehber, ölünceye kadar doğru yolda tutan bir kılavuzdur.
Resûlullahın (a.s.m.) hadisleri ahiret yolcusu olan insanlar için en sağlam birer ölçü, esas ve hayat pren- sipleridir. Bilhassa bunalımda olan çağımız insanlarına bir kurtuluş simidi, huzur ve saadet yollarını gösteren hatâsız bir programdır. Hayata hayat, ruh ve nurdur.
Günümüzün insanının onun emir, yasak ve öğütle rinden istifade edecekleri çok şeyler var. Ruh, kalp ve vicdanlar, onlara gıda, hava ve su kadar muhtaçtır. ***
Camiü's-Sağır, 10.000 civarında hadis-i şerifi ihtiva eden meşhur hadis kitaplarından biridir. Uyanıkken yetmiş defa Resûlullahı (a.s.m.) gören Celaleddin es-Suyuti (1445-1505) tarafından tasnif edilmiştir. Elinizdeki cildlerde, bu eserin, Feyzü'l-Kadir isimli şer hi esas alınarak günümüze bakan 4000 civarında hadis ele alınmış, bazılarının açıklamaları yapılmıştır.
Kul bir çok zamanlar, bir çok zamanlar, bir çok zamanlar müslüman yaşar. Fakat sonunda Allah'ın gazabına uğrayabilir. Yine, ömrünü hep küfürle geçirir. Fakat sonunda Allah'ın Rahmetine uğrayabilir. Kim ki herkese gıybet ederek ve fena lâkap takarak ölürse, kıyamette, burnu ile iki dudağı arasına damga vurulur.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Amr (r.a.)
Sayfa: 104 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
Bana Cebrail (a.s.) dedi ki: "Allah ashabından dördünü sever: Ali (r.a.) Selman (r.a.) Ebu Zerr (r.a.) ve Mikdat (r.a.)
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Sayfa: 451 / No: 7
Ramuz El-Ehadis
Evvelki kitab bir bab (lügat nev'i)den bir harf (kıraat) üzere nazil oldu. Kur'an ise yedi bab'dan yedi kıraat üzerine korkutucu, emredici, helal ve haramı bildirici, muhkem ve müteşabih ve kıssaları bildirici olarak nazil oldu. Helalini helal kabul edin. Haramını haram kabul edin. Emrolunduğunuzu yapın, nehy olunduğunuzdan vaz geçin, kıssalarından ibret alın. Muhkemi ile amel edin. Müteşabihine inanın. Ve: "Ona inandık, hepsi Rabbimizin indindedir." deyin.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Mes'ud (r.a.)
Sayfa: 451 / No: 9
Ramuz El-Ehadis
٢٦٧٣ - الضَرَارُ فِي الْوَصِيَّةِ مِنَ الْكَبَائِرِ (ابن جرير عن ابن عباس)
YanıtlaSil2673- Vasiyette zarar vermek, büyük günahlardandır.
٢٦٧٤ - الضَّمَّةُ فِى الْقَبْرِ كَفَّارَةٌ لِكُلِّ مُؤْمِنٍ لِكُلِّ ذَنْبٍ بَقِيَ عَلَيْهِ لَمْ يُغْفَرْ
اكلةِ شَعِيرٍ * * ر الرافعي عن لَهُ وَذَلِكَ أَنْ يَحْيَى بْنَ زَكَرِيَّا ضَمَّهُ الْقَبْرُ ضَمَّةً فِي
معاذ)
2674- Kabrin sıkması, mü'minin affedilmemiş olan her günahına keffarettir. Zekeriyya'nın oğlu Yahya'yı kabir arpa ekmeği yemesi sebebi ile sıktıkça sıkmıştır.
٢٦٧٥ - اَلصِّيَافَةُ ثَلاَثَةُ أَيَّامٍ فَمَا زَادَ فَهُوَ صَدَقَةٌ (حم وعبد بن حميد ع عـــن
2675- Ziyafet üç gündür. Ondan fazlası sadakadır.
Zulüm üçtür; Bir zulüm vardır ki Allah onu bırakmaz. Birini mağfiret eder, diğerini ise mağfiret etmez. Mağfiret etmediği zulüm şirktir. Allah onu mağfiret etmez. Allah'ın mağfiret ettiği zulüm ise, kulun kendisi ile Rabbi arasındaki zulümdür. Bırakmadığı zülum ise kısastır. Bazılarının hakkını bazılarından almasıdır.
YanıtlaSilRavi: Hz. Enes (r.a.)
Sayfa: 221 / No: 5
Ramuz El-Ehadis
zina edenlere Allah şiddetle gazap eder.
YanıtlaSilDeylemi.
Dünyada en çok eziyet veren, kıyamet günü Allah katında en çok azap görecek olandır.
Musned, 3.:403
Kıyamet günü en şiddetli azap görecek olan, zalim idâreci dır.
Musned, 3:22.
Zulüm
YanıtlaSilAğlatan gülmez.
Alma mazlumun âhını, çıkar aheste aheste
Her Firavun'un bir Musa'sı çıkar.
Mazlumun âhı, tahttan indirir şahı.
Mazlumun ahı yerde kalmaz.
Zalimin ettiği yanına kalmaz.
Zulüm kapısı çabuk yıkılır.
Ata
Sözleri
İsmail Ozcan
Pırıltı Kitaplari
sy. 92.
- 13
YanıtlaSilPeygamberimizin şu sözünü duymadınız mı? (1) Altı şeyin belirdiğinde, ölümü isteyiniz:
1- Sefihlerin, yâni şehevât-i hayvaniyesine uymuş olan kimsele- rin. halkın başına başkan olduklarında,
2 - Hukûmet işlerine me'mur olmayı isteyenlerin çok olduğunda, 3 - Hükümler para ile satıldığında, yani rüşvet çoğaldığında,
4- Din emrinin küçük görüldüğünde, 5 Sıla-i rahîm (Hısım akraba birbirlerine gidip gelmek) kesil-
diğinde, Bu meseledeki sıla-1 rahimden kesilmeyi belirten üç şey vardır.
a - Zenginlik ve fakirlik,
b- Dargınlığın idamesi,
c - Memleket uzaklığı, bu mesele mektupla da halledilebilir.
- Kur'ân-ı Kerîm teğannî ile eğlence için okunduğu vakit.
6 Kur'ân-ı Kerimi para ile okumak ve okutmak ehil olmayan kimseleri eğlen- mek için, meclis şerefi için maddi düşünceler namı hesabına okumak.
AHİRETE GİDEN YOL (KEŞF-ÜS SÜTÜR)
YanıtlaSilAli Rıza ALTAY Denizli Merkez Vaizi
sy. 13.
Riyazu's Salihin
YanıtlaSilImam Nevevi
Kampanya Kitaplari
cilt. 8.sy.157.
الْقَرْيَةَ
YanıtlaSilArts ve celll Allah Teälä'nın, "Habibim! (Beni İsrail'e şöyle dediğimiz zamanı da Biz onlara şu şehre (Beytülmakdis'e) giriniz ve nimetlerinden dilediğiniz vechile bol bol, çok çok yeyiniz ve tűzim ile eğilerek (şehrin) kapısına giriniz ve, "hitta = yå rab! Şanın günah hamaktır' diyerek istigfar edjiniz ki, hatalarınızı mağfiret edelim. İyilik edenlere ise elbet daha çok ihsan edeceğiz? kavl-i şerifi babı
1675
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِي أَنَّهُ قَالَ قِيلَ لِبَنِي إِسْرَائِيلَ ادْخُلُوا الْبَابَ سُجَّدًا وَقُولُوا حِطَّةٌ فَدَخَلُوا يَرْحَفُونَ عَلَى أَسْتَاهِهِمْ فَبَدَّلُوا وَقَالُوا حِنْطَةٌ حَبَّةٌ فِي شَعَرَةٍ.
TERCÜMESİ
Ebû Hüreyre radıyallahu anhtan Nebi sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle bu- yurduğu rivayet olunmuştur: (Allah tarafından) Beni İsrail'e, "Beytülmakdis'in kapısından eğilerek (tevazu ile) giriniz ve 'hitta = ya rab! Dileğimiz, günahımızı affetmendir' deyiniz denildi de onlar (tersine) kıçları üzere imekleyerek gir- diler ve (emrolundukları kelimeyi) değiştirip hitta yerine (istihfaf için ( حصة حية في شعرة )mühmel kelimesin)i söylediler." (B4479 Buhari, Tefsir, (Bakara( 5.(
ود قد دخلوا هذه القرية فكلوا منها حيث شه رعنا وَادْخُلُوا النابَ سُجَّدًا وَقُولُوا حِطَّةٌ تَغْفِرْ لَكُمْ خَطَايَاكُمْ وَسَرِيدُ الْمُحْسِنِينَ، رعنا واسع
(بخاري). كثير
(el-Bakara, 2/58)
19
İZAHI
YanıtlaSilYukan unvandaki ayet-i kerime Sahih-i Buhar de Bunade tamam zikrolunduğu için Laman tekstume etti. Ayetteki "ragaden" kelimesini de Buhârî'nin tefsiri vechile "bol bol, çok çok" diye çevirdik. Tarihin her devrinde hirs ile, hiyanetle tanınmış bir millet olan yahudiler vaktiyle
Misi Peygamberin nübüveti zamanında da müşârün ileyhin tebliğ ettiği her emri tersine telakki ederek bu şevketli peygambere de türlü müşkülât göstermişler ve her zaman hakla batılı kanıştırmışlardır. Kur'ân-ı Mübin'de en çok bu milletin tarihinden bahsolunmuştur. Mevzumuz olan Bakara sûresinin buradaki âyetlerinde on bir kadar vakıa bildirilmiştir ki bunlardan biri de yukarıdaki âyetle hadiste işaret olunan vakıadır. Şöyle ki: Senelerden beri Tih sahrasında türlü günahkârlıkla geçirilen bedevî ve serseri hayattan kurtulup medeni bir hayata ermeleri için Kudüs'e hareketleri emrolunup ancak şehre girerken Beytülmakdis'in kapısı önünde dindarane bir tevazu ve huşû ile vaziyet almaları ve kapı önünde "hitta" diyerek tövbe ve istiğfar etmeleri de emrolunmuştu. Benî İsrail bu iki emri de tersine telakki ederek tevazu ile eğilecek yerde kıçın kıçın imekleyerek girmişler ve "hitta" diye istiğfar edecek yerde istihza ve istihfaf ederek "hintatün habbetün fî şaaretin" demişlerdir
قَوْلُهُ عَزَّ وَجَلَّ: مَا نَنْسَخُ مِنْ آيَةٍ أَوْ نَنْسَأَهَا نَأْتِ بِخَيْرٍ مِنْهَا أَوْ مِثْلِهَا
YanıtlaSilAziz ve cell olan Allah Teâlânın, "Biz bir ayetten herhangi bir kismini (veya tama a) Asteder, yahut ofnun hükmünü ve inzalini tehir ederek, ondan daha hayeris min benzerini ve dengini getiririz. Ey peygamberim! Bilmez misin ki Allah her şeye her zam kadirdir kavl-i şerifinin tefsiri babı
1676
عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ قَالَ عُمَرُ أَقْرَؤُنَا أُبَيْ وَأَقْضَانَا عَلِيٌّ وَإِنَّا لَنَدَعُ مِنْ قَوْلِ أُتِيَ وَذَاكَ أَنَّ أُبَيًّا يَقُولُ لَا أَدَعُ شَيْئًا سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ وَقَدْ قَالَ اللَّهُ تَعَالَى مَا نَنْسَخْ مِنْ
آيَةٍ أَوْ نَنْسَأْهَا .
مَا تَنْسَحْ مِنْ آيَةٍ أَوْ نَنْسَاهَا نَأْتِ بِخَيْرٍ مِنْهَا أَوْ مِثْلِهَا أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ اللهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ (2/106 ,el-Bakara Bu âyetin vücûh-ı kıraat cihetiyle en zengin kelimesi تسأها "nense ha dir. "nese" den me hûz olan tu
kelimenin kıraati İbn Kesîr ve Ebû Amr okuyuşudur. Müellif Buhârî Sahihinde tehir mânasına olan kıraati ihtiyar ettiği için biz de bu suretle tercüme ettik. Elimizdeki mushaflardaki Asım kıraati ise ta
"
nünsiha "dır إنساء "insa "dan me'hûzdur. Gönüllerden ve hâfızalardan gidermek månasınadır. Bu kora göre ayetin mânası, "Biz bir âyetten herhangi bir ciheti nesheder, yahut hafızadan silip unutturursa
demek olur.
20
قوله عز وجل : ما نَحُ مِنْ آيَةٍ أَوْ نَنْسَاهَا تَأْتِ بِخَيْرٍ مِنْهَا أَوْ مِثْلِهَا
YanıtlaSilAziz ve celil olan Allah Teâlâ'nın, "Biz bir ayetten herhangi bir kısmını mini) nesheder, yahut onun hükmünü ve inzalini tehir edersek, ondan daha hayritusiya onun benzerini ve dengini getiririz. Ey peygamberim! Bilmez misin ki Allah her şeye her zaman kadirdir"" kavl-i şerifinin tefsiri babı veya tama
1676
عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ قَالَ عُمَرُ أَقْرَؤُنَا أُبَيْ وَأَقْضَانَا عَلِيٌّ وَإِنَّا لَنَدَعُ مِنْ قَوْلِ أَنِ
وَذَاكَ أَنَّ أَبَيًّا يَقُولُ لَا أَدَعُ شَيْئًا سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ وَقَدْ قَالَ اللَّهُ تَعَالَى مَا نَنْسَخْ مِنْ مَا تَنْسَحْ مِنْ أَيَةٍ أَوْ نَنْسَاهَا نَأْتِ بِخَيْرٍ مِنْهَا أَوْ مِثْلِهَا أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ. (2/106 ,el-Bakara) 9 Bu âyetin vücûh-ı kıraat cihetiyle en zengin kelimesi ننساها "nense "ha "dır. " "nese "den mehúz olan bu
آيَةٍ أَوْ نَنْسَأْهَا .
kelimenin kıraati İbn Kesîr ve Ebû Amr okuyuşudur. Müellif Buhârî Sahîhinde tehir mânasına olan bu kıraati ihtiyar ettiği için biz de bu suretle tercüme ettik. Elimizdeki mushaflardaki Asım kıraati ise "nünsiha"dır إنساء "insa"dan me'hûzdur. Gönüllerden ve hâfızalardan gidermek månasınadır. Bu kıra ta göre âyetin mânası, "Biz bir âyetten herhangi bir ciheti nesheder, yahut hafızadan silip unutturursak demek olur.
KITARO TIESTEL KURAN
YanıtlaSilTERCÜMESİ
Abdullah b. Abbas radıyallahu anhümâdan rivayete göre Ömer radıyallahu anh şöyle demiştir: Bizim en düzgün Kur'an okuyanımız Übey (b. Ka'b')dır. En isabetli hüküm verenimiz de Ali (b. Ebû Talib')dir. Şüphesiz biz, Übey b. Ka'b'ın usûl-i kıraat ve edasından çoğunu unutuyoruz. Bununla beraber Übey, "Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden işittiğim hiçbir şeyi bırakmam ve unutmam" iddiasındadır. Halbuki aziz ve celil olan Allah Teâlâ, "Biz bir âyetten nesheder veya tehir edersek..." buyurmuştur. (B4481 Buhâri, Tefsir, (Bakara) 7.}
İZAHI
Bu hadise göre Übey b. Kâ'b hazretleri Resûl-i Ekrem'den işittiği hiçbir şeyi bırakma- yacağını söyleyerek Kur'an'dan bazı şeylerin nesholunduğunu kabul etmiyordu. Bu cihetle Hazret-i Ömer, ما تنسخ من أية kavl-i şerifiyle onu reddediyor. Çünkü bu âyet, Kur'an'ın bazı âyetleri hakkında neshin sübûtuna delâlet etmektedir.
Nesih lugatta değiştirmek ve bir şeyi kaldırıp yerine başka bir şey koymaktır. Istilahta nesh-i şeriat ve nesh-i âyet olmak üzere iki suretle telakki olunur. Nesh-i şeriat İslâm'ın kendisinden evvelki şeriatları neshetmesidir ki bunda şüphe ve tereddüt yoktur. Nesh-i âyet de bir âyeti okuyarak ibadet etmek veya âyetten müstefad olan hükmü şer'î ile amel etmek ya da ikisinin birden yani hem kıraatla ibadetin, hem de âyet hükmüyle amelin nihayet bulduğunu beyandan ibarettir. Bir âyetin müntehâyı kıraati veya müntehâyı hükmü Allah Teâlâya mâlûm idi. Ancak biz onu istimrarlı ve devamlı sanırken bilâhare nasih ile karşılaşınca nihayete erdiğini o vakit biliyoruz. Bu cihetle usul uleması neshi, beyân-ı teb- dilden saymışlardır ve bu âyetle istidlål ederek ulemânın cumhuru neshin cevazını kabul etmişlerdir. Bazıları nesh-i âyeti inkâr ederek neshi yalnız nesh-i şeriata kasretmişlerdir.
SAHIH-İ BUHARI MUHTASARI TECRIDI SARIH
YanıtlaSilTERCÜMESİ VE ŞERHİ
CILT
8
sy. 19,20,21.
39. O küfre sapanlar ve âyetlerimizi yalanlayanlar var ya, işte onlar cehennemlik olanlardır. Onlar orada sürekli kalacaklardır. [krş. 7/24-35; 20/123]
YanıtlaSil40. Ey İsrâiloğulları![19] Size verdiğim nimeti hatırlayın (şükredin); bana (iman ve itaat hususunda) verdiğiniz sözü yerine getirin, ki ben de size (cennetle ilgili) vaadettiklerimi vereyim. Yalnız benden korkun!
41. Ve yanınızdaki (Tevrat’ın aslı)nı tasdik edici olarak indirdiğim (Kur’an’)a iman edin, ona inanmayanların ilki siz olmayın; benim âyetlerimi az bir bedele (dünyalık karşılığa) satmayın ve ancak (benim emrime uygun yaşayın) ve yalnız benden (benim azabımdan) korkun!
42. Hakkı (gerçeği) batıl ile bulayıp/örtüp de bile bile hakkı gizlemeyin (hakkın üstüne örttüğünüz batılı hak diye göstermeyin).[20]
43. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve rükû eden (mü’min)lerle birlikte rükû edin.[21]
19] İsrâil, Hz. Yakub’un lakabıdır.
YanıtlaSil[20] İslâm’a uygun olmayan söz ve hareketler batıldır. Eğer hak olan batıla bulanır, ona karıştırılırsa, hak anlaşılmaz, batılın içinde özelliğini kaybeder ve insanlar da haktan saptırılmış olur. Diğer taraftan bu, “batılı da hakla süslemeyin, altında hak var diye batılı cazip göstermeyin” demektir (İbni Teymiyye, s. 52; Elmalılı, I, 285). Yahudiler, Tevrat’taki bazı hükümleri değiştiriyorlar ve kendi uydurdukları batıllara “hak (doğru) bu” diyorlardı.
[21] Âyet-i kerîmede önce “namaz kılın” denildiği halde tekrar “rükû edenlerle beraber rükû edin” buyurulmasında namazın cemaatle kılınmasına ayrıca önem verilmesi gerektiğine işaret vardır (Beydâvî; Râzî, II, 475; Hazîn, I, 43; Cezîrî, I, 405-406). Yahudiler ve hıristiyanlar namazlarında, kıyamdan sonra doğrudan secdeye giderlerdi. Bu ifade ile onlardan İslâm’ın öngördüğü gibi namaz kılmaları istenmiş olmaktadır. [bk. 3/71; Elmalılı, I, 337]
FEYZÜ'L-FURKÂN TEFSİRLİ
YanıtlaSilKUR'ÂN-I KERİM MEALİ
Doç. Dr. Hasan Tahsin FEYİZLİ
asteien sich
YanıtlaSilriyazet etmek
Katechese
Katechet
: din öğretmeni
Dini şart ve akideleri hasi kitap
Katechismus
: ilmihal
Katheder
: tedris kürsüsü
Kathedrale
: Piskoposluk merkezinde başkilise, katedral
r Katholik, e Katholikin : Katolik
katholisch : Katolik, katoliklige ait
: e Katolische Aktion Papalık tarafından çıkarılan ve dünyayı katolikleştirmeyi amaçlıyan hareket
e katolische Kirche : Katolik kilise
katholische Konfession : Katolik dini
katholischer Ordensgeistlicher : Papaz
Katholizismus : Katoliklik, Katolisizm
r Katzenjammer : Vicdan azabı
kauern
: büzülmek
käuflich sein r Keim : vicdanını satmak
: embriyon, nüve
Kenner des Scheriatsrechtes : Fakih
e Kenntnis : bilgi, malûmat
Ketzer
: 1. Bir dini cemaatin, umumen doğ ru kabul edilen itikattan ayrılan mensubu. 2. Katolik kilisenin bir akidesini kabul etmeyen herkes, umumi mânada dinsiz, imansız, Allahsız, Zındık
Ketzerei
: Dini cemaat dahilinde umumen doğru diye kabul edilen itikattan
423
Dini Terimler Sözlüğü
sy. 423.
Bilgisine uygun davranmayan kimse, sırtına kitap yüklen- miş merkepten farksızdır.
YanıtlaSilİyi hükümdarlar bilginlerle, kötü bilginler de hükümdar- larla düşüp kalkar.
Nizamülmülk
BÜYÜKLERİN SÖZLERİ SÖZLERİN BÜYÜKLERİ
YanıtlaSilİSMAİL ÖZCAN
sy. 23.
Zinaya dört şahit getirilmelidir. (B.L.) 148. Zünnar bağlamak. (1.1.) 68.
YanıtlaSilFISK-FASIK
Fâsığın arkasında namaz kılınır. (K.L.) 187.
Fâsığın cezası. (1.1.) 216.
Fâsığın fıskından arz müteessir olur. (1.1.) 224. Fâsık fıskı isteyerek girmemiştir. (L.) 126:17. Lem'a 7. nota Fâsık hain olduğundan şehadeti reddedilir. (H.Ş.) 151:2. zeylin
2. kısmı; (L.) 125:17. Lem'a 7. nota
Fisk dalâletin kaynağıdır. (1.1.) 224.
Fıskın kaynağı. (İ.İ.) 215.
Fiskta şeytanî menhus bir lezzet bulunabilir. (M.) 65:16. Mek-
tup, 2. nokta.
Fıskın tarifi. (1.1.) 215
Yüz fâsığın idaresi. (L.) 126:17. Lem'a 7. nota
FITRAT-FITRAT KANUNU
Fitrat yalan söylemez. (M.N.) 214:Nokta Sosyal hayatta bir çığır açan, fitrat kanunlarına uygun hareket etmelidir. (L.) 174:22. Lem'a 2.işâret Tesettür fitridir. (L.) 197:24. Lem'a
FİRAK
Dostlardan müfarakat olmasaydı, ölüm ruhlarımıza yol bula- mazdı ki gelsin alsın. (L.) 248:26. Lem'a, 13. ricâ Ebedf ayrılıklar ehl-i dalâlete karanlıklar veriyor. (K.L.) 113. Firakin bir saniyesi bir sene kadar uzundur. (L.) 22:3. Lem'a 3. nükte.
Firak bir tazelenmedir. (L.) 250:26. Lem'a, 13. ricâ
FIHRIST/214
Firaklardan gelen feryatlar beka isteğinden gelen ağlamaların tercümanıdır. (L.) 21:3. Lem'a 3. nükte Firak ve iftiraktan, tahrip ve vefattan gelen hüzün ve gam. (L.) 249:26. Lem'a, 13. ricâ
YanıtlaSillade edilmemek üzere zeval nimeti nikmete çevirir. (M.N.) 36: Lasiyyemâlar
Mesleğimizde firak yok. (B.L.) 146.
FITNE
Hulefâ-i Raşidîn dönemindeki fitnenin sebepleri. (M.) 55:15. Mektup, 2. makam
İslâm tarihindeki fitnelerin sebepleri. (M.) 101:19. Mektup, 5. işaret
Peygamberimizin fitneleri haber vermesi. (M.) 106-108:19. Mektup, 6. işâret
FRANSIZ İHTİLALİ
Fransız İhtilali bize örnek olamaz. (M.) 421:29. Mektup 7. kısım, 2. işâret; (D.H.Ö.) 26; (Τ.Η.) 61.
Fransız İhtilalini çıkaranlar "serseri dinsiz" tabir ediliyorlardı. (M.) 422, 423:29. Mektup 7. kısım, 2. işaret Fransız İhtilâlî hapishanelerde başladı. (Ş.) 423:14. Şua Fransız İhtilali sosyalizmi türetti. (5. Şua) 494.
Fransız İhtilali'nin Türkiye'de kök salmasına mâni bir prensip.
(E.L.) 2:83.
FIHRIST/215
fitrat a.)فطرت( ]Ar] Yaradılış, tabiat, mi- zaç, huy.
YanıtlaSil* fitraten zf. )فطرتاً( ] < Ar.fitrat + -en] Fitri olarak, yaradılıştan.
fitri s.)فطری(] > Ar.fitr + -1] 1. Tabii yara- dılıştaki, kesbī karşıtı. 2. fels. Doğuştancılık.
fitriyye s.)فطريه( ]Ar.fıtrī sözünün müennes (dişil) biçimi.] bk. fıtrī
fizaz.a.)فضض( ]Ar.fudda'nın ç. b.] Gü- müşler, gümüş paralar.
Ar... fi'at) Fiyat, değer, ba- ha, kıymet.
five. İçinde, -de. 2. Tarihin ba- şına konurdu: fi 10 Teşrīn-i sānī: 10 Kasımda
fife.)فی( ]Ar] Arapça ön tak, prepozisyom olarak "-da, -de, içinde, bulunma vb. " anlam- larıyla eklendiği söz ile birleşik söz varlıkları oluşturur.
fil ca. )فعا( ]Ar.filin b.] Fiiller, işler.
yapma söz- lerdendir.] Bahalar, değerler.
Hemen, ansızın, birdenbire.
fitri kanun
YanıtlaSilfitrat-ı asliye فطرت أصليه asli fıtrat, esas yara- dılış; İslâm dinini yaşamaya elverişli olarak Allah (c.c.) tarafından yaratılan ve doğuştan sonra bozulmaya uğramamış yaradılış
fıtrat-ı beşer (iye(( فطرت بشر : insanın yaradılışı ve temel özelliği, insanın çevrenin kötü etkisi ile bozulmamış ruh yapısı
fitrat-i eşya فطرت أشياء : varlıkların yaradılışı ve temel özellikleri
fıtrat-ı hayat-ı hakiki فطرت حيات حقیقی : ger çek hayatın yaradılış ve temel özelliği
fitrat-i İlahiye فطرت إلهيه : Allah'ın (c.c.) eseri olan yaratılış
fıtrat-ı insan(insaniye فطرت إنسان : insanın ya radılışı ve temel özelliği, biyolojik ve ruhsal yapısı
fıtrat-ı insaniyet فطرت إنساني : insanlığın. yara- dılışındaki temel özellik
fitrat-i selime فطرت سلیمه sağlam ve bozulma-
ya uğramamış yaradılış fitrat-i zatiye فطرت ذاتيه ahsait yaradılış ve temel özellik, yaradılıştaki temel yapı
fitrat-i zişuur فطرت ذیشعور : düşünme ve hisset- me özelliğine sahip
fitratça فطرتجه : yaradılışça, yaradılış özelliği bakımından
fitri (y( 1: فطربيه.yaradılıştan, doğuştan 2.ya- radılışla ilgili 3.yaradılış kanunlarına uygun, yaradılışa uygun
fitrilik فطريلك : yaradılış kanunlarına uygun- luk, yaradılışa uygunluk
fitri celâlet فطری جلالت doğuştan olan sert mi- zaç, yaradılıştan olan sertlik karakteri, sert karakter
khatan olan ce-
Erkekler kadınlara itaat ettiklerinde mahvoldular.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Bekre (r.a.)
Sayfa: 455 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
Bana göre, sizin için deccaldan daha ziyade korktuğum şeyi haber vereyim mi? O, gizli şirktir ki, kişinin kalkıp, adamın makamına gösteriş için amel etmesidir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Ebû Said (r.a.)
Sayfa: 163 / No: 6
Ramuz El-Ehadis
Ey kara haberciler, ey kara haberciler, ey kara haberciler. Sizin üzerinize korktuğum şeylerin en korkuncu riya ve gizli şehvettir.
YanıtlaSilRavi: Hz. Abdullah İbni Zeyd (r.a.)
Sayfa: 502 / No: 4
Ramuz El-Ehadis
İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki, onların yüzleri insan yüzü, kalbleri şeytan kalbidir. Kan dökücülerdir. Çirkin hareketlerden kaçmazlar. Eğer sen onlara tabi olursan seni gözetirler. Eğer onlara güvenirsen sana ihanet ederler. Onların çocukları ahlaksız, gençleri arsız olur. Yaşlıları ise marufu emretmez, münkeri nehyetmez olur. Sünnet aralarında bid'at, bid'at ise aralarında sünnet gibidir. İdarecileri sapıktır. İşte bu zamanda Allah onlara şerlilerini musallat kılar. Hayırlıları dua eder, fakat duaları kabul olmaz.
YanıtlaSilRavi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Sayfa: 502 / No: 11
Ramuz El-Ehadis
ketm (Bir sözü, bir sırrı, bir haberi) gizleme, saklama, gizli tutma. "Seferberlikte Seferber ordunun iaşesine muhtas hisse-i öşrü vermemek kastı ile mahsulatını ketm edenler hakkındaki Kararname üzerine Adliye Encümeni Mazbatası." Meclis-i Mebusan 28 Şubat 1336 (1920) tarihli 15'inci Birleşim Tutanak Dergisi, C. 1, S. 265. ketmetmek: (Bir sözü, bir Sırrı, bir haberi) gizlemek, saklamak.
YanıtlaSilkeyfiyet (keyfiyyet) Durum, nitelik. "Şimdi efendim, harcırah ve bakiyei tahsisatlarını alamadıklarından keyfiyetin idare memurlariyle Umuru maliye vekâletinden istizahına dair Malatya mebusu Lütfi Bey ve rufekasının bir takriri var." TBMM 14 Temmuz 1336 (1920) tarihli
34'üncü Birleşim Tutanak Dergisi, C. 2, S. 322.