Alim

Yorumlar


  1. بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
    Bismillahirrahmanirrahim
    Elhamdülillah
    Allahuekber
    Subhanallah
    Allahümmesallialaseyyidinamuhammed
    Sallaahualeyhivesellem
    Estagfirullah
    Beş vakit namazı camide kılan Bismillahirrahmanirrahim demiş gibidir.
    Ümmetim yıldızlara gidesiye kadar kıyamet kopmayacaktir

    YanıtlaSil
  2. Bediüzzaman Sa'îd Nursî, Sirr-1 Innâ A'taynâ, Basılmamış Osmanlıca Mustafa Kemal'in 30 Eylül 1911'de Kudüs Kamenitz Oteli'nde yahudi Eliezer B Yehuda'nın oğlu Itamar Ben-Avi ile sohbeti: Mustafa Kemal: "SABETAY SEV soyundan geliyorum. Kendisine hayranım. Keşke bu dünyadaki bütün Yahudile onun mesihliği altında birleşse.."

    YanıtlaSil
  3. SÜNNETTEN ÖLÇÜLER

    PUTA MÜSAMAHA OLMAZ

    Hicri 9. yılda Tebuk Seferi dönüşünde Medine'ye gelen Sakif kabilesi elçileri, Medi- ne'de kaldıkları süre içinde mescidde Hz. Peygamberin yakın alakasına mazhar ol- muşlardı. Sonunda müslü- man oldular. İslâm'ı öğrendi- ler. Ancak arkalarında bi- raktiklan kabilelerinin, ken- dilerini anlayışla karşılaya- caklarından kuşkuluydular. Hz. Peygamber'den ilginç is- teklerde bulundular. Bunlar arasında bir-iki tanesi vardı ki gerçekten pek dikkat çeki- ciydi. Dediler ki:

    - Bizi namaz kılmaktan muaf tut?.. Hz. Peygamberin cevabı çok kesindi:

    -"Namazsız dinde hayır yoktur."

    Pek tabii, namazsız din- darlıkta da hayr olmazdı.

    - Kabilemiz dışından biri- ni bize âmir tayin etme! dedi- ler. Hz. Peygamber, kabul buyurdu. İçlerinde bulunan ve yaşça en küçükleri olan ve fakat Islam'ı öğrenmekte pek gayretli davranan Osman Bin Ebi'l-As't onlara imam ve vall yaptı.

    - Lat putumuza üç yıl do

    kunmal dediler. Hz. Peygam

    Der kabul etmedi.

    Yine kabul etmedi.

    - Bir yıl dokunmal dediler, Hz. Peygamber bunu da ka bul etmedi.

    - Biz döndükten sonra bir ay olsun bizimle kalsın, dedi ler. Resûl-i Ekrem Efendimiz onu da kabul etmedi. Lata süre tanımadı. Putlara mü samaha olunamayacağını ortaya koydu. Tevhid yur- dunda putun ne işi vardı?... Yeniden şekillenen İslâm yurdunda puta yer yoktu. Efendimizin kararlılığını gö rünce;

    - Bäri onu bize, kendi elle- rimizle kırdırtma. Onun yı kım işini sen üstlen dediler

    Hz. Peygamber:

    - "Olur, ben onu ortadan kaldırtırım" buyurdu.

    Elçilerin Medine'den ayrı- hışından iki-üç gün sonra Hz. Peygamber, Ebu Sufyan ile yine bir Sakifli olan Mugire bin Şu'be'yi Lat'ı ortadan kaldırmakla görevlendirdi. Onlar da bunu büyük bir gösteri halinde, bütün Sakif halkının gözü önünde parça- layıp yok ettiler.

    Latların. Uzza'ların sonu

    hep aynıydı. Belki sadece gü

    no ve saatı farklıydı... (Bk. Ibn

    YanıtlaSil
  4. Stratejik Surpriz

    20. yüzyıl istihbarat çalışmalarının önemli bir alanı da stratejik sürpriz oldu. 19. yüzyılın sonunda demiryollarının ve buharlı gemilerinin kullanılmaya başlanması kitlesel orduların seferberliğini ve taşınmasını kolaylaştırdı ve dünya savaşları or- taya çıktı. 20. yüzyılda ise teknolojik sürpriz savaş alanlarının en önemli sürpriz şekli oldu. Teknolojik sürprizler iki kategoriye ayrılabilir. Bunlardan ilki atom bombası gibi büyük bir sistemin gizlice geliştirilmesidir. Bunu tespit etmek oldukça zordur. İkinci kategoride ise yeni bir silah sisteminin savaş alanına getirilmesidir. Çok üstünlüğü olan yeni bir tankın durdurulamaması buna bir örnek olabilir. Gele- ceğin savaşlarında da teknolojik sürpriz ve aldatma önemli rol oynayacaktır. 21 yüzyıla kadar stratejik sürpriz için en büyük endişe konusu bir hasım bir devleti- ordularını gizlice mobilize etmesi idi. Bugün teknoloji sayesinde hem birlikleri konsantre hale gelmesi hem de silah sistemlerin konuşlanması çok daha kısa sür de yapılabilir bir hale geldi.

    YanıtlaSil
  5. Bozdag'a göre Mustafa Kemal Atatürk ün gizli vasiyeti aciklanabilseydi Turkiye de her şey degisebilirdi.
    17 Ocak 1988 Nokta Dergisi
    sy. 26

    YanıtlaSil
  6. 4974- Kim Allah'in gazabını mucip olan hususlarla insanları hoşnut ederse, Allah daima onu onlara muhtaç kılar. Bir kimse de nası gücendirmek pahasına Allah'ı hoşnut ederse insanların kötülüklerine karşı, Allah ona kâfi gelir.

    ٤٩٧٥ - مَنْ أَرْضَى اللَّهُ بِسَخَطِ الْمَخْلُوقِينَ كَفَاهُ اللَّهُ مُوْنَةَ الْمَخْلُوقِينَ وَمَنْ أَرْضَى الْمَخْلُوقِينَ بِسَخَطِ اللَّه سَلَّطَ اللَّهُ عَلَيْهِ الْمَخْلُوقِينَ" (الخليلي عن عمر وبــــن

    شعيب عن أبيه عن جده

    4975- Bir kimse halkı nazar-ı itibara almadan Allah'ı hoşnut ederse, Allah ona kâfi gelir. Allah'ı gücendirerek mahlukatı hoşnut ederse, Allah o mahlukatı kendisine musallat eder.

    ٤٩٧٦ - مَنْ أَرْعَبَ صَاحِبَ بِدْعَةٍ مَلَأَ اللهُ قَلْبَهُ أَمْنًا وَايْمَانَا وَمَنْ انْتَهَرَ صَاحِبَ بِدْعَةٍ آمَنَهُ اللَّهُ مِنَ الْفَزَعِ الأَكْبَرِ وَمَنْ اَهَانَ صَاحِبَ بِدْعَةٍ رَفَعَهُ اللَّهُ فِي الْجَنَّةِ دَرَجَةً وَمَنْ لَآنَ لَهُ اذَا لَقِيَهُ تَبْشِيشًا فَقَدْ اسْتَخَفَّ بِمَا أُنْزِلَ عَلَى

    مُحَمَّدٍ (كر عن ابن عمر)

    4976- Kim bidat sahibini korkutursa, Allah onun kalbini emniyet ve iman ile doldurur. Kim bidat sahibini men ederse, Allah onu kıyametin çirkin manzarasından emin kılar. Kim bidat sahibini terslerse, Allah onun cennette bir derecesini yükseltir. Kim de onunla karşılaştığı zaman güler yüz gösterip yumuşak davranırsa, Muhammed'e indirileni istihfaf etmiş (hafife almış) olur. (Bidat sahibine Allah için buğzetmek vaciptir.)

    ٤٩٧٧ - مَنْ أُريدَ مَالَهُ بِغَيْر حَقَّ فَقَاتَلَ فَقُتِلَ فَهُوَ شَهِيدٌ رعب د ن ق ت صحيح عن ابن عمرو حم ٥ عن ابي هريرة

    4977- Kimin malı elinden alınmak istenip de bu uğurda karşı tarafla çarpışırken öldürülürse o şehittir. ٤٩٧٨ - مَنْ اِزْدَادَ عِلْمًا وَلَمْ يَرْدَدْ فِى الدُّنْيَا زُهْدًا لَمْ يَرْدَدْ مِنَ اللَّهِ إِلَّا

    بُعْدًا الديلمي عن على)

    4978- Kim dünyada ilmini artırıp da zühdünü artırmazsa

    Allah'tan daha da uzaklaşır.

    -1151-
    Ramuz ul Ehadis
    Hadis Ansiklopedisi
    Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi
    2.cilt.sy.1151.

    YanıtlaSil
  7. ETÖ kumpasıyla akıl hastanesine yatırılan gazeteci Yüce Katircioğlu, Ankara Bilgi Locası'nda 14, dereceye kadar yükselmiş bir masondu. Örgüte ilişkin birçok gizli bilgiye vakıf olduğu locanın İsrail devleti namına çalıştığımı anladıktan sonra masonlarla mücadele etmeye karar verdi. 21 Kasım 1997'de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Suç duyurusu sümenaltı edilen Katırcıoğlu, sonraki yıllarda, özellikle yargıdaki mason biraderlerin kimler olduğunu yazdığı yazılarla ifşa etti. Yazıda hedef gösterilen kişilerin açtığı dava sonrası FETÖ'cü hakim ve doktorlar, Katırcıoğlu hakkında 'akıl sağlığı yerinde değildir' belgesi düzenledi. Ancak rapor hemen tatbik edilmedi. Katırcıoğlu, sonraki yıllarda bilhassa TSK içerisindeki masonlara dikkat çekip Mart 2015'te Ankara Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'ne suç duyurusunda bulundu. Hakkındaki deli raporu 2018'de raftan indirilen Katırcıoğlu, Eskişehir Şehir Hastanesi'ndeki Yüksek Güvenlikli Adli Psikiyatri Birimi'ne (YGAP) kapatıldı. Önemli bilgilere sahip Katırcıoğlu'nun hayatından endişe ediliyor.
    Yeni Şafak
    Gündem
    3 Haziran 2020 Çarşamba

    YanıtlaSil
  8. Vatan hainlerini putlastirdilar
    kahramanlastirdilar
    Mustafa Kemal ve İnönü
    İslam dini oldurulecek
    Yahudiler ve masonlar
    Biz Turkleri savaşarak yenemiyecegiz, ancak İslam dininden çıkartarak yenebiliriz.
    Haim Naum
    Mustafa Kemal ve inonuyu dost bulmuş (İslam dinine dusman) ve böylece Turkiye Cumhuriyetin temelleri dinsizlikle....... (Lozan in gizli madde leriyle)
    istisna olarak Mustafa Kemal Atatürk ün gizli vasiyeti aciklanabilseydi Turkiye de her şey degisebilirdi (İsmet Bozdag
    17 Ocak 1988
    Nokta Dergisi....
    atılmıştır.

    YanıtlaSil
  9. Vatan hainlerini putlastirdilar
    kahramanlastirdilar
    Mustafa Kemal ve İnönü
    İslam dini oldurulecek
    Yahudiler ve masonlar
    Biz Turkleri savaşarak yenemiyecegiz, ancak İslam dininden çıkartarak yenebiliriz.
    Haim Naum
    Mustafa Kemal ve inonuyu dost bulmuş (İslam dinine dusman) ve böylece Turkiye Cumhuriyetin temelleri dinsizlikle....... (Lozan in gizli madde leriyle)
    istisna olarak Mustafa Kemal Atatürk ün gizli vasiyeti aciklanabilseydi Turkiye de her şey degisebilirdi (İsmet Bozdag
    17 Ocak 1988
    Nokta Dergisi....
    atılmıştır.

    YanıtlaSil
  10. CAMI UL USUL ZEYLI

    11 Emmare,

    2 Levvame,

    3 Mülhime.

    4 Mutmainne,

    5- Radiyye,

    6- Mardlyye,

    Nefsi Emmare: Kötülüğe çok çok teşvik eden nefs demektir. Bu nefsin rengi mavidir. Bu nefsin islâhı için yüz bin kere Lailahe illallah zikrini tekrarlamalıdır.

    Nefsi Levvame: Sahibini yaptığı kötülükten dolayı yadırgayan nefs demektir. Bu nefsin rengi sarıdır. Bu nefsin doho iyi duruma gelmesi için yüzbin kere Allah kelimesini zikir olarak tekrarlamalıdır.

    Nefsi Mülhime: İyilik yapmak için sahibini zorlayan ve ona ilham veren nefistir. Bu nefsin rengi de kırmızıdır. Bu nets için de doksan bin kere Hû zikri celilinin okunması lâzımdır.

    Nefsi Mutmainne: Sükûnete ve huzura kavuşan

    nefstir. Bu nefis için de yetmiş bin kere Hayy zikrini tekrarlamalıdır.

    Bu nefsin rengi beyazdır.

    Nefsi Radiye: Allah'tan razı olan nefis demektir. Ren- gi yeşildir. Bunun için de doksan bin kere Kayyum zikrine devam etmelidir.

    Nefsi mardiye: Yüce Allah'ın razı olduğu nefisdir. Bu nefsin rengi siyahtır. Bunun için de yetmiş beş bin kere Rahman ik rini tekrarlamalıdır.

    Nefsi kâmile: Her yönde olgunlaşmış ve kemale ermiş nefstir. Bu nefs herkes için iyilik ister; kâfire îman, günahkara, tev be arzular. Bu nefis için de yüzbin kere Rahîm zikrini tekrarlamak gerekir. Bu nefsin belli bir rengi yoktur. Diğer altı rengin bütün kendisinde dalgalar halinde bulundurur. Bu, nefislerin son durağı v asil gaye olanıdır. Bu nefse sahip olan kimse artık halkı İrşad elm görevini üstelenecektir. Yüce Allah Kur'ân-ı Kerimde:

    Sizin içinizden size bir peygamber geldi» diye buyurmuştur Bu dereceye erişen kimsenin nefsi artık ruhunun emrine
    Cami'ul Usul
    Veliler ve Tarikat larda Usul
    Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi
    Pamuk Yayınları
    sy. 428.

    YanıtlaSil
  11. والفقـ صِنْفَانِ مِنْ

    حل وابن النجار وابن عبد البر عن ابن عباس 3823- Ümmetimin şu iki sınıfı dürüst olursa hepsi dürüst olur: Emirler, fakihler (alimler).

    ٣٨٢٤ - صِنْفَانِ مِنْ أُمَّتِى لاَ سَهْمَ لَهُمْ فِى الإِسْلاَمِ الْمُرْجِيَّةُ وَالْقَدَرِيَّةُ قِيلَ وَمَا الْمَرْجِنَةُ قَالَ الَّذِينَ يَقُولُونَ الْإِيمَانُ قَوْلٌ لَا عَمَلٌ قِيلَ فَمَا الْقَدَرِيَّةُ قَالَ

    الَّذِينَ يَقُولُونَ لَمْ يُقَدَّرُ الشَّرُّ (ق عن ابن عباس)

    3824- Ümmetimden şu iki sınıfın İslam'dan nasibi yoktur. Mürcie ve Kaderiyye. "Mürcie nedir?" diye sordular.

    "Mürcie, iman sözden ibarettir, amelden değil diyenlerdir." "Kaderiyye nedir?" diye sordular.

    "Kaderiyye, şer takdir olunmamıştır diyenlerdir" buyurdu

    YanıtlaSil
  12. Agah olunuz ki; insana dünyada yakın ve afiyetten daha hayırlı birşey verilmemiştir. Öyle ise Allah'dan o ikisini isteyin.
    Ravi: Hz. Hasan (r.a.)
    Sayfa: 169 / No: 2
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  13. yakin. kesin biliş. yakîn, içinde şek, şüphe, kuşku ve zan olmayan kesin bilgidir. ya- kîn, "şekk❞in zıttıdır. üç mertebesi vardır. ilmelyakîn, aynelyakîn, hakkalyakîn. il- melyakin, delilleri inceleyerek elde edilen yakîndir. aynelyakîn, göz ile görmek sûre-

    YanıtlaSil
  14. tiyle olan yakîndir. hakkalyakîn, bizzat ya- şayarak elde edilen yakîndir. mesela. du- manı görmekle ateşin varlığını bilmek il- melyakîndir. ateşi uzaktan görmekle elde edilen yakin aynelyakîndir. ateşe dokun- makla yakîn hasıl etmek hakkalyakindir

    YanıtlaSil
  15. ٣٩١٣ - عَسَى اَحَدُكُمْ أَنْ يُكَذِ بَنِي وَهُوَ مُتَكِي عَلَى اَرِيكَتِهِ يَبْلُغُهُ الْحَدِيثُ ني فَيَقُولُ مَا قَالَ ذَا رَسُولُ اللهِ دَعْ هَذَا وَهَاتِ مَا فِي الْقُرْآنِ (ابو يعلى

    بو نصر وقال حسن غريب عن جابر وابو نصر عن ابي سعيد)

    3912- Kim bilir belki biriniz koltuğuna yaslanmış bir hala beni yalanlayacaktır. Benim hadisim kendisine ulaşınca: "Bunu Allah'ın Rasulü dememiştir. Bırak bunu da ban Kur'an'dan delil getir" diyecektir.

    YanıtlaSil
  16. Bazı ulema demişlerdir ki Kur'an Kerim de her âyette altmış bin mana vardır.

    YanıtlaSil
  17. Kıraat'ın mücerred amel için, olduğuna bir delâlet yoktur. Am- elin ise kıraattan alınması şarttır. Bu kabûl olunsa bile şurası uzak tu- tulmamalıdır ki, bu hüküm ûlemâya tahsis edilmiştir. Onun mutla- kiyle başkasının sevab kazanması halinde bir aykırılık sözkonusu ol- maz. Nitekim:

    Alim kimseden iki" رَكْعَتَانِ مِنْ عَالِم أَفْضَلُ مِنْ سَبْعِينَ مِنْ غَيْرِ عَالِمٍ

    rekât namaz, âlim olmayan kimseden yetmiş rekâttan efdaldir" hadisi bunu teyid etmektedir.

    Bir rivâyette ise "Allahı bilen bir âlimden sadır olan bir rekât amaz ;Allahı bilmeyen bir kimseden sadr olan bin rekâttan daha ayırlıdır" denilmektedir. Nitekim; âlim olmayan kimsenin na- azının fazlı hakkında ittifak vardır. Şunu bilmek gerekir ki; kıraat

    YanıtlaSil
  18. 158

    BERİKA -TARİKAT-I MUHAMMEDİYYE ŞERHI

    ya mücerred tilâvet içindir. Veya onun mânâsını anlamak ve onun ahkâmiyle amel etmek içindir. İkincinin, birinci üzerine olan me- ziyyetinde şüphe yoktur.

    Hadiste "Ebeveynine tac giydirilecek" ifadesinden zahiren an- laşılan mutlak surette giydirilecektir mânâsınadır. İster onlar için, onun Kur'ân taliminde yani Kur'ân'ın öğretilmesinde ve şer'î bilgi- lerle terbiyesinde etkileri olsun, ister olmasın. Bunda şuna bir tenbih vardır ki, baba veya ana, çocuğunun ibâdetinden yararlanır. İster bu- nunla duâ etsin, ister amelinin sevabını hibe etsin, ister etmesin. Her ne kadar dua ve hibede başka bir meziyyet var ise de bir yanıyle böyle izah edilebilir. Hadiste

    YanıtlaSil
  19. KİTAP VE SÜNNET

    Biz burada nebînin umûmî olmadığına kanaat getirmekteyiz. Çünkü, ikisi müteradiftir veya birbirine müsâvîdir.

    Başka bir ifade ile deriz ki: Tebeiyyet makamı, risâlet cihetine daha uygun ve daha münâsib olunca, Rasûl takdim olundu. Bir görüştede şöyle demişlerdir. Bazan bir iş peyda olup kaide ve usûldan vazgeçmeyi icab edebilir.

    YanıtlaSil
  20. Yine denilmiştir ki: Şiblî oturuyordu. Onun yana bir cemaat

    geldi. Onlara dedi ki:

    - Siz kimsiniz? Onlar da dediler ki:

    - Senin sevenlerininiz! Bunun üzerine o, dönüp onları aşlamaya başladı. Bu arada onlar, kaçmaya başladılar ve o dedi ki:

    - Eğer benim sevgimi muhabbetimi iddia ediyorsanız, benim elâma karşı da sabr ediniz. Denilmiştir ki: Allahu Teâlâ İsa (Aleyhi's- lam)'a şöyle vahyetti: "Ben şüphesiz ki, bir kulun kalbine bakıp da dünyâ ve âhiret sevgisini bulmadığım zaman onu benim sev- m ile doldururum." Yahyâ b. Muâz dedi ki: Sevgiden bir hardal rlığı, bana yetmiş sene sevgisiz ibâdetten daha sevimlidir.

    YanıtlaSil
  21. Buna karşı: Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve sellem) bir şey îrâd buyurmadı bir şey söylemedi. Bunu müteakib; Allahu Teâlâ işte bu âyeti inzâl buyurdu. "İşte onlar; kendilerine Allah'ın in'âm ettiği peygamberler ve sıddıklarla beraberdirler..."

    Sıddîk; çok doğru olan kimselerdir. Bunlar rasûllere tabi olan kişilerdir. Hatta onlara ilhak oldular onlara katıldılar. Yani onların peşlerinden gelenlerdir. Denilmiştir ki: Buradaki sıddîklardan gaye; Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve sellem)'in ashâbının faziletli- eridir. Ebû Bekir (Radiyallahu Anh) gibi. Bu Hâzin 'den nakl olun- du.

    Vâhidî'den şöyle nakl olundu: Her bir kimse ki, Allahu Teâlâ'nın emrettiği şeylerin hepsini, içine bir şüphe girmeyecek ekilde tasdik etti, doğruladı ve nebîleri de doğruladı (tastikte bulun- u), o kimse sıddîkdır.

    BERIKA/Tarikat-1 Muhammediyye Şerhi C: 1 F:13

    YanıtlaSil
  22. ilmi araştırma ve derin meselelerin çözümü Cihad gibidir.
    Günahım (o beladan daha büyük olmadığında) yine bir nimettir.

    YanıtlaSil
  23. 42. Hakkı (gerçeği) batıl ile bulayıp/örtüp de bile bile hakkı gizlemeyin (hak- kın üstüne örttüğünüz batılı hak diye göstermeyin).

    İslam'a uygun olmayan söz ve hareketler batıldır. Eğer hak olan batila bulanır, ona karıştırılırsa, hak anlaşılmaz, batılın içinde özelliğini kaybeder ve insanlar da haktan saptırılmış olur. Diğer taraftan bu, "Batılı da hakla süslemeyin, altında hak var diye batılı lid cazip göstermeyin." demektir.2

    Yahudiler. Tevrat'taki bazı hükümleri değiştiriyorlar ve kendi uydurdukları batillara

    innishra) indysg nhoy ev nisizi 43. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve rükû eden (mü'min)lerle birlikte rükü edin.

    "Hak (doğru) bu." diyorlardı.

    sid in E Ayet-i kerimede önce "Namaz kılın." denildiği halde tekrar "Rükû edenlerle beraber b rükü edin." buyurulmasında namazın cemaatle kılınmasına ayrıca önem verilmesi ge- d rektiğine işaret vardır.3

    Yahudiler ve hıristiyanlar namazlarında, kıyamdan sonra doğrudan secdeye giderlerdi. Bu ifade ile onlardan İslâm'ın öngördüğü gibi namaz kılmaları istenmiş olmaktadır.

    YanıtlaSil
  24. BAKARA SÛRESİ

    94. (Resûlüm! Onlara) de ki: "Eğer âhiret yurdu (cennet, sizin dediğiniz gibi) Allah katında diğer insanlara değil de sadece size mahsus ise ve (bu iddianızın) doğru olduğunu düşünüyor iseniz, haydi ölümü temenni edin (ki cennete çabucak kavuşasınız)!"1 veq insilijte sub nipi izamlag) hai

    HallA A shublo ) 19lide 18ini uno (svib 95. Oysa onlar, (daha önce) kendilerinin işledikleri (günahlar) yüzünden asla bunu dilemeyecekler. Allah zalimleri hakkıyla bilendir. Siyorsunuz. Onlar

    Çünkü yahudiler, Tevrat'ta değişiklik (tahrifat) yapmışlar ve bazı peygamberlerini öl- 0 dürmüşlerdi,2

    96. Andolsun ki onları (yahudileri, bu dünya) hayatına karşı, insanların en düşkünü olarak bulursun, hatta müşriklerden bile (düşkündürler). Onların her biri bin yıl yaşatılmayı ister. Oysa bunca süre yaşatılması onu azaptan zaklaştıracak değildir. Allah onların yapmakta oldukları şeyleri eksiksiz

    YanıtlaSil
  25. Dogru söylemek eminlik yalan söylemek hainliktir.
    Hz. Ebû Bekir r. a.

    YanıtlaSil
  26. ISTIARE: Ariyet istemek. Ö- dünç almak. Birinden iğreti bir şey almak. Edb: Bir kelimenin manasını muvakkaten başka månada kullanmak. Bir mânayı anlatmak için o şeye benzeyen başka bir şeyin adını iğreti olarak kullanmak. Müş- terekleri bulunan bir keyfiyyete mebni, i- ki isimden birini diğerine bedelen kelâm- da kullanmaktan hasıl olan mecâz. (Bak: Mecaz).

    :Istiare-i mekniye استعارة مكنيه

    Tesbihten müşebbehün bih (kendine benzetilen) kal- dırılarak yalnız müşebbeh (benziyenin) söylenmesi ile meydana gelen istîâre.. Me- sela: Müşebbehün bih'in levazımından biri- nin zikrolması şarttır. Merhum Mehmet Akif'in:

    Şu karşımızda mahşer kudursa, çıldırsa. Denizler ordu, bulutlar donanma

    yağdırsa

    Değil mi ortada bir sine çarpıyor, yılmaz Cihan yıkılsa, emin ol bu cephe

    sarsılmaz..

    Beyitlerinde düşman kalabalığı mahger benzetilerek musarrah bir istiâre yapılmış Sonra o mahger de bir köpeğe tesbih edi

    YanıtlaSil
  27. ISTIBDAD

    erek fakat müşebbehün bih'i zikredilmeye- ek onun levâzımatından olan; çıldırsa udursa kelimeleri îrâd olunarak bir istia ve -e-i mekniye yapılmıştır..

    Istiâre-i

    musarraha: Ebd: Bir teşbihten müşebbeh hazf edilip de yalnız müşebbehünbih zikrolunursa hu- sûle gelen istiâreye sarahatli bulunması dolayısı ile istiâre-i musarraha denir. İsti- are-i tasrihiye veya tahkikiye de denir. Bü- yük âlimlere Ayaklı kütüphâne veya yaşlı kimselere hayatının sonbaharında denilme- si gibi.

    استعاره مصرحه

    Istiare-i mutlaka: (Temlihiye استعاره مطلقه veya tehekkümiye) Edb: Şaka, lâtife veya alayı içine alan bir istiâredir. Meselâ: Til. kinin eşeğe «gelsem olmazmı huzurâ, a be- nim aslanım» demesi gibi... Edb. S.

    : ISTIAZA استعاضه

    ISTIAZA: ivaz olarak bir şey istemek.

    Karşılık olarak,

    ISTIAZE: «Eüzü besmele» 0- kuyarak Allah'a sığınmak.

    YanıtlaSil
  28. sla ISTIB'AD: Uzaklaşma. Uzak Srmek, ihtimal vermeyiş, olmayacak san- ak, akıldan uzak görmek. Yakıştırmayış

    sha ISTI'BAD: Köle edinmek, e r almak.

    استبداء (استبراء

    ISTIBDA: (Istibra')

    yırmak. Uzak etmek. Küçük abdest boz- luktan sonra, idrardan temizlenmek, sidik serinin tamamen kesilmesini beklemek ⚫ Nikâhla alınan dul bir kadının gebe olma- Sığına kanâat getirmek için, kadın bir adet görünceye kadar beklemek.

    sla ISTIBDAD: Başlı başına ol استبداد mak. Keyff idâre sistemi. Zulüm ve ta hakküm. İdaresi altındakilerin istemediği şeyleri yalnız kendi keyfine göre zorla ve zulümle yaptırmaya çalışmak. Kanun ve nizamlara bağlı olmayarak, çok defa da kanun namina kanunsuzluk yaparak, key fi hükmünü icrâ ettirmek. Kimseyi tanı madan kendi dediğini ve keyff emirlerin

    YanıtlaSil
  29. Istibdadkârâne

    2

    kuvvet ve cebir kullanmak suretiyle yap tarmaya çalışmak. Allah'ı ve adaletini unu- tarak dinsizdârâne bir zulümle hüküm ve idare etmek,

    :Istibdadkarâne استبدادکاران f. İstibdad idaresi gibi. Kendi kendine, kanunları v kimseyi tanımadan idâre eder sûrette.

    J ISTIBDAL: (Bidl, bedel. den Değiştirmek, değiştirilmek. Bir vakfı müll ile mübâdele etmek * Bir şey verip yerine başka şey istemek * Askerliği biten erler tezkere verip yenilerini almak.

    Istibdlâ-i müseccel: Lü zumuna hükmolunduğundan dolayı nakz calz olmayan istibdâl.

    MISTIBKA: Devâmını istemek BAKI ve daim kılmak.

    استيكا mayi ister

    YanıtlaSil
  30. يَقْبَلْ منْهُ الَّا كَمَا يَتَقَبَّلُ مِنَ الزَّانِيَةِ الَّتِي تَزْنِي ثُمَّ تَصَدَّقُ بِهِ عَلَى الْمَرْضَى

    عن الحسين بن على) 4839- Haramdan vurgun vurup da sonra sadaka veren adamdan bu infakı ancak fuhuş yapan kadının hastalara yaptığı infakı derecesinde kabul edilir.

    ٤٨٤٠ - مَثَلُ الْعَابِدِ الَّذِي لاَ يَتَفَقَّهُ كَمَثَلِ الَّذِى يَبْنِى بِاللَّيْلِ وَيَهْدِمُ بِالنَّهَارِ

    ابن الى الدنيا والديمى عن عائشة da 4840- Anlamadan ibadet yapan bir abid, gece ev yapıp gündüzün yıkan kişi gibidir.

    YanıtlaSil
  31. جابر ا النجار عن انس و تمام عن المقداد

    4845- Insanları idare etmek bir nevi sadakadir.

    -٤٨٤٦ - مُدْمِنُ الْحُمْرِ كَعَابِدِ وتَنِ هب خ فى تاريخه عن ابي هريرة وعن محمد 4846- Devamlı içki içen, puta tapan gidir.

    عبيد الله عن ابيه )

    YanıtlaSil
  32. (Ölüm zamanında melekler, âyette vasıfları belirtilen mü'minlere, zikredilen müjdeleri verecek- lerdir. Dosdoğru yolda yürümek, iman ve onda se- battır. Bunu Hz. Ebû Bekir, söz ve davranışla isti- kamette olmak; Hz. Ömer, münâfıklık etmemek; Hz. Osman, amelde ihlâs; Hz. Ali, farzları edâ şek- linde yorumlamışlardır. Meleklerin, korkmama müj. desi, ölüm sonrası ve geçmiş amellerle ilgilidir. Ta- salanmama, geride bırakılan evlat ve aileyi içine al- maktadır. Çünkü onların yeryüzündeki halefleri me- leklerdir.)

    YanıtlaSil
  33. Halkın bozulması devlet adamlarının yüzünden Devlet adamlarının bazulmasi alimlerin yüzündendir.
    İlim ağaç yerindedir İbadet te onun meyvesi dır.

    YanıtlaSil
  34. -Ey insanlar, bundan sonra fazla yaşayıp, yaşamıyacağımı bilmi- yorum. Size hatırınızdan çıkmaması gereken bazı şeyler söyliyeceğim. Bu sözlerin mânasını kavrayanlar, bunları hatırlarında tutanlar her gittikle- ri yerde söylesinler, anlatsınlar. Bunları hatırlarında tutamıyanların be- nim adıma bazı şeyler uydurarak anlatmalarına müsaade etmiyorum. Allah, Muhammed (s.a.v) i hak, din ile göndermiştir. Ona kitab indirmiş- tir. Allah'ın indirdiği şeyler arasında recm" âyeti vardı. Bu âyeti okuduk, ezberledik ve üzerinde düşündük. Resûlüllah suçluları recm etti. Ondan sonra biz de recmettik. Zamanla, bazılarının, biz Kur'an'da recm âyetini bulamıyoruz, diyerek, Allah'ın indirdiği emri terkedip, dalâlete düşmele- rinden korkuyorum. Evli bir kadın veya erkeğin zina etmesi hâlinde, delil ikâme edilir, veya zinadan mütevellit kadının çocuğa kaldığı tesbit edilir, yahut zina edenlerin itirafı halinde, zina edenlere Kur'andaki recm âye- tinin tatbiki farzdır. Ve yine biz, Kur'an da: «Öz babalarınızın dışında- kileri baba kabul etmeyin. Başkalarını baba kabul etmekle kendinizi

    "Recm: Zina suç işleyen evli erkek ve kadına, verilen cezadır. Suçlu beline ka- dar toprağa gömüldükten sonra, herkes tarafından taşlanarak öldürülür.

    F: 39

    YanıtlaSil
  35. inkar etmiş olursunuz '"ayetini okuyorduk

    Bu ayet mensuhtur.

    YanıtlaSil
  36. Söz akıl suzgecinden geçerse Kalbe kadar gider. Yalnız dilden çıkarsa kulağı bile aşamaz.
    Çürük tahta çivi tutmaz.
    Zaten zaman ve zemine göre mensuh olan ayet yeniden geçerlilik kazanabilir.
    Ruhu'l Furkan Tefsiri
    cilt 11.sy.111.

    YanıtlaSil
  37. Bu zamanın en büyük farz vazifesi İttihadi İslam dır
    İttihadi islamin zamanı geldi
    Turkiye siz İttihadi İslam mümkün değil.
    Bahsedilen üç bin ismin manası şu üç isimde toplanmıştır.
    BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
    KİM bunu öğrenir söylerse Allah c. c. bütün isimlerini söylemiş olur.

    YanıtlaSil
  38. - ۱۷ - اِن مَنْ حَافظ عَلى هَؤُلاءِ الصَّلَوَاتِ الْخَمْسِ الْمَكْتُوبَات في ـاعَةٍ كَانَ اَوّل مَنْ يَجُوز عَلَى الصَّرَاطِ كَالْبَرَقِ اللامِعِ وَحَشَرَهُ الله فِى ، زُمْرَةٍ مِنَ السَّابِقِينَ وَكَانَ لَهُ فِي كُلِّ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ حَافَظَ عَلَيْهِنَّ كَـارِ

    - شَهِيدٍ قَتَلُوا فِي سَبِيلِ اللهِ (طس عن ابي هريرة وابن عباس معا)

    1707- Bu beş vakit namaza kim cemaatle kılarak dew ederse, Sırat köprüsünden çakan şimşek gibi ilk geçen olur. Allah sabikînden olan ilk zümre içinde haşreder. Devam ettiği her gün gece Allah yolunda öldürülmüş bin şehit ecrini alır.

    YanıtlaSil
  39. Yarabbi bildiğin bütün duaları Yarabbi bildiğin bütün isimlerinin hayırlarının, salavât larının hürmetine, bildiğin ilimleri hayırları, nimetleri ezelden ebede muminler in üzerine indiriver yarabbi.

    YanıtlaSil
  40. Dinin dört temel prensibi vardır.
    1.Dürüst niyet.
    Bu ibadetleri İhlas ve samimi niyetle eda etmektir.
    2.Ahde vefa.
    Bu farzları eda etmektir.
    3.Yasaklari terk.
    Bu haramlardan uzak durmaktir
    4.Sahih inanç
    Bu da ehl-i Sünnet akaidine bağlı olmaktır.
    Şafii fikhi cilt 1.sy.35.

    YanıtlaSil
  41. Âli Davud'a nazil olan hikmette ibret vardır. Akıllı olan insan şu dört vakitten başka şeyle nefsini meşgul etmemelidir: Rabbine dua (ve ibadet) edeceği vakit, Nefsini muhasebe edeceği vakit, Kendisi hakkında, kardeşlerini nasihat etmesine ve ayıblarını kendisine haber vermelerine kafi gelecek bir vakit. Kendi nefsinin helal ve temiz ihtiyaçlarına ayıracağı bir vakit. Bu vakitte diğer zamanlar içinde bir yardım vardır ve kalbin istirahatı kafi miktarda varlık iledir. Sonra da akıllı kimse için, diline sahip olması, zamanını bilmesi, işine yönelmesi ve en sağlam dostuna karşı bile ihtiyatlı olması icap eder.
    Ravi: Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)
    Sayfa: 127 / No: 5
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  42. Ağacın kurdu özünden olur.
    elma direkten ırak düşmez

    Ancak kılıçlı el hükümdar asasını tutabilir.
    Ata et, ite ot verilmez.
    insaf imanın yarısıdır.
    Dünya Atasözleri

    YanıtlaSil
  43. Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandir.

    YanıtlaSil
  44. oktum, mektûme

    ketm'den): 1. ketmolunmuş, gizli, sak- h. 2. hükümetten gizli tutulan. Emvâl-i mektûme: vergiden kaçırılan mallar. Mål-i mektûm: gizli, saklı mal. Nüfûs-i mektûme: kütüğe kaydolunmamış kimse- ler. Vâridât-ı mektûme: deftere geçirilme- yerek şahıs elinde kalan devlet geliri.

    tar. Osmanlı

    mektüm mühimme: Devleti'nde Bâbıâlî'den gizli olarak yazılan ferman ve hükümlerin kopyaları.

    mektümât (a.i. mektûme'nin c.): hükümeten kaçırılarak, gizli tutulan, yazdırılmayan vergi, gelir, nüfus, mal. "mektùmat" evvelce, ekseriyâ me'murlar tarafından "ihtilâsat" mânâsına kullanı-

    mekük (f.i.): mekik, dokumacılıkta "ak veya "argaç" denilen ve enine olan iplikleri uzunlamasına olanların arasından Becirmeye yarayan masuralı âlet.

    kil J (a.i.c.: me'kûlât): eklolunmuş, yenmiş şey; yiyecek

    YanıtlaSil
  45. Çok söz söyleyen hakimden, çok iş gören amire ihtiyacımız vardır

    Hz. Osman.

    YanıtlaSil
  46. Kul Allah Teâlâ için neyi terkederse, Allah u Teâlâ ona karşılık daha hayırlısını verir.

    YanıtlaSil
  47. Harekette birlik olmazsa fikirde birlik faydasızdir.
    Babanın gizlediği şey
    oğulda ortaya çıkar.

    YanıtlaSil
  48. Osmanlı da burada hiç bir kuş yüzmeye, hiç bir balık uçmaya zorlanmaz.

    YanıtlaSil
  49. 23- Bir özr için câiz olan şey, ol özrün zevâliyle**

    bâtil49 olur.

    Zarûret hâli ortadan kalkınca, yasak geri döner ve o işi yapmak caiz olmaktan çıkar.

    Meselâ, kiraladığı şeyde bir ayıp ortaya çıkan kiracı, anlaşmayı feshedebilir. Ancak, mülk sahibi bu aybı gide- rirse, artık akid feshedilemez. Çünkü özür ortadan kalkmış- tır.

    Çocukluk, akıl hastalığı, bunaklık ehliyete (bir işe ehil

    olmaya) engeldir. Bu durum bir zarurettir.

    Ancak, çocuk büyüse, deli akıllansa, bunlar tam ehli- yetli hale gelirler. Çünkü bunların ehliyetsizliğini gerektiren özür ortadan kalkmıştır.

    Şu demektir ki, aslında yasak olan ama bir özür sebe- biyle ortadan kaldırılan iş; özür sebeblerinin ortadan kalk- masıyla otomatik olarak tekrar yasak hale gelir.

    YanıtlaSil
  50. Başkalarına zulmeden ve Allah c. c. isyan eden kimselere ihsan, ikram edilmez.
    Çünkü zalime ihsanda Mazluma haksızlık vardır.
    İmam Gazali

    YanıtlaSil
  51. Zorluklar manileri ortadan kaldırır
    Kara Davud Dalail-i Hayrat Şerhi

    YanıtlaSil
  52. Ankara da gizli İsrail devletimi var
    Hasan Demir

    YanıtlaSil
  53. Kendini Güçlük ler karşısında sabretmeye alıştır, Çünkü haksızlık karşısında hak için sabretmek en iyi ahlaktir.

    YanıtlaSil
  54. ٤٢ - لِكُلِّ شَى مِفْتَاحٌ وَمِفْتَاحَ السَّمَوَاتِ قَوْلُ لَا إِلَهَ الا الله إِلَّا ٤٣٤٠ -

    معقل بن يسار عن ابى هريرة 4340- Her şeyin bir anahtarı vardır. Göklerin anahtarı "Lâ e illellôh" sözüdür.

    ٤٣٤١ - لِكُلِّ شَى صَفْوَةً وَصَفْوَةُ الإيمان الصَّلَوةُ وَصَفْوَةُ الصَّلوة التـ

    ولى هب عن ابي هريرة)

    4341- Her şeyin özü vardır. İmanın özü namazdır. Namazın ü iftitah tekbiridir.

    YanıtlaSil
  55. دَليلُ الشَّيْء فِي الْأُمُورِ الْبَاطِنَةِ يَقُومُ مَقامَهُ

    141 68- Bir şeyin umûr-i bâtina¹¹da delîli, ol şeyin m 142 Emina kaim¹ olur.

    İşin bâtınını (iç yüzünü) arka planını, perdenin arkasın sin gerçeğini öğrenmenin çok zor olduğu durumlarda, görü müşteki zâhirî delillere göre hareket edilir.

    Tasavvur edilen veya kalpten geçen bir kötülüğün de lili, görünen davranış ve hareketlerdir. Fıkıhçılar, açığ vurulmayan bir kasıt için hüküm verilmeyeceği konusunda ittifak etmişlerdir.

    Biz, zahir görünüse نَحْنُ نَحْكُمُ بِاظَّوَاهِرِ Bunun için göre hükmederiz" kaidesini koymuşlardır.

    Bir kişinin düşmanını kasten öldürdüğü kanıtlanırsa kı- sas gerekir. Fakat kasıt, kalbî bir duygu olup hakikatini isbat çok güçtür.

    Katilin kasıt ile davranıp davranmadığı, kullandığı âletin öldürücü olup olmadığından anlaşılır. Kasten adam öldürmenin cezası kısastır. Bunun dışında adam öldürmenin cezası kısas değildir.

    Katilin kasdı, tabanca, bıçak, balta gibi öldürücü bir âletle suçu işlemesinden anlaşılır. Küreğin sapı veya sopa ile vurmuş ve adam ölmüşse "katilde öldürme kastı değil, dövme kasdı vardı" denir.

    Gizli işler, iç yüzü ile alakalı işler 142 Yerine geçen

    YanıtlaSil
  56. Bu zamanda dünya malı müminin silahidir.

    YanıtlaSil
  57. 131. Allahım! Şüphesiz ben fakirlik- ten, zatından başka birine zelil olmak- tan, senden başkasından korkmaktan, yalan söylemekten, bütün günah çeşit- lerini işlemekten ve senin affına alda- nip gururlanarak günaha dalmaktan, düşmanların şamatasından, dermansız dertlerden, ümidin boşa gitmesinden, nimeti kaybetmekten, belânın ansızın gelmesinden sana sığınırım. 04

    YanıtlaSil
  58. Dini konularda Allah c. c. karşı gelenlere itaat şeytana itaat etmek gibidir.
    Feyzul Furkan

    YanıtlaSil
  59. düştün dünya derdine unuttun kıyâmeti

    YanıtlaSil
  60. Uyanık olun Fakirlerin hallerini amirlere söyleyenler iyi kişilerdir.

    YanıtlaSil
  61. Meşe ağacının eğilmesi kırılmasına oğlunun banasindan sözünden çıkması ölümüne neden olur.

    YanıtlaSil
  62. Meşe ağacının eğilmesi kırılmasına oğlunun babasindan sözünden çıkması ölümüne neden olur.

    YanıtlaSil
  63. Ağ Sudan çıkmayınca balığın kendi durumundan haberi olmaz.

    YanıtlaSil
  64. İnsanların akidlerini bozduklarını, emanetleri hafife aldıklarını, ve -parmaklarını birbirine geçirip- böyle olduklarını gördüğün zaman evini tercih et, lisanına sahip ol, maruf olanı al, münkeri bırak, kendi işinle meşgul ol ve ammenin işlerini kendilerine bırak.
    Ravi: Hz. Abdullah İbni Amr (r.a.)
    Sayfa: 46 / No: 7
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  65. Yalanı söküp atmadan hakikati gerçeği dikmeye çalışma tutmaz.

    YanıtlaSil
  66. İnsanlar idareciler in yolunda giderler.

    YanıtlaSil
  67. zaruret ler (zorunlu haller) haramı helâl kılar.

    YanıtlaSil
  68. Hadis Şerif
    Gerçek nerede ise sen orada ol, onun peşi sıra git, HAKTAN hiç ayrılma.

    YanıtlaSil
  69. Unutmak felaket hatırlamakta hayır vardir.

    YanıtlaSil
  70. Hayırların içinde sevabı en çabuk gelen sılai rahim, en çabuk cezası gelen de hükümete isyandır. Yalan yere yemin de memleketleri harabeye çevirir.
    Ravi: Hz. Mekhul (r.a.)
    Sayfa: 115 / No: 2
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  71. العصا Tefarik-ul-asa : Bir atasözüdür. Bu darb-ı mesel hakkında meşhur Kamus Tercü- mesi'nde hülâsaten şu mâlumat var: "Arab'dan fa- kir bir kadının zaif ve gayet huysuz bir oğlu var- miş. Yaptığı müteaddit kavgalarda meselâ bir defa- sında burnunu, bir defasında kulağını, bir defasın- da dudaklarını kesmişler. Her bir defasında da an- nesi çocuğunun kesilen azalarına bedelen diyet ala- rak zenginleşti. Bu sebeple oğluna: "Sen tefarik-ul- asâdan daha faydalısın." Zira o, asâ ki, bir cins a- ğaç olup, parçalandıkça her bir parçasından yine faydalı şeyler yapılırdı. Onun gibi oğlunun da vü- cud parçaları daha faydalı oldu. Yani, bir (şey) ol- makla beraber, muhtelif fayda cihetleri bulunan şeyler için mecazen bu tabir kullanılır.

    ble TEFARÜT: Müsabaka etmek,

    JTEFASIL: (Tafsil. C.) Taf-

    TEFASIR : (Tefsir. C.) Tefsir- ler, Kur'an-ı Kerimin mânasını anlatan kitablar. pa TEFASSUM: Kırılma. Kesil-

    YanıtlaSil
  72. Üç şey vefa hazinesidir! Hastalığı gizlemek, musibeti gizlemek, sadakayı gizlemek.
    Ravi: Hz. Enes (r.a.)
    Sayfa: 261 / No: 1
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  73. Semendun. Hz. Süleyman a. s. in emrinde olan bir yaratık.

    YanıtlaSil
  74. Fiil sözden önce gelir. Sözler
    9.söz.
    Risale-i Nur Kulliyati

    YanıtlaSil
  75. Dünya ve ahiret saadetinin anahtarı hidâyet üzere olmaktır.

    YanıtlaSil
  76. Allah c. c. tan korkandan daha güvenilir kimse yok tur.

    YanıtlaSil
  77. Bir ilacı dozundan fazla kullanmak dert getirir.

    YanıtlaSil
  78. Bediüzzaman Sa'îd Nursî oğlum olsaydı adını Yüksel koyardım

    YanıtlaSil
  79. Tarihini unutmak en büyük hatadır.

    YanıtlaSil
  80. SAHH: (Sıhhat.

    resmi yazılara konulan ve "doğrudur, yanlışsızdır

    mânasına gelen bir işâretdi. SAHH: Şiddetinden kulaklar tutulan çığlık. Sağlam bir şeyle vurmak. * Cem-

    etmek, toplamak.

    SAHHA: Kulakları sağır eden

    şiddetli bağırış veya çığlık.

    SAHHAB SAHHAF: (Sahf. dan) Eski ki-

    : Gürültücü, patirtici.

    tap alıp satan kimse.

    SAHHAKA: Sevici kadın.

    SAHIB Yoldaş, yol arkadaşı.

    Gözcü. (C.: Sihab-suhban) (Sahib'in C: Sahb-

    Sahb'in C: Eshab-Eshab'ın C: Esâhib)

    SAHIRE : (C.: Savahir) Top-

    raktan yapılmış bir kap.

    SAHIT : Dargin, kirgin.

    SAHI (Sehiv, den) Hata işle-

    بحانه صاحب

    سخی

    yen.

    SAHI Cömert, eli açık, her-

    kese iyilik etmek isteyen.

    صاحب

    صاحب أرض

    صاحب خانه

    SAHIB (Sohbet. den) Soh-

    bet edilen kimse. * Bir şeyi koruyan ve ona mâlik olan. * Bir iş yapmış olan. * Bir vasfı olan.

    Sahib-l arz: Devleti temsil e-

    den zât.

    Sahib-i hâne : Ev sahibi. Sa-

    hib-ül beyt.

    Sâhib-i hayrât : Câmi, yol,

    çeşme vs. gibi hayırlı işler yapıp bırakmış kimse. Hayrat sahibl.

    Sahib-i Huruc: f. Isyan edip a-

    yaklanarak idareyi ele geçirmiş olan kimse, * Bü- yük kahraman. Şarktan zuhuru beklenen mehdi, Sahib-i imtiyâz : imtiyâz sa-

    صاحب خيرات

    صاحب خروج

    صاحب تخريج

    hibi.

    JUS Sahib-i kemâl: Kemâl sahibi,

    olgun insan.

    Sahib-i Nun : (Sâhib-i Zünnun) Hz. Yunus Peygamberin (A.S.) bir námi.

    Sahib-i tahric: (Bak: Tahric)

    Sahib-ül beyt:Ev såhlbl.

    Sahib-ül Hut : Peygarnber Haz ret-i Yunus'un (A.S.) bir námi. (Bak: Yunus) Sahib-ül yed: Mal sahibi, mal

    elinde tutan kimse,

    Sahib-üs seyf: Kılınç sahibi

    YanıtlaSil
  81. İlim bütün iyilikler in anahtarıdır.

    YanıtlaSil
  82. Meclisler emanettir. Sırrı ifşa edilmez. Üç meclis müstesna: Haram kan akıtılması konuşulan meclis, Haram fercin helal sayıldığı meclis ve helal olmıyan malın helal sayıldığı meclis.
    Ravi: Hz. Câbir (r.a.)
    Sayfa: 232 / No: 14
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  83. Kadere iman, tevhidin nizamıdır.
    Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
    Sayfa: 193 / No: 4
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  84. İblis, en şiddetli ve kuvvetli adamlarını malını hayra sarf eden kimseye musallat eder.
    Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
    Sayfa: 111 / No: 1
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  85. Din nasihat tır
    Din samimiyettir.
    Bütün muslmanlara, Allah c. c. karşı Peygamber efendimiz sav Karşı.

    YanıtlaSil
  86. Kötülüğü kötülük yapmak için değil, ondan korunmak

    Kim insanlardaki kötülüğü tanımazsa tuzağına düşer

    .

    YanıtlaSil
  87. Sabır, belânın açılmasının anahtarıdır
    Cennetin anahtarı hidâyet üzere olmaktır.

    YanıtlaSil
  88. Tefekkür imanın anahtarıdır

    YanıtlaSil
  89. Allah c. c. isyanda kula itaat yoktur.

    YanıtlaSil
  90. Yanlış bilgi felaket kaynağıdır
    Kazim Karabekir

    YanıtlaSil
  91. Hakikati gerçeği gizlemekte zulümdur.

    YanıtlaSil
  92. Otorite boşluk kabul etmez.

    YanıtlaSil
  93. Doğru işi doğru zeminde yapmak,doğru sözü doğru zamanda söylemek çok önemlidir.

    YanıtlaSil
  94. Birgün Rasûlullah (s.a.v)'in huzurunda bulunduğumuz s rada, elbisesi beyaz mı beyaz, saçları siyah mı siyah, yoldan gel- miş bir hali olmayan ve içimizden kimsenin tanımadığı bir adam çıkageldi. Peygamber Efendimiz'in yanına sokuldu, önüne otur- du, dizlerini Allah Rasûlü'nün dizlerine dayadı, ellerini dizleri- nin üstüne koydu ve:

    "-Ey Muhammed, İslâm nedir?" dedi.

    Rasûlullah (s.a.v):

    "-İslâm, Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kıl- man, zekâtı (tastamam) vermen, Ramazan orucunu (eksiksiz) tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Ka'be'yi zi- yaret (hac) etmendir" buyurdu. Adam:

    YANITLASİL

    yuksel6 Ekim 2023 23:23
    Doğru söyledin." dedi. Onun hem sorup hem de tasdik et- mesi tuhafımıza gitti. Adam:

    "-Peki îman nedir?" dedi. Rasûlullah (s.a.v):

    "Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret e inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân et- mendir" buyurdu. Adam tekrar:

    "-Doğru söyledin." diye tasdik etti ve: “-Peki ihsân nedir, onu da anlat" dedi. Rasûlullah (s.a.v): "-jhsân, Allah'a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. n onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdu. Adam yine:

    *-Doğru söyledin" dedi, sonra da:

    "-Kiyâmet ne zaman kopacak?" diye sordu. Peygamber

    sav):

    YANITLASİL

    yuksel6 Ekim 2023 23:25
    "-Kendisine soru yöneltilen, bu konuda sorandan daha bil- gili değildir" cevabını verdi. Adam:

    "-O hâlde alâmetlerini haber ver. dedi. Rasûlullah

    (s.a.v):

    “-Annelerin, kendilerine câriye muamelesi yapacak çocuklar doğurması, yalın ayak, başı kabak, çıplak koyun çobanlarının, yüksek ve mükemmel binâlar yapma husûsunda birbirleriyle ya- nışmalarıdır" buyurdu.

    Adam, (sessizce) çekip gitti. Ben bir süre öylece kalakaldım. Daha sonra Peygamber (s.a.v):

    "-Ey Ömer, soru soran kimdi, biliyor musun?" buyurdu.

    Ben:

    YANITLASİL

    yuksel6 Ekim 2023 23:26
    "-Allah ve Rasûlü daha iyi bilir" dedim. Rasûlullah (s.a.v): "-0, Cebrail idi, size dîninizi öğretmeye geldi” buyurdu. (Müslim, Imân 1, 5; Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16; Nesai, Mevâkît 6; İbn Mâce, Mukaddime, 9)

    İslâm'ın özü, denebilecek bu hadîs-i şerîf çok mühimdir. Önce îmân, sonra ibâdetler, daha sonra da tasavvufî bir terbiye ile elde edilebilecek olan ihsân kıvâmı... İşte İslâm'ın bir bütün olarak kısaca târifi...

    İnsanların, ana-babalarına hürmet etmeyip onlara kötü dav- ranmaları, birbirleriyle dünyalık yarışına girerek her şeyi bu dünyadan ibaret zannetmeleri ise kıyâmet alâmetlerindendir. Hatta, "Bu durum bir toplumun kıyâmetidir" demek bile müm- kündür.■

    YanıtlaSil
  95. Ebû Zer'in Ahlakı, Zühd ve Takvası

    Ebû Zer, Medine'deki hayatını, Hz. Peygamber son nefe- sini verinceye kadar mütemâdiyen onunla geçirmişti. Bu süre içerisinde onun tavsiyeleri ile ahlakını güzelleştirmeye çalış mıştı. Ebû Zer, Resûlullah'ın kendisine yedi şey tavsiye etti- ğini söyler. Onun ahlakının temellerini oluşturan ve hayatında temel prensipler haline getirdiği bu yedi öğüt şöyledir:

    1. Yoksulları sevip onlara yakın olmak,

    2. Kendisinden yukarıda olanlara değil aşağıda olan- lara bakmak,

    3. Kimseden bir şey istememek,

    4. Yakınlarına karşı sıla-i rahimde bulunmak,

    5. Aleyhine de olsa gerçeği söylemek,

    6. Allah yolunda hiçbir kınayıcının kınamasından kork- mamak,

    7. Lå havle ve lâ kuvvete illâ billah: Güç ve kudret an- cak Allah'tandır, sözünü çokça söylemek.

    YanıtlaSil
  96. 350

    Gunyet'üt-Talibin

    "Rahman" "Onun dengi vardır,' diyeni reddeder; "Rahim", 'O tek eşsiz zattır,' diyeni över.

    Besmelenin Dinlemenin Fazileti

    “Bismillah..." dediğin zaman, Allah'ın affını orada bulursun.

    Burada dinlediğin besmele, okuyan kuldandır; var eden zattan dinle, gör nasıl olur?

    Burada besmeleyi dinliyorsun; ama gamdasın. Susamış gönüllere su veren zattan dinlesen gam mı kalır?

    Burada, besmeleyi dinlerken, vasıtalı olarak dinliyorsun; onu vasıtasız dinlemeye geç; gör neler olur?

    Besmeleyi, şimdi bu aldatıcı dünya evinde dinlemektesin; sonsuz stirur yurdunda dinlemeye gir. Bak; o zaman neler bulursun?

    Besmeleyi burada şeytan diyannda dinlemektesin; Rahman'ın yanında

    dinle ki, nelere erdiğini göresin. Besmeleyi, şimdi bir zelil kuldan dinliyorsun; Melik ve Celil zattan dinle ki, neler olduğunu anlayasın.

    Burada anlatılan, Besmelenin bir haber lezzetidir; onu görme lezzeti nasıl olacak, anla! Burada elde edilen mücahede ile alınan Besmelenin lezzetidir; müşahede

    ile alınan besmelenin lezzetinin nasıl olacağını düşün! Burada elde edilen Besmelenin açıklama tadıdır; ya onu gözle görme lezzeti nasıldır!

    Burada Besmele, gizliden haber olarak anlatılıyor; karşı karşıya gelince nasıl bir lezzet duyulacağını var hesap eyle!

    Besmelenin faziletleri "Bismillah"ı şöyle oku:

    "Bismillah"; O, ztlan olmaktan yana şanı yücedir. "Bismillah"; O, dengi olmaktan yana münezzehtir.

    "Bismillah"; O, çocuk sahibi olmaktan yana mukaddestir.

    YanıtlaSil
  97. bdülkadir Geylani

    351

    eden Yüce Zattır.

    "Bismillah"; ;O, nurlan nur eden Zattır. "Bismillah" ile O, iyilere ikram

    "Bismillah"; O, kaderi takdir eden, kalpleri ve basiretleri nurlandırandır

    .

    "Bismillah"; O, seher vakitlerinde iyi zatların kalplerine tecelli eder.

    "Bismillah"; O, âşıklara sırlan öğretti. Sonra onlan nurlarla aydınlattı; sırlarını

    sevenlere tevdi etti. Onlan, tehlikelerden korudu; yabancılara bağlanmaktan

    alıkoydu. Bu halde, onlardan; ağırlığı, yükü, hatalan ve günahları sildi. O Yüce Zat ki, ta ezelden beri ihsan etmek ve fazilet vermekle sıfatlan-

    mıştır; istiğfar edenlerin de günahlarını bağışlar. Daima, "Bismillah" diye oku. O öyle bir isimdir ki, ırmaklar onunla akar; ağaçlar onunla biter.

    O öyle Yüce Zatın ismidir ki, kullardan itaat ehli kimselerin itaati ile

    beldeleri mamur eyler.

    Beldelerin, dağlar gibi sütunları vardır. Yer, onlar sayesinde üzerinde

    olanlara beşik gibi yayılmıştır. İşte bunları yapan o ismin sahibidir.

    Bu yerin dağlar gibi sahipleri "Hayırlı Kırklar" olup, Abdallar ara- sından seçilmiştir.

    Bunlar, Yüce Rabbi ortaklan ve benzeri bulunmaktan daima tenzih ederler, Onlar, dünyada iken sultandırlar; âhirette ise kullara şefaatçi olacaklardır. kullara rahmet için yaratmıştır

    Allah (cc) onlan, âleme fayda,

    Besmele'nin Diğer Faziletleri

    lere nur, âşıklara sevinçtir. "Bismillah" ile ruhlar rahata kavuşur. "Bismillah" "Bismillah", zikredenlere bir azık, güçlülere izzet, zayıflara sığınak, seven- ile bedenler necat bulur.

    "Bismillah" ile gönüllere nur dolar.

    "Bismillah" ile tüm işler düzene girer. "Bismillah", Allah'a güvenenlerin başında bir taçtır.

    "Bismillah", Allah'a ulaşanlann kandilidir. "Bismillah", âşıkların şarkısıdır.

    adidir.

    "Bismillah", dilediği kulu aziz eden,

    YanıtlaSil
  98. dilediği kulu zelil eden bir zatin adıdır.

    YanıtlaSil
  99. 352

    “Bismillah”, cehennemi düşmanları için bekleyen bir ateş eyleyen

    Gunyet'üt-Tall

    Zatın adıdır. Yüce Zatını görmeyi dahi sevdikleri için hazırlamıştır. "Bismillah", sayı hesabına göre değil, güç ve kuvvet cihetiyle tek ola

    Zatın adıdır.

    "Bismillah", bir son düşünülmeden baki olan bir Zatın adıdır. "Bismillah", bir dayanağı olmadan kaim olan bir Zatın adıdır

    "Bismillah", her surenin onunla başladığı Zatın ismidir.

    "Bismillah", yalnızlıklar, onunla güzel olan; namazlar onunla tamam

    bir Zatın adıdır.

    Zanlan güzelleştiren yüce Zatın ismidir.

    Gözler, kendisi için uykusuz kalan yüce Zatın ismidir.

    O, bir şeye, "Kün!" (Ol!) dediği zaman, her şeyi olduran Zatın ismidir.

    Bu isim, kendisine dokunulmaktan münezzeh olan Zatın ismidir.

    Bu isim, insanlara ihtiyacı olmayan Zatın ismidir.

    Bu isim, her hangi bir şeyle kıyas edilemeyecek kadar Yüce Zatın ismidir. "Bismillah"ı harf harf oku; bin bin ecir alırsın. Sel gibi günahlar üzerinden akar gider.

    Bir kimse, dili ile besmele okur ise; dünya onun için şahit olur. Bir kimse, kalbi ile besmele okursa; âhiret onun için şahit olur.

    olur.

    Bir kimse, içten içe sır dili ile Besmele okur ise; onun "Bismillah" öyle bir kelimedir ki, dillere onun tadı gelir. şahidi Yüce Mevlâ

    "Bismillah" öyle bir kelimedir ki, onun olduğu yerde gam olmaz. "Bismillah" öyle bir kelimedir ki, onunla nimetler tamam olur. "Bismillah" öyle bir kelimedir ki, onunla sıkıntılar açılır.

    "Bismillah" öyle bir kelimedir ki, yalnız bu ümmete mahsustur.

    "Bismillah" öyle bir kelimedir ki, onda celâl ve cemal tecelli etmiştir "Bismillah" demek, celal içinde celaldir. "Rahmanirrahim" demek cemal içinde cemal demektir.

    Allah'in celalini müşahede eden kişi, su gibi erir gider; ama onun cemalini

    müşahede eden yaşar kalır.

    YanıtlaSil
  100. ve "Bismillah..." diyene Allah c. c. Rahmet etsin.

    YanıtlaSil
  101. Konu

    Cild ve Sayfa

    İmam yaşça en büyük olmalı..

    .IV, 213

    Imam, namazı tam kıldırırsa ona ve cemaate sevap vardır.... VII, 621 IV, 167

    Imama nerede yetişilirse orada uyulur.

    Imama tam olarak uymak gerekir.

    VII, 378, 379

    İmama uyan kimsenin imamdan önce başını

    rükü ve secdeden kaldırmasının haram oluşu... VII, 378-380 Imama uyulduğunda dikkat edilecek hususlar..

    VII, 378, 379

    İmamdan önce başını kaldıranı bekleyen tehlike. VII, 378, 379

    Imamın arkasında kimler durmalıdır?.. İmamların sorumlulukları....

    .V, 343

    Imamlıkta öncelik hakkı.

    VII, 622

    .II, 659

    Iman amellerin en faziletlisidir.

    VI, 74

    İman cihaddan önce gelir

    VI, 68 III, 551

    Iman edenlerle alay edenlerin hali.

    I, 150,

    Iman edip sâlih amel işleyenlerin mükâfatı.. VII, 73, 76, 793

    Iman etmeyen cennete giremez.

    IV, 508, 509

    Iman etmeyenlere selâm verip almak.

    IV, 549, 555

    Iman Kur'an okumakla pekişir.. Iman üzere ölenlere cehennemin

    1,426

    III, 101

    Iman ve cihad en üstün ameldir.

    haram olduğu

    1,561

    VI, 14

    Iman ve cihad kişiyi azaptan kurtarır.. Iman ve istikamet, İslam'ın kendisidir.

    1,464

    Iman ve tövbe edenlerin mükâfatı Iman, istikrar sebebidir.......

    III, 551

    1,270

    Imana şirk karıştırılmamalıdır. Imani

    II, 261, 262

    kuvvetli olanlar için deccâl tehlike değildir.. Imanı mükemmel olan huyu güzel olandır.. Imanın doğruluğu kalbin doğruluğuna bağlıdır..

    Imanın en alt şubesi yolu temizlemektir.....

    VII, 544,

    III, 710

    1,468

    1,581

    YANITLASİL

    yuksel10 Ekim 2023 22:40
    Riyazu's Salihin
    Imam Nevevi
    Kampanya Kitaplari
    cilt. 8.sy.185.

    YANITLASİL

    Yorum Gönder
    Bu blogdaki popüler yayınlar
    İman
    Mayıs 04, 2023
    DEVAMI
    Meric Tumluer Said Nursi
    Mayıs 04, 2023
    DEVAMI
    ruhu l furkan tefsiri
    Şubat 13, 2021
    DEVAMI
    Blogger tarafından desteklenmektedir
    Tema resimleri Michael Elkan tarafından tasarlanmıştır

    YUKSEL
    Vasiyet ve mustafa
    PROFİLİ ZİYARET EDİN
    Arşivleme
    Kötüye Kullanım Bildir

    YanıtlaSil
  102. A. G. Michel

    Mason Diktatörlüğü

    Fransızcadan

    Çeviren: ESKİ BİR SEFİR

    İHYA YAYINLARI

    YanıtlaSil
  103. ve iç işlerine karışmadığı yalanını bir bir ortaya çıkarı. yordu,

    Hiç bir insana ve zümreye düşman olmadıkları iddiası.

    nm palavra olduğunu ortaya koyuyordu, Kendi gayelerine hizmet etmeyen milletlere, şahsiyetlere ve idealler ne kadar korkunç bir kinle saldırdıklarını anla. tiyordu bu eser,

    Kendi kahrolası varlıklarını tehdit eden ne kadar tanperver varsa, onları nasıl yok edeceklerini gösteriyordu va. be kitab

    Diktatörlüklerini engelleyecek, insanlığı bu korkunç ga. kuru. ve insanlığı yeli tarikatın götüreceği acıklı akibete mani olacak las ve fikir hareketlerini ne şekilde boğacağı tutanaksız bırakarak nasıl eriteceği izah ediliyordu bu ki tabda,

    Masonları bütün dünyadaki biraderleriyle nasıl irtibat h bulunduğunu ve bütün milletleri bir ağ gibi nasıl sardık. larım ispatlıyordu. Bir masonun dünyanın öbür ucundaki masona nasıl bağlı olduğunu ve bu bağlılığın milletlere ne. ler hazırladığını açıklıyordu.

    Taa 1920 lerde Avrupa Ortak Pazarının neden dolayı planlandığını, bu tarikatın içtimalarında nasıl karara alın- dağanı anlatıyordu,

    Bu tarikatın büyükler seviyesindeki içtimalarında suni sağ sol cephelere ayrılarak bütün milletlerin içine nasıl nifak sokulacağının ve iç savaşlara sürükleneceğinin kara ra bağlandığını belirtiyordu.

    Din kavramını ortadan kaldırmak için ne gibi plan- lar tesbit edildiğini gösteriyordu. Laiklik et

    tirilmeye çalışılacağını ve bu prensibin ne için kullanıla- prensibinin bütün dünya milletlerine kabul caini gösteriyordu bu eser, Milletlerdeki bütün milli vasıfların nasıl yok edilece

    gial, kozmopolit tipler meydana getirilerek milletleri na.

    YanıtlaSil
  104. sıl Yahudi siyonizminin emrine vereceğini plânlayan içti- maları dile getiriyordu bu kitap.

    Milletleri idare eden idari ve iktisadi güçleri ne tarz. da ele geçireceklerini planlayan bu tarikatın bütün bu planlarmı gözler önüne seriyordu.

    Bütün dünya üzerindeki madenleri ellerine geçirme- ye karar verdiklerini ve bunu da tahakkuk ettirdiklerini bu eser, gözleri faltaşı ederek gösteriyordu.

    Milletlerin içinde yetişen ve yetişecek olan vatanper. ver düşünürleri nasıl avlıyacaklarını veya avladıklarını gösteriyordu. Bütün seçme beyinleri nasıl kullandıklarımı ve kendi gayelerine nasıl alet ettiklerini anlatıyordu.

    Muazzam bir iktisadi güç temsil ettiklerini, müthiş bir gizlilik içinde işlerini yürüttüklerini ve bu şekilde bütün dünyaya diktatörlüklerini kabul ettirdiğini anlatıyordu eser. deki vesikalar.

    Büyük vatanperverlerin ve gerçek düşünürlerin neden

    dolayı bu teşkilata mani olamadıklarını anlatıyor ve bu

    teşkilâta neden dolayı boyun eğildiğini dile getiriyordu.

    Bu eser gösteriyordu ki, bir insan ne kadar büyük ya- ratılışlı olursa olsun, hangi kaabiliyetlerin sahibi bulunursa bulunsun, şayet bu korkunç teşkilata bağlı değilse, yüksele. mez, hiç bir makam ve mansıb sahibi olamaz.

    Yine bu kitabda görülüyordu ki, bu gizli tarikata bağla- nan her kişi, dünyanın en ebleh adamı da olsa büyüyor ve her türlü kudret içinde yüzüyordu.

    Fakat bu teşkilata bağlanmayan, hattâ bağlanmamak bir yana, bu teşkilatın insanlık için ne korkunç bir akibet hazırladığını görerek mücadele eden, etmeye teşebbüs eden şahsiyetler ne yaparsa yapsın, ne kadar büyük kaabili. yetler sahibi bulunursa bulunsun sesini duyuramaz, hiç bir makam ve mansıb elde edemez ve her türlü imkânsızlar içinde eriyip gider.

    Şayet bu teşkilâta karşı olan kişiler içinde, mali imkânı

    -13-

    YanıtlaSil
  105. ve çok üstün yetenekleri olan kıymetler çıkarsa, onları da vücutlarımı ortadan kaldırarak yok etmeye baktıklarını an. latıyordu bu eser. Bu teşkilat bütün yeryüzünü idare eden resmi teşkilat-

    lar sınıfına girmiştir artık, Öyle ki, bu teşkilata taarruz etmek, oyunlarını bozma. ya çalışmak, dünyayı idare eden sistemlere taarruz etmekle esit değerde sayılmaktadır. Kendi gayelerine ulaşmak için buldukları bütün sloganlar, bu sloganların sistemleri artik dokunulmaz birer tabu olarak milletlerin başının üzerinde durmaktadır.

    Su anda insanların arkasından koşturulduğu ne kadar sistem varsa, hepsi bu korkunç tarikatı hedefine götürecek birer alettirler. Böyle olmasına rağmen, bu sistemlerden her. hangi birine taarruz etmek, bizzat kanunlara karşı gelmek gibi mitalia edildiğinden, bu taaruzu yapan kişiler kanu- nun sert pençesine havale edilerek yok edilir. Milletler de gözleri önünde cereyan eden bu hadiseyi alkışlar. Bilmez ki, kanunun pençesinde yok edilen o kişi kendi varlığı, ken. di hayatının bakası için kendisini yok etmiştir.

    Bilmez ki, vatanperverleri mahkûm eden kanunlar, ken- di varlıklarını mahkum ederek dünyayı eline geçirmeye çalışan Beynelmilel Yahudi Teşkilatı Siyonizmin en büyük aleti olan Masonlara yardım eden kanunlardır,

    Hatta bir şey bilmeyen mazlum halk kitlelerine kendi- lerini kurtarmak için ortaya atılan büyük insanları bizzat yok ettirirler. Bütün insanlara bu hareketleri de alkışlattı. rırlar.

    Onun için her türlü tehlikeyi göze almadan, bu korkunç teşkilatı karşısına dikilmek mümkün değildir. Bu sebeble de evladı ayal derdine düşen mücadele adamları bu korkunç teşkilatın gayelerini bildiği halde mücadele etmekten kor- kuyor ve bilgilerini kendileriyle birlikte mezara götürmeyi tereih ediyor.

    Bu korkunç Yahudi tarikatının bütün oyunlarımı göster. meye çalışanlar çıkmıştır, çıkmıştır ama, herşeyini de kay.

    -14-

    YanıtlaSil
  106. betmiştir. Çoluğu çocuğu elinden alınmuş, karısı kı sokak lara düşürülmüş, kendisi aç ve sefil bırakılarak insanların alaylarına hedef edilmiştir. Bütün bu felaketleri göze alma dan bu tarikat hakkında söz etmek mümkün değildir, Va hut da tam bir serdengeçti olmak lazımdır,

    Bu teşkilatla mücadele etmek isteyen kahramanlar, bu tün bu tehlikeleri göze almalıdırlar,

    İşte bu eser bütün bunları gözlerini açmaya çalışmaktadır.

    anlatmakta ve milletlerin

    Bu kitaba «Mason Sözlüğü» diye bir bölüm ilave ettik. Bu sözlük dünyanın en büyük Masonlarından biri tarafın dan kaleme alınmıştır. Sözlüğü hazırlayan halis kan bir Yahudidir.

    Bu lugat, masonların bütün işaretlerini, kullandığı koll melerin ne manâlara geldiğini, istilahları altında neler yatmakta olduğunu bir bir göstermektedir. Masonların NIR. larına ışık tutacak olan bu lugat göstermektedir ki, mason teşkilatı beynelmilel Siyonizmin bir aletidir,

    Bu lugat göstermektedir ki, masonluk, Yahudi tasay vufu Kabalizmin tatbikatıdır ve siyonizmi hedefine götü ren bir Yahudi teşkilatıdır.

    Bu lugatta görülüyor ki masonluk, kendilerine göre an

    lattıkları Hazreti Idris'e kadar dayandırılmaktadır.

    Taa o zamandan bu yana masonluk teşkilatının fonk siyonunu icra eden teşkilatlar daima vardır.

    Fakat daha evvelki teşkilatlar, zamana, zemine ve şart. lara göre isimler alarak zamanımıza kadar gelmişler ve nihai gayelere ulaştıracak masonluğa kalbolmuşlardır,

    Okuyuculardan ricamız, bu lugatı çok dikkatlice oku. sunlar. Çünkü mason teşkilatının bütün gizliliği bu lugati anlamakla açığa çıkacaktır.

    Bu tarikatın bizim memleketteki durumuna alt bir iki şey söylemek yerinde olacaktır. Memleketimizde kurulduğu zamanlar, bu kuruluşlarda

    15-

    YanıtlaSil
  107. Padişahlar, prensler, pasalar, tarikat şeyleri (di, bilhas mevleri ve bektaşiler bu teşkilata girdikleri zaman derhal dereceden başlamaktadırlar) ler bulunmakta idi. Imparatorluğun yıkalışında da baş roli 11 ve 18 aynamışlardı. Bu masonlarm listesini kitabın arkasına la ve ettik, Loca ve mahfil kurucularının tam listesini verme ye calistik beyande

    Ba durum fa Mustafa Kemal'in zamanına kadar böy lece gelişe gelişe yürüdü, Fakat bildiğimiz kadarıyla Mus tafa Kemal tarafından kökü dışarıda bir teşkilat kurula. myacağı hakkında kanun çıkartılarak mason localart ka patildi, Çinkil besbelliydi ki, bu teşkilatın kökü dışarıda idi Fakat Mustafa Kemal vefat ettikten sonra bu kanun kaldırılmadığı halde Mason locaları tekrar açıldı, Mustafa Kemal devrinde gizlice yürüttükleri faaliyetlerini gene açık ca yürütmeye başladılar. Mustafa Kemal'i en çok istismar edenler bu tarikatın mensuplarıdır. Halbuki, kendilerine en büyük darbeyi vurmaya çalışan bir insan olarak Musta. fa Kemal'i hiç sevmemeleri lazım gelen de bu tarikat men suplarıdır.

    Mason locaları hakkında bazı rivayetler neticede bu teş- kiláttan milletin nefret etmesini temin etti. Bu bizde oldu. ğu gibi bütün dünyada da böyledir.

    İşte bu sebeblerden ötürü Mason teşkilatının faaliyet. lerini örtmek, onu saklamak için bu teşkilata bağlı başka beynelmilel teşkilatlar ihdas edildi. (Rotary ve Lions kulüb leri gibi).

    Bu kulüblerin de kökü dışarıda olmasına rağmen, kökil dışarıda bir teşkilatı yasaklayan kanun maddesi bulunma suna rağmen bu kulübler hükümet kararnamelerinin müsaa desi ile memleketimizde de kurulmuştur.

    Mesela, Lions Kulübü, şu anda halkçılık şampiyonu, ik tisadi ve sair bağımsızlıklar havarisi olan CHP, Genel Baş kans Bülent Ecevit'in Çalışma Bakanı olarak üyesi bulun duğu hükümet kararnamesiyle kurulmuştur. Resmi gaze tede neyredilen bu kararnamenin klişesini bu kitabda göre ceksiniz,

    16-

    YanıtlaSil
  108. Demek ki, bu teşkilatın kuvveti nasıl bir kuvvetse, ka. I bizzat hükümet üyelerine çiğnetiyor ve kendisini bu sekilde zorla kabul ettiriyor.

    Halbuki ise, Ecevit «Alt yapı» haklarını savunmakta. he, Bu kökü dışarıdaki örgütler ise, «Ust yapı yı, hemde beynelmilel bir mahiytte temsil etmektedir. Öyleyse, Ana. do halkının kendisi olan «Alt yapı» taraflısı olmak, en anndan dış köklü bu örgütleri geldikleri yerlere sürmekle mkün olacaktır.

    Masonların dinsiz olmadıkları kasıtlı bir şekilde rivayet edilmektedir,

    Eserin bütününde bu iddianın ne korkunç bir yalan.

    olduğunu zaten anlayacaksınız.

    Sayet kendi aralarında tertib ettiği konferanslarını din. lesenir ve bu konferansların teksirlerini okusanız tüyleriniz diken diken olur.

    Kur'ana ve peygambere yapılan taarruzların menşeini

    ayan beyan görürsünüz,

    Burada masonların islâmiyet hakkında nasıl bir kanaat sahibi olduklarını göstermek için, Demirel'in Bilgi locasını bir bülteninden parça iktibas ederek sözü bağlamaya baka-

    Söyle diyor bültende :

    «Kitlede islám medeniyetinden kalma ve onu tekrar o medeniyete bağlamaya sai gizli kuvvetler mevcuttur. Bu mum mevcudiyetini kabul etmekten korkmamak lazım ve onu execek tedbirler düşünmek ve tatbik etmek zaruridir. Aksi halde bu gizli kuvvet Garb medeniyetine intibak tempomuzu gevşeterek bu yoldaki gayretlerimizi firenliyebilir,

    Alinacak tedbirlerin neticesini vermesi biraz uzun müd dete ihtiyaç gösterse de intibahı köklü ve verimli olmasım

    -17-

    F: 2

    YanıtlaSil
  109. Aglayacagı için vakit kaybetmeden fiiliyata geçmek lazım. dice (Rua Berke Bilgi Locası Neşriyatı: No: 1, 1960)

    Görülüyor ki, bu sözlerde taarruz edilen ne yobaz, ne de mürteci. Ne saltanate, ne şeriate, ne teokrat ve ne de ammetçidir. Burada taarruz doğrudan doğruya islâm mede- niyetine yapılmaktadır. Hem de apaçık bir şekilde. Elbet. te bu sözlerin millet eline geçeceğini hesaba katmadan, ken- di aralarında sarfedilmiş sözler olduğunu söylemeye gerek

    Millet huzurunda yaptıkları iş ise, islâm medeniyeti yerine, mürteci, yobaz, teokrat, hilafetçi, şeriatçı; saltanat- çı iddialarımı kullanmaktır. Bunları nasıl olsa kanun dışı haline getirmişlerdir. Daha henüz İslâm medeniyeti sözcü. günü kanuni suç haline getirmemişlerdir. Bunu getirmeme. yi bir kurnazlık saymaktadırlar.

    Yukarıdaki taarruzu reddedecek olanlar çıkarsa, onu mahkam etmenin gerekçesi de cümlenin içinde mündemic- dir. Kim İslâm medeniyetini temsil etmeye kalkışırsa, onu Gard medeniyeti düşmanı olarak ilân etmesi için, «Garb medeniyetine ulaşmamızı engelleyebilir» demektedir.

    Böylece, müslüman bu fikre itiraz ettiği takdirde suçlu duruma düşürülecek. Çünkü, Garbeılık bir doğma haline ge tirilmiştir. Bu tabuya dokunan herkes ezilir.

    Fakat bu locanın devlete oynayan adamları icab etti- ği zaman ağızlarını doldura doldura Cenab-ı Hak'dan, Ce- naba Allah'dan bahsederek milleti kandırmaya bakmakta bir beis görmezler, Görmezler çünkü, bu adamların kafa. sındaki Cenab-ı Hak ve Cenab-ı Allahın ne mânaya geldi- ğini kimse bilmez sanıyorlar. Lugati okuyanlar bunların ne mânaya geldiğini öğreneceklerdir.

    Kitabın en son kısmına dünyanın ve memleketimizin en eskiden itibaren büyük masonların listesini ilave ettik. Bu isimleri ve bilhassa mevkilerini gören memleket ev-

    Kdi bedbinliğe düşebilir.

    -18

    YanıtlaSil
  110. Fakat böyle bir hale mahal yoktur. Biz millet olarak, biri millet eden değerler etrafında sımsıkı birleşirsek, kor. kung bir teşkilat olmasına rağmen hayat hakkı bulamaya- rak memleketimizden kendi kendine kaybolur gider.

    Yeter ki, milletleri esaretleri altına almanın gayeleri- ni, bu gayeye ulaşmak için kullandıkları metodu iyice kav. rayalam, Bu kavrama onların sonu demektir.

    Türk railleti taşıdığı vasıfları yüksekliği ile, bu teş- kilatı mutlaka ölüme mahkum edecektir. Canmı, ruhunu, fikrini ve cebini bu teşkilatın ellerinden kurtaracaktır.

    Türk milleti kendisini yok etmeye çalışanları teşhis

    edene kadar belki aldatılabilir ama. ya bir de teşhis ederse

    ne yapar, bunun bütün tarih şahididir.

    Korkmayın, Türk milletini üstün kılan vasıflara iyice sarılarak birleşin, Göreceksiniz ki, kökü dışarıda olan hiç bir teşkilat memleketimizde barınamıyacaktır.

    IHYA YAYINLARI

    YanıtlaSil
  111. ESERİ TAKDİM

    Bu eser «LA DICTATURE DE LA FRANC - MAÇON- NERIE SUR LA FRANCE DOCUMENTS» ismiyle neşre. dilen Fransızca aslından tercüme edilmiştir.

    Fransızca aslını neşreden değerli kişi «A. G. MICHEL> dir.

    Bu eserin en büyük hususiyeti yazarının hiç bir ilâvesi

    olmadan, sadece vesikalardan meydana getirilmiş olması-

    dır. Her cümlesi Mason localarının içtimalarından alın.

    mıştır ve hangi içtimada ve nerede, hangi gün ve tarihte

    olmuş ise bu belirtilmiştir.

    Bu vesikaları tam dokuz kişilik bir heyet ele geçirerek bir araya getirmiştir. Bu dokuz kişilik heyette, Generaller, milletvekilleri, rahipler ve gazete drektörleri vardır.

    Derleyenlerin şahsiyetlerinden ve vesikaların çarpıcı lığından dolayı neşredildiği zaman Fransa'da kıyametler kopmuştur. Bütün Fransız vatanperverlerini ayağa kaldıran bu eserde neler vardı acaba?

    Bütün milletlerin Mason Diktatörlüğü altına alınması. nin planları vardı bu vesikalarda,

    Masonların insaniyetçi olduğu söylendiği halde, ne ka- dar vahşice ifna ve yoketme metotları olduğunu gösteriyor- du bu kitap.

    Masonların hiç bir inanca, milletlerin siyasî yapılarına

    11

    YanıtlaSil
  112. masonluk : din ve millî değerlere kar si olan, sözde açıkladıkları gayelerden başka as gayelerini, görüş ve düşüncelerini, top lantı ve törenlerini gizli tutan, dünya çapında esas yaygın ve birbirleriyle dayanışma içinde olan kapalı ve yarı gizli bir örgüt. Masonlukta giz lilik esastır. Masonluk için uygun üye aday olabilecek kimseler, üyelerin tavsiyesi üze rine, masonluk örgütünün yetkililerince ka rarlaştırılır. Masonluğa giriş gizli bir törenl yapılır. Adaya, sırları gizli tutacağı ve mason luğa sonuna kadar bağlı kalacağına dair ye min ettirilir ve aksi halde başına gelecek fed sonu kendisine hatırlatılır. Masonların kend aralarında rütbe ve dereceleri vardır. En yük sek derece 33 derecedir. Gizli olan törenler den bazılarına sadece belli dereceye gelenle katılabilir. Yalnız yüksek dereceli masonları katıldığı gizli ve çok garip bir törenleri vardır Bu törende, Amerikadaki ırkçı ve tedhişci (te

    YanıtlaSil
  113. belki de şeytana yapılan) dua tarzında ezber olarak metinler tekrarlanır. Masonlu- ğun sırları, bulunulan masonluk derecesine göre zamanla bildirilir. Bazı sırlar çok nadir kimselere açıklanabilir. En gizli sırlara ancak Yahudi kökten gelenlerin sahip olabileceği bazı kaynaklarca özellikle belirtilmektedir.

    Masonluğun tarihi, milâttan önceki yüzyılla- ra kadar uzandığı rivayet edilmektedir. Bu ri- vayetlerden birine göre masonluğu ilk kuran- lar, Eski Çağda Babil devletinde esir olarak yaşayan Yahudilerdir. Babil kralı Nabukadna- zar tarafından devletleri ve Kudüs'teki kutsal mabetleri yıkılan (M. Ö 587) ve esir olarak Mezopotomya'daki Babil şehrine götürülen Yahudiler, inşaat ve duvarcılık işlerinde ça- lıştırılıyorlardı. Esirlikten kurtuluş için, ken- di aralarında anlaşabilecekleri bazı işaretler oluşturmuşlar ve gizli olarak bir araya geldik- leri bir örgüt kurmuşlar. Masonluğun kelime mânası da duvar işçiliği demektir. Babil'de yetmiş yıl esir yaşayan Yahudiler, eski İran hükümdarı Keyhüsrev'in Babil'i zapt etmesi (M. Ö 539) ve kendilerini serbest bırakması üzerine ülkelerine dönme imkânına kavuşa- bilmişlerdir. Masonluğun kuruluşu ile ilgili, bir başka açıklama şudur: Büyük İskender'in Anadolu'ya geçmesi (M. Ö 334) ve Suriye ile Mısırı hakimiyeti altına almasından (M. Ö 333) sonra başlayan dönemde, Filistin dışına Yahudi göçleri oldu. Daha sonra Romalılar'ın hakimiyeti döneminde, Kudüs'teki kutsal Musevi mâbedinin (Süleyman mâbedi) ikinci defa yıkılışından sonra başlayan yeni göçlerle Yahudiler Afrika, Avrupa ve Asya'ya dağıldı- lar. Gittikleri yerlerde azınlıklar halinde yaşa- maya başlamaları soncu, dinî ve milli kimlik- lerini koruyabilmek, devam ettirebilmek ve birbirlerinden kopmamak için masonluk şek- linde gizli bir örgüt kurmuşlar. Bu rivayetler, yazılı belgelere dayanmadığı için güvenilir olmasa da, şu bir gerçek ki, dünya masonluk örgütü içinde Yahudi'ler ön safta, etkili ve öncü bir yer almışlardır.

    Masonluk, son üç yüz yılda İngiltere, Fransa ve Almanya başta olmak üzere, Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde ve Amerika'da gittikçe güç- lenmiştir. Her ülkede çeşitli üst derecede dev- adamları, zenginler, ilim ve fikir adamları,

    YanıtlaSil
  114. masonluk

    608

    edebiyat ve sanat adamları masonluğa alına- rak masonluğun toplumda etkili bir rol oyna- masına çalışılmaktadır. Başta Fransız ihtilali (devrimi) ve Rusya'daki komünist devrimi ve değişik ülkelerdeki devrimler, masonlardan geniş ölçüde destek görmüştür. Yahudilik, Si- yonizm ve masonluk faaliyetleri, zamanla iç içe geçmiştir. Esasen masonlukta kullanılan bir çok semboller, işaretler, şekiller, terimler Yahudi kaynaklıdır. Pergel, gönye, tapınak sütunları, yedi kollu şamdan, ayağa kalkmış aslan, altı köşeli yıldız, peştamal (önlük), çe kiç, tokmak gibi. Bunlara Hristiyan kaynaklı bazı semboller ve şekiller de eklenmiştir. Işık yayan üçgen ve üçgen içinde göz gibi. Bu sem- bollerin bir kısmı A. B. D. nin parası olan do- larda da vardır

    MM

    Zamanımızda masonluk, her ülkede siyaseti, ekonomiyi, kültür ve sanat hayatını kontrol altına almak; din hayatını, hümanizm doğ- rultusunda yorumlamalara konu yapmak ve aslından uzaklaştırıp yozlaştırmak; toplum hayatına, medeni (uygar) ve çağdaş hayat adi altinda maddeci, bencil ve zevk düşkünlüğü (hedonizm) şekline dönüştürmek ve bu yolla daha kolay emellerine âlet etmek amacına yö- nelmiştir. Bunun için etkili şahsiyetleri, basın ve yayın organlarni, sivil toplum kuruluşlarını bulup kullanmaktadır. Masonluğun iç yüzünü bilmeden "hürriyet", "eşitlik", "adalet", "kar- deşlik gibi sloganların etkisiyle bu teşkilata veya bunun yan kuruluşlarına (Liyons, Rotari gibi) girmiş, farlanda olmadan masonluğun gizli emelleri için kullanılmış olanlardan bazı- ları, sonradan bunun farkına vararak bu teşki- lattan ayrıldıkları olmuştur ve olmaktadır. Bu cesareti gösterenler, masonluktan ayrılmakla başlarına gelecek tehlikeleri de göze almakta- dırlar.

    Masonluk, sözde "hürriyet", "eşitlik", "ada- let", "kardeşlik gibi sloganları öne çıkarır, fakat sadece güven duydukları bazı üyelerine mevki, makam, şöhret ve kazanç kapıları- nı açar; bu kapıları, kendi emellerine hizmet etmeyenlere sımsıkı kapalı tutar. Hatta ken- dilerine karşı olanlara, güçleri yeterse, hayat hakkı bile tanımaz. Son tahlilde masonluğun, doğrudan veya dolaylı şekilde Yahudi emel- lerine ve Siyonizme hizmet eden bir teşkilat olduğu anlaşılmaktadır. Çok insani gibi gö rünen "hürriyet", "eşitlik", "adalet", "kardeş- lik" sloganları, çeşitli ülkelerde azınlık olarak

    YanıtlaSil
  115. 08

    hasonluk ve istedikleri yaşayan Yahudilerin ekonomik, siyasi, sosyal alanlarda engele uğramamaları yerlere gelebilmeleri için savunduklan birer araç gibidir. Müslümanlar söz konusu oldu- gunda bu ilkeler, masonların etkili olduğu çevrelerde ve alanlarda geçerli olamaz. Kendi örgütleri içinde bile ayırımcılık vardır. Mason- luğun üyeler arasındaki derecelenmede ve gizli bazı sırların paylaşımında da bu ilkeler geçer sizdir. Bazı masonluk dereceleri ile bazı sırlar Yahudi üyelere açıktır, diğerlerine kapalıdır. Dünya siyasetinde de hiçbir mason; Siyonizm, İsrail Devleti ve Yahudilerin aleyhinde olabile- cek bir gerçeği savunamaz ve söyleyemez. Bir mason her fırsatta, Yahudi, Siyonizm ve Israil aleyhtarlığını (antisemitizm) kırmaya ve lehte kamuoyu oluşturmaya çalışmak mecburiye tindedir. Dikkat çekici bir husus da şudur ki, Batı dünyasında Yahudi alehtarlığı kanunen yasaklanmıştır ve böyle bir ayrıcalık başka bir millete tanınmamıştır. Filistin'in silah zoru ile işgali ve Müslüman halkın sistematik bir şekil de soykırıma tabi tutulması karşısında dünya masonluğu ses çıkarmamış, aksine İsraile tür lü siyasi ve mali desteği sağlamıştır.

    Hümanizm, eşitlik, kardeşlik, hürriyet ve hoşgörü gibi değerler; Siyonizm, Yahudilik ve masonluk eleyhinde bir durum söz konusu olursa gündeme gelmez. Dikkate değer bir husus da şudur ki masonluk, Yahudi toplu- mu hariç, diğer toplumların ailevi, milli ve dini değerleri bozucu ve yozlaştırıcı bütün hareketleri, siyasetleri, düşünceleri destek- ler. Zira bu değerler, masonluğun dünya gö- rüşüne ters düşer. Onlara göre din, millet, vatan, milli ahlâk, örf ve âdet gibi kavramlar ve değerler bölücü kavramlar ve değerlerdir. Hür düşünceye de engeldir. Yeri geldikçe, meselâ, her ne kadar "İlah" inancına karşı olmadıklarını söyleyen bazı masonlar varsa da, bu masonların red etmediği "İlah" anla yışı, semavi dinlerin bildirdiği "İlah" anlayışı değildir. Masonluk içindeki bu kesimin İlah anlayışı; gönderilmiş kutsal kitabı, peygam berleri, emir ve yasakları, âhireti, cenneti ve cehennemi olmayan bir İlah anlayışıdır. Ona "İlah" yerine "tabiat" veya "tabiat kanunları" denebilir. O, yoktan var etmez, çünkü ma- sonluğun felsefesinde madde ezelidir ve İlah maddeye şekil veren prensiptir. Eski çağ fi lozofu, Platon (Eflatun)'un dediği gibi, "Käi natın Mimarı"dır, ustasıdır, Demiurgos 'tur, maddenin yaratıcısı değildir. İnsan hayatına

    YanıtlaSil
  116. masraf

    60

    İnsanı yaratıp kendi haline bırak- mıştır. Bu, insanın hür olması demektir. Böy- karışmaz. le bir metafizik İlah anlayışı semavi dinleri dışlar. Sonuçta kâinat, tabiat, madde ve Ilah, masonluğun felsefesinde bir ve aynı şeydir. Buna uymayan din anlayışı kabul görmez. Bu düşünceler, toplantılarında veya yayınların- da dile getirilmektedir

    Bizde masonluk Batı'dan ithal edilen bir hare- kettir. Masonluk, 18 yy. dan itibaren Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayan Müslüman ol- n azınlıklar arasında örgütlendi. 19. yy. da ise, Avrupa'da öğrenim görmüş Türk veya mayan Müslüman kimseler arasında, özellikle Jön- türkler ve İttihat ve Terakki Cemiyeti üyeleri arasında itibar gördü ve tutundu. Siyasetin içine girerek siyaseti yönlendirmeye başladı. Cumhuriyet döneminde daha çok yaygınlık kazandı ve çeşitli çevrelerde taraftarlar bul- du, M.Kemal, getirdiği rejimin ve yaptığı in- kılabların masonluğa ihtiyaç bırakmadığı ge- rekçesiyle mason derneklerini kapattı (1935). Ölümünden on sene sonra mason dernekleri tekrar açıldı (1948)

    Masonluğun idealinde yer alan tek bir dün- ya devleti ve dünya vatandaşlığı düşüncesi din, millet vatan gibi insanî ve kutsal değeri dışlamaktadır. Dinin dışlanması, lâiklik ilke- si dolayısıyla dinin sadece devlet ve siyaset dışında kalması değildir, toplum hayatından dışlanmasıdır. Masonlukta bu, insanın hür olması, özgürleşmesi anlamına gelir. Ma- sonluğun bütün çabalarına rağmen insanlık dünyasında hak dini arama ve dine dönüş hareketleri gittikçe güç kazanmaktadır. Öyle görünüyor ki gelecekte, insanın dinî, ahlâkî ve mânevi ihtiyacına cevap veremeyen mad- deci ve inkârcı görüşler ve akımlar gibi, batıl veya bozulmuş dinler gibi, masonluğun da devri sona erecek ve sonunda insanlık dün- yası aradığı huzuru, barışı ve mutluluğu hak din olan İslâmiyette bulacaktır. İnşaallah. (bk. farmasonluk)

    masraf:

    2.pahalı

    YanıtlaSil
  117. Fedakârlığımıza ne oldu?

    Şefkat, merhamet, sevgi, saygı, fedakârlık gibi en değerli duygu- larımız, kimi zaman siyasetçiler, kimi zaman ticaretçiler, cemaatçi- ler, kimi zaman da devlet tarafından o kadar yerli yersiz kullanıldı ki, kullanıla kullanıla duygularımız aşındı, yalama oldu!

    Bize fedakârlık dersi verenler kendi arzularından hiç fedakarlık etmediler, dünya saltanatından vazgeçmediler, bizim fedakârlıkları-

    80

    YanıtlaSil
  118. Sultan Süleyman kaseyi aldı, evirdi çevirdi. Bunu Şahin Bey'e erdiğini hatırlıyordu. Osman'a döndü: "Aldığım hediyelerin en de- rlisi budur, Osman'ım... Hepsine bedeldir. Çünkü bir serhat yiğidinin gane kıymetli malıdır."

    Geri uzattı: "Aldım, kabul ettim; fakat bunu tekrar sana hediye diyorum! Padişah hediyesini çevirmek âdet değildir. Şimdi artık sof- ya otur. Hep birlikte taam edelim."

    Zorla sofrasına oturttu. Birlikte yemek yediler. Osman Bey müsaade isteyince kucakladı: "Bak a Osman Bey" dedi, "sakatlığı ahaneyle ceng-u cidalden uzak durma. Çabuk iyileş. Serhat boyları bizi bekler. Yine birlikte kılıç sallayacağız!”

    Bu söz Osman Bey'i diriltti, canlandırdı, Padişah huzurunda olduğunu dahi unuttu. Bastonunu kılıç gibi havaya kaldırarak gür- ledi: "Birlikte kılıç sallayacağız!"

    İhtiyar vezir Pir-i Mehmet Paşa, gördüğü tablo karşısında göz- yaşlarını tutamamış, başını ellerinin arasına alarak, "Bu ne büyük fedakarlık Allah'ım!.." diye diye ağlamaya başlamıştı.

    O zamanlar kimse kimsenin fedakârlığı üzerine saltanat inşa etmezdi!

    Bizans Neden Yıkıldı?

    Batı'da "yıkılış uzmanı" olarak tanınan Frarsız tarihçi Gerard Walter'in, "La mort des empires-İmparatorlukların ölümü” genel başlığı altında 1958 yılında Paris'te yayınladığı serinin "La ruine de Byzance" ismini taşıyan kitabında, Bizans'ın yıkılışının temel sebeplerini irdeler. Özetle:

    Bizans Batılılaşmıştı. Bizanslı aydınlar Avrupalıları, özellikle de İtalyanları taklit etmede yarışıyorlardı. Kıyafetleri baş- ta olmak üzere, her şeylerini, hatta konuşma tarzlarını bile İtalyanlara uydurmaya çalışıyorlardı. Bu da Bizans'ı kendi

    YanıtlaSil
  119. kimliğinden koparıyor, kimliksizlik kişilik problemleri do ğuruyor, eşcinsellik ve benzeri sapmalar yaygınlaşıyordu.

    Devlet israf içinde yüzüyordu. Buna karşılık halk eziliyor, sömürülüyor, kazandığı birkaç kuruş haksız vergi, ya da enflasyon zoruyla elinden alınıyordu. Bu durum önce ticar hayatı çökertti, ardından Bizans ekonomisi krizler döne mine girdi. Ciddi tedbir alınmadığı, kara delikler kapanl madığı için de krizlerin ardı arkası kesilmedi.

    İmparatora, rejime ve hükümete karşı başlayan muhalefeti yok etmek için özel mahkemeler kuruldu. Hukuka aykı kanunlar çıkartıldı. Devletten insana baskı ve şiddet arttı. İnsan hakları ayaklar altına alındı.

    İşlerin düzelmemesi umutları kırdı.Sonuçta Bizans halkı son derece duyarsızlaştı. Para yegâne değer haline geldi. "Gemisini kurtaran kaptandır" anlayışı yaygınlaştı.

    Hükümetin ekonomi politikaları halkı ezdi, bıktırdı. O kadar bıktılar ki, yabancı hakimiyetine hasret çekmeye başladılar.

    Halk inim inim inlerken, idareciler görkemli köşkler ve saraylar yaptırıyor, sık sık törenler düzenliyor, şık kıyafet ler içinde boy gösteriyor, lüks ve tantana içinde yaşıyordu. Böylece sefaleti örtbas ettiklerini düşünüyorlardı.

    Bir taraftan da, yönetim, limitsiz eğlence, sınırsız sefahat yollarını açıyor, eğlence yerlerinde içki sel gibi akıyor, fuhuş kol geziyordu. Dini duygular zayıflatılmış, ahlâkın yerini zevk, şehvet, servet, şöhret ve şehvet almıştı.

    Ruhani sınıf yozlaşmıştı. Onların da ahlâki bozulmuş, dini hem ticarete, hem de siyasete âlet eder olmuşlardı. Ayrıca temsil ettikleri hıristiyanlığın içini boşaltmışlardı: Dinin muhtevasıyla değil, merasimsel boyutları ve ilgiliydiler. Kendini yeniden yapılandıramayan killisenin tar menkıbeleriyle tışmaları da buna paralel gelişiyordu. Meselâ Bizans kuşatm

    YanıtlaSil
  120. altındayken, rahiplerin en önemli tartışma konusu melek- lerin cinsiyetiydi: "Melekler erkek mi, dişi mi?" (Ne tesadüf: Osmanlı Devleti yıkılırken de, kendini yeni şartlara göre yapılandıramadığından çağın sorunlarına cevap üretecek in- san yetiştiremeyen medrese de sakal ölçümünü tartışıyordu: "Sakal dudak altından mı ölçülmeli, yoksa çene altından mı?"

    Devlete ait makamlar alınıp satılıyor, memuriyette liyakate ba kılmıyor, kim fazla para verirse o memur oluyordu. Bunun so nucu olarak memur sayısı öyle artmıştı ki, onlara yer bulabilmek için, (Mali yapının zararına olduğu biline biline) köyler ilçe, ilçeler il yapılmıştı. (Eski Bizans'dan bahsettiğimizi sakın unutmayın)

    Halkın çoğu sefalet içinde yaşarken, vurguncu zenginler tü- remişti. Onlar lüks ve debdebe içinde yaşıyor, halyka adeta nispet yapıyorlardı.

    Sanayi, ziraat ve ticaret Cenevizlilerin (henüz IMF yoktu) kontrolüne geçmişti. Karaborsa yüzünden ekmek bulmak bile mesele haline geldiği için bir Mali Polis Teşkilatı bile kurulmuştu, ama o da rüşvet yüzünden görev yapamaz hal- deydi.

    Aydınlarda ve zenginlerde din duygusundan eser kalmamış, Hıristiyanlığın anlamı unutulmuş, dindarlar suçlanır olmuş, dindarlık suçluluk kompleksine dönüşmüştü.

    Devlet borç batağına sürüklenmişti. Zaruri harcamalar bile

    karşılanamıyordu. Ondördüncü yüzyılda, hazinenin tüm

    altınları Venedik Senatosu'na rehin verilerek otuz bin Düka

    daha borç alınmış, bununla askeri ihtiyaçlar karşılanmıştı.

    Siyasi ve ekonomik ahlâk öylesire çökmüştü ki, Sultan İkinci Mehmed'in Bizans'ı kuşatacağı sırada surların tamiri işini alan müteahhitler, parayı aldıkları halde tamiratı yapmamışlardı.

    Ne dersiniz, Bizans yaşadığımız dünyaya gerçekten de çok mu uzak?

    YanıtlaSil
  121. Tarihin Arka Sayfaları
    Yavuz Bahadıroglu
    sy. 80....85.
    ensar.

    YanıtlaSil
  122. Ümmetimden "Ehli kitabdan" bir cemaat ve "ehli liben" (çöl halkı) helak olacak. Denildi ki: "Ehli kitab kimdir?" Buyurdu ki: "Kitabullahı öğrenip müslümanlarla mücadele edecek bir kavimdir." Denildi ki: "Ehli Liben kimdir?" Buyurdu ki: "Şehvetlerine uyub, namazı terkedecek bir kavimdir."
    Ravi: Hz. Ukbe (r.a.)
    Sayfa: 304 / No: 6
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  123. Cuma Isminin Verilmesi

    Ebu Nasr'ın babasından, onun Selman'dan (ra) haber verdiğine göre

    Selman (ra) şöyle dedi:

    Resûlullah (sav) bana dedi ki:

    Cuma gününe, cuma adının neden verildiğini biliyor musun?

    Ben:

    YanıtlaSil
  124. 764

    Gunyer to Tayton

    -Bilmiyorum, deyince, şöyle buyurdu:

    Çünkü o gün babanız Adem'in vücudu bir araya topland

    Sonra şöyle buyurdu:

    -Bir kimse cuma günü temizlenir, güzelce abdest alır, sonra cuma name zna gider ise, bu cuma ile gelecek cuma arasındaki günahlanna kafaret dur Ama büyük günahtan kaçınmak şartıyladır."

    Bazı Allah dostu zatlar şöyle demişlerdir. "O gün toplanma günutiz Adem'in (as) kalıbı ile ruhu bir araya geldi. Daha önce bir yere alıp krk kalmıştı."

    Başka zatlar da şöyle demişlerdir. "Allah (cc) Hawa ya Ademin egem ğinden yarattıktan sonra uzun bir sure aynı kalmışlar, sonra da buluşmuşlard Bunun için cuma denmiştir."

    Şöyle de denilmiştir: "Bu güne cuma denmesinin sebebi şudur: O günde

    köyden gelenlerle şehirde oturanlar bir araya toplanırlar.

    Şöyle diyenler de olmuştur. "Kıyamet o gün kopacağı için bu isim ver miştir. Çünkü kıyamet toplanma günüdür."

    Zaten Allah (cc) da şöyle buyuruyor:

    يَوْمَ يَجْمَعُكُمْ لِيَوْمِ الْجَمْعِ

    "O gün sizi toplanma günü için bir araya getirecektir."

    Tevbe, İhlâs, Riyadan kaçınmak

    Buraya kadar, namaz, oruç ve diğer oruçlar, kurban naman, zikirler ve daha pek çok konuları anlattık. İnşallah bundan sonra Allah'in (cc) kabul edeceği tevbe, kalp temizliği, amellerde ihlâs, başkalan görsün ve işinde yapılanlan terk etme konularını anlatacağız.

    Tevbe

    Tevbe konusunu daha önce açıklamıştık. Ama burada biraz daha bl

    ekleyeceğiz.

    755 Tegabun Sûresi, 9.

    YanıtlaSil
  125. Bilmiyorum, deyince, je buyurdu:

    Çünkü o gün babanız Adem'in vücudu bir araya toplandı.

    Sonra şöyle buyurdu:

    -Bir kimse cuma günü temizlenir, güzelce abdest alır, sonra cur zna gider ise, bu cuma ile gelecek cura arasındaki günahlanna kee

    Ama büyük günahtan kaçınmak şartıyladır."

    Baz Allah dostu zatlar şöyle demişlerdir: "O gün toplanma giri Adem'in (as) kalıbı ile ruhu bir araya geldi. Daha önce bir yere atlip kak y

    kairrıştı."

    Başka zatlar da şöyle demişlerdir: "Allah (cc) Hawa ya Ademin ege kem ğinden yarattıktan sonra uzun bir sure ayn kalmışlar, sonra da buluşmuşander Bunun için cuma denmiştir."

    Şöyle de denilmiştir: “Bu güne cuma denmesinin sebebi şudur: O günde köyden gelenlerle şehirde oturanlar bir araya toplanırlar."

    Şöyle diyenler de olmuştur: "Kıyamet o gün kopacağı için bu isim ven miştir. Çünkü kıyamet toplanma günüdür.

    Zaten Allah (cc) da şöyle buyuruyor:

    يَوْمَ يَجْمَعُكُمْ لِيَوْمِ الْجَمْعِ

    "O gün sizi toplanma günü için bir araya getirecektir."75

    YanıtlaSil
  126. İSLÂM

    Prof. Dr. M. Es'ad COŞAN

    "İslâm sadece mânevî, rûhanî, ve uhrevî bir ayinler ve ibadetler sisteminden ibaret değildir; aynı zamanda maddî, sıhhî, ailevî, içtimaî, beşerî, evrensel, iktisadî, ticarî, askerî, terbiyevî, ilmî ve kültürel... ahkâma sahip, gediksiz, eksiksiz, kusursuz bir sistemdir. Hayattan kopmuş, dünyayla, çevreyle, insanlarla, beşerî faaliyetlerle ilgiyi kesmiş, içine kapanmış bir manastır dini değil; aksine hayata, insana, cemiyete, devlete, beynelmilele yönelmiş, onlar arasındaki münasebetleri tanzime yönelmiş aktif ve dinamik bir nizamdır; tüm hayatı, Allah'ın istediği tarzda yaşama biçimidir; yüce ve asil ilahî yoldur." "

    Batil yollar çoktur ama tek çıkar yol İslâm'dır."

    YanıtlaSil
  127. Hiz. Adem (a.s) 'le başlayan İslâm tebliğ tarihi, yâni insanlık tarihi, onun oğulları Habil ve Ka- bil zamanında iki kutba ayrılmış ve bu iki kutup günümüze kadar gelmiş, kıyamete kadar da sürecek- tir. Bu iki kutup, Hakk ile Bâtil

    kutuplarıdır.

    Habil kutbunda olanlar, daima Hakk'ı yani Allah davasını; Kabil kutbunda olanlar da daima Tagut u ve Allah düşmanlığını savunmuşlar dır. Allah davasını savunanlar daima tebliğ, Tağut davasını güdenler de daima bu tebliğ edenlere işkence yapmışlardır.

    YanıtlaSil
  128. ZARARLI VARLIKLAR

    Suurlu ve Imanlı Kardeşim: Dünyada üç şeyden titizlikle sakın. a) Paralar: İkiyi ayrılır.

    1. Haram Para: Harama uzanan insanın el ve ayaklarma benze Harama uzanan el ve yürüyen ayaklar, sahibinin namina ne kada va rarlıysa, haramdan kazanılan ve halal olmayan yerlerde harcanange ralar da bu kadar zararlıdır. Elleri kesik, ayakları kopak dan naal ellerini harama uzatmaktan ayaklarıyla meyhane gibi haram yerlere gitmekten acizse, parası olmayan bu kişi de haram şeyleri işlemek- ten acizdir.

    YANITLASİL

    yuksel17 Ekim 2023 10:38
    1. Haram Para: Harama uzanan insanın el ve ayaklarına benzer Harama uzanan el ve yürüyen ayaklar, sahibinin namina ne kadar za- rarlıysa, haramdan kazanılan ve halal olmayan yerlerde harcanan pa ralar da bu kadar zararlıdır. Elleri kesik, ayakları kopuk olan nasıl ellerini harama uzatmaktan ayaklarıyla meyhane gibi haram yerlere gitmekten acizse, parası olmayan bu kişi de haram şeyleri işlemek- ten acizdir.

    YANITLASİL

    yuksel17 Ekim 2023 10:41
    Cam

    -

    105

    I ussağır

    2. Faydalı Paralar: Helaldan kazılan ve muşru olan yerlere har canılan para, faydalı yerlere koşar ayaklar gibidir. Böyle paralar s hibinin namina sevabı kazandıran ve onu cennet'gibi mükafatlara ka vuşturan değerli sebeblerdir.

    b) Şehevi arzular: Bu da iki gruba ayrılır.

    1. Zararlı şehevi arzular: Şeriat gemiyle gemlenmiyen sahibini pe şindenkoşutaran ve tehlikeli şeylere kavuşturan kendisine hizmetçi yapan, şeytanla birleşip onun namına çalışan sahibinin ismini kayıt defterine geçirerek asker yaptıran ve uçurumlara sürükleyip Allah'a karşı getiren, iman ve hidayet yolundan saptıran, göl demet- leri gibi şeytan sancaklarını eline veren ve türlü türlü günah rüzgar- larıyla isyan bayraklarını dalgalandıran ve sahibini hakimiyeti altına geçiren haram olan şehvi arzulardır.

    2. Faydalı arzular: Ruhumuzu taşıyan vücudumuz bir araca ber zer. Araçlar ne kadar bakılmaya muhtaç ise, vücudumuzunda

    YANITLASİL

    yuksel17 Ekim 2023 10:45
    2. Faydalı arzular: Ruhumuzu taşıyan vücudumuz bir araca ber zer. Araçlar ne kadar bakılmaya muhtaç ise, vücudumuzunda büt arzuları, dinin gösterildiği şekilde yerine getirilmeye ve beslenme- ye muhtaçtır. Yedirilmeyen, içirilip bakılmayan tedavi edilmeyen ve tehlikeli şeylerden korunmayan ve haram olan yerlerde çalıştırılan bir vücut her an için yıpranmaya tehlikelere yuvarlanmaya eğimli dir. Bir ehliyetsizin idaresi altında bulunan ve uçurumlara yuvarla narak parçalanmış olan bir arabaya benzer.

    Şuurlu, imanlı ve bilen kişi, ehliyetini bir şöför gibi kendi vücud aracını Hz. Allah'ın haram kıldığı uçurumlara yuvarlanbasından ko rur. Ve böylece vücud aracı ile Allah'a karşı kulluk görevini yapar. Hakikat hedefine ulaşır. İman ve saadet makamı olan cennete varır.

    Allah ve dine karşı fitne olan kadınlardır. İslamiyete göre hareket etmeyerek açılıp saçılan ve çıplaklığıyla şeytanın namına çalışantö- tü ahlak hareketleriyle islam hedefine terbiyesizlik kurşunlarını yağ- dıran, erkekleri zina ağına düşürmeye çalışan tehlikeli muhluklar dır. Bütün bunlara karşı uyanık olup haram sayılan her şeyden yüz çeviren, gönülleri yalnız Allah aşkı ile çarpan hakiki aşıklar onlara ne mutlu. Dünyanın zehirli havasını içine çekmeyen şeytan gibi şehe vi arzularını yenerek abedi hapse mahkum edenlere ne mutlu. Sizler çok bahtiyarsınız, Allah sizlere gelecek ayeti celilesinde şöyle bu

    YanıtlaSil
  129. KONU: DILIN AFETLERI

    364

    368

    368

    370

    374

    .374

    375

    375

    $78

    374

    37

    1. Dilin afetleri

    2. Batıl ve günah konuşmak

    3. Sözde muhalefet, münakaşa ve müralik

    4. Malda husumet,

    5. Fuhuş söylemek

    6. Lanet etmek

    7. Şiir ve nağme

    8. Mizah (Şaka)

    9. Alay etmek ve gülmek. 10. Yalan yere söz vermek

    11. Yalan konuşmak ve yalan yere yemin etmek

    12. Gıybet

    13. Söz taşımak ve nemmamlık etmek

    14. Birbirlerini sevmeyenler arasında iki yüzlülük yapmak. 15. İnsanları övmek ve dünya menfaati için yaranmak

    Övülene düşen vazifeler

    KONU: ESMAÜL HÜSNA (Allah'ın 99 ismi).

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1. Müslümanın Edinmesi Gereken Ahlâkî Erdemler

      2. Eğitim Ahlâkı

      3. Bir Arada Yaşama Ahlâkı

      4. İş ve Meslek Ahlakı

      5. Ekonomi Ahlâki

      6. Siyaset Ahlâkı

      7. Medya Ahlâkı

      8. Bilim Ahlâkı

      9. Tıp Ahlâkı

      10. Sanat Ahlâkı

      11. Çevre Ahlâkı

      12. Aile Ahlâkı

      Sil
  130. Bilim Ahlâkı
    Prof Dr. Necdet Durak.
    sy. 14.

    YanıtlaSil
  131. "Ben öyle bir Allah'ım ki, benden başka (ibadet edilecek) hiçbir ilah yoktur. Rahmetim gazabımı geçmiştir. Kim Allah'tan başka ibadete layık ve müstehak ilah olmadığına, Muhammed'in ise onun kulu ve rasulü olduğuna yürekten şehadet ederse, cenneti hak etmiştir."

    الله الرَّحْمَنِ بسم ١٩٥٨ - اَوَّلُ شَيْءٍ كَتَبَهُ اللَّهُ تَعَالَى فِى التَّوْحِ الْمَحْفُوظ الرَّحِيمِ إِنَّهُ مَنْ إِسْتَسْلَمَ لِقَضَائِي وَرَضَى بِحُكمِي وَصَبَرَ عَلَى بَلَائِي بَعَثْهُ

    الْقِيَمَةِ مَعَ الصَّدِ يقين (الديلمي عن ابن عباس)

    1958- Allah'ın Levh-i Mahfuz'da ilk yazdığı: "Bismillahirrahmanirrahıym"dir. Kim benim kazama boyun eğip de hükmüme rıza göstererek verdiğim belaya sabrederse, onu kıyamet günü siddiklerle beraber haşrederim.

    YanıtlaSil
  132. İnsanların, fertlerin alt suurları olduğu gibi milletlerin, insan topluluklarının da alt suurları vardır. Buna kollektif şuur diyoruz. Belki eskilerin ma'seri vicdan dedikleri şey de budur. Bizim İstiklâl Marşımız, Mehmet Akif'in kaleminden volkan gibi fışkıran, bu büyük milletin, bu milletlerin en büyüğünün ma'şerî vicdanı, kollektif alt suurudur. Gene belki onu hissettiği için Âkif, şiirine imza koymamış, verilen mükâfatı kabul etmeyip bir hayır cemiyetine bağışlamıştır. Gene onun için İstiklâl Marşı'nı, şiirlerini topladığı Safahat'a almamıştır. Kahraman ordumuza ithaf etmiştir. O kahraman ordu ki bizzat millettir. O kahraman ordu ki hem kahraman, hem halâskâr, hem milletin her şeyidir. Prof. Dr. Ayhan Songar

    İstiklâl Marşımız da İstiklâl Savaşımız kadar muazzam bir eserdir. Birini vatan evlâtları kanlarıyla, canlarıyla; tükenmez emekleriyle, alınterleriyle; diğerini de Milli Şair Mehmet Akif engin kültürü, köklü imanı, sağlam kafası, güçlü kalemiyle yazmışlardır. Milli Marşımızın bütünündeki ifade, bin iki yüz sene önce Bilge Kağan'ın taşa kazınmış şu sözlerinin, başka bir tarihî olay içinde tekrarından başka birşey midir? " Ey Türk milleti, üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe senin elini (yurdunu), töreni (devletini, düzenini) kim bozabilir?" Allah (c.c.) 'ın izniyle kimse bozamaz, ebediyete kadar yaşayacaktır. İstiklal Marşı'nda bir milletin gururu, kendine güveni; haklılığın

    haykırışı; haklarını elde edebilme ve elde tutabilme gayretinin

    temeli; hür ve müstakil yaşayabilmek için taşıdığı imanın kaynağı; Yüce Allah (c.c.)'a teslimiyetin ve geleceğe uzanan duası vardır. İstiklal Marşı, Müslüman Türk milleti için bir duadır: Devlet-i ebed müddet duası...

    YANITLASİL

    yuksel19 Ekim 2023 03:53
    İstiklal marşı nin Tahlili
    Yaşar Çağbayır

    YanıtlaSil
  133. Lozan Antlaşması imzacı devletler -özellikle İngiltere- tarafından niçin gecikmeli onaylandı? Bunda hilafetin kaldırılmasının etkisi var mıydı?

    Lozan Antlaşması'nın 10 Nisan 1924'de İngiliz Avam Ka- marası'nda onaylanması184, Türkiye'de hilafetin ilgasından (3 Mart 1924) sonra gerçekleşmesi, bu onay meselesinin hi- lafetin ilgası ile ilgili olabileceği tartışmalarını doğurmuştur. Tespit edebildiğimiz kadarıyla Lozan Antlaşması, imzalan- masından sonra 2 kez İngiliz Parlamentosu'nda tartışılmıştı. Bunlardan birincisi 2 Ağustos 1923'de Avam Kamarası'nda diğeri de 28 Şubat 1924'de Lordlar Kamarası'nda yapılmış- t1185. Bu arada, İngiliz Kralı V. George, 15 Ocak 1924'de, İngiliz Parlamentosu'nda yaptığı konuşmada, Lozan antlaş- ması onaylandıktan sonra Türkiye ile yeni bir barışçı ilişkiler döneminin açılacağını söyledi. Bu sırada ilk kez İşçi Parti- li bir hükümet kuran Ramsey Mac Donald, ülkenin artan iç sosyal ve ekonomik sorunları ve Avrupa'daki Ruhr sorunuyla uğraşmaktaydı186. Hiç şüphesiz, bunların yanı sıra, dünya- da sahip olduğu Müslüman sömürgeler itibariyle İngiltere için bir tehdit unsuru olan hilafetin ilgasının da bu onayın gerçekleşmesinde etkisi bulunmaktaydı. Diğer taraftan Tür

    184 İ. Soysal, Türkiye'nin Siyasal Andlaşmaları,. s. 80, Cemil Bilsel, Lozar II, Sosyal Yayınları, İstanbul tarihsiz, s. 560-561.

    185 M. Çufali, a.g.m., s. 587-592.

    186 Yeniden patlak veren Ruhr sorunu, Fransa ve Belçika'nın savaş tazmi natı ödemediği gerekçesiyle Almanya'nın Ruhr bölgesini işgal etmesiy le başlamıştı. Bkz., T. Akyol, Bilinmeyen Lozan, s. 309; İsmet İnönü'y göre, bu onay işleminin gecikmesinin sebebi Türkiye'ye karşı gereksi fedakarlıklar yapıldığını düşünen siyasetçiler idi. Bu yüzden onlar acel

    THE hayatında ne gibi

    YanıtlaSil
  134. kiye, hilafeti kaldırmakla, bir taraftan aynı tarihlerde devam eden Musul Vilayeti görüşmelerinde, bu meselede Islami amaç taşımadığını İngiltere'ye göstermek; diğer taraftan da İngiltere başta olmak üzere Avrupalı devletlere "Avrupal değerlere sahip bir devlet ve toplum olma arzusunu onaya koymak istemişti¹. Atatürk'e göre 1924 yılı, hilafetin ilg sı için en uygun zamandı. Tabiatıyla bunda, İstanbul'da bazı gazetelerin hâlâ ilanı üzerinden yaklaşık 3 ay geçmesine rağ men Cumhuriyet karşıtı düşünceleri dile getirmesi ve hilafer merkezli tartışmalar yapmaya devam etmesi etkili olmuştu.***

    Kanaatimizce yukarıda sıraladığımız sebepler karşılıklı ola- rak etkili olmuşsa da hilafetin ilgası, Lozan Antlaşması'nın İngiltere tarafından onaylanması gibi benzeri süreçlerden ba- ğımsız bir olgudur189. Çünkü saltanat ve hilafet gibi kurum- lar, yeni Türkiye'yi inşa etmeye çalışan Atatürk'ün siyasal ütopyasında bulunmamaktadır. Şurası bir gerçek ki, 3 Mart 1924'de hilafet ilga edilmiş ve İngiliz Parlamentosu da 10 Ni- san 1924'de Lozan Antlaşması'nı onaylamıştır.

    187 Hilafetin ilgasının İngiltere açısından önemini İngiltere'nin Ankara büyü kelçisi Sir Ronald Lindsay'in 8 Şubat 1926 tarihinde Londra'da gönder- diği raporunda görmek mümkündür: "Laik Türkiye, Müslümanları İngiliz İmparatorluğu için bir tehlikeli olmaktan çıkarmaktadır.", Bkz., O. Kirk- çüoğlu, Türk-İngiliz İlişkileri, s. 305-307.

    188 K. Atatürk, Nutuk II, Ankara 1987, s. 945. 189 Bu konuda yazdıkları eserlerle muhafazakar camiayı etkileyen hukuk- çu-tarihçi Kadir Mısıroğlu, farklı düşünmektedir. Ona göre, Lozan Antlaş ması'nın imzalanması ve onaylanması tamamen hilafetin kaldırılmasıyla ilgili olup İngilizlere verilmiş bir taahhüdün sonucudur. Bunda Haham- başı Haim Naum Efendi'nin de rolü bulunmaktadır. Bkz., Lozan Zafer mi Hezimet mi? III, Sebil Yayınevi, İstanbul 1992, s. 202-2017,

    190 Atatürk, İsmet Paşa'nın 22 Ocak 1924 tarihli şifre telgrafina verdiği aynı tarihli cevabında bu konudaki kesin kararlılığını ortaya koymuştu: "Halife ve bütün cihan kati olarak bilmek lazımdır ki, mevcut ve mahfuz olan ha- life ve halife makamının hakikatte ne dinen ve ne de siyaseten hiçbir mana ve hikmeti mevcudiyeti yoktur. Türkiye Cumhuriyeti safsatalarla mevcu- diyetini istiklalini tehlikeye maruz bırakamaz. Hilafet makamı bizce en nihayet, tarihi bir hatıra olmaktan fazla bir ehemmiyeti haiz olamaz.", K. Atatürk, Nutuk II, s. 846-847.

    YanıtlaSil
  135. 99
    Soruda
    Lozan
    Mustafa Budak
    sy. 156,157.

    YanıtlaSil
  136. İNEĞE MI TAPTILAR, MENFAATLERİNE Mİ?

    B AKAR" öküz, "Bakara" da inek demektir. Musa aleyhisse- lam Tur Dağı'nda iken Yahudiler, Samir'in yaptığı buza- va tapmaya başladı. Durumu öğrenen Musa aleyhisselam: uzağıyı tanrı edinmekle nefislerinize zulmettiniz, hemen be edin, nefislerinizi öldürün" buyurdu (Bakara 51-54).

    Peygamberlerin bütünü (La İlahe illallah) Allah'tan başka ri yoktur davasında idi. Çünkü insanların ekserisi menfa-

    57

    YANITLASİL

    yuksel19 Ekim 2023 09:05
    atını, makamını ve zevklerini putlaştırır, caninin istedi par. Nefsine uyanları Allah'ın emrine uydurmak, Peygamb rin vazifeleri arasındadır. Yahudiler ise Musa aleyhisse tabi idi. Tevrat da onların kitabıydı. Buna rağmen en k fırsatta buzağıya taptılar.

    Buzağı bir semboldür. O zaman çiftçilik öküze ve in yandığından, menfaatini seven Yahudiler, menfaatlerine met eden bu iki hayvana uluhiyet verdiler.

    Halbuki Allah, onları Firavunun şerrinden kurtarma A lah'ın nimetleri sayılamayacak kadar çoktur. Öküz, inek ve a rai herşey, diğerleri gibi Allah'ın nimeti değil de nedir? A insanın aldanmaya meyli vardır, haramı sever. Bunun için b lal nimetler dururken, harama kayar, ineği putlaştırır, ona t par. Menfaat, şöhret, makam, kadın, insanın benliğine yerless rildiğinden, her devirdeki insan "içinden gelen itmelerle da den uzaklaşabilir. Bunun için "Kur'an-ı Kerim 2500 sene es velki bir hadiseyi anlatıyor" dememek lazım. Her devit menfaatini ön plana alan vardır. Allah'ın ayetlerini az bir mes faat mukabilinde değiştirenler çok görülmüştür. Onlar hakis bâtılı karıştırır (Bakara 41-42).

    Öyle ise Bakara Suresi de diğer sureler gibi her asta bakar her asırda insanlara doğru yolu gösterir, onlan dalaletlerde kurtarır.

    Hindistan'da halen ineklere "mukaddes "lik vasfı verilmel tedir. İngilizler burayı istila ettiklerinde, Hintliler'in inanclan na saygı gösterip, ineklere ilişmemişler. Bu arada aziz inekler çok güzel ahırlar yaptıklarını belirtip, onları içeri aldıktan so ra kapalı arabalarla, gemilerle, İngiltere'ye sevk edip, aziz ineklerin etini meze yapıp, Hindliler'in inançlarına kahkaha ile gülmüşler.

    Bakara suresinden haberdar olan Müslümanlar ise, taktik hatası yapıp, ineklere kaba davranmışlar. O zaman Hindliler demiş ki: "Sizinle beraber olmaktansa, İngilizlerle olmak da- ha iyidir." Böylece her iki tarafın esareti uzamis

    58

    YANITLASİL

    yuksel19 Ekim 2023 09:05
    Inege tapan Hintli bugün füze yapıp, süper güç olmaya so yunurken, bir milyar Müslüman'ın geri kalması acı bir tablo- dur.

    İslamiyet kurtarıcı bir dindir, yeter ki onu yaşayan Müslü manlar bulunsun.

    YanıtlaSil
  137. Ümmetim hıyanet etmezse düşman onun karşısında ebediyen duramaz.
    Ravi: Hz. Ebû Zerr (r.a.)
    Sayfa: 149 / No: 4
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  138. Ümmetim üzerine korktuğumun en korkuncu, ya namazın vaktini geciktirmeleri veya vaktinden evvel kılarak acele etmeleridir. (İlk cemaati kaçırmamak efdaldir.)
    Ravi: Hz. Enes (r.a.)
    Sayfa: 113 / No: 3
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  139. HAKİKATİN KENDİSİ: EL-HAKK

    Allah'ın sözünde yalan, vaadinde aykırılık ve fiilinde hikmetsizlik bulun- maz. O ne yapıp eylemişse ne söyleyip emretmişse hepsi haktır. O'nun dini, peygamberleri, indirdiği kitapları, emri, işi gibi O'na nispet edilen her şey haktır. Hak Allah olmasa hakikat diye bir şey olmazdı. Evrendeki gerçekliği O'nun varlığını hesaba katmadan anlayabilmek imkânsızdır. Bir şey hakikat olsun da Allah ile bir bağı olmasın, bu imkânsızdır. Hangi zihin ki Allah'tan kopuk çalışır ve ulaştığı hakikatin Allah ile ilişkisini kuramaz, hakkaniyetli bir sistem ve toplum inşa edemez. İşte bu yüzden O'nun 'Hakk'ını vermeyen bilimler bütün içinde anlamlı ve faydalı olabilecek konumlarını bulamayıp tüm varlıklara eziyet veren sonuçlar üretip durmaktadırlar. Çünkü Hakk'- tanımayan hakikatle mutabakat kuramaz. Bu isim bize etrafımızda olup biten her şey hakkında gerçekçi olmamızı her şeye hakkını vermemizi hatırlatır Zira Hakk'a tabi olan, Hakk'ın himayesinde olur.

    YanıtlaSil
  140. hlas ve samimiyet, dinin özü, dindarlığın hulasasıdır. İhlas ve samimiyet, inancın, kulluğun ve itaatin sadece ve sadece âlemlerin Rabbi olan Allah'a özgü kılınmasıdır. İhlas ve samimiyet, bütün ibadetlerin, her türlü riya, gösteriş ve çıkar kaygılarından arındırılıp sadece Allah rızası için yapılmasıdır.

    İhlas, yaratıcısına gizli-açık hiçbir şeyi ortak koşmadan yapılan samimi imandır. İhlas, dünyevi bir çıkar beklemeden sırf Allah nzası için yapılan kulluktur. İhlas, Allah'a karşı olduğu gibi insanlara, canlı- cansız bütün varlıklara karşı gösterilen samimiyettir. İhlas, nifak ve ikiyüzlülükten uzak bir kalp safiyetidir. İhlas, Allah rızasına göre hareket eden akıl ve kalbin karşılıksız, garazsız amelidir. İhlas, Hz. Mevlâna'nın ifadesiyle, olduğu gibi görünmek ve göründüğü gibi olmaktır.

    YanıtlaSil
  141. Önce Allah'ın adını analım, her işi yaparken her kulun yap- ması gereken budur. Allah'ın adını kim işini yapmadan önce anarsa, Allah ona her işinde kolaylık verir. Her işin öncesinde Allah adı anılsa hiçbir zaman eksik, faydasız olmaz o işin sonu. Her soluk aldığında Allah'ın adını söyle hep, her iş ancak Allah adıyla tamamlanır. Gel şimdi aşkla Allah diyelim, dertle gözya- şıyla ah edelim.

    YanıtlaSil
  142. Anlamı: (Hz.) Muhammed'in annesi Emine Hatun'dur. O inci tanesi, o sedeften doğdu. O, Abdullah'tan hamile kaldı, hafta ve günler geçip zaman geldi. (Hz.) Muhammed'in doğumu yakınlaştığın- da pek çok belirtiler göründü. Rebiülevvel ayının on ikinci gece- si ki, pazartesi gecesiydi. O gece insanların en hayırlısı doğdu, o anda annesi neler neler gördü. O sevgilinin annesi dedi ki, “Şa- şılacak bir nur gördüm, güneş onun çevresinde dönen bir perva- ne gibiydi. Parlayarak birdenbire evimden çıktı. Göklere kadar dünya nurla doldu. Gökten sıra sıra melekler indi. Evimi Ka'be gibi tavaf ettiler. O sırada melekler havaya sündüs denilen işle-

    YanıtlaSil
  143. meli ipek kumaştan, bir yatak yaydılar. Birden duvar yarıldı ve üç huri göründü. Bazıları o ay yüzlü üç güzelden birinin (Firavu- nun karısı) Asiye olduğunu söyler. Birinin (Hz. İsa'nın annesi) Meryem Hatun olduğu belliydi. Biri de cennet kızlarından sev- gili bir güzeldi. O üç ay alınlı, hoşlukla yanıma gelip, bana he- men selam verdiler. Çevreme oturdular, Mustafa'yı birbirlerine müjdelediler. Bana da dediler ki, "Dünya yaratılalı beri oğlun gi- bi bir oğul dünyaya gelmedi. Ey sevgili, sen büyük mutluluğa er- din, o güzel huylu senden doğacak".

    YanıtlaSil
  144. Divan Şiirinden

    Seçmeler

    Günümüz Diline Aktaran Sennur Sezer - Adnan Özyalçıner
    sy. 97.99,100.

    YanıtlaSil
  145. Islamda Idare

    Islami idarede başa ehil seçilir Imanlı ve bilgili ahlaklı erkek gelir

    Bilenler şura kurup müşavere yaparlar Başkanı tesbit edip ona tabi olurlar Bu sistemde cahile haine firsat olmaz Söz ayağa düşürmez perişanlık olamaz

    Işlamda eşitlik yok hak ve adalet vardır

    Her insan bir değildir herkes hakkını alır Cemiyetler avamdır toplu yanılabilir İslamın hükümleri hep Allahın emridir

    Allahtan korkmayanlar mutlaka nefse uyar Tahsil onu önlemez büyük vurgunlar yapar Demokraside halkı tartmazlar ve sayarlar Cahilin reyi ile alimi bir sayarlar

    Faziletli insanlar cemiyette az olur Bazı seçim olurki ehliyetsiz yol bulur

    28

    YanıtlaSil
  146. SAADET YOLU

    İslamiyetin Esasları (Bu manzum makaleler bir tebliğnamedir)

    (İman, İbadet, Ahlak. İdare, Hukuk, Aile, Ekonomi, Mezhep, Cihad ve Tasavvuf esaslarında Özetlenmiş bir takdimdir.)

    Seyfeddin POYRAZOĞLU

    İkinci Baskı

    YanıtlaSil
  147. Siz bu gün Rabbınızdan gelen açık beyyine (delil) üzerindesiniz. Marufu emir ve Münkerden nehy ve Allah yolunda cihad ediyorsunuz. Sonraları sizin aranızda iki sarhoşluk zuhru edecek. Cehalet sarhoşluğu ve yaşama sevgisi. Bu sebeble haliniz değişecek ve marufu emretmiyecek ve münkerden nehyetmiyecek ve Allah yolunda cihadda bulunmıyacaksınız. İşte o günde Kitap ve Sünnete tutunanlar için elli sıddık ecri vardır. Dediler ki: "Ey Allah'ın Resulü! Bizden mi yoksa onlardan mı?" Buyurdu ki, hayır, bilakis sizden.
    Ravi: Hz. Muaz ve Enes (r.a.)
    Sayfa: 153 / No: 6
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  148. Melâike heykel ve resim olan eve girmez.
    Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.)
    Sayfa: 109 / No: 2
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  149. والسواد ٢٦٤٢ - الصَّفْرَةُ خِصَابُ الْمُؤْمِن وَالْحُمْرَةُ خِصَابُ

    خِصَابُ الْكَافِرِ (طب ك وتعقب عن ابن عمر) 2642- Sarı renk mü'minin boyasıdır, kırmızı renk müslümanın boyasıdır, siyah renkten hazer et (çünkü o) kafirin boyasıdır.

    *

    ٢٦٤٣ - الصَّلاَةُ فِى جَمَاعَةٍ تَعْدُلُ خَمْسًا وَعِشْرِينَ صَلَاةً فَإِذَا صَلاهَا فِي فُلَاة فَاتَمَّ وَكُوعَهَا وَسُجُودَهَا بَلَغَتْ خَمْسِينَ صَلاة (دك عن ابي سعيد)

    2643- Cemaatle namaz kılmak, yirmi beş namaza denktir. işi insanlardan hali, tadil-i erkana tam manasıyla riayet ederek namaz larsa elli namaz sevabını alır.

    YanıtlaSil
  150. Başlıksız
    Meriç Tumluer'e göre Erdoğan, Atatürk'ün gizlenen vasiyetini biliyor. Hedefimiz, 2023'ün 29 Ekim'inde Türkiye Cumhuriyeti'nin 100'üncü yılında Cumhuriyet ...

    YanıtlaSil

  151. VATİKANIN BİLDİĞİ TÜRK HALKININ BİLMEDİĞİ
    “ATATÜRK’ÜN GİZLENEN VASİYETİ”


    ATATÜRK’ÜN GİZLENEN VASİYETİNDE NELER VAR?!

    28.KASIM.1938 AÇILAN VASİYETE PAPA BEDİKTUS 28.KASIM 2006’DA ANIT KABİRE GELEREK GÖNDERME Mİ YAPTI?




    Atatürk’ün Jandarma İstihbarat subaylarından TEŞKİLAT-I MAHSUSACI ve aynı zamanda “Türk Polis Teşkilatı”nın kurucularından Mehmet Rifat Efendi’nin en büyük mirasıATATÜRK’ÜN GİZLENEN GERÇEK VASİYETİ.



    28 Kasım 1938’de yani Atatürk’ün ölümünden 18 gün sonra ikindi vakti saat 15’te Ankara 3. Sulh Hukuk TRK Mahkemesinde açılan bu vasiyetten çıkan iki tane zarf var. Biri herkes tarafından bilinen 6 maddelik vasiyet diğeri ise 50 yıl sonra açılsın diye Ankara/Ulus’taki Ziraat Bankasıkasalarına anahtar uydurulur diye tedbiren kaynakla kapatılan vasiyet!..



    Bir aile düşünün 12 Temmuz 1963 yılından itibaren günü geliyor diyerek bu gizli vasiyetin açıklanması için tüm ömürlerini vakfetmişler. Bunlar Alaaddin TUMLUER ve oğlu Meriç TUMLUER... İşin ilginç yanı tıpkı Atatürk’ün GENÇLİĞE HİTABESİ VE NUTUK’da şifrelediği ancak bu vasiyette üzerlerini açtığı sırlar kadar baba-oğul da bir sır küpü.



    BU SIRRIN en önemli kaynakları ise Atatürk’ün sıradışı istihbarat subayı MEHMET RİFAT EFENDİ’nin oğlu SELAHADDİN Bey, oğlu ALAADDİN Bey ve torunu MERİÇ Bey

    YanıtlaSil
  152. Nefis deve kuşu gibidir. (M.N.) 154:Zerre Nefsin en büyük arzusu bekadır. (M.N.) 155:Zerre Nefsin esaretinden nasıl kurtulunur? (L.) 13:1. Lem'a

    Nefis gafletle kendini unutur. (M.) 389:29. Mektup, 2. kis. 5. nük. Nefsin gözü kördür. (M.N.) 71:Katrenin zeyli Nefsi ıslahın bir yolu. ($.) 392:14. Şua Nefsini ıslah edemeyen başkasını islah edemez. (S.) 243:21. Söz Nefis insanın cisminde âlemdeki tabiata benzer. (S.) 209:18

    Söz, 1. nokta

    Nefsin isteklerine uymak merhametsizliği netice verir. (Mh.)

    38:1. makale 9. mukaddime Nefis istiklaliyet halinde fânidir. (M.N.) 176:Şemme, 10. risale,

    3. hatve

    Nefse itimat edilmez. (L.) 91:13. Lem'a 13.işâret 2. nokta Nefis kendini hür ve serbest ister. (M.) 389:29. Mektup, 2. kıs. 4. nük. Nefis kendini serbest bilir. (M.) 443:29. Mektup, zeyl, 3. hatve Nefis kendini unutur. (M.) 389:29. Mektup, 2. kısım 4. nükte

    Nefsin kendine yüklenen nimetlerden gururlanmaya hakkı yok- tur. (S.) 209:18. Söz, 1. nokta

    Nefis kul olduğunu açlıkla hatırlar. (M.) 389:29. Mektup, 2. kıs. 4. nük Nefsin küçüklüğü büyüklenmenin kaynağıdır. (Sn.) 74. Nefse meşru muhabbetin âhiretteki mükâfatı. (S.) 590:32. Söz

    2. mev, 2. meb. 2. işâret

    Nefse muhabbet nasıl olur? (S.) 587:32:Söz 3. mev. 2. mcb. 4. nük. Nefsi sevmeye sevkeden sebepler. (M.N) 180: Şemme, 10. risâle

    (M.N.) 205; Şu'lenin zeyli

    Nefsi susturmak. (K.L.) 176.

    Nefis tevekküle yanaşmaz. (M.N.) 104:Habbe

    Nefis üzüm ağacına benzer. (S.) 436:26. Söz, hâtime Nefis ve malını Allah'a satmanın kârı. (S.) 30:6. Söz Nefse taraftarlık cihetiyle asılsız evhamı bir asla irca etmek

    kendini mazur göstermek. (Mh.) 105:3. makale mukaddime

    FIHRIST/500

    YanıtlaSil
  153. İÇİNDEKİLER

    TAKDİM

    Birinci Bölüm

    17

    A. İlim İrfan Ve Hizmet Yolunda

    Marifet İltifâta Tâbidir

    25

    İlim ve Sanat İlgi ve İltifatla İnkişaf Eder

    26

    27

    En Yüksek Rütbe İlim Rütbesidir

    28

    29

    Marifetullah En Yüce Bilgidir

    Alimler Benlik Duvarını Aşınca İrfân Bahçesinin Gülü Olurlar

    İrfâna Ermek İçin Arayışa Girmek Yeni Kapılar Açar 32

    33

    İlim Tahsili ve Talimi Ciddiyet İster

    İlim Engellere Takılmayanlara Kapı Aralar 34

    İlimde Doygunluk Hissi Kişiyi Söndüren Zehirli Bir Duygudur 35

    Son Nefese Kadar İlimden Kopmamak Önemlidir 36

    Hocanın Saygınlığı Korunursa Tesiri Güçlü Olur 37

    Alime Vakar Yakışır 38

    İlme ve Alime Hürmet Kişinin Mertebesini Yüceltir 39

    Alimin Müstağnî Duruşu Ona İzzet Bahşeder. 40

    Dergâha Edeple ve Hiçlikle Giren Kazanır 41

    Alim İlmi Arttıkça Tevâzusu Artan Kimsedir

    İlim Vasıtalarına Saygı İlme Saygıdır

    42

    44

    Kitap, Ehlinin Elinde Vazgeçilmez Bir Cevherdir 45

    İnsana Çok Az Bir İlim Verilmiştir 46

    Alim Yetiştiren Hoca Sadece Bilgi Veren Değildir 47

    Hoca Olmak Yerine Göre Baba Olmaktır 48

    Hocalık Bir Meslek Değil Hakk'ın Memuru Olmaktır 48

    Hoca Kendisinden Çok Talebesini Düşünebilen Adamdır 50

    YanıtlaSil
  154. Medeniyet Öncülerimizden 365 Lider Davranış

    Mazeret Üretmek Değil Måzeretleri Tüketmek Esastır

    Çözülmeyen İråde Büyük İrådedir

    Nesil Yetiştiren Hocalar Çilekeş ve Fedakârdır

    Mazerete Sığınmadan Şartları Zorlamak Gerekir

    Hoca Hoca Olursa Hapishane Mektep Olur

    Yeniden İnşå Yeni Bir Ruh Gerektirir

    Eğitim İnsanı Diriltmelidir

    Bir İnsanı Kurtarmanın Bedeli Yoktur

    Bir İnsan Yetiştirmek Büyük İştir

    Muhtaç Olduğun Adamı Doğuracaksın

    51

    53

    54

    56

    57

    60

    62

    65

    66

    67

    68

    Bir Gülün Yetişmesi İçin Bin Dikene Su Verilebilir

    Yetiştiren İlgi Sürekli ve Nitelikli Olandır

    Bir İnsanın Yetişmesi İçin Bin Münafığın Kahrını Çekmek

    Nitelikli İnsanın İzini Sürüp Elinden Tutmak Önemlidir

    Årifler İnsan Yetiştirmede Ulvi Niyet ve Himmet Ehlidirler

    İnsanı Büyütmek Ona Fırsat Vermekle Olur

    71

    73

    75

    Hakk'ı Tebliğ İçin Bana Gelsinler Diye Beklenilmez

    Baba Olmak Meyvesinin Derdinde Olmaktır

    İmân, İmkânsızın İçinde İmkânlar Doğurur

    Eğitim Yolunda Aile ve Evlat İlişkisi Önemlidir

    Hizmet, İnsanı Efendi Kılar

    Hizmet Ehlini Gözetmek Yetiştiren Liderliktir

    Hizmetle Görevlendirilene Saygı Gerekir

    Hizmet Erbabına Vefâ İhmâle Gelmez Bir Fazilettir

    Gönüller Kazanmak İhsan İkram ve Tâzimle Kolaylaşır

    Özür Dilemesini Bilmek ve Gönül Almak Büyük Adamlıktır

    Bir Dertliye Derman Olmak Büyük Bir Hayırdır

    Yüzümüz Ak Olsun İçin Gayretten Geri Kalmamalıdır

    Her Nimetin Şükrü Kendi Cinsinden Olur

    Dünyada Rahat Arayanlar Ahiret Fukarası Olurlar

    Hakikat Cesaret İster

    İrşad İçin Korkmadan Her Fırsatı Değerlendirmek Gerekir

    77

    78

    79

    80

    82

    83

    85

    86

    88

    88

    91

    92

    95

    97

    98

    98

    100

    101

    YanıtlaSil
  155. Medeniyet Öncülerimizden 365 Lider Davranış

    Mazeretleri Bitiren İman ve Dâvâ Heyecanıdır Bâtıl Karşısında Dik Durmak İzzet Kazandırır

    102

    Gönüller Heyecanla Dolu Olursa Tepeler Ovaya Dönüşür

    102

    103

    Kalb de Gıda İster

    104

    Hakk'ın Hatırı Alidir

    105

    Vazife Liyakat İster Aksi Halde Zulüm Vardır

    106

    Firåset, Üç Oyun Ötesini Görebilmektir

    108

    Her Kabiliyeti Yerinde Değerlendirebilmek İrfan ve Firåset İşidir

    110

    Hayır İşiyle Nefsi Beslemek Yanlıştır

    111

    Mürebbi Samimiyse Cemâli de Güzel Celâli de

    112

    Beytülmål Milletin Ortak Hesabıdır

    115

    Bilmediğini Söyleyebilmek Fazilettir.

    117

    Dâvâ, Adanmış Ruhlarla Ayakta Durur

    118

    Hak ve Hakikati Her Seviyede Söyleyebilmek Gerekir

    119

    Düşenin Elinden Tutmak

    120

    Yoldan Çıkanı Güzelce Uyarmak Gerekir

    121

    Hatayı Gönül Kırmadan Düzeltmek Esastır

    123

    Niyet Farkı Yapılan İşe Farklı Değer Katar

    124

    Cehennemden Bir Can Kurtarmak

    125

    Günahkara Şefkat Eli Onu Yeniden İnşâ Eder

    125

    Günahkâra Gönül Dergâhını Kapatmamalı

    127

    Günaha Düşmanlık Günahkâra Düşmanlığa Dönüşmemeli

    128

    Kızarak Değil İknå Ederek Vazgeçirmek Hünerdir

    129

    Herkesin İrşadı Farklıdır

    131

    Düşeni İtmek Değil Çekmek Gerekir

    133

    Üslup Güzelliği Gönülleri Açan Bereketli Bir Anahtardır

    134

    Radar Gibi Bir Gönle Sahip Olmak

    135

    Hayra Teşvik Ona Katılmakla Olur

    137

    Manevi Tuzaklara Düşmemek Firaset Gerektirir

    138

    Marifet Yolunun Muhafızı Gerçek Alimlerdir

    139

    Hak Dostlarına Tâzim Gönle Huzur İşlere Bereket Katar

    140

    Ehl-i Kemål Birbirinin Kadrini İyi Bilir

    141

    YanıtlaSil
  156. Medeniyet Öncülerimizden 365 Lider Davranış

    Hiçbir Hizmeti Küçük Görmemek Büyüklerin Ådetidir.

    Amellerin Kıymeti Kişi, Zaman ve Mekânla İlgilidir

    Insana Faydalı Olmak Onu Doğru Tanımakla Başlar

    Insanı İhya İçin Samimi Bir Gönle İhtiyaç Vardır

    143

    143

    144

    145

    148

    Mürşidler Çırağını Kıskanan Usta Gibi Olmazlar

    Gerçek Alimlerle Arifler Arasında Tam Bir Ülfet Vardır

    Merhametin Ziyadeleşmesi Rahman'a Yakınlık Alâmetidir.

    149

    149

    150

    152

    Iman ve Heyecan Bitmedikçe Cihad Bitmez

    Gönül Kazanmak Hizmetle Mümkündür

    Eğitim Seviyesi Diploma Almaktan İbaret Olmamalıdır

    153

    154

    155

    Kur'an Hizmetinden Emekli Olunmaz

    156

    İlahi Kelamı Anlamak İçin Rabb'e Yönelmek Zaruridir

    156

    Körpe Dimağlara Güzel Hedeflerin Tohumu Atılmalıdır

    158

    Son Nefes Endişesi ...

    159

    El Karda Gönül Yarda Olmak

    161

    163

    Kötülüğü En Güzel Şekilde Gidermek Esastır

    Hak ve Adaleti En Güzel Üslupla Tavsiye Edebilmelidir

    Öndekiler Her Alanda Daha Hassas Olmalıdırlar

    Tebliğde Gecikme, Kurtarılacak Canları Ateşe Atmaktır

    İlähi Hikmete Åşină Olmak Hakk'a Teslimiyet Doğurur

    Hizmet Bazen En Önemli Taat Olur

    Kendi Derdine Kilitlenmek Dar Gönüllülüktür

    164

    165

    166

    167

    169

    170

    Kalhin Sesine Kulak Ver Nefsin Değil

    Mahlükáta Hakk'ın Nazarıyla Bakmak

    İlahi Kelam'la Gönüllerin Buluşması Farklı Bir Derinlik İster

    170

    171

    Problem Çözmede İlahi Yardıma Yöneliş Kapıları Açar

    172

    Alan Değil Veren Kazanır.........

    Gönüller Dergah Olursa Sığınılacak Yuva Olur

    Elimizde Kalan Değil Elimizle Verdiğimiz Bizimdir

    Kimsesizlerin Kimsesi Olmak İmkân İşi Değil Gönül İşidir.

    174

    175

    176

    177

    177

    YanıtlaSil
  157. Medeniyet Öncülerimizden 365 Lider Davranış

    Comertlik Kişiliğe Bereket Katar

    178

    Vermenin Miktarı Değil Vicdanı Önemlidir

    179

    Misafire İkram Bir Medeniyet Mirasıdır

    180

    En Çok Sahip Olmamız Gereken Uzuv Dildir

    181

    Dil Bazen Zehir Üretir.

    181

    Gönüllere Sürür Vermek Farzlardan Sonra En Güzel Ameldir

    183

    Son Nefese Kadar Cihadın İçinde Yer Almak

    184

    Komşu Sorumluluğu Ahiret Sorumluluğudur

    185

    Niyet Dönüştürür

    188

    Seher Feyzinden İstifade Hem Besler Hem Muhafaza Eder

    189

    İkinci Bölüm

    B. İdarecilik ve Liderlik Dünyasında

    İdarecilik Talep Eden Herkese Verilmez

    Dava Yolunda Emir Olmak Nefer Olmak Mesele Olmamalıdır

    Yana Yakıla Bir Başlangıcı Olmayanın Parlak Geleceği Olmaz

    193

    193

    195

    Liderlik Emredip Geri Durmak Değildir

    197

    Yapmak Söylemekten Daha Etkindir

    197

    Lider Duyguları Organize Etmesini Bilendir

    199

    Lider Problem Üreten Değil Çözendir

    201

    Liderlik İşin İçinde Bulunmaktır

    202

    Uzaktan Kumanda İle Liderlik Olmaz

    203

    Lider Ekibinin Başında, İçinde ve Önünde Olmalıdır

    203

    Lider Fedakarlıkta da Önde Olan Kimsedir.

    205

    Başarılı Lider Herkesi Bir Şekilde İdare Eder

    207

    Lider Ekibini Geliştirmek İçin İnsan Avcısı Olmalıdır

    207

    Düşmanı Kendi Adamı Kılmak Mahareti Bir Firasettir

    209

    Lider Dünyevi Tekliflerle Satın Alınamayacak Karakterde Olmalıdır

    210

    İstişare Doğruya Ulaşma Rehberidir

    211

    Lider, Ålim ve Ariflerin Görüşlerine Değer Vermelidir.

    212

    Dirâyetli ve Cesaretli Alimler Liderler İçin Büyük Nimettir 213

    Müsteşar, Sırdaş ve Emin Olmalıdır

    216

    Bir Devlet Güçlü İstihbaratla Ayakta Durabilir.

    217

    YanıtlaSil
  158. Medeniyet Öncülerimizden 365 Lider Davranış

    Devlet, Gücü Kadar Muktedir Olur

    Devlet İşlerinde Güvenilir Adam Bulmak Zordur.

    Vazife Yaşa Göre Değil Dirayet ve Liyakate Göredir

    Lideri En Çok Sevindiren Ekibin Sadakatidir.

    Lideri Mutlu Eden Başarılı Ekip Elemanıdır

    llahi İrådeye Teslimiyet Kişiye Tam Bir Güven Verir.

    Bir Adam Bazen Nice Beldelere Bedeldir

    Kaliteli İnsan Bir Şekilde Kazanılmalı Zayi Edilmemelidir

    Yetiştiren Liderler Kaliteli İnsan Avcısıdırlar

    İşi Ehline Vermek Bir Zarûrettir.

    Varifeyi Emin Kişilere Vermek Gerekir

    Kabiliyetleri Keşfetmek ve Ona Göre Vazifelendirmek Firasettir

    Yerine Göre Ketům Davranmak Devlet Adamlığında Önemlidir

    218

    220

    220

    221

    222

    224

    ... 225

    226

    229

    230

    231

    232

    232

    233

    Sır Saklamak Liderlik Vasfı

    Öndekiler Sonrakilere Hem Tecrübe Hem de Ufuk Verebilmelidir

    233

    235

    İdareci İçin Küçük Şey Yoktur

    Vefäkärlık Herkeste Güzeldir Fakat Liderlerlerde Daha Güzeldir

    236

    Adam Yerine Konulmak Liyakat İster

    237

    Bir Topluluğun Büyüğüne Hürmet O Topluluğa Hürmettir

    238

    Fâtihlik Ne Alacağını Bilmektir

    239

    Davası Derdi Olanlar Kahraman Olurlar

    241

    Er Meydanı Korkakların Yeri Değildir

    Ölümden Korkan Zafere Koşamaz

    Liderlik Ekibe Heyecan ve Ruh Üfleyebilmektir

    242

    242

    Kararlı Duruş Etkin Hitåbet Liderliği Pekiştirir

    244

    Müslüman Önder, Halkının İzzetini Korumalıdır.

    244

    Zafer Gurur Değil Tevăzu İster

    Devlet Adamlığı Taşıdığı Ünvanın İzzetini Koruyabilmektir

    245

    246

    Tevazu İktidar Sahiplerine Daha Çok Yakışır

    Zaferler Bazen Fatihleri Nefislerinin Mağlubu Haline Getirir

    Iltifat ve Teveccühe Yenilmemek Zor İştir

    247

    248

    248

    249

    YanıtlaSil
  159. Medeniyet Öncülerimizden 365 Lider Davranış

    Allah Katında Üstünlük Ölçüsü Takvådır

    249

    Muktedirken Haddini Bilmek Büyüklüktür

    250

    Liderlerin Gönlüne Sahip Olup Mütevazı Kalması Zordur

    250

    Önderler Zaaf Gösterirse Toplumun Direnci Kalmaz

    Zafer İçin Samimi Dua ve Niyaza Durmak İlâhî Rahmeti Celbeder

    251

    253

    Liderlikte Basiret ve Firâset Bir Zarûrettir

    253

    Haramla Beslenen Ordu Harâmî Olur

    254

    Islah İçin İktidar Şarttır

    255

    İktidarı Ahiret Sermayesi Haline Dönüştürmek Gerekir

    256

    Liderlik Gerektiğinde Kahır Çekmektir

    258

    Bahanelere Sığınıp Mazeret Üretmek Liderlik Değildir

    259

    Bir Önder İçin Hayati Tavsiyeler

    259

    Iman ve İslâm, Lideri Latîf Kılar

    262

    Yetki Devrinde Yeni Lidere Saygı Bir Asâlettir

    263

    Medeniyet Nâmahrem Eline Düşmemelidir

    263

    Verimli Toplantı Yapmak Bir Sanattır

    264

    Liderlik İhtilafları Körüklemek Değildir

    266

    Dâvå Erine Çok Tuzaklar Kurulur

    269

    Dâvâyı Satın Alma Girişimi Her Dönem Gündemdedir

    270

    Elçiye Saygı Gerekir

    270

    Beytülmål Emaneti Taşıyan Kul Hakkından Titremelidir

    271

    Devlet Malında İktisâda Riâyet Zarûrîdir

    Zerreyi Bile Dikkate Alan Bir İman Hassasiyeti Gerekir

    Kaçanı Geri Getirip Safa Katmak Hünerdir

    Ümmetin Birliği Adına Ferågat Göstermek Büyüklüktür

    Devleti ve İktidarı Ayakta Tutan Adâlettir

    272

    272

    272

    273

    276

    Devlet Başkanı İle Köle Hukuk Karşısında Eşittir

    276

    Evlatlar Arasında Adâleti Gözetmek Esastır

    277

    Amire Saygı Herkesin Dikkat Etmesi Gereken Bir Edeptir

    278

    Lider Ayrıcalık Beklemeyen Kişidir

    279

    Makam Yükselse de Kulluk Unutulmamalıdır

    279

    Müslüman Lider Hesap Verebilme Şuuruyla Yaşar

    280

    YanıtlaSil
  160. Medeniyet Öncülerimizden 365 Lider Davranış

    Mesûliyet Şuuru Liderde Bulunması Gereken Asil Bir Duygudov

    281

    Her Mesele Liderin İlgi Alam İçindedir..............

    Idareciler flim ve Irfan Khlinin Hayır Dualarini himal Hemamaladie

    Vazifede Ihmål Kul Hakkıdır.....................

    Yetki ve Sorumluluk Yüklemek Önemli Bir Yetiştirme Metodudur Zaferler Çoğu Zaman Fedakârlık ve Çile Üzerine Bina Edilir

    285

    286

    287 20

    Insanlara Balik Vermek Değil Balik Tutmayı Ogretmek Hunerdir.

    Öncüler Evlatlarını İhmål Etmemelidirler...........

    Ailede Huzur ve Ülfetin Sırrı Akıllı Olmaktır......

    Davaya Gençleri Kazanmak Hoşgörülü Bir Üslup Ister Islam Toplumu Ådil ve Merhametli Bir Toplumdur Evlat Terbiyesinde Nezih Bir Uslup Gözetilmelidir................ Insanları Değerlendirmede Sabit Fikirli Olmak Yanlıştır

    Üçüncü Bölüm

    C. Şahsiyet ve Karakter Tezahüründe Lider Davranışlar

    291

    293

    щный 294

    296

    ......... 297

    ... 297

    Şahsiyeti Oluşturan En Mühim İksir Peygamber Muhabbetidir

    İslam'ın ve Makamın İzzeti Korunmalıdır ......

    301

    302

    Hakk'a Kulluk Yalnız O'nun Önünde Eğilmektir..

    Makamın Esiri Değil Üstünde Oturan Adam Olmak Önemlidir

    Şahsiyetin İzzetini Korumak Kibir Değildir

    ... 304

    305

    Şahsiyetli Duruş Daima İzzet Getirir

    Millet Karakterli Nesillerle Yükselir

    Hak ve Hakikatin İzzeti Daima Aziz Tutulmalıdır

    306

    307

    308

    Efendilik En Etkin Kişisel Kariyerdir

    Kibirliye Anlayacağı Dilden Konuşmak Gerekir

    Hesabilik Değil Hasbilik Şeref Getirir

    Söze Sadakat Kalite Göstergesidir

    Vatan ve Milletin Haysiyeti İzzetle Korunur

    Adanmışlık Büyük Bir Güçtür

    İnandığı Gibi Yaşayanlar İzzet Görürler

    Teväzu Büyüklük Nişanıdır

    Sadakat ve Vefa Şahsiyet Kalitesine İşarettir

    309

    310

    311

    312

    313

    314

    315

    316

    318

    319

    YanıtlaSil
  161. Medeniyet Öncülerimizden 365 Lider Davranış

    Gönlü Göklerde Olan Dünyaya Kanmaz

    319

    Dürüstlük Maddi-Månevi Bereket Sebebidir

    Bana Verilen Herşey Benim Değil Emanettir

    Müşteriyi Aldatmamak Dürüstlüktür

    320

    321

    322

    Iman Uğruna Can Verilebilecek Bir Değerdir.

    324

    Hakikatı Savunmak Gerektiğinde Şehadeti Göze Almaktır

    325

    Herşey Para Değildir

    325

    Yük Olmak Değil Yük Almak Önemlidir

    327

    Yar Olup Bår Olmayanlar Her Zaman Buyur Edilirler

    328

    Gerçek İmân Tam Bir Güven Verir

    329

    Zafere Götüren Değerlere Sadakattir

    331

    İffet Gösterip İstemeyeni Allah Zengin Kılar.

    332

    İffet ve İstiğnå Ne Güzel Bir İnsanlık Zinetidir

    333

    Göz ve Gönül Tokluğu Kişiye İzzet Verir

    334

    Helål Lokma Kişiye Karakter Yükler

    335

    Helal Lokma İçin Vazifeye Sadakat Esastır

    336

    Lidere Sadakat, Karakter ve Şahsiyet Nişanıdır

    337

    Dindarlık Dengeli Olmaktır

    338

    Nöbet Yerini Terketmemek Sadakattir

    340

    İman ve İslâm Kişiye İzzet ve Güç Katar

    342

    Kârlı Alış-veriş Fânîyi Verip Bâkî Olanı Almaktır

    345

    Şefkat ve Merhamet Gönül Seviyesi Kadardır

    346

    Evlâdı İçin Hicreti Bile Göze Almak Asil Bir Ruhtur

    347

    Aldatılmayan ve Satın Alınamayan Adam Olmak Önemlidir

    349

    İzzet Çalışmakla Korunur Atâletle Değil.

    Dördüncü Bölüm

    D. Edeb ve Fazilet Burcunda Lider Davranışlar

    349

    Hata ve Günahı İtirafla Af Dilemek Affa Kapı Aralar

    353

    Günaha Düşmemek İçin Rabbe Sığınmak Zaruridir

    353

    Zalim Olmaktan İse Mazlum Olmayı Tercih Etmek Gerekir

    354

    Allah'a Güven Sa'ye Sarıl Yolda Kalmazsın

    355

    Hakk'a Teslim Olan Selâmet Bulur

    356

    YanıtlaSil
  162. 14

    Hayı Severek Gerçekleştirmek

    Muhabbet Hurmet Doğurur........

    Barbe Rilyet Eden Lütfa Nail Olur ...

    Madencilerimizden 365 Lider Davranış

    Affodicilik Derya Gönüllü Olmaktır

    Tohmete Vesile Olacak Herşeyden Kaçınmak Gerekir

    e ve Sadikat Asalet Nişanıdır.............

    Tahin ve Härmet Duygusu Hassas Bir Yürek İşidir

    357

    358

    358

    359

    360

    361

    362

    Bramı İhsanla Yapmak Büyüklerin Edebidir

    363

    Insanları Utandırmadan Uyarmak Güzeldir

    Herşeye Karşı Nezaket ve Hilm Olgunluk Nişanıdır

    Gamle Sürür Göre Aydınlık Veren İyi Yetişmiş Evlattır

    363

    364

    365

    Insam Utandırmamak ve Ayıpları Örtmek Büyüklerin Edebidir

    365

    Saygı Saygı Doğurur

    366

    Islam Toplumu Gayr-i Müslimler İçin de Bir Rahmettir

    367

    Ortaklıkta Hukuka Hassasiyet Zaruridir

    368

    Sir Saklayabilmek Bir Fazilettir

    369

    Her Gönül Gözetilmeye Değerdir

    Hiçbir Kula Tepeden Bakmamalıdır

    Merhameti Bütün Varlığa Yaymak Gerekir

    370

    371

    372

    Manevi Olgunluk Arttıkça Şefkat de Artar

    Zulme Karşı Birlik Olmak İnsaniyet Vicdanıdır

    373

    373

    Kimsesizlere Kol Kanat Germek Müslümanlık Şiârıdır

    374

    Ahde Vefå Gösterme Adına Şartlar Zorlanmalıdır

    375

    Sönünde Durmak Fazileti Ayakta Tutmaktır

    376

    Allah'a Karşı Haya Sahibi Olunmalıdır

    Fazilet Ehline ve Büyüklere Hürmet Gerekir

    377

    Gönül Selámeti Cennet Müjdesidir

    Tertip, Düzen ve Güzelliğe Riâyet Huzur Verir

    Kendini Büyüklerden Bilmek Küçüklük İşaretidir

    378

    379

    379

    Digergamlık Kişilik Kalite Göstergesidir.

    Lüzumsuzu Terk Etmek Gönle Huzur Verir

    380

    381

    Başkasını Kendine Tercih Edebilmek Büyük Ruhtur

    382

    383

    YanıtlaSil
  163. Medeniyet Öncülerimizden 365 Lider Davrams

    Kul Hakkı Hassasiyeti Şahsiyeti Etkin Kılar Helalin Temizliğini Korumak Hassasiyet İster

    383

    Verdiği Söze Sadık Kalmak Kişilik Ölçeğidir

    Aleyhine Gibi Görünse de Ahde Vefa Göstermelidir

    İhsan Edileni Köleleştirmek Maharet Değildir

    384

    384

    385

    385

    Aldatmak Müslüman Ahlakı Olamaz

    386

    Birine Haksız Yere İncitmek Büyuk Günahtır

    386

    Bir Lokma da Olsa Haram Haramdır

    387

    Allah Katındaki Ecri Hedefleyerek Yaşamak

    389

    Hayrın Gizlisi Samimiyet Nişanıdır

    392

    Yerinde Susmak Düşmanlıkları Bitiren Bir Fazilettir Görünüşe Aldanmamalı Özden Haberdar Olmalı.....

    393

    393

    Hakk'ın Kelämı Karşısında Tazim ve Teslimiyete Bürünmek

    394

    Bütün Güzellikler Hakk'ın Tecellisidir

    394

    Kadirşinas Olmak Fazilettir

    395

    Risk Almadan Muvaffak Olmak Zordur

    396

    Allah'ın Rızasına Erdirecek Hayır Nerededir Bilinmez

    397

    Ariflerin Birbirine Saygısı Son Derece Latiftir

    397

    İnfakın Miktarı Değil İçindeki Samimiyeti Daha Mühimdir

    398

    Ayıp Örtücülük Olgunluk Nişanıdır

    400

    Kırık Bir Gönlü Tedavi Etmek Ne Büyük Bir Ameldir

    400

    Bir Gönül Almak Gönül Ehli İçin Büyük Hazinedir

    Muhtacı Görünce Sevinmek Engin Gönül Hüneridir

    Dindarlık Kendini Tamamen İbadete Vermek Değildir

    Helål Lokma Hassasiyeti Gönül Kapılarını Açar

    402

    403

    403

    404

    Bütün Tuzaklar Rabbin Muradı Karşısında Sonuçsuz Kalır

    405

    Zor Zamanda Sarılabilecek Salih Ameller Gerekir

    406

    Anne Baba Hizmeti Kişiyi Peygamber Komşusu Kılar

    408

    Misafir Bereket Kapısıdır

    Rabbine Karşı Hoştur Bana Sen'den Gelen Diyebilmek

    Dâvâsı Uğruna Zorluklara Göğüs Germek Kişiyi Aziz Kılar

    410

    412

    Merhamet Ne Büyük Bir Gönül Sermayesidir

    413

    414

    YanıtlaSil
  164. Medeniyet Öncülerimizden 365 Lider Davramş

    Müşteride Allah Hatırı Vardır

    Kul Hakkı'nın Küçüğü de Büyüktür

    Nimeti Görebilmek ve Şükre Yönelmek Diri Bir Gönül İster

    İnsanları Birbirine Dost Kılmalı Düşman Değil.

    416

    417

    418

    419

    Hakk'a Kurbiyyet Arttıkça Mahcûbiyet Artar

    419

    Her Makamın Bir Edebi Vardır

    Selef-i Salihine Saygı Gerekir.

    Månevi Uyanıklık Hali Zuhur Edince Hiçlik Hali Galebe Çalar.

    420

    420

    421

    Edeb Her Kulun Gönlüne Göre Şekillenir

    Allah İçin Olan Ziyaret İlahi Muhabbeti Celbeder

    421

    422

    Edeb Derinleştikçe Latifleşir.

    423

    Fazilet Hissi Vicdanlardaki Allah Korkusundandır

    423

    Arkadaşlık Sadakat Gerektirir

    424

    Dost Kazanmak Zor Kolayca Harcamamalı

    425

    Hakikat Ortaya Çıktıktan Sonra Yanlışta Isrår Etmemek Büyüklüktür

    426

    Comertliğin Derecesi Verilene Değil Verene Göredir

    427

    Söz Bir Kere Verildi mi Artık Gereği Yerine Getirilir

    428

    Eşlerin Birbirine Firâsetli Davranması Ailede Huzur Sebebidir

    428

    Aile Mahrem Alandır

    429

    Şerre Ålet Olmaktan Hakk'a Sığınmalıdır

    429

    Borcuna ve Sözüne Sadakat Asâlettir

    Göz Terbiyesi Gönül Muhafazası İçin Zarûrîdir

    430

    Eşlerin Birbirine Sadakati İffet ve Ülfet Gereğidir

    Ailede Huzur Samimi ve Sevgi Dolu Gönülden Gelir

    Herkesin Mesûliyeti Kendi Takati Kadardır

    Müşteriye Dürüst Davranmak Kişilik Göstergesidir

    İlişkilerde Nezåket Medeniyettir

    Allah Rızasının Üstünde Bir Karşılık Olamaz

    KİTABİYAT

    NOTLAR

    431

    432

    433

    434

    435

    435

    436

    437

    443

    YanıtlaSil
  165. Niçin Zamanın Şartlarına Uygun Alim Yetişmiyor?

    Bunun başlıca 3 sebebi şöyle sıralanabilir:

    1- Zeki ve kabiliyetli talebelerin, İslâmî ilimlerin ders verildiği medreselere değil, çoğunlukla sosyal ve fen bilimlerinin ders verildiği mekteplere (okullara) git- meleri veya gönderilmeleri.

    2- Zenginlerin, medreselerin geçimine ve maddî ihtiyaç- larının karşılanmasına tenezzül etmemeleri.

    3- Medresede de intizam, tefeyyüz (feyizlenme) ve mahreç (medrese mezunlarının çalışacağı alanlar) bulunmaması.

    Evet, vücûdlarından (âlimlerin varlığından) zarar gelmemiş, istediğimiz ulemanın ademinden gel- miştir. Zîrâ zekiler, galiben mektebe gittiler. Zen- ginler, medresenin maîşetine tenezzül etmediler: Medrese de, intizam ve tefeyyüz ve mahrec bulun- madığından, zamana göre ulemâyı yetiştiremedi.
    Bediüzzaman dan
    Siyasi ve İçtimai
    Tespitler
    Mustafa Topoz
    sy. 160.

    YanıtlaSil
  166. حَلَالًا الْمُسْلِمِينَ الا رحم ق ل د عن ابي هريرة ت حسن صحيح ه ق عن كثير بن عبد الله بن عمرو بن عوف عن ابيه عـــن

    B

    جده كر عنه وزاد على شروطهم الا شرطا حرم حلالا)

    2659- Müslümanlar arasında sulh caiz ve mümkündür. Ancak helali haram, haramı helal kılan barış olursa başka. (Caiz olmaz.)

    ٢٦٦٠ - اَلصَّمْتُ حِكَمٌ وَقَلِيلٌ فَاعِلُهُ وَمَنْ كَثُرَ كَلَامُهُ فِيمَا لَا يَعْنِيهِ كَثُرَتْ

    خَطَايَاهُ العسكري عن أبي الدرداء)

    2660- Sükut, hikmettir. Onu yapan azdır. Kim kendisini ilgilendirmeyen şeylerde çok konuşursa, çok yanılmalarda bulunur.

    *

    YanıtlaSil
  167. Atatürkün Gizlenen Vasiyeti - Kitap Açıklaması
    İLK KEZ BU KİTAPTA;
    - 17. Yıldız vizyonuna ait belgeler
    - Gazi Paşa’nın emri ile kurulan çok özel bir cemiyete ait orijinal belgeler.
    - Atatürk’ün özel evrakına ait kasaların açılma süreci.
    - Atatürk’ün özel evrakını sakladığı kasalarına dair bilinmeyenler.
    - Gizlenen Vasiyet neden 50 ve neden GİZLİ ibareleri ile kayda geçti?
    - Atatürk’ün Gizlenen Vasiyeti için açılan mahkeme davalarına dair belgeler.
    - Gazi Paşa’nın gizli belgeleri için kullandığı özel mührü ve bu mühürle ilişkili bir kuruma ait bilgiler.

    Gazi Paşa ve ona gönülden bağlı ekibi, İstiklal Savaşı’nın temelinin atılmaya başlandığı ilk andan itibaren, mücadelenin belgelerini gün gün arşivledi. Arşivleme süreci, Atatürk’ün vefatı olan 10 Kasım’a kadar sürdü. Arşivlenen çok gizli ve tarihe ışık tutacak çok önemli belgeler 105 adet sarı dosya halinde fihristlendi.
    Atatürk’ün vefatından bir süre sonra Çankaya Köşkü’nde bulunan 105 adet sarı dosya Ziraat Bankası’nın zemin katındaki özel kasalara konuldu ve 50 yıl boyunca açıklanmaması koşuluyla saklandı. Devlet yetkilileri ise 2005 yılına kadar 105 adet dosyanın varlığı hakkında sessiz kalmayı tercih etti.
    Bu kitapta, Atatürk’ün en yakınında bulunmuş dönemin yetkililerinin anılarında, röportajlarında, meclis tutanaklarında; Atatürk’ün hususi evrakı olan 105 adet dosyanın varlığını doğruladıklarını ilk kez belgeleriyle göreceksiniz.

    YanıtlaSil
  168. CAMIÜ'S-SAĞIR

    MUHTASARI, TERCÜME VE ŞERHİ

    Allah'ı sevmenin yolu Resûlullaha (a.s.m.) tâbî ol- maktan; söz, hâl ve hareketlerimizde onu ölçü almak- tan geçer.

    Resûlullahın (a.s.m.) hadislerinin herbiri ise karan- lıkta kalanlara bir ışık, yolunu şaşıranlara bir rehber, ölünceye kadar doğru yolda tutan bir kılavuzdur.

    Resûlullahın (a.s.m.) hadisleri ahiret yolcusu olan insanlar için en sağlam birer ölçü, esas ve hayat pren- sipleridir. Bilhassa bunalımda olan çağımız insanlarına bir kurtuluş simidi, huzur ve saadet yollarını gösteren hatâsız bir programdır. Hayata hayat, ruh ve nurdur.

    Günümüzün insanının onun emir, yasak ve öğütle rinden istifade edecekleri çok şeyler var. Ruh, kalp ve vicdanlar, onlara gıda, hava ve su kadar muhtaçtır. ***

    Camiü's-Sağır, 10.000 civarında hadis-i şerifi ihtiva eden meşhur hadis kitaplarından biridir. Uyanıkken yetmiş defa Resûlullahı (a.s.m.) gören Celaleddin es-Suyuti (1445-1505) tarafından tasnif edilmiştir. Elinizdeki cildlerde, bu eserin, Feyzü'l-Kadir isimli şer hi esas alınarak günümüze bakan 4000 civarında hadis ele alınmış, bazılarının açıklamaları yapılmıştır.

    YanıtlaSil
  169. Kul bir çok zamanlar, bir çok zamanlar, bir çok zamanlar müslüman yaşar. Fakat sonunda Allah'ın gazabına uğrayabilir. Yine, ömrünü hep küfürle geçirir. Fakat sonunda Allah'ın Rahmetine uğrayabilir. Kim ki herkese gıybet ederek ve fena lâkap takarak ölürse, kıyamette, burnu ile iki dudağı arasına damga vurulur.
    Ravi: Hz. İbni Amr (r.a.)
    Sayfa: 104 / No: 4
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  170. Bana Cebrail (a.s.) dedi ki: "Allah ashabından dördünü sever: Ali (r.a.) Selman (r.a.) Ebu Zerr (r.a.) ve Mikdat (r.a.)
    Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
    Sayfa: 451 / No: 7
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  171. Evvelki kitab bir bab (lügat nev'i)den bir harf (kıraat) üzere nazil oldu. Kur'an ise yedi bab'dan yedi kıraat üzerine korkutucu, emredici, helal ve haramı bildirici, muhkem ve müteşabih ve kıssaları bildirici olarak nazil oldu. Helalini helal kabul edin. Haramını haram kabul edin. Emrolunduğunuzu yapın, nehy olunduğunuzdan vaz geçin, kıssalarından ibret alın. Muhkemi ile amel edin. Müteşabihine inanın. Ve: "Ona inandık, hepsi Rabbimizin indindedir." deyin.
    Ravi: Hz. İbni Mes'ud (r.a.)
    Sayfa: 451 / No: 9
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  172. ٢٦٧٣ - الضَرَارُ فِي الْوَصِيَّةِ مِنَ الْكَبَائِرِ (ابن جرير عن ابن عباس)

    2673- Vasiyette zarar vermek, büyük günahlardandır.

    ٢٦٧٤ - الضَّمَّةُ فِى الْقَبْرِ كَفَّارَةٌ لِكُلِّ مُؤْمِنٍ لِكُلِّ ذَنْبٍ بَقِيَ عَلَيْهِ لَمْ يُغْفَرْ

    اكلةِ شَعِيرٍ * * ر الرافعي عن لَهُ وَذَلِكَ أَنْ يَحْيَى بْنَ زَكَرِيَّا ضَمَّهُ الْقَبْرُ ضَمَّةً فِي

    معاذ)

    2674- Kabrin sıkması, mü'minin affedilmemiş olan her günahına keffarettir. Zekeriyya'nın oğlu Yahya'yı kabir arpa ekmeği yemesi sebebi ile sıktıkça sıkmıştır.

    ٢٦٧٥ - اَلصِّيَافَةُ ثَلاَثَةُ أَيَّامٍ فَمَا زَادَ فَهُوَ صَدَقَةٌ (حم وعبد بن حميد ع عـــن

    2675- Ziyafet üç gündür. Ondan fazlası sadakadır.

    YanıtlaSil
  173. Zulüm üçtür; Bir zulüm vardır ki Allah onu bırakmaz. Birini mağfiret eder, diğerini ise mağfiret etmez. Mağfiret etmediği zulüm şirktir. Allah onu mağfiret etmez. Allah'ın mağfiret ettiği zulüm ise, kulun kendisi ile Rabbi arasındaki zulümdür. Bırakmadığı zülum ise kısastır. Bazılarının hakkını bazılarından almasıdır.
    Ravi: Hz. Enes (r.a.)
    Sayfa: 221 / No: 5
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  174. zina edenlere Allah şiddetle gazap eder.
    Deylemi.
    Dünyada en çok eziyet veren, kıyamet günü Allah katında en çok azap görecek olandır.
    Musned, 3.:403
    Kıyamet günü en şiddetli azap görecek olan, zalim idâreci dır.
    Musned, 3:22.

    YanıtlaSil
  175. Zulüm

    Ağlatan gülmez.

    Alma mazlumun âhını, çıkar aheste aheste

    Her Firavun'un bir Musa'sı çıkar.

    Mazlumun âhı, tahttan indirir şahı.

    Mazlumun ahı yerde kalmaz.

    Zalimin ettiği yanına kalmaz.

    Zulüm kapısı çabuk yıkılır.
    Ata
    Sözleri
    İsmail Ozcan
    Pırıltı Kitaplari
    sy. 92.

    YanıtlaSil
  176. - 13

    Peygamberimizin şu sözünü duymadınız mı? (1) Altı şeyin belirdiğinde, ölümü isteyiniz:

    1- Sefihlerin, yâni şehevât-i hayvaniyesine uymuş olan kimsele- rin. halkın başına başkan olduklarında,

    2 - Hukûmet işlerine me'mur olmayı isteyenlerin çok olduğunda, 3 - Hükümler para ile satıldığında, yani rüşvet çoğaldığında,

    4- Din emrinin küçük görüldüğünde, 5 Sıla-i rahîm (Hısım akraba birbirlerine gidip gelmek) kesil-

    diğinde, Bu meseledeki sıla-1 rahimden kesilmeyi belirten üç şey vardır.

    a - Zenginlik ve fakirlik,

    b- Dargınlığın idamesi,

    c - Memleket uzaklığı, bu mesele mektupla da halledilebilir.

    - Kur'ân-ı Kerîm teğannî ile eğlence için okunduğu vakit.

    6 Kur'ân-ı Kerimi para ile okumak ve okutmak ehil olmayan kimseleri eğlen- mek için, meclis şerefi için maddi düşünceler namı hesabına okumak.

    YanıtlaSil
  177. AHİRETE GİDEN YOL (KEŞF-ÜS SÜTÜR)

    Ali Rıza ALTAY Denizli Merkez Vaizi
    sy. 13.

    YanıtlaSil
  178. Riyazu's Salihin
    Imam Nevevi
    Kampanya Kitaplari
    cilt. 8.sy.157.

    YanıtlaSil
  179. الْقَرْيَةَ

    Arts ve celll Allah Teälä'nın, "Habibim! (Beni İsrail'e şöyle dediğimiz zamanı da Biz onlara şu şehre (Beytülmakdis'e) giriniz ve nimetlerinden dilediğiniz vechile bol bol, çok çok yeyiniz ve tűzim ile eğilerek (şehrin) kapısına giriniz ve, "hitta = yå rab! Şanın günah hamaktır' diyerek istigfar edjiniz ki, hatalarınızı mağfiret edelim. İyilik edenlere ise elbet daha çok ihsan edeceğiz? kavl-i şerifi babı

    1675

    عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِي أَنَّهُ قَالَ قِيلَ لِبَنِي إِسْرَائِيلَ ادْخُلُوا الْبَابَ سُجَّدًا وَقُولُوا حِطَّةٌ فَدَخَلُوا يَرْحَفُونَ عَلَى أَسْتَاهِهِمْ فَبَدَّلُوا وَقَالُوا حِنْطَةٌ حَبَّةٌ فِي شَعَرَةٍ.

    TERCÜMESİ

    Ebû Hüreyre radıyallahu anhtan Nebi sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle bu- yurduğu rivayet olunmuştur: (Allah tarafından) Beni İsrail'e, "Beytülmakdis'in kapısından eğilerek (tevazu ile) giriniz ve 'hitta = ya rab! Dileğimiz, günahımızı affetmendir' deyiniz denildi de onlar (tersine) kıçları üzere imekleyerek gir- diler ve (emrolundukları kelimeyi) değiştirip hitta yerine (istihfaf için ( حصة حية في شعرة )mühmel kelimesin)i söylediler." (B4479 Buhari, Tefsir, (Bakara( 5.(

    ود قد دخلوا هذه القرية فكلوا منها حيث شه رعنا وَادْخُلُوا النابَ سُجَّدًا وَقُولُوا حِطَّةٌ تَغْفِرْ لَكُمْ خَطَايَاكُمْ وَسَرِيدُ الْمُحْسِنِينَ، رعنا واسع

    (بخاري). كثير
    (el-Bakara, 2/58)

    19

    YanıtlaSil
  180. İZAHI

    Yukan unvandaki ayet-i kerime Sahih-i Buhar de Bunade tamam zikrolunduğu için Laman tekstume etti. Ayetteki "ragaden" kelimesini de Buhârî'nin tefsiri vechile "bol bol, çok çok" diye çevirdik. Tarihin her devrinde hirs ile, hiyanetle tanınmış bir millet olan yahudiler vaktiyle

    Misi Peygamberin nübüveti zamanında da müşârün ileyhin tebliğ ettiği her emri tersine telakki ederek bu şevketli peygambere de türlü müşkülât göstermişler ve her zaman hakla batılı kanıştırmışlardır. Kur'ân-ı Mübin'de en çok bu milletin tarihinden bahsolunmuştur. Mevzumuz olan Bakara sûresinin buradaki âyetlerinde on bir kadar vakıa bildirilmiştir ki bunlardan biri de yukarıdaki âyetle hadiste işaret olunan vakıadır. Şöyle ki: Senelerden beri Tih sahrasında türlü günahkârlıkla geçirilen bedevî ve serseri hayattan kurtulup medeni bir hayata ermeleri için Kudüs'e hareketleri emrolunup ancak şehre girerken Beytülmakdis'in kapısı önünde dindarane bir tevazu ve huşû ile vaziyet almaları ve kapı önünde "hitta" diyerek tövbe ve istiğfar etmeleri de emrolunmuştu. Benî İsrail bu iki emri de tersine telakki ederek tevazu ile eğilecek yerde kıçın kıçın imekleyerek girmişler ve "hitta" diye istiğfar edecek yerde istihza ve istihfaf ederek "hintatün habbetün fî şaaretin" demişlerdir

    YanıtlaSil
  181. قَوْلُهُ عَزَّ وَجَلَّ: مَا نَنْسَخُ مِنْ آيَةٍ أَوْ نَنْسَأَهَا نَأْتِ بِخَيْرٍ مِنْهَا أَوْ مِثْلِهَا

    Aziz ve cell olan Allah Teâlânın, "Biz bir ayetten herhangi bir kismini (veya tama a) Asteder, yahut ofnun hükmünü ve inzalini tehir ederek, ondan daha hayeris min benzerini ve dengini getiririz. Ey peygamberim! Bilmez misin ki Allah her şeye her zam kadirdir kavl-i şerifinin tefsiri babı

    1676

    عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ قَالَ عُمَرُ أَقْرَؤُنَا أُبَيْ وَأَقْضَانَا عَلِيٌّ وَإِنَّا لَنَدَعُ مِنْ قَوْلِ أُتِيَ وَذَاكَ أَنَّ أُبَيًّا يَقُولُ لَا أَدَعُ شَيْئًا سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ وَقَدْ قَالَ اللَّهُ تَعَالَى مَا نَنْسَخْ مِنْ

    آيَةٍ أَوْ نَنْسَأْهَا .

    مَا تَنْسَحْ مِنْ آيَةٍ أَوْ نَنْسَاهَا نَأْتِ بِخَيْرٍ مِنْهَا أَوْ مِثْلِهَا أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ اللهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ (2/106 ,el-Bakara Bu âyetin vücûh-ı kıraat cihetiyle en zengin kelimesi تسأها "nense ha dir. "nese" den me hûz olan tu

    kelimenin kıraati İbn Kesîr ve Ebû Amr okuyuşudur. Müellif Buhârî Sahihinde tehir mânasına olan kıraati ihtiyar ettiği için biz de bu suretle tercüme ettik. Elimizdeki mushaflardaki Asım kıraati ise ta

    "

    nünsiha "dır إنساء "insa "dan me'hûzdur. Gönüllerden ve hâfızalardan gidermek månasınadır. Bu kora göre ayetin mânası, "Biz bir âyetten herhangi bir ciheti nesheder, yahut hafızadan silip unutturursa

    demek olur.

    20

    YanıtlaSil
  182. قوله عز وجل : ما نَحُ مِنْ آيَةٍ أَوْ نَنْسَاهَا تَأْتِ بِخَيْرٍ مِنْهَا أَوْ مِثْلِهَا

    Aziz ve celil olan Allah Teâlâ'nın, "Biz bir ayetten herhangi bir kısmını mini) nesheder, yahut onun hükmünü ve inzalini tehir edersek, ondan daha hayritusiya onun benzerini ve dengini getiririz. Ey peygamberim! Bilmez misin ki Allah her şeye her zaman kadirdir"" kavl-i şerifinin tefsiri babı veya tama

    1676

    عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ قَالَ عُمَرُ أَقْرَؤُنَا أُبَيْ وَأَقْضَانَا عَلِيٌّ وَإِنَّا لَنَدَعُ مِنْ قَوْلِ أَنِ

    وَذَاكَ أَنَّ أَبَيًّا يَقُولُ لَا أَدَعُ شَيْئًا سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ وَقَدْ قَالَ اللَّهُ تَعَالَى مَا نَنْسَخْ مِنْ مَا تَنْسَحْ مِنْ أَيَةٍ أَوْ نَنْسَاهَا نَأْتِ بِخَيْرٍ مِنْهَا أَوْ مِثْلِهَا أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ. (2/106 ,el-Bakara) 9 Bu âyetin vücûh-ı kıraat cihetiyle en zengin kelimesi ننساها "nense "ha "dır. " "nese "den mehúz olan bu

    آيَةٍ أَوْ نَنْسَأْهَا .

    kelimenin kıraati İbn Kesîr ve Ebû Amr okuyuşudur. Müellif Buhârî Sahîhinde tehir mânasına olan bu kıraati ihtiyar ettiği için biz de bu suretle tercüme ettik. Elimizdeki mushaflardaki Asım kıraati ise "nünsiha"dır إنساء "insa"dan me'hûzdur. Gönüllerden ve hâfızalardan gidermek månasınadır. Bu kıra ta göre âyetin mânası, "Biz bir âyetten herhangi bir ciheti nesheder, yahut hafızadan silip unutturursak demek olur.

    YanıtlaSil
  183. KITARO TIESTEL KURAN

    TERCÜMESİ

    Abdullah b. Abbas radıyallahu anhümâdan rivayete göre Ömer radıyallahu anh şöyle demiştir: Bizim en düzgün Kur'an okuyanımız Übey (b. Ka'b')dır. En isabetli hüküm verenimiz de Ali (b. Ebû Talib')dir. Şüphesiz biz, Übey b. Ka'b'ın usûl-i kıraat ve edasından çoğunu unutuyoruz. Bununla beraber Übey, "Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden işittiğim hiçbir şeyi bırakmam ve unutmam" iddiasındadır. Halbuki aziz ve celil olan Allah Teâlâ, "Biz bir âyetten nesheder veya tehir edersek..." buyurmuştur. (B4481 Buhâri, Tefsir, (Bakara) 7.}

    İZAHI

    Bu hadise göre Übey b. Kâ'b hazretleri Resûl-i Ekrem'den işittiği hiçbir şeyi bırakma- yacağını söyleyerek Kur'an'dan bazı şeylerin nesholunduğunu kabul etmiyordu. Bu cihetle Hazret-i Ömer, ما تنسخ من أية kavl-i şerifiyle onu reddediyor. Çünkü bu âyet, Kur'an'ın bazı âyetleri hakkında neshin sübûtuna delâlet etmektedir.

    Nesih lugatta değiştirmek ve bir şeyi kaldırıp yerine başka bir şey koymaktır. Istilahta nesh-i şeriat ve nesh-i âyet olmak üzere iki suretle telakki olunur. Nesh-i şeriat İslâm'ın kendisinden evvelki şeriatları neshetmesidir ki bunda şüphe ve tereddüt yoktur. Nesh-i âyet de bir âyeti okuyarak ibadet etmek veya âyetten müstefad olan hükmü şer'î ile amel etmek ya da ikisinin birden yani hem kıraatla ibadetin, hem de âyet hükmüyle amelin nihayet bulduğunu beyandan ibarettir. Bir âyetin müntehâyı kıraati veya müntehâyı hükmü Allah Teâlâya mâlûm idi. Ancak biz onu istimrarlı ve devamlı sanırken bilâhare nasih ile karşılaşınca nihayete erdiğini o vakit biliyoruz. Bu cihetle usul uleması neshi, beyân-ı teb- dilden saymışlardır ve bu âyetle istidlål ederek ulemânın cumhuru neshin cevazını kabul etmişlerdir. Bazıları nesh-i âyeti inkâr ederek neshi yalnız nesh-i şeriata kasretmişlerdir.

    YanıtlaSil
  184. SAHIH-İ BUHARI MUHTASARI TECRIDI SARIH

    TERCÜMESİ VE ŞERHİ

    CILT

    8
    sy. 19,20,21.

    YanıtlaSil
  185. 39. O küfre sapanlar ve âyetlerimizi yalanlayanlar var ya, işte onlar cehennemlik olanlardır. Onlar orada sürekli kalacaklardır. [krş. 7/24-35; 20/123]

    40. Ey İsrâiloğulları![19] Size verdiğim nimeti hatırlayın (şükredin); bana (iman ve itaat hususunda) verdiğiniz sözü yerine getirin, ki ben de size (cennetle ilgili) vaadettiklerimi vereyim. Yalnız benden korkun!

    41. Ve yanınızdaki (Tevrat’ın aslı)nı tasdik edici olarak indirdiğim (Kur’an’)a iman edin, ona inanmayanların ilki siz olmayın; benim âyetlerimi az bir bedele (dünyalık karşılığa) satmayın ve ancak (benim emrime uygun yaşayın) ve yalnız benden (benim azabımdan) korkun!

    42. Hakkı (gerçeği) batıl ile bulayıp/örtüp de bile bile hakkı gizlemeyin (hakkın üstüne örttüğünüz batılı hak diye göstermeyin).[20]

    43. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve rükû eden (mü’min)lerle birlikte rükû edin.[21]

    YanıtlaSil
  186. 19] İsrâil, Hz. Yakub’un lakabıdır.

    [20] İslâm’a uygun olmayan söz ve hareketler batıldır. Eğer hak olan batıla bulanır, ona karıştırılırsa, hak anlaşılmaz, batılın içinde özelliğini kaybeder ve insanlar da haktan saptırılmış olur. Diğer taraftan bu, “batılı da hakla süslemeyin, altında hak var diye batılı cazip göstermeyin” demektir (İbni Teymiyye, s. 52; Elmalılı, I, 285). Yahudiler, Tevrat’taki bazı hükümleri değiştiriyorlar ve kendi uydurdukları batıllara “hak (doğru) bu” diyorlardı.

    [21] Âyet-i kerîmede önce “namaz kılın” denildiği halde tekrar “rükû edenlerle beraber rükû edin” buyurulmasında namazın cemaatle kılınmasına ayrıca önem verilmesi gerektiğine işaret vardır (Beydâvî; Râzî, II, 475; Hazîn, I, 43; Cezîrî, I, 405-406). Yahudiler ve hıristiyanlar namazlarında, kıyamdan sonra doğrudan secdeye giderlerdi. Bu ifade ile onlardan İslâm’ın öngördüğü gibi namaz kılmaları istenmiş olmaktadır. [bk. 3/71; Elmalılı, I, 337]

    YanıtlaSil
  187. FEYZÜ'L-FURKÂN TEFSİRLİ

    KUR'ÂN-I KERİM MEALİ

    Doç. Dr. Hasan Tahsin FEYİZLİ

    YanıtlaSil
  188. asteien sich

    riyazet etmek

    Katechese

    Katechet

    : din öğretmeni

    Dini şart ve akideleri hasi kitap

    Katechismus

    : ilmihal

    Katheder

    : tedris kürsüsü

    Kathedrale

    : Piskoposluk merkezinde başkilise, katedral

    r Katholik, e Katholikin : Katolik

    katholisch : Katolik, katoliklige ait

    : e Katolische Aktion Papalık tarafından çıkarılan ve dünyayı katolikleştirmeyi amaçlıyan hareket

    e katolische Kirche : Katolik kilise

    katholische Konfession : Katolik dini

    katholischer Ordensgeistlicher : Papaz

    Katholizismus : Katoliklik, Katolisizm

    r Katzenjammer : Vicdan azabı

    kauern

    : büzülmek

    käuflich sein r Keim : vicdanını satmak

    : embriyon, nüve

    Kenner des Scheriatsrechtes : Fakih

    e Kenntnis : bilgi, malûmat

    Ketzer

    : 1. Bir dini cemaatin, umumen doğ ru kabul edilen itikattan ayrılan mensubu. 2. Katolik kilisenin bir akidesini kabul etmeyen herkes, umumi mânada dinsiz, imansız, Allahsız, Zındık

    Ketzerei

    : Dini cemaat dahilinde umumen doğru diye kabul edilen itikattan

    423
    Dini Terimler Sözlüğü
    sy. 423.

    YanıtlaSil
  189. Bilgisine uygun davranmayan kimse, sırtına kitap yüklen- miş merkepten farksızdır.

    İyi hükümdarlar bilginlerle, kötü bilginler de hükümdar- larla düşüp kalkar.

    Nizamülmülk

    YanıtlaSil
  190. BÜYÜKLERİN SÖZLERİ SÖZLERİN BÜYÜKLERİ

    İSMAİL ÖZCAN
    sy. 23.

    YanıtlaSil
  191. Zinaya dört şahit getirilmelidir. (B.L.) 148. Zünnar bağlamak. (1.1.) 68.

    FISK-FASIK

    Fâsığın arkasında namaz kılınır. (K.L.) 187.

    Fâsığın cezası. (1.1.) 216.

    Fâsığın fıskından arz müteessir olur. (1.1.) 224. Fâsık fıskı isteyerek girmemiştir. (L.) 126:17. Lem'a 7. nota Fâsık hain olduğundan şehadeti reddedilir. (H.Ş.) 151:2. zeylin

    2. kısmı; (L.) 125:17. Lem'a 7. nota

    Fisk dalâletin kaynağıdır. (1.1.) 224.

    Fıskın kaynağı. (İ.İ.) 215.

    Fiskta şeytanî menhus bir lezzet bulunabilir. (M.) 65:16. Mek-

    tup, 2. nokta.

    Fıskın tarifi. (1.1.) 215

    Yüz fâsığın idaresi. (L.) 126:17. Lem'a 7. nota

    FITRAT-FITRAT KANUNU

    Fitrat yalan söylemez. (M.N.) 214:Nokta Sosyal hayatta bir çığır açan, fitrat kanunlarına uygun hareket etmelidir. (L.) 174:22. Lem'a 2.işâret Tesettür fitridir. (L.) 197:24. Lem'a

    FİRAK

    Dostlardan müfarakat olmasaydı, ölüm ruhlarımıza yol bula- mazdı ki gelsin alsın. (L.) 248:26. Lem'a, 13. ricâ Ebedf ayrılıklar ehl-i dalâlete karanlıklar veriyor. (K.L.) 113. Firakin bir saniyesi bir sene kadar uzundur. (L.) 22:3. Lem'a 3. nükte.

    Firak bir tazelenmedir. (L.) 250:26. Lem'a, 13. ricâ

    FIHRIST/214

    YanıtlaSil
  192. Firaklardan gelen feryatlar beka isteğinden gelen ağlamaların tercümanıdır. (L.) 21:3. Lem'a 3. nükte Firak ve iftiraktan, tahrip ve vefattan gelen hüzün ve gam. (L.) 249:26. Lem'a, 13. ricâ

    lade edilmemek üzere zeval nimeti nikmete çevirir. (M.N.) 36: Lasiyyemâlar

    Mesleğimizde firak yok. (B.L.) 146.

    FITNE

    Hulefâ-i Raşidîn dönemindeki fitnenin sebepleri. (M.) 55:15. Mektup, 2. makam

    İslâm tarihindeki fitnelerin sebepleri. (M.) 101:19. Mektup, 5. işaret

    Peygamberimizin fitneleri haber vermesi. (M.) 106-108:19. Mektup, 6. işâret

    FRANSIZ İHTİLALİ

    Fransız İhtilali bize örnek olamaz. (M.) 421:29. Mektup 7. kısım, 2. işâret; (D.H.Ö.) 26; (Τ.Η.) 61.

    Fransız İhtilalini çıkaranlar "serseri dinsiz" tabir ediliyorlardı. (M.) 422, 423:29. Mektup 7. kısım, 2. işaret Fransız İhtilâlî hapishanelerde başladı. (Ş.) 423:14. Şua Fransız İhtilali sosyalizmi türetti. (5. Şua) 494.

    Fransız İhtilali'nin Türkiye'de kök salmasına mâni bir prensip.

    (E.L.) 2:83.

    FIHRIST/215

    YanıtlaSil
  193. fitrat a.)فطرت( ]Ar] Yaradılış, tabiat, mi- zaç, huy.

    * fitraten zf. )فطرتاً( ] < Ar.fitrat + -en] Fitri olarak, yaradılıştan.

    fitri s.)فطری(] > Ar.fitr + -1] 1. Tabii yara- dılıştaki, kesbī karşıtı. 2. fels. Doğuştancılık.

    fitriyye s.)فطريه( ]Ar.fıtrī sözünün müennes (dişil) biçimi.] bk. fıtrī

    fizaz.a.)فضض( ]Ar.fudda'nın ç. b.] Gü- müşler, gümüş paralar.

    Ar... fi'at) Fiyat, değer, ba- ha, kıymet.

    five. İçinde, -de. 2. Tarihin ba- şına konurdu: fi 10 Teşrīn-i sānī: 10 Kasımda

    fife.)فی( ]Ar] Arapça ön tak, prepozisyom olarak "-da, -de, içinde, bulunma vb. " anlam- larıyla eklendiği söz ile birleşik söz varlıkları oluşturur.

    fil ca. )فعا( ]Ar.filin b.] Fiiller, işler.

    yapma söz- lerdendir.] Bahalar, değerler.

    Hemen, ansızın, birdenbire.

    YanıtlaSil
  194. fitri kanun

    fitrat-ı asliye فطرت أصليه asli fıtrat, esas yara- dılış; İslâm dinini yaşamaya elverişli olarak Allah (c.c.) tarafından yaratılan ve doğuştan sonra bozulmaya uğramamış yaradılış

    fıtrat-ı beşer (iye(( فطرت بشر : insanın yaradılışı ve temel özelliği, insanın çevrenin kötü etkisi ile bozulmamış ruh yapısı

    fitrat-i eşya فطرت أشياء : varlıkların yaradılışı ve temel özellikleri

    fıtrat-ı hayat-ı hakiki فطرت حيات حقیقی : ger çek hayatın yaradılış ve temel özelliği

    fitrat-i İlahiye فطرت إلهيه : Allah'ın (c.c.) eseri olan yaratılış

    fıtrat-ı insan(insaniye فطرت إنسان : insanın ya radılışı ve temel özelliği, biyolojik ve ruhsal yapısı

    fıtrat-ı insaniyet فطرت إنساني : insanlığın. yara- dılışındaki temel özellik

    fitrat-i selime فطرت سلیمه sağlam ve bozulma-

    ya uğramamış yaradılış fitrat-i zatiye فطرت ذاتيه ahsait yaradılış ve temel özellik, yaradılıştaki temel yapı

    fitrat-i zişuur فطرت ذیشعور : düşünme ve hisset- me özelliğine sahip

    fitratça فطرتجه : yaradılışça, yaradılış özelliği bakımından

    fitri (y( 1: فطربيه.yaradılıştan, doğuştan 2.ya- radılışla ilgili 3.yaradılış kanunlarına uygun, yaradılışa uygun

    fitrilik فطريلك : yaradılış kanunlarına uygun- luk, yaradılışa uygunluk

    fitri celâlet فطری جلالت doğuştan olan sert mi- zaç, yaradılıştan olan sertlik karakteri, sert karakter

    khatan olan ce-

    YanıtlaSil
  195. Erkekler kadınlara itaat ettiklerinde mahvoldular.
    Ravi: Hz. Ebû Bekre (r.a.)
    Sayfa: 455 / No: 4
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  196. Bana göre, sizin için deccaldan daha ziyade korktuğum şeyi haber vereyim mi? O, gizli şirktir ki, kişinin kalkıp, adamın makamına gösteriş için amel etmesidir.
    Ravi: Hz. Ebû Said (r.a.)
    Sayfa: 163 / No: 6
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  197. Ey kara haberciler, ey kara haberciler, ey kara haberciler. Sizin üzerinize korktuğum şeylerin en korkuncu riya ve gizli şehvettir.
    Ravi: Hz. Abdullah İbni Zeyd (r.a.)
    Sayfa: 502 / No: 4
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  198. İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki, onların yüzleri insan yüzü, kalbleri şeytan kalbidir. Kan dökücülerdir. Çirkin hareketlerden kaçmazlar. Eğer sen onlara tabi olursan seni gözetirler. Eğer onlara güvenirsen sana ihanet ederler. Onların çocukları ahlaksız, gençleri arsız olur. Yaşlıları ise marufu emretmez, münkeri nehyetmez olur. Sünnet aralarında bid'at, bid'at ise aralarında sünnet gibidir. İdarecileri sapıktır. İşte bu zamanda Allah onlara şerlilerini musallat kılar. Hayırlıları dua eder, fakat duaları kabul olmaz.
    Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
    Sayfa: 502 / No: 11
    Ramuz El-Ehadis

    YanıtlaSil
  199. ketm (Bir sözü, bir sırrı, bir haberi) gizleme, saklama, gizli tutma. "Seferberlikte Seferber ordunun iaşesine muhtas hisse-i öşrü vermemek kastı ile mahsulatını ketm edenler hakkındaki Kararname üzerine Adliye Encümeni Mazbatası." Meclis-i Mebusan 28 Şubat 1336 (1920) tarihli 15'inci Birleşim Tutanak Dergisi, C. 1, S. 265. ketmetmek: (Bir sözü, bir Sırrı, bir haberi) gizlemek, saklamak.

    keyfiyet (keyfiyyet) Durum, nitelik. "Şimdi efendim, harcırah ve bakiyei tahsisatlarını alamadıklarından keyfiyetin idare memurlariyle Umuru maliye vekâletinden istizahına dair Malatya mebusu Lütfi Bey ve rufekasının bir takriri var." TBMM 14 Temmuz 1336 (1920) tarihli

    34'üncü Birleşim Tutanak Dergisi, C. 2, S. 322.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder